[ {"word": "dulavrat otu", "meanings": ["Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (Arctium tomentosum)"]}, {"word": "duldalamak", "meanings": ["Korumak, siper altına almak"]}, {"word": "duldalama", "meanings": ["Duldalamak işi"]}, {"word": "dulda tutmak", "meanings": ["örtünmek, koruyacak biçimde sarınmak"]}, {"word": "duldalanmak", "meanings": ["Korumak, siper altına girmek"]}, {"word": "dulda", "meanings": ["Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper", "Esirgeme, koruma, himaye"]}, {"word": "duldalı", "meanings": ["Duldası olan"]}, {"word": "duldalanma", "meanings": ["Duldalanmak işi"]}, {"word": "duldasız", "meanings": ["Duldası olmayan"]}, {"word": "dulluk", "meanings": ["Dul olma durumu"]}, {"word": "Duma", "meanings": ["Rus parlamentosunun alt kanadı"]}, {"word": "dumağı", "meanings": ["Nezle"]}, {"word": "duluk", "meanings": ["Yüz", "Şakak", "Yüzün şakakla çene arasındaki yanı", "Şakak üzerinde saç ile sakalın birleşimi olan kısım, favori"]}, {"word": "duman almak", "meanings": ["sis kaplamak, sis bürümek", "sigara dumanını içine çekmek"]}, {"word": "duman altı olmak", "meanings": ["esrar, sigara vb. içilen bir yerin havasından etkilenmek"]}, {"word": "duman altı etmek", "meanings": ["bulunulan yerin havasını esrar, sigara vb. dumanıyla doldurmak"]}, {"word": "duman", "meanings": ["Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz", "Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık", "Kötü, yaman", "Esrar"]}, {"word": "duman attırmak", "meanings": ["kötü duruma düşürmek, geride bırakmak, birini yıldırmak"]}, {"word": "duman vermek", "meanings": ["çok duman çıkarmak", "ortalığı karıştırmak"]}, {"word": "dumana boğmak", "meanings": ["duman içinde bırakmak", "bunaltmak, şüphe içinde bırakmak"]}, {"word": "duman olmak", "meanings": ["işi, durumu berbat olmak", "bir kimse veya bir şey ortadan kaybolmak"]}, {"word": "dumanlama", "meanings": ["Dumanlamak işi"]}, {"word": "dumanı tepesinden çıkmak", "meanings": ["çok öfkelenmek"]}, {"word": "dumanı doğru çıksın", "meanings": ["`iyi ve güzel olmasa bile yönteme uygun olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "duman etmek", "meanings": ["dağıtmak, bozmak, yok etmek", "yenmek, başarı sağlamak"]}, {"word": "dumanlamak", "meanings": ["Dumanlı duruma getirmek", "Dumana tutmak", "Sarhoş etmek"]}, {"word": "dumanlanma", "meanings": ["Dumanlanmak durumu"]}, {"word": "dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz", "meanings": ["`dumanı olmayan baca olamayacağı gibi karısına sıkıntı vermeyen koca da olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "duman rengi", "meanings": ["Koyu kül rengi, füme", "Bu renkte olan"]}, {"word": "dumansız", "meanings": ["Dumanı olmayan, duman çıkarmayan"]}, {"word": "domdom", "meanings": ["Domdom kurşunu"]}, {"word": "dumanlanmak", "meanings": ["Dumanlı duruma gelmek", "Sarhoş olmak", "Bulanmak, karışmak"]}, {"word": "dumanlı", "meanings": ["Dumanı olan, duman çıkaran", "Sisli, sisle örtülü", "Sıkıntılı, bulanık", "Esrik, sarhoş"]}, {"word": "dumur", "meanings": ["Körelme"]}, {"word": "dumura uğramak", "meanings": ["körelmek"]}, {"word": "dun", "meanings": ["Alçak, aşağı, aşağılık"]}, {"word": "durağan", "meanings": ["Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit", "Etkin olmayan, gelişmemiş", "Akışmaz"]}, {"word": "dupduru", "meanings": ["Çok duru"]}, {"word": "durağanlaşma", "meanings": ["Durağanlaşmak durumu"]}, {"word": "duraç", "meanings": ["Kaide"]}, {"word": "durağan elektrik", "meanings": ["Kimyasal olarak enerjinin depo edildiği akümülatörün ürettiği elektrik"]}, {"word": "düet", "meanings": ["İki ses veya iki müzik", "İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı"]}, {"word": "durağanlaşmak", "meanings": ["Durağan duruma gelmek"]}, {"word": "durağanlık", "meanings": ["Durağan olma durumu"]}, {"word": "duraklamak", "meanings": ["Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak", "Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt etmek"]}, {"word": "duraklama", "meanings": ["Duraklamak işi", "İlerlemekte olan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması"]}, {"word": "duraklatma", "meanings": ["Duraklatmak işi"]}, {"word": "duraklayış", "meanings": ["Duraklama işi"]}, {"word": "durak", "meanings": ["Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer", "Çok sayıda taksinin bir arada çalıştığı ve bağlı olduğu işletme", "Kısa bir süre konaklanacak, durulacak yer", "Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi", "Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri", "Bir ölçü uzunluğunda susma", "Cümle sonundaki nokta"]}, {"word": "duraklatmak", "meanings": ["Bir şeyin duraklamasını sağlamak"]}, {"word": "duraklı", "meanings": ["Durağı olan", "Hep aynı yerde kalan, hep aynı yerde tekrarlanan"]}, {"word": "duraklık", "meanings": ["Durak olma durumu", "Durgunluk"]}, {"word": "duraksamasız", "meanings": ["Duraksaması olmayan, tereddütsüz"]}, {"word": "duraklı dalga", "meanings": ["Bütün noktaları aynı anda, zıt ve aynı fazlı titreşimler yapan dalga, kararlı dalga"]}, {"word": "duraksayış", "meanings": ["Duraksama işi"]}, {"word": "duraksama", "meanings": ["Duraksamak işi, tereddüt"]}, {"word": "duraksız", "meanings": ["Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek)", "Hareketli, oynak", "Herhangi bir durağa bağlı olarak çalışmayan (taksi)"]}, {"word": "duraksamak", "meanings": ["Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek"]}, {"word": "duraksamalı", "meanings": ["Duraksayan, tereddütlü"]}, {"word": "dural", "meanings": ["Hep aynı durumda ve değişmeden kalan"]}, {"word": "durdurtmak", "meanings": ["Durmasını sağlamak, durmasına yol açmak"]}, {"word": "duralayış", "meanings": ["Duralama işi"]}, {"word": "duralamak", "meanings": ["Duraklamak"]}, {"word": "durdurmak", "meanings": ["Durmasını sağlamak"]}, {"word": "durallık", "meanings": ["Dural olma durumu"]}, {"word": "durdurtma", "meanings": ["Durdurtmak işi"]}, {"word": "durdurma", "meanings": ["Durdurmak işi"]}, {"word": "duralama", "meanings": ["Duralamak işi"]}, {"word": "durdurulma", "meanings": ["Durdurulmak işi"]}, {"word": "durgunlaşma", "meanings": ["Durgunlaşmak durumu"]}, {"word": "durdurulmak", "meanings": ["Durdurma işi yapılmak"]}, {"word": "durgunlaşmak", "meanings": ["Durgun bir duruma gelmek"]}, {"word": "durgu", "meanings": ["Sekte", "Bir müzik eserinde, bitiş etkisi yapan armonik zincirlemeler bütünü"]}, {"word": "durduruş", "meanings": ["Durdurma işi"]}, {"word": "durgunlaştırma", "meanings": ["Durgunlaştırmak işi"]}, {"word": "durgun", "meanings": ["Sakin", "Neşesiz, keyifsiz, sessiz", "Canlı olmayan, sönük, hareketsiz"]}, {"word": "durgunlaştırmak", "meanings": ["Durgun duruma getirmek"]}, {"word": "durmadan", "meanings": ["Ara vermeden, kesintisiz, sürekli"]}, {"word": "durgunluk", "meanings": ["Durgun olma durumu", "Alışverişin azlığı vb. nedenlerle piyasanın durgun olması, resesyon"]}, {"word": "durgunluk çökmek", "meanings": ["sessiz, sakin duruma girmek"]}, {"word": "durma", "meanings": ["Durmak işi"]}, {"word": "durgun şişkinlik", "meanings": ["Ekonomideki durgunluk ve enflasyonun aynı anda yaşanması, stagflasyon"]}, {"word": "dur! (veya durun!)", "meanings": ["`biraz zaman geçsin` anlamıyla cümlelerin başına gelen bir söz"]}, {"word": "durmak", "meanings": ["Hareketsiz durumda olmak", "İşlemez olmak, çalışmamak", "Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek", "Dinmek, kesilmek", "Varlığını sürdürmek", "Var olmak", "Beklemek, dikilmek", "Yaşamak", "Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak", "Kalmak", "Bir yerde olmak veya bulunmak", "Belli bir durumda, bir görevde bulunmak", "Ara vermek", "Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek", "Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi"]}, {"word": "dur durak (veya dur dinlen veya dur otur) yok", "meanings": ["durup dinlenmeden sürekli çalışmayı anlatan bir söz"]}, {"word": "durdu durdu, turnayı gözünden vurdu", "meanings": ["`uzun süre bekledi ancak sonunda isteğini elde etti` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "durduğu yerde (veya durduk yerde)", "meanings": ["hiçbir emek harcamadan", "gereği yokken", "suçsuz yere"]}, {"word": "duruksun", "meanings": ["Kararsız"]}, {"word": "duromer plastik", "meanings": ["Sıkı ağ yapılı moleküllerden oluşan sert ve katı plastik türü"]}, {"word": "durukluk", "meanings": ["Duruk olma durumu"]}, {"word": "durulama", "meanings": ["Durulamak işi"]}, {"word": "duru", "meanings": ["Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak", "Pürüzsüz (ten)", "Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.)"]}, {"word": "duruk", "meanings": ["Hareketi olmayan, belirli bir süre değişmeyen, statik, dinamik karşıtı", "Kuvvetlerin dengelenmesiyle ilgili olan", "Dalgalı akımlı elektrik motor veya üreteçlerinde hareketsiz bölüm, stator", "Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı, statik"]}, {"word": "durulamak", "meanings": ["Yıkanmış şeyleri duru sudan geçirmek"]}, {"word": "durulanma", "meanings": ["Durulanmak işi"]}, {"word": "durulanmak", "meanings": ["Yıkanmış şeyler duru sudan geçirilmek", "İnsan, yıkandıktan sonra bir daha temiz su dökünmek"]}, {"word": "durulaşma", "meanings": ["Durulaşmak durumu"]}, {"word": "durulma", "meanings": ["Durulmak durumu"]}, {"word": "durulmak", "meanings": ["Durma işi yapılmak"]}, {"word": "durulaşmak", "meanings": ["Duru bir duruma gelmek"]}, {"word": "durulmak", "meanings": ["Duru duruma gelmek", "Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak", "Sakinleşmek"]}, {"word": "durultma", "meanings": ["Durultmak işi"]}, {"word": "duruluk", "meanings": ["Duru olma durumu", "Dil veya üslubun karışık olmama durumu", "Açıklık"]}, {"word": "durum", "meanings": ["Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon", "Duruş biçimi, konum, tavır", "Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri", "Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl"]}, {"word": "durumdan ders çıkarmak", "meanings": ["içinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak"]}, {"word": "durultmak", "meanings": ["Duru duruma getirmek"]}, {"word": "durumu bozulmak", "meanings": ["maddi durumu kötüleşmek"]}, {"word": "durumdan vazife çıkarmak", "meanings": ["içinde bulunulan şartları değerlendirerek sorumluluk yüklenmek"]}, {"word": "durum almak", "meanings": ["belli bir duruş biçimine geçmek", "bir olay karşısında belli bir tavır almak"]}, {"word": "... durumunda olmak (veya bulunmak)", "meanings": ["zorunluluğunda olmak"]}, {"word": "... durumuna düşmek", "meanings": ["şartları kötüleşmek"]}, {"word": "durumu düzelmek", "meanings": ["maddi durumu iyileşmek"]}, {"word": "duruş", "meanings": ["Durma işi"]}, {"word": "durum ulacı", "meanings": ["Zarf-fiil"]}, {"word": "durum ortacı", "meanings": ["Sıfat-fiil"]}, {"word": "durup durup", "meanings": ["Durarak", "Ara sıra, zaman zaman, bekleyerek"]}, {"word": "durum eki", "meanings": ["Adın bir adla veya fiille ilgisini kuran ek, hâl eki"]}, {"word": "duruşma", "meanings": ["Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, murafaa"]}, {"word": "duş", "meanings": ["Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma", "Bu biçimde yıkanmaya yarayan alet"]}, {"word": "duşak", "meanings": ["Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek"]}, {"word": "duşaklamak", "meanings": ["Hayvanın iki ayağını duşakla bağlamak, kösteklemek"]}, {"word": "duşaklama", "meanings": ["Duşaklamak işi"]}, {"word": "dut", "meanings": ["Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç (Morus)", "Bu ağacın, ak, kara, pembe renkte ekşi veya tatlı, sulu meyvesi"]}, {"word": "duş teknesi", "meanings": ["Duş yapmak amacıyla banyonun bir köşesine yerleştirilmiş, derinliği fazla olmayan tekne"]}, {"word": "duş kabini", "meanings": ["Duş veya banyo küvetinin etrafına takılan, suyun dışarıya sıçramasını önleyen, buharın içeride kalmasını sağlayan, alüminyum veya plastikten yapılmış çerçevelerine cam, mika vb. plastik malzeme yerleştirilmiş, ön panelleri bir ray üzerinde hareket edebilen bir kabin türü, banyo kabini"]}, {"word": "dut gibi olmak", "meanings": ["çok sarhoş olmak", "utanmak, mahcup olmak"]}, {"word": "dutçuluk", "meanings": ["Dutçunun yaptığı iş"]}, {"word": "dutluk", "meanings": ["Dut ağaçlarının çok olduğu yer, dut bahçesi"]}, {"word": "dut yemiş bülbüle dönmek", "meanings": ["neşe ve konuşkanlığını yitirmek, susmak"]}, {"word": "dut kurusu ile yâr sevilmez", "meanings": ["`ancak büyük fedakârlıklarla elde edilebilecek güzel bir şey, fedakârlık yapılmadan elde edilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dutgiller", "meanings": ["Dut, incir vb. cinsleri içine alan iki çeneklilerden bir bitki familyası"]}, {"word": "dut pekmezi", "meanings": ["Dutun ezilmesi ve şırasının kaynatılması sonunda elde edilen bir pekmez türü"]}, {"word": "dut kurusu", "meanings": ["Dutun kurutulması ile elde edilen kuru yemiş"]}, {"word": "duvak", "meanings": ["Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü", "Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı", "Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar"]}, {"word": "duvağına doymamak", "meanings": ["yeni gelinken ölmek veya kocasından ayrılmak"]}, {"word": "duvakçı", "meanings": ["Duvak yapan veya satan kimse"]}, {"word": "duvakçılık", "meanings": ["Duvakçının yaptığı iş"]}, {"word": "duvaklamak", "meanings": ["Başını ve yüzünü duvakla örtmek"]}, {"word": "duvak düşkünü", "meanings": ["Evlenmeye çok istekli olan"]}, {"word": "duvaklama", "meanings": ["Duvaklamak işi"]}, {"word": "duvaklanma", "meanings": ["Duvak örtünme"]}, {"word": "duvaklanmak", "meanings": ["Duvak örtünmek", "Gelin olmak"]}, {"word": "duvaklı", "meanings": ["Başı ve yüzü duvakla örtülü", "Doğduğunda başında zar olan (bebek), perdeli"]}, {"word": "duvaksız", "meanings": ["Duvağı olmayan"]}, {"word": "duvar", "meanings": ["Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem, örek", "Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel, örek", "Sonuç alınamayan yer", "Engel", "Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma"]}, {"word": "duvar çekmek", "meanings": ["duvar örmek", "aradaki ilişkiye son vermek, görüşmemek"]}, {"word": "duvar yapmak", "meanings": ["baraj yapmak"]}, {"word": "duvar gibi", "meanings": ["sağır"]}, {"word": "duvar ayağı", "meanings": ["Yapılarda süs ögesinin dışında görevi olmayan, duvara yapışık, üzerinde yukarıdan aşağıya yivler bulunan yarım ayak"]}, {"word": "duvarcı", "meanings": ["Duvar ören nitelikli işçi"]}, {"word": "duvarcılık", "meanings": ["Duvarcının yaptığı iş"]}, {"word": "duvar halısı", "meanings": ["Duvara asmak üzere dokunmuş, üzerinde genellikle resim işlenmiş olan ince halı"]}, {"word": "duvar dişi", "meanings": ["İleride eklenecek duvarın iyice tutunması için duvarın bir yerinde bırakılan tuğla çıkıntıları, ekleme dişi"]}, {"word": "duvar resmi", "meanings": ["Duvar yüzeyi üzerinde mum boyası, sulu boya, yağlı boya, mozaik, kazıma vb. tekniklerle yapılan resim"]}, {"word": "duvar dayağı", "meanings": ["Yıkılmaması için duvara eğik olarak konulan destek ağaç"]}, {"word": "duvar pası", "meanings": ["İki oyuncunun rakip oyuncuya topu kaptırmadan birbirlerine atmaları ve alan kazanmaları"]}, {"word": "duvar gazetesi", "meanings": ["Duvara asılan, çoğunlukla elle, yazı makinesi veya bilgisayar ile yazılan okul veya dernek gazetesi"]}, {"word": "duvar kâğıdı", "meanings": ["Duvarları süsleyip güzelleştirmek için yüzeylerine yapıştırılan düz veya desenli kâğıt"]}, {"word": "duvar saati", "meanings": ["Duvara asılı saat"]}, {"word": "duvar sarmaşığı", "meanings": ["Yaprak dökmeyen, gövde yaprakları saplı, üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşil renkli, sert ve derimsi, küçük çiçekli, meyvesi bezelye tanesi büyüklüğünde etli, sarı veya morumsu siyah renkli bir bitki (Hedera helix)"]}, {"word": "duyar", "meanings": ["Duygulu", "Beden üzerinde uyarıldığında hızlı ve güçlü tepkilere yol açan"]}, {"word": "duvarsedefi", "meanings": ["Dalak otu"]}, {"word": "duy", "meanings": ["Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer"]}, {"word": "duvar takvimi", "meanings": ["Duvara asılan, günlük veya aylık durumu ayrı kâğıtlarla gösteren takvim"]}, {"word": "duyarga", "meanings": ["Önceden belirlenmiş ışığı veya nesneyi algılayıp gerekli hareketi başlatan aygıt, sensör", "Eklem bacaklılarda, başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı, lamise, anten"]}, {"word": "duyar kat", "meanings": ["Film tabanı üzerinde yer alan, ışığa karşı duyarlığı olan gümüş bromürlü ecza tabakası"]}, {"word": "duyargalılar", "meanings": ["Bir çift duyargası bulunan, böceklerle çok ayaklıları içine alan eklem bacaklılar topluluğu"]}, {"word": "duyarlı", "meanings": ["Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, duygun, hassas"]}, {"word": "duyarlıklı", "meanings": ["Duyarlığı olan, hassasiyetli"]}, {"word": "duyarlık", "meanings": ["Duyarlılık", "Zayıf bir etkiye karşı, tepki gösterebilme yeteneği", "Bir duyar katın ışıktan etkilenme yeteneği"]}, {"word": "duyarlılık", "meanings": ["Duyarlı olma durumu, duygunluk, duyarlık, hassaslık"]}, {"word": "duyarsızlaştırma", "meanings": ["Duyarsızlaştırmak işi"]}, {"word": "duyarsız", "meanings": ["Duyarlı olmayan"]}, {"word": "duyarsızlaşmak", "meanings": ["Duyarlı olma yeteneği kalmamak"]}, {"word": "duyarsızlaşma", "meanings": ["Duyarsızlaşmak durumu"]}, {"word": "duyarsızlaştırmak", "meanings": ["Duyarlılığını ortadan kaldırmak, duyarsız duruma getirmek"]}, {"word": "duyarsızlık", "meanings": ["Duyarsız olma durumu"]}, {"word": "duygan", "meanings": ["Aşırı duygulu"]}, {"word": "duygu uyanmak", "meanings": ["bir duygu oluşmak"]}, {"word": "... duygusu uyandırmak", "meanings": ["bir duygu oluşturmak"]}, {"word": "duyguca", "meanings": ["Duygu bakımından"]}, {"word": "duygudaş", "meanings": ["Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse", "Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan"]}, {"word": "duygu", "meanings": ["Duyularla algılama, his", "Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim", "Önsezi", "Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği", "Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik"]}, {"word": "duygulanma", "meanings": ["Duygulanmak durumu, tahassüs", "İç salgı bezlerini de kapsayan türlü etkiler altında duygusal tepkiler gösterme"]}, {"word": "duygulu", "meanings": ["Duygusu, duyarlığı çok olan, kolay duygulanan, içli, duyar, hassas"]}, {"word": "duygudaşlık", "meanings": ["Aynı duyguları paylaşma, empati", "Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme, empati"]}, {"word": "duygulandırma", "meanings": ["Duygulandırmak işi"]}, {"word": "duygulanış", "meanings": ["Duygulanma durumu"]}, {"word": "duygulanım", "meanings": ["Etkilenme, duygulanma", "Duyarlığın harekete geçişi", "Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi", "Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim", "İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu"]}, {"word": "duygulandırmak", "meanings": ["Duygulanmasını sağlamak, duygulanmasına sebep olmak"]}, {"word": "duygulanmak", "meanings": ["Bir olay, bir görünüm karşısında birdenbire güçlü duyguların etkisinde kalmak"]}, {"word": "duygun", "meanings": ["Duyarlı"]}, {"word": "duygululuk", "meanings": ["Tepkilerin öncelikle duygulara dayanması durumu", "Çabuk, kolay heyecanlanma eğilimi", "Uyarımları almadaki incelik"]}, {"word": "duyma", "meanings": ["Duymak işi"]}, {"word": "duymak", "meanings": ["Bilgi almak, öğrenmek, haber almak", "İşitmek, ses almak", "Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek", "Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek", "Sezmek, fark etmek, hissetmek"]}, {"word": "duygusal", "meanings": ["Duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî", "Duygunun ağır bastığı, duygunun aşırı etkilediği (eser veya insan)"]}, {"word": "duygusal düşünme", "meanings": ["Bilgiye dayalı düşünmenin karşısında, duygusal boyutu ön planda olan düşünme"]}, {"word": "duygusallık", "meanings": ["Duygusal olma durumu"]}, {"word": "duygunluk", "meanings": ["Duyarlılık"]}, {"word": "duygusuz", "meanings": ["Duygusu, duyarlığı olmayan, hissiz", "Katı yürekli, umursamaz, hissiz"]}, {"word": "duygusuzluk", "meanings": ["Duygusuz olma durumu, hissizlik", "Duygusuzca davranış"]}, {"word": "duymamazlık", "meanings": ["343 duymazlık"]}, {"word": "duymazlık", "meanings": ["Duymamış gibi davranma durumu"]}, {"word": "duysal", "meanings": ["Duyuyla alınan"]}, {"word": "duymazlıktan gelmek", "meanings": ["ilgilenmek istemediği için duymamış gibi davranmak"]}, {"word": "duyulur duyulmaz", "meanings": ["haber öğrenilir öğrenilmez", "çok alçak ancak işitilebilen (ses)"]}, {"word": "duyu", "meanings": ["İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum"]}, {"word": "duy priz", "meanings": ["İçerisinde aydınlatmak amacıyla kullanılan duyun yanı sıra elektrik akımı almaya yarayan bir düzeneği de bulunduran alet"]}, {"word": "duyulmak", "meanings": ["Duyma işine konu olmak"]}, {"word": "duyulma", "meanings": ["Duyulmak durumu"]}, {"word": "duyulmamış", "meanings": ["O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılası"]}, {"word": "duyum", "meanings": ["Duyu", "Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber, istihbarat", "Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim, ihsas"]}, {"word": "duyumculuk", "meanings": ["Her bilginin temelinde duyumların bulunduğu ileri sürülen öğretilerin genel adı, sansüalizm"]}, {"word": "duyum almak", "meanings": ["bir konu hakkında haber almak, bilgi edinmek"]}, {"word": "duyum eşiği", "meanings": ["Bir uyarımın, duyulabileceği en aşağı derecesi"]}, {"word": "duyum ikiliği", "meanings": ["Bir duyunun başka nitelikte bir duyum uyandırması, bir sesin aynı zamanda bir renk duygusu vermesi, sinestezi"]}, {"word": "duyumlu", "meanings": ["Duyumu olan"]}, {"word": "duyumölçer", "meanings": ["Derinin duyarlığını ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "duyumsal", "meanings": ["Duyu organları ile ilgili", "Duyuma ait, duyumla ilgili"]}, {"word": "duyumsama", "meanings": ["Duyumsamak durumu"]}, {"word": "duyumsamak", "meanings": ["Duyular aracılığıyla bir şeyi algılamak"]}, {"word": "duyumsuz", "meanings": ["Duyumu olmayan"]}, {"word": "duyumsamazlık", "meanings": ["Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği", "Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu"]}, {"word": "duyumsatma", "meanings": ["Duyumsatmak işi"]}, {"word": "duyumsuzluk", "meanings": ["Duyumsuz olma durumu"]}, {"word": "duyumsatmak", "meanings": ["Duyumsamasına sebep olmak"]}, {"word": "duyu yitimi", "meanings": ["Anestezi"]}, {"word": "duyurma", "meanings": ["Duyurmak işi"]}, {"word": "duyurmak", "meanings": ["Duymasını sağlamak", "İlan etmek", "Sezdirmek"]}, {"word": "duyuruda bulunmak", "meanings": ["duyurmak"]}, {"word": "duyurulmak", "meanings": ["Duyulmasını sağlamak", "İlan edilmek"]}, {"word": "duyuru", "meanings": ["Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan"]}, {"word": "duyurulma", "meanings": ["Duyurulmak işi"]}, {"word": "duyusal", "meanings": ["Duyu ile ilgili"]}, {"word": "duyuru tahtası", "meanings": ["Duyurumluk"]}, {"word": "duyurum", "meanings": ["Duyurma işi, sirküler"]}, {"word": "duyuş", "meanings": ["Duyma işi", "Seziş"]}, {"word": "duyuüstü", "meanings": ["Duyularla verilmeyen", "Algılama yoluyla değil, düşünme ile kavranan"]}, {"word": "düalizm", "meanings": ["İkicilik"]}, {"word": "Dübbüekber", "meanings": ["Büyükayı"]}, {"word": "düdük", "meanings": ["İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç", "Taşıtlarda karşı tarafı uyaran korna", "Akılsız, boş kafalı"]}, {"word": "düden", "meanings": ["Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu"]}, {"word": "düalist", "meanings": ["İkici"]}, {"word": "dübeş", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi"]}, {"word": "dübel", "meanings": ["Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva", "Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela"]}, {"word": "Dübbüasgar", "meanings": ["Küçükayı"]}, {"word": "düdük gibi", "meanings": ["çok dar, daracık (giysi)"]}, {"word": "düdüklemek", "meanings": ["Aldatmak, kandırmak", "Değersiz bir şeyi çok değerliymiş gibi birine satmak", "Cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "düdükçü", "meanings": ["Düdük yapan veya satan kimse"]}, {"word": "düdükleme", "meanings": ["Düdüklemek işi"]}, {"word": "düdük makarnası", "meanings": ["İçi delik makarna", "Aptal, anlayışsız kimse"]}, {"word": "düdüklü tencere", "meanings": ["Buhar basıncından yararlanarak yemeği çabuk ve sağlıklı olarak pişiren bir tür metal tencere, düdüklü"]}, {"word": "düdük gibi kalmak", "meanings": ["yapayalnız kalmak", "zayıflamak"]}, {"word": "düdüklü", "meanings": ["Düdüğü olan", "Düdüklü tencere"]}, {"word": "düello", "meanings": ["İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılan silahlı vuruşma", "İki kişi arasında tanıklar önünde yapılan sözlü atışma", "İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma"]}, {"word": "düğme", "meanings": ["Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı", "Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça", "Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı"]}, {"word": "düğmeci", "meanings": ["Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse"]}, {"word": "dügâh", "meanings": ["Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "düellocu", "meanings": ["Düello yapan kimse"]}, {"word": "düğmek", "meanings": ["Düğüm yapmak"]}, {"word": "düğmeleme", "meanings": ["Düğmelemek işi"]}, {"word": "düğmecilik", "meanings": ["Düğmecinin yaptığı iş"]}, {"word": "düğmelemek", "meanings": ["Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek, iliklemek"]}, {"word": "düğmelenme", "meanings": ["Düğmelenmek durumu"]}, {"word": "düğmelenmek", "meanings": ["Düğmeleme işine konu olmak veya düğmeleme işi yapılmak, iliklenmek"]}, {"word": "düğmesiz", "meanings": ["Düğmesi olmayan", "Düğme ile tutturulamayan"]}, {"word": "düğü", "meanings": ["Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur", "Pirinç"]}, {"word": "düğmeli", "meanings": ["Düğmesi olan", "Düğme ile tutturulan"]}, {"word": "düğüm", "meanings": ["İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum", "Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum", "Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim", "Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru", "Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri"]}, {"word": "düğüm atmak", "meanings": ["düğümlemek"]}, {"word": "düğüm üstüne düğüm vurmak (atmak)", "meanings": ["parasını pintilik ederek saklamak"]}, {"word": "düğüm vurmak", "meanings": ["düğümlemek", "parasını pintilik ederek saklamak, biriktirmek"]}, {"word": "düğümü (veya düğümünü) çözmek", "meanings": ["anlaşılmaz bir şeyi anlaşılır duruma getirmek"]}, {"word": "düğümleme", "meanings": ["Düğümlemek işi"]}, {"word": "düğümlemek", "meanings": ["Düğüm yapmak", "Düğüm yaparak bağlamak"]}, {"word": "düğümlenme", "meanings": ["Düğümlenmek durumu"]}, {"word": "düğümlenmek", "meanings": ["Düğümle bağlanmak", "Sıkışmak", "Bütün sorunlar bir yerde toplanıp birleşmek"]}, {"word": "düğümlü", "meanings": ["Düğümlenmiş olan", "Budaklı", "Sorunlu, karışık"]}, {"word": "düğümsüz", "meanings": ["Düğümü olmayan"]}, {"word": "düğüm noktası", "meanings": ["Bir şeyin sonuçlanması için çözülmesi, açıklığa kavuşturulması gereken güç yanı"]}, {"word": "düğün", "meanings": ["Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence, cemiyet", "Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören"]}, {"word": "düğün aşıyla dost ağırlanmaz", "meanings": ["`ağırlamanın değeri, özel olarak hazırlanmasında, bir fedakârlık yapılmasındadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düğün bayram etmek", "meanings": ["çok sevinmek, neşelenmek"]}, {"word": "düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü", "meanings": ["gösterilen yakınlığın, iltifatın gizli bir nedeni olduğu düşünüldüğünde söylenen bir söz"]}, {"word": "düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya", "meanings": ["`akılsız kişi, başkalarının eğlence programlarında bir aksama olmasın diye çabalar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düğününde kalburla (veya elekle) su taşımak", "meanings": ["bir yardımına karşılık olarak bekâr bir kimseye çok büyük bir yardımda bulunma sözü vermek"]}, {"word": "düğüncü", "meanings": ["Düğün sahibi, toycu", "Düğün çağrıcısı", "Düğüne katılan kimse"]}, {"word": "düğün alayı", "meanings": ["Düğüne katılanların çalgı eşliğinde hep birlikte yürümesiyle oluşan topluluk"]}, {"word": "düğün çiçeği", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi, turnaayağı, sütlüce (Ranunculus)"]}, {"word": "düğüncübaşı", "meanings": ["Düğünü yöneten kimse"]}, {"word": "düğün çiçeğigiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, bazı türleri süs bitkisi olarak kullanılan bir familya"]}, {"word": "düğün dernek", "meanings": ["Evlenme dolayısıyla yapılan kutlama töreni ve eğlence"]}, {"word": "düğün çorbası", "meanings": ["Et, un, yoğurt katılarak özellikle düğünlerde yapılan ve üzerine kızgın yağ dökülen bir çorba türü"]}, {"word": "düğün dernek, hep bir örnek", "meanings": ["olayların veya yapılan işlerin hep birbirine benzediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "düğünevi", "meanings": ["Düğün yapan aile"]}, {"word": "düğün hamamı", "meanings": ["Düğünden bir gün önce gelin ve yakınlarının hamama giderek eğlenmeleri"]}, {"word": "düğünevi gibi", "meanings": ["sevinçli ve telaşlı bir kalabalık bulunan (yer)"]}, {"word": "düğün pilavı", "meanings": ["Düğünlerde özel olarak pişirilen pilav"]}, {"word": "düğün pilavıyla dost ağırlamak", "meanings": ["başkasının kesesinden veya elinden ikramda bulunmak"]}, {"word": "düğün salonu", "meanings": ["Kiralanarak içinde eğlence ve toplantı yapılan salon"]}, {"word": "düğünsüz", "meanings": ["Düğün olmadan, düğün yapmadan", "Düğünü olmayan"]}, {"word": "düğürcük", "meanings": ["İnce bulgur"]}, {"word": "dükkân", "meanings": ["Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer", "Görevli olarak çalışılan yer, iş yeri", "Kumarhane"]}, {"word": "dük", "meanings": ["Avrupa ülkelerinde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk unvanı"]}, {"word": "düklük", "meanings": ["Dük olma durumu", "Bir dükün yönetimindeki ülke"]}, {"word": "dükkâncı", "meanings": ["Dükkân işleten kimse"]}, {"word": "dülger", "meanings": ["Yapıların kaba ağaç işlerini yapan kimse"]}, {"word": "düldül", "meanings": ["Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası", "At", "Eski otomobil", "Modası geçmiş araç"]}, {"word": "dülgerlik", "meanings": ["Dülgerin işi"]}, {"word": "dülger balığı", "meanings": ["Kemikli balıklar takımından, başı büyük, ağzı geniş, vücudu yassı ve söbe, üstü dikenli pullarla kaplı bir balık, peygamber balığı (Zeus faber)"]}, {"word": "dümbelek", "meanings": ["Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı, dümbüldek", "Anlayışsız, sersem"]}, {"word": "dümbelekçi", "meanings": ["Dümbelek çalan veya satan kimse"]}, {"word": "dümdüz", "meanings": ["Çok düz", "Sade, basit", "Bilgisi, görgüsü çok dar bir sınır içinde kalan (kimse)"]}, {"word": "dümen", "meanings": ["Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça", "Yönetim, idare", "Dalavere, hile"]}, {"word": "dümen çevirmek", "meanings": ["hileye, düzene başvurmak"]}, {"word": "dümdar", "meanings": ["Artçı"]}, {"word": "dümen kırmak", "meanings": ["yön değiştirmek"]}, {"word": "dümen kullanmak", "meanings": ["bir işi kurnazca yönetmek"]}, {"word": "dümen tutmak", "meanings": ["teknenin gideceği yolu gözleyerek dümeni yönetmek"]}, {"word": "dümen yapmak", "meanings": ["dalavere, hile ile birini kandırmak, aldatmaya çalışmak"]}, {"word": "dümeni kırmak", "meanings": ["çekip gitmek, kaçmak, uzaklaşmak"]}, {"word": "dümenini bozmak", "meanings": ["hileli işe engel olmak"]}, {"word": "dümenine bakmak", "meanings": ["şartlar ne olursa olsun çıkarını gözetmek"]}, {"word": "dümeni elinde tutmak", "meanings": ["yönlendirici durumda olmak"]}, {"word": "dümenini elinde tutmak", "meanings": ["yönetmek, istediği yöne doğru götürmek"]}, {"word": "dümen bedeni", "meanings": ["Dümen boğazını oluşturmak için boydan boya konulan parça"]}, {"word": "dümen boğazı", "meanings": ["Dümenin, dümen yelpazesinden yukarı kalan bölümü"]}, {"word": "dümenci", "meanings": ["Gemilerde dümeni kullanan kimse", "Dalavereci, hileci, düzenbaz", "En tembel"]}, {"word": "dümeni eğri", "meanings": ["Yan yan yürüyen (kimse)"]}, {"word": "dümen neferi", "meanings": ["Gemilerde dümeni kullanan kimse", "En tembel", "En geride olan"]}, {"word": "dümenevi", "meanings": ["Dümen boğazının geçmesi için kıç bodoslamasının üst ucuna ve teknenin kümbet olan bölümüne açılmış oval delik"]}, {"word": "dümencilik", "meanings": ["Dümencinin yaptığı iş", "Dümenci olma durumu", "En geride olma durumu, sonuncu olma durumu"]}, {"word": "dümensiz", "meanings": ["Dümeni olmayan"]}, {"word": "dümen suyu", "meanings": ["Gemi giderken arkasında bıraktığı köpüklü iz"]}, {"word": "dümtek tutmak", "meanings": ["tempo tutmak"]}, {"word": "dümtek", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde tempo"]}, {"word": "dümen suyunda gitmek", "meanings": ["birine bağımlı olmak, her şeyde ona uyarak davranmak"]}, {"word": "dün", "meanings": ["Bugünden bir önceki gün", "Geçmiş", "Bugünden bir önceki günde", "Kısa bir süre önce"]}, {"word": "dün bir, bugün iki", "meanings": ["`herhangi bir şeye başladığından beri çok az zaman geçtiği hâlde` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dün öleni dün gömerler", "meanings": ["`bir üzüntü sürdürülmemeli, unutulmaya çalışılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dün cin olmuş, bugün adam çarpıyor", "meanings": ["`işinde ustalaşmadan hile yollarına başvuruyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünden", "meanings": ["Bir önceki günden"]}, {"word": "dünkü", "meanings": ["Bugünden bir önceki günle ilgili", "Yakın geçmişteki", "Acemi, yeni, toy"]}, {"word": "dünkü çocuk", "meanings": ["Deneyimi az, toy, acemi kimse"]}, {"word": "dünden hazır (veya razı) olmak", "meanings": ["kendisine yapılan bir öneriyi seve seve ve hemen kabul etmek"]}, {"word": "dünit", "meanings": ["Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç"]}, {"word": "dünür", "meanings": ["Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu"]}, {"word": "dünür düşmek", "meanings": ["bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek"]}, {"word": "dünür gezmek", "meanings": ["evlenecek erkek için kız aramaya çıkmak"]}, {"word": "dünür gitmek", "meanings": ["evlenecek kimse için kız istemeye gitmek"]}, {"word": "dünürcülük", "meanings": ["Dünürcü olma durumu"]}, {"word": "dünürcülüğe gitmek", "meanings": ["kız istemeye gitmek"]}, {"word": "dünürcü", "meanings": ["Kız istemeye giden kimse, görücü"]}, {"word": "dünürlük", "meanings": ["Dünür olma durumu", "Evlenme sonucu oluşan yakınlık, hısımlık, sıhriyet"]}, {"word": "dünya", "meanings": ["Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü", "Dış, çevre, ortam", "İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu", "Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia", "Herkes", "Duygu, düşünce ve hayal âlemi"]}, {"word": "dünya başına dar olmak (veya gelmek)", "meanings": ["çok sıkılmak, büyük bir çaresizlik içinde kalmak"]}, {"word": "dünya ahret kardeşim (veya bacım) (olsun)", "meanings": ["bir kişiye kardeşlik duygusundan başka bir gözle bakılmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "dünya başına yıkılmak", "meanings": ["çok sıkılmak, umutlarını yitirmek"]}, {"word": "dünya bir, işi bin", "meanings": ["`bu dünyada insanın hatır ve hayaline gelmeyen türlü türlü durumlar ortaya çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya (veya dünyalar) birinin olmak", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "dünya bir araya gelse", "meanings": ["`dünyadaki bütün insanlar engel olmaya kalksa bile` anlamında kullanılan bir söz", "`dünyadaki bütün insanlar bir araya toplansa bile` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya gözü ile görmek", "meanings": ["ölmeden önce görmek"]}, {"word": "dünya Süleyman'a bile kalmamış", "meanings": ["`insan ne kadar zengin olursa olsun bu dünyadan göçüp gidecektir, bu nedenle dünyaya bel bağlamamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya durdukça durasın!", "meanings": ["`çok yaşa, Tanrı sana sonsuz bir ömür versin!` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "dünya gözüne zindan olmak (veya görünmek veya kesilmek)", "meanings": ["büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde olmak"]}, {"word": "dünya kadar", "meanings": ["pek çok"]}, {"word": "dünya kelamı etmek", "meanings": ["konuşmak", "konuşulmaması gereken yerde konuşmak"]}, {"word": "dünya ölümlü, gün akşamlı", "meanings": ["`hiçbir durum sürekli değildir, her iyi durumun bir sonu vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya malı dünyada kalır", "meanings": ["`insan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götüremez, bu nedenle gerek kendisi için gerekse hayırlı işler için para harcamaktan kaçınmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya yıkılsa umurunda değil", "meanings": ["`hiçbir şeyle ilgilenmez, sorumsuz, kaygısız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya varmış", "meanings": ["sıkıntılı bir durumdan kurtulan kimsenin söylediği söz"]}, {"word": "dünya tükenir, yalan tükenmez", "meanings": ["`dünyada çok sayıda yalancı vardır, bunları huylarından vazgeçirmek de imkânsızdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünya yüzü görmemek", "meanings": ["kapalı bir yerde sürekli kalmak"]}, {"word": "dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur", "meanings": ["`bu dünyada tasasız olan insan yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünyadan el etek (veya elini eteğini) çekmek", "meanings": ["bir kenara çekilip çevresiyle ilgisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmamak, dünya işleriyle ilgilenmez olmak"]}, {"word": "dünyadan geçmek (veya el çekmek)", "meanings": ["bir kenara çekilip toplum yaşamına karışmamak"]}, {"word": "dünyadan haberi olmamak", "meanings": ["çevresinde olup bitenleri bilmemek"]}, {"word": "dünyanın dört bucağı", "meanings": ["dünyanın her yanı, her yönü"]}, {"word": "dünyanın ... sı", "meanings": ["pek çok"]}, {"word": "dünyanın kaç bucak (veya köşe) olduğunu göstermek (veya anlamak)", "meanings": ["dünyada ne gibi güçlükler olduğunu bildirmek (veya anlamak), insanın başına neler gelebileceğini öğretmek veya öğrenmek"]}, {"word": "dünyanın öbür ucu", "meanings": ["çok uzak yer"]}, {"word": "dünyanın sonu değil", "meanings": ["`her şey daha bitmedi, umut var` anlamında bir söz"]}, {"word": "dünyanın sonu", "meanings": ["bütün olanakların sona erdiği, her şeyin bittiği an", "ölüm zamanı"]}, {"word": "dünyanın ucu uzundur", "meanings": ["insanın yaşadıkça türlü durumlarla, çeşitli olaylarla karşılaşabileceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "dünyanın tadını çıkarmak", "meanings": ["bütün zevklerden yararlanmak, mutlu ve rahat yaşamak"]}, {"word": "dünyaya getirmek", "meanings": ["doğurmak"]}, {"word": "dünyasından geçmek", "meanings": ["her şeye karşı ilgisiz duruma gelmek"]}, {"word": "dünyaya gelmek", "meanings": ["insan, doğmak"]}, {"word": "dünyaya gözlerini kapamak (veya yummak)", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "dünyaya kazık çakmak (veya kakmak)", "meanings": ["çok uzun ömürlü olmak, çok yaşamak"]}, {"word": "dünyaya yuf borusu öttürmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "dünyalara değişmemek", "meanings": ["her şeyden daha fazla sevmek"]}, {"word": "dünyayı anlamak", "meanings": ["dünyada neler olduğunu öğrenmek, deneyimi artmak"]}, {"word": "dünyayı ben yarattım demek (veya havasında olmak)", "meanings": ["aşırı mağrur olmak, büyüklenmek"]}, {"word": "dünyayı görmemek", "meanings": ["bir konuya veya bir işe aşırı odaklanıp çevre ile ilgilenmemek"]}, {"word": "dünyayı haram etmek", "meanings": ["bir yeri yaşanılmaz duruma getirmek"]}, {"word": "dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir", "meanings": ["`birçok kimse için felakete yol açan bir olay, bazı insanları ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dünyayı tozpembe görmek", "meanings": ["üzücü durumlara bile iyimser gözle bakmak"]}, {"word": "dünyayı tutmak", "meanings": ["çok yayılmak, her yere dağılmak"]}, {"word": "dünya âlem", "meanings": ["Herkes, bütün insanlar"]}, {"word": "dünyayı zindan (veya zehir) etmek (veya dünyayı başına dar etmek)", "meanings": ["bir kimseyi çok sıkıntılı bir duruma sokmak"]}, {"word": "dünyada", "meanings": ["Hiçbir zaman, hiçbir biçimde"]}, {"word": "dünya görüşü", "meanings": ["Evrenin ve hayatın anlamını, amacını, değerini, insan varlığını ve davranışlarını bütünüyle kavramaya çalışan genel düşünce"]}, {"word": "dünya güzeli", "meanings": ["Çok güzel (kimse)"]}, {"word": "dünya kelamı", "meanings": ["Tanrı sözünden başka söz"]}, {"word": "dünyalı", "meanings": ["Dünyaya ait olan"]}, {"word": "dünyalık", "meanings": ["Mal, mülk, servet, para"]}, {"word": "dünyalığı doğrultmak", "meanings": ["yaşamı süresince yetecek parayı kazanmak"]}, {"word": "dünya malı", "meanings": ["Varlık, servet", "İnsanın hoşuna gidecek, huzur verecek durum ve şartların bütünü"]}, {"word": "dünya nimeti", "meanings": ["İnsanların dünyada yiyeceği, içeceği, kullanacağı imkânların tümü"]}, {"word": "dünya penceresi", "meanings": ["Göz"]}, {"word": "dünyevi", "meanings": ["Dünya ile ilgili, dünya işlerine ilişkin, uhrevi karşıtı"]}, {"word": "düpedüz", "meanings": ["Çok düz ve doğru bir biçimde, dümdüz olarak", "Yalın, basit, süssüz, sade bir biçimde", "Başka bir amaç gütmeden, açıktan açığa, açıkçası, gerçekten"]}, {"word": "dürbün", "meanings": ["Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç", "Gözetleme deliği"]}, {"word": "dürbünün tersiyle bakmak", "meanings": ["bir şeyi küçümsemek, olduğundan çok daha az önemli görmek"]}, {"word": "dürbünlü", "meanings": ["Dürbünü olan"]}, {"word": "dürme", "meanings": ["Dürmek işi", "Gözleme (II)", "Lahana"]}, {"word": "dürmece", "meanings": ["Bağlarda, tomurcuk, yaprak ve salkım yiyerek yaşayan, sarımsı gece kelebeği (Sparganothis pilleriana)"]}, {"word": "dürmek", "meanings": ["Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak", "Bir şeyi üst üste katlamak"]}, {"word": "dürtme", "meanings": ["Dürtmek işi"]}, {"word": "dürtmek", "meanings": ["Ucu sivri bir şeyle veya elle hafifçe itmek", "Değmek, dokunmak", "İstenilen şeyi yaptırmak için birine kışkırtıcı söz söylemek, tahrik etmek", "Uyarmak, ikaz etmek"]}, {"word": "dürtü", "meanings": ["Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim"]}, {"word": "dürtükleme", "meanings": ["Dürtüklemek, işi"]}, {"word": "dürtüklemek", "meanings": ["Üst üste birkaç kez dürtmek", "Birini uyarmak veya kışkırtmak"]}, {"word": "dürtülme", "meanings": ["Dürtülmek işi"]}, {"word": "dürtülmek", "meanings": ["Dürtme işine konu olmak veya dürtme işi yapılmak"]}, {"word": "dürtüş", "meanings": ["Dürtme işi"]}, {"word": "dürtüşleme", "meanings": ["Dürtüşlemek işi"]}, {"word": "dürtüşlemek", "meanings": ["Birkaç kez dürtmek"]}, {"word": "dürtüşme", "meanings": ["Dürtüşmek işi"]}, {"word": "dürtüşmek", "meanings": ["Birbirini dürtmek"]}, {"word": "dürtüştürme", "meanings": ["Dürtüştürmek işi"]}, {"word": "dürtüştürmek", "meanings": ["Kısa aralıklarla sık sık dürtmek"]}, {"word": "dürü", "meanings": ["Dürülmüş şey", "Armağan", "Çeyiz", "Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan"]}, {"word": "dürü", "meanings": ["Bel denilen tarım aracı"]}, {"word": "dürülme", "meanings": ["Dürülmek işi"]}, {"word": "dürülmek", "meanings": ["Dürme işine konu olmak veya dürme işi yapılmak", "Bükülmek", "Sarılmak, katlanmak", "Toplanmak, toparlanmak"]}, {"word": "dürülü", "meanings": ["Dürülmüş, kıvrılmış"]}, {"word": "dürülüş", "meanings": ["Dürülme işi"]}, {"word": "dürüm", "meanings": ["Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma", "İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide"]}, {"word": "dürüm dürüm", "meanings": ["Sövgü sözü olarak kullanılan dürzü sözcüğünün anlamını pekiştiren bir söz", "Silindir biçiminde sararak"]}, {"word": "dürümleme", "meanings": ["Dürümlemek işi"]}, {"word": "dürümlemek", "meanings": ["Dürüm biçiminde sarmak, kıvırmak"]}, {"word": "dürüst", "meanings": ["Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse)", "Kurallara uygun, yanlışsız"]}, {"word": "dürüstlük", "meanings": ["Doğruluk"]}, {"word": "dürüst oyun", "meanings": ["Kurallara ve karşılıklı hoşgörüye bağlı kalınarak oynanan oyun"]}, {"word": "dürüşt", "meanings": ["Sert, gücendirici, kırıcı"]}, {"word": "Dürzi", "meanings": ["Suriye'nin Havran bölgesinde, Lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk"]}, {"word": "dürzü", "meanings": ["Ağır hakaret ve küfür sözü"]}, {"word": "düse", "meanings": ["Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de üç benekli olan yanlarının üste gelmesi"]}, {"word": "düstur", "meanings": ["Genel kural", "Yasaları içine alan kitap"]}, {"word": "düstur edinmek", "meanings": ["ilke veya kural olarak kabul etmek"]}, {"word": "düş", "meanings": ["Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya", "Gerçek olmayan şey, imge", "Gerçekleşmesi istenen şey, umut"]}, {"word": "düş görmek", "meanings": ["rüya görmek"]}, {"word": "düş uykudan sonra olur", "meanings": ["`bir işin temeli gerçekleşmedikçe ayrıntılarına sıra gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düşçü", "meanings": ["Düşleyen"]}, {"word": "düşçülük", "meanings": ["Düşçü olma durumu", "Bilincin zayıflamasıyla ortaya çıkan bir ruh bozukluğu durumu"]}, {"word": "düşe kalka", "meanings": ["Güçlükle", "Biriyle yakın ilişki kurarak"]}, {"word": "düşes", "meanings": ["Dükün karısı"]}, {"word": "düşeslik", "meanings": ["Düşes olma durumu"]}, {"word": "düşeş", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan ikisinin de altı benekli olan yanlarının üste gelmesi", "Umulmayan iyi bir rastlama"]}, {"word": "düşeş atmak", "meanings": ["tavlada zarlar altı altı gelmek", "umulmadık bir başarı kazanmak"]}, {"word": "düşey", "meanings": ["Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli"]}, {"word": "düşeyazma", "meanings": ["Düşeyazmak işi"]}, {"word": "düşey çember", "meanings": ["Bir yerin düşeyini sınırlayan çember"]}, {"word": "düşeylik", "meanings": ["Düşey olma durumu", "Düşey durumda bulunan bir cismin özelliği"]}, {"word": "düşey düzlem", "meanings": ["İz düşümü düzlemi"]}, {"word": "düş kırıklığı", "meanings": ["Çok istenilen veya çok umulan bir şey gerçekleşmediğinde duyulan üzüntü, burukluk"]}, {"word": "düş kırıklığı yaratmak", "meanings": ["beklentileri karşılayamamaktan dolayı burukluğa yol açmak"]}, {"word": "düş kırıklığına uğramak", "meanings": ["beklediği sonucu alamamak"]}, {"word": "düşkü", "meanings": ["Uğraşı"]}, {"word": "düşkün", "meanings": ["Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun", "Meraklı", "Geçim sıkıntısına düşmüş", "Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş", "Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş", "Değer ve onurunu yitirmiş", "Kötü yola düşmüş, ahlaksız"]}, {"word": "düşkün olmak", "meanings": ["çok önem, değer vermek"]}, {"word": "... düşkünü (olmak)", "meanings": ["bir şeye aşırı derecede düşkün (olmak)"]}, {"word": "düşkünlerevi", "meanings": ["Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze"]}, {"word": "düşkünler yurdu", "meanings": ["Düşkünlerevi"]}, {"word": "düşkünleşme", "meanings": ["Düşkünleşmek durumu"]}, {"word": "düşkünleşmek", "meanings": ["Düşkün duruma gelmek"]}, {"word": "düşlemek", "meanings": ["Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak"]}, {"word": "düşkünlük", "meanings": ["Düşkün olma durumu, iptila", "Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük", "Rezillik, insana yakışmayan hayat biçimi", "Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme"]}, {"word": "düşleme", "meanings": ["Düşlemek işi"]}, {"word": "düşman", "meanings": ["Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı", "Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları", "Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar", "Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.)", "Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse", "Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse"]}, {"word": "düşman çatlatmak", "meanings": ["iyi durum ve başarılarla düşmanı kıskandırmak veya kızdırmak"]}, {"word": "düşman başına", "meanings": ["durumun kötü olduğunu göstermek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "düşman düşmana gazel (veya Yasin) okumaz", "meanings": ["`düşmandan ancak kötülük beklenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düşman (veya düşmanı) kesilmek", "meanings": ["düşman olmak, düşman gibi görmek"]}, {"word": "düşman olmak", "meanings": ["kin beslemeye başlamak"]}, {"word": "düşmanı denize dökmek", "meanings": ["düşmanı denize kadar sürüp yok etmek"]}, {"word": "düşmanın karınca ise de hor bakma", "meanings": ["`düşmanın ne kadar güçsüz olursa olsun dikkat et, uyanık ol` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düşman ağzı", "meanings": ["Düşmanın uydurduğu söz", "Bir durumu kötü gösteren söz"]}, {"word": "düşmanca", "meanings": ["Düşman gibi, düşmana yakışır", "(düşma'nca) Düşman gibi, düşmana yakışır bir biçimde, düşmancasına"]}, {"word": "düşmanlaşma", "meanings": ["Düşmanlaşmak işi"]}, {"word": "düşmanlaşmak", "meanings": ["Düşman durumuna girmek"]}, {"word": "düşmanlık", "meanings": ["Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm"]}, {"word": "düşme", "meanings": ["Düşmek işi"]}, {"word": "düşmek", "meanings": ["Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek", "Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek", "Yere devrilmek, yere serilmek", "Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak", "Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak", "Yağmak", "Vurmak, değmek, rastlamak", "Vakti gelmeden ölü doğmak", "Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak", "Eksilmek", "Aşırı ilgi veya sevgi göstermek", "Uğramak, kapılmak", "Yakışmak, uygun gelmek", "Yakışık almak", "Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak", "Bulunmak", "Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak", "Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak", "Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak", "İşbaşından uzaklaşmak", "Hızı, gücü, değeri azalmak", "Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak", "Düşkünleşmek", "Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek", "Belirli zamana rastlamak", "Fırsat çıkmak", "Olmak, olumsuz bir duruma girmek", "Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak", "Bazı deyimlerde `yürümek, birlikte gelmek` anlamlarında kullanılan bir fiil", "Bayağılaşmak", "Kötü yola girmek", "Alışmak, müptela olmak", "Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak"]}, {"word": "düşenin dostu olmaz", "meanings": ["`varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düşmez kalkmaz bir Allah", "meanings": ["`insanların talihsizliklere uğraması olağandır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "düşsüz", "meanings": ["Düşü olmayan"]}, {"word": "düşsel", "meanings": ["Düş ile ilgili, hayalî"]}, {"word": "düşüp kalkmak", "meanings": ["erkek kadınla veya kadın erkekle yasa ve töre dışı yakın ilişki kurmak", "biriyle çok yakın arkadaşlık etmek"]}, {"word": "düşük", "meanings": ["Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt", "Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış", "Az", "İktidardan düşmüş veya düşürülmüş", "Dil bilgisi kurallarına uymayan", "Eski değer ve onurunu yitirmiş olan"]}, {"word": "düşük yapmak", "meanings": ["çocuk düşürmek"]}, {"word": "düşük tutmak", "meanings": ["az olarak belirlemek"]}, {"word": "düşüklük", "meanings": ["Düşük olma durumu", "Kurallara uymama durumu", "Adilik, bayağılık, seviyesizlik"]}, {"word": "düşün", "meanings": ["Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay"]}, {"word": "düşünce", "meanings": ["Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea", "Dış dünyanın insan zihnine yansıması", "Niyet, tasarı", "Tasa, kaygı, sıkıntı", "İlke, yönetici sav"]}, {"word": "düşüncesini açmak", "meanings": ["görüşünü bildirmek"]}, {"word": "düşüncesini okumak", "meanings": ["bir kimsenin ne düşündüğünü anlamak"]}, {"word": "düşünceye dalmak", "meanings": ["derin derin düşünmek"]}, {"word": "düşünceye varmak", "meanings": ["bir görüşe veya karara varmak, bir inanca ulaşmak"]}, {"word": "düşünce alışverişi", "meanings": ["Karşılıklı görüş bildirme, fikir teatisi"]}, {"word": "düşüncel", "meanings": ["Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan", "Yalnız düşünce ile kavranabilen"]}, {"word": "düşünceli", "meanings": ["Düşüncesi olan", "Düşünerek davranan, anlayışlı", "Kaygılı, tasalı"]}, {"word": "düşüncesiz", "meanings": ["Düşüncesi olmayan", "Düşünmeden davranan, anlayışsız", "Tasasız, kaygısız"]}, {"word": "düşüncelilik", "meanings": ["Düşünceli olma durumu"]}, {"word": "düşüncellik", "meanings": ["Düşüncel olma niteliği", "Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık"]}, {"word": "düşüncesizlik", "meanings": ["Düşüncesizce davranma durumu"]}, {"word": "düşüncesizlik etmek", "meanings": ["düşüncesizce davranmak"]}, {"word": "düşündeş", "meanings": ["Oydaş"]}, {"word": "düşündürme", "meanings": ["Düşündürmek işi"]}, {"word": "düşündürmek", "meanings": ["Düşünmesine sebep olmak, düşünmesine yol açmak", "Akla getirmek, hatırlatmak", "Tasalandırmak, kaygılandırmak"]}, {"word": "düşündürtme", "meanings": ["Düşündürtmek işi"]}, {"word": "düşündürmelik", "meanings": ["Düşündürmeye yol açan şey"]}, {"word": "düşündürtmek", "meanings": ["Düşündürmesine sebep olmak"]}, {"word": "düşündürücü", "meanings": ["Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan", "Tasalandıran, kaygılandıran"]}, {"word": "düşünme", "meanings": ["Düşünmek işi, tefekkür", "Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu", "Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi"]}, {"word": "düşünmek", "meanings": ["Aklından geçirmek, göz önüne getirmek", "Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek", "Zihniyle arayıp bulmak", "Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak", "Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek", "Tasarlamak", "Tasalanmak, kaygılanmak", "Farz etmek"]}, {"word": "düşünüp (veya düşünmek) taşınmak", "meanings": ["konuyu bütün yönleriyle inceleyip ona göre davranmak, iyice düşünmek"]}, {"word": "düşün düşün, boktur işin", "meanings": ["kötü bir durumdan çıkar yol bulunamadığı zaman söylenen bir söz"]}, {"word": "düşünme yasaları", "meanings": ["Doğru olması gereken bir düşünmenin belli şartlar altında nasıl gerçekleştiğini gösteren kurallar"]}, {"word": "düşünsel", "meanings": ["Düşünce ile ilgili, düşünce sonucu ortaya çıkan, düşünceye dayanan, fikrî"]}, {"word": "düşüntülü", "meanings": ["Kurgusal"]}, {"word": "düşünücü", "meanings": ["Düşünür"]}, {"word": "düşünücülük", "meanings": ["Düşünücü olma durumu"]}, {"word": "düşünülme", "meanings": ["Düşünülmek işi"]}, {"word": "düşünüm", "meanings": ["Düşün, fikir, ide"]}, {"word": "düşünülmek", "meanings": ["Düşünme işine konu olmak"]}, {"word": "düşünür", "meanings": ["Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir"]}, {"word": "düşünürlük", "meanings": ["Düşünür olma durumu"]}, {"word": "düşünüş", "meanings": ["Düşünme işi, tefekkür", "İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi"]}, {"word": "düşürme", "meanings": ["Düşürmek işi"]}, {"word": "düşürmek", "meanings": ["Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak", "Değerini, fiyatını indirmek", "Azaltmak", "Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak", "Görevi bıraktırmak", "Uğratmak", "Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek", "Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak"]}, {"word": "düşürtmek", "meanings": ["Düşürmesini sağlamak"]}, {"word": "düşürtme", "meanings": ["Düşürtmek işi"]}, {"word": "düşürülme", "meanings": ["Düşürülmek işi"]}, {"word": "düşürülmek", "meanings": ["Düşürme işine konu olmak veya düşürme işi yapılmak"]}, {"word": "düşürüm", "meanings": ["Düşürme işi", "Mallarda yapılan genel ucuzluk"]}, {"word": "düşürüş", "meanings": ["Düşürme işi"]}, {"word": "düşüş", "meanings": ["Düşme işi"]}, {"word": "düşüt", "meanings": ["Düşük"]}, {"word": "düttürü", "meanings": ["Dar ve kısa giysi", "Açık saçık, tuhaf ve hafif giyimli (kadın)"]}, {"word": "düve", "meanings": ["Boğaya gelmemiş 1-2 yaşında dişi sığır"]}, {"word": "düvel", "meanings": ["Devletler"]}, {"word": "düven", "meanings": ["Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç"]}, {"word": "düvenci", "meanings": ["Harman zamanı düven sürmek için tutulan çocuk", "Düven yapan veya satan kişi"]}, {"word": "düven sürmek (veya dövmek)", "meanings": ["düvenle ekinlerin tanelerini başaklarından çıkarmak"]}, {"word": "düven dişi", "meanings": ["Düvenin altına dikine çakılan keskin taş"]}, {"word": "düver", "meanings": ["Yapılarda kullanılan kalın ağaç, direk, mertek"]}, {"word": "düvesimek", "meanings": ["Boğa, dişi istemek"]}, {"word": "düvesime", "meanings": ["Düvesimek durumu"]}, {"word": "düyek", "meanings": ["Türk müziğinde bir usul"]}, {"word": "düyun", "meanings": ["Borçlar"]}, {"word": "düz", "meanings": ["Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan", "Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil", "Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi", "Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı)", "Yayvan, altı derin olmayan", "Kıvırcık veya dalgalı olmayan (saç)", "Yalın, sade, süssüz", "Çizgisiz, desensiz ve tek renkli", "Engebesiz olan yer, düzlük, ova"]}, {"word": "düz duvara tırmanmak", "meanings": ["çocuk, çok yaramazlık yapmak"]}, {"word": "düze inmek", "meanings": ["eşkıyalıktan vazgeçmek"]}, {"word": "düz", "meanings": ["Düz rakı"]}, {"word": "düzayak", "meanings": ["İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan (ev, yol)", "Özellikle Orta Anadolu'da oynanan bir halay türü"]}, {"word": "düzce", "meanings": ["Oldukça düz"]}, {"word": "ofset", "meanings": ["Kalıp izlerini önce kauçuğa, kauçuktan da kâğıda geçirmeye yarayan çift kopyalı baskı yöntemi"]}, {"word": "düze", "meanings": ["Doz"]}, {"word": "düzeç", "meanings": ["Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç, tesviye aleti"]}, {"word": "düzeçleme", "meanings": ["Aynı düzeye getirme, yüzey ayrımlarını ölçme, tesviye", "Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini, deniz yüzeyi göre belirlemek için yapılan işlemlerin bütünü"]}, {"word": "düzelme", "meanings": ["Düzelmek durumu"]}, {"word": "düzelmek", "meanings": ["Düz duruma gelmek, düzleşmek", "Kötü, bozulmuş bir durumdayken düzenli duruma gelmek", "Soğuk ve yağış azalmak", "Hasta iyileşmek"]}, {"word": "düzelti", "meanings": ["Düzeltme işi, tashih", "Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme, tashih"]}, {"word": "düzeltici jimnastik", "meanings": ["Yaşama ve çalışma şartlarının etkisiyle oluşan vücut bozukluklarını ve aksaklıklarını önlemek veya gidermek için uygulanan özel beden eğitimi türü"]}, {"word": "düzeltici", "meanings": ["Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih"]}, {"word": "düzeltilme", "meanings": ["Düzeltilmek işi"]}, {"word": "düzelticilik", "meanings": ["Düzelticinin yaptığı iş, musahhihlik"]}, {"word": "düzeltilmek", "meanings": ["Düzeltme işine konu olmak veya düzeltme işi yapılmak"]}, {"word": "düzeltim", "meanings": ["Düzeltme işi"]}, {"word": "düzeltme", "meanings": ["Düzeltmek işi, tashih", "Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform", "Düzelti"]}, {"word": "düzeltme işareti", "meanings": ["Yazılışları aynı okunuşları ve anlamları farklı Doğu kökenli sözleri birbirinden ayırt etmek ve bunlardaki g, k ünsüzlerini ince okutmak için kullanılan işaret (^), şapka işareti, inceltme işareti, uzatma işareti, şapka: âdet, âlem, âşık; kâğıt, tezgâh vb"]}, {"word": "düzeltmek", "meanings": ["Düzgün duruma getirmek", "Bozukluğunu gidermek, onarmak", "Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek"]}, {"word": "düzeltmen", "meanings": ["Düzeltici"]}, {"word": "düzeme", "meanings": ["Düzemek işi"]}, {"word": "düzem", "meanings": ["Dozaj", "Düzey"]}, {"word": "düzen", "meanings": ["Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem", "Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept", "Yerleştirme, tertip", "Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim", "Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo", "Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo", "Dolap, hile", "Müzik aletlerinde ses ayarı, akort", "Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri", "Alet edevat takımı", "Bez dokuma tezgâhı"]}, {"word": "düzemek", "meanings": ["Herhangi bir karışımı istenilen orana göre hazırlamak, karışımın dozunu belirlemek"]}, {"word": "düzen kurmak", "meanings": ["işler duruma getirmek", "düzenlemek", "hileye başvurmak"]}, {"word": "düzen vermek (veya düzene koymak veya düzene sokmak)", "meanings": ["düzenlemek, dağınıklıktan kurtarmak", "akort etmek"]}, {"word": "düzen açıklaması", "meanings": ["Bir tiyatro eserinin metninde dekor, giysi vb. ile oyuncuların görünüşleri, davranışları üzerine yapılan açıklama"]}, {"word": "düzenbaz", "meanings": ["Hile yoluyla aldatan, hile yapan"]}, {"word": "düzen bağı", "meanings": ["Disiplin"]}, {"word": "düzenbazlık", "meanings": ["Düzenbaz olma durumu"]}, {"word": "düzence", "meanings": ["Disiplin"]}, {"word": "düzenci", "meanings": ["Düzen, hile yapan, hileci, oyunbaz, düzenbaz, entrikacı, dessas"]}, {"word": "düzencilik", "meanings": ["Düzenci olma durumu"]}, {"word": "düzenek", "meanings": ["Mekanizma"]}, {"word": "düzenleme", "meanings": ["Düzenlemek işi, tertip, organizasyon", "Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman", "Düzene koyma, kodifikasyon, regülasyon", "Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon", "Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılan değişiklik, aranjman"]}, {"word": "düzenlemek", "meanings": ["Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek", "Yapmak, hazırlamak", "Düzenleme yapmak", "Müzik aletlerini akort etmek"]}, {"word": "düzenlemeci", "meanings": ["Düzenleme yapan kimse"]}, {"word": "düzenlenme", "meanings": ["Düzenlenmek işi"]}, {"word": "düzenlenmek", "meanings": ["Düzenli, düzgün duruma getirilmek", "Yapılmak, tertip edilmek"]}, {"word": "düzenleşik", "meanings": ["Düzenleri birbirine uygun", "Bir sınıflamada aynı düzen ve aynı sırada bulunan"]}, {"word": "düzenleşim", "meanings": ["Aynı sıradaki nesne veya kavramların birbirinin yanında oluşu", "Bir sınıflamada aynı sırada bulunan iki veya daha çok kavramın bağıntısı"]}, {"word": "düzenleyici", "meanings": ["Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse, organizatör, aranjör", "Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse, aranjör", "Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç, regülatör"]}, {"word": "düzenli", "meanings": ["Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam", "Sistemli, nizamlı, metodik"]}, {"word": "düzenli ordu", "meanings": ["En küçük biriminden en büyük birliğine kadar her türlü donanıma sahip askerî güç"]}, {"word": "düzenlilik", "meanings": ["Düzenli olma durumu, sistemlilik"]}, {"word": "norm", "meanings": ["Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü", "Önceden belirlenmiş kalıp, düzgü"]}, {"word": "düzensiz", "meanings": ["Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik", "Sistemsiz"]}, {"word": "düzen teker", "meanings": ["Makinelerde, hareketin hızını düzgün tutmaya, çalışmayı düzenlemeye yarayan büyük çaplı çark, volan"]}, {"word": "düzensizlik", "meanings": ["Düzensiz olma durumu, tertipsizlik, intizamsızlık, nizamsızlık"]}, {"word": "düzey", "meanings": ["Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye", "Bir kursun basamaklarından her biri, kur (I)", "Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye"]}, {"word": "düzeyli", "meanings": ["Düzeyi, değeri olan, seviyeli"]}, {"word": "düzeysiz", "meanings": ["Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan, seviyesiz"]}, {"word": "düzeysizlik", "meanings": ["Düzeyi, değeri düşük, bayağı olma durumu, seviyesizlik"]}, {"word": "düzgülü", "meanings": ["Düzgüye uygun, normal"]}, {"word": "düzgün", "meanings": ["Doğru ve pürüzsüz, muntazam", "Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam", "İyi", "Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde", "Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)", "Fondöten"]}, {"word": "düzgüncü", "meanings": ["Düzgün yapan veya satan kimse", "Gelinin düzgününü süren ve onu süsleyen kadın"]}, {"word": "düzgünlü", "meanings": ["Yüzüne düzgün sürmüş olan"]}, {"word": "düzgünlük", "meanings": ["Düzgün olma durumu"]}, {"word": "düzgüsel", "meanings": ["Kurallarla, yasalarla ilgili olan, kural, yasa koyan, normatif", "Belirlenmiş kalıplar içinde olan, normatif"]}, {"word": "düzgüsüz", "meanings": ["Düzgüye uymayan, düzgüsü olmayan, anormal, normatif"]}, {"word": "düziko", "meanings": ["Düz rakı"]}, {"word": "düz kanatlılar", "meanings": ["Uzunluğuna katlanan alt kanatları, az çok sert olan üsttekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı"]}, {"word": "düzine", "meanings": ["Aynı cinsten on iki parçanın oluşturduğu takım", "Çok"]}, {"word": "düzlem", "meanings": ["Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı", "Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi", "Ortam"]}, {"word": "düzleme", "meanings": ["Düzlemek işi, tesviye"]}, {"word": "düzlemek", "meanings": ["Düz duruma getirmek, tesviye etmek"]}, {"word": "düzlem küre", "meanings": ["Yer yuvarlağı üzerindeki biçimleri bütünüyle bir düzlem üzerinde göstermek amacıyla çeşitli haritacılık yöntemlerine başvurularak hazırlanmış harita"]}, {"word": "düzlem geometri", "meanings": ["Bir düzlem içinde kalan, iki boyutlu olan şekli inceleyen geometri"]}, {"word": "düzlenmek", "meanings": ["Düz duruma getirilmek"]}, {"word": "düzlemsel", "meanings": ["Düzlem niteliğinde olan"]}, {"word": "düzlenme", "meanings": ["Düzlenmek durumu"]}, {"word": "düzleşme", "meanings": ["Düzleşmek durumu", "Yuvarlak ünlülerin şeşitli sebeplerle düz ünlülere dönmesi"]}, {"word": "düzleşmek", "meanings": ["Düz duruma gelmek"]}, {"word": "düzmek", "meanings": ["Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek", "Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek", "Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek", "Uydurmak", "Erkek, cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "düzletme", "meanings": ["Düzeltmek işi"]}, {"word": "düzletmek", "meanings": ["Düz duruma getirmek"]}, {"word": "düzlük", "meanings": ["Düz olma durumu", "Geniş, düz yer", "Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer"]}, {"word": "düzme", "meanings": ["Düzmek işi", "Uydurma"]}, {"word": "düzmece", "meanings": ["Gerçek olmayan, düzme, sahte"]}, {"word": "düzmeci", "meanings": ["Sahtekâr"]}, {"word": "düz rakı", "meanings": ["İçinde anason, sakız vb. kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı, düz (II), düziko"]}, {"word": "düzmecilik", "meanings": ["Sahtekârlık"]}, {"word": "düztaban", "meanings": ["Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk", "Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse)", "Dar tabanlı bir rende türü", "Uğursuz"]}, {"word": "düztabanlık", "meanings": ["Düztaban olma durumu"]}, {"word": "düz tümleç", "meanings": ["Yalın durumda bulunan tümleç"]}, {"word": "düzülme", "meanings": ["Düzülmek işi"]}, {"word": "düzülmek", "meanings": ["Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak"]}, {"word": "düzüm düzüm", "meanings": ["Dizim dizim"]}, {"word": "düz ünlü", "meanings": ["Dudakların gerilip düzleşmesiyle oluşan ünlü: a, e, ı, i"]}, {"word": "düzyazı", "meanings": ["Şiir olmayan söz ve yazı, nesir, mensur, inşa"]}, {"word": "Dy", "meanings": ["Disprosyum elementinin simgesi"]}, {"word": "e mi!", "meanings": ["`olur mu!` anlamında kullanılan bir tembih veya istek sözü"]}, {"word": "ebabil", "meanings": ["Sağanlardan, kentler ve açık alanlarda yaşayan, kırlangıca göre kanatları daha uzun ve kavisli bir tür kuş, dağ kırlangıcı (Apus apus)"]}, {"word": "e", "meanings": ["(e:) Başına getirildiği cümledeki kavrama göre çeşitli tonlar alarak birtakım duygular anlatan bir söz", "(e:) Soru vurgusuyla şaşma ve merak anlatan bir söz", "(e:) Ardından gelecek söz ve davranışları öğrenmek amacıyla soru kavramı taşıyan, bir beklentiyi içeren bir seslenme sözü", "`Öyle ise, öyle olunca, mademki öyle` anlamlarında bir söz"]}, {"word": "e, E", "meanings": ["Türk alfabesinin altıncı sırasında yer alan ve E adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince ünlülerin düz ve geniş olanını gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde mi sesini gösterir"]}, {"word": "ebat", "meanings": ["Boyut"]}, {"word": "ebcet", "meanings": ["Arap alfabesinin her harfi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni"]}, {"word": "ebcet hesabı", "meanings": ["Ebcet düzeninden yararlanarak bir kelimeyi rakama çevirme", "Kelimelerle ve genellikle eski şairlerin yaptığı gibi dizelerle önemli bir olayın tarihini gösterme yöntemi"]}, {"word": "ebe", "meanings": ["Doğum işini yaptıran kadın", "Büyükanne, nine", "Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi"]}, {"word": "ebebulguru", "meanings": ["Bulgur iriliğinde yağan kar"]}, {"word": "ebedî", "meanings": ["Sonsuz, ölümsüz, bengi"]}, {"word": "ebe olmak", "meanings": ["oyun içinde ebelik yapmak"]}, {"word": "ebedîleşme", "meanings": ["Ebedîleşmek durumu"]}, {"word": "ebedîleşmek", "meanings": ["Ebedî duruma gelmek, sonsuzlaşmak, ölümsüzleşmek"]}, {"word": "ebedîleştirme", "meanings": ["Ebedîleştirmek işi"]}, {"word": "ebedîleştirmek", "meanings": ["Ebedî duruma getirmek, sonsuzlaştırmak, ölümsüzleştirmek"]}, {"word": "ebedîlik", "meanings": ["Ebedî olma durumu, sonsuzluk"]}, {"word": "ebediyen", "meanings": ["Sonsuz olarak, sonsuzluğa kadar", "Hiçbir zaman"]}, {"word": "ebediyete intikal etmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "ebegümeci", "meanings": ["Ebegümecigillerden, mor renkli çiçekleri ilaç, yaprakları sebze olarak kullanılan, kendiliğinden yetişen çok yıllık bir bitki (Malva siylvestris)"]}, {"word": "ebediyet", "meanings": ["Sonsuzluk"]}, {"word": "ebegümecigiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi ebegümeci olan bir bitki familyası"]}, {"word": "ebekuşağı", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "ebeleme", "meanings": ["Ebelemek işi", "Mayalı hamuru bezelere ayırarak yufka durumuna getirip sac üzerinde pişirdikten sonra alt ve üst kısımlarının yağlanmasıyla yapılan ekmek"]}, {"word": "ebeli", "meanings": ["Ebesi olan"]}, {"word": "ebeleyiş", "meanings": ["Ebeleme işi"]}, {"word": "ebelemek", "meanings": ["Oyunda ebe yapmak"]}, {"word": "ebelik", "meanings": ["Ebe olma durumu", "Ebenin yaptığı iş", "Çocuk oyunlarında ebe olma durumu"]}, {"word": "ebesiz", "meanings": ["Ebesi olmayan", "Ebe bulunmaksızın, ebe olmaksızın"]}, {"word": "ebemkuşağı", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "ebet", "meanings": ["Sonu olmayan gelecek zaman, sonsuzluk"]}, {"word": "ebeveyn", "meanings": ["Anne ve baba"]}, {"word": "eblehleşme", "meanings": ["Eblehleşmek durumu"]}, {"word": "ebleh", "meanings": ["Akılsız, budala, alık"]}, {"word": "eblehleşmek", "meanings": ["Ebleh durumuna gelmek"]}, {"word": "ebonit", "meanings": ["Yüz kısım kauçuğun otuz iki kısım kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik madde"]}, {"word": "eblehlik", "meanings": ["Ebleh olma durumu, eblehleşme"]}, {"word": "ebru", "meanings": ["Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kâğıda geçirilen süs"]}, {"word": "ebruculuk", "meanings": ["Ebrucunun yaptığı iş"]}, {"word": "ebrucu", "meanings": ["Renkleri karıştırarak süs kâğıtları üzerine ebru yapan sanatçı"]}, {"word": "ebrulama", "meanings": ["Ebrulamak işi"]}, {"word": "ebrulamak", "meanings": ["Ebru yaparak boyamak"]}, {"word": "ebruli", "meanings": ["Üzerinde değişik renkler bulunan"]}, {"word": "ebrulu", "meanings": ["Üzerine ebru yapılmış (kâğıt, kumaş)"]}, {"word": "ebülyoskop", "meanings": ["Cisimlerin kaynama sıcaklığını tespit etmeye yarayan cihaz"]}, {"word": "Ebucehil karpuzu", "meanings": ["Kabakgillerden, elma büyüklüğündeki meyvesi çok acı ve iç sürdürücü, ishal yapıcı bir bitki, acı elma, acı karpuz, acı kavun (Citrullus colocynthis)"]}, {"word": "ece", "meanings": ["Kraliçe", "Güzel kadın"]}, {"word": "ecdat", "meanings": ["Geçmişteki büyükler, atalar"]}, {"word": "ecel", "meanings": ["Hayatın sonu, ölüm zamanı"]}, {"word": "ecel aman verirse", "meanings": ["`ömür yeterse, ölmezsem` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane", "meanings": ["`herkesin ölümü için bir sebep vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eceli gelmek", "meanings": ["ölümü veya yok olması kaçınılmaz duruma gelmek"]}, {"word": "ecele çare bulunmaz", "meanings": ["`ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eceli gelen (veya yaklaşan) köpek cami (veya mescit) duvarına (veya avlusuna) siyer (veya işer)", "meanings": ["`birinin başına kötü bir şey gelmesi kaçınılmaz olduğunda olmadık davranışlarda bulunabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eceliyle ölmek", "meanings": ["olağan sayılan herhangi bir biçimde ölmek"]}, {"word": "eceline susamak", "meanings": ["ölmek istermiş gibi tehlikeli işlere girişmek"]}, {"word": "ecel beşiği", "meanings": ["Çok tehlikeli taşıt veya geçit"]}, {"word": "ecel teri", "meanings": ["`Çok korkmak, çok sıkılmak, bunalım geçirmek, ölüm duygusuna kapılmak` anlamlarındaki ecel teri (veya terleri) dökmek (veya akmak) sözünde geçer"]}, {"word": "ecinni", "meanings": ["Cin"]}, {"word": "ecir", "meanings": ["Sevap", "Ücret"]}, {"word": "ecinniler top oynuyor", "meanings": ["`bomboş, kimse yok, ıssız ve sessiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ecir sabır dilemek", "meanings": ["başsağlığı dilemek"]}, {"word": "eciş bücüş", "meanings": ["Hiçbir yeri düzgün olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan, çarpık çurpuk, eğri büğrü"]}, {"word": "ecnebi", "meanings": ["Yabancı"]}, {"word": "ecnebilik", "meanings": ["Yabancı olma durumu"]}, {"word": "ecza", "meanings": ["Canlılardaki rahatsızlıkların bozuklukların ve çeşitli hastalıkların tanısı, önlenmesi veya tedavisi için yararlanılan doğal veya sentez yoluyla hazırlanmış madde", "Çeşitli amaçlarla kullanılan kimyasal madde"]}, {"word": "eczacılık", "meanings": ["Eczacının yaptığı iş", "İlaçların ve kozmetik ürünlerin üretimi, çözümlenmesi, etkinlik ve güvenilirliği ile ilgili çalışmaları yürüten, bu ürünlerin kullanıcılara iletilmesini sağlayan, ilaç ve sağlıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti veren sağlık mesleği"]}, {"word": "ecza çantası", "meanings": ["İçerisinde ilk yardım için gerekli ilaç ve sağlık malzemesi bulunan çanta, ilk yardım çantası"]}, {"word": "eczacı", "meanings": ["Eczacılık fakültesinden mezun olarak eczacılık mesleğini yapmaya hak kazanmış kimse"]}, {"word": "ecza dolabı", "meanings": ["Evde veya iş yerlerinde, içerisinde ilk yardım için gerekli ilaç ve sağlık malzemelerinin bulundurulduğu dolap", "Eczanelerin bulunmadığı yerleşim birimlerinde ilgili yasalar doğrultusunda hekimlerin kontrolünde ilaçların sağlanabilmesi için oluşturulan ve içerisinde sık kullanılan ilaçların bulunduğu dolap"]}, {"word": "eczane", "meanings": ["İlaçların hazırlandığı veya hazır ilaçların satıldığı yer"]}, {"word": "eczalı", "meanings": ["Kimyasal madde ile kaplanmış, karıştırılmış, işlem görmüş", "İçi kimyasal madde ile doldurulmuş mermi atan ateşli silah"]}, {"word": "ecza kutusu", "meanings": ["Evlerde, otomobillerde ilaçların konulduğu kutu"]}, {"word": "eczalı pamuk", "meanings": ["Steril duruma getirilmiş pamuk"]}, {"word": "eçhel", "meanings": ["Çok cahil, çok bilgisiz"]}, {"word": "eda", "meanings": ["Verme, ödeme, yerine getirme"]}, {"word": "eda", "meanings": ["Davranış, tavır", "Naz, işve", "Anlatış biçimi, tarzı"]}, {"word": "eda etmek", "meanings": ["borcunu ödemek", "dinî buyrukları yerine getirmek"]}, {"word": "edalı", "meanings": ["Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan", "Tavırları hoş olan, nazlı, işveli"]}, {"word": "edatlı tümleç", "meanings": ["Edat tümleci"]}, {"word": "edatlı", "meanings": ["Edat bulunduran"]}, {"word": "edat", "meanings": ["Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü, ilgeç: Ev gibi huzur köşesi olmaz. Çocuk sabaha karşı uyudu"]}, {"word": "edebî", "meanings": ["Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal"]}, {"word": "ede", "meanings": ["Ağabey"]}, {"word": "edat tümleci", "meanings": ["Adın edatla oluşturduğu genellikle zarf tümleci görevinde kullanılan kelime grubu, edat grubu, edatlı tümleç, ilgeçli tümleç"]}, {"word": "edebî eser", "meanings": ["Edebiyat türlerinden biriyle kaleme alınmış, sanat değeri taşıyan eserlerin her biri"]}, {"word": "edebikelam", "meanings": ["Örtmece"]}, {"word": "edebî sanat", "meanings": ["Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde benzetme esasına dayalı söz ve manaya bağlı anlatım inceliği ve özelliği"]}, {"word": "edebiyat yapmak", "meanings": ["bir konu üzerinde gereksiz yere süslü sözler söylemek"]}, {"word": "edep", "meanings": ["Toplum töresine uygun davranma", "İyi ahlak, incelik, terbiye"]}, {"word": "edebiyat", "meanings": ["Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın (II), gökçe yazın", "Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür", "İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler"]}, {"word": "edebiyat bilimi", "meanings": ["Edebiyatı bütün yönleriyle araştıran, inceleyen, irdeleyen ve tahlil eden bilim dalı, yazın bilimi"]}, {"word": "edebiyatça", "meanings": ["Edebiyata uygun, edebiyata benzer"]}, {"word": "edebiyatçı", "meanings": ["Edebiyatla uğraşan kimse, yazıncı, yazın eri", "Edebiyat dersi okutan öğretmen"]}, {"word": "edebiyatçılık", "meanings": ["Edebiyatçının yaptığı iş, yazıncılık"]}, {"word": "edebiyatsever", "meanings": ["Edebiyata tutkun"]}, {"word": "edebiyat tarihi", "meanings": ["Bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap, yazın tarihi"]}, {"word": "edep etmek", "meanings": ["utanmak, sıkılmak"]}, {"word": "edep yahu", "meanings": ["kötü davranışlarda bulunanlara `utan, edebini takın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "edebi edepsizden öğren", "meanings": ["`edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "edebini takınmak", "meanings": ["edepli davranmaya başlamak"]}, {"word": "edeptir söylemesi", "meanings": ["`affedersiniz, söylemesi ayıptır ama` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "edepleniş", "meanings": ["Edeplenme işi"]}, {"word": "edeplenme", "meanings": ["Edeplenmek işi"]}, {"word": "edepli", "meanings": ["Uslu, ince, iyi ahlaklı, terbiyeli, müeddep", "Ahlaka uygun bir biçimde"]}, {"word": "edeplenmek", "meanings": ["Uslanmak, ince ve terbiyeli olmak"]}, {"word": "edepsiz", "meanings": ["Utanılacak işleri sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz (kimse)"]}, {"word": "edepli edepli", "meanings": ["Uslu olarak, uslu uslu"]}, {"word": "edepsizce", "meanings": ["Terbiyesiz", "(edepsi'zce) Terbiyesizce, utanmadan, edepsizcesine"]}, {"word": "edepsizleşme", "meanings": ["Edepsizleşmek işi"]}, {"word": "edepsizleşmek", "meanings": ["Terbiyesizleşmek"]}, {"word": "edepsizlik", "meanings": ["Utanmazlık, sıkılmazlık, terbiyesizlik, şirretlik"]}, {"word": "edep yeri", "meanings": ["İnsanlarda üreme organlarının bulunduğu yer, ut yeri"]}, {"word": "edevat", "meanings": ["Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü"]}, {"word": "eder", "meanings": ["Fiyat, paha, değer"]}, {"word": "Edi", "meanings": ["Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "edi", "meanings": ["İş yapma", "Yapılan iş"]}, {"word": "edibane", "meanings": ["Terbiyeli, nazik", "Edebiyatçıya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "edik", "meanings": ["Yumuşak ve renkli sahtiyandan yapılmış yarım konçlu lapçın", "Kısa çizme"]}, {"word": "edilgen", "meanings": ["Yapılan işten etkilenen, pasif, etken karşıtı", "Edilgen fiil"]}, {"word": "edilgen çatı", "meanings": ["Türkçede ünsüz ile biten fiillere -(i)l eki, son sesi -l olan veya ünlü ile biten fiillere -(i)n- eki getirilerek kurulan, sözde özne ile kullanılan fiil çatısı"]}, {"word": "edilgen fiil", "meanings": ["Türkçede ünsüz ile biten fiillere -(i)l eki, son sesi -l olan veya ünlü ile biten fiillere -(i)n- eki getirilerek kurulan, gerçek öznesi belli olmayan, sözde özne ile kullanılan fiil, edilgen, meçhul: yaz-ıl-mak, oku-n-mak, tanı-n-mak vb"]}, {"word": "edilgenleşme", "meanings": ["Edilgenleşmek durumu"]}, {"word": "edilgenleştirme", "meanings": ["Edilgenleştirmek işi"]}, {"word": "edilgenleşmek", "meanings": ["Edilgen duruma gelmek"]}, {"word": "edilgenleştirmek", "meanings": ["Edilgen duruma getirmek"]}, {"word": "edim", "meanings": ["Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil", "İnsan davranışı", "Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış, ivaz", "Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış"]}, {"word": "edilgenlik", "meanings": ["Edilgen olma durumu"]}, {"word": "edilgenlik eki", "meanings": ["Fiillerin gerçek öznesini gizleyen yapım eki"]}, {"word": "edilgi", "meanings": ["Dışarıdan gelip bir şeyde belli bir değişiklik yapan iş veya bu işin sonucu, infial"]}, {"word": "edilmek", "meanings": ["Etme işine konu olmak, yapılmak"]}, {"word": "edilginlik", "meanings": ["Edilgin olma durumu"]}, {"word": "edilgin", "meanings": ["Hareketi ve etkisi olmayan, pasif", "Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisinde kalan, münfail, pasif, etkin karşıtı", "Olayların gidişini etkilemek ve denetlemek için hiçbir çaba göstermeyen (kimse)"]}, {"word": "edilme", "meanings": ["Edilmek işi"]}, {"word": "edimli", "meanings": ["Edimi olan"]}, {"word": "edimsel", "meanings": ["Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan, fiilî, aktüel, gizli ve tasarımlı karşıtı"]}, {"word": "edinç", "meanings": ["Edinilen şey veya şeyler, müktesebat"]}, {"word": "edinilme", "meanings": ["Edinilmek işi"]}, {"word": "edinme", "meanings": ["Edinmek işi, kazanma, iktisap"]}, {"word": "edinim", "meanings": ["Kazanma, iktisap"]}, {"word": "edinilmek", "meanings": ["Edinme işi yapılmak"]}, {"word": "edinmek", "meanings": ["Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, elde etmek, iktisap etmek"]}, {"word": "edip", "meanings": ["Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kimse, yazar"]}, {"word": "edinti", "meanings": ["Edinilen, kazanılan şey"]}, {"word": "edisyon", "meanings": ["Bası", "Baskı"]}, {"word": "editör", "meanings": ["Yayımcı", "Yazıları yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse"]}, {"word": "editörlük", "meanings": ["Yayımcılık"]}, {"word": "edvar", "meanings": ["Çağlar, devirler", "Alaturka müzik kurallarını inceleyen eser"]}, {"word": "edvar musikisi", "meanings": ["Alaturka klasik müzik"]}, {"word": "edna", "meanings": ["Çok aşağı, en alt düzeyde"]}, {"word": "efe", "meanings": ["Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek", "Ağabey", "Kabadayı", "Kaptan"]}, {"word": "efece", "meanings": ["Efe gibi", "(efe'ce) Efeye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "efekt", "meanings": ["Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi"]}, {"word": "efektif", "meanings": ["Bankacılıkta nakit para", "Banknot ve metal para", "Merkez Bankası tarafından alım satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülke parası"]}, {"word": "efelek", "meanings": ["Labada"]}, {"word": "efeleniş", "meanings": ["Efelenme işi"]}, {"word": "efelenmek", "meanings": ["Diklenmek, kafa tutmak"]}, {"word": "efelenme", "meanings": ["Efelenmek işi"]}, {"word": "efeleşme", "meanings": ["Efeleşmek işi"]}, {"word": "efeleşmek", "meanings": ["Efe durumuna gelmek"]}, {"word": "efelik", "meanings": ["Efe olma durumu", "Kabadayılık"]}, {"word": "efelik etmek", "meanings": ["kabadayılık etmek"]}, {"word": "efemine", "meanings": ["Kadınsı"]}, {"word": "efendi", "meanings": ["Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan", "Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse", "Koca", "(efe'ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz", "(efe'ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü", "Görgülü, nazik, kibar", "Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan"]}, {"word": "efendiden bir adam", "meanings": ["terbiyeli, kibar ve ağırbaşlı kimse"]}, {"word": "efendi gibi yaşamak", "meanings": ["sıkıntısız, varlık içinde yaşamak"]}, {"word": "efendim nerede, ben nerede?", "meanings": ["`ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "efendime söyleyeyim", "meanings": ["söz söylerken gerekli kelimeyi bulamayan bir kimsenin kullandığı bir söz", "örnek olarak, mesela"]}, {"word": "efendibaba", "meanings": ["Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü"]}, {"word": "efendice", "meanings": ["Efendi gibi", "(efendi'ce) Efendiye yaraşır bir biçimde, efendicesine"]}, {"word": "efendi efendi", "meanings": ["Uslu uslu", "(efe'ndi efe'ndi) Dikkat çekmek veya paylamak amacıyla kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "efendilik", "meanings": ["Efendiye yakışır özellik, efendice davranış"]}, {"word": "efendim", "meanings": ["Bir sesleniş karşısında `buradayım` anlamında kullanılan bir söz", "Anlaşılmayan bir sözü tekrarlatmak için söylenen bir söz", "Karşı çıkma, paylama cümlesini pekiştirmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "efil efil esmek", "meanings": ["yazın rüzgâr yavaş yavaş, serin serin esmek"]}, {"word": "efil efil", "meanings": ["Hafif, kesintili ve yavaş bir biçimde (rüzgâr esmek, kar yağmak, saç dalgalanmak)"]}, {"word": "efil efil etmek", "meanings": ["rüzgârda dalgalanmak"]}, {"word": "efkâr", "meanings": ["Düşünceler, fikirler", "Tasa, kaygı"]}, {"word": "efkâr basmak", "meanings": ["tasalanmak, kaygılanmak"]}, {"word": "efkâr dağıtmak", "meanings": ["sıkıntıyı gidermek, üzüntüden uzaklaşmak"]}, {"word": "efkâr etmek", "meanings": ["efkârlanmak"]}, {"word": "efkârı dağılmak", "meanings": ["sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak, rahatlamak, huzur bulmak"]}, {"word": "efkârıumumiye", "meanings": ["Kamuoyu"]}, {"word": "ağzından kapmak", "meanings": ["birinin bildiği şeyleri, ustalıklı konuşmalarla ona sezdirmeden öğrenmek", "birinin konuşmasını keserek kendisi söze başlamak"]}, {"word": "ağzından lakırtı (veya laf) almak (veya çekmek)", "meanings": ["karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek"]}, {"word": "ağzından lokmasını almak", "meanings": ["birinin hakkı olan şeyi ondan almak"]}, {"word": "ağzından yel alsın!", "meanings": ["ağzını hayra aç!"]}, {"word": "ağzından söz (veya laf veya lakırtı) eksik etmemek", "meanings": ["o sözü sürekli söylemek"]}, {"word": "ağzını açacağına gözünü aç", "meanings": ["dikkatsiz kişileri uyarmak için `dikkatli ol, uyanık ol!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzını açıp gözünü yummak", "meanings": ["öfke ile, sonunu düşünmeden ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek"]}, {"word": "ağzını bıçak açmamak", "meanings": ["üzüntüden söz söyleyemeyecek durumda olmak"]}, {"word": "ağzını aramak (veya yoklamak)", "meanings": ["konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak"]}, {"word": "ağzını bağlamak", "meanings": ["bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak"]}, {"word": "ağzını bırakıp kıçıyla (veya bir tarafıyla) gülmek", "meanings": ["alay ederek karşısındakine gülmek"]}, {"word": "ağzını bozmak", "meanings": ["kaba sözler söylemek, küfretmek"]}, {"word": "ağzını burnunu çarşamba pazarına (veya çanağına) çevirmek", "meanings": ["aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek"]}, {"word": "ağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak)", "meanings": ["aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek"]}, {"word": "ağzını dilini bağlamak", "meanings": ["birini konuşamaz duruma getirmek"]}, {"word": "ağzını hayra aç!", "meanings": ["kötü ihtimaller söz konusu edildiğinde `Tanrı korusun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzını kapamak (veya kilitlemek)", "meanings": ["susmak, bir şey söylemek istememek"]}, {"word": "ağzını havaya (veya poyraza) açmak", "meanings": ["umduğunu elde edememek"]}, {"word": "ağzını kapamak", "meanings": ["kendisine çıkar sağlaması için bir kimseyi susturmak"]}, {"word": "ağzını koklamak", "meanings": ["niyetini ve durumunu öğrenmek istemek"]}, {"word": "ağzını kiraya vermek", "meanings": ["kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek"]}, {"word": "ağzını kullanmak (veya satmak)", "meanings": ["birinin söylediklerinin aynısını söylemek"]}, {"word": "ağzını mühürlemek", "meanings": ["konuşmamak, susmak"]}, {"word": "ağzını sıkı (veya pek) tutmak", "meanings": ["sır vermemek"]}, {"word": "ağzını öpeyim (veya seveyim)", "meanings": ["sevindirici bir söz söyleyene `ne güzel söyledin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzını tıkamak", "meanings": ["sözünü kesmek, susturmak"]}, {"word": "ağzını toplamak", "meanings": ["söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek"]}, {"word": "ağzını tutmak", "meanings": ["boşboğazlık etmemek", "kötü söz söylememek", "bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek"]}, {"word": "ağzının içine bakmak", "meanings": ["ne söyleyeceğini beklemek", "onun sözüne göre davranmak"]}, {"word": "ağzının içine baktırmak", "meanings": ["sözlerini seve seve ve dikkatle dinletmek"]}, {"word": "ağzının içine girmek", "meanings": ["çok yanaşmak, iyice sokulmak", "hayranlıkla, büyük bir zevkle seyredip dinlemek"]}, {"word": "ağzının içi yangın yerine dönmek", "meanings": ["ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek"]}, {"word": "ağzının kâhyası olmak", "meanings": ["birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak"]}, {"word": "ağzının kaşığı (veya kalıbı veya lokması) olmamak", "meanings": ["bir şey, bir kimsenin uğraşabileceği konulardan olmamak", "bir şey, bir kimsenin sözünü edemeyeceği kadar değerli olmak"]}, {"word": "ağzının kokusunu çekmek", "meanings": ["birinin her türlü isteğine, kaprisine boyun eğmek"]}, {"word": "ağzının mührü ile", "meanings": ["oruçlu olarak"]}, {"word": "ağzının payını (veya ölçüsünü) almak", "meanings": ["verilen karşılıkla bir kimseye söylediğine veya yaptığına pişman olmak"]}, {"word": "ağzının payını (veya ölçüsünü veya kayarını) vermek", "meanings": ["verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek"]}, {"word": "ağzının perhizi yok", "meanings": ["`ağzına geleni söyler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzının tadını bilmek", "meanings": ["güzel yemeklerden anlamak", "her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak"]}, {"word": "ağzının suyu akmak", "meanings": ["çok beğenip istemek, imrenmek"]}, {"word": "ağzıyla içmesini bilmek", "meanings": ["sözünü, sohbetini karşıdaki kişiyi incitmeyecek bir biçimde ayarlamak"]}, {"word": "ağız", "meanings": ["Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü"]}, {"word": "ağzıyla kuş tutsa...", "meanings": ["`ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağız alışkanlığı", "meanings": ["Bir sözü sık sık kullanma durumu", "Bir sözü istem dışı olarak sürekli tekrar etme"]}, {"word": "ağız birliği", "meanings": ["Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşma, söz birliği"]}, {"word": "ağız birliği etmek", "meanings": ["bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak"]}, {"word": "ağız dalaşı", "meanings": ["Tartışma"]}, {"word": "ağızdan ağıza", "meanings": ["Sözlü bir biçimde"]}, {"word": "ağızdan", "meanings": ["Sözlü olarak", "Ağız yoluyla"]}, {"word": "ağızdan dolma", "meanings": ["Namlusu ağzından doldurulan (top veya tüfek)"]}, {"word": "ağızdan ağıza dolaşmak (veya geçmek)", "meanings": ["bir söz herkes arasında söylenilmek"]}, {"word": "ağız değişikliği", "meanings": ["Yenilen veya yenilecek yemeğin çeşidinde yapılan değiştirme", "Önceden söylediği sözü söylememe veya değişik bir biçimde söyleme durumu"]}, {"word": "ağız dolusu", "meanings": ["Ağzın alabileceği kadar", "Birçok, birbiri ardınca olan"]}, {"word": "ağız kalabalığı", "meanings": ["Birbirini tutmayan gereksiz sözler"]}, {"word": "ağız kalabalığına getirmek", "meanings": ["birini gereksiz sözlerle şaşırtmak", "ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak"]}, {"word": "ağız kavafı", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "ağız kavgası", "meanings": ["Tartışma"]}, {"word": "ağız kokusu", "meanings": ["Ağız yolunda ve sindirim organlarında çeşitli rahatsızlıklardan dolayı oluşan koku", "Bir kimsenin çekilmez davranışları, istekleri, sözleri"]}, {"word": "ağzının kokusunu çekmek", "meanings": ["bir kimsenin çekilmez davranışlarına katlanmak"]}, {"word": "ağızlama", "meanings": ["Ağızlamak işi"]}, {"word": "ağızlamak", "meanings": ["Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak", "Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak", "Bir işi kolaylamak"]}, {"word": "ağızlaşma", "meanings": ["Ağızlaşmak işi"]}, {"word": "ağızlaşmak", "meanings": ["İki kan damarı birbiri içine açılmak"]}, {"word": "ağızlı", "meanings": ["Ağzı herhangi bir biçimde olan"]}, {"word": "ağızlık", "meanings": ["Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç", "Nefesli çalgılarda ağza gelen yer", "Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes", "Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm", "Kuyu bileziği", "Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç", "Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılan kapak", "Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer", "Bir şeyin başladığı yer", "Huni"]}, {"word": "ağızlıkçı", "meanings": ["Ağızlık yapan veya satan kimse"]}, {"word": "ağız nişanı", "meanings": ["Yalnız sözle yapılan nişan"]}, {"word": "ağızotu", "meanings": ["Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde"]}, {"word": "ağızsıl", "meanings": ["Ağızla ilgili"]}, {"word": "ağızsıl ünlü", "meanings": ["Ağız ünlüsü"]}, {"word": "ağızsız", "meanings": ["Ağzı olmayan", "Yumuşak huylu, sessiz"]}, {"word": "ağız şakası", "meanings": ["Sözle yapılan şaka, dil şakası"]}, {"word": "ağız tadı", "meanings": ["Ailede veya toplumda dirlik düzenlik, iyi geçinme, rahatlık, kemaliafiyet"]}, {"word": "ağzının tadı bozulmak (veya kaçmak)", "meanings": ["bir kimsenin kurulu düzeni, dirliği bozulmak"]}, {"word": "ağzının tadını kaçırmak", "meanings": ["neşesini, keyfini bozmak", "bir kimsenin kurulu düzenini bozmak"]}, {"word": "ağız tüfeği", "meanings": ["Çocuklar arasında şakalaşmak amacıyla kullanılan, içindeki çekirdek, kâğıt parçası, leblebi vb. şeyler hızla üflenerek atılan, boru biçiminde bir oyuncak türü", "Avlanmak amacıyla üflenerek kullanılan ilkel silah"]}, {"word": "ağız tatsızlığı", "meanings": ["Bir topluluk içindeki geçimsizlik, anlaşmazlık, huzursuzluk"]}, {"word": "ağız tütünü", "meanings": ["Keyif için ağızda çiğnenen bir tütün türü"]}, {"word": "ağız ünlüsü", "meanings": ["Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünlü, ağızsıl ünlü"]}, {"word": "ağ iğnesi", "meanings": ["Tahtadan veya plastikten yapılan, ağ örmekte kullanılan, iğ biçiminde alet"]}, {"word": "ağ ipliği", "meanings": ["Keten, kenevir, naylon vb. maddelerden ağ yapımında kullanılan iplik"]}, {"word": "ağ kayığı", "meanings": ["Balık ağlarını taşıyan kayık"]}, {"word": "ağ kepçe", "meanings": ["Ağdan örülerek yapılan ve balıkçılıkta kullanılan, uzun saplı sepet"]}, {"word": "ağ kurdu", "meanings": ["Elma, erik vb. yemiş ağaçlarına zarar veren bir kurt"]}, {"word": "ağ kurşunu", "meanings": ["Balık ağlarını suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeği biçiminde delikli kurşun madde"]}, {"word": "ağlama", "meanings": ["Ağlamak işi"]}, {"word": "ağlamak", "meanings": ["Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek", "Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak", "Sızlanmak, yakınmak", "Bir duruma üzülmek"]}, {"word": "ağlama ölü için, ağla deli için", "meanings": ["`yakınlarından biri ölenin acısı zamanla küllenir ancak bir yakını deli olanın acısı hiçbir zaman dinmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlamak para etmez", "meanings": ["`üzülmenin yararı olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlamaklı", "meanings": ["Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı"]}, {"word": "ağlamakla yâr ele girmez", "meanings": ["`kişi çok sevdiği şeye yalnızca özlemini çekmekle kavuşamaz, onu elde etmenin yollarını bulmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlamayan çocuğa meme vermezler", "meanings": ["`hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın", "meanings": ["`kendini acındıranlardan kork` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlayanın malı gülene hayretmez", "meanings": ["`birinden haksız olarak alınan mal, alana yarar sağlamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlayıp da gözden mi olayım?", "meanings": ["`meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlayıp sızlamak", "meanings": ["çok ağlamak"]}, {"word": "ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar", "meanings": ["`insanın sıkıntısını yürekten paylaşan yalnızca annesidir, diğerlerinin üzülmesi yüzeyseldir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağlamaklı olmak", "meanings": ["neredeyse ağlayacak duruma gelmek, ağlamalı olmak"]}, {"word": "ağlamalı", "meanings": ["Ağlamaklı"]}, {"word": "ağlamalı olmak", "meanings": ["ağlamaklı olmak"]}, {"word": "ağlamsı", "meanings": ["Ağlamaklı"]}, {"word": "ağlanma", "meanings": ["Ağlanmak işi"]}, {"word": "ağlanmak", "meanings": ["Ağlama işi yapılmak"]}, {"word": "ağlantı", "meanings": ["Hafif hafif ağlama"]}, {"word": "ağlaşma", "meanings": ["Ağlaşmak işi"]}, {"word": "ağlaşmak", "meanings": ["Birlikte ağlamak", "Sızlanmak"]}, {"word": "ağlatı", "meanings": ["Trajedi"]}, {"word": "ağlatmak", "meanings": ["Ağlamasına yol açmak"]}, {"word": "ağlatma", "meanings": ["Ağlatmak işi"]}, {"word": "ağlayıcı", "meanings": ["Ağıtçı"]}, {"word": "ağlatan gülmez", "meanings": ["`başkalarına zulmeden kimsenin kötülüğü yerde kalmaz, kendisine döner, o da ağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağnamak", "meanings": ["Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak"]}, {"word": "ağlayış", "meanings": ["Ağlama işi"]}, {"word": "ağlı", "meanings": ["Ağı bulunan"]}, {"word": "ağ mantarlar", "meanings": ["İnsan ve hayvanlarda hastalığa yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğu"]}, {"word": "ağma", "meanings": ["Ağmak işi", "Akan yıldız"]}, {"word": "ağnam", "meanings": ["Sayım vergisi"]}, {"word": "ağmak", "meanings": ["Sarkmak, aşağıya inmek", "Yük vb. şeyler bir yana eğilmek"]}, {"word": "ağnamcı", "meanings": ["Sayım vergisi toplayan kimse"]}, {"word": "ağnama", "meanings": ["Ağnamak işi"]}, {"word": "ağraz", "meanings": ["Garazlar"]}, {"word": "ağrısı tutmak", "meanings": ["gebe kadının doğum sancıları başlamak", "hasta bir organ ağrımaya başlamak"]}, {"word": "ağrı", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı"]}, {"word": "ağrı kesici", "meanings": ["Ağrı duyusunu ortadan kaldıran veya azaltan (ilaç vb.), analjezik", "Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren ilaç, madde vb"]}, {"word": "ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı", "meanings": ["`herkesi en çok ilgilendiren şey kendi derdidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağrı kesimi", "meanings": ["Ağrı yitimi"]}, {"word": "ağrılı", "meanings": ["Ağrıyan, ağrısı olan"]}, {"word": "ağrıma", "meanings": ["Ağrımak işi", "Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık"]}, {"word": "ağrıma asalakları", "meanings": ["Omurgalılardan, alyuvar asalağı olarak yaşayan türlü biçimlerdeki sporlular topluluğu"]}, {"word": "ağrımak", "meanings": ["Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak"]}, {"word": "ağrısız", "meanings": ["Ağrısı olmayan", "Dertsiz, tasasız", "Ağrı olmaksızın"]}, {"word": "ağrısız baş mezarda olur", "meanings": ["`herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağrı sızı", "meanings": ["Rahatsızlık veren acı, sancı"]}, {"word": "ağrısız başına kaşbastı bağlamak", "meanings": ["`kendine gereksiz yere iş çıkarmak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağrıtma", "meanings": ["Ağrıtmak işi"]}, {"word": "ağrıtmak", "meanings": ["Ağrımasına yol açmak"]}, {"word": "ağsı", "meanings": ["Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan"]}, {"word": "ağ tabaka", "meanings": ["Göz yuvarlarının iç yüzeyinde görme sinirinin yayılmasıyla oluşan, ışığa duyarlı, ağımsı bölüm, retina"]}, {"word": "ağ tonoz", "meanings": ["Gotik mimaride kullanılan, ağ biçiminde parçalı tonoz"]}, {"word": "ağustos", "meanings": ["Yılın sekizinci ayı"]}, {"word": "ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar", "meanings": ["`yazın çalışan kışın rahat eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar", "meanings": ["`elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır", "meanings": ["`ağustos ayının ortalarında yaz sıcakları azalır, serinlik başlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağustos böceği", "meanings": ["Eş kanatlılardan, erkeği yazın karnının altındaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çıkaran bir böcek, orak böceği (Cicada plebeja)"]}, {"word": "ağustos böcekleri", "meanings": ["Genç sürgünlerden öz su emerek tarım ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğu eş kanatlılar familyası"]}, {"word": "ağyar", "meanings": ["Başkaları, yabancılar, eller"]}, {"word": "ağ yatak", "meanings": ["Hamak"]}, {"word": "ağzı açık ayran delisi (veya budalası)", "meanings": ["yeni gördüğü her şeye şaşkınlıkla bakan", "saf, bön"]}, {"word": "ağzı açık (veya bir karış açık) kalmak", "meanings": ["çok şaşırmak, şaşakalmak"]}, {"word": "ağzı açık", "meanings": ["Şaşkın, alık, bön (kimse)", "Hayranlıkla, büyülenmiş olarak"]}, {"word": "ağzı bir", "meanings": ["Söz birliği etmiş"]}, {"word": "ağzı bozuk", "meanings": ["Küfürbaz"]}, {"word": "ağzı kalabalık", "meanings": ["Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz konuşan, boşboğaz (kimse)"]}, {"word": "ağzı gevşek", "meanings": ["Sır saklamayan, sır tutmayan (kimse)"]}, {"word": "ağzı kara", "meanings": ["Kara haber vermekten hoşlanan, şom ağızlı", "Bir yerde konuşulanı veya yapılanı duyup görmesi istenilmeyen"]}, {"word": "ağzı pek", "meanings": ["Ağzı sıkı"]}, {"word": "ağzı kenetli", "meanings": ["Sır tutan, sır saklayan"]}, {"word": "ağzı pis", "meanings": ["Sövmeyi huy edinmiş olan (kimse)"]}, {"word": "ağzı kilitli", "meanings": ["Sır saklayan", "Oruç tutan (kimse), oruçlu"]}, {"word": "ağzı sıkı", "meanings": ["Sır saklayan, ağzı pek, ketum"]}, {"word": "ah", "meanings": ["İlenme, beddua", "(a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz", "(a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz"]}, {"word": "ah almak", "meanings": ["birinin ilenmesini üstüne çekmek"]}, {"word": "ah alan onmaz", "meanings": ["`kötülük ettiği için beddua alan iflah olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ah etmek", "meanings": ["acı ile içini çekmek", "ilenmek"]}, {"word": "ah çekmek", "meanings": ["derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek"]}, {"word": "ah yerde kalmaz", "meanings": ["`kötülük cezasız kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ahı çıkmak", "meanings": ["yaptığı ilenme, etkisini göstermek"]}, {"word": "ahı tutmak", "meanings": ["birinin ilenmeleri gerçekleşmek"]}, {"word": "ahı yerde kalmamak", "meanings": ["yaptığı ilenme er geç etkisini göstermek"]}, {"word": "ahını yerde koymamak", "meanings": ["öcünü almak"]}, {"word": "ahını almak", "meanings": ["ah almak"]}, {"word": "aha", "meanings": ["İşte"]}, {"word": "ahacık", "meanings": ["İşte"]}, {"word": "ahali", "meanings": ["Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk", "Bir yerde toplanan kalabalık"]}, {"word": "ahar", "meanings": ["Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım"]}, {"word": "aharlama", "meanings": ["Aharlamak işi"]}, {"word": "aharlamak", "meanings": ["Ahar sürmek"]}, {"word": "aharlı", "meanings": ["Üzerine ahar sürülmüş olan"]}, {"word": "ahbap", "meanings": ["Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse", "Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü"]}, {"word": "ahbap çıkmak", "meanings": ["önceden tanışmış olmak"]}, {"word": "ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır", "meanings": ["`dostların ufak tefek kusurlarına bakmamak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ahbap olmak", "meanings": ["arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakınlık kurmak"]}, {"word": "ahbapça", "meanings": ["Dostça, içten, teklifsizce"]}, {"word": "ahbaplık", "meanings": ["Ahbap olma durumu, ünsiyet"]}, {"word": "ahbaplık etmek", "meanings": ["arkadaşlık etmek, arkadaşça konuşmak"]}, {"word": "ahcar", "meanings": ["Taşlar"]}, {"word": "ahçı", "meanings": ["343 aşçı"]}, {"word": "ahdetmek", "meanings": ["Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek"]}, {"word": "ahdetme", "meanings": ["Ahdetmek işi"]}, {"word": "ahdî", "meanings": ["Antlaşmaya göre olan, antlaşma gereği olan"]}, {"word": "Ahd-i Atik", "meanings": ["Tevrat"]}, {"word": "Ahd-i Cedit", "meanings": ["İncil"]}, {"word": "ahenk", "meanings": ["Uyum", "Uzlaşma", "Ezgi"]}, {"word": "ahenk almak", "meanings": ["uyumlu duruma gelmek"]}, {"word": "ahenk kurmak", "meanings": ["uyuşma sağlamak, anlaşma sağlamak"]}, {"word": "ahenk sağlamak", "meanings": ["düzene sokmak, birliği sağlamak"]}, {"word": "ahenk vermek", "meanings": ["düzeni, uyumu sağlamak"]}, {"word": "ahenk yapmak", "meanings": ["çalgılı eğlence düzenlemek"]}, {"word": "ahengi bozulmak", "meanings": ["dirliği, düzeni bozulmak"]}, {"word": "ahenk kaidesi", "meanings": ["Ünlü uyumu"]}, {"word": "ahenkleştirme", "meanings": ["Ahenkleştirmek işi"]}, {"word": "ahenkleştirmek", "meanings": ["Ahenk sağlamak"]}, {"word": "ahenkli", "meanings": ["Uyumlu, düzenli", "Eğlenceli"]}, {"word": "ahenksiz", "meanings": ["Uyumsuz, düzensiz", "Eğlencesiz"]}, {"word": "ahenklilik", "meanings": ["Ahenkli olma durumu, uyumluluk"]}, {"word": "ahenk tahtası", "meanings": ["Telli çalgılarda üzerine tellerin gerilmiş olduğu kapak tahtası"]}, {"word": "ahenksizlik", "meanings": ["Uyumsuzluk, düzensizlik"]}, {"word": "ahenktar", "meanings": ["Ahenkli"]}, {"word": "aheste", "meanings": ["Yavaş, ağır", "Yavaş, ağır bir biçimde"]}, {"word": "aheste aheste", "meanings": ["Yavaş yavaş"]}, {"word": "aheste beste", "meanings": ["Yavaş yavaş"]}, {"word": "ahfat", "meanings": ["Erkek torunlar"]}, {"word": "ahır", "meanings": ["Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı"]}, {"word": "ahıra çevirmek", "meanings": ["bir yeri pis, bakımsız, dağınık, harap, gürültülü duruma getirmek"]}, {"word": "ahıra çekmek", "meanings": ["bir sürüyü ahıra kapamak, bir hayvanı ahıra bağlamak"]}, {"word": "ahırlama", "meanings": ["Ahırlamak işi"]}, {"word": "ahırlamak", "meanings": ["Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak"]}, {"word": "Ahi", "meanings": ["Ahilik ocağından olan kimse"]}, {"word": "ahi", "meanings": ["Cömert"]}, {"word": "Ahilik", "meanings": ["Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak"]}, {"word": "ahilik", "meanings": ["Cömertlik"]}, {"word": "ahir", "meanings": ["Son, sonraki", "Sonra, en sonra, sonunda"]}, {"word": "ahiren", "meanings": ["Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda", "Son olarak"]}, {"word": "ahir vakit", "meanings": ["İnsan ömrünün son yılları"]}, {"word": "ahit", "meanings": ["Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant", "Antlaşma", "Devir, zaman"]}, {"word": "ahir zaman", "meanings": ["Son zaman", "Dünyanın son günleri, kıyametin kopmak üzere bulunduğu günler veya yıllar"]}, {"word": "ahde vefa", "meanings": ["devletlerin, katıldıkları uluslararası antlaşmalara devletler hukukuna göre uyma zorunluluğunda olduklarını belirten kural"]}, {"word": "ahitleşme", "meanings": ["Antlaşma"]}, {"word": "ahde vefa etmek", "meanings": ["sözünde durmak"]}, {"word": "ahitleşmek", "meanings": ["Antlaşmak"]}, {"word": "ahitname", "meanings": ["Antlaşma belgesi"]}, {"word": "ahlak", "meanings": ["Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre", "Huylar"]}, {"word": "ahiz", "meanings": ["Alma", "Kabul etme"]}, {"word": "ahkâm", "meanings": ["Hükümler"]}, {"word": "ahize", "meanings": ["Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça"]}, {"word": "ahkâm çıkarmak", "meanings": ["kendi düşüncelerine dayanarak birtakım yargılara varmak"]}, {"word": "ahkâm kesmek", "meanings": ["çekinmeden kesin yargılarda bulunmak", "bilir bilmez konuşmak"]}, {"word": "ahkâm yürütmek", "meanings": ["bir sözden kendi anlayışına göre sonuçlar çıkarmak"]}, {"word": "ahlaf", "meanings": ["Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı"]}, {"word": "ahlak bilimi", "meanings": ["Töre bilimi"]}, {"word": "ahlakça", "meanings": ["Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken"]}, {"word": "ahlakçı", "meanings": ["Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse", "Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist"]}, {"word": "ahlakçılık", "meanings": ["Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm"]}, {"word": "ahlak dışı", "meanings": ["Töre dışı"]}, {"word": "ahlak dışıcılık", "meanings": ["Töre dışıcılık"]}, {"word": "ahlaken", "meanings": ["Ahlakça"]}, {"word": "ahlakiyat", "meanings": ["Töre bilimi"]}, {"word": "ahlaki", "meanings": ["Ahlaka uygun, ahlakla ilgili, aktöresel, sağtöresel"]}, {"word": "ahlaki vazife", "meanings": ["Kanunun zorlaması olmaksızın, doğru bilindiği için yapılması gereken işler"]}, {"word": "ahlaklı", "meanings": ["Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse)"]}, {"word": "ahlaklılık", "meanings": ["Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü", "Ahlak kuralları ile uyum içinde olma"]}, {"word": "ahlaksızca", "meanings": ["Ahlaksız bir biçimde veya tarzda, ahlaksızcasına"]}, {"word": "ahlaksız", "meanings": ["Ahlak kurallarına uymayan", "Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz"]}, {"word": "ahlaksızlık", "meanings": ["Ahlaksız olma durumu", "Ahlak kurallarına uymama, ahlaksızca davranış"]}, {"word": "ahlaksızlık etmek", "meanings": ["ahlaksızca davranmak"]}, {"word": "ahlak yasası", "meanings": ["Ahlak işlerini belirleyen, uyulması ahlak açısından gerekli olan genel ve geçer kural"]}, {"word": "ahlak zabıtası", "meanings": ["Büyükşehir halkının sosyal ve sağlık durumunu koruyan, şehir düzeni için çalışan teşkilat"]}, {"word": "ahlama", "meanings": ["Ahlamak işi"]}, {"word": "ahlamak", "meanings": ["İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak"]}, {"word": "ahlat", "meanings": ["Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster)", "Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi", "Kaba adam, yol iz bilmez kimse"]}, {"word": "ahlatın iyisini (dağda) ayılar yer", "meanings": ["armudun iyisini ayılar yer"]}, {"word": "ahlat", "meanings": ["Bir karışım içindeki parçalar, ögeler", "Beden yapısının temelini oluşturan ögeler"]}, {"word": "ahlatıerbaa", "meanings": ["İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri"]}, {"word": "ahmak gelin yengeyi halayığı sanır", "meanings": ["`ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ahmak", "meanings": ["Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal"]}, {"word": "ahmak yerine koymak", "meanings": ["bir kimseye aptalmış, anlamazmış gibi davranmak"]}, {"word": "ahmak misafir ev sahibini ağırlar", "meanings": ["`başkalarının görev ve yetkilerine karışmak ahmaklıktır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez", "meanings": ["`ahmağa gereğinden çok ilgi gösterir, abdala gereğinden çok söz hakkı verirseniz sizi çok uğraştırır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ahmakça", "meanings": ["Biraz ahmak", "(ahma'kça) Ahmağa yakışır bir biçimde, aptalca, angutça"]}, {"word": "ahmakıslatan", "meanings": ["Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti"]}, {"word": "ahmaklaşma", "meanings": ["Aptallaşma"]}, {"word": "ahmaklaştırma", "meanings": ["Aptallaştırma"]}, {"word": "ahmaklaşmak", "meanings": ["Aptallaşmak", "Bir an için şaşalayıp bocalamak"]}, {"word": "ahmaklaştırmak", "meanings": ["Aptallaştırmak"]}, {"word": "ahmaklık", "meanings": ["Zekâsı az gelişmiş olma durumu, budalalık, anlayışsızlık, akılsızlık"]}, {"word": "ahraz", "meanings": ["Dilsiz (kimse)", "Sağır ve dilsiz (kimse)"]}, {"word": "ahretlik", "meanings": ["Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri", "Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılan (iş veya iyilik)", "Besleme kız, beslek"]}, {"word": "ahiret", "meanings": ["Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya"]}, {"word": "ahireti boylamak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "ahiretini yapmak (veya zenginleştirmek)", "meanings": ["hayır işleri yaparak sevap kazanmak"]}, {"word": "ahirette on parmağı yakasında olmak", "meanings": ["kendisine karşı sorumlu olan kimseden ahirette hesap sormak"]}, {"word": "ahiret adamı", "meanings": ["Dünya işlerinden el çekip sürekli ibadetle uğraşan kimse"]}, {"word": "ahret kardeşi", "meanings": ["Kan bağı olmaksızın birbirlerini manevi olarak kardeş sayan kimselerden her biri"]}, {"word": "ahiret suali", "meanings": ["Zor soru"]}, {"word": "ahiret yolculuğu", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "ahşa", "meanings": ["Bağır"]}, {"word": "ahşap", "meanings": ["Ağaçtan, tahtadan yapılmış", "Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne"]}, {"word": "ahu", "meanings": ["Ceylan", "Güzel, ince, zarif (kadın)"]}, {"word": "ahtapot", "meanings": ["Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus)", "Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip"]}, {"word": "ahtapot gibi", "meanings": ["sırnaşık, yapışkan (kimse)", "sömürmek amacıyla birçok işe, konuya el atan (kimse)"]}, {"word": "ahu gibi", "meanings": ["çok güzel, çekici"]}, {"word": "ahududu", "meanings": ["Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus)", "Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz"]}, {"word": "ahu gözlü", "meanings": ["Gözleri çok güzel olan (kadın)"]}, {"word": "aidiyet", "meanings": ["İlişkinlik", "İlgi"]}, {"word": "ahval", "meanings": ["Durumlar, hâller, vaziyetler", "Davranışlar", "Olaylar"]}, {"word": "ahzetme", "meanings": ["Ahzetmek işi"]}, {"word": "ahu parçası", "meanings": ["Çok güzel, çekici (kadın)"]}, {"word": "ahzetmek", "meanings": ["Almak, kabul etmek"]}, {"word": "ahzüita", "meanings": ["Alışveriş"]}, {"word": "ahzükabz", "meanings": ["Kendine mal etme", "Para tahsili yapmaya yetkili olma"]}, {"word": "aile", "meanings": ["Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik", "Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü", "Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü", "Eş, karı", "Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü", "Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya"]}, {"word": "aidat", "meanings": ["Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti", "Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para", "Kesenek"]}, {"word": "aile adı", "meanings": ["Soyadı"]}, {"word": "aile bütçesi", "meanings": ["Belirlenmiş bir süre için çalışanın hayat seviyesinde meydana gelen değişmeleri belirlemek amacıyla yapılan istatistik çalışması"]}, {"word": "ailece", "meanings": ["Bütün aile ile, ailecek"]}, {"word": "ailecek", "meanings": ["Ailece"]}, {"word": "aile bahçesi", "meanings": ["Ailece gidilen, çay vb. şeyler içip zaman geçirilen yer"]}, {"word": "aile dostu", "meanings": ["Ailece tanışılan ve yakın ilişki içinde olunan ahbap"]}, {"word": "aile gazinosu", "meanings": ["Sadece evlilerin girebildiği ve birlikte eğlendikleri yer"]}, {"word": "aile hayatı", "meanings": ["Aile düzeni içerisinde sürdürülen hayat, aile olarak yaşama"]}, {"word": "aile hukuku", "meanings": ["Aileyi oluşturan kişilerin karşılıklı hak ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı"]}, {"word": "aile meclisi", "meanings": ["Aile bireylerinin ortak görüşlerini belirleyen ve yerine getiren heyet"]}, {"word": "ailelik", "meanings": ["Aile ile ilgili, aileye özgü olan"]}, {"word": "aile ocağı", "meanings": ["Aile bireylerinin karşılıklı dayanışma, sevgi ve saygı içinde birlikte yaşayıp büyüdüğü ortam"]}, {"word": "aile planlaması", "meanings": ["Ailenin geçim koşullarını göz önüne alarak çocuk sahibi olmayı düzenlemesi"]}, {"word": "aile saadeti", "meanings": ["Genellikle karı, koca bazen de büyükler ve çocuklar arasındaki uyum, anlaşma, sevgi ve hoşgörü"]}, {"word": "aile reisi", "meanings": ["Kanunlara göre aile yükümlülüğünü taşıyan kimse"]}, {"word": "ailesiz", "meanings": ["Ailesi olmayan", "Ailesi olmadan"]}, {"word": "ailevi", "meanings": ["Aileye dayalı", "Aile ile ilgili"]}, {"word": "ajur", "meanings": ["Delikli örgü, gözenek"]}, {"word": "ait", "meanings": ["İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili"]}, {"word": "ait olmak", "meanings": ["birinin olmak", "birine düşmek"]}, {"word": "ajan", "meanings": ["Casus", "Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci"]}, {"word": "ajanda", "meanings": ["Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç"]}, {"word": "ajanlık", "meanings": ["Casusluk"]}, {"word": "ajans", "meanings": ["Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş", "Bu iş kollarının çalıştığı büro", "Radyoda haber bülteni"]}, {"word": "ajitasyon", "meanings": ["Körükleme", "Duygu sömürüsü yapma", "İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma", "Çırpıntı", "Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu"]}, {"word": "ajurlu", "meanings": ["Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli"]}, {"word": "ak", "meanings": ["Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı", "Bu renkte olan", "Beyaz leke", "Temiz", "Dürüst", "Sıkıntısız, rahat"]}, {"word": "ak akçe kara gün içindir", "meanings": ["`çalışarak kazandığımız para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ak dediğine kara demek", "meanings": ["inatçılık ederek karşısındaki ile anlaşmaya yanaşmamak"]}, {"word": "ak don kara don geçitte belli olur", "meanings": ["akı karası geçitte belli olur"]}, {"word": "ak gün ağartır, kara gün karartır", "meanings": ["`mutlu bir yaşayış kişiyi dinç kılar, mutsuz bir yaşam ise yıpratır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ak koyunun kara kuzusu da olur", "meanings": ["`iyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ak koyunu gören içi dolu yağ sanır", "meanings": ["`bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aka", "meanings": ["Ağabey"]}, {"word": "ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır", "meanings": ["`kötü şey, görünüşte iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ak koyun kara koyun geçit başında belli olur", "meanings": ["`kimin ne olduğu deney veya sınav sonunda anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ak sakaldan yok sakala gelmek", "meanings": ["çok yaşlanıp iyice kuvvetten düşmek"]}, {"word": "akı ak karası kara", "meanings": ["beyaz tenli, kara gözlü, kara saçlı"]}, {"word": "akı karası geçitte belli olur", "meanings": ["`bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akım derken bokum demek", "meanings": ["sözünü yerli yerince söyleyememek"]}, {"word": "akla karayı seçmek", "meanings": ["bir işi başarıncaya değin çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak"]}, {"word": "akabe", "meanings": ["Tehlikeli, sarp ve zor geçit"]}, {"word": "akabinde", "meanings": ["Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından"]}, {"word": "akaç", "meanings": ["Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç", "Kanal, ark, su yolu", "Yer altı su oluğu"]}, {"word": "akaçlamak", "meanings": ["Bir yerde birikmiş suları akıtmak", "Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak"]}, {"word": "akaçlama", "meanings": ["Akaçlamak işi, tefcir, drenaj"]}, {"word": "akaçlatma", "meanings": ["Akaçlatmak işi"]}, {"word": "akaçlatmak", "meanings": ["Akaçlama işini yaptırmak"]}, {"word": "akademi", "meanings": ["Yüksekokul", "Çıplak modelden yapılmış insan resmi", "Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu"]}, {"word": "akademici", "meanings": ["Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı"]}, {"word": "akademicilik", "meanings": ["Akademici olma durumu"]}, {"word": "akademik", "meanings": ["Akademi ile ilgili olan", "Bilimsel niteliği olan"]}, {"word": "akademisyen", "meanings": ["Öğretim elemanı, öğretim üyesi"]}, {"word": "ak ağa", "meanings": ["Haremlerde hizmet gören hadım ağalarının beyaz ırktan olanı"]}, {"word": "akaju", "meanings": ["Maun", "Maundan yapılmış", "Maun renginde olan"]}, {"word": "akağaç", "meanings": ["Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia)"]}, {"word": "akait", "meanings": ["Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü", "Bu kuralları toplayan kitap"]}, {"word": "akak", "meanings": ["Yatak", "Irmak, dere, çay, küçük akarsu", "Suyun ivinti yeri", "Eğimi, inişi fazla olan yer"]}, {"word": "akala", "meanings": ["Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk"]}, {"word": "akamber", "meanings": ["Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş", "Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine"]}, {"word": "akamet", "meanings": ["Kısırlık, verimsizlik", "Başarısızlık, sonuçsuzluk"]}, {"word": "akamete uğramak", "meanings": ["başarısız olmak, sonuçsuz kalmak"]}, {"word": "akan yıldız", "meanings": ["Güneş sistemi içinde hareket ederken Dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne, ağma, şahap"]}, {"word": "akar edinmek", "meanings": ["kira geliri getirecek bir mal sahibi olmak"]}, {"word": "akar", "meanings": ["Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret"]}, {"word": "akar amber", "meanings": ["Asya ve Amerika'da yetişen, odunu ceviz ağacınınkine benzeyen, güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağaç (Liquidambar orientalis)"]}, {"word": "akarca", "meanings": ["Küçük akarsu", "Kaplıca", "Kemik veremi", "Sürekli işleyen çıban, fistül"]}, {"word": "akaret", "meanings": ["Akar"]}, {"word": "akarlar", "meanings": ["Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı"]}, {"word": "akarsu", "meanings": ["Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su", "Tek sıra elmastan gerdanlık"]}, {"word": "akarsu çukurunu kendi kazır", "meanings": ["`bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akarsu pislik tutmaz", "meanings": ["`bir insan ne kadar çok çalışırsa o kadar kötü düşünceden ve kötülük yapmaktan uzak olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akarsuya inanma, eloğluna dayanma", "meanings": ["`akışı ne kadar yavaş olursa olsun akarsuya girmek tehlikelidir, eloğluna güvenmek de doğru değildir, insanı zarara sokabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akarsu gibi", "meanings": ["aralıksız, kesintisiz"]}, {"word": "akaryakıt", "meanings": ["Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt"]}, {"word": "akaryakıt istasyonu", "meanings": ["Benzin, gaz, motorin vb. sıvı yakıtların satıldığı yer"]}, {"word": "akasya", "meanings": ["Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia)", "Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia)"]}, {"word": "akbaba", "meanings": ["Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus)", "İhtiyar", "Çıkarı için başkalarını sömüren"]}, {"word": "akasma", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba)"]}, {"word": "akbabagiller", "meanings": ["Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası"]}, {"word": "akbakla", "meanings": ["Kuru fasulye"]}, {"word": "akbalık", "meanings": ["Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılan bir balık (Leuciscus)", "Akya balığı"]}, {"word": "akbalıkçıl", "meanings": ["Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba)"]}, {"word": "akbasma", "meanings": ["Katarakt"]}, {"word": "akbaş", "meanings": ["Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla)"]}, {"word": "ak benek", "meanings": ["Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek"]}, {"word": "akbuğday", "meanings": ["Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday"]}, {"word": "akburçak", "meanings": ["Mürdümük"]}, {"word": "akciğer", "meanings": ["Göğüs kafesinin içinde yer alan, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı"]}, {"word": "akciğer göbeği", "meanings": ["Akciğerin, iç yan yüzünün hemen arkasında bronş, sinir ve damarların girip çıktığı yer"]}, {"word": "akciğer kesecikleri", "meanings": ["Akciğerde gaz alışverişinin gerçekleştiği yapılar"]}, {"word": "akciğerliler", "meanings": ["Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı"]}, {"word": "akciğer peteği", "meanings": ["Akciğerlerde solunumda gaz alışverişini sağlayan, hava borucuklarının sonunu oluşturan kesecik"]}, {"word": "akciğer lopçuğu", "meanings": ["Birçok akciğer keseciğinin birleşerek oluşturduğu parça"]}, {"word": "akciğer zarı", "meanings": ["Göğüs boşluğunun içini ve bu boşluğun içinde bulunan akciğerin dışını kaplayan ince zar, plevra"]}, {"word": "akça", "meanings": ["Oldukça beyaz"]}, {"word": "akça", "meanings": ["Akçe"]}, {"word": "akçaağaç", "meanings": ["Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer)"]}, {"word": "akçaağaçgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği akçaağaç olan bir bitki familyası"]}, {"word": "akça armudu", "meanings": ["İnce kabuklu, sarı, etli ve sulu bir tür armut"]}, {"word": "akçakavak", "meanings": ["Akkavak"]}, {"word": "akçeli", "meanings": ["Paraya bağlı, parayla ilgili, mali"]}, {"word": "akça yel", "meanings": ["Güneydoğudan esen yel, keşişleme"]}, {"word": "akça pakça", "meanings": ["Beyaz tenli (kadın)"]}, {"word": "akçe", "meanings": ["Küçük gümüş para", "Her tür madenî para, akça"]}, {"word": "akçıl", "meanings": ["Rengi atmış, ağarmış", "İçinde ak renk bulunan"]}, {"word": "akçıllanma", "meanings": ["Akçıllanmak durumu"]}, {"word": "akçıllanmak", "meanings": ["Akçıl duruma gelmek, rengi atmak veya atmış gibi olmak"]}, {"word": "akçıllaşmak", "meanings": ["Akçıl duruma gelmiş olmak"]}, {"word": "akçıllaşma", "meanings": ["Akçıllaşmak durumu"]}, {"word": "akçöpleme", "meanings": ["Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album)"]}, {"word": "akdarı", "meanings": ["Darı"]}, {"word": "akdetmek", "meanings": ["Sözleşme yapmak", "İmzalamak"]}, {"word": "akçıllık", "meanings": ["Akçıl olma durumu"]}, {"word": "akdedilme", "meanings": ["Akdedilmek durumu"]}, {"word": "akdedilmek", "meanings": ["Akdetme işi yapılmak"]}, {"word": "ak demir", "meanings": ["Dövme demir"]}, {"word": "Akdeniz mavisi", "meanings": ["Parlak ve canlı mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "Akdeniz humması", "meanings": ["Malta humması"]}, {"word": "akdetme", "meanings": ["Akdetmek işi"]}, {"word": "akı", "meanings": ["Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan"]}, {"word": "akdiken", "meanings": ["Alıç"]}, {"word": "akdoğan", "meanings": ["Kartalgillerden bir tür doğan, aksungur"]}, {"word": "akdut", "meanings": ["Beyaz renkte olan dut"]}, {"word": "akemi", "meanings": ["İki elemanlı mermer yapıştırıcısı"]}, {"word": "ak gözlü", "meanings": ["Gözlerinin rengi açık olan ve nazarının hemen değdiğine inanılan (kimse)"]}, {"word": "akgünlük", "meanings": ["Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü"]}, {"word": "akhardal", "meanings": ["Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba)"]}, {"word": "akıbet", "meanings": ["Bir iş veya durumun sonu, sonuç", "Sonunda, önünde sonunda"]}, {"word": "akıbetine uğramak", "meanings": ["birinin içinde bulunduğu kötü duruma benzer bir duruma düşmek"]}, {"word": "akıcı", "meanings": ["Akma özelliği olan", "Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis", "Kesintisiz"]}, {"word": "akıcılık", "meanings": ["Akıcı olma durumu", "Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset"]}, {"word": "akıcılık ölçeği", "meanings": ["Bir sıvının belli sıcaklıktaki akıcılığını ölçmekte kullanılan alet"]}, {"word": "akıcı ünsüz", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın, ağız boşluğundaki yarı kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan bol sesli ünsüz (r, l, ğ, y)"]}, {"word": "akıl", "meanings": ["Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us", "Öğüt, salık verilen yol", "Düşünce, kanı", "Bellek"]}, {"word": "akıl akıl, gel çengele takıl", "meanings": ["bir sorunun nasıl çözümleneceğini düşünememe durumunda söylenen bir söz"]}, {"word": "akıl akıldan üstündür", "meanings": ["`bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl almak", "meanings": ["danışmak, görüş almak"]}, {"word": "akıl alır gibi değil", "meanings": ["`akla uygun değil, doğru değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl almamak", "meanings": ["inanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek"]}, {"word": "akıl bırakmamak", "meanings": ["kafa karıştırmak"]}, {"word": "akıl durdurmak", "meanings": ["bir şey çok şaşırtıcı olmak, insanı şaşırtmak"]}, {"word": "akıl danışmak", "meanings": ["bir konuda birinin görüşünü sormak"]}, {"word": "akıl erdirememek (veya ermemek)", "meanings": ["ne olduğunu anlayamamak, sırrını çözememek", "kabul edememek"]}, {"word": "akıl erdirmek", "meanings": ["ne olduğunu anlamak, sırrını çözmek"]}, {"word": "akıl ermek", "meanings": ["anlamak, çözmek"]}, {"word": "akıl etmek", "meanings": ["herhangi bir önlem veya çareyi zamanında düşünmek"]}, {"word": "akıl havsala almamak", "meanings": ["akla mantığa sığmamak"]}, {"word": "akıl için yol (veya tarik) birdir", "meanings": ["`doğruyu bulmak için aklın izleyeceği bir tek yol vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl işi değil", "meanings": ["`akla uygun değil, doğru değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl öğretmek", "meanings": ["birine nasıl davranacağını göstermek, yol göstermek, akıl vermek"]}, {"word": "akıl kişiye sermayedir", "meanings": ["`bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı aklıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl para ile satılmaz", "meanings": ["`delice iş yapan zenginler bulunduğu gibi akıllıca iş yapan fakirler de vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl sır ermemek", "meanings": ["bir işin niteliğini, gizli yönlerini anlayamamak"]}, {"word": "akıl terelelli (olmak)", "meanings": ["pek delişmen, kendisinden ciddi bir düşünce, davranış beklenmeyen kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl var, izan (veya mantık veya yakın) var", "meanings": ["`herhangi bir şey bilgiye ve mantığa dayalı olarak yapılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz", "`her şey ortada` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl vermek", "meanings": ["akıl öğretmek"]}, {"word": "akıl yaşta değil baştadır", "meanings": ["`akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıl yürütmek", "meanings": ["herhangi bir konuda fikir vermek", "tahminde bulunmak"]}, {"word": "akılda kalmak", "meanings": ["akılda yer etmek, unutulmamak"]}, {"word": "akılda tutmak", "meanings": ["unutmamak"]}, {"word": "akıldan çıkarmak", "meanings": ["düşünmemek", "unutmak"]}, {"word": "akıldan çıkmak", "meanings": ["unutulmak"]}, {"word": "akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi akılını almış (veya akıllar gelin olmuş, herkes kendininkini beğenmiş)", "meanings": ["`insan kendi aklını başkasınınkinden üstün görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akla (veya akıllara) durgunluk (veya şaşkınlık) vermek", "meanings": ["hayranlık uyandırmak"]}, {"word": "akla gelmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "akla gelmemek", "meanings": ["hatırlanamamak", "olabileceğini düşünmemek"]}, {"word": "akla gelmeyen başa gelir", "meanings": ["`insan ummadığı, düşünmediği şeylerle karşılaşabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akla fenalık vermek", "meanings": ["çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak"]}, {"word": "akla hayale gelmemek", "meanings": ["inanılmamak"]}, {"word": "akla sığar gibi", "meanings": ["aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul"]}, {"word": "akla sığmamak", "meanings": ["inanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek"]}, {"word": "aklı almamak", "meanings": ["biri bir şeyi anlayamamak, kavrayamamak", "bir şeyin olabileceğine inanmamak", "uygun bulmamak"]}, {"word": "aklı başa yaş getirir", "meanings": ["`deneyim, yıllar içerisinde elde edilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklı başına gelmek", "meanings": ["davranışlarının yanlışlığını sezerek doğru yolu bulmak", "ayılmak, kendine gelmek"]}, {"word": "aklı başından gitmek", "meanings": ["çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak"]}, {"word": "aklı başka yerde olmak", "meanings": ["başka şeyler düşünmek"]}, {"word": "aklı bir (veya beş) karış yukarıda (veya havada) olmak", "meanings": ["değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünemez durumda olmak"]}, {"word": "aklı bir yerde olmak", "meanings": ["bir iş yaparken başka bir şey düşünmek"]}, {"word": "aklı bokuna karışmak", "meanings": ["korkudan şaşırıp ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "aklı çıkmak", "meanings": ["sonucun kötü olacağını düşünerek korkuya kapılmak"]}, {"word": "aklı durmak", "meanings": ["düşünemez bir duruma gelmek, şaşırmak"]}, {"word": "aklı dağılmak", "meanings": ["düşünceyi belli bir konu, sorun üzerinde toplayamamak"]}, {"word": "aklı ermek", "meanings": ["anlayabilmek", "akılca olgunlaşmak"]}, {"word": "aklı fikri bir şeyde olmak", "meanings": ["düşüncesini bir konuda yoğunlaştırmak"]}, {"word": "aklı kalmak", "meanings": ["beğendiği bir şeyi düşünmekten kendini alamamak"]}, {"word": "aklı gitmek", "meanings": ["şaşırmak, korkmak", "çok beğenmek, bayılmak"]}, {"word": "aklı karışmak", "meanings": ["ne yapacağını bilememek, şaşırmak, bocalamak"]}, {"word": "aklı kesmek", "meanings": ["anlamak, idrak etmek", "bir şeyin olabileceğine inanmak"]}, {"word": "aklı takılmak", "meanings": ["zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak"]}, {"word": "aklı kesmemek", "meanings": ["anlayamamak, idrak edememek", "sonucu tahmin edememek"]}, {"word": "aklı sonradan gelmek", "meanings": ["verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek", "bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak"]}, {"word": "aklı yatmak", "meanings": ["anlamaya başlamak, olacağına inanmak"]}, {"word": "aklı zıvanadan çıkmak", "meanings": ["delirmek, aklını oynatmak"]}, {"word": "aklıma gelen başıma geldi", "meanings": ["`olmasından korktuğum şey oldu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklın süzgecinden geçirmek", "meanings": ["etraflıca düşünmek, çok iyi muhakeme etmek"]}, {"word": "aklın yolu birdir", "meanings": ["`iyi düşünüldüğünde ayrı ayrı kimselerce varılacak sonuç hep aynıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklına bir şey gelmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "aklına düşmek", "meanings": ["hatırlamak", "kafasında bir düşünce doğmak"]}, {"word": "aklına bir şey gelmesin", "meanings": ["`şüphelenme, aklına kötü bir şey getirme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklına esmek", "meanings": ["daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek"]}, {"word": "aklına geleni söylemek", "meanings": ["rastgele konuşmak"]}, {"word": "aklına geleni işleme, her ağacı taşlama", "meanings": ["`sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse bu davranışının büyük zararlarını görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklına gelmek", "meanings": ["hatırlamak, anımsamak", "bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak"]}, {"word": "aklına geleni yapmak", "meanings": ["her istediğini önünü sonunu düşünmeden yapmak"]}, {"word": "aklına getirmek", "meanings": ["hatırlatmak", "olabileceğini düşünmek"]}, {"word": "aklına getirmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "aklına koymak", "meanings": ["bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek", "çok istemek"]}, {"word": "aklına koymak", "meanings": ["bir kimse birine, bir şey telkin etmek"]}, {"word": "aklına mukayyet olmak", "meanings": ["aklını başına toplamak"]}, {"word": "aklına sığdırmak", "meanings": ["bir şeyin olabileceğine inanmak, aklı almak"]}, {"word": "aklına sığmamak", "meanings": ["anlayamamak, kavrayamamak", "olabileceğine inanmamak"]}, {"word": "aklına turp sıkayım", "meanings": ["aklına şaşayım"]}, {"word": "aklına şaşayım (veya şaşarım)", "meanings": ["akıllıca olmayan bir davranış karşısında `bu akıllıca bir davranış değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklına tüküreyim", "meanings": ["yapılan bir işin veya söylenen sözün beğenilmediğini belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklına takmak", "meanings": ["sürekli olarak bir şeyi düşünmek, bir düşünceye saplanıp kalmak"]}, {"word": "aklına uymak", "meanings": ["başka birinin düşüncesine göre iş yapmak, davranmak"]}, {"word": "aklına yatmak", "meanings": ["doğru olduğunu kabul etmek"]}, {"word": "aklına yelken etmek", "meanings": ["düşüncesizce davranmak veya aklına geleni hemen yapmak"]}, {"word": "aklında kalmak", "meanings": ["hatırlamak", "unutmamak"]}, {"word": "aklında tutmak", "meanings": ["bellemek", "unutmamak"]}, {"word": "aklında olsun (veya kalsın!)", "meanings": ["`unutma!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aklından çıkarmamak", "meanings": ["sürekli hatırlamak, unutmamak"]}, {"word": "aklından çıkmak", "meanings": ["unutmak"]}, {"word": "aklından geçirmek", "meanings": ["bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak"]}, {"word": "aklından geçmek", "meanings": ["düşünmek"]}, {"word": "aklından zoru olmak", "meanings": ["akla sığmayacak işler yapmak"]}, {"word": "aklını başına almak (veya toplamak veya devşirmek)", "meanings": ["akılsızca davranışlarda bulunmaktan kendini kurtarmak"]}, {"word": "aklını başından almak", "meanings": ["bir şey birini düşünemeyecek bir duruma getirmek, çok şaşırtmak"]}, {"word": "aklını (bir şeyle) bozmak", "meanings": ["bir şey üzerine çok düşerek hep onunla uğraşıp durmak"]}, {"word": "aklını başka yere vermek", "meanings": ["konuşulan konudan başka bir şey düşünür olmak"]}, {"word": "aklını çalmak", "meanings": ["ilgisini aşırı derecede çekmek"]}, {"word": "aklını devşirmek", "meanings": ["aklı başına gelmek"]}, {"word": "aklını çelmek", "meanings": ["niyetinden, kararından caydırmak", "ayartmak, baştan çıkarmak"]}, {"word": "aklını kaçırmak", "meanings": ["delirmek", "gereksiz, yersiz iş yapmak"]}, {"word": "aklını karıştırmak", "meanings": ["birini ne yapacağını bilemez duruma getirmek, şaşırtmak, bocalatmak"]}, {"word": "aklını kullanmak", "meanings": ["iyice düşünüp taşınarak hareket etmek"]}, {"word": "aklını oynatmak", "meanings": ["çıldırmak"]}, {"word": "aklını şaşırmak", "meanings": ["yerinde olmayan bir iş yapmak, yersiz düşünmek"]}, {"word": "aklını peynir ekmekle yemek", "meanings": ["akılsızca ve düşüncesizce davranışta bulunmak"]}, {"word": "aklını takmak", "meanings": ["aklına takmak"]}, {"word": "aklını yormak", "meanings": ["hatırlamaya çalışmak, zihnini zorlamak"]}, {"word": "aklının ayarını bozmak", "meanings": ["doğru düşünemez, davranamaz duruma gelmek"]}, {"word": "aklının bir köşesine yazmak", "meanings": ["ileride hatırlamak üzere belleğine almak"]}, {"word": "aklının köşesinden geçmemek", "meanings": ["hiçbir zaman düşünmemek"]}, {"word": "aklının terazisi bozulmak", "meanings": ["akıllıca olmayan davranışlarda bulunacak bir duruma düşmek"]}, {"word": "aklının ucundan bile geçirmemek", "meanings": ["hiçbir şekilde düşünmemek"]}, {"word": "aklınla bin yaşa", "meanings": ["herhangi bir sorun karşısında hemen çözüm üreten kişiye bu özelliğinin beğenildiğini belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "akılcı", "meanings": ["Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse)", "Akılcılıkla ilgili"]}, {"word": "akılcılık", "meanings": ["Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı", "Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm", "Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm"]}, {"word": "akıl dışı", "meanings": ["Akla, gerçeğe, uygun olmayan", "Us dışı"]}, {"word": "akıl defteri", "meanings": ["Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, not defteri, ajanda"]}, {"word": "akıl dişi", "meanings": ["Yirmi yaş sıralarında altlı üstlü ve sağlı sollu, damakların en gerisinde çıkan azı dişi, yirmilik diş, yirmi yaş dişi"]}, {"word": "akıl dışıcılık", "meanings": ["Us dışıcılık"]}, {"word": "akıl doktoru", "meanings": ["Psikiyatr"]}, {"word": "akıl hastanesi", "meanings": ["Akıl hastalarının tedavi edildiği hastane"]}, {"word": "akıl hastası", "meanings": ["Akıl hastalığına tutulmuş kişi"]}, {"word": "akıl hocası", "meanings": ["Birine yol gösterip akıl öğreten kimse", "Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse, akıl kethüdası"]}, {"word": "akıl kumkuması", "meanings": ["Çokbilmiş kimse"]}, {"word": "akıl kethüdası", "meanings": ["Akıl hocası"]}, {"word": "akıl kutusu", "meanings": ["Çok akıllı, zeki kimse"]}, {"word": "akıllandırma", "meanings": ["Akıllandırmak işi"]}, {"word": "akıllandırmak", "meanings": ["Aklını kullanmasını sağlamak, aklını başına getirmek"]}, {"word": "akıllanma", "meanings": ["Akıllanmak durumu"]}, {"word": "akıllanmak", "meanings": ["Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak", "Uslanmak"]}, {"word": "akıllı", "meanings": ["Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil", "Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz", "Uyanık geçinen"]}, {"word": "akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (veya oğlunu) everir", "meanings": ["`kendilerini akıllı sananlar çok kez akılsız diye tanınanlardan daha az başarı gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıllım", "meanings": ["(akı'llım) düşüncesiz birine düşüncesizliğini dolaylı bir biçimde anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıllı geçinmek", "meanings": ["kendini çok akıllı sanmak"]}, {"word": "akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer", "meanings": ["`atak kişi tehlikeyi göze alarak işe girişir ve çabuk sonuç alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akıllı olmak", "meanings": ["gerçeklere uygun davranmak"]}, {"word": "akıllıca", "meanings": ["Akla yakın, doğru, makul", "(akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane"]}, {"word": "akıllılık", "meanings": ["Akıllı olma durumu, uyanıklık"]}, {"word": "akıllılık etmek", "meanings": ["yerinde ve uygun davranmak", "uyanık davranmak"]}, {"word": "akıllı uslu", "meanings": ["Dengeli olan", "Akıllı olarak, yaramazlık etmeyerek"]}, {"word": "akılsal", "meanings": ["Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan"]}, {"word": "akılsallaştırma", "meanings": ["Akılsallaştırmak işi", "Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması"]}, {"word": "akılsız başın cezasını (veya zahmetini) ayaklar çeker", "meanings": ["`bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akılsız iti (veya köpeği) yol kocatır", "meanings": ["`bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akılsız", "meanings": ["Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt"]}, {"word": "akılsızlık", "meanings": ["Akılsız olma durumu", "Akılsızca yapılan iş veya davranış, budalalık"]}, {"word": "akılsızlık etmek", "meanings": ["düşüncesiz ve yersiz davranmak"]}, {"word": "akıl zayıflığı", "meanings": ["Deliliğe kadar varmayan akıl bozukluğu"]}, {"word": "akımcı", "meanings": ["Belli bir akıma bağlı kişi"]}, {"word": "akım", "meanings": ["Akma işi", "Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan", "Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz", "Debi"]}, {"word": "akım ölçümü", "meanings": ["Bir akarsuda veya kanalda bir saniyede akan suyun hacmini ölçme"]}, {"word": "akımölçer", "meanings": ["Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre"]}, {"word": "akımtoplar", "meanings": ["Akümülatör"]}, {"word": "akın", "meanings": ["Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması", "Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın", "Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum"]}, {"word": "akın", "meanings": ["Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad"]}, {"word": "akın etmek", "meanings": ["düşman ülkesine saldırmak, baskın yapmak", "toplu olarak gitmek, üşüşmek"]}, {"word": "akın akın", "meanings": ["Arkası kesilmeyen kalabalık öbekler durumunda"]}, {"word": "akıncı", "meanings": ["Düşman ülkesine akın yapan savaşçı", "İleri uç oyuncusu"]}, {"word": "akındırık", "meanings": ["Reçine, çam sakızı, akma"]}, {"word": "akıncılık etmek", "meanings": ["düşman ülkesindeki karşı güçleri yıldırmak, tedirgin etmek"]}, {"word": "akıncılık", "meanings": ["Akıncı olma durumu"]}, {"word": "akınkayası", "meanings": ["Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık"]}, {"word": "akıntıya kapılmak", "meanings": ["bir akıntının etki alanına girmek, akıntı ile birlikte sürüklenmek", "etki altında kalarak bir topluluğun davranışına katılmak"]}, {"word": "akıntıya (veya akıntıya karşı) kürek çekmek", "meanings": ["olmayacak bir iş uğrunda boşuna çabalamak"]}, {"word": "akıntı", "meanings": ["Akma işi", "Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan", "Eğiklik, eğim, meyil", "Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı", "Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum", "Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması"]}, {"word": "akıntı bilimi", "meanings": ["Deniz akıntılarını inceleme konusu edinen bilim dalı"]}, {"word": "akıntılı", "meanings": ["Akıntısı olan", "Eğik, eğimli, meyilli"]}, {"word": "akıntı çağanozu", "meanings": ["Akıntıya kapılmış yengeç", "Vücudunda göze çarpacak bir çarpıklık bulunan kimse"]}, {"word": "akıntıölçer", "meanings": ["Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "akış", "meanings": ["Akma işi", "Geçip gitme, sürüp gitme", "Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme", "Akın"]}, {"word": "akışkan", "meanings": ["Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal"]}, {"word": "akışkanlaşma", "meanings": ["Akışkanlaşmak durumu"]}, {"word": "akışkanlaşmak", "meanings": ["Akışkan duruma gelmek"]}, {"word": "akışkanlaştırma", "meanings": ["Akışkanlaştırmak işi", "Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem"]}, {"word": "akışkanlaştırmak", "meanings": ["Akışkan duruma getirmek"]}, {"word": "akışkanlık", "meanings": ["Akışkan olma durumu", "Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite", "Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite"]}, {"word": "akışma", "meanings": ["Akışmak işi", "Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması"]}, {"word": "akışmalı", "meanings": ["Akışma özelliği olan"]}, {"word": "akışmaz", "meanings": ["Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan"]}, {"word": "akışmazlık", "meanings": ["Akışmaz veya durağan maddenin durumu"]}, {"word": "akıtma", "meanings": ["Akıtmak işi, isale", "Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke", "Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tatlı türü", "Enli bilezik"]}, {"word": "akıtmak", "meanings": ["Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek"]}, {"word": "akıtmalı", "meanings": ["Alnında akıtması olan (hayvan)"]}, {"word": "akide", "meanings": ["İnanç"]}, {"word": "akideyi bozmak (veya akidesi bozulmak)", "meanings": ["doğru bilinen bir inanış veya gidişten ayrılmak"]}, {"word": "akide", "meanings": ["Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri"]}, {"word": "akidesi bozuk", "meanings": ["İnancı bozulmuş olan (kimse)"]}, {"word": "akide şekeri", "meanings": ["Akide (II)"]}, {"word": "akik", "meanings": ["Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş"]}, {"word": "akil", "meanings": ["Akıllı"]}, {"word": "akilane", "meanings": ["Akıllıca"]}, {"word": "akit", "meanings": ["Sözleşme", "Nikâh"]}, {"word": "akil baliğ", "meanings": ["Ergen"]}, {"word": "akil baliğ olmak", "meanings": ["ergenleşmek"]}, {"word": "akim", "meanings": ["Kısır, verimsiz, döl veremeyen", "Sonuçsuz, başarısız"]}, {"word": "akim kalmak", "meanings": ["sonuca ulaşamamak, başarı sağlayamamak"]}, {"word": "akis", "meanings": ["Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı", "Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi", "Bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı etki", "Evirtim", "Evirme"]}, {"word": "akis uyandırmak", "meanings": ["bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak"]}, {"word": "âkit", "meanings": ["Bağıtçı"]}, {"word": "akit vaadi", "meanings": ["Ön sözleşme"]}, {"word": "ak kan bezi yangısı", "meanings": ["Lenf düğümleri iltihabı, adenit"]}, {"word": "ak kan", "meanings": ["Lenf"]}, {"word": "akkarınca", "meanings": ["Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes)"]}, {"word": "akkavak", "meanings": ["Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba)"]}, {"word": "akkarıncalar", "meanings": ["Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler"]}, {"word": "akkefal", "meanings": ["Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus)"]}, {"word": "akkelebek", "meanings": ["Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi)"]}, {"word": "akkor", "meanings": ["Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan"]}, {"word": "akkorluk", "meanings": ["Akkor olma durumu"]}, {"word": "aklanmak", "meanings": ["Ak olmak, temizlenmek", "Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek", "Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak"]}, {"word": "akkuş", "meanings": ["Atmaca"]}, {"word": "akkuyruk", "meanings": ["Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay"]}, {"word": "aklama", "meanings": ["Aklamak işi, ibra"]}, {"word": "aklama belgesi", "meanings": ["Alacak verecek kalmadığını gösteren belge, ibraname"]}, {"word": "aklamak", "meanings": ["Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek"]}, {"word": "aklan", "meanings": ["Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile", "Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri"]}, {"word": "aklanma", "meanings": ["Aklanmak işi"]}, {"word": "aklaşmak", "meanings": ["Ak duruma gelmek, ağarmak, beyazlaşmak"]}, {"word": "aklaştırma", "meanings": ["Aklaştırmak işi"]}, {"word": "aklaşma", "meanings": ["Aklaşmak durumu"]}, {"word": "aklaştırmak", "meanings": ["Aklaşmasını sağlamak, beyazlaştırmak"]}, {"word": "aklen", "meanings": ["Akıl gereğince, akıl yönünden"]}, {"word": "aklevrek", "meanings": ["Tatlısu levreği"]}, {"word": "aklı", "meanings": ["Beyazı bulunan, beyaz renkli"]}, {"word": "aklıevvel", "meanings": ["Akıllı geçinen", "Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan"]}, {"word": "aklık", "meanings": ["Ak olma durumu", "Kadınların makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sıvı, düzgün"]}, {"word": "aklınca", "meanings": ["Sandığına göre, düşünüşüne göre, umduğuna göre, aklı sıra"]}, {"word": "aklı karalı", "meanings": ["Akı ve karası olan"]}, {"word": "aklıselim", "meanings": ["Sağduyu", "Sağduyu sahibi olan"]}, {"word": "akliyat", "meanings": ["Akıl yolu ile kazanılan bilgiler"]}, {"word": "akliye", "meanings": ["Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu", "Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü", "Akılcılık"]}, {"word": "akli", "meanings": ["Akılla ilgili, akla dayanan, akılsal"]}, {"word": "akliyeci", "meanings": ["Akıl hastalıkları uzmanı", "Akılcı, usçu"]}, {"word": "akma", "meanings": ["Akmak işi", "Reçine, çam sakızı, akındırık"]}, {"word": "ak madde", "meanings": ["Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası"]}, {"word": "akma hançer", "meanings": ["Ortası oluklu hançer"]}, {"word": "akmak", "meanings": ["Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek", "Sıvı maddeler aşağıya yönelmek", "Sıvı bir madde bir yerden çıkmak", "Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak", "Art arda ve toplu olarak gitmek", "Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak", "Boya birbirine karışmak", "Sürüp gitmek", "Zaman çabuk geçmek", "Karışmak, katılmak", "Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak"]}, {"word": "akan sular durmak", "meanings": ["itiraz edememek, söyleyecek sözü kalmamak"]}, {"word": "akacak kan damarda durmaz", "meanings": ["`kişi, alın yazısında olanla kesinlikle karşılaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akara kokara bakma, çuvala girene bak", "meanings": ["`iyi, kötü deme; mal ve para biriktir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akarı kokarı olmamak", "meanings": ["bilinen herhangi bir eksiği, kusuru bulunmamak"]}, {"word": "akarına bırakmak", "meanings": ["işin sonucunu sabırla beklemek, doğal gelişmeyi beklemek"]}, {"word": "akıp gitmek", "meanings": ["çabuk geçmek"]}, {"word": "akmasa da damlar", "meanings": ["`çok değilse bile az çok bir gelir veya kazanç sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akmantar", "meanings": ["Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris)"]}, {"word": "akonitin", "meanings": ["Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde"]}, {"word": "akont", "meanings": ["Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme"]}, {"word": "akmaz", "meanings": ["Durgun su, gölet"]}, {"word": "akordiyon", "meanings": ["Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika", "Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma"]}, {"word": "akordeon", "meanings": ["Akordiyon"]}, {"word": "akordeoncu", "meanings": ["Akordiyoncu"]}, {"word": "akordiyoncu", "meanings": ["Akordiyon çalan kimse, akordeoncu"]}, {"word": "akordu bozuk", "meanings": ["Akortsuz", "Uyumsuz davranışlarda bulunan"]}, {"word": "akort", "meanings": ["Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılan ayar, düzen", "Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi", "Uyum, uyumluluk"]}, {"word": "akortçu", "meanings": ["Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse"]}, {"word": "akort etmek", "meanings": ["çalgıların seslerini ayarlamak"]}, {"word": "akortlama", "meanings": ["Akortlamak işi"]}, {"word": "akortlanma", "meanings": ["Akortlanmak işi"]}, {"word": "akortlatma", "meanings": ["Akortlatmak işi"]}, {"word": "akortlanmak", "meanings": ["Akortlama işi yapılmak"]}, {"word": "akortlatmak", "meanings": ["Akortlama işini yaptırmak"]}, {"word": "akortsuz", "meanings": ["Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk", "Birbirini tutmayan, uyumsuz"]}, {"word": "akortsuzlaştırmak", "meanings": ["Ses düzensizliği veya ayarsızlığı meydana getirmek", "Radyoda bir ayar frekansında sapma meydana getirmek"]}, {"word": "akortlu", "meanings": ["Akordu olan, akort edilmiş"]}, {"word": "akortsuzluk", "meanings": ["Ses düzensizliği veya ayarsızlığı", "Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma"]}, {"word": "ak pak", "meanings": ["Bembeyaz, temiz, parlak", "Saçı sakalı ağarmış"]}, {"word": "akpas", "meanings": ["Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida)"]}, {"word": "akraba", "meanings": ["Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler", "Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler", "Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular"]}, {"word": "akraba çıkmak", "meanings": ["konuştuktan sonra akraba olduklarını anlamak"]}, {"word": "akraba olmak", "meanings": ["evlilik yoluyla yakınlık kurmak"]}, {"word": "akraba diller", "meanings": ["Aynı ana dilden gelen diller"]}, {"word": "akrabalık", "meanings": ["Akraba olma durumu"]}, {"word": "akran", "meanings": ["Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür"]}, {"word": "akranlık", "meanings": ["Akran olma durumu"]}, {"word": "akreditif", "meanings": ["Güven yazısı", "Kredi mektubu"]}, {"word": "Akrep", "meanings": ["Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı"]}, {"word": "akrep", "meanings": ["Saatin iki ibresinden küçüğü"]}, {"word": "akrepler", "meanings": ["Örümceğimsilerin, örneği akrep olan takımı"]}, {"word": "akrobat", "meanings": ["Cambaz"]}, {"word": "akrobasi", "meanings": ["Cambazlık"]}, {"word": "akrobatlık", "meanings": ["Cambazlık"]}, {"word": "aks", "meanings": ["Dingil"]}, {"word": "akromatik", "meanings": ["Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez", "Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm)"]}, {"word": "akromatik iğ iplik", "meanings": ["Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyalarıyla boyanamayan iğ biçimindeki oluşum"]}, {"word": "akromatin", "meanings": ["Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm"]}, {"word": "akromatopsi", "meanings": ["Renk körlüğü"]}, {"word": "akropol", "meanings": ["Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale"]}, {"word": "akromegali", "meanings": ["Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması"]}, {"word": "akrostiş", "meanings": ["Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih"]}, {"word": "aksak", "meanings": ["Aksayan, hafifçe topallayan", "İyi gitmeyen, iyi işlemeyen", "Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize", "Türk müziğinde kıvrak bir usul"]}, {"word": "aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz", "meanings": ["`eksik aletle sağlıklı iş yapılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aksakal", "meanings": ["Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse", "Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen", "Ermiş, evliya"]}, {"word": "aksaklık", "meanings": ["Aksak olma durumu"]}, {"word": "aksam", "meanings": ["Kısımlar"]}, {"word": "aksama", "meanings": ["Aksamak işi"]}, {"word": "aksamak", "meanings": ["Hafifçe topallamak", "Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak"]}, {"word": "aksanı bozuk", "meanings": ["Bir dildeki kelimeleri doğru söyleyemeyen (kimse)"]}, {"word": "aksan", "meanings": ["Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği", "Vurgu"]}, {"word": "aksata", "meanings": ["Alışveriş"]}, {"word": "aksatma", "meanings": ["Aksatmak işi"]}, {"word": "aksatmak", "meanings": ["Bir işi gereği gibi yürütmemek"]}, {"word": "akselerograf", "meanings": ["İvmeyazar"]}, {"word": "aksedir", "meanings": ["Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist)"]}, {"word": "akse", "meanings": ["Hastalık nöbeti, kriz"]}, {"word": "akselerometre", "meanings": ["İvmeölçer"]}, {"word": "akseptans", "meanings": ["Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi", "Poliçelerin üzerine `kabulümdür` biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul"]}, {"word": "aksesuar", "meanings": ["Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne", "Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya", "Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya"]}, {"word": "aksesuarcı", "meanings": ["Aksesuar satan kimse", "Aksesuarı hazırlayan kimse", "Aksesuar kullanmasını seven kimse"]}, {"word": "aksetme", "meanings": ["Aksetmek işi"]}, {"word": "aksettirme", "meanings": ["Aksettirmek işi"]}, {"word": "aksetmek", "meanings": ["Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek", "Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak", "Evirmek, tersine çevirmek", "Ulaşmak, yayılmak, duyulmak"]}, {"word": "aksettirmek", "meanings": ["Sesi yankılamak", "Işığı yansıtmak", "Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak"]}, {"word": "aksırık", "meanings": ["Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık"]}, {"word": "aksırıklı", "meanings": ["Aksırığa tutulmuş, sık sık aksıran, hapşırıklı"]}, {"word": "aksırıklı tıksırıklı", "meanings": ["Hastalıklı olan"]}, {"word": "aksırış", "meanings": ["Aksırma işi"]}, {"word": "aksırma", "meanings": ["Aksırmak işi, hapşırma"]}, {"word": "aksırmak", "meanings": ["Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak"]}, {"word": "aksırtma", "meanings": ["Aksırtmak işi., hapşırtma"]}, {"word": "aksırtmak", "meanings": ["Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak"]}, {"word": "aksi", "meanings": ["Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi", "Uygun olmayan", "İnatçı, hırçın, huysuz"]}, {"word": "aksi gibi", "meanings": ["istenmediği hâlde, aksilik olarak"]}, {"word": "aksi şeytan", "meanings": ["işler yolunda gitmediği zaman `ne kadar ilgisiz, münasebetsiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aksi tesadüf", "meanings": ["`şanssızlığa bak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aksi aksi", "meanings": ["Ters ve kızgın olarak"]}, {"word": "aksilenme", "meanings": ["Aksilenmek işi"]}, {"word": "aksilenmek", "meanings": ["Aksileşmek, huysuzlanmak"]}, {"word": "aksileşme", "meanings": ["Aksileşmek işi"]}, {"word": "aksileşmek", "meanings": ["Huysuzlanmak, huysuzluk etmek, ters davranmak, inatçılık etmek"]}, {"word": "aksilik", "meanings": ["Terslik, zıtlık, karşıtlık", "İnatçılık, huysuzluk", "Bir işin yolunda gitmemesi durumu, elverişsizlik"]}, {"word": "aksilik çıkmak", "meanings": ["engel ortaya çıkmak"]}, {"word": "aksiliği tutmak", "meanings": ["güçlük çıkarmak, inadında direnmek"]}, {"word": "aksilik etmek", "meanings": ["güçlük çıkarmak, uyuşmaya yanaşmamak", "inatçılık etmek", "ters davranmak", "huysuzluk etmek"]}, {"word": "aksiliği üstünde (olmak)", "meanings": ["olumsuz davranış içerisinde (olmak)"]}, {"word": "aksiseda", "meanings": ["Yankı"]}, {"word": "aksine", "meanings": ["Tersine"]}, {"word": "aksiyom", "meanings": ["Belit"]}, {"word": "aksiyon", "meanings": ["Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması", "İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması", "Hareket, iş", "Sermayenin belirli bir bölümü", "Hisse senedi", "Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi", "Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim"]}, {"word": "aksoğan", "meanings": ["Ada soğanı"]}, {"word": "akson", "meanings": ["Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı"]}, {"word": "aksona", "meanings": ["Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları"]}, {"word": "aksu", "meanings": ["Katarakt"]}, {"word": "aksöğüt", "meanings": ["Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba)"]}, {"word": "aksungur", "meanings": ["Akdoğan"]}, {"word": "aksülamel", "meanings": ["Tepki, reaksiyon"]}, {"word": "ak sülümen", "meanings": ["Cıva ile klorun birleşimi olan, çok zehirli, beyaz bir toz, süblime, sülümen"]}, {"word": "akşam ahıra sabah çayıra", "meanings": ["hayatta yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "akşama kadar", "meanings": ["bütün gün boyunca"]}, {"word": "akşam", "meanings": ["Güneşin batmasına yakın zamandan gecenin başlamasına kadar olan vakit, akşam vakti, akşamleyin", "Gece", "Akşam ezanı", "Akşam namazı"]}, {"word": "akşama kalmak", "meanings": ["iş gecikmek, bitmemek"]}, {"word": "akşama karşı gitme, tana karşı yatma", "meanings": ["`yolculuğa gece değil sabah erken çıkılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akşamı bulmak (veya etmek)", "meanings": ["akşamlamak, günü bitirmek"]}, {"word": "akşamı akşam etmek", "meanings": ["akşamın olmasını sabırsızlıkla beklemek"]}, {"word": "akşamı zor etmek", "meanings": ["bir türlü akşam olmamak"]}, {"word": "akşamın işini sabaha (veya yarına) bırakma", "meanings": ["`bugün yapılması gereken bir işi ertesi güne bırakma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akşamın hayrından sabahın şerri iyidir", "meanings": ["`işinizi akşamüzeri veya gece yapmayın, sabaha bırakın çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akşam ise yat, sabah ise git", "meanings": ["`geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "akşamlar (veya akşamışerifler) hayrolsun!", "meanings": ["`iyi akşamlar` anlamında akşam vakti kullanılan bir selamlama sözü"]}, {"word": "akşama doğru", "meanings": ["Gündüzün akşama yakın bir zamanında"]}, {"word": "akşama sabaha", "meanings": ["Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde"]}, {"word": "akşam azadı", "meanings": ["Ders çıkışı, ders paydosu"]}, {"word": "akşamcı", "meanings": ["Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse", "Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse"]}, {"word": "akşamcılık etmek", "meanings": ["akşamcılar içki içmek amacıyla bir araya gelmek"]}, {"word": "akşamcılık", "meanings": ["Akşamcı olma durumu"]}, {"word": "akşamdan akşama", "meanings": ["Her akşam üst üste"]}, {"word": "akşam ezanı", "meanings": ["Akşam namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan", "Güneşin battığı sıralar"]}, {"word": "akşam gazetesi", "meanings": ["Baskısı öğleden sonra, özellikle akşama doğru yapılan gazete"]}, {"word": "akşam güneşi", "meanings": ["Etkisi azalmış gün ışığı", "Yaşlılık dönemi"]}, {"word": "akşam karanlığı", "meanings": ["Alaca karanlık"]}, {"word": "akşamki", "meanings": ["Akşam olan, akşam yapılan"]}, {"word": "akşamlamak", "meanings": ["Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak", "Akşamı bir yerde geçirmek", "Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak"]}, {"word": "akşamlama", "meanings": ["Akşamlamak işi"]}, {"word": "akşamları", "meanings": ["Her akşam"]}, {"word": "akşamlatma", "meanings": ["Akşamlatmak işi"]}, {"word": "akşamlatmak", "meanings": ["Akşamı yaptırmak, akşamı buldurmak veya ettirmek"]}, {"word": "akşamleyin", "meanings": ["Akşam", "Akşam saatlerinde, akşam olduğunda, akşam saati, akşam vakti"]}, {"word": "akşamlık", "meanings": ["Akşama özgü olan"]}, {"word": "akşamlık sabahlık", "meanings": ["Nerede ise, kaçınılmaz sonuç pek yakında"]}, {"word": "akşamüstü", "meanings": ["Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri"]}, {"word": "akşamlı sabahlı", "meanings": ["Her akşam ve her sabah"]}, {"word": "akşam namazı", "meanings": ["Akşam vakti kılınan namaz"]}, {"word": "akşam pazarı", "meanings": ["Pazarlarda, işportalarda akşama doğru tezgâhta kalmış malların ucuz fiyatla satılışı"]}, {"word": "akşam piyasası", "meanings": ["Akşamüzerleri belli bir yerde yapılan gezinti"]}, {"word": "akşam saati", "meanings": ["Akşamleyin"]}, {"word": "gecesefası", "meanings": ["Akşamsefası"]}, {"word": "akşam simidi", "meanings": ["İkindiüzeri çıkarılan taze, susamlı simit"]}, {"word": "akşamüzeri", "meanings": ["Akşamüstü"]}, {"word": "Akşam Yıldızı", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "akşam yeli", "meanings": ["Akşamları esen serin rüzgâr"]}, {"word": "akşın", "meanings": ["Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar (I), albinos"]}, {"word": "akşınlık", "meanings": ["Akşın olma durumu, albinizm"]}, {"word": "aktar", "meanings": ["Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân", "İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân"]}, {"word": "aktarma", "meanings": ["Aktarmak işi", "Bir taşıttan başka bir taşıta geçme", "Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması", "Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme", "Arıları bir kovandan ötekine geçirme", "Alıntı", "Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi", "Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer", "Para aktarımı"]}, {"word": "aktarılma", "meanings": ["Aktarılmak işi"]}, {"word": "aktarıcı", "meanings": ["Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse", "Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse", "Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç"]}, {"word": "aktarılmak", "meanings": ["Aktarma işine konu olmak"]}, {"word": "aktarım", "meanings": ["Aktarma işi, nakil", "Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması"]}, {"word": "aktariye", "meanings": ["Aktarın sattığı şeyler"]}, {"word": "aktarlık", "meanings": ["Aktarın yaptığı iş"]}, {"word": "aktarma yapmak", "meanings": ["bir taşıttan ötekine geçmek", "bütçede bir bölümden başka bir bölüme ödenek geçirmek"]}, {"word": "aktarmacı", "meanings": ["Aktarma işini yapan kimse"]}, {"word": "aktarmacılık", "meanings": ["Aktarmacının yaptığı iş"]}, {"word": "aktarmak", "meanings": ["Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek", "Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek", "Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak", "Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek", "İletmek, bildirmek", "Bir kitabı başından sonuna kadar okumak", "Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak", "Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak", "Alıntılamak", "Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak", "Tür değişikliği yapmak", "Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak", "Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek"]}, {"word": "aktarmalı", "meanings": ["Aktarma gerektiren", "Aktarma yaparak"]}, {"word": "aktarmasız", "meanings": ["Aktarma gerektirmeyen", "Aktarma yapmayarak"]}, {"word": "aktartma", "meanings": ["Aktartmak işi"]}, {"word": "aktartmak", "meanings": ["Aktarma işini yaptırtmak"]}, {"word": "aktif", "meanings": ["Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal", "Etkili", "Çalışan, çalışmasını sürdüren", "Etken", "Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü"]}, {"word": "aktavşan", "meanings": ["Bir cins iri çöl sıçanı (Jaculus)"]}, {"word": "aktif fiil", "meanings": ["Etken"]}, {"word": "aktif rol oynamak", "meanings": ["bir işte etkili olmak"]}, {"word": "aktifleşmek", "meanings": ["Canlı, hareketli, etkili olmak, aktif duruma gelmek"]}, {"word": "aktifleşme", "meanings": ["Aktifleşmek durumu"]}, {"word": "aktifleştirme", "meanings": ["Aktifleştirmek işi"]}, {"word": "aktiflik", "meanings": ["Etkinlik"]}, {"word": "aktif metot", "meanings": ["Öğrencilerin, kişisel çalışmalarını ve iş yapma yeteneklerini geliştirmeyi sağlayan bilimsel yöntem"]}, {"word": "aktifleştirmek", "meanings": ["Aktifleşmesini sağlamak, aktif duruma getirmek"]}, {"word": "aktif taşıma", "meanings": ["Bir maddenin hücre zarından hücre içine veya dışına enerji harcanarak taşınması"]}, {"word": "aktinit", "meanings": ["Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı"]}, {"word": "aktinoloji", "meanings": ["Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "aktinyum", "meanings": ["Atom numarası 89, atom ağırlığı 227 olan radyoaktif bir element (simgesi Ac)"]}, {"word": "aktinyumlu", "meanings": ["Özünde aktinyum bulunduran"]}, {"word": "aktivite", "meanings": ["Etkinlik"]}, {"word": "aktör", "meanings": ["Erkek oyuncu", "Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse"]}, {"word": "aktivizm", "meanings": ["Etkincilik"]}, {"word": "aktöre", "meanings": ["Ahlak"]}, {"word": "aktörlük", "meanings": ["Aktörün görevi, aktörün yaptığı iş"]}, {"word": "aktris", "meanings": ["Kadın oyuncu"]}, {"word": "aktüalite", "meanings": ["Güncellik", "Günün olayı veya konusu"]}, {"word": "aktüalitesini kaybetmek", "meanings": ["güncelliğini yitirmek"]}, {"word": "aktüalizm", "meanings": ["Edimselcilik", "Kuvveden fiile geçmiş olan hâl"]}, {"word": "aktüel", "meanings": ["Güncel", "Edimsel"]}, {"word": "akur", "meanings": ["Azgın, şiddetli", "Kudurmuş, kuduz, kuduruk"]}, {"word": "akustik", "meanings": ["Yankı bilimi", "Yankılanım"]}, {"word": "akut", "meanings": ["İveğen"]}, {"word": "akuzatif", "meanings": ["Belirtme durumu"]}, {"word": "aküsü bitmek", "meanings": ["taşıtlarda depolanan enerji bitmek", "bitkin düşmek, çok yorulmak", "iyice yaşlanmak, elden ayaktan düşmek"]}, {"word": "akü", "meanings": ["Akümülatör"]}, {"word": "akümülatör", "meanings": ["Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü"]}, {"word": "akupunktur", "meanings": ["Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılan tedavi"]}, {"word": "akvam", "meanings": ["Kavimler"]}, {"word": "akvarel", "meanings": ["Sulu boya resim"]}, {"word": "akvaryum", "meanings": ["Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği ve yetiştirildiği cam su kabı"]}, {"word": "akvaryumcu", "meanings": ["Akvaryum işiyle uğraşan kimse, akvarist", "Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse, akvarist"]}, {"word": "akya balığı", "meanings": ["Uskumrugillerden, ufak pullu, 10-60 kilogram gelebilen bir balık, akbalık (Lichia amia)"]}, {"word": "akvaryumculuk", "meanings": ["Akvaryumcunun yaptığı iş"]}, {"word": "al", "meanings": ["Aldatma, düzen, tuzak, hile"]}, {"word": "ak yazılı", "meanings": ["Bahtlı, şanslı"]}, {"word": "al", "meanings": ["Kanın rengi, kızıl, kırmızı", "Bu renkte olan", "Dorunun açığı, kızıla çalan at donu", "Bu renkte olan (at)", "Yüze sürülen pembe düzgün, allık"]}, {"word": "ak yel", "meanings": ["Güneyden esen rüzgâr, lodos"]}, {"word": "Ak Yıldız", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "ak yem", "meanings": ["İzmarit, istavrit, uskumru vb. balıkların beyaz etinden yapılan ve oltada kullanılan yem"]}, {"word": "akyuvar", "meanings": ["Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit"]}, {"word": "akzambak", "meanings": ["Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki (Lilium candidum)"]}, {"word": "al ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz", "meanings": ["`bir kimse zekâsını kullanarak kendisinden güçlü olan yaratığı yenebilir ancak gücünü kullanarak kendisinden daha güçsüz ama zeki olan bir yaratığın üstesinden gelemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Al", "meanings": ["Alüminyum elementinin simgesi"]}, {"word": "âlâ", "meanings": ["İyi, pekiyi, daniska"]}, {"word": "al elmaya taş atan çok olur", "meanings": ["`değerli kimselere sataşan çok olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "al giymedim ki alınayım", "meanings": ["`bu işle hiçbir ilgim olmadığı için söylenen sözleri kendi üzerime almadım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "al gömlek gizlenemez", "meanings": ["kanlı gömlek gizlenemez"]}, {"word": "al kanlara boyanmak", "meanings": ["yaralanmak", "vurularak ölmek", "şehit olmak"]}, {"word": "alı al, moru mor", "meanings": ["telaş veya yorgunluktan yüzü kıpkırmızı kesilmiş (olarak)"]}, {"word": "al kiraz üstüne kar yağmış", "meanings": ["düşünülmeyen, beklenilmeyen şeylerin de olabileceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "alı alına, moru moruna", "meanings": ["sağlıklı, kanlı canlı"]}, {"word": "ala", "meanings": ["Karışık renkli, çok renkli, alaca", "Alabalık", "Açık kestane renginde olan, ela (göz)", "Kekliğin boynundaki siyah halka"]}, {"word": "ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz", "meanings": ["`değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ala ala hey", "meanings": ["Toplu olarak yapılan işlerde bağrışarak söylenen bir söz"]}, {"word": "alabacak", "meanings": ["Ayağında sekil olan (at, eşek vb.)", "Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse)"]}, {"word": "alabalıkgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası"]}, {"word": "alabanda", "meanings": ["Deniz teknelerinin iç yanları, borda karşıtı"]}, {"word": "alabalık", "meanings": ["Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris)"]}, {"word": "alabanda etmek", "meanings": ["dümeni sağa veya sola, sonuna kadar çevirmek"]}, {"word": "alabanda vermek", "meanings": ["azarlamak, paylamak, haşlamak"]}, {"word": "alabandayı yemek", "meanings": ["adamakıllı azarlanmak"]}, {"word": "alabanda ateş", "meanings": ["Geminin bir yanında bulunan toplarla derhâl ateş edilmesi komutu"]}, {"word": "sancak alabanda", "meanings": ["Dümeni sağ yana doğru sonuna kadar çevirme komutu"]}, {"word": "iskele alabanda", "meanings": ["Dümeni sol yana doğru sonuna kadar çevirme komutu"]}, {"word": "alabildiğine", "meanings": ["Sınırsız, uçsuz bucaksız bir biçimde", "Olanca hızı ile", "Aşırı derecede, gereğinden çok, gırla, sıvırya"]}, {"word": "alabaş", "meanings": ["Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki"]}, {"word": "alabora olmak", "meanings": ["tekne, sandal vb. deniz araçları devrilip ters dönmek", "işler altüst olmak"]}, {"word": "alabora", "meanings": ["Geminin yan yatması", "Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi", "Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması", "Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması"]}, {"word": "alabros", "meanings": ["Fırça gibi dik kesilmiş (erkek saçı)"]}, {"word": "alaca", "meanings": ["Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala", "İki veya daha çok renkli", "Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma", "Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez", "Ağaçta ilk olgunlaşan meyve", "Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben"]}, {"word": "alaca aş", "meanings": ["Aşure"]}, {"word": "alaca düşmek", "meanings": ["meyve olgunlaşmaya başlamak"]}, {"word": "alaca bulaca", "meanings": ["Alacalı bulacalı"]}, {"word": "alacabalıkçıl", "meanings": ["Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 santimetre, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir tür kuş (Ardeola ralloides)"]}, {"word": "alacak verecekle ödenmez", "meanings": ["`bir yerden alacağınız parayla başka bir yere olan borcunuzu kapatamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alacak", "meanings": ["Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı", "Alınması gerekli şey"]}, {"word": "alacağı olmak", "meanings": ["birinden alınacak parası olmak", "bir teklifi vakit darlığından dolayı kibarca geri çevirmek"]}, {"word": "alacağı olsun!", "meanings": ["`günün birinde ondan öcümü alırım` anlamında kullanılan bir tehdit sözü"]}, {"word": "alacağım olsun da alakargada olsun", "meanings": ["`borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alacağına saymak (veya tutmak)", "meanings": ["bir şeyi borca karşı almak"]}, {"word": "alacağına şahin, vereceğine karga (veya kuzgun)", "meanings": ["alacağını isterken ısrar eden, borcunu öderken de güçlük çıkaran kimse"]}, {"word": "alaca karanlık", "meanings": ["Güneş doğmadan önceki veya battıktan hemen sonraki aydınlık, yarı karanlık, akşam karanlığı"]}, {"word": "alacakarga", "meanings": ["Saksağan"]}, {"word": "alacaklı", "meanings": ["Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı"]}, {"word": "alacaklı çıkmak", "meanings": ["alacağı vereceğinden çok olmak"]}, {"word": "alacaklı olmak", "meanings": ["birinden alacağı bir şey bulunmak"]}, {"word": "alacalama", "meanings": ["Alacalamak işi"]}, {"word": "alacalamak", "meanings": ["Renk renk, benek benek boyamak"]}, {"word": "alacalandırma", "meanings": ["Alacalandırmak işi"]}, {"word": "alacalandırmak", "meanings": ["Alaca duruma getirmek"]}, {"word": "alacalanma", "meanings": ["Alacalanmak işi"]}, {"word": "alacalanmak", "meanings": ["Alaca bir duruma gelmek", "Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek", "Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek"]}, {"word": "alacalı bulacalı", "meanings": ["Karışık ve çiğ renkli, alaca bulaca", "Boyaları birbirine karışmış"]}, {"word": "alacalı", "meanings": ["Alaca"]}, {"word": "alacalık", "meanings": ["Alaca olma durumu", "Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu"]}, {"word": "alacamenekşe", "meanings": ["Hercai menekşe"]}, {"word": "alacasansar", "meanings": ["Benekli bir tür sansar"]}, {"word": "alafrangalaştırma", "meanings": ["Alafrangalaştırmak işi"]}, {"word": "alaçam", "meanings": ["Rengi kızıla yakın bir tür çam (Picea excelsa)"]}, {"word": "alaçık", "meanings": ["Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak", "Keçeden yapılan çadır"]}, {"word": "alafranga", "meanings": ["Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı", "Avrupa kültürüne özgü olan", "Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse)"]}, {"word": "alafrangacı", "meanings": ["Alafrangayı benimseyen kimse"]}, {"word": "alafrangacılık", "meanings": ["Alafrangacı olma durumu"]}, {"word": "alafrangalaşma", "meanings": ["Alafrangalaşmak durumu"]}, {"word": "alafrangalaşmak", "meanings": ["Alafranga olmak, alafranga davranmak"]}, {"word": "alafrangalaştırmak", "meanings": ["Alafrangalaşmasına sebep olmak"]}, {"word": "alafrangalık", "meanings": ["Alafranga olma durumu"]}, {"word": "alaka", "meanings": ["İlgi", "Gönül bağı"]}, {"word": "alafranga müzik", "meanings": ["Batı tarzında ve ölçülerinde yapılmış müzik"]}, {"word": "alafranga tuvalet", "meanings": ["Üzerine oturularak kullanılan kapaklı tuvalet"]}, {"word": "alafranga saat", "meanings": ["Bir günü 24 saat sayarak başlangıcını 00.01 olarak kabul eden saat sistemi"]}, {"word": "alagarson", "meanings": ["Kısa kesilmiş saç", "Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı"]}, {"word": "alageyik", "meanings": ["Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama)"]}, {"word": "ala gün", "meanings": ["Yazın güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum"]}, {"word": "alaka (veya alakasını) çekmek (veya toplamak veya uyandırmak)", "meanings": ["ilgi çekmek"]}, {"word": "alaimisema", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "alaka duymak", "meanings": ["ilgi duymak"]}, {"word": "alakayı (veya alakasını) kesmek", "meanings": ["ilgisi kalmamak, ayrılmak"]}, {"word": "alakadar", "meanings": ["İlgili"]}, {"word": "alakadar etmek", "meanings": ["ilgilendirmek"]}, {"word": "alakadar olmak", "meanings": ["ilgilenmek"]}, {"word": "alakalandırma", "meanings": ["İlgilendirme"]}, {"word": "alakalandırmak", "meanings": ["İlgilendirmek"]}, {"word": "alakalanma", "meanings": ["Alakalanmak işi, ilgilenme"]}, {"word": "alakalanmak", "meanings": ["İlgilenmek", "Gönül bağlamak, yakınlık duymak", "Bir şey çekici gelmek", "Bir şeyden zevk almak"]}, {"word": "alakalı", "meanings": ["İlgili"]}, {"word": "alakarga", "meanings": ["Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius)", "Saksağan"]}, {"word": "alakart", "meanings": ["Seçmeli yemek, tabildot karşıtı"]}, {"word": "alakasızlık", "meanings": ["İlgisizlik"]}, {"word": "alakasız", "meanings": ["İlgisiz"]}, {"word": "alakok", "meanings": ["Rafadan yumurta"]}, {"word": "alalama", "meanings": ["Alalamak işi, kamuflaj"]}, {"word": "alalamak", "meanings": ["Gizlemek"]}, {"word": "alamana", "meanings": ["Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata"]}, {"word": "alamet", "meanings": ["Belirti, işaret, iz, nişan", "Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne"]}, {"word": "alametifarika", "meanings": ["Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik"]}, {"word": "alametifarikalı", "meanings": ["Alametifarikası olan"]}, {"word": "alaminüt", "meanings": ["Acele, çabuk"]}, {"word": "alaminüt yemek", "meanings": ["Kolayca hazırlanıp tüketilebilen yemek"]}, {"word": "alan", "meanings": ["Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha", "Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran", "Yüz ölçümü", "Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer", "Bir çalışma çevresi", "İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası", "Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü", "Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha"]}, {"word": "alan hızı", "meanings": ["Hareket eden bir cismi, duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı alan"]}, {"word": "alan korkusu", "meanings": ["Bazı kişilerin park, sokak, köprü vb. açık alanlarda çaresiz kalabileceklerini düşünerek duydukları ürkeklik hastalığı, meydan korkusu, agorafobi"]}, {"word": "alan talan", "meanings": ["Karmakarışık, allak bullak, darmadağınık"]}, {"word": "alan talan etmek", "meanings": ["darmadağınık bir duruma getirmek, altüst etmek", "yağma etmek, yağmalamak"]}, {"word": "alan talan olmak", "meanings": ["darmadağınık bir duruma getirilmek, altüst olmak", "yağma edilmek, yağmalanmak"]}, {"word": "alan topu", "meanings": ["Tenis"]}, {"word": "alarga durmak", "meanings": ["deniz aracı kıyıdan veya başka bir deniz aracından uzakta beklemek", "uzak durmak, karışmak istememek, ilgisiz davranmak"]}, {"word": "alarga", "meanings": ["Açık deniz, engin", "Uzaktan, açıktan", "`Açıktan geç, yaklaşma` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "alarga etmek", "meanings": ["açık denize çıkmak, engine açılmak", "geri çekilmek, uzaklaşmak"]}, {"word": "alarga gitmek", "meanings": ["uzak durmak"]}, {"word": "alargada durmak (veya tutmak)", "meanings": ["uzakta durmak", "deniz aracını kıyıdan veya başka bir deniz aracından uzakta bekletmek"]}, {"word": "alargadan seyretmek", "meanings": ["uzaktan bakmak"]}, {"word": "alarm", "meanings": ["Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret", "Bu işareti veren düzenek"]}, {"word": "alarma geçmek", "meanings": ["beliren tehlikeye karşı direnebilecek, dayanabilecek duruma gelmek"]}, {"word": "ala sulu", "meanings": ["Yeni olgunlaşmaya başlamış (yemiş)", "İyi pişmemiş (yemek)"]}, {"word": "alaşım", "meanings": ["Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita"]}, {"word": "alaşımlama", "meanings": ["Alaşımlamak işi"]}, {"word": "alaşımlamak", "meanings": ["Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak"]}, {"word": "alatav", "meanings": ["Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak)"]}, {"word": "alaturka", "meanings": ["Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı", "Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse)", "Alaturka saat", "Düzensiz, yöntemsiz"]}, {"word": "alaten", "meanings": ["Cüzzamlı"]}, {"word": "alaturkacı", "meanings": ["Alaturka yanlısı kimse", "Alaturka müziği seven kimse", "Alaturka müziği seslendiren veya çalan kimse"]}, {"word": "alaturkalaşma", "meanings": ["Alaturkalaşmak durumu"]}, {"word": "alaturkacılık", "meanings": ["Alaturkacı olma durumu"]}, {"word": "alaturkalaşmak", "meanings": ["Alaturka olmak"]}, {"word": "alaturkalaştırma", "meanings": ["Alaturkalaştırmak işi"]}, {"word": "alaturkalaştırmak", "meanings": ["Alaturkalaşmasını sağlamak"]}, {"word": "alaturka müzik", "meanings": ["Geleneksel Türk müziği"]}, {"word": "alaturkalık", "meanings": ["Alaturka olma durumu"]}, {"word": "alaturka saat", "meanings": ["Güneşin batışında 12'yi gösterecek bir biçimde ayarlanmış saat, ezani saat"]}, {"word": "alavere", "meanings": ["Bir şeyin elden ele geçmesi", "Bir şeyi elden ele vererek aktarma", "Kargaşalık", "Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele"]}, {"word": "alaturka tuvalet", "meanings": ["Çömelerek kullanılan tuvalet"]}, {"word": "alavereci", "meanings": ["Vurguncu"]}, {"word": "alavere tulumbası", "meanings": ["Emme basma tulumba"]}, {"word": "alay", "meanings": ["Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk", "Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej", "Hayvan topluluğu", "Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu"]}, {"word": "alay", "meanings": ["Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma"]}, {"word": "alaya çıkmak", "meanings": ["askerî bir okulda başarı gösteremeyerek kıtaya gönderilmek"]}, {"word": "alay etmek", "meanings": ["bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak"]}, {"word": "alay gibi gelmek", "meanings": ["inanılacak gibi olmamak"]}, {"word": "alay geçmek", "meanings": ["alay etmek"]}, {"word": "alaya almak", "meanings": ["alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "alaya bozmak", "meanings": ["alay niteliği vermek"]}, {"word": "alaya vurmak", "meanings": ["ciddiyken sonradan alay ediyormuş gibi bir havaya girmek"]}, {"word": "alay beyi", "meanings": ["Albay rütbesinde jandarma alay komutanı, çeribaşı"]}, {"word": "alay alay", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda", "Kalabalık olarak"]}, {"word": "alaycı", "meanings": ["Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi", "Alay eden, küçümseyen (tutum)"]}, {"word": "alaybozan", "meanings": ["Bir tür fitilli tüfek"]}, {"word": "alaycılık", "meanings": ["Alaycı olma durumu, müstehzilik"]}, {"word": "alayiş", "meanings": ["Gösteriş, göz kamaştırma"]}, {"word": "alaylı", "meanings": ["Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay", "Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı"]}, {"word": "alayişli", "meanings": ["Gösterişli"]}, {"word": "alaylı", "meanings": ["Alay edici, küçümseyici, müstehzi"]}, {"word": "alaysı", "meanings": ["Alayı andıran, alaya benzeyen, alay gibi, alayımsı"]}, {"word": "alaza", "meanings": ["Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb"]}, {"word": "alaz", "meanings": ["Alev, yalaz"]}, {"word": "alaz alaz", "meanings": ["Alev alev"]}, {"word": "alazlamak", "meanings": ["Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak", "Sızlatmak, yakmak, acı vermek"]}, {"word": "alazlama", "meanings": ["Alazlamak işi", "Vücutta kızıllık veya kızıl lekeler belirmesi durumu"]}, {"word": "alazlanma", "meanings": ["Alazlanmak işi"]}, {"word": "alazlanmak", "meanings": ["Alazlama işine konu olmak", "İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek"]}, {"word": "albasma", "meanings": ["Albastı"]}, {"word": "albastı", "meanings": ["Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma"]}, {"word": "albatr", "meanings": ["Kaymak taşı"]}, {"word": "albatros", "meanings": ["Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans)"]}, {"word": "albaylık", "meanings": ["Albay olma durumu, miralaylık", "Albayın rütbesi", "Albayın görevi"]}, {"word": "albay", "meanings": ["Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay"]}, {"word": "albeni", "meanings": ["Çekicilik"]}, {"word": "albeni vermek", "meanings": ["çekiciliğini artırmak, ilgi toplamak, hoş ve güzel göstermek"]}, {"word": "albenisi olmak", "meanings": ["çekiciliği bulunmak"]}, {"word": "albenili", "meanings": ["Alımlı"]}, {"word": "albinos", "meanings": ["Akşın"]}, {"word": "albüm", "meanings": ["Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü", "Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap", "Uzunçalar"]}, {"word": "albümin", "meanings": ["Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein"]}, {"word": "albümin işeme", "meanings": ["Birçok hastalıkta, özellikle böbrek hastalıklarında idrarda albümin bulunması durumu, aktutma"]}, {"word": "alçacık", "meanings": ["Çok alçak"]}, {"word": "albüminli", "meanings": ["İçinde albümin bulunan"]}, {"word": "alçacık dağları ben yarattım demek", "meanings": ["çok kurumlu olmak, kendini çok beğenmek"]}, {"word": "alçak", "meanings": ["Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı", "Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer)", "Kısa (boy)", "Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain"]}, {"word": "alçacık eşeğe herkes biner", "meanings": ["`güçsüz ve koruyucusuz bir kimseyi buyruk alına almak ve ezmek kolaydır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alçak uçan yüce konar, yüce konan alçak uçar", "meanings": ["`alçak gönüllü olan toplum içinde saygı görür ve yücelir, kendisini herkesten üstün gören sevilmez ve toplum içinde iyi bir yer edinemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alçak yer yiğidi hor gösterir", "meanings": ["`basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, gereken ilgiyi göremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır", "meanings": ["`bilgili kimselerin bulunmadığı yerde cahil kişi bilgiçlik taslar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır", "meanings": ["`insan kendi durumuna göre bir yaşam tarzı benimsemeli, arkadaşlarını da ona göre seçmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alçak basınç", "meanings": ["Barometrede 760 milimetre altında bulunan, kötü havayı işaret eden hava durumu"]}, {"word": "alçaktan uçmak", "meanings": ["atılan palavra düzeyi az olmak"]}, {"word": "alçakça", "meanings": ["Oldukça alçak", "(alça'kça) Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına, sefihane"]}, {"word": "alçak gerilim", "meanings": ["Düşük voltajlı elektrik hattı", "Etki değeri bin volta kadar olan elektrik potansiyeli"]}, {"word": "alçak gönüllü", "meanings": ["Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse), engin gönüllü, mütevazı, tevazulu"]}, {"word": "alçak gönüllülük", "meanings": ["Alçak gönüllü olma durumu, tevazu, mahviyet, mütevazılık"]}, {"word": "alçak kabartma", "meanings": ["Heykel sanatında, yüzeyindeki çıkıntısı az olan kabartma"]}, {"word": "alt kavuşum", "meanings": ["Dünya, gezegen Güneş dizilişinde gezegenin konumu"]}, {"word": "alçaklaşmak", "meanings": ["Alçak duruma gelmek"]}, {"word": "alçaklaşma", "meanings": ["Alçaklaşmak durumu"]}, {"word": "alçaklaştırma", "meanings": ["Alçaklaştırmak işi"]}, {"word": "alçaklaştırmak", "meanings": ["Alçaklaşmasına sebep olmak"]}, {"word": "alçaklık", "meanings": ["Alçak olma durumu, denaet, pespayelik", "Alçakça davranış, habaset, şenaat"]}, {"word": "alçalış", "meanings": ["Alçalma işi"]}, {"word": "alçak ses", "meanings": ["Hafif çıkarılan ses", "Kalın ses"]}, {"word": "alçalma", "meanings": ["Alçalmak işi, inme", "Düşkünlük, zül, mezellet", "Toprağın çöküp oturması", "Gelgitte denizin alçalması, cezir"]}, {"word": "alçalmak", "meanings": ["Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek", "İnsanın değeri azalmak"]}, {"word": "alçaltı", "meanings": ["Yüksekliği az olan alan", "Küçük düşürme, hor görme"]}, {"word": "alçaltma", "meanings": ["Alçaltmak işi"]}, {"word": "alçaltmak", "meanings": ["Alçak duruma getirmek", "Değerini azaltmak"]}, {"word": "alçarak", "meanings": ["Az alçak"]}, {"word": "alçıya almak (veya koymak)", "meanings": ["kırılan bir kemiği gereği gibi kaynaması için alçıya batırılmış sargı ile sarmak"]}, {"word": "alçı", "meanings": ["Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde"]}, {"word": "alçıcı", "meanings": ["Alçı taşını çıkaran kimse", "Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi"]}, {"word": "alçı kalıp", "meanings": ["Bir şeyin üzerine alçı dökülerek alınan kalıp"]}, {"word": "alçılama", "meanings": ["Alçılamak işi"]}, {"word": "alçılamak", "meanings": ["Alçı ile sıvamak"]}, {"word": "alçılanma", "meanings": ["Alçılanmak işi"]}, {"word": "alçılanmak", "meanings": ["Alçılama işine konu olmak"]}, {"word": "alçılatma", "meanings": ["Alçılatmak işi"]}, {"word": "alçılatmak", "meanings": ["Alçı ile kapattırmak, sıvatmak"]}, {"word": "alçılı", "meanings": ["İçinde alçı bulunan", "Alçı ile sarılmış olan"]}, {"word": "alçıpan", "meanings": ["Alçı levha"]}, {"word": "alçı taşı", "meanings": ["Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat, jips"]}, {"word": "aldangıç", "meanings": ["Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak"]}, {"word": "aldanç", "meanings": ["Çabuk ve kolay aldatılan (kimse)"]}, {"word": "aldanış", "meanings": ["Aldanma durumu"]}, {"word": "aldanma", "meanings": ["Aldanmak işi"]}, {"word": "aldanmak", "meanings": ["Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak", "Bir hileye, bir yalana kanmak", "Hayal kırıklığına uğramak", "Avunmak, oyalanmak", "Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak"]}, {"word": "aldatılma", "meanings": ["Aldatılmak işi"]}, {"word": "aldatılmak", "meanings": ["Aldatma işine konu olmak"]}, {"word": "aldatış", "meanings": ["Aldatma işi"]}, {"word": "aldatmaca", "meanings": ["Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun, dubara"]}, {"word": "aldatma", "meanings": ["Aldatmak işi, deside, al, hıyanet"]}, {"word": "aldatmak", "meanings": ["Beklenmedik bir davranışla yanıltmak", "Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak", "Birine verilen sözü tutmamak", "Yalan söylemek", "Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek", "Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek", "Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek", "Oyalamak, avutmak"]}, {"word": "aldehit", "meanings": ["Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı"]}, {"word": "aldırış", "meanings": ["Aldırma işi"]}, {"word": "aldırış etmemek", "meanings": ["ilgi göstermemek, ilgilenmemek, ilgisiz kalmak", "önem vermemek, aldırmamak, umursamamak"]}, {"word": "alegori", "meanings": ["Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma", "Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu"]}, {"word": "aldırışsız", "meanings": ["Aldırmaz, umursamayan"]}, {"word": "aldırma", "meanings": ["Aldırmak işi"]}, {"word": "aldırmaz", "meanings": ["İlgisiz", "Bir şeye önem vermeyen"]}, {"word": "aldırmak", "meanings": ["Alma işini yaptırmak", "Getirtmek", "Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak", "Başkasına kaptırmak", "Sığdırmak", "Önem vermek, değer vermek"]}, {"word": "aldırmazlık", "meanings": ["İlgisizlik"]}, {"word": "aldırtma", "meanings": ["Aldırtmak işi"]}, {"word": "aldırtmak", "meanings": ["Alma işini başkasına yaptırmak"]}, {"word": "alegorik", "meanings": ["Alegori ile ilgili, yerinel"]}, {"word": "aleksi", "meanings": ["Okuma yitimi"]}, {"word": "alelacayip", "meanings": ["Çok acayip, bambaşka"]}, {"word": "alelacele", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "alelade", "meanings": ["Her zaman görülen, olağan", "Bayağı"]}, {"word": "aleladelik", "meanings": ["Alelade olma durumu", "Bayağılık"]}, {"word": "alelhesap", "meanings": ["Hesaba sayarak"]}, {"word": "alelhusus", "meanings": ["Hele, özellikle"]}, {"word": "alelıtlak", "meanings": ["Genel olarak"]}, {"word": "alelumum", "meanings": ["Genel olarak, genellikle"]}, {"word": "alelusul", "meanings": ["Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde", "Âdet yerini bulsun diye"]}, {"word": "âlem yapmak", "meanings": ["sazlı sözlü eğlenmek"]}, {"word": "âlem", "meanings": ["Evren", "Dünya, cihan", "Aynı konu ile ilgili kimseler", "Bu kimselerin uğraşlarının bütünü", "Belli bir grupraki canlıların bütünü", "Durum ve şartlar", "Herkes, başkaları", "Ortam, çevre", "Kendine özgü birçok niteliği bulunan şey", "Farklı davranış içinde bulunan kimse", "Eğlence"]}, {"word": "âleme verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı", "meanings": ["ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı"]}, {"word": "âlemi var mı?", "meanings": ["`yakışık alır mı, uygun olur mu?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "âlemin ağzı torba değil ki büzesin", "meanings": ["elin ağzı torba değil ki büzesin"]}, {"word": "alem", "meanings": ["Bayrak", "Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça", "Simge"]}, {"word": "alem olmak", "meanings": ["simge olmak"]}, {"word": "alemci", "meanings": ["Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse"]}, {"word": "alemdar", "meanings": ["Bayrağı veya sancağı taşıyan kimse", "Önder"]}, {"word": "âlemşümul", "meanings": ["Evrensel"]}, {"word": "alenen", "meanings": ["Açıkça"]}, {"word": "aleni", "meanings": ["Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan"]}, {"word": "alengirli", "meanings": ["Acayip, tuhaf", "Hoş", "Karmaşık"]}, {"word": "alenileşme", "meanings": ["Alenileşmek durumu"]}, {"word": "alenileşmek", "meanings": ["Herkesçe bilinir duruma gelmek"]}, {"word": "aleniyet", "meanings": ["Açıklık"]}, {"word": "alerjik", "meanings": ["Alerji ile ilgili olan"]}, {"word": "alerji", "meanings": ["Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki", "Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık"]}, {"word": "alessabah", "meanings": ["Sabah erkenden"]}, {"word": "alesta beklemek", "meanings": ["hazır durumda beklemek"]}, {"word": "alesta", "meanings": ["Harekete hazır, tetikte"]}, {"word": "alesta tutmak", "meanings": ["hemen kullanılabilecek durumda bulundurmak"]}, {"word": "alesta durmak", "meanings": ["alesta beklemek"]}, {"word": "alet", "meanings": ["Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne", "Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç", "Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri", "Maşa"]}, {"word": "alet işler, el övünür", "meanings": ["`bir kimse ne kadar usta olursa olsun gerekli araçları olmadan kusursuz iş yapamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alet etmek", "meanings": ["bir kimseyi hoş olmayan bir işte aracı olarak kullanmak"]}, {"word": "alet olmak", "meanings": ["bilerek veya bilmeyerek kötü bir işe aracılık etmek, vasıta olmak"]}, {"word": "aletli", "meanings": ["Aleti olan veya aletle yapılan"]}, {"word": "alet edevat", "meanings": ["Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için kullanılan araçlar"]}, {"word": "alev", "meanings": ["Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule", "Sıcaklık", "Kıvılcım", "Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama", "Aşk ateşi"]}, {"word": "aletli jimnastik", "meanings": ["Birtakım aletler kullanılarak yapılan jimnastik, araçlı jimnastik"]}, {"word": "alev almak", "meanings": ["tutuşmak, yanmaya başlamak", "coşmak, heyecanlanmak, heyecana gelmek", "öfkelenmek, kızmak", "telaşlanmak"]}, {"word": "alev bacayı (veya saçağı) sarmak", "meanings": ["ateş bacayı sarmak"]}, {"word": "alev gibi parlamak", "meanings": ["canlı, ışıl ışıl olmak"]}, {"word": "alev alev", "meanings": ["Vücut ısısı herhangi bir sebeple artmış bir biçimde ve bu sebeple tende kızarıklık oluşarak, alaz alaz", "Aşırı bir biçimde tutuşmuş olarak", "Aşırı bir biçimde tutuşmuş olan"]}, {"word": "Alevi", "meanings": ["Hz. Ali'ye bağlı olan kimse"]}, {"word": "Alevilik", "meanings": ["Alevi olma durumu"]}, {"word": "alev kırmızısı", "meanings": ["Parlak kırmızı renk, alev rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "alev lambası", "meanings": ["Gaz veya benzinle çalışan, ucundan bir alev püskürterek yanan metalleri lehimlemede kullanılan bir araç, pürmüz lambası"]}, {"word": "alevlendirme", "meanings": ["Alevlendirmek işi"]}, {"word": "alevlendirmek", "meanings": ["Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak", "Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak"]}, {"word": "alevlenme", "meanings": ["Alevlenmek işi", "Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon"]}, {"word": "alevlenmek", "meanings": ["Yanmaya başlamak", "Sıcaklığı artmak", "Heyecanlanmak", "Şiddeti artmak", "Öfkelenmek"]}, {"word": "alevli", "meanings": ["Alevi olan, alevlenmiş", "Şiddetli, hararetli"]}, {"word": "alev makinesi", "meanings": ["Düşman üzerine alevli sıvılar püskürten taşınabilir alet"]}, {"word": "aleyhinde olmak", "meanings": ["birine karşı olumsuz duygu ve davranış içinde bulunmak"]}, {"word": "aleyhine dönmek", "meanings": ["destek vermekten vazgeçip karşı duruma geçmek"]}, {"word": "aleyhe dönmek", "meanings": ["karşı durum almak, karşı duruma geçmek"]}, {"word": "aleyh", "meanings": ["Bir şeyin veya bir kimsenin karşısında olma, leh karşıtı"]}, {"word": "aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak)", "meanings": ["çekiştirmek, yermek"]}, {"word": "aleyhe dönmek", "meanings": ["destek vermekten vazgeçip karşı duruma geçmek"]}, {"word": "aleyhine olmak", "meanings": ["bir iş, birinin zararına olmak, onun için iyi olmamak"]}, {"word": "aleyhte olmak", "meanings": ["karşı durum almak"]}, {"word": "aleyhtar", "meanings": ["Karşı olan, karşıtçı"]}, {"word": "aleykümselam", "meanings": ["`Esenlik, selamet sizin de üzerinize olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aleyhtarlık", "meanings": ["Bir işe, harekete veya düşünceye karşı olma, karşıtçılık"]}, {"word": "alfa", "meanings": ["Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima)"]}, {"word": "alfa", "meanings": ["Yunan alfabesinin birinci harfi"]}, {"word": "alfabe", "meanings": ["Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı", "Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap", "Bir işin başlangıcı"]}, {"word": "alfabe dışı", "meanings": ["Bir milletin alfabesinde bulunmayan"]}, {"word": "alfabe sırası", "meanings": ["Harflerin alfabedeki belirli düzene göre dizilişi, abece sırası, alfabetik sıralama", "Kişi veya kitap adlarının sıralanmasında başvurulan düzen, abece sırası, alfabetik sıralama"]}, {"word": "alfabetik", "meanings": ["Alfabe sırasına göre dizilmiş, abecesel"]}, {"word": "alfabetik katalog", "meanings": ["Eserleri yazarların soy adlarına veya adlarına göre sıraya sokan katalog"]}, {"word": "alfa ışınları", "meanings": ["Radyoaktif maddelerin yaydıkları üç ışından biri"]}, {"word": "alfaterapi", "meanings": ["Alfa ışınları kullanılarak yapılan tedavi"]}, {"word": "alfenit", "meanings": ["İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım"]}, {"word": "alfabetik sıralama", "meanings": ["Alfabe sırası"]}, {"word": "alg", "meanings": ["Su yosunu"]}, {"word": "algarina", "meanings": ["Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi", "Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme"]}, {"word": "algı", "meanings": ["Kazanç, alacak", "Rüşvet", "Vergi"]}, {"word": "algı", "meanings": ["Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık"]}, {"word": "algı", "meanings": ["Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak"]}, {"word": "algı bıçağı", "meanings": ["Haşhaş kozasını çizmeye yarayan alet"]}, {"word": "algılama", "meanings": ["Algılamak işi, kavrama, idrak, idrak etme"]}, {"word": "algılamak", "meanings": ["Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek"]}, {"word": "algılanma", "meanings": ["Algılanmak işi"]}, {"word": "algılanmak", "meanings": ["Algılama işine konu olmak, idrak edilmek"]}, {"word": "algılatma", "meanings": ["Algılatmak işi"]}, {"word": "eflatun", "meanings": ["Açık mor renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "efkârlanış", "meanings": ["Efkârlanma işi"]}, {"word": "efkârlanmak", "meanings": ["Tasalanmak, kaygılanmak, üzülmek"]}, {"word": "efkârlanma", "meanings": ["Efkârlanmak işi"]}, {"word": "algılatmak", "meanings": ["Algılama işini birine yaptırmak, idrak ettirmek"]}, {"word": "efkârlı", "meanings": ["Tasalanmış, tasalı, kaygılı"]}, {"word": "efsane", "meanings": ["Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence", "Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb", "Olağanüstü bir başarı elde etmiş kimse, kurum vb"]}, {"word": "eflak", "meanings": ["Gökler"]}, {"word": "eflake ser çekmek", "meanings": ["çok yüksek olmak"]}, {"word": "eflatuni", "meanings": ["Eflatun rengi", "Bu renkte olan", "Platonik"]}, {"word": "efor", "meanings": ["Çaba, güç (II)"]}, {"word": "efrat", "meanings": ["Bireyler, fertler", "Erler, erat"]}, {"word": "efradını cami, ağyarını mâni", "meanings": ["`ne eksik ne fazla, eksiği artığı olmayan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "efriz", "meanings": ["Friz"]}, {"word": "efsane olmak", "meanings": ["efsane gibi anlatılmak veya anılmak"]}, {"word": "efsaneleşme", "meanings": ["Efsaneleşmek işi"]}, {"word": "efsaneleşmek", "meanings": ["Efsane durumuna gelmek"]}, {"word": "efsaneleştirilme", "meanings": ["Efsaneleştirilmek işi"]}, {"word": "efsaneleştirme", "meanings": ["Efsaneleştirmek işi"]}, {"word": "efsaneli", "meanings": ["Efsanesi olan"]}, {"word": "efsaneleştirilmek", "meanings": ["Efsane niteliği kazandırılmak"]}, {"word": "efsanevi", "meanings": ["Efsanelerde geçen, kendisi için efsaneler düzülen veya efsaneyi andırır nitelikte olan (kimse, hayvan, yer), menkıbevi"]}, {"word": "efsaneleştirmek", "meanings": ["Efsane durumuna getirmek"]}, {"word": "efsunkâr", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "efsun", "meanings": ["Büyü"]}, {"word": "ego", "meanings": ["Ben (III)"]}, {"word": "efsunlamak", "meanings": ["Büyülemek"]}, {"word": "egemen", "meanings": ["Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan, hükümran, hâkim", "Sözünü geçiren, üstünlük kazanan"]}, {"word": "eften püften", "meanings": ["Baştan savma yapılmış, dayanıksız, derme çatma, çürük, değersiz"]}, {"word": "ege", "meanings": ["Veli"]}, {"word": "efsunlama", "meanings": ["Büyüleme"]}, {"word": "egemenlik", "meanings": ["Egemen olma durumu", "Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet"]}, {"word": "eglog", "meanings": ["Kısa kır manzumesi, çoban türküsü"]}, {"word": "egoist", "meanings": ["Bencil"]}, {"word": "egoizm", "meanings": ["Bencillik"]}, {"word": "egoistlik", "meanings": ["Bencillik"]}, {"word": "egosantrik", "meanings": ["Beniçincilik yanlısı"]}, {"word": "egotizm", "meanings": ["Benlikçilik"]}, {"word": "egzama", "meanings": ["Mayasıl"]}, {"word": "egosantrizm", "meanings": ["Beniçincilik"]}, {"word": "egzamalı", "meanings": ["Egzaması olan"]}, {"word": "egzersiz yapmak", "meanings": ["alıştırma yapmak", "sağlıklı yaşam için spor yapmak"]}, {"word": "egzersiz", "meanings": ["Alıştırma"]}, {"word": "egzistansiyalist", "meanings": ["Varoluşçu"]}, {"word": "egzomorfizm", "meanings": ["Dış başkalaşım"]}, {"word": "egzistansiyalizm", "meanings": ["Varoluşçuluk"]}, {"word": "egzogami", "meanings": ["Dış evlilik"]}, {"word": "egzotik", "meanings": ["Yabancıl"]}, {"word": "egzotik çorba", "meanings": ["Ana malzemesi deniz kırlangıcı, kaplumbağa vb. deniz ürünleri olan bir çorba türü"]}, {"word": "egzoz", "meanings": ["İçten yanmalı motorlarda yanan akaryakıtın gazı", "Bu gazın boşaltılması", "Bu gazın atılmasını sağlayan düzen", "Susturucu"]}, {"word": "egzotizm", "meanings": ["Yabancıllık"]}, {"word": "egzozcu", "meanings": ["Egzozu yapan, satan veya onaran kimse"]}, {"word": "egzoz gazı", "meanings": ["Egzozdan atılan gaz"]}, {"word": "eğer", "meanings": ["Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet"]}, {"word": "eğdiriş", "meanings": ["Eğdirme işi"]}, {"word": "eğdirmek", "meanings": ["Eğik duruma getirmek, getirtmek"]}, {"word": "eğdirme", "meanings": ["Eğdirmek işi"]}, {"word": "eğe", "meanings": ["Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga"]}, {"word": "eğeleme", "meanings": ["Eğelemek işi"]}, {"word": "eğe", "meanings": ["Maden, tahta vb.nin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç"]}, {"word": "eğelemek", "meanings": ["Eğe ile düzleştirmek, aşındırmak"]}, {"word": "eğik", "meanings": ["Eğilmiş olan, dik veya düz olmayan", "Bükülmüş", "Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan, yalman, mail, şev", "Dik veya paralel olmayan doğru"]}, {"word": "eğiç", "meanings": ["Yemiş koparırken dalları çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç"]}, {"word": "eğik çizgi", "meanings": ["Düz olmayan çizgi", "Yan yana yazılan dizeler, kelime grupları ve cümle ögeleri, adres yazarken kapı numarası ile daire numarası vb.nin arasına konulan noktalama işareti (\\/)", "Bölme işlemini gösteren işaret"]}, {"word": "eğik biçme", "meanings": ["Ekseni tabanına dikey olmayan biçme"]}, {"word": "eğik düzlem", "meanings": ["Bir cismi yükseğe çıkarmak için gerekli gücü ayarlamada kullanılan eğik, düz yüzey"]}, {"word": "eğik silindir", "meanings": ["Ekseni tabanına dikey olmayan silindir"]}, {"word": "eğiklik", "meanings": ["Eğik olma durumu, eğim, yamukluk, meyil", "Bir gök cisminin içinde hareket ettiği düzlem ile yörünge düzlemiyle belirtilmiş herhangi bir düzlem arasındaki açı"]}, {"word": "eğilim", "meanings": ["Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül", "Belirli bir siyasi görüşe veya düşünceye yakın olma durumu, tandans", "Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri"]}, {"word": "eğilimli", "meanings": ["Eğilimi olan, istekli, meyyal, mail, tandanslı"]}, {"word": "eğiliş", "meanings": ["Eğilme işi"]}, {"word": "eğilme", "meanings": ["Eğilmek işi", "Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması", "Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı"]}, {"word": "eğilmek", "meanings": ["Bir yana doğru eğik duruma gelmek", "İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek", "Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek", "Bir işi önemseyip ele almak"]}, {"word": "eğilen baş kesilmez", "meanings": ["`kusurunu anlayıp özür dileyen kişi bağışlanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eğilip bükülmek", "meanings": ["bir kimsenin karşısında sıkıntı, utanç vb. duygularını açığa vuracak hareketlerde bulunmak"]}, {"word": "eğim", "meanings": ["Eğilmiş olma durumu", "Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil"]}, {"word": "eğimli", "meanings": ["Eğimi olan", "Bir şeyi yapmaya içten yönelmiş, meyyal"]}, {"word": "eğimölçer", "meanings": ["Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç, klinometre"]}, {"word": "eğin", "meanings": ["Arka, sırt", "Beden, vücut", "Boy bos, endam"]}, {"word": "eğimsiz", "meanings": ["Eğimi olmayan"]}, {"word": "eğinik", "meanings": ["Eğilmiş olan, eğik", "Bir şeyi sevmiş, istemiş veya yapmaya içten yönelmiş olan"]}, {"word": "eğinme", "meanings": ["Eğinmek durumu"]}, {"word": "eğinti", "meanings": ["Eğelenen bir şeyden dökülen ince toz"]}, {"word": "eğinmek", "meanings": ["Gönül vermek"]}, {"word": "eğir", "meanings": ["Arıların çıkardığı bir salgı türü"]}, {"word": "eğirme", "meanings": ["Eğirmek işi"]}, {"word": "eğir otu", "meanings": ["Dere ve durgun su kenarlarında yetişen, 50-125 santimetre yüksekliğinde, çok yıllık ve otsu bir bitki, eğir kökü (Acorus calamus)"]}, {"word": "eğirmek", "meanings": ["Yün, pamuk vb.ni iğ ile büküp iplik durumuna getirmek"]}, {"word": "eğirmen", "meanings": ["İplik eğirmeye yarar araç, kirmen"]}, {"word": "eğir mumu", "meanings": ["Kışın arıların kovan deliklerine sıvadıkları madde"]}, {"word": "eğirtme", "meanings": ["Eğirtmek işi"]}, {"word": "eğirtmek", "meanings": ["Eğirme işi yaptırmak"]}, {"word": "eğiş", "meanings": ["Eğme işi"]}, {"word": "eğitici", "meanings": ["Eğitimi sağlayan, eğitmeye elverişli veya eğiten değerleri bulunan", "Genellikle çocuk eğitimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "eğitilme", "meanings": ["Eğitilmek işi"]}, {"word": "eğitilmek", "meanings": ["Eğitme işine konu olmak"]}, {"word": "eğiticilik", "meanings": ["Eğitici olma durumu", "Eğiticinin yaptığı iş"]}, {"word": "eğitim", "meanings": ["Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye", "Eğitim bilimi"]}, {"word": "eğitim almak", "meanings": ["belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetişmek"]}, {"word": "eğitim vermek", "meanings": ["belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirmek"]}, {"word": "eğitim bilimi", "meanings": ["Öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim kolu, eğitim, pedagoji", "Öğretmenlik sanatı, uygulaması veya mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı, pedagoji"]}, {"word": "eğitimcilik", "meanings": ["Eğitimci olma durumu, terbiyecilik", "Eğitimcinin yaptığı iş, terbiyecilik"]}, {"word": "eğitimci", "meanings": ["Eğitim işiyle uğraşan kimse, terbiyeci"]}, {"word": "eğitim dönemi", "meanings": ["Herhangi bir konuda bilgi ve becerileri geliştirmek için ayrılan süre"]}, {"word": "eğitim enstitüsü", "meanings": ["Orta dereceli okullara öğretmen yetiştirmek için kurulmuş yüksekokul"]}, {"word": "eğitimli", "meanings": ["Eğitim görmüş, eğitilmiş"]}, {"word": "eğitim programı", "meanings": ["Eğitimi düzenleyen ve yönlendiren sistem"]}, {"word": "eğitimsel", "meanings": ["Eğitimle ilgili, eğitsel, terbiyevi, pedagojik"]}, {"word": "eğitimsiz", "meanings": ["Eğitim görmemiş, eğitilmemiş"]}, {"word": "eğitme", "meanings": ["Eğitmek işi, terbiye etme, oryantasyon"]}, {"word": "eğitmen", "meanings": ["Eğitim işiyle uğraşan kimse", "Kurs görerek köyde öğretmenlik yapan kimse, köy öğretmeni"]}, {"word": "eğitmek", "meanings": ["Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek", "Belli bir konuda yetiştirme", "Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek"]}, {"word": "eğitmenlik", "meanings": ["Eğitmenin işi"]}, {"word": "eğitsel", "meanings": ["Eğitimsel, terbiyevi"]}, {"word": "eğitsellik", "meanings": ["Eğitsel olma durumu"]}, {"word": "eğlek", "meanings": ["Sürünün yazın öğle sıcağında dinlendiği gölgelik", "Yolcuların geceyi geçirdikleri yer, han, konak"]}, {"word": "eğlemek", "meanings": ["Durdurmak", "Oyalamak", "Avutmak"]}, {"word": "eğlence", "meanings": ["Eğlenme işi, sefahat", "Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse"]}, {"word": "eğleme", "meanings": ["Eğlemek işi"]}, {"word": "eğlenceli", "meanings": ["Eğlendiren, hoşa giden"]}, {"word": "eğlencelik", "meanings": ["Şekerleme, badem, fıstık, kabak çekirdeği vb. şeyler"]}, {"word": "eğlencesiz", "meanings": ["Eğlencesi olmayan", "Eğlence olmaksızın"]}, {"word": "eğlendiri", "meanings": ["Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri, atraksiyon"]}, {"word": "eğlendiriş", "meanings": ["Eğlendirme işi"]}, {"word": "eğlendirme", "meanings": ["Eğlendirmek işi"]}, {"word": "eğlendirmek", "meanings": ["Eğlenmesini sağlamak, eğlenmesine yol açmak"]}, {"word": "eğlenilme", "meanings": ["Eğlenilmek işi"]}, {"word": "eğlenilmek", "meanings": ["Eğlenme işi yapılmak"]}, {"word": "eğleniş", "meanings": ["Eğlenme işi"]}, {"word": "eğlenme", "meanings": ["Eğlenmek işi", "Neşeli, hoşça vakit geçirme", "Alay etme", "Oyalanma"]}, {"word": "eğlenmek", "meanings": ["Neşeli, hoşça vakit geçirmek", "Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek", "Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek", "Oyalanmak"]}, {"word": "eğlenti", "meanings": ["Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı"]}, {"word": "eğleşme", "meanings": ["Eğleşmek, oyalanmak işi, tevakkuf"]}, {"word": "eğleşmek", "meanings": ["Oyalanmak, eğlenmek, tevakkuf etmek", "Bir yerde oturmak, ikamet etmek"]}, {"word": "eğmeç", "meanings": ["Kavis", "Çay ve ırmağın dönemeç yeri"]}, {"word": "eğreti", "meanings": ["Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat", "İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan", "Takma", "Belli belirsiz", "Uyumsuz, yakışmamış", "İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde", "Üstünkörü, ciddiye almadan"]}, {"word": "eğme", "meanings": ["Eğmek işi"]}, {"word": "eğmeçli", "meanings": ["Eğmeci olan, kavisli, mukavves"]}, {"word": "eğmek", "meanings": ["Düz olan bir şeyi eğik duruma getirmek", "Sert bir cismi bükmek"]}, {"word": "eğrelti", "meanings": ["Eğrelti otu"]}, {"word": "eğrelti otu", "meanings": ["Eğrelti otugillerden, kumlu yerlerde yetişen, 150 santimetre kadar yükselebilen, tıpta bağırsak kurtlarını düşürmek için kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki, aşkmerdiveni, eğrelti, fujer (Driopteris filix-mas)"]}, {"word": "eğrelti otugiller", "meanings": ["Damarlı çiçeksizlerden, örneği eğrelti otu olan bir bitki topluluğu"]}, {"word": "eğreti ata binen tez iner", "meanings": ["emanet ata binen tez iner"]}, {"word": "eğreti kuyruk tez kopar", "meanings": ["`temeli olmayan işlere güvenilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eğreti almak", "meanings": ["ödünç almak"]}, {"word": "eğreti vermek", "meanings": ["ödünç vermek"]}, {"word": "eğreti oturmak", "meanings": ["bir yerde çok kısa süre kalacakmış gibi oturmak"]}, {"word": "eğretiye almak", "meanings": ["bir yapının alt bölümünü onarmak için üstünü destekler üzerinde durdurmak"]}, {"word": "eğretileme", "meanings": ["Eğretilemek işi", "İstiare"]}, {"word": "eğri", "meanings": ["Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı", "Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves", "Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail", "Yanlış bir biçimde", "Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi", "Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey"]}, {"word": "eğretilik", "meanings": ["Eğreti olma durumu"]}, {"word": "eğri (veya eğri gözle) bakmak", "meanings": ["kötü düşünce ile bakmak"]}, {"word": "eğrez", "meanings": ["Eğirdir Gölü'nde yaşayan bir balık"]}, {"word": "eğri oturup doğru konuşalım", "meanings": ["`birisine karşı tutumumuz ne olursa olsun doğruyu söylemeliyiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eğri gemi doğru sefer", "meanings": ["`kullanılan araç yetersiz ancak yapılan iş isteğe uygun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eğrisi doğrusuna gelmek", "meanings": ["olmayacak gibi görünen bir iş, bir girişim, rastlantı sonucu olumlu bitmek"]}, {"word": "eğriye eğri doğruya doğru", "meanings": ["`gerçek neyse aynen belirtilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eğri büğrü", "meanings": ["Yer yer eğrilmiş ve bükülmüş olan, çarpık çurpuk"]}, {"word": "eğrice", "meanings": ["Sığır sineği"]}, {"word": "eğrice", "meanings": ["Az eğri olan"]}, {"word": "eğrice", "meanings": ["Buttan yapılan pastırma"]}, {"word": "eğri çehre", "meanings": ["Asık suratlı"]}, {"word": "eğrili", "meanings": ["Eğrisi olan"]}, {"word": "eğrilik", "meanings": ["Eğri olma durumu"]}, {"word": "eğriliş", "meanings": ["Eğrilme işi"]}, {"word": "eğriltme", "meanings": ["Eğriltmek işi, eğritmek"]}, {"word": "eğrilmek", "meanings": ["Eğri duruma gelmek"]}, {"word": "eğrilme", "meanings": ["Eğrilmek işi"]}, {"word": "eğriltmek", "meanings": ["Eğri duruma getirmek, eğritmek"]}, {"word": "eğri söz", "meanings": ["Kötü söz"]}, {"word": "eğrim", "meanings": ["Eğri, dalgalı", "Girdap"]}, {"word": "eğritme", "meanings": ["Eğriltme"]}, {"word": "eğritmek", "meanings": ["Eğriltmek"]}, {"word": "eğri yüz", "meanings": ["Asık surat"]}, {"word": "eh", "meanings": ["`Olur, peki veya fena değil` anlamlarında kullanılan bir söz", "Bezginlik anlatan bir söz"]}, {"word": "eğsi", "meanings": ["Ucu yanmış odun, köseği"]}, {"word": "ehem", "meanings": ["Çok önemli"]}, {"word": "ehemmiyet", "meanings": ["Önem"]}, {"word": "ehemmiyet vermek", "meanings": ["önem vermek"]}, {"word": "ehemmiyetli", "meanings": ["Önemli"]}, {"word": "ehil", "meanings": ["Bir işte yetkili olan, bir işi yapan, erbap", "Sahip", "Karı kocadan her biri, eş", "Topluluk, cemaat"]}, {"word": "ehemmiyetsiz", "meanings": ["Önemsiz"]}, {"word": "ehil olmak", "meanings": ["ustalaşmak, uzman olmak"]}, {"word": "ehlî", "meanings": ["Evcil"]}, {"word": "ehlidil", "meanings": ["Gönül eri"]}, {"word": "ehlibeyit", "meanings": ["Hz. Muhammed'in kızı, damadı ve torunlarından oluşan ailesi"]}, {"word": "ehlihibre", "meanings": ["Bilirkişi"]}, {"word": "ehlikeyif", "meanings": ["Rahatına düşkün kimse, keyif sahibi"]}, {"word": "ehlîleşme", "meanings": ["Evcilleşme"]}, {"word": "ehlîleşmek", "meanings": ["Evcilleşmek"]}, {"word": "ehlîleştirilme", "meanings": ["Evcilleştirilme"]}, {"word": "ehlîleştirme", "meanings": ["Evcilleştirme"]}, {"word": "ehlîleştirilmek", "meanings": ["Evcilleştirilmek"]}, {"word": "ehlîleştirmek", "meanings": ["Evcilleştirmek"]}, {"word": "ehlisalip", "meanings": ["XI. ve XII. yüzyıllarda Batılı Hristiyanlarca kutsal yerleri Müslümanların elinden almayı amaçlayan seferlere katılan kimse"]}, {"word": "ehlisünnet", "meanings": ["Sünnet ehli"]}, {"word": "ehlivukuf", "meanings": ["Bilirkişi"]}, {"word": "ehliyet", "meanings": ["Sürücü belgesi", "Ustalık, uzluk"]}, {"word": "ehliyetli", "meanings": ["Yeterli", "Ehliyeti olan"]}, {"word": "ehliyetsiz", "meanings": ["Yetersiz", "Ehliyeti olmayan"]}, {"word": "ehliyetname", "meanings": ["Ehliyet, yeterlik belgesi", "Sürücü belgesi"]}, {"word": "ehliyetsizlik", "meanings": ["Ehliyetsiz olma durumu"]}, {"word": "ehlizevk", "meanings": ["Zevk ehli"]}, {"word": "ehram", "meanings": ["Piramit", "Piramit"]}, {"word": "ehven", "meanings": ["Zararı az, en zararsız", "Ucuz"]}, {"word": "ehven kurtulmak", "meanings": ["ucuz kurtulmak"]}, {"word": "ejderha", "meanings": ["Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı, ejder, dragon"]}, {"word": "ehveniyet", "meanings": ["Ehvenlik"]}, {"word": "ehvenişer", "meanings": ["Kötü olanların içinde iyisi"]}, {"word": "ejderha gibi", "meanings": ["ejder gibi"]}, {"word": "ejder", "meanings": ["Ejderha", "Büyük yılan"]}, {"word": "ejder gibi", "meanings": ["iri yapılı ve korkunç görünüşlü"]}, {"word": "ek", "meanings": ["Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça", "Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave", "Sonradan katılan, yapılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri", "İki borunun birbirine birleştirildiği yer", "Eklenmiş, katılmış", "Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan, başa, sona veya kelimenin içine eklenebilen, bağımlı dil bilgisi ögeleri, lahika"]}, {"word": "ejektör", "meanings": ["Fışkırtıcı"]}, {"word": "ek bent olmak", "meanings": ["şaşırıp ne diyeceğini bilememek"]}, {"word": "ekini belli etmemek", "meanings": ["eksik, bozuk, yanlış, kusurlu bir işi sağlam ve doğru gibi göstermek"]}, {"word": "ekâbir", "meanings": ["Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler", "Kendini beğenmiş kimse"]}, {"word": "ek bileziği", "meanings": ["İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası, manşon"]}, {"word": "ek bütçe", "meanings": ["Yıllık bütçeye sonradan eklenen bütçe"]}, {"word": "ekalliyet", "meanings": ["Azınlık", "Azınlık"]}, {"word": "ekecek", "meanings": ["Tohum"]}, {"word": "ekenek", "meanings": ["Mezra"]}, {"word": "eke", "meanings": ["Büyük, yetişkin, yaşlı, kart", "Yaşı küçük olduğu hâlde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk"]}, {"word": "ek fiil", "meanings": ["Ad, sıfat, zamir vb. ad soyundan kelimelerin yüklem görevinde kullanılmasını sağlayan yardımcı fiil, ek eylem"]}, {"word": "ek eylem", "meanings": ["Ek fiil"]}, {"word": "ek görev", "meanings": ["Bir görevlinin asıl işiyle birlikte veya asıl işi dışında yürüttüğü ikinci görev"]}, {"word": "ekili", "meanings": ["Ekilmiş olan, mezru"]}, {"word": "ekici", "meanings": ["Herhangi bir tarım ürününü üreten, tarımla uğraşan çiftçi", "Birini uydurma bir sebeple bırakıp giden, atlatan kimse"]}, {"word": "ekilme", "meanings": ["Ekilmek işi"]}, {"word": "ekim", "meanings": ["Ekme işi", "Yılın onuncu ayı, teşrinievvel"]}, {"word": "ekilmek", "meanings": ["Ekme işi yapılmak"]}, {"word": "ekin", "meanings": ["Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum", "Kültür, hars"]}, {"word": "ekin biti", "meanings": ["Buğday biti"]}, {"word": "ekinci", "meanings": ["Tahıl yetiştirip satan kimse"]}, {"word": "ekincilik", "meanings": ["Ekincinin yaptığı iş"]}, {"word": "ekin iti", "meanings": ["Başını dik tutup herkese yüksekten bakan kimse"]}, {"word": "ekin kargası", "meanings": ["Tüyleri parlak, kara ve erguvani parıltılı bir tür karga (Corvus frugilefus)"]}, {"word": "ekinokok", "meanings": ["Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan bir tür tenya"]}, {"word": "ekinlik", "meanings": ["Ekin ekilmiş yer"]}, {"word": "ekinoks", "meanings": ["Gün tün eşitliği"]}, {"word": "ekinti", "meanings": ["Ekilen şey"]}, {"word": "ekip", "meanings": ["Takım"]}, {"word": "ekipman", "meanings": ["Takım"]}, {"word": "ek kök", "meanings": ["Sapın yanlarından çıkan ince kök"]}, {"word": "eklektik", "meanings": ["Seçmeci"]}, {"word": "eklektizm", "meanings": ["Seçmecilik"]}, {"word": "eklem", "meanings": ["Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal"]}, {"word": "ekleme", "meanings": ["Eklemek işi", "Eklenmiş"]}, {"word": "eklem bacaklılar", "meanings": ["Birbirine eklenmiş halkalardan oluşan, böcekler, örümcekler, kabuklular, çok ayaklılar vb. bölümlere ayrılan hayvan sınıfı, eklemliler"]}, {"word": "ekleme dişi", "meanings": ["Duvar dişi"]}, {"word": "eklemeli", "meanings": ["Bitişken"]}, {"word": "eklemek", "meanings": ["Bir şeyi ekle tamamlamak, ulamak, ilave etmek", "Bir şeyi ek olarak kullanmak"]}, {"word": "eklemleme", "meanings": ["Eklemlemek işi"]}, {"word": "eklemlemek", "meanings": ["Eklemle birleştirmek", "Bağdaştırmak"]}, {"word": "eklemlenme", "meanings": ["Eklemlenmek işi"]}, {"word": "eklemlenmek", "meanings": ["Eklemle birleşmek", "Bir araya getirilmek, topluca bitiştirmek"]}, {"word": "eklemli", "meanings": ["Eklemi olan"]}, {"word": "eklemliler", "meanings": ["Eklem bacaklılar"]}, {"word": "eklemsizler", "meanings": ["Kolsu ayaklılardan, kavkı çenetleri arasında eklem olmayan bir sınıf"]}, {"word": "eklemsiz", "meanings": ["Eklemi olmayan"]}, {"word": "eklenme", "meanings": ["Eklenmek işi"]}, {"word": "eklenmek", "meanings": ["Ekleme işi yapılmak", "Ekle tamamlanmak"]}, {"word": "eklenti", "meanings": ["Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça"]}, {"word": "eklentiler", "meanings": ["Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölümler veya yapılar, müştemilat"]}, {"word": "ekler", "meanings": ["İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü"]}, {"word": "ekleşme", "meanings": ["Ekleşmek işi"]}, {"word": "ekleştirme", "meanings": ["Ekleştirmek işi"]}, {"word": "ekleşmek", "meanings": ["Ek durumuna gelmek"]}, {"word": "ekletme", "meanings": ["Ekletmek işi"]}, {"word": "ekletmek", "meanings": ["Ekleme işini yaptırmak"]}, {"word": "ekleştirmek", "meanings": ["Tokat atmak"]}, {"word": "ekli püklü", "meanings": ["Ekli, yamalı ve düzensiz"]}, {"word": "ekli", "meanings": ["Eklenmiş olan", "Eki olan"]}, {"word": "ekme", "meanings": ["Ekmek işi"]}, {"word": "ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını", "meanings": ["`bir girişimden iyi sonuç almak isteyen, o işin temelini sağlam kurmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmek", "meanings": ["Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek", "Toprağı ekip biçmek için kullanmak", "Serpmek", "Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak", "Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak", "Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek", "Yarışta geçmek"]}, {"word": "ekmeden biçilmez", "meanings": ["`emek vermeden beklenen bir sonuca erişilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eken biçer, konan göçer", "meanings": ["`her davranış doğal sonucuna varır; emek verip ekin eken ürün alır, gezerken bir yerde konaklayan oradan kalkarak başka bir yere gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekip biçmek", "meanings": ["tarım yapmak"]}, {"word": "ekmediği yerden biter", "meanings": ["umulmayan ve istenilmeyen yerde karşılaşılan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmek aslanın ağzında", "meanings": ["`geçim sağlayacak bir iş bulmak ve para kazanmak kolay değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmek", "meanings": ["Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek, nan, nanıaziz", "İnsanı geçindirecek iş, kazanç", "Yemek, aş"]}, {"word": "ekmek çarpsın!", "meanings": ["karşısındakini inandırmak için edilen yemin"]}, {"word": "ekmek elden su gölden", "meanings": ["`kendisi çalışmayıp başkasının kazancıyla geçinme durumu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmek istemez su istemez", "meanings": ["`hiçbir masrafı yoktur` anlamında bir söz"]}, {"word": "ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver", "meanings": ["`verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmek öpmek", "meanings": ["ekmeği öperek yemin etmek"]}, {"word": "ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur", "meanings": ["`verimin çok olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmeğinden etmek", "meanings": ["işinden çıkarmak, işinden atmak"]}, {"word": "ekmeğinden olmak", "meanings": ["geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak"]}, {"word": "ekmeğine göz koymak (veya dikmek)", "meanings": ["birinin geçimini sağlayan işi elinden almaya çalışmak"]}, {"word": "ekmeğine yağ sürmek", "meanings": ["istemediği hâlde birinin işine yarayacak biçimde davranmak"]}, {"word": "ekmeğini çıkarmak", "meanings": ["çalıştığı işten geçimini karşılayacak kadar kazanç sağlamak"]}, {"word": "ekmeğini kazanmak", "meanings": ["geçimini sağlamak"]}, {"word": "ekmeğini kana doğramak", "meanings": ["büyük bir sıkıntı ve üzüntüye katlanmak"]}, {"word": "ekmeğini eline almak", "meanings": ["geçimini sağlayacak parayı kazanmak"]}, {"word": "ekmeğini taştan çıkarmak", "meanings": ["geçimini sağlamakta çok becerikli olmak", "en zor koşullarda bile kazancını sağlamak"]}, {"word": "ekmeğini yemek", "meanings": ["birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak", "geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak"]}, {"word": "ekmeğiyle oynamak", "meanings": ["geçim kaynağını tehlikeye düşürmek"]}, {"word": "ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır", "meanings": ["`insanların kazançlarına, rızıklarına engel olanlara bir gün aynı şeyler yapılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil", "meanings": ["`iyi nitelikli işler kullanılan araç elverişsiz de olsa kolaylıkla yürütülebilir ama her iş elverişsiz araçla yürütülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ekmek ayvası", "meanings": ["Gevrek ve sulu bir tür ayva"]}, {"word": "ekmekçilik", "meanings": ["Ekmekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ekmek ağacı", "meanings": ["Dutgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, bol meyve veren, yaprakları beş veya yedi parçalı, çiçekleri küçük bir ağaç (Artocarpus incisa)", "Bu ağacın kavun büyüklüğünde, esmer sarı renkli, beyaz etli ve biraz unlu olan meyvesi"]}, {"word": "ekmekçi", "meanings": ["Ekmek yapan veya satan kimse", "Ekmek satılan dükkân"]}, {"word": "ekmek dolması", "meanings": ["Soğan, maydanoz ve baharat karışımının içi boşaltılmış somun ekmeğe doldurulup pişirilmesi yoluyla hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "ekmek düşmanı", "meanings": ["Bir ailede geçimin sağlanmasına katılmayan kimse"]}, {"word": "ekmek kadayıfı", "meanings": ["Yuvarlak küçük pide biçiminde yapılıp kurutulduktan sonra yumurtaya bulanıp yağda kızartılan bir tür kadayıfa, ateş üzerinde koyu şeker şerbeti çektirilerek hazırlanan tatlı"]}, {"word": "ekmek kavgası", "meanings": ["Geçim sağlamak için çalışıp uğraşma"]}, {"word": "ekmek kapısı", "meanings": ["Geçim sağlayan iş yeri"]}, {"word": "ekmek küfü", "meanings": ["Ekmek, peynir vb. besinler üzerinde doğal olarak gelişen asklı mantar (Penicillium crustaceum)"]}, {"word": "ekmek kaygısı", "meanings": ["Geçim sağlama çabası"]}, {"word": "ekol", "meanings": ["Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım, okul"]}, {"word": "ekmeklik", "meanings": ["İçine ekmek konulan kap", "Ekmek yapmaya yarayan veya ayrılan", "Oyunda her zaman yenilerek kendisinden para kazanılan kimse"]}, {"word": "ekmek mayası", "meanings": ["Ekmek yapımında hamurun mayalanmasını sağlayan madde"]}, {"word": "ekmek parası", "meanings": ["Geçimi sağlayan para veya kazanç"]}, {"word": "ekmeksiz", "meanings": ["Ekmeği olmayan", "Yiyeceği olmayan", "Ekmek olmadan"]}, {"word": "ekmek tahtası", "meanings": ["Ekmeklik hamurun fırına sürülmek üzere hazırlandığı ve üzerine konulduğu uzun tahta"]}, {"word": "ekmek tatlısı", "meanings": ["Ekmekten yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "ekmek ufağı", "meanings": ["Ekmek kesilirken veya bölünürken dökülen parçacıklar, ekmek kırıntısı"]}, {"word": "ekonomi", "meanings": ["İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat", "Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat", "Tutum"]}, {"word": "ekol kurmak", "meanings": ["bir ekol oluşturmak"]}, {"word": "ekolali", "meanings": ["Yankılı konuşma"]}, {"word": "ekoloji", "meanings": ["Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "ekolojik ortam", "meanings": ["Canlılar arasındaki bağlantıların, ilişkilerin kurulduğu yer, çevre"]}, {"word": "ekolojik", "meanings": ["Ekolojiyle ilgili olan"]}, {"word": "ekolojist", "meanings": ["Ekolojizmi savunan kimse"]}, {"word": "ekonometri", "meanings": ["Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem"]}, {"word": "ekonomi yapmak", "meanings": ["tutumlu davranmak"]}, {"word": "ekonomik", "meanings": ["Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi", "Az masraflı, hesaplı, iktisadi", "En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı", "Kolay kullanılabilen"]}, {"word": "ekonomi coğrafyası", "meanings": ["Ekonomik olayların yeryüzünde, bir ülkede veya bir bölgede dağılışını inceleyen coğrafya kolu"]}, {"word": "ekonomik davranmak", "meanings": ["tutumlu davranmak"]}, {"word": "ekonomik ambargo", "meanings": ["Cezalandırmak amacıyla bir ülkeye ekonomik alanda yaptırım uygulama"]}, {"word": "ekonomi politik", "meanings": ["Toplumsal üretim ilişkilerinin gelişmesine bağlı olarak bu gelişmenin farklı evrelerinde mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve değişim koşullarını etkileyen yasaları saptayan ve irdeleyen bir tür iktisat bilimi"]}, {"word": "ekonomist", "meanings": ["Ekonomi uzmanı, iktisatçı"]}, {"word": "ekopraksi", "meanings": ["Yansıca"]}, {"word": "ekonomizm", "meanings": ["Her şeyin ekonomik sebeplerle belirlendiği ve işçi sınıfı mücadelesinin yalnızca ekonomik bir mücadele olduğunu ileri süren düşünce akımı"]}, {"word": "ekose", "meanings": ["Çeşitli renk ve büyüklükteki karelerden oluşan (desen veya kumaş)"]}, {"word": "ek oylum", "meanings": ["Camilerde yarım kubbelerin iki veya üç yanında küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemleri"]}, {"word": "ek ödenek", "meanings": ["Aylık ücretlere ek olarak verilen prim veya ikramiye", "Bütçede herhangi bir yatırım için ayrılan paraya yapılan ek, ek tahsisat"]}, {"word": "ekran", "meanings": ["Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey, görüntülük", "Beyaz perde, görüntülük", "Televizyon camı, görüntülük"]}, {"word": "eksantrik", "meanings": ["Dış merkezli", "Ayrıksı", "Ayrıksı"]}, {"word": "eksantrik mili", "meanings": ["Makine parçalarının çalışmasını yöneten bir tür yuvarlak mil"]}, {"word": "ekselans", "meanings": ["Bakanlık ve elçilikten başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı", "Bu unvanı taşıyan kimse"]}, {"word": "eksen oyuncu", "meanings": ["Oyun kurucu"]}, {"word": "eksen", "meanings": ["Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver", "Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru", "Dingil", "Çizgi"]}, {"word": "eksen ülke", "meanings": ["Bir topluluğu, bir paktı kurucu veya yönlendirici ülke"]}, {"word": "ekser", "meanings": ["Büyük çivi"]}, {"word": "ekseri", "meanings": ["Genellikle"]}, {"word": "ekseriya", "meanings": ["Genellikle"]}, {"word": "ekseriyet", "meanings": ["Çoğunluk, çokluk"]}, {"word": "ekseriyetle", "meanings": ["Genellikle", "Çoğunlukla"]}, {"word": "eksi", "meanings": ["Çıkarma işleminde - işaretinin adı, nakıs", "Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan (sayı), menfi, nakıs, negatif, artı karşıtı", "Eksiklik"]}, {"word": "eksibe", "meanings": ["Kumul"]}, {"word": "eksik", "meanings": ["Bir bölümü olmayan, noksan, natamam", "Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat", "Az", "İhtiyaç duyulan şey"]}, {"word": "eksik çıkmak", "meanings": ["tartı veya ölçü tam olmamak"]}, {"word": "eksik doğmak", "meanings": ["vaktinden önce veya organları gelişmeden doğmak"]}, {"word": "eksik etmemek", "meanings": ["her zaman bulundurmak"]}, {"word": "eksik gelmek", "meanings": ["yetişmemek, yetmemek"]}, {"word": "eksik olma!", "meanings": ["`var ol, sağ ol!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eksik olmasın", "meanings": ["`sağ olsun, var olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eksik olsun", "meanings": ["`gereği yok` anlamında kullanılan bir söz", "`ölsün!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "eksik olmamak", "meanings": ["her vakit ve her fırsatta bulunmak"]}, {"word": "eksik artık", "meanings": ["Elde ne varsa"]}, {"word": "eksik gedik", "meanings": ["Gereksinim duyulan ufak tefek şeyler"]}, {"word": "eksik etek", "meanings": ["Kadın"]}, {"word": "eksik gedik kapamak", "meanings": ["ufak tefek gereksinimleri karşılamak"]}, {"word": "eksiklenme", "meanings": ["Eksiklenmek durumu"]}, {"word": "eksiklenmek", "meanings": ["Eksiklik duymak"]}, {"word": "eksikli", "meanings": ["Kendisine bir şey gerekli olan, muhtaç", "Kadın"]}, {"word": "eksiklik", "meanings": ["Eksik olma durumu, eksik olan miktar, noksan, nakisa, fıkdan"]}, {"word": "eksiksiz", "meanings": ["Eksiği olmayan, tam, tamam", "İyi, namuslu, temiz", "Tam olarak"]}, {"word": "eksilen", "meanings": ["Çıkarma işleminde kendisinden çıkarma yapılan sayı"]}, {"word": "eksiliş", "meanings": ["Eksilme işi"]}, {"word": "eksilme", "meanings": ["Eksilmek işi, azalma, tenakus"]}, {"word": "eksilmek", "meanings": ["Azalmak, az duruma gelmek", "Bulunmamak, var olmamak, rastlanmamak"]}, {"word": "eksiltme", "meanings": ["Eksiltmek işi", "Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi, ihale"]}, {"word": "eksiltilme", "meanings": ["Eksiltilme işi"]}, {"word": "eksiltilmek", "meanings": ["Eksiltme işine veya durumuna konu olmak"]}, {"word": "eksiltmeye çıkarmak", "meanings": ["bir işi, istekliler arasında en ucuz fiyat verene bırakmak için ihaleye çıkarmak"]}, {"word": "eksiltmek", "meanings": ["Eksik duruma getirmek, sayısını azaltmak"]}, {"word": "eksin", "meanings": ["Anyon"]}, {"word": "eksi sayı", "meanings": ["Sıfırdan küçük sayı, negatif sayı"]}, {"word": "eksi uç", "meanings": ["Elektrikle yapılan ayrıştırmada sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı, katot", "Elektrikle yapılan temizleme, parlatma vb. işlemlerde yer alan eksi yüklü elektrot"]}, {"word": "ekskavatör", "meanings": ["Kazaratar"]}, {"word": "dinleyicilik", "meanings": ["Dinleyici olma durumu"]}, {"word": "dinleyiş", "meanings": ["Dinleme işi"]}, {"word": "dinme", "meanings": ["Dinmek işi"]}, {"word": "dinmek", "meanings": ["Sona ermek, bitmek, durmak", "Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak", "İyileşmek"]}, {"word": "dinozor", "meanings": ["Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen", "Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse"]}, {"word": "dinozorlar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım"]}, {"word": "dibe vurmak", "meanings": ["en kötü duruma düşmek"]}, {"word": "dinsel", "meanings": ["Dinî"]}, {"word": "dinozorlaşmak", "meanings": ["Dinozor gibi davranmak", "Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak"]}, {"word": "dinozorlaşma", "meanings": ["Dinozorlaşmak işi"]}, {"word": "dinsiz", "meanings": ["Dinî inancı olmayan", "Acımasız"]}, {"word": "dinsizin hakkından imansız gelir", "meanings": ["`acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dinsizlik", "meanings": ["Dinsiz olma durumu"]}, {"word": "dip", "meanings": ["Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü", "Taban", "Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı", "Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü", "Arka, kıç"]}, {"word": "dibi kırmızı mumla (veya bal mumuyla) mı çağırdım", "meanings": ["`üzerinde önemle durmuyorum, önemsiz buluyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dibi görünmeyen sudan geçme", "meanings": ["`bir işe girişirken her yönünü iyice araştır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dibi görünmek", "meanings": ["içindeki şey bitmiş olmak"]}, {"word": "dibine darı ekmek", "meanings": ["bir şeyi sonuna kadar tüketmek, bitirmek"]}, {"word": "dibini boylamak", "meanings": ["batmak"]}, {"word": "dibine kadar", "meanings": ["en ince ve gizli noktasına kadar"]}, {"word": "dibini bulmak", "meanings": ["içindekini tüketmek", "aslına veya sonucuna ulaşmak"]}, {"word": "dibini kurcalamak (veya karıştırmak)", "meanings": ["koz olarak kullanabilecek bir şeyler bulmak için araştırmak, sorup öğrenmek"]}, {"word": "dip ağı", "meanings": ["Palamut vb. balıkları avlamak için denizin dibine atılan ağ"]}, {"word": "dibini tutmak", "meanings": ["yemek pişerken tencerenin dibine yapışmak"]}, {"word": "dip balıkçılığı", "meanings": ["Dipte yaşayan su ürünlerinin avlanılma işi"]}, {"word": "dipçik", "meanings": ["Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü"]}, {"word": "dipçikleme", "meanings": ["Dipçiklemek işi"]}, {"word": "dipçiklemek", "meanings": ["Dipçikle vurmak"]}, {"word": "dipçiklenme", "meanings": ["Dipçiklenmek işi"]}, {"word": "dipçiklenmek", "meanings": ["Dipçikle vurulmak"]}, {"word": "dipdam", "meanings": ["Hapishane"]}, {"word": "dip doruk", "meanings": ["Baştan aşağı, dipten tepeye kadar"]}, {"word": "dipdiri", "meanings": ["Çok diri, çok canlı"]}, {"word": "dipdinç", "meanings": ["Çok sağlıklı, çok canlı"]}, {"word": "dip koçanı", "meanings": ["Hesap çıkarmaya, gerektiğinde koparılan parça ile karşılaştırma yapmaya yarayan ve yaprakları deftere bağlı olan bölüm"]}, {"word": "diplarya", "meanings": ["Pisi balığının küçüğü"]}, {"word": "dipfriz", "meanings": ["Derin dondurucu"]}, {"word": "dipleme", "meanings": ["Diplemek işi"]}, {"word": "dipli", "meanings": ["Dibi olan"]}, {"word": "diplemek", "meanings": ["Bitkiyi kökünden sökmek", "İçilecek bir şeyi dibine kadar içmek"]}, {"word": "diploit", "meanings": ["İki kromozom takımı taşıyan hücre veya organizma"]}, {"word": "diplomasız", "meanings": ["Diploması olmayan", "Diploması olması gereken bir meslekte, diploması olmadan çalışan"]}, {"word": "diplomalı", "meanings": ["Diploması olan", "Yetkisi diploma ile belgelenmiş"]}, {"word": "diplomat", "meanings": ["Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse", "Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü", "İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan"]}, {"word": "diplomasi", "meanings": ["Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü", "Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı", "Bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği", "Bu görevlilerin oluşturduğu topluluk", "Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik"]}, {"word": "diplomatça", "meanings": ["Diplomata yakışan", "(diploma'tça, l ince okunur) Diplomata yakışır bir biçimde, diplomat gibi", "(diploma'tça, l ince okunur) Kurnazlıkla, açıkgözlülükle"]}, {"word": "diplomatik dil", "meanings": ["Diplomasi alanında kullanılan dil"]}, {"word": "diplomatlık", "meanings": ["Diplomat olma durumu", "Diplomasi"]}, {"word": "dipnot", "meanings": ["Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi, haşiye"]}, {"word": "dipnot düşmek", "meanings": ["eklemek, açıklama yapmak"]}, {"word": "dipsiz", "meanings": ["Dibi olmayan"]}, {"word": "dirayet", "meanings": ["İnce şeyleri kavrayış", "Zekâ", "Beceriklilik"]}, {"word": "dipsiz kile, boş ambar", "meanings": ["para, mal tutmayanın durumunu veya bir iş için boş yere uğraşıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "dirayetli", "meanings": ["Dirayeti olan"]}, {"word": "dirayetsiz", "meanings": ["Dirayeti olmayan"]}, {"word": "dirayetsizlik", "meanings": ["Dirayetsiz olma durumu"]}, {"word": "direk", "meanings": ["Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek", "Sütun", "Değerli, saygın, önde gelen kimse"]}, {"word": "direk gibi", "meanings": ["sağlam, iri yapılı"]}, {"word": "direkçi", "meanings": ["Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse"]}, {"word": "direkli", "meanings": ["Direği olan"]}, {"word": "direklik", "meanings": ["Direk yapmaya elverişli (ağaç)"]}, {"word": "direksiyon", "meanings": ["Taşıta istenilen yönü vermeye ve taşıtı belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan düzenek, yönelteç"]}, {"word": "direksiyon kırmak", "meanings": ["aracı istenilen yöne çevirebilmek için direksiyonu o yöne hızla döndürmek"]}, {"word": "direksiyon sallamak", "meanings": ["motorlu taşıt kullanmak"]}, {"word": "direksiyona geçmek", "meanings": ["aracı kullanmak üzere sürücü yerine oturmak", "bir işin yönetimini üzerine almak"]}, {"word": "direkt", "meanings": ["Aracısız", "Doğru olarak, hiçbir yerde durmadan, duraksız, doğruca", "Doğrudan, doğrudan doğruya"]}, {"word": "direktif", "meanings": ["Yönerge"]}, {"word": "direktif almak", "meanings": ["talimat almak, emredilmek"]}, {"word": "direktif vermek", "meanings": ["talimat vermek, emretmek, buyurmak"]}, {"word": "direktör", "meanings": ["Yönetmen"]}, {"word": "direktörlük", "meanings": ["Yönetmenlik, müdürlük"]}, {"word": "direme", "meanings": ["Diremek işi"]}, {"word": "direnim", "meanings": ["Direnme işi, inat, taannüt", "Temerrüt"]}, {"word": "diremek", "meanings": ["Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak", "Direnmek, karşı koymak, inat etmek, ısrar etmek"]}, {"word": "direnç", "meanings": ["Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet", "Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans", "Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans"]}, {"word": "diren", "meanings": ["Dirgen"]}, {"word": "dirençsiz", "meanings": ["Direnci olmayan"]}, {"word": "dirençli", "meanings": ["Direnci olan"]}, {"word": "direngen", "meanings": ["İnatçı"]}, {"word": "direnişçi", "meanings": ["Karşı koyan, dayanan kimse"]}, {"word": "direniş", "meanings": ["Direnme işi"]}, {"word": "direngenlik", "meanings": ["İnatçılık"]}, {"word": "direnleme", "meanings": ["Direnlemek işi"]}, {"word": "direnlemek", "meanings": ["Dirgenle yaymak"]}, {"word": "direnme", "meanings": ["Direnmek işi"]}, {"word": "direnmek", "meanings": ["Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek"]}, {"word": "direşken", "meanings": ["Sebatlı"]}, {"word": "diretmek", "meanings": ["Direnmek, ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek"]}, {"word": "diretme", "meanings": ["Diretmek işi, inat"]}, {"word": "direşmek", "meanings": ["Sebat etmek"]}, {"word": "direy", "meanings": ["Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü, fauna", "Bu hayvanların tanımını yapan eser"]}, {"word": "direşme", "meanings": ["Sebat"]}, {"word": "dirgen", "meanings": ["Genellikle harmanda sapları yaymaya yarayan demirden, çatallı bir tarım aracı, diren"]}, {"word": "dirgenleme", "meanings": ["Dirgenlemek işi"]}, {"word": "dirgenlemek", "meanings": ["Dirgenle yaymak"]}, {"word": "dirhemle söylemek (veya konuşmak)", "meanings": ["çok az ve zorla konuşmak"]}, {"word": "dirhem", "meanings": ["Okkanın dört yüzde birine eşit olan, 3,207 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü", "Bir tür gümüş para"]}, {"word": "dirhem dirhem", "meanings": ["Azar azar, çok az ölçüde"]}, {"word": "diri", "meanings": ["Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı", "Güçlü, zinde", "Solmamış, pörsümemiş", "Gereği kadar pişmemiş"]}, {"word": "dirice", "meanings": ["Biraz diri"]}, {"word": "diri kalmak", "meanings": ["dinç, sağlıklı görünmek", "pirinç, bulgur vb. bakliyat gereği kadar pişmemiş olmak"]}, {"word": "diri diri", "meanings": ["Canlı canlı, taptaze", "Canlı olarak"]}, {"word": "diriğ", "meanings": ["Esirgeme"]}, {"word": "diriğ etmek", "meanings": ["esirgemek"]}, {"word": "diriksel ısı", "meanings": ["Diril ısı"]}, {"word": "diriksel", "meanings": ["Diri ile, canlı ile ilgili, canlılar üzerinde olan, diril"]}, {"word": "diril", "meanings": ["Diriksel"]}, {"word": "diril", "meanings": ["Şilte yüzü veya gömlek yapmaya yarar pamuklu bir kumaş"]}, {"word": "dirileşme", "meanings": ["Dirileşmek işi"]}, {"word": "dirileşmek", "meanings": ["Bitkin, pörsümüş veya solmuşken yeniden diri duruma gelmek"]}, {"word": "diril ısı", "meanings": ["Hayvanların vücut ısısı, diriksel ısı"]}, {"word": "diriliş", "meanings": ["Dirilme işi, canlanma", "Yeni bir atılımla güç kazanma", "Dinî inanışlara göre ölümden sonra dirilme, basübadelmevt"]}, {"word": "dirilik", "meanings": ["Diri olma durumu"]}, {"word": "dirilmek", "meanings": ["Güçlenip canlanmak", "Bitki solmuş, pörsümüş durumdayken yeniden canlılık kazanmak, diri duruma gelmek", "Hasta yeniden sağlığını kazanmak, iyileşmek", "Öldüğü sanılan şey canlanmak", "Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek"]}, {"word": "dirilme", "meanings": ["Dirilmek işi"]}, {"word": "diriltme", "meanings": ["Dirilmesini sağlama, canlandırma"]}, {"word": "diriltmek", "meanings": ["Dirilmesini sağlamak"]}, {"word": "dirim", "meanings": ["Hayat, yaşam", "Yaşama gücü"]}, {"word": "dirim bilimci", "meanings": ["Biyolog"]}, {"word": "dirim bilimi", "meanings": ["Biyoloji"]}, {"word": "dirim konisi", "meanings": ["Gelişme durumundaki fidan veya yaprakların sürgen dokulu ucu"]}, {"word": "dirim bilimsel", "meanings": ["Biyolojik"]}, {"word": "dirimli", "meanings": ["Hayatı olan (canlı)"]}, {"word": "dirim kurgu", "meanings": ["Canlılar dünyasını özellikle beynin çalışmasını taklit eden elektronik aletlerden yararlanmayı konu edinen bilim dalı"]}, {"word": "dirimlik", "meanings": ["Hayat, yaşam, sağlık", "Mal mülk, gelir", "Hayatla ilgili, dirimsel"]}, {"word": "dirimsel", "meanings": ["Hayatla ilgili veya hayata bağlı olan, dirimlik, hayati"]}, {"word": "dirimselcilik", "meanings": ["Hayat olaylarını fiziksel, kimyasal güçlerle değil de özel bir yaşama ilkesi, yaşam gücü ile açıklayan öğreti"]}, {"word": "dirim suyu", "meanings": ["Abıhayat"]}, {"word": "dirlik", "meanings": ["Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim", "Huzur, erinç", "Osmanlı Devleti'nde bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir"]}, {"word": "dirlik yüzü görmemek", "meanings": ["rahata kavuşamamak"]}, {"word": "dirlik düzenlik", "meanings": ["Aile üyeleri veya bir arada çalışan kimseler arasında iyi geçinme durumu"]}, {"word": "diri örtü", "meanings": ["Ormanlık bölgelerde ağaçların altında yeşeren çalı, çırpı veya odunsu bitkiler"]}, {"word": "dirliksiz", "meanings": ["Dirliği olmayan", "Geçimsiz"]}, {"word": "dirsek", "meanings": ["Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı", "Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm", "Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası", "Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas"]}, {"word": "dirliksizlik", "meanings": ["Geçimsizlik"]}, {"word": "dirsek çevirmek", "meanings": ["daha önce iş birliği yaptığı kişiyi uzaklaştıracak davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "dirsek çürütmek", "meanings": ["okumak için çok emek sarf etmek", "meslekte uzun yıllar geçirmek"]}, {"word": "dirsek kemiği", "meanings": ["Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten iç yanda olanı"]}, {"word": "dirsekleme", "meanings": ["Dirseklemek işi"]}, {"word": "dirseklemek", "meanings": ["Dirsekle vurmak, dirsekle itmek"]}, {"word": "dirseklenme", "meanings": ["Dirseklenmek işi"]}, {"word": "dirseklik", "meanings": ["Koltuk, kanepe vb.nde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm", "Dirsek olarak kullanılmaya uygun olan (ağaç, boru vb.)", "Ceket kolunun dirsek bölümünü korumak veya yamamak için kullanılan (kumaş vb.)"]}, {"word": "dirseklenmek", "meanings": ["Dirsek biçiminde kıvrılmak, dirsek oluşturmak", "Dirsekle itilmek"]}, {"word": "dirsek teması", "meanings": ["Bir amaç uğruna dayanışma içinde bulunma, ilişki içerisine girme", "Düz bir sırayı oluşturabilmek için dirseklerin birbirine değmesi"]}, {"word": "disiplin", "meanings": ["Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt", "Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü", "Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı"]}, {"word": "disimilasyon", "meanings": ["Benzeşmezlik"]}, {"word": "disipline girmek", "meanings": ["disiplinli bir biçimde yaşamaya başlamak"]}, {"word": "disipline", "meanings": ["`Sıkı düzen ve denetim altına alınmak, zapturapt altına alınmak, denetim altında tutulmak` anlamlarında disipline edilmek, `sıkı düzen ve denetim altına almak, zapturapt altına almak` anlamlarında disipline etmek, `kendi kendine veya dış etkilerle düzen ve denetim altına girmek` anlamında disipline olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "disiplin cezası", "meanings": ["Disiplin suçlarından birini işleyen kimseye davranışlarının ağırlık derecesine göre verilen ceza"]}, {"word": "disiplin kurulu", "meanings": ["Disiplin kurallarına aykırı davranan kimselerin suçlarını tespit ederek uygun cezaları vermekle görevli kurul"]}, {"word": "disiplinli", "meanings": ["Disiplini olan"]}, {"word": "disiplinsiz", "meanings": ["Disiplini olmayan"]}, {"word": "disiplinsizlik", "meanings": ["Disiplinsiz olma durumu"]}, {"word": "disiplin suçu", "meanings": ["Eğitim ve iş hayatında bir kimsenin disiplin yönetmeliğine aykırı davranışı"]}, {"word": "disk", "meanings": ["Disk atmada kullanılan, erkekler için 2, kadınlar için 1 kilogram ağırlığında, genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak", "Gramofon plağı", " İçinde jelatin benzeri madde içeren omurlar arasındaki kapsüllü yuvarlak yapı", "İnce ve çapı oldukça büyük teker şeklinde parça", "Yoğun disk"]}, {"word": "diskalifiye", "meanings": ["Yarış dışı bırakılmış"]}, {"word": "diskalifiye etmek", "meanings": ["yarış dışı bırakmak"]}, {"word": "diskalifiye olmak", "meanings": ["yarış dışı bırakılmak"]}, {"word": "diskçi", "meanings": ["Disk atan kimse"]}, {"word": "disk atma", "meanings": ["Atletizmde disk fırlatma yarışması"]}, {"word": "diskçilik", "meanings": ["Diskçi olma durumu"]}, {"word": "disket", "meanings": ["Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç"]}, {"word": "diskjokey", "meanings": ["Radyo ve diskoteklerde müzik yayınlarını plak veya ses bantları aracılığıyla yöneten kimse"]}, {"word": "disko", "meanings": ["Diskotek"]}, {"word": "diskotek", "meanings": ["Plak, ses bandı koleksiyonu", "Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen kulüp, disko"]}, {"word": "diskur", "meanings": ["Söylev, nutuk"]}, {"word": "disk zımpara", "meanings": ["Mermer ve metal maddeleri kesmeye veya temizleyip parlatmaya yarayan alet"]}, {"word": "diskur geçmek (veya çekmek)", "meanings": ["nutuk verir gibi konuşmak"]}, {"word": "dispanser", "meanings": ["Sağlık ocağı"]}, {"word": "dispeç", "meanings": ["Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılan işlem", "Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge"]}, {"word": "dispeççi", "meanings": ["Dispeç işiyle uğraşan uzman"]}, {"word": "dispersiyon eriyik", "meanings": ["Çok ince katı taneciklerin su vb. sıvılarda erimeden dağılması durumu"]}, {"word": "disponibilite", "meanings": ["Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet"]}, {"word": "disprosyum", "meanings": ["Atom numarası 66, atom ağırlığı 162,5, yoğunluğu 8,54 olan, 1500 °C'de eriyen, açık yeşil renkte çözeltiler veren, az bulunan bir element (simgesi Dy)"]}, {"word": "distribütör", "meanings": ["Dağıtıcı"]}, {"word": "distribütörlük", "meanings": ["Distribütörün yaptığı iş, dağıtıcılık"]}, {"word": "diş", "meanings": ["Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri", "Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri", "Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane", "Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm", "Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar"]}, {"word": "diş çıkarmak", "meanings": ["çene kemikleri içinde bulunan diş, diş etini deldikten sonra ağız boşluğuna doğru sivrilmek"]}, {"word": "diş açmak", "meanings": ["madenî boruları birbirine birleştirebilmek amacıyla özel aletle sarmal yiv ve set oluşturmak"]}, {"word": "diş bilemek", "meanings": ["kötülük yapmak için fırsat beklemek, hıncını gösterir bir durum almak"]}, {"word": "diş geçirmek", "meanings": ["zorla veya inatla istediğini yaptırmak"]}, {"word": "diş geçirememek", "meanings": ["gücü yetmemek"]}, {"word": "diş gıcırdatmak", "meanings": ["öfkesini davranışlarıyla göstermek"]}, {"word": "diş göstermek", "meanings": ["güçlü olduğunu, saldırıya geçebileceğini durumuyla belli etmek, tehdit etmek"]}, {"word": "dişe dokunmak", "meanings": ["işe yarar olmak, önemli olmak, yerinde ve anlamlı olmak"]}, {"word": "dişe dokunur (olmak)", "meanings": ["işe yarar, belirtilmeye değer, önemli (olmak)"]}, {"word": "dişinden tırnağından artırmak", "meanings": ["yiyecek giderlerini kısarak para biriktirmek"]}, {"word": "dişine göre", "meanings": ["gücünün yeteceği, altından kalkabileceği bir durumda", "uygun, kolay"]}, {"word": "dişine vurmak", "meanings": ["ısırmak, dişlemek", "değerini anlamak için kontrol etmek"]}, {"word": "dişine kestirmek", "meanings": ["birini alt edeceğine veya dövebileceğine inanmak"]}, {"word": "dişini sökmek", "meanings": ["kötülük edemeyecek duruma getirmek"]}, {"word": "dişini tırnağına takmak", "meanings": ["çok büyük güçlüklere, sıkıntılara katlanmak", "bütün gücünü kullanmak"]}, {"word": "dişini sıkmak", "meanings": ["darlığa, sıkıntıya dayanmak, katlanmak"]}, {"word": "dişinin kovuğuna bile gitmemek", "meanings": ["yiyecek çok az gelmek"]}, {"word": "dişleri dökülmek", "meanings": ["yaşlanmak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "dişten tırnaktan artırmak", "meanings": ["dişinden tırnağından artırmak"]}, {"word": "diş ağrısı", "meanings": ["Diş bölgesinde oluşan hastalıktan meydana gelen ağrı"]}, {"word": "diş bademi", "meanings": ["Kabuğu ince olduğu için dişle kırılabilen bir badem türü, sakız bademi"]}, {"word": "dişbudak", "meanings": ["Zeytingillerden, kerestesi sert ve değerli bir ağaç, demircik (Fraxinus excelsior)", "Bu ağaçtan yapılmış"]}, {"word": "diş buğdayı", "meanings": ["Çocuk ilk dişini çıkardığında kaynatılıp üzerine toz şeker ile dövülmüş ceviz vb. ekilerek yakınlara dağıtılan buğday", "Bu sebeple yapılan tören"]}, {"word": "dişçi", "meanings": ["Diş hekimi"]}, {"word": "dişçilik", "meanings": ["Diş hekimliği"]}, {"word": "dişçik", "meanings": ["Çok küçük diş"]}, {"word": "diş-damak ünsüzü", "meanings": ["Diş eti-damak ünsüzü"]}, {"word": "diş diş", "meanings": ["Çıkıntıları olan", "Çıkıntılı bir biçimde"]}, {"word": "dişeği", "meanings": ["Taşları yontmak için kullanılan dişli bir tür çekiç"]}, {"word": "diş-dudak ünsüzü", "meanings": ["Diş eti-dudak ünsüzü"]}, {"word": "dişeğileme", "meanings": ["Dişeğilemek işi"]}, {"word": "dişeğilemek", "meanings": ["Dişeği ile değirmen taşı üzerinde diş yapmak, değirmen taşının dişlerini bilemek"]}, {"word": "dişeme", "meanings": ["Dişemek işi"]}, {"word": "dişemek", "meanings": ["Diş çıkarmak"]}, {"word": "dişi", "meanings": ["Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey)", "Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki)", "Kadın", "Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan", "Yumuşak, kolay işlenen (maden)", "Verimli, doğurgan", "Şuh, işveli, çekici"]}, {"word": "diş eti", "meanings": ["Diş köklerini kaplayan kalın kırmızımtırak et"]}, {"word": "diş eti-damak ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun, üst diş etleriyle ön damağa dokunmasından oluşan ünsüz, diş-damak ünsüzü: c, ç, z, s, n, j, ş"]}, {"word": "diş eti-dudak ünsüzü", "meanings": ["Alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla oluşan dudak ünsüzü, diş-dudak ünsüzü: f, v"]}, {"word": "diş eti ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun diş etine dokunmasından oluşan ünsüz: j, ş"]}, {"word": "diş fırçası", "meanings": ["Dişleri temizlemede kullanılan bir fırça türü"]}, {"word": "diş hekimi", "meanings": ["Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan hekim, dişçi, diş doktoru, diş tabibi"]}, {"word": "diş hekimliği", "meanings": ["Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan tıp dalı, dişçilik, diş tababeti"]}, {"word": "dişi bakır", "meanings": ["Kolay işlenebilen bakır"]}, {"word": "dişi demir", "meanings": ["Yumuşak bir demir türü"]}, {"word": "dişi klişe", "meanings": ["Yazısı oyma olan klişe"]}, {"word": "dişil", "meanings": ["Bazı dillerde dişi cinsten sayılan (kelime), müennes"]}, {"word": "dişileşme", "meanings": ["Dişileşmek durumu"]}, {"word": "dişileştirme", "meanings": ["Dişileştirmek işi"]}, {"word": "dişileşmek", "meanings": ["Dişiye özgü davranışta bulunmak"]}, {"word": "dişilik", "meanings": ["Dişi cinsten olma durumu", "Cinselliğin özelliklerini ön plana çıkarma ve bundan yararlanma durumu", "Kadına özgü olma durumu"]}, {"word": "dişileştirmek", "meanings": ["Dişi duruma getirmek"]}, {"word": "dişilleştirme", "meanings": ["Dişilleştirmek işi"]}, {"word": "dişilleştirmek", "meanings": ["Bazı dillerde bir kelimeyi dişil duruma sokmak"]}, {"word": "dişillik", "meanings": ["Bazı dillerde kelimelerin dişil olma durumu, müenneslik"]}, {"word": "dişindirik", "meanings": ["İpe ilmik atarak hayvanın ağzına takılan gem"]}, {"word": "dişisel", "meanings": ["Şuh"]}, {"word": "dişi organ", "meanings": ["Çiçeklerde yumurtalığı içine alan, döllenme sonucu meyve ve tohumları oluşturan organ"]}, {"word": "diş kirası", "meanings": ["Sarayda, zengin konaklarında iftardan sonra konuklara verilen armağan veya para", "Bir kimseye fazladan verilen para, armağan vb"]}, {"word": "dişlek", "meanings": ["Dişleri dışarıya doğru çıkık olan (kimse)", "Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen (kimse)"]}, {"word": "dişleme", "meanings": ["Dişlemek işi", "Dantel biçiminde süsleme"]}, {"word": "dişlemek", "meanings": ["Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak", "Çiğnemek"]}, {"word": "dişlenme", "meanings": ["Dişlenmek işi"]}, {"word": "dişlenmek", "meanings": ["Dişleme işine konu olmak, dişle ısırılmak", "Tanelenmek, diş tutmak", "Güçlenmek, dediğini yaptırır olmak"]}, {"word": "dişletmek", "meanings": ["Dişleme işini yaptırmak", "Bir şeye diş açtırmak"]}, {"word": "dişletme", "meanings": ["Dişletmek işi"]}, {"word": "dişli", "meanings": ["Dişleri olan", "Dişleri olan çark", "Kaya balığı", "Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç", "Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, güçlü (kimse)", "Beklenmedik düzeyde olan"]}, {"word": "dişli tırnaklı", "meanings": ["saldırıcı olan, sözünü geçiren"]}, {"word": "dişlik", "meanings": ["Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu"]}, {"word": "diş macunu", "meanings": ["Dişleri temizlemede kullanılan macun"]}, {"word": "diş otu", "meanings": ["Diş otugillerden, kurak ve çorak yerlerde yetişen, çok yıllık ve otsu bir bitki, Mısır anasonu, kurşun otu (Plumbago europea)"]}, {"word": "diş otugiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği diş otu olan ve genellikle sıcak ve kurak yerlerde yetişen bitkilerden oluşan familya"]}, {"word": "dişsiz", "meanings": ["Dişi olmayan"]}, {"word": "diş özü", "meanings": ["Dişlerin, katılgan doku, damar ve sinirlerden oluşmuş iç bölümü"]}, {"word": "dişsizlik", "meanings": ["Dişsiz olma durumu"]}, {"word": "diş tababeti", "meanings": ["Diş hekimliği"]}, {"word": "diş tabibi", "meanings": ["Diş hekimi"]}, {"word": "diş tacı", "meanings": ["Dişlerin diş etlerinin dışında kalan bölümü"]}, {"word": "diş taşı", "meanings": ["Diş köklerinde oluşan kireçsi taş tabaka, kefeki, tartar"]}, {"word": "divan", "meanings": ["Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis", "Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser", "Sedir (I)", "Meclis"]}, {"word": "diş ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun üst diş etlerine dokunmasıyla oluşan ünsüz: d, t, c, ç"]}, {"word": "ditilmek", "meanings": ["Ditme işi yapılmak"]}, {"word": "ditiramp", "meanings": ["Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı", "Lirik şiir"]}, {"word": "ditme", "meanings": ["Ditmek işi"]}, {"word": "ditmek", "meanings": ["Yün, pamuk vb.ni tellere ayırarak kabartmak", "Elle çok küçük parçalara ayırmak"]}, {"word": "dival", "meanings": ["Altı mukavva ile beslenmiş, üstü sırmalı işleme"]}, {"word": "divan durmak", "meanings": ["el pençe divan durmak"]}, {"word": "divançe", "meanings": ["Küçük divan"]}, {"word": "divanesi olmak", "meanings": ["bir şeye çok düşkün olmak"]}, {"word": "divane olmak", "meanings": ["deli divane olmak"]}, {"word": "divane", "meanings": ["Deli, kaçık, budala", "Bir şeye çok düşkün olan"]}, {"word": "divaneye dönmek", "meanings": ["çok üzülmek"]}, {"word": "divan edebiyatı", "meanings": ["XIII-XIX. yüzyıllar arasında dil, konu, işleniş bakımından Arap, Fars etkisi altında gelişmiş Türk edebiyatı"]}, {"word": "divaneleşme", "meanings": ["Divaneleşmek işi"]}, {"word": "divanelik", "meanings": ["Kaçıklık, delilik"]}, {"word": "divaneleşmek", "meanings": ["Divane duruma gelmek"]}, {"word": "divanhane", "meanings": ["Geniş sofa"]}, {"word": "divanıharp", "meanings": ["Askerî mahkeme"]}, {"word": "Divanıhümayun", "meanings": ["Padişah divanı"]}, {"word": "divani", "meanings": ["Divan kaleminden çıkan ferman, berat vb. belgelerde kullanılmış olan yazı"]}, {"word": "divani kırması", "meanings": ["Divani yazının basitleştirilmiş bir türü"]}, {"word": "divan kalemi", "meanings": ["Sadrazam buyruklarının ve fermanlarının yazıldığı yer"]}, {"word": "divan sazı", "meanings": ["Meydan sazı"]}, {"word": "divlek", "meanings": ["Kalın kabuklu olgun kavun"]}, {"word": "divik", "meanings": ["Akkarınca"]}, {"word": "divitin", "meanings": ["Bir yüzü havlı, pamuklu veya yünlü kumaş"]}, {"word": "divit", "meanings": ["Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik uçları olan bir kalem türü"]}, {"word": "diyabet", "meanings": ["Şeker hastalığı"]}, {"word": "diyabaz", "meanings": ["Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle"]}, {"word": "diyabet bilimi", "meanings": ["Şeker hastalığını inceleyen bilim dalı, diyabetoloji"]}, {"word": "diyabetik", "meanings": ["Şeker hastalığı ile ilgili"]}, {"word": "diyabetolog", "meanings": ["Diyabet uzmanı"]}, {"word": "diyabet uzmanı", "meanings": ["Şeker hastalığı alanında uzmanlaşmış hekim, diyabetolog"]}, {"word": "diyabetoloji", "meanings": ["Diyabet bilimi"]}, {"word": "diyafram", "meanings": ["Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas", "Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha"]}, {"word": "diyagonal", "meanings": ["Eğri bir biçimde dokunmuş kumaş", "Köşegen"]}, {"word": "diyagram", "meanings": ["Herhangi bir olayın değişimini gösteren grafik", "Bir çiçeğin bütün ayrıntılarını gösteren taslak"]}, {"word": "diyaklaz", "meanings": ["Çatlak"]}, {"word": "diyakoz", "meanings": ["Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı"]}, {"word": "diyakroni", "meanings": ["Art zamanlılık"]}, {"word": "diyakronik", "meanings": ["Art zamanlı"]}, {"word": "diyalaj", "meanings": ["Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı"]}, {"word": "diyalekt", "meanings": ["Lehçe"]}, {"word": "diyalektik", "meanings": ["Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi, eytişim"]}, {"word": "diyalektikçi", "meanings": ["Diyalektik yöntemini uygulayan kişi"]}, {"word": "diyalektolog", "meanings": ["Diyalektoloji uzmanı"]}, {"word": "diyalektoloji", "meanings": ["Lehçe bilimi"]}, {"word": "diyalel", "meanings": ["Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü"]}, {"word": "diyaliz", "meanings": ["Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi"]}, {"word": "diyalize girmek", "meanings": ["diyaliz makinesine bağlanmak"]}, {"word": "diyalog", "meanings": ["Karşılıklı konuşma", "Oyun, roman, hikâye vb. eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması", "Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser", "Anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma"]}, {"word": "diyalog kurmak", "meanings": ["anlaşma ve uyum sağlayacak yolda karşılıklı konuşmak"]}, {"word": "diyanet", "meanings": ["Din kurallarına tam bağlı olma durumu", "Din"]}, {"word": "diyanet işleri", "meanings": ["Dinle ilgili işler"]}, {"word": "diyapazon", "meanings": ["Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç"]}, {"word": "diyapozitif", "meanings": ["Saydam"]}, {"word": "diyar", "meanings": ["Ülke", "Dünya", "Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer, yurt"]}, {"word": "diyarıgurbet", "meanings": ["İş, eğitim vb. sebeplerle göç edilen yabancı yer"]}, {"word": "diyastol", "meanings": ["Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi", "Gevşeme"]}, {"word": "diyastaz", "meanings": ["Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim"]}, {"word": "diyatome", "meanings": ["Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası"]}, {"word": "diyet", "meanings": ["Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim"]}, {"word": "diyetetik", "meanings": ["Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı"]}, {"word": "diyet", "meanings": ["İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret"]}, {"word": "diyoptri", "meanings": ["Optik sistemlerin yakınsaklık birimi"]}, {"word": "diyorit", "meanings": ["Özellikle plajiyoklazdan oluşan, saydam, üstü tanecikli derinlik kayacı"]}, {"word": "diyez", "meanings": ["Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti", "Yarım ton inceltilmiş (ses)"]}, {"word": "diyetisyen", "meanings": ["Diyet uzmanı"]}, {"word": "diz", "meanings": ["Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer", "Oturulduğunda uyluğun üst yanı"]}, {"word": "diz çökmek", "meanings": ["dizlerini yere koyarak oturmak", "dize gelmek"]}, {"word": "dize gelmek", "meanings": ["baş eğmek, boyun eğmek"]}, {"word": "dize getirmek", "meanings": ["kendisine karşı geleni yenerek buyruğuna uyacak duruma getirmek"]}, {"word": "dizi (veya dizinin) dibinden ayrılmamak", "meanings": ["yanından hiç gitmemek, ayrılmamak"]}, {"word": "dizini (veya dizlerini) dövmek", "meanings": ["pişmanlık duymak"]}, {"word": "diz ağırşağı", "meanings": ["Diz kapağı kemiği"]}, {"word": "dizlerine kara su inmek", "meanings": ["beklemekten veya yorgunluktan güçsüz kalmak"]}, {"word": "dizleri kesilmek (veya tutmamak)", "meanings": ["dizlerinde derman, güç kalmamak"]}, {"word": "dizlerine kapanmak", "meanings": ["çok yalvarmak"]}, {"word": "dizlerinin bağı çözülmek", "meanings": ["korkudan ayakta duramayacak duruma gelmek"]}, {"word": "dizanteri", "meanings": ["Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal"]}, {"word": "dizanterili", "meanings": ["Dizanteriye yakalanmış olan (kimse)"]}, {"word": "dizayn", "meanings": ["Tasarım"]}, {"word": "dizayncı", "meanings": ["Tasarımcı"]}, {"word": "diz boyu", "meanings": ["Dize kadar olan", "Çok miktarda"]}, {"word": "dizdirme", "meanings": ["Dizdirmek işi"]}, {"word": "dizdar", "meanings": ["Kale bekçisi, kale muhafızı"]}, {"word": "diz bağı", "meanings": ["Dizde çorabın tutturulduğu bağ"]}, {"word": "dizdirmek", "meanings": ["Dizme işini yaptırmak"]}, {"word": "diz dize", "meanings": ["Dizleri birbirine değecek biçimde birbirine yakın olarak"]}, {"word": "dize", "meanings": ["Şiirin satırlarından her biri, mısra"]}, {"word": "dizel", "meanings": ["Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor"]}, {"word": "dizeleme", "meanings": ["Dizelemek işi"]}, {"word": "dizeleştirmek", "meanings": ["Dize durumuna getirmek"]}, {"word": "dizelemek", "meanings": ["Dize durumuna getirmek"]}, {"word": "dizeleştirme", "meanings": ["Dizeleştirmek işi"]}, {"word": "dizem", "meanings": ["Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, ritim"]}, {"word": "dizemli", "meanings": ["Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik"]}, {"word": "dizemsiz", "meanings": ["Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz"]}, {"word": "dizge", "meanings": ["Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem", "Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, meslek, sistem"]}, {"word": "dizgeli", "meanings": ["Sistemli"]}, {"word": "dizgesel", "meanings": ["Dizge ile ilgili, sistemli, sistematik"]}, {"word": "dizgesiz", "meanings": ["Dizgesi olmayan, dizgeye bağlı olmayan, sistemsiz"]}, {"word": "dizgi", "meanings": ["Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme, tertip"]}, {"word": "dizgici", "meanings": ["Basımevinde dizgi işiyle uğraşan kimse, mürettip"]}, {"word": "dizgicilik", "meanings": ["Dizgicinin yaptığı iş, mürettiplik"]}, {"word": "dizgin", "meanings": ["Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış"]}, {"word": "dizgin boşaltmak", "meanings": ["atı hızlı bir biçimde sürmek"]}, {"word": "dizgin vurmak", "meanings": ["ata dizgin bağlamak"]}, {"word": "dizginini çekmek", "meanings": ["birinin aşırı davranışlarına engel olmak"]}, {"word": "dizgine gelmek", "meanings": ["düzelmek, belli bir disipline ve sisteme girmek"]}, {"word": "dizginini kesmek", "meanings": ["üzerindeki baskıyı artırmak"]}, {"word": "dizginleri (veya dizginlerini) ele almak", "meanings": ["işi kendisi yönetmeye başlayarak"]}, {"word": "dizginleri ele vermek", "meanings": ["başkasının yönetimini kabullenmek"]}, {"word": "dizginleri gevşetmek", "meanings": ["birinin üzerindeki baskıyı azaltmak"]}, {"word": "dizginleme", "meanings": ["Dizginlemek işi"]}, {"word": "dizginleri koparmak", "meanings": ["her türlü bağ ve baskıdan kurtulmak"]}, {"word": "dizginlenme", "meanings": ["Dizginlenmek işi"]}, {"word": "dizginlemek", "meanings": ["Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak", "Birinin aşırı davranışlarını önlemek"]}, {"word": "dizginleri salıvermek", "meanings": ["başıboş bırakmak"]}, {"word": "dizginsiz", "meanings": ["Dizgini olmayan", "Aşırı olan, ölçüsüz"]}, {"word": "dizginlenmek", "meanings": ["Dizginleme işi yapılmak veya dizginleme işine konu olmak"]}, {"word": "dizgi yeri", "meanings": ["Dizgi işlerinin yapıldığı yer, mürettiphane"]}, {"word": "dizici", "meanings": ["Dizgici"]}, {"word": "dizi dizi", "meanings": ["Peş peşe dizilmiş", "Dizilerek, dizim dizim, diziler durumunda"]}, {"word": "dizi", "meanings": ["Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra", "Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri", "Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra", "Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma", "Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler", "Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı", "Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü", "Dizi film"]}, {"word": "dizi film", "meanings": ["Bölümler hâlinde yayımlanan ve çoklukla aralarında konu bütünlüğü olan film, dizi, televizyon dizisi"]}, {"word": "dizilemek", "meanings": ["Dizi durumunda sıralamak"]}, {"word": "diziliş", "meanings": ["Dizilme işi"]}, {"word": "dizilme", "meanings": ["Dizilmek işi"]}, {"word": "dizili", "meanings": ["Dizilmiş olan, sıralanmış, mürettep"]}, {"word": "dizim", "meanings": ["Dizilme işi, dizme", "Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi, sentagma"]}, {"word": "dizin", "meanings": ["Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist", "Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser", "Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste"]}, {"word": "dizilmek", "meanings": ["Dizi durumuna getirilmek, dizme işi yapılmak", "Sıraya girmek", "Yan yana veya üst üste sıralanmak"]}, {"word": "dizim dizim", "meanings": ["Peş peşe dizilmiş, düzüm düzüm", "Dizilmiş olarak, dizi dizi"]}, {"word": "diziş", "meanings": ["Dizme işi"]}, {"word": "diz kapağı", "meanings": ["Dizin diz kapağı kemiği ile kaplı bölümü"]}, {"word": "diz kapağı kemiği", "meanings": ["Dizin önünde bulunan, kapak biçiminde oynar kemik, diz ağırşağı"]}, {"word": "dizleme", "meanings": ["Dizlemek işi"]}, {"word": "dizlemek", "meanings": ["Dize kadar batmak", "Dizini kullanarak bastırmak"]}, {"word": "dizme", "meanings": ["Dizmek işi"]}, {"word": "dizüstü", "meanings": ["Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi"]}, {"word": "dizmek", "meanings": ["Bazı nesneleri iplik, tel vb.ne geçirmek", "Yan yana veya üst üste sıralamak", "Harfleri yan yana getirerek yazı düzenlemek", "Düzenlemek, hazırlamak"]}, {"word": "dizlik", "meanings": ["Korumak amacıyla dize geçirilen şey", "Dize kadar uzanan konçlu çorap", "İç donu", "Şalvar", "İş önlüğü"]}, {"word": "dizmen", "meanings": ["Basımevinde dizgici, mürettip"]}, {"word": "dizyem", "meanings": ["Sıcaklıkölçerde santigradın onda biri"]}, {"word": "do", "meanings": ["Gam (II) dizisinde `si` ile `re` arasındaki ses", "Bu sesi gösteren nota işareti"]}, {"word": "do anahtarı", "meanings": ["Portedeki notaların ince do aralığında olacağını gösteren işaret"]}, {"word": "doçent", "meanings": ["Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi"]}, {"word": "dogmatik", "meanings": ["Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal", "Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu"]}, {"word": "dobra dobra", "meanings": ["`Sakınmadan, çekinmeden konuşmak` anlamındaki dobra dobra konuşmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "dogma", "meanings": ["Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi", "Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak"]}, {"word": "doçentlik", "meanings": ["Doçent olma durumu", "Doçentin görevi"]}, {"word": "dogmacı", "meanings": ["Dogmacılık yanlısı olan, inakçı"]}, {"word": "dogmacılık", "meanings": ["Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm"]}, {"word": "dogmalaştırma", "meanings": ["Dogmalaştırmak işi"]}, {"word": "dogmatizm", "meanings": ["Dogmacılık"]}, {"word": "dogmatik felsefe", "meanings": ["Eleştirmeciliğin ve kuşkuculuğun tersine olarak her türlü inkâr ve kuşkunun üstünde tutulan birtakım ilkeleri benimseyen felsefe"]}, {"word": "dogmalaştırmak", "meanings": ["Bir inancı dogma durumuna getirmek"]}, {"word": "doğa bilgisi", "meanings": ["Tabiat bilgisi"]}, {"word": "doğa", "meanings": ["Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür", "İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat", "Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy"]}, {"word": "doğa bilimleri", "meanings": ["Konusu tabiat, tabiat olayları ve kanunları olan fizik, kimya, gök bilimi, biyoloji vb. bilimler, tabiat bilimleri"]}, {"word": "doğa bilimci", "meanings": ["Tabiatın çeşitli özellikleri üzerinde çalışan, araştırma yapan, tabiatçı"]}, {"word": "doğacı", "meanings": ["Doğacılık yanlısı olan, natürist"]}, {"word": "doğaç", "meanings": ["Sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme, irtical"]}, {"word": "doğacılık", "meanings": ["Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti, natürizm"]}, {"word": "doğaçlama tiyatro", "meanings": ["Önceden yazılmış metne dayanmayan, taslağı önceden kararlaştırılmış olan halk tiyatrosu, tuluat tiyatrosu"]}, {"word": "doğaçlama", "meanings": ["Doğaçlamak işi, emprovizasyon", "Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize", "Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat"]}, {"word": "doğaçlama yapmak", "meanings": ["doğaçlamak"]}, {"word": "doğaçlamak", "meanings": ["Birdenbire ve içine doğduğu gibi söylemek, irticalen dile getirmek", "O anda şiir söylemek, irticalen şiir söylemek", "Bir metne dayanmadan içe doğduğu gibi konuşmak ve oynamak, tuluat yapmak"]}, {"word": "doğaçtan", "meanings": ["Doğaçlama"]}, {"word": "doğal gaz", "meanings": ["Yer kabuğunun içinde bulunan, yakıt olarak önem sıralamasında ham petrolden sonra ikinci sırayı alan ve petrolün bir cinsi olan yanıcı gaz", "Hidrokarbon biriken alanlarda açılan kuyulardan elde edilen, esas itibarıyla metan gazı ile az miktarda propan, bütan vb. daha ağır moleküllü hidrokarbon gazları ve eser miktarda su buharı, hidrojen, karbondioksit ve azot karışımı gaz", "Konutlarda ve iş yerlerinde ısınma, üretim ve enerji amacıyla belli bir merkezden kontrollü olarak bir şebeke sistemiyle dağıtılan yanıcı gaz"]}, {"word": "doğa dışı", "meanings": ["Doğaya aykırı, tabiata aykırı, gayritabii"]}, {"word": "doğal", "meanings": ["Doğada olan, doğada bulunan", "Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel", "Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı", "Yapmacık olmayan", "Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi", "Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan", "Katıksız, saf"]}, {"word": "doğal ayıklanma", "meanings": ["Darvinciliğe göre doğada ve toplumda canlı türlerin arasındaki var olma savaşını en güçlülerin, çevreye en iyi uyabilenlerin kazandıklarını, güçsüzlerin, çevreye uyamayanların ise ortadan kalktıklarını savunan öğreti"]}, {"word": "doğal olarak", "meanings": ["elbette, beklenildiği gibi, işin gereği olarak"]}, {"word": "doğalcı", "meanings": ["Doğalcılık yanlısı olan, natüralist"]}, {"word": "doğalcılık", "meanings": ["Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı, natüralizm", "Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması, natüralizm"]}, {"word": "doğallaşma", "meanings": ["Doğallaşmak işi"]}, {"word": "doğal coğrafya", "meanings": ["Fiziki coğrafya"]}, {"word": "doğallaşmak", "meanings": ["Doğal duruma gelmek, tabiileşmek"]}, {"word": "doğallaştırma", "meanings": ["Doğallaştırmak işi"]}, {"word": "doğallık", "meanings": ["Doğal olma durumu, tabiilik, natürellik"]}, {"word": "doğallaştırmak", "meanings": ["Doğal duruma getirmek, tabiileştirmek"]}, {"word": "doğan", "meanings": ["Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus)"]}, {"word": "doğal sayı", "meanings": ["0, 1, 2, 3, ... sayılarından her biri"]}, {"word": "doğancı", "meanings": ["Avcı doğan yetiştiren veya doğanla avlanan kimse"]}, {"word": "doğancılık", "meanings": ["Doğancının yaptığı iş"]}, {"word": "doğaötesi", "meanings": ["Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe, fizikötesi, metafizik", "Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe, fizikötesi, metafizik", "Bu felsefeyle ilgili olan"]}, {"word": "doğaüstücülük", "meanings": ["Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti, tabiatüstücülük, sürnatüralizm"]}, {"word": "doğaüstü", "meanings": ["Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü"]}, {"word": "doğasever", "meanings": ["Doğanın kirlenmesine ve tahrip edilmesine karşı çıkan (kimse)"]}, {"word": "doğa yasası", "meanings": ["Doğa olaylarının bağlı olduğu yasa"]}, {"word": "doğdurma", "meanings": ["Doğdurmak işi"]}, {"word": "doğdurmak", "meanings": ["Doğuncaya kadar beklemek"]}, {"word": "doğma", "meanings": ["Doğmak işi", "Doğmuş", "Ortaya çıkan, kaynaklanan, meydana gelen"]}, {"word": "doğma büyüme", "meanings": ["Doğduğundan beri", "Başlangıçtan beri"]}, {"word": "doğan anası olma, doğuran anası ol", "meanings": ["`bir çocuk, annesinin değerini ancak kendisi de çocuk sahibi olduktan sonra anlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "doğmak", "meanings": ["Dünyaya gelmek", "Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek", "Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak", "Ortaya çıkmak, sonucu olmak"]}, {"word": "doğmaca", "meanings": ["Doğaçlama"]}, {"word": "doğduğuna pişman etmek", "meanings": ["anasından doğduğuna pişman etmek"]}, {"word": "doğduğuna pişman olmak", "meanings": ["anasından doğduğuna pişman olmak"]}, {"word": "doğduğuna bin pişman", "meanings": ["anasından doğduğuna bin pişman"]}, {"word": "doğmadık çocuğa don biçilmez", "meanings": ["`ele geçeceği, ortaya çıkacağı daha belli olmayan şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "doğram", "meanings": ["Doğrama sonucu ortaya çıkan parça"]}, {"word": "doğrama", "meanings": ["Doğramak işi", "Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri"]}, {"word": "doğramacı", "meanings": ["Ahşap doğrama yapan kimse"]}, {"word": "doğramacılık", "meanings": ["Doğramacının yaptığı iş"]}, {"word": "doğranma", "meanings": ["Doğranmak işi"]}, {"word": "doğranmak", "meanings": ["Kesilmek, parça parça edilmek", "Kesilir gibi ağrımak"]}, {"word": "doğramak", "meanings": ["Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak"]}, {"word": "doğratma", "meanings": ["Doğratmak işi"]}, {"word": "doğratmak", "meanings": ["Doğrama işini yaptırmak"]}, {"word": "doğrayış", "meanings": ["Doğrama işi"]}, {"word": "doğru", "meanings": ["Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı", "Gerçek, yalan olmayan", "Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun", "Gerçek, hakikat", "İki nokta arasındaki en kısa çizgi", "Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde", "Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca", "Yakın, yakınlarında", "Karşı yönünce", "Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu"]}, {"word": "doğru bildiği yoldan ayrılmamak (veya şaşmamak)", "meanings": ["her ne olursa olsun inandığı ilkelere bağlı kalmak"]}, {"word": "doğru bulmak", "meanings": ["uygun görmek, onamak"]}, {"word": "doğru çıkmak", "meanings": ["gerçek olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "doğrunun yardımcısı Allah'tır", "meanings": ["`işlerinde doğruluktan ayrılmayan kişiye Tanrı her zaman yardım eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "doğru doğru dosdoğru", "meanings": ["`en doğrusu şudur ki` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "doğru durmak", "meanings": ["dik durmak", "uslu durmak"]}, {"word": "doğru oturmak", "meanings": ["uslu oturmak"]}, {"word": "doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar", "meanings": ["doğru olmakla birlikte başkalarının işine gelmeyen sözleri söyleyenlerin sevilmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "doğru söz acıdır", "meanings": ["`eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "doğru söz yemin istemez", "meanings": ["`sözün doğruluğunda kuşku yoksa yemine gerek yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "doğru akım", "meanings": ["İletken bir devre üzerinde yön değiştirmeyen sürekli elektrik akımı"]}, {"word": "doğru açı", "meanings": ["180 derecelik açı"]}, {"word": "doğruca", "meanings": ["Doğruya yakın", "(do'ğruca) Hiçbir yöne sapmadan, dolaylı olmayarak, dolaşmayarak"]}, {"word": "doğrucu", "meanings": ["Her şeyin doğrusunu söylemeyi huy edinmiş olan, harbici"]}, {"word": "doğruculuk", "meanings": ["Doğrucu olma durumu, harbicilik", "Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması"]}, {"word": "doğrudan doğruya", "meanings": ["Dolaysız, araçsız, aracısız, araya başka bir şey girmeden, resen"]}, {"word": "doğrudan", "meanings": ["Aracısız", "Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan"]}, {"word": "doğru dürüst", "meanings": ["Kusursuz, yanlışsız", "Tam olarak, eksiksiz olarak, istenildiği gibi, kusursuz, yanlışsız bir biçimde"]}, {"word": "doğrulama", "meanings": ["Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon", "Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin bütünü"]}, {"word": "doğrulamak", "meanings": ["Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek", "Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak"]}, {"word": "doğrulanma", "meanings": ["Doğrulanmak işi"]}, {"word": "doğrulanmak", "meanings": ["Doğrulama işine konu olmak veya doğrulama işi yapılmak"]}, {"word": "doğrulma", "meanings": ["Doğrulmak işi"]}, {"word": "doğrulmak", "meanings": ["Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek", "Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek", "Yönelmek", "Yeniden güçlenmek, kalkınmak", "Para sağlanmak, kazanılmak"]}, {"word": "doğrultma", "meanings": ["Doğrultmak işi"]}, {"word": "doğrultmaç", "meanings": ["İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt, redresör"]}, {"word": "doğrultmak", "meanings": ["Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek", "Düzeltmek", "Yöneltmek", "Yön bulmak", "Para sağlamak, kazanmak"]}, {"word": "doğrultman", "meanings": ["Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey", "Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem"]}, {"word": "doğrultu", "meanings": ["Yön, istikamet", "Tutulan, izlenen yol", "Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum", "Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet"]}, {"word": "doğrulu", "meanings": ["Bir doğru boyunca olan, müstakim"]}, {"word": "doğruluk", "meanings": ["Doğru ve dürüst olma durumu, doğru olana yakışır davranış, dürüstlük, adalet", "Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması"]}, {"word": "doğrulum", "meanings": ["Yönelim"]}, {"word": "doğru parçası", "meanings": ["Doğru üzerinde iki nokta ile sınırlanmış parça"]}, {"word": "doğrusal", "meanings": ["Bir doğru ile ilgili olan", "Bir doğruyu izleyen", "Aynı doğruya ait olan"]}, {"word": "doğrusu", "meanings": ["Gerçeği söylemek gerekirse, gerçek şu ki"]}, {"word": "doğru yol", "meanings": ["Her türlü kötülükten uzak olan tutum, hak yolu"]}, {"word": "doğu", "meanings": ["Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı", "Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge", "Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön"]}, {"word": "Doğu bilimi", "meanings": ["Avrupa'ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim, Şarkiyat, oryantalizm"]}, {"word": "Doğu bilimci", "meanings": ["Doğu bilimi uzmanı, Şarkiyatçı, müsteşrik, oryantalist"]}, {"word": "Doğu Bloku", "meanings": ["Doğu Avrupa ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturduğu, 1990'lı yıllarda dağılan siyasi blok"]}, {"word": "doğu kayını", "meanings": ["Doğu bölgelerinde yetişen bir tür kayın ağacı"]}, {"word": "Doğulu", "meanings": ["Doğu ülkelerinden olan (kimse), Şarklı", "Türkiye'nin doğusunda bulunan illerden olan (kimse)", "Doğu uygarlığını benimsemiş (kimse)"]}, {"word": "Doğululaşma", "meanings": ["Doğululaşmak işi"]}, {"word": "Doğululuk", "meanings": ["Doğulu olma durumu, Şarklılık", "Doğu ahlak, görenek ve geleneklerine bağlı olma durumu"]}, {"word": "doğum", "meanings": ["Doğma işi, tevellüt, veladet", "Bir kimsenin doğduğu yıl"]}, {"word": "doğum yapmak", "meanings": ["doğurmak"]}, {"word": "doğumevi", "meanings": ["Doğum yapılan sağlık kuruluşu"]}, {"word": "doğum günü", "meanings": ["Bir kimsenin doğduğu gün"]}, {"word": "doğumhane", "meanings": ["Doğumevi"]}, {"word": "doğum ilmühaberi", "meanings": ["Çocuk doğunca resmî görevliler tarafından hazırlanan belge"]}, {"word": "doğumlu", "meanings": ["Belirli bir yılda doğmuş, tevellütlü"]}, {"word": "doğum kontrolü", "meanings": ["Doğumların sınırlandırılması veya istemeyerek gebe kalmanın önlenmesi için uygulanan yöntemlerin bütünü"]}, {"word": "doğum odası", "meanings": ["İçinde doğum yapılan hastane odası"]}, {"word": "doğumsal", "meanings": ["Doğumdan, soydan gelen"]}, {"word": "doğum oranı", "meanings": ["Bir ülkedeki doğumların sayısal durumu"]}, {"word": "doğum sancısı", "meanings": ["Doğum yaparken duyulan sancı", "Yeni bir duruma geçilirken çekilen zorluklar"]}, {"word": "doğum yeri", "meanings": ["Bir kimsenin doğduğu yer"]}, {"word": "doğum tarihi", "meanings": ["Bir kimsenin doğduğu tarih"]}, {"word": "doğu noktası", "meanings": ["Güneş diski merkezinin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de ufukta doğduğu nokta"]}, {"word": "doğuranlar", "meanings": ["Hayvanların yavru doğurma yoluyla üreyen sınıfı"]}, {"word": "doğurgan", "meanings": ["Çok doğuran", "Verimli", "Çok eser veren, velut"]}, {"word": "doğurganlaşmak", "meanings": ["Doğurgan duruma gelmek"]}, {"word": "doğurganlaşma", "meanings": ["Doğurganlaşmak işi"]}, {"word": "doğurganlaştırma", "meanings": ["Doğurganlaştırmak işi"]}, {"word": "doğurganlaştırmak", "meanings": ["Doğurgan duruma getirmek"]}, {"word": "doğurganlık", "meanings": ["Çok doğurma durumu, doğurgan olma durumu"]}, {"word": "doğurgu", "meanings": ["Ortaya çıkan sonuç"]}, {"word": "doğurma", "meanings": ["Doğurmak işi"]}, {"word": "doğurmak", "meanings": ["Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak", "Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak"]}, {"word": "doğurtma", "meanings": ["Doğurtmak işi"]}, {"word": "doğurtmak", "meanings": ["Doğurmasını sağlamak, doğurmasına yardım etmek"]}, {"word": "doğurucu", "meanings": ["Yeni düşünceleri ortaya koyan (kimse), üretken, yaratıcı"]}, {"word": "doğuştancılık", "meanings": ["Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm"]}, {"word": "doğuştan", "meanings": ["Yaradılıştan", "Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri"]}, {"word": "doğuş", "meanings": ["Doğma işi"]}, {"word": "doğuruş", "meanings": ["Doğurma işi"]}, {"word": "dok", "meanings": ["Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz", "Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo"]}, {"word": "doksan", "meanings": ["Seksen dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 90 ve XC rakamlarının adı", "Dokuz kere on, seksen dokuzdan bir artık"]}, {"word": "doksan kapının ipini çekmek", "meanings": ["içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak"]}, {"word": "doksanar", "meanings": ["Doksan sıfatının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine doksan, her defasında doksanı bir arada olan"]}, {"word": "doktor", "meanings": ["Hekim", "Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan"]}, {"word": "doksanıncı", "meanings": ["Doksanın sıra sıfatı, sırada seksen dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "doktor doktor gezmek (veya dolaşmak)", "meanings": ["tedavide çabuk ve kesin sonuç almak ümidiyle birçok doktora başvurmak"]}, {"word": "doksanlık", "meanings": ["İçinde doksan tane bulunan", "Doksan yaşında olan"]}, {"word": "doktora görünmek", "meanings": ["muayene olmak"]}, {"word": "doktora", "meanings": ["Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak"]}, {"word": "doktora yapmak", "meanings": ["yüksek lisans öğretiminden sonra üst düzeyde öğretim yapmak"]}, {"word": "doktoralı", "meanings": ["Doktorası olan"]}, {"word": "doktorasız", "meanings": ["Doktorası olmayan"]}, {"word": "doktorluk", "meanings": ["Hekim olma durumu, hekimlik, tabiplik", "Doktorculuk"]}, {"word": "doktrin", "meanings": ["Öğreti"]}, {"word": "doku", "meanings": ["Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç", "Bir bütünün yapısı ve özelliği"]}, {"word": "doku bilimci", "meanings": ["Doku bilimiyle uğraşan kimse, histolog"]}, {"word": "doku bilimi", "meanings": ["Canlılardaki dokuların oluşum, evrim ve birleşimini inceleyen bilim dalı, histoloji"]}, {"word": "doku bozukluğu", "meanings": ["Yara, darbe, iltihap, ur vb. sebeplerle bir organda ortaya çıkan bozukluk, yıpranma, lezyon"]}, {"word": "dokuma", "meanings": ["Dokumak işi, tekstil", "Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez", "Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen", "Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş)", "Yapı, oluşum"]}, {"word": "dokumacı", "meanings": ["Kumaş dokuyan veya dokuma ticareti yapan kimse, dokuyucu"]}, {"word": "dokumacılık", "meanings": ["Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil"]}, {"word": "dokumahane", "meanings": ["Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer"]}, {"word": "dokumalı", "meanings": ["Dokuması olan", "Dokunmuş"]}, {"word": "dokumak", "meanings": ["Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak", "En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak", "Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek"]}, {"word": "dokuma tezgâhı", "meanings": ["Dokuma işinin yapıldığı makine veya araç"]}, {"word": "dokunaç", "meanings": ["Birçok omurgasız hayvanın başında bulunan, dokunmaya, tutmaya yarayan hareketli uzantı"]}, {"word": "dokunaklılık", "meanings": ["Dokunaklı olma durumu"]}, {"word": "dokunca görmek", "meanings": ["zarara uğramak, harap olmak"]}, {"word": "dokunca", "meanings": ["Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey", "Zarar"]}, {"word": "dokuncalı", "meanings": ["Zararlı"]}, {"word": "dokunaklı", "meanings": ["Etkili, insanın içine işleyen, müessir, patetik"]}, {"word": "dokunmak", "meanings": ["Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek", "Karıştırmak", "Almak, kullanmak, el sürmek", "Sağlığını bozmak", "İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak", "İlişkin, ilgili olmak, değinmek", "Hafifçe değmek", "Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak", "Tedirgin etmek, sataşmak"]}, {"word": "dokuncasız", "meanings": ["Zararsız"]}, {"word": "dokunmak", "meanings": ["Dokuma işi yapılmak"]}, {"word": "dokundurma", "meanings": ["Dokundurmak işi"]}, {"word": "dokundurmak", "meanings": ["Dokunmasını sağlamak", "Bir şeyi üstü kapalı ve sitem yollu hatırlatmak, tariz etmek"]}, {"word": "dokunma", "meanings": ["Dokunmak (I) işi, temas"]}, {"word": "dokunma", "meanings": ["Dokunmak (II) işi"]}, {"word": "dokunmabana", "meanings": ["Kanser"]}, {"word": "dokunma duyusu", "meanings": ["Deri üzerine yapılan değme, vurma, bastırma, çekme vb. etkileri alan duyu"]}, {"word": "dokunsal", "meanings": ["Dokunum ile ilgili olan"]}, {"word": "dokunmatik", "meanings": ["343 dokunmalı"]}, {"word": "dokunulma", "meanings": ["Dokunulmak işi"]}, {"word": "dokunulmak", "meanings": ["Dokunma işine konu olmak"]}, {"word": "dokunulmaz", "meanings": ["İlişilmez, el sürülmez, taarruzdan korunmuş", "Hiçbir biçimde eleştirilemez"]}, {"word": "dokunum", "meanings": ["Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise"]}, {"word": "dokunulmazlık", "meanings": ["Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu, masuniyet", "Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu"]}, {"word": "dokunulmazlığını kaldırmak", "meanings": ["anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişiye tanınan ilişilmez olma durumunu ortadan kaldırmak"]}, {"word": "dokunuş", "meanings": ["Dokunma (I) işi, temas"]}, {"word": "dokunuş", "meanings": ["Dokunma (II) işi", "Dokunma ipliklerinin çaprazlama biçimi"]}, {"word": "dokurcuk", "meanings": ["Desenli veya yollu dokunmuş yün kumaş"]}, {"word": "dokurcun", "meanings": ["Ot veya ekin yığını", "Dokuztaş oyunu", "Çizgili şayak kumaş, tokurcun"]}, {"word": "dokutma", "meanings": ["Dokutmak işi"]}, {"word": "dokuyucu", "meanings": ["Dokumacı"]}, {"word": "dokutmak", "meanings": ["Dokuma işini yaptırmak"]}, {"word": "dokuyuş", "meanings": ["Dokuma işi"]}, {"word": "dokuz", "meanings": ["Sekizden sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 9 ve IX rakamlarının adı", "Sekizden bir artık"]}, {"word": "dokuz at bir kazığa bağlanmaz", "meanings": ["`bir işin başına, tanınmış, o işten anlayan birçok kimse birden getirilmemelidir, bunlar anlaşamaz ve birbirlerine düşerler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dokuz ayın çarşambası bir araya gelmek", "meanings": ["birçok iş birden ortaya çıkıp sıkışık bir durum yaratmak"]}, {"word": "dokuz doğurmak", "meanings": ["merakla, heyecan içinde, sabırsızlıkla beklemek"]}, {"word": "dokuz körün bir değneği", "meanings": ["birçok kimsenin tek yardımcısı, tek dayanağı"]}, {"word": "dokuz köyden kovulmuş", "meanings": ["geçimsizliği veya başka davranışları yüzünden birçok yerden atılmış"]}, {"word": "dokuz yorgan eskitmek (veya paralamak)", "meanings": ["çok uzun yaşamak"]}, {"word": "dokuzaltmışbeşlik", "meanings": ["Namlusu 9,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü"]}, {"word": "doküman", "meanings": ["Belge"]}, {"word": "dokuzar", "meanings": ["Dokuz sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine dokuz, her defasında dokuzu bir arada olan"]}, {"word": "dokuz babalı", "meanings": ["Babası belli olmayan, birçok erkekle düşüp kalkan bir anadan doğan"]}, {"word": "dokuz canlı", "meanings": ["Kolay kolay ölmeyen", "Çok sağlıklı, herhangi bir hastalığı olmayan, dayanıklı"]}, {"word": "dokuzgen", "meanings": ["Dokuz kenarı olan çokgen", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "dokuzlu", "meanings": ["Dokuz parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dokuz tane bulunan", "İskambil, domino vb. oyunlarda dokuz işaretini taşıyan kâğıt veya pul"]}, {"word": "dokuztaş", "meanings": ["Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun, dokurcun"]}, {"word": "dokuzuncu", "meanings": ["Dokuz sayısının sıra sıfatı, sırada sekizinciden sonra gelen"]}, {"word": "dokümantasyon", "meanings": ["Belgeleme"]}, {"word": "dolak", "meanings": ["Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası", "Başörtüsü, yazma", "Boyun atkısı"]}, {"word": "dokümanter", "meanings": ["Belgesel"]}, {"word": "dolaksız", "meanings": ["Dolağı olmayan, büzgüsü bulunmayan"]}, {"word": "dolam", "meanings": ["Dolama işinin her defası", "Bir kez dolanacak miktarda olan"]}, {"word": "dolama", "meanings": ["Dolamak işi", "Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük", "Poşu", "Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi", "Tırnak etrafındaki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş"]}, {"word": "dolamak", "meanings": ["İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak", "Sarmak, kavuşturmak"]}, {"word": "dolama otu", "meanings": ["Dolama otugillerden, çiçekleri küçük, yeşil veya beyaz bir bitki (Paronychia serpilifolia)"]}, {"word": "dolambaç", "meanings": ["Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı", "İç kulak", "Başlık"]}, {"word": "dolama otugiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi dolama otu olan ve içine kasık otunu da alan karanfilgillerin alt familyası"]}, {"word": "dolambaçlı", "meanings": ["Dolambacı olan", "İçinden zor çıkılır, çapraşık"]}, {"word": "dolambaçsız", "meanings": ["Dolambacı olmayan", "Açık, doğrudan doğruya olan"]}, {"word": "dolamık", "meanings": ["Bir tür ağ, bir tür avcı tuzağı"]}, {"word": "dolandırıcı", "meanings": ["Birini aldatarak mal veya parasını alan kimse, ayyar, tokatçı"]}, {"word": "dolandırılış", "meanings": ["Dolandırılma işi"]}, {"word": "dolandırıcılık", "meanings": ["Dolandırıcı olma durumu, ayyarlık", "Dolandırıcının yaptığı iş"]}, {"word": "dolandırılmak", "meanings": ["Dolandırma işine konu olmak"]}, {"word": "dolandırılma", "meanings": ["Dolandırılmak işi"]}, {"word": "dolandırış", "meanings": ["Dolandırma işi"]}, {"word": "dolandırma", "meanings": ["Dolandırmak işi"]}, {"word": "dolandırmak", "meanings": ["Dolanma işini yaptırmak", "Dolaştırmak", "Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak"]}, {"word": "dolanım", "meanings": ["Tedavül, sirkülasyon, dolaşım", "Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolaşım, sirkülasyon, para dolaşımı", "Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi, dolaşım, tedavül, sirkülasyon", "Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması, dolaşım, sirkülasyon"]}, {"word": "dolanlı iflas", "meanings": ["Hileli iflas"]}, {"word": "dolanış", "meanings": ["Dolanma işi"]}, {"word": "dolanmak", "meanings": ["Bir şeyin çevresine sarılmak", "Bir şeyin çevresinde dönmek, gezmek, dolaşmak", "Karışmak, dolaşmak", "Gelişigüzel gezmek"]}, {"word": "dolanıp durmak", "meanings": ["sürekli olarak aynı yerde gezinmek"]}, {"word": "dolanma", "meanings": ["Dolanmak işi"]}, {"word": "dolan taşı", "meanings": ["Mineralleri gözle görülebilen, benekli ve yeşilimtırak renkli gabro ile bazalt arası püskürük kütle"]}, {"word": "dolap", "meanings": ["Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya", "Su dolabı", "Dönme dolap", "İstanbul bedesteninde dükkân", "Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor", "Düzen"]}, {"word": "dolantı", "meanings": ["Gezip dolaşılan yer, alan"]}, {"word": "dolaba girmek (veya gelmek)", "meanings": ["aldatılmak, oyuna gelmek"]}, {"word": "dolap çevirmek (veya döndürmek)", "meanings": ["hile ve dalavere ile iş yapmak"]}, {"word": "dolap beygiri", "meanings": ["Kuyudan su çekip bahçe ve bostanları sulamaya yarayan çarklı düzeni döndüren at, eşek veya katır"]}, {"word": "dolap beygiri gibi dönüp durmak (veya dolaşmak)", "meanings": ["dar bir çevrede hep aynı işi yapmak"]}, {"word": "dolabı bozulmak", "meanings": ["kurduğu iş düzeni bozulmak", "hilesi ortaya çıkmak"]}, {"word": "dolapçı", "meanings": ["Dolap yapan veya satan kimse", "İstanbul bedesteninde dolap işleten kimse", "Hileci, düzenci"]}, {"word": "dolar", "meanings": ["Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. devletlerin para birimi"]}, {"word": "dolaşık", "meanings": ["Karışık (saç, ip vb.)", "Dolaşarak giden (yol)", "Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık", "Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren"]}, {"word": "dolaşıksız", "meanings": ["Dolaşık olmayan"]}, {"word": "dolaşıklık", "meanings": ["Dolaşık olma durumu"]}, {"word": "dolaşılma", "meanings": ["Dolaşılmak işi"]}, {"word": "dolaşılmak", "meanings": ["Dolaşma işi yapılmak"]}, {"word": "dolaşım", "meanings": ["Dolaşma işi", "Dolanım", "Kan dolaşımı"]}, {"word": "dolaşma", "meanings": ["Dolaşmak işi"]}, {"word": "dolaşmak", "meanings": ["Gezmek, gezinmek", "Doğru gitmeyip yolu uzatmak", "Dönüp başka bir yönden gelmek", "Akmak", "Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek", "Bir yeri belli bir amaçla gezmek", "Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek", "Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek", "Gezinmek", "Çok kimse tarafından söylenmek", "Belirmek"]}, {"word": "dolaştırılma", "meanings": ["Dolaştırılmak işi"]}, {"word": "dolaştırma", "meanings": ["Dolaştırmak işi"]}, {"word": "dolaştırılmak", "meanings": ["Dolaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "dolaştırmak", "meanings": ["Dolaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "dolay", "meanings": ["Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar"]}, {"word": "dolayı", "meanings": ["Çevrede, etrafta bulunan", "Ötürü"]}, {"word": "dolayı dolayı", "meanings": ["Dönerek"]}, {"word": "dolayısıyla", "meanings": ["Dolaylı olarak, doğrudan ilgili olmayarak", "Nedeniyle"]}, {"word": "dolay kutupsal", "meanings": ["Kutup yakınında olan"]}, {"word": "dolaylama", "meanings": ["Tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı güçlü ve etkin bir anlatım için birden fazla kelimeyle anlatma: Atatürk yerine büyük kurtarıcı veya Ankara yerine Türkiye'nin kalbi demek gibi"]}, {"word": "dolaylı", "meanings": ["Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt"]}, {"word": "dolaylı anlatmak", "meanings": ["anıştırmak, ima etmek"]}, {"word": "dolaylı özne", "meanings": ["Sözde özne"]}, {"word": "dolaylı tümleç", "meanings": ["Fiilin anlamını bütünleyen ve yönelme, kalma, çıkma durumlarından birinde bulunan veya edat alan tümleç"]}, {"word": "dolaylı vergi", "meanings": ["Yükümlüsü önceden bilinmeyen, malı satın alanı yükümlendiren, tüketiciden alınan vergi"]}, {"word": "dolaysız", "meanings": ["Doğrudan doğruya olan, vasıtasız, bilavasıta", "Araya herhangi bir araç girmeden"]}, {"word": "dolaysız vergi", "meanings": ["Yükümlüsü önceden bilinenden doğrudan doğruya alınan vergi"]}, {"word": "doldurma", "meanings": ["Doldurmak işi", "Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım", "Yükleme"]}, {"word": "doldurmak", "meanings": ["Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek", "Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek", "Ateşli silahların içine mermi sürmek", "Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak", "Yaşını, yılını bitirmek", "Ses, koku yayılıp kaplamak", "Belirli bir süreyi kaplamak, almak", "Canlılık kazandırmak", "Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek"]}, {"word": "doldurtmak", "meanings": ["Doldurma işini yaptırmak"]}, {"word": "doldurtma", "meanings": ["Doldurtmak işi"]}, {"word": "doldurulma", "meanings": ["Doldurulmak işi"]}, {"word": "doldurulmak", "meanings": ["Dolu bir duruma getirilmek", "Biri, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek"]}, {"word": "dolduruş", "meanings": ["Doldurma işi"]}, {"word": "dolduruşa gelmek (veya kapılmak)", "meanings": ["olumsuz yönde yönlendirilmek, kışkırtılmak", "biri çeşitli yollarla pohpohlanarak yönlendirilmek, kışkırtılmak, gaza getirilmek"]}, {"word": "dolduruşa getirmek", "meanings": ["birini çeşitli yollarla pohpohlayarak yönlendirmek, kışkırtmak, gaza getirmek"]}, {"word": "dolgu", "meanings": ["Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde", "Toprak doldurma işlemi", "Bu işlemin sonucu", "Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme"]}, {"word": "dolgu yapmak", "meanings": ["doldurmak", "çürük dişleri temizleyip oyuğu, uygun bir madde ile doldurmak"]}, {"word": "dolgulu", "meanings": ["İçinde dolgu maddesi olan, doldurulmuş"]}, {"word": "dolgun", "meanings": ["Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış", "Balıketinde", "Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.)", "Şişkin", "Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu"]}, {"word": "dolgunlaşma", "meanings": ["Dolgunlaşmak işi"]}, {"word": "dolgunca", "meanings": ["Biraz şişman", "Fazlaca, çokça, bol"]}, {"word": "dolgunlaşmak", "meanings": ["Dolgun duruma gelmek"]}, {"word": "dolikosefal", "meanings": ["Uzun kafalı"]}, {"word": "dolgunluk", "meanings": ["Dolgun olma durumu"]}, {"word": "dolma biber", "meanings": ["Dolma yapmaya uygun bir tür büyük biber, dolmalık biber"]}, {"word": "dolma yutmak", "meanings": ["kanıp aldanmak"]}, {"word": "dolma", "meanings": ["Dolmak işi", "Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek", "Doldurularak yapılan", "Yalan, hile, dalavere", "Üç sigara kâğıdına bolca sarılmış esrar"]}, {"word": "dolmak", "meanings": ["Dolu duruma gelmek", "Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek", "Bir yere iyice yayılmak, kaplamak", "Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek", "Süre, hesap tamamlanmak", "Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek"]}, {"word": "dolma kalem", "meanings": ["İçine mürekkep doldurularak kullanılan yazı kalemi"]}, {"word": "dolup taşmak", "meanings": ["gereğinden çok olmak, gereğinden çok kaplamak", "çok kalabalık olmak"]}, {"word": "dolmalık", "meanings": ["Dolma yapmaya yarar"]}, {"word": "dolma otugiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi dolma otu olan ve içine kasık otunu da alan karanfilgillerin alt familyası"]}, {"word": "dolma otu", "meanings": ["Dolma otugillerden, çiçekleri küçük, yeşil veya beyaz bir bitki (Paronychia serpilifolia)"]}, {"word": "dolmuş", "meanings": ["Boş yeri kalmamış, meşbu", "Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt"]}, {"word": "dolmen", "meanings": ["İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı"]}, {"word": "dolmuş yapmak", "meanings": ["dolmuşla yolcu taşımak"]}, {"word": "dolmuşa gelmek (veya binmek)", "meanings": ["dolduruşa gelmek"]}, {"word": "dolmuşçu", "meanings": ["Dolmuş işleten kimse"]}, {"word": "dolmuş durağı", "meanings": ["Dolmuşların yolcu indirip bindirdiği yer"]}, {"word": "dolmuşçuluk", "meanings": ["Dolmuşçunun yaptığı iş"]}, {"word": "dolmuş uçak", "meanings": ["Belirli merkezler arasında belli bir tarifeye bağlı olmaksızın sefer yapan ucuz tarifeli uçak"]}, {"word": "dolomit", "meanings": ["Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral"]}, {"word": "dolu", "meanings": ["İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı", "Bir yerde sayıca çok", "Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan", "Boş vakti olmayan, meşgul", "Çok olan (iş, uğraş, olay vb.)", "İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar)", "Tornacılıkta delik açılmamış (gereç)", "Bir duygunun güçlü etkisinde olan", "İçki doldurulmuş bardak"]}, {"word": "dolu", "meanings": ["Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü"]}, {"word": "doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı", "meanings": ["içinden çıkılmayan güç bir durum karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "doludizgin", "meanings": ["Son hızla, çok hızlı bir biçimde", "Tam anlamıyla"]}, {"word": "doludizgin gitmek", "meanings": ["son hızla koşmak", "kendini kaptırıp sürüklenmek"]}, {"word": "dolukma", "meanings": ["Dolukmak işi"]}, {"word": "doluluk", "meanings": ["Dolu olma durumu"]}, {"word": "dolukmak", "meanings": ["Göz yaşarmak, ağlayacak duruma gelmek"]}, {"word": "dolum", "meanings": ["Doldurma işi"]}, {"word": "dolunay", "meanings": ["Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre, ayın on dördü, bedir"]}, {"word": "dolu serpme", "meanings": ["Zımpara üretiminde tanecikler arasında belirli boşluklar kalmayacak biçimde düzenlenen tane yapıştırma işlemi"]}, {"word": "dolusu", "meanings": ["Dolduracak kadar"]}, {"word": "doluş", "meanings": ["Dolma işi"]}, {"word": "doluşma", "meanings": ["Doluşmak işi"]}, {"word": "domalan", "meanings": ["Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki, yer mantarı, keme, karakeme (Tuber melanosporum)"]}, {"word": "doluşmak", "meanings": ["Bir yerde toplanmak, bir araya gelmek"]}, {"word": "domalış", "meanings": ["Domalma işi"]}, {"word": "domalmak", "meanings": ["Dizler bükük, baş ileride, çömelmiş bir durum almak"]}, {"word": "domalma", "meanings": ["Domalmak işi"]}, {"word": "domaltma", "meanings": ["Domaltmak işi"]}, {"word": "domates", "meanings": ["Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum)", "Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü"]}, {"word": "dombay", "meanings": ["Manda, su sığırı"]}, {"word": "domestik", "meanings": ["İç, ülke içi", "Evcil", "Yerel, yerli"]}, {"word": "domaltmak", "meanings": ["Domalmasını sağlamak"]}, {"word": "domates çorbası", "meanings": ["Ana maddesi domates suyu olan çorba"]}, {"word": "domates salçası", "meanings": ["Yemeklere tat ve lezzet vermek için domatesten yapılan salça"]}, {"word": "domdom kurşunu", "meanings": ["Baş tarafı haç biçimi çentilmiş, çarptığı yerde tehlikeli yaralar açan bir tür tüfek kurşunu, domdom"]}, {"word": "dominant", "meanings": ["Baskın"]}, {"word": "domino", "meanings": ["Üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun", "Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi"]}, {"word": "domuz", "meanings": ["Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan (Susacrofa domestica)", "Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse"]}, {"word": "dominyon", "meanings": ["İngiliz Uluslar Topluluğu'na üye olmalarının ve İngiliz Krallığı'na bağlı bulunmalarının yanı sıra kendi kendilerini yöneten ülkelere verilen genel ad"]}, {"word": "domur", "meanings": ["Kabarcık", "Tomurcuk"]}, {"word": "domuz gibi tıkınmak (veya yemek)", "meanings": ["oburcasına çok yemek"]}, {"word": "domur domur", "meanings": ["Boncuk gibi iri taneler durumunda", "Kabarık kabarık"]}, {"word": "domuz gibi", "meanings": ["kötü huylu ve hain", "adamakıllı, iyice"]}, {"word": "domuzdan (bir) kıl çekmek (veya koparmak)", "meanings": ["sevilmeyen veya eli sıkı olan birinden bir şey alabilmek"]}, {"word": "domuzdan toklu çıkmaz (veya doğmaz)", "meanings": ["`kötü huylu kimsenin çocuğu melek huylu olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "domuz arabası", "meanings": ["Ağır yükleri yakın yerlere taşımak için kullanılan, ufak tekerlekli, üstü düz, alçak araba"]}, {"word": "domuzun kuyruğunu kes yine domuz", "meanings": ["`yaradılıştan kötü olan kişinin şu, bu yönünü düzeltseniz de mayasındaki bozukluğu gideremezsiniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "domuzayağı", "meanings": ["Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk"]}, {"word": "domuz balığı", "meanings": ["Yunusgillerden bir tür memeli (Phocaena communis)"]}, {"word": "domuz ayrık otu", "meanings": ["Buğdaygillerden, tarıma zararlı bir bitki (Cynodon dactylon)"]}, {"word": "domuzdamı", "meanings": ["Maden kuyularında, çökme tehlikesi olan yerlerde her yanı direklerle örülen boşluk"]}, {"word": "domuz dikeni", "meanings": ["Yaprakları sapsız ve dikenli, çiçekleri etli, otsu bir bitki"]}, {"word": "domuzgiller", "meanings": ["Çift parmaklılar takımının, geviş getirmeyenler alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "domuzluk etmek", "meanings": ["hainlik etmek, haince davranmak"]}, {"word": "domuzlan", "meanings": ["Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans)"]}, {"word": "don", "meanings": ["Giysi", "Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç giysisi, külot"]}, {"word": "domuzluk", "meanings": ["Hainlik, haincesine inatçılık", "Su değirmeninde çarkın bulunduğu ve döndüğü yer"]}, {"word": "domuzlaşma", "meanings": ["Domuzlaşmak işi"]}, {"word": "domuz otu", "meanings": ["Kumsallarda ve kayalıklarda yetişen sarı çiçekli ot"]}, {"word": "don", "meanings": ["Hava sıcaklığının sıfırdan aşağı düşmesiyle suların buz tutması"]}, {"word": "domuzlaşmak", "meanings": ["Hainlik etmek, aksilik etmek"]}, {"word": "domuztırnağı", "meanings": ["Palanganın takılması için kullanılan, bir yanı çatal biçiminde çift tırnaklı, öbür yanı halkalı demir kanca"]}, {"word": "domuz yağı", "meanings": ["Domuzdan çıkarılan yağ"]}, {"word": "don çözülmek", "meanings": ["hava ısınarak buzlar erimeye başlamak"]}, {"word": "donuna etmek (veya kaçırmak veya doldurmak veya yapmak)", "meanings": ["küçük veya büyük abdestini donuna etmek", "çok korkmak"]}, {"word": "don tutmak", "meanings": ["buz tutmak, donmak"]}, {"word": "dona çekmek", "meanings": ["hava, suları donduracak derecede soğumak"]}, {"word": "don kesmek", "meanings": ["bitki soğuktan bozulmak, donmak"]}, {"word": "donakalma", "meanings": ["Donakalmak durumu"]}, {"word": "don çekmek", "meanings": ["donmak"]}, {"word": "donakalmak", "meanings": ["Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek"]}, {"word": "donam", "meanings": ["Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri", "Gemi ve sandalların donanımları"]}, {"word": "donama", "meanings": ["Süsleme"]}, {"word": "donanım", "meanings": ["Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları", "Tesisat", "Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler"]}, {"word": "donanım kilidi", "meanings": ["Bilgisayarda bazı programların izinsiz kullanılmasını engelleyen kilit"]}, {"word": "donamak", "meanings": ["Süslemek, tezyin etmek"]}, {"word": "donanma", "meanings": ["Donanmak işi", "Belli bir amaçla kullanılan gemilerin bütünü", "Bir devletin deniz kuvvetleri, armada"]}, {"word": "donanmak", "meanings": ["Giyinip kuşanmak, süslenmek", "Yayılıp kaplanmak", "Işıklı duruma gelmek, ışıklarla bezenmek", "Gerekli nesneler bir araya getirilip süslenmek, gösterişli duruma getirilmek"]}, {"word": "donatı", "meanings": ["Teçhizat"]}, {"word": "donatılma", "meanings": ["Donatılmak işi"]}, {"word": "donatılmak", "meanings": ["Donatma işine konu olmak veya donatma işi yapılmak"]}, {"word": "donatım", "meanings": ["Donatma, teçhiz", "Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma", "Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler"]}, {"word": "donatış", "meanings": ["Donatma işi"]}, {"word": "donatma", "meanings": ["Donatmak işi, teçhiz"]}, {"word": "donatımcı", "meanings": ["Bir film veya tiyatro eseri için gerekli sahne donatımı işini yöneten kimse"]}, {"word": "donatmak", "meanings": ["Birinin giyimini sağlamak", "Süslemek", "Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak, teçhiz etmek", "Sövmek", "Azarlamak"]}, {"word": "donattırma", "meanings": ["Donattırmak işi"]}, {"word": "donattırmak", "meanings": ["Donatma işini yaptırmak"]}, {"word": "donduraç", "meanings": ["Derin dondurucu"]}, {"word": "dondurma", "meanings": ["Dondurmak işi", "Şekerli sütün veya meyve sularının dondurulmasıyla hazırlanan soğuk yiyecek"]}, {"word": "dondurmacı", "meanings": ["Dondurma yapan veya satan kimse", "Dondurma satılan yer"]}, {"word": "dondurmacılık", "meanings": ["Dondurmacının yaptığı iş"]}, {"word": "dondurmak", "meanings": ["Donmasını sağlamak", "Sabitlemek", "Hareketsiz hâle getirmek", "Soğutmak", "Bir işin gerektirdiği sorumluluk ve yetkileri geçici bir süre için kullanmamak üzere durdurmak", "Beklemeye almak"]}, {"word": "dondurulma", "meanings": ["Dondurulmak işi"]}, {"word": "dondurulmak", "meanings": ["Dondurma işine konu olmak veya dondurma işi yapılmak", "Beklemeye alınmak", "Değişmez duruma getirilmek"]}, {"word": "done", "meanings": ["Veri"]}, {"word": "dondurulmuş", "meanings": ["Soğutucu aracılığıyla buzlu duruma getirilmiş", "Beklemeye alınmış", "Değiştirilemez durumda tutulmuş"]}, {"word": "donkişotluk", "meanings": ["Gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışma durumu"]}, {"word": "don gömlek", "meanings": ["Üzerinde sadece iç çamaşırı var denilecek kadar soyunmuş durumda"]}, {"word": "don gömlek kalmak", "meanings": ["her şeyini kaybetmek"]}, {"word": "donlu", "meanings": ["Donu olan"]}, {"word": "donma", "meanings": ["Donmak işi"]}, {"word": "donma derecesi", "meanings": ["Bir maddenin akışkan durumdan katı duruma geçtiği derece"]}, {"word": "donmak", "meanings": ["Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak", "Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek", "Çok üşümek", "Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek", "Kimyasal bir etki ile katılaşmak", "Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek", "Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak", "Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak"]}, {"word": "donup kalmak", "meanings": ["donakalmak"]}, {"word": "donma noktası", "meanings": ["Eriyik durumda bulunan bir metalin kendi özelliğine bağlı olarak donmaya başladığı andaki ısı derecesi", "Suyun donmaya başladığı derece"]}, {"word": "donmuş sebze", "meanings": ["Daha sonra kullanılmak üzere bir kap içinde dondurulmuş taze sebze"]}, {"word": "donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer", "meanings": ["`bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden hep o şeyden bol bol edinmek geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "donra", "meanings": ["Saç kepeği, kaş konağı", "Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir"]}, {"word": "donsuz", "meanings": ["Don giymemiş olan", "Yoksul", "Serseri"]}, {"word": "donuk", "meanings": ["Parlak olmayan, mat (II)", "Canlılığı olmayan, fersiz (göz)", "Canlılığı az olan, durgun, uyuşuk (kimse)"]}, {"word": "donuk donuk", "meanings": ["Canlılığı olmayarak", "Rengini ve parlaklığını yitirmiş, mat bir biçimde"]}, {"word": "donuklaşma", "meanings": ["Donuklaşmak durumu"]}, {"word": "dopdolu", "meanings": ["Büsbütün dolu"]}, {"word": "donuklaşmak", "meanings": ["Donuk duruma gelmek"]}, {"word": "donuklaştırma", "meanings": ["Donuklaştırmak işi"]}, {"word": "donuklaştırmak", "meanings": ["Donuk duruma getirmek"]}, {"word": "don yağı", "meanings": ["Normal sıcaklıkta katı durumda bulunan ve içyağlarının eritilmesiyle elde edilen hayvansal yağ", "Soğuk ve sevimsiz (kimse)"]}, {"word": "donukluk", "meanings": ["Donuk olma durumu"]}, {"word": "don yağının tortusu gibi kalmak (veya oturmak)", "meanings": ["çevresindekilerle iletişim kurmadan ilgisiz ve donuk kalmak"]}, {"word": "don yağı gibi", "meanings": ["konuşmayan, hareketsiz (kimse)"]}, {"word": "doping", "meanings": ["Bir spor yarışması sırasında vücuda ek enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç"]}, {"word": "doping yapmak", "meanings": ["bazı bedensel özellikleri değiştiren veya artıran bir uyarıcı maddeyi çok az miktarda almak", "uyarıcı etkide bulunmak"]}, {"word": "dopinglemek", "meanings": ["Doping yapmak"]}, {"word": "dopingleme", "meanings": ["Doping yapma"]}, {"word": "doru", "meanings": ["Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi koyu renkli olan, yağız (at)", "Kızıl (at donu)"]}, {"word": "doruk", "meanings": ["Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri, zirve, şahika", "En üstün başarı düzeyi", "Heyecan, sevinç, coşku vb. duygularda ulaşılan en üst nokta"]}, {"word": "doruk çizgisi", "meanings": ["Yüksek dağlarda, doruk uçlarını birbirine bağlayan ve bitişik iki aklanı ayıran sınır"]}, {"word": "doruklama", "meanings": ["Doruklamak işi", "Tepeleme"]}, {"word": "doruklamak", "meanings": ["Bir kabı tepeleme doldurmak"]}, {"word": "doruk toplantısı", "meanings": ["Devlet katındaki en yetkili kişilerin bir araya gelerek yaptıkları görüşme, zirve toplantısı"]}, {"word": "dosdoğru", "meanings": ["Çok doğru", "Sağa sola sapmadan"]}, {"word": "dost", "meanings": ["Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı", "Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo", "Sahibine sevgi gösteren hayvan", "Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse", "İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan"]}, {"word": "dorum", "meanings": ["Deve yavrusu"]}, {"word": "dost acı söyler", "meanings": ["`yakınlarımız, eksikliklerimizi çekinmeden söylerler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost ağlatır, düşman güldürür", "meanings": ["`dost olan kimsenin söylediği söz, acı da olsa insanın iyiliği içindir.` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost başa, düşman ayağa bakar", "meanings": ["`iyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur", "meanings": ["`dostlarını olabildiğince çoğalt, düşmanlarını olabildiğince azalt` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost dostun ayıbını yüzüne söyler", "meanings": ["`gerçek dost uyarmak, kusurun düzeltilmesini sağlamak amacıyla ayıbı yüze karşı söyler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost edinmek (veya kazanmak)", "meanings": ["bir kişiyi dost olarak kabul etmek"]}, {"word": "dost ile ye, iç alışveriş etme", "meanings": ["`alışverişte iki taraf da kendi çıkarını düşündüğünden iki dost arasındaki alışveriş dostluğu bozabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost dostun eyerlenmiş atıdır", "meanings": ["`gerçek dost, arkadaşının sıkışık zamanında yardımına koşmaya hazır durumdadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost kara günde belli olur", "meanings": ["`gerçek dost üzüntülü, sıkıntılı günlerde insanı yalnız bırakmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost olmak", "meanings": ["yakınlık kurmak, ahbap olmak"]}, {"word": "dost sözü acıdır", "meanings": ["`dost olan kimsenin söylediği söz, acı da olsa insanın iyiliği içindir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dost tutmak", "meanings": ["erkek veya kadın evlilik dışı ilişki kurmak"]}, {"word": "dosta düşmana karşı", "meanings": ["ele güne karşı", "dostlara üzüntü vermemek, düşmanları da sevindirmemek için"]}, {"word": "dostun attığı taş baş yarmaz", "meanings": ["`dostun acı sözü veya sert davranışı insana ağır gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dostlar alışverişte görsün (diye)", "meanings": ["`gösteriş olsun, iş görüyor densin (diye)` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dostlar başına", "meanings": ["bir şeyi dostları için de dilemek amacıyla kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "dostlar başından ırak", "meanings": ["sözü edilen kötü bir durumla yakınların karşılaşmaması için söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "dostlar şehit, biz gazi", "meanings": ["tehlikeli işleri başkalarına bırakıp kendileri sonuçtan yararlanmak için bir kenara çekilenlerin bencilliğini anlatan bir söz"]}, {"word": "dostane", "meanings": ["Dostça"]}, {"word": "dostça", "meanings": ["Dosta yakışır, dost gibi", "(do'stça) Dosta yakışır bir biçimde, dostane"]}, {"word": "dost düşman", "meanings": ["Herkes"]}, {"word": "dostlaşma", "meanings": ["Dostlaşmak durumu"]}, {"word": "dost kazığı", "meanings": ["Dost bilinen kimseden gelen zarar veya kötülük"]}, {"word": "dostlaşmak", "meanings": ["Dost durumuna gelmek, dost olmak"]}, {"word": "dostluk", "meanings": ["Dost olma durumu", "Dostça davranış"]}, {"word": "dostluk başka, alışveriş başka", "meanings": ["`iki kişi arasındaki dostluk, alışverişte birinin ötekine özverili davranmasını gerektirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dostluk etmek", "meanings": ["yakınlık kurmak, dost gibi candan davranmak"]}, {"word": "dostluk kantarla, alışveriş (veya hesap) miskalle", "meanings": ["`iş ilişkilerine dostluk karıştırılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dostluk kurmak", "meanings": ["yakınlık, ahbaplık kurmak"]}, {"word": "dostsuz", "meanings": ["Dostu olmayan", "Dostu olmadan"]}, {"word": "dostluk okkayla, alışveriş dirhemle", "meanings": ["`dostluğun değeri ölçülemez, alışverişse ölçülü yapılmalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dosya", "meanings": ["Aynı konu, aynı kimse, aynı işle ilgili belgeler bütünü", "Bu gibi belgelerin toplandığı kartondan kap"]}, {"word": "dosya açmak (veya hazırlamak)", "meanings": ["bir kimse, konu veya işle ilgili yeni bir dosya düzenlemek"]}, {"word": "dosyası dürülmek", "meanings": ["defteri dürülmek"]}, {"word": "dosyası kabarmak (veya kabarık olmak)", "meanings": ["yaptığı yanlış işleri çoğalmak"]}, {"word": "dosyalamak", "meanings": ["Yazıları, belgeleri dosyaya koymak"]}, {"word": "dosyalama", "meanings": ["Dosyalamak işi"]}, {"word": "doyasıya", "meanings": ["Doyuncaya kadar yiyerek", "Yeterince"]}, {"word": "dosyalanma", "meanings": ["Dosyalanmak işi"]}, {"word": "dosyalanmak", "meanings": ["Dosyalama işi yapılmak veya dosyalama işine konu olmak"]}, {"word": "doygu", "meanings": ["Yaşamayı sağlayacak besin, rızık"]}, {"word": "doygun", "meanings": ["Her türlü gereksinimini gidermiş, tatmin olmuş, müstağni"]}, {"word": "doygunlaşmak", "meanings": ["İyice doymak, doygun bir duruma gelmek"]}, {"word": "doyma", "meanings": ["Doymak işi", "Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması", "Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması", "Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba"]}, {"word": "doygunluk", "meanings": ["Doygun olma durumu, gönül tokluğu, istiğna, tatmin", "Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin"]}, {"word": "doymaz", "meanings": ["Açgözlü"]}, {"word": "doymuş", "meanings": ["Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş", "İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş", "Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu"]}, {"word": "doymazlık", "meanings": ["Açgözlülük"]}, {"word": "doyulma", "meanings": ["Doyulmak durumu"]}, {"word": "doyulmak", "meanings": ["Doymak işi yapılmak"]}, {"word": "doyum", "meanings": ["Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat", "Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm"]}, {"word": "doyum olmamak", "meanings": ["bir şeyden bıkılmamak", "bir şey yetmemek, bir şeye kanamamak", "bir şeyi çok fazla beğenmek"]}, {"word": "doyuma ulaşmak", "meanings": ["istek ve gereksinimlerinin en üst düzeyini elde etmek"]}, {"word": "doyumevi", "meanings": ["Gösterişsiz, küçük lokanta"]}, {"word": "doyumlu", "meanings": ["Doymuş, doyumu olan"]}, {"word": "doyumluk", "meanings": ["Doyulacak miktarda olan", "Çapul, yağma"]}, {"word": "doyumsuz", "meanings": ["Tatmin olmayan", "Sonu gelmeyen, sınırsız", "Bıkılmayan"]}, {"word": "doyumsuzluk", "meanings": ["Doymama durumu", "Tatmin olamama, cinsel birleşmede orgazma ulaşamama"]}, {"word": "doyunma", "meanings": ["Doyunmak işi"]}, {"word": "doyunmak", "meanings": ["Yeteri kadar yemiş olmak, doymak"]}, {"word": "doyuran buhar", "meanings": ["Kendi sıvısı ile doyma durumunda olan buhar"]}, {"word": "doyuran", "meanings": ["Bir sıvının içinde eriyerek onu doyma durumuna getiren (madde)", "Bir çelik çubuğu doyma durumuna getiren indükleyici manyetik alan"]}, {"word": "doyurma", "meanings": ["Doyurmak işi"]}, {"word": "doyurucu", "meanings": ["Doyurma özelliği bulunan, tatminkâr", "İnandırıcı"]}, {"word": "doyurmak", "meanings": ["Açlığını gidermek", "Geçindirmek, yaşamasını sağlamak", "Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak", "Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek", "Para yedirmek", "Doyma durumuna getirmek"]}, {"word": "doyurucu bulmak", "meanings": ["yeterli görmek"]}, {"word": "doyurucu gelmek", "meanings": ["yeterli olmak"]}, {"word": "doyurulma", "meanings": ["Doyurulmak işi"]}, {"word": "doyuruş", "meanings": ["Doyurma işi"]}, {"word": "doyurulmak", "meanings": ["Doyurma işine konu olmak"]}, {"word": "doyuş", "meanings": ["Doyma işi"]}, {"word": "doz", "meanings": ["Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj", "Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj", "Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj"]}, {"word": "dozu kaçmak", "meanings": ["dozunu kaçırmak"]}, {"word": "dozunu ayarlamak", "meanings": ["ilacın ölçüsünü aşmamak, gerektiği kadar vermek", "ölçüyü aşmamak, aşırı davranmamak"]}, {"word": "dozunu kaçırmak", "meanings": ["ilaçta ölçüyü tutturamamak", "ölçüyü aşmak, aşırı gitmek"]}, {"word": "dozaj", "meanings": ["Doz", "Bir birleşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi, düzem"]}, {"word": "döke saça", "meanings": ["Bir şeyi yararsız biçimde harcayarak"]}, {"word": "dozer", "meanings": ["Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi, yoldüzler"]}, {"word": "dökme", "meanings": ["Dökmek işi", "Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan", "Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan", "Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış", "Dökme yük"]}, {"word": "dökme su ile değirmen dönmez", "meanings": ["taşıma su ile değirmen dönmez"]}, {"word": "dökmeci", "meanings": ["Dökümcü"]}, {"word": "dökmecilik", "meanings": ["Dökümcülük"]}, {"word": "dökme demir", "meanings": ["İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı, font (I), pik (I)"]}, {"word": "dökmek", "meanings": ["Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak", "Belli bir yere boşaltmak", "Akıtmak, düşürmek", "Saçmak, serpmek", "Salmak, bırakmak", "Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek", "Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak", "Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak", "Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek", "Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak", "Çok söylemek", "Bir şeyi yok etmek için atmak", "Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak", "Yakmak, tutuşturmak", "Kullanmak, harcamak, sarf etmek", "Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak", "Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek", "Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak"]}, {"word": "döküp saçmak", "meanings": ["bir şeyi yararsız biçimde harcamak"]}, {"word": "döktürme", "meanings": ["Döktürmek işi"]}, {"word": "döktürmek", "meanings": ["Dökme işini yaptırmak", "Kolaylıkla ve güzel söylemek, yazmak veya oynamak"]}, {"word": "dökük", "meanings": ["Dökülmüş", "Çok eskimiş", "Dökümlü"]}, {"word": "döküklük", "meanings": ["Dökük olma durumu"]}, {"word": "dökülgen", "meanings": ["Dökülme özelliği olan", "Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "dökülme", "meanings": ["Dökülmek işi"]}, {"word": "dökülmek", "meanings": ["Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak", "Kumaş dökümlü olmak", "Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak", "Düşmek", "Çıkmak, ortaya konulmak", "Kaplamak, yayılmak", "Salınmak, serbest bırakılmak", "Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek", "Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek", "Çok yorgun, hasta olmak", "Akarsular, göl veya denize akmak"]}, {"word": "dökülüp saçılmak", "meanings": ["soyunmak, çok açılmak", "bir şey uğruna çok para harcamak"]}, {"word": "dökülüş", "meanings": ["Dökülme işi"]}, {"word": "döküm (veya dökümünü) almak", "meanings": ["ayrıntılı hesap listesini toplu olarak göstermek"]}, {"word": "döküm", "meanings": ["Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi", "Kumaşın dökümlü olma niteliği", "Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma", "Dökülme zamanı", "Kalıba dökülerek yapılan"]}, {"word": "döküm çıkarmak", "meanings": ["bütün hesap işlemlerini bir listeye yazmak"]}, {"word": "dökümcü", "meanings": ["Döküm işleri yapan kimse, dökmeci"]}, {"word": "dökümcülük", "meanings": ["Dökümcünün yaptığı iş, dökmecilik"]}, {"word": "dökümevi", "meanings": ["Fabrikalarda döküm yapılan yer, dökümhane"]}, {"word": "dökümhane", "meanings": ["Dökümevi"]}, {"word": "dökümleme", "meanings": ["Dökümlemek işi"]}, {"word": "dökünme", "meanings": ["Dökünmek işi"]}, {"word": "dökümlemek", "meanings": ["Bir işin dökümünü yapmak"]}, {"word": "dökümlü", "meanings": ["Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş)"]}, {"word": "dökünmek", "meanings": ["Kendi üstüne dökmek"]}, {"word": "döküntü", "meanings": ["Dökülmüş, saçılmış şeyler", "Bir topluluktan geri kalmış kimseler", "Bozuntu", "Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi", "Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı", "Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse", "İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat", "Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti", "Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer"]}, {"word": "döküntülü", "meanings": ["Döküntüsü olan", "Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık)"]}, {"word": "döküntüsüz", "meanings": ["Döküntüsü olmayan"]}, {"word": "döl almak", "meanings": ["cins bir hayvandan yararlanarak iyi cins yavru almak"]}, {"word": "döl vermek", "meanings": ["yavru vermek, üremek", "ürün vermek"]}, {"word": "döl", "meanings": ["Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, zürriyet, nesil", "Yavru, çocuk"]}, {"word": "döl ayı", "meanings": ["Hayvanların yavruladıkları ay"]}, {"word": "döl döş", "meanings": ["Çocuklar ve torunlar, soy sop"]}, {"word": "döl döş sahibi olmak", "meanings": ["çocuk ve torunları bulunmak"]}, {"word": "dölek", "meanings": ["Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı", "Düz, engebesiz (toprak parçası)"]}, {"word": "döl eşi", "meanings": ["Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ, son, eş, meşime, etene, plasenta"]}, {"word": "dölleme", "meanings": ["Döllemek işi, ilkah"]}, {"word": "dölleniş", "meanings": ["Döllenme işi"]}, {"word": "döllemek", "meanings": ["Erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak yumurtacığı tam bir hücre durumuna getirmek, ilkah etmek"]}, {"word": "döllenme", "meanings": ["Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah", "Tozlaşma"]}, {"word": "döllenmek", "meanings": ["Dölleme işine konu olmak"]}, {"word": "döllenmesiz", "meanings": ["Döllenmemiş olan"]}, {"word": "döllenmesiz üreme", "meanings": ["Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi, partenogenez"]}, {"word": "döllü döşlü", "meanings": ["Çocuk ve torun sahibi olan"]}, {"word": "dölüt", "meanings": ["Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu, cenin, fetüs"]}, {"word": "döl yatağı", "meanings": ["Memelilerde dölün ana karnındayken içinde bulunduğu organ, ana rahmi, rahim, karın, meşime, uterus"]}, {"word": "döl yolu", "meanings": ["Döl yatağının ağzından dışarıya doğru uzanan yol, vajina"]}, {"word": "dömifinal", "meanings": ["Yarı final"]}, {"word": "dömivole", "meanings": ["Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılan vuruş"]}, {"word": "dönbaba", "meanings": ["Turnagagası"]}, {"word": "döndürme", "meanings": ["Döndürmek işi, irca, tahvil"]}, {"word": "döndürmek", "meanings": ["Dönmesini sağlamak", "Başarısız saymak, geri çevirmek", "Çevirmek, bükmek", "... bir duruma getirmek", "Düzene koymak, yönetmek"]}, {"word": "döndürülme", "meanings": ["Döndürülmek işi"]}, {"word": "döndürülmek", "meanings": ["Döndürme işine konu olmak"]}, {"word": "döndürüş", "meanings": ["Döndürme işi"]}, {"word": "döneç", "meanings": ["Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm, rotor"]}, {"word": "dönek", "meanings": ["İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen, caygın, kaypak (kimse), kahpe"]}, {"word": "dönekçe", "meanings": ["Dönek gibi", "(döne'kçe) Döneğe yakışır bir biçimde"]}, {"word": "döneklik", "meanings": ["Dönek olma durumu"]}, {"word": "dönelemek", "meanings": ["Dolaşmak, dolaşıp durmak"]}, {"word": "dönelme", "meanings": ["Dönelmek işi"]}, {"word": "dönel", "meanings": ["Kendi ekseni çevresinde dönerek oluşmuş"]}, {"word": "döneleme", "meanings": ["Dönelemek işi"]}, {"word": "dönelmek", "meanings": ["En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak"]}, {"word": "dönem", "meanings": ["Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot", "Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre", "Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre", "Yarıyıl"]}, {"word": "dönemeç", "meanings": ["Bir yolun yön değiştirdiği yer, viraj", "Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama"]}, {"word": "dönence", "meanings": ["Yerküre üzerinde, güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator'un 23° 27' kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki çemberden her biri, tropika"]}, {"word": "dönencel", "meanings": ["Dönence ile ilgili"]}, {"word": "dönenceli", "meanings": ["Nöbetleşe"]}, {"word": "dönencel ay", "meanings": ["Ay'ın ilkbahar noktasından geçen saat dairesinden art arda iki geçişi arasındaki 27 gün 1 saat 43 dakikalık süre"]}, {"word": "dönencel yıl", "meanings": ["Güneş'in ilkbahar noktasından art arda iki geçişi arasındaki 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniyelik süre"]}, {"word": "dönenme", "meanings": ["Dönenmek işi"]}, {"word": "dönenmek", "meanings": ["Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek"]}, {"word": "döner", "meanings": ["Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen", "Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap, döner kebap"]}, {"word": "döner ayna", "meanings": ["Arkalı önlü ayna, iki tarafı da aynalı cam", "İkiyüzlü, riyakâr (kimse)"]}, {"word": "dönerci", "meanings": ["Döner yapıp satan kimse"]}, {"word": "dönercilik", "meanings": ["Dönercinin yaptığı iş"]}, {"word": "döner kapı", "meanings": ["Üç veya dört kanatlı, düşey ekseni çevresinde dönerek geçiş sağlayan kapı"]}, {"word": "döner kavşak", "meanings": ["Yol ortalarına inşa edilmiş, aksi yöne veya sola dönüşleri sağlayan ada"]}, {"word": "döner kebap", "meanings": ["Döner"]}, {"word": "döner kule", "meanings": ["Kendi ekseni etrafında yavaşça dönen kule"]}, {"word": "döner sahne", "meanings": ["Bir oyunun sergilenmesi sırasında kolayca dönüp seyircilerin önüne geçebilecek, kullanıma hazır sahne"]}, {"word": "dönmek", "meanings": ["Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek", "Geri gelmek, geri gitmek", "Yönelmek", "Sapmak", "Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek", "Sınıfta kalmak", "Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek", "Belirli bir yerde dolaşmak", "Kendini bir yandan bir yana çevirmek", "Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek", "Söz konusu etmek, hatırlamak", "Bırakılan bir konu veya işe başlamak", "Hileyle, gizlice yapılmak", "İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek"]}, {"word": "döner sermaye", "meanings": ["Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye"]}, {"word": "döngel", "meanings": ["Muşmula"]}, {"word": "döngü", "meanings": ["Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması", "Kısır döngü"]}, {"word": "döngel orucu", "meanings": ["Sürekli olarak aç kalma"]}, {"word": "dönme", "meanings": ["Dönmek işi", "Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse", "Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi", "Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi"]}, {"word": "dönme dolap", "meanings": ["Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukarıdan aşağı dönen ve oturma yerleri olan eğlence aracı", "Büyük konaklarda bir yerden bir yere yemek geçirmek için duvardaki bir açmaya yerleştirilmiş, dönebilen dolap"]}, {"word": "dönme ekseni", "meanings": ["Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru"]}, {"word": "döne dolaşa", "meanings": ["uzun süre gezerek"]}, {"word": "dönüp dolaşmak", "meanings": ["uzun süre gezmek", "arayış içinde olmak, her çareye başvurmak"]}, {"word": "dönüp geriye bakmak", "meanings": ["eskiyi hatırlamak, geçmişi gözden geçirmek"]}, {"word": "dönük", "meanings": ["Dönmüş, çevrilmiş (kimse)", "Yönelmiş"]}, {"word": "dönmeli", "meanings": ["Bir tür halı motifi"]}, {"word": "dönülme", "meanings": ["Dönülmek işi"]}, {"word": "dönüm", "meanings": ["Dönme işi", "1000 m² 'lik bir alan ölçüsü", "Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması", "Gidip gelme ile yapılan bir işin her seferi", "Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü"]}, {"word": "dönülmek", "meanings": ["Dönme işi yapılmak"]}, {"word": "dönümlük", "meanings": ["Dönüm ölçüsünde olan", "Dönüme yetecek ölçüde olan"]}, {"word": "dönüm noktası", "meanings": ["Bir olayın yeni bir duruma geçme zamanı"]}, {"word": "dönüş", "meanings": ["Dönme işi", "Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi"]}, {"word": "dönüşü olmayan yola girmek", "meanings": ["asla bırakılmayacak, vazgeçilmeyecek bir durumda olmak"]}, {"word": "dönüşlü", "meanings": ["Dönüşü olan", "Öznesi ile nesnesi bir olan, mutavaat"]}, {"word": "dönüşlü çatı", "meanings": ["Çoğu kez -n-, bazen de -l- veya -ş- ekleriyle kurulan, fiildeki kavramın özneye döndüğünü bildiren çatı: Sevinmek (sev-in-mek), yorulmak (yor-ul-mak) gibi"]}, {"word": "dönüşlülük", "meanings": ["Dönüşlü olma durumu"]}, {"word": "dönüşlü fiil", "meanings": ["Eylemin özneye dönüşmesini sağlamak için çoğu kez -n- bazen de -l- veya -ş- çatı ekleriyle kurulan fiil, mutavaat fiili: iyileşmek (iyi-leş-mek)"]}, {"word": "dönüşlü zamir", "meanings": ["Kişi kavramını pekiştiren `kendi` sözü"]}, {"word": "dönüşme", "meanings": ["Dönüşmek işi, tahavvül", "Benzeşme"]}, {"word": "dönüşsüz", "meanings": ["Dönüşü olmayan"]}, {"word": "dönüşmek", "meanings": ["Bir biçimden, bir durumdan başka bir biçime veya duruma geçmek, tahavvül etmek"]}, {"word": "dönüştürme", "meanings": ["Dönüştürmek işi, tahvil"]}, {"word": "dönüştürmek", "meanings": ["Dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek", "Bir şekli, belli bir kurala göre, başka bir şekle çevirmek"]}, {"word": "dönüştürülme", "meanings": ["Dönüştürülmek işi"]}, {"word": "dönüştürücü", "meanings": ["Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç, trafo, transformatör"]}, {"word": "dönüştürülmek", "meanings": ["Dönüştürme işine uğramak"]}, {"word": "dönüştürüm", "meanings": ["Dönüştürme işi, tahvil"]}, {"word": "dönüşümcü", "meanings": ["Dönüşümcülük yanlısı, transformist"]}, {"word": "dönüşüm", "meanings": ["Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon", "Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme", "Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon"]}, {"word": "dönüşümlü", "meanings": ["Değişen, sıra ile olan", "Değişerek, sıra ile"]}, {"word": "dönüşümcülük", "meanings": ["Yaşayan türlerin yalın biçimlerden karmaşık biçimlere doğru evrimle gelişerek ortaya çıktığını öne süren öğreti, transformizm"]}, {"word": "döpiyes", "meanings": ["Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi"]}, {"word": "dörder", "meanings": ["Dört sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine dört, her defasında dördü bir arada olan"]}, {"word": "dördül", "meanings": ["Kare", "Rubai"]}, {"word": "dördüncü", "meanings": ["Dört sayısının sıra sıfatı, sırada üçüncüden sonra gelen"]}, {"word": "Dördüncü Çağ", "meanings": ["Yeryüzünün yaklaşık iki veya üç milyon yıllık çağı"]}, {"word": "dördün", "meanings": ["Ay vb. gök cisimlerine ait daire biçimindeki görünümlerinin yarısının aydınlık olduğu evre, yarım ay, terbi"]}, {"word": "dördüz", "meanings": ["Dördü bir arada doğan (çocuk)", "Dördü bir arada bulunan"]}, {"word": "dördüzleme", "meanings": ["Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm"]}, {"word": "dördüz yumrucuklar", "meanings": ["Beyinle beyincik arasında bulunan dört kabartının adı"]}, {"word": "dört", "meanings": ["Dört sayısının adı", "Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı", "Üçten bir artık"]}, {"word": "dört bir taraf (veya yan)", "meanings": ["her yan, bütün çevre"]}, {"word": "dört dönmek", "meanings": ["telaş içinde çare aramak"]}, {"word": "dört elle sarılmak (veya yapışmak)", "meanings": ["bir işe büyük bir özen ve önem vererek girişmek"]}, {"word": "dört duvar arasında kalmak", "meanings": ["evde, kapalı bir yerde kalmak zorunda olmak"]}, {"word": "dört göz bir evlat için", "meanings": ["`anne ve babanın bütün emek ve didinmesi evlat içindir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dört gözle beklemek (veya bakmak)", "meanings": ["çok isteyerek veya özleyerek beklemek"]}, {"word": "dört yanı deniz kesilmek", "meanings": ["çaresiz ve umutsuz kalmak"]}, {"word": "dört üstü, murat üstü", "meanings": ["işi her zaman yolunda olanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "dört ayak", "meanings": ["Dört ayaklı hayvan", "Elleri de ayak gibi kullanarak"]}, {"word": "dört ayak üstüne düşmek", "meanings": ["tehlikeli bir durumdan zarar görmeden kurtulmak", "işi rast gitmek"]}, {"word": "dört ayaklılar", "meanings": ["Sürüngenleri ve memelileri içine alan bir sınıf"]}, {"word": "dört bir", "meanings": ["Ciharıyek"]}, {"word": "dörtcihar", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarların ikisinin de dört benekli olan yanlarının üste gelmesi"]}, {"word": "dört bucak", "meanings": ["Her taraf, her yer"]}, {"word": "dört dörtlük", "meanings": ["Tam, kusursuz, mükemmel", "Birlik"]}, {"word": "dörtçifte", "meanings": ["Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde dörder küreği olan tekne"]}, {"word": "dörtgen", "meanings": ["Dört kenarlı çokgen, dörtkenar", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "dört göz", "meanings": ["Gözlüklü kimse"]}, {"word": "dört kaşlı", "meanings": ["Bıyığı yeni terleyen (delikanlı)", "Kalın ve gür kaşlı"]}, {"word": "dört işlem", "meanings": ["Toplama, çıkarma, çarpma ve bölmeden oluşan, matematiğin dört temel işlemi"]}, {"word": "dörtkenar", "meanings": ["Dörtgen"]}, {"word": "dört köşe", "meanings": ["Kare biçiminde olan"]}, {"word": "dörtleme", "meanings": ["Dörtlemek işi", "Bir gazelin her beytinin başına iki dize eklenerek yapılan nazım biçimi, terbi", "Tarlayı dört kez sürme"]}, {"word": "dörtlemek", "meanings": ["Bir şeyin sayısını dörde çıkarmak"]}, {"word": "dörtlü", "meanings": ["Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan", "İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul", "Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet", "Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör"]}, {"word": "dörtlük", "meanings": ["Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her bir dilimi", "Dört dizelik bölümlerden oluşmuş şiir veya şiir parçası, kıta", "Birlik notanın dörtte biri uzunluğunda nota", "Dört taneden oluşmuş, dört tane alabilen"]}, {"word": "dörtnal", "meanings": ["Atın en hızlı koşma biçimi", "Bir işi çok çabuk yapma, acele etme"]}, {"word": "dörtnala", "meanings": ["At, dörtnal koşarak"]}, {"word": "dörtnala kaldırmak", "meanings": ["dörtnal koşturmaya başlamak"]}, {"word": "dörtnala kalkmak", "meanings": ["dörtnal koşmak"]}, {"word": "dörttek", "meanings": ["Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer tek küreği olan tekne"]}, {"word": "dört yol ağzı", "meanings": ["Dört yönden gelen yolların birleştiği kavşak"]}, {"word": "dört yol", "meanings": ["Dört yönden gelen yolların birleştiği yer"]}, {"word": "dört yüzlü", "meanings": ["Dört yüzü olan, çok yüzlü", "Tabanı üçgen olan piramit"]}, {"word": "döşek", "meanings": ["Yatak", "Gemi gövdesinde, su basıncı, çarpma, karaya oturma vb. durumlarda darbeleri karşılayabilecek, yük ve makinelerin ağırlığına dayanabilecek dirençteki yapı gereci", "Dövülmek üzere harman yerine serilen ekin sapları"]}, {"word": "döş", "meanings": ["Göğüs, bağır", "Kaburga altı"]}, {"word": "döşekli", "meanings": ["Döşeği olan", "Yalpası az olan yayvan gemi"]}, {"word": "döşeğe düşmek", "meanings": ["yatağa düşmek"]}, {"word": "döşeli", "meanings": ["Döşenmiş olan, mefruş"]}, {"word": "döşemci", "meanings": ["Tesisatçı"]}, {"word": "döşem", "meanings": ["Tesisat"]}, {"word": "döşemcilik", "meanings": ["Tesisatçılık"]}, {"word": "döşeme", "meanings": ["Döşemek işi", "Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama", "Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat", "Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri", "Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri", "Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü"]}, {"word": "döşemeci çivisi", "meanings": ["Özellikle mobilya döşemeciliğinde kullanılan büyük başlı, gövdesi kare kesitli, sivri uçlu ve siyah renkli çivi"]}, {"word": "döşemeci", "meanings": ["Döşeme yapan kimse", "Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse"]}, {"word": "döşemecilik", "meanings": ["Döşemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "döşemek", "meanings": ["Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak", "Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek", "Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek", "Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek"]}, {"word": "döşemeli", "meanings": ["Döşemesi olan"]}, {"word": "döşemelik", "meanings": ["Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç)", "Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş)"]}, {"word": "döşemesiz", "meanings": ["Döşemesi olmayan"]}, {"word": "döşeniş", "meanings": ["Döşenme işi"]}, {"word": "döşenmek", "meanings": ["Döşeme işi yapılmak", "Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek", "Uzun uzadıya ve yererek yazmak"]}, {"word": "döşenme", "meanings": ["Döşenmek işi"]}, {"word": "döşetilme", "meanings": ["Döşetilmek işi"]}, {"word": "döşetilmek", "meanings": ["Döşetme işi yaptırılmak"]}, {"word": "döşetme", "meanings": ["Döşetmek işi"]}, {"word": "döşetmek", "meanings": ["Döşeme işini yaptırmak"]}, {"word": "döşeyici", "meanings": ["Tesisatçı"]}, {"word": "döşeyiş", "meanings": ["Döşeme işi"]}, {"word": "döşgömü", "meanings": ["Hayvanın ön iki bacağı ile göbek arasındaki etten yapılan pastırma"]}, {"word": "dövdürme", "meanings": ["Dövdürmek işi"]}, {"word": "döteryum", "meanings": ["Çekirdeğinde bir proton ve bir nötron bulunduran hidrojen atomunun bir izotopu, ağır hidrojen (simgesi D)"]}, {"word": "dövdürtme", "meanings": ["Dövdürtmek işi"]}, {"word": "döviz", "meanings": ["Ülkeler arası ödemelerde kullanılabilecek para, çek, poliçe vb. her türlü ödeme aracı", "Yabancı ülke parası", "Herhangi bir konuyu tanıtma, duyurma, propaganda yapma amacıyla üzerine yazı yazılmış bez veya karton"]}, {"word": "dövdürmek", "meanings": ["Dövme işini yaptırmak"]}, {"word": "dövdürtmek", "meanings": ["Dövdürme işini yaptırmak", "Dövme yaptırmak"]}, {"word": "dövdürtülme", "meanings": ["Dövdürtülmek işi"]}, {"word": "dövdürtülmek", "meanings": ["Birine dövdürülmek"]}, {"word": "dövdürülme", "meanings": ["Dövdürülmek işi"]}, {"word": "döveç", "meanings": ["Ağaçtan yapılmış havan"]}, {"word": "dövdürülmek", "meanings": ["Dövme işi yaptırılmak"]}, {"word": "döviz kaçırmak", "meanings": ["yurt dışına izinsiz döviz çıkarmak"]}, {"word": "dövizzede", "meanings": ["Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse"]}, {"word": "dövme", "meanings": ["Dövmek işi", "Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan yazı veya resim", "Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya)", "Dövülerek yapılan", "Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma"]}, {"word": "dövme yapmak", "meanings": ["vücuda dövme işlemek"]}, {"word": "dövmeci", "meanings": ["Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi", "Vücuda dövme yapan kimse"]}, {"word": "dövmecilik", "meanings": ["Dövmecinin yaptığı iş"]}, {"word": "dövmek", "meanings": ["Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak", "Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek", "Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek", "Ezmek", "Çırpmak", "Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek", "Topa tutmak", "Çarpmak, sertçe dokunmak", "Davul vb. çalmak, vurmak"]}, {"word": "dövmelik", "meanings": ["Mısır ve buğday dövmeye yarayan, yarma buğday yapan bir araç"]}, {"word": "dövülgen", "meanings": ["Dövülerek levha durumuna geçebilen (maden)"]}, {"word": "dövülgenlik", "meanings": ["Madenin dövülgen olma niteliği"]}, {"word": "dövülme", "meanings": ["Dövülmek işi"]}, {"word": "dövülmek", "meanings": ["Dövme işine konu olmak"]}, {"word": "dövülüş", "meanings": ["Dövülme işi"]}, {"word": "dövünmek", "meanings": ["Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek", "Çok üzülmek"]}, {"word": "dövünme", "meanings": ["Dövünmek işi"]}, {"word": "dövünüş", "meanings": ["Dövünme işi"]}, {"word": "dövüş", "meanings": ["Dövme işi", "Tokat, yumruk, tekme gibi saldırışlarla yapılan kavga"]}, {"word": "dövüşken", "meanings": ["İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven"]}, {"word": "dövüşçü", "meanings": ["Dövüşmeyi seven kimse"]}, {"word": "dövüşkenlik", "meanings": ["Dövüşken olma durumu"]}, {"word": "dövüşme", "meanings": ["Dövüşmek işi"]}, {"word": "dövüşmek", "meanings": ["Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak", "İki silahlı kuvvet çatışmak", "Boks yapmak"]}, {"word": "dövüştürme", "meanings": ["Dövüştürmek işi"]}, {"word": "dövüştürmek", "meanings": ["Dövüşmelerini sağlamak"]}, {"word": "dragoman", "meanings": ["Çevirmen"]}, {"word": "dragon", "meanings": ["Ejderha", "Batı ordularında, atlı veya yaya olarak çarpışan asker sınıfı"]}, {"word": "drahmi", "meanings": ["Yunanistan'ın para birimi"]}, {"word": "drahoma", "meanings": ["Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal"]}, {"word": "draje", "meanings": ["Üstü şekerli, renkli ve parlak bir madde ile kaplanmış hap", "Genellikle çikolata ile kaplanmış kuru yemiş"]}, {"word": "dram", "meanings": ["Sahnede oynanmak için yazılmış oyun, drama", "Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi, drama", "Tiyatro edebiyatı", "Acıklı olay"]}, {"word": "drama", "meanings": ["Dram"]}, {"word": "dramatik", "meanings": ["Sahne oyununa özgü olan", "İçinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen (eser, olay)", "Coşku veren, duyguları kamçılayan", "Acıklı"]}, {"word": "dramatikleşmek", "meanings": ["Dramatik bir durum almak"]}, {"word": "dramatize", "meanings": ["Radyo, televizyon veya sahne oyunu biçimine getirilen (edebî eser)", "Olduğundan daha acıklı, abartılı bir biçimde ortaya konulan (olay)"]}, {"word": "dramatize etmek", "meanings": ["bir edebî eseri radyo, televizyon veya sahne oyunu biçimine getirmek", "bir olayı olduğundan daha acıklı, abartılı bir biçimde ortaya koymak"]}, {"word": "dramaturg", "meanings": ["Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse"]}, {"word": "dren", "meanings": ["Ark", "Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp, akıtaç"]}, {"word": "dretnot", "meanings": ["XX. yüzyılın başlarında kullanılan bir zırhlı tipi"]}, {"word": "drenaj", "meanings": ["Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması, akaçlama", "Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma"]}, {"word": "drezin", "meanings": ["Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba"]}, {"word": "dribbling", "meanings": ["343 top sürme"]}, {"word": "drog", "meanings": ["Hayvan ve bitkilerden kurutularak veya özel metotlarla toplanarak elde edilen, eczacılık ve kısmen sanayide kullanılan ham veya yarı ham madde"]}, {"word": "drosera", "meanings": ["Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia)"]}, {"word": "duayen", "meanings": ["Aksakal", "Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat"]}, {"word": "droseragiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi drosera olan bitki familyası"]}, {"word": "duası tutmak", "meanings": ["duası gerçekleşmek", "etkili olmak"]}, {"word": "dua etmek", "meanings": ["Tanrı'ya yalvarmak"]}, {"word": "dua", "meanings": ["Yakarış", "Tanrı'ya yalvarma, yakarış için söylenen dinî metin"]}, {"word": "dua (veya duasını) almak", "meanings": ["iyi yapılan bir işle birinin hoşnutluğunu kazanmak"]}, {"word": "duahan", "meanings": ["Dua okuyucu"]}, {"word": "duacı", "meanings": ["Tanrı'ya yalvaran kimse"]}, {"word": "duba", "meanings": ["Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı", "İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra"]}, {"word": "duba gibi", "meanings": ["çok şişman"]}, {"word": "dubara", "meanings": ["Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de iki benekli yüzünün üste gelmesi", "Aldatmaca"]}, {"word": "dubaracı", "meanings": ["Dubarayla iş gören kimse, düzenci"]}, {"word": "dubar", "meanings": ["Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus)"]}, {"word": "dubaracılık", "meanings": ["Dubaracının yaptığı iş, hilekârlık"]}, {"word": "dublaj", "meanings": ["Seslendirme", "Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi", "Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma"]}, {"word": "dublajcı", "meanings": ["Seslendirici"]}, {"word": "duble", "meanings": ["Belirli miktarın veya büyüklüğün iki katı", "Giysilerin iç bölümüne geçirilip kumaşla birlikte dikilen astar veya giysilerin içine ayrı olarak giyilen giyecek", "İçkide belirli olan tek ölçüsünün iki katı"]}, {"word": "duble etmek", "meanings": ["astar geçirmek"]}, {"word": "dubleks", "meanings": ["İki katlı (ev)"]}, {"word": "dublör", "meanings": ["Benzer"]}, {"word": "dubleks daire", "meanings": ["Bir apartmanda kendi iç merdiveni ile birbirine bağlanan iki ayrı kattan oluşan tek daire"]}, {"word": "dublörlük", "meanings": ["Dublör olma durumu, dublörün yaptığı iş"]}, {"word": "düçar", "meanings": ["Uğramış, yakalanmış, tutulmuş"]}, {"word": "dudak", "meanings": ["Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri", "Ağız"]}, {"word": "düçar olmak", "meanings": ["uğramak, yakalanmak, tutulmak"]}, {"word": "dudak (veya dudağını) bükmek", "meanings": ["bir şeyi beğenmediğini, küçümsediğini belli etmek, umursamamak, pek aldırış etmemek"]}, {"word": "dudak (veya dudağını) büzmek", "meanings": ["ağlayacak gibi olmak"]}, {"word": "dudak ısırmak", "meanings": ["hayran kalmak", "hayrete, şaşkınlığa düşmek"]}, {"word": "dudak dudağa gelmek (veya kalmak)", "meanings": ["öpüşmek"]}, {"word": "dudak payı bırakmak", "meanings": ["bardak, fincan vb. kapları, ağzına kadar doldurmayıp dudağın yanaşabileceği kadar boş bir yer bırakmak"]}, {"word": "dudak sarkıtmak", "meanings": ["somurtmak"]}, {"word": "dudak ucuyla söylemek", "meanings": ["belli belirsiz anlatmak, isteksizce söylemek"]}, {"word": "dudağını (veya dudaklarını) ısırmak", "meanings": ["yakışıksız bir durum karşısında şaşmak"]}, {"word": "dudağının ucuna gelmek", "meanings": ["hemen söyleyecek durumda olmak"]}, {"word": "dudak benzeşmesi", "meanings": ["Dudak ünsüzlerinin veya yuvarlak ünlülerin düz ünlüleri etkileyip yuvarlaklaştırması"]}, {"word": "dudak boyası", "meanings": ["Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde, ruj"]}, {"word": "dudak çukuru", "meanings": ["Üst dudağın ortasındaki oluk"]}, {"word": "dudak eşlemesi", "meanings": ["Sözlendirmede, perdedeki görüntüde yer alan dudak hareketlerine uygun ses çıkarma"]}, {"word": "dudak kalemi", "meanings": ["Rujun daha kalıcı olmasını sağlayan ve dudak çizgilerini belirlemeye yarayan kalem"]}, {"word": "dudaksıl", "meanings": ["Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan (ses)"]}, {"word": "dudaksıllaşma", "meanings": ["Bazı kelimelerde çeşitli sebeplerle düz ünlülerin yuvarlaklaşması veya ünsüzlerin dudak ünsüzlerine dönmesi: divar > duvar, konşı > komşu gibi"]}, {"word": "dudak tiryakisi", "meanings": ["İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeksizin dışarı üfleyen tiryaki"]}, {"word": "dudak yarığı", "meanings": ["Tavşan dudağı"]}, {"word": "dudak ünsüzü", "meanings": ["Ağız boşluğundan gelen havanın dudaklara çarpıp patlamasıyla veya dudakların aralığından sızmasıyla oluşan ünsüz"]}, {"word": "dudu", "meanings": ["Kadınlara verilen bir unvan, hanım", "Yaşlı Ermeni kadını", "Papağan"]}, {"word": "dudu dilli", "meanings": ["Çok konuşan, tatlı dilli (kadın)"]}, {"word": "duhul", "meanings": ["Girme, giriş"]}, {"word": "duhuliye kartı", "meanings": ["Giriş belgesi, girimlik"]}, {"word": "duhuliye", "meanings": ["Giriş ücreti"]}, {"word": "cadde", "meanings": ["Ana yol"]}, {"word": "duka", "meanings": ["Dük unvanının eskiden kullanılan biçimi", "Bir tür Venedik altın akçesi"]}, {"word": "dukalık", "meanings": ["Bir dukanın yönetiminde bulunan ülke", "Dar kadro ile dilediği gibi yönetme"]}, {"word": "dul", "meanings": ["Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek"]}, {"word": "dul kalmak", "meanings": ["kadın veya erkeğin eşi ölmek"]}, {"word": "dulaptal otu", "meanings": ["Dulaptal otugillerin örnek bitkisi olan, Kuzeydoğu Anadolu dağlarında yetişen, çiçekleri güzel kokan, çalı görünüşünde, çok yıllık bir bitki (Daphne mezereum)"]}, {"word": "dulaptal otugiller", "meanings": ["Örnek bitkisi dulaptal otu olan, taçsız iki çeneklilerden bir familya"]}, {"word": "cadalozluk", "meanings": ["Cadaloz olma durumu"]}, {"word": "caddeyi tutmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple bir yoldan geçişi engellemek, kapamak", "korkulu bir durumda başını alıp gitmek, uzaklaşmak"]}, {"word": "cadı gibi", "meanings": ["saçı başı dağınık, tırnakları uzun ve pis (kadın)", "çok becerikli"]}, {"word": "cadı", "meanings": ["Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak", "Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın", "Çok güzel göz"]}, {"word": "cadılaşma", "meanings": ["Cadılaşmak işi"]}, {"word": "cadılık", "meanings": ["Cadıya yakışır davranış, huysuzluk"]}, {"word": "cağ", "meanings": ["Parmaklık, korkuluk"]}, {"word": "cadılaşmak", "meanings": ["Kadın huysuzlaşmak", "Bitki, bakımsızlıktan yabanileşmek"]}, {"word": "cağ", "meanings": ["Büyük bez veya deri torba, cav"]}, {"word": "cağ", "meanings": ["Lavabo, banyo", "Hamam, duş, banyo vb. yerlerde atık suyun akmasını sağlayan delik"]}, {"word": "cağlık", "meanings": ["Dokumacılıkta, çözgü makinesinde çözgü ipliği bobinlerinin desen ve renk sırasına göre yerleştirildiği sehpa"]}, {"word": "cadılık etmek", "meanings": ["huysuzluk etmek, cadı gibi davranmak"]}, {"word": "cafcaf", "meanings": ["Gösteriş, şatafat", "Ağız kalabalığı ile bir şeyi elde eden, şirret"]}, {"word": "cadısüpürgesi", "meanings": ["Emeçleri özellikle dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine, dolayısıyla meyve verimine engel olan asklı mantar (Taphrina cerasi)", "Bu mantarın yol açtığı bitki hastalığı"]}, {"word": "cafcafından geçilmemek", "meanings": ["her zaman ve her yerde gösteriş yapmak"]}, {"word": "Caferi", "meanings": ["Şiiliğin bir kolu ve bu koldan olan kimse"]}, {"word": "cafcaflı", "meanings": ["Gösterişli, fazla şık, şatafatlı", "Karışık, gürültülü patırtılı, tehlikeli"]}, {"word": "cahil", "meanings": ["Öğrenim görmemiş, okumamış", "Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan", "Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız)"]}, {"word": "cahile söz (veya laf) anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür (veya zordur)", "meanings": ["`ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın deve hendekten atlatılamaz, cahile söz anlatmak bundan da zor bir şeydir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cahil kalmak", "meanings": ["bilgi edinememek, bilgisi olmamak"]}, {"word": "cahilce", "meanings": ["Cahile yakışır bir biçimde, cahilcesine, cahilane"]}, {"word": "cahilane", "meanings": ["Cahilce"]}, {"word": "Cahiliye Dönemi", "meanings": ["Araplarda Müslümanlıktan önceki çağ"]}, {"word": "cahiliyet", "meanings": ["Bilgisizlik"]}, {"word": "cahillik", "meanings": ["Bilgisizlik", "Gençlik, toyluk, deneyimsizlik", "Gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur"]}, {"word": "caiz", "meanings": ["Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen", "Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan"]}, {"word": "cahillik etmek", "meanings": ["bilgisizliğini göstermek", "gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden kusur işlemek"]}, {"word": "caize", "meanings": ["Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş", "Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti", "Yol yiyeceği, azık"]}, {"word": "caka", "meanings": ["Gösteriş, çalım, kabadayılık, fiyaka"]}, {"word": "caka satmak", "meanings": ["gösteriş yapmak, çalım satmak"]}, {"word": "caka yapmak", "meanings": ["gösterişli davranmak, fiyakalı durumda olmak"]}, {"word": "cakasını bozmak", "meanings": ["çalımına engel olmak, böbürlenmesini boşa çıkarmak"]}, {"word": "cakasından geçilmemek", "meanings": ["her zaman ve her yerde gösteriş yapmak"]}, {"word": "cakacı", "meanings": ["Caka yapmayı seven"]}, {"word": "cakacılık", "meanings": ["Cakacı olma durumu"]}, {"word": "cakalanma", "meanings": ["Caka satma"]}, {"word": "cakalanmak", "meanings": ["Caka satmak"]}, {"word": "cakalı", "meanings": ["Cakası olan, caka ile yapılan, gösterişli"]}, {"word": "cakasız", "meanings": ["Cakası olmayan"]}, {"word": "calip", "meanings": ["Celp eden, çeken, çekici"]}, {"word": "cam", "meanings": ["Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim", "Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça", "Pencere", "Kadeh, içki"]}, {"word": "cama çıkmak", "meanings": ["pencereden görünmek"]}, {"word": "camı çerçeveyi indirmek", "meanings": ["etrafı kırıp dökmek, her şeyi parçalayıp dağıtmak"]}, {"word": "camadan", "meanings": ["Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek", "Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi"]}, {"word": "cam gibi", "meanings": ["arkası görünen, saydam, şeffaf", "donuk, cansız (göz)"]}, {"word": "camadan vurmak", "meanings": ["fazla rüzgâra karşı yelkeni kasmak"]}, {"word": "camadanı fora etmek", "meanings": ["bağları koyuverip kısılmış yelkeni açmak"]}, {"word": "cambaz", "meanings": ["Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat", "At alıp satan veya yetiştiren kimse", "Usta, becerikli kimse", "Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik", "Kurnaz, hileci, hilekâr"]}, {"word": "camadanlı", "meanings": ["Camadan giymiş olan"]}, {"word": "cambaz ipte, balık dipte gerek", "meanings": ["`kişi uzmanlığının gereği ne ise onu yapmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cambazhane", "meanings": ["Cambazların oyunlarını gösterdikleri yer"]}, {"word": "cambazlık", "meanings": ["Cambazın işi veya mesleği, akrobatlık, akrobasi", "At alıp satma veya yetiştirme işi", "Kurnazlık, düzenbazlık, hilecilik"]}, {"word": "camcı", "meanings": ["Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse", "Camevi", "Evin içini pencereden gözetleyen kimse"]}, {"word": "camcı elması", "meanings": ["Ucundaki küçük, dönebilen elmas parçası ile camı çizerek kesmeye yarayan alet"]}, {"word": "cambul cumbul", "meanings": ["Çok sulu, suyu bol (yemek)"]}, {"word": "camcılık", "meanings": ["Camcının yaptığı iş", "Evin içini pencereden gözetleme"]}, {"word": "camcı macunu", "meanings": ["Cam ile çerçeve arasındaki aralıkları kapatmakta kullanılan ve kaba üstübeçle bezir yağından yapılan hamur"]}, {"word": "cam çivisi", "meanings": ["Yaklaşık çapları 1 milimetre, boyları 1,5-2,5 santimetre arasında değişen ince ve başsız tel çivi"]}, {"word": "camekân", "meanings": ["Göstermelik, satılık şeylerin sergilendiği camlı bölme veya yer, sergen, vitrin", "Bir yeri, bir veya daha çok bölüme ayıran cam bölme, camlık", "Limonluk", "Hamamlarda soyunulan camlı yer", "Gözlük"]}, {"word": "camekânlı", "meanings": ["Camekânı olan (yer)"]}, {"word": "camevi", "meanings": ["Cam takma işleri yapılan dükkân, camcı", "Cam yuvası"]}, {"word": "camekânlı kutu", "meanings": ["Televizyon"]}, {"word": "camgöbeği", "meanings": ["Yeşile çalan mavi renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "camgüzeli", "meanings": ["Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği (Impatiens sultanı)"]}, {"word": "camız", "meanings": ["Manda (I)"]}, {"word": "cami", "meanings": ["Müslümanların ibadet etmek için toplandıkları yer"]}, {"word": "cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur", "meanings": ["cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur"]}, {"word": "caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur", "meanings": ["`kendisini yetiştiren kimsenin malına hıyanet eden, el uzatan kimse cezasını bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cami yıkılmış ama mihrabı yerinde", "meanings": ["`yaşlandığı hâlde güzelliği bozulmamış (kadın)` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cami", "meanings": ["Toplayan, bir araya getiren, bir arada bulunduran"]}, {"word": "cami olmak", "meanings": ["toplamak, bir araya getirmek, bir arada bulundurmak"]}, {"word": "camia", "meanings": ["Topluluk, zümre"]}, {"word": "camit", "meanings": ["Cansız", "Donmuş"]}, {"word": "cam kanatlılar", "meanings": ["Kurtçukları, elma, kayın, kavak, meşe ve gürgen ağaçlarına zarar veren, kanatları camsı, hortumları körelmiş kelebekler familyası"]}, {"word": "camlama", "meanings": ["Camlamak işi"]}, {"word": "camlanmak", "meanings": ["Cam takılmak"]}, {"word": "camlanma", "meanings": ["Camlanmak işi"]}, {"word": "camlamak", "meanings": ["Cam geçirmek, cam takmak"]}, {"word": "camlaşma", "meanings": ["Camlaşmak işi"]}, {"word": "camlaşmak", "meanings": ["Cama benzer duruma gelmek"]}, {"word": "camlatma", "meanings": ["Camlatmak işi"]}, {"word": "camlatmak", "meanings": ["Cam taktırmak"]}, {"word": "camlı", "meanings": ["Cam takılmış, cam geçirilmiş, camı olan"]}, {"word": "camlı köşk", "meanings": ["Saraylarda veya bahçelerde soğuktan korunmak için camla örtülmüş oda, salon"]}, {"word": "camlık", "meanings": ["Camlı çerçeve ile bölünmüş yer", "Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk, camekân"]}, {"word": "cam macunu", "meanings": ["Camı yuvasına tutturmak ve yalıtkanlık sağlamak amacı ile kullanılan bezir yağı ve üstübeç karışımı"]}, {"word": "cam mozaik", "meanings": ["Renkli taş parçaları yerine cam parçalarından yapılan mozaik"]}, {"word": "camsı", "meanings": ["Cam gibi saydam olan, cama benzeyen", "Yerin içinden yüze çıkan erimiş sıcak maddelerin, soğuma sırasında billurlaşmayıp biçimsiz olarak katılaşmış durumu"]}, {"word": "cam resim", "meanings": ["Renkli camların kesilip birbirlerine kurşun çubuklarla bağlanması ile yapılan süs veya resim"]}, {"word": "camsız", "meanings": ["Camı olmayan"]}, {"word": "cam yuvası", "meanings": ["Çerçevelerde camın yerleştirilmesi için açılan yiv, camevi"]}, {"word": "cam suyu", "meanings": ["Potas veya sodanın kuvars ile eritilmesinden elde edilen, ağacın böceklere ve ateşe direncini artıran renksiz sıvı", "Cam yüzeyleri temizlemek amacıyla kullanılan içinde özel kimyasal maddeler bulunan su", "Taşıtlarda ön ve arka camları temizlemek amacıyla kullanılan, suyun donmasını engelleyici kimyasal maddeler içeren özel sıvı"]}, {"word": "cam yünü", "meanings": ["Cam elyafı"]}, {"word": "can", "meanings": ["İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık", "Yaşama, hayat", "Güç, dirilik", "Kişi, birey", "İnsanın kendi varlığı, özü", "Gönül", "Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi", "Çok içten, sevimli, sevilen, şirin"]}, {"word": "can alacak nokta (veya yer)", "meanings": ["bir şeyin en önemli yeri"]}, {"word": "can alıp can vermek", "meanings": ["ölüm sıkıntısı ve acısı içinde bunalmak"]}, {"word": "can atmak", "meanings": ["şiddetle arzu etmek, çok istemek"]}, {"word": "can başına sıçramak", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "can baş üstüne", "meanings": ["istenilen şeyin büyük bir memnunlukla yapılacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "can boğazdan gelir (veya geçer)", "meanings": ["`insan yiyeceğine önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaşamak mümkün değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can beslemek", "meanings": ["kaygısızca yiyip içip rahatına bakmak", "başkasının yiyeceğini, içeceğini sağlamak"]}, {"word": "can borcunu ödemek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "can bostanda bitmez", "meanings": ["`insan, canının değerini bilmeli, onu yıpratmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can bulmak", "meanings": ["dirilmek, canlanmak"]}, {"word": "can cana, baş başa", "meanings": ["bir tehlike anında herkesin kendi canının, kendi başının kaygısına düştüğünü anlatan bir söz", "birbirini seven iki kişi bir arada yalnız olarak"]}, {"word": "can candan şirindir (veya tatlıdır)", "meanings": ["`bir kişi için kendi canı, başkasının canından daha tatlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can canın yoldaşıdır", "meanings": ["`insan tek başına yaşayamaz, konuşup görüşmek için arkadaş arar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can cümleden aziz", "meanings": ["`insanın kendisi herkesten daha değerlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can çekişmek", "meanings": ["ölmek üzere bulunmak", "sona ermek, tükenmek, bitmek"]}, {"word": "can çekişmektense ölmek yeğdir", "meanings": ["`bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can dayanmamak", "meanings": ["bir şey karşısında insanın dayanıklılığı elden gitmek"]}, {"word": "can çıkmayınca (veya çıkmadan) huy çıkmaz", "meanings": ["`insanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "can derdinde olmak", "meanings": ["zor bir durumdan kurtulmaya çalışmak"]}, {"word": "can gelmek", "meanings": ["canlanmak, güçlenmek"]}, {"word": "can derdine düşmek", "meanings": ["ölüm korkusuna kapılmak"]}, {"word": "can kaygısına düşmek", "meanings": ["her şeyden vazgeçip sadece kendi hayatını koruma veya kurtarma çabasında olmak"]}, {"word": "can kalmamak", "meanings": ["bitkin bir duruma gelmek, gücü tükenmek"]}, {"word": "can olmak", "meanings": ["sevimli, hoş görünmek"]}, {"word": "can sıkmak", "meanings": ["bıkkınlık vermek", "huzur bozmak"]}, {"word": "can yakmak", "meanings": ["zulmetmek, eziyet etmek", "bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak", "üzmek, acı vermek"]}, {"word": "can vermek", "meanings": ["ölmek", "ruha güç vermek", "canlanmasına yol açmak", "bir şeyi çok istemek"]}, {"word": "cana (veya canına) can katmak", "meanings": ["yaşama gücünü artırmak"]}, {"word": "cana kıymak", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "cana minnet saymak (veya bilmek)", "meanings": ["bir lütuf olarak kabul etmek"]}, {"word": "cana gelecek mala gelsin", "meanings": ["`canı korumak için mal feda edilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "candan geçmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "canı acımak", "meanings": ["çarpma, vurma vb. sonucu acı duymak", "üzülmek, rahatsız olmak"]}, {"word": "canı ağzına (veya boğazına) gelmek", "meanings": ["büyük bir tehlike karşısında ölecekmiş gibi bir korkuya kapılmak", "aşırı duygulanmak, çok heyecanlanmak"]}, {"word": "canı bayılmak", "meanings": ["iç geçmek, takatsizlik göstermek"]}, {"word": "canı burnuna (veya burnundan) gelmek", "meanings": ["bir şey yaparken çok zorluk çekmek"]}, {"word": "canı burnundan çıkmak", "meanings": ["çok kızgın olmak, öfkelenmek"]}, {"word": "canı canına (veya içine) sığmamak", "meanings": ["sabırsızlık göstermek, tahammül etmemek"]}, {"word": "canı çekilmek", "meanings": ["vücudun herhangi bir organının canlılığı azalır gibi olmak", "içi ezilmek"]}, {"word": "canı cana ölçmek", "meanings": ["başkasına yapılacak şeyi kendisine yapılacak gibi düşünmek"]}, {"word": "canı çekmek", "meanings": ["bir şeyi istemek, istek duymak, arzulamak"]}, {"word": "canı cehenneme", "meanings": ["sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildiren bir söz"]}, {"word": "canı çıkasıca", "meanings": ["`büyük zarara veya kötülüğe uğrasın, perişan olsun, ölsün` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "canı çıksın!", "meanings": ["`ölsün, gebersin!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "canı çıkmak", "meanings": ["çok yorulmak veya çok zorluk çekmek", "ölmek", "çok yıpranmak", "zarar etmek"]}, {"word": "canı gibi sevmek", "meanings": ["çok güçlü bir sevgiyle bağlanmak"]}, {"word": "canı gelip gitmek", "meanings": ["ayılıp bayılmak", "ümit ve ümitsizlik arasında kalıp heyecanlanmak"]}, {"word": "canı gelmek", "meanings": ["yeniden canlanmak, canı yerine gelmek"]}, {"word": "canı gitmek", "meanings": ["özen gösterilen, çok sevilen bir şeye zarar gelecek diye kaygılanmak"]}, {"word": "canı ile oynamak", "meanings": ["tehlikeli işlerle uğraşmak"]}, {"word": "canı ile uğraşmak", "meanings": ["ağır hasta olmak, ölüm döşeğinde can çekişmek", "büyük sıkıntıya düşmek"]}, {"word": "canı istemek", "meanings": ["heves duymak"]}, {"word": "canı isterse", "meanings": ["`kabul etmezse etmesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır", "meanings": ["`güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "canı sağ olsun!", "meanings": ["üzülmeye gerek olmadığının karşı tarafa bildirilmesi için kullanılan iyi dilek sözü"]}, {"word": "canı sıkılmak", "meanings": ["içi sıkılmak, yapacak bir işi olmamaktan tedirginlik duymak", "öfkelenmek", "üzülmek"]}, {"word": "canı yanmak", "meanings": ["çok acı duymak", "acı bir deneme geçirmek", "bir işte zarar görmek"]}, {"word": "canı yanan eşek, attan yüğrük olur", "meanings": ["`zarara veya kötülüğe uğrayan kimse acısını çıkarmak ve bir daha aynı duruma düşmemek için aşırı çaba harcar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "canı yerine gelmek", "meanings": ["yorgunluğu geçmek", "sağlığını, gücünü kazanmak"]}, {"word": "canı yok mu?", "meanings": ["katlanılan sıkıntı başkalarına örnek olsun diye söylenen bir söz"]}, {"word": "canım", "meanings": ["canımdan çok sevdiğim", "(ca:nım) çok güzel, çok değer verilen"]}, {"word": "canım dese canın çıksın diyor sanmak", "meanings": ["birinin en gönül okşayıcı sözleri bile kendisine dokunmak, batmak"]}, {"word": "canımı sokakta bulmadım", "meanings": ["`tehlikeye veya herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "canım ciğerim", "meanings": ["`çok sevdiğim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "canımın içi", "meanings": ["çok sevilen bir kimse için kullanılan bir söz"]}, {"word": "canın isterse", "meanings": ["`dilediğin gibi olsun, sen bilirsin, bana göre hava hoş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "canına acımamak", "meanings": ["kendisini düşünmeden, kendisine bakmadan yaşamak"]}, {"word": "canına geçmek (veya işlemek veya kâr etmek)", "meanings": ["çok etkilemek"]}, {"word": "canına değmek", "meanings": ["çok hoşlanmak", "ruhu şad olmak"]}, {"word": "canına ezan okumak", "meanings": ["bir kimsenin hakkından gelmek, öldürmek"]}, {"word": "canına minnet (olmak)", "meanings": ["beklenilmeyen iyi bir durumla karşılaşıldığında duyulan memnunluğu anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "canına kıymak", "meanings": ["acımadan öldürmek", "kendisini öldürmek", "gücünden fazla iş görerek aşırı derecede kendisini yormak"]}, {"word": "canına kastetmek", "meanings": ["intihara kalkışmak", "birini öldürmeye hazırlanmak"]}, {"word": "canına okumak", "meanings": ["berbat ve perişan etmek"]}, {"word": "canına rahmet", "meanings": ["`Allah rahmetini esirgemesin` anlamında kullanılan iyi dilek sözü"]}, {"word": "canına susamak", "meanings": ["birini öldürmeyi istemek", "ölmek istemek"]}, {"word": "canına tak demek (veya etmek)", "meanings": ["dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak"]}, {"word": "canına tükürdüğümün (veya üfürdüğümün)", "meanings": ["kızgınlık ve öfke belirten bir söz"]}, {"word": "canından geçmek", "meanings": ["ölmek için hazır olmak"]}, {"word": "canına yetmek", "meanings": ["katlanamayacak duruma gelmek, bezmek, bıkmak"]}, {"word": "canına yandığım (veya yandığımın)", "meanings": ["sevgi, hayranlık, öfke vb. duygular anlatan bir söz"]}, {"word": "canından bezmek (veya bıkmak veya usanmak)", "meanings": ["ölümü göze alacak kadar sıkıntı içinde olmak"]}, {"word": "canını acıtmak", "meanings": ["birine acı vermek"]}, {"word": "canını almak", "meanings": ["öldürmek", "canını verdirecek kadar memnun etmek", "sıkıntıya sokmak"]}, {"word": "canını bağışlamak", "meanings": ["öldürülmesi gerekirken vazgeçmek"]}, {"word": "canını burnundan getirmek", "meanings": ["çok yormak, fazla çalıştırmak"]}, {"word": "canını cehenneme göndermek (veya yollamak)", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "canını çıkarmak", "meanings": ["hırpalamak, çok yormak, yıpratmak"]}, {"word": "canını dar atmak", "meanings": ["bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sığınmak"]}, {"word": "canını dişine almak (veya takmak)", "meanings": ["her tehlikeyi göze alarak işe girişmek", "bütün gücünü harcayarak yapmak"]}, {"word": "canını sıkmak", "meanings": ["sözlerle veya davranışlarla kişinin neşesini kaçırmak, huzurunu bozmak"]}, {"word": "canını sokakta bulmamak", "meanings": ["sağlığı değerli ve önemli olmak"]}, {"word": "canını vermek", "meanings": ["kendisini feda etmek", "hiçbir şey esirgememek", "bir şeye çok düşkün olmak, çok sevmek"]}, {"word": "canını yakmak", "meanings": ["acı verecek bir biçimde cezalandırmak", "bir kimseyi, çok sıkıntı ve zarara sokmak"]}, {"word": "canlar!", "meanings": ["yakınlık duygusuyla söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "canının derdine düşmek", "meanings": ["canından başka bir şey düşünemeyecek kadar sıkıntıda olmak"]}, {"word": "canavar", "meanings": ["Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan", "Köpek balığı", "Haşarı, yaramaz çocuk", "Kurt, domuz vb. cana kıyan yaban hayvanı", "Acımasız, kötü ruhlu, zalim (kimse)", "Herhangi bir şeye çok düşkün olan"]}, {"word": "canının içine sokacağı gelmek", "meanings": ["çok hoşlanmak, çok sevmek"]}, {"word": "cana", "meanings": ["`Ey sevgili` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "can acısı", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı"]}, {"word": "can alıcı", "meanings": ["En önemli, çarpıcı", "Kahredici, kendinden geçirici, aşırı çekici", "Azrail"]}, {"word": "canan", "meanings": ["Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili", "Tasavvufta Tanrı"]}, {"word": "can arkadaşı", "meanings": ["Can dostu"]}, {"word": "canavar gibi", "meanings": ["iri yarı, saldırgan", "çok fazla"]}, {"word": "canavar kesilmek", "meanings": ["hırçınlaşmak, canavar gibi olmak"]}, {"word": "canavar otu", "meanings": ["Canavar otugiller familyasının örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalaklarından biri sayılan çiçekli bitki (Orobanche ramosa)"]}, {"word": "canavar düdüğü", "meanings": ["Acı acı ses çıkaran ve uzaklara kadar tehlike işareti vermek için kullanılan düdük"]}, {"word": "canavarca", "meanings": ["Canavar gibi", "(canava'rca) Canavara uygun bir biçimde, canavarcasına"]}, {"word": "canavarlaşma", "meanings": ["Canavarlaşmak işi"]}, {"word": "canavarlaşmak", "meanings": ["Canavar gibi davranmak", "Korkunç, ürkütücü bir durum almak"]}, {"word": "canavarlık", "meanings": ["Canavar gibi davranma"]}, {"word": "cana yakın", "meanings": ["Sevimli"]}, {"word": "cana yakınlık", "meanings": ["Cana yakın olma durumu"]}, {"word": "canavar otugiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, tarım bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası"]}, {"word": "can bunaltısı", "meanings": ["Aşırı üzüntü sebebiyle canın sıkılma, bunalma durumu"]}, {"word": "cancağız", "meanings": ["`Kendiliğinden isterse, içinden gelirse` anlamındaki cancağızı isterse sözünde geçer"]}, {"word": "canciğer", "meanings": ["Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş)"]}, {"word": "canciğer kuzu sarması", "meanings": ["içli dışlı, candan, pek içten"]}, {"word": "canciğer olmak", "meanings": ["birbiriyle çok yakın arkadaş olmak"]}, {"word": "can damarına basmak", "meanings": ["bir işin en önemli yönü üzerinde durmak"]}, {"word": "can damarı", "meanings": ["En önemli veya hassas nokta, bir şeyin yaşaması için en önemli araç"]}, {"word": "can damarından yakalamak", "meanings": ["konuya en önemli yerinden yaklaşmak", "birinin en zayıf noktasından yararlanmak"]}, {"word": "candanlık", "meanings": ["Candan olma durumu"]}, {"word": "candan", "meanings": ["İçten, yürekten, gönülden, samimi", "İçtenlikle, istekle, ilgiyle"]}, {"word": "can direği", "meanings": ["Kemanın içinde, alt ve üst kapakları arasında dikili duran çubuk"]}, {"word": "can düşmanı", "meanings": ["Aşırı düşmanlık güden kimse"]}, {"word": "can dostu", "meanings": ["Pek içten dost, can arkadaşı, candaş"]}, {"word": "canevi", "meanings": ["Kalbin altındaki bölge", "En duyarlı yer, yürek, kalpgâh"]}, {"word": "can eriği", "meanings": ["Genellikle yeşilken yenen sert, sulu bir tür erik"]}, {"word": "canevinden vurmak", "meanings": ["en etkileyici yönünden saldırmak"]}, {"word": "canfes", "meanings": ["Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "can feda", "meanings": ["Çok imrenilen iyi veya güzel şeyler, davranışlar karşısında söylenen bir söz, can kurban"]}, {"word": "canfes gibi", "meanings": ["ince, taze ve sinirsiz (asma ve dut yaprağı)"]}, {"word": "canfeza", "meanings": ["Türk müziğinde çok az kullanılmış bir birleşik makam"]}, {"word": "cangıl", "meanings": ["Cengel", "Karışıklık, kargaşa"]}, {"word": "cangıl cungul", "meanings": ["Hayvanlara takılan çan veya başka maden eşyanın çıkardığı ses", "Bu biçimdeki gürültü"]}, {"word": "canhıraş", "meanings": ["Yürek paralayan, iç tırmalayan"]}, {"word": "canı pek", "meanings": ["Acıya, sıkıntıya karşı dayanıklı (kimse)"]}, {"word": "canı tatlı", "meanings": ["Sıkıntıya ve acıya katlanmak istemeyen (kimse)"]}, {"word": "canı tez", "meanings": ["Aceleci"]}, {"word": "cani", "meanings": ["Cinayet işlemiş olan kimse, kıyacı", "Acımasız, gaddar"]}, {"word": "canice", "meanings": ["Cani gibi, caniye yakışır bir biçimde, canicesine, caniyane"]}, {"word": "canilik", "meanings": ["Cani olma durumu"]}, {"word": "canip", "meanings": ["Yan, taraf"]}, {"word": "can kurban", "meanings": ["Can feda"]}, {"word": "can korkusu", "meanings": ["Ölüm korkusu"]}, {"word": "caniyane", "meanings": ["Canice"]}, {"word": "cankurtaran", "meanings": ["Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç, ambulans", "Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran ve tehlike anında onları kurtaran kimse"]}, {"word": "cankurtaran çanı", "meanings": ["Tipili veya sisli havalarda sığınacak yeri yolculara, gemilere belli etmek için kullanılan çan veya düdük, cankurtaran düdüğü"]}, {"word": "cankurtaran gemisi", "meanings": ["Karaya oturan, yanan veya batma tehlikesi ile karşı karşıya kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi"]}, {"word": "cankurtaran düdüğü", "meanings": ["Cankurtaran çanı"]}, {"word": "cankurtaran kulübesi", "meanings": ["Dağ geçitlerinde tipiden veya soğuktan korunmak için sığınak olarak yapılmış kulübe"]}, {"word": "cankurtaran salı", "meanings": ["Deniz kazalarında kullanılmak üzere gemilerde bulundurulan sal"]}, {"word": "cankurtaran simidi", "meanings": ["Suda boğulma tehlikesine karşı kullanılan ve sudan hafif maddelerden, büyük simit veya yelek biçiminde yapılmış araç, can simidi"]}, {"word": "cankurtaran yeleği", "meanings": ["Yelek biçiminde yapılmış cankurtaran aracı, can yeleği"]}, {"word": "can kuşu", "meanings": ["Ruh"]}, {"word": "canla başla", "meanings": ["Seve seve, her şeyi göze alarak, var gücüyle"]}, {"word": "canlandırıcılık", "meanings": ["Canlandırıcı olma durumu, animatörlük"]}, {"word": "canlandırıcı", "meanings": ["Canlılık veren, canlılık kazandıran şey", "Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı", "Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse, animatör"]}, {"word": "canlandırılma", "meanings": ["Canlandırılmak işi"]}, {"word": "canlandırım", "meanings": ["Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi"]}, {"word": "canlandırılmak", "meanings": ["Canlandırma işine konu olmak"]}, {"word": "canlandırma", "meanings": ["Canlandırmak işi", "Kişileştirme", "Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon", "Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon", "Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma", "Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılan işlemler bütünü"]}, {"word": "canlanma", "meanings": ["Canlanmak işi"]}, {"word": "canlandırmak", "meanings": ["Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak", "Yaşatmak, birinin kılığına girmek", "Canlılık, tazelik, dirilik getirmek", "Yoğunluk, etkinlik kazandırmak", "Yaşama döndürmek", "Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek"]}, {"word": "canlanmak", "meanings": ["Gücü artmak, diri duruma gelmek", "Depreşmek", "Geçmişte yaşanan bir olay veya durum yeniden hatırlanmak", "Etkinliği artmak, hareketlilik kazanmak"]}, {"word": "canlı", "meanings": ["Canı olan, diri, yaşayan", "Hareketli, hayat dolu, dinamik", "Güçlü, etkili", "Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası", "Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan", "Canlı yayın", "Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde"]}, {"word": "... canlısı (olmak)", "meanings": ["bir şeye aşırı derecede düşkün (olmak)"]}, {"word": "canlı canlı", "meanings": ["Diri diri, henüz ölmemiş bir biçimde", "Heyecan içinde"]}, {"word": "canlı cenazeye dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak, bir deri bir kemik kalmak"]}, {"word": "canlı cenaze", "meanings": ["Çok zayıf, bir deri bir kemik kalmış kimse"]}, {"word": "canlılık", "meanings": ["Canlı olma durumu", "Neşelilik, hareketlilik"]}, {"word": "canlıcılık", "meanings": ["Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm", "Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş", "Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti", "Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma"]}, {"word": "canlı müzik", "meanings": ["Gazino, lokal vb. yerlerde yemek sırasında bir veya birkaç müzisyenin çalgı ve sesleri ile parçaları seslendirmesi"]}, {"word": "canlı model", "meanings": ["Heykeltıraşlıkta model olarak yararlanılan kadın veya erkek"]}, {"word": "canlı özdekçilik", "meanings": ["Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti, hilozoizm"]}, {"word": "canlı yayın", "meanings": ["Olay, gösteri, toplantı, etkinlik vb.nin gerçekleştiği anda radyo ve televizyondan aktarılması"]}, {"word": "can noktası", "meanings": ["En önemli husus, vurgulanması gereken yer"]}, {"word": "can sağlığı", "meanings": ["İnsanın sağ ve sağlıklı olması"]}, {"word": "canlı resim", "meanings": ["Bir hareketi parçalarına ayırıp bunların elle yapılan resimlerinin alıcıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniği"]}, {"word": "can pazarı", "meanings": ["Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendini kurtarmaya çalıştığı bir durum"]}, {"word": "cansız hedef", "meanings": ["İnsan ve hayvan dışında ateş etmek için seçilen hedef"]}, {"word": "cansız", "meanings": ["Canını yitirmiş, ölmüş", "Canlı olmayan (varlık), camit", "Güçsüz, mecalsiz bir biçimde", "İlgi uyandırmayan, sönük", "Durgun"]}, {"word": "cansızlaşmak", "meanings": ["Cansız duruma gelmek"]}, {"word": "cansızlaşma", "meanings": ["Cansızlaşmak işi"]}, {"word": "cansızlaştırmak", "meanings": ["Cansız duruma getirmek", "Bir dişin canlı dokusunu yok etmek"]}, {"word": "cansızlık", "meanings": ["Cansız olma durumu", "Hareketsizlik"]}, {"word": "cansızlaştırma", "meanings": ["Cansızlaştırmak işi"]}, {"word": "cansız düşmek", "meanings": ["hastalık veya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek"]}, {"word": "can sohbeti", "meanings": ["İçtenlikle konuşan çok yakın dostlar bir arada söyleşip dertleşme"]}, {"word": "cansiparane", "meanings": ["Canını verircesine, özveriyle"]}, {"word": "can tahtası", "meanings": ["Göğüs kemiği"]}, {"word": "can yeleği", "meanings": ["Cankurtaran yeleği"]}, {"word": "can yoldaşı", "meanings": ["Yalnızlıktan kurtulmak için birlikte yaşanılan kimse"]}, {"word": "capcanlı", "meanings": ["Çok canlı", "Çok canlı bir biçimde"]}, {"word": "car", "meanings": ["Çağrı, tellal ile duyurma", "İlan", "Tehlike durumu"]}, {"word": "car etmek", "meanings": ["nara atmak, haykırmak", "ilan etmek"]}, {"word": "car", "meanings": ["Kadınların örtündükleri çarşaf, zar (III)"]}, {"word": "car car", "meanings": ["Çok ve yüksek sesle, gürültülü bir biçimde (konuşmak)"]}, {"word": "carcar", "meanings": ["Geveze, yaygaracı"]}, {"word": "carcur", "meanings": ["Fermuar"]}, {"word": "cari hesap", "meanings": ["İki taraf arasında sürüp giden alacak verecek işlemlerinin tutulan hesabı"]}, {"word": "cari", "meanings": ["Geçerli olan, yürürlükte olan", "Akan"]}, {"word": "carcur", "meanings": ["`Gelişigüzel konuşmak` anlamındaki carcur etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "cari para", "meanings": ["Geçerli olan, yürürlükte bulunan para"]}, {"word": "cari ücret", "meanings": ["İş gücü piyasasında iş gücünün, arz ve talebe göre belirlenen fiyatı"]}, {"word": "cariye", "meanings": ["Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık"]}, {"word": "cariyelik", "meanings": ["Cariye olma durumu"]}, {"word": "cariyeniz (veya cariyeleri)", "meanings": ["söz söylenen kimseye aşırı bir saygı göstermiş olmak için kadınlar tarafından `ben` zamiri yerine kullanılan bir söz", "aynı maksatla genç kadınlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilen bir söz"]}, {"word": "carlamak", "meanings": ["Bağırarak konuşmak", "Çok söylemek", "Nara atmak, haykırmak", "İlan etmek, duyurmak"]}, {"word": "carlama", "meanings": ["Carlamak işi"]}, {"word": "cariyelik etmek", "meanings": ["cariye gibi hizmet etmek"]}, {"word": "carlı", "meanings": ["Car (II) giymiş olan"]}, {"word": "cart", "meanings": ["Sert bir şey yırtılırken çıkan ses", "Hoşa gitmeyen, dikkat çeken renk"]}, {"word": "cart cart ötmek", "meanings": ["çok konuşmak"]}, {"word": "carta", "meanings": ["Yellenme"]}, {"word": "cart (veya zırt) kaba kâğıt", "meanings": ["yüksekten atana veya çalımlı bir tavır takınana karşı `senin bu tavrına değer verilmiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cartadak", "meanings": ["Birdenbire ve gürültü ile, cartadan"]}, {"word": "cartayı çekmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "cartadan", "meanings": ["Cartadak"]}, {"word": "cavalacoz", "meanings": ["Değersiz, önemsiz, derme çatma"]}, {"word": "cart curt", "meanings": ["Gerekli gereksiz yerde söylenen abartılı söz"]}, {"word": "cart curt etmek", "meanings": ["göz korkutmak veya övünmek amacıyla abartılı konuşmak"]}, {"word": "cascavlak ortada kalmak", "meanings": ["bütün imkânları elinden alınmak"]}, {"word": "cascavlak", "meanings": ["Saçsız (baş)", "Bitki örtüsü olmayan"]}, {"word": "casus", "meanings": ["Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, çaşıt, ajan"]}, {"word": "casusluk", "meanings": ["Casus olma durumu, çaşıtlık, ajanlık, espiyonaj"]}, {"word": "casusluk etmek", "meanings": ["casus olarak çalışmak"]}, {"word": "cavlak", "meanings": ["Çıplak, tüysüz"]}, {"word": "cavlağı çekmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "cavlama", "meanings": ["Cavlamak işi"]}, {"word": "cavlamak", "meanings": ["Kavlamak, tüyünü dökmek, çıplak kalmak"]}, {"word": "cavlamak", "meanings": ["Ölmek"]}, {"word": "cavlaklık", "meanings": ["Cavlak olma durumu, çıplaklık"]}, {"word": "caydırıcılık", "meanings": ["Caydırıcı olma durumu", "Bir saldırganlığı önlemek ve engellemek için önlem alma işi"]}, {"word": "caydırılmak", "meanings": ["Caydırma işi yapılmak"]}, {"word": "caydırış", "meanings": ["Caydırma işi"]}, {"word": "caydırma", "meanings": ["Caydırmak işi"]}, {"word": "caydırmak", "meanings": ["Cayma işini yaptırmak"]}, {"word": "cayırdama", "meanings": ["Cayırdamak işi"]}, {"word": "caygın", "meanings": ["Vazgeçip işin ardını bırakan", "Dönek"]}, {"word": "cayır cayır", "meanings": ["Şiddetli, çabuk ve etkili bir biçimde (yanmak, yırtılmak vb.)"]}, {"word": "cayırdamak", "meanings": ["Nesneler `cayır` sesi çıkararak yanmak veya yırtılmak"]}, {"word": "cayırdatmak", "meanings": ["Sert, uzun, gürültülü ses çıkartmak"]}, {"word": "cayırtı", "meanings": ["Şiddetli yanma, yırtılma sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "cayırtı koparmak", "meanings": ["çok gürültü koparmak"]}, {"word": "cayırtı vermek", "meanings": ["gürültü ile gözdağı vermek"]}, {"word": "cayma", "meanings": ["Caymak işi"]}, {"word": "cayış", "meanings": ["Cayma işi"]}, {"word": "cayırtıyı basmak", "meanings": ["birdenbire bağırıp çağırmaya başlamak"]}, {"word": "caymak", "meanings": ["Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek"]}, {"word": "caz", "meanings": ["Başlangıçta Kuzey Amerika zencilerine aitken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türü", "Bu müziği çalan orkestra"]}, {"word": "caz yapmak", "meanings": ["boşa konuşmak, gevezelik etmek", "aykırı düşünceler ortaya atmak"]}, {"word": "cazbant", "meanings": ["Caz müziği çalan orkestra"]}, {"word": "cazcı", "meanings": ["Caz müziği çalan veya besteleyen kimse"]}, {"word": "cazcılık", "meanings": ["Cazcının yaptığı iş"]}, {"word": "cazgırlık", "meanings": ["Cazgır olma durumu"]}, {"word": "cazgır", "meanings": ["Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse", "Fitneci"]}, {"word": "cazır cazır", "meanings": ["Güçlü ve sesli olarak (kaynamak, yanmak)"]}, {"word": "cazırdama", "meanings": ["Cazırdamak işi"]}, {"word": "cazgırlık yapmak", "meanings": ["gereksiz yere bağırıp çağırarak üste çıkmaya çalışmak"]}, {"word": "cazırdamak", "meanings": ["`Caz` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "cazırdatma", "meanings": ["Cazırdatmak işi"]}, {"word": "cazırdatmak", "meanings": ["Cazırdamasına yol açmak"]}, {"word": "cazırtı", "meanings": ["Cazırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "cazibedar", "meanings": ["Alımlı"]}, {"word": "cazibe", "meanings": ["Çekicilik", "Çekim"]}, {"word": "cazibeleşme", "meanings": ["Cazibeleşmek durumu"]}, {"word": "cazibeleşmek", "meanings": ["Çekici, alımlı duruma gelmek"]}, {"word": "cazibeleştirmek", "meanings": ["Çekici, alımlı duruma getirmek"]}, {"word": "cazibesiz", "meanings": ["Alımsız"]}, {"word": "cazip", "meanings": ["Alımlı"]}, {"word": "cazibeli", "meanings": ["Alımlı", "Önemli, ağırlığı olan"]}, {"word": "cazlı", "meanings": ["Cazı olan"]}, {"word": "caziplik", "meanings": ["Cazip olma durumu"]}, {"word": "cazsız", "meanings": ["Cazı olmayan"]}, {"word": "caz takımı", "meanings": ["Caz müziği çalan orkestranın bütün çalgıları"]}, {"word": "Cb", "meanings": ["Kolombiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "cc", "meanings": ["Kemanın sırt ve göğüs tahtasını iki yanından `c` harfi biçiminde çenten oyuklar"]}, {"word": "c, C", "meanings": ["Türk alfabesinin üçüncü sırasında yer alan ve Ce adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, katışık diş - diş eti ünsüzünü gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir", "Romen rakamları dizisinde 100 sayısını gösterir"]}, {"word": "cebbar", "meanings": ["Kudret sahibi Tanrı", "Becerikli, açıkgöz (kadın)", "Zorlayıcı, zorba"]}, {"word": "Cd", "meanings": ["Kadmiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "cebe", "meanings": ["Zırh", "Silah"]}, {"word": "cebeci", "meanings": ["Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker"]}, {"word": "cebel", "meanings": ["Sahipsiz, boş toprak", "Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer"]}, {"word": "cebeli", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker", "Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti"]}, {"word": "cebelleşmek", "meanings": ["Cedelleşmek"]}, {"word": "cebelleşme", "meanings": ["Cedelleşme"]}, {"word": "cebellezi etmek", "meanings": ["çalmak"]}, {"word": "ceberut", "meanings": ["Acımasız, merhametsiz, zorba", "Tanrı'nın her şeyin üstünde olan kudreti", "Tasavvufta Allah'a varmanın üçüncü basamağı"]}, {"word": "cebellezi", "meanings": ["Hakkı olmayan bir şeyi kendisine mal etme, çalma"]}, {"word": "cebi delik", "meanings": ["Tutumlu olmayan (kimse), savurgan"]}, {"word": "cebin", "meanings": ["Alın, yüz", "Korkak"]}, {"word": "cebir", "meanings": ["Zor, zorlayış"]}, {"word": "cebir kullanmak", "meanings": ["bir işi yaptırmak için zora başvurmak"]}, {"word": "cebir", "meanings": ["Artı ve eksi gerçek sayılarla, bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu"]}, {"word": "cebire", "meanings": ["Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör", "Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk"]}, {"word": "cebirsel formül", "meanings": ["Cebirsel deyim"]}, {"word": "cebirsel deyim", "meanings": ["Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde, bunlara bağlı bir büyüklük ölçüsünü çıkarmak için gerekli işlemleri gösteren ve birbirine cebirsel işaretlerle bağlanan harf ve sayılar bütünü, cebirsel formül, cebirsel ifade"]}, {"word": "cebirsel", "meanings": ["Cebirle ilgili"]}, {"word": "cebirsel ifade", "meanings": ["Cebirsel deyim"]}, {"word": "cebren", "meanings": ["Zorla"]}, {"word": "cebretmek", "meanings": ["Zorlamak"]}, {"word": "cebrî", "meanings": ["Zorla yapılan", "Zor kullanılarak yaptırılan", "Zorlama"]}, {"word": "cebretme", "meanings": ["Cebretmek işi"]}, {"word": "cebriye", "meanings": ["Yazgıcılık"]}, {"word": "cebrî yürüyüş", "meanings": ["Bir yere kuvvet yetiştirmek veya düşmandan önce varmak için yapılan hızlı yürüyüş"]}, {"word": "Cedi", "meanings": ["Oğlak"]}, {"word": "cebrinefis", "meanings": ["Nefis zorlaması"]}, {"word": "cefakâr", "meanings": ["Eziyet eden", "Eziyet çeken, cefakeş"]}, {"word": "cefakeş", "meanings": ["Cefa çeken, sıkıntıya katlanan"]}, {"word": "cedit", "meanings": ["Yeni"]}, {"word": "cedre", "meanings": ["Guatr"]}, {"word": "cefa", "meanings": ["Zulüm"]}, {"word": "cefa çekmek (veya görmek)", "meanings": ["zulüm görmek"]}, {"word": "cefaya katlanmak", "meanings": ["zulme tahammül etmek"]}, {"word": "cefa etmek", "meanings": ["zulmetmek"]}, {"word": "cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez", "meanings": ["`sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ceffelkalem", "meanings": ["Düşünüp taşınmadan, bir çırpıda"]}, {"word": "cefalı", "meanings": ["Sıkıntı, eziyet çekilen", "Sıkıntıya, eziyete katlanmış veya katlanan"]}, {"word": "cehalet", "meanings": ["Bilgisizlik"]}, {"word": "cehdetmek", "meanings": ["Çalışıp çabalamak"]}, {"word": "cehennem", "meanings": ["Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu", "Çok sıkıntılı yer"]}, {"word": "cehennem gibi", "meanings": ["çok sıcak"]}, {"word": "cehennem ol!", "meanings": ["`defol!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cehennem olup gitmek", "meanings": ["defolmak"]}, {"word": "cehenneme kadar yolu var", "meanings": ["`defolsun, istediği yere kadar gitsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cehenneme çevirmek", "meanings": ["yaşanılmaz bir duruma getirmek"]}, {"word": "cehennemin dibi (veya bucağı)", "meanings": ["çok uzak yer"]}, {"word": "cehennemi boylamak", "meanings": ["sevilmeyen bir kimse ölmek"]}, {"word": "cehennem azabı", "meanings": ["Cehennemde uğranılacağına inanılan ceza", "Çok büyük sıkıntı, eziyet"]}, {"word": "cehennem hayatı", "meanings": ["Büyük sıkıntı ve üzüntülerle dolu yaşayış"]}, {"word": "cehennemin dibine gitmek", "meanings": ["kızılan bir kimse defolup gitmek"]}, {"word": "cehennemî", "meanings": ["Cehennemle ilgili", "Üzücü, yakıcı, cehennem gibi"]}, {"word": "cehennem kütüğü", "meanings": ["Cehennemde yanmaya yaraşır kimse"]}, {"word": "cehennemleşme", "meanings": ["Cehennemleşmek durumu"]}, {"word": "cehennemleşmek", "meanings": ["Cehenneme dönmek", "Aşırı üzüntü ve sıkıntı çekilen yer durumunu almak"]}, {"word": "cehennemlik", "meanings": ["Öldükten sonra yerinin cehennem olacağı sanılan, cehenneme layık (kimse)", "Hamamın ocağı, külhan", "Modern ekmek fırınlarında ateşin bulunduğu en sıcak bölüm"]}, {"word": "cehennem taşı", "meanings": ["Gümüşün nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen, havaya dayanıklı, ışıkta bozulmayan beyaz kristal"]}, {"word": "cehennem zebanisi", "meanings": ["Zalim, acımasız kimse"]}, {"word": "cehil", "meanings": ["Bilgisizlik, bilmezlik"]}, {"word": "cehre", "meanings": ["Pamuk, yün, ipek vb.ni eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ"]}, {"word": "cehri", "meanings": ["Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius)"]}, {"word": "ceht", "meanings": ["Çaba, çabalama"]}, {"word": "ceket", "meanings": ["Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi"]}, {"word": "ceketini alıp çıkmak (veya gitmek)", "meanings": ["ilişkisini tamamen bitirmek", "hiçbir şey almadan birlikteliği bitirmek, ortaklıktan ayrılmak"]}, {"word": "Celâli", "meanings": ["İlk olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıkıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş Celâl'in adamlarına ve ondan yana olanlara, sonraları da ortaya çıkan bütün eşkıyaya verilen ad"]}, {"word": "celal", "meanings": ["Büyüklük, ululuk", "Öfke, kızgınlık"]}, {"word": "Celâlilik", "meanings": ["Celâli olma durumu"]}, {"word": "celadet", "meanings": ["Yiğitlik, kahramanlık"]}, {"word": "celallenme", "meanings": ["Celallenmek işi"]}, {"word": "celallenmek", "meanings": ["Öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "celalli", "meanings": ["Sert ve öfkeli (kimse)", "Coşkun", "Hırçın"]}, {"word": "celallice", "meanings": ["Celalli gibi, celalliye benzer"]}, {"word": "celep", "meanings": ["Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse", "İç oğlanı"]}, {"word": "celeplik", "meanings": ["Celepçinin yaptığı iş, celepçilik"]}, {"word": "celbe", "meanings": ["Avcı çantası"]}, {"word": "celi", "meanings": ["Açık, aşikâr", "Parlak, cilalı"]}, {"word": "celil", "meanings": ["Çok büyük, ulu", "Çok büyük, ulu (Tanrı)"]}, {"word": "celi yazı", "meanings": ["Uzaktan okunacak bir biçimde istif edilmiş, iri sülüs Arap harfli levha yazısı"]}, {"word": "cellat", "meanings": ["Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse", "Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen, zalim"]}, {"word": "cellat gibi", "meanings": ["acımasız"]}, {"word": "cellatlık", "meanings": ["Cellat olma durumu", "Celladın görevi", "Katı yüreklilik, zalimlik"]}, {"word": "celp", "meanings": ["Askerlik görevini yapmaya çağırma", "Çağrı belgesi", "Getirtme, kendi üzerine çekme"]}, {"word": "celp kâğıdı", "meanings": ["Çağrı belgesi"]}, {"word": "celpname", "meanings": ["Çağrı belgesi"]}, {"word": "celseyi açmak", "meanings": ["oturumu açmak"]}, {"word": "celse", "meanings": ["Oturum"]}, {"word": "celseyi tatil etmek", "meanings": ["oturuma ara vermek"]}, {"word": "ceman", "meanings": ["Toplam olarak, hepsini içine alarak"]}, {"word": "ceman yekûn", "meanings": ["Toplam olarak"]}, {"word": "cemaat", "meanings": ["Bir imama uyup namaz kılan kişiler", "İnsan kalabalığı, topluluk", "Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu"]}, {"word": "cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur", "meanings": ["`bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cemaate uymak", "meanings": ["içinde bulunulan bir topluluğa uyarak davranmak"]}, {"word": "cemaatle namaz kılmak", "meanings": ["imama uyarak namaz kılmak"]}, {"word": "cemaatimüslimin", "meanings": ["Müslüman topluluğu"]}, {"word": "cemaatleşme", "meanings": ["Cemaatleşmek işi"]}, {"word": "cemaatleşmek", "meanings": ["Cemaat durumuna gelmek"]}, {"word": "cemaatsiz", "meanings": ["Cemaati olmayan"]}, {"word": "cemaatli", "meanings": ["Cemaati olan"]}, {"word": "cemaatsizlik", "meanings": ["Cemaatsiz olma durumu"]}, {"word": "cemal", "meanings": ["Yüz güzelliği"]}, {"word": "cemadat", "meanings": ["Cansızlar, cansız varlıklar"]}, {"word": "cemaziyelahir", "meanings": ["Küçük tövbe ayı"]}, {"word": "cemaziyelevvel", "meanings": ["Ay takviminin beşinci ayı, büyük tövbe ayı", "Geçmiş"]}, {"word": "cembiye", "meanings": ["Bir tür eğri kama, hançer", "Ağzı eğri bir tür Arap bıçağı"]}, {"word": "cembiyeli", "meanings": ["Cembiyesi olan"]}, {"word": "cemaziyelevvelini bilmek", "meanings": ["bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki her türlü yönünü veya kötü durumunu bilmek"]}, {"word": "cemile", "meanings": ["Gönül alıcı davranış", "Güzel (kadın)"]}, {"word": "cemi", "meanings": ["Bütün, hep"]}, {"word": "cemil", "meanings": ["Güzel (erkek)", "Tüm güzellikleri kendisinde toplayan (Tanrı)"]}, {"word": "cemetmek", "meanings": ["Toplamak", "Bir araya getirmek"]}, {"word": "cemiyet", "meanings": ["Dernek", "Düğün", "Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk", "Yüksek sosyete", "Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme", "Toplum"]}, {"word": "cemiyetli", "meanings": ["Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan"]}, {"word": "cemre", "meanings": ["Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi"]}, {"word": "Cenabıhak", "meanings": ["Allah, Tanrı"]}, {"word": "cenabet", "meanings": ["Cünüp", "Pis, kötü, hoşlanılmayan (kimse veya şey)", "Cünüplük"]}, {"word": "cenah", "meanings": ["Kuş kanadı", "Kol, pazı", "Yan, taraf", "Kanat"]}, {"word": "cemre düşmek", "meanings": ["sıcaklık yükselmek"]}, {"word": "cenap", "meanings": ["Saygı, onur ve büyüklük anlamıyla kullanılan bir söz"]}, {"word": "cenapları", "meanings": ["saygı duyulan kişilerin adlarını veya makamlarını gösteren söze başka unvanlarla birlikte getirilen bir söz"]}, {"word": "cenaze", "meanings": ["Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü", "Ölü, ölmüş kimse", "Cenaze töreni"]}, {"word": "cenaze gibi", "meanings": ["benzi sararmış"]}, {"word": "cenazeyi kaldırmak", "meanings": ["ölüyü gömmek üzere götürmek", "ölüyü gömmek", "ortada kalan bir işi bitirmek"]}, {"word": "cenaze duası", "meanings": ["Cenaze namazında okunan dua"]}, {"word": "cenaze alayı", "meanings": ["Cenazeyi izleyen topluluk"]}, {"word": "cenaze merasimi", "meanings": ["Cenaze töreni"]}, {"word": "cenaze levazımatı", "meanings": ["Ölünün kefenlenmesi sırasında gerekli olan malzemeler"]}, {"word": "cenaze namazı", "meanings": ["Cenaze gömülmeden önce musalla taşının üstüne konulan tabutun önünde kılınan namaz"]}, {"word": "cenaze töreni", "meanings": ["Bir cenaze için mezara kadar yapılan dinî tören, cenaze merasimi"]}, {"word": "cendere", "meanings": ["Pres", "Manevi baskı"]}, {"word": "cendereleşme", "meanings": ["Cendereleşmek işi"]}, {"word": "cendereleşmek", "meanings": ["Manevi baskı altında mücadele etmek"]}, {"word": "cendereye sokmak", "meanings": ["manevi baskı altına almak"]}, {"word": "cengâver", "meanings": ["Savaşta kahramanlık gösteren", "Savaşçı"]}, {"word": "cengâverce", "meanings": ["Cengâvere yakışır bir biçimde"]}, {"word": "cengâverlik", "meanings": ["Savaşçılık, savaşkanlık, dövüşçülük"]}, {"word": "cengel", "meanings": ["Otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanı, cangıl"]}, {"word": "cenin", "meanings": ["Dölüt"]}, {"word": "ceninisakıt", "meanings": ["Düşük"]}, {"word": "cenk", "meanings": ["Kahramanca mücadele, çarpışma, savaş", "Büyük çaba, uğraş, kavga, çekişme"]}, {"word": "cenk etmek", "meanings": ["savaşmak, mücadele etmek"]}, {"word": "cenkçi", "meanings": ["Savaşçı, kavgacı"]}, {"word": "cenkçilik", "meanings": ["Cenkçi olma durumu"]}, {"word": "cenkleşme", "meanings": ["Cenkleşmek işi"]}, {"word": "cenkleşmek", "meanings": ["Savaşmak", "Atışmak, çekişmek, münakaşa etmek"]}, {"word": "cennet", "meanings": ["Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt", "Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer", "Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer", "Çok güzel, huzur veren (yer)"]}, {"word": "cennete dönmek", "meanings": ["güzel, rahat yaşanılır, bakımlı bir yer durumuna gelmek"]}, {"word": "cennete çevirmek", "meanings": ["temiz, bakımlı, güzel bir yer durumuna getirmek"]}, {"word": "cennet gibi", "meanings": ["güzel, bakımlı (yer)"]}, {"word": "cennet balığı", "meanings": ["Cennet balığıgillerden, mavi yeşil zemin üzerine bakır rengi çizgili tropikal balık (Macropodus viridiauratus)"]}, {"word": "cennet balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının kefaller alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "cennet biberi", "meanings": ["Zencefilgillerden, karabiber tadında bir bitki"]}, {"word": "cennet kuşu", "meanings": ["Cennet kuşugillerden, tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda)", "Güzel, alımlı kadın", "Çok küçükken ölen çocuk"]}, {"word": "cennet kuşugiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının bir familyası"]}, {"word": "cennetleşme", "meanings": ["Cennetleşmek durumu"]}, {"word": "cennetleşmek", "meanings": ["Cennete benzemek"]}, {"word": "cennetlik", "meanings": ["Öldükten sonra yerinin cennet olacağına inanılan (kimse), cennetmekân"]}, {"word": "cennetmekân", "meanings": ["Cennetlik"]}, {"word": "cennet öküzü", "meanings": ["Yüreği temiz ancak budala denecek kadar saf olan kimse"]}, {"word": "cennet taamı", "meanings": ["Tadı çok güzel olan yemek veya yiyecek"]}, {"word": "centilmen", "meanings": ["İyi arkadaşlık eden, saygılı, görgülü, kibar (erkek)"]}, {"word": "centilmenlik", "meanings": ["Centilmen olma durumu", "Centilmene yakışır davranış"]}, {"word": "centilmenlik anlaşması", "meanings": ["Hukuksal ve resmî olmayan ancak tarafların karşılıklı güvenlerine dayanan sözlü anlaşma"]}, {"word": "centilmence", "meanings": ["Centilmene yakışan", "(centilme'nce) Centilmene yakışır bir biçimde"]}, {"word": "cenubi", "meanings": ["Güneyle ilgili, güneye özgü olan"]}, {"word": "Cenuplu", "meanings": ["Güneyli"]}, {"word": "cenup", "meanings": ["Güney"]}, {"word": "cep", "meanings": ["Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça", "Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri", "Cep telefonu", "Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme", "Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta"]}, {"word": "cep yakmak", "meanings": ["çok pahalı olmak"]}, {"word": "cebinden çıkarmak", "meanings": ["birinden çok üstün olmak"]}, {"word": "cebi para görmek", "meanings": ["parası yokken para kazanmaya başlamak"]}, {"word": "cebine indirmek (veya atmak)", "meanings": ["hakkı olmadığı hâlde parayı kendine mal etmek"]}, {"word": "cebini (veya ceplerini) doldurmak", "meanings": ["karşılaştığı elverişli durumlardan yararlanarak bol para kazanmak"]}, {"word": "cepten aramak", "meanings": ["bir kimseyi cep telefonundan aramak"]}, {"word": "cepten harcamak", "meanings": ["bir başkasının söylemediği bir sözü söylemiş gibi aktarmak"]}, {"word": "cepten vermek", "meanings": ["kendi kesesinden, kendi malından ödemek"]}, {"word": "cepten yemek", "meanings": ["bir ticarette kâra geçemeden para harcamak"]}, {"word": "cepçi", "meanings": ["Yankesici"]}, {"word": "cepçilik", "meanings": ["Yankesicilik"]}, {"word": "cep defteri", "meanings": ["Cebe sığabilecek büyüklükteki defter"]}, {"word": "cep feneri", "meanings": ["Cepte taşınabilen, pilli, küçük fener"]}, {"word": "cephane", "meanings": ["Ateşli silahlarla atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde, mühimmat"]}, {"word": "cephaneci", "meanings": ["Kara, deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse"]}, {"word": "cep harçlığı", "meanings": ["Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamalarını karşılaması için verilen para"]}, {"word": "cephanelik", "meanings": ["Cephanenin saklanmasına yarar kapalı ve korunmuş yer"]}, {"word": "cep harçlığını çıkarmak", "meanings": ["günlük masrafını karşılayacak kadar kazanç sahibi olmak"]}, {"word": "cephe açmak", "meanings": ["savaş olmayan bir bölgede, savaşa hazırlanmak ve başlamak"]}, {"word": "cephe", "meanings": ["Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü", "Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik", "Yan, yön, taraf", "Üzerinde savaşın sürdüğü bölge", "Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır", "Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer"]}, {"word": "cephe almak", "meanings": ["hasım durumu takınmak, bir düşünceye karşı olmak, direnmek"]}, {"word": "cepheden cepheye koşmak", "meanings": ["durmadan değişik cephelerde savaşmak, yılmak bilmemek"]}, {"word": "cepheden hücuma geçmek", "meanings": ["dolaşık yollara sapmadan doğrudan doğruya konuyu ele alarak birine karşı çıkmak veya mücadeleyi açıktan açığa yapmak"]}, {"word": "cephelenme", "meanings": ["Cephelenmek işi"]}, {"word": "cepheleşme", "meanings": ["Cepheleşmek işi"]}, {"word": "cephelenmek", "meanings": ["Cephe oluşturmak"]}, {"word": "cepheleşmek", "meanings": ["Farklı düşünce ve istekler çerçevesinde zıt birlikler oluşturmak"]}, {"word": "cepheli", "meanings": ["Yönlü, taraflı"]}, {"word": "cepken", "meanings": ["Kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysisi"]}, {"word": "cep saati", "meanings": ["Cepte taşınan saat"]}, {"word": "cep kitabı", "meanings": ["Cepte taşınacak, cebe girecek biçimde küçük kitap"]}, {"word": "cep sözlüğü", "meanings": ["Cepte taşınabilecek ve günlük gereksinime cevap verebilecek nitelikte küçük sözlük"]}, {"word": "cep takvimi", "meanings": ["Cepte taşınabilecek küçük boy takvim"]}, {"word": "cep telefonu", "meanings": ["Kişinin yanında taşıyabildiği, kablosuz telefon, mobil telefon"]}, {"word": "cer", "meanings": ["Çekme, sürükleyerek götürme"]}, {"word": "cep televizyonu", "meanings": ["Çok küçük boyutta veya cebe sığabilecek küçüklükteki televizyon"]}, {"word": "cerre çıkmak", "meanings": ["medreselerde okuyanlar para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağılıp imamlık veya müezzinlik yapmak"]}, {"word": "cerahat", "meanings": ["İrin", "Yara"]}, {"word": "cerahatlenme", "meanings": ["Cerahatlenmek işi"]}, {"word": "cerahatlenmek", "meanings": ["Yara irin toplamak"]}, {"word": "cerahatli", "meanings": ["İrinli"]}, {"word": "cerahatsiz", "meanings": ["İrinsiz"]}, {"word": "cerbeze", "meanings": ["Güzel konuşma", "Beceriklilik, girginlik", "Kurnazlık, hilekârlık"]}, {"word": "cerbezeli", "meanings": ["Girgin, kolaylıkla ve inandırıcı söz söyleyen, dilli"]}, {"word": "ceremesini çekmek", "meanings": ["başkasının yol açtığı zararı ödemek"]}, {"word": "cereme", "meanings": ["Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme"]}, {"word": "ceren", "meanings": ["Ceylan"]}, {"word": "cereyan", "meanings": ["Bir yöne doğru akma, akış, akıntı", "Bir şeyin gelişme, olma durumu", "Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket", "Akım"]}, {"word": "cereyana kapılmak", "meanings": ["elektrik akımıyla çarpılmak", "suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek", "bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak"]}, {"word": "cereyan çarpmak", "meanings": ["elektrik akımına tutulup etkisinde kalmak"]}, {"word": "cereyan etmek", "meanings": ["geçmek, olmak, yapılmak"]}, {"word": "cereyanda kalmak", "meanings": ["kapalı bir yerde, karşılıklı açık pencere veya kapı arasında meydana gelen hava akıntısında kalmak", "hava akıntısında kalarak üşütmek"]}, {"word": "cereyanlı", "meanings": ["Akıntılı", "Akımlı"]}, {"word": "cerh", "meanings": ["Yaralama", "Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme"]}, {"word": "cerh etmek", "meanings": ["yaralamak", "çürütmek"]}, {"word": "cer hocası", "meanings": ["Köylerde imamlık veya müezzinlik yaptığı için kendisine para ve erzak verilen medrese öğrencisi"]}, {"word": "ceride", "meanings": ["Gazete", "Tutanak, kayıt defteri", "Süvari kolu"]}, {"word": "ceriha", "meanings": ["Yara"]}, {"word": "Cermen", "meanings": ["Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk", "Bu halktan olan kimse"]}, {"word": "Cermence", "meanings": ["Cermen dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "cerrah", "meanings": ["Ameliyat yapan uzman hekim, hariciyeci, operatör", "Önemsiz yaraları iyileştiren kimse"]}, {"word": "cermen menteşe", "meanings": ["Bina kapıları ile pencerelere takılan ve yaprakları menteşe uzunluğunun yarısı kadar olan, sacdan kıvrılarak yapılmış menteşe"]}, {"word": "cerrahi", "meanings": ["Cerrahlıkla ilgili", "Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu, hariciye"]}, {"word": "Cermen dilleri", "meanings": ["Kuzey Avrupa'da konuşulan, Hint-Avrupa dil ailesinin bir kolu"]}, {"word": "cerrahi müdahale", "meanings": ["Ameliyat"]}, {"word": "cerrahlık", "meanings": ["Cerrah olma durumu", "Cerrahın mesleği", "Cerrahı ilgilendiren, cerrah gerektiren"]}, {"word": "cerrar", "meanings": ["Çekici, sürükleyici", "Zorla para alan kimse", "Savaş araçlarıyla donatılmış kalabalık ordu", "Dilenci"]}, {"word": "cesamet", "meanings": ["Büyüklük, irilik"]}, {"word": "cesaret", "meanings": ["Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven", "Yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği", "Cüret", "Atılganlık"]}, {"word": "cesaret etmek", "meanings": ["korkulması gereken bir işe korkmadan girişmek, göze almak"]}, {"word": "cesametli", "meanings": ["Kocaman, iri"]}, {"word": "cesaret almak (veya bulmak)", "meanings": ["herhangi bir durumdan, davranıştan veya kişiden güç almak"]}, {"word": "cesaret gelmek", "meanings": ["yılgınlığı gitmek, yüreklenmek"]}, {"word": "cesaret vermek", "meanings": ["birinin yılgınlığını gidermek, birini yüreklendirmek"]}, {"word": "cesaret göstermek", "meanings": ["yürekli davranmak"]}, {"word": "cesarete gelmek", "meanings": ["yılgınlığı gitmek, yüreklenmek"]}, {"word": "cesaretini kırmak", "meanings": ["yürekliliğini gidermek, korkutmak"]}, {"word": "cesaretli", "meanings": ["Yürekli"]}, {"word": "cesaretlendirilme", "meanings": ["Cesaretlendirilmek işi, yüreklendirilme"]}, {"word": "cesaretini toplamak", "meanings": ["kendine güven duygusunu, yürekliliğini ve atılganlığını bir araya getirmek"]}, {"word": "cesaretlendirilmek", "meanings": ["Yüreklendirilmek"]}, {"word": "cesaretlendirme", "meanings": ["Cesaretlendirmek işi, yüreklendirme, yiğitlendirme"]}, {"word": "cesaretlendirmek", "meanings": ["Yüreklendirmek, yiğitlendirmek, cesaret vermek"]}, {"word": "cesaretlenme", "meanings": ["Cesaretlenmek işi, yüreklenme, yiğitlenme"]}, {"word": "cesaretlenmek", "meanings": ["Yılgınlığı gitmek, yüreklenmek, yiğitlenmek"]}, {"word": "ceset", "meanings": ["Ölü beden, naaş"]}, {"word": "cesaretsizlik", "meanings": ["Cesaretsiz olma durumu, yüreksizlik"]}, {"word": "cesaretlilik", "meanings": ["Cesaretli olma durumu, yüreklilik"]}, {"word": "cesim", "meanings": ["Büyük, iri, kocaman"]}, {"word": "cesaretsiz", "meanings": ["Yüreksiz", "Çekingen"]}, {"word": "ceste ceste", "meanings": ["Azar azar, kısım kısım"]}, {"word": "cesur", "meanings": ["Yürekli", "Yürekli bir biçimde"]}, {"word": "cesurane", "meanings": ["Cesura yakışan", "Cesurca"]}, {"word": "cesurca", "meanings": ["Cesura yakışan", "(cesu'rca) Cesura yakışan bir biçimde, cesur gibi, cesaretle, yiğitçe, cesurane"]}, {"word": "cesurluk", "meanings": ["Yüreklilik, gözü pek olma durumu"]}, {"word": "ceddine (veya yedi ceddine) lanet", "meanings": ["`soyun sopunla birlikte Tanrı cezanızı versin!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "cet", "meanings": ["Dede, büyükbaba, ata"]}, {"word": "ceddine rahmet", "meanings": ["`aferin, Tanrı senden razı olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cetbecet", "meanings": ["Atalardan beri, soyca"]}, {"word": "cetvel", "meanings": ["Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç, çizgilik", "Liste, çizelge"]}, {"word": "cevaben", "meanings": ["Cevap olarak, karşılık olarak"]}, {"word": "cevahir", "meanings": ["Elmas, yakut vb. değerli taşlar, mücevher"]}, {"word": "cevahir yumurtlamak", "meanings": ["cevher yumurtlamak"]}, {"word": "cevahirci", "meanings": ["Kuyumcu"]}, {"word": "cevabi", "meanings": ["Cevap niteliğinde olan"]}, {"word": "cevap", "meanings": ["Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık, yanıt"]}, {"word": "cevap vermek", "meanings": ["karşılık olarak bildirmek veya söylemek", "gereksinimi karşılamak", "iyi sonuç vermek, iyi sonuç alınmak"]}, {"word": "cevabı dikmek (veya dayamak veya yapıştırmak)", "meanings": ["kesin, ters ve karşısındakinin beklemediği bir karşılık vermek"]}, {"word": "cevap anahtarı", "meanings": ["Sınavlarda sorulan soruların çözülmüş biçimi"]}, {"word": "cevap hakkı", "meanings": ["Bir kimsenin şahsıyla ilgili genellikle basın yayın organlarında çıkan haberlere karşılık olarak düzeltme veya cevap verme hakkı, yanıt hakkı"]}, {"word": "cevap kâğıdı", "meanings": ["Sınavlarda sorulan soruların cevaplarının bulunduğu kâğıt"]}, {"word": "cevap hakkı doğmak", "meanings": ["yanlış, haksız veya suçlayıcı bir ifade dolayısıyla karşı tarafın iddialara cevap verme durumu belirmek"]}, {"word": "cevaplama", "meanings": ["Cevaplamak işi, yanıtlama"]}, {"word": "cevaplamak", "meanings": ["Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya karşılık vermek, yanıtlamak"]}, {"word": "cevaplandırılma", "meanings": ["Cevaplandırılmak işi, yanıtlandırılma"]}, {"word": "cevaplandırılmak", "meanings": ["Bir şeyin cevabı, karşılığı verilmek, yanıtlandırılmak"]}, {"word": "cevaplandırma", "meanings": ["Cevaplandırmak işi, yanıtlandırma"]}, {"word": "cevaplı", "meanings": ["İçinde cevap bulunan, yanıtlı"]}, {"word": "cevaplandırmak", "meanings": ["Bir şeyin cevabını, karşılığını vermek, yanıtlandırmak"]}, {"word": "cevapsız", "meanings": ["Cevabı verilmemiş, karşılıksız, yanıtsız", "Cevabı verilmemiş, karşılıksız, yanıtsız olarak"]}, {"word": "cevaplı telgraf", "meanings": ["Cevabının ücreti, bir şey sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafından önceden ödenmiş olan telgraf türü"]}, {"word": "cevapsız kalmak", "meanings": ["cevap alınamamak"]}, {"word": "cevapsız bırakmak", "meanings": ["karşılığında herhangi bir cevap vermemek, bir tepki göstermemek"]}, {"word": "cevaz", "meanings": ["İzin, müsaade"]}, {"word": "cevaz vermek", "meanings": ["hoş görmek, uygun bulmak"]}, {"word": "cevelan", "meanings": ["Dolaşma, dolanma, gezinme, gezinti"]}, {"word": "cevher yumurtlamak", "meanings": ["değerli sözler söylediğini sanarak saçmalamak"]}, {"word": "cevher", "meanings": ["Bir şeyin özü, maya, gevher", "Değerli süs taşı, mücevher", "İyi yetenek", "Töz"]}, {"word": "cevherli", "meanings": ["Cevheri olan"]}, {"word": "cevir", "meanings": ["Eziyet, cefa, üzgü"]}, {"word": "cevhersiz", "meanings": ["Cevheri olmayan"]}, {"word": "ceviz", "meanings": ["Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia)", "Bu ağacın kerestesinden yapılmış", "Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz"]}, {"word": "ceviz kırmak", "meanings": ["yanlış tutum veya davranışta bulunmak, hata yapmak"]}, {"word": "cevizi çift görmeden taş atmamak", "meanings": ["işi sağlama almadan yapmamak"]}, {"word": "cevizgiller", "meanings": ["Örneği ceviz olan, taçsız iki çeneklilerden bir bitki familyası"]}, {"word": "cevizî", "meanings": ["Cevizden yapılmış veya cevizi andıran"]}, {"word": "cevizli", "meanings": ["Cevizi olan, ceviz katılmış"]}, {"word": "cevval", "meanings": ["Davranışları çabuk ve kesin olan"]}, {"word": "ceviz içi", "meanings": ["Cevizin kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı"]}, {"word": "cevizlik", "meanings": ["Ceviz ağacının çok olduğu yer"]}, {"word": "cevvaliyet", "meanings": ["Çabukluk, hareketlilik"]}, {"word": "cevvi", "meanings": ["Atmosferik"]}, {"word": "ceylan", "meanings": ["Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan, ahu, gazal (Gazella dorcas)"]}, {"word": "Cevza", "meanings": ["İkizler"]}, {"word": "ceylan gibi", "meanings": ["vücudu ince ve narin olan (kadın)"]}, {"word": "ceylan bakışlı", "meanings": ["Süzgün ve tatlı bakışlı"]}, {"word": "ceza", "meanings": ["Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım", "Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım"]}, {"word": "ceza almak", "meanings": ["cezalandırılmak"]}, {"word": "ceza çekmek", "meanings": ["hapiste yatmak", "manevi bakımdan işlenen suçun ağırlığını çekip sıkıntı ve üzüntü içinde kalmak"]}, {"word": "ceza görmek", "meanings": ["kendisine ceza verilmek, cezalandırılmak"]}, {"word": "ceza kesmek", "meanings": ["görevli, para cezası yazmak"]}, {"word": "ceza vermek", "meanings": ["cezalandırmak", "para cezası ödemek"]}, {"word": "ceza yazmak", "meanings": ["ceza kesmek"]}, {"word": "ceza yemek", "meanings": ["cezalandırılmak"]}, {"word": "cezasını bulmak", "meanings": ["hak ettiği kötü sona uğramak"]}, {"word": "cezasını çekmek", "meanings": ["yaptığı bir kusur veya tedbirsizliğin zararına uğramak", "hükmedilen cezayı bitirmek"]}, {"word": "cezaya çarptırmak", "meanings": ["cezalandırmak"]}, {"word": "ceza alanı", "meanings": ["Futbolda ve hentbolda bir oyuncunun bilerek yaptığı kural dışı davranışın penaltı ile cezalandırıldığı veya kalecinin topu elle tutmasına izin verildiği alan, penaltı alanı, ceza sahası, penaltı sahası, onsekiz"]}, {"word": "ceza atışı", "meanings": ["Futbol ve hentbolda ceza alanı dışında yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yapılan atış, ceza vuruşu", "Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış, penaltı"]}, {"word": "ceza hukuku", "meanings": ["Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı"]}, {"word": "cezaevi", "meanings": ["Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpus, mahpushane, mapus, dam, kodes, mahbes"]}, {"word": "cezai", "meanings": ["Ceza ile ilgili, cezaya ilişkin, cezaya dayanan"]}, {"word": "cezalandırılma", "meanings": ["Cezalandırılmak işi"]}, {"word": "cezalandırılmak", "meanings": ["Cezaya çarptırılmak, ceza verilmek, tecziye edilmek"]}, {"word": "cezalandırma", "meanings": ["Cezalandırmak işi"]}, {"word": "cezalı", "meanings": ["Cezalandırılmış (kimse)"]}, {"word": "cezalandırmak", "meanings": ["Bir kimseye veya varlığa ceza vermek"]}, {"word": "cezalanma", "meanings": ["Cezalanmak işi"]}, {"word": "cezalanmak", "meanings": ["Cezaya çarpılmak"]}, {"word": "ceza reisi", "meanings": ["Ağır ceza mahkemesi başkanı"]}, {"word": "ceza sahası", "meanings": ["Ceza alanı"]}, {"word": "cezasız", "meanings": ["Cezaya çarptırılmamış, cezalandırılmamış"]}, {"word": "ceza vuruşu", "meanings": ["Ceza atışı"]}, {"word": "Cezayir menekşesi", "meanings": ["Zakkumgillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kendine özgü mavi, açık mor renkli çiçekleri ve ortası çukur taç yaprakları olan bir bitki (Vinca)"]}, {"word": "Cezayirli", "meanings": ["Cezayir halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "cezbeye tutulmak (veya kapılmak)", "meanings": ["bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçmek"]}, {"word": "cezbe", "meanings": ["Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu"]}, {"word": "cezbelenmek", "meanings": ["Cezbeye tutulmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek"]}, {"word": "cezbelenme", "meanings": ["Cezbelenmek durumu"]}, {"word": "cezbeli", "meanings": ["Cezbesi olan"]}, {"word": "cezbesiz", "meanings": ["Cezbesi olmayan"]}, {"word": "cezbetmek", "meanings": ["Kendine çekmek, bağlamak, etkilemek"]}, {"word": "cezbetme", "meanings": ["Cezbetmek durumu"]}, {"word": "cezir", "meanings": ["Kök", "Alçalma, medar karşıtı"]}, {"word": "cezerye", "meanings": ["Ezilmiş havuç içine fındık veya ceviz parçaları eklenerek yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "cezire", "meanings": ["Ada"]}, {"word": "cezp", "meanings": ["Kendine çekme", "Etkileyerek kendine bağlama"]}, {"word": "cezrî", "meanings": ["Köklü"]}, {"word": "cezve", "meanings": ["Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap"]}, {"word": "cezve sürmek", "meanings": ["kahveyi pişirmek için cezveyi ateşe koymak"]}, {"word": "Cf", "meanings": ["Kaliforniyum elementinin simgesi"]}, {"word": "cıbıl", "meanings": ["Çıplak", "Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken"]}, {"word": "cıcık", "meanings": ["Süs", "Derisi soyulmuş et", "İç organlar"]}, {"word": "cıcığını çıkartmak", "meanings": ["cıcığı çıkmak"]}, {"word": "cıdağı", "meanings": ["Atın iki omzunun arası", "Derin, işleyen yara, büyük çıban"]}, {"word": "cıcığı çıkmak", "meanings": ["çok yorulmak", "hırpalanmak"]}, {"word": "cılız", "meanings": ["Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif", "Güçsüz, sönük (ışık)", "İnce", "Basit, değersiz, önemsiz", "Güçsüz bir biçimde"]}, {"word": "cılızlaşmak", "meanings": ["Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak", "Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek", "Gücünü, değerini yitirmek"]}, {"word": "cılızlaşma", "meanings": ["Cılızlaşmak işi"]}, {"word": "cılızlık", "meanings": ["Cılız olma durumu"]}, {"word": "cılk", "meanings": ["Bozularak kokmuş (yumurta)", "Cıvık", "İrinlenmiş", "Sözünün eri olmayan"]}, {"word": "cılkı çıkmak", "meanings": ["bozulmak, doğru ve uygun yolundan ayrılmak"]}, {"word": "cılk çıkmak", "meanings": ["kusurlu, boş veya bozuk çıkmak"]}, {"word": "cılk etmek", "meanings": ["bozmak, çürütmek"]}, {"word": "cılkava", "meanings": ["Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan (kürk)"]}, {"word": "cılklaşma", "meanings": ["Cılklaşmak işi"]}, {"word": "cılklaşmak", "meanings": ["Cılk duruma gelmek"]}, {"word": "cılklık", "meanings": ["Cılk olma durumu"]}, {"word": "cımbar", "meanings": ["Çımbar", "Filiz"]}, {"word": "cımbarlamak", "meanings": ["Dokunmakta olan halının veya bezin kenarını cımbarla geriye almak"]}, {"word": "cımbarlama", "meanings": ["Cımbarlamak işi"]}, {"word": "cımbız", "meanings": ["Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa", "Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı"]}, {"word": "cımbızcı", "meanings": ["Dokumacılıkta cımbızlama işini yapan kimse"]}, {"word": "cımbızlamak", "meanings": ["Cımbızla yolmak", "Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek", "Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak"]}, {"word": "cımbızlama", "meanings": ["Cımbızlamak işi"]}, {"word": "cıncık", "meanings": ["Bardak, kadeh, tabak vb. sırçadan veya porselenden yapılan şeyler, züccaciye", "Bilye"]}, {"word": "cıncık boncuk", "meanings": ["Yalancı taşlardan yapılmış küpe, kolye vb. şeyler"]}, {"word": "cırboğa", "meanings": ["Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius)", "Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk"]}, {"word": "cıngıl", "meanings": ["Küçük üzüm salkımı", "Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs"]}, {"word": "cırcır", "meanings": ["Pamuk kozalarının pamuğunu ve çekirdeğini birbirinden ayıran çıkrık", "Ağustos böceği", "Fermuar"]}, {"word": "cır cır", "meanings": ["Kaynana zırıltısı", "İshal", "Geveze", "Durup dinlenmeden ince ve usandırıcı bir ses çıkararak"]}, {"word": "cırcır böceği", "meanings": ["Düz kanatlılardan ocaklarda, fırınlarda, kırlarda yaşayan böcek, cırlak (Grillus domesticus, G. campestris)"]}, {"word": "cırcır kolu", "meanings": ["Lokma vidaları sökmeye yarayan alet"]}, {"word": "cırcır delgi", "meanings": ["Dönme hareketini yivli gövdesi üzerindeki parçanın ileri geri itilmesinden alan ve küçük delikler açmak için kullanılan araç"]}, {"word": "cırdaval", "meanings": ["Meşe dalından yapılan ucu demirli, uzun cirit değneği"]}, {"word": "cırıldama", "meanings": ["Cırıldamak işi"]}, {"word": "cırıldamak", "meanings": ["`Cır cır` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "cırıltı", "meanings": ["`Cır cır` diye çıkan sesin adı"]}, {"word": "cırlak", "meanings": ["Cırcır böceği", "Hoşa gitmeyen, göze batan (renk)"]}, {"word": "cırlama", "meanings": ["Cırlamak işi"]}, {"word": "cırlak cırlak", "meanings": ["Çok tiz ve ince bir sesle"]}, {"word": "cırlamak", "meanings": ["İnce ve usandırıcı ses çıkarmak"]}, {"word": "cırlatma", "meanings": ["Cırlatmak işi"]}, {"word": "cırlatmak", "meanings": ["Cırlamasına yol açmak"]}, {"word": "cırlayık", "meanings": ["Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş (Lanius)", "Ağustos böceği"]}, {"word": "cırmalama", "meanings": ["Tırmalama"]}, {"word": "cırmalamak", "meanings": ["Tırmalamak"]}, {"word": "cırmık", "meanings": ["Tırnak izi"]}, {"word": "cırnak", "meanings": ["Yırtıcı hayvan tırnağı"]}, {"word": "cırnaklama", "meanings": ["Cırnaklamak işi"]}, {"word": "cırnık", "meanings": ["Set duvarlarında su akacak delik"]}, {"word": "cırnaklamak", "meanings": ["Tırmalamak"]}, {"word": "cırt", "meanings": ["Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses"]}, {"word": "cırtlak", "meanings": ["Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses)", "Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş (meyve, sebze)"]}, {"word": "cırtlama", "meanings": ["Cırtlamak işi"]}, {"word": "cıs", "meanings": ["Çocukları ateşe ve tehlikeli şeylere karşı uyarırken söylenen bir söz"]}, {"word": "cırtlamak", "meanings": ["`Cırt` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "cıva", "meanings": ["Atom numarası 80, atom ağırlığı 200,5, yoğunluğu 13,59 olan, donma noktası -38,8 °C olduğundan, normal sıcaklıkta sıvı olarak bulunan, gümüş renginde bir element (simgesi Hg)"]}, {"word": "cıva gibi", "meanings": ["yerinde durmaz, ele avuca sığmaz, çok hareketli"]}, {"word": "cıvadra", "meanings": ["Geminin baş tarafından havaya doğru biraz kalkık olarak uzatılmış bulunan direk"]}, {"word": "cıvalı", "meanings": ["Cıvası olan"]}, {"word": "cıvata", "meanings": ["Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida"]}, {"word": "cıvatalama", "meanings": ["Cıvatalamak işi"]}, {"word": "cıvatalamak", "meanings": ["Cıvata ile tutturmak"]}, {"word": "bataryalı", "meanings": ["Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş", "Batarya ile çalışan (radyo, telefon vb.)"]}, {"word": "bateri", "meanings": ["Orkestrada vurmalı çalgı takımı, davul"]}, {"word": "baterist", "meanings": ["Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan, davulcu"]}, {"word": "batı", "meanings": ["Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı", "Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp", "Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta"]}, {"word": "cıvık", "meanings": ["Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış, cılk", "Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse)"]}, {"word": "cıvıklaşma", "meanings": ["Cıvıklaşmak durumu"]}, {"word": "batık", "meanings": ["Batmış", "Herhangi bir nedenle su altında kalmış yerleşim birimi, gemi vb", "Genellikle ayak başparmağında görülen tırnağın kenarındaki derinin tırnağın üstüne doğru büyümesi veya tırnağın deriyi delerek batması", "İflas etmiş"]}, {"word": "batıl", "meanings": ["İnançlar bakımından gerçek olmayan", "Çürük, temelsiz, asılsız", "Boş, beyhude", "Geçersiz"]}, {"word": "cıvıklaşmak", "meanings": ["Cıvık duruma gelmek"]}, {"word": "cıvıklaştırma", "meanings": ["Cıvıklaştırmak işi"]}, {"word": "batarya ateşi", "meanings": ["Bir bataryada bulunan topların hep birden ateş düzenine geçmesi"]}, {"word": "batarya kutusu", "meanings": ["Bataryanın bütün olarak taşınmasını sağlayan sandık"]}, {"word": "Batıcı", "meanings": ["Batı kültür ve medeniyetinden yana olan, Garpçı"]}, {"word": "Batı Bloku", "meanings": ["Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturduğu blok"]}, {"word": "Batıcılık", "meanings": ["Batıcı olma durumu, Garpçılık"]}, {"word": "Batılı", "meanings": ["Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkından olan (kimse), Garplı, Mağribî", "Türkiye'nin batısında bulunan illerden olan (kimse)", "Batı uygarlığını benimsemiş bulunan (kimse)"]}, {"word": "Batılılaşma", "meanings": ["Batılılaşmak işi, Garplılaşma"]}, {"word": "batın", "meanings": ["Karın", "Kuşak"]}, {"word": "Batılılaştırma", "meanings": ["Batılılaştırmak işi, Garplılaştırma"]}, {"word": "batırık", "meanings": ["Köftelik bulgur, dövülmemiş ceviz içi, soğan, domates, nane, maydanoz, tahin ve limon suyu kullanılarak yapılan, taze asma yaprağı veya lahanaya sarılarak yenilen bir salata türü"]}, {"word": "Batılılaşmak", "meanings": ["Düşünce, çalışma, görüş ve anlayışta özellikle Avrupa ülkelerinin izledikleri temel ilkeleri benimsemiş olmak, Garplılaşmak", "Gelişmişlikte Avrupa ülkeleri düzeyine ulaşmak"]}, {"word": "batırılma", "meanings": ["Batırılmak işi"]}, {"word": "batırılmak", "meanings": ["Batırma işine konu olmak", "Yok edilmek"]}, {"word": "batırma", "meanings": ["Batırmak işi"]}, {"word": "batırmak", "meanings": ["Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak", "Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek", "Yitirmek", "Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek", "Kirletmek", "Mahvetmek"]}, {"word": "batış", "meanings": ["Batma işi"]}, {"word": "bati", "meanings": ["Yavaş, ağır"]}, {"word": "batik", "meanings": ["Kumaş, deri veya kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem", "Bu yöntemle hazırlanmış kumaş", "Bu kumaştan yapılan (giysi)"]}, {"word": "batisfer", "meanings": ["Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış, negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi"]}, {"word": "batiskaf", "meanings": ["Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç"]}, {"word": "batkın", "meanings": ["Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş (kimse), müflis"]}, {"word": "batkınlık", "meanings": ["İflas"]}, {"word": "batma", "meanings": ["Batmak işi", "Yıkılma, çökme", "İflas etme", "Yok olma, inkıraz", "Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi"]}, {"word": "batmak", "meanings": ["Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek", "Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek", "İflas etmek", "Kirlenmek", "Saplanmak", "Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek", "Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak", "Yok olmak", "Çökmek", "Daha kötü bir duruma uğramak", "Yıkılmak, egemenliği sona ermek", "Dokunmak, incitmek"]}, {"word": "Batılılaştırmak", "meanings": ["Batılılaşmasını sağlamak, Garplılaştırmak"]}, {"word": "batıl inanç", "meanings": ["Doğaüstü olaylara, gizli ve akıl dışı güçlere, kehanetlere aşırı derecede bağlı boş inanç, batıl itikat"]}, {"word": "batman", "meanings": ["7,692 kilogram olan ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "Batılılık", "meanings": ["Batılı olma durumu", "Batı uygarlığını benimseme, Garplılık"]}, {"word": "batonsale", "meanings": ["Tuzlu hamurdan yapılan ince uzun çubuk"]}, {"word": "batsat", "meanings": ["Ara sıra, seyrek olarak, tek tük"]}, {"word": "battal", "meanings": ["En ve boyca alışılmış olandan büyük", "İşe yaramaz, kullanılmaz"]}, {"word": "batıl itikat", "meanings": ["Batıl inanç"]}, {"word": "battaniye", "meanings": ["Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanılan, çoğu yünden dokunmuş kalınca örtü"]}, {"word": "Bâtıni", "meanings": ["Bâtıniye mezhebinden olan kimse"]}, {"word": "batur", "meanings": ["Bahadır"]}, {"word": "battaniyeli", "meanings": ["Battaniyesi olan"]}, {"word": "batyal", "meanings": ["Derinliği 200-2000 metre arasında olan deniz"]}, {"word": "bav", "meanings": ["Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi"]}, {"word": "bavcı", "meanings": ["Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştıran kimse"]}, {"word": "bavlı", "meanings": ["Ava alıştırılmış hayvan", "Avcıların, köpeklerini ava alıştırmak için kullandıkları yapay kuş vb"]}, {"word": "Bâtıniye", "meanings": ["Görünürdeki olayların ardında gizli gerçeklerin bulunduğunu kabul eden tarikatlar"]}, {"word": "bavlıma", "meanings": ["Bavlımak işi"]}, {"word": "battı balık yan gider", "meanings": ["`işler kötü gittiğine göre artık istenildiği gibi davranılabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "batan geminin malları bunlar", "meanings": ["bir malın çok ucuza satıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "battal olmak", "meanings": ["kullanılamaz, işe yaramaz duruma gelmek"]}, {"word": "bavul", "meanings": ["İçine eşya konulan ve genellikle yolculukta kullanılan büyük çanta"]}, {"word": "Batı Türkçesi", "meanings": ["Hazar Denizi'nin batısındaki Türk dünyasında XIII. yüzyıldan beri kullanılan ve Oğuzcaya dayanan Türk dili"]}, {"word": "battal etmek", "meanings": ["kullanılamaz duruma getirmek, bozmak"]}, {"word": "bavulcu", "meanings": ["Bavul yapan veya satan kimse"]}, {"word": "bavlımak", "meanings": ["Şahin ve köpeği ava alıştırmak"]}, {"word": "bavullu", "meanings": ["Bavulu olan"]}, {"word": "bavul ticareti", "meanings": ["Gümrük vergisi ödenmemiş eşyayı bavul veya çantalarla sınırdan geçirerek iç veya dış piyasada değerlendirme işi"]}, {"word": "bay", "meanings": ["Parası, malı çok olan, zengin (kimse)"]}, {"word": "bay", "meanings": ["Erkeklerin ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü", "Erkek"]}, {"word": "bayağı", "meanings": ["Aşağılık, pespaye", "Basit, adi, amiyane, banal", "Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade", "(ba'yağı) Hemen hemen, âdeta", "Gerçekten", "Oldukça, epey"]}, {"word": "bayağı kaçmak", "meanings": ["söz, davranış, giyiniş yakışmamak, uygunsuz olmak"]}, {"word": "bayağılaşma", "meanings": ["Bayağılaşmak durumu, sıradanlaşma"]}, {"word": "bayağı kesir", "meanings": ["Ondalık olmayan kesir, adi kesir"]}, {"word": "bayağılaşmak", "meanings": ["Bayağı bir durum almak, bayağı bir duruma girmek, sıradanlaşmak"]}, {"word": "bayağılaştırma", "meanings": ["Bayağılaştırmak işi, sıradanlaştırma"]}, {"word": "bayağılaştırmak", "meanings": ["Bayağılaşmasına sebep olmak, sıradanlaştırmak"]}, {"word": "bayağılık", "meanings": ["Bayağı olma durumu, sıradanlık, aleladelik"]}, {"word": "bayan", "meanings": ["Kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü", "Kadın", "Eş, karı", "Kadınlara bir seslenme sözü"]}, {"word": "bayatı", "meanings": ["Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü"]}, {"word": "bayat", "meanings": ["Taze olmayan", "Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş"]}, {"word": "bayati", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam"]}, {"word": "bayatiaraban", "meanings": ["Araban ve bayati makamlarından oluşturulan bir birleşik makam"]}, {"word": "bayatibuselik", "meanings": ["Bayati makamının buselik beşlisi veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluşan bir birleşik makam"]}, {"word": "bayatlama", "meanings": ["Bayatlamak durumu"]}, {"word": "bayatlamak", "meanings": ["Bayat duruma gelmek, tazeliğini yitirmek", "Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmek"]}, {"word": "bayatlatmak", "meanings": ["Bayat duruma getirmek, bayatlamasına sebep olmak"]}, {"word": "bayatlatma", "meanings": ["Bayatlatmak işi"]}, {"word": "bayatlık", "meanings": ["Bayat olma durumu"]}, {"word": "bayatsı", "meanings": ["Bayatlamaya başlamış"]}, {"word": "bayatsımak", "meanings": ["Bayatlamaya yüz tutmak"]}, {"word": "baygın", "meanings": ["Bayılmış, kendinden geçmiş", "Süzgün", "Gönül vermiş", "İnsanı kendinden geçirir gibi olan", "Yığılmış, dökülmüş", "Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde"]}, {"word": "baygın düşmek", "meanings": ["çok yorulmak"]}, {"word": "baygın baygın bakmak", "meanings": ["kendinden geçmiş bir biçimde çevreye göz gezdirmek", "hayranlıkla seyretmek"]}, {"word": "baygınlaşma", "meanings": ["Baygınlaşmak işi"]}, {"word": "baygınlık", "meanings": ["Baygın olma durumu", "Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu"]}, {"word": "baygınlaşmak", "meanings": ["Baygın duruma gelmek", "Göz, süzülmek"]}, {"word": "baygınlık geçirmek", "meanings": ["bayılmak", "çok heyecanlanmak, telaşlanmak", "çok sıkılmak"]}, {"word": "bayıla bayıla", "meanings": ["İsteyerek, istekle, çok isteyerek, severek"]}, {"word": "baygıntı", "meanings": ["Baygınlık", "İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık", "Bu sebeple koza yapamama durumu"]}, {"word": "bayılma", "meanings": ["Bayılmak durumu"]}, {"word": "bayılmak", "meanings": ["Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek", "Çok hoşlanmak, çok sevmek", "Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek", "Vermek, ödemek"]}, {"word": "bayıltma", "meanings": ["Bayıltmak işi"]}, {"word": "bayılttırmak", "meanings": ["Bayılmasına yol açmak, bayılmasını sağlamak"]}, {"word": "bayıltmak", "meanings": ["Bayılmasını sağlamak, bayılmasına yol açmak"]}, {"word": "bayılttırma", "meanings": ["Bayılttırmak işi"]}, {"word": "bayındırcı", "meanings": ["Bayındır duruma getirici"]}, {"word": "bayındır", "meanings": ["Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat"]}, {"word": "bayındırlaşma", "meanings": ["Bayındırlaşmak durumu"]}, {"word": "bayındırlaşmak", "meanings": ["Bayındır duruma gelmek"]}, {"word": "bayındırlaştırma", "meanings": ["Bayındırlaştırmak işi, imar etme"]}, {"word": "bayındırlaştırmak", "meanings": ["Bir yeri bayındır duruma getirmek, imar etmek"]}, {"word": "bayındırlık", "meanings": ["Bayındır olma durumu, ümran, mamurluk", "Bayındır duruma getirme işi, imar"]}, {"word": "bayır aşağı", "meanings": ["Tepeden düze doğru, düzlüğe yönelerek"]}, {"word": "bayır", "meanings": ["Küçük yokuş, belen, kıran (II), şev"]}, {"word": "bayır kuşu", "meanings": ["Çalı bülbülü"]}, {"word": "bayırlaşma", "meanings": ["Bayırlaşmak durumu"]}, {"word": "bayırlaşmak", "meanings": ["Yer ve yol dikleşmek"]}, {"word": "bayır turpu", "meanings": ["İri bir tür turp (Cochlearia armoracia)", "Kaba, terbiyesiz erkek"]}, {"word": "bayır yukarı", "meanings": ["Tepeye doğru, yokuş başına yönelerek"]}, {"word": "bayi", "meanings": ["Belirli maddeleri satma izni olan kimse, dükkân veya kuruluş"]}, {"word": "baykuş", "meanings": ["Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı"]}, {"word": "bayilik", "meanings": ["Bir maddeyi sürekli satma işi", "Bu işin yapıldığı yer"]}, {"word": "baykuşun kısmeti ayağına gelir", "meanings": ["`Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baykuş gibi", "meanings": ["uğursuzluk getirdiğine inanılan (kimse)"]}, {"word": "baykuşgiller", "meanings": ["Büyüklükleri farklı olan kukumav, puhu vb. yırtıcı kuşları içine alan kuşlar familyası"]}, {"word": "baylan", "meanings": ["Zarif, çekici", "Zengin"]}, {"word": "baylanlık", "meanings": ["Baylan olma durumu", "Şımarıklık, naz, işve"]}, {"word": "baylanma", "meanings": ["Baylanmak işi"]}, {"word": "bayma", "meanings": ["Baymak işi"]}, {"word": "baylanmak", "meanings": ["Nazlanmak, şımarmak"]}, {"word": "baymak", "meanings": ["Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak", "Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak", "Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak"]}, {"word": "baypas", "meanings": ["Köprüleme", "Devre dışı"]}, {"word": "baypas ameliyatı", "meanings": ["Akışkan geçişini sağlayan doğal kanallarda..."]}, {"word": "bayrak", "meanings": ["Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak", "Öncü", "Simge, sembol", "Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı", "Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa", "Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol"]}, {"word": "bayrak açmak", "meanings": ["gönüllü asker toplamaya girişmek", "bir ülkü yolunda toplanmaya çağırmak"]}, {"word": "bayrak çekmek (veya asmak)", "meanings": ["bayrağı bir direğe veya ipe takmak"]}, {"word": "bayrak dikmek", "meanings": ["bayraklı bir sopayı bir yere saplamak"]}, {"word": "bayrak gibi", "meanings": ["kendini belli edecek bir biçimde"]}, {"word": "bayrakaltı", "meanings": ["Askerlik"]}, {"word": "bayrağı yarıya indirmek", "meanings": ["millî yas ilan etmek için bayrağı direğin yarısına kadar indirmek"]}, {"word": "bayrakları açmak", "meanings": ["bağırıp çağırarak hırçınlık etmek"]}, {"word": "bayrakçı", "meanings": ["Bayrak çeken kimse", "Bayrak yapan, diken veya satan kimse"]}, {"word": "bayrak direği", "meanings": ["Bayrak asmak için hazırlanmış uzun direk, gönder", "Gemilerde güvertenin en yüksek direği"]}, {"word": "bayraklaşma", "meanings": ["Bayraklaşmak durumu"]}, {"word": "bayraklaşmak", "meanings": ["Bayrak değeri kazanmak"]}, {"word": "bayraklı", "meanings": ["Bayrağı olan, üzerine bayrak çekilmiş bulunan (yer)"]}, {"word": "bayraklık", "meanings": ["Bayrak olmaya uygun kumaş", "Bayrak asmaya uygun direk"]}, {"word": "bayrak merasimi", "meanings": ["Bayrak töreni"]}, {"word": "bayraktar", "meanings": ["Bayrağı taşımakla görevli kimse"]}, {"word": "bayraktarlık", "meanings": ["Bayraktarın görevi"]}, {"word": "bayraktarlık etmek", "meanings": ["öncülük etmek, yol göstermek"]}, {"word": "bayraktarlığını yapmak", "meanings": ["bir akımın, bir görüşün yayılmasında öncü olarak çalışmak"]}, {"word": "bayrak töreni", "meanings": ["Bayrak karşısındaki saygı duruşu, bayrak merasimi"]}, {"word": "bayrak yarışı", "meanings": ["Atletizmde dört sporcudan oluşan ekibin aralarında paylaştıkları mesafelere başlarken sopayı veya bayrağı düşürmeden elden ele geçirerek yaptıkları koşu"]}, {"word": "bayram", "meanings": ["Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler", "Özel olarak kutlanan gün", "Sevinç, neşe"]}, {"word": "bayram etmek (veya yapmak)", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "bayram değil, seyran değil (eniştem beni niye öptü)", "meanings": ["`gösterilen bu ilginin, bu yakınlığın bir sebebi olacak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bayram haftasını mangal tahtası anlamak", "meanings": ["sözü, konu ile hiçbir ilgisi olmayacak bir biçimde ters anlamak"]}, {"word": "bayram koçu gibi", "meanings": ["gösterişli görünmek amacıyla aşırı bir biçimde süslenmiş olan"]}, {"word": "bayramda borç ödeyene ramazan ağır gelir", "meanings": ["`vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bayram alayı", "meanings": ["Bayram günlerinde padişahların camiye gidiş ve geliş sırasında yapılan tören"]}, {"word": "bayram çocuğu", "meanings": ["Bayram dolayısıyla süslenmiş, donatılmış, sevinçli çocuk", "Bayram günü doğmuş çocuk"]}, {"word": "bayram ayı", "meanings": ["Şevval"]}, {"word": "bayram günü", "meanings": ["Bayrama rastlayan, bayramın kutlandığı gün", "Sevinç yaşanılan gün"]}, {"word": "bayram havası", "meanings": ["Neşeli, sevinçli bir ortam"]}, {"word": "bayram havası esmek", "meanings": ["ortam neşeli, sevinçli bir duruma gelmek"]}, {"word": "bayram hediyesi", "meanings": ["Bayram günlerinde verilen armağan"]}, {"word": "Bayrami", "meanings": ["Hacı Bayram Veli'nin tarikatına girmiş olan kimse"]}, {"word": "bayramlaşma", "meanings": ["Bayramlaşmak işi"]}, {"word": "Bayramilik", "meanings": ["Bayrami tarikatı", "Bayrami tarikatından olma durumu"]}, {"word": "bayramlaşmak", "meanings": ["Birbirinin bayramını kutlamak"]}, {"word": "bayramlık", "meanings": ["Bayramlarda verilen armağan", "Bayrama özgü olan"]}, {"word": "bayramlık ad", "meanings": ["Başkaları tarafından takılan kötü ad"]}, {"word": "bayram namazı", "meanings": ["Dinî bayramların ilk gününde sabah namazından sonra kılınan namaz"]}, {"word": "bayram şekeri", "meanings": ["Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen şeker veya çikolata"]}, {"word": "bayram tebriği", "meanings": ["Bayramı kutlamak için yazılıp gönderilen kart", "Bayram ziyareti"]}, {"word": "bayram topu", "meanings": ["Dinî bayramların başladığını duyurmak için arife ve bayram günlerinde atılan top"]}, {"word": "bayramüstü", "meanings": ["Bayrama yakın zamanlarda"]}, {"word": "bayramüzeri", "meanings": ["Bayramüstü"]}, {"word": "bayram yeri", "meanings": ["Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açık eğlence yeri"]}, {"word": "bayram ziyareti", "meanings": ["Dinî bayram günlerinde, bayramı kutlamak için yapılan kısa ziyaret, bayram tebriği"]}, {"word": "bayrı", "meanings": ["Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan, kadim"]}, {"word": "bayrılık", "meanings": ["Bayrı olma durumu, kıdem"]}, {"word": "baysal", "meanings": ["Huzur ve refah içinde olan"]}, {"word": "baysallık", "meanings": ["Baysal olma durumu"]}, {"word": "baysungur", "meanings": ["Şahin cinsinden yırtıcı bir kuş"]}, {"word": "bazen", "meanings": ["Ara sıra, kimileyin"]}, {"word": "baytar", "meanings": ["Veteriner hekim"]}, {"word": "baytarlık", "meanings": ["Veterinerlik"]}, {"word": "baz", "meanings": ["Temel", "Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde"]}, {"word": "baz almak", "meanings": ["esas veya temel olarak almak"]}, {"word": "baza", "meanings": ["Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak", "Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide", "Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi"]}, {"word": "bazal", "meanings": ["Bazı çok olan (tuz)", "Bazın özelliklerini taşıyan (madde)"]}, {"word": "bazalt", "meanings": ["Koyu renkli, sert bir tür yanardağ kültesi"]}, {"word": "bazı", "meanings": ["Birtakım, kimi", "Bazen"]}, {"word": "bazı bazı", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "bazı dingil döner, bazı teker", "meanings": ["`karşılıklı ilişkilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı doğar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baziçe", "meanings": ["Oyun"]}, {"word": "bazidiyospor", "meanings": ["Bazitli mantarların sporları"]}, {"word": "bazik", "meanings": ["Baz niteliği gösteren", "Birleşiminde asit ve baz ağırlığı oranı normal tuza göre az fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan (tuz)"]}, {"word": "bazilika", "meanings": ["İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise", "Kral sarayı", "Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi"]}, {"word": "bazik oksitler", "meanings": ["Çoğu oksijen bakımından zayıf olan, su ile birleşince baz etkisi gösteren, asitlerle birleşince tuzları veren oksitler"]}, {"word": "bazit", "meanings": ["Bazit mantarların üreme organı"]}, {"word": "bazitli mantarlar", "meanings": ["Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu"]}, {"word": "bazlama", "meanings": ["Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek, bazlamaç", "Tatlısı bol, kalın gözleme, bazlamaç"]}, {"word": "bazlaşma", "meanings": ["Bir maddenin baz durumuna gelmesi"]}, {"word": "baz losyon", "meanings": ["Cildin esnek ve sağlıklı görünmesini sağlamak ve özellikle yağlı ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için kullanılan bir losyon türü"]}, {"word": "bazuka", "meanings": ["Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah, roketatar"]}, {"word": "bebek", "meanings": ["Meme veya kucak çocuğu", "Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak", "Göz bebeği", "Sevgi bildiren bir seslenme sözü"]}, {"word": "b, B", "meanings": ["Türk alfabesinin ikinci sırasında yer alan ve Be adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, çift dudak patlayıcısını gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde İngilizler b harfiyle `si`yi, Almanlar ise `si bemol`ü gösterirler"]}, {"word": "Be", "meanings": ["Berilyum elementinin simgesi"]}, {"word": "be", "meanings": ["Türk alfabesinin ikinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "be", "meanings": ["`Ey, hey` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "bebe", "meanings": ["Bebek, küçük çocuk"]}, {"word": "bebe aspirini", "meanings": ["Daha düşük dozda aspirin içeren küçük çocuklar için hazırlanmış ilaç"]}, {"word": "bebecik", "meanings": ["Bebeklere sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz", "Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse"]}, {"word": "bebek beklemek", "meanings": ["kadın gebe durumda bulunmak"]}, {"word": "bebek gibi", "meanings": ["çok güzel (kadın)", "bebeğe yakışır bir biçimde"]}, {"word": "bebekçe", "meanings": ["Bebek gibi, bebeğe yakışır bir biçimde"]}, {"word": "bebekleşme", "meanings": ["Bebekleşmek işi"]}, {"word": "bebekleşmek", "meanings": ["Bebek gibi davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "bebeklik", "meanings": ["Bebek olma durumu", "Yeni doğan yavrunun yetişkinlerin bakımına sürekli olarak bağımlı olduğu dönem", "Bebek gibi davranışlarda bulunma"]}, {"word": "bebeklik etmek", "meanings": ["bebeğe yakışır bir biçimde davranmak"]}, {"word": "bebek ölümü", "meanings": ["Çeşitli hastalıklardan dolayı 0-2 yaş grubunda bulunan çocukların ölümü"]}, {"word": "becayiş", "meanings": ["Karşılıklı yer değiştirme"]}, {"word": "Beberuhi", "meanings": ["Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı"]}, {"word": "becayiş etmek", "meanings": ["değişik yerdeki görevliler, karşılıklı yer değiştirmek"]}, {"word": "becelleşme", "meanings": ["Cedelleşme"]}, {"word": "becelleşmek", "meanings": ["Cedelleşmek"]}, {"word": "beceri", "meanings": ["Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet", "Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet", "Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu"]}, {"word": "becerikli", "meanings": ["Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane"]}, {"word": "beceriklilik", "meanings": ["Becerikli olma durumu, ustalık, maharetlilik"]}, {"word": "beceriksizlik", "meanings": ["Beceriksiz olma durumu, maharetsizlik"]}, {"word": "beceriksiz", "meanings": ["Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz"]}, {"word": "becerme", "meanings": ["Becermek işi"]}, {"word": "becermek", "meanings": ["Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek", "Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek", "Irzına geçmek, kirletmek", "Birini öldürmek"]}, {"word": "becet", "meanings": ["Serçegillerden, küçük bir kuş (Passer)"]}, {"word": "Beç tavuğu", "meanings": ["Tavukgillerden, başı küçük ve çıplak, tüyü mavimtırak kül renginde, tavuk büyüklüğünde, evcil bir hayvan (Numida meleagris)"]}, {"word": "bedahet", "meanings": ["Besbelli, apaçık olma durumu", "Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği"]}, {"word": "bedaheten", "meanings": ["Ansızın", "Düşünmeksizin"]}, {"word": "bedava", "meanings": ["Karşılıksız, parasız", "Emeksiz, caba", "Çok ucuz", "Bedavadan", "Herhangi bir bedel ödemeden"]}, {"word": "bedava sirke baldan tatlıdır", "meanings": ["`masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bedavacı", "meanings": ["Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü"]}, {"word": "bedavacılık", "meanings": ["Bedavacı olma durumu, beleşçilik, lüpçülük"]}, {"word": "bedavalaşma", "meanings": ["Bedavalaşmak durumu"]}, {"word": "bedavalaşmak", "meanings": ["Bedava duruma gelmek"]}, {"word": "bedayi", "meanings": ["Estetik yönü ağır basan güzellikler"]}, {"word": "bedbaht", "meanings": ["Mutsuz, bahtsız, talihsiz"]}, {"word": "bedbaht etmek", "meanings": ["üzmek"]}, {"word": "bedbaht olmak", "meanings": ["üzülmek"]}, {"word": "bedbahtlık", "meanings": ["Mutsuzluk, bahtsızlık"]}, {"word": "bedbin", "meanings": ["Kötümser"]}, {"word": "bedbin etmek", "meanings": ["üzmek, karamsarlığa sokmak, ümitsizliğe düşürmek"]}, {"word": "bedbin olmak", "meanings": ["üzülmek, karamsar olmak, ümitsizliğe düşmek"]}, {"word": "bedbinleşme", "meanings": ["Bedbinleşmek işi"]}, {"word": "bedbinleşmek", "meanings": ["Kötümserleşmek, kötümser olmak, karamsar olmak"]}, {"word": "bedbinleştirmek", "meanings": ["Kötümser, karamsar duruma getirmek"]}, {"word": "bedbinleştirme", "meanings": ["Bedbinleştirmek işi"]}, {"word": "bedbinlik", "meanings": ["Kötümserlik"]}, {"word": "beddua", "meanings": ["Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış"]}, {"word": "beddua sinmek", "meanings": ["ilencin tutması yüzünden birinin işi sürekli ters gitmek"]}, {"word": "bedduasını almak", "meanings": ["kendisine ilenilmek"]}, {"word": "bedduası tutmak", "meanings": ["ilenci yerine gelmek"]}, {"word": "beddua etmek", "meanings": ["ilenmek, intizar etmek"]}, {"word": "bedel", "meanings": ["Değer, fiyat, kıymet", "Bir şeyin yerini tutabilen karşılık", "Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse", "Eşit, denk", "Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para", "Bir ücret karşılığında çalışan kimse"]}, {"word": "bedel vermek", "meanings": ["askerlik yapmamak veya kısa süre yapmak için devlete para ödemek"]}, {"word": "bedel tutmak", "meanings": ["kendi yerine askerlik yapması için birini para ile tutmak"]}, {"word": "bedelci", "meanings": ["Bedel ödediği için askerliğini kısa süreli olarak yapan kimse"]}, {"word": "bedelli", "meanings": ["Bedeli olan, bedel ödenilen", "Bedelci"]}, {"word": "bedelsiz", "meanings": ["Bedeli olmayan, bedel ödenilmeyen", "Çok değerli"]}, {"word": "bedelli askerlik", "meanings": ["Askerlik çağına gelmiş gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptıkları kısa süreli vatani görev"]}, {"word": "bedelsiz ithalat", "meanings": ["Yurt dışındaki işçilerin veya geçici görevle yurt dışına giden kamu görevlilerinin dönüşlerinde kendi mesleklerinin icrası veya kişisel kullanımları amacıyla getirdikleri mallar için yapılan düzenleme"]}, {"word": "beden", "meanings": ["Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut", "Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde", "Giysilerde ölçü", "Kale duvarı"]}, {"word": "beden cezası", "meanings": ["İnsan vücudu üzerine uygulanan ceza"]}, {"word": "bedence", "meanings": ["Beden bakımından"]}, {"word": "bedenci", "meanings": ["Beden eğitimi öğretmeni"]}, {"word": "beden eğitimi", "meanings": ["Vücudu güçlendirmek ve sağlığı korumak amacıyla araçlı veya araçsız hareketler yapma, beden terbiyesi"]}, {"word": "bedenen", "meanings": ["Bedeniyle, vücuduyla", "Beden gücüyle"]}, {"word": "bedenî", "meanings": ["Bedensel"]}, {"word": "bedensel", "meanings": ["Bedenle ilgili, bedenî"]}, {"word": "bedesten", "meanings": ["Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı"]}, {"word": "bedevi", "meanings": ["Çölde, çadırda yaşayan göçebe", "Böyle bir hayat sürdüren kimse"]}, {"word": "beden terbiyesi", "meanings": ["Beden eğitimi"]}, {"word": "bedevilik", "meanings": ["Bedevi olma durumu"]}, {"word": "bedhah", "meanings": ["Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli"]}, {"word": "bedihi", "meanings": ["Besbelli, apaçık"]}, {"word": "bedii", "meanings": ["Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen", "Estetik"]}, {"word": "bediileşme", "meanings": ["Bediileşmek işi"]}, {"word": "bedik", "meanings": ["Kazak Türklerinde bir hastalığın iyileşmesi için yapılan tören"]}, {"word": "bediileşmek", "meanings": ["Bedii duruma gelmek"]}, {"word": "bediiyat", "meanings": ["Estetik bilimi, güzel sanatlar"]}, {"word": "bedirik", "meanings": ["Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı"]}, {"word": "bedir", "meanings": ["Dolunay"]}, {"word": "bedirlenme", "meanings": ["Bedirlenmek durumu"]}, {"word": "bedirlenmek", "meanings": ["Dolunay biçimini almak", "Parlak ve sağlıklı görünmek"]}, {"word": "bednam", "meanings": ["Kötü ün kazanan, kötülüğü ile dillere düşen"]}, {"word": "bedük", "meanings": ["Çam sakızı"]}, {"word": "begayet", "meanings": ["Son derece, pek çok, aşırı"]}, {"word": "begonvil", "meanings": ["Akdeniz bölgesinde yaygın olan, beyaz, kırmızı, pembe, turuncu renklerde çiçekleri olan bir bitki"]}, {"word": "begonya", "meanings": ["Begonyagillerden, dekoratif yaprakları ve renkli çiçekleri olan, pek çok çeşidi bulunan sıcak ülke bitkisi (Begonia)"]}, {"word": "begonyagiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği begonya olan bir bitki familyası"]}, {"word": "begüm", "meanings": ["Hint prenseslerine verilen unvan"]}, {"word": "beğence", "meanings": ["Takriz"]}, {"word": "beğendirme", "meanings": ["Beğendirmek işi"]}, {"word": "beğendirmek", "meanings": ["Beğenilmesini, hoş görünmesini sağlamak"]}, {"word": "beğeni", "meanings": ["Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu, zevk", "Herhangi bir konuda güzeli çirkinden ayırma yetisi, gusto"]}, {"word": "beğenilir", "meanings": ["Beğenme duygusu veren, beğenilen"]}, {"word": "beğenilmek", "meanings": ["İyi ve güzel bulunmak", "Sevilmek, hoşa gitmek"]}, {"word": "beğenilme", "meanings": ["Beğenilmek işi veya durumu, popülarite"]}, {"word": "beğenirlik", "meanings": ["Beğenirlilik"]}, {"word": "beğeniş", "meanings": ["Beğenme işi veya durumu"]}, {"word": "beğenme", "meanings": ["Beğenmek işi veya durumu"]}, {"word": "beğenmek", "meanings": ["İyi veya güzel bulmak", "Benzerleri arasından birini seçip ayırmak", "Onaylamak, kabul etmek, tasvip etmek"]}, {"word": "beğenmemek", "meanings": ["kuşku duymak, kuşku ile karşılamak", "küçümsemek, hor görmek"]}, {"word": "beğenmeyen kızını (veya küçük kızını) vermesin", "meanings": ["bir durumun beğenilmemesi karşısında, beğenmeyenin umursanmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "beher", "meanings": ["Her bir"]}, {"word": "behemehâl", "meanings": ["Her hâlde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka"]}, {"word": "beğenmezlik", "meanings": ["Beğenmemezlik"]}, {"word": "behey", "meanings": ["Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "behime", "meanings": ["Dört ayaklı hayvan"]}, {"word": "behimi", "meanings": ["Hayvanca, hayvana yakışır bir biçimde olan (duygu)"]}, {"word": "behişt", "meanings": ["Cennet"]}, {"word": "behimilik", "meanings": ["Behimi olma durumu"]}, {"word": "behresiz", "meanings": ["Payı, nasibi, hissesi olmayan, bibehre"]}, {"word": "behre", "meanings": ["Pay, nasip, hisse"]}, {"word": "beis", "meanings": ["Engel, uymazlık", "Kötülük, zarar"]}, {"word": "beis görmemek", "meanings": ["sakınca, zarar görmemek"]}, {"word": "beis yok", "meanings": ["`zararı yok, önemi yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bek", "meanings": ["Savunma oyuncusu"]}, {"word": "bej", "meanings": ["Sarıya çalan açık kahverengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "bek", "meanings": ["Sert, katı", "Sağlam"]}, {"word": "bek", "meanings": ["Hava gazı lambasının ucu"]}, {"word": "beka", "meanings": ["Kalıcılık, ölmezlik"]}, {"word": "beka bulmak", "meanings": ["ölmezlik erdemine ulaşmak, ölümsüzleşmek"]}, {"word": "bekar", "meanings": ["Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota işareti"]}, {"word": "bekâr", "meanings": ["Evlenmemiş kimse", "Evli olduğu hâlde ailesinden ayrı, yalnız yaşayan kimse"]}, {"word": "bekâr gözü, kör gözü", "meanings": ["`bekâr erkek, evlenme istek ve heyecanı içinde olduğundan alacağı kızın kusurlarını göremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bekâra karı boşaması kolaydır", "meanings": ["`bilgi ve deneyimi olmayan bir kimsenin işi hafife alması, önemsememesi, gereğince değerlendirememesi doğaldır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bekâr kalmak (veya yaşamak)", "meanings": ["evlenmemek, evlenmemiş olmak", "ölüm veya boşanma dolayısıyla eşini yitirmek"]}, {"word": "bekâret", "meanings": ["Kızlık", "Saflık, temizlik, masumluk", "Sanat ve düşüncede özgünlük, yenilik", "Doğallık, tazelik"]}, {"word": "bekârın yakasını it yer, yakasını bit", "meanings": ["`bekâr kimse parasını gereksiz harcar, yaşayışı ise düzensizdir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bekârlık", "meanings": ["Bekâr olma durumu"]}, {"word": "bekârhane", "meanings": ["Bekârların kalması için ayrılmış veya düzenlenmiş oda", "Bekârların yaşadığı müstakil ev"]}, {"word": "bekârlık maskaralık", "meanings": ["`bekâr kimse bakımsızdır, derbeder bir yaşayışı vardır ve herkesin eğlencesi olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bekçi", "meanings": ["Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse"]}, {"word": "bekârlık sultanlık", "meanings": ["`evlenmeden tek başına yaşamak daha iyi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bekâr odası", "meanings": ["Bekârların, taşradan gelen işçilerin kaldığı oda"]}, {"word": "bekas", "meanings": ["Çulluk"]}, {"word": "bekçi kalmak", "meanings": ["koruyucu, gözcü, denetleyici olarak beklemek"]}, {"word": "bekçilik", "meanings": ["Bekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "bekinme", "meanings": ["Bekinmek işi"]}, {"word": "bekinmek", "meanings": ["İnat etmek, direnmek", "Kapanmak, tıkanmak"]}, {"word": "bekitme", "meanings": ["Bekitmek işi"]}, {"word": "bekleme", "meanings": ["Beklemek işi"]}, {"word": "beklemeye almak", "meanings": ["herhangi bir şeyi kısa veya uzun bir süre ertelemek", "telefonla yapılan iletişim sırasında karşı tarafı geçici bir süre bekletmek"]}, {"word": "beklemek", "meanings": ["Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak", "Süre tanımak, acele etmemek", "Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek", "Ummak", "Karşılaşma ihtimali bulunmak", "Aramak, istemek", "Oyalanmak"]}, {"word": "bekitmek", "meanings": ["Kapamak, tıkamak"]}, {"word": "bekle yârin köşesini!", "meanings": ["yakında gerçekleşeceği beklenmeyen umutlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "beklemeli", "meanings": ["Sınıfta kalıp derslere devam etmeyen (öğrenci)"]}, {"word": "beklenilme", "meanings": ["Beklenilmek işi"]}, {"word": "bekleme odası", "meanings": ["Bekleme salonu"]}, {"word": "bekleme yeri", "meanings": ["Bir kimseyi beklemek için ayrılan bölme", "Herhangi bir taşıtı beklemek için ayrılan bölme"]}, {"word": "bekleme salonu", "meanings": ["Doktor, avukat vb. ile görüşme öncesinde oturulan yer, bekleme odası", "Herhangi bir taşıtı beklemek için gelenlerin oturdukları yer"]}, {"word": "beklenilmek", "meanings": ["Beklenmek"]}, {"word": "beklenme", "meanings": ["Beklenmek durumu"]}, {"word": "beklenmedik", "meanings": ["Beklenmeyen, umulmayan", "Birdenbire, ansızın olan"]}, {"word": "beklenmek", "meanings": ["Bekleme işine konu olmak"]}, {"word": "beklenmezlik fiili", "meanings": ["Bir fiile -acağı \\/ -eceği sıfat-fiil ekiyle tutmak yardımcı fiili getirilerek oluşturulan ve işin istenmeden, beklenmeden olduğunu anlatan birleşik fiil"]}, {"word": "beklenmezlik", "meanings": ["Beklenmeme durumu"]}, {"word": "beklenti", "meanings": ["Gerçekleşmesi beklenen şey", "Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü"]}, {"word": "bekleşmek", "meanings": ["Birlikte veya karşılıklı beklemek"]}, {"word": "bekleşme", "meanings": ["Bekleşmek işi"]}, {"word": "bekletilme", "meanings": ["Bekletilmek işi"]}, {"word": "bekletilmek", "meanings": ["Bekletme işine konu olmak veya bekletme işi yapılmak"]}, {"word": "bekletme", "meanings": ["Bekletmek işi"]}, {"word": "bekletmek", "meanings": ["Bekleme işini birine yaptırmak", "Oyalamak"]}, {"word": "bekleyiş", "meanings": ["Bekleme işi"]}, {"word": "bekri", "meanings": ["Ayyaş"]}, {"word": "bekrilik", "meanings": ["Ayyaşlık"]}, {"word": "Bektaşi", "meanings": ["Hacı Bektaş Veli'nin tarikatına girmiş olan kimse"]}, {"word": "Bektaşi dedesi", "meanings": ["Bektaşi tarikatında üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taşıyan derviş"]}, {"word": "Bektaşi babası", "meanings": ["Bektaşi tarikatından olan derviş"]}, {"word": "bektaşikavuğu", "meanings": ["Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs (Echinocactus)"]}, {"word": "Bektaşilik", "meanings": ["Bektaşi tarikatı", "Bu tarikata mensup olma durumu"]}, {"word": "Bektaşi sırrı", "meanings": ["Gizli tutulan şey"]}, {"word": "bel", "meanings": ["İşaret"]}, {"word": "Bektaşi üzümü", "meanings": ["Taşkırangillerden bir çalı (Ribes grossularia)", "Bu çalının mayhoş, nohut büyüklüğünde, ak veya kara yemişi"]}, {"word": "bel etmek", "meanings": ["işaret koymak, işaret vermek"]}, {"word": "bel", "meanings": ["İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm", "Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi", "Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası", "Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer", "Geminin orta bölümü", "Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm"]}, {"word": "bel bağlamak", "meanings": ["birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek"]}, {"word": "bel kırmak", "meanings": ["kırıtmak, salınmak"]}, {"word": "bel vermek", "meanings": ["duvar gibi dik şeyler dışarıya veya tavan gibi yatay şeyler aşağıya doğru kamburlaşmak", "herhangi bir konuda destek olmak"]}, {"word": "beli açılmak", "meanings": ["küçük abdestini tutamaz olmak"]}, {"word": "belden aşağı vurmak", "meanings": ["iş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak"]}, {"word": "beli bükülmek", "meanings": ["yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamayacak duruma düşmek"]}, {"word": "belini bükmek", "meanings": ["çaresizlik içinde bırakmak"]}, {"word": "beli çökmek", "meanings": ["kamburlaşmak"]}, {"word": "belini doğrultmak", "meanings": ["yeniden durumunu düzeltmek"]}, {"word": "belini kırmak", "meanings": ["birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek"]}, {"word": "belini vermek", "meanings": ["dayanmak, yaslanmak"]}, {"word": "bel", "meanings": ["Meni"]}, {"word": "beli gelmek", "meanings": ["cinsel birleşme sırasında salgı boşalmak"]}, {"word": "belinden gelmek", "meanings": ["birinin dölü olmak"]}, {"word": "bel", "meanings": ["Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı"]}, {"word": "bel bellemek", "meanings": ["toprağı belle kazmak"]}, {"word": "bel", "meanings": ["Ses şiddetiyle ilgili birim"]}, {"word": "bela", "meanings": ["İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum", "Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse", "Hak edilen ceza"]}, {"word": "bela (veya belasını) aramak", "meanings": ["kavga çıkarmak için fırsat kollamak"]}, {"word": "bela çıkarmak", "meanings": ["kavga çıkarmak"]}, {"word": "bela getirmek", "meanings": ["kötülüğe, felakete uğratmak"]}, {"word": "bela kesilmek", "meanings": ["birisine sıkıntı ve eziyet vermek, musallat olmak"]}, {"word": "bela okumak", "meanings": ["birine ilenmek"]}, {"word": "bela olmak", "meanings": ["aşırı güçlük, sıkıntı ve zarara sebep olmak"]}, {"word": "belalar mübareği", "meanings": ["istenilmeyen, kaçınılan bir durumun gerçekleştiği bildirilirken söylenen bir söz"]}, {"word": "belası", "meanings": ["-den dolayı, sebebiyle"]}, {"word": "belayı satın almak", "meanings": ["göz göre göre belayı üstüne çekmek"]}, {"word": "belasını bulmak", "meanings": ["hak ettiği cezayı görmek"]}, {"word": "belagat", "meanings": ["İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği", "Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik", "Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı", "Bir şeyde gizli olan derin anlam"]}, {"word": "belaya çatmak (veya girmek veya uğramak)", "meanings": ["beklenmedik bir bela ile karşılaşmak"]}, {"word": "bel ağrısı", "meanings": ["Bel çevresinde oluşan ve duyulan ağrı"]}, {"word": "belagatsiz", "meanings": ["Belagati olmayan"]}, {"word": "belagatli", "meanings": ["Belagati olan"]}, {"word": "belde", "meanings": ["İlçeden küçük, belediye ile yönetilen yer", "Mekân, yer, çevre"]}, {"word": "belahet", "meanings": ["Alıklık"]}, {"word": "bel bağı", "meanings": ["Bel kemeri"]}, {"word": "belce", "meanings": ["İki kaş arası"]}, {"word": "belalı", "meanings": ["Yoran, üzen, can sıkan", "Kavgacı, şirret", "Yolsuz kadının zorba dostu"]}, {"word": "mel mel", "meanings": ["Bel bel"]}, {"word": "Belçikalı", "meanings": ["Belçika halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "beledi", "meanings": ["Şehirle ilgili", "Yerleşik", "Pamuklu, kalın bir tür kumaş"]}, {"word": "belediye", "meanings": ["İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti", "Bu örgütün bulunduğu bina"]}, {"word": "belediye başkanı", "meanings": ["Belediye teşkilatını yöneten kimse, belediye reisi", "Şehremini"]}, {"word": "belediye çavuşu", "meanings": ["Zabıta işlerinde üst görevli"]}, {"word": "belediyeci", "meanings": ["Belediye işleri görevlisi"]}, {"word": "belediyecilik", "meanings": ["Belediye işleri"]}, {"word": "belediyelik", "meanings": ["Belediye olma durumu", "Belediyeyle ilgili"]}, {"word": "belediye encümeni", "meanings": ["Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren, özel kanunlarla belediye meclisi tarafından verilen görevleri, belediye meclisi toplu bulunmadığı zaman tetkik eden ve karara bağlayan organ"]}, {"word": "belediyelik olmak", "meanings": ["belediye ile ilgili bir işi olmak", "belediye olma hakkını kazanmak"]}, {"word": "belediye meclisi", "meanings": ["Belediye tüzel kişiliğine tanınan yetkileri kendinde toplayan organ"]}, {"word": "belediye nikâhı", "meanings": ["Medeni kanuna göre kıyılan resmî nikâh"]}, {"word": "belediye polisi", "meanings": ["Belediye zabıtası"]}, {"word": "belediye sarayı", "meanings": ["Belediyeye ait bütün işlerin yapıldığı ve büroların bir arada bulunduğu büyük yapı"]}, {"word": "belediye reisi", "meanings": ["Belediye başkanı"]}, {"word": "belek", "meanings": ["Kundak, çocuk bezi", "Beşiğe konulan yatak"]}, {"word": "belediye teşkilatı", "meanings": ["Nüfusu iki binden fazla olan yerleşim yerlerinde hükûmet kararıyla kurulan, belediye başkanı, belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye görevlilerinden oluşan kuruluş"]}, {"word": "beleme", "meanings": ["Belemek işi"]}, {"word": "belemek", "meanings": ["Çocuğu kundaklamak", "Beşiğe yatırıp bağlamak", "Bulamak, bulaştırmak"]}, {"word": "belemir", "meanings": ["Mavikantaron"]}, {"word": "belen", "meanings": ["Bel", "Tepe", "Bayır", "Dağ üzerindeki yüksek geçit, dik dağ yolu"]}, {"word": "belenme", "meanings": ["Belenmek işi"]}, {"word": "belermek", "meanings": ["Göz, akı iyice belirecek bir biçimde açılmak"]}, {"word": "belenmek", "meanings": ["Kundaklanmak", "Bulanmak, bulaşmak"]}, {"word": "belerme", "meanings": ["Belermek işi"]}, {"word": "belertmek", "meanings": ["Gözünü, akı iyice belirecek bir biçimde açmak"]}, {"word": "belertme", "meanings": ["Belertmek işi"]}, {"word": "beleş", "meanings": ["Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen, müft"]}, {"word": "beleş atın dişine (veya yaşına) bakılmaz", "meanings": ["bahşiş atın dişine bakılmaz"]}, {"word": "beleşe konmak", "meanings": ["bir şeyi emek harcamadan, para vermeden elde etmek"]}, {"word": "beleşçi", "meanings": ["Bedavacı"]}, {"word": "beleşçilik", "meanings": ["Bedavacılık"]}, {"word": "beletme", "meanings": ["Beletmek işi"]}, {"word": "beletmek", "meanings": ["Kundaklatmak"]}, {"word": "bel evladı", "meanings": ["Bir kimsenin öz çocuğu"]}, {"word": "bel fıtığı", "meanings": ["Bel omurlarının arasında oluşan fıtık"]}, {"word": "belge", "meanings": ["Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman"]}, {"word": "belge almak", "meanings": ["başarısızlık yüzünden öğretim kurumuyla ilişiği kesilmek"]}, {"word": "belgeci", "meanings": ["Belgesel filmler yapan, yöneten sinemacı"]}, {"word": "belgegeçer", "meanings": ["Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç, belgeç, faks"]}, {"word": "belgeleme", "meanings": ["Belgelemek işi, tevsik", "Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma, dokümantasyon"]}, {"word": "belgelemek", "meanings": ["Bir olgunun doğru olduğunu belge ile göstermek, ortaya çıkarmak, tevsik etmek"]}, {"word": "belgelendirme", "meanings": ["Belgelendirmek işi"]}, {"word": "belgelendirmek", "meanings": ["Belge göstererek belirtmek"]}, {"word": "belgelenme", "meanings": ["Belgelenmek işi"]}, {"word": "belgeli", "meanings": ["Belgesi olan (kimse)", "İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci)"]}, {"word": "belgelenmek", "meanings": ["Belgeleme işine konu olmak", "İki yıl üst üste aynı sınıfta kalan öğrenci okuldan çıkarılmak"]}, {"word": "belgesel", "meanings": ["Belge niteliği taşıyan, dokümanter", "Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı"]}, {"word": "belgeselci", "meanings": ["Belgesel film çeken veya bunun üzerinde çalışan kimse", "Belgesel niteliğindeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen kimse"]}, {"word": "belgelik", "meanings": ["Belge ve yazıların saklandığı yer, arşiv", "Belge almayı hak eden"]}, {"word": "belgeselcilik", "meanings": ["Belgeselcinin yaptığı iş"]}, {"word": "belgesel film", "meanings": ["Hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın bir biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film"]}, {"word": "belgevşekliği", "meanings": ["Cinsel gücü yitirme"]}, {"word": "belgi", "meanings": ["Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, alamet, nişan", "Şiar"]}, {"word": "belgileme", "meanings": ["Belgilemek işi"]}, {"word": "belgilemek", "meanings": ["Belgi ile göstermek"]}, {"word": "belgili", "meanings": ["Belgiye dayanan, belirli olan"]}, {"word": "belgin", "meanings": ["Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan, sarih"]}, {"word": "belginlik", "meanings": ["Belgin olma durumu, sarahat"]}, {"word": "belgisiz", "meanings": ["Belirsiz"]}, {"word": "belgisizlik", "meanings": ["Belirsizlik"]}, {"word": "belgisiz zamir", "meanings": ["Belirsizlik zamiri"]}, {"word": "belgisiz sıfat", "meanings": ["Belirsizlik sıfatı"]}, {"word": "belgit", "meanings": ["Senet", "Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme, hüccet, burhan"]}, {"word": "beli", "meanings": ["Evet"]}, {"word": "beli bükük", "meanings": ["Beli bükülmüş", "Güçsüz, zavallı"]}, {"word": "beliğ", "meanings": ["Belagati olan, belagatli", "Anlaşılır"]}, {"word": "belik", "meanings": ["Saç örgüsü"]}, {"word": "belikleme", "meanings": ["Beliklemek işi"]}, {"word": "beliklemek", "meanings": ["Saçları örmek"]}, {"word": "belinleme", "meanings": ["Belinlemek işi"]}, {"word": "belirleme", "meanings": ["Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis"]}, {"word": "belinlemek", "meanings": ["Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak, irkilmek"]}, {"word": "belirgin", "meanings": ["Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih", "Açık bir biçimde"]}, {"word": "belirginleşme", "meanings": ["Belirgin duruma gelme"]}, {"word": "belirginleşmek", "meanings": ["Belirgin duruma gelmek"]}, {"word": "belirginleştirme", "meanings": ["Belirgin duruma getirme"]}, {"word": "belirginleştirmek", "meanings": ["Belirgin duruma getirmek"]}, {"word": "belirginlik", "meanings": ["Belirgin olma durumu"]}, {"word": "belirlemek", "meanings": ["Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek", "Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak", "Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı"]}, {"word": "belirlenim", "meanings": ["Belirli duruma gelme işi", "Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon"]}, {"word": "belirlenimcilik", "meanings": ["Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti, gerekircilik, determinizm"]}, {"word": "belirlenimci", "meanings": ["Belirlenimcilik yanlısı olan, gerekirci, determinist"]}, {"word": "belirlenme", "meanings": ["Belirlenmek işi"]}, {"word": "belirlenmek", "meanings": ["Belirli duruma getirilmek"]}, {"word": "belirlenmezci", "meanings": ["Belirlenmezcilik yanlısı olan, yad gerekirci, indeterminist"]}, {"word": "belirlenmezcilik", "meanings": ["Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm", "İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm"]}, {"word": "belirleşmek", "meanings": ["Belirgin duruma girmek"]}, {"word": "belirli", "meanings": ["Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen"]}, {"word": "belirli belirsiz", "meanings": ["Yarı belirgin durumda, az çok belli olan"]}, {"word": "belirli geçmiş", "meanings": ["Fiilin belirttiği kavramın, içinde bulunan zamandan önce olup bittiğini kesinlikle bildiren, -dı \\/ -di, -tı \\/ -ti ekiyle kurulan kip, -di'li geçmiş: al-dı, bil-di, saç-tı, seç-ti vb"]}, {"word": "belirleşme", "meanings": ["Belirleşmek işi veya durumu"]}, {"word": "belirlilik", "meanings": ["Belirli olma durumu, muayyenlik"]}, {"word": "belirli nesne", "meanings": ["Belirtme durumu ekini almış, geçişli fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu"]}, {"word": "belirme", "meanings": ["Belirmek işi"]}, {"word": "belirsizlik", "meanings": ["Belirsiz olma durumu, belgisizlik, müphemiyet, vuzuhsuzluk"]}, {"word": "belirmek", "meanings": ["Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek", "Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek", "İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek"]}, {"word": "belirsiz geçmiş", "meanings": ["Fiilin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğini başkasından duyarak veya belirsiz olarak bildiren, -miş ekiyle kurulan kip, -miş'li geçmiş, naklî mazi: ağla-mış, gel-miş gibi"]}, {"word": "belirsiz", "meanings": ["Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz", "Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem", "Bilinmeyen, meçhul"]}, {"word": "belirteç", "meanings": ["Zarf", "Ayıraç"]}, {"word": "belirten", "meanings": ["Tamlayan"]}, {"word": "belirti", "meanings": ["Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane", "Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom"]}, {"word": "belirtik", "meanings": ["Açık, belli, sarih"]}, {"word": "belirtili", "meanings": ["Belirtisi olan", "Belirtilmiş olan, belirli kılınan"]}, {"word": "belirtili nesne", "meanings": ["Belirtme durumundaki nesne, sarih meful"]}, {"word": "belirtilme", "meanings": ["Belirtilmek işi"]}, {"word": "belirtilen", "meanings": ["Tamlanan"]}, {"word": "belirtili tamlama", "meanings": ["Tamlayanı -in (-nin) takısı, tamlananı üçüncü kişi iyelik eki alan ve belirli bir kavram taşıyan tamlama: Doğan'ın kalemi, çiçeğin kokusu gibi"]}, {"word": "belirtilmek", "meanings": ["Belirtme işine konu olmak"]}, {"word": "belirtisiz", "meanings": ["Belirtisi olmayan", "Belirtilmemiş olan"]}, {"word": "belirtisiz nesne", "meanings": ["Yalın durumdaki nesne"]}, {"word": "belirtme grubu", "meanings": ["Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalın bir kitabın süslü cilt kapağı, bir belirtme grubudur"]}, {"word": "belirtme", "meanings": ["Açık söyleme, belirli kılma, görüş bildirme, tasrih"]}, {"word": "belirtisiz tamlama", "meanings": ["Tamlayanı yalın durumda olan, tamlananı genellikle üçüncü kişi iyelik eki alan ve çoğu kez tür kavramı veren ad tamlaması: Ankara kedisi. Tuz Gölü gibi"]}, {"word": "belirtken", "meanings": ["Bir özlü sözle birlikte kullanılan işaret"]}, {"word": "belirtme durumu", "meanings": ["Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı\\/ -i, -u\\/ -ü ekini almış ad, yükleme durumu, yükleme hâli, akuzatif: sokağ-ı (temizlemek), ev-i (ısıtmak), okul-u (sevmek), yüz-ü (yıkamak) vb"]}, {"word": "belirtmek", "meanings": ["Açıklamak, tebarüz ettirmek"]}, {"word": "belirtme sıfatı", "meanings": ["Bir adı gösterme, soru, sayı veya belirsizlik bakımlarından belirten sıfat: Bu (kapı), birinci (dönem), kaç (öğrenci?), hangi (ev?), üç (çocuk) gibi"]}, {"word": "belit", "meanings": ["Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom"]}, {"word": "belitken", "meanings": ["Belitler sistemi"]}, {"word": "belitleme", "meanings": ["Belitlemek işi", "Tümden gelişimci bir bilime esas olacak belit sistemi"]}, {"word": "belitlemek", "meanings": ["Belgeye dayanarak ortaya koymak", "Belitleme kuramını ortaya koymak"]}, {"word": "beliye", "meanings": ["Felaket, keder, tasa"]}, {"word": "belitlenebilirlik", "meanings": ["Belitlenebilen kuram"]}, {"word": "bel kemeri", "meanings": ["Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan, deri, kumaş veya metalden yapılan özel bağ, bel bağı"]}, {"word": "bel kemiği", "meanings": ["Omurganın beli oluşturan bölümü, oma, amudufıkari"]}, {"word": "belki", "meanings": ["Olabilir ki, muhtemel olarak", "Olsa olsa, ya ... ya ..., ihtimal"]}, {"word": "bel kündesi", "meanings": ["Güreşte ellerin arkadan gelip hasmın göbeği üzerinde kilitlenmesiyle kündeleme"]}, {"word": "belki de", "meanings": ["`şu da olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "belkili", "meanings": ["Olasılı, muhtemel", "Doğru olabileceği gibi yanlış da olabilen, belli ve kesin olmayan, olasılı, ihtimalî"]}, {"word": "bellek", "meanings": ["Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin", "Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm"]}, {"word": "belladonna", "meanings": ["Güzelavrat otu"]}, {"word": "belleğini yitirmek", "meanings": ["bellek kaybına uğramak"]}, {"word": "bellek karışıklığı", "meanings": ["Kelimelerin doğru anlamını hatırlayamamak veya ilk olarak görülen bir şeyi önce gördüğünü sanma duygusuna kapılmak biçiminde beliren bir ruh hastalığı"]}, {"word": "bellek kaybı", "meanings": ["Bellek yitimi"]}, {"word": "bellek yitimi", "meanings": ["Büyük sarsıntı, humma yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı, bellek kaybı, hafıza kaybı, hafıza yitimi, amnezi", "Belleğin kısa bir süre durup işlememesi, bellek kaybı, hafıza kaybı, hafıza yitimi, amnezi"]}, {"word": "belleme", "meanings": ["Bellemek işi"]}, {"word": "belleme", "meanings": ["At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna"]}, {"word": "bellem", "meanings": ["Bellemek yetisi"]}, {"word": "bellemek", "meanings": ["Öğrenip akılda tutmak", "Öğrenmek", "Sanmak"]}, {"word": "bellemek", "meanings": ["Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak"]}, {"word": "bellenmek", "meanings": ["Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek"]}, {"word": "belleten", "meanings": ["Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi"]}, {"word": "bellenmek", "meanings": ["Belleme (II) işine konu olmak"]}, {"word": "belletici", "meanings": ["Çalıştırıcı, öğretici, belletmen, müzakereci"]}, {"word": "belletme", "meanings": ["Belletmek işi"]}, {"word": "belletmek", "meanings": ["Bellemesini sağlamak, öğretmek"]}, {"word": "belletmen", "meanings": ["Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici"]}, {"word": "belli", "meanings": ["Beli olan"]}, {"word": "belli", "meanings": ["Bilinmedik bir yanı olmayan, malum", "Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr", "Belirli, muayyen"]}, {"word": "belli etmek", "meanings": ["açıklamak, iyice görünür ve anlaşılır bir duruma getirmek", "sezdirmek, hissettirmek"]}, {"word": "belli başlı", "meanings": ["Belirli, muayyen", "Önemli"]}, {"word": "belli olmak", "meanings": ["anlaşılmak, açıklanmak"]}, {"word": "bellilik", "meanings": ["Belli olma durumu, bedahet, muayyeniyet"]}, {"word": "belli belirsiz", "meanings": ["Yarı belli", "Zorlukla seçilerek, yarı bellisiz olarak, duyularak, çok az belli olarak"]}, {"word": "bellik", "meanings": ["İşaret, marka", "Ayraç"]}, {"word": "bellisiz", "meanings": ["Belli olmayan, bilinemeyen"]}, {"word": "belsoğukluğu", "meanings": ["Üreme organlarının akıntılı ve bulaşıcı bir hastalığı"]}, {"word": "belsoğukluğuna uğratmak", "meanings": ["bir işe veya bir söze gereksiz yere karışarak onun akışını sektirmek"]}, {"word": "bembeyaz", "meanings": ["Çok beyaz, apak", "Pırıl pırıl, apaçık bir biçimde"]}, {"word": "bembeyaz kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["beklemediği bir durum karşısında beti benzi atmak"]}, {"word": "ben", "meanings": ["Olta veya tuzağa konulan yem", "Kuşun yavrusuna taşıdığı yem"]}, {"word": "bemol", "meanings": ["Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti", "Böylece kalınlaştırılmış ses"]}, {"word": "ben", "meanings": ["Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı", "En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi", "Saçta, sakalda beliren beyazlık"]}, {"word": "ben", "meanings": ["Teklik birinci kişiyi gösteren söz", "Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç", "Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego"]}, {"word": "ben yokum (veya ben bu işte yokum)", "meanings": ["`ben bu işe karışmam` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "benden", "meanings": ["birisi tarafında olan (kimse)"]}, {"word": "benden günah gitti", "meanings": ["benden söylemesi"]}, {"word": "benden paso", "meanings": ["`benim yapabileceğim ancak bu kadar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ben hancı, sen yolcu oldukça", "meanings": ["`düzen bu biçimde devam ettiği sürece` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "benden söylemesi", "meanings": ["`ben üzerime borç saydığım şeyi söyledim, kendimi suçlu saymam` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ben şahımı (veya şeyhimi) bu kadar severim", "meanings": ["`ben bundan daha çok özveride bulunamam` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "benim diyen", "meanings": ["kendine güvenen, güçlü olduğuna inanan"]}, {"word": "beni sokmayan yılan bin (yıl) yaşasın", "meanings": ["bana dokunmayan yılan bin yaşasın"]}, {"word": "benim oğlum bina okur, döner döner yine okur", "meanings": ["`çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor` anlamında kınama veya eleştiri için kullanılan bir söz"]}, {"word": "benbenci", "meanings": ["Kendini çok öven, hep kendinden söz eden, kibirli, gururlu"]}, {"word": "bence", "meanings": ["Bana göre, benim düşüncemce"]}, {"word": "benbencilik", "meanings": ["Benbenci olma durumu"]}, {"word": "benci", "meanings": ["Kendini beğenen, kendini her konuda üstün gören, hodpesent, megaloman"]}, {"word": "bencil", "meanings": ["Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist", "Bencilik öğretisine inanan"]}, {"word": "bencilce", "meanings": ["Bencile yakışır bir biçimde, bencilcesine"]}, {"word": "bencil olmak", "meanings": ["bencilce davranışta bulunmak"]}, {"word": "bencileyin", "meanings": ["Benim gibi"]}, {"word": "bencilik", "meanings": ["Benci olma durumu, hodpesentlik, egoizm", "İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti", "Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış"]}, {"word": "bencilleşme", "meanings": ["Bencilleşmek işi"]}, {"word": "bencilleşmek", "meanings": ["Bencil duruma gelmek"]}, {"word": "bencillik", "meanings": ["Bencil olma durumu, hodbinlik, hodkâmlık, egoistlik, egoizm, enaniyet"]}, {"word": "bencillik etmek", "meanings": ["bencil davranmak"]}, {"word": "bendeniz", "meanings": ["alçak gönüllülük göstererek ben yerine ve `köleniz'` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bende", "meanings": ["Kul, köle"]}, {"word": "bendeniz cennet kuşu", "meanings": ["kendini tanıtırken kullanılan bir deyim"]}, {"word": "bendegân", "meanings": ["Kullar, köleler"]}, {"word": "bendehane", "meanings": ["Bendenin, kölenin evi"]}, {"word": "bendezade", "meanings": ["Alçak gönüllülük göstererek `benim çocuğum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bendir", "meanings": ["Alaturka müzikte vurmalı çalgı aleti"]}, {"word": "benek", "meanings": ["Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan", "Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül"]}, {"word": "beneklenmek", "meanings": ["Benek oluşmak"]}, {"word": "beneklenme", "meanings": ["Beneklenmek işi"]}, {"word": "benekleşme", "meanings": ["Benekleşmek işi"]}, {"word": "benekleşmek", "meanings": ["Benek benek durum almak"]}, {"word": "benekli köpek balığı", "meanings": ["Kara benekli, küçük boyda bir cins köpek balığı (Scylliorhinus canicula)"]}, {"word": "benekli", "meanings": ["Ufak lekeleri bulunan"]}, {"word": "bengi", "meanings": ["Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz, ebedî"]}, {"word": "bengi", "meanings": ["Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri"]}, {"word": "bengileşme", "meanings": ["Bengileşmek işi"]}, {"word": "bengileşmek", "meanings": ["Sonsuz yaşama niteliği kazanmak, ölümsüzleşmek, ebedîleşmek"]}, {"word": "bengilik", "meanings": ["Zamanla ilgisi, başlangıcı ve sonu olmayan varlık", "Ölmezlik, ebedîlik", "Sonsuz ve ölçülmez zaman"]}, {"word": "bengi su", "meanings": ["Abıhayat"]}, {"word": "beniâdem", "meanings": ["Âdemoğlu, insan"]}, {"word": "benibeşer", "meanings": ["İnsan"]}, {"word": "beniçinci", "meanings": ["Beniçincilik görüşünü benimseyen, benmerkezci, egosantrist"]}, {"word": "beniçincilik", "meanings": ["Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm"]}, {"word": "benildeme", "meanings": ["Benildemek işi"]}, {"word": "benimseme", "meanings": ["Benimsemek işi, sahip çıkma, tesahup"]}, {"word": "benildemek", "meanings": ["Belinlemek"]}, {"word": "benimsemek", "meanings": ["Bir şeyi kendine mal etmek, sahip çıkmak, kabullenmek, tesahup etmek", "Bir şeye, birine bağlanmak, ısınmak"]}, {"word": "benimsetme", "meanings": ["Benimsetmek işi"]}, {"word": "benimsenme", "meanings": ["Benimsenmek işi"]}, {"word": "benimsenmek", "meanings": ["Benimseme işine konu olmak"]}, {"word": "benimsetmek", "meanings": ["Birinin benimsemesini sağlamak"]}, {"word": "benimseyiş", "meanings": ["Benimseme işi"]}, {"word": "benzi atmak", "meanings": ["ansızın yüzünün rengi sararmak, solmak"]}, {"word": "beniz", "meanings": ["Yüz", "Yüz rengi"]}, {"word": "benzi geçmek", "meanings": ["benzi solmak"]}, {"word": "benzi kül gibi olmak", "meanings": ["yüzünden kan çekilmek, yüzü sararmak"]}, {"word": "benzi sararmak", "meanings": ["yüzünün rengi solmak"]}, {"word": "benzi kanlanmak", "meanings": ["sağlıklı duruma gelmek, canlanmak"]}, {"word": "benzi solmak", "meanings": ["gücünü yitirmek, sağlık sorunu olmak"]}, {"word": "benzi uçmak", "meanings": ["yüzü sararmak"]}, {"word": "benzinde kan kalmamak", "meanings": ["kansızlık sebebiyle yüzü sararmak"]}, {"word": "benlenme", "meanings": ["Benlenmek işi"]}, {"word": "benzine kan gelmek", "meanings": ["sağlıklı duruma gelmek, canlanmak"]}, {"word": "benli", "meanings": ["Ben (I) bulunan"]}, {"word": "benlenmek", "meanings": ["Ben (I) oluşmak"]}, {"word": "benlik", "meanings": ["Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet", "Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur"]}, {"word": "benliği yoğurmak", "meanings": ["kişiliği oluşturmak"]}, {"word": "benliğinden çıkmak", "meanings": ["kendine benzemez olmak"]}, {"word": "benlik çatışması", "meanings": ["Benliğin ön plana çıkması ile baş gösteren çatışma"]}, {"word": "benlikçilik", "meanings": ["Benlikçi olma durumu", "Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği, egotizm"]}, {"word": "benlikçi", "meanings": ["Her konuda hep kendini ileri süren, hep kendinden söz eden", "Benlikçilik yanlısı olan"]}, {"word": "benlik davası", "meanings": ["Her şeyi kendi düşüncesine uydurmak ve her şeyde söz sahibi olmak çabası"]}, {"word": "benlik ikileşmesi", "meanings": ["Öznenin kişiliğini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kişide çeşitli kişilikler biçiminde beliren bir ruh hastalığı"]}, {"word": "benlik yitimi", "meanings": ["Kişilik duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalığı"]}, {"word": "benmari", "meanings": ["Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi"]}, {"word": "benmerkezci", "meanings": ["Beniçinci"]}, {"word": "benmerkezcilik", "meanings": ["Beniçincilik"]}, {"word": "bent", "meanings": ["Bağ, rabıt", "Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm", "Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set, büğet", "Gazete yazısı", "Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam", "Kanun maddesi"]}, {"word": "bent etmek", "meanings": ["kendisine bağlamak"]}, {"word": "bent olmak", "meanings": ["bağlanmak, tutulmak"]}, {"word": "benzeme", "meanings": ["Benzemek işi"]}, {"word": "benzemek", "meanings": ["İki kişi veya nesne arasında birbirini andıracak kadar ortak nitelikler bulunmak, andırmak", "Sanısını uyandırmak, gibi görünmek"]}, {"word": "benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur", "meanings": ["`günler birbirinden çok farklı olmadığı hâlde hava yavaş yavaş ısınarak yaz, aynı biçimde yavaş yavaş soğuyarak kış olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "benzemeklik", "meanings": ["Benzer olma durumu"]}, {"word": "benzemez", "meanings": ["İskambil, okey oyunlarında farklı kâğıtların veya taşların bir araya gelmesi"]}, {"word": "benzen", "meanings": ["Maden kömürü katranından çıkarılan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı", "Benzin"]}, {"word": "benzer", "meanings": ["Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil", "Benzeşim", "Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör"]}, {"word": "benzeri", "meanings": ["Aynı"]}, {"word": "benzerlik", "meanings": ["Benzer olma durumu", "İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum"]}, {"word": "benzersiz", "meanings": ["Benzeri olmayan, eşsiz"]}, {"word": "benzersizlik", "meanings": ["Benzersiz olma durumu"]}, {"word": "benzer şekiller", "meanings": ["Kenarlarının uzunlukları arasındaki oran değişmemekle birlikte karşılıklı açıları eşit olan şekiller"]}, {"word": "benzeş", "meanings": ["Birbirine benzeyen, aralarında benzerlik bulunan, müşabih, nazir"]}, {"word": "benzeşen", "meanings": ["Ünlü veya ünsüz benzeşmelerinde, etki altında kalan ünlü veya ünsüz: Sütçü (süt-çü), ekmekten (ekmek-ten), odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü, -ten, -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi"]}, {"word": "benzeşik", "meanings": ["Benzeşme özelliği gösteren"]}, {"word": "benzeşim", "meanings": ["Bazı ortak yönleri olan iki şey arasındaki benzeşme, analoji", "İki şeklin kenarlarının uzunlukları arasındaki oran değişmemekle birlikte, karşılıklı açılarının eşit bulunması durumu, benzer"]}, {"word": "benzeşim oranı", "meanings": ["İki geometrik biçimin kenarları arasındaki oran"]}, {"word": "benzeşlik", "meanings": ["Benzeş olma durumu, müşabehet"]}, {"word": "benzeşmek", "meanings": ["Birbirine benzemek, müşabih olmak"]}, {"word": "benzeşme", "meanings": ["Benzeşmek işi, analoji", "Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş > yurttaş, çarşanba > çarşamba, o + bir > öbür gibi"]}, {"word": "benzeşmezlik", "meanings": ["Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması, disimilasyon: Kınnap > kırnap, attar > aktar gibi"]}, {"word": "benzeti", "meanings": ["Benzetme"]}, {"word": "benzetici ressam", "meanings": ["Büyük sanatçıların üslubunda çalışarak yaptığı işleri orijinal eser diye satan sahteci ressam"]}, {"word": "benzetilme", "meanings": ["Benzetilmek işi"]}, {"word": "benzetilmek", "meanings": ["Benzetme işine konu olmak"]}, {"word": "benzeti ressamı", "meanings": ["Büyük sanatçıların yaptıklarını, orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğunu belirten ressam"]}, {"word": "benzetme", "meanings": ["Benzetmek işi", "Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih"]}, {"word": "benzetiş", "meanings": ["Benzetme işi"]}, {"word": "benzetmek", "meanings": ["Benzer duruma getirmek", "Bir şeyde başka şeye benzeyen yönler bulmak", "Kötü bir duruma getirmek, bozmak", "Dövmek"]}, {"word": "benzetmek gibi olmasın", "meanings": ["kötü bir sona uğramış birinden veya bir şeyden söz ederken, ona benzetilen kimse veya şey için kötü bir duygu beslenilmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "benzeyiş", "meanings": ["Benzeme işi"]}, {"word": "benzin", "meanings": ["Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı", "Bir organik yağ çözücü türü", "Benzen"]}, {"word": "benzeyişsizlik", "meanings": ["Benzeşmeme durumu"]}, {"word": "benzinci", "meanings": ["Akaryakıt satılan yer", "Akaryakıt satan kimse"]}, {"word": "benzin istasyonu", "meanings": ["Araçların benzin, yağ vb. gereksinimlerini karşılayan, yolculara dinlenme ve alışveriş imkânı veren tesis, benzinlik"]}, {"word": "benzincilik", "meanings": ["Benzincinin yaptığı iş"]}, {"word": "beraat", "meanings": ["Aklanma"]}, {"word": "benzinleme", "meanings": ["Benzinlemek işi"]}, {"word": "benzinlemek", "meanings": ["Benzin dökerek yakmak", "Bir nesneyi benzine bulamak"]}, {"word": "benzinli", "meanings": ["Benzinle çalışan (motor, makine vb.)"]}, {"word": "benzinlik", "meanings": ["Benzin istasyonu"]}, {"word": "benzin pompası", "meanings": ["Benzinlikte araç depolarına benzin koyma ve verilen benzin tutarını gösterme aracı"]}, {"word": "benzol", "meanings": ["Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt"]}, {"word": "beraatizimmet", "meanings": ["Borçsuzluk"]}, {"word": "beraat etmek", "meanings": ["aklanmak"]}, {"word": "berat", "meanings": ["Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent", "Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu"]}, {"word": "beraatizimmet asıldır", "meanings": ["`tersi kanıtlanmadıkça insanların suçsuz sayılmaları gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beraber", "meanings": ["Birlikte, bir arada", "-e rağmen, -e karşın", "Aynı düzeyde"]}, {"word": "berabere bitmek", "meanings": ["oyun veya yarışma aynı sayının alınmasıyla sonuçlanmak"]}, {"word": "beraberce", "meanings": ["Birlikte, beraber olarak"]}, {"word": "berabere kalmak", "meanings": ["aynı sayıyı almak", "başa baş gelmek"]}, {"word": "beraberlik", "meanings": ["Birliktelik", "Baş başa kalma durumu", "Başa baş kalma durumu"]}, {"word": "beraberlik müziği", "meanings": ["Orkestra, koro veya oda müziğinde olduğu gibi birçok sesle oluşturulan müzik"]}, {"word": "berber berbere benzer ama başın Allah'a emanet", "meanings": ["`kendisini uzman olarak gösteren her kişiye güvenilmemelidir, bu kişi malınızı canınızı tehlikeye sokabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Berat Gecesi", "meanings": ["Hz. Muhammed'e peygamberliğin bildirildiği şaban ayının on beşinci gecesi"]}, {"word": "Berat Kandili", "meanings": ["Berat Gecesi kutlanan kandil"]}, {"word": "berbat", "meanings": ["Kötü", "Bozuk", "Çirkin, beğenilmeyen", "Darmadağın, bakımsız, perişan, viran"]}, {"word": "berbat olmak", "meanings": ["kötü duruma gelmek", "kirlenmek", "bozulmak"]}, {"word": "berbat etmek (veya eylemek)", "meanings": ["kötü duruma getirmek", "bozmak"]}, {"word": "Berberi", "meanings": ["Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "berber", "meanings": ["Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse, erkek berberi, perukar", "Bu işin yapıldığı dükkân, erkek berberi, perukar"]}, {"word": "berber koltuğu", "meanings": ["Berber dükkânında bulunan, hareketli, oynar başlıklı özel koltuk"]}, {"word": "berber balığı", "meanings": ["Hanigillerden, kuyruğunun çatalı çok uzun olan, Akdeniz'de yaşayan, eti yenilen bir balık (Serranus anthias)"]}, {"word": "berberlik", "meanings": ["Berberin yaptığı iş"]}, {"word": "berber salonu", "meanings": ["Büyük berber dükkânı"]}, {"word": "berceste", "meanings": ["Güzel, latif", "Seçilmiş, seçme", "Sanat değeri yüksek olan dize"]}, {"word": "berdelacuz", "meanings": ["Halk takvimine göre 11-17 Mart arasında görülen kocakarı soğuğu"]}, {"word": "berdevam", "meanings": ["Sürmekte olan, sürüp giden"]}, {"word": "berduş", "meanings": ["Başıboş, serseri kimse", "Pis, bozuk, bakımsız"]}, {"word": "yara bere", "meanings": ["Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluşan çürük", "Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik"]}, {"word": "bere", "meanings": ["Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık"]}, {"word": "bereket", "meanings": ["Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan", "Yağmur", "İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda"]}, {"word": "bereket ki (veya bereket versin ki)", "meanings": ["`iyi ki, Tanrı'ya şükür ki` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bereket versin", "meanings": ["para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü", "bir kimsenin bir durumdan hoşnutluğunu anlatan söz"]}, {"word": "bereketlenme", "meanings": ["Bereketlenmek işi"]}, {"word": "bereketlenmek", "meanings": ["Çoğalmak, artmak"]}, {"word": "bereketli", "meanings": ["Bol, verimli"]}, {"word": "bereketli ola! (veya olsun!)", "meanings": ["yemek yemekte olanlara veya ürünlerini toplayanlara söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "bereketlilik", "meanings": ["Bereketli olma durumu"]}, {"word": "bereketsiz", "meanings": ["Kendinden beklenen yararlığı sağlayamayan"]}, {"word": "bereketsizlik", "meanings": ["Bereketsiz olma durumu"]}, {"word": "bereleme", "meanings": ["Berelemek işi"]}, {"word": "berelemek", "meanings": ["Bereli duruma getirmek"]}, {"word": "berelenmek", "meanings": ["Bereli duruma gelmek"]}, {"word": "berelenme", "meanings": ["Berelenmek işi"]}, {"word": "bereli", "meanings": ["Beresi olan"]}, {"word": "berenarı", "meanings": ["Şöyle böyle, az çok, biraz, oldukça"]}, {"word": "bergamodi", "meanings": ["Sarımsı pembe renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "bergamot", "meanings": ["Turunçgillerden bir ağaç (Citrus bergamia)", "Bu ağacın, kabuklarından reçel yapılan ve esans çıkarılan meyvesi"]}, {"word": "bergüzar", "meanings": ["Anmak için verilen hatıra, armağan, yadigâr"]}, {"word": "berhane", "meanings": ["Yıkık dökük, kullanışsız ve büyük (ev)"]}, {"word": "berhava", "meanings": ["Havaya atılmış, uçurulmuş", "Yararsız, boş"]}, {"word": "berhava olmak", "meanings": ["patlama yolu ile havaya uçmak", "boşa gitmek"]}, {"word": "berhayat", "meanings": ["Hayatta olan, canlı, yaşayan (kimse)"]}, {"word": "berhava etmek", "meanings": ["havaya uçurmak", "bitirmek, yok etmek"]}, {"word": "berhayat olmak", "meanings": ["yaşamak, hayatta olmak"]}, {"word": "berhudar", "meanings": ["Mutlu"]}, {"word": "berhudar ol!", "meanings": ["`iyi günler göresin` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "beri", "meanings": ["Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı, öte karşıtı", "Bu uzaklıkta bulunan", "-den bu yana"]}, {"word": "beribenzer", "meanings": ["Sıradan, bayağı, alelade"]}, {"word": "beriberi", "meanings": ["Genellikle Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden ileri gelen bir hastalık"]}, {"word": "beriki", "meanings": ["Beride olan", "Beride olan şey veya kimse"]}, {"word": "beril", "meanings": ["Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat"]}, {"word": "berilyum", "meanings": ["Atom numarası 4, atom ağırlığı 9,013, yoğunluğu 1,84 olan, 2970 °C'de eriyen, zümrüt vb. taşların birleşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı element (simgesi Be)"]}, {"word": "berjer", "meanings": ["Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk"]}, {"word": "berk", "meanings": ["Sert, katı", "Sağlam"]}, {"word": "berkelyum", "meanings": ["Atom numarası 97, atom ağırlığı 294 olan yapay element (simgesi Bk)"]}, {"word": "berkemal", "meanings": ["Mükemmel, pek iyi"]}, {"word": "berkime", "meanings": ["Berkimek işi"]}, {"word": "berkinme", "meanings": ["Berkinmek işi veya durumu"]}, {"word": "berkimek", "meanings": ["Sağlamlaşmak, güç kazanmak, pekişmek"]}, {"word": "berkinmek", "meanings": ["Berkimek", "Pekiştirilmek"]}, {"word": "berkitme", "meanings": ["Sağlamlaştırma, tahkim, takviye"]}, {"word": "berkitmek", "meanings": ["Sağlamlaştırmak, tahkim etmek, takviye etmek"]}, {"word": "berklik", "meanings": ["Sağlamlık", "Sertlik, katılık"]}, {"word": "bermuda", "meanings": ["Dizlere kadar inen dar ve kısa pantolon"]}, {"word": "bermutat", "meanings": ["Alışılagelen biçimde, her zaman olduğu gibi"]}, {"word": "berraklaşma", "meanings": ["Berraklaşmak işi"]}, {"word": "berrak", "meanings": ["Aydınlık, açık", "Duru, temiz"]}, {"word": "bertaraf etmek", "meanings": ["ortadan kaldırmak, gidermek"]}, {"word": "berraklaşmak", "meanings": ["Berrak duruma gelmek, durulaşmak"]}, {"word": "berraklaştırma", "meanings": ["Berraklaştırmak işi"]}, {"word": "berraklaştırmak", "meanings": ["Berrak duruma getirmek, durulaştırmak", "Açık, net ve kolay anlaşılır duruma getirmek"]}, {"word": "berraklık", "meanings": ["Berrak olma durumu, duruluk"]}, {"word": "berri", "meanings": ["Karasal"]}, {"word": "bertafsil", "meanings": ["Ayrıntılı bir biçimde, uzun uzadıya, açık olarak"]}, {"word": "bertaraf", "meanings": ["Kaldırılmış, giderilmiş"]}, {"word": "bertaraf olmak", "meanings": ["ortadan kalkmak, yok edilmek"]}, {"word": "bertik", "meanings": ["Yara, bere", "Deride mor leke, çürük", "İncinmiş, burkulmuş"]}, {"word": "bertilme", "meanings": ["Bertilmek işi"]}, {"word": "bertilmek", "meanings": ["İncinmek, burkulmak", "Berelenmek, yaralanmak", "Morarmak, çürümek"]}, {"word": "bertmek", "meanings": ["Bertilmek"]}, {"word": "bertme", "meanings": ["Bertmek işi"]}, {"word": "berzah", "meanings": ["Kıstak", "Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer"]}, {"word": "besalet", "meanings": ["Yiğitlik, yararlılık"]}, {"word": "besbelli", "meanings": ["Açık bir biçimde", "Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki"]}, {"word": "besbedava", "meanings": ["Pek ucuz"]}, {"word": "besbeter", "meanings": ["Çok kötü, beş beter"]}, {"word": "beserek", "meanings": ["İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği"]}, {"word": "besi", "meanings": ["Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi", "Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler"]}, {"word": "besiye çekmek", "meanings": ["hayvanı semirtmek için beslemek"]}, {"word": "besici", "meanings": ["Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse"]}, {"word": "besicilik", "meanings": ["Besicinin yaptığı iş"]}, {"word": "besi doku", "meanings": ["Tohumların içinde embriyoyu çevreleyen bölüm, besi dokusu", "Yumurta akı maddesi"]}, {"word": "besi dokusu", "meanings": ["Besi doku"]}, {"word": "besi dokulu", "meanings": ["Besi dokusu olan"]}, {"word": "besi dokusuz", "meanings": ["Besi dokusu olmayan"]}, {"word": "besihane", "meanings": ["Besi yapılan yer"]}, {"word": "besi hayvanı", "meanings": ["Beslenmek amacıyla alınan hayvan", "Besiye çekilen hayvan"]}, {"word": "besili", "meanings": ["Semiz, semirtilmiş"]}, {"word": "besin", "meanings": ["Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda", "Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey"]}, {"word": "besinli", "meanings": ["Besini olan, gıdalı"]}, {"word": "besinsizlik", "meanings": ["Besinsiz olma durumu, gıdasızlık"]}, {"word": "besinsiz", "meanings": ["Besini olmayan, kendisinde besin bulunmayan", "Yeterince besin alamayan, gıdasız"]}, {"word": "besi örü", "meanings": ["Tohum çimlenirken yeni çıkan bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayılmış bulunan besleyici maddelerin bütünü"]}, {"word": "beslek", "meanings": ["Besleme, hizmetçi, ahretlik"]}, {"word": "besi suyu", "meanings": ["Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su"]}, {"word": "besleme", "meanings": ["Beslemek işi", "Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek", "Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen", "Akım voltajı"]}, {"word": "beslemeyi eslemeden alma", "meanings": ["`hizmetçiyi iyice sorup soruşturmadan evine alıp çalıştırma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "besleme gibi", "meanings": ["giydiğini kendine yakıştıramayan (kız)"]}, {"word": "beslemek", "meanings": ["Yiyecek ve içeceğini sağlamak", "Yedirmek", "Semirtmek", "Eklemek, katmak, çoğaltmak", "Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek", "Yetiştirmek", "Bir duyguyu gönülde yaşatmak", "Maddi yardım yapmak, desteklemek"]}, {"word": "besleme basın", "meanings": ["Çıkar uğruna, herhangi bir kuruluşun veya iktidardaki güçlerin görüşlerini savunan basın"]}, {"word": "besle kargayı, oysun gözünü", "meanings": ["nankörlük edenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "besleme kız", "meanings": ["Besleme"]}, {"word": "beslemelik", "meanings": ["Besleme"]}, {"word": "beslengi", "meanings": ["Hizmetçi, evlatlık, besleme"]}, {"word": "beslenen", "meanings": ["Sönümsüz"]}, {"word": "beslenme", "meanings": ["Vücut için gerekli besin maddelerini alma"]}, {"word": "beslenilme", "meanings": ["Beslenilmek işi"]}, {"word": "beslenilmek", "meanings": ["Beslenme işine konu olmak"]}, {"word": "beslenme bozukluğu", "meanings": ["Bazı organ ve dokularda veya organizmanın bütününde şekil veya çalışma düzensizliği meydana getiren, bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması"]}, {"word": "beslenme çantası", "meanings": ["Anaokulu ve ilköğretim öğrencilerinin beslenme saatindeki yiyeceklerini içinde bulundurdukları çanta"]}, {"word": "beslenme eğitimcisi", "meanings": ["Beslenme eğitimi ile uğraşan uzman"]}, {"word": "beslenme eğitimi", "meanings": ["Besin maddelerinin özellikleri, insan vücudunun gelişmesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi, yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar, iyi beslenmenin sağlık yönünden önemi, ucuz ve dengeli beslenmenin yolları gibi konuları işleyen bilim dalı"]}, {"word": "beslenmek", "meanings": ["Kendini beslemek", "Besleme işine konu olmak"]}, {"word": "beslenme odası", "meanings": ["Anaokulu, ilköğretim okulu vb. eğitim kurumlarında yemek yenilen yer"]}, {"word": "beslenme uzmanı", "meanings": ["Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapında ele alan, inceleyen, uygulatan yetkili"]}, {"word": "beslenme saati", "meanings": ["Anaokulu, ilköğretim okulu vb. eğitim kurumlarında yemek yeme zamanı"]}, {"word": "besletmek", "meanings": ["Besleme işini başkasına yaptırmak"]}, {"word": "besletme", "meanings": ["Besletmek işi"]}, {"word": "besleyici", "meanings": ["Besleyen, beslemeye yarayan, besin değeri yüksek, mugaddi"]}, {"word": "besmele", "meanings": ["`Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile` anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah"]}, {"word": "besmele çekmek", "meanings": ["bir işe başlarken `bismillahirrahmanirrahim` sözünü söylemek"]}, {"word": "besmelesiz", "meanings": ["Besmele çekmeden", "Çocuklar için `piç` anlamında kullanılan bir sövgü sözü"]}, {"word": "beste yapmak (veya bağlamak)", "meanings": ["bir müzik eseri yaratmak"]}, {"word": "beste", "meanings": ["Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü"]}, {"word": "besteci", "meanings": ["Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro"]}, {"word": "bestekâr", "meanings": ["Besteci"]}, {"word": "bahçeli", "meanings": ["Bahçesi olan"]}, {"word": "bahçe makası", "meanings": ["Çeşitli ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacıyla yapılan bir makas türü"]}, {"word": "bahçelik", "meanings": ["Bağları, bahçeleri olan yer", "Bahçe özelliği taşıyan"]}, {"word": "bahçe nanesi", "meanings": ["Bahçelerde yetiştirilen bir tür nane"]}, {"word": "bahçıvan", "meanings": ["Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse", "Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse"]}, {"word": "bahçesiz", "meanings": ["Bahçesi olmayan"]}, {"word": "bahçıvanlı", "meanings": ["Bahçıvanı bulunan"]}, {"word": "bahçıvanlık", "meanings": ["Bahçıvanın yaptığı iş"]}, {"word": "bahir", "meanings": ["Deniz", "Mevlidin bölümlerinden her biri", "Aruzdaki vezin takımlarından her biri"]}, {"word": "bahis", "meanings": ["Üzerinde konuşulan şey, konu", "Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma", "Bir kitabın bölümlerinden her biri"]}, {"word": "bahis açmak", "meanings": ["belli bir konuda konuşmaya başlamak"]}, {"word": "bahse girmek (veya tutuşmak)", "meanings": ["görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak"]}, {"word": "bahsi geçmek", "meanings": ["bir konu üzerinde konuşulmuş olmak", "söz konusu edilmek"]}, {"word": "bahsi kapamak", "meanings": ["bir konu üzerindeki konuşmayı kesmek"]}, {"word": "bahsi kaybetmek", "meanings": ["ileri sürülen, savunulan görüşün yanlış olduğu ortaya çıkmak"]}, {"word": "bahsi tazelemek", "meanings": ["konuşmayı aynı konu üzerine getirmek"]}, {"word": "bahsi kazanmak", "meanings": ["ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak"]}, {"word": "bahis konusu", "meanings": ["Söz konusu"]}, {"word": "bahisçi", "meanings": ["Müşterek bahisçi"]}, {"word": "bahis konusu olmak", "meanings": ["söz konusu olmak"]}, {"word": "bahname", "meanings": ["İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser"]}, {"word": "bahri", "meanings": ["Denizle ilgili", "Uzun boyunlu, sivri gagalı, boynunun önü ve göğsü parlak beyaz olan, alçaktan ve hızlı uçan, suya bağımlı bir tür kuş (Podiceps cristatus)"]}, {"word": "bahriye", "meanings": ["Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluşlarının bütünü"]}, {"word": "bahriye çiftetellisi", "meanings": ["Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi"]}, {"word": "bahriyeli", "meanings": ["Deniz Kuvvetlerine bağlı asker", "Deniz Harp Okulu öğrencisi"]}, {"word": "bahsetme", "meanings": ["Bahsetmek işi"]}, {"word": "bahsetmek", "meanings": ["Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak"]}, {"word": "bahşetme", "meanings": ["Bahşetmek işi"]}, {"word": "bahşetmek", "meanings": ["Karşılıksız olarak vermek, bağışlamak, sunmak"]}, {"word": "bahşiş", "meanings": ["Yapılan bir hizmete ödenen ücretten ayrı olarak fazladan verilen para, kahve parası"]}, {"word": "bahşiş atın dişine (veya yaşına) bakılmaz", "meanings": ["`para verilmeden sağlanan bir şeyin ufak tefek kusurları hoş görülmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta", "meanings": ["`kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baht", "meanings": ["Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih", "Şans"]}, {"word": "bahtı açılmak", "meanings": ["talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek"]}, {"word": "bahtı bağlı olmak", "meanings": ["talihi kapalı olmak", "kız için evlenecek istekli çıkmamak"]}, {"word": "bahtı kapanmak", "meanings": ["talihsizliğe uğramak, istenen sonuca ulaşmamak", "evlenememek"]}, {"word": "bahtı açık", "meanings": ["Talihli (kimse)"]}, {"word": "bahtına küsmek", "meanings": ["talihsizliğinden yakınmak"]}, {"word": "bahtı kara", "meanings": ["Mutsuz, talihsiz (kimse)"]}, {"word": "bahtı açık olmak", "meanings": ["herhangi bir konuda şansı yaver gitmek, talih yüzüne gülmek"]}, {"word": "bahtiyar", "meanings": ["Mutlu"]}, {"word": "bahtı kara olmak", "meanings": ["sürekli olarak talihi yaver gitmemek, mutsuz olmak"]}, {"word": "bahtiyar olmak", "meanings": ["mutlu olmak, sevinmek"]}, {"word": "bahtiyarlık", "meanings": ["Mutluluk"]}, {"word": "bahtlı", "meanings": ["Bahtı iyi olan, mutlu, talihli, kara bahtlı karşıtı"]}, {"word": "bahtsız", "meanings": ["Bahtı kötü olan, mutsuz, talihsiz, kadersiz, kötü talihli, bibaht"]}, {"word": "bahtsız olmak", "meanings": ["bahtı kötü, mutsuz, talihsiz olmak"]}, {"word": "bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu", "meanings": ["`talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bahusus", "meanings": ["Özellikle"]}, {"word": "bahtsızlık", "meanings": ["Bahtsız olma durumu, mutsuzluk"]}, {"word": "bakaç", "meanings": ["Dürbün", "Vizör"]}, {"word": "bakakalma", "meanings": ["Bakakalmak işi"]}, {"word": "bakakalmak", "meanings": ["Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak"]}, {"word": "bakalit", "meanings": ["Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine"]}, {"word": "bakalitli", "meanings": ["Bakalit kaplamalı"]}, {"word": "bakam", "meanings": ["Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç (Haematoxylon campechianum)"]}, {"word": "bakalorya", "meanings": ["Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı"]}, {"word": "bakanak", "meanings": ["Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı"]}, {"word": "bakan", "meanings": ["Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır"]}, {"word": "Bakanlar Kurulu", "meanings": ["Devletin görevlerini yerine getirmesini sağlayan, başbakan ve bakanlardan oluşan yetkili organ, hükûmet, kabine"]}, {"word": "bakara", "meanings": ["İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar"]}, {"word": "bakanlık", "meanings": ["Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık", "Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık", "Bu kuruluşların bulunduğu yer"]}, {"word": "bakar kör", "meanings": ["Gözleri sağlam göründüğü hâlde göremeyen", "Çok dikkatsiz (kimse)"]}, {"word": "bakaya", "meanings": ["Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar", "Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler", "Kalıntılar"]}, {"word": "bakı", "meanings": ["Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu", "Denetleme", "Fal"]}, {"word": "bakıcı", "meanings": ["Bakma işiyle görevlendirilen kimse", "Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse", "Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse", "Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse", "Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse", "Falcı"]}, {"word": "bakıcılık", "meanings": ["Bakıcının yaptığı iş, falcılık", "Bakıcı olma durumu"]}, {"word": "bakılma", "meanings": ["Bakılmak işi"]}, {"word": "bakım", "meanings": ["Bakma işi", "Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek", "Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi"]}, {"word": "bakılmak", "meanings": ["Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak"]}, {"word": "bakım yapmak", "meanings": ["araç ve gereçlerin düzenli çalışması için onarımını yapmak"]}, {"word": "bakımcı", "meanings": ["Bakım işini yapan kimse"]}, {"word": "bakımevi", "meanings": ["Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş", "Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim", "Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina", "Kademe"]}, {"word": "bakımından", "meanings": ["Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından", "-e göre"]}, {"word": "bakımlı", "meanings": ["İyi bakılmış, üzerinde iyi çalışılmış"]}, {"word": "bakımlık", "meanings": ["Filmin kartpostal büyüklüğünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağlayan cihaz"]}, {"word": "bakımsız", "meanings": ["Özen gösterilmemiş, bakılmamış"]}, {"word": "bakımlılık", "meanings": ["Bakımlı olma durumu"]}, {"word": "bakımsızlık", "meanings": ["Bakımsız olma, terk edilme, yüzüstü bırakılma durumu"]}, {"word": "bakım yurdu", "meanings": ["Düşkünlerevi"]}, {"word": "bakıncak", "meanings": ["Nişangâh"]}, {"word": "bakınma", "meanings": ["Bakınmak işi"]}, {"word": "bakındı", "meanings": ["`Bak hele, olacak şey mi?` anlamlarında şaşma bildiren bir söz"]}, {"word": "bakınmak", "meanings": ["Çevreye göz gezdirmek, araştırmak", "Muayene olmak"]}, {"word": "bakır", "meanings": ["Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)", "Bu elementten yapılmış"]}, {"word": "bakır çalmak", "meanings": ["bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek zehirli duruma gelmek"]}, {"word": "bakır alaşımı", "meanings": ["% 1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluşturduğu bakır alaşımlarının genel adı"]}, {"word": "bakırcı", "meanings": ["Bakır işleyen veya bakır kap kacak satan kimse"]}, {"word": "bakır kaplama", "meanings": ["Demir vb. madenlerin yüzeyinde bakır katman oluşturma işlemi"]}, {"word": "bakır çalığı", "meanings": ["Yeşile çalan mavi renk", "Bu renkte olan", "Bakır tuzları ile zehirli duruma gelmiş"]}, {"word": "bakırcılık", "meanings": ["Bakırcının yaptığı iş"]}, {"word": "bakırlaşma", "meanings": ["Bakırlaşmak durumu"]}, {"word": "bakırlaşmak", "meanings": ["Bakır rengini almak, rengi bakırın rengine benzemek"]}, {"word": "bakırlı", "meanings": ["Bakır içeren (maddeler)"]}, {"word": "bakır pası", "meanings": ["Bakır üzerinde nemli havalarda oluşan bakır hidrokarbonat"]}, {"word": "bakır rengi", "meanings": ["Kızıla yakın kahverengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "bakır taşı", "meanings": ["Malakit"]}, {"word": "bakır sülfat", "meanings": ["Göz taşı"]}, {"word": "bakış", "meanings": ["Bakma işi"]}, {"word": "bakır tuzu", "meanings": ["Göz taşı"]}, {"word": "bakış atmak", "meanings": ["kısa bir süre bakıp geçmek"]}, {"word": "bakış açısı", "meanings": ["Bir olay, konu veya düşünce incelenirken izlenen belirli yön, görüş açısı, açılım, perspektif"]}, {"word": "bakışımlı", "meanings": ["Bakışımı olan, simetrili, simetrik"]}, {"word": "bakışım", "meanings": ["İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu, simetri", "Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur, simetri"]}, {"word": "bakışımsızlık", "meanings": ["Bakışımsız olma durumu, simetrisizlik, asimetri"]}, {"word": "bakışımsız", "meanings": ["Aralarında bakışım bulunmayan (iki şey) veya iki yanı arasında bakışım olmayan (bir şey), simetrisiz, asimetrik"]}, {"word": "bakışma", "meanings": ["Bakışmak işi"]}, {"word": "bakışmak", "meanings": ["İki veya daha çok kimse birbirine bakmak", "Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak"]}, {"word": "baki", "meanings": ["Sürekli", "Bir şeyden artan (miktar)", "Öteki"]}, {"word": "baki kalmak", "meanings": ["sürekli, kalımlı olmak", "bir şeyden artmak"]}, {"word": "bakir", "meanings": ["Cinsel ilişkide bulunmamış (erkek)", "El değmemiş, kullanılmamış", "İşlenmemiş (toprak)", "Eskimemiş, yıpranmamış, yeni"]}, {"word": "bakire", "meanings": ["Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi), kızoğlan, kızoğlankız, erden"]}, {"word": "bakirelik", "meanings": ["Bakire olma durumu, erdenlik"]}, {"word": "bakiye", "meanings": ["Artık, artan, kalan, geri kalan şey", "Kalıntı", "Alacak ve borçlar arasındaki fark"]}, {"word": "bakirlik", "meanings": ["Kızlık", "İşlenmemiş olma durumu"]}, {"word": "bakkal", "meanings": ["Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse", "Bu maddelerin satıldığı dükkân"]}, {"word": "bakkala bırakma!", "meanings": ["bir işi `bakalım` diyerek savsaklamak isteyenlere söylenen bir söz"]}, {"word": "bakkal çakkal", "meanings": ["Bakkal için kullanılan küçümseme sözü"]}, {"word": "bakkaliye", "meanings": ["Bakkalda satılan ürünler"]}, {"word": "bakkal defteri", "meanings": ["Karışık, düzensiz yazılarla dolu defter"]}, {"word": "bakkal kâğıdı", "meanings": ["Kalın ve kaba kâğıt"]}, {"word": "bakkallık", "meanings": ["Bakkalın işi"]}, {"word": "bakla", "meanings": ["Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetiştirilen, yeşil kabuklu ve taneli bir bitki (Vicia faba)", "Bu bitkinin yeşil ürünü veya kuru tanesi", "Bir zinciri oluşturan halka veya parçalardan her biri"]}, {"word": "bakla dökmek (veya atmak)", "meanings": ["bakla ile fala bakmak"]}, {"word": "baklayı ağzından çıkarmak", "meanings": ["açık söylemekten kaçındığı bir sorunu sonunda açıklamak"]}, {"word": "bakla kadar", "meanings": ["çok iri (böcek)"]}, {"word": "bakla falı", "meanings": ["Bakla taneleri ile bakılan bir fal türü"]}, {"word": "baklaçiçeği", "meanings": ["Bakla çiçeği rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "baklagiller", "meanings": ["Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu vb. badıçlı pek çok sebze ve ağacı içine alan, iki çenekli ayrı taç yapraklılardan büyük bir bitki familyası"]}, {"word": "bakla kırı", "meanings": ["Beyazı çoğalmış, beyazlamaya yüz tutmuş (saç vb.)", "Koyu ve iri lekeli (at donu)"]}, {"word": "baklalık", "meanings": ["Bakla tarlası"]}, {"word": "baklalı", "meanings": ["Baklası olan"]}, {"word": "baklan", "meanings": ["Anguda benzeyen kırmızı renkli bir tür yaban kazı (Otis tarda)"]}, {"word": "baklamsı meyve", "meanings": ["Badıç"]}, {"word": "baklava", "meanings": ["Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü", "Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne"]}, {"word": "baklava açmak", "meanings": ["baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları hazırlamak"]}, {"word": "baklava dilimi", "meanings": ["Eşkenar dörtgen biçimi"]}, {"word": "baklavacılık", "meanings": ["Baklava yapma veya satma işi"]}, {"word": "baklavacı", "meanings": ["Baklava yapan veya satan kimse"]}, {"word": "baklavalı", "meanings": ["İçinde baklava biçiminde desen bulunan"]}, {"word": "bakliyat", "meanings": ["Baklagillerden elde edilen ürün"]}, {"word": "baklavalık", "meanings": ["Baklava yapımında kullanılan veya baklava yapmaya elverişli olan"]}, {"word": "bakma", "meanings": ["Bakmak işi"]}, {"word": "bakmak", "meanings": ["Bakışı bir şey üzerine çevirmek", "Aramak", "Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak", "Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek", "Beslemek, geçindirmek", "Bir iş birinden beklenmek", "Hastayı muayene etmek", "Tedavi etmek için ilgilenmek", "Yoklamak, incelemek, denemek", "Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak", "İlgilenmek", "Uğraşmak, meşgul olmak", "Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak", "Gözetmek, korumak", "Renklerde benzemek, andırmak", "Anlamak, farkına varmak", "Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak"]}, {"word": "bak bak!", "meanings": ["şaşma bildiren bir söz"]}, {"word": "bakalım (veya bakayım)", "meanings": ["içinde yer aldığı cümlenin güvensizlik, kuşku, merak, uyarma vb. anlamlarını pekiştiren bir söz"]}, {"word": "bak hele!", "meanings": ["şaşma bildiren bir söz"]}, {"word": "bak!", "meanings": ["işte", "şaşma anlatan bir söz", "küçümseme bildiren bir söz"]}, {"word": "bakan göze bağ olmaz", "meanings": ["`göz önünde olan her şeye herkes bakabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bakan yemez, kapan yer", "meanings": ["`bir şey yalnızca bakmakla elde edilemez, onu ele geçirmek için davranmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bakar mısınız?", "meanings": ["tanımadığı bir kimseye kendisiyle ilgilenmesi için söylenen bir söz"]}, {"word": "bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur", "meanings": ["`bakılıp onarılan şeylerden yararlanılır, bakımsız bırakılanlardan bir yarar elde edilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bakarsın", "meanings": ["`belli olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bakma sen", "meanings": ["`aldırış etme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bakılsa", "meanings": ["işin gerçeği, aslında"]}, {"word": "bakmakla usta olunsa köpekler kasap olurdu", "meanings": ["`yapmadan yalnızca nasıl yapıldığına bakarak hiçbir şey öğrenilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baksana! (veya baksanıza!)", "meanings": ["bir seslenme sözü", "dikkat çekme sözü"]}, {"word": "baktıkça alır", "meanings": ["`güzelliği birdenbire göze çarpmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baktın kar havası, eve gel kör olası", "meanings": ["`tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine bakılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bakraç", "meanings": ["Çoğunlukla bakırdan yapılan küçük kova", "Bu kovanın alabildiği miktarda olan"]}, {"word": "bakteri", "meanings": ["Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı"]}, {"word": "bakterisit", "meanings": ["Bakterikıran"]}, {"word": "bakteridi", "meanings": ["Şarbon hücresi gibi hareketsiz bakteri"]}, {"word": "bakterigiller", "meanings": ["Bakteri türlerini içine alan familya"]}, {"word": "bakteriyel", "meanings": ["Bakterilerle ilgili"]}, {"word": "bakteriyolog", "meanings": ["Bakteriyoloji alanında çalışan kimse"]}, {"word": "bakteriyolojik", "meanings": ["Bakteri bilimi ile ilgili"]}, {"word": "bakteriyoloji", "meanings": ["Bakterilerin ve genellikle mikropların biçimlerini, niteliklerini inceleyen bilim"]}, {"word": "bakteriyoskopi", "meanings": ["Bakterilerin mikroskopla incelenmesi işlemi"]}, {"word": "baktırma", "meanings": ["Baktırmak işi"]}, {"word": "baktırmak", "meanings": ["Bakmasına yol açmak, bakmasını sağlamak"]}, {"word": "bal", "meanings": ["Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde", "Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı", "Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu"]}, {"word": "bal bal demekle ağız tatlanmaz", "meanings": ["`sözde kalan dilek ve tasarıların iş bitirmede hiçbir etkisi olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bal alacak çiçeği bilmek (veya bulmak)", "meanings": ["çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak"]}, {"word": "bal dök de yala", "meanings": ["bir yerin çok temiz olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "bal gibi", "meanings": ["pek tatlı", "şüpheye yer bırakmadan, çok iyi, adamakıllı"]}, {"word": "bal sağmak", "meanings": ["kovandan bal ürünü almak"]}, {"word": "balı dibinden, yağı yüzünden", "meanings": ["`herkesin veya her şeyin kendisine özgü bir özelliği vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balı olan bal yemez mi?", "meanings": ["`bir kimsenin elinde başkasına verilecek veya satılacak bir şey bulunması, ondan kendisinin de yararlanmasına engel değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bal tutan parmağını yalar", "meanings": ["`imkânları geniş bir işin başında bulunan kimse bunlardan az da olsa yararlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer", "meanings": ["`güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünenin değil kısmeti olanın eline geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balın âlâsı oğlun tazesinden", "meanings": ["`ne varsa küçük çocukta vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil", "meanings": ["`güzel yemeyi, güzel giymeyi, güzel eşya kullanmayı herkes ister ama bunları ancak parası bol olanlar yapabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bal olan yerde sinek de olur", "meanings": ["`güzel şeylerin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bala", "meanings": ["Yavru, çocuk"]}, {"word": "balaban kuşu", "meanings": ["Bataklıklarda yaşayan, balıkçıla benzer, eti yağlı ve ağır, iri bir kuş (Botaurus)"]}, {"word": "balaban", "meanings": ["İri, büyük", "Nazik", "Şişman, gürbüz (kimse, çocuk)", "Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş"]}, {"word": "balabanlaşma", "meanings": ["Balabanlaşmak durumu"]}, {"word": "balabanlaşmak", "meanings": ["Balaban duruma gelmek, irileşmek"]}, {"word": "balabanlık", "meanings": ["Balaban olma durumu"]}, {"word": "balalayka", "meanings": ["Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı"]}, {"word": "balama", "meanings": ["Orta oyununda Rum tipi", "Karagöz, matiz ve külhanbeyi tipleri tarafından yabancı ülkelerin tiplerine seslenirken kullanılan söz"]}, {"word": "balans", "meanings": ["Denge"]}, {"word": "balans ayarı", "meanings": ["Otomobilin sarsılmasını önlemek için, tekerleklere gereği kadar balans pensi denen kurşun parçası takarak denge sağlama işi"]}, {"word": "balar", "meanings": ["Pedavra"]}, {"word": "balans pensi", "meanings": ["Arabaların tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağlamak için jant ile lastik kenarına sıkıştırılan kurşun parçası"]}, {"word": "bal arısı", "meanings": ["Zar kanatlılardan, bal yapan bir tür eklem bacaklı (Apis mellifica)"]}, {"word": "balast", "meanings": ["Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları", "Safra"]}, {"word": "balast direnç", "meanings": ["Gerilimin büyük değişimlerinde, devredeki akımı sabit tutmak için konulan direnç"]}, {"word": "balast gemi", "meanings": ["Ambarlarında yük bulunmayan gemi"]}, {"word": "balat", "meanings": ["Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü", "Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü", "Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser"]}, {"word": "balata", "meanings": ["Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme katsayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde", "Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet"]}, {"word": "balayı", "meanings": ["Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri"]}, {"word": "balbal", "meanings": ["Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş"]}, {"word": "balcı", "meanings": ["Arı yetiştirip bal elde eden veya satan kimse"]}, {"word": "balcı kızı daha tatlı", "meanings": ["`güzel mal satan kimselerden alınan şeyler daha çok hoşa gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balcının var bal tası, oduncunun var baltası", "meanings": ["`her işin kendine özgü aracı vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baldır", "meanings": ["Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü, incik", "Bu bölümün yumuşak ve şişkin olan arka tarafı"]}, {"word": "balcılık", "meanings": ["Balcının yaptığı iş"]}, {"word": "balçak", "meanings": ["Kabza", "Kabzanın demir siperi"]}, {"word": "balçık", "meanings": ["İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil", "Güçlük çıkartan", "İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak"]}, {"word": "balçık inciri", "meanings": ["Balçık hurması"]}, {"word": "balçık hurması", "meanings": ["Sandıklara basılarak kurutulan hurma, balçık inciri"]}, {"word": "balçıklı", "meanings": ["Balçığı olan"]}, {"word": "balçiçeği", "meanings": ["Almaşık yapraklı, kırmızı veya kırmızıya çalan sarı renkli çiçekli ağaççık"]}, {"word": "baldırak", "meanings": ["Don, pantolon vb. giysilerin dizden aşağı olan bölümü", "Kılıç kayışının aşağı uzanan parçası"]}, {"word": "baldıran", "meanings": ["Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı, ağı otu, baldırgan (Conium maculatum)", "Bu bitkiden çıkarılan zehir, baldırgan"]}, {"word": "baldıranşerbeti", "meanings": ["Acı çekilerek, yüzsuyu dökülerek elde edilen kazanç"]}, {"word": "baldıranlık", "meanings": ["Baldıranın çokça yetiştiği yer"]}, {"word": "baldır bacak", "meanings": ["Kadın bacağının açık saçık görülmesi"]}, {"word": "baldırgan", "meanings": ["Baldıran", "Şeytantersi"]}, {"word": "baldırı çıplak", "meanings": ["Ayaktakımından, işsiz, serseri (kimse)"]}, {"word": "baldırıkara", "meanings": ["Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı, karabaldır"]}, {"word": "baldır kemiği", "meanings": ["Baldırda bulunan iki kemikten ince olanı"]}, {"word": "baldırsokan", "meanings": ["Çift kanatlıların sinekgiller familyasından, karasineğe çok benzeyen, kan emen, hastalık bulaştıran, hayvan sağlığı yönünden zararlı bir tür sinek (Stomaxys calcitrans)"]}, {"word": "baldırpatlatan", "meanings": ["Güreşte hasmın bir ayağını tutarak diz kapağına kadar büküp üzerine yüklenme oyunu"]}, {"word": "baldız", "meanings": ["Erkeğe göre eşinin kız kardeşi"]}, {"word": "bal dudaklı", "meanings": ["Tatlı dilli (kimse), bal dudak"]}, {"word": "baldo", "meanings": ["İri ve dolgun taneli pilavlık pirinç"]}, {"word": "bale", "meanings": ["Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü"]}, {"word": "balerin", "meanings": ["Bale yapan bayan sanatçı"]}, {"word": "balerinlik", "meanings": ["Balerin olma durumu", "Balerinin işi"]}, {"word": "balet", "meanings": ["Bale yapan erkek sanatçı"]}, {"word": "balgam", "meanings": ["Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde"]}, {"word": "balgamlı", "meanings": ["Balgamı olan"]}, {"word": "balgümeci", "meanings": ["Bal peteğini andıran bir dikiş büzgüsü türü"]}, {"word": "balgam taşı", "meanings": ["Damarlı ve yarı saydam bir Kadıköy taşı türü, Hacıbektaş taşı, mühresenk, oniks"]}, {"word": "balhane", "meanings": ["Bal süzme ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yer"]}, {"word": "balık", "meanings": ["Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı"]}, {"word": "balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir", "meanings": ["`insan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balık baştan avlanır", "meanings": ["`bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balık kavağa çıkınca", "meanings": ["`hiçbir zaman` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balık baştan kokar", "meanings": ["bir işte aksaklığın başta olanlardan kaynaklandığını anlatan bir söz"]}, {"word": "balığa çıkmak", "meanings": ["balık avlamaya gitmek"]}, {"word": "Balık", "meanings": ["Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı"]}, {"word": "balık adam", "meanings": ["Dalgıç"]}, {"word": "balık bilimci", "meanings": ["Balıklar sınıfını inceleyen bilim adamı"]}, {"word": "balık bilimi", "meanings": ["Su ürünleri araştırmalarında özellikle balıklar sınıfını inceleyen bilim"]}, {"word": "balıkçı", "meanings": ["Balık tutan veya satan kimse"]}, {"word": "balıkçı düğümü", "meanings": ["İşleme başlangıcında yapılan ve sonra kolayca çözülerek yapılan düğüm şekli"]}, {"word": "balıkçı kazağı", "meanings": ["Ço soğuk ve nemli havalarda giyilen, boğazlı ve yünlü kalın kazak"]}, {"word": "balıkçıl", "meanings": ["Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea)", "Balıkla beslenen, balık yiyen"]}, {"word": "balıkçılgiller", "meanings": ["Leyleksiler takımının balıkçıllar alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "balıkçılık", "meanings": ["Balıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "balıkçıllar", "meanings": ["Çoğunlukla uzun bacaklı, uzun gagalı balıkçıl cinsinden kuşlar alt takımı"]}, {"word": "balıkçın", "meanings": ["Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı (Sterna hirundo)"]}, {"word": "balıkçı yaka", "meanings": ["Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka"]}, {"word": "balık çorbası", "meanings": ["Suda pişirilip kılçıkları ayıklanmış, incecik kıyılmış balık ile soğan, yağ, havuç, pul biber, patates ve domatesten hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "balıketinde", "meanings": ["Kilosu ortalamanın biraz üstünde olan (kadın), balıketi, dolgun"]}, {"word": "balık eti", "meanings": ["Omurgalılardan, suda yaşayan hayvanların yumuşak ve açık renkli eti"]}, {"word": "balıkgözü", "meanings": ["Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka"]}, {"word": "balıkgözü objektif", "meanings": ["Normal objektiflerden çok daha geniş açıyı alan ve görüntüyü dışbükey ayna görüntüsü biçiminde veren objektif türü"]}, {"word": "balıkhane", "meanings": ["Balıkların toptan satışa çıkarıldığı, soğuk hava deposu olan yer"]}, {"word": "balık istifi", "meanings": ["Çok sıkışık olarak bir yere dolmuş (insanlar)"]}, {"word": "balıklama", "meanings": ["Suya dalmada, atlamada balık gibi gergin, düz ve baş aşağı bir biçimde", "Bir işe, bir duruma, bir harekete sonucunun ne olacağını düşünmeden (girişmek)"]}, {"word": "balık kartalı", "meanings": ["Kartallardan, su kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen, beyaz, kahverengi çizgili yırtıcı kuş, deniz tavşancılı (Pandion haliaetus)"]}, {"word": "balıklandırmak", "meanings": ["Balık ile doldurmak, süslemek"]}, {"word": "balıklandırma", "meanings": ["Balıklandırmak işi"]}, {"word": "balıklava", "meanings": ["Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer"]}, {"word": "balıklı", "meanings": ["Balığı olan"]}, {"word": "balıknefesi", "meanings": ["Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ"]}, {"word": "balık otu", "meanings": ["Cava ve Malabar'da yetişen, zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki (Anamirta)"]}, {"word": "balık pazarı", "meanings": ["Avlanan balıkların günlük ve taze olarak satışa sunulduğu yer"]}, {"word": "balıksırtı", "meanings": ["Balık iskeleti biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş deseni", "Suların toplanmaması için ortası şişkin bir biçimde yapılan (yol)", "Orta bölümü yüksek olup yanlara doğru alçalan bir biçimde"]}, {"word": "balık sütü", "meanings": ["Yumurtlama sırasında erkek balıkların çıkardığı beyaz madde"]}, {"word": "balıksız", "meanings": ["Balığı olmayan", "Balık olmadan"]}, {"word": "balık tabağı", "meanings": ["Balık koymaya yarayan kap", "Yayvan servis tabağı"]}, {"word": "balık tutkalı", "meanings": ["Balık endüstrisi artıklarından üretilen, yavaş kuruyan fakat bağlama gücü yüksek yapıştırıcı"]}, {"word": "balık unu", "meanings": ["Kurutulmuş balıktan özel işlemlerle elde edilen un"]}, {"word": "balık yağı", "meanings": ["İri balık ve deniz hayvanlarının sanayide kullanılan yağı", "Morina balığının karaciğerinden çıkarılan ve hekimlikte zayıflığa karşı kullanılan iyotlu, vitaminli yağ"]}, {"word": "balık yumurtası", "meanings": ["Balıkların genellikle sığ yerlere bıraktıkları, üremelerini sağlayan yumurta", "Havyar"]}, {"word": "balık yemi", "meanings": ["Balık avlamada oltanın ucuna takılan, genellikle yiyecek türü madde", "Balığı beslemek için kullanılan değişik yiyecekler"]}, {"word": "baliğ", "meanings": ["Ergen"]}, {"word": "baliğ olmak", "meanings": ["ergenleşmek", "ulaşmak, erişmek"]}, {"word": "balina", "meanings": ["Balinalardan, yaklaşık uzunluğu 20 metre, ağırlığı 200 ton olan memeli hayvan, kadırga balığı, falyanos (Balaena mistycetus)", "Giysilerin dik ve düzgün durması için bazı yerlerine özellikle yakalarına konulan sert, esnek, yassı, dar, uzun çubuk"]}, {"word": "balina çubuğu", "meanings": ["Balinanın ağzına aldığı suyu dışarıya süzüp içindeki deniz hayvanlarını tutmasına yarayan ve üst çenesinin iki yanında tarak dişleri gibi sıralanmış, boynuz dokusunda, esnek kemiksi bölümlerin adı"]}, {"word": "balinalar", "meanings": ["Örnek hayvanı balina olan, kutup denizlerinde yaşayan memeli hayvanlar familyası"]}, {"word": "balinalı", "meanings": ["Balina takılmış olan, balina geçirilmiş olan (giysi)"]}, {"word": "balina yağı", "meanings": ["İspermeçet balinasının kafa sinüslerinde bulunan yağ"]}, {"word": "balistik", "meanings": ["Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim", "Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem"]}, {"word": "bal kabağı", "meanings": ["İçi turuncu, iri ve tatlı bir tür kabak (Cucurbita moschata)", "Aptal, beyinsiz kimse"]}, {"word": "balkan", "meanings": ["Sarp ve ormanlık sıradağ"]}, {"word": "Balkanlar", "meanings": ["Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge"]}, {"word": "Balkanolog", "meanings": ["Balkanoloji uzmanı"]}, {"word": "Balkanoloji", "meanings": ["Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı"]}, {"word": "Balkar", "meanings": ["Malkar"]}, {"word": "Balkarca", "meanings": ["Malkarca"]}, {"word": "bal kelebeği", "meanings": ["Bal kovanlarına çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella)"]}, {"word": "balkıma", "meanings": ["Balkımak işi"]}, {"word": "balkı", "meanings": ["Ağrı, sancı", "Güzel, süslü, parlak"]}, {"word": "balkımak", "meanings": ["Parlamak, parıldamak", "Şimşek çakmak", "Su halkalanmak, dalgalanmak", "Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak"]}, {"word": "balkır", "meanings": ["Parıltı", "Şimşek"]}, {"word": "balkon", "meanings": ["Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar veya parmaklıkla çevrili bölümü", "Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat", "Vücudun göğüs veya göbek bölümü"]}, {"word": "ballandırma", "meanings": ["Ballandırmak işi"]}, {"word": "balköpüğü", "meanings": ["Açık sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ballandırmak", "meanings": ["İmrendirecek bir biçimde övmek"]}, {"word": "ballanmak", "meanings": ["Bal bulaşmak, bal sürülmek", "Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak"]}, {"word": "ballanma", "meanings": ["Ballanmak işi"]}, {"word": "ballı", "meanings": ["İçinde bal bulunan", "Şanslı"]}, {"word": "ballıbaba", "meanings": ["Ballıbabagillerden, beyaz çiçekli ve çok yıllık otsu bir bitki, ballık (Lamiumalbum)"]}, {"word": "ballıbabagiller", "meanings": ["Nane, lavanta çiçeği, kekik vb. kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitişik taç yapraklılardan oluşan bir familya"]}, {"word": "ballı börek olmak", "meanings": ["çok iyi anlaşmak"]}, {"word": "ballı börek", "meanings": ["Yufka, ceviz, tereyağı ve şeker ile yapılan bir börek türü", "Kolay elde edilen", "Getirisi çok olan", "Çok tatlı, iştah artırıcı"]}, {"word": "ballıdarı", "meanings": ["İncir"]}, {"word": "ballık", "meanings": ["Bal konulan kap", "Bağlarda görülen külleme hastalığı", "Ballıbaba"]}, {"word": "bal mumu", "meanings": ["Arıların peteklerini yapmak için karın halkaları arasından salgıladıkları yumuşak ve sarımsı madde", "Bu maddenin sanayide kullanılmak için yapay olarak hazırlanmışı"]}, {"word": "ballı pasta", "meanings": ["Bal ile yapılmış veya içine bal konmuş pasta"]}, {"word": "bal mumu gibi erimek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "bal mumu yapıştırmak", "meanings": ["söz, davranış vb.nin unutulmaması için bir işaret koyup dikkati çekmek"]}, {"word": "bal mumu macunu", "meanings": ["Mobilyadaki kusurların onarımında kullanılan, toprak boya ile renklendirilmiş bal mumu"]}, {"word": "balo", "meanings": ["Danslı ve özel giysili gece eğlencesi"]}, {"word": "balo vermek", "meanings": ["balo hazırlamak, düzenlemek"]}, {"word": "balon uçurmak", "meanings": ["ilgililerin ne diyeceklerini ve nasıl davranacaklarını anlamak amacıyla aslı olmayan bir haber yaymak"]}, {"word": "balon", "meanings": ["Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç", "Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılan çocuk oyuncağı", "Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap", "Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak", "Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken", "Aslı olmayan söz, palavra"]}, {"word": "balon yapmak", "meanings": ["bisiklet, araba vb.nde lastiğin yüzeyinde şişlik oluşmak"]}, {"word": "baloncu", "meanings": ["Balon satan kimse", "Palavracı"]}, {"word": "baloncuk", "meanings": ["Küçük balon"]}, {"word": "balon lastik", "meanings": ["Bisikletlerde kullanılan bir lastik türü"]}, {"word": "balonvari", "meanings": ["Balona benzer, balon gibi"]}, {"word": "balotaj", "meanings": ["Adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması dolayısıyla seçimin sonuçsuz kalması"]}, {"word": "baloz", "meanings": ["Gemici, işçi vb. kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili, danslı yer"]}, {"word": "bal özü", "meanings": ["Bazı çiçeklerin içinde bulunan, arıların bal yapmak için emdikleri tatlı sıvı, nektar"]}, {"word": "bal özlü", "meanings": ["Bal özü bulunduran"]}, {"word": "bal özü bezi", "meanings": ["Bitkilerin yaprak, yumurtalık ve erkek organlarının dibinde bulunan ve bal özü çıkaran bez"]}, {"word": "bal özülük", "meanings": ["Çiçeklerde bal özünü çıkaran bezlerin bulunduğu organ"]}, {"word": "bal peteği", "meanings": ["Arıların içine bal doldurduğu bal mumu levha, arı dalağı"]}, {"word": "bal rengi", "meanings": ["Kahverengiye çalan sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "balsam", "meanings": ["Bazı ağaçlardan elde edilen, parfüm ve ilaç yapımında kullanılan reçine"]}, {"word": "balsamlı", "meanings": ["Balsam içeren, antiseptik ve besleyici özelliği olan (ilaç, merhem vb.)"]}, {"word": "balsıra", "meanings": ["Yaprakların üzerinde oluşan bir küf türü", "Bir kudret helvası türü"]}, {"word": "balta değmedik ağaç olmaz", "meanings": ["`zarar görmeyen, başına felaket gelmeyen kimse yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "balta değmemiş (veya girmemiş veya görmemiş)", "meanings": ["içinden hiç ağaç kesilmemiş, sık ve gür (orman, koru)"]}, {"word": "balta", "meanings": ["Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç"]}, {"word": "balta olmak", "meanings": ["direnerek bir şey istemek, asılmak, musallat olmak"]}, {"word": "baltadan kurtulmak", "meanings": ["kesilmemek"]}, {"word": "balta vurmak", "meanings": ["balta ile kesmek, parçalamak"]}, {"word": "baltayı taşa vurmak", "meanings": ["farkında olmayarak birine dokunacak sözler söylemek, pot kırmak"]}, {"word": "baltası kütükten çıkmak", "meanings": ["bir engelden, bir sıkıntıdan kurtulmak"]}, {"word": "baltacı", "meanings": ["Balta yapan veya satan kimse", "Odun kırıcı", "Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı", "Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı"]}, {"word": "baltacık", "meanings": ["Küçük el baltası", "Değirmen taşının ortasında bulunan haç biçimindeki alet"]}, {"word": "baltabaş", "meanings": ["Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi"]}, {"word": "baltalama", "meanings": ["Baltalamak işi", "Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma, sabotaj, sabote"]}, {"word": "baltalamak", "meanings": ["Balta ile kesmek", "Bir işi veya durumu bilinçli ve kasıtlı olarak bozup zarara yol açan davranışta bulunmak, sabote etmek"]}, {"word": "baltalayıcı", "meanings": ["Baltalama işini yapan (kimse), sabotajcı"]}, {"word": "baltalayıcılık", "meanings": ["Baltalayıcı olma durumu, sabotajcılık"]}, {"word": "baltalı", "meanings": ["Baltası olan", "Baltacı"]}, {"word": "Baltık dilleri", "meanings": ["Baltık ülkelerinde konuşulan Hint-Avrupa dil grubu"]}, {"word": "baltalık", "meanings": ["Sık sık kesimi yapılan orman", "Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi"]}, {"word": "Baltık", "meanings": ["Baltık Denizi'ne kıyısı olan ülkeler ve bu ülkelerin halkı"]}, {"word": "baltrap", "meanings": ["Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet"]}, {"word": "balya", "meanings": ["Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası", "Denk"]}, {"word": "balya yapmak", "meanings": ["balyalamak"]}, {"word": "balyalama", "meanings": ["Balyalamak işi"]}, {"word": "balyalamak", "meanings": ["Balya yapmak, denk yapmak"]}, {"word": "balyalanmak", "meanings": ["Balyalama işi yapılmak"]}, {"word": "balya makinesi", "meanings": ["Değişik tarım veya sanayi ürünlerini ip, çember vb. ile balyalama işini yapan alet"]}, {"word": "balyalanma", "meanings": ["Balyalanmak işi"]}, {"word": "balyemez", "meanings": ["Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top"]}, {"word": "balyos", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad"]}, {"word": "balyoz", "meanings": ["Taş kırma, kazık çakma, duvar yıkma vb. işlerde kullanılan, çok iri, ağır çekiç, varyos"]}, {"word": "balyoz gibi", "meanings": ["çok ağır, ezici (kol veya yumruk)"]}, {"word": "balyozlama", "meanings": ["Balyozlamak işi"]}, {"word": "balyozlanma", "meanings": ["Balyozlanmak işi"]}, {"word": "balyozlamak", "meanings": ["Balyozla vurmak, balyozla dövmek"]}, {"word": "balyozlanmak", "meanings": ["Balyoz ile dövülmek"]}, {"word": "bambaşka", "meanings": ["Büsbütün başka, apayrı, değişik, farklı"]}, {"word": "bambaşkalık", "meanings": ["Bambaşka olma durumu"]}, {"word": "bambul", "meanings": ["Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek (Anisoplia austriaca)"]}, {"word": "bambu", "meanings": ["Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (II) (Bambusa vulgaris)", "Bu kamıştan yapılan"]}, {"word": "bambul otu", "meanings": ["Sıcak ve ılıman bölgelerde yetişen otsu veya çalı türü bir bitki (Heliotropium)"]}, {"word": "bamya", "meanings": ["Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki (Hibiscus esculentus)", "Bu bitkinin hem taze hem kurutularak yenilen ürünü"]}, {"word": "bam teline basmak (veya dokunmak)", "meanings": ["birinin çok kızacağı şeyi yapmak veya sözü söylemek"]}, {"word": "bam teli", "meanings": ["Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş", "Sakalın, alt dudağın hemen altındaki bölümü"]}, {"word": "bamyatarlası", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "ban", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan"]}, {"word": "bana", "meanings": ["Ben zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi"]}, {"word": "bana da ... demesinler", "meanings": ["bir işin kesinlikle yapılacağını belirtmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "bana bak!", "meanings": ["`beni dinle` anlamında kullanılan bir seslenme ve gözdağı sözü"]}, {"word": "bana mısın dememek", "meanings": ["hiçbir şey etkili olmamak, hiçbir şeye aldırış etmemek"]}, {"word": "ban ağacı", "meanings": ["Asya'nın tropik bölgelerinde ve Afrika'nın kuzeyinde yetişen, yaprakları telek damarlı, çiçekleri salkım durumunda, meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağaç (Moringa oleifera)", "Sepetçi söğüdü"]}, {"word": "bana dokunmayan yılan bin yaşasın", "meanings": ["`birçok kimse, kendilerine kötülüğü dokunmayan kişiye ilişmek istemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "banak", "meanings": ["Ekmek parçası, lokma"]}, {"word": "banal", "meanings": ["Herkesçe kullanılan, anlaşılan", "Bayağı, sıradan"]}, {"word": "banallik", "meanings": ["Banal olma durumu"]}, {"word": "banjo", "meanings": ["Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti"]}, {"word": "bandaj", "meanings": ["Sargı ile sarma", "Bağ, sargı"]}, {"word": "bandajlamak", "meanings": ["Sargı ile sarmak"]}, {"word": "bandajlama", "meanings": ["Bandajlamak işi"]}, {"word": "bandajlatmak", "meanings": ["Sargı ile sardırmak, bandaj yaptırmak"]}, {"word": "bandajlatma", "meanings": ["Bandajlatmak işi"]}, {"word": "bandıra", "meanings": ["Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak", "Yabancı devlet bayrağı"]}, {"word": "bandıralı", "meanings": ["Bandırası olan"]}, {"word": "bandırma", "meanings": ["Bandırmak işi", "İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılan sucuk", "Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap"]}, {"word": "bandırmak", "meanings": ["Banmak", "Üzüm salkımlarını, inciri çabuk kuruması ve renginin parlak olması için küllü veya potaslı ılık suya daldırıp çıkarmak"]}, {"word": "bando", "meanings": ["Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka", "Takım, topluluk"]}, {"word": "bandocu", "meanings": ["Bandoda görevi olan kimse, mızıkacı"]}, {"word": "bandoculuk", "meanings": ["Bandocunun yaptığı iş"]}, {"word": "bandrol", "meanings": ["Denetim pulu", "Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit"]}, {"word": "bandrollü", "meanings": ["Bandrolü bulunan"]}, {"word": "bank", "meanings": ["Çoğunlukla parklarda ve bahçelerde oturulacak sıra"]}, {"word": "bangır bangır bağırmak", "meanings": ["yüksek sesle, avazı çıktığı kadar bağırmak"]}, {"word": "bangır bangır", "meanings": ["Yüksek sesle, gürültüyle"]}, {"word": "bangırdama", "meanings": ["Bangırdamak işi"]}, {"word": "bangırdamak", "meanings": ["Öfkelenerek yüksek sesle bağırıp çağırmak, bangır bangır bağırmak"]}, {"word": "Bangladeşli", "meanings": ["Bangladeş halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "bani", "meanings": ["Kurucu (kimse)", "Yapan (kimse)"]}, {"word": "banka", "meanings": ["Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş", "Bankacılık işleminin yapıldığı yapı"]}, {"word": "banka gibi", "meanings": ["çok zengin (kimse)"]}, {"word": "bankadan çekmek (veya almak)", "meanings": ["bankadaki hesabından para almak"]}, {"word": "bankaya yatırmak", "meanings": ["bankadaki hesabına para koymak, biriktirmek"]}, {"word": "bankacı", "meanings": ["Bankacılık işlemleri ile uğraşan veya bankada görevli kimse"]}, {"word": "bankacılık", "meanings": ["Bankada yapılan işlemlerin tümü", "Bankacının yaptığı iş"]}, {"word": "banka defteri", "meanings": ["Banka cüzdanı"]}, {"word": "banka cüzdanı", "meanings": ["Bankada hesabı olanın yatırdığı ve çektiği paraların kaydedildiği defter, banka defteri, mevduat defteri"]}, {"word": "bankamatik", "meanings": ["Bankaların para işlemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine"]}, {"word": "banker", "meanings": ["Banka sahibi", "Para, altın vb. taşınır değerlerin ticaretiyle uğraşan kimse", "Çok zengin kimse"]}, {"word": "bankerlik", "meanings": ["Banker olma durumu", "Bankerin yaptığı iş"]}, {"word": "banket", "meanings": ["Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol", "Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılan dar basamak"]}, {"word": "bankerzede", "meanings": ["Banker ile olan iş ilişkilerinde zarara uğrayan kimse"]}, {"word": "banko", "meanings": ["İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh", "Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para", "Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse", "Kesinlikle", "Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz", "Su altı tepeliği"]}, {"word": "banknot", "meanings": ["Kâğıt para"]}, {"word": "bankiz", "meanings": ["Buzla"]}, {"word": "banko geçmek", "meanings": ["yarışlarda, toto, loto vb. oyunlarda, bir atın veya sayının kesin olarak tutturulacağını tahmin edip işaretlemek"]}, {"word": "banko at", "meanings": ["Yarışlarda dereceye gireceği kesin olarak tahmin edilen at"]}, {"word": "banko sayı", "meanings": ["Şans oyunlarında kazanacağı tahmin edilen sayı"]}, {"word": "banlamak", "meanings": ["Horoz ötmek", "Bağırmak"]}, {"word": "banlama", "meanings": ["Banlamak işi"]}, {"word": "banliyö treni", "meanings": ["Şehirle banliyö arasında işleyen tren"]}, {"word": "banliyö", "meanings": ["Yörekent"]}, {"word": "banma", "meanings": ["Banmak işi"]}, {"word": "banmak", "meanings": ["Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak, bandırmak"]}, {"word": "ban otu", "meanings": ["Patlıcangillerden, Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa'nın sıcak bölgelerinde yetişen, hekimlikte kullanılan, uyuşturucu ve zehirli, bir veya iki yıllık otsu bir bitki (Hyoscyamus niger)"]}, {"word": "bant çözmek", "meanings": ["manyetik bir bant üzerine alınmış sesleri yazıya aktarmak, deşifre etmek"]}, {"word": "bant doldurmak", "meanings": ["bir banda ses kaydetmek"]}, {"word": "bant", "meanings": ["Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant", "Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit", "Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit"]}, {"word": "banttan vermek", "meanings": ["genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alınmış bir sesi veya görüntüyü yayımlamak"]}, {"word": "banda almak", "meanings": ["bir sesi, ses cihazı ile bant üzerine kaydetmek"]}, {"word": "bantlama", "meanings": ["Bantlamak işi"]}, {"word": "bantlamak", "meanings": ["Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak"]}, {"word": "bantlayıcı", "meanings": ["Bantlama işini yapan makine"]}, {"word": "bant zımpara", "meanings": ["Çekmeye dayanıklı, uzun kâğıt veya bezden üretilmiş, genellikle zımparalama makinelerinde kullanılan aşındırma gereci"]}, {"word": "banyo", "meanings": ["Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm", "Banyo küvetinde yıkanma işi", "Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su", "Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi", "Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı", "Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma"]}, {"word": "ban yağı", "meanings": ["Hint yağı"]}, {"word": "banyo dolabı", "meanings": ["Banyo için gereken malzemelerin içinde bulundurulduğu dolap"]}, {"word": "banyo yapmak", "meanings": ["343 yıkanmak"]}, {"word": "banyo bataryası", "meanings": ["Sıcak ve soğuk su ile duş bağlantısının bir arada bulunduğu musluk takımı"]}, {"word": "banyo havlusu", "meanings": ["Banyo sonrası bütün vücudu kurulamak için kullanılan havlu"]}, {"word": "banyo kabini", "meanings": ["Duş kabini"]}, {"word": "banyo kazanı", "meanings": ["Banyoyu ve suyu ısıtmak için yapılan özel kazan veya ısıtma aleti"]}, {"word": "banyo küveti", "meanings": ["İçine su doldurulup yıkanmaya elverişli tekne"]}, {"word": "banyolu", "meanings": ["İçinde banyo bölümü olan", "Banyodan henüz çıkmış (kimse)"]}, {"word": "banyo sabunu", "meanings": ["Banyo yaparken vücudu yıkamak için kullanılan sabun"]}, {"word": "banyosuz", "meanings": ["Banyosu olmayan", "Banyo yapmamış olan"]}, {"word": "banyo takımı", "meanings": ["Banyo odalarında ıslak zemine serilen altı plastik, üstü havlu vb. dokuma olan paspas", "Yıkanmak ve kurulanmak için gerekli olan gereçlerin tümü"]}, {"word": "baobap", "meanings": ["Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç, baobap ağacı (Adansonia digitata)"]}, {"word": "bap", "meanings": ["Kapı", "Kitaplarda bölüm, başlık", "Konu, husus", "Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri"]}, {"word": "bar", "meanings": ["Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu"]}, {"word": "bar tutmak", "meanings": ["bar oynamak için hazırlanmak ve oyuna başlamak"]}, {"word": "bar", "meanings": ["Danslı, içkili eğlence yeri", "Ayaküstü içki içilen eğlence yeri", "Amerikan bar"]}, {"word": "bar", "meanings": ["Hava basıncı birimi"]}, {"word": "bar bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["kir bağlamak, paslanmak"]}, {"word": "bar", "meanings": ["Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas"]}, {"word": "bar", "meanings": ["Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk"]}, {"word": "baraj", "meanings": ["Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılan bent", "Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set", "Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart"]}, {"word": "barajı aşmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple konulmuş olan koşulu yerine getirip başarı sağlamak"]}, {"word": "baraj yapmak (veya kurmak)", "meanings": ["futbol veya hentbolda kaleye yapılan vuruşları önlemek için oyuncular kale önünü kapatacak bir biçimde sıralanmak, duvar yapmak"]}, {"word": "baraj ateşi", "meanings": ["Bataryanın yoğun yaylım ateşi, bar ateşi"]}, {"word": "baraj mesafesi", "meanings": ["Serbest atış sırasında, atış noktasından baraja kadar belirlenen nizami ara açıklığı"]}, {"word": "barak", "meanings": ["Tüylü, kıllı çuha", "Bir cins tüylü av köpeği"]}, {"word": "barakacık", "meanings": ["Küçük baraka"]}, {"word": "baraka", "meanings": ["Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı"]}, {"word": "baran", "meanings": ["Yağmur"]}, {"word": "barata", "meanings": ["Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık", "Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık"]}, {"word": "baratarya", "meanings": ["Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar"]}, {"word": "bar ateşi", "meanings": ["Baraj ateşi"]}, {"word": "barba", "meanings": ["İhtiyar Rum meyhanecisi"]}, {"word": "barbakan", "meanings": ["Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik"]}, {"word": "bar bar", "meanings": ["Bağırmak fiili ile kullanılarak bağrışın öfkeli ve yüksek sesle olduğunu anlatan bir söz", "Bağırmak fiili ile `apaçık görünmek, ortada olmak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "barbar", "meanings": ["Uygarlaşmamış (kavim, topluluk)", "Kaba saba, ilkel", "Kaba ve kırıcı"]}, {"word": "barbarca", "meanings": ["Barbara özgü", "(barba'rca) Kaba ve kırıcı bir davranışla, barbarcasına"]}, {"word": "barbarizm", "meanings": ["Bir sözün fonetik veya morfolojik yapısında yapılan büyük yanlışlık"]}, {"word": "barbarlaşma", "meanings": ["Barbarlaşmak işi"]}, {"word": "barbarlaşmak", "meanings": ["Barbar gibi davranmak"]}, {"word": "barbarlık", "meanings": ["Barbar olma durumu"]}, {"word": "barbaşı", "meanings": ["Bar oyunlarında sıranın sağ başında yer alan ve oyunun düzenini sağlayan kimse"]}, {"word": "barbata", "meanings": ["Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu"]}, {"word": "barbekü", "meanings": ["Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak", "Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme"]}, {"word": "barbunya", "meanings": ["Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık, barbun (Mullus barbahıs)"]}, {"word": "barbunyagiller", "meanings": ["Dikenli yüzgeçliler alt takımına giren, vücutları iri pullarla kaplı, barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya"]}, {"word": "barcı", "meanings": ["Bar işleten kimse"]}, {"word": "barbut", "meanings": ["Zarla oynanan bir kumar türü"]}, {"word": "barça", "meanings": ["Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi", "Kalyon türünden küçük savaş gemisi"]}, {"word": "barçak", "meanings": ["Kılıç kabzasının siperi"]}, {"word": "barcılık", "meanings": ["Barcının yaptığı iş"]}, {"word": "barda", "meanings": ["Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç", "Fıçıcı keseri"]}, {"word": "bardacık", "meanings": ["Bir tür küçük ve tatlı yaş incir"]}, {"word": "bardacık eriği", "meanings": ["Bardak eriği"]}, {"word": "bardak", "meanings": ["Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap", "Bu kabın alacağı miktarda olan", "Boduç, çamçak", "Toprak testi"]}, {"word": "bardağı taşıran damla", "meanings": ["sabır tüketen aşırı davranış veya durum"]}, {"word": "bardaktan boşanırcasına yağmak", "meanings": ["yağmur çok şiddetli yağmak"]}, {"word": "bardakaltı", "meanings": ["Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü", "Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü"]}, {"word": "bardağı taşırmak", "meanings": ["sabrını tüketmek"]}, {"word": "bardakçı", "meanings": ["Bardak, çömlek vb. yapan veya satan kimse"]}, {"word": "bardak eriği", "meanings": ["İri ve tatlı bir tür erik, bardacık eriği"]}, {"word": "bardan", "meanings": ["Yük taşımak için kullanılan çanta veya çuval"]}, {"word": "bardan", "meanings": ["Çok beyaz"]}, {"word": "barem", "meanings": ["Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge"]}, {"word": "baret", "meanings": ["Küçük takke, papaz takkesi", "Bir süs iğnesi türü", "İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık"]}, {"word": "bargâh", "meanings": ["İçine izinle girilen yer, otağ, yüksek divan"]}, {"word": "barfiks", "meanings": ["Çeşitli beden hareketleri yapmaya elverişli 1-1,5 metre yüksekliğinde, kendi ağırlığınızı yukarı çekmenizi sağlayan, iki ayak üzerine tutturulmuş çubuklu jimnastik aracı"]}, {"word": "barındırmak", "meanings": ["Barınmasını sağlamak"]}, {"word": "bargam", "meanings": ["Levreğe benzer bir balık"]}, {"word": "barhana", "meanings": ["Kafile, küçük kervan", "Göç eşyası, ev eşyası"]}, {"word": "barı", "meanings": ["Çit"]}, {"word": "bar havası", "meanings": ["Bar oyunlarında tek veya toplu olarak söylenen ezgi"]}, {"word": "barınak", "meanings": ["Barınılacak yer, melce"]}, {"word": "barındırma", "meanings": ["Barındırmak işi"]}, {"word": "barınma", "meanings": ["Barınmak işi"]}, {"word": "barınmak", "meanings": ["Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak", "Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak", "Bir yerde yatarak geceyi geçirmek", "Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak", "Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak"]}, {"word": "barış", "meanings": ["Barışma işi", "Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar", "Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç", "Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam"]}, {"word": "barış görüş olmak", "meanings": ["her türlü dargınlığı unutarak barışmak"]}, {"word": "barış yapmak", "meanings": ["barış antlaşmasını imzalamak"]}, {"word": "barışçı", "meanings": ["Barışsever", "Barışı amaçlayan, barışı öngören"]}, {"word": "barışçıl", "meanings": ["Barışsever"]}, {"word": "barışçılık", "meanings": ["Barışseverlik"]}, {"word": "barışık", "meanings": ["Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan"]}, {"word": "barışık olmak", "meanings": ["sevecen ve hoşgörülü davranmak"]}, {"word": "barışıklık", "meanings": ["Barışık olma durumu"]}, {"word": "barışma", "meanings": ["Barışmak durumu, uzlaşma, anlaşma"]}, {"word": "barışmak", "meanings": ["İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak", "Sevmek, zevk almak"]}, {"word": "barışsever", "meanings": ["Barışı seven, barışçı, barışçıl, sulhçu, sulhsever, sulhperver"]}, {"word": "barışseverlik", "meanings": ["Barışsever olma durumu, barışçılık, barışçıllık, sulhçuluk, sulhseverlik, sulhperverlik"]}, {"word": "barıştırma", "meanings": ["Barıştırmak işi"]}, {"word": "bari", "meanings": ["Hiç olmazsa, hiç değilse, o hâlde, öyleyse", "Keşke"]}, {"word": "barıştırmak", "meanings": ["Barışmalarını sağlamak, ara bulmak"]}, {"word": "barikat", "meanings": ["Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılan engel"]}, {"word": "barikat yapmak", "meanings": ["çeşitli araçlarla bir engel oluşturmak"]}, {"word": "barikat kurmak", "meanings": ["engel oluşturmak"]}, {"word": "barikatlama", "meanings": ["Barikatlamak işi"]}, {"word": "barikatlamak", "meanings": ["Barikat ile çevirmek, barikat yapmak"]}, {"word": "barisfer", "meanings": ["Ağır küre"]}, {"word": "barit", "meanings": ["Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral, baritin, baryum sülfat Ba(OH)2"]}, {"word": "baritin", "meanings": ["Barit"]}, {"word": "baritli", "meanings": ["İçinde barit bulunduran"]}, {"word": "bariton", "meanings": ["Tenor ve bas arasındaki erkek sesi", "Basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir ağız çalgısı türü"]}, {"word": "bariyer", "meanings": ["Engel"]}, {"word": "barizleşme", "meanings": ["Barizleşmek işi"]}, {"word": "bariz", "meanings": ["Açık, göze çarpan, belirgin"]}, {"word": "barizleşmek", "meanings": ["Bariz duruma gelmek"]}, {"word": "barka", "meanings": ["Büyük sandal"]}, {"word": "barkarol", "meanings": ["Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı", "Ritmi üç zamanlı müzik eseri"]}, {"word": "barkod", "meanings": ["Çizgi im"]}, {"word": "barlam", "meanings": ["İnce pullu, sırtı açık kahverengi, yanları ve karnı beyaz, ortalama 30-40 santimetre boyunda, Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir tür balık (Merluccius merluccius)"]}, {"word": "barmen", "meanings": ["Barda içki hazırlayıp sunan kimse"]}, {"word": "baro", "meanings": ["Bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu"]}, {"word": "barmenlik", "meanings": ["Barmenin yaptığı iş"]}, {"word": "baro başkanı", "meanings": ["Baro genel kurulu tarafından en az on beş yıllık kıdemi olan avukatlar arasından seçilen ve baroyu temsil eden baro üyesi"]}, {"word": "barok", "meanings": ["MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu", "Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı"]}, {"word": "barograf", "meanings": ["Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet", "Basınçyazar"]}, {"word": "barokçu", "meanings": ["Barokçuluk yanlısı olan kimse"]}, {"word": "barokçuluk", "meanings": ["Barok sanat ve edebiyat görüş ve ilkelerini benimseyen akım"]}, {"word": "barometre", "meanings": ["Basınçölçer"]}, {"word": "barok müzik", "meanings": ["Çalgılar arasında veya çalgılarla sesler arasında karşıtlıklar kuran XVI-XVIII. yüzyıllar arasındaki müzik reformunu oluşturan müzik"]}, {"word": "baron", "meanings": ["Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı"]}, {"word": "baronluk", "meanings": ["Baron olma durumu", "Baronun görevi"]}, {"word": "baroskop", "meanings": ["Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı"]}, {"word": "barparalel", "meanings": ["Düşey direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş iki tahta çubuktan oluşmuş jimnastik aracı"]}, {"word": "barsam", "meanings": ["Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir tür çarpan balığı (Trachinus vipera)"]}, {"word": "barsama", "meanings": ["Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan, nane ve yaban kekiğinin ortak adı"]}, {"word": "barut", "meanings": ["Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde"]}, {"word": "barudi", "meanings": ["Koyu gri renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "barut gibi", "meanings": ["öfkeli, huysuz, sert, aksi (kimse)", "pek ekşi", "acı"]}, {"word": "barut kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["çok öfkelenmek"]}, {"word": "barut kokusu gelmek", "meanings": ["savaş tehlikesi sezilmek"]}, {"word": "barutla oynamak", "meanings": ["tehlikeli işlerle uğraşmak"]}, {"word": "barutçu", "meanings": ["Barut yapan veya alıp satan kimse"]}, {"word": "barutçuluk", "meanings": ["Barutçunun yaptığı iş"]}, {"word": "barut esmeri", "meanings": ["Koyu esmer renkte olan (kimse)"]}, {"word": "barut fıçısı gibi", "meanings": ["çok kızgın, sinirli (kimse)", "kavgaya yol açacak (durum)"]}, {"word": "barut fıçısı", "meanings": ["Barut koymaya, doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan fıçı", "Her an olay çıkabilecek durumda olan yer", "Çok kızgın, sinirli ve kinle dolu kimse"]}, {"word": "barut hakkı", "meanings": ["Mermiyi istenilen uzaklığa atabilmek için gerekli barut gazı basıncını sağlamaya yetecek miktarda barut"]}, {"word": "barutluk", "meanings": ["Barut kabağı"]}, {"word": "baruthane", "meanings": ["Barut yapılan veya saklanan yer"]}, {"word": "barut rengi", "meanings": ["Koyu gri renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "baryum", "meanings": ["Atom sayısı 56, yoğunluğu 3,78 olan, doğada en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan, havada çabuk oksitlenen, gümüş renginde, katı ve basit bir element (simgesi Ba)"]}, {"word": "baryum karbonat", "meanings": ["Karbondioksidin, barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı"]}, {"word": "bas", "meanings": ["En kalın erkek sesi", "Sesi böyle olan sanatçı", "En kalın sesli orkestra çalgısı"]}, {"word": "baryum sülfat", "meanings": ["Barit"]}, {"word": "bas tutmak", "meanings": ["ince sesli çalgılara tek perdeden eşlik etmek"]}, {"word": "basak", "meanings": ["Merdiven"]}, {"word": "basaklı", "meanings": ["Merdiveni olan"]}, {"word": "basaksız", "meanings": ["Merdiveni olmayan"]}, {"word": "basamak", "meanings": ["Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri", "Derece, aşama, kerte, evre", "Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer", "Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane", "Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti"]}, {"word": "basamak yapmak", "meanings": ["bir kişiyi, bir durumu bulunduğu konumdan daha yükseğine erişmek için araç olarak kullanmak"]}, {"word": "basamak basamak", "meanings": ["Yavaş yavaş", "Derece derece"]}, {"word": "basar", "meanings": ["Göz", "İleriyi görme, algılama yetisi"]}, {"word": "basamaklı", "meanings": ["Basamağı olan"]}, {"word": "basar", "meanings": ["Merdivenin ayakla basılan yüzeyi"]}, {"word": "basari", "meanings": ["Görme ile ilgili"]}, {"word": "basarna", "meanings": ["Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi", "Dalyanın kapak yeri"]}, {"word": "basbariton", "meanings": ["Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen, buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı"]}, {"word": "bas bas", "meanings": ["`Yüksek sesle bağırmak` anlamına gelen bas bas bağırmak deyiminde kullanılan bir söz"]}, {"word": "basbayağı", "meanings": ["Alışılandan, bilinenden hiçbir farkı olmayan, bilindiği gibi", "Alışıldığı üzere"]}, {"word": "basen", "meanings": ["Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü", "Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi"]}, {"word": "basıcı", "meanings": ["Bası işi yapan kimse"]}, {"word": "bası", "meanings": ["Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon"]}, {"word": "basıcılık", "meanings": ["Basıcının yaptığı iş"]}, {"word": "basık", "meanings": ["Basılmış, yassılaşmış", "Çok yüksek olmayan, alçak", "Kısık"]}, {"word": "basıklaştırma", "meanings": ["Basıklaştırmak işi"]}, {"word": "basıklaştırmak", "meanings": ["Basık duruma getirmek"]}, {"word": "basıla vermek", "meanings": ["prova durumundaki bir kitabın veya yazının basıma uygun olduğunu bildirmek"]}, {"word": "basıklık", "meanings": ["Basık olma durumu", "Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arasındaki farkın büyük eksene oranı"]}, {"word": "basıla", "meanings": ["Basımcılıkta, provalar için `basınız, basılsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "basılı", "meanings": ["Basılarak yerleştirilmiş", "Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu"]}, {"word": "basılış", "meanings": ["Basılma işi"]}, {"word": "basılma dayanımı", "meanings": ["Dokusunu basarak ezmeye çalışan dış etkilere ağacın gösterdiği direnç"]}, {"word": "basılma", "meanings": ["Basılmak işi"]}, {"word": "basılmak", "meanings": ["Basma işine konu olmak veya basma işi yapılmak"]}, {"word": "basımcılık", "meanings": ["Basımcının yaptığı iş, basım, basmacılık, matbaacılık, tabaat"]}, {"word": "basımevi", "meanings": ["Basım işi yapılan yer, matbaa"]}, {"word": "basım", "meanings": ["Basımcılık", "Bası işi, tipografi"]}, {"word": "basın", "meanings": ["Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat", "Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü"]}, {"word": "basımcı", "meanings": ["Basımevi işleten kimse, matbaacı"]}, {"word": "basın bildirisi", "meanings": ["Basın yayın organlarına bilgi vermek amacıyla yetkili kurum veya kişiler tarafından hazırlanmış yazılı açıklama"]}, {"word": "basın ataşesi", "meanings": ["Resmî veya özel kurum ve kuruluşlarda, yabancı temsilciliklerde basın ile ilgili konuları düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse"]}, {"word": "basınç", "meanings": ["Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik"]}, {"word": "basınç yapmak", "meanings": ["bir yüzey üzerine güç kullanarak baskı yapmak"]}, {"word": "basınçlı", "meanings": ["Basınç yüklenmiş olan"]}, {"word": "basınçlama", "meanings": ["Basınçlamak işi"]}, {"word": "basınçlı su", "meanings": ["Basınç yüklenerek fışkırtılma düzeyine getirilmiş su, tazyikli su"]}, {"word": "basınçlamak", "meanings": ["Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak"]}, {"word": "basınçölçer", "meanings": ["Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet, barometre"]}, {"word": "basınç ölçüm", "meanings": ["Hava basıncı ölçümlerini inceleyen birim"]}, {"word": "basın dünyası", "meanings": ["Görsel ve yazılı basın organları ile burada görevlilerin tümü, medya camiası"]}, {"word": "basın kartı", "meanings": ["Basın mensubu olan kişilerin taşıdığı kimlik belgesi"]}, {"word": "basireti bağlanmak", "meanings": ["iyi düşünemez, gerçeği göremez bir duruma düşmek"]}, {"word": "basın özgürlüğü", "meanings": ["Görüş ve düşünceleri basın ve yayın yoluyla açıklayabilme ve yayabilme hakkı"]}, {"word": "basın yasağı", "meanings": ["Basın yayın organlarının bir konu hakkında yayın yapmasını kısıtlayıp engelleme"]}, {"word": "basın toplantısı", "meanings": ["Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konu üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı"]}, {"word": "basıölçer", "meanings": ["Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet, manometre", "Akışkanların basıncını ölçen araç"]}, {"word": "basış", "meanings": ["Basma işi"]}, {"word": "basil", "meanings": ["Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü"]}, {"word": "basiret", "meanings": ["Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon"]}, {"word": "basiretli", "meanings": ["Gerçeği görebilen, uzağı görebilen, basireti olan, sağgörülü"]}, {"word": "basiretsiz", "meanings": ["Gerçekleri görebilmekten uzak, ileri ve uzak görüşlü olmayan, sağgörüsüz"]}, {"word": "basit", "meanings": ["Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı", "Kolay", "Süssüz, gösterişsiz", "Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz", "Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan"]}, {"word": "basite indirgemek", "meanings": ["basitleştirmek, sade bir biçime döndürmek"]}, {"word": "basiretsizlik", "meanings": ["Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük"]}, {"word": "basit cisim", "meanings": ["Maddesi tek elementten oluşmuş cisim"]}, {"word": "basit cümle", "meanings": ["Tek yargı bildiren cümle, basit tümce"]}, {"word": "basitçe", "meanings": ["Basit olarak, kolay tarafından"]}, {"word": "basit faiz", "meanings": ["Faizleri üzerine eklenmemiş anaparaya belli bir dönem sonunda verilen faiz"]}, {"word": "basit kesir", "meanings": ["Payı paydasından küçük olan kesir"]}, {"word": "basit kelime", "meanings": ["Yalın kelime"]}, {"word": "basitleşme", "meanings": ["Basitleşmek işi"]}, {"word": "basitleşmek", "meanings": ["Basit duruma gelmek"]}, {"word": "basitleştirmek", "meanings": ["Gereksiz ayrıntılardan arıtarak sade duruma getirmek"]}, {"word": "basitleştirme", "meanings": ["Basitleştirmek işi"]}, {"word": "basitlik", "meanings": ["Basit olma durumu"]}, {"word": "basit renk", "meanings": ["Prizmadan geçen beyaz ışığın ayrıldığı renklerden her biri"]}, {"word": "Baskça", "meanings": ["İspanya'nın Bask bölgesinde kullanılan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "basket", "meanings": ["Basketbolda kazanılan sayı", "Basketbol"]}, {"word": "basket yapmak", "meanings": ["basketbolda sayı kazanmak"]}, {"word": "basketbol", "meanings": ["Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu"]}, {"word": "basketbolcu", "meanings": ["Basketbol oyuncusu, basketçi"]}, {"word": "basketbolculuk", "meanings": ["Basketbolcunun yaptığı iş, basketçilik"]}, {"word": "basketçi", "meanings": ["Basketbolcu", "Basketbolcuya özgü"]}, {"word": "baskı", "meanings": ["Bir eserin basılış biçimi veya durumu", "Bası sayısı", "Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri, edisyon", "Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı", "Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm", "Bir maddeyi sıkıp ezen alet", "Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres", "Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu"]}, {"word": "baskıda kalmak", "meanings": ["yağmur yağdıktan sonra toprağın üst kısmı sertleşerek tohumlar fidelenip toprak üstüne çıkamamak"]}, {"word": "baskı altında tutmak", "meanings": ["özgürlüğünü engellemek, kısıtlamak"]}, {"word": "baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir", "meanings": ["`kullanılan, işe yarayan değersiz şey, saklanan ve kullanılmayan çok değerli şeyden daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baskı yapmak", "meanings": ["bir kimseyi bir işi yapmaya zorlamak, zor kullanmak", "oyuncunun rahat hareket etmesini engellemek"]}, {"word": "baskıcı", "meanings": ["İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse", "Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse", "Kısıtlayan"]}, {"word": "baskıcılık", "meanings": ["Baskıcının yaptığı iş", "Baskıcı olma durumu"]}, {"word": "baskı grubu", "meanings": ["Bir işin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde veya tamamlanmasında baskı oluşturan güç"]}, {"word": "baskı kalıbı", "meanings": []}, {"word": "baskılık", "meanings": ["Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konulan özel biçimdeki ağırlık"]}, {"word": "baskın", "meanings": ["Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme", "Kısa süreli, beklenmedik saldırı", "Su basması, sel", "Ansızın çıkagelme", "Sertlik, zorluk bakımından üstün", "Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant"]}, {"word": "baskılı", "meanings": ["Baskısı olan"]}, {"word": "baskın basanındır", "meanings": ["`düşmanı gafil avlayıp saldıran taraf savaşı kazanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baskın çıkmak (veya gelmek)", "meanings": ["karşılaştırma konusu olan kimseyi geçmek, ona karşı üstünlüğünü göstermek"]}, {"word": "baskın vermek", "meanings": ["ani ve habersiz girmek", "saldırıda bulunmak"]}, {"word": "baskına uğramak", "meanings": ["düşmanın beklenmedik bir saldırısıyla karşılaşmak", "bir yerde suçüstü yakalanmak", "beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek"]}, {"word": "baskıncı", "meanings": ["Baskın yapan kimse"]}, {"word": "baskı resim", "meanings": ["Gravür tekniği ile yapılan resim, kazıma resim"]}, {"word": "baskın yapmak", "meanings": ["suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girmek", "düşmana ansızın saldırmak", "ansızın konuk gelmek"]}, {"word": "baskısız", "meanings": ["Hak ve özgürlükleri kısıtlanmamış", "Disiplinsiz", "Terbiyesiz, ahlaksız"]}, {"word": "baskısız büyümek", "meanings": ["serbest bir biçimde yetişmek"]}, {"word": "baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır", "meanings": ["`kontrol altında bulundurulmayan veya gereği gibi korunmayan gençler kötü yollara sürüklenebilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "basklarnet", "meanings": ["Kalın sesli klarnet"]}, {"word": "baskül", "meanings": ["Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar", "İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç"]}, {"word": "basmacılık", "meanings": ["Basmacının yaptığı iş", "Basımcılık"]}, {"word": "basmacı", "meanings": ["Basma yapan veya satan kimse", "Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse", "Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı"]}, {"word": "basma", "meanings": ["Basmak işi", "Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua", "İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun", "Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş", "Bu kumaştan yapılan", "Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı", "Basılmış, matbu", "Gübre, tezek"]}, {"word": "basmahane", "meanings": ["Basma yapılan iş yeri"]}, {"word": "basmak", "meanings": ["Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak", "Küçük çocuklar ayakta durabilmek", "Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek", "Sıkıştırarak yerleştirmek", "Bası işi yapmak, tabetmek", "Örtmek, bürümek, kaplamak", "Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak", "Baskın yapmak", "Bir kimse bir yaşa girmek", "Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek", "Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek", "Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak", "Uygunsuz vaziyette yakalamak", "Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak"]}, {"word": "bas! (veya bas git!)", "meanings": ["`çekil, yürü, git, defol!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "basıp geçmek", "meanings": ["önde gideni geçmek", "önem vermeyerek uğramamak"]}, {"word": "basıp gitmek", "meanings": ["birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek"]}, {"word": "bastığı yeri bilmemek", "meanings": ["çok sevinmek", "şaşkınlıktan nerede olduğunu seçememek, durumunu kontrol edememek"]}, {"word": "bastığı yerde ot bitmez", "meanings": ["`gittiği yere uğursuzluk götürür, gittiği yerin bereketini kurutur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bastığı yere bir daha basmamak", "meanings": ["arı gibi çok hareketli olmak"]}, {"word": "basma kalıbı", "meanings": ["Kitap, kumaş vb.nin baskısı için hazırlanan kalıp"]}, {"word": "basmakalıp", "meanings": ["Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe", "Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan bir biçimde, sloganvari"]}, {"word": "basmakalıplaşmak", "meanings": ["Basmakalıp durumuna gelmek"]}, {"word": "basmalı", "meanings": ["Basması olan", "Basılarak çalıştırılan"]}, {"word": "basmalık", "meanings": ["Üzerine basılacak şey"]}, {"word": "bastana salatası", "meanings": ["Domates, taze soğan, yeşilbiber, maydanoz, nane ve limon suyu kullanılarak yapılan bir salata türü"]}, {"word": "bastı", "meanings": ["Kıyma ile pişirilmiş sebze"]}, {"word": "basso", "meanings": ["En kalın erkek sesi", "En kalın sesli orkestra çalgısı"]}, {"word": "bastıbacak", "meanings": ["Bacakları kısa veya çarpık (kimse)", "Yaramaz, haylaz (çocuk)"]}, {"word": "bastık", "meanings": ["Pestil"]}, {"word": "bastırak", "meanings": ["Yol yapımında çakıl, kum, cüruf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet"]}, {"word": "bastırık", "meanings": ["Kapıyı arkadan bastırmak için kullanılan ağaç dayak", "Ağırlık, yük"]}, {"word": "bastırılma", "meanings": ["Bastırılmak işi"]}, {"word": "bastırılmak", "meanings": ["Bastırma işine konu olmak"]}, {"word": "bastırım", "meanings": ["Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması"]}, {"word": "bastırma", "meanings": ["Bastırmak işi"]}, {"word": "bastırmak", "meanings": ["Basma işini yaptırmak", "Zararlı bir olayı önlemek", "Durdurmak", "Üstünlüğünü göstermek", "Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek", "Gidermek", "Hemen söylemek", "Ansızın birinin yanına gitmek", "Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek", "Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek", "Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak"]}, {"word": "bastika", "meanings": ["Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik"]}, {"word": "baston", "meanings": ["Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç", "Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası"]}, {"word": "baston (veya baston yutmuş) gibi", "meanings": ["dimdik duran veya yürüyen (kimse)"]}, {"word": "bastoncu", "meanings": ["Baston yapan veya satan kimse"]}, {"word": "bastonculuk", "meanings": ["Bastoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "baston francala", "meanings": ["İnce, uzun ekmek"]}, {"word": "bastonsuz", "meanings": ["Bastonu olmayan"]}, {"word": "bastonlu", "meanings": ["Bastonu olan"]}, {"word": "basur", "meanings": ["Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit"]}, {"word": "basurlu", "meanings": ["Basuru olan, hemoroitli"]}, {"word": "basur memesi", "meanings": ["Anüste genişleyip meme başı gibi uzamış damar yığını"]}, {"word": "basur otu", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, nemli ormanlarda biten, köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan, sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria)"]}, {"word": "basübadelmevt", "meanings": ["Diriliş"]}, {"word": "basya", "meanings": ["Sapotgillerden, tohumlarından sabunculukta kullanılan bir yağ elde edilen, Asya'da yetişen bir ağaç (Basia)"]}, {"word": "baş", "meanings": ["İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser", "Bir topluluğu yöneten kimse", "Başlangıç", "Temel, esas", "Arazide en yüksek nokta", "Bir şeyin genellikle toparlakça ucu", "Bir şeyin uçlarından biri", "Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet", "Sarraflık hakkı", "Bir şeyin yakını veya çevresi", "`Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün` anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz", "Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği", "Deniz teknelerinde ön taraf"]}, {"word": "baş ağır gerek, kulak sağır", "meanings": ["`kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş ağrıtmak", "meanings": ["başını ağrıtmak"]}, {"word": "baş (veya başını) alamamak", "meanings": ["çok uğraştıran bir konu yüzünden vakit ve fırsat bulamamak"]}, {"word": "baş bağlamak", "meanings": ["başına bir örtü örtmek", "başak vermek", "birine veya bir şeye bağlanmak, intisap etmek", "nişanlanmak"]}, {"word": "baş bulmak", "meanings": ["kazanç bırakmak"]}, {"word": "baş (veya başı) çekmek", "meanings": ["herhangi bir konuda önde gitmek, önayak olmak"]}, {"word": "baş çevirtmek", "meanings": ["başı arkaya doğru döndürtmek", "birinin arkasından hayranlıkla baktırmak"]}, {"word": "baş döndürmek", "meanings": ["başarıdan, gururdan, sevinçten çok mutlu duruma getirmek, aşırı heyecanlandırmak"]}, {"word": "baş dille tartılır", "meanings": ["`kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş edebilmek", "meanings": ["bir kimseyi yola getirmeye veya bir şeyi yapmaya gücü yetmek"]}, {"word": "baş edememek", "meanings": ["gücü yetmemek", "engel olamamak"]}, {"word": "baş eğmek", "meanings": ["saygı göstermek için baş eğerek selamlamak", "direnmekten vazgeçip buyruk altına girmek, inkıyat etmek"]}, {"word": "baş eldeyken", "meanings": ["ölmeden, yaşarken, sağken"]}, {"word": "baş gelmek", "meanings": ["yenmek, gücü yetmek"]}, {"word": "baş etmek", "meanings": ["gücü yetmek", "başarı kazanmak"]}, {"word": "baş göstermek", "meanings": ["belirmek, ortaya çıkmak, zuhur etmek, vuku bulmak"]}, {"word": "baş göz etmek", "meanings": ["evlendirmek"]}, {"word": "baş göz olmak", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "baş kes, yaş kesme", "meanings": ["`ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş kesmek", "meanings": ["selam vermek için baş eğmek"]}, {"word": "baş kıç olmak", "meanings": ["yelkenli yavaşlayıp kendi çevresinde bir tur atmak"]}, {"word": "baş kıç vurmak", "meanings": ["baştan gelen dalgalarla gemi, başı ve kıçı üzerinde inip kalkmak"]}, {"word": "baş kırılır (veya yarılır) fes (veya börk) içinde, kol kırılır yen (veya kürk) içinde", "meanings": ["`aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş koşmak", "meanings": ["bir işi başarmak için çalışmak"]}, {"word": "baş koymak", "meanings": ["bir şey uğruna ölümü göze almak"]}, {"word": "baş nereye giderse ayak da oraya gider", "meanings": ["`küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş olan boş olmaz", "meanings": ["`bir yerde önder olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir` anlamında kullanılan bir söz", "`işbaşındaki kişinin işi çoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş ol da istersen soğan başı ol", "meanings": ["`küçük bir işte de olsa başta olmak önemlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş olmak", "meanings": ["küçük bir işte de olsa yönetici olmak, sözü dinlenir bir kimse olmak", "önde gelmek, lider olmak"]}, {"word": "baş sallamak", "meanings": ["karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek"]}, {"word": "baş sağlığı, dünya varlığı", "meanings": ["`en büyük zenginlik, beden sağlığıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş tutmak", "meanings": ["elebaşı olmak"]}, {"word": "baş tutamamak", "meanings": ["rüzgâr, fırtına yüzünden, yapılışındaki veya yükselişindeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak, rotadan çıkmak"]}, {"word": "baş üstünde yeri var", "meanings": ["`büyük bir saygı ve ilgi ile karşılanır veya ağırlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baş üstünde tutmak", "meanings": ["çok iyi ağırlamak"]}, {"word": "baş vermek", "meanings": ["çıban olgunlaşmak", "buğday vb. bitkiler başak bağlamaya başlamak, başak oluşmak", "gemi, kayık vb.ni döndürmek, çevirmek", "ortaya çıkmak, belirmek"]}, {"word": "baş yakmak", "meanings": ["kötü duruma düşürmek"]}, {"word": "baş yapmak", "meanings": ["kuaför saç bakım ve tuvaleti yapmak"]}, {"word": "baş yastığı baş derdini bilmez", "meanings": ["`insanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başa çıkmak", "meanings": ["güçlükler çıkaran biriyle olan işini, kendi istediği yolda sonuçlandırabilmek"]}, {"word": "baş yemek", "meanings": ["birinin ölümüne veya yok olmasına sebep olmak", "birinin güç duruma düşmesine yol açmak"]}, {"word": "başa gelen (dert) çekilir", "meanings": ["çaresiz durumlara düşüldüğünde insanın kendini üzüntüye kaptırmayıp bu durumlara katlanmasının olağan ve doğru bulunduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "başa çıkmak", "meanings": ["bir şeye gücü yetmek"]}, {"word": "başa gelmek", "meanings": ["kötü bir durumla karşı karşıya kalmak"]}, {"word": "başa güreşmek", "meanings": ["yağlı güreşte, pehlivanlar başpehlivanlık için yarışmak", "en üstün sonucu elde etmek veya bir işte en üst noktaya gelmek için mücadele vermek"]}, {"word": "başa gelmeyince bilinmez", "meanings": ["`başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başa vermek", "meanings": ["değiş tokuş yaparken üste bazı şeyler vermek"]}, {"word": "başı bağlanmak", "meanings": ["evlendirilmek", "birini yandaş olarak kazanmak, kendi yanında tutmak"]}, {"word": "başı ağrımak", "meanings": ["sorunu olmak, sıkıntı içinde bulunmak"]}, {"word": "başı belada olmak", "meanings": ["çözülmesi güç, sıkıntılı bir durumda olmak"]}, {"word": "başı belaya girmek (veya uğramak)", "meanings": ["sıkıcı, üzücü bir durumla karşılaşmak"]}, {"word": "başı çatlamak", "meanings": ["başı çok ağrımak"]}, {"word": "başı dara düşmek", "meanings": ["sıkıntıya girmek"]}, {"word": "başı darda kalmak", "meanings": ["parasızlıktan dolayı sıkıntıda olmak"]}, {"word": "başı daralmak", "meanings": ["para yönünden sıkıntıya, darlığa düşmek"]}, {"word": "başı dönmek", "meanings": ["insana, eşyanın dönmesi, ayağının altından yerin çekilmesi vb. bir duygu gelmek", "sıkıntı yaratan bir durum karşısında bunalmak", "görkemli bir şey karşısında hayranlık duymak", "para veya makam sebebiyle şaşırıp şımarmak"]}, {"word": "başı derde girmek", "meanings": ["sıkıntılı bir duruma düşmek"]}, {"word": "başı göğe ermek (veya değmek)", "meanings": ["beklenmeyen bir mutluluğa ermek"]}, {"word": "başı hoş olmamak", "meanings": ["bir şeyden hoşlanmamak"]}, {"word": "başı için", "meanings": ["`çocuğumuzun başı için, annenizin başı için` vb. sözlerde değerli bir kişi ortaya konarak kullanılan ant veya yalvarma sözü"]}, {"word": "başı kazan gibi olmak", "meanings": ["başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak"]}, {"word": "başı sağ olsuna gitmek", "meanings": ["başsağlığı dilemeye gitmek"]}, {"word": "başı nâra yanmak", "meanings": ["başkası uğruna büyük bir zarara uğramak"]}, {"word": "başı sıkılmak (veya sıkışmak)", "meanings": ["herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak"]}, {"word": "başı sıkıya gelmek", "meanings": ["herhangi bir güçlük karşısında bunalmak, zor durumda kalmak"]}, {"word": "başı taşa değmek", "meanings": ["kötü bir durum kendisine ders olmak"]}, {"word": "başı tutmak", "meanings": ["gürültüden veya üzüntüden başı ağrımak"]}, {"word": "başı üstünde yeri olmak", "meanings": ["her zaman iyi karşılanmak, ağırlanmak", "bir düşünce veya davranışı uygun bulmak"]}, {"word": "başı yastığa düşmek", "meanings": ["yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak"]}, {"word": "başı yerine gelmek", "meanings": ["zihin yorgunluğu geçmiş olmak"]}, {"word": "başı yastık yüzü görmemek", "meanings": ["yatağa yatıp uyumuş olmamak"]}, {"word": "başı zapt olunmamak", "meanings": ["at, binicisini alıp götürmek"]}, {"word": "başım gözüm üstüne", "meanings": ["belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatan bir söz"]}, {"word": "başımla beraber", "meanings": ["memnunlukla, seve seve"]}, {"word": "acube", "meanings": ["Tuhaf kimse", "Tuhaf, alışılmadık, garip şey"]}, {"word": "acınılma", "meanings": ["Acınılmak işi"]}, {"word": "açık fikirlilik", "meanings": ["Açık fikirli olma durumu"]}, {"word": "adaletlilik", "meanings": ["Adaletli olma durumu"]}, {"word": "adaklanma", "meanings": ["Nişanlanma"]}, {"word": "addolunma", "meanings": ["Sayılma"]}, {"word": "addetme", "meanings": ["Sayma"]}, {"word": "afsunlama", "meanings": ["Büyüleme"]}, {"word": "adli polis", "meanings": ["Adliye içerisinde güvenliği sağlayıp cumhuriyet savcısına bağlı olarak çalışan kolluk gücü"]}, {"word": "aforozlama", "meanings": ["Aforozlamak işi"]}, {"word": "afsunlanma", "meanings": ["Büyülenme"]}, {"word": "afyonlama", "meanings": ["Afyonlamak işi"]}, {"word": "ağaçlama", "meanings": ["Ağaçlamak işi"]}, {"word": "afyonlanma", "meanings": ["Afyonlanmak işi"]}, {"word": "ağaçlandırılma", "meanings": ["Ağaçlandırılmak işi"]}, {"word": "ağalanma", "meanings": ["Ağalanmak durumu"]}, {"word": "ağaçlanma", "meanings": ["Ağaçlanmak işi"]}, {"word": "ağdalanma", "meanings": ["Ağdalanmak işi"]}, {"word": "ağdırma", "meanings": ["Ağdırmak işi"]}, {"word": "a", "meanings": ["Şaşma, hatırlama, sevinme, acıma, üzülme, kızma vb. duyguların anlatımına güç kazandıran söz"]}, {"word": "ağılanma", "meanings": ["Zehirlenme"]}, {"word": "a'dan z'ye (kadar)", "meanings": ["baştan aşağı, tamamen, tamamıyla, bütünüyle"]}, {"word": "ağırellilik", "meanings": ["Eli ağırlık"]}, {"word": "ağırkanlılık", "meanings": ["Ağırkanlı olma durumu"]}, {"word": "ağırlanma", "meanings": ["Ağırlanmak işi"]}, {"word": "ağırlatma", "meanings": ["Ağırlatmak işi"]}, {"word": "ağırlaştırma", "meanings": ["Ağırlaştırmak işi"]}, {"word": "ağırşaklanma", "meanings": ["Ağırşaklanmak durumu"]}, {"word": "a, A", "meanings": ["Türk alfabesinin ilk sırasında yer alan ve A adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın ünlülerin düz ve geniş olanını gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde la sesini bildirir"]}, {"word": "a \\/ e", "meanings": ["Dilek kipinin ikinci teklik ve çokluk şahıslarının çekiminden sonra gelerek anlamı pekiştiren ve güçlendiren bir söz"]}, {"word": "ab", "meanings": ["Su"]}, {"word": "aba altında er yatar", "meanings": ["`bir insanın değeri giyimiyle kuşamıyla ölçülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aba", "meanings": ["Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş", "Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük", "Bu kumaştan yapılan", "Bu kumaştan yapılan ve dervişlerce giyilen hırka", "Kepenek (I)"]}, {"word": "aba vakti yaba, yaba vakti aba", "meanings": ["`gereksinimler vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman karşılanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aba gibi", "meanings": ["kaba ve kalın (kumaş)"]}, {"word": "aba altından sopa (veya değnek) göstermek", "meanings": ["birini imalı bir biçimde tehdit etmek"]}, {"word": "abanın kadri yağmurda bilinir", "meanings": ["`bir şeyin gerçek değeri ona gereksinim duyulduğunda anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abayı sermek", "meanings": ["istenilmediği hâlde teklifsizce yerleşmek", "uzun süre yerleşip kalmak"]}, {"word": "abacı", "meanings": ["Aba yapan veya satan kimse", "Abadan giyecek yapan veya satan kimse", "Asalak", "Bedavacı"]}, {"word": "abayı yakmak", "meanings": ["birine aşırı bir biçimde gönül vermek, tutulmak, âşık olmak"]}, {"word": "abacı kebeci (ara yerde) sen neci?", "meanings": ["`seni ilgilendirmeyen işe niçin karışıyorsun?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abacılık", "meanings": ["Abacının yaptığı iş"]}, {"word": "abadi", "meanings": ["Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü"]}, {"word": "abajur", "meanings": ["Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi", "Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba"]}, {"word": "aba güreşi", "meanings": ["Aba giyilerek ve bele kuşak bağlanarak yapılan bir güreş türü"]}, {"word": "abajurcu", "meanings": ["Abajur yapan veya satan kimse"]}, {"word": "abajurculuk", "meanings": ["Abajurcunun yaptığı iş"]}, {"word": "abajurlu", "meanings": ["Abajuru olan"]}, {"word": "abaküs", "meanings": ["Sayı boncuğu", "Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok"]}, {"word": "abalı", "meanings": ["Aba giymiş olan"]}, {"word": "abandırma", "meanings": ["Abandırmak işi"]}, {"word": "abandırmak", "meanings": ["Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak", "Bir hayvanı yere çöktürmek"]}, {"word": "abandone", "meanings": ["Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması", "Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme"]}, {"word": "abandone etmek", "meanings": ["dövüşemeyecek duruma getirmek, sersemletmek", "bunaltmak, sıkıntı içine sokmak"]}, {"word": "abandone olmak", "meanings": ["dövüşemeyecek duruma gelmek, sersemlemek", "bunalmak, sıkıntı içinde bulunmak"]}, {"word": "abani", "meanings": ["Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "abanma", "meanings": ["Abanmak işi"]}, {"word": "abanoz", "meanings": ["Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı", "Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası", "Bu tahtadan yapılmış", "Koyu, parlak siyah", "Bu renkte olan"]}, {"word": "abanmak", "meanings": ["Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak", "Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak", "Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak", "Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak", "Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak", "Futbolda topa olanca gücüyle vurmak"]}, {"word": "abanoz gibi", "meanings": ["çok sert", "kapkara"]}, {"word": "abanoz kesilmek", "meanings": ["sertleşerek dayanıklılığı artmak", "kirden dolayı matlaşmak, rengini kaybetmek"]}, {"word": "abanozgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası"]}, {"word": "abanozlaşma", "meanings": ["Abanozlaşmak durumu"]}, {"word": "abartı", "meanings": ["Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa"]}, {"word": "abanozlaşmak", "meanings": ["Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak", "Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek"]}, {"word": "abartıcı", "meanings": ["Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı"]}, {"word": "abartılı", "meanings": ["Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı", "Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde"]}, {"word": "abartılma", "meanings": ["Abartılmak işi"]}, {"word": "abartıcılık", "meanings": ["Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık"]}, {"word": "abartılmak", "meanings": ["Abartma işine konu olmak"]}, {"word": "abartma", "meanings": ["Abartmak işi"]}, {"word": "abartmacı", "meanings": ["Abartıcı"]}, {"word": "abartmacılık", "meanings": ["Abartıcılık"]}, {"word": "abartmak", "meanings": ["Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek", "Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak"]}, {"word": "abaşo", "meanings": ["Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama", "Altta, aşağıda bulunan, alttaki"]}, {"word": "abartmalı", "meanings": ["Abartılı"]}, {"word": "abartısız", "meanings": ["Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız", "Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde"]}, {"word": "abat", "meanings": ["Bayındır", "Şen, rahat"]}, {"word": "abat etmek (veya eylemek)", "meanings": ["bayındır duruma getirmek", "zenginleştirmek", "rahata kavuşturmak, gönendirmek"]}, {"word": "abat olmak", "meanings": ["rahata kavuşmak, gönenmek", "mutlu olmak"]}, {"word": "Abaza", "meanings": ["Abhaz"]}, {"word": "Abhazca", "meanings": ["Abhazlar tarafından kullanılan dil, Abazaca", "Bu dille yazılmış olan, Abazaca"]}, {"word": "abdal tekkede, hacı Mekke'de bulunur", "meanings": ["`herkes kendisine yakışan ve uğraştığı işle ilgili olan yerdedir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abazan", "meanings": ["Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek)", "Karnı aç olan (kimse)"]}, {"word": "abazan kalmak", "meanings": ["uzun süre cinsel ilişkide bulunmamak", "aç kalmak"]}, {"word": "abazanlık", "meanings": ["Abazan olma durumu"]}, {"word": "Abdal", "meanings": ["Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri", "Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı", "Tasavvufta manevi üst bir rütbe"]}, {"word": "abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır", "meanings": ["`görmemiş kimse rastlantı sonucunda layık olmadığı bir duruma kavuştuğunda, bu durum kendisinin gerçekten hakkıymış gibi aptalca böbürlenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz", "meanings": ["`bir kimse sevdiği işi sürekli olarak yapmaktan bıkmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abdal", "meanings": ["Gezgin derviş", "Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse"]}, {"word": "abdala \\", "meanings": ["`varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abdala malum olur", "meanings": ["bir şeyin olacağını önceden sezen kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (veya yolda olur)", "meanings": ["`çıkarına düşkün kimselerin arkadaşlığı işi bitinceye kadardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abdalın dostluğu köy görününceye kadar", "meanings": ["`çıkarı dolayısıyla yakınlık gösteren kimse, işini yürütecek başkalarını bulduğunda sizinle ilgisini keser` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "abdest bozmak", "meanings": ["idrar veya dışkı yapmak"]}, {"word": "abdest", "meanings": ["Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma"]}, {"word": "abdest almak", "meanings": ["Müslümanlar, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh ederek temizlenmek", "boy abdesti almak"]}, {"word": "abdest tazelemek", "meanings": ["abdesti bozulmadığı hâlde yeniden abdest almak"]}, {"word": "abdesti bozulmak", "meanings": ["yeniden abdest alma gereği ortaya çıkmak"]}, {"word": "abdesti gelmek", "meanings": ["abdest bozmaya gereksinim duymak"]}, {"word": "abdesti kaçmak", "meanings": ["abdesti bozulmak"]}, {"word": "abdestinde, namazında olmak", "meanings": ["dindar olmak"]}, {"word": "abdestini vermek", "meanings": ["birini azarlamak"]}, {"word": "abdestinden şüphesi olmamak", "meanings": ["yaptığı işte kusuru olmadığını kesin olarak bilmek"]}, {"word": "abdestbozan", "meanings": ["Şerit"]}, {"word": "abdülleziz", "meanings": ["Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus)", "Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü"]}, {"word": "abdiâciz", "meanings": ["Kişinin alçak gönüllülük göstermek amacıyla kendisini tanımlamak için söylediği bir söz"]}, {"word": "abece", "meanings": ["Alfabe", "Başlangıç"]}, {"word": "abecesel", "meanings": ["Alfabetik"]}, {"word": "abece sırası", "meanings": ["Alfabe sırası"]}, {"word": "abes", "meanings": ["Gereksiz, yersiz, boş", "Akla ve gerçeğe aykırı", "Gereksiz bir biçimde"]}, {"word": "aberasyon", "meanings": ["Sapınç"]}, {"word": "abes bulmak", "meanings": ["gereksiz, saçma sapan olarak kabul etmek"]}, {"word": "abes kaçmak", "meanings": ["söz uygun düşmemek"]}, {"word": "abesle iştigal etmek (veya uğraşmak)", "meanings": ["yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek"]}, {"word": "abıhayat", "meanings": ["Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su, bengi su, dirim suyu"]}, {"word": "abıhayat içmiş", "meanings": ["yaşı çok ilerlemiş olmasına karşın genç görünen (kimse)"]}, {"word": "abıkevser", "meanings": ["Cennette bulunduğuna inanılan ırmak, havuz veya çeşmenin suyu"]}, {"word": "abide", "meanings": ["Anıt"]}, {"word": "abideleşme", "meanings": ["Anıtlaşma"]}, {"word": "abideleşmek", "meanings": ["Anıtlaşmak"]}, {"word": "abideleştirme", "meanings": ["Anıtlaştırma"]}, {"word": "abideleştirmek", "meanings": ["Anıtlaştırmak"]}, {"word": "abidevi", "meanings": ["Anıtsal"]}, {"word": "abis", "meanings": ["Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri"]}, {"word": "abla", "meanings": ["Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi", "Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın", "Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II)", "Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz"]}, {"word": "ablak", "meanings": ["Yayvan ve dolgun (yüz)"]}, {"word": "ablalık", "meanings": ["Abla olma durumu", "Yakın ve koruyucu davranışta bulunma"]}, {"word": "ablakça", "meanings": ["Ablak gibi"]}, {"word": "ablalık etmek", "meanings": ["abla gibi yakın ve koruyucu davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "ablatif", "meanings": ["Çıkma durumu"]}, {"word": "ablatya", "meanings": ["Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü"]}, {"word": "abli", "meanings": ["Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga"]}, {"word": "abliyi kaçırmak (veya bırakmak veya koyuvermek)", "meanings": ["soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek", "şaşırıp ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "abluka", "meanings": ["Kuşatma"]}, {"word": "abluka altında tutmak", "meanings": ["kuşatmayı sürdürmek"]}, {"word": "ablukayı kaldırmak", "meanings": ["kuşatma uygulamasından vazgeçmek"]}, {"word": "abluka etmek (veya ablukaya almak)", "meanings": ["kuşatmak"]}, {"word": "ablukayı yarmak", "meanings": ["kuşatılan bölgeden zor kullanarak dışarı çıkmak"]}, {"word": "abone", "meanings": ["Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi", "Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü", "Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse)"]}, {"word": "abone etmek", "meanings": ["bir şeyi belli bir süre için almasını sağlamak, sürdürümlemek"]}, {"word": "abone olmak", "meanings": ["bir şeyi belli bir süre için peşin para ile almayı önceden üstlenmek, sürdürümlenmek", "dadanmak"]}, {"word": "aborda etmek", "meanings": ["gemi yanlamasına yanaşmak", "bir kimseye veya bir şeye sokulmak, yanaşmak, yaslanmak"]}, {"word": "abonman", "meanings": ["Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma, sürdürüm", "Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart", "Abone olma durumunu gösteren belge"]}, {"word": "abonelik", "meanings": ["Abone olma durumu", "Belirli sayıda abonesi olan"]}, {"word": "aborda", "meanings": ["Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması"]}, {"word": "aborda olmak", "meanings": ["gemi bordasını tamamen vererek başka bir gemiye, iskeleye veya rıhtıma yanaşmak", "bir kimseye veya bir şeye sokulmak, yanaşmak, yaslanmak"]}, {"word": "abra", "meanings": ["Dara", "Denge", "Bir değiş tokuşta üste verilen şey", "Angarya, yük"]}, {"word": "abrakadabra", "meanings": ["Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz", "Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü"]}, {"word": "abrama", "meanings": ["Abramak işi"]}, {"word": "abramak", "meanings": ["Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek", "Başarmak, bir işi becermek"]}, {"word": "abraş", "meanings": ["Alaca benekli", "Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı)", "Çarpık, eğri, düzgün olmayan", "Ters, kaba, görgüsüz (kimse)", "Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse)", "Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık", "Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık", "Deseni ve atkısı bozuk halı"]}, {"word": "april", "meanings": ["Nisan"]}, {"word": "abstraksiyonizm", "meanings": ["Soyutçuluk"]}, {"word": "abstre", "meanings": ["Soyut"]}, {"word": "abstre sayı", "meanings": ["Soyut sayı"]}, {"word": "absürt", "meanings": ["Saçma"]}, {"word": "abu", "meanings": ["Şaşma ve korku bildiren bir söz"]}, {"word": "abuk sabuk konuşmak", "meanings": ["ne söylediğini bilmeden, düşüncesiz, tutarsız konuşmak"]}, {"word": "abuhava", "meanings": ["İklim"]}, {"word": "abuk sabuk", "meanings": ["Akla, mantığa uymayan, düşünülmeden söylenen (söz), saçma sapan, abuk subuk, abidik gubidik", "Akla, mantığa uymayan, saçma sapan bir biçimde, abuk subuk, abidik gubidik"]}, {"word": "abuk sabukluk", "meanings": ["Saçmalık"]}, {"word": "abuli", "meanings": ["İrade yitimi"]}, {"word": "Acar", "meanings": ["Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara"]}, {"word": "abullabut", "meanings": ["Kaba saba ve anlayışsız (kimse)", "Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse)"]}, {"word": "acar", "meanings": ["Atılgan", "Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik", "Yeni"]}, {"word": "abullabutluk", "meanings": ["Abullabut olma durumu"]}, {"word": "abullabutluk etmek", "meanings": ["kaba saba davranışlar içinde olmak"]}, {"word": "abur cubur", "meanings": ["Yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler", "İşe yaramayan, boş", "Yararsız bir biçimde"]}, {"word": "abus", "meanings": ["Somurtkan (kimse)", "Çatık, asık (yüz)", "Garip, acayip"]}, {"word": "Ac", "meanings": ["Aktinyum elementinin simgesi"]}, {"word": "acaba", "meanings": ["Şüphe, kuşku", "(a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep"]}, {"word": "acarlaşma", "meanings": ["Acarlaşmak durumu"]}, {"word": "acarlaşmak", "meanings": ["Acar duruma gelmek"]}, {"word": "acayip", "meanings": ["Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı", "Şaşma anlatan bir söz"]}, {"word": "acarlık", "meanings": ["Acar olma durumu"]}, {"word": "acayip olmak", "meanings": ["yadırganacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "acayibine gitmek", "meanings": ["yadırgamak, tuhafına gitmek"]}, {"word": "acayipleşme", "meanings": ["Acayipleşmek durumu"]}, {"word": "acayipleşmek", "meanings": ["Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "acayipleştirme", "meanings": ["Acayipleştirmek işi"]}, {"word": "acayipleştirmek", "meanings": ["Yadırganacak bir duruma getirmek"]}, {"word": "acayiplik", "meanings": ["Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık"]}, {"word": "acele", "meanings": ["Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi", "Vakit geçirmeden, tez olarak", "Tez davranma gerekliliği"]}, {"word": "acele etmek", "meanings": ["çabuk davranmak, ivmek", "telaş etmek, sabırsızlanmak"]}, {"word": "acele ile menzil alınmaz", "meanings": ["`ivmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acele işe şeytan karışır", "meanings": ["düşünüp taşınmadan ivedi olarak yapılan işten iyi sonuç alınamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "acele yürüyen yolda kalır", "meanings": ["`iş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acelesi olmak", "meanings": ["hızlı hareket etme durumunda olmak"]}, {"word": "aceleye gelmek", "meanings": ["bir iş yapılırken zaman yetersizliğinden dolayı gereken önem verilememek"]}, {"word": "aceleye getirmek", "meanings": ["bir işi üstünkörü, özenmeden yapmak"]}, {"word": "aceleci", "meanings": ["Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul"]}, {"word": "acelecilik", "meanings": ["Aceleci olma durumu, ivecenlik"]}, {"word": "aceleleştirme", "meanings": ["Çabuklaştırma"]}, {"word": "aceleleştirmek", "meanings": ["Çabuklaştırmak"]}, {"word": "Acem", "meanings": ["İranlı", "İran ülkesi"]}, {"word": "acem", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde"]}, {"word": "acemaşiran", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri"]}, {"word": "acemborusu", "meanings": ["Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams)"]}, {"word": "Acemce", "meanings": ["Farsça", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "acembuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam"]}, {"word": "acemi", "meanings": ["Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen", "İşinde, mesleğinde yeni olan, toy", "Bir yere, bir şeye yabancı olan", "Saraya yeni alınmış cariye"]}, {"word": "Acem halayı", "meanings": ["Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da oynanan bir halk oyunu"]}, {"word": "acemi katır kapı önünde yük indirir", "meanings": ["`beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir", "meanings": ["`mesleğinde ustalaşmamış kimse, ilk denemelerini değersiz malzeme üzerine yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acemi ağası", "meanings": ["Hareme yeni alınan cariyelerin ağası"]}, {"word": "acemice", "meanings": ["Toyca, beceriksizce, acemicesine"]}, {"word": "acemi çaylak", "meanings": ["Deneyimsiz, toy, beceriksiz kimse"]}, {"word": "acemi er", "meanings": ["Askere yeni alınan ve eğitim dönemini henüz tamamlamamış er"]}, {"word": "acemileşme", "meanings": ["Acemileşmek durumu"]}, {"word": "acemilik", "meanings": ["Acemi olma durumu, toyluk", "Acemice davranış, toyluk"]}, {"word": "acemileşmek", "meanings": ["Beceriksizlik göstermek"]}, {"word": "acemilik çekmek", "meanings": ["alışamadığı bir işte zorluk çekmek"]}, {"word": "acemilik etmek", "meanings": ["deneyimli olmasına karşın acemice davranmak"]}, {"word": "acemi ocağı", "meanings": ["Osmanlı ordusuna kapı kulu eri yetiştirmek için kurulan okul"]}, {"word": "acemi oğlanı", "meanings": ["Yeniçeri Ocağında yetiştirilmek üzere tutsaklardan veya Hristiyanlardan devşirme yoluyla toplanan çocuk"]}, {"word": "acemkürdi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam"]}, {"word": "Acem lalesi", "meanings": ["Taşkırangillerden, turuncu ve sarı çiçekler açan, yıllık ve çok yıllık türleri olan, saksıda ve tarlada üretilebilen bir süs bitkisi, güneştopu"]}, {"word": "Acemleşmek", "meanings": ["Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak"]}, {"word": "Acemleşme", "meanings": ["Acemleşmek durumu"]}, {"word": "Acemleştirme", "meanings": ["Acemleştirmek işi"]}, {"word": "Acemleştirmek", "meanings": ["Acemleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "acente", "meanings": ["Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş", "Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse", "Banka şubesi", "Vapur ortaklığı", "Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse"]}, {"word": "Acem pilavı", "meanings": ["İçine safran ve zencefil eklenerek yapılan, İran usulü bir pilav türü"]}, {"word": "acentelik", "meanings": ["Acentenin yaptığı iş", "Acente kuruluşu"]}, {"word": "acep", "meanings": ["Acaba"]}, {"word": "acı", "meanings": ["Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı", "Tadı bu nitelikte olan", "Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap", "Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem", "Çarpıcı, göz alıcı (renk)", "Keskin, şiddetli", "Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü"]}, {"word": "aceze", "meanings": ["Âcizler"]}, {"word": "acı acıyı keser, su sancıyı", "meanings": ["`bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurulmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acı çekmek (veya duymak)", "meanings": ["ağrı, sızı duymak", "üzülmek, üzüntü içinde kalmak"]}, {"word": "acı gelmek", "meanings": ["dokunmak, kırmak, üzmek"]}, {"word": "acı (veya acılar) görmek", "meanings": ["kötü günler yaşamak"]}, {"word": "acı patlıcanı kırağı çalmaz", "meanings": ["`herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acı söylemek", "meanings": ["olumsuz bir davranış karşısında gerçeği olduğu gibi söylemek"]}, {"word": "acı vermek", "meanings": ["birinin üzülmesine sebep olmak, incitmek"]}, {"word": "acısı çıkmak", "meanings": ["bir şeyin olumsuz, kötü sonucu bir süre sonra ortaya çıkmak"]}, {"word": "acısı içine (veya yüreğine) çökmek (veya işlemek)", "meanings": ["bir şeyin acısını derinden duymak", "kötü bir şey olacağını düşünerek önceden üzülmek"]}, {"word": "acısına dayanamamak", "meanings": ["bir kimse, bir yakınının ölümünden, kaybından büyük üzüntü duymak"]}, {"word": "acısı ortaya çıkmak", "meanings": ["olumsuz sonucu yavaş yavaş ortaya çıkmak"]}, {"word": "acısını almak", "meanings": ["sıkıntısını, üzüntüsünü azaltmak"]}, {"word": "acısını bağrına (veya içine) basmak (veya gömmek)", "meanings": ["bir üzüntüye, sıkıntıya yakınmadan katlanmak"]}, {"word": "acısını çekmek", "meanings": ["yapılan yanlış bir işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak"]}, {"word": "acısını almak", "meanings": ["acılığını gidermek", "sızıyı dindirmek"]}, {"word": "acısını çıkarmak", "meanings": ["acılığını yok etmek", "uğradığı maddi veya manevi zararı giderici bir iş yapmak", "öç almak"]}, {"word": "acısını görmek", "meanings": ["bir yakınının ölümünü görmek"]}, {"word": "acı acı", "meanings": ["Üzüntülü bir biçimde, dokunaklı olarak", "Sert ve keskin bir biçimde"]}, {"word": "acı ağaç", "meanings": ["Sedef otugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kabuğu ve odunu hekimlikte kullanılan küçük bir ağaç, kavasya (Quassia amara)"]}, {"word": "acı badem", "meanings": ["Gülgillerden, dikenli veya dikensiz, meyvelerinin kabukları kalın, çekirdekleri küçük olan bir tür badem ağacı (Amygdalus amara)", "Bu ağacın hidrosiyanik içermesinden dolayı fazla tüketildiğinde zehirlenmeye sebep olan, krem, koku ve ayakkabı boyası yapımında kullanılan acımtırak, keskin kokulu meyvesi"]}, {"word": "acı badem kurabiyesi", "meanings": ["Toz şeker, pirinç unu, öğütülmüş acı badem, yumurta beyazı ile yapılan ve üzerine acı badem konularak fırında pişirilen bir tür kurabiye"]}, {"word": "acı bakla", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "acı bal", "meanings": ["Deli bal"]}, {"word": "acı balık", "meanings": ["Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaşayan, 8-10 santimetre uzunluğunda bir balık, gördek (Rhodeus amarus)"]}, {"word": "acıca", "meanings": ["Oldukça acı"]}, {"word": "acı çiğdem", "meanings": ["Zambakgillerden, 10-30 santimetre boyunda, şerit yapraklı ve açık renk çiçekli, tohumları romatizma tedavisinde kullanılan zehirli bir tür çiğdem, güz çiğdemi (Colchicum autumnale)"]}, {"word": "acı ceviz", "meanings": ["Genellikle Kuzey Amerika'da yetişen, güzel görünüşlü bir tür ceviz"]}, {"word": "acı elma", "meanings": ["Ebucehil karpuzu"]}, {"word": "acı karpuz", "meanings": ["Ebucehil karpuzu"]}, {"word": "acı kavak", "meanings": ["Titrek kavak"]}, {"word": "acı kavun", "meanings": ["Ebucehil karpuzu"]}, {"word": "acıkılma", "meanings": ["Acıkılmak işi"]}, {"word": "acı hıyar", "meanings": ["İt hıyarı"]}, {"word": "acıklı", "meanings": ["Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun", "Acı görmüş, yaslı, kederli"]}, {"word": "acıkılmak", "meanings": ["Acıkma işine konu olmak"]}, {"word": "acıklı başta akıl olmaz", "meanings": ["`büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acıklı komedi", "meanings": ["Trajediye özgü ciddi ve acı verici olaylarla geleneksel olarak komediye özgü yöntemlerin içinde karşıtlaştığı tiyatro eseri, trajikomedi"]}, {"word": "acıkma", "meanings": ["Acıkmak işi"]}, {"word": "acıkmak", "meanings": ["Yemek yeme gereksinimi duymak"]}, {"word": "acıkan doymam, susayan kanmam sanır", "meanings": ["`bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler", "meanings": ["`geçim sıkıntısı yaşayan kimse sıkıntısını gidermek için türlü yollara başvurur, canı yanan ise sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acıkmış kudurmuştan beterdir", "meanings": ["`uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken kimse, onu gördüğünde büyük bir istekle ona saldırır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acı kök", "meanings": ["Lohusa otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı bir toz"]}, {"word": "acıktırma", "meanings": ["Acıktırmak işi"]}, {"word": "acıktırmak", "meanings": ["Açlık duymasına sebep olmak", "Aç bırakmak"]}, {"word": "acılanma", "meanings": ["Acılanmak durumu"]}, {"word": "acı kuvvet", "meanings": ["Sert, etkili, zorlu kuvvet"]}, {"word": "acılanmak", "meanings": ["Tadı acı olmak, acılaşmak", "Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek"]}, {"word": "acılaşma", "meanings": ["Acılaşmak durumu"]}, {"word": "acılaşmak", "meanings": ["Tadı bozulmak, acı olmak", "Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek", "Dokunaklı duruma gelmek", "Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak"]}, {"word": "acılaştırma", "meanings": ["Acılaştırmak işi veya durumu"]}, {"word": "acılaştırmak", "meanings": ["Acı bir duruma getirmek"]}, {"word": "acılı", "meanings": ["Acı katılmış olan", "Acısı olan, kederli"]}, {"word": "acılık", "meanings": ["Acı olma durumu", "Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık"]}, {"word": "acıma", "meanings": ["Acımak durumu", "Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet"]}, {"word": "acımak", "meanings": ["Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak"]}, {"word": "acı marul", "meanings": ["Birleşikgillerden, tadı acı, yaprakları dişli, sürgününden çıkan sütü uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılan iki yıllık bir bitki (Lactuca virosa)"]}, {"word": "acımasız", "meanings": ["Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz", "Acıma duygusu olmadan, merhametsizce"]}, {"word": "acımasızca", "meanings": ["Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane"]}, {"word": "acımasızlık", "meanings": ["Acımasız olma durumu"]}, {"word": "acı meyan", "meanings": ["Dikenli meyan"]}, {"word": "acımık", "meanings": ["Mavikantaron"]}, {"word": "acımsı", "meanings": ["Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak", "Dokunaklı"]}, {"word": "acındırma", "meanings": ["Acındırmak işi"]}, {"word": "acımtırak", "meanings": ["Acımsı"]}, {"word": "acındırmak", "meanings": ["Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek"]}, {"word": "acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur", "meanings": ["`koruduğunuz kimsenin sürekli acınmasına izin verirseniz arsız olur, emeğinin karşılığını tam olarak vermediğiniz kişi de hırsız olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acınılmak", "meanings": ["Acınma işine konu olmak"]}, {"word": "acınma", "meanings": ["Acınmak durumu"]}, {"word": "acınmak", "meanings": ["Acıma işine konu olmak", "Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek"]}, {"word": "acı ot", "meanings": ["Kuzey Anadolu dağlarının ormanlarında yetişen, toprak altında bilek kalınlığında kökü bulunan çok yıllık ve otsu bir bitki (Tamus communis)"]}, {"word": "acırak", "meanings": ["Az acı, acımtırak"]}, {"word": "acırga", "meanings": ["Yaban turpu"]}, {"word": "acı sakız", "meanings": ["Çam sakızı"]}, {"word": "acısız", "meanings": ["Tadı acı olmayan", "Ağrı, sızı duyulmayan", "Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz"]}, {"word": "acı söz", "meanings": ["Kişinin onuruna dokunan, gönlünü inciten söz"]}, {"word": "acı söz insanı dininden çıkarır", "meanings": ["`insanın gururunu inciten söz, o kimseyi kötü davranışlarda bulunmaya yöneltir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acı su", "meanings": ["İçindeki minerallerin etkisiyle tadı sert olan kuyu veya pınar suyu"]}, {"word": "acı tatlı", "meanings": ["Şöyle böyle"]}, {"word": "acıtma", "meanings": ["Acıtmak işi"]}, {"word": "acı yavşan", "meanings": ["Tüylü dalak otu"]}, {"word": "acıtmak", "meanings": ["Acılık vermek", "Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak"]}, {"word": "ağrı yitimi", "meanings": ["Ağrıya karşı duyarlılığın olmayışı, ağrı kesimi, analjezi", "Bilinç kaybı olmaksızın ilaçla ağrı hissinin ortadan kaldırılması, ağrı kesimi, analjezi"]}, {"word": "acı yonca", "meanings": ["Kızılkantarongillerden, bataklık yerlerde yetişen, kötü kokulu ve çok acı olan yaprakları hekimlikte kullanılan bir bitki (Menyanthes trifoliata)"]}, {"word": "acibe", "meanings": ["Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey"]}, {"word": "acil", "meanings": ["Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel"]}, {"word": "acil şifalar dilemek", "meanings": ["hastanın kısa sürede iyileşmesi dileğinde bulunmak"]}, {"word": "acilen", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "acil servis", "meanings": ["Sağlık kuruluşlarında acilen bakılması gereken hastaların ilk bakımlarının yapıldığı yer"]}, {"word": "âciz", "meanings": ["Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz", "Beceriksiz", "Güçsüz veya beceriksiz bir biçimde", "Alçak gönüllülük gösteren kimsenin kendisinden söz ederken söylediği söz"]}, {"word": "âcizleri", "meanings": ["alçak gönüllülük göstermek için `ben` zamiri yerine kullanılan bir söz"]}, {"word": "âciz kalmak", "meanings": ["çok uğraşmasına karşın bir işi yapamamak"]}, {"word": "aciz", "meanings": ["Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük", "Beceriksizlik", "Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu"]}, {"word": "aciz içinde olmak", "meanings": ["gücü yetmemek, becerememek"]}, {"word": "acze düşmek", "meanings": ["çaresiz kalmak, elinden bir şey gelmemek"]}, {"word": "âcizane", "meanings": ["Söz söyleyen kimsenin, kendi yaptıklarını abartmamak için kullandığı `âcizlere yakışacak bir biçimde` anlamında kullanılan bir nezaket sözü"]}, {"word": "acul", "meanings": ["Aceleci", "Hızlı, çabuk"]}, {"word": "âcizlik", "meanings": ["Beceriksizlik, güçsüzlük"]}, {"word": "acun", "meanings": ["Dünya"]}, {"word": "acur", "meanings": ["Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus)"]}, {"word": "acuze", "meanings": ["Huysuz, yaşlı kadın"]}, {"word": "acyo", "meanings": ["Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark", "Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon", "Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat"]}, {"word": "acyocu", "meanings": ["Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse"]}, {"word": "aç", "meanings": ["Yemek yemesi gereken, tok karşıtı", "Yiyecek bulamayan", "Gözü doymaz, haris", "Çok istekli, hevesli", "Karnı doymamış olarak"]}, {"word": "aç aç ile yatınca arada dilenci doğar", "meanings": ["`karı koca yoksul olursa bunların çocukları da yoksul olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç açık kalmak", "meanings": ["yoksulluk içinde, evsiz barksız kalmak"]}, {"word": "aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez", "meanings": ["`aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç at yol almaz, aç it av almaz", "meanings": ["`iş gördürdüğünüz kimselerin haklarını tam olarak vermezseniz kendilerinden yararlanamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç ayı oynamaz", "meanings": ["`kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç bırakmak", "meanings": ["yiyecek vermeyerek karnını doyurmasına engel olmak"]}, {"word": "aç elini kora sokar", "meanings": ["`aç insan, geçimini sağlamak için kendisini her türlü tehlikeye atar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç doymam, tok acıkmam sanır", "meanings": ["`aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, varlıklı insan ise daha fazlasını ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç doyurmak", "meanings": ["yoksulları beslemek"]}, {"word": "aç esner, âşık gerinir", "meanings": ["`herkes içinde bulunduğu koşula göre davranır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç gezmektense tok ölmek yeğdir", "meanings": ["`yoksulluk ölümden de beterdir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun", "meanings": ["`ilişki kuracağımız kimsenin sağlama olanağı bulunmayan şeyi, ona güvenmeden kendimiz sağlamalıyız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç ile eceli gelen söyleşir", "meanings": ["`açın gözü hiçbir şeyi görmez, karnını doyurabilmek için kendisine güçlük çıkaran bir kimseyi öldürebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç kalmak", "meanings": ["karnını doyuramamak", "yoksulluğa düşmek"]}, {"word": "aç kurt aslana saldırır", "meanings": ["`açın gözü kararmıştır, karnını doyurmak için ölümü bile göze alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratıklarla boğuşur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç köpek fırın deler", "meanings": ["`aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç kurt gibi", "meanings": ["büyük bir istekle"]}, {"word": "aç kurt yavrusunu yer", "meanings": ["`aç olan karnını doyurmak için canavarlığın en kötüsünü bile yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç ne yemez, tok ne demez", "meanings": ["`yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz, varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç tavuk kendini arpa ambarında sanır", "meanings": ["`insanlar, yokluğunu, yoksulluğunu çektikleri şeyler için olmayacak hayaller, düşler kurar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç susuz kalmak", "meanings": ["yoksulluktan yaşayamayacak bir duruma gelmek", "yoksul bir duruma düşmek"]}, {"word": "açın gözü ekmek teknesinde olur", "meanings": ["`kişinin tek düşüncesi, yaşaması için gerekli olan şeyi elde etmektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aç, yanından kaç", "meanings": ["aç atansa da kaç"]}, {"word": "açın karnı doyar, gözü doymaz", "meanings": ["`tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açın imanı olmaz", "meanings": ["`aç olan kimseden her türlü kötülük beklenebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açın koynunda ekmek durmaz", "meanings": ["`kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açın kursağına çörek dayanmaz", "meanings": ["`yoksulluk içinde bulunan kimsenin bir eksiği giderilse başka bir eksiği kendini gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acından kimse ölmemiş", "meanings": ["`kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalamaz, mutlaka bir geçim yolu bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açın uykusu gelmez", "meanings": ["`aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acından ölmek", "meanings": ["çok acıkmak", "aşırı derecede yoksul olmak"]}, {"word": "açacak", "meanings": ["Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç", "Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç", "Anahtar"]}, {"word": "açelya", "meanings": ["Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron)"]}, {"word": "açan", "meanings": ["Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı"]}, {"word": "açar", "meanings": ["Anahtar", "Ön içki"]}, {"word": "aç biilaç", "meanings": ["Aç ve bakımsız bir biçimde"]}, {"word": "açgözlülük", "meanings": ["Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah"]}, {"word": "açgözlü", "meanings": ["Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı"]}, {"word": "açgözlülük etmek", "meanings": ["bir şeye karşı aşırı istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlık etmek"]}, {"word": "açı", "meanings": ["Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye", "Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi"]}, {"word": "açık", "meanings": ["Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı", "Engelsiz, serbest", "Örtüsüz, çıplak", "Boş", "Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal", "Aralığı çok", "Çalışır durumda olan", "Kolay anlaşılır, vazıh", "Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen", "Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen", "Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı", "Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)", "Belirgin bir biçimde", "Bir gereksinimin karşılanamaması durumu", "Belli bir yerin biraz uzağı", "Denizin kıyıdan uzakça olan yeri"]}, {"word": "açık ağız aç kalmaz", "meanings": ["`isteklerini uygun bir biçimde söylemesini bilen kimse, onları önünde sonunda elde eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açık düşmek", "meanings": ["herhangi bir sebeple bir filodan veya istenilen yerden uzakta kalmak", "yağlı güreşte yenilgi sebebi olan sırtı veya yanı toprağa değmek"]}, {"word": "açık etmek", "meanings": ["sırrını açığa vurmak, ele vermek"]}, {"word": "açık kapamak", "meanings": ["bütçenin gider fazlasını, para sağlayarak ortadan kaldırmak"]}, {"word": "açık kapı bırakmak", "meanings": ["gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak"]}, {"word": "açık konuşmak", "meanings": ["gerçeği çekinmeden söylemek"]}, {"word": "açık olmak", "meanings": ["her zaman iyi karşılanmak"]}, {"word": "açık olmak", "meanings": ["dürüst davranmak"]}, {"word": "açık söylemek", "meanings": ["anlaşılmayan yön bırakmadan anlatmak", "çekinmeden söylemek"]}, {"word": "açık tutmak", "meanings": ["bir iş yerinin çalışır durumunu sürdürmek"]}, {"word": "açığa vurmak", "meanings": ["belli etmek, ortaya çıkarmak"]}, {"word": "açık vermek", "meanings": ["geliri, giderini karşılamamak", "gizlenmek istenen bir olayı, bir düşünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açıklamak"]}, {"word": "açık yaraya tuz ekilmez", "meanings": ["`acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açığa çıkarmak", "meanings": ["ikiden fazla elementin birleşim işlemi sonrasında atom değerleri yüzünden dışarıda element kalmak"]}, {"word": "açığa çıkarmak", "meanings": ["işinden çıkarmak"]}, {"word": "açığa çıkarmak", "meanings": ["ortaya çıkarmak, gözler önüne sermek, anlaşılır duruma getirmek"]}, {"word": "açığını aramak", "meanings": ["birinin yaptığı işte hile, yanlış veya usulsüzlük aramak"]}, {"word": "açığa çıkmak", "meanings": ["belli olmak, anlaşılmak", "rıhtıma aborda veya kıçtankara olmuş bir gemi bulunduğu yerden kalkarak daha uzaktaki bir yere demirlemek üzere kıyıdan uzaklaşmak"]}, {"word": "açığı çıkmak", "meanings": ["saklamakla görevli bulunduğu paranın veya malın eksik olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "açığını bulmak", "meanings": ["kasıtlı olarak yaptığı yanlışı veya hileyi yakalamak"]}, {"word": "açığını kapamak (veya kapatmak)", "meanings": ["eksiğinin veya küçük düşürücü durumunun anlaşılmamasını sağlamak", "eksiğini tamamlamak"]}, {"word": "açıkta bırakmak", "meanings": ["iş ve görev vermemek", "yersiz yurtsuz bırakmak", "birkaç kişiye sağlanması gereken olanaktan bir kişiyi yararlandırmamak"]}, {"word": "açık açık", "meanings": ["Saklamaksızın", "Bütün ayrıntılarıyla", "İçtenlikle"]}, {"word": "açıkta kalmak (veya olmak)", "meanings": ["iş ve görev bulamamak", "yersiz yurtsuz kalmak", "birkaç kişinin birlikte eriştiği bir iyilikten yararlanamamak"]}, {"word": "açıkağız", "meanings": ["Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris)"]}, {"word": "açık ağızlı", "meanings": ["Aptal, sersem, ahmak"]}, {"word": "açık artırma", "meanings": ["Bir malın satışında alıcılar arasında fiyat artırma yarışına dayanan satış biçimi, artırma, müzayede"]}, {"word": "açık bilet", "meanings": ["Tarihi kararlaştırılmamış yolculuklarda kullanılmak üzere belirli bir dönem için geçerli olan bilet"]}, {"word": "açık bono", "meanings": ["Para hanesi boş bırakılarak imza edilen bono, açık senet"]}, {"word": "açık bölge", "meanings": ["Serbest bölge"]}, {"word": "açık bono vermek", "meanings": ["sınırsız yetki tanımak"]}, {"word": "açık celse", "meanings": ["Açık duruşma"]}, {"word": "açıkça", "meanings": ["Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre"]}, {"word": "açıkçası", "meanings": ["Açık söylemek gerekirse, Türkçesi", "Düpedüz"]}, {"word": "açık ciro", "meanings": ["Senet veya çekin arkasının kime ödeneceği belirtilmeden imzalanmasıyla yapılan ciro"]}, {"word": "açıkçasını söylemek", "meanings": ["doğrusunu, açık olanını, anlaşılır biçimini söylemek"]}, {"word": "açık çek", "meanings": ["Üzerine para miktarı yazılmamış çek", "Her konuda verilen destek veya yetki, açık kart"]}, {"word": "açıkçı", "meanings": ["Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse"]}, {"word": "açık deniz", "meanings": ["Denizin, kara sularının dışında kalan bölümü", "Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, engin"]}, {"word": "açık devre", "meanings": ["Bir yalıtkanla üzerinden elektrik akımının sürekli olarak geçmesinin engellendiği devre"]}, {"word": "açık düşme", "meanings": ["Açık düşmek işi", "Yağlı güreşte pehlivanın göbeğinin gökyüzünü görmesinden dolayı yenik sayılması"]}, {"word": "açık dolaşım sistemi", "meanings": ["Genellikle bütün eklem bacaklılarda ve birçok yumuşakçada bulunan atardamar ve kan boşluğundan oluşmuş açık bir dolaşım sistemi"]}, {"word": "açık duruşma", "meanings": ["Herkesin dinleyebileceği duruşma, açık celse"]}, {"word": "açık eksiltme", "meanings": ["Yaptırılacak bir işin, satın alınacak bir malın ucuza sağlanması için işi yapacak veya malı satacak kişiler arasında fiyat düşürme yarışına dayanan işlem"]}, {"word": "açık elli", "meanings": ["Cömert"]}, {"word": "açık fikirli", "meanings": ["Olayları ve özellikle yenilikleri iyi anlayıp gereği gibi karşılayabilen, düşündüğünü olduğu gibi söyleyebilen (kimse)"]}, {"word": "açıkgöz", "meanings": ["Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse)"]}, {"word": "açık ellilik", "meanings": ["Cömertlik"]}, {"word": "açıkgözlük", "meanings": ["Açıkgözlülük"]}, {"word": "açıkgözlülük", "meanings": ["Açıkgöz olanın durumu", "Açıkgöze yakışacak davranış"]}, {"word": "açıkgözlülük etmek", "meanings": ["kurnazlık ederek amacına ulaşmaya çalışmak"]}, {"word": "açık hava sineması", "meanings": ["Yazın veya iklimi elverişli yerlerde geceleri çalışan, üstü açık, yanları kapalı sinema"]}, {"word": "açık hava", "meanings": ["Bahçe, park gibi yapı dışı olan yer", "Bulutsuz hava"]}, {"word": "açık hava tiyatrosu", "meanings": ["Yazın veya iklimi elverişli yerlerde geceleri çalışan, üstü açık, yanları kapalı tiyatro"]}, {"word": "açık imza", "meanings": ["Üzeri boş bırakılan bir kâğıdın altına, dolduracak olana güvenilerek atılan imza"]}, {"word": "açık hesap", "meanings": ["Peşin para veya bono vermeden yapılan alışveriş"]}, {"word": "açık hece", "meanings": ["Ünlü ile biten hece"]}, {"word": "açık işletme", "meanings": ["Maden yatağını örten verimsiz topraklar kaldırıldıktan sonra açık havada yapılan işletme"]}, {"word": "açık kahverengi", "meanings": ["Kahverenginin bir veya birkaç ton açığı, sütlü kahve, kestane rengi, kestane dorusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "açık kalp ameliyatı", "meanings": ["Kan dolaşımı kalp akciğer pompası denilen bir aygıta devredildikten sonra yapılan kalp ameliyatı"]}, {"word": "açık kalplilik", "meanings": ["Açık yüreklilik"]}, {"word": "açık kalpli", "meanings": ["Açık yürekli"]}, {"word": "açık kapı siyaseti", "meanings": ["Açık kapı politikası"]}, {"word": "açık kapı politikası", "meanings": ["Yabancı malları bir ülkeye serbestçe sokma politikası, açık kapı siyaseti"]}, {"word": "açıklama", "meanings": ["Açıklamak işi, izah"]}, {"word": "açık kredi", "meanings": ["Bankaların güvendikleri müşterilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para"]}, {"word": "açıklama yapmak", "meanings": ["herhangi bir konuyu aydınlığa kavuşturmak amacıyla konuşmak veya yazmak"]}, {"word": "açıklamak", "meanings": ["Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek", "Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek", "Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak", "Açıkça söylemek, ifşa etmek", "Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek"]}, {"word": "açıklanma", "meanings": ["Açıklanmak işi"]}, {"word": "açıklanan", "meanings": ["Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan"]}, {"word": "açıklamalı", "meanings": ["Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı"]}, {"word": "açıklanmak", "meanings": ["Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek"]}, {"word": "açıklar livası", "meanings": ["İşi gücü olmayan, boşta kalan kimse"]}, {"word": "açıklar livası olmak", "meanings": ["işsiz ve kazançsız kalmak"]}, {"word": "açıklaşma", "meanings": ["Açıklaşmak durumu"]}, {"word": "açıklaşmak", "meanings": ["Açık duruma gelmek", "Rengi açılmak"]}, {"word": "açıklaştırma", "meanings": ["Açıklaştırmak işi"]}, {"word": "açıklaştırmak", "meanings": ["Açık duruma getirmek", "Rengini açtırmak"]}, {"word": "açıklatma", "meanings": ["Açıklatmak işi"]}, {"word": "açıklatmak", "meanings": ["Açıklamasını sağlamak"]}, {"word": "açıklayan", "meanings": ["Açıklanan"]}, {"word": "açıklayıcı", "meanings": ["Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan", "Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): `Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır` cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır"]}, {"word": "açıklayış", "meanings": ["Açıklama işi"]}, {"word": "açıklık", "meanings": ["Açık olma durumu, aleniyet", "Uzaklık, mesafe", "Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer", "Boş ve geniş yer, meydanlık", "Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu", "Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh", "Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik"]}, {"word": "açıklık kazanmak", "meanings": ["bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek"]}, {"word": "açıklıkölçer", "meanings": ["Bir mikroskobun açıklığını ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "açıklık getirmek", "meanings": ["bir konu veya sorunu anlaşılır duruma getirmek"]}, {"word": "açıklığa kavuşmak", "meanings": ["bir konu veya sorun aydınlanmak, kapalılıktan kurtarılmak, anlaşılır duruma getirilmek"]}, {"word": "açık liman", "meanings": ["Gemilerin idari açıdan kolayca girip çıktıkları liman", "Hava şartlarından kolayca etkilenen liman"]}, {"word": "açık maaşı", "meanings": ["Görevinden alınan birine yasaca tanınan belirli bir süre içinde ödenen aylık"]}, {"word": "açık mavi", "meanings": ["Mavinin bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "açık mektup", "meanings": ["Yazıldığı kimseye gönderilmeyip basın yoluyla açıklanan mektup"]}, {"word": "açık oturum", "meanings": ["Seçilmiş bir konuşmacı grubu tarafından güncel, siyasal, sosyal ve bilimsel konuların veya sorunların herkesin izleyebileceği bir biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı, panel"]}, {"word": "açık ordugâh", "meanings": ["Kırda kurulan ordugâh"]}, {"word": "açık öğretim", "meanings": ["Dersleri radyo, televizyon vb. araçlarla yayımlanan veya posta ile ilgililere ulaştırılan eğitim"]}, {"word": "açık oy", "meanings": ["Verenin adını gösteren ve konuşulan sorun üzerindeki düşüncesini belli edecek yolda verilen oy"]}, {"word": "açık önerme", "meanings": ["İçerisinde değişken bulunan ve bu değişkenin alacağı değerle doğruluğu veya yanlışlığı kesinleşen önerme"]}, {"word": "açık pazar", "meanings": ["Her devletin malını serbestçe satabileceği, gümrük işlemleri yapılmayan şehir veya ülke"]}, {"word": "açık pembe", "meanings": ["Pembenin bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "açık poliçe", "meanings": ["Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe"]}, {"word": "açık rejim", "meanings": ["Parlamenter rejim"]}, {"word": "açık saçık", "meanings": ["Yüz kızartıcı, edepsiz, müstehcen, cinsel çağrışım yüklü (söz, anlatım)"]}, {"word": "açık saçık konuşmak", "meanings": ["cinsel konularla ilgili sözler söylemek"]}, {"word": "açık sarı", "meanings": ["Sarının bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "açık sayım", "meanings": ["Bir seçim sonunda verilen oyların açık olarak sayılması, aleni tadat"]}, {"word": "açık seçik", "meanings": ["Çok açık, çok belirgin", "Çok açık, çok belirgin bir biçimde"]}, {"word": "açık senet", "meanings": ["Açık bono"]}, {"word": "açık sözlü", "meanings": ["Her şeyi olduğu gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen"]}, {"word": "açık sözlülük", "meanings": ["Açık sözlü olma durumu"]}, {"word": "açık şehir", "meanings": ["Düşman saldırısına karşı savunma önlemleri alınmamış, içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu durumu önceden ilan edilmiş olan şehir"]}, {"word": "açıktan", "meanings": ["Bir yerin uzağından", "Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak", "Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın", "Ayrıca, ek olarak"]}, {"word": "açıktan geçmek", "meanings": ["gemi kıyıdan veya diğer taşıtlardan uzak olarak seyretmek"]}, {"word": "açıktan almak", "meanings": ["açıktan geçmek", "bir tehlikenin uzağından geçmek"]}, {"word": "açıktan (para) kazanmak", "meanings": ["emek ve sermaye olmadan para kazanmak"]}, {"word": "açıktan para almak", "meanings": ["bir iş veya mal için, kararlaştırılmış ücret veya değer dışında para almak"]}, {"word": "açıktan tayin", "meanings": ["Açıktan atama"]}, {"word": "açıktan açığa", "meanings": ["Belirgin olarak, göz göre göre, ulu orta"]}, {"word": "açık taşıt", "meanings": ["Üstü örtülmemiş araba, otomobil vb"]}, {"word": "açık teşekkür", "meanings": ["Herhangi birine basın yoluyla edilen teşekkür"]}, {"word": "açık tohumlular", "meanings": ["Tohumları kozalak pulları üzerinde açık olarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrıldığı iki büyük daldan biri, çıplak tohumlular"]}, {"word": "açık tribün", "meanings": ["Açık havadaki spor karşılaşmalarında seyircilerin oturduğu ve üstü kapalı olmayan bölüm"]}, {"word": "açık yeşil", "meanings": ["Yeşilin bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "açık yara", "meanings": ["Kapanmamış yara"]}, {"word": "açık yüreklilik", "meanings": ["Açık yürekli olma durumu, samimiyet, açık kalplilik"]}, {"word": "açık yürekli", "meanings": ["Düşündüğünü olduğu gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimi, açık kalpli"]}, {"word": "açık zaman", "meanings": ["Tutkalın yüzeye sürülmesi ile malzemelerin sıkıştırılması arasında geçen süre"]}, {"word": "açılama", "meanings": ["Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması"]}, {"word": "açılım", "meanings": ["Açılma işi", "Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma", "Yeni bir bakış açısı getirme", "Sağ açıklık", "Bir kısaltma veya formülün açık biçimi"]}, {"word": "açılış", "meanings": ["Açılma işi", "Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat"]}, {"word": "açılış töreni", "meanings": ["Bir açılışı kutlamak için yapılan toplantı"]}, {"word": "açılış konuşması", "meanings": ["Herhangi bir kurum, kuruluş, mağaza vb.nin açılması sırasında yapılan konuşma"]}, {"word": "açılmak", "meanings": ["Açma işine konu olmak", "Renk koyuluğunu yitirmek", "Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak", "Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak", "Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak", "İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak", "Genişlemek, bollaşmak", "Delinmek, yırtılmak", "Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek", "Gereken güce ulaşmak", "Kıyıdan uzaklaşmak", "Kapı, yol vb. geçit vermek", "Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek", "Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak", "Yeni bir bakış açısı getirmek", "Ayrıntıya girmek"]}, {"word": "açılma", "meanings": ["Açılmak işi", "Çatlama", "Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama", "Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi"]}, {"word": "açılan solar, ağlayan güler", "meanings": ["`hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, gün gelir tersine döner` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açılıp saçılmak", "meanings": ["kadın açık saçık giyinmeye başlamak", "kadın eskisine göre ölçüsüz davranışlarda bulunmaya başlamak"]}, {"word": "açım", "meanings": ["Açma, açılış, küşat"]}, {"word": "açımlama", "meanings": ["Açımlamak işi, teşrih, şerh"]}, {"word": "açımlamak", "meanings": ["Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek"]}, {"word": "açımlanma", "meanings": ["Açımlanmak işi"]}, {"word": "açımlanmak", "meanings": ["Açımlama işine konu olmak"]}, {"word": "açındırma", "meanings": ["Açındırmak işi"]}, {"word": "açınım", "meanings": ["Açınma işi, inkişaf", "Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf"]}, {"word": "açındırmak", "meanings": ["Açınmasını sağlamak", "Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak", "Alıcıda kullanılan boş film üzerindeki gizli görüntüyü görülebilir biçime sokmak amacıyla filmi kimyasal işlemden geçirmek"]}, {"word": "açınma", "meanings": ["Açınmak işi"]}, {"word": "açınmak", "meanings": ["Gelişmek", "İçindeki yetenekler uyanarak amacına varmak, gelişmek, inkişaf etmek"]}, {"word": "açınsama", "meanings": ["Açınsamak işi, istikşaf"]}, {"word": "açınsamak", "meanings": ["Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek"]}, {"word": "açıortay", "meanings": ["Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası"]}, {"word": "açıortay düzlemi", "meanings": ["İki düzlemli bir açıyı iki komşu ve eşit açıya bölen düzlem"]}, {"word": "açıölçer", "meanings": ["İletki"]}, {"word": "açısal bölge", "meanings": ["Açı ile iç bölgesinin birleşiminden oluşan düzlem parçası"]}, {"word": "açı ölçüm", "meanings": ["Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik"]}, {"word": "açısal", "meanings": ["Açı ile ilgili, zaviyevi"]}, {"word": "açısal çap", "meanings": ["Ay, Güneş vb. gök cisminin çapını gözlemciden gören açı"]}, {"word": "açısal hız", "meanings": ["Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı açı"]}, {"word": "açısal ivme", "meanings": ["Açısal hızın birim zamanda değişen niceliği"]}, {"word": "açısal sapma", "meanings": ["Belli bir açı düzeyinde gerçekleşen sapma"]}, {"word": "açış konuşması", "meanings": ["Bir töreni, bir toplantıyı başlatmak için yapılan konuşma"]}, {"word": "açısal yol", "meanings": ["Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldığı yol"]}, {"word": "açısal uzaklık", "meanings": ["İki cismi gözlemciye birleştiren doğrular arasındaki açı"]}, {"word": "açıt", "meanings": ["Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık"]}, {"word": "açkı", "meanings": ["Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah", "Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç", "Anahtar", "Her türlü açma aracı"]}, {"word": "açış", "meanings": ["Açma işi"]}, {"word": "açkıcı", "meanings": ["Açkı yapan kimse, perdahçı", "Anahtarcı"]}, {"word": "açkılama", "meanings": ["Açkılamak işi"]}, {"word": "açkılanmak", "meanings": ["Açkı yapılmak, perdahlanmak"]}, {"word": "açkılanma", "meanings": ["Açkılanmak işi"]}, {"word": "açkılamak", "meanings": ["Açkı ile parlatmak"]}, {"word": "açkılatma", "meanings": ["Açkılatmak işi"]}, {"word": "açkılatmak", "meanings": ["Açkı işi yaptırmak, perdahlatmak"]}, {"word": "açkılı", "meanings": ["Açkı yapılmış, perdahlanmış, perdahlı"]}, {"word": "açkısız", "meanings": ["Açkı yapılmamış, perdahlanmamış, perdahsız"]}, {"word": "açlık", "meanings": ["Aç olma durumu", "Kıtlık", "Aşırı istek içinde bulunma"]}, {"word": "açlık çekmek", "meanings": ["yoksulluk içinde bulunmak"]}, {"word": "açlıktan gözü (veya gözleri) dönmek (veya kararmak)", "meanings": ["çok acıkmak"]}, {"word": "açlığını bastırmak (veya gidermek veya öldürmek)", "meanings": ["açlık duygusunu yatıştırmak"]}, {"word": "açlık ile tokluğun arası yarım yufka", "meanings": ["`yoksul olan buna üzülmemelidir, küçücük bir şey bile en büyük ihtiyacı gidermeye yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açlıktan imanı gevremek", "meanings": ["çok acıkmak"]}, {"word": "açlıktan nefesi kokmak", "meanings": ["yoksulluk içinde bulunmak"]}, {"word": "açlıktan ölmek", "meanings": ["dayanılmaz derecede acıkmak, çok acıkmak"]}, {"word": "açlıktan ölmeyecek kadar", "meanings": ["çok az"]}, {"word": "açlık grevi", "meanings": ["Kendisine veya başkalarına yapılan bir haksızlığı protesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiği tepki"]}, {"word": "aç gözünü, açarlar gözünü", "meanings": ["`yaptığın işlerde uyanık davranmazsan çok kötü durumlarla karşılaşır, gözünü dört açmak zorunda kalırsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açmak", "meanings": ["Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek", "Engeli kaldırmak", "Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak", "Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak", "Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak", "Alanını genişletmek", "Birbirinden uzaklaştırmak", "Yarmak", "Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak", "Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak", "Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek", "Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak", "Alışverişi başlatmak", "Rengin koyuluğunu azaltmak", "Yakışmak, güzel göstermek", "Ferahlık vermek", "Beğenmek", "Bir konu ile ilgili konuşmak", "Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek", "Satranç, poker vb. oyunları başlatmak", "Yapmak, düzenlemek", "Ayırmak, tahsis etmek", "Görünür duruma getirmek", "Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak", "Geçit sağlamak", "Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek", "Savaşla almak, fethetmek"]}, {"word": "açmacı", "meanings": ["Açma yapan veya satan kimse"]}, {"word": "açma", "meanings": ["Açmak işi", "Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi", "Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek"]}, {"word": "açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna", "meanings": ["sırrını açma dostuna, o da söyler dostuna"]}, {"word": "açtı ağzını, yumdu gözünü", "meanings": ["`öfkelenerek veya kızarak ağır sözler söyledi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açmalık", "meanings": ["Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde"]}, {"word": "açmaz", "meanings": ["Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu", "Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz", "İçinden zor çıkılır durum"]}, {"word": "açmazlık", "meanings": ["Açmaz olma durumu", "Ağzı sıkı olma durumu"]}, {"word": "açmaza düşmek", "meanings": ["içinden çıkılması güç durumda kalmak"]}, {"word": "açmaza getirmek (veya düşürmek)", "meanings": ["düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak"]}, {"word": "açmaz halatı", "meanings": ["Gemilerin limana bağlanması ve sahilden esecek rüzgârla rıhtımdan uzaklaşmaması için baş, kıç çizgisine dikey olarak bağlanan kısa halat"]}, {"word": "açtırma", "meanings": ["Açtırmak işi"]}, {"word": "açtırmak", "meanings": ["Açma işini yaptırmak"]}, {"word": "açtırma ağzımı", "meanings": ["`kötü bir söz söylememe fırsat verme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "açtırma kutuyu, söyletme kötüyü", "meanings": ["`kendin hakkındaki kötü düşüncelerimi veya bildiklerimi bana söyletme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ad", "meanings": ["Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam", "Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu", "Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim"]}, {"word": "ad almak", "meanings": ["kendisine ad verilmek", "ün kazanmak"]}, {"word": "ad koymak", "meanings": ["adlandırmak"]}, {"word": "ad çekmek", "meanings": ["iki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirlemek"]}, {"word": "ad takmak", "meanings": ["adlandırmak", "alay etmek veya övmek amacıyla lakap takmak"]}, {"word": "ad vermek", "meanings": ["adlandırmak"]}, {"word": "adı batası (veya batasıca)", "meanings": ["`yok olası` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "ad yapmak", "meanings": ["bir alanda ün kazanmak, ün almak"]}, {"word": "adı batmak", "meanings": ["sevilmeyen bir şey veya kimse unutulmak, adı anılmaz olmak, artık sözü edilmemek"]}, {"word": "adı bile okunmamak", "meanings": ["birine veya bir şeye hiç önem verilmemek"]}, {"word": "adı çıkmak", "meanings": ["kötü bir ün kazanmak", "hakkı olmayan bir ün kazanmak"]}, {"word": "adı çıkmış dokuza, inmez sekize", "meanings": ["`birinin bir kere adı çıktıktan sonra onun hakkındaki yaygın inanç artık kolay kolay düzelemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adı deliye çıkmak", "meanings": ["deli olmadığı hâlde deli olarak tanınmak"]}, {"word": "adı duyulmak", "meanings": ["tanınmak, ünlenmek"]}, {"word": "adı geçmek", "meanings": ["anılmak, söz konusu olmak, ismi geçmek"]}, {"word": "adı gibi bilmek", "meanings": ["çok iyi bilmek"]}, {"word": "adı kaldırılmak", "meanings": ["anılmaz olmak, silinip gitmek"]}, {"word": "adı kalmak", "meanings": ["bir kimse veya bir şey öldükten, ortadan çekildikten sonra dillerde yalnız adı dolaşmak"]}, {"word": "adı karışmak", "meanings": ["kötü bir işle birinin ilgisi bulunduğu söylenilmek"]}, {"word": "adı kötüye çıkmak", "meanings": ["ünü kötü olarak yayılmak"]}, {"word": "adı olmak", "meanings": ["gereksiz, yersiz ünü olmak"]}, {"word": "adı (bile) olmamak", "meanings": ["değeri olmamak"]}, {"word": "adını ağzına abdestle almak", "meanings": ["bir kişiyi anarken çok saygılı davranmak"]}, {"word": "adı var", "meanings": ["beklenilen, istenilen özelliklere sahip olmayan", "tercih edilecek özelliklere sahip olan"]}, {"word": "adını ağzına almamak", "meanings": ["dargınlık, kırgınlık, kızgınlık vb. sebeple bir kimseden söz etmemek"]}, {"word": "adını anmak", "meanings": ["birinden, bir şeyden söz etmek"]}, {"word": "adını bağışlamak", "meanings": ["kendi adını başka bir kimseye söylemek"]}, {"word": "adını çıkarmak", "meanings": ["kişi hakkında kötü bir niyetle asılsız söylentiler yaymak"]}, {"word": "adını ...-ye çıkarmak", "meanings": ["bir kişinin sahip olmadığı niteliklerle tanınmasına yol açmak"]}, {"word": "adını kirletmek (veya lekelemek)", "meanings": ["birinin adının kötüye çıkmasına yol açmak"]}, {"word": "adını koymak", "meanings": ["karşılığını veya fiyatını kararlaştırmak"]}, {"word": "adını taşımak", "meanings": ["birinin adıyla anılmak", "sahip olduğu adın sorumluluğunu yüklenmiş olmak"]}, {"word": "ad", "meanings": ["Sayma", "Sayılma"]}, {"word": "adını vermek", "meanings": ["birinin adını söylemek"]}, {"word": "ada", "meanings": ["Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire", "Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm", "Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan", "Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu"]}, {"word": "ada gibi", "meanings": ["pek büyük (gemi)"]}, {"word": "ada balığı", "meanings": ["Amber balığı"]}, {"word": "adabımuaşeret", "meanings": ["Görgü kuralları"]}, {"word": "adak", "meanings": ["Adanılan şey, nezir"]}, {"word": "ada çayı", "meanings": ["Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan güzel kokulu bir bitki, dağ çayı (Salvia officinalis)", "Bu bitkiden yapılan sıcak içecek"]}, {"word": "adaklama", "meanings": ["Adaklamak işi"]}, {"word": "adaklamak", "meanings": ["Küçük çocuk yürümeye başlamak"]}, {"word": "adaklanmak", "meanings": ["Nişanlanmak"]}, {"word": "adak adamak", "meanings": ["bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kurban kesip yoksullara dağıtmak veya kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak"]}, {"word": "adaklı", "meanings": ["Adağı olan, adak adamış olan", "Nişanlı"]}, {"word": "adaklık", "meanings": ["Adak adanan yer", "Adak olarak ayrılmış (hayvan)"]}, {"word": "adale", "meanings": ["Kas"]}, {"word": "adaksız", "meanings": ["Adağı olmayan, adak adamamış olan", "Nişanlı olmayan"]}, {"word": "adaleli", "meanings": ["Kaslı"]}, {"word": "adalesiz", "meanings": ["Kassız"]}, {"word": "adalet", "meanings": ["Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe", "Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme", "Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları", "Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk"]}, {"word": "adalet dağıtmak", "meanings": ["kanunların saydığı hakları sahiplerine vermek"]}, {"word": "adalete teslim etmek", "meanings": ["sanığı, adalet işleriyle uğraşan kuruluşa götürmek"]}, {"word": "adalete teslim olmak", "meanings": ["sanık, adalet işleriyle uğraşan kuruluşa gidip hakkında gerekli işlemin yapılmasını istemek"]}, {"word": "adalet kapısı", "meanings": ["Hak ve hukukun aranacağı yer"]}, {"word": "adaletine sığınmak", "meanings": ["birinden anlayış, hoşgörü, yakınlık beklemek"]}, {"word": "adaletli", "meanings": ["Adil"]}, {"word": "adalet mahkemesi", "meanings": ["Adliye mahkemesi"]}, {"word": "adalet örgütü", "meanings": ["Adliye teşkilatı"]}, {"word": "adalet sarayı", "meanings": ["Mahkemelerin bulunduğu büyük yapı"]}, {"word": "adaletsiz", "meanings": ["Adalete aykırı düşen (şey)", "Adaleti olmayan (kimse)"]}, {"word": "adalı", "meanings": ["Ada halkından olan (kimse)"]}, {"word": "adaletsizlik", "meanings": ["Adalete aykırı olma durumu"]}, {"word": "adam almamak", "meanings": ["son derece kalabalık olmak"]}, {"word": "adam", "meanings": ["İnsan", "Erkek kişi", "Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse", "Birinin yararlandığı, kullandığı kimse", "Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse", "Görevli kimse", "İyi huylu, güvenilir kimse", "Bir alanı benimseyen kimse", "Eş, koca"]}, {"word": "adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil", "meanings": ["`konuğumuzdan veya yanımıza bir iş için gelen kimseden yüksünmemeliyiz çünkü onlar yanımızda sürekli olarak kalmazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam adama gerek olur", "meanings": ["`insanların birbirlerine her zaman gereksinimleri olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam adamdan korkmaz, utanır", "meanings": ["`insanları ahlaklı davranmaya iten korku değil, küçük görülme duygusudur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam adamı bir kez aldatır", "meanings": ["`bir kimse başka bir kimseyi ancak bir kez aldatabilir, diğeri bir daha aldatmasına izin vermez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam değilim", "meanings": ["`herhangi bir durumun gerçekleşmemesi durumunda, kendisinin insan sayılamayacağı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam beğenmemek", "meanings": ["herkesi değersiz görmek"]}, {"word": "adam etmek", "meanings": ["eğitmek, yetiştirmek, topluma yararlı duruma getirmek", "bir yeri düzene sokmak", "işe yarar duruma getirmek"]}, {"word": "adam gibi", "meanings": ["terbiyeli, akıllı uslu", "adamlığa, insanlığa yaraşır yolda", "iyice"]}, {"word": "adam içine karışmak", "meanings": ["bir topluluğa girmek, kendisine değer verilir olmak"]}, {"word": "adam içine çıkmak", "meanings": ["topluluğa karışmak, insanların bulunduğu yerlere gitmek, eşe dosta gitmek"]}, {"word": "adam kullanmak", "meanings": ["birini çalıştırmasını bilmek", "birini kendi çıkarına alet etmek"]}, {"word": "adam olacak çocuk bokundan belli olur", "meanings": ["`bir kimsenin yeni başladığı işte usta olup olamayacağı ilk davranışlarından anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam olana çok bile", "meanings": ["layık olmadığı, hak etmediği hâlde kişinin beklentisi daha fazla olduğu durumlarda kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam olana bir söz yeter", "meanings": ["`anlayışlı olan kimse için bir şeyin bir kez söylenmesi yeterli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam olmak", "meanings": ["gelişmek, büyümek", "iyi yetişmek, iyi bir duruma gelmek", "toplum kurallarına uyuyor olmak"]}, {"word": "adam sanmak", "meanings": ["karşısındakine olduğundan fazla değer verme yanlışına düşmek"]}, {"word": "adam sen de!", "meanings": ["bir işin önemsenmediğini anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "adam sırasına geçmek (veya girmek)", "meanings": ["daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değeri yokken artık kendisine önem ve değer verilmek"]}, {"word": "adam yerine (veya hesabına) koymak", "meanings": ["adamdan saymak, varlığını kabul etmek"]}, {"word": "adama benzemek (veya dönmek)", "meanings": ["giyim kuşamıyla, davranışlarıyla insana yakışır bir biçim almak", "beğenilir duruma gelmek"]}, {"word": "adamdan saymak", "meanings": ["bir kimseye gereğinden fazla değer vermek, saygı duymak"]}, {"word": "adamın iyisi işbaşında (veya alışverişte) belli olur", "meanings": ["`bir kişinin iyi ve becerikli olduğu yaptığı işlerden anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adamı", "meanings": ["bir işi en iyi yapan"]}, {"word": "adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola", "meanings": ["`toplum içinde herkesin bir değeri vardır ancak züğürtlere değer verilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork", "meanings": ["`duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adamakıllı", "meanings": ["Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz"]}, {"word": "adamın adı çıkacağına canı çıksın", "meanings": ["insanın adı çıkacağına canı çıksın"]}, {"word": "adamına göre", "meanings": ["kişiler arasında ayrıcalık gözeterek", "herkesin yeteneğine uygun olarak"]}, {"word": "adama", "meanings": ["Adamak işi"]}, {"word": "adamak", "meanings": ["Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek", "Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek", "Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek", "Ayırmak, tahsis etmek", "İthaf etmek"]}, {"word": "ada bana, adayım sana", "meanings": ["`sen bir kimse için fedakârlıkta bulunursan o da senin için fedakârlıkta bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adamakla mal tükenmez", "meanings": ["yardım sözle değil gerçekten fedakârlık yapılarak gerçekleştirilir"]}, {"word": "adamak kolay, ödemek zordur", "meanings": ["`söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adam boyu", "meanings": ["Yaklaşık bir adam boyunda olan"]}, {"word": "adamca", "meanings": ["İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına", "İnsan sayısı bakımından"]}, {"word": "adamcasına", "meanings": ["Adamca"]}, {"word": "adamcağız", "meanings": ["Kendisine sevgi veya acıma duyulan erkek"]}, {"word": "adamcık", "meanings": ["Kendisine acınılan kimse", "Yerilen, küçümsenen kimse"]}, {"word": "adamcıl", "meanings": ["İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis"]}, {"word": "adamcıllık", "meanings": ["Adamcıl olma durumu"]}, {"word": "adamlık", "meanings": ["İnsanlık", "Yabanlık"]}, {"word": "adamkökü", "meanings": ["Adamotu"]}, {"word": "adamlık sende kalsın", "meanings": ["`karşı taraf iyilik bilmese de sen yine iyilik et` anlamında kullanılan bir söz", "`bu işi nasıl olsa sana yaptıracaklar, bari kendiliğinden yap da onurunu koru` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "adamotu", "meanings": ["Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis)"]}, {"word": "adam sarrafı", "meanings": ["İnsanların karakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş kimse, insan sarrafı"]}, {"word": "adamsız", "meanings": ["Adam olmadan", "Erkeksiz, kocasız", "Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız"]}, {"word": "adamsızlık", "meanings": ["Adamsız olma durumu"]}, {"word": "adanmak", "meanings": ["Adama işine konu olmak"]}, {"word": "Adana kebabı", "meanings": ["Elde kıyılarak oluşturulan kıymaya bolca acı biber katıldıktan sonra hazırlanan köftenin şişlere dizilerek kömür ateşinde pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "adanma", "meanings": ["Adanmak işi"]}, {"word": "adap", "meanings": ["Töre", "Yol yordam"]}, {"word": "adaptasyon", "meanings": ["Uyarlama"]}, {"word": "adap erkân", "meanings": ["Yol yordam"]}, {"word": "adapte", "meanings": ["Uyarlanmış"]}, {"word": "adapte etmek", "meanings": ["uyarlamak"]}, {"word": "adapte olmak", "meanings": ["uymak"]}, {"word": "adapte olunmak", "meanings": ["uyarlanmak"]}, {"word": "adaptör", "meanings": ["Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı", "Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı"]}, {"word": "ada soğanı", "meanings": ["Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım maddeler elde edilen çok yıllık bir bitki (Urginea maritima)"]}, {"word": "adaş", "meanings": ["Adları aynı olanlardan her biri"]}, {"word": "adaşlık", "meanings": ["Adaş olma, aynı adı taşıma durumu"]}, {"word": "ada tavşanı", "meanings": ["Evcil cinsleri de olan, tavşana yakın bir kemirici memeli, yaban tavşanı (Oryctolagus cuniculus)"]}, {"word": "ada tepe", "meanings": ["Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aşınımdan dolayı ortaya çıkmış tepe"]}, {"word": "adatma", "meanings": ["Adatmak işi"]}, {"word": "adatmak", "meanings": ["Adama işini yaptırmak"]}, {"word": "adavet", "meanings": ["Düşmanlık"]}, {"word": "aday göstermek", "meanings": ["bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek, namzet göstermek"]}, {"word": "aday", "meanings": ["Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse", "Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet"]}, {"word": "aday olmak", "meanings": ["herhangi bir işe alınmak veya seçilmek için istekli olmak"]}, {"word": "aday adayı", "meanings": ["Herhangi bir işi yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylık aşamasını kazanmak amacıyla başvuran kimse", "Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapılan ön seçimlere adaylığını koyan kimse"]}, {"word": "adayavrusu", "meanings": ["İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi"]}, {"word": "adaylık", "meanings": ["Aday olma durumu, namzetlik", "Bir görevde yetiştirilme"]}, {"word": "adaylığını koymak", "meanings": ["bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek"]}, {"word": "adcı", "meanings": ["Adcılık öğretisine bağlı (kimse), isimci"]}, {"word": "adcılık", "meanings": ["Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm"]}, {"word": "ad cümlesi", "meanings": ["Yüklemi ad soyundan olan veya ek fiille kurulan cümle, isim cümlesi"]}, {"word": "ad çekimi", "meanings": ["Adlara çekim eklerinin getirilmesi, isim çekimi"]}, {"word": "ad çekme", "meanings": ["Kura"]}, {"word": "ad çekmeye girmek", "meanings": ["kuraya tabi olmak", "oyunun başlangıcında, alan seçimi, başlama atışı veya karşılama hakkı için öncelik sağlamak amacıyla kura çekmek"]}, {"word": "adem", "meanings": ["Yokluk"]}, {"word": "addan türeme eylem", "meanings": ["Ad kökünden fiil yapım ekiyle yapılmış fiil gövdesi, isimden türeme fiil"]}, {"word": "addedilmek", "meanings": ["Sayılmak"]}, {"word": "addetmek", "meanings": ["Saymak"]}, {"word": "addolunmak", "meanings": ["Sayılmak"]}, {"word": "ad durumu", "meanings": ["Başka bir kelime ile ilgi kurmak için adın yalın biçimde veya ek alarak girdiği durum, isim durumu, isim hâli"]}, {"word": "adedî", "meanings": ["Sayıca"]}, {"word": "Âdem", "meanings": ["Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk insan, Âdem Baba"]}, {"word": "âdembaba", "meanings": ["Parasız, aç, en kötü durumdaki mahkûm", "Afyonkeş", "Hayatta hiçbir şeyi olmayan kimse"]}, {"word": "âdembabaya dönmek", "meanings": ["malını mülkünü kaybetmek"]}, {"word": "âdembaba gibi", "meanings": ["parasız pulsuz, perişan, zavallı"]}, {"word": "Âdemci", "meanings": ["Âdemcilik yanlısı olan"]}, {"word": "Âdemcilik", "meanings": ["XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı"]}, {"word": "âdem evladı", "meanings": ["İnsan"]}, {"word": "âdemelması", "meanings": ["Gırtlak çıkıntısı"]}, {"word": "ademimerkeziyet", "meanings": ["Yerinden yönetim"]}, {"word": "ademimerkeziyetçi", "meanings": ["Yerinden yönetimci"]}, {"word": "ademimerkeziyetçilik", "meanings": ["Yerinden yönetimcilik"]}, {"word": "âdemiyet", "meanings": ["İnsanlık", "Adamlık"]}, {"word": "âdemoğlu", "meanings": ["İnsan"]}, {"word": "adenit", "meanings": ["Ak kan bezi yangısı"]}, {"word": "adese", "meanings": ["Mercek", "Kovucuk"]}, {"word": "âdet", "meanings": ["Görenek", "Alışkanlık", "Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre", "Aybaşı"]}, {"word": "âdet görmek", "meanings": ["kadın aybaşı olmak"]}, {"word": "âdet olduğu üzere", "meanings": ["alışıldığı gibi"]}, {"word": "âdet yerini bulsun diye", "meanings": ["`gerekli görüldüğü için değil, yalnız alışılmış olduğu için` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "âdet edinmek", "meanings": ["bir şeyi alışkanlık ve huy durumuna getirmek"]}, {"word": "âdeta", "meanings": ["Hemen hemen, sanki"]}, {"word": "âdet olmak", "meanings": ["öteden beri yapılır olmak", "bir şey gelenek durumuna gelmiş olmak"]}, {"word": "adet", "meanings": ["Sayı", "Tane"]}, {"word": "adetçe", "meanings": ["Sayıca"]}, {"word": "adedimürettep", "meanings": ["Tam sayı"]}, {"word": "ad gövdesi", "meanings": ["Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilen ve ad olarak kullanılan gövde, isim gövdesi"]}, {"word": "adezyon kuvveti", "meanings": ["Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arasındaki çekiş kuvveti"]}, {"word": "adıl", "meanings": ["Zamir"]}, {"word": "adım (veya adımını) atmamak", "meanings": ["gitmemek, uğramamak"]}, {"word": "adım", "meanings": ["Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri", "Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe", "Girişim, hamle", "Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol", "Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap", "Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi", "İki diş arasındaki aralık"]}, {"word": "adım (veya adımını) atmak", "meanings": ["yürümek için ayağını öne doğru uzatıp basmak", "bir işe ilk kez girişmek"]}, {"word": "adımını attırmamak", "meanings": ["rahat davranmasını engellemek amacıyla sürekli olarak denetim altında bulundurmak", "bir yere girmesine engel olmak"]}, {"word": "adımını geri atmak", "meanings": ["başladığı bir işten geri dönmek"]}, {"word": "adımlarını açmak", "meanings": ["yürürken hızlanmak"]}, {"word": "adımlarını sıklaştırmak", "meanings": ["daha küçük ve çabuk adımlar atarak hızlı yürümek, ivmek, acele etmek"]}, {"word": "adımlarını seyrekleştirmek", "meanings": ["hızlı yürürken yavaşlamak"]}, {"word": "adım adım", "meanings": ["Yavaş yavaş"]}, {"word": "adım adım izlemek", "meanings": ["zaman içinde aşama aşama izlemek", "bir işi yaparken daha önceki deneyimleri ve kuralları kullanmak", "gizlice takip etmek"]}, {"word": "adım adım gezmek", "meanings": ["her tarafı dolaşıp görmek"]}, {"word": "adımbaşı", "meanings": ["Birbirine yakın yerlerde, sık aralıklarla"]}, {"word": "adımlama", "meanings": ["Adımlamak işi"]}, {"word": "adımlık", "meanings": ["Adım uzunluğunda olan"]}, {"word": "adımlamak", "meanings": ["Adımla ölçmek", "Bir yerde ileri geri gezinmek"]}, {"word": "adi", "meanings": ["Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan", "Aşağılık, alçak", "Bayağı"]}, {"word": "adi defter", "meanings": ["Bir işletmenin veya ticarethanenin yaptığı işlemlerinin, muhasebe kayıtlarının geçirildiği ticari defter"]}, {"word": "adi adım", "meanings": ["Adımda uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapılan bir yürüyüş türü"]}, {"word": "adi kesir", "meanings": ["Bayağı kesir"]}, {"word": "adil", "meanings": ["Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, adaletli"]}, {"word": "adilane", "meanings": ["Hakça"]}, {"word": "adileşme", "meanings": ["Adileşmek durumu"]}, {"word": "adileşmek", "meanings": ["Adi bir duruma girmek, bayağılaşmak"]}, {"word": "adileştirme", "meanings": ["Adileştirmek işi"]}, {"word": "adileştirmek", "meanings": ["Adileşmesine yol açmak"]}, {"word": "adilik", "meanings": ["Bayağılık, düşüklük, aşağılık"]}, {"word": "adi suçlu", "meanings": ["Basit suçları işleyen kimse"]}, {"word": "adisyon", "meanings": ["Hesap"]}, {"word": "ad kökü", "meanings": ["Bir adın eklerine bölünemeyen anlamlı en küçük parçası, isim kökü"]}, {"word": "adlandırılma", "meanings": ["Adlandırılmak işi, isimlendirilme"]}, {"word": "adlandırılmak", "meanings": ["Adlandırma işi yapılmak, isimlendirilmek"]}, {"word": "adlandırma", "meanings": ["Adlandırmak işi, isimlendirme"]}, {"word": "adlanma", "meanings": ["Adlanmak durumu, isimlenme"]}, {"word": "adlandırmak", "meanings": ["Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek"]}, {"word": "adlaşma", "meanings": ["Adlaşmak durumu, isimleşme"]}, {"word": "adlanmak", "meanings": ["Kendisine ad verilmek, isimlenmek", "Kötü ün kazanmak, isimlenmek"]}, {"word": "adlaşmak", "meanings": ["Ad durumuna gelmek, isimleşmek"]}, {"word": "adlaştırmak", "meanings": ["Ad durumuna getirmek, isimleştirmek"]}, {"word": "adlaştırma", "meanings": ["Adlaştırmak işi, isimleştirme"]}, {"word": "adlı", "meanings": ["... adını taşıyan, isimli", "Ünlü, isimli"]}, {"word": "adli", "meanings": ["Adaletle ilgili"]}, {"word": "adlı sanlı", "meanings": ["Ünlü"]}, {"word": "adli makam", "meanings": ["Adalet işlerinin görüldüğü ve sonuca bağlandığı yer, adli merci"]}, {"word": "adli merci", "meanings": ["Adli makam"]}, {"word": "adli sicil", "meanings": ["Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadığının anlaşılması için konulmuş olan kayıt yöntemi"]}, {"word": "adli tatil", "meanings": ["Kanunda belirlenen durumların dışında, hiçbir adli işlemin yapılmadığı süre"]}, {"word": "adli tabip", "meanings": ["Adli tıpta görevli doktor"]}, {"word": "adli tıp", "meanings": ["Mahkemelerin gerçeği ortaya çıkarmasına yardım eden tıp kolu", "Adaletin tıpla uğraşan kuruluşu"]}, {"word": "adliye mahkemesi", "meanings": ["Anayasa Mahkemesi, genel mahkemeler, askerî, idari mahkemeler dışında kalan ve denetim mahkemesi olan Yargıtay ile hüküm mahkemeleri, adalet mahkemesi"]}, {"word": "adliye teşkilatı", "meanings": ["Yargı organları ve bu organların birbirleriyle olan ilişkilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten sistemin bütünü, adalet örgütü"]}, {"word": "adli yıl", "meanings": ["Mahkemelerin bir yıl içindeki çalışma süresi"]}, {"word": "adliye", "meanings": ["Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları", "Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı"]}, {"word": "adli zabıta", "meanings": ["Bir suç sonrası sanığı ve suç delillerini adli yetkililere sunan kolluk kuvveti"]}, {"word": "adrenalin", "meanings": ["Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı"]}, {"word": "adres bırakmak (veya vermek)", "meanings": ["arandığında bulunabileceği, oturduğu yeri bildirmek"]}, {"word": "adres", "meanings": ["Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak", "Kurum veya kuruluşun bulunduğu yer", "Bir kimsenin sık olarak gittiği yer", "Hedef gösterilen yer"]}, {"word": "adres göstermek", "meanings": ["birini hedef göstermek"]}, {"word": "adres defteri", "meanings": ["Adreslerin kaydedildiği defter, adres rehberi"]}, {"word": "adres kartı", "meanings": ["Üzerinde iletişim bilgilerinin yer aldığı kart"]}, {"word": "adres makinesi", "meanings": ["Posta gönderilerinin üzerine adres bilgilerini basan alet"]}, {"word": "adres kitabı", "meanings": ["Genellikle belli bir iş veya meslekte olanların iş ve ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap"]}, {"word": "adres rehberi", "meanings": ["Adres defteri"]}, {"word": "adsız parmak", "meanings": ["Yüzük parmağı"]}, {"word": "adsız", "meanings": ["Adı olmayan, isimsiz", "Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz", "Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz"]}, {"word": "ad tamlaması", "meanings": ["İki veya daha çok ad soyundan kelime ile kurulmuş olan tamlama, isim tamlaması"]}, {"word": "aerobik solunum", "meanings": ["Hücrede yalnız moleküler oksijenin kullanıldığı bir solunum şekli"]}, {"word": "aerodinamik", "meanings": ["Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim", "Gazların hareketini inceleyen bilim dalı", "Bu bilim alanlarıyla ilgili olan"]}, {"word": "af", "meanings": ["Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama", "Görevden çıkarılma"]}, {"word": "af buyurun!", "meanings": ["`affedersiniz, affınızı rica ederim` anlamında kullanılan bir söz", "`halt etmişsiniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "af çıkarmak", "meanings": ["bir suçun bağışlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çıkarmak"]}, {"word": "af dilemek", "meanings": ["işlenen hata veya suç için bağışlanmayı istemek"]}, {"word": "affa uğramak", "meanings": ["bağışlanmak"]}, {"word": "affını dilemek (veya istemek)", "meanings": ["bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğini nezaketle bildirmek"]}, {"word": "afacan", "meanings": ["Zeki ve yaramaz (çocuk)"]}, {"word": "affınıza sığınarak", "meanings": ["`hoşgörünüze güvenerek` anlamında kullanılan bir nezaket sözü"]}, {"word": "afacanlaşmak", "meanings": ["Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek"]}, {"word": "afacanlaşma", "meanings": ["Afacanlaşmak durumu"]}, {"word": "afacanlık", "meanings": ["Afacan olma durumu, yaramazlık"]}, {"word": "afak", "meanings": ["Ufuklar"]}, {"word": "afakilik", "meanings": ["Nesnellik"]}, {"word": "afaki", "meanings": ["Gereksiz, önemsiz (söz)", "Bir kaynağa dayanmayan, hayalî"]}, {"word": "afallama", "meanings": ["Afallamak durumu"]}, {"word": "afallamak", "meanings": ["Şaşkınlıktan sersemleşmek"]}, {"word": "afallaşma", "meanings": ["Afallaşmak durumu"]}, {"word": "afallaşmak", "meanings": ["Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak"]}, {"word": "afallaştırma", "meanings": ["Afallaştırmak işi"]}, {"word": "afallaştırmak", "meanings": ["Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak"]}, {"word": "afallatma", "meanings": ["Afallatmak işi"]}, {"word": "afallatmak", "meanings": ["Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek"]}, {"word": "afat", "meanings": ["Afetler"]}, {"word": "aferin", "meanings": ["Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo", "Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı"]}, {"word": "aferin almak", "meanings": ["değerli görülüp beğenilmek"]}, {"word": "afazi", "meanings": ["Söz yitimi"]}, {"word": "afet", "meanings": ["Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım", "Kıran", "Çok kötü", "Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın", "Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk"]}, {"word": "aferist", "meanings": ["Dalavereci"]}, {"word": "afetzede", "meanings": ["Afete uğramış, afet görmüş kimse"]}, {"word": "affedilme", "meanings": ["Bağışlanma"]}, {"word": "affedersin (veya affedersiniz)", "meanings": ["özür dilemek için söylenen bir söz", "birisine rahatsızlık verildiğinde söylenen bir seslenme sözü", "yanlış anlaşılma, görgü kurallarına aykırı düşme gibi durumlarda söylenen bir söz", "karşı çıkmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "affetme", "meanings": ["Bağışlama"]}, {"word": "affetmek", "meanings": ["Bağışlamak", "Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek", "Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek"]}, {"word": "affedilmek", "meanings": ["Bağışlanmak"]}, {"word": "affettirme", "meanings": ["Affettirmek işi"]}, {"word": "affetmişsin", "meanings": ["`hiç de öyle değil, yanılıyorsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "affettirmek", "meanings": ["Bağışlanmasını sağlamak"]}, {"word": "affeyleme", "meanings": ["Affeylemek işi"]}, {"word": "affeylemek", "meanings": ["Affetmek"]}, {"word": "affolunmak", "meanings": ["Bağışlanmak"]}, {"word": "Afganlı", "meanings": ["343 Afgan"]}, {"word": "affolunma", "meanings": ["Affolunmak işi"]}, {"word": "afi kesmek (veya satmak veya yapmak)", "meanings": ["birine karşı gösteriş yapmak"]}, {"word": "afi", "meanings": ["Gösteriş, çalım, caka"]}, {"word": "afif", "meanings": ["İffetli (erkek)"]}, {"word": "afife", "meanings": ["İffetli (kadın)"]}, {"word": "afili", "meanings": ["Gösterişli, çalımlı"]}, {"word": "afis", "meanings": ["Gümüş balığının küçüğü"]}, {"word": "afiş", "meanings": ["Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı, ası"]}, {"word": "afiş yutmak", "meanings": ["yalana dolana kanmak"]}, {"word": "afişte kalmak", "meanings": ["oyun ilgi görerek günlerce oynanmak"]}, {"word": "afişçilik", "meanings": ["Afişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "afişe", "meanings": ["`Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak` anlamlarındaki afişe etmek, `bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak` anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz", "Açıklanmış"]}, {"word": "afişçi", "meanings": ["Afiş yapan veya asan kimse"]}, {"word": "afiyet", "meanings": ["Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik"]}, {"word": "afiyet bulmak", "meanings": ["iyileşmek, sağlığını kazanmak"]}, {"word": "afiyet (veya afiyet şeker) olsun", "meanings": ["`ağız tadıyla yiyin'` anlamında söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "afiyet üzere olmak", "meanings": ["sağlıklı, rahat yaşıyor olmak"]}, {"word": "afoni", "meanings": ["Ses yitimi"]}, {"word": "aforizma", "meanings": ["Özdeyiş"]}, {"word": "aforoz etmek", "meanings": ["Hristiyanlıkta kilise tarafından cemaatten kovmak", "darılıp biriyle konuşmamak, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırmak, toplum dışılamak"]}, {"word": "aforozlamak", "meanings": ["Aforoz etmek, kovmak"]}, {"word": "aforoz", "meanings": ["Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası", "Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama"]}, {"word": "aforozlu", "meanings": ["Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış"]}, {"word": "afralı tafralı", "meanings": ["Çalımlı"]}, {"word": "afra tafra", "meanings": ["Çalım", "Çalımlı bir biçimde"]}, {"word": "afra tafra yapmak", "meanings": ["kendini üstün göstermek, böbürlenmek"]}, {"word": "Afrika domuzu", "meanings": ["Çift parmaklılardan, kalın derili, Afrika'da yaşayan ve yaban domuzuna benzeyen bir hayvan (Phacochoerus aethiopicus)"]}, {"word": "Afrika çekirgesi", "meanings": ["Değişik boyda ve renkte olan, genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş arazilerde rastlanan zararsız bir çekirge (Locusta migratona)"]}, {"word": "Afrika menekşesi", "meanings": ["İki çeneklilerden, tüylü yapraklı, mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksıda yetiştirilen, çok yıllık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha)"]}, {"word": "Afrikalılık", "meanings": ["Afrikalı olma durumu"]}, {"word": "Afrikalı", "meanings": ["Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse"]}, {"word": "afsun", "meanings": ["Büyü"]}, {"word": "afsuncu", "meanings": ["Büyücü"]}, {"word": "afsunculuk", "meanings": ["Büyücülük"]}, {"word": "afsunlamak", "meanings": ["Büyülemek"]}, {"word": "afsunlanmak", "meanings": ["Büyülenmek"]}, {"word": "afsunlu", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "Afşar", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar"]}, {"word": "aft", "meanings": ["Ağız içinde görülen zemini beyaz, ağrılı küçük yara"]}, {"word": "aftos", "meanings": ["Gönül eğlendiren kimse"]}, {"word": "afur tafur", "meanings": ["Çalım"]}, {"word": "afura tafura gelmemek", "meanings": ["çalım satmaktan hoşlanmamak", "böyle bir davranışa karşı tepki göstermek"]}, {"word": "afyon", "meanings": ["Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde"]}, {"word": "afyon çekmek", "meanings": ["keyif için afyon yutmak"]}, {"word": "afyon yutmak", "meanings": ["uyuşturucu olarak afyon kullanmak", "gerçeği göremeyecek kadar kendinde olmamak"]}, {"word": "afyonu başına vurmak", "meanings": ["aşırı davranışlarda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptığını bilememek"]}, {"word": "afyonu patlamak", "meanings": ["ayılmak, kendine gelmek"]}, {"word": "afyonunu patlatmak", "meanings": ["kendi keyfine dalmış olan birini öfkelendirmek"]}, {"word": "afyonkeş", "meanings": ["Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse"]}, {"word": "afyonkeşlik", "meanings": ["Afyonkeş olma durumu"]}, {"word": "afyonlamak", "meanings": ["Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak", "Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek"]}, {"word": "afyonlanmak", "meanings": ["Afyonlama işi yapılmak"]}, {"word": "afyonlu", "meanings": ["İçinde afyon bulunan", "Afyon yutmuş", "Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse)"]}, {"word": "afyon ruhu", "meanings": ["Yatıştırıcı olarak kullanılan afyon tentürü"]}, {"word": "Ag", "meanings": ["Gümüş elementinin simgesi"]}, {"word": "agâh", "meanings": ["Bilen, bilgili", "Haberli"]}, {"word": "agâh olmak", "meanings": ["bilgilenmek"]}, {"word": "agami", "meanings": ["Borazan kuşu"]}, {"word": "agaragar", "meanings": ["Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz"]}, {"word": "agel", "meanings": ["Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ"]}, {"word": "aganta", "meanings": ["Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir"]}, {"word": "aglütinasyon", "meanings": ["Kümeleşim"]}, {"word": "aglütinin", "meanings": ["Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor"]}, {"word": "agnosi", "meanings": ["Tanısızlık"]}, {"word": "agnostik", "meanings": ["Bilinemezci", "Bilinemezcilikle ilgili"]}, {"word": "agnostisizm", "meanings": ["Bilinemezcilik"]}, {"word": "agora", "meanings": ["Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı"]}, {"word": "agnozi", "meanings": ["Tanısızlık"]}, {"word": "agorafobi", "meanings": ["Alan korkusu"]}, {"word": "agraf", "meanings": ["Kopça"]}, {"word": "agrandisman", "meanings": ["Büyültme"]}, {"word": "aguş", "meanings": ["Kucak"]}, {"word": "agrandisör", "meanings": ["Büyülteç"]}, {"word": "agrafi", "meanings": ["Yazma yitimi"]}, {"word": "agreman", "meanings": ["Uygunluk"]}, {"word": "agu", "meanings": ["Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses"]}, {"word": "agulama", "meanings": ["Agulamak işi"]}, {"word": "agulamak", "meanings": ["Bebek `agu` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "agucuk", "meanings": ["Süt çocuğunu sevmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "ağ çekmek", "meanings": ["yakalanan balıkları toplamak için ağı sudan çıkarmak"]}, {"word": "ağ atmak (veya bırakmak)", "meanings": ["balık avlamak için denize ağ salmak"]}, {"word": "ağ", "meanings": ["İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü", "Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü", "Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke", "Tuzak", "Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file", "Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file"]}, {"word": "ağa", "meanings": ["Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse", "Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan", "Ağabey", "Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san", "Cömert, eli açık", "Koca", "Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san"]}, {"word": "ağına düşürmek", "meanings": ["tuzağına düşürmek"]}, {"word": "ağ", "meanings": ["Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık"]}, {"word": "ağababa", "meanings": ["Dede, ata", "Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse)", "Sanı `ağa` olan babaya çocuğunun sesleniş sözü"]}, {"word": "ağa borç eder, uşak harç", "meanings": ["`ağa para sıkıntısı içinde olup borç etse de uşak, bunu anlamaz ve bol harcamayı sürdürür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz", "meanings": ["`işveren işçisi ile birlikte çalışmazsa işçi işe var gücüyle sarılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağanın gözü öküzü semiz eder", "meanings": ["`ana babalar çocuklarına, mal sahipleri de mallarına iyi bakarlarsa iyi sonuçlar alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağanın gözü ata tımardır", "meanings": ["`iş sahipleri denetimlerini sürekli yaparlarsa işler yolunda gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağanın gözü, yiğidin sözü", "meanings": ["çalışanlarını gereği gibi yöneten ve çalıştıran kişi iyi bir yöneticidir, sözünün eri olan kimse de yiğittir"]}, {"word": "ağanın malı çıkar, uşağın canı", "meanings": ["`bir afeti önlemek için patron malını, işçi de canını feda eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağanın eli tutulmaz", "meanings": ["zengin olarak düşünülen kişiden anılmaya değer bir bağış beklenildiğini belirten bir söz"]}, {"word": "ağabeylik", "meanings": ["Ağabey olma durumu"]}, {"word": "ağabeylik etmek (veya yapmak)", "meanings": ["birini ağabey gibi korumak, gözetmek"]}, {"word": "ağabey", "meanings": ["Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe", "Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "ağaç", "meanings": ["Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki", "Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan", "Tahta, kereste"]}, {"word": "ağaç kökünden yıkılır", "meanings": ["`bir düzen, ayrıntıların değişmesiyle değil temelinin bozulmasıyla yıkılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaç meyvesi olunca başını aşağı salar", "meanings": ["`yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaç ne kadar uzasa göğe ermez", "meanings": ["`insan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaç olmak", "meanings": ["bir yerde ayakta durarak çokça beklemek"]}, {"word": "ağaç yaşken eğilir", "meanings": ["`insanlar küçük yaşta kolay eğitilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaca balta vurmuşlar \\", "meanings": ["`insana en yakını bile kötülük edebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur", "meanings": ["`çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz", "meanings": ["`davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaca dayanma kurur, adama (veya insana) dayanma ölür", "meanings": ["`insan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağacı kurt, insanı dert yer", "meanings": ["`kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağacın kurdu içinde olur", "meanings": ["`bir topluluğu çökertecek olan şey yine kendi içinden çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaç arısı", "meanings": ["Düzgün kanatlı, kuyruğunda yumurtlama hortumu olan, 3-4 santimetre boyunda ağaç zararlısı"]}, {"word": "ağaçtan maşa olmaz", "meanings": ["`yeteneksiz, beceriksiz kimse önemli işlerde kullanılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağaç balı", "meanings": ["Erik, kayısı vb. ağaçlardan sızan zamk, kedi balı"]}, {"word": "ağaç biti", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, bitkiler üzerinde yaşayan, sıçrayıcı bir tür böcek (Psylla)"]}, {"word": "ağaççık", "meanings": ["Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç"]}, {"word": "ağaççılık", "meanings": ["Ağaç yetiştirme işi"]}, {"word": "ağaç çileği", "meanings": ["Ahududu"]}, {"word": "ağaçdelen", "meanings": ["Yuva yapmak için ağaçları oyan böcek"]}, {"word": "ağaç ebegümeci", "meanings": ["Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Lavatere)"]}, {"word": "ağaçkakan", "meanings": ["Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus)"]}, {"word": "ağaç kaplama", "meanings": ["Kapalı mekânları yalıtmak ve güzelleştirmek amacıyla ağaç ürünlerinden yararlanılarak yapılan kaplama"]}, {"word": "ağaç kavunu", "meanings": ["Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, taç yaprakları mavimsi pembe, küçük bir ağaç (Citrus medica)", "Bu ağacın iri bir limon görünüşündeki buruşuk kabuklu yemişi"]}, {"word": "ağaç kurbağası", "meanings": ["Kurbağagillerden, boyu 3-5 santimetre olan, sırtı yaprak yeşili, ağaçlara tırmanan bir tür kurbağa (Hyla arborea)"]}, {"word": "ağaçkesen", "meanings": ["Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma)"]}, {"word": "ağaç kurdu", "meanings": ["Ağaçları kemirerek beslenen sinek kurtçuğu"]}, {"word": "ağaçküpesi", "meanings": ["Hatmi"]}, {"word": "ağaçlamak", "meanings": ["Ağaçlandırmak"]}, {"word": "ağaçlandırılmak", "meanings": ["Ağaçlı duruma getirilmek"]}, {"word": "ağaçlandırma", "meanings": ["Ağaçlandırmak işi"]}, {"word": "ağaçlandırmak", "meanings": ["Bir yeri ağaçlı duruma getirmek"]}, {"word": "ağaçlanmak", "meanings": ["Ağaçlı duruma gelmek"]}, {"word": "ağaçlaşma", "meanings": ["Ağaçlaşmak durumu", "Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen"]}, {"word": "ağaçlaşmak", "meanings": ["Ağaç durumuna gelmek"]}, {"word": "ağaçlı", "meanings": ["Ağacı olan"]}, {"word": "ağaçlık", "meanings": ["Ağacı bol olan yer"]}, {"word": "ağaç mantarı", "meanings": ["Ağaçta biten bazitli mantar (Collybia velutipes)"]}, {"word": "ağaçlıklı", "meanings": ["Ağacı bol olan (yer)"]}, {"word": "ağaç nemi", "meanings": ["Ağaçta bulunan su miktarının, aynı ağacın mutlak kuru ağırlığına oranı"]}, {"word": "ağaç oyma", "meanings": ["Oyma baskı sanatlarından düz bir baskı tekniği"]}, {"word": "ağaç sakızı", "meanings": ["Reçine"]}, {"word": "ağaç sansarı", "meanings": ["Sansargillerden, sırtı koyu esmer, karnı daha açık, iyi tırmanan, postu değerli bir tür memeli, zerdeva (Martes martes)"]}, {"word": "ağaçsız", "meanings": ["Ağacı olmayan"]}, {"word": "ağa kapısı", "meanings": ["Yeniçeri ağasının dairesi"]}, {"word": "ağaçsı", "meanings": ["Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi, ağacımsı"]}, {"word": "ağalanmak", "meanings": ["Ağa tavrı takınarak çalım yapmak"]}, {"word": "ağalık", "meanings": ["Ağa olma durumu", "Cömertlik"]}, {"word": "ağarma", "meanings": ["Ağarmak işi"]}, {"word": "ağarmak", "meanings": ["Beyazlaşmak", "Aydınlanmak", "Rengi solmak"]}, {"word": "ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez", "meanings": ["`belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağartı", "meanings": ["Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık", "Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler"]}, {"word": "ağartılma", "meanings": ["Ağartılmak işi"]}, {"word": "ağartılmak", "meanings": ["Temizlenmek, beyazlatılmak"]}, {"word": "ağa yamağı", "meanings": ["Yeniçeri ağasına bağlı emir çavuşu"]}, {"word": "ağartmak", "meanings": ["Ak duruma getirmek, beyazlatmak", "Kuyumculukta gümüşü temizlemek"]}, {"word": "ağartma", "meanings": ["Ağartmak işi"]}, {"word": "ağbenek", "meanings": ["Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar", "Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı"]}, {"word": "ağbeneklilik", "meanings": ["Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora)"]}, {"word": "ağcılık", "meanings": ["Ağcının yaptığı iş"]}, {"word": "ağcık", "meanings": ["Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın"]}, {"word": "ağcı", "meanings": ["Ağ ile balık tutarak geçinen kimse"]}, {"word": "ağda", "meanings": ["Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği", "Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk"]}, {"word": "ağda yapmak", "meanings": ["vücuttaki fazla tüyleri ağda ile almak, temizlemek"]}, {"word": "ağdacı", "meanings": ["Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi", "Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse"]}, {"word": "ağdalaşma", "meanings": ["Ağdalaşmak durumu"]}, {"word": "ağdalanmak", "meanings": ["Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak", "Ağda bulaşmak"]}, {"word": "ağdalaşmak", "meanings": ["Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak", "Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak"]}, {"word": "ağdalaştırmak", "meanings": ["Ağda durumuna getirmek"]}, {"word": "ağdalaştırma", "meanings": ["Ağdalaştırmak işi"]}, {"word": "ağdalı", "meanings": ["Ağdalanmış", "Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş)", "Karmaşık"]}, {"word": "ağdalık", "meanings": ["Pekmez yapılan üzüm"]}, {"word": "ağdırmak", "meanings": ["Ağmasına sebep olmak", "Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek"]}, {"word": "ağı", "meanings": ["Zehir"]}, {"word": "ağı ağacı", "meanings": ["Zakkum"]}, {"word": "ağı gibi", "meanings": ["acı veren, çok etkileyen", "çok sert, keskin"]}, {"word": "ağıl", "meanings": ["Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç"]}, {"word": "ağı çiçeği", "meanings": ["Zakkum"]}, {"word": "ağılda oğlak doğsa ovada otu biter", "meanings": ["`Tanrı her yarattığının rızkını verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağılama", "meanings": ["Zehirleme"]}, {"word": "ağılamak", "meanings": ["Zehirlemek", "Bir şeye zehir katmak"]}, {"word": "ağılandırma", "meanings": ["Ağılandırmak işi"]}, {"word": "ağılandırmak", "meanings": ["Ağılı duruma getirmek"]}, {"word": "ağım", "meanings": ["Ayağın üstündeki tümsek yer"]}, {"word": "ağılanmak", "meanings": ["Zehirlenmek"]}, {"word": "ağılaşma", "meanings": ["Ağılaşmak durumu"]}, {"word": "ağılı", "meanings": ["İçinde ağı bulunan, zehirli"]}, {"word": "ağılaşmak", "meanings": ["Ağılı duruma gelmek"]}, {"word": "ağıllanma", "meanings": ["Ağıllanmak işi"]}, {"word": "ağılı böcek", "meanings": ["Karafatma"]}, {"word": "ağıllanmak", "meanings": ["Toplanıp bir arada durmak", "Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek"]}, {"word": "ağınmak", "meanings": ["Hayvan yere yatıp yuvarlanmak"]}, {"word": "ağınma", "meanings": ["Ağınmak işi"]}, {"word": "ağımlı", "meanings": ["Ağımı olan (ayak)"]}, {"word": "ağır", "meanings": ["Tartıda çok çeken, hafif karşıtı", "Çapı, boyutu büyük", "Yavaş", "Yoğun", "Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak)", "Değeri çok olan, gösterişli", "Çetin, güç", "Ciddi", "Sıkıntı veren, bunaltan", "Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı", "Ağırbaşlı, ciddi", "Keskin, boğucu (koku)", "Kısık, alçak", "Davranışları yavaş olan", "Sindirimi güç (yiyecek)", "Ağır sıklet", "Yavaş bir biçimde"]}, {"word": "ağı otu", "meanings": ["Baldıran"]}, {"word": "ağır basar, yeğni kalkar", "meanings": ["`ağırbaşlı olan, herkesten saygı görür, ağırbaşlı olmayana ise kimse değer vermez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır basmak", "meanings": ["ağırlık olarak fazla gelmek"]}, {"word": "ağır basmak", "meanings": ["taşıdığı özellikler üstün gelmek", "bir işte gücü ve etkisi üstün gelmek"]}, {"word": "ağır durmak", "meanings": ["ciddi, ağırbaşlı, oturaklı, soğukkanlı hareket etmek"]}, {"word": "ağır çekmek", "meanings": ["tartıda ağır gelmek"]}, {"word": "ağır gelmek", "meanings": ["gücüne gitmek, onuruna dokunmak", "yapılması güç gelmek"]}, {"word": "ağır işitmek (veya duymak)", "meanings": ["kulakları iyi işitmemek, az işitmek"]}, {"word": "ağır git ki yol alasın", "meanings": ["`bir işte başarılı olmak isteyen kimse, ağır ağır ama güvenilir adımlarla yürümelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır kaçmak", "meanings": ["gücendirici olmak, uygun düşmemek", "beklenenden fazla olmak"]}, {"word": "ağır kazan geç kaynar", "meanings": ["`kalın kafalı insan bir konuyu zor anlar` anlamında kullanılan bir söz", "`tembel olan işi geç yapar` anlamında kullanılan bir söz", "`ağırbaşlı insan çabuk öfkelenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır ol!", "meanings": ["`ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!` anlamında kullanılan bir söz", "`acele etme, yavaş ol!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır ol, batman gel", "meanings": ["`ağırbaşlı ol ki el üstünde tutulasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır otur ki bey (veya molla) desinler", "meanings": ["`ağırbaşlı ol ki büyüğümüz diye sana saygı göstersinler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır oturmak", "meanings": ["ağırbaşlı olmak"]}, {"word": "ağır söylemek", "meanings": ["acı, dokunaklı sözler söylemek"]}, {"word": "ağır taş yerinden oynamaz", "meanings": ["`ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağır yongayı yel kaldırmaz", "meanings": ["`ağırbaşlı kimseye şöyle böyle olaylar etki edemez, zarar veremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağırına gitmek", "meanings": ["onuruna dokunmak veya gücüne gitmek"]}, {"word": "ağırdan almak", "meanings": ["bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek", "bir işi gönülsüz, isteksiz yapmak"]}, {"word": "ağır ağır", "meanings": ["Yavaş yavaş", "Dikkatli ve özenli bir biçimde", "Dolu dolu"]}, {"word": "ağırayak", "meanings": ["Doğurması yakın (kadın)"]}, {"word": "ağır araç", "meanings": ["Ağır vasıta"]}, {"word": "ağırbaşlı", "meanings": ["Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı", "Değeri çok olan, ağır", "Gösterişli"]}, {"word": "ağırbaşlılık", "meanings": ["Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk"]}, {"word": "ağırca", "meanings": ["Oldukça ağır", "Kötüleşmiş (hasta)", "(ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde"]}, {"word": "ağırcanlılık", "meanings": ["Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi"]}, {"word": "ağırcanlı", "meanings": ["Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan", "Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz", "Tembel", "Gebe (kadın)"]}, {"word": "ağır ezgi", "meanings": ["Çok ağır, yavaş yavaş"]}, {"word": "ağır ceza", "meanings": ["Beş yıldan yukarı olan hapis cezaları"]}, {"word": "ağırelli", "meanings": ["Eli ağır"]}, {"word": "ağır hapis cezası", "meanings": ["Yirmi yıl veya ömür boyu hapis cezası"]}, {"word": "ağırlama", "meanings": ["Ağırlamak işi, ikram, izaz", "Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava"]}, {"word": "ağırlamak", "meanings": ["Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek"]}, {"word": "ağır hastalık", "meanings": ["İyileşmesi güç olan hastalık"]}, {"word": "ağır iş", "meanings": ["Fazla güç ve emek isteyen yıpratıcı her türlü iş"]}, {"word": "ağır hidrojen", "meanings": ["Döteryum"]}, {"word": "ağırkanlı", "meanings": ["Ağırcanlı", "Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi"]}, {"word": "ağır kayıp", "meanings": ["Savaş, deprem, sel vb. doğal afetlerde can ve mal açısından uğranılan büyük kayıp", "Büyük maddi zarar"]}, {"word": "ağır kayba uğramak", "meanings": ["maddi ve manevi büyük zarar görmek"]}, {"word": "ağır küre", "meanings": ["Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü, barisfer"]}, {"word": "ağırlanmak", "meanings": ["Ağırlama işine konu olmak"]}, {"word": "ağırlaşma", "meanings": ["Ağırlaşmak durumu"]}, {"word": "ağırlaşmak", "meanings": ["Ağır duruma gelmek", "Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak", "Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak", "Yavaşlamak", "Gebe kadın doğurması yaklaşmak", "Yiyecek bozulmaya yüz tutmak", "Organ görevini yapamaz duruma gelmek", "Ağırbaşlı olmak", "Güçleşmek, zorlaşmak", "Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak"]}, {"word": "ağırlaştırmak", "meanings": ["Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "ağırlatmak", "meanings": ["Ağırlama işini yaptırmak"]}, {"word": "ağırlık", "meanings": ["Ağır olma durumu", "Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne", "Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer", "Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum", "Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum", "Yük, külfet", "Takı", "Sorumluluk", "Etki, baskı, güçlük", "Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak", "Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın (II)", "Sıkıntı", "Ağırbaşlılık", "Değerli olma durumu", "Uyuşukluk ve gevşeklik durumu", "Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri", "Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite", "Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori"]}, {"word": "ağırlık basmak (veya çökmek)", "meanings": ["gevşeklik ve uyku gelmek", "ağır bir hava kaplamak", "sessizlik oluşmak"]}, {"word": "ağırlığı olmak", "meanings": ["etkisi büyük olmak"]}, {"word": "ağırlık olmak", "meanings": ["sıkıntı vermek", "birine yük olmak, kendi masrafını başkasına çektirmek"]}, {"word": "ağırlığınca altın etmek (veya değmek)", "meanings": ["çok değerli olmak"]}, {"word": "ağırlığını (ortaya) koymak", "meanings": ["kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek"]}, {"word": "ağırlıklı", "meanings": ["Ağırlığı olan", "Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan", "Çoğunluğu oluşturan"]}, {"word": "ağırlık merkezi", "meanings": ["Bir cismin bütün noktalarına ayrı ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluşmuş tek kuvvet durumundaki bileşkenin uygulama noktası", "Bir işin en önemli bölümü"]}, {"word": "ağır para cezası", "meanings": ["Bazı suçlara karşılık yasalarca belirlenmiş yüksek para cezası"]}, {"word": "ağırsama", "meanings": ["Ağırsamak işi"]}, {"word": "ağırsamak", "meanings": ["Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak", "Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek", "Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek"]}, {"word": "ağır sanayi", "meanings": ["Üretim araçları yapan sanayi"]}, {"word": "ağır sıklet", "meanings": ["Bazı spor dallarında yarışmacıların ağırlığı ile sınırlandırılan kategori, başağırlık, ağır"]}, {"word": "ağır söz", "meanings": ["Kişinin onuruna dokunan, dayanılması güç söz"]}, {"word": "ağır su", "meanings": ["Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaşlatıcısı olarak kullanılan, içinde hidrojen atomları yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluşan su"]}, {"word": "ağırşaklanmak", "meanings": ["Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak"]}, {"word": "ağır top", "meanings": ["Güçlü, ünlü, tanınmış kimse"]}, {"word": "ağırşak", "meanings": ["Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça", "Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I)"]}, {"word": "ağır uyku", "meanings": ["Derin uyku"]}, {"word": "ağır vasıta", "meanings": ["Motoru ağır yük veya birden fazla römork taşımak amacıyla güçlendirilmiş kamyon, tır vb., ağır araç", "Ağır hareket eden kimse"]}, {"word": "ağır vasıta ehliyeti", "meanings": ["Ağır vasıta sürücülerine verilen aracı kullanma belgesi"]}, {"word": "ağır yağ", "meanings": ["Kalın yağ"]}, {"word": "ağıt yakmak (veya düzmek veya tutturmak)", "meanings": ["ölen bir kimsenin iyiliklerini, arkada bıraktıklarının acılarını veya büyük felaketlerin acılı etkilerini söz veya ezgi ile dile getirmek"]}, {"word": "ağıt", "meanings": ["Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi", "Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi", "Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye"]}, {"word": "ağış", "meanings": ["Ağma işi", "Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı"]}, {"word": "ağıtçı", "meanings": ["Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan"]}, {"word": "ağıtlama", "meanings": ["Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü"]}, {"word": "ağıtçılık", "meanings": ["Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık"]}, {"word": "ağız", "meanings": ["Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ", "Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü", "Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı", "Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap", "Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı", "Çıkış yeri", "Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak", "Kesici aletlerin keskin tarafı", "Üslup, ifade biçimi", "Uç, kenar", "Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili", "Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü"]}, {"word": "ağız aramak (veya yoklamak)", "meanings": ["öğrenmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak"]}, {"word": "ağız burun birbirine karışmak", "meanings": ["dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak", "yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek"]}, {"word": "ağız açtırmamak", "meanings": ["çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak"]}, {"word": "ağız (veya ağzını) açmak", "meanings": ["konuşmaya başlamak", "kesici aletleri keskin duruma getirmek", "ağır sözler söylemeye başlamak", "azarlamak, paylamak", "alık alık bakmak"]}, {"word": "ağız (veya ağzını) büzmek", "meanings": ["dudak büzmek"]}, {"word": "ağız değiştirmek", "meanings": ["önce söylediğini başka türlü anlatmak"]}, {"word": "ağız dil vermemek", "meanings": ["konuşmamak, susmak"]}, {"word": "ağız etmek", "meanings": ["yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak"]}, {"word": "ağız kullanmak", "meanings": ["duruma, ortama göre söz söylemek"]}, {"word": "ağız eğmemek", "meanings": ["birine minnet etmemek"]}, {"word": "ağız satmak", "meanings": ["yüksekten atarak kendini övmek"]}, {"word": "ağız tamburası çalmak", "meanings": ["sözle avutmaya, oyalamaya çalışmak", "soğuktan dişleri birbirine çarpmak, çenesi titremek"]}, {"word": "ağız yapmak", "meanings": ["birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek bir biçimde konuşmak"]}, {"word": "ağız yaymak", "meanings": ["açık ve dürüst konuşmaktan kaçınmak"]}, {"word": "ağız yer, yüz utanır", "meanings": ["`armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağızda dağılmak", "meanings": ["genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak"]}, {"word": "ağızda sakız gibi çiğnemek", "meanings": ["bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak"]}, {"word": "ağza alınmaz (veya alınmayacak)", "meanings": ["söylenmesi ayıp, çirkin (söz, küfür)"]}, {"word": "ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın", "meanings": ["`insanın kendi yararı her şeyden önemlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağza tat, boğaza feryat", "meanings": ["`miktarı çok az olan yiyecek` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağza (veya ağızlara) düşmek", "meanings": ["dedikodu konusu olmak"]}, {"word": "ağza almamak", "meanings": ["anmamak, sözünü etmemek"]}, {"word": "ağzı burnu yerinde", "meanings": ["oldukça güzel, yakışıklı"]}, {"word": "ağzı çirişçi çanağı", "meanings": ["ağzı acı ve kurumuş, zehir gibi olan"]}, {"word": "ağzı çirişçi çanağına dönmek", "meanings": ["ağzı kuruyup acılaşmak"]}, {"word": "ağzı dili tutulmak", "meanings": ["konuşamamak", "beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak"]}, {"word": "ağzı dili bağlanmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple konuşamaz olmak"]}, {"word": "ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur", "meanings": ["`bir insanda bulunan eksiklikler, onun tutum ve davranışlarından belli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzı dolu dolu konuşmak", "meanings": ["heyecanlı söz söylemek"]}, {"word": "ağzı kilitlenmek", "meanings": ["konuşamaz duruma gelmek"]}, {"word": "ağzı köpürmek", "meanings": ["çok öfkelenmek"]}, {"word": "ağzı kulaklarına varmak", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "ağzı (veya ağzı dili) kurumak", "meanings": ["susuz kalmak", "konuşamaz duruma gelmek"]}, {"word": "ağzı laf (veya lakırtı) yapmak", "meanings": ["kolay konuşma yeteneği olmak", "inandırıcı söz söyleme yeteneği olmak"]}, {"word": "ağzı kurusun", "meanings": ["felaket dileğinde bulunanlara karşı kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "ağzı oynamak", "meanings": ["bir şeyler yemek", "konuşmak"]}, {"word": "ağzı sulanmak", "meanings": ["imrenmek", "yeme, içme isteği artmak"]}, {"word": "ağzı olan konuşuyor", "meanings": ["`konuyla ilgisi olmayan, bilir bilmez herkesin söyleyecek sözü var` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzı süt kokmak", "meanings": ["çok genç ve toy olmak"]}, {"word": "ağzı teneke kaplı", "meanings": ["çok sıcak veya çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen, yiyebilen (kimse)"]}, {"word": "ağzı torba değil ki büzesin", "meanings": ["`başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzı var dili yok", "meanings": ["`pek sessiz, kendi hâlinde` anlamında kullanılan bir söz", "`konuşamayan, derdini anlatamayan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzı varmamak", "meanings": ["söylemeye, açıklamaya gönlü elvermemek"]}, {"word": "ağzı yanmak", "meanings": ["büyük zarar görmek"]}, {"word": "ağzına almak", "meanings": ["yemek, içmek", "söylemek"]}, {"word": "ağzına atmak", "meanings": ["yemek için ağzına koymak"]}, {"word": "ağzına bakakalmak", "meanings": ["sözlerine hayran olmak"]}, {"word": "ağzına baktırmak", "meanings": ["kendini zevkle dinletmek"]}, {"word": "ağzına biber sürerim (veya çalarım)", "meanings": ["ayıp bir sözün söylenmemesi gerektiğini belirtmek için söylenen ihtar sözü"]}, {"word": "ağzına bir lokma koymamak", "meanings": ["hiçbir şey yememek"]}, {"word": "ağzına bir kemik atmak", "meanings": ["birini küçük bir çıkarla susturmak"]}, {"word": "ağzına bir parmak bal çalmak", "meanings": ["birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak"]}, {"word": "ağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutar", "meanings": ["`yaptığı küçük iyiliklere karşılık büyük çıkar bekler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzına burnuna bulaştırmak", "meanings": ["bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak"]}, {"word": "ağzına düşmek", "meanings": ["dile düşmek"]}, {"word": "ağzına etmek", "meanings": ["haddini bildirmek"]}, {"word": "ağzına geldiği gibi", "meanings": ["önünü sonunu düşünmeden"]}, {"word": "ağzına geleni söylemek", "meanings": ["nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek", "gelişigüzel, saçma sapan konuşmak"]}, {"word": "ağzına gem vurmak", "meanings": ["susturmak, söyletmemek"]}, {"word": "ağzına kadar", "meanings": ["boş yeri kalmayacak bir biçimde"]}, {"word": "ağzına kilit takmak (veya vurmak)", "meanings": ["susmak", "susturmak"]}, {"word": "ağzına kira istemek", "meanings": ["söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak"]}, {"word": "ağzına ... koymamak", "meanings": ["bir şey yememek veya içmemek"]}, {"word": "ağzına layık", "meanings": ["bir yiyeceğin çok lezzetli ve tatlı olduğunu söylemek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzına sağlık", "meanings": ["bir sözü yerinde söyleyen kişilere söylenen bir beğenme sözü", "yapılan konuşmanın beğenildiğini belirtmek için söylenen söz"]}, {"word": "ağzına sıçmak", "meanings": ["birini çok kötü duruma sokmak", "bir şeyi, bir işi işe yaramaz duruma getirmek, bozmak"]}, {"word": "ağzına sakız olmak", "meanings": ["dedikodusuna konu olmak"]}, {"word": "ağzına sürmemek", "meanings": ["herhangi bir yiyeceği veya içeceği hiç yememek veya içmemek"]}, {"word": "ağzına takılmak", "meanings": ["bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek"]}, {"word": "ağzına tıkmak", "meanings": ["susturmak, konuşmasına engel olmak"]}, {"word": "ağzına taş almak", "meanings": ["söze karışmayıp susmak"]}, {"word": "ağzına tükürmek", "meanings": ["hakaret ederek uyarmak"]}, {"word": "ağzına verilmesini beklemek (veya istemek)", "meanings": ["çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek"]}, {"word": "ağzına volta almak", "meanings": ["bir palanganın işlemesine engel olmak için palanganın ucundan çıkan halatı geçici olarak makaranın arasından geçirip sıkıştırmak"]}, {"word": "ağzına vur, lokmasını al", "meanings": ["`yumuşak huylu kimseye her istenilen kolaylıkla yaptırılabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzına yakışmamak", "meanings": ["söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak"]}, {"word": "ağzına yüzüne bulaştırmak", "meanings": ["bir işi kötü yapmak, becerememek"]}, {"word": "ağzında büyümek", "meanings": ["sevmediğinden veya içi almadığından bir yiyeceği yutamamak"]}, {"word": "ağzında bakla ıslanmamak", "meanings": ["sır saklamamak"]}, {"word": "ağzında çalkalanmak", "meanings": ["üzerinde çok konuşulmak"]}, {"word": "ağzında gevelemek", "meanings": ["açıkça söylememek"]}, {"word": "ağzında yaş kalmamak", "meanings": ["bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak"]}, {"word": "ağzından", "meanings": ["birisinden dinleyerek", "adına"]}, {"word": "ağzından baklayı çıkarmak", "meanings": ["baklayı ağzından çıkarmak"]}, {"word": "ağzından bal damlamak (veya akmak)", "meanings": ["çok tatlı konuşmak"]}, {"word": "ağzından burnundan getirmek", "meanings": ["huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak", "pişman etmek için uğraşmak"]}, {"word": "ağzından çıkanı (veya çıkan sözü) kulağı duymamak (veya işitmemek)", "meanings": ["sözlerini tartmadan söylemek"]}, {"word": "ağzından çıkmak", "meanings": ["bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak"]}, {"word": "ağzından çıt çıkmamak", "meanings": ["hiçbir şey söylememek"]}, {"word": "ağzından (söz veya lakırtı) dirhemle çıkmak", "meanings": ["çok az veya zorla konuşmak"]}, {"word": "ağzından dökülmek", "meanings": ["açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından belli olmak"]}, {"word": "ağzından düşmemek (veya düşürmemek)", "meanings": ["her zaman sözünü etmek, söylemek"]}, {"word": "ağzından girip burnundan çıkmak", "meanings": ["türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak", "iyice dövmek"]}, {"word": "ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme", "meanings": ["`lehte konuşmuyorsun, hiç olmazsa aleyhte de konuşma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ağzından inci saçmak", "meanings": ["birbirinden güzel sözler söylemek"]}, {"word": "ağzından kaçırmak", "meanings": ["istemediği hâlde boş bulunup söyleyivermek"]}, {"word": "apukurya", "meanings": ["Et kesimi"]}, {"word": "Ar", "meanings": ["Argon elementinin simgesi"]}, {"word": "apul apul", "meanings": ["Tombul çocuklar bacaklarını açarak (salına salına yürümek)"]}, {"word": "ar", "meanings": ["100 m² değerinde yüzey ölçü birimi"]}, {"word": "ar damarı çatlamış", "meanings": ["utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapan, utanmaz"]}, {"word": "ar", "meanings": ["Utanma, utanç duyma"]}, {"word": "ar dünyası değil kâr dünyası", "meanings": ["`kişi para kazanmak için namusuna dokunmadıktan sonra şu veya bu işi yapmaktan utanmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ar etmek", "meanings": ["utanmak"]}, {"word": "ar namus tertemiz", "meanings": ["utanması olmayan"]}, {"word": "arına dokunmak", "meanings": ["utanç duymak"]}, {"word": "ar ve hayâ perdesi yırtılmak", "meanings": ["utanmamak, utanç duymamak", "yüzsüzlük etmek"]}, {"word": "ar yılı değil, kâr yılı", "meanings": ["birinin sıkılmayı bir yana bırakarak yalnız çıkarına baktığı anlatılırken söylenen bir söz"]}, {"word": "ara", "meanings": ["İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe", "İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla", "Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi", "İç", "Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt", "Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları", "Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre"]}, {"word": "ara vermeden", "meanings": ["sürekli, durmadan"]}, {"word": "ara vermek", "meanings": ["yeniden başlamak için bir işi bir süre bırakmak, durmak", "yeniden başlamak üzere konuşmayı durdurmak"]}, {"word": "arada çıkarmak", "meanings": ["başka işler arasında bir işi de yapıvermek"]}, {"word": "arada kalmak", "meanings": ["iki tarafı uzlaştırmak üzere araya girme dolayısıyla güç duruma düşmek"]}, {"word": "aradan çekilmek", "meanings": ["ara bulucu olmaktan vazgeçmek", "herhangi bir iş yapılırken işi başkalarına bırakmak, ilişiğini kesmek"]}, {"word": "aradan çıkarmak", "meanings": ["birçok işten birini yapıp bitirivermek"]}, {"word": "arada kaynamak", "meanings": ["karışık bir durumda gereken ilgiyi görmemek"]}, {"word": "aradan çıkmak", "meanings": ["yapılması gereken öteki işlerle uğraşılabilmesi için bir iş önce bitirilmek", "sıkışık bir durumda, sıkıntılı bir zamanda işe engel olan kimse oradan uzaklaşmak", "kendini bir sorunun, bir davanın dışında tutmak"]}, {"word": "aradan sıyrılmak", "meanings": ["kötü bir işten kendini kurtarmak", "çatışan gruplar arasındaki rekabetten yararlanarak öne çıkmak", "yarışta rakiplerinden uzaklaşmak, öne çıkmak"]}, {"word": "aradan kaldırmak", "meanings": ["iş yapma imkânını yok etmek"]}, {"word": "aralarındaki buzları eritmek", "meanings": ["kırgınlığı, küslüğü ortadan kaldırmak"]}, {"word": "aralarında dağlar kadar fark olmak", "meanings": ["aralarında her yönden büyük ayrılıklar bulunmak, benzer nitelikler çok az olmak"]}, {"word": "aralarından kara kedi geçmek", "meanings": ["birbirinden soğumak, aralarına soğukluk girmek"]}, {"word": "arasını (veya aralarını) açmak (veya bozmak)", "meanings": ["iki kişi arasındaki dostluğu, ilişkiyi bozmak"]}, {"word": "aralarından su sızmamak", "meanings": ["aralarında çok yakın, sıkı fıkı arkadaşlık bulunmak"]}, {"word": "arasını (veya aralarını) bulmak", "meanings": ["araları bozulmuş iki kişiyi uzlaştırmak, barıştırmak"]}, {"word": "araları limoni olmak", "meanings": ["aralarında hafif bir kırgınlık olmak"]}, {"word": "arası (veya araları) açılmak (veya açık olmak veya bozulmak)", "meanings": ["arkadaşlıkları sarsılmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılmak"]}, {"word": "araları şekerrenk (veya serin) olmak", "meanings": ["iki kişi arasında dostluk ilişkileri bozuk olmak"]}, {"word": "aralarına kara kedi girmek", "meanings": ["iki dost birbirine gücenmek, iki dostun arasına soğukluk girmek"]}, {"word": "arası hoş (veya iyi) olmamak", "meanings": ["o kimseyle aralarında gerginlik, geçimsizlik olmak"]}, {"word": "arası geçmeden", "meanings": ["vakit geçmeden, sıcağı sıcağına"]}, {"word": "arası hoş (veya iyi) olmamak", "meanings": ["o şeyden hoşlanmamak"]}, {"word": "arası olmamak", "meanings": ["geçinememek"]}, {"word": "arasına (veya aralarına) karışmak", "meanings": ["büyüyüp yetişmek"]}, {"word": "arası soğumak", "meanings": ["aradan zaman geçerek önemini yitirmek"]}, {"word": "araya almak", "meanings": ["bir çevreye kabul etmek", "dövmek"]}, {"word": "araya girmek", "meanings": ["iki kişinin arasındaki bir işe karışmak", "iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak", "bir iş yapılırken ona engel olacak başka bir şey çıkmak"]}, {"word": "araya koymak", "meanings": ["bir işte sözü geçer bir kimsenin aracılığına başvurmak"]}, {"word": "araya kaynayıp gitmek", "meanings": ["göz ardı edilmek"]}, {"word": "araya (veya aralarına) soğukluk girmek", "meanings": ["arada kırgınlık oluşmak"]}, {"word": "araya gitmek", "meanings": ["harcanmak, karışıklığa kurban olmak"]}, {"word": "araya vermek", "meanings": ["yararsız bir işe harcamak"]}, {"word": "arayı açmak", "meanings": ["aradaki uzaklık artmak", "görüşmemek"]}, {"word": "arayı yapmak", "meanings": ["arasını bulmak"]}, {"word": "arayı soğutmak", "meanings": ["eski yakınlık, dostluk kalmamak"]}, {"word": "araba devrilince yol gösteren çok olur", "meanings": ["`iş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "araba ile tavşan avlanmaz", "meanings": ["`her işte başarıya ulaşabilmek için kullanılması gereken özel yöntemler vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "araba", "meanings": ["Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı", "Bu taşıtın aldığı miktarda olan"]}, {"word": "araba kullanmak", "meanings": ["arabayı sürmek"]}, {"word": "arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer", "meanings": ["`kıdem ve yaş bakımından büyük olanların yaptıkları her zaman örnek alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arabanın tekerine taş koymak", "meanings": ["güçlük çıkarmak"]}, {"word": "araba araba", "meanings": ["Arabalar dolusu"]}, {"word": "arabasını düze çıkarmak", "meanings": ["karşılaştığı güçlükleri yenip işini kolay yürür duruma getirmek"]}, {"word": "araba falakası", "meanings": ["Çift atlı arabalarda, okun dibinde ve iki yanında bulunan, uçlarına koşum kayışları bağlanan ağaç bölüm"]}, {"word": "arabalı", "meanings": ["Arabası olan", "Arabalı vapur"]}, {"word": "arabacı", "meanings": ["Arabayı süren kimse", "Araba yapan veya satan kimse"]}, {"word": "arabacılık", "meanings": ["Arabacının yaptığı iş"]}, {"word": "arabalık", "meanings": ["Garaj", "Araba dolduracak miktarda olan"]}, {"word": "arabalı vapur", "meanings": ["Kara yolu ve demir yolu araçları ile yolcuları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi, arabalı, araba vapuru, feribot"]}, {"word": "araba mezarlığı", "meanings": ["Kullanılmaz duruma gelmiş veya eski arabaların bırakıldığı yer"]}, {"word": "araban", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "ara başlık", "meanings": ["Esas bölümün alt başlıklarından her biri"]}, {"word": "arabaşı", "meanings": ["Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba"]}, {"word": "arabankürdi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam"]}, {"word": "araba vapuru", "meanings": ["Arabalı vapur"]}, {"word": "arabesk", "meanings": ["Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü", "Girişik bezeme"]}, {"word": "arabeskçi", "meanings": ["Arabesk müzik sanatçısı", "Arabesk müzikten hoşlanan kimse"]}, {"word": "arabeskleşme", "meanings": ["Arabesk durumuna gelme"]}, {"word": "arabeskleşmek", "meanings": ["Arabesk özelliği kazanmak"]}, {"word": "Arabistan defnesi", "meanings": ["Dulaptal otugillerden, Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen, kabukları hekimlikte kullanılan bir ağaççık (Daphne gnidium)"]}, {"word": "Arabi", "meanings": ["Arapça", "Araplarla ilgili, Araplara özgü olan"]}, {"word": "Arabist", "meanings": ["Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse"]}, {"word": "arabozan", "meanings": ["İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir"]}, {"word": "ara bono", "meanings": ["Arada ödenen olağan dışı bono"]}, {"word": "arabozanlık", "meanings": ["Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik"]}, {"word": "ara bozucu", "meanings": ["Arabozan"]}, {"word": "ara bozuculuk", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "ara buluculuk", "meanings": ["Uzlaştırıcılık"]}, {"word": "ara bulma", "meanings": ["Anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi"]}, {"word": "ara bulucu", "meanings": ["Bir anlaşmazlıkta tarafları uzlaştıran kimse, aracı, uzlaştırıcı"]}, {"word": "ara buluculuk etmek", "meanings": ["ara bulmada yardımcı olmak"]}, {"word": "aracı", "meanings": ["Ara bulucu", "İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta", "Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador", "İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği"]}, {"word": "aracı koymak", "meanings": ["bir kimseyi, uzlaşma sağlamak için görevlendirmek"]}, {"word": "aracılığıyla", "meanings": ["-le bağlantı kurularak, -nın yardımıyla, vasıtasıyla, eliyle, yoluyla, marifetiyle, tarafından"]}, {"word": "aracılık", "meanings": ["Aracının yaptığı iş, tavassut", "Aracı olma durumu, vasıta, vasıtalık"]}, {"word": "aracılık etmek", "meanings": ["bir işin çözümünde araya girerek yardım etmek, tavassut etmek"]}, {"word": "ara cümle", "meanings": ["Birleşik veya yalın cümlelerde anlamı biraz daha açıklamak, gereksinim duyulan bir anlamı eklemek veya anlatıma zenginlik katmak için araya giren iki virgül veya iki kısa çizgi içinde verilen cümle, ara tümce"]}, {"word": "araççılık", "meanings": ["Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm"]}, {"word": "araç", "meanings": ["Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne", "Taşıt", "Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta"]}, {"word": "Arafat'ta soyulmuş hacıya dönmek", "meanings": ["her şeyini kaybedip çırılçıplak kalmak, çaresiz kalmak"]}, {"word": "araçlı jimnastik", "meanings": ["Aletli jimnastik"]}, {"word": "araçlı", "meanings": ["Araçla yapılan veya olan, vasıtalı"]}, {"word": "araçsızlık", "meanings": ["Araçsız olma durumu"]}, {"word": "araçsız", "meanings": ["Doğrudan doğruya yapılan veya olan, vasıtasız, bilavasıta", "Araç olmaksızın, vasıtasız bir biçimde, bilavasıta, doğrudan doğruya"]}, {"word": "Araf", "meanings": ["İslam inancına göre cennet ile cehennem arasında bir yer"]}, {"word": "ara deniz", "meanings": ["Okyanuslardan dar ve az derin boğazlarla ayrılan, karaların arasına sokulmuş deniz"]}, {"word": "Arafat", "meanings": ["Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe"]}, {"word": "aragonit", "meanings": ["Beyaz, yeşil, mavimsi gri renkte billurlaşmış bir kalsiyum karbonat türü"]}, {"word": "araka", "meanings": ["İri taneli bezelye"]}, {"word": "arak", "meanings": ["Ter", "Pirinç ve şeker kamışından elde edilen bir rakı türü"]}, {"word": "ara kararı", "meanings": ["Bir davanın bakılmasını kolaylaştırmak için yargıdan önce önlem niteliğinde verilen karar"]}, {"word": "ara kapı", "meanings": ["İki yapı veya oda arasında geçişi kolaylaştırmak için açılan kapı"]}, {"word": "arakçı", "meanings": ["Araklayan, çalan (kimse)"]}, {"word": "arakçılık", "meanings": ["Hırsızlık"]}, {"word": "ara kazanç", "meanings": ["Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç", "Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi, arbitraj"]}, {"word": "ara kesit", "meanings": ["Çizgilerin, yüzeylerin, katı cisimlerin birbirlerine rastladıkları ve kesiştikleri yer"]}, {"word": "arakiye", "meanings": ["Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah", "Bir tür küçük zurna"]}, {"word": "araklama", "meanings": ["Araklamak işi, çalma, aşırma"]}, {"word": "ara konakçı", "meanings": ["Asalağın, gelişme evreleri sırasında beslenip barındığı konakçılardan her biri"]}, {"word": "araklamak", "meanings": ["Çalmak, aşırmak"]}, {"word": "aralanma", "meanings": ["Aralanmak işi"]}, {"word": "aralama", "meanings": ["Aralamak işi"]}, {"word": "aralamak", "meanings": ["İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak", "Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek", "Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek"]}, {"word": "aralanmak", "meanings": ["Biraz açılmak, aralık olmak", "Araya zaman girmek", "Gitmek, uzaklaşmak, yanından ayrılmak"]}, {"word": "aralatmak", "meanings": ["Aralık duruma getirtmek, biraz açtırmak"]}, {"word": "aralatma", "meanings": ["Aralatmak işi"]}, {"word": "aralık", "meanings": ["Ara", "Uygun, elverişli durum, fırsat", "Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor", "Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel", "Tuvalet", "Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas", "Yarı açık, tam kapanmamış", "Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre", "Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık", "İki nota arasındaki perde uzaklığı", "Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk", "Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık"]}, {"word": "aralık vermek", "meanings": ["yeniden başlamak üzere bir işi kısa süre bırakmak", "harfler veya satırlar arasında boşluk bırakmak"]}, {"word": "aralık oyunu", "meanings": ["İki perde arasında yapılan koro, bale, monolog vb. eğlendirici oyun"]}, {"word": "aralıklı", "meanings": ["Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan, aralı, fasılalı", "Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklık olan, espaslı", "Kesik kesik"]}, {"word": "arayan Mevla'sını da bulur, belasını da", "meanings": ["`iyiyi amaçlayanlar iyiye, kötüyü amaçlayanlar ise kötüye ulaşırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aralıksız", "meanings": ["Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan, kesintisiz", "Sürekli, ara vermeden, kesintisiz"]}, {"word": "aralıkta", "meanings": ["Öbür şeyler arasında, bu arada"]}, {"word": "arama yapmak", "meanings": ["yakalamak veya suç belgelerini elde etmek için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında araştırma yapmak"]}, {"word": "arama", "meanings": ["Aramak işi, taharri", "Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılan araştırma işlemi"]}, {"word": "arama emri", "meanings": ["Yapılacak arama işlemi için yetkili organdan alınan buyruk"]}, {"word": "aramak", "meanings": ["Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak", "Araştırmak, yoklamak", "Ziyarete, hatır sormaya gitmek", "Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek", "Önem verip istemek", "Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek", "Şart koşmak"]}, {"word": "aramakla bulunmaz", "meanings": ["`çok değerli ancak rastlantı ile ele geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arayıp da bulamamak", "meanings": ["beklenmedik iyi bir durumla karşılaşmak"]}, {"word": "arama kararı", "meanings": ["Arama yapılabilmesi için hâkim tarafından verilmiş karar"]}, {"word": "arayıp sormak", "meanings": ["biri hakkında haber sormak", "birinin ziyaretine giderek ona karşı ilgi göstermek"]}, {"word": "arayıp (veya aramak) taramak", "meanings": ["dikkatle aramak, çok aramak"]}, {"word": "arama tarama", "meanings": ["Polisin kuşkulu gördüğü kimseler üzerinde bıçak, silah, esrar vb. yasak şeyler araması", "Denizdeki mayınları toplama veya yok etme işlemi"]}, {"word": "ara mal", "meanings": ["Üretilecek malı elde etmek için üretim sırasında kullanılan yarı işlenmiş mal"]}, {"word": "ara nağme", "meanings": ["Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına veya başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça", "Sık sık söylenen söz veya açılan sorun"]}, {"word": "aranılma", "meanings": ["Aranılmak durumu"]}, {"word": "aranje", "meanings": ["`Düzenlenmek` anlamında aranje etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "aranılmak", "meanings": ["Arama işine konu olmak", "Söz konusu olmak"]}, {"word": "Arap uyandı (veya Arap'ın gözü açıldı)", "meanings": ["geçen bir olaydan ders alındığını anlatan bir söz"]}, {"word": "Arap'ın yalellisi gibi", "meanings": ["usanç verecek biçimde sürüp giden (iş, konuşma vb.)"]}, {"word": "aranjman", "meanings": ["Düzenleme"]}, {"word": "aranjör", "meanings": ["Düzenleyici"]}, {"word": "aranma", "meanings": ["Aranmak işi"]}, {"word": "aranmak", "meanings": ["Arama işine konu olmak", "İsteklisi bulunmak", "Eksikliği duyulmak", "Kendi kendine bir şeyler aramak", "Şart koşulmak", "Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek", "Kendisine eş veya sevgili aramak"]}, {"word": "aranıp taranmak", "meanings": ["dikkatlice bir şey aramak"]}, {"word": "arantı", "meanings": ["Aranılan çözüm"]}, {"word": "Arap", "meanings": ["Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse", "Koyu esmer"]}, {"word": "Arapça", "meanings": ["Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Arapçalaştırma", "meanings": ["Arapçalaştırmak işi, Arabizasyon"]}, {"word": "Arapçalaştırmak", "meanings": ["Arapçaya çevirmek", "Arap dili özelliği kazandırmak"]}, {"word": "Araplaşma", "meanings": ["Araplaşmak durumu"]}, {"word": "Araplaştırma", "meanings": ["Araplaştırmak durumu"]}, {"word": "Araplaşmak", "meanings": ["Arap olmak, Araplığı benimsemek"]}, {"word": "Araplaştırmak", "meanings": ["Arap kimliğini kazandırmak"]}, {"word": "Araplık", "meanings": ["Arap olma durumu"]}, {"word": "Arap rakamları", "meanings": ["Bugün kullandığımız sayıları gösteren rakamlar"]}, {"word": "arap sabunu", "meanings": ["Potasla yapılan, yumuşak, esmer bir sabun"]}, {"word": "arapsaçı", "meanings": ["Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi", "Bir yerleşim planında genellikle yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılan bir tür tarama biçimi", "Çözümlenemeyecek kadar karışık durum"]}, {"word": "arapsaçı gibi", "meanings": ["karmakarışık"]}, {"word": "arapsaçına dönmek", "meanings": ["işler çok karışıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek"]}, {"word": "Arap zamkı", "meanings": ["Akasyadan elde edilen bir zamk, zamkıarabi"]}, {"word": "Arap tavşanı", "meanings": ["Kemirgenlerden, Kuzey Afrika ve Arabistan'da yaşayan, tahıllarla beslenen, boyu 20, kuyruğu ise 22 santimetre kadar olan bir tür memeli (Jaculus jaculus)"]}, {"word": "ararot", "meanings": ["Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan, çocuk maması yapmaya yarayan un"]}, {"word": "Arasat", "meanings": ["Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer"]}, {"word": "ararot kamışı", "meanings": ["Maranta"]}, {"word": "ara seçim", "meanings": ["Genel seçimler dışında yapılan ara dönem seçimleri"]}, {"word": "ara sıcak", "meanings": ["Soğuk ve sıcak yemek servisi arasında ikram edilen hafif sıcak yiyecek"]}, {"word": "ara sınav", "meanings": ["Üniversitelerde yarıyıl içinde yapılan sınav, vize, vize sınavı"]}, {"word": "ara sıra", "meanings": ["Seyrek olarak, arada bir, arada sırada, bazen, bazı bazı, kimi vakit, kimi zaman, zaman zaman, anbean, gâh, gâhi, kâh"]}, {"word": "arasız", "meanings": ["Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira"]}, {"word": "ara sokak", "meanings": ["Ana yola açılan ikinci derecedeki yol"]}, {"word": "arasta", "meanings": ["Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm"]}, {"word": "ara söz", "meanings": ["Doğrudan doğruya konuşulan veya yazılan konuyu ilgilendirmeyen dolaylı söz, istitrat"]}, {"word": "araşit", "meanings": ["Yer fıstığı"]}, {"word": "araştırı", "meanings": ["Araştırma"]}, {"word": "araştırıcılık", "meanings": ["Araştırmacılık"]}, {"word": "araştırılma", "meanings": ["Araştırılmak işi"]}, {"word": "araştırıcı", "meanings": ["Araştırmacı", "Meraklı"]}, {"word": "araştırılmak", "meanings": ["Araştırma yapılmak, gözden geçirilmek"]}, {"word": "araştırma", "meanings": ["Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik", "Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma, araştırı"]}, {"word": "araştırmacılık", "meanings": ["Araştırmacı olma durumu, araştırıcılık"]}, {"word": "araştırmacı", "meanings": ["Araştırma yapan, inceleyen kimse, araştırıcı, araştırman, mütetebbi"]}, {"word": "araştırma filmi", "meanings": ["Herhangi bir bilimsel araştırmada alıcının salt bir kayıt aracı olarak kullanılmasıyla elde edilen film"]}, {"word": "araştırma görevlisi", "meanings": ["Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı, asistan"]}, {"word": "araştırman", "meanings": ["Araştırmacı"]}, {"word": "araştırmak", "meanings": ["Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek", "Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak", "Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak"]}, {"word": "aratma", "meanings": ["Aratmak işi"]}, {"word": "aratmak", "meanings": ["Arama işini bir başkasına yaptırmak", "Özletmek"]}, {"word": "ara tümce", "meanings": ["Ara cümle"]}, {"word": "aratmamak", "meanings": ["yerini doldurabilmek, yokluğunu sezdirmemek"]}, {"word": "arayıcı", "meanings": ["Bir şeyi aramayı iş edinen kimse", "İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop"]}, {"word": "arayış", "meanings": ["Arama işi"]}, {"word": "arayıcı fişeği", "meanings": ["Bir tür donanma fişeği"]}, {"word": "ara yön", "meanings": ["Dört ana yönden ikisi arasında olan yönlerden her biri, asyön"]}, {"word": "âraz", "meanings": ["Belirtiler"]}, {"word": "arazbar", "meanings": ["Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "arazbarbuselik", "meanings": ["Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "arazi", "meanings": ["Yeryüzü parçası, yerey, toprak", "Yer"]}, {"word": "arazi açmak", "meanings": ["fundalık, koruluk, sazlık yerleri temizleyerek tarıma elverişli duruma getirmek"]}, {"word": "arazi olmak", "meanings": ["sıvışmak", "işten kaçmak"]}, {"word": "arbalet", "meanings": ["Kundaklı, tetikli yay"]}, {"word": "araziye uymak", "meanings": ["ortama, çevreye uymak", "görünmemeye çalışmak"]}, {"word": "art arda", "meanings": ["Arka arkaya"]}, {"word": "arbede", "meanings": ["Çatışma, patırtı"]}, {"word": "arbitraj", "meanings": ["Ara kazanç"]}, {"word": "arboretum", "meanings": ["Ağaç parkı"]}, {"word": "arda", "meanings": ["İşaret olarak yere dikilen çubuk", "Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem", "Ardıl"]}, {"word": "ardak", "meanings": ["İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç"]}, {"word": "ardaklanma", "meanings": ["Ardaklanmak durumu"]}, {"word": "ardaklanmak", "meanings": ["Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak"]}, {"word": "ardı ardına", "meanings": ["Ara vermeden, aralıksız olarak, sürekli bir biçimde"]}, {"word": "ardıç", "meanings": ["Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus)"]}, {"word": "ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz", "meanings": ["`ardıç ağacının ateşi çabuk geçer, kül olur; yalancının sözü de böyledir, ona da güvenilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ardıç kuşu", "meanings": ["Karatavukgillerden, Avrupa ve Asya ormanlarında yaşayan, sırtı kahverengi, karnı ak, kuyruğu kara bir tür kuş (Turdus pilaris)"]}, {"word": "ardıç otu", "meanings": ["Ardıç ağacının küçük bitkisi"]}, {"word": "ardıç rakısı", "meanings": ["Cin"]}, {"word": "ardıl görüntü", "meanings": ["Ardışık görüntü"]}, {"word": "ardıl", "meanings": ["Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı", "Bir çıkarımda varılan sonuç"]}, {"word": "ardılma", "meanings": ["Ardılmak işi"]}, {"word": "ardın ardın", "meanings": ["Geri geri, ardı sıra"]}, {"word": "ardılmak", "meanings": ["Birisinin sırtına asılmak", "Sataşmak, çatmak", "Musallat olmak, asılmak, takılmak"]}, {"word": "ardınca", "meanings": ["Hemen arkasından, hemen ardından, arkası sıra, ardı sıra, peşinden, peşi sıra, takiben"]}, {"word": "ardı sıra", "meanings": ["Ardınca"]}, {"word": "ardışık", "meanings": ["Birbiri ardından gelen, mütevali"]}, {"word": "ardışıklık", "meanings": ["Ardışık olma durumu"]}, {"word": "ardışık görüntü", "meanings": ["Bir duyunun kaybolmasından sonra da devam eden görüntü, ardıl görüntü"]}, {"word": "ardışık olgular", "meanings": ["Bir hastalıktan sonra görülebilen fakat hastalığın kesin sonucu olmayan olgular"]}, {"word": "ardiye", "meanings": ["Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm", "Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo", "Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret"]}, {"word": "ardışık sayılar", "meanings": ["Bir, iki, üç gibi birbiri ardınca gelen sayılar"]}, {"word": "ardiyeci", "meanings": ["Ardiye işleten kimse", "Ardiyeye bakan kimse"]}, {"word": "arduvaz", "meanings": ["Kayağan taş"]}, {"word": "arefe", "meanings": ["343 arife"]}, {"word": "arena", "meanings": ["Boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösteriler yapılan alan", "Siyasi çekişmelerin geçtiği yer"]}, {"word": "argaç", "meanings": ["Atkı"]}, {"word": "areometre", "meanings": ["Sıvıölçer"]}, {"word": "argaçlama", "meanings": ["Atkılama"]}, {"word": "argaçlamak", "meanings": ["Atkılamak"]}, {"word": "argali", "meanings": ["Yaban koyunu"]}, {"word": "argın", "meanings": ["Bitkin", "Zayıf", "Beceriksiz"]}, {"word": "argınlık", "meanings": ["Argın olma durumu, kudretsizlik, mecalsizlik"]}, {"word": "argıt", "meanings": ["Geçit, boğaz, dağ boğazı, derbent", "Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça"]}, {"word": "argolaşma", "meanings": ["Argolaşmak durumu"]}, {"word": "argo", "meanings": ["Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim", "Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim"]}, {"word": "argon", "meanings": ["Atom numarası 18, atom ağırlığı 39,9 olan, havada % 1 oranında bulunan, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir element (simgesi Ar)"]}, {"word": "argolaşmak", "meanings": ["Karşılıklı argo konuşmak", "Söz argo durumuna gelmek"]}, {"word": "argüman", "meanings": ["Kanıt", "Tez, iddia, sav", "Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer", "Bir çıkış kümesinin değişkeni", "Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı"]}, {"word": "argonot", "meanings": ["Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo)"]}, {"word": "arı", "meanings": ["Temiz", "Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf(II), halis, öz(II)", "Günahsız"]}, {"word": "arı", "meanings": ["Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica)"]}, {"word": "arı bal alacak çiçeği bilir", "meanings": ["`işini bilen kimse nereye başvuracağını bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arı bey olan kovana üşer", "meanings": ["`halk, kendisine önderlik edecek kişinin çevresinde toplanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur", "meanings": ["`çalışkan kişileri olan aile ve toplumlar, her yerde bol kazanç elde ederler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arı gibi", "meanings": ["çok çalışkan", "hızlı ve sürekli bir biçimde"]}, {"word": "arı gibi sokmak", "meanings": ["iğnelemek, acı söz söylemek"]}, {"word": "arı kızdıranı sokar", "meanings": ["`kişi, sonunda öleceğini de bilse kendisini sinirlendirene saldırır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arı söğüdü, akıllı öğüdü sever", "meanings": ["`herkes işine yarayan şeyi benimser` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arının yuvasına kazık (veya çöp) dürtmek", "meanings": ["tehlikeli kişiyi kışkırtmak"]}, {"word": "arı beyi", "meanings": ["Her kovanda bir tane bulunan, üreme yeteneği olan arı, ana arı, ana kraliçe"]}, {"word": "arı biti", "meanings": ["Kör, kanatsız, kızılca renkli küçük sinek (Braula caeca)"]}, {"word": "arıcı", "meanings": ["Bal almak için arı yetiştiren kimse"]}, {"word": "arıcılık", "meanings": ["Arıcının yaptığı iş"]}, {"word": "arı dalağı", "meanings": ["Bal peteği"]}, {"word": "arık", "meanings": ["Ark", "Fide veya fidan dikilen yer"]}, {"word": "arık çekmek", "meanings": ["tıkanan, bozulan arkları temizleyip açmak"]}, {"word": "arık etten yağlı tirit olmaz", "meanings": ["`değersiz kişiden yararlı iş, verimsiz tarladan bol ürün beklenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arık", "meanings": ["Zayıf, cılız, kuru, sıska"]}, {"word": "arık ata kuyruğu da yüktür", "meanings": ["`güçsüz kişi, kimseye yardım edecek durumda değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arıkçı", "meanings": ["Su yolu yapan kimse"]}, {"word": "arık öküze bıçak çalınmaz", "meanings": ["`güçsüz kimseyi ezmek yiğitlik değildir` anlamında kullanılan bir söz", "`kendisinden yararlanılamayacak kişiye yararlanmak amacıyla eziyet edilmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arı kil", "meanings": ["Porselen yapmakta kullanılan bir tür ak ve gevrek kil, kaolin"]}, {"word": "arıklama", "meanings": ["Arıklamak işi"]}, {"word": "arıklamak", "meanings": ["Arık (II) duruma gelmek"]}, {"word": "arıklaşmak", "meanings": ["Arık (II) olmak"]}, {"word": "arıklatma", "meanings": ["Arıklatmak işi"]}, {"word": "arıklaşma", "meanings": ["Arıklaşmak işi"]}, {"word": "arıklık", "meanings": ["Zayıflık, sıskalık"]}, {"word": "arıklatmak", "meanings": ["Arık (II) duruma getirmek"]}, {"word": "Arıkovanı", "meanings": ["Yengeç takımyıldızı yöresinde bir yıldız kümesi"]}, {"word": "arı kovanı", "meanings": ["Arıların içinde bal yaptıkları çeşitli maddelerden yapılmış yuva"]}, {"word": "arı kovanı gibi işlemek", "meanings": ["bir yerin gireni çıkanı çok olmak"]}, {"word": "arı kuşu", "meanings": ["Arı kuşugillerden, Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Asya'da az ağaçlıklı, açık yerlerde yaşayan, sırtı sarı, karnı mavimsi yeşil bir kuş (Merops apiaster)"]}, {"word": "arı kuşugiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "arılama", "meanings": ["Arılamak işi, tenzih"]}, {"word": "arılamak", "meanings": ["Bir şeyde herhangi bir ayıp veya kusur bulunmadığını bildirmek, tenzih etmek"]}, {"word": "arılar", "meanings": ["Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası"]}, {"word": "arılanmak", "meanings": ["Arılaşmak"]}, {"word": "arılanma", "meanings": ["Arılaşma"]}, {"word": "arılaşmak", "meanings": ["Arı duruma gelmek, arılanmak, saflaşmak, özleşmek"]}, {"word": "arılaşma", "meanings": ["Arılaşmak durumu, arılanma, özleşme"]}, {"word": "arılaştırma", "meanings": ["Arılaştırmak işi, özleştirme"]}, {"word": "arılaştırmak", "meanings": ["Arı duruma getirmek, özleştirmek"]}, {"word": "arılık", "meanings": ["Temizlik, saffet, sililik", "Günahsızlık"]}, {"word": "arılık", "meanings": ["Kovanların konulduğu yer, kovanlık"]}, {"word": "arındırmak", "meanings": ["Arınmasını sağlamak"]}, {"word": "arındırma", "meanings": ["Arındırmak işi"]}, {"word": "arınma", "meanings": ["Arınmak işi, temizlenme", "Ruhun tutkulardan temizlenmesi", "Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi"]}, {"word": "arı sili", "meanings": ["Tertemiz"]}, {"word": "arınmak", "meanings": ["Temizlenmek", "Katışıksız, arı (I) duruma gelmek", "Rahatlamak"]}, {"word": "arı sütü", "meanings": ["Genç işçi arının başındaki bezlerden salgıladığı, azotu çok madde"]}, {"word": "arış", "meanings": ["Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü"]}, {"word": "arış", "meanings": ["Çözgü"]}, {"word": "arıtıcılık", "meanings": ["Arıtıcı olma durumu"]}, {"word": "arıtıcı", "meanings": ["Arıtma özelliği olan (şey)", "Deterjan", "Özleştirici, sadeleştirici kimse"]}, {"word": "arıtım", "meanings": ["Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi, rafinaj"]}, {"word": "arıtımevi", "meanings": ["Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri"]}, {"word": "arıtmak", "meanings": ["Temizlemek", "Katışıksız duruma getirmek, tasfiye etmek"]}, {"word": "arıtma", "meanings": ["Arıtmak işi"]}, {"word": "arız olmak", "meanings": ["bulaşmak, ilişmek", "sonradan ortaya çıkmak"]}, {"word": "arız", "meanings": ["Sonradan ortaya çıkan", "Bulaşmış, musallat olmuş"]}, {"word": "arıza", "meanings": ["Aksama, aksaklık, bozulma", "Engebe", "Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı"]}, {"word": "arıza yapmak", "meanings": ["bozulmak, işlemez duruma gelmek"]}, {"word": "arızalanma", "meanings": ["Arızalanmak işi, bozulma"]}, {"word": "arızalanmak", "meanings": ["Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak"]}, {"word": "arızalı", "meanings": ["Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.)", "Engebeli", "Yarım yamalak"]}, {"word": "arızasız", "meanings": ["Aksamayan, bozulmadan işleyen", "Engebesiz, düz", "Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde"]}, {"word": "arızi", "meanings": ["Sonradan olan, dıştan gelen", "Geçici, eğreti"]}, {"word": "Ari", "meanings": ["İran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleşen halk veya bu halktan olan kimse"]}, {"word": "arif", "meanings": ["Çok anlayışlı ve sezgili (kimse)"]}, {"word": "ari", "meanings": ["Çıplak", "Arınmış, soyutlanmış"]}, {"word": "Ari dil", "meanings": ["Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran grubu"]}, {"word": "arif olan anlar (veya anlasın)", "meanings": ["herkesin anlayacağı kadar açık söylenmeyen bir sözün gerçek anlamını kavrayanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "arifane", "meanings": ["Arif olana yakışacak bir biçimde"]}, {"word": "arife", "meanings": ["Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün"]}, {"word": "arifeyi gösterip bayramı göstermemek", "meanings": ["bir işi sonuna kadar başarılı götürüp sonunda olumlu sonuca ulaşamamak"]}, {"word": "arife günü", "meanings": ["Dinî bayramlardan önceki gün"]}, {"word": "Aristoculuk", "meanings": ["Aristotelesçilik"]}, {"word": "Aristocu", "meanings": ["Aristotelesçi"]}, {"word": "arife günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çıkar", "meanings": ["`bir sözün yalan olduğu çabuk anlaşılır ve söyleyen toplum içinde utanılacak bir duruma düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aristokrat", "meanings": ["Soylu erki yanlısı", "Soylu"]}, {"word": "aristokrasi", "meanings": ["Soylu erki", "Soylular sınıfı"]}, {"word": "aristokratik", "meanings": ["Soylu erki ile ilgili"]}, {"word": "aristokratlık", "meanings": ["Aristokrat olma durumu"]}, {"word": "Aristotelesçi", "meanings": ["Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist"]}, {"word": "aritmetik dizi", "meanings": ["Ardışık terimleri arasındaki ayrım değişmeyen dizi: 1,3,5,7,9... dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan denilen değişmez oranı 2 sayısıdır"]}, {"word": "Aristotelesçilik", "meanings": ["Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm", "Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu"]}, {"word": "aritmetik", "meanings": ["Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap", "Matematikle ilgili"]}, {"word": "aritmetik işlem", "meanings": ["Aritmetik yoluyla yapılan çözüm"]}, {"word": "aritmetik orta", "meanings": ["Bir diziyi oluşturan sayıların toplamının, dizinin terim sayısına bölünmesiyle elde edilen sayı"]}, {"word": "aritmetiksel", "meanings": ["Aritmetik ile ilgili"]}, {"word": "aritmi", "meanings": ["Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik"]}, {"word": "aritmik", "meanings": ["Ritimli olmayan, düzensiz"]}, {"word": "ariya", "meanings": ["Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma"]}, {"word": "ariyet", "meanings": ["Ödünçleme", "Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması"]}, {"word": "ariz amik", "meanings": ["Enine boyuna, her yönü ile"]}, {"word": "ariza", "meanings": ["Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe"]}, {"word": "arjantin", "meanings": ["Büyük bira bardağı"]}, {"word": "Arjantinli", "meanings": ["Arjantin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "ark", "meanings": ["İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılan açık oluk, arık, dren, karık"]}, {"word": "arka", "meanings": ["Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı", "Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi", "Geri kalan bölüm", "Art, peş", "Otururken sırtın dayandığı yer", "İnsanın vücudu, bedeni", "Arkada olan, arkada bulunan", "Kayıran, destekleyen", "Geçmiş, geride kalmış zaman"]}, {"word": "ariyeten", "meanings": ["Eğreti olarak, ödünç olarak"]}, {"word": "arka arkaya vermek", "meanings": ["birbirini korumak için birleşmek, destek olmak, dayanışmak"]}, {"word": "arka bulmak", "meanings": ["bir koruyucu, kayırıcı bulmak"]}, {"word": "arka çevirmek", "meanings": ["sırt çevirmek"]}, {"word": "arka kapıdan çıkmak", "meanings": ["okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak"]}, {"word": "arka çıkmak", "meanings": ["bir kimseyi başkalarına karşı korumak, kayırmak"]}, {"word": "arka olmak", "meanings": ["maddi veya manevi yönden destek olmak"]}, {"word": "arka vermek", "meanings": ["desteklemek", "dayamak"]}, {"word": "arkada bırakmak", "meanings": ["birinden daha ileri gitmek"]}, {"word": "arkada bırakmak", "meanings": ["bir şeyden epey uzaklaşmış bulunmak", "zaman veya düşünce bakımından geçmişte bırakmak"]}, {"word": "arkada kalanlar (veya arkadakiler)", "meanings": ["bir kimsenin, öldüğünde veya bir yere gittiğinde geride bıraktığı yakınları"]}, {"word": "arkada kalmak", "meanings": ["geriden gelmek, geride kalmak", "değerce ileride olanların arkasında kalmak, ileri gidememek"]}, {"word": "arkadan söylemek", "meanings": ["kendisi bulunmadığı bir yerde bir kimseyi çekiştirmek, dedikodusunu yapmak"]}, {"word": "arkadan vurmak", "meanings": ["bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek"]}, {"word": "arkası alınmak", "meanings": ["sona erdirilmek, bitirilmek, bir yerde durdurulmak"]}, {"word": "arkası gelmek", "meanings": ["devamlı olmak, süreklilik göstermek"]}, {"word": "arkası kesilmek", "meanings": ["tükenmek, son bulmak"]}, {"word": "arkası olmamak", "meanings": ["kayıracak kimsesi olmamak"]}, {"word": "arkasına almak", "meanings": ["sırtına yüklemek, taşımak", "desteğini sağlamak"]}, {"word": "arkası yere gelmemek", "meanings": ["sırtı yere gelmemek"]}, {"word": "arkasına (bile) bakmadan gitmek (veya kaçmak)", "meanings": ["arkada kalanlarla ilgilenmeden bir yerden hızlıca ayrılmak"]}, {"word": "arkasında dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["bir işi yaptırmak için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğradığı yerlere giderek görüşme fırsatı aramak"]}, {"word": "arkasına düşmek (veya takılmak)", "meanings": ["bir işi sona erdirmek için sıkı çalışmak", "birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek"]}, {"word": "arkasında yumurta küfesi yok ya! (veya olmamak)", "meanings": ["sırtında yumurta küfesi yok ya!"]}, {"word": "arkasından atlı kovalamak", "meanings": ["bir işi gereksiz bir telaş içinde yapmak"]}, {"word": "arkasından atmak (veya konuşmak)", "meanings": ["dedikodusunu yapmak"]}, {"word": "arkasından sürüklemek", "meanings": ["arkasından gelmesini sağlamak"]}, {"word": "arkasından zil takıp oynamak", "meanings": ["birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek"]}, {"word": "arkasından koşmak", "meanings": ["iş yaptırmak için birinin arzusunu kollamak, görüşme fırsatı aramak", "birine çok ilgi duymak"]}, {"word": "arkasını almak", "meanings": ["bir işi tamamlamak"]}, {"word": "arkasından teneke çalmak", "meanings": ["tenekeye sopa vb. ile vurarak giden bir kişiye hakaret etmek"]}, {"word": "arkasını bırakmak", "meanings": ["peşini bırakmak"]}, {"word": "arkasını dayamak", "meanings": ["birinin koruyuculuğuna güvenmek"]}, {"word": "arkasını getirememek", "meanings": ["başladığı bir işi sürdürüp sona erdirememek"]}, {"word": "arkasını sağlama almak", "meanings": ["bir işe başlarken çok güçlü bir destek bulmuş olmak"]}, {"word": "arkasını sıvamak", "meanings": ["birini övmek, iltifat etmek"]}, {"word": "arkaya bırakmak (veya koymak)", "meanings": ["sonraya, başka zamana bırakmak, ertelemek"]}, {"word": "arkasını (birine) vermek", "meanings": ["birinin koruyuculuğuna güvenmek"]}, {"word": "arkasını (bir şeye) vermek", "meanings": ["dönmek"]}, {"word": "arkaya kalmak", "meanings": ["geride kalmak, sonraya kalmak, geriden gelmek"]}, {"word": "arka arka", "meanings": ["Geri geri"]}, {"word": "arka arkaya", "meanings": ["Birbirinin arkasından, peş peşe, art arda"]}, {"word": "arkaç", "meanings": ["Ağıl", "Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer"]}, {"word": "arkadan arkaya", "meanings": ["Gizli gizli, el altından, gizlice, belli etmeden"]}, {"word": "arkadaş", "meanings": ["Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş", "Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik"]}, {"word": "arka ayak", "meanings": ["Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan her biri"]}, {"word": "arkadaş değil, arka taşı", "meanings": ["`sözüm ona arkadaş ama çok zarar veriyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arkadaş olmak", "meanings": ["bir kimseyle yakın ilişki kurmak"]}, {"word": "arkadaşça", "meanings": ["Arkadaş olarak", "İçtenlikle, dostça"]}, {"word": "arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim", "meanings": ["`kişi kendisine uygun kimselerle arkadaşlık kuracağı için arkadaşını tanıdığımızda o kişinin de kimliğini öğrenmiş oluruz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arkadaşlık", "meanings": ["Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet"]}, {"word": "arkadaşlık etmek", "meanings": ["bir işte birlikte bulunmak", "huyları ve düşünceleri birbirine uymak", "bir süre beraber bulunmak, birlikte gitmek, eşlik etmek, refakat etmek"]}, {"word": "arkaizm", "meanings": ["Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağa ait biçimin, yapının özelliği"]}, {"word": "arkaik", "meanings": ["Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan", "Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim)"]}, {"word": "arkalama", "meanings": ["Arkalamak işi, müzaheret"]}, {"word": "arkalamak", "meanings": ["Arkasına almak, yüklenmek", "Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek"]}, {"word": "arkalanma", "meanings": ["Arkalanmak durumu"]}, {"word": "arkalanmak", "meanings": ["Kendisine yardım edilmek, destek olunmak"]}, {"word": "arkalı", "meanings": ["Arkası olan", "Koruyanı, dayanağı olan, pistonlu, iltimaslı"]}, {"word": "arkalıç", "meanings": ["Arkalık"]}, {"word": "arkalık", "meanings": ["Sırt dayamaya yarayan yer", "Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer, hamal semeri, arkalıç", "Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü"]}, {"word": "arkalıklı", "meanings": ["Arkalığı, sırt dayayacak yeri olan"]}, {"word": "arkalıksız", "meanings": ["Arkalığı, sırt dayayacak yeri olmayan"]}, {"word": "arka müziği", "meanings": ["Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı sıra etkiyi artırmak için hafifçe çalınan müzik"]}, {"word": "arka planda", "meanings": ["Geride", "Önemsiz"]}, {"word": "arka (veya geri) planda kalmak", "meanings": ["gözden düşmek", "önemini yitirmek, değersizleşmek"]}, {"word": "arkası pek", "meanings": ["Güçlü birine veya sağlam bir şeye güvenen (kimse)"]}, {"word": "arkasız", "meanings": ["Arkası olmayan", "Adamsız"]}, {"word": "arkası sıra", "meanings": ["Ardından, peşinden"]}, {"word": "arka sokak", "meanings": ["Ana yola açılan ikinci derecedeki sokak"]}, {"word": "arka teker", "meanings": ["Araçların arka düzeninde yer alan tekerlek"]}, {"word": "arkaüstü", "meanings": ["Arkası yere gelecek bir biçimde"]}, {"word": "arka yüz", "meanings": ["Bir şeyin arkada kalan yüzü"]}, {"word": "arkebüz", "meanings": ["XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah"]}, {"word": "arkeen", "meanings": ["Kambriyumlardan önce oluşan en eski yer katı"]}, {"word": "arkegon", "meanings": ["Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı"]}, {"word": "arkeoloji", "meanings": ["Kazı bilimi"]}, {"word": "arkeolog", "meanings": ["Kazı bilimci"]}, {"word": "arkeolojik", "meanings": ["Kazı bilimsel"]}, {"word": "arkeopteriks", "meanings": ["Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili"]}, {"word": "arkıt", "meanings": ["Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak"]}, {"word": "arkoz", "meanings": ["Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç"]}, {"word": "arktik", "meanings": ["Kuzey Kutbu'yla ilgili, Kuzey Kutbu yakınında olan"]}, {"word": "arlanma", "meanings": ["Utanma"]}, {"word": "arlanmak", "meanings": ["Utanmak"]}, {"word": "arlanmaz", "meanings": ["Utanmaz, sıkılmaz"]}, {"word": "arlı", "meanings": ["Namuslu, utangaç, sıkılgan"]}, {"word": "arlı arından, huylu huyundan vazgeçmez", "meanings": ["`herkes kendi karakterine göre davranışta bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arma", "meanings": ["Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II)", "Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı"]}, {"word": "arma donatmak", "meanings": ["armayı yerli yerine koymak"]}, {"word": "arma soymak", "meanings": ["hareketli olan armayı, limanda kışlamak, yağmur ve kardan korumak amacıyla bir süre için sökmek"]}, {"word": "arma uçurmak (veya budatmak)", "meanings": ["armayı rüzgâra kaptırmak"]}, {"word": "armada", "meanings": ["Donanma"]}, {"word": "armadura", "meanings": ["Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha"]}, {"word": "armador", "meanings": ["Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta"]}, {"word": "armağan", "meanings": ["Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü", "Ödül", "Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser", "Bağış, ihsan"]}, {"word": "armağan etmek", "meanings": ["bir şeyi birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için vermek, hediye etmek"]}, {"word": "armalı", "meanings": ["Arma bulunan"]}, {"word": "armatör", "meanings": ["Ticaret gemisi sahibi"]}, {"word": "armatörlük", "meanings": ["Armatör olma durumu", "Gemi işletme işi, gemi işletmeciliği"]}, {"word": "armoni", "meanings": ["İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek bir biçimdeki uyumu, harmoni"]}, {"word": "armatür", "meanings": ["Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım", "Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası", "Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri"]}, {"word": "armut", "meanings": ["Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç (Pirus communis)", "Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi", "Çok bön, çok aptal"]}, {"word": "armonik", "meanings": ["Armoni ile ilgili olan", "Armonika"]}, {"word": "armonika", "meanings": ["Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik", "Akordiyon"]}, {"word": "armoni orkestrası", "meanings": ["Yalnız üflemeli çalgılardan oluşan orkestra"]}, {"word": "armonize", "meanings": ["Tamamlayıcı sesler eklenmiş (müzik parçası)"]}, {"word": "armudi", "meanings": ["Armut biçiminde olan"]}, {"word": "armonyum", "meanings": ["Harmonyum"]}, {"word": "armudiye", "meanings": ["Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın"]}, {"word": "armut piş ağzıma düş!", "meanings": ["bir işe emek harcamaksızın onun kendiliğinden olmasını bekleyenlerin durumunu anlatan bir söz"]}, {"word": "armut gibi", "meanings": ["çok anlayışsız, bön"]}, {"word": "armut dalının dibine düşer", "meanings": ["`bir kimse önce yakınlarına yararlı olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "armudun iyisini (dağda) ayılar yer", "meanings": ["kendilerine yakışmayan güzel bir şeyi eline geçirenler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "armudu soy ye, elmayı say ye", "meanings": ["`armut kabuğu soyularak elma da aşırı gidilmeden sayıyla yenilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "armudun önü, kirazın sonu", "meanings": ["`armut ilk çıktığında, kiraz da biteceği zaman yenilmeli` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "armut kabağı", "meanings": ["Ürünü, armut biçiminde olan bir süs kabağı"]}, {"word": "armudun sapı var, üzümün (veya kirazın) çöpü var demek", "meanings": ["her şeye kusur bulmak, hiçbir şeyi beğenmemek"]}, {"word": "armut kurusu", "meanings": ["Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut"]}, {"word": "armut top", "meanings": ["Boksörün çalışmalarında kullandığı içi havalı, dışı deri, armut biçiminde top"]}, {"word": "armuz", "meanings": ["Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi"]}, {"word": "arnavutbacası", "meanings": ["Çatı penceresi"]}, {"word": "Arnavut", "meanings": ["Arnavutluk ve çevresinde yaşayan bir halk"]}, {"word": "Arnavut biberi", "meanings": ["Acı kırmızıbiber"]}, {"word": "arnavutciğeri", "meanings": ["Tavada kızartılarak yapılan ciğer yemeği"]}, {"word": "Arnavutça", "meanings": ["Hint-Avrupa dilleri ailesine giren, Arnavutların kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Arnavutlaşma", "meanings": ["Arnavutlaşmak durumu"]}, {"word": "Arnavut kaldırımı", "meanings": ["Yollarda irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılan kaldırım"]}, {"word": "Arnavutlaşmak", "meanings": ["Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek"]}, {"word": "Arnavutlaştırma", "meanings": ["Arnavutlaştırmak işi"]}, {"word": "Arnavutlaştırmak", "meanings": ["Arnavut kimliğini kazandırmak"]}, {"word": "arnika", "meanings": ["Öküzgözü (I)"]}, {"word": "aromatik", "meanings": ["Aromalı"]}, {"word": "aroma", "meanings": ["Hoş koku"]}, {"word": "arp", "meanings": ["Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı"]}, {"word": "arazöz", "meanings": ["Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan araç"]}, {"word": "arpa", "meanings": ["Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare)", "Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri", "Rüşvet"]}, {"word": "arpa samanıyla, kömür dumanıyla", "meanings": ["`yararlanılan nesneleri eksiklikleriyle birlikte kabullenmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arpa unundan kadayıf olmaz", "meanings": ["`kötü gereçle iyi şey yapılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez", "meanings": ["`bir kişinin verimli olarak iş görmesi, onun geçiminin sağlanmasına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arpa ektim, darı çıktı", "meanings": ["ters sonuç veren işler için söylenen bir söz"]}, {"word": "arpa eken buğday biçmez", "meanings": ["`kötü davranışın karşılığı iyi olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arpası çok gelmek", "meanings": ["coşmak, azmak, kudurmak"]}, {"word": "arpacı", "meanings": ["Arpa alan ve satan kimse"]}, {"word": "arpacıya borç eden ahırını tez satar", "meanings": ["`bir iş borçla sağlıklı bir biçimde yürütülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arpacık", "meanings": ["Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği", "Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı"]}, {"word": "arpacık soğanı", "meanings": ["Tohumdan yetiştirilen ve tohumluk olarak kullanılan küçük soğan"]}, {"word": "arpacılık", "meanings": ["Arpacının yaptığı iş"]}, {"word": "arpağan", "meanings": ["Yabani arpa"]}, {"word": "arpalama", "meanings": ["Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık", "Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı"]}, {"word": "arpa güvesi", "meanings": ["Tahıllara dadanan bir tür güve"]}, {"word": "arpalık", "meanings": ["Arpa ekilen yer, arpa tarlası", "Arpa konulan yer", "Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan", "Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik", "Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir"]}, {"word": "arpalık yapmak", "meanings": ["bir kaynaktan sürekli olarak çıkar sağlamak"]}, {"word": "arpa suyu", "meanings": ["Bira"]}, {"word": "arpa şehriye", "meanings": ["Arpa biçiminde dökülmüş şehriye"]}, {"word": "arpçı", "meanings": ["Arp çalan kimse"]}, {"word": "arpej", "meanings": ["Bir akort oluşturan seslerin birbiri arkasından çalınması"]}, {"word": "arsa", "meanings": ["Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer"]}, {"word": "arsenik", "meanings": ["Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As)"]}, {"word": "arsıulusal", "meanings": ["Uluslararası"]}, {"word": "arsız", "meanings": ["Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse)", "Açgözlü davranan (kimse)", "Kolayca üreyebilen (bitki)"]}, {"word": "arsızın yüzüne tükürmüşler, \\", "meanings": ["`arsız ne kadar ağır hakaret görse de aldırmaz, pişkinliğe vurur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arsız arsız", "meanings": ["Utanmaz bir biçimde, yılışarak, sırnaşarak"]}, {"word": "arsızca", "meanings": ["Arsız gibi, arsıza yakışan bir biçimde, arsızcasına"]}, {"word": "arsızlanma", "meanings": ["Arsızlanmak işi"]}, {"word": "arsızlanmak", "meanings": ["Arsızlık etmek"]}, {"word": "arsızlaşma", "meanings": ["Arsızlaşmak durumu"]}, {"word": "arsızlaşmak", "meanings": ["Arsız duruma gelmek"]}, {"word": "arsızlık", "meanings": ["Arsız olanın durumu veya arsıza yakışacak davranış, yılışıklık, sırnaşıklık"]}, {"word": "arsızlık etmek", "meanings": ["utanmadan, sıkılmadan, yüzsüzce davranmak", "açgözlü davranmak"]}, {"word": "arslan", "meanings": ["Aslan"]}, {"word": "arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser", "meanings": ["`haksızlık veya kötülük yapacağı düşünülen kişi yerine bu konuda adı ön plana çıkan kişiler asıl haksızlığı ve kötülüğü yaparlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "arslanlı", "meanings": ["Arslanı olan", "Osmanlı Devleti'nde kullanılan arslan baskılı gümüş sikke"]}, {"word": "arş", "meanings": ["İslam inanışına göre göğün en yüksek katı"]}, {"word": "arş", "meanings": ["`Yürü` komutu"]}, {"word": "arşe", "meanings": ["Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay", "Keman yayı"]}, {"word": "arketip", "meanings": ["Kök örnek"]}, {"word": "arşıâlâ", "meanings": ["Göğün dokuzuncu katı"]}, {"word": "arşın", "meanings": ["Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü"]}, {"word": "arşınlama", "meanings": ["Arşınlamak işi"]}, {"word": "arşınlamak", "meanings": ["Arşınla ölçmek", "Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak"]}, {"word": "arşidük", "meanings": ["Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan"]}, {"word": "arşınlık", "meanings": ["Arşın ölçüsünde, arşın kadar"]}, {"word": "arşidüşes", "meanings": ["Arşidükün karısı veya kızı", "Avusturya hanedanında prenses"]}, {"word": "arşiv", "meanings": ["Belgelik"]}, {"word": "arşivci", "meanings": ["Belgelikçi"]}, {"word": "arşivcilik", "meanings": ["Belgelikçilik"]}, {"word": "arşivlemek", "meanings": ["Arşive kaldırmak, arşivde saklamak"]}, {"word": "arşivleme", "meanings": ["Arşivlemek işi"]}, {"word": "art", "meanings": ["Arka, geri", "Bir şeyin öbür yüzü", "Arkada bulunan"]}, {"word": "art eteğinde namaz kılmak", "meanings": ["çok temiz huylu olmak"]}, {"word": "ardı arası (veya arkası) kesilmemek (veya gelmemek)", "meanings": ["aralıksız olarak gelmek"]}, {"word": "ardı kesilmemek", "meanings": ["arkası gelmemek, tükenmemek"]}, {"word": "ardına (veya arkasına) düşmek", "meanings": ["arkasından gitmek, peşini bırakmamak"]}, {"word": "ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz", "meanings": ["`önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanlar çok olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ardına kadar açık", "meanings": ["sonuna kadar açık (kapı, pencere)"]}, {"word": "ardından atlı kovalamak", "meanings": ["arkasından atlı kovalamak"]}, {"word": "ardından gitmek", "meanings": ["peşine takılmak", "aynı düşünceye sahip olmak"]}, {"word": "ardını almak (veya getirmek)", "meanings": ["bitirmek, tamamlamak"]}, {"word": "ardından sapan taşı yetişmez", "meanings": ["bir kimsenin çok hızlı gittiğini anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ardını bırakmamak", "meanings": ["peşini bırakmamak"]}, {"word": "artağan", "meanings": ["Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli", "Çoğalan, fazlalaşan, artımlı"]}, {"word": "ardını kesmek", "meanings": ["arkası gelmemek, önlemek, son vermek, durdurmak"]}, {"word": "artağanlık", "meanings": ["Alışılandan veya beklenilenden artık ürün verme durumu, bereket"]}, {"word": "artakalma", "meanings": ["Artakalmak işi"]}, {"word": "artakalmak", "meanings": ["Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak"]}, {"word": "art avurt", "meanings": ["Avurdun arka bölümü"]}, {"word": "art avurt ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın daha geriden avurtlara çarpması ile oluşan kalın l ünsüzü: dal, bal, al vb"]}, {"word": "art bölge", "meanings": ["İç bölge"]}, {"word": "artçı", "meanings": ["Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket", "Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı", "Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı"]}, {"word": "art damak ünsüzü", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla art damağın çeşitli noktalarında bazen patlayarak, bazen de sızarak oluşturduğu ünsüz: kara, gayrı, yağmur kelimelerindeki k, g, ğ ünsüzleri gibi"]}, {"word": "art damak", "meanings": ["Damağın arka bölümü"]}, {"word": "artçılık", "meanings": ["Artçının yaptığı iş", "Artçı olma durumu"]}, {"word": "art düşünce", "meanings": ["Bir düşüncenin arkasında gizli tutulan asıl düşünce, art niyet"]}, {"word": "arter", "meanings": ["Atardamar", "Trafiği yoğun olan ana yol"]}, {"word": "arterit", "meanings": ["Atardamar bozukluğu"]}, {"word": "artezyen", "meanings": ["Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu"]}, {"word": "artık", "meanings": ["İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan", "Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü", "Daha çok, daha fazla", "(a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra", "Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli"]}, {"word": "artezyen kuyusu", "meanings": ["Artezyen"]}, {"word": "artı", "meanings": ["Toplama işleminde + işaretinin adı, zait", "Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif", "Fazlalık"]}, {"word": "artık emek", "meanings": ["İşçinin, ek süre içinde harcadığı ve sonucunda artık değer yarattığı, karşılığı ödenmeyen emek"]}, {"word": "artık değer", "meanings": ["İşçinin, iş gücünün karşılığı olarak ödenen değerin üzerinde ürettiği ve işverenin, karşılığını ödemeksizin sahip olduğu ek değer"]}, {"word": "artıklama", "meanings": ["Artıklamak işi"]}, {"word": "artık gün", "meanings": ["Artık yıllarda şubat ayına eklenen yirmi dokuzuncu gün"]}, {"word": "artıklamak", "meanings": ["Yemekte artık bırakmak"]}, {"word": "artık yıl", "meanings": ["Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl, seneikebise"]}, {"word": "artırmak", "meanings": ["Artmasını sağlamak, çoğaltmak", "Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek", "Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek", "Herhangi bir davranışta ileri gitmek"]}, {"word": "artımlı", "meanings": ["Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan", "Çoğalma özelliği olan"]}, {"word": "artım", "meanings": ["Artış"]}, {"word": "artırılma", "meanings": ["Artırılmak işi"]}, {"word": "artırım", "meanings": ["Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf", "Müzayedede artırma"]}, {"word": "artın", "meanings": ["Katyon"]}, {"word": "artırma", "meanings": ["Artırmak işi", "Açık artırma"]}, {"word": "artırılmak", "meanings": ["Artırma işine konu olmak, çoğaltılmak, tezyit edilmek"]}, {"word": "artış", "meanings": ["Artma işi, artım"]}, {"word": "artı sayı", "meanings": ["Kendisinden önce + işareti bulunan, sıfırdan büyük sayı, pozitif sayı"]}, {"word": "artı uç", "meanings": ["Elektrikli çözümlemede, sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan iletken uçlardan artı yüklü olanı, anot"]}, {"word": "artist", "meanings": ["Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr", "Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse", "Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse"]}, {"word": "artist gibi", "meanings": ["boylu boslu, güzel ve alımlı, yakışıklı (kimse)"]}, {"word": "artistçe", "meanings": ["Artiste benzer bir biçimde"]}, {"word": "artistik", "meanings": ["Güzel sanatların gerektirdiği niteliğe uygun"]}, {"word": "artistlik", "meanings": ["Artistin işi", "Artist olma durumu", "Olduğundan başka türlü görünme, kendini başka türlü gösterme"]}, {"word": "artma", "meanings": ["Artmak işi"]}, {"word": "artmak", "meanings": ["Büyük heybe"]}, {"word": "artmak", "meanings": ["Çoğalmak", "Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak", "Değeri yükselmek, fazlalaşmak"]}, {"word": "art niyet", "meanings": ["Art düşünce"]}, {"word": "art oda", "meanings": ["Gözün iris tabakası ile merceği arasındaki boşluk"]}, {"word": "art teker", "meanings": ["İtici gücü sağlayarak bisikleti yürüten teker"]}, {"word": "artrit", "meanings": ["Eklem romatizması"]}, {"word": "artroz", "meanings": ["Genellikle şekil bozucu, iltihapsız, süreğen eklem hastalığı"]}, {"word": "arz etmek", "meanings": ["sunmak", "göstermek", "saygı ile bildirmek"]}, {"word": "art zamanlı dil bilimi", "meanings": ["Dil olaylarını değişik zaman ve evrim açısından ele alan dil bilimi"]}, {"word": "art zamanlı", "meanings": ["Evrim açısından ele alınan süre içinde birbirini izleyen, diyakronik"]}, {"word": "art zamanlılık", "meanings": ["Değişik zaman ve evrim açısından incelenen dil olaylarının özelliği, diyakroni"]}, {"word": "aruz", "meanings": ["Aruz vezni"]}, {"word": "arya", "meanings": ["Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça"]}, {"word": "arz", "meanings": ["Sunma", "Piyasaya mal sürülmesi, sunu", "Yüksek bir makama anlatma, bildirme"]}, {"word": "Aryanizm", "meanings": ["IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep"]}, {"word": "arz", "meanings": ["En, genişlik"]}, {"word": "arzani", "meanings": ["Enine olan"]}, {"word": "arz", "meanings": ["Yer, yeryüzü"]}, {"word": "arz dairesi", "meanings": ["Enlem dairesi"]}, {"word": "arz derecesi", "meanings": ["Enlem"]}, {"word": "arziyat", "meanings": ["Yer bilimi"]}, {"word": "arz odası", "meanings": ["Yüksek mevkide olan insanların halkla görüştüğü oda", "Padişahın elçileri veya yabancı ülkelerin temsilcilerini kabul ettiği oda"]}, {"word": "arzu", "meanings": ["İstek, dilek", "Heves"]}, {"word": "arz talep kanunu", "meanings": ["Piyasalarda sunu ve istem dengesini düzenli tutma sistemi"]}, {"word": "arzusu kalmak", "meanings": ["isteği yerine gelmemek, hevesini alamamak"]}, {"word": "arzu duymak", "meanings": ["birine veya bir şeye karşı istek duymak"]}, {"word": "arzu etmek", "meanings": ["yürekten istemek"]}, {"word": "arzuhâl", "meanings": ["Dilekçe"]}, {"word": "arzuhâl gibi (veya kadar)", "meanings": ["çok uzun (mektup)"]}, {"word": "arzuhâlci", "meanings": ["Para karşılığında dilekçe, mektup vb. yazan kimse"]}, {"word": "arzulama", "meanings": ["Arzulamak durumu"]}, {"word": "arzuhâlcilik", "meanings": ["Arzuhâlcinin yaptığı iş"]}, {"word": "arzulu", "meanings": ["İstekli, hevesli"]}, {"word": "arz talep", "meanings": ["Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları, sunu ve istem"]}, {"word": "arzulamak", "meanings": ["İstek duymak, özlemek, istemek"]}, {"word": "As", "meanings": ["Arsenik elementinin simgesi"]}, {"word": "as", "meanings": ["Kakım"]}, {"word": "as", "meanings": ["İskambil, domino vb. oyunlarda bir işaretini taşıyan kâğıt veya taş, birli, bey", "Bir işte başta gelen (kimse veya şey)"]}, {"word": "asa", "meanings": ["Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek", "İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa"]}, {"word": "asabi", "meanings": ["Sinirli", "Sinirsel", "Sinirli bir biçimde"]}, {"word": "asabileşme", "meanings": ["Asabileşmek işi"]}, {"word": "asabileşmek", "meanings": ["Kızmak, öfkelenmek, sinirlilik belirtileri göstermek, sinirlenmek"]}, {"word": "asabilik", "meanings": ["Sinirlilik"]}, {"word": "asabiye", "meanings": ["Sinir bilimi", "Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü"]}, {"word": "asabiyeci", "meanings": ["Sinir hastalıkları uzmanı"]}, {"word": "asabiyet", "meanings": ["Sinirlilik"]}, {"word": "asal", "meanings": ["Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi"]}, {"word": "asalak", "meanings": ["Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit", "Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli"]}, {"word": "asalak bilimi", "meanings": ["Asalakların yapısını, yaşayışını, konakçıyla ilişkisini ve yaptığı hastalıklarla bu hastalıklara karşı girişilecek savaşı konu alan bilim dalı, parazitoloji"]}, {"word": "asalaklaşmak", "meanings": ["Asalak duruma gelmek"]}, {"word": "asalaklaşma", "meanings": ["Asalaklaşmak durumu"]}, {"word": "asalet", "meanings": ["Soyluluk", "Asillik", "Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı", "Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu"]}, {"word": "asalaklık", "meanings": ["Asalak olma durumu, parazitlik"]}, {"word": "asaleten", "meanings": ["Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı", "Kendi adına hareket ederek"]}, {"word": "asal sayı", "meanings": ["Kendisinden ve 1'den başka böleni olmayan, 1'den büyük sayı: 2, 3, 5 vb"]}, {"word": "asal gazlar", "meanings": ["Atomlarının dış elektron halkaları tamamıyla veya geçici olarak elektrona doymuş olan helyum, neon, argon, kripton, ksenon gazları, soy gazlar"]}, {"word": "asamble", "meanings": ["Kurul"]}, {"word": "asansör", "meanings": ["İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç"]}, {"word": "asansör boşluğu", "meanings": ["Binalarda asansörün işlemesi için bırakılan boşluk"]}, {"word": "asap", "meanings": ["Sinir"]}, {"word": "asansörcü", "meanings": ["Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse", "Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse"]}, {"word": "asabına dokunmak", "meanings": ["sinirine dokunmak"]}, {"word": "asar", "meanings": ["Eserler"]}, {"word": "asarıatika", "meanings": ["Eski yapılar, eski eserler"]}, {"word": "asayiş", "meanings": ["Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, düzenlilik, güvenlik"]}, {"word": "asayiş berkemal", "meanings": ["güvenliğin yerinde olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "asbaşkan", "meanings": ["İkinci başkan"]}, {"word": "asbest", "meanings": ["Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi"]}, {"word": "asbest yünü", "meanings": ["Asbestin işlenerek yün biçimine sokulmuşu"]}, {"word": "aselbent", "meanings": ["Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacından gövdesi çizilerek elde edilen bir reçine türü"]}, {"word": "asenkron", "meanings": ["Uyumsuz, senkron, eş zaman karşıtı"]}, {"word": "asepsi", "meanings": ["Özellikle tıpta kullanılan araç gereçlerdeki hastalık etkeni mini canlıların sayısını kimyasal veya fiziksel yollarla hastalığa sebep olamayacak düzeye düşürme"]}, {"word": "aseptik", "meanings": ["Her türlü mikroptan arınmış"]}, {"word": "ases", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi", "Gece bekçisi"]}, {"word": "asesbaşı", "meanings": ["Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı"]}, {"word": "asetat", "meanings": ["Asetik asidin tuzu veya esteri, saydam"]}, {"word": "asetatlı", "meanings": ["Birleşimine asetat karıştırılmış"]}, {"word": "asetik", "meanings": ["Sirkeyle ilgili, sirkeyle aynı özellikleri taşıyan"]}, {"word": "asetik asit", "meanings": ["Sirkeye tadını ve özelliklerinden birçoğunu veren asit, sirke ruhu"]}, {"word": "aseton", "meanings": ["Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı"]}, {"word": "asetilen", "meanings": ["Renksiz, sarımsak kokulu, güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz"]}, {"word": "asfalt", "meanings": ["Siyah renkte şekilsiz bir cins bitüm", "Ana maddesi katran olan ve yolların kaplanmasında kullanılan karışım", "Bu karışımla kaplanmış"]}, {"word": "asfaltit", "meanings": ["Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm"]}, {"word": "asfaltlamak", "meanings": ["Asfaltla kaplamak"]}, {"word": "asfaltlama", "meanings": ["Asfaltlamak işi"]}, {"word": "asfaltlanma", "meanings": ["Asfaltlanmak işi"]}, {"word": "asfaltlanmak", "meanings": ["Asfalt dökülmek, asfaltla kaplanmak"]}, {"word": "asgari müşterek", "meanings": ["Herkes tarafından kabul edilen nokta, üzerinde anlaşmaya varılan husus, uyuşulan konu, ortak payda", "Herhangi bir konuda farklı düşüncede olanların anlaşabilmeleri için gereken en düşük ortak nokta, ortak payda"]}, {"word": "asgari", "meanings": ["En az, en aşağı, en düşük, en alt, minimal, minimum", "Minimum"]}, {"word": "asgari ücret", "meanings": ["İşçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret"]}, {"word": "ashap", "meanings": ["Sahipler", "Sahabe"]}, {"word": "asık suratlı", "meanings": ["Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan, asık surat, eğri çehre, eğri çehreli, askın surat"]}, {"word": "asık", "meanings": ["Somurtkan", "Asılı"]}, {"word": "asıl azmaz, bal kokmaz", "meanings": ["`bir kimse veya nesne, ne denli biçim değiştirirse değiştirsin aslını yitirmez, soyluluğunu korur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "asıl", "meanings": ["Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı", "Kök, köken, kaynak", "Gerçeklik", "Soy, nesep", "Gerçek, esas", "Bir şeyin temelini oluşturan, ana", "Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan", "Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı", "(a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak"]}, {"word": "aslı çıkmak", "meanings": ["gerçek olduğu anlaşılmak, gerçek olduğu ortaya çıkmak"]}, {"word": "aslına bakarsan", "meanings": ["`doğruyu, gerçeği ararsan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "asılanma", "meanings": ["Asılanmak işi, intifa"]}, {"word": "asılanmak", "meanings": ["Bir şeyden yarar sağlamak, intifa etmek"]}, {"word": "asıllı", "meanings": ["Bir kökene dayanan, kökenli"]}, {"word": "asılı", "meanings": ["Asılmış olan, asma, asık, muallak", "Asılmış bir biçimde"]}, {"word": "asılma", "meanings": ["Asılmak işi"]}, {"word": "asılmak", "meanings": ["Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak", "Bir yere tutunup sarkmak", "Tutup çekmek", "Hızla eline almak", "Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek", "Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek", "Sonuna kadar mücadele etmek", "Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "asılmışadam", "meanings": ["Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki"]}, {"word": "asıl nüsha", "meanings": ["Bir yazma eserin veya belgenin özgün biçimi, asli nüsha"]}, {"word": "asıl sayılar", "meanings": ["Sıra veya üleştirme eki almamış yalın sayılar, temel sayılar"]}, {"word": "asılsız", "meanings": ["Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber)", "Uydurma"]}, {"word": "asıltı", "meanings": ["Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu, süspansiyon", "Böyle bir sıvı karışımı, süspansiyon"]}, {"word": "asım takım", "meanings": ["Takı"]}, {"word": "asım", "meanings": ["Asma işi"]}, {"word": "asıntı", "meanings": ["Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik", "Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme", "Sırnaşan, tebelleş olan kimse"]}, {"word": "asıntı olmak", "meanings": ["sırnaşmak, tebelleş olmak"]}, {"word": "asır", "meanings": ["Yüzyıl", "Çağ"]}, {"word": "asırlarca", "meanings": ["Yüzyıllarca"]}, {"word": "asırlık", "meanings": ["Yüzyıllık"]}, {"word": "asi", "meanings": ["Başkaldırıcı", "Dikbaşlı"]}, {"word": "aside", "meanings": ["Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği"]}, {"word": "asidimetre", "meanings": ["Asitölçer"]}, {"word": "asil", "meanings": ["Soylu", "Yüce duygularla yapılan"]}, {"word": "asileşme", "meanings": ["Asileşmek işi"]}, {"word": "asilik", "meanings": ["Başkaldırıcılık"]}, {"word": "asileşmek", "meanings": ["Karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek"]}, {"word": "asilik etmek", "meanings": ["karşı gelmek, başkaldırmak"]}, {"word": "asillik", "meanings": ["Asil olma durumu, asalet", "Soylu olma durumu, soyluluk"]}, {"word": "asilzade", "meanings": ["Soylu"]}, {"word": "asilzadelik", "meanings": ["Soyluluk"]}, {"word": "asimetri", "meanings": ["Bakışımsızlık"]}, {"word": "asimetrik", "meanings": ["Bakışımsız"]}, {"word": "asimilasyon", "meanings": ["Özümleme", "Benzeşme", "Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme"]}, {"word": "asimile", "meanings": ["`Benzeşmek, kendine uydurmak` anlamındaki asimile etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "asimptot", "meanings": ["Sonuşmaz"]}, {"word": "asistan", "meanings": ["Yardımcı", "Araştırma görevlisi"]}, {"word": "asistanlık", "meanings": ["Asistan, araştırma görevlisi olma durumu", "Asistanın görevi"]}, {"word": "asit", "meanings": ["Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız"]}, {"word": "asit alkol", "meanings": ["Aynı anda asit ve alkol gruplarını içeren bileşikler"]}, {"word": "asit borik", "meanings": ["Borik asit"]}, {"word": "asit fenik", "meanings": ["Fenol"]}, {"word": "asitölçer", "meanings": ["Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz, asidimetre"]}, {"word": "ask", "meanings": ["Asklı mantarlara özgü üreme organı"]}, {"word": "askarit", "meanings": ["Bağırsak solucanı"]}, {"word": "asker", "meanings": ["Orduda görev yapan erden generale kadar herkes", "Askerlik görevi veya ödevi", "Er", "Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli", "Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan"]}, {"word": "askat", "meanings": ["Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri"]}, {"word": "asker çıkarmak", "meanings": ["bir devlet belli kanunlara bağlı olarak asker toplamak", "genellikle düşman kıyılarına asker göndermek"]}, {"word": "asker etmek (veya eylemek)", "meanings": ["askere yollamak"]}, {"word": "askere alınmak", "meanings": ["askerlik ödevini yapmak için er eğitim merkezine gönderilmek"]}, {"word": "asker gibi", "meanings": ["disiplinli, düzgün", "askere yakışır biçimde"]}, {"word": "askere çağrılmak", "meanings": ["askerliğini yapmak için askerlik şubesince istenmek"]}, {"word": "askere gitmek", "meanings": ["askerlik ödevini yapmak için orduya katılmak"]}, {"word": "asker olmak", "meanings": ["askerlik ödevine başlamak"]}, {"word": "askerce", "meanings": ["Asker gibi", "(aske'rce) Askere yakışır bir biçimde, askercesine"]}, {"word": "askercilik", "meanings": ["Askerci olma durumu", "Bir tür çocuk oyunu"]}, {"word": "askerci", "meanings": ["Asker yanlısı olan kimse"]}, {"word": "askerî ambargo", "meanings": ["Bir ülkeyi cezalandırmak amacıyla askerî alanda yaptırım uygulama"]}, {"word": "askerî", "meanings": ["Askerlikle ilgili, askere özgü"]}, {"word": "askerî ataşe", "meanings": ["Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman"]}, {"word": "askerî inzibat", "meanings": ["Askerî birlikler arasında düzeni, disiplini, kanunları yürütmekle görevli sınıf ve bu sınıftan olan asker"]}, {"word": "askerîleşme", "meanings": ["Askerîleşmek işi"]}, {"word": "askerî kaput", "meanings": ["Askerlerin giydiği kalın kumaştan üstlük"]}, {"word": "askerîleşmek", "meanings": ["Bir yer askerlikle ilişkili duruma gelmek, askerlik niteliği kazanmak"]}, {"word": "askerîleştirme", "meanings": ["Askerîleştirmek işi"]}, {"word": "askerî rüştiye", "meanings": ["Askerî ortaokul"]}, {"word": "askerîleştirmek", "meanings": ["Asker yönetimine geçirmek", "Bir şeye askerlik niteliği kazandırmak"]}, {"word": "askeriye", "meanings": ["Askerlik"]}, {"word": "asker kaçağı", "meanings": ["Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağından ayrılan veya oraya gitmekten kaçan kimse"]}, {"word": "askerlik", "meanings": ["Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye"]}, {"word": "askerlik (veya askerliğini) yapmak", "meanings": ["kanunlara göre yurttaşların yükümlü oldukları ordu hizmetinde bulunmak"]}, {"word": "askerlik hizmeti", "meanings": ["Askerlik"]}, {"word": "askerlik dairesi", "meanings": ["Yurttaşları askere alma işiyle görevli olan askerlik şubelerinin bağlı bulundukları bölge dairesi"]}, {"word": "askerlik yoklaması", "meanings": ["İlk kez askere gideceklerin nüfus kayıtlarının belirlenmesi ve askere çağrılması", "Askerliğini yapmış kimselerin belli bir yaşa kadar yaptırmak zorunda oldukları durum belirleme işlemleri"]}, {"word": "asker ocağı", "meanings": ["Askerlik ödevinin yapıldığı kışla, ordugâh, tahkimli bölge, gemi, tersane vb. hizmet yerleri"]}, {"word": "asker ocağına vermek", "meanings": ["askere göndermek"]}, {"word": "asker tayını", "meanings": ["Erlere verilen azık"]}, {"word": "askı", "meanings": ["Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne", "Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı", "Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ", "Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması", "Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç", "Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener", "Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk", "Yeni yapılan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş", "Gelinin odasına asılan süs", "Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat", "Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye", "İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı", "Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül"]}, {"word": "askı olmak", "meanings": ["askıntı olmak"]}, {"word": "askıda bırakmak", "meanings": ["sonuca vardırmamak"]}, {"word": "askıda kalmak", "meanings": ["bir iş bir engel dolayısıyla sonuca varamamak"]}, {"word": "askıya almak", "meanings": ["altı boşalıp desteği kalmayan yapıyı dikmelerle boşlukta tutarak yıkılmaktan kurtarmak", "oturmuş veya batmış bir gemiyi yüzdürmek için başka teknelere asarak kaldırmak", "bir işi zamanında yapmayıp belirsiz bir zamana bırakmak, savsaklamak"]}, {"word": "askıya çıkarmak", "meanings": ["evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan etmek"]}, {"word": "askıya çıkmak", "meanings": ["ipek böceği koza sarmak üzere dallara çıkmak", "evlenecek kimselerin durumu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan edilmek"]}, {"word": "askılı", "meanings": ["Askısı olan"]}, {"word": "askıntı", "meanings": ["Başkalarının sırtından geçinen (kimse)", "Karşı cinsi rahatsız eden (kimse)"]}, {"word": "askılık", "meanings": ["Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı", "Vestiyer", "Asılıp saklanacak sebze, meyve"]}, {"word": "askıntı olmak", "meanings": ["başkalarının sırtından geçinmek", "karşı cinsi rahatsız etmek"]}, {"word": "askospor", "meanings": ["Asklı mantarların sporu"]}, {"word": "asla", "meanings": ["Hiçbir zaman, hiçbir şekilde, katiyen", "Sakın, zinhar"]}, {"word": "asklı", "meanings": ["Sporları ask denen torbalar içinde oluşan (mantar)"]}, {"word": "Aslan", "meanings": ["Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan takımyıldızın adı"]}, {"word": "aslan gibi", "meanings": ["boylu boslu, güçlü ve yakışıklı", "sağlığı yerinde"]}, {"word": "aslan", "meanings": ["Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160, kuyruğu 70 santimetre ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir tür memeli, arslan", "Gürbüz, cesur ve yiğit adam"]}, {"word": "aslan kesilmek", "meanings": ["aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek"]}, {"word": "aslan kocayınca sıçan deliği gözetir", "meanings": ["`güçlü olduğunda ağır ve büyük işler yapan, büyük kazançlar elde eden kimse, güçten düşünce pek küçük işlerle uğraşır, azla yetinir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir", "meanings": ["`güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aslan postunda, gönül dostunda", "meanings": ["`canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aslan yatağından belli olur", "meanings": ["`bir kimsenin oturduğu yerin durumu, onun kişiliğini belli eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aslanım!", "meanings": ["gençler, delikanlılar için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "aslanın ağzında olmak", "meanings": ["elde edilmesi çok güç olmak"]}, {"word": "aslanağzı", "meanings": ["Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu", "Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı"]}, {"word": "aslanca", "meanings": ["Aslan gibi", "(asla'nca) Aslana yakışır bir biçimde, aslancasına, yiğitçe"]}, {"word": "aslangiller", "meanings": ["Kedi cinsinden olan bütün etoburları içine alan hayvan familyası"]}, {"word": "aslankulağı", "meanings": ["Bir sap üzerinde dizili sarı veya kırmızı çiçekli otsu bir bitki"]}, {"word": "aslanlık", "meanings": ["Yiğitlik, cesaretlilik"]}, {"word": "aslankuyruğu", "meanings": ["Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte terletici olarak kullanılan bir bitki, yer pırasası (Leonurus)"]}, {"word": "aslan payı", "meanings": ["Hak edilenden daha çok alınan pay"]}, {"word": "aslanpençesi", "meanings": ["Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki (Alchemilla)", "Şirpençe"]}, {"word": "aslansütü", "meanings": ["Rakı"]}, {"word": "aslan yürekli", "meanings": ["Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan"]}, {"word": "aslen", "meanings": ["Kök veya soy bakımından"]}, {"word": "aslık", "meanings": ["Kısır olan (kadın veya dişi hayvan)"]}, {"word": "aslı nesli", "meanings": ["Soyu sopu"]}, {"word": "asli", "meanings": ["Birincil", "Temel olarak alınan, birincil", "Asıl olan"]}, {"word": "asli düşünce", "meanings": ["Ana fikir"]}, {"word": "asli maaş", "meanings": ["Devlet dairelerinde çalışan memurlara verilen aylığın, yükselmeye temel olan her aşaması"]}, {"word": "asli nüsha", "meanings": ["Asıl nüsha"]}, {"word": "asliye", "meanings": ["Temel, esas"]}, {"word": "asma", "meanings": ["Asmak işi", "Asılmış, asılı"]}, {"word": "asma", "meanings": ["Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler", "Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis)"]}, {"word": "asma bahçe", "meanings": ["Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapılmış bahçe"]}, {"word": "asma bıyığı", "meanings": ["Asma dallarının çevresine tutunmasına yarayan yeşil uzantılar, sülük"]}, {"word": "asma biti", "meanings": ["Eş kanatlılardan, asmalara zarar veren, sarımsı renkte bir böcek, filoksera (Phylloxera vestatrix)"]}, {"word": "asmagiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, belli başlı türü asma olan bitki familyası"]}, {"word": "asıp kesmek", "meanings": ["işbaşında bulunan bir kimse yasayı çiğneyerek sert davranmak"]}, {"word": "asmak", "meanings": ["Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak", "Üzerine takınmak, kuşanmak", "Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek", "Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek", "Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak"]}, {"word": "astığı astık, kestiği kestik", "meanings": ["acımasız, çok sert veya istediği gibi davranan kimse"]}, {"word": "asma kat", "meanings": ["Yapılarda genellikle tabanla birinci kat arasına yapılan, basık tavanlı, altı boş kat"]}, {"word": "asma kabağı", "meanings": ["Kabakgillerden, sürüngen veya sarılgan, mevsimlik bir tür kabak (Lageneria vulgaris)", "Bu kabağın ince uzun, sebze olarak kullanılan ürünü"]}, {"word": "asma kilit", "meanings": ["Kilitlenecek şeyin üstündeki halkalara geçirilip kapatılacak bir biçimde yapılmış kilit"]}, {"word": "asma köprü", "meanings": ["İki başındaki ayaklardan başka dayanağı olmayan, tahta veya kalın iplerle yapılan, çoğunlukla uzun, esnekliğe sahip köprü"]}, {"word": "asmalık", "meanings": ["Asma için ayrılmış (yer veya toprak)"]}, {"word": "asmalı", "meanings": ["Asması olan"]}, {"word": "asma merdiven", "meanings": ["Yukarı ucundan bir yere asılarak kullanılan ip merdiven"]}, {"word": "asma yaprağı", "meanings": ["Zeytinyağlı ve etli sarma yapmakta kullanılan üzüm yaprağı"]}, {"word": "asmolen", "meanings": ["Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü"]}, {"word": "asonans", "meanings": ["Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılan uyak"]}, {"word": "asorti", "meanings": ["Birbirine uygun, birbirini tutar renk ve biçimde olan (giysi)"]}, {"word": "asosyal", "meanings": ["Sosyal olmayan", "Genel kabul görmüş kuralların dışında hareket eden"]}, {"word": "aspidistra", "meanings": ["Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi"]}, {"word": "asparagas", "meanings": ["Şişirme haber"]}, {"word": "aspiratör", "meanings": ["Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç", "Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç"]}, {"word": "aspirin", "meanings": ["Ağrı kesici, ateş düşürücü, kan sulandırıcı ve yangı giderici olarak kullanılan hap"]}, {"word": "aspur", "meanings": ["Yalancı safran"]}, {"word": "asrısaadet", "meanings": ["Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet"]}, {"word": "asri", "meanings": ["Çağdaş"]}, {"word": "asrileşme", "meanings": ["Çağdaşlaşma"]}, {"word": "asrileşmek", "meanings": ["Çağdaşlaşmak"]}, {"word": "asrilik", "meanings": ["Çağdaşlık"]}, {"word": "assolist", "meanings": ["Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı"]}, {"word": "ast", "meanings": ["Alt", "Birinin buyruğu altında olan görevli, madun", "Birine göre alt aşamada olan kimse, madun", "Rütbe veya kıdemce küçük olan asker"]}, {"word": "astar", "meanings": ["Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat", "Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat", "Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb"]}, {"word": "astarı yüzünden pahalı olmak (veya pahalıya gelmek)", "meanings": ["bir işin ayrıntılarına harcanılan para veya emek, elde edilen sonucun değerini aşmak"]}, {"word": "astar bol olmayınca yüze gelmez", "meanings": ["`bir iş yapmak için gerekli olan şeyler, ölçü biraz geniş tutularak hazırlanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "astar sürmek (veya vurmak veya çekmek)", "meanings": ["astar boyası ile boyamak"]}, {"word": "astar kaplama", "meanings": ["Kontratablalarda körağacın biçim değiştirmesini önlemek amacıyla iki yüzüne yapıştırılan kaplama katı"]}, {"word": "astar boyası", "meanings": ["Boyacılıkta asıl boyadan önce sürülen, kiri kapatmak ve sürülecek boyanın dayanıklılığını artırmak için kullanılan boya", "Üzerine resim yapılacak bezin veya duvarın yağlı boyayı emmesi için resim yapılmadan önce sürülen boya"]}, {"word": "astarlamak", "meanings": ["Astar geçirmek", "Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek"]}, {"word": "astarlama", "meanings": ["Astarlamak işi"]}, {"word": "astarlanma", "meanings": ["Astarlanmak işi"]}, {"word": "astarlanmak", "meanings": ["Astar geçirilmek"]}, {"word": "astarlatma", "meanings": ["Astarlatmak işi"]}, {"word": "astarlatmak", "meanings": ["Astar yaptırmak veya geçirtmek"]}, {"word": "astarlı", "meanings": ["Astar geçirilmiş, astarlanmış"]}, {"word": "astarlık", "meanings": ["Astar olmaya elverişli (kumaş vb.)"]}, {"word": "astarlı zarf", "meanings": ["İç yüzüne ince bir kâğıt geçirilmiş zarf"]}, {"word": "astarya", "meanings": ["Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre"]}, {"word": "astasım", "meanings": ["Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım"]}, {"word": "astat", "meanings": ["Atom numarası 85 olan, bizmutun alfa ışınlarıyla bombardımanı sonucu elde edilen yapay element, astatin (simgesi At)"]}, {"word": "astatin", "meanings": ["Astat"]}, {"word": "asteğmen", "meanings": ["Orduda en küçük rütbeli subay"]}, {"word": "asteğmenlik", "meanings": ["Asteğmen olma durumu", "Asteğmenin rütbesi", "Asteğmenin görevi"]}, {"word": "astım", "meanings": ["Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı"]}, {"word": "astımlı", "meanings": ["Astımı olan, astım hastalığına tutulmuş olan"]}, {"word": "astırma", "meanings": ["Astırmak işi"]}, {"word": "astırmak", "meanings": ["Asma işini yaptırmak"]}, {"word": "astigmat", "meanings": ["Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz)"]}, {"word": "astigmatizm", "meanings": ["Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu"]}, {"word": "astrofizik", "meanings": ["Yıldız fiziği"]}, {"word": "astragan", "meanings": ["Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu", "Bu posttan yapılan"]}, {"word": "astrolog", "meanings": ["Yıldız falcısı"]}, {"word": "astroloji", "meanings": ["Yıldız falcılığı"]}, {"word": "astronom", "meanings": ["Gök bilimci"]}, {"word": "astronomik", "meanings": ["Gök bilimsel", "Aşırı, çok yüksek, çok veya aşırı fazla"]}, {"word": "astronomi", "meanings": ["Gök bilimi"]}, {"word": "astronomik fiyat", "meanings": ["Çok yüksek fiyat"]}, {"word": "astronotluk", "meanings": ["Uzay adamı olma durumu", "Uzay adamının görevi"]}, {"word": "astronot", "meanings": ["Uzay adamı"]}, {"word": "astronomik rakam", "meanings": ["İnsana şaşkınlık verecek derecede büyük rakam"]}, {"word": "astropikal", "meanings": ["Tropikal bölgelere yakın fakat daha yüksek bir enlemde olan"]}, {"word": "astsubay", "meanings": ["Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli"]}, {"word": "astsubay başçavuş", "meanings": ["Astsubaylığın beşinci rütbesi, başçavuş"]}, {"word": "astsubay çavuş", "meanings": ["Astsubaylığın ilk rütbesi"]}, {"word": "astsubay kıdemli başçavuş", "meanings": ["Astsubaylığın altıncı ve son rütbesi"]}, {"word": "astsubay kıdemli çavuş", "meanings": ["Astsubaylığın ikinci rütbesi"]}, {"word": "astsubaylık", "meanings": ["Astsubay olma durumu", "Astsubayın görevi"]}, {"word": "astsubay kıdemli üstçavuş", "meanings": ["Astsubaylığın dördüncü rütbesi"]}, {"word": "astsubay üstçavuş", "meanings": ["Astsubaylığın üçüncü rütbesi"]}, {"word": "asude", "meanings": ["Rahat, sakin"]}, {"word": "asuman", "meanings": ["Gök"]}, {"word": "asudelik", "meanings": ["Sakinlik, rahatlık"]}, {"word": "Asurca", "meanings": ["Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Asyalı", "meanings": ["Asya'da yaşayan kimse", "Asya'ya özgü olan, Asya ile ilgili olan"]}, {"word": "asyön", "meanings": ["Ara yön"]}, {"word": "aş", "meanings": ["Yemek"]}, {"word": "aş taşınca kepçeye paha olmaz", "meanings": ["`sıkışık zamanlarda önemsiz şeylerin değeri çoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur", "meanings": ["`güzel şey, iyi gereç kullanılarak meydana gelir, bundan da iş yapana övünme payı çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aş tuz ile, tuz oran ile", "meanings": ["`bir şeyin hoşa gitmesi onun birtakım nitelikler taşımasına ve bu niteliklerin de gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşını, eşini, işini bil", "meanings": ["`sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi, yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşını iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşağı", "meanings": ["Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı", "Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri", "Bir yere göre daha alçak yerde bulunan", "Bayağı, adi", "Niteliği düşük, kötü", "Daha küçük, daha az", "Değeri daha az", "Aşağıya, yere doğru"]}, {"word": "aşağı almak", "meanings": ["devirmek, yıkmak"]}, {"word": "aşağı görmek", "meanings": ["küçük görmek, beğenmemek, hor görmek"]}, {"word": "aşağı düşmek", "meanings": ["düzeyi, miktarı, niteliği azalmak"]}, {"word": "aşağı çekmek", "meanings": ["değerini düşürmek"]}, {"word": "aşağı kalır yeri (veya yanı) yok", "meanings": ["nitelikleri bakımından başkalarıyla karşılaştırıldığında eksiği olmayan, denk olan"]}, {"word": "aşağı (veya aşağısı) kurtarmaz", "meanings": ["`bundan daha ucuza olmaz` anlamında kullanılan bir söz", "`daha aşağı bir durumu kendine layık görmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşağı kalmamak", "meanings": ["herhangi bir nitelik bakımından geri olmamak"]}, {"word": "aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık", "meanings": ["iki karşıt ve aynı derecede sakıncalı durum karşısında karar verme zorluğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "aşağı (...) yukarı", "meanings": ["bir kimsenin adının dilden düşürülmediğini, onun pek gözde olduğunu anlatan bir söz", "bir hizmette çok kullanılan kişice, yakınma olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşağılama", "meanings": ["Aşağılamak durumu, istihkar, tenzil"]}, {"word": "aşağı bitkiler", "meanings": ["Su yosunları, mantarlar, kara yosunları vb. su dışında fazla boy atmayan damarsız bitkiler"]}, {"word": "aşağıdan almak", "meanings": ["alttan almak"]}, {"word": "aşağılamak", "meanings": ["Değerinden düşük göstermek", "Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek"]}, {"word": "aşağılanma", "meanings": ["Aşağılanmak durumu, tezellül"]}, {"word": "aşağılanmak", "meanings": ["Aşağılık duruma düşürülmek"]}, {"word": "aşağılaşma", "meanings": ["Aşağılaşmak durumu, mezellet"]}, {"word": "aşağılaşmak", "meanings": ["Aşağılık duruma düşmek"]}, {"word": "aşağılatmak", "meanings": ["Aşağılama işine uğratmak, tenzil etmek"]}, {"word": "aşağılatma", "meanings": ["Aşağılatmak işi"]}, {"word": "aşağılık", "meanings": ["Aşağı olma durumu, adilik", "Niteliği düşük, adi"]}, {"word": "aşağılık duygusu", "meanings": ["Kişinin gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle, kendini yetersiz, yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu, aşağılık hissi, aşağılık kompleksi"]}, {"word": "aşağılık kompleksi", "meanings": ["Aşağılık duygusu"]}, {"word": "aşağılı yukarılı", "meanings": ["Aşağısı ve yukarısı olan", "Aşağısı yukarısı birlikte"]}, {"word": "aşağı mahalle", "meanings": ["Yüksek bir yerleşim bölgesine göre alçakta kalan yerleşim bölgesi", "Genelev"]}, {"word": "aşağısama", "meanings": ["Aşağısamak durumu"]}, {"word": "aşağısamak", "meanings": ["Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz göstermek, hafife almak, hafifsemek, tezyif etmek"]}, {"word": "aşağı yukarı", "meanings": ["Bir baştan bir başa", "Tama yakın, yaklaşık olarak"]}, {"word": "aşçı", "meanings": ["Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse", "Yemek pişirip satan kimse", "Yemek yenilen dükkân, aşevi, lokanta"]}, {"word": "aşağı yukarı yürümek", "meanings": ["bir baştan bir başa yürümek"]}, {"word": "aşama", "meanings": ["Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye", "Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale", "Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap"]}, {"word": "aşamalı", "meanings": ["Aşaması olan, kademeli"]}, {"word": "aşama sırası", "meanings": ["Önem ve değer bakımından gitgide yükselen basamaklar dizisi, hiyerarşi", "Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olmak üzere değişik önem sıraları arasında katı ve kesin bir biçimde dağıldığı toplumsal teşkilatlanış biçimi, hiyerarşi"]}, {"word": "aşar", "meanings": ["Türkiye’de 1925 yılına kadar tarımsal ürünün onda biri oranında aynî olarak alınan vergi", "Ondalık", "Ondalık"]}, {"word": "aşari", "meanings": ["Ondalık"]}, {"word": "aşçıbaşı", "meanings": ["Birlikte çalışan birkaç aşçının başı", "Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse"]}, {"word": "aşçı baltası", "meanings": ["Kemikli et kesmeye yarar küçük balta"]}, {"word": "aşçıbaşılık", "meanings": ["Aşçıbaşı olma durumu, aşçıbaşının görevi"]}, {"word": "aşçılık", "meanings": ["Aşçının yaptığı iş"]}, {"word": "aş damı", "meanings": ["Bazı bölgelerde yemek pişirilen yer, mutfak"]}, {"word": "aşçılık etmek", "meanings": ["yemek pişirmek"]}, {"word": "aşevi", "meanings": ["Lokanta", "Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane", "Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer", "Tekkelerde yemek pişirilen yer"]}, {"word": "aşerat", "meanings": ["Onluklar"]}, {"word": "aşerme", "meanings": ["Aşermek durumu"]}, {"word": "aşhane", "meanings": ["Aşevi", "Mutfak"]}, {"word": "aşı", "meanings": ["Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik", "Bu eriyiğin uygulanması", "Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçaları kaynaştırma işi", "Bu yolla eklenen parça", "Aşılı (bitki)"]}, {"word": "aşı vurmak (veya yapmak)", "meanings": ["bağışıklık veya tedavi amacıyla vücuda aşı vermek"]}, {"word": "aşı olmak (veya vurulmak veya yapılmak)", "meanings": ["bağışıklık veya tedavi amacıyla vücuda aşı verilmek"]}, {"word": "aşı boyalı", "meanings": ["Aşı boyası renginde boyanmış"]}, {"word": "aşıcı", "meanings": ["Aşı yapan kimse"]}, {"word": "aşı boyası", "meanings": ["İçine karışan demir hidroksit miktarına göre pas sarısı, kızıl veya koyu esmer renk almış gevrek kil"]}, {"word": "aşıcılık", "meanings": ["Aşıcının yaptığı iş"]}, {"word": "âşık", "meanings": ["Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse", "Birbirini seven bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad", "Halk ozanı", "Dalgın, kalender kimse", "`Ahbap, arkadaş` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "âşık, âlemi kör, dört yanını duvar sanır", "meanings": ["`aşktan gözü kararmış kimse, hoş karşılanmayacak aşırı davranışlarda bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "âşık etmek", "meanings": ["birinin kendisine bağlanmasını, kendisini sevmesini sağlamak"]}, {"word": "âşık olmak", "meanings": ["sevmek, tutulmak"]}, {"word": "âşığa Bağdat sorulmaz", "meanings": ["bir şeye çok istekli olan kimsenin, o şeyi elde etmedeki zorlukları hiçe saydığını anlatan bir söz"]}, {"word": "âşığı kesilmek", "meanings": ["tutku durumuna getirmek"]}, {"word": "âşığın gözü kördür", "meanings": ["`kendisini aşka kaptıran kimse, sevgilisinin kusurlarını görmediği gibi çevresinde olup bitenlerle de ilgilenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşık", "meanings": ["Aşık kemiği", "Aşırma"]}, {"word": "âşığa Bağdat uzak değil", "meanings": ["`bir şeyi elde etmek için aşırı istekli olan kimseye, bu uğurda katlanacağı fedakârlıklar güç gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşık atmak (veya oynamak)", "meanings": ["aşık kemiğiyle oyun oynamak"]}, {"word": "aşık atmak", "meanings": ["yarış etmek, yarışmak", "boy ölçüşmek"]}, {"word": "aşık daima bey oturmaz", "meanings": ["`işi çoğunlukla iyi giden bir kimse, talihinin her zaman ona yâr olamayacağını bilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşığı cuk oturmak", "meanings": ["işi çok olumlu bir biçim almak"]}, {"word": "âşıkane", "meanings": ["Âşığa yaraşır bir biçimde olan", "Âşığa yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "âşıklık", "meanings": ["Âşık olanın durumu"]}, {"word": "aşı kâğıdı", "meanings": ["Aşı olanlara verilen resmî belge"]}, {"word": "aşık kemiği", "meanings": ["Çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği", "İnsanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik"]}, {"word": "âşıktaş", "meanings": ["Birbirleriyle sevişen erkek ve kadından her biri"]}, {"word": "âşıktaşlık", "meanings": ["Birbirini karşılıklı sevme, muaşaka"]}, {"word": "âşıktaşlık etmek", "meanings": ["oynaşmak"]}, {"word": "aşılama", "meanings": ["Aşılamak işi, telkih", "Yeni aşılanmış ağaç", "Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma", "Bu yolla elde edilmiş", "Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah", "Aşılanmış (ağaç)"]}, {"word": "aşılanma", "meanings": ["Aşılanmak işi", "Döllenme"]}, {"word": "aşılamak", "meanings": ["Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak", "Başkasına hastalık geçirmek", "Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek", "Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak", "Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek"]}, {"word": "aşılanmak", "meanings": ["Aşılama işine konu olmak"]}, {"word": "aşılatmak", "meanings": ["Aşılama işini yaptırmak"]}, {"word": "aşılatma", "meanings": ["Aşılatmak işi"]}, {"word": "aşılı", "meanings": ["Herhangi bir hastalığa karşı aşılanmış olan (kimse)", "Aşı yapılmış (bitki)"]}, {"word": "aşılma", "meanings": ["Aşılmak durumu"]}, {"word": "aşılmak", "meanings": ["Aşma işine konu olmak"]}, {"word": "aşım", "meanings": ["Aşma işi", "Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi"]}, {"word": "aşındırma", "meanings": ["Aşındırmak işi", "Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması, korozyon"]}, {"word": "aşındırmak", "meanings": ["Aşınmasına yol açmak", "Bir yere çok gidip gelmek", "Cisimlerin aşınmasına yol açmak"]}, {"word": "aşırı", "meanings": ["Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın", "Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem", "Gereğinden fazla, çok", "Ötede, ötesinde", "Gereğinden fazla olarak, çokça"]}, {"word": "aşınım", "meanings": ["Aşınma işi", "Erozyon"]}, {"word": "aşınma", "meanings": ["Aşınmak işi", "Korozyon", "Erozyon"]}, {"word": "aşınmak", "meanings": ["Birbirine sürtünerek incelmek", "Eskimek, yıpranmak", "Çıkıntıları silinmek, düzleşmek"]}, {"word": "aşıntı", "meanings": ["Aşınmış yer"]}, {"word": "aşir", "meanings": ["Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri"]}, {"word": "aşıramento", "meanings": ["Çalma, aşırma"]}, {"word": "aşırı bellem", "meanings": ["Belleme yetisinin olağanüstü bir durumda gelişmiş olması"]}, {"word": "aşırı besi", "meanings": ["Olağanüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme"]}, {"word": "aşırı gitmek", "meanings": ["ölçüyü kaçırmak, usandırmak"]}, {"word": "aşırıcılık", "meanings": ["Aşırıcı olma durumu"]}, {"word": "aşırı doyma", "meanings": ["Belli sıcaklıktaki bir sıvı içinde, eriyebildiği kadar eriyen bir maddenin, sıcaklığın düşmesine karşın bir sınıra kadar erimiş olarak kalması durumu"]}, {"word": "aşırı duyu", "meanings": ["Herhangi bir duyu organıyla ve özellikle dokunma duyusuyla sağlanan her tür uyarana karşı olağan dışı bir duyarlık gösterme durumu"]}, {"word": "aşırı erime", "meanings": ["Erime noktasından daha aşağı bir sıcaklık derecesine düşmesine rağmen birtakım şartlar altında bir sıvının katılaşmaması durumu"]}, {"word": "aşırılık", "meanings": ["Aşırı olma durumu"]}, {"word": "aşırılmak", "meanings": ["Aşırma işine konu olmak"]}, {"word": "aşırılma", "meanings": ["Aşırılmak işi"]}, {"word": "aşırıntı", "meanings": ["Aşırılmış olan şey"]}, {"word": "aşırı taşırı", "meanings": ["Çok aşırı, fazla miktarda"]}, {"word": "aşırı uç", "meanings": ["Politika alanında sağ veya sol görüşlerin en ateşli ve yıkıcı kanadı"]}, {"word": "aşırma", "meanings": ["Aşırmak işi", "Yapı çatılarında uzun mertek, aşık", "Aşırılmış", "Küçük kazan, kova, bakraç", "Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal", "Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas"]}, {"word": "aşırmacılık", "meanings": ["Aşırmacı olma durumu"]}, {"word": "aşırmak", "meanings": ["Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek", "Çalmak, çalıp götürmek, araklamak", "Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak", "Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek"]}, {"word": "aşırma kayış", "meanings": ["Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağa geçirilen kuşak biçimindeki kayış çember"]}, {"word": "aşırmasyon", "meanings": ["343 aşırma"]}, {"word": "aşırtı", "meanings": ["Aşırma"]}, {"word": "aşırtma", "meanings": ["Aşırtmak işi"]}, {"word": "aşırtmak", "meanings": ["Aşırma işini yaptırmak", "Aşırmak"]}, {"word": "aşısız", "meanings": ["Herhangi bir hastalığa karşı aşılanmamış olan (kimse)", "Aşı yapılmamış (bitki)"]}, {"word": "aşıt", "meanings": ["Siper, kuytu yer", "Aşılacak yer", "Dağ geçidi"]}, {"word": "aşı taşı", "meanings": ["Taş durumundaki aşı boyası"]}, {"word": "aşikâr", "meanings": ["Açık, apaçık, belli, meydanda"]}, {"word": "aşikâr etmek", "meanings": ["belli etmek, ortaya çıkarmak, belirginleştirmek"]}, {"word": "aşikâr olmak", "meanings": ["belli olmak, ortaya çıkmak, belirginleşmek"]}, {"word": "aşikâre", "meanings": ["Açıkça, belli ederek, saklamadan"]}, {"word": "aşina", "meanings": ["Bildik, tanıdık", "Bilinen"]}, {"word": "aşina olmak", "meanings": ["tanımak, bilmek"]}, {"word": "aşinalık", "meanings": ["Birbirini bilme, tanıma, tanışıklık"]}, {"word": "aşinalık göstermek", "meanings": ["ilgilenmek, tanıdığını belli etmek"]}, {"word": "aşiret", "meanings": ["Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak"]}, {"word": "aşk", "meanings": ["Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, sevda, amor (II)"]}, {"word": "aşiyan", "meanings": ["Kuş yuvası", "Ev, oturulan yer, mesken"]}, {"word": "aşk ağlatır, dert söyletir", "meanings": ["`âşığın yüreği yaralıdır ve daima ağlar, bir derdi olan da herkese derdini anlatır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşk olmayınca meşk olmaz", "meanings": ["`güçlü bir istek olmayınca hiçbir şey elde edilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşk olsun", "meanings": ["beğenilmeyecek bir davranış, bir tutum karşısında kınama, sitem bildiren söz", "`aferin, helal olsun` anlamında bir davranışın, bir tutumun çok beğenildiğini bildiren söz", "dervişler arasında kullanılan bir selamlama sözü"]}, {"word": "aşk yapmak", "meanings": ["sevişmek"]}, {"word": "aşka düşmek", "meanings": ["âşık olmak"]}, {"word": "aşka gelmek", "meanings": ["bir şeyi yapmak için büyük bir istek duymak, coşmak, coşkunluk göstermek"]}, {"word": "aşkın", "meanings": ["Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş", "Benzerlerinden üstün", "Çok, fazla"]}, {"word": "aşkıncılık", "meanings": ["Birey ve evrenseli birleştirmeye çalışan ahlaki nitelikli Amerikan felsefesi"]}, {"word": "aşlık", "meanings": ["Aş yapmak için hazırlanan ve saklanan şeyler", "Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğday", "Zahire"]}, {"word": "aşma", "meanings": ["Aşmak işi"]}, {"word": "aşmak", "meanings": ["Yüksek, uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek", "Süre geçmek, bitmek, sona ermek", "Geçmek", "Erkek hayvan dişisiyle çiftleşmek", "Görünmeden kaçmak"]}, {"word": "aşna fişne", "meanings": ["Gizli dost", "Gizli dostluk"]}, {"word": "aş ocağı", "meanings": ["Yemeğin pişirilip yoksullara dağıtıldığı yer"]}, {"word": "aşoz", "meanings": ["Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva"]}, {"word": "aştırma", "meanings": ["Aştırmak işi"]}, {"word": "aştırmak", "meanings": ["Aşma işini yaptırmak"]}, {"word": "aşure", "meanings": ["Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü, alaca aş"]}, {"word": "aşure yemeye giden kaşığını taşır", "meanings": ["`bir işten yararlanmak isteyen gerekli araçları hazırlamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aşure ayı", "meanings": ["Muharrem"]}, {"word": "aşure günü", "meanings": ["Aşurenin pişirildiği muharrem ayının onuncu günü"]}, {"word": "aşurelik", "meanings": ["Aşure yapmada kullanılan", "Aşure dağıtmaya yarayan kap"]}, {"word": "aşüfte", "meanings": ["Oynak, açık saçık kadın, kokot"]}, {"word": "At", "meanings": ["Astatin elementinin simgesi"]}, {"word": "at", "meanings": ["Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan, beygir, düldül", "Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş"]}, {"word": "aşüftelik", "meanings": ["Aşüfte olma durumu"]}, {"word": "at, adımına göre değil adamına göre yürür", "meanings": ["`atın yürüyüşü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi bir işin gidişi de iş başındakinin bilgisine ve çabasına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at beslenirken kız istenirken", "meanings": ["`at bakımlı olduğunda satılmalı, kız da güzelliği geçmeden evlendirilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at at oluncaya kadar sahibi mat olur", "meanings": ["`bir çocuğu, bir işçiyi yetiştiren her bakımdan çok yorulur, yıpranır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at binenin, kılıç kuşananın", "meanings": ["`her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at binicisine göre kişner", "meanings": ["`insanlar başlarında bulunan kişinin etkisi altında kalarak onun tutumuna göre davranırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz", "meanings": ["`bir işi başarabilmek için gerekli olan koşullar her zaman eksiksiz olarak ele geçmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak", "meanings": ["iş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak"]}, {"word": "at gibi", "meanings": ["vücudu iri yarı olan (kadın)"]}, {"word": "at izi it izine karışmak", "meanings": ["iyiyi kötüden ayıramayacak kadar bir karışıklık ortaya çıkmak"]}, {"word": "at koşturacak kadar", "meanings": ["pek geniş, çok geniş"]}, {"word": "at koşturmak", "meanings": ["çok geniş, alabildiğine rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak veya bulmak"]}, {"word": "at nalı kadar", "meanings": ["pek büyük (nişan, madalya, elmas, plaka vb. şeyler)"]}, {"word": "at olur, meydan olmaz (veya bulunmaz), meydan olur (veya bulunur), at olmaz (veya bulunmaz)", "meanings": ["`gerekli şartlar her zaman bir arada bulunmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at oynatmak", "meanings": ["atla hüner göstermek", "yarışmak", "bildiği ve istediği gibi davranmak"]}, {"word": "at ölür, itlere bayram olur", "meanings": ["`değerli kimselerden birinin ölümü veya görevden ayrılması, kimi zaman aşağılık kimselerin işine yarar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata binersen Allah'ı, attan inersen atı unutma", "meanings": ["`ata bindiğin zaman hayvanı hırpalama, attan indiğin zaman da onun yemini, suyunu, tımarını unutma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır", "meanings": ["`yaşarken iyi işler yapmalı, iyi bir ad bırakılmaya çalışılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at pazarında eşek osurtmuyoruz!", "meanings": ["söyleneni dinlemeyene uyarı amacıyla söylenen bir söz"]}, {"word": "at var, meydan yok", "meanings": ["`yapacak güç var ancak kullanma imkânı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "at yedi günde, it yediği günde", "meanings": ["`değerli kişilikler zamanla gelişir, kısa sürede beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atı alan Üsküdar'ı geçti", "meanings": ["fırsatın kaçırılıp artık yapılacak bir şeyin kalmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "at yiğidin yoldaşıdır", "meanings": ["`bir insanın atı daima onun yanındadır ve zor anlarında ona yardım eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata binen nalını, mıhını arar", "meanings": ["`kişi, kullanacağı şeyin ayrıntılarına dikkat etmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli", "meanings": ["`çalışanınızı iyi beslerseniz onun gücü artar ve daha verimli işler yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata da soy gerek, ite de", "meanings": ["`bütün yaratıkların soylusu üstün niteliktedir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata arpa yiğide pilav", "meanings": ["`canlıların güçleri, gelişmelerine yarayan şeylerle artar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata et, ite ot vermek", "meanings": ["bir işi ters yapmak"]}, {"word": "ata eyer gerek, eyere er gerek", "meanings": ["`bir işletmeyi önce donatıp sonra da iyi bir yöneticiye teslim ederseniz istediğiniz verimi alırsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atı atasıyla, katırı anasıyla", "meanings": ["`soylu kişiden korkulmaz, soysuz kişiden korkulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atım tepmez, itim kapmaz deme", "meanings": ["`size çok bağlı olan kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atın bahtsızı arabaya düşer", "meanings": ["`değerli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uygun olmayan ağır ve aşağılık işlerde kullanılırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atın ölümü arpadan olsun", "meanings": ["`çok sevilen bir şey yapılırken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa zor veya kötü şeylere katlanılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atın ürkeği, yiğidin korkağı", "meanings": ["`at da kişi de hep tehlike içinde imişler gibi uyanık olmalıdırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atın dorusu, yiğidin delisi", "meanings": ["`atın doru renkli olanı, kişinin ise gözünü budaktan esirgemeyeni makbuldür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atın varken yol tanı, ağan varken el tanı", "meanings": ["`elde imkân varken gezip dolaşmak, dost edinmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atına bakan ardına bakmaz", "meanings": ["`görevini eksiksiz yapan, aracını iyi kullanan kimse, kendisini kötü duruma düşmekten kurtarmış olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atını sağlam kazığa bağlamak", "meanings": ["eşeğini sağlam kazığa bağlamak"]}, {"word": "at ile avrat yiğidin bahtına", "meanings": ["`kişinin satın aldığı attan ve evlendiği kadından memnun kalıp kalmayacağı önceden kestirilemez, her ikisi de talihine kalmıştır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atla deve değil", "meanings": ["değerce fazla olmayan", "yapılması zor olmayan", "altından kalkılamayacak kadar önemli değil"]}, {"word": "atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz", "meanings": ["`küçükler büyüklerin yanında hadlerini bilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atla arpayı dövüştürmek (veya dalaştırmak)", "meanings": ["fesat karıştırmak, arabozanlık etmek"]}, {"word": "atasını tanımayan Allah'ını tanımaz", "meanings": ["`babaya itaat etmeyen kimse, ana ve babaya itaat etmeyi buyuran Tanrı'yı da tanımıyor demektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atlarını itlerini nallamak", "meanings": ["hızlı hareket etmek", "bir işe heyecanla sarılmak"]}, {"word": "atlar tepişir, arada eşekler ezilir", "meanings": ["`büyüklerin çatışmasından küçükler zarar görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek", "meanings": ["`soylu kimse yüzünden başımıza gelen felaketi çabuk atlatırız, soysuz kimse yüzünden başımıza gelen felaketi kolay kolay atlatamayız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atta, avratta uğur vardır", "meanings": ["`insana atı ve evlendiği kadın uğur getirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "attan inip eşeğe binmek", "meanings": ["bulunduğu önemli görevden daha aşağı bir göreve alınmak"]}, {"word": "atadan babadan görmek", "meanings": ["gelenek olarak eskiden beri bilmek, yapmak, uygulamak"]}, {"word": "ata", "meanings": ["Baba", "Dedelerden ve büyükbabalardan her biri", "Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri"]}, {"word": "atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta", "meanings": ["`ana baba, çocuğuna mutlu bir yaşam sağlamaya çalışır ancak kaderde yazılı olan gerçekleşir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar", "meanings": ["`büyüklerinin sözünü tutmayıp onların gösterdikleri yoldan gitmeyenler toplum içinde ziyan olup giderler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ata dostu oğla mirastır", "meanings": ["`baba dostları, babamızdan bize kalan miras gibidirler, bizi kollarlar ve bize her türlü yardımı yaparlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atabey", "meanings": ["Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir"]}, {"word": "ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek", "meanings": ["`babadan kalan mal kalıcı değildir, çabuk biter; kişinin gerçek malı, kendi çalışmasıyla elde ettiği maldır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ataerki", "meanings": ["Soyda temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk düzeni"]}, {"word": "atacılık", "meanings": ["Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme, atavizm"]}, {"word": "atak", "meanings": ["Atılım", "Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın", "Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, ofans"]}, {"word": "ataerkil", "meanings": ["Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk), pederşahi, patriarkal"]}, {"word": "atak", "meanings": ["Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr", "Çevik, hareketli", "Geveze", "Aniden başlayan hastalık nöbeti"]}, {"word": "atak yapmak", "meanings": ["akın yapmak, atılım yapmak"]}, {"word": "atalet", "meanings": ["Tembellik", "İşsizlik, işsiz kalma", "İşlemezlik", "Süredurum"]}, {"word": "ataklık", "meanings": ["Atak olanın durumu veya atak bir biçimde yapılan iş, davranış, cüret"]}, {"word": "ataman", "meanings": ["Rus Kazakların başbuğuna verilen unvan"]}, {"word": "atalık", "meanings": ["Ataya yakışır davranış, babalık"]}, {"word": "atanma", "meanings": ["Atanmak işi, tayin edilme"]}, {"word": "atama", "meanings": ["Atamak işi, tayin, nasıp"]}, {"word": "atasözü", "meanings": ["Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel"]}, {"word": "atamak", "meanings": ["Birini bir göreve getirmek, tayin etmek"]}, {"word": "atanmak", "meanings": ["Bir göreve getirilmek, tayin edilmek"]}, {"word": "ataraksiya", "meanings": ["Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik"]}, {"word": "atardamar", "meanings": ["Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter"]}, {"word": "atari", "meanings": ["Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş bir oyun türü"]}, {"word": "atmık kanalı", "meanings": ["Spermayı idrar yoluna salan iki kanal"]}, {"word": "ataş", "meanings": ["Tutturgaç"]}, {"word": "ataşelik", "meanings": ["Ataşe olma durumu", "Ataşenin görev yaptığı yer"]}, {"word": "ataşe", "meanings": ["Bir elçiliğe bağlı uzman, elçilik uzmanı"]}, {"word": "Atatürkçü", "meanings": ["Atatürkçülük yanlısı, Kemalist"]}, {"word": "Atatürkçülük", "meanings": ["Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm", "Bu ilkeye bağlılık"]}, {"word": "atavik", "meanings": ["Atacılıkla ilgili"]}, {"word": "atavizm", "meanings": ["Atacılık"]}, {"word": "atbalığı", "meanings": ["Su aygırı"]}, {"word": "atçı", "meanings": ["At yetiştiricisi"]}, {"word": "at cambazı", "meanings": ["At alıp satan kimse", "Sirklerde veya eğlence yerlerinde, at üstünde hünerlerini gösteren kimse"]}, {"word": "atçılık", "meanings": ["Atçının yaptığı iş"]}, {"word": "at donu", "meanings": ["At kılının rengi"]}, {"word": "ate", "meanings": ["Tanrıtanımaz"]}, {"word": "antefleksiyon", "meanings": ["Bir organın özellikle döl yatağının öne doğru bükülmesi"]}, {"word": "ateh", "meanings": ["Bunama"]}, {"word": "ateist", "meanings": ["Tanrıtanımaz"]}, {"word": "ateh getirmek", "meanings": ["bunamak"]}, {"word": "ateizm", "meanings": ["Tanrıtanımazlık"]}, {"word": "aterina", "meanings": ["Gümüş balığı"]}, {"word": "ateş", "meanings": ["Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr", "Tutuşmuş olan cisim", "Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç", "Patlayıcı silahların atılması", "Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma", "Öfke, hırs, hınç", "Coşkunluk", "Tehlike, felaket", "Büyük üzüntü, acı"]}, {"word": "ateş!", "meanings": ["ateş etmek için verilen komut"]}, {"word": "ateş açmak", "meanings": ["ateşli silahla mermi atmaya başlamak"]}, {"word": "ateş bacayı (veya saçağı) sarmak", "meanings": ["bir olay, önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak"]}, {"word": "ateş almaya mı geldin?", "meanings": ["uğradığı yerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "ateş basmak", "meanings": ["kızarmak, sıkılıp başına kan yürümek"]}, {"word": "ateş almak", "meanings": ["yanmak, tutuşmak", "ateşli silah patlamak", "coşmak", "telaşlanmak, heyecanlanmak", "öfkelenmek", "acele davranmak, acele etmek"]}, {"word": "ateş çıkmak", "meanings": ["yangın çıkmak"]}, {"word": "ateş demekle ağız yanmaz", "meanings": ["`kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini zarara sokmuş olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ateş düştüğü yeri yakar", "meanings": ["`bir acıyı onu çekenden başkası tam anlayamaz veya aynı ölçüde üzülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ateş etmek", "meanings": ["ateşli silahlarla mermi atmak"]}, {"word": "ateş gibi", "meanings": ["çok sıcak", "zeki, çalışkan ve becerikli", "kıpkırmızı"]}, {"word": "ateş gibi yanmak", "meanings": ["ateşi yükselmek"]}, {"word": "ateş gibi kesilmek", "meanings": ["beklenmedik bir olay karşısında öfke sonucu kanı beynine sıçramak"]}, {"word": "ateş kesilmek", "meanings": ["çok kızgın davranışlarda bulunmak, ateş püskürmek", "sonradan çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak"]}, {"word": "ateş kesmek", "meanings": ["ateşli silahlarla yapılan atışa son vermek"]}, {"word": "ateş olmayan yerden duman çıkmaz", "meanings": ["küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "ateş olsa cirmi kadar yer yakar", "meanings": ["hasmın pek önemsenmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "ateş püskürmek", "meanings": ["çok öfkeli olmak"]}, {"word": "ateş saçmak", "meanings": ["çok kızmak, çok öfkelenmek"]}, {"word": "ateşe tutmak", "meanings": ["az ısıtmak", "üzerine ateşli silahla mermi atmak"]}, {"word": "ateş vermek", "meanings": ["tutuşturmak"]}, {"word": "ateş yağdırmak", "meanings": ["ateşli silahlarla aralıksız mermi atmak", "çevresindekilere ağır sözler söylemek"]}, {"word": "ateşe vermek", "meanings": ["ateş içine sokmak", "bir yeri kasten yakmak, kundak sokmak", "aşırı telaşa ve sıkıntıya düşürmek", "bir ülkeyi savaşa sokarak veya kargaşa ve karışıklık yaratarak sıkıntı ve yıkıma uğratmak"]}, {"word": "ateşe vurmak", "meanings": ["bir yemeği pişmek üzere ocağa koymak"]}, {"word": "ateşe vursa duman vermez", "meanings": ["pek cimri olanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "ateşi başına vurmak", "meanings": ["çok öfkelenmek, sinirlenmek, coşmak"]}, {"word": "ateşi çıkmak (veya yükselmek)", "meanings": ["hasta vücut ısısı olağandan çok artmak"]}, {"word": "ateşi uyandırmak", "meanings": ["sönmek üzere olan ateşi canlandırmak"]}, {"word": "ateşi düşmek", "meanings": ["hastanın ateşi geçmek veya azalmak"]}, {"word": "ateşine yanmak", "meanings": ["bir kimse yüzünden zarara uğramak"]}, {"word": "ateşini almak", "meanings": ["yüksek vücut ısısını düşürmek", "derece ile ateşi ölçmek", "acıyı, yanmayı azaltmak"]}, {"word": "ateşle barut bir yerde durmaz", "meanings": ["`kızla erkeğin baş başa yalnız kalmaları kötü sonuçlar doğurabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ateşle oynamak", "meanings": ["pek tehlikeli bir işle uğraşmak"]}, {"word": "ateşler içinde yanmak", "meanings": ["hasta çok ateşli bir durumda olmak", "bir şeye fazlasıyla tutulmak"]}, {"word": "ateşbaz", "meanings": ["Ateşle hüner gösteren oyuncu", "Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse"]}, {"word": "ateş balığı", "meanings": ["Sardalya"]}, {"word": "ateş böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, karanlıkta ışıldama özelliği olan böcek, yıldız böceği, yıldız kurdu (Lampyris noctiluca)"]}, {"word": "ateş böcekleri", "meanings": ["Kın kanatlılardan, örneği ateş böceği olan böcekler takımı"]}, {"word": "ateşçi", "meanings": ["Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse, kazancı, ocakçı."]}, {"word": "ateş çiçeği", "meanings": ["Ballıbabagillerden, ateş kırmızısı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens)"]}, {"word": "ateşçilik", "meanings": ["Ateşçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ateş gecesi", "meanings": ["Hristiyanlarda 24 Haziran'a rastlayan Yahya Yortusu'nun, meydanlarda ateş yakılıp bu ateşin üstünden atlanarak ve çevresinde oynanarak kutlanan bir önceki gecesi"]}, {"word": "ateş gemisi", "meanings": ["Eski çağlarda düşman gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapılmış, içi yakıcı maddelerle dolu gemi"]}, {"word": "ateşin", "meanings": ["Ateşli, coşkun", "Ateş renginde olan"]}, {"word": "ateş hattı", "meanings": ["Savaşta en ilerideki birliklerin ellerindeki silahlarla ateş açabilecekleri hat"]}, {"word": "ateş kayığı", "meanings": ["Ateş balığı avlamak için kullanılan ve içinde ateş yakılan kayık", "Yangın söndürmede kullanılan tulumbayı taşımak için kullanılan büyük ve geniş kayık"]}, {"word": "ateşkes", "meanings": ["Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke"]}, {"word": "ateş kırmızısı", "meanings": ["Yanan ateşin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ateşleme", "meanings": ["Ateşlemek işi"]}, {"word": "ateşlemek", "meanings": ["Tutuşturmak, yakmak", "Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak", "Kışkırtmak, kızıştırmak", "Coşturmak"]}, {"word": "ateşlendirme", "meanings": ["Ateşlendirmek işi"]}, {"word": "ateşlendirmek", "meanings": ["Coşturmak, kışkırtmak, şiddetlendirmek"]}, {"word": "ateşlenme", "meanings": ["Ateşlenmek işi"]}, {"word": "ateşlenmek", "meanings": ["Ateşleme işine konu olmak", "Vücut ısısı artmak", "Coşmak, kızışmak, şiddetlenmek"]}, {"word": "ateşletme", "meanings": ["Ateşletmek işi"]}, {"word": "ateşletmek", "meanings": ["Ateşleme işini yaptırmak"]}, {"word": "ateşleyici", "meanings": ["Ateşleme niteliği olan (şey)", "Patlayıcı maddeleri ateşlemekte kullanılan cihaz"]}, {"word": "ateşli", "meanings": ["Ateşi olan", "Heyecanlı, coşkulu", "Cinsel istekleri güçlü olan"]}, {"word": "ateşli ateşli", "meanings": ["Yoğun ve heyecanlı bir biçimde"]}, {"word": "ateşlik", "meanings": ["Ateş yakılan veya konulan yer"]}, {"word": "ateşlilik", "meanings": ["Ateşli olma durumu"]}, {"word": "ateşli silah", "meanings": ["Patlayıcı madde aracı ile mermi atan top, tüfek vb. silah"]}, {"word": "ateş pahası", "meanings": ["Çok pahalı"]}, {"word": "ateş parçası", "meanings": ["Çok canlı, hareketli, becerikli, çalışkan", "Çok yaramaz (çocuk)", "Canlı"]}, {"word": "ateşperest", "meanings": ["Ateşe tapan"]}, {"word": "ateş tuğlası", "meanings": ["Ocak, soba vb. yerlerde kullanılan, ateşe dayanıklı tuğla"]}, {"word": "atfen", "meanings": ["Mal ederek, yükleyerek"]}, {"word": "atfetme", "meanings": ["Atfetmek işi, isnat"]}, {"word": "atgiller", "meanings": ["Atları, eşekleri ve zebraları içine alan, tek parmaklı memeliler familyası"]}, {"word": "atfetmek", "meanings": ["Bir işi veya bir sözü bir kimseye mal etmek, yüklemek, isnat etmek", "Yöneltmek, çevirmek"]}, {"word": "at gözlüğü", "meanings": ["Atların koşum takımında, göz hizasında bulunan korumalık"]}, {"word": "at gözlüğüyle bakmak", "meanings": ["çevresinde olup bitenleri iyi algılayamamak, değerlendirememek"]}, {"word": "atıcı", "meanings": ["İyi nişan alan, attığını vuran (kimse)", "Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse)"]}, {"word": "atıcılık", "meanings": ["Atıcı olma durumu", "Bazı ateşli silahlar kullanarak yapılan spor"]}, {"word": "algılayıcı", "meanings": ["Algı yetisi olan (kimse)", "Dedektör"]}, {"word": "algoritma", "meanings": ["Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu"]}, {"word": "algın", "meanings": ["Cılız, zayıf, hastalıklı", "Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun"]}, {"word": "algler", "meanings": ["Su yosunları"]}, {"word": "alıcı", "meanings": ["Satın almak isteyen kimse, müşteri", "Kendisine bir şey gönderilen kimse", "Almaç", "Kamera", "Azrail"]}, {"word": "alıcı bulmak", "meanings": ["müşteri bulmak"]}, {"word": "alıcı çıkmak", "meanings": ["müşteri olmak", "istemek, talip olmak"]}, {"word": "alıcı gözüyle bakmak", "meanings": ["inceden inceye gözden geçirmek"]}, {"word": "alıcı kılığına girmek", "meanings": ["müşteri gibi davranmak"]}, {"word": "alıcı kuş", "meanings": ["Avcı kuş"]}, {"word": "alıcı kuşun ömrü az olur", "meanings": ["`başkalarına saldırmayı alışkanlık edinen kimsenin düşmanı çok olur, bu düşmanlar onun canına kıyarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alıç", "meanings": ["Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna)", "Bu ağacın mayhoş yemişi"]}, {"word": "alık", "meanings": ["Sersem olan, budala, ebleh"]}, {"word": "alıklaşma", "meanings": ["Alıklaşmak durumu"]}, {"word": "alıklaşmak", "meanings": ["Alık duruma gelmek, bir şey karşısında aptallaşıp şaşırmak, şaşkınlaşmak, aptallaşmak"]}, {"word": "alıklaştırmak", "meanings": ["Alık duruma getirmek"]}, {"word": "alıklaştırma", "meanings": ["Alıklaştırmak işi"]}, {"word": "alıkonulma", "meanings": ["Alıkonulmak işi, mevkufiyet"]}, {"word": "alıklık", "meanings": ["Alık olma durumu, belahet"]}, {"word": "alıkonulmak", "meanings": ["Alıkoyma işine konu olmak", "Yasaklanmak"]}, {"word": "alıkoyma", "meanings": ["Alıkoymak işi, tavik"]}, {"word": "alıkoymak", "meanings": ["Bir süre için bir yerde tutmak", "Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak", "Ayırıp saklamak", "Yoksun bırakmak", "Mâni olmak, engel olmak"]}, {"word": "alık salık", "meanings": ["Aptal", "Aptalca"]}, {"word": "alım", "meanings": ["Alma işi", "Kurum, çalım, gurur", "Çekicilik"]}, {"word": "alımcı", "meanings": ["Tahsildar"]}, {"word": "alımlı", "meanings": ["Alımı olan, çekici, cazibeli, albenili, cazip, cazibedar, kişmiri"]}, {"word": "alım çalım", "meanings": ["Gösteriş, çekici hareket"]}, {"word": "alımlı çalımlı", "meanings": ["Gösterişli, güzel"]}, {"word": "alımlılık", "meanings": ["Alımlı olma durumu, çekicilik"]}, {"word": "alım satım", "meanings": ["Alışveriş"]}, {"word": "alım satım bürosu", "meanings": ["Alışveriş işlerinin yapıldığı veya düzenlendiği şube, yer, alım satım ofisi"]}, {"word": "alım satım ofisi", "meanings": ["Alım satım bürosu"]}, {"word": "alın", "meanings": ["Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü", "Bazı şeylerin önü, ön yüzü", "Karşı", "Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi"]}, {"word": "alın damarı çatlamış", "meanings": ["ar damarı çatlamış"]}, {"word": "alna yazılan başa gelir", "meanings": ["`kişi, kaderi ne ise onu görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alnına kara sürmek", "meanings": ["bir kimsenin haksız yere kötü tanınmasına yol açmak"]}, {"word": "alnı açık yüzü ak", "meanings": ["çekinecek hiçbir durumu veya ayıbı olmayan"]}, {"word": "alnında yazılmış olmak", "meanings": ["bir olayın, kişinin başına gelmesini Allah yazmış olmak"]}, {"word": "alnından öpmek", "meanings": ["beğenmek, takdir etmek"]}, {"word": "alnını karışlamak", "meanings": ["küçümseyerek meydan okumak"]}, {"word": "alnının akıyla", "meanings": ["ayıplanacak bir duruma düşmeden, şerefiyle başarı göstermiş olarak"]}, {"word": "alındı", "meanings": ["Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz"]}, {"word": "alın çatı", "meanings": ["İki kaşın arası, alnın ortası"]}, {"word": "alnının kara yazısı", "meanings": ["kötü kaderi, kötü talihi"]}, {"word": "alındılı", "meanings": ["Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü"]}, {"word": "alıngan", "meanings": ["Çabuk gücenen, kırılan"]}, {"word": "alınganlık", "meanings": ["Alıngan olma durumu"]}, {"word": "alınlık", "meanings": ["Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası", "Yapılarda cephe süsü"]}, {"word": "alınma", "meanings": ["Alınmak işi"]}, {"word": "alınmak", "meanings": ["Alma işi yapılmak", "Elde edilmek", "Uyarlanmak", "Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak"]}, {"word": "alın teri", "meanings": ["Emek"]}, {"word": "alın teri dökmek", "meanings": ["çok emek vermek, zahmetli bir iş görmek"]}, {"word": "alın (veya alnının) teri ile kazanmak", "meanings": ["hak ederek, çalışarak, emek vererek kazanmak"]}, {"word": "alıntı", "meanings": ["Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas", "Başka bir dilden alınmış kelime"]}, {"word": "alıntılama", "meanings": ["Alıntılamak işi"]}, {"word": "alıntılamak", "meanings": ["Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek"]}, {"word": "alın yazısı", "meanings": ["Yazgı"]}, {"word": "alırlık", "meanings": ["Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti"]}, {"word": "alın yazısı değişmez", "meanings": ["`kişi ne yaparsa yapsın kaderini değiştiremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alış", "meanings": ["Alma işi"]}, {"word": "alış fiyatı", "meanings": ["Bir mal için alım karşılığı ödenen para ve üretim gereçleri fiyatı"]}, {"word": "alışık", "meanings": ["Herhangi bir duruma alışmış olan"]}, {"word": "alışık olmak", "meanings": ["alışkın olmak"]}, {"word": "alışıklık", "meanings": ["Alışık olma durumu"]}, {"word": "alışılma", "meanings": ["Alışılmak işi"]}, {"word": "alışılmamış", "meanings": ["Nadir, bilinmeyen, az rastlanan"]}, {"word": "alışılmak", "meanings": ["Bir şeye alışmış duruma gelinmek"]}, {"word": "alışılmış", "meanings": ["Her zamanki, mutat"]}, {"word": "alışkan", "meanings": ["Alışkın"]}, {"word": "alışkanlık", "meanings": ["Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam", "Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet", "İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış"]}, {"word": "alışkanlık edinmek", "meanings": ["bir şeyi sürekli yapar olmak, itiyat edinmek"]}, {"word": "alışkanlık hâline getirmek", "meanings": ["bir şeyi sürekli yapar olmak"]}, {"word": "alışkanlıktan (veya alışkanlığından) kopamamak", "meanings": ["belli bir huydan vazgeçememek, alışıklığı bırakamamak"]}, {"word": "alışkı", "meanings": ["Alışkanlık"]}, {"word": "alışkanlığında olmak", "meanings": ["iyice alışık bulunmak, huy hâline getirmek"]}, {"word": "alışkın", "meanings": ["Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış"]}, {"word": "alışkı edinmek", "meanings": ["alışkanlık durumuna getirmek"]}, {"word": "alışkın olmak", "meanings": ["iyice alışmış olmak, yabancılık çekmemek"]}, {"word": "alışkınlık", "meanings": ["Alışkanlık"]}, {"word": "alışma", "meanings": ["Alışmak işi, istinas, ülfet"]}, {"word": "alışmak", "meanings": ["Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek", "Yadırgamaz duruma gelmek", "Uyar duruma gelmek, intibak etmek", "Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak", "Bağlanmak, ısınmak", "Evcilleşmek, ehlîleşmek", "Tutuşmak, yanmaya başlamak"]}, {"word": "alıştırma", "meanings": ["Alıştırmak işi", "Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar, temrin, talim, egzersiz", "Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj", "Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman"]}, {"word": "alıştırmak", "meanings": ["Alışmasına yol açmak", "Uyar duruma getirmek"]}, {"word": "alışveriş", "meanings": ["Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar", "İlişki, münasebet"]}, {"word": "alışverişi kesmek", "meanings": ["biriyle ilgisi kalmamak"]}, {"word": "alışverişe çıkmak", "meanings": ["alım satım işi için çarşıya gitmek"]}, {"word": "alışveriş yapmak", "meanings": ["alım satım işini gerçekleştirmek"]}, {"word": "Ali", "meanings": ["`Kurnazca ve haince düzen` anlamında Ali Cengiz oyunu, `çok zorba` anlamında Ali kıran baş kesen, `bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek` anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "ali", "meanings": ["Yüce, yüksek"]}, {"word": "alicenaplık", "meanings": ["Alicenap olma durumu"]}, {"word": "alicenap", "meanings": ["Cömert", "Onurlu, şerefli", "Onurlu, şerefli bir biçimde"]}, {"word": "alifatik", "meanings": ["Açık zincirli olan (organik madde)"]}, {"word": "alil", "meanings": ["Hastalıklı, sakat"]}, {"word": "âlim unutmuş, kalem unutmamış", "meanings": ["`insan ne kadar bilgili olursa olsun her şeyi aklında tutamayacağı için unutulmaması istenilen şey mutlaka yazılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "âlim", "meanings": ["Bilgin"]}, {"word": "alim", "meanings": ["Bilen"]}, {"word": "alimallah", "meanings": ["Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için `en iyisini Allah bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "âlimane", "meanings": ["Âlime yakışan", "Âlime yakışır bir biçimde"]}, {"word": "âlimlik", "meanings": ["Bilginlik"]}, {"word": "alinazik", "meanings": ["Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "aliterasyon", "meanings": ["Şiir ve nesirde uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması"]}, {"word": "alivre", "meanings": ["Önceden satış"]}, {"word": "aliyyülâlâ", "meanings": ["En güzel, en iyi, mükemmel"]}, {"word": "alizarin", "meanings": ["Kök boyası"]}, {"word": "alize", "meanings": ["Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr"]}, {"word": "alkali metaller", "meanings": ["Oksitlenmelerini sodyum, lityum, potasyum, rubidyum, sezyum elementlerinin sağladığı metaller"]}, {"word": "alkalik", "meanings": ["İçinde alkali bulunan, kalevi, antiasit"]}, {"word": "alkali", "meanings": ["Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı"]}, {"word": "alkalimetre", "meanings": ["Alkaliölçer"]}, {"word": "alkaliölçer", "meanings": ["Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz, alkalimetre"]}, {"word": "alkaloit", "meanings": ["Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde"]}, {"word": "alkan", "meanings": ["Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin"]}, {"word": "alkarısı", "meanings": ["Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan görüntü, çarşamba karısı"]}, {"word": "alkış", "meanings": ["Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı"]}, {"word": "alkım", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "alkarna", "meanings": ["İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ"]}, {"word": "alkış almak", "meanings": ["çok beğenilmek"]}, {"word": "alkış kopmak", "meanings": ["birdenbire güçlü bir biçimde el çırpılmak"]}, {"word": "alkış toplamak", "meanings": ["çok alkışlanmak"]}, {"word": "alkış tufanı kopmak", "meanings": ["sürekli ve coşkun alkış başlamak"]}, {"word": "alkış tutmak", "meanings": ["topluca el çırparak yüksek sesle `yaşa, var ol` vb. sözler söyleyerek birini alkışlamak", "taraftar olmak, belli bir görüşten yana olmak"]}, {"word": "alkış ağası", "meanings": ["Padişahı alkışlamakla görevli kimse"]}, {"word": "alkışçı", "meanings": ["Alkışlayan kimse", "Şakşakçı, dalkavuk, yüze gülücü, yağcı kimse"]}, {"word": "alkışlama", "meanings": ["Alkışlamak işi"]}, {"word": "alkışçılık", "meanings": ["Alkışçı olma durumu"]}, {"word": "alkışlamak", "meanings": ["Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak", "Beğenmek, takdir etmek"]}, {"word": "alkışlanma", "meanings": ["Alkışlanmak işi"]}, {"word": "alkil", "meanings": ["Alkol kökü"]}, {"word": "alkışlanmak", "meanings": ["Alkışlama işine konu olmak"]}, {"word": "alkol duvarını aşmak", "meanings": ["çok sarhoş olmak"]}, {"word": "alkolik", "meanings": ["Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olan (kimse)"]}, {"word": "alkol", "meanings": ["Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol", "Her türlü alkollü içki"]}, {"word": "alkolizm", "meanings": ["Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olma durumu"]}, {"word": "alkollü", "meanings": ["Alkolden yapılmış", "Sarhoş, içki içmiş (kimse)"]}, {"word": "alkolölçer", "meanings": ["Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz, alkolmetre", "İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç, alkolmetre"]}, {"word": "Allah", "meanings": ["Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Tanrı"]}, {"word": "Allah!", "meanings": ["bir şey karşısında hayranlık veya yakarma bildiren bir söz"]}, {"word": "Allah acısını unutturmasın", "meanings": ["`Tanrı bu acıyı unutturacak daha büyük bir acı göstermesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah Allah!", "meanings": ["şaşma veya can sıkıntısı anlatan bir ünlem", "Türk askerinin hücum narası"]}, {"word": "Allah aratmasın", "meanings": ["yakınılacak bir durumda `Tanrı daha kötüsünü göstermesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah akıl fikir (veya akıllar) versin", "meanings": ["akılsızca bir davranışta bulunanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah artırsın", "meanings": ["`Tanrı daha fazlasını versin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah bağışlasın", "meanings": ["`Tanrı çocuğun sağlıkla büyümesini sağlasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah bahtından güldürsün", "meanings": ["evlenecek kıza mutluluk dilemek için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir", "meanings": ["`Tanrı bol harcayana bol, az harcayana az verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah bana, ben de sana", "meanings": ["`şimdi sana borcumu ödeyecek param yok, kazanırsam öderim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah belasını versin", "meanings": ["birinin kötü bir duruma düşmesi istenildiğinde söylenen ilenme sözü"]}, {"word": "Allah beterinden saklasın (veya esirgesin)", "meanings": ["`Tanrı daha kötü duruma düşürmesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah (binbir) bereket versin", "meanings": ["bir kazanç karşısında durumundan hoşnut olmayı belirten bir söz"]}, {"word": "Allah bilir", "meanings": ["`belli değil` anlamında kullanılan bir söz", "`bana öyle geliyor ki` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah bilir ama kul da sezer", "meanings": ["`bir işin nasıl bir sonuç vereceğini ancak Tanrı bilir ama insan da kafasını kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah bir dediğinden başka sözüne inanılmaz", "meanings": ["birinin çok yalancı olduğunu anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah bir yastıkta kocatsın", "meanings": ["yeni evlenenlere `birlikte yaşlanın` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah büyüktür", "meanings": ["günün birinde hakkını alacağına, kendine yapılan haksızlıkların düzeleceğine inanmak gerektiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "Allah dağına göre kar verir", "meanings": ["`Tanrı herkese dayanabileceği ölçüde sıkıntı verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah cezasını vermesin (veya versin)", "meanings": ["yarı şaka, yarı şaşma yollu bazen de öfke ile söylenen ilenme sözü"]}, {"word": "Allah canını alsın", "meanings": ["birinin kötü bir duruma düşmesi istenildiğinde söylenen ilenme sözü"]}, {"word": "Allah derim", "meanings": ["yapılan bir iş için sorulan `ne dersin?` sorusuna karşı `söyleyecek başka söz bulamıyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah dirlik düzenlik versin", "meanings": ["`Tanrı aile huzuru versin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz", "meanings": ["`alın yazısı ne ise o olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah dört gözden ayırmasın", "meanings": ["`Tanrı, çocuğu yetim veya öksüz bırakmasın` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah düşmanıma vermesin", "meanings": ["anlatılan bir kötülüğün büyüklüğü belirtilmek istendiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah ecir sabır versin", "meanings": ["başsağlığı için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah eksik etmesin", "meanings": ["`Tanrı yokluğunu göstermesin` anlamında kullanılan bir söz", "birinin yaptığı hizmet anılırken ona teşekkür yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah eksikliğini göstermesin", "meanings": ["pek gerekli olan bir şeyin kusuru anlatılırken, öyle de olsa onun varlığına şükredildiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "Allah esirgesin (veya saklasın)", "meanings": ["`Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karşılaştırmasın!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah emeklerini eline vermesin", "meanings": ["`Tanrı emeklerini boşa çıkarmasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah gecinden versin", "meanings": ["`uzun yıllar yaşayasın`' anlamında kullanılan iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah etmesin", "meanings": ["olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah göstermesin", "meanings": ["`Tanrı kötü bir durumla karşı karşıya bırakmasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar", "meanings": ["`işi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı'nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah hayırlı etsin", "meanings": ["genellikle bir olay başlangıcında `Tanrı uğurlu etsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah hakkı için", "meanings": ["ant içmek veya ant vermek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah herkesin gönlüne göre versin", "meanings": ["`Allah herkese içinden geçirdiği iyiliğe veya kötülüğü göre karşılık versin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah Halil İbrahim bereketi versin", "meanings": ["`Tanrı çok versin, bereket versin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah için", "meanings": ["gerçekten, doğrusu"]}, {"word": "Allah hoşnut olsun", "meanings": ["bir kimsenin, kendisine iyiliği dokunan biri için kullandığı bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah iki iyilikten birini versin", "meanings": ["`ağır hasta, ya ölsün kurtulsun ya iyi olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah iyiliğini (veya layığını) versin", "meanings": ["hoşa gitmeyen bir davranış karşısında hoşgörü ile söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış", "meanings": ["`geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah kavuştursun", "meanings": ["birinin yakını, bulunduğu yerden ayrıldığında kalanlara kavuşma dileğinde bulunmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah (seni) inandırsın", "meanings": ["inanılması pek kolay olmayan bir şey anlatılırken yemin yerine söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah kahretsin", "meanings": ["`Tanrı cezasını versin` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "Allah kazadan beladan saklasın", "meanings": ["Tanrı'nın insanı türlü kötülüklerden koruması dileğiyle söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah kerim", "meanings": ["`Tanrı büyüktür, Tanrı'ya güvenmeli` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah kısmet ederse", "meanings": ["`Tanrı izin verirse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah korusun (veya saklasın)", "meanings": ["`Tanrı tehlikeye, kötü duruma düşürmesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah kulundan geçmez", "meanings": ["`Tanrı dar zamanlarında kulunun imdadına yetişir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah kuru iftiradan saklasın", "meanings": ["bir suçlama karşısında onun iftira olduğu anlatılmak istendiğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah kulunu kısmeti ile yaratır", "meanings": ["`bu dünyada herkesin dar veya geniş, bir geçim yolu vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah manda şifalığı versin", "meanings": ["çok veya ağır yemek yiyenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah müstahakını versin", "meanings": ["`Allah, neye layıksa onu versin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah mübarek etsin", "meanings": ["`kutlu olsun` anlamında kullanılan bir söz", "onaylanmayan durumda kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah ne verdiyse", "meanings": ["`yiyecek olarak evde ne varsa` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah övmüş de yaratmış", "meanings": ["çok güzel olanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah ömürler versin", "meanings": ["`Allah, ömrünü uzatsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah rahmet eylesin", "meanings": ["ölüleri hayırla anmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah rahatlık versin", "meanings": ["genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah rızası için", "meanings": ["dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü", "`ne olursun, ne olursunuz` anlamlarında kullanılan bir söz", "karşılık beklemeksizin"]}, {"word": "Allah sabırlı kulunu sever", "meanings": ["`Tanrı sabırlı kulunu sevdiği için sabırlı olmaya daha çok dikkat etmeliyiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin", "meanings": ["`Tanrı kimseyi kimseye, en yakınlarına bile muhtaç etmesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah selamet versin", "meanings": ["yola çıkanlara `Tanrı kazadan, beladan korusun` anlamında söylenen bir esenleme sözü", "uzaktaki tanıdıklar anılırken kullanılan bir söz", "birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceği zaman onun adından önce getirilen giriş sözü", "`keyfin bilir, gidersen git` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah seni (veya sizi) inandırsın", "meanings": ["`doğru söylüyorum, Tanrı tanıktır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah sevdiğine dert verir", "meanings": ["`Tanrı, derdin kendisinden geldiğine inanarak yakınmayanları ödüllendireceği için sevdiğine dert verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah son gürlüğü versin", "meanings": ["`Tanrı, yaşlılıkta sıkıntı göstermesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah (veya Allah'ı) var", "meanings": ["`doğrusunu söylemek gerekirse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah senden razı olsun", "meanings": ["yapılan bir iyilik karşısında `Tanrı seninle olsun, iyiliğini senden esirgemesin` anlamında teşekkür olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah sonunu hayır etsin", "meanings": ["bir işin sonucu için kaygı duyulduğunda söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah taksiratını affetsin", "meanings": ["ölüden söz ederken `Tanrı günahlarını bağışlasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah tamamına erdirsin (veya eriştirsin)", "meanings": ["evliliğin mutlu bir biçimde sürdürülmesi için söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah tekrarına erdirsin", "meanings": ["`tekrar bugünleri görün` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah utandırmasın", "meanings": ["bir işe girişenlere söylenen başarı dileği"]}, {"word": "Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez", "meanings": ["`Tanrı dilerse hiç tanınmayan, yoksul bir aile çocuğunu da üne, zenginliğe kavuşturur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir", "meanings": ["`Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah vere de", "meanings": ["`inşallah, dileriz ki` anlamında kullanılan iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah vermesin", "meanings": ["bir şeyin olmaması dileğini anlatan bir söz"]}, {"word": "Allah'a bir can borcu var", "meanings": ["`Allah'a vereceği canından başka hiç kimseye bir borcu yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah'a emanet", "meanings": ["`Tanrı esirgesin` anlamında birini överken söylenen bir söz", "tutar yanı olmayan kimse veya nesne için şaka yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah'a emanet ol (veya olun)", "meanings": ["ayrılanın kalana söylediği bir esenleme sözü"]}, {"word": "Allah'a ısmarladık", "meanings": ["ayrılanın kalan veya kalanlara söylediği bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah'a yalvar", "meanings": ["kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düşüp yakınan kimseye `ben sana yardım edemem, benden bir şey umma` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah'a (bin) şükür", "meanings": ["gerçekleşen güzel bir durum için Allah'a teşekkür etmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah'ın adamı", "meanings": ["garip, saf, zavallı (kimse)"]}, {"word": "Allah'ın belası", "meanings": ["sıkıntı veren, kötü olan"]}, {"word": "Allah'ın binasını yıkmak", "meanings": ["kendini veya başkasını öldürmek"]}, {"word": "Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz", "meanings": ["`kişi işlediği suçtan dolayı önce Tanrı'ya karşı sorumludur ve bu suçu da Tanrı bilir, bu nedenle onu kuldan saklamak gerekmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah'ın cezası", "meanings": ["pek yaramaz, şirret"]}, {"word": "Allah'ın emri", "meanings": ["kader"]}, {"word": "Allah'ın evi", "meanings": ["cami, mescit", "Kâbe", "insan gönlü"]}, {"word": "Allah'ın gazabı", "meanings": ["çok sıkıntı veren şey"]}, {"word": "Allah'ın hikmeti", "meanings": ["beklenmeyen, sebebi anlaşılmayan veya şaşılan şeyler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah'ın günü", "meanings": ["hemen hemen her gün"]}, {"word": "Allah'ın işine bak", "meanings": ["bir işin, bir olayın beklenmedik, şaşılacak bir durum alması karşısında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah'ın kulu", "meanings": ["insan, kimse, kişi"]}, {"word": "Allah'ını seversen", "meanings": ["olması ve gerçekleşmesi çok istenilen bir durum karşısında kullanılan yalvarma sözü"]}, {"word": "Allah'ından bulsun", "meanings": ["`ben kendisine bir şey yapmayacağım, yaptığı kötülüğün cezasını Tanrı versin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah'tan", "meanings": ["iyi ki", "yaradılıştan"]}, {"word": "Allah'tan kork!", "meanings": ["`yapma, utan, yazıktır!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah versin", "meanings": ["iyi bir şey ele geçirenlere memnunluk bildirmek için söylenen bir söz", "dilenciyi savmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah'tan korkmaz", "meanings": ["can yakıcı, insafsız, acımasız"]}, {"word": "Allah'tan umut kesilmez", "meanings": ["genellikle ağır hastalar için söylenilen `iyileşebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah yarattı dememek", "meanings": ["kıyasıya dövmek, çok hırpalamak"]}, {"word": "Allah yazdı ise bozsun", "meanings": ["gerçekleşmesi istenmeyen bir olay veya durum için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah yürü ya kulum demiş", "meanings": ["az zamanda çok para kazananlar veya işinde çok ilerleyenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "Allah ziyade etsin", "meanings": ["`Tanrı artırsın` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "Allah zihin açıklığı versin", "meanings": ["birinin başarılı olması için söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "allahlık Ali Bey", "meanings": ["hiçbir şeyle ilgilenmeyen, olaylardan habersiz olan"]}, {"word": "allahlık", "meanings": ["Kendisinden hiçbir işte yararlık umulmayan saf ve zararsız (kimse)"]}, {"word": "allak bullak etmek", "meanings": ["karmakarışık bir duruma getirmek", "bir yeri veya bir şeyi dağıtmak", "düzeni bozmak"]}, {"word": "Allahsızlık", "meanings": ["Tanrısızlık"]}, {"word": "allahsız", "meanings": ["Acımasız, insafsız, vicdansız"]}, {"word": "Allahualem", "meanings": ["`Tanrı en iyisini bilir` anlamında kullanılan bir söz", "`Galiba` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Allah vergisi", "meanings": ["Tanrı vergisi"]}, {"word": "Allahutaala", "meanings": ["Yüce Tanrı, ulu Allah"]}, {"word": "Allah yapısı", "meanings": ["İnsanlar tarafından yapılmamış olan"]}, {"word": "allamak", "meanings": ["Kırmızı duruma getirmek"]}, {"word": "allak bullak", "meanings": ["Altüst, karmakarışık"]}, {"word": "allak bullak olmak", "meanings": ["çok karışık duruma gelmek, altı üstüne gelmek, karmakarışık olmak, düzeni bozulmak", "karışmak", "şaşkına dönmek"]}, {"word": "allama", "meanings": ["Allamak işi"]}, {"word": "allamak pullamak", "meanings": ["süslemek, donatmak"]}, {"word": "allame kesilmek", "meanings": ["allamelik taslamak"]}, {"word": "allame", "meanings": ["Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili"]}, {"word": "allamelik", "meanings": ["Allame olma durumu"]}, {"word": "allanma", "meanings": ["Allanmak işi"]}, {"word": "allamelik taslamak", "meanings": ["bilgisiz olduğu hâlde her şeyi bilir görünmek"]}, {"word": "allanıp pullanmak", "meanings": ["çok süslenmek"]}, {"word": "allanmak", "meanings": ["Allama işi yapılmak"]}, {"word": "allaşma", "meanings": ["Allaşmak durumu"]}, {"word": "almak", "meanings": ["Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak", "Satın almak", "Ele geçirmek, fethetmek", "Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak", "Birlikte götürmek", "İçine sığmak", "Kabul etmek", "Kendine ulaştırılmak, iletilmek", "İçeri sızmak, içine çekmek", "Erkek, kadınla evlenmek", "Sürükleyip götürmek", "Kazanmak, elde etmek", "Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak", "Bürümek, sarmak, kaplamak", "Kısaltmak, eksiltmek", "Yolmak, koparmak", "Temizlemek", "İçeri girmesini sağlamak", "Tat veya koku duymak", "Örtmek, koymak", "Yol gitmek, mesafe katetmek", "Çalmak", "Soldurmak", "Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak", "Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek", "Göreve, işe başlatmak", "Görevden, işten çekmek", "Başlamak", "İçecek veya sigara içmek", "Yutmak, kullanmak", "Kazanç sağlamak", "Gidermek, yok etmek", "Yer değiştirmek"]}, {"word": "allaşmak", "meanings": ["Al duruma gelmek"]}, {"word": "allem", "meanings": ["`Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak` anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer"]}, {"word": "allı", "meanings": ["Üzerinde al renk bulunan"]}, {"word": "allı pullu", "meanings": ["Göz alıcı renkler ve şeylerle süslenmiş"]}, {"word": "almaç", "meanings": ["Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör"]}, {"word": "allık", "meanings": ["Al olma durumu", "Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya"]}, {"word": "alma", "meanings": ["Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız", "Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer"]}, {"word": "al (veya alın) ...", "meanings": ["işte"]}, {"word": "alaşağı etmek", "meanings": ["yetkilerini elinden alıp birini yerinden uzaklaştırmak, atmak, kovmak", "kapıp yere vurmak", "kötülemek, değersiz göstermek"]}, {"word": "al aşağı vur yukarı", "meanings": ["çekişe çekişe pazarlık yapılırken söylenen bir söz"]}, {"word": "al benden de o kadar", "meanings": ["`ben de aynı düşüncedeyim, aynı durumdayım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "al birini, vur ötekine (veya birine)", "meanings": ["hiçbiri işe yaramaz, hepsi bir ayarda"]}, {"word": "al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur (veya gocunsun)", "meanings": ["`bir yolsuzluğun suçluları aranırken o işte kusuru olan kişi telaşlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "al gülüm ver gülüm", "meanings": ["çıkar ilişkilerinde bazı sıkıntıları karşılıklı olarak görmezden gelme", "bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını bekleme durumu"]}, {"word": "al malın iyisini, çekme kaygısını", "meanings": ["`malın iyisini alan, onu tasasız kullanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "al sana bir ... daha", "meanings": ["yeni bir aksilik olduğunda bezginlik bildirmek için `işte` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "al takke ver külah", "meanings": ["uzun bir çekişmeden sonra, çekişe çekişe", "aralarındaki senli benli ilişkiyi sürdürerek"]}, {"word": "aldı", "meanings": ["`söylemeye başladı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aldı sazı eline", "meanings": ["hiç kimseyi konuşturmadan konuşan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmemek", "meanings": ["sağladığı yarar, verdiği zararı karşılamamak"]}, {"word": "alıp satmaz görünmek", "meanings": ["ilgisiz görünmek veya davranmak"]}, {"word": "alıp başını gitmek", "meanings": ["başını alıp gitmek"]}, {"word": "almadan vermek Allah'a mahsus", "meanings": ["`insan yaptığı herhangi bir şey için mutlaka karşılık bekler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alıp götürmek", "meanings": ["yakalayıp götürmek, derdest etmek"]}, {"word": "alıp sattığı olmamak", "meanings": ["hiç ilgisi bulunmamak"]}, {"word": "alıp vereceği olmamak", "meanings": ["bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak"]}, {"word": "alıp verememek", "meanings": ["anlaşamamak, çekememek, geçinememek"]}, {"word": "alıp vermek", "meanings": ["kalp çarpıntısı geçirmek", "herhangi bir konu üzerinde yoğun olarak düşünmek"]}, {"word": "alıp yürümek", "meanings": ["az zamanda çok ilerlemek, yayılmak, çoğalmak, artmak"]}, {"word": "almamazlık", "meanings": ["343 almazlık"]}, {"word": "alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste", "meanings": ["`kimseye eziyet edip ahını alma, sonra yaptığın kötülüklerin cezasını ömür boyu çekersin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "almadığın hayvanın kuyruğunu tutma", "meanings": ["`almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Alman", "meanings": ["Cermen soyundan olan halk", "Bu halktan olan kimse"]}, {"word": "almanak", "meanings": ["Yıllık"]}, {"word": "Almancı", "meanings": ["Almanya yanlısı olan kimse", "Avrupa'da genellikle de Almanya'da çalışan Türk vatandaşı"]}, {"word": "Almanca", "meanings": ["Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan, Almanya, Avusturya ile İsviçre'nin bir bölümünde kullanılan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Almancılık", "meanings": ["Almancı olma durumu"]}, {"word": "Almanlaşmak", "meanings": ["Alman yaşayış tarzını benimsemek"]}, {"word": "Alman gümüşü", "meanings": ["Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andırır bir alaşım, yeni gümüş, mayşor, alpaka (II)"]}, {"word": "Almanlaşma", "meanings": ["Almanlaşmak durumu"]}, {"word": "Almanlaştırma", "meanings": ["Almanlaştırmak işi"]}, {"word": "Almanlaştırmak", "meanings": ["Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak"]}, {"word": "Alman papatyası", "meanings": ["Orta Avrupa'da yetişen bir tür papatya (Anthemis nobilis)"]}, {"word": "Alman usulü", "meanings": ["Toplu olarak gidilen bir yerde herkesin kendi masrafını kendi ödemesi veya masrafa herkesin eşit olarak katılması yöntemi"]}, {"word": "almaş", "meanings": ["İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe", "Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem"]}, {"word": "almaşık", "meanings": ["İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan", "Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif"]}, {"word": "almaşıklık", "meanings": ["Dönüşümlü ve düzenli sıralanma"]}, {"word": "almaşık yapraklar", "meanings": ["Sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar"]}, {"word": "almaşlı", "meanings": ["Almaş niteliği olan"]}, {"word": "alnaç", "meanings": ["Cephe"]}, {"word": "alogami", "meanings": ["Tozlaşma"]}, {"word": "alo", "meanings": ["Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü", "(alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü"]}, {"word": "alotropi", "meanings": ["Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu"]}, {"word": "alp", "meanings": ["Yiğit, kahraman"]}, {"word": "alpaks", "meanings": ["Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı"]}, {"word": "alpaka", "meanings": ["Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos)", "Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü", "Bu yünden dokunan kumaş"]}, {"word": "alpinist", "meanings": ["Dağcı"]}, {"word": "alperen", "meanings": ["Derviş", "Mücahit"]}, {"word": "alpinizm", "meanings": ["Dağcılık"]}, {"word": "alplık", "meanings": ["Alp olma durumu"]}, {"word": "alpyıldızı", "meanings": ["Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum)"]}, {"word": "alşimi", "meanings": ["Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı, simya"]}, {"word": "alt", "meanings": ["Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı", "Bir nesnenin tabanı", "Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü", "Bir şeyin yere yakın bölümü", "Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun", "Sınıflamalarda ikinci derecede olan", "Birkaç şeyden aşağıda olan"]}, {"word": "alşimist", "meanings": ["Alşimi ile uğraşan kimse, simyacı"]}, {"word": "altı kaval, üstü şişhane (veya şeşhane)", "meanings": ["giysilerini birbirine uygun düşüremeyen, yakıştıramayanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "altı alay üstü kalay", "meanings": ["içi, dışı gibi özenilmiş olmayan şeyler için söylenen bir söz"]}, {"word": "altı yaş olmak", "meanings": ["işe birtakım oyunlar karışmak, böyle bir işe girişmekte sakıncalar bulunduğu anlaşılmak"]}, {"word": "altına etmek (veya kaçırmak)", "meanings": ["yatağına veya donuna işemek, salıvermek", "çok korkmak"]}, {"word": "altı tutmak", "meanings": ["pişirilirken yiyecek hafifçe yanmak"]}, {"word": "altına imza koymak", "meanings": ["konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek"]}, {"word": "altına imza atmak", "meanings": ["destek vermek amacıyla aynı düşüncede olduğunu göstermek"]}, {"word": "altında kalmak", "meanings": ["ezilmek", "karşılığını verememek"]}, {"word": "altında kalmamak", "meanings": ["karşılığını vermek, gördüğü iyilik veya kötülüğü karşılıksız bırakmamak"]}, {"word": "altından çapanoğlu çıkmak", "meanings": ["bir işin gizli kalmış kötü ve aksak yanıyla, kuşkulu bir durumuyla karşılaşmak", "bir işte gizli niyet, hile bulunmak"]}, {"word": "altından girip üstünden çıkmak", "meanings": ["malı, parayı düşüncesizce harcayıp tüketmek", "ne yapıp edip istediğini yaptırmak", "halletmek", "karıştırmak"]}, {"word": "altından kalkamamak", "meanings": ["bir işi başaramamak, becerememek, üstesinden gelememek", "kendini savunamamak"]}, {"word": "altını ıslatmak", "meanings": ["altına etmek"]}, {"word": "altını değiştirmek", "meanings": ["bebeğin çiş veya dışkı ile kirlenen bezini yenilemek"]}, {"word": "altını çizmek", "meanings": ["bir sözün önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak"]}, {"word": "altını kapatmak", "meanings": ["ocağın alevini kapatmak"]}, {"word": "altını üstüne getirmek", "meanings": ["bir şey bulmak için aramadık yer bırakmamak", "söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düşürmek, karmakarışık etmek"]}, {"word": "altını kısmak", "meanings": ["ocağın alevini azaltmak"]}, {"word": "altta kalanın canı çıksın", "meanings": ["`herkes başının çaresine baksın, gücü yetmeyen ne olursa olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altta kalmak", "meanings": ["herhangi bir iyiliğin karşılığını ödeyememek", "herhangi bir çatışmada, çekişmede yenilmek"]}, {"word": "alttan almak", "meanings": ["sert konuşan bir kimseye yumuşak bir dil kullanmak, aşağıdan almak"]}, {"word": "alt olmak", "meanings": ["yenilmek"]}, {"word": "alt perdeden konuşmak", "meanings": ["hafif sesle yavaş konuşmak"]}, {"word": "altta yok üstte yok", "meanings": ["yoksul, fakir"]}, {"word": "alt değirmen güçlü akar", "meanings": ["`kaynakları eski ve bol olan kuruluşlar sağlam ve verimli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alttan güreşmek", "meanings": ["gizli gizli yenme yollarını kollamak"]}, {"word": "alt alta", "meanings": ["Birbirinin altında olarak"]}, {"word": "alt etmek", "meanings": ["üstünlük sağlamak, yenmek"]}, {"word": "alt alta üst üste", "meanings": ["birbirleriyle itişir kakışır durumda"]}, {"word": "alt bölüm", "meanings": ["Sınıflandırmada ana bölümlerin ayrıldığı parçalardan her biri, ayrım"]}, {"word": "alt çene", "meanings": ["İnsan ve hayvanlarda yiyecekleri çiğnemeye yarayan, oynayabilen çene"]}, {"word": "alt cins", "meanings": ["Bir cins içinden ayrılan ikinci derecedeki cins"]}, {"word": "alt çenesi oynamak", "meanings": ["rüşvet alıp yemek"]}, {"word": "alt diş", "meanings": ["Alt çene üzerinde sıralanmış dişlerin her biri"]}, {"word": "alt dudak", "meanings": ["Dudaklardan altta bulunanı", "Böceklerin ağız sisteminde bulunan alt parça"]}, {"word": "alt deri", "meanings": ["Üst derinin altında bulunan ikinci tabaka, hipoderm", "Bazı gövde ve yaprakların üst derilerinin altında bulunan, çoğu kez hücre zarları kalınlaşmış özel doku, hipoderm"]}, {"word": "alternatör", "meanings": ["Dalgalı akım üreteci"]}, {"word": "altes", "meanings": ["Prens ve prenseslere verilen şeref unvanı", "Bu unvanı taşıyan kimse"]}, {"word": "alternatif", "meanings": ["Seçenek", "Değişik, farklı", "Karşı", "Almaşık", "Dalgalı"]}, {"word": "altı olur, yedi olur, hep Allah'ın dediği olur", "meanings": ["`önceden ne kadar hesap yapılırsa yapılsın, sonunda Tanrı'nın dilediği olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alt familya", "meanings": ["Bir familyanın içinden ayrılan ikinci derecede bir familya"]}, {"word": "alt geçit", "meanings": ["Trafik akışını kesmemek için bir yolun altından geçirilen geçit, battıçıktı, batçık"]}, {"word": "alt hava yuvarı", "meanings": ["Dünyamızı kuşatan atmosferin 10 kilometre kalınlığında olan alt katmanı"]}, {"word": "alt güverte", "meanings": ["Gemilerde güvertelerden altta bulunanı"]}, {"word": "altı", "meanings": ["Beşten sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı", "Beşten bir artık"]}, {"word": "altı karış beberuhi", "meanings": ["kısa boylu kimse"]}, {"word": "altı okka etmek", "meanings": ["birini kollarından ve bacaklarından tutup yukarı kaldırarak sallamak veya götürmek"]}, {"word": "altıgen", "meanings": ["Altı kenarlı çokgen, müseddes", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "altıdan yemek", "meanings": ["hastanelerde perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek"]}, {"word": "altık", "meanings": ["Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: `Kimi insanlar fânidir` önermesi `Bütün insanlar fânidir` önermesinin altığı olur"]}, {"word": "Altıkardeş", "meanings": ["Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi"]}, {"word": "altılı", "meanings": ["Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan", "İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul", "Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi", "Altılı ganyan"]}, {"word": "altılık", "meanings": ["Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş", "Altı tane alabilen", "Düzinenin yarısı"]}, {"word": "altın", "meanings": ["Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au)", "Bu elementten yapılmış", "Altından yapılmış sikke", "Üstün nitelikli, değerli"]}, {"word": "altın adı pul oldu, kız adı dul oldu", "meanings": ["`uygunsuz davranışları yüzünden temiz tanınan kişiliği lekelendi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın adını bakır etmek", "meanings": ["kötü işler yaparak temiz ve parlak ününü karartmak"]}, {"word": "altın anahtar her kapıyı açar", "meanings": ["`para olduğunda her güçlük yenilebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın ateşte, insan mihnette belli olur", "meanings": ["`altına benzeyen maddenin altın olup olmadığı ateşe dayanıklılık derecesi ile anlaşıldığı gibi bir kişinin değeri de sıkıntılara katlanma, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın eli bıçak kesmez", "meanings": ["`varlıklı veya değerli kişilerin elini kimse bükemez` anlamında kullanılan bir söz", "`herhangi bir işte usta olan her zorluğun üstesinden gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur", "meanings": ["`hiç kimse zenginliğine güvenmemelidir, gün gelir yoksullaşır ve fakir kimseye muhtaç olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın gibi", "meanings": ["altına benzeyen", "değerli, kıymetli", "saf"]}, {"word": "altın kesmek", "meanings": ["çok para kazanır olmak"]}, {"word": "altın leğene kan kusmak", "meanings": ["varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak"]}, {"word": "altın pas tutmaz", "meanings": ["`şerefli, temiz insana hiç kimse leke süremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın top gibi", "meanings": ["güzel ve tombul (çocuk)"]}, {"word": "altın tutsa toprak olur (veya altına yapışsa elinde bakır kesilir)", "meanings": ["giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz"]}, {"word": "altın yere düşmekle pul olmaz", "meanings": ["`üstün nitelikli kişinin değeri, bulunduğu yerden uzaklaştırılmasıyla azalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz", "meanings": ["`değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın yumurtlayan tavuk", "meanings": ["mesleği, sanatı, parası olan, gelirli kimse", "turist"]}, {"word": "altının kıymetini sarraf bilir", "meanings": ["`bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "altın varak", "meanings": ["Varak"]}, {"word": "altınbaş", "meanings": ["Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun"]}, {"word": "altınbeşik", "meanings": ["Bir eliyle kendi bileklerini kavrayan iki kişinin, öteki eliyle karşılıklı olarak birbirlerinin bileklerini tutmaları"]}, {"word": "altın bilezik", "meanings": ["Kola takılan ve pek çok türü olan, altından yapılmış süs eşyası", "Geçimi sağlayan sanat veya meslek"]}, {"word": "altıncı", "meanings": ["Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen"]}, {"word": "altıncı duyu", "meanings": ["Önsezi"]}, {"word": "altıncı his", "meanings": ["Önsezi"]}, {"word": "altın çağ", "meanings": ["Bir şey veya bir kimse için en verimli, en başarılı dönem", "Bir şeyin en çok kullanıldığı, tüketildiği dönem"]}, {"word": "altın kaplama", "meanings": ["Altın suyuna batırılarak ince bir altın tabaka ile kaplanmış (metal)"]}, {"word": "altın keseği", "meanings": ["Yerden temiz külçe durumunda çıkan altın"]}, {"word": "altın kökü", "meanings": ["Güney Amerika'da yetişen, kusturucu niteliği olan bir kök, ipeka (Cephaelis ipeca cuanha)"]}, {"word": "altın küpü", "meanings": ["İçinde altın saklanan küp vb", "Altın biriktiren", "Parası çok olan"]}, {"word": "altınlaşmak", "meanings": ["Altın durumu veya görünümü almak"]}, {"word": "altınlaşma", "meanings": ["Altınlaşmak durumu"]}, {"word": "altınoluk", "meanings": ["İşlemeli kadın şalvarı", "Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş", "Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar", "Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit"]}, {"word": "altın sarısı", "meanings": ["Altının rengi, altuni, altın rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "altın suyu", "meanings": ["Bir kısım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kısım konsantre hidroklorik asitten oluşmuş, özellikle platin, altın vb. metalleri çözmekte kullanılan bir karışım"]}, {"word": "altıntop", "meanings": ["Greyfurt", "İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides)"]}, {"word": "altın yağmurcun", "meanings": ["Yağmur kuşu"]}, {"word": "altın yıl", "meanings": ["Eşlerin evliliklerinin ellinci yılı"]}, {"word": "altıpatlar", "meanings": ["Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver"]}, {"word": "altıparmak", "meanings": ["Bir tür iri palamut balığı"]}, {"word": "altışar", "meanings": ["Altı sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her defasında altısı bir arada olan, her birine altı"]}, {"word": "altı yol", "meanings": ["Altı yolun birleştiği yer"]}, {"word": "altız", "meanings": ["Altısı bir arada doğan (çocuk)"]}, {"word": "altimetre", "meanings": ["Yükseklikölçer"]}, {"word": "alt kat", "meanings": ["Bir yapının veya aracın katlarından altta olanı"]}, {"word": "alt karşıt", "meanings": ["Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tikel olumlu, öbürü tikel olumsuz, karşı karşıya konmuş iki önermeden her biri: `Bazı insanlar bilgindirler` ile `Bazı insanlar bilgin değildirler` gibi"]}, {"word": "altlama", "meanings": ["Altlamak işi"]}, {"word": "alt kurul", "meanings": ["Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul, encümen, komisyon, komite", "Meclis veya herhangi bir kurultayda bazı konuları inceleyerek varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, milletvekilleri arasından oluşturulan yardımcı kurul, yarkurul, encümen, komisyon, komite"]}, {"word": "altlamak", "meanings": ["Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek"]}, {"word": "altlı", "meanings": ["Altı olan"]}, {"word": "altlık", "meanings": ["Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey", "Hayvanların altına yayılan ot veya saman", "Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba"]}, {"word": "altlı üstlü", "meanings": ["Alt ve üst katta olmak üzere"]}, {"word": "altmış", "meanings": ["Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı", "Altı kere on, elli dokuzdan bir artık"]}, {"word": "altmışaltı", "meanings": ["Altmış altı sayı almakla kazanılan bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "altmışar", "meanings": ["Altmış sıfatının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine altmış, her defasında altmışı bir arada olan"]}, {"word": "altmışaltıya bağlamak", "meanings": ["geçici bir çözümle durumu kurtarmış görünmek"]}, {"word": "altmışdörtlük", "meanings": ["Bir notanın altmış dörtte biri değerinde olan nota"]}, {"word": "altmışlık", "meanings": ["İçinde altmış tane bulunan", "Altmış yaşında olan veya görünen"]}, {"word": "altmışıncı", "meanings": ["Altmış sıfatının sıra bildiren biçimi, sırada elli dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "alto", "meanings": ["Viyola", "Kontralto"]}, {"word": "alt sınıf", "meanings": ["Bir sınıf içinden ayrılan ikinci derecedeki sınıf", "Toplumda sosyal ve ekonomik açıdan gerilerde kalan insan topluluğu"]}, {"word": "alt şube", "meanings": ["Bir şube içinde kurulan ikinci derecedeki şube"]}, {"word": "alt tabaka", "meanings": ["Tabakalardan altta bulunanı", "Halkın bilgisiz tabakası, avam"]}, {"word": "alt takım", "meanings": ["Bir takım içinde oluşturulan ikinci derecedeki takım"]}, {"word": "alt tür", "meanings": ["Bir tür içinde ayrılan ikinci derecedeki tür"]}, {"word": "altuni", "meanings": ["Altın sarısı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "altüst etmek", "meanings": ["alt yüzünü üst yüzüne getirmek", "çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak", "yıkmak, harap etmek", "huzursuz etmek, rahatsızlık vermek"]}, {"word": "altüst", "meanings": ["Çok karışık ve dağınık"]}, {"word": "altüst olmak", "meanings": ["çok karışık duruma gelmek", "üzülmek, tedirgin olmak, yıkılmak", "rahatsızlanmak"]}, {"word": "altüst böreği", "meanings": ["Önce bir yüzü, sonra öbür yüzü kızartılarak pişirilen börek"]}, {"word": "alt yazı", "meanings": ["Gazete, dergi, televizyon programı vb. yayınlarda çıkan resim ve fotoğrafları açıklayan yazı", "Yabancı dildeki bir filmin konuşmalarını çeviri olarak görüntünün altında veren yazı"]}, {"word": "altyapı", "meanings": ["Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü", "Bireyin edindiği bilgi ve deneyim", "Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı"]}, {"word": "alt yazılı", "meanings": ["Gösterime girdiği ülkenin diline çevrilmiş alt yazısı bulunan (film, görüntü)"]}, {"word": "alüfte", "meanings": ["İffetsiz, oynak, cilveli (kadın)"]}, {"word": "alüftelik", "meanings": ["Alüfte olma durumu"]}, {"word": "alümin", "meanings": ["Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3)"]}, {"word": "alüminyum", "meanings": ["Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al)", "Bu elementten yapılmış"]}, {"word": "Am", "meanings": ["Amerikyum elementinin simgesi"]}, {"word": "alüminyum taşı", "meanings": ["Korindon"]}, {"word": "alveol", "meanings": ["Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım", "Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu"]}, {"word": "alüvyon", "meanings": ["Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ"]}, {"word": "alyans", "meanings": ["Nişan yüzüğü"]}, {"word": "alyon", "meanings": ["Çok zengin (kimse)"]}, {"word": "alyon kesilmek", "meanings": ["zenginlik taslamak"]}, {"word": "alyuvar", "meanings": ["Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit"]}, {"word": "am", "meanings": ["Dişilik organı"]}, {"word": "âmâ", "meanings": ["Görme engelli"]}, {"word": "ama", "meanings": ["Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin", "Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz", "Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz", "Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz", "Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz"]}, {"word": "aması maması yok!", "meanings": ["hiçbir özrün geçerli olamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "ama ne", "meanings": ["`ne hoş` anlamında kullanılan bir söz", "`şaşılacak niteliği olan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aması var", "meanings": ["`herkesin bilmediği sakıncası veya kusurları var` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "amaç", "meanings": ["Ulaşmak istenilen sonuç, maksat, meram", "Gaye", "Hedef", "Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon"]}, {"word": "amaç gütmek", "meanings": ["bir amacı gerçekleştirmeye çalışmak"]}, {"word": "amaç dışı", "meanings": ["Ulaşmak istenilen sonuç dışında olan"]}, {"word": "amaç edinmek", "meanings": ["kendine bir şeyi amaç olarak kabul etmek"]}, {"word": "amaçlama", "meanings": ["Amaçlamak işi, istihdaf"]}, {"word": "amaçlamak", "meanings": ["Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek"]}, {"word": "amaçlanma", "meanings": ["Amaçlanmak işi"]}, {"word": "amaçlanmak", "meanings": ["Amaçlama işine konu olmak"]}, {"word": "amaçlı", "meanings": ["Amacı olan, gayeli", "Bir amaca yönelik"]}, {"word": "amaçlılık", "meanings": ["Amaçlı olma durumu"]}, {"word": "aman Allah (veya Allah'ım)", "meanings": ["şaşma, beğenme veya beğenmeme, korku vb. duyguları belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "amaçsız", "meanings": ["Amacı olmayan, gayesiz", "Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş"]}, {"word": "amaçsızlık", "meanings": ["Amaçsız olma durumu"]}, {"word": "amade", "meanings": ["Hazır"]}, {"word": "amal", "meanings": ["İşler, işlemler"]}, {"word": "âmâlık", "meanings": ["Görme engellilik"]}, {"word": "amalierbaa", "meanings": ["Matematikte dört işlem"]}, {"word": "aman", "meanings": ["Yardım istenildiğini anlatan bir söz", "Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz", "(ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz", "Rica anlatan bir söz", "Dikkat çekmek için kullanılan bir söz", "Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir", "Şaşma anlatan bir söz"]}, {"word": "aman bulmak", "meanings": ["kurtulmak"]}, {"word": "aman dedirtmek (veya amana getirmek)", "meanings": ["karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, zor durumda bırakmak"]}, {"word": "aman derim!", "meanings": ["`sakın ha, böyle bir iş yapayım deme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aman dilemek", "meanings": ["önce direnirken zor karşısında boyun eğip canının bağışlanmasını dilemek"]}, {"word": "aman diyene kılıç kalkmaz", "meanings": ["`mertliğinize güvenip size teslim olan düşmanın canına kıyılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aman vermek", "meanings": ["canını bağışlamak, öldürmemek"]}, {"word": "aman vermemek", "meanings": ["rahat bırakmamak, göz açtırmamak", "acımayıp öldürmek"]}, {"word": "amana gelmek", "meanings": ["önce direnirken zor karşısında boyun eğmek"]}, {"word": "amanın", "meanings": ["Korkma ve şaşma sözü"]}, {"word": "amansız", "meanings": ["Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman"]}, {"word": "amanname", "meanings": ["İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge"]}, {"word": "amansızca", "meanings": ["Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına", "Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına"]}, {"word": "amansız hastalık", "meanings": ["Kanser"]}, {"word": "aman zaman", "meanings": ["Fırsat, çıkar yol"]}, {"word": "aman zaman bilmemek", "meanings": ["fırsat vermemek"]}, {"word": "aman zaman dedirtmemek", "meanings": ["aman vermemek"]}, {"word": "amatör", "meanings": ["Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı", "Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan", "Acemi", "Beceriksiz"]}, {"word": "amatörlük", "meanings": ["Amatör olma durumu, özengenlik"]}, {"word": "amazon", "meanings": ["Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san", "Ata binen kadın"]}, {"word": "ambalaj", "meanings": ["Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme"]}, {"word": "ambalaj yapmak", "meanings": ["eşyayı mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzemeyle sarmak, kaplamak"]}, {"word": "ambalajcı", "meanings": ["Ambalaj yapan kimse"]}, {"word": "ambalajcılık", "meanings": ["Ambalajcının yaptığı iş"]}, {"word": "ambalajlama", "meanings": ["Ambalajlamak işi"]}, {"word": "ambalajlamak", "meanings": ["Ambalaj yapmak"]}, {"word": "ambale", "meanings": ["`Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek` anlamlarındaki ambale etmek ve `çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek` anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "ambar", "meanings": ["Genellikle tahıl saklanan yer", "Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer", "Geminin yük koymaya ayrılmış yeri", "Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge", "Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek", "Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık"]}, {"word": "ambarcı", "meanings": ["Ambara bakan görevli, ambar memuru"]}, {"word": "ambarcılık", "meanings": ["Ambarcının yaptığı iş"]}, {"word": "ambargo", "meanings": ["Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim", "Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim", "Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim", "Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim"]}, {"word": "ambargo koymak", "meanings": ["bir malın serbest sürümünü engellemek", "gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak", "bir mala el koymak, müsadere etmek", "siyasi, ekonomik, sosyal alanlarda caydırmak amacıyla yaptırım uygulamak"]}, {"word": "ambargoyu kaldırmak", "meanings": ["ambargo ile ilgili yasaklamayı kaldırmak"]}, {"word": "ambarlama", "meanings": ["Ambarlama işi, depolama"]}, {"word": "ambarlamak", "meanings": ["Depolamak"]}, {"word": "amber ağacı", "meanings": ["Baklagillerden, akasya cinsi kışın yaprağını döken boylu bir çalı veya birkaç metre boylanabilen dikenli küçük bir ağaç (Acacia farneciana)"]}, {"word": "amber", "meanings": ["Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde", "Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı"]}, {"word": "amber balığı", "meanings": ["Balinagillerden, boyu 25 metreye kadar çıkabilen, başı büyük, dişli, çok yırtıcı bir balık, ada balığı (Catodon macrocephalus)"]}, {"word": "amberbaris", "meanings": ["Sarıçalı"]}, {"word": "amberbu", "meanings": ["Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir pirinç türü"]}, {"word": "amber çiçeği", "meanings": ["Amber ağacının toparlak, fındık büyüklüğünde, altın sarısı renginde güzel kokulu çiçeği"]}, {"word": "amblem", "meanings": ["Belirtke"]}, {"word": "emboli", "meanings": ["Damar tıkanıklığı"]}, {"word": "ambulans", "meanings": ["Cankurtaran"]}, {"word": "emboli atmak", "meanings": ["Pıhtı, hava, yağ vb nesnelerin oluştuğu yerden ayrılarak kan dolaşımında damarı tıkaması"]}, {"word": "amca", "meanings": ["Babanın erkek kardeşi, baba yarısı, emmi", "Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "amcamla dayım, hepsinden aldım payım", "meanings": ["`yakınlarından beklediği ilgi ve yardımı görmeyen bir kimse artık onlardan yeni bir istekte bulunamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "amcalık", "meanings": ["Amca olma durumu", "Amcaya yakışan davranış"]}, {"word": "amcalık etmek", "meanings": ["birine amca gibi yakınlık göstermek"]}, {"word": "amcazade", "meanings": ["Amcanın oğlu"]}, {"word": "amel", "meanings": ["Yapılan iş, edim, fiil", "Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları", "İshal"]}, {"word": "amele", "meanings": ["Gündelikle çalışan işçi"]}, {"word": "amelelik", "meanings": ["Amele olma durumu"]}, {"word": "amele taburu", "meanings": ["Amelelerden oluşan topluluk"]}, {"word": "amelî", "meanings": ["Uygulamalı"]}, {"word": "ameliyat etmek", "meanings": ["operatör, hastaya kesme ve dikme yoluyla müdahale etmek"]}, {"word": "ameliyat", "meanings": ["Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi, cerrahi müdahale, operasyon", "İşler, faaliyetler"]}, {"word": "ameliyat olmak", "meanings": ["hastaya ameliyat işlemleri yapılmak"]}, {"word": "ameliyat (veya ... ameliyatı) geçirmek", "meanings": ["ameliyat edilmiş olmak"]}, {"word": "ameliyata almak", "meanings": ["gerekli hazırlıkların yapılmasından sonra hastayı ameliyat etmek"]}, {"word": "ameliyatlı", "meanings": ["Ameliyat edilmiş"]}, {"word": "ameliyata girmek", "meanings": ["ameliyat işlemlerini gerçekleştirmek", "ameliyat olmak"]}, {"word": "ameliyathane", "meanings": ["Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm"]}, {"word": "ameliyat masası", "meanings": ["Üzerinde ameliyat yapılan özel donanımlı masa"]}, {"word": "ameliye", "meanings": ["Uygulama"]}, {"word": "amenajman", "meanings": ["Düzenleyim"]}, {"word": "amenna", "meanings": ["`Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık` anlamlarında bir onaylama sözü"]}, {"word": "Amerikan armudu", "meanings": ["Defnegillerden, Amerika'da yetişen bir ağaç (Persea americana)", "Bu ağacın armuda benzer yemişi"]}, {"word": "Amerikan bademi", "meanings": ["Aselbent, zamk vb. maddeler veren bir sıcak iklim ağacı (Styrax americana)"]}, {"word": "Amerikan elması", "meanings": ["Antep fıstığıgillerden, Amerika'da yetişen bir ağaç, bilader ağacı (Anacardium occidentale)", "Bu ağacın badem biçiminde çekirdekli, armuda benzer yemişi"]}, {"word": "Amerikalı", "meanings": ["Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse"]}, {"word": "Amerikalılaşma", "meanings": ["Amerikalılaşmak durumu"]}, {"word": "Amerikalılaşmak", "meanings": ["Amerikalıların yaşayış tarzını benimsemek"]}, {"word": "Amerikan", "meanings": ["Amerikalılara özgü olan"]}, {"word": "Amerikan bezi", "meanings": ["Pamuktan düz dokuma, kaput bezi"]}, {"word": "Amerikan bar", "meanings": ["Lokanta, otel veya evlerde içki içmek için ayrılmış köşe, bar (II)"]}, {"word": "Amerikan salatası", "meanings": ["Rus salatası"]}, {"word": "Amerikanca", "meanings": ["Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan İngilizce, Amerikan İngilizcesi", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Amerikanist", "meanings": ["Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci"]}, {"word": "Amerika tavşanı", "meanings": ["Kemiricilerden, arka ayakları çok uzun, memeli, küçük bir kürk hayvanı (Eriomys chincilla)"]}, {"word": "Amerikanvari", "meanings": ["Amerikalıya yakışan bir biçimde, Amerikalı gibi"]}, {"word": "Amerikan üzümü", "meanings": ["Şekerciboyası"]}, {"word": "amerikyum", "meanings": ["Atom numarası 95, yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element (simgesi Am)"]}, {"word": "ametist", "meanings": ["Süs taşı olarak kullanılan, mor renkte bir kuvars türü"]}, {"word": "ametal", "meanings": ["Metal olmayan element"]}, {"word": "amfi", "meanings": ["Amfiteatr", "Sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen büyük derslik"]}, {"word": "amfibi", "meanings": ["İki yaşamlılar", "Yüzergezer"]}, {"word": "amfibi harekât", "meanings": ["Kara ve deniz araçlarıyla yapılan manevra"]}, {"word": "amfibol", "meanings": ["Piroksenlere yakın siyah, esmer, yeşil renkli bir silikat grubu"]}, {"word": "amfibyumlar", "meanings": ["Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı"]}, {"word": "amfiteatr", "meanings": ["Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi", "Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu", "Basamak basamak yükselen yer biçimi"]}, {"word": "amfizem", "meanings": ["Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması"]}, {"word": "amfora", "meanings": ["İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi"]}, {"word": "amigoluk", "meanings": ["Amigonun yaptığı iş"]}, {"word": "amigo", "meanings": ["Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse"]}, {"word": "amilaz", "meanings": ["Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim"]}, {"word": "amil", "meanings": ["Etken, etmen, sebep, faktör"]}, {"word": "âmin", "meanings": ["`Öyle olsun, Allah kabul etsin` anlamlarında, duaların arasında ve sonunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "amin", "meanings": ["Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı"]}, {"word": "amip", "meanings": ["Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba)"]}, {"word": "amipler", "meanings": ["Bir hücreli hayvanların kök bacaklılar sınıfına giren bir takımı"]}, {"word": "amipli", "meanings": ["İçinde amip bulunan", "Amiplerin yol açtığı"]}, {"word": "amino asit", "meanings": ["Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taşıyan, proteinlerin temel taşı olan organik bileşik"]}, {"word": "amiral", "meanings": ["Rütbesi general ile aynı olan deniz subayı"]}, {"word": "amir", "meanings": ["Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir", "Buyuran, buyurucu", "Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse"]}, {"word": "amirallik", "meanings": ["Amiral olma durumu", "Amiralin makamı"]}, {"word": "amirce", "meanings": ["Amire yakışır bir biçimde, amir gibi, amirane"]}, {"word": "amiriita", "meanings": ["İta amiri"]}, {"word": "amirane", "meanings": ["Amirce"]}, {"word": "amirlik", "meanings": ["Amir olma durumu"]}, {"word": "amit", "meanings": ["Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı"]}, {"word": "amitoz", "meanings": ["Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma"]}, {"word": "amiyane tabirle (veya tabiriyle)", "meanings": ["halk ağzı ile, halk deyişiyle"]}, {"word": "amiyane", "meanings": ["Kibarca olmayan, bayağı", "Sıradan"]}, {"word": "amma", "meanings": ["Ama", "Yanına getirildiği kelimenin anlamına aşırılık katarak şaşma veya hayranlık anlatan bir söz"]}, {"word": "amma da yaptın ha!", "meanings": ["söylenen bir söze pek inanılmadığını ve şaşıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "amma velakin", "meanings": ["Bununla birlikte", "Ne var ki"]}, {"word": "amme davası", "meanings": ["Kamu davası"]}, {"word": "amme", "meanings": ["Kamu"]}, {"word": "amme hukuku", "meanings": ["Kamu hukuku"]}, {"word": "amme efkârı", "meanings": ["Kamuoyu"]}, {"word": "amme idaresi", "meanings": ["Kamu yönetimi"]}, {"word": "amme menfaati", "meanings": ["Kamu yararı"]}, {"word": "amniyon", "meanings": ["Döl kesesi"]}, {"word": "amnezi", "meanings": ["Bellek yitimi"]}, {"word": "amonyak", "meanings": ["Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3)", "İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu"]}, {"word": "amniyon sıvısı", "meanings": ["Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sıvı, çağnak"]}, {"word": "amonyum karbonat", "meanings": ["Hamur kabartmada maya olarak kullanılan karbonik asidin amonyum tuzu, nişadır kaymağı"]}, {"word": "amonyum", "meanings": ["Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü (NH4)"]}, {"word": "amoralizm", "meanings": ["Töre dışıcılık"]}, {"word": "amonyum sülfat", "meanings": ["Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat"]}, {"word": "amorti", "meanings": ["Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil", "Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye"]}, {"word": "amorf", "meanings": ["Biçimsiz"]}, {"word": "amorti etmek", "meanings": ["bir girişime yatırılan parayı zamanla kazanç olarak geri getirmek"]}, {"word": "amortisman", "meanings": ["Yıpranma payı", "Faizin işlemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi"]}, {"word": "amortisör", "meanings": ["Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen", "Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık"]}, {"word": "amper", "meanings": ["Elektrik akımında şiddet birimi"]}, {"word": "amperölçer", "meanings": ["Akımölçer"]}, {"word": "ampermetre", "meanings": ["Akımölçer"]}, {"word": "ampersaat", "meanings": ["Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı"]}, {"word": "ampir", "meanings": ["Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup"]}, {"word": "ampirik", "meanings": ["Görgül", "Deneysel"]}, {"word": "ampirist", "meanings": ["Deneyci"]}, {"word": "amplifikatör", "meanings": ["Yükselteç"]}, {"word": "ampirizm", "meanings": ["Deneycilik"]}, {"word": "ampul", "meanings": ["İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe", "İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp"]}, {"word": "ampütasyon", "meanings": ["Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması", "Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma"]}, {"word": "amudi", "meanings": ["Dikey"]}, {"word": "amudufıkari", "meanings": ["Bel kemiği"]}, {"word": "amuda kalkmak", "meanings": ["iki eli üstüne dayanarak bacaklarını havada dikey tutmak"]}, {"word": "amyant", "meanings": ["Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü"]}, {"word": "amut", "meanings": ["Dik durma", "Dikme"]}, {"word": "an", "meanings": ["Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika"]}, {"word": "an meselesi", "meanings": ["olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda"]}, {"word": "ana", "meanings": ["Anne", "Yavrusu olan dişi hayvan", "Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı", "Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü", "Velinimet", "Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü", "Temel, asıl, esas", "Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz"]}, {"word": "anı anına uymamak", "meanings": ["dakikası dakikasına uymamak"]}, {"word": "an", "meanings": ["İki tarla arasındaki sınır"]}, {"word": "an", "meanings": ["Zihin"]}, {"word": "ana avrat küfretmek (veya düz veya dümdüz gitmek)", "meanings": ["sövmek, küfretmek"]}, {"word": "ana ile kız, helva ile koz", "meanings": ["`ana ile kız, koz helvasının içindeki cevizle helva gibidirler, birbirlerinden kesinlikle ayrılmazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ana bir, baba ayrı", "meanings": ["anaları bir, babaları ayrı olan (kardeşler)"]}, {"word": "ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar (veya ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış)", "meanings": ["`kocası iyi olmayan bir kadın, kendi ne kadar zengin olursa olsun, mutlu olamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz", "meanings": ["`insanlar içinde bize ana kadar candan bağlı dost yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anadan doğmuşa dönmek (veya anadan yeni doğmuş gibi olmak)", "meanings": ["dertsiz, tasasız bir duruma gelmek", "günahlardan arınmış duruma gelmek"]}, {"word": "anam!", "meanings": ["sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz", "kadın erkek, büyük küçük herkese karşı kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "anam avradım olsun", "meanings": ["birini kesin olarak inandırmak için söylenen çok kaba bir ant sözü"]}, {"word": "anam babam", "meanings": ["içtenlik bildiren bir söz"]}, {"word": "anamın öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım", "meanings": ["`insan en değerli malının karşılıksız olarak elinden gideceğini bilse onu yok denecek kadar az bir paraya satar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anamın (veya anasının) ak sütü gibi (helal olsun)", "meanings": ["`anamın sütü bana nasıl helal ise bu da sana öyle helal olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anan güzel idi hani yeri, baban zengin idi hani evi?", "meanings": ["`hiçbir duruma güvenilmez, bizim olan şeyler elimizde sürekli olarak kalmazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ananın bahtı kızına", "meanings": ["`bir anne nasıl bir evlilik hayatı geçirirse kızının evlilik hayatı da kendisininkine benzer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anan yahşi, baban yahşi", "meanings": ["birini, bir işe razı etmek için onu övmek amacıyla söylenen bir söz"]}, {"word": "ananın bastığı yavru incinmez", "meanings": ["`annenin acı sözü çocuğuna ağır gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anası ağlamak", "meanings": ["çok sıkıntı çekmek, eziyet çekmek, bitkin duruma gelmek"]}, {"word": "anası turp (veya sarımsak), babası şalgam (veya soğan)", "meanings": ["ne olduğu belirsiz kimselerin çocuğu"]}, {"word": "anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al", "meanings": ["`bir kızın karakterini öğrenmek isteyenler, anasının durumunu göz önüne alırlarsa aldanmamış olurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anasına avradına sövmek", "meanings": ["birinin anasını ve karısını amaçlayarak çirkin söz söylemek"]}, {"word": "anası yerinde", "meanings": ["anne gibi kabul edilen (kadın)"]}, {"word": "anasından doğduğuna pişman etmek", "meanings": ["çok eziyet etmek, çok üzmek, bezdirmek"]}, {"word": "anasından doğduğuna bin pişman", "meanings": ["çok tembel, üşengeç", "canından bezmiş"]}, {"word": "anasından doğduğuna pişman olmak", "meanings": ["çok eziyet görmek, çok üzülmek, bezdirilmek"]}, {"word": "anasından emdiği süt burnundan (fitil fitil) gelmek", "meanings": ["bir işi yaparken çok sıkıntı çekmek"]}, {"word": "anasını ağlatmak", "meanings": ["bir kimseye çok eziyet etmek, çok sıkıntı çektirmek"]}, {"word": "anasından emdiği sütü burnundan getirmek", "meanings": ["birine bir iş yaptırırken çok sıkıntı çektirmek"]}, {"word": "anasını eşek kovalasın!", "meanings": ["sözü edilen kimse veya iş için bıkkınlık, dikkate almama ve umursamama anlatan bir söz"]}, {"word": "anasının gözü", "meanings": ["çok kurnaz, çok açıkgöz, dalavereci, hinoğluhin"]}, {"word": "anasını sat! (veya satayım!)", "meanings": ["`önem verme (vermem), aldırma (aldırmam), umursama (umursamam)!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anasını bellemek", "meanings": ["en büyük kötülüğü yapmak"]}, {"word": "anasının ipini satmış (veya pazara çıkarmış)", "meanings": ["ipsiz, kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse)"]}, {"word": "anasının kızı", "meanings": ["her yönüyle annesine benzeyen kız çocuğu"]}, {"word": "anasının körpe kuzusu", "meanings": ["pek küçük kucak çocuğu"]}, {"word": "ana baba", "meanings": ["Ana ile babanın oluşturduğu birlik"]}, {"word": "ana arı", "meanings": ["Arı beyi"]}, {"word": "ana bilim dalı", "meanings": ["Üniversitelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlık dalları"]}, {"word": "ana baba bir", "meanings": ["aynı anne ve babadan olan"]}, {"word": "anasının nikâhını istemek", "meanings": ["bir şeye değerinden çok para istemek"]}, {"word": "anasının oğlu", "meanings": ["her yönüyle annesine benzeyen erkek çocuğu"]}, {"word": "ana baba yavrusu", "meanings": ["nazlı büyütülmüş çocuk"]}, {"word": "ana baba eline bakmak", "meanings": ["ana ve babanın verdiği para ile geçinmek"]}, {"word": "ana cadde", "meanings": ["Şehirde ara sokakların açıldığı geniş yol"]}, {"word": "anaca", "meanings": ["Ana olarak"]}, {"word": "anacık", "meanings": ["Annelere sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "anacıl", "meanings": ["Anasına düşkün (çocuk)"]}, {"word": "anabolizma", "meanings": ["Özümleme"]}, {"word": "anaç", "meanings": ["Şefkatli, anne gibi davranan", "Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan", "Yemiş verecek durumdaki ağaç", "İri, kart", "Kurnaz", "Deneyimli, bilgili", "Başına buyruk"]}, {"word": "ana baba günü", "meanings": ["Kargaşa içindeki kalabalık", "Karmakarışık durum"]}, {"word": "ana çizgi", "meanings": ["Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluşmasına yarayan çizgi"]}, {"word": "anaçlaşmak", "meanings": ["Anaç duruma gelmek"]}, {"word": "anaçlaşma", "meanings": ["Anaçlaşmak durumu"]}, {"word": "anaçlık", "meanings": ["Anaç olma durumu"]}, {"word": "ana dil", "meanings": ["Kendisinden başka diller veya lehçeler türemiş olan dil"]}, {"word": "ana defter", "meanings": ["Büyük defter"]}, {"word": "ana dili", "meanings": ["Çocuğun ailesinden ve içinde yaşadığı topluluktan edindiği dil"]}, {"word": "ana deniz", "meanings": ["Okyanus"]}, {"word": "ana direk", "meanings": ["Gemilerde, ekleme direklerde dipteki temel parça", "Temel taşı"]}, {"word": "Anadolu", "meanings": ["Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Küçük Asya, Rum"]}, {"word": "ana doğrusu", "meanings": ["Dönen silindirin yan yüzünü oluşturan dikdörtgenin bir kenarı", "Dönen koninin yan yüzünü oluşturan dik üçgenin hipotenüsü"]}, {"word": "ana düşünce", "meanings": ["Ana fikir"]}, {"word": "anadut", "meanings": ["Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç"]}, {"word": "anaerkil", "meanings": ["Anaerki temeline dayanan, maderşahi, matriarkal"]}, {"word": "Anadolulu", "meanings": ["Anadolu halkından olan kimse"]}, {"word": "ana duvar", "meanings": ["Bir yapının, dört bir yanını çevreleyen kalın dış duvar"]}, {"word": "anaerki", "meanings": ["Soyda temel olarak anayı alan ve ailede çocukları ana soyuna mal eden ilkel bir toplum düzeni"]}, {"word": "anaerobik", "meanings": ["Oksijensiz yerde yaşayabilen, yetişebilen"]}, {"word": "ana fikir", "meanings": ["Bir yazının temeli olan asıl düşünce, ana düşünce"]}, {"word": "anaerkillik", "meanings": ["Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik", "Ananın egemen olduğu aile hayatı"]}, {"word": "anaforlamak", "meanings": ["Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek"]}, {"word": "anaforcu", "meanings": ["Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse"]}, {"word": "anafora kaptırmak", "meanings": ["başkasının emeksiz ve karşılıksız olarak yararlanmasına sebep olmak"]}, {"word": "anafor", "meanings": ["Girdap", "Karmakarışık bir durum", "Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey"]}, {"word": "anaforculuk", "meanings": ["Anaforcu olma durumu"]}, {"word": "anaforlama", "meanings": ["Anaforlamak işi"]}, {"word": "anahtar", "meanings": ["Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil", "Kurgu", "Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol", "Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç", "Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak", "Vesile, araç, vasıta", "Herhangi bir olayda belirleyici olan", "İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör", "Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret"]}, {"word": "anaforlu", "meanings": ["Akıntılı, cereyanlı"]}, {"word": "anahtar vermek", "meanings": ["tuluat tiyatrosunda komiğe nükte yapma kolaylığı vermek"]}, {"word": "anahtar ağızlığı", "meanings": ["Mobilya kapaklarının ve çekmecelerin yüzlerine açılan anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz çelik veya dökümden yapılmış ortası anahtara uygun, delikli metal veya plastik gereç"]}, {"word": "anahtar uydurmak", "meanings": ["bir kilidi açmak için kendi anahtarından başka bir anahtar kullanmak"]}, {"word": "anagram", "meanings": ["Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime"]}, {"word": "anahtarı beline takmak", "meanings": ["evde yönetimi ele almak"]}, {"word": "anahtarcı", "meanings": ["Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı", "Kilitli kapıları açan kimse, çilingir", "Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse"]}, {"word": "anahtarcılık", "meanings": ["Anahtarcının yaptığı iş"]}, {"word": "ana kadın", "meanings": ["Bir ailede veya bir toplulukta en çok saygı gösterilen kadın"]}, {"word": "anahtarlık", "meanings": ["Anahtarların kaybolmasını önlemek ve kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri vb.nden yapılan halka veya kılıf"]}, {"word": "ana kapı", "meanings": ["Bir yapının süslü, büyük ön kapısı, portal"]}, {"word": "anahtar taşı", "meanings": ["Kemerlerin en üstündeki taş, kilit taşı"]}, {"word": "anahtar kelime", "meanings": ["Bir yazıda konuyu en açık bir biçimde yansıtan kelime veya kelime grubu, anahtar sözcük"]}, {"word": "ana kara", "meanings": ["Kıta"]}, {"word": "ana kent", "meanings": ["Bir ülkenin veya bir bölgenin, çevresindeki yerleşim yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden hâkim olan ve genellikle ülkenin başka ülkelerle olan her türlü ilişkisinin sağlandığı en önemli kenti, metropol, ana şehir", "Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri, metropol, ana şehir"]}, {"word": "ana kitap", "meanings": ["Bir bilim alanında yazılmış temel kitap"]}, {"word": "anakonda", "meanings": ["Boğagillerden, tropikal Güney Amerika'da yaşayan, 8-10 metre uzunluğunda, avını sararak ve sıkarak öldüren bir tür yılan (Eunectes murinus)"]}, {"word": "anakronik", "meanings": ["Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş", "Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunan"]}, {"word": "anakronizm", "meanings": ["Tarih yanılgısı"]}, {"word": "ana kraliçe", "meanings": ["Kralın annesi", "Arı beyi"]}, {"word": "ana kucağı", "meanings": ["Bebeği yatırmak veya uyutmak için kullanılan, kendiliğinden sallanan bir tür araç", "Annenin şefkati, sevecenliği"]}, {"word": "ana kubbe", "meanings": ["Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağa oturtulmuş kubbe"]}, {"word": "ana kuzusu", "meanings": ["Pek küçük kucak çocuğu", "Sıkıntıya, güç işlere alışmamış, nazlı büyütülmüş çocuk veya genç"]}, {"word": "analı", "meanings": ["Anası olan"]}, {"word": "analaştırma", "meanings": ["Analaştırmak işi"]}, {"word": "analı kuzu, kınalı kuzu", "meanings": ["her işi yolunda giden", "annesi sağ olan çocukların mutluluğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "analık etmek", "meanings": ["analık görevini yapmak", "ana gibi yakınlık göstermek"]}, {"word": "analaştırmak", "meanings": ["Annedeki özellikleri kazandırmak"]}, {"word": "analık", "meanings": ["Anne olma durumu", "Anne olma duygusu", "Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın", "Anaca davranış", "Üvey ana"]}, {"word": "analıkızlı", "meanings": ["Yuvalama"]}, {"word": "analık fenalık", "meanings": ["`üvey ana fenalık simgesidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "analist", "meanings": ["Çözümleyici"]}, {"word": "analiz etmek", "meanings": ["çözümlemek"]}, {"word": "analizci", "meanings": ["Analizle uğraşan veya analiz yapan kimse"]}, {"word": "analitik", "meanings": ["Çözümlemeli"]}, {"word": "analizör", "meanings": ["Çözümler"]}, {"word": "analiz", "meanings": ["Çözümleme"]}, {"word": "analjezi", "meanings": ["Ağrı yitimi"]}, {"word": "analjezik", "meanings": ["Ağrı kesici"]}, {"word": "analoji", "meanings": ["Benzeşim, benzeşme", "Örnekseme", "Andırışma"]}, {"word": "analojik", "meanings": ["Analoji ile ilgili, benzeşmeye dayanan"]}, {"word": "anamal birikimi", "meanings": ["Anamalcının elde ettiği artık değerin büyük bölümünü anamalına ekleyerek onu büyütmesi"]}, {"word": "anamal", "meanings": ["Sermaye"]}, {"word": "anamalcı", "meanings": ["Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist", "Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist"]}, {"word": "anane", "meanings": ["Gelenek"]}, {"word": "anamalcılık", "meanings": ["Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni, sermayecilik, kapitalizm"]}, {"word": "ana mektebi", "meanings": ["Anaokulu"]}, {"word": "ana motif", "meanings": ["Laytmotif"]}, {"word": "anaokulu", "meanings": ["Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi"]}, {"word": "ana muhalefet", "meanings": ["İktidarın dışında mecliste sayıca en üstün olan parti"]}, {"word": "ananeci", "meanings": ["Gelenekçi"]}, {"word": "ananesiz", "meanings": ["Geleneğe sahip bulunmayan"]}, {"word": "ananevi", "meanings": ["Geleneğe dayanan, geleneksel"]}, {"word": "ananas", "meanings": ["Ananasgillerden, sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç (Ananas sativus)", "Bu ağacın çam kozalağına benzeyen, iri, güzel kokulu, lezzetli meyvesi"]}, {"word": "ananasgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen ve örneği ananas olan bitki familyası"]}, {"word": "ananecilik", "meanings": ["Gelenekçilik"]}, {"word": "ana ortaklık", "meanings": ["Birçok ortaklığın pay senetlerini elinde bulundurarak onları denetimi altında tutan yatırım ortaklığı, holding"]}, {"word": "anapara", "meanings": ["İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü"]}, {"word": "anarşi", "meanings": ["Kargaşa"]}, {"word": "anarşik", "meanings": ["Kargaşalı"]}, {"word": "anarşistlik", "meanings": ["Kargaşacılık"]}, {"word": "anarşist", "meanings": ["Kargaşacı"]}, {"word": "anarşistleşme", "meanings": ["Anarşistleşmek durumu"]}, {"word": "anarşistleşmek", "meanings": ["Anarşist özelliği taşımak"]}, {"word": "anarşizm", "meanings": ["Kargaşacılık"]}, {"word": "anartri", "meanings": ["Dil tutukluğu"]}, {"word": "ana saat", "meanings": ["Gözlemevinde bulunan, saatler içinde en doğru olan ve öbür saatlerin ayarlanmasında kullanılan saat"]}, {"word": "ana sanlı", "meanings": ["Annesinin soyadını alan"]}, {"word": "anasıl", "meanings": ["Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde"]}, {"word": "anasır", "meanings": ["Ögeler"]}, {"word": "ana sınıfı", "meanings": ["Genellikle beş yaşını bitirmiş çocukları ilköğretime hazırlayan sınıf"]}, {"word": "ana sav", "meanings": ["İleri sürülerek savunulan düşüncelerin en belli başlı olanı"]}, {"word": "anasız", "meanings": ["Anası olmayan", "Anası olmadan"]}, {"word": "anasızlık", "meanings": ["Anasız olma durumu"]}, {"word": "anason", "meanings": ["Maydanozgillerden, kokulu tohumu hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki (Pimpinella anisum)"]}, {"word": "ana sözleşme", "meanings": ["Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleşme"]}, {"word": "ana vatan", "meanings": ["Ana yurt", "Bir şeyin ilk kez yetiştiği, göründüğü yer"]}, {"word": "anatomi", "meanings": ["İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih", "Beden yapısı, gövde yapısı", "Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı"]}, {"word": "anatomik", "meanings": ["Anatomi ile ilgili"]}, {"word": "ana şehir", "meanings": ["Ana kent"]}, {"word": "anatomist", "meanings": ["Anatomiyle uğraşan bilim adamı"]}, {"word": "anatomici", "meanings": ["Anatomi uzmanı", "Anatomi dersi veren öğretim üyesi"]}, {"word": "anavaşya", "meanings": ["Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı"]}, {"word": "ana toplardamar", "meanings": ["Oksijeni az olan kanı kalbin sağ kulakçığına boşaltan iki büyük toplardamardan her biri"]}, {"word": "ana yapı", "meanings": ["Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakımından göze çarpan, önemli bölüm", "Kat mülkiyetinin uygulandığı binaların ana bölümü"]}, {"word": "anayasa", "meanings": ["Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi", "Temel, esas"]}, {"word": "anayasal", "meanings": ["Anayasa ile ilgili"]}, {"word": "ana yarısı", "meanings": ["Teyze"]}, {"word": "anayasacı", "meanings": ["Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse)", "Anayasa dersi veren öğretim üyesi"]}, {"word": "ana yol", "meanings": ["Çevredeki yolların kendisine açıldığı geniş yol, cadde, ana hat"]}, {"word": "ana yön", "meanings": ["Kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinden her biri"]}, {"word": "andaç", "meanings": ["Ajanda", "Yadigâr"]}, {"word": "ana yurt", "meanings": ["İlk yurt edinilen yer, ana vatan"]}, {"word": "ana yüreği", "meanings": ["Annelik duygusu, ana sevecenliği"]}, {"word": "anca", "meanings": ["O kadar", "Böylece, bu biçimde", "Ancak"]}, {"word": "ancak", "meanings": ["`Yalnızca` anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir", "`Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle` anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün", "En erken", "`Lakin, ama, fakat, yalnız` sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz"]}, {"word": "anbean", "meanings": ["Her an", "Ara sıra", "Giderek", "Dakika dakika"]}, {"word": "ançüez", "meanings": ["Hamsi ezmesi"]}, {"word": "anca beraber, kanca beraber", "meanings": ["`iki veya daha çok kişi yaptıkları iş kötü de gitse birbirlerinden ayrılmamalıdırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "andaval", "meanings": ["Andavallı"]}, {"word": "andavallı", "meanings": ["Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz (kimse), andaval"]}, {"word": "andık", "meanings": ["Sırtlan"]}, {"word": "andırış", "meanings": ["İki şey arasında bazı noktalardaki uygunluk, benzerlik durumu, temsil"]}, {"word": "andezit", "meanings": ["Ankara taşı"]}, {"word": "andırmak", "meanings": ["Benzer yanları bulunmak, çağrıştırmak"]}, {"word": "andırma", "meanings": ["Andırmak durumu"]}, {"word": "andırışma", "meanings": ["Andırışmak işi", "İltibas", "Ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşme, analoji"]}, {"word": "andız otu", "meanings": ["Birleşikgillerden, nemli yerlerde yetişen, sarı çiçekli, acı ve kokulu bir ot (İnula)"]}, {"word": "andız", "meanings": ["Yaprakları dikenli olan bir tür ardıç", "Servi", "Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü"]}, {"word": "andropoz", "meanings": ["Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü"]}, {"word": "anele", "meanings": ["Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka"]}, {"word": "anekdot", "meanings": ["Hikâyecik"]}, {"word": "anemik", "meanings": ["Kansız"]}, {"word": "anemometre", "meanings": ["Yelölçer"]}, {"word": "anemi", "meanings": ["Kansızlık"]}, {"word": "anemon", "meanings": ["Dağ lalesi"]}, {"word": "aneroit", "meanings": ["Cıva yerine maden bir kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre"]}, {"word": "anestezist", "meanings": ["Anestezi uzmanı"]}, {"word": "anestezi", "meanings": ["Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi", "Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması"]}, {"word": "anevrizma", "meanings": ["Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme"]}, {"word": "anesteziyoloji", "meanings": ["Anestezi bilimi"]}, {"word": "angaje", "meanings": ["`Bağlamak` anlamındaki angaje etmek, `bağlanmak` anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "angajman", "meanings": ["Bağlantı"]}, {"word": "angajmanlı", "meanings": ["Bağlantılı"]}, {"word": "angajmansızlık", "meanings": ["Bağlantısızlık"]}, {"word": "angajmansız", "meanings": ["Bağlantısız"]}, {"word": "angarya (veya angaryasını) çekmek", "meanings": ["bir işi isteksizce, hatır için yapmak zorunluluğunda olmak"]}, {"word": "angarya", "meanings": ["Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti", "Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş", "Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet", "Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması", "Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması", "Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş"]}, {"word": "angaryaya koşmak", "meanings": ["birini zorunlu olmadığı hâlde bir işte çalışmaya zorlamak"]}, {"word": "angaryacı", "meanings": ["Başkasına ücretsiz iş yaptıran kimse"]}, {"word": "angıç", "meanings": ["Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat"]}, {"word": "angın", "meanings": ["Ünlü, meşhur"]}, {"word": "angut", "meanings": ["Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea)", "Ahmak, kaba saba"]}, {"word": "Anglikanizm", "meanings": ["İngiliz kilisesinin tuttuğu inanç yolu"]}, {"word": "Anglikan", "meanings": ["İngiliz kilisesine bağlı olan kimse"]}, {"word": "Anglosakson", "meanings": ["V. ve VI. yüzyılda Büyük Britanya'yı ele geçiren Cermen ırkından oymaklar", "Ana dili İngilizce olan kimse"]}, {"word": "Anglofil", "meanings": ["İngiliz dostu"]}, {"word": "Angolalı", "meanings": ["Angola halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "angström", "meanings": ["Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi"]}, {"word": "angudi", "meanings": ["Angut kuşunun rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "anha minha", "meanings": ["Aşağı yukarı, yaklaşık olarak"]}, {"word": "anı", "meanings": ["Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra", "Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra"]}, {"word": "anhidrit", "meanings": ["Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat"]}, {"word": "anıklamak", "meanings": ["Hazırlamak"]}, {"word": "anık", "meanings": ["Hazır"]}, {"word": "anıklama", "meanings": ["Hazırlama"]}, {"word": "anıklaşma", "meanings": ["Anıklaşmak işi"]}, {"word": "anıklaşmak", "meanings": ["Hazır durumda olmak"]}, {"word": "anıklık", "meanings": ["Uyanıklık"]}, {"word": "anılaşmak", "meanings": ["Anı niteliği kazanmak"]}, {"word": "anılmak", "meanings": ["Anma işine konu olmak, hatırlanmak"]}, {"word": "anımsanma", "meanings": ["Anımsanmak işi, hatırlanma"]}, {"word": "anımsamak", "meanings": ["Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek, hatırlamak"]}, {"word": "anılma", "meanings": ["Anılmak işi"]}, {"word": "anımsama", "meanings": ["Anımsamak işi, hatırlama"]}, {"word": "anımsanmak", "meanings": ["Anımsama durumuna konu olmak, hatırlanmak"]}, {"word": "anırma", "meanings": ["Anırmak işi"]}, {"word": "anımsatma", "meanings": ["Anımsatmak işi, hatırlatma"]}, {"word": "anırmak", "meanings": ["Eşek bağırmak"]}, {"word": "anımsatmak", "meanings": ["Birisinin unuttuğu bir şeyi aklına getirmek, hatırlatmak", "Birinin bir şeyi unutmamasını sağlamak, uyarmak, hatırlatmak"]}, {"word": "anırtı", "meanings": ["Eşeğin anırırken çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "anıştırma", "meanings": ["Anıştırmak işi, ima", "Telmih"]}, {"word": "anırış", "meanings": ["Anırma işi"]}, {"word": "anırtmak", "meanings": ["Anırmasını sağlamak"]}, {"word": "anıştırmak", "meanings": ["Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek"]}, {"word": "anıtlaştırılmak", "meanings": ["Anıt durumuna getirilmek"]}, {"word": "anıtlaşmak", "meanings": ["Anıt durumuna gelmek, anıt değeri kazanmak", "Saygı ve sevgi ile anılır duruma gelmek, abideleşmek"]}, {"word": "anıtlaşma", "meanings": ["Anıtlaşmak durumu, abideleşme"]}, {"word": "Anıtkabir", "meanings": ["Atatürk'ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı"]}, {"word": "anıt", "meanings": ["Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide", "Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi"]}, {"word": "anıtlaştırılma", "meanings": ["Anıtlaştırılmak durumu"]}, {"word": "anıtlaştırma", "meanings": ["Anıtlaştırmak durumu, abideleştirme"]}, {"word": "anıtlaştırmak", "meanings": ["Anıt durumuna getirmek, abideleştirmek"]}, {"word": "ani", "meanings": ["Ansızın yapılan", "Ansızın ortaya çıkan", "Ansızın, birdenbire"]}, {"word": "anıtsal", "meanings": ["Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen, abidevi", "Görkemli"]}, {"word": "anıt mezar", "meanings": ["Tarihî değeri olan kişilerin mezarı olarak yapılan anıt değerindeki yapı, mozole"]}, {"word": "anız", "meanings": ["Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap", "Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla"]}, {"word": "anıtsı", "meanings": ["Anıtı andıran, anıta benzeyen, anıt gibi, anıtımsı, abidemsi"]}, {"word": "anız biçmek", "meanings": ["anızı ve tarla kenarındaki otları biçmek"]}, {"word": "anız bozmak", "meanings": ["anızı altüst etmek için toprağı yüzden sürmek"]}, {"word": "anızlık", "meanings": ["Anızı sürülmemiş tarla"]}, {"word": "anide", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "anif", "meanings": ["Sert, kaba", "Sert, kaba bir biçimde"]}, {"word": "aniden", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "anilin boyalar", "meanings": ["Taş kömürü eterinden elde edilen, fotoğrafçılıkta, basım işlerinde, boya sanayisinde kullanılan organik boya cevheri"]}, {"word": "animasyon", "meanings": ["Canlandırma"]}, {"word": "anilin", "meanings": ["Benzenden türeyen bir amin"]}, {"word": "anjin", "meanings": ["Boğaz mukozasının şişmesi, boğak, hunnak"]}, {"word": "animizm", "meanings": ["Canlıcılık"]}, {"word": "anjiyo", "meanings": ["Damar görüntüleme"]}, {"word": "anjiyo olmak", "meanings": ["damar görüntüleme işlemi yaptırmak"]}, {"word": "anjiyografi", "meanings": ["Damar görüntüleme"]}, {"word": "Anka", "meanings": ["Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka"]}, {"word": "anjiyoloji", "meanings": ["Kan ve ak kan damarlarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "Ankara keçisi", "meanings": ["Tiftik keçisi"]}, {"word": "ankastre", "meanings": ["Bir oyuğa, yuvaya yerleştirilmiş (tesisat)"]}, {"word": "Ankara kedisi", "meanings": ["Ankara yöresinde yetişen uzun tüylü kedi ırkı"]}, {"word": "ankesörlü telefon", "meanings": ["Kutulu telefon"]}, {"word": "anketçi", "meanings": ["Anket yapan kimse, anketör"]}, {"word": "anket yapmak", "meanings": ["bir konuda araştırma yapmak"]}, {"word": "anketör", "meanings": ["Anketçi"]}, {"word": "anketçilik", "meanings": ["Anketçinin yaptığı iş, anketörlük"]}, {"word": "anlak", "meanings": ["Zekâ"]}, {"word": "anket", "meanings": ["Sormaca"]}, {"word": "ankiloz", "meanings": ["Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması"]}, {"word": "anlaklı", "meanings": ["Zeki"]}, {"word": "anlam çıkarmak", "meanings": ["bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam yakalamak", "yersiz ve gereksiz bir yargıya varmak, yanlış değerlendirmek; bir söze, söyleyenin aklından geçmeyen bir anlam vermek"]}, {"word": "anlama", "meanings": ["Anlamak işi, anlamaklık, kavrama, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf", "Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme"]}, {"word": "anlamak", "meanings": ["Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak", "Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek", "Sorup öğrenmek", "Doğru ve yerinde bulmak", "Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek", "Bir şey hakkında bilgisi bulunmak", "Yarar sağlamak"]}, {"word": "anlam", "meanings": ["Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör", "Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey"]}, {"word": "anlamına gelmek", "meanings": ["bir anlam bildirmek"]}, {"word": "anlam vermek", "meanings": ["kendince bir yargıya varmak, yorumlamak"]}, {"word": "anladımsa arap olayım", "meanings": ["`hiçbir şey anlamadım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anlarsın ya!", "meanings": ["açıklanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "anlayalım!", "meanings": ["`pay isteyelim` veya `mal, para veya konumdan yararlanalım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anlam aykırılığı", "meanings": ["Karşıt anlamlı kelimelerin, sözlerin bir araya gelmesi"]}, {"word": "anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az", "meanings": ["`anlayışlı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler oysa anlayışsız kimselere ne söylense yararsızdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anlayıp dinlemek", "meanings": ["bir olayı iyice anlamak"]}, {"word": "anlamazlık", "meanings": ["Bir şeyi anlamamış, kavrayamamış gibi davranma"]}, {"word": "anlamamazlık", "meanings": ["343 anlamazlık"]}, {"word": "anlamazlıktan gelmek (veya anlamazlığa vurmak)", "meanings": ["bir şeyi anladığı hâlde anlamamış gibi davranmak"]}, {"word": "anlam bayağılaşması", "meanings": ["Anlam kötüleşmesi"]}, {"word": "anlam bilimi", "meanings": ["Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı, semantik"]}, {"word": "anlam bilimsel", "meanings": ["Anlam bilimi ile ilgili, semantik"]}, {"word": "anlam daralması", "meanings": ["Geniş kavramları olan bir kelimenin, bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu, genel bir anlamdan özel bir anlama geçiş"]}, {"word": "anlamdaş", "meanings": ["Eş anlamlı"]}, {"word": "anlam değişmesi", "meanings": ["Anlamın daralması, genişlemesi, kayması veya bayağılaşması"]}, {"word": "anlamdaşlık", "meanings": ["Eş anlamlılık"]}, {"word": "anlam genişlemesi", "meanings": ["Dar bir anlamda kullanılan bazı kelimelerdeki anlamın ilgili kavramlara yayılması"]}, {"word": "anlam iyileşmesi", "meanings": ["Kötü ve olumsuz anlamı olan bir kelimenin zamanla iyi anlam kazanması"]}, {"word": "anlam kayması", "meanings": ["Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları"]}, {"word": "anlam kötüleşmesi", "meanings": ["Anlamı iyi ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğru giden bir anlam kazanması, anlam bayağılaşması"]}, {"word": "anlamlandırma", "meanings": ["Anlamlandırmak işi"]}, {"word": "anlamlandırmak", "meanings": ["Anlamını açıklamak", "Anlam vermek, anlam kazandırmak"]}, {"word": "anlamlı", "meanings": ["Anlamı olan, manalı", "İçeriği olan", "Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar"]}, {"word": "anlamlılık", "meanings": ["Anlamlı olma durumu, manidarlık"]}, {"word": "anlamsal", "meanings": ["Anlamla ilgili, semantik"]}, {"word": "anlamsız", "meanings": ["Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız"]}, {"word": "anlamsızlaşma", "meanings": ["Anlamsızlaşmak durumu"]}, {"word": "anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi", "meanings": ["`işin içyüzü, gerçeği öğrenildi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "anlamsızlaşmak", "meanings": ["Anlamsız duruma gelmek"]}, {"word": "anlamsızlaştırma", "meanings": ["Anlamsızlaştırmak durumu"]}, {"word": "anlamsızlaştırmak", "meanings": ["Anlamsız duruma getirmek"]}, {"word": "anlaşık", "meanings": ["Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri"]}, {"word": "anlamsızlık", "meanings": ["Anlamsız olma durumu, manasızlık"]}, {"word": "anlaşılma", "meanings": ["Anlaşılmak işi"]}, {"word": "anlaşılmak", "meanings": ["Anlama işine konu olmak", "Belli olmak, ortaya çıkmak"]}, {"word": "anlaşmaya varmak", "meanings": ["bir konuda birisiyle anlaşmak"]}, {"word": "anlaşma", "meanings": ["Anlaşmak durumu", "Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon", "Sözleşme, kavil"]}, {"word": "anlaşma yapılmak", "meanings": ["anlaşma belgesi düzenlenip imzalanmak"]}, {"word": "anlaşılmaz", "meanings": ["Anlaşılması güç olan, bir anlam verilemeyen, karışık, muğlak, tuhaf"]}, {"word": "anlaşmak", "meanings": ["Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak", "Sözleşmek, sözleşme imzalamak, kavletmek"]}, {"word": "anlaşmazlık", "meanings": ["İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme"]}, {"word": "anlaşmalı", "meanings": ["Anlaşmaya dayanan"]}, {"word": "anlaşmazlık çıkmak", "meanings": ["bir konuda uyuşmazlık söz konusu olmak"]}, {"word": "anlaştırma", "meanings": ["Anlaştırmak işi"]}, {"word": "anlaşmazlığa düşmek", "meanings": ["anlaşamamak, uyuşamamak"]}, {"word": "anlatı", "meanings": ["Ayrıntılarıyla anlatma", "Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, öyküleme, tahkiye"]}, {"word": "anlatılmak", "meanings": ["Anlatma işine konu olmak"]}, {"word": "anlatılma", "meanings": ["Anlatılmak işi"]}, {"word": "anlaştırmak", "meanings": ["Anlaşmayı, uzlaşmayı, uyuşmayı sağlamak"]}, {"word": "anlatım", "meanings": ["Anlatma işi", "Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade"]}, {"word": "anlatım bilimi", "meanings": ["Üslup yöntemlerini ve türlerini inceleyen edebî araştırma ve dil bilimi dalı, stilistik"]}, {"word": "anlatımcı", "meanings": ["Yalnızca hikâye etmeye ağırlık veren eser", "Dışa vurumcu"]}, {"word": "anlatımcılık", "meanings": ["Dışa vurumculuk"]}, {"word": "anlatım tonu", "meanings": ["Anlatımda mantık ve düşünce özelliğine göre oluşan ton"]}, {"word": "anlatış", "meanings": ["Anlatma işi"]}, {"word": "anlatımlı", "meanings": ["Düşünce ve duyguyu güçlü ve canlı bir biçimde anlatan"]}, {"word": "anlatma", "meanings": ["Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim"]}, {"word": "anlatmak", "meanings": ["Bilgi vermek, izah etmek", "Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak", "Nakletmek"]}, {"word": "anlata anlata bitirememek", "meanings": ["beğenilen bir şeyden çok söz etmek"]}, {"word": "anlattırmak", "meanings": ["Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek, açıklama yaptırmak"]}, {"word": "anlattırma", "meanings": ["Anlattırmak işi"]}, {"word": "anlayış", "meanings": ["Anlama işi, telakki", "Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite", "Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ", "Hoş görme, hâlden anlama", "Benzerlerinden ayıran özellik, konsept"]}, {"word": "anlayışlı", "meanings": ["Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki", "Hoşgörülü", "Hoşgörülü bir biçimde"]}, {"word": "anlayışlılık", "meanings": ["Anlayışlı olma durumu"]}, {"word": "anlayışsız", "meanings": ["Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi", "Hoşgörüsüz"]}, {"word": "anlayış göstermek", "meanings": ["istenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak"]}, {"word": "anlayışsızlık", "meanings": ["Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik", "Hoşgörüsüzlük"]}, {"word": "anlıkçılık", "meanings": ["Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti, zihniye, entelektüalizm"]}, {"word": "anlık", "meanings": ["Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane", "Bir anda oluşan, gelişen, spontane", "Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi", "Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt"]}, {"word": "anneanne", "meanings": ["Annenin annesi"]}, {"word": "anma", "meanings": ["Anmak işi, yâd", "Ölmüş bir insanı hatırlamak için yapılan tören, ihtifal"]}, {"word": "anlı şanlı", "meanings": ["Güzel, gösterişli, ünlü"]}, {"word": "anmak", "meanings": ["Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak", "Bir armağanla birinin gönlünü almak", "Adlandırmak"]}, {"word": "anmalık", "meanings": ["Anılmak üzere verilen nesne, hatıra, yadigâr, bergüzar"]}, {"word": "anma töreni", "meanings": ["Bir kişiyi veya bir olayı hatırlamak için yapılan tören"]}, {"word": "anne", "meanings": ["Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba", "Yavrusu olan dişi hayvan"]}, {"word": "anne olmak", "meanings": ["kadın, çocuk sahibi olmak"]}, {"word": "anofel", "meanings": ["Sıtma mikrobunu aşılayan bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis)"]}, {"word": "annelik", "meanings": ["Anne olma niteliği veya durumu, analık", "Anneye yakışan davranış"]}, {"word": "annelik etmek", "meanings": ["annelik görevini yapmak", "anne gibi ilgi ve yakınlık göstermek"]}, {"word": "anorak", "meanings": ["Başlıklı, su geçirmeyen spor ceket"]}, {"word": "anomali", "meanings": ["Sapaklık"]}, {"word": "anonim", "meanings": ["Adı sanı bilinmeyen", "Çok ortaklı", "Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen, laedri"]}, {"word": "anonim ortaklık", "meanings": ["Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağın sorumluluğu sermayedeki payıyla sınırlı bulunan ortaklık, anonim şirket"]}, {"word": "anonim şirket", "meanings": ["Anonim ortaklık"]}, {"word": "anons", "meanings": ["Sesli duyuru"]}, {"word": "anons etmek", "meanings": ["bir durumu, bir haberi sözle veya yazıyla halka bildirmek"]}, {"word": "anonsör", "meanings": ["Sunucu"]}, {"word": "anorganik", "meanings": ["İnorganik"]}, {"word": "anormal", "meanings": ["Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz", "Dengesi yerinde olmayan, davranışı bozuk olan, deli, sapık"]}, {"word": "anormalleşmek", "meanings": ["Anormal duruma gelmek"]}, {"word": "anormalleşme", "meanings": ["Anormalleşmek durumu"]}, {"word": "anormallik", "meanings": ["Anormal olma durumu"]}, {"word": "ensefal", "meanings": ["Beyin"]}, {"word": "anot", "meanings": ["Artı uç"]}, {"word": "ensefalit", "meanings": ["Beyin yangısı"]}, {"word": "ansız", "meanings": ["Anlayışsız, akılsız", "(a'nsız) Ansızın"]}, {"word": "ansızın", "meanings": ["Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten"]}, {"word": "ansiklopedici", "meanings": ["Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist"]}, {"word": "ansiklopedi", "meanings": ["Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik"]}, {"word": "ansiklopedicilik", "meanings": ["Ansiklopedicinin yaptığı iş"]}, {"word": "ansiklopedik", "meanings": ["Ansiklopedi ile ilgili", "Her konuda biraz bilgi sahibi olan (kimse)"]}, {"word": "ansiklopedik sözlük", "meanings": ["Alfabetik sıraya göre kelimelerin karşılıklarını geniş bir biçimde veren, özel adları da içine alan sözlük türü"]}, {"word": "ant", "meanings": ["Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem", "Kendi kendine söz verme, ahit"]}, {"word": "ant olsun", "meanings": ["bir işin yapılmasına veya yapılmamasına niyet edildiğinde söylenilen söz"]}, {"word": "ant içmek", "meanings": ["bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek, yemin etmek"]}, {"word": "ant verdirmek", "meanings": ["ant içmesini sağlamak", "herhangi bir şeyi yapmaması için söz almak"]}, {"word": "ant vermek", "meanings": ["Allah aşkına, çocuklarının başı için vb. sözlerle karşısındakini bir şeye zorlamak"]}, {"word": "andını bozmak", "meanings": ["andına uymamak, andına aykırı davranmak"]}, {"word": "antant", "meanings": ["Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat"]}, {"word": "antagonizma", "meanings": ["Tezat"]}, {"word": "Antep fıstığı", "meanings": ["Antep fıstığıgillerin örnek bitkisi, yurdumuzda Gaziantep ve Siirt bölgelerinde yetişen, 10 metre boya erişebilen, kışın yaprak döken bir ağaççık, Şam fıstığı (Pistacia vera)", "Bu ağacın, ince ve sert kabuklu, yağlı yemişi, Şam fıstığı"]}, {"word": "antant kalmak", "meanings": ["anlaşmak, uzlaşmak"]}, {"word": "antarktik", "meanings": ["Güney Kutbu ile ilgili, Güney Kutbu yakınında olan"]}, {"word": "Antarktika", "meanings": ["Güney Kutbu'ndaki kara bölgesi"]}, {"word": "antenli", "meanings": ["Anteni olan"]}, {"word": "anten", "meanings": ["Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz", "Duyarga", "Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar"]}, {"word": "antenli balık", "meanings": ["Göğüs yüzgeçleri saplı, iskeleti kemikleşmiş, sırt yüzgeçleri uzamış kemikli bir tür balık"]}, {"word": "anten yükselteci", "meanings": ["Anten ile alıcı arasında yer alarak elektromanyetik dalgaların genliğini yükselten araç"]}, {"word": "Antep fıstığıgiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklılardan, tipik örneği Antep fıstığı ağacı olan bir familya"]}, {"word": "Antep işi", "meanings": ["Gaziantep yöresine özgü, iplikleri çekilmiş ve kafes şeklini almış kumaş üzerine aynı renk iplikle verevine sarılarak yapılan bir tür el işlemesi"]}, {"word": "enterit", "meanings": ["İnce bağırsak yangısı"]}, {"word": "enterosel", "meanings": ["İnce bağırsak fıtığı"]}, {"word": "enterograf", "meanings": ["Bağırsak kasılmalarını ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "antet", "meanings": ["Başlık"]}, {"word": "antetli", "meanings": ["Başlıklı"]}, {"word": "antetsiz", "meanings": ["Başlıksız"]}, {"word": "antialerjik", "meanings": ["Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanılan ilaç", "Alerjiye neden olmayan"]}, {"word": "antibiyotik", "meanings": ["Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı"]}, {"word": "antiasit", "meanings": ["Alkalik"]}, {"word": "antibiyotik tedavisi", "meanings": ["Antibiyotiğin gelişmeyi durdurucu veya öldürücü etkisinden yararlanılarak yapılan tedavi"]}, {"word": "antidot", "meanings": ["Panzehir"]}, {"word": "antidemokratik", "meanings": ["Demokrasiye aykırı olan"]}, {"word": "antiemperyalist", "meanings": ["Emperyalizme karşı olan"]}, {"word": "antiemperyalizm", "meanings": ["Emperyalizme karşı tutum, davranış veya öğreti"]}, {"word": "antifriz", "meanings": ["Dondurmaz"]}, {"word": "antihijyenik", "meanings": ["Sağlık kurallarına aykırı olan"]}, {"word": "antijen", "meanings": ["Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde"]}, {"word": "antik", "meanings": ["İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika"]}, {"word": "antika", "meanings": ["Tarihsel bir döneme ait olan", "Antik", "Eski çağlardan kalma eser", "Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs, sıçandişi", "Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka"]}, {"word": "antikacı", "meanings": ["Antika eşya, eser satan veya toplayan kimse"]}, {"word": "antikasını bilmek", "meanings": ["en iyisini bilmek"]}, {"word": "antikacılık", "meanings": ["Antikacının yaptığı iş"]}, {"word": "antikalık", "meanings": ["Tuhaflık"]}, {"word": "antikapitalizm", "meanings": ["Kapitalizme karşı olma"]}, {"word": "antikapitalist", "meanings": ["Kapitalist rejime karşı olan (kimse)"]}, {"word": "antikatot", "meanings": ["Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genellikle metal yaprak"]}, {"word": "Antik Çağ", "meanings": ["Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ"]}, {"word": "antikite", "meanings": ["Eskilik", "İlk Çağ"]}, {"word": "antikomünist", "meanings": ["Komünizme karşı olan"]}, {"word": "antikomünizm", "meanings": ["Komünizm karşıtlığı"]}, {"word": "antikor", "meanings": ["Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini"]}, {"word": "antilop", "meanings": ["Antiloplardan, sıcak ülkelerde yaşayan, çok hızlı koşan, boynuzlu bir hayvan (Anthilopus)", "Bu hayvanın derisinden yapılmış"]}, {"word": "antiloplar", "meanings": ["Geviş getiren memeli hayvanların bir familyası"]}, {"word": "antinomi", "meanings": ["Çatışkı"]}, {"word": "antipati", "meanings": ["Sevimsizlik, soğukluk, iticilik", "Karşıt duygu"]}, {"word": "antimon", "meanings": ["Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb)"]}, {"word": "antipati duymak", "meanings": ["kanı kaynamamak"]}, {"word": "antipatik", "meanings": ["Sevimsiz, itici, soğuk"]}, {"word": "antipatik bulmak", "meanings": ["sevimsiz bulmak, kanı kaynamamak"]}, {"word": "antipatik olmak", "meanings": ["sevimsiz, istenmeyen olmak"]}, {"word": "antipropaganda", "meanings": ["Karşı propaganda"]}, {"word": "antisemitizm", "meanings": ["Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş"]}, {"word": "antisemit", "meanings": ["Yahudilik karşıtı olan"]}, {"word": "antisemitist", "meanings": ["Antisemitizm yanlısı"]}, {"word": "antisepsi", "meanings": ["El, yüz veya vücuttaki hastalık yapan mikroorganizmaları kimyasal maddelerle etkisiz hâle getirme veya yok etme işlemi"]}, {"word": "antisiklon", "meanings": ["Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi"]}, {"word": "antiseptik", "meanings": ["Antisepsi yapmak için kullanılan (madde)", "Antisepsi özelliği olan (madde)"]}, {"word": "antitez", "meanings": ["Karşı sav"]}, {"word": "antitoksik", "meanings": ["Antitoksin"]}, {"word": "ant kardeşi", "meanings": ["Kan kardeşi"]}, {"word": "antitoksin", "meanings": ["İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde, antitoksik"]}, {"word": "antrenman", "meanings": ["Alıştırma", "Herhangi bir konuda yapılan hazırlık"]}, {"word": "antlaşma", "meanings": ["İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt", "Bu durumu belirten belge"]}, {"word": "antlaşmak", "meanings": ["Antlaşma yapmak, ahitleşmek"]}, {"word": "antoloji", "meanings": ["Seçki"]}, {"word": "antlı", "meanings": ["Ant içmiş", "Ant içirilmiş"]}, {"word": "antrakt", "meanings": ["Ara"]}, {"word": "antrasit", "meanings": ["Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü"]}, {"word": "antre", "meanings": ["Giriş", "Başlangıç yemeği"]}, {"word": "antrenman yapmak", "meanings": ["spor amacıyla çalışmak, alıştırma yapmak"]}, {"word": "antrenmanlı", "meanings": ["İdmanlı"]}, {"word": "antrenmansız", "meanings": ["Antrenmanı olmayan, idmansız"]}, {"word": "antrenör", "meanings": ["Çalıştırıcı"]}, {"word": "antrenörlük", "meanings": ["Çalıştırıcılık"]}, {"word": "antrepo", "meanings": ["Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer"]}, {"word": "antrepocu", "meanings": ["Antrepo işleten kimse", "Antrepoya bakan kimse"]}, {"word": "antrepoculuk", "meanings": ["Antrepocunun yaptığı iş"]}, {"word": "antrikot", "meanings": ["Sığırın iki kürek kemiği arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi"]}, {"word": "antrok", "meanings": ["Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil"]}, {"word": "antropoit", "meanings": ["İnsansı"]}, {"word": "antropolog", "meanings": ["İnsan bilimi uzmanı, insan bilimci"]}, {"word": "antropoitler", "meanings": ["İnsansılar"]}, {"word": "antropoloji", "meanings": ["İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi"]}, {"word": "antropolojik", "meanings": ["İnsan bilimiyle ilgili, insan bilimsel"]}, {"word": "antropomorfizm", "meanings": ["İnsan biçimcilik"]}, {"word": "antrparantez", "meanings": ["Söz arasında, sırası gelmişken", "Ayrıca"]}, {"word": "antroposantrizm", "meanings": ["İnsanmerkezcilik"]}, {"word": "anut", "meanings": ["İnatçı"]}, {"word": "anüs", "meanings": ["Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra"]}, {"word": "anüri", "meanings": ["İdrar oluşturamama biçiminde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi"]}, {"word": "anüs yüzgeci", "meanings": ["Balıklarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç"]}, {"word": "anzarot", "meanings": ["Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla)", "Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi", "Alkollü içecek"]}, {"word": "anyon", "meanings": ["Negatif elektrikle yüklü iyon, eksin"]}, {"word": "apandisit", "meanings": ["Apandisin iltihaplanması"]}, {"word": "apandis", "meanings": ["Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü"]}, {"word": "apacı", "meanings": ["Çok acı"]}, {"word": "aort", "meanings": ["Ana atardamar"]}, {"word": "apaçık", "meanings": ["Çok açık, çok belirgin"]}, {"word": "apaçıklık", "meanings": ["Apaçık olma durumu", "Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi"]}, {"word": "apak", "meanings": ["Bembeyaz", "Çok ak bir biçimde"]}, {"word": "apalak", "meanings": ["Tombul, gürbüz, iri (bebek veya küçük çocuk)"]}, {"word": "apansız", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "apansızın", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "aparey", "meanings": ["Çeşitli parçalardan meydana gelen alet, cihaz"]}, {"word": "aparkat", "meanings": ["Boksta bükük kolla aşağıdan yukarıya doğru çeneye atılan yumruk"]}, {"word": "aparmak", "meanings": ["Alıp götürmek", "Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak"]}, {"word": "apartman", "meanings": ["Birkaç katlı ve her katında bir veya birkaç daire bulunan yapı"]}, {"word": "apar topar", "meanings": ["Telaş ve acele ile"]}, {"word": "apart otel", "meanings": ["Konaklayanların yeme içme gereksinimlerini kendilerinin karşılayabilmesi için odalarında veya katlarında her türlü gerecin bulunduğu otel, otelgarni"]}, {"word": "apaş", "meanings": ["Hayta"]}, {"word": "apatit", "meanings": ["Doğada bulunan, içinde flor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat"]}, {"word": "apaydın", "meanings": ["Çok aydınlık", "Çok kültürlü, bilgili"]}, {"word": "apaydınlık", "meanings": ["Apaydın olma durumu"]}, {"word": "apayrı", "meanings": ["Büsbütün ayrı, bambaşka"]}, {"word": "apaz", "meanings": ["Avuç"]}, {"word": "apaz", "meanings": ["Çok az"]}, {"word": "apazlama", "meanings": ["Apazlamak işi, avuçlama", "Pupa ile orsa arasında geminin omurgasına 45 derece açı ile esen (rüzgâr)", "(a'pazlama) Böyle esen bir rüzgârla"]}, {"word": "apazlamak", "meanings": ["Avuçlamak", "Gemi apazlama rüzgârla gitmek", "Yelken rüzgârla dolup şişmek"]}, {"word": "apel", "meanings": ["Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılan ödeme çağrısı"]}, {"word": "aperitif", "meanings": ["Ön içki", "Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek"]}, {"word": "apış", "meanings": ["Butların iç tarafı"]}, {"word": "apış arası", "meanings": ["İki bacağın arasında kalan yer"]}, {"word": "apışak", "meanings": ["Bacaklarını açarak yürüyen, ayrık bacaklı"]}, {"word": "apışık", "meanings": ["Yorgun, güçsüz", "Şaşkın", "Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan)"]}, {"word": "apışlık", "meanings": ["Ağ"]}, {"word": "apışma", "meanings": ["Apışmak işi"]}, {"word": "aplike", "meanings": ["Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu"]}, {"word": "apışmak", "meanings": ["Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek", "Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak", "Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek"]}, {"word": "apışıp kalmak", "meanings": ["ne yapacağını bilemez duruma gelmek"]}, {"word": "apıştırma", "meanings": ["Apıştırmak işi"]}, {"word": "apiko", "meanings": ["Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması", "Hazır, tetik", "Derli toplu, süslü, şık"]}, {"word": "apıştırmak", "meanings": ["Hayvanı çok yorarak yürüyecek güç bırakmamak", "Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalmasını sağlamak"]}, {"word": "aplik", "meanings": ["Duvar şamdanı, duvar lambası"]}, {"word": "aplikasyon", "meanings": ["Uygulama", "Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılan süs", "Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme"]}, {"word": "apokaliptik", "meanings": ["Anlaşılmaz, kapalı, karanlık (söz veya yazı)"]}, {"word": "apolet", "meanings": ["Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça, omuzluk", "Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça"]}, {"word": "apokrif", "meanings": ["Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazı"]}, {"word": "apoletleri sökülmek", "meanings": ["bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atılmak"]}, {"word": "aport", "meanings": ["Avın veya kendisine gösterilen şeyin üzerine atılıp getirmesi için köpeğe verilen buyruk sözü"]}, {"word": "aportta beklemek", "meanings": ["köpek avını kovalamak üzere hazırda beklemek", "fırsat kollamak"]}, {"word": "aposteriori", "meanings": ["Sonsal"]}, {"word": "apoşi", "meanings": ["Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ"]}, {"word": "apotr", "meanings": ["Yardımcı, koruyucu, havari"]}, {"word": "apre", "meanings": ["Kumaş veya derinin cilalanması, perdahlanması", "Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde"]}, {"word": "apraksi", "meanings": ["Beceri yitimi"]}, {"word": "apreci", "meanings": ["Apre yapan kimse"]}, {"word": "apreleme", "meanings": ["Aprelemek işi"]}, {"word": "aprelemek", "meanings": ["Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak"]}, {"word": "apresiz", "meanings": ["Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış"]}, {"word": "apreli", "meanings": ["Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış"]}, {"word": "apriori", "meanings": ["Önsel"]}, {"word": "apse yapmak", "meanings": ["bir doku içinde iltihap oluşmak"]}, {"word": "apseleşme", "meanings": ["Apseleşmek durumu"]}, {"word": "apse", "meanings": ["Çıban"]}, {"word": "apseleşmek", "meanings": ["Yara irin bağlamak, apse yapmak"]}, {"word": "apsent", "meanings": ["Pelinle kokulandırılmış sert bir içki"]}, {"word": "aptal", "meanings": ["Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık", "Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü"]}, {"word": "apsis", "meanings": ["Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri", "Koordinat"]}, {"word": "aptal yerine koymak", "meanings": ["hiçbir şeyden anlamaz, bilmez sanmak", "birine, aptal gözüyle bakmak"]}, {"word": "aptal olmak", "meanings": ["aptal durumda bulunmak"]}, {"word": "aptalca", "meanings": ["Biraz aptal, alık salık", "(apta'lca) Aptala yaraşır nitelikte, aptal gibi, aptalcasına"]}, {"word": "aptal aptal", "meanings": ["Aptal gibi, aptalca, aval aval"]}, {"word": "aptalcasına", "meanings": ["Aptalca"]}, {"word": "aptallaşma", "meanings": ["Aptallaşmak durumu, ahmaklaşma"]}, {"word": "aptallaşmak", "meanings": ["Zekâsını işletemez olmak, alıklaşmak, ahmaklaşmak"]}, {"word": "aptallaştırma", "meanings": ["Aptallaştırmak durumu, ahmaklaştırma"]}, {"word": "aptallaştırmak", "meanings": ["Aptallaşmasına sebep olmak, aptal duruma getirmek, ahmaklaştırmak"]}, {"word": "aptallık etmek", "meanings": ["aptalca davranmak veya aptalca iş görmek"]}, {"word": "aptallık", "meanings": ["Aptal olma durumu", "Aptalca iş"]}, {"word": "aptallığa vurmak", "meanings": ["bir şeyi bilmez, anlamaz gibi görünmek"]}, {"word": "apteriks", "meanings": ["Kivi (I)"]}, {"word": "başın başı, başın da başı var", "meanings": ["`toplum içinde hiç kimse başına buyruk değildir, başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başına balta kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["sürekli istemek, ısrar etmek, inat etmek"]}, {"word": "başına bela açmak", "meanings": ["kötü bir olay dolayısıyla dert sahibi olmak"]}, {"word": "başına bela almak", "meanings": ["bir sorunla karşılaşmak, kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "başına dünyanın belasını sarmak", "meanings": ["büyük felaket getirmek"]}, {"word": "başına bela olmak (veya kesilmek)", "meanings": ["sıkıntı vermek, tedirgin etmek, musallat olmak"]}, {"word": "başına bir hâl gelmek", "meanings": ["kötü bir duruma uğramak", "ölüm ihtimali olmak"]}, {"word": "başına çalmak", "meanings": ["bir şeyi öfkeyle, nefretle geri vermek"]}, {"word": "başına çıkarmak", "meanings": ["şımartmak, çok yüz vermek"]}, {"word": "başına çalsın!", "meanings": ["birine verilmek istenilen bir şeyin öfke ve nefretle geri çevrildiğini anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "başına çıkmak", "meanings": ["birinden yüz bulup ona karşı pek şımarıkça davranmak"]}, {"word": "başına çorap örmek", "meanings": ["birine, haberi olmadan kötü duruma düşürücü davranışta bulunmak"]}, {"word": "başına dert olmak (veya kesilmek)", "meanings": ["bir kimse veya olay, sıkıntı vermek"]}, {"word": "başına devlet (veya talih) kuşu konmak", "meanings": ["beklemediği büyük bir nimeti ele geçirmek"]}, {"word": "başına dert açmak", "meanings": ["kendini kötü ve zor bir duruma düşürmek"]}, {"word": "başına dikmek", "meanings": ["birini veya bir şeyi korumak için bir kimseyi görevlendirmek", "bir içeceği kabı yukarı kaldırarak sonuna dek içmek"]}, {"word": "başına dolamak", "meanings": ["musallat etmek"]}, {"word": "başına dikilmek", "meanings": ["birinin yanından uzaklaşmamak, onu denetim altında bulundurmak", "bir işi yaptırmak için birinin yanında ayakta durmak", "bir şeyin yanında ve ayakta beklemek"]}, {"word": "başına ekşimek", "meanings": ["ağır yük olmak", "üstüne kalmak"]}, {"word": "başına gaile açmak", "meanings": ["sıkıntı yaratmak, üzüntü vermek"]}, {"word": "başına geçirmek", "meanings": ["başına giymek", "bir şeyi öfke ile birisinin başına vurmak"]}, {"word": "başına geçmek", "meanings": ["görevi altında bulundurmak", "bir işin yönetimini ele almak", "bir işi yapmaya başlamak", "bir şeyin etrafında toplanmak, yer almak"]}, {"word": "başına geçmek", "meanings": ["en üstün yeri almak, önderlik yapmak"]}, {"word": "başına gelmek", "meanings": ["bir görevi üstlenmek, yüklenmek"]}, {"word": "başına gelen başmakçıdır", "meanings": ["`başından bir iş geçmiş olan kimse o işte deneyimli olur, uğradığı zarara bir daha uğramamak için önlem alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başına (...) gelmek", "meanings": ["kötü bir durumla karşı karşıya kalmak"]}, {"word": "başına gelmek", "meanings": ["beklenmedik, şaşırtıcı bir olay veya durumla karşılaşmak"]}, {"word": "başına güneş geçmek", "meanings": ["güneş çarpmak"]}, {"word": "başına iş açmak", "meanings": ["uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak"]}, {"word": "başına iş çıkarmak", "meanings": ["istenilmeyen veya uğraştırıcı bir işe yol açmak"]}, {"word": "başına iş çıkmak", "meanings": ["hoşa gitmeyen ve beklenmedik bir iş veya olayla karşılaşmak"]}, {"word": "başına kâhya kesilmek", "meanings": ["olur olmaz her işine karışmak"]}, {"word": "başına kakmak (veya kakınç etmek)", "meanings": ["yapılan bir iyiliği yüzüne vurarak birini üzmek"]}, {"word": "başına kalmak", "meanings": ["istemediği hâlde bir işi yapmak veya bir kimseye bakmak zorunluluğu ile karşılaşmak"]}, {"word": "başına kan çıkmak", "meanings": ["öfkelenmek, hiddete kapılmak, kontrolünü yitirmek"]}, {"word": "başına karalar bağlamak", "meanings": ["çok kederlenmek"]}, {"word": "başına sarmak", "meanings": ["birine musallat etmek"]}, {"word": "başına oturmak", "meanings": ["bir işi yapmaya başlamak, işe koyulmak"]}, {"word": "başına taç etmek", "meanings": ["çok değer vermek, ilgi göstermek"]}, {"word": "başına yıkmak", "meanings": ["harap etmek, zor durumda bırakmak"]}, {"word": "başına taş düşmek (veya yağmak)", "meanings": ["felakete uğramak"]}, {"word": "başına vurmak", "meanings": ["içki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak", "dayanamaz olmak", "ne yapacağını bilemez hâle gelmek"]}, {"word": "başına vur, ağzından lokmasını al", "meanings": ["uysal ve sessiz kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "başında beklemek (veya durmak)", "meanings": ["yanında durup gözetlemek"]}, {"word": "başında değirmen çevirmek", "meanings": ["gürültü ile tedirgin etmek"]}, {"word": "...-nın başında gelmek (veya yer almak)", "meanings": ["önem sıralamasında önde olmak"]}, {"word": "başında olmak", "meanings": ["yöneticisi olmak", "işe sahip çıkmak"]}, {"word": "başında kavak yeli (veya yelleri) esmek", "meanings": ["genç sorumluluk duygusundan uzak, zevk, eğlence peşinde koşmak", "gerçekleşmeyecek şeyler düşünerek vakit geçirmek"]}, {"word": "başında paralansın", "meanings": ["yapılan bir iyilik çok söylendiğinde o iyiliğin artık istenmediğini belirten bir söz"]}, {"word": "başında torbası eksik", "meanings": ["kaba saba, yontulmamış (kimse)"]}, {"word": "başından aşağı kaynar sular dökülmek", "meanings": ["üzüntülü veya kötü bir olay karşısında birdenbire büyük bir sıkıntı duymak"]}, {"word": "başından almak", "meanings": ["kurtarmak, sorumluluğunu almak"]}, {"word": "başından atmak", "meanings": ["yapılması güç bir işi yapmaktan kendini kurtarmak", "sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermek"]}, {"word": "başından büyük işlere girişmek (veya kalkışmak)", "meanings": ["gücünün üstünde olan işlere kalkışmak"]}, {"word": "başından geçmek", "meanings": ["daha önce aynı duruma uğramış olmak"]}, {"word": "başından kalkmak", "meanings": ["ilgilendiği veya yaptığı işi bırakıp ayrılmak, ara vermek"]}, {"word": "başından korkmak", "meanings": ["hayatından kaygı duymak, cezalandırılmaktan korkmak"]}, {"word": "başından savmak", "meanings": ["bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaştırmak"]}, {"word": "başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinden eksik etmez", "meanings": ["`iş başına deneyimsiz yönetici getirenler, ondan kaynaklanan sıkıntı ve zararları çekmeye hazır olmalıdırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başını ağrıtmak", "meanings": ["gereksiz sözlerle birini bunaltmak", "bir iş için birini tedirgin etmek, uğraştırmak"]}, {"word": "başını ateşlere yakmak", "meanings": ["başına büyük bir dert almak"]}, {"word": "başını alıp gitmek", "meanings": ["izin almadan ve gideceği yeri bildirmeden gitmek, savuşmak"]}, {"word": "başını beklemek", "meanings": ["gözetlemek", "hastanın yanında bulunmak"]}, {"word": "başını belaya sokmak", "meanings": ["birini, kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek"]}, {"word": "başını bağlamak", "meanings": ["başına örtü vb. bağlamak", "birini nişanlamak veya evlendirmek"]}, {"word": "başını bir yere sokmak", "meanings": ["barınacak bir yer bulmak"]}, {"word": "başını bir yere bağlamak", "meanings": ["birini bir işe yerleştirmek, işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak"]}, {"word": "başını boş bırakmak", "meanings": ["yalnız veya serbest bırakmak"]}, {"word": "başını çatmak", "meanings": ["baş ağrısını önlemek için alnın üstünden arkaya doğru eşarp vb. şeyleri çepeçevre sıkıca bağlamak"]}, {"word": "başını çıkarmak", "meanings": ["bitki filizlenmeye başlamak"]}, {"word": "başını derde sokmak", "meanings": ["sıkıntılı bir duruma girmek veya getirilmek"]}, {"word": "başını dinlemek", "meanings": ["kafasını dinlemek"]}, {"word": "başını dik tutmak", "meanings": ["onurunu korumak"]}, {"word": "başını döndürmek", "meanings": ["mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek", "kendine hayran bırakmak"]}, {"word": "başını duman almak", "meanings": ["efkârlanmak"]}, {"word": "başını ezmek", "meanings": ["bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek"]}, {"word": "başını gözünü yarmak", "meanings": ["bir işi kötü yapmak, bir işi istenildiği gibi yapmamak"]}, {"word": "başını istemek", "meanings": ["birinin öldürülmesini istemek"]}, {"word": "başını koltuğunun altına almak", "meanings": ["ölümü göze alarak bir işe girişmek"]}, {"word": "başını kaldırmamak (veya kaldıramamak)", "meanings": ["bir işi aralıksız sürdürmek", "iyileşememek, yataktan çıkamamak"]}, {"word": "başını kaşımaya (veya kaşıyacak) vakti olmamak", "meanings": ["arada en ufak başka bir iş yapamayacak kadar sıkışık durumda bulunmak"]}, {"word": "başını kurtarmak", "meanings": ["canını korumak", "geçimini sağlayacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "başını nâra yakmak", "meanings": ["birini ağır bir zarara uğratmak"]}, {"word": "başını ortaya koymak", "meanings": ["bir işe girişirken ölümü göze almak"]}, {"word": "başını taştan taşa vurmak", "meanings": ["çaresiz kalarak çok pişman olmak"]}, {"word": "başını toplamak", "meanings": ["kadın, saçını toplayıp başına bir çekidüzen vermek"]}, {"word": "başını yakmak", "meanings": ["güç bir duruma sokmak"]}, {"word": "başını vermek", "meanings": ["kendini feda etmek"]}, {"word": "başını uçurmak", "meanings": ["kellesini uçurmak"]}, {"word": "başını yemek", "meanings": ["güç duruma düşmesine yol açmak"]}, {"word": "başının altında", "meanings": ["`yastığının altında` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başının çaresine bakmak", "meanings": ["kimseden yardım görmeden kendi işini kendi yapmak"]}, {"word": "başının altından çıkmak", "meanings": ["birinin hilesiyle yapılmak"]}, {"word": "başının derdine düşmek", "meanings": ["başka bir şeyle ilgilenmeyecek kadar sıkıntılı durumda bulunmak"]}, {"word": "başının etini yemek", "meanings": ["karşısındakini bezdirinceye, bıktırıncaya kadar sürekli konuşmak veya söylenmek"]}, {"word": "başta (veya başında) bulunmak (veya olmak)", "meanings": ["bir işin yöneticisi olmak"]}, {"word": "baş", "meanings": ["Çıban"]}, {"word": "başının gözünün sadakası", "meanings": ["başa gelecek bir belayı savmak veya önlemek için yapılan bağış, özveri"]}, {"word": "başta taşımak", "meanings": ["çok saygı göstermek"]}, {"word": "baştan aşmak", "meanings": ["pek çok olmak, pek çoğalmak"]}, {"word": "baştan çıkarmak", "meanings": ["kötü yola sürüklemek, doğru yoldan saptırmak", "karşı cinsi bir ilişkiye ikna etmek"]}, {"word": "baştan çıkmak", "meanings": ["ahlakı bozulmak, doğru yoldan ayrılıp uygunsuz işlere yönelmek"]}, {"word": "baştan kara etmek", "meanings": ["batma tehlikesi karşısında, gemi başını karaya vurup oturmak"]}, {"word": "baştan kara gitmek", "meanings": ["sonunu düşünmeden, hesapsız bir biçimde yaşamak"]}, {"word": "başa baş", "meanings": ["Eşit durumda, dengeli olarak", "Birine üstünlük sağlamadan"]}, {"word": "başağaç", "meanings": ["Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yıl halkaları çember biçiminde görüntü veren ağaç"]}, {"word": "başa baş gelmek (veya kalmak)", "meanings": ["eşit olmak, denk olmak", "berabere kalmak"]}, {"word": "başağırlık", "meanings": ["Ağır sıklet"]}, {"word": "baş ağrısı", "meanings": ["Başın ağrıması, başta oluşan rahatsızlık"]}, {"word": "Başak", "meanings": ["Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı"]}, {"word": "başak", "meanings": ["Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı", "Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün"]}, {"word": "başak bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerde başak oluşmak"]}, {"word": "başak toplamak", "meanings": ["tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplamak"]}, {"word": "başakçı", "meanings": ["Tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplayan kimse"]}, {"word": "başaklama", "meanings": ["Başaklamak işi"]}, {"word": "başakçık", "meanings": ["Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu"]}, {"word": "başaklanma", "meanings": ["Başaklanmak işi"]}, {"word": "başaklamak", "meanings": ["Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak"]}, {"word": "başaklanmak", "meanings": ["Başak bağlamak, tutmak"]}, {"word": "başaklı", "meanings": ["Başağı olan (ekin)", "Arka ucu başak biçimde olan (ok)"]}, {"word": "başaktör", "meanings": ["Başoyuncu (erkek)"]}, {"word": "başaktörlük", "meanings": ["Başoyunculuk"]}, {"word": "başaktrislik", "meanings": ["Başoyunculuk"]}, {"word": "başaltı", "meanings": ["Gemilerde tayfa ve erlerin ön güverte altındaki koğuşları"]}, {"word": "başaktris", "meanings": ["Başoyuncu (kadın)"]}, {"word": "başarı göstermek (veya kazanmak)", "meanings": ["başarmak"]}, {"word": "başarı", "meanings": ["Başarma işi, muvaffakiyet"]}, {"word": "başarılı", "meanings": ["Başarı gösteren, muvaffakiyetli", "Başarılmış, üstesinden gelinmiş", "Başarılı bir biçimde, başarı göstererek"]}, {"word": "başarılma", "meanings": ["Başarılmak işi"]}, {"word": "başarmak", "meanings": ["Bir işi istenilen bir biçimde bitirmek, muvaffak olmak"]}, {"word": "başarılmak", "meanings": ["Başarma işine konu olmak"]}, {"word": "başarım", "meanings": ["Elde edilen bir başarı", "Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü", "Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans", "Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans"]}, {"word": "başarısız", "meanings": ["Başarı göstermeyen, muvaffakiyetsiz", "Muvaffakiyetsiz", "Başarı göstermeyerek"]}, {"word": "başarısızlık", "meanings": ["Başarısız olma durumu, muvaffakiyetsizlik"]}, {"word": "başarısız olmak", "meanings": ["başarı sağlayamamak, başarı gösterememek"]}, {"word": "başarısızlığa uğramak", "meanings": ["başarısız olmak"]}, {"word": "başarma", "meanings": ["Başarmak işi"]}, {"word": "başasistan", "meanings": ["En kıdemli asistan"]}, {"word": "başasistanlık", "meanings": ["Başasistan olma durumu", "Başasistanın yaptığı iş"]}, {"word": "baş aşağı", "meanings": ["İniş", "Başı aşağı gelecek bir biçimde"]}, {"word": "baş aşağı düşmek", "meanings": ["kişiliğinden kaybederek toplum içindeki durumu sarsılmak"]}, {"word": "baş aşağı etmek", "meanings": ["tersine çevirmek"]}, {"word": "baş aşağı gelmek", "meanings": ["tepesi üstü düşmek"]}, {"word": "baş aşağı gitmek", "meanings": ["işleri ters gitmek, sürekli zarar etmek"]}, {"word": "başat", "meanings": ["Baskın"]}, {"word": "başat karakter", "meanings": ["Bir melezde her zaman ortaya çıkan karakter"]}, {"word": "başatlık", "meanings": ["Baskınlık"]}, {"word": "başatlık yasası", "meanings": ["Irk karışmasında güçlü öz yapının sonraki soylardan üstün geldiğini kanıtlayan yasa"]}, {"word": "başbakan", "meanings": ["Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil"]}, {"word": "baş başa", "meanings": ["Birlikte, beraberce"]}, {"word": "başbakanlık", "meanings": ["Başbakan olma durumu, başvekâlet", "Başbakanın yaptığı iş, başvekâlet", "Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet"]}, {"word": "baş başa bırakmak", "meanings": ["birinin, bir şeyle veya bir kimseyle yalnız kalmasını sağlamak"]}, {"word": "baş başa kalmak", "meanings": ["biriyle veya bir şeyle yalnız kalmak"]}, {"word": "baş başa olmak", "meanings": ["birlikte bulunmak, beraber yaşamak"]}, {"word": "baş başa vermek", "meanings": ["iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuşmak", "dayanışmak"]}, {"word": "baş belası", "meanings": ["Sıkıntı, üzüntü, eziyet veren"]}, {"word": "başbayi", "meanings": ["Bir dağıtım işinde bütün bayilerin bağlı bulunduğu ana bayi"]}, {"word": "baş bezi", "meanings": ["Mendil"]}, {"word": "baş (veya başının) belası olmak", "meanings": ["sıkıntı, üzüntü, eziyet vermek"]}, {"word": "baş bıçağı", "meanings": ["Ustura"]}, {"word": "başbuğ", "meanings": ["Eski Türklerde baş, başkan, komutan", "Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı"]}, {"word": "başçavuş", "meanings": ["Astsubay başçavuş", "Yeniçeri Ocağının çavuşu"]}, {"word": "başçavuşluk", "meanings": ["Başçavuş olma durumu", "Başçavuşun rütbesi", "Başçavuşun görevi"]}, {"word": "başçı", "meanings": ["İşçi başı", "Çiğ veya pişmiş koyun, kuzu, sığır başı satan kimse"]}, {"word": "başdanışman", "meanings": ["Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir"]}, {"word": "başçık", "meanings": ["Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık, haşefe"]}, {"word": "başdanışmanlık", "meanings": ["Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik", "Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik"]}, {"word": "başdekorculuk", "meanings": ["Başdekorcu olma durumu", "Başdekorcunun yaptığı iş"]}, {"word": "başdekorcu", "meanings": ["Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu"]}, {"word": "başdizgici", "meanings": ["Bir basımevindeki dizgicilerin başı, başmürettip, sermürettip"]}, {"word": "başdizgicilik", "meanings": ["Başdizgici olma durumu, başmürettiplik, sermürettiplik", "Başdizgicinin yaptığı iş, başmürettiplik, sermürettiplik"]}, {"word": "baş döndürücü", "meanings": ["Şaşkına, serseme çevirici", "Çabuklukta olağanüstü, aşırı", "Baygınlık verici"]}, {"word": "baş dönmesi", "meanings": ["Gözün kararmasıyla düşecek gibi olma durumu"]}, {"word": "başdümenci", "meanings": ["Dümencilerin başı"]}, {"word": "baş dümeni", "meanings": ["İyi manevra yapmalarını sağlamak amacıyla gemi veya teknelerin başına yerleştirilen dümen"]}, {"word": "başeksper", "meanings": ["Eksperlerin başı"]}, {"word": "başeser", "meanings": ["Şaheser"]}, {"word": "başefendi", "meanings": ["Devlet dairelerinde kıdemli memur"]}, {"word": "başeski", "meanings": ["En kıdemli kimse", "Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı", "Yeniçeri bölüklerinde erlerin en kıdemlisi"]}, {"word": "başfiyat", "meanings": ["En iyi ürün için belirlenen fiyat"]}, {"word": "başgarson", "meanings": ["Şef garson"]}, {"word": "başgarsonluk", "meanings": ["Şef garsonluk"]}, {"word": "başgardiyan", "meanings": ["Gardiyanların başı"]}, {"word": "başhakem", "meanings": ["Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı, başyargıcı"]}, {"word": "başgedikli", "meanings": ["En yüksek rütbeli astsubay"]}, {"word": "başhekim", "meanings": ["Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip"]}, {"word": "başhekimlik", "meanings": ["Başhekim olma durumu, başdoktorluk, baştabiplik, sertabiplik", "Başhekimin yaptığı iş, başdoktorluk, baştabiplik, sertabiplik", "Başhekim ve görevlilerin çalıştığı yer, başdoktorluk, baştabiplik, sertabiplik"]}, {"word": "başhemşire", "meanings": ["Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire"]}, {"word": "başhemşirelik", "meanings": ["Başhemşire olma durumu", "Başhemşirenin yaptığı iş"]}, {"word": "başhostes", "meanings": ["Hosteslerin en deneyimlisi"]}, {"word": "başı açık", "meanings": ["Başı örtü veya şapka ile örtülmemiş (kimse)"]}, {"word": "başı bağlı", "meanings": ["Başını örten (kimse)", "Serbest olmayan (kimse)", "Evli olan (kimse)", "Nişanlı olan (kimse)"]}, {"word": "başıboş", "meanings": ["Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan", "Bağlanmamış, serbest bırakılmış", "(başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde", "(başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan"]}, {"word": "başıboş bırakmak", "meanings": ["üstünde hiçbir baskı veya denetim bulundurmamak, kendi havasına bırakmak"]}, {"word": "başıboş kalmak", "meanings": ["baskı altında bulunmamak, karışanı, görüşeni olmamak"]}, {"word": "başıboşluk", "meanings": ["Başıboş olma durumu"]}, {"word": "başıbozuk", "meanings": ["Düzensiz topluluk", "Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı", "Karışık, içinden çıkılamayan"]}, {"word": "başıbozukluk", "meanings": ["Düzensiz davranış, düzensizlik, disiplinsizlik"]}, {"word": "başı devletli", "meanings": ["Talihli, bahtı açık (kimse)"]}, {"word": "başı dinç", "meanings": ["Kaygısız, tasası olmayan (kimse)"]}, {"word": "başı dimdik", "meanings": ["Onurlu, gururlu (kimse)"]}, {"word": "başı dumanlı", "meanings": ["Doruğunu sis bürümüş (dağ)", "Sarhoş", "Efkârlı"]}, {"word": "başı kabak", "meanings": ["Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş (kimse)", "Başını örtmeden"]}, {"word": "başimam", "meanings": ["Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam"]}, {"word": "başı yumuşak", "meanings": ["Uysal, söz dinler (kimse)"]}, {"word": "başka", "meanings": ["Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge", "Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan", "`Ayrıca, üstelik, bir yana` anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz"]}, {"word": "başka işi yok mu?", "meanings": ["`bu işe ne diye karışıyor, bu iş onu ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başkaca", "meanings": ["Ayrıca"]}, {"word": "başkafiye", "meanings": ["Dize başlarında aynı kelime olmamak kaydıyla aynı sesleri veren kelimelerden oluşan uyak"]}, {"word": "başkahraman", "meanings": ["Bir eserde başrolü oynayan kişi, başkişi"]}, {"word": "başkalaşım", "meanings": ["Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi, istihale, metamorfizm"]}, {"word": "başkalaştırma", "meanings": ["Başkalaştırmak işi"]}, {"word": "başkalaşma", "meanings": ["Başkalaşmak işi", "Oğulcuk evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri, istihale, metamorfoz"]}, {"word": "başkalaşmak", "meanings": ["Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak", "Biçim değiştirmek, istihale etmek", "Kötüleşmek, bozulmak"]}, {"word": "başkalaştırmak", "meanings": ["Başka bir duruma getirmek"]}, {"word": "başkaldırma", "meanings": ["Başkaldırı"]}, {"word": "başkalık", "meanings": ["Alışılana benzememe, değişik olma durumu, değişiklik"]}, {"word": "başkan", "meanings": ["Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis, reis bey", "Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı"]}, {"word": "başkanlık", "meanings": ["Başkan olma durumu", "Başkanın görevi veya makamı, reislik, riyaset"]}, {"word": "başkanlık makamı", "meanings": ["Başkanın oturduğu veya odasının bulunduğu yer"]}, {"word": "başkanlık etmek", "meanings": ["bir toplantı veya topluluğu, başkan olarak yönetmek"]}, {"word": "başkanlık sistemi", "meanings": ["Devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistem"]}, {"word": "başkan vekili", "meanings": ["Başkanın işini görmesi için yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse"]}, {"word": "başkarakter", "meanings": ["Oyunun asıl karakteri, asli tipi"]}, {"word": "başkan yardımcısı", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlarda başkana yardım eden sorumlu ve yetkili kimse"]}, {"word": "başkası", "meanings": ["Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi"]}, {"word": "başkâtip", "meanings": ["Bir resmî dairede veya kuruluşta çalışan kâtiplerin başı, başyazman"]}, {"word": "başkent", "meanings": ["Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir"]}, {"word": "başkâtiplik", "meanings": ["Başkâtip olma durumu, başyazmanlık", "Başkâtibin yaptığı iş, başyazmanlık"]}, {"word": "başkesit", "meanings": ["Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey"]}, {"word": "başkentlik", "meanings": ["Başkent olma durumu"]}, {"word": "başkişi", "meanings": ["Başkahraman"]}, {"word": "başkomutan", "meanings": ["Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar"]}, {"word": "başkilise", "meanings": ["Piskoposluk makamı olan büyük kilise, katedral"]}, {"word": "başkomutanlık", "meanings": ["Başkomutan olma durumu, başkumandanlık, serdarlık", "Başkomutanın yaptığı iş, başkumandanlık, serdarlık", "Başkomutanın makamı, başkumandanlık"]}, {"word": "başkonakçı", "meanings": ["Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı"]}, {"word": "başkonsolos", "meanings": ["En yüksek derecedeki konsolos"]}, {"word": "başköşe", "meanings": ["Bir yerde en saygın kişinin veya büyüklerin oturması için ayrılan yer, tör"]}, {"word": "başkonsolosluk", "meanings": ["Başkonsolos olma durumu", "Başkonsolosun yaptığı iş"]}, {"word": "başkumandan", "meanings": ["Başkomutan"]}, {"word": "başköşeye kurulmak", "meanings": ["saygın kişilere ve büyüklere ayrılan yere oturmak"]}, {"word": "başkumandanlık", "meanings": ["Başkomutanlık"]}, {"word": "Başkurt", "meanings": ["Rusya'daki Başkurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Başkurtça", "meanings": ["Başkurt Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "başlama", "meanings": ["Başlamak işi"]}, {"word": "başlahana", "meanings": ["Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana (Brassica oleracea)"]}, {"word": "başlamak", "meanings": ["Görünmek", "Etkisini göstermek", "Bir işe girişmek, harekete geçmek", "Çalışır, işler, yürür duruma girmek", "Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak"]}, {"word": "başlama vuruşu", "meanings": ["Futbolda oyuna ilk başlamada veya her golden sonra topu orta yuvarlağın merkezinde yeniden oyuna sokmak için yapılan vuruş, santra"]}, {"word": "başlama!", "meanings": ["`hoş olmayan bir söz veya davranışı tekrarlama!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "başlama meridyeni", "meanings": ["Boylamların hesabında başlangıç olarak kabul edilen meridyen"]}, {"word": "başlangıç", "meanings": ["Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü", "Ön söz, giriş, mukaddime"]}, {"word": "başlangıç tutmak (veya almak)", "meanings": ["bir işi, bir dönemin, başladığı nokta veya tarih olarak kabul etmek, belirtmek"]}, {"word": "başlangıç noktası", "meanings": ["Bir işin veya şeyin başladığı yer", "Parametrelenmiş bir yayın uçlarından biri", "Sıfır sayısının, sayı doğrusundaki yeri, baş nokta"]}, {"word": "başlanılma", "meanings": ["Başlanılmak işi"]}, {"word": "başlanılmak", "meanings": ["Başlanmak"]}, {"word": "başlanmak", "meanings": ["Başlama işine konu olmak", "Baş oluşmak"]}, {"word": "başlanma", "meanings": ["Başlanmak işi"]}, {"word": "başlatılma", "meanings": ["Başlatılmak işi"]}, {"word": "başlatma", "meanings": ["Başlatmak işi"]}, {"word": "başlatılmak", "meanings": ["Başlatma işi yapılmak"]}, {"word": "başlatmak", "meanings": ["Başlamasına yol açmak", "Birinin kötü konuşmasına yol açmak"]}, {"word": "başlayıcı", "meanings": ["Bir şey öğrenmeye yeni başlayan (kimse), müptedi"]}, {"word": "başlayış", "meanings": ["Başlama işi"]}, {"word": "başlıca", "meanings": ["En önemli, başta gelen"]}, {"word": "başlı", "meanings": ["Başı olan"]}, {"word": "başlı başına", "meanings": ["Bütün yönleriyle, tamamen"]}, {"word": "başlık almak", "meanings": ["bazı bölgelerde, evlenirken kızın babası oğlanevinden para veya mal almak"]}, {"word": "başlık", "meanings": ["Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş", "Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon", "Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü", "Bir sütunun, bir direğin tepeliği", "Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet", "Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha", "Başlık parası", "Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça", "Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım"]}, {"word": "başlıkçı", "meanings": ["Başlık yapan veya satan kimse"]}, {"word": "başlık vermek", "meanings": ["bazı bölgelerde, evlenirken kızın babasına oğlanevi tarafından para veya mal vermek"]}, {"word": "başlık atmak (veya koymak)", "meanings": ["bir yazıya başlık olarak ad bulmak"]}, {"word": "başlıklı", "meanings": ["Başlığı olan", "Başlığı olan, antetli (zarf, kâğıt vb.)"]}, {"word": "başlıksız", "meanings": ["Başlığı olmayan", "Başlığı olmayan, antetsiz (yazı, kâğıt vb.)"]}, {"word": "başmabeyinci", "meanings": ["Osmanlı sarayında mabeyincilerin başı"]}, {"word": "başmak", "meanings": ["Ayakkabı"]}, {"word": "başmakale", "meanings": ["Başyazı"]}, {"word": "başmakçılık", "meanings": ["Başmakçının yaptığı iş, ayakkabıcılık"]}, {"word": "başmakçı", "meanings": ["Ayakkabıcı", "Camilerde, giriş bölümünde, çıkarılan ayakkabılara bekçilik eden kimse"]}, {"word": "başmaklık", "meanings": ["Camide ayakkabı konulan yer", "Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has"]}, {"word": "başmal", "meanings": ["Sermaye"]}, {"word": "başmuallim", "meanings": ["Başöğretmen"]}, {"word": "başmisafir", "meanings": ["En değerli konuk"]}, {"word": "başmuallimlik", "meanings": ["Başöğretmenlik"]}, {"word": "başmubassır", "meanings": ["Gözetmenlerin başı olan kimse"]}, {"word": "başmuharrir", "meanings": ["Başyazar"]}, {"word": "başmuharrirlik", "meanings": ["Başyazarlık"]}, {"word": "başmurakıp", "meanings": ["Başdenetçi"]}, {"word": "başmurakıplık", "meanings": ["Başdenetçilik"]}, {"word": "başmüdürlük", "meanings": ["Başmüdür olma durumu", "Başmüdürün yaptığı iş", "Başmüdürle yönetilen kuruluş", "Başmüdürün çalıştığı daire"]}, {"word": "başmüdür", "meanings": ["En üst düzeydeki müdür"]}, {"word": "başmüfettişlik", "meanings": ["Başdenetmenlik"]}, {"word": "başmüfettiş", "meanings": ["Başdenetmen"]}, {"word": "başmühendis", "meanings": ["En üst düzeydeki mühendis"]}, {"word": "başmühendislik", "meanings": ["Başmühendis olma durumu", "Başmühendisin yaptığı iş"]}, {"word": "başmürettip", "meanings": ["Başdizgici"]}, {"word": "başmüsevvit", "meanings": ["Yazı müsveddeleri hazırlayan ve adına müsevvit denen memurların başkanı"]}, {"word": "başnokta", "meanings": ["Başlangıç noktası"]}, {"word": "başmürettiplik", "meanings": ["Başdizgicilik"]}, {"word": "başoda", "meanings": ["Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenli bir biçimde döşenmiş oda"]}, {"word": "başoyuncu", "meanings": ["Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör", "Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna"]}, {"word": "başoyunculuk", "meanings": ["Başoyuncu olma durumu, başaktörlük, başaktrislik", "Başoyuncunun yaptığı iş, başaktörlük, başaktrislik"]}, {"word": "başöğretmen", "meanings": ["İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim"]}, {"word": "başöğretmenlik", "meanings": ["Başöğretmen olma durumu, başmuallimlik", "Başöğretmenin yaptığı iş, başmuallimlik"]}, {"word": "başörtülü", "meanings": ["Başını başörtüsü ile örtmüş olan (kadın)"]}, {"word": "başörtü", "meanings": ["Başörtüsü"]}, {"word": "başörtüsü", "meanings": ["Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü, başörtü, bürgü, eşarp, örtme, leçek"]}, {"word": "başpapaz", "meanings": ["Papazların başı olan din adamı"]}, {"word": "başpapazlık", "meanings": ["Başpapaz olma durumu", "Başpapazın yaptığı iş", "Başpapazın sorumluluğunda olan bölge"]}, {"word": "başparmak", "meanings": ["El ve ayakta bulunan en kalın parmak, badem parmak"]}, {"word": "başpehlivan", "meanings": ["Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan"]}, {"word": "başpehlivanlık", "meanings": ["Başpehlivan olma durumu", "Başpehlivanın yaptığı iş"]}, {"word": "başpiskopos", "meanings": ["Katoliklerde piskoposların başı olan din adamı"]}, {"word": "başpiskoposluk", "meanings": ["Başpiskopos olma durumu", "Başpiskoposun yaptığı iş", "Başpiskoposun makamı"]}, {"word": "başrahip", "meanings": ["Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip, başkeşiş"]}, {"word": "başrahiplik", "meanings": ["Başrahip olma durumu, başkeşişlik", "Başrahibin yaptığı iş, başkeşişlik", "Başrahibin makamı, başkeşişlik"]}, {"word": "başrejisör", "meanings": ["Başyönetmen"]}, {"word": "başrejisörlük", "meanings": ["Başyönetmenlik"]}, {"word": "başrolü oynamak", "meanings": ["en önemli, en etkili durumda olmak"]}, {"word": "başrol", "meanings": ["Tiyatro veya sinemada en önemli rol", "Bir işte önemli, etkili olma durumu"]}, {"word": "başsağlığı", "meanings": ["Ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi ve yakınlık gösterme"]}, {"word": "başsağlığında bulunmak", "meanings": ["başsağlığı dilemek"]}, {"word": "başsağlığı dilemek", "meanings": ["ölen bir kimsenin yakınlarını ziyaret ederek ilgi ve yakınlık belirten sözler söylemek"]}, {"word": "başsavcı", "meanings": ["En üst düzeydeki savcı"]}, {"word": "başsavcılık", "meanings": ["Başsavcı olma durumu", "Başsavcının yaptığı iş"]}, {"word": "başsız bırakmak", "meanings": ["yöneticisiz bırakmak", "büyüğünü yitirmesine sebep olmak"]}, {"word": "başsız kalmak", "meanings": ["yöneticisi, başkanı bulunmamak", "büyüğünü yitirmek"]}, {"word": "başsız", "meanings": ["Başı olmayan", "Yöneticisi, başkanı olmayan"]}, {"word": "başsızlık", "meanings": ["Başı veya başkanı bulunmama durumu", "Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda devlet denetiminin kalmaması durumu, erksizlik"]}, {"word": "başşehir", "meanings": ["Başkent"]}, {"word": "baştaban", "meanings": ["Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm"]}, {"word": "baştabip", "meanings": ["Başhekim"]}, {"word": "baştabiplik", "meanings": ["Başhekimlik"]}, {"word": "baş tacı", "meanings": ["Çok sevilen kimse", "Çok beğenilen şey"]}, {"word": "baş tacı etmek", "meanings": ["çok sevmek ve saymak, el üstünde tutmak"]}, {"word": "baştan başa", "meanings": ["Tamamen, bütünüyle", "Başından sonuna kadar, bir uçtan bir uca"]}, {"word": "baştan aşağı", "meanings": ["Tamamen"]}, {"word": "baştanımaz", "meanings": ["Asi, isyancı, düzen bozucu"]}, {"word": "baştankara", "meanings": ["Ötücü kuşlar takımının baştankaragiller familyasından, Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'da yaşayan, böcek yiyerek tarıma yararlı olan, oldukça kısa, güçlü ve sivri gagalı, çeşitli renklerde olabilen bir tür kuş (Parus major)"]}, {"word": "baştanımazlık", "meanings": ["Baştanımaz olma durumu"]}, {"word": "baştankaragiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanların ötücü kuşlar takımından yüz kadar kuş türünü içine alan geniş bir familya"]}, {"word": "baştan savmacı", "meanings": ["Bir işi yapmamak veya savsaklamak için bahane bulan, başından savan veya atan kimse"]}, {"word": "baştan savmacılık", "meanings": ["Baştan savmacı olma durumu"]}, {"word": "baştan sona", "meanings": ["Daima, her zaman", "Tamamen, tamamıyla"]}, {"word": "baştarda", "meanings": ["Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü"]}, {"word": "başteknisyen", "meanings": ["En yüksek düzeyde bulunan teknisyen"]}, {"word": "başteknisyenlik", "meanings": ["Başteknisyen olma durumu", "Başteknisyenin yaptığı iş"]}, {"word": "başucu", "meanings": ["Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun gökyüzüne doğru olan yönü"]}, {"word": "baş ucu kitabı", "meanings": ["Sık sık yararlanılan, ana bilgileri veren, değerini yitirmeyen eser"]}, {"word": "başucu noktası", "meanings": ["Yeryüzündeki bir gözlem noktasından geçen düşey doğrultusunun gökyüzünü deldiği iki noktadan, ufkun üstünde olanı, semtürreis"]}, {"word": "baş ucu", "meanings": ["Yatılan bir yerin baş konulan yönü veya yakını"]}, {"word": "başucu uzaklığı", "meanings": ["Gökyüzünde verilen bir nokta veya yıldızın başucu noktasından açısal uzaklığı"]}, {"word": "başuzmanlık", "meanings": ["Başuzman olma durumu", "Başuzmanın yaptığı iş"]}, {"word": "başülke", "meanings": ["Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke"]}, {"word": "başüstü", "meanings": ["Geminin ön bölümünde çıpanın bulunduğu yer"]}, {"word": "başuzman", "meanings": ["En yüksek düzeyde bulunan uzman"]}, {"word": "başvekil", "meanings": ["Başbakan"]}, {"word": "başvekâlet", "meanings": ["Başbakanlık"]}, {"word": "başvurdurma", "meanings": ["Başvurdurmak işi"]}, {"word": "başvekillik", "meanings": ["Başbakanlık"]}, {"word": "başvurma", "meanings": ["Başvurmak işi, müracaat"]}, {"word": "başvurdurmak", "meanings": ["Başvuru işi yaptırmak, müracaat etmesini sağlamak, müracaat ettirmek"]}, {"word": "başvurmak", "meanings": ["Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek", "Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak", "Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek", "Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak", "İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak"]}, {"word": "başvuru", "meanings": ["Başvurma işi, müracaat", "Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans"]}, {"word": "başvurulma", "meanings": ["Başvurulmak durumu"]}, {"word": "başvurucu", "meanings": ["Bir iş için başvuran kimse, müracaatçı"]}, {"word": "başvurulmak", "meanings": ["Başvuru yapılmak, müracaat edilmek"]}, {"word": "başyapıt", "meanings": ["Şaheser"]}, {"word": "başyardımcı", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşta görevli amirin yardımcılarından en üst düzeyde olanı"]}, {"word": "başyargıcı", "meanings": ["Başhakem"]}, {"word": "baş yastığı", "meanings": ["Yatakta başın altına konulan yastık"]}, {"word": "başyaver", "meanings": ["Yaverlerin başı olan kimse, seryaver"]}, {"word": "başyaverlik", "meanings": ["Başyaver olma durumu", "Başyaverin yaptığı iş", "Başyaverin makamı"]}, {"word": "başyazar", "meanings": ["Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse, başmuharrir, sermuharrir"]}, {"word": "başyazarlık", "meanings": ["Başyazar olma durumu, başmuharrirlik, sermuharrirlik", "Başyazarın yaptığı iş, başmuharrirlik, sermuharrirlik"]}, {"word": "başyazı", "meanings": ["Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale"]}, {"word": "başyazman", "meanings": ["Başkâtip"]}, {"word": "başyıldız", "meanings": ["Çift yıldızlarda kütlesi büyük olan yıldız", "Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçılarının en önde geleni"]}, {"word": "başyemek", "meanings": ["Ana yemek"]}, {"word": "başyazmanlık", "meanings": ["Başkâtiplik"]}, {"word": "başyönetmen", "meanings": ["Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse, başrejisör"]}, {"word": "başyönetmenlik", "meanings": ["Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük", "Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük"]}, {"word": "başyukarı", "meanings": ["Bir yer altı kuyusunun üst kısmına geçmeyi sağlayan geçit"]}, {"word": "bat", "meanings": ["Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir takoz türü"]}, {"word": "bata çıka", "meanings": ["Güçlükle, zorlukla"]}, {"word": "batak", "meanings": ["Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak", "Kötü durum, içinden çıkılmaz iş", "Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu", "Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış"]}, {"word": "batağa saplanmak", "meanings": ["içinden çıkılması güç bir durumda olmak"]}, {"word": "batakçı", "meanings": ["Borcunu ödememeyi alışkanlık edinmiş (kimse)", "Eline geçen parayı batıran (kimse)"]}, {"word": "batakçılık", "meanings": ["Batakçı olma durumu"]}, {"word": "batakçıl", "meanings": ["Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan (bitki, hayvan)"]}, {"word": "batakhane", "meanings": ["Gidenlerin dolandırıldığı veya kötü bir durumda bırakıldığı yer", "İşlerin zamanında ve gereğince yapılmadığı yer"]}, {"word": "bataklık", "meanings": ["Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak", "Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum"]}, {"word": "bataklık ardıcı", "meanings": ["Bataklık ve sık bitki örtülü yerlerde yaşayan küçük ve ötücü kuş (Acrocephahus palustris)"]}, {"word": "bataklık gazı", "meanings": ["Metan"]}, {"word": "bataklık baykuşu", "meanings": ["Baykuşgiller familyasından, sırt tüyleri pas rengi olan, bataklıklarda yaşayan bir tür kuş, İshak kuşu, hak kuşu (Asio flammeus)"]}, {"word": "bataklık keteni", "meanings": ["Pamuk otu"]}, {"word": "bataklık kırlangıcı", "meanings": ["Kısa gagalı, uzun kanatlı, uçarken deniz kırlangıcını andıran bir tür kuş (Glareda)"]}, {"word": "bataklık kuşları", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan hem tavuksuları hem yağmur kuşlarını içine alan kuşlar sınıfı"]}, {"word": "bataklık nergisi", "meanings": ["Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşli su kıyılarında yetişen çok yıllık bir bitki (Caltha palustris)"]}, {"word": "batar", "meanings": ["Zatürre"]}, {"word": "bestelemek", "meanings": ["Beste yapmak"]}, {"word": "besteleme", "meanings": ["Bestelemek işi"]}, {"word": "batarya", "meanings": ["En küçük topçu birliği", "Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası", "Pil", "Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım"]}, {"word": "bestelenme", "meanings": ["Bestelemek işi"]}, {"word": "bestelenmek", "meanings": ["Besteleme işine konu olmak, bestesi yapılmak"]}, {"word": "besteli", "meanings": ["Bestesi olan, bestelenmiş"]}, {"word": "bestelik", "meanings": ["Beste olma durumu"]}, {"word": "bestenigâr", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri"]}, {"word": "bestesiz", "meanings": ["Bestesi olmayan"]}, {"word": "bestseller", "meanings": ["343 çoksatar"]}, {"word": "beş", "meanings": ["Dörtten sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 5 ve V rakamlarının adı", "Dörtten bir artık", "İlkokul"]}, {"word": "beş aşağı beş yukarı", "meanings": ["üç aşağı, beş yukarı"]}, {"word": "beş parmağın beşi bir olmaz", "meanings": ["`belirli bir insan topluluğu içinde benzerlikler olabileceği gibi farklılıklar da olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beş parmağın hangisini kessen acımaz?", "meanings": ["`insan evlatlarını birbirinden ayırt etmez, hangisine zarar gelse aynı üzüntüyü duyar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beşaret", "meanings": ["Muştu"]}, {"word": "beşbıyık", "meanings": ["Muşmula"]}, {"word": "beşerî", "meanings": ["İnsanoğlu ile ilgili", "Bedensel, bedenle ilgili"]}, {"word": "beş bir", "meanings": ["Pencüyek"]}, {"word": "beş binlik", "meanings": ["Beş bin liralık bütün kâğıt para"]}, {"word": "beş duyu", "meanings": ["Dokunma, görme, işitme, koklama, tat alma duyuları"]}, {"word": "beş dört", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin beş, öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi"]}, {"word": "beşer", "meanings": ["İnsanoğlu, insan"]}, {"word": "beşer", "meanings": ["Beş sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine beş, her defasında beşi bir arada"]}, {"word": "beşer şaşar", "meanings": ["`insan her zaman yanılabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beşerî coğrafya", "meanings": ["İnsanların yerleşik bulunduğu yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olaylarını inceleyen coğrafya kolu, insan coğrafyası"]}, {"word": "beşeriyet", "meanings": ["İnsanlık"]}, {"word": "beşeriyetçi", "meanings": ["İnsancıl"]}, {"word": "beşerli", "meanings": ["Beşer beşer sıralanmış", "Her biri beş birimden oluşan"]}, {"word": "beşeriyetçilik", "meanings": ["İnsancıllık"]}, {"word": "beşgen", "meanings": ["Beş kenarlı çokgen, muhammes", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "beşibiryerde", "meanings": ["Beşibirlik"]}, {"word": "beşibirlik", "meanings": ["Kadınların süs için takındıkları, beş tam altının bir arada bulunduğu süs eşyası, beşibiryerde, beşibirarada"]}, {"word": "beşik", "meanings": ["Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola", "Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü", "Bir şeyin doğup geliştiği yer", "Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma"]}, {"word": "beşikçi", "meanings": ["Beşik yapan veya satan kimse"]}, {"word": "beşikten mezara kadar", "meanings": ["bütün hayatı boyunca, ölünceye kadar"]}, {"word": "beşiğini sallamak", "meanings": ["çocukluğundan veya çok eskiden tanımak, büyümesine hizmet etmek"]}, {"word": "beş iki", "meanings": ["Pencüdü"]}, {"word": "beşik kertiği", "meanings": ["Bebeğin daha beşikteyken anası babası tarafından nişanlandığı kimse"]}, {"word": "beşik kertme", "meanings": ["Bebeğin daha beşikteyken bir başka bebekle anası babası tarafından nişanlanması"]}, {"word": "beşiklik", "meanings": ["Beşik olmaya uygun"]}, {"word": "beşiklik etmek", "meanings": ["beşiklik görevini yapmak"]}, {"word": "beşikörtüsü", "meanings": ["İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı"]}, {"word": "beşinci", "meanings": ["Beş sayısının sıra sıfatı, sırada dördüncüden sonra gelen"]}, {"word": "beşik salıncak", "meanings": ["Bayram yerinde kurulan bir salıncak türü"]}, {"word": "beşinci kol", "meanings": ["Bir ülkede gizli olarak düşman için çalışan örgüt"]}, {"word": "beşiz", "meanings": ["Beşi bir arada doğan (çocuk)"]}, {"word": "beşizli", "meanings": ["Beş tanesi bir arada olan"]}, {"word": "beşleme", "meanings": ["Beşlemek işi", "Tahmis"]}, {"word": "beşkardeş", "meanings": ["Şamar"]}, {"word": "beşlemek", "meanings": ["Bir işi beş kez yapmak", "Bir şeyin sayısını beşe çıkarmak"]}, {"word": "beşli", "meanings": ["Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan", "İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş", "Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes", "Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume", "Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet", "Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası"]}, {"word": "beşlik", "meanings": ["Beşi bir arada olan", "Beş tane alabilen", "Beş birimden oluşan para", "Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe"]}, {"word": "beşlik simit gibi kurulmak", "meanings": ["kendini bir şey sanarak bir yere yayılıp oturmak"]}, {"word": "beşme", "meanings": ["Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir kumaş türü", "Tabaklanmamış ham deri", "Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü"]}, {"word": "beş milyonluk", "meanings": ["Beş milyon liralık kâğıt para"]}, {"word": "beş on", "meanings": ["Az sayıda, biraz"]}, {"word": "beş paralık", "meanings": ["Değersiz, aşağılık, bayağı, bir paralık", "Çok az"]}, {"word": "beş paralık etmek", "meanings": ["zor durumda bırakmak, dile düşürmek, rezil etmek"]}, {"word": "beş paralık olmak", "meanings": ["zor durumda kalmak, dile düşmek, rezil olmak"]}, {"word": "beşparmak", "meanings": ["Derisi dikenlilerden, beş ışınlı yıldız biçiminde bir deniz hayvanı, beşpençe (Uraster)", "Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş"]}, {"word": "beşparmak otu", "meanings": ["Gülgillerden, yol kıyılarında ve çayırlarda yetişen, sürgüne karşı kullanılan bir bitki (Potentilla reptans)"]}, {"word": "beşpençe", "meanings": ["Beşparmak"]}, {"word": "beştaş", "meanings": ["Beş tane taşla oynanan bir çocuk oyunu türü"]}, {"word": "beş üç", "meanings": ["Pencüse"]}, {"word": "beş vakit", "meanings": ["Günün sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı zamanları", "Bu vakitlerde kılınan namaz", "Her zaman, günün her saatinde"]}, {"word": "beş yüzlü", "meanings": ["Beş yüzü olan cisim"]}, {"word": "beş yüzlük", "meanings": ["Beş yüz liralık kâğıt para"]}, {"word": "bet", "meanings": ["Beniz kelimesi ile birlikte, `yüz rengi` anlamında ikileme oluşturan bir söz", "Bereket kelimesi ile birlikte `bolluk` anlamında ikileme oluşturan bir söz"]}, {"word": "beti benzi kalmamak", "meanings": ["yüzü sararıp solmak"]}, {"word": "beti benzi atmak (veya solmak veya uçmak veya kül kesilmek veya kireç kesilmek)", "meanings": ["herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak, korkmak"]}, {"word": "beti bereketi kalmamak (veya kaçmak)", "meanings": ["azalmak, kıtlaşmak, çabuk tükenmek"]}, {"word": "bed", "meanings": ["Kötü, çirkin, tuhaf"]}, {"word": "beta", "meanings": ["Yunan alfabesinin ikinci harfi"]}, {"word": "betatron", "meanings": ["Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç"]}, {"word": "beta ışınları", "meanings": ["Radyoaktif cisimlerin yaydıkları üç ışından biri"]}, {"word": "betelenmek", "meanings": ["Karşı gelmek, dikleşmek, kafa tutmak"]}, {"word": "beter", "meanings": ["Daha kötü, çok kötü"]}, {"word": "beter etmek", "meanings": ["daha kötü duruma getirmek"]}, {"word": "beterin beteri var", "meanings": ["`çok kötü bir duruma düşen kimse, bundan daha kötü durumların da bulunduğunu düşünerek avunmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beterleşmek", "meanings": ["Beter duruma gelmek"]}, {"word": "beterleşme", "meanings": ["Beterleşmek durumu"]}, {"word": "beti", "meanings": ["Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi"]}, {"word": "betik", "meanings": ["Yazılı olan şey, kitap, mektup, tezkere, pusula"]}, {"word": "betili", "meanings": ["İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel), figüratif"]}, {"word": "betili sanat", "meanings": ["Doğanın görünen biçimlerini işleyen sanat, figüratif sanat"]}, {"word": "betim", "meanings": ["Betimleme işi, betimleme", "Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı, tasvir"]}, {"word": "betimleme", "meanings": ["Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma, tasvir"]}, {"word": "betimlemek", "meanings": ["Bir nesnenin, kendine özgü niteliklerini tam ve açık bir biçimde söz veya yazı ile anlatmak, tasvir etmek", "Göz önünde canlandırmak"]}, {"word": "betimlemeci", "meanings": ["Betimlemeye ağırlık veren, tasvirci"]}, {"word": "betimsel", "meanings": ["Tasvirî"]}, {"word": "betimlenmek", "meanings": ["Betimleme işi yapılmak"]}, {"word": "betimlenme", "meanings": ["Betimlenmek işi"]}, {"word": "betimsel dil bilgisi", "meanings": ["Bir dilin belirli çağını inceleyen dil bilgisi, betimlemeli dil bilgisi, tasvirî dil bilgisi"]}, {"word": "betisiz", "meanings": ["İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunmayan (resim veya heykel), nonfigüratif (sanat)"]}, {"word": "betisiz sanat", "meanings": ["Beti kullanmayan, nonfigüratif sanat"]}, {"word": "beton", "meanings": ["Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi", "Bu malzemeden yapılmış"]}, {"word": "beton gibi", "meanings": ["çok sağlam, dayanıklı, sert", "güçlü"]}, {"word": "betoncu", "meanings": ["Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi"]}, {"word": "betoniyer", "meanings": ["Betonkarar"]}, {"word": "betonarme", "meanings": ["Yapıda gücü, esnekliği artırmak için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi, demirli beton", "Bu yöntemle yapılmış"]}, {"word": "betonkarar", "meanings": ["Beton yapmak üzere çimento, kum ve suyu karıştıran makine, betoniyer"]}, {"word": "betonlaşma", "meanings": ["Betonlaşmak durumu"]}, {"word": "betonlaşmak", "meanings": ["Beton durumuna gelmek"]}, {"word": "bet suratlı", "meanings": ["Yüreğinin kötülüğü yüzünden belli olan"]}, {"word": "bevliye", "meanings": ["Üroloji"]}, {"word": "bevliyeci", "meanings": ["Ürolog"]}, {"word": "bevliyecilik", "meanings": ["Üroloğun yaptığı iş"]}, {"word": "bevvap", "meanings": ["Kapıcı", "Mahalle okullarında hademe"]}, {"word": "bey", "meanings": ["Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü", "Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz", "Eş, koca", "As (II)", "Erkek sıfatlarının hemen arkasına eklenir", "Aşığın çukur yüzünün arkasındaki yumru bölge", "Küçük bir toplumun veya küçük bir devletin başkanı", "Komutan", "Zengin, ileri gelen kimse, bay (I)"]}, {"word": "bey ardından çomak (veya davul) çalan çok olur", "meanings": ["`güçlü bir kişi ile yüz yüze bulunduklarında ağızlarını açamayanlar, o gittikten sonra aleyhinde atıp tutarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bey gibi yaşamak", "meanings": ["bolluk içinde yaşamak"]}, {"word": "bey mi yaman, el mi yaman", "meanings": ["el mi yaman, bey mi yaman"]}, {"word": "bey oturmak", "meanings": ["aşık, çukur yüzü yere yumru yüzü üste gelerek durmak"]}, {"word": "beyler buyruğu yoksula kan ağlatır", "meanings": ["`yöneticiler, uygulanması güç buyruklar vererek halkı sıkıntıya sokarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beyaban", "meanings": ["Çöl"]}, {"word": "beyan", "meanings": ["Bildirme", "Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı"]}, {"word": "beyan etmek", "meanings": ["bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak"]}, {"word": "beyanat", "meanings": ["Demeç, bildiri"]}, {"word": "beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak)", "meanings": ["demeç vermek"]}, {"word": "bey armudu", "meanings": ["İri, kokulu ve tatlı bir tür armut"]}, {"word": "beyanname", "meanings": ["Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge", "Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi"]}, {"word": "beyaz", "meanings": ["Ak, kara, siyah karşıtı", "Bu renkte olan", "Beyaz ırktan olan kimse", "Baskıda normal karalıkta görünen harf türü", "Beyaz zehir"]}, {"word": "beyaz sayfa açmak", "meanings": ["bir konuda geçmişi unutarak geleceğe umutla bakmak"]}, {"word": "beyaza çekmek", "meanings": ["yazıyı temize çekmek"]}, {"word": "beyazın adı, esmerin tadı", "meanings": ["esmerleri övmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "beyaz adam", "meanings": ["Beyaz ırka mensup olan kişi", "Sömürge ülkelerinde yerlilerin, sömürgeciler için kullandığı söz", "Zencilerin beyaz tenli insanlar için kullandığı söz"]}, {"word": "beyaz baston", "meanings": ["Görme engellilerin yürürken kullandıkları madenî çubuk"]}, {"word": "beyaz dizi", "meanings": ["Genellikle aşk konularını basit bir biçimde işleyen romanlardan oluşan dizi"]}, {"word": "beyaz cam", "meanings": ["Televizyon ekranı"]}, {"word": "beyaz eşya", "meanings": ["Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. ev aletlerine verilen genel ad"]}, {"word": "beyaz et", "meanings": ["Tavuk, balık vb. etlere verilen genel ad"]}, {"word": "beyazımtırak", "meanings": ["Beyazımsı"]}, {"word": "beyaz ırk", "meanings": ["Avrupa, Kuzey Amerika, Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaşayan ve teninin rengi açık olan insan ırkı"]}, {"word": "beyaz iş", "meanings": ["Beyaz pamuklu veya keten kumaşlar üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapılan sarma iş"]}, {"word": "beyaz kitap", "meanings": ["Bir sorunu aydınlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayımlanan kitap"]}, {"word": "beyaz kömür", "meanings": ["Akarsulardan elde edilen elektrik gücü"]}, {"word": "beyazlanma", "meanings": ["Beyaz duruma gelme, ağarma", "Boya veya verniğin zamanla kendi içindeki fiziksel ve kimyasal reaksiyonla ve atmosferin etkisiyle rengini yitirmesi"]}, {"word": "beyazlanmak", "meanings": ["Beyaz duruma gelmek, ağarmak"]}, {"word": "beyazlaşma", "meanings": ["Beyazlaşmak işi"]}, {"word": "beyazlaşmak", "meanings": ["Beyaz duruma gelmek"]}, {"word": "beyazlatıcı", "meanings": ["Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse)", "Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde"]}, {"word": "beyazlatılmak", "meanings": ["Beyaz duruma getirilmek, ağartılmak"]}, {"word": "beyazlatma", "meanings": ["Beyazlatmak işi, ağartma", "Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi"]}, {"word": "beyazlı", "meanings": ["Beyazı bulunan"]}, {"word": "beyazlatmak", "meanings": ["Beyaz duruma getirmek, ağartmak"]}, {"word": "beyazlık", "meanings": ["Beyaz olma durumu", "Ağartı"]}, {"word": "beyaz oy", "meanings": ["Bir oylamada kabul anlamı taşıyan oy"]}, {"word": "beyaz peynir", "meanings": ["Koyun, keçi, inek veya manda sütünden mayalanarak yapılan, besleyici gücü fazla bir peynir türü"]}, {"word": "beyaz perde", "meanings": ["Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey", "Sinema"]}, {"word": "Beyaz Rus", "meanings": ["Beyaz Rusya halkından olan kimse"]}, {"word": "beyazsinek", "meanings": ["Özellikle pamukların üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kurumasına sebep olan bir tür sinek"]}, {"word": "beyaz şarap", "meanings": ["Sadece beyaz üzüm şırasından yapılan şarap"]}, {"word": "beyaztilki", "meanings": ["Tilkinin kışlık tüyünden yapılan kürk"]}, {"word": "beyaz zehir", "meanings": ["Eroin, kokain vb. sıvı olmayan uyuşturucu madde, beyaz"]}, {"word": "beybaba", "meanings": ["Çocukların babaları için kullandığı saygı sözü", "(be'ybaba) Yaşlı erkekler için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "beyefendi", "meanings": ["Saygı belirtmek için erkek adlarının sonuna getirilen veya bu adların yerine kullanılan san", "Terbiyeli"]}, {"word": "bey erki", "meanings": ["Varsıl erki"]}, {"word": "beygir", "meanings": ["At", "Sadece yük taşımakta veya araba çekmekte kullanılan at", "Atlama beygiri"]}, {"word": "beygir gücü", "meanings": ["Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü"]}, {"word": "beygirci", "meanings": ["Beygir besleyen veya kiraya veren kimse"]}, {"word": "beygirli", "meanings": ["Beygiri olan"]}, {"word": "beygirsiz", "meanings": ["Beygiri olmayan"]}, {"word": "beygirlik", "meanings": ["Beygire ait, beygir için", "Beygir gücünde"]}, {"word": "beyhude", "meanings": ["Yararsız, anlamsız", "Boşuna"]}, {"word": "beyhudelik", "meanings": ["Beyhude olma durumu"]}, {"word": "beyin", "meanings": ["Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ", "Muhakeme, usa vurma", "Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse", "Akıl, anlayış", "Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse"]}, {"word": "beyin yıkamak", "meanings": ["insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne yabancılaştırmak, başka yönde düşünür ve davranır duruma getirmek amacıyla çeşitli yollarla etkilemek"]}, {"word": "beyni atmak", "meanings": ["tepesi atmak"]}, {"word": "beyni bulanmak", "meanings": ["sersemlemek, düşünemez olmak", "kötü bir şey sezinlemek"]}, {"word": "beyni karıncalanmak", "meanings": ["zihin yorgunluğundan düşünemez olmak"]}, {"word": "beyni kaynamak", "meanings": ["aşırı sıcaktan sersemlemek, bunalmak"]}, {"word": "beyni sıçramak", "meanings": ["aklı başından gitmek"]}, {"word": "beyni sulanmak", "meanings": ["düzgün düşünemez olmak, bunamak"]}, {"word": "beyninde şimşekler çakmak", "meanings": ["çok üzülmek, sarsılmak", "zihninde birden bir düşünce doğmak"]}, {"word": "beynine girmek", "meanings": ["herhangi bir konuda birisini yönlendirmek, ikna etmek"]}, {"word": "beyninden vurulmuşa dönmek", "meanings": ["beklenmedik bir durum karşısında olağanüstü bir üzüntü ve şaşkınlığa uğramak"]}, {"word": "beynine vurmak", "meanings": ["içki etkisiyle ne yaptığını bilemez duruma gelmek"]}, {"word": "beynini dağıtmak", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "beynini kemirmek", "meanings": ["rahatsızlık vermek, huzurunu kaçırmak"]}, {"word": "beyin cerrahı", "meanings": ["Beyin ve omurilik ameliyatı konusunda uzmanlaşmış cerrah, nöroşirürjiyen"]}, {"word": "beyin cerrahisi", "meanings": ["Beyin ve omurilik konusunda ameliyat yapabilen bölüm, nöroşirürji"]}, {"word": "beyincik", "meanings": ["Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ"]}, {"word": "beyin göçü", "meanings": ["İleri düzeydeki meslek ve bilim adamları ile uzmanların bir başka gelişmiş ülkede yerleşip çalışmak amacı ile kendi ülkelerinden ayrılması"]}, {"word": "beyin gücü", "meanings": ["Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetişmiş olan meslek ve bilim adamları ile uzmanların fikir gücü"]}, {"word": "beyin karıncıkları", "meanings": ["İçinde beyin omurilik sıvısı bulunan, kafa içinin, dört boşluğundan her biri"]}, {"word": "beyin jimnastiği", "meanings": ["Zihin jimnastiği"]}, {"word": "beyin kanaması", "meanings": ["Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçının hastalık veya darbe sonucu zedelenip kanaması"]}, {"word": "beyinli", "meanings": ["Akıllı, düşünceli"]}, {"word": "beyin omurilik sıvısı", "meanings": ["Örümceksi zarla ince zar arasındaki boşlukta bulunan beyinle omuriliği çepeçevre saran sıvı"]}, {"word": "beyinorağı", "meanings": ["Beynin iki lobu arasındaki zar"]}, {"word": "beyinsel", "meanings": ["Beyinle ilgili"]}, {"word": "beyinsi", "meanings": ["Beyni andıran, beyne benzeyen, beyin gibi"]}, {"word": "beyinsiz", "meanings": ["Akılsız, düşüncesiz", "İçinde beyin olmayan"]}, {"word": "beyin üçgeni", "meanings": ["Beynin alt tarafındaki üç kıvrımlı yuvarlak çıkıntı"]}, {"word": "beyin takımı", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler"]}, {"word": "beyin zarı", "meanings": ["Beyni saran üç tabakalı zar"]}, {"word": "beyin zarları", "meanings": []}, {"word": "beyit", "meanings": ["Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası", "Ev"]}, {"word": "beyitli", "meanings": ["Beyti bulunan, içinde beyit olan"]}, {"word": "beylerbeyi", "meanings": ["Sancak beylerinin başı"]}, {"word": "beylik çeşmesinden su içme", "meanings": ["`resmî işlerde dikkatli olmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beylik", "meanings": ["Bey olma durumu", "Herkesin kullandığı, herkesin bildiği", "Basmakalıp", "Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî", "Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi", "Rahat yaşama", "Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik", "Hükûmet"]}, {"word": "beylik fırın has çıkarır", "meanings": ["`devlet görevlisi olmak insana birçok kazanç sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beylikçi", "meanings": ["Divani kalemin başı"]}, {"word": "beylik söz", "meanings": ["Herkesin kullandığı, etkisi kalmamış söz"]}, {"word": "beynamaz", "meanings": ["Namaz kılmayan (kimse)"]}, {"word": "beynelmilel", "meanings": ["Uluslararası"]}, {"word": "beynelmilelci", "meanings": ["Uluslararasıcı"]}, {"word": "beyzbol", "meanings": ["Dokuzar kişilik iki takım arasında bir top ve sopayla oynanan bir oyun türü"]}, {"word": "beyninde", "meanings": ["Arasında"]}, {"word": "beynelmilelcilik", "meanings": ["Uluslararasıcılık"]}, {"word": "bez alırsan Mısır'dan, kız alırsan asilden", "meanings": ["`ne alacaksanız cinsini, aslını biliniz, güvenerek alınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beyzbolcu", "meanings": ["Beyzbol oynayan ve oynatan kimse"]}, {"word": "beytülmal", "meanings": ["Devletin hazinesi"]}, {"word": "beyyine", "meanings": ["Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem", "Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil"]}, {"word": "beyzade", "meanings": ["Bey oğlu", "Soylu kimse", "Özenli bir biçimde büyütülmüş, nazlı kimse"]}, {"word": "beyzadelik", "meanings": ["Soyluluk"]}, {"word": "bez bağlamak", "meanings": ["bebeklere altlarını kirletmesinler diye bez koymak", "dileğin yerine gelmesi ümidiyle yatıra veya ağaca bir parça çaput veya eski kumaş parçası bağlamak"]}, {"word": "beyzi", "meanings": ["Yumurta biçiminde, söbe, oval"]}, {"word": "bez", "meanings": ["Pamuk veya keten ipliğinden yapılan dokuma, çaput", "Pamuktan, düz dokuma", "Herhangi bir cins kumaş", "Herhangi bir iş için kullanılan dokuma", "Kumaş veya dokumadan yapılmış"]}, {"word": "bezi herkesin arşınına göre vermezler", "meanings": ["`genel kurallar kişilerin isteklerine göre bozulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bezini yıkamak", "meanings": ["bebeklerin altına bağlanan bezi temizlemek", "çok emek sarf etmek"]}, {"word": "bez", "meanings": ["İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ"]}, {"word": "bezcilik", "meanings": ["Bezcinin yaptığı iş"]}, {"word": "bezci", "meanings": ["Bez yapan veya alıp satan kimse"]}, {"word": "bezdirilmek", "meanings": ["Bezmesine sebep olmak, bezmesine yol açmak"]}, {"word": "bezdirilme", "meanings": ["Bezdirilmek işi"]}, {"word": "bezdirme", "meanings": ["Bezdirmek işi"]}, {"word": "bezdirmek", "meanings": ["Bıktırmak, usandırmak, bıkkınlık vermek"]}, {"word": "beze", "meanings": ["Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik, gudde"]}, {"word": "beze", "meanings": ["Hamur topağı, pazı"]}, {"word": "beze", "meanings": ["Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılan bir çeşit pasta türü"]}, {"word": "bezek", "meanings": ["Süs, ziynet", "Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri"]}, {"word": "bezekleme", "meanings": ["Bezeklemek işi"]}, {"word": "bezekçi", "meanings": ["Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş", "Gelinleri süsleyen kadın"]}, {"word": "bezeklemek", "meanings": ["Süslemek"]}, {"word": "bezekli", "meanings": ["Bezeği olan, süslü, süslenmiş"]}, {"word": "bezeleme", "meanings": ["Bezelemek işi"]}, {"word": "bezelemek", "meanings": ["Hamur topağı yapmak"]}, {"word": "bezeli", "meanings": ["Bezesi olan", "Bezeği olan, bezekli"]}, {"word": "bezemeci", "meanings": ["Bezeme yapan oymacı veya nakkaş"]}, {"word": "bezelye", "meanings": ["Baklagillerden, yurdumuzun her yanında yetiştirilen, fasulyeye benzer, tırmanıcı bir bitki (Pisum sativum)", "Bu bitkinin yuvarlak tanesi"]}, {"word": "bezemecilik", "meanings": ["Bezemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "bezeme", "meanings": ["Süsleme", "Süs, süsleyen şey"]}, {"word": "bezemek", "meanings": ["Süslemek"]}, {"word": "bezemeli", "meanings": ["Süslü, dekoratif"]}, {"word": "bezen", "meanings": ["Bezek, süs"]}, {"word": "bezenmek", "meanings": ["Bezeme işine konu olmak, süslenmek"]}, {"word": "bezenme", "meanings": ["Bezenmek işi"]}, {"word": "bezetmek", "meanings": ["Bezeme yaptırmak, süsletmek"]}, {"word": "bezeyici", "meanings": ["Bezekleme yapan ressam"]}, {"word": "bezeniş", "meanings": ["Bezenme işi"]}, {"word": "bezetme", "meanings": ["Bezetmek işi"]}, {"word": "bezeyiş", "meanings": ["Bezeme işi"]}, {"word": "bezgi", "meanings": ["Süs, bezek"]}, {"word": "bezginleşme", "meanings": ["Bezginleşmek işi"]}, {"word": "bezgin", "meanings": ["Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş", "Solgun, cansız", "Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde"]}, {"word": "bezginleşmek", "meanings": ["Bezgin duruma gelmek"]}, {"word": "bezginlik getirmek", "meanings": ["usanmak, bıkmak"]}, {"word": "bezik", "meanings": ["İki, üç veya dört kişi arasında 96 kâğıtla oynanan bir tür iskambil kâğıdı oyunu"]}, {"word": "bezginlik", "meanings": ["Bezgin olma durumu, usanç, yorgunluk"]}, {"word": "bezilme", "meanings": ["Bezilmek işi"]}, {"word": "bezilmek", "meanings": ["Bezme işine konu olmak, bezme durumuna gelinmek"]}, {"word": "bezir", "meanings": ["Keten tohumu", "Bezir yağı"]}, {"word": "bezirgân", "meanings": ["Tüccar", "Alışverişte çok kâr amacı güden kimse", "Yahudi", "Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse"]}, {"word": "bezirgânbaşı", "meanings": ["Bir çocuk oyunu", "Padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent vb. eşyaları sağlamak ve bunları korumakla görevli kimse"]}, {"word": "bezirgânlık", "meanings": ["Bezirgânın işi"]}, {"word": "bezirleme", "meanings": ["Bezirlemek işi"]}, {"word": "bezirlemek", "meanings": ["Bezir yağı ile yağlamak, bezir yağı sürmek"]}, {"word": "bezir yağı", "meanings": ["Keten tohumundan çıkarılan ve yağlı boya yapmak için içine renkli maddeler katılan, çabuk kurur bir yağ, bezir"]}, {"word": "bezleme", "meanings": ["Bezlemek işi"]}, {"word": "bezlemek", "meanings": ["Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak", "Çocuğun altına bez koymak, çocuğu belemek"]}, {"word": "bezm", "meanings": ["İçki meclisi, dost toplantısı"]}, {"word": "bezme", "meanings": ["Bezmek işi"]}, {"word": "bezmek", "meanings": ["Bezgin duruma gelmek, bezginlik getirmek, bıkıp usanmak"]}, {"word": "bezsi", "meanings": ["Bezi andıran, beze benzeyen, bez gibi, bezimsi"]}, {"word": "bez tüyler", "meanings": ["Bitkilerde salgı çıkaran tüyler"]}, {"word": "bezzaz", "meanings": ["Kumaş alıp satan kimse, manifaturacı"]}, {"word": "bezzazlık", "meanings": ["Kumaş satma işi, manifaturacılık"]}, {"word": "bıcı bıcı", "meanings": ["Çocuk dilinde yıkanma", "Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yıkama aleti ve yeri"]}, {"word": "bıcıl", "meanings": ["Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik", "Bu kemikle oynanan bir oyun"]}, {"word": "bıcır bıcır", "meanings": ["Sürekli ve hızlı bir biçimde"]}, {"word": "bıcı bıcı yapmak", "meanings": ["yıkanmak"]}, {"word": "bıcırgan", "meanings": ["Boru biçimindeki maden parçaların içini düzleştirip parlatmakta kullanılan alet"]}, {"word": "bıçak", "meanings": ["Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç", "Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç"]}, {"word": "bıçak altına yatmak", "meanings": ["ameliyat olmak"]}, {"word": "bıçak atmak", "meanings": ["bir hedefe bıçak fırlatmak", "bıçaklamak", "ameliyat etmek"]}, {"word": "bıçak bıçağa gelmek", "meanings": ["bıçakla birbirine saldıracak kadar zorlu kavga etmek"]}, {"word": "bıçak gibi kesmek", "meanings": ["çok keskin olmak", "birdenbire ve tamamen ortadan kaldırmak"]}, {"word": "bıçak gibi kesilmek", "meanings": ["söz, konuşma, sohbet birden bitmek, duruvermek"]}, {"word": "bıçak çekmek", "meanings": ["üzerindeki bıçağı birden eline alarak birine saplamaya hazırlanmak"]}, {"word": "bıçak gibi", "meanings": ["ince, keskin"]}, {"word": "bıçak gibi saplanmak", "meanings": ["sancı, ağrı birden ve güçlü olarak gelmek"]}, {"word": "bıçak kemiğe dayanmak", "meanings": ["çekilen sıkıntı artık katlanılamayacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "bıçak kınını kesmez", "meanings": ["kötüler yararlandıkları kimselere kötülük etmekten çekinirler"]}, {"word": "bıçak silmek", "meanings": ["bir işi bitirmek"]}, {"word": "bıçak suyu kesiyor", "meanings": ["`çok körleşmiş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bıçak vurmak", "meanings": ["bıçakla kesmek", "bıçaklamak"]}, {"word": "bıçak yarası geçer (veya onulur), dil yarası geçmez (veya onulmaz)", "meanings": ["hakaret, ağır söz vb. gönül kırıcı davranışların hiçbir zaman unutulmayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu", "meanings": ["`bir şeyin, bir kimsenin değeri, kendisinde aranılan özel niteliklerle artar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bıçak yemek", "meanings": ["bıçaklanmak"]}, {"word": "bıçakçı", "meanings": ["Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse"]}, {"word": "bıçakçılık", "meanings": ["Bıçakçının yaptığı iş, çakıcılık"]}, {"word": "bıçaklama", "meanings": ["Bıçaklamak işi"]}, {"word": "bıçaklanma", "meanings": ["Bıçaklanmak işi"]}, {"word": "bıçaklanmak", "meanings": ["Bıçaklama işine konu olmak"]}, {"word": "bıçaklamak", "meanings": ["Bıçakla kesmek", "Bıçakla yaralamak"]}, {"word": "bıçaklatma", "meanings": ["Bıçaklatmak işi"]}, {"word": "bıçaklatmak", "meanings": ["Bıçakla saldırıyı tahrik etmek, bıçakla saldırtmak ve yaralatmak"]}, {"word": "bıçaklı", "meanings": ["Bıçağı olan"]}, {"word": "bıçaklık", "meanings": ["Bıçak koyacak yer", "Bıçak yapmaya elverişli (maden)"]}, {"word": "bıçak sırtı", "meanings": ["Bıçağın keskin olmayan ters yanı"]}, {"word": "bıçılgan", "meanings": ["Azmış, yayılmış yara", "Hayvanların tırnak kökünde oluşan yara"]}, {"word": "bıçkı", "meanings": ["Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere", "Motorla çalışan bir tür güçlü testere", "Saraç bıçağı", "Bağ budamaya yarayan dişli bıçak"]}, {"word": "bıçık", "meanings": ["Sel veya dere yatağı"]}, {"word": "bıçkıcı", "meanings": ["Bıçkı ile ağaç ve tahta kesen kimse", "Bıçkı yapıp satan kimse"]}, {"word": "bıçkıevi", "meanings": ["Tomruklardan kalas, kalaslardan daha ince tahtalar kesen, boylarını ve kenarlarını düzgün ve eşit olarak düzelten iş yeri"]}, {"word": "bıçkıhane", "meanings": ["Bıçkıevi"]}, {"word": "bıçkın", "meanings": ["Külhanbeyi, kabadayı", "Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur"]}, {"word": "bıçkınlaşma", "meanings": ["Bıçkınlaşmak işi"]}, {"word": "bıçkınlık", "meanings": ["Bıçkın olma durumu"]}, {"word": "bıçkınlaşmak", "meanings": ["Kabadayılık taslamak"]}, {"word": "bıçkı tozu", "meanings": ["Doğramacılıkta bıçkıdan çıkan ve çoklukla yakacak olarak kullanılan toz ve talaş"]}, {"word": "bıkkın", "meanings": ["Çok bıkmış, usanmış, bezmiş"]}, {"word": "bıdık", "meanings": ["Kısa ve tıknaz"]}, {"word": "bıkılma", "meanings": ["Bıkılmak işi"]}, {"word": "bıkılmak", "meanings": ["Usanılmak"]}, {"word": "bıkkıntı", "meanings": ["Bıkma duygusu"]}, {"word": "bıkış", "meanings": ["Bıkma işi"]}, {"word": "bıkışma", "meanings": ["Bıkışmak işi"]}, {"word": "bıkışmak", "meanings": ["Karşılıklı olarak birbirinden bıkmak"]}, {"word": "bıkkınlık", "meanings": ["Çok bıkmış olma durumu"]}, {"word": "bıkkınlık gelmek", "meanings": ["bıkmak, usanmak, bunalmak"]}, {"word": "bıkkınlık vermek", "meanings": ["bir şeyi sürekli tekrarlayarak karşısındakini usandırmak"]}, {"word": "bıkma", "meanings": ["Bıkmak işi"]}, {"word": "bıkmak", "meanings": ["Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak", "Dayanamaz duruma gelmek"]}, {"word": "bıkıp usanmak", "meanings": ["çok bezmek"]}, {"word": "bıktırma", "meanings": ["Bıktırmak işi"]}, {"word": "bıktırmak", "meanings": ["Bıkmasına yol açmak, bıkkınlık vermek, usandırmak"]}, {"word": "bıldır", "meanings": ["Geçen yıl, bir yıl önce"]}, {"word": "bıldırcın", "meanings": ["Tavukgillerden, boz renkli, benekli, yurdumuzda en çok sonbaharda eti için avlanan, etinden ve yumurtasından yararlanılan göçebe kuş (Coturnix)"]}, {"word": "bıldırcın gibi", "meanings": ["kısa boylu, dolgunca, alımlı (kadın)"]}, {"word": "bıldırcının beyliği arpa biçimine kadardır", "meanings": ["`her kazancın bir sonu vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bılkıma", "meanings": ["Bılkımak işi"]}, {"word": "bılkımak", "meanings": ["Bozulmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek"]}, {"word": "bıngıl bıngıl", "meanings": ["Dolgun ve pelte gibi titrek"]}, {"word": "bıllık bıllık", "meanings": ["Çok tombul, etli butlu"]}, {"word": "bıngıldak", "meanings": ["Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü"]}, {"word": "bıngıldama", "meanings": ["Bıngıldamak işi"]}, {"word": "bıngıldamak", "meanings": ["Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek"]}, {"word": "bırakılma", "meanings": ["Bırakılmak işi"]}, {"word": "bırakılmak", "meanings": ["Bırakma işine konu olmak, terk edilmek"]}, {"word": "bırak Allah'ını seversen", "meanings": ["bir kimse veya nesnenin değersizliğini belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bırakım", "meanings": ["Bırakma işi"]}, {"word": "bırakış", "meanings": ["Bırakma işi"]}, {"word": "bırakışmak", "meanings": ["Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak"]}, {"word": "bırakışma", "meanings": ["Ateşkes"]}, {"word": "bırakıt", "meanings": ["Miras"]}, {"word": "bırakma", "meanings": ["Bırakmak işi"]}, {"word": "bırakmak", "meanings": ["Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak", "Koymak", "Bir işi başka bir zamana ertelemek", "Unutmak", "Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek", "Saklamak, artırmak", "Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek", "Engel olmamak", "Sarkıtmak", "Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak", "Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek", "Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak", "Bıyık veya sakal uzatmak", "Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak", "Boşamak", "Kötü bir durumda terk etmek", "Ayrılmak, terk etmek", "Sınıf geçirmemek, döndürmek", "Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek", "Bakılmak, korunmak için vermek", "Yanına almamak, yanında götürmemek", "Sahiplik hakkını başkasına vermek", "Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak", "Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek"]}, {"word": "bırak ki", "meanings": ["varsay ki"]}, {"word": "bıraktığı (veya bağladığı) yerde (veya çayırda) otlamak", "meanings": ["uzun süredir hiçbir ilerleme veya değişim gösterememek"]}, {"word": "bıraktırma", "meanings": ["Bıraktırmak işi"]}, {"word": "bıraktırmak", "meanings": ["Bırakmasını sağlamak, bırakmasına yol açmak"]}, {"word": "bıyık", "meanings": ["Üst dudak üzerinde çıkan kıllar", "Balıklarda deri uzantısı", "Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün"]}, {"word": "bıyık altından gülmek", "meanings": ["birinin durumuna belli etmemeye çalışarak gülümsemek"]}, {"word": "bıyık bırakmak", "meanings": ["bıyık uzatmak"]}, {"word": "bıyık burmak (veya bükmek)", "meanings": ["çalım yapmak amacıyla bıyıklarını kıvırmak"]}, {"word": "cıvıklaştırmak", "meanings": ["Cıvık duruma getirmek"]}, {"word": "cıvıklık", "meanings": ["Cıvık olma durumu"]}, {"word": "cıvıl cıvıl", "meanings": ["Canlı, neşeli", "Hareketli, kalabalık", "Kuşlar cıvıltı ile ötüşerek", "Canlı, hareketli olarak"]}, {"word": "cıvık mantarlar", "meanings": ["Bakterilerle ortak yaşayan, ilkel ve hayvanımsı yapılı, peltemsi mantarlar"]}, {"word": "cıvıldama", "meanings": ["Cıvıldamak işi"]}, {"word": "cıvıldamak", "meanings": ["Cıvıl cıvıl ötmek"]}, {"word": "cıvıldaşma", "meanings": ["Cıvıldaşmak işi"]}, {"word": "cıvıldaşmak", "meanings": ["Hep birden cıvıldamak"]}, {"word": "cıvıltı", "meanings": ["Kuşların ötüşürken çıkardıkları sesin adı", "Canlılık, ateşlilik"]}, {"word": "cıvıltılı", "meanings": ["Cıvıltısı olan"]}, {"word": "cıvıma", "meanings": ["Cıvımak işi"]}, {"word": "cıvıltısız", "meanings": ["Cıvıltısı olmayan"]}, {"word": "cıvımak", "meanings": ["Cıvık duruma gelmek", "Bir iş çığırından çıkmak", "Saygısızca davranışta bulunmak"]}, {"word": "cıvıtılma", "meanings": ["Cıvıtılmak işi"]}, {"word": "cıvıtılmak", "meanings": ["Cıvık duruma getirilmek"]}, {"word": "cıvıtma", "meanings": ["Cıvıtmak işi"]}, {"word": "cıvıtmak", "meanings": ["Cıvık duruma getirmek", "Bir işi yakışık almayacak bir duruma getirmek", "Ciddiyetten uzaklaşmak"]}, {"word": "cıvma", "meanings": ["Cıvmak işi"]}, {"word": "cıyak cıyak", "meanings": ["`İnce, acı ve yüksek sesle bağırarak, ciyak ciyak"]}, {"word": "cıyak cıyak etmek", "meanings": ["ince, acı ve yüksek sesle durmadan bağırmak"]}, {"word": "cıvmak", "meanings": ["Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, sapmak, inhiraf etmek", "Sapmak, yol değiştirmek, amaçtan şaşmak, çavmak"]}, {"word": "cıyaklama", "meanings": ["Cıyaklamak işi, ciyaklama"]}, {"word": "cıyaklamak", "meanings": ["İnce, acı ve yüksek sesle bağırmak, ciyaklamak"]}, {"word": "cıyaklatma", "meanings": ["Cıyaklatmak işi, ciyaklatma"]}, {"word": "cıyaklatmak", "meanings": ["Cıyaklamasına sebep olmak, ciyaklatmak"]}, {"word": "cıyırdama", "meanings": ["Cıyırdamak işi"]}, {"word": "cıyırdamak", "meanings": ["Yırtılırken cıyırtı çıkarmak"]}, {"word": "cıyırdatma", "meanings": ["Cıyırdatmak işi"]}, {"word": "cıyırdatmak", "meanings": ["Cıyırdamasına sebep olmak"]}, {"word": "cıyırtı", "meanings": ["Bez, kâğıt vb.nin yırtılırken çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "cız", "meanings": ["Çocuk dilinde ateş", "Kızgın yağın içine bir şey atıldığında çıkan ses"]}, {"word": "cız etmek", "meanings": ["`cız` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "cızbız", "meanings": ["Izgarada pişirilmiş (et)"]}, {"word": "cızıktırma", "meanings": ["Cızıktırmak işi"]}, {"word": "cızık", "meanings": ["Çizgi", "İz"]}, {"word": "cızgara", "meanings": ["Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü"]}, {"word": "cızıktırmak", "meanings": ["Yazmak, karalamak"]}, {"word": "cızıldama", "meanings": ["Cızırdama"]}, {"word": "cızıltı", "meanings": ["Cızırtı"]}, {"word": "cızıldamak", "meanings": ["Cızırdamak"]}, {"word": "cızıltılı", "meanings": ["Cızırtılı"]}, {"word": "cızırdamak", "meanings": ["`Cızır` diye ses çıkarmak, cızıldamak", "Boğazındaki gıcıktan dolayı kesik ve ince ses çıkarmak, cızıldamak"]}, {"word": "cızır cızır", "meanings": ["Cızır sesi çıkararak (pişmek, kızarmak vb.)"]}, {"word": "cızırdama", "meanings": ["Cızırdamak işi, cızıldama"]}, {"word": "cızırdatma", "meanings": ["Cızırdatmak işi, cızıldatma"]}, {"word": "cızırdatmak", "meanings": ["Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak", "Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak"]}, {"word": "cızırtı", "meanings": ["Cızırdama sırasında çıkan sesin adı, cızıltı"]}, {"word": "cızırtılı", "meanings": ["Cızırdayan, cızırtısı olan, cızıltılı"]}, {"word": "cızlam", "meanings": ["Kaçma, savuşma"]}, {"word": "cızlamak", "meanings": ["`Cız` diye ses çıkarmak", "Cız etmek"]}, {"word": "cızlamı çekmek (veya cızlam etmek)", "meanings": ["kaçmak, savuşup gitmek", "ölmek"]}, {"word": "cızlama", "meanings": ["Cızlamak durumu"]}, {"word": "cız sineği", "meanings": ["Bir tür büğelek"]}, {"word": "cibilliyet", "meanings": ["Yaradılış"]}, {"word": "cibilliyetsiz", "meanings": ["Soysuz, sütü bozuk"]}, {"word": "cibilliyetsizlik", "meanings": ["Cibilliyetsiz olma durumu"]}, {"word": "cibinlik", "meanings": ["Sivrisinekten ve başka böceklerden korunmak için yatağın üstüne ve yanlarına gerilen çadır biçiminde tül"]}, {"word": "cicim!", "meanings": ["birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan söz"]}, {"word": "cici", "meanings": ["Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden"]}, {"word": "cibre", "meanings": ["Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası"]}, {"word": "cicianne", "meanings": ["Bazı çocukların, büyükannelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad", "Üvey anne"]}, {"word": "cicik", "meanings": ["İnsan veya hayvan memesi"]}, {"word": "cici bici", "meanings": ["Süslü giysi veya süs eşyası"]}, {"word": "cicili bicili", "meanings": ["Göze çarpan süslerle bezenmiş, süslü"]}, {"word": "cicimayı", "meanings": ["Balayı, evliliğin ilk zamanları", "Her tür işin başlangıcı, ilk zamanları"]}, {"word": "cicim", "meanings": ["Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan, perde veya örtü olarak kullanılan nakışlı ince kilim"]}, {"word": "cicoz", "meanings": ["Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir çocuk oyunu", "Bu oyundaki bilyelerin her biri", "`Yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cicozlama", "meanings": ["Cicozlamak durumu"]}, {"word": "cicozlamak", "meanings": ["Kaçmak, uzaklaşmak"]}, {"word": "cidal", "meanings": ["Savaş", "Ağız kavgası, çekişme"]}, {"word": "cicozluk", "meanings": ["Cicoz olma durumu"]}, {"word": "cidalci", "meanings": ["Savaşçı"]}, {"word": "cidar", "meanings": ["Duvar", "Zar"]}, {"word": "cidden", "meanings": ["Gerçekten"]}, {"word": "ciddiye almak", "meanings": ["inanmak, gerçek sanmak, önem vermek"]}, {"word": "ciddi", "meanings": ["Şaka olmayan, gerçek", "Ağırbaşlı", "Titizlik gösterilen, önem verilen", "Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik", "Eğlendirme amacı gütmeyen", "Gülmeyen", "Güvenilir, sağlam, önemli", "Önem vererek, gerçek olarak", "Güvenilir bir biçimde"]}, {"word": "ciddileşme", "meanings": ["Ciddileşmek işi"]}, {"word": "ciddileşmek", "meanings": ["Ciddi bir durum almak"]}, {"word": "ciddiyet", "meanings": ["Ağırbaşlılık"]}, {"word": "ciddilik", "meanings": ["Ağırbaşlılık"]}, {"word": "ciddiyetsiz", "meanings": ["Laubali"]}, {"word": "ciddiyetsizlik", "meanings": ["Laubalilik"]}, {"word": "cife", "meanings": ["Leş", "İğrenç"]}, {"word": "ciğer", "meanings": ["Akciğerlerle karaciğerin ortak adı", "Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım", "Yürek, iç"]}, {"word": "ciğer kebap olmak", "meanings": ["büyük bir acıya uğramak, yüreği yanmak"]}, {"word": "ciğeri beş (veya on) para etmemek", "meanings": ["değersiz, aşağılık bir kimse olmak"]}, {"word": "ciğeri parçalanmak", "meanings": ["yüreği parçalanmak"]}, {"word": "ciğeri sızlamak", "meanings": ["yüreği sızlamak"]}, {"word": "ciğerimin köşesi", "meanings": ["çok sevdiğim", "çok sevgili evladım"]}, {"word": "ciğeri yanmak", "meanings": ["çok acı ve sıkıntı çekmek, büyük bir acıya uğramak, yüreği yanmak"]}, {"word": "ciğerine işlemek", "meanings": ["kötü söz, kötü davranış çok dokunmak, etkilemek", "kötü koku rahatsız etmek"]}, {"word": "ciğerini delmek (veya delip geçmek)", "meanings": ["acıklı bir durum, kişiye dayanılmaz bir üzüntü vermek"]}, {"word": "ciğerine oturmak", "meanings": ["masraf çok ağır gelmek"]}, {"word": "ciğerini okumak", "meanings": ["onun aklından geçenleri, gizli düşüncelerini bilmek"]}, {"word": "ciğerini sökmek", "meanings": ["bir kimseyi çok büyük zararlara uğratmak"]}, {"word": "ciğerini yakmak", "meanings": ["bir kimseye büyük bir acı çektirmek"]}, {"word": "ciğerinin içini bilmek", "meanings": ["birini çok yakından tanımak, her türlü düşüncesini bilmek"]}, {"word": "ciğerleri bayram etmek", "meanings": ["her zamankinden daha iyi cins sigara içmek", "temiz havaya çıkmak"]}, {"word": "ciğer acısı", "meanings": ["Evlat acısı"]}, {"word": "ciğerdeldi", "meanings": ["Kumaş üzerine küçük delikler açılarak yapılan işleme", "Bu delikleri açmakta kullanılan ucu sivri küçük araç"]}, {"word": "ciğerci", "meanings": ["Kesilen hayvanların ciğer, baş, ayak, işkembe vb. parçalarını satan kimse, sakatatçı", "Ciğer pişirip satan kimse"]}, {"word": "ciğer kebapçısı", "meanings": ["Ciğer kavurup satan kimse"]}, {"word": "ciğer otu", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, çok yıllık otsu bir bitki (Hepatica)"]}, {"word": "ciğer otları", "meanings": ["Yaprakları kara yosunlarından bir bitki sınıfı"]}, {"word": "ciğerpare", "meanings": ["Çok sevilen kimse"]}, {"word": "ciğer sarma", "meanings": ["İnce kıyılmış akciğer ve karaciğer, pirinç, yağ, çam fıstığı, kuş üzümü, yeşilsoğan, yumurta ve baharat karışımıyla fırında pişirilen bir kebap türü"]}, {"word": "ciğer yarası", "meanings": ["Evlat acısı"]}, {"word": "cihana gelmek", "meanings": ["doğmak", "meydana gelmek, ortaya çıkmak"]}, {"word": "cihan", "meanings": ["Evren", "Dünya"]}, {"word": "cihanı tutmak", "meanings": ["her tarafa yayılmak, dünyayı tutmak"]}, {"word": "cihangirane", "meanings": ["Cihangire yakışır bir biçimde"]}, {"word": "cihangir", "meanings": ["Dünyanın büyük bir bölümünü eline geçiren kimse"]}, {"word": "cihangirlik", "meanings": ["Cihangir olma durumu"]}, {"word": "cihannüma", "meanings": ["Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça, kule", "Dünya haritası"]}, {"word": "cihanşinas", "meanings": ["Dünyayı tanımış, her şeyi yerli yerinde bilen (kimse)"]}, {"word": "cihanşümul", "meanings": ["Evrensel"]}, {"word": "cihar", "meanings": ["Tavla oyununda dört sayısı"]}, {"word": "ciharıdü", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün ikili düşmesi"]}, {"word": "ciharıse", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün üçlü düşmesi"]}, {"word": "ciharıyek", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün birli düşmesi"]}, {"word": "cihat", "meanings": ["Din uğruna yapılan savaş"]}, {"word": "cihaz", "meanings": ["Aygıt, alet, takım", "Çeyiz"]}, {"word": "cihat açmak", "meanings": ["savaş için çağrı yapmak"]}, {"word": "cihazlanma", "meanings": ["Cihazlanmak durumu"]}, {"word": "cihazlanmak", "meanings": ["Teknolojik gelişmelerin en son ürünleriyle donatılmak"]}, {"word": "cihet", "meanings": ["Yön, yan, taraf"]}, {"word": "cila", "meanings": ["Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik", "Parlaklık", "Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum", "Gereksiz süs, gösteriş", "Sert içkiden sonra içilen hafif içki"]}, {"word": "cila çekmek", "meanings": ["içilen içkinin etkisini azaltmak veya artırmak amacıyla bir şey içmek"]}, {"word": "cila vermek", "meanings": ["aydınlatmak"]}, {"word": "cilacı", "meanings": ["Cila yapan, eşyaya cila vuran kimse"]}, {"word": "cilacılık", "meanings": ["Cilacının yaptığı iş"]}, {"word": "cilalama", "meanings": ["Cilalamak işi"]}, {"word": "cilalamak", "meanings": ["Cila sürerek parlatmak, cila vurmak", "Övmek", "Tat katmak"]}, {"word": "cilalanma", "meanings": ["Cilalanmak işi"]}, {"word": "cilalanmak", "meanings": ["Cilalama işine konu olmak"]}, {"word": "cilalatma", "meanings": ["Cilalatmak işi"]}, {"word": "cilalatmak", "meanings": ["Cilalama işini yaptırmak"]}, {"word": "cilalı", "meanings": ["Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış, mücella"]}, {"word": "Cilalı Taş Devri", "meanings": ["Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç devirden biri"]}, {"word": "cilasız", "meanings": ["Cila sürülmemiş veya cilası kalmamış olan"]}, {"word": "cilasun", "meanings": ["Yiğit kimse", "Eli çabuk, becerikli kimse"]}, {"word": "cila topu", "meanings": ["Cila eriyiğini yüzeye sürtmede kullanılan, dışı dokuma bezden, içi yıkanmış yün veya pamuktan hazırlanan topaç"]}, {"word": "cila yağı", "meanings": ["Cila topunun, cilalanacak yüzeyde kolayca kaymasını sağlayan, asitsiz, renksiz ve reçinesiz ince yağ"]}, {"word": "cilban", "meanings": ["Çok küçük taneli fasulye"]}, {"word": "cilbent", "meanings": ["Klasör"]}, {"word": "cildiye", "meanings": ["Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı, dermatoloji"]}, {"word": "cildiyecilik", "meanings": ["Cildiyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "cildiyeci", "meanings": ["Deri hastalıkları uzmanı, dermatolog"]}, {"word": "cilt", "meanings": ["Ten", "Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak", "Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri"]}, {"word": "ciltçi", "meanings": ["Kitapları ciltleyen kimse, mücellit", "Ciltevi"]}, {"word": "ciltevi", "meanings": ["Cilt işleri yapan dükkân, ciltçi"]}, {"word": "ciltçilik", "meanings": ["Ciltçinin yaptığı iş, mücellitlik"]}, {"word": "ciltleme", "meanings": ["Ciltlemek işi"]}, {"word": "cilt kapağı", "meanings": ["Forma veya fasikül olarak yayımlanan eserlerin bir örnek ciltlenip kullanılması için hazırlanan bez veya plastik kaplanmış kalın karton"]}, {"word": "ciltlemek", "meanings": ["Kitaba cilt yapmak"]}, {"word": "ciltlenme", "meanings": ["Ciltlenmek işi"]}, {"word": "ciltlenmek", "meanings": ["Ciltleme işi yapılmak"]}, {"word": "ciltletme", "meanings": ["Ciltletmek işi"]}, {"word": "ciltletmek", "meanings": ["Ciltleme işini yaptırmak"]}, {"word": "ciltli", "meanings": ["Ciltlenmiş olan"]}, {"word": "ciltlik", "meanings": ["Cilt yapmaya yarayan malzeme", "Ciltlerden oluşan"]}, {"word": "ciltsiz", "meanings": ["Ciltlenmemiş olan"]}, {"word": "cilve", "meanings": ["Hoşa gitmek için yapılan davranış, kırıtma, naz", "Görünme, ortaya çıkma, tecelli"]}, {"word": "cilve yapmak", "meanings": ["nazlanmak, kırıtmak"]}, {"word": "cilvebaz", "meanings": ["Cilveli"]}, {"word": "cilvekâr", "meanings": ["Cilveli"]}, {"word": "cilvelenmek", "meanings": ["Cilve yapmak"]}, {"word": "cilvelenme", "meanings": ["Cilvelenmek işi"]}, {"word": "cilveleşme", "meanings": ["Cilveleşmek işi"]}, {"word": "cilveleşmek", "meanings": ["Karşılıklı cilve yapmak", "Birbirine çok yakın arkadaşmış gibi takılmak"]}, {"word": "cilveli", "meanings": ["Cilvesi olan, cilve yapan, cilvekâr, cilvebaz"]}, {"word": "cilvesiz", "meanings": ["Cilvesi olmayan"]}, {"word": "cim", "meanings": ["Arap alfabesinin beşinci harfinin adı"]}, {"word": "cim karnında bir nokta", "meanings": ["hiçbir bilgisi olmayan, cahil", "acemi, toy"]}, {"word": "cima", "meanings": ["İnsanlarda çiftleşme, cinsel ilişki"]}, {"word": "cimbakuka", "meanings": ["Çelimsiz ve biçimsiz (kimse)"]}, {"word": "cimcime", "meanings": ["Küçük ve tatlı bir tür karpuz", "Küçük ve sevimli çocuk, kadın"]}, {"word": "cimdallı", "meanings": ["Bir oyun türü"]}, {"word": "cimri", "meanings": ["Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez"]}, {"word": "cimrice", "meanings": ["Cimri gibi, cimriye yakın bir biçimde"]}, {"word": "cimrileşme", "meanings": ["Cimrileşmek işi"]}, {"word": "cimrileşmek", "meanings": ["Cimri gibi davranmaya başlamak"]}, {"word": "cimrilik etmek", "meanings": ["cimrice davranmak, pintileşmek", "esirgemek"]}, {"word": "cimrilik", "meanings": ["Cimri olma durumu, eli sıkılık, hisset, imsak, mıhsıçtılık, nekeslik, pintilik, sıkılık"]}, {"word": "cin", "meanings": ["Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık", "Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık", "Akıllı, zeki, uyanık kimse"]}, {"word": "cin cin bakmak", "meanings": ["kurnazca bakmak", "uykusuz gözlerle bakmak"]}, {"word": "cin çarpmışa dönmek", "meanings": ["neye uğradığını bilemeyecek kadar kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "cin çarpmak", "meanings": ["bir inanışa göre, cinlerin öfkesiyle inme inmek"]}, {"word": "cin damarına basmak", "meanings": ["kişiyi çok sinirlendirecek söz söylemek, çileden çıkarmak"]}, {"word": "cin gibi", "meanings": ["anlayışlı ve zeki"]}, {"word": "cin ifrit olmak (veya kesilmek)", "meanings": ["son derece kızmak, öfkelenmek"]}, {"word": "cin olmadan şeytan (veya adam) çarpmak", "meanings": ["gücünün üstündeki işleri başarmaya kalkışmak"]}, {"word": "cin tutmak", "meanings": ["bir inanışa göre cinlerin etkisiyle delirmek"]}, {"word": "cini tutmak", "meanings": ["çok sinirlenmek"]}, {"word": "cinler cirit (veya top) oynamak", "meanings": ["bir yer ıssız olmak"]}, {"word": "cinine gitmek", "meanings": ["nefret etmek, tiksinmek"]}, {"word": "cinleri ayağa kalkmak", "meanings": ["sinirlenmek"]}, {"word": "cin", "meanings": ["Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı"]}, {"word": "cinleri (veya cin) tepesine çıkmak (veya binmek)", "meanings": ["çok kızmak"]}, {"word": "cinleri başına toplanmak (veya üşüşmek)", "meanings": ["öfkelenmek"]}, {"word": "cin", "meanings": ["Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon"]}, {"word": "cinai", "meanings": ["Konusu cinayet olan", "Cinayetle ilgili"]}, {"word": "cinaslı", "meanings": ["Cinası olan, cinas sanatı bulunan"]}, {"word": "cinas", "meanings": ["Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma", "Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma"]}, {"word": "cinayet", "meanings": ["Adam öldürme, kıya", "Adam öldürme derecesinde ağır suç"]}, {"word": "cinayet işlemek", "meanings": ["adam öldürmek"]}, {"word": "cin darısı", "meanings": ["Cin mısırı"]}, {"word": "cinci", "meanings": ["Cin çağırma, onlarla konuşma vb. iddialarla geçimini sağlayan (kimse)"]}, {"word": "cin fikirli", "meanings": ["Çok anlayışlı, çok kurnaz, zeki"]}, {"word": "cingöz", "meanings": ["Açıkgöz"]}, {"word": "cinlenme", "meanings": ["Cinlenmek durumu"]}, {"word": "cinlenmek", "meanings": ["Öfkelenmek"]}, {"word": "cinleşme", "meanings": ["Cinleşmek durumu"]}, {"word": "cinleşmek", "meanings": ["Cin gibi davranmak"]}, {"word": "cinli", "meanings": ["İçinde cinlerin olduğuna inanılan", "Öfkeli, sinirli (kimse)"]}, {"word": "cin mısırı", "meanings": ["Bir tür ufak taneli mısır, cin darısı"]}, {"word": "cinnet", "meanings": ["Delilik"]}, {"word": "cinnet getirmek", "meanings": ["bir an için delilik belirtisi göstermek"]}, {"word": "cinnet geçirmek", "meanings": ["delirmek, aklını kaçırmak"]}, {"word": "cins", "meanings": ["Tür, çeşit", "Soy, kök, asıl", "Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu", "Garip, tuhaf", "Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan"]}, {"word": "cins horoz yumurtada öter", "meanings": ["`bir insanın ileride ne olacağı daha çocukken belli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cins kedi ölüsünü göstermez", "meanings": ["`onurlu kişi kötü durumlarını çok gerekmedikçe kimseye göstermez ve söylemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cinsaçı", "meanings": ["Küsküt"]}, {"word": "cins cibilliyet", "meanings": ["Nitelik", "Asıl, soy sop"]}, {"word": "cins cins", "meanings": ["Çeşitli, çeşit çeşit", "Türlerine göre"]}, {"word": "cinsel", "meanings": ["Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel"]}, {"word": "cinsellik", "meanings": ["Cinsel özelliklerin bütünü, eşeysellik", "Sevişme duygusu, seksüellik"]}, {"word": "cinsel taciz", "meanings": ["Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme", "Çalışma hayatında ekonomik güç, üst makam veya başka etkili bir göreve sahip olanların, genellikle karşı cinsi ahlak dışı birtakım tutum ve davranışlarla cinsel yönden sıkıntıya sokup rahatsız etmesi"]}, {"word": "cinsî", "meanings": ["Cinsel"]}, {"word": "cinsilatif", "meanings": ["Güzel, alımlı, hoşa giden kadın"]}, {"word": "cinsiyet", "meanings": ["Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkekle dişiyi ayırt ettiren yaradılış özelliği, eşey, cinslik, seks"]}, {"word": "cins isim", "meanings": ["Bir türden olan varlıkların adı: Kedi, nehir, düşünce, annelik gibi"]}, {"word": "cinslik", "meanings": ["Cinsiyet", "Gariplik, tuhaflık"]}, {"word": "cinslik bilimi", "meanings": ["Cinsellik bilimi"]}, {"word": "cinsliksiz", "meanings": ["Eşeysiz"]}, {"word": "cinyolu", "meanings": ["Tarlaların arasında görülen verimsiz topraklar"]}, {"word": "cip", "meanings": ["Her türlü arazide kullanılabilen motorlu taşıt"]}, {"word": "cirim", "meanings": ["Hacim"]}, {"word": "ciranta", "meanings": ["Bir senedi ciro eden kimse"]}, {"word": "cips", "meanings": ["İnce, yuvarlak kesilerek kızartılmış patates"]}, {"word": "cirit", "meanings": ["At koşturup birbirine değnek atarak takım hâlinde oynanan oyun, cirit oyunu", "Bu oyunda atılan değnek"]}, {"word": "cirit atmak", "meanings": ["bir yerde çokça bulunmak, sık dolaşmak ve serbestçe davranmak"]}, {"word": "cirit atma", "meanings": ["Atletizmin ciridi fırlatmaya dayanan dalı"]}, {"word": "cirit oynamak", "meanings": ["cirit oyununu oynamak", "istediği biçimde, keyfince davranmak"]}, {"word": "ciritçi", "meanings": ["Cirit oynayan kimse"]}, {"word": "cirit oyunu", "meanings": ["Cirit"]}, {"word": "cirit ucu", "meanings": ["Cirit sopasının ucundaki demir, temren"]}, {"word": "ciro", "meanings": ["Bir ticaret senedinin alacaklı tarafından arkasına gereken yazının yazılıp imza edilerek üçüncü bir kişiye devredilmesi", "İş hacmi"]}, {"word": "cisim", "meanings": ["Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey", "Gövde, beden, vücut"]}, {"word": "ciro etmek", "meanings": ["bir ticaret senedinin veya çekin arkasına gereken yazıyı yazmak"]}, {"word": "cisimcik", "meanings": ["Küçük cisim", "Atom taneciği"]}, {"word": "cisimlenme", "meanings": ["Cisimlenmek işi, tecessüm"]}, {"word": "cisimlenmek", "meanings": ["Cismi olmayan bir şey cisim durumuna gelmek, tecessüm etmek"]}, {"word": "cisimleşme", "meanings": ["Cisimleşmek durumu"]}, {"word": "cisimleşmek", "meanings": ["Cisim durumuna gelmek, tecessüm etmek"]}, {"word": "cismanilik", "meanings": ["Maddilik"]}, {"word": "cismani", "meanings": ["Cisimle, bedenle ilgili", "Dinî bir inanışla ilgili düşüncelere bağlı olmayarak yalnız maddi temellere dayanan, ruhani karşıtı"]}, {"word": "civan", "meanings": ["Yakışıklı genç erkek veya güzel genç kadın", "Genç ve yakışıklı"]}, {"word": "cismen", "meanings": ["Cisim olarak, vücutça, bedence"]}, {"word": "civankaşı", "meanings": ["Bir nakış ve işleme türü"]}, {"word": "civanım!", "meanings": ["sevgi bildiren bir seslenme sözü"]}, {"word": "civanmert", "meanings": ["Mert yaradılışlı, yüce gönüllü, yiğit"]}, {"word": "civanmertlik", "meanings": ["Civanmert olma durumu"]}, {"word": "civanperçemi", "meanings": ["Birleşikgillerden, birçok türü olan bir kır bitkisi, kandil çiçeği (Achillea millefolium)"]}, {"word": "civar", "meanings": ["Yöre (I)", "Dolay", "Yakında olan"]}, {"word": "civciv", "meanings": ["Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu"]}, {"word": "civcivli", "meanings": ["Civcivi olan", "Gürültülü patırtılı, telaşlı"]}, {"word": "civcivlik", "meanings": ["Sekiz on haftalık oluncaya kadar civcivlerin bakımına ayrılan kümes"]}, {"word": "civelek", "meanings": ["Canlı, neşeli ve sokulgan", "Yeniçeri Ocağına yeni girmiş delikanlı"]}, {"word": "civeleklik", "meanings": ["Civelek olma durumu"]}, {"word": "ciyak ciyak", "meanings": ["Cıyak cıyak"]}, {"word": "ciyaklama", "meanings": ["Cıyaklama"]}, {"word": "ciyaklamak", "meanings": ["Cıyaklamak"]}, {"word": "cizvit", "meanings": ["İsa Derneği denilen bir Hristiyan derneğinin üyesi"]}, {"word": "Cl", "meanings": ["Klor elementinin simgesi"]}, {"word": "Co", "meanings": ["Kobalt elementinin simgesi"]}, {"word": "cizye", "meanings": ["İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi türü"]}, {"word": "coğrafi", "meanings": ["Coğrafya ile ilgili"]}, {"word": "coğrafi durum", "meanings": ["Bir yerin çevresi ile ilgisinin tespiti veya görünümü"]}, {"word": "coğrafyacı", "meanings": ["Coğrafya araştırmaları yapan kimse", "Coğrafya öğretmeni"]}, {"word": "coğrafya", "meanings": ["Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim", "Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü"]}, {"word": "coğrafyacılık", "meanings": ["Coğrafyacının yaptığı iş"]}, {"word": "conta", "meanings": ["Geçirmezliği sağlamak için sıkıştırılmış iki yüzey arasına yerleştirilen, genellikle kauçuk ve kurşundan yapılan ince parça"]}, {"word": "contalamak", "meanings": ["Conta koymak veya yerleştirmek"]}, {"word": "cop", "meanings": ["Kalın, kısa değnek", "Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılan sopa"]}, {"word": "coplama", "meanings": ["Coplamak işi"]}, {"word": "coplamak", "meanings": ["Copla vurmak, copla dövmek"]}, {"word": "coplanmak", "meanings": ["Copla dövülmek"]}, {"word": "coplatma", "meanings": ["Coplatmak işi"]}, {"word": "coplatmak", "meanings": ["Coplama işini yaptırmak"]}, {"word": "coplanma", "meanings": ["Coplanmak işi"]}, {"word": "corum", "meanings": ["Balık akını", "Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu"]}, {"word": "coşku", "meanings": ["Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu", "Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan", "Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu", "Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan"]}, {"word": "coşkulanma", "meanings": ["Coşkulanmak işi"]}, {"word": "coşkulanmak", "meanings": ["Coşkulu duruma gelmek"]}, {"word": "coşkun", "meanings": ["Coşmuş olan", "Coşkulu"]}, {"word": "coşkunca", "meanings": ["Coşkun", "(coşku'nca) Coşkun bir biçimde"]}, {"word": "coşkunlaşmak", "meanings": ["Coşkun bir duruma gelmek"]}, {"word": "coşkulu", "meanings": ["Coşkusu olan"]}, {"word": "coşkunlaşma", "meanings": ["Coşkunlaşmak işi"]}, {"word": "coşkunluk", "meanings": ["Coşkunca yapılan iş, cuşiş, cuşuhuruş"]}, {"word": "coşma", "meanings": ["Coşmak işi, galeyan"]}, {"word": "coşmak", "meanings": ["Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak, galeyan etmek", "Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak", "Heyecanlanmak, içten içe kaynamak, aşırı duygulanmak"]}, {"word": "coşturma", "meanings": ["Coşturmak işi"]}, {"word": "coşturmak", "meanings": ["Coşmasını sağlamak, coşmasına yol açmak"]}, {"word": "coşturulma", "meanings": ["Coşturulmak işine konu olmak"]}, {"word": "coşuntu", "meanings": ["Coşku, heyecanlı davranış"]}, {"word": "cömert", "meanings": ["Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör", "Verimli"]}, {"word": "coşturulmak", "meanings": ["Coşma işi yaptırılmak"]}, {"word": "cömert davranmak", "meanings": ["sakınmadan, esirgemeden bol bol vermek"]}, {"word": "cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler", "meanings": ["`başkalarının pohpohlamalarına kananlar mallarından ve canlarından olurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cömertçe", "meanings": ["Cömert bir biçimde, sakınmadan, bol bol"]}, {"word": "cömertleşme", "meanings": ["Cömertleşmek işi"]}, {"word": "cömertleşmek", "meanings": ["Cömertçe davranmaya başlamak"]}, {"word": "cömertlik", "meanings": ["Cömert olma durumu, eli açıklık, ahilik, semahat, mürüvvet"]}, {"word": "Cr", "meanings": ["Krom elementinin simgesi"]}, {"word": "Cs", "meanings": ["Sezyum elementinin simgesi"]}, {"word": "cönk", "meanings": ["Büyük yelkenli gemi"]}, {"word": "cudam", "meanings": ["Beceriksiz, güçsüz, görgüsüz kimse"]}, {"word": "cukka", "meanings": ["Hayvan ve insan memesi"]}, {"word": "cukkayı yutmak", "meanings": ["oyunda ütülmek"]}, {"word": "cuma", "meanings": ["Perşembe ile cumartesi arasındaki gün", "Cuma namazı"]}, {"word": "cuma gecesi", "meanings": ["Dinî açıdan ayrı bir önemi olan, perşembeyi cumaya bağlayan gece"]}, {"word": "cuma namazı", "meanings": ["Cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınan namaz, cuma"]}, {"word": "cumartesi", "meanings": ["Cuma ile pazar arasındaki gün"]}, {"word": "cumartesi kibarı gibi süslenmek", "meanings": ["özentili fakat zevksiz süslenmek"]}, {"word": "cumba", "meanings": ["Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon", "Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm"]}, {"word": "cumbalak", "meanings": ["Takla"]}, {"word": "cumbadak", "meanings": ["Ses çıkararak"]}, {"word": "cumbalamak", "meanings": ["Bir parçanın dar kenarındaki testere izi vb. girinti ve çıkıntıları düzeltmek"]}, {"word": "cumbalama", "meanings": ["Cumbalamak işi"]}, {"word": "cumbalatmak", "meanings": ["Cumbalama işini yaptırmak"]}, {"word": "cumbalı", "meanings": ["Cumbası olan (yapı)"]}, {"word": "cumbalatma", "meanings": ["Cumbalatmak işi"]}, {"word": "cumbasız", "meanings": ["Cumbası olmayan (yapı)"]}, {"word": "cumbul cumbul", "meanings": ["`Cumbul` diye ses çıkararak"]}, {"word": "cumbuldama", "meanings": ["Cumbuldamak işi"]}, {"word": "cumbuldatma", "meanings": ["Cumbuldatmak işi"]}, {"word": "cumbuldamak", "meanings": ["Bir kabın içinde çalkalanıp ses çıkarmak"]}, {"word": "cumbuldatmak", "meanings": ["Bir sıvıyı kabın içinde çalkalamak"]}, {"word": "cumburdamak", "meanings": ["`Cumburtu` sesi çıkarmak"]}, {"word": "cumburdama", "meanings": ["Cumburdamak durumu"]}, {"word": "cumburlop", "meanings": ["Ağır bir cismin suya düştüğü zaman çıkardığı ses"]}, {"word": "cumburlopu çekmek", "meanings": ["pat diye düşmek"]}, {"word": "cumburtu", "meanings": ["Suya düşen ağır bir cismin veya çalkalanan suyun çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "cumhuriyetçilik", "meanings": ["Cumhuriyetçi olma durumu, cumhuriyetperverlik"]}, {"word": "cumhurbaşkanı", "meanings": ["Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde devlet başkanı, reisicumhur, cumhur reisi"]}, {"word": "cumhurbaşkanlığı", "meanings": ["Cumhurbaşkanı olma durumu", "Cumhurbaşkanının makamı", "Cumhurbaşkanı ve diğer görevlilerin bulunduğu bina"]}, {"word": "cumhur", "meanings": ["Halk", "Topluluk"]}, {"word": "cumhurca", "meanings": ["Toplu olarak, hep birlikte"]}, {"word": "cumhur cemaat", "meanings": ["Cümbür cemaat"]}, {"word": "cumhuriyetçi", "meanings": ["Cumhuriyet yanlısı olan, cumhuriyetperver"]}, {"word": "cumhuriyet", "meanings": ["Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi", "Cumhuriyet altını"]}, {"word": "cumhuriyetperver", "meanings": ["Cumhuriyetçi"]}, {"word": "cumhur reisi", "meanings": ["Cumhurbaşkanı"]}, {"word": "cunda", "meanings": ["Yatay serenlerin her iki başı"]}, {"word": "cunta", "meanings": ["Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul"]}, {"word": "cuntacı", "meanings": ["Cunta üyesi"]}, {"word": "cup", "meanings": ["Suya düşen bir şeyin çıkardığı ses"]}, {"word": "cuppadak", "meanings": ["Cumbadak"]}, {"word": "cura", "meanings": ["Mızrap ile çalınan iki veya üç teli olan halk sazı", "Bir tür küçük atmaca", "Ufak tefek, gelişmemiş"]}, {"word": "cup diye", "meanings": ["cup sesi çıkararak"]}, {"word": "curacı", "meanings": ["Cura yapan veya çalan kimse"]}, {"word": "cura zurna", "meanings": ["Bir tür küçük zurna"]}, {"word": "curcuna", "meanings": ["Gürültülü, karışık durum", "Alaturka müzikte hızlı bir usul"]}, {"word": "curcunalı", "meanings": ["Gürültülü, patırtılı, şamatalı (yer, ses, hava)"]}, {"word": "curcunaya çevirmek (veya döndürmek veya vermek)", "meanings": ["ortalığı karışık, gürültülü duruma sokmak"]}, {"word": "curnata", "meanings": ["Bıldırcın sökünü"]}, {"word": "cübbe", "meanings": ["Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi"]}, {"word": "cuşiş", "meanings": ["Coşkunluk"]}, {"word": "cübbe gibi", "meanings": ["çok geniş ve uzun (giysi)"]}, {"word": "cübbeci", "meanings": ["Cübbe yapan ve satan kimse"]}, {"word": "cüce", "meanings": ["Boyu, normalden çok daha kısa olan (kimse)", "Gelişmemiş (bitki)"]}, {"word": "cübbeli", "meanings": ["Cübbe giymiş olan"]}, {"word": "cüceleşme", "meanings": ["Cüceleşmek durumu"]}, {"word": "cücük", "meanings": ["Tomurcuk", "Soğan, marul vb. katmerli bitkilerin en iç bölümü", "Bir şeyin küçüğü veya onu andıran bir parçası", "Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv", "Kuş yavrusu"]}, {"word": "cüceleşmek", "meanings": ["Cüce durumuna gelmek"]}, {"word": "cücelik", "meanings": ["Cüce olma durumu"]}, {"word": "cümbür cemaat", "meanings": ["Toplu olarak, hepsi birden, cumhur cemaat"]}, {"word": "cücüklenme", "meanings": ["Cücüklenmek işi"]}, {"word": "cücüklenmek", "meanings": ["Filizlenmek"]}, {"word": "cüda", "meanings": ["Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan"]}, {"word": "cüda etmek", "meanings": ["ayırmak"]}, {"word": "cühela", "meanings": ["Bilgisizler, cahiller"]}, {"word": "cümle âlem", "meanings": ["Herkes"]}, {"word": "cülus", "meanings": ["Hükümdarlık tahtına çıkma, tahta oturma"]}, {"word": "cümbüş", "meanings": ["Eğlence", "Canlılık, coşku", "Maden gövdeli, tambura benzer bir saz"]}, {"word": "cülusiye", "meanings": ["Hükümdarların cülus törenlerinde dağıttığı bahşiş", "Şairlerin tahta çıkan padişah için yazdığı şiir"]}, {"word": "cümbüş yapmak", "meanings": ["toplu olarak eğlenmek"]}, {"word": "cümbüşçü", "meanings": ["Cümbüş çalan veya satan kimse"]}, {"word": "cümle", "meanings": ["Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce", "Dizge, sistem", "Bütün, hep", "Herkes"]}, {"word": "cümbüşlü", "meanings": ["Eğlenceli, hareketli"]}, {"word": "cümle bilgisi", "meanings": ["Söz dizimi"]}, {"word": "cümlecik", "meanings": ["Önerme", "Küçük cümle"]}, {"word": "cümlesi", "meanings": ["Hepsi"]}, {"word": "cümle kapısı", "meanings": ["Yapılarda ana kapı"]}, {"word": "cümleten", "meanings": ["Hep birden"]}, {"word": "cünha", "meanings": ["Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç"]}, {"word": "cünun", "meanings": ["Delilik"]}, {"word": "cümudiye", "meanings": ["Buzul"]}, {"word": "cünüp", "meanings": ["Dinin buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan (kimse), cenabet"]}, {"word": "cünüplük", "meanings": ["Cünüp olma durumu, cenabet"]}, {"word": "cüret", "meanings": ["Yüreklilik, ataklık, cesaret", "Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış, cesaret"]}, {"word": "cüret etmek", "meanings": ["ataklık etmek, yüreklilikle davranmak", "saygı sınırlarını aşarak davranmak"]}, {"word": "cüretkâr", "meanings": ["Yürekli", "Saygısız"]}, {"word": "cüretkârlık", "meanings": ["Cüretkâr olma durumu"]}, {"word": "cüretlenme", "meanings": ["Cüretlenmek durumu"]}, {"word": "cüretlenmek", "meanings": ["Cüretli davranmak"]}, {"word": "cüretli", "meanings": ["Yürekli"]}, {"word": "cüretsiz", "meanings": ["Yüreksiz", "Yüreksiz bir biçimde"]}, {"word": "cürmümeşhut", "meanings": ["Suçüstü"]}, {"word": "cüruf", "meanings": ["Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde, demir boku, dışık", "Kaloriferlerden çıkan yanmış kömür artığı"]}, {"word": "cürüm", "meanings": ["Suç", "Yanlışlık, kusur veya hata"]}, {"word": "cüsse", "meanings": ["İnsan gövdesi"]}, {"word": "cüssesiz", "meanings": ["İnce yapılı, ufak tefek, güçsüz (kimse)"]}, {"word": "cüsseli", "meanings": ["İri yapılı, iri gövdeli, iri yarı (kimse)"]}, {"word": "cüz", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri", "Fasikül", "Kur'an'ın bölünmüş olduğu otuz parçadan her biri"]}, {"word": "cüzi", "meanings": ["Az, azıcık, pek az", "Tikel"]}, {"word": "cüzzam", "meanings": ["Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık, miskin hastalığı, lepra"]}, {"word": "cüzzamlı", "meanings": ["Cüzzam hastalığına tutulmuş olan, alaten"]}, {"word": "atıf", "meanings": ["Yöneltme, çevirme", "İlişkili bulma", "Gönderme"]}, {"word": "atıfet", "meanings": ["İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet", "Karşılık beklemeden gösterilen sevgi"]}, {"word": "atıf yapmak (veya atıfta bulunmak)", "meanings": ["göndermek"]}, {"word": "atık su", "meanings": ["Evlerde, iş yerlerinde kullanımdan dolayı kirlenen ve bina dışına sevk edilen pis su"]}, {"word": "atık", "meanings": ["Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde", "Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı", "Atılmış, atılan"]}, {"word": "atıl", "meanings": ["Tembel", "İşsiz, aylak", "Etkisiz, işe yaramaz", "Süreduran"]}, {"word": "atılım", "meanings": ["Atılma işi", "İleri atılma", "Hızla ilerleme, hamle, savlet", "Sayı kazanmak amacıyla yapılan atılış, atak, hücum", "Herhangi bir konuda ilerleme çabası"]}, {"word": "atılımcı", "meanings": ["Durumunu geliştirme gücü gösteren, atılım yapan, hamleci"]}, {"word": "atılma", "meanings": ["Atılmak işi"]}, {"word": "atılış", "meanings": ["Atılma işi"]}, {"word": "atılgan", "meanings": ["Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar", "Girişken"]}, {"word": "atılganlık", "meanings": ["Atılgan olma durumu, cesaret"]}, {"word": "atılmak", "meanings": ["Atma işine konu olmak", "Saldırmak, hücum etmek", "Bir şeye doğru birden gitmek, birden bir davranışta bulunmak", "Başlamak", "Bir işe girişmek", "Patlatılmak", "Bir yerden, görevden veya işten uzaklaştırılmak"]}, {"word": "atılan ok geri dönmez", "meanings": ["`iyi düşünmeden yaptığımız işlerden pişman olarak geri dönmek isteriz ama artık iş işten geçmiştir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atım", "meanings": ["Atma işi", "Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık"]}, {"word": "atımcı", "meanings": ["Hallaç"]}, {"word": "atımcılık", "meanings": ["Hallaçlık"]}, {"word": "atışma", "meanings": ["Atışmak işi", "Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme"]}, {"word": "atış", "meanings": ["Atma işi", "Kalp veya nabzın vuruşu, çarpışı"]}, {"word": "atışmak", "meanings": ["Tartışmak", "Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek", "Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak"]}, {"word": "bir atımlık", "meanings": ["Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir kez atış yapabilecek miktarda olan"]}, {"word": "atıştırma", "meanings": ["Atıştırmak işi"]}, {"word": "atıştırmak", "meanings": ["Acele olarak yemek veya içmek", "Yağmur veya kar serpiştirmek"]}, {"word": "atıştırmalık", "meanings": ["Çerez", "Atıştırmaya yarayan"]}, {"word": "atıştırma yeri", "meanings": ["Müzik dinlenilen ve ayaküstü yemek yenilen eğlence yeri"]}, {"word": "atik", "meanings": ["Çabuk davranan, çevik"]}, {"word": "ati", "meanings": ["Gelecek"]}, {"word": "atış yeri", "meanings": ["Ateşli silahlarla atış alıştırmaları yapılan yer, poligon"]}, {"word": "atik", "meanings": ["Eski, eski zamanla ilgili"]}, {"word": "atiklik", "meanings": ["Çabukluk, çeviklik"]}, {"word": "atik tetik", "meanings": ["Çevik"]}, {"word": "at kestanesi", "meanings": ["At kestanesigillerden, 15-30 metre yüksekliğinde, geniş yapraklı, çiçekleri kokulu bir ağaç, Hint kestanesi (Aesculus hippocastanum)", "Bu ağacın kestaneye benzeyen yemişi"]}, {"word": "at kestanesigiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği at kestanesi olan bir bitki familyası"]}, {"word": "atkı iplik", "meanings": ["Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik kumaşın en ipliği"]}, {"word": "atkı", "meanings": ["Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü", "Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça", "Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik", "Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç", "Büyük yaba"]}, {"word": "atkılama", "meanings": ["Atkılamak işi, argaçlama"]}, {"word": "atkılamak", "meanings": ["Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak, argaçlamak"]}, {"word": "atkılı", "meanings": ["Atkısı olan"]}, {"word": "atkuyruğu", "meanings": ["Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense)", "Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi"]}, {"word": "atkuyruğugiller", "meanings": ["Eğrelti otugillerden, örneği atkuyruğu olan bir bitki familyası"]}, {"word": "atlama", "meanings": ["Atlamak işi", "Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma", "Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı"]}, {"word": "atlamak", "meanings": ["Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak", "Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak", "Binmek", "Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek", "Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek", "Sınıfı okumadan geçmek", "İnmek", "Yanılmak, aldanmak", "Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek"]}, {"word": "atladı geçti Genç Osman!", "meanings": ["bir işin bittiğini veya tehlikenin atlatıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "atlama beygiri", "meanings": ["Yüksekliği değişik ölçülere ayarlanabilen ve atlamalar için kullanılan beden eğitimi aracı, beygir"]}, {"word": "atlama tahtası", "meanings": ["Atletizm yarışmalarında tek adım veya üç adım atlamada kullanılan sıçrama tahtası", "Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanılan yer veya kimse"]}, {"word": "atlama taşı", "meanings": ["Suyu geçerken üzerine basıp atlamak için konulan büyük taş, atlangıç", "Bir güçlüğü, bir engeli aşmak üzere kullanılan kişi veya araç"]}, {"word": "atlama taşı yapmak", "meanings": ["daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak"]}, {"word": "atlambaç", "meanings": ["Çocukların atlama oyunu"]}, {"word": "atlangıç", "meanings": ["Atlama taşı"]}, {"word": "atlanılma", "meanings": ["Atlanılmak işi"]}, {"word": "atlanma", "meanings": ["Atlanmak işi"]}, {"word": "atlanılmak", "meanings": ["Atlanmak"]}, {"word": "atlanmak", "meanings": ["Atlama işi yapılmak"]}, {"word": "atlanmak", "meanings": ["Ata binmek", "At edinmek"]}, {"word": "atlas", "meanings": ["Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten"]}, {"word": "atlas", "meanings": ["Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi", "Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap"]}, {"word": "atlas çiçeği", "meanings": ["Uzun ve sarkık yapraklı, parlak kırmızı çiçekler açan kaktüs"]}, {"word": "atlas çiçeğigiller", "meanings": ["Kaktüsgiller"]}, {"word": "atlas kemiği", "meanings": ["Boyun omurlarının üstten birincisi"]}, {"word": "atlatılma", "meanings": ["Atlatılmak işi"]}, {"word": "atlatılmak", "meanings": ["Atlatma işi yapılmak veya bu işe konu olmak"]}, {"word": "atlatma", "meanings": ["Atlatmak işi"]}, {"word": "atlet", "meanings": ["Kolsuz, askılı fanila", "Atletizmle uğraşan kimse, atletizmci"]}, {"word": "atlatmak", "meanings": ["Atlama işini yaptırmak", "Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak", "Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak", "Görüşmek, konuşmaktan kaçmak", "Savsaklamak", "Aldatmak"]}, {"word": "atlet fanilası", "meanings": ["Atletlerin giydiği formaya benzer kolsuz, askılı fanila"]}, {"word": "atletik", "meanings": ["Vücudu gelişmiş, biçimli, atlet gibi", "Atletleri ilgilendiren"]}, {"word": "atletizm", "meanings": ["Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılan bireysel sporların genel adı"]}, {"word": "atlı", "meanings": ["Atı olan", "Ata binmiş kimse, süvari", "Binek atı kullanan (asker veya asker sınıfı)"]}, {"word": "atlıkarınca", "meanings": ["Yere dikilmiş bir eksen çevresinde döndürülen askılara takılı oyuncak at, uçak vb.nden oluşan bir eğlence aracı"]}, {"word": "atlıya saat olmaz", "meanings": ["`elinde bol imkânlar olan kimse, uzun bir süre içinde yapılabilecek işi çok kısa bir zamanda yapabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atlı karınca", "meanings": ["İri bir tür karınca (Ponera grandis)"]}, {"word": "atlı spor", "meanings": ["At üzerinde yapılan bütün sporların genel adı"]}, {"word": "atma", "meanings": ["Atmak işi"]}, {"word": "atmaca", "meanings": ["Kartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük bir yırtıcı kuş, akkuş (Accipiter nisus)"]}, {"word": "atmak", "meanings": ["Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak", "Bir şeyi yere doğru bırakmak", "Bir kimsenin ilişiğini kesmek", "Koymak", "Rastgele bir kenara koymak", "Uzatmak", "Bir yerden başka bir yere taşımak", "Sille, tokat vurmak", "Top, tüfek vb. silahları patlatmak", "Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak", "Geri bırakmak, ertelemek", "Örtmek", "Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek", "Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak", "İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak", "Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek", "Çıkarmak, dışarıya vermek", "Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak", "Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak", "Çatlamak", "Yırtılmak", "Yapışık olduğu yerden ayrılmak", "Kalp, nabız vurmak, çarpmak", "Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak", "Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak", "Değerini eksiltmek", "Göndermek, yollamak", "Terk etmek", "Götürmek", "Söylemek", "Yalan veya abartmalı söz söylemek", "Bilmeden, kestirerek söylemek", "İçki içmek"]}, {"word": "atıp (veya atmak) tutmak", "meanings": ["bir kimse veya bir şey için kötü konuşmak", "abartmalı konuşmak"]}, {"word": "atıyorum", "meanings": ["`varsayımlı örnek veriyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atma Recep, din kardeşiyiz", "meanings": ["`söylediklerin hep yalan, hep abartma ancak biz bunun farkındayız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "atsan atılmaz, satsan satılmaz", "meanings": ["işe yaramadığı veya sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "attığı tırnağa değmemek", "meanings": ["tırnağına değmemek"]}, {"word": "attığı tırnak kadar olamamak", "meanings": ["bir kimse, sözü edilenden daha değersiz olmak"]}, {"word": "atmasyon", "meanings": ["343 uydurma"]}, {"word": "at meydanı", "meanings": ["Atların pazarlandığı yer", "At veya at arabası koşularının yapıldığı yer"]}, {"word": "atmık", "meanings": ["Meni"]}, {"word": "atmosfer", "meanings": ["Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı", "Hava yuvarı", "İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava", "Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram)"]}, {"word": "atmosfer basıncı", "meanings": ["Atmosferin etrafını sardığı nesnelere her yönden uyguladığı basınç"]}, {"word": "atmosferik", "meanings": ["Atmosferle ilgili, cevvi"]}, {"word": "atol", "meanings": ["Mercan adası"]}, {"word": "atom", "meanings": ["Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık", "Yaprakları üst üste sarılı topak marul", "Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri"]}, {"word": "atom ağırlığı", "meanings": ["Herhangi bir atomun 16 sayısı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağırlığı"]}, {"word": "atomal", "meanings": ["Atomlarla ilgili olan, atomik"]}, {"word": "atom bombası", "meanings": ["Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluşması temeline dayanan bomba"]}, {"word": "atomcu", "meanings": ["Atomla uğraşan kimse"]}, {"word": "atomculuk", "meanings": ["Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti"]}, {"word": "atom çağı", "meanings": ["Atom enerjisinin insanlığın hizmetine girdiği çağ"]}, {"word": "atom çekirdeği", "meanings": ["Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle, çevresinde elektronlar dolaşan, proton ve nötronlardan oluşan pozitif elektron yüklü merkez bölümü, çekirdek"]}, {"word": "atom enerjisi", "meanings": ["Atom çekirdeklerinin parçalanmasından veya hafif atomların kaynaşmasından oluşan büyük enerji"]}, {"word": "atomik", "meanings": ["Atomal"]}, {"word": "atom numarası", "meanings": ["Atom sayısı"]}, {"word": "atom reaktörü", "meanings": ["Nükleer parçalanma sonucu oluşan enerjiyi kontrol etmekte kullanılan düzen"]}, {"word": "atom santrali", "meanings": ["Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika"]}, {"word": "atom sayısı", "meanings": ["Bir atom çekirdeğinin içerisinde bulunan protonların sayısı, atom numarası"]}, {"word": "atonal", "meanings": ["Yeni bir bestecilik çığırına göre, ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan (beste)"]}, {"word": "atölye", "meanings": ["Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik"]}, {"word": "atölye resmi", "meanings": ["Bir işin ayrıntılarını gösteren ve atölyede yapım sırasında kullanılan 1\\/1 ölçüdeki teknik resim"]}, {"word": "atraksiyon", "meanings": ["Eğlendiri"]}, {"word": "atropin", "meanings": ["Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde"]}, {"word": "at sineği", "meanings": ["Çift kanatlılardan, uzunluğu 8 milimetre kadar olan, kanatları büyük ve küt, at, sığır ve domuzların bacak ve kuyruk aralarında yaşayan, eklem bacaklı bir tür sinek (Hippobosca equina)"]}, {"word": "attırma", "meanings": ["Attırmak işi"]}, {"word": "attırmak", "meanings": ["Atma işini yaptırmak"]}, {"word": "Au", "meanings": ["Altın elementinin simgesi"]}, {"word": "aut", "meanings": ["Dış"]}, {"word": "auta atmak", "meanings": ["topu sahadan dışarıya atmak"]}, {"word": "auta çıkmak", "meanings": ["top sahadan dışarı çıkmak"]}, {"word": "av avlanmış, tav tavlanmış", "meanings": ["`olan olmuş, iş işten geçmiş, artık yapacak bir şey yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "av", "meanings": ["Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr", "Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması", "Bu yollarla yakalanan hayvan", "Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse"]}, {"word": "av vuranın değil, alanın", "meanings": ["`bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "av avlayanın, kemer bağlayanın", "meanings": ["`bir şey, onu elde etmenin yolunu bilenin; bir şeyden yararlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz", "meanings": ["`kuşlar avlanmaktan kurtulamazlar, insanlar da hatıra, hayale gelmeyen çeşit çeşit felaketle karşılaşırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ava çıkmak", "meanings": ["avlanmak için gitmek"]}, {"word": "ava giden avlanır", "meanings": ["`çıkarını başkalarına zarar vermekte arayan kimse, o zarara kendisi uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "avadancı", "meanings": ["Osmanlı sarayında bir sınıf hademe"]}, {"word": "avadanlık", "meanings": ["Bir işi yapmak, bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı"]}, {"word": "aval", "meanings": ["Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence"]}, {"word": "aval aval", "meanings": ["Aptal bir biçimde, aptal aptal"]}, {"word": "aval", "meanings": ["Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse)"]}, {"word": "avam", "meanings": ["Alt tabaka, havas karşıtı"]}, {"word": "avanak", "meanings": ["Kolaylıkla kandırılabilen veya aldatılabilen, aptal, bön"]}, {"word": "avanakça", "meanings": ["Avanak gibi, avanağa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "avanaklık", "meanings": ["Avanak olma durumu, avanakça davranış"]}, {"word": "avanaklık etmek", "meanings": ["aptallık etmek, avanak gibi davranmak"]}, {"word": "avangart", "meanings": ["Öncü"]}, {"word": "avans almak", "meanings": ["öndelik almak"]}, {"word": "avans", "meanings": ["Öndelik", "Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük"]}, {"word": "avans çekmek", "meanings": ["öndelik çekmek"]}, {"word": "avantadan", "meanings": ["Bedavadan, beleşten"]}, {"word": "avans vermek", "meanings": ["öndelik vermek"]}, {"word": "avantacı", "meanings": ["Çıkarcı, beleşçi, bedavacı"]}, {"word": "avantacılık", "meanings": ["Avantacı olma durumu"]}, {"word": "avantaj", "meanings": ["Üstünlük", "Kazanım", "Yarar", "Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan"]}, {"word": "avantajlı", "meanings": ["Yararlı"]}, {"word": "avantajsız", "meanings": ["Yararsız"]}, {"word": "avantüriye", "meanings": ["Serüvene atılan, maceracı (erkek)"]}, {"word": "avantür", "meanings": ["Macera"]}, {"word": "avara", "meanings": ["Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma", "Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut", "Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması"]}, {"word": "avara etmek", "meanings": ["gemi yanaştığı kıyıdan veya başka bir gemiden uzaklaşmak"]}, {"word": "avaraya almak", "meanings": ["o bölümün çalışmasını durdurmak"]}, {"word": "avare", "meanings": ["İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak"]}, {"word": "avare dolaşmak", "meanings": ["işsiz güçsüz, başıboş, aylak dolaşmak"]}, {"word": "Avarca", "meanings": ["Avarların kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "avare olmak", "meanings": ["işsiz güçsüz dolaşmak"]}, {"word": "avare etmek", "meanings": ["bir kimseyi işinden alıkoymak"]}, {"word": "avareleşme", "meanings": ["Avareleşmek durumu"]}, {"word": "avareleşmek", "meanings": ["Aylaklık etmek"]}, {"word": "avarelik", "meanings": ["İşsizlik, başıboşluk, aylaklık"]}, {"word": "avarız", "meanings": ["Kazalar, belalar", "Engebe", "Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi"]}, {"word": "avarya", "meanings": ["Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar", "Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün"]}, {"word": "avaz", "meanings": ["Yüksek ses, nara, avaze"]}, {"word": "avazı çıktığı kadar", "meanings": ["çok yüksek sesle"]}, {"word": "avcı ne kadar hile bilse ayı o kadar yol bilir", "meanings": ["`bir kişi başkasını alt etmek için çeşit çeşit ustalık kullanır ama karşısındaki de yenilmemek için türlü önlemler alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "avcı", "meanings": ["Avı kendine iş edinen kimse", "Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan)", "Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse"]}, {"word": "avcı eri", "meanings": ["Piyade mangasındaki er"]}, {"word": "avcı hattı", "meanings": ["Savaşta düşmana doğru dağılarak ön safta ilerleyen asker topluluğu"]}, {"word": "avane", "meanings": ["Yardakçı", "Yardımcı"]}, {"word": "avcılık", "meanings": ["Avcının yaptığı iş", "Avcı olma durumu"]}, {"word": "avcılık etmek", "meanings": ["avlanma ile uğraşmak"]}, {"word": "avcı otu", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, kokusuz, parlak zehirli bir bitki (Adonis)"]}, {"word": "avdet", "meanings": ["Dönüş, geri gelme"]}, {"word": "avcı uçağı", "meanings": ["Düşman uçaklarını düşürmek için kullanılan uçak"]}, {"word": "avdet etmek", "meanings": ["dönmek, geri gelmek"]}, {"word": "avdetî", "meanings": ["İslam dinine dönen (genellikle Musevi)"]}, {"word": "averaj", "meanings": ["Ortalama", "Sayı farkı"]}, {"word": "avisto", "meanings": ["Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve `görüldüğünde` anlamına gelen bir terim"]}, {"word": "avize ağacı", "meanings": ["Zambakgillerden, Amerika'dan dünyanın her yanına yayılmış olan, avize biçiminde sarkık, iri ve beyaz çiçekli bir süs ağacı (Yucca glosiosa)"]}, {"word": "avize", "meanings": ["Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı"]}, {"word": "av köpeği", "meanings": ["Tazı, kopoy, zağar vb. ava yardımcılık etmeye alıştırılmış köpek"]}, {"word": "av kuşu", "meanings": ["Avlanması yasaklanmayan ve eti için avlanan kuş"]}, {"word": "av köpeği avdan kalmaz", "meanings": ["`hazıra konmayı alışkanlık yapmış kimse, her zaman bu yolu izler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "avlu", "meanings": ["Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan, hayat (II), hanay, sahn"]}, {"word": "avlak", "meanings": ["Avı çok olan yer, av yeri"]}, {"word": "avlama", "meanings": ["Avlamak işi", "Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma"]}, {"word": "avlamak", "meanings": ["Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek", "Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak"]}, {"word": "avlanma", "meanings": ["Avlanmak işi"]}, {"word": "avlanmak", "meanings": ["Avlama işine konu olmak", "Ava gitmek, ava çıkmak, av için dolaşmak"]}, {"word": "avlatma", "meanings": ["Avlatmak işi"]}, {"word": "avlatmak", "meanings": ["Avlanma işini yaptırmak"]}, {"word": "avokado", "meanings": ["Amerikan armudu (Persea americana)"]}, {"word": "avrat", "meanings": ["Kadın", "Karı, eş"]}, {"word": "avrat malı, kapı mandalı", "meanings": ["`bir erkek, karısının malından yararlanmayı düşünmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "avrat tuz dedi mi ciğeri cız der", "meanings": ["karısı herhangi bir şey isteyince, ihtiyaçları karşılayamayan kocanın içi sıkıntıyla dolar"]}, {"word": "avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar", "meanings": ["`iş bilen kadın, elverişsiz gereçle güzel şeyler meydana getirir, iş bilmeyen kadın ise en iyi gereci kullansa bile bir şey yapamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar", "meanings": ["`öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirir; öyle kadınlar da vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu bozarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "avret", "meanings": ["Edep yeri"]}, {"word": "avrat pazarı", "meanings": ["Cariyelerin satıldığı pazar", "Kadınların öteberi sattıkları pazar yeri"]}, {"word": "avradı eri saklar, peyniri deri", "meanings": ["`her şey, durumuna uygun yöntemlerle saklanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Avrupai", "meanings": ["Avrupalılara özgü, Avrupalılara benzer, Avrupalılar gibi"]}, {"word": "Avrupa kayını", "meanings": ["Avrupa'da yetişen bir tür kayın"]}, {"word": "Avrupalı", "meanings": ["Avrupa'da yaşayan, Avrupa halkından olan kimse", "Avrupa'ya özgü, Avrupa ile ilgili olan"]}, {"word": "Avrupalılaşma", "meanings": ["Avrupalılaşmak durumu"]}, {"word": "Avrupalılaşmak", "meanings": ["Avrupalıların düşünce, davranış ve yaşantılarını benimsemek"]}, {"word": "Avrupalılık", "meanings": ["Çağdaş olma, düşünce ve davranışta Batı ölçülerinde bulunma"]}, {"word": "avuç", "meanings": ["Elin parmak uçlarıyla bilek arasındaki iç bölümü, apaz, hapaz, koşam", "Elin yarı yumulmuş durumu"]}, {"word": "Avşar", "meanings": ["Afşar"]}, {"word": "avuç (veya avucunu) açmak", "meanings": ["dilenmek, para istemek", "yardım istemek"]}, {"word": "avucu (veya avuçları) kaşınmak", "meanings": ["avucundaki kaşıntıyı bir yerden para geleceğine yormak"]}, {"word": "avucuna saymak", "meanings": ["peşin olarak ödemek"]}, {"word": "avucunu yalamak", "meanings": ["umduğunu ele geçirememek"]}, {"word": "avucunun içi gibi bilmek", "meanings": ["bir yeri, bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmek"]}, {"word": "avucunun içine almak", "meanings": ["bir kimseyi baskı ve etkisi altına almak"]}, {"word": "avucunun içinde tutmak", "meanings": ["ona istediğini yaptıracak güçte olmak"]}, {"word": "avuç avuç", "meanings": ["Bol bol, pek çok", "Avuçlayarak"]}, {"word": "avuç dolusu", "meanings": ["Pek çok", "Bir avucun alabildiği miktar kadar"]}, {"word": "avuç içi", "meanings": ["Elin parmak dipleri ile bilek arasındaki iç bölümü"]}, {"word": "avuç içi kadar", "meanings": ["pek küçük, dar (yer)"]}, {"word": "avuçlama", "meanings": ["Avuçlamak işi, apazlama, hapazlama"]}, {"word": "avuçlamak", "meanings": ["Avuçla kavramak, avuçla almak, apazlamak, hapazlamak"]}, {"word": "avukat", "meanings": ["Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse", "Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse"]}, {"word": "avukatlık", "meanings": ["Avukat mesleği", "Avukatın yaptığı iş", "Gereksiz, boş savunma"]}, {"word": "avukat tutmak", "meanings": ["adli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmak"]}, {"word": "avunç", "meanings": ["Avuntu, teselli"]}, {"word": "avundurma", "meanings": ["Avundurmak işi"]}, {"word": "avunma", "meanings": ["Avunmak işi, teselli"]}, {"word": "avundurmak", "meanings": ["Oyalanmasını sağlamak", "Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek"]}, {"word": "avunmak", "meanings": ["Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak", "Oyalanmak", "Hayvan gebe kalmak"]}, {"word": "avuntu", "meanings": ["İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma", "Teselli", "Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç"]}, {"word": "avurt", "meanings": ["Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü"]}, {"word": "avurt satmak (veya avurt zavurt etmek)", "meanings": ["beceremeyeceği şeyleri becerebilecekmiş gibi konuşmak", "korkutucu sözler söylemek"]}, {"word": "avurt (veya avurtlarını) şişirmek", "meanings": ["yanağın iç tarafındaki boşluğu su veya havayla doldurup şişkin duruma getirmek"]}, {"word": "avurtlama", "meanings": ["Avurtlamak işi"]}, {"word": "avurtları çökmek (veya birbirine geçmek)", "meanings": ["çok zayıfladığı yüzünden belli olmak"]}, {"word": "avurtlamak", "meanings": ["Büyüklenmek, çalım satmak", "Yüksekten atmak"]}, {"word": "avurdu avurduna geçmek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "avurtlu", "meanings": ["Çalım satan, yüksekten atan"]}, {"word": "avurt ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun ön damağa veya art damağa çarpmasından oluşan ve dilin yanlarından akan ses: Dil, bel, el, dal, bal, al kelimelerindeki l ünsüzü gibi"]}, {"word": "Avustralya karatavuğu", "meanings": ["Serçegillerden, erkeğinin kuyruğu lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuşu (Maenura superba)"]}, {"word": "Avustralyalı", "meanings": ["Avustralya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Avusturyalı", "meanings": ["Avusturya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "avutma", "meanings": ["Avutmak işi, teselli"]}, {"word": "avutmak", "meanings": ["Bir kimsenin acısını veya sıkıntısını yatıştırmak, teselli etmek", "Oyalamak"]}, {"word": "avutulma", "meanings": ["Avutulmak işi"]}, {"word": "avutulmak", "meanings": ["Avutma işine konu olmak"]}, {"word": "ay", "meanings": ["Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre", "Yılın on iki bölümünden her biri, mah, meh", "Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre"]}, {"word": "ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta", "meanings": ["`çobanların akşam erken yatması, sabahleyin erken kalkması gerekir` anlamında kullanılan bir söz", "`genel düzene yardımcı olan araçlar varsa yönetici rahat eder yoksa çok uyanık olması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ay aydın, hesap belli", "meanings": ["`anlaşılmayacak bir şey yok, hesap ortada, açık.` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ay gibi", "meanings": ["ay parçası"]}, {"word": "ay harmanlanmak", "meanings": ["ayın çevresinde ayla oluşmak"]}, {"word": "ayı görmeden bayram etme", "meanings": ["`bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözüyle bakmamalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ay var yılı besler, yıl var ayı beslemez", "meanings": ["`öyle zaman olur ki bir aylık kazanç insanı bir yıl geçindirir, öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç bir ay geçindirmeye yetmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ay", "meanings": ["Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz"]}, {"word": "ayı gördüm, yıldıza itibarım (veya minnetim) yok", "meanings": ["`bir şeyin en iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanlar beni ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aya", "meanings": ["Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölümü, avuç içi", "Ayak tabanı", "Yaprakların düz ve parlak bölümü"]}, {"word": "ayak", "meanings": ["Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü", "Bacak", "Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri", "Vücudun belden aşağı bölümü", "Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi", "Basamak", "Futun küpü alınarak hesaplanan değer", "Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste", "Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut", "Göl ayağı", "Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler", "Halk edebiyatında uyak", "Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta", "Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri", "Altılı ganyanda yer alan her bir koşu", "Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri"]}, {"word": "ayak açmak (veya vermek)", "meanings": ["âşıklar arasındaki tartışmalarda veya sıralı söyleyişlerde söze başlamak amacıyla kelime, kelimeler takımı, dize, beyit ile konuyu belirtmek"]}, {"word": "ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz", "meanings": ["`insan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayak almak", "meanings": ["ayak, çalınan çalgıya uymak"]}, {"word": "ayak atmak", "meanings": ["girmek", "ilk kez gitmek"]}, {"word": "ayak atmamak", "meanings": ["bir yere hiç gitmemek, uğramamak"]}, {"word": "ayak ayak üstüne atmak", "meanings": ["otururken bir bacağını ötekinin üstüne almak"]}, {"word": "ayak basmamak", "meanings": ["bir yere hiç uğramamak"]}, {"word": "ayak basmak", "meanings": ["bir yere varmak, ulaşmak", "girmek, gelmek, uğramak", "mesleğe girmek", "bir yere bağlanmak"]}, {"word": "ayak çekmek", "meanings": ["kandırmaya çalışmak, avutmak"]}, {"word": "ayak değiştirmek", "meanings": ["talim yürüyüşünde kısa bir adım atmak yolu ile adımlarını başkalarınınkine uydurmak", "yeni bir uyak ile söyleyişi sürdürmek"]}, {"word": "ayak diremek", "meanings": ["bir düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan şaşmamak"]}, {"word": "ayak sürümek", "meanings": ["verilen bir işi ağırdan almak", "gönderilen yere isteği ile gitmemek"]}, {"word": "ayak tutmak", "meanings": ["mâni yarışmalarında karşısındakine uyması gereken uyağı vermek", "öncülük etmek", "söz açmak", "ileride söylenecek bir söze önceden zemin hazırlamak"]}, {"word": "ayak uydurmak", "meanings": ["yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak", "ayak açmak", "kendi gidiş ve davranışını başkasınınkine benzetmek"]}, {"word": "ayak vermek", "meanings": ["âşık atışmalarında dinleyicilerden biri uyak belirtmek"]}, {"word": "ayak üstünde olmak", "meanings": ["dinç olmak, canlı olmak", "iş görür durumda olmak"]}, {"word": "ayak yapmak", "meanings": ["birini aldatmak, kandırmak için dalavere çevirmek"]}, {"word": "ayağa kaldırmak", "meanings": ["telaş ve heyecana düşürmek"]}, {"word": "ayağa kalkmak", "meanings": ["ayakları üzerinde durmak, dikilmek", "hasta iyi olmak, iyileşmek", "saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek", "harekete geçmek", "isyan etmek", "telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak"]}, {"word": "ayağa fırlamak", "meanings": ["hızla ayağa kalkmak"]}, {"word": "ayağa düşmek", "meanings": ["ilgisiz ve yetkisiz kimseler karışmak", "artık her yerde bulunabilir olmak"]}, {"word": "ayağı alışmak", "meanings": ["bir yere sürekli gitmek"]}, {"word": "ayağı almak", "meanings": ["halay oyunlarında ayağı tempoya uydurmak"]}, {"word": "ayağı (veya ayakları) dolaşmak", "meanings": ["yürürken telaştan ayakları birbirine takılmak"]}, {"word": "ayağı düşmek", "meanings": ["yolu düşmek"]}, {"word": "ayağı gitmemek", "meanings": ["gitmek istememek", "oynarken çalınan oyun havasının ritmine uygun hareket edememek"]}, {"word": "ayağı düze basmak", "meanings": ["güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek"]}, {"word": "ayağı ile gelmek", "meanings": ["kendi isteğiyle gelmek", "emek çekilmeden elde edilmek"]}, {"word": "ayağı (veya ayakları) suya ermek", "meanings": ["bir gerçeği anlayarak aklı başına gelmek"]}, {"word": "ayağı yerden kesilmek", "meanings": ["ayağı yere değmez olmak", "bir taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak", "çok mutlu olmak"]}, {"word": "ayağı yürüten baştır", "meanings": ["`halkın düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağına bağ olmak", "meanings": ["birinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak"]}, {"word": "ayağına bağ vurmak", "meanings": ["önüne bir engel çıkarmak"]}, {"word": "ayağına çağırmak", "meanings": ["yanına gelmesini istemek"]}, {"word": "ayağına dolanmak (veya dolaşmak)", "meanings": ["başkasına yapmayı tasarladığı kötülük kendi başına gelmek", "iş yapmakta olan birine engel olmak, yürümesine engel olmak"]}, {"word": "ayağına çelme takmak", "meanings": ["biri yürürken ayakları arasına ayak uzatıp düşürmek", "birinin işinde yükselmesine engel olmak"]}, {"word": "ayağına düşmek", "meanings": ["çok yalvarmak"]}, {"word": "ayağına gelmek", "meanings": ["alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek", "emek çekilmeden elde edilmek"]}, {"word": "ayağına geçirmek", "meanings": ["bir şeyi aceleyle giymek"]}, {"word": "ayağına getirmek", "meanings": ["sıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak"]}, {"word": "ayağına gitmek", "meanings": ["alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanına varmak"]}, {"word": "ayağına kira istemek", "meanings": ["gelmeye nazlanmak, üşenmek"]}, {"word": "ayağına (veya ayaklarına) kapanmak", "meanings": ["alçalırcasına yalvarmak", "bağışlanmak için yalvarmak"]}, {"word": "ayağına ip takmak", "meanings": ["bir kimseyi çekiştirmek"]}, {"word": "ayağına sağlık", "meanings": ["`gelmen çok memnun etti` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim?", "meanings": ["seyrek gelen bir konuğa yarı sitem, yarı sevinçle söylenen söz"]}, {"word": "ayağına sıkmak", "meanings": ["ayağına ateş ederek tehdit amacıyla gözdağı vermek"]}, {"word": "ayağına üşenmemek", "meanings": ["hamarat olmak, ayak işlerini bıkmadan, yorulmadan yapmak"]}, {"word": "ayağında donu yok, fesleğen ister (veya takar) başına", "meanings": ["`yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağını bağlamak", "meanings": ["engel olmak"]}, {"word": "ayağını (veya ayaklarını) altına almak", "meanings": ["tek bacağını (veya bacaklarını) kıvırıp üzerine oturmak"]}, {"word": "ayağını alamamak", "meanings": ["ağrı veya uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak", "alışılan bir yere gitmekten kendini alamamak"]}, {"word": "ayağını çekmek", "meanings": ["sık sık gittiği bir yere artık uğramaz olmak, ilgiyi kesmek"]}, {"word": "ayağını denk almak", "meanings": ["başkalarının kendisine yapma ihtimali bulunan kötülüklere karşı uyanık davranmak", "dikkat etmek"]}, {"word": "ayağını denk basmak", "meanings": ["dikkatli ve uyanık davranmak"]}, {"word": "ayağını giymek", "meanings": ["ayakkabısını giymek"]}, {"word": "ayağını yorganına göre uzat", "meanings": ["`giderini mutlaka gelirine uydurmalısın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağını kaydırmak", "meanings": ["bir yolunu bulup birini işinden veya görevinden uzaklaştırmak"]}, {"word": "ayağını kesmek", "meanings": ["bir yere gitmez olmak, uğramamak", "başkasını bir yere artık uğramaz duruma getirmek"]}, {"word": "ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin", "meanings": ["`hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağını (veya ayaklarını) öpeyim", "meanings": ["`yalvarırım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağını (veya ayaklarını) sürümek", "meanings": ["verilen bir işi ağırdan almak", "bir yerden uzaklaşmak üzere bulunmak", "halk inanışına göre bir kimse gelirken ardından başkalarının da gelmesine yol açmak", "ölmek üzere olmak"]}, {"word": "ayağını vurmak", "meanings": ["ayakkabı ayağını yara etmek"]}, {"word": "ayağını tek almak", "meanings": ["bir işte iyi düşünüp dikkatli davranmak"]}, {"word": "ayağının altına almak", "meanings": ["tekme ile dövmek"]}, {"word": "ayağının altına karpuz kabuğu koymak", "meanings": ["bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak"]}, {"word": "ayağının (veya ayaklarının) altını öpeyim", "meanings": ["`yalvarırım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağının bağını çözmek", "meanings": ["karısını boşamak", "sıkıntılı bir durumdan kurtulmak"]}, {"word": "ayağının (veya ayaklar) altında", "meanings": ["yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda"]}, {"word": "ayağının bastığı yerde ot bitmez", "meanings": ["`uğradığı yere bereketsizlik, uğursuzluk getirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayağının pabucunu başına giymek", "meanings": ["dengi olmayan bir kimseyle evlenmek", "değersiz bir kimseyi üstün bir yere geçirmek"]}, {"word": "ayağının pabucu olamamak", "meanings": ["değerce ondan çok aşağı olmak"]}, {"word": "ayağının tozu ile", "meanings": ["yoldan gelir gelmez, henüz dinlenmeden"]}, {"word": "ayağının tozunu silmeden", "meanings": ["ayağının tozu ile"]}, {"word": "ayaklar altına almak", "meanings": ["önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek"]}, {"word": "ayağının türabı olmak", "meanings": ["bir kimse başka bir kimseye kul gibi bağlanıp onun her emrini yerine getirmek"]}, {"word": "ayaklar baş, başlar ayak olmak", "meanings": ["değersiz kimseler başa geçip değerli kimseler ise en geride bırakılmak"]}, {"word": "ayakları geri geri gitmek", "meanings": ["bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek"]}, {"word": "ayakları üstünde durmak", "meanings": ["başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları çözebilecek durumda olmak"]}, {"word": "ayakları yere değmemek", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "ayaklarına (veya ayağına) kara su (veya sular) inmek", "meanings": ["çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak"]}, {"word": "ayaklarını yerden kesmek", "meanings": ["bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak"]}, {"word": "ayakaltı", "meanings": ["Gelip geçenlerin çok olduğu yer", "Ortalık"]}, {"word": "ayaklarının (veya ayağının) ucuna basmak", "meanings": ["çok yavaş, sessiz, gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek"]}, {"word": "ayakaltına almak", "meanings": ["hakir görmek, gözden çıkarmak"]}, {"word": "ayakaltında bırakmak", "meanings": ["ezilmesine, yok olmasına göz yummak, korumamak"]}, {"word": "ayakaltında dolaşmak", "meanings": ["bir işe yaramadığı hâlde herkesin işine engel olacak bir biçimde ortalıkta dolaşmak"]}, {"word": "ayak bağı", "meanings": ["Bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olan şey"]}, {"word": "ayak bağı olmak", "meanings": ["bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olmak"]}, {"word": "ayakbastı", "meanings": ["Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı"]}, {"word": "ayak bileği", "meanings": ["Baldır kemikleriyle tarak kemikleri arasında bulunan ve yedi kemikten oluşan ayağın arka bölümü"]}, {"word": "ayakçak", "meanings": ["Merdiven, merdiven basamağı", "Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık", "Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık"]}, {"word": "ayakçı", "meanings": ["Ayak işlerinde kullanılan kimse", "Bir iş süresince tutulan hizmetçi", "Gezici satıcı, çerçi", "Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse"]}, {"word": "ayakçın", "meanings": ["Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık"]}, {"word": "ayak işi", "meanings": ["Birtakım getir götür işleri"]}, {"word": "ayak divanı", "meanings": ["Olağanüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padişahın katılmasıyla bir konuyu görüşmek ve karara bağlamak için yapılan toplantı, ayakta toplanan meclis", "Ayakta yapılan sohbet"]}, {"word": "ayak izi", "meanings": ["Herhangi bir zemin üzerinde ayağın bıraktığı iz", "Bebeklerin kimliklerini belirlemek ve düztaban olup olmadıklarını anlamak için doğar doğmaz alınan iz"]}, {"word": "ayakkabı", "meanings": ["Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç"]}, {"word": "ayakkabılarını çevirmek", "meanings": ["konuk ayakkabılarını gidiş yönüne doğru düzgün bir biçimde sıralamak", "bazı davranışlarla konuğu gitmeye zorlamak"]}, {"word": "ayakkabı vurmak", "meanings": ["ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek"]}, {"word": "ayakkabıcı", "meanings": ["Ayakkabı yapan veya satan kimse, başmakçı, pabuççu", "Ayakkabı satılan yer"]}, {"word": "ayakkabıcılık", "meanings": ["Ayakkabıcının yaptığı iş, pabuççuluk"]}, {"word": "ayakkabılık", "meanings": ["Ayakkabı konulan yer, ayakkabı dolabı, pabuçluk", "Ayakkabı yapmaya elverişli olan (deri, kösele vb.)"]}, {"word": "ayak keseri", "meanings": ["Ayakta durarak ağaç yontmaya elverişli uzun saplı keser"]}, {"word": "ayaklı", "meanings": ["Ayağı olan", "Bir destekle yere dayanan", "Ayakla işletilen"]}, {"word": "ayak kirası", "meanings": ["Ayak teri"]}, {"word": "ayaklamak", "meanings": ["Ayakla ölçmek"]}, {"word": "ayaklama", "meanings": ["Ayaklamak işi"]}, {"word": "ayaklandırma", "meanings": ["Ayaklandırmak işi"]}, {"word": "ayaklandırmak", "meanings": ["Ayaklanmasına yol açmak"]}, {"word": "ayaklanma", "meanings": ["Ayaklanmak işi", "Başkaldırı"]}, {"word": "ayaklı canavar", "meanings": ["Çok hareketli, yaramaz, cin gibi çocuk"]}, {"word": "ayaklanmak", "meanings": ["Çocuk yürümeye başlamak", "Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek", "Ayağa kalkıp gitmeye davranmak", "Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek", "Uyanmak, uyanıp kalkmak"]}, {"word": "ayaklık", "meanings": ["Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal", "Ayak basacak yer", "Ayakçak", "Kaide", "Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş"]}, {"word": "ayaklı koşma", "meanings": ["Halk şiirinde müstezat tarzında söylenen deyiş"]}, {"word": "ayaklı kütüphane", "meanings": ["Pek çok konuda bilgisi olan, çok şey okumuş ve öğrenmiş olan, sorulan her soruya cevap verebilen kimse, ayaklı ansiklopedi"]}, {"word": "ayaklı mâni", "meanings": ["Cinaslı ayaklarla söylenen bir mâni türü"]}, {"word": "ayak oyunu", "meanings": ["Hile"]}, {"word": "ayak oyununa gelmek", "meanings": ["kandırılmak"]}, {"word": "ayaksız", "meanings": ["Ayağı olmayan"]}, {"word": "ayak satıcısı", "meanings": ["Gezgin satıcı"]}, {"word": "ayaksızlar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sınıfının en ilkel yapılı türlerini içine alan bir takım"]}, {"word": "ayakta", "meanings": ["Ayağa kalkmış durumda", "Telaşlı, heyecanlı bir biçimde"]}, {"word": "ayakta kalmak", "meanings": ["oturacak yer bulamamak", "yıkılmamak, çökmemek", "değerini yitirmemek, önemini korumak"]}, {"word": "ayakta tutmak", "meanings": ["oturtmak gerekirken oturtmamak", "oyalamak"]}, {"word": "ayakta tutmak", "meanings": ["o şeyin sürekliliğini sağlamak", "bozulmasına, yıkılmasına, çökmesine engel olmak", "bir kuruluşun yaşamasını sağlamak"]}, {"word": "ayakta uyumak", "meanings": ["aşırı dalgın, şaşkın veya yorgun olmak"]}, {"word": "ayaktakımı", "meanings": ["Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler, lümpen, parya"]}, {"word": "ayak tarağı", "meanings": ["Tarak"]}, {"word": "ayaktaş", "meanings": ["Omuzdaş"]}, {"word": "ayak tedavisi", "meanings": ["Ayakta oluşan bir hastalığın veya rahatsızlığın tedavisi"]}, {"word": "ayak teri", "meanings": ["Ayak parmakları arasından çıkan pis kokulu salgı", "Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret, ayak kirası", "Bir haber veya eşya getirene emeğine karşılık verilen para, ayak kirası"]}, {"word": "ayak topu", "meanings": ["Futbol"]}, {"word": "ayan", "meanings": ["Belli, açık"]}, {"word": "ayakucu", "meanings": ["Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun Dünya merkezine doğru olan yönü"]}, {"word": "ayak ucu", "meanings": ["Yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri", "Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi"]}, {"word": "ayaküstü", "meanings": ["Oturmadan, ayakta durarak", "Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri"]}, {"word": "ayaküzeri", "meanings": ["Ayaküstü"]}, {"word": "ayakyolu", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "ayal", "meanings": ["Karı, eş"]}, {"word": "âyan", "meanings": ["İleri gelenler", "Senato üyeleri"]}, {"word": "ayan olmak", "meanings": ["belli olmak, bilinir olmak"]}, {"word": "ayan beyan", "meanings": ["Besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde"]}, {"word": "ayandon", "meanings": ["18 Ocak'ta başlayan bir fırtına"]}, {"word": "ayar", "meanings": ["Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu", "Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü", "Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi", "Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü", "Değer, derece"]}, {"word": "ayar almak", "meanings": ["ayar yapılabilmek"]}, {"word": "ayar etmek", "meanings": ["bir aygıtın çalışmasını düzeltmek, düzenli işler duruma getirmek"]}, {"word": "ayar vermek", "meanings": ["ayarlamak", "olayların istenilen doğrultuda gelişmesi için girişimde bulunmak"]}, {"word": "ayarcı", "meanings": ["Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli"]}, {"word": "ayarı bozuk", "meanings": ["Belli bir ayarı olmayan", "Ahlak, karakter veya aklı yerinde olmayan"]}, {"word": "ayarlama", "meanings": ["Ayarlamak işi, kalibraj", "Düzene koyma, regülasyon"]}, {"word": "ayarlamak", "meanings": ["Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak", "Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek", "İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek", "Düzenlemek", "Kandırmak"]}, {"word": "ayarlanma", "meanings": ["Ayarlanmak işi"]}, {"word": "ayarlanmak", "meanings": ["Ayar edilmek, birbirine uygun duruma getirilmek"]}, {"word": "ayarlatma", "meanings": ["Ayarlatmak işi"]}, {"word": "ayarlatmak", "meanings": ["Ayar ettirmek"]}, {"word": "ayarlı", "meanings": ["Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.)", "Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş)"]}, {"word": "ayarlı pense", "meanings": ["Vida, cıvata ve musluk aksamını sıkıştırmak amacıyla kullanılan, ağız açıklığı ayarlanabilen özel alet"]}, {"word": "ayarsızlık", "meanings": ["Ayarsız olma durumu", "Ölçüsüzlük, düzensizlik"]}, {"word": "ayarsız", "meanings": ["Ayarı yapılmamış, ayarı bozuk, düzensiz", "Belli bir ayarda olmayan (altın veya gümüş)", "Davranışları ölçüsüz"]}, {"word": "ayartı", "meanings": ["Baştan çıkarma"]}, {"word": "ayartılma", "meanings": ["Ayartılmak işi"]}, {"word": "ayartma", "meanings": ["Ayartmak işi"]}, {"word": "ayartılmak", "meanings": ["Ayartma işine konu olmak"]}, {"word": "ayartmak", "meanings": ["Baştan çıkarmak, doğru yoldan saptırmak", "Kandırmak", "Birini, çalıştığı yerden ayırıp başkasının yanında çalışmaya kandırmak"]}, {"word": "ayaz", "meanings": ["Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk", "Çok soğuk hava"]}, {"word": "ayaz kesmek", "meanings": ["uzun süre soğukta kalıp üşümek"]}, {"word": "ayaz paşa kol geziyor", "meanings": ["`dışarıda çok soğuk var` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayaz vurmak", "meanings": ["sebze ve meyveler donmak"]}, {"word": "ayaza çekmek", "meanings": ["kışın kuru soğuk artmak"]}, {"word": "ayazlama", "meanings": ["Ayazlamak işi"]}, {"word": "ayazda kalmak", "meanings": ["soğukta kalmak", "boş yere beklemek", "eline bir şey geçmemek"]}, {"word": "ayazlamak", "meanings": ["Hava ayaza çevirmek", "Ayazda kalıp üşümek", "Boş yere beklemek, eline bir şey geçmemek"]}, {"word": "ayazlandırılma", "meanings": ["Ayazlandırılmak işi"]}, {"word": "ayazlandırmak", "meanings": ["Ayazlanmasını sağlamak"]}, {"word": "ayazlandırılmak", "meanings": ["Ayazlanması sağlanmak"]}, {"word": "ayazlandırılmış rakı", "meanings": ["İnanışa göre sıtma tedavisinde kullanılmak üzere rakının açılarak açık havada bekletilmiş biçimi"]}, {"word": "ayazlanma", "meanings": ["Ayazlanmak işi"]}, {"word": "ayazlanmak", "meanings": ["Ayazda bırakılıp soğumak"]}, {"word": "ayazlatma", "meanings": ["Ayazlatmak işi"]}, {"word": "ayça", "meanings": ["Hilal", "Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem"]}, {"word": "ayazlatmak", "meanings": ["Soğukta bekletmek", "Ayazda soğutmak"]}, {"word": "ayazlık", "meanings": ["Teras"]}, {"word": "ayazma", "meanings": ["Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar"]}, {"word": "ay balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının çengel çeneliler alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "ay balığı", "meanings": ["Ay balığıgillerden, Akdeniz'de yaşayan, yaklaşık 3 metre boyunda, görünüşü balık başına benzeyen, kuyruk yüzgeci hilal biçiminde olan bir tür balık, kamer balığı (Mola mola)"]}, {"word": "ay balta", "meanings": ["Ağzı yarım daire biçiminde olan balta, teber"]}, {"word": "aybeay", "meanings": ["Aydan aya, her ay düzenli bir biçimde"]}, {"word": "ay çekirdeği", "meanings": ["Ayçiçeğinin tohumu", "Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş türü"]}, {"word": "ayçiçeği", "meanings": ["Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki, günçiçeği, günebakan, gündöndü, günâşık (Helianthus annuus)", "Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu"]}, {"word": "ayçiçeği yağı", "meanings": ["Ayçiçeğinden çıkarılan yağ, çiçek yağı"]}, {"word": "aydede", "meanings": ["Çocuk dilinde ay"]}, {"word": "ay çöreği", "meanings": ["İçine tarçın, ceviz konularak ay biçiminde yapılmış çörek, kruvasan"]}, {"word": "aydedeye misafir olmak", "meanings": ["gece açıkta yatmak, geceyi açıkta geçirmek"]}, {"word": "aydemir", "meanings": ["Yüzü yay biçiminde bir keser türü"]}, {"word": "aydın", "meanings": ["Işık alan, ışıklı, aydınlık", "Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel", "Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı)"]}, {"word": "aydınlanma", "meanings": ["Aydınlanmak işi veya durumu", "Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür", "Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi"]}, {"word": "aydınger", "meanings": ["Parlak yüzeyli, saydam, mimarlıkta çizim için kullanılan özel bir kâğıt"]}, {"word": "aydınlanmak", "meanings": ["Aydınlık olmak", "Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek"]}, {"word": "aydınlatılma", "meanings": ["Aydınlatılmak işi"]}, {"word": "aydınlatılmak", "meanings": ["Aydınlatma işine konu olmak"]}, {"word": "aydınlatmak", "meanings": ["Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak", "Bir sorun üzerine bilgi vermek"]}, {"word": "aydınlatma", "meanings": ["Aydınlatmak işi, ışıklandırma", "Sahnelerin ışıklandırılması işi"]}, {"word": "aydınlıkölçer", "meanings": ["Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt, lüksmetre"]}, {"word": "aydınlık", "meanings": ["Bir yeri aydınlatan güç, ışık", "Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk", "Işık alan", "Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh", "Kötülükten uzak, temiz, saf"]}, {"word": "ay dönümü", "meanings": ["Ay başı"]}, {"word": "ayet", "meanings": ["Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri"]}, {"word": "ayevi", "meanings": ["Ayla"]}, {"word": "aygır gibi", "meanings": ["iri yarı, cüsseli, güçlü (kimse)"]}, {"word": "aygır", "meanings": ["Damızlık erkek at"]}, {"word": "aygın baygın", "meanings": ["Bitkin", "Duyguda ölçüyü kaçırmış", "Kendinden geçercesine âşık, vurgun"]}, {"word": "aygır deposu", "meanings": ["Aygırların bakıldığı büyük ahır"]}, {"word": "aygıt", "meanings": ["Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz", "Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu", "Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım"]}, {"word": "ay gün takvimi", "meanings": ["Güneş'in görünen hareketlerine göre düzenlenmiş olan takvim"]}, {"word": "ay gün yılı", "meanings": ["Hem Ay evreleri değişimi hem de Güneş'in gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alınarak düzenlenmiş olan takvim yılı"]}, {"word": "ayı", "meanings": ["Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos)", "Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "ayı gibi", "meanings": ["iri yarı", "kaba, anlayışsız (kimse)"]}, {"word": "ayı sevdiği yavrusunu hırpalar", "meanings": ["`hırpalamak her zaman kötülük yapmak için olmaz, sevgiden kaynaklanan hırpalamalar da vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayı yavrusu ile oynuyor", "meanings": ["iri ve yetişkin birinin ufak tefek birine, bir çocuğa el şakası yapması veya gücünü onda denemesi karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "ayıya kaval çalmak", "meanings": ["anlayışsız bir kimseye bir şey anlatmaya çalışmak"]}, {"word": "ayıyı fırına atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış", "meanings": ["`duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa çocuklarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne", "meanings": ["bir kimsenin hep aynı şeyi veya hikâyeyi anlatması karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "ayıbacağı", "meanings": ["Çift yan yelkenlerden birini sağdan, birini soldan kullanma biçimi"]}, {"word": "ayıyı vurmadan postunu satmak", "meanings": ["henüz ele geçmemiş bir şey üzerinde hesap yapmak"]}, {"word": "ayıboğan", "meanings": ["İri yarı, kaba ve anlayışsız (kimse)"]}, {"word": "ayıcı", "meanings": ["Ayı oynatmayı iş edinen kimse"]}, {"word": "ayı balığı", "meanings": ["Fok"]}, {"word": "ayıgiller", "meanings": ["Memeli etoburlardan, ayıları içine alan bir familya"]}, {"word": "ayıcılık", "meanings": ["Ayıcının yaptığı iş, mesleği"]}, {"word": "ayı gülü", "meanings": ["İki çenekliler sınıfının düğün çiçeğigiller familyasından bir tür şakayık (Peconia corollina)"]}, {"word": "ayık", "meanings": ["Sarhoşluğu veya baygınlığı geçmiş olan", "Sarhoşluğu geçmiş bir biçimde"]}, {"word": "ayıklama", "meanings": ["Ayıklamak işi"]}, {"word": "ayıklamak", "meanings": ["Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek", "Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak"]}, {"word": "ayıkla pirincin taşını!", "meanings": ["bir işin pek karışık ve içinden çıkılmaz durumda olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayıklanma", "meanings": ["Ayıklanmak işi", "Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması, ıstıfa, seleksiyon"]}, {"word": "ayıklatmak", "meanings": ["Ayıklama işini yaptırmak"]}, {"word": "ayıklanmak", "meanings": ["Ayıklama işine konu olmak"]}, {"word": "ayıklatma", "meanings": ["Ayıklatmak işi"]}, {"word": "ayıklık", "meanings": ["Ayık olma durumu"]}, {"word": "ayıkmak", "meanings": ["Ayılmak, kendine gelmek, uyanmak, aklı başına gelmek"]}, {"word": "ayılık", "meanings": ["Kabalık, kaba davranış"]}, {"word": "ayılık etmek", "meanings": ["kaba davranmak"]}, {"word": "ayıkulağı", "meanings": ["Bir tür çuha çiçeği (Primula auricula)"]}, {"word": "ayılma", "meanings": ["Ayılmak işi"]}, {"word": "ayılmak", "meanings": ["Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek", "Aklı başına gelip gerçeği görmek"]}, {"word": "ayılıp bayılmak", "meanings": ["birini kendinden geçercesine sevmek", "aşırı ölçüde sinir bunalımları geçirmek"]}, {"word": "ayıltı", "meanings": ["Mahmurluk"]}, {"word": "ayıltma", "meanings": ["Ayıltmak işi"]}, {"word": "ayıltmak", "meanings": ["Ayılmasını sağlamak"]}, {"word": "ayın", "meanings": ["Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı"]}, {"word": "ayınları çatlatmak", "meanings": ["ayın harfinin Arapçaya özgü sesini gırtlakta boğumlamaya çalışmak"]}, {"word": "ayınga", "meanings": ["Kaçak tütün"]}, {"word": "ayıngacı", "meanings": ["Tütün kaçakçısı olan kimse"]}, {"word": "ayıngacılık", "meanings": ["Ayıngacının yaptığı iş"]}, {"word": "ayın on dördü gibi", "meanings": ["yüzü çok güzel (kadın veya kız)"]}, {"word": "ayın on dördü", "meanings": ["Dolunay"]}, {"word": "ayıp etmek", "meanings": ["yakışıksız bir biçimde davranmak"]}, {"word": "ayıp kaçmak", "meanings": ["uygun düşmemek"]}, {"word": "ayıp", "meanings": ["Toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış", "Kusur, eksiklik", "Utanç veren"]}, {"word": "ayıbını yüzüne vurmak", "meanings": ["birinin kusurunu yüzüne söylemek"]}, {"word": "ayıptır söylemesi", "meanings": ["`bunu söylemek size karşı saygısızlık olacak ancak söylemek zorundayım` anlamında özür dilemek için kullanılan bir söz", "`övünmek gibi olmasın ama` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayıplama", "meanings": ["Kınama"]}, {"word": "ayıplanma", "meanings": ["Ayıplanmak işi"]}, {"word": "ayıplamak", "meanings": ["Kınamak"]}, {"word": "ayıplanmak", "meanings": ["Ayıplama işine konu olmak"]}, {"word": "ayıplı", "meanings": ["Ayıbı, kusuru olan"]}, {"word": "ayıpsız", "meanings": ["Ayıbı, kusuru olmayan"]}, {"word": "ayıpsız dost isteyen dostsuz kalır", "meanings": ["`her şeyin en güzelini ve kusursuzunu arayanın, kimi zaman eli boş kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayıran", "meanings": ["Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan"]}, {"word": "ayıraç", "meanings": ["Maddeleri kimyasal birleşime veya ayrışıma uğratarak niteliklerini belirlemede kullanılan bileşikler, belirteç, miyar, reaktif"]}, {"word": "ayırıcı", "meanings": ["Ayırma özelliği veya gücü olan", "Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç"]}, {"word": "ayırma", "meanings": ["Ayırmak işi"]}, {"word": "ayırmaç", "meanings": ["Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge, farika"]}, {"word": "ayırmak", "meanings": ["Bölmek", "Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak", "Bir yeri bir engelle bölmek", "Birbirinden uzaklaştırmak", "Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek", "Seçmek", "İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak", "Farklı davranmak, fark gözetmek", "Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek"]}, {"word": "ayırtı", "meanings": ["Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans"]}, {"word": "ayırtma", "meanings": ["Ayırtmak işi", "Otel, gazino, lokanta vb. yerlerle uçak, tren, otobüs gibi taşıtlarda yer ayırma işi, rezervasyon"]}, {"word": "ayırtmak", "meanings": ["Ayırma işini yaptırmak"]}, {"word": "ayırtman", "meanings": ["Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli, mümeyyiz"]}, {"word": "ayırtmanlık", "meanings": ["Ayırtmanın görevi, mümeyyizlik"]}, {"word": "ay ışığı", "meanings": ["Ay'ın yeryüzüne verdiği ışık", "Ay'ın dolunay durumundaki parlak durumu, mehtap"]}, {"word": "ay ışığında ceviz silkilmez", "meanings": ["`yeterli olmayan koşullarda yapılan işlerden, beklenilen verim alınamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayıt", "meanings": ["Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık, hayıt (Vitex agnus-castus)"]}, {"word": "ayı üzümü", "meanings": ["Fundagillerden, küçük taneli yemişler veren, tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi)"]}, {"word": "ayı yürüyüşü", "meanings": ["Kol ve bacakları açıp gererek yürüme"]}, {"word": "ayin", "meanings": ["Dinî tören, ritüel", "Mevlevi tekkelerinde okunan bestelerin tamamı"]}, {"word": "ayinicem", "meanings": ["Cem ayini"]}, {"word": "ay karanlığı", "meanings": ["Bulutlar arkasında kalan ayın yansıttığı hafif ışık"]}, {"word": "aykırı", "meanings": ["Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif", "Çapraz, ters", "Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal", "Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen", "Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan"]}, {"word": "aykırı düşmek", "meanings": ["uygun gelmemek, ters gelmek, ters düşmek"]}, {"word": "aykırı olmak", "meanings": ["ters olmak, zıt olmak"]}, {"word": "aykırı doğrular", "meanings": ["Aynı düzlemde bulunmayan doğrular"]}, {"word": "aykırı katmanlaşma", "meanings": ["Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaşma"]}, {"word": "aykırılamak", "meanings": ["Kestirmeden gitmek", "Düz yoldan ayrılmak", "Dikey olarak gelmek"]}, {"word": "aykırılama", "meanings": ["Aykırılamak işi"]}, {"word": "aykırılaşma", "meanings": ["Aykırılaşmak durumu, marjinalleşme"]}, {"word": "aykırılaşmak", "meanings": ["Aykırı duruma gelmek, marjinalleşmek"]}, {"word": "aykırılık", "meanings": ["Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf"]}, {"word": "aylak", "meanings": ["İşsiz, boş gezen, avare (kimse)"]}, {"word": "aylak adam işidir", "meanings": ["`işsiz güçsüz adama uygun bir iştir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayla", "meanings": ["Hale", "Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi"]}, {"word": "aylak olmak", "meanings": ["boşta olmak, yapacak bir işi olmamak, boş oturmak"]}, {"word": "aylakçı", "meanings": ["Temelli işi olmayan işçi"]}, {"word": "aylakçılık", "meanings": ["Aylakçı olma durumu", "İşsizlik, avarelik"]}, {"word": "aylaklık", "meanings": ["Aylak olma durumu, işsizlik, avarelik"]}, {"word": "aylaklık etmek", "meanings": ["boş durmak, boş oturmak, işsiz güçsüz dolaşmak, çalışmamak"]}, {"word": "aylama", "meanings": ["Aylamak işi"]}, {"word": "aylamak", "meanings": ["Beklemek", "Sürmek, devam etmek", "Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak"]}, {"word": "aylandız", "meanings": ["Kokar ağaç"]}, {"word": "aylanmak", "meanings": ["Bir yerin çevresinde dolanmak"]}, {"word": "aylanma", "meanings": ["Aylanmak işi"]}, {"word": "aylı", "meanings": ["Üzerinde ay biçimi bulunan", "Ay ışığı olan, mehtaplı", "Gebe"]}, {"word": "aylık", "meanings": ["Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para, maaş", "Bir ay içinde olan", "Bir ay süren, mahiye", "Ayda bir kez yapılan veya çıkan", "Belirli aydan beri var olan", "Bir ay için"]}, {"word": "aylık almak", "meanings": ["bir aylık çalışma karşılığında para almak"]}, {"word": "aylık bağlamak", "meanings": ["emekli olan veya başka sebeplerle çalışmayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek, maaş bağlamak"]}, {"word": "aylık vermek", "meanings": ["aylık olarak üstlenilen parayı ödemek, maaş vermek"]}, {"word": "aylığa geçmek", "meanings": ["çalışması karşılığı olarak her ay belirli bir para alınacak bir işe başlamak, maaşa geçmek", "gündelikten veya ücretten kadroya geçmek"]}, {"word": "aylıkçı", "meanings": ["Aylıkla çalışan kimse", "Başka geliri olmayıp yalnız aldığı aylıkla geçinen kimse"]}, {"word": "aylıklı", "meanings": ["Aylık alan (kimse), maaşlı", "Karşılığı aylıkla ödenen"]}, {"word": "ayma", "meanings": ["Aymak işi"]}, {"word": "aymak", "meanings": ["Kendine gelmek, aklı başına gelmek, ayılmak", "Gerçeği anlamak"]}, {"word": "aymaz", "meanings": ["Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz"]}, {"word": "aymazlık", "meanings": ["Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı"]}, {"word": "ayn", "meanings": ["Göz"]}, {"word": "ay modülü", "meanings": ["Gözlem araçlarını içinde taşıyan, ay araştırmaları için kullanılan ve ay yüzüne yumuşak iniş yapan araç, ay örümceği"]}, {"word": "ayna", "meanings": ["Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat", "Karagöz oyununda perde", "Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha", "Atların diz kapağı", "İyi bir durumda, yolunda", "Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey", "Küreğin yassı uç bölümü", "Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün", "Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı"]}, {"word": "ayna gibi", "meanings": ["dümdüz ve parlak", "kımıltısız, durgun (deniz)"]}, {"word": "aynabakar", "meanings": ["Büyük, yumurtamsı, kırmızımsı mavi renkli bir tür erik"]}, {"word": "aynacı", "meanings": ["Ayna yapan veya satan kimse", "Hileci, işine hile karıştıran kimse"]}, {"word": "aynalık", "meanings": ["Geminin ve bağlı bulunduğu limanın adı yazılan, düz veya az yuvarlak kıç bölüm"]}, {"word": "aynalı", "meanings": ["Aynası olan", "Parlak yüzlü, yakışıklı, güzel"]}, {"word": "aynacılık", "meanings": ["Aynacının yaptığı iş", "Aynacı olma durumu"]}, {"word": "aynalık tahtası", "meanings": ["Sandalların kıç taraflarında oturanın sırtını dayamasına yarayan tahta"]}, {"word": "aynalı sazan", "meanings": ["Üzerinde az sayıda büyük pullar bulunan bir tür sazan"]}, {"word": "aynasız", "meanings": ["Aynası olmayan", "Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz", "Polis"]}, {"word": "ayna taşı", "meanings": ["Yapı, anıt, çeşme vb. yerlere konan yazılı veya yazısız süslü taş levha"]}, {"word": "aynasızlık", "meanings": ["Aynasız olma durumu"]}, {"word": "ayna tırnağı", "meanings": ["Aynayı duvara tutturmak için kullanılan nikel veya kromla kaplanmış metal parçası"]}, {"word": "aynaz", "meanings": ["Bataklık"]}, {"word": "aynaz", "meanings": ["Köy oyunlarını yöneten kimse"]}, {"word": "aynen", "meanings": ["Olduğu gibi, hiçbir değişiklik olmadan, aynıyla"]}, {"word": "aynı", "meanings": ["Benzer", "Başkası değil, yine o", "Aralarında ayrım olmayan", "Eski durumunda kalmış, değişmemiş"]}, {"word": "aynı ağzı kullanmak", "meanings": ["aynı şeyi söylemek, aynı düşünceyi ileri sürmek"]}, {"word": "aynı fotoğraf karesinde yer almak", "meanings": ["aynı karede yer almak"]}, {"word": "aynı kafada olmak", "meanings": ["aynı düşünceleri paylaşmak"]}, {"word": "aynı karede yer almak (veya bulunmak)", "meanings": ["kameranın çektiği görüntü içinde birlikte bulunmak", "farklı konumlara sahip kişiler bir olay sırasında beklenmedik bir biçimde birlikte bulunmak"]}, {"word": "aynı kapıya çıkmak", "meanings": ["sonuç bakımından fark etmemek, aynı sonuca varmak"]}, {"word": "aynı potada erimek", "meanings": ["benzer konuları ve sorunları birlikte düşünmek veya değerlendirmek"]}, {"word": "aynı telden çalmak", "meanings": ["aynı şeyi söylemek"]}, {"word": "aynı yastıkta kocamak", "meanings": ["bir yastıkta kocamak"]}, {"word": "aynılık", "meanings": ["Aynı olma durumu, özdeşlik, ayniyet"]}, {"word": "aynı yolun yolcusu (olmak)", "meanings": ["kötü sonları birbirine benzer olan", "kaderleri, düşünceleri, davranışları birbirine benzer olan"]}, {"word": "aynısefa", "meanings": ["Birleşikgillerden, çiçekleri sarı renkli bir kır bitkisi (Calendula arvensis)"]}, {"word": "aynıyla", "meanings": ["Aynen"]}, {"word": "aynıyla vaki", "meanings": ["tamı tamına olan, olduğu gibi gerçekleşen"]}, {"word": "ayni", "meanings": ["Gözle ilgili"]}, {"word": "aynı zamanda", "meanings": ["Hem de, bununla birlikte", "Aynı anda"]}, {"word": "ayni", "meanings": ["Para olarak değil, madde olarak verilen"]}, {"word": "ayni hak", "meanings": ["Taşınır veya taşınmaz üzerinde doğrudan doğruya egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar"]}, {"word": "ayniyat", "meanings": ["Özdek"]}, {"word": "ayniyet", "meanings": ["Aynılık"]}, {"word": "ayol", "meanings": ["Genellikle kadınların kullandığı bir seslenme sözü"]}, {"word": "ay örümceği", "meanings": ["Ay modülü"]}, {"word": "ayraç", "meanings": ["Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez", "Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik"]}, {"word": "ayraç açmak", "meanings": ["söz veya yazı içine, asıl konu ile ilgisi az olan bir bölüm sıkıştırmak"]}, {"word": "ayran", "meanings": ["Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm", "Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılan içecek"]}, {"word": "ayranım budur, yarısı sudur", "meanings": ["bir iş yarım yamalak yapıldığında özür dilemek için söylenen bir söz"]}, {"word": "ayranı kabarmak", "meanings": ["öfkelenmek, coşmak", "aşırı bir cinsel arzu duymak"]}, {"word": "ayran budalası", "meanings": ["Aptal, budala, sersem, ayran ağızlı"]}, {"word": "ayranı yok içmeye, atla (veya tahtırevanla) gider sıçmaya", "meanings": ["yoksulluğuna bakmadan gösteriş yapmaya kalkanların gülünçlüğünü anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayrancı", "meanings": ["Ayran yapan veya satan kimse"]}, {"word": "ayrancılık", "meanings": ["Ayrancının yaptığı iş"]}, {"word": "ayran delisi", "meanings": ["Bön, safdil", "Hevesli"]}, {"word": "ayran gönüllü", "meanings": ["Çabuk âşık olan"]}, {"word": "ayranlaşmak", "meanings": ["Ayran durumuna gelmek"]}, {"word": "ayranlaşma", "meanings": ["Ayranlaşmak durumu"]}, {"word": "ayrı", "meanings": ["Başka, başka türlü", "Aynı yerde kalan", "Yalnız, tek başına"]}, {"word": "ayrı baş çekmek", "meanings": ["topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapmak"]}, {"word": "ayrı düşmek", "meanings": ["birbirinden uzakta kalmak", "uyuşmamak"]}, {"word": "ayrı eve çıkmak", "meanings": ["ailenin büyükleriyle birlikte oturan çekirdek aile başka eve taşınmak"]}, {"word": "ayrı seçi yapmak", "meanings": ["birkaç şey arasında fark gözetmek"]}, {"word": "ayrı tutmak", "meanings": ["farklı davranmak"]}, {"word": "ayrı ayrı", "meanings": ["Birbirinden ayrı olan, değişik", "Her biri ayrı olarak"]}, {"word": "ayrı basım", "meanings": ["Genellikle bir dergide yayımlanmış bilimsel bir yazının ayrı bir broşür olarak basımı"]}, {"word": "ayrıca", "meanings": ["Ayrı olarak, başkaca, antrparantez", "Ayrı bir önem verilerek", "Bundan başka"]}, {"word": "ayrıcalı", "meanings": ["Ayrık"]}, {"word": "ayrıcalık", "meanings": ["Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz"]}, {"word": "ayrıcalık gözetmek", "meanings": ["ayrıcalık tanımak"]}, {"word": "ayrıcalık tanımak (veya göstermek)", "meanings": ["birine özel hak vermek", "birini kayırmak"]}, {"word": "ayrıcalıklı", "meanings": ["Ayrıcalığı olan, ayrıcalık tanınan, imtiyazlı"]}, {"word": "ayrıcalıksız", "meanings": ["Ayrıcalığı olmayan, ayrıcalık tanınmayan, imtiyazsız"]}, {"word": "ayrıcasız", "meanings": ["Ayrı tutulmadan, istisnasız bir biçimde"]}, {"word": "ayrı cinsten", "meanings": ["Farklı grupta olan", "Ayrışık"]}, {"word": "ayrıç", "meanings": ["Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer"]}, {"word": "ayrı çanak yapraklılar", "meanings": ["Çanak yaprakları birbirine bitişmiş olmayan bitkiler"]}, {"word": "ayrık", "meanings": ["Ayrılmış", "Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna", "Kural dışı", "Düzgün ve uygun olmayan, çarpık", "Ayrık otu"]}, {"word": "ayrık kümeler", "meanings": ["Ortak elemanları olmayan kümeler"]}, {"word": "ayrıklı", "meanings": ["Ayrı tutulmuş, benzerlerine uymayan, kural dışı olan, istisnai"]}, {"word": "ayrıklık", "meanings": ["Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma", "Kural dışılık", "Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı", "Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı", "Genel kuraldan ayrılma, derogasyon", "Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya ... ya ... ve ya da ile gösterilen ilişki"]}, {"word": "ayrık otu", "meanings": ["Buğdaygillerden, kökü hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan yabani bir bitki (Agropyrum repens)"]}, {"word": "ayrıksı", "meanings": ["Alışılagelmiş töre ve davranışlara aykırı olan, eksantrik", "Başka, bambaşka, apayrı, eksantrik"]}, {"word": "ayrıksı ay", "meanings": ["Ay'ın yörüngesindeki enberi noktasından art arda iki geçişi arasındaki süre"]}, {"word": "ayrıksılık", "meanings": ["Ayrıksı olma durumu"]}, {"word": "ayrıksız", "meanings": ["İstisnasız, bilaistisna", "Hiçbir ayrığı olmadan, hiçbirini ayrık tutmaksızın"]}, {"word": "ayrılanma", "meanings": ["Ayrılanmak durumu"]}, {"word": "ayrıksı yıl", "meanings": ["Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktasından art arda iki geçişi arasındaki süre"]}, {"word": "ayrılanmak", "meanings": ["Ayrı duruma gelmek"]}, {"word": "ayrılaşma", "meanings": ["Ayrılaşmak durumu, teferrüt"]}, {"word": "ayrılı", "meanings": ["Ayrılmış olan, ayrı duran, munfasıl"]}, {"word": "ayrılaşmak", "meanings": ["Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek"]}, {"word": "ayrılık", "meanings": ["Ayrı olma durumu", "Birinden uzak düşme, firak, firkat", "Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet", "Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması"]}, {"word": "ayrılış", "meanings": ["Ayrılma işi"]}, {"word": "ayrılışma", "meanings": ["Ayrılışmak işi"]}, {"word": "ayrılışmak", "meanings": ["Birbirinden ayrılmak"]}, {"word": "ayrılma", "meanings": ["Ayrılmak işi", "Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi"]}, {"word": "ayrılmak", "meanings": ["Ayırma işine konu olmak", "Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak", "Boşanmak"]}, {"word": "ayrım", "meanings": ["Ayırma işi, tefrik", "Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark", "Alt bölüm", "Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark", "Ayrılma noktası", "Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü"]}, {"word": "ayrılmazlık", "meanings": ["Özelliklerin, kendilerini taşıyan nesnelerle, ilineklerin tözle bağlantısı, kalıcılık karşıtı"]}, {"word": "ayrım yapmak", "meanings": ["eşit davranmamak, fark gözetmek"]}, {"word": "ayrımında olmak", "meanings": ["farkında olmak"]}, {"word": "ayrımlaşma", "meanings": ["Ayrımlaşmak işi, farklılaşma", "Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma", "Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma"]}, {"word": "ayrımlama", "meanings": ["Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama"]}, {"word": "ayrımlaşmak", "meanings": ["Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak"]}, {"word": "ayrımlı", "meanings": ["Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı"]}, {"word": "ayrımsamak", "meanings": ["Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek"]}, {"word": "ayrımlılık", "meanings": ["Ayrımlı olma durumu, farklılık"]}, {"word": "ayrımsız", "meanings": ["Ayrımlı olmayan, aynı, farksız"]}, {"word": "ayrımsama", "meanings": ["Ayrımsamak durumu"]}, {"word": "ayrıntı", "meanings": ["Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay", "Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat", "Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya"]}, {"word": "ayrımsızlık", "meanings": ["Ayrımsız olma durumu, farksızlık"]}, {"word": "ayrıntıda boğulmak", "meanings": ["gereksiz ayrıntılarla ilgilenmek zorunda kalmak", "ilgilenilen herhangi bir konunun aslından uzaklaşmak"]}, {"word": "ayrıntıya inmek", "meanings": ["bir konuyu en küçük noktasına kadar inceleyip araştırmak"]}, {"word": "ayrıntılı", "meanings": ["Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun", "Ayrıntılara girerek"]}, {"word": "ayrışıklık", "meanings": ["Ayrışık olma durumu"]}, {"word": "ayrışık", "meanings": ["Ayrışmış olan", "Ayrı türden, çeşit çeşit, muhtelif, heterojen", "Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk, ayrı cinsten, heterojen"]}, {"word": "ayrışım", "meanings": ["Ayrışma işi", "Farklılık"]}, {"word": "ayrışma", "meanings": ["Ayrışmak işi", "Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal"]}, {"word": "ayrışmak", "meanings": ["Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak", "Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek"]}, {"word": "ayrıştırma", "meanings": ["Ayrıştırmak işi"]}, {"word": "ayrıştırmak", "meanings": ["Bütünün bozulmasına sebep olmak", "Ayrışmasını sağlamak"]}, {"word": "aysberg", "meanings": ["Buz dağı"]}, {"word": "ayrı taç yapraklılar", "meanings": ["Taç yaprakları birbirine bitişik olmayıp yan yana yer almış bulunan bitkiler"]}, {"word": "ayrıt", "meanings": ["İki düzlemin ara kesiti"]}, {"word": "aysfilt", "meanings": ["Buzla"]}, {"word": "aysar", "meanings": ["Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse)", "Değişken huylu, kararsız (kimse)"]}, {"word": "aysız", "meanings": ["Ay ışığı olmayan (gökyüzü, gece)"]}, {"word": "ayşekadın", "meanings": ["Kılçıksız, lezzetli bir taze fasulye türü"]}, {"word": "ay takvimi", "meanings": ["Ay'ın gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim, kamerî takvim"]}, {"word": "aytışma", "meanings": ["Aytışmak işi"]}, {"word": "aytışmak", "meanings": ["Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek", "Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak"]}, {"word": "Ay tutulması", "meanings": ["Güneş, Dünya, Ay dizilişinde ayın uygun koşullarda dünya gölgesine girmesi sonucu kararması, husuf"]}, {"word": "ayvayı yemek", "meanings": ["kötü duruma düşmek, işi bozulmak"]}, {"word": "ayva", "meanings": ["Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris)", "Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi"]}, {"word": "ayvadana", "meanings": ["Yüksekliği 15-70 santimetre, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis)"]}, {"word": "ayva kompostosu", "meanings": ["Yaş ayva, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "ayva hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş ayva, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "ayvalık", "meanings": ["Ayva ağaçlarının çok bulunduğu yer"]}, {"word": "ayva marmeladı", "meanings": ["Ayva ve şekerden yapılan ezme"]}, {"word": "eyvan", "meanings": ["Teras, sundurma, ayvan", "Bir tarafı dışarıya açık olan oda, ayvan"]}, {"word": "ayva reçeli", "meanings": ["Ayva ve şekerden yapılan kokulu reçel"]}, {"word": "ayva tüyü", "meanings": ["Vücuttaki ince, sarı tüyler"]}, {"word": "ayvaz", "meanings": ["Koca, erkek, eş", "Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı", "Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak"]}, {"word": "ayvaz, kasap hep bir hesap", "meanings": ["`ha öyle ha böyle, ikisi de bir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayvazlık", "meanings": ["Ayvazın görevi"]}, {"word": "ayyar", "meanings": ["Dolandırıcı"]}, {"word": "ayyar tilki art ayağından tutulur", "meanings": ["`işini hile ile yürüten kimse sonunda yakayı ele verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ayyarlık", "meanings": ["Dolandırıcılık"]}, {"word": "ayyaş", "meanings": ["İçkiye düşkün, içkici, içici, keş(II), küplü, bekri"]}, {"word": "ayyaşlık", "meanings": ["Ayyaş olma durumu, bekrilik"]}, {"word": "ay yıldız", "meanings": ["Türk bayrağındaki ayça ve beş ışınlı yıldızdan oluşmuş simge"]}, {"word": "ay yılı", "meanings": ["Ay'ın Dünya çevresinde on iki kez dolanmasıyla geçen 354 gün 8 saatlik süre, kamerî yıl"]}, {"word": "ayyuk", "meanings": ["Göğün en yüksek yeri", "Göğün kuzey yarım küresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı"]}, {"word": "ayyuka çıkmak", "meanings": ["ses yükselmek", "dedikodu herkesçe duyulmak, yayılmak"]}, {"word": "Az", "meanings": ["Azot elementinin simgesi"]}, {"word": "az", "meanings": ["Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı", "Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak"]}, {"word": "az ateş çok odunu yakar", "meanings": ["`az sayıda kötü insan, çok sayıda iyi insanın başını belaya sokabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "az bulmak", "meanings": ["yeterli görmemek, az saymak, azımsamak"]}, {"word": "az buz olmamak", "meanings": ["bir şey azımsanacak kadar olmamak"]}, {"word": "az değil", "meanings": ["birinin herhangi bir karakter bakımından göründüğü gibi olmadığını anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "az gelmek", "meanings": ["yetmemek"]}, {"word": "az görmek", "meanings": ["umduğundan eksik bulmak", "azımsamak"]}, {"word": "az günün adamı olmamak", "meanings": ["çok yaşamış, çok görmüş bulunmak"]}, {"word": "az kaldı (veya kalsın)", "meanings": ["bir işin gerçekleşmesi söz konusuyken gerçekleşmemesi durumunda kullanılan bir söz", "bir işin gerçekleşmemesi söz konusuyken gerçekleşmesi durumunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "az kaz, uz kaz, boyunca kaz", "meanings": ["`sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha ağırını başkasına yapma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "az olsun, uz olsun", "meanings": ["`yaptığınız iş, edindiğiniz şey az olabilir ancak temiz ve iyi olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "az söyle, çok dinle", "meanings": ["`kişinin gereksiz konuşmaktansa az konuşması ve konuşulanları dinlemesi daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "az tamah çok ziyan getirir", "meanings": ["`hırslı ve pinti insan her zaman zararlı çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "az veren candan, çok veren maldan", "meanings": ["`varlıklı olmayan kimsenin yardım veya armağan olarak az şey vermesi büyük fedakârlıktır, varlıklı kimsenin vereceği armağan ve yardımlar fedakârlık sayılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "az yiyen çok uyur, çok yiyen güç uyur", "meanings": ["`kişi iyi uyuyabilmek için pek az da yememeli, pek çok da` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aza çoğa bakmamak", "meanings": ["olanla yetinmek"]}, {"word": "aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz", "meanings": ["`büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "aza sormuşlar: \\", "meanings": ["küçük kazançların bile hep varlıklı kimselere düştüğü inancını belirten bir söz"]}, {"word": "azı çoğa saymak (veya tutmak)", "meanings": ["verilen küçük bir armağanı çok beğenmek"]}, {"word": "aza", "meanings": ["Üye", "Vücut parçası, organ"]}, {"word": "azade", "meanings": ["Başıboş, erkin, serbest", "Başıboş, erkin, serbest olarak"]}, {"word": "azadelik", "meanings": ["Azade olma durumu, serbestlik"]}, {"word": "azalma", "meanings": ["Azalmak işi, eksilme, tenakus"]}, {"word": "azalmak", "meanings": ["Az denecek bir miktara inmek", "Eskisinden az bir duruma gelmek", "Etkisini yitirmek, hafiflemek"]}, {"word": "azaltma", "meanings": ["Azaltmak işi"]}, {"word": "azaltmak", "meanings": ["Az denecek bir miktara indirmek", "Eskisinden az bir duruma getirmek", "Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek"]}, {"word": "azamet satmak", "meanings": ["büyüklük taslamak, çalım satmak, böbürlenmek"]}, {"word": "azamet", "meanings": ["Ululuk, büyüklük", "Gurur", "Görkem, gösteriş, heybet", "Debdebe", "Çalım, kurum, tekebbür"]}, {"word": "azametli", "meanings": ["Ulu, çok büyük", "Gururlu", "Görkemli, heybetli", "Debdebeli", "Çalımlı, kurumlu"]}, {"word": "azap", "meanings": ["Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç", "İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza"]}, {"word": "azami", "meanings": ["En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), maksimum, maksimal", "Maksimum"]}, {"word": "azap çekmek", "meanings": ["eziyet çekmek, üzüntü içinde olmak", "ceza görmek"]}, {"word": "azap duymak", "meanings": ["acı çekmek, üzülmek"]}, {"word": "azap vermek", "meanings": ["acı çektirmek, üzmek"]}, {"word": "azar", "meanings": ["Paylama"]}, {"word": "azap", "meanings": ["Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı", "Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker"]}, {"word": "azar işitmek", "meanings": ["azarlanmak"]}, {"word": "azar azar", "meanings": ["Yavaş yavaş", "Az az", "Küçük ölçülerle"]}, {"word": "azarlama", "meanings": ["Azarlamak işi, paylama"]}, {"word": "azarlamak", "meanings": ["Kırıcı ve sert söz söylemek, paylamak, tekdir etmek"]}, {"word": "azarlanmak", "meanings": ["Paylanmak, kötü sözle karşılaşmak"]}, {"word": "azarlanma", "meanings": ["Azarlanmak işi, paylanma"]}, {"word": "azarlatma", "meanings": ["Azarlatmak işi"]}, {"word": "azarlatmak", "meanings": ["Azarlama işini yaptırmak veya azarlanmasına yol açmak"]}, {"word": "azat", "meanings": ["Serbest bırakma", "Okullarda paydos", "Serbest bırakılmış olan"]}, {"word": "azat etmek (veya eylemek)", "meanings": ["serbest bırakmak, salıvermek", "köle ve cariyelerin özgürlüğünü geri vermek"]}, {"word": "azat olmak", "meanings": ["özgür kalmak"]}, {"word": "azatlı", "meanings": ["Azat edilmiş cariye veya köle"]}, {"word": "azatsız", "meanings": ["Azat edilemez"]}, {"word": "az az", "meanings": ["Yavaş yavaş", "Küçük ölçülerle"]}, {"word": "azatlık", "meanings": ["Azat olma durumu, serbestlik", "Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle)"]}, {"word": "az buçuk", "meanings": ["Bir parça, biraz"]}, {"word": "azca", "meanings": ["Oldukça az"]}, {"word": "az çok", "meanings": ["Bir parça"]}, {"word": "azdırılma", "meanings": ["Azdırılmak işi"]}, {"word": "azdırılmak", "meanings": ["Azmasına yol açılmak"]}, {"word": "azdırmak", "meanings": ["Azmasına sebep olmak", "Azgın duruma getirmek", "Şımartmak", "Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak"]}, {"word": "Azerbaycanlı", "meanings": ["Azerbaycan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "azdırma", "meanings": ["Azdırmak işi"]}, {"word": "Azeri", "meanings": ["Azerbaycan Türkü"]}, {"word": "Azerice", "meanings": ["Azerbaycan dili", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "azı dişi", "meanings": ["Azı"]}, {"word": "azgın", "meanings": ["Azmış olan, azılı, kudurgan", "Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten)", "Çok yaramaz (çocuk)", "Cinsel istekleri aşırı olan", "Coşmuş, taşmış", "Gözü hiçbir şeyden yılmayan"]}, {"word": "azgınlaşmak", "meanings": ["Azgın duruma gelmek", "Cinsel istekleri aşırılaşmak"]}, {"word": "azgınlaşma", "meanings": ["Azgınlaşmak durumu"]}, {"word": "azı", "meanings": ["Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş", "Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi"]}, {"word": "azgınlık", "meanings": ["Azgın olma durumu, kudurganlık"]}, {"word": "azıcık", "meanings": ["Çok az, biraz", "(azı'cık) Kısa bir süre"]}, {"word": "azıcık aşım ağrısız başım", "meanings": ["`derdim olmasın da başka bir şey istemem` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "azık", "meanings": ["Gereken yiyecek ve içecek şeyler, nevale"]}, {"word": "azıklı", "meanings": ["Azığı olan", "Yoksulları doyuran"]}, {"word": "azıklık", "meanings": ["Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler", "Azık koymaya yarayan kap veya torba", "Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin"]}, {"word": "azılı", "meanings": ["Gözü bir şeyden yılmayan, azgın", "Çok şiddetli, korkunç"]}, {"word": "azımsama", "meanings": ["Azımsamak durumu"]}, {"word": "azımsamak", "meanings": ["Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak"]}, {"word": "azınlık", "meanings": ["Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı", "Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu", "Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet"]}, {"word": "azınlık hükûmeti", "meanings": ["Mecliste çoğunluğu olmayan bir partinin tek başına kurduğu hükûmet"]}, {"word": "azınlıkta kalmak", "meanings": ["bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler, karşı düşünceye oy verenlerden daha az olmak"]}, {"word": "azışma", "meanings": ["Azışmak işi"]}, {"word": "azışmak", "meanings": ["Gittikçe kızışmak, şiddetlenmek"]}, {"word": "azıştırma", "meanings": ["Azıştırmak işi"]}, {"word": "azıştırmak", "meanings": ["Azışmasına yol açmak"]}, {"word": "azıtma", "meanings": ["Azıtmak işi"]}, {"word": "azıtmak", "meanings": ["Azgın duruma getirmek", "Bitki çok uzamak", "Çığırından çıkmak veya çıkarmak, ölçüyü kaçırmak"]}, {"word": "azil", "meanings": ["Görevden alma"]}, {"word": "azim", "meanings": ["Bir işteki engelleri yenme kararlılığı"]}, {"word": "azimet", "meanings": ["Gidiş"]}, {"word": "azimet etmek", "meanings": ["gitmek, yola çıkmak"]}, {"word": "azimkârane", "meanings": ["Kararlılıkla, kararlı olarak"]}, {"word": "azimli", "meanings": ["Azmi olan", "Kararında, tutumunda direnen, kararlı"]}, {"word": "aziz", "meanings": ["Ermiş, eren", "Sevgide üstün tutulan, muazzez"]}, {"word": "azize", "meanings": ["Ermiş kadın"]}, {"word": "azizlik etmek", "meanings": ["muziplik etmek"]}, {"word": "azizlik", "meanings": ["Aziz olma durumu", "Muziplik"]}, {"word": "azledilmek", "meanings": ["Görevden alınmak"]}, {"word": "azledilme", "meanings": ["Azledilmek işi"]}, {"word": "azletme", "meanings": ["Azletmek işi"]}, {"word": "azletmek", "meanings": ["Bir kişiyi görevinden almak, uzaklaştırmak"]}, {"word": "azlık", "meanings": ["Az olma durumu", "Azınlık"]}, {"word": "azlolunmak", "meanings": ["Görevinden alınmak, görevinden çıkarılmak"]}, {"word": "azma", "meanings": ["Azmak işi", "Melez"]}, {"word": "azlolunma", "meanings": ["Azlolunmak işi"]}, {"word": "azmak", "meanings": ["Küçük su birikintisi, gölcük", "Bataklık"]}, {"word": "azmak", "meanings": ["Taşkınlıkta ileri gitmek", "Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak", "Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek", "Cinsel duyguları artmak", "Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek", "Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak", "Bitkiler, aşırı büyümek"]}, {"word": "azan kurda kızan köpek", "meanings": ["`belalı kişinin hakkından kötü kişi gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "azmış kudurmuştan beterdir", "meanings": ["`coşkun ve heyecana kapılmış kimseyi zapt etmek zordur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "azman", "meanings": ["Aşırı gelişmiş", "Kerestelik tomruk"]}, {"word": "... azmanı", "meanings": ["...'nın çok gelişmişi, iri yapılısı"]}, {"word": "azmankaya", "meanings": ["Kaya balığının bir türü"]}, {"word": "azmanlaşma", "meanings": ["Azmanlaşmak işi"]}, {"word": "azmanlaşmak", "meanings": ["İrileşmek, kocaman duruma gelmek"]}, {"word": "azmetme", "meanings": ["Azmetmek işi"]}, {"word": "azmetmek", "meanings": ["Bir işteki engelleri yenmeye karar vermiş olmak"]}, {"word": "azmettirme", "meanings": ["Azmettirmek işi"]}, {"word": "azmettirmek", "meanings": ["Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek"]}, {"word": "aznavur", "meanings": ["İri yarı, kırıcı, sinirli, asık suratlı, sert kimse"]}, {"word": "aznavur gibi", "meanings": ["zalimce davranan"]}, {"word": "aznif", "meanings": ["Bir domino oyunu türü"]}, {"word": "azoik", "meanings": ["En eski jeolojik sistem", "İçinde fosil bulunmayan (toprak)"]}, {"word": "Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak)", "meanings": ["nasıl olsa öleceğini kabul etmek", "hiç kimseye borcu kalmamak, bütün borçlarından kurtulmak"]}, {"word": "Azrail'in elinden kurtulmak", "meanings": ["ölümden kurtulmak"]}, {"word": "Azrail'le burun buruna gelmek", "meanings": ["ölümle karşı karşıya gelmek"]}, {"word": "azot", "meanings": ["Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element, nitrojen (simgesi N)"]}, {"word": "azotlama", "meanings": ["Azotlamak işi", "Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu belirleme"]}, {"word": "azotlamak", "meanings": ["Azotla karıştırmak veya birleştirmek"]}, {"word": "azotlu", "meanings": ["İçinde azot bulunan"]}, {"word": "Azrail", "meanings": ["Tanrı buyruğu ile insanların canını almakla görevlendirilen melek, alıcı, can alıcı"]}, {"word": "azotometre", "meanings": ["Azotölçer"]}, {"word": "Azrail gelince oğul, uşak sormaz", "meanings": ["`Azrail büyük küçük demez, eceli gelenin canını alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "azvay", "meanings": ["Sarısabır"]}, {"word": "B", "meanings": ["Bor elementinin simgesi"]}, {"word": "Ba", "meanings": ["Baryum elementinin simgesi"]}, {"word": "baba", "meanings": ["Çocuğu olan erkek, peder", "Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek", "Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme", "Çatı merteği", "Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse", "Anlayışlı, iyi huylu erkek", "Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı", "Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse", "Ata", "Çok kaliteli, üstün nitelikli", "Tarikatların bazısında tekke büyüğü", "Bu gibi kimselere verilen unvan", "Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme", "Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge"]}, {"word": "baba değil, tırabzan babası", "meanings": ["çocuklarına karşı babalık görevlerini yerine getirmeyen, onlara hayrı olmayan baba"]}, {"word": "baba koruk (veya erik) yer, oğlunun dişi kamaşır", "meanings": ["`babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana", "meanings": ["`kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baba olmak", "meanings": ["erkek, çocuk sahibi olmak"]}, {"word": "baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk", "meanings": ["`bir babanın kızı için harcadığı para, hazırladığı çeyiz göstermelik olmaktan ileri gidemez, kızın yaşam boyu süren giderlerini kocası üzerine almıştır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş", "meanings": ["`babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "babam!", "meanings": ["sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz", "kadın erkek, büyük küçük herkese karşı kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "babam sağ olsun", "meanings": ["bir çocuğun babasına, yaptığı yardımlardan dolayı takdir amacıyla söylediği bir söz"]}, {"word": "babamın adı Hıdır, elimden gelen budur", "meanings": ["`gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "babana rahmet", "meanings": ["yapılan bir iş, bir davranış karşısında `Allah senden razı olsun.` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "babanın sanatı oğla mirastır", "meanings": ["`bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır", "meanings": ["`miras yoluyla mal edinen kimse, onun için ne denli çabalar gösterilip sıkıntı çekildiğini bilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "babasına rahmet okutmak", "meanings": ["biri, kötü bir kimseden daha kötü çıkmak"]}, {"word": "babasının hayrına", "meanings": ["hiçbir çıkar gözetmeksizin"]}, {"word": "babasının (veya babalarının) çiftliği", "meanings": ["bir malı veya kuruluşu yalnızca kendi çıkarlarına araç yapanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "babasının kızı", "meanings": ["her yönüyle babasına benzeyen kız çocuğu"]}, {"word": "babasının oğlu", "meanings": ["her yönüyle babasına benzeyen erkek çocuğu"]}, {"word": "baba adam", "meanings": ["Yaşlı, ağırbaşlı, iyi yürekli, olgun adam"]}, {"word": "babaanne", "meanings": ["Babanın annesi"]}, {"word": "baba ocağı", "meanings": ["Babadan, dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğup büyüdüğü, yaşadığı ev, toprak, yurt, babaevi, baba bucağı, baba yurdu"]}, {"word": "babaca", "meanings": ["Baba gibi, babaya yakışır"]}, {"word": "babacanca", "meanings": ["Sevecen, cana yakın", "Sevgi ve sevecenlikle, cana yakın olarak"]}, {"word": "babacan", "meanings": ["Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek)"]}, {"word": "babacanlaşma", "meanings": ["Babacanlaşmak durumu"]}, {"word": "babacanlaşmak", "meanings": ["Babacan duruma gelmek"]}, {"word": "babacanlık", "meanings": ["Babacan olma durumu, cana yakınlık"]}, {"word": "babacık", "meanings": ["Babalara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "babacıl", "meanings": ["Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan"]}, {"word": "babaçko", "meanings": ["Güçlü, gösterişli, iri yarı (kadın)"]}, {"word": "babacılık", "meanings": ["Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi, paternalizm"]}, {"word": "babaç", "meanings": ["Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı"]}, {"word": "babaevi", "meanings": ["Baba ocağı"]}, {"word": "babafingo", "meanings": ["Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm"]}, {"word": "Babai", "meanings": ["Babailik tarikatından olan kimse"]}, {"word": "baba hindi", "meanings": ["İri ve iyi beslenmiş erkek hindi"]}, {"word": "babaköş", "meanings": ["Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis)"]}, {"word": "Babailik", "meanings": ["XIII. yüzyılda Baba İshak'ın kurduğu tarikat"]}, {"word": "babalanma", "meanings": ["Babalanmak işi"]}, {"word": "babalanmak", "meanings": ["Babaları tutmak, öfkelenmek", "Diklenmek, kabadayıca davranmak"]}, {"word": "babalı", "meanings": ["Babası olan"]}, {"word": "babalı", "meanings": ["Zaman zaman sinir nöbeti geçiren"]}, {"word": "babalık", "meanings": ["Baba olma durumu", "Üvey baba", "Kaynata", "Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "babalık etmek", "meanings": ["baba gibi davranmak", "iyilik etmek, büyüklük etmek"]}, {"word": "baba mirası", "meanings": ["Babadan kalan değerli mal veya dost"]}, {"word": "babalık fırın has işler", "meanings": ["babasının parası ile geçinenlere sitem olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "baba nasihati", "meanings": ["Büyüklerin deneyimine dayanarak gençlere verdikleri öğüt"]}, {"word": "babasız", "meanings": ["Yetim"]}, {"word": "babasız oğlan doğurmak", "meanings": ["bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı olmak"]}, {"word": "baba tatlısı", "meanings": ["Şambaba"]}, {"word": "babayani", "meanings": ["Gösterişi ve özentisi olmayan"]}, {"word": "baba yadigârı", "meanings": ["Babadan kalan, baba döneminde yapılmış, babanın hatırasını taşıyan"]}, {"word": "babayanilik", "meanings": ["Babayani olma durumu"]}, {"word": "babayiğit", "meanings": ["Yürekli kimse", "Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse", "Güçlü kuvvetli (kimse)"]}, {"word": "babayiğitlik", "meanings": ["Babayiğit olma durumu, babayiğitçe davranış"]}, {"word": "baba yurdu", "meanings": ["Baba ocağı"]}, {"word": "Babıali", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı", "İstanbul'da bu çevredeki basın", "Osmanlı hükûmeti"]}, {"word": "Babi", "meanings": ["Babilik yanlısı"]}, {"word": "baca", "meanings": ["Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol", "Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği", "Çatı penceresi"]}, {"word": "Babilik", "meanings": ["XIX. yüzyılda, İran'da Ali Muhammed Bab'ın kurduğu dinî öğreti"]}, {"word": "baca eğri de olsa duman doğru çıkar", "meanings": ["`yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bacası tütmek", "meanings": ["ailenin yaşamı sürüp gitmek"]}, {"word": "bacası tütmez olmak", "meanings": ["aile dağılmak veya işi bozulmak"]}, {"word": "bacabaşı", "meanings": ["Ocağın üstündeki raf"]}, {"word": "bacak", "meanings": ["Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü", "Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ", "Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak", "İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale"]}, {"word": "bacak bacak üstüne atmak", "meanings": ["bir bacağını ötekinin üstüne koyarak oturmak"]}, {"word": "bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var", "meanings": ["`yaşı küçük ancak herkesten farklı alışkanlıklar, huylar edinmiş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bacak kadar", "meanings": ["ufacık"]}, {"word": "bacakları kopmak", "meanings": ["çok yorulmak"]}, {"word": "bacağına geçirmek", "meanings": ["bir şeyi aceleyle giymek"]}, {"word": "bacakları tutmaz olmak", "meanings": ["yürüyemeyecek duruma gelmek"]}, {"word": "bacaklarını uzatmak", "meanings": ["hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden oturmak, tembel tembel zaman öldürmek"]}, {"word": "bacakkalemi", "meanings": ["Kaval kemiği"]}, {"word": "bacakkıran", "meanings": ["Nemli bölgelerde yetişen yeşilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium)"]}, {"word": "bacaklı", "meanings": ["Bacağı olan", "Bacakları uzun olan, uzun boylu", "Felemenk altını"]}, {"word": "bacaklık", "meanings": ["Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu"]}, {"word": "bacaklı yazı", "meanings": ["İri ve okunaklı yazı"]}, {"word": "bacaksız", "meanings": ["Bacağı olmayan", "Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur", "Yaramaz", "Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz"]}, {"word": "baca kulağı", "meanings": ["Ocağın iki yanında taştan yapılmış ufak raf"]}, {"word": "bacanak", "meanings": ["Eşleri kardeş olan erkeklerin birbirine göre durumu", "Dost, arkadaş"]}, {"word": "bacanaklık", "meanings": ["Bacanak olma durumu"]}, {"word": "baca tomruğu", "meanings": ["Bacanın damdan yukarı bölümü"]}, {"word": "baç", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi", "Zorla alınan para, haraç"]}, {"word": "bacı", "meanings": ["Kız kardeş", "Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen unvan", "Büyük kız kardeş, abla", "Tarikat şeyhlerinin karısı", "Kadınlara söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "baççı", "meanings": ["Baç alan kimse"]}, {"word": "baççılık", "meanings": ["Baççının yaptığı iş"]}, {"word": "bad", "meanings": ["Rüzgâr"]}, {"word": "badana", "meanings": ["Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya"]}, {"word": "badana etmek (veya vurmak)", "meanings": ["badanalamak, badana yapmak"]}, {"word": "badanacı", "meanings": ["Geçimini badana yapmakla kazanan kimse"]}, {"word": "badanacılık", "meanings": ["Badanacının yaptığı iş"]}, {"word": "badanalama", "meanings": ["Badanalamak işi"]}, {"word": "badanalamak", "meanings": ["Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek"]}, {"word": "badanalanma", "meanings": ["Badanalanmak işi"]}, {"word": "badanalanmak", "meanings": ["Badana yapılmak"]}, {"word": "badanalatma", "meanings": ["Badanalatmak işi"]}, {"word": "badanalatmak", "meanings": ["Badanalama işini yaptırmak"]}, {"word": "badanalı", "meanings": ["Badana edilmiş olan", "Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadın)"]}, {"word": "badanasız", "meanings": ["Badana edilmemiş", "Badanası bozulmuş"]}, {"word": "badas", "meanings": ["Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü"]}, {"word": "bade", "meanings": ["Şarap, içki"]}, {"word": "badat", "meanings": ["Birleşikgillerden, şekeri çok, bir tür yer elması"]}, {"word": "badeli âşık", "meanings": ["Düşünde bir pirin elinden aşk badesi içerek saz çalıp söyleyen halk şairi"]}, {"word": "badehu", "meanings": ["Ondan sonra"]}, {"word": "badem", "meanings": ["Badem ağacı", "Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi"]}, {"word": "badem gibi", "meanings": ["taze ve gevrek (salatalık)"]}, {"word": "badem olmak", "meanings": ["sonu kötü olmak, kötü bitmek"]}, {"word": "badema", "meanings": ["Bundan sonra, bundan böyle"]}, {"word": "badem ağacı", "meanings": ["Gülgillerden, 6-8 metre yükseklikte, ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan bir tür ağaç, badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus)"]}, {"word": "badem bıyık", "meanings": ["Üst dudağın her iki yanında yer alan, badem içi biçimindeki bıyık"]}, {"word": "bademci", "meanings": ["Badem satan kimse"]}, {"word": "bademcik", "meanings": ["Ağız boşluğunun sonunda, iki yana yerleşmiş, badem biçiminde,"]}, {"word": "badem ezmesi", "meanings": ["Ezilmiş bademle yapılan şekerleme"]}, {"word": "badem gözlü", "meanings": ["Gözleri badem içi biçiminde iri olan (kimse)"]}, {"word": "badem içi", "meanings": ["Bademin dış kabuğu alındıktan sonra kalan içi"]}, {"word": "badem kürk", "meanings": ["Tilki postunun yalnız bacak kesiminden yapılan kürk"]}, {"word": "bademli", "meanings": ["İçinde badem bulunan (yiyecek)"]}, {"word": "badem parmak", "meanings": ["Başparmak"]}, {"word": "bademlik", "meanings": ["Badem ağaçları çok olan yer, badem bahçesi"]}, {"word": "badem şekeri", "meanings": ["İnce bir şeker tabakasıyla kaplanmış iç badem"]}, {"word": "badem yağı", "meanings": ["Bademden çıkarılan ve deri, kösele vb.ni yumuşatmak için kullanılan yağ"]}, {"word": "badem tırnak", "meanings": ["Badem biçiminde uzunca tırnak"]}, {"word": "baderna", "meanings": ["Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez, halat sargısı"]}, {"word": "badısaba", "meanings": ["Sabah yeli"]}, {"word": "badıç", "meanings": ["Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk, baklamsı meyve"]}, {"word": "badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak)", "meanings": ["ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak)"]}, {"word": "badik", "meanings": ["Ördek", "Palaz", "Kısa boylu"]}, {"word": "badi", "meanings": ["Ördek"]}, {"word": "badiklemek", "meanings": ["Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek"]}, {"word": "badikleme", "meanings": ["Badiklemek işi"]}, {"word": "badikleşme", "meanings": ["Badikleşmek durumu"]}, {"word": "badikleşmek", "meanings": ["Ördek gibi sağa sol yalpa vurarak yürüme eğilimi göstermek"]}, {"word": "badire", "meanings": ["Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum"]}, {"word": "badminton", "meanings": ["343 tüytop"]}, {"word": "badya", "meanings": ["Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı"]}, {"word": "bağ", "meanings": ["Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne", "Sargı", "Bağlam, deste, demet", "İlgi, ilişki, rabıta", "Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti", "Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm", "Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret"]}, {"word": "badiye", "meanings": ["Çöl"]}, {"word": "bağ", "meanings": ["Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası", "Meyve bahçesi"]}, {"word": "bagaj", "meanings": ["Yolcu yükü", "Yolcu taşıtlarında yüklerin konulduğu yer", "Otomobillerin yük konulabilen, genellikle arkada olan bölümleri"]}, {"word": "bagaj kilidi", "meanings": ["Bagaj kapağını kilitlemeye yarayan alet"]}, {"word": "bagaj kapağı", "meanings": ["Otomobil bagajlarını kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm"]}, {"word": "baget", "meanings": ["Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk", "Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş", "Düşük gramajlı ince, uzun ekmek", "Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm", "Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik"]}, {"word": "bagetli", "meanings": ["Bageti olan"]}, {"word": "bağ babadan, zeytin dededen kalmalı", "meanings": ["`bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bağ bozmak", "meanings": ["bağın üzümlerini toplamak"]}, {"word": "bağ bayırda, tarla çayırda", "meanings": ["`her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bağ budamak", "meanings": ["bağdaki üzüm kütüklerini budamak"]}, {"word": "bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun", "meanings": ["`kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bağı ağlayanın yüzü güler", "meanings": ["`bir işe gereken özen gösterildiğinde olumlu sonuçlar alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bağa", "meanings": ["Kaplumbağa", "Deniz kaplumbağasının kabuğu", "Kaplumbağa kabuğu", "Ur", "Kaplumbağa kabuğundan yapılmış veya bu kabuğu andırır biçimde olan"]}, {"word": "bağ bıçağı", "meanings": ["Bağ ve bahçelerde yetişen meyve fidanlarını, bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici alet"]}, {"word": "bağboğan", "meanings": ["Küsküt"]}, {"word": "bağ bahçe", "meanings": ["Bahçe, bostan vb. taşınmaz mal"]}, {"word": "bağan", "meanings": ["Düşük", "Ölü doğan kuzunun derisi"]}, {"word": "bağ bozumu", "meanings": ["Bağda ürünün toplanması", "Bu işin yapıldığı mevsim, sonbahar"]}, {"word": "bağcı", "meanings": ["Bağ yetiştirip ürününü satan kimse", "Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse"]}, {"word": "bağcık", "meanings": ["Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ"]}, {"word": "bağcıklı", "meanings": ["Bağı olan, bağı bulunan"]}, {"word": "bağ çubuğu", "meanings": ["Asma fidesi"]}, {"word": "bağcıksız", "meanings": ["Bağı olmayan, bağsız"]}, {"word": "bağcılık", "meanings": ["Bağcının yaptığı iş"]}, {"word": "bağdadi", "meanings": ["Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılan (duvar veya tavan)", "Yapılarda kullanılan çıta", "0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "bağdalama", "meanings": ["Bağdalamak işi"]}, {"word": "bağdalamak", "meanings": ["Düşürmek için ayağını birinin ayaklarına takmak, çelme atmak", "Güreşte rakibe ayak sarması takmak"]}, {"word": "bağdama", "meanings": ["Bağdamak işi"]}, {"word": "bağdamak", "meanings": ["Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak", "İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek"]}, {"word": "bağdaş kurmak", "meanings": ["sağ ayağı sol uyluğun, sol ayağı sağ uyluğun altına alarak oturmak"]}, {"word": "bağdaşık", "meanings": ["Birbirlerine benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden oluşan (bütün veya topluluk), mütecanis, homojen"]}, {"word": "bağdaş", "meanings": ["Sağ ayağı sol uyluğun, sol ayağı sağ uyluğun altına alarak oturma biçimi"]}, {"word": "bağdaşıklaşma", "meanings": ["Bağdaşıklaşmak durumu"]}, {"word": "bağdaşıklaşmak", "meanings": ["Aynı özelliği göstermek, homojen duruma gelmek"]}, {"word": "bağdaşıklaştırma", "meanings": ["Bağdaşıklaştırmak işi"]}, {"word": "bağdaşıklaştırmak", "meanings": ["Bağdaşık duruma getirmek, homojenleştirmek"]}, {"word": "bağdaşıklık", "meanings": ["Bağdaşık olma durumu, mütecanislik, homojenlik"]}, {"word": "bağdaşılmak", "meanings": ["Bağdaşma işine konu olmak"]}, {"word": "bağdaşılma", "meanings": ["Bağdaşılmak işi"]}, {"word": "bağdaşım", "meanings": ["Tutarlık, tutarlılık, insicam"]}, {"word": "bağdaşma", "meanings": ["Bağdaşmak işi, imtizaç"]}, {"word": "bağdaşmak", "meanings": ["Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek", "Çocuk oyunlarında arkadaş olmak", "Bağdaş kurup oturmak"]}, {"word": "bağdaşmaz", "meanings": ["Uyuşmaz, tutarsız"]}, {"word": "bağdaşmazlık", "meanings": ["Uyuşmazlık", "Geçimsizlik"]}, {"word": "bağdaştırma", "meanings": ["Bağdaştırmak işi"]}, {"word": "bağdaştırmacı", "meanings": ["Bağdaştırmacılık yanlısı olan"]}, {"word": "bağdaştırmacılık", "meanings": ["Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi", "Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti"]}, {"word": "bağdaştırmak", "meanings": ["Bağdaşmasını sağlamak"]}, {"word": "bağ doku", "meanings": ["Hücre sayısı az, hücre arası maddesi çok ve genellikle diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan doku"]}, {"word": "bağ-fiil", "meanings": ["Zarf-fiil"]}, {"word": "bağı", "meanings": ["Büyü"]}, {"word": "bağıcı", "meanings": ["Büyücü", "Baştan çıkarıcı"]}, {"word": "bağıl", "meanings": ["Görece", "Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği"]}, {"word": "bağırdak", "meanings": ["Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak", "Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak", "Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak"]}, {"word": "bağıl değer", "meanings": ["Bir aritmetik sayısının, önüne + ve - işaretleri yazıldıktan sonraki değeri", "Bir sayının rakamlarından her birinin bulunduğu basamağa göre aldığı değer, izafi değer"]}, {"word": "bağımlı", "meanings": ["Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi", "Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan", "Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela"]}, {"word": "bağımlılık", "meanings": ["Bağımlı olma durumu, tabiiyet"]}, {"word": "bağıllık", "meanings": ["Görece olma durumu, izafiyet, rölativite"]}, {"word": "bağıl nem", "meanings": ["Bir metreküp hava içinde bulunan su buharı ağırlığının, aynı şartlardaki havanın doymuş su buharının ağırlığına oranı"]}, {"word": "bağım", "meanings": ["Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu"]}, {"word": "bağımlama", "meanings": ["Bağımlamak işi"]}, {"word": "bağımlamak", "meanings": ["Bir şeyi bağım altına sokmak, etkisi altında tutmak"]}, {"word": "bağımlaşma", "meanings": ["Bağımlaşmak işi"]}, {"word": "bağımlaşmak", "meanings": ["Bir şeye veya bir kimseye tamamen bağımlı olmak"]}, {"word": "bağımlı sıralı cümle", "meanings": ["Anlam bakımından birbirine bağlı olan ve özneleri, tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle"]}, {"word": "bağımsız", "meanings": ["Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür", "Müstakil", "Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse", "Bağımsız milletvekili"]}, {"word": "bağımsızlaşma", "meanings": ["Bağımsızlaşmak işi"]}, {"word": "bağımsızlaşmak", "meanings": ["Bağımsız duruma gelmek"]}, {"word": "bağımsızlaştırma", "meanings": ["Bağımsızlaştırmak işi"]}, {"word": "bağımsızlaştırmak", "meanings": ["Bağımsız duruma getirmek"]}, {"word": "bağımsızlık", "meanings": ["Bağımsız olma durumu, istiklal"]}, {"word": "bağımsız milletvekili", "meanings": ["Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağlı olmayan milletvekili, bağımsız"]}, {"word": "bağın", "meanings": ["İksa"]}, {"word": "bağımsız sıralı cümle", "meanings": ["Anlam bakımından birbirine bağlı olduğu hâlde özneleri, tümleçleri, yüklemleri ayrı olan cümle"]}, {"word": "bağın vurmak", "meanings": ["çökmemesi için kazı duvarlarını bağınlarla desteklemek"]}, {"word": "bağıntı", "meanings": ["Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ", "Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon", "İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon", "İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı", "Görelik", "İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik"]}, {"word": "bağıntıcı", "meanings": ["Göreci"]}, {"word": "bağıntıcılık", "meanings": ["Görecelik"]}, {"word": "bağıntılılık", "meanings": ["Görelilik"]}, {"word": "bağıntılı", "meanings": ["Göreceli"]}, {"word": "bağır", "meanings": ["Göğüs", "Ok yayı ve dağda orta bölüm", "Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa"]}, {"word": "bağrı yanmak", "meanings": ["üzüntü çekmek, çok acı duymak", "çok susamış olmak"]}, {"word": "bağrına basmak", "meanings": ["kucaklamak", "biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek"]}, {"word": "bağrına taş basmak", "meanings": ["sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak"]}, {"word": "bağırsak", "meanings": ["Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü"]}, {"word": "bağrını delmek", "meanings": ["çok dokunmak, içine işlemek"]}, {"word": "bağrını ezmek", "meanings": ["üzülmek, dertlenmek"]}, {"word": "bağıldak", "meanings": ["Bağırdak"]}, {"word": "bağırgan", "meanings": ["Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran"]}, {"word": "bağırma", "meanings": ["Bağırmak işi"]}, {"word": "bağırmak", "meanings": ["İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak", "Kendini belli etmek", "Yüksek sesle azarlamak"]}, {"word": "bağırıp çağırmak", "meanings": ["öfkeyle bağırmak"]}, {"word": "bağırsakları bozulmak", "meanings": ["ishal olmak"]}, {"word": "bağırsaklarını deşerim", "meanings": ["`canına kıyarım, öldürürüm` anlamında korkutmak, gözdağı vermek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bağırsak askısı", "meanings": ["İnce bağırsağı karnın arka bölümüne bağlayan ve karın zarının bir bölümünden oluşan askı"]}, {"word": "bağırsak iltihabı", "meanings": ["Sindirim organında oluşan iltihaplı durum ve buna bağlı hastalık"]}, {"word": "bağırsak ingini", "meanings": ["Çoğunlukla sürgün ve karın ağrısı ile beliren bağırsak iltihabı"]}, {"word": "bağırsak kazıntısı", "meanings": ["Kalın bağırsak hastalıklarında çıkarılan sümüksü madde"]}, {"word": "bağırsak kurdu", "meanings": ["Omurgalıların ve de özellikle insanların bağırsağında yaşayan asalak solucan"]}, {"word": "bağırsak solucanı", "meanings": ["Ortalama 25 santimetre boyunda, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında asalak olarak yaşayan yuvarlak solucan, askarit"]}, {"word": "bağırsak otu", "meanings": ["Farekulağı"]}, {"word": "bağırtı", "meanings": ["Bağırırken çıkarılan sesin adı"]}, {"word": "bağırtkan", "meanings": ["Çok bağırıp çağıran (kimse)"]}, {"word": "bağırtlak", "meanings": ["Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek, bozkır tavuğu (Querquedula)"]}, {"word": "bağırtmak", "meanings": ["Bağırmasına yol açmak", "Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak"]}, {"word": "bağır yeleği", "meanings": ["Zırh altına giyilen, köseleden yapılmış yelek"]}, {"word": "bağırtma", "meanings": ["Bağırtmak işi"]}, {"word": "bağış yapmak", "meanings": ["yardım etmek"]}, {"word": "bağış", "meanings": ["Bağışlanan şey, yardım, hibe, teberru"]}, {"word": "bağışçı", "meanings": ["Bağış yapan kimse"]}, {"word": "bağışık", "meanings": ["Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf", "Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan"]}, {"word": "bağışıklık", "meanings": ["Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu"]}, {"word": "bağışıklık kazanmak", "meanings": ["bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gelmek", "korunaklı olmak"]}, {"word": "bağışıklık bilimi", "meanings": ["Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı, immünoloji"]}, {"word": "bağışlama", "meanings": ["Bağışlamak işi, mağfiret, gufran", "Hibe etme"]}, {"word": "bağışlamak", "meanings": ["Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek", "Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek", "Görevden çekmek, almak", "Hoşgörmek"]}, {"word": "bağışlamamak", "meanings": ["karşısındakinin yanlışından, kusurundan doğacak fırsatları kaçırmamak, acımadan değerlendirmek"]}, {"word": "bağışlanma", "meanings": ["Bağışlanmak işi, affedilme, affolma"]}, {"word": "bağışlanmak", "meanings": ["Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak, affedilmek, affolunmak"]}, {"word": "bağışlatmak", "meanings": ["Bağışlama işini yaptırmak"]}, {"word": "bağışlatma", "meanings": ["Bağışlatmak işi"]}, {"word": "bağıt", "meanings": ["Sözleşme"]}, {"word": "bağıtçı", "meanings": ["Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan, âkit"]}, {"word": "bağıtlanma", "meanings": ["Bağıtlanmak işi"]}, {"word": "bağıtlaşma", "meanings": ["Bağıtlaşmak işi"]}, {"word": "bağıtlanmak", "meanings": ["Sözleşme ile sonuçlanmak"]}, {"word": "bağıtlaşmak", "meanings": ["Aralarında sözleşme yapmak"]}, {"word": "bağıtlı", "meanings": ["Sözleşme ile bağlanmış olan"]}, {"word": "bağkesen", "meanings": ["Makaslı böcek"]}, {"word": "bağlaç", "meanings": ["Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır"]}, {"word": "bağlaç öbeği", "meanings": ["Bağlaç grubu"]}, {"word": "bağlaçlı", "meanings": ["Bağlacı olan"]}, {"word": "bağlaç grubu", "meanings": ["Bağlaçla veya bağlaçsız birbirine bağlanmış olan, aynı nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluşan öbek, bağlaç öbeği"]}, {"word": "bağlaçlı tamlama", "meanings": ["Adları, sıfatları arasına bağlaç alan ad veya sıfat tamlaması"]}, {"word": "bağlam", "meanings": ["Deste", "Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst", "Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst", "Bent"]}, {"word": "bağlama", "meanings": ["Bağlamak işi", "Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz", "Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb", "Ulama"]}, {"word": "bağlamacı", "meanings": ["Bağlama yapan veya satan kimse", "Bağlama çalan kimse"]}, {"word": "bağlamacılık", "meanings": ["Bağlamacının yaptığı iş"]}, {"word": "bağlamak", "meanings": ["Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak", "Düğümlemek", "Yaraya ilaç koyup bezle sarmak", "Denk yapmak, paket yapmak", "Anlaşma yapmak", "Uyulması zorunlu olmak", "Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek", "Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak", "Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak", "Geçişi engellemek", "Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek", "Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek", "Gönlünü kazanmak", "Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak", "Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak"]}, {"word": "bağlamalık", "meanings": ["Bağlamaya yarayan"]}, {"word": "bağlama zarf-fiili", "meanings": ["Bağlaç olan ve görevinde kullanılarak kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kişi bakımlarından uyan -ıp ekini almış fiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi"]}, {"word": "bağlamsal", "meanings": ["Bağlam ile ilgili"]}, {"word": "bağlamsal anlam", "meanings": ["Bir sözün kullanılan veya amaçlanan bağlama göre anlam kazanması"]}, {"word": "bağlanak", "meanings": ["Bağlantı"]}, {"word": "bağlanım", "meanings": ["Bağlanma işi", "Siyasal veya sosyal konularda yan tutma"]}, {"word": "bağlanış", "meanings": ["Bağlanma işi veya durumu"]}, {"word": "bağlanma", "meanings": ["Bağlanmak işi veya durumu"]}, {"word": "bağlanmak", "meanings": ["Bağlama işine konu olmak", "Sevmek, içten bağlı olmak", "Yalnızca belli bir işle uğraşmak", "Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek", "Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak", "Beklenen şey elde edilmez olmak"]}, {"word": "bağlanıp kalmak", "meanings": ["tutulmak, sevdalanmak"]}, {"word": "bağlantı", "meanings": ["İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak", "İki şey arasında ilişki sağlayan bağ", "Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman"]}, {"word": "bağlantı kurmak", "meanings": ["irtibat sağlamak", "haberleşme sağlamak"]}, {"word": "bağlantı yapmak", "meanings": ["ilişki kurmak", "anlaşma, sözleşme yapmak"]}, {"word": "bağlantı borusu", "meanings": ["Katlardaki atık suları toplayıp kolona ileten boru"]}, {"word": "bağlantılı", "meanings": ["Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı"]}, {"word": "bağlantısız", "meanings": ["Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız", "Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz"]}, {"word": "bağlantısızlık", "meanings": ["Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık"]}, {"word": "bağlantısızlık politikası", "meanings": ["Bağlantısızlık siyaseti"]}, {"word": "bağlantısızlık siyaseti", "meanings": ["Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti, bağlantısızlık politikası"]}, {"word": "bağlantısız ülkeler", "meanings": ["Bağlantısızlık siyaseti izleyen ülkeler, bloksuz ülkeler"]}, {"word": "bağlantı ünlüsü", "meanings": ["Bağlayıcı ünlü"]}, {"word": "bağlantı ünsüzü", "meanings": ["Bağlayıcı ünsüz"]}, {"word": "bağlaşık", "meanings": ["Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan (kimse veya topluluk), müttefik", "Sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan (nesne, terim)"]}, {"word": "bağlaşıklık", "meanings": ["Bağlaşık olma durumu"]}, {"word": "bağlaşım", "meanings": ["Eşleme", "Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi", "Bir dizgenin veya alt dizgenin başka bir dizge üzerindeki etkisi"]}, {"word": "bağlaşma", "meanings": ["Bağlaşmak işi, ittifak"]}, {"word": "bağlaşımlı", "meanings": ["Aralarında karşılıklı destek ve bağımlılık bulunan"]}, {"word": "bağlaşmak", "meanings": ["Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek"]}, {"word": "bağlatma", "meanings": ["Bağlatmak işi"]}, {"word": "bağlatmak", "meanings": ["Bağlama işini yaptırmak"]}, {"word": "bağlayıcı", "meanings": ["Bağlama niteliği olan", "Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: `Ve` bağlayıcı bir edattır", "Uyulması zorunlu", "Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü"]}, {"word": "bağlayıcı ünlü", "meanings": ["Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile başlayan ek getirildiğinde kök ile eki birbirine bağlayan ünlü, bağlantı ünlüsü: al-ı-r, aç-ı-l-mak, gec-i-k-mek vb"]}, {"word": "bağlayıcı ünsüz", "meanings": ["Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile başlayan bir ek eklendiğinde araya giren `y` ünsüzü, koruyucu ünsüz, koruma ünsüzü, bağlantı ünsüzü: okul-da-y-ım, eski-y-ince vb"]}, {"word": "bağlı kalmak", "meanings": ["uymak, tabi olmak"]}, {"word": "bağlı olmak", "meanings": ["tabi bulunmak", "tutulmak, tutkun olmak"]}, {"word": "bağlı", "meanings": ["Bir bağ ile tutturulmuş olan", "Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste", "Sınırlanmış, sınırlı", "Kapatılmış olan, kapalı", "Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan", "Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun", "Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek)"]}, {"word": "bağlık bahçelik", "meanings": ["Bağı, bahçesi çok olan"]}, {"word": "bağlık", "meanings": ["Bağ yeri, üzüm bağları çok olan yer"]}, {"word": "bağlı kredi", "meanings": ["Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satın alınması şartı ile sağlanan kredi"]}, {"word": "bağlılaşık", "meanings": ["Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu"]}, {"word": "bağlılaşma", "meanings": ["Bağlılaşmak işi"]}, {"word": "bağlılaşmak", "meanings": ["İki şey arasında karşılıklı bağıntı olmak veya bağlılık kurmak"]}, {"word": "bağlı su", "meanings": ["Ağaçta hücre zarının emdiği ve taşıdığı su"]}, {"word": "bağlılık", "meanings": ["Bağlı olma durumu, merbutiyet", "Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat", "Bağlılaşım"]}, {"word": "bağnazlaşma", "meanings": ["Bağnazlaşmak durumu"]}, {"word": "bağnazlaşmak", "meanings": ["Bağnaz duruma gelmek"]}, {"word": "bağnaz", "meanings": ["Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen, mutaassıp, fanatik"]}, {"word": "bağnazlık", "meanings": ["Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış, taassup, mutaassıplık, fanatiklik, fanatizm"]}, {"word": "bağrıkara", "meanings": ["Bir tür iskete kuşu (Saxicola torquata)"]}, {"word": "bağrışma", "meanings": ["Bağrışmak işi, birlikte bağırma"]}, {"word": "bağrış", "meanings": ["Bağırma işi"]}, {"word": "bağrış çağrış", "meanings": ["Gürültü, şamata", "Gürültüyle, şamata ederek"]}, {"word": "bağrışmak", "meanings": ["Birlikte veya karşılıklı bağırmak"]}, {"word": "bağrıştırma", "meanings": ["Bağrıştırmak işi"]}, {"word": "bağrıştırmak", "meanings": ["Bağırmasına yol açmak, hep birden bağırtmak"]}, {"word": "bağrı yanık", "meanings": ["Çok dert, acı, sıkıntı çekmiş, bağrı kara"]}, {"word": "bağrı yufka", "meanings": ["Yufka yürekli"]}, {"word": "bağsız", "meanings": ["Bağı bulunmayan"]}, {"word": "bahadırlık", "meanings": ["Bahadır olma özelliği, durumu, baturluk"]}, {"word": "bahadır", "meanings": ["Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur"]}, {"word": "Bahai", "meanings": ["Bahailik yanlısı kimse"]}, {"word": "Bahailik", "meanings": ["XIX. yüzyılda Babilik'ten doğup İran'dan başka Avrupa ve Amerika'da da yayılmış olan bir din"]}, {"word": "bahane", "meanings": ["Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep"]}, {"word": "bahane aramak", "meanings": ["bir işi yapmamak için sebep aramak"]}, {"word": "bahane bulmak", "meanings": ["bir işi yapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek"]}, {"word": "bahanesiz", "meanings": ["Bahanesi olmayan", "Bahanesi olmadan"]}, {"word": "bahaneli", "meanings": ["Bahanesi olan"]}, {"word": "bahane etmek", "meanings": ["herhangi bir şeyi sebep olarak ileri sürmek"]}, {"word": "baharat", "meanings": ["Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II)"]}, {"word": "bahar", "meanings": ["İlkbahar", "Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar", "Gençlik dönemi"]}, {"word": "baharı başına vurmak", "meanings": ["gençliğin verdiği coşkuyla gereksiz veya aşırı davranışta bulunmak"]}, {"word": "bahar", "meanings": ["Baharat"]}, {"word": "baharatçı", "meanings": ["Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı"]}, {"word": "baharatçılık", "meanings": ["Baharatçının yaptığı iş, baharcılık"]}, {"word": "baharatlandırmak", "meanings": ["Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek"]}, {"word": "baharatlı", "meanings": ["İçinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan, baharlı"]}, {"word": "baharcı", "meanings": ["Baharatçı"]}, {"word": "bahar bayramı", "meanings": ["Genellikle mayıs ayının ilk günlerinde kutlanan bayram"]}, {"word": "baharatsız", "meanings": ["Baharatı olmayan"]}, {"word": "bahar dönemi", "meanings": ["Yılın kıştan sonra gelen ilk ayları", "Eğitim ve öğretimde ikinci yarıyıl"]}, {"word": "bahariye", "meanings": ["Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside"]}, {"word": "baharlı", "meanings": ["Baharatlı"]}, {"word": "bahar nezlesi", "meanings": ["Saman nezlesi"]}, {"word": "ilkbahar noktası", "meanings": ["İlkbaharda gündüz gece eşitliği anında Güneş'in gök Ekvator'u çemberi üzerinde bulunduğu nokta"]}, {"word": "bahçe", "meanings": ["Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer"]}, {"word": "bahçeci", "meanings": ["Çiçek, ağaç ve sebze yetiştirme işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "bahçe domatesi", "meanings": ["Tarla ve bahçelerde yapay gübre kullanmadan doğal olarak yetiştirilen bir tür domates"]}, {"word": "bahçecilik", "meanings": ["Bahçecinin yaptığı iş"]}, {"word": "bahçe kekiği", "meanings": ["Bahçelerde özel yöntemlerle yetiştirilen kekik"]}, {"word": "borsa değeri", "meanings": ["Borsada arz ve talebe göre oluşan fiyat"]}, {"word": "borsa kâğıdı", "meanings": ["Borsada kayıtlı, alınıp satılan hisse senedi"]}, {"word": "borsa oyunu", "meanings": ["Borsada fiyatları düşürmeye veya yükseltmeye çalışarak havadan kazanç sağlama işi"]}, {"word": "borsa simsarı", "meanings": ["Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi"]}, {"word": "borsa tahtası", "meanings": ["Borsada alım satım fiyatlarının ilan edildiği pano"]}, {"word": "boru", "meanings": ["Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir", "Borazan"]}, {"word": "boru çalmak", "meanings": ["borazan öttürmek"]}, {"word": "boru değil", "meanings": ["`azımsanacak, küçümsenecek, önem verilmeyecek şey değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boru mu bu?", "meanings": ["`azımsanacak, küçümsenecek, önem verilmeyecek şey değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borusu ötmek", "meanings": ["sözü geçmek, yetkisi olmak"]}, {"word": "borusunu çalmak", "meanings": ["çıkar sağladığı kimsenin davasını gütmek"]}, {"word": "boru ağı", "meanings": ["Tesisatı oluşturan boruların bütünü"]}, {"word": "boru askısı", "meanings": ["Her tür borunun asılmasında kullanılan, lama demiri veya çelik çemberlerden yapılan askı"]}, {"word": "borucu", "meanings": ["Boru yapıp satan kimse", "Boru montajında çalışan kimse"]}, {"word": "boru bileziği", "meanings": ["Soba borularının ek yerine geçirilen süslü çember"]}, {"word": "boru çiçeğigiller", "meanings": ["Çan çiçeğigiller"]}, {"word": "boru çiçeği", "meanings": ["Çan çiçeği", "Tatula"]}, {"word": "boru hattı", "meanings": ["Doğal gaz arıtma ünitesinden alınan gazın, bir veya daha fazla dağıtım veya tüketim merkezine taşınması amacıyla tesis edilen boru şebekesi, boru yolu", "Petrolü, çıktığı yerden başka yere akıtan boru tesisatı, boru yolu"]}, {"word": "boruk", "meanings": ["Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir tür ot"]}, {"word": "boru kabağı", "meanings": ["Boğumsuz, boru gibi uzun su kabağı"]}, {"word": "boru kelepçesi", "meanings": ["Boruyu duvara tespit etmekte kullanılan gereç"]}, {"word": "borulu", "meanings": ["Borusu olan"]}, {"word": "boru mengenesi", "meanings": ["Kesme, diş açma vb. işlemler için borunun sıkıca bağlandığı alet"]}, {"word": "bostan", "meanings": ["Sebze bahçesi", "Kavun, karpuz tarlası", "Kavun ve karpuza verilen ortak ad"]}, {"word": "boru yolu", "meanings": ["Boru hattı"]}, {"word": "bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz", "meanings": ["`çalıp çırpmayı alışkanlık edinen kimse, yakalanıp ceza göre göre insanlıktan çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bostan gök iken pazarlık yapılmaz", "meanings": ["`ayrıntıları belli olmayan bir iş için anlaşma yapılmamalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bostan bekçisi", "meanings": ["Bostanı koruyan ve kollayan kimse"]}, {"word": "bostan bozuntusu", "meanings": ["Korkak, yüreksiz, işe yaramaz adam"]}, {"word": "bostancı", "meanings": ["Bostan işleriyle uğraşan kimse", "Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri"]}, {"word": "bostancılık", "meanings": ["Bostancının yaptığı iş"]}, {"word": "bostancı ocağı", "meanings": ["Bostancıların bağlı oldukları ocak"]}, {"word": "bostan dolabı", "meanings": ["Sebze bahçesini sulamak için bir at bağlanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çıkarmaya yarayan dolap"]}, {"word": "bostan kebabı", "meanings": ["Kuzu inciğinin patlıcan ve yeşilliklerle güveçte pişirilmesiyle yapılan kebap"]}, {"word": "bostan korkuluğu", "meanings": ["Kuşları ürkütüp yaklaştırmamak için tarlaya dikilen kukla", "Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse"]}, {"word": "bostanlık", "meanings": ["Bostan olmaya elverişli yer"]}, {"word": "bostan patlıcanı", "meanings": ["Az çekirdekli, iri ve yuvarlak bir tür patlıcan"]}, {"word": "boş", "meanings": ["İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı", "Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal", "Yapılacak işi olmayan, işsiz", "Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.)", "Anlamsız", "Bilgisiz", "Bir işe yaramayan, yararsız", "Habersiz, hazırlıksız bir biçimde"]}, {"word": "boş atıp dolu tutmak (veya vurmak)", "meanings": ["umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek"]}, {"word": "boş başak dik durur", "meanings": ["`bilgisiz olan üstün görünmek için kasılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boş bırakmak", "meanings": ["bir yerde kimse oturmamak, boş kalmak"]}, {"word": "boş bırakmamak", "meanings": ["para, yiyecek vb. şeylerle yardım etmek", "işsiz bırakmamak"]}, {"word": "boş bulunmak", "meanings": ["dikkatsiz ve dalgın bulunmak", "söylenmesi sakıncalı olan bir şeyi söyleyivermek"]}, {"word": "boş çıkmak", "meanings": ["umduğu gerçekleşmemek, sonuç vermemek"]}, {"word": "boş çıkmamak", "meanings": ["bir işten az da olsa bir kazançla çıkmak"]}, {"word": "boş çuval ayakta (veya dik) durmaz", "meanings": ["`karnı doymayan kimse çalışamaz` anlamında kullanılan bir söz", "`bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boş dönmek", "meanings": ["hiçbir şey elde edemeden geri gelmek"]}, {"word": "boş durmak", "meanings": ["işsiz kalmak, çalışmamak"]}, {"word": "boş durmamak", "meanings": ["her zaman bir işle uğraşmak", "birinin yaptığına karşılık olarak bir harekette bulunmak"]}, {"word": "boş düşmek", "meanings": ["İslam hukukuna göre, kadın kocasından ayrılmak"]}, {"word": "boş gezenin boş kalfası", "meanings": ["işsiz güçsüz dolaşan (kimse)"]}, {"word": "boş gezmek (veya gezinmek)", "meanings": ["işsiz güçsüz dolaşmak"]}, {"word": "boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir", "meanings": ["`çalışmak insanı tembellikten kurtarır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boş gözlerle bakmak", "meanings": ["anlamsız anlamsız bakmak"]}, {"word": "boş kalmak", "meanings": ["kimse oturmamak", "işsiz kalmak"]}, {"word": "boş ite menzil olmaz", "meanings": ["`aylak kimsenin yeri yurdu belli değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boş kile dipsiz ambar", "meanings": ["dipsiz kile boş ambar"]}, {"word": "boş konuşmamak", "meanings": ["gerçekleri söylemek, bilgisine dayanarak anlatmak"]}, {"word": "boş koymak", "meanings": ["yoksun bırakmak"]}, {"word": "boş ol (veya olsun)", "meanings": ["erkeğin karısını boşamak için söylediği söz"]}, {"word": "boş oturmak", "meanings": ["hiçbir işi olmamak"]}, {"word": "boş torba ile at tutulmaz", "meanings": ["`bir kimse çıkar veya karşılık görmeden bir yere bağlanmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boş ver!", "meanings": ["`dikkate alma, üzerinde durma, üzülme, sıkılma` anlamında kullanılan bir uyarma sözü"]}, {"word": "boş vermek", "meanings": ["aldırmamak"]}, {"word": "boş yerine vurmak", "meanings": ["böğürlerine vurmak"]}, {"word": "boşa almak", "meanings": ["askıya almak", "motorlu araçlarda vites kolunu vitesten kurtarmak, rölantiye almak"]}, {"word": "boşa çıkmak", "meanings": ["umut, düşünce vb. şeyler sonuç vermemek, gerçekleşmemek"]}, {"word": "boşa çıkarmak", "meanings": ["olumlu bir sonuç alınmasını engellemek"]}, {"word": "boşa gitmek", "meanings": ["harcanan emek, para hiçbir işe yaramamak, olumlu bir sonuca ulaşamamak"]}, {"word": "boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz", "meanings": ["içinden çıkılamayan güç bir durum karşısında kalındığında söylenen bir söz"]}, {"word": "boşa vermek", "meanings": ["boş geçirmek"]}, {"word": "boşta kalmak", "meanings": ["işsiz kalmak"]}, {"word": "boşta gezmek", "meanings": ["işsiz olmak"]}, {"word": "boşalım", "meanings": ["Boşalma işi"]}, {"word": "boşalma", "meanings": ["Boşalmak işi", "Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj", "Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj"]}, {"word": "boşalmak", "meanings": ["Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek", "Dışarıya akmak, dökülmek", "Gevşemek, açılmak", "Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak", "Hayvan, bağından kurtulmak", "Doyuma ulaşmak"]}, {"word": "boşaltaç", "meanings": ["Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç, hava boşaltma makinesi, boşluk tulumbası"]}, {"word": "boşaltı", "meanings": ["Boşaltım", "Vücuttan atılan dışkı, balgam, idrar vb. atıkların genel adı"]}, {"word": "boşaltılma", "meanings": ["Boşaltılmak işi"]}, {"word": "boşaltılmak", "meanings": ["Boşaltma işine konu olmak"]}, {"word": "boşaltım", "meanings": ["Boşaltma işi", "Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri", "Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ"]}, {"word": "boşaltım organı", "meanings": ["Vücuttan dışarı atılması gereken maddeleri toplayıp boşaltan organ"]}, {"word": "boşaltma havzası", "meanings": ["Sularını ırmağa veya göle veren, eğimli, belli bir genişlikte olan arazi"]}, {"word": "boşaltma", "meanings": ["Boşaltmak işi"]}, {"word": "boşaltmak", "meanings": ["Boş duruma getirmek", "Dökmek, boca etmek", "Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak", "Kusmak", "Gevşetmek, açmak"]}, {"word": "boşamak", "meanings": ["Kanunlara göre eşlerden biri, aile ilişkisini kesmek"]}, {"word": "boşama", "meanings": ["Boşamak işi"]}, {"word": "boşandırma", "meanings": ["Boşandırmak işi"]}, {"word": "boşandırmak", "meanings": ["Boşanmasına yol açmak", "Karı ile kocayı istekleri üzerine kanunlara uyarak ayırmak"]}, {"word": "boşanma", "meanings": ["Boşanmak işi", "Eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulması"]}, {"word": "boşanma davası", "meanings": ["Eşlerden birinin evlilik birliğine son verecek kararı elde etmek için açtığı dava"]}, {"word": "boşanma ilamı", "meanings": ["Mahkemenin boşanmayı kesin hükme bağladığını belirterek verdiği resmî belge"]}, {"word": "boşanmak", "meanings": ["Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak", "Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak", "Bol bol akmak", "Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak", "Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak", "Dertlerini, yakınmalarını anlatmak", "Sıyrılmak, kurtulmak"]}, {"word": "boşatma", "meanings": ["Boşatmak işi"]}, {"word": "boşatmak", "meanings": ["Boşama işini yaptırmak"]}, {"word": "boşattırma", "meanings": ["Boşatma işini yaptırtma"]}, {"word": "boşboğaz", "meanings": ["Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı", "Yerli yersiz konuşan"]}, {"word": "boşattırmak", "meanings": ["Boşatma işini yaptırtmak"]}, {"word": "boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (veya az) demiş", "meanings": ["`çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boşboğazlık", "meanings": ["Boşboğaz olma durumu"]}, {"word": "boşboğazlık etmek", "meanings": ["gereksiz, yersiz, düşüncesiz konuşmak"]}, {"word": "boş kâğıdı", "meanings": ["Ayrılmak isteyen kocanın, karısına gönderdiği boşanma kâğıdı"]}, {"word": "boş inanç", "meanings": ["Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan, dar, biçimci inanma, batıl itikat"]}, {"word": "boş küme", "meanings": ["Hiçbir ögesi olmayan küme"]}, {"word": "boşlama", "meanings": ["Boşlamak işi, ihmal"]}, {"word": "boş laf", "meanings": ["Gereksiz, yararsız bir biçimde konuşma"]}, {"word": "boşu boşuna", "meanings": ["Boşuna"]}, {"word": "boşlamak", "meanings": ["Bırakmak", "İlgi göstermemek, ihmal etmek"]}, {"word": "boşluk", "meanings": ["Oyuk, çukur, kapanmamış yer", "Boş olan yer", "Kesinti, kopukluk", "Boş geçen süre", "Eksiklik, yoksunluk duygusu", "Boş olma durumu"]}, {"word": "boşluklu serpme", "meanings": ["Zımpara üretiminde tanecikler arasında % 50 boşluk kalacak bir biçimde düzenlenen tane yapıştırma işlemi"]}, {"word": "Boşnak", "meanings": ["Bosna halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Boşnakça", "meanings": ["Çoğunlukla Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nde yaşayan Bosna Müslümanlarının kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "boşluk tulumbası", "meanings": ["Boşaltaç"]}, {"word": "Boşnaklık", "meanings": ["Boşnak olma durumu"]}, {"word": "boşuna", "meanings": ["Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile", "Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli"]}, {"word": "boş yere", "meanings": ["Boşuna"]}, {"word": "bot", "meanings": ["Küçük gemi", "Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal"]}, {"word": "bot", "meanings": ["Uzun konçlu, kapalı ayakkabı"]}, {"word": "botanik bahçesi", "meanings": ["Otsu veya çalı türü bitkilerin yetiştirildiği ve incelemelerinin yapıldığı halka açık bahçe, botanik parkı, nebatat bahçesi"]}, {"word": "botanik", "meanings": ["Bitki bilimi"]}, {"word": "botanikçi", "meanings": ["Bitki bilimci"]}, {"word": "botanik parkı", "meanings": ["Botanik bahçesi"]}, {"word": "boy", "meanings": ["Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık", "Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı", "Uzunluk", "Kumaş için ölçü"]}, {"word": "boy almak (veya sürmek)", "meanings": ["boyu uzamak, boylanmak"]}, {"word": "boy atmak", "meanings": ["boyu uzamak, boylanmak, gelişmek"]}, {"word": "boy göstermek", "meanings": ["görünmek", "gösteriş yapmak"]}, {"word": "boy ölçüşmek", "meanings": ["yarışmak"]}, {"word": "boy vermek", "meanings": ["su insan boyunu aşacak kadar derin olmak", "suya dalarak boyu ile suyun derinliğini ölçmek", "büyümek"]}, {"word": "boya çekmek", "meanings": ["boyca uzamak"]}, {"word": "boyu bacadan mı aştı?", "meanings": ["`daha evlenecek yaşta değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boyu beraber", "meanings": ["kendi boyu kadar"]}, {"word": "boyu boyuna, huyu huyuna", "meanings": ["`karı koca veya arkadaşlar arasında her bakımdan uygunluk olması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boyu devrilsin (veya devrilesi)", "meanings": ["`ölsün` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "boyuma göre (veya boyumca) boy buldum, huyuma göre (veya huyumca) huy bulamadım", "meanings": ["`bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boyun bir karış uzadı", "meanings": ["`gereği olmayan o işi yapmakla sanki yükseldin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boyunun ölçüsünü almak", "meanings": ["kendi yetersizliğini, beceriksizliğini anlamak", "beklediği yakınlığı görememek"]}, {"word": "boyunu aşmak", "meanings": ["kişinin gücünün, yeteneğinin, yetkisinin üstünde olmak"]}, {"word": "boy", "meanings": ["Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan"]}, {"word": "boya", "meanings": ["Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde", "Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya", "Aldatıcı görünüş", "Yazmak için kullanılan mürekkep"]}, {"word": "boya kullanmak", "meanings": ["boyanmak, makyaj yapmak"]}, {"word": "boya tutmak", "meanings": ["bir şey iyi boyanır olmak"]}, {"word": "boya vurmak (veya çekmek veya sürmek)", "meanings": ["boyamak"]}, {"word": "boyası atmak", "meanings": ["boyası solmak"]}, {"word": "boyacı", "meanings": ["Boya satan kimse", "Boyama işini, boyacılığı meslek edinen kimse", "Boya satılan dükkân"]}, {"word": "boyacı küpü", "meanings": ["`Makyajı fazla olan` anlamında boyacı küpüne girmiş gibi; bir işin kolaylıkla ve çabucak yapılamayacağını anlatan boyacı küpü mü bu? boyacı küpü değil ki vb. deyimlerde kullanılan bir söz"]}, {"word": "boyacılık", "meanings": ["Boyacının yaptığı iş"]}, {"word": "boyacı sandığı", "meanings": ["Ayakkabı boyacılarının boya, fırça, cila vb. gereçlerini koydukları ve müşterinin ayağını basıp ayakkabısını boyattığı, omza asılarak taşınabilir bir tür küçük sandık"]}, {"word": "boya fırçası", "meanings": ["Boya sürmek veya resim yapmak için kullanılan değişik tür ve ölçülerde fırça"]}, {"word": "boyahane", "meanings": ["Boya işleri yapılan yer"]}, {"word": "boya kalemi", "meanings": ["Resim yapmak için kullanılan değişik renkli kalem"]}, {"word": "boya kutusu", "meanings": ["İçine çeşitli renkli kalemleri ve fırçaları koymaya yarayan kutu"]}, {"word": "boyalama", "meanings": ["Boyalamak işi"]}, {"word": "boyalamak", "meanings": ["Gelişigüzel boya sürmek"]}, {"word": "boyalanma", "meanings": ["Boyalanmak durumu"]}, {"word": "boyalanmak", "meanings": ["Boya sürülmek"]}, {"word": "boyalı", "meanings": ["Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış", "Yüzünü çok boyamış olan, makyajlı (kadın)"]}, {"word": "boyalı basın", "meanings": ["Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğrafa yazı ve haberden çok yer veren, kupon veya çekilişlerle armağan dağıtan basın, renkli basın"]}, {"word": "boyamak", "meanings": ["Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek", "Ağır söz söylemek, aşağılamak", "Azarlamak"]}, {"word": "boyama", "meanings": ["Boyamak işi, pentür", "Renkli yazma veya mendil", "Rengi boya ile sonradan verilmiş olan"]}, {"word": "boyama kazanı", "meanings": ["Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma işleminin yapıldığı büyük tekne"]}, {"word": "boyama kitabı", "meanings": ["Küçükleri eğitici nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap"]}, {"word": "boyana", "meanings": ["Boyna"]}, {"word": "boyanma", "meanings": ["Boyanmak işi"]}, {"word": "boyanmak", "meanings": ["Boyama işi yapılmak", "Kendi kendini boyamak, yüzüne boya sürmek, makyaj yapmak"]}, {"word": "boy abdesti", "meanings": ["İslam dininin gerekli gördüğü durumlarda ve belirlenen biçimde yıkanıp abdest alma, gusül"]}, {"word": "boy abdesti almak", "meanings": ["İslam dininin gerekli bulduğu durumlarda ve biçimde yıkanıp abdest almak"]}, {"word": "boyar", "meanings": ["Tuna bölgesinde, Transilvanya'da, Rusya'da soylulara verilen unvan"]}, {"word": "boyar", "meanings": ["Boyar madde"]}, {"word": "boyar madde", "meanings": ["Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren, doğal veya yapay renkli madde, boyar", "Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde, pigment"]}, {"word": "boyasız", "meanings": ["Boya sürülmemiş", "Renksiz", "Yüzünü boyamamış olan, makyajsız (kadın)"]}, {"word": "boyasızlık", "meanings": ["Boyasız olma durumu"]}, {"word": "boya tabakası", "meanings": ["Şablonların sulu kenar kapatıcısı ile kaplanması"]}, {"word": "boya tabancası", "meanings": ["Sıvı boyayı püskürtmek için kullanılan alet"]}, {"word": "boyatılma", "meanings": ["Boyatılmak işi"]}, {"word": "boyatılmak", "meanings": ["Boyama işi yaptırılmak, boya sürdürülmek"]}, {"word": "boyatma", "meanings": ["Boyatmak işi"]}, {"word": "boy aynası", "meanings": ["İnsanı bütünüyle gösteren büyük ayna"]}, {"word": "boyatmak", "meanings": ["Boyama işini yaptırmak, boya sürdürmek"]}, {"word": "boy beyi", "meanings": ["Boyun en saygın ve lider kimliğine sahip kişisi"]}, {"word": "boy bos", "meanings": ["Vücudun yapısı bakımından biçimi, eğin, kesim", "Geçerlilik, değer"]}, {"word": "boyu bosu yerinde (olmak)", "meanings": ["vücudu düzgün ve uyumlu"]}, {"word": "boyuna bosuna bakmadan", "meanings": ["`fiziki yapısının gereğince gelişmemiş olmasını göz önünde bulundurmadan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boyu bosu devrilsin (veya devrilesi)", "meanings": ["`ölsün` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "boydak", "meanings": ["Yükü olmayan yaya", "Bekâr, yalnız, serbest"]}, {"word": "boy boy", "meanings": ["Çeşitli büyüklük ve nitelikte"]}, {"word": "boyca", "meanings": ["Boy bakımından"]}, {"word": "boydan boya", "meanings": ["Bir uçtan öbür uca kadar"]}, {"word": "boydaş", "meanings": ["Aynı boyda olan", "Akran"]}, {"word": "boydaşlık", "meanings": ["Boydaş olma durumu"]}, {"word": "boykot", "meanings": ["Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma", "Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme"]}, {"word": "boykot etmek", "meanings": ["bir işi, bir davranışı yapmama kararı almak"]}, {"word": "boykotçu", "meanings": ["Boykot yapan veya boykota katılan kimse"]}, {"word": "boykotaj", "meanings": ["Boykot etme işi"]}, {"word": "boykotçuluk", "meanings": ["Boykotçu olma durumu"]}, {"word": "boylam", "meanings": ["Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen"]}, {"word": "boylama", "meanings": ["Boylamak işi"]}, {"word": "boylamak", "meanings": ["İstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak", "Düşmek", "Yükselmek, çıkmak", "Boy ve hacmine göre ayırmak"]}, {"word": "boylamasına", "meanings": ["Boyu doğrultusunda"]}, {"word": "boylanış", "meanings": ["Boylanma işi"]}, {"word": "boylanma", "meanings": ["Boylanmak işi"]}, {"word": "boylanmak", "meanings": ["Boyu uzamak"]}, {"word": "boyler", "meanings": ["Kalorifer kazanının sıcaklığından yararlanarak içindeki suyun ısıtılması sağlanan depo"]}, {"word": "boylu", "meanings": ["Boyu olan", "Boyu benzerlerinden uzun olan"]}, {"word": "boylu boyunca", "meanings": ["Boyu uzanabildiği kadar, boyu uzunluğunca"]}, {"word": "boylu boslu", "meanings": ["Uzun boylu, yakışıklı, gösterişli"]}, {"word": "boyluca", "meanings": ["Uzun boylu"]}, {"word": "boyna", "meanings": ["Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek, boyana"]}, {"word": "boy menteşe", "meanings": ["Düz yaprak menteşe benzeri 1,75-3,50 santimetre uzunluğunda menteşe, piyano menteşe"]}, {"word": "boyna etmek", "meanings": ["sandalı kıçtan tek kürekle yürütmek"]}, {"word": "boynu bükük", "meanings": ["Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda, zavallı bir biçimde", "Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda olan, zavallı, boynu eğri"]}, {"word": "boynueğri", "meanings": ["Asmaların yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ zararlısı"]}, {"word": "boynuz", "meanings": ["Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı", "Bu organdan yapılmış", "Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet"]}, {"word": "boynuz çekmek", "meanings": ["boynuz kullanarak kan çekmek, hacamat etmek"]}, {"word": "boynuz eğmek", "meanings": ["istemeyerek uymak, karşı tarafın gücünü kabul etmek"]}, {"word": "boynuz kulağı geçmek", "meanings": ["bir konuda daha sonra yetişenler yetenek bakımından eskileri geçmek"]}, {"word": "boynuz isterken kulaktan olmak", "meanings": ["daha iyisini, mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek"]}, {"word": "boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer", "meanings": ["`bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boynuz dikmek (veya takmak veya takınmak veya taktırmak)", "meanings": ["kadın başka erkekle ilişki kurarak kocasını aldatmak"]}, {"word": "boynuzlama", "meanings": ["Boynuzlamak işi"]}, {"word": "boynuzlamak", "meanings": ["Hayvan boynuzu ile vurmak, süsmek", "Kocasını başka bir erkekle aldatmak"]}, {"word": "boynuzlanma", "meanings": ["Boynuzlanmak işi"]}, {"word": "boynuzlanmak", "meanings": ["Boynuzu çıkmak", "Boynuz batırılmak, boynuz yarası almak", "Karısı veya bir kadın yakını tarafından aldatılmak"]}, {"word": "boynuzlaşma", "meanings": ["Boynuzlaşmak işi veya durumu"]}, {"word": "boynuzlatma", "meanings": ["Boynuzlatmak işi"]}, {"word": "boynuzlaşmak", "meanings": ["Boynuz durumuna girmek"]}, {"word": "boynuzlatmak", "meanings": ["Kadın, kocasını; koca, karısını aldatmak"]}, {"word": "boynuzlu", "meanings": ["Boynuzu olan (hayvan)", "Karısının veya kadın yakınlarından birinin iffetsizliğine göz yuman (erkek)", "Troleybüs"]}, {"word": "boynuzlugiller", "meanings": ["Keçi, koyun, sığır ve antilopları içine alan, içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan, omurgalıların memeliler sınıfı"]}, {"word": "boynuzluteke", "meanings": ["Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek (Carambyx)"]}, {"word": "boynuzsu", "meanings": ["Boynuzu andıran, boynuza benzeyen, boynuz gibi, boynuzumsu"]}, {"word": "boy otu", "meanings": ["Baklagillerden, çiçekleri mavi, sarı veya beyaz renkli, kurutulan tohumları çemen yapımında kullanılan bir bitki (Trigonella faenum-graecum)"]}, {"word": "boynuzsuz", "meanings": ["Boynuzu olmayan"]}, {"word": "boy pos", "meanings": ["343 boy bos"]}, {"word": "boysuz", "meanings": ["Benzerleri arasında boyu kısa olan"]}, {"word": "boyun", "meanings": ["Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi", "Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım", "Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer"]}, {"word": "boyun (veya boynunu) bükmek", "meanings": ["acındırıcı, çaresiz bir durumda kalmak", "bir durumu, bir işi ister istemez kabul etmek", "bitki canlılığını yitirmek"]}, {"word": "boyun eğmek", "meanings": ["isteyerek veya istemeyerek uymak, katlanmak"]}, {"word": "boyun kesmek", "meanings": ["selam vermek için başını eğmek"]}, {"word": "boyun kırmak", "meanings": ["saygı duyulan bir kimse karşısında ses çıkarmamak"]}, {"word": "boyun olmak", "meanings": ["kefil olmak"]}, {"word": "boyun vermek", "meanings": ["buyruk altına girmek"]}, {"word": "boynu altında kalsın!", "meanings": ["`ölsün, gebersin!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "boynu kıldan ince olmak", "meanings": ["haksız olduğu anlaşıldığında verilecek her türlü cezaya razı olmak"]}, {"word": "boynu armut sapına dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "boynuna almak", "meanings": ["bir şeyi borç veya ödev olarak üzerine almak"]}, {"word": "boynuna geçirmek", "meanings": ["bir şeyi kendine mal etmek, zimmetine geçirmek"]}, {"word": "boynunda kalmak", "meanings": ["bir sözü iletmediği veya birine ödenecek parayı ödemediği için üzerinde borç kalmak"]}, {"word": "boynunu kırmak", "meanings": ["çekip gitmek"]}, {"word": "boynunu uzatmak", "meanings": ["her şeye, her cezaya razı olmak"]}, {"word": "boynunu vurmak", "meanings": ["başını keserek öldürmek"]}, {"word": "boyun bağı", "meanings": ["Gömlek yakasının altından geçirilip süs olarak bağlanan uzun, enlice kumaş parçası, kravat"]}, {"word": "boyuna", "meanings": ["Uzunlamasına", "Ara vermeden, durmaksızın"]}, {"word": "boyun borcu", "meanings": ["Yapılması gereken ödev, vecibe"]}, {"word": "boyunca", "meanings": ["Boyu veya uzunluğu kadar", "Süresince"]}, {"word": "boyunca çocuğu olmak", "meanings": ["yetişkin çocuğu olmak"]}, {"word": "boyunduruk", "meanings": ["Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember", "Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento(II)", "Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm", "Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret", "Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu"]}, {"word": "boyut", "meanings": ["Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı", "Genişlik, kapsam", "Durum, nitelik", "Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut", "Film veya fotoğrafta boyut, format"]}, {"word": "boyunduruk altına girmek", "meanings": ["başkasının baskısı altında kalmak"]}, {"word": "boyunduruğa atmak (veya almak)", "meanings": ["güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolamak"]}, {"word": "boyunduruk parası", "meanings": ["Bir mahalleden veya köyden başka yere gelin götürülürken, kaynatanın, gelinin ayrıldığı yerin delikanlılarına verdiği bahşiş"]}, {"word": "boyunduruğa vurmak", "meanings": ["baskı altına almak"]}, {"word": "boyunlandırmak", "meanings": ["Kapsam kazandırmak"]}, {"word": "boyunlu", "meanings": ["Boynu olan"]}, {"word": "boyunluk", "meanings": ["Boyna sarılan şey, boyun sargısı"]}, {"word": "boyut katmak", "meanings": ["başka veya yeni bir görüş açısı vermek, genişlik, kapsam ve içerik kazandırmak"]}, {"word": "boyut kazandırmak", "meanings": ["yeni bir durum, içerik, genişlik, kapsam kazandırmak"]}, {"word": "boyutlandırma", "meanings": ["Boyutlandırmak işi"]}, {"word": "boyutsuz", "meanings": ["Boyutu olamayan"]}, {"word": "boyutlu", "meanings": ["Boyutu olan"]}, {"word": "boz", "meanings": ["Açık toprak rengi", "Kül rengi, gri", "Bu renklerde olan", "Açılmamış, sürülmemiş (toprak)"]}, {"word": "boza", "meanings": ["Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek"]}, {"word": "boza gibi", "meanings": ["koyu ve bulanık (sıvılar)"]}, {"word": "boza olmak", "meanings": ["utanmak, bozum olmak"]}, {"word": "bozacının şahidi şıracı", "meanings": ["`aynı düşüncede ve aynı yapıda olan insanlar birbirlerini korurlar, kollarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bozacı", "meanings": ["Boza yapan veya satan kimse"]}, {"word": "bozacılık", "meanings": ["Bozacının yaptığı iş"]}, {"word": "bozahane", "meanings": ["Boza yapılan yer"]}, {"word": "bozarık", "meanings": ["Bozarmış olan"]}, {"word": "bozarma", "meanings": ["Bozarmak işi"]}, {"word": "bozayı", "meanings": ["Ayıgillerden, Avrupa ve Kuzey Asya'da sık ormanlarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık olarak 2,5 metre, kuyruğu 8 santimetre olan, tüyleri esmer kahverengi bir tür ayı (Ursus arctos)"]}, {"word": "bozarmak", "meanings": ["Boz renge girmek", "Renk değiştirmek, rengi atmak"]}, {"word": "bozbakkal", "meanings": ["Karatavukgillerden, boz renkli ardıç kuşu (Turdus pilaris)"]}, {"word": "boz bulanık", "meanings": ["Çok bulanık", "Çok bulanık bir biçimde"]}, {"word": "bozca", "meanings": ["Rengi boza çalan", "İşlenmemiş, çalılık toprak, ham tarla"]}, {"word": "bozdoğan", "meanings": ["Bir doğan türü (Falco aesalon)", "Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz"]}, {"word": "bozdurma", "meanings": ["Bozdurmak işi"]}, {"word": "bozdurmak", "meanings": ["Bozma işini yaptırmak"]}, {"word": "bozdurtma", "meanings": ["Bozdurtmak işi"]}, {"word": "bozdur bozdur harca", "meanings": ["çok az olan şeyler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bozdurtmak", "meanings": ["Bozdurmak"]}, {"word": "bozdurulma", "meanings": ["Bozdurulmak işi"]}, {"word": "bozdurulmak", "meanings": ["Bozma işi yaptırılmak"]}, {"word": "bozgeven", "meanings": ["Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus)"]}, {"word": "bozgun", "meanings": ["Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık", "Yenilgi", "Bozulmuş, dağılmış", "Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın"]}, {"word": "bozguna uğramak (veya vermek)", "meanings": ["yenilip perişan olmak, dağılmak, hezimete uğramak"]}, {"word": "bozguncu", "meanings": ["Bozgunluk yaratan (kimse, güç vb.)"]}, {"word": "bozgunculuk", "meanings": ["Bozguncu olma durumu"]}, {"word": "bozgunluk", "meanings": ["Bozgun", "Bozgun olanın durumu"]}, {"word": "bozkır", "meanings": ["Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerdeki ağaçsız doğal alan, step"]}, {"word": "bozkır kedisi", "meanings": ["Genellikle bozkırlarda yaşayan yabani kedi (Otocolobus manul)"]}, {"word": "bozkır koyunu", "meanings": ["Çift parmaklılar takımının boynuzlugiller familyasından, Tibet'ten Asya'ya yayılmış bir tür memeli, Asya koyunu (Ovis vignei)"]}, {"word": "bozkırlaşma", "meanings": ["Bozkırlaşmak işi veya durumu"]}, {"word": "bozkırlaşmak", "meanings": ["Bozkır durumuna gelmek"]}, {"word": "bozkır tavuğu", "meanings": ["Bağırtlak"]}, {"word": "bozkurt", "meanings": ["Birçok Türk destanında yer alan kutsal hayvan"]}, {"word": "bozlak", "meanings": ["Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgesinde bir türkü ezgisi", "Bu ezgiyle söylenen, konusu acıklı türkü"]}, {"word": "bozlama", "meanings": ["Bozlamak eylemi"]}, {"word": "bozlamak", "meanings": ["Deve bağırmak", "Çığlık koparmak"]}, {"word": "bozma", "meanings": ["Bozmak işi", "Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş"]}, {"word": "bozmacı", "meanings": ["Eski şeyleri alıp bozarak parça parça satan kimse"]}, {"word": "boz madde", "meanings": ["Sinir hücrelerinden oluşan, beyinde dış, omurilikte iç tabaka"]}, {"word": "bozördek", "meanings": ["Tatlı sularda bulunan bir tür ördek"]}, {"word": "bozmak", "meanings": ["Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek", "Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak", "Dokunmak, zarar vermek", "Geçersiz bir duruma getirmek", "Büyük parayı küçük birimlere ayırmak", "Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek", "Altını paraya çevirmek, bozdurmak", "Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek", "Bağ veya bostanın son ürününü toplamak", "Kızlığına zarar vermek", "Biçimini ve kullanılışını değiştirmek", "Bırakmak, dağıtmak", "Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek", "Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak", "Kötü duruma getirmek"]}, {"word": "bozrak", "meanings": ["Rengi boza çalan"]}, {"word": "bozuk", "meanings": ["Bozulmuş olan", "Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ)", "Madenî para, bozuk para", "Kötümser, gergin, huzursuz, karışık", "Kızgın, sıkıntılı"]}, {"word": "bozuk çalmak", "meanings": ["canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak"]}, {"word": "bozuk plak gibi", "meanings": ["sürekli tekrarlanarak"]}, {"word": "bozuk", "meanings": ["Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz"]}, {"word": "bozukça", "meanings": ["Biraz bozuk, bozuk gibi"]}, {"word": "bozuk düzen", "meanings": ["Düzensiz, düzeni bozuk olan"]}, {"word": "bozukluk", "meanings": ["Bozuk olma durumu", "Bozuk para"]}, {"word": "bozuk para", "meanings": ["Ufak birimlere ayrılmış para, ufaklık, ufak para, bozuk, bozukluk"]}, {"word": "bozuk para gibi harcamak", "meanings": ["değerini düşürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkışmak"]}, {"word": "bozulma", "meanings": ["Bozulmak işi"]}, {"word": "bozulmak", "meanings": ["Bozma işine konu olmak", "Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek", "Dağılmak, bozguna uğramak", "Taşıt arızalanmak", "İyi ve değerli niteliğini yitirmek", "Bir şeye kızmak, içerlemek", "Sağlığını yitirip zayıflamak"]}, {"word": "bozuluş", "meanings": ["Bozulma işi"]}, {"word": "bozum", "meanings": ["Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk"]}, {"word": "bozum etmek", "meanings": ["utandırmak, mahcup etmek"]}, {"word": "bozum olmak", "meanings": ["utanmak, utanacak duruma düşmek, mahcup olmak"]}, {"word": "bozumca", "meanings": ["Kurşun renginde iri bir kertenkele"]}, {"word": "bozum havası", "meanings": ["Utangaçlık, mahcupluk"]}, {"word": "bozuntuya uğramak", "meanings": ["şaşkınlığa kapılmak"]}, {"word": "bozuntu", "meanings": ["Bozulmuş bir şeyin kalan bölümleri, döküntü", "Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey", "Şaşkınlığa düşme"]}, {"word": "bozuntuya vermemek", "meanings": ["bir kimsenin hoşa gitmeyen bir durumunda fark etmemiş gibi davranmak"]}, {"word": "bozuşmak", "meanings": ["Araları açılmak"]}, {"word": "bozuşma", "meanings": ["Bozuşmak işi"]}, {"word": "bozuşuk", "meanings": ["Araları açılmış, bozulmuş olan"]}, {"word": "bozuşukluk", "meanings": ["Bozuşuk olma durumu"]}, {"word": "boz yel", "meanings": ["Lodos"]}, {"word": "bozyürük", "meanings": ["Üstü hafif benekli, başı küçük, kuyruğu kalın ve kısa, zehirsiz ve zararsız bir yılan (Eryx)"]}, {"word": "böbrek", "meanings": ["Kandaki zararlı maddeleri süzüp idrar olarak salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organdan her biri"]}, {"word": "böbreksi", "meanings": ["Böbrek biçiminde olan"]}, {"word": "böbrek taşı", "meanings": ["Böbreklerde oluşan taş"]}, {"word": "böbrek yağı", "meanings": ["Kasaplık hayvanların böbreklerinin çevresinde oluşan yağ"]}, {"word": "böbrek üstü bezi", "meanings": ["Böbreklerin üstünde bulunan, hormon niteliğinde salgısı olan bez"]}, {"word": "böbür", "meanings": ["Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis)", "Böbürlenme, kibir"]}, {"word": "böbür böbür böbürlenmek", "meanings": ["çok böbürlenmek"]}, {"word": "böbürlenme", "meanings": ["Böbürlenmek işi"]}, {"word": "böbürlenmek", "meanings": ["Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak"]}, {"word": "böbürtü", "meanings": ["Böbürlenme"]}, {"word": "böce", "meanings": ["Böcü"]}, {"word": "böcek çıkarmak", "meanings": ["ipek böceği yetiştirmek"]}, {"word": "böcek", "meanings": ["Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere", "Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı", "Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar"]}, {"word": "böcek gibi", "meanings": ["ufak tefek ve esmer (çocuk)"]}, {"word": "böcekbaşı", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde zabıta görevlisi"]}, {"word": "böcek bilimci", "meanings": ["Böcek bilimi uzmanı, entomolojist, entomolog"]}, {"word": "böcek bilimi", "meanings": ["Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı, entomoloji"]}, {"word": "böcekçil", "meanings": ["Böcek yiyen, böcekle beslenen (hayvan veya bitki)"]}, {"word": "böcekçiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren, böcek yiyen, karada yaşayan hayvanlar takımı"]}, {"word": "böcekkabuğu", "meanings": ["Mor ile yeşil arasında ve metal parlaklığında olan renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "böcekhane", "meanings": ["Böceklik"]}, {"word": "böcekkapan", "meanings": ["Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya, sindirmeye elverişli olan bitkilerin ortak adı"]}, {"word": "böceklenme", "meanings": ["Böceklenmek işi"]}, {"word": "böceklenmek", "meanings": ["İçinde veya üstünde böcek üremek"]}, {"word": "böcekler", "meanings": ["Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat"]}, {"word": "böcekli", "meanings": ["İçinde veya üstünde böcek bulunan, böceklenmiş"]}, {"word": "böceklik", "meanings": ["İpek böceği yetiştirilen yer, böcekhane"]}, {"word": "böceksiz", "meanings": ["İçinde böcek bulunmayan"]}, {"word": "böceksavar", "meanings": ["Evdeki zararlı böcekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten araç"]}, {"word": "böcelenmek", "meanings": ["Tahıl böceklenmek"]}, {"word": "böcelenme", "meanings": ["Böcelenmek işi"]}, {"word": "böcü", "meanings": ["Kurt", "Böcek", "Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet, hortlak vb. hayalî varlık"]}, {"word": "böcül böcül", "meanings": ["Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak)"]}, {"word": "böğ", "meanings": ["Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir tür örümcek"]}, {"word": "böğür", "meanings": ["İnsan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü", "Yan taraf", "Akran", "Dağ yamacı"]}, {"word": "böğürmek", "meanings": ["Öküz, manda, deve bağırmak", "İnsan, anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak"]}, {"word": "böğürme", "meanings": ["Böğürmek işi"]}, {"word": "böğürtlen", "meanings": ["Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı, diken dutu, it üzümü (Rubus caesus)", "Bu bitkinin önce kırmızı, olgunlaştığında kararan mayhoş yemişi"]}, {"word": "böğürtlenlik", "meanings": ["Böğürtlen çalılarının çok olduğu yer"]}, {"word": "böğürtme", "meanings": ["Böğürtmek işi"]}, {"word": "böğürtmek", "meanings": ["Böğürme işini yaptırmak"]}, {"word": "böğürtü", "meanings": ["Böğürme sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "böğürüş", "meanings": ["Böğürme işi"]}, {"word": "bökelik", "meanings": ["Böke olma durumu, şampiyonluk, şampiyona"]}, {"word": "böke", "meanings": ["Kahraman, güçlü kimse", "Şampiyon"]}, {"word": "böldürme", "meanings": ["Böldürmek işi"]}, {"word": "böldürmek", "meanings": ["Bölme işi yaptırmak"]}, {"word": "bölen", "meanings": ["Bir bölme işleminde bölünen sayının kaç eşit parçaya ayrıldığını gösteren sayı"]}, {"word": "bölge", "meanings": ["Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka", "Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye"]}, {"word": "bölgeci", "meanings": ["Belli bir bölgenin çıkarları için çalışan kimse"]}, {"word": "bölgecilik", "meanings": ["Bölgeci olma durumu"]}, {"word": "bölgesel", "meanings": ["Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan"]}, {"word": "bölme", "meanings": ["Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim", "Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer", "Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde", "Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk", "Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler", "Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi", "Dört işlemden biri, taksim"]}, {"word": "bölme işareti", "meanings": ["Bölme işlemini gösteren ` \\/ veya : ` işareti"]}, {"word": "bölmek", "meanings": ["Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek", "Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak", "Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak"]}, {"word": "bölmeli", "meanings": ["Bölme ile ayrılmış"]}, {"word": "bölü", "meanings": ["Bölme işlemini gösteren `\\/` veya `:` işaretlerinin okunuşu, taksim", "Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu"]}, {"word": "bölücü", "meanings": ["Bölme işini yapan, bölen", "Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık"]}, {"word": "bölücülük", "meanings": ["Bölücü olma durumu, ara bozuculuk"]}, {"word": "bölük", "meanings": ["Bir bütünden ayrılmış olan parça, kısım", "Saç örgüsü", "Hizip", "Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik", "On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı"]}, {"word": "bölükbaşı", "meanings": ["Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli"]}, {"word": "bölük bölük", "meanings": ["Parçalara ayrılmış bir biçimde"]}, {"word": "bölük bölük olmak", "meanings": ["parçalanmak, kesilmek"]}, {"word": "bölüm", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım", "Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon", "Çağ, devir", "Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik", "Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman", "Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı"]}, {"word": "bölük pörçük", "meanings": ["Bütünlüğü sağlanamamış, parça parça", "Dağınık bir biçimde"]}, {"word": "bölümleme", "meanings": ["Bölümlemek işi, sınıflama, tasnif"]}, {"word": "bölümlemek", "meanings": ["Birçok şey arasında, birbirine eşit veya benzer olanları kümelere ayırmak, sınıflamak, tasnif etmek, tasniflemek"]}, {"word": "bölümleniş", "meanings": ["Bölümlenme işi, sınıflanış"]}, {"word": "bölümlendirme", "meanings": ["Bölümlendirmek işi, sınıflandırma"]}, {"word": "bölümlendirmek", "meanings": ["Bir şeyi bölümlere ayırmak, sınıflandırmak"]}, {"word": "bölümlenme", "meanings": ["Bölümlenmek işi"]}, {"word": "bölümlenmek", "meanings": ["Bölümleme işine konu olmak, sınıflanmak"]}, {"word": "bölümsel", "meanings": ["Bölünme ile ilgili, kısmi"]}, {"word": "bölünebilme", "meanings": ["Bölünebilmek işi", "Kalansız bölünür olma durumu"]}, {"word": "bölünen", "meanings": ["Bir bölme işleminde eşit bölümlere ayrılması gereken miktar veya sayı"]}, {"word": "bölünme", "meanings": ["Bölünmek işi", "Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması", "Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma"]}, {"word": "bölüngü", "meanings": ["Fraksiyon"]}, {"word": "bölünmek", "meanings": ["Belirli bölümlere, parçalara ayrılmak"]}, {"word": "bölünmez", "meanings": ["Parçalanamaz, ayrılamaz"]}, {"word": "bölünmezlik", "meanings": ["Bölünmez olma durumu"]}, {"word": "bölüntü", "meanings": ["Bölünmüş parça", "Fraksiyon"]}, {"word": "bölünüş", "meanings": ["Bölünme işi"]}, {"word": "bölüş", "meanings": ["Bölme işi"]}, {"word": "bölüştürme", "meanings": ["Bölüştürmek işi"]}, {"word": "bölüşmek", "meanings": ["İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak, taksim etmek"]}, {"word": "bölüşme", "meanings": ["Bölüşmek işi"]}, {"word": "bölüştürmek", "meanings": ["Bölüşme işini yaptırmak"]}, {"word": "bölüşüm", "meanings": ["Bölüşme, paylaşma işi"]}, {"word": "bölüt", "meanings": ["Zigotun bölünmesinden sonra oğulcukta ortaya çıkan ve az çok birbirine benzeyen parçaların her biri", "Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizili parçaların her biri, halka"]}, {"word": "bölütlenme", "meanings": ["Döllenmiş yumurtanın blastulayı oluşturuncaya dek art arda bölünmesi"]}, {"word": "bölütlü", "meanings": ["Bölütlere, halkalara ayrılmış olan"]}, {"word": "bön", "meanings": ["Budala, saf, avanak, ahmak"]}, {"word": "bön bön bakmak", "meanings": ["anlamayarak, safça, şaşkın şaşkın bakmak"]}, {"word": "bönce", "meanings": ["Budala, saf", "(bö'nce) Budalaya yakışır bir biçimde, böncesine, safça, angutça"]}, {"word": "bönleşme", "meanings": ["Bönleşmek işi"]}, {"word": "börk", "meanings": ["Genellikle hayvan postundan yapılan başlık"]}, {"word": "bönleşmek", "meanings": ["Bön duruma gelmek, aptallaşmak"]}, {"word": "bönlük", "meanings": ["Bön olma durumu, budalalık, aptallık, sersemlik, saflık"]}, {"word": "börek", "meanings": ["Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi"]}, {"word": "börek açmak", "meanings": ["börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazırlamak"]}, {"word": "böreklik", "meanings": ["Börek yapmaya elverişli olan, börek için ayrılmış olan"]}, {"word": "börekçilik", "meanings": ["Börekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "börekçi", "meanings": ["Börek yapan veya satan kimse"]}, {"word": "börkenek", "meanings": ["Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü", "Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk, külah"]}, {"word": "börtme", "meanings": ["Börtmek işi"]}, {"word": "börtmek", "meanings": ["Az pişirmek, haşlamak", "Kabarmak, şişmek"]}, {"word": "börttürme", "meanings": ["Börttürme işi"]}, {"word": "börttürmek", "meanings": ["Börtme işi yaptırılmak"]}, {"word": "börtü böcek", "meanings": ["Çeşitli böcekler"]}, {"word": "börtülme", "meanings": ["Börtülmek işi"]}, {"word": "börtük", "meanings": ["Haşlanarak veya ateşte biraz kızartılarak pişmiş olan"]}, {"word": "börtülmek", "meanings": ["Börtme işine konu olmak"]}, {"word": "börülce", "meanings": ["Fasulyeye benzer bir bitki (Vigna sinensis)", "Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu"]}, {"word": "böyle başa, böyle tıraş", "meanings": ["`kişi nasıl birisiyse ona uygun biçimde davranılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "böyle", "meanings": ["Bunun gibi, buna benzer", "Bu yolda, bu biçimde, hakeza", "Bu derece", "İçinde `ne, nasıl` vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "böyle gelmiş böyle gider", "meanings": ["`her zaman böyle olmuş, gene de böyle olacak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "böyle böyle", "meanings": ["Bunun gibi, buna benzer", "Tekrara düşmeden, bilindiği üzere"]}, {"word": "böylece", "meanings": ["Tam böyle, bu biçimde", "En sonunda, böylelikle"]}, {"word": "böylecene", "meanings": ["Böylece"]}, {"word": "böylelikle", "meanings": ["Böylece"]}, {"word": "böylesi", "meanings": ["Bunun gibisi, bu biçimde olanı", "Buna benzer, bunun gibi"]}, {"word": "Br", "meanings": ["Brom elementinin simgesi"]}, {"word": "Brahman", "meanings": ["Hint kastlarında ilk basamak", "Bu basamaktan olan kimse"]}, {"word": "böylesine", "meanings": ["Bu tarzda, bu biçimde"]}, {"word": "Brahmanizm", "meanings": ["Brahmanlık"]}, {"word": "Brahmanlık", "meanings": ["Kalıtım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı toplumsal bir kuruluşu içeren Hint dini, Brahmanizm"]}, {"word": "brakisefal", "meanings": ["Kafatasının genişliği ile uzunluğu hemen hemen eşit olan (kimse), kısa kafalı"]}, {"word": "braket", "meanings": ["Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme"]}, {"word": "branda", "meanings": ["Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi", "Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak"]}, {"word": "branda bezi", "meanings": ["Branda"]}, {"word": "branş", "meanings": ["Kol"]}, {"word": "bravo", "meanings": ["`Aferin, yaşa` anlamlarında beğeni bildiren bir söz"]}, {"word": "bre", "meanings": ["`Ey, hey` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "`Be` yerine kullanılan bir seslenme sözü", "`Vay` anlamında şaşma bildiren bir seslenme sözü", "Şaşkınlık, coşku anlatan bir seslenme sözü", "Tekrarlanan iki emir kipi arasına getirilerek işin sürekliliğini anlatan bir söz"]}, {"word": "breş", "meanings": ["Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle", "Bir yapay mermer türü"]}, {"word": "brezil", "meanings": ["Baklagillerden, bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu"]}, {"word": "brıçka", "meanings": ["Üstü kapalı, kışın kızak olarak kullanılan tek atlı, yaylı hafif araba"]}, {"word": "briç", "meanings": ["Dört kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu"]}, {"word": "brifing", "meanings": ["Bilgilendirme"]}, {"word": "brifing almak", "meanings": ["bilgilenmek"]}, {"word": "brifing vermek", "meanings": ["bilgilendirmek"]}, {"word": "brik", "meanings": ["İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi"]}, {"word": "brik", "meanings": ["Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası"]}, {"word": "briket", "meanings": ["Linyit ve kömür tozundan basınçla elde edilen yakacak", "Linyit, kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen, tuğla biçimli yapı malzemesi", "Kum ve çimentonun birleştirilmesiyle elde edilen yapı malzemesi"]}, {"word": "briketçi", "meanings": ["Briket yapan veya satan kimse"]}, {"word": "briketleme", "meanings": ["Briketlemek işi"]}, {"word": "briyantinli", "meanings": ["Briyantinle süslenmiş, briyantin sürünmüş"]}, {"word": "briketlemek", "meanings": ["Briket durumuna getirmek"]}, {"word": "briyantin", "meanings": ["Saçı parlatmak ve yatırmak için kullanılan güzel kokulu bir madde"]}, {"word": "brizbiz", "meanings": ["Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde"]}, {"word": "brokar", "meanings": ["Sırma veya gümüş işlemeli bir ipekli kumaş türü"]}, {"word": "brokoli", "meanings": ["Hardalgillerden, küçük, yeşil yumrular hâlinde olan, haşlanarak yemeği hazırlanan bir tür sebze (Brassica oleracea botrytis)"]}, {"word": "bromhidrik", "meanings": ["Bromun hidrojenle birleşmesinden oluşan"]}, {"word": "brom", "meanings": ["Atom numarası 35, atom ağırlığı 79,909, yoğunluğu 2,97 olan, deniz sularında az, bazı göllerde çok miktarda bulunan, kırmızı renkli, pis kokulu, zehirli, sıvı bir element (simgesi Br)"]}, {"word": "bromhidrik asit", "meanings": ["Bromun hidrojenle birleşmesinden oluşan HBr asidi"]}, {"word": "bromür", "meanings": ["Bromhidrik asidin tuzu veya eteri"]}, {"word": "bromürlü", "meanings": ["Yapısında bromür bulunan"]}, {"word": "bronş", "meanings": ["Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları"]}, {"word": "bronşçuk", "meanings": ["Bronşların uç dallarından her biri"]}, {"word": "bronşit", "meanings": ["Bronşun iltihaplanmasıyla oluşan hastalık"]}, {"word": "bronz", "meanings": ["Tunç", "Bu maddeden yapılan"]}, {"word": "bronz gibi", "meanings": ["tunca benzeyen, tunç renginde olan"]}, {"word": "bronzlaşmak", "meanings": ["Güneşte yanarak bronz rengini almak"]}, {"word": "bronzlaşma", "meanings": ["Bronzlaşmak işi"]}, {"word": "broş", "meanings": ["Kadınların takındıkları süs iğnesi"]}, {"word": "broşür", "meanings": ["Kitapçık"]}, {"word": "brovning", "meanings": ["Namlusu 7,65 milimetre çapında olan otomatik tabanca"]}, {"word": "bröve", "meanings": ["Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi"]}, {"word": "Brüksel lahanası", "meanings": ["Frenk lahanası"]}, {"word": "brülör", "meanings": ["Yakmaç"]}, {"word": "bu", "meanings": ["Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz", "En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bu abdestle daha çok namaz kılınır", "meanings": ["`bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "brüt", "meanings": ["Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para)", "Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık)"]}, {"word": "bu denli", "meanings": ["bu kadar"]}, {"word": "bu kadar", "meanings": ["yaklaşık"]}, {"word": "bu kadar kusur kadı kızında da bulunur", "meanings": ["`üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçük bir kusurdur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bu minval üzere", "meanings": ["bu biçimde, bu tarzda"]}, {"word": "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!", "meanings": ["`sözleri ve davranışları birbirini tutmuyor, çelişiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bu sıcağa kar mı dayanır?", "meanings": ["`aşırı harcamalarla eldeki imkânlar çok çabuk tükenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek", "meanings": ["birçok şeyin, iyilerini seçip önceden beğenmeyip bıraktıklarını da sonradan almak"]}, {"word": "bu yana", "meanings": ["-den beri"]}, {"word": "bunda bir iş var", "meanings": ["gizli veya bilinmeyen bir yönü olan olay veya durum için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bundan", "meanings": ["bu nedenle"]}, {"word": "bundan iyisi can sağlığı", "meanings": ["`bundan daha iyisi olamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "buat", "meanings": ["Elektrik akımı devrelerinde birleştirme yapmak veya akımı bir veya daha fazla kola ayırmak için kullanılan kutu"]}, {"word": "bu arada", "meanings": ["Bu süre içinde", "Yeri gelmişken, bu meyanda", "Bir işi yaparken birlikte, beraber"]}, {"word": "bubi tuzağı", "meanings": ["Küçük bir dokunma ile patlayan, kamufle edilmiş bomba"]}, {"word": "bucak bucak", "meanings": ["Her yerde, her yanda, her tarafta"]}, {"word": "bucak", "meanings": ["Kenar, köşe, yer", "İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye"]}, {"word": "bucak bucak aramak", "meanings": ["her yerde aramak"]}, {"word": "buçuk", "meanings": ["... ve yarım"]}, {"word": "bucak bucak kaçmak", "meanings": ["bir olay, bir durum veya bir kimseyle karşılaşmamaya çalışmak"]}, {"word": "buçuklu", "meanings": ["Kesirli"]}, {"word": "budak", "meanings": ["Ağacın dal olacak sürgünü", "Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm"]}, {"word": "budaklanma", "meanings": ["Budaklanmak işi"]}, {"word": "budaklanmak", "meanings": ["Budak sürmek, dallanmak"]}, {"word": "budak deliği", "meanings": ["Tahtalardaki budak yerinin çıkarılmasından sonra ortaya çıkan boşluk"]}, {"word": "budaklı", "meanings": ["Budağı olan"]}, {"word": "budala", "meanings": ["Zekâca geri olan (kimse), alık", "Ahmak, bön", "Bir şeye aşırı düşkün"]}, {"word": "budak özü", "meanings": ["Taze sürgün"]}, {"word": "budalaca", "meanings": ["Budalaya yakışan", "(budala'ca) Budalaya yakışır bir biçimde, budalacasına"]}, {"word": "budalalaşma", "meanings": ["Budalalaşmak işi"]}, {"word": "budalalaşmak", "meanings": ["Budala duruma gelmek, budala gibi davranmak"]}, {"word": "budalalık", "meanings": ["Budala olma durumu", "Akılsızlık"]}, {"word": "budalalık etmek", "meanings": ["akılsızca davranmak"]}, {"word": "budama", "meanings": ["Budamak işi"]}, {"word": "budamak", "meanings": ["Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak", "Bir şeyi eksiltmek, azaltmak", "Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek", "Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek"]}, {"word": "budanış", "meanings": ["Budanma işi"]}, {"word": "budanma", "meanings": ["Budanmak işi"]}, {"word": "budanmak", "meanings": ["Budama işine konu olmak"]}, {"word": "budatma", "meanings": ["Budatmak işi"]}, {"word": "budatmak", "meanings": ["Budama işini yaptırmak"]}, {"word": "Budist", "meanings": ["Budizm dininden olan kimse"]}, {"word": "Budizm", "meanings": ["Budistlik"]}, {"word": "bugün", "meanings": ["İçinde bulunulan gün", "İçinde bulunulan çağ, zaman", "İçinde bulunulan gün içinde"]}, {"word": "budun", "meanings": ["Kavim", "Ulus, millet"]}, {"word": "budun betimci", "meanings": ["Etnograf"]}, {"word": "budun betimi", "meanings": ["Etnografya"]}, {"word": "budun bilimci", "meanings": ["Irk bilimci"]}, {"word": "budun bilimi", "meanings": ["Irk bilimi"]}, {"word": "budun bilimsel", "meanings": ["Irk bilimsel"]}, {"word": "bugün bana ise yarın sana", "meanings": ["`bugün birinin başına gelen kötü bir durum, daha sonra başka birinin de başına gelebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "budunsal", "meanings": ["Etnik"]}, {"word": "bugün git, yarın gel", "meanings": ["bir iş yapılmak istenmediğinde baştan savmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bugünden tezi yok", "meanings": ["hemen şimdi, derhâl"]}, {"word": "bugünkü", "meanings": ["Bugüne özgü, bugün olan, bugün yapılan"]}, {"word": "bugünkü günde", "meanings": ["şimdi, içinde bulunduğumuz zamanda, şimdiki şartlarda"]}, {"word": "bugünkü işi yarına bırakma", "meanings": ["`bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir", "meanings": ["`sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük bir kazanca feda edilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bugünlük", "meanings": ["Bugün için"]}, {"word": "buğday", "meanings": ["Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum)", "Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi"]}, {"word": "buğday başak verince orak pahaya çıkar", "meanings": ["`gereksinim duyulan şey değer kazanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok?", "meanings": ["`görüştüğün kimseyi ağırlayacak, onun istediklerini yapacak durumda olmayabilirsin ama tatlı dille onun gönlünü hoş edebilirsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "buğday ile koyun, geri yanı (veya kalanı) oyun", "meanings": ["`çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince", "meanings": ["`bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "buğday benizli", "meanings": ["Açık esmer renkli"]}, {"word": "buğday biti", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, vücudu yeşil, başı siyah, ekinlere zararlı bir böcek, ekin biti (Sitophilus granarius)"]}, {"word": "buğdaygiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, örneği buğday, yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, ayrık ve çayır otları, kamış, bambu olan, çiçekleri başak durumunda büyük bir bitki familyası"]}, {"word": "buğdaycıl", "meanings": ["Bataklık yerlerde, patates, pancar tarlalarında yaşayan göçücü bir kuş (Luscinia svecica cyanecula)"]}, {"word": "buğday güvesi", "meanings": ["Tahıla zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella)"]}, {"word": "buğday pası", "meanings": ["Pas mantarıgillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi)", "Bu mantarın buğday vb. bitkilerin yapraklarında oluşturduğu hastalık"]}, {"word": "buğu", "meanings": ["Su buharı", "Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı"]}, {"word": "buğdaysı", "meanings": ["Buğdayı andıran, buğdaya benzeyen, buğday gibi, buğdayımsı"]}, {"word": "buğday rengi", "meanings": ["Açık esmer renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "buğdaysı tane", "meanings": ["Buğdaysı meyve"]}, {"word": "buğu kebabı", "meanings": ["Et, arpacık soğanı, domates, sarımsak, kekik ve baharat kullanılarak su konmadan hazırlanan bir et yemeği"]}, {"word": "buğdaysı meyve", "meanings": ["Çok ince olan kabuğu, zarından ayrılmayacak derecede kaynaşmış olan, tohum izlenimi veren bir kuru meyve, buğdaysı tane, buğdaysı tohum"]}, {"word": "buğuevi", "meanings": ["Hastalık dolayısıyla mikroplu sayılan eşyanın sıcak buğu ile temizlendiği yer, tephirhane"]}, {"word": "buğdaysı tohum", "meanings": ["Buğdaysı meyve"]}, {"word": "buğday sürmesi", "meanings": ["Buğday başaklarında oluşan ilkel mantar (Tilletia tritici)", "Bu mantarın yol açtığı hastalık"]}, {"word": "buğra", "meanings": ["Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur"]}, {"word": "buğulama", "meanings": ["Buğulamak işi", "Buğuda pişmiş yemek"]}, {"word": "buğulamak", "meanings": ["Buğudan geçirmek, buğuya tutmak", "Bazı yemekleri buğu ile pişirmek"]}, {"word": "buğulandırmak", "meanings": ["Buğulanmasına yol açmak"]}, {"word": "buğulanma", "meanings": ["Buğulanmak işi"]}, {"word": "buğulandırma", "meanings": ["Buğulandırmak işi"]}, {"word": "buğulaşma", "meanings": ["Buğulaşmak işi, buharlaşma"]}, {"word": "buğulaştırıcı", "meanings": ["Suyun buğu durumuna getirilmesi için kullanılan araç"]}, {"word": "buğulaşmak", "meanings": ["Buğu durumuna gelmek, buharlaşmak"]}, {"word": "buğulanmak", "meanings": ["Üzerinde buğu oluşmak, buğu ile kaplanmak"]}, {"word": "buğul buğul", "meanings": ["Buğu çıkararak"]}, {"word": "buğulu", "meanings": ["Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış", "Yaşlı, nemli", "Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz)", "Dokunaklı, pes (ses)"]}, {"word": "buğur", "meanings": ["Buğra"]}, {"word": "buhar olmak", "meanings": ["yok olmak, kaybolmak"]}, {"word": "buharlaşma", "meanings": ["Buharlaşmak işi, buğulaşma, tebahhur"]}, {"word": "buhar", "meanings": ["Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu"]}, {"word": "buhar kazanı", "meanings": ["Buhar elde etmekte kullanılan kazan"]}, {"word": "buhar kurutucusu", "meanings": ["Buhar içerisindeki su damlacıklarını ayıran ve kuru buhar elde edilmesini sağlayan araç"]}, {"word": "buharlaşmak", "meanings": ["Buhar durumuna dönüşmek, buğulaşmak, tebahhur etmek", "Yok olmak"]}, {"word": "buharlaşma noktası", "meanings": ["Bir sıvının kaynatılma sonucunda buhar durumuna geçme derecesi"]}, {"word": "buharlaştırma", "meanings": ["Buharlaştırmak işi"]}, {"word": "buharlaştırıcı", "meanings": ["Buharlaşma işlemini gerçekleştiren alet"]}, {"word": "buharlaştırmak", "meanings": ["Bir sıvıyı kaynatarak buhar durumuna getirmek", "Bir sıvıyı ince damlacıklar durumunda damıtmak"]}, {"word": "buharlayıcı", "meanings": ["Suyu buhar durumuna getiren makine"]}, {"word": "buharlı", "meanings": ["Buharı olan", "Buhar gücü ile çalışan"]}, {"word": "buharlı gemi", "meanings": ["Buhar gücüyle çalışan gemi"]}, {"word": "buharlı ısıtma", "meanings": ["Buhardan yararlanılarak yapılan ısıtma"]}, {"word": "buharlı tren", "meanings": ["Buhar gücüyle çalışan tren"]}, {"word": "buharlı ütü", "meanings": ["Çıkardığı buharla çamaşırları kolayca ütüleyen araç"]}, {"word": "buhar makinesi", "meanings": ["Buhar basıncıyla işleyen makine"]}, {"word": "buharlı makine", "meanings": ["Buharla çalışan makine"]}, {"word": "buhran", "meanings": ["Bunalım, bunluk, kriz"]}, {"word": "buhar valfi", "meanings": ["Buharlı ısınma sisteminde, kalorifer dairelerinde buhar akışını kesmeye ve dengelemeye yarayan alet"]}, {"word": "buhran geçirmek", "meanings": ["bunalım geçirmek"]}, {"word": "buhrana tutulmak", "meanings": ["buhran geçirmek"]}, {"word": "buhurdan", "meanings": ["Buhurluk"]}, {"word": "buhurluk", "meanings": ["İçinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap, buhurdan"]}, {"word": "buhranlı", "meanings": ["Bunalımlı"]}, {"word": "buhur", "meanings": ["Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler", "Tütsü"]}, {"word": "buhurumeryem", "meanings": ["Tavşankulağı"]}, {"word": "bukağı", "meanings": ["Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka", "Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek"]}, {"word": "buji", "meanings": ["Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç"]}, {"word": "bukağı vurmak", "meanings": ["bukağı takmak"]}, {"word": "bukağılamak", "meanings": ["Hayvanın ayağına bukağı takmak"]}, {"word": "bukağılama", "meanings": ["Bukağılamak işi"]}, {"word": "bukağılık", "meanings": ["Hayvanların ayağına bukağı takılacak yer, bilek"]}, {"word": "bukalemun", "meanings": ["Bukalemungillerden, 20-30 santimetre boyunda, renk değiştirmesiyle ünlü bir tür sürüngen, kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon)", "Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştiren kimse"]}, {"word": "bukalemungiller", "meanings": ["Sürüngenler sınıfının renklerini bulundukları yerin rengine uyduran, hareketleri yavaş, bukalemun türlerini içine alan bir familyası"]}, {"word": "bukağılı", "meanings": ["Ayağında bukağı bulunan", "Bilekleri beyaz olan (hayvan)"]}, {"word": "bukanak", "meanings": ["Ayak"]}, {"word": "bukalemun gibi renkten renge girmek", "meanings": ["sürekli düşünce değiştirmek"]}, {"word": "buke", "meanings": ["Koku, rayiha"]}, {"word": "bukle", "meanings": ["Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç"]}, {"word": "buket", "meanings": ["Çiçek demeti"]}, {"word": "bukleli", "meanings": ["Kıvrım kıvrım olan (saç)"]}, {"word": "buklesiz", "meanings": ["Kıvrımları olmayan (saç)"]}, {"word": "bul", "meanings": ["Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta"]}, {"word": "buklet", "meanings": ["Bükülmüş iplik", "Bu iplikten dokunmuş (giyecek)"]}, {"word": "bukran", "meanings": ["Saraçların kullandığı yün kırpıntısı"]}, {"word": "bula", "meanings": ["Yenge, amca veya dayı karısı"]}, {"word": "bulada", "meanings": ["Büyük piliç"]}, {"word": "bulak", "meanings": ["Kaynak, pınar"]}, {"word": "bulama", "meanings": ["Bulamak işi", "Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılan koyu pekmez"]}, {"word": "bulamaç", "meanings": ["Sulu, cıvık hamur", "Bu koyulukta yapılan çeşitli hamur yemekleri", "Karışık, oradan buradan toplanmış"]}, {"word": "bulamak", "meanings": ["Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak"]}, {"word": "bulandırılmak", "meanings": ["Bulandırma işi yapılmak"]}, {"word": "bulandırmak", "meanings": ["Bulanmasına yol açmak, bulanmasını sağlamak", "İki veya daha çok şeyi birbirlerinden fark edilmeyecek bir biçimde karıştırmak"]}, {"word": "bulanık", "meanings": ["Bulanmış olan, duru olmayan", "Bulutlu, kapalı (hava)", "Açık seçik görünmeyen, net olmayan", "Donuk, anlamsız, fersiz (bakış)", "Niteliği tam anlaşılmayan", "Bulanmış, duru olmayan bir biçimde"]}, {"word": "bulanıkça", "meanings": ["Biraz bulanık olan, çok duru olmayan"]}, {"word": "bulanıklaşma", "meanings": ["Bulanıklaşmak işi"]}, {"word": "bulanıklaşmak", "meanings": ["Bulanık olmak"]}, {"word": "bulanıklaştırmak", "meanings": ["Bulanık duruma getirmek"]}, {"word": "bulanış", "meanings": ["Bulanma işi"]}, {"word": "bulanma", "meanings": ["Bulanmak işi"]}, {"word": "bulanıklık", "meanings": ["Bulanık olma durumu"]}, {"word": "bulanmak", "meanings": ["Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak", "Duruluğunu yitirmek", "Parlaklığını ve açıklığını yitirmek", "Mide bulantısı olmak", "Karışmak"]}, {"word": "bulantı", "meanings": ["Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum"]}, {"word": "bulantı vermek", "meanings": ["midesini bulandırmak", "bıkkınlık vermek"]}, {"word": "bulaşıcı", "meanings": ["Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri"]}, {"word": "bulaşık", "meanings": ["Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak", "İz, etki, kalıntı", "Kirli", "Düzensiz, karışık", "Yapışkan, sulu"]}, {"word": "bulaşıcı hastalık", "meanings": ["Mikrop, parazit, virüs vb. hastalık etkenleriyle yayılan hastalık"]}, {"word": "bulaşık adam", "meanings": ["Yolsuz, uygunsuz işler yapan, sataşma alışkanlığı olan kimse"]}, {"word": "bulaşık bezi", "meanings": ["Bulaşıkları yıkamak için kullanılan bez"]}, {"word": "bulaşıkçı", "meanings": ["İşi kirli kapları yıkamak olan kimse"]}, {"word": "bulaşıkçılık", "meanings": ["Bulaşıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "bulaşık deterjanı", "meanings": ["Bulaşık yıkarken kullanılan toz, sıvı veya krem biçimindeki temizleme maddesi"]}, {"word": "bulaşık deniz", "meanings": ["Mayın tehlikesi olan deniz"]}, {"word": "bulaşık gemi", "meanings": ["Tayfalarında veya yolcuları arasında bulaşıcı hastalık bulunan gemi"]}, {"word": "bulaşıkhane", "meanings": ["Kışla, okul, otel vb. yerlerde bulaşık yıkamaya ayrılan özel bölüm"]}, {"word": "bulaşık eldiveni", "meanings": ["Bulaşık yıkarken kullanılan, plastikten yapılmış, geçirimsiz eldiven"]}, {"word": "bulaşık iş", "meanings": ["Yolsuz, uygunsuz, kirli iş"]}, {"word": "bulaşıklık", "meanings": ["Bulaşık olma durumu"]}, {"word": "bulaşık makinesi", "meanings": ["Bulaşık yıkamaya yarayan alet"]}, {"word": "bulaşık makinesi tuzu", "meanings": ["Bulaşık makinelerinde yıkananların ve makine parçalarının üzerinde kireç kalıntısının oluşmasını engelleyen kimyasal bileşim"]}, {"word": "bulaşık suyu", "meanings": ["Bulaşıkları yıkamak için kullanılan su", "Bulaşığın yıkanmasıyla ortaya çıkan su"]}, {"word": "bulaşık suyu gibi", "meanings": ["kötü hazırlanmış, tadı tuzu olmayan (sulu yiyecek ve içecek)"]}, {"word": "bulaşılmak", "meanings": ["Bulaşma işine konu olmak"]}, {"word": "bulaşılma", "meanings": ["Bulaşılmak işi"]}, {"word": "bulaşkan", "meanings": ["Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan", "Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan"]}, {"word": "bulaşkanlık", "meanings": ["Bulaşkan olma durumu"]}, {"word": "bulaşma", "meanings": ["Bulaşmak işi"]}, {"word": "bulaştırılma", "meanings": ["Bulaştırılmak işi"]}, {"word": "bulaşmak", "meanings": ["Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek", "İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek", "Hastalık geçmek, sirayet etmek", "Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek", "İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak"]}, {"word": "bulaştırılmak", "meanings": ["Bulaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "bulaştırma", "meanings": ["Bulaştırmak işi"]}, {"word": "bulatmak", "meanings": ["Bulaştırmak"]}, {"word": "bulaştırmak", "meanings": ["Bulaşmasına yol açmak"]}, {"word": "buldok", "meanings": ["Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir tür köpek (Canis familiaris molosus hibernicus)"]}, {"word": "buldumcuk", "meanings": ["Sonradan görme"]}, {"word": "buldozer", "meanings": ["Önündeki geniş bıçakla toprağı sıyırıp kaldıran, tekerlekli veya paletli bir yol makinesi"]}, {"word": "buldurma", "meanings": ["Buldurmak işi"]}, {"word": "buldumcuk olmak", "meanings": ["bir şeye sonradan ulaşınca şımarmak"]}, {"word": "buldurmak", "meanings": ["Bulma işini yaptırmak"]}, {"word": "buldurtma", "meanings": ["Buldurtmak işi"]}, {"word": "buldurtmak", "meanings": ["Bulmasını veya buldurmasını sağlamak"]}, {"word": "Bulgar", "meanings": ["Slavların güney kolundan olan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Bulgarca", "meanings": ["Bulgar dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "bulgari", "meanings": ["Dört telli bağlama"]}, {"word": "bulgu", "meanings": ["Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey", "Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice", "Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret"]}, {"word": "Bulgaristanlı", "meanings": ["Bulgaristan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "bulgulama", "meanings": ["Bulgulamak işi", "Yeni olayları ve bilgileri bulma yöntemi ve öğretisi"]}, {"word": "bulgulamak", "meanings": ["Yeni olayları ve bilgileri bulmak"]}, {"word": "bulgur", "meanings": ["Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday", "Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru"]}, {"word": "bulgurcu", "meanings": ["Bulgur yapan ve satan kimse"]}, {"word": "bulgurcuk", "meanings": ["Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri"]}, {"word": "bulgurculuk", "meanings": ["Bulgurcunun yaptığı iş"]}, {"word": "bulgurlamak", "meanings": ["Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayırmak"]}, {"word": "bulgur çorbası", "meanings": ["Domates, bulgur, yeşilbiber, soğan, tereyağı ve salça kullanılarak hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "bulgurlanma", "meanings": ["Bulgurlanma işi", "Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaşması olayı"]}, {"word": "bulgurluk", "meanings": ["Bulgur yapmaya elverişli"]}, {"word": "bulgurlu köfte", "meanings": ["İnce bulgurla yoğrulmuş köfte"]}, {"word": "bulgur pilavı", "meanings": ["Bulgurla pişirilen pilav"]}, {"word": "bulgusal yöntem", "meanings": ["Öğretilmek istenen şeyi, öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan öğretim yöntemi"]}, {"word": "bulmaca", "meanings": ["Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun"]}, {"word": "bulma", "meanings": ["Bulmak işi"]}, {"word": "bulgusal", "meanings": ["Bulguyla ilgili, bulguya ait"]}, {"word": "bulmak", "meanings": ["Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak", "Bir şeyi elde etmek", "Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek", "Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek", "İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek", "İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak", "Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak", "Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak", "Seçmek", "Sağlamak, temin etmek", "Cezaya uğramak", "Hatırlamak"]}, {"word": "buldukça bunar (veya bulmuş da bunuyor)", "meanings": ["`bulduğuyla yetinmiyor da daha çoğunu istiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bula bula bunu (onu veya bir şeyi veya birini) bulmak", "meanings": ["var olanların en değersizini seçmek", "kötü bir şeye rastlamak"]}, {"word": "buldum bilemedim, bildim bulamadım", "meanings": ["`kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bulucu", "meanings": ["Kâşif", "Dedektör"]}, {"word": "bulup buluşturmak", "meanings": ["çaba göstererek bir şeyler sağlamak"]}, {"word": "büluğ", "meanings": ["Ergenleşme"]}, {"word": "büluğ çağı", "meanings": ["Ergenlik çağı"]}, {"word": "büluğa ermek", "meanings": ["ergenleşmek"]}, {"word": "bulundurmak", "meanings": ["Var olmasını, hazır bulunmasını sağlamak", "Eksik etmemek"]}, {"word": "bulundurma", "meanings": ["Bulundurmak işi"]}, {"word": "bulunma", "meanings": ["Bulunmak işi"]}, {"word": "bulunmak", "meanings": ["Bulma işine konu olmak", "Herhangi bir durumda olmak", "Bir yerde olmak"]}, {"word": "buluş", "meanings": ["Bulma işi", "İlk defa yeni bir şey yaratma, icat", "Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat", "Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma"]}, {"word": "buluntu", "meanings": ["Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya", "Sokakta bulunup alınan çocuk", "Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal"]}, {"word": "buluş hakkı", "meanings": ["Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belgeye karşılık kazanılan hak"]}, {"word": "buluşmak", "meanings": ["Bir araya gelmek", "Karşılaşmak", "Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek", "Kavuşmak"]}, {"word": "buluşma yeri", "meanings": ["Buluşulacak yer"]}, {"word": "buluşma", "meanings": ["Buluşmak işi"]}, {"word": "buluşturma", "meanings": ["Buluşturmak işi"]}, {"word": "buluşturmak", "meanings": ["Bir araya gelmelerini sağlamak, bir araya getirmek"]}, {"word": "buluşulma", "meanings": ["Buluşulmak işi"]}, {"word": "buluşulmak", "meanings": ["Buluşma işi yapılmak"]}, {"word": "bulut", "meanings": ["Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın", "Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın", "Keder, endişe"]}, {"word": "bulut gibi", "meanings": ["çok sarhoş"]}, {"word": "buluttan nem kapmak", "meanings": ["en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak"]}, {"word": "bulut olmak", "meanings": ["çok sarhoş olmak"]}, {"word": "bulutçuk", "meanings": ["Küçük bulut"]}, {"word": "bulutlanmak", "meanings": ["Bulutlarla kaplanmak", "Kederlenmek, hüzünlenmek"]}, {"word": "bulutlanma", "meanings": ["Bulutlanmak işi"]}, {"word": "bulutlu", "meanings": ["Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış", "Karışık, net olmayan (bellek)", "Bulanık"]}, {"word": "bulutsu", "meanings": ["Uzayda gaz ve toz bulutu, nebülöz"]}, {"word": "bumbar", "meanings": ["Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı", "Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılan yemek", "Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf"]}, {"word": "bulvar", "meanings": ["Şehir içinde ağaçlı, geniş cadde"]}, {"word": "bulutsuz", "meanings": ["Bulutu bulunmayan, açık, berrak"]}, {"word": "bumbuz", "meanings": ["Çok soğuk"]}, {"word": "bumburuşuk", "meanings": ["Çok, iyice buruşmuş olan"]}, {"word": "bumerang", "meanings": ["Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı"]}, {"word": "bumlama", "meanings": ["Bumlamak işi"]}, {"word": "bumlamak", "meanings": ["Taşıt lastiği patlamak"]}, {"word": "bun", "meanings": ["Sıkıntı"]}, {"word": "bunakça", "meanings": ["Bunak gibi"]}, {"word": "bunak", "meanings": ["Bunamış olan, matuh"]}, {"word": "bunaklık", "meanings": ["Bunak olma durumu"]}, {"word": "bunalım", "meanings": ["Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz", "Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz", "Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon", "Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz", "Çöküntü"]}, {"word": "bunalım geçirmek", "meanings": ["herhangi bir sebeple oluşan bunalımı, bozgunu yaşamak"]}, {"word": "bunalıma girmek (veya düşmek)", "meanings": ["ruhsal bakımdan gerginlik veya sıkıntı içine girmek"]}, {"word": "bunalımlı", "meanings": ["Gerginlik, sıkıntı veren, gerginliği olan"]}, {"word": "bunalma", "meanings": ["Bunalmak işi"]}, {"word": "bunalış", "meanings": ["Bunalma işi"]}, {"word": "bunalmak", "meanings": ["Soluk alması güçleşmek", "Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak"]}, {"word": "bunaltı", "meanings": ["Sıkıntı, iç sıkıntısı"]}, {"word": "bunaltılma", "meanings": ["Bunaltılmak işi"]}, {"word": "bunaltılmak", "meanings": ["Bunalmasına yol açılmak"]}, {"word": "bunaltma", "meanings": ["Bunaltmak işi"]}, {"word": "bunaltmak", "meanings": ["Bunalmasına yol açmak"]}, {"word": "bunama", "meanings": ["Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak başta bellekte olmak üzere zihinsel işlevlerde bozulma, ateh"]}, {"word": "bunamak", "meanings": ["Çeşitli sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelmek, ateh getirmek"]}, {"word": "bunayış", "meanings": ["Bunama işi"]}, {"word": "bunca", "meanings": ["Epey, çok", "(bu'nca) Bu kadar, bu denli"]}, {"word": "buncağız", "meanings": ["Bu kadar, bu kadarcık", "Bu zavallı, bu küçücük"]}, {"word": "bungalov", "meanings": ["Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev", "Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev"]}, {"word": "bungunlaştırmak", "meanings": ["Sıkıntılı duruma getirmek"]}, {"word": "bungun", "meanings": ["Sıkıntılı"]}, {"word": "bunlar", "meanings": ["Bu zamirinin çokluk biçimi"]}, {"word": "bunlu", "meanings": ["Sıkıntılı"]}, {"word": "bunluk", "meanings": ["Bunalım, sıkıntı"]}, {"word": "bununla birlikte", "meanings": ["Buna ek olarak, bununla beraber, amma velakin", "Bunun böyle olduğuna bakmayarak, bununla beraber, mamafih"]}, {"word": "bura", "meanings": ["Bu yer"]}, {"word": "bunmak", "meanings": ["Beğenmemek, azımsamak, küçümsemek"]}, {"word": "buracıkta", "meanings": ["Çok yakın bir yerde"]}, {"word": "burada", "meanings": ["Bu yerde"]}, {"word": "buradayım diye bağırmak", "meanings": ["göze çarpacak bir yerde bulunmak"]}, {"word": "burağan", "meanings": ["Güçlü esen rüzgâr"]}, {"word": "buradan", "meanings": ["Bu yerden"]}, {"word": "buralı", "meanings": ["Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse"]}, {"word": "buram buram", "meanings": ["Duman, koku vb. çok etkili bir biçimde yayılarak", "Yoğun bir biçimde"]}, {"word": "burası", "meanings": ["Bu yer, bura"]}, {"word": "burcu", "meanings": ["Güzel koku, ıtır"]}, {"word": "burcu burcu", "meanings": ["Koku etkili bir biçimde yayılarak"]}, {"word": "burcumak", "meanings": ["Güzel koku yaymak"]}, {"word": "burç", "meanings": ["Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı", "Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad", "Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılan bir motor parçası"]}, {"word": "burç", "meanings": ["Ökse otu"]}, {"word": "burçak", "meanings": ["Baklagillerden, taneleri hayvan yemi olarak kullanılan yıllık bir yem bitkisi (Vicia ervilia)", "Bu bitkinin mercimeğe benzeyen ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılan tanesi"]}, {"word": "burdurma", "meanings": ["Burdurmak işi"]}, {"word": "Burçlar Kuşağı", "meanings": ["Zodyak"]}, {"word": "burdurmak", "meanings": ["Burma işini yaptırmak"]}, {"word": "burgaç", "meanings": ["Beklenen hızından farklı bir biçimde ve beklenmeyen yönlerden gelen şiddetli hava akımı, türbülans"]}, {"word": "burgulama", "meanings": ["Burgulamak işi"]}, {"word": "burgu", "meanings": ["Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet", "Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon", "Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet", "Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal"]}, {"word": "burgata", "meanings": ["Tel ve bitkisel halatların inç olarak çevresini belirten, 2,54 santimetreye eşit olan birim"]}, {"word": "burgulamak", "meanings": ["Burgu ile delmek, delik açmak"]}, {"word": "burgulanma", "meanings": ["Burgulanmak işi"]}, {"word": "burgulanmak", "meanings": ["Burgulama işine konu olmak, burgu ile delinmek"]}, {"word": "burgulu", "meanings": ["Burgusu olan", "Burgulanmış olan"]}, {"word": "burgu makarna", "meanings": ["Burgu biçiminde dökülmüş ve fırınlanmış makarna"]}, {"word": "burjuva", "meanings": ["Şehirde yaşayıp özel imtiyazlardan yararlanan", "Orta sınıftan olan, kent soylu"]}, {"word": "burgusuz", "meanings": ["Burgusu olmayan", "Burgulanmamış olan"]}, {"word": "burhan", "meanings": ["Kanıt", "Belgit"]}, {"word": "burjuvaca", "meanings": ["Burjuva gibi, burjuvaya yakışan", "(burjuva'ca) Burjuvaya yakışan bir biçimde"]}, {"word": "burjuvalık", "meanings": ["Burjuva olma durumu"]}, {"word": "burjuva edebiyatı", "meanings": ["Orta sınıf halk kesimine hitap eden edebiyat"]}, {"word": "burjuvazi", "meanings": ["Burjuva sınıfı, kent soyluluk"]}, {"word": "burkma", "meanings": ["Burkmak işi"]}, {"word": "burkmak", "meanings": ["Bir şeyi burar gibi ekseni etrafında döndürmek", "Burkulmak", "Bazı yiyecekler, ağza kekre tat vermek"]}, {"word": "burkulma", "meanings": ["Burkulmak işi"]}, {"word": "burkulmak", "meanings": ["Burkma işine konu olmak", "Kol, parmak vb. birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek, bir zorlanma sonucunda incinmek", "Üzüntü duymak"]}, {"word": "burlesk", "meanings": ["Sanat alanında ve özellikle edebiyatta rastlanan, komikliğe dayanan bir tür"]}, {"word": "burma", "meanings": ["Burmak işi", "Sarığıburma", "Burularak yapılmış altın bilezik", "Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış", "Hadım etme, iğdiş etme", "Musluk", "Eğrilmek için bükülmüş yün", "Yaşken burularak kurutulan ot", "Kuru incir"]}, {"word": "burmak", "meanings": ["Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni etrafında ters yönlere çevirerek bükmek", "İğdiş etmek", "Ağza kekre tat vermek", "Mide, bağırsak sancımak", "Acıtmak"]}, {"word": "burnaz", "meanings": ["İri ve uzun burunlu"]}, {"word": "burs", "meanings": ["Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para", "Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri"]}, {"word": "burslu", "meanings": ["Burs alan, bursu olan, bursiyer"]}, {"word": "burssuz", "meanings": ["Burs almayan, bursu olmayan"]}, {"word": "burtlak", "meanings": ["Taşlık, çalılık yer"]}, {"word": "buru", "meanings": ["Sancı, buruntu"]}, {"word": "burusu tutmak (veya tutulmak)", "meanings": ["sancılanmak"]}, {"word": "buruk", "meanings": ["Burulmuş olan", "Tadı kekre olan (meyve)", "Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi", "Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse)"]}, {"word": "buruk buruk", "meanings": ["Buruk bir biçimde"]}, {"word": "burukça", "meanings": ["Tadı biraz buruk olan"]}, {"word": "buruklaşma", "meanings": ["Buruklaşmak durumu"]}, {"word": "buruklaşmak", "meanings": ["Buruk bir durum almak"]}, {"word": "burukluk", "meanings": ["Buruk olma durumu, kekrelik", "Küskünlük, gücenmişlik"]}, {"word": "buruksu", "meanings": ["Buruğa benzer, buruk gibi"]}, {"word": "burulma", "meanings": ["Burulmak işi"]}, {"word": "burulma dayanımı", "meanings": ["Elyafını bükerek kırmaya çalışan kuvvete karşı ağacın gösterdiği direnç"]}, {"word": "burulmak", "meanings": ["Ekseni çevresinde döndürülmek", "Sancımak, ağrımak", "Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek"]}, {"word": "burum burum", "meanings": ["Burulmak fiili ile `çok fazla burulmak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "burnu Kafdağı'na çıkmak (veya varmak)", "meanings": ["kibirlenmek, şımarmak, burnu büyümek"]}, {"word": "burnu Kafdağı'nda (olmak)", "meanings": ["çok kibirli (olmak)"]}, {"word": "burun", "meanings": ["Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı", "Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü", "Kibir, büyüklenme", "Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü"]}, {"word": "burun bükmek", "meanings": ["beğenmemek, önem vermemek"]}, {"word": "burun kıvırmak", "meanings": ["önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek"]}, {"word": "burun şişirmek", "meanings": ["kibirlenmek"]}, {"word": "burun yapmak", "meanings": ["üstünlük taslamak"]}, {"word": "burnu büyümek", "meanings": ["kibirlenmek, büyüklenmek"]}, {"word": "burnu çenesine değmek", "meanings": ["çok yaşlanmak"]}, {"word": "burnu bile kanamamak", "meanings": ["zarar görmemek, yarasız beresiz olmak", "tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak"]}, {"word": "burnu kırılmak", "meanings": ["büyüklenemez duruma gelmek"]}, {"word": "burnu sızlamak", "meanings": ["duygulanmak"]}, {"word": "burnu yere düşse almaz", "meanings": ["kendini beğenmiş, kibirli"]}, {"word": "burnundan gelmek", "meanings": ["iyi niyetle girişilen bir işten beklenen sonuç alınamadığından dolayı sıkıntı içinde olmak"]}, {"word": "burnuna girmek", "meanings": ["birine çok sokulmak"]}, {"word": "burnuna karıncalar dolmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "burnunda tütmek", "meanings": ["çok özlemek"]}, {"word": "burnuna koymak", "meanings": ["aldırış etmek, göz önünde tutmak, değer vermek, kale almak"]}, {"word": "burnundan ayrılmamak", "meanings": ["yanından gitmemek, uzaklaşmamak"]}, {"word": "burnundan düşen bin parça olmak", "meanings": ["çok asık suratlı olmak"]}, {"word": "burnundan getirmek", "meanings": ["yaptığına pişman etmek"]}, {"word": "burnundan (fitil fitil) gelmek", "meanings": ["elde ettiği güzel şey, sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak"]}, {"word": "burnundan kıl aldırmamak", "meanings": ["kendisine söz söyletmemek, çok huysuz ve kibirli olmak"]}, {"word": "burnundan solumak", "meanings": ["çok öfkelenmiş olmak"]}, {"word": "burnundan yakalamak", "meanings": ["birini yönetimi altına almak, kaçamak bulamayacağı duruma getirmek"]}, {"word": "burnunu çekmek", "meanings": ["sümüğünü çekmek", "umduğunu bulamamak, amacına ulaşamamak"]}, {"word": "burnunu kırmak", "meanings": ["birini güç durumda bırakarak büyüklenmesini veya direnişini yok etmek"]}, {"word": "burnunu sıksan canı çıkacak", "meanings": ["çok zayıf ve güçsüz kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "burnunu sokmak", "meanings": ["gerekmeden her işe karışmak"]}, {"word": "burnunu sürtmek (veya burnu sürtülmek)", "meanings": ["sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek, gururundan vazgeçmek"]}, {"word": "burnunun dibine sokulmak", "meanings": ["çok yaklaşmak, iyice yaklaşmak"]}, {"word": "burnunun dikine (veya doğrusuna) gitmek", "meanings": ["öğüt dinlemeyerek kendi bildiği gibi davranmak"]}, {"word": "burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek", "meanings": ["dar düşünceli olmak"]}, {"word": "burnunun ucunu görmemek", "meanings": ["çok sarhoş olmak", "dalgın, dikkatsiz olmak"]}, {"word": "burun buruna olmak", "meanings": ["çok yakınında bulunmak"]}, {"word": "burun buruna", "meanings": ["Birbirine çok yakın ve yüz yüze bir biçimde"]}, {"word": "burun boşlukları", "meanings": ["Burun deliklerinden yukarı doğru açılan, mukozayla kaplı boşluklar"]}, {"word": "burnunun yeli harman savurmak", "meanings": ["büyüklenmek, kibirlenmek", "çok öfkelenmek"]}, {"word": "burnunun yeli kırılmak", "meanings": ["öfkesi yok olmak"]}, {"word": "burun buruna gelmek", "meanings": ["beklenmedik bir anda karşılaşmak, birbirlerine çok yaklaşmak", "karşısında hissetmek"]}, {"word": "burun deliği", "meanings": ["Burnun iki boşluğundan her biri"]}, {"word": "Burundili", "meanings": ["Burundi halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "burun kanadı", "meanings": ["Burun deliğinin yan tarafındaki kabarık bölüm"]}, {"word": "burunduruk", "meanings": ["Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç, yavaşa"]}, {"word": "burunlamak", "meanings": ["Dışlamak", "Aşağılamak", "Sivriltmek"]}, {"word": "burunlu", "meanings": ["Herhangi bir biçimde burnu olan", "Çıkıntısı olan", "Kendini beğenmiş, kibirli"]}, {"word": "burunluk", "meanings": ["Burunsak"]}, {"word": "burun otu", "meanings": ["Burna çekilen tütün, enfiye"]}, {"word": "burunsak", "meanings": ["Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık, burunsalık, burunluk", "Hayvanların burunlarına geçirilen ip, burunsalık, burunluk"]}, {"word": "burun perdesi", "meanings": ["Burun boşluğunu ikiye ayıran bölme"]}, {"word": "burunsalık", "meanings": ["Burunsak"]}, {"word": "buruntu", "meanings": ["Buru, sancı, bağırsak bozukluğu"]}, {"word": "buruş buruş", "meanings": ["Çok buruşmuş"]}, {"word": "buruşma", "meanings": ["Buruşmak işi"]}, {"word": "buruşmak", "meanings": ["Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar oluşmak", "Ağızda kekrelik duymak", "Tiksinmek, hoşlanmamak"]}, {"word": "buruşturma", "meanings": ["Buruşturmak işi"]}, {"word": "buruşturmak", "meanings": ["Buruşuk duruma getirmek"]}, {"word": "buruşuk", "meanings": ["Gerginliği, düzgünlüğü kalmamış, buruşmuş olan"]}, {"word": "buruşukça", "meanings": ["Biraz buruşuk olan, pek düzgün olmayan"]}, {"word": "buruşukluk", "meanings": ["Buruşuk olma durumu", "Ciltte oluşmuş kırışık"]}, {"word": "buruşuksuz", "meanings": ["Buruşuğu olmayan"]}, {"word": "busbulanık", "meanings": ["Çok bulanık"]}, {"word": "buse", "meanings": ["Öpücük"]}, {"word": "bu sefer", "meanings": ["Bu defa, bu kez"]}, {"word": "buselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde on üç basit makamdan biri"]}, {"word": "buselikaşiran", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam"]}, {"word": "but", "meanings": ["İnsan vücudunun kalça ile diz arasındaki bölümü", "Hayvanların, arka bacaklarının gövdeye bitişik olan dolgun, etli bölümü"]}, {"word": "butafor", "meanings": ["Oyun için gerekli sahne eşyası"]}, {"word": "butaforcu", "meanings": ["Oyun için gerekli sahne eşyasını yapan uzman"]}, {"word": "butik", "meanings": ["Giyim ve süs eşyası satılan dükkân"]}, {"word": "butikçi", "meanings": ["Butik işleten kimse"]}, {"word": "butlan", "meanings": ["Batıl olma durumu", "Geçersizlik, hükümsüzlük", "Yanlışlık, haksızlık"]}, {"word": "butikçilik", "meanings": ["Butikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "buton", "meanings": ["Bazı aletleri çalıştırmaya yarayan düğme"]}, {"word": "buut", "meanings": ["Boyut", "Uzunluk"]}, {"word": "buydurmak", "meanings": ["Dondurmak, çok üşütmek"]}, {"word": "buyma", "meanings": ["Buymak işi"]}, {"word": "buymak", "meanings": ["Çok üşümek", "Soğuktan donarak ölmek"]}, {"word": "buyot", "meanings": ["Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası"]}, {"word": "buyruğu altına girmek", "meanings": ["bir kimse başka bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak"]}, {"word": "buyruk", "meanings": ["Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman", "Egemenlik"]}, {"word": "buyrukçu", "meanings": ["Buyuran, emreden kimse"]}, {"word": "buyruk kulu", "meanings": ["Emir kulu"]}, {"word": "buyrulma", "meanings": ["Buyrulmak işi"]}, {"word": "buyrulmak", "meanings": ["Buyurma işi yapılmak"]}, {"word": "buyrultu", "meanings": ["Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk"]}, {"word": "buyurganlık", "meanings": ["Buyurgan olma durumu"]}, {"word": "buyurgan", "meanings": ["Sık sık buyruk veren, buyruk verir gibi konuşan", "Kesin hüküm bildiren"]}, {"word": "buyurma", "meanings": ["Buyurmak işi"]}, {"word": "buyurmak", "meanings": ["Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek", "Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek", "Gelmek, gitmek, geçmek, girmek", "Almak", "Etmek, eylemek"]}, {"word": "buyur!", "meanings": ["`buyurun!` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "`anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "`söyleyiniz, emrediniz!` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "buyurun cenaze namazına!", "meanings": ["beklenmedik kötü bir durum karşısında üzüntü anlatan bir söz"]}, {"word": "buyur etmek", "meanings": ["buyurun diyerek konuğu saygı ile içeri almak", "sofraya çağırmak"]}, {"word": "buz bağlamak", "meanings": ["sıvıların yüzeyi donmak"]}, {"word": "buyuru", "meanings": ["Buyruk"]}, {"word": "buz gibi", "meanings": ["çok soğuk", "çok soğuk bir etki uyandıran (şey veya kimse)", "kesinlikle"]}, {"word": "buz", "meanings": ["Donarak katı duruma gelmiş su", "Çok soğuk bir etki uyandıran (şey veya kimse)"]}, {"word": "buz gibi soğumak", "meanings": ["birinden tiksinmek"]}, {"word": "buz kesilmek", "meanings": ["şaşılacak, üzülecek bir durum karşısında donakalmak"]}, {"word": "buz kesmek", "meanings": ["çok üşümek"]}, {"word": "buz tutmak", "meanings": ["sıvının üstünde buz oluşmak, buzla kaplanmak"]}, {"word": "buz üstüne yazı yazmak", "meanings": ["süresi, etkisi çok az olacak bir iş yapmak", "bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek"]}, {"word": "buzağı", "meanings": ["Yeni doğmuş, ana sütüyle beslenen sığır yavrusu"]}, {"word": "buzlar çözülmek", "meanings": ["buzlar erimeye ve kırılmaya başlamak", "aradaki soğukluk, dargınlık, gerginlik ortadan kalkmak"]}, {"word": "buzağılama", "meanings": ["Buzağılamak işi"]}, {"word": "buzağılamak", "meanings": ["Sığır yavrulamak"]}, {"word": "buzağılaşma", "meanings": ["Buzağılaşmak işi"]}, {"word": "buzağılaşmak", "meanings": ["Buzağı durumuna gelmek"]}, {"word": "buzağılı", "meanings": ["Buzağısı olan"]}, {"word": "buzağısız", "meanings": ["Buzağısı olmayan"]}, {"word": "buzculuk", "meanings": ["Buzcunun yaptığı iş"]}, {"word": "buzcu", "meanings": ["Buz satan kimse"]}, {"word": "buzçözer", "meanings": ["Buzu çözen, donmayı önleyen alet"]}, {"word": "buz dağı", "meanings": ["Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası, aysberg"]}, {"word": "buzdolabı", "meanings": ["Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap, soğutucu, frijider"]}, {"word": "buzdolabı gibi", "meanings": ["çok soğuk bir etki uyandıran (kimse)"]}, {"word": "buz duvarı", "meanings": ["Samimi olmamaktan ortaya çıkan, arzu edilmeyen, arada soğukluk yaratan durum"]}, {"word": "buzdolabına kaldırmak", "meanings": ["bir konuda anlaşmaya varılamadığı için onu bir süre gündem dışında bırakmak"]}, {"word": "buz kalıbı", "meanings": ["Suyun belli biçimlerde donmasını sağlayan özel kap"]}, {"word": "buzhane", "meanings": ["Buz yapılan yer", "Soğuk hava deposu"]}, {"word": "buzla", "meanings": ["Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı, bankiz, aysfilt"]}, {"word": "buzkıran", "meanings": ["Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi"]}, {"word": "buzlanma", "meanings": ["Buzlanmak işi"]}, {"word": "buzlanmak", "meanings": ["Buzla kaplanmak, buz tutmak"]}, {"word": "buzlaşmak", "meanings": ["Buz durumuna gelmek"]}, {"word": "buzlaşma", "meanings": ["Buzlaşmak işi"]}, {"word": "buzlu cam", "meanings": ["Saydamlığı giderilmiş cam", "Televizyon ekranı"]}, {"word": "buzluğan", "meanings": ["Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi"]}, {"word": "buzlu", "meanings": ["Buz tutmuş, buz bağlamış olan", "Buz içinde tutularak, içine buz katılarak soğutulmuş"]}, {"word": "buzluk", "meanings": ["Yiyecek ve içecekleri soğutarak saklamak için kullanılan, buzla soğutulan kap veya dolap", "Buzdolabının içinde buz yapan bölme"]}, {"word": "buz torbası", "meanings": ["Tedavi amacıyla kullanılan ve içinde buz parçaları bulunan plastik torba"]}, {"word": "buzuki", "meanings": ["Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı"]}, {"word": "buzul", "meanings": ["Kutup bölgelerinde veya dağ başlarında bulunan büyük kar ve buz kütlesi, cümudiye"]}, {"word": "buzul bilimi", "meanings": ["Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü, glasyoloji"]}, {"word": "Buzul Çağı", "meanings": ["Dördüncü Çağ'ın, yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğu dönemi, pleistosen"]}, {"word": "Buzul Dönemi", "meanings": ["Buzulların yayıldığı Dördüncü Çağ"]}, {"word": "buzul bilimci", "meanings": ["Buzul bilimi uzmanı, glasyolog, glasyolojist"]}, {"word": "buzul kar", "meanings": ["Bir buzulun oluşmasında temel olan katılaşmış kar kümesi"]}, {"word": "buzul kaynağı", "meanings": ["Buzulun eriyerek toprağın altına inen suyunu dışarıya veren kaynak"]}, {"word": "buzullaşma", "meanings": ["Buzul durumuna gelme", "Geniş veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı"]}, {"word": "buzullaşmak", "meanings": ["Buzul durumuna gelmek"]}, {"word": "buzul masası", "meanings": ["Çevresindeki buzlar erirken altına rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak üzerinde kalan kütle"]}, {"word": "buzulsuz", "meanings": ["Buzulu olmayan"]}, {"word": "buzullu", "meanings": ["Buzulu olan"]}, {"word": "buzul taş", "meanings": ["Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar, moren"]}, {"word": "buzul seli", "meanings": ["Buzulun erimesiyle oluşan sel"]}, {"word": "buz yalağı", "meanings": ["Yüksek dağlarda kalıcı kar ve buzulun birlikte oluşturduğu, arkası ve yanları dik, önü açık, çember biçimli çukurluk, yalak"]}, {"word": "bücür", "meanings": ["Ufak tefek ve kısa boylu (kimse)", "Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan"]}, {"word": "bücürlük", "meanings": ["Bücür olma durumu"]}, {"word": "büfeci", "meanings": ["Büfe işleten kimse"]}, {"word": "büfe", "meanings": ["Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap", "Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa", "Yiyecek, içecek, gazete, dergi vb.nin satıldığı küçük dükkân"]}, {"word": "büfecilik", "meanings": ["Büfecinin yaptığı iş"]}, {"word": "büğelek", "meanings": ["Büve"]}, {"word": "büğeme", "meanings": ["Büğemek işi"]}, {"word": "büğemek", "meanings": ["Önüne bent yaparak suyu toplamak"]}, {"word": "bühtan", "meanings": ["Kara çalma, iftira"]}, {"word": "bühtan etmek", "meanings": ["kara çalmak, iftira etmek"]}, {"word": "bük", "meanings": ["Dönemeç", "Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar, büklük", "Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu", "Böğürtlen"]}, {"word": "büğet", "meanings": ["Gölet"]}, {"word": "büken", "meanings": ["Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı"]}, {"word": "büklük", "meanings": ["Bük"]}, {"word": "büklüm", "meanings": ["Kıvrım", "Dönemeç, viraj"]}, {"word": "büklüm büklüm", "meanings": ["Çok büklümlü, kıvrım kıvrım"]}, {"word": "bükme", "meanings": ["Bükmek işi", "Bükülmüş kaytan veya iplik", "Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı"]}, {"word": "bükmek", "meanings": ["Sertçe çevirmek, kıvırmak", "Birkaç tel ipliği burarak sarmak", "Eğmek", "Katlamak", "Döndürmek"]}, {"word": "büktürme", "meanings": ["Büktürmek işi"]}, {"word": "bükemediğin eli öp başına koy", "meanings": ["`düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "büktürmek", "meanings": ["Bükme işini yaptırmak, kıvırtmak"]}, {"word": "bükücü", "meanings": ["Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse"]}, {"word": "bükücülük", "meanings": ["Bükücünün yaptığı iş"]}, {"word": "bükük", "meanings": ["Bükülmüş, eğilmiş olan"]}, {"word": "bükülgen", "meanings": ["Kolay eğilip bükülen", "Bükünlü"]}, {"word": "bükülgenlik", "meanings": ["Bükülgen olma durumu"]}, {"word": "bükülme", "meanings": ["Bükülmek işi"]}, {"word": "bükülmek", "meanings": ["Bükme işine konu olmak, katlanmak", "İplik eğrilmek", "Eğilmek", "Yönelmek"]}, {"word": "bükülüş", "meanings": ["Bükülme işi"]}, {"word": "bükülü", "meanings": ["Bükülmüş olan"]}, {"word": "büküm", "meanings": ["Bükme işi", "Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım", "Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı"]}, {"word": "bükümlü", "meanings": ["Bükülmüş olan, bükümü olan"]}, {"word": "bükümsüz", "meanings": ["Bükülmemiş olan, bükümü olmayan"]}, {"word": "bükünlü", "meanings": ["Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan, bükülgen, insirafi"]}, {"word": "bükün", "meanings": ["Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması, insiraf"]}, {"word": "bükünlü dil", "meanings": ["Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından kelime köklerini değiştiren dil"]}, {"word": "bükünmek", "meanings": ["Kıvrılmak, bükülmek", "Ağrıdan, sancıdan kıvranmak"]}, {"word": "bükünme", "meanings": ["Bükünmek işi"]}, {"word": "büküntü", "meanings": ["Bükme sonucu oluşan biçim veya iz", "Bağırsakta olan ağrı", "Dönemeç, viraj"]}, {"word": "büküş", "meanings": ["Bükme işi"]}, {"word": "bülbül gibi konuşmak (veya okumak)", "meanings": ["kolaylıkla konuşmak, okumak", "itiraf etmek"]}, {"word": "bülbül gibi konuşturmak (veya söyletmek)", "meanings": ["itiraf ettirmek"]}, {"word": "bülbül", "meanings": ["Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos)", "Sesi çok güzel olan kimse"]}, {"word": "bülbül gibi söylemek", "meanings": ["bildiklerini hiçbir şey saklamadan söylemek, itiraf etmek"]}, {"word": "bülbül kesilmek", "meanings": ["bir etki veya baskı altında çokça konuşmak"]}, {"word": "bülbül gibi şakımak", "meanings": ["güzel sesle, neşeyle konuşmak", "itiraf etmek"]}, {"word": "bülbülü altın kafese koymuşlar, \\", "meanings": ["`kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bülbülün çektiği dili belası", "meanings": ["`ilerisi düşünülmeden söylenen söz insanın başına dert açabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bülbülkonağı", "meanings": ["Bir hamur tatlısı türü"]}, {"word": "bülbül çanağı", "meanings": ["Çok ufak kâse"]}, {"word": "bülbülleşme", "meanings": ["Bülbülleşmek işi"]}, {"word": "bülbülleşmek", "meanings": ["Bülbül gibi ötmek veya şakımak"]}, {"word": "bülten", "meanings": ["Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru", "Dergi"]}, {"word": "bülbülyuvası", "meanings": ["Daire biçiminde, ortası çukur ve bu çukur yere piştikten sonra dövülmüş Antep fıstığı konulan bir hamur tatlısı türü"]}, {"word": "bürokratik", "meanings": ["Kamu yönetimi ile ilgili", "Bürokrasiyle ilgili"]}, {"word": "bünye", "meanings": ["Vücut yapısı", "Yapılış, kuruluş", "Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı"]}, {"word": "bünyece", "meanings": ["Bünye olarak, bünye bakımından"]}, {"word": "bürgülü", "meanings": ["Bürgüsü olan"]}, {"word": "bürgü", "meanings": ["Başörtüsü", "Çarşaf", "Atkı", "İnce perde"]}, {"word": "büro", "meanings": ["Çalışma odası, yazıhane", "Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri", "Bölüm, şube", "Yazı masası"]}, {"word": "bürokrasi", "meanings": ["Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu", "Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik"]}, {"word": "bürudet", "meanings": ["Soğukluk"]}, {"word": "bürokrat", "meanings": ["Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici", "Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist"]}, {"word": "bürük", "meanings": ["Çarşaf, başörtüsü", "Duvak"]}, {"word": "bürülü", "meanings": ["Bürünmüş"]}, {"word": "bürüm bürüm", "meanings": ["Katlanarak"]}, {"word": "bürümcek", "meanings": ["Koza gibi yumaklanmış şey"]}, {"word": "bürümcük", "meanings": ["Ham ipekten dokunmuş ince kumaş", "Bu kumaştan yapılmış", "Ham ipekten yapılmış başörtüsü"]}, {"word": "bürüme", "meanings": ["Bürümek işi"]}, {"word": "bürümek", "meanings": ["Sarmak, kaplamak, örtmek, basmak, istila etmek", "Çok, güçlü etkilemek"]}, {"word": "bürünme", "meanings": ["Bürünmek işi"]}, {"word": "bürünmek", "meanings": ["Bürüme işine konu olmak", "Herhangi bir görünüşe, kimliğe girmek"]}, {"word": "büsbütün", "meanings": ["İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli"]}, {"word": "bütan", "meanings": ["Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan HC formülündeki hidrokarbür gazı"]}, {"word": "büst", "meanings": ["Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü", "Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü"]}, {"word": "bütçe", "meanings": ["Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü", "Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar"]}, {"word": "bütçeleme", "meanings": ["Bütçelemek işi"]}, {"word": "bütçe açığı", "meanings": ["Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu"]}, {"word": "bütçelemek", "meanings": ["Bütçe yapmak veya hazırlamak"]}, {"word": "bütçe yılı", "meanings": ["Bir bütçenin uygulanmaya başladığı günden ertesi yıl aynı güne kadar geçen süre"]}, {"word": "büten", "meanings": ["Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı"]}, {"word": "bütün bütün", "meanings": ["Büsbütün, tamamıyla"]}, {"word": "bütün", "meanings": ["Eksiksiz, tam", "Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi", "Bozuk olmayan (para)", "Parçalanmamış", "Birlik, tamlık"]}, {"word": "bütüncü ekonomi", "meanings": ["Belli bir dönemdeki ekonomik etkinlik düzeyini belirleyen ve ekonomik büyüklükler arasındaki ilişkileri açıklayan ekonomi dalı, makroekonomi"]}, {"word": "bütüncül", "meanings": ["Totaliter"]}, {"word": "bütün bütüne", "meanings": ["Bütün olarak, tamamıyla"]}, {"word": "bütüncüllük", "meanings": ["Totaliterlik"]}, {"word": "bütünleme", "meanings": ["Tamamlama, tam duruma getirme, ikmal", "Bütünleme sınavı"]}, {"word": "bütünlemeye kalmak", "meanings": ["bir öğrenci yarıyıl veya öğretim yılı sonunda derslerinde başarısızlığa uğramak, ikmale kalmak"]}, {"word": "bütünlemek", "meanings": ["Eksiksiz duruma getirmek, tamamlamak", "Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek"]}, {"word": "bütünlemeli", "meanings": ["Bütünleme sınavına girmesi gereken (öğrenci)"]}, {"word": "bütünleme sınavı", "meanings": ["Okullarda başarısız olan öğrenciler için yapılan ek sınav, bütünleme, ikmal imtihanı"]}, {"word": "bütünlenme", "meanings": ["Bütünlenmek işi"]}, {"word": "bütünlenmek", "meanings": ["Bütünleme işine konu olmak, ikmal edilmek, tamamlanmak"]}, {"word": "bütünler", "meanings": ["Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen, mütemmim"]}, {"word": "bütünler açı", "meanings": ["Ölçülerinin toplamını 180 dereceye çıkaran açılardan her biri, bütey"]}, {"word": "bütünleşme", "meanings": ["Bütünleşmek işi, entegrasyon"]}, {"word": "bütünletme", "meanings": ["Bütünletmek işi"]}, {"word": "bütünleşmek", "meanings": ["Bütün duruma gelmek"]}, {"word": "bütünletmek", "meanings": ["Bütün durumuna getirmek, tamamlatmak"]}, {"word": "bütünleyen", "meanings": ["Bütün durumuna getiren, mütemmim"]}, {"word": "bütünlük", "meanings": ["Bütün olma durumu, tamamiyet"]}, {"word": "bütünsel", "meanings": ["Bütün niteliğinde olan, bütünle ilgili, total"]}, {"word": "bütünsellik", "meanings": ["Bütünsel olma durumu, totallik"]}, {"word": "büve", "meanings": ["Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis)"]}, {"word": "büvet", "meanings": ["Gölet"]}, {"word": "büvet", "meanings": ["İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe"]}, {"word": "büyü", "meanings": ["Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı", "Karşı durulamaz güçlü etki"]}, {"word": "büyü bozmak", "meanings": ["yapılmış bir büyüyü etkisiz duruma getirmek"]}, {"word": "büyü bozulmak", "meanings": ["yapılmış bir büyü etkisiz duruma getirilmek", "önceden hissedilen duygular hissedilmez olmak", "var olan etki ortadan kalkmak"]}, {"word": "büyüsüne kapılmak (veya tutulmak)", "meanings": ["bir şeyin, bir kimsenin çekiciliğinden kurtulamamak"]}, {"word": "büyü yapmak", "meanings": ["büyü yolu ile etki altına almaya veya aldırmaya çalışmak"]}, {"word": "büyücek", "meanings": ["Biraz büyük, büyüğe yakın"]}, {"word": "büyücü", "meanings": ["Büyü yapan kimse, bağıcı, afsuncu, efsuncu, afsuncu, sihirbaz", "Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse"]}, {"word": "büyücülük", "meanings": ["Büyücünün yaptığı iş, bağıcılık, efsunculuk, afsunculuk, sihirbazlık"]}, {"word": "büyük", "meanings": ["Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı", "Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)", "Niceliği çok olan", "Üstün niteliği olan", "Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş", "Önemli", "Büyük abdest", "Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse"]}, {"word": "büyük balık küçük balığı yutar", "meanings": ["`güçlüler, güçsüzleri ezer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "büyük başın derdi büyük olur", "meanings": ["`büyük işlerin başında bulunanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "büyük gelmek", "meanings": ["kıyafet, bol ve geniş olmak"]}, {"word": "büyük görmek (veya bilmek veya tutmak)", "meanings": ["kendini veya başkasını olduğundan üstün saymak, yüceltmek"]}, {"word": "büyük laf etmek", "meanings": ["büyük söylemek"]}, {"word": "büyük (söz) söylemek", "meanings": ["yapacağı bir şey hakkında kesin konuşarak övünmek"]}, {"word": "büyük lokma ye büyük söz söyleme", "meanings": ["`başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "büyük oynamak", "meanings": ["çok para koyarak kumar oynamak", "büyük risk ve beklentilerle bir işe girişmek"]}, {"word": "büyük sözüme tövbe!", "meanings": ["bir konuda çok kesin konuşulduğunda tersi bir durumun başa gelmemesi dileğini belirten bir söz"]}, {"word": "büyük yemin etmek", "meanings": ["bir şeyi yapmamak konusunda en kutsal şeyler üzerine ant içmek"]}, {"word": "büyükle büyük, küçükle küçük olmak", "meanings": ["her yaş ve durumdaki kişilere karşı dostça, arkadaşça davranmak"]}, {"word": "büyükten büyüğe", "meanings": ["mirasın kardeşler arasında önce büyüğe, o öldüğünde kalanların en büyüğüne geçmesi kuralı"]}, {"word": "büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpmek", "meanings": ["saygı ve sevgi göstermek"]}, {"word": "büyük abdesti gelmek", "meanings": ["dışkı yapma ihtiyacı duymak"]}, {"word": "büyük abdest", "meanings": ["Dışkı, büyük"]}, {"word": "büyük aile", "meanings": ["Büyükbaba, büyükanne ile bunların evli oğullarından, gelinlerinden ve çocuklarından oluşan aile"]}, {"word": "büyükana", "meanings": ["Büyükanne"]}, {"word": "büyük amiral", "meanings": ["Bazı ülkelerde kara ordusunda mareşale denk sayılan donanma subaylarının en yüksek aşamasındaki amiral"]}, {"word": "büyükanne", "meanings": ["Nine"]}, {"word": "ana atardamar", "meanings": ["Kalbin kasılması ile sol karıncığındaki kanı bütün vücuda taşıyan en büyük atardamar, aort"]}, {"word": "Büyükayı", "meanings": ["Kuzey yarım kürede yedi parlak yıldızı yardımıyla Kutup Yıldızı'nı bulmada kullanılan takımyıldız, Yedigir, Dübbüekber"]}, {"word": "büyükbaş", "meanings": ["Sığır, manda vb. kasaplık hayvanlara verilen genel ad, kocabaş"]}, {"word": "büyükbaba", "meanings": ["Dede"]}, {"word": "büyük boy", "meanings": ["Normal ölçülerden daha büyük"]}, {"word": "büyükçe", "meanings": ["Biraz büyük", "Oldukça önemli"]}, {"word": "büyük çember", "meanings": ["Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember"]}, {"word": "büyük dalga", "meanings": ["Uzun dalga radyo yayını"]}, {"word": "büyük defter", "meanings": ["Ticari kuruluşların aylık bilanço hesaplarını gösteren defter, ana defter, defterikebir"]}, {"word": "büyükelçi", "meanings": ["Bir devletin başka bir devletteki en üst düzey temsilcisi, sefirikebir"]}, {"word": "büyük harf", "meanings": ["Özel adlarla cümle başları gibi yerlerde kullanılan ve büyük yazılan harf, majüskül"]}, {"word": "büyük hanım", "meanings": ["Aile içinde saygın yeri olan ve sözü geçen yaşlı kadın"]}, {"word": "büyükelçilik", "meanings": ["Büyükelçi olma durumu", "Büyükelçinin yaptığı iş", "Büyükelçi ve elçilikte çalışanların içinde bulunduğu bina"]}, {"word": "büyük kalori", "meanings": ["Bir atmosfer basınç altında 1 kilogram suyun sıcaklığını 14,5 °C'den 15,5 °C'ye çıkarmak için gereken ısı enerjisi miktarı, kilokalori"]}, {"word": "büyük kan dolaşımı", "meanings": ["Akciğerlerden sol kulakçığa oradan da sol karıncığa gelen temiz kanın ana atardamarlar aracılığıyla organlara taşınması "]}, {"word": "büyüklenme", "meanings": ["Büyüklenmek işi, kibir, kurum(III), heyheylenme"]}, {"word": "büyüklenmek", "meanings": ["Kendini büyük göstermek, büyüklük taslamak, kibirlenmek, heyheylenmek"]}, {"word": "büyüklük", "meanings": ["Büyük olma durumu", "Ululuk", "Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış", "Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü"]}, {"word": "büyüklük göstermek", "meanings": ["gönül ululuğu göstermek"]}, {"word": "büyüklük satmak", "meanings": ["gururlanıp üstünlük taslamak"]}, {"word": "büyüklük taslamak", "meanings": ["kendini üstün görmeye çalışmak, böbürlenmek"]}, {"word": "büyüklük sende kalsın", "meanings": ["`karşı taraf kıymet bilmese de sen yine affet` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "büyüklük hastalığı", "meanings": ["Kendini olduğundan daha büyük ve önemli görme, gösterme hastalığı, megalomani"]}, {"word": "büyüklü küçüklü", "meanings": ["Büyük küçük hepsi bir arada"]}, {"word": "büyük mağaza", "meanings": ["Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri, süpermarket, grosmarket"]}, {"word": "büyük mevlit ayı", "meanings": ["Ay takviminin üçüncü ayı, rebiyülevvel"]}, {"word": "büyükpeder", "meanings": ["Büyükbaba, dede"]}, {"word": "büyükseme", "meanings": ["Büyüksemek işi"]}, {"word": "büyük para", "meanings": ["Çok para"]}, {"word": "büyük önerme", "meanings": ["Tasımın öncüllerinden büyük olanı, majör"]}, {"word": "büyük sesli uyumu", "meanings": ["Büyük ünlü uyumu"]}, {"word": "büyüksemek", "meanings": ["Büyük olduğunu kabul etmek"]}, {"word": "büyüksü", "meanings": ["Büyüğü andıran, büyüğe benzeyen, büyük gibi"]}, {"word": "büyükşehir", "meanings": ["Merkezî idarenin vali yönetimindeki şehirlerinden nüfus ve ticaret bakımından belli bir büyüklükte olanı, megakent, megapol"]}, {"word": "büyük tansiyon", "meanings": ["Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı"]}, {"word": "büyük tövbe ayı", "meanings": ["Ay takviminin beşinci ayı, cemaziyelevvel"]}, {"word": "büyüleme", "meanings": ["Büyülemek işi, efsunlama, afsunlama"]}, {"word": "büyük terim", "meanings": ["Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taşıyan terim"]}, {"word": "büyük ünlü uyumu", "meanings": ["Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalın bir ünlü `a, ı, o, u` varsa ondan sonra gelen bütün hecelerin kalın ünlülerle, ince bir ünlü `e, i, ö, ü` varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı, büyük sesli uyumu: çocuklaşmak, denizcilik gibi"]}, {"word": "büyülemek", "meanings": ["Büyü ile etki altına almak, efsunlamak, afsunlamak", "Çekiciliği ile etkisi altına almak, birini kendine bağlamak, teshir etmek"]}, {"word": "büyüleniş", "meanings": ["Büyülenme işi"]}, {"word": "büyülenme", "meanings": ["Büyülenmek işi, efsunlanma, afsunlanma, sihirlenme"]}, {"word": "büyülenmek", "meanings": ["Büyüleme işine konu olmak, efsunlanmak, afsunlanmak, sihirlenmek, avurtlanmak"]}, {"word": "büyültme", "meanings": ["Büyültmek işi", "Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi, agrandisman"]}, {"word": "büyülteç", "meanings": ["Fotoğraf ve resim büyültmeye, büyültüp basmaya yarayan aygıt, agrandisör"]}, {"word": "büyültmek", "meanings": ["Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek", "Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak", "Abartmak"]}, {"word": "büyüleyiş", "meanings": ["Büyüleme işi"]}, {"word": "büyülü", "meanings": ["Kendisine büyü yapılmış (kimse)", "Büyü gücü olan, sihirli, afsunlu, efsunlu, füsunlu, füsunkâr, efsunkâr, sihirkâr", "Çok etkileyici"]}, {"word": "büyüme", "meanings": ["Büyümek işi"]}, {"word": "büyümek", "meanings": ["Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek", "Yetişmek", "Yaşı artmak, yaşlanmak", "Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak", "Sayıca artmak", "Genişlemek", "Önem ve değer kazanmak"]}, {"word": "büyümüş de küçülmüş", "meanings": ["konuşması ve davranışları yaşına uymayan, büyüklerinki gibi olan"]}, {"word": "büyüsel", "meanings": ["Büyü ile ilgili olan"]}, {"word": "büyüteç", "meanings": ["Cisimleri büyüterek gösteren alet, pertavsız"]}, {"word": "büyütme", "meanings": ["Büyütmek işi", "Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse", "Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı"]}, {"word": "büyütken doku", "meanings": ["Sürgen doku"]}, {"word": "büyütmek", "meanings": ["Büyük duruma getirmek, genişletmek", "Yetiştirmek, bakmak", "Abartmak, mübalağa etmek"]}, {"word": "büyütülme", "meanings": ["Büyütülmek işi"]}, {"word": "büyütürlük", "meanings": ["Aşırılaştırma"]}, {"word": "büyütülmek", "meanings": ["Büyütme işi yapılmak"]}, {"word": "büzdürme", "meanings": ["Büzdürmek işi"]}, {"word": "büz", "meanings": ["Künk"]}, {"word": "büzgen", "meanings": ["Kasılarak vücuttaki herhangi bir deliği açan veya kapayan çember biçimindeki kasların genel adı"]}, {"word": "büzdürmek", "meanings": ["Büzmek", "Büzme işini birine yaptırmak"]}, {"word": "büzgü", "meanings": ["Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım"]}, {"word": "büzgüleme", "meanings": ["Büzgülemek işi"]}, {"word": "büzgülü", "meanings": ["Büzgüsü olan, büzülerek dikilmiş olan"]}, {"word": "büzgülemek", "meanings": ["Büzgü şeklini vermek"]}, {"word": "büzgüsüz", "meanings": ["Büzgüsü olmayan"]}, {"word": "büzme", "meanings": ["Büzmek işi", "Ağzı büzülerek kapatılan (kese, torba, çarşaf vb.)"]}, {"word": "büzük ister", "meanings": ["`yüreklilik, cesaret göstermek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "büzmek", "meanings": ["Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek", "Kısmak"]}, {"word": "büzük", "meanings": ["Toplanarak büzülmüş", "Anüs"]}, {"word": "büzüktaş", "meanings": ["Kafadar"]}, {"word": "büzülmek", "meanings": ["Büzme işi yapılmak", "Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek"]}, {"word": "büzülme", "meanings": ["Büzülmek işi"]}, {"word": "büzülüp oturmak (veya kalmak)", "meanings": ["bir kenarda çekingen bir tavırla oturmak"]}, {"word": "büzülüş", "meanings": ["Büzülme işi"]}, {"word": "büzüşmek", "meanings": ["Büzülerek alan hacmini küçültmek, kırışmak", "İlişmek", "Kasılmak"]}, {"word": "büzüşme", "meanings": ["Büzüşmek işi", "Birleşik kelimelerin oluşturulmasında iki ayrı hecedeki ünlünün tek hecede toplanması, kontraksiyon: kahve altı > kahvaltı, ne için > niçin vb"]}, {"word": "büzüşük", "meanings": ["Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan, büzüşmüş", "Kırışık"]}, {"word": "C", "meanings": ["Karbon elementinin simgesi", "Romen rakamları dizisinde 100 sayısını gösterir"]}, {"word": "Ca", "meanings": ["Kalsiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "cacık", "meanings": ["Yoğurt, ayran içine hıyar veya marul doğranarak yapılan, çoğu kez sarımsaklı, iştah açıcı yiyecek"]}, {"word": "caba", "meanings": ["Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey, bedava", "(ca'ba) Fazla olarak, fazladan, üstelik"]}, {"word": "cabadan", "meanings": ["Bedavadan"]}, {"word": "cadaloz", "meanings": ["Çok konuşan, huysuz ve şirret (kadın)", "Çirkin, yaşlı (kadın)"]}, {"word": "cadalozlaşma", "meanings": ["Cadalozlaşmak işi"]}, {"word": "cadalozlaşmak", "meanings": ["Cadaloz gibi davranmak"]}, {"word": "bıyığı (veya bıyıkları) terlemek", "meanings": ["bıyığı yeni yeni çıkmaya başlamak"]}, {"word": "bıyığını balta kesmez olmak", "meanings": ["kimseden korkusu olmamak"]}, {"word": "bıyıkları ele almak", "meanings": ["delikanlılık çağına girmek"]}, {"word": "bıyığını silmek", "meanings": ["bir işi olmuş bitmiş sayarak onunla uğraşmaktan vazgeçmek"]}, {"word": "bıyıklanmak", "meanings": ["Bıyığı çıkmak, bıyıklı duruma gelmek"]}, {"word": "bıyıklı", "meanings": ["Bıyığı olan"]}, {"word": "bıyıklanma", "meanings": ["Bıyıklanmak işi"]}, {"word": "biat", "meanings": ["Bir kimsenin egemenliğini tanıma", "Osmanlı Devleti'nde padişah öldüğünde tahta geçecek oğlunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul edilip onaylanması"]}, {"word": "biat etmek", "meanings": ["birinin egemenliğini tanımak, kabul etmek"]}, {"word": "bıyıklı balık", "meanings": ["Sazangillerden, büyüklerinin boyu 2 metreyi bulan, eti sevilen bir balık (Barbus fluviatilis)"]}, {"word": "bıyıksız", "meanings": ["Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan"]}, {"word": "bızbız", "meanings": ["Davula sol elle vurulan ince değnek"]}, {"word": "bızır", "meanings": ["Kadınlık organının üst yanında cinsel zevk duyumu noktası olan bölüm, dılak, klitoris"]}, {"word": "bızdık", "meanings": ["Ufak çocuk"]}, {"word": "biaman", "meanings": ["Amansız"]}, {"word": "Bi", "meanings": ["Bizmut elementinin simgesi"]}, {"word": "bibaht", "meanings": ["Bahtsız"]}, {"word": "bibehre", "meanings": ["Behresiz"]}, {"word": "biber", "meanings": ["Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum)", "Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü", "Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü"]}, {"word": "biber gibi", "meanings": ["çok acı"]}, {"word": "biber gibi yakmak", "meanings": ["deri, göz vb.ni çok acıtmak", "çok üzmek, dertlendirmek"]}, {"word": "biber gibi yanmak", "meanings": ["deri, göz vb. çok acımak", "çok üzülmek, dertlenmek"]}, {"word": "biberiye", "meanings": ["Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki (Rosmarinus officinalis)"]}, {"word": "biberleme", "meanings": ["Biberlemek işi"]}, {"word": "biberli", "meanings": ["İçine biber katılmış", "Acı"]}, {"word": "biberlemek", "meanings": ["Biber serpmek, biber katmak"]}, {"word": "biberlik", "meanings": ["Biber konulan küçük kap", "Biber yetiştirilen yer"]}, {"word": "biberon", "meanings": ["Genellikle süt çocuklarına süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanılan emzikli şişe"]}, {"word": "biber salçası", "meanings": ["Kırmızıbiberden yapılmış salça"]}, {"word": "bibersiz", "meanings": ["İçine biber katılmamış", "Acısız"]}, {"word": "bibi", "meanings": ["Hala"]}, {"word": "bibliyofil", "meanings": ["Kitapsever"]}, {"word": "bibliyografi", "meanings": ["Kaynakça"]}, {"word": "bibliyograf", "meanings": ["Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman"]}, {"word": "biblo", "meanings": ["Çeşitli maddelerden yapılan heykel, vazo vb. zarif, küçük süs eşyası"]}, {"word": "bibliyografya", "meanings": ["Kaynakça"]}, {"word": "bibliyografik", "meanings": ["Kaynakçayla ilgili"]}, {"word": "bibliyoman", "meanings": ["Kitap düşkünü"]}, {"word": "bibliyomani", "meanings": ["Kitap düşkünlüğü"]}, {"word": "bibliyotek", "meanings": ["Kitaplık"]}, {"word": "bibliyotekçi", "meanings": ["Kütüphaneci"]}, {"word": "biblo gibi", "meanings": ["ufak tefek, zarif (kız)"]}, {"word": "bicik", "meanings": ["Meme", "Meme başı"]}, {"word": "biçare", "meanings": ["Çaresiz"]}, {"word": "biçare olmak", "meanings": ["çaresiz kalmak"]}, {"word": "biçem", "meanings": ["Üslup"]}, {"word": "biçarelik", "meanings": ["Biçare olma durumu, zavallılık, çaresizlik"]}, {"word": "biçerbağlar", "meanings": ["Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine"]}, {"word": "biçerdöver", "meanings": ["Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine"]}, {"word": "biçilmek", "meanings": ["Biçme işine konu olmak"]}, {"word": "biçilme", "meanings": ["Biçilmek işi"]}, {"word": "biçim almak", "meanings": ["biçimlenmek, belli bir biçime girmek, şekillenmek"]}, {"word": "biçim", "meanings": ["Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl", "Yakışık alan şekil, uygun şekil", "Herhangi bir şeyin benzeri", "Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form", "Tarz", "Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format", "Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu", "Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil"]}, {"word": "biçim vermek (veya biçime sokmak)", "meanings": ["bir şeyi biçimlendirmek"]}, {"word": "biçim", "meanings": ["Biçme işi"]}, {"word": "biçim bilimi", "meanings": ["Yapı bilimi"]}, {"word": "biçim birimi", "meanings": ["Kelimelere dil bilgisi bakımından biçim veren, çoğu ek durumunda olan öge, morfem"]}, {"word": "biçimci", "meanings": ["Biçime sıkı sıkıya bağlılık yanlısı olan", "Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan, şekilci, şekilperest, formaliteci, formalist"]}, {"word": "biçimcilik", "meanings": ["Biçimci olma durumu, formalizm", "Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm"]}, {"word": "biçimlendirilme", "meanings": ["Biçimlendirilmek işi, şekillendirilme"]}, {"word": "biçimleme", "meanings": ["Biçimlemek işi", "Çeşitli maddelerin biçimsel imkânları ile birbirleri arasındaki düzen ilişkilerini araştırma işi, figürasyon"]}, {"word": "biçimlendirme", "meanings": ["Biçimlendirmek işi, şekillendirme"]}, {"word": "biçimlendirilmek", "meanings": ["Bir şeye biçim verilmek, şekillendirilmek"]}, {"word": "biçimlendirmek", "meanings": ["Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek", "Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak", "Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak"]}, {"word": "biçimlenme", "meanings": ["Biçimlenmek işi, şekillenme, şekilleşme, formasyon"]}, {"word": "biçimli", "meanings": ["Herhangi bir biçimde olan", "Biçimi güzel olan, mevzun", "Düzgün", "Uygun olarak, yakışacak bir biçimde"]}, {"word": "biçimlenmek", "meanings": ["Bir şey belli bir biçim kazanmak, şekillenmek, şekilleşmek"]}, {"word": "biçimsel", "meanings": ["Biçime dayanan, biçimle ilgili, şekle ait, şeklî, formel"]}, {"word": "biçimselleştirme", "meanings": ["Biçimselleştirmek işi"]}, {"word": "biçimsellik", "meanings": ["Biçime uygun olma durumu, formellik"]}, {"word": "biçimsiz", "meanings": ["Kendine özgü bir biçimi olmayan, biçimi bozuk, şekilsiz", "Kötü, hoş olmayan, yakışıksız", "Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde), amorf", "Kötü bir biçimde"]}, {"word": "biçimselleştirmek", "meanings": ["Biçimsel duruma getirmek", "Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek"]}, {"word": "biçimsizleşme", "meanings": ["Biçimsizleşmek işi"]}, {"word": "biçimsizleşmek", "meanings": ["Biçimsiz duruma gelmek, biçimi bozulmak"]}, {"word": "biçimsizlik", "meanings": ["Biçimsiz olma durumu", "Çirkinlik, yakışıksızlık"]}, {"word": "biçiş", "meanings": ["Biçme işi"]}, {"word": "biçki", "meanings": ["Dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesme işi"]}, {"word": "biçki yapmak", "meanings": ["dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesmek"]}, {"word": "biçkici", "meanings": ["Kumaşı belli bir modele göre biçen kimse"]}, {"word": "biçki dikiş yurdu", "meanings": ["Halka açık terzilik mesleğini öğretme ve uygulama yeri, biçki yurdu"]}, {"word": "biçme", "meanings": ["Biçmek işi", "Yontulmuş yapı taşı", "Prizma"]}, {"word": "biçki yurdu", "meanings": ["Biçki dikiş yurdu"]}, {"word": "biçmek", "meanings": ["Belli bir biçim vererek kesmek", "Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek", "Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek", "Yaylım ateşiyle öldürmek", "Değer, paha, fiyat belirlemek", "Tahmin etmek, kestirmek"]}, {"word": "biçtirme", "meanings": ["Biçtirmek işi"]}, {"word": "biçtirmek", "meanings": ["Biçme işini yaptırmak"]}, {"word": "bidar", "meanings": ["Uyanık, uyumayan"]}, {"word": "bidat", "meanings": ["İslam dininde Hz. Muhammed zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler", "Sonradan türeyen şey"]}, {"word": "bidayet", "meanings": ["Başlama, başlangıç"]}, {"word": "bidon", "meanings": ["İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap"]}, {"word": "bide", "meanings": ["Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı"]}, {"word": "bidoncu", "meanings": ["Bidon satan kimse"]}, {"word": "biftek", "meanings": ["Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi"]}, {"word": "bienal", "meanings": ["Yılaşırı"]}, {"word": "bigâne", "meanings": ["Yabancı", "İlgisiz"]}, {"word": "bigâne düşmek", "meanings": ["yabancılaşmak"]}, {"word": "bigânelik", "meanings": ["Yabancılık", "İlgisizlik"]}, {"word": "bigudi", "meanings": ["Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç, sarmaç"]}, {"word": "bigünah", "meanings": ["Günahsız"]}, {"word": "bihaber", "meanings": ["Habersiz", "Habersiz bir biçimde"]}, {"word": "bihakkın", "meanings": ["Hakkıyla, gerçekten"]}, {"word": "bihuş", "meanings": ["Şaşkın, sersem, aklı başında olmayan, deli"]}, {"word": "biilaç", "meanings": ["İlaçsız, çaresiz", "Umutsuz olarak"]}, {"word": "bijon anahtarı", "meanings": ["Araba tekerleklerinin somunlarını sökmek için kullanılan alet"]}, {"word": "bijuteri", "meanings": ["Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı", "Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası"]}, {"word": "bikarar", "meanings": ["Kararsız"]}, {"word": "bikarbonat", "meanings": ["Hidrojen karbonatların genel adı"]}, {"word": "bikes", "meanings": ["Kimsesiz", "Kimsesiz bir biçimde"]}, {"word": "bikeslik", "meanings": ["Kimsesizlik"]}, {"word": "bikir", "meanings": ["Kızlık"]}, {"word": "bikini", "meanings": ["Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi"]}, {"word": "bilader ağacı", "meanings": ["Amerikan elması"]}, {"word": "bilaistisna", "meanings": ["İstisnasız, ayrıksız, ayrım yapmaksızın"]}, {"word": "bilahare", "meanings": ["Sonra, sonradan, daha sonra, sonraları"]}, {"word": "bilakis", "meanings": ["Tersine olarak, tam tersine, tersine, aksine"]}, {"word": "bilanço", "meanings": ["Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge, dengelem", "Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu"]}, {"word": "bilar", "meanings": ["Katranlı kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir macun türü"]}, {"word": "bilardo", "meanings": ["Çuha kaplı bir masa üzerinde, fil dişi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun"]}, {"word": "bilardocu", "meanings": ["Bilardo oynayan veya oynatan kimse"]}, {"word": "bilardoculuk", "meanings": ["Bilardocunun yaptığı iş"]}, {"word": "bilcümle", "meanings": ["Bütün, hep"]}, {"word": "bilavasıta", "meanings": ["Araçsız", "Birinin aracılığı olmadan, doğrudan doğruya, aracısız"]}, {"word": "bildik", "meanings": ["Tanıdık (kimse veya şey)"]}, {"word": "bildik çıkmak", "meanings": ["birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanıştıklarını anlamak"]}, {"word": "bildirge", "meanings": ["Beyanname"]}, {"word": "bildiri", "meanings": ["Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto", "Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ"]}, {"word": "bildirilme", "meanings": ["Bildirilmek işi"]}, {"word": "bildirilmek", "meanings": ["Bildirme işine konu olmak, duyurulmak, haber verilmek"]}, {"word": "bildirim", "meanings": ["Bildirme işi", "Yazılı olarak yapılan açıklama, tebligat", "Bu açıklamanın yapıldığı kâğıt, ihbarname"]}, {"word": "bildirim ödencesi", "meanings": ["Süresi belli olmayan sürekli iş sözleşmelerinin daha önce bildirim yapılmaksızın yürürlükten kaldırılması sebebiyle yükümlü olanlarca karşı tarafa verilmesi zorunlu olan ödence, ihbar tazminatı"]}, {"word": "bildiriş", "meanings": ["Bildirme işi"]}, {"word": "bildirişim", "meanings": ["İletişim"]}, {"word": "bildirişme", "meanings": ["Bildirişmek işi"]}, {"word": "bildirişmek", "meanings": ["Bir duyguyu, bir düşünceyi işaretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaşmak"]}, {"word": "bildirme", "meanings": ["Bildirmek işi, beyan, tebliğ"]}, {"word": "bildirmek", "meanings": ["Herhangi bir şeyi haber vermek", "Herhangi bir konuda bilgi vermek", "Anlatmak, ifade etmek"]}, {"word": "bildirme cümlesi", "meanings": ["Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle"]}, {"word": "bileği taşı", "meanings": ["Bıçak, çakı, makas vb. kesici araçları bilemekte kullanılan ince taneli sarı şist"]}, {"word": "bildirme kipi", "meanings": ["Belli zaman kavramı veren belirli geçmiş, belirsiz geçmiş, şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman kiplerine verilen genel ad: gel-di, gel-miş, gel-i-yor, gel-ir, gel-ecek gibi"]}, {"word": "bile", "meanings": ["Da, de, dahi", "Birlikte", "Üstelik"]}, {"word": "bile bile", "meanings": ["Bilerek, isteyerek, önceden tasarlayarak, düşünülerek, kasten"]}, {"word": "bile bile lades", "meanings": ["kötü bir durumu öyle gerektiği için kabullenmiş görünme, bilerek aldanmış görünme", "sonucun kötü olacağını bilse bile bir işe girme"]}, {"word": "bilecen", "meanings": ["Her şeyi bilen, her şeyden anlayan", "Bilgiçlik taslayan, ukala"]}, {"word": "bilecenlik", "meanings": ["Bilecen olma durumu"]}, {"word": "bileği", "meanings": ["Kesici araçları bilemek için kullanılan alet"]}, {"word": "bilek", "meanings": ["Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm", "Güç, kuvvet"]}, {"word": "bilek gibi", "meanings": ["gür, kalın (saç veya akarsu)"]}, {"word": "bileğinde altın bileziği olmak", "meanings": ["kolunda altın bileziği olmak"]}, {"word": "bileğine güvenmek", "meanings": ["gücüne veya hünerine güvenmek"]}, {"word": "bileğinin hakkıyla (veya gücüyle veya kuvvetiyle veya zoruyla)", "meanings": ["kendi gücü ve kendi çalışması ile"]}, {"word": "bilek damarı", "meanings": ["Nabız"]}, {"word": "bilek güreşi", "meanings": ["İki kişinin, dirseklerini bir yere dayayarak birbirlerinin bileğini bükmeye çalışması"]}, {"word": "bileklik", "meanings": ["Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı", "Aksesuar amacıyla bileğe takılan ince zincir"]}, {"word": "bilek saati", "meanings": ["Bileğe takılan küçük saat, kol saati"]}, {"word": "bileme", "meanings": ["Bilemek işi"]}, {"word": "bilemek", "meanings": ["Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı vb.nde keskinleştirmek, keskin duruma getirmek, kılağılamak, zağlamak", "Güçlendirmek, etkisini artırmak"]}, {"word": "bilenme", "meanings": ["Bilenmek işi"]}, {"word": "bilenmek", "meanings": ["Bileme işine konu olmak, keskin duruma getirilmek", "Bir işe yoğun bir biçimde hazırlanmak, konsantre olmak", "Hırslanmak, aşırı derecede istemek"]}, {"word": "bileşen", "meanings": ["Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri"]}, {"word": "bileşik", "meanings": ["Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep", "Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde)", "Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası"]}, {"word": "bileşik faiz", "meanings": ["Belirlenmiş süreye dek birikmiş faizlerin anaparaya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz"]}, {"word": "bileşikgiller", "meanings": ["Bitişik yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan, bazı cinsleri uçucu yağ veya süt taşıyan bir familya"]}, {"word": "bileşik kaplar", "meanings": ["Birleşik kaplar"]}, {"word": "bileşik kap", "meanings": ["Birleşik kap"]}, {"word": "bileşik kesir", "meanings": ["Payı paydasına eşit veya payı paydasından büyük olan kesir"]}, {"word": "bileşik önerme", "meanings": ["En az iki önermeden oluşan yeni önerme"]}, {"word": "bileşim", "meanings": ["Bileşme işi", "İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma, terkip", "Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı", "Bileşme sonucu oluşan cisim"]}, {"word": "bileşke", "meanings": ["Bir araya gelme, toplaşma, birleşme", "Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet, muhassala"]}, {"word": "bileşme", "meanings": ["Bileşmek işi, terekküp"]}, {"word": "bileşmek", "meanings": ["İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak, terekküp etmek"]}, {"word": "bileştirme", "meanings": ["Bileştirmek işi"]}, {"word": "bileştirmek", "meanings": ["Bileşmesini sağlamak", "İki veya daha çok vektörün, paralel kenar kuralına uygun olarak geometrik toplamını almak"]}, {"word": "bilet", "meanings": ["Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge"]}, {"word": "bilet kesmek", "meanings": ["bileti koparıp alıcıya vermek, bilet satmak", "işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak"]}, {"word": "biletini kesmek", "meanings": ["ölümüne karar vermek", "işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak"]}, {"word": "biletçi", "meanings": ["Bilet satan görevli"]}, {"word": "biletçilik", "meanings": ["Biletçinin yaptığı iş"]}, {"word": "biletme", "meanings": ["Biletmek işi"]}, {"word": "biletli", "meanings": ["Bileti olan", "Bilet kullanılan"]}, {"word": "biletmek", "meanings": ["Bileme işini yaptırmak"]}, {"word": "bileyici", "meanings": ["Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan (kimse)"]}, {"word": "biletsiz", "meanings": ["Bileti olmayan", "Bilet kullanılmayan", "Bilet almadan, bilet kullanmadan"]}, {"word": "bileyicilik", "meanings": ["Bileyicinin yaptığı iş"]}, {"word": "bilezik", "meanings": ["Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka", "İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça", "Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka", "Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç", "Kelepçe"]}, {"word": "bilfarz", "meanings": ["Söz gelişi"]}, {"word": "bilfiil", "meanings": ["İş olarak, iş edinerek, gerçekten, eylemli olarak"]}, {"word": "bilezikli", "meanings": ["Bileziği olan", "Bilezik takmış olan"]}, {"word": "bilge", "meanings": ["Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse), hakim"]}, {"word": "bilgece", "meanings": ["Bilgeye yaraşır", "(bilge'ce) Bilgeye yaraşır bir biçimde, hakimane"]}, {"word": "bilgelik", "meanings": ["Bilge olma durumu ve niteliği", "Bilgi, hikmet", "İlk Çağ felsefesinde kendini tanımanın bilgisi, vukuf"]}, {"word": "bilgi", "meanings": ["İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat", "Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf", "İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf", "Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler", "Bilim", "Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam"]}, {"word": "bilgi edinmek", "meanings": ["bir durumu öğrenmek, bilgi almak"]}, {"word": "bilgi tazelemek", "meanings": ["önceden sahip olduğu bilgiyi yenilemek, güncelleştirmek"]}, {"word": "bilgici", "meanings": ["Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.), sofist"]}, {"word": "bilgicilik", "meanings": ["Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm", "Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık"]}, {"word": "bilgiç", "meanings": ["Bilgili (kimse)", "Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse)"]}, {"word": "bilgiçlik", "meanings": ["Bilgiç olma durumu"]}, {"word": "bilgiçlik satmak (veya taslamak)", "meanings": ["bilmediği hâlde bilir görünmek, bilgin geçinmek"]}, {"word": "bilgi işlem", "meanings": ["Özellikle bilgisayar vb. makinelerle yapılan işlemlerin düzenli bir biçimde yürütülmesi, veri işlem", "Kurum ve kuruluşlarda bu işlemlerin yürütüldüğü yer"]}, {"word": "bilgilendirme", "meanings": ["Bilgilendirmek işi", "Alt makamın üst makama bir konuda özet olarak verdiği bilgi veya açıklama, brifing"]}, {"word": "bilgilendirmek", "meanings": ["Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak, haberdar etmek"]}, {"word": "bilgi kuramı", "meanings": ["Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı, epistemoloji"]}, {"word": "bilgilenme", "meanings": ["Bilgilenmek işi"]}, {"word": "bilgilenmek", "meanings": ["Bilgi sahibi olmak, öğrenmek"]}, {"word": "bilgili", "meanings": ["Bilgi sahibi olan, malumatlı, malumattar, malumat sahibi, haberli", "Bilgiye dayalı bir biçimde"]}, {"word": "bilgilik", "meanings": ["Ansiklopedi"]}, {"word": "bilgin", "meanings": ["Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan kimse, bilimci, âlim"]}, {"word": "bilginlik", "meanings": ["Bilgin olma durumu"]}, {"word": "bilgince", "meanings": ["Bilgine yakışır bir biçimde, bilgin gibi"]}, {"word": "bilgisayar", "meanings": ["Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin"]}, {"word": "bilgisayarcı", "meanings": ["Bilgisayar alım satımcısı", "Bilgisayar programcısı, yapımcısı veya mühendisi"]}, {"word": "bilgisayarcılık", "meanings": ["Bilgisayarcının yaptığı iş"]}, {"word": "bilgisayarlaşmak", "meanings": ["Bilgisayar düzeniyle donatılmak"]}, {"word": "bilgisiz", "meanings": ["Bilgi sahibi olmayan, bilisiz, malumatsız, cahil", "Aymaz"]}, {"word": "bilgisizlik", "meanings": ["Bilgisiz olma veya bilgi yokluğu durumu, bilisizlik, cahillik, cahiliyet, cehalet"]}, {"word": "bilgi şöleni", "meanings": ["Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel toplantı, sempozyum"]}, {"word": "bilhassa", "meanings": ["Özellikle"]}, {"word": "bilgiyazar", "meanings": ["Elektronik sistemle dizgi yapan alet"]}, {"word": "bili", "meanings": ["Bilgi"]}, {"word": "bililtizam", "meanings": ["Bile bile, bilerek ve isteyerek"]}, {"word": "bili bili", "meanings": ["Tavuk vb. kümes hayvanlarını çağırırken çıkarılan ses"]}, {"word": "bilim", "meanings": ["Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim", "Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi", "Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci"]}, {"word": "bilimci", "meanings": ["Bilgin", "Bilginin temeli olarak yalnız bilim yöntemine önem veren, ilimci"]}, {"word": "bilimcilik", "meanings": ["Bilginin temeli olarak yalnız bilim yöntemine önem verme, ilimcilik"]}, {"word": "bilim dışı", "meanings": ["Bilime aykırı, bilime uymaz"]}, {"word": "bilim adamı", "meanings": ["Bilimsel çalışmalarla uğraşan kimse, bilim kadını, bilim insanı, bilgin, âlim"]}, {"word": "bilim kuramı", "meanings": ["Bilimlerin koydukları düşünsel sorunları inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini, ilkelerini, varsayımlarını araştıran felsefe dalı"]}, {"word": "bilim kurgu", "meanings": ["Çağdaş bilim verileriyle düş gücünden oluşan (film, roman vb.)"]}, {"word": "bilim kadını", "meanings": ["Bilim adamı"]}, {"word": "bilim kurgusal", "meanings": ["Bilim kurguya ait, bilim kurguya dayalı"]}, {"word": "bilimsel", "meanings": ["Bilimle ilgili, bilime dayanan, ilmî"]}, {"word": "bilimselleştirme", "meanings": ["Bilimselleştirmek işi"]}, {"word": "bilimsel düşünce", "meanings": ["Bilim temeline dayanan özgür eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce"]}, {"word": "bilimsel deneycilik", "meanings": ["Her bilginin deneyle veya gözlemle doğrulanabileceğini, sınanabileceğini savunan felsefe akımı"]}, {"word": "bilimselleştirmek", "meanings": ["Bilimin metotlarına uygun duruma getirmek"]}, {"word": "bilinçaltı", "meanings": ["Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur"]}, {"word": "bilimsellik", "meanings": ["Bilimsel olma durumu, ilmîlik"]}, {"word": "bilimsel toplantı", "meanings": ["Uzmanların katılımı ile gündemi bilimsel konulardan oluşan toplantı"]}, {"word": "bilimsiz", "meanings": ["Bilime, bilim yöntemlerine uygun olmayan"]}, {"word": "bilimsizlik", "meanings": ["Bilimsiz olma durumu"]}, {"word": "bilinç", "meanings": ["İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur", "Temel bilgi, temel görüş", "Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur"]}, {"word": "bilincine varmak", "meanings": ["anlamak, kavramak"]}, {"word": "bilinç akışı", "meanings": ["Düşüncelerin arka arkaya birbirini izlemesi", "Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılması"]}, {"word": "bilinç dışı", "meanings": ["Bilinçsizce yapılan iş ve etkinliklerin bütünü", "İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü"]}, {"word": "bilinçlendirme", "meanings": ["Bilinçlendirmek işi, şuurlandırma"]}, {"word": "bilinçlendirmek", "meanings": ["Bilinçli duruma getirmek, şuurlandırmak"]}, {"word": "bilinçlenme", "meanings": ["Bilinçlenmek işi, şuurlanma"]}, {"word": "bilinçli", "meanings": ["Bilinci olan, şuurlu", "Kendi etkinliğinin farkında olan, şuurlu"]}, {"word": "bilinçlenmek", "meanings": ["Bilinçli duruma gelmek, şuurlanmak"]}, {"word": "bilinçlilik", "meanings": ["Bilinçli olma durumu, şuurluluk", "Nesne, olay ve edimlere uyanık bulunma durumu, şuurluluk"]}, {"word": "bilinçsiz", "meanings": ["Bilinci olmayan, şuursuz", "Kendi etkinliğini eleştirmeli bir biçimde sezmeyen, şuursuz"]}, {"word": "bilinçsizlik", "meanings": ["Bilinçsiz olma durumu, şuursuzluk", "Nesne, olay ve işlere karşı uyanık bulunmama durumu, şuursuzluk"]}, {"word": "bilindik", "meanings": ["Bilinen"]}, {"word": "bilinemez", "meanings": ["İnsan aklıyla bilinemeyen şey"]}, {"word": "bilinemezci", "meanings": ["Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse)", "Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik"]}, {"word": "bilinme", "meanings": ["Bilinmek işi"]}, {"word": "bilinemezcilik", "meanings": ["Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti", "Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm"]}, {"word": "bilinen", "meanings": ["Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum"]}, {"word": "bilinmedik", "meanings": ["Bilinmeyen"]}, {"word": "bilinmeyen", "meanings": ["Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul"]}, {"word": "bilinmek", "meanings": ["Bilme işine konu olmak, anlaşılmak, öğrenilmek"]}, {"word": "bilir", "meanings": ["`Anlar, sayar, yapar` anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz"]}, {"word": "bilirkişi", "meanings": ["Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper", "Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre, ehlivukuf"]}, {"word": "bilirkişilik", "meanings": ["Bilirkişinin yaptığı iş"]}, {"word": "bilisiz", "meanings": ["Öğrenim görmemiş, cahil"]}, {"word": "bilirkişi raporu", "meanings": ["Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda hazırlanan rapor"]}, {"word": "bilisizlik", "meanings": ["Bilgisizlik"]}, {"word": "bilistifade", "meanings": ["Yararlanarak"]}, {"word": "biliş", "meanings": ["Canlının, bir nesne veya olayın varlığına ilişkin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi, vukuf", "Bildik, tanıdık"]}, {"word": "biliş çıkmak", "meanings": ["tanımak, önceden tanış olmak"]}, {"word": "billur", "meanings": ["Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim", "Kesme cam, kristal", "Bu maddeden yapılmış", "Koç yumurtası", "Duru, temiz ve akıcı"]}, {"word": "bilişim", "meanings": ["İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik"]}, {"word": "bilişimci", "meanings": ["Bilişim alanında uzman kişi"]}, {"word": "bilişim ağı", "meanings": ["Teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişim sistemi"]}, {"word": "bilişim teknolojisi", "meanings": ["Bilişimde kullanılan bütün araç ve gereçlerin oluşturduğu sistem"]}, {"word": "bilişme", "meanings": ["Bilişmek işi"]}, {"word": "billahi", "meanings": ["Vallahi", "`İnan olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bilişmek", "meanings": ["Birbirini tanımak, muarefesi olmak", "Öğrenmek"]}, {"word": "billur gibi", "meanings": ["çok duru, çok temiz (su)", "çok beyaz ve pürüzsüz (kol, gerdan, göğüs)", "pürüzsüz (ses)"]}, {"word": "billur cisim", "meanings": ["Göz merceği"]}, {"word": "billuri", "meanings": ["Billura benzer, billur gibi"]}, {"word": "billuriye", "meanings": ["Billurdan yapılmış", "Billurla ilgili", "Genellikle billurdan yapılmış eşya satan dükkân"]}, {"word": "billurlaşma", "meanings": ["Billur durumuna gelme", "Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması, kristalleşme"]}, {"word": "billurlaşmak", "meanings": ["Billur durumuna gelmek, billur durumunda yoğunlaşmak, kristalleşmek", "Belirgin duruma gelmek, netlik kazanmak"]}, {"word": "billurlaştırmak", "meanings": ["Billur durumuna getirmek"]}, {"word": "billurlaştırma", "meanings": ["Billurlaştırmak işi"]}, {"word": "billurlu", "meanings": ["İçinde billur bulunan", "Bol ışıklı, pırıl pırıl parlayan (yer)"]}, {"word": "billursu", "meanings": ["Billuru andıran, billura benzeyen, billur gibi, billurumsu, kristaloit", "Diyalize uğrayarak çözümlenen madde, koloit karşıtı"]}, {"word": "bilmece", "meanings": ["Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun, muamma", "Bilinmeyen şey, muamma"]}, {"word": "bilme", "meanings": ["Bilmek işi", "Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma", "Bilgi edinmenin gaye ve sonucu"]}, {"word": "bilmece çözmek", "meanings": ["bilmecenin cevabını bulmak", "zor bir işi başarmak"]}, {"word": "bilmece gibi konuşmak", "meanings": ["açık, anlaşılır bir biçimde konuşmamak"]}, {"word": "bilmek", "meanings": ["Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak", "Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak", "Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek", "Tanımak, hatırlamak", "Sanmak, varsaymak, farz etmek", "Sorumlu tutmak", "İnanmak", "İşine gelmek, uygun bulmak", "-a \\/ -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur", "Saymak"]}, {"word": "bildiğinden şaşmamak (veya kalmamak)", "meanings": ["hiçbir etkiye aldırış etmeyerek doğru bildiği davranışı sürdürmek"]}, {"word": "bildiğini okumak", "meanings": ["herkes ne derse desin bildiği, istediği gibi davranmak"]}, {"word": "bildiğini yapmak", "meanings": ["verilen öğütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek"]}, {"word": "bildiğini yedi mahalle bilmez", "meanings": ["bir kimsenin çok kurnaz, çokbilmiş olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "bildim bileli", "meanings": ["öteden beri, eskiden beri"]}, {"word": "bilemedin (veya bilemediniz)", "meanings": ["en çok, en fazla"]}, {"word": "bilir bilmez", "meanings": ["yarım bilgi ile, bilip bilmediğine aldırmadan"]}, {"word": "bilmem hangi (veya kaç veya kim veya nasıl veya ne)", "meanings": ["önemli veya anlatılması gerekli görülmeyen şeyler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp", "meanings": ["`insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bilmezleme", "meanings": ["Bilmezlemek işi, teçhil"]}, {"word": "bilmemezlik", "meanings": ["343 bilmezlik"]}, {"word": "bilmezlemek", "meanings": ["Bir kimseyi, bir şey bilmez göstermek, teçhil etmek"]}, {"word": "bilmezlenmek", "meanings": ["Bilmiyor gibi görünmek, bilmezlikten gelmek, tecahül etmek"]}, {"word": "bilmezlik", "meanings": ["Bilememe durumu, cehalet"]}, {"word": "bilmezlenme", "meanings": ["Bilmezlenmek işi"]}, {"word": "bilmezlikten gelmek", "meanings": ["bilmiyor görünmek"]}, {"word": "bilmukabele", "meanings": ["Karşılık olarak", "Birinin söylediği söze karşılık söylenen `ben de, size de, sizlere de` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bilmünasebe", "meanings": ["Sırası gelince, sırası düşünce"]}, {"word": "bilsat", "meanings": ["Bilgileşim"]}, {"word": "bilumum", "meanings": ["Bütün, hep, kamu, ... -in hepsi"]}, {"word": "bilye", "meanings": ["Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne, misket, cıncık, zıpzıp", "Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak"]}, {"word": "bilvasıta", "meanings": ["Birinin aracılığıyla, doğrudan doğruya olmayarak, dolaylı olarak"]}, {"word": "bilyeli", "meanings": ["Bilyesi olan"]}, {"word": "bilyeli yatak", "meanings": ["Bisiklet, otomobil vb. taşıtların tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacıyla içine çelik bilye yerleştirilmiş bölüm"]}, {"word": "bilyon", "meanings": ["Milyar"]}, {"word": "bin", "meanings": ["Dokuz yüz doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 1000 ve M rakamlarının adı", "On kere yüz, dokuz yüz doksan dokuzdan bir artık", "Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "bin bilsen de bir bilene danış", "meanings": ["`bir insan bir şeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bin can ile", "meanings": ["çok isteyerek, gönülden"]}, {"word": "bin derde deva", "meanings": ["pek çok işe yarayan", "her sıkıntıyı gideren"]}, {"word": "bin dereden su getirmek", "meanings": ["birini kandırmak için birçok sebep ileri sürmek, dil dökmek"]}, {"word": "bin dost az, bir düşman çok", "meanings": ["`dostun ne denli çok olursa olsun onlardan zarar gelmez ama bir tek düşmanın olsa hep zarar görme tehlikesi içerisinde yaşarsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bin kalıba girmek", "meanings": ["birbirine benzeyen birçok iş yapmak, sürekli olarak düşünce değiştirmek"]}, {"word": "bin işçi, bir başçı", "meanings": ["`her işe, baş olacak bir kimse gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bin nasihatten bir musibet yeğdir", "meanings": ["`yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bin ölçüp bir biçmeli", "meanings": ["`yapılacak bir işin bütün yönleri önceden çok iyi düşünülmeli, sonra işe başlanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bin pişman olmak", "meanings": ["çok pişman olmak"]}, {"word": "bin tarakta bezi olmak", "meanings": ["birçok işle uğraşmak"]}, {"word": "bin tasa (veya merak) bir borç ödemez", "meanings": ["`borçlu ne denli üzülürse üzülsün borç sıkıntısından kurtulamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bin yaşa!", "meanings": ["memnunluk bildirmek için kullanılan `çok yaşa!` anlamında bir söz"]}, {"word": "bini aşmak", "meanings": ["çok fazla olmak, sınırı aşmak"]}, {"word": "bini bir paraya", "meanings": ["pek çok ve ucuz", "pek çok yapılan, pek çok olan"]}, {"word": "binin yarısı beş yüz (o da bizde yok)", "meanings": ["çok düşünceli görünen birine `aldırma!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bina", "meanings": ["Yapı", "Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap", "Çatı"]}, {"word": "binaen", "meanings": ["Dayanarak", "-den dolayı, -den ötürü, -diği için"]}, {"word": "bina etmek", "meanings": ["yapmak, kurmak, inşa etmek", "bir düşünce sistemine göre, kurmak, dayamak, yapmak"]}, {"word": "binaenaleyh", "meanings": ["Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, bunun üzerine"]}, {"word": "binbaşı", "meanings": ["Orduda rütbesi yüzbaşı ile yarbay arasında bulunan ve asıl görevi tabur komutanlığı olan subay"]}, {"word": "binbaşılık", "meanings": ["Binbaşı olma durumu", "Binbaşının rütbesi", "Binbaşının görevi"]}, {"word": "binbir", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "binbir ayak bir ayak üstüne", "meanings": ["`herkesin ayakta olduğu kalabalık` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bindallı", "meanings": ["Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü"]}, {"word": "binbir zahmetle", "meanings": ["büyük zorlukla"]}, {"word": "bindirilme", "meanings": ["Bindirilmek işi"]}, {"word": "bindi", "meanings": ["Destek"]}, {"word": "bindirilmek", "meanings": ["Bindirme işi yapılmak"]}, {"word": "bindirilmiş kuvvetler", "meanings": ["Motorlu taşıtlara bindirilmiş asker birlikleri"]}, {"word": "bindirim", "meanings": ["Zam", "İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği", "Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması"]}, {"word": "bindirimli", "meanings": ["Zamlı"]}, {"word": "bindirme", "meanings": ["Bindirmek işi", "Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu", "Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri"]}, {"word": "bindirmek", "meanings": ["Bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak veya içine yerleştirmek, binmesini sağlamak", "Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta çarpmak veya bir yere vurmak", "Eklemek, katmak"]}, {"word": "binek", "meanings": ["Binmeye yarayan otomobil, at vb", "Binmeye yarayan"]}, {"word": "bindirme kilit", "meanings": ["Gövdesi kutu biçiminde olan, kapak veya kapının arkasına doğrudan vidalanan, basit mekanizmalı kilit"]}, {"word": "binek atı", "meanings": ["Sadece binmek, gezmek veya binicilik sporu için yetiştirilen at"]}, {"word": "binek taşı", "meanings": ["At veya arabaya binmek için üstüne çıkılan yüksekçe taş"]}, {"word": "biner", "meanings": ["Bin sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine bin, her defasında bini bir arada olan"]}, {"word": "bingi", "meanings": ["Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri"]}, {"word": "bini", "meanings": ["Binme işi", "Kapı, dolap vb. şeylerin, kanatları kapandığında kalan aralığı örtebilmek için bu kanatların kenarına çakılan çıta"]}, {"word": "binici", "meanings": ["Ata binen kimse"]}, {"word": "binicilik", "meanings": ["Binici olma durumu", "Ata binilerek yapılan spor"]}, {"word": "binilme", "meanings": ["Binilmek işi"]}, {"word": "binicinin sağı solu olmaz", "meanings": ["`uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur` anlamında kullanılan bir söz", "`işini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "binilmek", "meanings": ["Binme işi yapılmak"]}, {"word": "bininci", "meanings": ["Bin sayısının sıra sıfatı, sırada dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "biniş", "meanings": ["Binme işi", "Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe", "Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe", "Atlı alay", "Atlı alayda giyilen giysi"]}, {"word": "binişme", "meanings": ["Binişmek durumu"]}, {"word": "binişmek", "meanings": ["İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak", "Kas kirişleri birbiri üstüne binmek", "Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek"]}, {"word": "binit", "meanings": ["Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta"]}, {"word": "binkat", "meanings": ["Pek çok, kıyaslanmayacak ölçüde"]}, {"word": "binit", "meanings": ["Binilecek taşıt veya hayvan"]}, {"word": "binlerce", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "biyaprak", "meanings": ["Yaprakları halka dizilişli, genellikle akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi"]}, {"word": "binlik", "meanings": ["Bin birimden oluşan para", "Yaklaşık üç litrelik büyük şişe", "Bin tanesi bir arada olan"]}, {"word": "binme", "meanings": ["Binmek işi"]}, {"word": "binmek", "meanings": ["Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak", "Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak", "Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak", "Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak", "Fiyat artmak", "Eklenmek, katılmak"]}, {"word": "binnetice", "meanings": ["Sonuçta"]}, {"word": "bindiği dalı kesmek", "meanings": ["kendisine gerekli ve yararlı olan şeyi farkında olmadan yararsız duruma getirmek, kendi eliyle yok etmek"]}, {"word": "biyokütle", "meanings": ["Belirli zamanda sınırları belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmaların toplam kütlesi"]}, {"word": "binyıl", "meanings": ["Bin yılı içine alan zaman dilimi, milenyum"]}, {"word": "bin türlü", "meanings": ["Birbirinden çok farklı, çok değişik, bin çeşit", "Birbirinden çok farklı, çok değişik bir biçimde"]}, {"word": "biyomedikal", "meanings": ["Tıpta tanı ve tedavi amacıyla araç ve gereçlerin üretimi, tasarımı ve iletişimi ile ilgilenen mühendislik dalı", "Biyoloji ve tıpla ilgili olan"]}, {"word": "biyomekanik", "meanings": ["Biyoloji, fizyoloji ve tıp konularını mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme"]}, {"word": "biyomikroskop", "meanings": ["Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop"]}, {"word": "biperva", "meanings": ["Pervasız"]}, {"word": "bir abam (postum) var atarım, nerede olsam yatarım", "meanings": ["tek başına yaşayan bir kimse, sorumluluğunda başkaları olmadığı için rahat hareket eder"]}, {"word": "bir", "meanings": ["Sayıların ilki", "Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı", "Aynı, benzer", "Beraber", "Bu sayı kadar olan", "Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı)", "Tek", "Eş, aynı, bir boyda", "Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek", "Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer", "Bir kez", "Sadece", "Ancak, yalnız"]}, {"word": "bir adama kırk gün ne dersen o olur", "meanings": ["`sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir ağaçta gül de biter diken de", "meanings": ["`bir aileden iyi adam da çıkar, kötü adam da` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir ağızdan çıkıp bin dile yayılır", "meanings": ["`ortaya atılan bir söz çok çabuk yayılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir arpa boyu (gitmek veya yol almak)", "meanings": ["çok az (gitmek veya yol almak)"]}, {"word": "bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz", "meanings": ["`bir başa bir göz ne kadar gerekli ise bir anneye bir kız da o denli gereklidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir aşağı bir yukarı", "meanings": ["amaçsız olarak gidip gelmeyi anlatan bir söz"]}, {"word": "bir ayağı çukurda olmak", "meanings": ["yaşayacak çok az zamanı kalmış olmak", "çok yaşlanmış olmak"]}, {"word": "bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)", "meanings": ["bir konuda yapabileceği çok az şeyi bulunmak"]}, {"word": "bir ayak üstünde bin yalan söylemek", "meanings": ["çok kısa sürede pek çok yalan söylemek"]}, {"word": "bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez", "meanings": ["`çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek", "meanings": ["çok kısa sürede pek çok yalan söylemek"]}, {"word": "bir baltaya sap olamamak", "meanings": ["belli bir iş sahibi olamamak"]}, {"word": "bir başa bir göz yeter", "meanings": ["`azla yetinmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir bardak suda fırtına koparmak", "meanings": ["önemsiz, küçük bir sorunu büyütmek"]}, {"word": "bir baştan (veya uçtan) bir başa (veya uca)", "meanings": ["bir yerin bir sınırından öbür sınırına kadar"]}, {"word": "bir başka (olmak)", "meanings": ["benzersiz, eşsiz (olmak)"]}, {"word": "bir ben, bir de Allah bilir", "meanings": ["`çok sıkıntı içindeyim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir biçimine getirmek", "meanings": ["çözüm yolu bulmak", "sırasını, fırsatını bulmak, punduna getirmek, en uygun durumunu yakalamak"]}, {"word": "bir ... bir (veya bir de)", "meanings": ["hem ... hem"]}, {"word": "bir bu eksikti", "meanings": ["sıkıntılı bir durum varken bir yenisinin çıkması üzerine söylenen bir söz"]}, {"word": "bir boka yaramamak", "meanings": ["hiçbir şeye elverişli olmamak"]}, {"word": "bir çatı altında (olmak veya bulunmak)", "meanings": ["aynı yapı, kurum, kuruluş vb. içinde (olmak)"]}, {"word": "bir çekirdek geri kalmamak", "meanings": ["bütünüyle denk olmak"]}, {"word": "bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz", "meanings": ["`küçük, güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaşılmaz` anlamında kullanılan bir söz", "çapkın kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir çöplükte iki horoz ötmez", "meanings": ["bir yerde iki kişi baş olmaz"]}, {"word": "bir çuval inciri berbat etmek", "meanings": ["düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak"]}, {"word": "bir dalda durmamak", "meanings": ["sık sık iş veya düşünce değiştirmek"]}, {"word": "bir de", "meanings": ["ve olana katarak, fazladan", "umulanın veya beklenilenin dışında bir durumu anlatan cümlelerin başına gelir"]}, {"word": "bir dediği bir dediğini tutmamak", "meanings": ["söyledikleri birbirine uymamak, tutarsız konuşmak"]}, {"word": "bir dediği iki olmamak", "meanings": ["her istediği yapılmak"]}, {"word": "bir dediğini iki etmemek", "meanings": ["her istediğini hemen yapmak"]}, {"word": "bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış", "meanings": ["`bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir deri bir kemik (kalmak)", "meanings": ["çok zayıf (olmak)"]}, {"word": "bir dikili ağacı olmamak", "meanings": ["hiçbir şeyi olmamak"]}, {"word": "bir dikiş kaldı", "meanings": ["nerede ise, az kaldı"]}, {"word": "bir dokun bin ah işit (veya dinle) (kâseifağfurdan)", "meanings": ["`insanları konuşturmak için biraz dertlerini deşmek yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir don bir gömlek", "meanings": ["yarı çıplak"]}, {"word": "bir dostluk kaldı!", "meanings": ["mal azaldığında satıcıların kullandığı bir müşteriyi özendirme sözü"]}, {"word": "bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir", "meanings": ["`sonbaharda ekilen bir dönümlük yerden, yazın ekilen on dönümlük yerin ürünü kadar ürün alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir dudağı yerde bir dudağı gökte", "meanings": ["masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin"]}, {"word": "bir düşüncedir (veya düşünce) almak", "meanings": ["bir konuda kaygılanarak çözüm yolu bulmaya çalışmak"]}, {"word": "bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar", "meanings": ["bazı durumlarda yardımcısız iş yapılamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "bir elinin verdiğini öbür elin görmesin", "meanings": ["`birine yaptığın iyiliği gizli tut` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir elini bırakıp ötekini öpmek", "meanings": ["aşırı saygı göstermek"]}, {"word": "bir elin nesi var, iki elin sesi var", "meanings": ["`başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir elin sesi çıkmaz", "meanings": ["`bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir` anlamında kullanılan bir söz", "`yardımlaşarak işler daha kolay başarılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir eli yağda bir eli balda (olmak)", "meanings": ["varlık ve bolluk içinde (olmak)"]}, {"word": "bir fende kazık kakmak (veya çakmak)", "meanings": ["bir bilgi veya bilim dalında saplanmış kalmak"]}, {"word": "bir elmanın yarısı o, yarısı bu", "meanings": ["birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir elle verdiğini öbür elle almak", "meanings": ["yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek"]}, {"word": "bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır", "meanings": ["`iyilik küçük de olsa unutulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir fit bin büyü yerine geçer", "meanings": ["`bir kimseyi başkasına karşı kışkırtmak için ara bozacak bir söz, bin büyü kadar etkilidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir gömlek aşağı", "meanings": ["birinden bir derece daha düşük"]}, {"word": "bir gömlek fazla eskitmiş olmak", "meanings": ["birinden daha yaşlı ve daha görmüş geçirmiş olmak"]}, {"word": "bir görüş bir kör biliş", "meanings": ["`bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir göz gülmek", "meanings": ["hem gülüp hem ağlamak"]}, {"word": "bir göz ağlarken öbür göz gülmez", "meanings": ["`keder veya sıkıntı varken dostlar, akrabalar eğlenmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir günden bir güne", "meanings": ["hiçbir zaman"]}, {"word": "... bir hâl almak (hâle girmek)", "meanings": ["... bir duruma gelmek"]}, {"word": "bir günlük beylik beyliktir", "meanings": ["`hoşa giden bir durum, kısa da sürse çekici ve güzeldir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir hizaya gelmek", "meanings": ["düzgün sıra olmak"]}, {"word": "bir hâl olmak", "meanings": ["bir şeyin çok tekrarlanması yüzünden bitkin duruma gelmek, usanmak, bezmek, fenalık gelmek", "huyu değişmek", "kazaya uğramak", "ölmek"]}, {"word": "bir içim su (gibi olmak)", "meanings": ["çok güzel (kadın)"]}, {"word": "bir iğne bir iplik olmak", "meanings": ["iğne ipliğe dönmek"]}, {"word": "bir ilke imza atmak", "meanings": ["bir konuda hiç kimsenin veya kuruluşun yapmadığı bir işi gerçekleştirmek"]}, {"word": "bir inat, bir murat", "meanings": ["`inatçı kişi, her inadında istediği bir şeyi elde eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir iş olmak", "meanings": ["anlaşılmaz, bilinmeyen bir durum olmak"]}, {"word": "bir işaretine bakmak", "meanings": ["bir işi yapmak için hazır beklemek"]}, {"word": "bir iştir oldu", "meanings": ["istenmeyen, kötü bir durum karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "bir işi başından kesmek", "meanings": ["yapılması istenmeyen bir işi baştan engellemek"]}, {"word": "bir kafada olmak", "meanings": ["aynı düşüncede olmak"]}, {"word": "bir kapıya çıkmak", "meanings": ["aynı sonuca varmak"]}, {"word": "bir karıyla bir koca, dırdır eder her gece", "meanings": ["`sıkıntı veya yalnızlık yüzünden iki dost bile birbiriyle dalaşır, anlamsız konuşur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir kaşık suda boğmak", "meanings": ["bir kimseye çok kızmak veya çok öfkelenmek"]}, {"word": "bir kenara atılmak", "meanings": ["unutulmak, terk edilmek, ilgi kesilmek"]}, {"word": "bir kazanda kaynamak", "meanings": ["anlaşmak, uyuşmak, bağdaşmak"]}, {"word": "bir kenarda durmak", "meanings": ["gerektiği zaman kullanmak üzere hazırda tutmak"]}, {"word": "bir kıza dünür düşmek", "meanings": ["bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek"]}, {"word": "bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır", "meanings": ["`bir şeyi herkes ister ancak onu bir kişi elde edebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir kol çengi", "meanings": ["şen sözler ve davranışlarla çevresine neşe saçanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "bir kolayını aramak", "meanings": ["bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi araştırmak"]}, {"word": "bir kolayını bulmak", "meanings": ["kolaylıkla yapabilmeyi sağlamak veya yapma yolunu bulmak"]}, {"word": "bir koltuğa iki karpuz sığmaz", "meanings": ["`aynı zamanda birden çok işle ilgilenmek başarı için sakıncalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir korkak bir orduyu bozar", "meanings": ["`bir toplumda korkak kişi, kaygılı, heyecanlı sözleriyle kargaşa çıkarır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir koyundan iki post çıkarmak", "meanings": ["olması gerekenden daha fazla elde etmek"]}, {"word": "bir Köroğlu, bir Ayvaz", "meanings": ["bir karı kocanın çocuklarının, yakınlarının yanlarında bulunmadığını veya çocukları olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "bir köşeye atılmak", "meanings": ["terk edilmek, ilgilenilmemek, kendi kaderine terk edilmek"]}, {"word": "bir köşeye atmak", "meanings": ["gerektiğinde kullanılmak için bir yere koymak"]}, {"word": "bir köşeye koymak", "meanings": ["saklamak, biriktirmek"]}, {"word": "bir köşeye çekilmek", "meanings": ["hiçbir işe karışmayarak yaşamak"]}, {"word": "bir köşeye oturmak", "meanings": ["gelin olmak, evlenmek"]}, {"word": "bir o kadar", "meanings": ["ne kadar varsa o kadar daha, bir katı, bir misli"]}, {"word": "bir köşeye sinmek", "meanings": ["kimsenin görmeyeceği bir yere saklanmak, gizlenmek, sesi çıkmaz olmak"]}, {"word": "bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır (veya dokunur)", "meanings": ["`bir kötünün, yalnızca yakın çevresine değil daha geniş çevrelere de zararı dokunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir kurşun atımı", "meanings": ["kurşunun gidebileceği uzaklık"]}, {"word": "bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak", "meanings": ["söylenen söze önem vermemek"]}, {"word": "bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır", "meanings": ["`herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçümsememek, önemle ele almak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir mum al da derdine yan", "meanings": ["`başkalarıyla uğraşacağına kendi durumunu düşün` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir noktaya kadar", "meanings": ["belli bir sınıra kadar"]}, {"word": "bir olmak", "meanings": ["çabucak olmak"]}, {"word": "bir olmak", "meanings": ["bir araya gelmek, iş birliği yapmak"]}, {"word": "bir papel (veya pul) etmemek", "meanings": ["değeri olmamak"]}, {"word": "bir o yana, bir bu yana", "meanings": ["rastgele, birçok yere, çeşitli yönlere"]}, {"word": "bir selam bin hatır yapar", "meanings": ["`selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir, gönül kazanmakta büyük önemi vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir pula satmak", "meanings": ["bir kimseyi bir çıkar uğruna harcamak"]}, {"word": "bir sıkımlık canı olmak", "meanings": ["çok cılız ve güçsüz olmak"]}, {"word": "bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge)", "meanings": ["`birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çıkarak yapanı kötü bir duruma düşürür, suçlu cezasız kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir söyle on dinle", "meanings": ["`az konuşup çok dinlemek yararlı olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir söylemek pir söylemek", "meanings": ["uzatmadan gereği gibi söylemek"]}, {"word": "bir sözünü (veya dediğini) iki etmemek", "meanings": ["birinin her istediğini hemen yerine getirmek"]}, {"word": "bir sürçen atın başı kesilmez", "meanings": ["`şimdiye kadar sizi memnun etmiş olan kişi bir kez yanlış iş yaptığında kendisine hemen ağır ceza verilmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir şey anlamamak", "meanings": ["yiyeceğin tadına varamamak", "içeriğini tam olarak çözememek"]}, {"word": "bir şey (veya şeyler) olmak", "meanings": ["huyu, durumu, tutumu değişmek, yeni huylar edinmek", "bayılır gibi olmak, birden fenalık gelmek", "ölmek"]}, {"word": "bir şey sanmak", "meanings": ["bir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmak"]}, {"word": "bir şey söylemek", "meanings": ["konuşmak", "belirtmek, anlatmak, ifade etmek"]}, {"word": "bir şeye benzememek", "meanings": ["işe yarar durumda olmamak"]}, {"word": "bir şeyler, bir şeyler", "meanings": ["daha fazla açıklamamak, kısa kesmek gerektiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "bir tarakta bezi olmamak", "meanings": ["sözü edilen konu ile ilgisi olmamak, bilgisi bulunmamak"]}, {"word": "bir tarafa bırakmak (veya koymak)", "meanings": ["önemsememek, benimsememek, ertelemek"]}, {"word": "bir tanem", "meanings": ["çok sevilen kişiye söylenen bir söz"]}, {"word": "bir tek", "meanings": ["olumlu cümlelerde, yalnız bir", "olumsuz cümlelerde, hiçbir"]}, {"word": "bir tek atmak", "meanings": ["bir kadeh içki içmek"]}, {"word": "bir tepe yıkılır, bir dere dolar", "meanings": ["`dünyada hiçbir şey kaybolmaz; birinin kaybettiğini başkası kazanır, bir zengin fakirleşirken bir fakir de zenginleşebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir torba kemik", "meanings": ["çok zayıf"]}, {"word": "bir tuhaflığı olmak", "meanings": ["kendini iyi hissetmemek"]}, {"word": "bir şey yapmak", "meanings": ["iyilik veya kötülükte bulunmak"]}, {"word": "bir tat, bin feryat", "meanings": ["mutluluktan çok, sıkıntısı olan"]}, {"word": "bir taşla iki kuş vurmak", "meanings": ["bir davranışla birden çok yararlı sonuca ulaşmak"]}, {"word": "bir tutmak (veya görmek)", "meanings": ["eşit saymak, eşit görmek"]}, {"word": "bir varmış bir yokmuş", "meanings": ["bir masala başlarken, `eskiden` anlamında söylenen bir tekerleme", "masal gibi geçip gitmiş, artık hayal olmuş"]}, {"word": "bir yakadan baş çıkarmak", "meanings": ["bir çatı altında dirlik düzenlik içinde yaşamak"]}, {"word": "bir yastıkta kocamak", "meanings": ["karı koca birlikte uzun bir ömür sürmek"]}, {"word": "bir yastığa baş koymak", "meanings": ["evlilik hayatını mutlu bir biçimde geçirmek"]}, {"word": "bir yaşına daha girmek", "meanings": ["şimdiye değin görmediği şaşılacak yeni bir şeyle karşılaşmak"]}, {"word": "bir yere kadar", "meanings": ["belli bir noktaya veya sınıra kadar"]}, {"word": "bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden", "meanings": ["`oturmayacağını belirten konuk yatıya kalır, yemeyeceğini söyleyen de bir türlü doyurulamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir yiyip bin şükretmek", "meanings": ["kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek"]}, {"word": "bir yol tutturmak", "meanings": ["bir davranış, bir tutum biçimi belirlemek"]}, {"word": "bir yolunu bulmak", "meanings": ["çare bulmak, çözüm üretmek"]}, {"word": "bire beş katmak", "meanings": ["bire bin katmak"]}, {"word": "birader", "meanings": ["Erkek kardeş", "Masonların birbirlerine verdikleri ad", "`Ey dost, arkadaş` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "bire bin katmak", "meanings": ["çok abartmak"]}, {"word": "biri bilmeyen bini hiç bilmez", "meanings": ["`küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bire ... vermek", "meanings": ["buğday, arpa, nohut, fasulye vb. ürünler için toprak, kullanılan tohumun belli bir katı kadar ürün vermek", "şans oyunlarında verilen paradan daha fazla para kazandırmak"]}, {"word": "bira", "meanings": ["Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılan bir içki, arpa suyu"]}, {"word": "bira bardağı", "meanings": ["Bira içmek için yapılmış özel bardak"]}, {"word": "biracı", "meanings": ["Bira yapıp satan kimse", "Çok bira içen kimse"]}, {"word": "bir an", "meanings": ["Çok kısa bir süre"]}, {"word": "birahane", "meanings": ["Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer"]}, {"word": "biracılık", "meanings": ["Biracının yaptığı iş"]}, {"word": "bir ara", "meanings": ["Kısa bir süre", "Geçmiş bir zamanda"]}, {"word": "birahaneci", "meanings": ["Birahane işleten kimse"]}, {"word": "bir alay", "meanings": ["Birçok, pek çok"]}, {"word": "bir âlem", "meanings": ["Kendine özgü bir niteliği olan"]}, {"word": "biralık", "meanings": ["Bira yapmakta kullanılan"]}, {"word": "bira mayası", "meanings": ["Mayalanmış durumdaki biranın yüzünden alınan bir mantar türü"]}, {"word": "bir an önce", "meanings": ["Hemen, olabildiği kadar ivedi, bir an evvel, bir gün evvel, bir gün önce, bir ayak önce, bir ayak evvel"]}, {"word": "bir araya gelmek", "meanings": ["bir yerde toplanmak, buluşmak"]}, {"word": "bir araya getirmek", "meanings": ["toplamak"]}, {"word": "bir araba", "meanings": ["Odun, kömür vb. bazı şeylerin ölçü birimi", "Pek çok, fazla"]}, {"word": "bir aralık", "meanings": ["Bir ara"]}, {"word": "bir arada", "meanings": ["Toplu bir durumda, birlikte, toplu olarak"]}, {"word": "bir avuç", "meanings": ["Bir avucu dolduracak kadar", "Az sayıda, çok az"]}, {"word": "bir bir", "meanings": ["Hepyek"]}, {"word": "bir bir", "meanings": ["Birer birer", "Ayrı ayrı", "Olduğu gibi, tam tamına, eksiksiz olarak"]}, {"word": "bir avuç toprak olmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun", "meanings": ["`altın harcanıp gider, toprak ise sürekli ürün veren, para getiren bir maldır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "biraz", "meanings": ["Bir parça, azıcık", "(bi'raz) Kısa bir süre için", "(bi'raz) Az miktarda"]}, {"word": "birazcık", "meanings": ["Pek az, çok az", "(bira'zcık) Kısa bir süre"]}, {"word": "birazdan", "meanings": ["Az sonra"]}, {"word": "bir bakıma", "meanings": ["Başka bir görüşle, başka bir düşünüşle"]}, {"word": "birbiri", "meanings": ["Karşılıklı olarak bir diğeri"]}, {"word": "birbirine düşmek", "meanings": ["araları açılmak, aralarında anlaşmazlık çıkmak"]}, {"word": "birbiri için yaratılmış olmak", "meanings": ["birbiriyle çok iyi anlaşmak"]}, {"word": "birbirine girmek", "meanings": ["karışmak", "iplik vb. dolaşmak, çözülmeyecek duruma gelmek", "birçok araç bir anda çarpışmak", "kavga etmek, dövüşmek"]}, {"word": "birbiri üstüne gelmek", "meanings": ["arka arkaya meydana gelmek, ara vermeden olmak"]}, {"word": "birbirine katmak", "meanings": ["aralarını açmak, aralarını bozmak, olay çıkarmak", "karıştırmak"]}, {"word": "birbirini tutmamak", "meanings": ["birbiriyle ilgisi olmamak, tutarsız olmak"]}, {"word": "birbirini çekememek", "meanings": ["kıskanmak"]}, {"word": "birbirini yemek", "meanings": ["iki veya daha çok kimse birbiriyle uğraşmak, birbirine kötülük etmek"]}, {"word": "birbirinin ağzına tükürmek", "meanings": ["bir sorunda, bir olayda sözleşmiş gibi ağız birliği yapmak"]}, {"word": "birbirinin ağzına girmek", "meanings": ["birbiriyle çok yakın olmak"]}, {"word": "birbirinin gözünü çıkarmak", "meanings": ["kıyasıya dövüşmek"]}, {"word": "birbirinin gözünü oymak", "meanings": ["aralarında aşırı geçimsizlik olmak"]}, {"word": "bir boy", "meanings": ["Aynı boy", "Bir insan boyu uzunluğunda olan", "Bir kez"]}, {"word": "bir boydan bir boya", "meanings": ["bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar, baştan başa"]}, {"word": "bir boyda", "meanings": ["Boyları eşit"]}, {"word": "bircilik", "meanings": ["Tekçilik"]}, {"word": "birci", "meanings": ["Tekçi"]}, {"word": "birçok", "meanings": ["Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit"]}, {"word": "bir çenekliler", "meanings": ["Oğulcuğu bir çenekten oluşmuş, kapalı tohumlulardan bir bitki sınıfı"]}, {"word": "bir çenetli", "meanings": ["Tek parçalı (kapsüllü yemiş)"]}, {"word": "bir çift lakırtı etmek", "meanings": ["kısa konuşmak"]}, {"word": "birdenbire", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "bir çift", "meanings": ["İki adet", "Biraz, bir iki"]}, {"word": "birçoğu", "meanings": ["Çok sayıda olan kimse veya şey"]}, {"word": "bir çift sözü olmak", "meanings": ["söyleyecek bir şeyleri bulunmak"]}, {"word": "bir damla", "meanings": ["Çok az", "Çok küçük (çocuk)"]}, {"word": "bir defa", "meanings": ["İlk önce, hele", "Bir kere"]}, {"word": "bir kerelik", "meanings": ["Bir kereye özgü olarak, bir defacık, bir defalık, bir kerecik"]}, {"word": "birden", "meanings": ["Bir defada", "Ansızın", "Birlikte, beraberce, hepsi bir arada"]}, {"word": "birdirbir", "meanings": ["Oyuncuların birbirinin üstünden atlayarak oynadıkları bir oyun"]}, {"word": "bire bir", "meanings": ["Aynı, tıpkı", "Ölçü, miktar vb. özellikleri eşit olarak", "Yüz yüze, karşılıklı olarak"]}, {"word": "bir dirhem", "meanings": ["Çok az, birazcık"]}, {"word": "bir dirhem et bin ayıp örter", "meanings": ["`biraz kilo almak pek çok kusuru örter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnemek", "meanings": ["verimi az, zahmeti çok olan bir işle çok uğraşmak"]}, {"word": "bir dolu", "meanings": ["Birçok"]}, {"word": "bir düziye", "meanings": ["Kesintisiz, sürekli, ardı arkası kesilmeksizin"]}, {"word": "birebir", "meanings": ["Etkisi kesin olan", "İstenildiği gibi, uygun"]}, {"word": "bire bir eşleme", "meanings": ["İki kümenin elemanları arasında, bir elemana karşı, bir eleman alınarak yapılan eşleme"]}, {"word": "birebir gelmek", "meanings": ["etkisini hemen ve kesin olarak göstermek"]}, {"word": "birer", "meanings": ["Herkese bir"]}, {"word": "birer ikişer", "meanings": ["Tek veya birkaçı birlikte olarak"]}, {"word": "bireşim", "meanings": ["Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi", "Bu biçimde oluşan bütün", "Sentez"]}, {"word": "bireşimli", "meanings": ["Bireşim yolu ile elde edilen, sentetik"]}, {"word": "bir evcikli", "meanings": ["Mısır, ceviz, fındık vb. erkek ve dişi organları ayrı çiçeklerde ancak aynı kök üzerinde bulunan (bitki)"]}, {"word": "birey", "meanings": ["Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert", "Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri", "Bir türün kapsamı içine giren somut varlık", "İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert", "Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert"]}, {"word": "bireycilik", "meanings": ["Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm", "Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm"]}, {"word": "bireyci", "meanings": ["Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist", "Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist"]}, {"word": "bireyleşme", "meanings": ["Türle ilgili bir örneğin bireyde gerçekleşmesi", "Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci", "Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi"]}, {"word": "bireyleştirme", "meanings": ["Bireyleştirmek işi"]}, {"word": "bireyleştirmek", "meanings": ["Bireye özgü kılmak, başkalarından ayırmak"]}, {"word": "birey oluş", "meanings": ["Yumurtanın döllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiği gelişim evrelerinin bütünü, ontogenez, soy oluş karşıtı"]}, {"word": "bireylik", "meanings": ["Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi", "Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü"]}, {"word": "bireysel", "meanings": ["Bireyle ilgili olan, bireye özgü olan, ferdî"]}, {"word": "bireysellik", "meanings": ["Birey olma olgusu", "Bir kişiyi benzerlerinden ayıran özelliklerin bütünü, ferdiyet"]}, {"word": "bireyselleştirmek", "meanings": ["Bir şeyi ayrı olarak, bireysel olarak göz önüne almak"]}, {"word": "bireyselleştirme", "meanings": ["Bireysel duruma getirme", "Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma", "İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması"]}, {"word": "bireyüstü", "meanings": ["Tek bir bireyi aşan", "Genellikle fertlerin çevresini aşan, bireylerin bilincinden bağımsız olan"]}, {"word": "bir güzel", "meanings": ["Adamakıllı"]}, {"word": "bir gözeli", "meanings": ["Bir hücreli"]}, {"word": "bir hamlede", "meanings": ["Çabucak", "Bir atılışta"]}, {"word": "bir gözeliler", "meanings": ["Yapısı tek bir hücreden oluşan hayvanlar veya bitkiler"]}, {"word": "bir hayli", "meanings": ["Epey, çok, hayli, oldukça"]}, {"word": "bir hoş olmak", "meanings": ["şaşırmak", "hüzünlenmek"]}, {"word": "bir hoş", "meanings": ["Tuhaf bir biçimde olan, garip"]}, {"word": "bir hoş eylemek", "meanings": ["hüzünlendirmek"]}, {"word": "biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar", "meanings": ["`herkesin yararlanabileceği şeyden bazıları yararlanır da başkalarına yararlanma fırsatı vermezlerse büyük kavga çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "biri", "meanings": ["Bir tanesi", "Bilinmeyen bir kimse"]}, {"word": "bir hücreli", "meanings": ["Yapısı tek bir hücreden oluşan (hayvan veya bitki), bir gözeli, tek hücreli"]}, {"word": "biri eşikte biri beşikte", "meanings": ["küçük çocuğu çok olan kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "biricik", "meanings": ["Eşi, benzeri, ikincisi olmayan ve çok sevilen, tek, yegâne"]}, {"word": "bir iki demeden (veya demeye kalmadan)", "meanings": ["duraksamadan, karşısındakine vakit bırakmadan"]}, {"word": "bir iki", "meanings": ["Çok az sayıda, birkaç", "Biraz"]}, {"word": "bir iki derken", "meanings": ["az olmakla birlikte"]}, {"word": "birikinti", "meanings": ["Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey"]}, {"word": "birikim", "meanings": ["Birikme, bir yerde toplanıp yığılma", "Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim", "Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar", "Biriktirilen mal veya para", "Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması", "Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci"]}, {"word": "birikiş", "meanings": ["Birikme işi"]}, {"word": "birikinti konisi", "meanings": ["Dağlık bölgelerden, yamaçlardan suların getirdiği kum veya taş parçalarının bir düzlükte oluşturduğu yelpaze biçimindeki yığın"]}, {"word": "birikişme", "meanings": ["Birikişmek işi"]}, {"word": "birikişmek", "meanings": ["Bir yere toplanmak, bir araya gelmek"]}, {"word": "birikme", "meanings": ["Birikmek işi"]}, {"word": "birikme havzası", "meanings": ["Kar ve yağmur sularının biriktiği bölge"]}, {"word": "birikmek", "meanings": ["Toplanıp yığılmak", "Bir araya gelmek, toplanmak", "Birbirine eklenip çoğalmak"]}, {"word": "biriktirim", "meanings": ["Biriktirme işi"]}, {"word": "biriktirme", "meanings": ["Biriktirmek işi"]}, {"word": "biriktirmek", "meanings": ["Toplayıp yığmak", "Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek", "Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak"]}, {"word": "birileri", "meanings": ["Bazı kimseler"]}, {"word": "birim", "meanings": ["Bir kümenin her elemanı", "Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite", "Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit", "Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri", "Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite"]}, {"word": "birimler bölüğü", "meanings": ["Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayılar bölüğü"]}, {"word": "birincasıf", "meanings": ["Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki"]}, {"word": "birinci", "meanings": ["Bir sayısının sıra sıfatı", "Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey", "Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse", "Ulaşım araçlarında mevki, sınıf"]}, {"word": "birinci gelmek (veya çıkmak)", "meanings": ["birçokları arasında en iyi olarak seçilmek"]}, {"word": "birinci olmak", "meanings": ["başta gelmek, önde gelmek"]}, {"word": "birkaç", "meanings": ["Çok olmayan, az sayıda, az"]}, {"word": "Birinci Çağ", "meanings": ["En eski fosillerin oluşturduğu jeolojik zaman, paleozoik"]}, {"word": "birincil", "meanings": ["Sırada, önemde ilk yeri alan", "Asli"]}, {"word": "birincil grup", "meanings": ["İçten, samimi, yüz yüze ilişkilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk"]}, {"word": "birincilik", "meanings": ["Birinci olma durumu", "Şampiyonluk için yapılan yarışmalar"]}, {"word": "birinci zar", "meanings": ["Yemişlerin derisi, dış kabuk, meyve dışı"]}, {"word": "birisi", "meanings": ["Herhangi bir kimse"]}, {"word": "birkaçı", "meanings": ["Az sayıda olan kimse veya şey"]}, {"word": "birisinden biri", "meanings": ["içlerinden biri, birkaç kişiden herhangi biri"]}, {"word": "bir kalem", "meanings": ["Aynı, benzer, tek tür", "Bir an için"]}, {"word": "bir karar", "meanings": ["Aynı durumunu koruyarak, belli durumunu değiştirmeden"]}, {"word": "bir kalem geçmek", "meanings": ["boş vermek, bir an için göz ardı etmek"]}, {"word": "bir kararda bir Allah", "meanings": ["`gücü, büyüklüğü eksilmeyip aynı kalan yalnızca Tanrı'dır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir karış beberuhi", "meanings": ["çok kısa boylu kimse"]}, {"word": "bir karış", "meanings": ["Çok kısa", "Olması gerekenden uzun", "Çok az"]}, {"word": "bir kere", "meanings": ["Aslında", "Bir defa olarak"]}, {"word": "bir karış suratla", "meanings": ["asık yüzlü bir biçimde"]}, {"word": "bir kerecik", "meanings": ["Bir kerelik"]}, {"word": "birleme", "meanings": ["Bir etme, tek duruma getirme", "Tanrı'nın birliğini dile getirme, tevhit"]}, {"word": "bir koşu", "meanings": ["Çabucak", "Koşarak, koşa koşa"]}, {"word": "birlemek", "meanings": ["Bir etmek, tek duruma getirmek", "Tanrı'nın birliğini dile getirmek"]}, {"word": "birler", "meanings": ["Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ilk sayının bulunduğu basamak"]}, {"word": "birleşen", "meanings": ["Birbirini kesen, bir noktada kesişen (doğru, yay)"]}, {"word": "birleşik", "meanings": ["Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit"]}, {"word": "birleşik cümle", "meanings": ["Bir veya birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle, birleşik tümce"]}, {"word": "birleşik fiil", "meanings": ["Ad soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakımından kaynaşıp bütünleşen fiil: kaybolmak, reddetmek, hasta olmak, tedavi etmek gibi"]}, {"word": "birleşik kap", "meanings": ["Alt tarafından birleştirilmiş kaplardan her biri, bileşik kap"]}, {"word": "birleşik isim", "meanings": ["Birleşik ad"]}, {"word": "birleşik kaplar", "meanings": ["Alt taraflarından değişik boyut ve kesitlerde borularla birleştirilmiş sistem, bileşik kaplar"]}, {"word": "birleşik kelime", "meanings": ["Yeni bir kavramı karşılamak üzere belirtisiz isim tamlamalarından, sıfat tamlamalarından, isnat gruplarından, birleşik fiillerden, ikilemelerden, kısaltma gruplarından veya kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan kelimeler: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı gibi"]}, {"word": "birleşik oturum", "meanings": ["İki veya daha çok kurulun bir arada yaptığı oturum", "Millet Meclisi ile Senato'nun birlikte yaptığı oturum"]}, {"word": "birleşik oy pusulası", "meanings": ["Seçime katılan partileri simgeleriyle tek bir kâğıt üzerinde ayrı ayrı gösteren oy pusulası"]}, {"word": "birleşik zaman", "meanings": []}, {"word": "birleşilme", "meanings": ["Birleşilmek işi"]}, {"word": "birleşilmek", "meanings": ["Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak"]}, {"word": "birleşim", "meanings": ["Birleşme işi", "Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları, inikat", "Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi"]}, {"word": "birleşme", "meanings": ["Birleşmek işi"]}, {"word": "birleşme değeri", "meanings": ["Basit bir cismin bir atomu ile birleşebilecek olan hidrojen atomlarının en yüksek miktarı"]}, {"word": "birleşmek", "meanings": ["Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek", "Buluşmak, bir araya gelmek", "Uyuşmak, aynı görüşte olmak", "Aynı amaç çevresinde toplanmak", "Cinsel ilişkide bulunmak", "Kaynaşmak"]}, {"word": "birleştirme", "meanings": ["Birleştirmek işi, kombinasyon"]}, {"word": "birleştirmek", "meanings": ["Bir araya getirmek"]}, {"word": "birli", "meanings": ["Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan", "As (II)"]}, {"word": "birlik", "meanings": ["Tek, bir olma durumu, vahdaniyet", "Bir arada olma durumu, vahdet", "Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet", "Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek", "Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen", "Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk", "Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması", "Bölünmezliği içeren yalın bütün", "En büyük değerdeki nota, dört dörtlük"]}, {"word": "birlik olmak", "meanings": ["bir işi yapmak için anlaşmak"]}, {"word": "birlikten kuvvet doğar", "meanings": ["`toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "birliktelik", "meanings": ["Birlikte olma durumu, beraberlik"]}, {"word": "bir nebze", "meanings": ["Kısa bir süre, bir an"]}, {"word": "birlikte", "meanings": ["Bir arada, beraberce, hep beraber", "Yanında, beraberinde", "Beraber"]}, {"word": "bir nefeste", "meanings": ["Ara vermeden (içmek, konuşmak)"]}, {"word": "bir nice", "meanings": ["Bir hayli, birçok"]}, {"word": "bir numaralı", "meanings": ["Birinci, başta gelen"]}, {"word": "bir numara", "meanings": ["Tek, birinci"]}, {"word": "bir ölçüde", "meanings": ["Biraz, belli oranda"]}, {"word": "bir parça", "meanings": ["Biraz, azıcık, çok az", "Kısa bir süre"]}, {"word": "bir tane", "meanings": ["Bir adet", "Biricik, eşsiz, yegâne"]}, {"word": "birsam", "meanings": ["Sanrı"]}, {"word": "bir parmak", "meanings": ["Kısa boylu"]}, {"word": "bir örnek", "meanings": ["Aynı biçimde olan"]}, {"word": "bir sürü", "meanings": ["Pek çok"]}, {"word": "bir sıra", "meanings": ["Üst üste, ardı ardına", "Sıra oluşturan"]}, {"word": "bir solukta", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "birtakım", "meanings": ["Kimi, bazı"]}, {"word": "bir temiz", "meanings": ["Adamakıllı"]}, {"word": "bir terimli", "meanings": ["Aralarında yalnız çarpma, bölme, kuvvete yükseltme, kök alma işlemleri yapılacak olan (nicelikleri gösteren terim)"]}, {"word": "birun", "meanings": ["Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun'un dışında kalan bölüm"]}, {"word": "bir vakitler", "meanings": ["Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle"]}, {"word": "büryan", "meanings": ["Tandırda susuz pişirilen kebap"]}, {"word": "bir yana dünya bir yana", "meanings": ["bir varlığa çok değer verildiğini anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "bir yana", "meanings": ["-den başka, sayılmazsa, hariç tutulursa"]}, {"word": "büryancı", "meanings": ["Büryan yapan veya satan kimse"]}, {"word": "büryan pilavı", "meanings": ["Kemiksiz koyun eti, pirinç, soğan, domates, baharat ve yağ karışımıyla fırında pişirilen bir pilav türü"]}, {"word": "bir yol", "meanings": ["Bir kez, bir defa"]}, {"word": "bir zamanlar", "meanings": ["Zamanında, vaktiyle, eskiden, bir keresinde"]}, {"word": "bir zaman", "meanings": ["Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle", "Belirli bir süre, biraz"]}, {"word": "bisiklet", "meanings": ["Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı, çiftteker, derrace, velespit", "Bu araçla yapılan bir spor türü"]}, {"word": "bisikletçi", "meanings": ["Bisiklet sporu yapan kimse, çifttekerci"]}, {"word": "bisikletçilik", "meanings": ["Bisikletçinin yaptığı iş, çifttekercilik", "Bisiklet satma, onarma işi"]}, {"word": "bisikletli", "meanings": ["Bisikleti olan"]}, {"word": "bisiklet yolu", "meanings": ["Trafikte bisikletlerin gitmesine ayrılmış, dar yol"]}, {"word": "bisikletsiz", "meanings": ["Bisikleti olmayan"]}, {"word": "bisküvi", "meanings": ["Un, süt, şeker veya tuzla yapılan ince, gevrek bir tür kuru pasta"]}, {"word": "bismillah demek", "meanings": ["bir işe uğurlu olması dileği ile başlamak"]}, {"word": "bismillah", "meanings": ["Besmele", "(bi'smillah) Şaşkınlık anında söylenen bir söz"]}, {"word": "bisturi", "meanings": ["Neşter"]}, {"word": "bistro", "meanings": ["İçki içilen kahve", "Müzik eşliğinde içki içilen, yemek yenilen bir tür lokanta"]}, {"word": "bisülfat", "meanings": ["Hidrojenli sülfatlar"]}, {"word": "bisülfür", "meanings": ["Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleşik"]}, {"word": "bişek", "meanings": ["Yayık dövmede kullanılan araç"]}, {"word": "bişi", "meanings": ["Çörek, tatlı bir tür ekmek"]}, {"word": "bit", "meanings": ["Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek, kehle (Pediculus)"]}, {"word": "bit kadar", "meanings": ["çok küçük"]}, {"word": "bitap", "meanings": ["Yorgun"]}, {"word": "biti kanlanmak", "meanings": ["sıkıntı içinde yaşayan bir kişi para ve varlık yönünden güçlenmek"]}, {"word": "bitap düşmek", "meanings": ["çok yorulmak, yorgun düşmek"]}, {"word": "bitaraflık", "meanings": ["Yansızlık"]}, {"word": "bitaraf", "meanings": ["Yansız"]}, {"word": "bitek", "meanings": ["Verimli"]}, {"word": "bitelge", "meanings": ["Toprağın bitki yetiştirme gücü"]}, {"word": "bitevi", "meanings": ["Tekdüze"]}, {"word": "biteviye", "meanings": ["Tekdüze"]}, {"word": "biteviyelik", "meanings": ["Tekdüzelik"]}, {"word": "bitey", "meanings": ["Bitki örtüsü"]}, {"word": "bitim", "meanings": ["Bitme işi", "Son, nihayet, münteha"]}, {"word": "bitik", "meanings": ["Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış", "Kötü, fena", "Yapışık, dolaşık, ekli"]}, {"word": "bitiklik", "meanings": ["Bitik olma durumu"]}, {"word": "bitimsiz", "meanings": ["Sonu olmayan, sınırlandırılıp belirlenmeyen, namütenahi"]}, {"word": "bitimli", "meanings": ["Sonu olan, sonlu"]}, {"word": "bitirilme", "meanings": ["Bitirilmek işi"]}, {"word": "bitirilmek", "meanings": ["Bitirme işine konu olmak"]}, {"word": "bitirim", "meanings": ["Çok hoşa giden (kimse)", "Açıkgöz, işini bilen kimse", "Kumar oynama, uyuşturucu alıp satma, dolandırıcılık yapma vb. işlerde deneyimli (kimse)"]}, {"word": "bitirimci", "meanings": ["Barbut oynatan kimse"]}, {"word": "bitirimhane", "meanings": ["Kumarhane"]}, {"word": "bitirim yeri", "meanings": ["Kumarhane"]}, {"word": "bitirme", "meanings": ["Bitirmek işi"]}, {"word": "bitirme fiili", "meanings": ["Bir fiile -miş sıfat-fiil ekiyle olmak yardımcı fiili getirilerek oluşturulan ve fiilin, yardımcı fiilin işaret ettiği zamandan önce olup bittiğini anlatan birleşik fiil"]}, {"word": "bitirmek", "meanings": ["Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak", "Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak", "Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek"]}, {"word": "bitirmiş", "meanings": ["Bir bilim dalında veya başka bir alanda bilginin doruğuna ulaşmış (kimse)", "Bilgili, açıkgöz"]}, {"word": "bitiş", "meanings": ["Bitme işi", "Bir müzik parçasının son bölümü, final"]}, {"word": "bitişik", "meanings": ["Yan yana olan", "Yandaki", "Yan", "Yandaki ev, bina vb"]}, {"word": "bitişik çanak yapraklılar", "meanings": ["Çanak yaprakları birbirine bitişmiş bulunan bitkiler"]}, {"word": "bitişiklik", "meanings": ["Bitişik olma durumu"]}, {"word": "bitişik taç yapraklılar", "meanings": ["Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitişik olan bitkiler"]}, {"word": "bitişimli", "meanings": ["Bitişken"]}, {"word": "bitişken", "meanings": ["Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değişikliğe uğramayan, bitişimli, iltisaki"]}, {"word": "bitişken dil", "meanings": ["Kelime kökleri değişmeyen, eklerle türetilen dil, iltisaki dil"]}, {"word": "bitişme", "meanings": ["Bitişmek işi, ittisal"]}, {"word": "bitişkenlik", "meanings": ["Bitişken olma durumu", "Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliği"]}, {"word": "bitişmek", "meanings": ["Birbirine dokunacak kadar yanaşmak"]}, {"word": "bitiştirme", "meanings": ["Bitiştirmek işi"]}, {"word": "bitiştirmek", "meanings": ["Bitişmesini sağlamak"]}, {"word": "bitki", "meanings": ["Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat"]}, {"word": "bitki bilimci", "meanings": ["Bitki bilimiyle uğraşan, bitki bilimi uzmanı, botanikçi"]}, {"word": "bitki bilimi", "meanings": ["Bitkilerin tanımlanması ve sınıflandırılmasıyla ilgilenen bilim dalı, nebatat, botanik"]}, {"word": "bitki bitleri", "meanings": ["Bitkiler üzerinde yaşayan, kırmız böceği, ağaç biti, çiçek, fidan vb. gibi böceklerin ortak adı"]}, {"word": "bitkici", "meanings": ["Bitki yetiştiren kimse"]}, {"word": "bitki coğrafyası", "meanings": ["Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğrafya bilimi, fitocoğrafya"]}, {"word": "bitkicilik", "meanings": ["Bitkicinin yaptığı iş"]}, {"word": "bitkileşme", "meanings": ["Bitkileşmek işi"]}, {"word": "bitkileşmek", "meanings": ["Bitki durumuna gelmek"]}, {"word": "bitkimsi hayvanlar", "meanings": ["Mercan, sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar"]}, {"word": "bitkin", "meanings": ["Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız"]}, {"word": "bitkinlik", "meanings": ["Bitkin olma durumu, dermansızlık, zafiyet"]}, {"word": "bitkisel", "meanings": ["Bitki ile ilgili, bitki cinsinden olan", "Bitkiden elde edilen, nebati"]}, {"word": "bitki patolojisi", "meanings": ["Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "bitki örtüsü", "meanings": ["Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü, bitey, flora, vejetasyon"]}, {"word": "bitkisel hayat", "meanings": ["Hastalık veya kaza sebebiyle beyinin yaygın ve geri dönüşümsüz hasarlandığı, ancak beyin sapının refleks işlevlerinin etkilenmediği klinik durum."]}, {"word": "bitkisel kazein", "meanings": ["Küspe ve sıvı yağ artıklarından elde edilen azotlu madde"]}, {"word": "bitki sütü", "meanings": ["Süt görünüşünde bitki öz suyu"]}, {"word": "bitki topluluğu", "meanings": ["Benzer doğal olaylara ve yaşama koşullarına uymuş, belirli bir görünüş almış bitkilerin tümü"]}, {"word": "bitli", "meanings": ["Üstünde bit bulunan", "Cimri"]}, {"word": "bitlenmek", "meanings": ["Üzerinde bit üremek"]}, {"word": "bitler", "meanings": ["Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı"]}, {"word": "bitlenme", "meanings": ["Bitlenmek işi"]}, {"word": "bitli (veya kurtlu) baklanın da kör alıcısı olur", "meanings": ["`işe yaramaz da olsa her şeyin isteklisi bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Bitlis köftesi", "meanings": ["Yağsız kıyma veya pirinç ile köftelik bulgur, yağ, nar, yumurta ve baharat kullanılarak hazırlanan ceviz büyüklüğünde bir köfte türü"]}, {"word": "bitme", "meanings": ["Bitmek işi, finiş"]}, {"word": "bitmek", "meanings": ["Tükenmek", "Sona ermek", "Çok yorulmak", "Güçsüz kalmak, çok zayıflamak", "Çok sevmek, bayılmak, beğenmek"]}, {"word": "bitmez (veya bitip) tükenmez", "meanings": ["bitmeyen, sonu gelmeyen, uçsuz bucaksız"]}, {"word": "bitmek tükenmek bilmemek", "meanings": ["bir türlü sonu gelmemek, eksilmemek"]}, {"word": "bitnik", "meanings": ["Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç"]}, {"word": "bitmek", "meanings": ["Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek", "Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak"]}, {"word": "bit otu", "meanings": ["Sıracagillerden, birçok çeşidi bulunan ve kuzey yarım kürede yetişen bir bitki", "Bitlere karşı kullanılan bir madde"]}, {"word": "bitpazarı", "meanings": ["Eski eşyanın alınıp satıldığı pazar"]}, {"word": "bittabi", "meanings": ["Doğal olarak, tabiatıyla, tabii, elbette"]}, {"word": "bitter", "meanings": ["Bir tür acı bira", "Bir tür ardıç rakısı", "Acı çikolata"]}, {"word": "bitüm", "meanings": ["Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı", "Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde"]}, {"word": "bitümlü", "meanings": ["İçinde bitüm bulunan", "Bitümün bütün özelliklerini gösteren"]}, {"word": "bitümlemek", "meanings": ["Belirli bir kalınlıkta bitüm ile örtmek"]}, {"word": "bitümleme", "meanings": ["Bitümlemek işi"]}, {"word": "bityeniği", "meanings": ["Bir işin gizli kalmış kötü ve aksak yanı, kuşkulu bir nokta, kurtyeniği"]}, {"word": "bivefa", "meanings": ["Vefasız"]}, {"word": "biye", "meanings": ["Genellikle giysinin yaka, kol, etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit"]}, {"word": "biyel", "meanings": ["Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol"]}, {"word": "biyeli", "meanings": ["Biye geçirilmiş, biyesi olan"]}, {"word": "biyesiz", "meanings": ["Biyesi olmayan, biye geçirilmemiş olan"]}, {"word": "biyoelektrik", "meanings": ["Canlı varlıkların ürettiği elektrik"]}, {"word": "biyoelektronik", "meanings": ["Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü"]}, {"word": "biyoenerji", "meanings": ["Biyokütlenin kimyasal dönüşümüyle elde edilen enerji"]}, {"word": "biyofizik", "meanings": ["Fizyolojide geçen fiziksel olayların bilimi, biyolojik fizik"]}, {"word": "biyogaz", "meanings": ["Gübre gazı"]}, {"word": "biyoloji", "meanings": ["Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi"]}, {"word": "biyograf", "meanings": ["Hayat hikâyesi yazarı"]}, {"word": "biyografik", "meanings": ["Biyografi ile ilgili"]}, {"word": "biyografi", "meanings": ["Öz geçmiş"]}, {"word": "biyojeografi", "meanings": ["Bitki ve hayvanların yeryüzü üzerindeki dağılımını ve bunun sebeplerini inceleyen bilim, biyoloji coğrafyası"]}, {"word": "biyokatalizör", "meanings": ["Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde"]}, {"word": "biyokimya", "meanings": ["Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı"]}, {"word": "biyolog", "meanings": ["Biyoloji ile uğraşan kimse, biyoloji uzmanı"]}, {"word": "biyolojik", "meanings": ["Biyoloji ile ilgili, dirim bilimsel"]}, {"word": "biyometeoroloji", "meanings": ["Canlılar üzerinde hava olaylarının etkisini inceleyen bilim"]}, {"word": "biyonik", "meanings": ["Dirim kurgusal"]}, {"word": "biyopsi", "meanings": ["Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma"]}, {"word": "biyopsi yapmak", "meanings": ["parça almak"]}, {"word": "biyoşimi", "meanings": ["Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu"]}, {"word": "biyosfer", "meanings": ["Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi"]}, {"word": "biyotit", "meanings": ["Bir tür kara renkli mika"]}, {"word": "biz", "meanings": ["Çokluk birinci kişiyi gösteren söz", "Bazen teklik birinci kişi zamiri `ben` yerine kullanılan bir söz"]}, {"word": "biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye", "meanings": ["`bizim işe yaramaz diye vazgeçtiğimizi başkaları değerli buldu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "biz bize benzeriz", "meanings": ["`aramızda fark yok, özelliklerimiz veya tutum ve davranışlarımız aynıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz", "meanings": ["`birbirimizi çok yakından tanırız, onun öyle bir üstün durumu olmadığını biliriz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bizden", "meanings": ["bizim tarafımızda olan (kimse)"]}, {"word": "bize de mi lolo?", "meanings": ["`işin içinde bir iş olduğunu bilmez miyiz sanıyorsunuz?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bizim gelin bizden kaçar, tutar ellere başını açar", "meanings": ["`bize yabancı duran yakınımız, dostumuz, akrabamız başkalarına rahatça, içtenlikle yardım eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "biz", "meanings": ["Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ", "Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü"]}, {"word": "biz", "meanings": ["Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris)"]}, {"word": "bizar", "meanings": ["Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş bir biçimde"]}, {"word": "bizimki", "meanings": ["Bizim olan, bizimle ilgili olan", "Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz", "Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz"]}, {"word": "bizar etmek", "meanings": ["tedirgin etmek, usandırmak"]}, {"word": "bizar olmak", "meanings": ["usanmak, bıkmak"]}, {"word": "bizatihi", "meanings": ["Kendiliğinden"]}, {"word": "biz bize", "meanings": ["Yalnız biz, aramızda yabancı bir kimse olmaksızın"]}, {"word": "bizce", "meanings": ["Bize göre, bizim düşüncemizce"]}, {"word": "bizcileyin", "meanings": ["Bizim gibi"]}, {"word": "bizdenlik", "meanings": ["Bizden olma durumu"]}, {"word": "bizlemek", "meanings": ["Ucu çivili değnekle hayvanı dürtmek"]}, {"word": "bizleme", "meanings": ["Bizlemek işi"]}, {"word": "bizlengiç", "meanings": ["Ucu çivili değnek"]}, {"word": "bizmut", "meanings": ["Atom numarası 83, atom ağırlığı 209, yoğunluğu 9,8 olan, 271,3 °C'de eriyen, kızılımsı beyaz renkli, kırılgan ve katı bir element (simgesi Bi)", "Bu elementten yapılan ve ilaç olarak kullanılan karışım"]}, {"word": "bizzat", "meanings": ["Aracısız, kendisi olarak"]}, {"word": "blastula", "meanings": ["Yumurta hücresi oğulcuk olurken morulanın gelişerek içi boş yuvarlak biçime girmesi durumu, morula"]}, {"word": "bizon", "meanings": ["Amerika'da yaşayan bir cins hörgüçlü yaban öküzü"]}, {"word": "blender", "meanings": ["343 karıştırıcı"]}, {"word": "blok", "meanings": ["Kocaman ve ağır kitle", "Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan", "Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu", "İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap", "Yapı adası", "Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde"]}, {"word": "blok yapmak", "meanings": ["voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişi elleri ile perde oluşturmak"]}, {"word": "blokaj", "meanings": ["Bloke etme işi", "Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma", "Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılan dolgu", "Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu"]}, {"word": "bloke", "meanings": ["Kullanılması önlenmiş, el konulmuş"]}, {"word": "bloke etmek", "meanings": ["kullanılmasını önlemek amacıyla el koymak", "savaş durumundaki bir ülkenin dış ülkelerle ilişkisini engellemek", "kapatmak, durdurmak", "ödeme yapabilmek için banka tarafından müşteri hesabında belirli bir tutarı güvence altına almak", "ödenmeyen borç yüzünden veya şifreyi yanlış girmeden dolayı banka kredi kartının kullanılmasını engellemek", "futbolda kaleci topu yakalamak"]}, {"word": "blöf", "meanings": ["İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı", "Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı"]}, {"word": "bloke çek", "meanings": ["Keşideci tarafından anlaşmazlığın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğu bir çek türü"]}, {"word": "blok inşaat", "meanings": ["Birbirine bitişik yapılan yapılar"]}, {"word": "blöfçü", "meanings": ["Blöf yapan kimse"]}, {"word": "blucin", "meanings": ["Kot (I)"]}, {"word": "blum", "meanings": ["Bir iskambil oyunu türü"]}, {"word": "bluz", "meanings": ["Vücudun üst bölümüne giyilen, genellikle ince kumaştan yapılan veya iplikten örülen kadın giysisi"]}, {"word": "boa", "meanings": ["Boa yılanı", "Kadınların boyunlarına aldıkları yılan biçiminde dar ve uzun kürk, boyun kürkü"]}, {"word": "boagiller", "meanings": ["Avlarını yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarıp sıkarak boğan ve ezen sarılgan yılanları kapsayan zehirsiz yılanlar familyası"]}, {"word": "boalar", "meanings": ["Sürüngenler sınıfının, yılanlar takımının bir bölümü"]}, {"word": "bobin", "meanings": ["Makara", "Fotoğraf filmi rulosu", "Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu", "İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt"]}, {"word": "bobinaj", "meanings": ["Bir filmi veya mıknatıslı kuşağı bir makaradan başka bir makaraya sarma"]}, {"word": "boca", "meanings": ["Geminin rüzgâr almayan yanı, rüzgâraltı, orsa veya rüzgârüstü karşıtı"]}, {"word": "bloklaşma", "meanings": ["Bloklaşmak işi"]}, {"word": "bloklaşmak", "meanings": ["Blok durumuna gelmek"]}, {"word": "bocalama", "meanings": ["Bocalamak işi"]}, {"word": "bocalamak", "meanings": ["Gemi rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek", "Bir işte tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak"]}, {"word": "bloknot", "meanings": ["Yaprakları kolayca çıkartılabilecek bir biçimde yapılmış not defteri"]}, {"word": "bocalatma", "meanings": ["Bocalatmak işi"]}, {"word": "bocalatmak", "meanings": ["Bocalamasına yol açmak"]}, {"word": "boci", "meanings": ["Ağır yük taşımaya yarayan, iki kalın ve küçük tekerleği olan el arabası"]}, {"word": "bocurgat", "meanings": ["Ağır yükleri çekmek için manivela ile döndürülen ve döndürüldükçe çekilecek şeyin bağlı bulunduğu urganı kendi üzerine saran çıkrık"]}, {"word": "bodoslama", "meanings": ["Gemi omurgasının baş tarafından yukarıya uzanan ağaç veya demir direklerden her biri"]}, {"word": "bodoslamadan", "meanings": ["Ön taraftan, baş taraftan"]}, {"word": "bodoslamak", "meanings": ["İleri sürmek, dayatmak"]}, {"word": "bodrum", "meanings": ["Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü"]}, {"word": "boduç", "meanings": ["Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı"]}, {"word": "bodur", "meanings": ["Enine göre boyu kısa ve tıknaz"]}, {"word": "bloksuzluk", "meanings": ["Bloksuz davranma, bağlantısızlık"]}, {"word": "bloksuz", "meanings": ["Bağlantısız"]}, {"word": "bodurlaşma", "meanings": ["Bodurlaşmak işi"]}, {"word": "bodurlaşmak", "meanings": ["Bodur duruma gelmek"]}, {"word": "bodurluk", "meanings": ["Bodur olma durumu"]}, {"word": "blöf yapmak", "meanings": ["karşısındakini yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için aslı olmayan söz söylemek veya aldatıcı tavır takınmak"]}, {"word": "bobin kırıcı", "meanings": ["Dağınık iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elverişli biçime getiren makinede çalışan kimse"]}, {"word": "boğa", "meanings": ["Damızlık erkek sığır"]}, {"word": "boca alabanda", "meanings": ["Boca etme komutu"]}, {"word": "boca etmek", "meanings": ["geminin başını rüzgâr almayan tarafa çevirmek", "birden çevirip boşaltmak, dökmek"]}, {"word": "bodrum katı", "meanings": ["Bir yapının zemin katının altında olan ve oturulabilen en alt katı"]}, {"word": "boğada", "meanings": ["Küllü veya sodalı su ile çamaşır yıkama", "Yıkanmak üzere hazırlanmış çamaşırın üzerine sıcak kül suyu süzme işi"]}, {"word": "bodur kalmak", "meanings": ["boyu uzamamak", "gelişmemek"]}, {"word": "bodur tavuk her gün (veya dem) piliç", "meanings": ["`kısa boylular olduklarından daha genç görünürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boğak", "meanings": ["Anjin"]}, {"word": "boğalık", "meanings": ["Boğa olarak kullanılmak için ayrılan bir yaşından yukarı erkek sığır"]}, {"word": "bodur pas", "meanings": ["Arpa yapraklarına yerleşen ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei)", "Bu mantarın yol açtığı hastalık"]}, {"word": "boğanak", "meanings": ["Sağanak, bora"]}, {"word": "boğasak", "meanings": ["Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek"]}, {"word": "boğasama", "meanings": ["Boğasamak durumu"]}, {"word": "boğasamak", "meanings": ["İnek boğa istemek veya boğaya gelmek"]}, {"word": "boğası", "meanings": ["İnce bez"]}, {"word": "boğaz", "meanings": ["Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak", "Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm", "İki dağ arasında dar geçit", "Yedirip içirme yükümü, iaşe", "Yiyeceği içeceği sağlanan kimse", "Yeme içme", "İki kara arasındaki dar deniz"]}, {"word": "Boğa", "meanings": ["Zodyak üzerinde Koç ile İkizler arasında yer alan takımyıldızın adı, Sevir"]}, {"word": "boğaya gelmek", "meanings": ["çiftleşme zamanı gelmek"]}, {"word": "boğa gibi", "meanings": ["çok güçlü görünen, vücudu iyi gelişmiş (delikanlı)"]}, {"word": "boğaya çekmek", "meanings": ["ineği boğa ile cinsel ilişkide bulundurmak"]}, {"word": "boğa güreşi", "meanings": ["Genellikle İspanya ve Meksika'da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılan gösteri, korida"]}, {"word": "boğan otu", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, özellikle kökünde akonitin adında bir zehir bulunan bitki, kurtboğan (Acunitum napellus)"]}, {"word": "boğaz açmak", "meanings": ["ağaçların dibini kazarak toprağı kabartmak"]}, {"word": "boğaz dokuz boğumdur", "meanings": ["`bir söz iyice düşünmeden söylenmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boğaz boğaza gelmek", "meanings": ["zorlu kavga etmek"]}, {"word": "boğaz durmaz", "meanings": ["yeme içme gereksiniminin başka ihtiyaçlar gibi geri bırakılamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "boğaz içinde kavga var", "meanings": ["açlığını aşırı bir biçimde gidermeye çalışanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "boğaz ola", "meanings": ["`afiyet olsun, yarasın, bereketli olsun` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "boğaz olmak", "meanings": ["boğazı ağrımak", "imrenmekten boğazı şişmek"]}, {"word": "boğazı açılmak", "meanings": ["iştahı artmak"]}, {"word": "boğazı düğümlenmek", "meanings": ["üzüntüden boğazı tıkanmak"]}, {"word": "boğazı işlemek", "meanings": ["durmadan bir şeyler yemek"]}, {"word": "boğazı inmek", "meanings": ["bademcikleri şişmek, iltihaplanmak"]}, {"word": "boğazı kurumak", "meanings": ["çok susamak"]}, {"word": "boğazına bir yumruk tıkanmak (veya gelip oturmak)", "meanings": ["konuşamaz olmak, sesi çıkmamak"]}, {"word": "boğazına dikkat etmek", "meanings": ["yiyeceğine, içeceğine özen göstermek"]}, {"word": "boğazına dizilmek", "meanings": ["üzüntü, kaygı vb. sebeplerle isteksiz yemek, iştahı kesilmek"]}, {"word": "boğazına indirmek", "meanings": ["fazla ve gelişigüzel yemek"]}, {"word": "boğazına durmak", "meanings": ["yediği şeyi yutamamak"]}, {"word": "boğazına kadar", "meanings": ["pek çok, gereğinden fazla, aşırı ölçüde"]}, {"word": "boğazına sarılmak", "meanings": ["üstüne yürümek"]}, {"word": "boğazında düğümlenmek", "meanings": ["söylemek istediğini heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek"]}, {"word": "boğazında kalmak", "meanings": ["ağzındaki lokmayı üzüntü dolayısıyla yutamaz duruma gelmek"]}, {"word": "boğazından artırmak", "meanings": ["yiyeceğinden kısıp parasını artırmak"]}, {"word": "boğazkesen", "meanings": ["Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılan hisar"]}, {"word": "boğazlama", "meanings": ["Boğazlamak işi"]}, {"word": "boğazlamak", "meanings": ["Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek", "Gaddarca, kan dökerek öldürmek"]}, {"word": "boğazlanma", "meanings": ["Boğazlanmak işi"]}, {"word": "boğazlanmak", "meanings": ["Boğazlama işine konu olmak veya boğazlama işi yapılmak"]}, {"word": "boğazlaşma", "meanings": ["Boğazlaşmak işi"]}, {"word": "boğazlaşmak", "meanings": ["Birbirini boğazlamak", "Kıyasıya dövüşmek"]}, {"word": "boğazlatma", "meanings": ["Boğazlatmak işi"]}, {"word": "boğazlatmak", "meanings": ["Boğazlama işini yaptırmak"]}, {"word": "boğazlı", "meanings": ["Boğazı olan", "Çok yemek yiyen, yemek isteği çok olan, iştahlı"]}, {"word": "boğazından geçmemek", "meanings": ["sevdiği bir kimsenin yokluğu veya yoksulluğu dolayısıyla bir yiyeceği yalnız başına yemekten üzüntü duymak"]}, {"word": "boğazsız", "meanings": ["Boğazı olmayan", "Çok az yemek yiyen, iştahsız (kimse)"]}, {"word": "boğdurma", "meanings": ["Boğdurmak işi"]}, {"word": "boğazından kesmek", "meanings": ["yiyip içmede çok tutumlu davranmak"]}, {"word": "boğdurmak", "meanings": ["Boğma işini yaptırmak"]}, {"word": "boğdurtma", "meanings": ["Boğdurtmak işi"]}, {"word": "boğdurtmak", "meanings": ["Boğdurma işini birine yaptırmak"]}, {"word": "boğazını doyurmak", "meanings": ["karın doyurmak"]}, {"word": "boğdurulmak", "meanings": ["Boğdurma işi yapılmak"]}, {"word": "boğdurulma", "meanings": ["Boğdurulmak işi"]}, {"word": "boğma", "meanings": ["Boğmak işi"]}, {"word": "boğmaca", "meanings": ["Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık"]}, {"word": "boğmacalı", "meanings": ["Boğmacaya tutulmuş olan (kimse)"]}, {"word": "boğmak", "meanings": ["Boğum yeri"]}, {"word": "boğmaklı", "meanings": ["Boğmakları olan"]}, {"word": "boğmak", "meanings": ["Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek", "El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak", "Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek", "Renkler uygun düşmemek", "Silik bir duruma getirmek, bastırmak", "Tamamıyla kaplamak, sarmak", "Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak", "Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak", "Gelişmesine engel olmak", "Bunaltmak"]}, {"word": "boğuklaşma", "meanings": ["Boğuklaşmak işi"]}, {"word": "boğuk", "meanings": ["Kısılmış (ses)"]}, {"word": "boğuklaşmak", "meanings": ["Ses boğuk duruma gelmek, kısıklaşmak"]}, {"word": "boğulma", "meanings": ["Boğulmak işi"]}, {"word": "boğulmak", "meanings": ["Boğma işine konu olmak", "Havasızlıktan ölmek", "Bunalmak", "Kumarda hileli oyun sonunda her şeyini yitirmek"]}, {"word": "boğum", "meanings": ["Boğulmuş, sıkılmış yer", "Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü", "İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer"]}, {"word": "boğazını sevmek", "meanings": ["yiyip içmeye düşkün olmak"]}, {"word": "boğumlama", "meanings": ["Boğumlamak işi"]}, {"word": "boğumlamak", "meanings": ["Boğum durumuna getirmek"]}, {"word": "boğumlanma", "meanings": ["Boğumlanmak işi", "Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon"]}, {"word": "boğazını sıkmak", "meanings": ["bunaltmak, sıkıntı vermek"]}, {"word": "boğaz kavgası", "meanings": ["Geçim için yapılan didinme"]}, {"word": "boğumlanmak", "meanings": ["Boğum oluşmak, boğum boğum olmak", "Bir ses çıkarmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak"]}, {"word": "boğazını yırtmak", "meanings": ["olanca gücüyle bağırmak"]}, {"word": "boğuntu", "meanings": ["Zor soluk alma", "Sıkıntı", "Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr"]}, {"word": "boğumlu", "meanings": ["Boğumu olan"]}, {"word": "boğunuk", "meanings": ["Kısık, boğuk", "Sıkıntılı, kapalı, donuk"]}, {"word": "boğuşma", "meanings": ["Boğuşmak işi"]}, {"word": "boğuşmak", "meanings": ["Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek", "Mücadele etmek", "Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak"]}, {"word": "boğuşulma", "meanings": ["Boğuşulmak işi"]}, {"word": "boğuşulmak", "meanings": ["Boğuşma işi yapılmak"]}, {"word": "bohça", "meanings": ["İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş", "Ufak ve seçme tütün dengi"]}, {"word": "boğaz meselesi", "meanings": ["Yeme içme gereksinimi"]}, {"word": "boğmaklı kuş", "meanings": ["Bir tür toygar kuşu"]}, {"word": "boğula boğula", "meanings": ["Boğulacakmış gibi, boğuk bir biçimde"]}, {"word": "boğum boğum", "meanings": ["Çok boğumlu"]}, {"word": "boğumlanma noktası", "meanings": ["Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu noktaların her biri, çıkak, mahreç"]}, {"word": "boğumlanma bölgesi", "meanings": ["Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu çeşitli bölgelerden her biri"]}, {"word": "bohçacı", "meanings": ["Bohçacı kadın"]}, {"word": "bohçacılık", "meanings": ["Bohçacının yaptığı iş"]}, {"word": "bohçalama", "meanings": ["Bohçalamak işi"]}, {"word": "bohçalamak", "meanings": ["Bir şeyi bohça içine koyup sarmak", "Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak", "Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak"]}, {"word": "bohem", "meanings": ["Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)"]}, {"word": "boğuntuya getirmek", "meanings": ["birini bunaltıp şaşırtmak yolu ile kendisinden, bir iş veya mal karşılığı olarak çok miktarda para çekmek"]}, {"word": "bok", "meanings": ["Dışkı", "Güç durum", "Hor görülen, tiksinilen"]}, {"word": "bohçanın dört ucunu bir araya getirememek", "meanings": ["iki yakayı bir araya getirememek", "dengeyi sağlayamamak"]}, {"word": "bohçasını koltuğuna almak", "meanings": ["kendi isteğiyle ayrılmak"]}, {"word": "bohçasını koltuğuna vermek", "meanings": ["kovmak, işine son vermek"]}, {"word": "bohçasını toplamak", "meanings": ["eşyasını toplamak"]}, {"word": "bohça böreği", "meanings": ["Bohça biçiminde katlanarak içine peynir, kıyma, patates vb. maddeler konarak yapılan bir börek türü"]}, {"word": "bohem hayatı", "meanings": ["Başıboş yaşayış"]}, {"word": "bok canına olsun", "meanings": ["bıkılan, kötülüğü görülen şeyler için kullanılan bir sövgü sözü"]}, {"word": "bok atmak", "meanings": ["birine leke sürmek, kara çalmak"]}, {"word": "bok etmek (veya bokunu çıkarmak)", "meanings": ["bir işi, bir şeyi bozmak, berbat etmek"]}, {"word": "bok karıştırmak", "meanings": ["bir işi bozacak bir biçimde davranmak"]}, {"word": "bok üstün bok", "meanings": ["çok kötü, çok berbat"]}, {"word": "bok yedi başı", "meanings": ["burnunu her işe sokan, her işe karışan"]}, {"word": "bok yemek", "meanings": ["yakışıksız bir iş yapmak"]}, {"word": "bok yemek düşer", "meanings": ["`birinin bir işe karışmaması, burnunu sokmaması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bok yemenin Arapçası", "meanings": ["`yakışıksızlığın büyüğü` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bok yoluna gitmek", "meanings": ["yararsız, gereksiz bir şey uğruna yok olmak"]}, {"word": "boklama", "meanings": ["Boklamak işi"]}, {"word": "boklamak", "meanings": ["Bir yeri veya bir işi kötü bir duruma getirmek"]}, {"word": "boklanma", "meanings": ["Boklanmak durumu"]}, {"word": "boklanmak", "meanings": ["Kötü bir duruma gelmek, pislenmek"]}, {"word": "boklaşma", "meanings": ["Boklaşmak durumu"]}, {"word": "boklaşmak", "meanings": ["Kötü bir duruma girmek"]}, {"word": "boklu", "meanings": ["Boku olan", "Pis"]}, {"word": "bokluk", "meanings": ["Pislik", "Kötü durum"]}, {"word": "boks", "meanings": ["Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü, yumruk oyunu"]}, {"word": "boksit", "meanings": ["Korindon"]}, {"word": "boksör", "meanings": ["Boks yapan kimse, yumruk oyuncusu"]}, {"word": "boksörlük", "meanings": ["Boksörün işi veya mesleği"]}, {"word": "bol", "meanings": ["İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı", "Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı"]}, {"word": "bol", "meanings": ["Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki"]}, {"word": "bolalma", "meanings": ["Bolalmak işi veya durumu"]}, {"word": "bolalmak", "meanings": ["Bollaşmak"]}, {"word": "bolarma", "meanings": ["Bolarmak işi veya durumu"]}, {"word": "bolarmak", "meanings": ["Bol duruma gelmek"]}, {"word": "boka nispetle tezek amberdir", "meanings": ["`çok kötü bir şeyin yanında, ondan daha az kötü olanı güzel görünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "boku çıkmak", "meanings": ["bir iş veya durum tatsızlaşmak"]}, {"word": "bokunda boncuk bulmak", "meanings": ["birine hak etmediği hâlde çok değer vermek"]}, {"word": "bok (veya bokun) soyu", "meanings": ["kızılan veya tiksinilen bir şeye karşı sövgü olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "bolca", "meanings": ["Oldukça geniş", "Oldukça çok", "(bo'lca) Çokça"]}, {"word": "bolero", "meanings": ["Kısa kadın ceketi", "Ağır ritimli bir İspanyol dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "boliçe", "meanings": ["Yahudi kadını"]}, {"word": "bokuyla kavga etmek", "meanings": ["çok sinirli ve geçimsiz olmak, her şeye öfkelenir olmak"]}, {"word": "bollanma", "meanings": ["Bol duruma gelme"]}, {"word": "bollanmak", "meanings": ["Bol duruma gelmek, genişlemek"]}, {"word": "bollaşma", "meanings": ["Bollaşmak işi veya durumu"]}, {"word": "bok böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, genellikle otçul memeli hayvanların gübrelerinde yaşayan ve bokla beslenen böcek, pislik böceği (Geotrupes stercorarius)"]}, {"word": "bollaşmak", "meanings": ["Bol duruma gelmek"]}, {"word": "bollaştırma", "meanings": ["Bollaştırmak işi veya durumu"]}, {"word": "bollatma", "meanings": ["Bol duruma getirme"]}, {"word": "bollaştırmak", "meanings": ["Bol duruma getirmek"]}, {"word": "bollatmak", "meanings": ["Bol duruma getirmek, genişletmek"]}, {"word": "bolluk", "meanings": ["Bol olma durumu", "Parasal bakımdan rahatlık", "Fazlalık", "Her şeyin bol olduğu yer"]}, {"word": "bolometre", "meanings": ["Işınımölçer"]}, {"word": "bol doğramak", "meanings": ["parasını saçıp savurmak"]}, {"word": "bol bol", "meanings": ["Fazlasıyla"]}, {"word": "bol bol yiyen bel bel bakar", "meanings": ["`kazandığını ölçüsüzce harcayan ve ilerisi için bir şey artırmayan kişi, kazançsız kaldığında acıklı bir duruma düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bom", "meanings": ["İskambil kâğıdıyla oynanan bir tür oyun"]}, {"word": "bomba", "meanings": ["Canlı veya cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah", "Büyük fıçı veya varil", "Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız", "Uyuşturucu hap"]}, {"word": "bol bulamaç", "meanings": ["Bol bol, pek çok"]}, {"word": "Bolivyalı", "meanings": ["Bolivya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "bomba", "meanings": ["Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren"]}, {"word": "bombacı", "meanings": ["Bomba atan kimse", "Bomba yapan kimse", "Bir yere bomba bırakan kimse"]}, {"word": "bol kepçe", "meanings": ["Servis sırasında yiyeceği bol bol dağıtma", "Cömert, eli açık"]}, {"word": "bombacılık", "meanings": ["Bombacının yaptığı iş"]}, {"word": "bombalama", "meanings": ["Bombalamak işi"]}, {"word": "bombalamak", "meanings": ["Belli bir hedefe bomba atmak"]}, {"word": "bombalanma", "meanings": ["Bombalanmak işi"]}, {"word": "bombalanmak", "meanings": ["Bombalama işine konu olmak"]}, {"word": "bombalatma", "meanings": ["Bombalama işi"]}, {"word": "bombalatmak", "meanings": ["Bombalama işini yaptırmak"]}, {"word": "bombardıman", "meanings": ["Topa tutma", "Bombalama", "Etkili bir biçimde ve sık olarak gündeme getirme, duyurma"]}, {"word": "Bolşevik", "meanings": ["Bolşeviklik yanlısı kimse"]}, {"word": "bol paça", "meanings": ["Geniş paça", "Dökük, saçık, şapşal (kimse)"]}, {"word": "bombardon", "meanings": ["Bandoda en kalın sesi veren, pistonlu, nefesli çalgı"]}, {"word": "bombe", "meanings": ["Şişkinlik, kabarıklık"]}, {"word": "bombeli", "meanings": ["Şişkinliği, kabarıklığı olan"]}, {"word": "bombesiz", "meanings": ["Bombesi olmayan"]}, {"word": "bombok", "meanings": ["Çok kötü, çok berbat"]}, {"word": "bomboş", "meanings": ["Büsbütün, tamamen boş"]}, {"word": "bomba gibi", "meanings": ["iyi, sağlam, göz alıcı, gösterişli", "iyi hazırlanmış, çok çalışmış (öğrenci)"]}, {"word": "bomboz", "meanings": ["Çok boz"]}, {"word": "bonbon", "meanings": ["Şerbet içinde kaynatılarak üzeri şekerle kaplanmış meyve"]}, {"word": "bonboncu", "meanings": ["Bonbon yapan veya satan kimse"]}, {"word": "bonbonculuk", "meanings": ["Bonboncunun yaptığı iş"]}, {"word": "bombe bezi", "meanings": ["Ayakkabı sayalarının burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş türü"]}, {"word": "Bolşeviklik", "meanings": ["Rusya'da XX. yüzyıl başlarında doğan ve Lenin tarafından geliştirilen komünist hareket"]}, {"word": "bombardıman uçağı", "meanings": ["Bombalama işinde kullanılan uçak"]}, {"word": "Bolşevizm", "meanings": ["Bolşeviklik"]}, {"word": "bomba gibi patlamak", "meanings": ["öfkelenerek birdenbire ve yüksek sesle bağırıp çağırmak", "bir olay birdenbire ortaya çıkarak herkesi şaşırtmak"]}, {"word": "bombardıman etmek", "meanings": ["top ateşi veya bomba ile bir yere saldırmak", "bir kimseyi ağır sözlerle paylamak", "etkili bir biçimde ve sık olarak gündeme getirmek, duyurmak"]}, {"word": "boncuk", "meanings": ["Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi"]}, {"word": "bomboş olmak (veya kalmak)", "meanings": ["tamamen boş olmak"]}, {"word": "boncukçu", "meanings": ["Boncuk yapan veya satan kimse"]}, {"word": "boncuklanış", "meanings": ["Boncuklanma işi"]}, {"word": "boncukçuluk", "meanings": ["Boncukçunun yaptığı iş"]}, {"word": "boncuklanmak", "meanings": ["Boncuk biçiminde taneler oluşmak"]}, {"word": "boncuklanma", "meanings": ["Boncuklanmak işi"]}, {"word": "boncuklaşma", "meanings": ["Boncuklaşmak işi"]}, {"word": "boncuklu", "meanings": ["Boncuğu olan, boncukla süslenmiş"]}, {"word": "boncuklaşmak", "meanings": ["Boncuk biçimini almak"]}, {"word": "boncuksuz", "meanings": ["Boncuğu olmayan"]}, {"word": "boncukluk", "meanings": ["Boncuk olmaya elverişli olan"]}, {"word": "bone", "meanings": ["Düz veya kıvrımlı her çeşit yumuşak kumaş vb. maddeden yapılan başlık"]}, {"word": "bonfile", "meanings": ["Kasaplık hayvanlarda bel kemiğinin iki yanında bulunan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü", "Bu bölümden hazırlanan et dilimi"]}, {"word": "bonjur", "meanings": ["Günaydın, merhaba", "Uzun siyah ceketle, çizgili pantolondan oluşan erkek giysisi"]}, {"word": "bonfilelik", "meanings": ["Bonfile yapmaya elverişli (et)"]}, {"word": "bonmarşe", "meanings": ["İçinde her türlü giyim, süs eşyası oyuncak vb. satılan büyük mağaza"]}, {"word": "bonkör", "meanings": ["İyi yürekli", "Cömert"]}, {"word": "bonkörlük", "meanings": ["İyi yüreklilik, eli açıklık, cömertlik"]}, {"word": "bono", "meanings": ["Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet"]}, {"word": "bonservis", "meanings": ["Çalıştığı yerden ayrılırken görevini iyi yaptığını belirtmek amacıyla birine verilen belge"]}, {"word": "bop", "meanings": ["Poker oyununda, oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar", "İskambil oyunlarında ortadaki miktar kadar oyuna katıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "bopluk", "meanings": ["Bop tutarında olma"]}, {"word": "bonbon şekeri", "meanings": ["Bonbon"]}, {"word": "bopstil", "meanings": ["Züppece giyiniş biçimi", "Bu biçimde giyinen kimse"]}, {"word": "bor", "meanings": ["İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş (toprak), borak"]}, {"word": "bor", "meanings": ["Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element (simgesi B)"]}, {"word": "bora", "meanings": ["Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgâr"]}, {"word": "borak", "meanings": ["Bor (I)"]}, {"word": "boraks", "meanings": ["Yoğunlaşmış borik asitten türeyen sodyum tuzu"]}, {"word": "boralı", "meanings": ["Yağmurlu, sert rüzgârlı ve soğuk havalı"]}, {"word": "boran", "meanings": ["Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı"]}, {"word": "borani", "meanings": ["Pirinçli, yumurtalı, yoğurtlu ıspanak vb. sebze yemeği"]}, {"word": "borasit", "meanings": ["Sert billur veya yumuşak beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı"]}, {"word": "borat", "meanings": ["Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz"]}, {"word": "borazan", "meanings": ["Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı, boru", "Bu boruyu çalan kimse"]}, {"word": "borazancı", "meanings": ["Borazan çalan kimse"]}, {"word": "borazancıbaşı", "meanings": ["Borazancıları yöneten kimse", "bir topluluğun söyleyemediği sözleri söyleyen kimsesi"]}, {"word": "borazancılık", "meanings": ["Borazancının yaptığı iş"]}, {"word": "borç", "meanings": ["Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey", "Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe"]}, {"word": "boncuk gibi", "meanings": ["çok küçük"]}, {"word": "boncuk fasulye", "meanings": ["Bir tür iri taneli fasulye"]}, {"word": "boncuk mavisi", "meanings": ["Yeşile çalan bir mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "boncuk tutkalı", "meanings": ["Boncuk biçiminde glüten tutkalı"]}, {"word": "bono vermek", "meanings": ["borç alındığını gösteren vadeli senedi imzalayıp teslim etmek"]}, {"word": "bono kırdırmak", "meanings": ["bir bonoyu, süresi dolmadan eksiğine paraya çevirmek"]}, {"word": "bora gibi", "meanings": ["çok sert, öfkeli, şiddetli"]}, {"word": "borç almak", "meanings": ["daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir şey almak"]}, {"word": "borç bini aşmak", "meanings": ["borç, altından kalkılamayacak duruma gelmek"]}, {"word": "borç gırtlağına çıkmak", "meanings": ["borca batmak"]}, {"word": "borç altına girmek", "meanings": ["gereğinden fazla borç yapmak"]}, {"word": "borç etmek (veya yapmak)", "meanings": ["borçlanmak"]}, {"word": "borç iyi güne kalmaz", "meanings": ["`borcu ilk fırsatta ödemek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borç ödemekle (veya vermekle), yol yürümekle tükenir", "meanings": ["`birden ödenemeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır", "meanings": ["`borç zamanında ödenmezse borçluluk duygusu gevşer, hastalık uzun süreli olursa ölüme yol açar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borç vermekle, düşman vurmakla", "meanings": ["`borç vermekle, düşman vurmakla yok edilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borç yemek", "meanings": ["sürekli borç alarak yaşamak"]}, {"word": "borç yiyen kesesinden yer", "meanings": ["`borçla alışveriş yapan, aldıklarının parasını hemen ödemese de günün birinde mutlaka ödeyecektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borç yiğidin kamçısıdır", "meanings": ["`borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borca almak", "meanings": ["veresiye almak"]}, {"word": "borca batmak", "meanings": ["çok borçlu olmak"]}, {"word": "borca girmek", "meanings": ["borçlanmak, borç para almak"]}, {"word": "borçlandırılma", "meanings": ["Borçlandırılmak işi"]}, {"word": "borçlandırılmak", "meanings": ["Borçlanmasına yol açılmak"]}, {"word": "borçlandırma", "meanings": ["Borçlandırmak işi"]}, {"word": "borçlandırmak", "meanings": ["Borçlanmasına yol açmak, borçlu duruma getirmek"]}, {"word": "borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek", "meanings": ["`borçlu ve dertli bir biçimde yaşanılmaz; borçtan kurtulmanın yolu onu vermek, onulmaz dertten kurtulmanın çıkar yolu ise ölmektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borçlanılma", "meanings": ["Borçlanılmak işi"]}, {"word": "borçlanılmak", "meanings": ["Borca girilmek, borç edilmek"]}, {"word": "borçlanma", "meanings": ["Borçlanmak işi, istikraz"]}, {"word": "borçlanmak", "meanings": ["Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek", "Manevi bir yükümlülük altına girmek"]}, {"word": "borçlu", "meanings": ["Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı", "Borcu kalmış olarak", "Manevi bir yükümlülük altında bulunan", "Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan"]}, {"word": "borcunu bilmek", "meanings": ["bir şey yapmayı yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değerlendirmek", "borcunu zamanında öder olmak"]}, {"word": "borcunu kapatmak", "meanings": ["borcunu ödeyip bitirmek"]}, {"word": "borç çorbası", "meanings": ["Pancar, lahana, et üzerine krema konularak yapılan bir sebze çorbası türü"]}, {"word": "borçtan kurtulmak", "meanings": ["borcunu ödemek"]}, {"word": "borçluluk", "meanings": ["Borçlu olma durumu"]}, {"word": "borç harç etmek", "meanings": ["sürekli borç almak"]}, {"word": "borçsuz", "meanings": ["Borcu olmayan"]}, {"word": "borç harç", "meanings": ["Sürekli borç alma", "Borçlanarak"]}, {"word": "borçlu bulunmak (veya olmak)", "meanings": ["borçlu duruma düşmek"]}, {"word": "borçsuzluk", "meanings": ["Borçsuz olma durumu, beraatizimmet"]}, {"word": "borda", "meanings": ["Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı"]}, {"word": "borçlu çıkmak", "meanings": ["görülen hesapta vereceği kalmak"]}, {"word": "borçlunun dili kısa gerek", "meanings": ["`borcu olan kimse, alacaklısına karşı ileri geri konuşmamalı, aşağıdan almalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borçlu ölmez, benzi sararır", "meanings": ["`borç kişiyi öldürmez ancak hasta edecek kadar üzer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "borçlunun duacısı alacaklıdır", "meanings": ["`borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bordalama", "meanings": ["Bordalamak işi"]}, {"word": "bordalamak", "meanings": ["İki deniz taşıtı birbirine yanaşmak", "İki deniz taşıtı birbirine çarpmak"]}, {"word": "bordo", "meanings": ["Mora çalan kırmızı renk, şarap tortusu rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir", "meanings": ["`yoksulluk ve sıkıntı içinde olup da bey adı taşımaktansa borçsuz ve sıkıntısız bir çoban olmak daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "bordro", "meanings": ["Bir hesabın ayrıntılarını gösteren çizelge"]}, {"word": "bordür", "meanings": ["Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar", "Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü", "Cilt kapağındaki kalın çizgiler", "Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü"]}, {"word": "borik", "meanings": ["Bordan türeyen asit ve anhidrit"]}, {"word": "borçsuz harçsız", "meanings": ["Hiç borçlanmadan, borca girmeden"]}, {"word": "borçluluk dengesi", "meanings": ["Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş dış borç ve alacaklarını gösteren durum veya belge"]}, {"word": "borikli", "meanings": ["İçinde borik asit bulunan"]}, {"word": "borina", "meanings": ["Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat"]}, {"word": "bornoz", "meanings": ["Banyodan çıkarken kurulanmak için kullanılan, önden açık, havludan yapılmış giyecek", "Kuzey Afrika'da Berberilerin giydikleri başlıklı, geniş, kısa kollu bir üstlük"]}, {"word": "borsa", "meanings": ["Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer"]}, {"word": "borsacı", "meanings": ["Değerli kâğıt, para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse"]}, {"word": "borsacılık", "meanings": ["Borsacının yaptığı iş"]}, {"word": "borda etmek", "meanings": ["yandan yanaşmak"]}, {"word": "borda bordaya", "meanings": ["yan yana"]}, {"word": "borda hattı", "meanings": ["Donanma gemilerinin bir sırada ve paralel olarak gitmek için aldıkları durum"]}, {"word": "borda fenerleri", "meanings": ["Gemide bulundurulmak zorunda olan, sancakta yeşil, iskelede kırmızı ışık veren özel fenerler"]}, {"word": "borik asit", "meanings": ["Etkisi az, beyaz, sedef görünümde bir madde, asit borik"]}, {"word": "denetim kurulu", "meanings": ["Denetleme kurulu"]}, {"word": "borsa acentesi", "meanings": ["Müşteriden aldıkları alış ve satış emirlerini borsada yerine getirip karşılığında komisyon alan kimse veya kuruluş"]}, {"word": "borsa cetveli", "meanings": ["Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten"]}, {"word": "denetimsiz", "meanings": ["Denetlenmiş olmayan"]}, {"word": "denetimli", "meanings": ["Denetlenmiş olan"]}, {"word": "denetleme", "meanings": ["Denetlemek işi", "Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol"]}, {"word": "denetleme yapmak", "meanings": ["kontrol etmek"]}, {"word": "denetlemek", "meanings": ["Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek"]}, {"word": "denetlenme", "meanings": ["Denetlenmek işi"]}, {"word": "denetleme kurulu", "meanings": ["Devlet kuruluşlarında denetim işini yapmakla görevli üyelerin oluşturduğu kurul, denetim kurulu, teftiş heyeti, teftiş kurulu", "Bir kuruluşun yasalara ve kendi amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleyen kurul"]}, {"word": "denetlenmek", "meanings": ["Denetleme işine konu olmak"]}, {"word": "deney", "meanings": ["Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem, tecrübe", "Deneyim, tecrübe"]}, {"word": "deneyci", "meanings": ["Deneycilik yanlısı olan, görgücü, ampirist"]}, {"word": "deneycilik", "meanings": ["Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti, görgücülük, ampirizm, akılcılık karşıtı", "Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı, görgücülük, ampirizm"]}, {"word": "deneyim", "meanings": ["Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı, tecrübe, eksperyans"]}, {"word": "deneyim kazanmak", "meanings": ["deneyimli duruma gelmek"]}, {"word": "deneyimli", "meanings": ["Deneyim kazanmış olan, tecrübeli, anaç"]}, {"word": "deneyimci", "meanings": ["Deneyimi ön plana çıkaran kimse"]}, {"word": "deneyimcilik", "meanings": ["Deneyimci olma durumu"]}, {"word": "deneyiş", "meanings": ["Deneme işi"]}, {"word": "deneyimsiz", "meanings": ["Deneyimi olmayan, tecrübesiz"]}, {"word": "deneyimsizlik", "meanings": ["Deneyimsiz olma durumu, tecrübesizlik"]}, {"word": "deney kabı", "meanings": ["İçinde kimya deneyleri yapılan özel kap"]}, {"word": "deneyleme", "meanings": ["Deneylemek işi"]}, {"word": "deneylemek", "meanings": ["Deney yapmak"]}, {"word": "deneyli", "meanings": ["Deneye başvurulan", "Deneye başvurularak"]}, {"word": "deneysel", "meanings": ["Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili, tecrübi, ampirik"]}, {"word": "deneyselcilik", "meanings": ["Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti, eksperimantalizm"]}, {"word": "deneysiz", "meanings": ["Deneye başvurulmayan", "Deneye başvurulmadan"]}, {"word": "deneysellik", "meanings": ["Deneyle ilgili olma durumu"]}, {"word": "deney tüpü", "meanings": ["Çoğunlukla kimyasal deneylerde kullanılan bir ucu kapalı cam boru"]}, {"word": "deneyüstü", "meanings": ["Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi, transandantal"]}, {"word": "deneyüstücülük", "meanings": ["İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm", "Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm"]}, {"word": "dengeyi sağlamak", "meanings": ["iki kişi, durum veya olay arasında orta yolu bulmak, uyum sağlamak"]}, {"word": "denge", "meanings": ["Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans", "Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar", "Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması", "Ekonomik hayatın uyumlu düzeni", "Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli"]}, {"word": "dengesi bozulmak", "meanings": ["dik durumdan düşecek duruma gelmek", "tanınan ve bilinen ölçülerin dışına çıkmak", "tutum ve davranışlarında tutarlılık olmamak", "aralarında ilişki bulunan şeyler arasındaki uyum bozulmak"]}, {"word": "dengesini kaybetmek", "meanings": ["dik durumdayken kontrolünü kaybederek düşmek"]}, {"word": "dengeci", "meanings": ["Denge ögesini ön planda tutan"]}, {"word": "dengecilik", "meanings": ["Dengeci olma durumu"]}, {"word": "denge kalası", "meanings": ["Aletli jimnastik dalında kullanılan, 1,20 metre yüksekliğinde, 5 metre uzunluğunda, 10 santimetre yürüme yüzeyi olan, piramit biçiminde, iki ayak üzerinde duran, düzgün kalastan yapılmış denge aracı"]}, {"word": "dengeleme", "meanings": ["Dengelemek işi"]}, {"word": "dengelenme", "meanings": ["Dengelenmek işi"]}, {"word": "dengelemek", "meanings": ["Dengeli duruma getirmek", "Bir cismi güç katarak veya eksilterek denge durumuna getirmek"]}, {"word": "dengelenmek", "meanings": ["Dengesi sağlanmak"]}, {"word": "dengeleyici", "meanings": ["Denge sağlayan, dengeleme özelliği olan kimse veya şey", "Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen, stabilizatör", "Bir evredeki işlemin daha dengeli bir duruma gelmesini sağlayan alet"]}, {"word": "dengeli kılmak", "meanings": ["dengeli duruma getirmek"]}, {"word": "dengeli", "meanings": ["Dengesi olan, muvazeneli, stabil", "Kurallara uygun, sıkıntı yaratmayan", "Tutum ve davranışlarında uyum olan (kimse), istikrarlı, kararlı, stabil"]}, {"word": "dengeli beslenme", "meanings": ["Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli olarak alma"]}, {"word": "dengelik", "meanings": ["Denge sağlayan alet"]}, {"word": "dengesizleştirme", "meanings": ["Dengesizleştirmek işi"]}, {"word": "dengesiz", "meanings": ["Dengesi olmayan, muvazenesiz", "Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız"]}, {"word": "dengesizleştirmek", "meanings": ["Dengesiz duruma getirmek"]}, {"word": "denge taşı", "meanings": ["Omurgalıların özellikle de memelilerin iç kulak keseciğinde bulunan kalsiyum tuzu"]}, {"word": "dengesizlik", "meanings": ["Bir şeyde denge bulunmaması durumu", "Bir kimsenin tutum ve davranışlarında beklenmedik değişmeler olması, istikrarsızlık"]}, {"word": "dengeşik", "meanings": ["Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen"]}, {"word": "deni", "meanings": ["Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse)"]}, {"word": "denilme", "meanings": ["Denilmek işi"]}, {"word": "denilmek", "meanings": ["Ad verilmek", "Söylenmek, sözü edilmek", "Sayılmak, kabul edilmek"]}, {"word": "deniz", "meanings": ["Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi", "Bu su kütlesinin belirli bir parçası", "Aydaki düzlükler", "Geniş alan", "Çokluk, yoğunluk"]}, {"word": "deniz bindirmek", "meanings": ["denizde birden fırtına çıkmak"]}, {"word": "deniz çıkmak", "meanings": ["denizde fırtına olmak"]}, {"word": "deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz", "meanings": ["`her denizde az çok dalga bulunduğu gibi her gönülde de bir sevda vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız", "meanings": ["`her nesnenin kendisine özgü nitelikleri, kendisinden ayrılmayan özellikleri vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deniz durmak (veya düşmek)", "meanings": ["denizdeki fırtına geçmek"]}, {"word": "deniz kenarında dalga eksik olmaz", "meanings": ["`içinde çeşitli olayların geçmesi doğal olan bir ortamda zaman zaman sert çatışmaların, fırtınaların çıkması da olasıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deniz tutmak", "meanings": ["deniz taşıtlarında sallantıdan etkilenmek"]}, {"word": "denizde kum, onda para", "meanings": ["`parası çok kimse, zengin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapmak", "meanings": ["gerçekte bulunmayan bir konu üzerinde varmış gibi savunuculuğunu yapmak, hayalî konularda gereksiz söz söylemek"]}, {"word": "denizdeki balığın pazarlığı olmaz", "meanings": ["`henüz elde olmayan bir nesnenin alımı, satımı üzerinde konuşulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "denizden (veya denizi) geçip çayda boğulmak", "meanings": ["bir işte büyük güçlükleri yendikten sonra önemsiz bir sebeple başarısızlığa uğramak"]}, {"word": "denizden çıkmış balığa dönmek", "meanings": ["sudan çıkmış balığa dönmek"]}, {"word": "denize açılmak", "meanings": ["kıyıdan çok uzaklaşmak"]}, {"word": "denize çıkmak", "meanings": ["gezi veya av için kıyıdan ayrılmak"]}, {"word": "denize indirmek", "meanings": ["genellikle yeni yapılan bir aracı kızaklar yardımıyla karadan suya salıvermek"]}, {"word": "denize düşen yılana sarılır", "meanings": ["`güç bir duruma düşenlerin bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurmaları olağandır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deniz alası", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının alabalıkgiller familyasından denizlerde yaşayan bir tür alabalık (Salmo trutta marina)"]}, {"word": "deniz akıntısı", "meanings": ["Deniz suyunun bazı etkilerle belirli bir yönde yer değiştirmesi"]}, {"word": "denizaltı", "meanings": ["Deniz yüzeyinin altında ve üstünde yol alabilen savaş veya araştırma gemisi, tahtelbahir"]}, {"word": "deniz altı", "meanings": ["Deniz altında bulunan", "Deniz altında yapılan", "Dalgalara karşı açık"]}, {"word": "denizaltıcı", "meanings": ["Denizaltılarda görevli kimse"]}, {"word": "denizaltıcılık", "meanings": ["Denizaltıcının yaptığı iş"]}, {"word": "denizanası", "meanings": ["Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz"]}, {"word": "denizaslanı", "meanings": ["Amerika'nın kuzeybatı kıyılarında yaşayan ve sık renk değiştiren etçil bir tür memeli"]}, {"word": "denizaşırı", "meanings": ["Denizlerin ötesinde bulunan", "Deniz ötesine yapılan"]}, {"word": "deniz ataşesi", "meanings": ["Büyükelçiliklerde görev yapan, deniz kuvvetlerine bağlı askerî üst düzey görevlisi"]}, {"word": "denizatı", "meanings": ["Başı at başına benzeyen, suda dik duran, kuyruk yüzgeci olmayan, 10-15 santimetre boyunda bir deniz hayvanı (Hippocampus hippocampus)"]}, {"word": "denizaygırı", "meanings": ["Denizlerde yaşayan bir tür vahşi hayvan"]}, {"word": "denizayısı", "meanings": ["Boyu 1,5-2 metre olan, uzun ve yumuşak tüylü postu beğenilen, bitkiyle beslenen bir deniz memelisi (Arctocephalus ursinus)"]}, {"word": "deniz aynası", "meanings": ["Denizin dibini açık ve seçik görebilmek için özel olarak yapılmış cam alet"]}, {"word": "deniz basması", "meanings": ["Çöken bir kara parçasına deniz sularının dolması"]}, {"word": "deniz bilimci", "meanings": ["Deniz bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "deniz buzu", "meanings": ["Kutuplara yakın yerlerde soğuk havanın etkisiyle denizlerin üstünde oluşan buz"]}, {"word": "deniz bilimi", "meanings": ["Okyanus ve denizlerin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerine deneysel araştırmalar yapan bilim kolu, ana deniz bilimi, oşinografi"]}, {"word": "denizçakısı", "meanings": ["Süline"]}, {"word": "denizci", "meanings": ["Denizle ilgili işlerde çalışan kimse", "Deniz sporlarıyla uğraşan kimse", "Deniz kuvvetlerine bağlı subay, astsubay veya er"]}, {"word": "denizcilik", "meanings": ["Denizcinin yaptığı iş"]}, {"word": "deniz çulluğu", "meanings": ["Kıyı bölgelerinde yaşayan bir tür çulluk"]}, {"word": "deniz depremi", "meanings": ["Merkezi denizin dibinde odaklaşan bir tür yer sarsıntısı"]}, {"word": "deniz feneri", "meanings": ["Kıyıların tehlikeli yerlerinde, bazı kaya ve adacıkların üzerinde geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren, tepesinde güçlü bir ışık kaynağı olan fener"]}, {"word": "denizgergedanı", "meanings": ["Balinagillerden, 8-10 metre boyunda, erkeğinin üst çenesinde iki uzun diş bulunan bir deniz memelisi (Monodon monoceros)"]}, {"word": "denizgülü", "meanings": ["Mercanlar sınıfından dokunaçları kısa bir tür hayvan (Actinia)"]}, {"word": "deniz hamamı", "meanings": ["Kumsal"]}, {"word": "deniz haritası", "meanings": ["Denizlerin oluşum ve konumlarını değişik renk ve çizgilerle gösteren harita"]}, {"word": "denizgüzeli", "meanings": ["Sarıağız"]}, {"word": "denizhıyarı", "meanings": ["Denizhıyarlarından, boyu santimetre kadar olabilen, yuvarlak ve yumuşak vücutlu, derisi dikenli bir hayvan (Holothurion)"]}, {"word": "denizhıyarları", "meanings": ["Örnek hayvanı denizhıyarı olan derisi dikenliler sınıfı, holotüritler (Holothurion)"]}, {"word": "deniz hukuku", "meanings": ["Devletler hukukunda denizin türlü bölümlerinin durumunu düzenleyen ve devletlerin bu bölümler üzerindeki yetkilerini belirten antlaşma, gelenek vb. niteliğindeki kuralların bütünü"]}, {"word": "denizısırganları", "meanings": ["Salgıladıkları sıvılarla insan derisinde ısırgan etkisi uyandıran, iri medüzleri içine alan sölenterler sınıfı"]}, {"word": "denizibiği", "meanings": ["Deniz rezenesi"]}, {"word": "deniziğnesi", "meanings": ["Yuvarlak somaklı, vücudu ince ve uzun bir deniz balığı (Syngnathus acus)"]}, {"word": "deniz iklimi", "meanings": ["Denizlerde, adalarda, yüksek enlemlerde görülen ve sıcaklık oynamaları az olan iklim"]}, {"word": "denizineği", "meanings": ["Amerika ve Afrika'nın tropikal kıyı sularında yaşayan, 2-3 metre boyunda deniz memelisi (Hydrodamalis gigas)"]}, {"word": "denizkadayıfı", "meanings": ["Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (Alaria esculenta)"]}, {"word": "deniz kaplumbağaları", "meanings": ["Denizde yaşayan, ayakları yüzgeç biçimindeki kaplumbağalar"]}, {"word": "deniz kaplumbağası", "meanings": ["Denizlerde yaşayan ve ayaklarını yüzgeç gibi kullanan bir deniz hayvanı"]}, {"word": "deniz kazı", "meanings": ["Akbaş"]}, {"word": "denizkedisi", "meanings": ["Tüm başlılar takımından, vücudu ince uzun, büyük başlı, derin ve büyük denizlerde yaşayan bir balık, denizmaymunu (Chimaera monstrosa)"]}, {"word": "denizkestanesi", "meanings": ["Hareket edebilen dikenlerle örtülü, yuvarlak kalker kabuklu, derisi dikenlilerden bir yumuşakça (Echinus esculentus)"]}, {"word": "denizkızı", "meanings": ["Solunumunu hem akciğer hem de solungaçlarıyla yapan, arka üyeleri olmayan, otçul amfibyumlar sınıfından bir hayvan"]}, {"word": "deniz kırlangıcı", "meanings": ["Balıkçın"]}, {"word": "denizkozalağı", "meanings": ["Konik biçimli kabuğunda bir yarık bulunan, karından bacaklı yumuşakça (Conus)"]}, {"word": "denizköpüğü", "meanings": ["Lüle taşı"]}, {"word": "deniz kulağı", "meanings": ["Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez, lagün"]}, {"word": "denizlaleleri", "meanings": ["Vücutları bir sapla deniz dibine bağlı veya serbest olabilen, beş veya daha fazla kollu, toplu durumda yaşayan derisi dikenlilerden bir sınıf"]}, {"word": "deniz kuvvetleri", "meanings": ["Bir ülkeyi denizden gelecek saldırılara karşı korumak için oluşturulan askerî kuruluşlar"]}, {"word": "denizlik", "meanings": ["Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta", "Denize girerken kullanılan kadın mayosu", "Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm"]}, {"word": "deniz mavisi", "meanings": ["Deniz renginde koyuca mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "deniz marulu", "meanings": ["Sığ sularda bulunan, ince levhaya benzeyen yaprakları olan yeşil su yosunu (Ulva lactuca)"]}, {"word": "denizmaymunu", "meanings": ["Denizkedisi"]}, {"word": "deniz mili", "meanings": ["1852 metrelik bir uzunluk ölçüsü birimi"]}, {"word": "deniz motoru", "meanings": ["Deniz yollarında yolcu taşımaya yarayan pervaneli ve patenli motorlu gemi"]}, {"word": "deniz menekşesi", "meanings": ["Bir tür çan çiçeği"]}, {"word": "deniz ördeği", "meanings": ["Fırtına kuşu"]}, {"word": "denizörümceği", "meanings": ["Bir tür büyük yengeç (Maja squinado)"]}, {"word": "denizpalamudu", "meanings": ["Kıyı kayalarının üzerinde yapışık olarak yaşayan, beyaz kalkerli plakalarla çevrili, koni biçiminde, küçük, kabuklu bir böcek (Balanus)"]}, {"word": "denizpelidi", "meanings": ["Bir tür deniz böceği"]}, {"word": "denizpırasası", "meanings": ["Denizlerde yetişen bir tür yosun"]}, {"word": "deniz piyadesi", "meanings": ["Çıkarma harekâtında kıyıya ulaşacak tarzda eğitilen deniz kuvvetlerine özgü sınıf"]}, {"word": "deniz rezenesi", "meanings": ["Maydanozgillerden, deniz kumsallarında bol olarak yetişen, güzel kokulu bir bitki, denizibiği (Crithmum maritimum)"]}, {"word": "deniz seviyesi", "meanings": ["Kara ile denizin birleştiği ve yüksekliğin sıfır olarak kabul edildiği nokta"]}, {"word": "deniz sarmaşığı", "meanings": ["Çok yıllık, sürünücü, beyaz sütlü ve otsu bir bitki (Convolvulus soldanella)"]}, {"word": "deniz suyu", "meanings": ["Bileşiminde değişik tuzlar ve gazlar bulunan su"]}, {"word": "denizşakayığı", "meanings": ["Kayalıklara yapışık olarak yaşayan, dokunaçları çok ve uzun, güzel renkli bir tür polip (Anemonia actinia)"]}, {"word": "denizşakayıkları", "meanings": ["Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı"]}, {"word": "deniztarağı", "meanings": ["İki çenetli kabuklu bir tür yumuşakça (Pecten)"]}, {"word": "deniz tavşancılı", "meanings": ["Balık kartalı"]}, {"word": "deniztilkisi", "meanings": ["Saban balığı"]}, {"word": "deniztavşanı", "meanings": ["Ağız dokunaçları geniş ve etli, uzun, çıplak vücutlu deniz yumuşakçası (Cyclopterus lumpus)"]}, {"word": "deniz tutması", "meanings": ["Dalgaların etkisiyle sallantıların insanda yarattığı baş dönmesi ve kusma biçiminde kendini gösteren rahatsızlık"]}, {"word": "deniz uçağı", "meanings": ["Su üzerinden havalanabilecek ve uçuştan sonra yine su üzerine inebilecek biçimde düzenlenmiş hava taşıtı"]}, {"word": "deniz üssü", "meanings": ["Stratejik bölgelerde deniz kuvvetlerinin harekâtları yönettiği ve birimlerini konuşlandırdığı askerî merkez"]}, {"word": "denizüzümü", "meanings": ["Yüksekliği 1-2 metre olan, dik dallı, dalları yeşil renkli, yaprakları pulsu ve kın biçiminde dalları sarmış, çalı görünüşünde, meyvesi bezelye büyüklüğünde, kırmızı ve nadiren sarı renkli, çok yıllık bir bitki (Ephedromajor)"]}, {"word": "deniz yeli", "meanings": ["İmbat"]}, {"word": "denizyıldızları", "meanings": ["Örnek hayvanı denizyıldızı olan derisi dikenliler sınıfı"]}, {"word": "deniz yolu", "meanings": ["Deniz taşıtlarının izlemek zorunda oldukları yol"]}, {"word": "deniz yılanı", "meanings": ["Yılanlar takımından, çok zehirli, kürek biçiminde yassı kuyruklu, Hint ve Pasifik okyanuslarında yaşayan bir hayvan (Hydrophis)"]}, {"word": "denizyıldızı", "meanings": ["Denizyıldızlarından, yıldız biçiminde beş kolu olan, kayalıklar üzerinde yaşayan, derisi dikenli bir hayvan (Aster)"]}, {"word": "deniz yolu ile", "meanings": ["vapur vb. taşıtlar ile"]}, {"word": "deniz yosunu", "meanings": ["Denizlerde biten ve genellikle kıyılarda ve kayalıklarda yoğun olarak görülen bir tür bitki"]}, {"word": "deniz yolu ulaşımı", "meanings": ["Liman ve iskeleler arasında deniz taşıtlarıyla yapılan taşıma işi"]}, {"word": "denk", "meanings": ["Ağırlık bakımından eşit olan", "0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi", "Uygun, nitelik yönünden eşit"]}, {"word": "denk düşmek", "meanings": ["uygun vakit ve fırsat olmak", "rast gelmek"]}, {"word": "denk gelmek", "meanings": ["uygun düşmek, uygun gelmek", "rast gelmek, rastlamak"]}, {"word": "dengi dengine", "meanings": ["uygun olanıyla"]}, {"word": "dengine getirmek", "meanings": ["punduna getirmek"]}, {"word": "denk getirmek", "meanings": ["uygun zamanını ve durumunu bulmak, rastlatmak"]}, {"word": "denkçi", "meanings": ["Denk işleri ile uğraşan veya denk yapan kimse"]}, {"word": "dengiyle karşılamak", "meanings": ["kendisine yapılan bir işin karşılığını aynı değerde iş yaparak vermek"]}, {"word": "denkçilik", "meanings": ["Denkçinin yaptığı iş"]}, {"word": "denklem", "meanings": ["İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele", "Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik"]}, {"word": "denkleme", "meanings": ["Denklemek işi"]}, {"word": "denk küme", "meanings": ["Bire bir eşlenebilen, eleman sayıları eşit küme"]}, {"word": "denklemek", "meanings": ["Denk duruma getirmek"]}, {"word": "denklemler sistemi", "meanings": ["İki veya daha çok denklemden oluşan ve hepsinin birlikte ortak çözümü istenen takım"]}, {"word": "denklenmek", "meanings": ["Denk yapılmak"]}, {"word": "denkleşme", "meanings": ["Denkleşmek durumu"]}, {"word": "denkleşmek", "meanings": ["Birbirine denk olmak, denk duruma gelmek"]}, {"word": "denkleştirme", "meanings": ["Denkleştirmek işi"]}, {"word": "denkleştirmek", "meanings": ["Birbirine denk duruma getirmek", "Gereken miktarda para sağlamak"]}, {"word": "denktaş", "meanings": ["Denk, eşit"]}, {"word": "denklik", "meanings": ["Denk olma durumu, eşitlik, müsavat, akreditasyon"]}, {"word": "denli", "meanings": ["`Kadar` anlamında üstünlük derecesini belirten bir söz"]}, {"word": "denli", "meanings": ["Ağırbaşlı, sözleri ve davranışları ölçülü olan (kimse)"]}, {"word": "denlilik", "meanings": ["Denli olma durumu"]}, {"word": "denme", "meanings": ["Denmek işi"]}, {"word": "denmek", "meanings": ["Ad verilmek", "Söylenmek, sözü edilmek"]}, {"word": "densiz", "meanings": ["Yakışıksız ve saygısızca davranan (kimse)"]}, {"word": "densizlenme", "meanings": ["Densizlenmek durumu"]}, {"word": "densizlenmek", "meanings": ["Densizlik etmek"]}, {"word": "densizleşme", "meanings": ["Densizleşmek işi"]}, {"word": "densizleşmek", "meanings": ["Yakışıksız ve saygısızca davranır duruma gelmek"]}, {"word": "densizlik etmek", "meanings": ["yakışıksız ve saygısızca davranmak"]}, {"word": "densizlik", "meanings": ["Densiz olma durumu, densizce davranış"]}, {"word": "denşirmek", "meanings": ["Bir şeyin yapısını veya niteliğini bozmak, tağyir etmek"]}, {"word": "denşirme", "meanings": ["Denşirmek işi"]}, {"word": "depar", "meanings": ["Çıkış"]}, {"word": "deontoloji", "meanings": ["Ödev bilimi"]}, {"word": "depara geçmek", "meanings": ["koşuya veya yarışa hızla başlamak"]}, {"word": "depara kalkmak", "meanings": ["koşu veya yarış içinde hızını birdenbire artırmak"]}, {"word": "departman", "meanings": ["Bölüm"]}, {"word": "depderin", "meanings": ["Çok derin"]}, {"word": "deplasmana gitmek (veya çıkmak)", "meanings": ["dış sahaya gitmek"]}, {"word": "deplasman", "meanings": ["Dış saha", "Belirli bir durumda yüzen geminin teknesinin taşırdığı suyun ton olarak hacmi"]}, {"word": "depo etmek", "meanings": ["yığmak, biriktirmek"]}, {"word": "depo", "meanings": ["Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer, ardiye", "Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer", "Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer, debboy"]}, {"word": "depocu", "meanings": ["Depoya bakan kimse"]}, {"word": "depoculuk", "meanings": ["Depocunun yaptığı iş"]}, {"word": "depolama", "meanings": ["Depolamak işi", "Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması"]}, {"word": "depolamak", "meanings": ["Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak", "Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak"]}, {"word": "depolanma", "meanings": ["Depolanmak işi"]}, {"word": "depozit", "meanings": ["Güvence akçesi"]}, {"word": "depolanmak", "meanings": ["Depolama işi yapılmak"]}, {"word": "deprem", "meanings": ["Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele"]}, {"word": "depozito", "meanings": ["Güvence akçesi", "Kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para"]}, {"word": "deprem bilimi", "meanings": ["Depremleri, yer sarsıntılarını inceleyen bilim, sismoloji"]}, {"word": "deprem bilimci", "meanings": ["Deprem bilimiyle uğraşan kimse, sismolog"]}, {"word": "deprem bölgesi", "meanings": ["Depremlerin sık sık oluştuğu, gevşek ve kırık yer altı kuşağı"]}, {"word": "deprem kuşağı", "meanings": ["Depremlerin oluştuğu belli bir düzlemde yer alan bölgeler"]}, {"word": "depremçizer", "meanings": ["Depremyazar"]}, {"word": "deprem merkezi", "meanings": ["Depremin oluştuğu odak nokta ve yayıldığı yer"]}, {"word": "depremyazar", "meanings": ["Depremlerin yerini, süresini, şiddetini tespit eden çok duyarlı cihaz, sismograf"]}, {"word": "depremzede", "meanings": ["Depremde zarar görmüş kimse"]}, {"word": "deprenme", "meanings": ["Deprenmek işi"]}, {"word": "deprenmek", "meanings": ["Kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak"]}, {"word": "depresyon", "meanings": ["Bunalım", "Çöküntü"]}, {"word": "depreşme", "meanings": ["Depreşmek durumu"]}, {"word": "depreşmek", "meanings": ["Nüks etmek"]}, {"word": "depreştirme", "meanings": ["Depreştirmek işi"]}, {"word": "depreştirmek", "meanings": ["Depreşmesine sebep olmak"]}, {"word": "derakap", "meanings": ["Hemen arkasından", "Çabucak"]}, {"word": "derbeder", "meanings": ["Yaşayışı ve davranışı düzensiz (kimse)"]}, {"word": "derbederlik", "meanings": ["Derbeder olma durumu"]}, {"word": "derbent", "meanings": ["Geçit", "Sınırda bulunan küçük kale"]}, {"word": "derç", "meanings": ["Alma, toplama", "Kaydetme"]}, {"word": "derdest etmek", "meanings": ["yakalamak"]}, {"word": "derdest", "meanings": ["Yakalama, tutma, ele geçirme", "Görülmekte olan"]}, {"word": "dere", "meanings": ["Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu", "İki dağ arasındaki uzun çukur", "Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol"]}, {"word": "dereyi geçerken at değiştirilmez", "meanings": ["`bir yöntemden başka bir yönteme geçiş tehlikeli bir durum veya zamanda yapılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "derede tarla sel için, tepede harman yel için", "meanings": ["`elden çıkarmak istemediğimiz şeyleri tehlikeye açık durumlardan uzak tutmalıyız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dereyi görmeden paçaları sıvamak", "meanings": ["gerektiğinden çok önce veya henüz ortada hiçbir şey yokken hazırlanmaya kalkışmak"]}, {"word": "derebeyi", "meanings": ["Topraklarını derebeylik düzenine göre yöneten kimse, kont", "Zorba"]}, {"word": "derece", "meanings": ["Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe", "Denli, kadar", "Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri", "Sıcaklıkölçer", "Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim", "Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi", "Başarı gösterme"]}, {"word": "derebeylik", "meanings": ["Derebeyi olma durumu", "Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite", "Derebeyi yönetimindeki bölge"]}, {"word": "derece almak", "meanings": ["başarı göstererek ödül kazanmak"]}, {"word": "dereceye girmek", "meanings": ["yarışma, sınav vb.nde üst sıralarda yer almak"]}, {"word": "derece derece", "meanings": ["Farklı farklı, değişik", "Azar azar, yavaş yavaş, tedricen"]}, {"word": "dereceleme", "meanings": ["Derecelemek işi"]}, {"word": "derecelemek", "meanings": ["Derecelere ayırmak"]}, {"word": "derecelendirilme", "meanings": ["Derecelendirilmek işi"]}, {"word": "derecelendirme", "meanings": ["Derecelendirmek işi"]}, {"word": "derecelendirilmek", "meanings": ["Derecelendirme işi yapılmak"]}, {"word": "derecelendirmek", "meanings": ["Dereceleme işini yaptırmak"]}, {"word": "dereceli", "meanings": ["Derecesi olan", "Derecelere ayrılmış, kademeli"]}, {"word": "derecesiz", "meanings": ["Derecesi olmayan", "Çok fazla"]}, {"word": "dereke", "meanings": ["Aşağı derece"]}, {"word": "derecik", "meanings": ["Küçük dere"]}, {"word": "derekeye düşmek", "meanings": ["küçülmek"]}, {"word": "dereotu", "meanings": ["Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)"]}, {"word": "dere tepe", "meanings": ["İnişli çıkışlı"]}, {"word": "dere tepe düz gitmek", "meanings": ["engelleri aşarak gitmek"]}, {"word": "dergi", "meanings": ["Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua"]}, {"word": "dereden tepeden konuşmak", "meanings": ["ilgisiz konulardan söz etmek"]}, {"word": "dergâh", "meanings": ["Tekke", "Huzur, kat"]}, {"word": "derhâl", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "dergicilik", "meanings": ["Dergicinin yaptığı iş"]}, {"word": "deri", "meanings": ["İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten", "Bu tabakadan yapılmış", "İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu"]}, {"word": "derisine sığmamak", "meanings": ["çok kibirli olmak"]}, {"word": "derisi kemiklerine yapışmak", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "derisini yüzmek", "meanings": ["derisini soymak, sıyırmak", "işkence ederek öldürmek", "birinin bütün varlığını elinden almak"]}, {"word": "deri", "meanings": ["Toplantı, düğün", "Pazar veya panayır kurulan gün, dernek"]}, {"word": "deri altı", "meanings": ["Derinin altında bulunan"]}, {"word": "dericilik", "meanings": ["Dericinin yaptığı iş"]}, {"word": "derici", "meanings": ["Belirli bir amaçla kullanmak için hayvan derisini işleyen kimse"]}, {"word": "derili", "meanings": ["Derisi olan", "Deri ile kaplanmış olan"]}, {"word": "derilmek", "meanings": ["Derme işine konu olmak"]}, {"word": "derilme", "meanings": ["Derilmek işi"]}, {"word": "derine inmek", "meanings": ["bir konu üzerinde çok ve ayrıntılı araştırma yapmak"]}, {"word": "derince", "meanings": ["Biraz derin"]}, {"word": "derin", "meanings": ["Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan", "Yüzeyden içeri inen", "Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan", "Yoğun", "Uzun süren", "Ayrıntılı", "İçten gelen", "Dip"]}, {"word": "derinden derine", "meanings": ["Uzaklardan", "En iyi biçimde, en ince ayrıntılarına kadar"]}, {"word": "derin derin", "meanings": ["Uzun uzun", "Anlamlı"]}, {"word": "derin derin düşünmek", "meanings": ["çok fazla düşünmek"]}, {"word": "derin dondurucu", "meanings": ["Bozulabilecek yiyecekleri niteliklerini bozmadan çok düşük ısılarda dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı, donduraç, dipfriz", "Besinleri bozulmadan uzun süre saklayan kapalı dolap"]}, {"word": "derinlemesine", "meanings": ["Ayrıntılı olarak, derinliğine"]}, {"word": "derinleştirme", "meanings": ["Derinleştirmek durumu, tamik"]}, {"word": "derinleşme", "meanings": ["Derinleşmek durumu"]}, {"word": "derinleşmek", "meanings": ["Derin duruma gelmek", "Ses kaynağı uzaklaşarak az duyulur duruma gelmek", "Bir konuda köklü, sağlam bilgi edinmek, bilgisini genişletmek"]}, {"word": "derinleştirmek", "meanings": ["Derin duruma getirmek", "Ayrıntılarına kadar incelemek, derinliğine incelemek"]}, {"word": "derinletme", "meanings": ["Derinletmek işi"]}, {"word": "derinletmek", "meanings": ["Derin duruma getirmek"]}, {"word": "derinliğine", "meanings": ["Derinlemesine"]}, {"word": "derinlik", "meanings": ["Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı", "Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu", "Bulunulan yere göre uzakta olan yer", "Bir konunun veya durumun özü", "En duyarlı nokta", "Karanlık, bilinmeyen dönem", "Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık", "Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi"]}, {"word": "derinlik kayaçları", "meanings": ["Yer kabuğunun derinlerinde, büyük kütleler biçiminde katılaşmış magma kayaçları"]}, {"word": "derinlikölçer", "meanings": ["Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet, batimetre"]}, {"word": "derin soğutma", "meanings": ["Bir tür soğutma tekniği"]}, {"word": "derinlik ölçümü", "meanings": ["Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi, batimetri"]}, {"word": "derin soğutucu", "meanings": ["Çok yüksek soğutucu özelliği olan bir buzdolabı türü"]}, {"word": "derinti", "meanings": ["Toplantı", "Gelişigüzel toplanmış eşya", "İnsan kalabalığı, güruh"]}, {"word": "derin uyku", "meanings": ["Uyanılması güç uyku, ağır uyku, deliksiz uyku, taş uykusu"]}, {"word": "derin uykuya dalmak", "meanings": ["derin bir biçimde uyumak"]}, {"word": "derisi dikenliler", "meanings": ["Beşli bakışımlı denizkestaneleri, denizhıyarları, denizyıldızları, deniz yılanları ve denizlalelerini içine alan deniz hayvanları dalı"]}, {"word": "derişik", "meanings": ["Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı"]}, {"word": "derişiklik", "meanings": ["Derişik olma durumu"]}, {"word": "derişme", "meanings": ["Derişmek işi", "Yoğunlaşma"]}, {"word": "derişmek", "meanings": ["Bir nokta dolayında toplanmak, temerküz etmek", "Bir sıvı, içindeki su veya sıvı miktarı azalarak koyulaşmak, tekâsüf etmek"]}, {"word": "derivasyon", "meanings": ["Irmak vb.nin yatağını değiştirme"]}, {"word": "derk etmek", "meanings": ["anlamak, kavramak"]}, {"word": "derk", "meanings": ["Anlama, kavrama"]}, {"word": "derken", "meanings": ["Dendiği hâlde", "Tam o sırada", "... diye düşünürken", "Hemen sonrasında"]}, {"word": "derkenar", "meanings": ["Sayfa kenarına kaydedilen yazı, çıkma"]}, {"word": "derkenar etmek", "meanings": ["bir kitabın sayfalarının veya yazının kenarına not düşmek"]}, {"word": "derlem", "meanings": ["Koleksiyon", "Bir dilin türlü kullanım alanlarından derlenmiş örneklerinin dil bilgisi ve kuramsal dil bilimi araştırmalarında kullanılmak üzere bilgisayar tarafından okunabilecek biçimde bir araya getirilmiş kümesi"]}, {"word": "derlemci", "meanings": ["Koleksiyoncu"]}, {"word": "derlemcilik", "meanings": ["Koleksiyonculuk"]}, {"word": "derlemek", "meanings": ["Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek", "Düzgün bir biçimde toplamak"]}, {"word": "derleme", "meanings": ["Derlemek işi, tedvin", "Seçilip toplanmış"]}, {"word": "derlenme", "meanings": ["Derlenmek işi"]}, {"word": "derleyip toplamak (veya toparlamak)", "meanings": ["dağınık olan şeyleri bir araya getirip düzenlemek, düzene sokmak"]}, {"word": "derlenmek", "meanings": ["Derleme işi yapılmak, toplanmak, düzene girmek"]}, {"word": "derleyici", "meanings": ["Derleme yapan kimse, derlemeci"]}, {"word": "derleyicilik", "meanings": ["Derleyicinin yaptığı iş, derlemecilik"]}, {"word": "derli toplu", "meanings": ["Düzenli, dağınık olmayan, düzen verilmiş", "Düzenli bir biçimde"]}, {"word": "derman", "meanings": ["Güç, takat, mecal", "İlaç", "Çıkar yol, çare"]}, {"word": "dermanı kesilmek", "meanings": ["yorgunluktan güçsüzleşmek"]}, {"word": "dermansız", "meanings": ["Bitkin"]}, {"word": "dermansızlaşma", "meanings": ["Bitkinleşme"]}, {"word": "dermansızlaşmak", "meanings": ["Bitkinleşmek"]}, {"word": "dermansızlık", "meanings": ["Bitkinlik"]}, {"word": "dermatit", "meanings": ["Deride görülen her çeşit iltihaplı hastalık"]}, {"word": "dermatolog", "meanings": ["Cildiyeci"]}, {"word": "derme", "meanings": ["Dermek işi", "Aynı türden bir araya getirilmiş şeylerin hepsi, koleksiyon"]}, {"word": "dermatoloji", "meanings": ["Cildiye"]}, {"word": "derme çatma", "meanings": ["Gelişigüzel toplanmış, aralarında uygunluk bulunmayan", "Değersiz gereçlerle özensiz olarak yapılmış", "Önemsiz, değersiz"]}, {"word": "dermek", "meanings": ["Bir araya getirmek, derlemek, toplamak, devşirmek"]}, {"word": "dermeyan", "meanings": ["Ortada, ortaya konmuş"]}, {"word": "dermeyan etmek", "meanings": ["bir düşünce ileri sürmek, ortaya koymak"]}, {"word": "dernek", "meanings": ["Toplantı, düğün", "Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet", "Pazar veya panayır kurulan gün, deri (II)"]}, {"word": "dernek kurmak", "meanings": ["dernek oluşturmak"]}, {"word": "dernekçilik", "meanings": ["Dernekçi olma durumu"]}, {"word": "dernekçi", "meanings": ["Dernek üyesi olan kimse", "Bir derneğe çok bağlı olan kimse"]}, {"word": "dernekleşme", "meanings": ["Dernekleşmek işi"]}, {"word": "derpiş", "meanings": ["Öngörme, göz önünde tutma, aklından geçirme"]}, {"word": "derneşik", "meanings": ["Derli toplu, düzenli"]}, {"word": "dernekleşmek", "meanings": ["Dernek kurmak"]}, {"word": "derpiş etmek", "meanings": ["öngörmek, göz önünde tutmak, aklından geçirmek"]}, {"word": "derrace", "meanings": ["Bisiklet"]}, {"word": "ders", "meanings": ["Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi", "Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre", "Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi", "Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret"]}, {"word": "ders almak", "meanings": ["bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek", "bir olaydan deneyim kazanmak, ibret almak"]}, {"word": "ders (veya dersi) asmak", "meanings": ["dersten kaçmak, derse gitmemek"]}, {"word": "ders çalışmak", "meanings": ["belli bir konuyu öğrenmek üzere kaynakları kullanarak çalışmak", "derste verilen bilgileri iyice öğrenmek için tekrarlamak"]}, {"word": "ders görmek", "meanings": ["bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek"]}, {"word": "ders olmak", "meanings": ["kötü bir olay bir daha yapmamak üzere örnek olmak, ibret olmak"]}, {"word": "ders vermek", "meanings": ["öğretmek, yetiştirmek", "azarlamak, sert davranmak, sert bir karşılıkla yola getirmek"]}, {"word": "ders yapmak", "meanings": ["sınıfta belli bir programa bağlı olarak herhangi bir konuyu işlemek", "sınıfta verilen ödevi daha sonra yapmak"]}, {"word": "ders dışı", "meanings": ["Ders saati ve konusu dışında olan"]}, {"word": "dershane", "meanings": ["Derslik", "Öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş"]}, {"word": "dershaneci", "meanings": ["Dershane işleten kimse"]}, {"word": "dersiam", "meanings": ["Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders", "Bu dersi veren müderrislerin unvanı"]}, {"word": "dershanecilik", "meanings": ["Dershanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "ders içi", "meanings": ["Ders saati ve konusu içinde olan"]}, {"word": "derslik", "meanings": ["Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer, sınıf, dershane", "Ders saati süresine uygun"]}, {"word": "dersiz topsuz", "meanings": ["Düzensiz, karmakarışık", "Düzensiz, karmakarışık bir biçimde"]}, {"word": "dert", "meanings": ["Üzüntü", "Hastalık", "Ağrı", "Sorun, kaygı", "Ur"]}, {"word": "dert ağlatır, aşk söyletir", "meanings": ["`derdi olan acı çeker, ağlar; âşık olan kimse de içindeki duyguları dışa vurup ferahlamak için durmadan söylenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dert anlatmak", "meanings": ["derdini dökmek"]}, {"word": "dert eğirmek", "meanings": ["içinden çıkılması güç bir sorunla uğraşmak zorunda kalmak"]}, {"word": "dert değil", "meanings": ["`önemsemeye, üzülmeye değmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dert, çekene göredir", "meanings": ["`bir derdin ağırlığı, hafifliği ona uğrayan kimsenin etkilenme derecesiyle ölçülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dert etmek (veya edinmek)", "meanings": ["bir sorunu veya durumu üzüntü konusu yapmak"]}, {"word": "dert gider amma yeri boş kalmaz", "meanings": ["`insan bir dertten kurtulduğunda onun yerine başka bir dert geleceğini iyi bilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dert yanmak", "meanings": ["derdini sızlanarak anlatmak", "bir şeyden şikâyet etmek, yakınmak"]}, {"word": "derde (veya derdine) derman olmak", "meanings": ["soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek"]}, {"word": "derde düçar olmak", "meanings": ["kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "derdi başından aşkın (olmak)", "meanings": ["birçok sorunu bulunan", "aşırı derecede meşgul"]}, {"word": "derdi günü", "meanings": ["çok ilgilenilen, üzerinde çok düşünülen, çok önem verilen şey"]}, {"word": "derde (veya dertlere) düşmek", "meanings": ["sorunla karşılaşmak", "hastalanmak"]}, {"word": "derdi veren devasını da verir", "meanings": ["`her sıkıntının, üzüntünün bir çaresi vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "derdini Marko Paşa'ya anlat", "meanings": ["`yakınmanı dinleyecek kimse yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen", "meanings": ["`derdi olmayan kimse önemsiz şeyleri kendisine dert edinerek söylenir, borcu olmayan kimse de evlenirken birçok şey satın almak zorunda kaldığı için borçlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "derdine düşmek", "meanings": ["yapılması gereken bir şeyi gerçekleştirmenin yollarını aramak", "biri veya bir şey için tasalanmak"]}, {"word": "derdine deva bulmak", "meanings": ["sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliği yenmek"]}, {"word": "derdine yanmak", "meanings": ["kendi durumuna üzülmek"]}, {"word": "derdini çekmek", "meanings": ["üzüntüsüne katlanmak"]}, {"word": "derdini deşmek (veya depreştirmek)", "meanings": ["derdini hatırlatıp yeniden üzülmesine yol açmak"]}, {"word": "derdini dökmek", "meanings": ["derdini, sıkıntılarını ayrıntılı olarak anlatmak, dile getirmek"]}, {"word": "derdini söylemeyen (veya anlatmayan) derman bulamaz", "meanings": ["`insan sıkıntısını başkasına açıklayarak giderebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dert küpü", "meanings": ["Sorunları, sıkıntıları çok olan kimse"]}, {"word": "dertlenmek", "meanings": ["Üzüntüye kapılmak, dertli duruma gelmek, kaygılanmak"]}, {"word": "dertlenme", "meanings": ["Dertlenmek işi"]}, {"word": "dertleşme", "meanings": ["Dertleşmek işi"]}, {"word": "dertleşmek", "meanings": ["Rahatlamak ve çözüm bulmak amacıyla dertlerini karşılıklı anlatmak"]}, {"word": "dertli", "meanings": ["Derdi olan"]}, {"word": "dertlilik", "meanings": ["Dertli olma durumu"]}, {"word": "dertop", "meanings": ["`Getirilmek, büzülmek` anlamındaki dertop edilmek, `bir araya getirmek, toparlamak` anlamındaki dertop etmek ve `bir araya gelmek, toplu hâlde olmak` anlamındaki dertop olmak birleşik fiillerinde geçer"]}, {"word": "dertsiz", "meanings": ["Derdi olmayan"]}, {"word": "dert sahibi", "meanings": ["Üzüntüsü, sorunu olan", "Hasta"]}, {"word": "dert ortağı", "meanings": ["Aynı derdin sıkıntısı içinde bulunanlardan her biri", "Bir kimsenin derdini paylaştığı dostu"]}, {"word": "dertsiz baş terkide gerek", "meanings": ["`insan ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dertsiz kul olmaz", "meanings": ["`derdi olmayan kimse yoktur, herkesin az çok bir derdi vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dertsiz başını derde sokmak", "meanings": ["bir derdi yokken gereksiz yere üzüntü veren bir işe girişmek"]}, {"word": "dertsizlik", "meanings": ["Dertsiz olma durumu, gailesizlik"]}, {"word": "deruhte", "meanings": ["Üzerine alma, üstlenme"]}, {"word": "deruhte etmek", "meanings": ["üstlenmek"]}, {"word": "derun", "meanings": ["İç, içeri, öz", "Gönül, yürek, ruh"]}, {"word": "deruni", "meanings": ["İçle ilgili, içten", "Özünlü"]}, {"word": "derviş", "meanings": ["Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen", "Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse", "Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse", "Kırlangıç balığının küçüğü"]}, {"word": "dervişin fikri ne ise zikri de odur", "meanings": ["`insan, önem verip düşündüğü şeyi konuşmaktan kendisini alamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dervişane", "meanings": ["Dervişçe"]}, {"word": "dervişçe", "meanings": ["Dervişe yakışır bir biçimde, dervişane"]}, {"word": "dervişlik", "meanings": ["Derviş olma durumu"]}, {"word": "deryadil", "meanings": ["Her şeyi hoş gören, çok sabırlı"]}, {"word": "derya gibi", "meanings": ["çok bilgili", "pek çok"]}, {"word": "derya", "meanings": ["Deniz", "Bilgili kimse", "Bir şeyin bol olduğu yer"]}, {"word": "derz", "meanings": ["Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı"]}, {"word": "desen", "meanings": ["Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim", "Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme", "Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi", "Desen yapma sanatı"]}, {"word": "desenci", "meanings": ["Desen ile uğraşan kimse"]}, {"word": "desencilik", "meanings": ["Desencinin yaptığı iş"]}, {"word": "desenleme", "meanings": ["Desenlemek işi"]}, {"word": "desenlemek", "meanings": ["Desen yaparak çizmek"]}, {"word": "desenli", "meanings": ["Üzerinde desen bulunan"]}, {"word": "desenli kaplama", "meanings": ["Ağacın yıl halkalarının kaplama yüzeyinde güzel görünüşlü çizgiler oluşturmasıyla elde edilen bir kaplama türü"]}, {"word": "desensiz", "meanings": ["Üzerinde desen bulunmayan"]}, {"word": "desibel", "meanings": ["Ses şiddetini gösteren birimin onda biri"]}, {"word": "desigram", "meanings": ["Bir gramın onda biri ağırlığında bir ölçü birimi"]}, {"word": "desikatör", "meanings": ["Kurutma kabı"]}, {"word": "desilitre", "meanings": ["Bir litrenin onda biri hacminde bir ölçü birimi"]}, {"word": "desimetre", "meanings": ["Bir metrenin onda biri uzunluğunda bir ölçü birimi"]}, {"word": "desinatör", "meanings": ["Mesleği desen yapmak olan kimse", "Endüstri, mimarlık vb.nde desen yapan kimse"]}, {"word": "desinatörlük", "meanings": ["Desinatörün yaptığı iş"]}, {"word": "desise", "meanings": ["Aldatma, oyun, düzen, hile, entrika"]}, {"word": "desister", "meanings": ["Bir sterin onda biri"]}, {"word": "deskriptif", "meanings": ["Tasvirî"]}, {"word": "despot", "meanings": ["Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse", "Her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse, tiran", "Zorba"]}, {"word": "despotizm", "meanings": ["Despotluk, istibdat"]}, {"word": "despotça", "meanings": ["Despota yakışır", "(despo'tça) Despota yakışır bir biçimde"]}, {"word": "despotik", "meanings": ["Despotça"]}, {"word": "despotluk", "meanings": ["Despot olma durumu, istibdat, despotizm"]}, {"word": "despotluk etmek", "meanings": ["despotça davranmak"]}, {"word": "destan", "meanings": ["Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir, epope", "Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri", "Çağdaş Türk edebiyatında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiiri"]}, {"word": "dessas", "meanings": ["Düzenci"]}, {"word": "destan düzmek", "meanings": ["kahramanlık hikâyesi veya herhangi bir olayı anlatan şiir yazmak"]}, {"word": "destan gibi", "meanings": ["uzun yazılmış (mektup)"]}, {"word": "destan yazmak", "meanings": ["olağanüstü kahramanlık, yararlık veya başarı göstermek"]}, {"word": "destancı", "meanings": ["Destan yazan veya anlatan kimse"]}, {"word": "destani", "meanings": ["Destansı"]}, {"word": "destanlaşma", "meanings": ["Destanlaşmak durumu"]}, {"word": "destanlaşmak", "meanings": ["Olağanüstü kahramanlık ve başarı göstermek"]}, {"word": "destanlı", "meanings": ["Destanı olan, içinde destan bulunan"]}, {"word": "destanlık", "meanings": ["Destan olabilecek nitelikte olan"]}, {"word": "destansı", "meanings": ["Destan niteliğinde olan, destana benzeyen, destan gibi, destanımsı, destani, epik"]}, {"word": "destansal", "meanings": ["Destanla ilgili, destana özgü", "Destan kahramanına benzer"]}, {"word": "destansız", "meanings": ["Destanı olmayan, içinde destan bulunmayan"]}, {"word": "destar", "meanings": ["Sarık", "Örtü"]}, {"word": "destari", "meanings": ["Sarıkla ilgili", "Sarık yapan kimse"]}, {"word": "deste", "meanings": ["Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam", "Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri", "Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı", "Aynı cinsten onluk bir küme", "Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri"]}, {"word": "destarlı", "meanings": ["Sarığı olan, sarıklı"]}, {"word": "desteci", "meanings": ["Desteleyici"]}, {"word": "destek", "meanings": ["Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda", "Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil", "Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi", "Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma", "Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru", "Maddi ve manevi yardımcı, dayanak", "Yardım"]}, {"word": "destek görmek", "meanings": ["yardım edilmek"]}, {"word": "destek olmak", "meanings": ["güç sağlamak, yardımcı olmak"]}, {"word": "destek doku", "meanings": ["Vücutta destek görevi gören bağ, kıkırdak ve kemik dokularına verilen ortak ad", "Kalın çeperli, güçlü hücrelerden oluşmuş, bitkiye diklik, sertlik ve sağlamlık kazandıran doku"]}, {"word": "destekleme", "meanings": ["Desteklemek işi", "Devletçe yapılan para yardımı, sübvansiyon"]}, {"word": "destekleme alımı", "meanings": ["Bir ürünün değerini belli bir düzeyden aşağı düşürmemek için devletçe yapılan satın alma işi"]}, {"word": "desteklemek", "meanings": ["Destek koymak", "Bir kimse veya kuruluşa yardım sağlamak, müzaheret etmek", "Arka olmak, arka çıkmak"]}, {"word": "desteklenme", "meanings": ["Desteklenmek işi"]}, {"word": "desteklenmek", "meanings": ["Destekleme işine konu olmak"]}, {"word": "destekleşme", "meanings": ["Destekleşmek işi"]}, {"word": "destekleşmek", "meanings": ["Birbirlerini desteklemek"]}, {"word": "destekleyiş", "meanings": ["Destekleme işi"]}, {"word": "destekli", "meanings": ["Desteği olan", "Desteklenmiş, destek konulmuş"]}, {"word": "desteksiz", "meanings": ["Desteği olmayan, desteklenmemiş"]}, {"word": "destekli bütçe", "meanings": ["Dayanağı olan bütçe"]}, {"word": "desteksiz atmak", "meanings": ["abartılı konuşmak, yalan söylemek"]}, {"word": "destur", "meanings": ["İzin, müsaade", "(destu:r) `Yol verin, savulun, izin verin` anlamlarında kullanılan bir söz", "(destu:r) Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz"]}, {"word": "desteleme", "meanings": ["Destelemek işi"]}, {"word": "destelemek", "meanings": ["Deste durumuna getirmek, deste yapmak"]}, {"word": "destelenme", "meanings": ["Destelenmek işi"]}, {"word": "destelenmek", "meanings": ["Desteleme işi yapılmak"]}, {"word": "desteleyici", "meanings": ["Biçilmiş ekini deste yapan işçi, desteci"]}, {"word": "desteleyicilik", "meanings": ["Desteleyicinin yaptığı iş, destecilik"]}, {"word": "destroyer", "meanings": ["Muhrip"]}, {"word": "destur almak", "meanings": ["izin almak"]}, {"word": "destur vermek", "meanings": ["izin vermek"]}, {"word": "destursuz atmak", "meanings": ["kolay yalan söyleyebilmek, palavra atmak"]}, {"word": "destursuz", "meanings": ["İzinsiz", "İzinsiz bir biçimde"]}, {"word": "destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar", "meanings": ["`bir yere izinsiz girmek veya bir işe izinsiz el atmak kötü karşılanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "desturun", "meanings": ["İğrenç veya ayıp bir söz söylemek zorunda kalındığında `affedersiniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deşarj olmak", "meanings": ["akü, pil gücünü yitirmek", "içini dökmek, boşalmak, rahatlamak"]}, {"word": "deşarj", "meanings": ["Boşalma", "Rahatlama"]}, {"word": "deşeleme", "meanings": ["Deşelemek işi"]}, {"word": "deşifre", "meanings": ["Çözülmüş, açıklanmış"]}, {"word": "deşelemek", "meanings": ["Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak", "Araştırmak"]}, {"word": "deşifre etmek", "meanings": ["bir şifreyi veya güç bir yazıyı çözmek, okuyup anlamak", "kimliğini anlamak, kimliğini açığa çıkarmak"]}, {"word": "deşifre olmak", "meanings": ["gizli durum açığa çıkmak", "kimliği anlaşılmak, kimliği açığa çıkmak, belli olmak"]}, {"word": "deşik", "meanings": ["Deşilmiş olan"]}, {"word": "deşilmek", "meanings": ["Deşme işi yapılmak"]}, {"word": "deşilme", "meanings": ["Deşilmek işi"]}, {"word": "deşme", "meanings": ["Deşmek işi"]}, {"word": "deşmek", "meanings": ["Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak", "Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak"]}, {"word": "detant", "meanings": ["Yumuşama"]}, {"word": "detay", "meanings": ["Ayrıntı"]}, {"word": "detaylandırmak", "meanings": ["Ayrıntılandırmak"]}, {"word": "dedektif", "meanings": ["Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi"]}, {"word": "dedektör", "meanings": ["Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz, algılayıcı"]}, {"word": "dedektiflik", "meanings": ["Dedektif olma durumu"]}, {"word": "deterjan", "meanings": ["Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde, arıtıcı"]}, {"word": "deterjancı", "meanings": ["Deterjan üreticisi"]}, {"word": "deterjancılık", "meanings": ["Deterjancının yaptığı iş"]}, {"word": "determinant", "meanings": ["Birkaç bilinmeyenli birinci dereceden eşitlik sistemlerini çözmede kullanılan yardımcı cebirsel anlatım"]}, {"word": "determinasyon", "meanings": ["Belirlenim"]}, {"word": "detone", "meanings": ["Kusurlu"]}, {"word": "determinist", "meanings": ["Belirlenimci"]}, {"word": "determinizm", "meanings": ["Belirlenimcilik"]}, {"word": "detone olmak", "meanings": ["bir sazı yanlış çalmak veya söylemek", "ezgiyi kusurlu bir biçimde söylemek"]}, {"word": "dev", "meanings": ["Korkunç, çok iri ve olağanüstü güçlü masal yaratığı", "Olağanüstü irilikte olan", "Çok büyük, çok önemli"]}, {"word": "dev adımlarla ilerlemek", "meanings": ["çok çabuk ilerlemek, üst üste başarılar göstermek"]}, {"word": "dev gibi", "meanings": ["iri ve korkunç"]}, {"word": "deva", "meanings": ["İlaç, çare"]}, {"word": "devam", "meanings": ["Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme", "Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme", "Ek, parça", "`Kesme, sürdür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devaimisk", "meanings": ["Güzel kokulu bir helva türü"]}, {"word": "devalüasyon", "meanings": ["Değer düşürümü"]}, {"word": "devam etmek", "meanings": ["başlanmış bir iş sürmek", "sürekli, düzenli gitmek", "sürdürmek"]}, {"word": "devam ettirmek", "meanings": ["başlanmış bir işi sürdürmek"]}, {"word": "devamlılık", "meanings": ["Devamlı olma durumu, süreklilik"]}, {"word": "devamlı", "meanings": ["Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan", "Okuluna düzenli bir biçimde devam eden", "Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan bir biçimde"]}, {"word": "devamsız", "meanings": ["Devam etmeyen, süreksiz", "Okuluna düzenli bir biçimde devam etmeyen", "Uygunsuz davranışlarda bulunan"]}, {"word": "devamsızlık", "meanings": ["Devam etmeme durumu, süreksizlik"]}, {"word": "devasa", "meanings": ["Dev gibi, çok büyük"]}, {"word": "dev anası", "meanings": ["Masallarda geçen dişi dev", "İri yarı kadın"]}, {"word": "devasız", "meanings": ["İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan", "Çaresiz"]}, {"word": "deve", "meanings": ["Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında bir veya iki hörgücü olan, yük taşımakta kullanılan hayvan (Camelus)"]}, {"word": "deve Kâbe'ye gitmekle hacı olmaz", "meanings": ["`gerekli niteliklerden yoksun olan kişi, biçimsel işler yapmakla kişiliğine değer kazandıramaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devce", "meanings": ["Dev gibi", "(de'vce) Deve benzer bir biçimde"]}, {"word": "dev aynası", "meanings": ["Nesneleri olduğundan çok büyük gösteren ayna"]}, {"word": "deve bir akçeye, deve bin akçeye", "meanings": ["`çok ucuza alınmayan bir şey gerekli olduğunda çok pahalıya alınabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deve boynuz ararken kulaktan olmuş", "meanings": ["`elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu arayan, elindekinden de olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder", "meanings": ["`insan görünüşte büyük olmakla akıl büyük olmaz, bir akıllı birçok az akıllıyı arkasından sürükler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deve, deve yerine çöker", "meanings": ["`yitirilen değerli kimsenin, elden çıkan değerli şeyin yeri boş kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deve gibi", "meanings": ["uzun boylu", "hantal"]}, {"word": "deve nalbanda bakar gibi", "meanings": ["hiç görmediği, bilmediği bir şeye bakar gibi"]}, {"word": "deve olmak", "meanings": ["para veya yiyecek kaybolmak"]}, {"word": "deve yapmak (veya etmek)", "meanings": ["başkasının malını kendine mal etmek"]}, {"word": "deve yerine deve çöker", "meanings": ["`değerli bir kimseden boşalacak yeri ancak o değerde olan başka bir kimse doldurabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devenin derisi eşeğe yük olur", "meanings": ["`zengin ne kadar fakir düşse de yoksula göre yine varlıklıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deveden büyük fil var", "meanings": ["`herhangi bir konuda söz sahibi olanlardan daha büyük, daha yetkili biri mutlaka vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez", "meanings": ["`herkesin gözü önündeki bir olayı şöyle böyle yorumlarla gizlemeye çalışmak boşunadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deveye burç gerek olursa boynunu uzatır", "meanings": ["`kişi kendisine gerek olan şeyi elde etmek için yorgunluğa katlanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deveyi düze çıkarmak", "meanings": ["güçlükleri giderip işleri yoluna koymak"]}, {"word": "deveye hendek atlatmak", "meanings": ["birine yapılması çok zor, hemen hemen imkânsız olan işleri yaptırabilmek"]}, {"word": "deveyi yardan uçuran bir tutam ottur", "meanings": ["`gözü doymayan hırslı insanlar küçük bir çıkar için bütün varlığını tehlikeye atar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deveyi havuduyla yutmak", "meanings": ["eline geçen ve hakkı olmayan şeyleri kendi menfaati için kullanmak"]}, {"word": "deveboynu", "meanings": ["S veya U biçiminde boru"]}, {"word": "deveci", "meanings": ["Deve sahibi, deve kiralayan kimse", "Deve kervanını güden kimse, sarban", "Çok sert ve kaba oynayan kimse"]}, {"word": "deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı", "meanings": ["`yüksek makam sahibi kimselerle ilgisi olanlar durumlarının gerektirdiği özveriyi göze almalıdırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devecilik", "meanings": ["Devecinin yaptığı iş", "Deve kervanını gütme işi, sarbanlık", "Deveci olma durumu"]}, {"word": "deve dikeni", "meanings": ["Birleşikgillerden, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-100 santimetre yüksekliğinde, 1-2 yıllık ve otsu bir bitki, meryemana dikeni, peygamber dikeni, sütlü kengel (Silyum marianum)"]}, {"word": "deve dişi", "meanings": ["İri taneli (nar, mısır vb.)"]}, {"word": "deve dişi gibi", "meanings": ["iri görünüşlü", "sıradan olmayan, tanınmış, güçlü"]}, {"word": "deve döşlü", "meanings": ["Karnı içeriye çekik (at)"]}, {"word": "deveelması", "meanings": ["Çakırdiken"]}, {"word": "deve kini", "meanings": ["Bitip tükenmek bilmeyen kin"]}, {"word": "deve kolu", "meanings": ["Çöl nitelikli bölgelerde taşıma işlerinde kullanılmak için develerden kurulmuş askerî ulaştırma birlikleri"]}, {"word": "deve kuşu", "meanings": ["Kısa kanatları uçmaya elverişli olmayan fakat uzun bacaklarıyla çok hızlı koşabilen iri bir kuş (Struthio camelus)"]}, {"word": "deve kuşu gibi (yüke gelince kuş, uçmaya gelince deve)", "meanings": ["uygun şartlarda terslik çıkaran"]}, {"word": "deve kuşu gibi başını kuma sokmak (veya gömmek)", "meanings": ["bir tehlike, bir olay karşısında yararlı olmayacağı apaçık ortada olan kaçamak bir yola sapmak", "başkalarını aldattığını sanarak kendisini aldatmak", "tehlikeyi görmek istememek"]}, {"word": "deve kuşuluk", "meanings": ["Deve kuşu gibi olma veya davranma işi"]}, {"word": "deve kuşuluk etmek", "meanings": ["deve kuşu gibi başını kuma sokup gerçeklerden uzak duracağını sanmak"]}, {"word": "develik", "meanings": ["Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm"]}, {"word": "developman", "meanings": ["Fotoğrafçılıkta kullanılan, kimyevi bir tür banyo maddesi"]}, {"word": "deveran", "meanings": ["Dolaşım, dönme", "Kan dolaşımı"]}, {"word": "deveranıdem", "meanings": ["Kan dolaşımı"]}, {"word": "devetabanı", "meanings": ["Birleşikgillerden, geniş yapraklı bir süs bitkisi (Phlodentron)"]}, {"word": "deve tımarı", "meanings": ["Özensiz, üstünkörü yapılan"]}, {"word": "deve yükü", "meanings": ["Bir devenin taşıyabileceği yük miktarı", "Aşırı ölçüde, çok fazla"]}, {"word": "deve tüyü", "meanings": ["Deveden elde edilen yün, kıl"]}, {"word": "devim", "meanings": ["Devinim"]}, {"word": "devim bilimi", "meanings": ["Dinamik"]}, {"word": "devimli", "meanings": ["Devimi olan"]}, {"word": "devimsel", "meanings": ["Devinim durumunda olan, hareki", "Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren, dinamik"]}, {"word": "devimselcilik", "meanings": ["Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti, gürecilik, dinamizm, mekanikçilik karşıtı"]}, {"word": "devimsellik", "meanings": ["Devimsel olma durumu"]}, {"word": "devindirme", "meanings": ["Devindirmek işi"]}, {"word": "devindirmek", "meanings": ["Devinmesine yol açmak"]}, {"word": "devimsiz", "meanings": ["Devimi olmayan"]}, {"word": "devingen", "meanings": ["Hareketli"]}, {"word": "devin duyumu", "meanings": ["Devinmekten ve özellikle kasların kasılmasından canlının edindiği duyum, kinestezi"]}, {"word": "devingenlik", "meanings": ["Hareketlilik"]}, {"word": "devinme", "meanings": ["Devinmek işi"]}, {"word": "devinim", "meanings": ["Devinme işi, hareket", "Bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü", "Bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş", "Bir düşünce sürecinin başlaması, hareket", "Zaman içinde durum değiştirme", "Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu, devim, hareket"]}, {"word": "devinmek", "meanings": ["Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak, kımıldanmak, hareket etmek", "Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek"]}, {"word": "devinme olayı", "meanings": ["Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi, presesyon"]}, {"word": "devir", "meanings": ["Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası"]}, {"word": "devir açmak", "meanings": ["tarihte özellik taşıyan yeni bir çağ başlatmak"]}, {"word": "devir", "meanings": ["Dönme, dönüş", "Aktarılma", "Bir malın mülkiyetini veya bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme", "Bir görevin bir kimseden bir başkasına geçmesi", "Sürekli ve düzenli değişme, çevrim", "Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot", "Dolaşma"]}, {"word": "devirli", "meanings": ["Eşit zaman aralıkları ile ardışık olarak tekrarlanan (hareket), devrî"]}, {"word": "devirme", "meanings": ["Devirmek işi"]}, {"word": "devirmek", "meanings": ["Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek", "Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak", "Hepsini kısa sürede içip bitirmek", "Bir yana eğmek", "Belli bir yaş dönemini geride bırakmak", "Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek"]}, {"word": "devitken", "meanings": ["Herhangi bir hareketi sağlayan, muharrik"]}, {"word": "devitme", "meanings": ["Devitmek işi"]}, {"word": "devitmek", "meanings": ["Hareket durumuna getirmek"]}, {"word": "dev köpek balığıgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfının köpek balıkları takımının bir alt familyası"]}, {"word": "devleşmek", "meanings": ["Çok büyümek, irileşmek", "Aşırı bir gelişme göstermek"]}, {"word": "devleştirme", "meanings": ["Devleştirmek işi"]}, {"word": "devleştirmek", "meanings": ["Dev duruma getirmek, aşırı ölçüde geliştirmek"]}, {"word": "devlet", "meanings": ["Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık", "Bu tüzel varlığın yönetim organları", "Büyüklük, mevki", "Mutluluk", "Talih"]}, {"word": "devlet adama ayağıyla gelmez", "meanings": ["`zenginlik ve talih kişiyi kendiliğinden gelip bulmaz, çalışıp çabalamakla elde edilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen", "meanings": ["`en büyük mutluluk ve zenginlik, çocuk sahibi olmak; en gerekli mal, tahıl; en değerli mülk, değirmendir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devlet adamı", "meanings": ["Devlet yönetiminde söz sahibi kişi"]}, {"word": "devlet baba", "meanings": ["`Koruyucu, kollayıcı` anlamında devleti anlatan bir söz"]}, {"word": "devlet bankası", "meanings": ["Bazı ülkelerde devletten aldığı sermaye ile kurulan, yönetimde devletin atadığı kişiler bulunan, devletin izniyle para bastırıp piyasaya sürme hakkı bulunan banka"]}, {"word": "devlet başkanı", "meanings": ["Yönetim şekline göre devletin en üst yöneticisi"]}, {"word": "devletçilik", "meanings": ["Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı", "Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi"]}, {"word": "devletçi", "meanings": ["Devletçilik yanlısı", "Devletçiliğe uygun olan"]}, {"word": "devlethane", "meanings": ["Nezaket gereği olarak `ev` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "devlet düşkünü", "meanings": ["Bolluk ve mutluluk içindeyken sonradan fakir düşmüş (kimse)"]}, {"word": "devlet kapısı", "meanings": ["Devletin kurum ve kuruluşları"]}, {"word": "devlet kuşu", "meanings": ["Beklenmedik bir iyilik, iyi talih, talih kuşu"]}, {"word": "devletler arası", "meanings": ["Birden çok devleti kapsayan veya birçok devletle ilgili olan"]}, {"word": "devletleştirilme", "meanings": ["Kamulaştırılma"]}, {"word": "devletleştirilmek", "meanings": ["Kamulaştırılmak"]}, {"word": "devletleştirme", "meanings": ["Kamulaştırma"]}, {"word": "devletli", "meanings": ["Mutluluk ve refah içinde olan (kimse)", "Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan"]}, {"word": "devletleştirmek", "meanings": ["Kamulaştırmak"]}, {"word": "devoniyen", "meanings": ["Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları"]}, {"word": "devralma", "meanings": ["Devralmak işi"]}, {"word": "devralmak", "meanings": ["Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak"]}, {"word": "devran", "meanings": ["Dünya", "Kader, talih", "Zaman, çağ"]}, {"word": "devreye sokmak", "meanings": ["işin içine girdirmek, karıştırmak"]}, {"word": "devreye alınmak", "meanings": ["işin içine girmesi sağlanmak"]}, {"word": "devre", "meanings": ["Belirlenmiş zaman dilimi", "Çevrim"]}, {"word": "devreye girmek", "meanings": ["ilgilenmek, karışmak, araya girmek"]}, {"word": "devre", "meanings": ["Ters, yanlış bir biçimde"]}, {"word": "devredilebilirlik", "meanings": ["Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu"]}, {"word": "devredilme", "meanings": ["Devredilmek işi, devrolma"]}, {"word": "devredilmek", "meanings": ["Devretme işi yapılmak, devrolmak"]}, {"word": "devre mülk", "meanings": ["Özellikle tatil beldelerinde sadece belli dönemlerde kullanılmak üzere satın alınan ve değişik kişilerce de kullanılabilen müstakil ev veya daire"]}, {"word": "devredilmezlik", "meanings": ["İnsan haklarının niteliklerinden birini belirtmek için kullanılan terim"]}, {"word": "devren", "meanings": ["Devir (II) yoluyla, devrederek"]}, {"word": "devretmek", "meanings": ["Dönmek, dolaşmak", "Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek", "Aktarmak", "Baştan sona değin okumak, bitirmek"]}, {"word": "devretme", "meanings": ["Devretmek işi"]}, {"word": "devrî", "meanings": ["Devirli", "Devirle ilgili"]}, {"word": "devridaim", "meanings": ["Tam ve sürekli dönüş veya dolaşım"]}, {"word": "devriâlem", "meanings": ["Dünyayı dolaşma"]}, {"word": "devrik", "meanings": ["Katlanıp kendi üzerine bükülmüş", "Devrilmiş olan", "Yatırılmış, yıkılmış, dik durumunu yitirmiş", "Darbe ile makamından indirilmiş"]}, {"word": "devrihindi", "meanings": ["Türk müziğinde bir küçük usul"]}, {"word": "devriklik", "meanings": ["Devrik olma durumu"]}, {"word": "devrikebir", "meanings": ["Türk müziğinde bir büyük usul"]}, {"word": "devrik cümle", "meanings": ["Yüklemi sonda olmayan cümle, devrik tümce"]}, {"word": "devrilmek", "meanings": ["Devirme işi yapılmak", "Dönmek", "Yok edilmek, ortadan kaldırılmak"]}, {"word": "devrilme", "meanings": ["Devrilmek işi"]}, {"word": "devriliş", "meanings": ["Devrilme işi"]}, {"word": "devrim", "meanings": ["Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik", "İhtilal", "İnkılap", "Çevrilme, katlanma, bükülme"]}, {"word": "devrimcilik", "meanings": ["Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma", "İhtilalcilik", "İnkılapçılık"]}, {"word": "devrisaadet", "meanings": ["Asrısaadet"]}, {"word": "devrimci", "meanings": ["Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse", "Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci", "İnkılapçı kimse"]}, {"word": "devrirevan", "meanings": ["Türk müziğinde bir büyük usul"]}, {"word": "devrisi", "meanings": ["Bir sonraki, ertesi (gün, hafta, ay, yıl)"]}, {"word": "devriye gezmek", "meanings": ["karakol gezmek"]}, {"word": "devriye", "meanings": ["Karakol", "Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece"]}, {"word": "devrolunmak", "meanings": ["Devredilmek"]}, {"word": "devrolunma", "meanings": ["Devrolunma işi"]}, {"word": "devşirilme", "meanings": ["Devşirilmek işi"]}, {"word": "devşirilmek", "meanings": ["Devşirme işi yapılmak"]}, {"word": "devşirim", "meanings": ["Devşirme işi"]}, {"word": "devşirimli", "meanings": ["Düzenli olarak derlenmiş"]}, {"word": "devşirimsiz", "meanings": ["Düzenli olarak derlenmemiş"]}, {"word": "devşirme", "meanings": ["Devşirmek işi", "Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi", "Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk", "Toplanmış, bir araya getirilmiş"]}, {"word": "devşirmek", "meanings": ["Bir araya getirmek, derlemek, toplamak", "Katlamak, düzgün duruma getirmek"]}, {"word": "deyi", "meanings": ["Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos", "Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos"]}, {"word": "deyim", "meanings": ["Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir"]}, {"word": "deyimleşme", "meanings": ["Deyimleşmek işi"]}, {"word": "deyimleşmek", "meanings": ["Deyim özelliği kazanmak"]}, {"word": "deyimleştirme", "meanings": ["Deyimleştirmek işi"]}, {"word": "deyiş", "meanings": ["Deme, söyleme işi", "Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup", "Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade", "Halk şiiri, halk türküsü", "Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü"]}, {"word": "deyimleştirmek", "meanings": ["Deyim durumuna getirmek, deyim özelliği kazandırmak"]}, {"word": "deyyus", "meanings": ["Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse)", "(de'yyus) Bir sövgü sözü"]}, {"word": "dezenfektan", "meanings": ["Mikrop kırma özelliği olan (madde)"]}, {"word": "dezenfeksiyon", "meanings": ["Cansız yüzeylerdeki hastalık yapma özelliği olan bakteri, virüs, parazit gibi mikroorganizmaların kimyasal maddeler kullanılarak sayıca, türce azaltılması veya yok edilmesi işlemi"]}, {"word": "dezenfekte", "meanings": ["Mikroplardan temizlenmiş"]}, {"word": "dezavantaj", "meanings": ["Avantajlı olmama durumu"]}, {"word": "dezenfekte etmek", "meanings": ["mikroplardan temizlemek, mikropsuzlaştırmak"]}, {"word": "dıbır dıbır", "meanings": ["Hafif ve düzenli bir biçimde ses çıkararak"]}, {"word": "dıbır dıbır yürümek", "meanings": ["hafif ve düzenli biçimde ses çıkararak yürümek"]}, {"word": "dığan", "meanings": ["Yağ tavası"]}, {"word": "dığdığı", "meanings": ["Konuşurken `r` leri `ğ` gibi söyleyen (kimse)"]}, {"word": "dılak", "meanings": ["Bızır"]}, {"word": "dığdık", "meanings": ["Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dığdığının dığdığı deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "dımbırdatma", "meanings": ["Dımbırdatma işi"]}, {"word": "dımbırdatmak", "meanings": ["Saz, cura, tambur vb. çalgılar çalmak"]}, {"word": "dımdızlak", "meanings": ["Çırçıplak", "Saçı dökülmüş (kimse)", "Elindeki her şeyini, imkânlarını yitirmiş"]}, {"word": "dımdızlak ortada kalmak", "meanings": ["elindeki her şeyi, imkânlarını yitirmek"]}, {"word": "dımdızlak ortalıkta bırakmak", "meanings": ["her türlü varlıktan, olanaktan mahrum kılmak, yokluğa mecbur etmek"]}, {"word": "dımışki", "meanings": ["Bir tür üzüm"]}, {"word": "dıramudana", "meanings": ["Bir rüzgâr türü"]}, {"word": "dırdır", "meanings": ["Bezginlik verecek biçimde söylenen söz"]}, {"word": "dırdırcı", "meanings": ["Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse)"]}, {"word": "dırdırlanma", "meanings": ["Dırdırlanmak işi"]}, {"word": "dırdırlanmak", "meanings": ["Dırdır etmek"]}, {"word": "dırıltı", "meanings": ["Bezdirici bir biçimde söylenme, dırdır", "Çekişme, atışma"]}, {"word": "dırıltı çıkarmak (veya etmek)", "meanings": ["çekişmeye yol açmak"]}, {"word": "dırlanmak", "meanings": ["Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek"]}, {"word": "dırlanma", "meanings": ["Dırlanmak işi"]}, {"word": "dırlaşmak", "meanings": ["Kavga etmek, ağız kavgası etmek, dilleşmek"]}, {"word": "dırlaşma", "meanings": ["Dırlaşmak işi"]}, {"word": "dış", "meanings": ["Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı", "Bir konunun kapsamına girmeyen şey", "Görülen, içte bulunmayan yüzey", "Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları", "Bireyin ötesinde bir varlığı olan", "Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan", "Yabancı ülkelerle ilgili", "Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim", "Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut"]}, {"word": "dışa vurmak", "meanings": ["belli etmek"]}, {"word": "dışında", "meanings": ["-den başka, sayılmazsa"]}, {"word": "dışı eli yakar, içi beni yakar", "meanings": ["`görünüşe aldanmamalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dışı kalaylı, içi alaylı", "meanings": ["`dışı süslü, güzel görünüşlü ancak içi berbat` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dışında bırakmak", "meanings": ["hariç tutmak"]}, {"word": "dışına çıkmak", "meanings": ["tanınan hak ve yetkileri aşmak"]}, {"word": "dışında kalmak", "meanings": ["karışmamak, ilgilenmemek"]}, {"word": "dış açı", "meanings": ["İki doğruyu kesen bir doğrunun bu doğruların dışında kalacak biçimde yaptığı açı"]}, {"word": "dışa dönük", "meanings": ["Dışla ilişkisi olan", "Çevresiyle iletişim kurmada güçlük çekmeyen, bulunduğu ortama kolayca uyum sağlayabilen, sosyal ilişkileri güçlü (kimse)"]}, {"word": "dış alım", "meanings": ["İthalat"]}, {"word": "dışa dönüklük", "meanings": ["Dışa dönük olma durumu"]}, {"word": "dış âlem", "meanings": ["İnsanın kendi çevresi dışındaki dünya"]}, {"word": "dış alımcı", "meanings": ["İthalatçı"]}, {"word": "dış alımcılık", "meanings": ["İthalatçılık"]}, {"word": "dışarı", "meanings": ["Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı", "Kişinin konutundan ayrı olan yer", "Yurt dışı", "Dışa, dış çevreye"]}, {"word": "dışarı atmak", "meanings": ["kovmak", "zararlı bir maddeyi terleme, idrar vb. yollarla vücuttan çıkarmak"]}, {"word": "dışarı çıkmak", "meanings": ["kapalı bir yerden dışarı gitmek", "büyük abdest yapmak"]}, {"word": "dışarı vurmak", "meanings": ["belli etmek, açıklamak"]}, {"word": "dışarılı", "meanings": ["Taşralı, dışarlıklı"]}, {"word": "dışarlık", "meanings": ["Taşra", "Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet"]}, {"word": "dışarlıklı", "meanings": ["Taşralı"]}, {"word": "dış asalak", "meanings": ["Konakçının üzerinde yaşayan ve çoğunlukla kan emen asalak"]}, {"word": "dışa vurum", "meanings": ["Ruhsal olayların belli işaret veya tasvirlerle yansıtılması, insan ruhunun algılanabilecek biçimde kendini dışa yansıtması, ifade, dış vurum"]}, {"word": "dışa vurumcu", "meanings": ["Eserlerinde hikâye etmeye, tahkiyeye ağırlık veren yazar, dış vurumcu, anlatımcı, ekspresyonist"]}, {"word": "dışa vurumculuk", "meanings": ["Olayların, varlıkların gerçekten olduğu gibi değil de sanatçının iç dünyasına göre anlatılması anlayışına dayanan sanat akımı, dış vurumculuk, anlatımcılık, ekspresyonizm"]}, {"word": "dış başkalaşım", "meanings": ["Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma, egzomorfizm"]}, {"word": "dış beslenme", "meanings": ["Besinini organik maddelerden sağlama, heterotrofi"]}, {"word": "dışbeslenen", "meanings": ["Besinini organik maddelerden sağlayan, heterotrof"]}, {"word": "dış borç", "meanings": ["Devletin veya çeşitli kuruluşların dış ülkelerden kredi yoluyla sağladığı borç"]}, {"word": "dışbükey", "meanings": ["Yüzeyi tümsek, çıkık ve şişkin olan, tümsekli, muhaddep, konveks"]}, {"word": "dışbükeylik", "meanings": ["Dışa doğru çukur, şişkin veya kabarık olma durumu"]}, {"word": "dış çevre", "meanings": ["Canlının dışında olan ve kendisinin de bilinçli veya bilinçsiz olarak tepkide bulunduğu uyaranların hepsi"]}, {"word": "dış çizgiler durumu", "meanings": ["Ayrı ayrı birliklerin çevreden merkeze ulaşan yollarla düşman üzerinde birleşmesi"]}, {"word": "dış çokgen", "meanings": ["Kenarları bir dairenin çember çizgisi üzerine gelen çokgen"]}, {"word": "dış dünya", "meanings": ["Ülke dışı", "Bilinçten bağımsız olan, bilincin dışında var olanların hepsi"]}, {"word": "dış deri", "meanings": ["Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, oğulcuğun dış yüzünü örten tabaka, ektoderm"]}, {"word": "dış evlilik", "meanings": ["Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi, dışarıdan evlenme, egzogami"]}, {"word": "dış gebelik", "meanings": ["Döllenmiş bir yumurtanın döl yatağı dışında oluşması ve gelişmesi"]}, {"word": "dış gezegen", "meanings": ["Yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegen"]}, {"word": "dış gezi", "meanings": ["Ülke sınırları dışına yapılan gezi"]}, {"word": "dış hatlar", "meanings": ["Yurt dışı ulaşımını sağlayan yol", "Hava yollarında dış ülkelere gidiş dönüşün yapıldığı terminal"]}, {"word": "dış güçler", "meanings": ["Ekonomi ve politika açısından güçlü devletler", "Mekanik parçalanma, kimyasal ayrışma, rüzgâr, dalga, akarsu ve buzulların etkileri gibi kökenleri güneş enerjisine dayanan güçlerin veya etkenlerin bütünü"]}, {"word": "dışınlı", "meanings": ["Bir şeyin, bir düşüncenin aslında ve gerçeğinde olmayıp onun dışında kalan, öze bağlı olmayıp arızi olan, öz dışı, özünlü karşıtı"]}, {"word": "dışık", "meanings": ["Cüruf"]}, {"word": "dışkı", "meanings": ["Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat"]}, {"word": "dış işleri", "meanings": ["Bir devletin başka devletlerle ilgili işleri, hariciye"]}, {"word": "dışkılama", "meanings": ["Dışkılamak işi"]}, {"word": "dışkılık", "meanings": ["Bazı omurgalılarda, özellikle keseliler, sürüngenler ve kuşlarda, bağırsak ile sidik ve üreme kanallarının açıldığı yer"]}, {"word": "dışkısever", "meanings": ["Dışkılarda yaşayan hayvanlar"]}, {"word": "dış kredi", "meanings": ["Ekonomik durumu iyi olan ülkelerden sağlanabilecek kredi"]}, {"word": "dış kulak", "meanings": ["Kulağın, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan bölümü"]}, {"word": "dış kutsal", "meanings": ["Kutsallıkla ilgisi bulunmayan, kutsallığa ne uygun ne de karşıt olan"]}, {"word": "dışlanma", "meanings": ["Dışlanmak işi"]}, {"word": "dışlama", "meanings": ["Dışlamak işi"]}, {"word": "dışlamak", "meanings": ["Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce vb.ni yok saymak, ilgilenmemek"]}, {"word": "dışlanmak", "meanings": ["Dışarıda tutulmak, bir yere veya topluluğa alınmamak"]}, {"word": "dış lastik", "meanings": ["Bazı kara taşıtlarında iç lastiği koruyan kalın lastik"]}, {"word": "dışlaştırma", "meanings": ["Dışlaştırmak işi"]}, {"word": "dış merkezli", "meanings": ["Dış merkezlikle ilgili olan, eksantrik"]}, {"word": "dışlaştırmak", "meanings": ["Dışa vurmak"]}, {"word": "dış merkezlik", "meanings": ["Bir elips ve hiperbolde, odaklar arasındaki uzaklığın büyük eksen uzunluğu ile olan oranı"]}, {"word": "dış pazar", "meanings": ["Bir ülkenin mal satabildiği yabancı ülke"]}, {"word": "dış odun", "meanings": ["Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü"]}, {"word": "dış pazarlama", "meanings": ["Başka ülkelere birtakım ürünleri satma, bu yolla ticaret yapma"]}, {"word": "dış plazma", "meanings": ["Bir hücre içerisindeki sitoplazmanın farklılaşmış dış katı"]}, {"word": "dış piyasa", "meanings": ["Başka ülkelerde oluşan ve var olan alışverişe dayalı ticaret imkânı"]}, {"word": "dış politika", "meanings": ["Bir devletin sınırları ötesindeki devletlere uyguladığı siyaset"]}, {"word": "dışsal", "meanings": ["Dışla ilgili, dışa ilişkin, haricî"]}, {"word": "dışrak", "meanings": ["Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı"]}, {"word": "dış satımcı", "meanings": ["İhracatçı"]}, {"word": "dış satım", "meanings": ["İhracat"]}, {"word": "dış satımcılık", "meanings": ["İhracatçılık"]}, {"word": "dıştan", "meanings": ["Aslında olmayıp sonradan ve dışarının etkisiyle ortaya çıkan (düşünceler)"]}, {"word": "dış ticaret", "meanings": ["Bir devletin yabancı devletlerle yaptığı alışveriş, ithalat ve ihracatın tamamı"]}, {"word": "dış ters açı", "meanings": ["İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında, paralellerin dışında altlı üstlü oluşan dört açıdan her biri"]}, {"word": "dış vurumcu", "meanings": ["Dışa vurumcu"]}, {"word": "dış vurum", "meanings": ["Dışa vurum"]}, {"word": "dış yarıçap", "meanings": ["Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairelerin yarı çapı"]}, {"word": "dış yüz", "meanings": ["Bir şeyin dışarıdan görünüşü"]}, {"word": "-di'li geçmiş", "meanings": ["343 belirli geçmiş"]}, {"word": "dış zar", "meanings": ["Aynı irilikte olmayan, kütin durumuna gelmiş çiçek tozu tanecikleri"]}, {"word": "dızdık", "meanings": ["Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dızdığının dızdığı deyiminde kullanılır"]}, {"word": "dızdızcı", "meanings": ["Basit makinelerle fazla özenilmeden kâğıtlara renkli olarak basılan paraları piyasaya süren kimse"]}, {"word": "dızdızcılık", "meanings": ["Dızdızcının yaptığı iş"]}, {"word": "dızlamak", "meanings": ["Dolandırmak, çarpmak, soymak"]}, {"word": "dızlama", "meanings": ["Dızlamak işi"]}, {"word": "dızman", "meanings": ["İri yapılı, uzun boylu, şişman"]}, {"word": "dialkol", "meanings": ["Glikol"]}, {"word": "diaspora", "meanings": ["Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer", "Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu", "Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu"]}, {"word": "dibace", "meanings": ["Başlangıç, giriş, ön söz"]}, {"word": "diba", "meanings": ["Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş"]}, {"word": "dibek", "meanings": ["Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan"]}, {"word": "dibek gibi", "meanings": ["bütün ağırlığıyla", "şişmiş", "ağır, ağırlaşmış"]}, {"word": "dibek kafalı", "meanings": ["Anlayışsız, kaba, budala (kimse)"]}, {"word": "didaktik", "meanings": ["Öğretici", "Öğretim yöntemlerini ele alan bilgi, öğretim bilgisi"]}, {"word": "dide", "meanings": ["Göz"]}, {"word": "didar", "meanings": ["Yüz, çehre"]}, {"word": "didik didik", "meanings": ["Didiklenmiş biçimde", "En ince ayrıntısına kadar"]}, {"word": "dideban", "meanings": ["Gümrük kolcusu", "Gözcü, bekçi, nöbetçi"]}, {"word": "didik didik etmek", "meanings": ["didiklemek"]}, {"word": "didik didik olmak", "meanings": ["didiklenmek"]}, {"word": "didik didik aramak", "meanings": ["ayrıntılı bir biçimde aramak"]}, {"word": "didikleme", "meanings": ["Didiklemek işi"]}, {"word": "didiklemek", "meanings": ["Çekiştirerek veya ısırarak parçalamak, gagalamak", "Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak", "Bir konuyu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmek, iyice araştırmak", "Huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak"]}, {"word": "didikleniş", "meanings": ["Didiklenme işi"]}, {"word": "didiklenme", "meanings": ["Didiklenmek işi"]}, {"word": "didiklenmek", "meanings": ["Didikleme işi yapılmak"]}, {"word": "didiniş", "meanings": ["Didinme işi"]}, {"word": "didinmek", "meanings": ["Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak"]}, {"word": "didinme", "meanings": ["Didinmek işi"]}, {"word": "didinti", "meanings": ["Güçlük içinde ve sürekli olarak çalışıp çabalama, didişme"]}, {"word": "didişken", "meanings": ["Didişmekten hoşlanan"]}, {"word": "didişim", "meanings": ["Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, eristik"]}, {"word": "didişme", "meanings": ["Didişmek işi"]}, {"word": "didişmek", "meanings": ["El veya sözle birbirini hırpalamak", "Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak"]}, {"word": "didişip durmak", "meanings": ["sürekli olarak birbirini hırpalamak"]}, {"word": "didon", "meanings": ["Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad, didona", "Züppe"]}, {"word": "didona", "meanings": ["Didon"]}, {"word": "didona sakallı", "meanings": ["Didon sakallı"]}, {"word": "difana", "meanings": ["Üç katlı bir balık ağı"]}, {"word": "difenbahya", "meanings": ["Yapraklarının güzelliği nedeniyle sera ve salonlarda yetiştirilen bir süs bitkisi"]}, {"word": "diferansiyel", "meanings": ["Dönemeçlerde otomobilin iki arka tekerleğinin ayrı hızla dönmesini sağlayan bir dişli aygıt", "Özellikle fonksiyonların değişmeleriyle ilgili matematik dalı"]}, {"word": "diferansiyel denklem", "meanings": ["İçinde bir değişkenin bilinmeyen bir fonksiyonu ve bu fonksiyonun değişkene göre çeşitli basamaklardan türevleri bulunan denklem"]}, {"word": "diferansiyel hesap", "meanings": ["Değişkenlerin sonsuz küçük farklarındaki artma değerlerini bulmaya yarayan hesap"]}, {"word": "difraksiyon", "meanings": ["Kırınım"]}, {"word": "difteri", "meanings": ["Kuşpalazı"]}, {"word": "difterili", "meanings": ["Difteriye yakalanmış olan"]}, {"word": "diftong", "meanings": ["İkiz ünlü"]}, {"word": "diftonglaşma", "meanings": ["Diftong durumuna gelme işi"]}, {"word": "diftonglaşmak", "meanings": ["Diftong durumuna gelmek"]}, {"word": "difüzyon", "meanings": ["Geçişme", "Yayılım"]}, {"word": "diğer", "meanings": ["Başka, özge, öteki, öbür"]}, {"word": "diğerkâm", "meanings": ["Özgeci, özgecil"]}, {"word": "diğeri", "meanings": ["Ötekisi, başkası"]}, {"word": "diğerkâmlık", "meanings": ["Özgecilik"]}, {"word": "dik", "meanings": ["Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan", "Yatık durmayan, sert", "Sert, kalın, tok (ses)", "Sert (bakış)", "Ters, aksi (söz)", "Kaba, yersiz (davranış)", "Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş"]}, {"word": "dijital", "meanings": ["Sayısal", "Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren", "Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi"]}, {"word": "dik açı", "meanings": ["Birbirini kesen iki doğrunun oluşturduğu açılar eşit olduklarında, bu açıların her biri"]}, {"word": "dik dik bakmak", "meanings": ["çok sert bir biçimde, sert sert, öfkeli öfkeli bakmak"]}, {"word": "dik âlâsı", "meanings": ["Genellikle hoş karşılanmayan bir durumun aşırılığını anlatan bir söz"]}, {"word": "dik biçme", "meanings": ["Ekseni tabanına dikey olan biçme"]}, {"word": "dikçe", "meanings": ["Dik olarak, diklemesine"]}, {"word": "dikbaşlı", "meanings": ["İnatçı, bildiğinden dönmeyen, büyüklerinin sözünü dinlemeyen, boyun eğmeyen (kimse), dikkafalı", "Kurumlu (II)"]}, {"word": "dikdörtgen", "meanings": ["Açıları dik olan paralel kenar, mustatil", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "dikdörtgensel bölge", "meanings": ["Dikdörtgenin sınırladığı düzlemsel bölge"]}, {"word": "dikeç", "meanings": ["Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir", "Kazık, sırık, ağaç çubuk"]}, {"word": "dikel", "meanings": ["Meni"]}, {"word": "dikelme", "meanings": ["Dikelmek işi"]}, {"word": "dikelmek", "meanings": ["Dik duruma gelmek, dikleşmek", "Ayakta durmak", "Sert konuşmak, karşı gelmek, birine kafa tutmak, dinelmek"]}, {"word": "diken", "meanings": ["Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri", "Bu çıkıntıları çok olan bitki"]}, {"word": "diken battığı yerden çıkar", "meanings": ["`zarar hangi yönden geldiyse ancak o yönden giderilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "diken üstünde oturmak (veya olmak)", "meanings": ["bir yerde tedirginlik duymak"]}, {"word": "dikence", "meanings": ["Dikenli balıkgillerden bir tür küçük tatlı su balığı (Gasterostsus pungitius)"]}, {"word": "dikencik", "meanings": ["Küçük diken"]}, {"word": "diken diken", "meanings": ["Dikeni bol", "Dik duruma gelmiş, dikleşmiş"]}, {"word": "dikencikli", "meanings": ["Ucu sivri olan", "Küçük dikenleri olan"]}, {"word": "diken dutu", "meanings": ["Böğürtlen"]}, {"word": "dikenleşme", "meanings": ["Dikenleşmek işi"]}, {"word": "diken diken olmak", "meanings": ["dik duruma gelmek, dikleşmek"]}, {"word": "dikenleşmek", "meanings": ["Diken durumu almak, diken gibi olmak"]}, {"word": "dikenli", "meanings": ["Dikenli olan", "Dikeni olan bitkilerin bulunduğu (yer)", "Zor, çetin, sıkıntı veya üzüntü veren"]}, {"word": "dikenli balık", "meanings": ["Dikenli balıkgillerden, tatlı sularda yaşayan, göğüs veya karın yüzgeçleri dikenlerden oluşmuş küçük bir balık (G. aculeatus)"]}, {"word": "dikenli balıkgiller", "meanings": ["Balıklar sınıfının kemikli balıklar takımına giren bir familya"]}, {"word": "dikenlice", "meanings": ["Biraz dikenli"]}, {"word": "dikenlik", "meanings": ["Dikenli bitkileri çok olan yer"]}, {"word": "dikenli tel", "meanings": ["Üzerinde yer yer diken gibi sivri çıkıntıları olan ve bir yeri korumak, geçişi güçleştirmek için kullanılan tel"]}, {"word": "dikenli meyan", "meanings": ["Yüksekliği 1-2 metre olan, beyazımsı mor çiçekli, tüysü yapraklı çok yıllık bir bitki, acı meyan (Glycyrrhiza echinata)"]}, {"word": "dikenli salyangoz", "meanings": ["Karından bacaklılar sınıfından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, kabuğu üzerinde birçok dikeni olan bir yumuşakça, iskerlet (Murex)"]}, {"word": "dikensi", "meanings": ["Dikene benzer, dikeni andıran, diken gibi, dikenimsi"]}, {"word": "dikensiz", "meanings": ["Dikeni olmayan", "Sıkıntısız, üzüntüsüz bir biçimde"]}, {"word": "dikensi çıkıntı", "meanings": ["Omurların, sırt boyunca alt alta duran kemik çıkıntıları"]}, {"word": "dikensiz gül olmaz", "meanings": ["`iyi veya güzel olan her şeyin az çok sıkıntı veren bir yanı da bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dikey", "meanings": ["Başka bir doğru ile kesiştiğinde onunla birlikte dik açı oluşturan (doğru çizgi), amudi", "Dik olarak"]}, {"word": "dikgen", "meanings": ["Birbiriyle veya kesim noktasındaki teğetleriyle dik açı yapacak biçimde kesişen"]}, {"word": "dikici", "meanings": ["Tarımla uğraşan kimse, çiftçi", "Sökük ayakkabıları onaran kimse", "Yeni yapılan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse", "Dikişçi"]}, {"word": "dikicilik", "meanings": ["Dikicinin yaptığı iş"]}, {"word": "dikili", "meanings": ["Dikilmiş olan"]}, {"word": "dikilme", "meanings": ["Dikilmek işi"]}, {"word": "dikili taş", "meanings": ["Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş, obelisk"]}, {"word": "dikiliş", "meanings": ["Dikilme işi"]}, {"word": "dikilmek", "meanings": ["Dikme işi yapılmak", "Dik duruma gelmek", "Ayakta durmak", "Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak", "Karşı koymak, engellemek", "Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek"]}, {"word": "dikilmek", "meanings": ["Dikme işi yapılmak"]}, {"word": "dikilip durmak", "meanings": ["bir yerde kısa bir süre ayak üstünde durmak"]}, {"word": "dikilip kalmak", "meanings": ["bir yerde kısa bir süre ayakta beklemek"]}, {"word": "dikim", "meanings": ["Dikme işi", "Bitki dikme işi"]}, {"word": "dikimhane", "meanings": ["Dikimevi"]}, {"word": "dikimevi", "meanings": ["Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri"]}, {"word": "dikine", "meanings": ["Dikey olarak, diklemesine", "İnadına"]}, {"word": "dikine gitmek", "meanings": ["kimsenin sözünü dinlemeyerek kendi bildiğini yapmak"]}, {"word": "dikiş", "meanings": ["Dikme işi", "Dikilen yer", "Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu", "Dikilecek şey", "Giysi dikme işi, terzilik"]}, {"word": "dikine tıraş", "meanings": ["Karşısındakini sinirlendirecek biçimde söylenilen yalan, aşırı palavra"]}, {"word": "dikiş atmak", "meanings": ["yarılan veya yırtılan deriyi dikişle bir araya getirip tutturmak"]}, {"word": "dikiş tutturamamak", "meanings": ["bir işte veya bir yerde herhangi bir sebeple uzun süre kalamamak"]}, {"word": "dikişçi", "meanings": ["Terzi"]}, {"word": "dikişini almak", "meanings": ["dikilmiş yaranın ipliklerini kesip çıkarmak"]}, {"word": "dikişçilik", "meanings": ["Terzilik"]}, {"word": "dikiş iğnesi", "meanings": ["Dikiş dikmek için özel olarak yapılmış iğne"]}, {"word": "dikişli", "meanings": ["Dikişi olan, dikiş yapılmış"]}, {"word": "dikiş okuması", "meanings": ["Çingene kavgalarının en uzun ve en ağza alınmaz tekerlemesine verilen ad"]}, {"word": "dikiş makinesi", "meanings": ["Dikiş dikme işlerinde kullanılan, kol veya elektrik gücüyle çalıştırılan alet"]}, {"word": "dikiş payı", "meanings": ["Kumaş biçerken kumaşın kenarından dikiş yerine kadar bırakılan bölüm"]}, {"word": "dikit", "meanings": ["Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit"]}, {"word": "dikişsiz", "meanings": ["Dikişi olmayan", "Yapıştırma yoluyla yapılmış"]}, {"word": "dikiz", "meanings": ["Gözetleme"]}, {"word": "dikiz etmek (veya geçmek)", "meanings": ["gözetlemek"]}, {"word": "dikize almak", "meanings": ["gözetlemek"]}, {"word": "dikizcilik", "meanings": ["Gözetleyicilik"]}, {"word": "dikizci", "meanings": ["Gözetleyici"]}, {"word": "dikiz aynası", "meanings": ["Taşıtlara veya yol dönemeçlerine arka tarafı görebilmek için konulan ayna"]}, {"word": "dikizleme", "meanings": ["Gözetleme"]}, {"word": "dikizlemek", "meanings": ["Gözetlemek"]}, {"word": "dikizlik", "meanings": ["Gözetleme deliği"]}, {"word": "dikkafalı", "meanings": ["Dikbaşlı"]}, {"word": "dikkat", "meanings": ["Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık", "`Dikkat ediniz!` anlamında kullanılan bir uyarma sözü", "İlgi, özen"]}, {"word": "dikkat (veya dikkati) çekmek", "meanings": ["ilgi toplamak", "göze batmak, fark edilmek"]}, {"word": "dikkat çekmek", "meanings": ["`dikkat` komutunu yüksek sesle söylemek"]}, {"word": "dikkat etmek", "meanings": ["duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplamak, uyanık davranmak", "gözüne çarpmak veya ilgisini çekmek", "özen göstermek"]}, {"word": "dikkate almak", "meanings": ["göz önünde bulundurmak, hesaba katmak, gereğini düşünmek"]}, {"word": "dikkat kesilmek", "meanings": ["bütün dikkatini bir şey üzerinde toplamak"]}, {"word": "dikkate şayan", "meanings": ["değerli"]}, {"word": "dikkati calip olmak", "meanings": ["dikkati çeken kimse veya şey olmak"]}, {"word": "dikkatini çekmek", "meanings": ["uyarmak", "fark etmek"]}, {"word": "dikkatini çekmemek", "meanings": ["birinin ilgisini uyandırmamak"]}, {"word": "dikkatini toplamak", "meanings": ["duygu ve düşünceyi bir konu veya yapılan iş üzerinde yoğunlaştırmak"]}, {"word": "dikkatli", "meanings": ["Dikkat eden, özen gösteren (kimse)", "Dikkat ederek"]}, {"word": "dikkatsiz", "meanings": ["İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz"]}, {"word": "dikkatli olmak", "meanings": ["dikkat etmek, dikkat göstermek"]}, {"word": "dikkatsizlik", "meanings": ["Dikkatsiz olma durumu, dalgınlık, savrukluk, özensizlik"]}, {"word": "dikkatsizlik etmek", "meanings": ["dalgınlık etmek"]}, {"word": "dikkat toplaşımı", "meanings": ["Dikkatin sürekli olarak bir nesne veya konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması, konsantrasyon"]}, {"word": "dikkuyruk", "meanings": ["Bir tür ördek (Oxyura leucocephala)"]}, {"word": "diklenme", "meanings": ["Diklenmek işi"]}, {"word": "diklemesine", "meanings": ["Dik olarak, dikçe"]}, {"word": "dikleşme", "meanings": ["Dikleşmek işi veya durumu"]}, {"word": "diklenmek", "meanings": ["Birine karşı ters bir davranışta bulunmak, karşı gelmek, kafa tutmak"]}, {"word": "dikleşmek", "meanings": ["Dik duruma gelmek", "Birine karşı ters tutum içine girmek, karşı durmak"]}, {"word": "dikleştirme", "meanings": ["Dikleştirmek işi veya durumu"]}, {"word": "dikleştirmek", "meanings": ["Dik duruma getirmek", "Sert duruma getirmek"]}, {"word": "diklik", "meanings": ["Dik olma durumu"]}, {"word": "dikmek", "meanings": ["Bir cismi dik olarak durdurmak", "Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek", "Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek", "Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek", "Top, taş vb.ni dikine havaya atmak", "Yapı kurmak, inşa etmek", "Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak"]}, {"word": "dikme", "meanings": ["Dikmek işi", "Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri", "Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk", "Ağaç, direk", "Fidan, yeni dikilmiş fidan", "Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna", "Dikey olan doğru veya düzlem, amut"]}, {"word": "dikmek", "meanings": ["Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak"]}, {"word": "dikmelik", "meanings": ["Fidanlık"]}, {"word": "dikmen", "meanings": ["Koni biçiminde tepe"]}, {"word": "dik rüzgâr", "meanings": ["Geminin yoluna karşı esen yel"]}, {"word": "dikse", "meanings": ["Ağaçsız yerlerde, kuş yakalamak için üstüne ökse yerleştirilen ağaç"]}, {"word": "dik silindir", "meanings": ["Ekseni tabanına dikey olan silindir"]}, {"word": "dikta", "meanings": ["Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk"]}, {"word": "diksiyon", "meanings": ["Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi", "Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması", "Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma"]}, {"word": "diktacı", "meanings": ["Yönetimde dikta yanlısı olan"]}, {"word": "diktacılık", "meanings": ["Diktacı olma durumu"]}, {"word": "diktafon", "meanings": ["Bir tür ses alma cihazı"]}, {"word": "diktatör", "meanings": ["Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse", "Zorba"]}, {"word": "diktatörce", "meanings": ["Diktatöre yakışır", "(diktatö'rce) Diktatöre yakışır bir biçimde, diktatör olarak"]}, {"word": "diktatörlük etmek", "meanings": ["diktatörce davranmak, zorbalık etmek"]}, {"word": "diktatörlük", "meanings": ["Diktatör olma durumu", "Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen", "Bir diktatör tarafından yönetilen ülke"]}, {"word": "dikte", "meanings": ["Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma, yazdırım", "Bu biçimde yazdırılan şey"]}, {"word": "dikte etmek", "meanings": ["yazdırmak için söylemek", "birine isteklerini zorla kabul ettirmek"]}, {"word": "diktirmek", "meanings": ["Dikme işini yaptırmak"]}, {"word": "diktirme", "meanings": ["Diktirmek işi"]}, {"word": "diktirtmek", "meanings": ["Diktirmesini sağlamak"]}, {"word": "diktirtme", "meanings": ["Diktirtmek işi"]}, {"word": "dik üçgen", "meanings": ["Kenarlarından ikisi birbirine dikey, bir açısı doksan derece olan üçgen"]}, {"word": "dik yamuk", "meanings": ["Kenarlarından biri tabanlarına dik olan yamuk"]}, {"word": "dil", "meanings": ["Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı", "Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri", "Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili", "Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası", "Kıstak", "Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek", "Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak", "Anahtar"]}, {"word": "dil ağız vermemek", "meanings": ["ağız dil vermemek"]}, {"word": "dil bir karış", "meanings": ["saygısızca karşılık verenler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "dil çıkarmak", "meanings": ["alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "dil (veya diller) dökmek", "meanings": ["kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek"]}, {"word": "dil uzatmak", "meanings": ["bir kimse veya bir şey için kötü söylemek"]}, {"word": "dilden gelen elden gelse her fukara padişah olur", "meanings": ["`kişi her söylediğini yapamaz, her dilediğini elde edemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilden düşmez olmak", "meanings": ["herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak"]}, {"word": "dile (veya dillere) düşmek", "meanings": ["hakkında dedikodu yapılmak"]}, {"word": "dile gelen ele gelir", "meanings": ["`insanlar yapacakları işler hakkında önce konuşurlar, sonra da o işi gerçekleştirirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dile gelmek", "meanings": ["dile düşmek", "konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek"]}, {"word": "dile getirmek", "meanings": ["konuşturmak", "belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek"]}, {"word": "dile vermek", "meanings": ["gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak"]}, {"word": "dili açılmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak"]}, {"word": "dili ağırlaşmak", "meanings": ["hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak"]}, {"word": "dili alışmak", "meanings": ["çok kullandığı bir söze alışmak"]}, {"word": "dili bir karış olmak", "meanings": ["fazla konuşmak, her söze karşılık vermek"]}, {"word": "dili boğazına akmak", "meanings": ["konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak"]}, {"word": "dili bir karış dışarı çıkmak (veya sarkmak)", "meanings": ["koşmaktan, yürümekten dolayı çok yorulmak"]}, {"word": "dili çözülmek", "meanings": ["konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak"]}, {"word": "dili damağına yapışmak (veya dili damağı kurumak)", "meanings": ["çok susamak"]}, {"word": "dili dolaşmak", "meanings": ["korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak"]}, {"word": "dili (veya dilinin) döndüğü kadar", "meanings": ["söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde"]}, {"word": "dili dönmemek", "meanings": ["bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek", "amacını iyi anlatamamak"]}, {"word": "dili durmak", "meanings": ["susmak, dedikodu etmemek"]}, {"word": "dili ensesinden çekilsin!", "meanings": ["bıktıracak kadar çok konuşan veya kötü sözler söyleyenler için kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "dili durmamak", "meanings": ["sürekli konuşmak", "söylenmeyecek şeyleri de söylemek, sır tutamamak"]}, {"word": "dili kılıçtan keskin olmak", "meanings": ["kırıcı ve ağır konuşmak"]}, {"word": "dili olsa da söylese (veya anlatsa)", "meanings": ["`cansız nesneler konuşabilseler bazı olaylara tanıklık da edebilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dili kurusun!", "meanings": ["`söz söyleyemez olsun!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "dili pabuç kadar", "meanings": ["saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan"]}, {"word": "dili sürçmek", "meanings": ["konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek", "istenmeyen bir konudan söz etmek"]}, {"word": "dili tutulmak", "meanings": ["sevinç, korku, şaşkınlık vb. sebeplerle birdenbire söz söyleyemez olmak"]}, {"word": "dili uzamak", "meanings": ["haddini bilmeden konuşmak"]}, {"word": "dili varmamak", "meanings": ["bir sözü söylemeye gönlü razı olmamak"]}, {"word": "dili yanmak", "meanings": ["üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak", "bıkmak, nefret etmek"]}, {"word": "dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim", "meanings": ["`kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilinde tüy bitmek", "meanings": ["tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak"]}, {"word": "dilin kemiği yok", "meanings": ["`insan doğru veya yanlış her şeyi söyleyebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilinden anlamak", "meanings": ["bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak", "söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek"]}, {"word": "dilinden (veya dilden) düşürmemek", "meanings": ["sürekli olarak aynı kişiden veya şeyden söz etmek, sık sık anmak"]}, {"word": "dilinden kurtulamamak", "meanings": ["sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak"]}, {"word": "diline biber sürerim", "meanings": ["ağzına biber sürerim"]}, {"word": "diline (veya dile) dolamak (veya takmak)", "meanings": ["aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak", "bir kimseyi her yerde kötülemek"]}, {"word": "diline düşmek", "meanings": ["yermek veya alay etmek amacıyla birinin kötü veya yanlış davranışını sürekli söylemek"]}, {"word": "diline kira istemek", "meanings": ["ağzına kira istemek"]}, {"word": "diline pelesenk etmek", "meanings": ["diline dolamak"]}, {"word": "diline sağlam olmak", "meanings": ["saklanacak konuları açığa vurmamak", "kötü söz söylemekten kaçınmak"]}, {"word": "diline sağlık", "meanings": ["ağzına sağlık"]}, {"word": "dilini bağlamak", "meanings": ["bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak"]}, {"word": "diline virt etmek", "meanings": ["diline dolamak"]}, {"word": "dilini değdirmemek", "meanings": ["hiç yememek veya içmemek"]}, {"word": "dilini kedi (veya fare) mi yedi?", "meanings": ["`neden konuşmuyorsun?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilini eşek arısı soksun", "meanings": ["hoşa gitmeyen bir şey konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözü"]}, {"word": "dilini kesmek (veya kesip oturmak)", "meanings": ["susmak"]}, {"word": "dilini tutamamak", "meanings": ["sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmak"]}, {"word": "dilini tutmak", "meanings": ["sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmaktan sakınmak"]}, {"word": "dilini yutmak", "meanings": ["sevinç, korku, heyecan vb. sebeplerle konuşamaz olmak"]}, {"word": "dilinin altında bir şey olmak", "meanings": ["birinin açıkça söylemediği sözler olmak"]}, {"word": "dilinin altındaki baklayı çıkarmak", "meanings": ["söyleyemediği şeyi artık söylemek"]}, {"word": "dilinin cezasını (veya belasını) çekmek (veya bulmak)", "meanings": ["ölçüsüz, düşüncesiz konuşma yüzünden zarar görmek"]}, {"word": "dilinin ucuna gelmek", "meanings": ["söyleyecek duruma gelmek"]}, {"word": "dilinin ucunda", "meanings": ["bir söz hatırlanacak gibi olup da hatırlanamadığında söylenen bir söz"]}, {"word": "dilinin ucuyla", "meanings": ["içten, yürekten olmayarak, laf olsun diye"]}, {"word": "diliyle sokmak", "meanings": ["bir kimseye ağır ve kırıcı sözler söylemek"]}, {"word": "diliyle tutulmak (veya yakalanmak)", "meanings": ["suçunu, kendi konuşması ile açığa vurmak"]}, {"word": "dillerde dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["her yerde sözü edilmek"]}, {"word": "dillere destan olmak", "meanings": ["herkes tarafından konuşulur olmak"]}, {"word": "dil", "meanings": ["Gönül, yürek"]}, {"word": "dil akrabalığı", "meanings": ["Bir ana dilden türeyen diller arasındaki yakınlık ilişkisi"]}, {"word": "dil altı bezleri", "meanings": ["Dilin altında bulunan tükürük bezleri"]}, {"word": "dil atlası", "meanings": ["Dilleri, lehçeleri veya dil olaylarını yayılış bölgelerine göre gösteren atlas"]}, {"word": "dilatometre", "meanings": ["Genleşmeölçer"]}, {"word": "dilaver", "meanings": ["Yiğit, delikanlı"]}, {"word": "dil balığı", "meanings": ["Kemikli balıklar takımından, pullu, santimetre büyüklüğünde, yassı bir balık (Solea vulgaris)"]}, {"word": "dilbasar", "meanings": ["Hekimlerin boğazı görebilmek için dili bastırdıkları araç, abeslang", "Ecza karıştırmakta kullanılan yassı araç, abeslang"]}, {"word": "dilbaz", "meanings": ["Güzel söz söyleyen, konuşmasıyla ikna eden"]}, {"word": "dilber", "meanings": ["Alımlı, güzel kadın"]}, {"word": "dil bilgisi", "meanings": ["Bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip kurallarını tespit eden bilim, gramer"]}, {"word": "dilberdudağı", "meanings": ["Dudak biçiminde hazırlanan bir hamur tatlısı"]}, {"word": "dil bilimci", "meanings": ["Dil bilimiyle uğraşan kimse, dilci, lengüist, filolog"]}, {"word": "dil bilimi", "meanings": ["Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim, lisaniyat, lengüistik, filoloji"]}, {"word": "dil bilimsel", "meanings": ["Dil bilimiyle ilgili, filolojik"]}, {"word": "dil birliği", "meanings": ["Lehçe ve ağız farklarını gidererek aynı dili kullanan toplumlar arasında ortak bir yazı dilinde ve alfabede birleşilmiş olma durumu"]}, {"word": "dil cambazı", "meanings": ["Düşüncelerini çok iyi anlatan, güzel konuşan kimse"]}, {"word": "dilcik", "meanings": ["Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı", "Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça", "Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm"]}, {"word": "dilci", "meanings": ["Dil bilimci", "Dille ilgili araştırmalar yapan kimse"]}, {"word": "dilcilik", "meanings": ["Dilcinin yaptığı iş"]}, {"word": "dil coğrafyası", "meanings": ["Yeryüzünde dillerin yayıldığı alanları inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "dil dalaşı", "meanings": ["Tartışma"]}, {"word": "dil dalaşı etmek", "meanings": ["tartışmak"]}, {"word": "dildaş", "meanings": ["Aynı dili konuşanlardan her biri"]}, {"word": "dil ebesi", "meanings": ["Laf ebesi"]}, {"word": "dilek", "meanings": ["Bir kimsenin dilediği şey, istek, talep, temenni, rica, murat"]}, {"word": "dilekçe", "meanings": ["Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı, istida, arzuhâl"]}, {"word": "dileme", "meanings": ["Dilemek işi"]}, {"word": "dilemek", "meanings": ["Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek", "Biri için bir dilekte bulunmak", "Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak"]}, {"word": "dilek kipi", "meanings": ["Türkçede -se eki ile kurulan ve dileme kavramı veren kip"]}, {"word": "dilediği gibi", "meanings": ["kendi düşünce, görüş ve isteğine göre"]}, {"word": "dilemma", "meanings": ["İkilem"]}, {"word": "dilenci", "meanings": ["Geçimini dilenerek sağlayan kimse", "Israrlı bir biçimde ve arsızca bir şeyi isteyen kimse"]}, {"word": "dilencinin torbası dolmaz", "meanings": ["`şundan bundan yardım dileyerek geçinmeye çalışanların istekleri bitmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilenci bir olsa şekerle beslenir", "meanings": ["`yardım bekleyen bir tane olsa umduğundan aşırı şeyler verilerek sevindirilir ancak bunların sayısı çok olduğundan hepsine aynı cömertlik gösterilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda", "meanings": ["`çıkarından başka bir şey düşünmeyen kimse ile ilişki kurma, seni nerede rahatsız edeceği belli olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş", "meanings": ["`hem gereksinim duyduğu konuda yardım istiyor hem de yapılan yardımı küçümsüyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilenci çanağı", "meanings": ["Dilencilerin sadakalarını topladığı küçük, çukur kap", "İçinde her şeyden biraz bulunan kap vb"]}, {"word": "dilencilik", "meanings": ["Dilencinin yaptığı iş", "Dilenci olma durumu"]}, {"word": "dilencilik etmek", "meanings": ["dilenmek"]}, {"word": "dilenci vapuru", "meanings": ["Bütün iskelelere uğrayarak sefer yapan vapur"]}, {"word": "dilendirmek", "meanings": ["Dilenecek duruma getirmek", "Dilencilik yaptırmak"]}, {"word": "dileniş", "meanings": ["Dilenme işi"]}, {"word": "dilenme", "meanings": ["Dilenmek işi"]}, {"word": "dilenmek", "meanings": ["Sadaka istemek", "Kendisini acındırarak bir kimseden bir şey istemek"]}, {"word": "dilendirme", "meanings": ["Dilendirmek işi"]}, {"word": "dil felsefesi", "meanings": ["Dilin özü, kökeni, anlamı, yapısı üzerine araştırmalar yapan felsefe dalı"]}, {"word": "dili bozuk", "meanings": ["Bir dili doğru ve düzgün konuşamayan (kimse)", "Küfürlü sözler söyleyen"]}, {"word": "dilim", "meanings": ["Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça", "Radyatör parçalarından her biri", "Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm", "Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot"]}, {"word": "dilimleme", "meanings": ["Dilimlemek işi"]}, {"word": "dilim dilim", "meanings": ["Parça parça"]}, {"word": "dilim dilim etmek", "meanings": ["dilimlemek"]}, {"word": "dilimlemek", "meanings": ["Dilimlere ayırmak, dilim dilim etmek"]}, {"word": "dilimlenme", "meanings": ["Dilimlenmek işi"]}, {"word": "dilimleniş", "meanings": ["Dilimlenme işi"]}, {"word": "dilimlenmek", "meanings": ["Dilimlere bölünmek veya ayrılmak"]}, {"word": "dilimleyiş", "meanings": ["Dilimleme işi"]}, {"word": "dilinim", "meanings": ["Dilinme"]}, {"word": "dilinme", "meanings": ["Dilinmek işi", "Kayaçların, ince katlar biçiminde kolaylıkla ayrılabilme niteliği, dilinim"]}, {"word": "diliş", "meanings": ["Dilme işi"]}, {"word": "dilinmek", "meanings": ["Dilme işi yapılmak"]}, {"word": "dili tutuk", "meanings": ["Serbestçe, kolaylıkla konuşamayan (kimse)"]}, {"word": "dili uzun", "meanings": ["İncitici sözler söyleyen, küstah, saygısız (kimse)"]}, {"word": "dili zifir", "meanings": ["Gönül kırıcı sözler söyleyen (kimse)"]}, {"word": "dil kavgası", "meanings": ["Tartışma"]}, {"word": "dillek", "meanings": ["Dedikoducu"]}, {"word": "dil laboratuvarı", "meanings": ["Yabancı dil öğretiminde, kayıtlı dil malzemesiyle ders yapılan yer", "Ses bilimi çalışmalarında seslerin elektronik araçlarla incelenip değerlendirildiği yer"]}, {"word": "dillendirmek", "meanings": ["Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak", "Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek"]}, {"word": "dillenmek", "meanings": ["Çocuk konuşmaya başlamak", "Konuşma yeteneği olmayan varlık konuşmak, dile gelmek", "Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak, dile düşmek"]}, {"word": "dillenme", "meanings": ["Dillenmek işi"]}, {"word": "dillendirme", "meanings": ["Dillendirmek işi", "İntak"]}, {"word": "dilleşme", "meanings": ["Dilleşmek işi"]}, {"word": "dilleşmek", "meanings": ["Karşılıklı tatlı tatlı söyleşmek", "Dırlaşmak"]}, {"word": "dilli", "meanings": ["Dili olan", "Konuşkan, sürekli ve tatlı konuşan, cerbezeli", "Dedikoducu, ileri geri konuşan"]}, {"word": "dilli düdük", "meanings": ["Söğüt, kavak vb. ağaçların ince dallarından veya kamıştan yapılan bir düdük türü", "Çok konuşan (kimse)"]}, {"word": "dilmaç", "meanings": ["Çevirmen"]}, {"word": "dilmaçlık", "meanings": ["Çevirmenlik"]}, {"word": "dilmek", "meanings": ["Bir bütünü ince ve yassı parçalara ayırarak kesmek", "Yarmak"]}, {"word": "dilme", "meanings": ["Dilmek işi", "Dört köşe uzunlamasına kesilmiş ağaç"]}, {"word": "dil oğlanı", "meanings": ["Tanzimattan önce yabancı elçilerin devlet erkânı ile görüşmelerinde Türkçe çevirmenlik yapmak üzere yetiştirilen kimse"]}, {"word": "dil öğrenimi", "meanings": ["Bir dili öğrenme işi"]}, {"word": "dil pelesengi", "meanings": ["Söz arasında yerli yersiz söylenen ve tekrarlanan söz"]}, {"word": "dil öğretimi", "meanings": ["Bir dili öğretme işi"]}, {"word": "dilsel", "meanings": ["Dille ilgili"]}, {"word": "dil peyniri", "meanings": ["Koyun sütünden yapılan, yağlı, lezzetli, tuzsuz peynir"]}, {"word": "dilsever", "meanings": ["Ana dilini öne çıkaran, dil bilinci olan (kimse)", "Yeni bi dil öğrenmeye meraklı olan (kimse)"]}, {"word": "dilsiz", "meanings": ["Konuşma engelli, konuşamayan, ahraz, lâl(I)", "Ses çıkarmayan, sessiz olan (kimse)"]}, {"word": "dilsizin dilinden anası anlar", "meanings": ["`başkalarının kolay kolay anlayamadıkları şeyi, her gün onunla uğraşan kimse çok kolay anlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dilsizlik", "meanings": ["Dilsiz olma durumu"]}, {"word": "dil sürçmesi", "meanings": ["Ağızdan yanlış söz çıkma, sürçülisan", "İstenmeyen bir konudan söz etme", "Konuşma sırasında kelimeleri yanlış söyleme"]}, {"word": "dil tutukluğu", "meanings": ["Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü, anartri", "Herhangi bir sebeple konuşamama"]}, {"word": "dil şakası", "meanings": ["Ağız şakası"]}, {"word": "dimağ", "meanings": ["Beyin", "Zihin"]}, {"word": "dilüviyum", "meanings": ["Bugünkü ırmakların Dördüncü Çağdan kalma en eski alüvyonları"]}, {"word": "dil yarası", "meanings": ["Acı sözün yarattığı kırgınlık"]}, {"word": "dimdik", "meanings": ["Çok dik, mum direk", "Sağlıklı, zinde", "Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin", "Çok dik bir biçimde", "Sağa sola sapmadan, dosdoğru", "Kaskatı, çok sertleşmiş olarak", "Dikkatli, ısrarlı (bakış)"]}, {"word": "dimdik ayakta durmak", "meanings": ["karşılaşılan her zorluğa rağmen yıkılmamak, sorunların üstesinden gelebilmek"]}, {"word": "dimdik durmak", "meanings": ["tam dik durumda olmak", "tutumunu değiştirmemek, yılmamak"]}, {"word": "dimmer", "meanings": ["Reosta"]}, {"word": "dimnit", "meanings": ["Erken olgunlaşan ince kabuklu bir tür siyah üzüm"]}, {"word": "dimi", "meanings": ["Sıkı dokunmuş bir tür pamuklu kumaş"]}, {"word": "dimyat", "meanings": ["Seyrek ve yuvarlak taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "din", "meanings": ["Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet", "Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen", "İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kült"]}, {"word": "dinime küfreden (veya söven veya dahleden) bari Müslüman olsa", "meanings": ["başkalarını eleştirirken kendisi de aynı yanlışı yapan kimse için kullanılan bir söz"]}, {"word": "dinden imandan çıkmak", "meanings": ["kendini kontrol edemeyecek kadar çok öfkelenmek, çok sinirlenmek"]}, {"word": "dinden imandan olmak", "meanings": ["dinî inancını yitirmek"]}, {"word": "dini bir uğruna", "meanings": ["Müslümanlık için"]}, {"word": "dini imanı para", "meanings": ["tek düşüncesi para olan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "dini gibi bilmek", "meanings": ["çok iyi bilmek"]}, {"word": "dinim hakkı için (veya aşkına)", "meanings": ["`dinimi tanık tutarım` anlamında kullanılan bir ant sözü"]}, {"word": "dinine yandığım", "meanings": ["öfke, kızgınlık vb. duyguları belirtmek için kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "din", "meanings": ["C.G.S. sisteminde 1 gramlık bir kütlenin hızını saniyede 1 santimetre artıran güç birimi: Bir nevton 105 din'e eşittir"]}, {"word": "din", "meanings": ["Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası"]}, {"word": "din", "meanings": ["İlmek"]}, {"word": "din adamı", "meanings": ["Mesleği dinle ilgili işler olan görevli"]}, {"word": "dinamik", "meanings": ["Canlı, etkin, hareketli", "Hareketli, her an değişebilen, duruk karşıtı", "Devimsel", "Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı, devim bilimi"]}, {"word": "dinamik analiz", "meanings": ["Çözümleme konusu yapılan veya modele dâhil edilen değişkenlerin zaman içindeki değişmelerinin de dikkate alındığı yöntem"]}, {"word": "dinamikleşme", "meanings": ["Dinamikleşmek durumu"]}, {"word": "dinamikleşmek", "meanings": ["Dinamik duruma gelmek"]}, {"word": "dinamit", "meanings": ["Nitrogliserin ile yapılan patlayıcı bir madde", "Tutku, özlem, heyecan", "Şiddetli, korkunç, hırslı"]}, {"word": "dinamitçi", "meanings": ["Dinamit üreten, satan veya patlatılma işinde çalışan kimse"]}, {"word": "dinamitçilik", "meanings": ["Dinamitçinin yaptığı iş"]}, {"word": "dinamitleme", "meanings": ["Dinamitlemek işi"]}, {"word": "dinamitlenmek", "meanings": ["Dinamitle havaya uçurulmak", "Engellenmek"]}, {"word": "dinamitlenme", "meanings": ["Dinamitlenmek işi"]}, {"word": "dinamitlemek", "meanings": ["Dinamitle havaya uçurmak", "Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak"]}, {"word": "dinamit lokumu", "meanings": ["Kauçuk ve jelatin kıvamında olan, nitrogliserin içeren bir dinamit türü"]}, {"word": "dinamizm", "meanings": ["Davranışları canlı ve hareketli olan canlının özelliği", "Devimselcilik"]}, {"word": "dinamometre", "meanings": ["Kuvvetölçer"]}, {"word": "dinamo", "meanings": ["Üreteç", "Sürükleyici"]}, {"word": "dinar", "meanings": ["Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus ve Ürdün kullanılan para birimi", "Eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi", "Altın liranın yaklaşık dörtte biri değerinde olan eski bir para"]}, {"word": "din birliği", "meanings": ["Aynı din etrafında oluşturulan inanç gücü"]}, {"word": "dinci", "meanings": ["Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse"]}, {"word": "dincelmek", "meanings": ["Dinçleşmek"]}, {"word": "dince", "meanings": ["Dinî bakımdan, dine göre"]}, {"word": "dincilik", "meanings": ["Dincinin olma durumu"]}, {"word": "dinç", "meanings": ["Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı, zinde, tendürüst, tüvana", "Canlı, zinde bir biçimde"]}, {"word": "dinçlenmek", "meanings": ["Dinç bir durum ve görünüm kazanmak"]}, {"word": "dinçleşme", "meanings": ["Dinçleşmek işi"]}, {"word": "dinçleşmek", "meanings": ["Dinç duruma gelmek"]}, {"word": "dinçlik", "meanings": ["Dinç olma durumu, zindelik, mecal"]}, {"word": "dindarlık", "meanings": ["Dindar olma durumu, mütedeyyinlik"]}, {"word": "dindaş", "meanings": ["Aynı dinden olan kimse"]}, {"word": "dindar", "meanings": ["Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı (kimse), mütedeyyin"]}, {"word": "dindaş olmak", "meanings": ["aynı dinden olmak"]}, {"word": "din dışı", "meanings": ["Dinle ilişiği olmayan, ladinî"]}, {"word": "din doruğu", "meanings": ["Dağın en yüksek yeri"]}, {"word": "dindirme", "meanings": ["Dindirmek işi"]}, {"word": "dindirmek", "meanings": ["Dinmesini sağlamak"]}, {"word": "dinelme", "meanings": ["Dinelmek işi"]}, {"word": "dine", "meanings": ["Konaklama yeri"]}, {"word": "dinek", "meanings": ["Dinlenmek için durulan yer"]}, {"word": "dinelmek", "meanings": ["Ayakta durmak", "Ayağa kalkmak, dik durmak", "Karşı koymak, kafa tutmak"]}, {"word": "dinen", "meanings": ["Din bakımından"]}, {"word": "dineri", "meanings": ["İskambil kâğıtlarındaki işaretlerden karo"]}, {"word": "din erki", "meanings": ["Teokrasi"]}, {"word": "din felsefesi", "meanings": ["Dinin ilkelerinin özünü ve anlamını temellendirmeyi amaçlayan felsefe dalı"]}, {"word": "dingi", "meanings": ["Bir çifte kürekli küçük patalya"]}, {"word": "dingil", "meanings": ["Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks", "Aptal, salak", "Kaba saba"]}, {"word": "dingildek", "meanings": ["Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak", "Dengesi bozuk", "Sözüne güvenilmez, kaypak"]}, {"word": "dingildeklik", "meanings": ["Dingildek olma durumu, dengesizlik"]}, {"word": "dingildeme", "meanings": ["Dingildemek işi"]}, {"word": "dingilli", "meanings": ["Dingili olan"]}, {"word": "dingin", "meanings": ["Sakin, durgun", "Hareket etmeyen, kımıldamayan", "Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz"]}, {"word": "dingildemek", "meanings": ["Sallanmak, oynamak", "Korkmak, kuşkulanmak"]}, {"word": "dingincilik", "meanings": ["Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik"]}, {"word": "dinginleşme", "meanings": ["Dinginleşmek durumu"]}, {"word": "dinginleşmek", "meanings": ["Dingin duruma gelmek"]}, {"word": "dinginleştirme", "meanings": ["Dinginleştirmek işi"]}, {"word": "dinginleştirmek", "meanings": ["Dingin duruma gelmesini sağlamak"]}, {"word": "dinî", "meanings": ["Dinle ilgili, din üzerine, dinsel"]}, {"word": "dinginlik", "meanings": ["Dingin olma durumu, durgunluk, sükûnet"]}, {"word": "dini bütün", "meanings": ["Dinine çok bağlı, inancı sağlam olan, dinin buyruklarını eksiksiz yerine getiren"]}, {"word": "diniş", "meanings": ["Dinme işi"]}, {"word": "dink", "meanings": ["Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek", "Şayak, aba vb.ni dövmek için kullanılan araç"]}, {"word": "dinleme", "meanings": ["Dinlemek işi"]}, {"word": "dinleme salonu", "meanings": ["Müzik, tiyatro eserlerini dinletmek, radyo televizyon yayınları yapmak veya ses kaydetmek amacıyla akustiği sağlanmış salon, oditoryum"]}, {"word": "dinlemek", "meanings": ["İşitmek için kulak vermek", "Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak", "Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek", "Uymak, baş eğmek, itaat etmek"]}, {"word": "dinlendirmek", "meanings": ["Dinlenmesini sağlamak", "Durulmaya bırakmak", "Tarlayı nadasa bırakmak", "Yanan lamba, ateş vb.ni söndürmek"]}, {"word": "dinlendirme", "meanings": ["Dinlendirmek işi"]}, {"word": "dinlence", "meanings": ["Tatil"]}, {"word": "dinlenme", "meanings": ["Dinlenmek (I) işi, istirahat"]}, {"word": "dinlenmek", "meanings": ["Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek", "Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek"]}, {"word": "dinlenme salonu", "meanings": ["İstirahat etmek, dinlenmek için ayrılmış salon"]}, {"word": "dinletme", "meanings": ["Dinletmek işi"]}, {"word": "çürük gaz", "meanings": ["Otomobil vb. taşıt araçlarının egzozundan çıkan yanmış gaz"]}, {"word": "dinleti", "meanings": ["Sanat eserlerini bir topluluğa çalma veya söyleme, konser"]}, {"word": "dinletmek", "meanings": ["Dinlemesini sağlamak, söz geçirmek"]}, {"word": "dinleyici", "meanings": ["Söylenen veya çalınan bir şeyi dinleyen kimse", "Kayıtlı olmadığı hâlde derslere dışarıdan devam eden kimse"]}, {"word": "çürük iş", "meanings": ["Bozuk, kötü, işe yaramaz özellikleri olan durum veya iş"]}, {"word": "çürüklü", "meanings": ["Çürüğü olan"]}, {"word": "çürüklük", "meanings": ["Çürük olma durumu", "İşe yaramayan maddelerin bırakıldığı yer", "Sakıncalı, şüpheli, belirsiz durum"]}, {"word": "çürük para", "meanings": ["Ayarı düşük on akçe, sağ para karşıtı"]}, {"word": "çürüksüz", "meanings": ["Çürüğü olmayan"]}, {"word": "çürük sakız", "meanings": ["Tadı bozulmuş, çiğnenmez duruma gelmiş sakız", "Çok kullanılan söz veya düşünce"]}, {"word": "çürümek", "meanings": ["Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak", "Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek", "Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak", "Yıpranmak, çökmek", "Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak"]}, {"word": "çürütme", "meanings": ["Çürütmek işi"]}, {"word": "çürüme", "meanings": ["Çürümek işi"]}, {"word": "çürütmek", "meanings": ["Çürümesine sebep olmak", "Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek", "Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak"]}, {"word": "çürütülme", "meanings": ["Çürütülmek işi"]}, {"word": "çürütülmek", "meanings": ["Çürütme işine konu olmak", "Doğru olarak ileri sürülen düşüncenin, davanın, iddianın yanlışlığı, gerçeklere dayanmadığı ortaya çıkarılmak"]}, {"word": "çürüyüş", "meanings": ["Çürüme işi"]}, {"word": "çüş", "meanings": ["Yürüyen eşeği durdurmak için söylenen söz", "Yakışıksız bir davranış karşısında söylenen kaba bir söz"]}, {"word": "da \\/ de", "meanings": ["Daha önce geçmiş bir cümle veya eş görevli öge ile sonraki arasında `-den başka` anlamıyla ilişki kuran bir söz", "Azarlama, yalvarma, küçümseme, yakınma, övme anlamlarında iki cümleyi bağlayan bir söz", "`Dahi` anlamında kullanılan bir söz", "`Üstelik` anlamında kullanılan bir söz", "Karşıt anlamlı cümleleri pekiştirerek bağlayan bir söz", "Şart bildiren fiillerden sonra `bile` anlamına gelerek şartın geçerli olmadığını anlatan bir söz", "Bazı birleşik cümleleri `ama, fakat` anlamıyla birbirine bağlayan bir söz", "Bazı edat, bağlaç ve zarflardan sonra gelerek anlamı güçlendiren bir söz", "Kendisinden önceki fiili zarf-fiil durumuna sokan bir söz", "-erek, -ip ekli zarf-fiillerden sonra kullanılırsa temel fiilin oluş biçimini, önermenin nasıl oluştuğunu anlatan bir söz", "Tekrarlanan iki ad, iki sıfat arasında kullanıldığında anlamı güçlendiren bir söz", "Bir isteğe karşı olan fiili bağlamaya yarayan bir söz", "Tekrarlanan fiiller arasında süreklilik bildiren bir söz", "Bir şeyin yerine geçebilen iki cümlenin fiillerini birbirine bağlayan bir söz", "Tekrarlanan kelimelerin arasına girerek kuvvetli istek, direnme bildiren bir söz"]}, {"word": "çürütüş", "meanings": ["Çürütme işi"]}, {"word": "Dadacı", "meanings": ["Dadacılık akımına bağlı olan, Dadaist"]}, {"word": "D", "meanings": ["Döteryum elementinin simgesi"]}, {"word": "Dadacılık", "meanings": ["Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm", "1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm"]}, {"word": "Dadaist", "meanings": ["Dadacı"]}, {"word": "Dadaizm", "meanings": ["Dadacılık"]}, {"word": "dadandırma", "meanings": ["Dadandırmak işi"]}, {"word": "dadandırmak", "meanings": ["Dadanmasına yol açmak"]}, {"word": "dadanma", "meanings": ["Dadanmak işi"]}, {"word": "dadanmak", "meanings": ["Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek", "Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak, abone olmak"]}, {"word": "dadaş", "meanings": ["Erkek kardeş", "Delikanlı, yiğit kimse", "Yakın dostlar için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "dadaşlık", "meanings": ["Dadaş olma durumu"]}, {"word": "dadı", "meanings": ["Evlerde çocuğa bakan kimse, daye"]}, {"word": "dadı olmak", "meanings": ["çocuk bakıcılığını üstlenmek"]}, {"word": "dadılık", "meanings": ["Dadının yaptığı iş"]}, {"word": "dağ", "meanings": ["Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü"]}, {"word": "dadılık etmek", "meanings": ["çocuk bakıcılığı ile uğraşmak", "üzerine sorumluluk almak, göz kulak olmak, sahip çıkmak, sahiplenmek"]}, {"word": "dağ ardında olsun da yer altında olmasın", "meanings": ["`yaşasın da uzakta olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz", "meanings": ["`aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur", "meanings": ["`ne kadar uzak düşmüş olurlarsa olsunlar, insanlar günün birinde birbirleriyle karşılaşabilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağ (veya dağları) devirmek", "meanings": ["çok zor işleri başarmak"]}, {"word": "dağ (veya dağlar) gibi (veya kadar)", "meanings": ["çok büyük, çok iri, çok güçlü", "pek çok"]}, {"word": "dağ doğura doğura bir fare doğurmuş", "meanings": ["büyük şeyler beklenen bir işten önemsiz bir sonuç alındığında söylenen bir söz"]}, {"word": "dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar", "meanings": ["`yenilmesi imkânsız gibi görünen zorlukların da üstesinden gelinir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağ yürümezse abdal yürür", "meanings": ["`büyüklük taslayan birinde bitecek bir işimiz varsa biz onun ayağına gidip işimizi görmeliyiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağa çıkmak", "meanings": ["eşkıyalık etmek", "hükûmete karşı gelmek için dağlara çekilmek"]}, {"word": "dağa kaldırmak", "meanings": ["birini, herhangi bir amaçla, zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada tutmak"]}, {"word": "dağda bağın var, yüreğinde dağın var", "meanings": ["`malı, mülkü veya evladı olanlar kaygı ve tasadan uzak olamazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağda büyümüş", "meanings": ["kaba ve görgüsüz kimse"]}, {"word": "dağdan gelip bağdakini kovmak", "meanings": ["sonradan geldiği bir yerde, kendinden önce gelen kişinin yerini almaya çalışmak"]}, {"word": "dağda gez belde gez, insafı elden bırakma", "meanings": ["`eşkıya dahi olsan insafı elden bırakma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağlara düşmek", "meanings": ["büyük bir üzüntü dolayısıyla insanlardan kaçıp ıssız yerlerde yaşamak"]}, {"word": "dağlara taşlara", "meanings": ["kötü bir durumdan söz edilirken `hepimizden ırak olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağların şenliği (veya gelin anası)", "meanings": ["kaba, anlayışsız kimse"]}, {"word": "dağların misafir aldığı mevsim", "meanings": ["yaz mevsimi"]}, {"word": "dağ", "meanings": ["Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan", "İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık", "Büyük üzüntü, acı"]}, {"word": "dağ adamı", "meanings": ["Kaba saba, görgüsüz kimse, dağdan inme"]}, {"word": "dağ alası", "meanings": ["Eti kırmızı bir tür küçük alabalık (Salmo alpinus)"]}, {"word": "dağ anası", "meanings": ["Çok iri kadın, dağlar anası"]}, {"word": "dağar", "meanings": ["Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap", "Dağarcık"]}, {"word": "dağarcığına atmak", "meanings": ["bir bilgiyi eski bilgilerine katmak, zihnine yerleştirmek"]}, {"word": "dağarcık", "meanings": ["Meşin torba", "Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar", "Bellek"]}, {"word": "dağarcığındakini çıkarmak", "meanings": ["hazırladığı bir sözü söylemek"]}, {"word": "dağarcıkta bir şey kalmamak", "meanings": ["her şeyi tüketmek, bitirmek"]}, {"word": "dağ armudu", "meanings": ["Ahlat (I)"]}, {"word": "dağ ayısı", "meanings": ["Dağlarda yaşayan yabani ve tehlikeli ayı cinsi", "Şehir yaşayışına alışmamış çok kaba kimse"]}, {"word": "dağbaşı", "meanings": ["Yasaların veya toplum kurallarının uygulanamadığı yer"]}, {"word": "dağ aslanı", "meanings": ["Puma"]}, {"word": "dağ birliği", "meanings": ["Dağ şartlarına göre eğitilmiş askerî birlik"]}, {"word": "dağcı", "meanings": ["Dağa tırmanma sporu yapan kimse, alpinist"]}, {"word": "dağ bayır", "meanings": ["Kır (II)"]}, {"word": "dağcıl", "meanings": ["Dağ şartlarına ve iklimine göre yetiştirilen (bitki)"]}, {"word": "dağcılık", "meanings": ["Dağa tırmanma sporu, alpinizm"]}, {"word": "dağ çamı", "meanings": ["Dağda yetişen bir tür çam"]}, {"word": "dağ çileği", "meanings": ["Dağda yetişen çilek, yaban çileği"]}, {"word": "dağ çayı", "meanings": ["Ada çayı"]}, {"word": "dağdağa", "meanings": ["Gürültü, patırtı, telaş, karmakarışık durum, sıkıntı"]}, {"word": "dağdağalı", "meanings": ["Gürültülü patırtılı"]}, {"word": "dağdağasız", "meanings": ["Gürültüsüz, patırtısız, sessiz ve sakin"]}, {"word": "dağ dalak otu", "meanings": ["Yüksekliği 5-10 santimetre olan, yere yatık ve çiçekleri soluk sarı renkli bir tür dalak otu (Teucrium montana)"]}, {"word": "dağ eriği", "meanings": ["Çakal eriği"]}, {"word": "dağ elması", "meanings": ["Yabani elma"]}, {"word": "dağ eteği", "meanings": ["Dağ yamacının alt bölümü"]}, {"word": "dağ evi", "meanings": ["Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için dağlık bölgelerde yapılmış ev"]}, {"word": "dağ havası", "meanings": ["Yüksek yerlerdeki serin ve temiz hava"]}, {"word": "dağ gölü", "meanings": ["Dağlar arasındaki çukur alanlarda, akan suların birikimi ile oluşan göl"]}, {"word": "dağılım", "meanings": ["Dağılarak birbirinden ayrılma", "Paylaşım", "Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı", "Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü", "Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması", "Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler"]}, {"word": "dağılış", "meanings": ["Dağılma işi", "Yıkılış, çöküş"]}, {"word": "dağılma", "meanings": ["Dağılmak işi", "Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları", "Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması"]}, {"word": "dağılmak", "meanings": ["Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak", "Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek", "Parçalanarak yayılmak, ufalanmak", "Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak", "Birliği, beraberliği bozulmak", "Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak", "Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak"]}, {"word": "dağınık", "meanings": ["Geniş bir alana yayılmış olan", "Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız", "Düzeni bozuk, düzensiz, karışık, gayrimuntazam", "Hoş görünmeyen, uyumsuz", "Düşüncelerini toparlayamayan"]}, {"word": "dağınıkça", "meanings": ["Biraz dağılmış, dağınık gibi"]}, {"word": "dağınık gözenek", "meanings": ["Ağaç başkesitindeki gözeneklerin dengeli düzende dağılım gösterme durumu"]}, {"word": "dağınık ışık", "meanings": ["Bir sahnenin genel olarak aydınlanmasını sağlayan veya sahnenin aydınlanma derecesini artırmakta kullanılan ışık"]}, {"word": "dağınıklık", "meanings": ["Dağınık olma durumu"]}, {"word": "dağıntı", "meanings": ["Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi"]}, {"word": "dağıtıcı", "meanings": ["Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi", "Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş", "Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör"]}, {"word": "dağıtıcılık", "meanings": ["Dağıtıcının yaptığı iş, distribütörlük"]}, {"word": "dağıtık", "meanings": ["Kendinden geçmiş, sarhoş"]}, {"word": "dağıtılma", "meanings": ["Dağıtılmak işi"]}, {"word": "dağıtılmak", "meanings": ["Dağıtma işi yapılmak, tevzi edilmek"]}, {"word": "dağıtım", "meanings": ["Dağıtma işi, tevzi", "Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi"]}, {"word": "dağıtım bürosu", "meanings": ["Dağıtım işinin yapıldığı büro"]}, {"word": "dağıtımcı", "meanings": ["Dağıtım işiyle uğraşan kimse veya kuruluş"]}, {"word": "dağıtımcılık", "meanings": ["Dağıtımcının yaptığı iş"]}, {"word": "dağıtımevi", "meanings": ["Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi"]}, {"word": "dağıtış", "meanings": ["Dağıtma işi"]}, {"word": "dağıtma", "meanings": ["Dağıtmak işi, tevzi"]}, {"word": "dağıtmak", "meanings": ["Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak", "Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek", "Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek", "Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak", "İletmek, ulaştırmak", "Yenilgiye uğratmak", "Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek", "Kurulu bir düzeni bozmak", "Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek", "Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek", "Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "daği", "meanings": ["Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı"]}, {"word": "dağ iklimi", "meanings": ["Sert, kuru ve soğuk havanın hâkim olduğu iklim türü"]}, {"word": "dağ ispinozu", "meanings": ["Sırtı kara benekli, karnı beyaz, erkeğinin gerdanı portakal renginde, ağaçlık yerlerde yaşayan ispinozgillerden bir kuş (Fringilla Montifringilla)"]}, {"word": "dağ kestanesi", "meanings": ["Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen sert yapılı ağaç (Sloane berteriana)", "Bu ağacın meyvesi"]}, {"word": "dağ keçisi", "meanings": ["Boynuzlugiller familyasından, ufak sürüler hâlinde yaşayan, çok çevik bir tür antilop, elik, yağmurca (Rupicapra tragus)"]}, {"word": "dağ kırlangıcı", "meanings": ["Ebabil"]}, {"word": "dağ kolu", "meanings": ["Sıradağlardan her iki yöne doğru uzanan dağ sırtı"]}, {"word": "dağ köyü", "meanings": ["Dağlık yerlerde kurulmuş yerleşim yeri"]}, {"word": "dağlağı", "meanings": ["Dağlama aracı"]}, {"word": "dağ lalesi", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki, anemon (Anemone vulgaris)"]}, {"word": "dağlama", "meanings": ["Dağlamak işi"]}, {"word": "dağlama resim", "meanings": ["Tahta üzerine kızgın demirle yapılan bir resim türü, yakma resim, pirogravür"]}, {"word": "dağlamak", "meanings": ["Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak", "Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak", "Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak", "Acısı yüreğine işlemek"]}, {"word": "dağlanma", "meanings": ["Dağlanmak işi"]}, {"word": "dağlanış", "meanings": ["Dağlanma işi"]}, {"word": "dağlanmak", "meanings": ["Dağlama işine konu olmak"]}, {"word": "dağlatış", "meanings": ["Dağlatma işi"]}, {"word": "dağlar anası", "meanings": ["Dağ anası"]}, {"word": "dağlatma", "meanings": ["Dağlatmak işi"]}, {"word": "dağlatmak", "meanings": ["Dağlama işini yaptırmak"]}, {"word": "dağlayış", "meanings": ["Dağlama işi"]}, {"word": "dağlı", "meanings": ["Dağlık bölge halkından olan", "Dağa ait", "Kaba saba, görgüsüz"]}, {"word": "dağlı", "meanings": ["Dağlanmış olan"]}, {"word": "dağlıç", "meanings": ["Kıvırcık koç ile Karaman koyununun birleşmesinden doğan melez koyun"]}, {"word": "dağ merası", "meanings": ["Dağlar arasında hayvan otlatmaya elverişli bölge, dağ otlağı"]}, {"word": "dağlık", "meanings": ["Birçok dağın bulunduğu, dağlarla kaplı (bölge)"]}, {"word": "dağ nanesi", "meanings": ["Yüksekliği 20-50 santimetre arasında olan, sık beyaz tüylü, kuvvetli nane kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki (Cyclotrichium niveum)"]}, {"word": "dağ serçesi", "meanings": ["Serçegillerden, orman ve bahçelerde yaşayan sırtı kahverengi, karnı kül rengi ve beyaz olan bir tür serçe, ağaç serçesi (Passer montanus)"]}, {"word": "dağ oluşu", "meanings": ["Yer kabuğunun belli yerlerinde kıvrılma, kırılma ve yükselme olayları sonucu dağların oluşunu inceleyen bilim kolu, orojeni"]}, {"word": "dağ otlağı", "meanings": ["Dağ merası"]}, {"word": "dağ sıçanı", "meanings": ["Kemiriciler takımının sincapgiller familyasından, postu beğenilen bir tür memeli (Marmota marmota)"]}, {"word": "dağ taş", "meanings": ["Her yer, her taraf"]}, {"word": "dağ tavuğu", "meanings": ["Çil (I)"]}, {"word": "dah", "meanings": ["Deh"]}, {"word": "dağ topu", "meanings": ["Katır sırtında taşınan küçük top"]}, {"word": "dah etmek", "meanings": ["sürmek, yürütmek"]}, {"word": "daha", "meanings": ["Henüz", "Var olana, elde bulunana ek olarak", "Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz", "Bunun dışında"]}, {"word": "daha neler!", "meanings": ["`hiç öyle şey olur mu?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "daha iyisi can sağlığı", "meanings": ["`bulunabileceklerin en iyisi oldu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "daha bir", "meanings": ["Değişik, farklı"]}, {"word": "dahası", "meanings": ["Fazlası, ilavesi"]}, {"word": "daha da", "meanings": ["karşılaştırma derecesini vurgular"]}, {"word": "daha daha", "meanings": ["Başka başka"]}, {"word": "dahil", "meanings": ["Bir işe karışmış olma, karışma"]}, {"word": "dahi", "meanings": ["Da, de", "Bile"]}, {"word": "dâhi", "meanings": ["Olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse, deha, öke"]}, {"word": "dahası var", "meanings": ["bir konuda bilinmesi gereken başka şeyler de olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "dâhil", "meanings": ["İç, içeri", "İçinde, ... ile birlikte", "İçinde, içine almış durumda"]}, {"word": "dâhice", "meanings": ["Dâhiye yakışır bir biçimde, dahiyane", "Beklentilerin üstünde, beklenmedik, alışılmadık"]}, {"word": "dâhil olmak", "meanings": ["katılmak, girmek veya içinde olmak"]}, {"word": "dâhil etmek", "meanings": ["içine almak, katmak"]}, {"word": "dahli olmak", "meanings": ["bir işe karışmış olmak, bir işte parmağı olmak"]}, {"word": "dâhilen", "meanings": ["İçeriden, içten"]}, {"word": "dâhilî", "meanings": ["İçle ilgili"]}, {"word": "dâhilik", "meanings": ["Dâhi olma durumu, deha"]}, {"word": "dâhilî harp", "meanings": ["İç savaş"]}, {"word": "dâhilî deniz", "meanings": ["İç deniz"]}, {"word": "dâhilî nizamname", "meanings": ["İç tüzük"]}, {"word": "dâhiliye", "meanings": ["Devlet yönetiminde iç işleri", "Vücudun iç hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu, iç hastalıkları"]}, {"word": "dâhilî talimatname", "meanings": ["İç yönetmelik"]}, {"word": "dâhiliyeci", "meanings": ["İç hastalıkları uzmanı"]}, {"word": "dâhiliye mütehassısı", "meanings": ["İç hastalıkları uzmanı"]}, {"word": "dâhiyane", "meanings": ["Dâhice"]}, {"word": "dâhiliye subayı", "meanings": ["Askerî okul, askerî hastane vb. kuruluşlarda iç yönetimde görevli subay"]}, {"word": "dahletmek", "meanings": ["Sataşmak", "Karışmak, burnunu sokmak"]}, {"word": "dahletme", "meanings": ["Dahletmek işi"]}, {"word": "daim", "meanings": ["Sürekli, sonsuz", "Daima"]}, {"word": "daim etmek (veya eylemek)", "meanings": ["sürekli kılmak"]}, {"word": "daim olmak", "meanings": ["sürekli olmak, sürüp gitmek, devam etmek"]}, {"word": "daima", "meanings": ["Her vakit, sürekli olarak"]}, {"word": "daimî", "meanings": ["Sürekli"]}, {"word": "daire", "meanings": ["Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat", "Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri", "Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı", "Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm", "Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü", "Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası", "Saz takımında usul vurmaya yarayan tef"]}, {"word": "dair", "meanings": ["Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili, üstüne"]}, {"word": "daire kesmesi", "meanings": ["Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan"]}, {"word": "daireli", "meanings": ["Dairesi olan"]}, {"word": "dairesel", "meanings": ["Daire ile ilgili", "Daire biçiminde olan, dairevi"]}, {"word": "daire parçası", "meanings": ["Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça"]}, {"word": "dairesiz", "meanings": ["Dairesi olmayan"]}, {"word": "dairevi", "meanings": ["Dairesel"]}, {"word": "dakik", "meanings": ["Düzenli işleyen, aksamayan", "Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren"]}, {"word": "dakikası dakikasına uymamak", "meanings": ["her an başka bir ruh durumu göstermek"]}, {"word": "dakika", "meanings": ["Bir saatlik zamanın altmışta biri", "An, zaman", "Bir derecenin altmışta biri"]}, {"word": "dakikasında", "meanings": ["Hemen o anda"]}, {"word": "daktilo", "meanings": ["Yazı makinesi", "Daktilograf"]}, {"word": "daktilo etmek", "meanings": ["yazı makinesiyle yazmak"]}, {"word": "daktiloya çekmek", "meanings": ["yazı makinesiyle yazmak"]}, {"word": "daktilograf", "meanings": ["Yazı makinesi ile yazı yazan kimse, daktilo"]}, {"word": "daktilo makinesi", "meanings": ["Yazı makinesi"]}, {"word": "daktilo kâğıdı", "meanings": ["Daktilo yazıları için kullanılan kâğıt"]}, {"word": "daktiloluk", "meanings": ["Daktilograf olma durumu"]}, {"word": "daktilografi", "meanings": ["Yazı makinesi ile yazı yazma işi"]}, {"word": "daktiloskopi", "meanings": ["Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi"]}, {"word": "daktilo masası", "meanings": ["Üzerinde daktilo ile yazı yazılan özel masa"]}, {"word": "daktilo şeridi", "meanings": ["Daktilodaki harflerin kâğıt üzerine yazılmasını sağlayan karbonlu şerit"]}, {"word": "dal budak salmak", "meanings": ["karmaşık bir biçimde yayılıp genişlemek", "soy yönünden genişleyip yayılmak"]}, {"word": "dal gibi kalmak", "meanings": ["vücudu çok zayıflamak"]}, {"word": "dal", "meanings": ["Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri", "Branş", "Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alanı", "Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube"]}, {"word": "dal gibi", "meanings": ["ince uzun yapılı"]}, {"word": "daktilotekni", "meanings": ["Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü"]}, {"word": "dal sürmek", "meanings": ["yayılmak, kaplamak"]}, {"word": "dalları basmak", "meanings": ["ağaçta dalları eğecek kadar çok meyve olmak"]}, {"word": "dal", "meanings": ["Arka, sırt", "Kol", "Omuz", "Boyun, ense"]}, {"word": "dal vermek", "meanings": ["dayanmak, yaslanmak"]}, {"word": "dalına binmek", "meanings": ["bir kimseye bir iş yaptırmak için asılmak, musallat olmak, sıkıştırmak"]}, {"word": "dal", "meanings": ["Çıplak, yalın"]}, {"word": "dalak", "meanings": ["Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ", "Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ", "Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri", "Bal peteği"]}, {"word": "dalına basmak", "meanings": ["hoşlanmadığı şeyleri yaparak birini kızdırmak"]}, {"word": "dalak otu", "meanings": ["Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde kuru yerlerde yetiştirilen, yüz kadar türü bulunan, güçlendirici, uyarıcı ve yara sağaltıcı olarak kullanılan otsu veya odunsu bitki, duvarsedefi (Teucrium chamaedrys)"]}, {"word": "dalak kestirmek", "meanings": ["sıtmadan büyümüş dalağı eski bir yöntemle tedavi ettirmek"]}, {"word": "dalalet", "meanings": ["Sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma"]}, {"word": "dalalete düşmek", "meanings": ["doğru yoldan ayrılmak, sapkınlık etmek"]}, {"word": "dalama", "meanings": ["Dalamak işi"]}, {"word": "dalamak", "meanings": ["Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek, ısırmak", "Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak"]}, {"word": "dalancı", "meanings": ["Lobici"]}, {"word": "dalan", "meanings": ["Lobi", "Biçim, şekil"]}, {"word": "dalaş", "meanings": ["Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma"]}, {"word": "dalancılık", "meanings": ["Lobicilik"]}, {"word": "dalaşma", "meanings": ["Dalaşmak işi, dalaş"]}, {"word": "dalaşmak", "meanings": ["Köpekler boğuşup birbirini ısırmak", "Ağız kavgası etmek"]}, {"word": "dalavere çevirmek (veya dalaveresini döndürmek)", "meanings": ["yalan dolanla gizlice kötü iş görmek"]}, {"word": "dalavere", "meanings": ["Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun"]}, {"word": "dalaverecilik", "meanings": ["Dalavereci olma durumu, taklacılık, kolpoculuk"]}, {"word": "dalavereci", "meanings": ["Çıkarı için hileye başvuran kimse, taklacı, kolpocu, aferist"]}, {"word": "dalbastı", "meanings": ["Bir tür iri, aşılı kiraz"]}, {"word": "dalcık", "meanings": ["Ana dalın kollarından her biri, küçük dal"]}, {"word": "daldırılma", "meanings": ["Daldırılmak işi"]}, {"word": "daldırış", "meanings": ["Daldırma işi"]}, {"word": "daldırılmak", "meanings": ["Daldırma işine konu olmak"]}, {"word": "daldırma", "meanings": ["Daldırmak işi", "Bir dalı gövdeden ayırmadan toprağa gömerek köklenmesini sağlama yolu", "Bu yolla daldırılan dal"]}, {"word": "daldırma", "meanings": ["Cam veya seramikten yapılmış bir tür kulplu kap"]}, {"word": "daldırmak", "meanings": ["Dalma işini yaptırmak, dalmasına sebep olmak", "Dalmak"]}, {"word": "daldırtma", "meanings": ["Daldırtmak işi"]}, {"word": "daldırtmak", "meanings": ["Daldırmasını sağlamak"]}, {"word": "daldız", "meanings": ["Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet", "Ağaçtan oyulmuş arı kovanı", "Ağaçtan oyulmuş yayık", "Petekten bal almak için kullanılan demir kepçe, demir bıçak"]}, {"word": "dalfes", "meanings": ["Üstünde sarık bulunmayan fes"]}, {"word": "dalfidan", "meanings": ["Taze ve yeni fidan"]}, {"word": "dalfidan boylu", "meanings": ["Boyu ince, uzun ve yeni dal gibi olan"]}, {"word": "dalga", "meanings": ["Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket", "Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem", "Bir yüzeydeki kıvrım", "Saçların kıvrım genişliği", "Gizli iş, dalavere", "Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu", "Dalgınlık", "Geçici sevgili", "Geçici aşk ilişkisi", "Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri", "Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi"]}, {"word": "dalga geçmek", "meanings": ["üzerinde durulması gereken işle ilgilenmeyerek başka şeyler düşünmek veya yapmak", "eğlenmek, alay etmek", "geçici sevgi ilişkisi kurmak, gönül eğlendirmek"]}, {"word": "dalga saymak", "meanings": ["boş ve aylak durmak", "yersiz ve gereksiz şeylerle uğraşmak"]}, {"word": "dalgasına taş atmak", "meanings": ["işini bozmak, keyfini kaçırmak"]}, {"word": "dalgasını taşlamak", "meanings": ["birinin işini bozmak"]}, {"word": "dalgaya düşmek (veya gelmek)", "meanings": ["yanılmak, dalgınlıkla unutmak"]}, {"word": "dalgaya getirmek", "meanings": ["dalgınlığından yararlanarak birini kandırmak"]}, {"word": "dalga bandı", "meanings": ["Hem radyo hem de optik dalgaları kapsayan bant"]}, {"word": "dalgayı başa almak", "meanings": ["gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek"]}, {"word": "dalga boyu", "meanings": ["Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık, dalga uzunluğu", "Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık, dalga uzunluğu"]}, {"word": "dalgacı", "meanings": ["İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen (kimse)", "Alay eden (kimse)"]}, {"word": "dalgacık", "meanings": ["Küçük dalga"]}, {"word": "dalgacılık", "meanings": ["Dalgacı olma durumu"]}, {"word": "dalga çukuru", "meanings": ["Birbiri ardından gelen iki dalga arasında oluşan çukur bölge"]}, {"word": "dalga dalga", "meanings": ["Kıvrımlı (saç)", "Açıklı koyulu", "Arka arkaya, yığın hâlinde", "Düzgün olmayan, alçaklı yüksekli bir biçimde"]}, {"word": "dalga genliği", "meanings": ["Dalganın en yüksek noktası ile sıfır noktası arasındaki nicelik, genlik"]}, {"word": "dalgakıran", "meanings": ["Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılan uzun set"]}, {"word": "dalga kuşağı", "meanings": ["Aynı frekansı içeren dalgalar bütünlüğü"]}, {"word": "dalgalandırma", "meanings": ["Dalgalandırmak işi"]}, {"word": "dalgalandırış", "meanings": ["Dalgalandırma işi"]}, {"word": "dalgalandırmak", "meanings": ["Dalgalı duruma getirmek, dalgalanmasını sağlamak"]}, {"word": "dalgalanış", "meanings": ["Dalgalanma işi"]}, {"word": "dalgalanma", "meanings": ["Dalgalanmak işi", "Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı", "Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon", "Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık", "Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi"]}, {"word": "dalgalanmaya bırakmak", "meanings": ["paranın gerçek değerini bulması için girişimde bulunmadan beklemek", "bir konu için girişimde bulunmadan beklemek"]}, {"word": "dalgalı", "meanings": ["Dalgası olan", "Dalga dalga görünen", "Kıvrımlı (saç)", "Açıklı koyulu (renk)", "Belli dalga boylarını alabilen, alternatif"]}, {"word": "dalgalanmak", "meanings": ["Üzerinde dalga oluşmak", "Renk, ton değiştirmek", "Hareketli olmak, kıpırdamak", "Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak"]}, {"word": "dalgalı akım", "meanings": ["Bir çevrimde akış yönü sürekli değişen akım, alternatif akım"]}, {"word": "dalgalı akım üreteci", "meanings": ["Dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör"]}, {"word": "dalgaölçer", "meanings": ["Oluşan dalgaların yüksekliğini ve derinliğini ölçen alet"]}, {"word": "dalga sırtı", "meanings": ["Dalganın iki yanındaki çukurlar arasındaki yüksek kesimi"]}, {"word": "dalga uzunluğu", "meanings": ["Dalga boyu"]}, {"word": "dalgasız", "meanings": ["Dalgası olmayan"]}, {"word": "dalga tepesi", "meanings": ["Dalganın en yüksek noktası"]}, {"word": "dalga yüksekliği", "meanings": ["Denizlerde dalga çukuru ile dalga tepesi arasındaki düşey mesafe"]}, {"word": "dalgı", "meanings": ["Aymazlık"]}, {"word": "dalgıç", "meanings": ["Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam", "Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse"]}, {"word": "dalgıç böcekler", "meanings": ["Sivrisinek kurtçuklarına saldırarak yok eden, durgun sularda yaşayan kın kanatlılar familyası"]}, {"word": "dalgıç kuşları", "meanings": ["Gagaları bir kılıfla örtülü, kanatları ve kuyruğu kısa, ayakları perdeli, iyi yüzen ve dalan bazı kuşları içine alan kuşlar takımı"]}, {"word": "dalgıç kuşu", "meanings": ["Dalgıç kuşlarından, Amerika ve Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan bir hayvan (Colymbus glacialis)"]}, {"word": "dalgıç kuşugiller", "meanings": ["Kuşlar sınıfının dalgıç kuşları takımına giren bir familyası"]}, {"word": "dalgıçlık", "meanings": ["Dalgıcın mesleği, balık adamlık"]}, {"word": "dalgın", "meanings": ["Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan", "Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamayan", "Kendinden geçmiş bir durumda"]}, {"word": "dalgınca", "meanings": ["Dalgın bir biçimde, dalgın olarak"]}, {"word": "dalgın dalgın", "meanings": ["Çevresiyle ilgilenmeden, düşünceli olarak"]}, {"word": "dalgınlaşma", "meanings": ["Dalgınlaşmak işi"]}, {"word": "dalgınlaşmak", "meanings": ["Dalgın duruma gelmek"]}, {"word": "dalgınlaştırmak", "meanings": ["Dalgın duruma getirmek"]}, {"word": "dalgınlaştırma", "meanings": ["Dalgınlaştırmak işi"]}, {"word": "dalgınlığına gelmek", "meanings": ["dalgınlık dolayısıyla fark edememek"]}, {"word": "dalgınlığına getirmek", "meanings": ["birinin dalgınlığından yararlanıp kendi isteğini gerçekleştirmek"]}, {"word": "dalgınlık", "meanings": ["Dalgın olma durumu", "Dalgınca davranış", "Derin uyku durumu"]}, {"word": "dalgır", "meanings": ["Hare"]}, {"word": "dalgündüz", "meanings": ["Güpegündüz"]}, {"word": "dalınç", "meanings": ["Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, istiğrak, meditasyon", "Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme, istiğrak, meditasyon"]}, {"word": "dalış", "meanings": ["Dalma işi", "Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon"]}, {"word": "dalız", "meanings": ["İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü"]}, {"word": "dalkavuk", "meanings": ["Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz", "Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse"]}, {"word": "dalkavuklaşma", "meanings": ["Dalkavuklaşmak işi"]}, {"word": "dalkavukça", "meanings": ["Dalkavuk gibi, yaltakça", "(dalkavu'kça) Dalkavuğa yakışır bir biçimde, yaltakça"]}, {"word": "dalkavuklaşmak", "meanings": ["Dalkavukça davranmaya başlamak"]}, {"word": "dalkavukluk", "meanings": ["Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık"]}, {"word": "dalkıran", "meanings": ["Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek (Anisandrus dispar)", "Şiddetli esen rüzgâr"]}, {"word": "dalkavukluk etmek", "meanings": ["gereksiz biçimde övmek"]}, {"word": "dalkılıç", "meanings": ["Kılıcını çekmiş olarak, yalın kılıç"]}, {"word": "dalkurutan", "meanings": ["Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan kın kanatlı böcek (Hylesinus oleiperda)"]}, {"word": "dallama", "meanings": ["Dallamak işi", "Aptal, enayi"]}, {"word": "dallamak", "meanings": ["Budamak"]}, {"word": "dallandırma", "meanings": ["Dallandırmak işi"]}, {"word": "dallandırmak", "meanings": ["Dallanmasına yol açmak", "Bir işi, bir sorunu büyütüp karışık duruma getirmek"]}, {"word": "dallanma", "meanings": ["Dallanmak işi"]}, {"word": "dallandırıp budaklandırmak", "meanings": ["bir işi, bir sorunu büyüterek karışık duruma getirmek"]}, {"word": "dallanmak", "meanings": ["Dal vermek", "Yayılmak, genişlemek", "Bir iş, bir sorun karışık, güç bir duruma girmek"]}, {"word": "dallanış", "meanings": ["Dallanma işi"]}, {"word": "dallanıp budaklanmak", "meanings": ["bir iş, bir sorun büyüyerek karışık duruma gelmek"]}, {"word": "dallı", "meanings": ["Dalları olan", "Üzerinde dal ve çiçek deseni bulunan (kumaş)"]}, {"word": "dallı budaklı", "meanings": ["Karışık bir duruma girmiş olan, çapraşık"]}, {"word": "dalma", "meanings": ["Dalmak işi", "Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması"]}, {"word": "dallı güllü", "meanings": ["Çok renkli, canlı"]}, {"word": "daltaban", "meanings": ["Yalın ayak (kimse)", "Aşağılık, serseri"]}, {"word": "dalmak", "meanings": ["Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek", "Bir yerin içine girmek", "Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek", "Uyumak", "Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak", "Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak"]}, {"word": "dala çıka", "meanings": ["büyük güçlüklerle"]}, {"word": "dalıp çıkmak", "meanings": ["deniz, göl vb. yerlerde suyun içinde kaybolup yeniden görünmek", "deniz, göl vb. içinde kısa süre kalmak", "birçok yere girmek"]}, {"word": "dalöğle", "meanings": ["Tam öğle vaktinde"]}, {"word": "dalıp gitmek", "meanings": ["bir düşünce veya hayal ile bulunduğu ortamdan uzaklaşmak"]}, {"word": "dalsı", "meanings": ["Dalı andıran, dala benzeyen, dal gibi", "Görevi, biçimi ve durumu yaprağa benzeyen yassı (dal)"]}, {"word": "dalsız", "meanings": ["Dalı olmayan"]}, {"word": "daluyku", "meanings": ["Derin uyku"]}, {"word": "dalya", "meanings": ["Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü", "Çocuk oyunlarında önceden belirlenen bir aşamaya gelme anında söylenen söz"]}, {"word": "daltonizm", "meanings": ["Renk körlüğü"]}, {"word": "dalyan", "meanings": ["Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri"]}, {"word": "dalya", "meanings": ["Yıldız çiçeği (Dahlia)"]}, {"word": "dalyan gibi", "meanings": ["boylu boslu"]}, {"word": "dalyan ağı", "meanings": ["Huni biçiminde oldukça dar gözlü balık ağı"]}, {"word": "dalyancı", "meanings": ["Dalyan sahibi olan kimse", "Dalyanla balık avlayan kimse"]}, {"word": "dalyan sepeti", "meanings": ["Dalyanın denizden yana olan dip tarafındaki açıklığı kapamak için kullanılan büyük sepet"]}, {"word": "dalyan çorbası", "meanings": ["Çeşitli taze balıklardan yapılan bol soğanlı çorba"]}, {"word": "dalyan tarlası", "meanings": ["Dalyanın, deniz içinde kurulu bulunduğu alan"]}, {"word": "dalyan köftesi", "meanings": ["İçine bezelye, havuç ve haşlanmış yumurta konularak rulo biçiminde hazırlanan bir köfte türü"]}, {"word": "dalyarak", "meanings": ["Budalalığı yüzünden her zaman densizlik, küstahlık eden (kimse)"]}, {"word": "dalyan yeri", "meanings": ["Sabit veya yüzer dalyan kurmaya elverişli avlanma yeri"]}, {"word": "dalyasan", "meanings": ["Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu"]}, {"word": "dam", "meanings": ["Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm", "Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi", "Tutukevi", "Ahır"]}, {"word": "dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı", "meanings": ["yersiz ve saçma sözler karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "dam yandı, içindeki sıçan da (birlikte) yandı", "meanings": ["`bu, büyük bir kayıp ancak eskiden yol açtığı rahatsızlık da sona erdi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "damdan çardağa atlamak", "meanings": ["hiçbir mantık bağı kurmadan konudan konuya geçmek"]}, {"word": "dama çıkmak", "meanings": ["cinsel istekleri artmak"]}, {"word": "damdan düşer gibi", "meanings": ["birdenbire ve yersiz olarak"]}, {"word": "damdan düşen, damdan düşenin hâlini (veya hâlinden) bilir", "meanings": ["`iyi bir durumdayken kötü duruma düşen kimse, başına aynı durum gelen kimsenin derdini iyi anlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "damdan düşercesine", "meanings": ["birdenbire ve yersiz olarak"]}, {"word": "dam", "meanings": ["Dansta kavalyenin eşi", "İskambil kâğıtlarında kız"]}, {"word": "dama", "meanings": ["Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun"]}, {"word": "dama demek", "meanings": ["gücü kalmayarak bir işi daha ileri götüremeyecek duruma gelmek", "tükenmek"]}, {"word": "damacı", "meanings": ["Dama oyuncusu"]}, {"word": "damak", "meanings": ["Ağız boşluğunun tavanı"]}, {"word": "damacana", "meanings": ["Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe"]}, {"word": "damak eteği", "meanings": ["Damağın kemiksiz ve yumuşak olan arka bölümü"]}, {"word": "damaklı", "meanings": ["Damağı olan"]}, {"word": "damaklı diş", "meanings": ["Damağı ile birlikte hazırlanan takma diş"]}, {"word": "damaksıl", "meanings": ["Damakla ilgili"]}, {"word": "damaksı", "meanings": ["Boğumlanma noktası damakta bulunan (ses)"]}, {"word": "damaksıllaşma", "meanings": ["Damaksıllaşmak işi"]}, {"word": "damaksıllaşmak", "meanings": ["Bir kelimede art damaktan çıkan bir ünsüz veya kalın bir ünlü ön damağa kayıp yumuşamak ve incelmek: Yana > yine, alma > elma gibi"]}, {"word": "damaksıllaştırma", "meanings": ["Damaksıllaştırmak işi"]}, {"word": "damaksıllaştırmak", "meanings": ["Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak"]}, {"word": "damaksız", "meanings": ["Damağı olmayan", "Sivri uçlu balıkçı iğnesi", "Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse)"]}, {"word": "damak tadı", "meanings": ["Yiyeceklerden alınan lezzet"]}, {"word": "damak ünsüzü", "meanings": ["Dil sırtı yardımı ile ön damakta veya art damakta oluşan ses: g, k, n"]}, {"word": "dam aktarma", "meanings": ["Damın kiremitlerini elden geçirip kırıklarını değiştirme"]}, {"word": "damalı", "meanings": ["Üstünde kareler bulunan, kareli"]}, {"word": "dam altı", "meanings": ["Barınılacak, sığınılacak yer"]}, {"word": "damar", "meanings": ["Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal", "Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi", "Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı", "Soy, yaradılış", "Huy", "İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru", "Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ"]}, {"word": "damardan girmek", "meanings": ["karşısındaki kişiyi en fazla etkileyebilecek noktadan konuya girmek"]}, {"word": "damarı (veya damarları) kabarmak", "meanings": ["bir huy veya duygu güçlü bir biçimde ortaya çıkmak"]}, {"word": "damarı kurusun!", "meanings": ["birinin huysuzluğuna öfkelenildiğinde söylenen bir ilenme sözü"]}, {"word": "damarı tutmak", "meanings": ["kötü huyu, aksiliği depreşmek, inatlaşmak"]}, {"word": "damarına basmak", "meanings": ["birini, duyarlı olduğu bir konuda kızdırmak"]}, {"word": "damarına çekmek", "meanings": ["soyunun özelliklerini taşımak"]}, {"word": "damarına (veya damarlarına) işlemek", "meanings": ["kötü bir huy, vazgeçilmez bir biçimde yerleşmek"]}, {"word": "damarına girmek", "meanings": ["birinin hoşlanacağı şeyler yaparak kendisini ona sevdirmek"]}, {"word": "damarını bulmak", "meanings": ["hoşlanabileceği biçimde davranıp uysallığını sağlamak"]}, {"word": "damarcık", "meanings": ["Küçük damar"]}, {"word": "damar damar", "meanings": ["Çok damarlı", "Katmanlı"]}, {"word": "damardaraltan", "meanings": ["Damarların kas tabakasını büzerek kanın dolaşımını çabuklaştıran veya düzenleyen (sinir, madde)"]}, {"word": "damargenişleten", "meanings": ["Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde)"]}, {"word": "damarı bozuk", "meanings": ["Huysuz, sinirli, aksi, geçimsiz (kimse), damarsız"]}, {"word": "damarlandırma", "meanings": ["Damarları yetersiz olan bir organa yeni damarlar eklemeyi amaçlayan ameliyat"]}, {"word": "damarlanma", "meanings": ["Bir organın, bir bölgenin damarlarının belirginleşmesi durumu"]}, {"word": "damarlanmak", "meanings": ["Damarlı duruma gelmek"]}, {"word": "damarlı", "meanings": ["Damarı olan", "Damarı belirginleşmiş", "Aksi, huysuz"]}, {"word": "damar sertliği", "meanings": [" İç katmanında yağ ve çeşitli gözelerin toplanması sonucu atardamarların duvarının kalınlaşması ve esnekliğini kaybetmesi"]}, {"word": "damarsız", "meanings": ["Damarı olmayan", "Damarı bozuk"]}, {"word": "damar tabaka", "meanings": ["Göz küresinin içinde ince kan damarlarından oluşan iç katman"]}, {"word": "damar tıkanıklığı", "meanings": ["Çeşitli sebeplerle atardamar veya toplardamarda kan akışının engellenmesi"]}, {"word": "damat", "meanings": ["Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad, güveyi", "Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası, güveyi", "Padişah soyundan kız almış olan kimse"]}, {"word": "damasko", "meanings": ["Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir kumaş türü"]}, {"word": "damat girmek", "meanings": ["aileye güveyi olarak katılmak"]}, {"word": "dama tahtası", "meanings": ["Üzerinde dama oynanan tahta"]}, {"word": "dama taşı", "meanings": ["Dama oynanan taş", "Sık sık bir yerden başka bir yere giden veya atanan"]}, {"word": "dama taşı gibi oynatmak", "meanings": ["birini sık sık bir yerden bir yere göndermek veya atamak"]}, {"word": "damatlık", "meanings": ["Damat olma durumu, güveyilik", "Damat için yapılan giysi", "Damatken kullanılan veya yapılan"]}, {"word": "damdazlak", "meanings": ["Saçı olmayan (kimse)"]}, {"word": "damga vurmak", "meanings": ["damgalamak", "iz bırakmak"]}, {"word": "damga", "meanings": ["Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç", "Bu araçla basılan nişan, işaret", "Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum", "Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik"]}, {"word": "damga yemek", "meanings": ["biri kötü bir yargıya veya nitelenmeye uğramak"]}, {"word": "... damgasını vurmak", "meanings": ["biri hakkında kötü bir yargıya varmak"]}, {"word": "damgacı", "meanings": ["Damga vurmakla görevli kimse", "Damga yapan veya satan kimse"]}, {"word": "damgacılık", "meanings": ["Damgacının yaptığı iş"]}, {"word": "damgalama", "meanings": ["Damgalamak işi"]}, {"word": "damgalamak", "meanings": ["Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmak", "Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek", "Birine yüz kızartıcı bir suç yüklemek"]}, {"word": "damga harcı", "meanings": ["Kamuya ait mal ve hizmetlere vatandaşın katkı payı olarak ödediği vergi"]}, {"word": "damgalanma", "meanings": ["Damgalanmak işi"]}, {"word": "damgalanmak", "meanings": ["Damgalama işine konu olmak"]}, {"word": "damgalatma", "meanings": ["Damgalatmak işi"]}, {"word": "damgalayış", "meanings": ["Damgalama işi"]}, {"word": "damgalatmak", "meanings": ["Damgalama işini yaptırmak"]}, {"word": "damgalı", "meanings": ["Damgası olan, damgalanmış olan", "Kendisine yüz kızartıcı bir suç yüklenmiş olan"]}, {"word": "damga pulu", "meanings": ["Resmî işlemlerde belgelere yapıştırılan pul"]}, {"word": "damgasız", "meanings": ["Damgalanmamış, damgası olmayan"]}, {"word": "damga vergisi", "meanings": ["Kişiler veya kuruluşlar arası hukuki işlemlerin geçerliliğini belgeleyen kâğıtlardan alınan vergi"]}, {"word": "damıtıcı", "meanings": ["İmbik", "Endüstride türlü ham maddeleri damıtan kimse"]}, {"word": "damıtılma", "meanings": ["Damıtılmak işi"]}, {"word": "damıtık", "meanings": ["Damıtma yoluyla, damıtılarak elde edilmiş olan"]}, {"word": "damıtma", "meanings": ["Damıtmak işi, taktir"]}, {"word": "damıtılmak", "meanings": ["Damıtma işi yapılmak veya damıtma işine konu olmak"]}, {"word": "damıtmak", "meanings": ["Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak, imbikten çekmek, taktir etmek", "Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmak"]}, {"word": "damızlık", "meanings": ["Yalnız dölü alınmak için yetiştirilen yüksek nitelikli (hayvan)", "Maya"]}, {"word": "dam koruğu", "meanings": ["Dam koruğugillerden, bir veya çok yıllık türleri olan, ılık iklimlerde yetişen otsu bir bitki (Sedum)"]}, {"word": "dam koruğugiller", "meanings": ["İki çeneklilerden örnek bitkisi dam koruğu olan bir bitki familyası"]}, {"word": "damla", "meanings": ["Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı, katre", "Damlalıkla kullanılan ilaç", "Kalbe inen inme, felç", "Çok az miktar", "Damla biçiminde olan (ziynet)"]}, {"word": "damla inmek", "meanings": ["felç olmak"]}, {"word": "damlaya uğramak", "meanings": ["yüreğine inmek, felç olmak"]}, {"word": "damlacık", "meanings": ["Küçük damla"]}, {"word": "damla damla", "meanings": ["Damlalar biçiminde", "Azar azar"]}, {"word": "damla hastalığı", "meanings": ["Organizmadaki ürik asidin atılmayarak vücudun bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve eklem yerlerinde birikmesinden ileri gelen, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan hastalık, nikris, gut"]}, {"word": "damlalık", "meanings": ["Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç", "Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar", "Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm"]}, {"word": "damlama", "meanings": ["Damlamak işi"]}, {"word": "damlaya damlaya göl olur", "meanings": ["`azar azar olagelen şeyler birikerek önemli bir niceliğe ulaşacağı için küçümsenmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "damlamak", "meanings": ["Damla durumunda tane tane düşmek", "İçindekini damla damla akıtmak", "Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek"]}, {"word": "damlatılma", "meanings": ["Damlatılmak işi"]}, {"word": "damla taş", "meanings": ["Tıraş edilmeyerek yuvarlak ve cilalı bırakılmış, değerli veya yarı değerli taş", "Sarkıt"]}, {"word": "damla sakızı", "meanings": ["İri taneli, parlak ve çok sevilen bir sakız türü"]}, {"word": "damlatılmak", "meanings": ["Damlatma işi yapılmak"]}, {"word": "damla taşı", "meanings": ["Yapılarda süs ögesi olarak kullanılan damla biçiminde taş"]}, {"word": "damlatma", "meanings": ["Damlatmak işi"]}, {"word": "damlatmak", "meanings": ["Damla damla akıtmak", "Damıtmak"]}, {"word": "damlı", "meanings": ["Damı olan"]}, {"word": "damper", "meanings": ["Bir şasinin üzerine takılmış, inip kalkan kasası olan, kendinden hareketli, yükü boşaltan düzen"]}, {"word": "damperli", "meanings": ["Damperi olan"]}, {"word": "dumping", "meanings": ["343 düşürüm"]}, {"word": "damsız", "meanings": ["Damı olmayan"]}, {"word": "dana", "meanings": ["İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu"]}, {"word": "danalar gibi bağırmak (veya böğürmek)", "meanings": ["çok kuvvetle bağırmak, haykırmak"]}, {"word": "dananın kuyruğu kopmak", "meanings": ["beklenen veya korkulan sonuç gerçekleşmek"]}, {"word": "danaayağı", "meanings": ["Yılanyastığıgillerden, yaprakları lekeli bir bitki (Arum)"]}, {"word": "danacı", "meanings": ["Dana çobanı"]}, {"word": "danaburnu", "meanings": ["Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek, kök kurdu (Gryllotalpa vulgaris)", "Aslanağzı"]}, {"word": "danadili", "meanings": ["Sayfaların dar olan üst kenarından birleştirilmiş bir cönk türü"]}, {"word": "dana derisi", "meanings": ["Ölü buzağından elde edilen ve tirşe yapımında kullanılan özel deri"]}, {"word": "dana eti", "meanings": ["Dananın kesilip parçalanmış eti"]}, {"word": "dana humması", "meanings": ["Buzağıyı doğurduktan sonra inekte ortaya çıkan bir hastalık türü"]}, {"word": "danakıran otu", "meanings": ["Salepgillerden, bataklık yerlerde yetişen bir bitki (Epipactis)"]}, {"word": "Danca", "meanings": ["Danimarka dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "dan dan", "meanings": ["Kaba, kırıcı bir biçimde"]}, {"word": "dandini", "meanings": ["(da'ndini) Düzensiz, karışık, darmadağınık", "Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde geçen bir söz"]}, {"word": "dandini bebek", "meanings": ["Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse"]}, {"word": "dan dun", "meanings": ["Karşılıklı atılan silahların sesi"]}, {"word": "dan dun konuşmak (veya etmek)", "meanings": ["yerli yersiz, ileri geri konuşmak"]}, {"word": "dane", "meanings": ["Kuş yemi"]}, {"word": "dang", "meanings": ["Başta, kaslarda ve oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık"]}, {"word": "dangalakça", "meanings": ["Dangalağa yakışır", "(dangala'kça) Dangalağa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "dangalak", "meanings": ["Akılsız, düşüncesiz kimse"]}, {"word": "dangalaklık", "meanings": ["Dangalak olma durumu", "Dangalakça davranış"]}, {"word": "dangadak", "meanings": ["Ansızın", "Damdan düşer gibi"]}, {"word": "dangıl dungul", "meanings": ["Kaba saba, yersiz ve lüzumsuz bir biçimde", "Gelişigüzel", "Kaba saba"]}, {"word": "dangırdama", "meanings": ["Dangırdamak işi"]}, {"word": "dangırdamak", "meanings": ["Yüksek sesle, bağıra bağıra konuşmak"]}, {"word": "danış", "meanings": ["Önemli bir konuda birkaç kişinin bir arada konuşması, müşavere"]}, {"word": "danışık", "meanings": ["Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma, muvazaa"]}, {"word": "danışıklık", "meanings": ["Danışıklı olma durumu, muvazaa"]}, {"word": "danışıklı", "meanings": ["Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen, muvazaalı"]}, {"word": "danışıklı dövüş", "meanings": ["Başkalarını aldatmak veya atlatmak için önceden yapılmış gizli anlaşmaya dayanan davranış, şike"]}, {"word": "danışılma", "meanings": ["Danışılmak işi"]}, {"word": "danışılmak", "meanings": ["Danışma işi yapılmak"]}, {"word": "danışma", "meanings": ["Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret", "Danışılan yer, müracaat, enformasyon"]}, {"word": "danışma bürosu", "meanings": ["Bazı kuruluşların işleriyle ilgili olarak sorulacak soruları cevaplamak üzere açılmış büro"]}, {"word": "danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış", "meanings": ["`bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile üstesinden gelir; sormayan ise güçlükler içinde yuvarlanır gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "danışmak", "meanings": ["Bir iş için bilgi veya yol sormak, görüş almak, istişare etmek, müracaat etmek, meşveret etmek"]}, {"word": "danışman", "meanings": ["Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir"]}, {"word": "danışma meclisi", "meanings": ["1982 Anayasasını hazırlayan ve Kurucu Meclisi oluşturan organlardan biri"]}, {"word": "danışmanlık", "meanings": ["Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik"]}, {"word": "Danimarka kırmızısı", "meanings": ["Kılları kırmızı, ortalama 600 kilogram ağırlığında, iri yapılı, sert koşullara uyum sağlayan bir sütçü sığır ırkı"]}, {"word": "Danimarkalı", "meanings": ["Danimarka halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "daniska", "meanings": ["Âlâ"]}, {"word": "danişment", "meanings": ["Tanzimattan önce, kadıların yanında yetişmek üzere görevlendirilen kimse", "Sahn Medreselerinde oda sahibi olabilen öğrenci", "Bilgili"]}, {"word": "daniskasını yapmak", "meanings": ["bir işi her yolu deneyerek gerçekleştirmek"]}, {"word": "dans etmek", "meanings": ["müzik temposuna uyarak estetik değer taşıyan vücut hareketleri yapmak", "tutarlı davranmamak"]}, {"word": "dans", "meanings": ["Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks"]}, {"word": "dansçı", "meanings": ["Dans eden kişi", "Dansı meslek edinen kişi"]}, {"word": "danslı", "meanings": ["Dans edilen"]}, {"word": "dansimetre", "meanings": ["Yoğunlukölçer"]}, {"word": "dansör", "meanings": ["Dans etmeyi meslek edinmiş erkek"]}, {"word": "dansörlük", "meanings": ["Dansörün işi veya mesleği"]}, {"word": "dansöz", "meanings": ["Dans etmeyi meslek edinmiş kadın"]}, {"word": "dansözlük", "meanings": ["Dansözün işi veya mesleği"]}, {"word": "dantel", "meanings": ["Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü, tentene"]}, {"word": "danssız", "meanings": ["Dans edilmeyen"]}, {"word": "dantel ağacı", "meanings": ["Dulaptal otugillerden, Antil Adaları'nda yetişen, sünger gibi kullanılan, kabuk lifleri dantele benzeyen bir ağaç (Lagetta)"]}, {"word": "dapdar", "meanings": ["Çok dar"]}, {"word": "dapdaracık", "meanings": ["Çok dar"]}, {"word": "dar gelmek", "meanings": ["sıkıntı ve huzursuzluk vermek"]}, {"word": "dar", "meanings": ["İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı", "Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro", "Az, elverişsiz, sınırlı", "Sıkıntılı", "Yetersiz", "Güçlükle, ucu ucuna, ancak"]}, {"word": "dar kaçmak", "meanings": ["istemediği bir çevreden kendini dışarı atmak"]}, {"word": "dara boğmak", "meanings": ["birinin güç durumundan yararlanmak"]}, {"word": "dara düşmek", "meanings": ["para sıkıntısına düşmek"]}, {"word": "dara gelmek", "meanings": ["aceleye gelmek", "mecbur olmak"]}, {"word": "dara getirmek", "meanings": ["aceleye getirmek"]}, {"word": "darda bulunmak", "meanings": ["bir şeyin sıkıntısını çekmek"]}, {"word": "darda kalmak", "meanings": ["paraca sıkıntı içine girmek", "zor duruma düşmek"]}, {"word": "dara", "meanings": ["Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı", "Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra", "İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı"]}, {"word": "dar", "meanings": ["İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk"]}, {"word": "darasını almak", "meanings": ["içine bir şey konulacak kabın ağırlığını tartmak"]}, {"word": "darasını düşmek", "meanings": ["kabın ağırlığını hesaba katmamak"]}, {"word": "daraya atmak (veya çıkarmak)", "meanings": ["değer vermemek"]}, {"word": "daraban", "meanings": ["Kalp vuruşu, kalp atışı"]}, {"word": "daracık", "meanings": ["Çok dar"]}, {"word": "daraç", "meanings": ["Dar"]}, {"word": "dar açı", "meanings": ["Ölçüsü 90 dereceden küçük olan açı"]}, {"word": "darağacı", "meanings": ["İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ip"]}, {"word": "dara dar", "meanings": ["Güçlükle, ancak, son dakikada"]}, {"word": "darağacına çekmek", "meanings": ["idam cezası alan bir kimseyi asmak"]}, {"word": "daralış", "meanings": ["Daralma işi"]}, {"word": "daralma", "meanings": ["Daralmak işi", "Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek > giymek, yene > yine gibi"]}, {"word": "daralmak", "meanings": ["Dar duruma gelmek, küçülmek", "Azalmak", "Zayıflamak", "Güçleşmek, zorlaşmak", "Sıkışmak", "Başı dara gelmek, bunalmak"]}, {"word": "daraltı", "meanings": ["Dar gibi görünme veya olma"]}, {"word": "daraltılma", "meanings": ["Daraltılmak işi"]}, {"word": "daraltılmak", "meanings": ["Daraltma işi yapılmak"]}, {"word": "daraltma", "meanings": ["Daraltmak işi"]}, {"word": "daraltıcı", "meanings": ["Boruların çaplarını daraltmakta kullanılan bağlantı parçası"]}, {"word": "daraltmak", "meanings": ["Dar duruma getirmek", "Sayıca azaltmak"]}, {"word": "dar aralık", "meanings": ["Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verilmesi sırasında geçen kısa süre"]}, {"word": "darasız", "meanings": ["Darası alınmamış", "Darası alınmadan"]}, {"word": "daraşlık", "meanings": ["Sıkıntılı ortam, durum, darlık"]}, {"word": "darbe almak", "meanings": ["kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "darbe", "meanings": ["Vuruş, çarpış", "Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi", "Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay"]}, {"word": "darbe (veya darbeyi) yemek", "meanings": ["gücü sarsılmak", "kötü, olumsuz bir duruma maruz kalmak"]}, {"word": "darbe vurmak (veya indirmek)", "meanings": ["iyi olan bir durumu kötüye dönüştürmek"]}, {"word": "darbeci", "meanings": ["Vuran, çarpan kimse", "Darbe yaparak yönetime el koyan kimse"]}, {"word": "darbecik", "meanings": ["Hafifçe vuruş"]}, {"word": "darbecilik", "meanings": ["Darbeci olma durumu"]}, {"word": "darbeleme", "meanings": ["Darbelemek işi"]}, {"word": "darbelemek", "meanings": ["Vurmak, çarpmak", "Yıkıma uğratmak", "Bir işi engellemek"]}, {"word": "darbımesel", "meanings": ["Atasözü, atalar sözü"]}, {"word": "dar boğaz", "meanings": ["Kanyon"]}, {"word": "darbuka", "meanings": ["Toprak veya madenden yapılan, bir yanı açık, vurmalı çalgı"]}, {"word": "darbukacı", "meanings": ["Darbuka çalan kimse"]}, {"word": "darbukacılık", "meanings": ["Darbukacının işi veya mesleği"]}, {"word": "darca", "meanings": ["Biraz dar, pek geniş olmayan"]}, {"word": "dardağan", "meanings": ["Palmiye cinsinden bir ağaç (Celtis tournefortii)", "Bu ağacın çitlembik büyüklüğünde, sert çekirdekli tatlı yemişi"]}, {"word": "dar gelirli", "meanings": ["Geliri normal bir geçim sağlamaya yetişmeyen, geçim sıkıntısı çeken (kimse)"]}, {"word": "dargın", "meanings": ["Darılmış olan, küs, küskün", "Soğuk, ilgisiz"]}, {"word": "dargın durmak", "meanings": ["küskün durumda olmak"]}, {"word": "dargınlaşmak", "meanings": ["Dargın bir durum almak"]}, {"word": "dargınlaşma", "meanings": ["Dargınlaşmak işi"]}, {"word": "dargınlık", "meanings": ["Dargın olma durumu, küslük"]}, {"word": "dar görüşlü", "meanings": ["Yeni ve değişik görüşleri benimsemeyen, anlayış göstermeyen (kimse), kısa görüşlü"]}, {"word": "dar hat", "meanings": ["Dar demir yolu"]}, {"word": "darısı ... başına (veya darısı başına)", "meanings": ["bir başarı, bir mutluluk başkası için istendiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "darı", "meanings": ["Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki, akdarı (Panicum miliaceum)", "Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu", "Mısır"]}, {"word": "darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz", "meanings": ["`kötü gereçle iyi iş görülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "darı darına", "meanings": ["Güçlükle ve son anda, güç hâl ile, dar darına"]}, {"word": "darıdünya", "meanings": ["Dünya, yeryüzü"]}, {"word": "darıfülfül", "meanings": ["Doğu Hint Adaları'nda yabani olarak yetişen, tırmanıcı, meyveleri 6 santimetre uzunluğunda, 7 milimetre çapında, koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli, iştah açıcı bir bitki (Fructus Piperis longi)"]}, {"word": "darılgan", "meanings": ["Çabuk alınıp darılan (kimse)"]}, {"word": "darılganlık", "meanings": ["Çabuk alınıp darılma durumu"]}, {"word": "darılmaca", "meanings": ["`Sakın darılma` anlamında kullanılan darılmaca yok veya darılmaca gücenmece yok deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "darılma", "meanings": ["Darılmak işi"]}, {"word": "darılmak", "meanings": ["Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek", "Gücenmek, kırılmak, alınmak, incinmek", "Azarlamak, paylamak"]}, {"word": "darıltma", "meanings": ["Darıltmak işi"]}, {"word": "darıltmak", "meanings": ["Darılmasına sebep olmak"]}, {"word": "dar kafalı", "meanings": ["Kavrayışı az, anlayışı kıt, yenilikleri benimseyecek yetenekten yoksun (kimse)"]}, {"word": "darlaşma", "meanings": ["Darlaşmak işi"]}, {"word": "darlaşmak", "meanings": ["Daralmak"]}, {"word": "darlaştırma", "meanings": ["Darlaştırmak işi"]}, {"word": "darlaştırmak", "meanings": ["Dar duruma getirmek"]}, {"word": "darmadağın", "meanings": ["Çok dağınık ve karışık, darmadağınık, tarumar"]}, {"word": "darlık", "meanings": ["Dar olma durumu", "Geçim zorluğu", "İç sıkıntısı"]}, {"word": "darmadağın etmek", "meanings": ["dağıtmak, karıştırmak", "dayak atıp iyice dövmek"]}, {"word": "darmadağın olmak", "meanings": ["dağınık ve karışık duruma gelmek", "kötü bir biçimde dövülmek"]}, {"word": "darmadağınık", "meanings": ["Darmadağın"]}, {"word": "darmaduman", "meanings": ["Karmakarışık"]}, {"word": "darmaduman etmek", "meanings": ["karmakarışık bir duruma getirmek"]}, {"word": "darphane", "meanings": ["Madenî para basılan yer"]}, {"word": "darmaduman olmak", "meanings": ["karmakarışık bir duruma gelmek", "dağılıp gitmek", "yenilmek"]}, {"word": "darp", "meanings": ["Vurma, dövme", "Çarpma", "Vuruş"]}, {"word": "darülaceze", "meanings": ["Düşkünlerevi"]}, {"word": "darülbedayi", "meanings": ["Güzel sanatlar kuruluşu"]}, {"word": "darüleytam", "meanings": ["Yetimlerin barındığı yer"]}, {"word": "darülfünun", "meanings": ["Üniversite"]}, {"word": "dar ünlü", "meanings": ["Alt çenenin az açılmasıyla oluşan ünlü: u, ü"]}, {"word": "darüşşifa", "meanings": ["Sağlık yurdu"]}, {"word": "Darvincilik", "meanings": ["Darvin tarafından geliştirilen, canlı türlerinin doğal ayıklanma sonucu, evrim yoluyla basit organizmalardan türediğini ileri süren görüş"]}, {"word": "dasdaracık", "meanings": ["Çok dar"]}, {"word": "dasit", "meanings": ["Kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kütlesi"]}, {"word": "datif", "meanings": ["Yönelme durumu"]}, {"word": "daüssıla", "meanings": ["Yurt özlemi"]}, {"word": "dav", "meanings": ["Postu, kaplan postu gibi çizgili bir tür Afrika zebrası (Hippotigris burchelli)"]}, {"word": "dava", "meanings": ["Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma", "Sav", "Sorun", "Ülkü", "Sevgili"]}, {"word": "dava etmek (veya açmak)", "meanings": ["hukuksal korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurmak"]}, {"word": "dava görmek", "meanings": ["açılan davaları incelemek ve sonuca bağlamak"]}, {"word": "dava (veya davayı) kaybetmek", "meanings": ["açılan davada haksız veya suçlu bulunmak", "bir konuda çabası boşa gitmek, olumlu sonuç alamamak", "ülküsü gerçekleşmemek"]}, {"word": "dava (veya davayı) kazanmak", "meanings": ["açılan davada haklı veya suçsuz bulunmak", "bir konuda olumlu sonuca ulaşmak", "ülküsü gerçekleşmek"]}, {"word": "dava (veya davayı) yitirmek", "meanings": ["dava kaybetmek"]}, {"word": "davaya bakmak", "meanings": ["açılan davayı incelemek, araştırmak ve sonuçlandırmak"]}, {"word": "davasını gütmek", "meanings": ["sürekli olarak bir konuyu savunmak veya gündemde tutmak"]}, {"word": "dava adamı", "meanings": ["Bir ülkü uğrunda sürekli çalışan kimse"]}, {"word": "davacı", "meanings": ["Dava eden kimse, savlayıcı, müddei"]}, {"word": "davacı olmak", "meanings": ["dava etmek"]}, {"word": "davacın kadı olursa yardımcın Allah olsun", "meanings": ["`seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise elbette kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "davalaşma", "meanings": ["Davalaşmak durumu"]}, {"word": "davalaşmak", "meanings": ["Birbiri aleyhinde mahkemeye başvurmak"]}, {"word": "davalık", "meanings": ["Davayı gerektiren", "Dava konusu olan"]}, {"word": "davalı", "meanings": ["Dava edilen (kimse), müddeialeyh", "Davası olan (kimse)", "Dava konusu olan"]}, {"word": "davar", "meanings": ["Koyun ve keçiye verilen ortak ad", "Koyun veya keçi sürüsü"]}, {"word": "dava vekili", "meanings": ["Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı"]}, {"word": "davar gütmek", "meanings": ["sürüyü otlatmak, korumak ve gerektiğinde süt sağmak", "işe yaramayan, aptal veya acemi insanları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak"]}, {"word": "davet etmek", "meanings": ["çağırmak", "birinin bir şeye uymasını istemek", "yol açmak"]}, {"word": "davet", "meanings": ["Çağrı, çağırma", "Yemekli toplantı"]}, {"word": "davet olunmak", "meanings": ["çağrılmak"]}, {"word": "davete icabet etmek", "meanings": ["çağrılı olduğu yere gitmek"]}, {"word": "davetçi", "meanings": ["Çağrıda bulunan kimse, çağrıcı"]}, {"word": "davetiye", "meanings": ["Bir toplantıya, bir yere çağırmak üzere düzenlenen davet yazısı, çağrılık"]}, {"word": "davetkâr", "meanings": ["Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.)"]}, {"word": "davetli", "meanings": ["Çağrılı"]}, {"word": "davetname", "meanings": ["Yasal bir iş için gönderilen davetiye"]}, {"word": "davetsiz", "meanings": ["Çağrılmayan", "Çağrılmaksızın, çağrılmadan"]}, {"word": "davetsiz gelen döşeksiz oturur", "meanings": ["`çağrılmadan bir yere giden kimse iyi bir ağırlanma beklememelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "davlumbaz", "meanings": ["Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı", "Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak"]}, {"word": "davrandırma", "meanings": ["Davrandırmak işi"]}, {"word": "davranış", "meanings": ["Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket", "Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı", "Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü"]}, {"word": "davrandırmak", "meanings": ["Birinin davranmasını sağlamak"]}, {"word": "davranış bilgisi", "meanings": ["Görgü kuralları"]}, {"word": "davranışçılık", "meanings": ["Psikolojinin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin psikolojinin araştırma alanına girdiğini inkâr eden görüş"]}, {"word": "davranma", "meanings": ["Davranmak işi"]}, {"word": "davranmak", "meanings": ["Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak", "Bir şeye el atmak, girişmek", "Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak"]}, {"word": "davranma!", "meanings": ["`kımıldama!` anlamında kullanılan bir tehdit sözü"]}, {"word": "davudi", "meanings": ["Kalın, tok ve gür (ses)"]}, {"word": "davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde", "meanings": ["`sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "davul çalmak (veya dövmek)", "meanings": ["davula vurarak ses çıkarmak", "bir şeyi herkesin haber alabileceği biçimde ortalığa yaymak"]}, {"word": "davul", "meanings": ["Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı", "Bateri"]}, {"word": "davul dengi dengine diye çalar", "meanings": ["`evlenecek kimselerin birbirlerine denk olması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "davul çalsan işitmez", "meanings": ["sağır", "uykusu çok ağır, derin uykuda"]}, {"word": "davul gibi", "meanings": ["şiş ve gergin"]}, {"word": "davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı", "meanings": ["`biz çalıştık, uğraştık, başkası yararlandı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "davulun sesi uzaktan hoş gelir", "meanings": ["`işin içinde olmayanlar o işi kolay veya kârlı sanırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "davulcu", "meanings": ["Davul çalan kimse", "Baterist"]}, {"word": "davultozu", "meanings": ["Gerçekleşmesi imkânsız durum", "Elde edilmesi imkânsız nesne"]}, {"word": "davulculuk", "meanings": ["Davulcunun yaptığı iş"]}, {"word": "davya", "meanings": ["Dişçi kerpeteni"]}, {"word": "dayak", "meanings": ["Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek"]}, {"word": "dayak atmak", "meanings": ["dövmek, sopa ile dövmek"]}, {"word": "dayak cennetten çıkmıştır", "meanings": ["`dayağın yola getirici bir etkisi vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dayak yemek", "meanings": ["dövülmek"]}, {"word": "dayağa idmanlı olmak", "meanings": ["dayak yemeye alışmış olmak"]}, {"word": "dayak arsızı", "meanings": ["Dayaktan korkmaz olmuş, dayak yemeye alışmış (kimse), tokat arsızı"]}, {"word": "dayak kaçkını", "meanings": ["Dayak yemeye alışmış, dayaktan korkmayan (kimse)"]}, {"word": "dayak düşkünü", "meanings": ["Dayağa layık olan, dövülmeyi hak eden (kimse)"]}, {"word": "dayaklamak", "meanings": ["Yıkılmaması için bir şeye destek koymak", "Kapıyı bir destekle arkasından kapamak, sürgülemek"]}, {"word": "dayaklama", "meanings": ["Dayaklamak işi"]}, {"word": "dayaklanmak", "meanings": ["Dayaklama işi yapılmak"]}, {"word": "dayaklanma", "meanings": ["Dayaklanmak işi"]}, {"word": "dayalı", "meanings": ["Dayanmış olan", "İlgili, dair, müstenit, mebni", "Dayanarak, dayanmış bir biçimde"]}, {"word": "dayaklık", "meanings": ["Dayağı hak eden (kimse)"]}, {"word": "dayama", "meanings": ["Dayamak işi"]}, {"word": "dayaklı", "meanings": ["Dayak atılan"]}, {"word": "dayamak", "meanings": ["Yaslamak", "Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak", "Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak", "Varmak, ulaşmak", "Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak", "Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek", "Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak"]}, {"word": "dayalı döşeli", "meanings": ["Döşemesi ve eşyası eksiksiz"]}, {"word": "dayayıp döşemek", "meanings": ["evi, odayı mobilya vb. ile döşemek"]}, {"word": "dayanak", "meanings": ["Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet", "Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt", "Destek, dayanak noktası", "Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel"]}, {"word": "dayanaklı", "meanings": ["Dayanağı olan"]}, {"word": "dayanaklık", "meanings": ["Dayanak, destek olma durumu"]}, {"word": "dayanaklık etmek", "meanings": ["dayanak, destek olmak"]}, {"word": "dayanak noktası", "meanings": ["Yapılarda bir bölümün ağırlığını taşımaya yarayan öge", "Dayanak"]}, {"word": "dayanaksız", "meanings": ["Dayanağı olmayan"]}, {"word": "dayanç", "meanings": ["Sabır", "Dayanak"]}, {"word": "dayandırma", "meanings": ["Dayandırmak işi"]}, {"word": "dayandırmak", "meanings": ["Dayanmasını sağlamak, istinat ettirmek"]}, {"word": "dayanıklılık", "meanings": ["Dayanıklı olma durumu, dayanıklık, metanet"]}, {"word": "dayanıklı", "meanings": ["Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil", "Metanetli, metin, mütehammil"]}, {"word": "dayanıksız", "meanings": ["Dayanmayan, sağlam olmayan, güçsüz, metanetsiz"]}, {"word": "dayanıksızlık", "meanings": ["Dayanıksız olma durumu, metanetsizlik"]}, {"word": "dayanılma", "meanings": ["Dayanılmak işi"]}, {"word": "dayanılmak", "meanings": ["Dayanma işi yapılmak"]}, {"word": "dayanılmaz", "meanings": ["Karşı konulamaz veya karşı çıkılamaz (kimse veya şey), tahammülfersa", "Tahammül edilemez, katlanılamaz"]}, {"word": "dayanım", "meanings": ["Bir varlığın dış etkilere karşı direnme özelliği, direnç"]}, {"word": "dayanım ömrü", "meanings": ["Dayanma ömrü"]}, {"word": "dayanış", "meanings": ["Dayanma işi"]}, {"word": "dayanırlık", "meanings": ["Direnç, mukavemet"]}, {"word": "dayanışık", "meanings": ["Üyeleri arasında dayanışma bulunan (millet, topluluk, sınıf vb.), mütesanit"]}, {"word": "dayanışma", "meanings": ["Dayanışmak işi, tesanüt", "Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması, tesanüt"]}, {"word": "dayanışmacı", "meanings": ["Dayanışmacılıktan yana olan, solidarist"]}, {"word": "dayanışmak", "meanings": ["Bir topluluğu oluşturan kişiler bir şeyi gerçekleştirmek için duygu, düşünce ve çıkar birliği göstermek, birbirini kollamak, mütesanit olmak"]}, {"word": "dayanışmacılık", "meanings": ["Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti, solidarizm"]}, {"word": "dayanmak", "meanings": ["Bir yere yaslanmak, kendini dayamak", "Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak", "Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek", "Varmak, ulaşmak", "Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak", "Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak", "Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek", "Uzun süre kullanılmaya uygun olmak", "Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek", "Yetişmek, yeter olmak", "Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek"]}, {"word": "dayanma", "meanings": ["Dayanmak işi, metanet"]}, {"word": "dayanışmalı", "meanings": ["Aralarında dayanışma bulunan"]}, {"word": "dayantı", "meanings": ["Dayanıklık"]}, {"word": "dayanma ömrü", "meanings": ["Bir malzemenin kopmasına, kırılmasına ve görevini yapamaz duruma gelmesine kadar göstermiş olduğu direnç, dayanım ömrü"]}, {"word": "dayatış", "meanings": ["Dayatma işi"]}, {"word": "dayatışma", "meanings": ["Kendi isteğinde inatlaşma"]}, {"word": "dayatışmak", "meanings": ["Kendi istek ve arzuları doğrultusunda ısrar etmek, inatlaşmak"]}, {"word": "dayatmacı", "meanings": ["İstediğini yaptırmada baskı uygulayan, direten, empoze eden"]}, {"word": "dayatma", "meanings": ["Dayatmak işi"]}, {"word": "dayatmak", "meanings": ["Dayama işini yaptırmak", "Kendi istediğini yaptırmakta direnmek", "Başkasının isteğine karşı koymak", "Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek"]}, {"word": "dayattırma", "meanings": ["Dayattırmak işi"]}, {"word": "dayattırmak", "meanings": ["Dayatma işini yaptırmak"]}, {"word": "dayayış", "meanings": ["Dayama işi"]}, {"word": "daye", "meanings": ["Dadı"]}, {"word": "dayı", "meanings": ["Annenin erkek kardeşi", "Cesur, yiğit", "Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü", "Kayırıcı", "Kabadayı", "Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici"]}, {"word": "dayılanma", "meanings": ["Dayılanmak işi"]}, {"word": "dayılık", "meanings": ["Dayı olma durumu", "Dayıya yakışan davranış", "Kayırıcılık", "Kabadayılık, külhanbeylik"]}, {"word": "dayılanmak", "meanings": ["Güç gösterisinde bulunmak"]}, {"word": "dayızade", "meanings": ["Dayı oğlu"]}, {"word": "daylak", "meanings": ["Dişi deve", "Çıplak"]}, {"word": "daz", "meanings": ["Dazlak", "Çıplak (toprak)"]}, {"word": "dazlak", "meanings": ["Başında saçı olmayan (kimse, baş), daz"]}, {"word": "dazlaklaşma", "meanings": ["Dazlaklaşmak durumu"]}, {"word": "dazlama", "meanings": ["Dazlamak işi"]}, {"word": "dazlaklık", "meanings": ["Dazlak olma durumu"]}, {"word": "dazlaklaşmak", "meanings": ["İnsanın tepesindeki saçı dökülmüş olmak, dazlak duruma gelmek", "Saçlarını ustura ile kazıtmak"]}, {"word": "dazlamak", "meanings": ["Güç beğenmek, güç beğenir olmak"]}, {"word": "dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer", "meanings": ["`evleneceği kişiyi seçmekte titizlik gösteren kimse çoğu kez istemediği, beğenmediği biriyle karşılaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "d, D", "meanings": ["Türk alfabesinin beşinci sırasında yer alan ve De adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, patlayıcı diş eti ünsüzünü gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde re sesini bildirir", "Romen rakamlarında 500 sayısını gösterir"]}, {"word": "de", "meanings": ["Türk alfabesinin beşinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "debagat", "meanings": ["Sepicilik"]}, {"word": "debbe", "meanings": ["Kulplu ve ağzı kapaklı bakırdan su kabı, güğüm"]}, {"word": "debbağ", "meanings": ["Sepici"]}, {"word": "debboy", "meanings": ["Depo"]}, {"word": "debdebe", "meanings": ["Görkem"]}, {"word": "debdebeli", "meanings": ["Görkemli"]}, {"word": "debeleniş", "meanings": ["Debelenme işi"]}, {"word": "debelenme", "meanings": ["Debelenmek işi"]}, {"word": "debelenmek", "meanings": ["Bir acının etkisiyle veya bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak", "Çırpınmak, tepinmek, kımıldanmak", "Boşuna uğraşıp durmak"]}, {"word": "debil", "meanings": ["Bedensel ve zihinsel bakımdan güçsüz"]}, {"word": "debi", "meanings": ["Bir akarsuyun herhangi bir kesiminden saniyede geçen suyun hacmi, akım"]}, {"word": "debillik", "meanings": ["Genellikle vücut yapısı ile ilgili aşırı ve sürekli güçsüzlük"]}, {"word": "debimetre", "meanings": ["Bir borudan akan gaz veya sıvının hacim ve kütle cinsinden debisini kontrol eden, düzenleyen ve ölçen araç"]}, {"word": "debriyaj", "meanings": ["Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan düzenek", "Bu düzeneği işletmeye yarayan ayaklık"]}, {"word": "debriyaj pedalı", "meanings": ["Kavrama pedalı"]}, {"word": "dede", "meanings": ["Torunu olan erkek, büyükbaba, büyükpeder", "Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri", "Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan", "Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "Deccal", "meanings": ["Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse"]}, {"word": "dede (veya dedesi) koruk yer, torununun dişi kamaşır", "meanings": ["`eskilerin yaptığı yanlış işlerden daha sonrakiler de zarar görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dedelik", "meanings": ["Dede olma durumu, büyükbabalık", "Dedeye yakışan davranış"]}, {"word": "dediğim dedikçi", "meanings": ["Her isteğini yaptıran, inatçı, iddiacı kimse"]}, {"word": "dedikodu", "meanings": ["Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet, kılükal"]}, {"word": "dedikodu çıkarmak", "meanings": ["birisi hakkında dedikodu ortaya atmak"]}, {"word": "dedikodu etmek (veya yapmak)", "meanings": ["birini çekiştirmek"]}, {"word": "dedikoducu", "meanings": ["Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek"]}, {"word": "dedikodu sermayesi olmak", "meanings": ["dedikodusu yapılacak duruma gelmek"]}, {"word": "dedikoduculuk", "meanings": ["Dedikoducu olma durumu, kovculuk, gıybetçilik, dilleklik"]}, {"word": "dedikodu kumkuması", "meanings": ["İşi gücü dedikodu olan kimse"]}, {"word": "dedirme", "meanings": ["Dedirmek işi"]}, {"word": "dedirmek", "meanings": ["Demek zorunda bırakmak", "Denilmesini sağlamak"]}, {"word": "dedirtme", "meanings": ["Dedirtmek işi"]}, {"word": "dedirtmek", "meanings": ["Demek zorunda bıraktırmak"]}, {"word": "dedüksiyon", "meanings": ["Tümdengelim"]}, {"word": "def", "meanings": ["Savma"]}, {"word": "defaten", "meanings": ["Ansızın", "Bir çırpıda, bir kerede"]}, {"word": "defalarca", "meanings": ["Pek çok kez, defaatle"]}, {"word": "defa", "meanings": ["Kez, kere, sefer, yol"]}, {"word": "defans", "meanings": ["Savunma"]}, {"word": "defetme", "meanings": ["Defetmek işi"]}, {"word": "defetmek", "meanings": ["Kovmak", "Savmak, savuşturmak"]}, {"word": "defibratör", "meanings": ["Yongaları liflerine ayrıştıran özel alet"]}, {"word": "defile", "meanings": ["Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri, giyim gösterisi"]}, {"word": "define", "meanings": ["Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler, gömü"]}, {"word": "defin", "meanings": ["Ölüyü gömme"]}, {"word": "defineci", "meanings": ["Gömü bulmak umuduyla kazı yapan veya yaptıran kimse"]}, {"word": "definecilik", "meanings": ["Definecinin yaptığı iş"]}, {"word": "deflasyon", "meanings": ["Para kısıtlaması"]}, {"word": "defleme", "meanings": ["Deflemek işi"]}, {"word": "deflemek", "meanings": ["Defetmek"]}, {"word": "defne", "meanings": ["Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç, develik (Laurus nobilis)"]}, {"word": "defnedilme", "meanings": ["Defnedilmek işi"]}, {"word": "defnedilmek", "meanings": ["Defnetme işi yapılmak"]}, {"word": "defnegiller", "meanings": ["Örnek bitkisi defne olan, iki çeneklilerin ayrı taç yapraklılarından, yaprakları kokulu birçok türü içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "defnetme", "meanings": ["Defnetmek işi"]}, {"word": "defnetmek", "meanings": ["Ölüyü gömmek, toprağa vermek"]}, {"word": "defne yaprağı", "meanings": ["Çeşitli yiyeceklere güzel koku versin diye katılan yaprak"]}, {"word": "defnolunma", "meanings": ["Defnolunmak işi"]}, {"word": "defo", "meanings": ["Kusur, özür, bozukluk"]}, {"word": "defolma", "meanings": ["Defolmak işi"]}, {"word": "defnolunmak", "meanings": ["Ölü gömülmek, toprağa verilmek"]}, {"word": "defolmak", "meanings": ["Savuşmak, çekilip gitmek"]}, {"word": "defol!", "meanings": ["`savuş git, uzaklaş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "defolu", "meanings": ["Defosu olan, bozuk, özürlü, kusurlu, ayıplı (kumaş, giysi, mal vb.)"]}, {"word": "deformasyon", "meanings": ["Biçimi bozulma, biçimsizleşme"]}, {"word": "deforme", "meanings": ["Biçimi, kalıbı bozulmuş"]}, {"word": "defosuz", "meanings": ["Defosu olmayan, sağlam"]}, {"word": "deforme olmak", "meanings": ["biçimi, kalıbı bozulmak"]}, {"word": "defter", "meanings": ["Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları", "Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge"]}, {"word": "defroster", "meanings": ["343 buzçözer"]}, {"word": "defter açmak", "meanings": ["para yardımı veya gönüllü toplamaya girişmek", "hesap açmak, banka cüzdanı vermek", "bir şeye yeniden başlamak"]}, {"word": "defter tutmak", "meanings": ["işlem veya hesapları düzenli olarak bir deftere geçirmek"]}, {"word": "defterden (veya defterinden) silmek", "meanings": ["birinin adını anmaz olmak, dost saymaz olmak"]}, {"word": "defteri dürülmek", "meanings": ["ölmek", "öldürülmek", "görevine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak"]}, {"word": "defterinde olmamak", "meanings": ["sahip bulunmamak, tabiatında bulunmamak"]}, {"word": "defterinde yazmamak", "meanings": ["kitabında yer almamak"]}, {"word": "defteri kapamak (veya kapatmak)", "meanings": ["söz konusu işi artık yapmaz olmak", "bir şeyle ilgiyi kesmek"]}, {"word": "defterini dürmek", "meanings": ["öldürmek", "işine son vermek, işten çıkarmak", "başarısını kıskanarak yükselmesine engel olmak"]}, {"word": "defterci", "meanings": ["Defter yapan veya satan kimse"]}, {"word": "deftercilik", "meanings": ["Deftercinin yaptığı iş"]}, {"word": "defterdarlık", "meanings": ["Defterdar olma durumu", "Defterdarın makamı", "Defterdarın görevi", "Defterdarın çalıştığı yapı"]}, {"word": "defterdar", "meanings": ["Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli", "Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli"]}, {"word": "değer", "meanings": ["Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet", "Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör", "Üstün nitelik, meziyet, kıymet", "Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse", "Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey", "Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı", "Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü"]}, {"word": "defterhane", "meanings": ["Osmanlı Devleti sınırlarındaki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire"]}, {"word": "defterihakani", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü"]}, {"word": "defter emini", "meanings": ["Bir ilin tapu işlerine bakan en üst düzeydeki görevli"]}, {"word": "defterikebir", "meanings": ["Büyük defter"]}, {"word": "değdiriş", "meanings": ["Değdirme işi"]}, {"word": "değdirme", "meanings": ["Değdirmek işi"]}, {"word": "değdirmek", "meanings": ["Değmesini sağlamak, değmesine yol açmak"]}, {"word": "değer biçmek", "meanings": ["bir şeyin değerini belirtmek, bir şeye değer koymak"]}, {"word": "değer vermek", "meanings": ["değerli saymak, önem vermek"]}, {"word": "değer artırma", "meanings": ["Fiyatını yükseltme"]}, {"word": "değerbilir", "meanings": ["Değeri olan şeyleri, kimseleri koruyan veya sayan, iyilikbilir, kadirbilir, kadirşinas (kimse)"]}, {"word": "değer analizi", "meanings": ["Bir ürünün her parçasının veya ekonomik işlemin her basamağının sistemli bir biçimde çözümlenip katma değerinin hesaplanması ve maliyetle ilişkisinin meydana çıkarılması işi"]}, {"word": "değerbilirlik", "meanings": ["Değerbilir olma durumu, iyilikbilirlik, kadirbilirlik, kadirşinaslık"]}, {"word": "değerbilmez", "meanings": ["Değeri olan şeyleri, kimseleri korumayan veya saymayan, iyilikbilmez kimse, kadirbilmez"]}, {"word": "değerbilmezlik", "meanings": ["Değerbilmez olma durumu, kadirbilmezlik"]}, {"word": "değer düşürme", "meanings": ["Fiyatını indirme, değerini aşağıya çekme"]}, {"word": "değer düşürümü", "meanings": ["Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması, devalüasyon"]}, {"word": "değer kuramı", "meanings": ["Değerlerin önem sıralarını ve bu arada en yüksek değeri araştırarak bir değer ölçüsü bildiren felsefe kuramı"]}, {"word": "değerleme", "meanings": ["Değerlemek işi", "Değer biçme, bir malın değerini belirleme, valüasyon"]}, {"word": "değerlemek", "meanings": ["Değer belirtmek"]}, {"word": "değerlendirilme", "meanings": ["Değerlendirilmek işi, kıymetlendirilme"]}, {"word": "değerlendirilmek", "meanings": ["Değerlendirme işi yapılmak, kıymetlendirilmek"]}, {"word": "değerlendirme", "meanings": ["Değerlendirmek işi, kıymetlendirme", "İletişim organlarında izlenme oranı"]}, {"word": "değerlendirmek", "meanings": ["Bir şeyi yerinde ve yararlı bir yolda kullanmak", "Değer kazandırmak, kıymetlendirmek", "Değer biçmek", "Bir şeyin özünü, önemini, nitelik ve niceliğini belirlemek"]}, {"word": "değerlenmek", "meanings": ["Değer kazanmak, değeri artmak, değer sağlamak, kıymetlenmek"]}, {"word": "değerli", "meanings": ["Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar"]}, {"word": "değerlenme", "meanings": ["Değerlenmek işi, kıymetlenme"]}, {"word": "değerli kâğıt", "meanings": ["Üzerinde herhangi bir değer bulunan ve elinde bulunduranın her an yarar sağlayabileceği para"]}, {"word": "değerlilik", "meanings": ["Değeri olma durumu, kıymetlilik, kıymettarlık"]}, {"word": "değersiz", "meanings": ["Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz"]}, {"word": "değersizlik", "meanings": ["Değersiz olma durumu, değer düşümü, kıymetsizlik"]}, {"word": "değer yargısı", "meanings": ["Bir değerlendirme getiren yargı"]}, {"word": "değgin", "meanings": ["İlişkin, üstüne ait, dair, müteallik"]}, {"word": "değil", "meanings": ["Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime"]}, {"word": "...-inde değil", "meanings": ["bir şeyin söylenen niteliğine önem vermemeyi anlatan bir söz"]}, {"word": "değil mi ki", "meanings": ["madem, mademki"]}, {"word": "değimli", "meanings": ["Liyakatli"]}, {"word": "değimsiz", "meanings": ["Liyakatsiz"]}, {"word": "değim", "meanings": ["Liyakat"]}, {"word": "değin", "meanings": ["Dek"]}, {"word": "değin", "meanings": ["Sincap"]}, {"word": "değini", "meanings": ["Değinme"]}, {"word": "değiniş", "meanings": ["Değinme işi"]}, {"word": "değinme", "meanings": ["Değinmek işi, temas"]}, {"word": "değinmek", "meanings": ["Bir konuyu ele alarak ondan kısaca söz etmek, dokunmak, temas etmek"]}, {"word": "değirme", "meanings": ["Değirmek işi"]}, {"word": "değinti", "meanings": ["Temas"]}, {"word": "değirmek", "meanings": ["Duyurmak, bildirmek, ulaştırmak", "Değdirmek, dokundurmak"]}, {"word": "değirmen", "meanings": ["İçinde öğütme işi yapılan yer", "Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet"]}, {"word": "değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan", "meanings": ["`karı koca arasında karşılıklı sevgi bulunmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değirmene gelen nöbet bekler", "meanings": ["`bir şeyden birçok kimse yararlanacaksa herkes geliş sırasıyla işini görmek üzere beklemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değirmenden gelenden poğaça umarlar", "meanings": ["`başka bir yerden gelen kimseden, geldiği yerle ilgili, küçük de olsa bir armağan beklenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değirmenin suyu nereden geliyor?", "meanings": ["`bu işin masrafını karşılayacak para nasıl kazanılıyor?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değirmencilik", "meanings": ["Değirmencinin yaptığı iş"]}, {"word": "değirmenci", "meanings": ["Değirmen işleten kimse"]}, {"word": "değirmenlik", "meanings": ["Değirmende öğütülmek için ayrılmış (tahıl)", "Bir değirmen taşını işletecek güçte (akarsu)"]}, {"word": "değirmen taşı", "meanings": ["Değirmende, dönerek taneleri ezen yuvarlak taş", "Değirmen taşı yapmakta ve bazen de yapılarda kullanılan çakmak taşı türünden sert bir taş"]}, {"word": "değirmen taşının altından diri çıkar", "meanings": ["`en ağır şartlarda bütün güçlükleri yener` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değirmileme", "meanings": ["Değirmilemek işi"]}, {"word": "değirmi", "meanings": ["Yuvarlak", "Eni boyuna eşit olan (kumaş)", "Yemeni, yazma, başörtüsü"]}, {"word": "değirmileşme", "meanings": ["Değirmileşmek işi"]}, {"word": "değirmilemek", "meanings": ["Yuvarlak biçime sokmak"]}, {"word": "değirmileşmek", "meanings": ["Değirmi duruma gelmek"]}, {"word": "değişiklik", "meanings": ["Değişik olma durumu", "Farklılık", "Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum", "Amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme, tadil"]}, {"word": "değirmi sakal", "meanings": ["Değirmi bir biçimde kesilmiş sakal"]}, {"word": "değirmilik", "meanings": ["Değirmi olma durumu, yuvarlaklık"]}, {"word": "değiş", "meanings": ["Değme işi", "Değişim"]}, {"word": "değişen yıldız", "meanings": ["Parlaklığı zamana bağlı olarak değişme gösteren yıldız"]}, {"word": "değiş etmek", "meanings": ["bir şey verip yerine başka bir şey almak"]}, {"word": "değişici", "meanings": ["Biçimden biçime giren, değişken"]}, {"word": "değişik", "meanings": ["Değiştirilmiş, muaddel", "Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan", "Farklı", "Yedek iç çamaşırı, giyecek", "Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk"]}, {"word": "değişiklik yapmak", "meanings": ["değiştirmek"]}, {"word": "değişiklik önergesi", "meanings": ["Bazı kanun maddelerinin amaca daha uygun olması için Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan öneri, değişiklik teklifi"]}, {"word": "değişiklik teklifi", "meanings": ["Değişiklik önergesi"]}, {"word": "değişim", "meanings": ["Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme", "Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok", "Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon", "Rüzgârın yön değiştirmesi", "Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım"]}, {"word": "değişimli ünsüzler", "meanings": ["Ünsüz uyumuna bağlı olarak ötümlülük ve ötümsüzlük bakımından birbirinin yerine geçen ünsüzler: p \\/ b, ç \\/ c, t \\/ d, k \\/ g, k \\/ ğ"]}, {"word": "değişimli", "meanings": ["Değişme özelliği gösteren"]}, {"word": "değişinim", "meanings": ["Genlerde veya kromozomlarda oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan ve sonraki kuşağa aktarılabilen kalıcı hücresel değişiklik, mutasyon"]}, {"word": "değişim yönetimi", "meanings": ["Hızla değişen bir ortamda ayakta kalabilmek ve rakiplerin önüne geçebilmek için şirketin kendini yenilemesi, değişim fırsatlarını çözümleyip ortaya çıkan potansiyeli değerlendirmesi ve en uygun stratejinin belirlenip bunun uygulanması için yeniden örgütlenme ve yapılanma işi"]}, {"word": "değişinimci", "meanings": ["Değişinimcilik yanlısı, mutasyonist"]}, {"word": "değişinimcilik", "meanings": ["Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm", "Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm"]}, {"word": "değişke", "meanings": ["Varyant", "Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon"]}, {"word": "değişiş", "meanings": ["Değişme işi"]}, {"word": "değişkenlik", "meanings": ["Değişken olma durumu"]}, {"word": "değişken", "meanings": ["Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil", "Değişik sayı değerleri alabilen nicelik", "Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik, parametre", "Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu, parametre", "Bir istatistik bütünün belli başlı niteliklerini daha basit ve kısa olarak gösterme olanağı veren ölçülebilir büyüklük, parametre"]}, {"word": "değişkin", "meanings": ["Değişikliğe uğramış, değişik, muaddel"]}, {"word": "değişme", "meanings": ["Değişmek işi", "Değişim"]}, {"word": "değişkinlik", "meanings": ["Değişkin olma durumu"]}, {"word": "değişmek", "meanings": ["Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek", "Yerine başka şey veya kimse gelmek", "Karşılıklı alıp vermek, mübadele etmek", "Değiştirmek"]}, {"word": "değişmez", "meanings": ["Aynen kalan, değişikliğe uğramayan"]}, {"word": "değiştirge", "meanings": ["Bir değişiklik yapılması için verilen önerge, tadil teklifi"]}, {"word": "değiştirgeç", "meanings": ["Röle"]}, {"word": "değiştiriliş", "meanings": ["Değiştirilme işi"]}, {"word": "değiştirilme", "meanings": ["Değiştirilmek işi"]}, {"word": "değiştirim", "meanings": ["Değiştirme işi"]}, {"word": "değiştirilmek", "meanings": ["Değiştirme işi yapılmak"]}, {"word": "değmek", "meanings": ["Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek", "Ulaşmak, erişmek", "İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek"]}, {"word": "değiştirmek", "meanings": ["Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak", "Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek", "Bir şey verip yerine başka bir şey almak", "Birini bırakıp başkasını kullanmak", "Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek", "Anlatıma yeni bir içerik vermek"]}, {"word": "değiştirme", "meanings": ["Değiştirmek işi, tebdil, tahrif"]}, {"word": "değiştirtme", "meanings": ["Değiştirtmek işi"]}, {"word": "değiş tokuş", "meanings": ["Değişim"]}, {"word": "değmek", "meanings": ["Değerinde olmak", "Karşılık olmak", "Zevk veren şeyler hoşa gitmek", "Herhangi bir nitelikte olmak", "Eş değerde olmak"]}, {"word": "değiştirtmek", "meanings": ["Değiştirme işini yaptırmak"]}, {"word": "değme", "meanings": ["Değmek işi, temas"]}, {"word": "değme", "meanings": ["Her, herhangi bir, gelişigüzel, rastgele", "Seçkin, seçme"]}, {"word": "değme keyfine", "meanings": ["söz konusu işten çok hoşlanıldığını anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "değme sarhoşa yıkılana kadar gitsin", "meanings": ["`kendi aklını beğenip başkasını dinlemeyen kimseyi gittiği yanlış yoldan döndürmeye kalkmayın, bırakın cezasını çeksin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değme gitsin", "meanings": ["`anlatılması güç, anlatılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değmesin yağlı boya!", "meanings": ["genellikle bir şey taşınırken kalabalıktan yol istemek için `açılın, çekilin, yol verin!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "değnek", "meanings": ["Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak", "Değnekle atılan dayak"]}, {"word": "değnek gibi", "meanings": ["çok zayıf ve ince"]}, {"word": "değnekçilik", "meanings": ["Değnekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "değnekçi", "meanings": ["Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse, kâhya", "Parklarda düzeni sağlamaya çalışan kimse", "Şehir düzeni ile ilgili görevli"]}, {"word": "değnekleme", "meanings": ["Değneklemek işi"]}, {"word": "deh", "meanings": ["Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz, dah"]}, {"word": "değneklemek", "meanings": ["Değnekle vurmak"]}, {"word": "dehalet", "meanings": ["Sığınma, korunma"]}, {"word": "deha", "meanings": ["İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey, dâhilik", "Dâhi"]}, {"word": "dehhaş", "meanings": ["Aşırı korku verici, dehşet saçıcı"]}, {"word": "dehleme", "meanings": ["Dehlemek işi"]}, {"word": "dehlemek", "meanings": ["Hayvanı `deh` diyerek yürütmek", "Kovmak"]}, {"word": "dehlenme", "meanings": ["Dehlenmek işi"]}, {"word": "dehletmek", "meanings": ["Aşağılamak, hor görmek"]}, {"word": "dehlenmek", "meanings": ["Dehleme işi yapılmak"]}, {"word": "dehliz", "meanings": ["Üstü kapalı, dar ve uzun geçit"]}, {"word": "dehşet", "meanings": ["Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı", "Olağanüstü", "Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz"]}, {"word": "dehşet saçmak", "meanings": ["ortalığa korku vermek"]}, {"word": "dehşete kapılmak (veya düşmek)", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "dehşetlenmek", "meanings": ["Dehşete kapılmak"]}, {"word": "dehşetlenme", "meanings": ["Dehşetlenmek işi"]}, {"word": "dehşete düşürmek", "meanings": ["çok korkutmak, dehşete kapılmasına sebep olmak"]}, {"word": "dehşetli", "meanings": ["Korku veya ürküntü veren", "Çok fazla, son derece"]}, {"word": "dejenere olmak", "meanings": ["soysuzlaşmak", "yozlaşmak"]}, {"word": "dejenere", "meanings": ["Soysuz", "Yoz", "Bozulmuş", "Bozunmuş"]}, {"word": "dejenere etmek", "meanings": ["soysuzlaştırmak", "yozlaştırmak"]}, {"word": "dejenereleşme", "meanings": ["Dejenereleşmek işi"]}, {"word": "dejenerelik", "meanings": ["Soysuzluk", "Yozluk"]}, {"word": "dejenereleşmek", "meanings": ["Soysuzlaşmak", "Yozlaşmak"]}, {"word": "dek", "meanings": ["Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin", "Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin"]}, {"word": "dek", "meanings": ["Düzen, hile, entrika", "Tokuşma, çatışma", "Sağlam"]}, {"word": "deke düşmek", "meanings": ["hileye, oyuna gelmek"]}, {"word": "dekadan", "meanings": ["XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı", "Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme"]}, {"word": "dekadanlık", "meanings": ["Dekadan olma durumu"]}, {"word": "dekagram", "meanings": ["On gram ağırlığında bir ölçü birimi"]}, {"word": "dekametre", "meanings": ["10 metre uzunluğunda bir ölçü birimi"]}, {"word": "dekalitre", "meanings": ["On litre hacminde bir ölçü birimi"]}, {"word": "dekan", "meanings": ["Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör"]}, {"word": "dekanlık", "meanings": ["Dekan olma durumu", "Dekanın görevi", "Dekanın makamı"]}, {"word": "dekar", "meanings": ["1000 m² değerinde yüzey ölçü birimi"]}, {"word": "Dekartçı", "meanings": ["Dekart felsefesini benimseyen", "Dekart'ın öğretisini benimseyen, Kartezyen"]}, {"word": "Dekartçılık", "meanings": ["Dekart'ın felsefesi", "Dekart'ın öğretisi, Kartezyenizm"]}, {"word": "dekaster", "meanings": ["10 metreküplük hacim ölçüsü birimi"]}, {"word": "dekatlon", "meanings": ["Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100, 400 ve 1500 metre koşuları ile 110 metre engelli koşusundan oluşan atletizm yarışması"]}, {"word": "deklanşör", "meanings": ["Bir devre kesicinin işleyişini etkileyerek açılmasını önleyen düzen", "Fotoğraf makinesinin fotoğraf çekilirken basılan düğmesi"]}, {"word": "deklarasyon", "meanings": ["Bildirme, duyurma, ilan etme", "Bildiri", "Mal bildirimi"]}, {"word": "dekatloncu", "meanings": ["Dekatlon yarışmalarına katılan atlet"]}, {"word": "deklare", "meanings": ["`Bildirilmek; gümrüklerde vergi konusu olacak eşya vb.ni resmî makama bildirmek` anlamlarındaki deklare etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "dekolte", "meanings": ["Açık giyim", "Açık giyimli"]}, {"word": "dekolte konuşmak", "meanings": ["açık saçık konuşmak"]}, {"word": "dekont", "meanings": ["Hesap belgesi"]}, {"word": "dekorasyon", "meanings": ["Dekor yapma işi", "Bir yeri süsleme"]}, {"word": "dekor", "meanings": ["Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü", "Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen", "Görünüş, manzara"]}, {"word": "dekoratif", "meanings": ["Dekor olarak kullanılan, süslemeye yarayan, süsleyici, tezyinî", "Göstermelik"]}, {"word": "dekoratör", "meanings": ["Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı", "Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse", "İç mimar"]}, {"word": "dekoratörlük", "meanings": ["İç mimarlık"]}, {"word": "dekorcu", "meanings": ["Mesleği dekor yapmak olan sanatçı"]}, {"word": "dekorculuk", "meanings": ["Dekorcunun yaptığı iş"]}, {"word": "dekovil", "meanings": ["Ray aralığı 60 santimetre veya daha az olan, araçları buhar, hayvan veya insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu"]}, {"word": "dekore", "meanings": ["`Bir yere süsleme amacıyla düzen vermek` anlamındaki dekore etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "dekstrin", "meanings": ["Nişastanın bölünmesinden elde edilen zamklı bir madde (C6 H10 O5)"]}, {"word": "dekstroz", "meanings": ["Nişasta şekeri"]}, {"word": "delalet", "meanings": ["Kılavuzluk", "İz, işaret"]}, {"word": "deldirme", "meanings": ["Deldirmek işi"]}, {"word": "delalet etmek", "meanings": ["yol göstermek", "göstermek, anlatmak"]}, {"word": "deldirmek", "meanings": ["Delme işini yaptırmak", "Geçersiz duruma getirmek"]}, {"word": "delecek", "meanings": ["Delgeç"]}, {"word": "delegasyon", "meanings": ["Herhangi bir topluluğu temsil etmekle görevli yetkili kurul"]}, {"word": "delegelik", "meanings": ["Delegenin görevi, murahhaslık"]}, {"word": "delege", "meanings": ["Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, elçi, murahhas", "Devlet, parti, sendika vb. kuruluşları toplantılarda temsil eden kimse", "Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse, katılımcı"]}, {"word": "delep delep", "meanings": ["Parlayarak, parıl parıl"]}, {"word": "delepmek", "meanings": ["Parlamak"]}, {"word": "delgeç", "meanings": ["Mukavva, kâğıt, kayış, maden vb.nde delik açmaya yarayan araç, delecek, zımba"]}, {"word": "delgi", "meanings": ["Matkap"]}, {"word": "delgiç", "meanings": ["Ucu sivri demirli, ağaçtan tutacak yeri olan ve tütün dikmeye yarayan araç"]}, {"word": "deli", "meanings": ["Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun", "Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.)", "Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın"]}, {"word": "deli arlanmaz, soyu arlanır", "meanings": ["`densizce, delice iş yapanlar yaptıklarından utanacak durumda değillerdir ama ailesi, yakınları onların davranışlarından üzüntü duyarlar, utanırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deli bayrağı açmak", "meanings": ["âşık olmak"]}, {"word": "deli çıkmak", "meanings": ["çıldırmak", "çok sinirlenmek"]}, {"word": "deli dana (veya danalar) gibi dönmek", "meanings": ["ne yapacağını bilemeyerek şaşkınca davranmak"]}, {"word": "deli deli akanı, bura bura tıkarlar", "meanings": ["`aşırı ve ölçüsüz davrananlara karşı önleyici, sert tedbirler alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deli deliden hoşlanır, imam ölüden", "meanings": ["`kişi, kendisine benzeyen veya yarar sağlayacağı kimseden hoşlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deli deliyi görünce çomağını (veya değneğini) saklar (veya gizler)", "meanings": ["`saldırgan kimse, kendisi gibi birine saldırmaktan çekinir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deli gibi", "meanings": ["deliye yaraşır davranışta, delicesine"]}, {"word": "deli ile çıkma yola, başına getirir bela", "meanings": ["`deli, kendisiyle arkadaşlık edenin başına çeşit çeşit dert açar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deli etmek", "meanings": ["çılgına çevirmek", "sinirlendirmek", "sağlıklı düşünemeyecek duruma getirmek"]}, {"word": "deli kızın çeyizi gibi", "meanings": ["bir arada sergilenen ve birbirine yakışmayan (eşya)"]}, {"word": "deli olmak", "meanings": ["birini çok sevmek", "çok sinirlenmek", "delirmek"]}, {"word": "deli olmak işten değil", "meanings": ["densiz davranışlar, güç durumlar veya duyulan öfke karşısında düşülen çaresizliği anlatan bir söz"]}, {"word": "deli pösteki sayar gibi", "meanings": ["çok karışık, çok ayrıntılı, sıkıcı bir işle uğraşma"]}, {"word": "deli saraylı gibi", "meanings": ["acayip biçimde giyinen, takıp takıştıran (kimse)"]}, {"word": "deli Raziye gibi", "meanings": ["delice davranışlarda bulunan (kız veya kadın)"]}, {"word": "deliden al uslu haberi", "meanings": ["`deli, sır saklamasını bilmediği için haberin doğrusu ondan alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "delinin eline değnek vermek", "meanings": ["kötülük yapabilecek bir kimsenin davranışlarını kolaylaştırmak"]}, {"word": "... delisi (olmak)", "meanings": ["bir şeye aşırı derecede düşkün (olmak)"]}, {"word": "deliye dönmek", "meanings": ["çok sevinmek", "çok üzülmek", "çok kızmak"]}, {"word": "deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış", "meanings": ["`aklı kıt olan kimse, bir kez hoşuna gitmiş olan şeye benzettiği nesneyi, gerçekten ona benzemese de elde etmeye çalışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deliye her gün bayram", "meanings": ["her fırsattan yararlanarak bayrammış gibi davrananlara ve her şeyi eğlenceli yönden alanlara söylenen bir söz"]}, {"word": "deliye taş atma, başını yarar", "meanings": ["`davranışlarında çılgınlık bulunan kimseye dokunma yoksa sana öyle çılgınca saldırır ki yaptığına pişman olursun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deli alacası", "meanings": ["Birbirini tutmayan parlak renklerden oluşan"]}, {"word": "deli balta", "meanings": ["Acımasız, gaddar, zalim (kimse)"]}, {"word": "deli bal", "meanings": ["Arıların zehirli çiçeklerden topladıkları bal, acı bal"]}, {"word": "deli bozuk", "meanings": ["Günü gününe, sözü sözüne uymayan, dengesiz (kimse)"]}, {"word": "delibaş", "meanings": ["Koyunlarda ve danalarda görülen tehlikeli bir hastalık", "Huysuzluk yapan hayvan"]}, {"word": "delice", "meanings": ["Davranışları aşırı, deli gibi olan", "(deli'ce) Delicesine", "Buğdaygillerden, genellikle buğday tarlalarında yetişen, tohumu zehirli, yabani bir bitki (Lolium temulentum)", "Aşılanmamış zeytin ağacı, yabani ağaç", "Atmaca, şahin"]}, {"word": "deli bozukluk", "meanings": ["Deli bozuk olma durumu"]}, {"word": "delice doğan", "meanings": ["Kartallar takımının kartalgiller familyasından bir tür kuş (Falco subbuteo)"]}, {"word": "delicesine", "meanings": ["Aşırı bir biçimde, delice"]}, {"word": "delici", "meanings": ["Delen, delme işini yapan kimse veya nesne", "Çok etkili, etkileyici"]}, {"word": "deli dana hastalığı", "meanings": ["Büyükbaş hayvanlarda görülen, bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık"]}, {"word": "deli divane âşık olmak", "meanings": ["aşırı derecede sevmek"]}, {"word": "deli divane", "meanings": ["Çılgın, aşırı deli (kimse)"]}, {"word": "deli divane olmak", "meanings": ["aşırı derecede ilgi göstermek"]}, {"word": "deli dolu", "meanings": ["İlerisini gerisini düşünmeden davranan, rastgele konuşan, patavatsız", "Çok hareketli, aktif, enerjik", "İlerisini gerisini düşünmeden, rastgele, patavatsız bir biçimde"]}, {"word": "deli fişek", "meanings": ["Delişmen ve atak (kimse)"]}, {"word": "deli fişeklik", "meanings": ["Deli fişek olma durumu"]}, {"word": "deli gömleği", "meanings": ["Tehlikeli ve saldırgan delilere giydirilen kolsuz gömlek"]}, {"word": "deli güllabicisi", "meanings": ["Güllabi (I)"]}, {"word": "deli ırmak", "meanings": ["Akıntısı çok hızlı olan ırmak"]}, {"word": "delik", "meanings": ["Dar, küçük açıklık", "Dar, küçük çukur", "Küçük hayvan yuvası", "Delinmiş olan", "Cezaevi"]}, {"word": "delik eğirmek", "meanings": ["hapse girmek, tutuklanmak"]}, {"word": "delik büyük, yama küçük", "meanings": ["`eldeki imkânlar gerekenden çok az` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deliğe tıkmak", "meanings": ["tutuklamak, hapsetmek"]}, {"word": "delikanlılık", "meanings": ["Delikanlı olma durumu"]}, {"word": "delikanlı", "meanings": ["Çocukluk çağından çıkmış genç erkek", "Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse)", "Gençlere bir seslenme sözü"]}, {"word": "delik deşik", "meanings": ["Her yanı deliklerle dolu"]}, {"word": "delik deşik etmek", "meanings": ["bir canlının vücudunda bir araçla birçok yara, kesik açmak", "bir şeyin her yanında delikler açmak"]}, {"word": "delik deşik olmak", "meanings": ["bir canlının vücudunda bir araçla birçok yara, kesik oluşmak", "bir şeyin her yanı delinmek"]}, {"word": "delikli", "meanings": ["Deliği veya delikleri olan", "Bir tür olta iğnesi", "Kevgir", "Deliklerle kaplı esnek doku şeridi"]}, {"word": "delikli boncuk (veya taş) yerde kalmaz", "meanings": ["`az çok işe yarayan her şeyin isteklisi bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "delikliler", "meanings": ["Delikli ve sert bir kabukla kaplı bir hücreli hayvanlar takımı"]}, {"word": "deliksiz", "meanings": ["Deliği olmayan"]}, {"word": "deliksiz uyku", "meanings": ["Derin uyku"]}, {"word": "delil", "meanings": ["İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare", "Kanıt", "(deli:li) Kılavuz, rehber"]}, {"word": "delilenmek", "meanings": ["Deli gibi davranmak"]}, {"word": "delilenme", "meanings": ["Delilenmek işi"]}, {"word": "delilik", "meanings": ["Deli olma durumu, cinnet"]}, {"word": "deliliğe vurmak", "meanings": ["kendini deli gibi göstermek"]}, {"word": "deliliği tutmak", "meanings": ["delice davranmak"]}, {"word": "delimsirek", "meanings": ["Delice"]}, {"word": "delinmek", "meanings": ["Delme işi yapılmak", "Bir şeyde delik oluşmak", "Çiğnenmek, uyulmamak, aykırı davranılmak"]}, {"word": "delinme", "meanings": ["Delinmek işi"]}, {"word": "deli orman", "meanings": ["Çok sık ve gür orman"]}, {"word": "deli otu", "meanings": ["Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki, kuduz otu (Alyssum)"]}, {"word": "deliriş", "meanings": ["Delirme işi"]}, {"word": "delirme", "meanings": ["Delirmek işi"]}, {"word": "delirmek", "meanings": ["Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak"]}, {"word": "delirtme", "meanings": ["Delirtmek işi"]}, {"word": "deli saçması", "meanings": ["Anlamsız, tutarsız, delice söylenmiş söz"]}, {"word": "delirtmek", "meanings": ["Deli etmek, çıldırtmak"]}, {"word": "delişmence", "meanings": ["Zıpırca"]}, {"word": "delişmen", "meanings": ["Zıpır", "Güçlü, hareketli, sağlam yapılı", "Çılgın, hercai"]}, {"word": "delişmenlik", "meanings": ["Zıpırlık"]}, {"word": "delişmenlik etmek", "meanings": ["delişmence davranmak"]}, {"word": "delk", "meanings": ["Ovma, ovuşturma", "Sürtünme"]}, {"word": "delme", "meanings": ["Delmek işi", "Delinerek yapılmış", "Yelek"]}, {"word": "delta", "meanings": ["Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D)", "Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız"]}, {"word": "delmek", "meanings": ["Delik açmak, delik duruma getirmek", "İncitmek, kırmak"]}, {"word": "delta kası", "meanings": ["Omuz başında bulunan üçgen biçimindeki kas"]}, {"word": "dem", "meanings": ["Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu", "Zaman, çağ", "Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması", "Soluk, nefes", "İçki", "Koku"]}, {"word": "dem çekmek", "meanings": ["kuşlar uzun ve güzel ezgiler çıkarmak", "içki içmek"]}, {"word": "dem tutmak", "meanings": ["bir çalgıya başka bir çalgı veya sesle eşlik etmek"]}, {"word": "dem", "meanings": ["Kan"]}, {"word": "dem vurmak", "meanings": ["bir şeyden söz etmek, konu açmak"]}, {"word": "dem dökmek", "meanings": ["kadınlar aybaşında kan yitirmek"]}, {"word": "demagog", "meanings": ["Laf cambazı"]}, {"word": "demagogluk", "meanings": ["Demagog olma durumu"]}, {"word": "demagoji yapmak", "meanings": ["laf cambazlığı yapmak"]}, {"word": "demagoji", "meanings": ["Laf cambazlığı"]}, {"word": "demagojik", "meanings": ["Laf cambazlığı ile ilgili"]}, {"word": "demem o (ki)", "meanings": ["`benim söylemek istediğim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "deme", "meanings": ["Demek işi", "Anlam", "Halk edebiyatında şiir", "Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad", "Ağıt", "Atasözü"]}, {"word": "... demeye getirmek", "meanings": ["doğrudan söylemeyip dolayısıyla anlatmak"]}, {"word": "... demeye kalmamak", "meanings": ["söylemeye, yapmaya fırsat olmamak"]}, {"word": "demeç", "meanings": ["Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, beyanat"]}, {"word": "demeç vermek", "meanings": ["yetkili bir kimse bir konuda yayın organlarına açıklama yapmak, beyanat vermek"]}, {"word": "demek", "meanings": ["Söylemek, söz söylemek", "Ad vermek", "Bir dilde karşılığı olmak", "Herhangi bir ses çıkarmak", "Herhangi bir kanıya, yargıya varmak", "Düşünmek", "Oranlamak", "Ummak", "Erişmek", "Bir işe kalkışmak, yeltenmek", "Saymak, kabul etmek"]}, {"word": "demek", "meanings": ["bir şey anlamına gelmek", "öyle mi", "yani, anlaşılan", "inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü"]}, {"word": "dedi mi", "meanings": ["(dedi'mi) olduğu zaman, olduğunda"]}, {"word": "dediği çıkmak", "meanings": ["dediği şey gerçekleşmek"]}, {"word": "dediğinden (dışarı) çıkmak", "meanings": ["sözünü dinlememek"]}, {"word": "dediğine gelmek", "meanings": ["birinin düşüncesini önce kabul etmezken sonradan doğru bulup kabul etmek"]}, {"word": "deme gitsin", "meanings": ["`anlatılması güç, anlatılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "demediğini bırakmamak (veya koymamak)", "meanings": ["birisi için kırıcı, ağır, ileri geri konuşmak"]}, {"word": "deme!", "meanings": ["(de'me) `gerçek mi?`, `yok canım!` anlamında kullanılan bir şaşma sözü"]}, {"word": "demek istemek", "meanings": ["bir şeyi anlatmak istemek", "bir düşünceyi söylemek istemek"]}, {"word": "demek ki (veya demek oluyor ki)", "meanings": ["şu hâlde, öyle ise"]}, {"word": "demek olmak", "meanings": ["anlamına geliyor olmak"]}, {"word": "dememek", "meanings": ["koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek"]}, {"word": "der oğlu der", "meanings": ["bir şeyin sürekli söylendiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "deyip de geçmemek", "meanings": ["önemsemek"]}, {"word": "demet", "meanings": ["Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam", "Bitki veya çiçek destesi", "Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon", "Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu", "Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu"]}, {"word": "diyecek yok", "meanings": ["`eleştirilecek bir yanı yok, söz yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "demetçi", "meanings": ["Demet yapan kimse", "Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse"]}, {"word": "demetçik", "meanings": ["Küçük demet"]}, {"word": "demetleme", "meanings": ["Demetlemek işi"]}, {"word": "demetlenme", "meanings": ["Demetlenmek işi"]}, {"word": "demetlemek", "meanings": ["Demet yapmak, demet durumunda ayırıp bağlamak"]}, {"word": "demetlenmek", "meanings": ["Demet yapılmak"]}, {"word": "demetletiş", "meanings": ["Demetletme işi"]}, {"word": "demetletme", "meanings": ["Demetletmek işi"]}, {"word": "demetletmek", "meanings": ["Demet yaptırmak"]}, {"word": "demetleyiş", "meanings": ["Demetleme işi"]}, {"word": "demetli", "meanings": ["Demet biçiminde olan"]}, {"word": "demevi", "meanings": ["Kanlı, kanı çok (kimse)", "Öfkeli, sinirli"]}, {"word": "demin", "meanings": ["Az önce, demincek, deminden"]}, {"word": "demincek", "meanings": ["Demin"]}, {"word": "deminden beri", "meanings": ["Demin"]}, {"word": "deminki", "meanings": ["Biraz önceki"]}, {"word": "demir ıslanmaz, deli uslanmaz", "meanings": ["`her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir özelliği vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "demir nemden, insan gamdan çürür", "meanings": ["`nem demiri nasıl paslandırıp çürütürse gam da insanı öylece yıpratır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "demir", "meanings": ["Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)", "Bu elementten yapılmış", "Bu elementten yapılmış parça", "Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça", "Güçlü, kuvvetli, sert", "Çıpa"]}, {"word": "demir almak", "meanings": ["gemi yola çıkmak için çıpasını denizden çekmek, gitmeye hazırlanmak", "ölmek, çekip gitmek", "sıvışmak, gitmek"]}, {"word": "demir atmak", "meanings": ["gemi çıpasını denize salmak", "bir kimse bir yerde uzun süre kalmak"]}, {"word": "demir gibi", "meanings": ["çok sağlam", "çok güçlü, çok kuvvetli"]}, {"word": "demir tavında dövülür", "meanings": ["`her iş zamanında ve uygun durumda yapılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "demir taramak", "meanings": ["gemi rüzgâr veya akıntı yüzünden çıpasını sürümek"]}, {"word": "demire vurmak", "meanings": ["demir zincirle bağlamak"]}, {"word": "demir ağacı", "meanings": ["İki çeneklilerden, ana yurdu Avustralya olan bir veya iki evcikli bir ağaç (Casuarina)"]}, {"word": "demirbaş", "meanings": ["Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya", "Bu nitelikte olan", "Bir yerin eskisi, emektarı olan (kimse)"]}, {"word": "demir üzerinde", "meanings": ["demirini almış ve kalkmaya hazır (gemi)"]}, {"word": "demirbaştan düşmek", "meanings": ["demirbaş listesinden çıkarmak, kaydını silmek"]}, {"word": "demir bilek", "meanings": ["Güçlü kuvvetli (kimse)"]}, {"word": "demir boku", "meanings": ["Cüruf"]}, {"word": "demirci", "meanings": ["Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse"]}, {"word": "demircilik", "meanings": ["Demircinin yaptığı iş"]}, {"word": "demirhindi", "meanings": ["Baklagillerden, odunu oldukça sert olan, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Tamarindus indica)", "Bu ağacın meyvesi", "Demirhindi şerbeti", "Pinti, hasis"]}, {"word": "demir dikeni", "meanings": ["Toprak üzerinde yatık olarak bulunan, boynuz biçiminde dikenli çiçekleri küçük ve açık sarı renkli bir tür bitki (Tribulus terrestris)"]}, {"word": "demirci mengenesi", "meanings": ["Kızgın demiri tutmak için kullanılan kıskaç"]}, {"word": "demir hat", "meanings": ["Demir yolu"]}, {"word": "demirî", "meanings": ["Gri", "Bu renkte olan"]}, {"word": "demirkapan", "meanings": ["Mıknatıs"]}, {"word": "demir kapı", "meanings": ["Irmaklarda gemilerin geçmesine engel olan kayalık yer"]}, {"word": "Demirkazık", "meanings": ["Kutup Yıldızı"]}, {"word": "demirleme", "meanings": ["Demirlemek işi"]}, {"word": "demirlemek", "meanings": ["Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak", "Gemi demir atmak", "Demire vurmak"]}, {"word": "demirleşmek", "meanings": ["Demir durumuna gelmek", "Demir gibi sağlam duruma gelmek"]}, {"word": "demirleşme", "meanings": ["Demirleşmek işi"]}, {"word": "demir kırı", "meanings": ["Siyah, beyaz karışık griye yakın renkte at donu", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "demirli", "meanings": ["İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan", "Demir parmaklık veya demir bir parça takılmış olan", "Bağlanıp kalmış", "Demir atmış (gemi)", "Demir atmış bir biçimde"]}, {"word": "demirli beton", "meanings": ["Betonarme"]}, {"word": "demir pası", "meanings": ["Demirde oluşan pas", "Bu pasın renginde olan"]}, {"word": "demir yeri", "meanings": ["Limanlarda gemilerin demir atmasına ayrılmış yer"]}, {"word": "demirsizlik", "meanings": []}, {"word": "demir resmi", "meanings": ["Geminin bir limanda demirlemek için ödediği vergi"]}, {"word": "Demirperde", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminde, batılı ülkelerin kendilerini Doğu Bloku ülkelerinden ayıran sınıra ve bu ülkelere taktıkları ad"]}, {"word": "demir yolcu", "meanings": ["Demir yolu görevlisi"]}, {"word": "demir yolculuk", "meanings": ["Demir yolcunun yaptığı iş"]}, {"word": "demir yolu", "meanings": ["Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli taşıtların üzerinde hareket ettiği, paralel iki ray döşenerek yapılan bir yol türü, tren yolu, demir hat", "Bu yolla yapılan taşımacılık sistemi"]}, {"word": "demir yumruk", "meanings": ["Güçlü kuvvetli (kimse)"]}, {"word": "demiurgos", "meanings": ["Eflatun felsefesinde evreni yaratan, yaratıcı Tanrı"]}, {"word": "demleme", "meanings": ["Demlemek işi"]}, {"word": "demkeş", "meanings": ["Dem çeken, güzel ses çıkaran (güvercin)"]}, {"word": "demlemek", "meanings": ["Çayı kaynar suyun içine attıktan sonra renk ve koku vermesi için bir süre bekletmek"]}, {"word": "demlendirme", "meanings": ["Demlendirmek işi"]}, {"word": "demlendirmek", "meanings": ["Demlemek"]}, {"word": "demlenme", "meanings": ["Demlenmek işi"]}, {"word": "demlenmek", "meanings": ["Demleme işi yapılmak", "Pilav piştikten sonra bir süre bekletilerek kıvama gelmek", "İçki içmek"]}, {"word": "demli", "meanings": ["Çok demlenmiş, koyu (çay)"]}, {"word": "demode", "meanings": ["Modası geçmiş olan"]}, {"word": "demode olmak", "meanings": ["modası geçmek, gözden düşmek, değerini yitirmek"]}, {"word": "demlik", "meanings": ["İçerisinde çay demlenen emzikli kap"]}, {"word": "demograf", "meanings": ["Nüfus bilimci"]}, {"word": "demografi", "meanings": ["Nüfus bilimi"]}, {"word": "demografik", "meanings": ["Nüfus bilimsel"]}, {"word": "demokrasi", "meanings": ["Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık"]}, {"word": "demokrat", "meanings": ["Demokrasi yanlısı"]}, {"word": "demokratik", "meanings": ["Demokrasiye uygun"]}, {"word": "demokratikleşmek", "meanings": ["Demokrasiye uygun biçime girmek"]}, {"word": "demokratikleşme", "meanings": ["Demokratikleşmek işi"]}, {"word": "demokratikleştirmek", "meanings": ["Demokrasiye uygun biçime getirmek"]}, {"word": "demokratikleştirme", "meanings": ["Demokratikleştirmek işi"]}, {"word": "demokratlaşma", "meanings": ["Demokratlaşmak işi"]}, {"word": "demokratlaşmak", "meanings": ["Demokrasi ilkelerini uygulamak, demokrasiye uygun yapıyı kurmak", "Demokrat bir biçimde davranmak"]}, {"word": "demokratlık", "meanings": ["Demokrat olma durumu", "Demokrasi"]}, {"word": "demonstrasyon", "meanings": ["Tanıtım gösterisi"]}, {"word": "denaet", "meanings": ["Alçaklık"]}, {"word": "denden", "meanings": ["Bir çizelgede alt alta gelen aynı söz veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önleyerek kolaylık sağlamak amacıyla kullanılan noktalama işaretinin adı (`), denden işareti"]}, {"word": "denden işareti", "meanings": ["Denden"]}, {"word": "denek", "meanings": ["Üzerinde deney yapılan canlı veya şey"]}, {"word": "denek taşı", "meanings": ["Mihenk taşı", "Bir kimse veya nesnenin değerini anlamaya yarayan şey"]}, {"word": "deneme", "meanings": ["Denemek işi, sınama", "Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan", "Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü"]}, {"word": "denemecilik", "meanings": ["Denemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "denemeci", "meanings": ["Deneme yazarı"]}, {"word": "denemek", "meanings": ["Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek", "Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek"]}, {"word": "deneme tahtası", "meanings": ["Üzerinde bilgisizce tedavi, onarım vb. işler yapılan kimse veya şey"]}, {"word": "deneme tahtasına çevirmek", "meanings": ["bir şey üzerinde bilgisizce tedavi, onarım vb. işler yapmak"]}, {"word": "deneme yayını", "meanings": ["Radyo, televizyon vb. haberleşme araçlarının başlangıçta işe alışmak ve daha verimli olmak üzere yaptıkları kısa süreli yayın"]}, {"word": "denenme", "meanings": ["Denenmek işi"]}, {"word": "denenmek", "meanings": ["Deneme işine konu olmak"]}, {"word": "denetçi", "meanings": ["Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör", "Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse"]}, {"word": "denet", "meanings": ["Denetleme işi, teftiş", "Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi"]}, {"word": "denetçilik", "meanings": ["Denetçinin yaptığı iş, murakıplık, kontrolörlük"]}, {"word": "denetici", "meanings": ["Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz", "Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet", "Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine"]}, {"word": "denetilme", "meanings": ["Denetilmek işi"]}, {"word": "denetim", "meanings": ["Denetleme"]}, {"word": "denetilmek", "meanings": ["Denetleme işine konu olmak"]}, {"word": "denetimci", "meanings": ["Denetim işini yapan kimse"]}, {"word": "çetrefilleşme", "meanings": ["Çetrefilleşmek işi"]}, {"word": "çetrefilli", "meanings": ["Karışık ve anlaşılması güç olan"]}, {"word": "çetrefilsiz", "meanings": ["Basit ve anlaşılması kolay olan"]}, {"word": "çetrefillik", "meanings": ["Çetrefil olma durumu"]}, {"word": "çetrefilleşmek", "meanings": ["Çetrefil duruma gelmek"]}, {"word": "çeviklik", "meanings": ["Çevikçe davranış"]}, {"word": "çevgen", "meanings": ["Değnek", "Polo"]}, {"word": "çevik", "meanings": ["Kolaylık ve çabuklukla davranan, tetik, atik, atik tetik"]}, {"word": "çevikçe", "meanings": ["Çevik bir biçimde"]}, {"word": "çevikleşme", "meanings": ["Çevikleşmek işi"]}, {"word": "çevikleşmek", "meanings": ["Çevik duruma gelmek"]}, {"word": "çevikleştirmek", "meanings": ["Çevik duruma getirmek"]}, {"word": "çevirgeç", "meanings": ["Anahtar"]}, {"word": "çevikleştirme", "meanings": ["Çevikleştirmek işi"]}, {"word": "çevirgi", "meanings": ["Anahtar, tokmak vb. çevrilebilen araç"]}, {"word": "çeviri", "meanings": ["Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme, tercüme", "Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap, tercüme"]}, {"word": "çeviri yapmak", "meanings": ["bir dilden başka bir dile aktarmak, çevirmek, tercüme etmek"]}, {"word": "çevirici", "meanings": ["Çevirmen", "Anahtar"]}, {"word": "çevirici dili", "meanings": ["Bilgisayarda makine dili komutlarının sembollerle kaydedildiği alçak düzeyli programlama dili"]}, {"word": "çeviricilik", "meanings": ["Çevirmenlik"]}, {"word": "çevirim", "meanings": ["Çevirme işi", "Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi"]}, {"word": "çeviri dili", "meanings": ["Bir bilgisayarın sembolik makine dili"]}, {"word": "çevirim senaryosu", "meanings": ["Çekim senaryosu"]}, {"word": "çevirme", "meanings": ["Çevirmek işi, tedvir", "Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi", "Çevrilmiş, tercüme edilmiş", "Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar", "Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara", "Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi"]}, {"word": "çeviriş", "meanings": ["Çevirme işi"]}, {"word": "çevir kazı yanmasın", "meanings": ["karşısındakine dokunacak yersiz bir söz söylediğini fark eder etmez sözünü çevirmeye kalkışanlara söylenen bir söz"]}, {"word": "çevirmek", "meanings": ["Bir şeyin yönünü değiştirmek", "Öteki yüzünü görünür duruma getirmek", "Döndürerek hareket ettirmek", "Yönetmek, idare etmek", "Durdurmak", "Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek", "Geri göndermek", "Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek", "Çevrilemek, tevil etmek", "Çeviri yapmak", "Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak", "Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek", "Bir durumdan başka duruma geçmek", "Kâğıt oyunu oynamak", "İşlemek, yapmak"]}, {"word": "çevirmen", "meanings": ["Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman", "Herhangi bir metni bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, mütercim"]}, {"word": "çevirmenlik", "meanings": ["Çevirmenin yaptığı iş, çeviricilik, dilmaçlık, tercümanlık, mütercimlik"]}, {"word": "çevir sesi", "meanings": ["Telefon numarasının aranmaya hazır olduğunu belirten ince ve monoton ses, sinyal"]}, {"word": "çevirtme", "meanings": ["Çevirtmek işi"]}, {"word": "çevir sinyali", "meanings": ["Çevir sesi"]}, {"word": "çevirtmek", "meanings": ["Çevirme işi yaptırmak"]}, {"word": "çevre", "meanings": ["Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi", "Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam", "Yağlık", "Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit", "Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit", "Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst", "Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi", "Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü"]}, {"word": "çevre açı", "meanings": ["Geometride, bir çemberin iç bölgesinde, köşesi çember üzerinde bulunan açı"]}, {"word": "çevre bilimleri", "meanings": ["Çeşitli bilim dallarını içerisinde toplayan, insan doğa ilişkilerini ve çevre sorunlarını inceleyen, uygulamalı ve disiplinler arası bilimler"]}, {"word": "çevre bilimci", "meanings": ["Çevre bilimleri uzmanı"]}, {"word": "çevre bilimsel", "meanings": ["Çevre bilimleriyle ilgili, çevre bilimlerine dayanan"]}, {"word": "çevreci", "meanings": ["Çevre kirliliği sorunlarıyla uğraşan kimse veya topluluk"]}, {"word": "çevre kirliliği", "meanings": ["Doğal kaynakların aşırı ve yanlış kullanılması, tahrip edilmesi sonucunda çevrede dengenin olumsuz yönde bozulması ve birtakım sorunların ortaya çıkması"]}, {"word": "çevrecilik", "meanings": ["Çevrecinin yaptığı iş"]}, {"word": "çevreleme", "meanings": ["Çevrelemek işi"]}, {"word": "çevrelemek", "meanings": ["İçine almak", "Kuşatmak, sarmak, ihata etmek", "Bir konunun sınırlarını çizmek, tahdit etmek"]}, {"word": "çevrelenme", "meanings": ["Çevrelenmek işi"]}, {"word": "çevreleniş", "meanings": ["Çevrelenme işi"]}, {"word": "çevrelenmek", "meanings": ["Kuşatılmak, sınır içine alınmak, tahdit edilmek", "Örtülmüş"]}, {"word": "çevreleyiş", "meanings": ["Çevreleme işi"]}, {"word": "çevrelik", "meanings": ["Marangozlukta, mimarlıkta ve dülgerlikte kullanılan bütün kenar parçaları"]}, {"word": "çevren", "meanings": ["Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü", "Ufuk, göz erimi"]}, {"word": "çevre sağlığı", "meanings": ["Belli bir çevrede yaşayan kişilerin sağlığını etkileyen dış faktörler ve alınan önlemler"]}, {"word": "çevresel", "meanings": ["Çevre ile ilgili"]}, {"word": "çevre teker", "meanings": ["Sap ve kökte, merkez bölümünün en dış kuşağı"]}, {"word": "çevre yolu", "meanings": ["Şehir trafiğini aksatmamak amacıyla yerleşim yerinin dışından geçen ve şehir yollarına bağlanan ana yol"]}, {"word": "çevri", "meanings": ["Bir söz veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme, tevil", "Girdap"]}, {"word": "çevrik", "meanings": ["Çevrilmiş, dönük"]}, {"word": "çevrilemek", "meanings": ["Çevriye uğratmak, tevil etmek"]}, {"word": "çevrileme", "meanings": ["Çevrilemek işi"]}, {"word": "çevrili", "meanings": ["Çevrilmiş, kuşatılmış", "Dönük"]}, {"word": "çevriliş", "meanings": ["Çevrilme işi"]}, {"word": "çevrilme", "meanings": ["Çevrilmek işi"]}, {"word": "çevrilmek", "meanings": ["Çevirme işine konu olmak", "Kendini çevirmek, birine dönmek"]}, {"word": "çevrim", "meanings": ["Devir", "Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol, devre", "Elektrik enerjisinin bir başka enerjiye dönüştürülmesi"]}, {"word": "çevrimli", "meanings": ["İşi iyi yöneten, becerikli, idareli"]}, {"word": "çevrimsel", "meanings": ["Çevrimle ilgili veya çevrim biçiminde olan, devrî"]}, {"word": "çevrinme", "meanings": ["Çevrinmek işi, tavaf"]}, {"word": "çevrinmek", "meanings": ["Bir şeyin etrafında saygı ile dolanmak, tavaf etmek", "Kendini çevirmek, dönmek"]}, {"word": "çevrinti", "meanings": ["Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi", "Çeşitli tahıl karışığı"]}, {"word": "çeviri yazı", "meanings": ["Bir yazıyı bütün ses inceliklerini belirterek başka bir alfabeye çevirme yolu, yazı çevirimi, transkripsiyon", "Sözlü metinlerin ses inceliklerinin ayrıntılı bir biçimde özel işaretlerle yazıya aktarılması"]}, {"word": "çeyiz", "meanings": ["Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz"]}, {"word": "çeyiz düzmek", "meanings": ["çeyiz hazırlamak"]}, {"word": "çeyizci", "meanings": ["Çeyiz hazırlayan veya satan kimse"]}, {"word": "çeyizli", "meanings": ["Çeyizi olan"]}, {"word": "çeyizcilik", "meanings": ["Çeyizcinin yaptığı iş"]}, {"word": "çeyizlik", "meanings": ["Çeyiz eşyası", "Çeyiz olarak hazırlanan, çeyiz için ayrılan"]}, {"word": "çeyizsiz", "meanings": ["Çeyizi olmayan"]}, {"word": "çeyrek", "meanings": ["Dörtte bir", "Çeyrek altın", "On beş dakikalık zaman", "Alman markı", "Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş"]}, {"word": "çeyrek final", "meanings": ["Bir yarışmada ikili eşlemelerle son sekiz takımın oluşturduğu grup veya aşama"]}, {"word": "çeyrek finalist", "meanings": ["Çeyrek final aşamasına yükselme başarısını gösteren ekip veya kişi"]}, {"word": "çeyrekleme", "meanings": ["Çeyreklemek işi"]}, {"word": "çeyrek son", "meanings": ["Koşularda yarı final yarışına katılacak dört kişiyi seçmek üzere sekiz kişi veya dört takımı ayırmak için sekiz takım arasında düzenlenen seçme yarışı"]}, {"word": "çeyreklemek", "meanings": ["Süt çocuklarının kollarını ve bacaklarını çaprazlayarak vücutlarına idman yaptırmak"]}, {"word": "çıban", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi"]}, {"word": "çıban işlemek", "meanings": ["çıban irin akıtmak"]}, {"word": "çıbanın başını koparmak", "meanings": ["ağır bir sorunun patlak vermesine yol açmak"]}, {"word": "çıban ağırşağı", "meanings": ["Çıbanın patlamak üzere olan yeri", "Ağır sonuçlar doğurabilecek durum veya sorun"]}, {"word": "çıbanbaşı", "meanings": ["Yaranın ucu", "Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu", "Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse"]}, {"word": "çıbanlaşma", "meanings": ["Çıbanlaşmak durumu"]}, {"word": "çıdam", "meanings": ["Sabır"]}, {"word": "çıbanlaşmak", "meanings": ["Çıban durumuna gelmek"]}, {"word": "Çıfıt", "meanings": ["Yahudi"]}, {"word": "Çıfıtlık", "meanings": ["Yahudilik"]}, {"word": "çıfıt çarşısı", "meanings": ["Türlü şeylerin karmakarışık bir durumda bulunduğu yer"]}, {"word": "çığ", "meanings": ["Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi", "Bölme veya paravana"]}, {"word": "çığ düşmek", "meanings": ["dağdan aşağı çığ yuvarlanmak"]}, {"word": "çığ gibi büyümek", "meanings": ["bir olay birdenbire ve etkileyici bir biçimde büyümek"]}, {"word": "çığa", "meanings": ["Horoz, cennet kuşu vb. kuşların kuyruğundaki tüylerden en uzun ve gösterişli olanı"]}, {"word": "çığalanma", "meanings": ["Çığalanmak işi"]}, {"word": "çığa", "meanings": ["Yumurtasından havyar yapılan bir tür mersin balığı (Acipenser ruthenus)"]}, {"word": "çığıltı", "meanings": ["Çığlıkla karışık sesin adı"]}, {"word": "çığalanmak", "meanings": ["Atın kuyruğu horoz kuyruğu gibi dikilmek"]}, {"word": "çığır", "meanings": ["Çığın kar üzerinde açtığı iz", "Patika", "İz", "Yeni bir biçim, yöntem veya yol"]}, {"word": "çığır açmak", "meanings": ["bir alanda yeni bir yol, yöntem başlatmak"]}, {"word": "çığırış", "meanings": ["Çığırma işi"]}, {"word": "çığırtı", "meanings": ["Çığırma sesi"]}, {"word": "çığırmak", "meanings": ["Çağırmak, seslenmek"]}, {"word": "çığırma", "meanings": ["Çığırmak işi"]}, {"word": "çığırtkanlık", "meanings": ["Çığırtkanın yaptığı iş"]}, {"word": "çığırtkan", "meanings": ["Çağırtkan", "Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse", "Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse"]}, {"word": "çığırtma", "meanings": ["Çığırtmak işi", "Basit, küçük, nefesli bir çalgı"]}, {"word": "çığırtmacı", "meanings": ["Çığırtma çalan kimse"]}, {"word": "çığırtmak", "meanings": ["Çağırtmak"]}, {"word": "çığralık", "meanings": ["Karda kürekle, dallarla açılan dar yol", "Bir tür çalılık"]}, {"word": "çığlık", "meanings": ["Acı, ince ve keskin ses, feryat, figan"]}, {"word": "çığlık atmak (veya koparmak veya basmak)", "meanings": ["kulak tırmalayıcı korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak"]}, {"word": "çıkagelmek", "meanings": ["Beklenmedik bir zamanda gelmek"]}, {"word": "çıkagelme", "meanings": ["Çıkagelmek işi"]}, {"word": "çıkacak", "meanings": ["Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma"]}, {"word": "çıkak", "meanings": ["Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç", "Boğumlanma noktası"]}, {"word": "çıkan", "meanings": ["Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı"]}, {"word": "çıkar", "meanings": ["Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar"]}, {"word": "çıkar gözetmek", "meanings": ["çıkarına bakmak"]}, {"word": "çıkarına bakmak", "meanings": ["yalnızca kendini ve kendi durumunu gözeterek çıkar sağlamak"]}, {"word": "çıkarım", "meanings": ["Çıkarma işi", "Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarını, yanlışlıklarını çıkarma, istidlal"]}, {"word": "çıkar budak", "meanings": ["Çevresi ile bağlantısı zayıflayan ve bazı ağaç türlerinde kendiliğinden düşebilen bir tür budak"]}, {"word": "çıkarcı", "meanings": ["Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar"]}, {"word": "çıkarma", "meanings": ["Çıkarmak işi, emisyon", "Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma", "Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh"]}, {"word": "çıkarını tepmek", "meanings": ["kendisine yarar sağlayacak bir şeyi veya bir durumu istememek", "kendisine yarar sağlayacak bir şeyden veya durumdan yararlanmamak"]}, {"word": "çıkarcılık", "meanings": ["Çıkarcı olma durumu, çıkarseverlik, menfaatçilik, menfaatperestlik, menfaatperverlik, menfaat düşkünlüğü"]}, {"word": "çıkarılma", "meanings": ["Çıkarılmak işi"]}, {"word": "çıkarılış", "meanings": ["Çıkarılma işi"]}, {"word": "çıkarış", "meanings": ["Çıkarma işi"]}, {"word": "çıkarılmak", "meanings": ["Çıkarma işine konu olmak"]}, {"word": "çıkarma gemisi", "meanings": ["Çıkarma yapılacak kıyıya asker, araç ve cephane taşımaya yarayan, altı düz küçük deniz aracı"]}, {"word": "çıkarma birliği", "meanings": ["Deniz kıyısında çıkarma harekâtı yapmak üzere eğitilmiş, özel yapılmış hafif ve küçük teknelerden kurulmuş askerî birlik"]}, {"word": "çıkarma harekâtı", "meanings": ["Düşman işgalinde olan bir kıyıya, güvenli bir köprübaşı kurmak amacıyla düzenlenen ve çeşitli birliklerin görev aldığı askerî harekât", "Bir konuda kamuoyu oluşturmak veya yandaş toplamak için yoğun faaliyet gösterme"]}, {"word": "çıkarma işareti", "meanings": ["Çıkarma işlemini gösteren `-` işareti"]}, {"word": "çıkarsama", "meanings": ["Bir önermeden, düşünce yoluyla bir başka önermeye geçme işi, istihraç"]}, {"word": "çıkarmak", "meanings": ["Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak", "Sonunu getirmek", "Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek", "Bulmak, ortaya koymak", "Hatırlamak", "Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek", "Sağlamak, elde etmek", "Gibi göstermek, bir davranış yüklemek", "Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak", "İlgisini keserek uzaklaştırmak", "Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak", "Yayımlamak", "Gidermek", "Yapmak, üretmek", "Sunmak", "Göstermek", "Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak", "Yollamak, göndermek", "Boşaltmak", "Resim yapmak", "Fotoğraf çektirmek", "Söylemek", "Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek"]}, {"word": "çıkartı", "meanings": ["Boşaltım ile vücuttan dışarı çıkan madde, ıtrah maddesi"]}, {"word": "çıkartılma", "meanings": ["Çıkartılmak işi"]}, {"word": "çıkartma", "meanings": ["Çıkartmak işi", "Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı"]}, {"word": "çıkartılmak", "meanings": ["Çıkartma işi yapılmak"]}, {"word": "çıkartmak", "meanings": ["Çıkartma işini yapmak"]}, {"word": "çıkar yol", "meanings": ["Güç durumlarda insanı başarıya ulaştıran, kurtaran davranış, çözüm yolu, çare"]}, {"word": "çıkık", "meanings": ["Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması", "Yerinden çıkmış (kemik veya organ)", "Çıkıntısı olan"]}, {"word": "çıkı", "meanings": ["Çıkın"]}, {"word": "çıkıkçı", "meanings": ["Çıkıkları düzelten kimse"]}, {"word": "çıkıkçılık", "meanings": ["Çıkıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "çıkılanma", "meanings": ["Çıkılanmak işi"]}, {"word": "çıkıklık", "meanings": ["Çıkık olma durumu"]}, {"word": "çıkılamak", "meanings": ["Çıkı yapmak"]}, {"word": "çıkılama", "meanings": ["Çıkılamak işi"]}, {"word": "çıkılatma", "meanings": ["Çıkılatmak işi"]}, {"word": "çıkılatmak", "meanings": ["Çıkı yaptırmak"]}, {"word": "çıkılanmak", "meanings": ["Çıkılama işi yapılmak"]}, {"word": "çıkılma", "meanings": ["Çıkılmak işi"]}, {"word": "çıkın", "meanings": ["Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı"]}, {"word": "çıkın etmek", "meanings": ["çıkınlamak"]}, {"word": "çıkılmak", "meanings": ["Çıkma işine konu olmak"]}, {"word": "çıkıntılı", "meanings": ["Çıkıntısı olan"]}, {"word": "çıkır çıkır", "meanings": ["Şıkır şıkır"]}, {"word": "çıkıntısız", "meanings": ["Çıkıntısı olmayan"]}, {"word": "çıkıntı", "meanings": ["Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm", "Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma", "Kambur", "Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse)"]}, {"word": "çıkınlama", "meanings": ["Çıkınlamak işi"]}, {"word": "çıkınlamak", "meanings": ["Çıkına koyup bağlamak"]}, {"word": "çıkış almak", "meanings": ["işten ayrılmak", "çıkış belgesi almak", "çıktı almak"]}, {"word": "çıkış vermek", "meanings": ["belge düzenleyip işine son vermek"]}, {"word": "çıkış yapmak", "meanings": ["bir tartışmada, karşı düşüncede olanları alt etmek için sert davranışta bulunmak", "uçak herhangi bir görevle havalanmak"]}, {"word": "çıkış", "meanings": ["Çıkma işi", "Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta", "Yokuş", "Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması", "Mezuniyet, okul bitirme", "Çıkış belgesi", "Beklenilmeyen bir sırada yapılan sert konuşma", "Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti", "Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı", "Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar", "Çıktı"]}, {"word": "çıkış çizgisi", "meanings": ["Yarışa başlangıç olarak belirlenen beyaz çizgi"]}, {"word": "çıkış belgesi", "meanings": ["Bir kimsenin bir okulu bitirdiğini göstermek için geçici olarak verilen belge, çıkış", "Bir malın ülke dışına çıkarılma iznini gösteren belge"]}, {"word": "çıkışlı", "meanings": ["Belli bir okulu veya öğrenim kademesini bitirmiş olan, mezun"]}, {"word": "çıkış kapısı", "meanings": ["Yapılarda dışarı çıkmayı sağlayan kapı"]}, {"word": "çıkış hakemi", "meanings": ["Yarışa başlama işaretini veren görevli"]}, {"word": "çıkışma", "meanings": ["Çıkışmak işi"]}, {"word": "çıkışmak", "meanings": ["Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak", "Yeter olmak, yetmek"]}, {"word": "çıkış noktası", "meanings": ["Bir şeye başlanılan yer"]}, {"word": "çıkışamamak", "meanings": ["boy ölçüşememek, eşit derecede olmamak"]}, {"word": "çıkıştırmak", "meanings": ["Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak"]}, {"word": "çıkış takozu", "meanings": ["Kısa mesafeli hız koşularında, sporcuların dizlerini yere dayadıktan sonra ayaklarını bastırıp itme gücü sağlamak ve hız kazanmak amacıyla kullandıkları özel araç"]}, {"word": "çıkıştırma", "meanings": ["Çıkıştırmak işi"]}, {"word": "çıkış yolu", "meanings": ["Çözüm"]}, {"word": "çıkıt", "meanings": ["Çıkak"]}, {"word": "çıkma", "meanings": ["Çıkmak işi", "Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon", "Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak", "Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar", "Desteklemek amacıyla verilen para", "Çıkmış", "Eski, kullanılmış"]}, {"word": "çıkmak", "meanings": ["İçeriden dışarıya varmak, gitmek", "Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek", "Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak", "Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek", "Süresi dolduğunda ayrılmak", "Yapılmak, yürümek", "Yetişecek ölçüde olmak", "Eksilmek", "Meydana gelmek", "Sıyrılmak, ayrılmak", "Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak", "Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek", "Bir şeyin yukarısına doğru yürümek", "Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak", "Yetkili birinin makamına iş için gitmek", "Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak", "Bir konu yetkililerce karara bağlanmak", "Mal olmak", "Oyunda herhangi bir rolü oynamak", "Bir yere ulaşmak, varmak", "Karaya ayak basmak", "Yayılmak, duyulmak", "Olmak, bulunmak, var olmak", "Bir iddia ile ortalıkta görünmek", "Yayılmak", "Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek", "Bulaşmak", "Binaya kat eklemek", "Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak", "Niteliği sonradan anlaşılmak", "Belirmek, tanınmak", "Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak", "Yerinden oynamak", "Görünür veya belli bir durumda bulunmak", "Oluşmak, olmak", "Piyasaya sürülmek", "Bitmek, büyümek, sürmek", "Verilmek", "Ay veya mevsim geçmek", "Yeni yetişip satışa sunulmak", "Yükselmek, artmak", "Artırmak, fiyatı yükseltmek", "Sesini yükseltmek", "Büyük abdest bozmak", "Giderilmek, yok olmak", "Unutmak", "Ay, Güneş görünmek", "Yayımlanmak", "Gelmek", "Gerçekleşmek", "Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak", "Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek", "Flört etmek", "Erişmek, görmek", "Harcamak zorunda kalmak", "Vermeye katlanmak"]}, {"word": "çıkmaklık", "meanings": ["Çıkma durumunda olma"]}, {"word": "çıkma durumu", "meanings": ["Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan \\/ -den, - tan \\/ -ten ekleri ile kurulan durum, ayrılma durumu, ablatif: okuldan, evden, sokaktan, işten vb"]}, {"word": "çıkmalı", "meanings": ["Çıkma durumunda olan"]}, {"word": "çıkmalı tamlama", "meanings": ["Tamlayanı çıkma durumunda olan ve tamlananı üçüncü kişi iyelik eki alan tamlama: İnsanlardan bazıları. Öğrencilerden ikisi gibi"]}, {"word": "çıkmadık canda umut var", "meanings": ["`elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çıkmalı tümleç", "meanings": ["Fiilin anlamını tamlayan ve çıkma durumunda bulunan dolaylı tümleç"]}, {"word": "çıkmaz", "meanings": ["Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak", "Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan"]}, {"word": "çıkmaza girmek", "meanings": ["bir iş çözümlenemeyecek, içinden çıkılmayacak bir duruma düşmek"]}, {"word": "çıkmaza sokmak", "meanings": ["bir işi, bir durumu çözümlenemez, güç bir duruma getirmek"]}, {"word": "çıkmaz ayın son çarşambası", "meanings": ["işin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "çıkmazda olmak", "meanings": ["çözüm bulamamak, çözümsüz durumda olmak"]}, {"word": "çıkra", "meanings": ["Sık çalı"]}, {"word": "çıkmaz sokak", "meanings": ["Girişi ve çıkışı aynı olan sokak", "Sonu olmayan olay, durum vb., boşuna çaba"]}, {"word": "çıkrık", "meanings": ["Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç", "İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap", "Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir"]}, {"word": "çıkralık", "meanings": ["Çıkra ile örtülü yer"]}, {"word": "çıkrıkçı", "meanings": ["Çıkrık yapıp satan kimse", "Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine"]}, {"word": "çıkrıkçılık", "meanings": ["Çıkrıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "çıkrıkçın", "meanings": ["Bir tür ördek"]}, {"word": "çıkrıklı", "meanings": ["Çıkrığı olan"]}, {"word": "çıkrıksız", "meanings": ["Çıkrığı olmayan"]}, {"word": "çıktı", "meanings": ["Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı", "Artık", "Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, çıkış", "Mezuniyet belgesi"]}, {"word": "çıktı almak", "meanings": ["bilgisayarda bulunan bir metni kâğıda yazdırmak"]}, {"word": "çılbır", "meanings": ["Kaynamış suyun içine kırılan yumurta piştikten sonra kevgirden geçirilip üzerine sarımsaklı yoğurt ve sos dökülerek hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "çıldır çıldır", "meanings": ["Canlı canlı", "Parlak parlak, parlayarak"]}, {"word": "çıldırasıya", "meanings": ["Çılgınca"]}, {"word": "çıldırış", "meanings": ["Çıldırma işi"]}, {"word": "çıldırma", "meanings": ["Çıldırmak işi"]}, {"word": "çıldırmak", "meanings": ["Delirmek, aklını oynatmak", "Israrlı bir biçimde istemek, büyük arzu göstermek"]}, {"word": "çıldırtma", "meanings": ["Çıldırtmak işi"]}, {"word": "çılgın", "meanings": ["Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun", "Çok büyük, aşırı, olağanüstü"]}, {"word": "çıldırtmak", "meanings": ["Çıldırmasına sebep olmak"]}, {"word": "çılgına dönmek", "meanings": ["sevinç, öfke, kızgınlık vb. duygular sonucu aşırı ölçüde heyecanlanmak", "kendine hâkim olamamak"]}, {"word": "çılgınca", "meanings": ["Deli gibi, delicesine, çılgıncasına", "Aşırı bir biçimde"]}, {"word": "çılgıncasına", "meanings": ["Çılgınca"]}, {"word": "çılgınlaşma", "meanings": ["Çılgınlaşmak işi"]}, {"word": "çılgınlaşmak", "meanings": ["Çılgınca davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "çılgınlık", "meanings": ["Aşırı davranış"]}, {"word": "çıma", "meanings": ["Halat ucu"]}, {"word": "çıma vermek", "meanings": ["halat uzatmak"]}, {"word": "çımacı", "meanings": ["Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi"]}, {"word": "çımacılık", "meanings": ["Çımacının yaptığı iş"]}, {"word": "çımkırma", "meanings": ["Çımkırmak işi"]}, {"word": "çımbar", "meanings": ["Dokuma tezgâhındaki kumaşı germeye yarayan iki tarafı dişli araç"]}, {"word": "çımkırmak", "meanings": ["Kuş, pislemek"]}, {"word": "çın", "meanings": ["Doğru, gerçek"]}, {"word": "çın tutmak", "meanings": ["doğru olduğunu söylemek, doğrulamak"]}, {"word": "çınar", "meanings": ["İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus)"]}, {"word": "çınargiller", "meanings": ["Örneği çınar olan bitki familyası"]}, {"word": "çınarlı", "meanings": ["Çınarı olan"]}, {"word": "çınayaz", "meanings": ["Açık, mehtaplı, çok soğuk hava"]}, {"word": "çınarlık", "meanings": ["Çınar ağaçları çok olan yer"]}, {"word": "çın çın", "meanings": ["Metal eşyaya vurulduğunda çıkan sese benzeyen bir ses çıkararak"]}, {"word": "çın çın inletmek", "meanings": ["gür ve keskin ses çıkarmak"]}, {"word": "çın çın ötmek", "meanings": ["sürekli olarak keskin ses çıkarmak"]}, {"word": "çıngar", "meanings": ["Kavga, gürültü"]}, {"word": "çıngar kopmak (veya çıkmak)", "meanings": ["gürültü, kavga çıkmak"]}, {"word": "çıngı", "meanings": ["Kıvılcım", "Parça, zerre"]}, {"word": "çıngıl", "meanings": ["Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı"]}, {"word": "çıngırak", "meanings": ["Küçük çan", "İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne, çıngırdak", "Çocuk oyuncağı olarak kullanılan saplı bir çıngırak türü"]}, {"word": "çıngar çıkarmak (veya koparmak)", "meanings": ["gürültü, kavga çıkarmak"]}, {"word": "çıngırağı çekmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "çıngırakçı", "meanings": ["Çıngırak yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çıngırakçılık", "meanings": ["Çıngırakçının yaptığı iş"]}, {"word": "çıngıraklı deve kaybolmaz", "meanings": ["`kalıcı eser bırakan kimseler hiçbir zaman unutulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çıngıraklı", "meanings": ["Çıngırak taşıyan, üzerinde çıngırak bulunan", "Neşeli ve yüksek sesli (gülüş, kahkaha)"]}, {"word": "çıngıraklı yılan", "meanings": ["Çıngıraklı yılangillerden, kuyruk ucundaki sert pulları kımıldatarak kuru yaprak hışırtısına benzer bir ses çıkartan tehlikeli bir yılan (Crotalus)"]}, {"word": "çıngır çıngır", "meanings": ["Çıngırak sesine benzer ses çıkararak"]}, {"word": "çıngıraklı yılangiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "çıngırdak", "meanings": ["Çıngırak"]}, {"word": "çıngırdamak", "meanings": ["Çıngırak sesi çıkarmak"]}, {"word": "çıngırdama", "meanings": ["Çıngırdamak işi"]}, {"word": "çıngırdatma", "meanings": ["Çıngırdatmak işi"]}, {"word": "çıngırdatmak", "meanings": ["Çıngırak sesi çıkarmasını sağlamak"]}, {"word": "çınlama", "meanings": ["Çınlamak işi"]}, {"word": "çıngırtı", "meanings": ["Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı"]}, {"word": "çınlak", "meanings": ["Çınlaması, yankısı çok olan (yer)"]}, {"word": "çınlamak", "meanings": ["`Çın` diye ses çıkarmak", "Yankı vermek"]}, {"word": "çınlamalı", "meanings": ["Çınlaması olan"]}, {"word": "çınlatış", "meanings": ["Çınlatma işi"]}, {"word": "çınlatmak", "meanings": ["Çınlamasını sağlamak"]}, {"word": "çınlatma", "meanings": ["Çınlatmak işi"]}, {"word": "çınlayış", "meanings": ["Çınlama işi"]}, {"word": "çınsabah", "meanings": ["Sabahleyin, çok erken"]}, {"word": "çıpıl çıpıl", "meanings": ["Su ile oynayarak"]}, {"word": "çıpı çıpı", "meanings": ["Çocuk dilinde yıkanma"]}, {"word": "çıpır", "meanings": ["Yonga"]}, {"word": "cıbıldak", "meanings": ["Çıplak"]}, {"word": "çıpır makinesi", "meanings": ["Elyaflı plaka imalatında kullanılmak üzere odunları yonga durumuna getiren makine"]}, {"word": "çıplak", "meanings": ["Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak", "Saçsız (baş)", "Üzerinde yaprak olmayan", "İçinde gerekli eşya bulunmayan", "Yoksul (kimse)", "Yalın, süssüz", "Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü"]}, {"word": "çıplak alev", "meanings": ["Isıtılacak maddelere veya bunların içinde bulunduğu kaplara doğrudan doğruya yöneltilen ateş veya alev"]}, {"word": "çıplak at", "meanings": ["Koşumları ve gemi takılmamış, eyerlenmemiş at"]}, {"word": "çıplaklar kampı", "meanings": ["İnsanların giysisiz dolaştıkları dinlenme bölgesi"]}, {"word": "çıplaklaşma", "meanings": ["Çıplaklaşmak işi"]}, {"word": "çıplaklaşmak", "meanings": ["Çıplak duruma gelmek"]}, {"word": "çıplaklaştırmak", "meanings": ["Çıplak duruma getirmek"]}, {"word": "çıplaklaştırma", "meanings": ["Çıplaklaştırmak işi"]}, {"word": "çıplaklık", "meanings": ["Çıplak olma durumu"]}, {"word": "çıplak maden", "meanings": ["Tamamen saf durumda, içinde hiçbir yabancı madde bulunmayan maden"]}, {"word": "çıplak mülkiyet", "meanings": ["Yararlanma hakkı başkasının olan bir mal üzerindeki sahiplik durumu"]}, {"word": "çıplak resim", "meanings": ["Resim sanatında çıplak insanı konu alan bir resim türü, nü"]}, {"word": "çıplak tohumlular", "meanings": ["Açık tohumlular"]}, {"word": "çıplak ücret", "meanings": ["Vergiler, yan ödemeler veya primler dışında kalan asli ücret, çıplak maaş"]}, {"word": "çırak vermek", "meanings": ["çırak olarak çalışması için bir iş yerine göndermek"]}, {"word": "çıra", "meanings": ["Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü", "Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça", "Lamba"]}, {"word": "çerağ", "meanings": ["Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç, çırağ", "Işık, çırağ"]}, {"word": "çırak", "meanings": ["Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse", "Dükkânda ayak işlerine bakan kimse", "Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse"]}, {"word": "çırak almak", "meanings": ["yanında çırak çalıştırmak"]}, {"word": "çırak çıkarmak", "meanings": ["bir kimseyi beklediğinden az bir kazançla ortaklıktan uzaklaştırmak", "cariye veya odalıkların saray, konak, köşk vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra evlenmelerine veya o yerlerden ayrılmalarına izin vermek"]}, {"word": "çıraklık", "meanings": ["Çırak olma durumu, yamaklık", "Çırağın yaptığı iş", "Çırağa verilen ücret", "Çırakların çalıştığı yer"]}, {"word": "çıraklık etmek", "meanings": ["çırak olarak çalışmak"]}, {"word": "çırakman", "meanings": ["Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk", "Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş", "Çırakma"]}, {"word": "çırakma", "meanings": ["Şamdan"]}, {"word": "çıralık", "meanings": ["Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)", "Çıra konulan yer"]}, {"word": "çıralı", "meanings": ["Çırası olan"]}, {"word": "çıramoz", "meanings": ["Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara"]}, {"word": "çırçıl", "meanings": ["Gemilere fıçı, varil vb. yükü yükleme, boşaltma sırasında kullanılan iki tarafı kancalı sapan"]}, {"word": "çırçıplak", "meanings": ["Çırılçıplak"]}, {"word": "çırçıplaklık", "meanings": ["Çırçıplak olma durumu"]}, {"word": "çırçır", "meanings": ["Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet"]}, {"word": "çır çır", "meanings": ["`Ne yapacağını şaşırmış bir durumda çok üzüntü ve telaş içinde olmak` anlamındaki çır çır çırpınmak sözünde geçer"]}, {"word": "çırçırlama", "meanings": ["Çırçırlamak işi"]}, {"word": "çırçır", "meanings": ["Küçük pınar"]}, {"word": "çırılçıplak", "meanings": ["Tamamen çıplak, çırçıplak, anadan doğma, anadan üryan", "Bitki örtüsü bulunmayan", "Çok açık bir biçimde"]}, {"word": "çırılçıplaklık", "meanings": ["Çırılçıplak olma durumu"]}, {"word": "çırçırlamak", "meanings": ["Pamuk, keten, kendir vb. bitkisel dokuma ham maddelerini çekirdek veya kabuklarından temizlemek"]}, {"word": "çırpı", "meanings": ["Dal, budak kırpıntısı", "Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi", "Çok zayıf"]}, {"word": "çırpı gibi", "meanings": ["çok ince, çok zayıf (kol ve bacak)"]}, {"word": "çırnık", "meanings": ["Küçük boyda kayık", "Üç flok yelkeni bulunan, iki yüz tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli"]}, {"word": "çırpı vurmak", "meanings": ["boyaya batırılmış ipin gerilip çabucak çırpılmasıyla yüzeylere çizgi çekmek"]}, {"word": "çırpıya getirmek", "meanings": ["bir sıra veya çizgi üzerine getirmek"]}, {"word": "çırpıcı", "meanings": ["Çırpma işini yapan kimse veya şey", "Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse", "Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser"]}, {"word": "çırpı ipi", "meanings": ["İki nokta arasında düzgünlüğü sağlamak için kullanılan ip"]}, {"word": "çırpılma", "meanings": ["Çırpılmak işi"]}, {"word": "çırpılmak", "meanings": ["Çırpma işine konu olmak"]}, {"word": "çırpınma", "meanings": ["Çırpınmak işi"]}, {"word": "çırpınış", "meanings": ["Çırpınma işi"]}, {"word": "çırpınmak", "meanings": ["Acı ile debelenmek", "Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek", "Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak", "Ne yapacağını şaşırmış bir durumda üzülmek ve telaşlanmak", "Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirebilmek için aşırı derecede çaba harcamak"]}, {"word": "çırpıntılı", "meanings": ["Ufak ve oynak dalgalı (deniz)", "Çırpıntısı olan"]}, {"word": "çırpıntı", "meanings": ["Çırpınma", "Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması", "Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon", "Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu"]}, {"word": "çırpış", "meanings": ["Çırpma işi"]}, {"word": "çırpışma", "meanings": ["Çırpışmak işi"]}, {"word": "çırpıştırılma", "meanings": ["Çırpıştırılmak işi"]}, {"word": "çırpışmak", "meanings": ["Kuşlar kanatlarını oynatmak"]}, {"word": "çırpıştırılmak", "meanings": ["Çırpıştırma işi yaptırılmak"]}, {"word": "çırpıştırmak", "meanings": ["Emek harcamadan özensiz ve üstünkörü yapmak"]}, {"word": "çırpıştırma", "meanings": ["Çırpıştırmak işi", "Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılan (iş)"]}, {"word": "çırpma", "meanings": ["Çırpmak işi", "Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılan dikiş biçimi"]}, {"word": "çırpmacı", "meanings": ["Çırpma işini yapan kimse"]}, {"word": "çırpmacılık", "meanings": ["Çırpmacının yaptığı iş"]}, {"word": "çırptırma", "meanings": ["Çırptırmak işi"]}, {"word": "çırpmak", "meanings": ["Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek", "İki şeyi birbirine çarpmak", "Bir şeyin ucundan bir parça kesmek", "Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak", "Çalmak, hırsızlık etmek", "Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak"]}, {"word": "çırptırmak", "meanings": ["Çırpma işini yaptırmak"]}, {"word": "çıt çıkmamak", "meanings": ["en hafif bir ses bile çıkmamak"]}, {"word": "çıt (veya çıtını) çıkarmamak", "meanings": ["ses çıkarmamak", "hiç konuşmamak"]}, {"word": "çıt", "meanings": ["Hafif ve anlık ses"]}, {"word": "çıt etmek", "meanings": ["`çıt` sesi çıkarmak"]}, {"word": "çıtı çıkmamak", "meanings": ["hiç konuşmamak"]}, {"word": "çıta", "meanings": ["Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta"]}, {"word": "çıtayı yükseltmek", "meanings": ["hedefi yüksek belirlemek"]}, {"word": "çıtak", "meanings": ["Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan", "Kaba, huysuz, kavgacı"]}, {"word": "çıtçıt", "meanings": ["Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça", "Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç", "Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç"]}, {"word": "çıtçıtlamak", "meanings": ["Çıtçıtla tutturmak"]}, {"word": "çıtçıtlama", "meanings": ["Çıtçıtlamak işi"]}, {"word": "çıtı pıtı", "meanings": ["Ufak tefek ve sevimli, çıtır pıtır"]}, {"word": "çıtır çıtır", "meanings": ["Çok taze, gevrek", "Kömür ve odun yanarken, ince tahta çubuklar vb. kırılırken, gevrek bir şey yenilirken çıkan ses"]}, {"word": "çıtır çıtır etmek", "meanings": ["çıtırdamak"]}, {"word": "çıtır çıtır konuşmak", "meanings": ["düzgün ve uzunca konuşmak"]}, {"word": "çıtırdama", "meanings": ["Çıtırdamak işi"]}, {"word": "çıtırdamak", "meanings": ["Çıtır çıtır ses çıkarmak"]}, {"word": "çıtırdatma", "meanings": ["Çıtırdatmak işi"]}, {"word": "çıtırdatış", "meanings": ["Çıtırdatma işi"]}, {"word": "çıtırdatmak", "meanings": ["Çıtır çıtır ses çıkarmasına yol açmak"]}, {"word": "çıtırdayış", "meanings": ["Çıtırdama işi"]}, {"word": "çıtır pıtır", "meanings": ["Çıtı pıtı", "Kolaylıkla ve tatlı tatlı (konuşmak)"]}, {"word": "çıtırtı", "meanings": ["Çıtırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "çıtkırıldım", "meanings": ["Aşırı incelik, dayanıksızlık ve çekingenlik gösteren (kimse)"]}, {"word": "çıtkırıldımlık", "meanings": ["Çıtkırıldım olma durumu"]}, {"word": "çıtlamak", "meanings": ["`Çıt` sesi çıkarmak"]}, {"word": "çıtlama", "meanings": ["Çıtlamak işi", "Antep fıstığının kabuğunu aralama"]}, {"word": "çıtlatılma", "meanings": ["Çıtlatılmak işi"]}, {"word": "çıtlatılmak", "meanings": ["Çıtlatma işi yapılmak"]}, {"word": "çıtlatış", "meanings": ["Çıtlatma işi"]}, {"word": "çıtlatma", "meanings": ["Çıtlatmak işi"]}, {"word": "çıtlık", "meanings": ["Çitlembik"]}, {"word": "çıtpıt", "meanings": ["Ayak altında ezilerek çıtır çıtır ses çıkaran bir patlangaç türü, çatapat"]}, {"word": "çıvgar", "meanings": ["Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan"]}, {"word": "çıtlatmak", "meanings": ["Bir şeyden `çıt` sesi çıkarmak", "Antep fıstığının kabuğunu aralamak", "İş parçalarının bazı yerlerini oyup çıkarmadan makasla kesmek", "Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ancak sezdirecek kadar söz etmek"]}, {"word": "çıvgın", "meanings": ["Şıvgın"]}, {"word": "çıvma", "meanings": ["Çıvmak işi"]}, {"word": "çıvmak", "meanings": ["Atlamak, sıçramak, zıplamak", "Cıvmak"]}, {"word": "çıyan", "meanings": ["Çok ayaklılardan, sarımtırak renkte, zehirli bir böcek (Scolopendra)", "Hain"]}, {"word": "çıyan gibi", "meanings": ["hain bakışlı (kimse)"]}, {"word": "çıyan gözlü", "meanings": ["Mavi gözlü"]}, {"word": "çıyanlık", "meanings": ["Hain olma durumu, hainlik"]}, {"word": "çıyanlık etmek", "meanings": ["hainlik etmek"]}, {"word": "çiçek", "meanings": ["Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü", "Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi", "Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse", "Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz", "İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık"]}, {"word": "çızıktırmak", "meanings": ["Çiziktirmek"]}, {"word": "çiçek çıkarmak", "meanings": ["çiçek hastalığına tutulmak"]}, {"word": "çiçek açmak (veya vermek)", "meanings": ["çiçeklenmek", "yeniden ortaya çıkmak, görüntü vermek"]}, {"word": "çiçek gibi", "meanings": ["temiz, bakımlı, güzel"]}, {"word": "çiçekçi", "meanings": ["Çiçek yetiştiren, satan veya yapma çiçek işiyle uğraşan kimse", "Çiçek satılan yer"]}, {"word": "çiçek olmak", "meanings": ["yaşına, durumuna uymayan aşırı davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "çiçek aşısı", "meanings": ["Çiçek hastalığına karşı bağışıklık sağlamak amacıyla aşı olarak yapılan zayıflatılmış çiçek virüsü"]}, {"word": "çiçeğe kesmek", "meanings": ["çiçek açmak"]}, {"word": "çiçek biti", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, küçük ve yumuşak vücutlu olan, bitkilerin üzerinde sürü durumunda yaşayan bir tür böcek"]}, {"word": "çiçek bahçesi", "meanings": ["Çiçek yetiştirilen veya çiçeklerle kaplanmış süslü bahçe"]}, {"word": "çiçek boyası", "meanings": ["Kırmız"]}, {"word": "çiçek bozuğu", "meanings": ["Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olmuş"]}, {"word": "çiçekçilik", "meanings": ["Çiçekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çiçek dürbünü", "meanings": ["Kaleydoskop"]}, {"word": "çiçek durumu", "meanings": ["Çiçeklerin sap üzerindeki dizilişi"]}, {"word": "çiçekevi", "meanings": ["Çiçek yetiştirilen ve satılan yer"]}, {"word": "çiçekleme", "meanings": ["Çiçeklemek işi"]}, {"word": "çiçeklemek", "meanings": ["Çiçek dikmek", "Çiçekle donatmak"]}, {"word": "çiçeklendirme", "meanings": ["Çiçeklendirmek işi"]}, {"word": "çiçeklendirmek", "meanings": ["Çiçekli duruma getirmek", "Çiçekli bir durumdaymış gibi görünmek"]}, {"word": "çiçekleniş", "meanings": ["Çiçeklenme işi"]}, {"word": "çiçeklenme", "meanings": ["Çiçeklenmek işi", "Çiçeğin açma zamanı", "Tuzların billurlaşma sularını yitirerek toz durumuna gelmesi"]}, {"word": "çiçeklenmek", "meanings": ["Çiçek açmak, çiçek vermek, çiçekli duruma gelmek", "Gelişmeye başlamak", "Tazelenmek, gençleşmek"]}, {"word": "çiçekleşme", "meanings": ["Çiçekleşmek işi"]}, {"word": "çiçekli", "meanings": ["Çiçeği veya çiçek resimleri olan"]}, {"word": "çiçekleşmek", "meanings": ["Çiçek durumuna girmek, çiçek gibi olmak"]}, {"word": "çiçekli bitkiler", "meanings": ["Tohumlu bitkiler"]}, {"word": "çiçeklik", "meanings": ["Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap", "Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer", "Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu", "Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça"]}, {"word": "çiçek pazarı", "meanings": ["Çiçeklerin alınıp satıldığı çarşı"]}, {"word": "çiçek sapçığı", "meanings": ["Çiçekleri sapa birleştiren ince ve küçük bölüm"]}, {"word": "çiçek sapı", "meanings": ["Bütün çiçeklerin, üzerinde toplandığı veya bitiştiği sap"]}, {"word": "çiçeksever", "meanings": ["Çiçeğe düşkün (kimse)"]}, {"word": "çiçeksimek", "meanings": ["Çiçek gibi olmak, çiçeklenmek", "Kristal durumunda bulunan bir bileşik, kristal suyunu yitirip beyazımsı bir toz durumunu almak", "Deride leke, sivilce, çiçek gibi döküntüler belirmek"]}, {"word": "çiçeksime", "meanings": ["Çiçeksimek işi veya sonucu"]}, {"word": "çiçeksiz bitkiler", "meanings": ["Üreme organları gizli olan mantarlar, eğrelti otları vb. bitkiler sınıfı"]}, {"word": "çiçeksiz", "meanings": ["Çiçeği olmayan"]}, {"word": "çiçek soğanı", "meanings": ["Lale vb. çiçeklerin ekim zamanı köklerinde oluşan soğan biçimindeki yumru filiz"]}, {"word": "çiçek suyu", "meanings": ["Turunçgillerin çiçeklerinin imbikten geçirilmesiyle elde edilen güzel kokulu su"]}, {"word": "çiçek tozu", "meanings": ["Çiçekli bitkilerde erkek organın başçığında bulunan döl hücresi, polen"]}, {"word": "çiçek tacı", "meanings": ["Çiçeklerin üreme organlarının çevresinde türlü renkte yaprakçıklardan oluşan ve böcekleri çeken organ, tüveyç"]}, {"word": "çiçek yağı", "meanings": ["Ayçiçeği yağı"]}, {"word": "çiçek yaprağı", "meanings": ["Çiçek sapı üzerinde ve çiçeğe yakın, özel biçimler gösteren yaprak"]}, {"word": "çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin", "meanings": ["`bakımını iyi yaparsan bağın iyi olur, bağla uğraşmak bir eğlencedir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çift", "meanings": ["Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler)", "Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş", "Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan", "Küçük maşa veya cımbız"]}, {"word": "çift görmek", "meanings": ["sarhoş olmak"]}, {"word": "çift koşmak", "meanings": ["hayvanları sabana, pulluğa koşmak"]}, {"word": "çift sürmek", "meanings": ["saban, pulluk kullanarak toprağı ekilebilir duruma getirmek"]}, {"word": "çifte gitmek", "meanings": ["tarla sürmeye gitmek"]}, {"word": "çifte koşmak", "meanings": ["çift koşmak"]}, {"word": "çifti bozmak", "meanings": ["çiftçilik yapmaktan vazgeçmek"]}, {"word": "çift atış", "meanings": ["Çıkış hakeminin, çıkışın yanlış olduğunu koşuculara bildirmek ve yarışı durdurmak için yaptığı iki el tabanca atışı"]}, {"word": "çift ile koyun, gerisi oyun", "meanings": ["`en zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapılan çiftçiliktir, diğer işler eğlence gibidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çift ayaklılar", "meanings": ["Duyargaları sekiz eklemli, vücut halkalarında ikişer çift ayak bulunan, ıslak ve karanlık yerleri seven çok ayaklılar topluluğu"]}, {"word": "çift camlı", "meanings": ["Aralarında boşluk bırakılarak takılmış iki camı bulunan (pencere)"]}, {"word": "çiftçi", "meanings": ["Geçimini toprağı ekerek sağlayan kimse"]}, {"word": "çift cinsellik", "meanings": ["Kişinin beyninde bir dişi bir de erkek gizil gücün bulunması durumu"]}, {"word": "çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane \\", "meanings": ["`çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hak", "meanings": ["`kullar Tanrı'dan kendilerine gerekli olan şeyleri dilerler, bu dilekleri kabul edecek olan Tanrı'dır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çiftçilik", "meanings": ["Çiftçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çiftçilik etmek", "meanings": ["tarımla uğraşmak, rençperlik yapmak"]}, {"word": "çift çubuk", "meanings": ["Çiftçilik yapabilmek için gereken her türlü araç", "Mal mülk, para edebilecek bütün varlıklar"]}, {"word": "çifte çubuğa gitmek", "meanings": ["ekim ve biçim işleriyle uğraşmak"]}, {"word": "çift dalma", "meanings": ["Ayakta güreşirken beklenmeyen bir atılımla karşısındakinin iki ayağını birden kapma"]}, {"word": "çift desimetre", "meanings": ["Üzerinde 20 santimetrelik bölüntüler bulunan ölçü cetveli"]}, {"word": "çift dikiş", "meanings": ["Birbirlerinden geçen iki sıra düz dikiş", "Bir sınıfta iki yıl üst üste okuma, çifte dikiş"]}, {"word": "çift direkli", "meanings": ["İki direkli küçük yelkenli"]}, {"word": "çift dirsek", "meanings": ["Boruya 180 derecelik dönüş veren dirsek"]}, {"word": "çift dişliler", "meanings": ["Omurgalılardan, üst çenedeki bir çift kemirmeye yarayan kesici dişin arasında bir çift daha küçük dişleri bulunan kemiriciler takımının bir alt takımı"]}, {"word": "çifte atmak", "meanings": ["at, eşek arka ayakları ile vurmak", "iki namlulu av tüfeğini patlatmak"]}, {"word": "çifte vurmak", "meanings": ["çiftelemek"]}, {"word": "çifte", "meanings": ["İkisi bir arada bulunan veya ikili", "Çift kürekli (sandal, kayık)", "At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme", "İki namlulu av tüfeği"]}, {"word": "çifte yemek", "meanings": ["hayvanın çiftesine maruz kalmak"]}, {"word": "çifte dikiş", "meanings": ["Çift dikiş"]}, {"word": "çiftehane", "meanings": ["Kuş üretmeye yarar kafesli yer"]}, {"word": "çifte kıskaç", "meanings": ["İkili kıskaca alma durumu"]}, {"word": "çifte kavrulmuş", "meanings": ["İki kez kavrulmuş (leblebi, nohut, çekirdek vb.)", "Ufak kesilmiş, iki kez kavrulmuş, sert bir lokum türü", "Pek pişkin (kimse)", "Çok çile çekmiş (kimse)"]}, {"word": "çifte kumrular", "meanings": ["Birbirini çok seven iki sevgili"]}, {"word": "çifteleme", "meanings": ["Çiftelemek işi"]}, {"word": "çiftelenme", "meanings": ["Çiftelenmek işi"]}, {"word": "çiftelemek", "meanings": ["Hayvan arka ayaklarıyla tepmek, çifte vurmak", "Gemi havanın sertleşmesi üzerine ikinci demirini de atmak"]}, {"word": "çiftelenmek", "meanings": ["Çifte yemek"]}, {"word": "çifteleşme", "meanings": ["Çifteleşmek işi"]}, {"word": "çifteleşmek", "meanings": ["Birbirini çiftelemek"]}, {"word": "çifteli", "meanings": ["Çiftesi bulunan", "Çifte atan veya alnında çift sakar bulunan", "Rahat durmayan, sataşkan", "Uğursuz"]}, {"word": "çifte nağra", "meanings": ["Birbirine bağlı küçük iki dümbelekten oluşan çalgı"]}, {"word": "çifter çifter", "meanings": ["Her defasında, her yapılışında çift olarak"]}, {"word": "çiftetelli", "meanings": ["Göğüs ve göbek titreterek, gerdan kırarak oynanan bir oyun", "Bu oyunun müziği"]}, {"word": "çifte standart", "meanings": ["Kişiye veya duruma göre farklı davranışlarda bulunma, tutarlı olmama"]}, {"word": "çifte vatandaşlık", "meanings": ["Çifte vatandaş olma durumu"]}, {"word": "çift kanatlılar", "meanings": ["Sinekler gibi iki kanadı olan ve emici ağızları bulunan böcekler takımı, iki kanatlılar"]}, {"word": "çift kapı", "meanings": ["Üst üste kapanan veya birbirine vidalanarak kullanılan, yalıtma özelliği çok, iki katlı kapı"]}, {"word": "çift kişilik", "meanings": ["İki kişi için", "İki kişiye ait olan", "İki kişinin kullanımına uygun"]}, {"word": "çift kol", "meanings": ["Aynı yönde ilerleyen, duran veya yürüyen birliklerden ve araçlardan oluşan yan yana iki kol"]}, {"word": "çift küme", "meanings": ["Birbirine çok yakın iki yıldız kümesi"]}, {"word": "çiftleme", "meanings": ["Çiftlemek işi"]}, {"word": "çiftlenme", "meanings": ["Çiftlenmek işi"]}, {"word": "çiftlemek", "meanings": ["Çift duruma getirmek, ikilemek", "Dişi ile erkeği bir araya getirmek"]}, {"word": "çiftlenmek", "meanings": ["İkili duruma getirilmek"]}, {"word": "çiftleşme", "meanings": ["Çiftleşmek işi"]}, {"word": "çiftleşmek", "meanings": ["Bir şey tekken bir tanesinin daha katılmasıyla iki olmak", "Erkek ve dişi hayvan veya bitki hücreleri döllenmek için bir araya gelmek"]}, {"word": "çiftleştiriş", "meanings": ["Çiftleştirme işi"]}, {"word": "çiftleştirme", "meanings": ["Çiftleştirmek işi"]}, {"word": "çiftleştirmek", "meanings": ["Çift yapmak", "Hayvanları çiftleşmek üzere bir araya getirmek"]}, {"word": "çiftlik", "meanings": ["Tarım yapılan, hayvan yetiştirilen, çalışanlarının da oturması için evler bulunan geniş toprak parçası", "Çift olma durumu", "Kolaylıkla yarar sağlanabilen yer"]}, {"word": "çiftlik kâhyası", "meanings": ["Çiftlik işlerini yöneten kimse"]}, {"word": "çift parmaklılar", "meanings": ["Memelilerin öküz, koyun gibi parmakları çift olan takımı, çift tırnaklılar"]}, {"word": "çift motorlu", "meanings": ["İki motorlu küçük uçak"]}, {"word": "çift pencere", "meanings": ["Yalıtkanlığı artırmak amacıyla üst üste kapanan iki kanat biçiminde yapılmış pencere"]}, {"word": "çift sayı", "meanings": ["2 ve 4, 6, 8 gibi 2'nin katı olan ve 2'ye bölünebilen tam sayı"]}, {"word": "çiftteker", "meanings": ["Bisiklet"]}, {"word": "çifttekerci", "meanings": ["Bisikletçi"]}, {"word": "çift vuruş", "meanings": ["Kurala aykırı ancak kasıtlı olmayan bir davranış dolayısıyla topun doğrudan doğruya kaleye vurulamadığı, iki vuruşlu bir ceza türü, endirekt atış"]}, {"word": "çifttekercilik", "meanings": ["Bisikletçilik"]}, {"word": "çift yıldız", "meanings": ["Birbirinin çekim etkisi altında ortak kütle merkezi çevresinde dolanan iki yıldız"]}, {"word": "çift zamanı", "meanings": ["Tarla sürme zamanı"]}, {"word": "Çigan", "meanings": ["Çingene"]}, {"word": "Çigan müziği", "meanings": ["Macar folklorundan gelişmiş özel yaylı sazla çalınan hareketli halk müziği"]}, {"word": "çiğ", "meanings": ["Pişmemiş veya az pişmiş", "Gözü rahatsız eden, göze batan (renk, ışık)", "Yersiz ve yakışıksız", "Yaşının gerektirdiği görgüye ve olgunluğa erişmiş olmayan (kimse)"]}, {"word": "çiğ düşmek", "meanings": ["hoş karşılanmamak, kaba ve yersiz bulunmak"]}, {"word": "çiğ kaçmak", "meanings": ["yersiz, yakışıksız olmak"]}, {"word": "çiğ süt emmiş", "meanings": ["iyiliğini gördüğü insana kötülük yapan kişiler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "çiğ yemedim ki karnım ağrısın", "meanings": ["`suç işlemedim ki korkayım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çiğden vermek", "meanings": ["yiyecek karşılığını para olarak ödemek"]}, {"word": "çiğ börek", "meanings": ["Çiğ kıyma, soğan ve baharat karışımının açılmış yufkaya konulup yağda kızartılmasıyla yapılan börek"]}, {"word": "çiğde", "meanings": ["Hünnap", "Bu ağacın kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçiminde ve büyüklüğünde, güzün olgunlaşan yemişi"]}, {"word": "çiğdem", "meanings": ["Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi, mahmur çiçeği (Colchicum)"]}, {"word": "çiğin", "meanings": ["Omuz"]}, {"word": "çiğindirik", "meanings": ["İki ucuna su kabı, yoğurt tablası vb. taşınacak şeyler asılarak omza alınan ağaç, omuzluk"]}, {"word": "çiğ iplik", "meanings": ["Bükülmemiş iplik"]}, {"word": "çiğit", "meanings": ["Pamuk çekirdeği", "Çekirdek"]}, {"word": "çiğitli", "meanings": ["Çiğit karışmış olan"]}, {"word": "çiğ köfte", "meanings": ["İyice dövülmüş çiğ etle ince bulgura biber, soğan, baharat, salça, maydanoz katılıp bulgur yumuşayıncaya kadar yoğrulduktan sonra pişirilmeden biçim verilerek yenen köfte"]}, {"word": "çiğleşme", "meanings": ["Çiğleşmek işi"]}, {"word": "çiğleşmek", "meanings": ["Göze batmak", "Kaba davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "çiğlik", "meanings": ["Çiğ olma durumu", "Kaba, yersiz, yakışıksız davranış"]}, {"word": "çiğlik etmek", "meanings": ["ters veya yersiz bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "çiğnek", "meanings": ["Yolüstü"]}, {"word": "çiğnem", "meanings": ["Çiğnemlik"]}, {"word": "çiğneme", "meanings": ["Çiğnemek işi"]}, {"word": "çiğnemek", "meanings": ["Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek", "Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek", "Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak", "Egemenliği altına almak, hükmetmek"]}, {"word": "çiğnemeden yutulmaz", "meanings": ["`en kolay bir iş dahi emek gerektirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çiğnemik", "meanings": ["Ağızda çiğnenip çıkarılan yemek"]}, {"word": "çiğnemlik", "meanings": ["Ağızda çiğnenecek miktarda olan, çiğnem"]}, {"word": "çiğnenme", "meanings": ["Çiğnenmek işi"]}, {"word": "çiğneniş", "meanings": ["Çiğnenme işi"]}, {"word": "çiğnenmek", "meanings": ["Çiğneme işi yapılmak", "İşgal altına alınmak"]}, {"word": "çiğnetme", "meanings": ["Çiğnetmek işi"]}, {"word": "çiğneyiş", "meanings": ["Çiğneme işi"]}, {"word": "çiğnetmek", "meanings": ["Çiğneme işini yaptırmak"]}, {"word": "çiğ renkçi", "meanings": ["Çiğ renkçilik anlayışında resim yapan sanatçı"]}, {"word": "çiğ renkçilik", "meanings": ["XX. yüzyılın başlangıcında ilk defa izlenimciliğin renklerini bırakıp gereğinden çok saf renkler kullanarak abartılmış tabiat biçimlerini gösteren resim anlayışı"]}, {"word": "çiğ toprak", "meanings": ["Uzun zaman işlenmemiş, güç sürülür toprak"]}, {"word": "çikolatacı", "meanings": ["Çikolata yapan veya satan kimse", "Çok çikolata yiyen veya seven kimse"]}, {"word": "çikolata", "meanings": ["Kakaonun içerisine şeker, süt, fıstık, fındık vb. katılarak yapılan bir tür tatlı yiyecek"]}, {"word": "çikolatacılık", "meanings": ["Çikolatacının yaptığı iş"]}, {"word": "çikolatalı", "meanings": ["Çikolatası olan"]}, {"word": "çil", "meanings": ["Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağ tavuğu (Tetrastes bonasia)"]}, {"word": "çil yavrusu gibi dağılmak", "meanings": ["toplu olarak bulunan insanların her biri bir yana dağılmak"]}, {"word": "çil çil", "meanings": ["Pırıl pırıl, parlak"]}, {"word": "çil", "meanings": ["Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler", "Aynada oluşan leke", "Bitki köklerindeki kıla benzer ince uzantılar", "Tüyünde küçük benekler bulunan (hayvan)"]}, {"word": "çile çekmek", "meanings": ["büyük sıkıntı ve üzüntü içinde yaşamak"]}, {"word": "çile", "meanings": ["Zahmet, sıkıntı", "Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem"]}, {"word": "çile çıkarmak (veya doldurmak)", "meanings": ["sıkıntılı bir işin veya bir durumun sona ermesini beklemek"]}, {"word": "çileden çıkarmak", "meanings": ["çok kızdırmak"]}, {"word": "çileden çıkmak", "meanings": ["olup bitenler karşısında sabrı ve dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık göstermek", "çile süresini bitirmek"]}, {"word": "çilesi dolmak", "meanings": ["derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak", "üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak"]}, {"word": "çile", "meanings": ["İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti", "Yay kirişi"]}, {"word": "çileye girmek", "meanings": ["dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve perhizli döneme girmek"]}, {"word": "çilecilik", "meanings": ["Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme"]}, {"word": "çilehane", "meanings": ["Dervişlerin çile doldurdukları yer"]}, {"word": "çilek", "meanings": ["Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki", "Bu bitkinin güzel kokulu, pembe, kırmızı renkli meyvesi"]}, {"word": "çilekçi", "meanings": ["Çilek yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "çilekçilik", "meanings": ["Çilek yetiştirme veya satma işi"]}, {"word": "çilekeş", "meanings": ["Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)"]}, {"word": "çilek reçeli", "meanings": ["Çilek ve şekerden yapılan kokulu bir reçel türü"]}, {"word": "çilekeşlik", "meanings": ["Çilekeş olma durumu"]}, {"word": "çilek suyu", "meanings": ["Çileğin sıkılmasıyla elde edilen meyve suyu"]}, {"word": "çilek üzümü", "meanings": ["Bir tür üzüm"]}, {"word": "çileli", "meanings": ["Çilesi olan, çok sıkıntı çekmiş olan", "Sıkıntılı"]}, {"word": "çilemek", "meanings": ["Yağmur çiselemek", "Nemlenmek, ıslanmak", "Bülbül şakımak"]}, {"word": "çilenti", "meanings": ["Hafif yağmur, serpinti"]}, {"word": "çilingir", "meanings": ["Anahtarcı"]}, {"word": "çilingirlik", "meanings": ["Çilingirin yaptığı iş"]}, {"word": "çilingir sofrası", "meanings": ["Üzerine meze ve içki konmuş tepsi, küçük içki sofrası"]}, {"word": "çillenme", "meanings": ["Çillenmek işi"]}, {"word": "çillenmek", "meanings": ["Bitki köklerinde kılı andıran uzantılar çıkmak"]}, {"word": "çilli", "meanings": ["Çili olan"]}, {"word": "çilsiz", "meanings": ["Çili olmayan"]}, {"word": "çim", "meanings": ["Buğdaygillerden, bahçelerin, yol kenarlarının ve parkların yeşillendirilmesinde yararlanılan çok yıllık bitki (Lolium)", "Yeşilliği bol olan yer"]}, {"word": "çimbali", "meanings": ["Klavsen"]}, {"word": "çimçek", "meanings": ["Bir tür küçük serçe"]}, {"word": "çim çim", "meanings": ["İsteksizce"]}, {"word": "çimdik atmak (veya basmak)", "meanings": ["çimdiklemek"]}, {"word": "çimdik", "meanings": ["Çimdikleme işi", "Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan", "Gönül kıracak söz", "Tatar böreği"]}, {"word": "çimdiklemek", "meanings": ["Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak", "Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak"]}, {"word": "çimdiklenme", "meanings": ["Çimdiklenmek işi"]}, {"word": "çimdikleme", "meanings": ["Çimdiklemek işi"]}, {"word": "çimdiklenmek", "meanings": ["Çimdik atılmak"]}, {"word": "çimdirme", "meanings": ["Çimdirmek işi"]}, {"word": "çimdirmek", "meanings": ["Çimme işini yaptırmak"]}, {"word": "çimek", "meanings": ["Çimecek yer"]}, {"word": "çimen", "meanings": ["Kendiliğinden yetişmiş çim"]}, {"word": "çimensiz", "meanings": ["Çimeni olmayan"]}, {"word": "çimenlik", "meanings": ["Çimeni olan yer"]}, {"word": "çimenli", "meanings": ["Çimeni olan"]}, {"word": "çimento", "meanings": ["Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz"]}, {"word": "çimentoculuk", "meanings": ["Çimentocunun yaptığı iş"]}, {"word": "çimentocu", "meanings": ["Çimento üreten veya satan kimse"]}, {"word": "çimentolama", "meanings": ["Çimentolamak işi"]}, {"word": "çimentolamak", "meanings": ["Çimento sürmek, çimento ile sıvamak"]}, {"word": "çimentolanmak", "meanings": ["Çimento sürülmek, çimento ile kaplanmak"]}, {"word": "çimentolanma", "meanings": ["Çimentolanmak işi"]}, {"word": "çimentolatma", "meanings": ["Çimentolatmak işi"]}, {"word": "çimentolu", "meanings": ["Çimentosu olan"]}, {"word": "çimentosuz", "meanings": ["Çimentosu olmayan"]}, {"word": "çimentolatmak", "meanings": ["Çimento ile sıvatmak, çimento karışımı malzeme ile yaptırmak"]}, {"word": "çimleme", "meanings": ["Çimlemek işi"]}, {"word": "çimlemek", "meanings": ["Çim ekmek"]}, {"word": "çimlendirme", "meanings": ["Çimlendirmek işi"]}, {"word": "çimlendirmek", "meanings": ["Çimlenmesini sağlamak"]}, {"word": "çimlenme", "meanings": ["Çimlenmek işi"]}, {"word": "çimlenmek", "meanings": ["Çimle kaplanmak", "Üzerinde çim bitmek", "Yiyeceklerden azar azar alıp yemek", "Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak"]}, {"word": "çimmek", "meanings": ["Suya bütün vücuduyla girip çıkmak, yıkanmak"]}, {"word": "çimleyiş", "meanings": ["Çimleme işi"]}, {"word": "çinekop", "meanings": ["Lüferin küçüğü (Temnodon altator)"]}, {"word": "Çin anasonu", "meanings": ["Manolyagillerden, sarı renkteki çiçekleri anason kokan bir ağaççık (lllicium anisatum)"]}, {"word": "Çince", "meanings": ["Çin dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "çinçilya", "meanings": ["Çinçilyagillerden, postu için avlanan, yumuşak ve gümüş rengi tüyleri olan kemirici hayvan (Chinchilla laniger)"]}, {"word": "çinçilyagiller", "meanings": ["Örnek hayvanı çinçilya olan kemiriciler familyası"]}, {"word": "Çingen", "meanings": ["Çingene"]}, {"word": "Çingenece", "meanings": ["Çingenelerin kullandığı dil"]}, {"word": "Çingene", "meanings": ["Hindistan'dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk, Çingen, Kıpti, Roman", "Bu topluluktan olan kimse, Çingen, Kıpti, Roman"]}, {"word": "Çingeneleşme", "meanings": ["Çingeneleşmek işi"]}, {"word": "Çingeneleşmek", "meanings": ["Çingene olmak", "Çingene yaşayış tarzını benimsemek"]}, {"word": "Çingenelik", "meanings": ["Çingene olma durumu"]}, {"word": "Çingene palamudu", "meanings": ["Palamut balığının eti lezzetli olan küçüğü"]}, {"word": "Çingene pembesi", "meanings": ["Göz alıcı pembe renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "Çin gülü", "meanings": ["Kamelya"]}, {"word": "çini döşemek", "meanings": ["bir yeri çini ile kaplamak"]}, {"word": "çini", "meanings": ["Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve genellikle çiçek resimleriyle bezeli, pişmiş, balçık levha, fayans", "Sırlı ve süslü, pişmiş balçıktan yapılan"]}, {"word": "çinici", "meanings": ["Çini yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çinicilik", "meanings": ["Çinicinin yaptığı iş"]}, {"word": "çinisiz", "meanings": ["Çinisi olmayan"]}, {"word": "çinili", "meanings": ["Çinisi olan, çinilerle bezenmiş olan"]}, {"word": "çini mürekkebi", "meanings": ["Simsiyah, ince ve solmaz bir is mürekkebi"]}, {"word": "çinko", "meanings": ["Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya (simgesi Zn)", "Bu elementten yapılmış"]}, {"word": "çinkograf", "meanings": ["Çinkografi ustası"]}, {"word": "çinko", "meanings": ["Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını doldurma", "Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını ilk olarak dolduran kişinin kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz"]}, {"word": "çinkografi", "meanings": ["Çoğaltılmak istenilen resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarma sanatı"]}, {"word": "Çin lahanası", "meanings": ["Asıl memleketi Çin olan bir lahana türü"]}, {"word": "Çin leylağı", "meanings": ["Tespih ağacı"]}, {"word": "çintiyan", "meanings": ["İçi astarlı, uzun kadın donu, kadın şalvarı"]}, {"word": "Çinli", "meanings": ["Çin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "çip", "meanings": ["Yonga"]}, {"word": "çipil", "meanings": ["Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş (göz)"]}, {"word": "çipilleşme", "meanings": ["Çipilleşmek işi"]}, {"word": "çipilleşmek", "meanings": ["Gözleri çipil duruma gelmek"]}, {"word": "çipilti", "meanings": ["Yağmur serpintisi"]}, {"word": "çipo", "meanings": ["Çıpa"]}, {"word": "çipura", "meanings": ["Karagöz balığına benzer, eti beyaz bir Akdeniz balığı, çupra, çupra balığı (Aurata aurata)"]}, {"word": "çirişçi", "meanings": ["Çiriş yapan ve satan kimse"]}, {"word": "çir", "meanings": ["Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu"]}, {"word": "çiriş gibi", "meanings": ["yapışkan ve acı"]}, {"word": "çiriş", "meanings": ["Çiriş otunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karılarak tutkal gibi kullanılan esmer, sarı bir toz"]}, {"word": "çirişçilik", "meanings": ["Çirişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çirişleme", "meanings": ["Çirişlemek işi"]}, {"word": "çirişlemek", "meanings": ["Çiriş sürmek"]}, {"word": "çirişlenme", "meanings": ["Çirişlenmek işi", "Nişastanın ve bazı inorganik tuzların etkisi ile yapısının bozulması, su alarak şişmesi, kristal özelliğini kaybetmesi ve viskozite ve enzimlere karşı hassasiyetinin artması"]}, {"word": "çirişlenmek", "meanings": ["Çiriş sürülmek"]}, {"word": "çirişli", "meanings": ["Çiriş sürülmüş", "İnceliği kola ile örtülmüş (bez, kumaş)"]}, {"word": "çiriş otu", "meanings": ["Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (Asphodelus)"]}, {"word": "çirkef", "meanings": ["Pis ve bulanık su", "İğrenç ve bulaşkan (kimse veya şey)"]}, {"word": "çirkef atmak", "meanings": ["iftira atmak"]}, {"word": "çirkefe taş atmak (veya çirkefi üzerine sıçratmak)", "meanings": ["edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "çirkefçe", "meanings": ["Çirkefe yakışır", "(çirke'fçe) Çirkefe yakışır bir biçimde"]}, {"word": "çirkefleşme", "meanings": ["Çirkefleşmek işi, ifritleşme"]}, {"word": "çirkeflik etmek", "meanings": ["çirkefe yaraşır biçimde davranmak"]}, {"word": "çirkefleşmek", "meanings": ["Çirkef durumuna gelmek, ifritleşmek"]}, {"word": "çirkeflik", "meanings": ["Çirkef olma durumu", "Çirkefçe davranış"]}, {"word": "çirkin", "meanings": ["Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı", "Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz)", "Karanlık, dalavereli, şüpheli"]}, {"word": "çirkin kaçmak", "meanings": ["söz veya davranış yersiz ve yakışıksız olmak"]}, {"word": "çirkince", "meanings": ["Çirkine yakın", "(çirki'nce) Çirkin bir biçimde"]}, {"word": "çirkinleşme", "meanings": ["Çirkinleşmek işi"]}, {"word": "çirkinleşmek", "meanings": ["Çirkin bir duruma gelmek"]}, {"word": "çirkinleştirme", "meanings": ["Çirkinleştirmek işi"]}, {"word": "çirkinleştirmek", "meanings": ["Çirkin bir duruma getirmek"]}, {"word": "çirkinlik", "meanings": ["Çirkin olma durumu", "Çirkin olanın niteliği"]}, {"word": "çirkinsemek", "meanings": ["Bir şeyi çirkin bulmak"]}, {"word": "çirkinseme", "meanings": ["Çirkinsemek işi"]}, {"word": "çiroz", "meanings": ["Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı", "Bu balığın kurutulmuşu", "Çok zayıf (kimse)"]}, {"word": "çirozlaşma", "meanings": ["Çirozlaşmak işi"]}, {"word": "çirozlaşmak", "meanings": ["Uskumru, yumurtasını atarak zayıflamak", "Çok zayıflamak"]}, {"word": "çirozluk", "meanings": ["Zayıflık, kuruluk"]}, {"word": "çis", "meanings": ["Bazı bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir tür şekerli öz su"]}, {"word": "çise", "meanings": ["İnce yağmur, çisenti"]}, {"word": "çiseleme", "meanings": ["Çiselemek işi"]}, {"word": "çiselemek", "meanings": ["Yağmur yavaşça yağmak"]}, {"word": "çiseme", "meanings": ["Çisemek işi"]}, {"word": "çisemek", "meanings": ["Çiselemek"]}, {"word": "çiskin", "meanings": ["Çiseleyen yağmur", "Çiseleyen yağmurdan hafifçe ıslanmış"]}, {"word": "çisenti", "meanings": ["Toza benzer biçimde ince ince yağan şey"]}, {"word": "çiş", "meanings": ["Çocuk dilinde idrar"]}, {"word": "çiş etmek (veya yapmak)", "meanings": ["işemek"]}, {"word": "çişi gelmek", "meanings": ["işeyeceği gelmek"]}, {"word": "çişik", "meanings": ["Tavşan yavrusu"]}, {"word": "çit", "meanings": ["Bağ, bahçe, bostan vb. yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü, çeper, barı"]}, {"word": "çit", "meanings": ["Pamuktan dokunmuş basma", "Başörtüsü, yazma, yemeni"]}, {"word": "çiten", "meanings": ["Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit", "Kuzu ağılı"]}, {"word": "çitari", "meanings": ["İzmaritgillerden, üzerinde sarı çizgiler bulunan, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, kılçıklı bir balık (Boxsalpa)", "İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş"]}, {"word": "çita", "meanings": ["Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan"]}, {"word": "çiti", "meanings": ["Çitme işi"]}, {"word": "çiti yapmak", "meanings": ["saçları, çitilmiş tarakla taramak", "çitilemek"]}, {"word": "çitileme", "meanings": ["Çitilemek işi"]}, {"word": "çitilemek", "meanings": ["Kirini çıkarmak için çamaşırın iki yanını birbirine sürtmek"]}, {"word": "çitilenme", "meanings": ["Çitilenmek işi"]}, {"word": "çitilmek", "meanings": ["Çitme işine konu olmak"]}, {"word": "çitili", "meanings": ["Çitilenmiş olan"]}, {"word": "çitilenmek", "meanings": ["Çitileme işine konu olmak"]}, {"word": "çitlembik", "meanings": ["Kara ağaçgillerden, düz kabuklu, kerestesi sert ve dayanıklı bir ağaç, çıtlık, menengiç (Celtis australis)", "Bu ağacın mercimekten büyük, yuvarlak, buruk lezzette meyvesi"]}, {"word": "çitlembik gibi", "meanings": ["ufak tefek, esmer ve sevimli"]}, {"word": "çitleme", "meanings": ["Çitlemek işi"]}, {"word": "çitlemek", "meanings": ["Kabak çekirdeği, ayçiçeği, fıstık vb.nin kabuklarını çıkararak yemek", "Çitle çevirmek"]}, {"word": "çitmik", "meanings": ["Üzüm salkımının küçük dalı"]}, {"word": "çit sarmaşığı", "meanings": ["Çit sarmaşığıgillerin örnek bitkisi olan, genellikle tarla kenarlarında yetişen, beyaz çiçekli, tüysüz ve uzun saplı, sarılıcı, çok yıllık ve otsu bir bitki (Convolvulus sepium)"]}, {"word": "çitmek", "meanings": ["Bir araya getirmek, birleştirmek", "Kumaştaki deliği örerek kapamak", "Tarağın dişlerini iplikle bağlayıp sıkıştırmak", "Çitilemek"]}, {"word": "çitme", "meanings": ["Çitmek işi"]}, {"word": "çit sarmaşığıgiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, çit sarmaşığı, kahkaha çiçeği, mahmude, küsküt vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "çivi", "meanings": ["İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh", "Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum"]}, {"word": "çivi çıkar ama yeri kalır", "meanings": ["`gönül yarası kapansa da unutulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çivi çiviyi söker", "meanings": ["`güçlü bir şey, kendisi güçlü olan başka bir şeyle veya durumla etkisiz bırakılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çivi kırmak", "meanings": ["ayakkabıların içinden çıkan çivi uçlarını bir aletle kesip raspa ile eğeleyerek köselenin içine gömmek"]}, {"word": "çivi gibi olmak", "meanings": ["çok üşümek, donmak", "çok soğuk olmak"]}, {"word": "çivi gibi", "meanings": ["çok sağlam ve çevik (kimse)", "çok soğuk"]}, {"word": "çivi kesmek", "meanings": ["çok üşümek"]}, {"word": "çivi sokmak (veya sürmek)", "meanings": ["bir işin olmasında engel, güçlük çıkarmak"]}, {"word": "çivisi çıkmak", "meanings": ["kargaşa içinde bulunmak"]}, {"word": "çivici", "meanings": ["Çivi satan kimse", "Topu sert olarak karşı alana dikine indiren oyuncu"]}, {"word": "çivicilik", "meanings": ["Çivicinin yaptığı iş"]}, {"word": "çividî", "meanings": ["Çivit rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "çivilenme", "meanings": ["Çivilenmek işi"]}, {"word": "çivilemek", "meanings": ["Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak", "Aynı noktaya sürekli olarak bakmak", "Vurmak, öldürmek", "Olduğu yerde hareketsiz bırakmak", "Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek"]}, {"word": "çivileme", "meanings": ["Çivilemek işi", "Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş", "Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama)"]}, {"word": "çivilenmek", "meanings": ["Çivi ile tutturulmak, mıhlanmak", "Bir yerde hareketsiz kalmak"]}, {"word": "çiviletmek", "meanings": ["Çivi çaktırmak"]}, {"word": "çiviletme", "meanings": ["Çiviletmek işi"]}, {"word": "çivili", "meanings": ["Çivisi olan", "Çivi çakılarak yapılmış", "Çivi ile bir yere tutturulmuş", "Çeşitli spor oyunlarında giyilen bir ayakkabı türü"]}, {"word": "çivisiz", "meanings": ["Çivisi olmayan veya çivilenmemiş olan"]}, {"word": "çivitleme", "meanings": ["Çivitlemek işi"]}, {"word": "çivisiz kalkan", "meanings": ["Vücudunda çivi yerine benekleri bulunan, eti çok lezzetli kalkan balığı cinsi"]}, {"word": "çivit", "meanings": ["Eskiden çivit otundan, bugün yapay yollarla elde edilen, mavi renkli, sarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya"]}, {"word": "çivitlemek", "meanings": ["Çamaşırı çivitli suya sokup sarılığını gidermek"]}, {"word": "çivitlenme", "meanings": ["Çivitlenmek işi"]}, {"word": "çivitlenmek", "meanings": ["Çivitleme işine konu olmak"]}, {"word": "çivitli", "meanings": ["İçinde çivit bulunan", "Çivitli sudan geçirilmiş olan (çamaşır)"]}, {"word": "çivit mavisi", "meanings": ["Çivit rengindeki mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "çivit otu", "meanings": ["Baklagillerden, yapraklarından çivit çıkarılan bir tür bitki (İndigofera)", "Turpgillerden, yapraklarından mavi boya çıkarılan bitki (İsalis tinctoria)"]}, {"word": "çivit rengi", "meanings": ["Bir tür koyu mavi renk, çividî", "Bu renkte olan"]}, {"word": "çivitsiz", "meanings": ["İçinde çivit bulunmayan", "Çivitli sudan geçirilmemiş olan (çamaşır)"]}, {"word": "çivi yazısı", "meanings": ["Eski Farsların, Medlerin ve Asurluların kullandığı yazı"]}, {"word": "çiviyukarı", "meanings": ["Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi"]}, {"word": "çiy", "meanings": ["Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, şebnem, jale"]}, {"word": "çiyleme", "meanings": ["Çiylemek işi"]}, {"word": "çiylemek", "meanings": ["Yağmur, hafif ve ince yağmak"]}, {"word": "çizdirme", "meanings": ["Çizdirmek işi"]}, {"word": "çizecek", "meanings": ["Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı"]}, {"word": "çizdirmek", "meanings": ["Çizme işini yaptırmak"]}, {"word": "çizelge", "meanings": ["Çizgilerle bölümlere ayrılmış kâğıt, cetvel", "Kadro, kademe, basamak ve derecelerin yer aldığı liste"]}, {"word": "çizge", "meanings": ["Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş biçim, grafik"]}, {"word": "çizgi", "meanings": ["Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril", "Yüz ve vücut hatlarının her biri", "Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim", "Temel", "Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır"]}, {"word": "çizgi çekmek", "meanings": ["bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak", "bitirmek, sona erdirmek"]}, {"word": "çizgisinden sapmamak", "meanings": ["görüşlerinden vazgeçmemek, kararlı davranmak"]}, {"word": "çizgileme", "meanings": ["Çizgilemek işi"]}, {"word": "çizgi film", "meanings": ["Bir konuyla ilgili olarak karakterlerinin hareketlerini belirtecek biçimde art arda çizilmiş resimlerden oluşan sinema filmi"]}, {"word": "çizgilenme", "meanings": ["Çizgilenmek işi"]}, {"word": "çizgilemek", "meanings": ["Çizgi çekmek, çizgi çizmek"]}, {"word": "çizgilenmek", "meanings": ["Çizgi meydana gelmek"]}, {"word": "çizgileşme", "meanings": ["Çizgileşmek işi"]}, {"word": "çizgileşmek", "meanings": ["Çizgi durumuna gelmek"]}, {"word": "çizgili", "meanings": ["Üzerinde çizgi bulunan"]}, {"word": "çizgilik", "meanings": ["Çizgi çizmeye yarar tahta, cetvel tahtası"]}, {"word": "çizginmek", "meanings": ["Bir şeyin etrafında dönüp durmak", "Tereddüt etmek"]}, {"word": "çizgi ölçek", "meanings": ["Plan veya haritanın alt köşesinde yatay bir çizgi ile gösterilen, harita üzerindeki uzunluğun gerçekte ne kadar uzunluğa karşılık olduğunu belirten ve bunun çizgi üzerinde işaretlenmesiyle elde edilen ölçek"]}, {"word": "çizginme", "meanings": ["Çizginmek işi"]}, {"word": "çizgi roman", "meanings": ["Konuyu ve olaylar zincirini kesintisiz olarak resimleme yöntemiyle okuyucuya sunan roman"]}, {"word": "çizgi resim", "meanings": ["Yalnız çizgilerle yapılmış resim"]}, {"word": "çizgisel", "meanings": ["Çizgi ile gösterilmiş"]}, {"word": "çizgisiz", "meanings": ["Üzerinde çizgi olmayan"]}, {"word": "çizici", "meanings": ["Tarlada haşhaş kozalaklarını afyon almak için çizen kimse"]}, {"word": "çizi", "meanings": ["Çizgi", "Saban demirinin toprakta bıraktığı iz", "Tutum, davranış"]}, {"word": "çizicilik", "meanings": ["Çizicinin yaptığı iş"]}, {"word": "çizik", "meanings": ["Çizgi", "Sıyrık, çizgi biçiminde yara", "Çizilmiş"]}, {"word": "çizikli", "meanings": ["Çizikleri olan"]}, {"word": "çiziktirme", "meanings": ["Çiziktirmek işi"]}, {"word": "çiziktirmek", "meanings": ["Çabucak çizmek, çızıktırmak", "Baştan savma yazmak"]}, {"word": "çizili", "meanings": ["Çizilmiş olan"]}, {"word": "çizilme", "meanings": ["Çizilmek işi"]}, {"word": "çizilmek", "meanings": ["Çizme işine konu olmak"]}, {"word": "çiziliş", "meanings": ["Çizilme işi"]}, {"word": "çizim", "meanings": ["Çizme işi", "Çizilerek oluşturulmuş biçim", "Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi"]}, {"word": "çizmeyi aşmak", "meanings": ["bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak"]}, {"word": "çizimci", "meanings": ["Çizim yapan kimse"]}, {"word": "çizin çizin", "meanings": ["Çizgi durumunda, sırayla"]}, {"word": "çizinti", "meanings": ["Ufak sıyrık", "Bir yazıda üzeri çizilen yer"]}, {"word": "çiziş", "meanings": ["Çizme işi"]}, {"word": "çizme", "meanings": ["Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü"]}, {"word": "çizmeden yukarı çıkmak", "meanings": ["çizmeyi aşmak"]}, {"word": "çizmeleri çekmek", "meanings": ["bir işe girişmek"]}, {"word": "çizmeci", "meanings": ["Çizme yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çizmecilik", "meanings": ["Çizmecinin yaptığı iş"]}, {"word": "çizme", "meanings": ["Çizmek işi"]}, {"word": "çizmek", "meanings": ["Çizgi çekmek", "Resmini yapmak, resmetmek", "Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak", "Çizgi biçiminde yaralamak", "Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek", "Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak"]}, {"word": "çoban", "meanings": ["Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse"]}, {"word": "çizmeli", "meanings": ["Çizmesi olan"]}, {"word": "çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti", "meanings": ["`malını, varlığını başkaları kullandı, kendisine bir şey kalmadı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çoban kulübesinde padişah rüyası görmek", "meanings": ["içinde bulunduğu duruma uygun düşmeyen düşler kurmak"]}, {"word": "çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu", "meanings": ["`nazik bir işi, o işin inceliğini anlamayan bir kimseye yaptırma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çobanın gönlü olursa (veya olunca) tekeden yağ (veya süt) çıkarır", "meanings": ["`kişi istediğinde olmayacak gibi görünen işlere çözüm yolu bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çobanaldatan", "meanings": ["Çobanaldatangillerden, kahverengimsi gri zemin üzerine benekli ve çizgili tüyleri olan, kanatları sivri, kuyruğu uzun, boynu kısa, başı iri ve enli, gagası ufak, kısa ve kancalı bir tür kuş, keçisağan (Caprimulgus europaeus)"]}, {"word": "çobanaldatangiller", "meanings": ["En iyi bilinen türü çobanaldatan olan, kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının bir familyası"]}, {"word": "çoban böreği", "meanings": ["Haşlanmış patateslerin sütle püre durumuna getirilip doğranmış soğanla kavrulmasından sonra üzerine et suyu, kıyma ve nane eklenerek pişirilmesiyle hazırlanan börek"]}, {"word": "çobançantası", "meanings": ["Turpgillerden, yemişleri torbayı andıran bir yaban bitkisi (Capsella bursa pastoris)"]}, {"word": "çobandağarcığı", "meanings": ["Kuşekmeği"]}, {"word": "çobandeğneği", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, beyaz veya pembe çiçekli, yürek biçimi yapraklı, otsu bir kır bitkisi (Polygonum aviculare)"]}, {"word": "çobandüdüğü", "meanings": ["İki çeneklilerden, sap ve yapraklarında keskin bir koku ve acı bir tat olan, nemli yerlerde yetişen bir bitki, meyhaneci otu (Asarum europaeum)"]}, {"word": "çoban kebabı", "meanings": ["Tas kebabına benzeyen yoğurtlu et yemeği"]}, {"word": "çobaniğnesi", "meanings": ["Itır çiçeği cinsinden kokulu bir bitki (Geranium)"]}, {"word": "çoban köpeği", "meanings": ["Sürüyü koruyan iri cins köpek"]}, {"word": "çobanlama", "meanings": ["Pastoral"]}, {"word": "çobanlık", "meanings": ["Çoban olma durumu", "Çobanın gördüğü iş", "Çobana verilen ücret"]}, {"word": "çobanlık etmek", "meanings": ["çoban olarak çalışmak, hayvan gütmek"]}, {"word": "çoban merhemi", "meanings": ["Terementi ve mum yağı ile yapılmış yara merhemi"]}, {"word": "çobanpüskülü", "meanings": ["Çobanpüskülügillerden, bir süs bitkisi (llex aquifolium)"]}, {"word": "çobanpüskülügiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi çobanpüskülü olan bitki familyası"]}, {"word": "çoban salatası", "meanings": ["Domates, salatalık ve biberlerin küçük küçük doğranmasıyla yapılan soğanlı salata"]}, {"word": "çobansüzgeci", "meanings": ["Yoğurt otu"]}, {"word": "çobantarağı", "meanings": ["Maydanozgillerden, tarlalarda çok rastlanılan, beyaz çiçekli bir bitki (Scandix)"]}, {"word": "çobantuzluğu", "meanings": ["Sarıçalı"]}, {"word": "Çoban Yıldızı", "meanings": ["Merkür'den sonra Güneş'e en yakın gezegen, Akşam Yıldızı, Çolpan, Çulpan, Kervankıran, Kervan Yıldızı, Venüs, Zühre"]}, {"word": "çocuk", "meanings": ["Küçük yaştaki erkek veya kız", "Soy bakımından oğul veya kız, evlat", "Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak", "Genç erkek", "Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi", "Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse", "Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse"]}, {"word": "çocuk aldırmak", "meanings": ["kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak"]}, {"word": "çocuk bakmak", "meanings": ["bebeğin veya çocuğun eğitim ve bakımıyla ilgilenmek"]}, {"word": "çocuk dünyaya getirmek", "meanings": ["çocuk doğurmak"]}, {"word": "çocuk düşe kalka büyür", "meanings": ["`çocuk yürümeye başladığı sırada sık sık düşer, anne baba bu duruma üzülmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çocuk gibi", "meanings": ["yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış", "kolay kanar, kolay inanır"]}, {"word": "çocuk (veya çocuğunu) düşürmek", "meanings": ["gebe kadın çocuğunu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak, düşük yapmak"]}, {"word": "çocuk gibi sevinmek", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "çocuk kalmak", "meanings": ["büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak"]}, {"word": "çocuk olmak", "meanings": ["çocuklaşmak"]}, {"word": "çocuk peydahlamak", "meanings": ["evli olmayan kadın, gebe kalmak"]}, {"word": "çocuk yapmak", "meanings": ["isteyerek çocuğu olmak"]}, {"word": "çocuk yetiştirmek", "meanings": ["çocuğu topluma yararlı bir duruma getirmek"]}, {"word": "çocuk mu avutuyorsun (veya kandırıyorsun)", "meanings": ["söylenenlere inanmadığını belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider", "meanings": ["`çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çocuğu olmak", "meanings": ["çocuğu doğmak"]}, {"word": "çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz", "meanings": ["`küçük çocuğun bulunduğu yerde herkes çocukla uğraşmaktan dedikodu yapmaya fırsat bulamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çocukla çocuk, büyükle büyük olmak", "meanings": ["içinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak"]}, {"word": "çocuklar!", "meanings": ["`arkadaşlar!` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "çocuktan al haberi", "meanings": ["bir aile sorunu veya ailece gizli tutulan bir şey, çocukların rastgele söyledikleri bir sözle açığa çıktığında söylenen bir söz"]}, {"word": "çocuk bahçesi", "meanings": ["Çocukların gezinmesi, oyun oynaması ve hava alması için yapılmış bahçe"]}, {"word": "çocuk bakıcısı", "meanings": ["Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kız veya kadın"]}, {"word": "çocuk bezi", "meanings": ["Bebeklerin altına bağlanan bez"]}, {"word": "çocuk bilimci", "meanings": ["Çocuk bilimi uzmanı, pedolog"]}, {"word": "çocuk bilimi", "meanings": ["Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim, pedoloji"]}, {"word": "çocukcağız", "meanings": ["Kendisine şefkat ve acıma duyulan çocuk"]}, {"word": "çocukça", "meanings": ["Çocuğa yakışan, çocuk gibi", "(çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "çocukçu", "meanings": ["Çocuk doktoru"]}, {"word": "çocuk dili", "meanings": ["Çocukların belli birtakım seslerden, basitleştirilmiş kurallardan, örneklemelerden yararlanarak kullandıkları dil"]}, {"word": "çocuklaşma", "meanings": ["Çocuklaşmak işi"]}, {"word": "çocuk işi", "meanings": ["Kolay veya önemsiz iş"]}, {"word": "çocuklaşmak", "meanings": ["Çocuk gibi davranışlarda bulunmak", "Çocuğa benzer durum almak"]}, {"word": "çocuklaştırma", "meanings": ["Çocuklaştırmak işi"]}, {"word": "çocuklaştırmak", "meanings": ["Çocuklaşmasına yol açmak"]}, {"word": "çocuklu", "meanings": ["Çocuğu olan"]}, {"word": "çocukluk", "meanings": ["Çocuk olma durumu", "İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi", "Çocukça davranış"]}, {"word": "çocukluk etmek", "meanings": ["çocukça davranışlarda bulunmak", "gereği gibi düşünmeden deneyimsizce, sorumsuzca davranmak"]}, {"word": "çocuk oyuncağı", "meanings": ["Çocukların oynayıp eğlenmesi için yapılmış oyuncak", "Kolay iş", "Önem verilecek değerde olmayan şey"]}, {"word": "çocukluğu tutmak", "meanings": ["çocuksu davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "çocuk oyuncağı hâline getirmek", "meanings": ["yeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek"]}, {"word": "çocuk oyunu", "meanings": ["Çocukların oynadığı oyun", "Basit ve sıradan bir olay veya durum"]}, {"word": "çocuk ruhlu", "meanings": ["Çocuklara benzeyen bir iç dünyası olan, çocuksu davranışları olan (kimse)"]}, {"word": "çocuksu", "meanings": ["Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen", "Çocuğa benzer bir biçimde"]}, {"word": "çocuksuluk", "meanings": ["Çocuksu olma durumu"]}, {"word": "çocuksuz", "meanings": ["Çocuğu olmayan"]}, {"word": "çocuksuzluk", "meanings": ["Çocuksuz olma durumu"]}, {"word": "çocuk yuvası", "meanings": ["Küçük çocukların sabah bırakılıp akşam alındıkları bakımevi, kreş", "Yetiştirme yurdu"]}, {"word": "çoğalma", "meanings": ["Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme"]}, {"word": "çoğalış", "meanings": ["Çoğalma işi"]}, {"word": "çoğalmak", "meanings": ["Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak, fazlalaşmak, ziyadeleşmek"]}, {"word": "çoğaltıcı", "meanings": ["Çoğaltma işini gerçekleştiren düzenek"]}, {"word": "çoğaltım", "meanings": ["Çoğaltma işi", "Asıl kopya ile aynı özellikleri taşıyan yeni bir kopyayı tek işlemde elde etme"]}, {"word": "çoğaltış", "meanings": ["Çoğaltma işi"]}, {"word": "çoğaltma", "meanings": ["Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme", "Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılan taklidi, reprodüksiyon"]}, {"word": "çoğaltmak", "meanings": ["Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak, fazlalaştırmak, ziyadeleştirmek", "Çoğaltma makinesi kullanılarak sayısını artırmak, teksir etmek"]}, {"word": "çoğu", "meanings": ["Bir şeyin büyük bölümü", "Çok kimse"]}, {"word": "çoğaltma makinesi", "meanings": ["Özel bir kâğıt üzerine yazılmış yazıyı çoğaltmaya yarayan makine, teksir makinesi, müstensih"]}, {"word": "çoğu gitti, azı kaldı", "meanings": ["`yapılmakta olan işin en önemli, en güç bölümü bitti, az ve önemsiz bölümü kaldı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çoğu zarar, azı karar", "meanings": ["`hiçbir zaman aşırıya kaçılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çoğu kez", "meanings": ["Genellikle"]}, {"word": "çoğul", "meanings": ["Çokluk, teklik karşıtı: Ordular. Geldik"]}, {"word": "çoğulcu", "meanings": ["Çoğulculukla ilgili olan (kimse veya görüş), plüralist", "Çoğulculuk yanlısı olan, plüralist"]}, {"word": "çoğulculuk", "meanings": ["Çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden siyasi yöntem, plüralizm"]}, {"word": "çoğullama", "meanings": ["Çoğullamak işi"]}, {"word": "çoğullamak", "meanings": ["Çoğul duruma getirmek"]}, {"word": "çoğul eki", "meanings": ["Çokluk eki"]}, {"word": "çoğullaştırmak", "meanings": ["Bir kelimeyi çokluk ifade edecek biçime getirmek"]}, {"word": "çoğullaştırma", "meanings": ["Çoğullaştırmak işi"]}, {"word": "çoğulluk", "meanings": ["Çoğul olma durumu"]}, {"word": "çoğumsama", "meanings": ["Çoğumsamak işi"]}, {"word": "çoğun", "meanings": ["Genellikle"]}, {"word": "çoğumsamak", "meanings": ["Bir şeyin düşünülenden daha çok olduğu yargısına varmak, çok görmek, çok bulmak"]}, {"word": "çoğunlukla", "meanings": ["Çoğunluğa dayanılarak, ekseriyetle", "Genellikle"]}, {"word": "çoğunluk", "meanings": ["Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı"]}, {"word": "çoğurcuk", "meanings": ["Sığırcık"]}, {"word": "çok", "meanings": ["Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı", "Aşırı bir biçimde"]}, {"word": "çok baharın otunu yemek", "meanings": ["hayatı dolu dolu yaşamış olmak"]}, {"word": "çok bilen (veya söyleyen) çok yanılır", "meanings": ["`çok bildiği için kendine güvenen kişi, bilmediği şeylere de karışır ve bunlarda yanılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok gelmek", "meanings": ["gereğinden fazla olmak", "çekilmez ve katlanılmaz olmak"]}, {"word": "çok el ya yağmaya ya yolmaya", "meanings": ["`çok kimsenin katılmasıyla her zaman istenilen sonuç elde edilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok gezen tavuk ayağında pislik getirir", "meanings": ["`gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok görmek", "meanings": ["yadırgamak"]}, {"word": "çok havlayan köpek ısırmaz", "meanings": ["`karşısındakini bağırıp çağırmakla korkutmaya çalışan kimse, eylemli bir saldırıda bulunmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok koşan çabuk (veya çok veya tez) yorulur", "meanings": ["`insan bir işi yaparken gücünü tasarruflu kullanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok naz âşık usandırır", "meanings": ["`başka şeylerde olduğu gibi nazlanmada da aşırı gidilmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok olmak", "meanings": ["haddini aşarak karşısındakini usandırmak"]}, {"word": "çok söylemek", "meanings": ["gevezelik etmek"]}, {"word": "çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin", "meanings": ["`bir kişiye bir uyarıyı sürekli olarak yapmak ve bir kişiyi istediğinden yoksun bırakmak daima kötü sonuç verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çok şükür", "meanings": ["Tanrı'nın verdiği nimetlerden hoşnutluğu anlatan bir söz"]}, {"word": "çok şey!", "meanings": ["şaşma anlatan bir söz"]}, {"word": "çok yaşayan (veya okuyan) bilmez, çok gezen bilir", "meanings": ["`çok gezen insan çok yaşayandan daha fazla bilgiye sahip olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çokal", "meanings": ["Savaşlarda giyilen zırh"]}, {"word": "çok anlamlı", "meanings": ["Birden çok anlama sahip olan (kelime)"]}, {"word": "çok anlamlılık", "meanings": ["Bir kelimenin birçok anlam bildirme niteliği"]}, {"word": "çok ayaklılar", "meanings": ["Eklem bacaklı böceklerin, çıyan gibi her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı"]}, {"word": "çokbilmiş", "meanings": ["Her şeye aklı eren, zeki, akıllı", "Her şeye aklı eren, zeki, akıllı bir biçimde"]}, {"word": "çokbilmişlik", "meanings": ["Çokbilmiş olma durumu"]}, {"word": "çokbilmişlik taslamak", "meanings": ["kendini çokbilmiş gibi göstermek"]}, {"word": "çokça", "meanings": ["Oldukça fazla, aşırı miktarda, fazlaca"]}, {"word": "çok çok", "meanings": ["En çok, olsa olsa"]}, {"word": "çokçu", "meanings": ["Çokçuluk öğretisini benimseyen, plüralist"]}, {"word": "çokçuluk", "meanings": ["Gerçekçiliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti, tekçilik karşıtı, plüralizm"]}, {"word": "çok düzlemli", "meanings": ["Birkaç düzlemin birbirini kesmesiyle oluşmuş (açı)"]}, {"word": "çok eşlilik", "meanings": ["Karı veya kocadan herhangi birinin birden çok sayıda olmasının toplumsal olarak onaylandığı evlilik biçimi, poligami"]}, {"word": "çok eşli", "meanings": ["Aynı zamanda birçok kadınla evli olan (erkek) veya birçok erkekle evli olan (kadın), poligam"]}, {"word": "çok fazlı", "meanings": ["Birden çok fazı bulunan (akım, sistem)"]}, {"word": "çokgen", "meanings": ["Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil, poligon"]}, {"word": "çok gözeli", "meanings": ["Çok hücreli"]}, {"word": "çok hücreli", "meanings": ["Yapısında birden çok hücre bulunan (hayvan veya bitki)"]}, {"word": "çok hücreliler", "meanings": ["Yapısında birden çok hücre bulunan bitki ve hayvanlar"]}, {"word": "çok karılı", "meanings": ["Birden çok karısı olan"]}, {"word": "çok karılılık", "meanings": ["Bir erkeğin yasalara uygun olarak aynı zamanda iki veya daha çok sayıda kadınla evli olabildiği evlilik biçimi, polijini"]}, {"word": "çok kısa dalga", "meanings": ["2,9 metreden 3,4 metreye (104 megahertze) kadar olan radyo dalgaları"]}, {"word": "çok katlı otopark", "meanings": ["Motorlu araçların park etmesi için yapılmış çok katlı yapı"]}, {"word": "çoklarınca", "meanings": ["Birçok kimse tarafından"]}, {"word": "çokları", "meanings": ["Birçoğu"]}, {"word": "çokluk", "meanings": ["Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı", "Çoğunluk", "Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem", "Sık sık, çokça, çok kez"]}, {"word": "çokluk eki", "meanings": ["Getirildiği kelimenin birden çok olduğunu anlatan ek, çoğul eki"]}, {"word": "çoklukla", "meanings": ["Genellikle"]}, {"word": "çok ortaklı", "meanings": ["Birçok ortaktan oluşan (şirket), anonim"]}, {"word": "çok partili", "meanings": ["Birden fazla partinin katılımı ile yaşanan (siyasi hayat)"]}, {"word": "çokrağan", "meanings": ["Gür kaynak"]}, {"word": "çok sesli", "meanings": ["Çok seslilikle ilgili, polifonik", "Birçok değişik sesin bir araya gelmesiyle yapılan (müzik), polifonik", "Değişik düşüncelerin özgürce dile getirildiği (ortam, toplum)"]}, {"word": "çoksamak", "meanings": ["Çok görmek"]}, {"word": "çok seslilik", "meanings": ["Çok sesli olma durumu", "İki veya daha çok sesin müzik kurallarına uygun biçimde porte üzerine yazılarak düzenlenmesi, polifoni"]}, {"word": "çok sözlü", "meanings": ["Tatlı dilli, konuşkan"]}, {"word": "çok tanrıcı", "meanings": ["Çok tanrıcılık yanlısı (kimse), pagan, politeist"]}, {"word": "çok tanrıcılık", "meanings": ["Birçok tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanç, politeizm, paganizm"]}, {"word": "çok terimli", "meanings": ["Aralarında artı (+) veya eksi (-) işareti bulunan, birçok terimden oluşan cebir ile ilgili anlatım"]}, {"word": "çok uluslu", "meanings": ["İki veya daha çok ulusla ilgili olan (sanayi veya ticaret)", "Çeşitli ulusların katılımıyla oluşturulan (ortaklık)"]}, {"word": "çok yıllık", "meanings": ["Yıllarca toprak üstünde ve toprak altında canlılığını sürdürebilen bitki", "Çiçek açmadan önce birçok yıl yaşayan (bitki)"]}, {"word": "çok yüzlü", "meanings": ["Bütün yüzleri birer çokgen olan şekil"]}, {"word": "çolak", "meanings": ["Eli veya kolu sakat olan (kimse)"]}, {"word": "çolaklık", "meanings": ["Çolak olma durumu"]}, {"word": "çoluk çocuk", "meanings": ["Çocuklarla birlikte aile topluluğu", "Bir işte gereken deneyimi kazanmamış yaşça küçük kimseler, gençler"]}, {"word": "çolpa", "meanings": ["Ayağı sakat olan", "Beceriksiz, eli işe yakışmayan, acemi"]}, {"word": "çolpalık", "meanings": ["Çolpa olma durumu"]}, {"word": "Çolpan", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "çoluk çocuk elinde kalmak", "meanings": ["deneyimsiz, çok genç kişilerin eline geçmek"]}, {"word": "çoluk çocuk sahibi olmak", "meanings": ["evlenip eşi ve çocukları olmak"]}, {"word": "çoluk çocuğa karışmak", "meanings": ["evlenip çocukları dünyaya gelmek"]}, {"word": "çoluklu çocuklu", "meanings": ["Çoluk çocuğu olan"]}, {"word": "çomak sokmak (veya koymak)", "meanings": ["bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak"]}, {"word": "çomaklama", "meanings": ["Çomaklamak işi"]}, {"word": "çomak", "meanings": ["Ucu topuzlu değnek"]}, {"word": "çomaklamak", "meanings": ["Çomakla vurmak"]}, {"word": "çomar", "meanings": ["İri köpek, çoban köpeği", "Terbiyesiz, kaba, saldırgan kimse"]}, {"word": "çopra", "meanings": ["Kayalıklarda yaşayan, iri bıyıklı bir tatlı su balığı", "Balık kılçığı", "Sık çalılık veya sazlık"]}, {"word": "çopur", "meanings": ["Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı"]}, {"word": "çopurina", "meanings": ["İzmarite benzer bir balık"]}, {"word": "çopurlaşmak", "meanings": ["Çopur duruma gelmek"]}, {"word": "çopurlaşma", "meanings": ["Çopurlaşmak işi"]}, {"word": "çopurlaştırmak", "meanings": ["Çopur duruma getirmek"]}, {"word": "çopurlaştırma", "meanings": ["Çopurlaştırmak işi"]}, {"word": "çopurluk", "meanings": ["Çiçek bozuğu olma durumu"]}, {"word": "çor", "meanings": ["Hastalık", "Sığır vebası"]}, {"word": "çorak", "meanings": ["Verimli olmayan (toprak)", "Acı (su)", "Verimsiz, kısır", "Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak", "Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz"]}, {"word": "çoraklaşma", "meanings": ["Çoraklaşmak işi"]}, {"word": "çoraklaşmak", "meanings": ["Çorak duruma gelmek"]}, {"word": "çoraklaştırmak", "meanings": ["Çorak duruma getirmek"]}, {"word": "çoraklaştırma", "meanings": ["Çoraklaştırmak işi"]}, {"word": "çoraklık", "meanings": ["Toprağın verimli olmama durumu", "Suyun acı olma durumu"]}, {"word": "çorap kaçmak", "meanings": ["çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak"]}, {"word": "çorap", "meanings": ["Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek"]}, {"word": "çorap söküğü gibi gitmek (veya gelmek)", "meanings": ["başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek"]}, {"word": "çorapçı", "meanings": ["Çorap ören veya satan kimse"]}, {"word": "çorapçılık", "meanings": ["Çorapçının yaptığı iş"]}, {"word": "çorba gibi", "meanings": ["pek sulu (yemek)", "karmakarışık"]}, {"word": "çorba etmek", "meanings": ["karıştırmak"]}, {"word": "çorba", "meanings": ["Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek", "İçinden çıkılmaz durum"]}, {"word": "çorba içmeye çağırmak", "meanings": ["yemek yemeye çağırmak"]}, {"word": "çorbada tuzu (veya maydanozu) bulunmak", "meanings": ["bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak"]}, {"word": "çorbaya sinek düşmek", "meanings": ["işin tadı kaçmak, yeteri kadar iyi ve güzel olmadığı anlaşılmak"]}, {"word": "çorba olmak (veya çorbaya dönmek)", "meanings": ["bir iş karmakarışık duruma gelmek, içinden çıkılmaz bir durum almak"]}, {"word": "çorbacı", "meanings": ["Çorba pişirip satan kimse", "Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad", "Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan", "Yeniçerilerde bir birlik komutanı"]}, {"word": "çorbacılık", "meanings": ["Çorbacının yaptığı iş"]}, {"word": "çorba kaşığı", "meanings": ["Yemek yerken kullanılan tatlı kaşığından büyük kaşık"]}, {"word": "çorbalık", "meanings": ["Çorba pişirmeye yarar"]}, {"word": "çorba tabağı", "meanings": ["Çorba konmak için yapılan özel tabak"]}, {"word": "çorlu", "meanings": ["Hastalıklı, dertli"]}, {"word": "çotanak", "meanings": ["Üzerinde birçok fındık bulunan dal"]}, {"word": "çotira", "meanings": ["Çotiragillerden, dikenli, sert pullu, kısa ve geniş, siyaha yakın esmer bir balık (Balistes capriscus)"]}, {"word": "çotiragiller", "meanings": ["Örnek hayvanı çotira olan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "çotuk", "meanings": ["Dışarıda kalmış ağaç kökü", "Kesilen ağacın topraktan yukarıda kalan bölümü", "Asma kütüğü, tevek"]}, {"word": "çotra", "meanings": ["Ağaçtan yapılmış küçük su kabı"]}, {"word": "çöğdürme", "meanings": ["Çöğdürmek işi"]}, {"word": "çöğdürmek", "meanings": ["İşemek", "İleri doğru fışkırtmak"]}, {"word": "çöğmek", "meanings": ["Alçalmak, aşağıya inmek"]}, {"word": "çöğüncek", "meanings": ["Dayanma noktası ortada olan kaldıraç, tahterevalli"]}, {"word": "çöğünme", "meanings": ["Çöğünmek işi"]}, {"word": "çöğünmek", "meanings": ["Bir yanı inerken öbür yanı kalkmak"]}, {"word": "çöğür", "meanings": ["Maydanozgillerden bir tür dikenli yaban bitkisi", "Tohumdan yetişmiş küçük fidan"]}, {"word": "çöğür", "meanings": ["İri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı"]}, {"word": "çöğürcü", "meanings": ["Çöğür (I) çalan kimse"]}, {"word": "çökek", "meanings": ["Çukur yer", "Bataklık, sazlık"]}, {"word": "çökel", "meanings": ["Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu", "Çökelti"]}, {"word": "çökelek", "meanings": ["Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü, kesik, ekşimik, torak", "Tortu"]}, {"word": "çökelekli", "meanings": ["İçinde çökelek bulunan, çökeleği olan"]}, {"word": "çökelme", "meanings": ["Çökelmek işi, teressüp"]}, {"word": "çökelge", "meanings": ["Bataklık, su kenarı, balçık"]}, {"word": "çökelmek", "meanings": ["Bir sıvının içinde erimiş olan katı bir madde bir ayıracın yardımıyla sıvı dibine çökmek, teressüp etmek"]}, {"word": "çökelti", "meanings": ["Çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökel, tortu, toput, rüsup"]}, {"word": "çökeltme", "meanings": ["Çökeltmek işi"]}, {"word": "çökermek", "meanings": ["Devenin çökmesini sağlamak"]}, {"word": "çökeltmek", "meanings": ["Çökelmeye uğratmak, çökelmesini sağlamak"]}, {"word": "çökertme", "meanings": ["Çökertmek işi veya durumu", "Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü", "Cep"]}, {"word": "çökertme", "meanings": ["Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ"]}, {"word": "çökertmek", "meanings": ["Çöktürüp oturtmak", "Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak", "Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak"]}, {"word": "çökkün", "meanings": ["Çökmüş olan", "Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan"]}, {"word": "çökkünleşme", "meanings": ["Çökkünleşmek işi"]}, {"word": "çökkünleşmek", "meanings": ["Çökkün duruma gelmek"]}, {"word": "çökkünlük", "meanings": ["Çökkün olma durumu"]}, {"word": "çökme", "meanings": ["Çökmek işi", "Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması", "Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması"]}, {"word": "çökmek", "meanings": ["Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak", "Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak", "Çömelmek", "Oturmak, birdenbire oturmak", "Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak", "Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak", "Basmak, yayılmak", "Sis, duman vb. inerek kaplamak", "Sarsılıp dinçliğini yitirmek", "Tortu dibe inmek", "Son bulmak, yıkılıp dağılmak", "Yoğun bir biçimde duymak"]}, {"word": "çöktürme", "meanings": ["Çöktürmek işi"]}, {"word": "çöktürme havuzu", "meanings": ["Pis suyun arıtılması amacıyla birbirini izleyen çeşitli havuzlarda kimyasal işlemlerle çöktürüldüğü havuz"]}, {"word": "çöktürmek", "meanings": ["Çökmesine yol açmak, çökmesine sebep olmak"]}, {"word": "çökük", "meanings": ["Çökmüş, çukurlaşmış, içeri çekilmiş"]}, {"word": "çöküklük", "meanings": ["Çökük olma durumu"]}, {"word": "çöküm", "meanings": ["Çökme biçimi, inhitat"]}, {"word": "çöküntü", "meanings": ["Çökme", "Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz", "Suyun dibine çöken şeyler", "Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü", "Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon"]}, {"word": "çöküş", "meanings": ["Çökme işi", "Yıkılma", "Çömelip yere oturuş", "Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans"]}, {"word": "çöküşme", "meanings": ["Çöküşmek işi"]}, {"word": "çöküşmek", "meanings": ["Bir şeyin başına çöküp toplanmak"]}, {"word": "çöl", "meanings": ["Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi, sahra, badiye", "Hiçbir şey yetişmeyen, olmayan yer"]}, {"word": "çöle dönmek", "meanings": ["harap olmak, bozulmak"]}, {"word": "çölleşme", "meanings": ["Çölleşmek işi"]}, {"word": "çölleşmek", "meanings": ["Bir arazi, verimli toprağı akıp çöl durumuna gelmek"]}, {"word": "çölleştirme", "meanings": ["Çölleştirmek işi"]}, {"word": "çölleştirmek", "meanings": ["Çöl durumuna getirmek"]}, {"word": "çöllük", "meanings": ["Çölü çok olan", "Çorak"]}, {"word": "çöl tavuğugiller", "meanings": ["Omurgalılardan çöllerde yaşayan, uzun gövdeli, çarpık bacaklı kuşlar takımı (Ptero clidae)"]}, {"word": "çömçe", "meanings": ["Tahta kepçe, çemçe"]}, {"word": "çömelme", "meanings": ["Çömelmek işi"]}, {"word": "çömeliş", "meanings": ["Çömelme işi"]}, {"word": "çömelmek", "meanings": ["Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak"]}, {"word": "çömez", "meanings": ["Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci", "Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse", "Acemi"]}, {"word": "çömeltme", "meanings": ["Çömeltmek işi"]}, {"word": "çömeltmek", "meanings": ["Çömelme işini yaptırmak"]}, {"word": "çömezlik", "meanings": ["Çömez olma durumu", "Müderrisin yanında öğrencilik etme", "Birinin sözünden çıkmama, davranışlarına uyma durumu"]}, {"word": "çömlek", "meanings": ["Toprak tencere"]}, {"word": "çömlek patlatmak", "meanings": ["çocuk oyunlarında ebeyi yanıltmak"]}, {"word": "çömlekçi", "meanings": ["Çanak, çömlek, testi yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çömlek hesabı", "meanings": ["Basit ve güvenilmez hesap"]}, {"word": "çömlekçi suyu saksıdan içer", "meanings": ["`kişi, geçimini sanatı ile sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çömlekçilik", "meanings": ["Çömlekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çömlek kebabı", "meanings": ["Çömlek içinde pişirilen et yemeği"]}, {"word": "çömmek", "meanings": ["Çömelmek"]}, {"word": "çöp", "meanings": ["Saman inceliğinde herhangi bir sap, dal veya tahta parçası", "Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi, gübür"]}, {"word": "çöp gibi", "meanings": ["çok ince, zayıf"]}, {"word": "çöpe dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "çöpe gitmek", "meanings": ["yapılan iş boşa gitmek"]}, {"word": "çöp arabası", "meanings": ["Süprüntülerin, atıkların taşındığı araba", "İşe yaramaz, değersiz, kaba saba kimse"]}, {"word": "çöpçatan", "meanings": ["Evlenmelerde aracılık eden kimse", "Kimin kiminle evleneceğini önceden kararlaştırıp gerçekleştirdiğine inanılan manevi güç"]}, {"word": "çöpçatanlık", "meanings": ["Çöpçatanın işi"]}, {"word": "çöpçü", "meanings": ["Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisi, gübürcü"]}, {"word": "çöpçülük", "meanings": ["Çöpçünün yaptığı iş, gübürcülük"]}, {"word": "çöp kebabı", "meanings": ["Kısa ve ince ağaç şişlere geçirilerek pişirilen et kebabı"]}, {"word": "çöp kovası", "meanings": ["Çöp sepeti"]}, {"word": "çöpleme", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, kökleri iç sürdürücü olarak kullanılan, karaçöpleme, yeşilçöpleme ve sarıçöpleme gibi türleri olan bir bitki, marulcuk (Helleborus)"]}, {"word": "çöplenme", "meanings": ["Çöplenmek işi"]}, {"word": "çöplenmek", "meanings": ["Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek", "Kendine açıktan ufak tefek çıkarlar sağlamak"]}, {"word": "çöplü", "meanings": ["Sapı olan (üzüm vb.)", "Çöple, süprüntüyle karışmış"]}, {"word": "çöplük", "meanings": ["Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer, çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik", "Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer", "Çok kirli yer"]}, {"word": "çöplükçü", "meanings": ["Çöplükleri satın alarak işe yarar madde ve malzemeleri yeniden değerlendirmek için hazırlayan kimse"]}, {"word": "çöplükçülük", "meanings": ["Çöplükçünün yaptığı iş"]}, {"word": "çöplük horozu", "meanings": ["Güzeli, çirkini ayırt etmeyen kadın düşkünü erkek"]}, {"word": "çöpsüz üzüm", "meanings": ["Sıkıntı vermeyen, kazançlı iş", "Birlikte yaşayacak yakınları olmayan eş"]}, {"word": "çöp sepeti", "meanings": ["Büro ve evlerde çöpleri, atıkları koymaya yarayan kap, çöp kovası"]}, {"word": "çöpsüz", "meanings": ["Çöpü olmayan"]}, {"word": "çöp torbası", "meanings": ["Evlerde içine çöplerin konduğu kâğıt veya plastik torba"]}, {"word": "çöp tenekesi", "meanings": ["Sokaklarda çöplerin içinde toplandığı büyük kap", "Çöplük", "İşe yaramayan, kötü, berbat"]}, {"word": "çördek", "meanings": ["Gabya mantileri üzerine bağlanan palanga, flok ve yan yelkenleri kandilisası"]}, {"word": "çörekçi", "meanings": ["Çörek yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çörek", "meanings": ["Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi", "Kurs (I)"]}, {"word": "çöreklenme", "meanings": ["Çöreklenmek işi"]}, {"word": "çörekçilik", "meanings": ["Çörekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çöreklenmek", "meanings": ["Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak", "Çökmek, çömelmek", "Rahat bir biçimde yayılıp oturmak", "Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek", "Bir duyguyu güçlü ve sürekli olarak duymak"]}, {"word": "çörek mantarı", "meanings": ["Ormanlık alanlarda yetişen bir tür mantar"]}, {"word": "çöreklik", "meanings": ["Çörek yapmaya elverişli olan, çörek için ayrılmış olan"]}, {"word": "çörkü", "meanings": ["Sayı boncuğu"]}, {"word": "çörten", "meanings": ["Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk"]}, {"word": "çörten gibi", "meanings": ["oluk gibi, çok gür bir biçimde"]}, {"word": "çörtü", "meanings": ["Değirmende buğday teknesi oluğu"]}, {"word": "çöz", "meanings": ["Bumbar, bağırsak", "Bumbarın yağı"]}, {"word": "çöven", "meanings": ["Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis)", "Çevgen"]}, {"word": "çözdürme", "meanings": ["Çözdürmek işi"]}, {"word": "çözdürmek", "meanings": ["Çözme işini yaptırmak"]}, {"word": "çözelti", "meanings": ["Çözünme sonucu ortaya çıkan madde"]}, {"word": "çözgün", "meanings": ["Çözülmüş, dağılmış", "Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)"]}, {"word": "çözgü", "meanings": ["Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler, arış (II)"]}, {"word": "çözgünlük", "meanings": ["Çözgün olma durumu"]}, {"word": "çözme", "meanings": ["Çözmek işi", "El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez"]}, {"word": "çözmek", "meanings": ["Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak", "Düğmeyi iliğinden açmak", "Saçı açmak", "Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak", "Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak", "Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek", "Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek"]}, {"word": "çözük", "meanings": ["Çözülmüş olan"]}, {"word": "çözücü", "meanings": ["Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey", "Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder"]}, {"word": "çözülme", "meanings": ["Çözülmek işi", "Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması", "Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi", "Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu"]}, {"word": "çözülüm", "meanings": ["Çözülme işi, dağılım, bozgun", "Sinir merkezleri arasındaki iş birliği ve uyumun bozulup kesilmesi"]}, {"word": "çözülmek", "meanings": ["Çözme işine konu olmak", "Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak", "Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak", "Gevşemek, güçsüz kalmak", "Dağılmak, çökmek"]}, {"word": "çözülüş", "meanings": ["Çözülme işi"]}, {"word": "çözümleme", "meanings": ["Çözümlemek işi", "Bir cümledeki kelimelerin hangi kelime türünden olduklarını veya özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisinde bulunduklarını belirtme, tahlil", "Kelimenin kökünü bulup eklerini gösterme", "Bir metni belirli yöntemlere bağlı kalarak gözden geçirme, tahlil", "Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede veya gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılmak yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması işlemi", "Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem, tahlil, analiz", "Bir sayıyı onluk ve birliklerine ayırıp yazma"]}, {"word": "çözümcü", "meanings": ["Çözüm getiren kimse"]}, {"word": "çözüm", "meanings": ["Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal", "Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar", "Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi"]}, {"word": "çözümlemek", "meanings": ["Çözümleme yoluyla bir şeyi incelemek, tahlil etmek, analiz etmek", "Anlamı ve niteliği anlaşılamayan bir konuyu açıkladıktan sonra sonuca bağlamak, tahlil etmek, analiz etmek"]}, {"word": "çözümlemeli", "meanings": ["Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili, çözümsel, tahlilî, analitik"]}, {"word": "çözümleniş", "meanings": ["Çözümlenme işi"]}, {"word": "çözümlenme", "meanings": ["Çözümlenmek işi"]}, {"word": "çözümlenmek", "meanings": ["Çözümleme işine konu olmak, analiz edilmek, tahlil edilmek", "Onluk sayma düzeninde, sayılar basamak değerlerine ayrılarak yazılmak"]}, {"word": "çözümleyici", "meanings": ["Çözümleme yapan kimse, tahlilci, analist"]}, {"word": "çözümleyiş", "meanings": ["Çözümleme işi"]}, {"word": "çözümsüz", "meanings": ["Çözümü olmayan, çözülemeyen"]}, {"word": "çözümsüz kalmak", "meanings": ["çözümü olmamak, çözüm bulunamamak"]}, {"word": "çözümsüzlük", "meanings": ["Çözümü olmama durumu"]}, {"word": "çözümsel", "meanings": ["Çözümlemeli"]}, {"word": "çözüm yolu", "meanings": ["Bir güçlüğü giderme çaresi, hal çaresi"]}, {"word": "çözündürme", "meanings": ["Çözündürmek işi"]}, {"word": "çözündürmek", "meanings": ["Çözünmesini sağlamak"]}, {"word": "çözünme", "meanings": ["Çözünmek işi", "Bir sıvı ile karışan katı, sıvı veya gaz durumundaki bir maddenin bu sıvı içinde homojen bir bütün oluşturacak biçimde karışması"]}, {"word": "çözüntü", "meanings": ["Çözülme, dağılma durumu"]}, {"word": "çözünmek", "meanings": ["Çözülme işine konu olmak, dağılmak, erimek"]}, {"word": "çözüş", "meanings": ["Çözme işi"]}, {"word": "çözüşme", "meanings": ["Çözüşmek işi"]}, {"word": "çözüşmek", "meanings": ["Bir şeyi oluşturan ögeler birbirinden ayrılmak"]}, {"word": "çubuğunu tüttürmek", "meanings": ["üzüntüsüz, kaygısız yaşamak"]}, {"word": "çubuk", "meanings": ["Körpe dal", "Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey", "Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık", "Kumaşta düz çizgi", "Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası"]}, {"word": "çubuk ağacı", "meanings": ["Sütleğengillerden, içi delik olan, dalları çubuk gibi kullanılan bir ağaççık (Mabea)"]}, {"word": "çubukçu", "meanings": ["Çubuk yapıp satan kimse", "Saraylarda ve büyük konaklarda tütün çubuklarını hazırlayan kimse"]}, {"word": "çubuklama", "meanings": ["Çubuklamak işi"]}, {"word": "çubuklamak", "meanings": ["Halı, kilim vb. örtülerin tozunu temizlemek veya şilte, pamuk gibi şeyleri kabartıp düzeltmek için üzerlerine değnekle vurmak"]}, {"word": "çubuklu", "meanings": ["Çubuğu olan", "Uzunlamasına çizgili (kumaş)"]}, {"word": "çubukluk", "meanings": ["Çubukların saklandığı yer, çubuk odası"]}, {"word": "çubuk makarna", "meanings": ["İnce, uzun, çubuk biçiminde dökülmüş ve fırınlanmış makarna"]}, {"word": "çubuk odası", "meanings": ["Çubukluk"]}, {"word": "çubuksuz", "meanings": ["Çubuğu olmayan"]}, {"word": "çuha", "meanings": ["Tüysüz, ince, sık dokunmuş yün kumaş"]}, {"word": "çucu", "meanings": ["Semerci"]}, {"word": "çuhacılık", "meanings": ["Çuhacının yaptığı iş"]}, {"word": "çuha çiçeği", "meanings": ["İki çeneklilerden, çok yıllık, değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi, onbiraylık"]}, {"word": "çuha çiçeğigiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği çuha çiçeği olan bir bitki familyası"]}, {"word": "çuhadar", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri"]}, {"word": "çuhalı", "meanings": ["Çuhası olan"]}, {"word": "çuhçuh", "meanings": ["Çocuk dilinde tren", "Lokomotifin çalışırken çıkardığı ses"]}, {"word": "çuka", "meanings": ["Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de yaşayan tekirlerin irisi"]}, {"word": "çukur", "meanings": ["Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer", "Çene ve yanaktaki gamze", "Mezar"]}, {"word": "çukurunu kazmak", "meanings": ["birinin felaketine yol açacak bir düzen kurmak"]}, {"word": "çukur açmak", "meanings": ["toprağı kazarak çukur yapmak"]}, {"word": "çukura düşmek", "meanings": ["kötü ve uygunsuz bir duruma girmek"]}, {"word": "çukurlanma", "meanings": ["Çukurlanmak işi"]}, {"word": "çukurlanmak", "meanings": ["Çukur durumuna girmek veya çukurlu olmak"]}, {"word": "çukurlaşma", "meanings": ["Çukurlaşmak işi"]}, {"word": "çukurlaşmak", "meanings": ["Çukur duruma gelmek"]}, {"word": "çukurlatma", "meanings": ["Çukurlatmak işi"]}, {"word": "çukurlu", "meanings": ["Çukuru olan"]}, {"word": "çukurlatmak", "meanings": ["Çukur durumuna getirmek veya çukurlu yapmak"]}, {"word": "çukurluk", "meanings": ["Çukur olma durumu", "Çukur yer"]}, {"word": "çul", "meanings": ["Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma", "Kıldan veya yünden yapılmış hayvan örtüsü", "Tekke mensuplarının büründüğü örtü", "Giyim, giysi"]}, {"word": "çulu düzmek (veya düzeltmek)", "meanings": ["giyimi kuşamı yenilemek", "maddi durumu iyileşmek"]}, {"word": "çul içinde arslan yatar", "meanings": ["`bir kimsenin değeri, kılık kıyafeti ile değil kişiliğindeki cevherle ölçülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çul çaput", "meanings": ["Dokunmuş eski eşya veya eski giysi", "Her türlü dokunmuş kumaş"]}, {"word": "çulcu", "meanings": ["Çul yapan veya satan kimse", "Gerekli gereksiz giyecek alan kimse"]}, {"word": "çulha", "meanings": ["El tezgâhında bez dokuyan kimse"]}, {"word": "çullama", "meanings": ["Çullamak işi", "Tavşan ve kuzu eti ile kızartılmış hamur yemeği"]}, {"word": "çulha kuşu", "meanings": ["Bir tür iskete (Parus pendulinus)"]}, {"word": "çullamak", "meanings": ["Hayvana çul örtmek", "Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak"]}, {"word": "çullandırma", "meanings": ["Çullandırmak işi"]}, {"word": "çullandırmak", "meanings": ["Çullanmasına sebep olmak"]}, {"word": "çullanma", "meanings": ["Çullanmak işi"]}, {"word": "çullanmak", "meanings": ["Alta almak için birinin üzerine abanmak", "Birine beklemediği bir anda saldırmak", "Birini bezdirecek, bıktıracak kadar üzerine gitmek"]}, {"word": "çulluk", "meanings": ["Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş, bekas (Scolopax rusticola)"]}, {"word": "çullanış", "meanings": ["Çullanma işi"]}, {"word": "çullukgiller", "meanings": ["Yağmur kuşlarının örnek hayvanı çulluk ve batak çulluğu olan alt familyası"]}, {"word": "çurlatmak", "meanings": ["Hızlandırmak"]}, {"word": "Çulpan", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "çulsuz", "meanings": ["Çulu olmayan", "Varlıksız, parasız"]}, {"word": "çultar", "meanings": ["Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü"]}, {"word": "çupra", "meanings": ["Çipura (Cobitis)"]}, {"word": "çupra balığı", "meanings": ["Çipura"]}, {"word": "çurçur", "meanings": ["Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus)", "Önemsiz, değersiz"]}, {"word": "çurlatma", "meanings": ["Çurlatmak işi"]}, {"word": "çuşka", "meanings": ["Acı biber, kırmızıbiber"]}, {"word": "çuval gibi", "meanings": ["kaba ve seyrek (kumaş)", "bol ve ütüsüz (giysi)"]}, {"word": "çuval", "meanings": ["Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba", "Bu torbanın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "çuvalla para kazanmak", "meanings": ["aşırı kazanç sağlamak"]}, {"word": "çuvalcı", "meanings": ["Çuval yapan veya satan kimse", "Tarım işlerinde ürünü çuvallara dolduran kimse"]}, {"word": "çuvaldız", "meanings": ["Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne"]}, {"word": "çuvalcılık", "meanings": ["Çuvalcının yaptığı iş"]}, {"word": "çuvallama", "meanings": ["Çuvallamak işi"]}, {"word": "çuvallamak", "meanings": ["Çuvala doldurmak", "Başaramamak"]}, {"word": "çuvallanma", "meanings": ["Çuvallanmak işi"]}, {"word": "çuvallanmak", "meanings": ["Çuvallama işine konu olmak"]}, {"word": "çuvallatma", "meanings": ["Çuvallatmak işi"]}, {"word": "çuvallatmak", "meanings": ["Çuvallamasını sağlamak"]}, {"word": "çünkü", "meanings": ["Şundan dolayı, şu sebeple, zira"]}, {"word": "çuvalsız", "meanings": ["Çuvallanmamış veya çuvalı olmayan"]}, {"word": "çuvallı", "meanings": ["Çuvallanmış veya çuvalı olan"]}, {"word": "Çuvaş", "meanings": ["İdil Irmağı kıyısındaki Çuvaşistan Federe Cumhuriyeti'nde oturan, Türk soyundan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "çükündür", "meanings": ["Pancar"]}, {"word": "çük", "meanings": ["Erkeklik organı"]}, {"word": "Çuvaşça", "meanings": ["Çuvaş Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "çükür", "meanings": ["Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç"]}, {"word": "çürük", "meanings": ["Çürümüş olan", "Sağlam ve dayanıklı olmayan", "Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke", "İş göremez, hastalıklı", "Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan", "Sakat"]}, {"word": "çürük (veya çürüğe) çıkmak", "meanings": ["birinin sağlam olmadığı anlaşılmak", "sağlık durumunun elverişsiz olması yüzünden askerlik ödevinden bağışlanmak"]}, {"word": "çürük tahta çivi (veya mıh) tutmaz", "meanings": ["`aslında yaramaz olan veya sonradan o duruma getirilen şeyi, ne kadar uğraşsanız da işe yarar duruma getiremezsiniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çürük tahtaya basmak", "meanings": ["tedbirsizlik edip sonu tehlikeli olabilecek bir işe girişmek"]}, {"word": "çürük boya", "meanings": ["Doğal olmayan ve basit kimyasal yollarla elde edilen boya"]}, {"word": "çürüğe çıkarmak", "meanings": ["bir nesneyi işe yaramayacak durumda olmasından dolayı kullanmayı bırakmak"]}, {"word": "çürük çarık", "meanings": ["Sağlam olmayan, işe yaramaz"]}, {"word": "çürükçül", "meanings": ["Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan (bitki ve organizmalar), saprofit"]}, {"word": "fener", "meanings": ["Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı", "Gemilere yol gösteren ışık kulesi", "Askı"]}, {"word": "fener çekmek", "meanings": ["elinde fenerle önden gitmek", "bir kalabalığa önderlik etmek"]}, {"word": "fener alayı", "meanings": ["Bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri"]}, {"word": "feneri nerede söndürdün", "meanings": ["geç kalanlara takılmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "fener balığı", "meanings": ["Fener balığıgillerden, vücudunda pek çok ışık verme organı bulunan, tropik denizlerde yaşayan bir balık (Lophius piscatorius)"]}, {"word": "fener balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının, vücutları basık, derileri çıplak, ağızları çok büyük olan, derin denizlerde yaşayan balıklar familyası"]}, {"word": "fenerci", "meanings": ["Fener yapan veya satan kimse", "Deniz feneri bekçisi", "Sokak fenerlerini yakan kimse"]}, {"word": "fenercilik", "meanings": ["Fenercinin yaptığı iş"]}, {"word": "fenerli", "meanings": ["Feneri olan"]}, {"word": "fenerli burgu", "meanings": ["Ahşap bölümleri delmeye yarayan matkap"]}, {"word": "fenersiz yakalanmak", "meanings": ["beklenmedik bir zamanda istenmeyen bir durumla karşılaşmak"]}, {"word": "fenersiz", "meanings": ["Feneri olmayan"]}, {"word": "Finike portakalı", "meanings": ["Fenike ve yöresinde yetiştirilen sulu ve kokulu bir tür portakal"]}, {"word": "fenik", "meanings": ["Alman markının yüzde biri", "Çok az para"]}, {"word": "fenlenmek", "meanings": ["Yaşına göre bilmemesi gereken şeyleri öğrenmiş olmak"]}, {"word": "fenlenme", "meanings": ["Fenlenmek işi"]}, {"word": "fennî", "meanings": ["Fenle ilgili", "Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde yapılan", "Usulüne göre iş gören"]}, {"word": "fenol", "meanings": ["Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi, asit fenik"]}, {"word": "fenomenal", "meanings": ["Şaşılacak, olağanüstü", "Olguya ilişkin"]}, {"word": "fenomen", "meanings": ["Olay", "Görüngü"]}, {"word": "fenomenizm", "meanings": ["Görüngücülük"]}, {"word": "fenomenoloji", "meanings": ["Görüngü bilimi"]}, {"word": "fent çevirmek", "meanings": ["düzen, hile yapmak"]}, {"word": "fent", "meanings": ["Düzen, hile"]}, {"word": "feodal", "meanings": ["Derebeylikle ilgili"]}, {"word": "feragat", "meanings": ["Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme"]}, {"word": "feodalite", "meanings": ["Derebeylik"]}, {"word": "feodalizm", "meanings": ["Derebeylik sistemi"]}, {"word": "feodallik", "meanings": ["Derebeylik, derebeyi olma durumu"]}, {"word": "fer", "meanings": ["Parlaklık, aydınlık", "Canlılık", "Güç, kuvvet"]}, {"word": "ferace", "meanings": ["Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi", "Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka"]}, {"word": "feraceli", "meanings": ["Ferace giymiş olan"]}, {"word": "feracelik", "meanings": ["Ferace yapmaya elverişli (kumaş)"]}, {"word": "feragat etmek (veya göstermek)", "meanings": ["hakkından vazgeçmek, el çekmek"]}, {"word": "feragatli", "meanings": ["Vazgeçebilen, özveride bulunabilen, özveri gösterebilen"]}, {"word": "ferağ", "meanings": ["Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme", "Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme"]}, {"word": "ferah", "meanings": ["Bol, geniş", "Havadar, aydınlık, iç açıcı (yer)"]}, {"word": "ferah", "meanings": ["Kalp, gönül, iç vb.nin sıkıntısız, tasasız olma durumu"]}, {"word": "ferah tutmak", "meanings": ["iç rahatlığını, huzurunu korumak"]}, {"word": "ferih fahur", "meanings": ["Ferah fahur"]}, {"word": "ferih fahur yaşamak", "meanings": ["bağımsız, bağlantısız bir biçimde yaşamak"]}, {"word": "ferah ferah", "meanings": ["Bol bol, geniş geniş", "İyiden iyiye, haydi haydi, rahatlıkla", "En aşağı"]}, {"word": "ferahi", "meanings": ["Bolluk, genişlik", "Ucuzluk", "II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik", "Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma"]}, {"word": "ferahfeza", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri"]}, {"word": "ferahlama", "meanings": ["Ferahlamak işi veya durumu"]}, {"word": "ferahlamak", "meanings": ["Genişlemek, açılmak", "Serinlemek", "İç açıcı duruma gelmek", "Sıkıntısı, tasası dağılmak"]}, {"word": "ferahlandırmak", "meanings": ["Ferahlamasını sağlamak"]}, {"word": "ferahlandırma", "meanings": ["Ferahlandırmak işi veya durumu"]}, {"word": "ferahlanma", "meanings": ["Ferahlanmak işi veya durumu"]}, {"word": "ferahnak", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "ferahlatma", "meanings": ["Ferahlatmak işi"]}, {"word": "ferahlatmak", "meanings": ["Ferah duruma getirmek, rahatlatmak"]}, {"word": "ferahlanmak", "meanings": ["Rahatlamak, üzüntü veya sıkıntısı kalmamak, açılmak, genişlemek"]}, {"word": "ferahlık", "meanings": ["Ferah olma durumu, genişlik, gönül açıklığı"]}, {"word": "ferahlık duymak", "meanings": ["içinin açıklığını, rahatlığını hissetmek"]}, {"word": "ferahlık vermek", "meanings": ["iç açmak, rahatlık hissettirmek"]}, {"word": "ferahnüma", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "ferahnakaşiran", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "ferasetli", "meanings": ["Anlayışlı"]}, {"word": "feraset", "meanings": ["Anlayış, seziş, sezgi", "Zekâ"]}, {"word": "ferasetsiz", "meanings": ["Anlayışsız"]}, {"word": "ferç", "meanings": ["Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü, vulva"]}, {"word": "ferden ferda", "meanings": ["Tek tek"]}, {"word": "ferda", "meanings": ["Yarın", "Gelecek zaman, yarın"]}, {"word": "ferdî", "meanings": ["Bireysel, kişisel, fertle ilgili, şahsi"]}, {"word": "ferdiyet", "meanings": ["Bireysellik"]}, {"word": "ferdiyetçilik", "meanings": ["Bireycilik"]}, {"word": "ferhane", "meanings": ["Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray"]}, {"word": "ferdiyetçi", "meanings": ["Bireyci"]}, {"word": "ferî", "meanings": ["Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan", "İkinci dereceden"]}, {"word": "feribot", "meanings": ["Arabalı vapur"]}, {"word": "ferih", "meanings": ["Çok sevinçli, neşeli"]}, {"word": "ferik", "meanings": ["Tümgeneral", "Korgeneral"]}, {"word": "ferah fahur", "meanings": ["Bolluk içinde", "Geniş ve sıkıntısız biçimde", "Bağımsız, bağlantısız, canının istediği gibi"]}, {"word": "feriştah", "meanings": ["En iyi, en üstün"]}, {"word": "feriştahı gelse", "meanings": ["`en güçlüsü, en yetkilisi, en üstünü olsa` anlamında kullanılan bir söz", "`en iyisi olsa` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "feriklik", "meanings": ["Tümgenerallik veya korgenerallik"]}, {"word": "ferli", "meanings": ["Parlak (göz, ışık)"]}, {"word": "ferma", "meanings": ["Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi"]}, {"word": "ferman", "meanings": ["Buyruk, emir", "Osmanlı Devleti'nde padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk, yarlık"]}, {"word": "ferman çıkarmak", "meanings": ["padişah tarafından herhangi bir konuda emir verilmek", "yetkili bir kimse tarafından buyruk verilmek"]}, {"word": "ferman dinlememek", "meanings": ["yasa, kural, yol yöntem tanımamak"]}, {"word": "ferman sizin", "meanings": ["`siz nasıl isterseniz öyle olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fermanlı", "meanings": ["Hükûmete karşı gelmek suçuyla aranan ve cezalandırılması için hakkında ferman çıkan (kimse)", "Kimseden korkusu olmayıp dilediği gibi davranan"]}, {"word": "fermanlı deli", "meanings": ["Deli olduğu herkesçe bilinen kişi"]}, {"word": "fermantasyon", "meanings": ["Mayalanma"]}, {"word": "fermejüp", "meanings": ["Çıtçıt"]}, {"word": "fermene", "meanings": ["Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi"]}, {"word": "fermeneci", "meanings": ["Fermene yapan veya satan kimse"]}, {"word": "fermeneli", "meanings": ["Fermenesi olan"]}, {"word": "ferment", "meanings": ["Maya (I)"]}, {"word": "fermiyum", "meanings": ["Aynştaynyumla aynı zamanda bulunan ve atom sayısı 100 olan yapay element (simgesi Fm)"]}, {"word": "fermuar", "meanings": ["Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek, cırcır, carcur"]}, {"word": "fernez", "meanings": ["Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı"]}, {"word": "fersah fersah", "meanings": ["Kat kat", "Çok, pek çok"]}, {"word": "fersah", "meanings": ["Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık ölçüsü", "Çok uzun mesafe, uzaklık"]}, {"word": "fersahlık", "meanings": ["Arası herhangi bir fersah olan"]}, {"word": "fersiz", "meanings": ["Donuk, cansız (göz, ışık, yüz)"]}, {"word": "fersizleşme", "meanings": ["Fersizleşmek durumu"]}, {"word": "fersizleşmek", "meanings": ["Fersiz duruma gelmek, donuklaşmak"]}, {"word": "fersizlik", "meanings": ["Fersiz olma durumu"]}, {"word": "fertik", "meanings": ["`Kaç, uzaklaş; tamam, bitti` anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "fert", "meanings": ["Birey"]}, {"word": "fersude", "meanings": ["Eskimiş, yıpranmış, aşınmış"]}, {"word": "fertik çekmek (veya fertiği kırmak)", "meanings": ["kaçmak"]}, {"word": "feryat", "meanings": ["Haykırış, çığlık"]}, {"word": "feryat etmek", "meanings": ["yüksek sesle haykırmak", "büyük bir yokluk, zarar ve sıkıntı içinde bulunmak"]}, {"word": "feryat koparmak", "meanings": ["yüksek sesle bağırmak, haykırmak"]}, {"word": "feryadı basmak", "meanings": ["çığlık koparmak, yüksek sesle haykırmaya başlamak"]}, {"word": "feryat figan", "meanings": ["Haykırarak, ağlayarak"]}, {"word": "ferz", "meanings": ["Satranç oyununda vezir"]}, {"word": "ferz çıkarmak", "meanings": ["acemi bir oyuncuya karşı vezirsiz oynamak"]}, {"word": "ferz çıkmak", "meanings": ["satrançta piyon, karşıdaki en son kareye kadar sürülüp vezir olmak"]}, {"word": "fes", "meanings": ["Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık"]}, {"word": "fesat kumkuması", "meanings": ["Fesat kaynağı, ortaklığı karıştırmayı huy edinmiş, kötülük peşinde koşan kimse"]}, {"word": "fesini havaya atmak", "meanings": ["sevinmek"]}, {"word": "fesahat", "meanings": ["Kurallı, etkileyici, heyecan verici, inandırıcı, sanatlı söz söyleme", "Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hâli"]}, {"word": "fesat", "meanings": ["Bozukluk", "Karışıklık, kargaşalık, ara bozuculuk", "Hile", "Herhangi bir konuda iyimser olmayan, kötü yorumlayan (kimse)", "Karıştırıcı, ara bozucu (kimse)"]}, {"word": "fesat çıkarmak (veya fesada vermek)", "meanings": ["ara bozmak, ortalığı karıştırmaya çalışmak, insanları birbirine düşürecek işler yapmak"]}, {"word": "fesat karıştırmak", "meanings": ["hile yapmak"]}, {"word": "fesatçı", "meanings": ["Arabozan"]}, {"word": "fesatçılık", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "fesatlık", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "feshedilmek", "meanings": ["Kapatılmak, dağıtılmak, faaliyetten men edilmek"]}, {"word": "feshedilme", "meanings": ["Feshedilmek işi"]}, {"word": "fesleğen", "meanings": ["Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi, reyhan (Ocimum basilicum)"]}, {"word": "feshetme", "meanings": ["Feshetmek işi"]}, {"word": "feshetmek", "meanings": ["Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak", "Kapatmak, dağıtmak"]}, {"word": "fesih", "meanings": ["Verilmiş bir yargıyı kaldırma, bozma", "Dağıtma, dağıtılma"]}, {"word": "fes rengi", "meanings": ["Koyu kırmızı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fast food", "meanings": ["343 hazır yemek"]}, {"word": "festival", "meanings": ["Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi", "Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal veya uluslararası gösteri dizisi, şenlik", "Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılan gösteri, şenlik", "Düzensiz toplantı, curcuna"]}, {"word": "fesüphanallah", "meanings": ["Süphanallah"]}, {"word": "fetha", "meanings": ["Üstün (II)"]}, {"word": "fethetmek", "meanings": ["Bir yeri veya ülkeyi savaşarak almak, ülke açmak", "Herkesin takdirini, övgüsünü kazanıp kendine hayran bırakmak"]}, {"word": "fethetme", "meanings": ["Fethetmek işi"]}, {"word": "fetih", "meanings": ["Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma"]}, {"word": "fetihname", "meanings": ["Bir yerin alındığını müjdelemek için hükümdarların yabancı devlet adamları, şehzadeler, valiler vb.ne yazdıkları resmî mektup"]}, {"word": "fetiş", "meanings": ["Put", "Uğurlu sayılan şey", "Tapınırcasına sevilen şey veya kimse", "Saplantılı bir biçimde cinsel coşku uyandıran karşı cinse ait elbise, ayakkabı vb. eşya"]}, {"word": "fetişizm", "meanings": ["İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesnelere tapınma, tapıncakçılık, putperestlik", "Karşı cinsin giysi vb. şeyleriyle cinsel coşku ve doygunluk sağlama"]}, {"word": "fetişist", "meanings": ["Fetişizmi uygulayan kimse veya görüş", "Fetişizme düşkün kimse"]}, {"word": "fetret", "meanings": ["İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre", "İki padişah arasında padişahsız geçen süre", "İki olay arasındaki süre", "Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre", "İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre"]}, {"word": "fettanca", "meanings": ["Fettan gibi", "(fetta'nca) Fettana uygun bir biçimde"]}, {"word": "fettane", "meanings": ["Cilveli, gönül alıcı (kadın)"]}, {"word": "fettan", "meanings": ["Fitneci, karıştırıcı", "Gönül ayartıcı, cilveli"]}, {"word": "fettanlaşma", "meanings": ["Fettanlaşmak işi"]}, {"word": "fettanlaşmak", "meanings": ["Fettan bir duruma gelmek"]}, {"word": "fettanlık", "meanings": ["Fettan olma durumu"]}, {"word": "fetüs", "meanings": ["Dölüt"]}, {"word": "fetva", "meanings": ["İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge"]}, {"word": "fetva vermek", "meanings": ["herhangi bir işlemin veya eylemin din kurallarına uygun olup olmadığı konusunda konuyla ilgili bilim adamlarınca açıklama yapılmak", "bir işin yapılabilmesi için yargıda bulunmak", "gereksiz yere emir verir gibi konuşmak"]}, {"word": "fetva çıkarmak", "meanings": ["belli bir konuda dinî hukuk kurallarına göre izin almak"]}, {"word": "fetvacı", "meanings": ["Fetva veren kimse", "Gereksiz yere ve olmayacak emirler veren kimse"]}, {"word": "fetvahane", "meanings": ["Müftünün makamı"]}, {"word": "fetvayişerife çıkarmak", "meanings": ["şeyhülislam fetvası ilan etmek", "kendi kendine yorum getirmek"]}, {"word": "fetvayişerife", "meanings": ["Şeyhülislam fetvası"]}, {"word": "fevç", "meanings": ["İnsan kalabalığı"]}, {"word": "fevç fevç", "meanings": ["Akın akın"]}, {"word": "feveran", "meanings": ["Fışkırma, kaynama", "Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama"]}, {"word": "feveran etmek", "meanings": ["birdenbire öfkelenmek, köpürmek, parlamak"]}, {"word": "fevk", "meanings": ["Üst", "Yukarı"]}, {"word": "fevkalade", "meanings": ["Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik", "Aşırı, çok fazla", "Aşırı bir biçimde", "`Çok iyi, çok üstün, çok güzel` anlamlarında beğeni ifade eden bir söz"]}, {"word": "fevkaladelik", "meanings": ["Olağanüstülük"]}, {"word": "fevkalbeşer", "meanings": ["İnsanüstü", "Üstün nitelikli (kimse)"]}, {"word": "fevkalade hâl", "meanings": ["Olağanüstü hâl"]}, {"word": "fevkani", "meanings": ["Üstte, üstteki"]}, {"word": "fevri", "meanings": ["Birdenbire, düşünmeden yapan"]}, {"word": "fevt", "meanings": ["Elden çıkma, yitme", "Ölme"]}, {"word": "fevrilik", "meanings": ["Fevri olma durumu"]}, {"word": "fevt etmek", "meanings": ["yitirmek, elden kaçırmak"]}, {"word": "fevt olmak", "meanings": ["yitmek", "ölmek"]}, {"word": "feyezan", "meanings": ["Taşma, taşkın, seylap", "Bereket"]}, {"word": "fevvare", "meanings": ["Fıskiye"]}, {"word": "feyiz", "meanings": ["Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket", "Artma, çoğalma", "İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk", "Manevi haz, mutluluk, iç huzuru"]}, {"word": "feyizlenme", "meanings": ["Feyizlenmek işi"]}, {"word": "feyizlenmek", "meanings": ["Feyzalıp aydınlanmak, faydalanmak"]}, {"word": "feyizli", "meanings": ["Çok ürün veren, verimli"]}, {"word": "feylesof", "meanings": ["Filozof"]}, {"word": "feylesofça", "meanings": ["Filozofa yakışan", "(feyleso'fça) Filozofa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "feylesofluk", "meanings": ["Filozofluk"]}, {"word": "feyyaz", "meanings": ["Çok verimli, gür"]}, {"word": "feyzalmak", "meanings": ["Etkilenmek, olgunlaşmak, ders almak"]}, {"word": "feza", "meanings": ["Gök"]}, {"word": "fezleke", "meanings": ["Özet, hülasa", "Bir kararın kısaca yazılması"]}, {"word": "fıçı", "meanings": ["Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap", "Bu kabın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "fıçı gibi", "meanings": ["kısa boylu ve çok şişman"]}, {"word": "fıçı balığı", "meanings": ["Fıçıya istif edilmiş balık tuzlaması"]}, {"word": "fıçıcı", "meanings": ["Fıçı yapan veya satan kimse"]}, {"word": "fıçıcılık", "meanings": ["Fıçının yaptığı iş"]}, {"word": "fıçılama", "meanings": ["Fıçıya koyma, fıçıya doldurma"]}, {"word": "fıkdan", "meanings": ["Yokluk"]}, {"word": "fıçılamak", "meanings": ["Fıçıya koymak"]}, {"word": "fıkıh", "meanings": ["Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme", "İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü"]}, {"word": "fıkırdak", "meanings": ["Cilveli, oynak (kadın, kız)"]}, {"word": "fıkırdaklık", "meanings": ["Fıkırdak olma durumu"]}, {"word": "fıkırdama", "meanings": ["Fıkırdamak işi"]}, {"word": "fıkırdamak", "meanings": ["Fıkır fıkır kaynamak", "Cilvelenmek"]}, {"word": "fıkırdaşma", "meanings": ["Fıkırdaşmak işi"]}, {"word": "fıkra", "meanings": ["Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik", "Köşe yazısı", "Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri", "Paragraf", "Omur"]}, {"word": "fıkırdaşmak", "meanings": ["Oynakça davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "fıkırdatma", "meanings": ["Fıkırdatmak işi"]}, {"word": "fıkırdatmak", "meanings": ["Fıkır fıkır kaynatmak", "Cilve yapmasına sebep olmak"]}, {"word": "fıkırdayış", "meanings": ["Fıkırdama işi"]}, {"word": "fıkır fıkır", "meanings": ["Cilveli, oynak", "Fıkır sesi çıkararak"]}, {"word": "fıkır fıkır kaynamak", "meanings": ["bir şeyden bir yerde çok bulunmak", "yerinde duramamak"]}, {"word": "fıkırtı", "meanings": ["Hafif kaynamayı anlatan yansıma sesinin adı", "Cilveleşme"]}, {"word": "fıkracılık", "meanings": ["Köşe yazarlığı", "Fıkra anlatma işi"]}, {"word": "fıkracı", "meanings": ["Fıkra anlatan kimse", "Köşe yazarı"]}, {"word": "fıkrama", "meanings": ["Fıkramak işi, fışlama"]}, {"word": "fıkramak", "meanings": ["Herhangi bir yiyecek ekşimek, fışlamak"]}, {"word": "fıldır", "meanings": ["Çabuk, hızlı, telaşlı"]}, {"word": "fındık", "meanings": ["Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana)", "Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü", "Hileli zar"]}, {"word": "fındık kabuğunu doldurmaz", "meanings": ["önemsiz, değersiz"]}, {"word": "fındık kırmak", "meanings": ["çapkınlık yapmak"]}, {"word": "fındık ateşi", "meanings": ["Nargilede tütünün üstüne ortalamasına konulan yuvarlak, küçük, yanar kömürler"]}, {"word": "fındık altını", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde kenar süsleri fındığa benzediğinden bu adla anılan altın sikke, fındıki", "Küçük ve değerli şey"]}, {"word": "fındık biti", "meanings": ["Kın kanatlılardan, fındık kurdu denilen kurtçukları dolayısıyla fındık ürününün en büyük düşmanı olan, uzun gagalı böcek (Balaninus nucum)"]}, {"word": "fındıkçı", "meanings": ["Fındık yetiştiren veya satan kimse", "Cilveli, oynak kadın"]}, {"word": "fındıkçılık", "meanings": ["Fındıkçının yaptığı iş", "Fındıkçı olma durumu"]}, {"word": "fındık faresi", "meanings": ["Kemiricilerden, karnı beyazımsı, sırtı boz renkli, fındıklıklarda çok zarara yol açan bir tür memeli, fındık sıçanı (Muscardinus avellanarius)", "Evlerde rastlanan bir tür küçük fare"]}, {"word": "fındıki", "meanings": ["Fındıkkabuğu", "Fındık altını"]}, {"word": "fındıkkabuğu", "meanings": ["Fındığın kabuğunun rengini andıran bir tür kahverengi, fındık rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fındık kurdu gibi", "meanings": ["ufak tefek, tombulca, sevimli"]}, {"word": "fır", "meanings": ["Fırıl fırıl", "Piç, fırlama"]}, {"word": "fındık kurdu", "meanings": ["Fındık bitinin fındık içinde gelişerek onun dökülmesine, değerini yitirmesine yol açan kurtçuğu"]}, {"word": "fındıkkıran", "meanings": ["Fındık ve buna benzer kabuklu yemişlerin kabuğunu kırmaya yarayan araç", "İşveli, şuh, baştan çıkarıcı kadın"]}, {"word": "fındıklık", "meanings": ["Fındık ağaçları dikilmiş yer, fındık korusu"]}, {"word": "fındık sıçanı", "meanings": ["Fındık faresi"]}, {"word": "fındık yağı", "meanings": ["Fındıktan elde edilen yağ"]}, {"word": "fındık yuvası", "meanings": ["Tombul ellerin dış yüzünde, parmak diplerinde görülen çukurluklar"]}, {"word": "fır dönmek", "meanings": ["bir kimseye yaranmak veya yardım etmek için üstün çaba harcamak"]}, {"word": "fırça", "meanings": ["Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılan araç", "Resim yapma sanatı ve biçimi", "Paylama", "Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası"]}, {"word": "fırça gibi", "meanings": ["dik, sık ve sert (saç, sakal)"]}, {"word": "fırça çekmek (veya atmak)", "meanings": ["paylamak"]}, {"word": "fırça yemek", "meanings": ["paylanmak"]}, {"word": "fırçacı", "meanings": ["Fırça yapıp satan kimse", "Sürekli fırça atan kimse"]}, {"word": "fırçalama", "meanings": ["Fırçalamak işi"]}, {"word": "fırçacılık", "meanings": ["Fırçacının yaptığı iş", "Fırçacı olma durumu"]}, {"word": "fırçalamak", "meanings": ["Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek", "Sık ve bataklık ormandan geçmek", "Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek"]}, {"word": "fırçalanmak", "meanings": ["Fırça ile ovulmak, düzgünleştirilip parlatmak veya temizlenmek", "Çok azarlanmak"]}, {"word": "fırçalatma", "meanings": ["Fırçalatmak işi"]}, {"word": "fırçalanma", "meanings": ["Fırçalanmak işi"]}, {"word": "fırçalatmak", "meanings": ["Fırçalama işini yaptırmak"]}, {"word": "fırçalayış", "meanings": ["Fırçalama işi"]}, {"word": "fırçalık", "meanings": ["Resim yapmada kullanılan fırçaların konulduğu süzgeçli kap"]}, {"word": "fırçalı", "meanings": ["Fırçası olan"]}, {"word": "fırdolayı", "meanings": ["Çepeçevre"]}, {"word": "fırdöndü", "meanings": ["Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka", "Topaç gibi çevrilerek oynanan, tunçtan, altı köşeli bir kumar aracı", "Bir ipe bağlı olarak birden fazla çıpa atıldığında çıpaların karışmaması için tekne zinciri ile parçaların bağlandığı zincir arasına konulan metal araç", "Belirli bir görüş veya düşünce sahibi olmayan kimse"]}, {"word": "fır fır", "meanings": ["Fırıl fırıl"]}, {"word": "fırfır", "meanings": ["Giysi, perde vb.nin kenarlarına dikilen kırmalı veya büzgülü süs, farba, farbala"]}, {"word": "fırfırlı", "meanings": ["Fırfırı olan"]}, {"word": "fırıldak", "meanings": ["Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı", "Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç", "Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılan şapka", "Dolap, düzen, hile", "Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse)"]}, {"word": "fırıldak çevirmek (veya döndürmek)", "meanings": ["isteğini elde etmek için hileli yollara başvurmak"]}, {"word": "fırıldak gibi", "meanings": ["düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse)"]}, {"word": "fırıldakçı", "meanings": ["Fırıldak yapan veya satan kimse", "Düzen çeviren, düzenci, dolap çeviren kimse"]}, {"word": "fırıldakçılık", "meanings": ["Fırıldakçının yaptığı iş", "Fırıldakçı olma durumu"]}, {"word": "fırıldak çiçeği", "meanings": ["Çarkıfelek"]}, {"word": "fırıldanma", "meanings": ["Fırıldanmak işi"]}, {"word": "fırıldanmak", "meanings": ["Fırıl fırıl dönmek"]}, {"word": "fırıldatma", "meanings": ["Fırıldatmak işi"]}, {"word": "fırıldatmak", "meanings": ["Fırıl fırıl çevirmek"]}, {"word": "fırın", "meanings": ["İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak", "Bu ocakta pişirilmiş", "Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân", "Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet", "Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç"]}, {"word": "fırıl fırıl", "meanings": ["Sürekli ve hızlı bir biçimde"]}, {"word": "... fırın ekmek yemesi lazım", "meanings": ["`bir duruma erişmek için pek çok emek vermesi, çalışması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fırın gibi", "meanings": ["çok sıcak (yer)"]}, {"word": "fırıncı", "meanings": ["Fırın işleten kimse"]}, {"word": "fırıncılık", "meanings": ["Fırıncının yaptığı iş"]}, {"word": "fırında makarna", "meanings": ["Haşlanmış makarnaların arasına özellikle kaşar peyniri konularak üzerine süt dökülüp fırında pişirilen makarna yemeği"]}, {"word": "fırın kebabı", "meanings": ["Büyük tencerelere yerleştirilerek fırında pişirilen et yemeği, et kebabı"]}, {"word": "fırınlama", "meanings": ["Fırınlamak işi"]}, {"word": "fırınlamak", "meanings": ["Fırında pişirmek", "Fırında kurutmak"]}, {"word": "fırınlanmak", "meanings": ["Fırına konulmak veya fırında kurutulmak"]}, {"word": "fırınlanma", "meanings": ["Fırınlanmak işi"]}, {"word": "fırınlı", "meanings": ["Fırınlanmış"]}, {"word": "fırınlatmak", "meanings": ["Fırınlama işini yaptırmak"]}, {"word": "fırınlatma", "meanings": ["Fırınlatmak işi"]}, {"word": "fırınlık", "meanings": ["Fırında pişirilmeye hazır (yemek)"]}, {"word": "fırkacı", "meanings": ["Parti üyesi", "Partici"]}, {"word": "fırka", "meanings": ["İnsan topluluğu", "Parti (I)", "Tümen"]}, {"word": "fırkata", "meanings": ["10-15 çift kürekli, hızlı, eski bir savaş gemisi"]}, {"word": "fırkacılık", "meanings": ["Particilik"]}, {"word": "fırlama", "meanings": ["Fırlamak işi", "Piç", "Arsız, terbiyesiz çocuk"]}, {"word": "fırlak", "meanings": ["Dışarı doğru fırlamış, çıkmış, çıkık"]}, {"word": "fırsat", "meanings": ["Herhangi bir şey için en uygun zaman, uygun durum veya şart, vesile, okazyon"]}, {"word": "fırlatılma", "meanings": ["Fırlatılmak işi"]}, {"word": "fırlamak", "meanings": ["Hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkmak, ayrılmak", "Yerinden oynayıp ileriye doğru çıkıntı yapmak", "Fiyatı birdenbire yükselmek"]}, {"word": "fırlatılmak", "meanings": ["Fırlatma işi yapılmak"]}, {"word": "fırlatış", "meanings": ["Fırlatma işi"]}, {"word": "fırlatma", "meanings": ["Fırlatma işi", "Kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden türlü yönlere, son eklemine kadar hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması"]}, {"word": "fırlatmak", "meanings": ["Hızla atmak, bulunduğu yerden dışarı atmak"]}, {"word": "fırlayış", "meanings": ["Fırlama işi"]}, {"word": "fırsat bilmek", "meanings": ["bir şeyden belli bir amaçla hemen yararlanmak"]}, {"word": "fırsat beklemek (veya aramak)", "meanings": ["en uygun şartı, durumu veya zamanı kollamak"]}, {"word": "fırsat bu fırsat", "meanings": ["`yararlanılacak en uygun zaman` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fırsat düşmek (veya çıkmak)", "meanings": ["bir imkâna kavuşmak"]}, {"word": "fırsat bulmak", "meanings": ["uygun, elverişli zaman bulmak"]}, {"word": "fırsat kollamak (veya gözlemek)", "meanings": ["yapmak istediği iş için uygun bir zaman veya bir durum beklemek"]}, {"word": "fırsat sakal altından geçer", "meanings": ["`fırsatı yakalayabilmek için uygun zamanı kollamak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fırsat her vakit ele geçmez", "meanings": ["`fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fırsatı ganimet bilmek", "meanings": ["çıkan fırsattan en iyi biçimde yararlanmak"]}, {"word": "fırsat vermek", "meanings": ["bir işi yapmak için uygun, elverişli şartı sağlamak"]}, {"word": "fırsatı kaçırmak", "meanings": ["elverişli durumdan yararlanamamak"]}, {"word": "fırsatını düşürmek", "meanings": ["kolayını bulmak"]}, {"word": "fırsattan istifade etmek", "meanings": ["ele geçirilen imkân veya durumdan en iyi biçimde yararlanmak"]}, {"word": "fırsatçı", "meanings": ["Fırsatları iyi değerlendiren, fırsat kollayan kimse", "Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse, oportünist"]}, {"word": "fırsatçılık", "meanings": ["Fırsatçı olma durumu", "Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum, oportünizm"]}, {"word": "fırt", "meanings": ["Bir solukta veya bir yudumda içilebilecek miktar"]}, {"word": "fırsat yoksulu", "meanings": ["Eline fırsat geçmeyen (kimse)"]}, {"word": "fırsat düşkünü", "meanings": ["Kötülük yapmak için fırsat kollayan (kimse)"]}, {"word": "fırt fırt", "meanings": ["Sürekli olarak, ikide bir"]}, {"word": "fırtına atlatmak", "meanings": ["güç durumdan kurtulmak"]}, {"word": "fırtına çıkmak", "meanings": ["sert rüzgâr esmeye başlamak"]}, {"word": "fırtına", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr", "Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma", "Güç atlatılan kötü durum", "Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı"]}, {"word": "fırtına gibi", "meanings": ["hızla, birdenbire", "aceleci"]}, {"word": "fırtına kuşu", "meanings": ["Perde ayaklılardan, kıvrık gagalı, açık denizlerde yaşayan bir kuş, deniz ördeği (Thalassidroma pelagica)"]}, {"word": "fırtına kuşugiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "fırtınalı", "meanings": ["Çok rüzgârlı", "Çok tartışmalı, çekişmeli, gürültülü, karışık"]}, {"word": "fırtına kopmak (veya patlamak)", "meanings": ["şiddetli fırtına çıkmak", "bir yerde kavga ve gürültü çıkmak"]}, {"word": "fıttırma", "meanings": ["Fıttırmak durumu"]}, {"word": "fıttırmak", "meanings": ["Aklını kaçırmak, delirmek, aklını yitirmek, çıldırmak"]}, {"word": "fıs fıs", "meanings": ["Yavaş ses çıkararak (konuşmak)"]}, {"word": "fısfıs", "meanings": ["Koku, ilaç vb. sıvıları püskürtmek için kullanılan araç"]}, {"word": "fısfıslamak", "meanings": ["Koku, ilaç vb. sıvıları püskürtmek"]}, {"word": "fısfıslama", "meanings": ["Fısfıslamak işi"]}, {"word": "fısfıslanma", "meanings": ["Fısfıslanmak işi"]}, {"word": "fısfıslanmak", "meanings": ["Koku, ilaç vb. sıvılar püskürtülmek"]}, {"word": "fısıldamak", "meanings": ["Başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşmak, fıslamak"]}, {"word": "fısıldama", "meanings": ["Fısıldamak işi"]}, {"word": "fısıldanma", "meanings": ["Fısıldanmak işi"]}, {"word": "fısıldanmak", "meanings": ["Fısıltı hâlinde söylenmek"]}, {"word": "fısıldaşmak", "meanings": ["Birbirine fısıldamak"]}, {"word": "fısıldaşma", "meanings": ["Fısıldaşmak işi"]}, {"word": "fısıl fısıl", "meanings": ["Fısıltı hâlinde, fısıldayarak, alçak sesle"]}, {"word": "fısıltı", "meanings": ["Fısıldarken çıkan, güçlükle duyulan sesin adı"]}, {"word": "fısır fısır", "meanings": ["Fısır sesi çıkararak", "Gizli olarak, alçak bir sesle"]}, {"word": "fısıltı gazetesi", "meanings": ["Toplumu ilgilendiren bir konu ile ilgili dedikodu"]}, {"word": "fısırtı", "meanings": ["Fısıltı"]}, {"word": "fıskiye", "meanings": ["Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde fışkırtan ağızlık, fışkırık"]}, {"word": "fıslamak", "meanings": ["Fısıldamak", "Gizlice haber vermek"]}, {"word": "fıslama", "meanings": ["Fıslamak işi"]}, {"word": "fıslanma", "meanings": ["Fıslanmak işi"]}, {"word": "fıslanmak", "meanings": ["Fıslama işi yapılmak"]}, {"word": "fıstık", "meanings": ["Antep fıstığı, çam fıstığı veya yer fıstığı denilen yemişlerin genel adı", "Güzel, gösterişli kadın", "İyi, hoş"]}, {"word": "fıstık gibi", "meanings": ["dolgun, besili ve canlı", "çok güzel", "alımlı, çekici (kadın)"]}, {"word": "fıstık çamı", "meanings": ["Çamgillerden, genellikle Ege, Akdeniz bölgelerinde yetişen, 20-25 metre boyunda, kozalakları kestane renginde, yumurtamsı veya yuvarlak olan, tohumları yuvarlak olan bir çam türü (Pinus pinea)"]}, {"word": "fıstıkçı", "meanings": ["Fıstık yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "fıstık ezmesi", "meanings": ["Fıstıkla yapılan bir şekerleme"]}, {"word": "fıstıki", "meanings": ["Fıstık rengi"]}, {"word": "fıstıkçılık", "meanings": ["Fıstıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "fıstıki makamla", "meanings": ["ağır ağır, yavaş yavaş"]}, {"word": "fıstıklamak", "meanings": ["Kışkırtmak amacıyla araya nifak sokmak"]}, {"word": "fıstıklık", "meanings": ["Fıstık ağaçları dikilmiş yer, fıstık bahçesi"]}, {"word": "fış fış", "meanings": ["Fışır fışır"]}, {"word": "fışıldama", "meanings": ["Fışır fışır ses çıkarma"]}, {"word": "fışıldamak", "meanings": ["Fışır fışır ses çıkarmak"]}, {"word": "fışıltı", "meanings": ["Fışırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "fışırdama", "meanings": ["Fışırdamak işi"]}, {"word": "fışırdamak", "meanings": ["Fışır fışır ses çıkartmak"]}, {"word": "fışır fışır", "meanings": ["Fışır sesi çıkararak"]}, {"word": "fışırdatma", "meanings": ["Fışırdatmak işi"]}, {"word": "fışırdatmak", "meanings": ["Fışır fışır ses çıkartmak"]}, {"word": "fışırtı", "meanings": ["Fışırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "fışkı", "meanings": ["Atgillerin taze dışkısı"]}, {"word": "fışkılama", "meanings": ["Fışkılamak işi"]}, {"word": "fışkılamak", "meanings": ["Toprağı fışkı ile gübrelemek"]}, {"word": "fışkılık", "meanings": ["Fışkının biriktirildiği yer"]}, {"word": "fışkırdak", "meanings": ["Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç", "Ağzındaki iki cam borudan biri üflendiğinde ötekinden su fışkıran, laboratuvarlarda yıkama işlerinde kullanılan bir deney aracı"]}, {"word": "fışkın", "meanings": ["Bir ağacın dibinden süren ince dal", "Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal"]}, {"word": "fışkırık", "meanings": ["Fıskiye"]}, {"word": "fışkırış", "meanings": ["Fışkırma işi"]}, {"word": "fışkırma", "meanings": ["Fışkırmak işi", "Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması"]}, {"word": "fışkırtı", "meanings": ["Fışkıran bir şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "fışkırmak", "meanings": ["Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak", "Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek", "Bir şey bir yerde bol bol görülmek"]}, {"word": "fışkırtıcı", "meanings": ["Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet, ejektör"]}, {"word": "fışkırtılma", "meanings": ["Fışkırtılmak işi"]}, {"word": "fışkırtılmak", "meanings": ["Fışkırması sağlanmak"]}, {"word": "fışkırtma", "meanings": ["Fışkırtmak işi"]}, {"word": "fışkırtmak", "meanings": ["Fışkırmasını sağlamak"]}, {"word": "fışlama", "meanings": ["Fıkrama"]}, {"word": "fıtık", "meanings": ["İç organlardan bir parçanın, genellikle bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması, kavlıç, yarımlık"]}, {"word": "fışlamak", "meanings": ["Fıkramak"]}, {"word": "fıtık etmek", "meanings": ["sıkıntı vermek, üzmek"]}, {"word": "fıtık olmak", "meanings": ["büyük sıkıntı duymak, kahrolmak, çaresiz kalmak"]}, {"word": "fıtıklı", "meanings": ["Fıtığı olan"]}, {"word": "fıtrat", "meanings": ["Yaradılış, hilkat"]}, {"word": "fıtri", "meanings": ["Doğuştan"]}, {"word": "fıtraten", "meanings": ["Yaradılıştan"]}, {"word": "fıtriye", "meanings": ["Doğuştancılık"]}, {"word": "fiber", "meanings": ["Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva veya tahta"]}, {"word": "fiberglas", "meanings": ["Plastik maddelerden, özellikle polyesterden parçalar yapımında kullanılan sağlamlaştırma maddesi"]}, {"word": "fibrinojen", "meanings": ["Pıhtılaşma sırasında fibrine dönüşen bir kan proteini"]}, {"word": "fibrin", "meanings": ["Kanda pıhtılaşma sonucu oluşan bir protein"]}, {"word": "fidan", "meanings": ["Yeni yetişen ağaç veya ağaççık", "Başka bir yere dikilmek için bulunduğu yerden çıkarılan taze ağaç, dikme"]}, {"word": "fidan gibi", "meanings": ["ince ve uzun (boy)"]}, {"word": "fidan boylu", "meanings": ["İnce, uzun ve biçimli (kimse)"]}, {"word": "fidancık", "meanings": ["Küçük fidan"]}, {"word": "fidan biti", "meanings": ["Yaprak biti"]}, {"word": "fidanlık", "meanings": ["Fidan yetiştirilen yer, dikmelik"]}, {"word": "fide", "meanings": ["Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek"]}, {"word": "fideci", "meanings": ["Fide yetiştirip satan kimse"]}, {"word": "fidecilik", "meanings": ["Fidecinin yaptığı iş"]}, {"word": "fideleme", "meanings": ["Fidelemek işi"]}, {"word": "fideizm", "meanings": ["İnancılık"]}, {"word": "fidelemek", "meanings": ["Fidan dikmek"]}, {"word": "fidelik", "meanings": ["Fide yetiştirilen yer", "Fide olmaya uygun"]}, {"word": "fidye", "meanings": ["Tutsak edilen veya rehin alınan bir kimsenin serbest bırakılması için istenen para, kurtulmalık, fidyeinecat"]}, {"word": "fidyeinecat", "meanings": ["Fidye"]}, {"word": "fifre", "meanings": ["Yanlamasına çalınan, altı tane deliği olan, tahtadan bir flüt türü"]}, {"word": "figan etmek", "meanings": ["bağırarak ağlamak, inlemek"]}, {"word": "figan", "meanings": ["Bağırarak ağlama, inleme"]}, {"word": "figür", "meanings": ["Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi", "Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri", "Birbirini izleyerek melodik ve ritmik bakımdan bir bütün oluşturan notalar grubu"]}, {"word": "figüran", "meanings": ["Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse", "Bir toplumda, bir toplulukta sönük, etkisiz olan kimse"]}, {"word": "figüranlık", "meanings": ["Figüranın yaptığı iş"]}, {"word": "fiil", "meanings": ["İş, davranış", "Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime, eylem"]}, {"word": "figüratif", "meanings": ["Betili"]}, {"word": "figüratif sanat", "meanings": ["İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri yer alan sanat, betili sanat"]}, {"word": "figürlü", "meanings": ["Figürü olan"]}, {"word": "fihrist", "meanings": ["İçindekiler", "Alfabetik sıralamalar için kullanılan, kenarında bütün harflerin yer aldığı not defteri", "Katalog"]}, {"word": "fiğ", "meanings": ["Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki (Vicia sativa)"]}, {"word": "fiile koymak", "meanings": ["eyleme geçirmek"]}, {"word": "fihristlemek", "meanings": ["Fihriste geçirmek"]}, {"word": "fihristleme", "meanings": ["Fihristlemek işi"]}, {"word": "fiil cümlesi", "meanings": ["Bildirme veya isteme kiplerinden biriyle kurulan ve olumsuzu -ma\\/ -me eki ile yapılan cümle"]}, {"word": "fiil çekimi", "meanings": ["Fiil, ad kök veya gövdelerine zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı da veren eklerin getirilmesi, fiil tasrifi"]}, {"word": "fiilen", "meanings": ["Gerçekten", "Gerçekten yaparak, çalışarak"]}, {"word": "fiilî", "meanings": ["Eylemli, edimsel, gerçekten yapılan (iş)", "Edimsel"]}, {"word": "fiil gövdesi", "meanings": ["Kökü bir başka yapım eki almış fiil"]}, {"word": "fiilî hizmet", "meanings": ["Memur, işçi vb. çalışanların bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumunda tam kesenek vermek suretiyle geçirdikleri süre"]}, {"word": "fiilî hizmet zammı", "meanings": ["Yıpranma payı"]}, {"word": "fiilimsi", "meanings": ["Fiilden türetilen, olumsuzu yapılabilen mastar, sıfat-fiil, zarf-fiil vb. türleri bulunan ad, eylemsi"]}, {"word": "fiili bozuk", "meanings": ["Ahlakça düşük (kimse)"]}, {"word": "fiil kökü", "meanings": ["Fiil soyundan bir kelimenin bölünmeyen anlamlı kısmı"]}, {"word": "fiiliyat", "meanings": ["İş olarak yapılanlar, edim, edimler, işler, gerçekleştirilen işler"]}, {"word": "fiil tabanı", "meanings": ["Fiil kök ve gövdelerinin çekim eki almamış hâli"]}, {"word": "fikir", "meanings": ["Düşünce", "Düşün", "Kuruntu"]}, {"word": "fikir almak", "meanings": ["birinin düşüncesinden yararlanmak"]}, {"word": "fikir danışmak", "meanings": ["bilgi edinmek için bir yetkiliden bilgi almak"]}, {"word": "fikir vermek", "meanings": ["düşüncesini bildirmek", "bir konuda yol gösterici bilgi edinmek"]}, {"word": "fikir edinmek", "meanings": ["kanaat sahibi olmak"]}, {"word": "fikir yormak", "meanings": ["bir konuda çok düşünmek"]}, {"word": "fikir yürütmek", "meanings": ["bir konu üzerine düşüncesini söylemek"]}, {"word": "fikrini almak", "meanings": ["fikir almak"]}, {"word": "fikrini çelmek", "meanings": ["kandırmak, düşüncesini değiştirtmek, ikna etmek"]}, {"word": "fikir hürriyeti", "meanings": ["Düşünce özgürlüğü"]}, {"word": "fikir adamı", "meanings": ["Herhangi bir düşünce alanındaki görüşlerine değer verilen kimse"]}, {"word": "fikir işçisi", "meanings": ["Bilim ve fikir alanında çalışan kimse"]}, {"word": "fikirli", "meanings": ["Herhangi bir konu üzerinde düşüncesi olan, akıllı, düşünceli"]}, {"word": "fikirsiz", "meanings": ["Herhangi bir konu üzerinde düşünemeyen, görüşü olmayan, düşüncesiz"]}, {"word": "fikirsizlik", "meanings": ["Fikirsiz olma durumu, düşüncesizlik"]}, {"word": "fikren", "meanings": ["Düşünce yoluyla, düşünerek, zihnen"]}, {"word": "fikir yazısı", "meanings": ["Düşünce yönü ağır basan yazı veya makale"]}, {"word": "fikrî", "meanings": ["Düşünsel"]}, {"word": "fikrisabit", "meanings": ["Saplantı"]}, {"word": "fikstür", "meanings": ["Yarışma veya karşılaşmaların zamanını ve sırasını belirleyen çizelge"]}, {"word": "fiks menü", "meanings": ["Tek liste"]}, {"word": "fikriyat", "meanings": ["Düşünceler"]}, {"word": "fiktif", "meanings": ["İtibari"]}, {"word": "fil gibi", "meanings": ["çok yemek yiyen (kimse)", "çok şişman (kimse)"]}, {"word": "fil", "meanings": ["Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan (Elephas)", "Satrançta çapraz hareket ettirilen taş"]}, {"word": "filan", "meanings": ["Falan"]}, {"word": "filaman", "meanings": ["Elektrik ampullerinden akım geçtiğinde akkor duruma gelen ince iletken tel"]}, {"word": "filan falan", "meanings": ["Falan filan"]}, {"word": "filantrop", "meanings": ["İnsansever, insanların iyiliği için çalışan (kimse)"]}, {"word": "filariz", "meanings": ["Keten dövmeye yarayan tokmak"]}, {"word": "filarizleme", "meanings": ["Filarizlemek işi"]}, {"word": "filarizlemek", "meanings": ["Keteni döverek tel durumuna getirmek"]}, {"word": "filarmoni", "meanings": ["Güçlü müzik sevgisi", "Müzik konserleri derneği"]}, {"word": "filarmonik", "meanings": ["Müzikseverlerin kurduğu dernek", "Müziği seven (kimse)"]}, {"word": "filbahri", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, ilkbaharda beyaz ve güzel kokulu çiçekler açan, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaççık (Philadelphus)"]}, {"word": "fildişi", "meanings": ["Fil dişinin kırık beyaz rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fildişi gibi", "meanings": ["donuk, beyaz (ten)"]}, {"word": "fil dişi", "meanings": ["Filin kendini korumakta veya karşısındakine saldırmakta kullandığı hortumunun iki yanında bulunan uzun ve eğri dişi", "Bu dişten yapılmış", "Diş tacında mine, köklerde ise seman denilen ve dişin sert bölümünü oluşturan doku"]}, {"word": "fildekoz", "meanings": ["İskoçya ipliği", "Bu iplikten yapılan"]}, {"word": "fil dişi karası", "meanings": ["Fil dişi külünden yapılan kara boya"]}, {"word": "fildişi rengi", "meanings": ["Fildişi"]}, {"word": "fil elması", "meanings": ["Turunçgillerden, Hindistan'da yetişen bir ağaç (Feronia elephantum)", "Bu ağacın yenilen meyvesi"]}, {"word": "file", "meanings": ["Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ", "Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba", "Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü", "Ağ"]}, {"word": "fileto", "meanings": ["Kasaplık hayvanların sırtında, dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et"]}, {"word": "filenk", "meanings": ["Ağır cisimleri bir yerden bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç"]}, {"word": "filet", "meanings": ["Derinliği her yerinde aynı olan sığ su alanı"]}, {"word": "fil faresi", "meanings": ["Memeliler sınıfından, burun bölümü hortum gibi uzun olan, uzun kuyruklu, kanguru gibi sıçrayabilen bir hayvan (Macroscelides proboscideus)"]}, {"word": "filgiller", "meanings": ["Memeliler sınıfının hortumlular takımının bir familyası"]}, {"word": "filhakika", "meanings": ["Gerçekten, doğrusu, hakikaten"]}, {"word": "filigran", "meanings": ["Suyolu"]}, {"word": "fil hastalığı", "meanings": ["Çoğunlukla bacakların şişip fil ayağı biçimini almasıyla beliren bir hastalık"]}, {"word": "filigranlı", "meanings": ["Filigranı olan"]}, {"word": "filika", "meanings": ["Cankurtaran sandalı"]}, {"word": "filinta", "meanings": ["Namlusu kısa, kurşun atan bir tür küçük tüfek", "Güzel, yakışıklı"]}, {"word": "filikacı", "meanings": ["Filikalara bakmakla görevli kimse"]}, {"word": "filinta gibi", "meanings": ["genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı (kimse)"]}, {"word": "Filipinli", "meanings": ["Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Filistinli", "meanings": ["Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "filiskin", "meanings": ["Yerden 2-3 karış yükseklikte, çok yıllık ve otsu bir bitki (Mentha pulegium)"]}, {"word": "filiz", "meanings": ["Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin (II), cımbar, çıvgın, şıvgın"]}, {"word": "filiz gibi", "meanings": ["ince ve güzel vücutlu"]}, {"word": "filiz vermek", "meanings": ["sürgün çıkmaya başlamak", "ortaya çıkmak"]}, {"word": "filiz", "meanings": ["Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği"]}, {"word": "filizcik", "meanings": ["Küçük sürgün"]}, {"word": "filizî", "meanings": ["Filiz rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "filizkıran", "meanings": ["Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına"]}, {"word": "filizleme", "meanings": ["Filizlemek işi"]}, {"word": "filizlemek", "meanings": ["Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak"]}, {"word": "filizli", "meanings": ["Filizi olan"]}, {"word": "filkulağı", "meanings": ["Yılan yastığıgillerden, ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi (Caladium)", "Pazarlarda satılan bir sünger türü"]}, {"word": "film çekmek", "meanings": ["bir sinema kamerasıyla görüntüleri tespit etmek veya bir hareket ve görünüşün sıralı resmini çekmek", "vücudun röntgenini almak"]}, {"word": "filizlenme", "meanings": ["Filizlenmek işi", "Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı"]}, {"word": "filizlenmek", "meanings": ["Bitki filiz vermek", "Gelişmeye, büyümeye başlamak"]}, {"word": "film çevirmek", "meanings": ["beyaz perdede oynatılacak bir eseri filme almak veya bu eserin çekilişi sırasında rol yapmak", "eğlenmek, hoş vakit geçirmek"]}, {"word": "film", "meanings": ["Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit", "Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak", "Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü", "Sinemalarda gösterilen eser"]}, {"word": "filmcilik", "meanings": ["Sinemacılık"]}, {"word": "film oynamak", "meanings": ["bir film, sinemada gösterilmekte olmak"]}, {"word": "filmleştirmek", "meanings": ["Film durumuna getirmek"]}, {"word": "film müziği", "meanings": ["Filmin görüntülerine eşlik etmek amacıyla özel olarak bestelenmiş veya hazırlanmış müzik"]}, {"word": "film yıldızı", "meanings": ["Sinema dünyasında çok ünlü olan oyuncu, star"]}, {"word": "filmci", "meanings": ["Sinemacı", "Dalavereci, oyuncu"]}, {"word": "film oynatmak", "meanings": ["bir filmi sinemada göstermek"]}, {"word": "filo", "meanings": ["Bir arada ve bir komuta altında bulunan savaş gemilerinin veya uçaklarının bütünü", "Toplu olarak aynı hizmeti yapan ve bir merkezden yönetilen kara, deniz ve hava taşıtlarına verilen ad", "Bit"]}, {"word": "filogenez", "meanings": ["Soy oluş"]}, {"word": "filolog", "meanings": ["Dil bilimci"]}, {"word": "filoz", "meanings": ["Balıkçıların ağları su yüzünde tutmak için kullandıkları kabak veya mantardan yapılmış ağ şamandırası"]}, {"word": "filoksera", "meanings": ["Asma biti", "Asma bitinin yol açtığı bağ hastalığı"]}, {"word": "filoloji", "meanings": ["Dili ve yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme", "Dil bilimi"]}, {"word": "filotilla", "meanings": ["Torpidolardan oluşan filo"]}, {"word": "filozof", "meanings": ["Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse, felsefeci, feylesof", "Felsefe yapmaya meraklı olan kimse", "Sakin, kendi hâlinde yaşayan kimse"]}, {"word": "filolojik", "meanings": ["Dil bilimsel"]}, {"word": "filozofça", "meanings": ["Filozofa yakışan", "(filôzo'fça) Filozofa yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "filtre", "meanings": ["Süzgeç, süzek"]}, {"word": "filozoflaşma", "meanings": ["Filozoflaşmak durumu"]}, {"word": "filozofik", "meanings": ["Felsefe ile ilgili, felsefeye dayanan"]}, {"word": "filozoflaşmak", "meanings": ["Filozof özelliği kazanmak"]}, {"word": "filozofluk", "meanings": ["Filozof olma durumu"]}, {"word": "filtreli", "meanings": ["Filtre takılmış olan"]}, {"word": "filtresiz", "meanings": ["Filtre takılmamış olan"]}, {"word": "filum", "meanings": ["Canlıların bölümlenmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik"]}, {"word": "fil yürüyüşü", "meanings": ["Ellerin ve ayakların gergin bir biçimde birbirine çok yakın basarak yapılan bir yürüyüş biçimi"]}, {"word": "filvaki", "meanings": ["Gerçekte, gerçekten, her ne kadar, vakıa"]}, {"word": "final", "meanings": ["Bir işin sonu", "Dönem sonu sınavı", "Bitiş", "Elemeli yarışmalarda sonucu belirten karşılaşma"]}, {"word": "finalist", "meanings": ["Şampiyonu belirleyecek son yarışmaya kalan sporcu veya takım", "Erekçi"]}, {"word": "Fin", "meanings": ["Finlandiyalı"]}, {"word": "finale kalmak", "meanings": ["şampiyonu belirleyecek son yarışmaya katılma hakkını kazanmak"]}, {"word": "finalizm", "meanings": ["Erekçilik"]}, {"word": "finanse", "meanings": ["`Akçalanmak` anlamındaki finanse edilmek, `akçalamak` anlamındaki finanse etmek birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "finansman", "meanings": ["Bir girişime işleyebilmesi, gelişebilmesi için gereken para ve krediyi sağlama işi"]}, {"word": "fincan", "meanings": ["Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap", "Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç"]}, {"word": "fincan gibi", "meanings": ["iri ve patlak (göz)"]}, {"word": "fincancı katırlarını ürkütmek", "meanings": ["zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "fincan böreği", "meanings": ["Tepsiye serildikten sonra fincan ağzı biçiminde bir kalıpla yuvarlaklar kesilerek yapılan bir börek türü"]}, {"word": "fincancı", "meanings": ["Porselen veya cam eşya satan kimse"]}, {"word": "fincan fincan", "meanings": ["Fincanı andırarak, fincan biçiminde", "Birçok fincan ölçüsünde"]}, {"word": "fincanlık", "meanings": ["Miktarı herhangi bir fincan kadar olan", "Herhangi bir sayıda fincan alabilecek genişlikte olan"]}, {"word": "Fince", "meanings": ["Fin dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "fincan oyunu", "meanings": ["Fincanların altına yüzük saklayarak oynanan bir oyun"]}, {"word": "fingirdeme", "meanings": ["Fingirdemek işi"]}, {"word": "fingirdek", "meanings": ["Aşırı derecede oynak ve kırıtkan, cilveli (kadın)"]}, {"word": "fingirdemek", "meanings": ["Dikkati çekecek kadar kırıtkan, oynak davranmak", "Gülüşerek sohbet etmek"]}, {"word": "fingirdeşme", "meanings": ["Fingirdeşmek işi"]}, {"word": "fingirdeşmek", "meanings": ["Karşılıklı fingirdemek"]}, {"word": "fingir fingir", "meanings": ["Oynak, cilveli"]}, {"word": "Fin hamamı", "meanings": ["Çok sıcak yerden ve sudan çok soğuk yere ve suya girmeyi sağlayarak vücudu uyaran bir hamam türü"]}, {"word": "finiş", "meanings": ["Bitme", "Varış"]}, {"word": "Fin-Ugor", "meanings": ["Ural dillerinden bir dil öbeği", "Bu dil öbeği ile ilgili olan"]}, {"word": "fink", "meanings": ["`Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek` anlamına gelen fink atmak sözünde geçer"]}, {"word": "fino", "meanings": ["Bir tür çok tüylü küçük köpek", "Esrar"]}, {"word": "firak", "meanings": ["Ayrılık"]}, {"word": "firaklı", "meanings": ["Üzüntülü, dokunaklı, içe işleyen"]}, {"word": "firar etmek", "meanings": ["kaçmak"]}, {"word": "firari", "meanings": ["Kaçak, kaçkın, kaçmış olan (kimse)"]}, {"word": "firar", "meanings": ["Kaçma, kurtulma", "Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması"]}, {"word": "firavun faresi", "meanings": ["Etçillerden, Afrika'da, özellikle Mısır'da yaygın, kedi büyüklüğünde bir hayvan, kuyruksüren (Herpestes ichneumon)"]}, {"word": "firavun", "meanings": ["Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan", "İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü", "Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse"]}, {"word": "firavun inciri", "meanings": ["Frenk inciri"]}, {"word": "firavunlaşmak", "meanings": ["Kötü, acımasız bir insan olmak"]}, {"word": "firavunlaşma", "meanings": ["Firavunlaşmak işi"]}, {"word": "firfiri", "meanings": ["Parlak kızıl renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fire vermek", "meanings": ["eksilmek, azalmak"]}, {"word": "firez", "meanings": ["Ekin", "Biçilmiş tarlada kalan tahıl kökleri, anız"]}, {"word": "firkat", "meanings": ["Ayrılık"]}, {"word": "firavunluk", "meanings": ["Firavun olma durumu", "Firavunun görevi", "Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse olma durumu"]}, {"word": "fire", "meanings": ["Ağırlık yitimi", "Bir iş yapılırken çıkan artık parça", "Eksik, noksan"]}, {"word": "firik", "meanings": ["Olgunlaşmak üzere olan tahıl", "Çerez olarak yenen tahıl kavurgası"]}, {"word": "fırkateyn", "meanings": ["Üç direkli, bir tür yelkenli savaş gemisi"]}, {"word": "firkete", "meanings": ["Kadınların saçlarını tutturmak için kullandıkları U biçimindeki naylon veya telden saç tokası"]}, {"word": "firketeleme", "meanings": ["Firketelemek işi"]}, {"word": "firuze", "meanings": ["Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral"]}, {"word": "firketelemek", "meanings": ["Firkete ile tutturmak"]}, {"word": "firma", "meanings": ["Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi"]}, {"word": "fisebilillah", "meanings": ["Hiçbir karşılık beklemeden"]}, {"word": "fiske", "meanings": ["Parmak uçlarıyla yapılan hafif vuruş", "İki parmak ucu ile tutulabilen miktarda olan", "İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı"]}, {"word": "fiske fiske kabarmak (veya olmak)", "meanings": ["kabarcıklar oluşmak"]}, {"word": "fiske kondurmamak (veya dokundurmamak)", "meanings": ["bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak"]}, {"word": "fiskeleme", "meanings": ["Fiskelemek işi"]}, {"word": "fiskos etmek", "meanings": ["başkalarının bulunduğu yerde birkaç kişi gizlice, alçak sesle konuşmak"]}, {"word": "fiskos", "meanings": ["Başkalarının duyamayacağı biçimde gizli ve alçak sesle konuşma"]}, {"word": "fiskelemek", "meanings": ["Fiske vurmak", "Hafifçe sitem etmek"]}, {"word": "fistan", "meanings": ["Tek parça kadın giysisi", "İskoç, Arnavut ve Yunan erkeklerinin giydikleri kısa, pilili eteklik"]}, {"word": "fistanlı", "meanings": ["Fistan giymiş"]}, {"word": "fistanlık", "meanings": ["Fistan yapmaya elverişli"]}, {"word": "fistansız", "meanings": ["Fistan giymemiş"]}, {"word": "fisto", "meanings": ["Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit", "Dantele benzer süsleri olan bir kumaş türü", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "fiş", "meanings": ["Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç", "Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge", "Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri", "Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey", "Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz", "Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası"]}, {"word": "fistolu", "meanings": ["Üzerine fisto dikilmiş olan"]}, {"word": "fistül", "meanings": ["Akarca"]}, {"word": "fişini çekmek", "meanings": ["birine zarar vermek", "birini öldürmek", "yaşama dönme umudu olmayan hastayı, nefes alması, kalbinin atması gibi faaliyetlerini yerine getiren aletlerden ayırmak"]}, {"word": "fişini tutmak", "meanings": ["bir kimsenin davranışlarını fiş üzerinde belirlemek"]}, {"word": "fiş açmak", "meanings": ["bir işle ilgili konuda gereken bilgileri fiş üzerine yazmaya başlamak, fişlemek"]}, {"word": "fişe", "meanings": ["Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı"]}, {"word": "fişek", "meanings": ["Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane", "Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler"]}, {"word": "fişek atmak", "meanings": ["ortalığı karıştıracak bir söz söylemek", "cinsel birleşmede bulunmak"]}, {"word": "fişek salıvermek", "meanings": ["ara bozacak söz söylemek"]}, {"word": "fişekhane", "meanings": ["Fişek yapılan yer"]}, {"word": "fişek gibi", "meanings": ["hızla"]}, {"word": "fişekçi", "meanings": ["Fişek yapan veya satan kimse"]}, {"word": "fişekli", "meanings": ["İçinde fişek bulunan"]}, {"word": "fişeklik", "meanings": ["Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer, kargılık", "Kütüklük"]}, {"word": "fişeklikli", "meanings": ["Fişekliği olan"]}, {"word": "fişka", "meanings": ["Çipo tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit veya hareketli demir askı"]}, {"word": "fişlenme", "meanings": ["Fişlenmek işi"]}, {"word": "fişlenmek", "meanings": ["Fişleme işi yapılmak"]}, {"word": "fişlemek", "meanings": ["Fiş üzerine yazmak", "Bir işle ilgili konuda fiş açmak", "Güvenlik kuruluşu, bir kişi hakkında dosya açmak"]}, {"word": "fişleme", "meanings": ["Fişlemek işi"]}, {"word": "fişli", "meanings": ["Fişe yazılmış olan", "Fişi olan", "Güvenlik kuruluşlarında kaydı bulunan (kimse)"]}, {"word": "fişlik", "meanings": ["Fiş koymaya yarar yer veya kutu", "Fiş olmaya veya fiş yapılmaya uygun olan"]}, {"word": "fit", "meanings": ["Birini başkasına karşı kışkırtma"]}, {"word": "fit vermek (veya sokmak)", "meanings": ["birini başkasına karşı kışkırtmak, arayı açmak", "birine kuşku uyandırmak"]}, {"word": "fit", "meanings": ["Ödeşme", "Razı olma"]}, {"word": "fit olmak", "meanings": ["ödeşmek, razı olmak"]}, {"word": "fit", "meanings": ["30,5 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi"]}, {"word": "fitçi", "meanings": ["Arabozan"]}, {"word": "fitçilik", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "fitil", "meanings": ["Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılan genellikle yağ çekici madde", "Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi", "Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç", "Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde", "Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılan kabartma yol", "Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit", "Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş", "Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu", "0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "fitil gibi", "meanings": ["çok sarhoş"]}, {"word": "fitil olmak", "meanings": ["çok kızmak", "sarhoş olmak"]}, {"word": "fitilci", "meanings": ["Fitil yapan veya satan kimse", "Kargaşalık çıkaran kimse"]}, {"word": "fitili almak", "meanings": ["birdenbire telaşlanmak, kaygılanmak, öfkelenmek"]}, {"word": "fitil vermek", "meanings": ["kızdırmak, azdırmak, kışkırtmak"]}, {"word": "fitilleme", "meanings": ["Fitillemek işi"]}, {"word": "fitillemek", "meanings": ["Fişek, dinamit vb. patlayıcı maddelerin fitilini ateşlemek", "Birini kızdırmak veya kışkırtmak, fitil vermek"]}, {"word": "fitillenme", "meanings": ["Fitillenmek işi"]}, {"word": "fitillenmek", "meanings": ["Fitil takılmak", "Kızdırılmak, kışkırtılmak"]}, {"word": "fitilli", "meanings": ["Fitili olan veya fitille ateşlenen", "Üzerinde dokuma doğrultusunda fitiller olan (kumaş)"]}, {"word": "fitlenme", "meanings": ["Fitlenmek işi"]}, {"word": "fitlemek", "meanings": ["Birini, başkasına karşı kışkırtmak, fitnelemek"]}, {"word": "fitleme", "meanings": ["Fitlemek işi"]}, {"word": "fitilsiz", "meanings": ["Fitili olmayan"]}, {"word": "fitlenmek", "meanings": ["Biri başkasına karşı kışkırtılmak"]}, {"word": "fitne", "meanings": ["Karışıklık, kargaşa", "Fitneci, ara bozucu"]}, {"word": "fitne fesat çıkarmak", "meanings": ["ara bozucu söz söylemek", "ara bozucu davranışta bulunmak"]}, {"word": "fitnecilik", "meanings": ["Fitneci olma durumu"]}, {"word": "fitneci", "meanings": ["Fitne çıkaran, karıştırıcı, ara bozucu, fitne fücur, fitne kumkuması"]}, {"word": "fitne sokmak", "meanings": ["ara bozmak, insanları birbirine katmak"]}, {"word": "fitne fücur", "meanings": ["Fitne çıkaran (kimse)"]}, {"word": "fitne kumkuması", "meanings": ["Fitneci"]}, {"word": "fitneleme", "meanings": ["Fitnelemek işi"]}, {"word": "fitnelemek", "meanings": ["Çekiştirmek, yermek, gammazlamak, kovlamak"]}, {"word": "fitnelik", "meanings": ["Karıştırma, çekiştirme, ara bozma"]}, {"word": "fitre", "meanings": ["Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka, fıtır sadakası"]}, {"word": "fitopatoloji", "meanings": ["Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "fiyaka", "meanings": ["Gösteriş, çalım, afi, caka"]}, {"word": "fiyaka satmak (veya sökmek)", "meanings": ["gösteriş yapmak, caka yapmak, çalım satmak"]}, {"word": "fiyakacı", "meanings": ["Gösterişçi, cakacı, fiyaka yapan (kimse)"]}, {"word": "fiyakalı", "meanings": ["Gösterişli, cakalı, fiyakası olan"]}, {"word": "fiyasko", "meanings": ["Bir girişimde başarısız sonuç"]}, {"word": "fiyasko vermek", "meanings": ["bir girişim başarısızlıkla sonuçlanmak"]}, {"word": "fiyat", "meanings": ["Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha", "Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı", "Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki"]}, {"word": "fiyat biçmek", "meanings": ["bir değer için ödenecek para karşılığını belirlemek"]}, {"word": "fiyat ayarlamak", "meanings": ["para değerindeki değişiklik ve başka ekonomik şartlar dolayısıyla fiyatları düzenlemek"]}, {"word": "fiyat vermek", "meanings": ["isteyeceği veya ödeyeceği fiyatı bildirmek"]}, {"word": "fiyat kırmak", "meanings": ["fiyatı düşürmek, fiyatı indirmek"]}, {"word": "fiyatları dondurmak", "meanings": ["fiyatların yükselmesini önlemek, fiyatların olduğu gibi kalmasını sağlamak"]}, {"word": "fiyatlandırma", "meanings": ["Fiyatlandırmak işi"]}, {"word": "fiyatlandırmak", "meanings": ["Fiyatını belirlemek, fiyat tespit etmek"]}, {"word": "fiyatlanmak", "meanings": ["Bir şeyin fiyatı yükselmek, pahalılaşmak"]}, {"word": "fiyatlanma", "meanings": ["Fiyatlanmak işi"]}, {"word": "fiyatlı", "meanings": ["Fiyatı olan", "Pahalı"]}, {"word": "fiyonk", "meanings": ["Kurdele, şerit, kumaş vb.nin kelebek şeklinde bağlanmış biçimi"]}, {"word": "fiyonk makarna", "meanings": ["Biçimi fiyonga benzeyen makarna"]}, {"word": "fiyort", "meanings": ["Norveç, İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı, derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez"]}, {"word": "fizibilite", "meanings": ["Yapılabilirlik"]}, {"word": "fizik", "meanings": ["Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı", "İnsanın doğal yapısı", "Kişinin dış görünüşü"]}, {"word": "fizik gücü", "meanings": ["İnsan veya hayvanın beden yapısı"]}, {"word": "fizikçi", "meanings": ["Fizik bilgini veya fizikle uğraşan kimse", "Fizik öğretmeni", "Fizik tedaviyle uğraşan doktor"]}, {"word": "fiziki coğrafya", "meanings": ["Yeryüzünün dışında insan ve öteki varlıklar üzerine etki yapan doğal olayların doğuşunu, oluşumunu ve sonuçlarını inceleyen coğrafya bilimi"]}, {"word": "fiziki", "meanings": ["Fiziksel"]}, {"word": "fiziki harita", "meanings": ["Herhangi bir yerin dağlarını, ovalarını, platolarını, akarsularını, göllerini gösteren harita"]}, {"word": "fizik kondisyonu", "meanings": ["Bir sporcunun fiziksel bakımdan durumu"]}, {"word": "fizikokimya", "meanings": ["Kimyasal olayları fiziksel yöntemlerle çözümleyen, fizik ve kimya konularını kapsayan bilim"]}, {"word": "fizikötesi", "meanings": ["Doğaötesi"]}, {"word": "fiziksel", "meanings": ["Fizikle ilgili olan", "Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki"]}, {"word": "fizik tedavi", "meanings": ["Hastalıkları su, ışık, hava, elektrik vb. fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavi etme, fizyoterapi"]}, {"word": "fizyokrat", "meanings": ["XVIII. yüzyılda ortaya çıkan, tarım emeğinin üretici emek olduğunu ve yalnızca bu emeğin değeri yarattığını ileri süren ekonomi görüşünü savunan"]}, {"word": "fizik yapısı", "meanings": ["Bir insanın vücut görünüşü"]}, {"word": "fizyokratlık", "meanings": ["Fizyokrat olma durumu"]}, {"word": "fizyolog", "meanings": ["Fizyolojist"]}, {"word": "fizyoloji", "meanings": ["Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "fizyolojik", "meanings": ["Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili", "Normal, doğal olarak işleyen"]}, {"word": "fizyoterapist", "meanings": ["Fizik tedavi ve rehabilitasyon değerlendirmelerini ve uygulamalarını yapan kimse"]}, {"word": "fizyolojist", "meanings": ["Fizyoloji bilgini, fizyolog"]}, {"word": "fizyonomi", "meanings": ["Yüz çizgilerinin genel durumundan çıkan anlam"]}, {"word": "fizyoterapi", "meanings": ["Fizik tedavi"]}, {"word": "flamacı", "meanings": ["Flama kullanarak anlaşmayı sağlayan kimse"]}, {"word": "flama", "meanings": ["İşaret olarak veya çeşitli amaçlarla kullanılan küçük bayrak", "Mühendislerin, haritacıların kullandığı renkli belirtme sırığı", "Alev", "İki veya üç köşeli, küçük boyutlu bayrak"]}, {"word": "Flaman", "meanings": ["Flandra ülkesi halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Flaman atı", "meanings": ["Belçika kökenli iri koşum atı"]}, {"word": "flamanlar", "meanings": ["Kuşlar sınıfının, leyleksiler takımının bir alt takımı"]}, {"word": "Flaman kuşu", "meanings": ["Flamingo"]}, {"word": "Flamanca", "meanings": ["Hint-Avrupa dil ailesinden, Hollanda, Fransa ve Belçika'nın bir bölümünde konuşulan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "flamangiller", "meanings": ["Kuşlar sınıfının leyleksiler takımına bağlı flamanlar alt takımının bir familyası"]}, {"word": "flamingo", "meanings": ["Leyleksilerden, tüyleri beyaz, pembe, kanatlarının ucu kara, eti yenir bir kuş, Flaman kuşu (Phoenicopterus ruber)"]}, {"word": "flandra", "meanings": ["Genellikle ince bezden yapılmış, uçkurluk bölümü dar, kurdele biçiminde bayrak"]}, {"word": "flandra balığı", "meanings": ["Kurdele balığı"]}, {"word": "flanel", "meanings": ["Keten ve yünden dokunan kumaş"]}, {"word": "flaş", "meanings": ["Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı", "Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba", "Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı", "İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber)", "Gösterişe, ilgiye düşkün", "Ünlü, gözde"]}, {"word": "flaşör", "meanings": ["Dörtlü"]}, {"word": "flaş conta", "meanings": ["Su motorlarında motor ile su borusu arasına geçirmezliği sağlamak için yerleştirilen yuvarlak lastik veya kauçuk madde"]}, {"word": "flebit", "meanings": ["Toplardamarlarda iç zar yangısı"]}, {"word": "flavta", "meanings": ["Flüt"]}, {"word": "flegmon", "meanings": ["Deri altındaki veya organlar arasındaki katılgan dokunun iltihaplanması"]}, {"word": "fleol", "meanings": ["Çayır otu (Pheleum pratense)"]}, {"word": "flit", "meanings": ["Sinek, sivrisinek vb. böcekleri öldürmek için püskürtülen ilaç", "Bu ilacı havaya püskürten araç"]}, {"word": "flitlemek", "meanings": ["Flit vb. kullanarak bir yere ilaç püskürtmek"]}, {"word": "flitleme", "meanings": ["Flitlemek işi"]}, {"word": "flok", "meanings": ["Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken"]}, {"word": "flora", "meanings": ["Bitki örtüsü"]}, {"word": "flori", "meanings": ["Altın para"]}, {"word": "florin", "meanings": ["Hollanda para birimi, gulden"]}, {"word": "floş", "meanings": ["Selülozdan yapılan, parlak, bükümsüz iplik"]}, {"word": "floş", "meanings": ["Poker oyununda aynı renkten ve aynı türden beş kâğıt"]}, {"word": "flurcun", "meanings": ["Kocabaş"]}, {"word": "flört", "meanings": ["Kadınla erkek arasındaki duygusal ilişki", "Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek", "Siyasal bir parti, yabancı bir ülke vb.ne tam olarak bağlanmadan yaklaşma"]}, {"word": "florya", "meanings": ["İspinozgillerden, tüyleri yeşilimsi, ağaçlık ve fundalıklarda yaşayan, güzel ötüşlü bir kuş, yelve (Chloris chloris)"]}, {"word": "flöre", "meanings": ["Dürtücü kılıç", "Bu kılıç kullanılarak oynanan, hedef bölgesi sadece gövde olan bir tür kılıç oyunu"]}, {"word": "flört etmek", "meanings": ["karşı cinsten biriyle duygusal ilişki kurmak, çıkmak"]}, {"word": "flor", "meanings": ["Atom numarası 9, atom ağırlığı 19, yoğunluğu 1,265 olan, kokusu ozonu andıran, yeşilimtırak sarı renkte, halojenler grubunun ilk elementi olan basit element (simgesi F)"]}, {"word": "floresan lamba", "meanings": ["Yüzeyi parlak maddelerle kaplı, içi cıva buharı ile dolu cam tüpten oluşan lamba"]}, {"word": "floresan", "meanings": ["Florışıl"]}, {"word": "florışı", "meanings": ["Bazı cisimlerin aldıkları ışığı, boyu daha uzun ışık ışınımlarına dönüştürmesi özelliği, floresans"]}, {"word": "florit", "meanings": ["Çeşitli renkleri olan, kalsiyum florür birleşiminde bir mineral"]}, {"word": "floresans", "meanings": ["Florışı"]}, {"word": "florür", "meanings": ["Florun başka bir elementle verdiği ikili birleşik"]}, {"word": "flüt", "meanings": ["Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı, flavta"]}, {"word": "florışıl", "meanings": ["Florışı özelliği gösteren, floresan"]}, {"word": "flütçü", "meanings": ["Flüt çalan kimse"]}, {"word": "fobi", "meanings": ["Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku, yılgı"]}, {"word": "fodlacı", "meanings": ["Evlere fodla dağıtan kimse", "Fodla ile geçinen kimse"]}, {"word": "fodlacılık", "meanings": ["Fodlacının yaptığı iş"]}, {"word": "fodla", "meanings": ["Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir ekmek türü"]}, {"word": "fodra", "meanings": ["Düz ve dik durması için elbisenin bazı yerlerine kumaşla astar arasına konulan sert ve kolalı bez"]}, {"word": "fodul", "meanings": ["Üstünlük taslayan, kibirlenen"]}, {"word": "fodulca", "meanings": ["Fodul gibi", "(fodu'lca) Fodula yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "fodulluk", "meanings": ["Üstünlük taslama durumu, fodulca davranış"]}, {"word": "fok", "meanings": ["Etçiller takımının fokgiller familyasından, 1-2 metre boyunda, postu değerli, memeli deniz hayvanı, ayı balığı (Phoca)"]}, {"word": "fokgiller", "meanings": ["Soğuk denizlerin kıyılarında yaşayan, etçiller takımının yüzgeç ayaklılar alt takımından bir familya"]}, {"word": "fokurdak", "meanings": ["Fokurdama özelliği olan"]}, {"word": "fokstrot", "meanings": ["Dört tempolu bir dans"]}, {"word": "fokurdama", "meanings": ["Fokurdamak işi"]}, {"word": "fokurdatma", "meanings": ["Fokurdatmak işi"]}, {"word": "fokurdamak", "meanings": ["Fokur fokur ses çıkararak kaynamak"]}, {"word": "fokurdatmak", "meanings": ["Fokurdamasını sağlamak"]}, {"word": "fokur fokur", "meanings": ["Fokurdayarak"]}, {"word": "fol", "meanings": ["Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey"]}, {"word": "fokurtu", "meanings": ["Sıvıların fokurdama sırasında çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "fol yok yumurta yok", "meanings": ["bir konu ile ilgili ortada hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşüldüğünde kullanılan bir söz"]}, {"word": "folklorcu", "meanings": ["Halk bilimci", "Halk oyunlarını öğreten veya oynayan kimse"]}, {"word": "folk", "meanings": ["Halk (I)"]}, {"word": "folklor", "meanings": ["Halk bilimi"]}, {"word": "folklorculuk", "meanings": ["Folklorcunun işi veya mesleği", "Halk bilimi ile uğraşma işi", "Halk oyunlarını öğretme veya öğrenme işi"]}, {"word": "folklorik", "meanings": ["Halk bilimi ile ilgili"]}, {"word": "folk müziği", "meanings": ["Halk müziği", "Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika'da başlayan, halk şarkılarından esinlenen müzik"]}, {"word": "folklorist", "meanings": ["Folklorcu"]}, {"word": "folk sanatçısı", "meanings": ["Halk müziği ile uğraşan veya söyleyen sanatçı"]}, {"word": "folluk", "meanings": ["Tavukların yumurtlaması için hazırlanmış özel yer"]}, {"word": "fonda", "meanings": ["Geminin demir attığı yer", "Gemiler için demir atma komutu"]}, {"word": "fon", "meanings": ["Belirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para, kaynak", "Bir kuruluşun mali kaynaklarının tümünün göstergesi", "Sinemada, tiyatroda oyuncuların arkasındaki resim, fotoğraf veya çeşitli plastik ögelerden oluşan dekor, görüntü", "Bir tabloda, üzerinde konunun işlendiği boya katı", "İç mimaride üstüne başka şeyler eklenen bölüm", "Bir kumaşın alt dokusu"]}, {"word": "fonda etmek", "meanings": ["demir atmak"]}, {"word": "fondan", "meanings": ["İçinde likör, tatlı veya hoş kokulu maddeler bulunan, ağızda kolayca eriyen bir şekerleme türü"]}, {"word": "fondip yapmak", "meanings": ["bir solukta, bir dikişte içmek"]}, {"word": "fondip", "meanings": ["Sonuna kadar, bir solukta, bir dikişte"]}, {"word": "fonem", "meanings": ["Ses birimi"]}, {"word": "fondöten", "meanings": ["Cildi pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için yüze sürülen yarı sıvı veya boyalı krem, düzgün"]}, {"word": "fonetikçi", "meanings": ["Ses bilgisi ile uğraşan, ses bilgisi uzmanı"]}, {"word": "fonetik", "meanings": ["Ses bilgisi", "Sesçil"]}, {"word": "fonksiyon", "meanings": ["İşlev", "Bir veya birçok değeri değişebilen niceliklere bağlı olarak değişen nicelik", "Bir birleşikteki herhangi bir madde grubunun kimyasal görevi, bu görevi nitelendiren özelliklerin tamamı"]}, {"word": "fonksiyonalizm", "meanings": ["İşlevcilik"]}, {"word": "fonksiyonel", "meanings": ["İşlevsel", "Bir kimyasal fonksiyon ile ilgili"]}, {"word": "fon müziği", "meanings": ["Bir sahne eseri oynanırken çalınan müzik"]}, {"word": "fonografi", "meanings": ["Seslerin gerektikçe tekrarlanmasını sağlamak için bunların titreşimlerini, madde üzerine iz olarak geçirme yöntemi"]}, {"word": "fora", "meanings": ["Yelken açtırma, mayna karşıtı", "Yelkenleri açtırmak için verilen komut"]}, {"word": "fonojenik", "meanings": ["Sesi radyoya veya fonografa uygun olan (kimse)"]}, {"word": "fonograf", "meanings": ["Gramofon"]}, {"word": "fora", "meanings": ["Ayakkabı üstüyle pençesi arasına konulan parça"]}, {"word": "fonolit", "meanings": ["Sesli taş"]}, {"word": "fonolog", "meanings": ["Ses bilimci"]}, {"word": "fonoloji", "meanings": ["Ses bilimi"]}, {"word": "font", "meanings": ["Dökme demir"]}, {"word": "fonotelgraf", "meanings": ["Telefonla iletilen telgraf"]}, {"word": "fora etmek", "meanings": ["açmak, çözmek", "açmak, çıplak duruma getirmek", "çıkarmak", "bıçak, tabanca vb.ni çekip çıkarmak"]}, {"word": "form", "meanings": ["Biçim, şekil", "Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu", "İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge"]}, {"word": "forint", "meanings": ["Macar para birimi"]}, {"word": "formda olmak", "meanings": ["gerekli güç ve yeteneklere sahip olmak"]}, {"word": "formdan düşmek", "meanings": ["güç ve yeteneği yitirmek"]}, {"word": "formunu korumak", "meanings": ["gerekli güç ve yeteneği bozmadan sürdürmek", "diri ve canlı görünmek"]}, {"word": "forma", "meanings": ["Biçim, şekil", "Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi", "Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası"]}, {"word": "formaldehit", "meanings": ["Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan, renksiz, keskin ve yakıcı kokulu, mukozaları aşırı tahriş eden, kolayca alevlenen bir gaz"]}, {"word": "forma başlık", "meanings": ["Dalgıçların kullandığı yuvarlak metal başlık"]}, {"word": "formalık", "meanings": ["Forma yapmak için ayrılmış, forma yapmaya uygun", "Herhangi bir sayıda forması olan"]}, {"word": "formalist", "meanings": ["Biçimci", "Bürokrat"]}, {"word": "formalite", "meanings": ["Yerine getirilmesi kanunca zorunlu kılınan işlem", "Önem verilmediği hâlde bir zorunluluğa bağlı olarak yapılan biçimsel davranış"]}, {"word": "formaliteci", "meanings": ["Özellikle resmî işlerde yöntemlere, tüzüklere sıkı sıkıya bağlanıp işlerin yürümesini güçleştiren kimse", "Biçimci", "Bir işi olduğundan fazla abartan, kurallara gereğinden fazla bağlı olan"]}, {"word": "formül", "meanings": ["Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı", "Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek", "Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım", "Çıkar yol, tutulan yol, yöntem", "Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım", "Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram", "Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı"]}, {"word": "formalizm", "meanings": ["Biçimcilik"]}, {"word": "formasyon", "meanings": ["Biçimlenme", "Yetişim"]}, {"word": "formen", "meanings": ["Ustabaşı", "İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi"]}, {"word": "formika", "meanings": ["Fenol formol reçinesine batırılmış ve yüzeyi yapay reçine ile kaplanmış birkaç kat kâğıttan oluşan ve çoğu marangozlukta kullanılan bir tür madde"]}, {"word": "formik asit", "meanings": ["Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan asit, karınca asidi"]}, {"word": "formel", "meanings": ["Biçimsel", "Resmî"]}, {"word": "formol", "meanings": ["Formaldehitin % 40'lık sulu çözeltisi"]}, {"word": "formül bulmak", "meanings": ["bir işi çözümleyecek çıkar yol bulmak, çözüm bulmak"]}, {"word": "formüler", "meanings": ["Formüllerin bir araya toplandığı kitap veya dergi"]}, {"word": "formülleşme", "meanings": ["Formülleşmek işi"]}, {"word": "formülleşmek", "meanings": ["Formül durumuna gelmek", "Kısa ve özlü duruma gelmek"]}, {"word": "formülleştirme", "meanings": ["Formülleştirmek işi"]}, {"word": "foroz", "meanings": ["Bir ağ atılışında çıkarılan balık miktarı"]}, {"word": "foroz kayığı", "meanings": ["Dalyandan balık çıkarmak için kullanılan kayık"]}, {"word": "formülleştirmek", "meanings": ["Formül durumuna getirmek"]}, {"word": "fors", "meanings": ["Devlet başkanının bulunduğu yerlere, amirallerin çalıştıkları kuruluşlara veya gemilere, generallerin garnizonlarına ve bu düzeydeki görevlilerin arabalarına çekilen üç veya dört köşeli bayrak", "Söz geçirirlik, saygınlık", "Gösterişlilik", "Gidon"]}, {"word": "forsu olmak", "meanings": ["bir konuda saygınlığı, gücü, söz geçirirliği bulunmak"]}, {"word": "forsunu yitirmek (veya kaybetmek)", "meanings": ["etkinliğini ve saygınlığını kaybetmek"]}, {"word": "forsa", "meanings": ["Gemilerde kürek çeken tutsak veya hükümlü kimse"]}, {"word": "forseps", "meanings": ["Tutçek"]}, {"word": "forslu", "meanings": ["Üzerine fors çekilmiş (gemi, otomobil)", "Sözü geçer, güçlü"]}, {"word": "forsmajör", "meanings": ["Zorlayıcı sebep"]}, {"word": "fort pense", "meanings": ["Küçük başlı vidaları sıkmakta kullanılan özel bir alet"]}, {"word": "forum", "meanings": ["Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan", "Toplu tartışma", "Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı", "Tartışma alanı"]}, {"word": "fos", "meanings": ["Çürük, temelsiz, boş, kof"]}, {"word": "forvet", "meanings": ["İleri uç oyuncusu", "İleri uç"]}, {"word": "fos çıkmak", "meanings": ["bir işin sonu gelmemek, boş çıkmak"]}, {"word": "fosfat", "meanings": ["Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri"]}, {"word": "fosfatlamak", "meanings": ["Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek", "Madensel bir parçanın yüzeyinde koruyucu bir fosfat tabakası oluşturmak"]}, {"word": "fosfatlı", "meanings": ["İçinde fosfat olan"]}, {"word": "fosfatlama", "meanings": ["Fosfatlamak işi"]}, {"word": "fosfor", "meanings": ["Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan, sarımsak kokulu, zehirli bir element (simgesi P)"]}, {"word": "fosforışı", "meanings": ["Bazı cisimlerin veya canlı varlıkların normal sıcaklığında hissedilir bir artış olmadan karanlıkta ışık verme özelliği"]}, {"word": "fosforışıl", "meanings": ["Fosforışı özelliği olan"]}, {"word": "fosforik asit", "meanings": ["Fosfor, hidrojen ve oksijenden oluşan, suda kolay çözünen, 42 °C'de eriyen, gübre, sabun, deterjan yapımında ve eczacılıkta kullanılan, kristal yapılı, sıvı durumda, renksiz bir asit (H3PO4)"]}, {"word": "fosforlu", "meanings": ["Birleşiminde fosfor olan", "Işıklı, parlak", "Alımlı, gösterişli"]}, {"word": "fosforsuz", "meanings": ["Fosfor içermeyen", "Fosfor olmadan"]}, {"word": "fosgen", "meanings": ["Karbonmonoksit ile klordan meydana gelen boğucu bir gaz"]}, {"word": "fosil", "meanings": ["Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl", "Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse"]}, {"word": "fosilleşme", "meanings": ["Fosilleşmek durumu, taşıllaşma"]}, {"word": "fosilleşmek", "meanings": ["Fosil durumuna gelmek, taşıllaşmak", "Gerilemek, köhneleşmek", "Düşünme gücünü yitirmek"]}, {"word": "foslama", "meanings": ["Foslamak işi"]}, {"word": "fosilli", "meanings": ["İçinde fosil bulunan"]}, {"word": "foslamak", "meanings": ["Fos çıkmak"]}, {"word": "foslatma", "meanings": ["Foslatmak işi"]}, {"word": "foslatmak", "meanings": ["Yanlışını veya hilesini ortaya çıkararak birini bozmak, utandırmak"]}, {"word": "foseptik", "meanings": ["Lağım çukuru"]}, {"word": "fosurdama", "meanings": ["Fosurdamak işi"]}, {"word": "fosurdamak", "meanings": ["Solurken ağızdan ses çıkarmak"]}, {"word": "fosur fosur", "meanings": ["Dumanını savurarak (sigara vb. içmek)"]}, {"word": "foşa", "meanings": ["Tombul fındık grubunda standart bir tür fındık"]}, {"word": "fosurdatmak", "meanings": ["Tütün, sigara vb.ni duman çıkararak içmek"]}, {"word": "fosurtu", "meanings": ["Sigara fosur fosur içilirken çıkarılan ses"]}, {"word": "fosurdatma", "meanings": ["Fosurdatmak işi"]}, {"word": "foşurdama", "meanings": ["Foşurdamak işi"]}, {"word": "foşurdamak", "meanings": ["Foşur foşur ses çıkarmak"]}, {"word": "foşurdatma", "meanings": ["Foşurdatmak işi"]}, {"word": "foşurdatmak", "meanings": ["Suyun foşurdamasına yol açmak"]}, {"word": "fota", "meanings": ["İçinde şarap yapılan bir tür fıçı"]}, {"word": "fotoakım", "meanings": ["Fotoelektrik olayından elde edilen akım"]}, {"word": "fotofiniş", "meanings": ["Bir yarışta, yarışanların varış anını belirleyen aygıt"]}, {"word": "foto", "meanings": ["Işık", "Fotoğraf"]}, {"word": "fotoelektrik", "meanings": ["Işığın etkisiyle elektrik üretme", "Işık ışımalarının etkisiyle oluşan her tür elektrik olayı"]}, {"word": "fotoğraf", "meanings": ["Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme", "Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto", "Görüntü"]}, {"word": "fotoğraf çekmek", "meanings": ["fotoğraf makinesiyle görüntü tespit etmek"]}, {"word": "fotoğrafını almak", "meanings": ["fotoğraf makinesiyle görüntüsünü tespit etmek"]}, {"word": "fotoğrafçılık", "meanings": ["Fotoğrafçının yaptığı iş"]}, {"word": "fotoğrafhane", "meanings": ["Fotoğrafçının çalıştığı, fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer, fotoğrafçı"]}, {"word": "fotoğrafçı", "meanings": ["Fotoğraf çeken veya basan kimse", "Fotoğrafhane"]}, {"word": "fotoğraflamak", "meanings": ["Fotoğrafla tespit etmek, fotoğrafını çekmek, görüntülemek"]}, {"word": "fotoğraflama", "meanings": ["Fotoğraflamak işi"]}, {"word": "fotoğraf makinesi", "meanings": ["Fotoğraf çekerken görüntüyü duyarlıklı yüzey üzerinde tespit etmeye yarayan cihaz"]}, {"word": "fotojen", "meanings": ["Işık yaratan, doğuran"]}, {"word": "fotojenik", "meanings": ["Işığın bazı cisimler üzerine yaptığı kimyasal etki ile ilgili veya bu etkileri yaratma özelliği taşıyan", "Fotoğraf kâğıdını çok etkileyen", "Fotoğrafta veya sinema filminde güzel bir etki bırakan (yüz, duruş)"]}, {"word": "fotokimya", "meanings": ["Işık etkisiyle oluşan kimyasal tepkimeleri inceleyen bilim, fotoşimi"]}, {"word": "fotokinezi", "meanings": ["Bazı hayvanları karanlıkta ışık, çok aydınlıkta ise karanlık aramaya iteleyen dürtü"]}, {"word": "fotokopi", "meanings": ["Tıpkıçekim"]}, {"word": "fotokopici", "meanings": ["Fotokopi işlerini yapan, fotokopi çeken kimse", "Fotokopi çekilen yer"]}, {"word": "fotokopicilik", "meanings": ["Fotokopicinin yaptığı iş"]}, {"word": "fotolitografi", "meanings": ["Taş, maden üzerindeki örneklerin, ışığa duyarlı tabakalar üzerinde fotoğraf veya kopya yoluyla çıkarılmasında kullanılan baskı tekniği"]}, {"word": "fotomekanik", "meanings": ["Fotoğraftan baskı klişesi elde etmek için uygulanan her türlü yöntem"]}, {"word": "fotometre", "meanings": ["lşıkölçer"]}, {"word": "fotometri", "meanings": ["Işık ölçümü"]}, {"word": "fotomodel", "meanings": ["Fotoğraf veya reklam fotoğrafları için modellik eden kimse"]}, {"word": "fotomorfoz", "meanings": ["Canlı varlıkların birey oluş sırasındaki gelişimi üzerinde ışığın yaptığı etki"]}, {"word": "fotomontaj", "meanings": ["Bir konu üzerindeki eksik bölümleri tamamlamak veya daha çok konuyu bir araya toplamak için birkaç fotoğrafın birleştirilmesi"]}, {"word": "fotoroman", "meanings": ["Bir metinle bir dizi fotoğraftan oluşan hikâye veya roman"]}, {"word": "fotosentez", "meanings": ["Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller üretmesi"]}, {"word": "fotosfer", "meanings": ["Işık yuvarı"]}, {"word": "fotoskop", "meanings": ["Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet"]}, {"word": "fotoşimi", "meanings": ["Fotokimya"]}, {"word": "fototaksi", "meanings": ["Işığa göçüm"]}, {"word": "fototaktizm", "meanings": ["Işığa göçüm"]}, {"word": "fototek", "meanings": ["Fotoğraf belgeliği"]}, {"word": "fototerapi", "meanings": ["Işık kullanılarak yapılan tedavi"]}, {"word": "fototropizm", "meanings": ["Işığa doğrulum"]}, {"word": "foya", "meanings": ["Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak"]}, {"word": "foyası meydana (veya ortaya) çıkmak", "meanings": ["bir olay dolayısıyla bir kimsenin kötü niteliği ortaya çıkmak"]}, {"word": "foyasını belli etmek", "meanings": ["göz boyacılığı, suçu, kötü niteliği veya gizli niyeti ortaya çıkmak"]}, {"word": "fötr", "meanings": ["Şapka, çanta, çiçek ve başka süs eşyası yapmak için kullanılan ince ve yumuşak keçe", "Bu keçeden yapılmış (şapka)"]}, {"word": "Fr", "meanings": ["Fransiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "fragman", "meanings": ["Tanıtma filmi"]}, {"word": "frak", "meanings": ["Resmî törenlerde giyilen uzun etekli, eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı, siyah erkek ceketi veya takımı"]}, {"word": "francala", "meanings": ["İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek"]}, {"word": "fraksiyon", "meanings": ["Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü", "Hizip"]}, {"word": "fraklı", "meanings": ["Frak giymiş olan"]}, {"word": "francalacı", "meanings": ["Francala yapan veya satan kimse"]}, {"word": "francalacılık", "meanings": ["Francalacının yaptığı iş"]}, {"word": "francalalık", "meanings": ["Francala yapmaya uygun olan (un)"]}, {"word": "frank", "meanings": ["Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi"]}, {"word": "franklık", "meanings": ["Frank değerinde olan"]}, {"word": "Fransız", "meanings": ["Fransa'da yaşayan bir halk ve bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Fransız kalmak", "meanings": ["anlatılan bir konuyu anlayamamak", "herhangi bir konudan uzak kalmak"]}, {"word": "Fransızca", "meanings": ["Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Fransızlaşma", "meanings": ["Fransızlaşmak işi"]}, {"word": "Fransızlaşmak", "meanings": ["Fransız olmak, Fransızlığı benimsemek"]}, {"word": "Fransızlaştırma", "meanings": ["Fransızlaştırmak işi"]}, {"word": "fren", "meanings": ["Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma"]}, {"word": "Fransızlaştırmak", "meanings": ["Fransız kimliğini kazandırmak"]}, {"word": "Fransızlık", "meanings": ["Fransız olma durumu"]}, {"word": "frapan", "meanings": ["Göz alıcı, göze çarpıcı, alımlı"]}, {"word": "fransiyum", "meanings": ["Atom numarası 87, atom ağırlığı 223 olan, aktinyumdan elde edilen radyoaktif element (simgesi Fr)"]}, {"word": "fren yapmak", "meanings": ["freni kullanarak taşıtın hızını kesmek veya taşıtı durdurmak"]}, {"word": "frekansı tutmamak", "meanings": ["bir konuda anlaşamamak", "ortak yönleri olmamak"]}, {"word": "frekans", "meanings": ["Sıklık"]}, {"word": "freni patlamak (veya tutmamak)", "meanings": ["fren, görevini yapmamak", "bir iş denetimden çıkmak"]}, {"word": "frenci", "meanings": ["Tren yolu dönemecinde yol boyundaki frenlere kumanda eden görevli"]}, {"word": "frengi", "meanings": ["Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis"]}, {"word": "frengi", "meanings": ["Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik"]}, {"word": "frengili", "meanings": ["Frengi hastalığına tutulmuş olan"]}, {"word": "Frenkçe", "meanings": ["Fransızca", "Frenklere özgü olan", "Avrupalı gibi"]}, {"word": "Frenk", "meanings": ["Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarının birinden olan kimse", "Osmanlıların Avrupalılara, özellikle Fransızlara verdikleri ad"]}, {"word": "Frenk çileği", "meanings": ["Kokusuz, kırmızı iri meyve veren bir tür çilek"]}, {"word": "Frenk asması", "meanings": ["Asmagillerden, sonbaharda yaprakları güzel bir renk alan süs sarmaşığı (Ampelopsis)"]}, {"word": "Frenk gömleği", "meanings": ["Yakası kravat takmaya uygun, çoğu uzun kollu, ceket veya yelek altına giyilen erkek gömleği"]}, {"word": "Frenk inciri", "meanings": ["Kaktüsgillerden, yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki, firavun inciri, Hint inciri (Opuntia ficus-indica)", "Bu bitkinin kalın, dikenli kabuğu olan tatlı yemişi"]}, {"word": "Frenk lahanası", "meanings": ["Ceviz büyüklüğünde bir tür lahana, Brüksel lahanası (Brassica oleracea gemmifera)"]}, {"word": "Frenkleşme", "meanings": ["Frenkleşmek işi"]}, {"word": "Frenkleşmek", "meanings": ["Frenge benzemek, Frenk gibi davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "Frenkleştirmek", "meanings": ["Frenklere özgü yaşayış tarzı kazandırmak"]}, {"word": "Frenk maydanozu", "meanings": ["Maydanozgillerden, salata ve salçalarda kullanılan bodur ve güzel kokulu bir bitki"]}, {"word": "Frenklik", "meanings": ["Frenk gibi davranma"]}, {"word": "Frenk menekşesi", "meanings": ["Turpgillerden, çiçekleri güzel kokulu bir tür süs bitkisi (Hesperis)"]}, {"word": "Frenk üzümü", "meanings": ["Taşkırangillerden bir çalı (Fibes nigrum)", "Bu bitkinin genellikle şurubu yapılan, uzun salkım biçiminde, taneleri ufak, kırmızı ve mayhoş yemişi"]}, {"word": "frenleme", "meanings": ["Frenlemek işi"]}, {"word": "frenlemek", "meanings": ["Bir taşıtın, mekanizmanın hareketini fren yardımıyla yavaşlatmak veya durdurmak", "Bir gidişin, bir tutumun aşırılığını önlemek, gemlemek"]}, {"word": "frenlenme", "meanings": ["Frenlenmek işi"]}, {"word": "frenlenmek", "meanings": ["Frenleme işi yapılmak"]}, {"word": "frenleyici", "meanings": ["Bazı organların çalışmasını engelleyen", "Engelleyen, ilerlemeye, gelişmeye engel olan"]}, {"word": "fren mesafesi", "meanings": ["Hareket durumundaki aracın frene basıldığında durana kadar aldığı yol uzunluğu"]}, {"word": "frer", "meanings": ["Yabancılara ait okullarda görevli papaz"]}, {"word": "frenoloji", "meanings": ["Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihinsel yeteneğini inceleme"]}, {"word": "fresk", "meanings": ["Yaş duvar sıvası üzerine kireç suyunda eritilmiş madenî boyalarla resim yapma yöntemi", "Bu yöntemle yapılmış duvar resmi"]}, {"word": "freze", "meanings": ["Tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet", "Frezeleme işinde kullanılan takım tezgâhı"]}, {"word": "frezeci", "meanings": ["Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi", "Freze işleri yapılan dükkân"]}, {"word": "frigo", "meanings": ["Dondurulmuş krema", "Sevimsiz, soğuk kimse"]}, {"word": "frezelemek", "meanings": ["Bir parçayı freze tezgâhında işlemek"]}, {"word": "frezeleme", "meanings": ["Frezelemek işi"]}, {"word": "frigorifik", "meanings": ["Soğutma özelliği olan, soğutucu"]}, {"word": "frijider", "meanings": ["Buzdolabı"]}, {"word": "frijidite", "meanings": ["Kadında cinsel isteksizlik"]}, {"word": "frikik", "meanings": ["Serbest vuruş", "Giysinin kazara açılmasıyla göğüs veya bacağın görünmesi"]}, {"word": "frikik vermek", "meanings": ["göğüs, bacak gibi vücudun belirli bölümlerini, bilerek veya bilmeyerek gereğinden fazla açarak göstermek"]}, {"word": "frikik yakalamak", "meanings": ["bilerek veya bilmeyerek gereğinden fazla açılmış olan göğüs, bacak gibi vücudun belirli bölümlerini görmek"]}, {"word": "frisa", "meanings": ["Tütsüleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı"]}, {"word": "frişka", "meanings": ["Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr"]}, {"word": "friksiyon", "meanings": ["Ovma, ovuşturma"]}, {"word": "fritöz", "meanings": ["Yiyecekleri özellikle patatesi kızartmaya yarayan özel kap"]}, {"word": "friz", "meanings": ["Tavandan inerek sahnenin üst kısmını, sahne boyunca kaplayan kısa, dar perde", "Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm, efriz"]}, {"word": "frize kaplama", "meanings": ["Ağacın yıl halkalarının kaplama yüzeyinde paralel çizgiler hâlinde görülmesiyle elde edilen bir kaplama türü"]}, {"word": "fuar", "meanings": ["Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi"]}, {"word": "fruktoz", "meanings": ["Meyve şekeri"]}, {"word": "fuarcı", "meanings": ["Fuar düzenleyen kimse"]}, {"word": "fuarcılık", "meanings": ["Fuarcının yaptığı iş"]}, {"word": "fuaye", "meanings": ["Dinlenmelik"]}, {"word": "fuel-oil", "meanings": ["343 yağ yakıt"]}, {"word": "fuhuş", "meanings": ["İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma", "Taşkınlık, aşırı davranış"]}, {"word": "fujer", "meanings": ["Eğrelti otu"]}, {"word": "fukara", "meanings": ["Yoksul, fakir", "Derviş", "Zavallı"]}, {"word": "fukara babası", "meanings": ["Yoksullara yardım etmeyi seven (kimse)"]}, {"word": "fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar", "meanings": ["`talih, fakire hiç gülmez; aynı sermaye zengine daha çok, fakire daha az gelir getirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fukaralık", "meanings": ["Yoksulluk, fakirlik", "Güçsüzlük"]}, {"word": "fukuslar", "meanings": ["Su yosunlarından, gelgitli denizlerin kayalıklara yakın yerlerinde yetişen esmer bir yosun"]}, {"word": "ful", "meanings": ["Taşkırangillerden, birçok türü bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği (Casmin sambac)", "Küçük taneli bir tür bakla"]}, {"word": "ful", "meanings": ["Poker oyununda eldeki beş kâğıttan üçünün aynı renk veya biçimde, ikisinin başka bir renk veya biçimde olması durumu"]}, {"word": "fular", "meanings": ["Genellikle boyna bağlanan, bir tür ince ipek kumaş"]}, {"word": "fule", "meanings": ["Adım aralığı"]}, {"word": "fulya", "meanings": ["Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki, zerrin (Narcissus jonquilla)", "Bu bitkinin güzel kokulu çiçekleri"]}, {"word": "full-time", "meanings": ["343 tam gün"]}, {"word": "fulya balığı", "meanings": ["Fulya balığıgillerden, yan kanatları çok geniş, kuyruğu testere gibi dişli bir tür balık (Myliobatis aquila)"]}, {"word": "fulya balığıgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı fulya balığı olan omurgalı hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "funda", "meanings": ["Süpürge otu"]}, {"word": "fundagiller", "meanings": ["Fundalar takımından, bayağı funda veya süpürge çalısı, açelya, yaban mersini, koca yemiş gibi çoğu her zaman yeşil birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "fundalar", "meanings": ["Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyaları da içinde toplayan bir bitki takımı"]}, {"word": "fundalık", "meanings": ["Funda ile kaplı yer"]}, {"word": "fundamentalist", "meanings": ["Kökten dinci"]}, {"word": "fundamentalizm", "meanings": ["Kökten dincilik"]}, {"word": "funda sıçanı", "meanings": ["Şili ve Peru'da yaşayan, kemiriciler takımından bir tür memeli (Octadon degus)"]}, {"word": "funda tavuğu", "meanings": ["Avustralya'da yaşayan tavuksulardan bir tür kuş (Cathetfurus lathami)"]}, {"word": "funda toprağı", "meanings": ["Funda yapraklarının çürümesiyle oluşan ve gübre olarak yararlanılan toprak"]}, {"word": "fünye", "meanings": ["Barut vb. patlayıcı maddeleri ateşlemek için kullanılan kapsül", "Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç"]}, {"word": "furgon", "meanings": ["Yolcu katarlarına eklenen yük vagonu"]}, {"word": "furya", "meanings": ["Olağandan çok fazla bulunma durumu"]}, {"word": "fut", "meanings": ["Ayak"]}, {"word": "futa", "meanings": ["Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı, kik"]}, {"word": "futbol", "meanings": ["Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu"]}, {"word": "futbolcu", "meanings": ["Futbol oynayan kimse"]}, {"word": "fuzuli", "meanings": ["Yersiz, gereksiz", "Yersiz, gereksiz bir biçimde"]}, {"word": "fücceten", "meanings": ["Ansızın (ölmek)"]}, {"word": "fücceten gitmek", "meanings": ["ansızın ölmek"]}, {"word": "füg", "meanings": ["Çok sesli müzikte üretici bir konunun birbirine benzer biçimde yenilenmesinden oluşan bir beste türü"]}, {"word": "fülsüahmere muhtaç olmak", "meanings": ["çok fakir, düşkün, zavallı olmak"]}, {"word": "fülüs", "meanings": ["Bakır para"]}, {"word": "füme", "meanings": ["Duman rengi", "Bu renkte olan", "Tütsü ile kurutulmuş (balık, et)"]}, {"word": "fümerol", "meanings": ["Etkin olmayan dönemlerde, yanardağların ağzından yayılan gaz"]}, {"word": "Fürs", "meanings": ["Eski Fars halkından olan kimse"]}, {"word": "fürumaye", "meanings": ["Sütü bozuk, mayası bozuk, soysuz"]}, {"word": "füru", "meanings": ["Dallar, kollar, ayrıntılar", "Çocuklar, torunlar"]}, {"word": "füsun", "meanings": ["Büyü"]}, {"word": "fütuhat", "meanings": ["Zaferler, fetihler"]}, {"word": "füsunkâr", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "fütuhatçı", "meanings": ["Fütuhat yapan"]}, {"word": "fütur", "meanings": ["Bezginlik, umutsuzluk, usanç"]}, {"word": "fütur etmemek", "meanings": ["umursamamak, önemsememek"]}, {"word": "fütur getirmek", "meanings": ["bezginlik getirmek, bezmek"]}, {"word": "fütursuz", "meanings": ["Çekinmez, umursamaz"]}, {"word": "fütursuzca", "meanings": ["Önemsemeyerek, aldırmayarak, fütursuzcasına"]}, {"word": "fütürist", "meanings": ["Gelecekçi"]}, {"word": "fütürizm", "meanings": ["Gelecekçilik"]}, {"word": "fütüroloji", "meanings": ["Gelecek bilimi"]}, {"word": "fütüvvet", "meanings": ["Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı"]}, {"word": "füze", "meanings": ["Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek"]}, {"word": "füzeatar", "meanings": ["Otomatik olarak füze atan silah"]}, {"word": "füzen", "meanings": ["Kömür kalem", "Bu kalemle yapılmış resim"]}, {"word": "füzesavar", "meanings": ["Saldırı nitelikli füzeleri etkisiz duruma getirmek amacıyla üretilen savunma sistemi"]}, {"word": "füzyometre", "meanings": ["Erime ısısını ölçmeye yarayan cihaz"]}, {"word": "g, G", "meanings": ["Türk alfabesinin sekizinci sırasında yer alan ve Ge adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince ünlülerle ön damak, kalın ünlülerle art damak patlayıcı ünsüzlerinin yumuşaklarını gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde sol sesini gösterir"]}, {"word": "Ga", "meanings": ["Galyum elementinin simgesi"]}, {"word": "füzyon", "meanings": ["Birleşme, kaynaşma"]}, {"word": "gabardin", "meanings": ["Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "gabavet", "meanings": ["Anlayışsızlık, kalın kafalılık, bönlük"]}, {"word": "gabari", "meanings": ["Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek", "Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler", "Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği"]}, {"word": "gabi", "meanings": ["Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön"]}, {"word": "gabilik", "meanings": ["Anlayışsızlık, ahmaklık, kalın kafalılık, bönlük"]}, {"word": "gabin", "meanings": ["Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma", "Edimler arasında açık oransızlık"]}, {"word": "Gabonlu", "meanings": ["Gabon halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "gabya", "meanings": ["Ana direklerin üzerine sürülen çubuklar ve ana direklerin üstlerinde bulunan serenler"]}, {"word": "gabro", "meanings": ["Amfibol, piroksen, olivin vb. renkli minerallerden oluşan bir tür iri taneli kaya"]}, {"word": "gabyacı", "meanings": ["Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli, gabyar"]}, {"word": "gabyar", "meanings": ["Gabyacı"]}, {"word": "gacırdatma", "meanings": ["Gacırdatmak işi"]}, {"word": "gacırdamak", "meanings": ["`Gacır` diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak"]}, {"word": "gacır gacır", "meanings": ["Gacır gucur"]}, {"word": "gacırdama", "meanings": ["Gacırdamak işi"]}, {"word": "gacırdatmak", "meanings": ["Gacırdamasına sebep olmak"]}, {"word": "gacır gucur", "meanings": ["Çirkin ve kulak tırmalayıcı bir ses çıkararak, gacır gacır"]}, {"word": "gacır gucur etmek", "meanings": ["gacır gucur ses çıkarmak"]}, {"word": "gacırtı", "meanings": ["Gacırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "gacı", "meanings": ["Kadın, dost, sevgili, metres", "Torik yavrusu"]}, {"word": "gaddar olmak", "meanings": ["acımasız, haksız, insafsız davranmak"]}, {"word": "gaddar", "meanings": ["Acıması olmayan, başkalarına haksızlık eden, merhametsiz, katı yürekli, insafsız davranan, kıyıcı (I)"]}, {"word": "gaddarlık", "meanings": ["Gaddar olma durumu, kıyıcılık"]}, {"word": "gaddarca", "meanings": ["Gaddara yakışır, gaddara uygun", "(gadda'rca) Gaddara yakışır bir biçimde, gaddarcasına, insafsızca"]}, {"word": "gaddarlık etmek", "meanings": ["gaddarca, insafsızca davranmak, kıyıcılık etmek"]}, {"word": "gadir", "meanings": ["Haksızlık etme, zarar verme", "Acımasızlık, merhametsizlik, kıygı"]}, {"word": "gadre uğramak", "meanings": ["haksız davranışlarla karşı karşıya gelmek"]}, {"word": "gadirlik", "meanings": ["Kıygı, gadir"]}, {"word": "gadolinyum", "meanings": ["Atom numarası 64, atom ağırlığı 156,9 olan, yüksek ısıda eriyen, birtakım tuzları bilinen, parlak gri renkte katı element (simgesi Gd)"]}, {"word": "gadretmek", "meanings": ["Haksızlık etmek"]}, {"word": "gadrolmak", "meanings": ["Haksızlığa uğramak"]}, {"word": "gadrolunma", "meanings": ["Gadrolunmak işi"]}, {"word": "gadrolma", "meanings": ["Gadrolmak işi"]}, {"word": "gadrolunmak", "meanings": ["Haksızlığa uğratılmak"]}, {"word": "gaf yapmak", "meanings": ["bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek"]}, {"word": "gaf", "meanings": ["Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot"]}, {"word": "gafil", "meanings": ["Aymaz"]}, {"word": "gafil avlamak", "meanings": ["umulmadık, beklenmedik bir zamanda yakalamak, zor duruma düşürmek"]}, {"word": "gaffar", "meanings": ["Kullarının günahlarını affeden, bağışlayan (Tanrı)"]}, {"word": "gafil avlanmak", "meanings": ["beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız bir anda bir olayla karşılaşmak, zor duruma düşürülmek"]}, {"word": "gafile kelam, nafile kelam", "meanings": ["`gaflet uykusunda olan kişiye söz kâr etmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gafilane", "meanings": ["Dikkatsizlikle, gaflet içinde bulunan kimseye yakışan bir biçimde"]}, {"word": "gafillik etmek", "meanings": ["çevresindeki gerçekleri görmemek, sezmemek"]}, {"word": "gafillik", "meanings": ["Aymazlık"]}, {"word": "gaflet basmak", "meanings": ["dalgın, dikkatsiz bir durumda bulunmak", "uykusu gelmek"]}, {"word": "gaflet", "meanings": ["Aymazlık"]}, {"word": "gaflet etmek", "meanings": ["gaflette bulunmak"]}, {"word": "gaflet uykusu", "meanings": ["Dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk", "İdraksizlik, bilgisizlik, aymazlık"]}, {"word": "gaflete düşmek", "meanings": ["gaflet içinde kalmak"]}, {"word": "gaflet uykusundan uyandırmak", "meanings": ["bilgisizlikten, idraksizlikten kurtarmak"]}, {"word": "gafur", "meanings": ["Çok bağışlayıcı, merhamet eden ve bağışlayan (Tanrı)"]}, {"word": "gaflet uykusuna dalmak (veya yatmak)", "meanings": ["dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak", "idraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak"]}, {"word": "gag", "meanings": ["343 gülüt"]}, {"word": "gaga", "meanings": ["Genellikle kuşlarda ağzın bir uzantısı durumunda olan, biçim ve büyüklüğü değişik, boynuz yapısında, katı ve çıkıntılı organ", "Ağız"]}, {"word": "gagasından yakalamak", "meanings": ["bir kimseyi karşı koyamayacak duruma getirmek"]}, {"word": "gagaburun", "meanings": ["Baş bodoslaması gagayı andırır biçimde yapılmış ticaret yelkenlisi, gagalı"]}, {"word": "gaga burun", "meanings": ["Burnu uzun ve aşağıya doğru kıvrık olan (kimse)"]}, {"word": "gagalama", "meanings": ["Gagalamak işi"]}, {"word": "gagalamak", "meanings": ["Kuş, gagasıyla yemi toplamak", "Kuş, gaga ile vurup ısırmak", "Azarlamak, hırpalamak"]}, {"word": "gagalanma", "meanings": ["Gagalanmak işi"]}, {"word": "gagalanmak", "meanings": ["Gagalama işi yapılmak", "Azarlanmak, hırpalanmak"]}, {"word": "gagalaşma", "meanings": ["Gagalaşmak işi"]}, {"word": "gagalaşmak", "meanings": ["Kuşlar birbirini gagalamak", "Birbirini gagalayarak oynaşmak"]}, {"word": "gagalı memeli", "meanings": ["Tek deliklilerin gagalı memeliler familyasından, vücudu yumuşak tüylerle kaplı, eti yenen, Avustralya ve Tasmanya ırmaklarında yaşayan bir tür memeli, ornitorenk (Ornithorhynchus anatinus)"]}, {"word": "gagalı", "meanings": ["Gagası olan", "Gagaburun"]}, {"word": "gagalı memeliler", "meanings": ["Örnek türü gagalı memeli olan, tek delikliler takımının bir familyası"]}, {"word": "Gagavuzca", "meanings": ["Gagavuz Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Gagavuz", "meanings": ["Büyük çoğunluğu Moldova'da, az bir kısmı Deliorman, Dobruca, Beserabya ve Ukrayna'da oturan Ortodoks Türk halkı veya bu halktan olan kimse"]}, {"word": "gâh", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "gaile", "meanings": ["Sıkıntı, dert, keder, üzüntü", "Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük", "İstenmeyen durum, baş belası"]}, {"word": "gâhi", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "gaileli", "meanings": ["Başa dert olan, üzüntü veren, gaile çıkaran", "Sıkıntısı olan, dertli"]}, {"word": "gailesiz", "meanings": ["Gaile çıkarmayan", "Gailesi olmayan, dertsiz, huzurlu, dinç"]}, {"word": "gailesizlik", "meanings": ["Gailesiz olma durumu, dertsizlik"]}, {"word": "gaip", "meanings": ["Görünmez âlem", "Göz önünde olmayan, hazır bulunmayan, nerede olduğu bilinmeyen", "Üçüncü kişi"]}, {"word": "gaiplik", "meanings": ["Gaip olma durumu", "Bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun süre haber alınmaması sonucu yargıç kararı ile kişiliğine son verilmesi"]}, {"word": "gaklama", "meanings": ["Gaklamak işi"]}, {"word": "gala", "meanings": ["Resmî bir törenden sonra yapılan büyük ve gösterişli şölen", "Ön gösterim"]}, {"word": "galaksi", "meanings": ["Gök ada"]}, {"word": "galalit", "meanings": ["Arı kazeinden oluşan ve birçok işte kullanılan plastik bir madde"]}, {"word": "galat", "meanings": ["Yanlış kelime veya söz", "Yanılma"]}, {"word": "gak", "meanings": ["Karganın çıkardığı ses"]}, {"word": "gaklamak", "meanings": ["Karga, `gak` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "gaipten haber vermek", "meanings": ["kendisinde manevi güç olduğuna inanılan kimse, gelecekte neler olacağından veya bilinmeyen âlemden haber vermek"]}, {"word": "gaita", "meanings": ["İnsan dışkısı"]}, {"word": "galatıhis", "meanings": ["Yanılsama"]}, {"word": "galatımeşhur", "meanings": ["Yaygınlaştığı için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış"]}, {"word": "gale", "meanings": ["İçerisinde kalıp yapılan üç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti"]}, {"word": "galebe", "meanings": ["Yengi", "Üstünlük, çokluk"]}, {"word": "galenit", "meanings": ["İçinde doğal kurşun bulunan sülfür"]}, {"word": "galerici", "meanings": ["Galeri işleten kimse", "Otomobil alıp satan kimse"]}, {"word": "galebe çalmak", "meanings": ["yenmek", "üstün gelmek, baskın çıkmak"]}, {"word": "galeri", "meanings": ["Bir yapının birçok bölümünü aynı katta birbirine bağlayan içten veya dıştan yapılmış geniş geçit", "Sanat eserlerinin veya herhangi bir malın sergilendiği salon", "Maden ocaklarında açılan yer altı yolu", "Otomobil alınıp satılan yer"]}, {"word": "galeta", "meanings": ["Fırında pişirilerek kurutulmuş yuvarlak ve uzun peksimet"]}, {"word": "galeyan", "meanings": ["Kaynama", "Coşma", "Coşku"]}, {"word": "galeta unu", "meanings": ["Galetadan veya kızarmış ekmek kabuğundan yapılan un"]}, {"word": "galeyan etmek", "meanings": ["kaynamak", "coşmak"]}, {"word": "galeyana getirmek", "meanings": ["coşturmak"]}, {"word": "galeyanlı", "meanings": ["Galeyana gelmiş olan"]}, {"word": "galeyana gelmek", "meanings": ["coşmak, hiddetlenmek"]}, {"word": "gali", "meanings": ["Alçak ve altı düz gemi", "Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak"]}, {"word": "galiba", "meanings": ["Görünüşe göre, sanılır ki, anlaşıldığı gibi"]}, {"word": "galibiyet", "meanings": ["Yengi"]}, {"word": "galibarda", "meanings": ["Mora çalan kırmızı"]}, {"word": "galip", "meanings": ["Bir yarışma, karşılaşma, çatışma vb. sonunda yenen, üstün gelen, başarı kazanan"]}, {"word": "galip gelmek", "meanings": ["yenmek(I), üstün gelmek"]}, {"word": "galiz", "meanings": ["Kaba ve çirkin"]}, {"word": "galon", "meanings": ["Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi", "Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap", "Boya sanayisinde kullanılan beş litrelik ambalaj"]}, {"word": "galoş", "meanings": ["Sağlık kurumları, müzeler vb. yerlerde özel bölümlere girerken ayakkabıya geçirilen ince ve şeffaf kılıf", "Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı"]}, {"word": "galsame", "meanings": ["Solungaç"]}, {"word": "galvaniz", "meanings": ["`Üzeri değerli madenlerle kaplanacak bir bakır levhanın batırıldığı altın, gümüş veya platin banyosu` anlamına gelen galvaniz banyosu birleşik sözünde geçen bir söz"]}, {"word": "galvanize", "meanings": ["Paslanmaktan korumak için erimiş çinkoya batırılarak kaplanmış"]}, {"word": "galvanizlemek", "meanings": ["Madenî bir parçayı paslanmaktan korumak için galvaniz banyosunda erimiş çinko ile kaplamak"]}, {"word": "galvanizleme", "meanings": ["Galvanizlemek işi"]}, {"word": "galvanizci", "meanings": ["Madenî parçaların sıcakta daldırma yöntemiyle galvanizlenmesinde kullanılan erimiş çinko banyosunu hazırlamak ve denetlemekle görevli işçi"]}, {"word": "galvanizlenme", "meanings": ["Galvanizlenmek işi"]}, {"word": "galvanizlenmek", "meanings": ["Galvanizleme işi yapılmak"]}, {"word": "galvanizletme", "meanings": ["Galvanizletmek işi"]}, {"word": "galvanizletmek", "meanings": ["Galvanizle kaplatmak"]}, {"word": "galvanizm", "meanings": ["Canlı organizmalarda doğru akımın etkisi olayı"]}, {"word": "galvanokoter", "meanings": ["Elektrikle kızdırılan dağlağı"]}, {"word": "galvanizli", "meanings": ["Galvanizlenmiş (madde)"]}, {"word": "galvanometre", "meanings": ["Mıknatıslı iğnede oluşan sapmaları gözlemek yoluyla elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan cihaz"]}, {"word": "galvano", "meanings": ["Elektroliz yoluyla yapılmış resim klişesi"]}, {"word": "galvanoplasti", "meanings": ["İçinde herhangi bir maden erimiş bulunan bir sıvıya, istenilen eşyayı daldırıp sıvıdan elektrik akımı geçirmek yoluyla o eşyayı bir maden tabakasıyla kaplama işlemi"]}, {"word": "galvanoskop", "meanings": ["Manyetik bir ibre yardımıyla elektrik akımının varlığını veya yönünü gösteren cihaz"]}, {"word": "galvanotip", "meanings": ["Galvanoplasti yoluyla hazırlanan ve tipo baskıda kullanılan kabartma klişe"]}, {"word": "galyot", "meanings": ["Başı ve kıçı çok yuvarlak, gulet tipinde, altı düz bir gemi"]}, {"word": "galyum", "meanings": ["Atom numarası 31, atom ağırlığı 69,72, yoğunluğu 5,9 olan, 29,8 °C'de eriyen, çok seyrek bulunan, alüminyumu andıran bir element (simgesi Ga)"]}, {"word": "gam çekmek", "meanings": ["tasalanmak, kaygılanmak, üzülmek"]}, {"word": "gam", "meanings": ["Tasa, kaygı, üzüntü"]}, {"word": "gam yememek", "meanings": ["tasa etmemek, kaygılanmamak, üzülmemek"]}, {"word": "gam", "meanings": ["Sekiz notanın kalın sesten inceye veya inceden kalına gitmek üzere sıralanmış dizisi"]}, {"word": "gam yapmak", "meanings": ["gam biçiminde deneme ve alıştırmayı çalgı veya sesle uygulamak"]}, {"word": "gama", "meanings": ["Yunan alfabesinin üçüncü harfi (g)"]}, {"word": "gamaglobülin", "meanings": ["Kan, lenf, safra vb.nde bulunan bir protein türü"]}, {"word": "gamba", "meanings": ["İyi toplanmamış halat veya zincirlerde ortaya çıkan dolaşıklık"]}, {"word": "gamalı", "meanings": ["Bazı eski dinlerin ve Nazizmin sembolü olan, uçları Yunancanın gama harfi biçiminde kırılmış (haç)"]}, {"word": "gama ışınları", "meanings": ["Radyoaktif cisimler tarafından yayılan ve x ışınlarından daha kısa dalgalı olan ışınlar"]}, {"word": "gambot", "meanings": ["Topçeker"]}, {"word": "gamet", "meanings": ["Erkek veya dişi üreme hücresi"]}, {"word": "gametli", "meanings": ["Gameti olan, gamet oluşturan"]}, {"word": "gamlanma", "meanings": ["Gamlanmak işi"]}, {"word": "gamlanmak", "meanings": ["Tasalanmak, üzüntü duymak, kaygılanmak"]}, {"word": "gamlılık", "meanings": ["Gamlı olma durumu"]}, {"word": "gamlı", "meanings": ["Kaygılı, tasalı, sıkıntısı, üzüntüsü olan, mağmum", "Sıkıntı veya üzüntü veren"]}, {"word": "gammaz olmasa tilki pazarda gezer", "meanings": ["`yasal olmayan yollardan gizlice çıkar sağlayan kişi, yakayı ele vereceğinden korkmasa bütün bu işleri açıktan yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gammaz", "meanings": ["İspiyoncu"]}, {"word": "gammazlama", "meanings": ["İspiyonlama"]}, {"word": "gammazlamak", "meanings": ["İspiyonlamak"]}, {"word": "gammazlanma", "meanings": ["İspiyonlanma"]}, {"word": "gammazlanmak", "meanings": ["İspiyonlanmak"]}, {"word": "gammazlık", "meanings": ["İspiyonculuk"]}, {"word": "gamsızlık", "meanings": ["Gamsız olma durumu, tasasızlık"]}, {"word": "gamsız", "meanings": ["Kaygısı, tasası, sıkıntısı, üzüntüsü olmayan", "Olayları kendine dert etmeden geçiştiren, aldırış etmeyen, tasasız, vurdumduymaz"]}, {"word": "gamze", "meanings": ["Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur", "Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma"]}, {"word": "gamsele", "meanings": ["Kauçuktan yapılmış, su geçirmeyen yağmurluk"]}, {"word": "Ganalı", "meanings": ["Gana halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "gang", "meanings": ["Bir maden cevherini, bir değerli taşı saran değersiz madde", "Maden cevher damarının işletilemeyen değersiz bölümü"]}, {"word": "gangama teknesi", "meanings": ["Suyun dibini tarayan, sünger avcılığında kullanılan tekne türü"]}, {"word": "gani gani", "meanings": ["Bol bol"]}, {"word": "gangster", "meanings": ["Yasa dışı işler yapan çete üyesi", "Herhangi bir çıkar için her türlü kötülüğü yapan kimse"]}, {"word": "gangsterlik", "meanings": ["Gangster olma durumu"]}, {"word": "gani", "meanings": ["Zengin, varlıklı", "Bol, çok "]}, {"word": "gangliyon", "meanings": ["Sinirlerde ve lenf damarlarında yer yer ortaya çıkan yuvarlak şişlik", "Merkezî sinir sistemi dışında bulunan hücre gövdelerinin oluşturduğu kitle"]}, {"word": "gani gönüllü", "meanings": ["Cömert, eli açık (kimse)"]}, {"word": "ganimet", "meanings": ["Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal", "Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân", "Yağma sonrasında elde kalan mal, çalıntı"]}, {"word": "ganyan", "meanings": ["At yarışlarında birinciliği kazanan (at)", "Bu at için alınan bilet"]}, {"word": "garabet", "meanings": ["Yadırganacak yönü olma, gariplik, tuhaflık"]}, {"word": "gar", "meanings": ["Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu"]}, {"word": "ganyan oynamak", "meanings": ["bir at yarışında resmî programda yer alan atın numarasını taşıyan bileti alarak onun birinci gelmesi tahmini üzerine para yatırmak"]}, {"word": "garaj", "meanings": ["Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer, arabalık", "Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer", "Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan yer"]}, {"word": "garaip", "meanings": ["Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar"]}, {"word": "esirlik", "meanings": ["Esir olma durumu, tutsaklık, kölelik"]}, {"word": "esirme", "meanings": ["Esirmek işi"]}, {"word": "eski kimliğine bürünmek", "meanings": ["önceki düşüncelerine dönmek"]}, {"word": "eskatologya", "meanings": ["İnsanın ve dünyanın sonunu, öbür dünyayı anlatmaya çalışan tanrı bilimi kolu"]}, {"word": "esirmek", "meanings": ["Sarhoş olmak", "Aklını yitirmek, delirmek", "Çok kızmak, sertleşmek"]}, {"word": "eski", "meanings": ["Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı", "Önceki, sabık", "Geçerli olmayan", "Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan", "Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan", "Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey", "Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz"]}, {"word": "eski ağza yeni taam", "meanings": ["turfanda bir şey yenilirken söylenen söz"]}, {"word": "eski çamlar bardak oldu", "meanings": ["`devir değişti, eski tutumların değeri kalmadı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eski defterleri yoklamak (veya karıştırmak)", "meanings": ["bir yarar umarak veya başka bir amaçla eski olayları yeniden ele almak"]}, {"word": "eski defterleri kapatmak", "meanings": ["eski olayları yeniden ele almamak"]}, {"word": "eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez", "meanings": ["`aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eskisini aratmamak", "meanings": ["yenisi eskisinin yerini doldurabilmek, yokluğunu sezdirmemek"]}, {"word": "eski hayratı da berbat etmek", "meanings": ["bir işi daha iyi bir duruma sokmaya çalışırken büsbütün bozmak"]}, {"word": "eski düşman dost olmaz", "meanings": ["`birçok nedenin birbirini izlemesiyle sürüp gelmiş olan eski düşmanlık, dostluğa dönüştürülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eski köye yeni âdet getirmek", "meanings": ["alışılmamış, yadırganan bir yeniliği yapmaya kalkışmak"]}, {"word": "eski hamam eski tas", "meanings": ["`hiçbir şeyi değişmemiş, eski durumunda kalmış` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eski kulağı kesiklerden olmak", "meanings": ["görmüş geçirmiş, çok deneyimli olmak"]}, {"word": "eskisi kadar (veya gibi)", "meanings": ["eskiden olduğu gibi, eskiden olduğu biçimde"]}, {"word": "eskisi olmayanın yenisi (veya acarı) olmaz", "meanings": ["`yeni bir şey edinildiğinde eskisi hemen elden çıkarılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eskice", "meanings": ["Biraz eski, çok yeni olmayan"]}, {"word": "eskici", "meanings": ["Her türlü eski eşya alım satımıyla uğraşan kimse", "Eskimiş ayakkabıları onaran kimse"]}, {"word": "eskicilik", "meanings": ["Eskicinin yaptığı iş"]}, {"word": "eskiye rağbet (veya itibar) olsaydı bitpazarına nur yağardı", "meanings": ["`her şeyin yenisi sevilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Eski Çağ", "meanings": ["Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre"]}, {"word": "eskiden", "meanings": ["Geçmiş zamanlarda, geçmiş çağlarda, geçmişte, mukaddema"]}, {"word": "Eski Dünya", "meanings": ["Avrupa, Asya ve Afrika'ya topluca verilen ad"]}, {"word": "eski eserler", "meanings": ["Eski toplulukların bilim, edebiyat, din ve güzel sanatına ilişkin her türlü ürünü veya kalıntısı, asarıatika"]}, {"word": "eski kafalı", "meanings": ["Günün düşünce ve yaşayışına ayak uyduramayan (kimse)"]}, {"word": "eski kafalılık", "meanings": ["Eski kafalı olma durumu"]}, {"word": "eskileşme", "meanings": ["Eskileşmek işi"]}, {"word": "eski kurt", "meanings": ["Mesleğinde uzmanlaşmış olan (kimse)", "Bir işin hileli yanlarını bilen ve kolay aldatılamayan (kimse)"]}, {"word": "eskileşmek", "meanings": ["Eskimek"]}, {"word": "eskilik", "meanings": ["Eski olma durumu, antikite"]}, {"word": "eskime", "meanings": ["Eskimek işi"]}, {"word": "eskimek", "meanings": ["Eski duruma gelmek, köhnemek", "Yıpranmak", "Gözden düşmek, değeri kalmamak", "Yaşlanmak"]}, {"word": "Eskimo", "meanings": ["Kuzey Kutbu'nda yaşayan toplulukların adı", "Bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "Eskimoca", "meanings": ["Eskimo dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Eskişehir taşı", "meanings": ["Lüle taşı"]}, {"word": "eski püskü", "meanings": ["Çok eski, iyice eski"]}, {"word": "eskitilme", "meanings": ["Eskitilmek işi"]}, {"word": "eskitilmek", "meanings": ["Eskitme işi yapılmak, eski duruma getirilmek"]}, {"word": "eskitme", "meanings": ["Eskitmek işi"]}, {"word": "eskitmek", "meanings": ["Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek, yıpratmak", "Etkisini sürdürememek, yıpratmak", "Yaşlandırmak"]}, {"word": "eski toprak", "meanings": ["Yaşlandığı hâlde dinç olan kimse"]}, {"word": "eski tüfek", "meanings": ["Herhangi bir işte eski ve deneyimli olan kimse"]}, {"word": "eski yazı", "meanings": ["Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra kullanmaya başladığı ve 1928 yılında Latin alfabesine dayalı yeni Türk harflerinin kabulüne kadar geçen dönemde benimsenmiş olan, Arap alfabesine dayalı yazı sistemi"]}, {"word": "eskort", "meanings": ["Koruma aracı"]}, {"word": "eskiz", "meanings": ["Mimari eserler ve resim için çizimlerle yapılan ön çalışma, taslak"]}, {"word": "eskrim", "meanings": ["Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor, kılıç oyunu"]}, {"word": "eslaf", "meanings": ["Bizden öncekiler, geçmişler, ahlaf karşıtı"]}, {"word": "eslek", "meanings": ["Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti"]}, {"word": "esleme", "meanings": ["Eslemek işi"]}, {"word": "eskrimci", "meanings": ["Eskrim yapan kimse, kılıç oyuncusu"]}, {"word": "eslemek", "meanings": ["Önem vermek, aldırış etmek"]}, {"word": "esmayı üstüne sıçratmak", "meanings": ["davranışlarıyla belayı üstüne çekmek"]}, {"word": "esma", "meanings": ["Adlar, isimler"]}, {"word": "esmayıhüsna", "meanings": ["Allah'ın adları, esmayışerife"]}, {"word": "esmayışerife", "meanings": ["Esmayıhüsna"]}, {"word": "esme", "meanings": ["Esmek işi"]}, {"word": "esmere al bağla, karşısına geç ağla", "meanings": ["`esmer insana kırmızı renkli giysi yakışmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "esip gürlemek", "meanings": ["sinirli bir biçimde kızmak, bağırmak"]}, {"word": "esmer", "meanings": ["Siyaha çalan buğday rengi", "Kurşuni renk", "Bu renkte olan", "Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız"]}, {"word": "esmek", "meanings": ["Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak", "Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklenmeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar vermek"]}, {"word": "esmer amber", "meanings": ["Amber balığının bağırsaklarından çıkarılan amber"]}, {"word": "esmerce", "meanings": ["Esmere yakın, biraz esmer olan"]}, {"word": "esmer küfler", "meanings": ["Asalak yaşayışa uymuş türleri de bulunan yosunumsu mantarlar familyası"]}, {"word": "esmer küf", "meanings": ["Esmer küfler familyasının asalak hayata uyabilen örnek türü, özellikle arılarda öldürücü gelişmeler doğuran ilkel mantar (Mucor mucedo)"]}, {"word": "esmerleşmek", "meanings": ["Esmer duruma gelmek", "Siyaha yakın bir koyu renk almak"]}, {"word": "esmerleşme", "meanings": ["Esmerleşmek işi"]}, {"word": "esmerleştirme", "meanings": ["Esmerleştirmek işi"]}, {"word": "esmerleştirmek", "meanings": ["Esmer duruma getirmek"]}, {"word": "esmerlik", "meanings": ["Esmer olma durumu"]}, {"word": "esmer su yosunları", "meanings": ["Şeritleri bölmeli, renkleri esmer su yosunları"]}, {"word": "esnaf", "meanings": ["Küçük sermaye ve zanaat sahibi", "Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse", "Kötü yola sapmış olan kadın"]}, {"word": "esna", "meanings": ["Bir işin yapıldığı an, sıra"]}, {"word": "esnaf ağzı", "meanings": ["Satıcıların müşteri çekmek için çarşı ve pazarda kullandıkları dil"]}, {"word": "esnaf loncası", "meanings": ["Herhangi bir meslek dalında esnafların kurduğu dernek"]}, {"word": "esnasında", "meanings": ["Sırasında, olduğu anda"]}, {"word": "esnekleşme", "meanings": ["Esnekleşmek durumu"]}, {"word": "esnaflık", "meanings": ["Esnaf olma durumu", "Esnafın yaptığı iş"]}, {"word": "esnek", "meanings": ["Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki", "Değişik yorumlara elverişli", "Görüş ve tutumlarında katı olmayan"]}, {"word": "esnekleşmek", "meanings": ["Esnek bir durum almak"]}, {"word": "esnekleştirme", "meanings": ["Esnekleştirmek işi"]}, {"word": "esnekleştirmek", "meanings": ["Esnek duruma getirmek"]}, {"word": "esneklik", "meanings": ["Esnek olma durumu, elastikiyet", "Boya veya vernik filminin, pul pul kalkmadan ve çatlamadan boyanan yüzeyin hareketlerine uyum sağlaması"]}, {"word": "esneme", "meanings": ["Esnemek işi"]}, {"word": "esnemek", "meanings": ["Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek", "Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek", "Bollaşıp genişlemek"]}, {"word": "esnetmek", "meanings": ["Esnemesine sebep olmak"]}, {"word": "esnetme", "meanings": ["Esnetmek işi", "Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi"]}, {"word": "esneyiş", "meanings": ["Esneme işi"]}, {"word": "Esperanto", "meanings": ["Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, dil bilgisi on altı kurala dayanan bir yapma dil"]}, {"word": "espas", "meanings": ["Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk", "Aralık"]}, {"word": "espaslı", "meanings": ["Espası olan", "Aralıklı"]}, {"word": "Esperantocu", "meanings": ["Esperanto yanlısı"]}, {"word": "esperi", "meanings": ["Ava alıştırılamayan bir tür doğan"]}, {"word": "espressivo", "meanings": ["Duygulu, içten"]}, {"word": "espri", "meanings": ["İnce söz", "Nükte"]}, {"word": "espri patlatmak", "meanings": ["konuşma sırasında, beklenilmedik anda, ortama uygun hoş, nükteli veya ilginç söz söylemek"]}, {"word": "espri yapmak", "meanings": ["nükteli, şakalı söz söylemek"]}, {"word": "esprisi kalmamak", "meanings": ["ilgi çekici olmaktan çıkmak"]}, {"word": "espritüel", "meanings": ["Yerinde ve zamanında, güzel ve hoş karşılanan, ince anlamlı, düşündürücü söz söyleyen, nükte yapan (kimse)"]}, {"word": "esprili", "meanings": ["Esprisi olan", "Espri yapma niteliğini taşıyan (kimse)"]}, {"word": "esrar", "meanings": ["Gizler, sırlar"]}, {"word": "esrara dalmak", "meanings": ["sırlara gömülmek"]}, {"word": "esrar", "meanings": ["Hint kenevirinden çıkarılan ve kullanılacak miktara göre uyarıcı, sarhoş edici veya uyuşturucu etkileri olan bir madde"]}, {"word": "esrar çekmek", "meanings": ["esrar içmek"]}, {"word": "esrarcı", "meanings": ["Esrar yapan, satan veya esrar çeken kimse"]}, {"word": "esrarcılık", "meanings": ["Esrarcının yaptığı iş"]}, {"word": "esrarengizlik", "meanings": ["Gizemlilik"]}, {"word": "esrarengiz", "meanings": ["Gizemli"]}, {"word": "esrarkeş", "meanings": ["Esrar kullanmayı alışkanlık durumuna getiren kimse, keş(II)"]}, {"word": "esrarkeşlik", "meanings": ["Esrarkeş olma durumu"]}, {"word": "esrar kumkuması", "meanings": ["Kim olduğu ve neler yaptığı bilinmeyen kimse"]}, {"word": "esrarlı", "meanings": ["Gizli yönleri bulunan, ne olduğu anlaşılamayan, akıl erdirilemeyen, esrarengiz"]}, {"word": "esrarlı", "meanings": ["İçinde esrar bulunan"]}, {"word": "esrime", "meanings": ["Sarhoş olma işi"]}, {"word": "esrar otu", "meanings": ["Hint keneviri"]}, {"word": "esrar perdesi", "meanings": ["Bir şeyin anlaşılmasını güçleştiren engel"]}, {"word": "esrar tekkesi", "meanings": ["Toplu ve gizli olarak esrar içilen yer"]}, {"word": "esre", "meanings": ["Arap harfli metinlerde bir ünsüzün ı, i seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, kesre"]}, {"word": "estağfurullah", "meanings": ["İncelik ve alçak gönüllülük göstermek üzere teşekkür edilen veya övülen bir kimsenin söylediği bir söz"]}, {"word": "esrik devenin çulu eğri gerek", "meanings": ["`kişi, durumuna uygun davranmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "esrik", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "esriklik", "meanings": ["Sarhoş olma durumu"]}, {"word": "esrimek", "meanings": ["Herhangi bir sebeple kendinden geçmek, gaşyolmak", "Coşup kendinden geçmek, vecde gelmek", "Mest olmak, sarhoş olmak"]}, {"word": "esritme", "meanings": ["Esritmek işi"]}, {"word": "esritmek", "meanings": ["Sarhoş olmasına yol açmak, sarhoş etmek"]}, {"word": "essah", "meanings": ["Doğru, gerçek"]}, {"word": "estamp", "meanings": ["Oyma baskı"]}, {"word": "estampaj", "meanings": ["Metal, tahta vb. üzerine resim basma, çoğaltma yöntemi"]}, {"word": "estek köstek", "meanings": ["Falan filan"]}, {"word": "estek köstek etmek", "meanings": ["oyalamak, yersiz bahaneler bulmak, işten kaçınmak"]}, {"word": "ester", "meanings": ["Organik asitlerle alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde"]}, {"word": "esterleşme", "meanings": ["Oksijenli asitlerle alkollerin birleşerek ester oluşturması"]}, {"word": "estetik", "meanings": ["Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat", "Güzellik duygusu ile ilgili olan", "Güzellik duygusuna uygun olan", "Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu, güzel duyu, bedii", "Kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan (yöntemler)"]}, {"word": "estet", "meanings": ["Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi"]}, {"word": "estetikçi", "meanings": ["Estetikle uğraşan kimse", "Estetikçilik kuramını benimseyen"]}, {"word": "estetikçilik", "meanings": ["Gerçeklik ve yarar kaygılarından sıyrılarak bir sanat veya felsefe konusunu salt güzelliği için sevme kuramı, güzel duyuculuk, estetizm"]}, {"word": "eş", "meanings": ["Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri, benzeri", "Karı kocadan her biri, hayat arkadaşı, refik, refika", "Birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvandan her biri", "İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu, partner", "Kuma, ortak", "Arkadaş", "Döl eşi"]}, {"word": "estirilme", "meanings": ["Estirilmek işi"]}, {"word": "estetizm", "meanings": ["Estetikçilik"]}, {"word": "estirilmek", "meanings": ["Estirme işi yapılmak"]}, {"word": "estirme", "meanings": ["Estirmek işi"]}, {"word": "estirmek", "meanings": ["Esmesini sağlamak"]}, {"word": "estomp", "meanings": ["Kara kalem resimde çizgiyi veya pastel boyasını yaymak için kullanılan, kendi üzerine sarılmış kâğıt veya deri"]}, {"word": "esvap", "meanings": ["Giysi"]}, {"word": "eş tutmak", "meanings": ["talimde veya oyunda ikişer olmak için arkadaş seçmek"]}, {"word": "eşi benzeri (veya manendi veya menendi) olmamak (veya bulunmamak veya yok)", "meanings": ["benzeri olmamak"]}, {"word": "eş adlı", "meanings": ["Sesteş"]}, {"word": "eş adlılık", "meanings": ["Sesteşlik"]}, {"word": "eş anlam", "meanings": ["Sözler arasında anlam birliği olması durumu"]}, {"word": "eş anlamlı", "meanings": ["Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan (kelimeler), anlamdaş, müradif, müteradif, sinonim"]}, {"word": "eş anlamlılık", "meanings": ["Eş anlamlı olma durumu, anlamdaşlık"]}, {"word": "eşantiyon", "meanings": ["Bir malın niteliğini belirtmek, özelliklerini göstermek amacıyla parasız verilen veya gönderilen mal"]}, {"word": "eşarp", "meanings": ["Başörtüsü"]}, {"word": "eş bacaklılar", "meanings": ["Denizlerde, karalarda ve tatlı sularda, başka hayvanların asalağı, asalakların ara konakçısı veya özgür olarak yaşayan kabuklular takımı"]}, {"word": "eş basınç", "meanings": ["Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktalarını birleştirdiği varsayılan eğri, izobar, izobar eğrisi"]}, {"word": "eş basınçlı", "meanings": ["Basıncı hep aynı kalan"]}, {"word": "eş başkan", "meanings": ["Bir kurul, toplantı veya kongrenin başkanlığını yapanlardan her biri"]}, {"word": "eş biçim", "meanings": ["Başka bir şeyin biçim veya yapı bakımından aynısı olan şey, izomorf"]}, {"word": "eş biçimli", "meanings": ["Biçim, yapı bakımından birbirinin benzeri veya aynısı olan, izomorfik"]}, {"word": "eş biçimlilik", "meanings": ["Benzer yapıda olan maddeler arasındaki billurlaşma benzerliği, izomorfizm", "İki matematik kümesi arasında benzerlik bağıntısı, izomorfizm", "Organizmada çeşitli soylardan ileri gelen benzerlik, izomorfizm"]}, {"word": "eş cinsel", "meanings": ["Duygusal veya cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyan kimse, homoseksüel"]}, {"word": "eş cinsellik", "meanings": ["Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunma durumu, homoseksüellik"]}, {"word": "eş değer", "meanings": ["Değer yönünden birbirine eşit olan, muadil"]}, {"word": "eş değerli", "meanings": ["Değerleri eşit olan", "Eş biçimli olmadıkları hâlde yüz veya hacim ölçümleri eşit bulunan (biçim)", "Cebirde karşılıklı olarak çözümleri aynı olan (denklem sistemleri)"]}, {"word": "eş değerlik", "meanings": ["Eş değer olma durumu, muadelet"]}, {"word": "eş deprem", "meanings": ["Çeşitli yerlerde aynı hızla duyulmuş olan deprem"]}, {"word": "eş dost", "meanings": ["Tanıdıklar"]}, {"word": "eşek at olmaz, ciğer et olmaz", "meanings": ["`soysuz kişi soylu olmaz, bayağı şey üstün nitelik kazanmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek", "meanings": ["Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)", "Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa"]}, {"word": "eşek derisi gibi", "meanings": ["derisi çok kalın", "duygusu az, duygusuz"]}, {"word": "eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz", "meanings": ["`bir kimsenin işi bozulduğunda, durumunu düzeltmek için en büyük çabayı kendisinin göstermesi gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez", "meanings": ["`aptal kişi bile başına gelen felaketten ders alır, o felakete yol açan şeylerden kendisini korur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek eşeği ödünç kaşır", "meanings": ["`çıkarcı, başkasına yardım ederken ileride onun da kendisine yardım edeceğini düşünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek gibi", "meanings": ["kaba, düşüncesiz"]}, {"word": "eşek kadar", "meanings": ["büyük, iri, aşırı derecede gelişmiş"]}, {"word": "eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)", "meanings": ["`bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek kocamakla tavla başı olmaz", "meanings": ["`anlayışsız kişi ne kadar yaşlanırsa yaşlansın baş olacak bir olgunluğa ulaşamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır", "meanings": ["durumunda, çalışmasında hiçbir gelişme görülmeyen kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz", "meanings": ["`aslında niteliksiz olan bir şeye ne yapılsa değişmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşek sudan gelinceye kadar dövmek", "meanings": ["adamakıllı dövmek"]}, {"word": "eşeğe altın semer vursalar yine eşektir", "meanings": ["`insanlık değerinden yoksun kişi, kılık kıyafetle, makam ve mevkiyle değer kazanmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış", "meanings": ["`kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek", "meanings": ["güçlü birine kızıp da ondan alamadığı hıncını çevresindekilerden çıkarmak"]}, {"word": "eşeği dama çıkaran yine kendi indirir", "meanings": ["`yanlış yapan kimse, yanlışı yine kendisi düzeltir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeği düğüne çağırmışlar, \\", "meanings": ["bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz"]}, {"word": "eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin", "meanings": ["`sana emanet edilen bir işi sahibinin isteğine uygun olarak yap, kötü bir sonuç ortaya çıkarsa sen sorumlu olmazsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması", "meanings": ["`çocuklarının düzensiz davranışı, anne babayı rahatsız eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek (veya koymak)", "meanings": ["bir şeyi birinin aklına getirmek"]}, {"word": "eşeğin kuyruğu gibi", "meanings": ["her zaman aynı durumda kalan, hiç değişikliğe uğramayan"]}, {"word": "eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa", "meanings": ["`kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeğin ölümü köpeğe ziyafettir (veya düğündür)", "meanings": ["`bir kişinin uğradığı zarar kimi zaman bir başkası için çıkar kaynağı olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eşeğini sağlam kazığa bağlamak", "meanings": ["işini güven altına almak"]}, {"word": "eşek arısı", "meanings": ["Zar kanatlılar takımından, zehirli iğnesi olan bir tür iri yaban arısı (Vespa crabro)"]}, {"word": "eşekten düşmüşe (veya düşmüş karpuza) dönmek", "meanings": ["çok şaşırmak, donup kalmak", "kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "eşekbaşı", "meanings": ["Yetkisi önemsenmeyen, gücünü gerektiği gibi göstermeyen kimse"]}, {"word": "eşek cenneti", "meanings": ["Öbür dünya", "Zindan"]}, {"word": "eşekçi", "meanings": ["Eşeklerle yük taşıyan veya insan gezdiren kimse, merkepçi"]}, {"word": "eşekçe", "meanings": ["Kaba", "(eşe'kçe) Kaba bir biçimde"]}, {"word": "eşekçilik", "meanings": ["Eşekçinin yaptığı iş, merkepçilik"]}, {"word": "eşek davası", "meanings": ["Bir dik üçgende hipotenüsün karesinin dik kenarların kareleri toplamına eşit olduğunu kanıtlayan teorem"]}, {"word": "eşek dikeni", "meanings": ["Kenger"]}, {"word": "eşek hıyarı", "meanings": ["İt hıyarı"]}, {"word": "eşek inadı", "meanings": ["Söylediğinden veya yaptığından dönmeme, çok direnme"]}, {"word": "eşek kafalı", "meanings": ["Kalın kafalı, anlayışsız, kavrayışsız (kimse)"]}, {"word": "eşekkulağı", "meanings": ["Karakafes"]}, {"word": "eşekleşme", "meanings": ["Eşekleşmek işi"]}, {"word": "eşekleşmek", "meanings": ["Çok anlayışsız ve kaba davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "eşeklik", "meanings": ["Anlayışsızlık ve kaba davranış"]}, {"word": "eşeklik etmek", "meanings": ["anlayışsızlık etmek, kaba davranmak"]}, {"word": "eşek marulu", "meanings": ["Yabani marul"]}, {"word": "eşek maydanozu", "meanings": ["Maydanozgillerden iki yıllık otsu bir bitki (Anthriscus silvestris)"]}, {"word": "eşek otu", "meanings": ["Evliya otu"]}, {"word": "eşek sıpası", "meanings": ["Sövgü bildiren bir söz", "Sevgi belirtisi olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "eş eksenli", "meanings": ["Eksen ölçüleri eşit olan (motor)"]}, {"word": "eşeksırtı", "meanings": ["Beşikörtüsü"]}, {"word": "eşek şakası", "meanings": ["Başka birine yapılan ağır şaka"]}, {"word": "eşeleme", "meanings": ["Eşelemek işi"]}, {"word": "eşelek", "meanings": ["Elma, armut, ayva vb. meyvelerin yenmeyen iç bölümü"]}, {"word": "eşelemek", "meanings": ["Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak", "Dağıtıp karıştırmak", "Bir işin, sorunun aslını anlamaya çalışmak, kurcalamak"]}, {"word": "eşelenme", "meanings": ["Eşelenmek işi"]}, {"word": "eşelmobil", "meanings": ["Üretilen mal değerlerinin iniş çıkışına göre tespit edilen ücret ödeme düzeni"]}, {"word": "eşelenmek", "meanings": ["Eşeleme işi yapılmak", "Bulunduğu yeri kendi kendine eşelemek"]}, {"word": "eşey", "meanings": ["Cinsiyet", "Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu"]}, {"word": "eşeyli", "meanings": ["Erkek veya dişi eşeyden birine sahip olan, diğer eşey olmadan üreyemeyen cinsliği olan"]}, {"word": "eşeyli üreme", "meanings": ["İki bireyin bir araya gelmesini gerekli kılan ve gametlerin birbirleriyle döllenmesini sağlayan üreme biçimi"]}, {"word": "eşeysel", "meanings": ["Cinsel"]}, {"word": "eşeylilik", "meanings": ["Eşeyli canlının durumu"]}, {"word": "eşeysiz", "meanings": ["Eşeyi olmayan, cinsliksiz"]}, {"word": "eşeysiz üreme", "meanings": ["Eşey hücreleri oluşturmaksızın, bölünme yoluyla çoğalma"]}, {"word": "eş güdüm", "meanings": ["Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, ilişki, düzen ve uyum sağlama, koordinasyon"]}, {"word": "eş güdümcü", "meanings": ["Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse, koordinatör"]}, {"word": "eş güdümlü", "meanings": ["Aralarında eş güdüm bulunan, koordine"]}, {"word": "eşhas", "meanings": ["Kişiler, şahıslar", "Bir olayda veya edebî bir eserde yer alan kişiler"]}, {"word": "eşik (veya eşiğini) atlamak", "meanings": ["herhangi bir konuyu doyasıya yaşayarak belli bir olgunluğa ulaşmak", "engelleri aşmak, zorlukları yenmek"]}, {"word": "eşik", "meanings": ["Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak", "Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer", "Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını", "Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar", "Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü", "Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta"]}, {"word": "eşiğine yüz sürmek", "meanings": ["bir dilekte bulunmak için bir kişiye yalvarmaya gitmek"]}, {"word": "eşiğini aşındırmak", "meanings": ["işini yaptırmak için bir yere çok gidip gelmek"]}, {"word": "eşilme", "meanings": ["Eşilmek işi"]}, {"word": "eşilmek", "meanings": ["Eşme işine konu olmak"]}, {"word": "eşinme", "meanings": ["Eşinmek işi"]}, {"word": "eşinmek", "meanings": ["Hayvan, ayağıyla yeri kazmak"]}, {"word": "eşit çenetli", "meanings": ["İki çenedi birbirine eşit olan (yumuşakça)"]}, {"word": "eşit", "meanings": ["Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi", "Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse)"]}, {"word": "eşitçi", "meanings": ["Eşitçilik yanlısı olan"]}, {"word": "eşitçilik", "meanings": ["İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık"]}, {"word": "eşitleme", "meanings": ["Eşitlemek işi"]}, {"word": "eşitlemek", "meanings": ["Eşit duruma getirmek"]}, {"word": "eşitlenme", "meanings": ["Eşitlenmek işi"]}, {"word": "eşitlenmek", "meanings": ["Birbiriyle eşit duruma gelmek"]}, {"word": "eşitleşme", "meanings": ["Eşitleşmek işi"]}, {"word": "eşitleşmek", "meanings": ["Eşit duruma gelmek"]}, {"word": "eşitleştirme", "meanings": ["Eşitleştirmek işi"]}, {"word": "eşitleştirmek", "meanings": ["Eşit duruma getirmek"]}, {"word": "eşitlik derecesi", "meanings": ["Kavramların `gibi, kadar` edatları ile karşılaştırılıp eşit ölçüde gösterilmesi"]}, {"word": "eşitlik", "meanings": ["İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet", "Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu", "Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu"]}, {"word": "eşitlik eki", "meanings": ["Kelimeye `gibi, göre` anlamları katan -ce \\/ -ce, -ça \\/ -çe ekleri"]}, {"word": "eşitsiz", "meanings": ["Eşit olmayan"]}, {"word": "eşitsizlik", "meanings": ["İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık"]}, {"word": "eşkâl", "meanings": ["Dıştan görünüş", "Biçim (II)", "Kılık"]}, {"word": "eş kanatlı", "meanings": ["Kabuklu bitler, yaprak bitleri ve ağustos böcekleri gibi bitki sağlığı yönünden çok önemli familyaları içine alan, zarsı kanatları bir boyda, hortumlu böcekler takımının bir alt takımı"]}, {"word": "eşkenar", "meanings": ["Kenarları eşit olan"]}, {"word": "eşkenar dörtgen", "meanings": ["Dört kenarı da birbirine eşit olan dörtgen, main"]}, {"word": "eşkenar üçgen", "meanings": ["Üç kenarı da birbirine eşit olan üçgen"]}, {"word": "eşkıya", "meanings": ["Dağda, kırda yol kesen hırsızlar, haydutlar"]}, {"word": "eşkıya gibi", "meanings": ["yüzü, bakışları ve kılığı korkunç olan"]}, {"word": "eşkıyalık", "meanings": ["Eşkıya olma durumu", "Eşkıyaca davranış"]}, {"word": "eşkıyalık etmek", "meanings": ["eşkıyaya yaraşır biçimde davranmak"]}, {"word": "eşkin", "meanings": ["Atın dörtnal ile tırıs arasındaki hızlı yürüyüşü", "Böyle yürüyen (at)", "Böyle bir yürüyüşle"]}, {"word": "eşkinci", "meanings": ["Savaşa giden eyalet askeri"]}, {"word": "eşkinli", "meanings": ["Hızlı ve düzenli giden (at)"]}, {"word": "eşkinsiz", "meanings": ["Hızlı ve düzenli gitmeyen (at)"]}, {"word": "eş koşma", "meanings": ["Tanrı'nın birden çok olduğuna inanma, Tanrı'ya ortak koşma, şirk"]}, {"word": "eşlek", "meanings": ["Ekvator"]}, {"word": "eşleksel", "meanings": ["Ekvatoral"]}, {"word": "eşlem", "meanings": ["Kopya"]}, {"word": "eşleme", "meanings": ["Eşlemek işi, bağlaşım", "Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ, senkronizasyon"]}, {"word": "eşlemek", "meanings": ["Benzer iki şeyi bir araya getirmek", "Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak"]}, {"word": "eşlemeli", "meanings": ["Eşlemesi yapılmış (film)"]}, {"word": "eşlemesiz", "meanings": ["Görüntü ve ses kuşakları veya ses kuşakları arasında eşleme bulunmayan (film)", "Eşlemesi bozulmuş olan (film)"]}, {"word": "eşlenik", "meanings": ["Herhangi bir biçimde birbiriyle oranlı bulunan (nokta, çizgi, sayı)"]}, {"word": "eşlenmek", "meanings": ["Eşleme işine konu olmak"]}, {"word": "eşlenme", "meanings": ["Eşlenmek işi"]}, {"word": "eşleşme", "meanings": ["Eşleşmek işi"]}, {"word": "eşleşmek", "meanings": ["Birbiriyle eş olmak, eş tutmak", "Çiftleşmek"]}, {"word": "eşleştirme", "meanings": ["Eşleştirmek işi"]}, {"word": "eşli", "meanings": ["Eşi olan", "Eşi ile birlikte"]}, {"word": "eşleştirmek", "meanings": ["Eşleşmesini sağlamak"]}, {"word": "eşlik", "meanings": ["Eş olma durumu", "Birlikte, beraber", "Belirli bir modeli ile armoni oluşturan ve bir veya birkaç partiye bölüştürülen sesler bütünü"]}, {"word": "eşme", "meanings": ["Eşmek işi", "Kaynak, pınar"]}, {"word": "eşlik etmek", "meanings": ["bir solist, bir çalgı veya orkestra ile birlikte müzik icra etmek, refakat etmek", "beraberinde gitmek, arkadaşlık etmek, refakat etmek", "beraberinde bulunmak"]}, {"word": "eşmek", "meanings": ["Toprağı veya toprak gibi yumuşak bir şeyi biraz kazmak", "Araştırmak, incelemek"]}, {"word": "eşmek", "meanings": ["At hızlı gitmek"]}, {"word": "eşofman", "meanings": ["Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi"]}, {"word": "eş merkezli", "meanings": ["Merkezleri aynı olan (iki veya daha çok şekil)"]}, {"word": "eş ölçüm", "meanings": ["Noktalar arasındaki uzaklığı olduğu gibi koruyan noktasal dönüşüm, izometri"]}, {"word": "eşraf", "meanings": ["Bir yerin zenginleri, sözü geçenler, ileri gelenler"]}, {"word": "eşref", "meanings": ["Çok onurlu, çok şerefli"]}, {"word": "eşraflık", "meanings": ["Eşraf olma durumu"]}, {"word": "eşref saati", "meanings": ["Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman", "İş görecek kimsenin ters davranmayarak, güçlük çıkarmayarak uysallık gösterdiği zaman"]}, {"word": "eş sesli", "meanings": ["Sesteş"]}, {"word": "eş seslilik", "meanings": ["Sesteşlik"]}, {"word": "eş sıcak eğrisi", "meanings": ["Sıcaklığın yeryüzünde veya bir bölgedeki dağılışını göstermek amacıyla düzenlenen haritalarda, eşit sıcaklıktaki yerleri birleştiren iç içe eğrilerden her biri, izoterm eğrisi"]}, {"word": "eşsiz", "meanings": ["Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan", "Eş bulamamış, eşinden ayrılmış veya yanında eşi olmayan"]}, {"word": "eş sıcak", "meanings": ["Sıcaklığı eşit olan (yeryüzü noktası), izoterm"]}, {"word": "eşsizlik", "meanings": ["Eşsiz olma durumu"]}, {"word": "eştirme", "meanings": ["Eştirmek işi"]}, {"word": "eş yükselti eğrisi", "meanings": ["Eş yükselti noktaları arasında çizilen çizgilerin oluşturduğu eğri, izohips eğrisi"]}, {"word": "eştirmek", "meanings": ["Eşmesini sağlamak"]}, {"word": "eştirmek", "meanings": ["Atı hızlı sürmek, koşturmak"]}, {"word": "eş yapı", "meanings": ["Bol yağmur yağan orman bölgelerinde büyüyen ağaçların gövdelerindeki bölümler arasında belirli yapısal özellik farklarının bulunmaması durumu"]}, {"word": "eşya", "meanings": ["Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler"]}, {"word": "eşyalı", "meanings": ["Eşyası olan"]}, {"word": "eş yapım", "meanings": ["İki tarafın ortak olarak oluşturduğu yapım"]}, {"word": "eş yükselti", "meanings": ["Yükseklikleri birbirine eşit olan yerler, izohips"]}, {"word": "eş zaman", "meanings": ["Aynı zaman içinde hareket eden, senkron, asenkron karşıtı"]}, {"word": "eş zamanlı", "meanings": ["Başlamalarıyla bitmeleri arasında geçen zaman eşit olan (olaylar), senkronik", "Aynı zamanda oluşan"]}, {"word": "eş zamanlı dil bilimi", "meanings": ["Bir dilin zaman içindeki değişme ve gelişmesi sırasında, belirli bir dönemde ortaya çıkan olgularını inceleyen dil bilimi"]}, {"word": "eş zamanlılık", "meanings": ["Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği, eş anlılık, senkroni, senkronizm"]}, {"word": "et kanlı gerek, yiğit canlı", "meanings": ["`kebap çok pişirilmemeli, genç de hareketli ve canlı olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "et", "meanings": ["İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka", "Kasaplık hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesi", "Ten", "Meyvelerde çekirdekle deri arasındaki bölüm"]}, {"word": "et bağlamak", "meanings": ["şişmanlamak", "yara kapanmak"]}, {"word": "et tırnak olmak", "meanings": ["sıkı aile bağı kurmak"]}, {"word": "et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?", "meanings": ["`bozulan şeyi düzeltecek etken vardır ancak bu etken bozulmuşsa artık düzeltmeden umudu kesmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "et ne kadar arık olsa üstüne ekmek yaraşır", "meanings": ["`bilgili ve görgülü kişi, iş başında ve zengin olmasa da bilgisiz ve görgüsüz kişilerin üstünde yer alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "et tırnaktan ayrılmaz", "meanings": ["`yakın hısımlar arasındaki bağ kolay kolay kopmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ete kemiğe dönüştürmek (veya büründürmek)", "meanings": ["canlandırmak"]}, {"word": "et tutmak", "meanings": ["et bağlamak"]}, {"word": "eti budu yerinde (veya etine dolgun)", "meanings": ["şişmanca, tombul"]}, {"word": "eti kemiği", "meanings": ["esası, ana özelliği, asıl ağırlığı"]}, {"word": "eti kemiğine yapışmak", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "etajer", "meanings": ["Raflı, taşınabilir, küçük dolap"]}, {"word": "eti ne budu ne?", "meanings": ["`yaşı küçük` anlamında kullanılan bir söz", "`imkânları, gücü sınırlı, parası az` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eti senin, kemiği benim", "meanings": ["çocuk velilerinin öğretmen, usta vb.ne çocuğun eğitiminde kendisine tam yetki verdiğini anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "etinden et koparmak (veya kesmek)", "meanings": ["çok acı vermek"]}, {"word": "etle tırnak arasına girilmez", "meanings": ["`aile anlaşmazlıklarında bir yanı tutmak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "etle tırnak gibi", "meanings": ["birbirlerine candan bağlı, sıkı ilişkili"]}, {"word": "etten duvar örmek", "meanings": ["korumak amacıyla çevresinde kalabalık insan birikmek"]}, {"word": "etten önce çömleğe düşmek", "meanings": ["bir işte bilgisiz veya yetkisiz olmasına rağmen herkesten önce ortaya atılmak"]}, {"word": "etalon", "meanings": ["Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli"]}, {"word": "etamin", "meanings": ["Pamuk, keten veya ipekten, seyrek dokunmuş delikli bir kumaş türü"]}, {"word": "etanol", "meanings": ["Alkol"]}, {"word": "etap", "meanings": ["Aşama", "Adım"]}, {"word": "etçi", "meanings": ["Kasap"]}, {"word": "et beni", "meanings": ["Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık"]}, {"word": "etçik", "meanings": ["Küçük et parçası"]}, {"word": "etçil", "meanings": ["Etobur"]}, {"word": "etçiller", "meanings": ["Etoburlar"]}, {"word": "eteği düşük", "meanings": ["Pasaklı veya düşkün (kadın)"]}, {"word": "etek", "meanings": ["Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik", "Giysinin belden aşağıda kalan bölümü", "Giysinin alt kenarı", "Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü", "Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü", "Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü", "Edep yeri"]}, {"word": "etek açmak", "meanings": ["kadın, cinsel arzusunu belirtmek"]}, {"word": "etek öpmek", "meanings": ["yaltaklanmak, dalkavukluk etmek"]}, {"word": "etek silkmek", "meanings": ["el etek çekmek", "çekilmek, artık karışmamak"]}, {"word": "etek takmak (veya giymek)", "meanings": ["erkek ar, namus, erdem vb. özellikleri bulunmayan duruma düşmek"]}, {"word": "eteğe varmak", "meanings": ["yardım istemeye gitmek"]}, {"word": "eteği ayağına dolaşmak", "meanings": ["eli ayağı dolaşmak"]}, {"word": "eteği kirlenmek", "meanings": ["kadının namusuna dokunulmak"]}, {"word": "eteğinde namaz kılınmak", "meanings": ["içi dışı çok temiz kişi olmak"]}, {"word": "eteğindeki taşı dökmek", "meanings": ["bütün bildiklerini açıklamak"]}, {"word": "eteğinden el çekmek", "meanings": ["etliye sütlüye karışmamak", "birini tacizden vazgeçmek"]}, {"word": "eteğini başına atmak (veya sarmak)", "meanings": ["birini azarlamak, onur kırıcı sözlerle suçlamak"]}, {"word": "eteğinden ayrılmamak", "meanings": ["peşini bırakmamak"]}, {"word": "eteğini çekmek", "meanings": ["günah sayılan işlerden uzak durmak"]}, {"word": "eteğini tutmak", "meanings": ["yardım istemek"]}, {"word": "eteğine düşmek (veya sarılmak)", "meanings": ["yalvarıp yakarmak"]}, {"word": "eteğine yapışmak (veya sığınmak)", "meanings": ["birinin koruyuculuğu altına girmek"]}, {"word": "eteğini toplamak", "meanings": ["birinin derli toplu olmasını sağlamak, birini düzenli yaşatmak", "birinin kötü yaptığı işleri düzeltmek"]}, {"word": "eteğiyle mum söndürmek", "meanings": ["uygun olmayan biçimde iş yapmak, sakar olmak, üstünkörü davranmak"]}, {"word": "etekleri uzamak", "meanings": ["yanlışları düzeltmek, ayıbını kapatmak"]}, {"word": "etekleri tutuşmak", "meanings": ["çok telaşlanmak"]}, {"word": "etekleri zil (veya ıslık veya çalpara) çalmak", "meanings": ["çok sevinmek", "alınan sevinçli bir haber üzerine telaşa ve heyecana kapılmak"]}, {"word": "eteklerini indirmek", "meanings": ["üzerine düşen görevi yerine getirmek"]}, {"word": "etek bezi", "meanings": ["Kundak çocuklarının belden aşağısına sarılan bez"]}, {"word": "eteklerini toplamak", "meanings": ["düzenli, temiz veya namuslu olmak"]}, {"word": "etek dolusu", "meanings": ["Pek çok, bol bol, alabildiğince fazla"]}, {"word": "etek kiri", "meanings": ["Yolsuz ilişki"]}, {"word": "etekleme", "meanings": ["Eteklemek işi"]}, {"word": "eteklemek", "meanings": ["Birinin eteğini saygı göstermek amacıyla öpmek veya öper gibi yapmak", "Yaranmaya çalışmak, dalkavukluk etmek"]}, {"word": "etekleyiş", "meanings": ["Etekleme işi"]}, {"word": "eteklik", "meanings": ["Etek", "Bir şeyin aşağıya doğru uzanan yüzü", "Etek yapmaya elverişli (kumaş)"]}, {"word": "etene", "meanings": ["Döl eşi", "Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm"]}, {"word": "eten", "meanings": ["Etene", "Yemişlerin yenilen bölümü"]}, {"word": "etenelenme", "meanings": ["Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma"]}, {"word": "eteneli", "meanings": ["Etenesi olan"]}, {"word": "etenelenmek", "meanings": ["Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak"]}, {"word": "eteneliler", "meanings": ["Etenesi bulunan memeliler alt sınıfı"]}, {"word": "etenesiz", "meanings": ["Etenesi olmayan"]}, {"word": "etenesizler", "meanings": ["Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar"]}, {"word": "eter", "meanings": ["Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar", "Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı, lokman ruhu", "Bir tür organik yağ çözücü"]}, {"word": "eterleme", "meanings": ["Eterlemek işi"]}, {"word": "eterlemek", "meanings": ["Eter buharı koklatarak anestezi yapmak"]}, {"word": "eterleşme", "meanings": ["Eterleşmek işi"]}, {"word": "eterleşmek", "meanings": ["Bir alkol veya bir asit eter durumuna dönüşmek"]}, {"word": "eterleştirme", "meanings": ["Eterleştirmek işi"]}, {"word": "eterleştirmek", "meanings": ["Eter durumuna getirmek"]}, {"word": "etibba", "meanings": ["Doktorlar, hekimler"]}, {"word": "Eti", "meanings": ["Hitit"]}, {"word": "etik", "meanings": ["Töre bilimi", "Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü", "Etik bilimi", "Ahlaki, ahlakla ilgili"]}, {"word": "etiket", "meanings": ["Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt", "Kimlik", "Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol"]}, {"word": "etiketçilik", "meanings": ["Etiketçinin yaptığı iş", "Etiketçi olma durumu"]}, {"word": "etiketçi", "meanings": ["Etiket yapıştıran kimse", "Makam, mevki vb. şeylere aşırı önem veren kimse"]}, {"word": "etiketleme", "meanings": ["Etiketlemek işi"]}, {"word": "etiketlemek", "meanings": ["Satışa çıkarılan mal üzerine etiket koymak"]}, {"word": "etiketlenmek", "meanings": ["Satışa çıkarılan mal üzerine etiket konulmak"]}, {"word": "etiketlenme", "meanings": ["Etiketlenmek işi"]}, {"word": "etiketli", "meanings": ["Etiketi olan", "Protokole uygun (davranış)"]}, {"word": "etiketlik", "meanings": ["Etiket yapmaya yarayan kap"]}, {"word": "etiketsiz", "meanings": ["Etiketi olmayan"]}, {"word": "etil", "meanings": ["Organik birleşiklerin birleşimine giren karbon ve hidrojen atomları grubu"]}, {"word": "etil alkol", "meanings": ["Alkol"]}, {"word": "etimoloji", "meanings": ["Köken bilimi"]}, {"word": "etimolog", "meanings": ["Köken bilimci"]}, {"word": "etilen", "meanings": ["Yanıcı, renksiz, az kokulu, 0,97 yoğunluğunda karbon ve hidrojen birleşimi"]}, {"word": "etine dolgun", "meanings": ["Şişman sayılmayan, balıketinde"]}, {"word": "etimolojik", "meanings": ["Köken bilimsel"]}, {"word": "etiyoloji", "meanings": ["Neden bilimi"]}, {"word": "Etiyopyalı", "meanings": ["Etiyopya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Habeş, Habeşî"]}, {"word": "et kafalı", "meanings": ["Anlayışsız, kaba", "Budala, enayi"]}, {"word": "etken fiil", "meanings": ["Etken"]}, {"word": "etken", "meanings": ["Etki eden şey, faktör", "Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir", "Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı"]}, {"word": "etkenlik", "meanings": ["Etken olma durumu", "Bir ışığın bir duyar katı etkileme özelliği"]}, {"word": "et kırımı", "meanings": ["Et kesimi"]}, {"word": "et kesimi", "meanings": ["Hristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler, et kırımı, apukurya"]}, {"word": "etki", "meanings": ["Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir", "Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım", "Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim"]}, {"word": "etki bırakmak", "meanings": ["kuvvetli bir biçimde etkilemek"]}, {"word": "etki etmek", "meanings": ["etkilemek"]}, {"word": "etkisini göstermek", "meanings": ["etkisini ortaya koymak, belli etmek"]}, {"word": "etkileme", "meanings": ["Etkilemek işi, tesir"]}, {"word": "etkilemek", "meanings": ["Etkiye uğratmak, tesir etmek", "Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek"]}, {"word": "etkilenme", "meanings": ["Etkilenmek işi"]}, {"word": "etkilenmek", "meanings": ["Etkiye uğramak, müteessir olmak"]}, {"word": "etkileşim", "meanings": ["Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi"]}, {"word": "etkileşme", "meanings": ["Etkileşmek işi"]}, {"word": "etkileşmek", "meanings": ["Karşılıklı olarak birbirini etkilemek"]}, {"word": "etkili", "meanings": ["Etkisi olan, kuvvetli, tesirli, müessir, patetik"]}, {"word": "etkime", "meanings": ["Etkimek işi, tesir"]}, {"word": "etkin", "meanings": ["Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik", "Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı", "Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom)"]}, {"word": "etkileyici", "meanings": ["Etkileyebilecek özellikte olan, karizmatik"]}, {"word": "etkili olmak", "meanings": ["etkisi duyulmak, etkisini göstermek, tesirli olmak"]}, {"word": "etkililik", "meanings": ["Etkili olma durumu, tesirlilik, müessiriyet"]}, {"word": "etkimek", "meanings": ["Etkide bulunmak, tesir etmek"]}, {"word": "etkinci", "meanings": ["Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist"]}, {"word": "etkincilik", "meanings": ["Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme, aktivizm", "İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü, aktivizm"]}, {"word": "etkinleşmek", "meanings": ["Etkin özellik kazanmak"]}, {"word": "etkinleşme", "meanings": ["Etkinleşmek durumu", "Bir molekül, bir atom veya bir iyonun normal durumundan, enerji yönünden daha zengin ve kimyasal olaya girmeye hazır olduğu duruma geçmesi"]}, {"word": "etkinleştirme", "meanings": ["Etkinleştirmek durumu, aktivasyon"]}, {"word": "etkinleştirmek", "meanings": ["Etkin duruma getirmek"]}, {"word": "etkin okul", "meanings": ["Eğitim etkinliklerinin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konularında öğrencilere geniş çapta katılma imkânı sağlayan okul"]}, {"word": "etkinlik", "meanings": ["Etkin olma durumu, müessiriyet", "Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite", "Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği", "Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu", "İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi"]}, {"word": "etkin öğretim", "meanings": ["Ele alınan bir sorunun çözümünde, geleneksel öğretim yöntemlerinden yararlanmak yerine, ilgili birkaç bilgi alanında araştırma, deneme ve inceleme yapmaya önem veren öğretim"]}, {"word": "etkisiz", "meanings": ["Etkisi olmayan, kuvvetsiz, tesirsiz, nötr"]}, {"word": "etkisizleştirmek", "meanings": ["Etkisiz, etki yapamaz duruma getirmek"]}, {"word": "etkisiz hâle getirmek", "meanings": ["etkisizleştirmek", "yakalamak", "öldürmek"]}, {"word": "etkisizleşme", "meanings": ["Etkisizleşmek işi"]}, {"word": "etkisizleşmek", "meanings": ["Etkisiz duruma gelmek"]}, {"word": "etkisizleştirme", "meanings": ["Etkisizleştirmek işi, pasifikasyon"]}, {"word": "etkisizlik", "meanings": ["Etkisiz olma durumu, tesirsizlik"]}, {"word": "etlenme", "meanings": ["Etlenmek işi"]}, {"word": "etlenmek", "meanings": ["Şişmanlamak, semirmek"]}, {"word": "etli", "meanings": ["İçinde et bulunan", "Eti çok olan", "Dolgun, kalın", "Yenecek kısmı çok olan (meyve)"]}, {"word": "etliye sütlüye karışmamak", "meanings": ["toplum içindeki çeşitli hareketlerden uzak durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek, tartışmalı konulardan kaçınmak"]}, {"word": "etli butlu", "meanings": ["Oldukça şişman"]}, {"word": "etli bitki", "meanings": ["Kurak ortamda yaşayan ve dokuları içinde bol su depo eden, yaprakları ve sapları kalın bitki"]}, {"word": "etli ekmek", "meanings": ["Etli pide"]}, {"word": "etli canlı", "meanings": ["Dolgun vücutlu, sağlıklı, güçlü"]}, {"word": "etlik", "meanings": ["Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılan semiz hayvan", "Buzdolabında et koymak için ayrılmış yer"]}, {"word": "etli meyve", "meanings": ["Ortası etli ve sulu olan yemiş"]}, {"word": "etli pide", "meanings": ["Genellikle kıyma ve sebze ile hazırlanan iç malzemesinin ince açılmış hamur üzerine yayılarak fırında pişirilmesi ile yapılan pide"]}, {"word": "etme", "meanings": ["Etmek işi"]}, {"word": "et lokması", "meanings": ["Kemiksiz ve yağsız kuşbaşı etten yapılan bir tür yemek"]}, {"word": "etme bulma dünyası", "meanings": ["`kötülük eden kötülük bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "etmek", "meanings": ["Bir işi yapmak", "`İyi, kötü` zarflarıyla birlikte davranmak", "Bulmak, erişmek", "Birini bir şeyden yoksun bırakmak", "Eşit değer kazanmak", "Herhangi bir değerde olmak", "Kötülükte bulunmak", "Küçük veya büyük abdestini yapmak", "Demek, söylemek"]}, {"word": "edememek", "meanings": ["yapamamak, yapmadan duramamak", "yeterli olmamak"]}, {"word": "eden bulur, inleyen ölür", "meanings": ["`nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "etme (veya etme yahu)", "meanings": ["şaşılacak durumlarda `öyle mi, doğru mu, gerçek mi?` gibi anlamlar bildiren bir söz"]}, {"word": "etme eyleme", "meanings": ["bir davranış karşısında `yapma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ettiği hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek", "meanings": ["yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak"]}, {"word": "ettiği yanına (kâr) kalmak", "meanings": ["yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek"]}, {"word": "etmediğini bırakmamak (veya komamak)", "meanings": ["elinden gelen her türlü kötülüğü yapmak"]}, {"word": "ettiğini bulmak (veya çekmek)", "meanings": ["yaptığı kötü davranışın karşılığını görmek"]}, {"word": "ettiğini yanına bırakmamak", "meanings": ["yapılan kötü davranışa karşılık vermek"]}, {"word": "ettiğiyle kalmak", "meanings": ["yapmak istediği kötülüğü başarıya ulaştıramayan kimse, başarısızlığın üzüntüsü ve utancı içinde kalmak", "yapmak istenilen kötülük amacına ulaşamamak"]}, {"word": "etmen", "meanings": ["Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör"]}, {"word": "etnik", "meanings": ["Kavimle ilgili, budunsal, kavmî"]}, {"word": "etnograf", "meanings": ["Etnografya uzmanı, budun betimci"]}, {"word": "etnografya", "meanings": ["Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim, budun betimi, kavmiyat"]}, {"word": "etnolog", "meanings": ["Irk bilimci"]}, {"word": "etnoloji", "meanings": ["Irk bilimi"]}, {"word": "etnolojik", "meanings": ["Irk bilimsel"]}, {"word": "etoburlar", "meanings": ["Dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş omurgalı memeli hayvanlardan bir takım, etçiller"]}, {"word": "etobur", "meanings": ["Dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, omurgalı, memeli (hayvan), etçil, karnivor"]}, {"word": "etokrasi", "meanings": ["Yalnızca ahlak üzerine kurulu yönetim biçimi"]}, {"word": "etol", "meanings": ["Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış omuz atkısı"]}, {"word": "etraf", "meanings": ["Yanlar, taraflar", "Çevre", "Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit"]}, {"word": "etrafında dört (veya pervane gibi) dönmek (veya pervane olmak)", "meanings": ["isteğini elde etmek için birinin yanından ayrılmayıp gönlünü etmeye çalışmak"]}, {"word": "etrafı boş bulmak", "meanings": ["kendisini engelleyecek kimse olmamak"]}, {"word": "etrafını almak (veya sarmak)", "meanings": ["çevresinde toplanmak, ortaya almak, kuşatmak"]}, {"word": "etraflı", "meanings": ["Ayrıntılı, eksiksiz, kapsayıcı", "Ayrıntılı, eksiksiz, kapsayıcı bir biçimde"]}, {"word": "etraflıca", "meanings": ["Derinlemesine, ayrıntılı olarak, etraflı"]}, {"word": "et sığırı", "meanings": ["Eti için beslenen sığır"]}, {"word": "et sineği", "meanings": ["Kül rengi et sineği"]}, {"word": "etsiz", "meanings": ["Eti olmayan"]}, {"word": "et suyu", "meanings": ["İçinde et kaynatılmış su"]}, {"word": "et tavuğu", "meanings": ["Eti için beslenen tavuk"]}, {"word": "ettirgen", "meanings": ["İşi başkasına yaptıran veya yapılmasına yol açan"]}, {"word": "et şeftalisi", "meanings": ["Eti çekirdeğinden ayrılmayan bir tür şeftali (Prunus persica duracina)"]}, {"word": "ettirgen çatı", "meanings": ["Geçişsiz fiilleri geçişli fiile dönüştüren, geçişli fiillerde hareketin başkalarına yaptırıldığını gösteren fiiller oluşturan -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesi ile kurulan fiil çatısı: içirmek (iç-ir-), söylettirmek (söyle-t-tir-), güldürtmek (gül-dür-t-) gibi"]}, {"word": "ettirgen fiil", "meanings": ["Geçişli veya geçişsiz fiil kök veya gövdelerine -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulan ve taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen çatılı fiil, faktitif: İlacı zorla içirdik. Bu işi başkasına yaptırtmak gerekir. cümlelerinde olduğu gibi"]}, {"word": "ettirme", "meanings": ["Ettirmek işi"]}, {"word": "ettirmek", "meanings": ["Etme işini yaptırmak"]}, {"word": "ettirgenlik", "meanings": ["Ettirgen olma durumu"]}, {"word": "et toprak", "meanings": ["Yumuşak, kırmızı ve özlü toprak"]}, {"word": "etüt", "meanings": ["Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma", "Ön çalışma", "Belli bir konuyu inceleyen, araştıran eser veya yazı", "Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışmaları, mütalaa, müzakere"]}, {"word": "etüt etmek", "meanings": ["incelemek, araştırmak"]}, {"word": "etüv", "meanings": ["Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç", "Türlü eşyaları kurutmakta veya temizlemekte kullanılan araç", "Mikropların üretilmesinde uygun sıcaklığı sağlayan kapalı araç"]}, {"word": "etyaran", "meanings": ["Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan"]}, {"word": "etyemezlik", "meanings": ["Etyemez olma durumu, vejetaryenlik"]}, {"word": "Eu", "meanings": ["Evropiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "etyemez", "meanings": ["Genellikle et ve et türevlerini yemeyen kimse, vejetaryen"]}, {"word": "ev", "meanings": ["Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı", "Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane", "Aile", "Soy, nesil"]}, {"word": "ev açmak", "meanings": ["ayrı bir eve yerleşmek, ayrı bir eve geçmek", "evlenmek"]}, {"word": "ev bozmak", "meanings": ["karı koca ayrılmak", "karı kocanın ayrılmalarına sebep olmak"]}, {"word": "ev alma, komşu al", "meanings": ["`komşuluk ilişkileri, iyi komşuya sahip olma çok çok önemlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ev ev dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["her eve uğrayarak dolaşmak"]}, {"word": "ev işletmek", "meanings": ["genelev sahibi olmak"]}, {"word": "evde kalmak", "meanings": ["kızın evlenme çağı geçmiş olmak"]}, {"word": "ev tutmak", "meanings": ["ev kiralamak"]}, {"word": "evi ev eden avrat", "meanings": ["`bir evin dirlik ve düzenini kadın sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evdeki pazar (veya hesap) çarşıya uymaz", "meanings": ["`önceden tasarlanan bir iş umulduğu gibi sonuçlanmaz, düşünüldüğü gibi olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eve çıkmak", "meanings": ["aileden ayrılıp ayrı bir evde oturmak", "öğrenci yurttan ayrılıp ev kiralayarak yaşamak"]}, {"word": "evlerden ırak (veya uzak)", "meanings": ["ölüm veya kötü bir durumdan söz edilirken dinleyenlerin aynı durumla karşılaşmamalarını dilemek için söylenen bir söz"]}, {"word": "evlere şenlik", "meanings": ["beğenilmeyen, olumsuz karşılanan bir durum, bir davranış karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "ev adamı", "meanings": ["Evine bağlı erkek"]}, {"word": "evaze", "meanings": ["Etek ucuna doğru genişleyen (giysi)"]}, {"word": "ev altı", "meanings": ["Eski evlerde ambar, ahır olarak kullanılan zemin katı"]}, {"word": "ev bark", "meanings": ["Ev, mülk", "Aile, çoluk çocuk"]}, {"word": "ev bark yıkmak", "meanings": ["karı kocayı birbirinden ayırmak"]}, {"word": "evcara", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "evce", "meanings": ["Evcek"]}, {"word": "evcek", "meanings": ["Bütün ev halkı birlikte"]}, {"word": "evci", "meanings": ["Tatil günlerini evinde geçiren yatılı öğrenci, er vb"]}, {"word": "evcik", "meanings": ["Küçük, sevimli ev"]}, {"word": "evci çıkmak", "meanings": ["tatil günlerinde okul, kışla vb.nden eve gelmek"]}, {"word": "evcil", "meanings": ["Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı", "Yerli"]}, {"word": "evcil hayvan", "meanings": ["Evde bakılabilen, insana alışmış olan, evcilleştirilmiş hayvan"]}, {"word": "evcilik", "meanings": ["Genellikle kız çocuklarının ev işlerini örnek alarak oynadıkları oyun"]}, {"word": "evcilleşme", "meanings": ["Evcilleşmek işi, ehlîleşme"]}, {"word": "evcilleşmek", "meanings": ["Evcil bir duruma gelmek, ehlîleşmek"]}, {"word": "evcilleştirilme", "meanings": ["Evcilleştirmek işi"]}, {"word": "evcilleştirme", "meanings": ["Evcilleştirmek işi, ehlîleştirme"]}, {"word": "evcilleştirilmek", "meanings": ["Evcil duruma getirilmek, ehlîleştirilmek"]}, {"word": "evcilleştirmek", "meanings": ["Evcil bir duruma getirmek, ehlîleştirmek"]}, {"word": "evcimen", "meanings": ["Evine, ailesine çok bağlı (kimse)", "Ev işlerini iyi bilen, becerikli (kadın)", "Evinde kendi hâlinde oturan, dışarıya çıkmayı sevmeyen"]}, {"word": "evcillik", "meanings": ["Evcil olma durumu"]}, {"word": "evç", "meanings": ["En yüce yer", "Yeröte", "Günöte"]}, {"word": "evdeci", "meanings": ["Çiftliklerde işçilere yemek hazırlayan aşçı"]}, {"word": "ev ekmeği", "meanings": ["Evde kullanılan fırınlarda veya tandırlarda mayalı hamurdan yapılan ekmek"]}, {"word": "evdeş", "meanings": ["Aynı evde oturanlardan her biri", "Eş"]}, {"word": "evdemonizm", "meanings": ["Mutçuluk"]}, {"word": "ev ekonomisi", "meanings": ["Evin bakımı, geçimi ve yaşayışı ile ilgili bilim dalı"]}, {"word": "everme", "meanings": ["Evermek işi"]}, {"word": "evermek", "meanings": ["Evlendirmek"]}, {"word": "ev eşyası", "meanings": ["Evde kullanılan değişik nitelikli eşyaların bütünü, barhana"]}, {"word": "evet", "meanings": ["`Öyledir` anlamında kullanılan bir doğrulama veya onaylama sözü, olur, oldu, peki, tamam, ya, beli, ha, he", "Olumlu cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz", "Sözü açan veya bağlayan bir söz"]}, {"word": "evet efendimci", "meanings": ["Kendine özgü bir düşüncesi olmadığından veya hoş görünmek için karşısındakinin her sözüne `evet efendim` diyen kimse"]}, {"word": "evetlemek", "meanings": ["Evet demek, onaylamak"]}, {"word": "evetleme", "meanings": ["Evetlemek işi"]}, {"word": "evgin", "meanings": ["Acil"]}, {"word": "evham", "meanings": ["Kuruntular"]}, {"word": "ev halkı", "meanings": ["Bir evde yaşayanların hepsi"]}, {"word": "evhamlanma", "meanings": ["Evhamlanmak işi"]}, {"word": "evhamlanmak", "meanings": ["Kuruntu duymak, kuruntuya kapılmak"]}, {"word": "evhamsız", "meanings": ["Kuruntusuz"]}, {"word": "evhamlı", "meanings": ["Kuruntulu"]}, {"word": "eviç", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir tür birleşik makam"]}, {"word": "evin", "meanings": ["Bir şeyin içindeki öz, lüp", "Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe"]}, {"word": "evin bağlamak", "meanings": ["ürün tanelenmek, tane bağlamak, olgunlaşmak"]}, {"word": "evinlenme", "meanings": ["Evinlenmek işi"]}, {"word": "evinlenmek", "meanings": ["Buğday, arpa vb. olgunlaşmak"]}, {"word": "evinsiz", "meanings": ["Boş, kof"]}, {"word": "evire çevire", "meanings": ["İyice, istediği gibi, adamakıllı"]}, {"word": "evinli", "meanings": ["Özlü ve dolgun (tohum)"]}, {"word": "evirgen", "meanings": ["İşini bilen, ölçülü ve hesaplı iş gören"]}, {"word": "evirme", "meanings": ["Evirtim", "Bir önermenin konusunu yüklem, yüklemini de konu durumuna getirerek vargısı doğru olan yeni bir önerme çıkarma, akis: `Hiçbir insan ölümsüz değildir` önermesinden evirme yoluyla `hiçbir ölümsüz insan değildir` önermesi çıkarılabilir"]}, {"word": "evirmek", "meanings": ["Döndürmek, çevirmek", "Yapısını değiştirmek, taklip etmek"]}, {"word": "evirip çevirmek", "meanings": ["iyice, istediği gibi, adamakıllı gözden geçirmek"]}, {"word": "evirtik", "meanings": ["Evirtime uğramış"]}, {"word": "evirtim", "meanings": ["Evirtme işi, akis"]}, {"word": "evirtmek", "meanings": ["Sakkarozu glikoz ve levüloza çevirmek", "Bakışımlı olarak ters çevirmek"]}, {"word": "ev işi", "meanings": ["Ev içinde gündelik olarak yapılan her türlü iş"]}, {"word": "evi sırtında", "meanings": ["Yeri yurdu olmadan herhangi bir yerde yaşayan", "Çok az olan eşyasını hemen yüklenip göçebilen"]}, {"word": "eviye", "meanings": ["Mutfakta musluk altında bulaşık yıkamaya yarayan tekne"]}, {"word": "eviye sifonu", "meanings": ["Mutfaklarda bulaşık yıkamaya yarayan teknenin altına konan ve pis suları ana atık su kanalına aktaran araç"]}, {"word": "evkaf", "meanings": ["Vakıflar", "Vakıf mallarını yöneten kuruluş"]}, {"word": "evla", "meanings": ["Daha iyi, yeğ"]}, {"word": "evladiyelik", "meanings": ["Uzun yıllar eskimeden kalacak kadar dayanıklı (eşya)"]}, {"word": "evladüiyal", "meanings": ["Çoluk çocuk, ev halkı"]}, {"word": "evlat edinmek", "meanings": ["yasayla belirtilmiş şartlar içinde bir kimseyi evlat olarak nüfusuna geçirmek"]}, {"word": "evlat", "meanings": ["Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk", "Soy, döl", "Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü"]}, {"word": "evladı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım", "meanings": ["`bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evladın var mı derdin var", "meanings": ["`çocuklarının sıkıntıları, hastalıkları ana baba için sürekli derttir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evlatlık", "meanings": ["Evlat olma durumu", "Küçük yaşta eve alınıp yetiştirilen kimse", "Birinin yasayla evlat olma hakkı tanıdığı kimse"]}, {"word": "evlek", "meanings": ["Tarlanın, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri", "Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü", "Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu", "On liralık kâğıt para"]}, {"word": "evlekleme", "meanings": ["Evleklemek işi"]}, {"word": "evleklemek", "meanings": ["Sürülecek tarlayı eşit bölümlere ayırmak"]}, {"word": "evlendirilme", "meanings": ["Evlendirilmek işi"]}, {"word": "evlendirilmek", "meanings": ["Evlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "evlendirme", "meanings": ["Evlendirmek işi"]}, {"word": "evleniş", "meanings": ["Evlenme işi"]}, {"word": "evlendirmek", "meanings": ["Evlenmesini sağlamak"]}, {"word": "evlenme", "meanings": ["Evlenmek işi, izdivaç"]}, {"word": "evlenmek", "meanings": ["Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek"]}, {"word": "evlenenle ev alana Allah yardım eder", "meanings": ["`evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah'ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evli", "meanings": ["Evlenmiş olan (kadın veya erkek)", "Herhangi bir sayıda ev bulunan (yer)", "Evi olan"]}, {"word": "evlenmek barklanmak", "meanings": ["evlenerek bir aile kurmak"]}, {"word": "evli evine, köylü köyüne", "meanings": ["`artık dağılalım, herkes evine, işine gitsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evli barklı", "meanings": ["Evlenmiş, çocukları olan (kimse)"]}, {"word": "evlinin bir evi var, kiracının bin evi var", "meanings": ["`evi olan yalnızca kendi evinde oturur, evi olmayan ise beğendiği evde oturur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evlik", "meanings": ["Hanelik"]}, {"word": "evlilik", "meanings": ["Evli olma durumu"]}, {"word": "evlilik dışı", "meanings": ["Yasal olmayan, yasaya uygun olmayan, gayrimeşru"]}, {"word": "evlilik birliği", "meanings": ["Karı ve kocadan oluşan topluluk"]}, {"word": "evliya", "meanings": ["Ermiş"]}, {"word": "evliya gibi", "meanings": ["uysal (kimse)", "iyi ahlaklı (kimse)"]}, {"word": "evliya otu", "meanings": ["Baklagillerden, hayvanlara yedirilmek için ekilen bir bitki, eşek otu (Onobrychis)"]}, {"word": "evliyalık", "meanings": ["Ermişlik"]}, {"word": "evren", "meanings": ["Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos", "Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar", "Büyük yılan", "Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam"]}, {"word": "evolüsyon", "meanings": ["Gelişme"]}, {"word": "evrak", "meanings": ["Resmî kurumlarda işlem gören belgeler", "Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları", "Yazılmış kitaplar, mektuplar veya yazılar"]}, {"word": "evrak çantası", "meanings": ["İçinde belge veya dosya bulunan ve taşınabilen, kösele, deri, kumaş vb. yapılan özel kap"]}, {"word": "evrak dolabı", "meanings": ["Dosyaları, diğer yazı ve belgeleri saklamakta kullanılan dolap"]}, {"word": "evrat", "meanings": ["Müslümanlarca belirli zamanlarda okunması âdet olan dualar ve Kur'an ayetleri"]}, {"word": "evrat çekmek", "meanings": ["okunması âdet olan duaları ve Kur'an ayetlerini sürekli tekrarlamak"]}, {"word": "evre", "meanings": ["Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, aşama, merhale, mertebe, safha"]}, {"word": "evren bilimi", "meanings": ["Uzay bilimi"]}, {"word": "evren bilimsel", "meanings": ["Uzay bilimsel"]}, {"word": "evren pulu", "meanings": ["Mika"]}, {"word": "evrensel", "meanings": ["Evrenle ilgili", "Bütün insanlığı ilgilendiren, âlemşümul, cihanşümul, kozmik, üniversal", "Dünya ölçüsünde, dünya çapında"]}, {"word": "evren doğumu", "meanings": ["Evrenin oluşumu, kökeni, doğuşu ve yaradılışı ile ilgili kuram, kozmogoni"]}, {"word": "evrenselleşme", "meanings": ["Evrenselleşmek işi"]}, {"word": "evrenselleşmek", "meanings": ["Evrensel duruma gelmek"]}, {"word": "evrenselleştirme", "meanings": ["Evrenselleştirmek işi"]}, {"word": "evrenselleştirmek", "meanings": ["Evrensel duruma getirmek"]}, {"word": "evrensellik", "meanings": ["Evrensel olma durumu, âlemşümullük, cihanşümullük"]}, {"word": "evrilir", "meanings": ["Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan (önerme): `Her insan güler` evrilir bir önerme sayılır çünkü `her gülen insandır` yargısı yanlış olmaz", "Alıcıda kullanılıp kimyasal işlemden geçtikten sonra doğrudan doğruya pozitife dönebilen (film)"]}, {"word": "evrim", "meanings": ["Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci", "Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül"]}, {"word": "evrik", "meanings": ["Başka bir önermeye, teoreme veya probleme göre terimleri ters durumda olan (önerme, teorem veya problem)"]}, {"word": "evrimci", "meanings": ["Evrimcilik yanlısı olan kimse", "Evrimcilikle ilgili"]}, {"word": "evrimcilik", "meanings": ["Evrimi temel alan doğa bilimi ve felsefe öğretisi"]}, {"word": "evropiyum", "meanings": ["Atom numarası 63, atom ağırlığı 122 olan, yalnız tuzları ve bir tek oksidi bulunan, parlak gri renkte bir element (simgesi Eu)"]}, {"word": "evrişik", "meanings": ["Evirme yoluyla elde edilen (önerme): `Her insan güler` önermesinin evrişiği, `her gülen insandır` biçiminde olur"]}, {"word": "evsaf", "meanings": ["Nitelikler, vasıflar"]}, {"word": "evsel atık", "meanings": ["Evde kullanımdan düşmüş, eskimiş, yıpranmış veya çöp durumuna gelmiş maddeler"]}, {"word": "evseme", "meanings": ["Evsemek durumu"]}, {"word": "ev sahibi", "meanings": ["Evi veya konutu yasalara göre tasarrufu altında bulunduran, evin sahibi olan kimse", "Kiradaki evin sahibi olan kimse veya kurum", "Konuk ağırlayan kimse, kurum, şehir vb"]}, {"word": "evsemek", "meanings": ["Evini, yurdunu özlemek"]}, {"word": "evsin", "meanings": ["Avlanırken avcıların hayvanlardan gizlendiği yer, öneze"]}, {"word": "evsiz", "meanings": ["Evi olmayan", "Yaşamını sokaklarda sürdüren"]}, {"word": "ev sineği", "meanings": ["Böcekler sınıfının, çift kanatlılar takımından, kül renkli, dizanteri ve tifo mikropları taşıyan bir tür eklem bacaklı (Musca domestica)"]}, {"word": "evsiz barksız", "meanings": ["Başını sokacak yeri olmayan", "İşsiz güçsüz, avare, başıboş"]}, {"word": "evvel", "meanings": ["Önce", "İlk, önceki, geçmiş"]}, {"word": "evvel zaman içinde, kalbur saman içinde", "meanings": ["`çok zaman önce` anlamında bir tekerleme"]}, {"word": "evvela can, sonra canan", "meanings": ["`insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "evvelce", "meanings": ["Önceden, eskiden"]}, {"word": "evvela", "meanings": ["Önce, ilk önce, ilkin"]}, {"word": "evvelden", "meanings": ["Önceden, eskiden, evvelce"]}, {"word": "eyalet", "meanings": ["Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan yönetim bölgesi", "Osmanlı Devleti'nde en büyük sivil veya askerî yönetim bölgesi"]}, {"word": "evvelemirde", "meanings": ["Öncelikle, ilk önce, her şeyden önce"]}, {"word": "evveli", "meanings": ["Önceki", "Eskiden"]}, {"word": "evveliyat", "meanings": ["Bir işin önceki evreleri, öncesi, önceleri"]}, {"word": "evvelsi", "meanings": ["Evvelki"]}, {"word": "evvelki", "meanings": ["Önce olan, önceki", "İki önceki"]}, {"word": "ev yemeği", "meanings": ["Evde yapılan yemek"]}, {"word": "ey", "meanings": ["Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü", "Usanç anlatan bir seslenme sözü"]}, {"word": "eyer", "meanings": ["Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne"]}, {"word": "eyer boşaltmak", "meanings": ["cirit oyununda hedef olmaktan kurtulmak için eyer üzerinde sağa sola eğilmek", "saldırıları boşa çıkaracak önlemler almak"]}, {"word": "eyer kapatmak (veya kapamak)", "meanings": ["eyeri atın sırtına koyup bağlamak"]}, {"word": "eyer vurmak", "meanings": ["eyeri hayvanın sırtına koyup bağlamak"]}, {"word": "eyeri boş kalmak", "meanings": ["atın binicisi ölmek"]}, {"word": "eyere de gelir semere de", "meanings": ["`her işe yarar, her türlü işi görebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eyerci", "meanings": ["Eyer yapıp satan kimse"]}, {"word": "eyercilik", "meanings": ["Eyercinin yaptığı iş"]}, {"word": "eyer kaltağı", "meanings": ["Eyerin tahtadan yapılan kafes biçimindeki bölümü"]}, {"word": "eyer kaşı", "meanings": ["Eyerlerin ön ve arka taraflarındaki çıkıntılı bölüm"]}, {"word": "eyerleme", "meanings": ["Eyerlemek işi"]}, {"word": "eyerlemek", "meanings": ["At üzerine eyeri koyup bağlamak, eyer vurmak"]}, {"word": "eyerlenme", "meanings": ["Eyerlenmek işi"]}, {"word": "eyerli", "meanings": ["Eyer vurulmuş, sırtına eyer konulmuş (hayvan)"]}, {"word": "eyerlenmek", "meanings": ["Eyer vurulmak"]}, {"word": "eyersiz", "meanings": ["Eyer vurulmamış, sırtına eyer konulmamış (hayvan)"]}, {"word": "eyitmek", "meanings": ["Demek"]}, {"word": "eylem", "meanings": ["Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon", "Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası", "Fiil"]}, {"word": "eylemde bulunmak", "meanings": ["toplu hâlde hareket etmek"]}, {"word": "eyleme geçmek", "meanings": ["tasarlanan bir işi uygulamaya başlamak"]}, {"word": "eylem koymak", "meanings": ["eylemde bulunmak"]}, {"word": "eylemci", "meanings": ["Düşüncesini eylemleri ile gerçekleştirmeye çalışan kimse"]}, {"word": "eylemcilik", "meanings": ["Eylemci olma durumu"]}, {"word": "eyleme", "meanings": ["Eylemek işi"]}, {"word": "eylemek", "meanings": ["Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak", "Etmek, yapmak"]}, {"word": "eylemli", "meanings": ["Eylem durumunda olan, amelî, fiilî", "Kadrolu"]}, {"word": "eylemlik", "meanings": ["Mastar (I)"]}, {"word": "eylemsi", "meanings": ["Fiilimsi"]}, {"word": "eylemsiz", "meanings": ["Eylemi olmayan"]}, {"word": "eylemsizlik", "meanings": ["Eylemsiz olma durumu"]}, {"word": "eylemsizlik ilkesi", "meanings": ["Bir kuvvet etki etmediği hâlde cismin durması veya düzgün doğrusal bir hareket yapması ilkesi"]}, {"word": "eylül", "meanings": ["Yılın dokuzuncu ayı"]}, {"word": "eytam", "meanings": ["Yetimler"]}, {"word": "eytişim", "meanings": ["Diyalektik"]}, {"word": "eytişimsel", "meanings": ["Eytişimle ilgili"]}, {"word": "eyvah", "meanings": ["Beklenmedik, kötü, hoşa gitmeyen bir haber veya olay karşısında duyulan acınma, üzülme sözü"]}, {"word": "eyvallah etmemek", "meanings": ["birinden yardım istememek, gönül borcu olmamak, boyun eğmemek"]}, {"word": "eyvallah", "meanings": ["`Allah'a ısmarladık` anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü", "`Teşekkür ederim` anlamında kullanılan bir söz", "`Kabul ediyorum, razıyım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eyvallahı olmamak", "meanings": ["kimseye gönül borcu, minneti olmamak"]}, {"word": "eyvallah demek", "meanings": ["hoş görerek kabul etmek veya edilmek", "hoşça kalın, sağlıcakla kalın demek"]}, {"word": "eyyam", "meanings": ["Günler"]}, {"word": "ayvan", "meanings": ["Eyvan"]}, {"word": "eyyam görmek (veya sürmek)", "meanings": ["iyi günler geçirmek, mutlu zamanlar yaşamak"]}, {"word": "eyyam ola!", "meanings": ["`havanın iyi olmasını dilerim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eyyam ağası", "meanings": ["Her durum ve zamanda fırsat kollayarak büyüklere yaranan kimse, eyyam efendisi, eyyam reisi"]}, {"word": "eyyamcı", "meanings": ["Gününü dilediğince geçiren, gününü gün eden kimse", "Günün koşullarına göre davranan kimse"]}, {"word": "eyyamcılık", "meanings": ["Eyyamcı olma durumu"]}, {"word": "eyyam efendisi", "meanings": ["Eyyam ağası"]}, {"word": "eza cefa", "meanings": ["Baskı ve zulüm"]}, {"word": "eza", "meanings": ["Üzme, sıkıntı verme, üzgü"]}, {"word": "ezan", "meanings": ["Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı"]}, {"word": "ezancı", "meanings": ["Müezzin"]}, {"word": "ezani saat", "meanings": ["Güneşin batışında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanan saat"]}, {"word": "ezansız", "meanings": ["Ezan okunmayan (yer)"]}, {"word": "ezberinde olmak", "meanings": ["aklında tutmuş olmak"]}, {"word": "ezani", "meanings": ["Ezanla ilgili"]}, {"word": "ezan vakti", "meanings": ["Ezan okunma zamanı, ezan saati"]}, {"word": "ezber", "meanings": ["Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma", "Ezberleme ve akılda tutma yeteneği", "Ezber edilecek ders"]}, {"word": "ezber bozmak", "meanings": ["birinin sahip olduğu düşüncenin yanlış olduğunu göstermek"]}, {"word": "ezber etmek", "meanings": ["ezberleyerek akılda tutmak"]}, {"word": "ezber okumak", "meanings": ["bir metni veya sözü herhangi bir yere bakmadan bellekte kalan biçimiyle söylemek"]}, {"word": "ezberden", "meanings": ["Ezberleyerek, ezberlemiş olarak"]}, {"word": "ezberci", "meanings": ["Dersini veya herhangi bir konuyu anlamadan kelime kelime belleğinde tutan kimse"]}, {"word": "ezbercilik", "meanings": ["Ezberci olma durumu"]}, {"word": "ezberden okumak", "meanings": ["daha önceden belleğine aldığı için herhangi bir yere bakmadan söylemek"]}, {"word": "ezberden yapmak", "meanings": ["bir yere bakmadan bellekte kalan biçimiyle yapmak"]}, {"word": "ezbere", "meanings": ["Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak", "Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden"]}, {"word": "ezbere almak", "meanings": ["dikkat etmeden satın almak"]}, {"word": "ezbere anlatmak", "meanings": ["okunan bir şeyi olduğu gibi, bozmadan anlatmak"]}, {"word": "ezbere bilmek", "meanings": ["bir yerin her yanını iyice bilmek", "bir şeyin bütün niteliklerini çok iyi öğrenmiş olmak"]}, {"word": "ezbere iş görmek", "meanings": ["incelemeden gelişigüzel yapmak"]}, {"word": "ezbere yapmak", "meanings": ["ezberden yapmak", "model veya doğa karşısında durmayarak fikirden tasavvur ve tahayyül suretiyle resim yapmak"]}, {"word": "ezbere konuşmak", "meanings": ["bilmeden, aslını arayıp sormadan konuşmak"]}, {"word": "ezberleme", "meanings": ["Ezberlemek işi"]}, {"word": "ezberlemek", "meanings": ["Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, ezber etmek, hıfzetmek"]}, {"word": "ezberlenme", "meanings": ["Ezberlenmek işi"]}, {"word": "ezberlenmek", "meanings": ["Ezberleme işi yapılmak"]}, {"word": "ezberletme", "meanings": ["Ezberletmek işi"]}, {"word": "ezberletmek", "meanings": ["Ezberlemesini sağlamak"]}, {"word": "ezberleyiş", "meanings": ["Ezberleme işi"]}, {"word": "ezcümle", "meanings": ["Kısaca, özet olarak, özetle"]}, {"word": "ezdirme", "meanings": ["Ezdirmek işi"]}, {"word": "ezdirmek", "meanings": ["Ezme işini yaptırmak"]}, {"word": "ezdirtme", "meanings": ["Ezdirtmek işi"]}, {"word": "ezdirtmek", "meanings": ["Ezdirme işini yaptırmak"]}, {"word": "ezel", "meanings": ["Başlangıcı belli olmayan zaman, öncesizlik"]}, {"word": "ezel ebet", "meanings": ["Ezelden ebede kadar", "Öncesiz sonrasız bir biçimde"]}, {"word": "ezgi", "meanings": ["Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi, haz, nağme, melodi", "Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi", "Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi", "Gidiş, yol, tarz, tempo", "Üzüntü, sıkıntı"]}, {"word": "ezelî", "meanings": ["Öncesiz", "Eski"]}, {"word": "ezgilenme", "meanings": ["Ezgilenmek durumu"]}, {"word": "ezgilenmek", "meanings": ["Ezgi özelliğini kazanmak"]}, {"word": "ezgili", "meanings": ["Ezgisi olan, melodik"]}, {"word": "ezgin", "meanings": ["Paraca durumu bozuk olan (kimse)", "Çok cefa görmüş (kimse)", "Çürük, ezik (meyve)", "Üzüntü veren"]}, {"word": "ezgince", "meanings": ["Ezgin bir biçimde olan", "(ezgi'nce) Ezgin bir biçimde"]}, {"word": "ezici", "meanings": ["Ezme işini yapan (kimse veya şey)", "Yıpratan, bunaltan, sıkıntılı", "Üstün gelen, yok eden, ağır basan"]}, {"word": "ezginlik", "meanings": ["Ezgin olma durumu", "Açlık duygusunu andıran bir tedirginlik", "Üzüntü, sıkıntı"]}, {"word": "ezik", "meanings": ["Çarpma, dövülme vb. sebeplerle vücutta oluşan bere", "Ezilmiş veya yassılmış", "Olaylar ve hayat şartları karşısında güçsüz ve sıkıntılı duruma düşmüş olan, üzüntülü", "Pısırık", "Üzüntülü bir biçimde"]}, {"word": "ezik büzük", "meanings": ["Ezilmiş ve büzülmüş, eğri büğrü", "Ezilmiş ve büzülmüş bir biçimde"]}, {"word": "eziklik", "meanings": ["Ezik olma durumu"]}, {"word": "eziklik duymak", "meanings": ["kendini mahcup hissetmek"]}, {"word": "ezile büzüle", "meanings": ["Utangaçlıkla, sıkılganlıkla"]}, {"word": "ezilgen", "meanings": ["Kolayca ezilip toz durumuna gelen"]}, {"word": "eziliş", "meanings": ["Ezilme işi"]}, {"word": "ezilme", "meanings": ["Ezilmek işi", "Pigment ve dolgu maddesi gibi katı maddelerin bağlayıcı içinde bağdaşık olarak dağılması"]}, {"word": "ezilip büzülmek", "meanings": ["güç bir duruma düşüp davranışlarıyla utandığını belli etmek"]}, {"word": "ezilmek", "meanings": ["Ezme işine konu olmak"]}, {"word": "ezilmeden yenilmek", "meanings": ["başa baş bir karşılaşma çıkararak az farkla yenilmek"]}, {"word": "ezilmiş", "meanings": ["Ezik duruma gelmiş", "Kendisine baskı yapılmış, hakları elinden alınmış"]}, {"word": "ezilmişlik", "meanings": ["Ezilmiş olma durumu, mazlumluk"]}, {"word": "ezimevi", "meanings": ["Tohumların ezilip yağ çıkarıldığı yer"]}, {"word": "ezinti", "meanings": ["Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik", "Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı"]}, {"word": "ezinç", "meanings": ["Organik veya ruhsal büyük sıkıntı, azap"]}, {"word": "eziyet", "meanings": ["Zulüm", "Sıkıntı veya güçlük"]}, {"word": "eziyet etmek", "meanings": ["zahmet ve sıkıntı vermek, canını yakmak"]}, {"word": "eziyet çekmek", "meanings": ["zahmet ve sıkıntıya uğramak"]}, {"word": "eziyet vermek", "meanings": ["zahmet çektirmek"]}, {"word": "eziyetli", "meanings": ["Eziyet çekerek yapılan", "Eziyet veren, eziyet çektiren, üzgülü"]}, {"word": "eziyetsiz", "meanings": ["Eziyet çekmeden yapılan, sıkıntısız, üzgüsüz"]}, {"word": "ezkaza", "meanings": ["Kazara"]}, {"word": "ezme", "meanings": ["Ezmek işi", "Sebzelerin ezilmesiyle yapılan meze", "Soğan ve domatesin çok küçük parçalara bölünmesiyle hazırlanan bir meze türü", "Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalama, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklama işlemi"]}, {"word": "ezmek", "meanings": ["Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek", "Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek", "Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek", "Üzmek, sıkıntıya sokmak", "Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak", "Yenmek, sindirmek", "Harcamak"]}, {"word": "faaliyet", "meanings": ["Canlılık, hareket", "Çalışma", "İşler durumda olma, etkinlik"]}, {"word": "ez de suyunu iç", "meanings": ["değersiz, yararsız şeyler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ezogelin çorbası", "meanings": ["Et veya tavuk suyuna kırmızı mercimek, yağ, nane, karabiber, kırmızıbiber karıştırılarak pişirilen ve Anadolu'da yaygın olan bir çorba türü"]}, {"word": "faaliyette bulunmak", "meanings": ["çalışma içine girmek"]}, {"word": "ezip büzmek", "meanings": ["ezip parçalayarak tamamen değiştirerek kullanılmaz veya anlaşılmaz duruma getirmek"]}, {"word": "F", "meanings": ["Flor elementinin simgesi"]}, {"word": "f, F", "meanings": ["Türk alfabesinin yedinci sırasında yer alan ve Fe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, sürtünücü diş dudak ünsüzünü gösterir", "Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde fa sesini bildirir", "Bazı ülkelerde ısı birimi olarak kullanılan fahrenhayt derecesinin göstergesi", "Merceğin odak uzaklığının simgesi"]}, {"word": "faal", "meanings": ["Çok çalışan, çalışkan, canlı, hareketli, aktif", "Çalışır durumda olan", "Etkin"]}, {"word": "fa", "meanings": ["Müzikal ses dizilerinde mi ile sol arasındaki ses", "Bu sesi gösteren nota işareti"]}, {"word": "faaliyetten alıkoymak", "meanings": ["çalışması durdurulmak, çalışmadan alıkonulmak"]}, {"word": "faaliyete geçmek", "meanings": ["çalışmaya başlamak, çalışır duruma geçmek, işlemeye başlamak", "işler duruma gelmek, etkin duruma gelmek"]}, {"word": "fa anahtarı", "meanings": ["Bas seslerin porte üzerinde gösterilmesine ve adlandırılmasına olanak sağlayan işaret"]}, {"word": "faaliyet göstermek", "meanings": ["çalışmak", "işler durumda olmak, etkinlik göstermek"]}, {"word": "fabl", "meanings": ["Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye, öykünce"]}, {"word": "fabrika", "meanings": ["İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu, üretimevi"]}, {"word": "fabrikacı", "meanings": ["Fabrika sahibi veya fabrika işleten kimse, fabrikatör"]}, {"word": "fabrikasyon", "meanings": ["Fabrikada yapılarak tüketime hazır duruma getirilen (madde)"]}, {"word": "facia", "meanings": ["Çok üzüntü veren, acıklı olay, afet", "Trajedi"]}, {"word": "facialaşma", "meanings": ["Facialaşmak durumu"]}, {"word": "fabrikatör", "meanings": ["Fabrikacı"]}, {"word": "fabrikatörlük", "meanings": ["Fabrikacılık"]}, {"word": "facialaşmak", "meanings": ["Facia durumuna gelmek"]}, {"word": "facialı", "meanings": ["Facia içeren, facia gibi karşılanan"]}, {"word": "faça", "meanings": ["İskambil destesinin en altındaki kâğıt", "Yüz, çehre, surat", "Giysi", "Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm"]}, {"word": "faça etmek", "meanings": ["serenleri başa veya geriye doğru çevirerek yelkenleri sarmak"]}, {"word": "façasını almak (veya al aşağı etmek)", "meanings": ["birini mahcup etmek, bozmak"]}, {"word": "façeta", "meanings": ["Elmasın yontulmuş yüzlerinden her biri"]}, {"word": "façası olmak", "meanings": ["havalı, gösterişli olmak"]}, {"word": "façetalı", "meanings": ["Üzerinde façetaları bulunan"]}, {"word": "façuna", "meanings": ["Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılan sargı"]}, {"word": "façuna etmek", "meanings": ["sürtünme veya hava olaylarından korumak amacıyla halatı ince iple sarmak"]}, {"word": "fagosit", "meanings": ["Yutar hücre"]}, {"word": "façunalık", "meanings": ["Façuna yapmakta kullanılan tel veya sicim"]}, {"word": "fagot", "meanings": ["Tahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı"]}, {"word": "fağfur", "meanings": ["Çin imparatorlarına verilen unvan", "Çin'de yapılmış kâse, tabak, vazo vb. porselen eşya"]}, {"word": "fagositoz", "meanings": ["Hücre yutarlığı"]}, {"word": "fağfuri", "meanings": ["Fağfurdan yapılmış"]}, {"word": "fahiş", "meanings": ["Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla", "Ahlaka ve törelere uygun olmayan"]}, {"word": "fahişe", "meanings": ["Hayat kadını"]}, {"word": "fahişelik", "meanings": ["Hayat kadınlığı"]}, {"word": "fahrenhayt", "meanings": ["Erimekte olan buzun sıcaklığını 32 °C, kaynar suyun buhar sıcaklığını 212 °C'de gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir termometre türü"]}, {"word": "fahri", "meanings": ["Onursal", "Gönüllü, karşılıksız"]}, {"word": "fahte", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul"]}, {"word": "fahriye", "meanings": ["Divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzume veya manzumenin bir bölümü"]}, {"word": "fahur", "meanings": ["Çok övünen, çok böbürlenen"]}, {"word": "faik", "meanings": ["Üstün, yüksek"]}, {"word": "faikiyet", "meanings": ["Üstünlük", "Yükseklik"]}, {"word": "faili meçhul", "meanings": ["Kimin yaptığı belli olmayan veya bilinmeyen"]}, {"word": "fail", "meanings": ["Eden, yapan, işleyen", "Özne", "Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse"]}, {"word": "failimuhtar", "meanings": ["Yaptıklarından sorumlu olacak durumda ve yaşta olan (kimse)", "Başına buyruk"]}, {"word": "fair play", "meanings": ["343 dürüst oyun"]}, {"word": "faize yatırmak (veya vermek)", "meanings": ["parasını faizle çoğaltmak için bankaya para yatırmak"]}, {"word": "faiz", "meanings": ["İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema", "Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli"]}, {"word": "faizci", "meanings": ["Tefeci"]}, {"word": "faizcilik", "meanings": ["Tefecilik"]}, {"word": "faiz fiyatı", "meanings": ["Faize verilen para karşılığında alınan bir yıllık faiz"]}, {"word": "faizlendirme", "meanings": ["Faizlendirmek işi"]}, {"word": "faizlendirmek", "meanings": ["Parayı faize verip işletmek, çoğaltmak, nemalandırmak"]}, {"word": "faizli", "meanings": ["Faizi olan, faizle işlem gören (para)"]}, {"word": "fak", "meanings": ["Tuzak, kapan"]}, {"word": "faizsiz", "meanings": ["Faizi olmayan (para)"]}, {"word": "faka basmak", "meanings": ["aldatılmak, tuzağa düşmek"]}, {"word": "fakat", "meanings": ["Ancak, ama, lakin"]}, {"word": "fakfon", "meanings": ["Bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünümünde bir alaşım"]}, {"word": "Fak Fuk Fonu", "meanings": ["Yardımlaşmak amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu adıyla 1990'lı yıllarda kurulan, halk arasında bu kısaltmayla tanınan fakir fukara fonu"]}, {"word": "fakr", "meanings": ["Yoksulluk, fukaralık"]}, {"word": "fakir düşmek", "meanings": ["yoksullaşmak"]}, {"word": "fakir tavuğu tek tek yumurtlar", "meanings": ["`destekçisi olmayan, dayanağı olmayan kimsenin işleri yavaş yürür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fakih", "meanings": ["Fıkıh bilgini"]}, {"word": "fakir", "meanings": ["Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı", "Olması gerekenden az", "Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş", "Zavallı, kimsesiz", "Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san"]}, {"word": "fakirane", "meanings": ["Fakir gibi, fakire uygun düşen"]}, {"word": "fakirce", "meanings": ["Yoksul", "(faki'rce) Fakire benzer bir biçimde"]}, {"word": "fakir fukara", "meanings": ["Yoksullar, geçimini sağlamakta güçlük çekenler"]}, {"word": "fakirhane", "meanings": ["Düşkünler yurdu", "Alçak gönüllülük göstermek için kendi evinden bahsederken kullanılan bir söz"]}, {"word": "fakirleşme", "meanings": ["Yoksullaşma"]}, {"word": "fakirizm", "meanings": ["Hint felsefesinde insan vücudu bütün kötülüklerin kaynağı sayıldığından, bedene eziyeti ruhun kurtuluşu ve mutluluğu için gerekli gören çilekeşlik"]}, {"word": "fakirleştirme", "meanings": ["Yoksullaştırma"]}, {"word": "fakirleşmek", "meanings": ["Yoksullaşmak"]}, {"word": "fakirleştirmek", "meanings": ["Yoksullaştırmak"]}, {"word": "fakirlik", "meanings": ["Yoksulluk", "Verimsizlik, kısırlık", "Yetersizlik"]}, {"word": "fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp", "meanings": ["`yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "faks", "meanings": ["Belgegeçer"]}, {"word": "faksimile", "meanings": ["Tıpkıbasım"]}, {"word": "fakslamak", "meanings": ["Belgegeçerlemek, belgeçlemek"]}, {"word": "faktitif", "meanings": ["Ettirgen fiil"]}, {"word": "fakslama", "meanings": ["Belgegeçerleme işi"]}, {"word": "faktör", "meanings": ["Etmen", "Etken"]}, {"word": "fakülte", "meanings": ["Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri"]}, {"word": "fakül", "meanings": ["Benek"]}, {"word": "fakülteli", "meanings": ["Fakülte öğrencisi olan (kimse)"]}, {"word": "fal", "meanings": ["Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı"]}, {"word": "fala bakmak", "meanings": ["fal açmak"]}, {"word": "falaka", "meanings": ["Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı", "Bu araçla uygulanan dayak cezası", "Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası"]}, {"word": "falakaya çekmek (veya yatırmak veya vurmak veya yıkmak)", "meanings": ["falakaya bağlayarak dövmek"]}, {"word": "fal açmak (veya bakmak)", "meanings": ["bakla, su, iskambil vb.ne bakarak gelecekte olacak şeyleri anlamaya çalışmak"]}, {"word": "falakacı", "meanings": ["Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli"]}, {"word": "falakalı", "meanings": ["Falakası olan"]}, {"word": "falan", "meanings": ["Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan", "Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek `ve benzerleri` anlamında kullanılan bir söz", "Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime"]}, {"word": "falanca", "meanings": ["Falan", "Falan kimse"]}, {"word": "falan fıstık", "meanings": ["Falan filan"]}, {"word": "falan feşmekân", "meanings": ["Falan filan"]}, {"word": "falan festekiz", "meanings": ["Falan filan"]}, {"word": "falan filan", "meanings": ["Önem verilmeyen, hafifsenen kimse, şey, filan falan, falan festekiz, falan feşmekân"]}, {"word": "falanıncı", "meanings": ["Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı"]}, {"word": "falanj", "meanings": ["Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay", "Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş"]}, {"word": "falanjist", "meanings": ["İspanya'da falanj üyesi"]}, {"word": "falcı", "meanings": ["Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse"]}, {"word": "falcılık", "meanings": ["Falcının yaptığı iş, bakıcılık", "Falın daha iyi çıkması için kişinin mücevherlerini kullanmak isteyip, dalgınlıktan yararlanarak çalma işi"]}, {"word": "falez", "meanings": ["Yalı yar"]}, {"word": "falname", "meanings": ["Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap"]}, {"word": "falçata", "meanings": ["Eğri kunduracı bıçağı"]}, {"word": "falso", "meanings": ["Yanlış davranış", "Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı", "Yanlışlık, hata", "Topun rakip oyuncuları yanıltacak biçimde eğri gitmesi"]}, {"word": "falso çıkmak", "meanings": ["bozuk olmak"]}, {"word": "falso vermek", "meanings": ["bozulmaya yüz tutmak", "açık vermek"]}, {"word": "falso yapmak", "meanings": ["yanlış davranışta bulunmak"]}, {"word": "falsolu", "meanings": ["Yanlış, hatalı, kusurlu", "Uygun ve yerinde olmayan", "Döne döne ve ekseninden kayarak, kavisli"]}, {"word": "falsosuz", "meanings": ["Hatasız, kusursuz", "Hatasız, kusursuz bir biçimde"]}, {"word": "fal taşı gibi", "meanings": ["iri, büyük"]}, {"word": "fal taşı", "meanings": ["Falcıların fala bakmak için kullandıkları değişik biçim ve renklerdeki taş"]}, {"word": "falya", "meanings": ["Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik", "Altına etme"]}, {"word": "familya", "meanings": ["Aile", "Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile", "Karı, eş"]}, {"word": "fan", "meanings": ["Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör", "Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç"]}, {"word": "falyanos", "meanings": ["Bir tür iri yunus"]}, {"word": "fanatik", "meanings": ["Bağnaz"]}, {"word": "fanfan", "meanings": ["Konuşması çok iyi anlaşılmayan (kimse)"]}, {"word": "fanfar", "meanings": ["Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra", "Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça"]}, {"word": "fanatizm", "meanings": ["Bağnazlık"]}, {"word": "fanfin", "meanings": ["`Anlaşılmayan bir dille konuşmak` anlamında kullanılan fanfin etmek sözünde geçer"]}, {"word": "fangri", "meanings": ["Bit tür mercan balığı"]}, {"word": "fâni", "meanings": ["Ölümlü, gelip geçici, kalımsız", "İnsanoğlu"]}, {"word": "fani", "meanings": ["İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti"]}, {"word": "fantezi", "meanings": ["Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya", "Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş", "Süslü ve türü değişik olan", "Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı"]}, {"word": "fanila", "meanings": ["Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı", "Yumuşak yünden örülmüş veya dokunmuş, hafif ve gevşek (kumaş)"]}, {"word": "fâni dünya", "meanings": ["Ölümlü, kalımsız dünya"]}, {"word": "fanta", "meanings": ["Mavimsi yeşil renkli bir tür baştankara, dağ isketesi"]}, {"word": "fânilik", "meanings": ["Fâni olma durumu"]}, {"word": "fantasma", "meanings": ["Gerçekte olmadığı hâlde var gibi görünen hayal"]}, {"word": "fantastik", "meanings": ["Hayalî", "XVIII. yüzyıldan başlayarak Fransa'da gelişen bir edebî tür"]}, {"word": "fantazya", "meanings": ["Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri, atlı gösteri"]}, {"word": "fantezist", "meanings": ["Fantezi meraklısı, fanteziye düşkün kimse"]}, {"word": "fanti", "meanings": ["İskambil oyunlarında oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt"]}, {"word": "fantom", "meanings": ["Hayalet"]}, {"word": "fanuslu", "meanings": ["Fanusu olan"]}, {"word": "fanus", "meanings": ["Süslü, ayaklı fener", "Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap", "Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam"]}, {"word": "fanya", "meanings": ["Bir balık ağına eklenen iri gözlü ikinci ağ"]}, {"word": "fanyol", "meanings": ["Bariton veya tenor ses veren, bakırdan yapılmış çalgı"]}, {"word": "far", "meanings": ["Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği"]}, {"word": "far", "meanings": ["Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya, düzgün"]}, {"word": "farad", "meanings": ["Elektrik sığa birimi"]}, {"word": "faraş gibi (veya kadar)", "meanings": ["normalinden fazla açılan (ağız)"]}, {"word": "faraza", "meanings": ["Diyelim ki, sayalım ki, tutalım ki, varsayalım ki"]}, {"word": "faraş", "meanings": ["Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış kısa saplı bir kürek türü"]}, {"word": "farazi", "meanings": ["Varsayımsal"]}, {"word": "faraziye", "meanings": ["Varsayım"]}, {"word": "farba", "meanings": ["Fırfır"]}, {"word": "farbala", "meanings": ["Fırfır"]}, {"word": "fare", "meanings": ["Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan (Mus)", "Düz bir yüzey üzerinde yuvarlanan bir top aracılığıyla imlecin hareketini sağlayan elektronik araç"]}, {"word": "fare çıktığı deliği bilir", "meanings": ["`bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (veya kıçına) kabak bağlamış", "meanings": ["`yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş` anlamında kullanılan bir söz", "`kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fare düşse başı yarılır", "meanings": ["bir yerin boş ve yoksulluk içinde bulunduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "fare deliği bin altın", "meanings": ["`herkesin kaçıp saklanacak bir yer aradığı durumlarda, saklanılacak bir yer bulmak çok güçtür ve o yer çok değerlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fare deliği", "meanings": ["Evlerde farenin yaşadığı küçük yer", "Gizlenecek yer", "Küçük barınak"]}, {"word": "fareler cirit atmak (veya oynamak)", "meanings": ["bir yerde hiç insan bulunmamak, o yer çok ıssız olmak"]}, {"word": "farekulağı", "meanings": ["Çuha çiçeğigillerden, tohumu kuş yemi olarak kullanılan bitkilerin cins adı, bağırsak otu, sıçankulağı (Anagallis)", "Yabani mercanköşk"]}, {"word": "farekuyruğu", "meanings": ["Tahta işlemeciliğinde veya ahşap doğramada, kilit yeri açmakta kullanılan ince, dar testere"]}, {"word": "farenjit", "meanings": ["Yutak iltihabı"]}, {"word": "farfara", "meanings": ["Çok konuşan", "Ağzı kalabalık", "Yüksek sesle konuşan", "Çok övünen"]}, {"word": "fare otu", "meanings": ["Sütleğengillerden, mavi çiçekli, tohumları fare zehri olarak kullanılan bir bitki"]}, {"word": "farfaracı", "meanings": ["Gürültücü, şamatacı kimse"]}, {"word": "farfaracılık", "meanings": ["Farfaracı olma durumu"]}, {"word": "farıma", "meanings": ["Farımak işi"]}, {"word": "farfaralık", "meanings": ["Farfara olma durumu"]}, {"word": "farımak", "meanings": ["Güçsüz düşmek, yorulmak", "Eskimek, yıpranmak", "Vazgeçmek, usanmak", "Kocamak, yaşlanmak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "fariğ", "meanings": ["Vazgeçmiş, çekilmiş", "Sıkıntısız, rahat", "Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan"]}, {"word": "faril", "meanings": ["Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip"]}, {"word": "fark etmez", "meanings": ["`önemi yok, etkisi olmaz, değişmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fark", "meanings": ["Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans", "Ayrım", "Çıkarma işleminin sonucu"]}, {"word": "fark atmak", "meanings": ["ileri gitmek, çok üstün gelmek"]}, {"word": "fark etmek", "meanings": ["görmek, seçmek", "anlamak, sezmek", "değişmek, başkalaşmak", "ayırt etmek"]}, {"word": "fark gözetmek", "meanings": ["ayrı tutmak"]}, {"word": "fariğ olmak", "meanings": ["vazgeçmek, çekilmek, el çekmek"]}, {"word": "farika", "meanings": ["Ayırmaç"]}, {"word": "fariza", "meanings": ["Tanrı buyruğu", "Yapılması gerekli ödev, görev", "İslam hukukuna uygun bir biçimde mirasçılara düşen pay"]}, {"word": "Farisi", "meanings": ["Farsça"]}, {"word": "fark olunmak", "meanings": ["seçilip ayırt edilmek", "anlaşılmak", "sezilmek"]}, {"word": "fark yapmak", "meanings": ["üstünlük sağlamak"]}, {"word": "farkına varmak", "meanings": ["gözüne çarpmak, fark etmek, anlamak"]}, {"word": "farkında olmak", "meanings": ["görülmesi veya bilinmesi gereken şeylerden haberi bulunmak, kavranması gereken bir şeye dikkat etmek"]}, {"word": "farklıca", "meanings": ["Biraz farklı", "(farklı'ca) Farklı bir biçimde"]}, {"word": "farklılaşmak", "meanings": ["Farklı duruma gelmek, ayrımlaşmak"]}, {"word": "farklılaşma", "meanings": ["Farklılaşmak işi, ayrımlaşma", "Ayrımlaşma"]}, {"word": "farklı", "meanings": ["Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı"]}, {"word": "farklılaştırma", "meanings": ["Farklılaştırmak işi"]}, {"word": "farklılaştırmak", "meanings": ["Farklı duruma getirmek"]}, {"word": "farklılık", "meanings": ["Farklı olma durumu, ayrımlılık, başkalık", "Doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özellik"]}, {"word": "farksız", "meanings": ["Farkı olmayan"]}, {"word": "farksızlaşma", "meanings": ["Farksızlaşmak işi"]}, {"word": "farksızlaşmak", "meanings": ["Farksız duruma gelmek"]}, {"word": "farmakodinami", "meanings": ["İlaçların organizma üzerindeki etkisini inceleyen ilaç bilimi dalı"]}, {"word": "farksızlık", "meanings": ["Farksız olma durumu, ayrımsızlık"]}, {"word": "farmakodinamik", "meanings": ["Farmakodinami ile ilgili"]}, {"word": "farmakognozi", "meanings": ["İlaçların doğada bulundukları durumda incelenmesi"]}, {"word": "farmakolog", "meanings": ["İlaç bilimi ile uğraşan, ilaç bilimi uzmanı"]}, {"word": "farmason", "meanings": ["Mason", "Dinsiz, imansız"]}, {"word": "farmasonluk", "meanings": ["Masonluk"]}, {"word": "farmakoloji", "meanings": ["İlaç bilimi"]}, {"word": "Fars", "meanings": ["İran'ın güneybatısında yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "fars", "meanings": ["Güldürü"]}, {"word": "farta furta", "meanings": ["Fart furt"]}, {"word": "Farsça", "meanings": ["İran devletinin resmî dili, Acemce", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "fartası furtası olmamak", "meanings": ["patavatsızca konuşmak"]}, {"word": "farta furta etmek", "meanings": ["fart furt etmek"]}, {"word": "fart furt", "meanings": ["Anlamsız, boş söz, farta furta"]}, {"word": "fart furt etmek", "meanings": ["anlamsız, boş sözlerle böbürlenmek, farta furta etmek"]}, {"word": "farz etmek", "meanings": ["varsaymak"]}, {"word": "farz", "meanings": ["Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet", "Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu"]}, {"word": "farz olmak", "meanings": ["yapılması kaçınılmaz olmak"]}, {"word": "farz olunmak", "meanings": ["varsayılmak"]}, {"word": "farzımuhal", "meanings": ["Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak", "Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki"]}, {"word": "fasa fiso", "meanings": ["Değer ve önemi olmayan, boş (şey veya söz)"]}, {"word": "fasarya", "meanings": ["Boş, anlamsız (söz)", "İşe yaramaz, yeteneksiz"]}, {"word": "faset", "meanings": ["Baskı işlerinde harf ve satırları formada tutmak ve sıkmak için kullanılan kama", "Dişin ön yüzüne estetik amaçla yapılan kaplama"]}, {"word": "fasıla", "meanings": ["Aralık, ara, kesinti"]}, {"word": "fasıl", "meanings": ["Bölüm, kısım, devre", "Dönem, devre", "Belli bir sürede yapılan iş, karşılaşılan durum veya olay", "Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler", "Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi", "Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna", "Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü"]}, {"word": "fasıla vermek", "meanings": ["ara vermek, kesmek"]}, {"word": "fasılalı", "meanings": ["Aralı, aralıklı"]}, {"word": "fasılasız", "meanings": ["Kesintisiz", "Durmadan, ara vermeden, biteviye"]}, {"word": "fasih", "meanings": ["Açık ve düzgün (anlatış)", "Açık ve düzgün konuşma yeteneği olan", "Açık ve düzgün bir biçimde"]}, {"word": "fasikül", "meanings": ["Büyük eserlerin ayrı ayrı bölümler hâlinde yayımlanan parçalarından her biri, cüz"]}, {"word": "fasıl heyeti", "meanings": ["Gerekli sazlarla tam olarak bir fasıl yapabilecek durumdaki alaturka saz topluluğu"]}, {"word": "fasile", "meanings": ["Familya"]}, {"word": "fasit", "meanings": ["Kötü, bozuk", "Ara bozucu, fesat çıkaran, müfsit"]}, {"word": "fasit olmak", "meanings": ["namaz, oruç, abdest vb. bozulmak"]}, {"word": "fasit daire", "meanings": ["Kısır döngü"]}, {"word": "faska", "meanings": ["Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı"]}, {"word": "fasla fasla", "meanings": ["Yer yer"]}, {"word": "fasletme", "meanings": ["Fasletmek işi"]}, {"word": "fasletmek", "meanings": ["Ayırmak, bölmek", "Çözmek, sonuçlandırmak"]}, {"word": "fasulye", "meanings": ["Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris)", "Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları"]}, {"word": "fason", "meanings": ["Kesim", "Malzemesi marka sahibi tarafından karşılanarak başka bir firmaya yaptırılan mal, fason mal"]}, {"word": "Faslı", "meanings": ["Fas halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "fasone", "meanings": ["Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş", "Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği"]}, {"word": "fassal", "meanings": ["Karalamacı"]}, {"word": "fassallık", "meanings": ["Karalamacılık"]}, {"word": "fasulye gibi kendini nimetten saymak", "meanings": ["kendine çok değer vermek, kendini bir şey sanmak"]}, {"word": "fasulye sırığı gibi", "meanings": ["zayıf, sıska ve çok uzun boylu"]}, {"word": "fasulye pilakisi", "meanings": ["Kuru fasulyenin pişirilmesi ile yapılan pilaki"]}, {"word": "fasulyegiller", "meanings": ["Kapalı tohumlu, iki çenekli, ayrı taç yapraklı çiçekli bitkiler familyası"]}, {"word": "fasulye piyazı", "meanings": ["Haşlanmış kuru fasulye ile katı yumurta ve kuru soğan karışımı piyaz"]}, {"word": "faş", "meanings": ["`Gizli olanı açığa vurmak, duyurmak, ortaya dökmek, dile vermek` anlamlarındaki faş etmek, `belli olmak, açıklanmak, ortaya çıkmak` anlamlarındaki faş olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "faşır faşır", "meanings": ["Bol ve çok bir biçimde (akarak)"]}, {"word": "faşing", "meanings": ["Almanlarda Hristiyanlık inancına göre belli günlerde düzenlenen şenlik ve eğlenceler"]}, {"word": "faşist", "meanings": ["Faşizm yanlısı olan kimse, görüş vb"]}, {"word": "faşistleşme", "meanings": ["Faşistleşmek durumu"]}, {"word": "faşistleştirme", "meanings": ["Faşistleştirmek işi"]}, {"word": "faşistleşmek", "meanings": ["Faşist duruma gelmek"]}, {"word": "fatih", "meanings": ["Zafer kazanan, fetheden (kimse)", "Büyük ve önemli bir iş bitiren (kimse)", "İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan"]}, {"word": "faşistleştirmek", "meanings": ["Faşistleşmesini sağlamak"]}, {"word": "faşistlik", "meanings": ["Faşizm"]}, {"word": "faşizan", "meanings": ["Faşist eğilimli"]}, {"word": "faşizm", "meanings": ["İtalya'da 1922-1943 yılları arasında etkinliğini sürdüren, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmeyi amaçlayan, yetkinin, tek partinin elinde toplandığı düzen", "Demokratik düzenin yerine aşırı bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti"]}, {"word": "fatalist", "meanings": ["Yazgıcı"]}, {"word": "fatalite", "meanings": ["Alın yazısı, yazgı, kader", "Uğursuzluk"]}, {"word": "fatalizm", "meanings": ["Yazgıcılık"]}, {"word": "Fatiha okumak", "meanings": ["o şeyden umudunu kesmek"]}, {"word": "Fatiha", "meanings": ["Kur'an'ın ilk suresi"]}, {"word": "fatihane", "meanings": ["Fatih gibi, fatihe benzercesine"]}, {"word": "fatura", "meanings": ["Satılan bir malın cinsini, miktarını ve fiyatını bildirmek için satıcının alıcıya verdiği hesap pusulası"]}, {"word": "fatura etmek", "meanings": ["faturalamak"]}, {"word": "fatura kesmek", "meanings": ["satılan bir şey için fatura düzenlemek"]}, {"word": "faturasını (birine) çıkarmak (veya ödetmek)", "meanings": ["sorumluluğu birine yüklemek"]}, {"word": "faturalama", "meanings": ["Faturalamak işi"]}, {"word": "faturalı", "meanings": ["Faturası olan"]}, {"word": "faturalamak", "meanings": ["Bir malın faturasını düzenlemek", "Ödemeyi bir kuruluşa ve kişiye havale etmek", "Bir görevi birine yerine getirmesi için vermek", "Bir suçu birinin üzerine yüklemek"]}, {"word": "faturalı yaşam", "meanings": ["Yapılan alışverişte fatura alma alışkanlığı"]}, {"word": "faturasız", "meanings": ["Faturası olmayan"]}, {"word": "faul", "meanings": ["Karşılaşmalarda rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket", "Genel kurallara uygun olmayan, hoşa gitmeyen hareket, duruş vb"]}, {"word": "faullü", "meanings": ["Faulü olan, faul yapmış olan", "Faul yaparak"]}, {"word": "faulsüz", "meanings": ["Faulü olmayan, faul yapmayan", "Faul yapmadan"]}, {"word": "fauna", "meanings": ["Direy"]}, {"word": "favori", "meanings": ["Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.)", "Gözde", "Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk"]}, {"word": "fava", "meanings": ["Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek"]}, {"word": "fay", "meanings": ["Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III)"]}, {"word": "fayans", "meanings": ["Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha"]}, {"word": "fayansçı", "meanings": ["Fayans döşeyen veya satan kimse"]}, {"word": "fayansçılık", "meanings": ["Fayansçının yaptığı iş"]}, {"word": "fayda etmemek", "meanings": ["etkisi olmamak, işe yaramamak, yararlı olmamak"]}, {"word": "fayda", "meanings": ["Yarar"]}, {"word": "fayda vermemek", "meanings": ["yararlı olmamak"]}, {"word": "faydası dokunmak", "meanings": ["yararı dokunmak"]}, {"word": "faydası olmak", "meanings": ["yararı olmak"]}, {"word": "faydasını görmek", "meanings": ["yarar sağlamak", "kâr elde etmek"]}, {"word": "faydacı", "meanings": ["Yararcı"]}, {"word": "faydacılık", "meanings": ["Yararcılık"]}, {"word": "faydalanmak", "meanings": ["Yararlanmak"]}, {"word": "faydalı olmak", "meanings": ["yararlı olmak"]}, {"word": "faydalanma", "meanings": ["Yararlanma"]}, {"word": "faydalı", "meanings": ["Yararlı"]}, {"word": "faydasız", "meanings": ["Yararsız"]}, {"word": "faydasız baş mezara yaraşır", "meanings": ["`yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fayrap", "meanings": ["Bir istim kazanının, istim oluşturacak biçimdeki yanar durumu", "Herhangi bir şeyi veya işi hızlandırma", "Kapı, pencere, giysi vb.ni açma, çıkarma", "Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut"]}, {"word": "fayrap etmek", "meanings": ["ocağın ateşini harlandırmak", "herhangi bir işi veya şeyi hızlandırmak", "açmak, çıkarmak"]}, {"word": "fayton", "meanings": ["Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binek arabası, payton", "Perde ayaklılardan, sıcak deniz kıyılarında yaşayan, uzun kuyruklu bir kuş (Phaeton)"]}, {"word": "faytoncu", "meanings": ["Fayton süren kimse"]}, {"word": "faytonculuk", "meanings": ["Faytoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "faz", "meanings": ["Elektrik geriliminde evre"]}, {"word": "fazıl", "meanings": ["Faziletli, erdemli (kimse)"]}, {"word": "fazilet", "meanings": ["Erdem"]}, {"word": "faziletkâr", "meanings": ["Erdemli"]}, {"word": "faziletli", "meanings": ["Erdemli"]}, {"word": "faziletsiz", "meanings": ["Erdemsiz"]}, {"word": "faziletsizlik", "meanings": ["Erdemsizlik"]}, {"word": "faz kalemi", "meanings": ["Priz, dağıtma tabloları vb. yerlerde gerilim bulunup bulunmadığını anlamaya yarayan araç"]}, {"word": "fazla", "meanings": ["Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade", "Daha çok, aşkın", "Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan", "Gereksiz, yersiz bir biçimde", "Gereğinden, alışılmıştan çok olarak"]}, {"word": "fazla gelmek (veya kaçmak)", "meanings": ["çekilmeyecek, bıktıracak, tedirgin edecek bir durum almak"]}, {"word": "fazla kaçırmak", "meanings": ["alışılmış olan ölçüden çok içmek, yemek veya konuşmak"]}, {"word": "fazla mal göz çıkarmaz", "meanings": ["`ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fazla olmak", "meanings": ["dayanma gücünü aşacak davranışlarda bulunmak, çok olmak"]}, {"word": "fazlaca", "meanings": ["Gereğinden biraz daha çok olarak, bir hayli, çokça"]}, {"word": "fazlalaşma", "meanings": ["Çoğalma"]}, {"word": "fazlalaşmak", "meanings": ["Çoğalmak"]}, {"word": "fazlalık etmek", "meanings": ["birinin varlığı, bulunduğu yerde gereksiz olmak"]}, {"word": "fazlalık", "meanings": ["Çokluk, gereğinden artık olma durumu"]}, {"word": "Fe", "meanings": ["Demir elementinin simgesi"]}, {"word": "fe", "meanings": ["Türk alfabesinin yedinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "fecaat", "meanings": ["Çok acıklı, yürekler acısı durum"]}, {"word": "feci", "meanings": ["Acıklı, çok acıklı, yürekler acısı, trajik"]}, {"word": "fecir", "meanings": ["Tan", "Tan kızıllığı"]}, {"word": "fecrikâzip", "meanings": ["Tan yerinde gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan geçici aydınlık, yalancı tan, geçici tan"]}, {"word": "feda", "meanings": ["Bir amaç uğrunda bir değer veya varlıktan vazgeçme, uğruna verme"]}, {"word": "fecrisadık", "meanings": ["Tan yerinde gün doğuncaya kadar süren kesiksiz aydınlık, gerçek tan"]}, {"word": "feda olmak", "meanings": ["uğrunda yok olmak"]}, {"word": "feda olsun!", "meanings": ["`varsın gitsin, uğrunda yok olsun!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "fedaice", "meanings": ["Fedai gibi, fedaiye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "fedai", "meanings": ["Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen kimse, serdengeçti", "Bir kimseyi veya bir yeri koruyan kimse"]}, {"word": "feda etmek", "meanings": ["kıymak, gözden çıkarmak"]}, {"word": "fedakârca", "meanings": ["Özverili", "(feda:ka'rca) Özverili olarak, fedakârcasına"]}, {"word": "fedailik", "meanings": ["Fedaice davranış, serdengeçtilik"]}, {"word": "fedakâr", "meanings": ["Özverili"]}, {"word": "fedakârlık", "meanings": ["Özveri", "Özverililik"]}, {"word": "fedakârlık etmek", "meanings": ["özverili davranmak", "azlığına katlanmak, az oluşu ile yetinmek, vazgeçmek"]}, {"word": "fedakârlık yapmak (veya göstermek)", "meanings": ["özverisini ortaya koymak"]}, {"word": "fedakârlığa katlanmak", "meanings": ["bir amaca, bir emele ulaşmak için birçok sıkıntıya, üzüntüye, güçlüğe dayanmaya çalışmak"]}, {"word": "federal", "meanings": ["Federasyon durumunda birleşmiş olan"]}, {"word": "federalizm", "meanings": ["Birçok devletin özel yasalara ve bağımsızlığa sahip olarak tek bir devlet durumunda birleşmeleri yöntemi"]}, {"word": "federalist", "meanings": ["Federalizme bağlı olan kimse", "Federalizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "federalleşme", "meanings": ["Federalleşmek durumu"]}, {"word": "federalleşmek", "meanings": ["Federal duruma gelmek"]}, {"word": "federasyon", "meanings": ["Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi", "Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği"]}, {"word": "federatif", "meanings": ["Federalizme bağlı veya uygun olan"]}, {"word": "fehametli", "meanings": ["Büyüklük, ululuk gösteren (kimse)", "Osmanlı Devleti zamanında sadrazamlara, Mısır hidivi ve yabancı prenslere, eyalet beylerine verilen unvan"]}, {"word": "federe", "meanings": ["Bir federasyona bağlı olan", "Bir konfederasyonun üyesi"]}, {"word": "fehvasınca", "meanings": ["Uyarınca, sözü gereğince"]}, {"word": "fehamet", "meanings": ["Büyüklük, ululuk", "Değer"]}, {"word": "fehva", "meanings": ["Anlam", "Kavram, terim, deyim"]}, {"word": "fek", "meanings": ["Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma"]}, {"word": "fekül", "meanings": ["Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta"]}, {"word": "fel", "meanings": ["Görüngü"]}, {"word": "felah", "meanings": ["Kurtuluş, selamet, onma"]}, {"word": "felah bulmak", "meanings": ["kurtulmak, onmak"]}, {"word": "felaket", "meanings": ["Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela", "Çok kötü", "Şaşırtıcı, hayrete düşürücü"]}, {"word": "felaketli", "meanings": ["Felaket getiren"]}, {"word": "felaketzede", "meanings": ["Felakete uğramış (kimse)"]}, {"word": "felç", "meanings": ["İnme", "İşlemez durumda olma"]}, {"word": "felç etmek", "meanings": ["işlemez duruma getirmek, aksatmak"]}, {"word": "felç gelmek", "meanings": ["inme inmek"]}, {"word": "felç inmek", "meanings": ["inme inmek"]}, {"word": "felç olmak", "meanings": ["inme inmek", "bir şey içinden çıkılamaz durum almak, tıkanmak"]}, {"word": "felce uğramak", "meanings": ["bir iş yarım kalmak, yürümez duruma gelmek, tam olarak durmak"]}, {"word": "felçli", "meanings": ["İnmeli, felç olmuş, mefluç"]}, {"word": "felce uğratmak", "meanings": ["felç etmek"]}, {"word": "feldmareşal", "meanings": ["Alman, Avusturya, İngiliz, Rus ve İsveç askerî hiyerarşisinde en yüksek rütbe"]}, {"word": "feldspat", "meanings": ["Potasyumlu, sodyumlu ve kalsiyumlu olmak üzere üçe ayrılan en önemli silikatlı mineral grubu"]}, {"word": "felek", "meanings": ["Gök, gökyüzü, sema", "Dünya, âlem", "Talih, baht, şans", "Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı"]}, {"word": "felek yâr olursa", "meanings": ["`bir terslik çıkmazsa, şartlar uygun giderse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "felek, kimine kavun yedirir kimine kelek", "meanings": ["`bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "feleğe küsmek", "meanings": ["talihten yakınmak, şanstan ümidini kesmek"]}, {"word": "feleğin çemberinden geçmek", "meanings": ["hayatta acı tatlı günler görmüş geçirmiş olmak, olgunlaşmış, deneyim kazanmış olmak"]}, {"word": "feleği şaşmak", "meanings": ["feleğini şaşırmak"]}, {"word": "feleğin sillesini yemek (veya sillesine uğramak)", "meanings": ["büyük bir yıkıma uğramak"]}, {"word": "felekten bir gün (veya gece) çalmak", "meanings": ["güzel bir gün veya gece geçirmek"]}, {"word": "feleğini şaşırmak", "meanings": ["ummadığı bir durumda kalmak, şaşkınlık içine düşmek"]}, {"word": "felekiyat", "meanings": ["Gök bilimi"]}, {"word": "felekten kâm almak", "meanings": ["güzel vakit geçirmek, istediği gibi eğlenmek"]}, {"word": "Felemenk", "meanings": ["Bugünkü Hollanda, Belçika ve Kuzeydoğu Fransa'ya eskiden verilen ad"]}, {"word": "Felemenkçe", "meanings": ["Felemenk dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Felemenkli", "meanings": ["Felemenk halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "felfelek", "meanings": ["Bir tür küçük kelebek", "Hurmagillerden, kestane büyüklüğündeki yemişi şerit düşürücü nitelik taşıyan Asya bitkisi (Areca catechu)"]}, {"word": "felfelek sokmak", "meanings": ["birini kuşkuya düşürmek"]}, {"word": "felfelleme", "meanings": ["Felfellemek işi"]}, {"word": "feliks", "meanings": ["Palmiye yaprağına benzeyen, park ve bahçelerde süs için kullanılan iri gövdeli bir bitki (Phoenix canariersis)"]}, {"word": "felfellemek", "meanings": ["Eski canlılığını yitirmek", "Afallamak, şaşırmak", "Dönen, hareket eden bir cisim, durmadan önce hızını yitirmek"]}, {"word": "fellah", "meanings": ["Çiftçi", "Mısır köylüsü", "Arap"]}, {"word": "fellek fellek", "meanings": ["Fellik fellik"]}, {"word": "fellik fellik", "meanings": ["Telaşlı bir biçimde, heyecan içinde, koşarak, koşuşturarak, fellek fellek"]}, {"word": "felsefe", "meanings": ["Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması", "Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü", "Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi", "Dünya görüşü", "Bir konuda soyut düşünüş"]}, {"word": "felsefe yapmak", "meanings": ["olayların sebep ve sonuçları üzerine kendince soyut birtakım düşünceler ileri sürmek", "bilgiçlik taslamak"]}, {"word": "feminist", "meanings": ["Feminizm yanlısı kimse veya görüş"]}, {"word": "felsefi", "meanings": ["Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin"]}, {"word": "felsefeci", "meanings": ["Felsefe incelemeleri yapan kimse", "Felsefe öğretmeni"]}, {"word": "feminizm", "meanings": ["Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi"]}, {"word": "fen", "meanings": ["Fizik, kimya, matematik ve biyolojiye verilen ortak ad", "Fizik, kimya, matematik ve biyolojiden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik", "Bilim, bilgi", "Hile, hilekârlık"]}, {"word": "fena", "meanings": ["İyi nitelikte olmayan, kötü", "Üzücü", "İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse)", "Hoşa gitmeyen, rahatsız edici", "Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan", "Çok"]}, {"word": "fenaya çekmek", "meanings": ["söylenen bir sözü kötü tarafından anlamak"]}, {"word": "fennini almak (veya kapmak)", "meanings": ["bir işin inceliklerini, püf noktalarını kavrayıp o alanda usta olduğunu göstermeye başlamak"]}, {"word": "fena değil (veya sayılmaz)", "meanings": ["oldukça iyi"]}, {"word": "fena gözle bakmak", "meanings": ["kötü niyetini anlatır biçimde bakmak"]}, {"word": "fena olmak", "meanings": ["hasta gibi olmak, fenalaşmak", "biri kötüleşmek", "çok üzülmek, bozulmak"]}, {"word": "fena yapmak", "meanings": ["kötü duruma düşürmek"]}, {"word": "fenasına gitmek", "meanings": ["üzülmek, gücenmek, kırılmak, sinirlenmek"]}, {"word": "fena etmek", "meanings": ["kötü davranmak", "kötü bir duruma düşürmek"]}, {"word": "fenaya sarmak", "meanings": ["iş veya durum kötüye gitmek"]}, {"word": "fena", "meanings": ["Ölümlülük"]}, {"word": "fenafillah", "meanings": ["Allah'ın varlığı içinde yok olma"]}, {"word": "fena bulmak", "meanings": ["ölmek, yok olmak"]}, {"word": "fena hâlde", "meanings": ["Aşırı ölçüde, son derece, pek çok, adamakıllı"]}, {"word": "fena kalpli", "meanings": ["Kötü kalpli"]}, {"word": "fenalaşmak", "meanings": ["Kötü bir duruma girmek", "Hastanın durumu ağırlaşmak", "Ansızın bayılacak gibi olmak"]}, {"word": "fenalaşma", "meanings": ["Fenalaşmak işi"]}, {"word": "fenalaştırma", "meanings": ["Fenalaştırmak işi"]}, {"word": "fenalaştırmak", "meanings": ["Fenalaşmasına sebep olmak, fena duruma getirmek"]}, {"word": "fenalık", "meanings": ["Kötülük, şer"]}, {"word": "fenalık etmek", "meanings": ["kötülük etmek, kötülükte bulunmak"]}, {"word": "fenalık geçirmek (veya gelmek veya çökmek)", "meanings": ["kendini bilmeyecek veya bayılacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "güdeleme", "meanings": ["Güdelemek işi, motivasyon"]}, {"word": "fenci", "meanings": ["Fenle uğraşan kimse", "Fen konularında ders veren öğretmen"]}, {"word": "fen bilimi", "meanings": ["Fenle ilgili konuları araştıran, inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "güderi", "meanings": ["Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin", "Bu meşinden yapılmış"]}, {"word": "güdelemek", "meanings": ["Ardına düşmek, kovalamak, sürmek"]}, {"word": "güderici", "meanings": ["Güderi yapan veya satan kimse"]}, {"word": "güdericilik", "meanings": ["Güdericinin yaptığı iş"]}, {"word": "güderihane", "meanings": ["Güderinin yapıldığı yer"]}, {"word": "güderilemek", "meanings": ["Güderi işlemlerini yapmak"]}, {"word": "güderileme", "meanings": ["Güderilemek işi"]}, {"word": "güdü", "meanings": ["Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç, saik", "Bir etkinlik veya işin gizli sebebi", "Kaynağı akıl olan sebep, saik", "Bireyleri bilinçli ve amaçlı işlerde bulunmaya yönelten dürtü veya dürtüler bileşkesi, saik"]}, {"word": "güdücü", "meanings": ["Gütme işini yapan kimse", "Çoban, sığırtmaç"]}, {"word": "güdük", "meanings": ["Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa", "Kuyruğu kesik veya kopmuş", "Yetersiz, sonuç vermemiş"]}, {"word": "güdükleşme", "meanings": ["Güdükleşmek işi"]}, {"word": "güdük kalmak", "meanings": ["büyüyememek, küçük, bodur kalmak", "bitmemiş, sonuç vermemiş durumda olmak"]}, {"word": "güdükleşmek", "meanings": ["Güdük duruma gelmek"]}, {"word": "güdülenmek", "meanings": ["Birey, işinin yönünü, gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç veya dış dürtücünün etkisi ile işe geçmek", "Canlı, işe veya öğrenmeye geçmek"]}, {"word": "güdüklük", "meanings": ["Güdük olma durumu"]}, {"word": "güdülme", "meanings": ["Güdülmek işi"]}, {"word": "güdülmek", "meanings": ["Gütme işi yapılmak", "Bir kimse veya topluluk birinin düşünce ve amacı doğrultusunda yönetilmek"]}, {"word": "güdüm", "meanings": ["Yönetme işi, idare", "Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü"]}, {"word": "güdümcü", "meanings": ["Güdümcülükten yana olan kimse"]}, {"word": "güdümcülük", "meanings": ["Bir ülkenin ekonomi, tarım vb. işlerinde tutulan güdümlü yol"]}, {"word": "güdüm bilimi", "meanings": ["Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim, kibernetik, sibernetik"]}, {"word": "güdümleme", "meanings": ["Bir görüş, kanı veya inancı benimsetme çabası"]}, {"word": "güdümlemek", "meanings": ["Belli bir amaca veya inanca yönlendirmek"]}, {"word": "güdümlü", "meanings": ["Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir", "Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan"]}, {"word": "güdümlülük", "meanings": ["Güdümlü olma durumu"]}, {"word": "güdümlü sanat", "meanings": ["Belli bir siyasi ve toplumsal ideoloji doğrultusunda oluşturulan sanat"]}, {"word": "güfte", "meanings": ["Müzik eserlerinin yazılı metni, söz"]}, {"word": "güherçile", "meanings": ["Tarımda gübre, hekimlikte ilaç olarak kullanılan, barut vb. patlayıcı maddeler yapımına yarayan, beyaz renkte ve ince billurlar durumunda birleşik bir madde, potasyum nitrat (KNO3)"]}, {"word": "güfteci", "meanings": ["Söz yazarı"]}, {"word": "güğüm", "meanings": ["Yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı"]}, {"word": "gül gibi", "meanings": ["çok iyi, çok güzel"]}, {"word": "gül", "meanings": ["Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa)", "Bu bitkinin katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği"]}, {"word": "gül gibi bakmak", "meanings": ["geçimini para sıkıntısı olmadan sağlamak", "iyi, temiz bakmak"]}, {"word": "gül gibi geçinmek (veya yaşamak)", "meanings": ["çok iyi anlaşmak, geçinmek", "pek geniş olmayan bir imkânla rahat, sıkıntısız yaşamak"]}, {"word": "gül üstüne gül koklamamak", "meanings": ["bir sevgili üstüne bir ikincisini sevmemek"]}, {"word": "gülü seven dikenine katlanır", "meanings": ["`insan sevdiği kimse veya sevdiği iş yüzünden gelecek sıkıntılara katlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gülleri yarılmak", "meanings": ["çok keyiflenmek"]}, {"word": "gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz", "meanings": ["birinin uygunsuz özellikleri sayılırken bunların öteden beri bilindiğini anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "gülabdan", "meanings": ["Gül suyu serpmek için kullanılan, ağzı emzikli, armut biçiminde küçük kap"]}, {"word": "gülbahar", "meanings": ["Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi cins bir toprak", "Bir tavla oyunu"]}, {"word": "gülbeşeker", "meanings": ["Gül çiçeği ve şeker ile yapılan macun kıvamında bir reçel türü"]}, {"word": "gülbank", "meanings": ["Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua veya ant"]}, {"word": "gül böceği", "meanings": ["Altın böcek"]}, {"word": "gülcü", "meanings": ["Gül üreten veya alıp satan kimse"]}, {"word": "gülcülük", "meanings": ["Gülcünün yaptığı iş"]}, {"word": "güldeste", "meanings": ["Seçki"]}, {"word": "güldürme", "meanings": ["Güldürmek işi"]}, {"word": "güldür güldür", "meanings": ["Çok gürültü ederek, yüksek ses çıkararak"]}, {"word": "güldürmek", "meanings": ["Gülmesine sebep olmak"]}, {"word": "güldürü", "meanings": ["Güldürme özelliği olan şey", "İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri, komedi, fars"]}, {"word": "güldürücü", "meanings": ["Gülmeyi sağlayan, gülmeye yol açan, komik"]}, {"word": "güleç", "meanings": ["Her zaman gülümseyen, mütebessim"]}, {"word": "gülecen", "meanings": ["Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse)"]}, {"word": "güleçlik", "meanings": ["Güleç olma durumu"]}, {"word": "güle güle", "meanings": ["Gülerek", "`Üzüntüsüz bir hayat sürerek, gönül ferahlığı ile (giy, otur, kullan, büyüt vb.)` anlamlarında bir iyi dilek sözü", "Vedalaşma sırasında kalanın söylediği söz, devletle"]}, {"word": "güleğen", "meanings": ["Güler yüzlü, çok gülen (kimse)"]}, {"word": "güler yüz", "meanings": ["İçten ve yapmacıksız, yumuşak, okşayıcı davranış"]}, {"word": "güler yüzlü", "meanings": ["Yakınlık gösteren, içten davranan", "Yakınlık gösterilerek, içten davranılarak"]}, {"word": "güler yüzlülük", "meanings": ["Güler yüzlü olma durumu"]}, {"word": "gülhatmi", "meanings": ["Ebegümecigillerden, yaprakları geniş ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan, çok yıllık otsu bir bitki (Althaea rosea)"]}, {"word": "gülgiller", "meanings": ["Çilek, armut, elma, badem vb. türleri içine alan, ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği gül olan bir bitki familyası"]}, {"word": "gülistan", "meanings": ["Gül bahçesi", "Huzurlu, rahat ve zenginlik dolu yer"]}, {"word": "gülkurusu", "meanings": ["Pembe renkli gülün kurutulduğunda dönüştüğü hafif morumsu renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "güllabi", "meanings": ["Akıl hastanelerindeki hademe, güllabici, deli güllabicisi"]}, {"word": "güllabici", "meanings": ["Güllabi (I)"]}, {"word": "güllaç", "meanings": ["Nişastadan yapılan, çok ince kuru yufka", "Bu yufkadan hazırlanan tatlı", "Kolayca yutulamayan, tadı hoş olmayan toz durumundaki bazı ilaçların içine konuldukları, nişastadan küçük kap"]}, {"word": "gülle", "meanings": ["Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi", "Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, erkekler için 7,257, kadınlar için 4 kilogram olan madenî küre"]}, {"word": "gülle atma", "meanings": ["Tek elle taşınan gülleyi ileriye doğru fırlatma", "Gülleyi en uzağa atmak amacıyla yarışılan atletizm dalı"]}, {"word": "gülle gibi", "meanings": ["çok ağır", "hâlsiz, yorgun argın"]}, {"word": "gülleci", "meanings": ["Top güllesi yapan kimse", "Gülle atma sporu yapan kimse"]}, {"word": "güllü", "meanings": ["Gülü olan"]}, {"word": "güllük", "meanings": ["Gül bahçesi veya gülü çok olan yer"]}, {"word": "güllük gülistanlık", "meanings": ["Bolluk ve rahatlık", "Kolay bir biçimde"]}, {"word": "gülme", "meanings": ["Gülmek işi", "Kahkaha"]}, {"word": "gülmece", "meanings": ["Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacını güden ince alay, mizah, humor", "Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü, mizah, ironi"]}, {"word": "gülmeceli", "meanings": ["İçinde gülmece nitelikleri bulunan (yazı, karikatür vb.), mizahi"]}, {"word": "gülerim! (veya güleyim bari!)", "meanings": ["yersiz görülen bir düşünceye karşı hafifseme olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "gülmek", "meanings": ["İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak", "Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek", "Biriyle alay etmek"]}, {"word": "güler misin, ağlar mısın!", "meanings": ["hem gülünecek hem üzülecek nitelikteki şaşırtıcı olaylar karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "gülerken ısırmak", "meanings": ["iyilik yapar görünüp kötülük yapmak"]}, {"word": "gülme komşuna, gelir başına", "meanings": ["`birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gülmekten kırılmak (veya katılmak veya yarılmak)", "meanings": ["aşırı derecede gülmek"]}, {"word": "gülüp geçmek", "meanings": ["umursamamak, aldırış etmemek, üzerinde durmamak"]}, {"word": "gülüp oynamak (veya söylemek)", "meanings": ["neşeli, sevinçli, keyifli, güzel vakit geçirmek"]}, {"word": "gülücük", "meanings": ["Gülümseme, tebessüm"]}, {"word": "gül rengi", "meanings": ["Gül çiçeğinin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "gül suyu", "meanings": ["Gül yağı yapılırken yan ürün olarak elde edilen kokulu ve renksiz sıvı"]}, {"word": "gülük", "meanings": ["Hindi", "Sebze yetiştirmek için açılan ocak"]}, {"word": "gülümseme", "meanings": ["Gülümsemek işi, tebessüm"]}, {"word": "gülümsemek", "meanings": ["Güler gibi olmak, hafifçe gülmek"]}, {"word": "gülümser", "meanings": ["Hafifçe gülümseyen, sevimli"]}, {"word": "gülümseyiş", "meanings": ["Gülümseme işi"]}, {"word": "gülünçleşmek", "meanings": ["Gülünç duruma gelmek, komikleşmek"]}, {"word": "gülünç", "meanings": ["Güldürücü, tuhaf, komik"]}, {"word": "gülünçleşme", "meanings": ["Gülünçleşmek işi, komikleşme"]}, {"word": "gülünçleştirme", "meanings": ["Gülünçleştirmek işi"]}, {"word": "gülünçleştirmek", "meanings": ["Gülünç duruma getirmek"]}, {"word": "gülünçlü", "meanings": ["Güldürücü, eğlendirici özellikleri bulunan (oyun, hikâye, söz)"]}, {"word": "gülünçlük", "meanings": ["Gülünç olma durumu, komiklik"]}, {"word": "gülünme", "meanings": ["Gülünmek işi"]}, {"word": "gülüş", "meanings": ["Gülme işi"]}, {"word": "gülünmek", "meanings": ["Gülme işi yapılmak", "Alay edilmek"]}, {"word": "gülüşmek", "meanings": ["Karşılıklı veya birlikte gülmek"]}, {"word": "gülüşme", "meanings": ["Gülüşmek işi"]}, {"word": "gülüşülme", "meanings": ["Gülüşülmek işi"]}, {"word": "gülüşülmek", "meanings": ["Karşılıklı veya birlikte gülünmek"]}, {"word": "gülüt", "meanings": ["Skeç, revü, eğlence gösterisi vb.ne eklenen beklenmedik gülünç sözler veya durumlar"]}, {"word": "gül yağcı", "meanings": ["Gül yağı çıkaran veya satan kimse"]}, {"word": "gülütçü", "meanings": ["Bir skeçte, revüde veya eğlence gösterisinde eklenen sözleri ve durumları hazırlayan kimse"]}, {"word": "gül yağı", "meanings": ["Güllerin imbikten çekilmesiyle elde edilen gül suyunun üstünde toplanan kokulu yağ"]}, {"word": "gül yağcılık", "meanings": ["Gül yağcının yaptığı iş"]}, {"word": "güm", "meanings": ["Derinden ve patlayıcı yankılı gürültü"]}, {"word": "güm güm atmak", "meanings": ["kalp heyecanla çarpmak"]}, {"word": "güm güm etmek", "meanings": ["derinden yankılı ses olmak, ses çıkmak"]}, {"word": "güme gitmek", "meanings": ["anlaşılmamak", "boşu boşuna ölmek, hiç uğruna ölmek", "değeri anlaşılmadan yitip gitmek"]}, {"word": "güme götürmek", "meanings": ["anlaşılmasını engellemek"]}, {"word": "gümbürdeme", "meanings": ["Gümbürdemek işi"]}, {"word": "gümbürdemek", "meanings": ["`Gümbür` diye ses çıkarmak", "Ölmek"]}, {"word": "gümbedek", "meanings": ["Gümbürdeyerek", "Beklenmedik bir zamanda, birdenbire"]}, {"word": "gümbürdetme", "meanings": ["Gümbürdetmek işi"]}, {"word": "gümbürdetmek", "meanings": ["Gümbürdemesine yol açmak"]}, {"word": "gümbürdeyiş", "meanings": ["Gümbürdeme işi"]}, {"word": "gümbür gümbür", "meanings": ["Büyük bir gürültü ile"]}, {"word": "gümbürtülü", "meanings": ["`Gümbürtü` sesi çıkaran"]}, {"word": "gümeç", "meanings": ["Bal peteğini oluşturan altı köşeli gözeneklerden her biri"]}, {"word": "gümbürtü", "meanings": ["Birdenbire yankılı ve derinden gelen patlama, yıkılma, çarpma sesinin adı"]}, {"word": "güme", "meanings": ["Avcı kulübesi", "Bostanda yapılan bekçi kulübesi"]}, {"word": "gümeç balı", "meanings": ["Gümeciyle birlikte bulunan süzülmemiş bal"]}, {"word": "gümlemek", "meanings": ["`Güm` diye ses çıkarmak", "Sınıfta kalmak"]}, {"word": "gümleyip gitmek", "meanings": ["beklenmedik bir zamanda ansızın ölmek"]}, {"word": "gümleme", "meanings": ["Gümlemek işi"]}, {"word": "gümletme", "meanings": ["Gümletmek işi"]}, {"word": "gümletmek", "meanings": ["Güm diye ses çıkmasına neden olmak"]}, {"word": "gümrah", "meanings": ["Aşırı derecede büyümüş", "Deli dolu, gür akan (su)", "Yüksek, kuvvetli (ses)", "Uzun, sık ve dalgalı (saç)"]}, {"word": "gümrahlık", "meanings": ["Gümrah olma durumu, bolluk, sıklık, gürlük"]}, {"word": "gümrük", "meanings": ["Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi", "Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu", "Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer"]}, {"word": "gümrükten mal kaçırır gibi", "meanings": ["yangından mal kaçırır gibi"]}, {"word": "gümrükçü", "meanings": ["Gümrük görevlisi", "Başkalarıyla ilgili eşyayı bir ücret karşılığında gümrükten çıkarma işini üzerine alan komisyoncu"]}, {"word": "gümrük koymak", "meanings": ["engel olmak, kısıtlamak"]}, {"word": "gümrükçülük", "meanings": ["Gümrükçünün yaptığı iş"]}, {"word": "gümrüklemek", "meanings": ["Bir malın gümrükte giriş işlemini yapmak"]}, {"word": "gümrüklendirme", "meanings": ["Gümrüklendirmek işi"]}, {"word": "gümrükleme", "meanings": ["Gümrüklemek işi"]}, {"word": "gümrüklendirmek", "meanings": ["Bir malın gümrük işlemlerini yaptırmak"]}, {"word": "gümrüklenme", "meanings": ["Gümrüklenmek işi"]}, {"word": "gümrüklenmek", "meanings": ["Gümrükleme işlemi yapılmak"]}, {"word": "gümrüklü", "meanings": ["Gümrük vergisi ödenmesi gerekli olan", "Gümrük vergisi ödenmiş olan"]}, {"word": "gümrüksüz", "meanings": ["Gümrük vergisi ödenmesi gerekmeyen", "Gümrük vergisi ödenmemiş, kaçak"]}, {"word": "gümül", "meanings": ["Susam ve ekin demeti veya yığını"]}, {"word": "gümüş", "meanings": ["Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag)", "Bu elementten yapılmış"]}, {"word": "gümüş sağ olsun, altın gidekosun", "meanings": ["`Elde bulunan değersiz bir şey, elde edilmesi güç olan daha değerli bir şeyden üstün tutulmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gümüş balığı", "meanings": ["Gümüş balığıgillerden, gümüş renginde bir deniz balığı, aterina (Atherina presbyter)"]}, {"word": "gümüşçü", "meanings": ["Gümüşü işleyen sanatçı veya gümüşten yapılmış eşya satıcısı"]}, {"word": "gümüş balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının, örnek hayvanı gümüş balığı olan bir familyası"]}, {"word": "gümüşçün", "meanings": ["Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina)"]}, {"word": "gümüş göz", "meanings": ["Para canlısı, açgözlü, cimri"]}, {"word": "gümüş grisi", "meanings": ["Gümüş rengine çalan gri", "Bu renkte olan"]}, {"word": "gümüşi", "meanings": ["Gümüş rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "gümüşleme", "meanings": ["Gümüşlemek işi"]}, {"word": "gümüşlemek", "meanings": ["Gümüşle kaplamak veya süslemek", "Gümüşün rengini andıran bir renk vermek"]}, {"word": "gümüşlenme", "meanings": ["Gümüşlenmek işi"]}, {"word": "gümüşlenmek", "meanings": ["Gümüşle kaplanmak", "Gümüş gibi parıldamak"]}, {"word": "gümüşletme", "meanings": ["Gümüşletmek işi"]}, {"word": "gümüşletmek", "meanings": ["Gümüşle kaplatmak veya süsletmek"]}, {"word": "gümüşlü", "meanings": ["Gümüşü olan, gümüşle kaplanmış veya süslenmiş olan"]}, {"word": "gümüş rengi", "meanings": ["Gümüş parlaklığında, gümüşü andıran renk, gümüşi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "gümüşservi", "meanings": ["Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm"]}, {"word": "gümüşsü", "meanings": ["Gümüşü andıran, gümüşe benzeyen, gümüş gibi, gümüşümsü"]}, {"word": "gümüşsüz", "meanings": ["Gümüşü olmayan"]}, {"word": "gümüş yağmurcun", "meanings": ["Kuzey yarım kürenin en uç noktalarında yaşayan yağmur kuşu (Squatarola squatarola)"]}, {"word": "gün", "meanings": ["Güneş", "Güneş ışığı", "Gündüz", "Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre", "İçinde bulunulan zaman", "Zaman, sıra", "Çağ, devir", "İyi yaşanmış zaman", "Bayram niteliğinde özel gün", "Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı", "Tarih"]}, {"word": "gün ağarmak", "meanings": ["tan yeri aydınlanmak"]}, {"word": "gün almak", "meanings": ["bir iş görmek için ilgili kişiden bir gün ayırmasını istemek, randevu almak", "belirli bir yaşı bitirdikten sonra girdiği yaştan süre almak"]}, {"word": "gün atmak", "meanings": ["davayı ileri bir tarihe bırakmak", "güneş doğmak"]}, {"word": "gün batmak", "meanings": ["güneş batmak"]}, {"word": "gün bugün", "meanings": ["`içinde bulunduğun günü iyi değerlendir, bugün ne yapabilirsen kazancın odur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün doğmadan neler doğar", "meanings": ["`beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün doğmak", "meanings": ["sabah olmak"]}, {"word": "gün doğmadan kimliği söylenmez", "meanings": ["`bir iş iyice belli olmadan sonucu hakkında yargı yürütülemez, yarın ne gibi durumlar veya olaylar çıkacağını kimse bilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün doğmak", "meanings": ["isteklerini gerçekleştirmek için iyi bir duruma erişmek veya eline olağanüstü bir fırsat geçmek"]}, {"word": "gün eylemek", "meanings": ["gün geçirmek"]}, {"word": "gün geçer, kin geçmez", "meanings": ["`aradan uzun zaman geçse de bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün geçirmek (veya öldürmek)", "meanings": ["boş şeylerle vakit geçirmek"]}, {"word": "gün geçmek", "meanings": ["güneş çarpmak"]}, {"word": "gün gibi açık", "meanings": ["çok açık, çok belli"]}, {"word": "gün görmemek", "meanings": ["sıkıntı içinde yaşamak"]}, {"word": "gün güne uymaz", "meanings": ["`bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün kavuşmak", "meanings": ["güneş batmak, akşam olmak"]}, {"word": "gün koymak", "meanings": ["yapılacak bir iş için gün belirlemek"]}, {"word": "gün meselesi", "meanings": ["olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda"]}, {"word": "gün olur yılı besler, yıl olur günü beslemez", "meanings": ["`ticarette kazanç, günü gününe uymaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün ola harman ola", "meanings": ["`bir gün onun da zamanı gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün yemek", "meanings": ["hapis cezası almak"]}, {"word": "gün varken davarını eve götür", "meanings": ["`işlerini en uygun zamanda yap` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gün saymak", "meanings": ["herhangi bir iş veya olayın belirlenmiş süresinin sonunu heyecanla beklemek"]}, {"word": "gün yüzü görmemek", "meanings": ["güneş ışığından uzakta kalmak, ışık görmemek", "hiç kullanılmamak, yeni kalmak"]}, {"word": "gün yüzü görmemiş (söz veya küfür)", "meanings": ["hiç kullanılmamış", "ortalığa çıkmamış", "çok ağır hakaret içeren"]}, {"word": "güne göre kürk giyinmek gerek", "meanings": ["`kılık kıyafetimizi zamanın koşullarına uydurmalıyız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "günlerden bir gün", "meanings": ["herhangi bir gün, önceden belli olmayan bir gün, vaktiyle"]}, {"word": "günleri gece olmak", "meanings": ["çok kederlenecek bir durum içinde bulunmak"]}, {"word": "günü gününe uymaz", "meanings": ["her zaman aynı durumda bulunmaz, kararsız"]}, {"word": "günleri sayılı olmak", "meanings": ["ölümü yakın olmak", "bir yerde kalmak için ancak birkaç günü bulunmak"]}, {"word": "günü dolmak", "meanings": ["önceden belirlenmiş bir süreyi tamamlamak", "ömrünü tamamlamak, eceli gelmek", "hamilelikte çocuğun olması gereken süreyi tamamlamak, doldurmak"]}, {"word": "günü yetmek", "meanings": ["ölüm zamanı gelmek", "gebe için doğum vakti gelmek"]}, {"word": "günü (veya gününü) kurtarmak", "meanings": ["günün ağır koşullarını ve engellerini bir biçimde atlatmak"]}, {"word": "gününü doldurmak", "meanings": ["bir işin sona ermesi için gereken süreyi tamamlamak"]}, {"word": "gününü görmek", "meanings": ["kötü bir sonla karşılaşmak, cezaya çarptırılmak", "çocuklarının iyi, mutlu günlerini görmek", "aybaşı görmek"]}, {"word": "gününü göstermek", "meanings": ["tehdit yollu cezalandırmak"]}, {"word": "gününü (veya günlerini) saymak (veya beklemek)", "meanings": ["kurtulamayacak hasta son günlerini yaşamak"]}, {"word": "gününü gün etmek", "meanings": ["hiçbir şeyi dert edinmeyip gününü hoş geçirmek"]}, {"word": "gün tün eşitliği", "meanings": ["Gece ile gündüzün eşit olması, ılım, ekinoks"]}, {"word": "günah", "meanings": ["Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış, vebal", "Acımaya yol açacak kötü davranış, yazık", "Sorumluluk, vebal", "Kabahat, hafif suç"]}, {"word": "günah benden gitti (veya gitsin)", "meanings": ["`ben görevimi yaptım, bundan sonrası için sorumluluk kabul etmem` anlamında kullanılan söz"]}, {"word": "günah çıkarmak", "meanings": ["Hristiyanlar, Tanrı'nın bağışlaması için papaza gidip işlediği günahları anlatmak", "kötü davranışlarını, suçlarını açıklamak, anlatmak"]}, {"word": "günah olmak", "meanings": ["yazık olmak"]}, {"word": "günah işlemek", "meanings": ["günah sayılan davranışta bulunmak"]}, {"word": "günaha girmek", "meanings": ["dinî bakımdan suç sayılan bir iş yapmak"]}, {"word": "günaha sokmak", "meanings": ["günah işlemesine yol açmak"]}, {"word": "günahı kadar sevmemek", "meanings": ["sevmemek, nefret etmek"]}, {"word": "günahına girmek (veya günahını almak)", "meanings": ["birisi için haksız olarak kötü düşünmek, kuşkulanmak", "iftira etmek"]}, {"word": "günahı (veya günahı vebali) boynuna", "meanings": ["`ben karışmam, sorumluluk sana veya ona düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "günahını vermez", "meanings": ["çok cimri"]}, {"word": "günahını çekmek", "meanings": ["birinin yaptığı veya birine karşı yapılan kötülüğün cezasını görmek"]}, {"word": "günahkâr", "meanings": ["Günahlı"]}, {"word": "günah keçisi", "meanings": ["Gerçek sorumluları korumak amacıyla suç, kabahat vb. olumsuzlukların sebebi olarak gösterilen kişi, kurum, nesne vb"]}, {"word": "günahkârlık", "meanings": ["Günahkâr olma durumu"]}, {"word": "günah keçisi olmak", "meanings": ["gerçek sorumluları korumak amacıyla suç, kabahat vb. olumsuzlukların sebebi olarak gösterilen kişi durumuna gelmek"]}, {"word": "günahlı", "meanings": ["Günah işlemiş olan, günahı olan, günahkar"]}, {"word": "günahsız", "meanings": ["Günahı veya suçu olmayan, bigünah, masum", "Günahı veya suçu olmadan"]}, {"word": "günahsızlık", "meanings": ["Günahsız olma durumu, arılık (I)"]}, {"word": "günâşık", "meanings": ["Ayçiçeği"]}, {"word": "günaydın", "meanings": ["`İyi sabahlar` anlamında sabahları söylenen bir selamlama sözü", "Yeni mi farkına vardın? anlamında bir söz"]}, {"word": "gün balığı", "meanings": ["Lapinagillerden, kırmızı renkli, siyah benekli bir balık (Julis turcica)"]}, {"word": "gün balı", "meanings": ["Güneşte bal koyuluğuna getirilmiş üzüm şırası"]}, {"word": "günaşırı", "meanings": ["Bir gün ara ile, iki günde bir"]}, {"word": "gün batımı", "meanings": ["Güneşin ufukta kaybolması, gurup"]}, {"word": "gün batısı", "meanings": ["Batı 270°'lik yön", "Batıdan esen rüzgâr"]}, {"word": "günbegün", "meanings": ["Günden güne"]}, {"word": "günberi", "meanings": ["Dünya'nın, Güneş'e en yakın bulunduğu nokta"]}, {"word": "güncek", "meanings": ["Şemsiye"]}, {"word": "günce", "meanings": ["Günlük (I)"]}, {"word": "güncelik", "meanings": ["Günce yazılan defter, muhtıra"]}, {"word": "güncel", "meanings": ["Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.), aktüel"]}, {"word": "güncelleme", "meanings": ["Güncellemek durumu"]}, {"word": "güncellemek", "meanings": ["Güncel duruma getirmek"]}, {"word": "güncelleşme", "meanings": ["Güncelleşmek işi, aktüelleşme"]}, {"word": "güncelleşmek", "meanings": ["Güncel duruma gelmek, aktüelleşmek"]}, {"word": "güncelleştirme", "meanings": ["Güncelleştirme işi, aktüelleştirme"]}, {"word": "güncelleştirmek", "meanings": ["Güncel duruma getirmek, aktüelleştirmek", "Programların veya yazılımların yeni sürümlerini bilgisayara yüklemek"]}, {"word": "güncelliğini korumak", "meanings": ["önemini sürdürmek, yitirmemek"]}, {"word": "güncellik", "meanings": ["Güncel olma durumu, aktüalite"]}, {"word": "güncelliğini yitirmek", "meanings": ["süre aşımına uğrayarak önem ve değerini yitirmek"]}, {"word": "gün çiçeği", "meanings": ["Ayçiçeği"]}, {"word": "gündelik", "meanings": ["Gün hesabıyla veya her gün ödenen para, yevmiye", "Günlük iş", "Her günkü, yevmi", "Her gün yayımlanan, her gün çıkan"]}, {"word": "gündeliğe gitmek", "meanings": ["günlük işler yaparak gelir sağlamak"]}, {"word": "gündelikçilik", "meanings": ["Gündelikçinin yaptığı iş, yevmiyecilik"]}, {"word": "gündelikçi", "meanings": ["Gündelikle çalışan kimse, yevmiyeci", "Gündelikle ev işlerinde çalışan kimse"]}, {"word": "gündelikli", "meanings": ["Gündelikle çalışan (kimse), yevmiyeli"]}, {"word": "gündem", "meanings": ["Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü, ruzname", "Yaşanan günlük olaylar"]}, {"word": "gündeme almak", "meanings": ["bir kurul toplantısında görüşülecek konuları bir listeyle belirlemek"]}, {"word": "gündeme getirmek", "meanings": ["bir toplantıda bir konuyu tartışmak, görüşmek için önermek", "bir konuya güncellik kazandırmak"]}, {"word": "gündemi değiştirmek", "meanings": ["doğal akışı içinde ilerleyen işlerin bir sebepten dolayı yönünü değiştirmek"]}, {"word": "gündem dışı", "meanings": ["Toplantı programının dışında (kalan)"]}, {"word": "günden güne", "meanings": ["Gün geçtikçe, gittikçe, gün günden"]}, {"word": "gün dikilmesi", "meanings": ["Tam öğle vakti, zeval"]}, {"word": "gün doğusu", "meanings": ["Doğu 90°'lik yön", "Doğudan esen rüzgâr"]}, {"word": "gündüz feneri", "meanings": ["Zenci, arap"]}, {"word": "gündeş", "meanings": ["Aynı günde olan", "Çağcıl", "Güncel"]}, {"word": "gündöndü", "meanings": ["Ayçiçeği"]}, {"word": "gün dönümü", "meanings": ["Gecelerin ve gündüzlerin uzamadan kısalmaya veya kısalmadan uzamaya döndükleri gün"]}, {"word": "gün durumu", "meanings": ["Güneş'in dik açıklığının en büyük veya en küçük olduğu gün"]}, {"word": "gündüz", "meanings": ["Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü", "Gündüz vaktinde"]}, {"word": "gündüz külahlı, gece silahlı", "meanings": ["gerçekte iyi olmadığı hâlde iyi gibi görünen kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "gündüzcü", "meanings": ["Gündüz çalışan görevli", "Gündüz öğrenim gören öğrenci", "Gündüzleri içki içen kimse"]}, {"word": "gündüzleri", "meanings": ["Gündüz vakti", "Her gün"]}, {"word": "gündüz gözüyle", "meanings": ["Gündüzün, gündüz vakti, gün ışığında, her şeyin açık seçik görüldüğü saatlerde"]}, {"word": "gündüzlü", "meanings": ["Okula gündüz giden, yatılı olmayan (öğrenci), yatısız, nehari"]}, {"word": "gündüzlük", "meanings": ["Gündüze özgü"]}, {"word": "gündüzsefası", "meanings": ["Kahkaha çiçeği"]}, {"word": "gündüzün", "meanings": ["Gündüz vaktinde"]}, {"word": "gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz", "meanings": ["`her şey gerektiği yerde ve zamanda harcanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gündüz yırtıcıları", "meanings": ["Kuşlar sınıfından kartallar takımının, çengel gagalı, sivri ve kıvrık tırnaklı, iyi uçan kuşları içine alan bir alt takımı"]}, {"word": "güneç", "meanings": ["Çok güneş alan yer"]}, {"word": "günebakan", "meanings": ["Ayçiçeği"]}, {"word": "güne doğrulum", "meanings": ["Yönelim"]}, {"word": "güneğik", "meanings": ["Hindiba"]}, {"word": "güneş", "meanings": ["Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam"]}, {"word": "güneş açmak", "meanings": ["güneş bulutlardan sıyrılıp görünmek"]}, {"word": "güneş almak (veya görmek)", "meanings": ["güneş ışınlarıyla aydınlanacak durumda olmak"]}, {"word": "güneş çavmak", "meanings": ["güneş yayılmak, güneş doğmak"]}, {"word": "güneş balçıkla sıvanmaz", "meanings": ["`herkesin bildiği gerçek inkâr edilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güneş çarpmak", "meanings": ["sıcak havada güneş altında çok kalmaktan hasta olmak"]}, {"word": "güneş doğmak", "meanings": ["sabahleyin güneş ufuktan yükselmek"]}, {"word": "güneş girmeyen eve doktor girer", "meanings": ["`güneşsiz evde hastalık eksik olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güneşe karşı işemek", "meanings": ["saygı gösterilmesi gereken şeylere saygısızlık göstermek"]}, {"word": "güneş görmek", "meanings": ["güneş ışığından yararlanır durumda olmak"]}, {"word": "güneş banyosu", "meanings": ["Vücudun her yanını veya bir bölümünü güneş ışınlarına tutma, güneşlenme"]}, {"word": "güneşi üzerine doğdurmamak", "meanings": ["güneş doğmadan önce yataktan kalkmak"]}, {"word": "güneşin alnında (veya altında)", "meanings": ["güneşin yakıcı ışınları altında"]}, {"word": "Güneş Dil Teorisi", "meanings": ["Dilin türeyişi, felsefesi, psikolojisi ve sosyolojisi alanında Atatürk döneminde ortaya atılan bir kuram"]}, {"word": "güneş gözlüğü", "meanings": ["Gözü güneşin zararlı ışınlarından korumaya yarayan alet"]}, {"word": "güneş günü", "meanings": ["Güneş'in, Dünya'nın bir noktasındaki meridyen düzleminden arka arkaya iki kez geçmesi arasındaki süre"]}, {"word": "güneş hayvancıkları", "meanings": ["Kök bacaklılardan, ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla hareket eden bir hücreli hayvanlar takımı, günsüler"]}, {"word": "güneş kremi", "meanings": ["Güneşlenme sırasında cildin kurumasını, aşırı yanmasını ve çatlamasını önleyen bir tür özel krem"]}, {"word": "Güneş lekeleri", "meanings": ["Güneş yüzeyinde görülen siyah benekler"]}, {"word": "güneşlenme", "meanings": ["Güneşlenmek işi"]}, {"word": "güneşleme", "meanings": ["Güneşlemek veya güneşlenmek işi"]}, {"word": "güneşlemek", "meanings": ["Güneşlenmek"]}, {"word": "güneşlenmek", "meanings": ["Güneş ışınlarından vücudun yararlanmasını sağlamak, güneşlemek"]}, {"word": "güneşletmek", "meanings": ["Bir şeyi güneş ışığının etkisinde bırakmak"]}, {"word": "güneşletme", "meanings": ["Güneşletmek işi"]}, {"word": "güneşlik", "meanings": ["Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç", "Siperlik", "Güneş ışınlarını alan (yer)", "Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü"]}, {"word": "güneşli", "meanings": ["Güneş ışınlarıyla aydınlanmış", "Açık, aydınlık (hava)", "Güneş ışınlarıyla yanmış"]}, {"word": "güneş saati", "meanings": ["Bir düzlem ortasına dikilmiş bir çubuğun, bu düzlem üzerine ayrı ayrı zamanlarda düşen gölgesine bakılarak saati gösterecek bölümler çizilmiş araç"]}, {"word": "güneşsel", "meanings": ["Güneş'e ilişkin, Güneş'le ilgili", "Güneş'le birlikte doğan, Güneş'le birlikte batan (gök cismi)"]}, {"word": "Güneş sistemi", "meanings": ["Güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızların oluşturdukları dizge"]}, {"word": "güneşsiz", "meanings": ["Güneş ışınlarıyla aydınlanmayan, güneş ışınlarını almayan", "Kapalı, bulutlu (hava)"]}, {"word": "güneşsizlik", "meanings": ["Güneşsiz olma durumu"]}, {"word": "güneş sütü", "meanings": ["Güneşlenme sırasında cildin kurumasını önleyen, koruyucu, beyaz renkli bir tür makyaj malzemesi"]}, {"word": "güneş takvimi", "meanings": ["Güneş'in görünürdeki günlük ve yıllık hareketine göre düzenlenen takvim"]}, {"word": "Güneş tekeri", "meanings": ["Güneş'in gökyüzündeki iz düşümü olan parlak daire"]}, {"word": "Güneş tacı", "meanings": ["Güneş atmosferinin yoğunluğu çok düşük ve çok sıcak en dış katmanı, korona"]}, {"word": "güneştopu", "meanings": ["Acem lalesi"]}, {"word": "Güneş tutulması", "meanings": ["Ay'ın, Dünya ile Güneş arasına girmesinden dolayı yeryüzünün bazı bölgelerine ayın gölgesinin düşmesi, gün tutulması"]}, {"word": "güneş yağı", "meanings": ["Güneşlenme sırasında cildin daha çabuk koyulaşması için kullanılan bir tür yağlı sıvı"]}, {"word": "güneş yanığı", "meanings": ["Güneşte uzun süre ve korumasız olarak kalma sonucunda deride oluşan rahatsızlık"]}, {"word": "güneş yılı", "meanings": ["Güneş'in görünürdeki yıllık hareketine göre tanımlanan yıl"]}, {"word": "güney", "meanings": ["Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, cenup, kuzey karşıtı", "Güneş gören yer", "Lodos"]}, {"word": "Güneybalığı", "meanings": ["Güney yarım kürede gözlenebilen bir takımyıldızın adı"]}, {"word": "Güneyli", "meanings": ["Güney bölgelerinden olan (kimse veya topluluk), Cenuplu", "Türkiye'nin güneyinde bulunan illerden olan (kimse), Cenuplu"]}, {"word": "güneydoğu", "meanings": ["Güneyle doğu arasındaki yön"]}, {"word": "güneybatı", "meanings": ["Güneyle batı arasındaki yön"]}, {"word": "güngörmüş", "meanings": ["İyi yaşamış", "Birçok hayat deneyimi bulunan (kimse)"]}, {"word": "güney noktası", "meanings": ["Güney doğrultusunun ufuk üzerinde göğü deldiği nokta"]}, {"word": "güngörmüşlük", "meanings": ["Güngörmüş olma durumu"]}, {"word": "günindi", "meanings": ["Gurup zamanı", "Batı, garp"]}, {"word": "günlerce", "meanings": ["Pek çok gün boyunca"]}, {"word": "günleme", "meanings": ["Günlemek işi"]}, {"word": "günlemek", "meanings": ["Günü belirlemek, tarihlendirmek"]}, {"word": "günlü", "meanings": ["Tarihli", "Belli bir zamanla sınırlı"]}, {"word": "günlük", "meanings": ["O günkü, o günle ilgili", "Üzerinden gün geçmiş veya geçecek", "Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan", "Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra", "Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce"]}, {"word": "günlük tutmak", "meanings": ["her gün yaşananları, olayları ve anıları bir deftere yazmak"]}, {"word": "günlük", "meanings": ["Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı"]}, {"word": "günlük defter", "meanings": ["Bir işletmenin yaptığı işleri günü gününe geçirdiği defter, yevmiye defteri"]}, {"word": "günlük güneşlik", "meanings": ["Açık ve bol ışıklı, sıcak, yağışsız (yer veya hava)"]}, {"word": "günlükçü", "meanings": ["Günlük yazarı, günlük tutmuş ve yayımlamış olan kimse"]}, {"word": "günlük ağacı", "meanings": ["Ülkemizde Muğla ilinde yetişen, 20 metre yüksekliğe erişebilen, çınar görünüşünde bir ağaç, sığla (Liquidambar orientalis)"]}, {"word": "günlük güneşlik görünmek", "meanings": ["sıkıntısız, sorunsuz, huzur ortamında bulunmak"]}, {"word": "gün merkezli", "meanings": ["Güneş'in merkezine göre tanımlanan, Güneş'in merkezinden bakıldığı varsayılarak ölçülen (bir yıldızın koordinatları)"]}, {"word": "günöte", "meanings": ["Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta, evç"]}, {"word": "gün ortası", "meanings": ["Öğle vakti"]}, {"word": "günsüler", "meanings": ["Güneş hayvancıkları"]}, {"word": "gün tutulması", "meanings": ["Güneş tutulması"]}, {"word": "günübirliğine", "meanings": ["Günübirlik"]}, {"word": "günü", "meanings": ["Haset", "Zamanından önce doğan yavru"]}, {"word": "günübirlik", "meanings": ["Gece kalmadan aynı gün dönmek üzere, günübirliğine", "Gelişigüzel", "Bütün bir gün boyunca, gece kalmadan yapılan"]}, {"word": "günücü", "meanings": ["Kıskanç"]}, {"word": "günücülük", "meanings": ["Kıskançlık"]}, {"word": "günüleme", "meanings": ["Günülemek işi"]}, {"word": "günü gününe", "meanings": ["Tam vaktinde, her gün, gününde, tam gününde"]}, {"word": "günülemek", "meanings": ["Kıskanmak, çekememek, haset etmek"]}, {"word": "günün adamı", "meanings": ["O günlerde çok sözü edilen kişi", "Zamanın gereğine göre yön ve tutum değiştiren kimse, zamane adamı", "Kendisinde zamanın gerektirdiği değerler bulunan kimse, zamane adamı"]}, {"word": "gün yağmuru", "meanings": ["Güneş çıkmışken yağan iri damlalı yağmur"]}, {"word": "gün yayı", "meanings": ["Güneş'in gök küresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin ufuk üstünde kalan parçası"]}, {"word": "gün yeli", "meanings": ["Doğu rüzgârı"]}, {"word": "gür", "meanings": ["Bol ve güçlü olarak çıkan veya fışkıran", "Bol, verimli, feyyaz"]}, {"word": "güpegündüz", "meanings": ["Ortalık iyice aydınlıkken, iyice gündüzken, dalgündüz"]}, {"word": "güpgüzel", "meanings": ["Çok güzel"]}, {"word": "gürbüzleşmek", "meanings": ["Gelişmek, gürbüz duruma gelmek"]}, {"word": "gürbüz", "meanings": ["Sağlam, güçlü ve iyi gelişmiş"]}, {"word": "gürbüzlük", "meanings": ["Gürbüz olma durumu"]}, {"word": "gürbüzleşme", "meanings": ["Gürbüzleşmek işi"]}, {"word": "Gürcü", "meanings": ["Gürcistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Gürcüce", "meanings": ["Gürcülerin kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "gürecilik", "meanings": ["Devimselcilik"]}, {"word": "güreş", "meanings": ["Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması"]}, {"word": "güre", "meanings": ["Çiftleşmek isteyen kısrak veya dişi eşek", "Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay", "Kuvvetli, dinç", "Çekingen, korkak, ürkek"]}, {"word": "güreş etmek (veya tutmak)", "meanings": ["güreşmek"]}, {"word": "güreşçi köprüsü", "meanings": ["Köprü"]}, {"word": "güreşçi", "meanings": ["Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan"]}, {"word": "güreşçilik", "meanings": ["Güreşçinin yaptığı iş, pehlivanlık"]}, {"word": "güreşilmek", "meanings": ["Güreş yapılmak"]}, {"word": "güreşilme", "meanings": ["Güreşilmek işi"]}, {"word": "güreşme", "meanings": ["Güreşmek işi"]}, {"word": "güreş mayosu", "meanings": ["Güreşirken, güreşçilerin giydiği özel mayo"]}, {"word": "güreşmek", "meanings": ["İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak", "Mücadele etmek"]}, {"word": "güreş minderi", "meanings": ["Kapalı spor salonlarında güreşçilerin üzerinde güreştikleri, üstü yekpare kaplı olan kauçuk minder"]}, {"word": "güreştirme", "meanings": ["Güreştirmek işi"]}, {"word": "güreştirmek", "meanings": ["Güreş yaptırmak"]}, {"word": "gürgen", "meanings": ["Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarda çok yetişen, kerestesi değerli bir ağaç, karagürgen (Carpinus betulus)", "Bu ağaçtan yapılmış"]}, {"word": "gürgengiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, gürgen, huş, fındık, kızılağaç vb. kerestelik ağaçları içine alan, çiçek durumları tırtılsı bir familya"]}, {"word": "gürleme", "meanings": ["Gürlemek işi"]}, {"word": "gürlemek", "meanings": ["Kalın ve gür ses çıkarmak", "Kuvvetli ve etkili bir biçimde varlığını göstermek"]}, {"word": "gürlek", "meanings": ["Çağlayan"]}, {"word": "gürleşme", "meanings": ["Gürleşmek işi"]}, {"word": "gürleyip gitmek", "meanings": ["beklenmedik bir zamanda ansızın ölmek"]}, {"word": "gürleşmek", "meanings": ["Gür bir duruma gelmek"]}, {"word": "gürleyiş", "meanings": ["Gürleme işi"]}, {"word": "gürlük", "meanings": ["Gür olma durumu", "Verimlilik, feyiz"]}, {"word": "güruh", "meanings": ["Değersiz, aşağı görülen, küçümsenen topluluk, derinti, sürü"]}, {"word": "gürüldeme", "meanings": ["Gürüldemek işi"]}, {"word": "gürüldemek", "meanings": ["Çok hızlı ve gürültülü ses çıkarmak"]}, {"word": "gürültü", "meanings": ["Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata", "Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma"]}, {"word": "gürül gürül", "meanings": ["Akan şeyler bol ve gür ses çıkararak"]}, {"word": "gürültü bastırmak", "meanings": ["gürültüden daha güçlü ses çıkarıp onu etkisizleştirmek"]}, {"word": "gürültü çıkarmak (veya etmek veya koparmak veya yapmak)", "meanings": ["düzensiz ve rahatsız edici sesler çıkarmak", "kavga, karışıklık, tartışma çıkarmak"]}, {"word": "gürültü çıkmak", "meanings": ["kavga, tartışma, karışıklık olmak"]}, {"word": "gürültü istemeyen kazancı dükkânına girmez", "meanings": ["`kafasını dinlemek isteyen kimse, gürültülü patırtılı işlerde görev almaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gürültüye getirmek (veya boğmak)", "meanings": ["bir işi, bir düşünceyi telaş ve karışıklık yüzünden ilgi çekmez duruma getirmek", "söz kalabalığından, karışıklıktan yararlanarak istediğini elde etmek"]}, {"word": "gürültüye gelmek", "meanings": ["bir iş, bir düşünce vb. telaş ve karışıklığa rastlayarak ilgi çekmemek, üzerinde durulmamak"]}, {"word": "gürültüye gitmek", "meanings": ["telaş ve karışıklığa rastlayarak değeri anlaşılmayıp unutulmak"]}, {"word": "gürültüye pabuç bırakmamak", "meanings": ["patırtıya pabuç bırakmamak"]}, {"word": "gürültüye vermek", "meanings": ["telaş ve karışıklığa yol açmak"]}, {"word": "gürültücü", "meanings": ["Gürültü yapan veya gürültü çıkaran (kimse), velveleci, kavaracı"]}, {"word": "gürültülü", "meanings": ["Gürültüsü olan", "Karışık olaylarla dolu"]}, {"word": "gürültü patırtı", "meanings": ["Kavga, gürültü"]}, {"word": "gürültülü patırtılı", "meanings": ["Çok gürültülü ve karışık", "Çok gürültülü ve karışık bir biçimde"]}, {"word": "gürültüsüz", "meanings": ["Gürültüsü olmayan", "Kimseyi tedirgin etmeyen veya kimsenin dikkatini çekmeyen"]}, {"word": "gürültüsüzce", "meanings": ["Gürültüsüz bir biçimde"]}, {"word": "gürz", "meanings": ["Silah olarak kullanılan ağır topuz"]}, {"word": "gütaperka", "meanings": ["Sumatra'da ve çevresindeki adalarda yetişen büyük bir cins ağaçtan elde edilen, kablo yapımında kullanılan, kauçuğa benzer, zamklı bir madde"]}, {"word": "gütme", "meanings": ["Gütmek işi"]}, {"word": "gütmek", "meanings": ["Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek", "Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak", "Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek"]}, {"word": "güttüğüm domuzu bana öğretme", "meanings": ["`yıllardır tanıdığım bir kimsenin huylarını da bilirim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güveç", "meanings": ["İçinde yemek pişirilen toprak kap", "Bu kapta pişirilen yemek"]}, {"word": "güve", "meanings": ["Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella)"]}, {"word": "güvela", "meanings": ["Açık yeşil, maviye çalan göz rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "güvelenmek", "meanings": ["Her yer güveyle dolmak"]}, {"word": "güvelenme", "meanings": ["Güvelenmek işi"]}, {"word": "güven", "meanings": ["Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat", "Yüreklilik, cesaret"]}, {"word": "güven duymak (veya beslemek)", "meanings": ["güvenmek, inanmak"]}, {"word": "güven kazanmak", "meanings": ["kendisine inandırmak"]}, {"word": "güven vermek", "meanings": ["güven duygusu uyandırmak, itimat telkin etmek"]}, {"word": "güveni olmak", "meanings": ["güvenmek, inanmak"]}, {"word": "güveni sarsılmak", "meanings": ["güveni kalmamak"]}, {"word": "güvence altına almak", "meanings": ["koruma sorumluluğunu üstlenmek"]}, {"word": "güvence", "meanings": ["Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti", "Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey", "Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat"]}, {"word": "güvence vermek", "meanings": ["bir anlaşmada taraflardan biriyle ilgili olarak sorumluluğu yüklenmek, inanca vermek, teminat vermek, garanti vermek", "bir sorumluluk karşılığı olarak para vb. ortaya koymak, inanca vermek, teminat vermek, garanti vermek"]}, {"word": "güvenceye bağlamak", "meanings": ["güvence altına almak"]}, {"word": "güvence akçesi", "meanings": ["Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para, depozit, depozito"]}, {"word": "güvenceli", "meanings": ["Güvencesi olan, güvence sağlayan, garantili"]}, {"word": "güvencesiz", "meanings": ["Güvencesi olmayan, güvence sağlamayan, garantisiz"]}, {"word": "güvenç", "meanings": ["Güvenme duygusu, itimat"]}, {"word": "güven ışığı", "meanings": ["Karanlık odada, çalışabilecek kadar ışık sağlayan, duyar katı etkilemeyen özel yapıda bir lambadan elde edilen ışık"]}, {"word": "güvenilir", "meanings": ["Güven duygusu veren, güvenilen, itimatlı"]}, {"word": "güvenilirlik", "meanings": ["Güvenilir olma durumu", "Alınan borcun geri ödenebileceğine dair güvence, kredibilite"]}, {"word": "güvenilme", "meanings": ["Güven duyulma, güvenle bakılma"]}, {"word": "güvenilmek", "meanings": ["Kendisine güven duyulmak"]}, {"word": "güvenirlik", "meanings": ["Güvenilirlik"]}, {"word": "güveniş", "meanings": ["Güvenme işi"]}, {"word": "güvenli", "meanings": ["Güven verici, emniyetli, emin"]}, {"word": "güvenlik", "meanings": ["Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet"]}, {"word": "güvenlik borusu", "meanings": ["Buharlı tesisatta basıncın belirli bir değerin üstüne çıkmasını önleyen U biçimli boru"]}, {"word": "güvenlik görevlisi", "meanings": ["Güvenliği sağlamakla görevli kimse"]}, {"word": "güvenlik vanası", "meanings": ["Buharlı tesisatta basınç belirli bir değerin üstüne çıktığında açılarak tesisatın güvenliğini sağlayan vana, emniyet supabı"]}, {"word": "güvenme", "meanings": ["Güvenmek işi"]}, {"word": "güvenmek", "meanings": ["Güven duymak, güveni olmak, itimat etmek"]}, {"word": "güvendiği dağlara kar yağmak (veya güvendiği dal elinde kalmak)", "meanings": ["yardım ve yarar beklediği kimse, yer veya şeyden iyilik gelmemek"]}, {"word": "güvenme varlığa, düşersin darlığa", "meanings": ["`varlıklarına güvenerek ölçüsüz harcamalarda bulunanlar daha sonraları sıkıntıya düşebilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güvenme dostuna, saman doldurur postuna", "meanings": ["`dost sandığın birtakım kimseler sana kolaylıkla kötülük edebilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güven mektubu", "meanings": ["Gittiği yerin devlet başkanına sunması için kendi devlet başkanı tarafından bir elçiye verilen belge, itimat mektubu, itimatname"]}, {"word": "güvenoyu", "meanings": ["Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için milletvekillerinin verdiği oy"]}, {"word": "güvenoyu almak", "meanings": ["hükûmetin tutumu milletvekilleri tarafından onaylanmak"]}, {"word": "güven oylaması", "meanings": ["Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için mecliste yapılan oylama"]}, {"word": "güvenoyu vermek", "meanings": ["hükûmetin tutumu ile ilgili olarak milletvekilleri tarafından olumlu oy kullanılmak"]}, {"word": "güvensiz", "meanings": ["Başkalarına güvenmeyen, itimatsız"]}, {"word": "güvercin", "meanings": ["Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba)"]}, {"word": "güvensizce", "meanings": ["Güvensiz bir biçimde, güvensiz olarak"]}, {"word": "güvensizlik", "meanings": ["Güvensiz olma durumu, itimatsızlık"]}, {"word": "güvensizlik duymak", "meanings": ["güvenmemek"]}, {"word": "güven yazısı", "meanings": ["Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap, akreditif"]}, {"word": "güvercingiller", "meanings": ["Güvercin, kumru vb. kuşları içine alan geniş bir familya"]}, {"word": "güvercinboynu", "meanings": ["Yeşil, mavi ve pembe arasında dalgalanır gibi görünen renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "güvensizlik önergesi", "meanings": ["Hükûmetin uygulamalarına karşı gösterilen itimatsızlığı belirten belge"]}, {"word": "güvercinler", "meanings": ["Güvercin, kumru vb. kuşları içine alan takım"]}, {"word": "güvercingöğsü", "meanings": ["Yeşil ile mavi arasında böcekkabuğuna benzer dalgalı ve değişken renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "güvercinlik", "meanings": ["Evcil güvercin yetiştirmek için hazırlanmış yer"]}, {"word": "güveyi", "meanings": ["Damat"]}, {"word": "güverte", "meanings": ["Gemide ambar ve kamaraların üstü"]}, {"word": "güveyi girmek", "meanings": ["erkek, evlenmek", "iç güveyisi girmek"]}, {"word": "güveyi olmadık ama kapı dışında bekledik", "meanings": ["`konuyu iyi bilmesek de çok da yabancısı değiliz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güveyilik", "meanings": ["Damatlık"]}, {"word": "güveyi yemeği", "meanings": ["Erkekevi tarafından düğün akşamı akraba ve yakınlara verilen yemek"]}, {"word": "güveyfeneri", "meanings": ["Patlıcangillerden, kırmızı ve ekşimsi meyvesi idrar söktürücü olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki, gelin otu (Physalis alkekengi)"]}, {"word": "güvez", "meanings": ["Mora çalan kırmızı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "güya", "meanings": ["Sözde, sanki"]}, {"word": "güz", "meanings": ["Sonbahar", "22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim"]}, {"word": "güz çiğdemi", "meanings": ["Acı çiğdem"]}, {"word": "güz dönemi", "meanings": ["Güz ayları", "Eğitim öğretimde ilk yarıyıl"]}, {"word": "güzel hatırı için", "meanings": ["yüzünden, sebebiyle"]}, {"word": "güzel bürünür, çirkin görünür", "meanings": ["`güzeller nazlı olur, çirkinler ise kendilerini beğendirmeye çalışırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzel olmak", "meanings": ["güzelleşmek"]}, {"word": "güzel", "meanings": ["Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı", "İyi, hoş", "Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran", "Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran", "Görgü kurallarına uygun olan", "Sakin, hoş (hava)", "Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı", "Pek iyi, doğru", "Güzel kız veya kadın", "Güzellik kraliçesi", "Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde", "Adamakıllı, şiddetli"]}, {"word": "güzele bakmak sevaptır", "meanings": ["`güzele bakarken Tanrı'nın neler yarattığını düşünür ve büyüklüğünü anlarız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz", "meanings": ["`değerli olan yüz güzelliği değil huy güzelliğidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzeli herkes sever", "meanings": ["`bütün insanlar güzellere ve güzel olan şeylere karşı sevgi beslerler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzele ne yakışmaz (veya yaraşmaz)", "meanings": ["`güzel ne giyse yakışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzelim", "meanings": ["çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz", "değer verilen, sevilen"]}, {"word": "güzelavrat otu", "meanings": ["Patlıcangillerden, atropin denilen zehirli ilacın çıkarıldığı pis kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki, belladonna (Atropa belladonna)"]}, {"word": "güzelce", "meanings": ["Güzele yakın, güzel gibi", "(güze'lce) İyice, adamakıllı"]}, {"word": "güzellerin talihi çirkin olur", "meanings": ["`güzeller kendilerine yaraşan bir yaşayışı her zaman bulamadıkları için mutsuz olurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzel duyu", "meanings": ["Estetik"]}, {"word": "güzel duyuculuk", "meanings": ["Estetikçilik"]}, {"word": "güzel duyusal", "meanings": ["Estetik"]}, {"word": "güzel güzel", "meanings": ["Olağan bir durumda, herhangi bir sıkıntıya uğramadan"]}, {"word": "güzelhatun çiçeği", "meanings": ["Nergis zambağı"]}, {"word": "güzelleme", "meanings": ["Halk edebiyatında konusu aşk olan, lirik bir şiir türü", "Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi"]}, {"word": "güzelleşmek", "meanings": ["Güzel bir durum almak"]}, {"word": "güzelleşme", "meanings": ["Güzelleşmek işi"]}, {"word": "güzelleştirilme", "meanings": ["Güzelleştirilmek işi"]}, {"word": "güzelleştirme", "meanings": ["Güzelleştirmek işi"]}, {"word": "güzelleştirilmek", "meanings": ["Kendisine güzellik verilmek, güzel duruma getirilmek"]}, {"word": "güzellik", "meanings": ["Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün", "Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık", "Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey", "Güzel olan bir kimsenin niteliği"]}, {"word": "güzelleştirmek", "meanings": ["Güzellik vermek, güzellik kazandırmak"]}, {"word": "güzellik enstitüsü", "meanings": ["Kadınların yüz ve vücut bakımlarının yapıldığı yer"]}, {"word": "güzellik ondur, dokuzu dondur", "meanings": ["`güzelliğin büyük bir kısmı giyimle sağlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "güzellik kraliçesi", "meanings": ["Vücut ölçülerine, yüz güzelliğine ve gelen kültür düzeyine göre yapılan yarışmalarda birinciliği kazanan kız"]}, {"word": "güzellikle", "meanings": ["Güzel bir biçimde"]}, {"word": "güzellik müstahzarları", "meanings": ["Makyaj malzemelerinin genel adı"]}, {"word": "güzellik salonu", "meanings": ["Kuaför"]}, {"word": "güzellik yarışması", "meanings": ["Yalnız yüz ve vücut güzelliğinin ölçü olarak kabul edildiği yarışma"]}, {"word": "güzellik malzemesi", "meanings": ["Makyaj malzemesi"]}, {"word": "güzel sanatlar", "meanings": ["Edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro vb. insanda coşku ve hayranlık uyandıran sanatlar"]}, {"word": "güzel yazı sanatı", "meanings": ["Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı, hüsnühat, kaligrafi"]}, {"word": "güzergâh", "meanings": ["Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer", "Yol boyu", "Çok geçilen yer, geçek"]}, {"word": "güzey", "meanings": ["Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç"]}, {"word": "güzide", "meanings": ["Seçkin, seçilmiş, seçme", "Aydın, okumuş, seçkin (kimse)"]}, {"word": "güzlemek", "meanings": ["Sonbaharı bir yerde geçirmek"]}, {"word": "güzlek", "meanings": ["Güz yağmuru", "Güz mevsiminin geçirildiği yer", "Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera"]}, {"word": "güzleme", "meanings": ["Güzlemek işi"]}, {"word": "güz noktası", "meanings": ["Sonbaharda, gün tün eşitliği anında Güneş'in gök Ekvator'u çizgisi üzerinde bulunduğu nokta"]}, {"word": "güzlük", "meanings": ["Güzün yapılan", "Güzün ekilen tahıl"]}, {"word": "güzün", "meanings": ["Güz mevsiminde, sonbaharda"]}, {"word": "ha babam (ha)", "meanings": ["karşısındakinin çabasını artırmak için kullanılan bir söz", "sürekli olarak, durmadan"]}, {"word": "ğ, Ğ", "meanings": ["Türk alfabesinin dokuzuncu sırasında yer alan bu harf, ses bilimi bakımından, ince ünlülerle ön damak, kalın ünlülerle art damak ünsüzlerinin yumuşağı, küçük dil ünsüzü"]}, {"word": "H", "meanings": ["Hidrojen elementinin simgesi"]}, {"word": "ha babam de babam", "meanings": ["durmaksızın, sürekli"]}, {"word": "ha", "meanings": ["İstek uyandırmak için kullanılan bir söz", "(ha:) Şaşma anlatan bir söz", "(ha:) Dikkati çekmek, uyarmak için kullanılan bir söz", "(ha:) Bir şeyin birdenbire hatırlandığını veya kavrandığını anlatan bir söz", "Tekrarlanarak kullanıldığında eşitlik anlamı veren bir söz", "Bazen tekrarlanan bir emir kipinin tekrarları arasında yer alarak fiil ile anlatılan işin uzadığı ve bundan bıkıldığı bildirilir", "Evet", "(ha:) Soru bildiren bir söz"]}, {"word": "ha deyince", "meanings": ["istenilen anda"]}, {"word": "ha bire", "meanings": ["durmadan, ara vermeden, arka arkaya, sürekli olarak"]}, {"word": "ha gayret", "meanings": ["kuvvet vermek, cesaretlendirmek, yardım etmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "ha şöyle", "meanings": ["yapılan bir işin beğenildiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "hab", "meanings": ["Uyku"]}, {"word": "ha şunu bileydin", "meanings": ["`bunu çoktan anlaman, bilmen gerekirdi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "habanera", "meanings": ["Çok kıvrak bir Küba dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "haber", "meanings": ["Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık", "İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi", "Bilgi", "Yüklem"]}, {"word": "habaset", "meanings": ["Kötülük, alçaklık"]}, {"word": "habbe", "meanings": ["Tahıl tanesi, evin", "Su kabarcığı", "Orta oyunundaki tiplerin `yemek yeme` anlamında kullandığı söz"]}, {"word": "habbesi kalmadı (veya yok)", "meanings": ["`kalmadı, bitti, tükendi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "habbeyi kubbe yapmak", "meanings": ["önemsiz bir şeyi abartmak"]}, {"word": "haber geçmek", "meanings": ["teleks, telefon vb. ile bilgi iletmek"]}, {"word": "haber çıkmamak", "meanings": ["biri veya bir şey için beklenen bilgi gelmemek"]}, {"word": "haber atlamak", "meanings": ["gazetecilikte bir haberi vaktinde yayımlayamamak"]}, {"word": "haber almak", "meanings": ["kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek"]}, {"word": "haber göndermek", "meanings": ["herhangi bir araçla bildirmek"]}, {"word": "haber (veya haberi) patlatmak", "meanings": ["çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak"]}, {"word": "haber salmak (veya yollamak)", "meanings": ["haber göndermek"]}, {"word": "haber uçurmak", "meanings": ["gizlice haber göndermek"]}, {"word": "haber vermek", "meanings": ["bildirmek, haber ulaştırmak", "bir durumun, bir olayın belirtisi olmak"]}, {"word": "haberin olsun!", "meanings": ["birine herhangi bir konuda uyarıda bulunmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "haber ajansı", "meanings": ["Yurt ve dünya olaylarını toplayıp yayımlayan kuruluş"]}, {"word": "haberi olmak", "meanings": ["bilgisi olmak, bilmek"]}, {"word": "haber bülteni", "meanings": ["Radyonun, televizyonun ve çeşitli haber ajanslarının günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayımladıkları kısa metin"]}, {"word": "haberden haber vermek", "meanings": ["bir kimse veya bir konuda bilgi istemek"]}, {"word": "haberci", "meanings": ["Haber getiren kimse, ulak", "Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse", "Muhbir, ihbar eden kimse", "Bir durumun, bir olayın belirtisi", "Karakulak"]}, {"word": "haber bürosu", "meanings": ["Bağlı bulundukları iletişim organlarına bölgesel ve yerel haberleri iletmekle görevli birim"]}, {"word": "haberdar", "meanings": ["Haberli, bilgili"]}, {"word": "haberdar etmek", "meanings": ["haber vermek, bildirmek"]}, {"word": "habercilik", "meanings": ["Habercinin yaptığı iş"]}, {"word": "haberdar olmak", "meanings": ["bilgi edinmek, haber almak"]}, {"word": "haber kipi", "meanings": ["Bildirme kipi"]}, {"word": "haber kaynağı", "meanings": ["Haber değeri olan bilginin alındığı kişi veya yer"]}, {"word": "haberleşmek", "meanings": ["Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek"]}, {"word": "haberleşme", "meanings": ["İletişim", "Yazışma"]}, {"word": "haberli", "meanings": ["Bir olay veya durum üzerine bilgisi olan, haberi olan", "Haber vermiş veya almış olarak"]}, {"word": "haberlik", "meanings": ["Haber durumunda olan"]}, {"word": "haberli olmak", "meanings": ["öğrenmiş olmak, haber almış bulunmak"]}, {"word": "habersiz", "meanings": ["Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan, bihaber", "Haber vermeden, habersizce, bihaber"]}, {"word": "haber merkezi", "meanings": ["Bir yayın organının haberleri derleyip toparlamak ve değerlendirmekle sorumlu ve yükümlü haber birimi"]}, {"word": "haber stüdyosu", "meanings": ["Ses düzeni, ses geçirmezlik özelliği ile radyo, televizyon vb. yayın organlarında yalnız haber okunmak için ayrılmış özel bölüm veya oda"]}, {"word": "habersizlik", "meanings": ["Habersiz olma durumu, bihaberlik"]}, {"word": "habersizce", "meanings": ["Haber vermeden, haberi olmadan, habersiz, gizlice"]}, {"word": "Habeş", "meanings": ["Etiyopyalı"]}, {"word": "habis", "meanings": ["Kötü, alçak, soysuz (kimse)", "Kötücül (hastalık veya ur)", "Kötü, uğursuz"]}, {"word": "habip", "meanings": ["Sevgili"]}, {"word": "Habeşî", "meanings": ["Etiyopyalı"]}, {"word": "habislik", "meanings": ["Habis olma durumu"]}, {"word": "hacca gitmek", "meanings": ["Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke'ye gitmek", "Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek"]}, {"word": "hac", "meanings": ["Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi", "İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti"]}, {"word": "hacamat", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma", "Hafif yaralama"]}, {"word": "hacamat baltası", "meanings": ["Hacamat için kullanılan kesici küçük araç"]}, {"word": "hacamat etmek", "meanings": ["hacamat yoluyla kan almak", "hafifçe yaralamak"]}, {"word": "hacamatçı", "meanings": ["Hacamat yapan kimse"]}, {"word": "hacamatlama", "meanings": ["Hacamatlamak işi"]}, {"word": "hacamatlamak", "meanings": ["Hafifçe yaralamak"]}, {"word": "hacamat şişesi", "meanings": ["Hacamat yapmak için kullanılan, ağzı dibinden dar şişe"]}, {"word": "haccetmek", "meanings": ["Müslümanlıkta hac zamanında Kâbe'yi ziyaret ve tavaf etmek", "Hristiyanlıkta kutsal sayılan yerleri ziyaret etmek"]}, {"word": "haccetme", "meanings": ["Haccetmek işi"]}, {"word": "hacet", "meanings": ["Herhangi bir şey için gerekli olma, ihtiyaç, gereklilik, lüzum", "Tanrı'dan yerine getirilmesi beklenen dilek", "İhtiyaç duyulan şey, gerekli şey", "İdrar veya dışkı"]}, {"word": "hacet dilemek", "meanings": ["istekte bulunmak"]}, {"word": "hacet görmek", "meanings": ["gerekli bulmak, gerekli saymak", "tuvalete gitmek", "alışveriş yapmak"]}, {"word": "hacet kalmamak", "meanings": ["gereği olmamak"]}, {"word": "hacetini yapmak (veya görmek)", "meanings": ["küçük veya büyük abdestini yapmak"]}, {"word": "haceti olmak", "meanings": ["tuvalete gitmesi gerekmek"]}, {"word": "hacet kapısı", "meanings": ["Dua etmek veya dilekte bulunmak için gidilen türbe, mezar vb., hacet penceresi"]}, {"word": "hacet yok", "meanings": ["`gerekliği yok, gerekli değil, istemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hacı hacıyı Mekke'de, derviş dervişi tekkede bulur", "meanings": ["`hedefleri, amaçları aynı olanların yolları aynı noktada kesişir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hacet penceresi", "meanings": ["Hacet kapısı"]}, {"word": "hacet tepesi", "meanings": ["Üzerinde yapılan duanın kabul olunacağına inanılan tepe"]}, {"word": "hacı", "meanings": ["Din buyruklarını yerine getirmek için hacca gitmiş Müslüman", "Kudüs, Efes vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan Hristiyan"]}, {"word": "hacet yeri", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "hacı bekler gibi beklemek", "meanings": ["büyük bir sabırsızlıkla beklemek"]}, {"word": "hacı olmak", "meanings": ["hacca gidip haccın gereklerini yapmak"]}, {"word": "hacıağalık", "meanings": ["Hacıağa olma durumu"]}, {"word": "hacıağa", "meanings": ["Gereksiz, yersiz para harcayan taşralı zengin"]}, {"word": "Hacıbektaş taşı", "meanings": ["Balgam taşı"]}, {"word": "hacıağalık etmek", "meanings": ["gereksiz yere, gösteriş için bol para harcamak"]}, {"word": "hacı devesi", "meanings": ["Tek hörgüçlü deve"]}, {"word": "hacılarkuşağı", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "hacı fışfış", "meanings": ["Arap halkından olanlar için kullanılan alaylı söz"]}, {"word": "Hacılaryolu", "meanings": ["Samanyolu"]}, {"word": "hacılık", "meanings": ["Hacı olma durumu"]}, {"word": "hacı yağı", "meanings": ["Gül yağından çıkarılan ağır bir esans"]}, {"word": "hacıyatmaz", "meanings": ["Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak", "Güç durumlarda çıkarı için kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse"]}, {"word": "Hacıyolu", "meanings": ["Samanyolu"]}, {"word": "hacimlice", "meanings": ["Biraz hacimli, oylumluca"]}, {"word": "hacimsiz", "meanings": ["Hacmi olmayan, oylumsuz", "Borsada gerçekleştirilen yetersiz tutarda alım satım"]}, {"word": "hacimli", "meanings": ["Hacmi olan, oylumlu"]}, {"word": "hacim", "meanings": ["Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, oylum, cirim, sıygı"]}, {"word": "hacir", "meanings": ["Kısıt"]}, {"word": "hacir altına almak", "meanings": ["kısıtlamak", "hastalık, bunama vb. sebeplerden dolayı davranışlarının nasıl sonuç vereceğini bilemeyen bir kişiyi mahkeme aracılığıyla mal ve mülk yönetimi bakımından kısıtlamak", "Medeni Kanun'a göre çeşitli haklarını kullanmaya yetkili olan kişinin bu haklarını mahkeme kararı ile elinden almak, haklarını kullanma bakımından kısıtlamak"]}, {"word": "Hacivat", "meanings": ["Karagöz oyununda kendini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma vb. özentileri olan kimse"]}, {"word": "haciz", "meanings": ["Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına veya malına icra dairesi tarafından el konulması"]}, {"word": "haczetmek", "meanings": ["Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para, aylık veya malına icra dairesi el koymak"]}, {"word": "haciz koymak", "meanings": ["borçlunun malına el koymak"]}, {"word": "haczetme", "meanings": ["Haczetmek işi"]}, {"word": "hacizli", "meanings": ["Haciz altına alınmış, mahcuz"]}, {"word": "haç", "meanings": ["Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim, istavroz, put (I), salip"]}, {"word": "haç çıkarmak", "meanings": ["Hristiyanlar, sağ ellerini alın, karın, iki omuz başı ve göğüs hizasına götürerek haç biçiminde tapınma işaretini yapmak, istavroz çıkarmak"]}, {"word": "haçı suya atma", "meanings": ["Ortodoks Hristiyanların bir din töreni olarak kışın suya haç atmaları"]}, {"word": "haçlamak", "meanings": ["Çarmıha germek"]}, {"word": "haçlı", "meanings": ["Haçı olan"]}, {"word": "had", "meanings": ["Sınır, uç", "Derece", "İnsanın yetki ve değeri", "Terim"]}, {"word": "haddi mi (veya haddine mi düşmüş)", "meanings": ["`onun bunu yapmaya yetkisi veya yeteneği yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haddi hesabı yok", "meanings": ["sayılamayacak kadar çok, sınırsız, ölçüsüz"]}, {"word": "haçvari", "meanings": ["Haça benzeyen"]}, {"word": "haddi olmamak", "meanings": ["hakkı veya yetkisi olmamak"]}, {"word": "haddini aşmak", "meanings": ["ölçüyü kaçırmak, aşırı gitmek"]}, {"word": "haddini bildirmek", "meanings": ["sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak"]}, {"word": "haddini bilmek", "meanings": ["kendi değer ve yeteneğinin farkında olmak", "konumuna, durumuna uygun davranmak"]}, {"word": "hadde", "meanings": ["Madenleri tel durumuna getirmek için kullanılan ve türlü çapta delikleri olan çelik araç"]}, {"word": "haddeden geçirmek", "meanings": ["madenleri tel durumuna getirmek için haddeyi kullanmak", "en küçük ayrıntısına kadar incelemek, dikkatle araştırmak"]}, {"word": "haddini bilmeyene bildirirler", "meanings": ["`çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haddeci", "meanings": ["Hadde işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "hadde fabrikası", "meanings": ["Som demire çubuk, köşebent, levha, ray vb. biçimler verilen yapımevi"]}, {"word": "haddehane", "meanings": ["Büyük yassı levhaların eritildiği, merdanelerden geçirildiği yer"]}, {"word": "haddeleme", "meanings": ["Haddelemek işi"]}, {"word": "haddelemek", "meanings": ["Madenleri haddeden geçirerek birtakım işlemler sonucu istenilen biçime getirmek"]}, {"word": "haddizatında", "meanings": ["Aslında"]}, {"word": "hademeihayrat", "meanings": ["Camilerde gönüllü çalışan, getir götür işlerini yapan kimse"]}, {"word": "hademe", "meanings": ["Odacı"]}, {"word": "hadım", "meanings": ["Kısırlaştırılmış erkek"]}, {"word": "hadi", "meanings": ["Haydi"]}, {"word": "hademelik", "meanings": ["Odacılık"]}, {"word": "hadım ağası", "meanings": ["Harem ağası"]}, {"word": "hadımlaştırma", "meanings": ["Hadımlaştırmak işi"]}, {"word": "hadım etmek", "meanings": ["kısırlaştırmak", "köreltmek, önemini azaltmak"]}, {"word": "hadımlaştırmak", "meanings": ["Eneyerek kısırlaştırmak"]}, {"word": "hadi oradan", "meanings": ["haydi oradan"]}, {"word": "hadımlık", "meanings": ["Hadım olma durumu"]}, {"word": "hadi canım sen de", "meanings": ["haydi canım sen de"]}, {"word": "hadi hadi", "meanings": ["`Kısa kes, işi uzatma, bizi aldatamazsın` anlamlarında kullanılan bir söz", "Çabukluk, acele bildiren bir seslenme sözü", "Geri çevirme, başından savma sözü"]}, {"word": "hadim", "meanings": ["Hizmet eden"]}, {"word": "hadisat", "meanings": ["Olaylar, hadiseler"]}, {"word": "hadis", "meanings": ["Hz. Muhammed'in söz ve davranışları", "Bu söz ve davranışları inceleyen bilim"]}, {"word": "hadise", "meanings": ["Olay"]}, {"word": "hadise çıkarmak", "meanings": ["olay çıkarmak"]}, {"word": "hadisesiz", "meanings": ["Olaysız", "Olaysız bir biçimde"]}, {"word": "hadiseli", "meanings": ["Olaylı", "Olaylı bir biçimde"]}, {"word": "hadisene", "meanings": ["Haydisene"]}, {"word": "hadsiz hesapsız", "meanings": ["Sayılamayacak derecede çok"]}, {"word": "hafakan", "meanings": ["Sıkıntı, çarpıntı, afakan"]}, {"word": "haf", "meanings": ["Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu"]}, {"word": "hafakanlar basmak (veya boğmak)", "meanings": ["sıkıntıdan bunalmak"]}, {"word": "hafazanallah", "meanings": ["Kötü bir durumdan uzak bulunmayı dilemek için `Allah bizi korusun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hafız", "meanings": ["Kur'an'ı bütünüyle ezbere bilen kimse", "Bir şeyi anlamadan ezberleyen kimse", "Koruyan, saklayan"]}, {"word": "hafıza", "meanings": ["Bellek"]}, {"word": "hafızayı yoklamak", "meanings": ["hatırlamaya çalışmak"]}, {"word": "hafıza kaybı", "meanings": ["Bellek yitimi"]}, {"word": "hafızalı", "meanings": ["Hafızası olan"]}, {"word": "hafızali", "meanings": ["Seyrek taneli, kalın kabuklu, etli ve parlak altın sarısı renginde büyük taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "hafızasız", "meanings": ["Hafızası olmayan"]}, {"word": "hafızıkütüp", "meanings": ["Kitaplık görevlisi"]}, {"word": "hafızlama", "meanings": ["Hafızlamak işi"]}, {"word": "hafızlamak", "meanings": ["Çok çalışmak, ezberlemek, ineklemek"]}, {"word": "hafızlık", "meanings": ["Hafız olma durumu", "Ezbercilik, bir şeyi anlamadan öğrenme özelliği"]}, {"word": "hafi", "meanings": ["Gizli, saklı"]}, {"word": "hafi celse", "meanings": ["Gizli oturum"]}, {"word": "hafif atlatmak", "meanings": ["kötü bir durumdan çok az bir zararla kurtulmak"]}, {"word": "hafif", "meanings": ["Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı", "Güç veya yorucu olmayan, kolay", "Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa", "Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek)", "Kalınlığı veya yoğunluğu az olan", "Etkisi az olan, sert karşıtı", "Önemli olmayan", "Çok dik olmayan (sırt, yokuş)", "Gücü az olan, belli belirsiz", "Sıkıntısız, ferah, rahat olarak"]}, {"word": "hafif gelmek", "meanings": ["ağırlığı fazla olmamak", "önemsiz görmek, değer verilmemek"]}, {"word": "hafife almak", "meanings": ["küçümsemek, önemsememek"]}, {"word": "hafifçe", "meanings": ["Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz"]}, {"word": "hafif hafif", "meanings": ["Yavaş yavaş, ağır ağır"]}, {"word": "hafif hapis cezası", "meanings": ["Ayrı hücreye kapatılmaksızın çektirilen hapis cezası"]}, {"word": "hafifleme", "meanings": ["Hafiflemek işi"]}, {"word": "hafiflemek", "meanings": ["Herhangi bir sebeple eski ağırlığı azalmak", "Etkisi, gücü azalmak", "Bir sıkıntıdan kurtulmak, rahatlamak"]}, {"word": "hafifleşme", "meanings": ["Hafifleşmek işi"]}, {"word": "hafifleştirme", "meanings": ["Hafifleştirmek işi"]}, {"word": "hafifleşmek", "meanings": ["Hafiflemek", "Ağırbaşlılığını yitirmek"]}, {"word": "hafifletici sebep", "meanings": ["Suçun hafiflemesine sebep olan durum veya olay, hafifletici neden"]}, {"word": "hafifleştirmek", "meanings": ["Hafiflemesine yol açmak"]}, {"word": "hafifletme", "meanings": ["Hafifletmek işi, tahfif"]}, {"word": "hafifletmek", "meanings": ["Hafiflemesine yol açmak, hafifleştirmek, tahfif etmek"]}, {"word": "hafifleyiş", "meanings": ["Hafifleme işi"]}, {"word": "hafiflik", "meanings": ["Hafif olma durumu", "Rahatlık", "Davranışları içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymama durumu"]}, {"word": "hafiflik etmek", "meanings": ["yakışıksız bir davranışta bulunmak veya söz söylemek"]}, {"word": "hafifmeşrep", "meanings": ["Davranışları, içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymayan (kadın), hafif yollu"]}, {"word": "hafif sanayi", "meanings": ["Çeşitli tüketim malları üreten sanayi"]}, {"word": "hafifseme", "meanings": ["Hafifsemek işi, yeğniseme, istihfaf"]}, {"word": "hafifsemek", "meanings": ["Bir kimseyi veya bir şeyi önemsememek, yeğnisemek, istihfaf etmek"]}, {"word": "hafifseyiş", "meanings": ["Hafifseme işi"]}, {"word": "hafif sıklet", "meanings": ["Güreşte 68, boks ve halterde 67,5 kilogram olarak belirlenmiş ağırlık, horoz ağırlık, horoz sıklet"]}, {"word": "hafiften", "meanings": ["Hafifçe, belli belirsiz, yavaş yavaş"]}, {"word": "hafif tertip", "meanings": ["Şöyle böyle, biraz, aşırılığa kaçmadan"]}, {"word": "hafiften almak", "meanings": ["önemsiz bulup üzerine düşmemek, yeterince ilgilenmemek"]}, {"word": "hafif uyku", "meanings": ["Derin olmayan, kolayca uyanılabilen uyku"]}, {"word": "hafif yollu", "meanings": ["Davranışları ile içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına ters düşen (kadın), hafifmeşrep", "Üstü kapalı, kısa bir açıklamayla"]}, {"word": "hafiye", "meanings": ["Dedektif"]}, {"word": "hafit", "meanings": ["Erkek torun"]}, {"word": "hafiyelik", "meanings": ["Hafiye olma durumu"]}, {"word": "hafniyum", "meanings": ["Atom numarası 72, atom ağırlığı 178,6 olan, az rastlanır bir element (simgesi Hf)"]}, {"word": "hafta içi", "meanings": ["Haftanın cumartesi ve pazar dışında kalan günleri, hafta arası"]}, {"word": "hafriyat", "meanings": ["Toprağı kazma, kazı"]}, {"word": "hafriyatçı", "meanings": ["Hafriyat işi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "hafta", "meanings": ["Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem"]}, {"word": "hafta sonu", "meanings": ["Haftanın son günleri, genellikle cumartesi ve pazar"]}, {"word": "hafriyatçılık", "meanings": ["Hafriyatçının yaptığı iş"]}, {"word": "hafta sekiz, gün dokuz", "meanings": ["`tedirgin edercesine sık sık` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hafta arası", "meanings": ["Hafta içi"]}, {"word": "hafta başı", "meanings": ["Haftanın ilk günü"]}, {"word": "haftalık", "meanings": ["Haftada bir ödenen para", "Haftada bir kez yapılan", "Haftada bir kez yayımlanan", "Herhangi bir hafta süren"]}, {"word": "haftalıkçı", "meanings": ["Ücretini haftadan haftaya alan kimse"]}, {"word": "half-time", "meanings": ["343 devre arası"]}, {"word": "haftalıklı", "meanings": ["Ücretini haftadan haftaya alan (kimse)"]}, {"word": "hah", "meanings": ["Olması istenen veya beklenen bir şey olur olmaz duyulan sevinci ve onama duygusunu anlatan bir söz"]}, {"word": "hah şöyle", "meanings": ["ha şöyle"]}, {"word": "haham", "meanings": ["Yahudi din adamı"]}, {"word": "hahambaşı", "meanings": ["Bir ülkedeki Yahudi topluluğunun dinî başkanı"]}, {"word": "hahambaşılık", "meanings": ["Hahambaşının görevi", "Hahambaşına yardımcı olan teşkilat"]}, {"word": "hahamhane", "meanings": ["Hahamların çalıştığı yer"]}, {"word": "hahamlık", "meanings": ["Hahamın unvanı ve görevi"]}, {"word": "hahha", "meanings": ["Alaylı, yapmacıklı gülerken çıkan ses"]}, {"word": "hahniyum", "meanings": ["Atom numarası 105 olan, kaliforniyum atomlarının, azot çekirdekleriyle bombardımanından elde edilmiş yapay element (simgesi Ha)"]}, {"word": "hail", "meanings": ["Engel"]}, {"word": "haile", "meanings": ["Çok acıklı olay", "Manzum biçimde yazılmış trajedi"]}, {"word": "hain", "meanings": ["Hıyanet eden (kimse)", "Zarar vermekten, üzmekten veya kötülük yapmaktan hoşlanan (kimse)", "Kötü niyeti olan", "Sitemli bir seslenme sözü"]}, {"word": "haince", "meanings": ["Kötü niyetli", "(ha:i'nce) Hain bir biçimde, haincesine"]}, {"word": "hainleşme", "meanings": ["Hainleşmek işi"]}, {"word": "hainlik", "meanings": ["Hain olma durumu", "Haince davranış"]}, {"word": "hainleşmek", "meanings": ["Haince davranır duruma gelmek"]}, {"word": "hak etmek", "meanings": ["bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak", "layık olduğu kötü karşılığı almak", "bir başarı dolayısıyla ödüllendirilmek"]}, {"word": "hainlik etmek", "meanings": ["birine haince davranmak, kötülük etmek"]}, {"word": "haiz", "meanings": ["Bir şeyi olan, elinde bulunduran, taşıyan"]}, {"word": "haiz olmak", "meanings": ["(bir şeyi) elinde bulundurmak, taşımak"]}, {"word": "haje", "meanings": ["Afrika'da yaygın olarak bulunan bir tür kobra (Naja haje)"]}, {"word": "hak", "meanings": ["Adalet", "Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç", "Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk", "Verilmiş emekten doğan manevi yetki", "Pay", "Emek karşılığı ücret", "Doğru, gerçek"]}, {"word": "hak deyince akan sular durur", "meanings": ["`bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hak vermek", "meanings": ["birinin düşüncesini, davasını, iddiasını doğru bulmak"]}, {"word": "hak kazanmak", "meanings": ["emeğin karşılığını alabilecek duruma gelmek"]}, {"word": "hak (veya hakkını) yemek", "meanings": ["başkalarının hakkını vermemek"]}, {"word": "hak yerini bulur (veya yerde kalmaz)", "meanings": ["`haksızlık er geç ortaya çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hakkı geçmek", "meanings": ["birinin payından başkası almış olmak", "birinde veya bir şeyde emeği olmak"]}, {"word": "hakkı için", "meanings": ["kutsal şeyleri anlatan kelimelerden sonra getirilerek ant içmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "hakkı olmak", "meanings": ["payı, alacağı, hissesi olmak", "sözünde, düşüncesinde, iddiasında haklı olmak"]}, {"word": "hakkı ödenmemek", "meanings": ["birinin iyiliklerine, emeklerine karşılık olarak ne yapılsa az olmak"]}, {"word": "hakkı var", "meanings": ["`doğru düşünüyor, doğru söylüyor, doğru davranıyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hakkı tanımak", "meanings": ["izin vermek"]}, {"word": "hakkından gelmek", "meanings": ["zor bir işi başarı ile sona erdirmek", "yenmek, öç almak veya cezasını vermek"]}, {"word": "hakkını aramak", "meanings": ["hakkı olduğuna inandığı şeyi elde etmeye çalışmak"]}, {"word": "hakkını vermek", "meanings": ["gereğini bütün olarak yerine getirmek", "birinin çalışmasının karşılığını gereğince değerlendirmek"]}, {"word": "hakkını helal etmek", "meanings": ["hakkını, emeğini bağışlamak"]}, {"word": "hâk", "meanings": ["Toprak"]}, {"word": "hak", "meanings": ["Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı", "Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı"]}, {"word": "hâk ile yeksan etmek", "meanings": ["yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap etmek, bütünüyle ortadan kalkmak"]}, {"word": "hakan", "meanings": ["Türk, Moğol ve Tatar hanları için `hükümdarlar hükümdarı` anlamında kullanılan bir unvan", "Osmanlı padişahlarına verilen unvan"]}, {"word": "hâk ile yeksan olmak", "meanings": ["yapı, şehir vb. temelinden yıkılıp harap olmak, bütünüyle ortadan kalkmak"]}, {"word": "hakanlık", "meanings": ["Hakan olma durumu", "Hakanın egemenliğindeki ülke", "Hakanın yönetimi"]}, {"word": "hakaret", "meanings": ["Onur kırma, onura dokunma", "Küçültücü söz veya davranış"]}, {"word": "hakaret etmek", "meanings": ["bir şeyi veya bir kimseyi aşağılık ve değersiz gösterecek biçimde davranmak"]}, {"word": "hakaret görmek", "meanings": ["ağır veya küçültücü davranış görmek, aşağılanmak"]}, {"word": "hakaret saymak", "meanings": ["bir sözü veya davranışı hakaret olarak kabul etmek"]}, {"word": "hakaretamiz", "meanings": ["Hakaret içeren, hakaret dolu"]}, {"word": "Hakasça", "meanings": ["Hakas Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Hakas", "meanings": ["Rusya'daki Hakas Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı ve bu halktan olan kimse"]}, {"word": "hakça", "meanings": ["Adalete uygun bir biçimde, doğrulukla, adilane"]}, {"word": "hakçası", "meanings": ["Doğrusu, doğru olanı"]}, {"word": "Hak dini", "meanings": ["Müslümanlık"]}, {"word": "hak ediş", "meanings": ["Bir üretim veya yapım sırasında hak edilmiş durum, para, istihkak"]}, {"word": "hakem", "meanings": ["Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi, yargıcı", "Belirli bir konudan iyi anlayan kimse", "Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse", "Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse"]}, {"word": "hakem heyeti", "meanings": ["Bazı ülkelerde yurttaşlardan seçilmiş ve mahkemede yargı görevini yapan geçici kurul, yargıcılar kurulu, jüri"]}, {"word": "hakem kararı", "meanings": ["Sporda özellikle güreş ve boksta sonucun hakem veya hakemler tarafından belirlenmesi", "Mahkemeler tarafından belirlenen yeminli hakemlerin verdiği karar"]}, {"word": "hakemlik", "meanings": ["Hakemin görevi, yargıcılık", "Hakem olma durumu"]}, {"word": "hâkî", "meanings": ["Yeşile çalan toprak rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "hakeza", "meanings": ["Bunun gibi, böyle"]}, {"word": "hakikat", "meanings": ["Gerçek", "Gerçeklik", "Gerçekten"]}, {"word": "hakim", "meanings": ["Bilge", "Her şeyi bilen (Tanrı)"]}, {"word": "hakikaten", "meanings": ["Gerçekten"]}, {"word": "hakikatli", "meanings": ["Vefakâr"]}, {"word": "hakikat olmak", "meanings": ["gerçek duruma gelmek, gerçekleşmek"]}, {"word": "hakimane", "meanings": ["Bilgece"]}, {"word": "hakikatsiz", "meanings": ["Gerçek olmayan", "Vefasız"]}, {"word": "hakikatsiz çıkmak", "meanings": ["yakınlığı ve bağlılığı sürekli olmamak"]}, {"word": "hakikatsizlik", "meanings": ["Vefasızlık"]}, {"word": "hakiki", "meanings": ["Gerçek", "Niteliği değişmemiş, aslına uygun olan"]}, {"word": "hâkim", "meanings": ["Egemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren, egemen", "Başta gelen, başta olan, baskın çıkan", "Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen (kimse)", "Yüksekten bir yeri bütün olarak gören", "Yargıç", "Baskın"]}, {"word": "hâkim olmak", "meanings": ["buyruğunu yürütmek, egemenliğini sürdürmek", "etkili olmak, hükmetmek"]}, {"word": "hâkimiyet", "meanings": ["Egemenlik"]}, {"word": "hâkimane", "meanings": ["Buyururcasına, hükmedercesine"]}, {"word": "hâkimiyetimilliye", "meanings": ["Ulusal egemenlik, millî egemenlik"]}, {"word": "hâkimlik", "meanings": ["Yargıçlık", "Baskınlık"]}, {"word": "hakir görmek", "meanings": ["önemsememek, değer vermemek, küçümsemek, küçük görmek, hor görmek"]}, {"word": "hakkında", "meanings": ["İlgili olarak, üzerine"]}, {"word": "hakir", "meanings": ["Aşağı görülen, değersiz"]}, {"word": "hakkâk", "meanings": ["Oymacı"]}, {"word": "hakketme", "meanings": ["Hakketmek işi"]}, {"word": "hakkaniyet", "meanings": ["Hak ve adalete uygunluk, doğruluk, nasfet"]}, {"word": "hakketmek", "meanings": ["Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oymak", "Yazı ve şekilleri kazıyarak silmek"]}, {"word": "hakkıhıyar", "meanings": ["Seçme hakkı"]}, {"word": "hakkıhuzur", "meanings": ["Huzur hakkı"]}, {"word": "hakkısükût", "meanings": ["Sus payı"]}, {"word": "hakkıyla", "meanings": ["Gereği gibi, iyice"]}, {"word": "hak kuşu", "meanings": ["Bataklık baykuşu"]}, {"word": "haklamak", "meanings": ["Bozmak, perişan etmek, yenmek", "Kırmak, bozmak", "Yiyip bitirmek"]}, {"word": "haklı söz, haksızı Bağdat'tan çevirir", "meanings": ["`doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haklaşmak", "meanings": ["İki taraf birbirine hakkını verip alacak verecekleri kalmamak, ödeşmek"]}, {"word": "haklaşma", "meanings": ["Haklaşmak biçimi veya durumu"]}, {"word": "haklama", "meanings": ["Haklamak işi"]}, {"word": "haklı", "meanings": ["Hakka uygun, doğru, yerinde", "Davası, iddiası, düşüncesi veya davranışı doğru ve adalete uygun olan (kimse)"]}, {"word": "haklı bulmak", "meanings": ["davasını, iddiasını, düşüncesini, davranışını doğru bulmak, yerinde görmek"]}, {"word": "haklı çıkmak", "meanings": ["davasının, iddiasının, düşüncesinin veya davranışının doğru olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "haklı olmak", "meanings": ["davası, iddiası, davranışı, düşüncesi adalete uygun olmak"]}, {"word": "hakperestlik", "meanings": ["Hakseverlik"]}, {"word": "haksever", "meanings": ["Doğru bildiği şeyden ayrılmayan (kimse), hakperest"]}, {"word": "haklılık", "meanings": ["Haklı olma durumu"]}, {"word": "hakseverlik", "meanings": ["Haksever olma durumu, hakperestlik"]}, {"word": "hakperest", "meanings": ["Haksever"]}, {"word": "haksız", "meanings": ["Hak ve adalete uygun olmayan", "Davası, iddiası, davranışı, düşüncesi doğru ve yerinde olmayan (kimse)"]}, {"word": "haksız bulmak", "meanings": ["bir iddiayı, düşünceyi, davranışı doğru ve yerinde bulmamak"]}, {"word": "haksızca", "meanings": ["Hakka, adalete uymayan", "(haksı'zca) Hakka, adalete uymayan biçimde, haksızcasına"]}, {"word": "haksızlık etmek", "meanings": ["adalete aykırı davranmak, gadretmek"]}, {"word": "haksızlık", "meanings": ["Hak ve adalete aykırılık"]}, {"word": "haksız yere", "meanings": ["Haksız olarak, hak etmediği hâlde"]}, {"word": "haksızlığa uğramak", "meanings": ["adalete aykırı bir duruma düşmek, haksızlıkla karşılaşmak"]}, {"word": "hakşinas", "meanings": ["Haktanır"]}, {"word": "hakşinaslık", "meanings": ["Haktanırlık"]}, {"word": "haktanır", "meanings": ["Herkesin hakkını gözeten (kimse), hakşinas"]}, {"word": "haktanırlık", "meanings": ["Haktanır olma durumu, hakşinaslık"]}, {"word": "hak yolu", "meanings": ["Doğru yol"]}, {"word": "hal", "meanings": ["Çözme, çözülme", "Çözüm", "Eritme", "Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma"]}, {"word": "hal", "meanings": ["Tahttan indirme"]}, {"word": "hal", "meanings": ["Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer"]}, {"word": "hâl", "meanings": ["Bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet", "Tutum, tavır", "Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman", "Güç, kuvvet, takat", "Kötü durum, sıkıntı, dert", "Durum"]}, {"word": "hâl hâlin yoldaşıdır", "meanings": ["`aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hâl hatır (veya hâlini hatırını) sormak", "meanings": ["bir kimseye `nasılsınız, ne durumdasınız` anlamında nezaket sorusu yöneltmek"]}, {"word": "hâlden anlamak (veya bilmek)", "meanings": ["bir kimsenin içinde bulunduğu güç durumu anlayarak sezip anlayış göstermek"]}, {"word": "hâle yola koymak", "meanings": ["iyi bir düzen vermek, tertiplemek"]}, {"word": "hâli harap olmak", "meanings": ["bitkin, perişan olmak, kötü duruma düşmek"]}, {"word": "hâli (veya hâlleri) duman olmak", "meanings": ["kötü duruma düşmek"]}, {"word": "hâli kalmamak", "meanings": ["gücü, takati, eski durumu olmamak"]}, {"word": "hala", "meanings": ["Babanın kız kardeşi, bibi"]}, {"word": "hâli tavrı yerinde", "meanings": ["durumu, görünüşü, davranışı düzgün"]}, {"word": "hâli üzere", "meanings": ["olduğu gibi"]}, {"word": "hâli vakti yerinde", "meanings": ["paraca durumu iyi, zengin"]}, {"word": "hâline bakmamak", "meanings": ["kendisinin ne durumda olduğunu düşünmeden gücünü aşan işlere kalkışmak"]}, {"word": "hâlini almak", "meanings": ["herhangi bir duruma gelmek"]}, {"word": "hâlâ", "meanings": ["Şimdiye kadar, o zamana kadar, hâlen, henüz"]}, {"word": "hâline köpekler bile güler", "meanings": ["çok kötü bir duruma düşenler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "... hâline gelmek", "meanings": ["gibi olmak"]}, {"word": "Halaçça", "meanings": ["Halaç Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "hâlâ o masal", "meanings": ["`hep aynı söz, aynı düşünce, davranış veya sorun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hala oğlu", "meanings": ["Halanın oğlu veya çocuğu, halazade"]}, {"word": "halas", "meanings": ["Kurtuluş"]}, {"word": "halas olmak", "meanings": ["kurtulmak"]}, {"word": "halaskâr", "meanings": ["Kurtarıcı"]}, {"word": "halavet", "meanings": ["Sevimlilik, şirinlik, tatlılık"]}, {"word": "halat", "meanings": ["Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip"]}, {"word": "halay", "meanings": ["Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu"]}, {"word": "halat çekme", "meanings": ["Bir halatı birer ucundan tutan iki tarafın birbirini çekmesiyle yapılan yarışma"]}, {"word": "halay çekmek (veya tepmek)", "meanings": ["halay oyunu oynamak"]}, {"word": "halayık", "meanings": ["Kadın köle, cariye"]}, {"word": "halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun", "meanings": ["`her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "halayıklı", "meanings": ["Halayığı olan"]}, {"word": "halayıklık", "meanings": ["Halayık olma durumu"]}, {"word": "halazade", "meanings": ["Halanın oğlu"]}, {"word": "hâlbuki", "meanings": ["Oysa"]}, {"word": "halaza", "meanings": ["Ekinler biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin"]}, {"word": "hal çaresi", "meanings": ["Çözüm yolu"]}, {"word": "hâl değişimi", "meanings": ["Bir yıldızın sıcaklığına, basıncına, yoğunluğuna, aydınlatma gücüne veya kütlesine ilişkin değişim"]}, {"word": "haldır haldır", "meanings": ["Hızla ve ses çıkararak"]}, {"word": "hale", "meanings": ["Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ayla, ağıl (II)", "Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire"]}, {"word": "halef", "meanings": ["Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse, ardıl, selef karşıtı"]}, {"word": "halef selef", "meanings": ["Biri ötekinin makamını alan"]}, {"word": "halebi", "meanings": ["Genellikle kumaş ölçmekte kullanılan, uzunluğu 50-70 santimetre arasında olan bir ölçü birimi"]}, {"word": "halebi orada ise arşın burada", "meanings": ["bir iddiayı veya sözü abartılmış bularak kanıtını istemek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "halef selef olmak", "meanings": ["biri ötekinin makamını almak, yerine geçmek"]}, {"word": "halel", "meanings": ["Bozma, bozukluk"]}, {"word": "halel gelmek", "meanings": ["bozulmak, zarara uğramak"]}, {"word": "halel getirmek", "meanings": ["zarar vermek"]}, {"word": "haleldar", "meanings": ["Bozulmuş, bozuk"]}, {"word": "haleldar olmak", "meanings": ["bozulmak, sarsılmak"]}, {"word": "halel vermek", "meanings": ["bozmak, sarsmak"]}, {"word": "haleldar etmek", "meanings": ["bozmak, sarsmak"]}, {"word": "halelenme", "meanings": ["Halelenmek işi"]}, {"word": "halelenmek", "meanings": ["Ay'ın çevresinde ışık halkası oluşmak, ağıllanmak"]}, {"word": "haleli", "meanings": ["Halesi olan"]}, {"word": "hâlen", "meanings": ["Şimdi, şu anda, bugünkü günde"]}, {"word": "Halep çıbanı", "meanings": ["Şark çıbanı"]}, {"word": "hâlet", "meanings": ["Durum"]}, {"word": "halfa", "meanings": ["Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)"]}, {"word": "hâletiruhiye", "meanings": ["Ruhsal durum, ruh durumu"]}, {"word": "halife", "meanings": ["Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse", "Hükümdar", "Osmanlı padişahlarının kullandıkları unvanlardan biri", "Babıali kalemlerinde kâtip", "Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse"]}, {"word": "halhal", "meanings": ["Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik"]}, {"word": "halı", "meanings": ["Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı"]}, {"word": "halı altına süpürmek", "meanings": ["çözümlenemeyen sorunların görüşülmesini ertelemek, gözden uzak etmek"]}, {"word": "halıcı", "meanings": ["Halı dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "halıcılık", "meanings": ["Halı dokuma sanatı veya sanayisi", "Halıcının yaptığı iş"]}, {"word": "haliç", "meanings": ["Koy, körfez", "Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu"]}, {"word": "hali", "meanings": ["Boş, ıssız, tenha"]}, {"word": "halifelik", "meanings": ["Halife olma durumu", "Halifenin görevi, hilafet", "Halife niteliği ve makamı", "Halifenin egemenliği altındaki ülkeler"]}, {"word": "hâlihazır", "meanings": ["Şimdiki durum, bugünkü durum"]}, {"word": "Halik", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "halile", "meanings": ["Doğu Hindistan'da yetişen bir bitki (Terminalia citrina)"]}, {"word": "halim", "meanings": ["Yumuşak huylu (kimse)"]}, {"word": "halim selim", "meanings": ["Yumuşak huylu ve doğru (kimse)"]}, {"word": "halis", "meanings": ["Katışık olmayan, katışıksız, saf"]}, {"word": "halis muhlis", "meanings": ["Katışıksız, eksiksiz"]}, {"word": "halisane", "meanings": ["İçtenlikle"]}, {"word": "halisüddem", "meanings": ["Katışıksız, safkan"]}, {"word": "halita", "meanings": ["Alaşım", "Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün"]}, {"word": "hâliyle", "meanings": ["Olduğu gibi", "Olağan bir sonuç olarak, ister istemez"]}, {"word": "halk", "meanings": ["Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk", "Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu", "Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri", "Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali", "Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu"]}, {"word": "halka inmek", "meanings": ["halkın anlayışı ve görüşü düzeyinde olmak"]}, {"word": "halka verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı", "meanings": ["ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı"]}, {"word": "halk etmek", "meanings": ["yaratmak"]}, {"word": "halk", "meanings": ["Yaratma"]}, {"word": "halka", "meanings": ["Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember", "Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı", "Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası", "Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim", "Çember biçiminde dizilmiş topluluk", "Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk", "Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit", "Çember biçiminde olan", "Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri"]}, {"word": "halka olmak", "meanings": ["bir çember biçiminde dizilmek"]}, {"word": "halkacı", "meanings": ["Halka yapan veya satan kimse", "Lunaparklarda şişe, sigara vb. nesnelere halka geçirmek yoluyla oyun oynatan kimse"]}, {"word": "halka dizilişli", "meanings": ["Aynı eksen çevresinde dizilmiş"]}, {"word": "halk adamı", "meanings": ["İçinden çıktığı halk kesiminin bütün özelliklerini yakından bilen, halk tarafından sevilen kimse"]}, {"word": "halka dönük", "meanings": ["Halk için olan"]}, {"word": "halk ağzı", "meanings": ["Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine özgü olan konuşma dili"]}, {"word": "halkalama", "meanings": ["Halkalamak işi"]}, {"word": "halkalamak", "meanings": ["Bir şeyi kıvırarak halka biçimine getirmek", "Bir yer veya şeyin çevresini çember biçiminde kuşatmak"]}, {"word": "halkalanış", "meanings": ["Halkalanma işi"]}, {"word": "halkalanma", "meanings": ["Halkalanmak işi"]}, {"word": "halkalanmak", "meanings": ["Halka biçiminde oluşmak"]}, {"word": "halkalayış", "meanings": ["Halkalama işi"]}, {"word": "halkalı", "meanings": ["Halkası olan", "Bir tür olta iğnesi"]}, {"word": "halkalı damar", "meanings": ["Bitkilerin gelişmesine yarayan halka biçimindeki damar"]}, {"word": "halkalı gözler", "meanings": ["Çevresindeki tenin rengi koyu olan gözler"]}, {"word": "halka oyunları", "meanings": ["El ele tutuşup çember biçiminde dizilerek oynanan oyunlar"]}, {"word": "halkalılar", "meanings": ["Sülüklerle solucanları içine alan sınıf"]}, {"word": "halkavi", "meanings": ["Halka biçiminde olan"]}, {"word": "halka yay", "meanings": ["Boru anahtarının iyi tutmasını sağlayan ve çevreyle anahtar kolu arasına konulan sarmal yay"]}, {"word": "halk bilgisi", "meanings": ["Halk biliminin, çevreyi oluşturan canlı, cansız doğal nesnelerle ilgili inanç ve uygulamaları konu alan dalı"]}, {"word": "halk bilimci", "meanings": ["Halk bilimiyle ilgili araştırma, derleme, inceleme yapan kimse, folklorcu"]}, {"word": "halk bilimi", "meanings": ["Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı, folklor, halkiyat"]}, {"word": "halk bilimsel", "meanings": ["Halk bilimi ile ilgili, folklorik"]}, {"word": "halkçı", "meanings": ["Halkın yararı için uğraşan kimse, popülist"]}, {"word": "halkçılık", "meanings": ["Bireyler arasında hiçbir hak ayrılığı görmeme, topluluk içinde hiçbir ayrıcalık kabul etmeme görüş ve tutumu, popülizm", "XX. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan, yoksul halkın yaşayışı ve duyguları üzerinde duran bir edebiyat çığırı, popülizm"]}, {"word": "halk dili", "meanings": ["Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanlar tarafından kullanılan ortak dil"]}, {"word": "halk edebiyatı", "meanings": ["Adı belli olan veya olmayan kimselerin, halk ozanlarının yarattıkları şiir, destan, hikâye vb. türleri içine alan edebiyat"]}, {"word": "halkevi", "meanings": ["Halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla açılan kuruluş", "Bu kuruluşun görev yaptığı yapı"]}, {"word": "halkiyat", "meanings": ["Halk bilimi, folklor"]}, {"word": "halk matinesi", "meanings": ["Halk günü"]}, {"word": "halk müziği", "meanings": ["Yazılı hiçbir kurala dayanmadan yalnızca işitme yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılan, halkın ortak malı olan geleneksel müzik türü, folk müziği"]}, {"word": "halk odası", "meanings": ["Küçük yerleşim bölgelerinde toplu görüşme için yapılmış küçük yer, oda"]}, {"word": "halk okulu", "meanings": ["Halk için gerekli olan bilgilerin verildiği okul"]}, {"word": "halk oylaması", "meanings": ["Halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama, plebisit, referandum"]}, {"word": "halkoyu", "meanings": ["Büyük bir topluluğun türlü siyasi ve toplumsal sorunlardaki görüşünün alınması ve ona göre uygulamaya girişilmesi için yapılan oylamada halkın bildirdiği olumlu veya olumsuz oy"]}, {"word": "halk ozanı", "meanings": ["Halk içinde yetişen, deyişlerini genellikle sazla söyleyen, sözlü şiir geleneğine bağlı ozan, saz şairi, halk şairi, âşık"]}, {"word": "halk yardakçılığı", "meanings": ["Halkı kışkırtma işi, tahrikçilik", "Halkın hoşuna gidecek davranışlarda bulunarak kendine avantaj sağlama işi, popülizm"]}, {"word": "halk yardakçısı", "meanings": ["Halkı kışkırtan, kötü yola sevk eden kimse", "Halkın hoşuna gidecek davranışlarda bulunarak kendine avantaj sağlayan kimse, popülist"]}, {"word": "hallaç", "meanings": ["Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse, atımcı"]}, {"word": "hallaç pamuğu gibi atmak", "meanings": ["toplu durumda bulunan kişi veya nesneleri darmadağın etmek"]}, {"word": "hallaçlık", "meanings": ["Hallacın yaptığı iş, atımcılık"]}, {"word": "hâllenme", "meanings": ["Hâllenmek işi"]}, {"word": "hâllenmek", "meanings": ["Yeni bir duruma girmek, değişmek", "Kendinden geçmek, bayılır gibi olmak", "Bir şeye karşı istek duymak"]}, {"word": "hâllenip küllenmek", "meanings": ["kendi imkânlarıyla iyi kötü geçinip gitmek, kendi yağıyla kavrulmak"]}, {"word": "hâlleşme", "meanings": ["Hâlleşmek işi"]}, {"word": "hallolma", "meanings": ["Hallolmak durumu"]}, {"word": "hâlleşmek", "meanings": ["Karşılıklı dertlerini anlatmak, dertleşmek", "Bir şeyle yakından ilgilenmek"]}, {"word": "halletme", "meanings": ["Halletmek işi"]}, {"word": "hâllice", "meanings": ["Durumu benzerlerine göre biraz daha iyi olan"]}, {"word": "halletmek", "meanings": ["Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak", "Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak", "Bir cismi bir sıvı içinde eritmek", "Çözmek", "Cinsel ilişki kurmak", "Bir yemeği yenecek duruma getirmek"]}, {"word": "hallihamur", "meanings": ["Birbirine karışma"]}, {"word": "hallihamur olmak", "meanings": ["birbirine karışmak"]}, {"word": "hallolmak", "meanings": ["Çözümlenmek, sonuçlanmak", "Bir sıvı içinde erimek"]}, {"word": "hallolunmak", "meanings": ["Çözülmek, sonuca bağlanmak"]}, {"word": "hallolunma", "meanings": ["Hallolunmak durumu"]}, {"word": "halojen", "meanings": ["Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor, klor, brom ve iyot elementleri"]}, {"word": "hâlsizlik", "meanings": ["Hâlsiz olma durumu, bitkinlik, dermansızlık, takatsizlik"]}, {"word": "hâlsiz", "meanings": ["Bitkin, dermansız, takatsiz", "Bitkin, dermansız, takatsiz bir biçimde"]}, {"word": "hâlsizleşmek", "meanings": ["Hâlsiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "hâlsizce", "meanings": ["Biraz hâlsiz olan", "(hâlsi'zce) Hâlsiz bir biçimde"]}, {"word": "hâlsizleşme", "meanings": ["Hâlsizleşmek durumu"]}, {"word": "halter", "meanings": ["Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç", "Bu aracı iki elle kaldırmayı amaçlayan spor dalı"]}, {"word": "halt karıştırmak", "meanings": ["halt etmek"]}, {"word": "halt etmek", "meanings": ["uygunsuz bir söz söylemek, uygunsuz davranmak, uygunsuz bir iş yapmak"]}, {"word": "halt yemek", "meanings": ["halt etmek"]}, {"word": "haltercilik", "meanings": ["Haltercinin yaptığı iş"]}, {"word": "halterci", "meanings": ["Halter sporu yapan kimse"]}, {"word": "halt", "meanings": ["Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma", "Uygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma", "Uygun olmayan, beğenilmeyen şey"]}, {"word": "haluk", "meanings": ["Temiz huylu, iyi ahlaklı"]}, {"word": "halvet", "meanings": ["Issız yerde yalnız kalma", "Issız ve kapalı yer", "Hamamlarda çok sıcak küçük yer"]}, {"word": "halvet gibi", "meanings": ["çok sıcak (yer, oda)"]}, {"word": "halvet olmak", "meanings": ["birisi veya birileriyle yalnız görüşmek amacıyla içeriye başkasını veya başkalarını almamak"]}, {"word": "hâl ulacı", "meanings": ["Zarf-fiil"]}, {"word": "Halveti", "meanings": ["İbadetlerini ıssız yerlerde yapan bir tarikat", "Bu tarikattan olan kimse"]}, {"word": "halvethane", "meanings": ["Saraylarda girilmesi yasak olan oda", "Tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda"]}, {"word": "ham çıkmak", "meanings": ["kavun, karpuz kesildiğinde olgunlaşmamış olduğu anlaşılmak", "kendisinden beklenilen olgun davranışları göstermemek"]}, {"word": "ham", "meanings": ["Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış", "İşlenmemiş (madde)", "İdmansız", "Gerçekleşme kolaylığı veya imkânı olmayan", "Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş"]}, {"word": "hamak", "meanings": ["İki ağaç veya direk arasına asılarak kurulan, içine yatılarak sallanılabilen, ağ, bez vb.nden yapılmış yatak, ağ yatak"]}, {"word": "hamakat", "meanings": ["Ahmaklık"]}, {"word": "hamal", "meanings": ["Taşıyıcı"]}, {"word": "hamal camal", "meanings": ["Hamal vb. kimse"]}, {"word": "hamalbaşı", "meanings": ["Hamallara başkanlık eden kimse"]}, {"word": "hamala semeri yük olmaz", "meanings": ["`insana kendi işi ağır gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hamallık", "meanings": ["Taşıyıcılık", "Hamala verilen para, hamaliye", "Kaba ve ağır iş", "Gereksiz yere yüklenme", "Zihni gereksiz bilgilerle doldurma"]}, {"word": "hamaliye", "meanings": ["Taşıma ücreti", "Hamallık"]}, {"word": "hamallığını etmek (veya yapmak)", "meanings": ["bir işin önemsiz fakat ağır ve yorucu yükünü taşımak"]}, {"word": "hamal sırığı", "meanings": ["Sırık hamallarının kullandığı ağaç"]}, {"word": "hamam gibi", "meanings": ["çok sıcak"]}, {"word": "hamal semeri", "meanings": ["Arkalık"]}, {"word": "hamam", "meanings": ["Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam", "Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer"]}, {"word": "hamama giren terler", "meanings": ["`bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hamamın namusunu kurtarmak", "meanings": ["görünüşünü kurtarmaya yönelen birtakım yetersiz çarelere başvurarak kötü bilinen bir yere onur kazandırmaya çalışmak"]}, {"word": "hamam anası", "meanings": ["Kadınlar hamamında natırları yöneten kadın", "İri yarı, güçlü ve şişman kadın"]}, {"word": "hamam bohçası", "meanings": ["Kadınların hamama giderken çamaşırlarını veya eşyalarını koyduğu bohça"]}, {"word": "hamamcı", "meanings": ["Hamam işleten kimse", "Boy abdesti alması gereken kimse"]}, {"word": "hamam böceğigiller", "meanings": ["Düz kanatlılar takımına giren, örnek hayvanı hamam böceği olan bir familya"]}, {"word": "hamam böceği", "meanings": ["Hamam böceğigillerden, kirli yerlerde üreyen zararlı bir böcek (Blatta orientalis)"]}, {"word": "hamamcı olmak", "meanings": ["boy abdesti alması gerekmek"]}, {"word": "hamamcılık", "meanings": ["Hamamcının yaptığı iş"]}, {"word": "hamam kesesi", "meanings": ["Hamamda kiri çıkarmak için kullanılan kıldan veya kenevirden örülmüş, ele geçirilebilen kese"]}, {"word": "hamamlık", "meanings": ["Bazı evlerde yıkanmak için ayrılmış, çoğunlukla içi ve yanları çinko kaplı, dolaba benzer yer"]}, {"word": "hamam otu", "meanings": ["Vücuttaki gereksiz kılları almak amacıyla çamur kıvamına getirilip sürülen toz"]}, {"word": "hamam takımı", "meanings": ["Hamamda kullanılan havlu, kese, lif vb. şeyler"]}, {"word": "hamaratça", "meanings": ["Hamarat bir biçimde, hamarat gibi"]}, {"word": "hamam tası", "meanings": ["Banyo ve hamamlarda çeşmeden veya kurnadan su alıp dökünmeye yarayan yayvan kap"]}, {"word": "hamarat", "meanings": ["Çalışkan, becerikli, elinden iyi iş gelen"]}, {"word": "hamaratlaşma", "meanings": ["Hamaratlaşmak işi"]}, {"word": "hamaratlaşmak", "meanings": ["Hamarat duruma gelmek, hamarat olmak"]}, {"word": "hamaratlık", "meanings": ["Hamarat olma durumu"]}, {"word": "hamaset", "meanings": ["Yiğitlik, kahramanlık, cesaret", "Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım"]}, {"word": "hamaylı", "meanings": ["Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ", "Muska"]}, {"word": "hamdüsena", "meanings": ["Tanrı'ya olan şükran duygularını bildirme"]}, {"word": "hamburger", "meanings": ["İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılan bir sandviç türü"]}, {"word": "ham besi suyu", "meanings": ["Kökler tarafından topraktan emilip yapraklara kadar çıkan besi suyu"]}, {"word": "hamburgerci", "meanings": ["Hamburger yapan veya satan kimse"]}, {"word": "hamasi", "meanings": ["Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden (destan, şiir)", "Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak için abartılı (anlatım)"]}, {"word": "Hamel", "meanings": ["Koç"]}, {"word": "ham ervah", "meanings": ["Yersiz, yakışıksız söz ve davranışları olan kimse"]}, {"word": "ham gaz", "meanings": ["İşlenmemiş gaz"]}, {"word": "ham hum", "meanings": ["`Belirsiz, önemsiz, boş birtakım sözler söylemek` anlamına gelen ham hum etmek, `düzenle veya el çabukluğu ile yapılan, kimsenin akıl erdiremediği iş` anlamındaki ham hum şorolop deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "hamhalat", "meanings": ["Kaba saba, görgüsüz", "Verimsiz, çorak, kuru"]}, {"word": "hamız", "meanings": ["Asit"]}, {"word": "ham hayal", "meanings": ["Gerçekleşmeyecek düşünce veya ümit"]}, {"word": "hami", "meanings": ["Koruyucu"]}, {"word": "hamil", "meanings": ["Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan"]}, {"word": "hamil olmak", "meanings": ["üzerinde bulundurmak, taşımak"]}, {"word": "hamile", "meanings": ["Gebe"]}, {"word": "hamilelik", "meanings": ["Gebelik", "Hamile elbisesi"]}, {"word": "hamilen", "meanings": ["Üzerinde taşıyarak"]}, {"word": "hamilikart", "meanings": ["Tavsiye edildiği üzerinde yazılı olan kartı, pusulayı taşıyan kimse"]}, {"word": "hamiş", "meanings": ["Yazının altına düşülen ek bilgi, çıkma, not"]}, {"word": "haminne", "meanings": ["Yaşlı ve saygı duyulan kadın"]}, {"word": "hamisiz", "meanings": ["Koruyucusu, kayıranı olmayan", "Koruyucusuz bir biçimde"]}, {"word": "hamiyet", "meanings": ["Bir insanın kendi yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası"]}, {"word": "hamiyetli", "meanings": ["Hamiyeti olan, hamiyet sahibi, hamiyetperver"]}, {"word": "hamiyetperver", "meanings": ["Hamiyetli"]}, {"word": "hamiyetsiz", "meanings": ["Hamiyeti olmayan"]}, {"word": "hamiyetperverlik", "meanings": ["Hamiyet sahibi olma"]}, {"word": "hamiyetsizlik", "meanings": ["Hamiyetsiz olma durumu"]}, {"word": "hamla", "meanings": ["Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması", "Sandalın bu biçimde aldığı yol", "Kıçtan birinci oturak"]}, {"word": "hamlacı", "meanings": ["Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse"]}, {"word": "hamlaç", "meanings": ["Üfleç"]}, {"word": "hamlama", "meanings": ["Hamlamak durumu", "Çini toprağından yapılmış nesnelerin ilk pişirilişi", "Bu pişirmenin yapıldığı fırın bölümü"]}, {"word": "hamlamak", "meanings": ["Uzun süre idman yapmama, hareket etmeme yüzünden gücünü veya çevikliğini yitirmek"]}, {"word": "hamlaşmak", "meanings": ["Ham duruma gelmek"]}, {"word": "hamlaşma", "meanings": ["Hamlaşmak durumu"]}, {"word": "hamle", "meanings": ["İleri atılma, atılım, saldırış, savlet", "Satrançta ve damada taş sürme işi", "Atak (II)"]}, {"word": "hamle etmek (veya yapmak)", "meanings": ["atılmak, saldırmak", "önemli bir işe girişmek, bir işte başarı sağlamak için çaba harcamak"]}, {"word": "hamleci", "meanings": ["Atılımcı"]}, {"word": "hamletme", "meanings": ["Hamletmek işi"]}, {"word": "hamletmek", "meanings": ["Bir sebebe yüklemek, yormak"]}, {"word": "hamlık", "meanings": ["Ham olma durumu", "İdmansızlık"]}, {"word": "ham madde", "meanings": ["Bir ürün elde edilmesinde kullanılan temel bileşenlerin işlenip elde edilmesinden önceki durumu"]}, {"word": "ham payı", "meanings": ["Zıvanalı geçmeleri sağlamlaştırmak amacı ile zıvanadan genellikle üçte biri oranında çıkarılan parça"]}, {"word": "hamse", "meanings": ["Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser"]}, {"word": "hamsi", "meanings": ["Hamsigillerden, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında avlanan, 10-12 santimetre boyunda, ince uzun bir balık (Engraulis encrasicholus)"]}, {"word": "hamsi buğulama", "meanings": ["Hamsinin fırında pişirilen yemeği"]}, {"word": "hamsi çorbası", "meanings": ["Hamsi ile yapılan çorba"]}, {"word": "hamsikuşu", "meanings": ["Baharat, un ve yumurtaya bulanarak yapılan hamsi tavası"]}, {"word": "hamsigiller", "meanings": ["Kemikli balıkların hamsi, ringa, sardalya, tirsi balıklarını içine alan bir familyası"]}, {"word": "hamsin", "meanings": ["Erbainden sonra gelen, 31 Ocak'ta başlayan elli günlük kış dönemi"]}, {"word": "hamule", "meanings": ["Yük", "Kâğıt dolgu maddesi"]}, {"word": "hamur", "meanings": ["Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu", "Kâğıtta tür, nitelik", "İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri)", "Öz, asıl, maya"]}, {"word": "hamur açmak", "meanings": ["yoğrulmuş hamuru inceltip yufka durumuna getirmek"]}, {"word": "hamur gibi", "meanings": ["yorgunluktan eli ayağı tutmayan", "çok pişip bulamaç durumuna gelen (yiyecek)"]}, {"word": "hamur tutmak", "meanings": ["hamur hazırlamak"]}, {"word": "hamur boya", "meanings": ["Ressamın boya tablası üzerinde, resmine sürmek için hazırladığı hamur kıvamındaki yağlı boya"]}, {"word": "hamurcu", "meanings": ["Fırında hamur yoğuran işçi, hamurkâr"]}, {"word": "hamurculuk", "meanings": ["Hamurcunun yaptığı iş, hamurkârlık"]}, {"word": "hamur çorbası", "meanings": ["Hamur ile yapılan çorba"]}, {"word": "hamur işi", "meanings": ["Hamurdan yapılan yiyeceklerin genel adı"]}, {"word": "hamurlama", "meanings": ["Hamurlamak işi"]}, {"word": "hamurkâr", "meanings": ["Hamurcu"]}, {"word": "hamurlamak", "meanings": ["Hamur sürmek", "Tencereden buğu çıkmasını önlemek için kenarını hamurla sıvamak"]}, {"word": "hamurlanmak", "meanings": ["Hamura bulanmak"]}, {"word": "hamurlanma", "meanings": ["Hamurlanmak işi"]}, {"word": "hamurlaşmak", "meanings": ["Hamur kıvamı almak, gevşemek"]}, {"word": "hamurlaşma", "meanings": ["Hamurlaşmak işi"]}, {"word": "hamursu", "meanings": ["Hamuru andıran, hamura benzeyen, hamur gibi, hamurumsu"]}, {"word": "hamursuz", "meanings": ["Hamursuz Bayramı dolayısıyla Yahudilerin yapıp yedikleri bir tür mayasız çörek"]}, {"word": "Hamursuz Bayramı", "meanings": ["Yahudilerin Mısır'dan çıkışlarını anmak amacıyla her yıl kutladıkları bayram"]}, {"word": "hamur tahtası", "meanings": ["Üzerinde hamur açılan, tekerlek biçiminde ve kısa ayaklı masa, yastağaç"]}, {"word": "hamur tatlısı", "meanings": ["Hamurla yapılan tatlıların genel adı"]}, {"word": "hamur teknesi", "meanings": ["İçinde hamur yoğurmaya yarayan özel kap"]}, {"word": "hamut", "meanings": ["Araba koşumunda atların boyunlarına geçirilen ağaç veya üstüne meşin geçirilmiş çember"]}, {"word": "han", "meanings": ["Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan", "Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan"]}, {"word": "han", "meanings": ["Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı", "Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı"]}, {"word": "han gibi", "meanings": ["gereğinden çok geniş olan (yer)"]}, {"word": "han hamam sahibi (olmak)", "meanings": ["malı mülkü çok, varlıklı kimse (olmak)"]}, {"word": "hanay", "meanings": ["İki ve daha çok katlı ev", "Sofa, hol", "Avlu"]}, {"word": "han kapısından teğelti atmak", "meanings": ["defetmek, kovmak"]}, {"word": "hancı sarhoş yolcu sarhoş", "meanings": ["`kimin ne yaptığı belli değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hancılık", "meanings": ["Hancının yaptığı iş"]}, {"word": "hancı", "meanings": ["Han işleten kimse"]}, {"word": "hançer", "meanings": ["Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silah olarak kullanılan bir bıçak türü"]}, {"word": "hançer çiçeği", "meanings": ["Latin çiçeği"]}, {"word": "hançere", "meanings": ["Gırtlak"]}, {"word": "hançerleme", "meanings": ["Hançerlemek işi"]}, {"word": "hançerlenme", "meanings": ["Hançerlenmek işi"]}, {"word": "hançerlemek", "meanings": ["Hançerle yaralamak veya öldürmek"]}, {"word": "hançerlenmek", "meanings": ["Hançerle yaralanmak veya öldürülmek"]}, {"word": "hande", "meanings": ["Gülme, gülüş"]}, {"word": "handikap", "meanings": ["Engel", "At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması"]}, {"word": "handan", "meanings": ["Şen, neşeli"]}, {"word": "handiyse", "meanings": ["Yakın zamanda, hemen hemen", "Neredeyse"]}, {"word": "hane", "meanings": ["Ev, konut", "Ev halkı", "Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz", "Basamak", "Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri", "Birleşik kelimelerde `bina, yapı, yer, makam` anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz"]}, {"word": "hanedanlık", "meanings": ["Hanedandan olma durumu"]}, {"word": "hanedan", "meanings": ["Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile", "Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu", "Konuksever"]}, {"word": "Hanefi", "meanings": ["İslamiyette dört Sünni mezhepten biri", "Bu mezhepten olan kimse"]}, {"word": "Hanefilik", "meanings": ["Hanefi olma durumu"]}, {"word": "hanelik", "meanings": ["Herhangi bir sayıda evi olan, evlik"]}, {"word": "hanek", "meanings": ["Söz, konuşma"]}, {"word": "haneli", "meanings": ["Herhangi bir sayıda evi olan", "Herhangi bir sayıda hanesi olan"]}, {"word": "hangar gibi", "meanings": ["çok büyük ve geniş (yer)"]}, {"word": "hanendelik", "meanings": ["Hanende olma durumu, şarkıcılık, okuyuculuk"]}, {"word": "hanende", "meanings": ["Şarkıcı"]}, {"word": "hangar", "meanings": ["Uçak, araba, tarım aracı vb. nesneleri barındırmaya yarar kapalı yer, sundurma"]}, {"word": "hangi", "meanings": ["İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı"]}, {"word": "hangi dağda kurt öldü?", "meanings": ["birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "hangi akla hizmet ediyor?", "meanings": ["`ne gibi bir düşünce ile böylesine olmayacak, mantıksız bir iş yapıyor?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hanım", "meanings": ["Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan", "Kadın, eş", "Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın", "Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan"]}, {"word": "hangi gün vardır akşam olmadık", "meanings": ["`sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hangi peygambere kulluk edeceğini şaşırmak", "meanings": ["kimin sözünü yerine getireceğini bilemeyerek şaşkınlık içinde kalmak"]}, {"word": "hangi rüzgâr attı?", "meanings": ["bir yere uzun süre uğramamışken beklenmedik bir zamanda gelenlere sitem yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "hangi taş pekse (veya katıysa), başını ona vur", "meanings": ["`kendi kusurun yüzünden zor bir duruma düştüğünde kendini suçla ve başkalarından yardım isteme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hangisi", "meanings": ["`Kim, hangi şey` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hangi taşı kaldırsan altından çıkar", "meanings": ["`her işten anlar veya anladığı iddiasında bulunur` anlamında kullanılan bir söz", "`her işe karışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hanım böceği", "meanings": ["Uğur böceği"]}, {"word": "hanımanne", "meanings": ["Kaynana", "İhtiyar kadınlara bir seslenme sözü"]}, {"word": "hanımefendi", "meanings": ["Saygı bildirmek için kadın adlarının sonuna getirilen veya adların yerine kullanılan bir söz"]}, {"word": "hanımefendilik", "meanings": ["Hanımefendi olma durumu ve özelliği"]}, {"word": "hanımeli", "meanings": ["Hanımeligillerden, tırmanıcı, korularda, çalılıklarda yetişen bir bitki (Lonicera caprifolium)", "Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği"]}, {"word": "hanımeligiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği hanımeli olan bir bitki familyası"]}, {"word": "hanım evladı", "meanings": ["Nazlı büyütülmüş, çıtkırıldım kimse", "Piç"]}, {"word": "hanım hanımcık", "meanings": ["Oturaklı davranışları olan (kadın veya kız)", "Oturaklı bir biçimde"]}, {"word": "hanımgöbeği", "meanings": ["Bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "hanımlık", "meanings": ["Hanım olma durumu"]}, {"word": "hanımparmağı", "meanings": ["Parmak biçiminde bir tür hamur tatlısı", "Uzun taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "hani", "meanings": ["`Nerede, ne oldu, nerede kaldı` anlamlarında kullanılan bir söz", "Karşıdakinin daha önceden bildiği bir şey kendisine hatırlatılmak istenildiğinde kullanılan bir söz", "Verilen sözü hatırlatan sözün başına getirildiğinde sitem anlatan bir söz", "Bazen `bari` anlamında kullanılan bir söz", "`Doğrusunu söylemek gerekirse, kaldı ki, üstelik` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hani yok mu", "meanings": ["dikkati arkadan gelen söze çekmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "hani ya", "meanings": ["hani"]}, {"word": "hani", "meanings": ["Hanigillerden, Akdeniz'de yaşayan, alaca kırmızı renkli, beyaz etli, orta büyüklükte bir balık (Serranus cabrilla)"]}, {"word": "hanlık", "meanings": ["Han olma durumu", "Hanın egemenliğindeki ülke", "Hanın yönetimi"]}, {"word": "hanigiller", "meanings": ["İyi bilinen türleri hani ve yazılı hani olan kemikli balıklar takımı"]}, {"word": "hanidir", "meanings": ["ne vakittir, epey zamandır, çoktan beri"]}, {"word": "hantal", "meanings": ["Kocaman, iri, kaba", "İşi, davranışları kaba ve yavaş"]}, {"word": "hantallaşma", "meanings": ["Hantallaşmak işi"]}, {"word": "hantallaşmak", "meanings": ["Hantal bir duruma gelmek"]}, {"word": "hantallık", "meanings": ["Hantal olma durumu"]}, {"word": "hanuman", "meanings": ["Ev bark, ocak"]}, {"word": "hanumanını yıkmak", "meanings": ["ocağını yıkmak, evini barkını dağıtmak"]}, {"word": "hant hant", "meanings": ["`Bir şeye aşırı istek duymak` anlamındaki hant hant ötmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hap", "meanings": ["Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç", "Bir içimlik afyon"]}, {"word": "hapı yutmak", "meanings": ["kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "hap", "meanings": ["Çocuk dilinde yiyeceği yutma sesi"]}, {"word": "hap etmek", "meanings": ["yemek, yutmak"]}, {"word": "hapaz", "meanings": ["Avuç"]}, {"word": "hapçı", "meanings": ["Uyuşturucu madde özelliği taşıyan haplara düşkün olan kimse"]}, {"word": "hapazlamak", "meanings": ["Avuçlamak"]}, {"word": "hapçılık", "meanings": ["Hapçı olma durumu"]}, {"word": "hapır hupur", "meanings": ["İştahlı ve gürültülü bir biçimde (yemek), hapır hapır"]}, {"word": "hapis", "meanings": ["Bir yere kapatıp salıvermeme", "Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası", "Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane", "Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu", "Mahpus"]}, {"word": "hapis giymek", "meanings": ["hapis cezasına çarptırılmak"]}, {"word": "hapis kalmak", "meanings": ["mahkûm olarak hapiste yatmak", "bulunduğu yerden başka bir yere çıkamaz, gidemez durumda olmak"]}, {"word": "hapis yatmak", "meanings": ["hükümlü olduğu süreyi hapishanede geçirmek"]}, {"word": "hapislerde çürümek", "meanings": ["çok uzun süre hapis yatmak"]}, {"word": "hapishane", "meanings": ["Cezaevi"]}, {"word": "hapislik", "meanings": ["Hapiste bulunma durumu veya süresi"]}, {"word": "haploit", "meanings": ["Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom takımı"]}, {"word": "haploloji", "meanings": ["Orta hece düşmesi"]}, {"word": "hapsedilme", "meanings": ["Hapsedilmek işi"]}, {"word": "hapsedilmek", "meanings": ["Hapsetme işi yapılmak"]}, {"word": "hapşırmak", "meanings": ["Aksırmak"]}, {"word": "hapsetme", "meanings": ["Hapsetmek işi"]}, {"word": "hapsettirmek", "meanings": ["Hapsedilmesine yol açmak"]}, {"word": "hapsettirme", "meanings": ["Hapsettirmek işi"]}, {"word": "hapsetmek", "meanings": ["Bir suçluyu hapishaneye koymak", "Bir yere kapatıp salıvermemek", "Engellemek, sınırlamak", "Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak"]}, {"word": "hapşırık", "meanings": ["Aksırık"]}, {"word": "hapşırıklı", "meanings": ["Aksırıklı"]}, {"word": "hapşırtma", "meanings": ["Aksırtma"]}, {"word": "hapşırma", "meanings": ["Aksırma"]}, {"word": "hapşırtmak", "meanings": ["Aksırtmak"]}, {"word": "hapşu", "meanings": ["Hapşırırken çıkan ses"]}, {"word": "har", "meanings": ["`Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek` anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "har", "meanings": ["Sıcak, kızgın, yakıcı"]}, {"word": "harı başına vurmak", "meanings": ["çok kızmak", "azmak, kendini tutamayacak duruma gelmek"]}, {"word": "hara", "meanings": ["Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis"]}, {"word": "hara", "meanings": ["Hare"]}, {"word": "harı geçmek", "meanings": ["ateşin etkisi azalmak", "kızgınlığı veya öfkesi azalmak", "isteği, hevesi azalmak"]}, {"word": "harabati", "meanings": ["Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen", "Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren (kimse)"]}, {"word": "harabat", "meanings": ["Yıkıntılar, harabeler, viraneler", "İçkili eğlence yeri, meyhane"]}, {"word": "harabe", "meanings": ["Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı, yıkı", "Kalıntı"]}, {"word": "harabatilik", "meanings": ["Harabati olma durumu"]}, {"word": "harabelik", "meanings": ["Harap olmuş yer, ören"]}, {"word": "haraç mezat satmak", "meanings": ["açık artırma ile satmak"]}, {"word": "haraç", "meanings": ["Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para", "Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi", "Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi"]}, {"word": "haraç yemek (veya almak)", "meanings": ["başkasının sırtından geçinmek"]}, {"word": "haraca bağlamak", "meanings": ["bir kimseyi veya bir yeri belli zamanlarda kendisine belli miktarda para vermeye zorlamak"]}, {"word": "haraca kesmek", "meanings": ["zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak"]}, {"word": "haraççı", "meanings": ["Haraç alan kimse", "Haraç toplamakla görevli olan kimse"]}, {"word": "haraççılık", "meanings": ["Haraççı olma durumu", "Haraççının yaptığı iş"]}, {"word": "haraçlı", "meanings": ["Haraca bağlanmış, vergi ödeyen"]}, {"word": "harakiri", "meanings": ["Karnını bıçakla deşme yoluyla kendini öldürme"]}, {"word": "haram", "meanings": ["Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı", "Yasak"]}, {"word": "harala gürele", "meanings": ["Telaş ile"]}, {"word": "haram etmek", "meanings": ["bir kimseye bir şeyden umduğu yarar ve rahatı tattırmamak"]}, {"word": "haram olmak", "meanings": ["bir şeyden gereği gibi yararlanamamak"]}, {"word": "haram olsun!", "meanings": ["`hayrını görme, görmesin!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haram yemek", "meanings": ["toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak bir şeyi kendi yararına kullanmak, sahiplenmek"]}, {"word": "harama uçkur çözmek", "meanings": ["nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "haramın temeli olmaz", "meanings": ["`haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harami", "meanings": ["Hırsız, haydut, eşkıya"]}, {"word": "haramilik", "meanings": ["Hırsızlık, haydutluk"]}, {"word": "haram para", "meanings": ["Yasa dışı yollardan kazanılan para"]}, {"word": "haramzade", "meanings": ["Piç"]}, {"word": "haramsız", "meanings": ["Haram olmayan, haram karışmamış"]}, {"word": "haranı", "meanings": ["Büyük tencere"]}, {"word": "harap", "meanings": ["Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran", "Çok sarhoş", "Bitkin, yorgun, perişan"]}, {"word": "harap düşmek", "meanings": ["kötü bir durumla karşı karşıya kalmak"]}, {"word": "harap olmak", "meanings": ["harap duruma gelmek, haraplaşmak, perişan olmak"]}, {"word": "harap etmek", "meanings": ["harap duruma getirmek"]}, {"word": "haraplaşma", "meanings": ["Haraplaşmak işi"]}, {"word": "haraplaşmak", "meanings": ["Harap duruma gelmek, viran olmak, perişan olmak"]}, {"word": "haraplık", "meanings": ["Harap olma durumu, yıkkınlık, harabilik, harabiyet"]}, {"word": "harar", "meanings": ["Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval"]}, {"word": "harar gibi", "meanings": ["içine çok şey alabilen, geniş, büyük (eşya)"]}, {"word": "hararet", "meanings": ["Sıcaklık", "Susama, susuzluk", "Coşkunluk, ateşlilik"]}, {"word": "hararet basmak", "meanings": ["çok susamak", "vücut ısısı artmak"]}, {"word": "hararet kesmek (veya söndürmek)", "meanings": ["susuzluğu gidermek"]}, {"word": "hararet vermek", "meanings": ["susatmak"]}, {"word": "hararetlendirme", "meanings": ["Hararetlendirmek işi"]}, {"word": "hararetlenme", "meanings": ["Hararetlenmek işi"]}, {"word": "hararetlendirmek", "meanings": ["Hararetlenmesine yol açmak"]}, {"word": "hararetlenmek", "meanings": ["Isısı artmak", "Canlanmak, kızışmak", "Herhangi bir konuda çok heyecanlı olmak, coşmak"]}, {"word": "hararetli", "meanings": ["Isısı, sıcaklığı fazla olan", "Coşkun, ateşli, canlı"]}, {"word": "haraşo", "meanings": ["Bir tür yün örgüsü"]}, {"word": "haraza", "meanings": ["Kavga, gürültü, karışıklık", "Öfke, sinir"]}, {"word": "harbe", "meanings": ["Kısa mızrak", "Harbi"]}, {"word": "haraza", "meanings": ["Sığırın öd kesesinden çıkan taş"]}, {"word": "harbi", "meanings": ["Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk, harbe", "Doğru sözlü, mert", "Temiz, hilesiz"]}, {"word": "harbi konuşmak", "meanings": ["dosdoğru, gerçeği gizlemeden konuşmak"]}, {"word": "harbî", "meanings": ["Savaşla ilgili", "Osmanlı Devleti ile henüz barış durumunda bulunmayan, bir antlaşma yapmamış devletler ve bu devletlerin uyrukları", "Osmanlı ülkelerinde ticaretle uğraşan yabancı uyruklu kimse"]}, {"word": "harbilik", "meanings": ["Ateşli silahlarda harbinin yerleştirildiği yer", "Doğruluk, temizlik, mertlik"]}, {"word": "harbiyeli", "meanings": ["Harp okulu öğrencisi"]}, {"word": "harbiye", "meanings": ["Savaşla ilgili işler", "Harp okulu"]}, {"word": "harcama yapmak", "meanings": ["harcamak"]}, {"word": "harcama", "meanings": ["Harcamak işi, sarf", "Bir şey almak için elden çıkarılan para, gider"]}, {"word": "harcama kalemi", "meanings": ["Muhasebe işlemleri içinde en fazla satın alınan maddelerin bütünü"]}, {"word": "harcamak", "meanings": ["Bir iş görmek veya bir şey satın almak için parayı elden çıkarmak, sarf etmek", "Bir şey yapmak için kullanmak, tüketmek", "Birinin değer ve onurunu kırıcı bir durum yaratmak", "Manevi yönden kötü duruma düşürmek, feda etmek", "Yok olmasına, ölmesine sebep olmak"]}, {"word": "harcanma", "meanings": ["Harcanmak işi"]}, {"word": "harcanmak", "meanings": ["Harcama işi yapılmak, harcama işine konu olmak"]}, {"word": "harcayış", "meanings": ["Harcama işi"]}, {"word": "harcıâlem", "meanings": ["Herkesin alabileceği, herkesin kullanabileceği, herkesin işine yarayan, her keseye uygun", "Hiçbir özelliği olmayan, yeniliği olmayan, basmakalıp"]}, {"word": "harcırah", "meanings": ["Yolluk"]}, {"word": "harcıâlem olmak", "meanings": ["çok tanınmak, yaygın olarak bilinmek"]}, {"word": "harcı olmamak", "meanings": ["bir iş, birinin yapabileceği nitelikte olmamak"]}, {"word": "harç", "meanings": ["Harcanan para, masraf", "Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı", "Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler", "Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak", "Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü", "Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para", "Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılan karışım"]}, {"word": "harçlı", "meanings": ["Yapılması için harç ödenen", "Harç ile örülmüş", "Süslerle bezenmiş (giysi)"]}, {"word": "harçlık", "meanings": ["Ufak tefek gereksinimler için harcanacak para"]}, {"word": "hardal", "meanings": ["Turpgillerden, 100-150 santimetre yüksekliğinde, sarı çiçekli, deriyi yakıcı nitelikte olan ve tohumu hekimlikte kullanılan, tadı acı ve bir yıllık bir bitki (Brassica nigra)", "Bu tohumun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu"]}, {"word": "harçsız", "meanings": ["Harcı olmayan"]}, {"word": "hardaliye", "meanings": ["İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası"]}, {"word": "hardallı", "meanings": ["Hardalı olan"]}, {"word": "hardal rengi", "meanings": ["Kirli sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "hardallık", "meanings": ["Hardal yapımında kullanılan malzeme", "Hardal konulan kap"]}, {"word": "hardalsı", "meanings": ["Hardala benzeyen, hardalı andıran, hardal gibi, hardalımsı"]}, {"word": "hardalsız", "meanings": ["Hardalı olmayan"]}, {"word": "hare", "meanings": ["Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır", "Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş", "Yeni yapılan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları"]}, {"word": "harekât", "meanings": ["Davranışlar, işler", "Belli bir amaç gözetilerek bir askerî birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama vb. işler"]}, {"word": "harekeleme", "meanings": ["Harekelemek işi"]}, {"word": "hareke", "meanings": ["Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret"]}, {"word": "hareke koymak", "meanings": ["harekelemek"]}, {"word": "harekelemek", "meanings": ["Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde ünlü ile okunabilmesi için ünsüzlerin altına veya işaret koymak"]}, {"word": "harekeli", "meanings": ["Hareke konulmuş"]}, {"word": "harekesiz", "meanings": ["Hareke konulmamış"]}, {"word": "hareket", "meanings": ["Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon", "Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma", "Davranış, tutum", "Yola çıkma", "Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılan ilerlemeler, akım", "Deprem", "Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri", "Devinim", "Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi", "Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi"]}, {"word": "hareket etmek", "meanings": ["yola gitmek, yola çıkmak", "vücudu oynatmak, kıpırdatmak veya kımıldamak, devinmek", "davranmak", "devinmek"]}, {"word": "harekete geçmek", "meanings": ["bir işi yapmaya başlamak, bitirmek amacı ile bir işe girişmek", "bir yerden bir yere gitmeye başlamak"]}, {"word": "hareket dairesi", "meanings": ["Demir yollarında hareket işlerini düzenleyen, izleyen daire"]}, {"word": "harekete geçirmek (veya getirmek)", "meanings": ["bir işin yapılmasına sebep olmak, kımıldatmak, canlandırmak"]}, {"word": "hareketlendirme", "meanings": ["Hareketlendirmek işi"]}, {"word": "hareketlendirmek", "meanings": ["Hareketlenmesine yol açmak"]}, {"word": "hareketlenme", "meanings": ["Hareketlenmek işi"]}, {"word": "hareketlenmek", "meanings": ["Hareket kazanmak, harekete geçmek"]}, {"word": "hareket noktası", "meanings": ["Bir iş, bir yolculuk vb.nin başladığı yer", "Bir sorunun incelenmesinde başlangıç olarak alınan nokta"]}, {"word": "hareketlilik", "meanings": ["Hareketli olma durumu, devingenlik"]}, {"word": "hareketsiz", "meanings": ["Hareket etmeyen, yerinden kımıldamayan, durgun, durağan"]}, {"word": "harem ağası", "meanings": ["Osmanlı saraylarında ve büyük konaklarda haremle selamlık arasında hizmet gören zenci köle, hadım ağası"]}, {"word": "hareketli", "meanings": ["Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize", "Canlı, kıpırdak"]}, {"word": "hareketsizlik", "meanings": ["Hareketsiz olma durumu"]}, {"word": "hareki", "meanings": ["Hareket durumunda, devinim durumunda olan, devinimsel"]}, {"word": "harelenme", "meanings": ["Harelenmek işi"]}, {"word": "harelenmek", "meanings": ["Kımıldadıkça üzerinde parlak çizgiler görünmek, dalgalanmak, menevişlenmek"]}, {"word": "hareli", "meanings": ["Haresi olan"]}, {"word": "harem kâhyası", "meanings": ["Haremin alışverişine bakan erkek görevli"]}, {"word": "harem", "meanings": ["Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı", "Bu bölümde oturan kadınların hepsi", "Karı, eş"]}, {"word": "haremlik", "meanings": ["Karılık, eşlik"]}, {"word": "Harezmi yolu", "meanings": ["Algoritma"]}, {"word": "harf", "meanings": ["Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod"]}, {"word": "harf atmak", "meanings": ["tanımadığı bir kadına uygunsuz sözler söyleyerek yaklaşmaya çalışmak"]}, {"word": "harfendaz", "meanings": ["Onur kırıcı söz söyleyen"]}, {"word": "harfendazlık", "meanings": ["Harfendaz olma durumu"]}, {"word": "harfiyen", "meanings": ["Harfi harfine"]}, {"word": "harfi harfine", "meanings": ["Tamamen, gerçekte olduğu gibi, harfiyen", "Hiçbir değişiklik yapmadan, harfiyen"]}, {"word": "har har", "meanings": ["Hırıltılı olarak"]}, {"word": "harharyas", "meanings": ["Harharyasgillerden, boyu 2 metreyi bulan çok tehlikeli bir tür köpek balığı (Carcharhinus lamia)"]}, {"word": "harharyasgiller", "meanings": ["Köpek balıkları takımına giren bir familya"]}, {"word": "harılanma", "meanings": ["Harılanmak durumu"]}, {"word": "har hur", "meanings": ["Karışıklık ve anlaşmazlık"]}, {"word": "harıldama", "meanings": ["Harıldamak işi"]}, {"word": "harılanmak", "meanings": ["Hayvan huysuzlanmak, huysuzluk etmek"]}, {"word": "harıldamak", "meanings": ["Gürültüyle ve sürekli olarak akmak", "Yanmak", "Çalışmak"]}, {"word": "harıltı", "meanings": ["Harıldama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "harıl harıl", "meanings": ["Aralıksız olarak, durmaksızın", "Hızlı bir biçimde"]}, {"word": "harım", "meanings": ["Sebze ve meyve bahçesi", "Tarla ve bahçe çevresindeki çit"]}, {"word": "haricen", "meanings": ["Dıştan, dışarıdan"]}, {"word": "harın", "meanings": ["Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)", "Hain, huysuz", "Obur"]}, {"word": "haricî", "meanings": ["Dışla ilgili, dıştan olan"]}, {"word": "hariciyeci", "meanings": ["Dış siyaset ile uğraşan meslek adamı", "Cerrah"]}, {"word": "hariciye", "meanings": ["Devlet yönetiminde dış işleri", "Cerrahi", "Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm"]}, {"word": "hariciyecilik", "meanings": ["Hariciyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "hariciye nazırı", "meanings": ["Dış işleri bakanı"]}, {"word": "hariç", "meanings": ["Dış, dışarı", "Yabancı ülke, dışarı", "Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere, müstesna"]}, {"word": "hariç olmak", "meanings": ["bir işin içinde olmamak"]}, {"word": "hariçten gazel okumak (veya atmak)", "meanings": ["bir konuyu iyice bilmeden görüş ve düşünce ileri sürmek", "bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak"]}, {"word": "harika", "meanings": ["Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran", "Çok büyük bir hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz, tam, mükemmel", "`Güzel` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harikulade", "meanings": ["Eşi görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü", "Büyük bir hayranlığa yol açan, olağanüstü"]}, {"word": "harikalar yaratmak", "meanings": ["hayranlık uyandıracak başarılar kazanmak"]}, {"word": "harim", "meanings": ["Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer"]}, {"word": "harikuladelik", "meanings": ["Olağanüstülük"]}, {"word": "harir", "meanings": ["İpek"]}, {"word": "harita", "meanings": ["Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı"]}, {"word": "haris", "meanings": ["Açgözlü"]}, {"word": "haritada olmak", "meanings": ["göz önünde bulundurulması gerekmek"]}, {"word": "haritacı", "meanings": ["Harita yapan kimse, kartograf"]}, {"word": "haritadan silinmek", "meanings": ["bir ülke, başka devletin egemenliği altına girmek", "bir yerleşim yeri savaş, deprem vb. bir olay sonucunda yok olmak"]}, {"word": "haritacılık", "meanings": ["Haritacının yaptığı iş", "Harita ve bu haritalarda kullanılan işaretlerin özelliklerini araştıran, haritanın tasarım, basım ve kullanım yöntemlerini geliştirmeye yönelik araştırmalar yapan bilim dalı, kartografi, kartografya"]}, {"word": "haritalık", "meanings": ["Haritaların saklandığı yer"]}, {"word": "harlak", "meanings": ["Harıltı ile akan su, çağlayan"]}, {"word": "harlama", "meanings": ["Harlamak işi"]}, {"word": "harlamak", "meanings": ["Ateş için kuvvetlenmek, harlı bir biçimde yanmak", "Birden öfkelenerek bağırmak, birine çıkışmak"]}, {"word": "harlatmak", "meanings": ["Ateşi kuvvetlendirmek, alevlendirmek", "Coşkunluk vermek, canlandırmak"]}, {"word": "harlatma", "meanings": ["Harlatmak işi"]}, {"word": "harlı", "meanings": ["Kuvvetli bir biçimde"]}, {"word": "harman", "meanings": ["Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi", "Bu işin yapıldığı yer veya mevsim", "Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi", "Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon", "Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer", "Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer"]}, {"word": "harman döven öküzün ağzı bağlanmaz", "meanings": ["`çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harman çevirmek", "meanings": ["harmanlamak"]}, {"word": "harman dövmek", "meanings": ["ekin tanelerini saptan ayırma işini yapmak"]}, {"word": "harman dövmek keçinin işi değil", "meanings": ["`önemli işler herkese yaptırılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harman etmek (veya yapmak)", "meanings": ["birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak"]}, {"word": "harman savurmak", "meanings": ["tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak"]}, {"word": "harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz", "meanings": ["`uygunsuz davranışlarından dolayı cezalandırılanlar uzun süre aynı davranışı göstermezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harmanı kaldırmak", "meanings": ["harman işini bitirmek"]}, {"word": "harman yakarım diyen orağa yetişmemiş", "meanings": ["`başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harman sonu dervişlerindir", "meanings": ["`herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harman yel ile, düğün el ile", "meanings": ["`her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "harmancı", "meanings": ["Harman işi ile uğraşan (kimse)"]}, {"word": "harmancılık", "meanings": ["Harmancının yaptığı iş"]}, {"word": "harmandalı", "meanings": ["Ege bölgesinde oynanan bir tür zeybek oyunu", "Bu oyunun müziği", "Sarhoş"]}, {"word": "harmani", "meanings": ["Bütün vücudu saran, kolsuz ve bazen kukuletalı bir tür üst giysisi"]}, {"word": "harmanlama", "meanings": ["Harmanlamak işi"]}, {"word": "harmanlamak", "meanings": ["Harman etmek", "Bir çember oluşturacak biçimde dolaşmak", "Gemi az bir dümen açısıyla büyük bir eğri çizerek yürümek"]}, {"word": "harmanlanma", "meanings": ["Harmanlanmak işi"]}, {"word": "harmanlanmak", "meanings": ["Tütün, çay, içki vb.nin birkaç çeşidi birbirine katılıp karıştırılmak", "Ay çevresinde ağıl oluşmak"]}, {"word": "harmanlatma", "meanings": ["Harmanlatmak işi"]}, {"word": "harmanlatmak", "meanings": ["Harman yaptırmak"]}, {"word": "harmanlık", "meanings": ["Harman için gerekli eşya", "Harman yeri"]}, {"word": "harman sonu dervişlerin", "meanings": ["herhangi bir paylaşmada veya işte sona kalanların kazançlı çıkmaları durumunda söylenen bir söz"]}, {"word": "harman sonu", "meanings": ["Harmandan sonra kalan, toprakla karışmış tahıl", "Büyük bir varlık veya işten sonra kalan bölüm"]}, {"word": "harman yeri", "meanings": ["Üzerinde harman dövülen, sıkıştırılmış sert toprak alan"]}, {"word": "harmoni", "meanings": ["Uyum, düzen, ahenk", "Armoni"]}, {"word": "harmonyum", "meanings": ["Dış görünüşü piyanoya benzeyen, körüğü ayakla işletilen küçük org, armonyum"]}, {"word": "harnup", "meanings": ["Keçiboynuzu"]}, {"word": "harp açmak", "meanings": ["savaş açmak", "bir konuda güçlü biçimde mücadele etmek, bir konuyu şiddetle savunmak"]}, {"word": "harp", "meanings": ["Savaş"]}, {"word": "harp akademisi", "meanings": ["Türk Silahlı Kuvvetlerine komutan ve kurmay subay yetiştiren okul"]}, {"word": "harp dairesi", "meanings": ["Millî Savunma Bakanlığında savaş gereçleri ile uğraşan daire"]}, {"word": "harp malulü", "meanings": ["Savaşta sakat kalmış asker"]}, {"word": "harp okulu", "meanings": ["Türk Silahlı Kuvvetlerine subay yetiştiren yüksekokul, harbiye"]}, {"word": "harp zengini", "meanings": ["Savaş sırasında yolsuz kazançlar sağlayarak kısa sürede zengin olan kimse"]}, {"word": "harrangürra", "meanings": ["Özensiz bir biçimde", "Gürültü ile"]}, {"word": "hars", "meanings": ["Tarla sürme", "Kültür"]}, {"word": "hart", "meanings": ["Birden ve sert bir biçimde (ısırmak, yemek)"]}, {"word": "harta", "meanings": ["`Sırasız, saygısız davranışlarda bulunmak` anlamındaki hartası hurtası olmamak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hartadak", "meanings": ["Ansızın ve sertçe (ısırmak, kapmak)"]}, {"word": "hartama", "meanings": ["Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta"]}, {"word": "hart hurt", "meanings": ["Ağız dolusu ısırarak ve ses çıkararak (yemek)"]}, {"word": "hart hurt etmek", "meanings": ["korkutmak amacıyla sert ve yüksek sesle konuşmak"]}, {"word": "has", "meanings": ["Özgü", "Katışıksız, en iyi cinsten, saf", "Hükümdara özgü olan", "İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kimse)", "Başmaklık"]}, {"word": "hartuç", "meanings": ["Kartuş"]}, {"word": "has olmak", "meanings": ["özgü olmak"]}, {"word": "hasa", "meanings": ["Patiska"]}, {"word": "Hasanpaşa köftesi", "meanings": ["Kaşar, maydanoz ve soğan karışımı ile hazırlanarak özel bir sosla fırında pişirilen köfte"]}, {"word": "hasar", "meanings": ["Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar"]}, {"word": "hasara uğramak", "meanings": ["zarar görmek, harap olmak", "yıkılmak"]}, {"word": "hasarlı", "meanings": ["Hasara uğramış"]}, {"word": "hasatçı", "meanings": ["Ürün kaldırma, toplama, ekin biçme işi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "hasat", "meanings": ["Ürün kaldırma, ekin biçme işi", "Bu yolla elde edilen ürün"]}, {"word": "hasatçılık", "meanings": ["Hasatçının yaptığı iş"]}, {"word": "hasbelkader", "meanings": ["Rastlantı sonucu olarak, tesadüfen", "Yazgıdan dolayı"]}, {"word": "hasbetenlillah", "meanings": ["Tanrı için, Tanrı uğruna, Tanrı rızası için, karşılık beklemeksizin"]}, {"word": "hasbihâl", "meanings": ["Söyleşi, sohbet"]}, {"word": "hasbihâl etmek", "meanings": ["söyleşmek, karşılıklı konuşmak, sohbet etmek"]}, {"word": "hasbi", "meanings": ["Gönüllü ve karşılıksız yapılan", "Sebepsiz yere"]}, {"word": "hasbi geçmek", "meanings": ["bir şeye önem vermemek, ilgi göstermemek"]}, {"word": "hasbilik", "meanings": ["Gönüllü ve karşılıksız iş yapma, gönüllülük"]}, {"word": "hasebi nesebi", "meanings": ["Soyu sopu"]}, {"word": "hasebiyle", "meanings": ["Nedeniyle"]}, {"word": "haseki", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan", "Bostancı ocağının küçük dereceli subayları", "Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi"]}, {"word": "hasekiküpesi", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden bir süs bitkisi (Aquilegia)"]}, {"word": "haseki sultan", "meanings": ["Padişahtan çocuğu olan karavaş"]}, {"word": "hasenat", "meanings": ["Yararlı, iyi, güzel işler"]}, {"word": "hasep nesep", "meanings": ["bütün soy ve hısımlar"]}, {"word": "hasep", "meanings": ["Kişisel özellik, nitelik"]}, {"word": "haset", "meanings": ["Kıskançlık, çekememezlik, günü", "Kıskanç"]}, {"word": "haset etmek", "meanings": ["kıskanmak"]}, {"word": "hasetçi", "meanings": ["Kıskanç"]}, {"word": "hasetlenme", "meanings": ["Kıskanma"]}, {"word": "hasetlenmek", "meanings": ["Kıskanmak"]}, {"word": "hasetli", "meanings": ["Kıskanç"]}, {"word": "hasıl", "meanings": ["Olan, ortaya çıkan, görünen"]}, {"word": "hasetlik", "meanings": ["Kıskançlık"]}, {"word": "hasıl etmek", "meanings": ["ortaya çıkarmak"]}, {"word": "hasıl olmak", "meanings": ["ortaya çıkmak, türemek"]}, {"word": "hasıla", "meanings": ["Bir işten elde edilen sonuç"]}, {"word": "hasılat", "meanings": ["Ürün", "Gelir, kazanç"]}, {"word": "hasılatlı", "meanings": ["Gelir getiren", "Ürün veren"]}, {"word": "hasılı", "meanings": ["Sözün kısası, kısacası"]}, {"word": "hasılıkelam", "meanings": ["Kısacası"]}, {"word": "hasım", "meanings": ["Düşman, yağı", "Bir oyun, dava veya yarışta karşı taraf"]}, {"word": "hasımca", "meanings": ["Hasım gibi davranarak"]}, {"word": "hasımlık", "meanings": ["Hasım olma durumu", "Düşmanlık"]}, {"word": "hasır", "meanings": ["Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü", "Tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan"]}, {"word": "hasıraltı", "meanings": ["`Bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek` anlamındaki hasıraltı etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hasırcı", "meanings": ["Hasır ören veya satan kimse"]}, {"word": "hasırcılık", "meanings": ["Hasırcının yaptığı iş"]}, {"word": "hasırlamak", "meanings": ["Hasırla döşemek, üstünü hasırla örtmek"]}, {"word": "hasırlama", "meanings": ["Hasırlamak işi"]}, {"word": "hasırlanma", "meanings": ["Hasırlanmak durumu"]}, {"word": "hasırlanmak", "meanings": ["Hasırla döşenmek, üstü hasırla örtülmek"]}, {"word": "hasırlı", "meanings": ["Hasırı olan, hasırla kaplanmış olan", "Hasırla kaplanmış şişe"]}, {"word": "hasır otu", "meanings": ["Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz, su kamışı, kofa, kiliz (Typha)"]}, {"word": "hasır otugiller", "meanings": ["Su kıyılarında yetişen, örneği hasır otu olan bir bitki familyası"]}, {"word": "hasislik", "meanings": ["Hasis olma durumu", "Hasis davranış"]}, {"word": "hasis", "meanings": ["Cimri", "Bayağı, insanı küçülten, değersiz"]}, {"word": "hasiyet", "meanings": ["Özellik", "Yiyecek ve içeceğin yararı, etki"]}, {"word": "hasislik etmek", "meanings": ["cimrice davranmak"]}, {"word": "haslet", "meanings": ["İnsanın yaradılışından gelen özellik, huy"]}, {"word": "haspam!", "meanings": ["yakıştırılamayan nitelikler taşıyan kadın veya kızlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "hasret bırakmak", "meanings": ["gerektiği anda bir şeyin yokluğunu hissettirmek"]}, {"word": "hasret çekmek", "meanings": ["özlem duymak"]}, {"word": "hasret gitmek", "meanings": ["özlemini çektiği, sevdiği bir yere veya kimseye kavuşamadan ölmek"]}, {"word": "hasret kalmak", "meanings": ["özlemek"]}, {"word": "hasiyetli", "meanings": ["Yararlı, etkili (yiyecek ve içecek)"]}, {"word": "hasret", "meanings": ["Özlem"]}, {"word": "haspa", "meanings": ["Kızlara, kadınlara şaka veya alay yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "hasret gidermek", "meanings": ["özleme son vermek, kavuşmak"]}, {"word": "hasretini çekmek", "meanings": ["çok özlemek", "gereksinim duyduğu şeyi elde edememenin üzüntüsü içinde bulunmak"]}, {"word": "hasretli", "meanings": ["Hasreti olan, özlemli"]}, {"word": "hasretlik", "meanings": ["Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu, ayrılık"]}, {"word": "hasretme", "meanings": ["Hasretmek işi"]}, {"word": "hasretmek", "meanings": ["Bir şeyin bütününü birine, bir şeye ayırmak, vermek"]}, {"word": "hasrolunmak", "meanings": ["Bir şey bütünüyle birine verilmek, ayrılmak"]}, {"word": "hassa askeri", "meanings": ["Hükümdarı korumakla görevli askerî sınıf"]}, {"word": "hassas", "meanings": ["Duyum ve duyguları algılayan", "Duyarlı", "Çabuk etkilenen", "En küçük değerleri, incelikleri dahi algılayabilen", "Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan (alet)"]}, {"word": "hassa", "meanings": ["Özellik"]}, {"word": "hasta", "meanings": ["Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız", "Aşırı düşkün, tutkun", "Parasız, züğürt", "Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan"]}, {"word": "hasrolunma", "meanings": ["Hasrolunmak durumu"]}, {"word": "hassas olmak", "meanings": ["duyarlı davranmak", "çabuk duygulanmak"]}, {"word": "hassasiyet", "meanings": ["Duyarlık"]}, {"word": "hassaslık", "meanings": ["Duyarlılık"]}, {"word": "hasse", "meanings": ["Patiska"]}, {"word": "hassaten", "meanings": ["Özellikle"]}, {"word": "hasta etmek", "meanings": ["hasta olmasına yol açmak", "bezdirmek, bıktırmak, usandırmak"]}, {"word": "hasta olmak (veya düşmek)", "meanings": ["hastalanmak"]}, {"word": "hasta ol benim için, öleyim senin için", "meanings": ["`kişi kendisi için bir fedakârlıkta bulunan kimseye karşı sırası geldiğinde daha büyük fedakârlıkta bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hasta olmayan sağlığın kadrini bilmez", "meanings": ["`insanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "... hastası (olmak)", "meanings": ["bir şeye aşırı derecede düşkün (olmak)"]}, {"word": "hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir", "meanings": ["`ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hasta bakıcı", "meanings": ["Hekimin tedavi ile ilgili buyruklarını yerine getirip hastaya bakan, hemşirelere yardım eden kimse"]}, {"word": "hastane", "meanings": ["Hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları tarafından verildiği sağlık kuruluşu"]}, {"word": "hastaneye kaldırmak (veya yatırmak)", "meanings": ["tedavi amacıyla hastaneye götürmek"]}, {"word": "hastaya döşek sorulmaz", "meanings": ["`bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hasta bakıcılık", "meanings": ["Hasta bakıcının yaptığı iş"]}, {"word": "hastanelik", "meanings": ["Hastaneye kaldırılacak durumda olan"]}, {"word": "hastanelik etmek", "meanings": ["birini aşırı derecede dövmek"]}, {"word": "hastanelik olmak", "meanings": ["hastanede tedavi görmeyi gerektirecek kadar hastalanmak", "çok dayak yemek"]}, {"word": "hastalandırmak", "meanings": ["Hasta etmek, hastalanmasına sebep olmak"]}, {"word": "hastalanmak", "meanings": ["Sağlığı bozulmak, esenliği yerinde olmamak, rahatsızlanmak, hasta olmak"]}, {"word": "hastalanma", "meanings": ["Hastalanmak işi"]}, {"word": "hastalanış", "meanings": ["Hastalanma işi"]}, {"word": "hastalandırma", "meanings": ["Hastalandırmak işi"]}, {"word": "hastalık", "meanings": ["Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı", "Ruh sağlığının bozulması durumu", "Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk", "Aşırı düşkünlük, tutku"]}, {"word": "hastalık almak (veya kapmak veya hastalığa tutulmak)", "meanings": ["bulaşıcı bir hastalığa yakalanmak"]}, {"word": "hastalık kantarla girer, miskalle çıkar", "meanings": ["`hastalık birden ve çok zorlu gelir ama yavaş yavaş iyileşir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hastalık sağlık bizim için", "meanings": ["`insan sağ, esen olabildiği gibi hasta da olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hastalıklı", "meanings": ["Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz"]}, {"word": "has un", "meanings": ["Kepeğinden bütünüyle ayrılmış birinci sınıf un"]}, {"word": "hastel", "meanings": ["Daha ziyade gençlerin ve araştırmacıların konaklaması için yapılmış ve belirli kurallara göre yönetilen ucuz tesisler"]}, {"word": "hastalık tablosu", "meanings": ["Hastanın yatağının başında bulunan ve hastalığın seyrini gösteren levha"]}, {"word": "hasut", "meanings": ["Kıskanç"]}, {"word": "haşa", "meanings": ["Bir durum veya davranışın kesinlikle kabul edilmediğini anlatan bir söz", "Dine aykırı görülen bir ihtimalden söz edilirken kullanılan bir söz"]}, {"word": "haşa huzurdan (veya huzurunuzdan)", "meanings": ["uygunsuz bir şey söylemek zorunda kalındığında bağışlanma dileği anlatan bir söz"]}, {"word": "haşa sümme haşa", "meanings": ["`öyle olmasına ihtimal yok, öyle değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haşerat", "meanings": ["Böcekler", "Değersiz ve zararlı kimseler"]}, {"word": "haşarı", "meanings": ["Çok yaramaz, ele avuca sığmayan (çocuk)", "Huysuz, azgın (hayvan)"]}, {"word": "haşarılaşma", "meanings": ["Haşarılaşmak işi"]}, {"word": "haşarıca", "meanings": ["Biraz haşarı", "(haşarı'ca) Haşarıya yakışır bir biçimde, haşarı gibi"]}, {"word": "haşarılaşmak", "meanings": ["Haşarı davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "haşarılık", "meanings": ["Haşarı olma durumu", "Haşarıca davranış"]}, {"word": "haşat", "meanings": ["Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü", "Yorgun, bitkin"]}, {"word": "haşat etmek", "meanings": ["bozmak, kullanılmaz duruma getirmek", "birini dövmek, perişan etmek, aşırı ölçüde hırpalamak"]}, {"word": "haşere", "meanings": ["Böcek"]}, {"word": "haşat olmak", "meanings": ["bozulmak, kullanılamaz duruma gelmek", "yorulmak, perişan olmak"]}, {"word": "haşefe", "meanings": ["Başçık"]}, {"word": "haşadı çıkmak", "meanings": ["bozulmak, işe yaramaz duruma gelmek", "çok yorulmak, bitkinleşmek"]}, {"word": "haşhaş", "meanings": ["Gelincikgillerden, kapsüllerinden afyon elde edilen, tohumlarından yağ çıkarılan bir yıllık ve otsu bir kültür bitkisi (Papaver somniferum)"]}, {"word": "haşhaşhane", "meanings": ["Haşhaşın işlendiği yer"]}, {"word": "haşhaş yağı", "meanings": ["Haşhaştan çıkarılan ve yiyecek olarak kullanılan yağ"]}, {"word": "haşıl", "meanings": ["Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı"]}, {"word": "haşıllamak", "meanings": ["Dokumayı unlu veya çirişli sıvıya batırmak"]}, {"word": "haşırdamak", "meanings": ["Kâğıt, kolalı kumaş vb. sert şeyler birbirine sürtünürken kalın ve boğuk ses çıkarmak"]}, {"word": "haşıllama", "meanings": ["Haşıllamak işi"]}, {"word": "haşırdama", "meanings": ["Haşırdamak işi"]}, {"word": "haşır haşır", "meanings": ["Haşır huşur"]}, {"word": "haşır huşur", "meanings": ["Sert ve kuru şeyler haşırdayarak, haşırtılı ses çıkararak, haşır haşır"]}, {"word": "haşırtı", "meanings": ["Haşırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "haşinleşme", "meanings": ["Haşinleşmek işi"]}, {"word": "haşin", "meanings": ["Sert, kırıcı, gönül kırıcı", "Sert, kırıcı, gönül kırıcı bir biçimde"]}, {"word": "haşırtılı", "meanings": ["Haşırtısı olan, haşırdayan"]}, {"word": "haşinlik", "meanings": ["Haşin olma durumu, haşin davranış"]}, {"word": "haşinleşmek", "meanings": ["Sertleşmek, gönül kırıcı davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "haşir", "meanings": ["Toplanma, bir araya gelme", "Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması"]}, {"word": "haşır neşir", "meanings": ["Kaynaşma, bir arada olma"]}, {"word": "haşır neşir olmak", "meanings": ["kaynaşmak, bir arada bulunup uğraşmak"]}, {"word": "haşiş", "meanings": ["Hint kenevirinden çıkarılan esrar", "Kuru ot"]}, {"word": "haşır neşir etmek", "meanings": ["kaynaştırmak, bir arada bulundurmak"]}, {"word": "haşiv", "meanings": ["Doldurma", "Yazıyı veya konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma"]}, {"word": "haşlak", "meanings": ["Kızgın, kaynar, çok sıcak"]}, {"word": "haşiye", "meanings": ["Dipnot", "Bir eseri daha iyi açıklamak için yazılan kitap"]}, {"word": "haşlama", "meanings": ["Haşlamak işi", "Haşlanarak pişirilen şey"]}, {"word": "haşlamak", "meanings": ["Bir şeyi kaynar suya daldırmak", "Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek", "Suda kaynatarak pişirmek", "Kaynar sıvı bir şeyi yakmak", "Don, kırağı bitkilere zarar vermek", "Dalamak", "Sızı vermek, acı vermek", "Sertçe paylamak, azarlamak"]}, {"word": "haşlanış", "meanings": ["Haşlanma işi"]}, {"word": "haşlamlılar", "meanings": ["Bir hücrelilerden, vücutlarında hareketi sağlayan kirpiğimsi titrek tüyleri veya beslenme işini gören çekmeleri olan, çoğu sularda yaşayan ve sadece mikroskopla görülebilen hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "haşlanmak", "meanings": ["Haşlama işi yapılmak", "Kaynar su vb. ile yanmak"]}, {"word": "haşlanma", "meanings": ["Haşlanmak işi"]}, {"word": "haşlatma", "meanings": ["Haşlatmak işi"]}, {"word": "haşlatmak", "meanings": ["Haşlamasını sağlamak"]}, {"word": "haşmet", "meanings": ["Görkem"]}, {"word": "haşmetli", "meanings": ["Görkemli", "Hükümdarlara verilen unvan"]}, {"word": "haşyet", "meanings": ["Korku, korkma"]}, {"word": "haşviyat", "meanings": ["Sözde ve yazıda gereksiz olan bölümler"]}, {"word": "hat çekmek", "meanings": ["telefon, telgraf tellerini döşemek veya direklere germek"]}, {"word": "hat", "meanings": ["Çizgi", "Yazı", "Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü, yol, geçek", "Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi", "Kanal", "Savunma veya saldırma amacıyla bir araya getirilmiş asker dizisi", "Sınır", "Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık", "Biçim"]}, {"word": "hata", "meanings": ["Yanlış", "İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış, kusur, yanılma, yanılgı", "Suç, günah, kusur"]}, {"word": "hata etmek (veya eylemek veya işlemek)", "meanings": ["yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek"]}, {"word": "hataya düşmek", "meanings": ["yanılmak"]}, {"word": "hatalı", "meanings": ["Hatası olan, yanlışlığı bulunan"]}, {"word": "hatasız", "meanings": ["Hatası olmayan, yanlışlığı bulunmayan"]}, {"word": "hat bekçisi", "meanings": ["Demir yolunu, telefon ve telgraf hatlarını gözetleyip korumakla görevli kimse"]}, {"word": "hatasız kul olmaz", "meanings": ["`insan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hatıl", "meanings": ["Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi"]}, {"word": "hatıllama", "meanings": ["Hatıllamak işi"]}, {"word": "hatıllamak", "meanings": ["Duvarı hatılla güçlendirmek"]}, {"word": "hatır", "meanings": ["Düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd", "Gönül, kalp", "Birine karşı duyulan saygı, sevgi", "Durum, keyif, hâl"]}, {"word": "hatır almak", "meanings": ["gönül almak"]}, {"word": "hatır eylemek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "hatır gönül yapmak", "meanings": ["birini tutum ve davranışlarıyla mutlu etmek"]}, {"word": "hatır gönül bilmek (veya saymak veya tanımak)", "meanings": ["kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak"]}, {"word": "hatır gönül yıkmak (veya kırmak)", "meanings": ["kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymamak"]}, {"word": "hatır için çiğ tavuk yemek", "meanings": ["bir kişiyi gücendirmemek için yapılması güç olan şeyleri bile yapmak"]}, {"word": "hatır (veya hatırını) saymak", "meanings": ["gerekli saygıyı göstermek"]}, {"word": "hatır sormak", "meanings": ["hâl hatır sormak"]}, {"word": "hatıra (veya hatır ve hayale) gelmemek", "meanings": ["bir şeyin gerçekleşeceği, olacağı hiç düşünülmemek"]}, {"word": "hatırı için", "meanings": ["bir kimsenin gönlü hoş olsun diye"]}, {"word": "hatırı kalmak", "meanings": ["gücenmek, kırılmak"]}, {"word": "hatırına bir şey gelmesin", "meanings": ["bir düşüncede, sözde veya davranışta kötü bir amaç güdülmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "hatırı sayılır", "meanings": ["oldukça çok", "önemli, saygın, saygıdeğer"]}, {"word": "hatırına gelmek", "meanings": ["hatırlamak, aklına gelmek"]}, {"word": "hatırına getirmek", "meanings": ["hatırlamasına yol açmak", "hatırlamak"]}, {"word": "hatırında kalmak", "meanings": ["unutmamak, hatırlamak"]}, {"word": "hatırında olmak", "meanings": ["unutmamış olmak"]}, {"word": "hatırında tutmak", "meanings": ["unutmamak"]}, {"word": "hatırından çıkmamak", "meanings": ["sevdiği, saydığı birinin isteğini reddetmeyip gönlünü kırmaktan çekinmek"]}, {"word": "hatırından (veya hatır ve hayalinden) geçmemek", "meanings": ["aklına gelmemek, düşünmemek"]}, {"word": "hatırını hoş etmek", "meanings": ["sevindirmek, memnun etmek"]}, {"word": "hatırını kırmak", "meanings": ["üzmek, gücendirmek"]}, {"word": "hatırını sormak", "meanings": ["hâl hatır sormak"]}, {"word": "hatıra", "meanings": ["Anı", "Andaç, anmalık, yadigâr"]}, {"word": "hatıra defteri", "meanings": ["Anılık"]}, {"word": "hatırat", "meanings": ["Anılar"]}, {"word": "hatır belasına", "meanings": ["Birine duyulan sevgi ve saygı dolayısıyla", "İstemeye istemeye"]}, {"word": "hatır hatır", "meanings": ["Hatır hutur"]}, {"word": "hatırlama", "meanings": ["Anımsama"]}, {"word": "hatır hutur", "meanings": ["Değişik biçimlerde ses çıkararak (kesmek, yemek, koparmak, kaşımak vb.), hatır hatır"]}, {"word": "hatırlamak", "meanings": ["Anımsamak"]}, {"word": "hatırlanma", "meanings": ["Anımsanma"]}, {"word": "hatırlanmak", "meanings": ["Anımsanmak"]}, {"word": "hatırlatma", "meanings": ["Anımsatma"]}, {"word": "hatırlatmak", "meanings": ["Anımsatmak"]}, {"word": "hatırlı", "meanings": ["Hatırı sayılan, etkili, saygın"]}, {"word": "hatır senedi", "meanings": ["Gerçek bir ticari işleme ve bir alacağa dayanmayan, gerçek duruma uymayan, yalnız herhangi bir kişiye para sağlamak amacıyla düzenlenerek imzalanan senet"]}, {"word": "hatırsız", "meanings": ["Hatırı sayılmayan, etkisiz, saygın olmayan"]}, {"word": "hatırşinas", "meanings": ["Saygılı, hatır sayan, hatır kırmayan"]}, {"word": "hatif", "meanings": ["Sesi işitilen fakat kendisi görülmeyen", "Gaipten işitilen ses", "Gaipten seslenir gibi haber veren melek"]}, {"word": "hatiften gelmek", "meanings": ["gaipten ses gelmek"]}, {"word": "hatim", "meanings": ["Kur'an'ın tamamını okuma", "Sona erdirme, bitirme"]}, {"word": "hatim indirmek", "meanings": ["Kur'an'ı başından sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek"]}, {"word": "hatime", "meanings": ["Son, sonuç", "Son deyiş"]}, {"word": "hatime çekmek", "meanings": ["son vermek"]}, {"word": "hatim sürmek", "meanings": ["okunan Kur'an'ı, önündeki Kur'an'dan takip etmek"]}, {"word": "hatip", "meanings": ["Konuşmacı", "Cuma ve bayram namazından önce camilerde hutbe okuyan kimse"]}, {"word": "hatiplik", "meanings": ["Konuşmacılık"]}, {"word": "hatmetme", "meanings": ["Hatmetmek işi"]}, {"word": "hatmetmek", "meanings": ["Kur'an'ın tamamını okumak", "Herhangi bir kitabı baştan sona kadar tekrar tekrar okumak", "Sona erdirmek, bitirmek"]}, {"word": "hatmi", "meanings": ["Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık otsu bir süs bitkisi, ağaçküpesi (Althaea officinalis)"]}, {"word": "hatta", "meanings": ["Bile, hem de", "(ha'tta:) Üstelik, ayrıca"]}, {"word": "hattat", "meanings": ["Çok güzel el yazısı yazan sanatçı"]}, {"word": "hattıhareket", "meanings": ["Tutulan yol, tutulacak yol, davranış, tutum"]}, {"word": "hattatlık", "meanings": ["Hattatın yaptığı iş"]}, {"word": "hatun", "meanings": ["Kadın", "Bayan, hanım", "Eş, zevce", "Yüksek makamdaki kadınlara ve hakan eşlerine verilen unvan"]}, {"word": "hav", "meanings": ["Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy, ülger"]}, {"word": "hava açmak (veya açılmak)", "meanings": ["bulutlar dağılmak"]}, {"word": "hava", "meanings": ["Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı", "Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü", "Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu", "Gökyüzü", "Çevreyi kuşatan boşluk", "Esinti", "Müzik parçalarında tür", "Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi", "Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz)", "Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik", "Tarz, üslup", "Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans", "Çekicilik", "Keyif, âlem"]}, {"word": "hava almak", "meanings": ["açık havada gezmek", "umduğunu bulamamak, hiçbir şey kazanmamak", "ferahlamak, açılmak, hoş vakit geçirmek"]}, {"word": "hava almak", "meanings": ["içine hava girmek"]}, {"word": "hava atmak", "meanings": ["herhangi bir üstünlüğünden dolayı şişinmek, caka yapmak"]}, {"word": "hava basmak", "meanings": ["hava vermek", "büyüklenmek, gururlanmak"]}, {"word": "hava bozmak", "meanings": ["havada yağmur, kar, dolu veya fırtına başlamak"]}, {"word": "hava bulanmak", "meanings": ["gökyüzü bulutla kaplanıp yağmur yağacak duruma gelmek"]}, {"word": "hava çalmak", "meanings": ["her biri, birbiriyle çelişen, birbirine uymayan davranış ve düşüncede bulunmak"]}, {"word": "hava çarpmak", "meanings": ["iklim ve rüzgâr olumsuz etkilemek"]}, {"word": "hava değiştirmek", "meanings": ["iklimi değişik bir yere gidip bir süre oturmak"]}, {"word": "hava hoş", "meanings": ["`bir şeyin olmasıyla olmaması arasında fark yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hava fena esmek", "meanings": ["ortamla ilgili her türlü şart kötü durumda olmak"]}, {"word": "hava iyi esmek", "meanings": ["ortamla ilgili her türlü şart uygun durumda olmak"]}, {"word": "hava kaçırmak", "meanings": ["nesneler içindeki havayı tutamayıp dışarıya vermek", "yellenmek"]}, {"word": "hava kapanmak", "meanings": ["gökyüzü bulutlarla örtülmek"]}, {"word": "hava kararmak", "meanings": ["güneşin batmasıyla ortalık kararmak", "gökyüzü iyice bulutlanmak"]}, {"word": "hava patlamak", "meanings": ["fırtına çıkmak"]}, {"word": "hava vermek", "meanings": ["tekerlek vb. cisimleri hava ile şişirmek, şişkinliğini artırmak, hava basmak", "akciğerlere basınç altında hava veya oksijen doldurmak"]}, {"word": "hava yapmak", "meanings": ["kalorifer peteğinde sıvının yerine hava dolmak", "böbürlenmek"]}, {"word": "havadan nem kapmak", "meanings": ["en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak"]}, {"word": "havada kalmak", "meanings": ["yerden yüksekte bulunmak", "sonuca ulaşmamak", "bir iddia dayanaksız olduğundan kanıtlanamamak"]}, {"word": "havalara uçmak", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "havan batsın", "meanings": ["`böbürlenmen boşa çıksın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "havanın gözü yaşlı", "meanings": ["`nerede ise yağmur yağacak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "havası olmak", "meanings": ["bir kimsenin albenisi veya cana yakınlığı olmak"]}, {"word": "havasına uymak", "meanings": ["bulunduğu çevre ve ortamı benimsemek", "birinin huyunu almak"]}, {"word": "havasını almak", "meanings": ["kalorifer peteğinde oluşan havayı boşaltarak sıvı maddenin dolmasını sağlamak", "birinin eli boş çıkmak", "birini sakinleştirmek", "karşıdaki kişinin böbürlenmesinin boşuna olduğunu ortaya çıkarmak"]}, {"word": "havası olmak", "meanings": ["o kimseye benzemek, o kimseyi hatırlatmak"]}, {"word": "havasını bulmak", "meanings": ["keyiflenmek, neşelenmek"]}, {"word": "havaya girmek", "meanings": ["hazır olmak", "kibirlenmek"]}, {"word": "havasını teneffüs etmek", "meanings": ["içinde hissetmek", "ortamı yaşamak"]}, {"word": "havaya pala (veya kılıç) sallamak", "meanings": ["boşuna, gereksiz çaba harcamak"]}, {"word": "havaya gitmek", "meanings": ["hiçbir şeye yaramamak, boşa gitmek"]}, {"word": "havaya uçmak", "meanings": ["patlama dolayısıyla zarar görmek", "havaya gitmek"]}, {"word": "havaya savurmak", "meanings": ["gereksiz yere harcamak"]}, {"word": "havayı bozmak", "meanings": ["bir topluluğun keyfini kaçırmak"]}, {"word": "havayı koklamak", "meanings": ["bir yere göz atmak", "gelişmeleri veya ortamı anlamaya çalışmak"]}, {"word": "havaalanı", "meanings": ["İçerisindeki bina, tesis ve donatımlar dâhil uçakların iniş, kalkış ve yer hareketlerini yaparken kullanabilmeleri amacıyla belirlenmiş, ülke içindeki uçuşların yapıldığı saha"]}, {"word": "hava akımı", "meanings": ["Değişik sebeplerle atmosferde havanın yer değiştirmesi"]}, {"word": "hava basıncı", "meanings": ["Yer yuvarını çevreleyen havanın yeryüzündeki bir alana uyguladığı kuvvet"]}, {"word": "hava atışı", "meanings": ["Basketbolda hakemin iki takımdan birer oyuncunun arasında topu havaya atarak oyunu başlatmak için topu havaya atması", "Futbolda hakemin duraklayan oyunu iki takımdan birer oyuncunun arasında havaya topu atarak başlatmak için topu havaya atması"]}, {"word": "hava birliği", "meanings": ["Hava kuvvetleri içinde yer alan, savunma, ulaştırma, uçak bakımı vb. görevleri olan askerî birlik"]}, {"word": "hava bilgisi", "meanings": ["Meteoroloji"]}, {"word": "hava boşaltma makinesi", "meanings": ["Boşaltaç"]}, {"word": "hava boşluğu", "meanings": ["Yeryüzündeki engebelerin havada doğurduğu yoğunluk farkları"]}, {"word": "havacı", "meanings": ["Hava kuvvetlerine bağlı subay, astsubay veya er"]}, {"word": "havacılık", "meanings": ["Havacının yaptığı iş", "Hava seferlerini ve bu konu ile ilgili teknikleri inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "havacıva", "meanings": ["Sığırdiligillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen, çok yıllık otsu bir bitki (Alkanna tinctoria)"]}, {"word": "havadan", "meanings": ["Boş, değersiz", "Emeksiz, çaba harcanmadan"]}, {"word": "havadar", "meanings": ["Havası bol, temiz olan (yer), yeleken, yeleç"]}, {"word": "hava değişimi", "meanings": ["Hastaların daha çabuk iyileşmesi, yorgunlukların giderilmesi vb. amaçlarla yapılan çevre değişikliği, hava tebdili, tebdilihava", "Havanın kapanması, açması, ısınması, soğuması vb. değişimlerin genel adı"]}, {"word": "hava deliği", "meanings": ["Bir şeyin içindeki havanın yenilenmesine yarayan delik"]}, {"word": "havadis", "meanings": ["İlgi ile karşılanabilecek haber"]}, {"word": "hava durumu", "meanings": ["Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü, hava raporu, hava şartları"]}, {"word": "hava düzenleyicisi", "meanings": ["Kapalı yerlerde sıcaklık yönünden istenilen hava şartlarını sağlayan araç"]}, {"word": "hava gazı", "meanings": ["Maden kömüründen çıkarılan, yakılarak ışık veya ısı sağlanan gaz", "Boş laf", "Önemsiz şey"]}, {"word": "hava gazı beki", "meanings": ["Hava gazı ile çalışan lambanın ucu"]}, {"word": "hava gazı fırını", "meanings": ["Hava gazı ile çalışan fırın"]}, {"word": "hava gazı sayacı", "meanings": ["Gaz sayacı"]}, {"word": "hava haritası", "meanings": ["Hava durumlarının işlendiği özel yeryüzü haritası"]}, {"word": "hava hukuku", "meanings": ["Havada ulaşımı düzenlemek için konulmuş hukuk kurallarının bütünü"]}, {"word": "havai fişek", "meanings": ["Gece yapılan törenlerde yakılarak havaya uçurulan, renkli ışıklar saçan fişek", "Geceleyin düşman bölgelerini aydınlatmak amacıyla kullanılan fişek"]}, {"word": "havai", "meanings": ["Hava ile ilgili, havada bulunan", "Açık mavi renk", "Bu renkte olan", "Ciddi olmayan, ciddi işlerle uğraşmayan, ciddi işler yapmayan, dilediği gibi davranan, uçarı, hoppa, yeleme", "Değersiz, boş"]}, {"word": "havailik", "meanings": ["Havai olma durumu, uçarılık, hoppalık"]}, {"word": "havai mavi", "meanings": ["Göğün rengi, açık mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "hava indirme", "meanings": ["Hava kuvvetlerine ait birliklerin hava yoluyla gerçekleştirdiği harekât"]}, {"word": "havaiyat", "meanings": ["Boş, değersiz iş ve sözler"]}, {"word": "hava kanalı", "meanings": ["Havayı bir yerden başka bir yere iletmekte kullanılan kanal, boru"]}, {"word": "hava kapağı", "meanings": ["Bir kanaldan geçen havanın niceliğini ayarlayan kapak"]}, {"word": "hava kesesi", "meanings": ["Balıkların aşağı ve yukarı inip çıkmalarını sağlayan, hava ile dolup boşalan kese", "Kuşlarda vücudun çeşitli yerlerinde bulunan ve akciğere bağlı olan boşluklar", "Birçok böcekte trake boruları üzerinde yer almış olan hava dolu şişkinlikler"]}, {"word": "hava köprüsü", "meanings": ["Zorunlu durumlarda iki şehir veya ülke arasında hava yoluyla sağlanan sürekli ulaşım"]}, {"word": "hava kuvvetleri", "meanings": ["Ülkenin havadan savunulmasını sağlamak için uçak, helikopter, balon vb. araçlardan ve bunlarla ilgili yer hizmetlerinden, kuruluşlarından oluşturulan teşkilat"]}, {"word": "hava küre", "meanings": ["Hava yuvarı"]}, {"word": "havalandırılma", "meanings": ["Havalandırılmak işi"]}, {"word": "havalandırıcı", "meanings": ["Kapalı bir yerin sürekli ve doğal olarak havalandırılmasını sağlayan alet veya düzen"]}, {"word": "havalandırma", "meanings": ["Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi", "Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma"]}, {"word": "havalandırılmak", "meanings": ["Havalandırma işi yapılmak"]}, {"word": "havalandırmacı", "meanings": ["Havalandırma işini yapan görevli kimse"]}, {"word": "havalandırmak", "meanings": ["Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak", "Havaya kaldırmak"]}, {"word": "havalandırmalı", "meanings": ["Havalandırması olan", "Havalandırma cihazı bulunan"]}, {"word": "havalanma", "meanings": ["Havalanmak işi"]}, {"word": "havalanmak", "meanings": ["Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek", "Yerden ayrılıp göğe yükselmek", "Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek", "Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak", "Yerinde oturamaz duruma gelmek", "Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "havale", "meanings": ["Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme", "Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para", "Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename", "Genellikle çocuklarda görülen, ateşli veya ateşsiz olan çırpınma nöbetleri", "Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde veya duvar", "Yüksek ve büyük bir görünüşü olma"]}, {"word": "havale etmek", "meanings": ["bir şeyin alınmasını, yapılmasını bir kimseye bırakmak, ısmarlamak, devretmek", "yollamak, göndermek"]}, {"word": "havale gelmek", "meanings": ["postane veya banka yoluyla para gelmek", "genellikle çocuklara çoğu zaman bayılma, yüksek ateşle beraber çırpınma krizleri gelmek"]}, {"word": "havale göndermek (veya yollamak)", "meanings": ["postane, banka vb. aracılığıyla birine para ödenmesini sağlamak"]}, {"word": "havaleli", "meanings": ["Havalesi olan", "Gereğinden çok yüksek, yıkılacak gibi olan"]}, {"word": "havalename", "meanings": ["Havale"]}, {"word": "havalı", "meanings": ["Herhangi bir nitelikte havası olan", "İyi, temiz hava alan, havadar", "Bir işi gereğince benimsemeyen, önemsemeyen", "Göz alıcı, çekici, albenisi olan", "Kibirli, çalımlı, gururlu", "Sıkıştırılmış hava ile çalışan (alet vb.)"]}, {"word": "havalı direksiyon", "meanings": ["Hidrolik düzen ile kolayca hareket sağlayabilen motorlu taşıt direksiyonu"]}, {"word": "havalı fren", "meanings": ["Hava basıncı ile yönetilen pistonlu fren"]}, {"word": "havali", "meanings": ["Yöre (I)"]}, {"word": "havalimanı", "meanings": ["Uluslararası veya şehirler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü", "Bu altyapının yerleştirilmesini, işletilmesini ve geliştirilmesini sağlayan kuruluş"]}, {"word": "hava musluğu", "meanings": ["Radyatörlerde oluşan havanın dışarı atılmasını sağlayan musluk"]}, {"word": "hava meydanı", "meanings": ["Havalimanı"]}, {"word": "havan", "meanings": ["İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap", "Havan topu", "Tütün kıyma makinesi"]}, {"word": "havan dövücünün hınk deyicisi", "meanings": ["`başkasına yardım edecek veya yüreklendirecek gücü olmadığı hâlde öyle görünüp yardakçılık eden kimse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "havanda su dövmek", "meanings": ["boşuna uğraşmak"]}, {"word": "havaneli", "meanings": ["Havanda bir şeyi dövmeye yarayan tokmak"]}, {"word": "hava raporu", "meanings": ["Hava durumu"]}, {"word": "havan topu", "meanings": ["Üstün atış gücüne sahip bir tür kısa namlulu top, havan"]}, {"word": "hava oyunu", "meanings": ["Bir mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak veya ödemek şeklinde girişilen bir oyun türü"]}, {"word": "hava parası", "meanings": ["Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya çoğunlukla içindeki kiracıya açıktan verilen para, peştamallık"]}, {"word": "havari", "meanings": ["Yardımcı", "Hz. İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri", "Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse"]}, {"word": "havarilik", "meanings": ["Havari olma durumu"]}, {"word": "havas", "meanings": ["Nitelikler, özellikler", "Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir tür ayrıcalık gören kimseler, avam karşıtı", "İleri gelenler, seçkinler"]}, {"word": "havas", "meanings": ["Duyumlar, duygular"]}, {"word": "hava sahası", "meanings": ["Bir devletin yalnız kendisinin kullanma hakkı olduğu, başka devletlerin ancak ilgili devletten izin alarak yararlanabileceği gökyüzü parçası"]}, {"word": "havasız", "meanings": ["Havası olmayan, hava almayan", "Havası iyi veya yeterli olmayan", "Göz alıcı, çekici olmayan"]}, {"word": "havasızlık", "meanings": ["Havasız olma durumu"]}, {"word": "hava süzgeci", "meanings": ["Otomobillerde motora ve hava kompresörüne giden havayı süzmeye yarayan alet"]}, {"word": "hava tahmini", "meanings": ["Çeşitli araç ve aygıtlardan yararlanılarak yapılan incelemeler sonunda bulunulan yerde veya geniş bir bölgede gelecek gün veya günlerdeki havanın nasıl olacağını belirleme"]}, {"word": "hava şartları", "meanings": ["Hava durumu"]}, {"word": "hava taşı", "meanings": ["Gök taşı"]}, {"word": "hava tebdili", "meanings": ["Hava değişimi"]}, {"word": "hava üssü", "meanings": ["Askerî havacılıkla ilgili plan ve programları düzenleyen merkez"]}, {"word": "hava ulaşımı", "meanings": ["Hava yolu ulaşımı"]}, {"word": "hava yastığı", "meanings": ["Taşıtlarda kazanın neden olacağı zararları azaltmaya yönelik hava basınçlı yastık", "Bazı özel yapım teknelerde tekne altına verilen basınçlı hava ile doldurulan, teknenin yükselmesiyle sürtünmeyi azaltıp hızı artırmaya yarayan yastık"]}, {"word": "hava yastıklı", "meanings": ["Hava yastığı olan"]}, {"word": "hava yolu", "meanings": ["Hava taşıtlarının uçuş sırasında izlemeye zorunlu oldukları yol"]}, {"word": "hava yolu ile", "meanings": ["uçak vb. taşıtlar ile"]}, {"word": "hava yolu ulaşımı", "meanings": ["Hava taşıtlarıyla yolcu, yük vb. taşıma işi"]}, {"word": "hava yuvarı", "meanings": ["Yer yuvarını kuşatan çeşitli gaz katmanlarından oluşan örtü, atmosfer"]}, {"word": "havi", "meanings": ["İçinde bulunduran, kapsayan"]}, {"word": "havhav", "meanings": ["Çocuk dilinde köpek"]}, {"word": "havi olmak", "meanings": ["içinde bulundurmak, içine almak, kapsamak, içermek"]}, {"word": "havlama", "meanings": ["Havlamak işi"]}, {"word": "havlamak", "meanings": ["Köpek bağırmak, ürümek"]}, {"word": "havlanma", "meanings": ["Havlanmak durumu"]}, {"word": "havlanmak", "meanings": ["Üzerinde hav oluşmak"]}, {"word": "havlatma", "meanings": ["Havlatmak işi"]}, {"word": "havlatmak", "meanings": ["Havlamasına sebep olmak"]}, {"word": "havlayış", "meanings": ["Havlama işi"]}, {"word": "havlı", "meanings": ["Havı olan"]}, {"word": "havlıcan", "meanings": ["Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki (Galanga officinalis)"]}, {"word": "havlu", "meanings": ["Vücudun çeşitli yerlerinin kurulanmasına yarayan dokuma bez"]}, {"word": "havlu atmak", "meanings": ["çalıştırıcı, sporcusunun karşılaşmayı terk ettiğini bildirmek için ringe havlu fırlatmak", "başarısızlığını kabul edip mücadeleyi bırakmak, pes etmek"]}, {"word": "havlucu", "meanings": ["Havlu dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "havluculuk", "meanings": ["Havlucunun yaptığı iş"]}, {"word": "havluluk", "meanings": ["Havlu asmak için özel olarak yapılmış araç, havlu asacağı", "Banyolarda havluların konulduğu küçük dolap", "Havlu yapmaya elverişli olan (kumaş)"]}, {"word": "havsala", "meanings": ["Kuşun kursağı", "Leğen", "Zihnin bir şeyi anlama ve kavrama yetisi"]}, {"word": "havra", "meanings": ["Sinagog", "Çok gürültülü yer"]}, {"word": "havsalası almamak", "meanings": ["aklı kabul edememek"]}, {"word": "havsalasına sığmamak", "meanings": ["aklı almamak, kavrayamamak", "kabul edememek"]}, {"word": "havsalası geniş", "meanings": ["Anlama kabiliyeti olan, anlayışlı (kimse)", "Hoşgörülü (kimse)"]}, {"word": "havuç", "meanings": ["Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi, yeregeçen (Daucus carota)"]}, {"word": "havuç suyu", "meanings": ["Havuç meyvesinin sıkılması ile elde edilen meyve suyu"]}, {"word": "havut", "meanings": ["Deve semeri"]}, {"word": "havuz", "meanings": ["Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer", "Kum, asit vb. konulan çukur yer", "Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer", "Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer"]}, {"word": "havuzcu", "meanings": ["Otelde havuzla ilgili işlere bakan görevli", "Havuz yapan kimse"]}, {"word": "havuzcuk", "meanings": ["İdrar borularının böbrekle birleştikleri yerde huni biçimindeki genişlik"]}, {"word": "havuzlama", "meanings": ["Havuzlamak işi"]}, {"word": "havuzlamak", "meanings": ["Gemiyi onarmak için havuza çekmek"]}, {"word": "havuzlanma", "meanings": ["Havuzlanmak işi"]}, {"word": "havuzlu", "meanings": ["Havuzu olan"]}, {"word": "havuzlanmak", "meanings": ["Gemi, onarılmak için havuza çekilmek"]}, {"word": "havuzsuz", "meanings": ["Havuzu olmayan"]}, {"word": "havvaanaeli", "meanings": ["Küçük beyaz çiçekli bir yıllık bir bitki (Anastatica hierochuntia)"]}, {"word": "havya", "meanings": ["Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet"]}, {"word": "havyar", "meanings": ["Genellikle mersin balığının salamura edilmiş yumurtası"]}, {"word": "havyar kesmek", "meanings": ["çalışmadan vakit geçirmek, vakti boşa harcamak"]}, {"word": "havza", "meanings": ["Bölge, mıntıka", "Dağ veya tepelerle sınırlanmış, suları aynı denize, göle veya ırmağa akan bölge", "Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri, tekne", "Tekne"]}, {"word": "hay hayı gitmek vay vayı kalmak", "meanings": ["sağlığını, gençliğini yitirerek yakınır duruma gelmek"]}, {"word": "hay", "meanings": ["İyi dilek, azarlama, şaşma ve sevinç bildirmede kullanılan bir söz", "Ey"]}, {"word": "hay Allah!", "meanings": ["şaşkınlık bildiren bir söz"]}, {"word": "haydan gelen huya gider", "meanings": ["`kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haya", "meanings": ["Er bezi"]}, {"word": "hayâ", "meanings": ["Utanma duygusu, utanç, utanma, sıkılma"]}, {"word": "hayal", "meanings": ["Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya", "Belli belirsiz görülen şey, gölge", "Görüntü", "İmge", "Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun"]}, {"word": "hayal etmek", "meanings": ["bir şeyi zihinde tasarlayıp canlandırmak, hayallemek"]}, {"word": "hayal kurmak", "meanings": ["gerçekleşmesi istenen, özlenen şeyi düşünmek"]}, {"word": "hayal gibi", "meanings": ["ince, zarif"]}, {"word": "hayale dalmak", "meanings": ["dış dünyadan uzaklaşarak gerçekleşmesi istenilen şeyleri veya hatıraları düşünmek"]}, {"word": "hayal olmak", "meanings": ["gerçekleştirilememek", "geçmişte kalmak, hatıra olmak"]}, {"word": "hayale kapılmak", "meanings": ["hayallerin etkisi altında kalmak"]}, {"word": "hayalinden geçirmek", "meanings": ["olmasını istemek, düşünmek"]}, {"word": "hayalat", "meanings": ["Hayaller"]}, {"word": "hayalbaz", "meanings": ["Karagözcü"]}, {"word": "hayalci", "meanings": ["Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse, ütopist", "Karagözcü", "Hayale kapılan, hayal kuran, hayalperest, hayalperver"]}, {"word": "hayalet", "meanings": ["Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler", "Belli belirsiz görülen şey, gölge", "Çok zayıf kimse"]}, {"word": "hayalcilik", "meanings": ["Hayalci olma durumu, hayalperestlik, hayalperverlik", "Hayalcinin yaptığı iş"]}, {"word": "hayalen", "meanings": ["Hayalî olarak"]}, {"word": "hayalhane", "meanings": ["Karagöz oynatılan yer", "Hayal dünyası"]}, {"word": "hayâlı", "meanings": ["Utangaç, sıkılgan"]}, {"word": "hayal gücü", "meanings": ["Zihnin hayal yaratma yetisi, düş gücü, imgelem, muhayyile", "Geçmiş yaşantılara özgü ögelerle şimdiki yaşantı arasında bağ kurma gücü", "Bir nesneyi, o nesne karşımızda olmaksızın tasarımlama yetisi"]}, {"word": "hayalî", "meanings": ["Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, fantastik, ütopik", "Karagözcü"]}, {"word": "hayalî fener", "meanings": ["Resimli camları olan ve bu resimleri duvara yansıtan fenere benzer araç", "Çok zayıf kimse"]}, {"word": "hayal kırıklığı", "meanings": ["Çok istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmeyişinden duyulan üzüntü"]}, {"word": "hayal kırıklığına uğramak", "meanings": ["çok istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmemesinden üzüntü duymak"]}, {"word": "hayalî fenere dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "hayal meyal", "meanings": ["Belli belirsiz, açık seçik olmayan", "Belli belirsiz, açık seçik olmayan bir biçimde"]}, {"word": "hayat", "meanings": ["Canlı, sağ olma durumu", "Yaşam", "Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı", "Meslek", "Geçim şartlarının bütünü", "Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma", "Yazgı", "Yaşamayı sağlayan şartların bütünü", "Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi"]}, {"word": "hayal oyunu", "meanings": ["Karagöz oyunu"]}, {"word": "hayalli", "meanings": ["Hayali olan"]}, {"word": "hayalperest", "meanings": ["Hayalci"]}, {"word": "hayalperestlik", "meanings": ["Hayalcilik"]}, {"word": "hayâsızca", "meanings": ["Hayâsıza yakışan", "(haya:sı'zca) Hayâsız olarak, hayâsız bir biçimde, hayâsızcasına"]}, {"word": "hayâsız", "meanings": ["Utanması olmayan, sıkılmayan"]}, {"word": "hayâsızlık", "meanings": ["Utanmazlık, sıkılmazlık"]}, {"word": "hayata geçirmek", "meanings": ["uygulanır duruma getirmek, canlılık kazandırmak"]}, {"word": "hayatı cehennem etmek", "meanings": ["büyük üzüntü ve sıkıntı vermek"]}, {"word": "hayat geçirmek", "meanings": ["yaşamak, varlığını sürdürmek"]}, {"word": "hayat memat meselesi (yapmak veya olmak)", "meanings": ["ölüm kalım meselesi"]}, {"word": "hayata atılmak", "meanings": ["geçim sağlamak üzere çalışmaya başlamak"]}, {"word": "hayat vermek", "meanings": ["canlılık vermek, canlandırmak"]}, {"word": "hayata gözlerini yummak (veya kapamak)", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "hayata bağlamak", "meanings": ["yaşamayı sevdirmek"]}, {"word": "hayata küsmek", "meanings": ["bezgin, kötümser olmak, yaşama isteğini yitirmek"]}, {"word": "hayatı kaymak", "meanings": ["her işi ters gitmek, mahvolmak"]}, {"word": "hayatının baharında olmak", "meanings": ["hayatının en güzel dönemini yaşıyor olmak"]}, {"word": "hayat", "meanings": ["Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa", "Avlu", "Balkon", "Sundurma"]}, {"word": "hayatının baharını yaşamak", "meanings": ["hayatının en güzel günlerini yaşamak"]}, {"word": "hayatına girmek", "meanings": ["yaşamında yer almak"]}, {"word": "hayatını kazanmak", "meanings": ["geçimini sağlamak"]}, {"word": "hayatını (birine) borçlu olmak", "meanings": ["biri tarafından ölümden kurtarılmış olmak", "birinin yaşamı bir başkasının desteği ile sağlanmış olmak"]}, {"word": "hayatından çıkarmak", "meanings": ["ilgisini, ilişkisini tamamen kesmek"]}, {"word": "hayatını yaşamak", "meanings": ["her türlü baskıdan uzak, dilediğince, gönlünce yaşamak"]}, {"word": "hayatta olmak", "meanings": ["yaşamak"]}, {"word": "hayat adamı", "meanings": ["Zamana kolayca uyan, her türlü güçlüğü yenmesini bilen kimse"]}, {"word": "hayatağacı", "meanings": ["Soyağacı", "Beyinciğin kesitinde dıştaki boz madde bölümüne yayılarak dallanma gösteren ak maddenin oluşturduğu ağaç biçimi", "Binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olması dileğini simgeleyen özel ağaç motifi"]}, {"word": "hayat arkadaşı", "meanings": ["Eş"]}, {"word": "hayatiyet", "meanings": ["Yaşama gücü, canlılık"]}, {"word": "hayati", "meanings": ["Hayatla ilgili", "Büyük önem taşıyan, önemli"]}, {"word": "hayat dolu", "meanings": ["Yaşama isteği çok olan, neşeli, canlı, yaşam dolu"]}, {"word": "hayatiyetli", "meanings": ["Yaşama gücüyle dolu, canlı"]}, {"word": "hayat kavgası", "meanings": ["Hayat mücadelesi"]}, {"word": "hayat mücadelesi", "meanings": ["Yaşamak ve geçinmek için harcanan emeklerin bütünü, hayat kavgası, yaşam kavgası"]}, {"word": "hayat okulu", "meanings": ["Yaşanılan çevre ve zamanda karşılaşılan olayların tümü"]}, {"word": "hayat pahalılığı", "meanings": ["Yiyecek, içecek, giyecek vb. geçim maddelerinin pahalı olması"]}, {"word": "hayat sigortası", "meanings": ["Bir kimsenin, yaşlılık çağında kendisine veya mirasçılarına para ödenmesi şartıyla yaptığı sigorta anlaşması, yaşam güvencesi"]}, {"word": "hayat standardı", "meanings": ["Bir toplumda bireylerin mal ve hizmetlerden yararlanabilme, gereksinimlerini karşılayabilme düzeyi, yaşam standardı"]}, {"word": "haybe", "meanings": ["Boş, işe yaramaz, anlamsız iş"]}, {"word": "haybeye kürek çekmek", "meanings": ["boşu boşuna uğraşmak"]}, {"word": "haybeci", "meanings": ["İşsiz güçsüz, bedavadan geçinen kimse"]}, {"word": "haybeden", "meanings": ["Zahmet çekmeden, bedavadan"]}, {"word": "hayda", "meanings": ["Hayvanları harekete geçirmek için kullanılan söz", "Şaşkınlık belirten bir söz"]}, {"word": "haydalama", "meanings": ["Haydalamak biçimi"]}, {"word": "haydalamak", "meanings": ["Hayvanı hızlandırmak için `hayda` diye seslenmek"]}, {"word": "haydalanmak", "meanings": ["Defedilmek, dehlenmek"]}, {"word": "haydalanma", "meanings": ["Haydalanmak durumu veya biçimi"]}, {"word": "haydari", "meanings": ["Dervişlerin giydiği kolsuz, kısa, aba, hırka", "Süzme yoğurt, sarımsak, nane, dereotu ve tereyağı karışımıyla hazırlanan bir meze türü"]}, {"word": "haydama", "meanings": ["Haydamak işi"]}, {"word": "haydamak", "meanings": ["Çifte koşulan hayvanı sürmek, dehlemek", "Kovmak, defetmek"]}, {"word": "haydari yaka", "meanings": ["Yelek, hırka vb. giysilerin açık V harfi biçimindeki yakası"]}, {"word": "haydi", "meanings": ["İsteklendirmek, çabukluk belirtmek için kullanılan bir söz, hadi", "Kabul ve onama bildiren bir söz", "Hafifseme, alay etme belirten bir söz", "`Hoş görme` anlamında kullanılan bir söz", "Haydi haydi"]}, {"word": "haydi canım sen de", "meanings": ["`böyle şey olmaz, sana inanmam` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haydi haydi", "meanings": ["Kolaylıkla, rahatlıkla", "Olsa olsa, en çoğu"]}, {"word": "haydi oradan", "meanings": ["kovmak, azarlamak için kullanılan bir söz", "haydi canım sen de"]}, {"word": "haydindi", "meanings": ["`Çabuk ol, acele et` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "haydin", "meanings": ["Birden çok kişiyi isteklendirmek ve harekete geçirmek için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "haydisene", "meanings": ["Haydi sözünün buyurma, dilek bildiren pekiştirmeli biçimi, hadisene"]}, {"word": "haydut gibi", "meanings": ["insana korku veren, iri yarı (kimse)", "yaramaz ve sevimli (çocuk)"]}, {"word": "haydut", "meanings": ["Silahlı soygun yapan, yol kesen kimse"]}, {"word": "haydutluk", "meanings": ["Haydut olma durumu, şakilik, şekavet"]}, {"word": "haydutluk etmek", "meanings": ["haydut gibi davranmak"]}, {"word": "hayfa", "meanings": ["`Eyvah, yazık, heyhat` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayhuy", "meanings": ["Boş ve sonuçsuz iş veya çaba"]}, {"word": "hayhay", "meanings": ["`İsteyerek, seve seve, elbette` anlamlarında onama bildiren bir söz"]}, {"word": "hayıf", "meanings": ["Haksızlık, insafsızlık", "Acınma, üzülme", "`Vah, heyhat, yazık` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayıflanma", "meanings": ["Hayıflanmak işi"]}, {"word": "hayıflanmak", "meanings": ["Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmek"]}, {"word": "hayır", "meanings": ["İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım", "İyi, hayırlı, yararlı, faydalı"]}, {"word": "hayır beklememek", "meanings": ["iyilik ummamak, yararlı olacağını sanmamak"]}, {"word": "hayır dile komşuna, hayır gele başına", "meanings": ["`sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayır gelmemek", "meanings": ["yararlı olmamak"]}, {"word": "hayır işlemek", "meanings": ["dine ve insanlığa uygun, iyi bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "hayır kalmamak", "meanings": ["işe yarar durumu kalmamak, artık işe yaramaz olmak"]}, {"word": "hayır (veya hayrını) görmemek", "meanings": ["bir şey kendisine yararlı olmamak"]}, {"word": "hayır yok", "meanings": ["`bir şey yararlı değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayırdır inşallah", "meanings": ["anlatılan bir rüyayı iyiye yormak için kullanılan bir söz", "şaşma ve merak veren olgular karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "hayra alamet değil", "meanings": ["uğursuz sayılacak bir olay için kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayra yormak", "meanings": ["rüya veya olayı iyi bir durumun belirtisi saymak"]}, {"word": "hayrı dokunmak", "meanings": ["yararlı olmak"]}, {"word": "hayrını gör", "meanings": ["yeni alınan bir şey için `güle güle kullan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayrı olmamak", "meanings": ["iyiliği dokunmamak, yarar sağlamamak"]}, {"word": "hayır dememek", "meanings": ["bir şeyi geri çevirmemek"]}, {"word": "hayır", "meanings": ["`Yok, öyle değil, olmaz` anlamlarında onamama, inkâr bildiren bir söz", "Olumsuz cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz"]}, {"word": "hayırla anmak (veya yâd etmek)", "meanings": ["ölmüş bir kimsenin ardından iyi konuşmak"]}, {"word": "hayır dua", "meanings": ["Bir kimsenin iyiliğini isteyen dua"]}, {"word": "hayır duasını almak", "meanings": ["kendisi için iyi dilekte bulunulmak"]}, {"word": "hayır dua etmek", "meanings": ["iyi dileklerde bulunmak"]}, {"word": "hayırhah", "meanings": ["İyilik dileyen, iyilik isteyen, iyicil, hayırsever"]}, {"word": "hayırhahlık", "meanings": ["İyilik isteme durumu"]}, {"word": "hayırlaşmak", "meanings": ["Pazarlıkta anlaştıktan sonra birbirlerine hayır dilemek"]}, {"word": "hayırlaşma", "meanings": ["Hayırlaşmak durumu"]}, {"word": "hayırlı", "meanings": ["Yararı, hayrı olan", "Uğurlu, iyi, güzel"]}, {"word": "hayırlı olsun", "meanings": ["`güle güle kullan` anlamında kullanılan bir söz", "`hayırlar getirsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayırlısı olsun", "meanings": ["`en iyisi olsun` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "hayırlısı ile", "meanings": ["hayırlı olanı dilemek için söylenen bir söz"]}, {"word": "hayır sahibi", "meanings": ["Hayırsever kimse"]}, {"word": "hayırperver", "meanings": ["Hayırsever"]}, {"word": "hayırsever", "meanings": ["Yoksullara, düşkünlere, yardıma muhtaç olanlara iyilik ve yardım etmesini seven, iyiliksever, yardımsever, hayırperver", "Halkın yararı için okul, çeşme, hastane vb. yaptıran"]}, {"word": "hayırseverlik", "meanings": ["Hayırsever olma durumu, iyilikseverlik, yardımseverlik, hayırperverlik"]}, {"word": "hayırsızlık", "meanings": ["Hayırsız olma durumu"]}, {"word": "hayırsız", "meanings": ["Yararı olmayan, hayrı olmayan", "Sevgi ve bağlılığını yitiren, vefasız"]}, {"word": "hayıt", "meanings": ["Ayıt"]}, {"word": "hayız", "meanings": ["Kadınlarda aybaşı"]}, {"word": "hayızdan nifastan kesilmek", "meanings": ["menopoza girmek", "verimsiz olmak"]}, {"word": "haykırı", "meanings": ["Bağırma"]}, {"word": "haykırışma", "meanings": ["Haykırışmak durumu"]}, {"word": "haykırış", "meanings": ["Haykırma işi", "Haykırma sesi"]}, {"word": "haykırışmak", "meanings": ["Karşılıklı haykırmak"]}, {"word": "haykırma", "meanings": ["Haykırmak işi"]}, {"word": "haykırmak", "meanings": ["Telaş, şikâyet vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak", "Çağırmak, seslenmek", "Bir durum veya nitelik çok belirgin olarak görünmek"]}, {"word": "haykırtı", "meanings": ["Yüksek sesle acı acı bağırma, haykırma"]}, {"word": "haykırtmak", "meanings": ["Haykırmasına yol açmak"]}, {"word": "haykırtma", "meanings": ["Haykırtmak biçimi veya durumu"]}, {"word": "haylamak", "meanings": ["At gibi hayvanları sürmek için seslenmek"]}, {"word": "haylaz", "meanings": ["Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta", "Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz"]}, {"word": "haylazca", "meanings": ["Haylaz gibi, haylaza yakışır bir biçimde"]}, {"word": "haylazlaşma", "meanings": ["Haylazlaşmak durumu"]}, {"word": "haylazlaşmak", "meanings": ["Haylaz bir duruma gelmek"]}, {"word": "haylazlık", "meanings": ["Haylaz olma durumu", "Haylazca davranış"]}, {"word": "haylazlık etmek", "meanings": ["haylazca davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "hayli", "meanings": ["Çok", "(ha'yli) Oldukça"]}, {"word": "haymana", "meanings": ["Hayvanların serbestçe salındığı çayırlık", "Tembel"]}, {"word": "haymana mandası", "meanings": ["Haymana öküzü"]}, {"word": "haymana öküzü", "meanings": ["İri yarı ve tembel, işe yaramaz kimse, haymana mandası"]}, {"word": "haymatlos", "meanings": ["Vatansız"]}, {"word": "hayran", "meanings": ["Çok beğenen, hayranlık duyan (kimse)"]}, {"word": "hayran olmak (veya kalmak)", "meanings": ["çok beğenmek"]}, {"word": "hayranlık", "meanings": ["Hayran olma durumu", "Tutku, aşırı istek"]}, {"word": "hayran etmek (veya bırakmak)", "meanings": ["hayranlık duygusu uyandırmak, çok beğenilmek"]}, {"word": "hayrat", "meanings": ["Sevap kazanmak için yapılan iyilik", "Halkın yararlanması için yapılan okul, çeşme, hastane vb. yapı"]}, {"word": "hayranlık duymak", "meanings": ["çok beğenmek, tutkuyla bağlanmak"]}, {"word": "hayret", "meanings": ["Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma", "Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz"]}, {"word": "hayret etmek", "meanings": ["şaşmak, şaşırmak, şaşakalmak"]}, {"word": "hayrete (veya hayretlere) düşmek", "meanings": ["şaşakalmak, şaşırmak"]}, {"word": "hayrette bırakmak", "meanings": ["şaşmasına sebep olmak"]}, {"word": "hayretten donakalmak", "meanings": ["çok şaşırmak, inanamamak"]}, {"word": "hayrola", "meanings": ["`Ne var, ne oluyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayrette (veya hayretler içinde) kalmak", "meanings": ["şaşakalmak, şaşırmak"]}, {"word": "haysiyetine dokunmak", "meanings": ["onuru incinmek"]}, {"word": "hayrulhalef", "meanings": ["Hayırlı çocuk, hayırlı evlat"]}, {"word": "haysiyet", "meanings": ["Değer, saygınlık, itibar", "Öz saygı"]}, {"word": "haysiyet divanı", "meanings": ["Onur kurulu"]}, {"word": "haysiyetiyle", "meanings": ["Nedeniyle"]}, {"word": "haysiyetli", "meanings": ["Değeri, saygınlığı olan", "Onurlu"]}, {"word": "haysiyetsiz", "meanings": ["Değeri, saygınlığı olmayan", "Onursuz"]}, {"word": "haysiyetsizlik", "meanings": ["Haysiyetsiz olma durumu, haysiyetsizce davranış", "Onursuzluk"]}, {"word": "haytalık", "meanings": ["Hayta olma durumu, serserilik, başıboşluk, külhanbeylik, kabadayılık, apaşlık"]}, {"word": "hayta", "meanings": ["Osmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri", "Başıboş, bir baltaya sap olamamış, apaş, serseri"]}, {"word": "haytalık etmek", "meanings": ["serserice davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "hayvan", "meanings": ["Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık", "Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse)", "Kızılan bir kimseye söylenen bir söz", "At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık"]}, {"word": "hayvan koklaşa koklaşa, insan konuşa konuşa", "meanings": ["insan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa"]}, {"word": "hayvan gibi", "meanings": ["hayvana benzer biçimde", "iri yarı", "akılsız, duygusuz, kaba"]}, {"word": "hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde", "meanings": ["`hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz ` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hayvanat bahçesi", "meanings": ["Genellikle her tür hayvanın doğal şartlarda beslendiği, korunduğu, sergilendiği büyük bahçe"]}, {"word": "hayvan bilimci", "meanings": ["Hayvan bilimi uzmanı, zoolog"]}, {"word": "hayvanat", "meanings": ["Hayvanlar", "Hayvan bilimi"]}, {"word": "hayvan bilimi", "meanings": ["Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı, hayvanat, zooloji"]}, {"word": "hayvanca", "meanings": ["Çok kaba ve hoyrat", "(hayva'nca) Çok kaba ve hoyrat bir biçimde, hayvancasına"]}, {"word": "hayvancık", "meanings": ["Ancak mikroskopla görülebilen çok küçük hayvan", "Hayvancağız"]}, {"word": "hayvancağız", "meanings": ["Kendisine şefkat ve acıma duyulan hayvan, hayvancık"]}, {"word": "hayvancılık", "meanings": ["Evcil hayvanlara bakma ve yetiştirme işi"]}, {"word": "hayvani", "meanings": ["Hayvansal", "Hayvanca"]}, {"word": "hayvan kömürü", "meanings": ["Kan ve kemik gibi organik maddelerden yapılıp hekimlikte kullanılan kömür"]}, {"word": "hayvaniyet", "meanings": ["Hayvanlık"]}, {"word": "hayvanlaşma", "meanings": ["İnsanlık erdemlerini yitirme, kabalaşma"]}, {"word": "hayvanlaşmak", "meanings": ["İnsanlık erdemlerini yitirmek, kabalaşmak"]}, {"word": "hayvanlık etmek", "meanings": ["hayvanca davranmak"]}, {"word": "hayvansal", "meanings": ["Hayvanla ilgili, hayvani", "Hayvandan elde edilen, hayvani"]}, {"word": "hayvanlık", "meanings": ["Hayvan olma durumu, hayvaniyet", "Hayvanca davranma"]}, {"word": "haz", "meanings": ["Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk", "Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma", "Ezgi", "Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku"]}, {"word": "haz almak", "meanings": ["hoşlanmak, keyif almak"]}, {"word": "haz duymak", "meanings": ["hoşlanmak"]}, {"word": "haz vermek", "meanings": ["hoşlanmasını sağlamak"]}, {"word": "hazzını çıkarmak", "meanings": ["zevkini çıkarmak"]}, {"word": "haza", "meanings": ["Tam anlamıyla"]}, {"word": "hazakat", "meanings": ["Uzluk"]}, {"word": "hazakatli", "meanings": ["Hazakat sahibi"]}, {"word": "hazan", "meanings": ["Sonbahar"]}, {"word": "hazandide", "meanings": ["Solgun, sararmış, solmuş"]}, {"word": "Hazar", "meanings": ["VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse"]}, {"word": "hazar", "meanings": ["Barış"]}, {"word": "Hazarca", "meanings": ["Hazar Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "hazari", "meanings": ["Barışla ilgili, seferî karşıtı"]}, {"word": "hazcı", "meanings": ["Hazcılığı benimseyen ve savunan, hedonist"]}, {"word": "hazcılık", "meanings": ["Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti, hedonizm", "Hazza, fiziksel zevke hastalık derecesinde düşkünlük, hedonizm", "Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi, hedonizm"]}, {"word": "hazfetme", "meanings": ["Hazfetmek işi"]}, {"word": "hazfetmek", "meanings": ["Gidermek, kaldırmak, çıkarmak, silmek"]}, {"word": "hazık", "meanings": ["Usta, uz (hekim)"]}, {"word": "hazımlı", "meanings": ["Yersiz davranışlara, dokunaklı sözlere aldırmayan, içi geniş (kimse)", "Benimseyen, katlanan, kabullenen bir biçimde"]}, {"word": "hazım", "meanings": ["Sindirim", "Benimseme, kabul etme"]}, {"word": "hazımsızlık", "meanings": ["Sindirim sisteminin iyi çalışmaması durumu", "Benimseyememe, katlanamama, kabullenememe"]}, {"word": "hazımsız", "meanings": ["Yediklerini kolay sindiremeyen", "Yersiz davranışlara karşı susmak elinden gelmeyen (kimse)", "Benimseyemeyen, katlanamayan, kabullenemeyen"]}, {"word": "hazır", "meanings": ["Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya", "Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş", "Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı", "Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak", "Fırsattan yararlanarak"]}, {"word": "hazır bulunmak (veya olmak)", "meanings": ["bir yerde var olmak, kendi bulunmak", "bir şeyi hemen yapabilecek durumda olmak"]}, {"word": "hazır etmek", "meanings": ["hemen kullanabilecek duruma getirmek"]}, {"word": "hazır mezarın ölüsü", "meanings": ["her hizmeti başkalarından bekleyen tembeller için söylenen bir söz"]}, {"word": "hazır ol!", "meanings": ["esas duruşa geçilmesi için verilen komut"]}, {"word": "hazır olmak", "meanings": ["hazır durumda bulunmak"]}, {"word": "hazıra dağlar dayanmaz", "meanings": ["`sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hazıra konmak", "meanings": ["başkasının emeğiyle ortaya çıkmış bir şeyden yararlanmak"]}, {"word": "hazırdan yemek", "meanings": ["çalışıp kazanmaksızın elindekini harcamak"]}, {"word": "hazırda olmak", "meanings": ["yararlanılabilecek bir durumda, el altında olmak"]}, {"word": "hazırcevaplık", "meanings": ["Hazırcevap olma durumu"]}, {"word": "hazırcevap", "meanings": ["Gerektiğinde çabuk, yerinde cevaplar bulup veren (kimse)"]}, {"word": "hazırcı", "meanings": ["Hazır giysi satılan (yer)", "Hazır giysi satan kimse", "Emek harcamadan her şeyi hazır olarak elde etmek isteyen (kimse)"]}, {"word": "hazırcılık", "meanings": ["Hazırcı olma durumu"]}, {"word": "hazır çorba", "meanings": ["Önceden hazırlanmış ve paket hâlinde satışa sunulmuş çorba"]}, {"word": "hazır değer", "meanings": ["Önceden belirlenmiş değer"]}, {"word": "hazır giyim", "meanings": ["Standart ölçülere göre seri olarak hazırlanmış ve satışa sunulmuş giyim eşyası"]}, {"word": "hazırlamak", "meanings": ["Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek, kurmak", "Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek", "Önceden düzenlemek", "Önlem almak, sağlamak", "Sebep olmak, yol açmak", "Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek", "Alıştırmak", "Bir maddeyi elde etmek"]}, {"word": "hazır kıta", "meanings": ["Gerektiği anda kullanılmak ve görevlendirilmek üzere hazır bulundurulan birlik"]}, {"word": "hazırlama", "meanings": ["Hazırlamak işi, anıklama"]}, {"word": "hazırlanış", "meanings": ["Hazırlanma işi"]}, {"word": "hazırlanma", "meanings": ["Hazırlanmak işi"]}, {"word": "hazırlanmak", "meanings": ["Hazır duruma getirilmek", "Kendini hazırlamak"]}, {"word": "hazırlatma", "meanings": ["Hazırlatmak işi"]}, {"word": "hazırlık görmek (veya yapmak)", "meanings": ["hazır olmak için gereken şeyleri toplamak veya durumları sağlamak"]}, {"word": "hazırlatmak", "meanings": ["Hazır duruma getirmek"]}, {"word": "hazırlayış", "meanings": ["Hazırlama işi"]}, {"word": "hazırlık", "meanings": ["Hazırlanmak için gereken şey veya durumların bütünü"]}, {"word": "hazırlık devresi", "meanings": ["Hazırlık dönemi"]}, {"word": "hazırlık dönemi", "meanings": ["Hazırlanmak için geçen süre, hazırlık devresi"]}, {"word": "hazırlıklı olmak (veya bulunmak)", "meanings": ["hazırlanmış olmak"]}, {"word": "hazırlık sınıfı", "meanings": ["Öğrencilere, belli bir öğretim programını izlemek veya belli bir okulda okumak için gerekli temel anlayış, bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla bir okula, bir üniversiteye bağlı olarak açılan öğretim öncesi sınıf"]}, {"word": "hazırlıklı", "meanings": ["Bir şey için önceden hazırlanmış olan, tedarikli"]}, {"word": "hazırlıksız olmak (veya bulunmak)", "meanings": ["hazırlanmamış olmak"]}, {"word": "hazırlıksız yakalanmak", "meanings": ["ani gelişen bir olayla beklenmedik bir biçimde karşılaşmak"]}, {"word": "hazırlıksız", "meanings": ["Bir şey için önceden hazırlanmamış olan", "Bir şey için önceden hazırlanmadan"]}, {"word": "hazır ol duruşu", "meanings": ["Vücudun baş dik, göğüs ileride, omurga ve bacaklar gergin, topuklar bitişik, kollar doğal yerinde, avuçlar uyluklarda olarak ayakta bulunduğu durum"]}, {"word": "hazırlop", "meanings": ["Başkası tarafından hazırlanmış, sağlanmış, emeksiz, külfetsiz", "Sarısı katılaşacak derecede kaynatılmış (yumurta)"]}, {"word": "hazır yiyici", "meanings": ["Önceden kazanılmış varlığı harcayan (kimse)"]}, {"word": "hazin", "meanings": ["Hüzünlü"]}, {"word": "hazır para", "meanings": ["Nakit, elde mevcut para, likit"]}, {"word": "hazine", "meanings": ["Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet", "Değerli şeylerin saklandığı yer", "Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer", "Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü", "Kaynak", "Devlet malı veya parası", "Devlet malının veya parasının saklandığı yer", "Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam", "Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse"]}, {"word": "hazinedarlık", "meanings": ["Hazinedarın yaptığı iş"]}, {"word": "hazinedar", "meanings": ["Bir hazineyi bekleyen, yöneten kimse"]}, {"word": "haziran", "meanings": ["Yılın altıncı ayı"]}, {"word": "haziran böceği", "meanings": ["Mayıs böceklerinden, tarım bitkilerine çok zarar veren kın kanatlı bir böcek (Amphimallus solstitialis)"]}, {"word": "hazire", "meanings": ["Etrafı çitle çevrili ve girilmesi yasak yer", "Cami, türbe, tekke vb. yerlerde çevresi parmaklıklarla çevrili mezar yeri"]}, {"word": "hazmetme", "meanings": ["Hazmetmek durumu"]}, {"word": "hazmetmek", "meanings": ["Sindirmek", "Hoşa gitmeyen bir davranışı karşılıksız bırakmak, içine atmak", "Katlanmak, dayanmak, sabretmek"]}, {"word": "hazret", "meanings": ["Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen unvan", "Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz", "Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz", "Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "hazne", "meanings": ["Hazine", "Bir şeyin toplandığı, biriktirildiği yer, depo", "Döl yatağı"]}, {"word": "hazretleri", "meanings": ["saygı duyulan kişilerin adlarını veya makamlarını gösteren söze başka unvanlarla birlikte getirilen bir söz"]}, {"word": "hazzetme", "meanings": ["Hoşlanma"]}, {"word": "hazzetmek", "meanings": ["Hoşlanmak"]}, {"word": "He", "meanings": ["Helyum elementinin simgesi"]}, {"word": "he", "meanings": ["Türk alfabesinin onuncu harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "he demek", "meanings": ["onamak"]}, {"word": "he", "meanings": ["Evet"]}, {"word": "heba", "meanings": ["Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme"]}, {"word": "heba etmek", "meanings": ["boşuna harcamak, ziyan etmek"]}, {"word": "heba olmak", "meanings": ["boşa gitmek, ziyan olmak"]}, {"word": "hebenneka", "meanings": ["Zeki ve becerikli olmadığı hâlde kendini öyle sanan kimse"]}, {"word": "heccav", "meanings": ["Yergici"]}, {"word": "hece", "meanings": ["Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği, seslem", "Hece ölçüsü"]}, {"word": "hececi", "meanings": ["Hece ölçüsüyle şiir yazan şair", "Millî Edebiyat döneminde hece ölçüsüyle şiirler yazan beş şairden her biri"]}, {"word": "hececilik", "meanings": ["Hececi olma durumu"]}, {"word": "heceleme", "meanings": ["Hecelemek işi"]}, {"word": "hecelemek", "meanings": ["Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek", "Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak"]}, {"word": "heceletme", "meanings": ["Heceletmek işi"]}, {"word": "heceletmek", "meanings": ["Hecelemesini sağlamak"]}, {"word": "heceli", "meanings": ["Herhangi bir sayıda hecesi olan"]}, {"word": "hecelik", "meanings": ["Hece miktarında olan"]}, {"word": "hece taşı", "meanings": ["Mezar taşı"]}, {"word": "hece ölçüsü", "meanings": ["Belirli sayıdaki hece kümelerine dayanan şiir ölçüsü, parmak hesabı, hece, hece vezni"]}, {"word": "hece vezni", "meanings": ["Hece ölçüsü"]}, {"word": "hece yutumu", "meanings": ["Kelime içinde benzer hecelerden birinin düşmesi: -turur > -tur, -dur"]}, {"word": "hecin", "meanings": ["Çift parmaklılar takımının devegiller familyasından, uzunluğu 3, yüksekliği 2 metre kadar olan, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen bir tür memeli (Camellus dromedarius)"]}, {"word": "hedef", "meanings": ["Nişan alınacak yer, nişangâh", "Yapılması tasarlanan iş, amaç", "Varılacak yer, ulaşılacak son nokta"]}, {"word": "hedef almak", "meanings": ["nişan almak", "ulaşılmak istenen amaca göre davranmak", "bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak"]}, {"word": "hedef göstermek", "meanings": ["birini kötü bir durumda kalması için hedef hâline getirmek", "bir kimseyi olumsuz, kötü bir amaç için bir yere veya şeye yönlendirmek"]}, {"word": "hedef gütmek", "meanings": ["asıl amaç olarak belirlemek"]}, {"word": "hedef saptırmak", "meanings": ["hedefe isabet ettirememek", "öngörülen amaçtan uzaklaştırıp başka bir amacı öne çıkarmak"]}, {"word": "hedef olmak", "meanings": ["hoş olmayan herhangi bir davranışa uğramak"]}, {"word": "hedefleme", "meanings": ["Hedeflemek işi"]}, {"word": "hedef kitle", "meanings": ["Verilmek istenen mesajın ulaşması hedeflenen grup veya topluluk"]}, {"word": "hedeflemek", "meanings": ["Hedef yapmak"]}, {"word": "heder", "meanings": ["Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma"]}, {"word": "hedeflenmek", "meanings": ["Hedef durumuna gelmek"]}, {"word": "heder etmek", "meanings": ["boşuna harcamak, ziyan etmek"]}, {"word": "heder olmak", "meanings": ["boşa gitmek, boşuna geçmek"]}, {"word": "hedik", "meanings": ["Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler"]}, {"word": "hediye etmek", "meanings": ["armağan etmek"]}, {"word": "hediye", "meanings": ["Armağan", "Fiyat"]}, {"word": "hediyelik", "meanings": ["Armağan olarak verilmek için hazırlanmış şey", "Armağan olarak verilecek değerde olan"]}, {"word": "hedonist", "meanings": ["Hazcı"]}, {"word": "hedonizm", "meanings": ["Hazcılık"]}, {"word": "hekim", "meanings": ["İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip"]}, {"word": "hegemonya", "meanings": ["Bir devletin başka bir devlet üzerindeki siyasal üstünlüğü ve baskısı", "Bir kişinin başka bir kişi üzerindeki üstünlüğü ve baskısı"]}, {"word": "hekimden sorma, çekenden sor", "meanings": ["`bir sıkıntının acısını ancak onu çeken bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hekimbaşı", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde sarayda hekimlik görevini yürüten en kıdemli, yetkili ve padişahın özel doktoru olan kimse"]}, {"word": "hektar", "meanings": ["Yüz ar (10.000 m²) değerinde yüzey ölçü birimi (ha)"]}, {"word": "hekimlik", "meanings": ["Hekim olma durumu"]}, {"word": "hektogram", "meanings": ["Yüz gramlık ağırlık ölçü birimi (hg)"]}, {"word": "hektolitre", "meanings": ["Yüz litrelik hacim ölçü birimi (hl)"]}, {"word": "helak etmek", "meanings": ["öldürmek, ortadan kaldırmak", "aşırı derecede yormak, bitkin duruma getirmek"]}, {"word": "hektometre", "meanings": ["Yüz metrelik uzunluk ölçü birimi (hm)"]}, {"word": "helak", "meanings": ["Ölme, öldürme, yok etme, yok olma", "Bitkin bir duruma gelme veya getirme"]}, {"word": "hela", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "helal", "meanings": ["Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı", "Kurallara, geleneklere uygun", "Kurallara, geleneklere uygun olarak", "Nikâhlı eş"]}, {"word": "helak olmak", "meanings": ["yok olmak, ölmek", "yorulmak, bitkin duruma gelmek"]}, {"word": "helal olmak", "meanings": ["yapılmasında veya kullanılmasında dinen sakınca bulunmamak, uygun ve yerinde olmak"]}, {"word": "helal etmek", "meanings": ["üzerinde hiçbir hak iddia etmeksizin bağışlamak"]}, {"word": "helal süt emmek", "meanings": ["doğruluktan ayrılmamak"]}, {"word": "helal olsun", "meanings": ["bir hizmet veya özverinin istenilerek yapıldığını ve takdir edildiğini göstermek için kullanılan bir söz", "`hakkımı helal ediyorum` anlamında kullanılan bir söz", "bir davranış karşısında sitemle söylenen bir söz"]}, {"word": "helalî", "meanings": ["Ham ipekten dokunmuş bürümceğe pamuk ipliği katılarak elde edilen kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "helalleşme", "meanings": ["Helalleşmek işi"]}, {"word": "helalinden", "meanings": ["Helal edilerek, gönül hoşluğu ile"]}, {"word": "helalleşmek", "meanings": ["Alışverişte veya ayrılma sırasında hakkını birbirine bağışlamak"]}, {"word": "helalli", "meanings": ["Nikâhlı (eş)"]}, {"word": "helallik dilemek", "meanings": ["birinden hakkını helal etmesini istemek"]}, {"word": "helallik", "meanings": ["Nikâhlı eş", "Helal olan şey"]}, {"word": "helallik vermek", "meanings": ["helal etmek"]}, {"word": "helalliğe almak", "meanings": ["biriyle evlenmek"]}, {"word": "helalzade", "meanings": ["Nikâhlı bir ana ve babadan doğmuş kimse", "Doğruluktan ayrılmayan, helal süt emmiş kimse"]}, {"word": "hele", "meanings": ["Özellikle", "`Sonunda` anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir söz", "Uyarma, korkutma veya söz verme anlatan bir söz"]}, {"word": "hele bak", "meanings": ["şaşkınlık veya dikkati çekmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "hele hele", "meanings": ["Karşısındakini söylemeye isteklendirmek için kullanılan bir söz", "Söylenen sözü pekiştirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "hele bir", "meanings": ["hele"]}, {"word": "hele de", "meanings": ["üstelik"]}, {"word": "hele şükür!", "meanings": ["`çok şükür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "helecan", "meanings": ["Kalp çarpıntısı, çırpıntı"]}, {"word": "helecanlanma", "meanings": ["Helecanlanmak işi"]}, {"word": "helecanlanmak", "meanings": ["Kalp çarpıntısına tutulmak"]}, {"word": "Helenist", "meanings": ["Grek kültürü, tarihi, dili ve edebiyatı konularında uzman olan kimse", "Yunan kültürüne olan eğilim"]}, {"word": "Helen", "meanings": ["Grek"]}, {"word": "Helenistik", "meanings": ["Büyük İskender'den sonraki Yunan sanatı, tarihi, kültürü ile ilgili olan"]}, {"word": "helezoni", "meanings": ["Sarmal"]}, {"word": "Helenizm", "meanings": ["Grek uygarlığı", "Grek olmayan ulusların Grek düşüncesinin etkisiyle gerçekleştirdiği uygarlık"]}, {"word": "helezon", "meanings": ["Kıvrımlı, yılankavi biçim"]}, {"word": "helezonlaşma", "meanings": ["Helezonlaşmak biçimi veya durumu"]}, {"word": "helezonlaşmak", "meanings": ["Sarmal, kıvrımlı biçime gelmek"]}, {"word": "helezonlu", "meanings": ["Helezonu olan, sarmal"]}, {"word": "helik", "meanings": ["Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar"]}, {"word": "helikoit", "meanings": ["Helis biçiminde eğri yüzey"]}, {"word": "helikon", "meanings": ["Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı"]}, {"word": "helikopter", "meanings": ["Dik iniş ve çıkış yapabildiği için dar yerlerde de kullanılabilen, tepeden pervaneli, uçan taşıt"]}, {"word": "helis", "meanings": ["Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri"]}, {"word": "helisel", "meanings": ["Sarmal"]}, {"word": "helke", "meanings": ["Bakırdan yapılan bakraç, kova"]}, {"word": "hellim", "meanings": ["Kıbrıs'ta yapılan bir tür beyaz peynir"]}, {"word": "helme", "meanings": ["Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı", "Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde"]}, {"word": "helmelenme", "meanings": ["Helmelenmek işi"]}, {"word": "helme dökmek", "meanings": ["kaynatılmış taneler koyulaşmak"]}, {"word": "helme gibi", "meanings": ["iyice pişmiş"]}, {"word": "helmelenmek", "meanings": ["Helme durumuna gelmek", "Karışmak, birbirinin içinde erimek"]}, {"word": "helmeli", "meanings": ["Helme durumunda olan (yemek)"]}, {"word": "helmintoloji", "meanings": ["Kurt bilimi"]}, {"word": "helva", "meanings": ["Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı"]}, {"word": "helvacı", "meanings": ["Helva yapan veya satan kimse"]}, {"word": "helvacı kökü", "meanings": ["Çöven"]}, {"word": "helvacı kabağı", "meanings": ["Kabakgillerden, tatlısı yapılan dışı boz, içi sarı renkli iri bir tür kabak, kestane kabağı (Cucurbita maxima)"]}, {"word": "helvalaşma", "meanings": ["Helvalaşmak durumu"]}, {"word": "helvacılık", "meanings": ["Helvacının yaptığı iş"]}, {"word": "helvahane", "meanings": ["Genellikle helva pişirmekte kullanılan geniş ve az derin tencere", "Sarayda mutfak içinde tatlıların yapıldığı özel bölüm veya oda"]}, {"word": "helvalaşmak", "meanings": ["Helva durumuna gelmek"]}, {"word": "helvalık", "meanings": ["Helva yapımı için kullanılan malzeme"]}, {"word": "helyodor", "meanings": ["Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş"]}, {"word": "helyum", "meanings": ["Atom numarası 2, yoğunluğu 0,13 olan, havada az miktarda bulunan soy gazlardan biri (simgesi He)"]}, {"word": "helyograf", "meanings": ["Güneş ışınlarından yararlanan optik telgraf aleti", "Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet", "Güneşin ışıldadığı saatlerin süresini tespit etmeye yarayan alet"]}, {"word": "helyoterapi", "meanings": ["Güneş ışınlarıyla tedavi"]}, {"word": "hem", "meanings": ["Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için `özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki` anlamlarında kullanılan bir söz", "Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz"]}, {"word": "hem de", "meanings": ["anlamı güçlendirmek, bir veya daha çok ögeye bir başkasının da eklendiğini belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "hemati", "meanings": ["Kanın hemoglobin ile renklenmiş alyuvarı"]}, {"word": "hem de nasıl", "meanings": ["pek çok, çok iyi"]}, {"word": "hematit", "meanings": ["Kan taşı"]}, {"word": "hematoloji", "meanings": ["Kan bilimi"]}, {"word": "hemfikir", "meanings": ["Aynı düşüncede, aynı görüşte olan, oydaş"]}, {"word": "hematolog", "meanings": ["Kan bilimci"]}, {"word": "hemayar", "meanings": ["Denk, eşit"]}, {"word": "hemencecik", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "hemhudut", "meanings": ["Sınırdaş"]}, {"word": "hemodiyaliz", "meanings": ["Geçirgen bir zardan süzerek zehirli artıkları ayıklamak ve kanı temizlemek için kullanılan tedavi yöntemi"]}, {"word": "hemofil", "meanings": ["Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse)"]}, {"word": "hemofili", "meanings": ["Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı"]}, {"word": "hemdert", "meanings": ["Dert ortağı olan"]}, {"word": "hemcins", "meanings": ["Aynı cinsten olan"]}, {"word": "hemen", "meanings": ["Çabucak", "Aşağı yukarı", "Yalnız, sadece", "Çok"]}, {"word": "hemhâl olmak", "meanings": ["bütünleşmek, birliktelik özelliği göstermek"]}, {"word": "hemen hemen", "meanings": ["Nerede ise, az zaman sonra", "Tam değilse bile ona pek yakın"]}, {"word": "hemhâl", "meanings": ["Aynı durumda olan"]}, {"word": "hemoglobin", "meanings": ["Alyuvarların yapısında bulunan, dokulardan karbondioksidi akciğerlere, akciğerlerden oksijeni dokulara taşıyan, demir içeren ve kana kırmızı rengini veren protein"]}, {"word": "hempa", "meanings": ["Omuzdaş"]}, {"word": "hemşehrim!", "meanings": ["`arkadaşım!` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "hemşirelik", "meanings": ["Hemşirenin yaptığı iş", "Kız kardeşlik"]}, {"word": "hemşirezade", "meanings": ["Kız kardeşin çocuğu"]}, {"word": "hemşire", "meanings": ["Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı, şvester", "(hemşi:re) Kız kardeş, bacı"]}, {"word": "hemze", "meanings": ["Gırtlakta, ses tellerinin birbirine yapışması sonucu havanın akışını birdenbire engellemesiyle oluşan ve bir kesinti izlenimi veren ünsüz"]}, {"word": "hemşehri", "meanings": ["Memleketli"]}, {"word": "hemşehrilik", "meanings": ["Hemşehri olma durumu"]}, {"word": "hemzemin", "meanings": ["Aynı düzeyde olan"]}, {"word": "hendesi", "meanings": ["Geometrik"]}, {"word": "henüz", "meanings": ["Az önce, daha şimdi, yeni", "Daha, hâlâ"]}, {"word": "hendese", "meanings": ["Geometri"]}, {"word": "hengâm", "meanings": ["Zaman, vakit"]}, {"word": "hemzemin geçit", "meanings": ["Kara yoluyla aynı düzeyde olan tren yolu geçidi"]}, {"word": "hengâme", "meanings": ["Patırtı, gürültü, kavga"]}, {"word": "hendek", "meanings": ["Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur"]}, {"word": "hentbol", "meanings": ["El topu"]}, {"word": "hentbolcu", "meanings": ["Hentbol oynayan kimse"]}, {"word": "hep", "meanings": ["Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak", "Sürekli olarak, her zaman, daima"]}, {"word": "hep bir ağız olmak", "meanings": ["söz birliği etmek, anlaşarak bir konuda aynı şeyleri söylemek"]}, {"word": "hepatoloji", "meanings": ["Karaciğerin anatomisini, fizyolojisini ve hastalıklarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "hep birden", "meanings": ["Toplu olarak, cümleten"]}, {"word": "hepatit", "meanings": ["Sarılık"]}, {"word": "hep beraber", "meanings": ["Birlikte"]}, {"word": "hepsi", "meanings": ["Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi"]}, {"word": "hepçil", "meanings": ["Hem hayvansal hem bitkisel besinlerle beslenen"]}, {"word": "hepten", "meanings": ["Tamamıyla, büsbütün"]}, {"word": "hepyek", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarların tek benekli yönlerinin üste gelmesi"]}, {"word": "her ağacın meyvesi olmaz", "meanings": ["`dışarıdan verimli gibi görünen herkes verimli olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her ağaçtan kaşık olmaz", "meanings": ["`özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her", "meanings": ["Önüne geldiği ismin benzerlerini `teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı` anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz"]}, {"word": "her aşın kaşığı olmak", "meanings": ["her şeye karışmak, her şeye burnunu sokmak"]}, {"word": "her boyaya girip çıkmak", "meanings": ["çeşitli işlerde kısa süre de olsa çalışmış olmak"]}, {"word": "her firavunun bir Musa'sı çıkar", "meanings": ["`insanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her boyayı boyadı, bir fıstıki yeşil (mi) kaldı?", "meanings": ["yapılması gereken bir şey varken, önemsiz, zorunlu olmayan şeylerle ilgilenildiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "her çiçek koklanmaz", "meanings": ["`her güzelle ilişki kurmak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her dağın derdi kendine göre", "meanings": ["`herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her çok azdan olur", "meanings": ["`çoğu elde etmek için azları biriktirmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan", "meanings": ["`sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her düşüş bir öğreniş", "meanings": ["`kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her gördüğü sakallıyı babası sanmak", "meanings": ["görünüşe aldanmak"]}, {"word": "her derde deva olmak", "meanings": ["birçok şeye çare olmak"]}, {"word": "her gün baklava börek yense bıkılır", "meanings": ["`hep aynı şeyle uğraşmak insana bıkkınlık verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her işte bir hayır vardır", "meanings": ["`kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her ihtimale karşı", "meanings": ["her türlü olasılığı düşünerek"]}, {"word": "her horoz kendi çöplüğünde öter", "meanings": ["`herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her işin (veya şeyin) başı sağlık", "meanings": ["`insanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her kafadan bir ses çıkmak", "meanings": ["bir konu üzerinde herkes rastgele konuşmak"]}, {"word": "her kaşığın kısmeti bir olmaz", "meanings": ["`herkesin talihi, kazancı bir değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her koyun kendi bacağından asılır", "meanings": ["`herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her kuşun eti yenmez", "meanings": ["`herkes zorbalığa boyun eğmez, buna karşı gelecekler de çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her lafın altından kalkmak", "meanings": ["genellikle yerme veya hakaret sözlerinin altında kalmayıp cevap verebilmek"]}, {"word": "her ne pahasına olursa olsun", "meanings": ["ne pahasına olursa olsun"]}, {"word": "her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter", "meanings": ["`her şey zamanında yapılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur", "meanings": ["`herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her şeyin yokluğu yokluktur", "meanings": ["`insana gerekli olan şey küçük ve değersiz de olsa yokluğunda kendini belli eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her şeyin yenisi, dostun eskisi", "meanings": ["`dostluk eskidikçe güç ve değer kazanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her tarakta bezi olmak", "meanings": ["birçok işi veya ilişkisi olmak"]}, {"word": "her taş baş yarmaz", "meanings": ["`korkulan her şey tehlikeli değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her telden çalmak", "meanings": ["her çeşit işi yapabilir durumda olmak", "birçok konuda bilgisi olmak"]}, {"word": "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır", "meanings": ["`herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır", "meanings": ["`hayat boyunca yükselme, düşme vb. durumlar birbirinin ardından gelebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her yiğidin gönlünde bir aslan yatar", "meanings": ["`herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her zaman eşek ölmez, on köfte on paraya olmaz", "meanings": ["`istenilen şeyi kolayca elde etme imkânı ortaya çıkınca fırsat kaçırılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez", "meanings": ["`olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "her biri", "meanings": ["Ayrı ayrı hepsi"]}, {"word": "her ziyan bir öğüttür", "meanings": ["`kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hercai", "meanings": ["Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren (kimse), yeltek, gelgeç", "Aşkta değişken, vefasız"]}, {"word": "hercaice", "meanings": ["Hercai gibi, hercaiye yakışan", "(herca:i'ce) Hercaiye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "hercailik", "meanings": ["Hercai olma durumu", "Hercaice davranış"]}, {"word": "hercümerç", "meanings": ["Altüst, karmakarışık, darmadağınık, allak bullak"]}, {"word": "hercai menekşe", "meanings": ["Menekşegillerden, mor, sarı, beyaz renkte, menekşeye benzer çiçekleri olan yıllık bir bitki, alacamenekşe (Viola tricolor)", "Bu bitkinin çiçeği"]}, {"word": "hercümerç etmek", "meanings": ["altüst etmek, karıştırmak"]}, {"word": "her gün", "meanings": ["Süreklice, sürekli olarak"]}, {"word": "herek", "meanings": ["Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık, ispalya"]}, {"word": "her daim", "meanings": ["Her zaman, daima"]}, {"word": "herekleme", "meanings": ["Hereklemek işi"]}, {"word": "hergele", "meanings": ["Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek", "Terbiyesiz, görgüsüz (kimse)"]}, {"word": "hereklemek", "meanings": ["Asma, fasulye vb. sarılgan ve destek isteyen bitkileri hereğe bağlamak veya bu bitkilerin yanına herek dikmek"]}, {"word": "hergeleci", "meanings": ["Yaban atlarına bakan kimse, yabani at çobanı"]}, {"word": "hergelelik", "meanings": ["Hergele olma durumu"]}, {"word": "herhâlde", "meanings": ["Büyük bir ihtimalle", "Belki"]}, {"word": "herhangi bir", "meanings": ["Belli olmayan, rastgele (kimse veya şey)"]}, {"word": "herhangi", "meanings": ["Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele"]}, {"word": "herhangi biri", "meanings": ["Belli olmayan, rastgele biri"]}, {"word": "herif", "meanings": ["Güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse", "Adam", "Evin erkeği"]}, {"word": "herifçioğlu", "meanings": ["Kızılan veya beklenmeyen bir işi yapan erkek"]}, {"word": "herk", "meanings": ["Sürüldükten sonra bir yıl dinlendirilen, nadasa bırakılan tarla"]}, {"word": "herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine", "meanings": ["bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "herk etmek", "meanings": ["tarlayı sürüp dinlenmeye bırakmak"]}, {"word": "herkesin ağzı torba değil ki büzesin", "meanings": ["`başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes", "meanings": ["İnsanların bütünü, cümle âlem"]}, {"word": "herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış", "meanings": ["`insanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes bildiğini okur", "meanings": ["`başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz", "meanings": ["`herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes evinde ağadır", "meanings": ["`herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (veya doğru) getiremez", "meanings": ["`herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes kendi ayıbını bilmez", "meanings": ["`insan kendi kusurunu göremez, bilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkes kendi ölüsü için ağlar", "meanings": ["`hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz", "meanings": ["`herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin arşınına göre bez vermezler", "meanings": ["`genel kurallar herkesin istek ve ihtiyacına göre bozulamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin bir derdi var, değirmencininki su", "meanings": ["`herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin geçtiği köprüden sen de geç", "meanings": ["`herkesin tuttuğu yoldan sen de git` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin gönlünde bir aslan yatar", "meanings": ["her yiğidin gönlünde bir aslan yatar"]}, {"word": "herkesin ettiği yoluna gelir", "meanings": ["`bir kimse başkasına ne yaparsa kendisi de aynı şeyle karşılaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin tenceresi kapalı kaynar", "meanings": ["`bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkesin hamuru ekmeğine göredir", "meanings": ["`bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "herkeslik", "meanings": ["Aleladelik, sıradan olma durumu"]}, {"word": "herkesin yorulduğu yere han yapılmaz", "meanings": ["herkesin arşınına göre bez vermezler"]}, {"word": "hertz", "meanings": ["Saniyede bir titreşim yapan devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi"]}, {"word": "her yerdelik", "meanings": ["Tanrı'nın her yerde ve her zaman bulunduğuna inanan din ve fizikötesi görüş"]}, {"word": "her zaman", "meanings": ["Ara vermeden, sürekli, daima, sık sık"]}, {"word": "herze yemek", "meanings": ["yersiz söz söylemek", "gereksiz davranışta bulunmak"]}, {"word": "herze", "meanings": ["Saçma söz"]}, {"word": "herzevekil", "meanings": ["Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışan (kimse)", "Saçma sapan, gereksiz konuşan (kimse)"]}, {"word": "hesabi", "meanings": ["Hesapçı"]}, {"word": "hesap", "meanings": ["Aritmetik", "Matematiksel işlem", "Alacaklı veya borçlu olma durumu", "Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon", "Oranlama, tahmin", "Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü", "Tutum, durum, anlayış", "Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge"]}, {"word": "hesap çıkarmak", "meanings": ["alacakla vereceği kâğıt üzerinde karşılaştırmak"]}, {"word": "hesap etmek", "meanings": ["bir işin kazancıyla giderini karşılaştırarak bir sonuca varmak", "düşünmek, tasarlamak"]}, {"word": "hesap açmak", "meanings": ["gereğinde çekilmek üzere bankaya yatırılan para için işlem yapmak", "birine borçlanma imkânı tanımak, kredi açmak"]}, {"word": "hesap kesmek", "meanings": ["ilişiğini kesmek"]}, {"word": "hesap görmek", "meanings": ["alacakla vereceği karşılaştırıp ödeşmek"]}, {"word": "hesap sormak", "meanings": ["bir konuda açıklama ve savunma istemek, sorumlu tutmak", "birini, birilerini yöntem veya yasa dışı davranışlarından dolayı sorguya çekmek", "tehdit ederek uyarmak"]}, {"word": "hesap tutmak", "meanings": ["alışverişle ilgili sayıları bir yere yazmak"]}, {"word": "hesap (veya hesabını) vermek", "meanings": ["bir işin sorumluluğunu yüklenmek", "herhangi bir davranışın sebebini açıklamak, anlatmak"]}, {"word": "hesaba almak", "meanings": ["göz önünde bulundurmak"]}, {"word": "hesaba çekmek", "meanings": ["bir kişiden, bir kuruldan yaptığı işler için açıklama ve savunma istemek"]}, {"word": "hesaba almamak (veya katmamak)", "meanings": ["önem vermemek"]}, {"word": "hesaba dökmek", "meanings": ["sayıyla ilgili bir konuyu açıklığa kavuşturmak için kâğıt üzerinde hesaplamak"]}, {"word": "hesaba katılmamak", "meanings": ["göz önüne alınmamak"]}, {"word": "hesaba gelmez", "meanings": ["sayılamayacak kadar çok", "umulmadık, beklenmedik"]}, {"word": "hesaba katmak", "meanings": ["dikkate almak, göz önünde bulundurmak"]}, {"word": "hesabı kapamak", "meanings": ["alacak verecek bırakmamak"]}, {"word": "cüzdan", "meanings": ["Para, kâğıt vb. koymaya yarayan küçük çanta", "Bir kimsenin kimliğini bildirmek için resmî bir yerden kendisine verilen, cep defteri biçimindeki belge"]}, {"word": "çaba göstermek", "meanings": ["bir işi başarmak için çalışmak, uğraşmak, gayret göstermek"]}, {"word": "çaba", "meanings": ["Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma, gayret, ceht, efor"]}, {"word": "çabalamak", "meanings": ["Güç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak", "Bir işi başarmak için uğraşmak, gayret etmek"]}, {"word": "çaba harcamak", "meanings": ["bir işi yapabilmek için elinden geleni yapmak"]}, {"word": "çabalama", "meanings": ["Çabalamak işi"]}, {"word": "çabalama kaptan ben gidemem", "meanings": ["`bu işi yapacak güçte değilim, zorlamanın yararı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çabalanma", "meanings": ["Çabalanmak işi"]}, {"word": "çabalanmak", "meanings": ["Çabalama işi yapılmak"]}, {"word": "çabuk olmak", "meanings": ["çabuk davranmak, oyalanmamak"]}, {"word": "çabalayış", "meanings": ["Çabalama işi"]}, {"word": "çabucak", "meanings": ["Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim", "Kolaylıkla"]}, {"word": "çabuk", "meanings": ["Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı", "Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı", "`Acele et, oyalanma` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "çabucacık", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "çabuk parlayan çabuk söner", "meanings": ["olağan sayılmayacak kadar kısa bir zamanda olan bir gelişmenin sürekli olamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "çabukça", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "çabuklaşma", "meanings": ["Çabuklaşmak işi, aceleleşme"]}, {"word": "çabuklaştırılmak", "meanings": ["Çabuklaşma işi yaptırılmak"]}, {"word": "çabuklaşmak", "meanings": ["Çabukluk kazanmak, hızlanmak, aceleleşmek"]}, {"word": "çabuklaştırmak", "meanings": ["Bir işin yapılmasını hızlandırmak, aceleleştirmek, tesri etmek"]}, {"word": "çabuklaştırma", "meanings": ["Çabuklaştırmak işi, tacil, aceleleştirme"]}, {"word": "çabuklaştırılma", "meanings": ["Çabuklaştırılmak işi"]}, {"word": "çabukluk", "meanings": ["Çabuk olma durumu, hız, sürat"]}, {"word": "çaça", "meanings": ["Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici", "Genelev işleten kadın, abla, mama (II)"]}, {"word": "çaça balığı", "meanings": ["Hamsigillerden küçük bir balık (Clupea sprattus)"]}, {"word": "çaçaronca", "meanings": ["Çaçarona yakışır (davranış)", "(çaçaro'nca) Çaçarona yakışır bir biçimde"]}, {"word": "çaçaça", "meanings": ["Meksika'dan yayılmış, hareketli, modern bir dans"]}, {"word": "çaçaronluk", "meanings": ["Çaçaron olma durumu", "Çaçaronca davranış"]}, {"word": "çadır", "meanings": ["Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ", "Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye"]}, {"word": "çaçaron", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "çadır ağırşağı", "meanings": ["Çadırın direk başlığı"]}, {"word": "çadır bezi", "meanings": ["Pamuk veya ketenden dokunmuş kalın, sık bir bez türü"]}, {"word": "çadırcı", "meanings": ["Çadır diken veya satan kimse"]}, {"word": "çadırcılık", "meanings": ["Çadırcının yaptığı iş"]}, {"word": "çadır çatı", "meanings": ["Orta noktadan başlayarak dört tarafa bakan yüzeyi bulunan ve kare piramit biçimindeki çatı"]}, {"word": "çadır çiçeği", "meanings": ["Nilüfergillerden, Çin ve Amerika ırmaklarında yetişen, büyük yapraklı, pembe ve beyaz çiçekli bir bitki (Euryaleferox)"]}, {"word": "çadır direği", "meanings": ["Çadırın düzgün ve gergin kurularak çökmemesini sağlayan orta direk"]}, {"word": "çadır devlet", "meanings": ["Göçebe boy ve aşiretlerden oluşan devlet"]}, {"word": "çadırlı", "meanings": ["Çadırı olan", "Çadıra yerleşmiş olan"]}, {"word": "çadırlı ordugâh", "meanings": ["Çadırlarda barındırılan askerî güç"]}, {"word": "çadıruşağı", "meanings": ["Maydanozgillerden, öz suyu hekimlikte kullanılan bir bitki (Dorema ammoniacum)"]}, {"word": "çadır tiyatrosu", "meanings": ["Oyunlarını ve diğer gösterilerini çok büyük bir çadır içinde halka sunan gezici tiyatro veya gösteri grubu"]}, {"word": "çağ açmak", "meanings": ["herhangi bir bakımdan öncekilerden farklı olan yeni bir evrensel gidişe yol açmak"]}, {"word": "çağ atlamak", "meanings": ["büyük ilerleme sağlamak"]}, {"word": "çağ", "meanings": ["Zaman dilimi, vakit", "Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş", "Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, devir", "Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri, kurun", "Bir katmanın oluştuğu süre"]}, {"word": "çağı geçmek", "meanings": ["eskimek", "dönemi veya modası geçmek"]}, {"word": "çağı yakalamak", "meanings": ["çağın gerektirdiği gelişmişlik düzeyine ulaşmak"]}, {"word": "çağın gerisinde kalmak", "meanings": ["gelişmelere ve yeni düşüncelere uyum sağlayamamak, ayak uyduramamak"]}, {"word": "çağa", "meanings": ["Çocuk, bebek"]}, {"word": "çağını aşmak", "meanings": ["düşünce, tutum ve davranışlarıyla bulunduğu çağdan daha ileride olmak"]}, {"word": "çağanoz", "meanings": ["Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı (Carcinus)"]}, {"word": "Çağatayca", "meanings": ["Adını Cengiz`in ikinci oğlu Çağatay`dan alan, Doğu Türkçesinin XV. yüzyılda oluşan yazı dili", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "çağcıl", "meanings": ["Çağdaş", "Tekniğin, bilimin yeniliklerinden yararlanan, modern"]}, {"word": "çağcıllaşma", "meanings": ["Çağdaşlaşma"]}, {"word": "çağanoz gibi", "meanings": ["eğri büğrü (kimse)"]}, {"word": "çağcıllaşmak", "meanings": ["Çağdaşlaşmak"]}, {"word": "çağcıllaştırma", "meanings": ["Çağdaşlaştırma"]}, {"word": "çağcıllaştırmak", "meanings": ["Çağdaşlaştırmak"]}, {"word": "çağcıllık", "meanings": ["Çağdaşlık"]}, {"word": "çağdaşlaşma", "meanings": ["Çağdaşlaşmak işi, çağcıllaşma, modernleşme, asrileşme, muasırlaşma, modernizasyon"]}, {"word": "çağdaşlaştırma", "meanings": ["Çağdaşlaştırmak işi, çağcıllaştırma, modernleştirme, asrileştirme, muasırlaştırma"]}, {"word": "çağdaşlaşmak", "meanings": ["Çağın tutumuna, anlayışına, gereklerine uymak, çağdaş duruma gelmek, çağcıllaşmak, modernleşmek, asrileşmek, muasırlaşmak"]}, {"word": "çağdaş", "meanings": ["Aynı çağda yaşayan, çağcıl, asri, muasır", "Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan, çağcıl, uygarca, asri, modern"]}, {"word": "çağdaşlaştırmak", "meanings": ["Çağdaşlaşmasına yol açmak, çağcıllaştırmak, modernleştirmek, asrileştirmek, muasırlaştırmak"]}, {"word": "çağdaşlık", "meanings": ["Çağdaş olma durumu, çağcıllık, modernlik, asrilik, muasırlık, modernizm"]}, {"word": "çağ dışı", "meanings": ["Çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmış, çağdaş olmayan, köhne", "41 yaşından itibaren askerlik hizmetleri dışında bırakılan"]}, {"word": "çağ dışı olmak (veya kalmak)", "meanings": ["çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmak", "yedek askerlik çağını doldurmuş olmak"]}, {"word": "çağ dışılık", "meanings": ["Çağ dışı olma durumu"]}, {"word": "çağıl çağıl", "meanings": ["Çağıldayarak"]}, {"word": "çağıldamak", "meanings": ["Sular akarken taşlara, kayalara çarparak `çağıl çağıl` ses çıkarmak"]}, {"word": "çağıldama", "meanings": ["Çağıldamak işi"]}, {"word": "çağıldayış", "meanings": ["Çağıldama işi"]}, {"word": "çağıltılı", "meanings": ["Çağıltısı olan"]}, {"word": "çağıltı", "meanings": ["Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "çağırma", "meanings": ["Çağırmak işi"]}, {"word": "çağırtı", "meanings": ["Çağırma sesi"]}, {"word": "çağırmak", "meanings": ["Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek", "Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek", "Binmek için bir araç istemek", "Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek"]}, {"word": "çağırtkan", "meanings": ["Ötüşüyle kendi türünden olan kuşların çevresine toplanması için avcıların yararlandığı kuş, çığırtkan"]}, {"word": "çağırtma", "meanings": ["Çağırtmak işi"]}, {"word": "çağırtmaç", "meanings": ["Tellal"]}, {"word": "çağırtmak", "meanings": ["Çağırma işini yaptırmak"]}, {"word": "çağla", "meanings": ["Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli"]}, {"word": "çağlama", "meanings": ["Çağlamak işi"]}, {"word": "çağlamak", "meanings": ["Su, köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak", "Coşmak"]}, {"word": "çağlamadan çatlamak", "meanings": ["gerekli olgunluğa erişmeden olgun davranışlarda bulunmak, büyüklük taslamak"]}, {"word": "çağlar", "meanings": ["Çağlayan"]}, {"word": "çağlayan", "meanings": ["Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale, çağlar"]}, {"word": "çağlayış", "meanings": ["Çağlama işi"]}, {"word": "çağlayık", "meanings": ["Yerden ses çıkararak, gürültüyle kaynayarak çıkan genellikle sıcak su, kaynak"]}, {"word": "çağmak", "meanings": ["Güneş ışığı vurmak"]}, {"word": "çağnak", "meanings": ["Amniyon sıvısı"]}, {"word": "çağma", "meanings": ["Çağmak işi"]}, {"word": "çağrı", "meanings": ["Birinin bir yere gelmesini isteme, davet", "Çağrı cihazı"]}, {"word": "çağrıcı", "meanings": ["Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi", "Sahnede oyuncuları takdim eden kimse", "Mübaşir"]}, {"word": "çağrı cihazı", "meanings": ["Telefon sistemi ve ağı düzeninde belli bir numara verilerek taşıyanına kolayca ulaşılmasını veya ona haber bırakılmasını sağlayan alet, çağrı"]}, {"word": "çağrılı", "meanings": ["Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse, davetli"]}, {"word": "çağrılık", "meanings": ["Davetiye"]}, {"word": "çağrılış", "meanings": ["Çağrılma işi"]}, {"word": "çağrılma", "meanings": ["Çağrılmak işi"]}, {"word": "çağrılmak", "meanings": ["Çağırma işi yapılmak"]}, {"word": "çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme", "meanings": ["`kişi, çağrıldığı yere gitmeli, çağrılmadığı yere gitmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çağrılmayan yere çörekçiyle börekçi gider", "meanings": ["`çağrılmadığın yere sakın gitme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çağrım", "meanings": ["Yüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık"]}, {"word": "çağrısız", "meanings": ["Çağrılmamış veya çağrılmayan (kimse)"]}, {"word": "çağrışım yapmak", "meanings": ["çağrıştırmak"]}, {"word": "çağrışım", "meanings": ["Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması", "Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai"]}, {"word": "çağrışımcı", "meanings": ["Çağrışımcılık öğretisi taraftarı olan"]}, {"word": "çağrışımcılık", "meanings": ["Bütün bellek işlemlerini, aklın bütün ilkelerini hatta bellek hayatının hepsini, düşüncelerin çağrışımı ile açıklamak isteyen öğreti"]}, {"word": "çağrışımlı", "meanings": ["Çağrışımı olan"]}, {"word": "çağrışımsal", "meanings": ["Çağrışımla ilgili"]}, {"word": "çağrışımsız", "meanings": ["Çağrışımı olmayan"]}, {"word": "çak", "meanings": ["Yırtık, yarık"]}, {"word": "çak çak olmak", "meanings": ["çok yırtık, lime lime, parça parça olmak"]}, {"word": "çağrışmak", "meanings": ["Birbirini çağırmak", "Hep birden bağırarak yaygara etmek"]}, {"word": "çakal", "meanings": ["Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus)", "Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse", "Titiz, huysuz", "Görgüsüz"]}, {"word": "çağrışma", "meanings": ["Çağrışmak işi"]}, {"word": "çağrıştırmak", "meanings": ["Bir çağrışıma yol açmak", "Akla getirmek, hatırlatmak, andırmak", "Benzemek, andırmak"]}, {"word": "çakal armudu", "meanings": ["Yabani armut, ahlat"]}, {"word": "çakalboğan", "meanings": ["Kırlarda rastlanan bir bitki"]}, {"word": "çakal yağmuru", "meanings": ["Güneş varken yağan yağmur"]}, {"word": "çakaloz", "meanings": ["Mermi olarak çakıl taşı atan bir top türü", "Bu topu kullanan topçu"]}, {"word": "çaker", "meanings": ["Kul, köle, cariye, yanaşma"]}, {"word": "çakal eriği", "meanings": ["Çok ekşi, sert, iri çekirdekli bir tür erik, yaban eriği, dağ eriği (Prunus spinosa)"]}, {"word": "çakar", "meanings": ["Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener", "Genişliği on, uzunluğu yaklaşık iki yüz elli kulaç olan balık ağı"]}, {"word": "çakı", "meanings": ["Açılıp kapanan bir veya birkaç ağızlı küçük cep bıçağı", "Denizçakısı"]}, {"word": "çakı gibi", "meanings": ["canlı ve atik", "sağlıklı"]}, {"word": "çakı suyu kesiyor", "meanings": ["bıçak suyu kesiyor"]}, {"word": "çakıl", "meanings": ["Çakıl taşı"]}, {"word": "çakıldamak", "meanings": ["Sürtünen, yuvarlanan çakıl taşları gibi ses çıkarmak"]}, {"word": "çakıldak", "meanings": ["Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça", "Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı", "Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik"]}, {"word": "çakıl çukul", "meanings": ["Karışık bir biçimde, ne dediği belli olmaksızın"]}, {"word": "çakıcı", "meanings": ["Bıçakçı"]}, {"word": "çakıldama", "meanings": ["Çakıldamak işi"]}, {"word": "çakıldatma", "meanings": ["Çakıldatmak işi"]}, {"word": "çakıldatmak", "meanings": ["Çakıldama işini yaptırmak"]}, {"word": "çakılı", "meanings": ["Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş", "Çakılmış, bir şeye bağlı", "Yeri değişmez, sabit"]}, {"word": "çakıl kuşu", "meanings": ["Yağmur kuşugiller familyasından kuzey bölgelerde yaşayan, sıcak aylarda güneye geçen göçmen kuş (Crocethia alba)"]}, {"word": "çakıllı", "meanings": ["Çakılı olan"]}, {"word": "çakılı kalmak", "meanings": ["yerini veya biçimini değiştirmeden durmak", "iz bırakmak"]}, {"word": "çakılma", "meanings": ["Çakılmak işi"]}, {"word": "çakıllık", "meanings": ["Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer"]}, {"word": "çakılmak", "meanings": ["Çakma işine konu olmak", "Hızla düşüp saplanmak", "Ortaya çıkmak, farkına varılmak, anlaşılmak"]}, {"word": "çakılıp kalmak", "meanings": ["bir yerde uzun süre hareketsiz kalmak"]}, {"word": "çakıltı", "meanings": ["Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses"]}, {"word": "çakıl taşı", "meanings": ["Deniz kıyılarında veya derelerde suyun aşındırması ile sivrilikleri kaybolmuş, toparlak veya badem biçiminde ufak bir taş türü, çakıl"]}, {"word": "çakıl yol", "meanings": ["Çakıl taşı ile döşenmiş yol"]}, {"word": "çakım", "meanings": ["Kıvılcım", "Şimşek"]}, {"word": "çakıntı", "meanings": ["Şimşek çakması, parlaması", "Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış"]}, {"word": "çakın", "meanings": ["Kıvılcım", "Şimşek"]}, {"word": "çakıntılı", "meanings": ["Çakıntısı olan"]}, {"word": "çakıntısız", "meanings": ["Çakıntısı olmayan"]}, {"word": "çakır", "meanings": ["Şarap"]}, {"word": "çakır", "meanings": ["Açık mavi, hareli ela (göz)", "Çakırdoğan"]}, {"word": "çakırcı", "meanings": ["Kuş avında çakırdoğanı tutan kimse"]}, {"word": "çakır ayaz", "meanings": ["Açık ancak çok soğuk hava"]}, {"word": "çakırcılık", "meanings": ["Çakırcının yaptığı iş"]}, {"word": "çakır çukur", "meanings": ["Girintili çıkıntılı, pürüzlü", "`Çak çuk` diye ses çıkararak"]}, {"word": "çakırdiken", "meanings": ["Maydanozgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki, deveelması (Arctium tomentosum)"]}, {"word": "çakırdoğan", "meanings": ["Yırtıcı kuşlardan bir tür doğan, tuğrul (Accipiter gentilis)"]}, {"word": "çakırkanat", "meanings": ["Kanatları mavi hareli bir tür ördek (Anas crecca)"]}, {"word": "çakırkeyif", "meanings": ["Yarı sarhoş", "Yarı sarhoş bir durumda"]}, {"word": "çakırlaşma", "meanings": ["Çakırlaşmak durumu"]}, {"word": "çakırlaşmak", "meanings": ["Çakırkeyif olmaya başlamak", "Olgunlaşmaya yüz tutmak"]}, {"word": "çakır pençe", "meanings": ["Tuttuğunu koparan, giriştiği veya ele aldığı her işi başaran, becerikli (kimse)"]}, {"word": "çakır pençelik", "meanings": ["Tuttuğunu koparma, becerikli olma durumu"]}, {"word": "çakısız", "meanings": ["Çakısı olmayan"]}, {"word": "çakışma", "meanings": ["Çakışmak işi"]}, {"word": "çakışık", "meanings": ["Çakışmış olan"]}, {"word": "çakışmak", "meanings": ["Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak", "Aynı zaman dilimine denk gelmek", "Söz yarışı etmek", "Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak"]}, {"word": "çakış", "meanings": ["Çakma işi"]}, {"word": "çakışmalı", "meanings": ["Birbirine eşit olan (şekil)"]}, {"word": "çakıştırma", "meanings": ["Çakıştırmak işi"]}, {"word": "çakıştırmak", "meanings": ["Çakışma işini yaptırmak", "İçki içip keyfetmek", "Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek"]}, {"word": "çakma", "meanings": ["Çakmak işi", "Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi", "Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı", "Taklit olan, sahte", "Deri hastalığı, yara, çıban"]}, {"word": "çakmak", "meanings": ["Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası", "Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti", "Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni"]}, {"word": "çakmak", "meanings": ["Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı"]}, {"word": "çakmacı", "meanings": ["Çakma işini yapan kimse"]}, {"word": "çakmak çakmak", "meanings": ["ateş etmek"]}, {"word": "çakmak", "meanings": ["Vurarak sokup yerleştirmek", "Çivi ile tutturmak", "Kazık çakıp hayvan bağlamak", "Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak", "Parıldamak, ışık vermek", "Saplamak", "Sezinlemek, anlamak, farkına varmak", "İçki içmek", "Anlamak, bilmek", "Vurmak", "Sınavda başarısız olmak", "Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak"]}, {"word": "çakma kapı", "meanings": ["Genellikle iki kuşak üzerine tahtaların çivi ile tutturulması yöntemiyle yapılan basit kapı"]}, {"word": "çakmak çakmak", "meanings": ["Parlar durumda, alev alev"]}, {"word": "çakmakçı", "meanings": ["Çakmak yapan veya satan kimse", "Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse"]}, {"word": "çakmakçılık", "meanings": ["Çakmakçının yaptığı iş"]}, {"word": "çakmaklaşmak", "meanings": ["Göz çakmak çakmak olmak, kızarmak ve iyice açılmak"]}, {"word": "çakmaklaşma", "meanings": ["Çakmaklaşmak durumu"]}, {"word": "çakmaklı", "meanings": ["Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü"]}, {"word": "çakmaklık", "meanings": ["İçine çakmak konulan koruyucu malzeme", "Çakmakta kullanılacak olan"]}, {"word": "çakmaksız", "meanings": ["Çakmağı olmayan", "Eski, kullanılmaz tabanca veya tüfek", "Kibrit"]}, {"word": "çakmak taşı", "meanings": ["Demir veya çeliğe sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir kuvars türü", "Düvenlerin altına çakılan küçük ve kesici taş"]}, {"word": "çakozlama", "meanings": ["Çakozlamak durumu"]}, {"word": "çakozlamak", "meanings": ["Uygunsuz bir durumu fark etmek", "Anlamak"]}, {"word": "çakşır", "meanings": ["Paça bölümü diz üstünde veya diz altında kalan bir tür erkek şalvarı", "Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy"]}, {"word": "çakşırsız", "meanings": ["Çakşırı olmayan"]}, {"word": "çakşırlı", "meanings": ["Çakşır giymiş", "Ayakları tüylü, paçalı (kuş)"]}, {"word": "çaktırılma", "meanings": ["Çaktırılmak işi"]}, {"word": "çalacak", "meanings": ["Yoğurt mayası"]}, {"word": "çaktırılmak", "meanings": ["Çaktırma işi yapılmak"]}, {"word": "çaktırış", "meanings": ["Çaktırma işi"]}, {"word": "çaktırma", "meanings": ["Çaktırmak işi"]}, {"word": "çaktırmadan", "meanings": ["Belli etmeden, gizlice, sezdirmeden"]}, {"word": "çaktırmak", "meanings": ["Çakma işini yaptırmak", "Sınavda bırakmak", "Birinin bir şeyi sezmesini sağlamak"]}, {"word": "çal", "meanings": ["Taşlık yer, çıplak tepe"]}, {"word": "çalak", "meanings": ["Eline ayağına çabuk, atik, çevik", "Eline ayağına çabuk, atik, çevik bir biçimde"]}, {"word": "çalakalem", "meanings": ["Gelişigüzel, durmadan yazarak"]}, {"word": "çalakaşık", "meanings": ["Soluk almadan yiyerek"]}, {"word": "çalakamçı", "meanings": ["Durmadan kamçılayarak"]}, {"word": "çalakılıç", "meanings": ["Durmadan kılıç sallayarak"]}, {"word": "çalakürek", "meanings": ["Sürekli kürek çekerek"]}, {"word": "Çalap", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "çalapaça", "meanings": ["Zorla yürüterek, sürükleye sürükleye"]}, {"word": "çalar", "meanings": ["Ayırtı"]}, {"word": "çalarma", "meanings": ["Çalarmak işi"]}, {"word": "çalar saat", "meanings": ["Ayarlanışına göre istenilen zamanda çalan saat"]}, {"word": "çalarmak", "meanings": ["Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak"]}, {"word": "çalçene", "meanings": ["Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze"]}, {"word": "çaldırılma", "meanings": ["Çaldırılmak işi"]}, {"word": "çalçenelik", "meanings": ["Çalçene olma durumu"]}, {"word": "çaldırılmak", "meanings": ["Çalma işi yaptırılmak", "Hırsıza kaptırılmak"]}, {"word": "çaldırış", "meanings": ["Çaldırma işi"]}, {"word": "çaldırma", "meanings": ["Çaldırmak işi"]}, {"word": "çalgı", "meanings": ["Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman", "Çalgı çalma, müzik", "Müzik topluluğu"]}, {"word": "çaldırmak", "meanings": ["Çalma işini yaptırmak", "Hırsıza kaptırmak"]}, {"word": "çalgı çalmak", "meanings": ["bir müzik aletini kullanmak"]}, {"word": "çalgı aleti", "meanings": ["Çalgı"]}, {"word": "çalgıcı", "meanings": ["Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse"]}, {"word": "çalgıcılık", "meanings": ["Çalgıcının yaptığı iş"]}, {"word": "çalgıcı böcek", "meanings": ["Yaklaşık 5 milimetre boyunda, başı sert bir kabukla örtülü, kahverengi veya siyah, zararlı bir tür böcek"]}, {"word": "çalgıcı otu", "meanings": ["Turpgillerden, kurak yerlerde yetişen bir bitki cinsi (Sisymbrium)"]}, {"word": "çalgıç", "meanings": ["Mızrap", "Bahçe süpürgesi, çalkı"]}, {"word": "çalgı çağanak", "meanings": ["Çalgılı, neşeli ve gürültülü bir biçimde, çengüçağanak"]}, {"word": "çalgıhane", "meanings": ["Müzik evi, çalgılı lokanta veya eğlence yeri"]}, {"word": "çalgılı çağanaklı", "meanings": ["Eğlenceli, şarkılı, çalgılı, gürültülü patırtılı, neşeli"]}, {"word": "çalgılı", "meanings": ["İçinde çalgı çalınan", "Çalgı çalınarak yapılan"]}, {"word": "çalgı orağı", "meanings": ["Tırpan"]}, {"word": "çalgın", "meanings": ["Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin", "Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık", "Kötürüm, inmeli, sakat"]}, {"word": "çalgısız", "meanings": ["Çalgısı olmayan"]}, {"word": "çalı", "meanings": ["Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki"]}, {"word": "çalı bülbülü", "meanings": ["Serçegillerden, güzel öten, küçük bir kuş, ötleğen, bayır kuşu (Sylvia communis)"]}, {"word": "çalı gibi", "meanings": ["sık ve sert (saç, sakal)"]}, {"word": "çalı çırpı", "meanings": ["Kolayca ateş yakmaya yarayan ince ve kuru ağaç dalı, kuru ot vb. şeyler"]}, {"word": "çalı dikeni", "meanings": ["Karaçalı"]}, {"word": "çalı fasulyesi", "meanings": ["Bir tür kılıçlı fasulye"]}, {"word": "çalık kavak", "meanings": ["Dalları sepetçilikte kullanılan bir tür kavak, sepetçi kavağı"]}, {"word": "çalık", "meanings": ["Çarpık", "Verev kesilmiş", "Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan", "Adı defterden silinmiş", "Yüzünde çıban veya yara yeri olan", "Yan yan giden", "Çıban yeri", "Koyunlarda çiçek hastalığı", "Çalgın"]}, {"word": "çalı horozu", "meanings": ["Tavukgillerden, eti beğenilen bir yaban kuşu (Tetraourogallus)"]}, {"word": "çalı kuşugiller", "meanings": ["Çalı kuşu vb. türleri içine alan kuşlar familyası"]}, {"word": "çalı kuşu", "meanings": ["Serçegillerden, başı koyu kırmızı, gövdesine doğru rengi açılan, çalılık yerleri seven ötücü bir kuş (Troglodytes)"]}, {"word": "çalılandırma", "meanings": ["Çalılandırmak işi"]}, {"word": "çalılandırmak", "meanings": ["Çorak bir araziyi çalı ekimi yöntemi ile yeşertmek"]}, {"word": "çalılık", "meanings": ["Çalısı çok olan yer"]}, {"word": "çalım atmak (veya yapmak)", "meanings": ["çalımlamak"]}, {"word": "çalım satmak", "meanings": ["kurulup büyüklük taslamak"]}, {"word": "çalım", "meanings": ["Karşıdakini etkilemek amacıyla sergilenen abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır", "Kılıcın keskin yanı", "Menzil, erim", "Biraz benzeme, andırma", "Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması", "Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi"]}, {"word": "çalım yemek", "meanings": ["futbolda çalım ile geçilmek"]}, {"word": "çalımına gelmek (veya getirmek)", "meanings": ["uygun zaman veya durumu ele geçirmek"]}, {"word": "çalımından geçilmemek", "meanings": ["çok kurumlu olmak, çok çalımlı olmak"]}, {"word": "çalımcı", "meanings": ["Çalım yapan kimse"]}, {"word": "çalımlama", "meanings": ["Çalımlamak işi"]}, {"word": "çalımlamak", "meanings": ["Bir oyuncu topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmek", "Kandırmak", "Bir fırsattan yararlanarak bir başkasının hakkı olan bir şeyi ele geçirmek"]}, {"word": "çalımlanış", "meanings": ["Çalımlanma işi"]}, {"word": "çalımlanma", "meanings": ["Çalımlanmak işi"]}, {"word": "çalımlanmak", "meanings": ["Çalımlı davranmak", "Kendisine çalım yapılmak"]}, {"word": "çalımlayış", "meanings": ["Çalımlama işi"]}, {"word": "çalımlı", "meanings": ["Gösterişli, kurumlu, afralı tafralı", "Başı yüksek, yapısı dar gemi"]}, {"word": "çalımlık", "meanings": ["Yoğurt veya maya çalmaya yetecek kadar olan"]}, {"word": "çalımlılık", "meanings": ["Çalımlı olma durumu"]}, {"word": "çalımlı çalımlı", "meanings": ["Çalım satarak"]}, {"word": "çalımsızlık", "meanings": ["Çalımsız olma durumu"]}, {"word": "çalınma", "meanings": ["Çalınmak işi"]}, {"word": "çalımsız", "meanings": ["Çalımı olmayan, gösterişsiz"]}, {"word": "çalınmak", "meanings": ["Çalma işine konu olmak", "İnme inmek"]}, {"word": "çalıntı", "meanings": ["Çalınmış olan"]}, {"word": "çalı süpürgesi", "meanings": ["Kurumuş bitki saplarından yapılan bir süpürge türü"]}, {"word": "çalısız", "meanings": ["Çalısı olmayan"]}, {"word": "çalış", "meanings": ["Çalma işi"]}, {"word": "çalışılma", "meanings": ["Çalışılmak işi"]}, {"word": "çalışılmak", "meanings": ["Çalışma işine konu olmak"]}, {"word": "çalışkan", "meanings": ["Gayretli, çalışmayı seven, faal"]}, {"word": "çalışkanlık", "meanings": ["Çalışkan olma durumu, faaliyet"]}, {"word": "çalışma", "meanings": ["Çalışmak işi, emek, say, mesai", "Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması", "Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi", "Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün"]}, {"word": "çalışma barışı", "meanings": ["İş huzuru"]}, {"word": "çalışmacı", "meanings": ["Sağlık, yönetim bilimi gibi konularda çalışma yapan kimse"]}, {"word": "çalışma belgesi", "meanings": ["Bir iş yerinde veya alanında çalışılabileceğini gösteren belge"]}, {"word": "çalışma günü", "meanings": ["İş günü"]}, {"word": "çalışmak", "meanings": ["Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak", "Herhangi bir iş üzerinde olmak", "İşi veya görevi olmak, bulunmak", "Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak", "Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak", "Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek"]}, {"word": "çalışma hayatı", "meanings": ["Düşünsel veya bedensel gücün emekçi tarafından bir mal veya hizmet üretmek için kullanıldığı süreç"]}, {"word": "çalışıp çabalamak", "meanings": ["çok gayret göstermek"]}, {"word": "çalışma karnesi", "meanings": ["Çalışma hayatına başlayan işçiye işveren tarafından verilen, onun işçilik durumunu gösteren belge"]}, {"word": "çalışma yöntemi", "meanings": ["Bir çalışma veya iş süresinde izlenen bilimsel ve metodik yöntem"]}, {"word": "çalıştıran", "meanings": ["İşveren"]}, {"word": "çalışma saati", "meanings": ["Belirlenmiş, planlanmış çalışma zamanı, iş saati"]}, {"word": "çalıştırıcı", "meanings": ["Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, antrenör, koç (II)"]}, {"word": "çalıştırıcılık", "meanings": ["Çalıştırıcının yaptığı iş, antrenörlük, koçluk"]}, {"word": "çalıştırılma", "meanings": ["Çalıştırılmak işi"]}, {"word": "çalıştırılmak", "meanings": ["Çalışması sağlanmak"]}, {"word": "çalıştırış", "meanings": ["Çalıştırma işi"]}, {"word": "çalıştırma", "meanings": ["Çalıştırmak işi"]}, {"word": "çalkağı", "meanings": ["Çalkar"]}, {"word": "çalıştırmak", "meanings": ["Çalışmasını sağlamak", "Çalışma işini yaptırmak"]}, {"word": "çalkak", "meanings": ["Çalkar"]}, {"word": "çalkalamak", "meanings": ["Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak", "İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak", "Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek", "Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek", "Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak", "Kuluçka yumurtalarını çevirmek", "Sağlığının bozulmasına yol açmak"]}, {"word": "çalkalama", "meanings": ["Çalkalamak işi"]}, {"word": "çalkalanış", "meanings": ["Çalkalanma işi"]}, {"word": "çalkalanma", "meanings": ["Çalkalanmak işi"]}, {"word": "çalkalanmak", "meanings": ["Çalkama işine konu olmak", "Dalgalanmak"]}, {"word": "çalkalatış", "meanings": ["Çalkalatma işi"]}, {"word": "çalkalatma", "meanings": ["Çalkalatmak işi"]}, {"word": "çalkalatmak", "meanings": ["Çalkatmak"]}, {"word": "çalkalayış", "meanings": ["Çalkalama işi"]}, {"word": "çalkama", "meanings": ["Çalkamak işi", "Çalkalanarak yapılan"]}, {"word": "çalkamak", "meanings": ["Çalkalamak", "Tahıl elemek"]}, {"word": "çalkanış", "meanings": ["Çalkanma işi"]}, {"word": "çalkanmak", "meanings": ["Çalkama işine konu olmak", "Deniz, göl dalgalanmak", "Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak", "Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak"]}, {"word": "çalkanma", "meanings": ["Çalkanmak işi"]}, {"word": "çalkantı", "meanings": ["Deniz ve gölde dalgalanma", "Çalkanmış şey", "Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp", "Coşku", "Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum"]}, {"word": "çalkantılı", "meanings": ["Çalkantısı olan", "Düzensiz, karmakarışık"]}, {"word": "çalkar", "meanings": ["Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak"]}, {"word": "çalkantısız", "meanings": ["Çalkantısı olmayan"]}, {"word": "çalmak", "meanings": ["Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak", "Vurarak veya sürterek ses çıkartmak", "Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak", "Ses çıkarmak, ses vermek", "Atmak, çarpmak, vurmak", "Üzerine sürmek", "Bozmak, zarar vermek", "Kumaşın bir parçasını kesmek", "Madeni oymak, kalemle işlemek", "Benzemek, andırmak", "Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak", "Süpürmek, temizlemek"]}, {"word": "çalkatma", "meanings": ["Çalkatmak işi"]}, {"word": "çalkatmak", "meanings": ["Çalkama işini yaptırmak"]}, {"word": "çalkayış", "meanings": ["Çalkama işi"]}, {"word": "çalkı", "meanings": ["Çalgıç", "Tırpan"]}, {"word": "çalma", "meanings": ["Çalmak işi", "Hırsızlık, sirkat", "Başa sarılan sarık", "Çalınmış", "Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş", "Kibrit"]}, {"word": "çalmacı", "meanings": ["Maden üzerine çalma işi yapan usta"]}, {"word": "çalmaç", "meanings": ["Tahtadan yapılmış kap"]}, {"word": "çalıp çırpmak", "meanings": ["hırsızlık yapmak"]}, {"word": "çalmadan oynamak", "meanings": ["çok keyifli ve sevinçli durumda bulunmak", "bir işe çok hevesli görünmek"]}, {"word": "çalma elin kapısını, çalarlar kapını", "meanings": ["`kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çaltı", "meanings": ["Diken, çalı"]}, {"word": "çalpara", "meanings": ["Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç", "Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber)", "Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak"]}, {"word": "çaltılık", "meanings": ["Çaltısı çok olan yer"]}, {"word": "çalyaka etmek", "meanings": ["yakasına yapışıp sıkıca tutmak"]}, {"word": "çalyaka", "meanings": ["Yakasına yapışıp sıkıca tutarak"]}, {"word": "çam", "meanings": ["Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)"]}, {"word": "çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz", "meanings": ["`her şeyin bir değeri vardır; yapacağı iş, kullanılacağı yer ayrıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çamaşır ertesi olmak", "meanings": ["çamaşır yıkamaktan aşırı yorulup hasta olmak"]}, {"word": "çam devirmek", "meanings": ["karşısındakine dokunacak veya kötü bir sonuç doğuracak söz söylemek"]}, {"word": "çamaşır", "meanings": ["İç giysisi", "Kirli eşyaları yıkama işi"]}, {"word": "çamaşırcı", "meanings": ["Para ile başkalarının çamaşırını yıkayan kimse"]}, {"word": "çamaşırcılık", "meanings": ["Çamaşırcının yaptığı iş"]}, {"word": "çamaşır deterjanı", "meanings": ["Çamaşırların temizlenmesini sağlayan kimyasal bileşim"]}, {"word": "çamaşır dolabı", "meanings": ["Çamaşır saklamada kullanılan çekmeceli dolap"]}, {"word": "çamaşırhane", "meanings": ["Çamaşırlık"]}, {"word": "çamaşır ipeği", "meanings": ["Nakış yapmakta kullanılan ipek iplik"]}, {"word": "çamaşır ipi", "meanings": ["Kurutmak için üzerine çamaşır asılan ip veya tel"]}, {"word": "çamaşır leğeni", "meanings": ["İçinde çamaşır yıkanan, metal veya plastikten yapılmış geniş kap"]}, {"word": "çamaşırlık", "meanings": ["Çamaşır yıkamak için kullanılan yer, çamaşırhane", "Kurutmak amacıyla üzerine çamaşır serilen araç", "İçine çamaşır konulmaya yarayan sepet veya torba"]}, {"word": "çamaşır sabunu", "meanings": ["Çamaşır yıkama işinde kullanılan sabun"]}, {"word": "çamaşır mandalı", "meanings": ["Kuruması için asılmış çamaşırları ipe sıkıca tutturmak amacıyla kullanılan küçük, tahta veya plastik kıskaç"]}, {"word": "çamaşır makinesi", "meanings": ["Çamaşır yıkamaya yarayan araç"]}, {"word": "çamaşır sepeti", "meanings": ["Kirli veya yıkanmış çamaşırların içinde toplandığı sepet"]}, {"word": "çamaşır suyu", "meanings": ["Çamaşırların beyazlamasını ve kolayca temizlenmesini sağlayan kimyasal birleşimli su"]}, {"word": "çamat", "meanings": ["Avlanılmış balıkları elde taşımaya yarar çengel askı"]}, {"word": "çam balı", "meanings": ["Arıların sarı çam üzerinde bulunan yaprak bitlerine salgıladıkları sıvıdan oluşturdukları bir bal türü"]}, {"word": "çamça", "meanings": ["Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus)"]}, {"word": "çamçak çamçak", "meanings": ["Bolca, bol miktarda"]}, {"word": "çamçak", "meanings": ["Ağaçtan oyularak yapılmış kulplu su kabı, çapçak", "Köpüklenerek akma"]}, {"word": "çam fıstığı", "meanings": ["Fıstık çamının kozalak biçimindeki meyvesinden çıkarılan sert kabuklu, yağlı ve nişastalı tohum"]}, {"word": "çamgiller", "meanings": ["Kozalaklılardan, iğne gibi ince ve uzun yapraklarını yaz kış dökmeyen, tohumları çıplak olarak kozalak pulları üzerinde bulunan, çam, köknar, ladin vb. bitki türlerini içine alan reçineli ağaçlar familyası"]}, {"word": "çam sakızı", "meanings": ["Çam ağacından çıkarılan reçine, acı sakız, bedük"]}, {"word": "çamlık", "meanings": ["Çam ağaçları çok olan yer", "Çam korusu"]}, {"word": "çam sakızı çoban armağanı", "meanings": ["verilen bir armağanın sunulduğu kimseye değerine uygun olmadığını ve verenin gücünün ancak buna yettiğini özür yollu anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "çam sakızı gibi", "meanings": ["tedirgin edecek kadar bir insanın peşinden ayrılmayan"]}, {"word": "çamura bulamak", "meanings": ["kirletmek"]}, {"word": "çamur", "meanings": ["Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık", "Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse)", "Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç"]}, {"word": "çamuka", "meanings": ["Gümüş balığına benzer bir balık (Atherina hepsetus)"]}, {"word": "çamur atmak (veya sıçratmak)", "meanings": ["birini kötü bir işe karışmış göstermek, kara çalmak, iftira etmek"]}, {"word": "çamur gibi", "meanings": ["iyi pişmemiş ve siyah unla yapılmış (ekmek)", "herkese sataşıp tedirginlik veren (kimse)"]}, {"word": "çamura bulaşmak (veya batmak)", "meanings": ["kirli ve uygunsuz bir işe karışmak"]}, {"word": "çamura yatmak", "meanings": ["borcunu ödememek", "sözünü yerine getirmemek"]}, {"word": "çamura taş atmak", "meanings": ["çirkefe taş atmak"]}, {"word": "çamurdan çekip çıkarmak", "meanings": ["birini kötü veya onurunu tehlikeye düşüren bir durumdan kurtarmak"]}, {"word": "çamuru karnında, çiçeği burnunda", "meanings": ["çok taze (sebze veya meyve)"]}, {"word": "çamur banyosu", "meanings": ["Tedavi gücü olan çamurla yapılan banyo"]}, {"word": "çamurcuk", "meanings": ["Sazangillerden, sazandan küçük, eti tatsız bir göl ve bataklık balığı (Chrondrostoma nasus)"]}, {"word": "çamurcun", "meanings": ["Anadolu ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir tür ördek"]}, {"word": "çamur deryası", "meanings": ["Her tarafı çamurla kaplı"]}, {"word": "çamur ığrıbı", "meanings": ["Denizin sığ ve çamurlu yerlerinde kullanılan 25-30 kulaç uzunluğunda bir balık ağı"]}, {"word": "çamur kalemi", "meanings": ["Heykeltıraşların çamura biçim verme sırasında kullandıkları şimşir araç"]}, {"word": "çamurlama", "meanings": ["Çamurlamak işi", "Yanmaya elverişli cevherin bir bölümünün eski üretim alanında bırakılması sonucunda çıkması muhtemel yangının önlenmesi işi"]}, {"word": "çamurlamak", "meanings": ["Çamur sürmek, çamurla sıvamak", "Kötülemek"]}, {"word": "çamurlanma", "meanings": ["Çamurlanmak işi"]}, {"word": "çamurlanmak", "meanings": ["Üzerine çamur sıçramak, bulaşmak", "Kötülenmek, sataşılmak"]}, {"word": "çamurlaşma", "meanings": ["Çamurlaşmak işi"]}, {"word": "çamurlaşmak", "meanings": ["Çamur durumuna gelmek", "Sataşmaya, kavga çıkarmaya başlamak, terbiyesizleşmek"]}, {"word": "çamurlatma", "meanings": ["Çamurlatmak işi"]}, {"word": "çamurlatmak", "meanings": ["Çamur sürdürmek, çamurla sıvatmak"]}, {"word": "çamurlu", "meanings": ["Çamur bulaşmış, üstünde veya içinde çamur bulunan"]}, {"word": "çamurluk", "meanings": ["Çamuru çok olan yer", "Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk", "Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça", "Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği"]}, {"word": "çamurlukçu", "meanings": ["Araçların çamurluklarını yapan veya onaran kimse", "Araçların çamurluklarını yapan veya onaran iş yeri"]}, {"word": "çamurlukçuluk", "meanings": ["Çamurlukçunun yaptığı iş"]}, {"word": "çamursuz", "meanings": ["Çamuru olmayan, üstünde çamur bulunmayan"]}, {"word": "çan", "meanings": ["İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç, kampana"]}, {"word": "çam yeşili", "meanings": ["Yeşilin çam yapraklarına benzer bir tonu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "çan çalmak", "meanings": ["herkese bildirmek"]}, {"word": "çanına ot tıkmak (veya tıkamak)", "meanings": ["sesini çıkaramayacak, kötülük edemeyecek bir duruma getirmek, susturmak"]}, {"word": "çanak", "meanings": ["Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap", "Göz çukuru", "Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü", "Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi", "Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik"]}, {"word": "çanak tutmak (veya açmak)", "meanings": ["davranışları veya sözleriyle kötü bir sonuca yol açmak"]}, {"word": "çanak yalamak", "meanings": ["dalkavukluk etmek"]}, {"word": "çanağa ne doğrarsan kaşığında o çıkar", "meanings": ["`kişi, kendisi için önceden yaptığı hazırlıkların verimini ileride alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çanak anten", "meanings": ["Uzaydaki aktarıcıdan belirli frekanslarda yapılan radyo ve televizyon yayınlarını almaya yarayan tepsi biçiminde anten"]}, {"word": "çanakçı", "meanings": ["Çanak yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çanakçılık", "meanings": ["Çanakçının yaptığı iş"]}, {"word": "çanak çömlek", "meanings": ["Topraktan yapılmış türlü kaplar"]}, {"word": "çanaklık", "meanings": ["Vigla"]}, {"word": "çanaksı", "meanings": ["Çanağı andıran, çanağa benzeyen, çanak gibi"]}, {"word": "çanaksı hücreler", "meanings": ["Salgılanacağı zaman şişen ve belirli bir büyüklüğe geldiklerinde içlerindeki sıvı salgısını boşaltan bez hücreleri"]}, {"word": "çanak üzengi", "meanings": ["Basılan yeri, tabanın büyük bir bölümünü kaplayacak kadar geniş olan üzengi"]}, {"word": "çanak yaprak", "meanings": ["Çanağı oluşturan yaprakların her biri"]}, {"word": "çancı", "meanings": ["Çan yapan veya satan kimse", "Çan çalmakla görevli kimse"]}, {"word": "çancılık", "meanings": ["Çancının yaptığı iş"]}, {"word": "çan çan etmek (veya ötmek veya konuşmak)", "meanings": ["yüksek sesle sürekli gevezelik etmek"]}, {"word": "çan çan", "meanings": ["Sürekli ve yüksek sesle edilen gevezelik", "Çan sesine benzer ses çıkararak"]}, {"word": "çan çiçeğigiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklılardan, örneği çan çiçeği olan bir bitki familyası, boru çiçeğigiller"]}, {"word": "çan çiçeği", "meanings": ["Çan çiçeğigillerden, süs bitkisi olarak ekilen ve çiçekleri çan biçiminde olan bir bitki cinsi, meryemanaeldiveni, boru çiçeği (Campanula medium)"]}, {"word": "çandı", "meanings": ["Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste", "Tahta kapak veya tavan"]}, {"word": "çandır", "meanings": ["Karışık, melez", "Aşılanmamış, yaban"]}, {"word": "çangal", "meanings": ["Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu"]}, {"word": "çangal", "meanings": ["Dallı budaklı ağaç", "Fasulye sırığı, sırık"]}, {"word": "çangıl çungul", "meanings": ["Çangır çungur"]}, {"word": "çangır çungur", "meanings": ["Düşme veya birbirine çarpma sırasında kaba ve zevksiz ses çıkararak, çangıl çungul"]}, {"word": "çangırdama", "meanings": ["Çangırdamak işi"]}, {"word": "çangırtı", "meanings": ["Çangırdama sesi"]}, {"word": "çangırdamak", "meanings": ["Düşerek veya birbirine çarparak gürültü çıkarmak"]}, {"word": "çanta", "meanings": ["Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap"]}, {"word": "çan kulesi", "meanings": ["İçinde çan bulunan uzun, yüksek kule"]}, {"word": "çantadan yetişmek", "meanings": ["bir mesleği eğitim görmeden deneyimlerle kazanmak"]}, {"word": "çantacı", "meanings": ["Çanta yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çantacılık", "meanings": ["Çantacının yaptığı iş"]}, {"word": "çanta çiçeği", "meanings": ["İki çeneklilerden, beyaz, erguvani veya sarı renkli bir süs bitkisi"]}, {"word": "çantasız", "meanings": ["Çantası olmayan"]}, {"word": "çantalı", "meanings": ["Çantası olan"]}, {"word": "çaptan düşmek", "meanings": ["çalışma gücü, verimi azalmış veya tükenmiş olmak"]}, {"word": "çap", "meanings": ["Cisimlerin genişliği, kutur", "Büyüklük", "Ölçü, ölçek", "Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita", "Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre", "Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası"]}, {"word": "çapa", "meanings": ["Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı", "Çapalama işi"]}, {"word": "çıpa", "meanings": ["Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç, çipo, demir", "Döviz kurlarını belirlemek için esas alınan ölçü"]}, {"word": "çapacı", "meanings": ["Çapa ile çalışan işçi"]}, {"word": "çapaçul", "meanings": ["Kılığının veya eşyasının düzgün ve temiz olmasına özenmeyip düzensizlik içinde yaşayan, pasaklı"]}, {"word": "çapacılık", "meanings": ["Çapacının yaptığı iş"]}, {"word": "çapaçulcu", "meanings": ["Serseri, başıboş kimse"]}, {"word": "çapaçulculuk", "meanings": ["Çapaçulcu olma durumu", "Kılık kıyafete özen göstermeyişi âdet edinme"]}, {"word": "çapaçullaştırma", "meanings": ["Çapaçullaştırmak işi"]}, {"word": "çapaçullaştırmak", "meanings": ["Çapaçul duruma getirmek"]}, {"word": "çapak", "meanings": ["Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı", "Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça", "Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz"]}, {"word": "çapaçulluk", "meanings": ["Çapaçul olma durumu, kılık kıyafete özen göstermeyiş"]}, {"word": "çapak", "meanings": ["Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama)"]}, {"word": "çapaklanış", "meanings": ["Çapaklanma işi"]}, {"word": "çapaklanmak", "meanings": ["Çapak oluşmak"]}, {"word": "çapaklı", "meanings": ["Çapağı olan"]}, {"word": "çapaklanma", "meanings": ["Çapaklanmak işi"]}, {"word": "çapaksız", "meanings": ["Çapağı olmayan"]}, {"word": "çapalama", "meanings": ["Çapalamak işi"]}, {"word": "çapalamak", "meanings": ["Çapa ile toprağı kabartmak"]}, {"word": "çapalanış", "meanings": ["Çapalanma işi"]}, {"word": "çapalanma", "meanings": ["Çapalanmak işi"]}, {"word": "çapalanmak", "meanings": ["Bir yer çapa ile kabartılmak"]}, {"word": "çapalatmak", "meanings": ["Çapalama işini yaptırmak"]}, {"word": "çapalatma", "meanings": ["Çapalatmak işi"]}, {"word": "çapalı", "meanings": ["Çapalanmış (yer)", "Çapası olan"]}, {"word": "çapanoğlu", "meanings": ["Bir işte gizli kalmış kötü ve aksak yan, kuşkulu durum", "Hileli, kuşkulu, karışık durum"]}, {"word": "çapanoğlunun abdest suyu gibi", "meanings": ["çok sulu, tatsız ve kötü görünüşlü olan (içilecek şeyler)"]}, {"word": "çapar", "meanings": ["Takadan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir tür Karadeniz kayığı"]}, {"word": "çapar", "meanings": ["Postacı, ulak", "Benekli, alacalı (hayvan ve bitki)", "Akşın", "Çiçek bozuğu yüz"]}, {"word": "çaparız", "meanings": ["İçinden çıkılamayacak kadar güç olan, karışık iş", "Demir zincirlerinin birbirine dolaşıp karışması"]}, {"word": "çapasız", "meanings": ["Çapalanmamış (yer)", "Çapası olmayan"]}, {"word": "çapari", "meanings": ["Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı"]}, {"word": "çapçak", "meanings": ["Çamçak", "Ağzı açık fıçı"]}, {"word": "çapkımak", "meanings": ["Enini boyunu ölçmek, çaplamak"]}, {"word": "çapkın", "meanings": ["Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda", "Cinsellik hatırlatan", "Haylaz", "Okşayıcı bir seslenme sözü"]}, {"word": "çapkınca", "meanings": ["Çapkına benzer bir biçimde", "Çapkın bir biçimde olan"]}, {"word": "çapkınlaşma", "meanings": ["Çapkınlaşmak işi"]}, {"word": "çapkınlaşmak", "meanings": ["Çapkın duruma gelmek"]}, {"word": "çapkınlık", "meanings": ["Çapkın olma durumu", "Çapkınca davranış"]}, {"word": "çapla", "meanings": ["Maden kazımak için kullanılan çelik kalem"]}, {"word": "çaplama", "meanings": ["Çaplamak işi"]}, {"word": "çaplamak", "meanings": ["Bir şeyin enini, boyunu ölçmek, çapkımak", "Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek"]}, {"word": "çaplı", "meanings": ["Çapı geniş olan", "Bilgisi çok olan", "Yetenekli"]}, {"word": "çapma", "meanings": ["Çapmak işi"]}, {"word": "çapmak", "meanings": ["Koşturmak", "Akın etmek, koşmak"]}, {"word": "çaprak", "meanings": ["Eyer örtüsü"]}, {"word": "çapraşıklaşma", "meanings": ["Çapraşıklaşmak işi"]}, {"word": "çapraşık", "meanings": ["Girift", "Anlaşılması, çözülmesi veya içinden çıkılması güç, karışık, muğlak"]}, {"word": "çapraşıklaşmak", "meanings": ["Çapraşık duruma gelmek"]}, {"word": "çapraşıklık", "meanings": ["Çapraşık olma durumu"]}, {"word": "çapraşma", "meanings": ["Çapraşmak işi"]}, {"word": "çapraşmak", "meanings": ["Karışık, çapraşık, çözülmez duruma gelmek", "İki şey birbiriyle çapraz olarak kesişmek"]}, {"word": "çapraz", "meanings": ["Eğik olarak birbiriyle kesişen", "İki taraflı, karşılıklı", "Eğik bir biçimde", "Karşı tarafın yanı", "Bir tür olta iğnesi", "Kopça, düğme", "Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu"]}, {"word": "çapraza almak", "meanings": ["karşı yönlerden kuşatmak", "herhangi bir konuda çeşitli yönlerden sıkıştırmak"]}, {"word": "çapraza sarmak", "meanings": ["bir iş içinden çıkılmaz duruma gelmek, çaprazlaşmak"]}, {"word": "çaprazda sürmek", "meanings": ["çapraza alınan hasmı geriye doğru hızla sürmek"]}, {"word": "çapraz ateş", "meanings": ["Karşılıklı yönlerden silahla saldırma"]}, {"word": "çapraz kafiye", "meanings": ["Dörtlüklerde birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizelerin birbiriyle kafiyeli olduğu düzen"]}, {"word": "çapraz kur", "meanings": ["İki ülke parası arasında üçüncü bir ülkenin parasıyla belirlenen kambiyo sürüm değeri"]}, {"word": "çaprazlama", "meanings": ["Çapraz olarak, makaslama, çaprazlamasına, çaprazvari", "Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme"]}, {"word": "çaprazlamak", "meanings": ["Çapraz duruma getirmek"]}, {"word": "çaprazlaşma", "meanings": ["Çaprazlaşmak işi"]}, {"word": "çaprazlaşmak", "meanings": ["İçinden çıkılamamak, ne yapılacağı bilinememek"]}, {"word": "çaprazlık", "meanings": ["Çapraz olma durumu"]}, {"word": "çaprazölçer", "meanings": ["Elde veya makinede çaprazlanan dişlerin eğimini denetlemede yararlanılan yardımcı alet"]}, {"word": "çaprazvari", "meanings": ["Çaprazlama"]}, {"word": "çapsız", "meanings": ["Çapı geniş olmayan", "Yetersiz, dar görüşlü"]}, {"word": "çapula", "meanings": ["Kaba deriden yapılmış ucu sivri ve kıvrık ayakkabı"]}, {"word": "çapul", "meanings": ["Soygunculuk, plaçka", "Yağma"]}, {"word": "çapulacı", "meanings": ["Çapula yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çapulacılık", "meanings": ["Çapulacının yaptığı iş"]}, {"word": "çapulcu", "meanings": ["Düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan, plaçkacı"]}, {"word": "çapulculuk", "meanings": ["Çapulcunun yaptığı iş, plaçkacılık"]}, {"word": "çapullama", "meanings": ["Çapullamak işi"]}, {"word": "çapullamak", "meanings": ["Bir yeri soymak, yağmalamak"]}, {"word": "çaput", "meanings": ["Eskimiş bez parçası, paçavra", "Bez"]}, {"word": "çaput bağlamak", "meanings": ["bez bağlamak"]}, {"word": "çar", "meanings": ["Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen unvan"]}, {"word": "çarçur", "meanings": ["`Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek` anlamındaki çarçur etmek ve `gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak` anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer"]}, {"word": "çarçabuk", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "çardak", "meanings": ["Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak", "Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer", "Kameriye"]}, {"word": "çardaklı", "meanings": ["Çardağı olan"]}, {"word": "çardaksız", "meanings": ["Çardağı olmayan"]}, {"word": "çardaş", "meanings": ["Ağır ritimlerle başlayan ve giderek hızlanan Macar halk dansı"]}, {"word": "çare", "meanings": ["Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu", "Tedavi yolu, deva"]}, {"word": "çaresine bakmak", "meanings": ["gerekeni yapmak, çözüm yolu aramak"]}, {"word": "çaresiz", "meanings": ["Çaresi bulunmayan, onulmaz", "Çare bulamayan, zavallı (kimse), biçare", "Çıkar yol bulamayan bir biçimde", "İster istemez"]}, {"word": "çaresiz kalmak", "meanings": ["çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak"]}, {"word": "çaresizlik", "meanings": ["Çaresiz olma durumu"]}, {"word": "çareviç", "meanings": ["Çarın oğlu"]}, {"word": "çargâh", "meanings": ["Türk müziğinde `do` perdesinin adı", "Bu perdede karar kılan makam"]}, {"word": "çarık", "meanings": ["İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı", "Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha", "Çene", "Para cüzdanı"]}, {"word": "çarıkçılık", "meanings": ["Çarıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "çarıkçı", "meanings": ["Çarık yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çarıklı", "meanings": ["Ayağına çarık giymiş"]}, {"word": "çarıksız", "meanings": ["Çarığı olmayan veya çarık giymemiş"]}, {"word": "çarıklık", "meanings": ["Çarık konulacak yer", "Çarık yapmaya elverişli"]}, {"word": "çariçe", "meanings": ["Çarın karısına veya kadın çara verilen unvan"]}, {"word": "çark", "meanings": ["Bir eksenin döndürdüğü tekerlek biçimindeki makine parçası", "Herhangi bir askerî birliğin, biçimini ve düzenini bozmadan kanatlarından biri çevresinde dönerek yön değiştirmesi"]}, {"word": "çarka vermek (veya çektirmek)", "meanings": ["kesici araçları bileği çarkı ile biletmek"]}, {"word": "çark çevirmek", "meanings": ["aynı yol üzerinde dönerek gitmek"]}, {"word": "çark etmek", "meanings": ["bir doğrultuda giden kimse, şey sağa veya sola doğru yön değiştirmek", "geri dönmek", "savunduğu düşünceden vazgeçmek"]}, {"word": "çarkı döndürmek", "meanings": ["geçimini sağlamak"]}, {"word": "çarka", "meanings": ["Osmanlı ordusunda öncü görevi"]}, {"word": "çarkına etmek (veya okumak)", "meanings": ["birine büyük kötülük yapmak veya işini bozarak zarar vermek"]}, {"word": "çarkacı", "meanings": ["Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker"]}, {"word": "çarkçı", "meanings": ["Kesici aletleri çarkla bileyen kimse, bileyici", "Vapurlarda makine bölümünü yöneten kimse"]}, {"word": "çarkçıbaşı", "meanings": ["Vapurlarda birinci çarkçı"]}, {"word": "çarkıfelek", "meanings": ["Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği", "Bir tür talih oyunu", "Talih, kader", "Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea)"]}, {"word": "çarkçılık", "meanings": ["Çarkçının yaptığı iş"]}, {"word": "çarkıfelekgiller", "meanings": ["Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası"]}, {"word": "çarklı", "meanings": ["Çarkı olan", "Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur"]}, {"word": "çarkıt", "meanings": ["Eski, bozuk, sakat"]}, {"word": "çarksız", "meanings": ["Çarkı olmayan"]}, {"word": "çarlık", "meanings": ["Çar olma durumu", "Çarın yönetiminde bulunan devlet"]}, {"word": "çarmıh", "meanings": ["Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı", "Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar"]}, {"word": "çarliston", "meanings": ["Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaygınlaşan dans türü", "Bu dansın müziği", "Sivri uçlu, uzun ve kalın, tatlı, yeşilimsi biber, çarliston biber", "İnce, uzun"]}, {"word": "çarliston biber", "meanings": ["Çarliston"]}, {"word": "çarmıha germek", "meanings": ["haç biçimindeki darağacına çivilemek"]}, {"word": "çarnaçar", "meanings": ["İster istemez"]}, {"word": "çarpan", "meanings": ["Bir çarpma işleminde çarpılan sayının kaç kez tekrarlanacağını gösteren sayı, çoğaltan"]}, {"word": "çarpan balığı", "meanings": ["Levrekgillerden, yüzgeçleri dikenli ve zehirli, eti sevilen bir balık, trakunya (Trachinus draco)"]}, {"word": "çarpı", "meanings": ["Kaba sıva, çarpma sıva", "Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: `a x b` veya `a . b`, `a çarpı b` diye okunur"]}, {"word": "çarpıcılık", "meanings": ["Çarpıcı olma durumu, sansasyonellik"]}, {"word": "çarpıcı", "meanings": ["Etkili, dikkat çeken, sansasyonel", "Etkili bir biçimde"]}, {"word": "çarpık", "meanings": ["Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı", "Kötü", "Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan", "Aksi, ters, huysuz bir biçimde"]}, {"word": "çarpıkça", "meanings": ["Biraz çarpık"]}, {"word": "çarpık çurpuk", "meanings": ["Çok çarpık, eğri büğrü, çarpuk çurpuk", "Değersiz, basit"]}, {"word": "çarpıklaşma", "meanings": ["Çarpıklaşmak işi"]}, {"word": "çarpıklaşmak", "meanings": ["Çarpık duruma gelmek"]}, {"word": "çarpıklaştırma", "meanings": ["Çarpıklaştırmak işi"]}, {"word": "çarpıklık", "meanings": ["Çarpık olma durumu, eğrilik"]}, {"word": "çarpıklaştırmak", "meanings": ["Çarpık duruma getirmek"]}, {"word": "çarpılan", "meanings": ["Bir çarpma işleminde önce yazılan ve tekrarlanan sayı, madrup"]}, {"word": "çarpılış", "meanings": ["Çarpılma işi"]}, {"word": "çarpılmak", "meanings": ["Çarpma işine konu olmak", "Çarpık duruma gelmek", "Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak", "Aldatılmak", "Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek", "Bir şeye ederinden fazla para ödemek"]}, {"word": "çarpım", "meanings": ["Çarpma işleminin sonucu olan sayı"]}, {"word": "çarpılma", "meanings": ["Çarpılmak işi"]}, {"word": "çarpım tablosu", "meanings": ["Birden dokuza kadar birbiriyle çarpılan sayıların çarpımlarını gösteren çizelge, çarpım cetveli, kerrat cetveli"]}, {"word": "çarpınma", "meanings": ["Çarpınmak işi"]}, {"word": "çarpım cetveli", "meanings": ["Çarpım tablosu"]}, {"word": "çarpınmak", "meanings": ["Çırpınmak"]}, {"word": "çarpıntı", "meanings": ["Kalbin hızlı ve sık vurması"]}, {"word": "çarpıntısız", "meanings": ["Çarpıntısı olmayan"]}, {"word": "çarpıntısı tutmak", "meanings": ["heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek"]}, {"word": "çarpıntılı", "meanings": ["Heyecanlı, telaşlı"]}, {"word": "çarpışılma", "meanings": ["Çarpışılmak işi"]}, {"word": "çarpışılmak", "meanings": ["Çarpışma işi yapılmak"]}, {"word": "çarpış", "meanings": ["Çarpma işi"]}, {"word": "çarpışma", "meanings": ["Çarpışmak işi, müsademe, sadme", "Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma"]}, {"word": "çarpışmak", "meanings": ["Birbirine çarpmak, tokuşmak", "Vuruşmak, savaşmak", "Birbirine üstün gelmeye çalışmak"]}, {"word": "çarpıştırmak", "meanings": ["Çarpışma işini yaptırmak"]}, {"word": "çarpıtılma", "meanings": ["Çarpıtılmak işi"]}, {"word": "çarpıtılmak", "meanings": ["Çarpıtma işi yapılmak"]}, {"word": "çarpıtma", "meanings": ["Çarpıtmak işi"]}, {"word": "çarpıtmak", "meanings": ["Çarpık duruma getirmek", "Yanlışa ve kötü duruma götürmek", "Gerçek anlamından saptırmak"]}, {"word": "çarpma işareti", "meanings": ["Çarpma işlemini gösteren `x veya . ` işareti"]}, {"word": "çarpma", "meanings": ["Çarpmak işi", "Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi", "Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp", "Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık"]}, {"word": "çarpmak", "meanings": ["Hızla değmek, vurmak", "Etkisiyle birdenbire hasta etmek", "Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak", "El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek", "Kurnazlıkla ele geçirmek", "Kalp, hızlı hızlı vurmak", "Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek", "Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak"]}, {"word": "çarpma kapı", "meanings": ["Özel menteşesi yardımı ile içe ve dışa doğru açılabilen, tek veya çift kanatlı kapı türü"]}, {"word": "çarptırış", "meanings": ["Çarptırma işi"]}, {"word": "çarptırma", "meanings": ["Çarptırmak işi"]}, {"word": "çarşaf", "meanings": ["Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü", "Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi"]}, {"word": "çarptırmak", "meanings": ["Çarpma işini yaptırmak veya çarpmasına yol açmak", "Yankesiciye kaptırmak"]}, {"word": "çarşaf gibi", "meanings": ["dalgasız, dümdüz ve durgun (deniz, göl)"]}, {"word": "çarşaf kadar", "meanings": ["pek büyük, çok geniş"]}, {"word": "çarşafa dolanmak", "meanings": ["bir işin içinden çıkamamak, kötü ve başarısız duruma düşmek, zor durumda kalmak, çarşaflamak"]}, {"word": "çarşafçı", "meanings": ["Çarşaf yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çarşafçılık", "meanings": ["Çarşafçının yaptığı iş"]}, {"word": "çarşafa girmek", "meanings": ["çarşaf giymeye başlamak"]}, {"word": "çarşaflama", "meanings": ["Çarşaflamak işi"]}, {"word": "çarşaflamak", "meanings": ["Yorganı çarşafla kaplamak", "Kötü ve başarısız duruma düşmek, çarşafa dolanmak"]}, {"word": "çarşaflanmak", "meanings": ["Çarşaflama işine konu olmak", "Çarşaf giymek"]}, {"word": "çarşaflanma", "meanings": ["Çarşaflanmak işi"]}, {"word": "çarşaflatma", "meanings": ["Çarşaflatmak işi"]}, {"word": "çarşaflı", "meanings": ["Üzerinde çarşaf olan", "Çarşaf giymiş olan (kimse)"]}, {"word": "çarşaflatmak", "meanings": ["Çarşaflama işini yaptırmak"]}, {"word": "çarşaflık", "meanings": ["Çarşaf yapmaya elverişli olan (kumaş)"]}, {"word": "çarşafsız", "meanings": ["Üzerinde çarşaf olmayan", "Çarşaf giymemiş olan"]}, {"word": "çarşafsızlık", "meanings": ["Çarşafsız olma durumu"]}, {"word": "çarşamba", "meanings": ["Salı ile perşembe arasındaki gün"]}, {"word": "çarşamba karısı", "meanings": ["Saçı başı karmakarışık, üstü başı özensiz kadın", "Alkarısı"]}, {"word": "çarşamba pazarı", "meanings": ["Her şeyi karmakarışık ortada olan yer"]}, {"word": "çarşamba pazarına çevirmek", "meanings": ["özellikle yüze vurarak çok dayak atmak"]}, {"word": "çarşı", "meanings": ["Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri"]}, {"word": "çarşı iti ev beklemez", "meanings": ["`başıboş gezmeye alışanlar, disiplinli iş yapmaya gelemezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çarşı pazar dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["alışveriş edilen her yeri dolaşmak"]}, {"word": "çarşı ekmeği", "meanings": ["Çarşıda satılan, has undan yapılmış ekmek türü"]}, {"word": "çarşı ağası", "meanings": ["Çarşıyı ve esnafı düzen altında tutmakla görevli kimse"]}, {"word": "çarşılı", "meanings": ["Çarşı esnafı", "Çarşısı olan"]}, {"word": "charter", "meanings": ["343 dolmuş uçak"]}, {"word": "çaşıt", "meanings": ["Casus", "Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kimse"]}, {"word": "çasar", "meanings": ["Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen unvan"]}, {"word": "çaşıtlama", "meanings": ["Çaşıtlamak işi"]}, {"word": "çaşıtlamak", "meanings": ["Casusluk yapmak"]}, {"word": "çat", "meanings": ["Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses"]}, {"word": "çaşıtlık", "meanings": ["Çaşıt olma durumu", "Casusluk"]}, {"word": "çat etmek", "meanings": ["`çat` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "çat orada çat burada çat kapı arkasında", "meanings": ["çok çabuk yer değiştiren birinin durumunu anlatan bir söz"]}, {"word": "çat", "meanings": ["İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak"]}, {"word": "çatak", "meanings": ["İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı", "Yapışık, ikiz (meyve)", "Kavgacı"]}, {"word": "çatak bayrak", "meanings": ["Yeniçerilerin yarısı sarı, yarısı kırmızı renkteki bayrağı"]}, {"word": "çatal kazık yere batmaz (veya geçmez veya çakılmaz)", "meanings": ["birden çok kimsenin söz sahibi olduğu iş yürümez"]}, {"word": "çatal kazık", "meanings": ["Sonuçta ne olacağı belirsiz, karışık, karanlık ve şüpheli durum", "Tutumu farklı olduğu için işin yürümesine engel olan yetkili kimse"]}, {"word": "çatal görmek", "meanings": ["net görememek, bir şeyi iki görmek"]}, {"word": "çatal", "meanings": ["İki veya daha çok kola ayrılan değnek", "Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri", "Dallı olan şeylerin her kolu", "Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç", "Dirgen", "Bir tür olta iğnesi", "Ucu kollara ayrılmış", "İki taraflı", "İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir"]}, {"word": "çatal matal kaç çatal", "meanings": ["üzerine atlanıp sırtına oturulacak gözleri kapalı kişinin, üzerinde oturanın tek veya çatal biçimde kaldırılmış çift parmağının kaç olduğunu bilmesi temeline dayanan bir tür birdirbir oyunu"]}, {"word": "çatal ağız", "meanings": ["Delta"]}, {"word": "çatal aşı", "meanings": ["Yeşilmercimek, kuru barbunya, dövme soğan, tereyağı ve baharat kullanılarak hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "çatal ayak", "meanings": ["Ateşli bir silahın namlusuna destek olan, genellikle ters V biçiminde yere kurulan iki ayaklı parça"]}, {"word": "çatal çivi", "meanings": ["Elektrik ve telefon kablolarını süpürgeliğe, kapı, pencere pervazı vb. ahşap yüzeylere tutturmakta kullanılan, iki ucu sivri, U biçiminde özel çivi"]}, {"word": "çatal bel", "meanings": ["Bahçeyi bellemeye yarayan ucu çatallı ve saplı alet"]}, {"word": "çatal bıçak takımı", "meanings": ["Sofra için gerekli olan çatal, kaşık, bıçak ve diğer servis araçlarının tümü"]}, {"word": "çatal iğne", "meanings": ["İki veya üç çengeli olan olta iğnesi"]}, {"word": "çatallaştırma", "meanings": ["Çatallaştırmak işi"]}, {"word": "çatal kargı", "meanings": ["Büyük balıkları zıpkınlayarak avlamakta kullanılan üç dişli, sivri uçlu araç, çatal zıpkın"]}, {"word": "çatal kundak", "meanings": ["Açıldığında V biçiminde olan iki ayaklı top kundağı"]}, {"word": "çatalkuyruk", "meanings": ["Uzun ve ince gövdeli, ılık denizlerde yaşayan bir tür balık (Lepidopus caudatus)", "Ucu kırlangıç kuyruğu biçiminde olan bayrak"]}, {"word": "çatallanma", "meanings": ["Çatallanmak işi"]}, {"word": "çatallanmak", "meanings": ["Çatal gibi ikiye ayrılmak"]}, {"word": "çatallaşma", "meanings": ["Çatallaşmak işi"]}, {"word": "çatallaşmak", "meanings": ["İki veya daha çok ihtimal ortaya çıkarak anlaşılması güç bir duruma gelmek"]}, {"word": "çatallaştırmak", "meanings": ["Çatallaşmasına yol açmak"]}, {"word": "çatallı", "meanings": ["Çatalı olan", "Çatal durumunda olan", "Pürüzlü (ses)", "İki veya daha çok ihtimali olan"]}, {"word": "çatal sakal", "meanings": ["Çatal biçiminde ikiye ayrılmış sakal", "Sakalı ortadan ikiye ayrılmış (kimse)"]}, {"word": "çatallık", "meanings": ["Çatal konulan yer"]}, {"word": "çatal zıpkın", "meanings": ["Çatal kargı"]}, {"word": "çatal ses", "meanings": ["İki perdeden çıkar gibi olan ve kulağı tırmalayan ses"]}, {"word": "çatana", "meanings": ["Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot"]}, {"word": "çatanacı", "meanings": ["Çatana işleten kimse"]}, {"word": "çatapat", "meanings": ["Ayakla çiğnendiğinde veya bir yere sürtüldüğünde `çat pat` diye patlayan bir eğlence fişeği, çatpat"]}, {"word": "çatı", "meanings": ["Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü", "Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü", "Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer", "İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu", "Barınılan, sığınılan yer", "Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik", "Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi", "Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu", "Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı"]}, {"word": "çatı aktarmak", "meanings": ["çatının kırık kiremitlerini sağlamlarıyla değiştirmek"]}, {"word": "çatıyı almak", "meanings": ["çatıya ulaşmak"]}, {"word": "çatıcı", "meanings": ["Çatma işini yapan kimse"]}, {"word": "çatı arası", "meanings": ["Tavan arası"]}, {"word": "çatı ekleri", "meanings": ["Fiil kök veya gövdelerinden dönüşlü, edilgen, işteş, ettirgen çatılar yapmaya yarayan ekler: (Sev-in-), (sev-il-), (sev-iş-), (kapa-t-), (geç-ir-), (sev-dir-) gibi"]}, {"word": "çatı eteği", "meanings": ["Çatının, binanın dış duvarlarını aşan, yağışlara karşı duvarın en üst bölümünü koruyan dışa uzanmış kısmı"]}, {"word": "çatık", "meanings": ["Çatılmış olan"]}, {"word": "çatı kaplayıcı", "meanings": ["İskele kurup ahşap çatı kaplamasını yapan, duvarları keçe veya özel kâğıtlar ile kaplayan usta"]}, {"word": "çatı katı", "meanings": ["Yapılarda çatı ile son kat arasında yapılan küçük kat"]}, {"word": "çatık çehre", "meanings": ["Çatık yüz"]}, {"word": "çatıklaşma", "meanings": ["Çatıklaşmak işi"]}, {"word": "çatık kaş", "meanings": ["Çatık kaşlı"]}, {"word": "çatı kirişi", "meanings": ["Bir ucu tavanın üstüne bindirilen ve üzerine kiremit altı tahtalarının kaplandığı ana kiriş"]}, {"word": "çatıklaşmak", "meanings": ["Çatık duruma gelmek"]}, {"word": "çatıklık", "meanings": ["Çatık olma durumu"]}, {"word": "çatık surat", "meanings": ["Çatık yüz"]}, {"word": "çatık yüz", "meanings": ["Öfkeli yüz, çatık çehre, çatık surat"]}, {"word": "çatıldamak", "meanings": ["Çatık duruma gelmek"]}, {"word": "çatılı", "meanings": ["Çatısı olan (yapı)", "Çatılmış olan", "Başına çatkı bağlanmış olan"]}, {"word": "çatılış", "meanings": ["Çatılma işi"]}, {"word": "çatılma", "meanings": ["Çatılmak işi"]}, {"word": "çatınma", "meanings": ["Çatınmak işi"]}, {"word": "çatılmak", "meanings": ["Çatma işine konu olmak"]}, {"word": "çatınmak", "meanings": ["Kaşlarını çatıp surat asmak"]}, {"word": "çatı örtüsü", "meanings": ["Çatıların üstüne kiremit, çinko ve oluklu sac vb. ile kaplanan, tavana su geçmesini önleyen yapı bölümü"]}, {"word": "çatı penceresi", "meanings": ["Tavan arasını aydınlatmaya yarayan pencere veya camlı kapak"]}, {"word": "çatır çatır çatlamak", "meanings": ["çok çatlamak", "kıskançlık, haset vb.nden dolayı aşırı rahatsız olmak, öfkelenmek"]}, {"word": "çatır çatır etmek", "meanings": ["çatır çatır ses çıkarmak"]}, {"word": "çatır çatır", "meanings": ["Sert bir şey kırılırken, yanarken, yerinden sökülürken veya sıkıştırılırken çıkan ses, çatır çutur", "Belli belirsiz, anlaşılmayan", "Güçlük çekmeden", "Zor kullanarak, baskı yaparak", "Kuvvetli, sert bir biçimde"]}, {"word": "çatır çatır sökmek", "meanings": ["bir şeyi zorlayarak yerinden söküp çıkarmak"]}, {"word": "çatır çutur", "meanings": ["Çatır çatır"]}, {"word": "çatırdama", "meanings": ["Çatırdamak işi"]}, {"word": "çatırdamak", "meanings": ["`Çatır` diye ses çıkarmak", "Çökmeye, yok olmaya yüz tutmak, tehlikeli duruma düşmek"]}, {"word": "çatırdatma", "meanings": ["Çatırdatmak işi"]}, {"word": "çatırdatmak", "meanings": ["Bir şeyin `çatır` diye sesini çıkartmak"]}, {"word": "çatırtılı", "meanings": ["Çatırtısı olan"]}, {"word": "çatırtı", "meanings": ["Çatırdama sesi"]}, {"word": "çatış", "meanings": ["Çatma işi"]}, {"word": "çatısız", "meanings": ["Çatısı olmayan, üstü açık (ev, kulübe)"]}, {"word": "çatışık", "meanings": ["Çelişkili"]}, {"word": "çatışılmak", "meanings": ["Çatışma işi yapılmak"]}, {"word": "çatışılma", "meanings": ["Çatışılmak işi"]}, {"word": "çatışma", "meanings": ["Çatışmak işi", "Silahlı büyük kavga, arbede", "Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma", "Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi"]}, {"word": "çatışmak", "meanings": ["Birbirine çatmak veya çatılmak", "Karşılıklı vuruşmak", "Kavga etmek", "Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak", "Deve ve köpek çiftleşmek"]}, {"word": "çatışkı", "meanings": ["Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği, antinomi"]}, {"word": "çatıştırma", "meanings": ["Çatıştırmak işi"]}, {"word": "çatıştırmak", "meanings": ["Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek"]}, {"word": "çatkı", "meanings": ["Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü", "Sehpa", "Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı", "Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem"]}, {"word": "çatkı çatmak", "meanings": ["başına çatkı örtmek"]}, {"word": "çatkılı", "meanings": ["Çatkısı olan"]}, {"word": "çatkılık", "meanings": ["Çift öküzlerini birbirlerine bağlayan çifte boyunduruklu ağaç"]}, {"word": "çatkın", "meanings": ["Çatık"]}, {"word": "çatkın olmak", "meanings": ["kendini ağırdan satmak"]}, {"word": "çatkınlık", "meanings": ["Çatkın olma durumu"]}, {"word": "çatkısız", "meanings": ["Çatkısı olmayan"]}, {"word": "çatlak", "meanings": ["Çatlamış olan", "Deli", "Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık", "Ara, aralık", "Değişimin başlangıcı", "Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz", "Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür"]}, {"word": "çatlak ses", "meanings": ["Pürüzlü, bozuk ses", "Bir topluluğun düzenini bozan, uyulması gereken yerde itiraz eden ve aynı görüşte olmayan insanların düşünceleri", "İtiraz, aykırılık belirten düşünce veya konuşma"]}, {"word": "çatlaklık", "meanings": ["Çatlak olma durumu", "Çatlamış yer, çatlak", "Delilik"]}, {"word": "çatlak zurna", "meanings": ["Çirkin sesli, geveze, boşboğaz kimse"]}, {"word": "çatlama", "meanings": ["Çatlamak işi", "Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak", "Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması", "Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma"]}, {"word": "çatlamak", "meanings": ["Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak", "Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak", "Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek", "Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak", "Ses pürüzlü, bozuk çıkmak"]}, {"word": "çatladın mı?", "meanings": ["aşırı sabırsızlık gösterenlere söylenen bir uyarma"]}, {"word": "çatlasa da (veya çatlasa da patlasa da)", "meanings": ["`elinden gelen her çareye başvursa da` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çatlatış", "meanings": ["Çatlatma işi"]}, {"word": "çatlatma", "meanings": ["Çatlatmak işi"]}, {"word": "çatlatmak", "meanings": ["Çatlak duruma getirmek", "Çatlamasına yol açmak", "Sabrını taşırmak", "Aklını kaçırmak"]}, {"word": "çatmak", "meanings": ["Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak", "Kereste vb.ni birbirine tutturmak", "Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek", "Yükü hayvana iki yanlı yüklemek", "Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak", "Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak", "Yazıyla veya sözle sataşmak", "Rastlamak, karşılaşmak", "Gemiler birbirine çarpmak"]}, {"word": "çatlayış", "meanings": ["Çatlama işi"]}, {"word": "çatma kaş", "meanings": ["Aralarında kılsız yer olmayıp birbirine kavuşmuş olan kaşlar"]}, {"word": "çatma", "meanings": ["Çatmak işi", "Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça", "Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi, Yörük çadırı", "Bir tür döşemelik kumaş", "Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları", "Semerin ağaç kısmı", "Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet"]}, {"word": "çatpat", "meanings": ["Çatapat"]}, {"word": "çat pat", "meanings": ["Az çok ve yalan yanlış biçimde, çatra patra", "Ara sıra", "Uygunsuz zamanlarda, vakitli vakitsiz", "Yarım yamalak"]}, {"word": "çatra patra", "meanings": ["Çat pat"]}, {"word": "çattırmak", "meanings": ["Çatma işini yaptırmak"]}, {"word": "çattırma", "meanings": ["Çattırmak işi"]}, {"word": "çav", "meanings": ["Ses, ün, haber"]}, {"word": "çav", "meanings": ["At, eşek vb. hayvanların erkeklik organı"]}, {"word": "çavalye", "meanings": ["Çavela"]}, {"word": "çavdar", "meanings": ["Buğdaygillerden, unlu tane veren bir bitki (Secale cereale)", "Bu bitkinin esmer ve uzun tanesi"]}, {"word": "çavdar ekmeği", "meanings": ["Çavdar ve buğday unu karışımından yapılan ekmek"]}, {"word": "çavdarlı", "meanings": ["Çavdar katılmış"]}, {"word": "çavdarsız", "meanings": ["Çavdar katılmamış"]}, {"word": "çavdarmahmuzu", "meanings": ["Buğdaygillerin ve en çok çavdarın, başağı üzerinde türeyip koyu mor renkte bir horoz mahmuzunu andıran, 1-4 santimetre uzunluğunda, 2-7 milimetre genişliğinde, az çok kıvrık, kolayca kırılabilen, özel kokulu, silindir yapılı çubuklar hâlinde olan ve hekimlikte kullanılan asklı mantarlardan biri (Claviceps purpurea)"]}, {"word": "çavlan", "meanings": ["Şelale"]}, {"word": "çavela", "meanings": ["Tutulan balıkların içine konduğu sepet, çavalye"]}, {"word": "çavlanmak", "meanings": ["Gürültüsü çevreye yayılmak", "Dillere düşmek, şüyu bulmak"]}, {"word": "çavlanma", "meanings": ["Çavlanmak işi"]}, {"word": "çavlı", "meanings": ["Henüz ava alıştırılmamış doğan yavrusu"]}, {"word": "çavmak", "meanings": ["Güneş doğmak", "Dağılıp yayılmak, saçılmak", "Cıvmak"]}, {"word": "çavuş kuşu", "meanings": ["Çavuş kuşugillerden, uzun yay biçimli gagalı, güvercinden küçük, başı sorguçlu, kısa kanatlı bir kuş, ibibik, hüthüt (Upopa epops)"]}, {"word": "çavşır", "meanings": ["Maydanozgillerden bir bitki (Opopanax chironium)", "Bu bitkinin eczacılıkta kullanılan reçinesi"]}, {"word": "çavuş", "meanings": ["Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse", "Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli", "Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli", "Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş", "Askerî okullarda sınıf başkanı"]}, {"word": "çavun", "meanings": ["Hayvan derisinden veya çavdan yapılmış kırbaç"]}, {"word": "çavuş kuşugiller", "meanings": ["Örneği çavuş kuşu olan bir kuş familyası"]}, {"word": "çavuşluk", "meanings": ["Çavuş olma durumu", "Çavuşun rütbesi", "Çavuşun görevi"]}, {"word": "çavuş üzümü", "meanings": ["Kabuğu ince, çekirdeği ufak, iri taneli bir tür beyaz üzüm"]}, {"word": "çay", "meanings": ["Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis)", "Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı", "Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek", "Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir içecek türü", "Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı", "Müzikli toplantı"]}, {"word": "çay dökmek", "meanings": ["çay demleyip bardakta sunmak"]}, {"word": "çay", "meanings": ["Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu"]}, {"word": "çay kenarında kuyu kazmak", "meanings": ["elde, amaca ulaşılacak bol araç varken emek harcayarak başka yollar aramak"]}, {"word": "çaydan geçip derede boğulmak", "meanings": ["büyük güçlükleri yenmişken önemsiz bir sebepten başarısızlığa uğramak"]}, {"word": "çayı görmeden paçaları sıvamak", "meanings": ["dereyi görmeden paçaları sıvamak"]}, {"word": "çayı geçerken at değiştirilmez", "meanings": ["`bir yöntemden başka bir yönteme geçiş tehlikeli bir durum veya zamanda yapılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çayan", "meanings": ["Akrep, yılan, çıyan, kırkayak vb. zehirli hayvan"]}, {"word": "çay bahçesi", "meanings": ["Çay, kahve ve alkolsüz içkilerin içildiği bahçe"]}, {"word": "çay bardağı", "meanings": ["Çay içmekte kullanılan cam bardak"]}, {"word": "çaydaçıra", "meanings": ["Elazığ ve çevresinde kına gecesi veya düğünlerde, ellerde yanan mum taşınarak oynanan türkülü bir halk oyunu", "Bu oyunun müziği"]}, {"word": "çaycılık", "meanings": ["Çaycının yaptığı iş"]}, {"word": "çaycı", "meanings": ["Çay demleyip satan kimse", "Çay yetiştiricisi", "Çay içmeye düşkün, çay tiryakisi", "Çay demlenip satılan yer"]}, {"word": "çaydanlık", "meanings": ["Çay hazırlamak için kullanılan mutfak eşyası"]}, {"word": "çay fincanı", "meanings": ["Genellikle porselenden yapılan, kulplu fincan"]}, {"word": "çayevi", "meanings": ["Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı ve içildiği yer, çay ocağı, çayhane"]}, {"word": "çaygiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, yapraklarından çay yapılan bir bitki familyası"]}, {"word": "çayhane", "meanings": ["Çayevi"]}, {"word": "çayhanecilik", "meanings": ["Çayhanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "çayhaneci", "meanings": ["Çayhane işleten kimse"]}, {"word": "çayır", "meanings": ["Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer", "Böyle yerde biten ot"]}, {"word": "çayırgüzeli", "meanings": ["Buğdaygillerden bir bitki (Erogrostis major)"]}, {"word": "çayır kuşu", "meanings": ["Tarla kuşu"]}, {"word": "çayırlama", "meanings": ["Çayırlamak işi"]}, {"word": "çayırlamak", "meanings": ["Çayırlanmak", "Hayvan yediği çayırdan hastalanmak"]}, {"word": "çayırlaşma", "meanings": ["Çayırlaşmak işi"]}, {"word": "çayırlı", "meanings": ["Çayırı olan"]}, {"word": "çayırlık", "meanings": ["Çayırı olan yer"]}, {"word": "çayırlaşmak", "meanings": ["Çayır durumuna gelmek"]}, {"word": "çayır mantarı", "meanings": ["Şapkasının alt yüzü ince dilimli, zehirli de olabilen mantar türlerinin ortak adı"]}, {"word": "çayırmelikesi", "meanings": ["Keçisakalı"]}, {"word": "çayır otu", "meanings": ["Çayır oluşturan çeşitli bitkilerin genel adı", "Buğdaygillerden, kuru ve kireçli yerlerde yetişen küçük bir ot, fleol (Phleum pratense)"]}, {"word": "çayır peyniri", "meanings": ["Az tuzlu veya tuzsuz bir tür taze peynir"]}, {"word": "çayırsedefi", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki (Thalictrum)"]}, {"word": "çayır tavuğu", "meanings": ["Orman tavuğugillerden, sırtı beyaz çizgili siyah ve esmer, karnı siyah bir kuş (Tympanuchus cupido)"]}, {"word": "çayırsız", "meanings": ["Çayırı olmayan"]}, {"word": "çayır teresi", "meanings": ["Turpgillerden, beyaz çiçekli, yabani bir bitki (Cardemina pratensis)"]}, {"word": "çaykara", "meanings": ["Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar"]}, {"word": "çayır tirfili", "meanings": ["Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki (Trifolium pratense)"]}, {"word": "çayır yulafı", "meanings": ["Buğdaygillerden, yulafa benzeyen bir kır bitkisi (Avenastrum)"]}, {"word": "çay kaşığı", "meanings": ["Kahve yaparken, ilaç içerken veya çaya toz şeker koyarken ölçek olarak kullanılan ve şekeri karıştırmaya yarayan küçük kaşık"]}, {"word": "çaylak", "meanings": ["Yırtıcılardan, uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları ve fare gibi zararlı hayvanları avlayan, tavuk büyüklüğünde bir kuş (Milvus migrans)", "Toy (I)"]}, {"word": "çaylakça", "meanings": ["Çaylağa yakışır", "(çayla'kça) Çaylağa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "çaylak fırtınası", "meanings": ["Kış mevsiminin başında olan fırtına"]}, {"word": "çaylaklık", "meanings": ["Toyluk, deneyimsizlik, acemilik"]}, {"word": "çaylı", "meanings": ["İçinde çay bulunan"]}, {"word": "çay ocağı", "meanings": ["Çayevi"]}, {"word": "çaylık", "meanings": ["Çay ağaççıklarının yetiştiği yer", "Çay için kullanılan"]}, {"word": "çaylı kek", "meanings": ["İçine çay karıştırılarak yapılan kek"]}, {"word": "çay saati", "meanings": ["Çay içmek için belirlenmiş saat"]}, {"word": "çay servisi", "meanings": ["Çay dağıtımı"]}, {"word": "çay şekeri", "meanings": ["Küp şeker"]}, {"word": "çay takımı", "meanings": ["Çaydanlık, sütlük, şekerlik ve altı veya on iki çay fincanından oluşan takım", "Çay sunulurken kullanılan örtü ve peçetelerin hepsi"]}, {"word": "çebiç", "meanings": ["Bir yaşındaki keçi yavrusu"]}, {"word": "çecik", "meanings": ["Madenî kulp, halka, çivi"]}, {"word": "çeç", "meanings": ["Tahıl yığını", "Tahıl elenen kalbur"]}, {"word": "çeçe", "meanings": ["İki kanatlılardan, insana uyku hastalığı aşılayan, sinekten büyük bir cins Güney Afrika böceği (Glossina)"]}, {"word": "Çeçen", "meanings": ["Kafkasya'nın kuzeydoğusundaki Çeçen Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Çeçence", "meanings": ["Çeçen dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "çedik", "meanings": ["Mesh üzerine giyilen sarı pabuç", "Terlik"]}, {"word": "çeğmel", "meanings": ["Yay veya çengel biçiminde bükülmüş olan"]}, {"word": "çeğmellenme", "meanings": ["Çeğmellenmek işi"]}, {"word": "çeğmellenmek", "meanings": ["Yay veya çengel biçimini almak"]}, {"word": "çehre", "meanings": ["Yüz (II)", "Görünüş", "Kimlik"]}, {"word": "çehre almak", "meanings": ["tavır takınmak"]}, {"word": "çehre etmek", "meanings": ["surat etmek"]}, {"word": "çehresi bozulmak", "meanings": ["yüzü düşmek"]}, {"word": "çehrece", "meanings": ["Çehre bakımından"]}, {"word": "çehreli", "meanings": ["Çehresi olan"]}, {"word": "Çek", "meanings": ["Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse"]}, {"word": "çehre züğürdü", "meanings": ["Yüzü çirkin olan kimse"]}, {"word": "çek", "meanings": ["Bir kimsenin, satın aldığı hizmet veya ürün karşılığında para yerine verdiği ve karşılığı banka hesabından ödenen yazılı belge"]}, {"word": "check-up", "meanings": ["343 tam bakım"]}, {"word": "çekberi", "meanings": ["Harman yerinde yığınları çekmeye yarayan alet, gelberi"]}, {"word": "Çekçe", "meanings": ["Çek dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "çekçek", "meanings": ["Kişileri taşımak için kullanılan, insan gücüyle işleyen iki tekerlekli araç"]}, {"word": "çekecek", "meanings": ["Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet"]}, {"word": "çekek", "meanings": ["Kayık, mavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer"]}, {"word": "çekeleme", "meanings": ["Çekelemek işi"]}, {"word": "çekel", "meanings": ["Küçük çapa", "Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm"]}, {"word": "çekelemek", "meanings": ["Tekrar tekrar çekmek"]}, {"word": "çekelez", "meanings": ["Sincap"]}, {"word": "çekem", "meanings": ["Yeşil yapraklı, dikensi, ateşe atıldığında çatırdayarak yanan bir bitki"]}, {"word": "çekememek", "meanings": ["Çekme işini yapamamak", "Katlanamamak", "Kıskanmak"]}, {"word": "çekememe", "meanings": ["Çekememek işi veya durumu"]}, {"word": "çekememezlik", "meanings": ["Çekememe durumu veya çekememekten, kıskançlıktan doğan davranış, çekemezlik"]}, {"word": "çekemez", "meanings": ["Kıskanç kimse"]}, {"word": "çeker", "meanings": ["Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı"]}, {"word": "çekemezlik", "meanings": ["Çekememezlik"]}, {"word": "çeki", "meanings": ["Tartı", "Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi", "Üzüntü, sıkıntı", "Kadınların başlarına bağladıkları örtü"]}, {"word": "çeki taşı gibi", "meanings": ["ağır ve kımıldamaz"]}, {"word": "çekiye gelmek", "meanings": ["düzene uymak"]}, {"word": "çekiye gelmez", "meanings": ["ölçüsüz derecede çok veya büyük"]}, {"word": "çekici", "meanings": ["Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt", "Alımlı"]}, {"word": "çekicilik", "meanings": ["Çekici olma durumu, alım, albeni, alımlılık, cazibe, hava, gelgel", "Çekme gücü"]}, {"word": "çekiç", "meanings": ["Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti", "Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kilogram olan gülle"]}, {"word": "çekiç atma", "meanings": ["Çekicin en uzağa atılması temeline dayanan atletizm dalı"]}, {"word": "çekiçhane", "meanings": ["Demir fabrikalarında makine ile çalışan çok ağır çekiçlerin bulunduğu yer"]}, {"word": "çekiç kemiği", "meanings": ["Orta kulaktaki üç küçük kemikten biri"]}, {"word": "çekiçleme", "meanings": ["Çekiçlemek işi"]}, {"word": "çekiçlemek", "meanings": ["Çekiçle dövmek"]}, {"word": "çekiç makinesi", "meanings": ["Ayakkabı imalatında taban köşelerinin burun kısımlarını incelten ve köseleleri döverek düzelten bir makine"]}, {"word": "çekidüzen", "meanings": ["Düzenli olma durumu", "Toplumca kabul gören ölçü"]}, {"word": "çekidüzen vermek", "meanings": ["düzgün duruma getirmek, düzeltmek", "belirlenen ölçülere uydurmak"]}, {"word": "çekik", "meanings": ["Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan", "İçeriye doğru kaçmış, batık"]}, {"word": "çekikçe", "meanings": ["Çekiğe yakın, biraz çekik"]}, {"word": "çekiliş", "meanings": ["Çekilme işi", "Piyango çekilme işi"]}, {"word": "çekilme", "meanings": ["Çekilmek işi", "Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa", "Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat", "Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı", "Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması"]}, {"word": "çekilmek", "meanings": ["Çekme işi yapılmak", "Kendini geriye veya bir yana çekmek", "Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek", "Azalmak", "Yok olmak", "Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak", "Geri gitmek, ricat etmek", "Katılmamak, vazgeçmek", "Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek", "Tartılmak", "Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek", "Uzaklaşmak, araya mesafe koymak"]}, {"word": "çekim", "meanings": ["Çekme işi", "Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, adların da ad durumlarına göre uğradığı biçimleri, tasrif", "Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe, traksiyon", "Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan"]}, {"word": "çekimci", "meanings": ["Yapımcı", "Kameraman"]}, {"word": "çekim eki", "meanings": ["Fiil, ad kök veya gövdelerine gelerek bağlı oldukları kelime gruplarına göre kelimeler arasında durum (hâl), iyelik, çokluk, zaman, kişi ilişkisi kuran birim: ev-e, ev-im, ev-ler, gel-di, gel-di-m, gel-di-ler gibi"]}, {"word": "çekimser", "meanings": ["Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse), müstenkif"]}, {"word": "çekimleme", "meanings": ["Çekimlemek işi"]}, {"word": "çekimlemek", "meanings": ["Bir cisim genel çekim yasasına göre başka bir cismi çekmek", "Bir fiili zaman, kip ve kişilere, bir ismi ise çokluk, şahıs, iyelik ve durum eklerine göre biçimlendirmek"]}, {"word": "çekimli", "meanings": ["Çekimi olan, alımlı, cazibeli, cezbedici", "Çekim ekleri alabilen"]}, {"word": "çekimölçer", "meanings": ["Çekim kuvvetlerini ölçmeye yarayan araç", "Yer yer değişen yer çekiminin tam ve gerçek değerini dikey olarak belirlemeye yarayan araç, gravimetre"]}, {"word": "çekimli fiil", "meanings": ["Kip, zaman ve kişi eklerini almış fiil"]}, {"word": "çekimsenme", "meanings": ["Çekimsenmek işi"]}, {"word": "çekingen", "meanings": ["Her şeyden çekinen, ürkek, tutuk (kimse), muhteriz"]}, {"word": "çekimsenmek", "meanings": ["Bir şeyi yapmaktan geri durmak, kaçınmak, el çekmek, istinkâf etmek"]}, {"word": "çekimserlik", "meanings": ["Çekimser davranma durumu"]}, {"word": "çekimser olmak", "meanings": ["kararsız kalmak"]}, {"word": "çekimsiz", "meanings": ["Çekimi olmayan"]}, {"word": "çekimsizlik", "meanings": ["Çekimsiz olma durumu"]}, {"word": "çekince", "meanings": ["Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz"]}, {"word": "çekince koymak", "meanings": ["bir karara katılmadığını belirtmek"]}, {"word": "çekingen davranmak", "meanings": ["ürkekçe davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "çekingenleşme", "meanings": ["Çekingenleşmek işi"]}, {"word": "çekingence", "meanings": ["Çekingene yakışır", "(çekinge'nce) Çekingene yakışır bir biçimde, ürkekçe"]}, {"word": "çekingenlik", "meanings": ["Çekingen olma durumu"]}, {"word": "çekingenleşmek", "meanings": ["Çekingen duruma gelmek"]}, {"word": "çekinik", "meanings": ["Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif", "Çekingen", "Çekingen bir biçimde"]}, {"word": "çekinilmek", "meanings": ["Çekinme işine konu olmak"]}, {"word": "çekinilme", "meanings": ["Çekinilmek işi"]}, {"word": "çekiniş", "meanings": ["Çekinme işi"]}, {"word": "çekinme", "meanings": ["Çekinmek işi"]}, {"word": "çekinmek", "meanings": ["Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak", "Bir şey sürünmek"]}, {"word": "çekirdekçik", "meanings": ["Hücre çekirdeğinin içinde tek veya birden çok bulunan yuvarlak cisim"]}, {"word": "çekinti", "meanings": ["Duraksama, kararsızlık, tereddüt"]}, {"word": "çekirdek", "meanings": ["Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum", "Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu", "Ağaçlarda soyulmayan bölüm", "Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik", "Atom çekirdeği", "Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü", "Bir şeyin temelini oluşturan"]}, {"word": "çekirdek aile", "meanings": ["Anne, baba ve henüz evlenmemiş çocuklardan oluşan aile"]}, {"word": "çekirdekçi", "meanings": ["Çekirdek satan kimse"]}, {"word": "çekirdekçilik", "meanings": ["Çekirdekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çekirdeklenme", "meanings": ["Çekirdeklenmek işi"]}, {"word": "çekirdek kahve", "meanings": ["Çekilmemiş veya dövülmemiş kahve"]}, {"word": "çekirdeklenmek", "meanings": ["Çekirdek bağlamak"]}, {"word": "çekirdekli", "meanings": ["Çekirdeği olan, içinde çekirdeği bulunan"]}, {"word": "çekirdeksel", "meanings": ["Nükleer"]}, {"word": "çekirdeksiz", "meanings": ["Çekirdeği olmayan, içinde çekirdeği bulunmayan"]}, {"word": "çekirge", "meanings": ["Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek (Acridium)"]}, {"word": "çekirge kuşu", "meanings": ["Sığırcık"]}, {"word": "çekirge ötleğeni", "meanings": ["Orta Asya ve Avrupa içlerinde yaşayan ötücü bir kuş"]}, {"word": "çekişken", "meanings": ["Çekişmeyi seven, kavgacı (kimse)"]}, {"word": "çekiş", "meanings": ["Çekme işi", "Bir motorun çekme gücü", "Ağız kavgası"]}, {"word": "çekirge şalvar", "meanings": ["Paçaları çok dar, bacak bölümü geniş olarak dikilmiş şalvar"]}, {"word": "çekişli", "meanings": ["Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç)"]}, {"word": "çekişme", "meanings": ["Çekişmek işi"]}, {"word": "çekişmek", "meanings": ["İki yönünden karşılıklı çekmek", "Bir şeyi birbirine karşı çekmek", "Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek", "Ağız kavgası etmek", "Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak"]}, {"word": "çekişe çekişe pazarlık etmek", "meanings": ["bir malı ucuz almak için titizce pazarlık etmek"]}, {"word": "çekiştirme", "meanings": ["Çekiştirmek işi"]}, {"word": "çekişmeli", "meanings": ["Çekişmeye yol açan", "Sert, çetin, zorlu bir biçimde"]}, {"word": "çekişte", "meanings": ["Tuzla terbiye edilmiş yeşilzeytin"]}, {"word": "çekişmesiz", "meanings": ["Çekişmeye yol açmayan"]}, {"word": "çekiştirmek", "meanings": ["Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek", "Tekrar tekrar çekerek koparmak", "Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek"]}, {"word": "çekme", "meanings": ["Çekmek işi", "Çekmece", "Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak", "Parmak veya mızrapla çalınan çalgı", "Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi", "İş yaparken giyilen bir şalvar türü", "Çekilerek giyilen veya kullanılan", "Düzgün biçimli", "Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması"]}, {"word": "çekmece", "meanings": ["Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme", "İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık", "Gemilerin barınabilecekleri koy"]}, {"word": "çekmeceli", "meanings": ["Çekmecesi olan"]}, {"word": "çekmecesiz", "meanings": ["Çekmecesi olmayan"]}, {"word": "çekme demir", "meanings": ["Haddeden geçirilmiş demir"]}, {"word": "çekmek", "meanings": ["Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek", "Taşıtı bir yere bırakmak, koymak", "Germek", "İçine almak, emmek", "Bir yerden başka bir yere taşımak", "Bir amaçla ortadan kaldırmak", "Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak", "Atmak, vurmak", "Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak", "Güç durumlara dayanmak, katlanmak", "Tartıda ağırlığı olmak", "Döşemek", "Herhangi bir engel kurmak", "Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak", "İmbik yardımı ile elde etmek", "Çizgi durumunda uzatmak", "Aynısını yazmak veya çizmek", "Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak", "Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak", "Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek", "Taşıma gücü olmak", "Öğütmek", "Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak", "Hoşa gitmek, sarmak", "Kaçan ilmeği örmek", "Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak", "Bir duyguyu içinde yaşatmak", "Yürütmek, sürmek", "Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek", "Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak", "Herhangi bir anlama almak", "Örtmek, giymek", "Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek", "Yol, ay sürmek", "Daralıp kısalmak", "Asmak", "Boya, badana vb. sürmek", "Yollamak", "Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak", "Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek", "Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı", "Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak", "İçki içmek"]}, {"word": "çek! (veya çek arabanı!)", "meanings": ["`git buradan!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çekeceği olmak", "meanings": ["başına sıkıntılı çok iş gelecek olmak"]}, {"word": "çekip almak", "meanings": ["uzaklaştırmak, uğraşısına son vermek, koparmak"]}, {"word": "çekip çevirmek", "meanings": ["hâle yola koymak, yönetmek"]}, {"word": "çekip gitmek", "meanings": ["bırakıp gitmek, ayrılmak, savuşmak"]}, {"word": "çekip vurmak", "meanings": ["bir anda karar verip silahla öldürmek"]}, {"word": "çekiver kuyruğunu", "meanings": ["`artık ondan hayır bekleme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çekmeli", "meanings": ["Çekmesi olan", "Çekmecesi olan"]}, {"word": "çekme kat", "meanings": ["Apartmanlarda veya evlerde dört yanı teras olarak bırakılan en üst kat"]}, {"word": "çekmelik", "meanings": ["Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı"]}, {"word": "Çekoslovak", "meanings": ["Çekoslovakya'da yaşayan kimse"]}, {"word": "çektiri", "meanings": ["Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi, çektirme"]}, {"word": "çektirici", "meanings": ["Tekstil imalatında dokunmuş malzemeyi istenilen boy ve ene göre çektiren aracı çalıştıran işçi"]}, {"word": "çektiriş", "meanings": ["Çektirme işi"]}, {"word": "çektirme", "meanings": ["Çektirmek işi", "Çektiri", "Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık", "Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası", "Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç", "Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet"]}, {"word": "çektirme ağı", "meanings": ["Yan yana ilerleyen iki tekne tarafından çekilen geniş ağızlı büyük balık ağı"]}, {"word": "çektirmek", "meanings": ["Çekme işini yaptırmak", "Birini sıkıntılı duruma sokmak, içinden çıkılamaz duruma düşürmek"]}, {"word": "çekül", "meanings": ["Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul"]}, {"word": "çekyat", "meanings": ["Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe"]}, {"word": "çelebi", "meanings": ["Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan", "Hristiyan tüccar", "Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse)"]}, {"word": "çelebice", "meanings": ["Çelebiye yakışır, çelebi gibi", "(çelebi'ce) Çelebiye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "çelebilik", "meanings": ["Çelebi olma durumu", "Çelebice davranış"]}, {"word": "çelenk", "meanings": ["Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka", "Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç"]}, {"word": "çelek", "meanings": ["Boynuzu kırık veya eğri hayvan"]}, {"word": "çelen", "meanings": ["Ev saçağı"]}, {"word": "çelenk koymak", "meanings": ["bir kimseyi anmak için mezarına veya anıtına çelenk bırakmak"]}, {"word": "çelgi", "meanings": ["Alna bağlanan yazma, yemeni"]}, {"word": "çelik", "meanings": ["Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat", "Bu alaşımdan yapılmış", "Zayıf fakat güçlü (vücut)"]}, {"word": "çeliğe su vermek", "meanings": ["çeliği özel bir biçimde hızla soğutarak daha çok sertleşmesini sağlamak"]}, {"word": "çelik", "meanings": ["Kısa kesilmiş dal", "Kök salması için yere dikilen dal", "Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek", "Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal", "Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek"]}, {"word": "çelik çember", "meanings": ["Balya, eşya, yük vb. sarılıp ambalajlanmasında kullanılan dar, çelik şerit"]}, {"word": "çelik çomak", "meanings": ["Çocukların, çomakla çeliğe vurarak oynadıkları oyun"]}, {"word": "çelik halat", "meanings": ["Çelikten yapılan, asma köprü ayaklarını birbirine bağlayan, trol ağını denizde çekmeye yarayan halat"]}, {"word": "çelik başlık", "meanings": ["Hafif piyade silahlarının, havan ve top mermi parçalarının etkilerine karşı başı korumak için giyilen özel başlık"]}, {"word": "çelikhane", "meanings": ["Çelik elde edilen fabrika"]}, {"word": "çelik kalemi", "meanings": ["Her türlü metal, tahta ve taşları kesme, oyma ve yontma işlerinde çekiçle vurarak kullanılan, çelikten yapılmış, keskin uçlu alet"]}, {"word": "çelik kapı", "meanings": ["Genellikle çerçevesi ve içi çelikten, dış yüzeyi ahşaptan yapılan kapı"]}, {"word": "çelik kasa", "meanings": ["Kıymetli eşyayı ve parayı saklamak için çelikten yapılan kasa"]}, {"word": "çelikleme", "meanings": ["Çeliklemek işi"]}, {"word": "çeliklemek", "meanings": ["Çelik dikerek ağaç yetiştirmek"]}, {"word": "çelikleşme", "meanings": ["Çelikleşmek işi"]}, {"word": "çelikleşmek", "meanings": ["Çelik durumuna gelmek", "Güçlenmek, güç kazanmak"]}, {"word": "çelikleştirme", "meanings": ["Çelikleştirmek işi"]}, {"word": "çelikleştirmek", "meanings": ["Çelik durumuna getirmek", "Güçlendirmek, güç kazandırmak"]}, {"word": "çelikli", "meanings": ["Çeliği olan, çelik içeren", "Çelikle kaplı"]}, {"word": "çelik macunu", "meanings": ["Yağ, vernik, dolgu ve renk gereçlerinden hazırlanan boya astarı"]}, {"word": "çeliksi", "meanings": ["Çeliğe benzeyen, çeliği andıran, çelik gibi"]}, {"word": "çelik metre", "meanings": ["Üzerinde ölçü birimleri işaretlenmiş, küçük bir kutuya girebilen, ince çelik metalden yapılmış ölçme aracı"]}, {"word": "çelik yelek", "meanings": ["Özel alaşım ve maddelerle kurşun geçirmeyecek bir biçimde yapılmış üst giysisi"]}, {"word": "çelik pamuğu", "meanings": ["Verniklenmiş yüzeyleri düzeltmeye veya matlaştırmaya yarayan, uzun ve keskin kenarlı, çelik tel tomarı"]}, {"word": "çelimli", "meanings": ["Güçlü"]}, {"word": "çelim", "meanings": ["Güç, kuvvet"]}, {"word": "çelimsiz", "meanings": ["Güçsüz, zayıf, nahif"]}, {"word": "çelimsizlik", "meanings": ["Çelimsiz olma durumu"]}, {"word": "çelişik", "meanings": ["Çelişkili"]}, {"word": "çelişiklik ilkesi", "meanings": ["İki çelişik önermenin hem doğru hem yanlış olamayacağı ilkesi"]}, {"word": "çelişiklik", "meanings": ["Çelişik olma durumu"]}, {"word": "çelişken", "meanings": ["Çelişkili"]}, {"word": "çelişki", "meanings": ["Sözlerin veya davranışların birbirini tutmaması, tenakuz, paradoks"]}, {"word": "çelişkili", "meanings": ["Çelişme durumunda olan, çelişken, çelişmeli, çelişik, çatışık, mütenakız"]}, {"word": "çelişkisiz", "meanings": ["Çelişme durumunda olmayan, çelişmesiz"]}, {"word": "çelişme", "meanings": ["Çelişmek durumu, tenakuz", "Önerme, yargı, kavram ve terimlerin birbirini tutmama durumu"]}, {"word": "çelişmek", "meanings": ["Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak"]}, {"word": "çelişmesiz", "meanings": ["Çelişkisiz"]}, {"word": "çelişmeli", "meanings": ["Çelişkili"]}, {"word": "çelişmezlik", "meanings": ["Çelişmeme durumu"]}, {"word": "çelişmezlik ilkesi", "meanings": ["Çelişik önermeleri özünde bulundurmayan ve yasaklayan kuram"]}, {"word": "çello", "meanings": ["Viyolonsel"]}, {"word": "çelme", "meanings": ["Çelmek işi", "Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma", "Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü"]}, {"word": "çelme atmak (veya takmak veya vurmak)", "meanings": ["birini çelme ile yıkmaya çalışmak", "bir işi veya bir kimseyi baltalamak, gelişmesini engellemek"]}, {"word": "çelmece", "meanings": ["Aklı karıştıracak biçimde"]}, {"word": "çelmek", "meanings": ["Ayak uzatarak birisini düşürmek", "Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek", "Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak", "Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak", "Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak", "Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak", "Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek"]}, {"word": "çelmeleme", "meanings": ["Çelmelemek işi"]}, {"word": "çelmelemek", "meanings": ["Çelme takmak", "Bir iş veya kimseyi engellemek", "Bir işi baltalamak"]}, {"word": "çelmelenme", "meanings": ["Çelmelenmek işi"]}, {"word": "çelmelenmek", "meanings": ["Çelme takılmak", "Bir iş veya kimse engellenmek, baltalanmak"]}, {"word": "çelmeleyiş", "meanings": ["Çelmeleme işi"]}, {"word": "çelmik", "meanings": ["Buğday ve başakla karışık iri saman"]}, {"word": "çeltek", "meanings": ["Çoban yamağı, yardımcı, uşak"]}, {"word": "çeltik", "meanings": ["Kabuğu ayıklanmamış pirinç"]}, {"word": "çeltikçilik", "meanings": ["Çeltikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çeltikçi", "meanings": ["Çeltik yetiştiricisi"]}, {"word": "çeltikkargası", "meanings": ["Karaleylek"]}, {"word": "çeltiklik", "meanings": ["Çeltik ekmeye veya üretmeye elverişli yer"]}, {"word": "çeltik tarlası", "meanings": ["Pirinç yetiştirilen sulak tarla"]}, {"word": "çember", "meanings": ["Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri", "Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi", "Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak", "Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak", "Yazma, yemeni, başörtüsü", "Aşılması, çözümü güç durum", "Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka"]}, {"word": "çember geçirmek", "meanings": ["çemberle kuşatmak"]}, {"word": "çember içine almak (veya çembere almak)", "meanings": ["kuşatmak"]}, {"word": "çemberi yarmak", "meanings": ["bir veya birkaç noktayı delerek kuşatmadan kurtulmak"]}, {"word": "çemberden dönmek", "meanings": ["başarıya ulaşmak üzereyken olumsuz bir sonuçla karşılaşmak"]}, {"word": "çember kayık", "meanings": ["Arka tarafı yuvarlak kayık"]}, {"word": "çemberleme", "meanings": ["Çemberlemek işi"]}, {"word": "çemberlemek", "meanings": ["Çemberle kuşatmak"]}, {"word": "çemberlenme", "meanings": ["Çemberlenmek işi"]}, {"word": "çemberlenmek", "meanings": ["Çemberle kuşatılmak", "Çember durumuna gelmek"]}, {"word": "çemberletmek", "meanings": ["Çemberlenmesini sağlamak"]}, {"word": "çemberletme", "meanings": ["Çemberletmek işi"]}, {"word": "çember makası", "meanings": ["Karyola ve somya imalatında kullanılacak olan çelik çemberleri kesmeye yarayan araç"]}, {"word": "çemberli", "meanings": ["Çemberi olan", "Çember geçirilmiş olan"]}, {"word": "çember sakal", "meanings": ["Yuvarlak bir biçimde kesilmiş sakal"]}, {"word": "çembersel bölge", "meanings": ["Çember ve çemberin içindeki noktaların meydana getirdiği düz yüzey"]}, {"word": "çemçe", "meanings": ["Çömçe"]}, {"word": "çembersiz", "meanings": ["Çemberi olmayan", "Çember geçirilmemiş olan"]}, {"word": "çemenleme", "meanings": ["Çemenlemek işi"]}, {"word": "çemen", "meanings": ["Maydanozgillerden, kimyon türü bir bitki (Cuminum cyminum)", "Bu bitkinin kokulu tohumu", "Bu tohumu un durumuna getirip sarımsak, kırmızıbiberle karıştırarak yapılan, genellikle pastırma üzerine sürülen macun"]}, {"word": "çemenlemek", "meanings": ["Çemen sürmek"]}, {"word": "çemenli", "meanings": ["Çemeni olan veya çemen sürülmüş olan"]}, {"word": "çemiç", "meanings": ["Dut veya üzüm kurusu"]}, {"word": "çemkiriş", "meanings": ["Çemkirme işi"]}, {"word": "çemkirme", "meanings": ["Çemkirmek işi"]}, {"word": "çemrek", "meanings": ["Kolları ve bacakları sıvanmış (kimse)"]}, {"word": "çemkirmek", "meanings": ["Birine karşı gelmek, sert cevap vermek", "Köpek kesik kesik havlamak"]}, {"word": "çemreme", "meanings": ["Çemremek işi"]}, {"word": "çemremek", "meanings": ["Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak"]}, {"word": "çemrenme", "meanings": ["Çemrenmek işi"]}, {"word": "çemrenmek", "meanings": ["Kendi kol ve paçalarını sıvamak, eteğini toplamak", "Bir işe girişmek için hazırlanmak, paçaları sıvamak"]}, {"word": "çençen", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "çene", "meanings": ["Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad", "Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri", "Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık", "Çok konuşma huyu, gevezelik", "Köşe"]}, {"word": "çene patlatmak", "meanings": ["karşı tarafa anlatabilmek veya kabul etmesini sağlamak için bir konu üzerinde uzun uzun konuşmak"]}, {"word": "çene yarıştırmak", "meanings": ["karşılıklı gevezelik etmek, çok konuşmak"]}, {"word": "çene çalmak", "meanings": ["gevezelik etmek"]}, {"word": "çene yetiştirmek", "meanings": ["konuşmayı sürdürmek"]}, {"word": "çene yormak", "meanings": ["boşuna söyleyip durmak"]}, {"word": "çenen tutulsun!", "meanings": ["şom ağızlılara `söyleyemez ol!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "çenesi açılmak", "meanings": ["durmadan konuşmak, gevezelik etmek"]}, {"word": "çenesi atmak", "meanings": ["can çekişirken çenesi titremek"]}, {"word": "çenesi durmamak", "meanings": ["gereksiz yere sürekli konuşmak"]}, {"word": "çenesi kilitlenmek", "meanings": ["alt ve üst çene sımsıkı bir durumda bir araya gelmek"]}, {"word": "çenesi düşmek", "meanings": ["yerli yersiz konuşup gevezelik etmek"]}, {"word": "çenesi oynamak", "meanings": ["bir şey yemek", "çok konuşmak"]}, {"word": "çenesini açmak", "meanings": ["çok konuşmasına sebep olmak", "çok konuşmak, gevezelik etmek"]}, {"word": "çenesini açtırmak", "meanings": ["söz fırsatı vermek"]}, {"word": "çenesini bıçak açmamak", "meanings": ["ağzını bıçak açmamak"]}, {"word": "çenesini dağıtmak", "meanings": ["iyice dövmek"]}, {"word": "çenesini bağlamak", "meanings": ["ölen bir kimsenin çenesi altından geçirilen tülbendi başının üstünde düğümlemek", "bir kimsenin ölümünü istemek"]}, {"word": "çenesine vurmak", "meanings": ["aşırı derecede konuşmak, gevezelik etmek"]}, {"word": "çenesini tutmak", "meanings": ["ağzını tutmak"]}, {"word": "çenesini kapatmak", "meanings": ["susturmak"]}, {"word": "çenesinin bağı çözülmek", "meanings": ["gevezelik etmek, yerli yersiz, sürekli konuşmak"]}, {"word": "çenebaz", "meanings": ["Çok konuşan, çenesi kuvvetli, çeneli"]}, {"word": "çenek", "meanings": ["Tohumda embriyoyu kaplayan etli bölüm", "Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri", "Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ"]}, {"word": "çenebazlık", "meanings": ["Çenebaz olma durumu"]}, {"word": "çene çukuru", "meanings": ["Alt çenenin ucundaki çukur"]}, {"word": "çene kavafı", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "çeneksiz", "meanings": ["Çeneği olmayan veya çenekleri iyi görülemeyen"]}, {"word": "çenekli", "meanings": ["Çeneği olan"]}, {"word": "çeneleşme", "meanings": ["Çeneleşmek işi"]}, {"word": "çeneleşmek", "meanings": ["Karşılıklı olarak konuşmak"]}, {"word": "çeneli", "meanings": ["Çenesi olan", "Çenebaz"]}, {"word": "çenesi düşük", "meanings": ["Çok gereksiz şeyler konuşan (kimse), boşboğaz, geveze"]}, {"word": "çenesi kuvvetli", "meanings": ["Çenebaz"]}, {"word": "çenesiz", "meanings": ["Çenesi olmayan", "Çok konuşan", "Yerinde ve düzgün konuşmasını bilmeyen"]}, {"word": "çenet", "meanings": ["Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk", "İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri"]}, {"word": "çenetli", "meanings": ["İki veya daha çok çenedi bulunan"]}, {"word": "çene yarışı", "meanings": ["Sürekli karşılıklı konuşma"]}, {"word": "çene yarışına girmek", "meanings": ["birbirinin sözünü keserek susmamacasına konuşmak"]}, {"word": "çengel", "meanings": ["Bir yere takılmaya, geçirilmeye yarayan eğri ve ucu sivri demir"]}, {"word": "çengel takmak", "meanings": ["uğraşmak veya kötülük etmek için el atmak"]}, {"word": "çengel atmak", "meanings": ["bir konuya taraftar toplama girişiminde bulunmak"]}, {"word": "çengelleme", "meanings": ["Çengellemek işi"]}, {"word": "çengel iğnesi", "meanings": ["Çengel biçiminde ilmiklerden oluşan bir işleme türü", "Çengelli iğne"]}, {"word": "çengel çeneliler", "meanings": ["Çeneleri gaga biçiminde uzamış ve tam kemikleşmemiş balıklar takımı, yapışık çeneliler"]}, {"word": "çengellemek", "meanings": ["Çengelini takmak", "Çengel atış yapmak"]}, {"word": "çengellenmek", "meanings": ["Çengel takılmak, çengelle tutturulmak"]}, {"word": "çengelleyiş", "meanings": ["Çengelleme işi"]}, {"word": "çengelli", "meanings": ["Çengeli olan veya ucu çengel biçiminde olan"]}, {"word": "çengelli iğne", "meanings": ["Tutturulduğu yerden kurtulmaması için ucu özel yuvaya geçirilen iğne, kancalı iğne, çengel iğnesi, çatallı iğne"]}, {"word": "çengel sakızı", "meanings": ["Kenger sakızı"]}, {"word": "çengelsi", "meanings": ["Çengeli andıran, çengel biçimli, çengelimsi"]}, {"word": "çengi", "meanings": ["Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın"]}, {"word": "çengi ölüsü çalgı (veya daire veya tef) ile kalkar", "meanings": ["`zevk ve sefa içinde ömür sürmüş bir kimse, en sıkıntılı günlerinde bile bu alışkanlığını bırakamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çengi kolu", "meanings": ["Çengilerden oluşan topluluk, çengi takımı"]}, {"word": "çengi takımı", "meanings": ["Çengi kolu"]}, {"word": "çengilik", "meanings": ["Çenginin yaptığı iş"]}, {"word": "çenileme", "meanings": ["Çenilemek işi"]}, {"word": "çenilemek", "meanings": ["Canı yanan köpek ağlar gibi acı acı ses çıkarmak"]}, {"word": "çenk", "meanings": ["Arpı andıran, telli bir çalgı"]}, {"word": "çentik", "meanings": ["Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kertik, tırtık", "Küçük oyuk", "Kertikli", "Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk"]}, {"word": "çentik açmak", "meanings": ["çentik oluşturmak"]}, {"word": "çentik atmak", "meanings": ["çentiklemek"]}, {"word": "çentikleme", "meanings": ["Çentiklemek işi"]}, {"word": "çentiklemek", "meanings": ["Bir şeyde çentik açmak", "Bir şeyi ince doğramak"]}, {"word": "çentiklenme", "meanings": ["Çentiklenmek işi"]}, {"word": "çentiklenmek", "meanings": ["Çentikli duruma gelmek"]}, {"word": "çentilme", "meanings": ["Çentilmek durumu"]}, {"word": "çentikli", "meanings": ["Üzerinde çentik bulunan"]}, {"word": "çentme", "meanings": ["Çentmek işi"]}, {"word": "çentilmek", "meanings": ["Çentme işine konu olmak"]}, {"word": "çentmek", "meanings": ["Bir şeyin kenarında kertik açmak", "Soğan, salatalık vb.ni küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak"]}, {"word": "çepeçevre", "meanings": ["Bütün yanlarını kuşatan", "Bütün yanlarını kuşatacak biçimde, fırdolayı"]}, {"word": "çepel", "meanings": ["Kir, bulaşık, çamur, pislik", "Ürüne karışmış yabancı madde", "Çalı çırpı", "Bozuk, kapalı (hava)"]}, {"word": "çeper", "meanings": ["Çit", "Ahlaksız, huysuz, geçimsiz kimse", "Bağ çubuğu, çalı çırpı", "Sebze bahçesi", "Zar"]}, {"word": "çepelleme", "meanings": ["Çepellemek işi"]}, {"word": "çepellemek", "meanings": ["Çepel duruma getirmek", "Karıştırıp bozmak"]}, {"word": "çepellenme", "meanings": ["Çepellenmek işi"]}, {"word": "çepellenmek", "meanings": ["Çepelli duruma gelmek", "Karışıp bozulmak"]}, {"word": "çepelli", "meanings": ["İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunan"]}, {"word": "çepellilik", "meanings": ["Çepelli olma durumu"]}, {"word": "çeper çekmek", "meanings": ["çitten duvar çevirmek"]}, {"word": "çeperli", "meanings": ["Çeperi olan, çeperle çevrili bulunan"]}, {"word": "çepez", "meanings": ["Bozuk ipek kozası"]}, {"word": "çepin", "meanings": ["Bahçelerde kullanılan küçük çapa"]}, {"word": "çerçeve", "meanings": ["Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık", "Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık", "Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan", "Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç"]}, {"word": "çerçeveci", "meanings": ["Çerçeve yapan kimse", "Resimlere, tablolara çerçeve takma işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "çerçeve anlaşma", "meanings": ["Hükûmet ile sendika ve işverenler arasında toplu sözleşme öncesinde varılan ön anlaşma"]}, {"word": "çerçevelemek", "meanings": ["Bir şeyi çerçeve içine almak", "Bir şeye çerçeve geçirmek"]}, {"word": "çerçevecilik", "meanings": ["Çerçevecinin yaptığı iş"]}, {"word": "çerçeveleme", "meanings": ["Çerçevelemek işi", "Filmi çekilecek başlıca cismin gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi"]}, {"word": "çerçevelenme", "meanings": ["Çerçevelenmek işi"]}, {"word": "çerçevelenmek", "meanings": ["Çerçeve içine alınmak"]}, {"word": "çerçeveletme", "meanings": ["Çerçeveletmek işi"]}, {"word": "çerçeveli", "meanings": ["Çerçeve geçirilmiş veya çerçeve içine alınmış olan"]}, {"word": "çerçeveletmek", "meanings": ["Çerçeve geçirtmek"]}, {"word": "çerçevesiz", "meanings": ["Çerçeve içinde olmayan"]}, {"word": "çerçi başındakini satar", "meanings": ["`satıcı elinde neyi varsa satar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çerçi", "meanings": ["Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse", "Bazı bölgelerde tuhafiyeci"]}, {"word": "çerçi kızı boncuğa âşıktır", "meanings": ["`bir insan hangi işle uğraşıyorsa yakınındakiler de o işi çok sever` anlamında kullanılan bir söz", "`ticaretle uğraşanlar, sattıkları şeylerden evdekilerini yoksun bırakarak onların bu eşyanın özlemini çekmelerine neden olurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çerçilik", "meanings": ["Çerçinin yaptığı iş"]}, {"word": "çer çöp", "meanings": ["Çalı çırpı kırıntısı", "Döküntü, süprüntü", "Bazı çocuk oyunlarında `dikkat` anlamında kullanılan bir uyarma sözü"]}, {"word": "çerden çöpten", "meanings": ["Dayanıksız, çürük malzeme kullanılarak yapılmış", "Zayıf, narin, çelimsiz"]}, {"word": "çerez", "meanings": ["Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler", "Yemek dışında yenilen yaş veya kuru yemiş vb. şeyler, atıştırmalık"]}, {"word": "çerez gibi gelmek", "meanings": ["bir iş çok kolay olmak"]}, {"word": "çerez gibi", "meanings": ["çok kolay"]}, {"word": "çerez gibi yemek", "meanings": ["gereğinden çok ve hızlı yemek"]}, {"word": "çerezcilik", "meanings": ["Çerezcinin yaptığı iş"]}, {"word": "çerezci", "meanings": ["Çerez satan kimse"]}, {"word": "çerezlenme", "meanings": ["Çerezlenmek işi"]}, {"word": "çerezlenmek", "meanings": ["Çerez türünden bir şeyler yemek", "Bir şeyden biraz yararlanmak, çimlenmek"]}, {"word": "çerezlik", "meanings": ["Çerez olabilecek şeyler", "Çerez konulan kap"]}, {"word": "çerge", "meanings": ["Derme çatma çadır, göçebe çadırı", "Çingene çadırı", "Otağ"]}, {"word": "çergeci", "meanings": ["Padişah çadırını beklemekle görevli yeniçeri"]}, {"word": "çergici", "meanings": ["Pazarlarda sergi açan gezginci esnaf"]}, {"word": "çeri", "meanings": ["Asker"]}, {"word": "çeribaşı", "meanings": ["Alay beyi", "Çingene topluluklarının başı"]}, {"word": "çeribaşılık", "meanings": ["Çeribaşı olma durumu"]}, {"word": "Çerkez", "meanings": ["Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse"]}, {"word": "Çerkezce", "meanings": ["Çerkez dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Çerkezlik", "meanings": ["Çerkez olma durumu"]}, {"word": "Çerkez peyniri", "meanings": ["Peynir yapmak için mayalanan sütün ince dilimlenerek sıcak suya atılmasıyla yapılan, taze veya kuru olarak yenen tuzlu bir peynir türü"]}, {"word": "çerkeztavuğu", "meanings": ["Tavuk, hindi vb. kümes hayvanlarının etinden yapılan ve salçasına dövülmüş ceviz, biber katılarak hazırlanan bir yemek"]}, {"word": "çermik", "meanings": ["Kaplıca, ılıca"]}, {"word": "çerviş", "meanings": ["Kasaplık hayvanlardan elde edilen çeşitli yağların eritilmişi", "Yemeğin sulu kısmı"]}, {"word": "çervişli", "meanings": ["Çervişi olan"]}, {"word": "çeşit", "meanings": ["Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, makule, nev", "Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik", "Türlü"]}, {"word": "çeşit çeşit", "meanings": ["Çeşitli olan, türlü türlü", "Değişik değişik"]}, {"word": "çeşitkenar üçgen", "meanings": ["Üç kenarı da ayrı uzunlukta olan üçgen"]}, {"word": "çeşitleme", "meanings": ["Çeşitlemek işi", "Farklı olma durumu, farklılık", "Belli bir temayı değişik armoni, melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma, varyasyon"]}, {"word": "çeşitlemek", "meanings": ["Bir şeyin çeşidini artırmak"]}, {"word": "çeşitkenar", "meanings": ["Kenarlarından hiçbiri ötekine eşit olmayan (çokgen)"]}, {"word": "çeşitlendirme", "meanings": ["Çeşitlendirmek işi"]}, {"word": "çeşitlendirmek", "meanings": ["Çeşitlerini artırmak"]}, {"word": "çeşitlenme", "meanings": ["Çeşitlenmek işi"]}, {"word": "çeşitlenmek", "meanings": ["Çeşitli duruma gelmek", "Çeşidi artmak"]}, {"word": "çeşitlilik", "meanings": ["Çeşidi çok olma durumu, izge, yelpaze, tenevvü, spektrum"]}, {"word": "çeşme", "meanings": ["Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar"]}, {"word": "çeşitli", "meanings": ["Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi"]}, {"word": "çeşmibülbül", "meanings": ["Üzeri beyaz, sarmal süsler ve çiçek motifleri ile bezenmiş cam işi"]}, {"word": "çeşmeye gitse çeşme kuruyacak", "meanings": ["çok talihsiz kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "çeşni", "meanings": ["Yiyeceğin ve içeceğin tadı, tadımlık", "Özellik", "Farklılık"]}, {"word": "çeşni katmak", "meanings": ["değişik bir katkı yapmak"]}, {"word": "çeşni tutmak", "meanings": ["ekmekçilikte una karıştırılacak suyun oranını belirtmek"]}, {"word": "çeşnici", "meanings": ["Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse", "Sikkelerin ayarını düzenleyen kimse", "Tütün veya içkilerin tat ve niteliğini belirleyen kimse"]}, {"word": "çeşnicibaşı", "meanings": ["Sık sık eş değiştiren erkek"]}, {"word": "çeşnisine bakmak", "meanings": ["tadına bakmak"]}, {"word": "çeşnicilik", "meanings": ["Çeşnicinin yaptığı iş"]}, {"word": "çeşnileme", "meanings": ["Çeşnilemek işi"]}, {"word": "çeşnilemek", "meanings": ["Çeşni vermek"]}, {"word": "çeşnilenme", "meanings": ["Çeşnilenmek işi"]}, {"word": "çeşnilenmek", "meanings": ["Tadı yerine gelmek"]}, {"word": "çeşnilik", "meanings": ["Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat vb"]}, {"word": "çeşnili", "meanings": ["Çeşni katılmış olan"]}, {"word": "çete", "meanings": ["Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk", "Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik"]}, {"word": "çeteci", "meanings": ["Çeteden olan kimse"]}, {"word": "çetecilik", "meanings": ["Çetecinin yaptığı iş"]}, {"word": "çetele", "meanings": ["Çizilerek veya oyularak açılan kertik", "Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı"]}, {"word": "çetele çekmek (veya tutmak)", "meanings": ["hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çizmek"]}, {"word": "çeteleşme", "meanings": ["Çeteleşmek işi"]}, {"word": "çeteleye dönmek", "meanings": ["insanın yüzünde veya başka bir tarafında birçok kesik ve sıyrık oluşmak"]}, {"word": "çeteleşmek", "meanings": ["Çete durumuna gelmek"]}, {"word": "çeteleştirme", "meanings": ["Çeteleştirmek işi"]}, {"word": "çeteleştirmek", "meanings": ["Çete durumuna getirmek"]}, {"word": "çedene", "meanings": ["Kendirin tohumu"]}, {"word": "çete savaşı", "meanings": ["Küçük asker birlikleri veya çeteler tarafından düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak yapılan savaş"]}, {"word": "çetin", "meanings": ["Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, güç (II), zor, müşkül"]}, {"word": "çetin ceviz", "meanings": ["Kırılıp ayıklanması güç olan, sert kabuklu ceviz", "Yola getirilmesi güç olan kimse", "Yapılması zor olan iş"]}, {"word": "çetinleşme", "meanings": ["Çetinleşmek işi"]}, {"word": "çetince", "meanings": ["Çetin", "(çeti'nce) Çetin bir biçimde"]}, {"word": "çetinleşmek", "meanings": ["Çetin duruma gelmek"]}, {"word": "çetinleştirme", "meanings": ["Çetinleştirmek işi"]}, {"word": "çetinleştirmek", "meanings": ["Çetin duruma getirmek"]}, {"word": "çetinlik", "meanings": ["Çetin olma durumu, sertlik"]}, {"word": "çetrefil", "meanings": ["Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç", "Yapı ve ses kurallarına aykırı kullanılan (dil)", "Sarp, engelli ve engebeli (yer)"]}, {"word": "eksper", "meanings": ["Bilirkişi"]}, {"word": "çetrefilce", "meanings": ["Biraz çetrefil"]}, {"word": "eksperimantalizm", "meanings": ["Deneyselcilik"]}, {"word": "ekspertiz", "meanings": ["Bilirkişi tarafından yapılan inceleme"]}, {"word": "eksperlik", "meanings": ["Bilirkişinin görevi, uzmanlık"]}, {"word": "ekspoze", "meanings": ["`Sergilemek, gözler önüne sürmek` anlamındaki ekspoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "ekspozisyon", "meanings": ["Sergileme"]}, {"word": "ekspres", "meanings": ["Yalnız belirli duraklarda duran tren, otobüs veya gemi", "Çabuk yapılan"]}, {"word": "ekspres yol", "meanings": ["Taşıtların hızlarını kesmeden gidebileceği genişlikte, gidiş ve geliş yönleri bölünmüş yol"]}, {"word": "ekspresyonist", "meanings": ["Dışa vurumcu"]}, {"word": "ekspresyonizm", "meanings": ["Dışa vurumculuk"]}, {"word": "ekstra", "meanings": ["En iyi, üstün nitelikli", "Fazladan, alışılan ve gerekenden başka, ek olarak"]}, {"word": "ekstrafor", "meanings": ["Giysilerin etek, kol, yaka parçalarına, perdelerin ucuna geçirilen seyrek dokunmuş keten şerit"]}, {"word": "ekstrasistol", "meanings": ["Yürekte normal dışı bir odaktan kaynaklanan ve beklenen zamandan önce ortaya çıkan atma"]}, {"word": "ekstrem", "meanings": ["Aşırı", "Uç", "Sıra dışı"]}, {"word": "ekşi", "meanings": ["Sirke veya limon tadında olan", "Bu tadı veren şey", "Uygunsuz, yakışıksız"]}, {"word": "ekşi kiraz", "meanings": ["Vişne"]}, {"word": "ekşi yemedim ki karnım ağrısın", "meanings": ["çiğ yemedim ki karnım ağrısın"]}, {"word": "ekşili", "meanings": ["İçinde ekşisi bulunan"]}, {"word": "ekşili çorba", "meanings": ["Nohut, dövme, kırmızı mercimek, patlıcan, sumak ekşisi, sarımsak, yağ ve baharat kullanılarak hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "ekşikulak", "meanings": ["Kuzukulağı"]}, {"word": "ekşilik", "meanings": ["Ekşi olma durumu", "Ekşi tat"]}, {"word": "ekşime", "meanings": ["Ekşimek işi"]}, {"word": "ekşimek", "meanings": ["Ekşi duruma gelmek", "Bozulmak", "Mayalanmak", "Utanmak, mahcup olmak", "Sırnaşmak, ısrar etmek", "Kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak"]}, {"word": "ekşimik", "meanings": ["Çökelek"]}, {"word": "ekşimsi", "meanings": ["Tadı ekşiyi andıran, ekşimtırak", "Buruk"]}, {"word": "ekşimtırak", "meanings": ["Ekşimsi"]}, {"word": "ekşi surat", "meanings": ["Küskünlük veya hoşnutsuzluk anlatan yüz, ekşi yüz"]}, {"word": "ekşitilme", "meanings": ["Ekşitilmek işi"]}, {"word": "ekşitilmek", "meanings": ["Ekşitme işi yapılmak"]}, {"word": "ekşitme", "meanings": ["Ekşitmek işi"]}, {"word": "ekşitmek", "meanings": ["Ekşimesine yol açmak"]}, {"word": "ekşi yoncagiller", "meanings": ["İki çeneklilerden yapraklarında kuzukulağı asidi bulunan bir bitki familyası"]}, {"word": "ekşi yonca", "meanings": ["Ekşi yoncagillerden, çok yıllık otsu bitki (Oxalis acetosella)"]}, {"word": "ekti", "meanings": ["Her yiyeceği canı çeken", "Asalak", "Cimri", "Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk", "Arsız, yüzsüz, görgüsüz", "Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu)"]}, {"word": "ekşi yüz", "meanings": ["Ekşi surat"]}, {"word": "ek tahsisat", "meanings": ["Ek ödenek"]}, {"word": "ektilik", "meanings": ["Ekti olma durumu"]}, {"word": "ekti püktü", "meanings": ["Bir eve dadanan asalak kimse"]}, {"word": "ektirme", "meanings": ["Ektirmek işi"]}, {"word": "ektirmek", "meanings": ["Ekme işini yaptırmak"]}, {"word": "ektoderm", "meanings": ["Dış deri"]}, {"word": "ekzotermik", "meanings": ["Isıveren"]}, {"word": "Ekvator", "meanings": ["Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı"]}, {"word": "Ekvatoral", "meanings": ["Ekvator'la ilgili, eşleksel"]}, {"word": "el", "meanings": ["Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü", "Sahiplik, mülkiyet", "Kez, defa", "İskambil oyunlarında oynama sırası", "İskambil oyunlarında her bir tur", "Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü"]}, {"word": "el açmak", "meanings": ["dilenmek", "başkasının yardımını isteyecek durumda olmak", "kâğıt açmak"]}, {"word": "el almak", "meanings": ["tarikatlarda bir mürit, mürşidinden, başkalarına yol gösterme iznini almak", "bir sanatı yapmak için ustanın iznini almak", "kâğıt oyunlarında karşı tarafın oynadığı kâğıdın daha önemlisini oynayarak üstünlük sağlamak"]}, {"word": "el ayak çekilmek", "meanings": ["ortalıkta hiç kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek"]}, {"word": "el atmak", "meanings": ["birisinin işine karışmak, müdahale etmek", "bir işe girişmek, teşebbüs etmek", "sarkıntılık etmek", "yardım etmek, ilgilenmek"]}, {"word": "el bağlamak", "meanings": ["saygı için ellerini göbeğinin üstüne kavuşturup durmak", "namaza durmak"]}, {"word": "el ayak (veya etek) çekmek", "meanings": ["uzaklaşmak, kaybolmak"]}, {"word": "el basmak", "meanings": ["kutsal bir şey üzerine el koyarak yemin etmek"]}, {"word": "el bebek gül bebek", "meanings": ["nazlı, şımarık bir biçimde"]}, {"word": "el bende!", "meanings": ["`tekrarlanan oyunda başlama sırası veya hakkı bende` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el çekmek", "meanings": ["vazgeçmek"]}, {"word": "el çektirmek", "meanings": ["görevinden uzaklaştırmak"]}, {"word": "el değiştirmek", "meanings": ["bir şeyin kullanımı veya mülkiyeti bir kimseden başka bir kimseye geçmek"]}, {"word": "el çırpmak", "meanings": ["alkışlamak, tempo tutmak", "birini çağırmak için ellerini birbirine vurmak"]}, {"word": "el değmemek", "meanings": ["kullanılmamak, dokunulmamak", "saflığı bozulmamak"]}, {"word": "el dokunulmamak", "meanings": ["daha önce kullanılmamak, el değmemiş olmak"]}, {"word": "el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz", "meanings": ["`her şey birbirinin üstüne konulamaz, birbiriyle birleştirilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el el üstünde oturmak", "meanings": ["herhangi bir iş yapmadan boş oturmak"]}, {"word": "el elde baş başta", "meanings": ["elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "el eli yıkar, iki el yüzü", "meanings": ["`bir kişi başka bir kişiye yardım ederse o da bu iyiliğin altında kalmaz, güçlenmiş olarak yardımlara koşar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el elden üstündür (ta arşa kadar)", "meanings": ["`bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el elden kalmaz, dil dilden kalmaz", "meanings": ["`bir kişi başkasına vurursa o da ona vurur, başkasına kötü söz söylerse diğeri de kendisine kötü söz söyler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el el ile, değirmen yel ile", "meanings": ["bir değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr ne kadar zorunlu ise insanların başarıya ulaşabilmeleri için birbirlerine yardımcı olmaları o kadar gereklidir"]}, {"word": "el ermez, güç yetmez", "meanings": ["bir iş karşısındaki güçsüzlüğü anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "el etek öpmek", "meanings": ["bir işi yaptırmak için çok yalvarmak", "yaltaklanmak"]}, {"word": "el etek tutmak", "meanings": ["tarikata girmek, derviş olmak"]}, {"word": "el etmek", "meanings": ["bir kimseyi el işaretiyle çağırmak", "uzaktan el sallamak"]}, {"word": "el kadar", "meanings": ["çok küçük, küçücük"]}, {"word": "el kaldırmak", "meanings": ["oy verdiğini veya söz istediğini elini kaldırarak belirtmek", "birine, bir şeye vurmaya kalkışmak"]}, {"word": "el koymak", "meanings": ["bir yolsuzluğu ortaya çıkarmak, incelemek, vaziyet etmek", "üstüne konmak", "zorla almak", "işi üzerine almak, sorumluluğu üstlenmek", "yetkili organ bir malı veya bir kuruluşu kendi yönetimine almak"]}, {"word": "el katmak", "meanings": ["bir işe karışmak, müdahale etmek", "bir işin yapılmasına yardım etmek"]}, {"word": "el ovuşturmak", "meanings": ["birinin karşısında ezilip büzülmek", "birinin kötü duruma düşmesine içten içe sevinmek"]}, {"word": "el öpenlerin çok olsun!", "meanings": ["eli öpülen kimsenin söylediği iyi dilek sözü"]}, {"word": "el öpmek", "meanings": ["yaşlı veya saygı gösterilmesi gereken kimselerin sağ elinin üstünü önce dudağa, sonra alna götürmek"]}, {"word": "el öpmekle ağız aşınmaz", "meanings": ["`çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak hatta yalvarmak gerekirse, yapılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el pençe divan", "meanings": ["aşırı saygı göstererek"]}, {"word": "el pençe", "meanings": ["el pençe divan"]}, {"word": "el pençe divan durmak", "meanings": ["saygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturmuş bir biçimde"]}, {"word": "el sıkmak", "meanings": ["selamlaşmak için birinin elini tutmak"]}, {"word": "el sıkışmak", "meanings": ["pazarlıkta anlaşmak"]}, {"word": "el sürmemek", "meanings": ["dokunmamak, değmemek", "bir işi yapmamak, ilgilenmemek"]}, {"word": "el tazelemek", "meanings": ["bir işte yorulan kimse yerine başka birini getirmek"]}, {"word": "el terazi, göz mizan", "meanings": ["`değerlerini, niteliklerini yaklaşık olarak tahmin edebilen` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el (veya elini) uzatmak", "meanings": ["birinden bir hakkı almaya kalkışmak", "yardım etmek"]}, {"word": "el tutmak", "meanings": ["bir iş uzun süre uğraştırmak, vakit kaybettirmek"]}, {"word": "el vergisi, gönül sevgisi", "meanings": ["`bize bir şey verene, armağan edene karşı gönlümüzde sevgi uyanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el üstünde tutmak", "meanings": ["bir kimseye çok saygı ve sevgi göstermek"]}, {"word": "el vermek", "meanings": ["yardım etmek", "tarikatlarda mürşit, bir müride, başkalarına yol gösterme izni vermek", "halk hekimliği ile uğraşan kimse bilgilerini bir başkasına öğretmek", "kâğıt oyunlarında elde olan veya olmayan sebeplerle oyun üstünlüğünü karşı tarafa bırakmak"]}, {"word": "el (veya elini) yakmak", "meanings": ["ateşten yeni çıkmak, taze olmak", "çok pahalı olmak"]}, {"word": "el vurmamak", "meanings": ["bir işi yapmaya yanaşmamak ve başlamamak"]}, {"word": "el yarası onulur, dil yarası onulmaz", "meanings": ["`silahla açılan el yarası çabukça iyi olur ama kötü sözle açılan gönül yarası kolay kolay kapanmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el yıkamak", "meanings": ["ilgisini kesmek"]}, {"word": "elde avuçta (ne varsa)", "meanings": ["sahip olunan mal, para vb. her şey"]}, {"word": "elde avuçta (bir şey) kalmamak", "meanings": ["mal ve parasını harcayıp bitirmiş olmak"]}, {"word": "elde kalmak", "meanings": ["geride kalmak"]}, {"word": "elde etmek", "meanings": ["bir şeye sahip olmak", "bir kimseyi kendi hizmetine almak veya kendinden yana çekmek"]}, {"word": "elde tutmak", "meanings": ["sahibi olsun olmasın, bir malı mülkiyeti altında bulundurmak, zilyet olmak"]}, {"word": "elde (veya elinde) olmamak", "meanings": ["iradesi dışında gerçekleşmek"]}, {"word": "eldeki yara, yarasıza duvar deliği", "meanings": ["`bir kimsenin acı ve sıkıntısı başkasına dert gibi görünmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elden ayaktan düşmek (veya kesilmek)", "meanings": ["yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak güçsüz, çalışamaz duruma gelmek"]}, {"word": "elden ağza yaşamak", "meanings": ["günlük kazancı ancak gereksinimlerini karşılayacak kadar olmak"]}, {"word": "elden çıkarmak", "meanings": ["bir şeyin sahipliğini başkasına geçirmek, satmak", "yitirmek"]}, {"word": "elden bırakmamak (veya düşürmemek)", "meanings": ["bir şeyle sürekli ilgilenmek, elden düşürmemek"]}, {"word": "elden çıkmak", "meanings": ["malı olmaktan çıkmak, malı satılmak", "kaybedilmek"]}, {"word": "elden geçirmek", "meanings": ["eksiklik veya bozukluklarını gidermek veya denetlemek için incelemek"]}, {"word": "elden gel!", "meanings": ["ver!", "kutlamak amacıyla söylenen bir söz"]}, {"word": "elden geldiği kadar", "meanings": ["yapılabildiği, olabildiği kadar"]}, {"word": "elden gitmek", "meanings": ["bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak"]}, {"word": "elden kaçmak", "meanings": ["sahip olamamak", "değerlendirememek"]}, {"word": "elden gelmemek", "meanings": ["yapamamak, dayanamamak"]}, {"word": "elden kaçırmak", "meanings": ["elde edilebilecek bir şeyden türlü sebeplerle yararlanamamak"]}, {"word": "elden ne gelir?", "meanings": ["çaresiz bir durumda yapılacak bir şey olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "ele alınır", "meanings": ["oldukça iyi, işe yarar"]}, {"word": "ele alınmaz", "meanings": ["çok kötü, berbat"]}, {"word": "ele almak", "meanings": ["bir şey üzerinde çalışmaya başlamak", "bir konuyu görüşmek", "bir konuyu incelemek, araştırmak", "herhangi bir şeyi iş edinmek"]}, {"word": "ele avuca sığmamak", "meanings": ["söz dinlememek, baskı altına alınmamak, zapt edilememek", "şımarık davranmak"]}, {"word": "ele bakmak", "meanings": ["avuç içindeki çizgilere bakıp kişinin geleceğini okumak, el falına bakmak", "muhtaç olmak"]}, {"word": "ele gelmek", "meanings": ["tutulabilmek", "bebek kucağa alınacak kadar büyümüş olmak"]}, {"word": "ele geçirmek", "meanings": ["yakalamak", "sahibi olmak", "gizlenmek istenen bir şeyi elde etmek"]}, {"word": "ele geçmek", "meanings": ["yakalanmak", "edinilmek"]}, {"word": "ele vermek", "meanings": ["suçlu bir kimseyi haber verip yakalatmak, ihbar etmek", "herhangi kötü bir şey yapanın yaptığını herkese bildirmek", "ortaya çıkarmak"]}, {"word": "eli alışmak", "meanings": ["bir işte uzluk, ustalık kazanmak", "herhangi bir davranışı âdet edinmek"]}, {"word": "eli altında olmak", "meanings": ["bir şey buyruğunda olmak, istediği anda o şeyden yararlanabilmek"]}, {"word": "eli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak)", "meanings": ["güçsüz, dermansız kalmak"]}, {"word": "eli (veya elleri) armut devşirmek", "meanings": ["birisini bir iş yaparken öbürü boş durmak"]}, {"word": "eli ayağı (olmak)", "meanings": ["birinin yardımcısı (olmak), her işine yarar (olmak)"]}, {"word": "eli ayağı titremek", "meanings": ["korku, sinir vb. sebeplerle heyecanlanmak"]}, {"word": "eli ayağı (veya ayağına) dolaşmak", "meanings": ["şaşırmak, telaşlanmak"]}, {"word": "eli ayağı tutmak", "meanings": ["beden gücü yerinde olmak"]}, {"word": "eli aza varmamak", "meanings": ["bir şeyi çok alma veya verme alışkanlığında olmak"]}, {"word": "eli boş çıkmak", "meanings": ["umduğunu alamamak, başarısızlığa uğramak"]}, {"word": "eli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek)", "meanings": ["umduğunu alamadan dönmek"]}, {"word": "eli boş gelmek", "meanings": ["armağansız gelmek", "umulan şeyi getirmeden gelmek"]}, {"word": "eli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak)", "meanings": ["çok cimri olmak"]}, {"word": "eli dursa ayağı durmaz", "meanings": ["kıpırdak, hareketli (kimse)"]}, {"word": "eli değmek", "meanings": ["bir şey yapmaya vakit ve fırsat bulmak"]}, {"word": "eli ekmek tutmak", "meanings": ["geçimini kendi emeğiyle sağlayacak duruma gelmek"]}, {"word": "eli eline değmemek", "meanings": ["herhangi bir yakınlaşma olmamak", "birisiyle cinsel ilişkiye girmemiş olmak"]}, {"word": "eli ermek", "meanings": ["yapabilmek, ulaşabilmek", "bir işi yapmak için zaman bulabilmek"]}, {"word": "eli ermez gücü yetmez", "meanings": ["çaresiz, zavallı"]}, {"word": "eli genişlemek", "meanings": ["bolca paraya kavuşmak"]}, {"word": "eli gitmek", "meanings": ["bir şeyi kavramak, tutmak istemek"]}, {"word": "eli işe yatmak", "meanings": ["becerikli, eli yatkın, uz olmak"]}, {"word": "eli harama uzanmak", "meanings": ["dinî bakımdan yasaklanmış bir işe yönelmek"]}, {"word": "eli kalem tutmak", "meanings": ["yazı yazmayı bilmek", "düşündüğünü güzel bir anlatımla yazmak"]}, {"word": "eli kırılmak", "meanings": ["eli, işe yatkın bir duruma gelmek"]}, {"word": "eli kırılsın!", "meanings": ["`eli tutmaz olsun, eli bir iş göremez olsun!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "eli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya olmak)", "meanings": ["bir engel dolayısıyla hiçbir iş yapamaz duruma gelmek"]}, {"word": "eli kolu bağlı durmak", "meanings": ["bir şey yapmadan beklemek"]}, {"word": "eli kurusun!", "meanings": ["`eli tutmaz olsun, eli bir iş göremez olsun!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "eli para görmek", "meanings": ["eline para geçmek"]}, {"word": "eli olmak", "meanings": ["karışmış olmak, gizli bir ilgisi bulunmak"]}, {"word": "eli silah tutmak", "meanings": ["silah kullanabilmek"]}, {"word": "eli varmamak (veya gitmemek)", "meanings": ["bir işi yapmaya gönlü razı olmamak"]}, {"word": "eli yatmak", "meanings": ["eli alışmak"]}, {"word": "elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi", "meanings": ["elini sallasa ellisi, başını sallasa tellisi"]}, {"word": "elinde avucunda nesi varsa", "meanings": ["`maddi olarak sahip olduğu her şey` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elinde bulunmak (veya olmak)", "meanings": ["o şeye sahip bulunmak"]}, {"word": "elinde kalmak", "meanings": ["birinin bakımında, yönetiminde olmak", "bir şey satılamayıp sahibinde kalmak"]}, {"word": "elinde büyümek", "meanings": ["büyütülmek, bakılmak", "eğitilmek, bilgi, görgü ve terbiye sahibi olmak, yetiştirilmek"]}, {"word": "elinde olmak", "meanings": ["bakımı, gözetimi altında olmak", "egemenliği altında, yetkisinde olmak"]}, {"word": "elinde patlamak", "meanings": ["bir şey satılamayıp sahibinde kalmak", "haber vb.ni uygun zamanda kullanamayıp fırsatı kaçırmak"]}, {"word": "elinde olmak", "meanings": ["isteyince o işi yapabilmek"]}, {"word": "elinde tutmak", "meanings": ["kendi tekelinde bulundurmak, başkalarına kaptırmamak", "bir malı satmayıp bekletmek"]}, {"word": "elinde ... var", "meanings": ["yapar, bilir, bulundurur"]}, {"word": "elinden", "meanings": ["yüzünden, -den dolayı"]}, {"word": "... elinden çıkmak", "meanings": ["biri tarafından yapıldığı belli olmak"]}, {"word": "elinden almak", "meanings": ["bir şeyden mahrum etmek"]}, {"word": "elinden (bir şey) düşmemek", "meanings": ["bir şeyle sürekli ilgilenmek"]}, {"word": "elinden bir iş (veya şey) gelmemek", "meanings": ["çaresizlikten veya yeteneksizlikten bir iş yapamamak"]}, {"word": "elinden (bir şeyi) düşürmemek", "meanings": ["sürekli onunla ilgilenmek"]}, {"word": "elinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmak", "meanings": ["istemeyerek birini yaralamak veya öldürmek"]}, {"word": "elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak", "meanings": ["yapabileceği bütün kötülükleri yapmak"]}, {"word": "elinden geleni yapmak", "meanings": ["gücünün yettiği kadarını yapmak"]}, {"word": "elinden hiçbir şey kurtulmamak", "meanings": ["her şeyi becerebilmek"]}, {"word": "elinden iş çıkmamak", "meanings": ["çabuk iş görememek"]}, {"word": "elinden gelmek", "meanings": ["yapabilmek"]}, {"word": "elinden iyi iş gelmek", "meanings": ["becerikli, hünerli olmak"]}, {"word": "elinden kan çıkmak", "meanings": ["cinayet işlemek"]}, {"word": "elinden kurtulmak", "meanings": ["birinden kaçmayı başarmak"]}, {"word": "elinden tutmak", "meanings": ["yardım etmek", "kayırmak"]}, {"word": "eline almak", "meanings": ["bir işin veya yerin yönetimini üstlenmek", "bir işi kendi yapmaya başlamak"]}, {"word": "eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)", "meanings": ["birine çok yalvarmak"]}, {"word": "eline ayağına üşenmemek", "meanings": ["her türlü ayak hizmetini yüksünmeden yapmak, hamarat olmak"]}, {"word": "eline bakmak", "meanings": ["bir kimsenin yardımıyla geçinmek", "biri `ne getirdi` diye gözlemek"]}, {"word": "eline doğmak", "meanings": ["yaşlı bir kimse, birini, çocukluğundan beri çok yakından tanımak"]}, {"word": "eline düşmek", "meanings": ["egemenliği, buyruğu altına girmek", "yakalanmak", "birine muhtaç olmak", "rastlamak, tesadüf etmek"]}, {"word": "eline erkek eli değmemiş olmak", "meanings": ["kız, namuslu olmak"]}, {"word": "eline eteğine doğru", "meanings": ["her türlü kötülükten uzak olan, dürüst"]}, {"word": "eline fırsat geçmek", "meanings": ["imkân bulmak"]}, {"word": "eline eteğine sarılmak", "meanings": ["çok yalvarmak"]}, {"word": "eline geçmek", "meanings": ["kazanmak, edinmek, elde etmek", "rastlamak, bulmak", "yakalamak"]}, {"word": "eline kalmak", "meanings": ["ondan başka yardım edeni olmamak, yalnız ona muhtaç olmak"]}, {"word": "eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık", "meanings": ["el emeği ile güzel bir şey yapana söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "eline su dökemez", "meanings": ["`değerce ondan çok geride` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eline tutuşturmak", "meanings": ["karşısındakinin isteyip istemediğini düşünmeksizin verivermek"]}, {"word": "eline yüzüne bulaştırmak", "meanings": ["bir işi gerektiği gibi yapamamak, başarısız olmak, becerememek"]}, {"word": "elini arı kovanına sokmak", "meanings": ["elini taşın altına koymak"]}, {"word": "elini ayağını (veya eteğini) kesmek (veya çekmek)", "meanings": ["uğramaz olmak", "uğraşmamak, ilgilenmemek", "o şeyle ilgisini kesmek"]}, {"word": "elini ayağını öpeyim", "meanings": ["`çok yalvarırım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elini belli etmek (veya göstermek)", "meanings": ["kâğıt, okey vb. oyunlarda elindeki kâğıdı veya taşı, oynayanlara belli edecek biçimde sözle, işaretle açıklayıp oynamak"]}, {"word": "elini çabuk tutmak", "meanings": ["gerekli önlemi zamanında almak", "bir şeyi hemen yapmak"]}, {"word": "elini kana bulamak (veya bulaştırmak)", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "elini kolunu bağlamak", "meanings": ["bir şey yapamayacak duruma getirmek"]}, {"word": "elini kolunu sallaya sallaya gelmek", "meanings": ["gelirken hiçbir armağan getirmemek", "bitirmeye gittiği işten sonuç alamadan dönmek"]}, {"word": "elini kulağına atmak", "meanings": ["ezan okumak, gazel veya türkü söylemek için elini kulak kepçesinin arkasına koymak"]}, {"word": "elini kolunu sallaya sallaya gezmek", "meanings": ["ortada görünmemesi gereken kimse pervasızca dolaşmak", "pervasızca, kimseden çekinmeden dolaşmak"]}, {"word": "elini oynatmak", "meanings": ["parayı esirgememek"]}, {"word": "elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)", "meanings": ["birinin karşı cinsten birçok insanı kolaylıkla elde edebileceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak", "meanings": ["hiçbir iş yapmamak"]}, {"word": "elini taşın altına koymak (veya sokmak)", "meanings": ["bir konuda sorumluluk üstlenmek"]}, {"word": "elini sürmemek", "meanings": ["eliyle dokunmamak", "hiç karışmamak, bir şey yapmamak", "bir işi kendine yakıştırmayarak tenezzül etmemek", "ilgi göstermemek"]}, {"word": "elinin altında (olmak)", "meanings": ["her zaman kolayca alınıp yararlanılabilecek yerde ve yakınlıkta (olmak)", "hazırda bulundurmak"]}, {"word": "elini vicdanına koymak", "meanings": ["doğru, yansız, hakça davranmak"]}, {"word": "elini veren kolunu alamaz", "meanings": ["`yüzsüz kişiler karşılarındakilerden daima bir şeyler isterler, onlardan kurtulmak kolay olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elinin hamuruyla erkek işine karışmak", "meanings": ["kadınlar, beceremeyeceği işleri yapmaya kalkışmak"]}, {"word": "elinin tersiyle çarpmak", "meanings": ["ayanın arkasıyla şiddetle tokat atmak"]}, {"word": "elinin tersiyle itmek", "meanings": ["reddetmek, kabul etmemek"]}, {"word": "elinle ver, ayağınla ara", "meanings": ["ödünç aldığı şeyi geri vermeyi geciktiren veya vermeyenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "eliyle koymuş gibi", "meanings": ["aramadan, kolayca"]}, {"word": "elle tutulur", "meanings": ["çok açık ve belli", "somut"]}, {"word": "elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak", "meanings": ["sağlam bir yanı kalmamak", "güvenilecek veya kayırılacak bir yönü olmamak"]}, {"word": "elle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır)", "meanings": ["çok belirgin, çok açık"]}, {"word": "elle tutulur tarafı olmamak", "meanings": ["hiçbir değerli veya savunulabilir yanı olmamak"]}, {"word": "eller yukarı!", "meanings": ["`ellerini kaldırarak teslim ol` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ellerde gezmek", "meanings": ["elden ele dolaşmak", "el üstünde tutulmak, saygı ve sevgi görmek"]}, {"word": "ellerim yanıma gelsin", "meanings": ["`Allah canımı alsın ki doğru söylüyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elleri (veya ellerin) dert görmesin", "meanings": ["`ellerine sağlık` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "el mi yaman bey mi yaman? el yaman!", "meanings": ["`baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el", "meanings": ["Ülke, yurt, il", "Halk, ahali", "Oba, aşiret"]}, {"word": "elde bulunan beyde bulunmaz", "meanings": ["`beylerde olmayan öyle şeyler vardır ki halkta bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ela", "meanings": ["Gözde sarıya çalan kestane rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "el adamı", "meanings": ["Yabancı kimse"]}, {"word": "el âlemin ağzı torba değil ki büzesin", "meanings": ["`başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el âlem", "meanings": ["Herkes, yabancılar"]}, {"word": "el alışkanlığı", "meanings": ["Bir iş veya hareketin birçok kez yapılması ile kazanılan özellik, ustalık, maharet"]}, {"word": "elaman çekmek", "meanings": ["bezginlik gösterip yakınmak"]}, {"word": "elaman", "meanings": ["Bezginlik ve sızlanma anlatan bir söz"]}, {"word": "elaman demek", "meanings": ["çok bezmek"]}, {"word": "elan", "meanings": ["Şimdi, şu anda, hâlâ, henüz, daha"]}, {"word": "el arabası", "meanings": ["Elle sürülen taş, toprak vb. taşımaya yarayan, tek tekerlekli ve iki kollu, küçük araba"]}, {"word": "elastik", "meanings": ["Esnek"]}, {"word": "elastiki", "meanings": ["Esnek"]}, {"word": "elastikiyet", "meanings": ["Esneklik"]}, {"word": "el ayası", "meanings": ["Elin, bilekle parmaklar arasındaki iç bölümü"]}, {"word": "elbet", "meanings": ["Elbette"]}, {"word": "elbette", "meanings": ["Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, elbet"]}, {"word": "el bezi", "meanings": ["Kurulama ve temizleme işlerinde kullanılan bez"]}, {"word": "el birliği etmek", "meanings": ["birlikte davranmak, dayanışmak"]}, {"word": "el birliği", "meanings": ["Bir iş yapmak için birleşme, beraberlik, dayanışma"]}, {"word": "elbise", "meanings": ["Giysi"]}, {"word": "elbise dolabı", "meanings": ["İçindeki askılara giysi asılan, genellikle tahtadan yapılan ve özel bölmeleri olan mobilya"]}, {"word": "elbiseli", "meanings": ["Giysili"]}, {"word": "elbiselik", "meanings": ["Giysilik"]}, {"word": "elbisesiz", "meanings": ["Giysisiz"]}, {"word": "el bombası", "meanings": ["Elde taşınabilen ve pimi çekilerek ateşlenen küçük tip bomba"]}, {"word": "elci", "meanings": ["Bazı yörelerde mevsimlik tarım işçisi toplayıp işçi ile işveren arasında aracılık yapan kimse"]}, {"word": "el çabukluğu", "meanings": ["Bir işi çabuklukla yapabilme ustalığı", "Hilesini kimseye sezdirmeden yapabilme", "Hokkabazın başvurduğu yöntem"]}, {"word": "el çantası", "meanings": ["İçine özel eşya konulan, günlük işlerde veya kısa gezilerde kullanılan çanta"]}, {"word": "elçek", "meanings": ["Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü"]}, {"word": "elçiye zeval olmaz", "meanings": ["`bir kimseden başka bir kimseye herhangi bir haber ulaştıran, bu aracılığından dolayı sorumlu tutulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elçi", "meanings": ["Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse, sefir", "Bir uzlaşma sağlamak veya iş bitirmek için birinin yanına gönderilen kimse", "Peygamber"]}, {"word": "elçilik", "meanings": ["Elçi olma durumu", "Elçinin yaptığı iş, sefirlik, sefaret", "Elçinin görevini yaptığı yapı, sefaret, sefarethane"]}, {"word": "elçilik etmek (veya yapmak)", "meanings": ["elçilik görevinde bulunmak", "iki taraf arasında uzlaştırma görevini yapmak"]}, {"word": "elçilik uzmanı", "meanings": ["Elçiliğin belli bir kolunda görevli uzman, ataşe"]}, {"word": "elde", "meanings": ["Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı"]}, {"word": "elçim", "meanings": ["Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne", "Tutam, bir demet, bir parça"]}, {"word": "elde bir", "meanings": ["Kesinlikle gerçekleşecek şey"]}, {"word": "eldeci", "meanings": ["Zilyet"]}, {"word": "el değirmeni", "meanings": ["El gücüyle çalıştırılan ve kahve, baharat vb.ni öğütmeye yarayan bir tür küçük değirmen"]}, {"word": "elden düşme", "meanings": ["İkinci el"]}, {"word": "eldeli", "meanings": ["Toplama veya çarpmalarda bir sonraki basamağa aktarılan (sayı)"]}, {"word": "elden ele", "meanings": ["Bir kişiden ötekine"]}, {"word": "elden ele geçmek", "meanings": ["çok sahip değiştirmek"]}, {"word": "elden ele dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["iyi nitelikleri dolayısıyla çok ilgi görmek, çok beğenilmek"]}, {"word": "eldesiz", "meanings": ["Toplamı ve çarpımı dokuzdan büyük olmayan"]}, {"word": "eldiven", "meanings": ["Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi"]}, {"word": "eldivenli", "meanings": ["Eldiven giymiş olan", "Eldiveni olan"]}, {"word": "el duşu", "meanings": ["Yıkanırken elde tutup su püskürtmeye yarayan araç"]}, {"word": "eldivensiz", "meanings": ["Eldiven giymemiş olan", "Eldiveni olmayan"]}, {"word": "elebaşı", "meanings": ["Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse, sergerde", "Oyunda arkadaşlarına baş olan çocuk"]}, {"word": "elebaşılık", "meanings": ["Elebaşı olma durumu, sergerdelik"]}, {"word": "eleğimsağma", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "eleji", "meanings": ["İçli, acıklı yakarışları, yakınmaları ve melankolik duyguları anlatan şiir"]}, {"word": "elekten geçirmek", "meanings": ["elemek", "ayıklamak", "araştırma sonunda doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırmak"]}, {"word": "elek", "meanings": ["Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç"]}, {"word": "elekçi", "meanings": ["Elek yapan veya satan kimse"]}, {"word": "elekçilik", "meanings": ["Elekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "eleklik", "meanings": ["Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü"]}, {"word": "elektrifikasyon", "meanings": ["Elektrik enerjisini endüstri, ulaşım ve gündelik hayata uygulama, elektriklendirme"]}, {"word": "elektrik", "meanings": ["Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü", "Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi", "Bu enerjiden elde edilen aydınlanma", "Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu", "Çarpıcılık, cazibe, canlılık"]}, {"word": "elektrik almak", "meanings": ["etkilenmek, etkisi altında kalmak"]}, {"word": "elektrik vermek", "meanings": ["bir yeri elektrikle donatmak", "işkence amacıyla birinin çıplak bedenine doğru akım vermek", "elektrik enerjisini kullandırmak", "etkilemek, etkisi altında bırakmak"]}, {"word": "elektriği kesmek", "meanings": ["elektrik enerjisinin akışına engel olmak"]}, {"word": "elektriği yakmak", "meanings": ["bir yeri aydınlatmak için elektrik enerjisini açıp kullanmak"]}, {"word": "elektrik anahtarı", "meanings": ["Elektrik gücünden ışık, ısı, hareket olarak yararlanırken akımın kesilmesi veya açılması için kullanılan araç"]}, {"word": "elektrik çarpması", "meanings": ["Canlının akım geçen tele dokunması sonunda şiddetle sarsılması"]}, {"word": "elektrikçi", "meanings": ["Elektrik işleri yapan usta"]}, {"word": "elektrikçilik", "meanings": ["Elektrikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "elektrik dinamosu", "meanings": ["Güçlü bir elektromıknatısın kutupları arasında dönen sarımlar biçiminde düzenlenmiş bir iletkenden oluşan ve iletkenin döndürülmesiyle mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren araç"]}, {"word": "elektrik direği", "meanings": ["Elektrik enerji hatlarını taşıyan ağaç veya metal direk"]}, {"word": "elektrik düğmesi", "meanings": ["Elektrik akımını açıp kesmeye yarayan düğme"]}, {"word": "elektrik fabrikası", "meanings": ["Elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyi nakil hatlarıyla dağıtan büyük iş yeri"]}, {"word": "elektrik feneri", "meanings": ["Pille çalışan fener, el feneri"]}, {"word": "elektrik fırını", "meanings": ["Elektrik enerjisi ile çalışan mutfak aleti"]}, {"word": "elektrik kaynağı", "meanings": ["Elektrik enerjisi kullanılarak yapılan kaynak işlemi"]}, {"word": "elektrik fincanı", "meanings": ["Elektrik tellerinin sarıldığı, akım geçirmeyen porselen"]}, {"word": "elektriklemek", "meanings": ["Üzerinde elektrik gücü bulunmayan bir iletkene, elektrikli başka bir iletkeni yaklaştırmak veya değdirmek yoluyla elektrik gücü vermek", "Etkilemek"]}, {"word": "elektrikleme", "meanings": ["Elektriklemek işi"]}, {"word": "elektriklendirme", "meanings": ["Elektriklendirmek işi"]}, {"word": "elektriklendirmek", "meanings": ["Bir yere elektrik sağlamak", "Sinirli ve gergin bir duruma yol açmak"]}, {"word": "elektrikli basaç", "meanings": ["Kapı, pencere ve elektrikli araçlarda kullanılan sistem açıcı"]}, {"word": "elektriklenmek", "meanings": ["Elektrik enerjisiyle yüklü duruma gelmek", "Sinirli ve gergin bir duruma gelmek, gerginleşmek", "Etkilenmek"]}, {"word": "elektriklenme", "meanings": ["Elektriklenmek işi"]}, {"word": "elektrikli", "meanings": ["Elektriği olan, elektrik enerjisiyle yüklü olan, elektrikle işleyen", "Sinirli ve gergin bir duruma gelmiş olan"]}, {"word": "elektrikli ısıtıcı", "meanings": ["Elektrik enerjisinin oluşturduğu ısıyı çevreye yayan araç"]}, {"word": "elektrikli daktilo", "meanings": ["Elektrik enerjisi ile çalışan yazı makinesi"]}, {"word": "elektrikli sandalye", "meanings": ["Bazı ülkelerde ölüm cezasının uygulanmasında kullanılan araç"]}, {"word": "elektrikli tren", "meanings": ["Elektrik enerjisi ile çalışan tren"]}, {"word": "elektrik saati", "meanings": ["Elektrik sayacı"]}, {"word": "elektrik santrali", "meanings": ["Daha az donanımlı küçük elektrik fabrikası"]}, {"word": "elektrik ocağı", "meanings": ["Elektrik enerjisi ile çalışan ve ısıtma ve pişirme aracı olarak kullanılan alet"]}, {"word": "elektrik sayacı", "meanings": ["Kullanılan elektrik enerjisinin miktarını gösteren araç, elektrik saati"]}, {"word": "elektriksiz", "meanings": ["Elektriği olmayan, elektrik enerjisiyle yüklü olmayan, elektrikle çalışmayan", "Elektrik olmadan"]}, {"word": "elektrik süpürgesi", "meanings": ["Elektrikli süpürge"]}, {"word": "elektrik teli", "meanings": ["Elektrik akımını kolayca iletebilen ve özellikle bakırdan yapılan tel"]}, {"word": "elektrik üreteci", "meanings": ["Jeneratör"]}, {"word": "elektrik yayı", "meanings": ["Birbirine değmeyen iki kömür çubuk arasında elektrik akımı sırasında oluşan yay biçimindeki ışık"]}, {"word": "elektro", "meanings": ["Elektrokardiyografi"]}, {"word": "elektrik zili", "meanings": ["Elektrikli zil"]}, {"word": "elektroensefalografi", "meanings": ["Beyinde oluşan elektriksel etkinliğin kafa derisine konan elektrotlarla çizge hâlinde kaydedilmesi yöntemi, beyin çizgesi yöntemi"]}, {"word": "elektrobiyoloji", "meanings": ["Canlılarda görülen elektrik olaylarını inceleyen bilim"]}, {"word": "elektroensefalogram", "meanings": ["Beyinde oluşan elektriksel etkinliğin kafa derisine konan elektrotlarla kaydedilmesi ile oluşturulan çizge, beyin çizgesi"]}, {"word": "elektrodinamik", "meanings": ["Elektrik akımlarının dinamik hareketini konu edinen fizik dalı", "Bu dalla ilgili olan"]}, {"word": "elektrodinamometre", "meanings": ["Elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz"]}, {"word": "elektrofil", "meanings": ["Bir atom veya iyondan elektron alabilen, onunla elektron paylaşabilen madde"]}, {"word": "elektrodiyaliz", "meanings": ["Birtakım koloitlerin ortamdaki öteki parçacıklara oranla gözenekli zarlardan daha kolay geçmesi özelliğine dayanan kimyasal arıtma yönteminin elektrik enerjisiyle hızlandırılmış türü"]}, {"word": "elektrofon", "meanings": ["Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz"]}, {"word": "elektrogitar", "meanings": ["Elektrikten yararlanılarak sesi yükseltilen gitar"]}, {"word": "elektrojen", "meanings": ["Elektrik üreten (sistem)"]}, {"word": "elektrokardiyograf", "meanings": ["Kalpte oluşan elektriksel etkinliği kaydeden cihaz, kardiyograf"]}, {"word": "elektrokardiyografi", "meanings": ["Kalpte oluşan elektriksel etkinliğin göğüs duvarının, kolların ve bacakların belli noktalarına konan elektrotlarla çizge hâlinde kaydedilmesi yöntemi, kalp çizgesi yöntemi, elektro, kardiyografi"]}, {"word": "elektrokardiyogram", "meanings": ["Kalpte oluşan elektriksel etkinliğin göğüs duvarının, kolların ve bacakların belli noktalarına konan elektrotlarla oluşturulan çizge, kalp çizgesi, kardiyogram"]}, {"word": "elektrokimya", "meanings": ["Elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal değişmeleri ve kimya işlemlerinde oluşan enerji elektrik üretiminde kullanmayı araştıran bilim dalı"]}, {"word": "elektrolit", "meanings": ["Elektroliz işlemiyle çözülen madde", "Bir elektrolitten akım geçirildiğinde elektrotlarda meydana gelen kimyasal değişme", "Hücre içi ve dışı sıvısındaki sodyum, potasyum vb. madensel iyonlar"]}, {"word": "elektroliz", "meanings": ["Bir elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal ayrışma"]}, {"word": "elektromanyetik", "meanings": ["Elektromanyetizması bulunan veya bununla ilgisi olan"]}, {"word": "elektromanyetik güç", "meanings": ["Manyetik alan içindeki elektrik akışını etkileyen güç"]}, {"word": "elektron", "meanings": ["Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı"]}, {"word": "elektromanyetik dalgalar", "meanings": ["Boşlukta yayılabilen, manyetik veya elektrik alanlarından oluşan, yüklü parçacıkların hızlanmasıyla meydana gelen enerji dalgaları"]}, {"word": "elektromanyetizma", "meanings": ["Elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmelerinden ortaya çıkan olayların bütünü", "Elektrik akımıyla mıknatıs elde etme"]}, {"word": "elektrometalürji", "meanings": ["Metalürji ürünlerinin elde edilmesinde ve arıtılmasında termik elektriğin ısı ve elektroliz özelliklerinin kullanılması", "Elektrikle ısıtma olaylarından yararlanılarak yapılan ve madenlere uygulanan termik işlemlerin hepsi"]}, {"word": "elektromıknatıs", "meanings": ["İçinde manyetik akıyı toplayıp arttırıcı bir yumuşak demir bulunan, bobin veya bobinlere doğru akım geçirilerek elde edilen mıknatıs"]}, {"word": "elektrometre", "meanings": ["Elektrikte kullanılan türlü ölçü cihazları"]}, {"word": "elektromotor", "meanings": ["Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz", "Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç"]}, {"word": "elektromobil", "meanings": ["Elektrik enerjisiyle işleyen otomobil"]}, {"word": "elektronegatif", "meanings": ["Elektrolizde artı kutupta toplanma niteliği olan (cisimler)"]}, {"word": "elektron akışı", "meanings": ["Serbest elektronların yer değiştirmesi"]}, {"word": "elektron demeti", "meanings": ["Aynı enerji kaynağından çıkan ve birbirine yakın yörüngede yayılan elektronlar"]}, {"word": "elektron gazı", "meanings": ["Boş veya gaz dolu bir ortamda, bir iletkenin içinde dolaşan serbest elektronların tümü"]}, {"word": "elektronik", "meanings": ["Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı", "Elektron temeline dayanan, elektronla ilgili"]}, {"word": "elektronik beyin", "meanings": ["Bilgisayar"]}, {"word": "elektronik çalgılar", "meanings": ["Elektrikten yararlanarak ses gücü yükseltilen çalgılar"]}, {"word": "elektronikçi", "meanings": ["Elektronik işi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "elektronik müzik", "meanings": ["Elektronik çalgı ve cihazlarla yaratılan müzik"]}, {"word": "elektron lambası", "meanings": ["Gaz geçirmeyen bir tüp içindeki boşlukta veya bir gazlı ortamda elektron akımı oluşturan elektronik araç"]}, {"word": "elektronik saat", "meanings": ["Elektrik enerjisi ile çalışan saat"]}, {"word": "elektropozitif", "meanings": ["Elektrolizde eksi kutupta toplanma niteliği olan (cisimler)"]}, {"word": "elektron mikroskobu", "meanings": ["Normal ışık yerine bir elektron demeti ile çalışan ve bir milyon kez net büyütebilen özel mikroskop"]}, {"word": "elektroradyoloji", "meanings": ["Hastalıkların tanı ve tedavi edilmesinde elektrik ışınlarının uygulanmasını öngören tıp dalı"]}, {"word": "elektrosaz", "meanings": ["Elektrikten yararlanılarak sesi yükseltilen saz"]}, {"word": "elektroskop", "meanings": ["Bir cismin elektriklenmesini ve bu elektriklenmenin derecesini gösteren araç"]}, {"word": "elektrostatik", "meanings": ["Elektriklenmiş cisimler üzerinde elektriği denge durumunda inceleyen fizik dalı", "Elektrikle ilgili"]}, {"word": "elektrostatik serpme", "meanings": ["Zımpara taneciklerinin kâğıt veya beze yapıştırılırken yüksek gerilimli bir elektrostatik alandan yararlanılarak düzenli dağılımını sağlayan yöntem"]}, {"word": "elektroşok", "meanings": ["Ruh hastalıklarında, beyinden, kalp atışındaki düzensizliklerde göğüs duvarından çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek hastayı iyileştirme yöntemi"]}, {"word": "eleme", "meanings": ["Elemek işi, eliminasyon", "Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı"]}, {"word": "elektrot", "meanings": ["Bir elektrolitin içine daldırılan, artısına anot, eksisine katot denilen iki iletken çubuktan her biri"]}, {"word": "elektroteknik", "meanings": ["Elektrik tekniğine ait, elektrik tekniği ile ilgili"]}, {"word": "el ele", "meanings": ["Birbirinin elini tutarak"]}, {"word": "element", "meanings": ["Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde"]}, {"word": "el ele vermek", "meanings": ["el tutuşmak", "birlikte davranmak, bir konuda birleşmek"]}, {"word": "elem", "meanings": ["Acı, üzüntü, dert, keder"]}, {"word": "eleman", "meanings": ["Öge", "Bir toplulukta çalışan insanların her biri", "Kümeye ait varlıklardan her biri"]}, {"word": "eleman sayısı", "meanings": ["Bir kümedeki varlıkların sayısı"]}, {"word": "el emeği", "meanings": ["Elde yapılan iş", "Bu çalışmanın karşılığı"]}, {"word": "el emeği göz nuru", "meanings": ["yapımı uzun zaman alan ve çok emek isteyen iş, el işi göz nuru"]}, {"word": "elemek", "meanings": ["Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek", "Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek", "İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak", "Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak", "Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak, elimine etmek"]}, {"word": "eleme sınavı", "meanings": ["Herhangi bir eğitim kurumuna başvuran istekliler arasından belli düzeyde başarı gösterenleri seçmek için düzenlenen sınav"]}, {"word": "elemge", "meanings": ["Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için kullanılan ve bir eksen üzerinde dönen araç"]}, {"word": "elemli", "meanings": ["Üzüntülü, kederli"]}, {"word": "elemsiz", "meanings": ["Elemi, üzüntüsü, kederi olmayan"]}, {"word": "elenme", "meanings": ["Elenmek işi", "Yenilen oyuncu veya takımın yarışmalardan çıkması"]}, {"word": "elenmek", "meanings": ["Eleme işine konu olmak veya eleme işi yapılmak", "Sınavda başarısız sayılmak", "Süzülmek", "Yarışma dışı kalmak, yarışmadan çıkarılmak"]}, {"word": "elenti", "meanings": ["Arpa, buğday vb.nin kalburdan geçirilmiş bölümü"]}, {"word": "el erimi", "meanings": ["Çok uzakta olmayan, elin ulaşabileceği uzaklık"]}, {"word": "el erki", "meanings": ["Demokrasi"]}, {"word": "eleştirel", "meanings": ["Eleştiri niteliği taşıyan, eleştiriyel, eleştirisel, tenkidî", "Eleştiri ile ilgili"]}, {"word": "eleştiri", "meanings": ["Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit", "Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik", "Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama"]}, {"word": "eleştirici", "meanings": ["Bir işi bütün incelikleriyle değerlendiren", "Yerli yersiz her şeyi eleştiren kimse"]}, {"word": "eleştiricilik", "meanings": ["İnsan bilgisinin sınırı üzerine felsefe bilinci ve bu bilincin uyanık tutulması, eleştirimcilik, kritisizm", "Kant'ın akıl ve bilginin sınırını ve imkânlarını tespit etmek için özellikle dogmacılığın ve şüpheciliğin karşısına koyduğu felsefe yöntemi, eleştirimcilik, kritisizm"]}, {"word": "eleştirilme", "meanings": ["Eleştirilmek işi"]}, {"word": "eleştirilmek", "meanings": ["Eleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "eleştirim", "meanings": ["Eleştirme işi"]}, {"word": "eleştirimci", "meanings": ["Eleştirmen"]}, {"word": "eleştirimcilik", "meanings": ["Eleştiricilik"]}, {"word": "eleştirmeci", "meanings": ["Eleştirmen"]}, {"word": "eleştirme", "meanings": ["Eleştirmek işi, tenkit"]}, {"word": "eleştirmecilik", "meanings": ["Eleştirmenlik"]}, {"word": "eleştirmek", "meanings": ["Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek"]}, {"word": "eleştirmeli", "meanings": ["Eleştirme ile ilgili, eleştirme üzerine olan, eleştirel, tenkidî"]}, {"word": "eleştirmen", "meanings": ["Eleştiri yapan kimse, eleştirmeci, eleştirimci, tenkitçi, münekkit"]}, {"word": "eleştirmenlik", "meanings": ["Eleştirmenin işi, eleştirmecilik, tenkitçilik, münekkitlik"]}, {"word": "elezer", "meanings": ["Sadist"]}, {"word": "elezerlik", "meanings": ["Sadistlik, sadizm"]}, {"word": "el falı", "meanings": ["Avuç içindeki çizgilere göre bakılan fal"]}, {"word": "el feneri", "meanings": ["Elektrik feneri"]}, {"word": "el freni", "meanings": ["Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren"]}, {"word": "elhak", "meanings": ["Gerçekten, hiç şüphesiz, doğrusu"]}, {"word": "el frenini çekmek", "meanings": ["çalışması durdurulmuş bir motorlu aracın hareketini önlemek için el frenini uygun konuma getirmek"]}, {"word": "elgin", "meanings": ["Yabancı, gurbette yaşayan, garip"]}, {"word": "elhamdülillah", "meanings": ["`Allah'a şükür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elhasıl", "meanings": ["Kısacası"]}, {"word": "el havlusu", "meanings": ["El ve yüzü yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu, küçük havlu"]}, {"word": "eli açık", "meanings": ["Cömert"]}, {"word": "eli ağır", "meanings": ["Yavaş iş gören, ağırelli", "Vurunca çok acıtan (kimse), ağırelli"]}, {"word": "eli bayraklı", "meanings": ["Şirret, edepsiz, kavgacı (kimse)"]}, {"word": "eli boş", "meanings": ["İşi olmayan, boş gezen (kimse)", "Yoksul"]}, {"word": "eli çabuk", "meanings": ["Çabuk iş gören, hamarat (kimse)"]}, {"word": "eliböğründe", "meanings": ["Ahşap yapılarda çıkmaların altına eğik ve aralıklı olarak konulan ahşap destek", "Halı ve kilimlerde kullanılan eski bir motif türü, elibelinde"]}, {"word": "elif", "meanings": ["Arap alfabesinin ilk harfinin adı"]}, {"word": "elifi mertek sanmak", "meanings": ["çok cahil olmak"]}, {"word": "elifin hecesi var, gündüzün gecesi var", "meanings": ["`kolay ve düzgün başlayan bir iş hep öyle sürüp gitmez, güçlüklerle ve aksaklıklarla da karşılaşılabilinir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elifba", "meanings": ["Arap alfabesi"]}, {"word": "eli hafif", "meanings": ["Acıtmadan, tedirgin etmeden iş gören (cerrah, diş hekimi, berber vb.)"]}, {"word": "elifî", "meanings": ["Bantlarla süslenmiş"]}, {"word": "eli geniş", "meanings": ["Geçimi iyi olan (kimse)", "Cömert (kimse)"]}, {"word": "elim", "meanings": ["Acıklı"]}, {"word": "elik", "meanings": ["Dağ keçisi"]}, {"word": "eline çabuk", "meanings": ["Çabuk iş gören (kimse)"]}, {"word": "elipsoidal", "meanings": ["Elipsoitle ilgili, elipsoit biçiminde olan"]}, {"word": "elips", "meanings": ["Bütün noktalarının belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan kapalı eğri", "Eksilti"]}, {"word": "elipsoit", "meanings": ["Elipse benzeyen", "Bir elipsin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle oluşan cismin biçimi"]}, {"word": "eliptik", "meanings": ["Elips ile ilgili, elips biçiminde olan", "Kısaltılmış, eksiltili"]}, {"word": "eli selek", "meanings": ["Eli açık, cömert (kimse)"]}, {"word": "el işçiliği", "meanings": ["Eşyanın makine kullanmadan yapılan bölümlerine harcanmış işçi emeği"]}, {"word": "eli sıkı", "meanings": ["Cimri"]}, {"word": "eli sopalı", "meanings": ["Şirret, edepsiz, kavgacı (kimse)"]}, {"word": "el işi", "meanings": ["Makine kullanmadan yapılan örgü, dikiş vb. el ürünü", "Okullarda kâğıt, mukavva, tahta vb. ile yaptırılan çalışmalar", "İşleme"]}, {"word": "el işi göz nuru", "meanings": ["el emeği göz nuru"]}, {"word": "el işi kâğıdı", "meanings": ["Kesip yapıştırma işlerinde kullanılan bir yüzü parlak renkli kâğıt"]}, {"word": "elit", "meanings": ["Seçkin"]}, {"word": "eli uz", "meanings": ["Usta, belli bir işte becerikli, mahir (kimse)"]}, {"word": "eli uzun", "meanings": ["Fırsat buldukça öteberi aşıran, hırsız (kimse)"]}, {"word": "eli yordamlı", "meanings": ["Eli işe yakışır, yatkın (kimse)"]}, {"word": "eli yatkın", "meanings": ["Elle yapılan işlerde becerikli (kimse)"]}, {"word": "el kantarı", "meanings": ["Kantar"]}, {"word": "el kapısı", "meanings": ["Geçimi sağlamak için çalışılan yer", "Bir kızın gelin olarak gittiği ev", "Yabancı ülke"]}, {"word": "el kapısına düşmek", "meanings": ["yabancıya muhtaç olmak"]}, {"word": "el keseri", "meanings": ["Marangozluk işlerinde kullanılan küçük keser"]}, {"word": "el kılavuzu", "meanings": ["Herhangi bir konuda basit konuları ve bilgileri içeren kitapçık"]}, {"word": "elkızı", "meanings": ["Gelin", "Kadın, eş"]}, {"word": "el kiri", "meanings": ["Kolayca vazgeçilir, atılır şey"]}, {"word": "el kitabı", "meanings": ["Herkesin kolaylıkla yararlanması için herhangi bir konuda, pratik amaçlarla hazırlanan kitap, manuel"]}, {"word": "elleme", "meanings": ["Ellemek işi", "Elle seçilmiş, iyi"]}, {"word": "ellemek", "meanings": ["Elle dokunmak"]}, {"word": "ellenme", "meanings": ["Ellenmek işi"]}, {"word": "ellenmiş dillenmiş", "meanings": ["iffetsizliği yayılmış (kadın)"]}, {"word": "ellenmek", "meanings": ["Bir şeye elle dokunulmak"]}, {"word": "elleşme", "meanings": ["Elleşmek işi"]}, {"word": "elleşmek", "meanings": ["Elle dokunmak", "Elle itişerek şakalaşmak", "Alışverişte, alanla satan birbirlerinin ellerini tutup sıkarak uzlaşmak", "Birbirinin elini sıkarak güç denemesi yapmak", "El sıkarak selamlaşmak", "Ağır bir yükü kaldırmak için birkaç kişi birden tutmak", "Birine dokunacak söz söylemek", "Yardımlaşmak"]}, {"word": "elli", "meanings": ["Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 50 ve L rakamlarının adı", "Beş kere on, kırk dokuzdan bir artık"]}, {"word": "elli", "meanings": ["Eli olan"]}, {"word": "ellik", "meanings": ["Eldiven", "Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven biçiminde, tahtadan yapılan bir araç", "Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven"]}, {"word": "ellilik", "meanings": ["İçinde elli tane bulunan", "Elli yaşında olan", "Elli kuruş veya elli lira değerinde para"]}, {"word": "ellişer", "meanings": ["Elli sıfatının üleştirme sayı sıfatı", "Her defasında ellisi bir arada olan, her birine elli"]}, {"word": "ellinci", "meanings": ["Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "elma", "meanings": ["Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç (Pirus malus)", "Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi"]}, {"word": "elma da alma da demesini biliriz", "meanings": ["`şartlara göre uygun davranırız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elma gibi", "meanings": ["kırmızı (yanak)"]}, {"word": "elmanın dibi göl, armudun dibi yol", "meanings": ["`dıştan birbirine benzeyen her şeye aynı işlem uygulanamaz, her biri özelliğine göre ayrı bir davranış ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elmayı çayıra, armudu bayıra", "meanings": ["`elma fidanını düz ve sulak yere, armut fidanını bayıra, su tutmayan yere dikmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elmabaş", "meanings": ["Tepeli dalgıç"]}, {"word": "elmacı", "meanings": ["Elma yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "elma çayı", "meanings": ["Elmadan yapılan çay"]}, {"word": "elmacık", "meanings": ["Elmacık kemiği"]}, {"word": "elmacık kemiği", "meanings": ["Yüzün yanakla göz arasında bulunan, az çok çıkıntılı bölümü"]}, {"word": "elmalık", "meanings": ["Elma bahçesi"]}, {"word": "elmas", "meanings": ["Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon", "Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş", "Bu taşlarla yapılmış", "Elmastıraş"]}, {"word": "elmas gibi", "meanings": ["çok iyi, çok değerli"]}, {"word": "elmasiye", "meanings": ["Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir pelte türü"]}, {"word": "elma sirkesi", "meanings": ["Elma suyundan elde edilen sirke"]}, {"word": "elmastıraş", "meanings": ["(elma'stıraş) Üzeri elmas gibi yontulmuş (iyi tür cam, billur)", "Ucu elmaslı, kalem biçiminde cam keskisi, elmas"]}, {"word": "elmaslı", "meanings": ["Elmas takmış olan"]}, {"word": "elma şarabı", "meanings": ["Elma şırasının mayalanmasıyla elde edilen şarap"]}, {"word": "elma suyu", "meanings": ["Elmadan çıkarılan meyve suyu"]}, {"word": "elma şekeri", "meanings": ["Boya katılmış şeker pekmezine batırılarak şekerlenen ve çubuğa takılarak satılan elma"]}, {"word": "elma şurubu", "meanings": ["Elmanın şekerle kaynatılmasından elde edilen bir içecek türü"]}, {"word": "eloğlu", "meanings": ["El, yabancı", "Damat", "Koca"]}, {"word": "el oltası", "meanings": ["İzmarit balığı için kullanılan olta"]}, {"word": "elöpen", "meanings": ["Kertenkele"]}, {"word": "el sabunu", "meanings": ["El yıkamak için kullanılan sabun"]}, {"word": "el sanatları", "meanings": ["El tezgâhlarında bir yardımcı araç kullanarak yapılan işlerin hepsi"]}, {"word": "el sözlüğü", "meanings": ["Elde ve cepte taşınabilen küçük sözlük"]}, {"word": "el şakası", "meanings": ["Elle yapılan şaka"]}, {"word": "el tası", "meanings": ["El, yüz yıkanırken su dökünmek veya içinde sabunlu su hazırlanıp el temizlemekte kullanılan tas"]}, {"word": "el telsizi", "meanings": ["Elde taşınabilen telsiz"]}, {"word": "elti", "meanings": ["Kadına göre kocasının erkek kardeşlerinin eşlerinden her biri"]}, {"word": "elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar", "meanings": ["`eltiler birbirlerinden uzak dururlar, görümceler gelinlerle kavga ederler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz", "meanings": ["`arpa unundan yemek yapılamadığı gibi eltilerin de iyi geçinmeleri beklenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eltilik", "meanings": ["Elti olma durumu"]}, {"word": "el topu", "meanings": ["Yedi veya on birer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan, topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun, hentbol"]}, {"word": "el ulağı", "meanings": ["Yardımcı, yamak"]}, {"word": "el ulaklığı", "meanings": ["Yamaklık"]}, {"word": "el uzluğu", "meanings": ["Ustalık, el alışkanlığı, maharet"]}, {"word": "elvan", "meanings": ["Renkler", "Türlü renklerde olan"]}, {"word": "elvan elvan", "meanings": ["Çeşit çeşit"]}, {"word": "elveda", "meanings": ["Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz", "Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken `Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elverişli", "meanings": ["Uygun, müsait", "İşe yarayan, ergonomik"]}, {"word": "elverişlilik", "meanings": ["Elverişli olma durumu"]}, {"word": "elverişsiz", "meanings": ["Uygun olmayan, uygun gelmeyen"]}, {"word": "elverişsizlik", "meanings": ["Elverişsiz olma durumu"]}, {"word": "elverme", "meanings": ["Elvermek durumu"]}, {"word": "elvermek", "meanings": ["Yetmek, yetecek kadar olmak", "Uygun gelmek"]}, {"word": "elverir ki", "meanings": ["yeter ki"]}, {"word": "elyaf", "meanings": ["Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli madde", "Bu maddeden yapılmış"]}, {"word": "el yatkınlığı", "meanings": ["İşe alışmış olma durumu", "El işlerini yapmakta yetkinlik"]}, {"word": "el yazısı", "meanings": ["Kalemle yazılan yazı", "Harflerin bitiştirilerek yazılmasıyla oluşan bir yazı türü"]}, {"word": "el yazması", "meanings": ["Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap"]}, {"word": "el yordamıyla", "meanings": ["Görmeden, elle yoklayarak", "Fazla bilgi olmadan, deneme yanılma yoluyla"]}, {"word": "elzem", "meanings": ["Çok gerekli, vazgeçilmez"]}, {"word": "em", "meanings": ["İlaç, merhem"]}, {"word": "eme seme yaramamak", "meanings": ["işe yaradığı kabul edilmemek, makbule geçmemek, takdir edilmemek"]}, {"word": "eme yaramak", "meanings": ["işe yaramak, yararlı olmak"]}, {"word": "emanet", "meanings": ["Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia", "Bir kimse ile birine gönderilen şey", "Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer", "Can, ruh"]}, {"word": "emanet ata binen tez iner", "meanings": ["`ödünç alınmış araçlarla girişilen işler çok kez yürütülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "emanet eşeğin yuları gevşek olur", "meanings": ["`bir kimseye emanet edilen şeyin o kimse tarafından iyi korunmadığı her zaman görülen olaylardandır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "emanet hayvanın (veya eşeğin) kuskunu (veya paldımı) yokuşta kopar", "meanings": ["`eğreti olarak kullanılmak üzere verilen şey uydurma olur, hiç umulmadık bir anda bozulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "emanet bırakmak (veya etmek veya vermek)", "meanings": ["bir şeyi veya bir kimseyi birine veya bir yere bir süreliğine bırakmak"]}, {"word": "emanetçi", "meanings": ["Ücret karşılığı eşyayı koruyan kimse", "Bir görevi geçici olarak üstlenen"]}, {"word": "emanete hıyanet olmaz", "meanings": ["`emanet olarak bırakılan şey titizlikle korunmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "emanetçilik", "meanings": ["Emanetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "emanet dolabı", "meanings": ["Emanetçinin aldığı para veya eşyayı sakladığı mobilya"]}, {"word": "emaneten", "meanings": ["Emanet olarak"]}, {"word": "emare", "meanings": ["Belirti, iz, ipucu"]}, {"word": "emarecik", "meanings": ["Küçük iz, ufak belirti"]}, {"word": "emaret", "meanings": ["Beylik"]}, {"word": "emaye", "meanings": ["Üzeri emayla kaplanmış olan", "Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme"]}, {"word": "emay", "meanings": ["Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila"]}, {"word": "emaylama", "meanings": ["Emaylamak işi"]}, {"word": "embriyoloji", "meanings": ["Dölüt durumuna gelinceye kadar oğulcuğun geçirdiği gelişim evrelerini inceleyen biyoloji kolu"]}, {"word": "emaylamak", "meanings": ["Emayla kaplamak"]}, {"word": "embriyolog", "meanings": ["Embriyoloji uzmanı"]}, {"word": "embriyo", "meanings": ["Oğulcuk"]}, {"word": "emek", "meanings": ["Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, mesai, zahmet", "Uzun ve yorucu, özenli çalışma", "İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci"]}, {"word": "emcek", "meanings": ["Meme"]}, {"word": "emdirme", "meanings": ["Emmesini sağlama, emdirme işi"]}, {"word": "emdirmek", "meanings": ["Emmesini sağlamak"]}, {"word": "emcik", "meanings": ["Meme"]}, {"word": "emdirtmek", "meanings": ["Emdirmesini sağlamak"]}, {"word": "emeç", "meanings": ["Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı"]}, {"word": "emdirtme", "meanings": ["Emdirtmek işi"]}, {"word": "emek çekmek", "meanings": ["bir işte çok çalışarak yorulmak"]}, {"word": "emek harcamak", "meanings": ["çaba göstermek"]}, {"word": "emek olmadan yemek olmaz", "meanings": ["`yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "emek vermek", "meanings": ["bir şeyin meydana gelmesi için özenli bir biçimde ve çok çalışmak"]}, {"word": "emeği geçmek", "meanings": ["bir şeyin ortaya çıkması için çalışmış olmak"]}, {"word": "emekçi", "meanings": ["Geçimini yaptığı işlerle sağlayan kimse", "Geçimini, emeğini sermayeciye satarak sağlayan kimse, proleter"]}, {"word": "emekçilik", "meanings": ["Emekçi olma durumu"]}, {"word": "emekleme çağı", "meanings": ["Bir şeyde henüz olgunluk, deneyim kazanılmamış dönem"]}, {"word": "emekleme dönemi", "meanings": ["Emekleme çağı"]}, {"word": "emekleme", "meanings": ["Emeklemek işi"]}, {"word": "emeklemek", "meanings": ["Dizler ve eller üzerinde yürümek", "Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek"]}, {"word": "emekli", "meanings": ["Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli", "Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse, tekaüt"]}, {"word": "emekli olmak", "meanings": ["belirli bir süre çalıştıktan sonra kanun ile sağlanan haklardan yararlanarak görevinden ayrılmak, tekaüt olmak"]}, {"word": "emekliye ayırmak (veya çıkarmak veya çıkartmak)", "meanings": ["kanuna göre aylık bağlayarak bir görevliyi görevinden ayırmak"]}, {"word": "emekliye ayrılmak (veya çıkmak)", "meanings": ["emekli olmak, tekaüde sevk olunmak"]}, {"word": "emekli ikramiyesi", "meanings": ["Emekli olma sırasında verilen toplu para, tekaüt ikramiyesi"]}, {"word": "emekliye sevk etmek", "meanings": ["emekliye ayırmak"]}, {"word": "emekli aylığı", "meanings": ["Emekli olduktan sonra ödenen aylık, emekli maaşı, tekaüt maaşı"]}, {"word": "emeklilik", "meanings": ["Emekli olma durumu, tekaütlük"]}, {"word": "emekli maaşı", "meanings": ["Emekli aylığı"]}, {"word": "emeklilik çağı", "meanings": ["Emekli olma zamanı"]}, {"word": "emeksiz", "meanings": ["Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz"]}, {"word": "emeksiz evlat", "meanings": ["Üvey evlat"]}, {"word": "emektarlık", "meanings": ["Emektar olma durumu"]}, {"word": "emektar", "meanings": ["Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse)", "Çok kullanılmış, eski"]}, {"word": "emel", "meanings": ["Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek"]}, {"word": "emeline alet etmek", "meanings": ["birini veya bir şeyi kendi istekleri doğrultusunda kullanmak"]}, {"word": "emel beslemek", "meanings": ["isteği, arzuyu sürekli düşünmek veya güçlendirmek"]}, {"word": "emen", "meanings": ["Bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur"]}, {"word": "emici kıllar", "meanings": ["Bitkilerin köklerinde bulunan ve topraktaki besin maddelerini emip beslenmelerine yarayan tek hücreli uzantılar, emici tüyler"]}, {"word": "emici tüyler", "meanings": ["Emici kıllar"]}, {"word": "emik", "meanings": ["Emmekten çürüyen yer, emme izi", "İnsan beyni"]}, {"word": "emilme", "meanings": ["Emilmek işi"]}, {"word": "emilmek", "meanings": ["Emme işine konu olmak"]}, {"word": "emin", "meanings": ["Güvenli", "Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz", "Şüphesi olmayan", "Osmanlı Devleti'nde bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi"]}, {"word": "emin olmak", "meanings": ["inanmak, güvenmek"]}, {"word": "emir", "meanings": ["Buyruk, komut, talimat, ferman", "İstek", "Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm"]}, {"word": "emir altına almak", "meanings": ["denetimi altına almak"]}, {"word": "emir almak", "meanings": ["talimat almak"]}, {"word": "emrine girmek", "meanings": ["bir kimsenin buyruğu altında bulunmayı kabul etmek"]}, {"word": "emir vermek", "meanings": ["buyurmak, buyruk vermek"]}, {"word": "emrine vermek", "meanings": ["görevlendirmek, atamak", "yararlanması için ayırmak"]}, {"word": "emîr", "meanings": ["Araplarda ve bazı Müslüman ülkelerde bir kavim, şehir veya ülkenin başı"]}, {"word": "emirber", "meanings": ["Emir eri"]}, {"word": "emirberlik", "meanings": ["Emirber olma durumu, emirberin işi"]}, {"word": "emir cümlesi", "meanings": ["Yüklemi emir kavramı veren cümle"]}, {"word": "emircik", "meanings": ["Yalıçapkını"]}, {"word": "emir kipi", "meanings": ["Fiilin yapılmasını dileyen veya emreden isteme kipi"]}, {"word": "emir eri", "meanings": ["Teğmen ve yukarısı üst düzey subayların hizmetinde bulunan er, hizmet eri, emirber"]}, {"word": "emir kulu", "meanings": ["Bir işi, aldığı buyruk gereğince yapmak yükümlülüğünde olan kimse, buyruk kulu"]}, {"word": "emîrlik", "meanings": ["Beylik"]}, {"word": "emirname", "meanings": ["Yazılı buyruk"]}, {"word": "emir subayı", "meanings": ["Devlet ve hükûmet başkanlarıyla komutanların yanında bulunan ve onların buyruklarını yazmakla, gereğinde yerine ulaştırmakla görevli subay, yaver"]}, {"word": "emisyon", "meanings": ["Çıkarma", "Sürüm"]}, {"word": "emiş", "meanings": ["Emme işi"]}, {"word": "emişme", "meanings": ["Emişmek işi"]}, {"word": "emişmek", "meanings": ["Karşılıklı olarak emmek", "Sağılmadan önce koyunlar kuzular tarafından gizlice emilmek"]}, {"word": "emiştirme", "meanings": ["Emiştirmek işi"]}, {"word": "emiştirmek", "meanings": ["Emişmelerini sağlamak"]}, {"word": "emlak", "meanings": ["Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul"]}, {"word": "emlak bürosu", "meanings": ["Emlak alım satımı, kiralanması ile uğraşan iş yeri, emlakçı"]}, {"word": "emlakçı", "meanings": ["Emlak alıp satma işiyle geçinen kimse", "Emlak bürosu"]}, {"word": "emlakçılık", "meanings": ["Emlakçının yaptığı iş"]}, {"word": "emleme", "meanings": ["Emlemek işi"]}, {"word": "emlak vergisi", "meanings": ["Her yıl belediyelere ödenen ev, dükkân, arsa vb. mülklerin vergisi"]}, {"word": "emlemek", "meanings": ["İlaç sürmek, ilaç vermek"]}, {"word": "emlik", "meanings": ["Emme döneminde olan çocuk", "Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak"]}, {"word": "emme", "meanings": ["Emmek işi", "Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş", "Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi", "Soğurma", "Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi"]}, {"word": "emme basma tulumba", "meanings": ["Hem çeken hem de ileten tulumba, alavere tulumbası"]}, {"word": "emmeç", "meanings": ["Aspiratör"]}, {"word": "emdiği sütü burnundan getirmek", "meanings": ["birisine çok sıkıntı çektirmek"]}, {"word": "emmek", "meanings": ["Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak", "Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek", "Soğurmak", "Uzun süre yararlanmak"]}, {"word": "emdiği (helal) süt haram olmak", "meanings": ["herhangi bir isteğinin yapılmamasından sonra ilenmek"]}, {"word": "emmi", "meanings": ["Amca"]}, {"word": "emmim dayım kesem, elimi soksam yesem", "meanings": ["`bir kimsenin rahatça harcayabileceği para, başkalarının verdiği değil kendisinin kazandığı paradır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "emmi oğlu", "meanings": ["Amca oğlu", "Dost, arkadaş, teklifsizce davranılabilen kimse"]}, {"word": "emniyet", "meanings": ["Güvenlik", "Güven, inanma, itimat", "Polis işleri", "Güvenlik işlerinin yürütüldüğü yer", "Bir araçta güven sağlayıcı parça"]}, {"word": "emniyet altına almak", "meanings": ["korumak"]}, {"word": "emniyet vermek", "meanings": ["güven vermek"]}, {"word": "emniyet etmek", "meanings": ["güvenmek"]}, {"word": "emniyet amiri", "meanings": ["İlçenin genel güvenliğinden kaymakama karşı sorumlu olan görevli"]}, {"word": "emniyet durağı", "meanings": ["Su altına dalan kişilerin vurgun yememesi için su yüzüne çıkış mesafesinde sağlık yönünden güvenli bölge"]}, {"word": "emniyet supabı", "meanings": ["Makinelerde güvenli kullanımı sağlayan alet"]}, {"word": "emniyet düğmesi", "meanings": ["Patlayıcı ve yanıcı aletlerin güvenle kullanılmasına yardımcı olan, kullanıldığı zaman açık, kullanılmadığında da kapalı tutulan düğme"]}, {"word": "emniyet kemeri", "meanings": ["Uçak, otomobil vb.nde güvenlik için bele takılan kemer"]}, {"word": "emniyet kilidi", "meanings": ["Kapı, kasa vb.nde güvenliği sağlayan kilit"]}, {"word": "emniyetli", "meanings": ["İnanılır, güvenilir"]}, {"word": "emniyet pimi", "meanings": ["Ateşli silahlarda güvenli kullanımı sağlayan pim"]}, {"word": "emniyetsiz", "meanings": ["İnanılmaz, güvenilmez"]}, {"word": "emniyetsizlik", "meanings": ["Güvensizlik"]}, {"word": "emperyalist", "meanings": ["Emperyalizm yanlısı olan, yayılmacı, yayılımcı"]}, {"word": "emperyalizm", "meanings": ["Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılık, yayılımcılık, emperyalistlik"]}, {"word": "empoze", "meanings": ["`Dayatmak` anlamındaki empoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "empresyonist", "meanings": ["İzlenimci"]}, {"word": "empresyonizm", "meanings": ["İzlenimcilik"]}, {"word": "emprezaryo", "meanings": ["Bir sanatçının çalışma programlarını ve anlaşmalarını belli bir yüzde karşılığında düzenleyen kimse"]}, {"word": "emprime", "meanings": ["Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi", "Bu işleme uğratılan (ipekli, yünlü vb. kumaş)"]}, {"word": "emraz", "meanings": ["Hastalıklar"]}, {"word": "emre muharrer senet", "meanings": ["Bono"]}, {"word": "emretme", "meanings": ["Emretmek işi"]}, {"word": "emretmek", "meanings": ["Buyurmak, emir vermek"]}, {"word": "emretti patrik efendi", "meanings": ["birinin yersiz bir buyruğuna karşı kullanılan bir söz"]}, {"word": "emreyleme", "meanings": ["Emreylemek işi"]}, {"word": "emreylemek", "meanings": ["Buyurmak, emretmek"]}, {"word": "emrihak", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "emrihak vaki olmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "emrivaki", "meanings": ["Oldubitti"]}, {"word": "emrivaki yapmak", "meanings": ["oldubittiye getirmek"]}, {"word": "emsal", "meanings": ["Benzer, eş, denk", "Yaşıt", "Örnek", "Katsayı"]}, {"word": "emsal olmak", "meanings": ["örnek olmak"]}, {"word": "emsal oluşturmak", "meanings": ["örnek oluşturmak"]}, {"word": "emsal vermek", "meanings": ["örnek vermek"]}, {"word": "emsalsiz", "meanings": ["Eşsiz, eşi benzeri olmayan, bir benzeri daha bulunmayan"]}, {"word": "emsalsizlik", "meanings": ["Emsalsiz olma durumu"]}, {"word": "emtia", "meanings": ["Mal"]}, {"word": "emzik", "meanings": ["Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme", "Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon", "İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik", "Sigara ağızlığı"]}, {"word": "emval", "meanings": ["Mallar, para ile alınan şeyler"]}, {"word": "emzik borusu", "meanings": ["Doğrudan doğruya sobaya takılan dirsek boru"]}, {"word": "emzikli", "meanings": ["Emziği olan", "Çocuğunu emziren (kadın)"]}, {"word": "emzirilme", "meanings": ["Emzirilmek işi"]}, {"word": "emziksiz", "meanings": ["Emziği olmayan"]}, {"word": "emzirilmek", "meanings": ["Çocuğa meme verilmek"]}, {"word": "emziriş", "meanings": ["Emzirme işi"]}, {"word": "emzirme", "meanings": ["Emzirmek işi"]}, {"word": "emzirtme", "meanings": ["Emzirtmek işi"]}, {"word": "emzirmek", "meanings": ["Kadın veya dişi hayvan, memesindeki sütü yavruya vermek"]}, {"word": "emzirtmek", "meanings": ["Emzirme işini yaptırmak"]}, {"word": "en", "meanings": ["Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı"]}, {"word": "en", "meanings": ["Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret"]}, {"word": "en", "meanings": ["Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime"]}, {"word": "enam", "meanings": ["Yaratılmış bütün canlılar", "Halk"]}, {"word": "en kötü günümüz böyle olsun", "meanings": ["mutlu, neşeli ve varlıklı olunduğunda söylenen bir söz"]}, {"word": "enayice", "meanings": ["Enayiye yakışır bir biçimde, enayicesine"]}, {"word": "enayi", "meanings": ["Fazla bön, avanak, et kafalı, budala"]}, {"word": "enayicesine", "meanings": ["Enayice"]}, {"word": "enayi dümbeleği", "meanings": ["Çok enayi"]}, {"word": "enayileşmek", "meanings": ["Enayi durumuna düşmek"]}, {"word": "enayileşme", "meanings": ["Enayileşmek durumu"]}, {"word": "enayilik etmek", "meanings": ["enayi gibi davranmak"]}, {"word": "enayilik", "meanings": ["Enayi olma durumu"]}, {"word": "enberi", "meanings": ["Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en yakın olduğu nokta"]}, {"word": "enayiliğine doyma!", "meanings": ["iyi niyetle yaptığı bir davranış sonunda zarar gören kimseye söylenen bir söz"]}, {"word": "enbiya", "meanings": ["Nebiler, kendilerine kitap indirilmemiş peygamberler"]}, {"word": "encam", "meanings": ["Son, işin sonu", "Gelecek"]}, {"word": "encümen", "meanings": ["Alt kurul"]}, {"word": "endam", "meanings": ["Vücut, beden, boy bos"]}, {"word": "endamlı", "meanings": ["Boylu, boyu bosu yerinde"]}, {"word": "endam aynası", "meanings": ["İnsanı boyunca gösteren ayna"]}, {"word": "endamsız", "meanings": ["Boyu bosu yerinde olmayan, kısa, çelimsiz"]}, {"word": "endaze", "meanings": ["65 santimetrelik uzunluk ölçüsü", "Ölçü"]}, {"word": "endazeyi kaçırmak", "meanings": ["fazla abartmak, ölçüyü kaçırmak"]}, {"word": "endazeyi şaşırmak", "meanings": ["ne yapacağına bir türlü karar verememek, telaşlanmak"]}, {"word": "endazeleme", "meanings": ["Endazelemek işi"]}, {"word": "endazelemek", "meanings": ["Endaze ile ölçmek"]}, {"word": "endazesiz", "meanings": ["Ölçüsüz"]}, {"word": "endeksleme", "meanings": ["Endekslemek işi"]}, {"word": "endekslemek", "meanings": ["Endekse bağlamak"]}, {"word": "endeks", "meanings": ["Dizin", "Gösterge"]}, {"word": "endekslenme", "meanings": ["Endekslenmek işi"]}, {"word": "endekslenmek", "meanings": ["Endekse bağlanmak"]}, {"word": "endemik", "meanings": ["Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan)", "Belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen (hastalık)"]}, {"word": "endeksli", "meanings": ["Endekse bağlanmış"]}, {"word": "enderun", "meanings": ["Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer", "Büyük sarayların iç bölümü", "Devlet görevlilerini yetiştiren okul"]}, {"word": "enderunlu", "meanings": ["Enderunda eğitim görmüş olan"]}, {"word": "endirekt", "meanings": ["Dolaylı"]}, {"word": "ender", "meanings": ["Çok az, çok seyrek", "Çok seyrek olarak, çok seyrek bir biçimde"]}, {"word": "endişe", "meanings": ["Tasa, kaygı", "Kuşku", "Korku", "Düşünce"]}, {"word": "endişe etmek", "meanings": ["tasalanmak, kaygılanmak"]}, {"word": "endişeye düşmek", "meanings": ["tasaya kapılmak, kaygılanmak"]}, {"word": "endişelenme", "meanings": ["Endişelenmek işi"]}, {"word": "endişelenmek", "meanings": ["Tasalanmak, kaygılanmak"]}, {"word": "endişesiz", "meanings": ["Endişesi olmayan"]}, {"word": "endişeli", "meanings": ["Endişesi olan, kaygılı, tasalı"]}, {"word": "endişesizlik", "meanings": ["Endişesiz olma durumu"]}, {"word": "endogami", "meanings": ["İç evlilik"]}, {"word": "endoderm", "meanings": ["İç deri"]}, {"word": "endokrin", "meanings": ["İç salgı"]}, {"word": "endokrinoloji", "meanings": ["İç salgı bilimi"]}, {"word": "Endonezyalı", "meanings": ["Endonezya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "endoskop", "meanings": ["İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet, içgöreç"]}, {"word": "endoskopi", "meanings": ["İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi, iç görüm"]}, {"word": "endotermik", "meanings": ["Isıalan"]}, {"word": "endüksiyon", "meanings": ["Tümevarım"]}, {"word": "endüstri", "meanings": ["Sanayi"]}, {"word": "endüstrileşme", "meanings": ["Endüstrileşmek işi, sanayileşme"]}, {"word": "endüstrileşmek", "meanings": ["Sanayileşmek"]}, {"word": "endüstriyel", "meanings": ["Sınai"]}, {"word": "endüstriyalizm", "meanings": ["Sanayicilik"]}, {"word": "eneme", "meanings": ["Enemek işi"]}, {"word": "enek", "meanings": ["Enenmiş, burulmuş, erkekliği giderilmiş"]}, {"word": "enemek", "meanings": ["İğdiş etmek"]}, {"word": "enenme", "meanings": ["Enenmek işi"]}, {"word": "enerji", "meanings": ["Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke", "Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç", "Manevi güç"]}, {"word": "enenmek", "meanings": ["Eneme işi yapılmak, erkekliği giderilmek"]}, {"word": "enerjik", "meanings": ["Enerji ile ilgili", "Güçlü ve hareketli, aktif", "Aldığı kararları hızlı bir biçimde uygulayan"]}, {"word": "enez", "meanings": ["Hantal, vurdumduymaz"]}, {"word": "enerjiklik", "meanings": ["Enerjik olma durumu"]}, {"word": "enfarktüs", "meanings": ["Bir organı besleyen bir atardamarın tıkanması sonucu gelişen doku ölümü"]}, {"word": "enfeksiyon", "meanings": ["Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması"]}, {"word": "enfes", "meanings": ["Çok güzel, en güzel"]}, {"word": "enfiye", "meanings": ["Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz, burun otu"]}, {"word": "enfiye çekmek", "meanings": ["keyiflenmek amacıyla çürütülmüş tütünden yapılan tozu burna nefes yoluyla almak"]}, {"word": "enflasyon", "meanings": ["Para şişkinliği", "Gereğinden fazla artış, şişkinlik", "Pahalılık"]}, {"word": "enflüanza", "meanings": ["Grip"]}, {"word": "enfraruj", "meanings": ["Kızılötesi"]}, {"word": "enformasyon", "meanings": ["Danışma, tanıtma", "Haber alma, haber verme, haberleşme"]}, {"word": "enfrastrüktür", "meanings": ["Altyapı"]}, {"word": "enfüsi", "meanings": ["Öznel"]}, {"word": "engebelik", "meanings": ["Engebe"]}, {"word": "engebe", "meanings": ["Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız"]}, {"word": "engebeli", "meanings": ["Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı"]}, {"word": "engebesiz", "meanings": ["Engebesi olmayan, arızasız"]}, {"word": "engel", "meanings": ["Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap, ket", "Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer", "Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer", "Kara yollarının kenarlarına yapılan korkuluk, bariyer", "Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer"]}, {"word": "engel çıkarmak", "meanings": ["bir işin yapılmasını zorlaştırmak"]}, {"word": "engel olmak", "meanings": ["önlemek, geciktirmek"]}, {"word": "engel tanımamak", "meanings": ["her türlü zorluğa karşın başarılı olmak"]}, {"word": "engelleme", "meanings": ["Engellemek işi", "İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi", "Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılan girişimler, obstrüksiyon"]}, {"word": "engel balığı", "meanings": ["Uskumru cinsinden küçük balık"]}, {"word": "engellemek", "meanings": ["Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek", "Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak"]}, {"word": "engellenmek", "meanings": ["Engel olunmak"]}, {"word": "engellenme", "meanings": ["Engellenmek işi"]}, {"word": "engelleyiş", "meanings": ["Engelleme işi"]}, {"word": "engelli", "meanings": ["Engeli olan, mânialı", "Vücudunda eksik veya kusuru olan, özürlü"]}, {"word": "engelli koşu", "meanings": ["Belirli aralıklarla konmuş, değişik yükseklikteki on çitli engelin üzerinden aşılarak sürdürülen koşu"]}, {"word": "engelsiz", "meanings": ["Engeli olmayan, mâniasız", "Engeli, sıkıntısız, sakıncası olmayan bir biçimde"]}, {"word": "engerek", "meanings": ["Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi siyah veya siyaha yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan zehirli bir yılan (Vipera aspis)"]}, {"word": "engel sınavı", "meanings": ["Yönetmeliklerde belirtilen özürleri nedeniyle herhangi bir sınava zamanında giremeyen öğrenciler için açılan sınav"]}, {"word": "engerek otu", "meanings": ["Hodangillerden, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen, yaprakları sert tüylü bir ot (Echium vulgare)"]}, {"word": "engerekgiller", "meanings": ["Örneği engerek olan zehirli yılanlar familyası"]}, {"word": "engin", "meanings": ["Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi", "Açık deniz"]}, {"word": "engin", "meanings": ["Değer ve fiyatı düşük olan", "Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat"]}, {"word": "engin dallardan murt yememek", "meanings": ["yükseklerden uçmak, burnu büyük olmak"]}, {"word": "enginar", "meanings": ["Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus)", "Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği"]}, {"word": "enginleşme", "meanings": ["Enginleşmek durumu"]}, {"word": "enginleşmek", "meanings": ["Engin bir durum almak"]}, {"word": "enginlik", "meanings": ["Engin olma durumu", "Alabildiğine genişlik"]}, {"word": "engizisyon", "meanings": ["Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı"]}, {"word": "enik", "meanings": ["Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu", "Çocuk"]}, {"word": "enikleme", "meanings": ["Eniklemek işi"]}, {"word": "eniklemek", "meanings": ["Kedi, köpek vb. doğurmak"]}, {"word": "enir", "meanings": ["Bir tür yaban mersini"]}, {"word": "enine boyuna", "meanings": ["Gösterişli, iri yarı", "Çok ince ayrıntıları ile, eksiksizce, enikonu"]}, {"word": "enikonu", "meanings": ["İyiden iyiye, iyice, oldukça"]}, {"word": "enjeksiyon", "meanings": ["Vücutta damar, doku, kanal veya boşluk içine enjektör aracılığıyla sıvı veya ilaç verme, zerk etme", "İğne yapma"]}, {"word": "enişte", "meanings": ["Bir kimsenin kız kardeşinin veya kadın hısımlarından birinin kocası"]}, {"word": "enjeksiyoncu", "meanings": ["Enjeksiyon yapan kimse"]}, {"word": "enjektör", "meanings": ["Silindir ve pistondan oluşan ve ucuna iğne takılabilen, sıvı maddeleri vermek veya çekmek için kullanılan tıbbi araç, şırınga", "Bir sıvıyı basınçla herhangi bir yere vermekte kullanılan aygıt"]}, {"word": "enkaz", "meanings": ["Yıkıntı, döküntü, çöküntü"]}, {"word": "enlem", "meanings": ["Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri, arz derecesi"]}, {"word": "enlemesine", "meanings": ["Eni boyuna göre daha fazla olarak"]}, {"word": "enlem dairesi", "meanings": ["Aynı enlemdeki noktaların oluşturduğu Ekvator'a paralel daire, arz dairesi"]}, {"word": "ensesinde boza pişirmek", "meanings": ["ısıtmak, kızgın duruma getirmek", "birini çok üzmek, tedirgin etmek", "birini bir işi yapıp bitirmesi için sürekli sıkıştırmak"]}, {"word": "enli", "meanings": ["Eni büyük olan, geniş"]}, {"word": "enlice", "meanings": ["Eni biraz geniş"]}, {"word": "enlilik", "meanings": ["Enli olma durumu"]}, {"word": "enöte", "meanings": ["Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en uzak olduğu nokta"]}, {"word": "ense", "meanings": ["Boynun arkası", "Art, arka"]}, {"word": "ense kulak yerinde olmak", "meanings": ["iri yarı olmak", "kelli felli olmak"]}, {"word": "ensesine binmek", "meanings": ["birine bir işi yaptırmak için sürekli baskı altında bulundurmak"]}, {"word": "ense yapmak", "meanings": ["hiçbir iş yapmadan yan gelip yatmak"]}, {"word": "enseyi karartmak", "meanings": ["ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek"]}, {"word": "ensesine yapışmak", "meanings": ["yakalayıp sıkıştırmak"]}, {"word": "ense çukuru", "meanings": ["Ensede boyun hizasında bulunan çukurluk"]}, {"word": "ense kökü", "meanings": ["Ensenin gövde ile birleştiği yer"]}, {"word": "enseleme", "meanings": ["Enselemek işi"]}, {"word": "enselemek", "meanings": ["Kaçan veya saklanan birini yakalamak"]}, {"word": "enstitü", "meanings": ["Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu"]}, {"word": "enselenme", "meanings": ["Enselenmek işi"]}, {"word": "enselenmek", "meanings": ["Yakalanmak, ele geçirilmek"]}, {"word": "ensesi kalın", "meanings": ["Güçlü, istediğini yapabilen, sözü geçer (kimse)", "Varlıklı, zengin"]}, {"word": "ensiz", "meanings": ["Eni küçük olan, dar"]}, {"word": "ensizlik", "meanings": ["Ensiz olma durumu"]}, {"word": "enstantane", "meanings": ["Işıklama süresi saniyenin 1\\/25'i veya daha kısa olan hızlı bir hareketi çekme yöntemi", "Bu yöntemle çekilen fotoğraf", "Anlık"]}, {"word": "enstantane fotoğraf", "meanings": ["Enstantane"]}, {"word": "enstrüman", "meanings": ["Çalgı", "Mali belge"]}, {"word": "enstrümantalizm", "meanings": ["Araççılık"]}, {"word": "enstrümantal müzik", "meanings": ["Yalnız çalgılar için hazırlanmış müzik"]}, {"word": "enstrümantal", "meanings": ["Çalgısal, sözsüz", "Vasıta hâli"]}, {"word": "insülin", "meanings": ["Pankreas tarafından salgılanan, kan şekeri düzeyini ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon"]}, {"word": "entari", "meanings": ["Genellikle tek parçalı kadın giyeceği"]}, {"word": "entarilik", "meanings": ["Entari yapılmaya uygun (kumaş)"]}, {"word": "entegre", "meanings": ["Bütünleşmiş"]}, {"word": "entegrasyon", "meanings": ["Bütünleşme", "Uyum"]}, {"word": "entegre olmak", "meanings": ["bütünleşmek"]}, {"word": "entel", "meanings": ["Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse)", "Sahte aydın"]}, {"word": "entelekt", "meanings": ["Anlık"]}, {"word": "entel takılmak", "meanings": ["bir süre entel gibi yaşamaya, onların yaptıklarını yapmaya çalışmak"]}, {"word": "entelektüel", "meanings": ["Aydın", "Fikir sorunlarıyla ilgili"]}, {"word": "entelektüalizm", "meanings": ["Anlıkçılık"]}, {"word": "entelektüellik", "meanings": ["Entelektüel olma"]}, {"word": "entelekya", "meanings": ["Aristo'ya göre, her varlığın erişmeye yöneldiği olgunluk durumu"]}, {"word": "enteresanlık", "meanings": ["Enteresan olma durumu, ilginçlik"]}, {"word": "enternasyonal", "meanings": ["Uluslararası", "Devletlerin proletaryasının katıldığı uluslararası topluluk"]}, {"word": "enteresan", "meanings": ["İlgi çekici, ilginç"]}, {"word": "enternasyonalci", "meanings": ["Uluslararasıcı"]}, {"word": "enternasyonalcilik", "meanings": ["Uluslararasıcılık"]}, {"word": "enternasyonalizm", "meanings": ["Uluslararasıcılık"]}, {"word": "enterne", "meanings": ["`Gözaltına almak` anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "entertip", "meanings": ["Basımcılıkta harfleri satır olarak dizen ve döken dizgi makinesi"]}, {"word": "entimem", "meanings": ["Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım"]}, {"word": "entomolojist", "meanings": ["Böcek bilimci"]}, {"word": "entipüften", "meanings": ["Değeri olmayan", "Derme çatma, uydurma"]}, {"word": "entomoloji", "meanings": ["Böcek bilimi"]}, {"word": "entrika", "meanings": ["Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise, hile, dek (II)"]}, {"word": "entrika çevirmek", "meanings": ["entrika ile amacına ermeye çalışmak, dolap çevirmek"]}, {"word": "entrikaya kurban gitmek", "meanings": ["hileli, dalavereli bir iş sonunda zarara uğramak"]}, {"word": "entrikacı", "meanings": ["Düzenci"]}, {"word": "entrikacılık", "meanings": ["Entrikacı olma durumu"]}, {"word": "enva", "meanings": ["Türler, çeşitler"]}, {"word": "envaiçeşit", "meanings": ["Envaitürlü"]}, {"word": "envaiçeşitli", "meanings": ["Envaitürlü"]}, {"word": "envaitürlü", "meanings": ["Çok değişik türleri olan, çeşitli çeşitli, türlü türlü, envaiçeşit, envaiçeşitli"]}, {"word": "envanter", "meanings": ["Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme", "Bu durumu gösteren çizelge", "Mal ve değerlere ait döküm"]}, {"word": "enzim", "meanings": ["Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde"]}, {"word": "envestisman", "meanings": ["Yatırım"]}, {"word": "epe", "meanings": ["Delici kılıç", "Delici kılıçla oynanan, hedef bölgesi bütün vücut olan bir tür kılıç oyunu"]}, {"word": "epey", "meanings": ["Az denmeyecek kadar, oldukça, hayli, epeyi, epeyce, epeyice"]}, {"word": "eosen", "meanings": ["Üçüncü Çağın, memelilerin oluştuğu dönemi"]}, {"word": "epeyce", "meanings": ["Epey"]}, {"word": "epeyi", "meanings": ["Epey"]}, {"word": "epidemi", "meanings": ["Salgın"]}, {"word": "epidemiyoloji", "meanings": ["Salgın hastalıkları inceleyen hekimlik dalı"]}, {"word": "epiderm", "meanings": ["Üst deri"]}, {"word": "epifit", "meanings": ["Üst bitken"]}, {"word": "epigenez", "meanings": ["Sıralı oluş"]}, {"word": "epigrafi", "meanings": ["Yazıt bilimi"]}, {"word": "epigram", "meanings": ["Her türlü konuda yapılmış kısa manzume"]}, {"word": "epik", "meanings": ["Destansı"]}, {"word": "epikerem", "meanings": ["Önertilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla birlikte ileri sürülen tasım"]}, {"word": "Epikurosçu", "meanings": ["Epikürcü"]}, {"word": "Epikurosçuluk", "meanings": ["Epikürcülük"]}, {"word": "Epikürcü", "meanings": ["Epikuros'un kurduğu felsefe akımını benimseyen, Epikürcülük yanlısı olan, Epikurosçu"]}, {"word": "epilog", "meanings": ["Son söz"]}, {"word": "Epikürcülük", "meanings": ["Hazlara ve mutluluğa yönelik bir hayatın hedef edinilmesini ileri süren öğreti, Epikurosçuluk"]}, {"word": "epistemoloji", "meanings": ["Bilgi kuramı"]}, {"word": "epitel", "meanings": ["Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku, epitelyum"]}, {"word": "epitelyum", "meanings": ["Epitel"]}, {"word": "epizot", "meanings": ["Bir romandaki veya hikâyedeki olay", "Dilim"]}, {"word": "epope", "meanings": ["Destan"]}, {"word": "eprime", "meanings": ["Eprimek işi"]}, {"word": "eprimek", "meanings": ["Bozulmak, ekşiyip çürümek", "Yemiş dura dura olgunlaşmak, yumuşamak", "Erimek"]}, {"word": "Er", "meanings": ["Erbiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "er", "meanings": ["Erkek", "İşini iyi bilen, yetenekli kimse", "Kahraman, yiğit", "Rütbesiz asker, nefer", "Koca"]}, {"word": "epsilon", "meanings": ["Yunan alfabesinin beşinci harfi (e)"]}, {"word": "er kocar, gönül kocamaz", "meanings": ["`kişi ihtiyarlar ama gönlü taze kalır, sevgisi eksilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "er olan ekmeğini taştan çıkarır", "meanings": ["`azimli kimse geçim yolunu bulmak için en güç işlerle bile uğraşmaktan yılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "er lokması er kursağında kalmaz", "meanings": ["`insan, gördüğü iyiliği karşılıksız bırakmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "er oyunu üçe kadar", "meanings": ["`birinci ve ikinci denemede başarılamayan iş için son kez üçüncü deneme yapılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ere gitmek (veya varmak)", "meanings": ["kadın veya kız evlenmek"]}, {"word": "ere vermek", "meanings": ["kızı evlendirmek"]}, {"word": "erim er olsun da yerim çalı dibi olsun", "meanings": ["`kadının kocasının fakir olması önemli değildir, yeter ki aile sorumluluklarını yerine getirsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "er", "meanings": ["Erken"]}, {"word": "erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını", "meanings": ["`davranışlarını içinde bulunduğun koşullara uydur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eradikasyon", "meanings": ["Yok etme"]}, {"word": "erbain", "meanings": ["Rumi takvimde 22 Aralık'tan 31 Ocak gününe kadar süren kırk günlük kış dönemi"]}, {"word": "erbap", "meanings": ["Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan kimse"]}, {"word": "erbaşlık", "meanings": ["Erbaş olma durumu"]}, {"word": "erbaş", "meanings": ["İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker"]}, {"word": "erat", "meanings": ["Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad", "Erler"]}, {"word": "erbin", "meanings": ["Erbiyum oksit (Er2O3) veya erbiyum hidroksit, Er(OH)2"]}, {"word": "er bezi", "meanings": ["Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi, yumurta, husye, haya, testis"]}, {"word": "erbiyum", "meanings": ["Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan bir element (simgesi Er)"]}, {"word": "erce", "meanings": ["Er gibi, ere yakışır bir biçimde"]}, {"word": "ercecik", "meanings": ["Erkenden"]}, {"word": "erdemli", "meanings": ["Erdemi olan, faziletli, faziletkâr"]}, {"word": "erdem", "meanings": ["Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet", "İnsanın ruhsal olgunluğu"]}, {"word": "erdemsiz", "meanings": ["Erdemi olmayan, faziletsiz"]}, {"word": "erdemlilik", "meanings": ["Erdemli olma durumu, faziletlilik"]}, {"word": "erdemsizlik", "meanings": ["Erdemsiz olma durumu, faziletsizlik"]}, {"word": "erden", "meanings": ["Bakire", "Bakire olarak, bakire bir biçimde"]}, {"word": "erdenlik", "meanings": ["Kızlık"]}, {"word": "erdirme", "meanings": ["Erdirmek işi"]}, {"word": "erdirmek", "meanings": ["Ermesini sağlamak, ermesine yol açmak"]}, {"word": "erdişi", "meanings": ["Hem erkek hem dişi gametleri bulunan (birey), erselik, hünsa, hermafrodit", "Çiçekliğinde hem erkek hem dişi çiçeği bulunan (bitki), hermafrodit"]}, {"word": "erdişilik", "meanings": ["Erdişi olma durumu, erseliklik"]}, {"word": "erek", "meanings": ["Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef"]}, {"word": "erek bilimi", "meanings": ["Evreni ereklerle araçlar arasında bir ilişkiler dizgesi olarak gören öğreti, teleoloji", "Yalnızca insan hareketlerinin değil, tarih ve tabiat olaylarının ve bütünün olduğu gibi tek tek olayların da ereklerle belirlenmiş ve yönetilmiş olduğunu kabul eden öğreti, teleoloji"]}, {"word": "erekçilik", "meanings": ["Her şeyin bir erekle belirlendiğini, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş, finalizm"]}, {"word": "ereksel", "meanings": ["Erek niteliğinde olan"]}, {"word": "ereksel neden", "meanings": ["Temelde bulunan erek veya varılmak istenen ereğe götüren sebep"]}, {"word": "ereklilik", "meanings": ["Bir erekle belirlenmiş olma veya bir ereğe yönelmiş olma durumu"]}, {"word": "eren", "meanings": ["Ermiş", "Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse"]}, {"word": "erenlerin sağı solu (belli) olmaz", "meanings": ["ne zaman ne yapacağı belli olmayan kimseler için kullanılan söz"]}, {"word": "erg", "meanings": ["CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir"]}, {"word": "Erendiz", "meanings": ["Jüpiter"]}, {"word": "erg", "meanings": ["Büyük Sahra'da kumullarla örtülü bölge"]}, {"word": "erganun", "meanings": ["Org"]}, {"word": "ergen", "meanings": ["Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ", "Henüz evlenmemiş, bekâr"]}, {"word": "ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma", "meanings": ["`insan hiçbir şeyi incelemeden, gözü kapalı biçimde almamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ergen olmak", "meanings": ["evlenecek çağa girmek"]}, {"word": "er geç", "meanings": ["Erken veya geç, her ne vakit olsa, sonunda, önünde sonunda"]}, {"word": "ergene karı boşamak kolay", "meanings": ["`bir işin içinde olmayanlar o işteki güçlükleri küçümserler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ergene", "meanings": ["Maden yeri"]}, {"word": "ergenleşmek", "meanings": ["Döl verebilecek erişkin duruma gelmiş olmak, erinleşmek, akil baliğ olmak, büluğa ermek", "Rüşdünü ispat etme yaşına gelmiş olmak, erinleşmek, akil baliğ olmak, büluğa ermek"]}, {"word": "ergenleşme", "meanings": ["Ergenleşmek durumu, büluğ"]}, {"word": "ergenlik", "meanings": ["Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem, yeni yetmelik, ergenlik çağı", "Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler"]}, {"word": "ergi", "meanings": ["İyi bir şeye erişme durumu, mazhariyet"]}, {"word": "ergime", "meanings": ["Ergimek işi, zeveban"]}, {"word": "ergime ısısı", "meanings": ["Bir katının sıvı durumuna geçmesi için verilmesi gereken ısı"]}, {"word": "ergimek", "meanings": ["Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek, zeveban etmek"]}, {"word": "ergilik", "meanings": ["Ergi durumu", "Şilt"]}, {"word": "ergimiş maden", "meanings": ["Sıvı duruma gelmiş maden"]}, {"word": "ergime yasası", "meanings": ["Ergime kurallarının değişmez oluşumu"]}, {"word": "ergin", "meanings": ["Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş", "Kişisel haklarını kendi kullanabilmesi için yasanın gösterdiği on sekiz yaşına gelmiş olan (kimse), reşit"]}, {"word": "erginleme", "meanings": ["Erginlemek işi"]}, {"word": "ergime noktası", "meanings": ["Bir katının sıvı duruma geçmeye başladığı ve tamamen sıvılaştığı durum arasındaki sıcaklık derecesi veya aralığı"]}, {"word": "erginlenme", "meanings": ["Erginlenmek işi"]}, {"word": "erginlenmek", "meanings": ["Ergin duruma gelmek"]}, {"word": "erginlemek", "meanings": ["Birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılmak", "Bir kişiyi dernek, topluluk vb.ne özel bir törenle almak"]}, {"word": "erginleşme", "meanings": ["Erginleşmek işi"]}, {"word": "erginleşmek", "meanings": ["Ergin bir duruma gelmek, reşit olmak"]}, {"word": "ergitme", "meanings": ["Ergitmek işi"]}, {"word": "erginlik", "meanings": ["Ergin olma durumu, kemal, rüşt, reşitlik"]}, {"word": "ergitmek", "meanings": ["Ergimesini sağlamak, ergimesine yol açmak"]}, {"word": "ergonomi", "meanings": ["İş bilimi"]}, {"word": "erguvangiller", "meanings": ["Almaşık yapraklı ağaç familyası"]}, {"word": "erguvan", "meanings": ["Baklagillerden, eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacı, deliboynuz (Cercis siliquastrum)"]}, {"word": "erguvani", "meanings": ["Erguvan rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ergürmek", "meanings": ["Ulaştırmak, eriştirmek"]}, {"word": "erigen", "meanings": ["Çabuk eriyip dağılan"]}, {"word": "erik", "meanings": ["Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç (Prunus domestica)", "Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi"]}, {"word": "erika", "meanings": ["Süpürge otu"]}, {"word": "erik hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş erik, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "erik kompostosu", "meanings": ["Yaş erik, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "eriklik", "meanings": ["Erik yetiştirilen bahçe"]}, {"word": "erik marmeladı", "meanings": ["Şeker karıştırılarak pişirilmiş erik ezmesi"]}, {"word": "erik pestili", "meanings": ["Eriğin kaynatılması ve yufka biçiminde kurutulması ile hazırlanan pestil"]}, {"word": "erik reçeli", "meanings": ["Eriğin şeker ile kaynatılması sonucu yapılan reçeli"]}, {"word": "erik rakısı", "meanings": ["Erik suyunun damıtılmasıyla elde edilen bir rakı türü"]}, {"word": "erillik", "meanings": ["Eril olma durumu, müzekkerlik"]}, {"word": "eril", "meanings": ["Bazı dillerde erkek cinsten sayılan (kelime), müzekker"]}, {"word": "erim", "meanings": ["Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil"]}, {"word": "erim", "meanings": ["Muştu"]}, {"word": "erime", "meanings": ["Erimek işi"]}, {"word": "erimek", "meanings": ["Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek", "Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek", "Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak", "Çok zayıflamak", "Utancından çok sıkılmak", "Yok olmak, bitmek, tükenmek"]}, {"word": "eriyip gitmek", "meanings": ["yok olmak"]}, {"word": "eriyip bitmek", "meanings": ["üzüntü ve sıkıntıdan çok zayıflamak"]}, {"word": "erin", "meanings": ["Ergen"]}, {"word": "erim erim", "meanings": ["`Zayıflamak, güçsüz bir duruma gelmek` anlamlarındaki erim erim erimek sözünde geçer"]}, {"word": "erincek", "meanings": ["Tembel, üşenen"]}, {"word": "erinç", "meanings": ["Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu, dirlik, rahat, huzur"]}, {"word": "erinçli", "meanings": ["Erinci olan, huzurlu, rahat"]}, {"word": "erinçsiz", "meanings": ["Erinci olmayan, tasalı, huzursuz, rahatsız"]}, {"word": "erinlik", "meanings": ["Erin olma durumu, büluğ"]}, {"word": "erinmek", "meanings": ["Üşenmek"]}, {"word": "erinme", "meanings": ["Erinmek işi"]}, {"word": "erirlik", "meanings": ["Eriyebilme niteliği veya derecesi"]}, {"word": "erinenin oğlu kızı olmamış", "meanings": ["`bir şeyi elde etmek için çalışmalı, tembel tembel oturmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eristik", "meanings": ["Didişim"]}, {"word": "eriş", "meanings": ["Erme işi"]}, {"word": "erişilmek", "meanings": ["Erişme işi yapılmak, ulaşılmak, yetişilmek"]}, {"word": "erişilme", "meanings": ["Erişilmek işi"]}, {"word": "erişim", "meanings": ["Erişme işi", "Belli iki yer arasında gidip gelebilme, ulaşım, muvasala"]}, {"word": "erişkin", "meanings": ["Beden gelişimi tamamlanmış olan, kâhil"]}, {"word": "erişkinlik", "meanings": ["Erişkin olma durumu, olgunluk, kâhillik"]}, {"word": "erişmek", "meanings": ["Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak", "Bir yere ulaşmak, varmak", "Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak", "Zaman gelip çatmak"]}, {"word": "erişme", "meanings": ["Erişmek işi"]}, {"word": "erişte", "meanings": ["İnce ince kesilip kurutulan hamur", "Deniz yosunu"]}, {"word": "eriştirmek", "meanings": ["Erişmesini sağlamak"]}, {"word": "eriştirme", "meanings": ["Eriştirmek işi"]}, {"word": "eriten", "meanings": ["İçinde katı bir madde eriyebilen veya katı bir maddeyi eritebilen (sıvı)"]}, {"word": "eritici", "meanings": ["Bir başka maddeyi eriten, çözündüren cisim"]}, {"word": "eritilme", "meanings": ["Eritilmek işi"]}, {"word": "eritilmek", "meanings": ["Eritme işi yapılmak"]}, {"word": "eritiş", "meanings": ["Eritme işi"]}, {"word": "eritme", "meanings": ["Eritmek işi", "Metallerde erimeyi sağlamak amacıyla dökümden önce yapılan ısıtma işlemi", "Eritilerek elde edilen"]}, {"word": "eritmek", "meanings": ["Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak", "Harcayıp tüketmek", "Çok üzmek", "Zayıflatmak", "Yok etmek"]}, {"word": "eriyik", "meanings": ["İçindeki katı madde erimiş bulunan sıvı, mahlul, solüsyon"]}, {"word": "eritrosit", "meanings": ["Alyuvar"]}, {"word": "eritme peynir", "meanings": ["Sert peynirlerin eritilip bazen baharat katılmasıyla elde edilen bir peynir türü"]}, {"word": "eriyiş", "meanings": ["Erime işi"]}, {"word": "erk", "meanings": ["Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar", "Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz", "Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği"]}, {"word": "erkân", "meanings": ["Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler", "Yol, yöntem", "General veya amiral aşamasındaki askerler"]}, {"word": "erkânıharbiyeiumumiye", "meanings": ["Genelkurmay"]}, {"word": "erkân göstermek", "meanings": ["yolunu yordamını öğretmek"]}, {"word": "erkân kürkü", "meanings": ["Padişahın vezirlerine giydirdiği kürk"]}, {"word": "erkânıharp", "meanings": ["Kurmay"]}, {"word": "erkânıharplik", "meanings": ["Erkânıharp olma durumu"]}, {"word": "erke", "meanings": ["Enerji", "Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü"]}, {"word": "erkeç", "meanings": ["İğdiş edilmiş, üç yaşından büyük erkek keçi"]}, {"word": "erkeçsakalı", "meanings": ["Keçisakalı"]}, {"word": "erkek", "meanings": ["Yetişkin adam, bay, er kişi", "İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı", "Koca", "Sperma oluşturan organizma", "Sözüne güvenilir, mert", "Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı", "Sert, kolay bükülmez"]}, {"word": "erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi?", "meanings": ["`güçlülük ve yüreklilik yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkek gibi", "meanings": ["erkeğe yakışır, erkeğe benzer"]}, {"word": "erkek koyun kasap dükkânına yaraşır", "meanings": ["`miskin erkek, yaşamaya layık değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkek olmak", "meanings": ["kadınken cinsiyet değiştirmek", "erkeğe yaraşır davranışlarda bulunur duruma gelmek", "sünnet olarak erkekliğe adım atmak"]}, {"word": "erkek sel, kadın göl", "meanings": ["`erkek, parayı bilinçsizce harcama eğiliminde olsa bile kadın buna meydan vermemeli, tutumlu olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer", "meanings": ["`kendini bir erkeğe beğendirmek isteyen kadın, ona güzel yemekler hazırlamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkek anahtar", "meanings": ["Dişi yuvaya giren anahtar"]}, {"word": "erkekçe", "meanings": ["Erkek gibi, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, mertçe"]}, {"word": "erkek bakır", "meanings": ["Kolay ısınıp geç soğuyan, sert bir bakır türü"]}, {"word": "erkek erkeğe", "meanings": ["Yalnız erkekler arasında"]}, {"word": "erkekçil", "meanings": ["Erkeğe düşkün"]}, {"word": "erkek demir", "meanings": ["Bir tür sert demir"]}, {"word": "erkek fiş", "meanings": ["Prize sokulan bacaklı elektrik fişi"]}, {"word": "erkeklenme", "meanings": ["Erkeklenmek işi"]}, {"word": "erkeklenmek", "meanings": ["Kabadayılık gösterisinde bulunmak"]}, {"word": "erkekler hamamı", "meanings": ["İçinde sadece erkeklerin yıkandığı veya erkeklere ayrılmış hamam"]}, {"word": "erkekleşme", "meanings": ["Erkekleşmek işi"]}, {"word": "erkekleşmek", "meanings": ["Çocukluk çağından çıkıp erkeklik çağına girmek", "Kız, kadın erkek gibi sert davranışlar kazanmak"]}, {"word": "erkekli", "meanings": ["Erkeği olan"]}, {"word": "erkeklik öldü mü?", "meanings": ["`haksızlığa karşı koymak, mertlik göstermek gerekiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkeklik sende kalsın!", "meanings": ["`karşısındakinin yakışıksız davranışına uyup da tatsızlık çıkarma, efendice davran!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkeklik", "meanings": ["Erkek olma durumu", "Yiğitlik", "Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü"]}, {"word": "erkeklik taslamak", "meanings": ["kendini erkek gibi göstermek, erkekçe davranışta bulunmak, kabadayıca davranmak"]}, {"word": "erkekliğe sığmamak", "meanings": ["mertliğe, yiğitliğe yakışmamak"]}, {"word": "erkekliği kesilmek", "meanings": ["erkek fizyolojik görevini yerine getirememek"]}, {"word": "erkeklik organı", "meanings": ["Erkeğin çiftleşme organı, kamış, sik, zeker, penis, fallus"]}, {"word": "erkekliğine yedirememek", "meanings": ["mertliğe, yiğitliğe yakıştıramamak"]}, {"word": "erkekli kadınlı", "meanings": ["Kadın erkek hep bir arada yapılan", "Kadın erkek hep bir arada olarak"]}, {"word": "erkek organ", "meanings": ["Bitkilerde taç yaprakların çevrelediği, döllenmeyi sağlayan tek veya birçoğu bir arada bulunan organ"]}, {"word": "erkeksi", "meanings": ["Erkeği andıran, erkeğe benzeyen, erkek gibi, erkeğimsi, maskulen"]}, {"word": "erkeksilik", "meanings": ["Erkeksi olma durumu"]}, {"word": "erkeksiz", "meanings": ["Erkeği bulunmayan", "Erkek olmaksızın"]}, {"word": "erkek terzisi", "meanings": ["Erkek elbisesi diken terzi"]}, {"word": "erken", "meanings": ["Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı", "Sabahın ilk saatlerinde"]}, {"word": "erken kalktım işime, şeker kattım aşıma", "meanings": ["`işine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır", "meanings": ["`yapacakları işlere erken başlayanlar kazançlı çıkarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "erkence", "meanings": ["Oldukça erken"]}, {"word": "erken bunama", "meanings": ["Yaşlanmaya bağlı olmaksızın beyin hücrelerinde yozlaşma sonucu ortaya çıkan ilerleyici bellek zayıflığı"]}, {"word": "erkenci", "meanings": ["Erken davranan (kimse)", "Erken olgunlaşan veya yetişen (meyve, sebze)", "Sabahın ilk saatlerinde harekete geçen"]}, {"word": "erkenden", "meanings": ["Erken olarak, çok erken, ercecik"]}, {"word": "erkete", "meanings": ["Gözetleme"]}, {"word": "erketeci", "meanings": ["Gözetleyici"]}, {"word": "erketecilik", "meanings": ["Gözetleyicilik"]}, {"word": "erketecilik etmek", "meanings": ["gözetlemek"]}, {"word": "erketelik", "meanings": ["Gözetleyicilik"]}, {"word": "erketelik yapmak", "meanings": ["gözetlemek"]}, {"word": "erkin", "meanings": ["Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest"]}, {"word": "erkinci", "meanings": ["Liberal"]}, {"word": "erkincilik", "meanings": ["Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında hür yarışmayı savunan, bireyler, sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti, liberalizm, devletçilik, toplumculuk karşıtı", "Herkese vicdan, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, hür düşünüşe bağlı dünya görüşü, liberalizm"]}, {"word": "erkli", "meanings": ["Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir"]}, {"word": "erksizlik", "meanings": ["Başsızlık"]}, {"word": "erkinlik", "meanings": ["Erkin olma durumu, serbestlik"]}, {"word": "erlik", "meanings": ["Erkeklik, yiğitlik", "Er olma durumu"]}, {"word": "erklilik", "meanings": ["Erkli olma durumu, muktedirlik, nüfuzluluk"]}, {"word": "erme", "meanings": ["Ermek işi"]}, {"word": "ermek", "meanings": ["Erişmek", "Kavuşmak", "Yetişip dokunmak", "İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek", "Ürün olgunlaşmak", "Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek"]}, {"word": "erdiğine erer, ermediğine taş atar", "meanings": ["`amacına ulaşamadığında her türlü kötülüğü yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Ermeni gelini gibi kırıtmak", "meanings": ["ağır veya yavaş hareket etmek"]}, {"word": "Ermeni", "meanings": ["Ermenistan'da ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan halk veya bu halktan olan kimse"]}, {"word": "Ermenice", "meanings": ["Hint-Avrupa dil ailesinden, Ermenilerin kullandığı dil, Ermeni dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "er meydanı", "meanings": ["Güreş meydanı", "Kahramanlığın, cesaretin, güç ve yeteneğin gösterileceği yer", "Boy ölçüşülecek, yarışılacak durum"]}, {"word": "ermin", "meanings": ["Kakım"]}, {"word": "ermiş", "meanings": ["Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli"]}, {"word": "ermişlik", "meanings": ["Ermiş olma durumu, evliyalık, velilik"]}, {"word": "eroin", "meanings": ["Morfinden kimyasal yolla elde edilen uyuşturucu bir madde"]}, {"word": "eroinci", "meanings": ["Eroin bağımlısı kimse, eroinman"]}, {"word": "eroincilik", "meanings": ["Eroinci olma durumu"]}, {"word": "eroinman", "meanings": ["Eroinci"]}, {"word": "eroinmanlık", "meanings": ["Eroinman olma durumu"]}, {"word": "eros", "meanings": ["Ruhsal çözümleme açısından cinsel eğilimler ve bundan doğan isteklerin tümü"]}, {"word": "erosal", "meanings": ["Erotik"]}, {"word": "erosçuluk", "meanings": ["Erotizm"]}, {"word": "erotik", "meanings": ["Cinsel duyumlar veya onlara bağlı olan duyumların uyandırdığı duygu ve coşkularla ilgili olan, kösnül, şehvani, şehevi, erosal"]}, {"word": "erosçu", "meanings": ["Roman, hikâye, heykel, resim vb. sanat eserlerinde aşk konusuna ve cinsel ilişkilere geniş yer veren sanatçı"]}, {"word": "erotizm", "meanings": ["Cinsel duygu ve isteklerine çok düşkün olma durumu, kösnüllük, erosçuluk, şehvaniyet"]}, {"word": "erozyon", "meanings": ["Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl", "Değer veya saygınlık kaybetme"]}, {"word": "erozyona uğramak", "meanings": ["aşınmak", "değer veya saygınlık kaybetmek"]}, {"word": "erseliklik", "meanings": ["Erdişilik"]}, {"word": "ersiz", "meanings": ["Kocasız"]}, {"word": "ersizlik", "meanings": ["Kocasızlık"]}, {"word": "ersemek", "meanings": ["Erkek istemek"]}, {"word": "erselik", "meanings": ["Erdişi"]}, {"word": "erseme", "meanings": ["Ersemek durumu"]}, {"word": "er suyu", "meanings": ["Meni"]}, {"word": "ertelemek", "meanings": ["Sonraya bırakmak, tehir etmek, tecil etmek, talik etmek"]}, {"word": "erteleme", "meanings": ["Ertelemek işi, tehir, tecil, talik"]}, {"word": "erteleniş", "meanings": ["Ertelenme işi"]}, {"word": "ertelenmek", "meanings": ["Daha sonraki bir zamana bırakılmak"]}, {"word": "erteleyiş", "meanings": ["Erteleme işi"]}, {"word": "ertelenme", "meanings": ["Ertelenmek işi"]}, {"word": "ervah", "meanings": ["Ruhlar"]}, {"word": "ervahına yuf olsun!", "meanings": ["`yazıklar olsun, Allah kahretsin!` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "ertesi", "meanings": ["Bir günün, haftanın, ayın, mevsimin, yılın ardından gelen (gün, hafta, ay, mevsim, yıl), ferdası"]}, {"word": "erzak", "meanings": ["Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı"]}, {"word": "es geçmek", "meanings": ["üzerinde durmamak, boş vermek, önemsememek"]}, {"word": "es", "meanings": ["Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı"]}, {"word": "esame", "meanings": ["Adlar, isimler"]}, {"word": "esamesi okunmamak", "meanings": ["kendisine değer verilmemek, adı anılmamak"]}, {"word": "esans", "meanings": ["Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı"]}, {"word": "esarette kalmak", "meanings": ["uzun süre esir olarak bulunmak"]}, {"word": "esas", "meanings": ["Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel", "Bir iş veya sözde doğru biçim", "Ana, temel olarak alınan, başlıca, asal, esasi"]}, {"word": "esaret", "meanings": ["Kölelik, tutsaklık, esirlik", "Boyunduruk", "Hâkimiyet altında bulunma"]}, {"word": "esasa bağlamak", "meanings": ["belirli bir kurala dayandırmak"]}, {"word": "esası olmamak", "meanings": ["gerçek olmamak, yalan olmak"]}, {"word": "esasına bakarsan", "meanings": ["aslına bakarsan"]}, {"word": "esas duruş", "meanings": ["Dimdik, kımıldamaksızın durma, esas vaziyet"]}, {"word": "esasen", "meanings": ["Başından, temelinden, kökeninden", "Zaten", "Nasıl olsa, gene", "Aslında"]}, {"word": "esaslandırma", "meanings": ["Esaslandırmak işi"]}, {"word": "esasi", "meanings": ["Asal"]}, {"word": "esaslandırmak", "meanings": ["Esaslı duruma getirmek, sağlamlaştırmak"]}, {"word": "esaslanma", "meanings": ["Esaslanmak işi"]}, {"word": "esaslanmak", "meanings": ["Temeli sağlamlaşmak, temelleşmek", "Kökleşmek"]}, {"word": "esassız", "meanings": ["Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız", "Doğru olmayan, yalan"]}, {"word": "esaslı", "meanings": ["Köklü, geniş ölçüde etkili, güzel, doğru", "Kuvvetli, etkili", "Köklü, etkili, güzel bir biçimde, doğru olarak"]}, {"word": "esas vaziyet", "meanings": ["Esas duruş"]}, {"word": "esatir", "meanings": ["Tarih öncesi tanrılarının efsaneli serüvenlerini anlatan ve bir topluluğun duygularını, anlayışını ve özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan hikâyeler, mitoloji"]}, {"word": "esas vaziyete geçmek", "meanings": ["hazır ol durumunu almak"]}, {"word": "esatirî", "meanings": ["Esatirle ilgili, esatire ait"]}, {"word": "esbabımucibe", "meanings": ["Gerekçe"]}, {"word": "esbak", "meanings": ["Eski, geçmiş, önceki"]}, {"word": "esef", "meanings": ["Üzüntü, kaygı, tasa", "Yerinme"]}, {"word": "esbap", "meanings": ["Sebepler, nedenler", "Vasıtalar, araçlar"]}, {"word": "esef olunmak", "meanings": ["üzüntü duyulmak"]}, {"word": "esef etmek", "meanings": ["üzülmek"]}, {"word": "eseflenmek", "meanings": ["Üzülmek"]}, {"word": "eseflenme", "meanings": ["Eseflenmek işi"]}, {"word": "esefli", "meanings": ["Üzüntülü, tasalı, kaygılı"]}, {"word": "eselemek beselemek", "meanings": ["Kandırmak için her türlü yola başvurmak, allem etmek kallem etmek"]}, {"word": "eseme", "meanings": ["Mantık"]}, {"word": "esen kalmak", "meanings": ["ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli olmak"]}, {"word": "esen", "meanings": ["Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim"]}, {"word": "esenlemek", "meanings": ["Selamlamak", "Birine esenlik dileyerek ayrılmak, veda etmek"]}, {"word": "esenleşme", "meanings": ["Esenleşmek işi, selamlaşma"]}, {"word": "esenleme", "meanings": ["Esenlemek işi, selam"]}, {"word": "esenlik", "meanings": ["Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı"]}, {"word": "esenleşmek", "meanings": ["Selamlaşmak", "Vedalaşmak"]}, {"word": "esenlikli", "meanings": ["Esenliği olan"]}, {"word": "eser kalmamak", "meanings": ["hiçbir belirti, iz olmamak"]}, {"word": "esericedit kâğıdı", "meanings": ["Esericedit"]}, {"word": "eser", "meanings": ["Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt", "Yayın, kitap, yapıt", "İz, işaret, im", "Soyut kavramlarda belirti"]}, {"word": "esermek", "meanings": ["Bakmak, beslemek, yetiştirmek"]}, {"word": "eserme", "meanings": ["Esermek işi"]}, {"word": "esham", "meanings": ["Paylar, hisseler", "Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler"]}, {"word": "esermek besermek", "meanings": ["emek vererek ortaya çıkarmak"]}, {"word": "esik", "meanings": ["Çukur yer"]}, {"word": "esim", "meanings": ["Yelin esişi"]}, {"word": "esin", "meanings": ["Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham", "Sabah yeli"]}, {"word": "esindirme", "meanings": ["Esindirmek işi"]}, {"word": "esindirmek", "meanings": ["Birinde esin uyandırmak, ilham etmek"]}, {"word": "esinleme", "meanings": ["Esinlemek işi"]}, {"word": "esinlemek", "meanings": ["Birine esin duymasını sağlamak, ilham vermek"]}, {"word": "esinlenme", "meanings": ["Esinlenmek işi"]}, {"word": "esinlenmek", "meanings": ["Bir şeyden ilham almak, içine doğmak, mülhem olmak"]}, {"word": "esinti", "meanings": ["Belli belirsiz hissedilen hafif yel, nefha"]}, {"word": "esintili", "meanings": ["Esintisi olan"]}, {"word": "esintisiz", "meanings": ["Esintisi olmayan"]}, {"word": "esir almak", "meanings": ["tutsak etmek", "alıkoymak, meşgul etmek"]}, {"word": "esir", "meanings": ["Tutsak", "Köle", "Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse"]}, {"word": "esir düşmek", "meanings": ["tutsak olmak"]}, {"word": "esir etmek", "meanings": ["tutsak durumuna getirmek", "alıkoymak, meşgul etmek"]}, {"word": "esir olmak", "meanings": ["tutsak olmak"]}, {"word": "esir yatmak", "meanings": ["savaşta düşman eline düşüp uzun süre tutsak kalmak, esarette kalmak"]}, {"word": "esir", "meanings": ["Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz", "Hava"]}, {"word": "esirci", "meanings": ["Köle ve cariye alan ve satan kimse"]}, {"word": "esircilik", "meanings": ["Esircinin yaptığı iş"]}, {"word": "esire", "meanings": ["Dişi tutsak", "Cariye, dişi köle"]}, {"word": "esirgeme", "meanings": ["Esirgemek işi, koruma, himaye, vikaye"]}, {"word": "esirgemek", "meanings": ["Korumak, himaye etmek, vikaye etmek", "Bir şeyi yapmaktan veya vermekten kaçınmak"]}, {"word": "esirgememek", "meanings": ["feda etmekten çekinmemek, diriğ etmemek"]}, {"word": "esirgemezlik", "meanings": ["Özveride bulunma"]}, {"word": "esirgenme", "meanings": ["Esirgenmek işi"]}, {"word": "esirgenmek", "meanings": ["Esirgeme işi yapılmak"]}, {"word": "esirgeyiş", "meanings": ["Esirgeme işi"]}, {"word": "esirgeyici", "meanings": ["Koruyan, koruyucu"]}, {"word": "gizli", "meanings": ["Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı, mahfi", "Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan", "Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen", "İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim", "Saklı olarak, saklayarak"]}, {"word": "gizli tutmak", "meanings": ["bir şeyi başkalarına duyurmamak, saklamak"]}, {"word": "gizlide gebe kalan aşikârede doğurur", "meanings": ["`toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gizlice", "meanings": ["Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak, zuladan"]}, {"word": "gizli cemiyet", "meanings": ["Gizli örgüt, illegal kurulmuş cemiyet"]}, {"word": "gizli celse", "meanings": ["Gizli duruşma"]}, {"word": "gizlicilik", "meanings": ["Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad, okültizm"]}, {"word": "gizliden gizliye", "meanings": ["Kimsenin haberi olmadan, kimseye haber vermeden, el altından, kimseye duyurmadan, gizlice"]}, {"word": "gizli dil", "meanings": ["Bazı kişilerin başkalarının anlamadığı ve sadece kendilerinin özel anlamlarını bildiği kelimelerle konuştuğu dil"]}, {"word": "gizli dernek", "meanings": ["Belli sayıda kişilerin illegal faaliyetleri sürdürmek amacıyla kurdukları dernek"]}, {"word": "gizli din", "meanings": ["İnanılan kurallarının hiç kimseye açıklanmadığı, sır gibi saklanan din"]}, {"word": "gizli din taşımak", "meanings": ["göründüğünden farklı bir din veya inanç sahibi olmak"]}, {"word": "gizli duruşma", "meanings": ["Adliyede, sadece izinli veya görevli olanların katılabildiği, kamuya kapalı duruşma, gizli celse"]}, {"word": "gizli kapaklı", "meanings": ["Başkalarına duyurulmayan, kimseye haber verilmeyerek yapılan (iş)", "Açık, anlaşılır olmayan (söz, konuşma)"]}, {"word": "gizlilik", "meanings": ["Gizli olma durumu, mahremiyet"]}, {"word": "gizli oturum", "meanings": ["Genellikle ilgililerden başkasının katılmasına, dinlemesine izin verilmeyen toplantı"]}, {"word": "gizli sıtma", "meanings": ["Kendini belli etmeyen sıtma", "Gizlice kötülük eden kimse"]}, {"word": "gizli oy", "meanings": ["Bir işlemin herhangi bir kurulun oyuna bağlı olması durumunda oy verecek olanların oylarını gizli olarak vermeleri yöntemi"]}, {"word": "gizli şeker", "meanings": ["Henüz tanısı konulmamış veya yüksek düzeyde seyretmeyen şeker hastalığı"]}, {"word": "gizli yama", "meanings": ["Gözle görülemeyecek kadar özenli bir biçimde yapılmış yama"]}, {"word": "gladyatör", "meanings": ["Eski Roma'da arenada birbirleriyle veya yırtıcı hayvanlarla dövüşen kimse"]}, {"word": "glasnost", "meanings": ["Açıklık politikası"]}, {"word": "glase", "meanings": ["Yumuşak deri", "Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan (eşya)"]}, {"word": "glasyolog", "meanings": ["Buzul bilimci"]}, {"word": "glasyoloji", "meanings": ["Buzul bilimi"]}, {"word": "global", "meanings": ["Küresel", "Toptan"]}, {"word": "glikojen", "meanings": ["Karaciğer ve kaslarda bulunan, hidrolizle şeker veren karbonhidrat"]}, {"word": "glayöl", "meanings": ["Kuzgunkılıcı"]}, {"word": "glikol", "meanings": ["Çok dayanıklı filmlerin ve bazı sentetik kumaşların yapımında kullanılan, birleşiminde iki alkol grubu bulunan madde, dialkol (CH2 OH-CH2 OH)"]}, {"word": "glikoz", "meanings": ["Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşup özellikle üzüm suyunda bulunan şeker, üzüm şekeri yapısındaki basit şeker (C6H12O6)"]}, {"word": "glikozit", "meanings": ["Birçok bitkide bulunan glikoz birleşiklerinin genel adı"]}, {"word": "glikozüri", "meanings": ["Sıklıkla şeker hastalığında görülen, idrarda glikozun bulunması durumu"]}, {"word": "gliserin", "meanings": ["Yağlı maddelerden, sabunlaştırma yoluyla çıkarılan, renksiz, tatlı şurup kıvamındaki sıvı (CH2 OH-CHOH-CH2 OH)"]}, {"word": "globalleşme", "meanings": ["Küreselleşme"]}, {"word": "glokom", "meanings": ["Karasu"]}, {"word": "globalleşmek", "meanings": ["Küreselleşmek"]}, {"word": "gocuk", "meanings": ["Tek parça hayvan postundan yapılan ceket", "İçi kürk, pelüş vb.nden yapılan kalın ceket"]}, {"word": "globülin", "meanings": ["Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein"]}, {"word": "glüten", "meanings": ["Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran bir tür madde", "Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde"]}, {"word": "glokoni", "meanings": ["Koyu yeşil renkli, hidratlı doğal demir ve potasyum silikat"]}, {"word": "glüten tutkalı", "meanings": ["Hayvanların deri, kemik, sinir vb. artıklarından elde edilen, genellikle sıcak olarak kullanılan bir yapıştırıcı türü"]}, {"word": "glüten ekmeği", "meanings": ["Şeker hastalığı olanlar için yapılan nişastasız ekmek"]}, {"word": "goblen", "meanings": ["Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme", "Bu tür işlenmiş (kumaş)"]}, {"word": "gnays", "meanings": ["Kuvars, mika ve feldspattan birleşmiş kayaç"]}, {"word": "gocuklu", "meanings": ["Üzerinde gocuğu bulunan"]}, {"word": "gocundurma", "meanings": ["Gocundurmak işi"]}, {"word": "gocundurmak", "meanings": ["Gocunmasına sebep olmak"]}, {"word": "gocunma", "meanings": ["Gocunmak işi"]}, {"word": "gocunmak", "meanings": ["Bir şeyden alınmak", "Çekinmek, kaçınmak"]}, {"word": "gofret", "meanings": ["Üzeri petek biçiminde, arasında krema bulunan, bisküviye benzer tatlı, hafif bir yiyecek"]}, {"word": "gol", "meanings": ["Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı"]}, {"word": "gol atmak", "meanings": ["topun karşı takımın kalesine girmesini sağlamak"]}, {"word": "gol yemek", "meanings": ["topun kendi kalesine girmesine engel olamamak"]}, {"word": "gol kaçırmak", "meanings": ["uygun durumda olmasına rağmen karşı takımın kalesine topu sokamamak"]}, {"word": "gol olmak", "meanings": ["top kaleye girmek"]}, {"word": "golcü", "meanings": ["Çok gol atan oyuncu"]}, {"word": "golf", "meanings": ["Çimenlerle kaplı, açık, geniş bir alanda, ufak bir topu özel sopalarla ilerleterek belli bir deliğe sokma amaçlı oynanan oyun"]}, {"word": "golfçü", "meanings": ["Golf oynayan kimse"]}, {"word": "golf pantolon", "meanings": ["Paçaları büzgülü bacak bölümü daha geniş pantolon"]}, {"word": "gomalak", "meanings": ["Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine"]}, {"word": "golfstrim", "meanings": ["Atlas Okyanusu'nda, Meksika Körfezi'nden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusyası'nın kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı"]}, {"word": "gol toto", "meanings": ["Futbol maçlarındaki en çok gollü sonuçları önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun"]}, {"word": "gonca", "meanings": ["Henüz açılmamış veya açılmak üzere olan çiçek, tomurcuk"]}, {"word": "gollük", "meanings": ["Gol olmaya elverişli, gol olabilecek"]}, {"word": "gondol", "meanings": ["Genellikle Venedik'te kullanılan, ayakta, kıç tarafta tek kürekle yürütülen, 10 metre uzunluğunda, yassı ve iki başı yukarıya kıvrık kayık", "Genellikle söz ve nişanlarda kız tarafına içine şeker, çikolata vb. konularak armağan olarak verilen, kesme cam veya gümüşten, yayvan, kayık biçiminde tabak"]}, {"word": "gondolcu", "meanings": ["Gondol çalıştıran kimse"]}, {"word": "gonokok", "meanings": ["Belsoğukluğu mikrobu"]}, {"word": "goril", "meanings": ["Afrika'nın Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşayan, iri ve güçlü bir tür maymun (Gorilla gorilla)", "Koruyucu"]}, {"word": "gonk", "meanings": ["Keçe veya bez kaplı bir tokmakla vurularak uzun süreli ses veren, tepsi biçiminde, madenî bir çalgı", "Bazı saatlerde belirli zamanları bildiren zil düzeneği", "Boksta her raundun başlangıç ve bitimini bildiren ses verici araç"]}, {"word": "goşist", "meanings": ["Goşizm yanlısı olan kimse veya tutum"]}, {"word": "goşizm", "meanings": ["Solculuğun aşırı biçimi"]}, {"word": "Gotik", "meanings": ["Gotça", "Gotlarla ilgili", "Orta Çağ'a özgü"]}, {"word": "Gotik harfler", "meanings": ["İlk basım denemelerinde kullanılmış olan köşeli harfler"]}, {"word": "Gotik sanat", "meanings": ["Temel özelliği sivrilik olan, XII. yüzyıldan sonra Rönesans'a kadar Avrupa'da gelişen sanat ve mimarlık üslubu"]}, {"word": "Gotlar", "meanings": ["Orta Çağda Orta Avrupa'da yaşayan bir ulus"]}, {"word": "goygoycu", "meanings": ["Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen kimse", "Boşu boşuna, bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimse", "Şakşakçı", "Dilenci"]}, {"word": "goygoyculuk", "meanings": ["Goygoycunun yaptığı iş", "Goygoycu olma durumu"]}, {"word": "göbek bağlamak (veya salıvermek)", "meanings": ["şişmanlayarak karnı büyümek, göbeklenmek"]}, {"word": "göbek atmak", "meanings": ["karnını hareket ettirerek oynamak", "çok sevinmek"]}, {"word": "göbek", "meanings": ["İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk", "Yağ bağlamış şişman karın", "Şehir, ülke vb.nin orta kısmı", "Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı", "Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim", "Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada", "Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri", "Değirmen taşının ortası", "Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva", "Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer", "Kuşak, nesil, batın", "Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça"]}, {"word": "göbek çalkamak (veya çalkalamak)", "meanings": ["göbeğini sağa sola hareket ettirerek oynamak"]}, {"word": "göbeği çıkmak", "meanings": ["şişmanlamak"]}, {"word": "göbeği biriyle bağlı (veya beraber kesilmiş)", "meanings": ["her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "göbeği çatlamak", "meanings": ["birçok güçlüğü yenmek için çok uğraşmak"]}, {"word": "göbeği düşmek", "meanings": ["göbek deliğinin kapanmamasından fıtık oluşmak"]}, {"word": "göbeğini eritmek", "meanings": ["zayıflamak"]}, {"word": "göbeği sokakta kesilmiş", "meanings": ["evde durmayıp hep sokaklarda gezen, sürtük"]}, {"word": "göbeğini kesmek", "meanings": ["çocuğun göbeğiyle etene arasındaki damar örgüsünü kesmek", "birini çok eskiden beri tanımak, bilmek"]}, {"word": "göbek adı", "meanings": ["Yeni doğan çocuğun göbeği kesilirken konulan ad"]}, {"word": "göbek bağı", "meanings": ["Yeni doğan çocuğun göbeği kesildikten sonra kan gelmemesi için geri kalan damar örgüsüne bağladıkları bağ", "Yakın ilişki", "Gebelik döneminde anne ile bebeği arasında beslenmeyi sağlayan bağ, kordon", "Bir bitkide yumurtacığı yumurtalığın etenesine bağlayan kordon"]}, {"word": "göbek dansı", "meanings": ["Genellikle göbek ve kalça sallamak veya kıvırmakla yapılan dans"]}, {"word": "göbek havası", "meanings": ["Sanat değeri olmayan, hafif, eğlenmek amacıyla çalınan veya söylenen oyun havaları", "Çok eğlenceli durum"]}, {"word": "göbekli", "meanings": ["Karnı yağlanıp şişmanlamış", "Yaprakları büyüyüp sıklaşmış (marul, lahana)"]}, {"word": "göbeklenme", "meanings": ["Göbeklenmek işi"]}, {"word": "göbeklenmek", "meanings": ["Karnı yağlanıp şişmanlamak", "Marul, lahana yaprakları büyüyüp sıklaşmak"]}, {"word": "göbek odunu", "meanings": ["Ağaç gövdesinin diğer bölümlerine göre farklı özellik gösteren iç odun bölümü"]}, {"word": "göbek otu", "meanings": ["Yaprakları etli, otsu bir bitki (Umbilicus pendulinus)"]}, {"word": "göbek taşı", "meanings": ["Hamamlarda, terlemek için üzerine uzanılan ve alttan ısıtılan geniş mermer seki"]}, {"word": "göbel", "meanings": ["Kimsesiz, başıboş çocuk", "Yaramaz çocuk", "Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler"]}, {"word": "göbelek", "meanings": ["Rengi siyah beyaz veya bej beyaz olan, kurutulabilen, yenebilen bir tür şapkalı mantar"]}, {"word": "göce", "meanings": ["Tarhana, bulgur yapmak için kullanılan kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday", "Yarılmış ve kırılmış bulgurdan yapılan çorba"]}, {"word": "göcen", "meanings": ["Tavşan yavrusu", "Kedi, köpek yavrusu", "Domuz yavrusu"]}, {"word": "göbelez", "meanings": ["Köpek yavrusu"]}, {"word": "göç", "meanings": ["Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret", "Evden eve taşınma, nakil", "Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları", "Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri"]}, {"word": "göç yolda düzülür", "meanings": ["`işe başlansın arkası gelir, eksikler zamanla giderilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göç etmek (veya eylemek)", "meanings": ["oturduğu yerden başka bir yere gidip yerleşmek, göçmek", "ölmek"]}, {"word": "göçebe", "meanings": ["Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk), göçer, göçkün", "Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan)"]}, {"word": "göçebeleşme", "meanings": ["Göçebeleşmek işi"]}, {"word": "göçebeleşmek", "meanings": ["Göçebe durumuna gelmek"]}, {"word": "göçebelik", "meanings": ["Göçebe olma durumu, göçerlik", "Bir toplumsal birliğin, yaşamak için gerekli kaynakları elde edebilmek üzere düzenli aralıklarla yer değiştirme geleneğinde veya alışkanlığında olması"]}, {"word": "göçer", "meanings": ["Göçebe"]}, {"word": "göçelge", "meanings": ["Göçülen yer"]}, {"word": "göçeri", "meanings": ["Sürekli yer değiştiren, göç etmekten hoşlanan"]}, {"word": "göçerkonar", "meanings": ["Konargöçer"]}, {"word": "göçermek", "meanings": ["Bir kimseden diğer kimseye geçirmek, havale etmek, devretmek", "Bitkileri yerinden, çıkarıp başka yere dikmek, değiştirmek, göçürmek"]}, {"word": "göçerme", "meanings": ["Göçermek işi", "Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikme"]}, {"word": "göçertme", "meanings": ["Göçertmek işi"]}, {"word": "göçertmek", "meanings": ["Bir şeyin çökmesine sebep olmak"]}, {"word": "göçkün", "meanings": ["Göçecek duruma gelmiş", "Göçebe", "Yaşı ilerlemiş (kimse), çok yaşlı (kimse)"]}, {"word": "göçme", "meanings": ["Göçmek işi"]}, {"word": "göçmek", "meanings": ["Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek", "Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek", "Çökmek", "Ölmek", "Oturmak"]}, {"word": "göçüp gitmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "göçmen", "meanings": ["Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden (kimse, aile veya topluluk), muhacir", "Sıcak iklimli ülkelere giden (hayvan)"]}, {"word": "göçmenleşme", "meanings": ["Göçmenleşmek durumu"]}, {"word": "göçmenleşmek", "meanings": ["Göçmen durumuna girmek"]}, {"word": "göçmenleştirme", "meanings": ["Göçmenleştirmek işi"]}, {"word": "göçmenleştirmek", "meanings": ["Göçmen durumuna getirmek"]}, {"word": "göçmenlik", "meanings": ["Göçmen olma durumu, muhacirlik"]}, {"word": "göçü", "meanings": ["Toprak kayması"]}, {"word": "göçücü", "meanings": ["Göçme işini yapan", "Mevsimine göre yer değiştiren (hayvan)", "Genellikle şiddetli deprem sonrasında ağır hasara uğramış ve yıkılmak üzere olan (bina)", "Ölümü yakın olan"]}, {"word": "göçük", "meanings": ["Çökmüş, kaymış toprak, çöküntü, yıkıntı", "Kaya veya cevherin kendi kendine yer altına doğru çökmesi"]}, {"word": "göçüm", "meanings": ["Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi, taksi"]}, {"word": "göçürme", "meanings": ["Göçürmek işi"]}, {"word": "göçürmek", "meanings": ["Göçmesine sebep olmak", "Çökertmek", "Yiyip bitirmek", "Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek, göçermek"]}, {"word": "göçürtme", "meanings": ["Göçürtmek işi"]}, {"word": "göçürtmek", "meanings": ["Göçmesine sebep olmak"]}, {"word": "göçürücü", "meanings": ["Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen unvan"]}, {"word": "göçürülme", "meanings": ["Göçürülmek işi"]}, {"word": "göçürülmek", "meanings": ["Göçürme işi yapılmak"]}, {"word": "göçüş", "meanings": ["Göçme işi"]}, {"word": "göçüşme", "meanings": ["Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi, ünsüz göçüşmesi, yer değiştirme, metatez: çömlek > çölmek, yalnız > yanlız, kibrit > kirbit vb"]}, {"word": "göden bağırsağı", "meanings": ["Göden"]}, {"word": "göden", "meanings": ["Kalın bağırsağın son bölümü, göden bağırsağı, rektum", "İşkembe", "Hayvanın midesi"]}, {"word": "gödeş", "meanings": ["Semiz, etli"]}, {"word": "göğem", "meanings": ["Yeşile çalan mor renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "göğüs", "meanings": ["Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine", "Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı", "Bu bölümün içindeki organlar", "Meme"]}, {"word": "göğüs bağır açık", "meanings": ["özensiz bir kılıkta"]}, {"word": "göğüs geçirmek", "meanings": ["üzülerek derinden soluk almak"]}, {"word": "göğüs (veya göğsünü) germek", "meanings": ["bir güçlüğe karşı koymak, dayanmak"]}, {"word": "göğüs vermek", "meanings": ["eziyete, sıkıntıya katlanmak, tahammül etmek"]}, {"word": "göğsü daralmak (veya tıkanmak)", "meanings": ["güçlükle nefes almak", "içi sıkılmak"]}, {"word": "göğsü kabarmak", "meanings": ["övünç duymak, kıvanmak, iftihar etmek"]}, {"word": "göğsünü gere gere", "meanings": ["kendine güvenerek", "övünerek"]}, {"word": "göğsünü kabartmak", "meanings": ["bir olay dolayısıyla kıvanç duygusunu ortaya koymak, övünmek"]}, {"word": "göğüs boşluğu", "meanings": ["Akciğerlerle kalbi içine alan akciğer zarının çevrelediği boşluk, göğüs kovuğu, göğüs çukuru"]}, {"word": "göğüs cerrahisi", "meanings": ["Cerrahinin göğüs içi organlarıyla ilgili dalı"]}, {"word": "göğsünü yırtmak", "meanings": ["coşkunluğunu ortaya koymak, coşmak, cıvıldamak"]}, {"word": "göğüs çaprazı", "meanings": ["Güreşte karşısındakini koltuk altlarından çapraz yakalama"]}, {"word": "göğüs çukuru", "meanings": ["Göğüs boşluğu"]}, {"word": "göğüs darlığı", "meanings": ["Solunumu güçleştiren hastalık"]}, {"word": "göğüs eti", "meanings": ["Göğüs kısmında bulunan et"]}, {"word": "göğüs göğüse", "meanings": ["Karşı karşıya, yüz yüze"]}, {"word": "göğüs hastalığı", "meanings": ["Göğüs bölgesi ile ilgili hastalık"]}, {"word": "göğüs kafesi", "meanings": ["Vücutta omurganın, kaburgaların ve göğüs kemiğiyle bunları saran kasların oluşturduğu kalp ve akciğerleri koruyan boşluk"]}, {"word": "göğüs ingini", "meanings": ["Solunum yollarının iltihaplanması"]}, {"word": "göğüs kemiği", "meanings": ["Göğsün ön tarafında, üzerine kaburga kıkırdakları ile köprücük kemiklerinin eklendiği yassı kemik, iman tahtası"]}, {"word": "göğüs kovuğu", "meanings": ["Göğüs boşluğu"]}, {"word": "göğüsleme", "meanings": ["Göğüslemek işi"]}, {"word": "göğüslemek", "meanings": ["Göğsünü dayayarak zorlamak", "Karşı durmak, engel olmak, direnmek"]}, {"word": "göğüslü", "meanings": ["Göğsü olan", "Göğsü geniş olan", "İri memeli (kadın)"]}, {"word": "göğüslüce", "meanings": ["Biraz iri göğüslü"]}, {"word": "göğüs sesi", "meanings": ["Kafa veya genizden gelmeyen gür ve açık bir biçimde çıkarılan ses"]}, {"word": "gök", "meanings": ["İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk, uzay, sema, asuman, feza", "Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, gök kubbe, sema", "Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile çalan mavi", "Bu renkte olan", "Olgunlaşmamış"]}, {"word": "göğüs tahtası", "meanings": ["Göğüs kemiği", "Mandolin, gitar, keman, ut vb. telli çalgılarda tellerin gerili bulunduğu gövde bölümü, çalgının göğsü"]}, {"word": "göğüslük", "meanings": ["Genellikle ilköğretim öğrencilerinin giydiği tek biçimde üstlük, önlük", "Elbisenin kirlenmemesi için göğse takılan önlük veya giyilen bir gömlek türü"]}, {"word": "gök delinmek", "meanings": ["birdenbire çok ve hızlı yağmur yağmak"]}, {"word": "göklere çıkarmak", "meanings": ["aşırı derecede övmek"]}, {"word": "göklere çıkmak", "meanings": ["pek çok yükselmek"]}, {"word": "göklere uçmak", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "gökte ararken yerde bulmak", "meanings": ["çok güçlükle ele geçirebileceğini sandığı şeyi veya kimseyi birdenbire bulmak"]}, {"word": "gökten ne yağdı da yer kabul etmedi", "meanings": ["`büyüklerden gelen şeyleri küçükler geri çeviremezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göğe direk, denize kapak olmaz", "meanings": ["`hem gereksiz hem de gerçekleştirilmesi hayale bile sığmayan şeylerle uğraşılmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gökten zembille mi indi", "meanings": ["`Tanrı'nın özel olarak gönderdiği, saygınlık görmesini istediği bir kişi mi?` anlamında kullanılan bir söz", "`uğraşmadan, didinmeden, kendiliğinden mi türedi?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göğe merdiven dayamış", "meanings": ["çok uzun boylu"]}, {"word": "gök ada", "meanings": ["Milyarlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası, galaksi"]}, {"word": "gök atlası", "meanings": ["Yıldızların gök küresi üzerindeki yerlerini gösteren harita"]}, {"word": "gök bilimci", "meanings": ["Gök bilimiyle uğraşan bilgin, astronom"]}, {"word": "gök bilimi", "meanings": ["Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim, felekiyat, heyet, astronomi"]}, {"word": "gök bilimsel", "meanings": ["Gök bilimiyle ilgili, astronomik"]}, {"word": "gökçe", "meanings": ["Gök rengi, mavi", "Bu renkte olan", "Gökle ilgili, semavi", "Güzel, hoşa giden"]}, {"word": "gök cismi", "meanings": ["Gökyüzünde bulunan güneş, ay, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, bulutsular vb. cisimlere verilen ortak ad"]}, {"word": "gökçek", "meanings": ["Güzel, sevimli (kimse)"]}, {"word": "gökdelen", "meanings": ["Yirmi, otuz veya daha çok katlı yapı, göktırmalayan, gök tırmalayıcı"]}, {"word": "gökçül", "meanings": ["Maviye çalan renk", "Bu renkte olan", "Gökle ilgili, semavi"]}, {"word": "gökçe yazın", "meanings": ["Edebiyat"]}, {"word": "gökdoğan", "meanings": ["Kuzey yarım kürede yaşayan bir tür göçmen kuş (Accipitridae)"]}, {"word": "gök ekseni", "meanings": ["İki ucu sonsuza uzatılmış olarak düşünülen Dünya'nın dönme ekseni", "Yıldızların günlük harekette çevresinde dolanıyor gözüktükleri eksen"]}, {"word": "gök eşleği", "meanings": ["Gök eksenine yer merkezinde dik olan düzlemin gök küresiyle ara kesiti"]}, {"word": "yıldız fiziği", "meanings": ["Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu, astrofizik"]}, {"word": "gökevi", "meanings": ["Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbenin iç yüzeyinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı, yıldızlık, planetaryum"]}, {"word": "gök gürlemesi", "meanings": ["Şimşek çakmasından veya yıldırım düşmesinden önce veya sonra havada duyulan gürültü, gök gürültüsü"]}, {"word": "gök gözlü", "meanings": ["Gözleri mavi ile açık yeşil arası olan (kimse)"]}, {"word": "gök gürültüsü", "meanings": ["Gök gürlemesi"]}, {"word": "gökgüvercin", "meanings": ["Genellikle Avrupa ve Yakın Doğu'da bahçelik yerlerde yaşayan bir tür kuş (Columba oenas)"]}, {"word": "gök kandil", "meanings": ["Kör kandil"]}, {"word": "gök kır", "meanings": ["Gri, kurşuni renkli at donu", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "gök kumu", "meanings": ["Gök taşlarında görülen küresel tanecikler"]}, {"word": "gök kubbe", "meanings": ["Gök"]}, {"word": "gökkuşağı", "meanings": ["Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema"]}, {"word": "gökkuzgungiller", "meanings": ["En iyi bilinen türü gökkuzgun olan gökkuzgunumsular takımının, gökkuzgunlar alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "gökkuzgunlar", "meanings": ["Kuşlar sınıfının, gökkuzgunumsular takımına giren bir alt takımı"]}, {"word": "gök küresi", "meanings": ["İç yüzü gökyüzü olarak kabul edilen, yarı çapı sonsuza uzanmış yer merkezli küre"]}, {"word": "gök kutbu", "meanings": ["Gök ekseninin gök küresini deldiği iki noktadan her biri"]}, {"word": "gökkuzgun", "meanings": ["Gökkuzgunumsular takımının gökkuzgungiller familyasından, başı, kanatları mavi, boyun ve karnı yeşil göçücü kuş (Coracias garrulus)"]}, {"word": "gökkuzgunumsular", "meanings": ["Gökkuzgunlar, ağaçkakanlar, çobanaldatanlar ve sağanları içine alan kuşlar sınıfından bir takım"]}, {"word": "gökmen", "meanings": ["Mavi gözlü (kimse)"]}, {"word": "gök tırmalayıcı", "meanings": ["Gökdelen"]}, {"word": "Göktürkçe", "meanings": ["Göktürk dili, Orhon Türkçesi, Köktürkçe", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "göktırmalayan", "meanings": ["Gökdelen"]}, {"word": "gökyüzü", "meanings": ["Atmosferin gözle görünen bölümü"]}, {"word": "Göktürk", "meanings": ["VI-VIII. yüzyıllarda Moğolistan ve Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse, Köktürk"]}, {"word": "gök yakut", "meanings": ["Mavi renkli, değerli bir korindon türü, safir"]}, {"word": "göksel", "meanings": ["Gökle ilgili, semavi"]}, {"word": "gök taşı", "meanings": ["Gezegenlerin arasında hareket eden, tümüyle gaz durumuna geçmeden yeryüzüne ulaşan katı cisim, hava taşı, şimşek taşı, uzay taşı, meteor, meteor taşı, meteorit"]}, {"word": "göl ayağı", "meanings": ["Bir gölün artarak akan suları, ayak, gideğen"]}, {"word": "göl", "meanings": ["Oluşması genellikle tektonik, volkanik vb. olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü", "Yapay su birikintisi"]}, {"word": "göl olmak", "meanings": ["gereksiz olarak bir yerde su toplanmak, göllenmek"]}, {"word": "Gökyolu", "meanings": ["Samanyolu"]}, {"word": "gökyüzü mavisi", "meanings": ["Açık mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "göl alası", "meanings": ["Avrupa ve Anadolu göllerinde yaşayan bir tür alabalık (Salmo lacus tris)"]}, {"word": "gökyüzünde düğün var deseler kadınlar merdiven kurmaya kalkar", "meanings": ["`kadınların düğün ve eğlence için katlanamayacakları fedakârlık yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar", "meanings": ["`yapılması geciken iyilikler, bekleyenleri sıkıntı içinde bırakır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gölcül", "meanings": ["Göllerde, göl kıyılarında yetişen veya yaşayan"]}, {"word": "gölcük", "meanings": ["Gölet"]}, {"word": "gölek", "meanings": ["Gölet"]}, {"word": "gölerme", "meanings": ["Gölermek işi"]}, {"word": "gölermek", "meanings": ["Göl durumuna gelmek", "Hayvanın ipi ayağına ve boynuna dolaşarak kalkamayacak biçimde yere yıkılmak"]}, {"word": "gölet", "meanings": ["Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl, gölcük, gölek, büvet, büğet", "İçinde ham deri ıslatılan taş havuz"]}, {"word": "gölge düşmek", "meanings": ["bir şey üzerine karaltı inmek, üzerine gölge gelmek"]}, {"word": "gölge", "meanings": ["Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık", "Güneş ışınlarından korunacak yer", "Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet", "Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk", "Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan", "Röfle", "Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse", "Koruma, kayırma himaye"]}, {"word": "gölge düşürmek", "meanings": ["bir şeyin değerini veya ününü azaltacak işler yapmak"]}, {"word": "gölgede (veya gölgesinde) kalmak", "meanings": ["adı sanı pek duyulmamak, ön plana çıkamamak, daha az ünlü olmak"]}, {"word": "gölge gibi", "meanings": ["varlığını belli etmeden, gizlice"]}, {"word": "gölge etmek", "meanings": ["ışığa engel olmak", "engel olmak", "gereksiz yere rahatsız etmek"]}, {"word": "gölgede bırakmak", "meanings": ["ondan daha üstün bir düzeye yükselmek, ondan çok daha başarılı olmak"]}, {"word": "gölgesine sığınmak", "meanings": ["birinin emri altına girmek"]}, {"word": "gölgesine yatmak", "meanings": ["daha önce elde edilen para, makam, ün vb.ne sığınarak zaman geçirmek veya bundan yararlanmak"]}, {"word": "gölge balığı", "meanings": ["Alabalıkgillerden, uzunluğu 20-50 santimetre, sırt yüzgeci büyük, tatlı su balığı (Thymallus thymallus)", "Gölge balığıgillerden, büyük, eti lezzetli, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık, taş levreği, minakop, kötek (II) (Umbrina cirhosa)"]}, {"word": "gölge balığıgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı gölge balığı olan kemikli balıklar takımı"]}, {"word": "gölgelemek", "meanings": ["Gölgeli duruma getirmek", "Resimde gölge oluşturmak", "Bir kimsenin veya bir şeyin değerini azaltmak, sönüklük getirmek"]}, {"word": "gölgecil", "meanings": ["Gölgede yetişen veya gölgeyi seven"]}, {"word": "gölgelendirme", "meanings": ["Gölgelendirmek işi"]}, {"word": "gölgeleme", "meanings": ["Gölgelemek işi"]}, {"word": "gölgelendirmek", "meanings": ["Gölge etmek, gölgeli yapmak", "Bulandırmak, bozmak", "Dinlendirmek"]}, {"word": "gölgelenme", "meanings": ["Gölgelenmek işi"]}, {"word": "gölgelenmek", "meanings": ["Gölgeli duruma girmek", "Buğulanmak", "Değerinin bilinmesi engellenmek"]}, {"word": "gölgeleyiş", "meanings": ["Gölgeleme işi"]}, {"word": "gölgeli", "meanings": ["Gölge altında olan", "Nitelik ve ayrıntıları iyice bilinmeyen"]}, {"word": "gölgeli resim", "meanings": ["Gölge ile hacim etkisinin verildiği resim"]}, {"word": "gölgelik", "meanings": ["Gölge altında bulunan yer", "Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak, sayeban, pergola"]}, {"word": "gölge olaycılık", "meanings": ["Ruh etkinliğinin bilinçli olmadan da var olabileceğini ileri sürerek bilinci, bir gölge olay sayan felsefe öğretisi"]}, {"word": "gölge olay", "meanings": ["Bir olaya katılan fakat ona hiçbir etki yapmayan veya başka bir olay tarafından var edilerek ona bağlı kalan olay"]}, {"word": "gölge oyunu", "meanings": ["Geriden ışıkla aydınlatılmış bir perde arkasında hareket ettirilen resimlerin gölgelerinden yararlanılarak oynatılan oyun"]}, {"word": "gölgesiz", "meanings": ["Gölgesi olmayan"]}, {"word": "göl kestanesi", "meanings": ["Suda yetişen ve meyvesi kestane gibi yenilen bitki (Trapa natans)"]}, {"word": "göllemek", "meanings": ["Göl durumuna getirmek"]}, {"word": "gölge tiyatrosu", "meanings": ["Saydam bir perde üzerinde, arkadan kuvvetli bir ışıkla aydınlatılan oyuncuların gölgeleriyle yaptıkları gösteri"]}, {"word": "göllenmek", "meanings": ["Su, çukurlarda birikmek, gölcük olmak"]}, {"word": "gölleme", "meanings": ["Göllemek işi"]}, {"word": "göllenme", "meanings": ["Göllenmek işi"]}, {"word": "gölleşmek", "meanings": ["Göl durumuna gelmek"]}, {"word": "göllük", "meanings": ["Gölü olan (yer)"]}, {"word": "gölük", "meanings": ["Yük taşıyan ve binilen at, eşek, beygir, katır vb. hayvan"]}, {"word": "gömlek", "meanings": ["Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi", "Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon", "Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı", "Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf", "Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf", "Dosya kartonu", "Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar", "Göbek, batın", "Basamak, kat, derece"]}, {"word": "gömlek değiştirmek", "meanings": ["yılan üst derisini değiştirmek", "huy veya düşünce değiştirmek"]}, {"word": "gömgök", "meanings": ["Masmavi", "Olgunlaşmamış"]}, {"word": "gömlek eskitmek", "meanings": ["deneyim kazanmış olmak"]}, {"word": "gömleğinden (veya gömlekten) geçirmek", "meanings": ["evlat olarak kabul etmek, evlat edinmek"]}, {"word": "gömlekçi", "meanings": ["Gömlek diken veya satan kimse"]}, {"word": "gömlekçilik", "meanings": ["Gömlekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "gömlekli", "meanings": ["Gömleği olan"]}, {"word": "gömleksiz", "meanings": ["Gömleği olmayan"]}, {"word": "gömlekliler", "meanings": ["Vücutları torba biçiminde ve yarı saydam, sert bir gömlekle örtülü, denizlerde yaşayan bir hayvan sınıfı"]}, {"word": "gömleklik", "meanings": ["Gömlek yapmaya elverişli (kumaş)"]}, {"word": "gömme balkon", "meanings": ["Dış yüzeyden dışarı taşmayan, evin kullanım alanı içinde kalarak yapılmış balkon"]}, {"word": "gömme", "meanings": ["Gömmek işi", "Defnetme, tedfin", "Mayalı, mayasız, yağlı veya yağsız olarak yapılan bir tür kül pidesi", "Güzün veya kışın ekilen ekin", "Üzerinde bulunduğu yüzeyin içine gömülmüş olan"]}, {"word": "gömme banyo", "meanings": ["Çini vb. bir madde ile kaplanıp gömülü olarak yerleştirilmiş olan banyo teknesi"]}, {"word": "gömme dolap", "meanings": ["Duvarın içine yerleştirilmiş dolap, yerli dolap"]}, {"word": "gömme kilit", "meanings": ["Gövdesi kapak veya çekmecenin kenarına açılan yuvaya gömülerek takılan kilit"]}, {"word": "gömük", "meanings": ["Gömülmüş olan, gömülü"]}, {"word": "gömü", "meanings": ["Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler, define"]}, {"word": "gömüldürük", "meanings": ["Boyunduruğa geçirilen kısa değnek", "Eyerin geriye kaymaması için atların boyunlarından aşırılıp kolanlarına bağlanan kayış"]}, {"word": "gömmek", "meanings": ["Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek", "Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek, defnetmek", "Bir cenazeyi kaldırmak", "Birinin cenaze törenine katılmak", "Bir nesnenin içine yerleştirmek, batırmak", "Birinden daha çok yaşamak"]}, {"word": "gömülemek", "meanings": ["Para veya değerli şeyleri toprak altına gömerek saklamak"]}, {"word": "gömülme", "meanings": ["Gömülmek işi"]}, {"word": "gömülmek", "meanings": ["Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak", "Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek", "Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak", "Bir şeyin derinliğine inmek"]}, {"word": "gömülüş", "meanings": ["Gömülme işi"]}, {"word": "gömülü", "meanings": ["Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan, metfun", "Batmış, kaybolmuş"]}, {"word": "gömüş", "meanings": ["Gömme işi"]}, {"word": "gömültü", "meanings": ["Avcının avını beklerken içine saklandığı çukur"]}, {"word": "gömütlük", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "gömüt", "meanings": ["Mezar"]}, {"word": "gön", "meanings": ["İşlenmiş deri", "Kösele", "Hayvan derisi"]}, {"word": "gön yufka yerinden delinir", "meanings": ["`her iş en çürük yerinden patlak verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönç", "meanings": ["Zengin, varlıklı"]}, {"word": "gönçlük", "meanings": ["Gönç olma durumu"]}, {"word": "göncü", "meanings": ["Ham veya işlenmiş deri satan kimse", "Ayakkabı tamircisi"]}, {"word": "gönderi", "meanings": ["Bir yerden bir yere özellikle posta ile gönderilen paket, telgraf, mektup vb", "Yolcu etme, uğurlama"]}, {"word": "gönderici", "meanings": ["Posta ile paket, telgraf, mektup vb. gönderen kimse"]}, {"word": "gönder", "meanings": ["Bayrak direği", "Üvendire", "Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa"]}, {"word": "gönderiliş", "meanings": ["Gönderilme işi"]}, {"word": "gönderilme", "meanings": ["Gönderilmek işi"]}, {"word": "gönderilmek", "meanings": ["Gönderme işi yapılmak veya gönderme işine konu olmak"]}, {"word": "gönderli", "meanings": ["Gönderi olan"]}, {"word": "gönderme", "meanings": ["Göndermek işi, irsal", "Sözlükçülükte bir madde başını işlerken, ilgisi dolayısıyla başka bir madde başına yollama"]}, {"word": "gönderiş", "meanings": ["Gönderme işi"]}, {"word": "gönderme yapmak", "meanings": ["konuşurken veya yazarken başka kaynak veya olaylarla bağlantı kurmak"]}, {"word": "gönderme belgesi", "meanings": ["Bir yere gönderilen eşyanın listesi, irsaliye"]}, {"word": "göndermek", "meanings": ["Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek", "Yetki vererek gitmesini sağlamak", "Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak", "Yolcu etmek", "Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak"]}, {"word": "göndertme", "meanings": ["Göndertmek işi"]}, {"word": "göndertmek", "meanings": ["Gönderme işini yaptırmak"]}, {"word": "gönen", "meanings": ["Ekilecek toprağın sulandırılması", "Nem, rutubet", "Nemli (toprak)"]}, {"word": "gönenç", "meanings": ["Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama, refah"]}, {"word": "gönençli", "meanings": ["Gönenci, iyi bir hayatı olan, müreffeh, refahlı"]}, {"word": "gönendirme", "meanings": ["Gönendirmek işi"]}, {"word": "gönendirilmek", "meanings": ["Gönenme işi yaptırılmak"]}, {"word": "gönendirmek", "meanings": ["Gönenme işi yaptırmak"]}, {"word": "gönenme", "meanings": ["Gönenmek işi"]}, {"word": "gönenmek", "meanings": ["Mutlu, mesut olmak, rahat bir hayat sürmek, sevinç duymak, sevinmek, abat olmak"]}, {"word": "gönlü bol", "meanings": ["Yeterli imkânlardan yoksun olmasına karşın cömert, eli açık davranmak isteyen (kimse)"]}, {"word": "gönlü gani", "meanings": ["Cömert ve gözü tok, gani gönüllü (kimse)"]}, {"word": "gönlü tok", "meanings": ["Zorunlu ihtiyaçları karşılandığında bununla yetinen, fazla mal ve para istemeyen (kimse), müstağni"]}, {"word": "gönlü kara", "meanings": ["Başkalarının kötülüğünü isteyen (kimse)"]}, {"word": "gönlü zengin", "meanings": ["Para ve malını imkânları ölçüsünde esirgemeden veren (kimse)"]}, {"word": "gönül", "meanings": ["Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı", "İstek, arzu"]}, {"word": "gönlünce", "meanings": ["Dileğine uygun olarak"]}, {"word": "gönül akıtmak", "meanings": ["âşık olmak, sevmek"]}, {"word": "gönül açmak", "meanings": ["insanın iç sıkıntısını gidermek, iç açmak"]}, {"word": "gönül (veya gönlünü) almak", "meanings": ["sevindirmek", "kırılan bir kimseyi güzel bir davranışla hoşnut etmek"]}, {"word": "gönül avlamak", "meanings": ["huyunu suyunu yakından bilerek olumlu davranışta bulunmak, tavlamak"]}, {"word": "gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz", "meanings": ["`kolay kolay onarılamayacağı için bir kimsenin özellikle de dostlarımızın gönlünü kırmamaya özen göstermeliyiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül (veya gönlünü) avutmak", "meanings": ["hoşça vakit geçirmek"]}, {"word": "gönül bağlamak", "meanings": ["severek bağlanmak, içten sevmek, âşık olmak"]}, {"word": "gönül bulandırmak", "meanings": ["mide bulandırmak", "kuşkulandırmak", "rahatsız etmek"]}, {"word": "gönül çekmek", "meanings": ["sevdalı olmak"]}, {"word": "gönül (veya gönlünü) eğlendirmek", "meanings": ["geçici bir ilgi ve sevgi göstererek hoşça vakit geçirmek"]}, {"word": "gönül ferman dinlemez", "meanings": ["`gönül sevdiğinden asla vazgeçmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül gezdirmek", "meanings": ["seçmek için aklından birçok şey geçirmek"]}, {"word": "gönül kırmak (veya yıkmak)", "meanings": ["birini çok üzecek bir davranışta bulunmak, gücendirmek"]}, {"word": "gönül kocamaz", "meanings": ["`insanlar yaşlansalar da gönüllerindeki sevgi ve istekler tazeliğini yitirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül indirmek", "meanings": ["kendisine yakıştıramadığı bir şeye razı olmak"]}, {"word": "gönül kimi severse güzel odur", "meanings": ["`güzellik anlayışı kişiden kişiye değişir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül koymak", "meanings": ["gücenmek, alınmak, darılmak"]}, {"word": "gönül okşamak", "meanings": ["birini hoş bir söz veya davranışla sevindirmek, iltifat etmek"]}, {"word": "gönül var otluğa, gönül var bokluğa (konar)", "meanings": ["`iyi ve güzel şeyleri seven yüksek ruhlu insanlar olduğu gibi kötü ve pis şeylerden hoşlanan aşağılık insanlar da vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül verme evliye, eve gider unutur", "meanings": ["`bir kadın, evli bir erkeğe gönlünü kaptırmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül (veya gönlünü) yakmak", "meanings": ["insanı aşırı derecede etkilemek, sarsmak, kendinden geçmesine yol açmak", "aşk dolayısıyla iç yangınına tutulmak"]}, {"word": "gönül yıkmak", "meanings": ["birini çok üzecek bir davranışta bulunmak, gücendirmek, gönül kırmak"]}, {"word": "gönülden çıkarmamak", "meanings": ["sevilen kimseyi unutmamak"]}, {"word": "gönül vermek", "meanings": ["sevmek, âşık olmak", "bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelmek, eğinmek, meyletmek", "düşkün olmak"]}, {"word": "gönülden gönüle yol vardır", "meanings": ["kalp kalbe karşıdır"]}, {"word": "gönülden ırak olmak", "meanings": ["sevilmekten yoksun kalmak, sevilmemek"]}, {"word": "gönüller bir olunca samanlık seyran olur", "meanings": ["`karşılıklı sevgi oluşursa maddi sorunlara aldırılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönlü akmak", "meanings": ["birine karşı güçlü sevgi duymak"]}, {"word": "gönlü çelinmek", "meanings": ["güzel sözlere aldanmak, kapılmak"]}, {"word": "gönlü düşmek", "meanings": ["âşık olmak"]}, {"word": "gönlü istemek", "meanings": ["dilemek, kuvvetle içten arzulamak"]}, {"word": "gönlü kalmak", "meanings": ["isteyip de edinemediği bir şeyi istemekten vazgeçmemek", "gücenmek"]}, {"word": "gönlü çekmek", "meanings": ["imrenip istemek"]}, {"word": "gönlü bulanmak", "meanings": ["kusacak gibi olmak", "kuşkulanmak"]}, {"word": "gönlü çökmek", "meanings": ["yaşama gücü azalmak, ruhsal dengesi bozulmak"]}, {"word": "gönlü ile oynamak", "meanings": ["sever görünüp eğlenmek"]}, {"word": "gönlü kanmak", "meanings": ["bir işle ilgili kaygısı kalmamak, mutmain olmak, müsterih olmak"]}, {"word": "gönlü kaymak", "meanings": ["sevmeye eğimli olmak"]}, {"word": "gönlü olmak", "meanings": ["razı olmak"]}, {"word": "gönlü kırılmak", "meanings": ["üzülmek, incinmek, yerinmek"]}, {"word": "gönlü varmamak", "meanings": ["istek duymamak, istememek, çekinmek"]}, {"word": "gönlü razı olmamak", "meanings": ["istememek"]}, {"word": "gönlü takılmak", "meanings": ["bir şeye karşı ilgi duymak", "aşk ile sevmeye başlamak"]}, {"word": "gönlü olmak", "meanings": ["sevip istemek"]}, {"word": "gönlün yazı var, kışı var", "meanings": ["`insan kimi zaman sevinçli, kimi zaman da üzüntülü olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönlünde kalmak", "meanings": ["çok istediği hâlde ulaşamamak, elde edememek"]}, {"word": "gönlünde (veya gönüllerde) taht kurmak", "meanings": ["birisi (veya herkes) tarafından çok sevilir, sayılır olmak"]}, {"word": "gönlüne doğmak", "meanings": ["içine doğmak, sezmek, hissetmek"]}, {"word": "gönlünden geçirmek (veya geçmek)", "meanings": ["bir şeyin olmasını veya bir şey yapmayı istemek", "düşünmek"]}, {"word": "gönlüne dokunmak", "meanings": ["üzülmek, rahatsızlık duymak"]}, {"word": "gönlünden kopmak", "meanings": ["kendiliğinden vermek"]}, {"word": "gönlüne girmek", "meanings": ["kalbine girmek"]}, {"word": "gönlüne göre", "meanings": ["dileğine göre, isteğine uygun olarak"]}, {"word": "gönlünü çalmak", "meanings": ["kalbini çalmak"]}, {"word": "gönlünü çelmek", "meanings": ["kandırmak, yola getirmek, aşkını kazanmak", "kendi yanına çekmek, sempatisini kazanmak"]}, {"word": "gönlünü düşürmek", "meanings": ["âşık olmak, sevdalanmak"]}, {"word": "gönlünü eğlemek", "meanings": ["mutlu, neşeli vakit geçirmek"]}, {"word": "gönlünü kaptırmak", "meanings": ["âşık olmak"]}, {"word": "gönlünü etmek (veya yapmak)", "meanings": ["birini razı ve hoşnut etmek"]}, {"word": "gönlünü hoş etmek", "meanings": ["birinin dileğini yerine getirerek onu sevindirmek"]}, {"word": "gönlünü karartmak", "meanings": ["yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak"]}, {"word": "gönlünü pazara çıkarmak", "meanings": ["sevmek için kendine yakışanı seçmeyip rastgele birini sevmek"]}, {"word": "gönlünü yaralamak", "meanings": ["incitmek, kırmak, üzmek"]}, {"word": "gönlünü serin tutmak", "meanings": ["sakin, soğukkanlı olmak, hemen heyecanlanmamak"]}, {"word": "gönlünü söndürmek", "meanings": ["küstürmek, kırmak, incitmek"]}, {"word": "gönlünün dümeni bozuk", "meanings": ["isteklerinde, özellikle gönül işlerinde tutarlılık göstermeyen, sık sık istek değiştiren"]}, {"word": "gönül avcısı", "meanings": ["Geçici aşklar arkasında koşan kimse, çapkın"]}, {"word": "gönül bağı", "meanings": ["Sevgi bağı, duygusal ilişki"]}, {"word": "gönül birliği", "meanings": ["Duygusal anlaşma"]}, {"word": "gönül belası", "meanings": ["Aşkın verdiği sıkıntı, dert"]}, {"word": "gönül borcu", "meanings": ["Yapılan iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, minnet, minnettarlık, şükran"]}, {"word": "gönül borçlusu", "meanings": ["Minnettar"]}, {"word": "gönül darlığı", "meanings": ["İç sıkıntısı"]}, {"word": "gönül birliği etmek", "meanings": ["duygusal anlamda tam bir uyum içinde olmak"]}, {"word": "gönül çöküşü", "meanings": ["Yaşama gücünün yitmesi, ruhsal dengenin bozulması"]}, {"word": "gönüldaş", "meanings": ["Duyguları aynı olanlardan her biri, candan dost"]}, {"word": "gönül dilencisi", "meanings": ["Sevdiğinden ayrılmamak için onun her davranışına katlanan kimse"]}, {"word": "gönül eğlencesi", "meanings": ["İnsanı oyalayıp hoşça vakit geçirten şey veya kimse"]}, {"word": "gönüllenme", "meanings": ["Gönüllenmek durumu"]}, {"word": "gönül ferahlığı", "meanings": ["İç rahatlığı, dertsizlik"]}, {"word": "gönül hoşluğu", "meanings": ["Rahat ve huzurlu olma"]}, {"word": "gönül eri", "meanings": ["Hoşgörüsü geniş, açık yürekli, güvenilir kimse, rint, ehlidil"]}, {"word": "gönüllenmek", "meanings": ["Gücenmek, darılmak, alınmak"]}, {"word": "gönüllü", "meanings": ["Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen", "Çok istekli", "Seven kimse veya sevgili"]}, {"word": "gönüllüce", "meanings": ["Biraz gönüllü", "(gönüllü'ce) Biraz gönüllü olarak"]}, {"word": "gönüllü gönülsüz", "meanings": ["Yarı istekli yarı isteksiz olarak"]}, {"word": "gönül meselesi", "meanings": ["Aşk yüzünden ortaya çıkan sorun, aşk derdi"]}, {"word": "gönül maskarası", "meanings": ["Sevda yüzünden gülünç durumlara düşmüş kimse"]}, {"word": "gönül okşayıcı", "meanings": ["Hoşa giden"]}, {"word": "gönüllülük", "meanings": ["Gönüllü olma durumu"]}, {"word": "gönül rahatlığı", "meanings": ["İç rahatlığı, iç huzuru, baş dinçliği, huzur"]}, {"word": "gönül rızası", "meanings": ["İç rahatlığıyla olur verme"]}, {"word": "gönülsüz", "meanings": ["Gönlü olmadan, isteksiz yapılan", "Gönlü olmaksızın, istemeyerek"]}, {"word": "gönül rızası ile", "meanings": ["isteyerek"]}, {"word": "gönülsüz namaz göğe ağmaz", "meanings": ["`isteksiz yapılan bir işten hayır gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönülsüzlük", "meanings": ["Bir işi istemeyerek yapma, isteksizlik"]}, {"word": "gönülsüzce", "meanings": ["İsteksiz bir biçimde, istemeyerek"]}, {"word": "gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş", "meanings": ["`istenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gönül tokluğu", "meanings": ["Doygunluk, istiğna"]}, {"word": "gönül uğrusu", "meanings": ["Gönül almayı bilen kimse"]}, {"word": "gönül yarası", "meanings": ["Bir kimseyi derin üzüntü içinde bırakan acı, dil yarası"]}, {"word": "gönye", "meanings": ["Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç"]}, {"word": "gönyelemek", "meanings": ["Gönye ile ölçmek"]}, {"word": "gördek", "meanings": ["Acı balık"]}, {"word": "gönyeleme", "meanings": ["Gönyelemek işi"]}, {"word": "gördürme", "meanings": ["Gördürmek işi"]}, {"word": "gördürmek", "meanings": ["Görme işini yaptırmak", "Bir işi başkasına yaptırmak"]}, {"word": "göre", "meanings": ["Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince", "Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran"]}, {"word": "görece", "meanings": ["Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl"]}, {"word": "görececilik", "meanings": ["Görecelik"]}, {"word": "göreceli", "meanings": ["Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif"]}, {"word": "görecelik", "meanings": ["Bağıntılılık öğretisi, özellikle bilginin bağıntılı olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi, görececilik, bağıntıcılık, izafiye, rölativizm"]}, {"word": "görelik", "meanings": ["Eşyayı, kavramları veya tasarımları birlik, bağlılık, birliktelik vb. durumlarda toplayan görünüş veya nitelik, bağıntı, izafet, rölativite"]}, {"word": "göreli", "meanings": ["Göreceli"]}, {"word": "görelilik", "meanings": ["Var olabilmek veya belirlenebilmek için bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, bağıntılılık, izafilik, izafiyet"]}, {"word": "görenek", "meanings": ["Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet"]}, {"word": "görenekçi", "meanings": ["Göreneklere bağlı kimse"]}, {"word": "görenekçilik", "meanings": ["Görenekçi olma durumu"]}, {"word": "görenekli", "meanings": ["Göreneklerine bağlı, göreneği olan"]}, {"word": "göreneksiz", "meanings": ["Göreneği olmayan"]}, {"word": "göreneksizlik", "meanings": ["Göreneksiz olma durumu"]}, {"word": "göreneksel", "meanings": ["Görenekle ilgili"]}, {"word": "göresimek", "meanings": ["Göreceği gelmek, görmek isteği duymak, özlemek"]}, {"word": "göresime", "meanings": ["Göresimek işi"]}, {"word": "görev almak", "meanings": ["bir görevde bulunmak, bir görevi üstlenmek"]}, {"word": "görev", "meanings": ["Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş", "İşlev", "Resmî iş, vazife", "Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon", "Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş", "Bir organ veya hücrenin yaptığı iş", "Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi"]}, {"word": "görev bilmek (veya saymak veya addetmek)", "meanings": ["görev olarak üzerine almak, sorumluluk üstlenmek"]}, {"word": "görevden (veya görevinden) ayrılmak", "meanings": ["yapmakta olduğu işi bırakmak"]}, {"word": "görevden (veya görevinden) almak", "meanings": ["bir görevliyi işinden ayırıp açıkta bırakmak, çıkarmak, azletmek", "bulunduğu makama ait sorumlulukları elinden almak"]}, {"word": "görevden (veya görevinden) uzaklaştırmak", "meanings": ["yapmakta olduğu görevi üzerinden almak, el çektirmek"]}, {"word": "görevcilik", "meanings": ["İşlevcilik"]}, {"word": "görevdaş", "meanings": ["Birlikte görev yapanlardan her biri", "Aynı görevi yapanlardan her biri"]}, {"word": "görevdaşlık", "meanings": ["Bir görevin yerine getirilmesi için birkaç organın birlikte çalışması durumu, sinerji"]}, {"word": "görevlendirilme", "meanings": ["Görevlendirilmek işi"]}, {"word": "görevlendirilmek", "meanings": ["Görev verilmek, tavzif edilmek"]}, {"word": "görevlendirme", "meanings": ["Görevlendirmek işi"]}, {"word": "görevlendirmek", "meanings": ["Birine bir görev vermek, vazifelendirmek, tavzif etmek"]}, {"word": "görevlenme", "meanings": ["Görevlenmek işi"]}, {"word": "görevli", "meanings": ["Görevi olan, vazifeli", "Resmî görevi olan kimse, memur"]}, {"word": "görevlenmek", "meanings": ["Görev almak"]}, {"word": "görevlilik", "meanings": ["Görevli olma durumu, memurluk", "Resmî iş"]}, {"word": "görevsel", "meanings": ["Göreve ilişkin, görevle ilgili"]}, {"word": "görevselcilik", "meanings": ["İşlevcilik"]}, {"word": "görevsel dil bilimi", "meanings": ["Kelimeleri cümle içinde yüklendikleri görev bakımından inceleyen dil bilimi"]}, {"word": "görevsiz", "meanings": ["Bir görevi bulunmayan"]}, {"word": "görevsizlik", "meanings": ["Görevsiz olma durumu"]}, {"word": "görgü fukarası", "meanings": ["Görgüsü az veya iyi olmayan (kimse)"]}, {"word": "görgü", "meanings": ["Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye", "Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim", "Görmüş olma durumu"]}, {"word": "görgücülük", "meanings": ["Deneycilik"]}, {"word": "görgü kuralları", "meanings": ["Bir toplumda veya toplulukta, davranışları denetlemeye yönelik olan kuralların bütünü, davranış bilgisi, adabımuaşeret"]}, {"word": "görgülenme", "meanings": ["Görgülenmek durumu"]}, {"word": "görgülü", "meanings": ["Görgüsü olan"]}, {"word": "görgülenmek", "meanings": ["Görgülü duruma gelmek"]}, {"word": "görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?", "meanings": ["`iyi eğitim alanlar aldıkları eğitimin gereğini yaparlar, iyi eğitim görmeyenler bir şey yapamazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görgüsüz", "meanings": ["Görgüsü olmayan"]}, {"word": "görgüsüzce", "meanings": ["Görgüsüz bir biçimde olan", "(gözgüsü'zce) Görgüsüz bir biçimde"]}, {"word": "görgülüce", "meanings": ["Görgülü bir biçimde"]}, {"word": "görgüsüzlük", "meanings": ["Görgüsüz olma durumu", "Görgüsüzce davranış"]}, {"word": "görk", "meanings": ["Güzellik, gösteriş"]}, {"word": "görgü tanığı", "meanings": ["Bulunduğu yerde gerçekleşen olayı yakından gören kimse", "Bir olayı, bir süreci bizzat görüp yaşayan kimse"]}, {"word": "görkem", "meanings": ["Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, gösteriş, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa", "Büyüklük"]}, {"word": "görkemli", "meanings": ["Büyüklüğü, görünüşü ve güzelliğiyle görenleri etkileyen, gösterişli, debdebeli, haşmetli, ihtişamlı, muhteşem, şaşaalı, şatafatlı, tantanalı, anıtsal", "İri yapılı, iyice serpilmiş"]}, {"word": "görklü", "meanings": ["Güzel, gösterişli"]}, {"word": "görme açısı", "meanings": ["Bir cismin iki ucundan gelen ışınların gözün görme merkezinde meydana getirdiği açı"]}, {"word": "görme", "meanings": ["Görmek işi, rüyet"]}, {"word": "görmece", "meanings": ["Görmek koşuluyla"]}, {"word": "görme hücresi", "meanings": ["Görme gözesi"]}, {"word": "görme gözesi", "meanings": ["Petek gözü oluşturan çok sayıda hücreden her biri"]}, {"word": "görmek", "meanings": ["Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek", "Anlamak, kavramak, sezmek", "Yanına gidip konuşmak", "Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek", "Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak", "Yapmak, etmek", "Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak", "Almak", "Bir şeye erişmek", "Çok değer vermek", "Bir işleme uğramak", "Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak", "Ziyaret etmek", "Karşılaşmak, rastlaşmak", "Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak", "Sahne olmak, geçirmek", "Saymak, herhangi bir şey gibi görmek", "Gezmek", "Vermek", "Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak"]}, {"word": "gör (veya görürsün)", "meanings": ["`işin sonucunu anla, anlarsın` anlamında kullanılan bir tehdit sözü"]}, {"word": "gör bak", "meanings": ["`görürsün, göreceksin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göresi (veya göreceği) gelmek", "meanings": ["görmek isteğini duymak, özlemle görmek istemek, özlemek"]}, {"word": "gördün deli, savul geri!", "meanings": ["`dengesiz kimselerden uzak durmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gören gözün hakkı vardır", "meanings": ["`yiyecek veya imrenilecek bir şeyi görene o şeyden vermek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göreyim seni", "meanings": ["senden başarılı sonuçlar bekliyorum", "`sen bunu yaparsan karşılığını da görürsün` anlamında kullanılan bir tehdit sözü"]}, {"word": "görme!", "meanings": ["aşırılık anlatan bir söz"]}, {"word": "görmediğe (veya görmemişe) dönmek", "meanings": ["tam bir sağlığa kavuşmak", "başından geçmemiş gibi olmak"]}, {"word": "görmezden gelmek", "meanings": ["görmemiş gibi yapmak, farkında değilmişçesine davranmak"]}, {"word": "görüp göreceği rahmet bu", "meanings": ["`görülecek tek şey` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "...-meye görsün (veya gör)", "meanings": ["söz konusu eylemin doğuracağı sonuca kesinlik kazandırmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "görmemezlik", "meanings": ["Görmemiş gibi davranma, görmezlik"]}, {"word": "görüp gözetmek", "meanings": ["korumak, yardım etmek, mukayyet olmak"]}, {"word": "görmemiş", "meanings": ["Birdenbire ulaştığı iyi duruma uymayan, görgüsüzce davranan"]}, {"word": "görmemiş görmüş, güle güle ölmüş", "meanings": ["`görgüsüz kişi, günün birinde ummadığı bir şeyi elde ederse sevincinden ne yapacağını şaşırır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görmemişin oğlu olmuş (çekmiş, çükünü koparmış)", "meanings": ["`görgüsüz kimse ummadığı bir şeyi elde ettiğinde ne yapacağını şaşırır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görmemişlik", "meanings": ["Görmemiş olma durumu", "Görmemişçe davranış"]}, {"word": "görmez", "meanings": ["Görme engelli"]}, {"word": "görmezlik", "meanings": ["Görmemezlik"]}, {"word": "görmezlikten gelmek", "meanings": ["görmemiş gibi davranmak"]}, {"word": "görmüşlük", "meanings": ["Bir şeyi görmüş olma durumu"]}, {"word": "görmüşlük duygusu", "meanings": ["Kişinin, yeni bir yaşantıyı eskiden de yaşamış olduğu yolundaki duygusu, görmüşlük hissi"]}, {"word": "görsel", "meanings": ["Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan"]}, {"word": "görsel-işitsel", "meanings": ["Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan, odyovizüel"]}, {"word": "görsel-işitsel çağrışım", "meanings": ["Görme ve işitme duyularına dayalı olarak oluşan çağrışım"]}, {"word": "görsel-işitsel eğitim", "meanings": ["Basılı eğitim gereçlerinin yanında genellikle görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılan eğitim"]}, {"word": "görsel etkileme", "meanings": ["Görme yoluyla etkileme yöntemi"]}, {"word": "görsel sanatlar", "meanings": ["Ressamlık, oymacılık, heykelcilik, mimarlık vb. sanatlar, plastik sanatlar"]}, {"word": "görü", "meanings": ["Görme yetisi", "Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret", "Dolaysız kavrama, birden kavrama"]}, {"word": "görücü", "meanings": ["Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse"]}, {"word": "görücü gitmek", "meanings": ["evlenecek erkek için kız görmeye gitmek"]}, {"word": "görücüye çıkmak", "meanings": ["evlenmesi söz konusu olan kız görücüye görünmek"]}, {"word": "görücülük", "meanings": ["Görücü olma durumu"]}, {"word": "görücülüğe gitmek", "meanings": ["evlenmek isteyen erkek için kız görmeye gitmek"]}, {"word": "görülme", "meanings": ["Görülmek işi"]}, {"word": "görülmek", "meanings": ["Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek", "Gereken iş yapılmış olmak", "Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak", "Kabul edilmek, sayılmak"]}, {"word": "görülmemiş", "meanings": ["O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılacak nitelikte olan"]}, {"word": "görüm", "meanings": ["Görme yetisi"]}, {"word": "görümce", "meanings": ["Kadına göre kocasının kız kardeşi"]}, {"word": "görümcelik", "meanings": ["Görümce olma durumu"]}, {"word": "görünmek", "meanings": ["Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek", "İzlenim uyandırmak", "Benzemek, görünüşünde olmak", "Azarlamak", "Gözdağı vermek"]}, {"word": "göründü Sivas'ın bağları", "meanings": ["`umutla beklenen sonuç ters yönde gelişti` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görümcelik yapmak (veya etmek)", "meanings": ["görümce, geline kötü davranmak"]}, {"word": "görümlük", "meanings": ["Yalnız görülmek için konulan nesne", "Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan"]}, {"word": "görümsetme", "meanings": ["Sinema filmlerinden kesilmiş bölüm"]}, {"word": "görüngü", "meanings": ["Duyularla algılanabilen her şey, fenomen, numen karşıtı"]}, {"word": "görüngü bilimi", "meanings": ["Algılanan görüngeler öğretisi, olay bilimi, fenomenoloji"]}, {"word": "görüngücülük", "meanings": ["Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş, olaycılık, fenomenizm"]}, {"word": "görünme", "meanings": ["Görünmek işi"]}, {"word": "görünen köyün (veya dağın) uzağı olmaz", "meanings": ["`bir durumun nasıl sonuçlanacağı belli olduktan sonra bu sonuç çok geçmeden gerçekleşir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görünen köy kılavuz istemez", "meanings": ["`ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görünmez olmak", "meanings": ["gözden kaybolmak"]}, {"word": "görünmez", "meanings": ["Görünmeyen, beklenmeyen"]}, {"word": "görünmez kaza", "meanings": ["Umulmadık zamanda, umulmadık biçimde olan kaza"]}, {"word": "görüntü", "meanings": ["Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet", "Manzara", "Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme", "Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal", "Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta", "Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü"]}, {"word": "görüntüleme", "meanings": ["Görüntülemek işi"]}, {"word": "görüntülemek", "meanings": ["Belirli bir konuyu buna en yakın görüntüler içinde tasarlamak, yaratmak, gerçekleştirmek"]}, {"word": "görüntüleyici", "meanings": ["Görüntülemeyi sağlayan alet"]}, {"word": "görüntülük", "meanings": ["Ekran"]}, {"word": "görünüş", "meanings": ["Görünme işi", "Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey", "Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir", "Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara", "Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi"]}, {"word": "görünüm", "meanings": ["Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon"]}, {"word": "görüntüsel", "meanings": ["Görüntüye dayanan"]}, {"word": "görünümlü", "meanings": ["Görünümü olan"]}, {"word": "görünür", "meanings": ["Görünen, gözle görülebilen", "Belli, apaçık göze çarpan"]}, {"word": "görünürde", "meanings": ["Dıştan bakınca, görünüşe göre, ortada, meydanda"]}, {"word": "görünürlerde", "meanings": ["Ortalıkta, meydanda"]}, {"word": "görünürlük", "meanings": ["Görülebilen bir şeyin niteliği"]}, {"word": "görünüş almak", "meanings": ["şekil almak"]}, {"word": "görünüşe aldanma", "meanings": ["`yalnızca dış görünüşe bakarak yargıya varmak insanı yanıltabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "görünüşte", "meanings": ["Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünene bakılırsa, zahiren"]}, {"word": "görünüşü kurtarmak", "meanings": ["bir işi gereği gibi değil, yapılıyor dedirtmek için üstünkörü yapmak, zevahiri kurtarmak"]}, {"word": "görüş", "meanings": ["Görme işi", "Gözle bir şeyi algılama yetisi", "Cezaevi veya hastanedeki birine yapılan ziyaret", "Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir", "Benzerlerinden ayıran özellik, konsept"]}, {"word": "görüş bildirmek", "meanings": ["bir konuda elde edilen düşünce ve deneyimleri vermek"]}, {"word": "görüş açısı", "meanings": ["Bir şeyi görebilme alanı", "Bakış açısı"]}, {"word": "görüş ayrılığı", "meanings": ["Bir görüş veya düşüncede farklı değerlendirmede bulunma, farklı düşünme"]}, {"word": "görüş birliği içinde olmak", "meanings": ["aynı görüş ve düşünceye sahip bulunmak"]}, {"word": "görüş birliği", "meanings": ["Aynı görüş ve düşüncede olma"]}, {"word": "görüş birliğine varmak", "meanings": ["farklı görüş ve düşüncelerden sonra aynı görüş ve düşünceye ulaşmak"]}, {"word": "görüş birliği sağlamak", "meanings": ["aynı görüş ve düşüncede birleşmek"]}, {"word": "görüşme", "meanings": ["Görüşmek işi, mülakat, müzakere"]}, {"word": "görüşme yapmak", "meanings": ["tartışmak, müzakere etmek"]}, {"word": "görüşmeci", "meanings": ["Görüşme yapan kimse"]}, {"word": "görüşmek", "meanings": ["Buluşup konuşmak, konuşup sohbet etmek", "Dostluk, ahbaplık etmek", "Bir iş, bir konu üzerinde karşılıklı görüş ileri sürmek, müzakere etmek"]}, {"word": "görüş sahibi", "meanings": ["Görüş veya düşünce ileri süren (kimse)"]}, {"word": "görüştürme", "meanings": ["Görüştürmek işi"]}, {"word": "görüştürmek", "meanings": ["Görüşmelerini sağlamak"]}, {"word": "görüştürülme", "meanings": ["Görüştürülmek işi"]}, {"word": "gösteri", "meanings": ["İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun", "Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş", "Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi", "Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov", "Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum, demonstrasyon, demo", "Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat"]}, {"word": "görüştürülmek", "meanings": ["Görüşmeleri sağlanmak"]}, {"word": "görüşülme", "meanings": ["Görüşülmek işi"]}, {"word": "görüşülmek", "meanings": ["Görüşme işi yapılmak, müzakere edilmek", "Herhangi biriyle görüşmek"]}, {"word": "gösteren", "meanings": ["Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü"]}, {"word": "gösterge", "meanings": ["Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, belirti, im, işaret", "Bir durumla ilgili çeşitli aşamaları gösteren liste, icmal", "Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki, endeks, indeks", "Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi, belirtke", "Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç, müşir (II), indikatör"]}, {"word": "gösterge bilimi", "meanings": ["İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını, işleyişini inceleyen bilim, im bilimi, semiyoloji, semiyotik", "Göstergelerin dildeki kullanımları veya dille uygulanması"]}, {"word": "gösteri adamı", "meanings": ["Şov yapan kimse, gösterici, şovmen"]}, {"word": "gösterici", "meanings": ["Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi", "Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör"]}, {"word": "gösteriliş", "meanings": ["Gösterilme işi"]}, {"word": "gösterilen", "meanings": ["Göstergenin kavram yönü, gösterenle birleşerek göstergeyi oluşturan içerik"]}, {"word": "gösteri yapmak", "meanings": ["topluluk önünde bir beceri veya oyunu sergilemek", "düşüncelerini halka veya yetkililere duyurmak için bir araya gelerek eylemde bulunmak"]}, {"word": "gösterilme", "meanings": ["Gösterilmek işi"]}, {"word": "gösterilmek", "meanings": ["Görülmesi sağlanmak"]}, {"word": "gösterim", "meanings": ["Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi, projeksiyon", "Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlaması, vizyon", "Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında verilen gösterilerden her biri, seans"]}, {"word": "gösteriş yapmak", "meanings": ["başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için yapay davranmak"]}, {"word": "gösterime girmek", "meanings": ["sinema salonlarında bir film oynamaya başlamak"]}, {"word": "gösterişe kaçmak", "meanings": ["gösteriş yapmaya başlamak"]}, {"word": "gösteriş", "meanings": ["Gösterme işi", "Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum", "Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık", "Görkem"]}, {"word": "gösterişçi", "meanings": ["Gösteriş yapmasını seven, gösteriş amacı güden kimse"]}, {"word": "gösterişçilik", "meanings": ["Gösterişçi olma durumu"]}, {"word": "gösterişlice", "meanings": ["Biraz gösterişli, oldukça gösterişli"]}, {"word": "gösterişli", "meanings": ["Gösterişi olan", "Görkemli"]}, {"word": "gösterişsizlik", "meanings": ["Gösterişsiz olma durumu, sadelik", "Görkemsizlik"]}, {"word": "gösterişsiz", "meanings": ["Gösterişi olmayan, mütevazı", "Gösteriş yapmayan", "Görkemsiz"]}, {"word": "gösteri yürüyüşü", "meanings": ["Bir topluluğun duygularını dile getirmek için ana yollar ve alanlarda yürüyerek yapılan gösteri"]}, {"word": "gösterişlilik", "meanings": ["Gösterişli olma durumu", "Görkemlilik"]}, {"word": "gösterme", "meanings": ["Göstermek işi", "Teşhir, sergileme"]}, {"word": "göstermeci", "meanings": ["Cinsel organlarını göstermeyi, sergilemeyi seven (ruh hastası), ut açıcı, teşhirci"]}, {"word": "göstermecilik", "meanings": ["Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık, ut açıcılık, teşhircilik, eksibisyonizm", "Kendini üstün gösterme çabası"]}, {"word": "göstermek", "meanings": ["Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek", "Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak", "Belirtmek, anlatmak", "Bir şeyin etkisi altında tutulmak", "Kanıtla inandırmak", "Öğretmek, açıklamak", "Yapmasını söylemek, görevlendirmek", "Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek", "Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak", "Görünmek, benzemek", "Etmek", "Sert bir biçimde karşılık vermek"]}, {"word": "göstermelik", "meanings": ["Gösterişi olan", "Tanıtım amacıyla hazırlanmış (numune)", "Gerekli olduğu için değil, iş olsun diye yapılan"]}, {"word": "gösterme parmağı", "meanings": ["İşaret parmağı"]}, {"word": "gösterme sıfatı", "meanings": ["İşaret sıfatı"]}, {"word": "gösterme zarfı", "meanings": ["Bir fiilin, bir adın veya bir zarfın anlamını gösterme yoluyla sınırlayan zarf: Ta uzaklara gitti gibi"]}, {"word": "gösterme zamiri", "meanings": ["Varlıkların yerini, işaret yoluyla belirten zamir, işaret zamiri"]}, {"word": "göstertme", "meanings": ["Göstertmek işi"]}, {"word": "göt", "meanings": ["Anüs", "Alt taraf, dip", "Kaba et, kıç, popo"]}, {"word": "göstertmek", "meanings": ["Gösterme işini yaptırmak"]}, {"word": "göt ister", "meanings": ["`yüreklilik, cesaret göstermek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "götün götün", "meanings": ["Geri geri"]}, {"word": "götürme", "meanings": ["Götürmek işi"]}, {"word": "götürtme", "meanings": ["Götürtmek işi"]}, {"word": "götürmek", "meanings": ["Taşımak, ulaştırmak veya koymak", "Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek", "Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek", "Öldürmek", "Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek", "Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek", "Bir sonuca vardırmak", "Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak", "Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek", "Tümüyle sahip olmak", "Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak"]}, {"word": "götürtmek", "meanings": ["Götürülmesini sağlamak"]}, {"word": "götürü", "meanings": ["Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.)", "Fiyatını toptan belirleyerek"]}, {"word": "götürü iş", "meanings": ["Toptan yapılan iş"]}, {"word": "götürülme", "meanings": ["Götürülmek işi"]}, {"word": "götürü pazarlık", "meanings": ["Bir işin bütünü ile ilgili olarak fiyatı üzerinde anlaşma"]}, {"word": "götürülmek", "meanings": ["Götürme işi yapılmak veya götürme işine konu olmak"]}, {"word": "götürü tur", "meanings": ["Fiyatı ulaşım, otel, gezi vb. hizmetlerin tamamını veya büyük bir bölümünü kapsayan tur"]}, {"word": "götürüş", "meanings": ["Götürme işi"]}, {"word": "gövdeye atmak (veya indirmek)", "meanings": ["oburca yemek"]}, {"word": "gövde", "meanings": ["Bir şeyin asıl bölümü", "Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu", "Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü", "İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm", "Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm", "Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime"]}, {"word": "gövde gösterisi", "meanings": ["Aynı amaçta birleşenlerin güçlerini göstermek için büyük bir kalabalıkla yaptıkları gösteri"]}, {"word": "gövdelenmek", "meanings": ["Gövde oluşmak", "Gövde kalınlaşmak, belirgin duruma gelmek"]}, {"word": "gövdelenme", "meanings": ["Gövdelenmek işi"]}, {"word": "gövdeli", "meanings": ["İri yapılı"]}, {"word": "gövdesiz", "meanings": ["Gövdesi olmayan", "Görünürde gövdesi olmayan"]}, {"word": "gövdesel", "meanings": ["Gövde ile ilgili"]}, {"word": "gövem", "meanings": ["Sığırlara dadanan zar kanatlı bir tür sinek"]}, {"word": "gövel", "meanings": ["Yeşil başlı"]}, {"word": "gövek", "meanings": ["Cevizin yeşil kabuğu"]}, {"word": "göveri", "meanings": ["Sebze"]}, {"word": "gövem eriği", "meanings": ["Alıç"]}, {"word": "göveriş", "meanings": ["Göverme işi"]}, {"word": "göverme", "meanings": ["Gövermek işi"]}, {"word": "göz", "meanings": ["Görme organı, basar", "Bazı deyimlerde, görme ve bakma", "Oda", "Bakış, görüş", "Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak", "Delik, boşluk", "Çekmece", "Terazi kefesi", "Nazar", "Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı", "Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri", "Bölüm, hane", "Bazı yaraların uç bölümü"]}, {"word": "gövermek", "meanings": ["Yeşermek", "Morarmak"]}, {"word": "göymek", "meanings": ["Yakmak"]}, {"word": "göynük", "meanings": ["Yanık, yanmış", "Güneşte yanmış", "İyice olmuş (yemiş)", "Acısı olan, elemli", "Orman yakılarak açılan tarla"]}, {"word": "göverti", "meanings": ["Sebze", "Morartı"]}, {"word": "göynüme", "meanings": ["Göynümek durumu"]}, {"word": "göyük", "meanings": ["Yanık, yanmış", "Hastalık ateşi"]}, {"word": "göz açıp kapayıncaya kadar", "meanings": ["çok kısa bir sürede"]}, {"word": "göynümek", "meanings": ["Dertlenmek, üzülmek, içlenmek", "Ham meyve olgunlaşmak"]}, {"word": "göz açamamak", "meanings": ["yoğun işler yüzünden bir şeyle ilgilenme imkânı bulamamak"]}, {"word": "göz açtırmamak", "meanings": ["başka bir iş yapmasına vakit veya imkân vermemek"]}, {"word": "göz alabildiğine", "meanings": ["gözün görebileceği en uzak yerlere kadar", "çok geniş, engin bir biçimde"]}, {"word": "göz ardı etmek", "meanings": ["gereken önemi vermemek"]}, {"word": "göz atmak", "meanings": ["kısa bir süre, fazla dikkat etmeden bakıvermek"]}, {"word": "gözaydın etmek", "meanings": ["güzel bir olay için kutlamak, iyi dileklerde bulunmak"]}, {"word": "gözaydına gitmek", "meanings": ["birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gitmek"]}, {"word": "göz boyamak", "meanings": ["kandırmak, yanıltmak, gösterişle aldatmak"]}, {"word": "gözaydına gelmek", "meanings": ["birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gelmek"]}, {"word": "göz dikmek", "meanings": ["bir şeyi ele geçirmek isteğine kapılmak"]}, {"word": "göz değmek", "meanings": ["uğursuzluk, kötülük getirdiğine inanılan kıskanç veya hayran bakışlar dolayısıyla kötü bir duruma düşmek"]}, {"word": "göz doldurmak", "meanings": ["görünüşü ile umulduğundan çok etkilemek"]}, {"word": "göz doyurmak", "meanings": ["bir şey görünüşü ile umulduğundan çok etkilemek"]}, {"word": "göz etmek", "meanings": ["gözle işaret etmek"]}, {"word": "göz gördüğünü ister", "meanings": ["`kişi, her zaman gördüğü güzel şeyleri unutamaz, sürekli onları ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göz gezdirmek", "meanings": ["derinlemesine incelemeden okumak", "bir yeri, bir şeyi çabucak incelemek"]}, {"word": "göz göre göre", "meanings": ["belli ve apaçık olarak, herkesin gözü önünde", "olacağı bilindiği hâlde önlem alınmadan"]}, {"word": "göz görür, gönül katlanır", "meanings": ["`kişi, sevdiği bir kimsenin uzak yere gitmesi durumunda onunla görüşmekten umudunu keser, ayrılığa katlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göz görmeyince gönül katlanır", "meanings": ["`yakınımızda bulunmayanların özlemine, acısına daha kolay dayanabiliriz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "göz gözü görmemek", "meanings": ["yoğun sis, duman, toz vb. sebeplerle hiçbir şey görülememek"]}, {"word": "göz kesilmek", "meanings": ["bütün dikkatiyle bakmak"]}, {"word": "göz kamaştırmak (veya almak)", "meanings": ["kuvvetli ışık veya parlaklık, kısa bir zaman için görüşü bulandırmak", "bir niteliğiyle hayran bırakmak"]}, {"word": "göz kaş süzmek", "meanings": ["dikkatle ve hissettirmeden bakışlarla kontrol altında tutmak"]}, {"word": "göz kırpmadan", "meanings": ["acımadan, merhamet etmeden", "duraksamadan, çekinmeden"]}, {"word": "göz kırpmak", "meanings": ["göz kapağını kapayıp açmak", "başkasına söylediklerinin doğru olmadığını anlatmak için, yanında bulunan kimseye gözünü kapayıp açmak", "eğilimini göstermek", "ilgilenmek"]}, {"word": "göz kırpmamak", "meanings": ["uyumamak"]}, {"word": "göz koymak", "meanings": ["bir kimseyi veya bir şeyi ele geçirmeyi istemek"]}, {"word": "göz kulak olmak", "meanings": ["görme, işitme yoluyla bilgi edinmeye çalışmak", "gözetmek, korumak, bakmak"]}, {"word": "göz (veya gözünün) ucuyla bakmak", "meanings": ["fark ettirmeden gözlemek, belli etmemeye çalışarak başını çevirmeden yandan bakmak"]}, {"word": "göz süzmek", "meanings": ["baygın ve anlamlı bakmak"]}, {"word": "göz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmak", "meanings": ["göz ucuyla bakmak"]}, {"word": "göz ucuyla görmek", "meanings": ["fark etmek"]}, {"word": "göz ucuyla süzmek", "meanings": ["iyice tanımak, bilmek veya dikkat çekmek amacıyla hafif kısık gözle incelemek, bakmak"]}, {"word": "göz var, izan var", "meanings": ["bir şeyin göz ve akıl yoluyla anlaşılacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "göz yıldırmak", "meanings": ["gözünü korkutmak"]}, {"word": "göz yummak", "meanings": ["görmezlikten gelmek, hoş görmek, bağışlamak", "umudunu kesmek, umutsuzluğa düşmek"]}, {"word": "gözden çıkarmak", "meanings": ["bir mal, para, değer yargısı vb. maddi veya manevi varlığın elden çıkarılmasını kabul etmek"]}, {"word": "göz yummamak", "meanings": ["uyumamak", "hoş görmemek, bağışlamamak"]}, {"word": "gözden (veya gözünden) düşmek", "meanings": ["bir kişi veya şey değerini yitirmek, rağbet görmemek"]}, {"word": "gözden gönülden çıkarmak", "meanings": ["önem vermemek, ilgisini kesmek"]}, {"word": "gözden geçirmek", "meanings": ["okumak", "niteliğini anlamak için bir şeyin her yanına bakmak, incelemek, muayene etmek", "araç, motor vb.nin çalışıp çalışmadığını incelemek, denemek, denetlemek"]}, {"word": "gözden ırak olan gönülden de ırak olur", "meanings": ["`ayrı düşenlerin arasındaki sevgi de zamanla azalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözden ırak tutulmak", "meanings": ["önem verilmemek, değersiz bulmak"]}, {"word": "gözden ırak tutmak", "meanings": ["görmek istememek"]}, {"word": "gözden (veya gözünden) kaçmak", "meanings": ["görülmemek, farkına varılmamak"]}, {"word": "gözden kaybetmek", "meanings": ["görünmemek, ortadan çekilip gitmek"]}, {"word": "gözden (veya gözünden) kaçırmak", "meanings": ["dalgınlıkla görmemek"]}, {"word": "gözden nihan olmak", "meanings": ["gözden kaybolmak"]}, {"word": "gözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)", "meanings": ["hırsızlıkta çok becerikli, çok usta olmak"]}, {"word": "gözden kaybolmak", "meanings": ["ortadan çekilmek veya görünmez olmak, kaybolmak"]}, {"word": "gözden uzak tutmak", "meanings": ["önem vermemek, arka plana itmek"]}, {"word": "gözden uzaklaşmak", "meanings": ["ayrılıp başka yere gitmek, görünmez olmak"]}, {"word": "göze almak", "meanings": ["gelebilecek her türlü zararı ve tehlikeyi önceden kabul etmek"]}, {"word": "göze çarpmak", "meanings": ["dikkati üzerine çekmek"]}, {"word": "göze batmak", "meanings": ["aşırı derecede görünür olmak", "tedirgin etmek, uygunsuz veya yakışıksız görünmek", "çekememezliğe yol açmak"]}, {"word": "göze diken olmak", "meanings": ["göze batmak"]}, {"word": "göze girmek", "meanings": ["davranış ve yetenekleriyle ilgi ve önem kazanmak"]}, {"word": "göze gelmek", "meanings": ["birisine nazar değmiş olmak"]}, {"word": "göze görünmek", "meanings": ["belli, açık olmak"]}, {"word": "göze görünmemek", "meanings": ["ortaya çıkmamak, ortalıkta dolaşmamak, saklanmak", "kendisi var olduğu hâlde göz onu görememek", "değersiz olmak"]}, {"word": "göze yasak olmaz", "meanings": ["`bir kimseye veya nesneye bakılmasını kimse önleyemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek", "meanings": ["çok açık bir biçimde görülmek, herkes tarafından bilinmek"]}, {"word": "gözleri bayılmak", "meanings": ["uyku, istek vb. bir durum gözlerinden belli olmak"]}, {"word": "gözle yemek", "meanings": ["bir şeye çok istekle ve dik dik bakmak", "göz değdirmek"]}, {"word": "gözleri berraklaşmak", "meanings": ["bakışları daha canlı ve parlak olmak"]}, {"word": "gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)", "meanings": ["gözleri yaşararak çevreyi bulanık görmek"]}, {"word": "gözleri çivilenmek", "meanings": ["aynı noktaya sürekli olarak bakmak"]}, {"word": "gözleri çakmak çakmak (olmak)", "meanings": ["ateşli hastalık veya öfkeden gözleri kızarmış ve parlamış (olmak)"]}, {"word": "gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)", "meanings": ["aşırı yorgunluktan göz çevresi kararmak veya çökmek"]}, {"word": "gözleri dönmek", "meanings": ["aşırı ateşten veya can çekişirken gözlerin renkli bölümü kapakların altında kalarak görünmemek"]}, {"word": "gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)", "meanings": ["ağlayacak kadar duygulanmak"]}, {"word": "gözleri fıldır fıldır olmak", "meanings": ["telaşlı bir biçimde bakmak"]}, {"word": "gözleri fıldır fıldır etmek", "meanings": ["şeytanca ve çapkınca bakmak"]}, {"word": "gözleri ışıklı (olmak)", "meanings": ["gözleri ışık içinde (olmak)"]}, {"word": "gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)", "meanings": ["uykusuzluk, yorgunluk, ağlama vb. sebeplerle gözleri çok kızarmak", "sinirden, öfkeden, hiddetten gözleri irileşmek ve kızarmak"]}, {"word": "gözleri kapanmak", "meanings": ["ölmek", "çok uykusu gelmek"]}, {"word": "gözleri parlamak (veya parıldamak)", "meanings": ["gözlerinde sevinç ve istek belirmek"]}, {"word": "gözleri süzülmek", "meanings": ["göz kapakları hafifçe kapanmaya başlamak"]}, {"word": "gözleri sulanmak", "meanings": ["gözlerine yaş gelmek"]}, {"word": "gözlerine inanamamak", "meanings": ["hiç umulmayan, hiç beklenmeyen bir şeyin görülmesi karşısında şaşırmak"]}, {"word": "gözleri şıldır şıldır dönmek", "meanings": ["gözleri yaş dolu bir biçimde bakmak"]}, {"word": "gözleri takılıp kalmak", "meanings": ["bir şeyden gözlerini ayıramamak"]}, {"word": "gözleri velfecri okumak", "meanings": ["kurnazlığı gözlerinden belli olmak"]}, {"word": "gözleri yaşarmak", "meanings": ["gözleri sulanmak", "duygulanmak"]}, {"word": "gözleri yuvalarından (veya evinden) fırlamak (veya uğramak)", "meanings": ["korku, öfke ve telaşı gözlerinden belli olmak"]}, {"word": "gözlerinde şimşek çakmak", "meanings": ["aşırı parlamak"]}, {"word": "gözlerinden okumak", "meanings": ["düşüncelerini bakışlarından sezmek"]}, {"word": "gözlerine mil çekmek", "meanings": ["birinin gözlerini kızgın mille kör etmek"]}, {"word": "gözlerini bayıltmak", "meanings": ["gözlerini yarı kapamak"]}, {"word": "gözlerini belertmek", "meanings": ["gözlerini, akı çok görünecek biçimde açmak"]}, {"word": "gözlerini bitirmek", "meanings": ["gözlerini aşırı yormak"]}, {"word": "gözlerini devirmek", "meanings": ["öfke ile bakmak"]}, {"word": "gözlerini fal taşı gibi açmak", "meanings": ["şaşkınlıkla, hayretle bakmak"]}, {"word": "gözlerini kaçırmak", "meanings": ["biriyle göz göze gelmemek için gözlerini başka tarafa çevirmek"]}, {"word": "gözlerinin içi gülmek", "meanings": ["çok sevindiği yüzünden, gözlerinden belli olmak"]}, {"word": "gözlerinin içine kadar kızarmak", "meanings": ["utancından yüzü çok kızarmak"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) açılmak", "meanings": ["uyanmak", "iyiyi kötüyü veya kendisine yarayanı ayırt eder duruma gelmek"]}, {"word": "gözü akmak", "meanings": ["gözü yaralanıp kör olmak"]}, {"word": "gözü alışmak", "meanings": ["önceden iyi göremediği bir şeyi sonradan görür olmak", "bir şey ilk etkisini yitirmek, yadırganmaz olmak"]}, {"word": "gözü almamak", "meanings": ["bir işi becerebileceğine inanmamak, yadırganmaz olmak"]}, {"word": "gözü arkada kalmak", "meanings": ["bırakılan bir şey veya kimse ile ilgili tedirginliği sürmek"]}, {"word": "gözü büyükte olmak", "meanings": ["büyük emeller beslemek"]}, {"word": "gözü bulanmak", "meanings": ["bulanık görmeye başlamak"]}, {"word": "gözü çıkasıca", "meanings": ["`kör olsun, görmez olsun` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "gözü dalmak", "meanings": ["gözü bir noktaya dikili olarak dalgın dalgın bakmak"]}, {"word": "gözü değmek", "meanings": ["uğursuzluk, kötülük getirdiğine inanılan kıskanç veya hayran bakışlar dolayısıyla kötü bir duruma düşürmek"]}, {"word": "gözü dönesi", "meanings": ["`geberesi` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "gözü doymak", "meanings": ["çok istenen bir şeyin yeterli miktarı elde edildikten sonra daha çoğunu istememek"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) dönmek", "meanings": ["aşırı bir isteğin, öfkenin etkisiyle ne yaptığını bilmez duruma gelmek"]}, {"word": "gözü dumanlanmak", "meanings": ["öfkeden gözü hiçbir şey görmez duruma gelmek"]}, {"word": "gözü dünyayı görmemek", "meanings": ["hiç kimseye, hiçbir şeye önem, değer vermemek"]}, {"word": "gözü gibi sevmek", "meanings": ["pek çok sevmek"]}, {"word": "gözü gibi sakınmak (veya saklamak veya esirgemek)", "meanings": ["bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak"]}, {"word": "gözü gitmek", "meanings": ["bir şeyi istemeden görmek, elinde olmayarak bakmak"]}, {"word": "gözü gönlü açılmak", "meanings": ["neşelenmek, ferahlamak"]}, {"word": "gözü görmemek", "meanings": ["görmez olmak", "belli bir şeyden başka bir şeyle ilgilenmemek", "öfke sonucu en kötü şeyleri yapacak duruma gelmek"]}, {"word": "gözü görmez olmak", "meanings": ["artık ona değer vermemek"]}, {"word": "gözü göz değil", "meanings": ["`iyi insan olmadığı bakışından belli oluyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözü ısırmak", "meanings": ["bir kimseyi tanıyacak gibi olmak"]}, {"word": "gözü hiçbir şey görmemek", "meanings": ["heyecana kapılıp başka hiçbir şeyle uğraşamaz duruma gelmek"]}, {"word": "gözü ilişmek", "meanings": ["birdenbire veya istemeden görmek"]}, {"word": "gözü kalmak", "meanings": ["elde edemediği bir şeye karşı isteği sürmek", "elde edemediği bir şeyi kıskanmak"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) kararmak", "meanings": ["başı dönmek, hafif baygınlık geçirmek", "umutsuzluğun veya aşırı bir isteğin etkisi altında ne yaptığını bilmez duruma gelmek"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) kamaşmak", "meanings": ["güçlü bir ışık sebebiyle göz bakamaz olmak", "çok etkilenmek"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)", "meanings": ["gözünde hafifçe şaşılık bulunmak", "istemeyerek bakıvermek", "bayılmak sırasında gözünün akı çoğalmak"]}, {"word": "gözü kızmak", "meanings": ["gözü hiçbir şey görmeyecek ölçüde öfkelenmek"]}, {"word": "gözü kesmemek", "meanings": ["bir işi yaparken kendine veya başkalarına güvenmemek", "beğenip seçememek"]}, {"word": "gözü kesmek", "meanings": ["bir işi yapabilme konusunda kendisine veya başkalarına güvenmek"]}, {"word": "gözü korkmak", "meanings": ["daha önce geçirdiği kötü bir denemeden sonra birinden veya bir şeyden zarar gelebileceği kanısına varmak"]}, {"word": "gözü olmak", "meanings": ["bir şeyi ele geçirmek isteği beslemek"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) okşamak", "meanings": ["göze hoş görünmek"]}, {"word": "gözü kör olsun", "meanings": ["bazı zorunlu durumlarda zararı istemeyerek kabullenmeyi anlatan bir söz", "gereksinim duyulan şeyin yokluğunda söylenen bir söz"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak", "meanings": ["dikkati bir yerde toplanmak"]}, {"word": "gözü olmamak", "meanings": ["bir şeye sahip olmayı istememek", "heves beslememek, fazla önem vermemek"]}, {"word": "gözü su içmemek", "meanings": ["güvenmemek"]}, {"word": "gözü sönmek", "meanings": ["kör olmak"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) takılmak", "meanings": ["dikkati çeken bir şeyden bakışlarını ayıramamak"]}, {"word": "gözü tutmak", "meanings": ["güvenmek, beğenmek"]}, {"word": "gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz", "meanings": ["`her zaman çıkar peşinde koşan kişi, tehlikelerden uzak kalamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözü toprağa bakmak", "meanings": ["ölmek üzere olmak"]}, {"word": "gözü uyku tutmamak", "meanings": ["uyuyamamak"]}, {"word": "gözü yememek", "meanings": ["bir işi yapacak güç ve yeteneği kendinde bulamamak"]}, {"word": "gözü (veya gözleri) üstünde kalmak", "meanings": ["kıskançlık sebebiyle herkesin ilgisini çekmek", "herkesin dikkatini çekmek"]}, {"word": "gözü yılmak", "meanings": ["daha önceden denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek"]}, {"word": "gözüm!", "meanings": ["gözümün nuru"]}, {"word": "gözüm çıksın (veya kör olsun)", "meanings": ["bir şeyin doğruluğuna inandırmak için edilen ant"]}, {"word": "gözüm görmesin", "meanings": ["`bana görünmesin, yüzünü görmek istemem` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözün aydın!", "meanings": ["sevinçli bir olay dolayısıyla kullanılan bir kutlama sözü"]}, {"word": "gözün ... görsün", "meanings": ["bir şey övülerek gösterilmek veya anlatılmak istendiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "gözünde büyümek", "meanings": ["bir şey bir kimseye olduğundan güç veya önemli görünmek"]}, {"word": "gözünde", "meanings": ["(o kimseye) göre"]}, {"word": "gözünde büyütmek", "meanings": ["bir kimseyi, olayı veya şeyi abartmak"]}, {"word": "gözünde olmamak", "meanings": ["herhangi bir üzüntü veya zor durum dolayısıyla o şeye değer verecek durumda bulunmamak"]}, {"word": "gözünde tütmek", "meanings": ["çok özlemek"]}, {"word": "gözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmak", "meanings": ["sert ve şiddetli darbe yüzünden göz önünde yıldızlar oluşmak", "çok sevindiğini belli etmek", "çok kızmak, öfkelenmek", "çok üzücü bir sebeple sarsılmak"]}, {"word": "gözünden kıskanmak", "meanings": ["üzerine titremek, kollayıp gözetmek"]}, {"word": "gözüne (veya gözlerine) bakmak", "meanings": ["gözünün veya gözlerinin içine bakmak"]}, {"word": "gözünden (veya gözlerinden) uyku akmak", "meanings": ["çok uykulu olmak"]}, {"word": "gözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmak", "meanings": ["çok ağlamak"]}, {"word": "gözüne batmak", "meanings": ["tedirgin etmek, rahatsız etmek"]}, {"word": "gözüne kestirmek", "meanings": ["başarabileceğini ummak", "zevkine uygun bulmak, hoşlanmak", "uygun bulmak, elverişli görmek"]}, {"word": "gözüne çarpmak", "meanings": ["görünür olmak, dikkati çekmek"]}, {"word": "gözüne diken olmak", "meanings": ["gözüne batmak"]}, {"word": "gözüne girmek", "meanings": ["sevgi ve ilgisini kazanmak"]}, {"word": "gözüne dizine dursun", "meanings": ["nankörlük eden birine `Allah nankörlüğünün cezasını seni kör ve kötürüm ederek versin` anlamında söylenen bir ilenme sözü"]}, {"word": "gözüne ilişmek", "meanings": ["birdenbire, istemeden görmek"]}, {"word": "gözüne hiçbir şey görünmemek", "meanings": ["kendi derdi dolayısıyla hiçbir şeye değer vermemek"]}, {"word": "gözüne karasu inmek", "meanings": ["karasu hastalığı yüzünden gözü görmez olmak", "gelmesini çok istediği kimsenin uzun süre yolunu gözlemek"]}, {"word": "gözüne sokmak", "meanings": ["bir kimsenin görmediği veya bulamadığı bir şeyi, ona sert bir tavırla göstermek"]}, {"word": "gözüne uyku girmemek", "meanings": ["uyuyamamak, uykusuz kalmak"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) açmak", "meanings": ["uyanmak", "kendine gelmek, ayılmak", "uyanık, dikkatli bulunmak"]}, {"word": "gözünü açmak", "meanings": ["kadın ilk cinsel ilişkiyi o erkekle kurmuş olmak"]}, {"word": "gözünü açmak", "meanings": ["görüşünü değiştiren bilgi vermek, uyarmak"]}, {"word": "gözünü açmak", "meanings": ["çevreyi tanımaya başlamak"]}, {"word": "gözünü alamamak", "meanings": ["bir şeye, bir yere bakmaktayken hayranlık duyarak gözünü oradan başka bir yere çevirememek"]}, {"word": "gözünü ağartmak", "meanings": ["gözlerini belertmek"]}, {"word": "gözünü almak", "meanings": ["şiddetli ışık sebebiyle gözü iyi göremez duruma getirmek", "aşırı biçimde etkilenmek"]}, {"word": "gözünü ayırmamak", "meanings": ["bir şeye sürekli olarak bakmaktan kendini alamamak"]}, {"word": "gözünü bağlamak", "meanings": ["doğruyu bulamaz, düşünemez duruma getirmek"]}, {"word": "gözünü çıkarmak", "meanings": ["beceriksizce davranmak, zarara uğratmak", "iyisi dururken en kötüsünü seçmek"]}, {"word": "gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)", "meanings": ["tehlikeli işlere atılmaktan çekinmemek"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) dikmek", "meanings": ["dikkatle bakmak, gözünü ayırmadan bir yere veya bir kimseye bakmak"]}, {"word": "gözünü doyurmak", "meanings": ["bol bol vermek"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) duman bürümek", "meanings": ["hayale dalmak, dalgınlaşmak", "hüzünlenmek"]}, {"word": "gözünü gözüne dikmek", "meanings": ["başkasının gözüne sürekli olarak bakmak"]}, {"word": "gözünü dört açmak", "meanings": ["aldanmamak için çok uyanık bulunmak"]}, {"word": "gözünü hırs bürümek", "meanings": ["aşırı hırslanmak"]}, {"word": "gözünü ... hırsı bürümek", "meanings": ["bir şeyi aşırı ölçüde istemek"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) kan bürümek", "meanings": ["adam öldürecek kadar öfkelenmek"]}, {"word": "gözünü karartmak", "meanings": ["bir işe atılırken hiçbir şeyden çekinmemek"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) kapamak", "meanings": ["ölmek", "görmezden gelmek"]}, {"word": "gözünü kin bürümek", "meanings": ["intikam alma duygusundan başka bir şeye önem vermemek"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) kırpmadan", "meanings": ["çekinmeden, korkusuzca"]}, {"word": "gözünü korkutmak", "meanings": ["yıldırmak"]}, {"word": "gözünü (veya gözlerini) oymak", "meanings": ["çok kötülük etmek"]}, {"word": "gözünü sevda (veya aşk) bürümek", "meanings": ["ondan başka hiçbir şeyi düşünmemek, tamamen ona bağlanmak"]}, {"word": "gözünü sevdiğim", "meanings": ["okşamalık olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözünü seveyim", "meanings": ["birinden bir şey isteneceği zaman kullanılan söz"]}, {"word": "gözünü toprak doyursun", "meanings": ["kendinden olan veya kendisine verilen şey ne kadar çok olursa olsun, bununla yetinmeyenler için söylenen bir ilenme sözü"]}, {"word": "gözünü üstünden ayırmamak", "meanings": ["sürekli denetim altında bulundurmak"]}, {"word": "gözünü yıldırmak", "meanings": ["gözünü korkutmak"]}, {"word": "gözünü yummak", "meanings": ["gözünü kapamak", "ölmek"]}, {"word": "gözünü yummak", "meanings": ["görmezlikten gelmek"]}, {"word": "gözünün çapağını silmeden", "meanings": ["sabahleyin uyanır uyanmaz"]}, {"word": "gözünün bebeği gibi sevmek", "meanings": ["çok sevmek"]}, {"word": "gözünün içine baka baka", "meanings": ["cesaret ve soğukkanlılıkla"]}, {"word": "gözünün (veya gözlerinin) içine bakmak", "meanings": ["bir kimsenin üstüne titremek", "birinin buyruğunu yerine getirmeye hazır bulunmak", "bir arzunun gerçekleşmesi için gözleriyle birine yalvarmak"]}, {"word": "gözünün üstünde kaşın var dememek", "meanings": ["birinin her davranışını hoş görmek"]}, {"word": "... gözüyle bakmak", "meanings": ["yerine koymak"]}, {"word": "gözünün önüne gelmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "gözüyle görmek", "meanings": ["bir olaya tanık olmak"]}, {"word": "gözünün yaşına bakmamak", "meanings": ["acımamak, merhamet etmemek"]}, {"word": "gözünün önünü görmemek", "meanings": ["sisten, pustan dolayı etrafını görememek"]}, {"word": "göz akı", "meanings": ["Göz yuvarının dışını saran, katılgan dokudan oluşmuş, dayanıklı beyaz çeper, sert tabaka"]}, {"word": "gözüyle (veya gözleriyle) tartmak", "meanings": ["kim ve ne olduğunu anlamak için dikkatle bakmak"]}, {"word": "göz alıcı", "meanings": ["Güzelliği ile ilgi çeken, alımlı, göze çarpan"]}, {"word": "gözaltı", "meanings": ["Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması, gözetim, nezaret", "Denetleme"]}, {"word": "gözaltına almak", "meanings": ["güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak, nezarete almak"]}, {"word": "göz altı kremi", "meanings": ["Göz altı morluklarını, torbalanmalarını gideren bir krem türü"]}, {"word": "gözaltında tutmak", "meanings": ["güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak", "gözetlemek"]}, {"word": "göz aşısı", "meanings": ["Dal üzerindeki gözelere yapılabilen ağaç aşısı"]}, {"word": "göz aşinalığı", "meanings": ["Birini zaman zaman görmekten ileri gitmemiş olan tanıma, üstünkörü tanıma"]}, {"word": "göz bağcı", "meanings": ["Göz bağı yapan kimse, illüzyonist"]}, {"word": "göz bağcılık", "meanings": ["Göz bağcının yaptığı iş, illüzyonizm", "El çabukluğu ile göz boyama"]}, {"word": "göz bağı", "meanings": ["El çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi, illüzyon", "Aklı ve duyguları yanıltan sebep"]}, {"word": "göz banyosu", "meanings": ["Göz hastalıklarının iyileştirilmesi için yapılan banyo", "Kadınlara hoşlanarak bakma"]}, {"word": "göz bebeği", "meanings": ["Gözde irisin ortasında bulunan, ışığın azlığına veya çokluğuna göre büyüyüp küçülen yuvarlak delik, bebek", "Çok sevilen, önem verilen kimse vb"]}, {"word": "göz bankası", "meanings": ["Gerektikçe başkalarına aktarılmak için ölümlerinden hemen sonra gönüllülerin gözündeki saydam tabakanın alınıp saklandığı göz kliniği"]}, {"word": "göz bilimi", "meanings": ["Gözün yapısının, çalışmasının ve hastalıklarının incelendiği hekimlik dalı, oftalmoloji"]}, {"word": "gözcü", "meanings": ["Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse", "Gözetmen", "Göz doktoru"]}, {"word": "göz boncuğu", "meanings": ["Nazar boncuğu"]}, {"word": "gözcülük", "meanings": ["Gözcünün yaptığı iş", "Göz bilimciliği"]}, {"word": "gözcülük etmek", "meanings": ["kollamak, sağı solu kolaçan etmek"]}, {"word": "gözde", "meanings": ["Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey), favori", "Önemli bir kimsenin beğendiği kadın"]}, {"word": "gözdağı", "meanings": ["Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma, tehdit"]}, {"word": "gözdağı vermek", "meanings": ["sonradan verilecek bir ceza ile korkutmak, yıldırmak, tehdit etmek, caydırmaya çalışmak"]}, {"word": "gözdemiri", "meanings": ["Gemilerin baş tarafında bulunan, her zaman kullanılan büyük çıpa"]}, {"word": "göz dikeği", "meanings": ["Pek çok istenerek üzerine düşülen şey"]}, {"word": "göz dişi", "meanings": ["Üst çenedeki köpek dişlerinden her biri"]}, {"word": "göze", "meanings": ["Hücre", "Su kaynağı"]}, {"word": "göze bilimi", "meanings": ["Hücre bilimi"]}, {"word": "göze göz", "meanings": ["Kısasa kısas"]}, {"word": "gözeme", "meanings": ["Gözemek işi"]}, {"word": "gözeler arası", "meanings": ["Dokularda gözelerin arasında yer alan, hücreler arası"]}, {"word": "göz emeği", "meanings": ["Gözü çok yoran ince iş"]}, {"word": "gözemek", "meanings": ["Kumaştaki deliği örerek kapatmak", "Dikilen bitkilerin seyrek yerlerini sıklaştırmak"]}, {"word": "gözene", "meanings": ["Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık, gözlük"]}, {"word": "gözenek", "meanings": ["Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri", "Pencere", "Bir işlemede, örgüde, ipliklerin kesilmesi, ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk, ajur", "Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık, mesame", "Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri, mesame", "Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş"]}, {"word": "gözenekli", "meanings": ["Gözeneği olan"]}, {"word": "gözeneklilik", "meanings": ["Gözenekli olma durumu"]}, {"word": "gözeneksiz", "meanings": ["Gözeneği olmayan"]}, {"word": "gözeneksizlik", "meanings": ["Gözeneksiz olma durumu"]}, {"word": "gözer", "meanings": ["Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur"]}, {"word": "göz erimi", "meanings": ["Ufuk"]}, {"word": "göz etçiği", "meanings": ["Gözün iç açısındaki kırmızı çıkıntı, göz memesi"]}, {"word": "gözetici", "meanings": ["Gözetleme yapan kimse", "Koruyucu kimse", "Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri"]}, {"word": "gözetilme", "meanings": ["Gözetilmek işi"]}, {"word": "gözetilmek", "meanings": ["Gözetme işi yapılmak veya gözetme işine konu olmak"]}, {"word": "gözetim", "meanings": ["Gözetme işi, nezaret", "Himaye", "Gözaltı"]}, {"word": "gözetim altında tutmak", "meanings": ["göz önünden ayırmamak"]}, {"word": "gözetime almak", "meanings": ["gözetmek"]}, {"word": "gözetiş", "meanings": ["Gözetme işi"]}, {"word": "gözetleme", "meanings": ["Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete"]}, {"word": "gözetleme deliği", "meanings": ["Kapının dışındakileri görmeye yarayan ve kapı ortasında açılmış mercekli delik, dikizlik"]}, {"word": "gözetlemek", "meanings": ["Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek", "Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek"]}, {"word": "gözetleniş", "meanings": ["Gözetlenme işi, dikizleniş"]}, {"word": "gözetlenmek", "meanings": ["Gözetleme işi yapılmak, dikizlenmek"]}, {"word": "gözetlenme", "meanings": ["Gözetlenmek işi, dikizlenme"]}, {"word": "gözetletme", "meanings": ["Gözetletmek işi, dikizletme"]}, {"word": "gözetletmek", "meanings": ["Gözetleme işini birine yaptırmak, dikizletmek"]}, {"word": "gözetme", "meanings": ["Gözetmek işi"]}, {"word": "gözetleyiş", "meanings": ["Gözetleme işi, dikizleyiş"]}, {"word": "gözetmek", "meanings": ["Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek", "Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak", "Kollamak, beklemek", "Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak", "Kayırmak"]}, {"word": "gözetmen", "meanings": ["Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü", "Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse"]}, {"word": "gözetmenlik", "meanings": ["Gözetmenin yaptığı iş"]}, {"word": "gözettirme", "meanings": ["Gözettirmek işi"]}, {"word": "gözettirmek", "meanings": ["Gözetme işini yaptırmak, gözetmesini sağlamak"]}, {"word": "gözevi", "meanings": ["Göz yuvası"]}, {"word": "göze yutarlığı", "meanings": ["Hücre yutarlığı"]}, {"word": "göze zarı", "meanings": ["Hücreyi saran zar"]}, {"word": "göz göze", "meanings": ["Birbirine bakar bir biçimde"]}, {"word": "göz hakkı", "meanings": ["Görüldüğünde imrenilebilecek yiyeceklerden, görenlere verilen pay"]}, {"word": "gözgü", "meanings": ["Ayna"]}, {"word": "göz göze gelmek", "meanings": ["her iki tarafın bakışları karşılaşmak"]}, {"word": "göz hapsi", "meanings": ["Bir kimseye bulunduğu, yaşadığı yerden ayrılmaması biçiminde verilen ceza"]}, {"word": "göz hapsine almak", "meanings": ["bakışlarını üzerinden ayırmamak, gözetlemek, hiçbir davranışını gözden kaçırmamak"]}, {"word": "göz kapağı", "meanings": ["Göz yuvarlarının önünde bulunan, birbirine yaklaşarak gözü örten, kenarlarında kirpikler bulunan koruyucu organ"]}, {"word": "göz kadehi", "meanings": ["Göz banyosunda kullanılan, göz çukuruna göre şekillenmiş, cam veya seramikten kap"]}, {"word": "göz kararı", "meanings": ["Ölçü veya tartı ile değil gözle oranlanarak belirlenen miktar"]}, {"word": "gözlem", "meanings": ["Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede", "İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede", "Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat", "Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi", "Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem"]}, {"word": "gözleği", "meanings": ["Gözetleme yeri", "Dağların yüksek yerlerinde nişan almak için ağaç veya taştan yapılan belli yer"]}, {"word": "göz kesesi", "meanings": ["Gözlerin hemen altında derinin ve kasların bozulması sonucu oluşan şişkinlik"]}, {"word": "gözlem altına almak", "meanings": ["bir nesneyi, olayı veya bir gerçeği, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alıp incelemek", "hastanın hastalığını izlemek, denetim altında bulundurmak"]}, {"word": "gözlemci", "meanings": ["Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse, müşahit", "Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genellikle söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse, müşahit", "Gözlemevinde gözlem yapan kimse, rasıt", "Teleskop", "Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse"]}, {"word": "gözleme", "meanings": ["Gözlemek işi, tarassut", "Özel araçlarla inceleme"]}, {"word": "gözlemcilik", "meanings": ["Gözlemcinin yaptığı iş, rasatçılık"]}, {"word": "gözleme", "meanings": ["İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme"]}, {"word": "gözlemecilik", "meanings": ["Gözlemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "gözlemek", "meanings": ["Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek", "Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek", "İncelemek, araştırmak", "Gizlice bakmak, gözetlemek", "Korumak, kollamak"]}, {"word": "gözlemeci", "meanings": ["Gözleme yapan veya satan kimse"]}, {"word": "gözlemevi", "meanings": ["Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer, rasathane, observatuvar"]}, {"word": "gözlemleme", "meanings": ["Gözlemlemek işi"]}, {"word": "gözlenme", "meanings": ["Gözlenmek işi"]}, {"word": "gözlemlemek", "meanings": ["Bir nesneyi, olayı veya bir gerçeği, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelemek, müşahede etmek", "Gözlemek"]}, {"word": "gözlenmek", "meanings": ["Gözleme işi yapılmak veya gözleme işine konu olmak"]}, {"word": "gözletme", "meanings": ["Gözletmek işi"]}, {"word": "gözletmek", "meanings": ["Gözleme işini yaptırmak"]}, {"word": "gözleyiş", "meanings": ["Gözleme işi"]}, {"word": "gözlü", "meanings": ["Gözü olan", "Herhangi bir biçimde veya renkte gözü olan", "Bölmesi veya gözleri olan", "Deliği olan"]}, {"word": "gözlüye gizli yoktur", "meanings": ["`görmesini bilen kişiden hiçbir şey gizlenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gözlük", "meanings": ["Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç, lünet", "Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper", "Gözene"]}, {"word": "gözlük takmak", "meanings": ["gözlük kullanmak", "iyi görmek, dikkat etmek"]}, {"word": "gözlükçü", "meanings": ["Gözlük satan veya onaran kimse", "Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse", "Gözlük satılan ve onarılan iş yeri"]}, {"word": "gözlükçülük", "meanings": ["Gözlükçünün yaptığı iş"]}, {"word": "gözlüklü yılan", "meanings": ["Kobra"]}, {"word": "gözlüklü", "meanings": ["Gözlük takmış olan, gözlük kullanan"]}, {"word": "göz önüne almak", "meanings": ["önceden düşünmek, hesaplamak, dikkate almak"]}, {"word": "gözlüksüz", "meanings": ["Gözlüğü olmayan, gözlük takmamış olan"]}, {"word": "göz memesi", "meanings": ["Göz etçiği"]}, {"word": "göz merceği", "meanings": ["İrisin arkasında yer alıp ışığı kırma özelliği olan, biçimi ve büyüklüğü mercimeğe benzeyen saydam yapı, billur cisim"]}, {"word": "göz nuru", "meanings": ["Yoğun bir emek sonucu ortaya çıkan iş", "İyi bir iş ortaya çıkarmak için yapılan emek"]}, {"word": "göz nuru dökmek", "meanings": ["fazla emek sarf etmek"]}, {"word": "gözümün nuru", "meanings": ["sevgi anlatan bir seslenme sözü, nuruaynım, nuruçeşmim, nurudidem"]}, {"word": "göz önü", "meanings": ["Görülebilen yakın yer"]}, {"word": "gözünün önünden geçmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "göz önüne getirmek", "meanings": ["zihinde canlandırmak, tasarlamak"]}, {"word": "gözünün önünden gitmemek", "meanings": ["bir türlü unutamamak"]}, {"word": "gözünün önüne gelmek", "meanings": ["bir şeyi zihinde canlandırmak, tasarlamak, hatırlamak"]}, {"word": "göz (veya gözler) önüne sermek", "meanings": ["açıklamak, sergilemek, göstermek, tanıtmak"]}, {"word": "göz pencere", "meanings": ["Çatı katlarında veya kapı üstlerinde yuvarlak veya oval biçimli, genellikle süslü küçük pencere"]}, {"word": "göz (veya gözünün) önüne serilmek", "meanings": ["görülmek, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmak"]}, {"word": "göz pınarı", "meanings": ["Gözyaşı bezlerinin salgıladığı sıvıyı toplayan, gözün burun tarafındaki bölümü"]}, {"word": "göz sevdası", "meanings": ["Yalnız bakmakla yetinilen aşk"]}, {"word": "gözsüz", "meanings": ["Gözü olmayan", "Görme engelli"]}, {"word": "göz taşı", "meanings": ["Bazı göz, deri, bitki hastalıklarında ve bağcılıkta kullanılan, koyu mavi renkte, zehirli bir tuz, bakır sülfat, bakır tuzu (Cu SO4)"]}, {"word": "gözü aç", "meanings": ["Açgözlü"]}, {"word": "gözü açık gitmek", "meanings": ["gerçekleşmesini çok istediği bir dileğine erişmeden ölmek"]}, {"word": "gözü açık", "meanings": ["Uyanık, becerikli (kimse)"]}, {"word": "gözü açık olmak", "meanings": ["fırsattan yararlanmak, kurnazca davranmak"]}, {"word": "gözü bağlı", "meanings": ["Aymaz", "Sorup soruşturmaksızın, bakıp anlamadan"]}, {"word": "gözü bağlı olmak", "meanings": ["bağlanmak, tutulmak", "büyülenmiş bulunmak"]}, {"word": "gözü dışarıda", "meanings": ["Eşine bağlı olmayıp başkalarıyla da ilişki kuran (kimse)"]}, {"word": "gözü kapalı", "meanings": ["Çevresinde olanlardan haberi olmayan (kimse)", "Düşünmeden, duraksamadan"]}, {"word": "gözü kapalı olmak", "meanings": ["çevresinde olup bitenin farkına varmamak, ilgisiz kalmak"]}, {"word": "gözü kara", "meanings": ["Korkusuz (kimse)"]}, {"word": "gözü kara çıkmak", "meanings": ["korkusuz olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "gözyaşı", "meanings": ["Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri, yaş (II)"]}, {"word": "gözükme", "meanings": ["Gözükmek işi"]}, {"word": "gözü keskin", "meanings": ["Çok iyi gören (kimse)"]}, {"word": "gözükmek", "meanings": ["Görünmek"]}, {"word": "gözü pek", "meanings": ["Korkusuz"]}, {"word": "gözü pek olmak", "meanings": ["cesur, korkusuz olmak"]}, {"word": "gözü sulu", "meanings": ["Sulu gözlü"]}, {"word": "gözü tok", "meanings": ["Paraya, mala düşkünlük göstermeyen, açgözlülük etmeyen (kimse), gözü gönlü tok"]}, {"word": "gözyaşına boğulmak", "meanings": ["çok ağlamak"]}, {"word": "gözyaşı bezeleri", "meanings": ["343 gözyaşı bezleri"]}, {"word": "göz yoklaması", "meanings": ["Başkalarının dikkati birinin üzerinde olma, göz hapsinde tutulma"]}, {"word": "gözyaşı bezleri", "meanings": ["Gözyaşı ve göz kapağında bulunan bezler, gözyaşı bezeleri"]}, {"word": "göz yuvarı", "meanings": ["Kafatasında bir çukur içine yerleşmiş bulunan gözün yuvarlak bölümü"]}, {"word": "göz yuvası", "meanings": ["Göz yuvarlarının içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri, gözevi"]}, {"word": "gradosu düşmek", "meanings": ["itibarı azalmak, derecesi düşmek"]}, {"word": "grado", "meanings": ["Bir sıvının içindeki alkol derecesi", "Derece"]}, {"word": "grafik", "meanings": ["Çizge", "Biçim, desen veya çizgilerle gösterme"]}, {"word": "grafit", "meanings": ["Kurşun kalemi ve bazı araç parçalarının yapımında kullanılan, yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir tür doğal karbon"]}, {"word": "grafolog", "meanings": ["Yazı uzmanı"]}, {"word": "grafoloji", "meanings": ["Yazı bilgisi", "Yazı bilimi"]}, {"word": "grafometre", "meanings": ["Planların yapımında, arazi üzerindeki açıları ölçmekte kullanılan araç"]}, {"word": "gram", "meanings": ["Kilogramın binde biri değerindeki ağırlık ölçüsü birimi"]}, {"word": "gramağırlık", "meanings": ["Gramkuvvet"]}, {"word": "gramaj", "meanings": ["Ekmek ve kâğıt için ağırlık ölçüsü"]}, {"word": "gramatikal", "meanings": ["Dil bilgisi kurallarına uygun"]}, {"word": "gramer", "meanings": ["Dil bilgisi", "Dil bilgisi kitabı"]}, {"word": "gramerci", "meanings": ["Dil bilgisi uzmanı olan kimse"]}, {"word": "gramkuvvet", "meanings": ["Bir gram kütleye 45° enlemindeki deniz yüzeyinde yerin uyguladığı kuvvet, gramağırlık"]}, {"word": "gramofon", "meanings": ["Önceden özel bir madde üzerine kaydedilmiş sesleri, istenildiğinde dinleten alet, sesyazar, fonograf"]}, {"word": "gramsantimetre", "meanings": ["Bir gram ağırlığında bir cismin 1 santimetre yer değiştirmesini sağlayan enerji birimi, kilogrammetrenin yüz binde biri"]}, {"word": "grandi", "meanings": ["Geminin baştan ikinci direği"]}, {"word": "grandük", "meanings": ["Büyük bir düklüğün egemenine verilen ad", "Çarlık Rusyası'nda prenslere verilen unvan"]}, {"word": "granit", "meanings": ["Kuvars, feldspat, ortoklaz ve mika minerallerinden birleşmiş türlü renkte, billursu, çok sert bir kayaç türü"]}, {"word": "granit gibi", "meanings": ["güçlü, dayanıklı, sert"]}, {"word": "granülin", "meanings": ["Opalin bir türü"]}, {"word": "granitleşme", "meanings": ["İç kuvvetlerin etkisiyle yer yuvarlağı içindeki kayanın granite dönüşmesi"]}, {"word": "granül", "meanings": ["Bir maddenin en küçük tanesi", "Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler"]}, {"word": "granülit", "meanings": ["Kuvars, feldspat, granit, Moskof camı vb. maddelerden birleşmiş billur kayağan taş kütlesi"]}, {"word": "gravür", "meanings": ["Ağaç, taş veya metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği", "Bu teknikle yapılmış resim"]}, {"word": "gravyer", "meanings": ["İsviçre'de yapılan bir tür sarı, yağlı peynir"]}, {"word": "gravürcülük", "meanings": ["Gravürcünün yaptığı iş"]}, {"word": "gravürcü", "meanings": ["Gravür yapan sanatçı"]}, {"word": "Grekçe", "meanings": ["Eski Yunan dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "grekoromen", "meanings": ["Yüze, boğaza dokunmama, belden aşağısını tutmama, ayaklarla oyun yapmama vb. kuralları olan güreş türü"]}, {"word": "Grek", "meanings": ["Eski Yunan, Helen"]}, {"word": "grena", "meanings": ["Nar çiçeği renginde bir süs taşı", "Alüminyum silikat ile kalsiyum, magnezyum, demir, manganez vb. madenlerden birinin birleşmesinden oluşmuş çeşitli renkteki mineral"]}, {"word": "gres", "meanings": ["Makine yağı"]}, {"word": "gres yağı", "meanings": ["Makine yağı"]}, {"word": "gres pompası", "meanings": ["Makine aksamını gresle yağlamak için kullanılan pompa"]}, {"word": "grev", "meanings": ["İş bırakımı"]}, {"word": "grevci", "meanings": ["İş bırakımcı"]}, {"word": "grev yapmak", "meanings": ["işi bırakmak"]}, {"word": "grev gözcüsü", "meanings": ["Grevin seyrini kollayan kimse"]}, {"word": "grev kırıcı", "meanings": ["Grevin etkisini azaltma veya tamamıyla yok etme girişiminde bulunan kimse"]}, {"word": "grev kırıcılığı", "meanings": ["Grevin etkisini azaltmak veya tamamıyla yok etmek amacıyla greve uğrayan işverenin veya ona yardımcı olan bir başkasının yasalara göre yasaklanmış hareketlerde bulunması"]}, {"word": "greyder", "meanings": ["Altında bulunan ve değişik açılarda çalışabilen bıçağı ile toprağı kazıyan veya yayan yol makinesi"]}, {"word": "grev sözcüsü", "meanings": ["Grev süresince grevle ilgili açıklamalarda bulunmakla görevli kimse"]}, {"word": "greyfurt", "meanings": ["Turunçgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacı, altıntop, kızmemesi (Citrus decumana)", "Bu ağacın portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı acımsı meyvesi, altıntop, kızmemesi"]}, {"word": "greyderci", "meanings": ["Greyder kullanan, yapan veya satan kimse"]}, {"word": "gri", "meanings": ["Kül rengi, boz renk, demir rengi, demirî", "Bu renkte olan"]}, {"word": "gril", "meanings": ["Izgara"]}, {"word": "grip", "meanings": ["Yorgunluk, kırıklık, kas ağrıları, ateş vb. belirtileri olan, bulaşıcı, salgın hastalık, paçavra hastalığı, enflüanza"]}, {"word": "gripli", "meanings": ["Grip hastalığına yakalanmış (kimse)"]}, {"word": "grizumetre", "meanings": ["Grizuölçer"]}, {"word": "grizu", "meanings": ["Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz"]}, {"word": "grizuölçer", "meanings": ["Maden ocaklarında havanın grizu oranını ölçmeye yarayan cihaz, grizumetre"]}, {"word": "grosa", "meanings": ["On iki düzine"]}, {"word": "grostonluk", "meanings": ["Herhangi bir groston ölçüsünde olan"]}, {"word": "groston", "meanings": ["Bir geminin kullanılan bölümünün ton birimi cinsinden karşılığı"]}, {"word": "grotesk", "meanings": ["Eski Çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu", "Kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi"]}, {"word": "grup", "meanings": ["Küme", "Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü", "Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip", "Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu"]}, {"word": "gruplandırma", "meanings": ["Gruplandırmak işi"]}, {"word": "gruplandırmak", "meanings": ["Gruplara ayırmak", "Dağınık olan şeyleri toplayarak grup oluşturmak"]}, {"word": "gruplanma", "meanings": ["Gruplanmak işi"]}, {"word": "gruplanmak", "meanings": ["Grup grup olarak bulunmak"]}, {"word": "gruplaşma", "meanings": ["Gruplaşmak işi"]}, {"word": "gruplaşmak", "meanings": ["Grup oluşturmak, gruplara ayrılmak"]}, {"word": "gudubetlik", "meanings": ["Gudubet olma durumu"]}, {"word": "guano", "meanings": ["Özellikle deniz kuşlarının pisliklerinin bir yerde uzun süreden beri birikip yığılmasıyla oluşan, azot ve fosfat bakımından zengin, gübre olarak kullanılan madde"]}, {"word": "guarani", "meanings": ["Paraguay para birimi"]}, {"word": "guaj", "meanings": ["Bir tür zamklı, mat sulu boya"]}, {"word": "Guatemalalı", "meanings": ["Guatemala halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "gudde", "meanings": ["Beze"]}, {"word": "guatr", "meanings": ["Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık, guşa, cedre"]}, {"word": "gudubet", "meanings": ["Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin"]}, {"word": "gufran", "meanings": ["Bağışlama"]}, {"word": "gugu çiçeği", "meanings": ["Hüsnüyusuf"]}, {"word": "guguk kuşu", "meanings": ["Gugukgillerden, genellikle Avrupa'da yaşayan, dişileri başka kuşların yuvasına yumurtlayarak yavrularının bakım işini onlara gördüren, sırtı gri, karnı kahverengi beyaz çizgili, 35 santimetre boyunda, böcekçil bir kuş (Cuculus canorus)", "Birisiyle eğlenmek ve onu kızdırmak için çocukların çıkardıkları ses"]}, {"word": "gugukgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanların kuşlar sınıfının bir familyası"]}, {"word": "guguklu saat", "meanings": ["Açılan küçük kapıdan veya pencereden bir guguk kuşunun çıkması ve ötmesiyle saat başlarını ve buçukları bildiren saat"]}, {"word": "gulden", "meanings": ["Florin"]}, {"word": "guguklu", "meanings": ["Guguklu saat"]}, {"word": "gulaş", "meanings": ["Etli, salçalı bir Macar yemeği"]}, {"word": "gulet", "meanings": ["İki direkli, yelkenli savaş gemisi"]}, {"word": "gulgule", "meanings": ["Gürültü, şamata"]}, {"word": "gulyabani", "meanings": ["Karanlık ve ıssız yerlerde, insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet"]}, {"word": "gurbete çıkmak", "meanings": ["doğup yaşanılan yerden uzaklaşmak"]}, {"word": "gulu gulu", "meanings": ["Hindinin çıkardığı ses"]}, {"word": "gurbet", "meanings": ["Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik"]}, {"word": "gurbet çekmek", "meanings": ["doğup yaşadığı yerleri özlemek"]}, {"word": "gurbete (veya gurbet ele) düşmek", "meanings": ["aile ocağından uzak bir yere gitmek"]}, {"word": "gurbetçi", "meanings": ["Gurbete çıkan, geçimini gurbette kazanan kimse"]}, {"word": "gurbetçilik", "meanings": ["Gurbetçi olma durumu"]}, {"word": "gurbetzede", "meanings": ["Gurbete düşmüş kimse"]}, {"word": "gurbet eli", "meanings": ["Bir kimsenin doğup büyüdüğü yerden başka yer"]}, {"word": "gurk", "meanings": ["Kuluçka", "Erkek hindi"]}, {"word": "gurk etmek", "meanings": ["tavuk kuluçkaya yatmak isterken veya yavrularını çağırırken `gurk gurk` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "gurbetlik", "meanings": ["Gurbet"]}, {"word": "gurk olmak", "meanings": ["kuluçkaya yatmaya hazırlanmak"]}, {"word": "gurka yatmak", "meanings": ["tavuk civciv çıkarmak için yumurta üzerine oturmak"]}, {"word": "gurklamak", "meanings": ["Kuluçka olmak", "Erkek hindi kubarmak"]}, {"word": "gurlama", "meanings": ["Gurlamak işi"]}, {"word": "gurlamak", "meanings": ["Guruldamak"]}, {"word": "gurme", "meanings": ["Tatbilir"]}, {"word": "guruldamak", "meanings": ["Sindirim yollarından bir sıvı geçerken `gur gur` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "gurultu", "meanings": ["Sindirim yollarından bir sıvı geçerken çıkan sese verilen ad"]}, {"word": "guruldama", "meanings": ["Guruldamak işi"]}, {"word": "gurup", "meanings": ["Ay, güneş, yıldız vb. gök cisimlerinin ufkun altına inmesi", "Güneşin batması, batış", "Çökmeye, yok olmaya yüz tutma"]}, {"word": "gurup etmek", "meanings": ["güneş, batmak"]}, {"word": "gurur", "meanings": ["Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir", "Övünme", "Kurum, çalım"]}, {"word": "gurup rengi", "meanings": ["Turuncuya çalan kırmızı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "gurur duymak", "meanings": ["gururlanmak"]}, {"word": "gurura kapılmak", "meanings": ["büyüklenmek, gururlanmak"]}, {"word": "gurur gelmek", "meanings": ["kurumlanmak"]}, {"word": "gururuna dokunmak", "meanings": ["kişiliği zedelenmek, onuru kırılmak"]}, {"word": "gururuna ağır gelmek", "meanings": ["kişiliğine zor gelmek, büyüklüğünün zedelendiğini düşünmek"]}, {"word": "gururunu ayakaltına almak", "meanings": ["her türlü fedakârlığı göze alıp ödün vermek, ilkelerden vazgeçmek"]}, {"word": "gururunu okşamak", "meanings": ["yüzüne karşı değerlerini belirterek bir kimseyi duygulandırmak"]}, {"word": "gururlanma", "meanings": ["Gururlanmak işi"]}, {"word": "gururlanmak", "meanings": ["Kendini beğenmek, büyüklenmek, kurumlanmak"]}, {"word": "gururluca", "meanings": ["Gururlu bir biçimde"]}, {"word": "gururlu", "meanings": ["Kendi kişiliğine önem veren, onurlu, mağrur", "Kurumlu, çalımlı", "Kibirli"]}, {"word": "gusletmek", "meanings": ["Gusül abdesti almak"]}, {"word": "gusto", "meanings": ["Beğeni"]}, {"word": "gusül", "meanings": ["Boy abdesti"]}, {"word": "gusülhane", "meanings": ["Eski evlerde, içinde yıkanılabilir biçimde yapılmış küçük bölme"]}, {"word": "guşa", "meanings": ["Guatr"]}, {"word": "gut", "meanings": ["Damla hastalığı"]}, {"word": "gübre", "meanings": ["Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre"]}, {"word": "guvernör", "meanings": ["Devlet bankasını yöneten kimse", "Bir kamu kuruluşunu veya özel kuruluşu yöneten kimse"]}, {"word": "gübre gazı", "meanings": ["Hayvansal ve bitkisel atıkların oksijensiz ortamda ayrışması sonucu ortaya çıkan gaz karışımı, biyogaz"]}, {"word": "gübre böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, gübre ile beslenen bir böcek cinsi (Onitis)"]}, {"word": "gübreleme", "meanings": ["Toprağa gübre dökme, gübre karıştırma"]}, {"word": "gübrelemek", "meanings": ["Verimini artırmak için toprağa gübre dökmek, kemrelemek"]}, {"word": "gübrelenme", "meanings": ["Gübrelenmek işi"]}, {"word": "gübrelenmek", "meanings": ["Gübre dökülmüş olmak", "Gelişmesi, yetişmesi için her türlü imkân sağlanmış olmak"]}, {"word": "gübreli", "meanings": ["Gübrelenmiş olan"]}, {"word": "gübrelik", "meanings": ["Gübre konulan yer, kemrelik"]}, {"word": "gübresiz", "meanings": ["Gübrelenmemiş olan"]}, {"word": "gücendirme", "meanings": ["Gücendirmek işi"]}, {"word": "gücendirmek", "meanings": ["Gücenmesine yol açmak, gönlünü kırmak, incitmek"]}, {"word": "gücenik", "meanings": ["Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse)"]}, {"word": "gücenilme", "meanings": ["Gücenilmek işi"]}, {"word": "güceniklik", "meanings": ["Gücenik olma durumu"]}, {"word": "gücenilmek", "meanings": ["Gücenme işine konu olmak, herhangi bir kimseye gücenmek"]}, {"word": "güceniş", "meanings": ["Gücenme işi"]}, {"word": "gücenme", "meanings": ["Gücenmek işi"]}, {"word": "gücenmek", "meanings": ["Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak"]}, {"word": "gücü", "meanings": ["Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı"]}, {"word": "gücü gücüne", "meanings": ["Zorlayarak", "Zorlukla"]}, {"word": "gücük", "meanings": ["Kısa, bodur, gelişmemiş, güdük", "Kuyruksuz, kuyruğu kesik (hayvan)", "Ağaç direklerin hazırlanması sırasında artakalan kısa parça"]}, {"word": "gücü ipliği", "meanings": ["Dokumada kullanılan sağlam, kalın iplik"]}, {"word": "gücük ay", "meanings": ["Şubat"]}, {"word": "gücümseme", "meanings": ["Gücümsemek işi"]}, {"word": "gücümsemek", "meanings": ["Bir şeyin yapılmasını güç görmek, bir işi isteksiz yapmak"]}, {"word": "gücün", "meanings": ["Dara dar", "Güçlükle, ancak, zorla"]}, {"word": "güç", "meanings": ["Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı", "Zorlukla"]}, {"word": "güç gelmek", "meanings": ["bir şeyin yapılmasında zorluk ve sıkıntı ile karşılaşmak"]}, {"word": "güce sarmak", "meanings": ["bir iş güç bir duruma gelmek, güçleşmek"]}, {"word": "güç mevkide kalmak", "meanings": ["içinden çıkılması zor bir durumda bulunmak"]}, {"word": "gücüne koşmak", "meanings": ["bir sorunun kolay çözümü varken onu güçleştirmek"]}, {"word": "gücüne gitmek", "meanings": ["gönlü kırılmak, onuruna dokunmak"]}, {"word": "gücü gücü yetene", "meanings": ["haklılığa değil kaba kuvvete veya güce dayanılarak"]}, {"word": "güç", "meanings": ["Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor", "Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat", "Sınırsız, mutlak nitelik", "Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik", "Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği", "Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu", "Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli", "Bir toprağın verimlilik yeteneği", "Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse", "Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği", "Birim zamanda yapılan iş"]}, {"word": "gücü kesilmek", "meanings": ["kuvveti, takati azalmak"]}, {"word": "güç bela", "meanings": ["Zorlukla, güçlük çekerek"]}, {"word": "gücü yetmek", "meanings": ["eldeki imkânlarla ancak altından kalkabilmek, üstesinden gelebilmek", "üstesinden gelebilir olmak"]}, {"word": "güç birliği", "meanings": ["Mevcut maddi ve manevi imkânların bir araya toplanmasıyla ulaşılan dayanışma"]}, {"word": "güç birliği yapmak", "meanings": ["mevcut maddi ve manevi imkânları bir araya toplamak, güçleri birleştirmek"]}, {"word": "güç kaynağı", "meanings": ["Elektrik enerjisini depolayan ve akımın kesilmesi sırasında kullanılmasını sağlayan aygıt"]}, {"word": "güçlendirilme", "meanings": ["Güçlendirilmek işi"]}, {"word": "güçlendirilmek", "meanings": ["Güçlü duruma getirilmek, güç kazanması sağlanılmak"]}, {"word": "güçlendirme", "meanings": ["Güçlendirmek işi"]}, {"word": "güçlendirmek", "meanings": ["Güçlü duruma getirmek, güç kazanmasını sağlamak"]}, {"word": "güçleniş", "meanings": ["Güçlenme işi"]}, {"word": "güçlenme", "meanings": ["Güçlenmek işi"]}, {"word": "güçlenmek", "meanings": ["Güçlü duruma gelmek, kuvvetlenmek"]}, {"word": "güçleşme", "meanings": ["Güçleşmek işi"]}, {"word": "güçleşmek", "meanings": ["Güç duruma gelmek, zorlaşmak"]}, {"word": "güçleştirme", "meanings": ["Güçleştirmek işi"]}, {"word": "güçleştirmek", "meanings": ["Güç duruma getirmek"]}, {"word": "güçlük", "meanings": ["Zorluk", "Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat", "Engel, pürüz"]}, {"word": "güçlü", "meanings": ["Gücü olan, kudretli, kuvvetli, yavuz", "Şiddeti çok olan", "Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu", "Nitelikleri ile etki yaratan, etkili"]}, {"word": "güçlük çekmek", "meanings": ["maddi açıdan sıkıntı içinde olmak", "zorlanmak"]}, {"word": "güçlük çıkarmak", "meanings": ["bir şeyin gerçekleşmesini engelleyici sebepler ileri sürmek"]}, {"word": "güçlükle", "meanings": ["Kolay olmayan bir biçimde, öle dirile, zar zor, zor bela"]}, {"word": "güçlüğü (veya güçlükleri) yenmek", "meanings": ["bir güçlüğü, zorluğu ortadan kaldırmak"]}, {"word": "güçlülük", "meanings": ["Güçlü olma durumu"]}, {"word": "güçsünme", "meanings": ["Güçsünmek durumu"]}, {"word": "güçsünmek", "meanings": ["Bir şeyin yapılması zor gelmek"]}, {"word": "güçsüz", "meanings": ["Gücü olmayan, âciz"]}, {"word": "güçsüzce", "meanings": ["Güçsüz bir biçimde"]}, {"word": "güçsüz düşmek", "meanings": ["gücü yetmemek"]}, {"word": "güçsüzlük", "meanings": ["Güçsüz olma durumu, güçsüze yakışacak davranış, kuvvetsizlik, aciz, iktidarsızlık"]}, {"word": "güdek", "meanings": ["Amaçlanan sonuç, güdülen şey"]}, {"word": "güdeksiz", "meanings": ["Bir amaca dayanmayan"]}, {"word": "hesabı kapatmak", "meanings": ["her türlü ilişkiyi bitirmek, sona erdirmek"]}, {"word": "hesabı kesmek", "meanings": ["alışverişi veya ilgiyi kesmek"]}, {"word": "hesabı temizlemek", "meanings": ["borcunu ödemek"]}, {"word": "hesabı yok", "meanings": ["sayılamayacak kadar çok, sayısız"]}, {"word": "hesabına", "meanings": ["yönünden, için, ... adına, yararına"]}, {"word": "hesabına gelmek", "meanings": ["yararına uygun, elverişli olmak"]}, {"word": "hesabını almak", "meanings": ["bir iş sonunda hakkını almak"]}, {"word": "hesabını bilmek", "meanings": ["tutumlu olmak"]}, {"word": "hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat", "meanings": ["`hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hesabını görmek", "meanings": ["alacağını verip ilişiğini kesmek", "cezalandırmak", "ücretini ödemek"]}, {"word": "hesapta olmamak", "meanings": ["daha önce düşünülen şeylerin dışında olmak"]}, {"word": "hesaptan düşmek", "meanings": ["hesaptan, borçtan, alacaktan indirmek, çıkarmak"]}, {"word": "hesap cetveli", "meanings": ["Sayılar arasında birçok işlemin sonucunu kolayca bulmaya yarayan, iç içe yerleştirilmiş ve biri diğerinin üzerinde kayan iki parçadan oluşan cetvel"]}, {"word": "hesap cüzdanı", "meanings": ["Bir bankada hesabı olanların yatırdığı veya çektiği paralarının yazılmasına yarayan defter"]}, {"word": "hesapça", "meanings": ["Hesaba göre, hesaba uygun olarak"]}, {"word": "hesapçı", "meanings": ["Hesabını iyi bilen, tutumlu, hesabi", "Çıkarını kollayan, davranışlarını buna göre düzenleyen (kimse), hesabi"]}, {"word": "hesap günü", "meanings": ["Kıyamet"]}, {"word": "hesap işi", "meanings": ["Bir tür el işlemesi"]}, {"word": "hesap kitap", "meanings": ["Hesap yaparak, düşünüp taşındıktan sonra"]}, {"word": "hesap kitap yapmak (veya etmek)", "meanings": ["ayrıntılarıyla hesap edip düşünmek"]}, {"word": "hesap etmek, kitap etmek", "meanings": ["bütün ayrıntılarıyla düşünmek"]}, {"word": "hesaba kitaba gelmemek", "meanings": ["sınırsız olmak"]}, {"word": "hesabını kitabını bilmek", "meanings": ["tutumlu olmak"]}, {"word": "hesaplama", "meanings": ["Hesaplamak işi"]}, {"word": "hesaplamak", "meanings": ["Hesap işlemini yapmak, hesap etmek", "Bir şeyi, bir durumu ayrıntılı bir biçimde düşünmek, hesap etmek"]}, {"word": "hesaplamak kitaplamak", "meanings": ["hesap kitap yapmak"]}, {"word": "hesaplanış", "meanings": ["Hesaplanma işi"]}, {"word": "hesaplanma", "meanings": ["Hesaplanmak işi"]}, {"word": "hesaplanmak", "meanings": ["Hesap edilmek"]}, {"word": "hesaplaşma", "meanings": ["Hesaplaşmak işi"]}, {"word": "hesaplaşmak", "meanings": ["Birbirindeki alacakla vereceğin hesabını yapmak", "Karşılıklı olarak kozlarını paylaşmak", "Bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini düşünerek, tartışarak bir yargıya varmak"]}, {"word": "hesaplatma", "meanings": ["Hesaplatmak işi"]}, {"word": "hesaplatmak", "meanings": ["Hesap ettirmek"]}, {"word": "hesaplayış", "meanings": ["Hesaplama işi"]}, {"word": "hesaplı hareket etmek", "meanings": ["ölçülü davranmak"]}, {"word": "hesaplı", "meanings": ["Satın alınabilen, bütçeye uygun, ekonomik", "Parasını ölçülü harcayan, tutumlu", "Ayrıntılarıyla düşünülüp tasarlanmış, planlı, rasyonel", "Ölçülü davranan, ölçülü"]}, {"word": "hesaplıca", "meanings": ["Hesaplı", "(hesaplı'ca) Hesaplı bir biçimde"]}, {"word": "hesap özeti", "meanings": ["Hesap sahiplerinin hesabına yatan ve söz konusu hesaptan çekilen miktarların dökümünü gösteren cetvel, ekstre"]}, {"word": "hesapsız", "meanings": ["Hesabı tutulmayan", "Sayılamayacak kadar çok olan", "Önceden iyi düşünülmemiş, sonu belli olmayan", "Ölçüsüz, tutumsuz, savruk, müsrif"]}, {"word": "hesapsızca", "meanings": ["Hesapsız bir biçimde"]}, {"word": "hesapsız kitapsız", "meanings": ["Deftere geçirmeden veya belgeye bağlamadan", "Sorumsuz, ölçüsüz bir biçimde"]}, {"word": "heterojen", "meanings": ["Ayrışık"]}, {"word": "hesapsızlık", "meanings": ["Hesapsız olma durumu", "Hesapsızca davranış"]}, {"word": "hesap uzmanı", "meanings": ["Vergi yükümlülerinin dosyalarını incelemekle görevli Maliye Bakanlığına bağlı yetkili"]}, {"word": "heterotrof", "meanings": ["Dışbeslenen"]}, {"word": "heterotrofi", "meanings": ["Dış beslenme"]}, {"word": "hevenk", "meanings": ["Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı"]}, {"word": "heves", "meanings": ["İstek, eğilim, arzu, şevk", "Gelip geçici istek"]}, {"word": "heves etmek", "meanings": ["bir şeye karşı istek duymak, eğilimli olmak"]}, {"word": "hevesine düşmek", "meanings": ["kuvvetle istemek"]}, {"word": "hevesi kursağında (veya boğazında veya içinde) kalmak", "meanings": ["istediği, imrendiği şeyi elde edememek"]}, {"word": "hevesini kırmak", "meanings": ["isteklerini, düşüncelerini engellemek", "zevki kaçmak, hevesi kalmamak, şevki kırılmak"]}, {"word": "hevesini almak", "meanings": ["istediği, imrendiği şeyi elde ederek ona doymak"]}, {"word": "hevesi kalmamak", "meanings": ["şevki kırılmak, isteği kalmamak"]}, {"word": "heveskâr", "meanings": ["Hevesli"]}, {"word": "heveskârlık", "meanings": ["Hevesli olma durumu"]}, {"word": "hevesleniş", "meanings": ["Heveslenme işi"]}, {"word": "heveslenme", "meanings": ["Heveslenmek işi"]}, {"word": "kovulma", "meanings": ["Kovulmak işi"]}, {"word": "kovuk", "meanings": ["Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü"]}, {"word": "kovulmak", "meanings": ["Kovma işine konu olmak veya kovma işi yapılmak"]}, {"word": "kovuluş", "meanings": ["Kovulma işi"]}, {"word": "kovuntu", "meanings": ["Kovulmuş kimse"]}, {"word": "kovuş", "meanings": ["Kovma işi"]}, {"word": "kovuşturma", "meanings": ["Kovuşturmak işi, takibat, takip"]}, {"word": "kovuşturma açmak", "meanings": ["kovuşturma işlemine başlamak"]}, {"word": "kovuşturma yapmak", "meanings": ["kovuşturma işlemini yürütmek"]}, {"word": "kovuşturmak", "meanings": ["Suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak, takip etmek"]}, {"word": "koy", "meanings": ["Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü"]}, {"word": "koyacak", "meanings": ["İçine öteberi koymaya yarayan şey"]}, {"word": "koyak", "meanings": ["Vadi", "Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk", "Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur"]}, {"word": "koyar", "meanings": ["İki akarsuyun birleştiği yer"]}, {"word": "koydurmak", "meanings": ["Birinin bir şeyi bir yere koymasını sağlamak"]}, {"word": "koycuk", "meanings": ["Küçük koy"]}, {"word": "koydurma", "meanings": ["Koydurmak işi"]}, {"word": "koygun", "meanings": ["Dokunaklı, etkili, içli, acıklı"]}, {"word": "koyma", "meanings": ["Koymak işi"]}, {"word": "koyma akıl", "meanings": ["Denenmemiş, etkisi kısa süren, o an için ortaya atılmış bir öğüt türü"]}, {"word": "koymak", "meanings": ["Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek", "Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak", "Bırakmak", "Katmak, eklemek", "İmza, tarih, adres yazmak", "Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak", "Etkilemek, dokunmak", "Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak", "Bırakmak, terk etmek"]}, {"word": "koy avucuma, koyayım avucuna", "meanings": ["`bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "koyduğum yerde otluyor", "meanings": ["`benim öğrettiklerimle kalmış yeni hiçbir şey öğrenmemiş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "koydunsa bul", "meanings": ["arandığı hâlde bulunamayan şeyler veya bulunması gereken yerde bulunmayan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "koyu", "meanings": ["Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı", "Rengi açık olmayan, daha belirgin olan, açık karşıtı", "Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi", "Aşırı (davranış, düşünce vb.)", "Derin, hararetli"]}, {"word": "koyu gri", "meanings": ["Siyaha yakın gri, grinin bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyu kahverengi", "meanings": ["Siyaha yakın kahverengi, kahverenginin bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyu kırmızı", "meanings": ["Bordoya yakın kırmızı, kırmızının bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyu lacivert", "meanings": ["Siyaha yakın lacivert, laciverdin bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyulaşma", "meanings": ["Koyulaşmak işi"]}, {"word": "koyulaşmak", "meanings": ["Koyu duruma gelmek, kıvamlanmak", "Derinleşmek, hararetlenmek, aşırı duruma gelmek"]}, {"word": "koyulaştırmak", "meanings": ["Koyu duruma getirmek"]}, {"word": "koyulaştırma", "meanings": ["Koyulaştırmak işi", "İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi"]}, {"word": "koyulma", "meanings": ["Koyulmak işi"]}, {"word": "koyulmak", "meanings": ["Koyma işine konu olmak", "Koyulaşmak", "Girişmek, başlamak, teşebbüs etmek"]}, {"word": "koyultma", "meanings": ["Koyultmak işi"]}, {"word": "koyultmak", "meanings": ["Koyu duruma getirmek", "Bir konuşmayı tat alınır biçimde uzatmak"]}, {"word": "koyuluk", "meanings": ["Koyu olma durumu"]}, {"word": "koyu mavi", "meanings": ["Mavinin bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyun", "meanings": ["Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)", "Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse"]}, {"word": "koyun can derdinde, kasap yağ derdinde", "meanings": ["keçiye can kaygısı, kasaba et (veya yağ) kaygısı"]}, {"word": "koyun gibi", "meanings": ["budala, şaşkın", "karar ve davranışlarında başkasına bağımlı olan, başkasına uyan"]}, {"word": "koyun kaval dinler gibi dinlemek", "meanings": ["hiçbir şey anlamadan dinlemek"]}, {"word": "koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler", "meanings": ["`istenilen nitelikteki şey bulunamadığında onun daha düşük nitelikte olanına da razı olunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "koyun", "meanings": ["Kollar arası, kucak", "Göğüsle giysi arası", "Koruyucu, şefkatli çevre"]}, {"word": "koynuna almak", "meanings": ["biriyle beraber yatmak", "biriyle sevişmek için yatmak", "bir yeri kuşatmak"]}, {"word": "koyun bakışlı", "meanings": ["Bön bön bakan, budala, şaşkın"]}, {"word": "koynunda yılan beslemek", "meanings": ["bir yakınından ihanet görmek"]}, {"word": "koynuna girmek", "meanings": ["biriyle yatıp sevişmek"]}, {"word": "koyun dede", "meanings": ["Alık, aptal(kimse)"]}, {"word": "koyunculuk", "meanings": ["Koyuncunun yaptığı iş"]}, {"word": "koyuncu", "meanings": ["Koyun besleyen veya alıp satan kimse"]}, {"word": "koyun eti", "meanings": ["Koyunun kesilip parçalanmış eti"]}, {"word": "koyungöbeği", "meanings": ["Koyun mantarı"]}, {"word": "koyungözü", "meanings": ["Birleşikgillerden, beyaz ve iri bir tür papatya (Matricaria parthenium)"]}, {"word": "koyuntu", "meanings": ["Sıkıntı, üzüntü, keder", "Sopa, baston koymaya yarayan yer"]}, {"word": "koyun mantarı", "meanings": ["Bir tür mantar, koyungöbeği"]}, {"word": "koyu pembe", "meanings": ["Pembenin bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyu sarı", "meanings": ["Sarının bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koyunyünü", "meanings": ["Bir sünger türü"]}, {"word": "koyuverme", "meanings": ["Koyuvermek işi, koyverme"]}, {"word": "koyut", "meanings": ["Ön doğru"]}, {"word": "koyvermek", "meanings": ["Koyuvermek"]}, {"word": "koyu yeşil", "meanings": ["Siyaha yakın yeşil, yeşilin bir veya birkaç ton koyusu", "Bu renkte olan"]}, {"word": "koz", "meanings": ["Ceviz", "İskambil oyunlarında diğer kâğıtları alabilen, onlara üstün tutulan belirli renk ve işaretteki kâğıt", "Başarı fırsatı olan elverişli durum, saldırış ve savunma fırsatı", "Karşısındakini alt edecek etkili şey"]}, {"word": "koz kırmak", "meanings": ["oyunda elindeki kozlardan birini kullanmak", "yanlış tutum içinde bulunmak"]}, {"word": "koz vermek", "meanings": ["imkân tanımak, elverişli durum sağlamak"]}, {"word": "kozu kaybetmek", "meanings": ["istediğini yapabilme imkânını yitirmek"]}, {"word": "kozunu paylaşmak (veya pay etmek)", "meanings": ["aralarındaki anlaşmazlığı zora başvurarak çözümlemek, sona erdirmek"]}, {"word": "koza", "meanings": ["İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak, kozalak", "İpek böceğinin ördüğü ve içine kapandığı korunak"]}, {"word": "koza çekmek", "meanings": ["kozayı temizleyip ayıklamak"]}, {"word": "kozasına çekilmek", "meanings": ["çevreyle ilişkisini kesmek, hiçbir şeye karışmamak"]}, {"word": "kozacı", "meanings": ["İpek kozası alıp satan kimse"]}, {"word": "kozacılık", "meanings": ["Kozacının yaptığı iş"]}, {"word": "kozak", "meanings": ["Kozalak", "Metalden yapılmış, içine antlaşma ve padişah mektuplarının konulduğu kutu"]}, {"word": "kozalak", "meanings": ["Koza", "Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak", "Olmamış, kuru, ham meyve", "Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan fil dişinden kapakçık"]}, {"word": "kozalaklılar", "meanings": ["Açık tohumlulardan, yaprakları iğnemsi, yemişleri kozalak biçiminde, porsukgilleri, servigilleri, çamgilleri içine alan bir bitki takımı, iğne yapraklılar"]}, {"word": "kozalaksı", "meanings": ["Kozalağa benzeyen, kozalak görünüşünde olan, kozalak gibi, kozalağımsı"]}, {"word": "kozalı", "meanings": ["Kozası olan"]}, {"word": "kozalaksı bez", "meanings": ["Beynin altında bulunan küçük bir bez"]}, {"word": "kozasız", "meanings": ["Kozası olmayan"]}, {"word": "koz helva", "meanings": ["Ceviz ve şekerle yapılan ağdalı bir helva türü, koz helvası"]}, {"word": "koz helvacı", "meanings": ["Koz helvası yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kozmetik", "meanings": ["Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde"]}, {"word": "kozmik", "meanings": ["Evrenle ve onun genel düzeniyle ilgili", "Haber alma ile ilgili, evrensel"]}, {"word": "kozmik ışınlar", "meanings": ["Yıldızlar arası uzaylardan gelerek atmosfere giren, kaynakları kesin olarak bilinmeyen ışınlar"]}, {"word": "kozmogoni", "meanings": ["Evren doğumu"]}, {"word": "kozmik madde", "meanings": ["Evreni oluşturan madde"]}, {"word": "kozmografya", "meanings": ["Gök biliminin, matematik ve fiziğin yalnız temel kavramlarından yararlanarak belli başlı olaylarını ele alan dalı"]}, {"word": "kozmogonik", "meanings": ["Evrenin doğumuyla ilgili"]}, {"word": "kozmoloji", "meanings": ["Uzay bilimi"]}, {"word": "kozmolojik", "meanings": ["Uzay bilimsel"]}, {"word": "kozmonot", "meanings": ["Uzay adamı"]}, {"word": "kozmopolit", "meanings": ["Çeşitli uluslardan kimseleri barındıran, içinde bulunduran", "Ulusal özelliklerini yitirmiş kimse"]}, {"word": "köftehor", "meanings": ["Sevgiyle karışık bir azarlama sözü"]}, {"word": "kozmos", "meanings": ["Evren"]}, {"word": "köçek", "meanings": ["Kadın kılığına girip oynayan erkek", "Ağırbaşlı olmayan kimse"]}, {"word": "köçekçe", "meanings": ["Çoğu karcığar veya ağırlama makamında, kıvrak ve şen oyun havası"]}, {"word": "köçeklik", "meanings": ["Köçek olma durumu"]}, {"word": "köfteci", "meanings": ["Köfte yapıp satan kimse", "Köfte satılan veya yenilen yer"]}, {"word": "köfte", "meanings": ["Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek"]}, {"word": "köftecilik", "meanings": ["Köftecinin yaptığı iş"]}, {"word": "köftelik", "meanings": ["Köfte yapmaya elverişli olan"]}, {"word": "köfterlik", "meanings": ["Köfter yapmak için ayrılan (üzüm veya şıra)"]}, {"word": "köhne", "meanings": ["Eskiyip yıpranmış, bakımsız kalmış", "İçinde yaşanılan zamana göre geride kalmış, eskimiş, çağ dışı"]}, {"word": "köfter", "meanings": ["Üzüm şırasıyla nişasta karışımının kaynatılıp dökülerek kesildikten sonra kurutulmasıyla hazırlanan bir tür pestil"]}, {"word": "köftün", "meanings": ["Sığırlara yedirilen susam veya keten küspesi"]}, {"word": "köhnelik", "meanings": ["Köhne olma durumu"]}, {"word": "köhneme", "meanings": ["Köhnemek işi"]}, {"word": "köhnemek", "meanings": ["Eskimek", "Geçersiz bir duruma gelmek, çağ dışı kalmak"]}, {"word": "kök", "meanings": ["Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm", "Kök sap, kök(I)", "Bazı şeylerde dip bölüm", "Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane", "Dip, temel, esas", "Kaynak, köken", "Bir kimseyi bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü", "Kelimenin her türlü ek çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü: Yaptırmak kelimesinde kök, yap- bölümüdür", "Olağan şartlarda çevresinden yalıtılamayan ancak birçok tepkimeyi nitelik değiştirmeden kalabilen atom kümesi", "Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek veya birleşik değer"]}, {"word": "kök sökmek", "meanings": ["çok çetin iş görmek"]}, {"word": "kök söktürmek", "meanings": ["uğraştırmak, güçlük çıkarmak"]}, {"word": "kök salmak", "meanings": ["iyice tutunmak, sağlamlaşmak, yayılmak, köklenmek", "bir yere iyice yerleşmek"]}, {"word": "kök almak", "meanings": ["karekök almak"]}, {"word": "kökü kazınmak", "meanings": ["bir daha ortaya çıkamayacak biçimde yok edilmek"]}, {"word": "kökünden halletmek", "meanings": ["herhangi bir konuyu veya sorunu temelden çözümlemek"]}, {"word": "kökü kurumak", "meanings": ["yok olmak, ortadan kalkmak"]}, {"word": "kökünü kazımak", "meanings": ["bir daha üreyemez duruma getirmek, hiçbir kalıntısını bırakmamak, yok etmek"]}, {"word": "kökünden kazımak", "meanings": ["kökünü kazımak"]}, {"word": "kök", "meanings": ["Sazı kurmaya yarayan burgu", "Sap"]}, {"word": "kök bacaklılar", "meanings": ["Kök biçiminde, yalancı ayak denilen protoplazma uzantılarıyla hareketlenen, besinlerini bulan, amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan tek hücrelilerden bir sınıf"]}, {"word": "köküne kıran girmek", "meanings": ["bitmek", "yok olmak"]}, {"word": "kök bilgisi", "meanings": ["Köken bilimi"]}, {"word": "kökboyası", "meanings": ["Kökboyasıgillerden, 1-2 metre uzunluğunda, çalı görünüşünde, gövdesi sert dikenli, kök sapları boyacılıkta kullanılan, çok yıllık bir bitki, kızılboya, kızılkök, yumurtakökü (Flubia tinctorum)"]}, {"word": "kökboyasıgiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, yaprakları karşılıklı, meyveleri zeytinsi olan ve kahve ağacı, kök boyası, kınakına, yoğurt otu, altın kökü vb. cinsleri ve bunlara bağlı dört bin kadar türü içine alan bir familya"]}, {"word": "kökçü", "meanings": ["İlaç yapımında kullanılan kök, kabuk, çiçek, yaprak vb.ni satan kimse"]}, {"word": "kökçük", "meanings": ["Ana kökün dallanmasıyla oluşan ikincil kök"]}, {"word": "köken", "meanings": ["Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe", "Soy, asıl", "Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin", "Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları", "Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap"]}, {"word": "köken belgesi", "meanings": ["Bir malın hangi ülkeden getirildiğini gösteren belge, menşe şehadetnamesi"]}, {"word": "köken bilimci", "meanings": ["Köken bilimi ile uğraşan dil bilimci, etimolog"]}, {"word": "köken bilimi", "meanings": ["Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı, etimoloji"]}, {"word": "köken bilimsel", "meanings": ["Köken bilimi ile ilgili, etimolojik"]}, {"word": "kökenlenme", "meanings": ["Kökenlenmek işi"]}, {"word": "kökenlenmek", "meanings": ["Kökeni olmak, kökene sahip bulunmak"]}, {"word": "kökenli", "meanings": ["Asıllı", "Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan"]}, {"word": "kökensel", "meanings": ["Kökenle ilgili olan"]}, {"word": "kökensiz", "meanings": ["Kökeni olmayan"]}, {"word": "kökertme", "meanings": ["Kökertmek işi"]}, {"word": "kökertmek", "meanings": ["Köklemek", "Fide, sebze veya asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek"]}, {"word": "kök işareti", "meanings": ["Kök alma işlemini gösteren `√ ` işareti. "]}, {"word": "kök kaplama", "meanings": ["Ağacın köklerinden elde edilen, güzel desenli bir kaplama türü"]}, {"word": "kök kırmızısı", "meanings": ["Kök boyası"]}, {"word": "kök kurdu", "meanings": ["Danaburnu"]}, {"word": "kökleme", "meanings": ["Köklemek işi", "Tarla yapmak için ormanda açılan yer"]}, {"word": "köklemek", "meanings": ["Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek", "Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak", "Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek", "Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak", "İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek", "Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak"]}, {"word": "köklendiriş", "meanings": ["Köklendirme işi"]}, {"word": "köklemek", "meanings": ["Sazı kurmak"]}, {"word": "köklendirme", "meanings": ["Köklendirmek işi"]}, {"word": "köklendirmek", "meanings": ["Bir ağacın aşı yerini, aşı filizinin kök salması için toprağa gömmek", "Kök vermesini sağlamak"]}, {"word": "kökleniş", "meanings": ["Köklenme işi"]}, {"word": "köklenme", "meanings": ["Köklenmek işi"]}, {"word": "köklenmek", "meanings": ["Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak", "Köklü, temelli bir biçimde yerleşmek"]}, {"word": "kökleşme", "meanings": ["Kökleşmek işi"]}, {"word": "kökleştiriş", "meanings": ["Kökleştirme işi"]}, {"word": "kökleşmek", "meanings": ["Güçlü bir biçimde yerleşmek, yer etmek, kök salmak"]}, {"word": "kökleştirme", "meanings": ["Kökleştirmek işi"]}, {"word": "kökleştirmek", "meanings": ["Kökleşmesini sağlamak"]}, {"word": "köklü", "meanings": ["Kökü olan", "Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, kökten, cezrî, esaslı", "Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan"]}, {"word": "köklü aile", "meanings": ["Eskiden beri bilinen ve iyi tanınan aile"]}, {"word": "kök mantar", "meanings": ["Meşe, çam ve fındık vb. ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantarın emeciyle, kökün ortak yaşama biçimindeki birleşmesinden oluşan mantar"]}, {"word": "köknar sakızı", "meanings": ["Köknar kozalaklarından elde edilen sakız, köknar reçinesi"]}, {"word": "kök sap", "meanings": ["Süsende olduğu gibi her yıl kök süren ve yer üstüne sap çıkaran, çok yıllık yer altı gövdesi, kok(I)"]}, {"word": "köknar", "meanings": ["Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı (Abies)"]}, {"word": "köksel", "meanings": ["Kökle ilgili"]}, {"word": "köksü", "meanings": ["Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm"]}, {"word": "kökten", "meanings": ["Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan."]}, {"word": "köksüz", "meanings": ["Kökü olmayan", "Temeli, dayanağı veya aslı olmayan"]}, {"word": "kökten sürme", "meanings": ["Niteliğini soydan almış, türedi olmayan, soylu"]}, {"word": "köktenci", "meanings": ["Köktencilikten yana olan, köktencilik yanlısı olan, radikal"]}, {"word": "köktencilik", "meanings": ["Bilimde, dinde, siyasette kökten yenilikler yapma eğilimi, radikalizm", "Ele alınan konunun temel nedenlerine, köklerine kadar inen düşünce biçimi, radikalizm", "Yaşama biçimlerini, yaşama ilişkilerini eleştirip kökten değiştirme eğiliminde sonuna kadar giden görüş", "Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğreti, radikalizm"]}, {"word": "kökteş", "meanings": ["Aynı kökten gelen çeşitli yapı ve görevi olan (kelimeler): Sevgi, sevinç, sevme; vergi, verim, veri; başlık, başlangıç, başkan gibi"]}, {"word": "Köktürkçe", "meanings": ["Göktürkçe"]}, {"word": "kölçer", "meanings": ["Tanelere zarar veren bir buğday hastalığı"]}, {"word": "köle", "meanings": ["Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir(I)", "Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse", "Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse"]}, {"word": "köleniz (veya köleleri)", "meanings": ["söz söyleyen erkek tarafından söz söylenen kimseye aşırı bir saygı gösterilmiş olmak için ben zamiri yerine kullanılan bir söz", "yakınlarından söz edilirken saygıyla söylenen söz"]}, {"word": "kölen (veya kulun) olayım!", "meanings": ["yalvarırken söylenen bir söz"]}, {"word": "köleleştiriş", "meanings": ["Köleleştirme işi"]}, {"word": "köleleşme", "meanings": ["Köleleşmek işi"]}, {"word": "köleleşmek", "meanings": ["Köle durumuna gelmek"]}, {"word": "köleleştirme", "meanings": ["Köleleştirmek işi"]}, {"word": "köleleştirmek", "meanings": ["Köle durumuna getirmek"]}, {"word": "kömeç", "meanings": ["Papatya ve ayçiçeğinde olduğu gibi, sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucu üzerinde çiçeklerin yan yana toplanmasıyla oluşan çiçek durumu"]}, {"word": "kölelik", "meanings": ["Köle olma durumu, esirlik, kulluk, esaret"]}, {"word": "köleli", "meanings": ["Kölesi olan"]}, {"word": "kölelik düzeni", "meanings": ["Eski çağlarda kölelerin en önemli üretim gücü olarak kullanıldığı rejim"]}, {"word": "kölesiz", "meanings": ["Kölesi olmayan"]}, {"word": "kölemen", "meanings": ["Kölelerden kurulan bir asker sınıfı", "Birinin sahip olduğu köle veya karavaş"]}, {"word": "kölük", "meanings": ["İş ve yük hayvanı"]}, {"word": "kömbe", "meanings": ["Un, tuz ve yağ ile yoğrulan kızgın sacda veya fırında pişirilen ekmek"]}, {"word": "kömür", "meanings": ["Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt", "Siyah renkli"]}, {"word": "kömür başa vurmak", "meanings": ["kömürün iyi yanmamasından çıkan karbon oksidiyle zehirlenmekten baş ağrımak"]}, {"word": "kömürcü", "meanings": ["Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse", "Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi"]}, {"word": "kömür gibi", "meanings": ["kapkara"]}, {"word": "kömürcü çırağına dönmek", "meanings": ["yüzü, üstü başı siyah lekeler içinde kalmak, eli yüzü kapkara olmak"]}, {"word": "kömürcülük", "meanings": ["Kömürcünün yaptığı iş"]}, {"word": "kömür kalem", "meanings": ["Resim çizerken kullanılan, taflan çubuklarından yapılan kalem, füzen"]}, {"word": "kömürkayası", "meanings": ["Kaya balığı cinsinden kara renkli bir balık"]}, {"word": "kömürleşme", "meanings": ["Kömürleşmek işi", "Bitki kalıntılarının kömüre dönüşmesine yol açan doğal olay"]}, {"word": "kömürleşmek", "meanings": ["Kömür durumuna gelmek"]}, {"word": "kömürleştirilme", "meanings": ["Kömürleştirilmek işi"]}, {"word": "kömürleştirilmek", "meanings": ["Kömür durumuna getirilmek"]}, {"word": "kömürleştiriş", "meanings": ["Kömürleştirme işi"]}, {"word": "kömürleştirme", "meanings": ["Kömürleştirmek işi"]}, {"word": "kömürleştirmek", "meanings": ["Kömür durumuna getirmek"]}, {"word": "kömürlü", "meanings": ["Birleşiminde kömür olan", "Yakıt olarak kömür kullanan"]}, {"word": "kömüş", "meanings": ["Manda (I)"]}, {"word": "köpek bile yal yediği kaba pislemez", "meanings": ["`köpek bile yem yediği kaba saygılı davranırken insanın geçimini sağlayan yere, kendisine bu geçimi hazırlayan kimseye kötülük etmesi düşünülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpek ekmek veren kapıyı tanır", "meanings": ["`köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder, insan da bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kömürlük", "meanings": ["Kömür saklanan veya konulan yer"]}, {"word": "köpek gibi", "meanings": ["çok yaltaklanan"]}, {"word": "köpek", "meanings": ["Köpekgillerden, boy ve biçim bakımından pek çok cinsi olan, çok iyi koku alan, sadık, bekçilik ve avcılık gibi işler için beslenen memeli hayvan (Canis familiaris)", "Aşağılık niyetlerle yaltaklanan veya davranışları kötü olan kimse için kullanılan bir sövgü sözü"]}, {"word": "köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez", "meanings": ["`kişi, bir tehlike karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpek sahibini ısırmaz", "meanings": ["`kişi ne kadar aşağılık olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpek sürünmekle etek kesilmez", "meanings": ["`terbiyesiz kimsenin sataşmasıyla temiz kişi lekelenmiş olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpek yese kudurur", "meanings": ["çok ağır ve onur kırıcı sözler için söylenen bir söz"]}, {"word": "köpeğe atsan yemez", "meanings": ["`çok kötü (yiyecek)` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpeğe gem vurma, kendini at sanır", "meanings": ["`kendisine değeri varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değeri bulunduğuna inanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpeğin ağzına kemik atmak", "meanings": ["karşı gelerek bağırıp çağıran birini susturmak için ona bir çıkar sağlamak"]}, {"word": "köpeğe hoşt, kediye pişt dememek", "meanings": ["kendisine zarar verenlerden korunmak için en küçük bir tepkide bulunmamak"]}, {"word": "köpekle yatan pire ile kalkar", "meanings": ["`uygunsuz kişilerle ilişkide bulunanın sonu kötü olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpeği bağlasan durmaz", "meanings": ["`yaşamaya elverişsiz (yer)` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpeksiz köye (veya sürüye) kurt iner (veya girer)", "meanings": ["`koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpekayası", "meanings": ["Ballıbabagillerden, çiçekleri sap çevresinde demet durumunda toplanmış, güzel kokulu birçok türü olan bir bitki (Marrubium vulgare)"]}, {"word": "köpek balığı", "meanings": ["Köpek balıklarından, gövdesi mekik biçiminde, burun kısmı sivri, solungaç yarıkları boynun iki yanında bulunan, kıkırdaklı, yırtıcı balıkların genel adı (Mustelus mustelus)"]}, {"word": "köpek balıkları", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfına giren bir takım"]}, {"word": "köpekgiller", "meanings": ["Köpek, kurt, çakal, tilki vb. etobur memelileri içine alan hayvan familyası"]}, {"word": "köpek dişi", "meanings": ["Azı dişleri ile kesici dişler arasında, iki yanda ve altlı üstlü birer tane bulunan sivri diş"]}, {"word": "köpekkuyruğu", "meanings": ["Yağlı güreşte rakibinin sırtını yere getirmek için onu çenesinden, alnından veya gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma"]}, {"word": "köpekleme", "meanings": ["Köpeklemek işi"]}, {"word": "köpeklemek", "meanings": ["Çok yorulmak", "Varlık, güç ve sağlık yönünden düşkünleşmek"]}, {"word": "köpekleniş", "meanings": ["Köpeklenme işi"]}, {"word": "köpeklenme", "meanings": ["Köpeklenmek işi"]}, {"word": "köpeklenmek", "meanings": ["Yalvarıp yaltaklanarak aşağılık bir duruma düşmek"]}, {"word": "köpekleşiş", "meanings": ["Köpekleşme işi"]}, {"word": "köpekleşme", "meanings": ["Köpekleşmek işi"]}, {"word": "köpekleşmek", "meanings": ["Onurunu yitirip yaltaklanmak"]}, {"word": "köpekli", "meanings": ["Köpeği olan"]}, {"word": "köpeklik", "meanings": ["Köpek gibi davranma"]}, {"word": "köpekmemesi", "meanings": ["Koltuk altında çıkan iltihaplı çıban"]}, {"word": "köpekoğlu", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "köpek sarımsağı", "meanings": ["Yabani sarımsak"]}, {"word": "köprü", "meanings": ["Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı", "İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey", "Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri", "Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü", "Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu", "Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılan diş protezi"]}, {"word": "köpeksiz sürüye kurt girer", "meanings": []}, {"word": "köpeksiz köy bulmuş da çomaksız (veya değneksiz) geziyor", "meanings": ["''Kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranıyor.'' anlamında kullanılan bi söz."]}, {"word": "köpeksiz", "meanings": ["Köpeği olmayan"]}, {"word": "köpeksiz köye (veya sürüye) kurt iner (veya girer)", "meanings": ["`koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köpek soyu", "meanings": ["`Alçak, soysuz` anlamlarında bir sövgü sözü"]}, {"word": "köpek üzümü", "meanings": ["İt üzümü"]}, {"word": "köpoğluköpek", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "köprü kurmak", "meanings": ["akarsu veya göl vb. üzerinde köprü inşa etmek", "elleri arkadan yere dayayıp ayak uçlarına basarak vücudu yay gibi germek"]}, {"word": "köprünün (veya köprülerin) altından çok su (veya sular) aktı (veya geçti)", "meanings": ["`zamanla şartlar çok değişti, eski durum kalmadı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köprüden (veya köprüyü) geçinceye kadar ayıya dayı derler", "meanings": ["`kişi işini gördürünceye kadar yardım beklediği kimseyle iyi geçinir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köprüleri atmak", "meanings": ["bir işten vazgeçme veya geri dönme imkânı kalmayacak biçimde kesin bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "köprüaltı çocuğu", "meanings": ["Kimsesiz ve gideceği yeri olmayan kişi"]}, {"word": "köprübaşı", "meanings": ["İlerlemek için çıkılan elverişli kıyı veya tutulan önemli nokta", "Önemli mevki"]}, {"word": "köprübaşını tutmak", "meanings": ["çok önemli bir mevkiyi ele geçirmek"]}, {"word": "köprücü", "meanings": ["Köprü yapan kimse", "Tombazlarla köprü kuran istihkâm kıtası", "Osmanlı ülkelerinde, özellikle ordunun geçeceği yollar üzerindeki köprüleri onarmak ve korumakla görevli takım"]}, {"word": "köprücük", "meanings": ["Küçük köprü"]}, {"word": "köprücük kemiği", "meanings": ["Omuz başıyla göğüs kemiğinin üst ucu arasında bulunan ve derinin altında belli olan uzunca kemik"]}, {"word": "köprülenme", "meanings": ["Köprülenmek işi"]}, {"word": "köprüleniş", "meanings": ["Köprülenme işi"]}, {"word": "köprücülük", "meanings": ["Köprücünün yaptığı iş"]}, {"word": "köprülenmek", "meanings": ["Köprülü duruma gelmek, köprüsü olmak"]}, {"word": "köprülü", "meanings": ["Köprüsü olan", "İki bölümü bir köprü ile birbirine bağlanmış (yapı)"]}, {"word": "köprü yol", "meanings": ["Vadi veya ırmak üstünden demir yolu veya kara yolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş, yüksek ve uzun köprü, viyadük"]}, {"word": "köpük", "meanings": ["Sabun, deterjan vb.nin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık", "Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını", "Yapay olarak elde edilen, yumuşak ve esnek dolgu gereci", "Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan yığın", "Hayvanların, bazı kez de insanların ağzında görülen salyamsı kabarcıklar"]}, {"word": "köpük gibi", "meanings": ["beyaz, hafif ve köpük görünümlü"]}, {"word": "köpükleniş", "meanings": ["Köpüklenme işi"]}, {"word": "köpüklenmek", "meanings": ["Üstü köpük bağlamak"]}, {"word": "köpüklenme", "meanings": ["Köpüklenmek işi"]}, {"word": "köpüklü", "meanings": ["Köpüğü olan, köpüklenen"]}, {"word": "köpüksüz", "meanings": ["Köpüğü olmayan, köpüklenmemiş"]}, {"word": "köpülemek", "meanings": ["Şilte, yastık, yorgan vb.ni kalın ve aralıklı, sıkıca dikmek"]}, {"word": "köpüleme", "meanings": ["Köpülemek işi"]}, {"word": "köpürme", "meanings": ["Köpürmek işi"]}, {"word": "köpürmek", "meanings": ["Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak", "Ekşiyip köpüklenmek", "Çok kızmak, birdenbire öfkelenmek, feveran etmek", "Gerekli gereksiz, aralıksız ve bıktırıcı konuşup durmak"]}, {"word": "köpürtme", "meanings": ["Köpürtmek işi"]}, {"word": "köpürtmek", "meanings": ["Köpürmesini sağlamak"]}, {"word": "köpürtüş", "meanings": ["Köpürtme işi"]}, {"word": "köpürüş", "meanings": ["Köpürme işi"]}, {"word": "kör olası (veya olasıca veya olsun)", "meanings": ["bir ilenme sözü"]}, {"word": "kör", "meanings": ["Görme engelli", "Keskinliği yeterli olmayan", "Az aydınlık veren", "Kötü", "Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan", "Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan", "Duyarlığını yitirmiş"]}, {"word": "kör değneğini beller gibi", "meanings": ["hep aynı biçimde davranıp hiçbir yenilik veya değişiklik yapmayacak biçimde"]}, {"word": "kör görmez, sezer", "meanings": ["`kör görmediği şeyi nasıl sezerse bir konu üzerinde bilgisi olmayan kişinin de o konu ile ilgili sezişleri olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kör itin öldüğü yer", "meanings": ["çok uzakta olan yer"]}, {"word": "kör kör parmağım gözüne", "meanings": ["`çok belli, göze batacak kadar ortada` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kör kurttan bile vazgeçmemek", "meanings": ["en küçük varlığı bile hor görmeden korumak"]}, {"word": "kör satıcının kör alıcısı olur", "meanings": ["`herkes dengiyle iş yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur", "meanings": ["`bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın", "meanings": ["`bir şey satın almasını bilmeyen kimseler alışverişe çıkmamalıdır ancak esnaf da bu gibilerden hoşlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köre renkten bahsolunmaz", "meanings": ["`bir şeyin niteliği hakkında bilgisi olmayan kişiye, o şeyin sözü edilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "körler mahallesinde ayna satmak", "meanings": ["bir şeyi ona gereksinim duymayacak olan çevreye götürmek"]}, {"word": "körle yatan şaşı kalkar", "meanings": ["`değersiz, kötü kimselerle ilişki kuranlar kötü huylar edinirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "körler memleketinde şaşılar padişah olur", "meanings": ["`hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan başa geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz", "meanings": ["`istenilen şey fazlasıyla elde edildi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "körün taşı", "meanings": ["rastlantı sonucu birine zarar veren, hesapta olmayan iş"]}, {"word": "kör alan", "meanings": ["Kör nokta"]}, {"word": "körağaç", "meanings": ["Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm", "Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası"]}, {"word": "kör bağırsak", "meanings": ["Kalın bağırsağın ilk parçası", "Kalın bağırsağın ince bağırsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı bölümü"]}, {"word": "kör boğaz", "meanings": ["Doymak bilmez mide"]}, {"word": "körcesine", "meanings": ["Gerçeklerden büsbütün habersiz olarak, gerçekleri görmeyerek"]}, {"word": "kör çapa", "meanings": ["Toprak topaklarını dağıtmakta kullanılan ucu küt çapa"]}, {"word": "kör dövüşü", "meanings": ["Aynı şeyi gerçekleştirecek kimselerin birbirinden habersiz ve birbirini engelleyecek biçimdeki düzensiz çabaları"]}, {"word": "kördüğüm", "meanings": ["Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm", "Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun"]}, {"word": "kör duman", "meanings": ["Çok yoğun sis"]}, {"word": "köre", "meanings": ["Karınca yuvası", "Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği"]}, {"word": "körebe", "meanings": ["Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu"]}, {"word": "köreliş", "meanings": ["Körelme işi"]}, {"word": "körelme", "meanings": ["Körelmek işi", "Bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur"]}, {"word": "köreşe", "meanings": ["Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka"]}, {"word": "körelmek", "meanings": ["Keskinliğini yitirmek", "Suyu çekilmek", "Ateş veya ışık sönecek duruma gelmek", "Değer, önem veya yeteneğini yitirmek", "Soyu tükenmek", "Bir organ beslenemeyerek küçülmek, dumura uğramak"]}, {"word": "kör fare", "meanings": ["Kör faregillerden, toprak altında yuva yapan bir memeli hayvan (Spalax typhlus)"]}, {"word": "kör faregiller", "meanings": ["Kemiriciler sınıfına giren, gözleri küçük bir deri ile örtülü, kuyruksuz, örnek hayvanı kör fare olan bir familya"]}, {"word": "körfez", "meanings": ["Karanın içine sokulmuş deniz parçası", "Kuytu, işlek olmayan"]}, {"word": "körfezcik", "meanings": ["Küçük körfez"]}, {"word": "kör hat", "meanings": ["Demir yollarında arkası kesik hat"]}, {"word": "kör kadı", "meanings": ["Doğru bildiğini herkesin yüzüne çekinmeden söyleyen, sözünü esirgemeyen kimse"]}, {"word": "kör kaya", "meanings": ["Deniz yüzüne çok yakın olan tehlikeli kaya veya sığlık"]}, {"word": "kör köstebek", "meanings": ["Kör faregillerden, kemirici bir memeli hayvan"]}, {"word": "kör kuyu", "meanings": ["Suyu kurumuş, su çıkmayan, susuz kuyu"]}, {"word": "kör kurşun", "meanings": ["Bir başkasına veya hedef gözetilmeksizin atıldığı hâlde başka bir kimsenin ölmesine veya yaralanmasına neden olan kurşun, serseri kurşun"]}, {"word": "körlemeden", "meanings": ["Bilmeden, anlamadan, bilmeksizin", "Nişan almadan"]}, {"word": "körkütük", "meanings": ["Aşırı derecede (sarhoş, âşık vb.)"]}, {"word": "körleniş", "meanings": ["Körlenme işi"]}, {"word": "körlenmek", "meanings": ["Körleşmek"]}, {"word": "körleşme", "meanings": ["Körleşmek işi"]}, {"word": "körleşmek", "meanings": ["Kesmez, işlemez veya yararlanılmaz duruma gelmek", "Değer, önem veya yeteneğini yitirmiş duruma gelmek"]}, {"word": "körleştirmek", "meanings": ["Körleşmesine yol açmak"]}, {"word": "körleştirme", "meanings": ["Körleştirmek işi"]}, {"word": "körletiş", "meanings": ["Körletme işi"]}, {"word": "körletme", "meanings": ["Körletmek işi"]}, {"word": "körleştiriş", "meanings": ["Körleştirme işi"]}, {"word": "körletmek", "meanings": ["Keskinliğin azalmasına veya yitirilmesine sebep olmak", "Değer ve yeteneklerinin yitirilmesine sebep olmak"]}, {"word": "körlük", "meanings": ["Görme engellilik", "Kesmez olma durumu", "Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş", "Gerçeği görememe durumu", "Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu"]}, {"word": "kör nişancı", "meanings": ["Hedefi rastlantı ile vuran kimse"]}, {"word": "kör nişancılık", "meanings": ["Kör nişancı olma durumu"]}, {"word": "kör ocak", "meanings": ["Çocuksuz aile"]}, {"word": "köroğlu", "meanings": ["Kocanın karısına verdiği ad"]}, {"word": "kör nokta", "meanings": ["Trafikte sürücünün geriden gelenleri aynalarda göremediği bölge, kör alan, ölü açı, ölü nokta"]}, {"word": "körpe", "meanings": ["Dalından yeni koparılmış, tazeliği üstünde, daha büyümemiş (bitki), kart karşıtı", "Çok genç (kimse)", "Yavruluktan henüz çıkmış (hayvan)", "Henüz bozulmamış, yıpranmamış"]}, {"word": "körpecik", "meanings": ["Çok körpe, çok taze", "Çok genç"]}, {"word": "körpelik", "meanings": ["Körpe olma durumu, tazelik, taravet"]}, {"word": "kör sıçan", "meanings": ["Köstebek"]}, {"word": "kör şans", "meanings": ["Kötü talih"]}, {"word": "kör şeytan", "meanings": ["Kötü kader"]}, {"word": "kör talih", "meanings": ["Kötü kader"]}, {"word": "kör şeytandan bulmak", "meanings": ["kaderi kötü olmak"]}, {"word": "kör tapa", "meanings": ["Borunun kullanılmayan veya kullanılması istenilmeyen deliğine takılan dişli tıkaç"]}, {"word": "kör topal", "meanings": ["Yarım yamalak, iyi kötü idare edecek biçimde"]}, {"word": "körük", "meanings": ["Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç", "Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü", "Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm"]}, {"word": "kör uçuş", "meanings": ["Uçağı karanlıkta veya sis içinde sadece uçuş aletlerini kullanarak yönetme"]}, {"word": "körükçü", "meanings": ["Körük yapan veya satan kimse", "Körük kullanan kimse", "Körükleyici"]}, {"word": "körükçülük", "meanings": ["Körükçünün yaptığı iş"]}, {"word": "körüklemek", "meanings": ["Körükle hava vermek", "Kızıştırmak, şiddetlendirmek", "Çıkar sağlamak için kendini acındırmak, ajite etmek", "Harekete geçirmek, ajite etmek"]}, {"word": "körükleme", "meanings": ["Körükleme işi, ajitasyon"]}, {"word": "körüklenme", "meanings": ["Körüklenmek işi"]}, {"word": "körüklenmek", "meanings": ["Körükleme işine konu olmak veya körükleme işi yapılmak"]}, {"word": "körükleyici", "meanings": ["Heyecana getiren, çıkar sağlamak için kendini acındıran, ajitatör"]}, {"word": "körüklü", "meanings": ["Körüğü olan", "Körüklü otobüs"]}, {"word": "körü körüne", "meanings": ["Davranışının gerekçesini ve nasıl sonuçlanacağını bilmeden, düşünüp taşınmadan"]}, {"word": "körüksüz", "meanings": ["Körüğü olmayan"]}, {"word": "kör yılan", "meanings": ["Kör yılangillerden, solucanla beslenen, yılana benzer, ayaksız bir sürüngen (Typhlops vermicularis)"]}, {"word": "kör yılangiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, bütün sıcak bölgelerde rastlanan, kaygan pullu, 1 metre boyundaki yılanlar familyası"]}, {"word": "kös", "meanings": ["Savaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul"]}, {"word": "kös dinlemek", "meanings": ["türlü olaylar yaşadığı için bilgi ve deneyim sahibi olarak benzer veya daha basit olaylar karşısında aldırış etmemek"]}, {"word": "köse", "meanings": ["Bıyığı, sakalı çıkmayan (erkek)"]}, {"word": "kösçü", "meanings": ["Mehter takımında kös çalan kimse"]}, {"word": "köseyle alay edenin top sakalı kara gerek", "meanings": ["`başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kösenin sakalı gibi", "meanings": ["her zaman olduğu gibi kalan, değişikliğe uğramayan"]}, {"word": "köse buğday", "meanings": ["Başağı kılçıksız bir tür buğday"]}, {"word": "köseği", "meanings": ["Ateş karıştırmaya yarayan odun veya demir", "Ucu yanık odun, eğsi"]}, {"word": "kösele", "meanings": ["Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi", "Bu deriden yapılan"]}, {"word": "kösele gibi", "meanings": ["çok sert, çiğnenmesi güç, koparılamaz"]}, {"word": "kösele suratlı", "meanings": ["Utanmaz, sıkılmaz"]}, {"word": "kösele taşı", "meanings": ["Mermerleri parlatmakta kullanılan kefeki taşı", "Kunduracıların, üstünde kösele dövdükleri taş", "Avadanlıkların ağızlarındaki pürüzleri düzeltmek ve inceltmek için kullanılan bir taş türü"]}, {"word": "kösemen", "meanings": ["Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke", "Dövüşken iri koç veya teke", "Yol gösteren kılavuz", "Borsada öncülük yapan hisse"]}, {"word": "kösem", "meanings": ["Kösemen"]}, {"word": "köselik", "meanings": ["Köse olma durumu"]}, {"word": "kösemenlik", "meanings": ["Yol gösterme, kılavuzluk"]}, {"word": "kösemenlik etmek", "meanings": ["yol göstermek, kılavuzluk etmek"]}, {"word": "köse sakal", "meanings": ["Çok seyrek sakal"]}, {"word": "köskötürüm", "meanings": ["Büsbütün kötürüm"]}, {"word": "kös kös", "meanings": ["Başı önde, sağa sola bakmadan yorgun, üzgün, düşünceli bir durumda"]}, {"word": "kösnü", "meanings": ["Şehvet"]}, {"word": "kösnük", "meanings": ["Eş isteme dönemi gelmiş (hayvan)"]}, {"word": "şehvetli", "meanings": ["Cinsel isteği fazla olan, kösnülü"]}, {"word": "kösnüllük", "meanings": ["Erotizm"]}, {"word": "kösnülme", "meanings": ["Kösnülmek durumu"]}, {"word": "kösnülmek", "meanings": ["Hayvanın eş isteme dönemi gelmek"]}, {"word": "kösnülü", "meanings": ["Şehvetli"]}, {"word": "köstebek", "meanings": ["Köstebekgillerden, toprak altında oyduğu yuvalarda yaşayan, gözleri hemen hiç görmeyen, derisinden kürk yapılan küçük bir hayvan, sokur, yer sıçanı, kör sıçan (Talpa)", "Bir iş yerinden, kurumdan özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse"]}, {"word": "köstebekgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfının böcekçiller takımına giren bir familya"]}, {"word": "köstek", "meanings": ["Saat, kılıç, anahtar vb.nin ucuna takılan zincir", "Koşulan atların tepmesini önlemek için kuskun kayışına eklenen kayış", "Balık iğnesini oltaya bağlayan, bir iki karış uzunluğunda kıl veya misina parçası", "Engel"]}, {"word": "köstebek illeti", "meanings": ["Atların ensesinde oluşan hücre dokusu iltihabı"]}, {"word": "köstek olmak", "meanings": ["engel olmak"]}, {"word": "köstek vurmak", "meanings": ["hayvanın ayağına köstek bağlamak", "kösteklemek", "güreşte hasmın bir veya iki ayağını sımsıkı yakalamak"]}, {"word": "kösteği kırmak", "meanings": ["çocuk yürümeye başlamak", "bağlı bulunduğu yerle ilişiğini kesmek"]}, {"word": "köstekleme", "meanings": ["Kösteklemek işi"]}, {"word": "kösteklemek", "meanings": ["Hayvanın ayağına köstek vurmak", "Bir işi yürümez duruma getirmek, engellemek"]}, {"word": "köstekleniş", "meanings": ["Kösteklenme işi"]}, {"word": "kösteklenmek", "meanings": ["Ayağına köstek vurulmak", "Ayağına bir engel takılarak düşer gibi olmak veya düşmek", "Bir iş yürümez duruma getirilmek, engellenmek"]}, {"word": "kösteklenme", "meanings": ["Kösteklenmek işi"]}, {"word": "köstekli", "meanings": ["Kösteği olan", "Ayağına köstek vurulmuş olan"]}, {"word": "köstekleyiş", "meanings": ["Köstekleme işi"]}, {"word": "kösteksiz", "meanings": ["Kösteği olmayan"]}, {"word": "köstere", "meanings": ["Bir tür uzun tahta rendesi, küstere"]}, {"word": "köşe", "meanings": ["Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, zaviye", "İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer", "İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer, büküç", "Bölüm, yer veya yan", "Kuytu, tenha veya ücra yer", "Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer", "Futbol, hentbol, su toıpunda kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri, korner"]}, {"word": "köşesine çekilmek", "meanings": ["toplumdan kaçıp hiçbir şeyle ilgilenmeyerek tek başına yaşamak"]}, {"word": "köşe olmak", "meanings": ["köşeyi dönmek"]}, {"word": "köşe tutmak", "meanings": ["karışmak, kendini belli etmek, görünmek"]}, {"word": "köşeyi dönmek", "meanings": ["hiçbir çaba göstermeden kısa sürede zengin olmak", "kısa yoldan ve büyük bir emek harcamadan sosyal ve ekonomik güç edinmek"]}, {"word": "köşe atışı", "meanings": ["Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan yapılan serbest atış, köşe vuruşu, korner, korner atışı, korner vuruşu"]}, {"word": "köşebaşı", "meanings": ["Bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer", "Önemli makam"]}, {"word": "köşebaşını tutmak", "meanings": ["etkili olabilecek en önemli makamda bulunmak veya o yeri ele geçirmek"]}, {"word": "köşebent", "meanings": ["Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt", "Birleşen iki kereste vb.ni tutturmaya yarayan, dik açı biçiminde bükülmüş demir, L demiri"]}, {"word": "köşe bucak", "meanings": ["Her taraf"]}, {"word": "köşe bucağa dağılmak", "meanings": ["her tarafa yayılmak", "darmadağın olmak"]}, {"word": "köşe bucak kaçmak (veya saklanmak)", "meanings": ["kimseye görünmek istememek"]}, {"word": "köşe demiri", "meanings": ["Dik açı biçiminde üretilmiş demir"]}, {"word": "köşede bucakta kalmak", "meanings": ["ilgisizlikten, önemli veya değerli görülmemek yüzünden gözden uzakta bulunmak"]}, {"word": "köşe dolabı", "meanings": ["Köşe yere yerleştirilen dik açı biçiminde yapılmış dolap"]}, {"word": "köşe dönücü", "meanings": ["Çıkarını, en kısa zamanda sonuç alacak biçimde düşünen kimse, köşe dönmeci"]}, {"word": "köşe dönücülük", "meanings": ["Köşe dönücü olma durumu, köşe dönmecilik"]}, {"word": "köşek", "meanings": ["Bir yaşına kadar olan deve yavrusu"]}, {"word": "köşe kadısı", "meanings": ["İş yapmayı sevmeyen, rahatına düşkün kimse"]}, {"word": "köşegen", "meanings": ["Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi, kutur, diyagonal"]}, {"word": "köşe kapmaca", "meanings": ["Çocukların köşeleri tutup bunları birbirlerine kaptırmamaya çalışarak oynadıkları oyun"]}, {"word": "köşe kapmaca oynamak", "meanings": ["çok yakında olan birini bir türlü ele geçirememek", "buluşmak istemelerine rağmen bir türlü birbirlerine denk gelmemek"]}, {"word": "köşekleme", "meanings": ["Köşeklemek işi"]}, {"word": "köşeklemek", "meanings": ["Deve yavrulamak"]}, {"word": "köşe koltuğu", "meanings": ["Odanın veya salonun köşesini kaplayan koltuk"]}, {"word": "köşeleme", "meanings": ["Köşelemek işi", "Köşeye çapraz gelecek bir biçimde"]}, {"word": "köşeli", "meanings": ["Köşesi veya köşeleri olan"]}, {"word": "köşelemek", "meanings": ["Köşeye gelecek biçimde koymak"]}, {"word": "köşeli ayraç", "meanings": ["Ayraç içinde bulunan bir anlatımda veya ayraç içine alınması gereken bir açıklamada kullanılan ([ ]) biçimindeki köşeli, kırık ayracın adı, köşeli parantez"]}, {"word": "köşelik", "meanings": ["İki duvarın kesiştiği yere aralarındaki açıyı doldurmak için uygulanan ahşap veya kârgir işçiliği", "Kapı veya pencere aralığının köşesini oluşturan taş", "Duvar köşelerinde, üstüne lamba vb. şeyler konan el yapımı, ahşap, süslü eşya"]}, {"word": "köşeli parantez", "meanings": ["Köşeli ayraç"]}, {"word": "köşe minderi", "meanings": ["Köşeye yerleştirilmiş kabarık büyük minder"]}, {"word": "köşe penceresi", "meanings": ["Duvarlar arasındaki köşede bulunan pencere"]}, {"word": "köşe rafı", "meanings": ["Köşeyi kaplayacak biçimde yapılmış raf"]}, {"word": "köşesiz", "meanings": ["Köşesi olmayan"]}, {"word": "köşe taşı", "meanings": ["Binalarda tek parça biçiminde köşeleri tutan taş", "Çok önemli olan"]}, {"word": "köşe taşı köşede yakışır", "meanings": ["`değerli kimseler, önemli mevkilerde bulunmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "köşe vuruşu", "meanings": ["Köşe atışı"]}, {"word": "köşe yastığı", "meanings": ["Köşe minderi üzerine dik olarak konan ve köşeleri tutan yastık"]}, {"word": "köşe yazarlığı", "meanings": ["Köşe yazısı yazma işi, fıkracılık"]}, {"word": "köşe yazarı", "meanings": ["Köşe yazısı yazan kimse, fıkracı"]}, {"word": "köşe yazısı", "meanings": ["Gazete veya dergilerde gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddi veya eğlendirici yazı türü, fıkra"]}, {"word": "köşkerlik", "meanings": ["Köşkerin yaptığı iş"]}, {"word": "köşk", "meanings": ["Bahçe içinde yapılmış süslü ev, kasır"]}, {"word": "köşker", "meanings": ["Yemenici, ayakkabı tamircisi"]}, {"word": "köşklü", "meanings": ["Yangınları haber vermesi için yangın kulelerinde ve başka uygun yerlerde bekletilen gözetleyici"]}, {"word": "kötek", "meanings": ["Baston, sopa", "Sopayla atılan dayak, patak"]}, {"word": "kötek yemek", "meanings": ["dövülmek, dayak yemek"]}, {"word": "kötek atmak (veya çekmek)", "meanings": ["dövmek, dayak atmak"]}, {"word": "kötü", "meanings": ["İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı", "Zararlı, tehlikeli", "Korku, endişe veren", "Kaba ve kırıcı", "Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan", "Aşırı, çok"]}, {"word": "kötek", "meanings": ["Gölge balığı"]}, {"word": "kötü kişi olmak", "meanings": ["bazı kimseler birtakım insanların düşmanlığını kazanmak"]}, {"word": "kötü komşu insanı hacet sahibi eder", "meanings": ["`kötü komşu kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez, emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kötü kötü düşünmek", "meanings": ["üzüntülü düşüncelere dalmak"]}, {"word": "kötü olmak", "meanings": ["olumsuz bir durum almak", "beğenilmemek, takdir edilmemek", "kadın kötü yola düşmek"]}, {"word": "kötü söyleme eşine, ağı katar aşına", "meanings": ["`ilişkide bulunduğun kimseleri sözlerinle incitme, kötüleme ki onlar da sana daha büyük kötülük yapmasınlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kötü söylemek", "meanings": ["birtakım olumsuz, beğenilmeyen, istenmeyen tutum ve davranışları olduğunu söylemek, kötülemek"]}, {"word": "kötüye çekmek", "meanings": ["yanlış, beğenilmeyen bir anlam vermek"]}, {"word": "kötü adam", "meanings": ["Filmlerde izleyiciye sevimsiz gelen, filmin kahramanıyla çekişme durumunda olan ve sonunda çoğu kez yenilen kimse"]}, {"word": "kötücül", "meanings": ["Kötülük isteyen (kimse)", "Kötü niyetli", "Kötü huylu"]}, {"word": "kötüye kullanmak", "meanings": ["yetkisini yasalara aykırı yolda kullanmak", "birinin iyi davranışından istenilmeyen yolda yararlanmak"]}, {"word": "kötü göz", "meanings": ["Kem göz"]}, {"word": "kötü gözle bakmak", "meanings": ["bir kimse için iyi olmayan düşünceler beslemek, bunu belli edercesine bakmak", "cinsel duygu ile bakmak"]}, {"word": "kötü kadın", "meanings": ["Hayat kadını"]}, {"word": "kötüleme", "meanings": ["Kötülemek işi"]}, {"word": "kötülenmek", "meanings": ["Kötüleme işi yapılmak veya kötüleme işine konu olmak"]}, {"word": "kötüleniş", "meanings": ["Kötülenme işi"]}, {"word": "kötülenme", "meanings": ["Kötülenmek işi"]}, {"word": "kötülemek", "meanings": ["Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek", "İnsanın sağlığı bozulmak", "Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak"]}, {"word": "kötüleşme", "meanings": ["Kötüleşmek işi"]}, {"word": "kötüleşmek", "meanings": ["Kötü duruma gelmek"]}, {"word": "kötüleştiriş", "meanings": ["Kötüleştirme işi"]}, {"word": "kötüleştirme", "meanings": ["Kötüleştirmek işi"]}, {"word": "kötüleştirmek", "meanings": ["Kötü duruma gelmesine yol açmak"]}, {"word": "kötülük etmek (veya yapmak)", "meanings": ["kötü davranmak, zarar vermek"]}, {"word": "kötüleyiş", "meanings": ["Kötüleme işi"]}, {"word": "kötülük", "meanings": ["Kötü olma durumu, kemlik, şer", "Zarar verecek davranış veya söz"]}, {"word": "kötülükçü", "meanings": ["Her türlü kötülüğü yapacak ahlakta olan, şerir"]}, {"word": "kötülükçülük", "meanings": ["Kötülükçü olma durumu, şerirlik"]}, {"word": "kötümsemek", "meanings": ["Bir olay, bir konu vb.ni yalnız olumsuz yönleriyle düşünmek veya ele almak"]}, {"word": "kötümseme", "meanings": ["Kötümsemek işi"]}, {"word": "kötümser", "meanings": ["Her şeyi kötü yanıyla ele alan, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan, karamsar, bedbin, pesimist, iyimser karşıtı"]}, {"word": "kötümserleşme", "meanings": ["Kötümserleşmek işi"]}, {"word": "kötümserleşmek", "meanings": ["Kötümser duruma gelmek, karamsarlaşmak"]}, {"word": "kötümserlik", "meanings": ["Kötümser olma durumu, karamsarlık, bedbinlik", "Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü, pesimizm, pesimistlik"]}, {"word": "kötürüm", "meanings": ["Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse), oturak", "Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak)", "İşleyemeyen, iş yapamayan"]}, {"word": "kötürüm olmak (veya kalmak)", "meanings": ["yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyememek", "güçsüz kalmak"]}, {"word": "kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yeğdir", "meanings": ["`kusurlu da olsa bir şeyin elde bulunması, hiç bulunmamasından daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kötürümleşme", "meanings": ["Kötürümleşmek işi"]}, {"word": "kötürümleşmek", "meanings": ["Kötürüm duruma gelmek", "Algılama özelliğini kaybetmek"]}, {"word": "köy", "meanings": ["Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri", "Köy halkı"]}, {"word": "kötürümlük", "meanings": ["Kötürüm olma durumu"]}, {"word": "köy ağası", "meanings": ["Köyde malı, toprağı çok olan, sözü dinlenen kimse"]}, {"word": "köycü", "meanings": ["Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse"]}, {"word": "köycülük", "meanings": ["Köycü olma durumu"]}, {"word": "köydeş", "meanings": ["Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri, köylü"]}, {"word": "köy ihtiyar heyeti", "meanings": ["Muhtarla birlikte köyün sorunlarını çözümlemekle görevli kurul, köy ihtiyar meclisi"]}, {"word": "köy ekmeği", "meanings": ["Tandır, sac, fırın vb.nde pişirilen bir pide türü veya somun"]}, {"word": "köy imamı", "meanings": ["Köydeki camide görevli imam"]}, {"word": "köy ihtiyar meclisi", "meanings": ["Köy ihtiyar heyeti"]}, {"word": "köy koruculuğu", "meanings": ["Köy korucusunun işi"]}, {"word": "köy korucusu", "meanings": ["Köyün çevresinin ve kırsalın emniyeti için görevlendirilmiş kimse"]}, {"word": "köyleşme", "meanings": ["Köyleşmek işi", "Köyden şehre nüfus göçü dolayısıyla kırsal alanlara özgü davranış ve tutumların şehirlerde görülmesi"]}, {"word": "köyleşmek", "meanings": ["Köy durumuna gelmek"]}, {"word": "köylü", "meanings": ["Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan", "Köydeş", "Köy halkı", "Kaba, anlayışsız"]}, {"word": "köyleştirmek", "meanings": ["Köy durumuna getirmek"]}, {"word": "köylü çorbası", "meanings": ["Tavuk eti, pırasa, patates, kereviz, havuç ve şalgamın un ve yağ karışımına yedirilip bol suda pişirilmesiyle yapılan bir çorba türü"]}, {"word": "köylük", "meanings": ["Köy bulunan yer"]}, {"word": "köylü kentli", "meanings": ["Değişik yerleşim birimlerinden olan kimseler"]}, {"word": "köy meydanı", "meanings": ["Genellikle köyün ortasında bulunan geniş alan"]}, {"word": "köylülük", "meanings": ["Köylü olma durumu", "Köylülere özgü davranış"]}, {"word": "köy muhtarı", "meanings": ["Muhtar"]}, {"word": "köy odası", "meanings": ["Köylülerin çeşitli toplantılar yaptıkları veya konukların köyde kalması için hazırladıkları yer"]}, {"word": "köy oyunu", "meanings": ["Kırsal kesimde köylülerin hazırlayıp sunduğu seyirlik oyun"]}, {"word": "köy romanı", "meanings": ["Konusunu köyün ve kırsal hayatın özelliklerinden alan roman"]}, {"word": "köy türküsü", "meanings": ["Köyü veya köylüyü anlatan türkü"]}, {"word": "köy yeri", "meanings": ["Köy"]}, {"word": "köz", "meanings": ["Küçük kor parçası"]}, {"word": "közleme", "meanings": ["Közlemek işi", "Köz üzerinde pişirilen yiyecek"]}, {"word": "közlemek", "meanings": ["Et, sebze, meyve, hamur vb.ni köz üzerinde pişirmek"]}, {"word": "közleşme", "meanings": ["Közleşmek işi"]}, {"word": "közleşmek", "meanings": ["Köz durumuna gelmek"]}, {"word": "Kr", "meanings": ["Kripton elementinin simgesi"]}, {"word": "kraça", "meanings": ["İstavrit balığının küçüğü"]}, {"word": "kraft kâğıdı", "meanings": ["Dayanıklı ambalaj kâğıdı"]}, {"word": "kraldan çok kralcı olmak", "meanings": ["birinin davasını ondan çok savunur olmak"]}, {"word": "kral", "meanings": ["En yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini kalıtım veya soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran kimse", "Herhangi bir alanda başkalarından üstün, başarılı olan kimse", "Çok başarılı ve zengin iş adamı", "Üstün, çok iyi"]}, {"word": "krallara layık", "meanings": ["çok üstün nitelikli şeyleri belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "kralcılık", "meanings": ["Kralcı olma durumu"]}, {"word": "kralcı", "meanings": ["Krallık yanlısı olan"]}, {"word": "kraliçe", "meanings": ["Kral karısı veya krallığı yöneten kadın, ece", "Kendi cinsleri arasında herhangi bir bakımdan üstünlüğü olan kadın", "İngiliz sterlini"]}, {"word": "kraliçe gibi", "meanings": ["gösterişli ve ağır giyinmiş, güzel (kadın)"]}, {"word": "kraliçelik", "meanings": ["Kraliçe olma durumu"]}, {"word": "krallık", "meanings": ["Kral olma durumu, kraliyet", "Kralın görevi, kraliyet", "Kral tarafından yönetilen devlet ve bu devletin toprağı"]}, {"word": "kraliyet", "meanings": ["Krallık"]}, {"word": "kramp", "meanings": ["Kasınç"]}, {"word": "kramp girmek", "meanings": ["kasılmak"]}, {"word": "kraniyoloji", "meanings": ["Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim kolu"]}, {"word": "krampon", "meanings": ["Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık", "İki parçayı sıkıca tutturmaya yarayan metal parçası", "Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak"]}, {"word": "krank", "meanings": ["Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil", "Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım"]}, {"word": "krater", "meanings": ["Yanardağ ağzı"]}, {"word": "krater gölü", "meanings": ["Yanardağ ağzında oluşmuş göl"]}, {"word": "kravat", "meanings": ["Bir ucu ince, diğer ucu daha geniş, gömlek yakasının altından geçirilerek önde üçgen biçiminde bağlanan, özel kumaştan yapılan giysi aksesuarı, boyun bağı"]}, {"word": "kravatlı", "meanings": ["Kravatı olan, kravat takmış olan"]}, {"word": "kravatsız", "meanings": ["Kravatı olmayan, kravat takmamış olan"]}, {"word": "kravl", "meanings": ["Dizleri bükmeksizin bacakları hızla hareket ettirerek kulaçla yüzme"]}, {"word": "kreasyon", "meanings": ["Yaratma işi", "Yaratım", "Bir terzinin veya modaevinin yarattığı her türlü yeni model"]}, {"word": "kreatör", "meanings": ["Yaratımcı"]}, {"word": "kredi açmak", "meanings": ["birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal vermeyi kabul etmek", "ödünç para vermek"]}, {"word": "kredisi düşmek", "meanings": ["güvenilirliği, saygınlığı yitmek"]}, {"word": "kredi", "meanings": ["Borç ödemede güvenilir olma durumu", "Ödünç alınan veya verilen mal, para", "Güven, saygınlık, itibar", "Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim"]}, {"word": "kredi anlaşması", "meanings": ["Kredi alınması için yapılan anlaşma"]}, {"word": "kredileme", "meanings": ["Kredilemek işi"]}, {"word": "kredi kartı", "meanings": ["Bankamatikten nakit çekmede, günlük satın almalarda nakit para veya çek yerine kullanılan manyetik plastik kart"]}, {"word": "kredilemek", "meanings": ["Kredi açmak", "Açılan kredi derecesini belirlemek"]}, {"word": "kredilendirme", "meanings": ["Kredilendirmek işi"]}, {"word": "kredili satış", "meanings": ["Peşin olmayan ve kredi açma esasına dayanan vadeli satış"]}, {"word": "kredilendirmek", "meanings": ["Kredileme işi yaptırmak"]}, {"word": "kredi limiti", "meanings": ["Açılan kredinin en üst miktarı"]}, {"word": "kredi mektubu", "meanings": ["Bankaların veya mali kuruluşların müşterilerine ticari işlemlerle ilgili kredi hesabı açtırmak için şubelerine veya muhabirlerine gönderdikleri yazı, akreditif"]}, {"word": "kredi sözleşmesi", "meanings": ["Banka veya mali kuruluşların kredi açarken müşteriyle yaptıkları sözleşme"]}, {"word": "krema", "meanings": ["Bir tür yumurtalı süt tatlısı", "Kaymak", "Kevgirden geçirilmiş sütle koyulaştırılmış çorba"]}, {"word": "krem", "meanings": ["Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde", "Bu kıvamda hazırlanmış olan", "Açık saman rengi, krem rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kremalı", "meanings": ["Kreması olan"]}, {"word": "kremleme", "meanings": ["Kremlemek işi"]}, {"word": "krematoryum", "meanings": ["Yakmalık"]}, {"word": "kremasız", "meanings": ["Kreması olmayan"]}, {"word": "kremlemek", "meanings": ["Krem sürmek"]}, {"word": "krep", "meanings": ["Çok bükümlü iplikle dokunmuş bir tür ince kumaş"]}, {"word": "kreozot", "meanings": ["Çeşitli katranların damıtılmasından elde edilen ve hekimlikte kullanılan, keskin kokulu bir sıvı"]}, {"word": "kreplin", "meanings": ["Çok ince bir tür ipekli kumaş"]}, {"word": "krepdöşin", "meanings": ["Bir tür ipekli kumaş"]}, {"word": "krepon kâğıdı", "meanings": ["Süslemede kullanılan, çabuk yırtılmayan, kıvrımlı, esnek bir kâğıt türü, krepon"]}, {"word": "krepon", "meanings": ["Kıvrımları olan yün, pamuk veya ipek kumaş", "Krepon kâğıdı"]}, {"word": "krepsaten", "meanings": ["İpekli, parlak ve kaygan bir tür ince kumaş"]}, {"word": "kreş", "meanings": ["Çocuk yuvası"]}, {"word": "kretase", "meanings": ["Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağ'ın son dönemi"]}, {"word": "kreten", "meanings": ["Kretenizme tutulmuş kimse"]}, {"word": "kreton", "meanings": ["Bir tür keten, patiska veya basma"]}, {"word": "kretenizm", "meanings": ["Tiroit bezinin yeterince hormon üretmemesi sonucu oluşan, fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimin duraklamasıyla beliren hastalık"]}, {"word": "krezol", "meanings": ["Tolüenden türeyen üç fenol izomerinden biri, lizol"]}, {"word": "kriket", "meanings": ["On birer kişilik iki takım arasında, küçük ve ağır bir topu, ucu kıvrılmış sopalarla vurarak karşı kaleye sokmak amacıyla oynanan bir oyun"]}, {"word": "kriko", "meanings": ["Ağır bir yükün kaldırılmasını veya alt tarafında yapılacak bir çalışmada otomobil vb. taşıtların yerden yükseltilmesini sağlayan alet, kaldırıcı"]}, {"word": "krikocu", "meanings": ["Kriko yapan, onaran veya satan kimse"]}, {"word": "krikoculuk", "meanings": ["Krikocunun yaptığı iş"]}, {"word": "kriminolog", "meanings": ["Kriminoloji ile uğraşan kimse"]}, {"word": "kriminoloji", "meanings": ["Suç bilimi"]}, {"word": "kripto", "meanings": ["Siyasi inancını gizleyen kimse", "Saklı yazı"]}, {"word": "kriptolog", "meanings": ["Kriptoloji uzmanı"]}, {"word": "kripton", "meanings": ["Atom numarası 36, atom ağırlığı 83,8 olan, atmosferde yarım milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz bir soy gaz (simgesi Kr)"]}, {"word": "kriptoloji", "meanings": ["Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi veya incelemesi"]}, {"word": "kritik", "meanings": ["Ciddi", "Eleştiri", "Nazik"]}, {"word": "kristal", "meanings": ["Billur", "Billurdan yapılmış"]}, {"word": "kristal cam", "meanings": ["Potasyum, kireç ve silisin yüksek ısıda ergitilerek hamur durumuna getirilip sonra da biçimlendirilmesi ile elde edilen cam"]}, {"word": "kristalleşme", "meanings": ["Billurlaşma"]}, {"word": "kristalleşmek", "meanings": ["Billurlaşmak"]}, {"word": "kristal mavisi", "meanings": ["Kristalin yansıttığı açıklık ve parlaklıktaki mavi rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kristaloit", "meanings": ["Billursu"]}, {"word": "kriter", "meanings": ["Ölçüt"]}, {"word": "kritik etmek", "meanings": ["eleştirmek", "incelemek, araştırmak"]}, {"word": "kritisizm", "meanings": ["Eleştiricilik"]}, {"word": "kriyoskopi", "meanings": ["Tuzlu eriyiklerin donma yasalarını inceleyen fizik kolu"]}, {"word": "kriz", "meanings": ["Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse", "Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım", "Bir şeyin çok kıt bulunması durumu", "Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek", "Çöküntü", "Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran"]}, {"word": "krizalit", "meanings": ["Kelebek olmadan önce bir böceğin, koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma durumu"]}, {"word": "kriz geçirmek", "meanings": ["bir organda birdenbire fizyolojik değişiklik olmak", "bunalım içinde bulunmak"]}, {"word": "krizantem", "meanings": ["Kasımpatı"]}, {"word": "krizolit", "meanings": ["Zebercet"]}, {"word": "kriz yönetimi", "meanings": ["Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumlarında sorunun en az zararla atlatılabilmesi için konunun uzmanlarından oluşturulan kurul", "Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumunda sorunun en az zararla atlatılabilmesi için gerekli kararların alınması işi", "İşletmelerde hatalı üretim, ham madde sıkıntısı, kalite düşüklüğü, pazarlama vb. sebeplerle ortaya çıkan sorunlu dönemde işbaşına getirilen yöneticilerin yönetme biçimi"]}, {"word": "kriz yöneticisi", "meanings": ["Zorda kalan işletmeye belirli bir sürede yardım ederek sorunu çözen deneyimli kimse"]}, {"word": "kroki", "meanings": ["Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı"]}, {"word": "krom", "meanings": ["Atom numarası 24, atom ağırlığı 52,01, yoğunluğu 6,92 olan, 1514 °C'de eriyen, ısıya dayanıklı, havada oksitlenmeyen bir element (simgesi Cr)", "Bu elementten yapılmış"]}, {"word": "krokodil", "meanings": ["İşlenmiş timsah derisi", "Bu deriden yapılan"]}, {"word": "kromaj", "meanings": ["Metal yüzeyleri kromla kaplama işlemi", "Bu işlemle kaplanmış yer"]}, {"word": "kromatik", "meanings": ["Renkser", "Kromozomlarla ilgili", "Yarım tonlardan oluşan (ses dizisi)"]}, {"word": "kromatik iplik", "meanings": ["Karyokinez sırasında kromatin maddesinin iplik biçimindeki durumu"]}, {"word": "kromatin", "meanings": ["Hücre çekirdeğinde küçük tanecikler, düzensiz kitleler veya ağ biçiminde bulunan, soya çekim olaylarını sağlayan, bazı boyalarla hemen boyanabilen madde"]}, {"word": "kromatit", "meanings": ["Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri"]}, {"word": "krome", "meanings": ["Kromdan yapılmış veya kromla kaplanmış"]}, {"word": "kromatofor", "meanings": ["Plazması pigment tanecikleriyle dolu, çokgen veya yıldız biçiminde, belirli uzunlukta veya kısalabilir uzantıları bulunan hücre"]}, {"word": "kromlu", "meanings": ["Birleşiminde krom bulunan"]}, {"word": "kromosfer", "meanings": ["Renk yuvarı"]}, {"word": "kromoplast", "meanings": ["Değişik renkler taşıyan kromatofor"]}, {"word": "kromotropizm", "meanings": ["Canlı bir varlığın, belli renkte bir nesneye doğru yönelme hareketi"]}, {"word": "kromozom", "meanings": ["Karyokinez bölünme sırasında hücre çekirdeğinin içinde beliren ve kromatinin parçalara ayrılmasıyla oluşan, canlılarda bazı özelliklerin bireyden bireye aktarılmasında görevli olan, DNA içeren, kıvrık çubuk biçimindeki kalıtımsal yapı"]}, {"word": "kron", "meanings": ["Danimarka, Estonya, İsveç, İzlanda Norveç ve Slovakya'nın para birimi"]}, {"word": "kronik", "meanings": ["Süreğen", "Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vakayiname", "Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş"]}, {"word": "kronikçi", "meanings": ["Kronik yazan kimse"]}, {"word": "kronaksi", "meanings": ["Bir elektrik akımının bir sinir veya kasla uyarım oluşturabilmesi için gereken kısa süre"]}, {"word": "kronikleşmek", "meanings": ["Kronik bir durum almak"]}, {"word": "kronikleşme", "meanings": ["Kronikleşmek işi"]}, {"word": "kronograf", "meanings": ["Süreyazar"]}, {"word": "kronoloji", "meanings": ["Zaman bilimi", "Zaman dizini"]}, {"word": "kronolojik", "meanings": ["Zaman bilimsel"]}, {"word": "kros", "meanings": ["Kırlarda ve ormanlarda, hendeklerden, yükseltilerden, çukurlardan ve akarsulardan geçerek yaya yapılan koşu"]}, {"word": "kronometre", "meanings": ["Süreölçer"]}, {"word": "kroşe", "meanings": ["Boksta kolun bükülmesiyle yapılan bir yumruk vuruş biçimi"]}, {"word": "kruvasan", "meanings": ["Ay çöreği"]}, {"word": "krupiye", "meanings": ["Bir kumarhanede veya oyun oynanan bir yerde oyunu yöneten kimse"]}, {"word": "kruvazör", "meanings": ["Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi"]}, {"word": "kruvaze", "meanings": ["Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde yapılan (ceket, yelek)"]}, {"word": "krupiyelik", "meanings": ["Krupiyenin yaptığı işi"]}, {"word": "ksenofobi", "meanings": ["Yabancılara karşı duyulan ve hastalık hâline getirilebilen düşmanlık ve korku"]}, {"word": "ksenon", "meanings": ["Atom numarası 54, atom ağırlığı 131,30 olan, havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz asal gaz (simgesi Xe)"]}, {"word": "Ku", "meanings": ["Kurçatovyum elementinin simgesi"]}, {"word": "ksilofon", "meanings": ["Değişik sayıda akortlu tahta veya metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan, iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı"]}, {"word": "kuaför", "meanings": ["Kadın berberi", "Erkek berberi", "Güzellik salonu"]}, {"word": "kuartet", "meanings": ["Dörtlü"]}, {"word": "kubarmak", "meanings": ["Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak", "Çalımlı bir tavır takınmak"]}, {"word": "kubarma", "meanings": ["Kubarmak işi"]}, {"word": "kubaşma", "meanings": ["Kubaşmak işi"]}, {"word": "kubaşmak", "meanings": ["İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak"]}, {"word": "kubat", "meanings": ["Kaba, biçimsiz", "Davranışları kaba olan"]}, {"word": "kubatlık", "meanings": ["Kubat olma durumu"]}, {"word": "kubbe", "meanings": ["Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam, kümbet"]}, {"word": "kubbeli", "meanings": ["Kubbesi olan", "Kubbe biçiminde olan"]}, {"word": "Kubbealtı", "meanings": ["Osmanlı vezirlerinin devlet işlerini görüşmek için toplandıkları Topkapı Sarayı'ndaki alan, Divanhane"]}, {"word": "kubbesiz", "meanings": ["Kubbesi olmayan"]}, {"word": "kubbeli delik", "meanings": ["Trakeit gözelerinin uçlarında bulunan ve besin suyunun düşey yönde ilerlemesini sağlayan geçiş yolu"]}, {"word": "kubur", "meanings": ["Tuvalet deliğinden lağıma inen boru", "Boru biçiminde kap", "Bir tür tabanca, dolma tabanca"]}, {"word": "kubur sıkmak", "meanings": ["silah atmak, tabanca sıkmak"]}, {"word": "kuburluk", "meanings": ["Tabanca kılıfı", "Kuburun konduğu yer"]}, {"word": "kucak", "meanings": ["Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş", "Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan", "Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç", "Ortam, ocak"]}, {"word": "kucak (veya kucağını) açmak", "meanings": ["korumak", "sığınacak yer vermek"]}, {"word": "kucağına düşmek", "meanings": ["düşman, felaket, sefalet vb. kötü şeylerin veya durumların içine düşmek, onlarla karşılaşmak"]}, {"word": "kucağına kurulmak", "meanings": ["kucağına oturmak"]}, {"word": "kucağına oturmak", "meanings": ["dizlerinin üstüne oturmak", "yaltaklanmak", "birinin amaçlarına alet olmak"]}, {"word": "kucak çocuğu", "meanings": ["Yürüyemeyen, kucakta gezdirilen çocuk", "Sürekli olarak kucağa almaya alıştırılan çocuk"]}, {"word": "kucağında bulmak", "meanings": ["beklemediği bir durumla karşı karşıya kalmak"]}, {"word": "kucak dolusu", "meanings": ["Pek çok, pek bol"]}, {"word": "kucak kucağa", "meanings": ["Birbirine sarılmış veya birbirine yüz yüze sokulmuş bir durumda", "İç içe, yan yana, beraberce"]}, {"word": "kucaklamak", "meanings": ["Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak", "Kucağına almak, kucağında taşımak", "İçine almak veya çepeçevre sarmak, kuşatmak"]}, {"word": "kucaklama", "meanings": ["Kucaklamak işi"]}, {"word": "kucaklanış", "meanings": ["Kucaklanma işi"]}, {"word": "kucaklanma", "meanings": ["Kucaklanmak işi"]}, {"word": "kucaklanmak", "meanings": ["Kucaklama işi yapılmak"]}, {"word": "kucaklaşma", "meanings": ["Kucaklaşmak işi"]}, {"word": "kucaklaşmak", "meanings": ["Birbirini kucaklamak"]}, {"word": "kucaklayış", "meanings": ["Kucaklama işi"]}, {"word": "kuçukuçu", "meanings": ["Çocuk dilinde köpek"]}, {"word": "kucaktan kucağa", "meanings": ["Bir kişiden ötekine"]}, {"word": "kudas", "meanings": ["Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören, liturya"]}, {"word": "kuçu kuçu", "meanings": ["Köpekleri çağırmak için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "kudema", "meanings": ["Eskiler, eski insanlar", "Eskiliği bakımından ileri gelenler, öne çıkanlar"]}, {"word": "kudret", "meanings": ["Güç(I), erk, erke, iktidar", "Yetenek", "Maddi güç, zenginlik", "Tanrı yapısı", "Tanrı'nın ezelî gücü"]}, {"word": "kudret hamamı", "meanings": ["Ilıca"]}, {"word": "kudret helvası", "meanings": ["Beyaz çiçekli, 5-9 yaprakçıklı, 20 metre kadar yükselebilen, Kuzeybatı ve Batı Anadolu'da yaygın olan bir ağaç (Fraxinus ornus)", "Türlü bitkilerden, öz sularının kurutulmasıyla elde edilen, hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan macun"]}, {"word": "kudretli", "meanings": ["Gücü olan, güçlü", "Başarılı, üstün olan"]}, {"word": "kudret narı", "meanings": ["Sarı çiçekli, parçalı yapraklı, tırmanıcı ve bir yıllık otsu bir bitki (Momordica charantia)", "Bu bitkinin 10-15 santimetre uzunluğunda, iğ biçiminde, üzeri pürtüklü, önce yeşil ve sonra parlak sarı veya turuncu renkli meyvesi"]}, {"word": "kudretsiz", "meanings": ["Gücü olmayan, takatsiz"]}, {"word": "kudretten", "meanings": ["Yaradılıştan"]}, {"word": "kudretsizlik", "meanings": ["Güçsüz olma durumu, argınlık, takatsizlik"]}, {"word": "kudurgan", "meanings": ["Azgın"]}, {"word": "kudurganlık", "meanings": ["Azgınlık"]}, {"word": "kudurma", "meanings": ["Kudurmak işi"]}, {"word": "kudurmak", "meanings": ["Kuduz hastalığına yakalanmak, kuduz olmak", "Aşırı davranışlarda bulunmak, taşkınlık göstermek", "Çok yaramazlaşmak, ele avuca sığmamak", "Gücünü artırmak, tehlikeli bir durum almak, tehlikeli bir duruma gelmek", "Çok kızmak, öfkelenmek"]}, {"word": "kudurtma", "meanings": ["Kudurtmak işi"]}, {"word": "kudurtmak", "meanings": ["Kudurmasına sebep olmak", "Öfkelenmesine yol açmak"]}, {"word": "kuduruk", "meanings": ["Kudurmuş (insan veya hayvan), akur", "Azgın, saldırgan", "Çok yaramaz"]}, {"word": "kuduruş", "meanings": ["Kudurma işi"]}, {"word": "kuduz böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, hekimlikte yakı yakmak için kullanılan, 2 santimetre uzunluğunda, parlak yeşil renkli bir böcek, kunduz böceği (Cantharis)"]}, {"word": "kuduz", "meanings": ["Köpek, kedi, tilki vb. memeli hayvanlardan ısırma, tırmalama veya salya yolu ile insana geçen, genellikle çırpınma, sudan korkma şeklinde beliren, zamanında aşı yapılmazsa ölümle sonuçlanan hastalık", "Bu hastalığa yakalanmış", "Azmış"]}, {"word": "kuduz böcekleri", "meanings": ["Ateş böceklerine benzemekle birlikte, onlar gibi ışık vermeyen, kuduz böceği türlerini içine alan kın kanatlılar familyası"]}, {"word": "kuduzluk", "meanings": ["Kuduz olma durumu"]}, {"word": "kuduz otu", "meanings": ["Deli otu"]}, {"word": "kudümzen", "meanings": ["Kudüm çalan"]}, {"word": "kudüm", "meanings": ["Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı"]}, {"word": "kûfi", "meanings": ["Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi"]}, {"word": "kuğu", "meanings": ["Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu (Cygnus olor)"]}, {"word": "kuğu gibi", "meanings": ["ince uzun, narin (boyun)"]}, {"word": "kûhi", "meanings": ["Issız"]}, {"word": "kuka", "meanings": ["Dantel veya nakış ipliği yumağı", "Taş, konserve kutusuna benzer nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "kuintet", "meanings": ["Beşli"]}, {"word": "kuka", "meanings": ["Tespih, sigara ağızlığı vb.nin yapımında kullanılan, siyah veya sütlü kahve renginde Hindistan cevizi kökü", "Bu kökten yapılan"]}, {"word": "kukla gibi", "meanings": ["ufak tefek, çelimsiz", "kişiliksiz"]}, {"word": "kukla", "meanings": ["Hareketli yerleri iplikle sanatçının parmaklarına bağlanarak veya eldiven gibi bir kesiti kullanarak bir perdenin üzerinden oynatılan, bez, karton vb. hafif nesnelerden yapılmış insan ve hayvan figürleri", "Ayakları olmayan, alttan içine el sokularak oynatılan çeşitli nesnelerden yapılmış bebek", "Bu bebeklerle oynatılan oyun", "Başkasının etkisinde olan, onun isteklerine göre davranan (kimse)"]}, {"word": "kukla gibi oynatmak", "meanings": ["birine her istediğini yaptırmak", "birinin istediğini yapıyor görünerek onu oyalamak"]}, {"word": "kuklacı", "meanings": ["Kukla oynatan veya yapıp satan kimse"]}, {"word": "kuklacılık", "meanings": ["Kuklacının yaptığı iş"]}, {"word": "kuklalık", "meanings": ["Başkasının isteğine göre davranma"]}, {"word": "kukla tiyatrosu", "meanings": ["Kukla oyununun yapıldığı tiyatro"]}, {"word": "kukla oyunu", "meanings": ["Yapma bebeklerin alttan el sokularak veya başka yollarla hareketlendirilerek oynatıldığı gösteri"]}, {"word": "kul", "meanings": ["Tanrı'ya göre insan", "Köle", "Karavaş"]}, {"word": "kuklavari", "meanings": ["Kukla gibi, kuklaya benzer"]}, {"word": "kukuletalı", "meanings": ["Kukuletası olan"]}, {"word": "kukuleta", "meanings": ["Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık"]}, {"word": "kukuletasız", "meanings": ["Kukuletası olmayan"]}, {"word": "kukumav kuşu", "meanings": ["Baykuşgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, kahverengi tüylerinin üzerinde beyaz benekleri olan, başını 180 derece çevirebilen bir tür baykuş, kukumav (Athene noctua)"]}, {"word": "kukumav kuşu gibi", "meanings": ["tek başına, kimsesiz"]}, {"word": "kul etmek", "meanings": ["kendine aşırı derecede bağlamak, boyun eğdirmek"]}, {"word": "kul köle olmak", "meanings": ["tam bir doğruluk ve özveri ile bağlanarak bütün isteklerini yerine getirmeye hazır olmak"]}, {"word": "kukumav kuşu gibi düşünüp durmak", "meanings": ["çok üzüntülü bir durumda düşünmek"]}, {"word": "kul kusursuz olmaz", "meanings": ["hatasız kul olmaz"]}, {"word": "kul olmak", "meanings": ["aşırı derecede bağlanmak, boyun eğmek"]}, {"word": "kul sıkışmayınca (veya daralmayınca veya bunalmayınca) Hızır yetişmez", "meanings": ["`yardım hep en zor anda gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kula kul olmak", "meanings": ["bir kimsenin buyruğu altında bulunmak"]}, {"word": "kulunuz", "meanings": ["alçak gönüllülük göstermiş olmak için ben zamiri yerine kullanılan bir söz"]}, {"word": "kulaç", "meanings": ["Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzaklık"]}, {"word": "kulaç atmak", "meanings": ["yüzerken kolları, sırayla üstten ileriye doğru atıp suyu arkaya doğru çekmek"]}, {"word": "kula", "meanings": ["Gövdenin sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "kulaçlamak", "meanings": ["Kaç kulaç olduğunu ölçmek", "Kulaç atarak yüzmek"]}, {"word": "kulaçlama", "meanings": ["Kulaçlamak işi"]}, {"word": "kulağakaçan", "meanings": ["Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek (Forficula auricularia)"]}, {"word": "kulaçlayış", "meanings": ["Kulaçlama işi"]}, {"word": "kulağı delik", "meanings": ["Olup bitenleri çabuk haber alan (kimse)"]}, {"word": "kulak", "meanings": ["Başın her iki yanında bulunan işitme organı", "Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü", "Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri", "Saban kulağı", "Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı", "Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu", "Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri", "Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği"]}, {"word": "kulağı tıkalı", "meanings": ["Sağır, ağır işiten", "Dinlemek istemeyen"]}, {"word": "kulak arkası (veya ardı) etmek", "meanings": ["dikkate almamak, göz önünde tutmamak"]}, {"word": "kulak kabartmak", "meanings": ["belli etmemeye çalışarak dinlemek"]}, {"word": "kulak asmak", "meanings": ["önem vermek, dinlemek"]}, {"word": "kulak kıvırmak", "meanings": ["domatesin olgunlaşmasını sağlamak için işlem yapmak"]}, {"word": "kulak kesilmek", "meanings": ["büyük bir dikkatle dinlemek"]}, {"word": "kulak (veya kulaklarını) tıkamak", "meanings": ["bir şeyi duymazlıktan gelmek"]}, {"word": "kulak (veya kulağını) tırmalamak", "meanings": ["kulağı rahatsız etmek"]}, {"word": "kulak tutmak", "meanings": ["dinlemek, işitmek istemek"]}, {"word": "kulak vermek", "meanings": ["merak edip dinlemek, işitmeye çalışmak"]}, {"word": "kulak vermek", "meanings": ["değer vermek, önemsemek"]}, {"word": "kulağı ağır işitmek", "meanings": ["kulağı iyi işitmemek"]}, {"word": "kulağı (veya kulakları) çınlasın", "meanings": ["konuşulan yerde bulunmayan, sevilen biri anıldığında söylenen bir söz"]}, {"word": "kulağı dikilmek", "meanings": ["konuşulanları dinlemek için dikkat kesilmek"]}, {"word": "kulağı duvar olmak", "meanings": ["sağır olmak"]}, {"word": "kulağı ters taraftan göstermek", "meanings": ["kolay yolu varken bir işi daha zor ve uzun yollar kullanarak yapmak"]}, {"word": "kulağı (bir şeyde) olmak", "meanings": ["dikkatini bir şeye vermek"]}, {"word": "kulağı okşamak", "meanings": ["kulağa hoş gelmek"]}, {"word": "kulağı olmamak", "meanings": ["ses titreşimlerinin yükselip alçalmasını ayırt edememek"]}, {"word": "kulağına çalınmak", "meanings": ["başkasına söylenirken kendisi de duymuş olmak"]}, {"word": "kulağına çarpmak", "meanings": ["duyulmak"]}, {"word": "kulağına fısıldamak", "meanings": ["çok alçak ve hafif bir ses tonuyla kulağına eğilip bir şeyler söylemek"]}, {"word": "kulağına gelmek", "meanings": ["kulağına çalınmak", "duymak"]}, {"word": "kulağına girmemek", "meanings": ["söylenilen sözlere önem vermemek, söylenenleri anlamamak, benimsememek"]}, {"word": "kulağına gitmek", "meanings": ["duymak"]}, {"word": "kulağına kar suyu kaçırmak", "meanings": ["dolaylı olarak duyurmak"]}, {"word": "kulağına inanmamak", "meanings": ["duyduklarının doğruluğundan şüphe etmek"]}, {"word": "kulağına kar suyu kaçmak", "meanings": ["bir duyum almak"]}, {"word": "kulağına koymak (veya sokmak)", "meanings": ["bir duruma veya söze hazırlamak için önceden kısaca anlatmak, düşünce aşılamak, telkin etmek"]}, {"word": "kulağına küpe olmak (veya etmek)", "meanings": ["başa gelen bir durumdan alınan dersi unutmamak"]}, {"word": "kulağına söylemek", "meanings": ["fısıldamak"]}, {"word": "kulağını bükmek", "meanings": ["bir sorun karşısında dikkatli davranması için uyarıda bulunmak"]}, {"word": "kulağını çınlatmak", "meanings": ["birini anmak"]}, {"word": "kulağını açmak", "meanings": ["dikkatle dinlemek"]}, {"word": "kulağını doldurmak", "meanings": ["bir kimseye başkasından bilgi almadan önce konu üzerinde bilgi verirken kendi düşüncesini aşılamak"]}, {"word": "kulağını çekmek", "meanings": ["ceza olarak kulağını tutup bükerek çekmek", "uyarmak için hafif bir ceza vermek"]}, {"word": "kulağını sağır etmek", "meanings": ["sağırlaşmasına sebep olmak, işitemez duruma getirmek"]}, {"word": "kulağının üzerine yatmak", "meanings": ["görmezlikten, duymazlıktan gelmek, dikkate almamak"]}, {"word": "kulağının zarı patlamak", "meanings": ["gürültü yüzünden rahatsız olmak"]}, {"word": "kulakları dolmak", "meanings": ["aynı şeyi dinlemekten usanmak"]}, {"word": "kulakları uğuldamak", "meanings": ["kulakta uğultu olmak"]}, {"word": "kulakları patlatmak", "meanings": ["Gürültüyle rahatsız etmek"]}, {"word": "kulakları paslanmak", "meanings": ["çoktan beri müzik dinlememiş olmak"]}, {"word": "kulaklarına kadar kızarmak", "meanings": ["çok utanmak"]}, {"word": "kulaklarını dikmek", "meanings": ["hayvan dikkat kesilmek"]}, {"word": "kulaklarının pasını gidermek", "meanings": ["hoşa giden ses veya güzel bir müzik dinlemek"]}, {"word": "kulak", "meanings": ["Varlıklı Rus köylüsü"]}, {"word": "kulak altı bezi", "meanings": ["Kulağın yakınında bulunan tükürük bezlerinin en büyüğü"]}, {"word": "kulakçık", "meanings": ["Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı"]}, {"word": "kulakçı", "meanings": ["Kulak, burun, boğaz hekimi"]}, {"word": "kulak çivisi", "meanings": ["Kağnıda tekerleğin çıkmaması için mazının ucuna takılan çivi"]}, {"word": "kulakdavulu", "meanings": ["Kulak zarı"]}, {"word": "kulak demiri", "meanings": ["Pullukta, uç demirinin kaldırdığı toprağı ters çeviren demir"]}, {"word": "kulak dolgunluğu", "meanings": ["İşiterek elde edilen (bilgi)"]}, {"word": "kulak erimi", "meanings": ["Sesin işitilebileceği uzaklık"]}, {"word": "kulak kepçesi", "meanings": ["Kulağın sesi toplayarak orta kulağa göndermeye yarayan, yarım daire biçimindeki bölümü, sayvan"]}, {"word": "kulak kulağa", "meanings": ["Gizlice, başkası duymaksızın"]}, {"word": "kulaklık", "meanings": ["Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf", "Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç", "Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç"]}, {"word": "kulaklı", "meanings": ["Kulağı herhangi bir biçimde olan", "Kulağa benzer çıkıntısı olan", "Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan", "İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb"]}, {"word": "kulaklı somun", "meanings": ["Yanlarında kanat gibi çıkıntıları olan bir somun türü"]}, {"word": "kulak misafiri", "meanings": ["Yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan dinleyen kimse"]}, {"word": "kulak memesi", "meanings": ["Kulağın yumuşak ve kıkırdaksız olan alt ucu"]}, {"word": "kulak misafiri olmak", "meanings": ["yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan dinlemek"]}, {"word": "kulaksız", "meanings": ["Kulak kepçesi olmayan"]}, {"word": "kulaktan", "meanings": ["Yalnızca duyarak, dinleyerek"]}, {"word": "kulaktan kulağa", "meanings": ["Gizli bir biçimde", "Sözlü bir biçimde"]}, {"word": "kulaktan dolma", "meanings": ["Başkalarından işitilerek edinilen (bilgi)"]}, {"word": "kimya göçümü", "meanings": ["Bir hücreli varlıklarda, kimyasal maddelerin etkisi altında yanaşma veya uzaklaşma biçiminde görülen yer değiştirme durumu, şimiotaksi"]}, {"word": "kimyasal", "meanings": ["Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi"]}, {"word": "kimyevi", "meanings": ["Kimyasal"]}, {"word": "kimyon", "meanings": ["Maydanozgillerden, 50 santimetre yüksekliğinde, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık, güzel kokulu ve otsu bir bitki (Cuminum cyminum)", "Bu bitkinin tohumundan elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz"]}, {"word": "kimyoni", "meanings": ["Kimyon rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kin", "meanings": ["Birine karşı duyulan öç alma isteği, garaz"]}, {"word": "kimyonlu", "meanings": ["İçinde kimyon bulunan"]}, {"word": "kin bağlamak", "meanings": ["birine karşı öç alma duygusu duymak"]}, {"word": "kin beslemek (veya tutmak)", "meanings": ["birine karşı öç alma duygusunu sürdürmek"]}, {"word": "kin duymak", "meanings": ["birine karşı öç alma duygusunu yaşatmak veya bu duyguyu hissetmek"]}, {"word": "kin gütmek", "meanings": ["öcünü alıncaya kadar kininden vazgeçmemek"]}, {"word": "kinaye", "meanings": ["Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz", "Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz", "Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatı"]}, {"word": "kinci", "meanings": ["Kindar"]}, {"word": "kindar", "meanings": ["Öç almak isteyen, kin tutan, kinci, kinli"]}, {"word": "kincilik", "meanings": ["Kinci olma durumu"]}, {"word": "kinayeli", "meanings": ["İçinde kinaye bulunan (söz)"]}, {"word": "kindarlık", "meanings": ["Kindar olma durumu, kinlilik"]}, {"word": "kinestezi", "meanings": ["Devin duyumu"]}, {"word": "kinematik", "meanings": ["Cisimlerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu, sinematik"]}, {"word": "kinetik", "meanings": ["Hareketle ilgili, hareket sebebiyle oluşan", "Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı", "Hareket olaylarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "kinetik enerji", "meanings": ["Bir cismin hareketini sağlayan veya hareket eden cisimlerde bulunan enerji"]}, {"word": "kinik", "meanings": ["Sinik"]}, {"word": "kinin gibi", "meanings": ["çok acı"]}, {"word": "kinin", "meanings": ["Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın tedavisinde kullanılan beyaz alkaloit, kinin sülfatı"]}, {"word": "kininli", "meanings": ["İçinde kinin bulunan"]}, {"word": "kinin sülfatı", "meanings": ["Kinin"]}, {"word": "kiniş", "meanings": ["Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal"]}, {"word": "sinizm", "meanings": ["İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan bütün gereksinmelerden sıyrılarak kendi kendine erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisi, kinizm"]}, {"word": "kinlenme", "meanings": ["Kinlenmek işi"]}, {"word": "kinsiz", "meanings": ["Kini olmayan, kin taşımayan"]}, {"word": "kinlenmek", "meanings": ["Öç almak istemek, kin tutmak"]}, {"word": "kip", "meanings": ["Fiillerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın, dinleyenin ve hakkında konuşulanın, teklik veya çokluk olarak belirtilmiş biçimi, sıyga", "Değişebilen, geçici nitelik, san karşıtı", "Uygun, tıpatıp gelen", "Sağlam, dayanıklı", "Örnek, kalıp"]}, {"word": "kinli", "meanings": ["Kindar"]}, {"word": "kip gelmek", "meanings": ["tıpatıp, uygun gelmek"]}, {"word": "kipe", "meanings": ["Hızla bükülen kalçanın sert ve birden gerilişiyle, vücudun yatıştan ayaküstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçmesi"]}, {"word": "kipkirli", "meanings": ["Çok kirli, çamura ve pisliğe bulaşmış"]}, {"word": "kiplik", "meanings": ["Önermelerin yalın, belkili veya mecburi olma nitelikleri"]}, {"word": "kir", "meanings": ["Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik, pasak", "Utanılacak durum, leke, şaibe"]}, {"word": "kir götürmek", "meanings": ["kirini belli etmeyecek bir renkte olmak"]}, {"word": "kir götürmek", "meanings": ["bir şey çok kirli olmak"]}, {"word": "kir tutmak", "meanings": ["kirini hemen belli edecek bir renkte olmak, çok kirlenmek"]}, {"word": "kiri kabarmak", "meanings": ["nem, ısı vb. sebeplerle kir, üzerinde bulunduğu yüzeyden ayrılabilir duruma gelmek"]}, {"word": "kira", "meanings": ["Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar", "Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para", "Bu biçimde tutulan taşınmaz"]}, {"word": "kirada olmak", "meanings": ["kira karşılığında verilmiş olmak"]}, {"word": "kiraya vermek", "meanings": ["kira karşılığında vermek, icara vermek"]}, {"word": "kira arabası", "meanings": ["Kiralık kullanılan araba, taksi vb"]}, {"word": "kirada oturmak", "meanings": ["kira ile tutulmuş bir yerde yaşamak"]}, {"word": "kiracılık", "meanings": ["Kiracı olma durumu"]}, {"word": "kiracı", "meanings": ["Bir şeyi, bir yeri kira ile tutan kimse, müstecir"]}, {"word": "kira kontratı", "meanings": ["Kira sözleşmesi"]}, {"word": "kiralama", "meanings": ["Kiralamak işi", "Bir taşınır veya taşınmazın kullanım hakkının belli bir süre için ve belli bir kira karşılığında kiracıya verilmesi", "Anlaşmaya göre kira süresinin bitiminde mülkiyetin kiracıda bırakılabilmesi durumu"]}, {"word": "kiralamak", "meanings": ["Kiraya vermek", "Kira ile tutmak", "Birini belli bir ücretle belirli bir süre çalıştırmak"]}, {"word": "kiralanma", "meanings": ["Kiralanmak işi"]}, {"word": "kiralı", "meanings": ["Kiralanmış olan"]}, {"word": "kiralanmak", "meanings": ["Kiraya verilmek", "Kira ile tutulmak"]}, {"word": "kiralık adam", "meanings": ["Bir iş yaptırmak için tutulan adam"]}, {"word": "kiralık", "meanings": ["Kiraya verilecek olan"]}, {"word": "kiralık kadın", "meanings": ["Para veya başka bir çıkar karşılığında erkeklerle cinsel ilişki kuran kadın, kiralık kız"]}, {"word": "kiralık kasa", "meanings": ["Bankalarda müşterilerin değerli eşya, senet vb.nin saklandığı kasa"]}, {"word": "kiralık katil", "meanings": ["Bir kimseyi öldürmek için bir başkası tarafından tutulan kimse"]}, {"word": "kiraz", "meanings": ["Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium)", "Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi"]}, {"word": "kiraz elması", "meanings": ["Kırmızı, küçük ve sert bir tür elma"]}, {"word": "kiralık kız", "meanings": ["Kiralık kadın"]}, {"word": "kirazlık", "meanings": ["Kiraz ağaçları çok olan yer, kiraz bahçesi"]}, {"word": "kiraz zamkı", "meanings": ["Kiraz, badem, erik, kayısı, şeftali vb. ağaçların gövde ve dallarında meydana gelen zamk"]}, {"word": "kirde", "meanings": ["Genellikle mısır unuyla yapılan bir pide türü"]}, {"word": "kirdeci", "meanings": ["Kirde yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kirebolu", "meanings": ["Arıların kovan deliğini kapamak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde"]}, {"word": "kireççi", "meanings": ["Kireç taşından kireç elde eden veya satan kimse"]}, {"word": "kireç", "meanings": ["Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO)", "Kalsiyum hidroksit, Ca(OH)"]}, {"word": "kireç söndürmek", "meanings": ["kireci kullanmadan önce üzerine bolca su dökerek kalsiyum hidroksit durumuna getirmek"]}, {"word": "kireççil", "meanings": ["Kireçli topraktan hoşlanan, kireçli toprakta yetişen (bitki), kireçyeren karşıtı"]}, {"word": "kireç kaymağı", "meanings": ["Bazı eşya ve yerleri mikroplardan arıtmakta, çamaşırları ağartmakta kullanılan, sarımsı beyaz renkte ve klor kokusunda, toz veya sulandırılmış kireç klorürü"]}, {"word": "kireç kuyusu", "meanings": ["İçinde kireç söndürülen geniş çukur"]}, {"word": "kireçleme", "meanings": ["Kireçlemek işi"]}, {"word": "kireçlemek", "meanings": ["Kireç katmak veya kireç sürmek", "Kireç kullanarak badana yapmak"]}, {"word": "kireçlenme", "meanings": ["Kireçlenmek işi", "Organik dokuların içinde kireç birikmesi durumu"]}, {"word": "kireçlenmek", "meanings": ["Kireç dökülmek veya saçılmak", "Kireç sürülmek", "Kireç bulaşmak", "Organik dokularda, dokunun görevine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmek", "Bitkilerin hücre zarlarında kalsiyum karbonat, kalsiyum oksalat vb. kalsiyum tuzları toplanmak"]}, {"word": "kireçleşme", "meanings": ["Kireçleşmek işi"]}, {"word": "kireçleşmek", "meanings": ["Kireç durumuna gelmek, kireçlenmek, kalkerleşmek"]}, {"word": "kireçli", "meanings": ["Birleşiminde kireç olan veya kireci çok olan", "Kireç sürülmüş, kireç bulaşmış"]}, {"word": "kireç ocağı", "meanings": ["Kireç yapmak için kireç taşlarının yakıldığı fırın"]}, {"word": "kireçlik", "meanings": ["Kireç konulan yer", "Kireci çok olan"]}, {"word": "kireçsileme", "meanings": ["Kireçsilemek işi"]}, {"word": "kireçsiz", "meanings": ["Birleşiminde kireç olmayan veya çok az olan", "Birleşiminde karbon tuzlarının oranı düşük olan (su)"]}, {"word": "kireçsilemek", "meanings": ["Isı yardımıyla kirece çevirmek", "Yüksek ısı ile kurutmak"]}, {"word": "kireçsizlenme", "meanings": ["Kayaçların içinde bulunan kalsiyum karbon tuzunun sularla eritilerek alınması"]}, {"word": "kireçsizleştirme", "meanings": ["Kireçten arıtma"]}, {"word": "kireçsizleştirmek", "meanings": ["Kireçsiz duruma getirmek"]}, {"word": "kireç suyu", "meanings": ["İçinde erimiş bir durumda kireç bulunan su"]}, {"word": "kireçsütü", "meanings": ["Badana için hazırlanmış sulu kireç"]}, {"word": "kireçyeren", "meanings": ["Kireçli topraktan hoşlanmayan, kireçli toprakta yetişmeyen, kireççil karşıtı"]}, {"word": "kiremit", "meanings": ["Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha"]}, {"word": "kireç taşı", "meanings": ["Kireç ocağında işlenerek kireç elde edilen, kalsiyum karbon tuzundan bileşik kayaç, kalker, kils"]}, {"word": "kiremit aktarmak", "meanings": ["çatı aktarmak"]}, {"word": "kiremitçi", "meanings": ["Kiremit yapan, satan veya döşeyen kimse"]}, {"word": "kiremitçilik", "meanings": ["Kiremitçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kiremithane", "meanings": ["Kiremit yapılan yer"]}, {"word": "kiremit fabrikası", "meanings": ["Modern usullerle hazırlanmış balçığın kiremide dönüştürüldüğü iş yeri"]}, {"word": "kiremitli", "meanings": ["Kiremidi olan"]}, {"word": "Kiril alfabesi", "meanings": ["Slavlar için IX. yüzyılda Yunan harflerine dayalı olarak düzenlenmiş alfabe"]}, {"word": "kiremit rengi", "meanings": ["Kahverengiye çalan kızıl kırmızı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kiriş", "meanings": ["Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılan tel", "Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ", "Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon, tendon", "Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası", "Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası"]}, {"word": "kirişi kırmak", "meanings": ["bulunduğu yerden ayrılmak, kaçıp gitmek"]}, {"word": "kirişçi", "meanings": ["Kiriş yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kirişhane", "meanings": ["Kiriş yapılan yer"]}, {"word": "kirişlemek", "meanings": ["Kirişi çekip germek", "Kiriş olarak kullanılan keresteyi döşemek"]}, {"word": "kirişleme", "meanings": ["Kirişlemek işi", "Ahşap döşemelerde yaklaşık 50 santimetre ara ile kirişler koyma", "Çapraz olarak, kılıçlama"]}, {"word": "kirişli", "meanings": ["Kirişi olan", "Kiriş yapısında olan"]}, {"word": "kirişlik", "meanings": ["Kiriş konulan yer", "Kiriş olarak kullanılmaya uygun"]}, {"word": "kirişsiz", "meanings": ["Kirişi olmayan"]}, {"word": "kirizma", "meanings": ["Toprağı derince kazarak altını üstüne getirme"]}, {"word": "kirizma yapmak", "meanings": ["toprağı derince kazarak altını üstüne getirerek sürmek"]}, {"word": "kirizmalama", "meanings": ["Kirizmalamak işi"]}, {"word": "kirizmalamak", "meanings": ["Kirizma yapmak"]}, {"word": "kirkit", "meanings": ["Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan, demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç"]}, {"word": "kirlenme", "meanings": ["Kirlenmek işi"]}, {"word": "kirlenmek", "meanings": ["Kirli duruma gelmek, pislenmek", "Kadının ırzına geçilmek, iffeti bozulmak, lekelenmek", "Kadın aybaşı olmak", "Onuru lekelenmek"]}, {"word": "kirletme", "meanings": ["Kirletmek işi"]}, {"word": "kirletmek", "meanings": ["Kirli duruma getirmek, pisletmek", "Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek", "Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek", "Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek"]}, {"word": "kirli", "meanings": ["Leke, toz vb. ile kaplı, pis, murdar, mülevves", "Aybaşı durumunda bulunan (kadın)", "Toplumun değer yargılarına aykırı olan"]}, {"word": "kirliye atmak", "meanings": ["yıkanmak için bir kenara koymak, bir yerde biriktirmek"]}, {"word": "kirli kan", "meanings": ["Toplardamarların kalbe götürdüğü kan"]}, {"word": "kirli çıkı", "meanings": ["Züğürt görünmesine karşın birikmiş çok parası bulunan kimse"]}, {"word": "kirlihanım peyniri", "meanings": ["Yumuşak ve yağlı bir peynir türü"]}, {"word": "kirli sarı", "meanings": ["Koyu ve donuk sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kirlilik", "meanings": ["Kirli olma durumu, pislik"]}, {"word": "kirloş", "meanings": ["Kirli ve pasaklı"]}, {"word": "kirmen", "meanings": ["Elde yün eğirmeye yarayan tahtadan yapılmış araç"]}, {"word": "kir pas", "meanings": ["Kir"]}, {"word": "kirpi", "meanings": ["Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 santimetre olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan (Erinaceus europaeus)"]}, {"word": "kirpigiller", "meanings": ["Böcekçiller takımının, örnek hayvanı kirpi olan, sırtları dikenlerle kaplı memeli hayvanlar familyası"]}, {"word": "kirpik", "meanings": ["Göz kapağının kenarındaki kıllar veya bu kıllardan her biri", "Tüy gibi, küçük ve ince uzantı veya uzantılar"]}, {"word": "kirpiği kirpiğine değmemek", "meanings": ["hiç uyuyamamak"]}, {"word": "kirpik besleyici", "meanings": ["Kirpiklerin dökülmesini önleyen ve besleyici nitelikleri olan şeffaf, sıvı madde"]}, {"word": "kirpikli", "meanings": ["Herhangi bir nitelikte kirpiği olan", "Üzerinde kirpik veya kirpiğe benzer uzantılar olan"]}, {"word": "kirpiksi", "meanings": ["Kirpiği andıran, kirpiğe benzeyen, kirpik gibi"]}, {"word": "kirpikliler", "meanings": ["Bir hücreli hayvanlardan, üzerleri hareketlerini sağlayan kirpik biçimindeki uzantılarla kaplı organizmalar sınıfı"]}, {"word": "kirve", "meanings": ["Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse"]}, {"word": "kirtil", "meanings": ["Büyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş sepet"]}, {"word": "kispet", "meanings": ["Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon"]}, {"word": "kirvelik etmek", "meanings": ["kirve görevini yüklenmek"]}, {"word": "kirvelik", "meanings": ["Kirve olma durumu"]}, {"word": "kispet çıkarılması", "meanings": ["Yağlı güreşte yenilginin en kötüsü sayılan, kispetin hasım tarafından çekilip çıkarılması veya boydan boya yırtılması"]}, {"word": "kist", "meanings": ["Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ", "İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu 20 mm'den küçük patolojik torba, kitle", "Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül"]}, {"word": "kistleşme", "meanings": ["Kistleşmek durumu"]}, {"word": "kistleşmek", "meanings": ["Yabancı bir cisim veya patolojik bir urun çevresinde katılgan doku sertleşmek"]}, {"word": "kisve", "meanings": ["Kılık kıyafet", "Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük"]}, {"word": "... kisvesi altında", "meanings": ["`herhangi bir nitelikte veya biçimde` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kisveye bürünmek", "meanings": ["herhangi bir kılığa girmek", "herhangi bir niteliğe, biçime girerek gerçek kimliğinden farklı bir görünüş almak"]}, {"word": "kişi", "meanings": ["Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer", "Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs", "Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse", "Eş, koca", "Erkek"]}, {"word": "kişi arkadaşından bellidir", "meanings": ["`bir kimsenin nasıl bir kişi olduğunu öğrenmek isteyen, arkadaşının kimliğine bakmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kişi ne yaparsa kendine yapar", "meanings": ["`iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kişi refikinden azar", "meanings": ["`kötü arkadaş insanı kötü yola sürükler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kişinin kendine ettiğini kimse edemez", "meanings": ["`bir kimse kimi zaman tedbirsizliği yüzünden öyle yanlış iş yapar, başını öyle derde sokar ki böyle bir kötülüğü başkaları ona yapamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de", "meanings": ["`bir kimsenin toplum içinde yücelmesi de alçalması da karısına bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kişi eki", "meanings": ["Fiil çekimlerinde kullanılan ve kişiyi gösteren ek, şahıs eki: Geldi-m, gelmiş-sin gibi"]}, {"word": "kişiler arası", "meanings": ["Bütün insanları göz önüne alan"]}, {"word": "kişiler arası ilişki", "meanings": ["Bireyler arasındaki toplumsal etkileşim veya karşılaşma"]}, {"word": "kişileşme", "meanings": ["Kişileşmek işi"]}, {"word": "kişileşmek", "meanings": ["Kişilik kazanmak"]}, {"word": "kişileştirme", "meanings": ["Kişileştirmek işi", "Cansız varlıkları veya hayvanları insanmış gibi gösterme, canlandırma, teşhis, teşhis ve intak"]}, {"word": "kişilik", "meanings": ["Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet", "İnsanlara yakışacak durum ve davranış", "Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü", "Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan", "Herhangi bir sayıda kişiden oluşan", "Yabanlık"]}, {"word": "kişilik kazanmak", "meanings": ["bir kişinin öz yapısı, kişiliği belirginleşmek"]}, {"word": "kişilik dışı", "meanings": ["Kişisel olmayan, gayrişahsi"]}, {"word": "kişilikli", "meanings": ["Kişiliği olan, şahsiyetli"]}, {"word": "kişiliksiz", "meanings": ["Kişiliği olmayan, şahsiyetsiz"]}, {"word": "kişioğlu", "meanings": ["İnsanoğlu, insan", "Soylu kimse"]}, {"word": "kişisel", "meanings": ["Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî"]}, {"word": "kişiye özel", "meanings": ["Sadece o kişiye ait, o kişi tarafından kullanılabilen, zata mahsus", "Şikâyeti, isteği vb.ni ilgili makama bildirmek üzere gönderilen yazının taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim"]}, {"word": "kişizade", "meanings": ["Soylu"]}, {"word": "kişi zamiri", "meanings": ["Kişinin yerine kullanılan zamir, şahıs zamiri"]}, {"word": "kişmiri", "meanings": ["Alımlı", "Esmer"]}, {"word": "kişmiş", "meanings": ["Küçük taneli bir tür çekirdeksiz üzüm"]}, {"word": "kişneme", "meanings": ["Kişnemek işi"]}, {"word": "kişnemek", "meanings": ["At, bağırır gibi yüksek ses çıkarmak"]}, {"word": "kişneyiş", "meanings": ["Kişneme işi"]}, {"word": "kişniş", "meanings": ["Maydanozgillerden, yaprakları maydanozu andıran, 20-60 santimetre yüksekliğinde, tüysüz, bir yıllık ve otsu bir bitki (Coriandrum sativum)", "Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kurutulmuş meyvesi veya tohumu"]}, {"word": "kişniş şekeri", "meanings": ["İçinde bir kişniş tanesi bulunan ufak şeker"]}, {"word": "kit", "meanings": ["Macun"]}, {"word": "kitabe", "meanings": ["Yazıt"]}, {"word": "kitabet", "meanings": ["Yazmanlık, kâtiplik", "Kompozisyon, tahrir"]}, {"word": "kitap", "meanings": ["Ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü", "Herhangi bir konuda yazılmış eser", "Kutsal kitap"]}, {"word": "kitabi", "meanings": ["Kitapla ilgili", "Kitaba uygun", "Kitaba bağlı kalan, özgür düşünemeyen (kimse)", "Düzgün, dil bilgisi kurallarına uygun (anlatım)", "Kuru, sıkıcı (anlatım)"]}, {"word": "kitaba el basmak", "meanings": ["kutsal kitap üzerine elini koyarak ant içmek"]}, {"word": "kitaba (veya kitabına) uydurmak", "meanings": ["yasal olmayan bir işi hile, düzen vb. ile kanuna uygun gibi göstermek"]}, {"word": "kitap (veya kitaplar) devirmek (veya devretmek)", "meanings": ["bir veya birden çok kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek"]}, {"word": "kitabı kapamak", "meanings": ["herhangi bir konu ile ilgiyi kesmek"]}, {"word": "kitabında yer almamak", "meanings": ["aklına ve mantığına aykırı düşmek"]}, {"word": "kitapta yeri olmak", "meanings": ["din veya yasa kitaplarında bulunmak, konusu geçmek"]}, {"word": "kitap açacağı", "meanings": ["Sayfalarının bir veya iki kenarı katlı olan kitapları açmak amacıyla kullanılan, tahta, fil dişi, gümüş vb. maddelerden yapılan araç"]}, {"word": "kitapça", "meanings": ["Kitabın yazdığına göre"]}, {"word": "kitapçı", "meanings": ["Kitap satan kimse", "Kitap bastırıp satan kimse"]}, {"word": "kitapçılık", "meanings": ["Kitapçının yaptığı iş"]}, {"word": "kitap ehli", "meanings": ["İslama göre Yahudi veya Hristiyan olan (kimse), ehlikitap"]}, {"word": "kitabevi", "meanings": ["Kitap satılan yer"]}, {"word": "kitap kurdu", "meanings": ["Kitapları yiyerek zarar veren bir böcek", "Çok kitap okuyan, toplayan ve kitaplarla uğraşan kimse"]}, {"word": "kitaplaştırmak", "meanings": ["Kitap durumuna getirmek, kitap olarak yayımlamak"]}, {"word": "kitaplaştırma", "meanings": ["Kitaplaştırmak işi"]}, {"word": "kitaplık", "meanings": ["Kitapların yerleştirildiği raflardan oluşan mobilya, kütüphane", "Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş, kütüphane, bibliyotek", "Evlerde ve iş yerlerinde içinde kitapların bulunduğu oda", "Kitap yapmaya elverişli", "Kitap olabilecek kadar", "Belli bir sayıda kitabı olan"]}, {"word": "kitaplık bilimi", "meanings": ["Kitap sayısını çoğaltmanın, kataloglayıp sınıflandırmanın ve okuyucuları kitaptan yararlandırmanın yollarını, kurallarını belirten bilim dalı, kütüphanecilik"]}, {"word": "kitaplık bilimci", "meanings": ["Kitaplıklarda işlerin yürütülmesini sağlayan, kitaplık bilimi öğrenimi görmüş kimse, kütüphaneci"]}, {"word": "kitap sarayı", "meanings": ["Halkın yararlanması için kurulmuş büyük kitaplık", "Kitap satılan büyük yer"]}, {"word": "kitapsever", "meanings": ["Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı (kimse), bibliyofil"]}, {"word": "kivi", "meanings": ["Kivigillerden, Yeni Zelanda'da yaşayan, kanatları küt olduğu için uçamayan, bacakları güçlü bir kuş, apteriks (Apteryx australis)"]}, {"word": "kivi", "meanings": ["Kahverengi tüylü kabuğu soyularak yenen yeşil renkli, sulu, C vitamini bakımından zengin meyve"]}, {"word": "kitapseverlik", "meanings": ["Kitapsever olma durumu"]}, {"word": "kitapsız", "meanings": ["Kitabı olmayan", "Dört kutsal kitaptan (Kur'an, İncil, Zebur, Tevrat) hiçbirine inanmayan, dinsiz", "Zalim, insafsız"]}, {"word": "kitin", "meanings": ["Eklem bacaklıların ve kabukluların dış dokusunu oluşturan, bazı mantar ve likenlerde de rastlanan, dayanıklı ve esnek organik madde"]}, {"word": "kitle", "meanings": ["Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kütle", "Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle", "Kist"]}, {"word": "kitle haberleşmesi", "meanings": ["Kitle iletişimi"]}, {"word": "kitle iletişimi", "meanings": ["Dağınık insan topluluklarının örgütlenmiş bir kaynaktan iletilen haberlere veya uyarılara aynı anda maruz kalması, birtakım kaynaklardan elde edilen bilgi ve haberlerin değişik araçlarla geniş halk topluluklarına yaygın olarak duyurulması, kitle haberleşmesi"]}, {"word": "kitre", "meanings": ["Gevenden çıkarılan bir zamk türü, kestere"]}, {"word": "kivigiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "kiyaset", "meanings": ["Akıllıca davranış, akıllılık"]}, {"word": "kiyanus", "meanings": ["Doğada serbest olarak bulunmayan fakat birçok cismin birleşimine giren, karbon ve azottan oluşan bir gaz"]}, {"word": "klakson", "meanings": ["Korna"]}, {"word": "kizir", "meanings": ["Köy muhtarı yardımcısı", "Köy kâhyası", "Köy bekçisi"]}, {"word": "klan", "meanings": ["Boy (II)"]}, {"word": "klakson çalmak", "meanings": ["korna çalmak"]}, {"word": "klapa", "meanings": ["Yakanın göğse doğru inen devrik bölümü"]}, {"word": "klarnet", "meanings": ["Tahtadan, metal perdeli, orkestrada önemli yeri olan bir üflemeli çalgı"]}, {"word": "klas", "meanings": ["Sınıf", "Üstün nitelikli, üstün yetenekli"]}, {"word": "klarnetçi", "meanings": ["Klarnet çalan kimse"]}, {"word": "klasik", "meanings": ["Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser", "XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan", "Alışılmış", "Sanatta kuralcı", "Kökleşik", "Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser", "Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan"]}, {"word": "klasikleşme", "meanings": ["Klasikleşmek işi"]}, {"word": "klasikleşmek", "meanings": ["Herhangi bir sanat, sanatçı, eser klasik duruma gelmek, zamana karşı değerini yitirmemek", "Alışılmış durumda kalmak, bir yenilik, özellik getirmemek"]}, {"word": "klasiklik", "meanings": ["Klasik olma durumu"]}, {"word": "klasisizm", "meanings": ["Eski Yunan, Roma sanatından, edebiyatından kaynaklanan, XVII. yüzyılda Fransa'dan yayılan sanat ve edebiyat çığırı"]}, {"word": "klasman", "meanings": ["Bölümleme, sınıflama, tasnif", "Belli bir sınıf, küme"]}, {"word": "klavsenci", "meanings": ["Klavsen çalan kimse"]}, {"word": "klavsen", "meanings": ["Klavyeli ve telli bir çalgı, çembalo, çimbali"]}, {"word": "klasör", "meanings": ["Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap, cilbent, sıralaç"]}, {"word": "klavye", "meanings": ["Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü"]}, {"word": "kleptoman", "meanings": ["Kleptomaniye yakalanmış kimse"]}, {"word": "klavyeli", "meanings": ["Klavyesi olan"]}, {"word": "kleptomani", "meanings": ["Gerçekte gerek duyulmayan maddeleri çalma dürtüsü"]}, {"word": "klerikalizm", "meanings": ["Dinin ve din kurumlarının toplum hayatının çeşitli kesimlerindeki yerini güçlendirmeyi amaçlayan toplumsal, ekonomik akım"]}, {"word": "klikçi", "meanings": ["Hizipçi"]}, {"word": "klik", "meanings": ["Hizip"]}, {"word": "klikleşmek", "meanings": ["Hizipleşmek"]}, {"word": "klikleşme", "meanings": ["Hizipleşme"]}, {"word": "klimatoloji", "meanings": ["İklim bilimi"]}, {"word": "klima", "meanings": ["Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç, iklimleme cihazı"]}, {"word": "klimatolog", "meanings": ["İklim bilimci"]}, {"word": "klinik", "meanings": ["Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer", "Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu", "Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi)"]}, {"word": "klinker", "meanings": ["Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkan pişirme ürünü"]}, {"word": "klinometre", "meanings": ["Eğimölçer"]}, {"word": "klip", "meanings": ["Genellikle televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan, bir müzik parçasını görüntü eşliğinde veren film"]}, {"word": "klips", "meanings": ["Yaylı bir pensle tutturulmuş küpe, iğne vb"]}, {"word": "clearing", "meanings": ["343 takas"]}, {"word": "klişe", "meanings": ["Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha", "Basmakalıp (söz, görüş vb.)"]}, {"word": "klişeci", "meanings": ["Klişe yapan kimse"]}, {"word": "klişecilik", "meanings": ["Klişecinin yaptığı iş"]}, {"word": "klişeleşme", "meanings": ["Klişeleşmek işi"]}, {"word": "klişehane", "meanings": ["Klişe yapılan yer"]}, {"word": "klişeleşmek", "meanings": ["Klişe durumuna gelmek, kalıplaşmak"]}, {"word": "klitoris", "meanings": ["Bızır"]}, {"word": "klor hidrat", "meanings": ["Azotlu organik bir baz ile hidroklorik asitten türeyen tuz"]}, {"word": "klor hidrik asit", "meanings": ["Klor ile hidrojen bileşiği (HCl)"]}, {"word": "klor", "meanings": ["Atom numarası 17, atom ağırlığı 35,5 olan, normal sıcaklıkta gaz durumunda bulunan, halojenlerden bir element (simgesi Cl)"]}, {"word": "klorik", "meanings": ["Klorik asit"]}, {"word": "klorik asit", "meanings": ["Klordan türemiş oksijenli asit, klorik (HCIO3)"]}, {"word": "klorlama", "meanings": ["Klorlamak işi"]}, {"word": "klorlanma", "meanings": ["Klorlanmak işi"]}, {"word": "klorlamak", "meanings": ["Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak", "Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak", "Savaşta insanlara, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek"]}, {"word": "klorlu", "meanings": ["Birleşiminde klor bulunan"]}, {"word": "klorofil", "meanings": ["Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde"]}, {"word": "klorlanmak", "meanings": ["Klorlama işi yapılmak"]}, {"word": "klorometri", "meanings": ["Klorölçer"]}, {"word": "kloroform", "meanings": ["Renksiz, hoş kokulu, genellikle anestezide kullanılan, yatıştırıcı ve uyuşturucu birleşik (CHCI3)", "Bir tür organik yağ çözücü"]}, {"word": "kloroplast", "meanings": ["Yeşil bitkilerde hücrelerin içinde bulunan, klorofil moleküllerinden oluşan, karmaşık yapılı kromoplast"]}, {"word": "kloroz", "meanings": ["Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen, genellikle genç kızlarda görülen kansızlık", "Yaprakların sarımtırak bir renk aldığı bitki hastalığı, sarıcalık"]}, {"word": "klorölçer", "meanings": ["Bir sıvının içindeki erimiş bulunan klor miktarını ölçmeye yarayan alet, klorometri"]}, {"word": "klorür", "meanings": ["Klorun, oksijen ve flor dışındaki elementlerle yaptığı birleşik"]}, {"word": "kulüp", "meanings": ["Görüşme, konuşma, okuma, spor yapma vb. amaçlarla yalnız üye olanların toplandıkları yer", "Spor kulübü", "Kişilerin, toplulukların oluşturduğu grup", "Milletlerin oluşturduğu grup", "Herkese açık müzikli, içkili eğlence yeri"]}, {"word": "klorürlendirme", "meanings": ["Klorürlendirmek işi"]}, {"word": "klorürlendirmek", "meanings": ["Klorla birleştirmek, klorüre dönüştürmek"]}, {"word": "klorürleştirmek", "meanings": ["Bir organik moleküle, hidroksil (OH) grubu yerine klorür (Cl) getirmek"]}, {"word": "klorürleştirme", "meanings": ["Klorürleştirmek işi"]}, {"word": "klostrofobi", "meanings": ["Kapalı yer korkusu"]}, {"word": "kloş", "meanings": ["Alt tarafı çan biçiminde genişleyen (etek)"]}, {"word": "kulüpçü", "meanings": ["Kulüp işleten kimse"]}, {"word": "klozet", "meanings": ["Alafranga tuvalet"]}, {"word": "kulüpçülük", "meanings": ["Kulüpçünün yaptığı iş"]}, {"word": "klüz", "meanings": ["Kanyon"]}, {"word": "koalisyon hükûmeti", "meanings": ["Birden çok siyasi parti veya grubun ortaklaşa kurduğu hükûmet ve yönetim biçimi, koalisyon, ortak yönetim"]}, {"word": "koaptör", "meanings": ["Cebire"]}, {"word": "koalisyon", "meanings": ["Çeşitli güçlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan birlik, ortak yönetim", "Koalisyon hükûmeti"]}, {"word": "kobalt", "meanings": ["Atom numarası 27, atom ağırlığı 59 olan, boyacılıkta kullanılan, nikel ve demire benzeyen, gümüş renginde bir element (simgesi Co)"]}, {"word": "kobalt bombası", "meanings": ["Kobalttan veya dolaysız olarak radyoaktiflenebilen bir madenden yapılan, hekimlikte kanser tedavisinde kullanılan bomba"]}, {"word": "kobay", "meanings": ["Kobaygillerden, bilimsel araştırmalarda kullanılan bir deney hayvanı, Hint domuzu (Cavia porcellus)", "Deney konusu"]}, {"word": "kobaygiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanların memeliler sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "kobra", "meanings": ["Kobragillerden, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir tür yılan, gözlüklü yılan, Hint kobrası (Naja)"]}, {"word": "kobragiller", "meanings": ["Sürüngenler sınıfının zehirli yılanların çoğunu içine alan bir familyası"]}, {"word": "koca", "meanings": ["Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç"]}, {"word": "koca bulmak", "meanings": ["kız veya kadın kendisi ile evlenecek bir erkek bulmak"]}, {"word": "kocaya gitmek", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "kocaya kaçmak", "meanings": ["kız ailesinin izni olmadan ve nikâhlanmadan bir erkekle kaçmak"]}, {"word": "koca", "meanings": ["Büyük, geniş", "Kocaman, iri", "Yaşlı, ihtiyar, pir", "Yüksek", "Büyük, ulu"]}, {"word": "kocaya varmak", "meanings": ["kız, kadın evlenmek"]}, {"word": "kocabaş", "meanings": ["İspinozgillerden, 18 santimetre uzunluğunda, sırtı kahverengi, karnı pembe bir tür kuş, flurcun (Cocothraustes coccothraustes)", "Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı, büyükbaş", "Doğu Anadolu'da, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-150 santimetre yüksekliğinde, iki yıllık otsu bir bitki (Onopordon acanthium)", "Pancar, şeker pancarı"]}, {"word": "kocaya vermek", "meanings": ["kız veya kadını evlendirmek"]}, {"word": "kocabaşı", "meanings": ["Köy ihtiyar heyetinin başı, muhtar"]}, {"word": "koca bebek", "meanings": ["Yaşından daha küçük davranışlar gösteren kimse"]}, {"word": "kocakarı", "meanings": ["Yaşlı kadın", "Anne"]}, {"word": "kocakarılığı tutmak", "meanings": ["geçimsiz, inatçı, şirret yaşlı bir kadın gibi davranmak"]}, {"word": "kocakarı ilacı", "meanings": ["Hekim olmayan kimselerin yaptıkları veya salık verdikleri, hekimlikte kullanılmayan ilaç"]}, {"word": "kocakarılık", "meanings": ["Kocakarı olma durumu", "Aksi, suratsız, geçimsiz, yaşlı bir kadın gibi olma"]}, {"word": "kocakarı soğuğu", "meanings": ["İlkbaharın belli günlerinde olan soğuk havalar"]}, {"word": "koca kuşluk", "meanings": ["Öğleye yakın zaman"]}, {"word": "kocalı", "meanings": ["Kocası olan, evli (kadın)"]}, {"word": "kocalık", "meanings": ["Bir kadına koca olma durumu", "Yaşı ilerlemiş olma durumu"]}, {"word": "kocalma", "meanings": ["Kocalmak işi"]}, {"word": "kocalmak", "meanings": ["Yaşlanmak, kocamak"]}, {"word": "kocaltma", "meanings": ["Kocaltmak durumu"]}, {"word": "kocaltmak", "meanings": ["Kocamasına yol açmak, kocatmak, yaşlandırmak"]}, {"word": "kocama", "meanings": ["Kocamak işi"]}, {"word": "kocamak", "meanings": ["Yaşı ilerlemek, yaşlanmak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "kocamanca", "meanings": ["Biraz kocaman, irice"]}, {"word": "kocamanlaştırma", "meanings": ["Kocamanlaştırmak işi"]}, {"word": "kocamanlaştırmak", "meanings": ["Kocaman duruma getirmek"]}, {"word": "kocaoğlan", "meanings": ["Ayı"]}, {"word": "kocasız", "meanings": ["Kocası olmayan (kadın)"]}, {"word": "kocasızlık", "meanings": ["Kocasız olma durumu"]}, {"word": "kocatma", "meanings": ["Kocatmak işi"]}, {"word": "koçak", "meanings": ["Yürekli (erkek)", "Eli açık, cömert"]}, {"word": "kocatmak", "meanings": ["Kocaltmak"]}, {"word": "koca yemiş", "meanings": ["Fundagillerden, 3-6 metre yüksekliğinde, çiçekleri beyaz veya pembe, kışın yapraklarını dökmeyen, odunu sert olduğundan kolay işlenemeyen ve kömür yapımında kullanılan bir ağaççık, sandal ağacı (Arbutus unedo)", "Bu ağacın 1-2 santimetre çapında, kırmızı renkli meyvesi"]}, {"word": "kocayış", "meanings": ["Kocama işi"]}, {"word": "kuçuşmak", "meanings": ["Kucaklaşmak"]}, {"word": "Koç", "meanings": ["Zodyak üzerinde Balık ile Boğa arasında bulunan takımyıldızın adı, Hamel"]}, {"word": "koç", "meanings": ["Damızlık erkek koyun", "Sağlıklı, gürbüz genç erkek"]}, {"word": "koçan", "meanings": ["Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde", "Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi", "Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm", "Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası", "Belge, izin belgesi", "Tapu senedi"]}, {"word": "koçaklama", "meanings": ["Halk edebiyatında biçimi ne olursa olsun, konusu yiğitlik, savaş, kahramanlık olan veya bir kahramanı öven, kahramanlık duygularını canlandıran şiir, yiğitleme"]}, {"word": "koça boynuzu yük değil", "meanings": ["`kişiye kendi işi ve yakınlarının sorumluluğu ağır gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "koçancı", "meanings": ["Koçan işleriyle uğraşan kimse"]}, {"word": "koçan bağlamak", "meanings": ["mısırda koçan oluşmak"]}, {"word": "koçancılık", "meanings": ["Koçancının yaptığı iş"]}, {"word": "koçbaşı", "meanings": ["XV. yüzyılın sonuna kadar kullanılan, kuşatılan bir şehrin veya kalenin sur ve kapılarını yıkmaya yarayan, ön tarafı koçun başına benzeyen ağır direk", "Bir veya birkaç kişi tarafından taşınan, kol gücüyle vurularak genellikle kapıları kırmakta kullanılan demir araç", "Halı, kilim vb.nde bulunan çapaya benzer bir motif türü"]}, {"word": "koçboynuzu", "meanings": ["Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel", "Elibelinde"]}, {"word": "koçkar", "meanings": ["Dövüş için yetiştirilmiş iri koç"]}, {"word": "koç burunlu", "meanings": ["Burnu alnıyla aynı doğrultuda ve kemerli olan (kimse)"]}, {"word": "koç katımı", "meanings": ["Koçların güzün çiftleşmek için koyunların arasına salınması", "Bu işin yapıldığı mevsim"]}, {"word": "koçlanma", "meanings": ["Koçlanmak işi"]}, {"word": "koç katımı fırtınası", "meanings": ["Koç katımı günlerinde çıkan fırtına"]}, {"word": "koçlanmak", "meanings": ["Gelişerek koç durumuna gelmek", "Koç gibi sert ve atak duruma gelmek, yiğitlenmek"]}, {"word": "kuçma", "meanings": ["Kuçmak işi"]}, {"word": "kuçmak", "meanings": ["Kucaklamak", "Cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "koçu", "meanings": ["Süslü bir tür gezme arabası", "Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş zahire ambarı"]}, {"word": "koçsamak", "meanings": ["Dişi koyun koç istemek"]}, {"word": "koçsama", "meanings": ["Koçsamak durumu"]}, {"word": "koç yiğit", "meanings": ["Yakışıklı, genç ve gürbüz delikanlı"]}, {"word": "koç yumurtası", "meanings": ["Kasaplık hayvanların erkeklik bezleri"]}, {"word": "kodaman", "meanings": ["İleri gelen, para veya makam sahibi kimse"]}, {"word": "kodamanlık", "meanings": ["Kodaman olma durumu"]}, {"word": "kodein", "meanings": ["Afyondan elde edilen, öksürük ve ağrı kesmeye yarayan bir alkaloit"]}, {"word": "kodeks", "meanings": ["Tedavi edici etkisi kesin olarak kabul edilen ilaçların formüllerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini, tanınma reaksiyonlarını, saflık kontrollerini, miktar tayinlerini ve saklama koşullarını içeren resmî kuruluş tarafından onaylı başvuru kaynağı"]}, {"word": "kodes", "meanings": ["Cezaevi"]}, {"word": "kodese tıkmak", "meanings": ["cezaevine sokmak"]}, {"word": "kodesi boylamak", "meanings": ["cezaevine girmek"]}, {"word": "kof", "meanings": ["Kuruyarak veya çürüyerek içi boşalmış olan", "Boş, değersiz, bilgisiz, yetkisiz (kimse)", "Güçsüz, dermansız"]}, {"word": "kof çıkmak", "meanings": ["bir kimsenin bilgisiz, değersiz, işe yaramaz biri olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "kofa", "meanings": ["Hasır otu"]}, {"word": "kofalık", "meanings": ["Kofanın çok bulunduğu yer"]}, {"word": "kofana", "meanings": ["Lüfer balığının irisi"]}, {"word": "koflaşma", "meanings": ["Koflaşmak işi"]}, {"word": "koflaşmak", "meanings": ["Kof, değersiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "kofluk", "meanings": ["Kof olma durumu", "İçi boş yer", "Bilgisizlik, ahmaklık", "Güçsüzlük, dermansızlık"]}, {"word": "kofra", "meanings": ["Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu"]}, {"word": "koful", "meanings": ["Bitki hücreleri yaşlandıkça plazmalarında oluşan ve içi hücre suyu ile dolu olan boşluk"]}, {"word": "koğuş", "meanings": ["Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda", "Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda"]}, {"word": "kohenit", "meanings": ["Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür"]}, {"word": "kohezyon", "meanings": ["Moleküller arasındaki çekim kuvveti", "Yakınlık derecesi"]}, {"word": "kok", "meanings": ["Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt, kok kömürü"]}, {"word": "koka", "meanings": ["İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki (Erytrroxylon coca)", "Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan madde"]}, {"word": "kokain", "meanings": ["Koka yapraklarından çıkarılan ve bağımlılık yapan uyuşturucu bir alkaloit"]}, {"word": "kokainci", "meanings": ["Kokain üreten, içen veya satan kimse"]}, {"word": "kokainman", "meanings": ["Kokain bağımlısı olan kimse"]}, {"word": "kokainomani", "meanings": ["Kokain alma alışkanlığı ve kokain düşkünlüğü"]}, {"word": "kokak", "meanings": ["Kötü, pis kokan"]}, {"word": "kokak ağaç", "meanings": ["Kokar ağaç"]}, {"word": "kokart", "meanings": ["Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret", "Belli bir topluluğa özgü olan işaret"]}, {"word": "kokarca", "meanings": ["Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince, uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius)"]}, {"word": "kokartlı", "meanings": ["Kokart takmış olan (kimse)"]}, {"word": "koket", "meanings": ["Güzel görünmeye çalışan, süse düşkün, kırıtan (kadın)"]}, {"word": "koketlik", "meanings": ["Koket olma durumu"]}, {"word": "koketri", "meanings": ["Beğenilme merakı", "Şıklık, hoşluk"]}, {"word": "kokimbit", "meanings": ["Hidratlı doğal demir sülfat"]}, {"word": "kok kömürü", "meanings": ["Kok"]}, {"word": "koklamak", "meanings": ["Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek", "Çok az kullanmak, çok azıyla yetinmek"]}, {"word": "koklama", "meanings": ["Koklamak işi"]}, {"word": "koklaşma", "meanings": ["Koklaşma işi"]}, {"word": "koklaşmak", "meanings": ["Birbirini koklamak", "Anlaşmak, birbirini sevmek"]}, {"word": "koklaştırmak", "meanings": ["Koklaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "koklaştırma", "meanings": ["Koklaştırmak işi"]}, {"word": "koklatma", "meanings": ["Koklatmak işi"]}, {"word": "koklatmak", "meanings": ["Koklama işini yaptırmak", "Yararlandırmak, biraz vermek"]}, {"word": "koklayış", "meanings": ["Koklama işi"]}, {"word": "kokma", "meanings": ["Kokmak işi"]}, {"word": "koklatmamak", "meanings": ["herhangi bir şeyi başkasıyla hiçbir şekilde paylaşmamak"]}, {"word": "kokmak", "meanings": ["Koku çıkarmak", "Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak", "Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek", "Kokusu gelmek", "Koklamak"]}, {"word": "kokmuş", "meanings": ["Çürüyüp bozularak kötü kokan, kokuşuk", "Yerinden kımıldamaya üşenen, tembel, miskin", "Çok bilinen, değersiz, önemsiz"]}, {"word": "kokona", "meanings": ["Hristiyan kadını", "Süsüne düşkün yaşlı kadın"]}, {"word": "kokoreç", "meanings": ["Şişe sarılarak kor ateşte kızartılan, kuzu bağırsağından yiyecek"]}, {"word": "kokoreççi", "meanings": ["Kokoreç yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kokoreççilik", "meanings": ["Kokoreççinin yaptığı iş"]}, {"word": "kokoroz", "meanings": ["Mısır", "Sivri uçlu uzun şey", "Çirkin kimse"]}, {"word": "kokorozlanma", "meanings": ["Kokorozlanmak işi"]}, {"word": "kokorozlanmak", "meanings": ["Göz korkutmak, meydan okumak"]}, {"word": "kokot", "meanings": ["Aşüfte"]}, {"word": "kokoz", "meanings": ["Parası olmayan, züğürt"]}, {"word": "kokozlanma", "meanings": ["Kokozlanmak işi"]}, {"word": "kokozlanmak", "meanings": ["Parasını tüketmek, parasız kalmak"]}, {"word": "kokozluk", "meanings": ["Parasız, züğürt olma durumu"]}, {"word": "kokteyl", "meanings": ["Türlü içkiler karıştırılarak yapılan içki", "Yeri ve zamanı önceden belirlenen, ayaküstü sohbetlerin yapıldığı içkili toplantı", "Karışım"]}, {"word": "koku", "meanings": ["Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu", "Güzel kokmak için sürülen esans", "Belirti, işaret"]}, {"word": "kokusu çıkmak", "meanings": ["gizli tutulan bir iş anlaşılmak"]}, {"word": "kokusu sinmek", "meanings": ["insan veya nesnede bir kokunun etkisi kalmak"]}, {"word": "kokusunu (veya koku) almak (veya duymak)", "meanings": ["bir nesnenin kokusunu algılamak", "gizli tutulan bir şeyi sezmek"]}, {"word": "koku alma duyusu", "meanings": ["Koklama"]}, {"word": "koku alma organı", "meanings": ["Burun"]}, {"word": "kokulandırma", "meanings": ["Kokulandırmak işi", "Özel bir koku vermek için bir ürüne kokulu bir madde katarak arıtma işlemi"]}, {"word": "kokulandırmak", "meanings": ["Özel bir koku kazandırmak"]}, {"word": "kokucu", "meanings": ["Koku yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kokulanma", "meanings": ["Kokulanmak işi"]}, {"word": "kokulanmak", "meanings": ["Koku sürünmek"]}, {"word": "kokulu", "meanings": ["Kokusu olan"]}, {"word": "kokulu kiraz", "meanings": ["İdris ağacı"]}, {"word": "kokulu çayır otu", "meanings": ["Buğdaygillerden, çayırlarda yetişen, hayvanlar için iyi bir yem olan güzel kokulu bitki (Anthoxanthum odoratum)"]}, {"word": "kokulu sabun", "meanings": ["Yapılırken içine koku maddesi katılmış sabun"]}, {"word": "kokusuz", "meanings": ["Kokusu olmayan"]}, {"word": "kokurdan", "meanings": ["Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi"]}, {"word": "kokuş", "meanings": ["Kokma işi"]}, {"word": "kokuşma", "meanings": ["Kokuşmak işi"]}, {"word": "kokuşmak", "meanings": ["Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek", "Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek", "Koklaşmak"]}, {"word": "kokuşuk", "meanings": ["Kokuşmuş, bozulmuş olan, müteaffin", "Kokmuş"]}, {"word": "kokuşturma", "meanings": ["Kokuşturmak işi"]}, {"word": "kokuşturmak", "meanings": ["Kokuşmasına sebep olmak"]}, {"word": "kokutma", "meanings": ["Kokutmak işi"]}, {"word": "kokutmak", "meanings": ["Hoş olmayan bir koku bırakmak", "Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak", "Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak"]}, {"word": "kol", "meanings": ["İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm", "Giyside vücudun bu bölümünü saran parça", "Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça", "Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü", "Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal", "Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü", "Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça", "Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal (I), kısım, şube, branş", "Karakol", "İş takımı, ekip, grup", "Kanat", "Dizi, düzen", "Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri"]}, {"word": "kol atmak", "meanings": ["bitkinin gövdesinden ayrılan bir dal bir yöne uzanmak", "çevreye yayılmak, genişlemek, ulaşmak, uzanmak"]}, {"word": "kol gezmek", "meanings": ["güvenlik amacıyla dolaşmak", "dolaşmak", "kötü durum ve davranışlar çokça olmak"]}, {"word": "kol kanat olmak (veya germek)", "meanings": ["yardım etmek, korumak, himaye etmek"]}, {"word": "kol vermek", "meanings": ["destek olmak"]}, {"word": "kol uzatmak", "meanings": ["yayılmak, ulaşmak"]}, {"word": "kol vurmak", "meanings": ["dolaşmak"]}, {"word": "kola çıkmak", "meanings": ["hırsız, polis vb. faaliyete geçmek, işe başlamak"]}, {"word": "kolları kopmak", "meanings": ["ağır bir şey taşımaktan veya çok iş yapmaktan yorulmak"]}, {"word": "kolları sıvamak", "meanings": ["bir iş yapmaya güçlü bir biçimde, istekle hazırlanmak"]}, {"word": "kollarını açmak", "meanings": ["içtenlikle karşılamak veya kucaklamaya hazırlanmak, sevgisini ve dostluğunu göstermek", "korumak, yardım etmek"]}, {"word": "kollarının arasına almak", "meanings": ["kucaklamak"]}, {"word": "kollarını sallaya sallaya gelmek", "meanings": ["hiçbir şey getirmeden gelmek"]}, {"word": "kolu kanadı kırılmak", "meanings": ["bir şey yapamayacak duruma gelmek, çaresiz kalmak"]}, {"word": "kolunda altın bileziği olmak", "meanings": ["kazanç sağlayan bir mesleği, zanaatı olmak"]}, {"word": "koluna girmek", "meanings": ["kolunu birinin koltuğu altından geçirmek"]}, {"word": "koluna kuvvet", "meanings": ["iş yapan bir kimseye, isteklendirmek, coşturmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "kola", "meanings": ["Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta", "Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı", "Kolalama"]}, {"word": "kola", "meanings": ["Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata)", "Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan içecek"]}, {"word": "kolacılık", "meanings": ["Kolacının işi veya mesleği"]}, {"word": "kolacı", "meanings": ["Giysi, örtü, çarşaf vb.ni yıkayarak kolalayan ve ütüleyen kimse", "Bu işlerin yapıldığı yer"]}, {"word": "kola cevizi", "meanings": ["Kola bitkisinin sert kabuklu meyvesi"]}, {"word": "kolaçan etmek", "meanings": ["çevrede olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak", "bir şeye öğrenmek amacıyla kısaca bakmak, göz atmak"]}, {"word": "kolaçan", "meanings": ["Herhangi bir amaçla çevreyi dolaşıp pek belli etmeksizin gözden geçirme"]}, {"word": "kolagiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, büyük ve küçük kola ağaçları gibi birçok türü içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "kolağası", "meanings": ["Osmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe"]}, {"word": "kolaj", "meanings": ["Kesyap"]}, {"word": "kol akımı", "meanings": ["Bir elektrik akımında ana devreye eklenen kollarla evlere elektrik veren akım"]}, {"word": "kolalama", "meanings": ["Kolalamak işi"]}, {"word": "kolalamak", "meanings": ["Gömlek, örtü vb. şeyleri, sert ve parlak olması için kolalı suya batırıp ütülemek"]}, {"word": "kolalanma", "meanings": ["Kolalanmak işi"]}, {"word": "kolalanmak", "meanings": ["Kolalama işi yapılmak veya kolalama işine konu olmak"]}, {"word": "kolalatma", "meanings": ["Kolalatma işi"]}, {"word": "kolalatmak", "meanings": ["Kolalama işini yaptırmak"]}, {"word": "kolalayış", "meanings": ["Kolalama işi"]}, {"word": "kolalı", "meanings": ["İçinde kola bulunan", "Kolalanmış"]}, {"word": "kolan", "meanings": ["At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer", "Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ", "Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak"]}, {"word": "kolan çekmek", "meanings": ["kayığı karadan halatla çekmek, yedekçilik etmek"]}, {"word": "kolan vurmak", "meanings": ["salıncakta hızlanmak için ayakta durup vücudu doğrultarak ileriye atılırcasına hareket etmek", "hayvanın eyer veya semerini kolana bağlamak"]}, {"word": "kolan balığı", "meanings": ["Mersin balığı (Acipenser sturio)"]}, {"word": "kolancı", "meanings": ["Yedekçi"]}, {"word": "kolancılık", "meanings": ["Yedekçilik"]}, {"word": "kolonyalama", "meanings": ["Kolonyalamak işi"]}, {"word": "kolay", "meanings": ["Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı", "Kolaylık", "Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe"]}, {"word": "kolonyalamak", "meanings": ["Kolonya ile işlem yapmak, kolonya sürmek"]}, {"word": "kolay gele! (veya gelsin!)", "meanings": ["bir iş yapmakta olanlara söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "kolayı var", "meanings": ["çaresi var"]}, {"word": "kolayına bakmak (veya kaçmak)", "meanings": ["bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçmek"]}, {"word": "kolayına gelmek", "meanings": ["bir işin herhangi bir biçimde yapılmasını daha kolay bulmak"]}, {"word": "kolayını bulmak", "meanings": ["kolay bir biçimde yapma yolunu bulmak"]}, {"word": "kolaycacık", "meanings": ["Çok kolay", "(kola'ycacık) Çok kolay bir biçimde"]}, {"word": "kolaycı", "meanings": ["Bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçen (kimse)"]}, {"word": "kolayca", "meanings": ["Oldukça kolay", "(kola'yca) Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden"]}, {"word": "kolaycılık", "meanings": ["Kolaycı olma durumu"]}, {"word": "kolaylama", "meanings": ["Kolaylamak işi"]}, {"word": "kolaylamak", "meanings": ["Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak"]}, {"word": "kolaylanma", "meanings": ["Kolaylanmak işi"]}, {"word": "kolaylanmak", "meanings": ["Bir iş sonuna yaklaşmak, bitmek üzere olmak"]}, {"word": "kolaylaşmak", "meanings": ["Kolay duruma gelmek", "Engel ve güçlükler ortadan kalkmak"]}, {"word": "kolaylaşma", "meanings": ["Kolaylaşmak işi"]}, {"word": "kolaylaştırmak", "meanings": ["Kolay bir duruma getirmek, güçlükleri ortadan kaldırmak", "Bir işi sonuna yaklaştırmak"]}, {"word": "kolaylıkla", "meanings": ["Sıkıntı çekmeden, güçlüklere uğramadan, kolayca"]}, {"word": "kolaylaştırma", "meanings": ["Kolaylaştırmak işi"]}, {"word": "kolaylık", "meanings": ["Kolay duruma getiren", "Kolay olma durumu", "İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey", "Bir işi yapabilme durumu veya imkânı"]}, {"word": "kolaylık göstermek", "meanings": ["yapabilme yolu, imkânı sağlamak"]}, {"word": "kolçak", "meanings": ["Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven", "Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası", "Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk", "Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılan süs eşyası", "Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent", "Zırhın kola geçirilen parçası"]}, {"word": "kolbastı", "meanings": ["Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu", "Doğu Karadeniz Bölgesi'ne özgü, halka oyunlarından, hareketli, bireysel özellikleri öne çıkaran bir oyun türü"]}, {"word": "kol bağı", "meanings": ["Kadın bileziği"]}, {"word": "kolbaşı", "meanings": ["Herhangi bir ekibin, grubun, iş takımının başı", "Orta oyununda kolun başında olan ve kola adını veren oyunları düzenleyen, yöneten kimse"]}, {"word": "kolbaşılık", "meanings": ["Kolbaşı olma durumu", "Kolbaşının görevi"]}, {"word": "kol böreği", "meanings": ["Bütün yufkanın içine kıyma, peynir, patates, ıspanak vb. konulup kol biçiminde sarılarak tepsiye döşenen ve fırında pişirilen bir börek türü"]}, {"word": "koldaş", "meanings": ["İş arkadaşı"]}, {"word": "kolcu", "meanings": ["Bir şeyi korumak için bekleyen veya kol gezen görevli, muhafız", "Hizmetçilere çalışacak ev bulan kimse"]}, {"word": "kolculuk", "meanings": ["Kolcunun yaptığı iş"]}, {"word": "kol demiri", "meanings": ["Bir kapıyı kapadıktan sonra dışarıdan açılmaması için duvarla kapı arasına konan demir destek"]}, {"word": "koledok", "meanings": ["Öd kanalı"]}, {"word": "kolektif", "meanings": ["Birçok kimseyi veya nesneyi içine alan, birçok kişi ve nesnenin bir araya gelmesi sonucu olan", "Ortaklaşa"]}, {"word": "koldaşlık", "meanings": ["İş arkadaşlığı"]}, {"word": "kolej", "meanings": ["Öğretim programında yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren okul", "Bazı meslek okullarına verilen ad"]}, {"word": "kolejli", "meanings": ["Kolej öğrencisi"]}, {"word": "koleksiyon", "meanings": ["Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem", "Modaevlerinin giyimdeki yenilikleri tanıtmak için düzenlediği defilelerde gösterilen modellerin bütünü"]}, {"word": "koleksiyoncu", "meanings": ["Koleksiyon yapmaya meraklı kimse, derlemci"]}, {"word": "koleksiyonculuk", "meanings": ["Koleksiyoncunun yaptığı iş, derlemcilik"]}, {"word": "kolektifleştirmek", "meanings": ["Ortaklaştırmak"]}, {"word": "kolektifleşme", "meanings": ["Ortaklaşma"]}, {"word": "kolektif ortaklık", "meanings": ["Bütün ortakların sorumluluğu tam ve sınırsız olan ortaklık, kolektif şirket"]}, {"word": "kolektif şirket", "meanings": ["Kolektif ortaklık"]}, {"word": "kolektivizm", "meanings": ["Ortaklaşacılık"]}, {"word": "kolektivist", "meanings": ["Ortaklaşacı"]}, {"word": "kolemanit", "meanings": ["Hidratlı doğal kalsiyum borat"]}, {"word": "kolektör", "meanings": ["Atık suların akmasını sağlayan boru", "Toplaç"]}, {"word": "kolera", "meanings": ["Şiddetli ishal ve kusmalarla kendini gösteren, çok bulaşıcı, salgın ve öldürücü bir hastalık"]}, {"word": "koleralı", "meanings": ["Koleraya tutulmuş", "Kolera mikrobu olan"]}, {"word": "kolesterin", "meanings": ["Kolesterol"]}, {"word": "kolesterol", "meanings": ["Kanda ve büyük ölçüde ödde bulunan, besinlerle alınan sterol, kolesterin"]}, {"word": "kolhoz", "meanings": ["Rusya'da köylülerin ortak olarak çalıştıkları tarım işletmesi"]}, {"word": "koli", "meanings": ["Posta paketi", "İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket"]}, {"word": "koli basili", "meanings": ["Toprakta, insan ve hayvan bağırsaklarında, bazen sularda, sütte, yiyeceklerde bulunan ve uygun bir ortam bulduğunda insanda hastalık yapabilen, yuvarlak uçlu, çomak biçiminde bakteri"]}, {"word": "kolibri", "meanings": ["Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş"]}, {"word": "kolik", "meanings": ["Bağırsak, böbrek gibi içi boş organlarda aralıklı duyulan güçlü sancı"]}, {"word": "kolibrigiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, kuşlar sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "kol kemiği", "meanings": ["Kolun omuz başından dirseğe kadar olan bölümündeki tek ve uzun kemik, pazı kemiği, karaca kemiği"]}, {"word": "kolit", "meanings": ["Kalın bağırsak yangısı"]}, {"word": "kol kola", "meanings": ["Yan yana ve kollarını birbirine geçirerek"]}, {"word": "kollama", "meanings": ["Kollamak işi"]}, {"word": "kollanma", "meanings": ["Kollanmak işi"]}, {"word": "kollamak", "meanings": ["Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek", "Göz önünde tutmak, gözlemek", "Korumak, gözetmek"]}, {"word": "kollanmak", "meanings": ["Kollama işine konu olmak veya kollama işi yapılmak"]}, {"word": "kollu", "meanings": ["Kolu olan", "Herhangi bir biçimde kolu olan"]}, {"word": "kolluk", "meanings": ["Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet", "İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça", "Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit"]}, {"word": "kolluk", "meanings": ["Güvenliği sağlamakla görevli polis veya jandarma"]}, {"word": "kol nizamı", "meanings": ["Mangaların yan yana veya arka arkaya dizilişinde kişiler arasında bir kol boyu mesafe bırakılması durumu"]}, {"word": "kolluk kuvveti", "meanings": ["Güvenlik güçlerinin oluşturduğu birlik"]}, {"word": "kolodyum", "meanings": ["Fotoğraf makinesi camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkol ve eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilen nitroselüloz"]}, {"word": "koloni", "meanings": ["Sömürge", "Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer", "Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu", "Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk"]}, {"word": "kolofan", "meanings": ["Hidratlı doğal kalsiyum sülfat"]}, {"word": "kolofan", "meanings": ["Çam sakızının damıtılmasıyla oluşan, saydam, sarı renkli reçine"]}, {"word": "koloidal", "meanings": ["Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan"]}, {"word": "koloit", "meanings": ["Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen maddelerin genel adı, billursu karşıtı"]}, {"word": "kolokyum", "meanings": ["Konuşu", "Doçentlik sözlü sınavı"]}, {"word": "kolon", "meanings": ["Sütun", "Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru"]}, {"word": "kolombiyum", "meanings": ["Niyobyum"]}, {"word": "kolonya", "meanings": ["İçinde limon, lavanta, tütün vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir madde"]}, {"word": "kolonyal şapka", "meanings": ["Sıcağı geçirmeyen, içi mantarlı bir şapka türü"]}, {"word": "kolonyalanma", "meanings": ["Kolonyalanmak işi"]}, {"word": "kolonyalanmak", "meanings": ["Kolonya sürmek veya sürünmek"]}, {"word": "kolonyalı", "meanings": ["Kolonyalanmış, kolonya sürmüş"]}, {"word": "kolordu", "meanings": ["Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik"]}, {"word": "koloridye", "meanings": ["Kolyoz balığının küçüğü"]}, {"word": "kolorimetre", "meanings": ["Renkölçer"]}, {"word": "kolonyalist", "meanings": ["Sömürgeci"]}, {"word": "kolostrum", "meanings": ["Gebe kadının veya memeli hayvanların meme salgısı"]}, {"word": "kolorimetri", "meanings": ["Renk ölçme"]}, {"word": "kol saati", "meanings": ["Bileğe takılan saat, bilek saati"]}, {"word": "kolsuz", "meanings": ["Kolu olmayan", "Kol geçirilmemiş olan (giysi)"]}, {"word": "kolsu ayaklılar", "meanings": ["Erginken genellikle bir yere tutunarak yaşayan ve gövdeleri iki çenetli kabuk içinde olan deniz hayvanları"]}, {"word": "koltuk", "meanings": ["Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer", "Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye", "Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni", "Yapıcılıkta yan destek", "Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip", "Koltuklama veya koltuklanma", "Kayırma, destek", "Yüksek mevki, makam", "Genelev", "Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler", "Kenar, tenha yer"]}, {"word": "koltuk vermek", "meanings": ["yüzüne karşı övmek, pohpohlamak", "koltuklamak"]}, {"word": "koltuk çıkmak", "meanings": ["desteklemek"]}, {"word": "koltuğa girmek", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "koltuğu doldurmak", "meanings": ["aldığı görevi tam olarak başarabilecek yetenekte bulunmak"]}, {"word": "koltuğuna girmek", "meanings": ["koltuğunun altına sığınmak"]}, {"word": "koltuğunun altına sığınmak", "meanings": ["birinin koruyuculuğuna sığınmak"]}, {"word": "koltukları kabarmak", "meanings": ["kendine veya yakınlarına yapılan övgüden kıvanç duymak"]}, {"word": "koltukta olmak", "meanings": ["başkasının konuğu olup kendi masraf etmemek"]}, {"word": "koltukbaşı", "meanings": ["Otomobillerde koltuğun sırt bölümünün üstüne takılan ve ani darbelerde boynun veya başın zarar görmesini önleyen başlık"]}, {"word": "koltuk altı", "meanings": ["Kolun omuzla birleştiği yerin altındaki çukurluk", "Kayırma"]}, {"word": "koltukçuluk", "meanings": ["Koltukçunun yaptığı iş", "Yüze karşı övmeyi huy edinme"]}, {"word": "koltukçu", "meanings": ["Koltuk yapan veya satan kimse", "Eski ev eşyası alıp satan kimse", "Koltuk meyhanesi işleten kimse", "Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse", "Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse", "Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse"]}, {"word": "koltuk değneği", "meanings": ["Ayak ve bacakları sakat olanların yürürken koltuklarıyla dayandıkları uzun değnek", "Başkalarına destek olan kişi"]}, {"word": "koltuk değneği olmak", "meanings": ["birine, yaptığı uygunsuz işlerde destek sağlamak"]}, {"word": "koltuk düşkünü", "meanings": ["Mesleğinden veya yaptığı işten çok, bulunduğu makamı gözeten (kimse)"]}, {"word": "koltuk kapısı", "meanings": ["Evlerde büyük kapıdan başka küçük hizmet kapısı"]}, {"word": "koltuk kavgası", "meanings": ["Makam kapmak veya makamını yitirmemek için gösterilen çaba, sandalye kavgası"]}, {"word": "koltuklama", "meanings": ["Koltuklamak işi", "Yaranmak için birine söylenen övücü söz, kompliman"]}, {"word": "koltuklamak", "meanings": ["Koltuğu altına almak", "Koltuğa girmek", "Kıvanç verecek biçimde övmek, koltuklarını kabartacak sözler söylemek, pohpohlamak"]}, {"word": "koltuklanma", "meanings": ["Koltuklanmak işi"]}, {"word": "koltuklanmak", "meanings": ["Övücü sözlerle koltukları kabartılmak, pohpohlanmak"]}, {"word": "koltuklu", "meanings": ["Kol dayayacak yeri olan"]}, {"word": "koltukluk", "meanings": ["Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş)", "Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça, subra"]}, {"word": "koltuk meyhanesi", "meanings": ["İşlek semtlerde, yol üzerinde bulunan, az mezeyle ayaküstü içki içilen ucuz meyhane"]}, {"word": "kolu uzun", "meanings": ["Gücü yeter, sözü geçer"]}, {"word": "kolye", "meanings": ["Ucuna süs eşyaları konularak boyna takılan takı"]}, {"word": "kolza", "meanings": ["Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki (Brassica napus)"]}, {"word": "kolyoz", "meanings": ["Uskumrugillerden, uzunluğu 30-35 santimetre olan, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür balık (Scomber colias)"]}, {"word": "kom", "meanings": ["Ağıl, davar ağılı", "Yayla evi", "Bir kimseye ait küçük yerleşim yeri, çiftlik"]}, {"word": "komadan çıkmak", "meanings": ["komaya giren hasta bu durumdan kurtulmak, ölümden dönmek"]}, {"word": "koma", "meanings": ["Bazı hastalıklar, yaralanmalar, zehirlenmeler sırasında görülen anlama, duyma ve hareketin büsbütün veya az çok kaybolmasıyla beliren bilinç kaybı durumu"]}, {"word": "koma", "meanings": ["Eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık"]}, {"word": "komaya girmek", "meanings": ["duyma, anlama ve hareket yeteneklerini yitirerek yarı ölü duruma gelmek, kendinden geçmek", "kendinden geçecek kadar sinirlenmek, şaşırmak, üzülmek"]}, {"word": "komalık", "meanings": ["Koma durumuna gelmiş"]}, {"word": "komalık etmek", "meanings": ["döverek kıpırdamayacak duruma getirmek", "çok sinirlendirmek"]}, {"word": "komalık olmak", "meanings": ["yediği dayaktan sonra kıpırdayamayacak duruma gelmek"]}, {"word": "komandit", "meanings": ["Yalnızca konulan sermaye kadar sorumluluğu olan ortaklık biçimi"]}, {"word": "komandite", "meanings": ["Komandit şirkette sınırsız sorumlu olan ortak"]}, {"word": "komanditer", "meanings": ["Komandit şirkette ancak kendi koyduğu para kadar sorumlu olan ortak"]}, {"word": "komandit ortaklık", "meanings": ["Alacaklılara karşı en az bir sınırlı, bir de sınırsız sorumlu ortağı bulunması gereken, tüzel kişiliği olan ortaklık, komandit şirket"]}, {"word": "komandit şirket", "meanings": ["Komandit ortaklık"]}, {"word": "komando", "meanings": ["Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik", "Bu birlikte görevli asker", "Vurucu kuvvet"]}, {"word": "komando er", "meanings": ["Askerliğini komando olarak yapan er, komando"]}, {"word": "komar", "meanings": ["Kuzey Anadolu dağlarında yetişen, 3-5 metre boyunda, kışın yapraklarını dökmeyen, iri ve mor çiçekleri olan bir ağaç (Hododendron ponticum)"]}, {"word": "kombi", "meanings": ["Isıtmada kullanılan yakıtı düzenli ve ayarlı biçimde yakan araç"]}, {"word": "kombina", "meanings": ["Birkaç sanayi kuruluşunun tek yönetimde birleşmesi", "Birleştirilmiş et tesisi"]}, {"word": "kombinezon", "meanings": ["Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme", "Kadınların giydikleri kısa ve kolsuz iç çamaşırı"]}, {"word": "komedi", "meanings": ["Güldürü", "Gülmeye neden olan olay veya olaylar", "Yalan ve yapmacık söz veya davranış"]}, {"word": "komedi yazarı", "meanings": ["Genellikle komedi türünde eser veren kimse"]}, {"word": "komedya", "meanings": ["Komedi"]}, {"word": "komedyen", "meanings": ["Güldürü oyuncusu", "Sözleri, davranışları yalan ve yapmacık olan (kimse)"]}, {"word": "komedyacı", "meanings": ["Komedyen"]}, {"word": "komi", "meanings": ["Otel, pansiyon vb. yerlerde çalışan hizmetli", "Lokantalarda garson yardımcısı"]}, {"word": "komik", "meanings": ["Gülme duygusu uyandıran, güldürücü, gülünç", "Güldürü oyuncusu"]}, {"word": "komik bulmak", "meanings": ["gülünç saymak"]}, {"word": "komiğine gitmek", "meanings": ["gülünç bulmak"]}, {"word": "komikleşme", "meanings": ["Gülünçleşme"]}, {"word": "komiklik", "meanings": ["Komik olma durumu", "Güldürücü davranış"]}, {"word": "komikleşmek", "meanings": ["Gülünçleşmek, gülünç duruma gelmek"]}, {"word": "komiser", "meanings": ["Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur", "Hükûmet komiseri", "Saha komiseri"]}, {"word": "komiserlik", "meanings": ["Komiser olma durumu", "Komiserin makamı"]}, {"word": "komisyon", "meanings": ["Alt kurul", "Bir işte aracılık yapan kimseye bırakılan yüzde, simsariye"]}, {"word": "komisyoncu", "meanings": ["Bir iş karşılığında yüzde alan kimse, simsar", "Kabzımal"]}, {"word": "komita", "meanings": ["Siyasi bir amaca ulaşmak için silah kullanan gizli topluluk"]}, {"word": "komisyonculuk", "meanings": ["Komisyoncunun yaptığı iş, simsarlık"]}, {"word": "komitacı", "meanings": ["Siyasi bir amaca ulaşmak için silahlı mücadele eden gizli topluluk veya örgüte bağlı kimse"]}, {"word": "komitacılık", "meanings": ["Komitacı olma durumu"]}, {"word": "komite", "meanings": ["Alt kurul"]}, {"word": "komodin", "meanings": ["Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap, komot"]}, {"word": "komot", "meanings": ["Komodin"]}, {"word": "komodor", "meanings": ["Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı", "Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı"]}, {"word": "kompartıman", "meanings": ["Yolcu trenlerinde vagonların bölmelerle ayrılmış bölümlerinden her biri"]}, {"word": "kompetan", "meanings": ["Uzman"]}, {"word": "kompilasyon", "meanings": ["Derleyip toparlama", "Derme çatma yapılan iş"]}, {"word": "komple kilit", "meanings": ["Bir mobilyanın sadece bir çekmece veya kapağına takılan, kilitlendiğinde mobilyanın bütün kapak ve çekmecelerini kilitleyebilen özel bir kilit türü"]}, {"word": "komple", "meanings": ["Dolu", "Eksiksiz, gerekli her şeyi tamam olan, tam", "Bütünü aynı şeyden olup bir takım oluşturan", "Üstün nitelikleri kendinde toplayan, mükemmel"]}, {"word": "kompleks", "meanings": ["Karmaşık", "Vitamin veya proteinlerin oluşturduğu bileşik", "Karmaşık", "Karmaşıklık, karmaşa", "Aynı ekonomik etkinliği gerçekleştiren sanayinin tesisler bütünü, kuruluşlar bütünü", "Karmaşa"]}, {"word": "komplekse kapılmak", "meanings": ["aşağılık duygusu hissetmek"]}, {"word": "komplikasyon", "meanings": ["Karmaşıklık"]}, {"word": "komplike", "meanings": ["Karmaşık"]}, {"word": "kompleksli", "meanings": ["Kompleksi olan"]}, {"word": "komplo", "meanings": ["Düzen"]}, {"word": "kompliman", "meanings": ["Gönül okşayıcı, hoşa giden söz", "Koltuklama"]}, {"word": "komplo kurmak", "meanings": ["bir kimseye karşı gizlice, toplu olarak zarar verici karar almak, tuzak kurmak"]}, {"word": "komploya kurban gitmek", "meanings": ["komplo yoluyla zarar görmek"]}, {"word": "komplo hazırlamak", "meanings": ["bir kimsenin aleyhine çalışmak, onun kötü duruma düşmesini sağlamak"]}, {"word": "komplo kurbanı olmak", "meanings": ["komploya kurban gitmek"]}, {"word": "komplocu", "meanings": ["Komplo kuran kimse"]}, {"word": "komposto", "meanings": ["Bütün veya dilimler hâlindeki yaş meyvenin şekerli suyla kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "kompostoluk", "meanings": ["Komposto veya meyve dağıtımı yapmak için kullanılan, genellikle yüksek ayaklı tabak", "Komposto yapmaya elverişli olan (meyve)"]}, {"word": "kompozisyon", "meanings": ["Ayrı ayrı parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturma biçimi ve işi", "Öğrencilere duygu ve düşüncelerini etkili ve düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı veya sözlü çalışma, tahrir, kitabet"]}, {"word": "kompozitör", "meanings": ["Besteci"]}, {"word": "komprador", "meanings": ["Aracı", "Çok zengin kimse", "Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı"]}, {"word": "kompresör", "meanings": ["Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet, sıkmaç", "Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç", "Sert cisimleri kırmak ve delmek için kullanılan makine"]}, {"word": "kompres", "meanings": ["Yaraların bakımında veya başka bir amaçla kullanılan katlı bez"]}, {"word": "komşu", "meanings": ["Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad", "Sınır ortaklığı bulunan, mücavir"]}, {"word": "komprime", "meanings": ["Çoğu kez yassı veya silindir biçiminde katı ilaç, hap, sıkıt", "Bir konuyla ilgili olarak derinliği olmayan kalıplaşmış bilgi"]}, {"word": "komşu boncuğunu çalan gece takınır", "meanings": ["`hırsızlık malı, sahibinin göremeyeceği yer ve zamanda kullanılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşu ekmeği komşuya borçtur", "meanings": ["`komşunuz size bir ikramda bulunur, bir şey armağan ederse siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşu iti komşuya ürümez", "meanings": ["`komşudaki uygunsuz kişi, başkalarını incitse de komşusunu rahatsız etmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşu kızı almak, kalaylı kaptan su içmek gibidir", "meanings": ["`komşu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidişini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu ilişkiyi kurar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşu komşunun külüne (veya tütününe) muhtaçtır", "meanings": ["`komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşuda pişer, bize de düşer", "meanings": ["insanların, çevresindekilerin kazancından yararlanma umudunu anlatan bir söz"]}, {"word": "komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın", "meanings": ["`başkasının daha iyi durumda olmasını iste ki Tanrı da seni ondursun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşunun tavuğu komşuya kaz (karısı kız) görünür", "meanings": ["`başka bir kimsenin malı bize olduğundan daha değerli görünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "komşu hatırı", "meanings": ["Komşular arasında gözetilen saygı"]}, {"word": "komşu açı", "meanings": ["Tepeleri ve birer kenarları ortak olan iki açıdan her biri"]}, {"word": "komşu kapısı", "meanings": ["Pek yakın sayılan yer"]}, {"word": "komşu kapısına çevirmek", "meanings": ["yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek"]}, {"word": "komşu kapısı yapmak", "meanings": ["sık gidilen yer hâline getirmek"]}, {"word": "komşuluk etmek (veya yapmak)", "meanings": ["komşular birbirlerine gidip gelmek, görüşmek"]}, {"word": "komşuluk", "meanings": ["Komşu olma durumu", "Komşularla olan ilişki"]}, {"word": "komut", "meanings": ["Askerlere, izcilere, öğrencilere beden eğitimi çalışmalarında veya bir tören sırasında bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için verilen buyruk, emir"]}, {"word": "komut vermek", "meanings": ["herhangi bir davranış, hareket vb. için buyrukta bulunmak"]}, {"word": "komuta", "meanings": ["Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi, kumanda"]}, {"word": "komuta etmek", "meanings": ["askerlikte yönetmek, kumanda etmek"]}, {"word": "komutan", "meanings": ["Bir asker topluluğunun başı, kumandan, bey"]}, {"word": "komutanlık", "meanings": ["Komutanın görevi veya makamı, kumandanlık"]}, {"word": "komünikasyon", "meanings": ["İletişim"]}, {"word": "komünist", "meanings": ["Komünizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "komünistlik", "meanings": ["Komünizm"]}, {"word": "komünizm", "meanings": ["Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni, komünistlik", "Böyle bir düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal öğreti, komünistlik"]}, {"word": "komütatör", "meanings": ["Anahtar"]}, {"word": "konak", "meanings": ["Büyük ve gösterişli ev", "Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu", "Konakçı", "Araba veya hayvanla bir günde alınan yol", "Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer"]}, {"word": "konak gibi", "meanings": ["büyük ve gösterişli (ev)"]}, {"word": "konak", "meanings": ["Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası", "Gözde oluşan ince tabaka"]}, {"word": "konç", "meanings": ["Ayağa giyilen şeylerde ayak bileğinden baldıra doğru olan bölüm"]}, {"word": "konakçı", "meanings": ["Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse", "Sefere çıkan askerlerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay", "Asalağın erginini veya gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı, konak"]}, {"word": "konaklama", "meanings": ["Konaklamak işi"]}, {"word": "konaklamak", "meanings": ["Yolculuk sırasında bir yerde durup geçici bir süre kalmak"]}, {"word": "konaklık", "meanings": ["Konak olmaya uygun yer", "Konak kadar alınan yol"]}, {"word": "konak yavrusu", "meanings": ["Konağı andıran (ev)"]}, {"word": "konalga", "meanings": ["Göçebe ve yolcuların yolculuk veya göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer, konak yeri"]}, {"word": "konargöçer", "meanings": ["Göçebe bir hayat süren, bir yere sürekli yerleşmeyen (aşiret, oba vb.), göçerkonar"]}, {"word": "konçerto", "meanings": ["Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkarmak amacıyla yazılmış, orkestra eşliğinde seslendirilen, sonat formundaki müzik eseri"]}, {"word": "konçina", "meanings": ["İkiliden altılıya kadar olan oyun kâğıtları"]}, {"word": "konçsuz", "meanings": ["Koncu olmayan veya koncu kısa olan"]}, {"word": "konçlu", "meanings": ["Koncu olan"]}, {"word": "kondenseleşme", "meanings": ["Yapay reçinelerin oluşumunu ve değişimini sağlayan kimyasal tepkime"]}, {"word": "kondansatör", "meanings": ["İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz, yoğunlaç, meksefe"]}, {"word": "kondisyon", "meanings": ["Şart, durum", "Fiziksel ve ruhsal bakımdan bir sporcunun durumu"]}, {"word": "kondüktörlük", "meanings": ["Kondüktör olma durumu", "Kondüktörün görevi"]}, {"word": "kondisyon aleti", "meanings": ["Vücut sağlığını korumak ve geliştirmek için kullanılan kondisyon bisikleti, koşu bandı, kürek vb. araçlardan her biri"]}, {"word": "kondisyon bisikleti", "meanings": ["Vücut sağlığını korumak ve geliştirmek amacıyla sabit, tekerleksiz, üzerinde pedalların direnç derecesini ayarlayan bir mekanizmanın bulunduğu araç"]}, {"word": "kondom", "meanings": ["Prezervatif"]}, {"word": "kondurma", "meanings": ["Kondurmak işi"]}, {"word": "kondurmak", "meanings": ["Konma işini yaptırmak", "Gelişigüzel takmak, iliştirmek", "Birden yapıvermek veya söyleyivermek", "Yakıştırmak, haksız yere birtakım eksiklikler isnat etmek, üzerine yormak"]}, {"word": "kondüktör", "meanings": ["Yolcu trenlerinde biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli"]}, {"word": "kondüit", "meanings": ["Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse"]}, {"word": "konnektör", "meanings": ["Demir yollarında fren kumanda kollarını dingilin üzerine bağlayan ve her iki ucunda kumanda kolunun girmesine uygun deliği bulunan parça veya düzen"]}, {"word": "konfederasyon", "meanings": ["Birden fazla ülkenin genellikle dış işleri ve savunma alanlarında federasyona göre biraz daha ılımlı bir bağımlılık içinde ortak politika ve yönetim izleyip diğer alanlarda ise bölgesel yönetimlerinde serbest bulundukları devletler topluluğu", "Çeşitli ortaklıkların, daha çok sendikaların kümeleşmesi"]}, {"word": "konfederatif", "meanings": ["Konfederasyonla ilgili olan"]}, {"word": "konfedere", "meanings": ["Birleşmiş"]}, {"word": "konfeksiyon", "meanings": ["Hazır giyim eşyası", "Hazır giyim eşyası diken sanayi kolu"]}, {"word": "konfeksiyoncu", "meanings": ["Hazır giyim eşyası yapan veya satan kimse"]}, {"word": "konfeksiyonculuk", "meanings": ["Konfeksiyoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "konfeksiyon mağazası", "meanings": ["Giyimevi"]}, {"word": "konferans", "meanings": ["Topluluğa bir konuda bilgi vermek amacıyla yapılan konuşma", "Uluslararası bir sorunun çözülmesi için yapılan toplantı"]}, {"word": "konferans çekmek", "meanings": ["karşısındakini bıktıracak bir biçimde uzun veya öğüt verircesine konuşmak"]}, {"word": "konferans vermek", "meanings": ["herhangi bir konuda bilgi verecek biçimde konuşma yapmak"]}, {"word": "konfeti", "meanings": ["Düğün, balo vb. eğlencelerde, spor karşılaşmalarında serpilen, küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kâğıt parçaları"]}, {"word": "konferansçı", "meanings": ["Konuşmacı"]}, {"word": "konfor", "meanings": ["Günlük hayatı kolaylaştıran maddi rahatlık"]}, {"word": "konforlu", "meanings": ["Konforu olan"]}, {"word": "konformizm", "meanings": ["Uymacılık"]}, {"word": "konforsuz", "meanings": ["Konforu olmayan"]}, {"word": "konforsuzluk", "meanings": ["Konforsuz olma durumu"]}, {"word": "Kongolu", "meanings": ["Kongo Cumhuriyeti halkından olan kimse", "Kongo Demokratik Cumhuriyeti halkından olan kimse"]}, {"word": "konglomera", "meanings": ["Yığışım"]}, {"word": "kongövde", "meanings": ["Palmiyelerde olduğu gibi, üzerinde yaprak kalıntıları, izleri bulunan dalsız, budaksız gövde"]}, {"word": "kongövdeli", "meanings": ["Gövdesi kongövde olan (bitki)"]}, {"word": "kongre", "meanings": ["Çeşitli ülkelerden yöneticilerin, elçilerin, delegelerin katılmasıyla yapılan toplantı", "Kurultay", "Amerika Birleşik Devletleri'nde Temsilciler Meclisi ile Senatonun bir aradayken aldıkları ad"]}, {"word": "koni", "meanings": ["Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut", "Bu biçiminde olan", "Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim", "Bu yüzeyle sınırlı katı cisim"]}, {"word": "konik", "meanings": ["Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan, mahruti", "Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle ara kesiti"]}, {"word": "konjonktür", "meanings": ["Geçerli durum", "Her türlü durum ve şartın ortaya çıkardığı sonuç"]}, {"word": "konkav", "meanings": ["İçbükey"]}, {"word": "konkasör", "meanings": ["Yol, bina vb. yapımında kullanılacak çakıl veya taşları elde etmek için, büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine, kırma makinesi"]}, {"word": "konken", "meanings": ["Bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "konkordato", "meanings": ["Anlaşmalı iflas", "Papalık makamıyla başka hükûmetler arasında yapılan anlaşma"]}, {"word": "konkre", "meanings": ["Somut"]}, {"word": "konkur", "meanings": ["Yarışma"]}, {"word": "konkurhipik", "meanings": ["Spor amacıyla yapılan engelli at yarışı"]}, {"word": "konma", "meanings": ["Konmak işi"]}, {"word": "konmak", "meanings": ["Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek", "Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak", "Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek", "Bir şeyi emeksiz edinmek"]}, {"word": "konnektör pensi", "meanings": ["Birden fazla kablonun birbirine tutturulmasını sağlayan araç"]}, {"word": "konmak", "meanings": ["Koyma işi yapılmak"]}, {"word": "konsa", "meanings": ["Taşlık"]}, {"word": "konsantrasyon", "meanings": ["Derişim", "Dikkat toplaşımı"]}, {"word": "konsantre", "meanings": ["Yoğun", "Derişik"]}, {"word": "konservatuvar", "meanings": ["Müzik, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı okul"]}, {"word": "konsantre etmek", "meanings": ["yoğunlaştırmak"]}, {"word": "konsantre olmak", "meanings": ["düşünceyi, duyguyu, gücü bir noktada toplamak", "bilenmek"]}, {"word": "konseptüalizm", "meanings": ["Kavramcılık"]}, {"word": "konsensüs", "meanings": ["Uzlaşma"]}, {"word": "konser", "meanings": ["Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi", "Sürekli gürültü"]}, {"word": "konser vermek", "meanings": ["dinleyicilere, müzik eserlerini çalmak veya söylemek"]}, {"word": "konservatör", "meanings": ["Tutucu"]}, {"word": "konserve", "meanings": ["Isı ile sterilize edilerek uzun zaman saklanabilecek biçimde kutulanmış (yiyecek)", "Bu yolla hazırlanmış yiyecek"]}, {"word": "konservecilik", "meanings": ["Konservecinin yaptığı iş"]}, {"word": "konsey", "meanings": ["Kurul", "Bazı sorunları görüşüp tartışmak için toplanan meclis"]}, {"word": "konsol", "meanings": ["Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya", "Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi"]}, {"word": "konsolidasyon", "meanings": ["Süreletme", "Yapıları benzer durumda olan nesnelerin birleştirilmesi", "Firmaların tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırılarak yeni bir tüzel kişilikte birleştirilmesi"]}, {"word": "konsolide", "meanings": ["Vadesi uzatılan (borç)"]}, {"word": "konsolide bütçe", "meanings": ["Destekli bütçe"]}, {"word": "konsolit", "meanings": ["Vadesi belli olmayan ve yalnızca faizi ödenen devlet tahvili", "Bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "konsolitçi", "meanings": ["Tahvil, hisse senedi vb. şeyleri alıp satan kimse"]}, {"word": "konsolos", "meanings": ["Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi, şehbender"]}, {"word": "konsol saati", "meanings": ["Konsol gibi düz yerlere oturtulacak biçimde yapılmış saat"]}, {"word": "konsolosluk", "meanings": ["Konsolos olma durumu", "Konsolosun makamı veya görevi, şehbenderlik", "Bu işin görüldüğü daire, konsoloshane"]}, {"word": "konsoloshane", "meanings": ["Konsolosluk"]}, {"word": "konsomasyon", "meanings": ["Gazino, bar vb. eğlence yerlerinde yenilip içilen şey", "Böyle şeyleri yiyip içme", "Eğlence yerlerinde konsomatrisin masadan masaya dolaşması"]}, {"word": "konsomatrislik", "meanings": ["Konsomatris olma durumu"]}, {"word": "konsomatris", "meanings": ["Gazino, bar vb. eğlence yerlerinde müşteri ile birlikte yiyip içerek çalıştığı yere kazanç sağlayan kadın"]}, {"word": "konson", "meanings": ["Ünsüz"]}, {"word": "konsonant", "meanings": ["Ünsüz"]}, {"word": "konsorsiyum", "meanings": ["Şirketler birliği"]}, {"word": "konstrüktivizm", "meanings": ["Kurmacılık"]}, {"word": "konstrüksiyon", "meanings": ["Yapı, yapım"]}, {"word": "konsulto", "meanings": ["Konsültasyon"]}, {"word": "konsül", "meanings": ["Roma'da her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri", "1799'dan 1804'e kadar Fransa'da birlikte görev alan üç devlet başkanından her biri"]}, {"word": "konsültasyon", "meanings": ["Bir hastalığa tanı koymak veya hastalığı tedavi etmek amacıyla birden fazla hekimin görüş alışverişinde bulunması, konsulto"]}, {"word": "konsültasyon yapmak", "meanings": ["birkaç hekim bir hastalığa tanı koymak veya hastalığı tedavi etmek için bir araya gelmek"]}, {"word": "konşimento", "meanings": ["Taşınmak için gemiye teslim edilen bir mala karşılık olarak verilen alındı"]}, {"word": "kont gibi", "meanings": ["şık giyinmiş (adam)"]}, {"word": "kont", "meanings": ["Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse", "Derebeyi", "Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı"]}, {"word": "kontak", "meanings": ["Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması, temas", "Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek", "Bağlantı, ilgi", "Ruh sağlığı yerinde olmayan, dengesiz"]}, {"word": "kont gibi yaşamak", "meanings": ["bolluk içinde yaşamak"]}, {"word": "kontak açmak", "meanings": ["bir taşıtın motorunu çalıştırmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini açmak"]}, {"word": "kontak atmak", "meanings": ["elektrik donanımında karşı uçların birbirine dokunmasıyla elektrik akımı kesilmek", "dengeyi kaybetmek, sinirlenip olağan dışı davranmak"]}, {"word": "kontak kapatmak (veya kapamak)", "meanings": ["bir taşıtın çalışan motorunu durdurmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini kapamak", "bir olayı protesto etmek için sürücüler trafiğe çıkmamak, taşıtlarıyla trafiği engellemek veya bir süre bulunduğu yerde kalıp motoru durdurmak"]}, {"word": "kontak kurmak", "meanings": ["biriyle veya bir olayla bağlantı sağlamak"]}, {"word": "kontak anahtarı", "meanings": ["Bir taşıtın motorunu çalıştırmak için kullanılan anahtar"]}, {"word": "kontak yapmak", "meanings": ["karşıt elektrik taşıyan iki madde birbirine dokunmak"]}, {"word": "kontekst", "meanings": ["Bağlam", "Olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü, bütünlük, bağlam", "Çevre"]}, {"word": "kontak lens", "meanings": ["Lens"]}, {"word": "kontenjan", "meanings": ["Bir yükümlülük veya yararlanma işinde, o işin kapsamına girenlerin oluşturduğu belirli sayıdaki topluluk", "Bir kuruluşun veya bir kimsenin seçip almakta yararlanabileceği sayı miktarı", "Bir malın, alım satım veya dağıtım işinde, ilgililerin her birine düşen pay oranı"]}, {"word": "kontenjan sistemi", "meanings": ["Dışarıdan yurda getirilecek malların tür ve niceliklerini sınırlandıran yöntem"]}, {"word": "konteyner", "meanings": ["Taşımalık"]}, {"word": "kontes", "meanings": ["Kontun karısı"]}, {"word": "kontluk", "meanings": ["Kont olma durumu", "Kontun mülkü, toprakları"]}, {"word": "kontra", "meanings": ["Karşıt, karşı, aksi", "Kontrplak"]}, {"word": "kontra gitmek", "meanings": ["birine zıt gitmek"]}, {"word": "kontralto", "meanings": ["Kadın seslerinin en kalını", "Sesi böyle olan sanatçı, alto"]}, {"word": "kontra mizana", "meanings": ["Dört direkli gemilerde en arkadaki direk"]}, {"word": "kontrasomun", "meanings": ["Kapı tokmağını ters döndüren somun"]}, {"word": "kontrat", "meanings": ["Sözleşme"]}, {"word": "kontrast", "meanings": ["Karşıt", "Karşıtlık"]}, {"word": "kontrat yapmak", "meanings": ["sözleşme yapmak"]}, {"word": "kontratabla", "meanings": ["Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için körağacın iki yüzüne, elyaf yönleri körağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla"]}, {"word": "kontratlı", "meanings": ["Sözleşmeli"]}, {"word": "kontratak", "meanings": ["Karşı akın"]}, {"word": "kontrbas", "meanings": ["Keman türünden, en kalın sesli yaylı saz", "Kontrbasçı"]}, {"word": "kontratsız", "meanings": ["Sözleşmesiz"]}, {"word": "kontrbasçı", "meanings": ["Kontrbas çalan sanatçı, kontrbas"]}, {"word": "kontrgerilla", "meanings": ["Gerilla güçlerine karşı oluşturulmuş güç"]}, {"word": "kontrfile", "meanings": ["Kesim hayvanlarında, bel kemiğindeki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et dilimi"]}, {"word": "kontrol altına almak", "meanings": ["bir olayı denetim altına almak"]}, {"word": "kontrol", "meanings": ["Denetleme", "Bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma", "Yoklama, arama", "Denetçi, kontrolör"]}, {"word": "kontrol altında olmak", "meanings": ["denetlenmek"]}, {"word": "kontrol altında tutmak", "meanings": ["denetlemek"]}, {"word": "kontrol etmek", "meanings": ["denetlemek", "yoklamak, gözden geçirmek", "egemenliği altında bulundurmak"]}, {"word": "kontrol kalemi", "meanings": ["Herhangi bir elektrik devresinin açık veya kapalı olduğunu içine yerleştirilmiş küçük bir lambanın yanıp sönmesiyle gösteren, ucu tornavidalı, kalem biçiminde araç"]}, {"word": "kontrol kulesi", "meanings": ["Hava trafik kontrolü işlerinin yönetilmesi için yapılmış, çevrenin iyice göründüğü oldukça yüksek kule"]}, {"word": "kontrol saati", "meanings": ["Bekçilerin belirli yerlerden geçiş zamanlarını belirleyen alet"]}, {"word": "kontrolör", "meanings": ["Denetçi"]}, {"word": "kontrolörlük", "meanings": ["Denetçilik"]}, {"word": "kontrplak", "meanings": ["Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta"]}, {"word": "kontuvar", "meanings": ["Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm"]}, {"word": "kontrpuan", "meanings": ["Çeşitli melodileri birbirine uydurma sanatı"]}, {"word": "kontur", "meanings": ["Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi"]}, {"word": "konu", "meanings": ["Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje", "Üzerinde konuşulan şey, bahis"]}, {"word": "konuk etmek", "meanings": ["birini evinde bir süre ağırlamak"]}, {"word": "konuk", "meanings": ["Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman", "Konakçının üzerindeki asalak"]}, {"word": "konuk gelmek", "meanings": ["bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelmek"]}, {"word": "konuk olmak", "meanings": ["bir yerde kısa bir süre ağırlanmak"]}, {"word": "konukluk", "meanings": ["Konuk olma durumu, misafirlik"]}, {"word": "konuğu olmak", "meanings": ["birine konuk olarak gidip kalmak"]}, {"word": "konukçu", "meanings": ["Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar"]}, {"word": "konukçuluk", "meanings": ["Konukçunun yaptığı iş, mihmandarlık"]}, {"word": "konukevi", "meanings": ["Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut, misafirhane"]}, {"word": "konuk köşesi", "meanings": ["Konukların oturması için hazırlanmış özel yer"]}, {"word": "konuklama", "meanings": ["Konuklamak işi"]}, {"word": "konuklamak", "meanings": ["Konuk olmak", "Yemeğe çağırmak"]}, {"word": "konu komşu", "meanings": ["Bütün komşular, birbirine yakın yerde oturan kimseler"]}, {"word": "konuksever", "meanings": ["Konuklarına iyi davranan, onları iyi ağırlayan ve kendisine konuk gelmesinden hoşlanan, misafirperver"]}, {"word": "konulma", "meanings": ["Konulmak işi"]}, {"word": "konukseverlik", "meanings": ["Konuksever olma durumu, misafirperverlik"]}, {"word": "konulmak", "meanings": ["Koyma veya konma işi yapılmak"]}, {"word": "konum", "meanings": ["Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon", "Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş", "Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü"]}, {"word": "konu mankeni", "meanings": ["Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtmak üzere canlandıran kimse"]}, {"word": "konulu", "meanings": ["Konusu olan, mevzulu"]}, {"word": "konumlama", "meanings": ["Konumlamak işi"]}, {"word": "konumlamak", "meanings": ["Yerleştirmek"]}, {"word": "konumlandırmak", "meanings": ["Bir ürünü veya hizmeti rakiplerinden ayırmak için pazarlama çalışması yapmak", "Yerleştirmek"]}, {"word": "konumlandırma", "meanings": ["Konumlandırmak işi"]}, {"word": "konumlanma", "meanings": ["Konumlanmak işi"]}, {"word": "konusuz", "meanings": ["Konusu olmayan, mevzusuz"]}, {"word": "konur", "meanings": ["Esmer, açık kestane renginde olan"]}, {"word": "konumlanmak", "meanings": ["Yerleşmek, yer almak"]}, {"word": "konuş", "meanings": ["Konma işi", "Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi", "Konum"]}, {"word": "konuşkanlık", "meanings": ["Konuşkan olma durumu"]}, {"word": "konuşkan", "meanings": ["Konuşmayı, lakırtıyı seven, çok konuşan"]}, {"word": "konuşlandırmak", "meanings": ["Savaş araç ve gereçlerini stratejik bir bölgede yerleştirmek"]}, {"word": "konuşlandırma", "meanings": ["Konuşlandırmak işi"]}, {"word": "konuşlanma", "meanings": ["Konuşlanmak işi"]}, {"word": "konuşma", "meanings": ["Konuşmak işi", "Görüşme, danışma, müzakere", "Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans"]}, {"word": "konuşlanmak", "meanings": ["Belli bir yere veya bölgeye mevzilenmek"]}, {"word": "konuşma yapmak", "meanings": ["topluluk karşısında bir konuda konuşmak"]}, {"word": "konuşmaya dalmak", "meanings": ["başka şeylerle ilişkiyi keserek belli bir konudan söz etmek"]}, {"word": "konuşma bozukluğu", "meanings": ["Bazı sesleri gereği gibi çıkaramamaktan ileri gelen söyleyiş, kötü telaffuz etme"]}, {"word": "konuşma dili", "meanings": ["Günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az çok farklarla ayrılmış bulunan dil, günlük konuşma, günlük dil"]}, {"word": "konuşmacı", "meanings": ["Bir topluluk karşısında etkili, açık, düzgün konuşarak düşüncesini anlatmada, duygusunu aşılamada yetenekli kimse, hatip, konferansçı"]}, {"word": "konuşma güçlüğü", "meanings": ["Bazı konuşma organlarının gereği gibi çalışmamasından dolayı rahat söz söyleyememe, söz yitimi"]}, {"word": "konuşmak", "meanings": ["Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak", "Belli bir konudan söz etmek", "Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek", "Söylev vermek, konuşma yapmak", "Konuşma dili olarak kullanmak", "Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak", "İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek", "Flört etmek", "Dargın bulunmamak", "Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak", "Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek", "Becermek, uzman gibi yapabilmek", "Geçerli olmak, etkin olmak", "Şık ve zarif görünmek"]}, {"word": "konuşmama hakkı", "meanings": ["Adli makamlarca suçluya tanınan ifade vermeme hakkı"]}, {"word": "konuşma korkusu", "meanings": ["Tutukluk"]}, {"word": "konuşma yetersizliği", "meanings": ["Beklenen düzeyde veya yeterli ölçüde konuşamama"]}, {"word": "konuşma merkezi", "meanings": ["Beynin, konuşma işlevini denetleyen bölümü"]}, {"word": "konuşturma", "meanings": ["Konuşturmak işi"]}, {"word": "konuşu", "meanings": ["Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum"]}, {"word": "konuşturmak", "meanings": ["Konuşmasını sağlamak, konuşmasına yol açmak", "Bir müzik aletini çok güzel çalmak"]}, {"word": "konuşulma", "meanings": ["Konuşulmak işi"]}, {"word": "konuşucu", "meanings": ["Konuşmacı", "Kusursuz, düzgün, güzel, tatlı söz söylemesini bilen kimse"]}, {"word": "konuşulmak", "meanings": ["Konuşma işine konu olmak", "Konuşma işi yapılmak"]}, {"word": "konut", "meanings": ["İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh"]}, {"word": "konuşumluk", "meanings": ["Telefonla bir konuşma süresi miktarı"]}, {"word": "konut", "meanings": ["Ön doğru: Eukleides'in `Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir.` yolundaki konutu gibi"]}, {"word": "konut belgesi", "meanings": ["Yerleşim belgesi"]}, {"word": "konutlanmak", "meanings": ["Konut sahibi olmak"]}, {"word": "konvansiyon", "meanings": ["Anlaşma", "Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü geçici meclis"]}, {"word": "konut dokunulmazlığı", "meanings": ["Belli hukuki şartların dışında, kişilere ait konutlara girilememesi, arama yapılamaması ve eşyaya el konulamaması hakkı"]}, {"word": "konvansiyonel", "meanings": ["Anlaşma ile ilgili, uzlaşma ile ilgili"]}, {"word": "konveksiyon", "meanings": ["Isı yayımı"]}, {"word": "konveks", "meanings": ["Dışbükey"]}, {"word": "konvektör", "meanings": ["Isıyayar"]}, {"word": "konvansiyonel silah", "meanings": ["Taraflarca gücü, niteliği bilinen ve klasik olarak kabul edilen, nükleer ve kimyasal silah dışında kalan savaş aracı"]}, {"word": "konvertisör", "meanings": ["Röle"]}, {"word": "konvertibilite", "meanings": ["Çevrilgenlik"]}, {"word": "konvertibl", "meanings": ["Çevrilgen"]}, {"word": "konveyör", "meanings": ["Taşıyıcı", "Koruyucu gemi, refakat gemisi"]}, {"word": "kooperatifçi", "meanings": ["Kooperatif üyesi", "Kooperatif yöneticisi"]}, {"word": "kooperatifleşme", "meanings": ["Kooperatifleşmek işi"]}, {"word": "kooperatifçilik", "meanings": ["Kooperatifçinin yaptığı iş"]}, {"word": "konvoy", "meanings": ["Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile", "Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı"]}, {"word": "kooperatifleşmek", "meanings": ["Belli bir amaç için kooperatif çatısı altında bir araya gelmek", "Kooperatiflerde örgütlenmek"]}, {"word": "koordinat", "meanings": ["Belirli bir molekül içinde özel bir konuma sahip bir atoma bağlı olan atom veya atom grubu", "Bir yüzey üzerinde veya uzayda bir noktanın yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı, apsis"]}, {"word": "koordinasyon", "meanings": ["Eş güdüm"]}, {"word": "kanyak", "meanings": ["Konyak"]}, {"word": "kooperatif", "meanings": ["Ortaklarının gereksinimlerini uygun şartlarda elde etmelerini sağlamak amacıyla kurulan birlik", "Üreticilerin, aracıyı ortadan çıkararak ürünlerini daha iyi şartlarda pazarlamak için kurdukları ortaklık"]}, {"word": "koordinatlar", "meanings": ["Apsis, kot ve ordinatın ortak adı"]}, {"word": "koordinatör", "meanings": ["Eş güdümcü"]}, {"word": "koordine etmek", "meanings": ["eş güdümlemek"]}, {"word": "koparma", "meanings": ["Koparmak işi", "Halterde ayakları açarak halteri bir çırpıda baş üstüne, dirsekleri bükmeden kaldırma biçimi"]}, {"word": "koparan", "meanings": ["Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket"]}, {"word": "koordine", "meanings": ["Eş güdümlü"]}, {"word": "kopanaki", "meanings": ["El ile bir tür dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç", "Bu araç üstünde örülen bir dantel türü"]}, {"word": "koparılma", "meanings": ["Koparılmak işi"]}, {"word": "kopal", "meanings": ["Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir tür reçine"]}, {"word": "koparılmak", "meanings": ["Koparma işi yapılmak"]}, {"word": "koparış", "meanings": ["Koparma işi"]}, {"word": "kopartılma", "meanings": ["Kopartılmak işi"]}, {"word": "koparmak", "meanings": ["Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak", "Daldan, ağaçtan alıp toplamak", "Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak", "Zor kullanarak almak", "Güçlükle elde etmek", "Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek"]}, {"word": "kopartılmak", "meanings": ["Kopartma işi yapılmak"]}, {"word": "koparıp atmak", "meanings": ["koparmak", "ilgisini kesmek, önem vermemek"]}, {"word": "kopartma", "meanings": ["Kopartmak işi"]}, {"word": "kopartmak", "meanings": ["Koparma işini yapmak"]}, {"word": "koparttırma", "meanings": ["Koparttırmak işi"]}, {"word": "koparttırmak", "meanings": ["Kopartma işini yaptırmak"]}, {"word": "kopçalama", "meanings": ["Kopçalamak işi"]}, {"word": "kopçalanma", "meanings": ["Kopçalanmak işi"]}, {"word": "kopça", "meanings": ["Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç, agraf"]}, {"word": "kopçalamak", "meanings": ["Kopça ile iliklemek"]}, {"word": "kopçalanmak", "meanings": ["Kopça ile iliklenmek"]}, {"word": "kopçasız", "meanings": ["Kopçası olmayan"]}, {"word": "kopçalı", "meanings": ["Kopçası olan, kopça ile iliklenen"]}, {"word": "kopil", "meanings": ["Arsız sokak çocuğu", "Babası belli olmayan çocuk"]}, {"word": "kopmak", "meanings": ["Herhangi bir yerinden ikiye ayrılmak", "Yerinden ayrılmak", "Gövdeden ayrılmak", "Gürültülü veya tehlikeli olaylar, birdenbire başlamak veya ortaya çıkmak", "Bütün ilişkileri kesilip büsbütün ayrılmak veya uzaklaşmak", "Kurtulmak", "Çok ağrımak", "Koşmak, hızla gitmek"]}, {"word": "kopma", "meanings": ["Kopmak işi"]}, {"word": "kopkoyu", "meanings": ["Çok koyu"]}, {"word": "kopolimer", "meanings": ["Kopolimerleşme ile elde edilen madde"]}, {"word": "kopoy", "meanings": ["Orta boylu, düşük kulaklı, tüyleri kısa bir tür av köpeği"]}, {"word": "kopup gelmek", "meanings": ["uzak bir yerden ayrılarak gelmek"]}, {"word": "kopolimerleşme", "meanings": ["Doymamış birleşikler karışımının büyük moleküller vererek polimerleşmesi"]}, {"word": "kopuk", "meanings": ["Kopmuş", "Toplum kurallarına aldırmayan erkek, işsiz güçsüz, serseri"]}, {"word": "kopuksuz", "meanings": ["Ara vermeden, durmaksızın yapılan"]}, {"word": "kopukluk", "meanings": ["Kopuk olma durumu", "Kopuğa yaraşır davranış"]}, {"word": "kopuntu", "meanings": ["Kopmuş parça", "Diaspora"]}, {"word": "kopuz", "meanings": ["Ozanların çaldığı telli Türk sazı"]}, {"word": "kopya", "meanings": ["Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı", "Suret çıkarma işi", "Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma", "Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt", "Taklit edilmiş olan", "Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı, klon"]}, {"word": "kopuzcu", "meanings": ["Kopuz çalan kimse"]}, {"word": "kopya etmek", "meanings": ["bir yazı, eser vb.nin aslına bakarak aynını veya benzerini oluşturmak"]}, {"word": "kopya çekmek", "meanings": ["genellikle yazılı sınavlarda soruları cevaplamak için bir kaynağa gizlice bakmak"]}, {"word": "kopya vermek", "meanings": ["sınavda sorulara cevap vermesi için bir kimseye gizlice yardımda bulunmak"]}, {"word": "kopyasını çıkarmak", "meanings": ["kopya etmek"]}, {"word": "kopyacı", "meanings": ["Yazılı sınavlarda kopya çeken öğrenci", "Özgün eser vermeyip başkalarının eserlerini kopya eden kimse"]}, {"word": "kopya defteri", "meanings": ["Mektup kopyalarının çıkarıldığı ince yapraklı defter"]}, {"word": "kopyacılık", "meanings": ["Kopyacı olma durumu"]}, {"word": "kopya kâğıdı", "meanings": ["Birkaç kopya çıkarmak için kâğıtların arasına konulan karbonlu kâğıt"]}, {"word": "kopya kalemi", "meanings": ["Yazısı kopya kâğıdıyla birkaç kâğıda birden çıkan sert, mor renkli bir kalem türü, sabit kalem"]}, {"word": "kopyalama", "meanings": ["Kopyalamak işi", "Basılı bir malzemeyi tıpkıbasım yöntemiyle aynen çoğaltma", "Geliştirilmiş özel yöntemlerle bir canlının benzerini yapma, klonlama"]}, {"word": "kopya mürekkebi", "meanings": ["Yazısı, üzerine konulan kâğıda ancak ıslatıldığında çıkan mürekkep"]}, {"word": "kor dökmek", "meanings": ["yanınca dayanıklı kor durumuna girmek"]}, {"word": "kor", "meanings": ["İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası", "Büyük acı, üzüntü, sıkıntı, dert", "Kırmızı renkli"]}, {"word": "kor gibi", "meanings": ["kıpkırmızı, ateş gibi"]}, {"word": "kor gibi yanmak", "meanings": ["çok parlamak", "büyük üzüntü çekmek"]}, {"word": "kore", "meanings": ["Başlıca belirtisi kısa, çabuk, değişken yapıda irade dışı hareketler olan bir hastalık"]}, {"word": "koramiral", "meanings": ["Deniz kuvvetlerinde, rütbesi tümamiral ile oramiral arasında bulunan, kara ve hava kuvvetlerindeki korgeneralin dengi olan subay"]}, {"word": "koral", "meanings": ["Koro için yazılmış dinî ezgi", "Kaynağı dinî ezgi olan orkestra parçası", "Koroyla ilgili"]}, {"word": "koramirallik", "meanings": ["Koramiralin rütbesi", "Koramiralin makamı ve görevi"]}, {"word": "kordalılar", "meanings": ["Sölomları iyi gelişmiş çok hücreli hayvanlar topluluğu"]}, {"word": "kordiplomatik", "meanings": ["Bir ülkede bulunan elçi ve elçilik görevlilerinin topluluğu"]}, {"word": "kordon", "meanings": ["Genellikle ipekten yapılmış kalın ip", "Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir", "İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu", "İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü", "Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç", "Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi", "Kıyı şeridi", "Göbek bağı", "Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı"]}, {"word": "kordon altına almak", "meanings": ["bir yere giriş çıkışı önlemek için o yeri görevlilerce korumak"]}, {"word": "kordon boyu", "meanings": ["Denize kıyısı olan şehirlerde kıyı boyunca uzanan imarlı yol"]}, {"word": "Korece", "meanings": ["Kore dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "kordone", "meanings": ["Sim, gümüş veya ipek ipliklerin bükülmesiyle hazırlanan ve el işlemelerinde kullanılan ince kordon", "Üç katlı bükülmüş ipek ipliği"]}, {"word": "koreograf", "meanings": ["Baleyi oluşturan adım ve figürleri düzenleyen sanatçı", "Defile, müzikli gösteri vb. gösterilerdeki programın genel hatlarını düzenleyen kimse", "Koreografi eserleri yazarı"]}, {"word": "korelasyon", "meanings": ["Bağıntı"]}, {"word": "koreografi", "meanings": ["Dans adımlarının kâğıda geçirilmesi", "Defile, müzikli gösteri vb. gösterilerdeki programın genel hatları", "Bir baleyi oluşturan adım, figür ve anlatımların bütünü"]}, {"word": "korgeneral", "meanings": ["Kara ve hava kuvvetlerinde rütbesi tümgeneralle orgeneral arasında olan general, ferik (II)"]}, {"word": "korgenerallik", "meanings": ["Korgeneral olma durumu", "Korgeneralin rütbesi", "Korgeneralin görevi"]}, {"word": "koridor", "meanings": ["Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit, geçenek", "İki devlet arasındaki dar toprak parçası"]}, {"word": "korida", "meanings": ["Boğa güreşi"]}, {"word": "korindon", "meanings": ["Birleşimi alüminyum oksit olan, cam parlaklığında, saydam ve türlü renklerde, elmastan sonra en sert mineral, alüminyum taşı, boksit"]}, {"word": "korkak", "meanings": ["Çok çabuk ve olmayacak şeylerden korkan (kimse, hayvan)"]}, {"word": "korkak bezirgân ne kâr eder ne zarar (veya ziyan)", "meanings": ["`iş yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korur ancak kazanç da sağlayamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kork Allah'tan korkmayandan", "meanings": ["`Tanrı'dan korkmayan kimse, insana her türlü kötülüğü yapabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "korkakça", "meanings": ["Korkak", "(korka'kça) Korkak bir biçimde"]}, {"word": "korkaklık", "meanings": ["Korkak olma durumu", "Korkakça davranış"]}, {"word": "korkaklık etmek", "meanings": ["korkak davranmak"]}, {"word": "korkalama", "meanings": ["Korkalamak işi"]}, {"word": "korkalamak", "meanings": ["Korkar gibi olmak, biraz korkmak"]}, {"word": "korkma", "meanings": ["Korkmak işi"]}, {"word": "korkmak", "meanings": ["Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak", "Kaygı duymak, endişe etmek", "Çekinmek, sakınmak, saygı duymak", "Yapamamak, cesaret edememek"]}, {"word": "kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden", "meanings": ["`nisan ayının beşinde çift süren iki öküzü birbirinden ayıracak kadar hava soğuk olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "korktuğu başına gelmek", "meanings": ["düşünülen kötü durum gerçekleşmek"]}, {"word": "korktuğuna uğramak", "meanings": ["korktuğu başına gelmek"]}, {"word": "korku", "meanings": ["Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü", "Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara", "Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, solunum ve kalp atışı hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu"]}, {"word": "korku dağları bekler (veya aşırır)", "meanings": ["`korku her yerde varlığını gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "korkuya kapılmak", "meanings": ["korku düşmek"]}, {"word": "korku düşmek", "meanings": ["endişelenmek, korkmak"]}, {"word": "korku saçmak", "meanings": ["herkesi korkutmak"]}, {"word": "korkudan çıldırmak", "meanings": ["aşırı korku yüzünden aklını yitirmek, delirmek"]}, {"word": "korku salmak", "meanings": ["korkutmak"]}, {"word": "korku vermek", "meanings": ["korkutmak"]}, {"word": "korkusundan altına etmek (veya kaçırmak veya yapmak)", "meanings": ["çok korktuğunda idrarını veya dışkısını kaçırmak"]}, {"word": "korkunun ecele faydası yoktur", "meanings": ["`kişi korkmakla kendisine gelecek bir kötülüğü önleyemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "korkuya kesmek", "meanings": ["korkmak"]}, {"word": "korkulma", "meanings": ["Korkulmak işi"]}, {"word": "korkulmak", "meanings": ["Korkmak", "Kaygı duyulmak"]}, {"word": "korkulu", "meanings": ["Korku veren, korkutan", "Kendisinden kötülük gelebilen, tehlikeli"]}, {"word": "korkulu rüya (veya düş) görmektense uyanık yatmak evladır (veya yeğdir)", "meanings": ["`tehlikeli bir işe girişmektense o işin sağlayacağı kazançtan vazgeçmek daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "korkunçlaşma", "meanings": ["Korkunçlaşmak işi"]}, {"word": "korkuluk", "meanings": ["Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla", "Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık", "Bostan korkuluğu", "Küpeşte"]}, {"word": "korkunç", "meanings": ["Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren, müthiş", "Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren", "Çok aşırı, pek çok, güçlü, şiddetli"]}, {"word": "korkunçlaştırma", "meanings": ["Korkunçlaştırmak işi"]}, {"word": "korkunçlaşmak", "meanings": ["Korkunç bir duruma gelmek, korkunç bir durum almak"]}, {"word": "korkunçlaştırmak", "meanings": ["Korkunç bir duruma getirmek"]}, {"word": "korkunçluk", "meanings": ["Korkunç olma durumu"]}, {"word": "korkusuz", "meanings": ["Korkusu olmayan, yürekli, gözü pek, pervasız", "Korku vermeyen, tehlikesiz"]}, {"word": "korkusuzca", "meanings": ["Korkusuz olarak, korkmadan"]}, {"word": "korkusuzluk", "meanings": ["Korkusuz olma durumu"]}, {"word": "korkutmaca", "meanings": ["Korkutmak amacıyla yapılan şey veya davranış"]}, {"word": "korkutma", "meanings": ["Korkutmak işi"]}, {"word": "korkutmak", "meanings": ["Korkmasına yol açmak", "Kaygıya düşürmek", "Gözdağı vermek"]}, {"word": "korlanma", "meanings": ["Korlanmak işi"]}, {"word": "korlaşmak", "meanings": ["Kor durumuna gelmek"]}, {"word": "korlanmak", "meanings": ["Kor durumuna gelmek"]}, {"word": "korna", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru, klakson"]}, {"word": "korluk", "meanings": ["Kor olma durumu", "Mangal"]}, {"word": "korner atışı", "meanings": ["Köşe atışı"]}, {"word": "korner", "meanings": ["Köşe", "Köşe atışı"]}, {"word": "kornea", "meanings": ["Saydam tabaka"]}, {"word": "kornet", "meanings": ["Pistonlu orkestra çalgısı"]}, {"word": "korniş", "meanings": ["Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç", "Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı", "Sarp, kayalık çıkıntı"]}, {"word": "kornetçi", "meanings": ["Kornet çalan kimse"]}, {"word": "kornişçi", "meanings": ["Korniş yapan veya satan kişi"]}, {"word": "kornişçilik", "meanings": ["Kornişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kornişon", "meanings": ["Kabuğunun üzeri pürtüklü bir tür turşuluk salatalık"]}, {"word": "korno", "meanings": ["Savaşlarda çağrı aracı olarak kullanılan boynuz veya fil dişi boru", "Bir ağızlık, kendi üzerine dolanmış koni biçiminde uzun bir boru ve ağzı genişçe açılan bir kulaklıktan oluşan üflemeli bakır çalgı"]}, {"word": "koro", "meanings": ["Tek veya çok sesli olarak yazılmış bir müzik eserini seslendirmek için bir araya gelen topluluk"]}, {"word": "koroner", "meanings": ["Kalbi taç şeklinde kuşatıp besleyen (damarlar)"]}, {"word": "korporasyon", "meanings": ["Lonca"]}, {"word": "korporatif", "meanings": ["Korporasyonla ilgili"]}, {"word": "korsan", "meanings": ["Gemilere saldıran deniz haydudu, deniz hırsızı", "Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse", "İzinsiz olarak çoğaltılan (kitap, kaset vb.)", "İzinsiz olarak yapılan", "Bir hakkı izinsiz olarak kullanan"]}, {"word": "korsanlık", "meanings": ["Korsan olma durumu", "Bir hakkı izinsiz olarak kullanma"]}, {"word": "korse", "meanings": ["İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi", "Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda bedeni düzgün tutmaya yarayan nesne, sargaç"]}, {"word": "korseci", "meanings": ["Korse yapan veya satan kimse"]}, {"word": "korsecilik", "meanings": ["Korsecinin yaptığı iş"]}, {"word": "korseli", "meanings": ["Korsesi olan"]}, {"word": "kort", "meanings": ["Tenis oynanan alan, tenis sahası, tenis kortu"]}, {"word": "korsesiz", "meanings": ["Korsesi olmayan"]}, {"word": "korte etmek", "meanings": ["Oynaşmak"]}, {"word": "korte", "meanings": ["Âşıktaşlık, flört"]}, {"word": "kortej", "meanings": ["Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kimseler, maiyet", "Alay (I)"]}, {"word": "korteks", "meanings": ["Kabuk", "Bir organ veya yapının dış katmanı", "Beyin kabuğu"]}, {"word": "kortizon", "meanings": ["Yaralanmanın, korkunun veya soğuğun yol açtığı stresler sonucu vücutta şeker yapımını hızlandıran böbrek üstü bezi kabuğunun salgıladığı, şeker, protein ve yağ metabolizmasına etki eden hormon"]}, {"word": "kortizonlu", "meanings": ["Birleşiminde kortizon olan"]}, {"word": "koru", "meanings": ["Bakımlı küçük orman"]}, {"word": "kortizonlu ilaç", "meanings": ["İltihaplanmada, alerjilerde ve bazı kan hastalıklarının tedavisinde kullanılan, birleşiminde kortizon olan ilaç"]}, {"word": "korucuk", "meanings": ["Küçük koru"]}, {"word": "korucu", "meanings": ["Orman veya kır bekçisi", "Kırsal bölgede güvenlik güçlerine yardımcı olan sivil görevli"]}, {"word": "koruculuk", "meanings": ["Korucunun yaptığı iş"]}, {"word": "koruk", "meanings": ["Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm", "İçi boş (kabuklu meyve)"]}, {"word": "korugan", "meanings": ["Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan, korunmaya elverişli, kare biçimindeki ev", "Ateş etmeye imkân verecek biçimde hazırlanmış delik ve mazgalları bulunan yer"]}, {"word": "koruk lüferi", "meanings": ["Ağustosta avlanan turfanda lüfer"]}, {"word": "koruk suyu", "meanings": ["Koruğun ezilmesiyle elde edilen sıvı"]}, {"word": "koruk şerbeti", "meanings": ["Koruktan yapılan, bazen nane veya oğul otu katılan şerbet"]}, {"word": "koruluk", "meanings": ["Koru durumunda olan sık ağaçlı yer"]}, {"word": "koruma", "meanings": ["Korumak işi", "Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi, koruma görevlisi", "Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması"]}, {"word": "korumaya almak", "meanings": ["tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi veya eseri saldırılardan korumak üzere önlem almak"]}, {"word": "korumak", "meanings": ["Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek", "Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek", "Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek", "Tehlikeli, zararlı durumları önlemek", "Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek", "Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek", "Karşılamak, denk gelmek"]}, {"word": "korumalık", "meanings": ["Koruma sağlayan şey"]}, {"word": "koruma polisi", "meanings": ["Can güvenliği tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi korumak üzere eğitilmiş ve bazı özel aletlerle donatılmış emniyet görevlisi"]}, {"word": "korun", "meanings": ["Üst derinin en dış tabakası"]}, {"word": "koruncak", "meanings": ["Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme, mahfaza"]}, {"word": "korunaksız", "meanings": ["Korunağı olmayan"]}, {"word": "korunak", "meanings": ["Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer", "Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer", "Koruyan, esirgeyen, saklayan kimse"]}, {"word": "korunaklı", "meanings": ["Korunağı olan"]}, {"word": "korun dokusu", "meanings": ["Korunu ve bu tabakanın değişimiyle oluşan tırnak, boynuz vb.ni yapan doku"]}, {"word": "korunga", "meanings": ["Otsu, genellikle 30-70 santimetre boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki (Onobrychis viciifolia)"]}, {"word": "korungalık", "meanings": ["Tirfil tarlası"]}, {"word": "korunma", "meanings": ["Korunmak işi"]}, {"word": "korunma görmek", "meanings": ["anlayış veya hoşgörü ile karşılanmak"]}, {"word": "korunum", "meanings": ["Korunma işi, muhafaza"]}, {"word": "korunmak", "meanings": ["Kendini korumak, bir yere sığınmak, bir şeyden sakınmak", "Koruma işine konu olmak"]}, {"word": "koruyucu", "meanings": ["Koruyan kimse, muhafız", "Himaye eden, kollayıcı, hami", "Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan (ilaç veya işlem)"]}, {"word": "koruyuculuk", "meanings": ["Korumacı olma durumu, kollayıcılık, himaye"]}, {"word": "koruyucu hekimlik", "meanings": ["Hastalık ortaya çıkmadan önce alınacak önlemlerle ilgilenen hekimlik dalı"]}, {"word": "koruyucu ünsüz", "meanings": ["Bağlayıcı ünsüz"]}, {"word": "koruyuş", "meanings": ["Koruma işi"]}, {"word": "korvet", "meanings": ["Denizaltılara karşı özel olarak silahlandırılan bir tür savaş gemisi"]}, {"word": "korza", "meanings": ["Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması"]}, {"word": "kosa", "meanings": ["Bir tür uzun saplı orak"]}, {"word": "kosinüs", "meanings": ["Tümler açının sinüsü"]}, {"word": "koskocaman", "meanings": ["Çok büyük, çok iri, muazzam", "Geniş, büyük"]}, {"word": "koskoca", "meanings": ["Çok büyük, muazzam", "Boyca uzun"]}, {"word": "kostak", "meanings": ["Zarif, kibar, çalımlı, güzel giyinmiş, yakışıklı", "Yiğit, kabadayı, yürekli"]}, {"word": "kostaklanmak", "meanings": ["Zarif, kibar görünmeye çalışmak, çalım satmak, gösteriş yapmak"]}, {"word": "kostaklanma", "meanings": ["Kostaklanmak işi"]}, {"word": "koster", "meanings": ["Kıyı limanları arasında sefer yapmak üzere inşa edilmiş ve donatılmış küçük yük gemisi"]}, {"word": "kostik", "meanings": ["Hayvan ve bitki dokularını yakan, aşındıran"]}, {"word": "kostüm", "meanings": ["Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi", "Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi", "Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı"]}, {"word": "kostümcü", "meanings": ["Kostüm diken, hazırlayan veya satan kimse"]}, {"word": "kostümlü", "meanings": ["Kostüm giymiş olan", "Alışılmış ve günlük giysilerin dışında bazı özel giysiler giyilen"]}, {"word": "kostümlük", "meanings": ["Kostüm yapmaya elverişli"]}, {"word": "koşalık", "meanings": ["Koşa olma durumu"]}, {"word": "koşaç", "meanings": ["Ad cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren, yükleme güçlü ihtimal, olumluluk, olumsuzluk, süreklilik, kesinlik kavramları veren -dır \\/ -dir eki veya değil kelimesi"]}, {"word": "koşa", "meanings": ["Çift, eş, ikiz", "Hep birlikte"]}, {"word": "koşaltı", "meanings": ["İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama"]}, {"word": "koşam", "meanings": ["Avuç", "İki avuç dolusu"]}, {"word": "koşamlama", "meanings": ["Koşamlamak işi"]}, {"word": "koşar adım", "meanings": ["Toplu jimnastikte yapılan hafif tempolu koşu", "Hızlı adımlarla, koşarcasına"]}, {"word": "koşmaca", "meanings": ["Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "koşma", "meanings": ["Koşmak işi", "Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç", "Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk kıtasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki kıtalarının dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri"]}, {"word": "koşamlamak", "meanings": ["İki elle avuçlamak"]}, {"word": "koşmak", "meanings": ["Birlikte iş görmesi için bir şeyi, bir kimseyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek", "Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak", "Birini, bir işte görevlendirmek"]}, {"word": "koşmak", "meanings": ["Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek", "Bir yere ivedilikle gitmek", "Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak", "Koşuya çıkmak", "Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek"]}, {"word": "koşu atı", "meanings": ["Koşu için yetiştirilmiş at"]}, {"word": "koşnil", "meanings": ["Kırmız böceğinin güzel lal boya çıkarılan bir türü, kabuklu bit (Coccus coeti)"]}, {"word": "koşturma", "meanings": ["Koşturmak işi"]}, {"word": "koşturmak", "meanings": ["Koşma işini yaptırmak", "Çok hızlı koşmak", "Çabucak göndermek", "Çabalamak, uğraşmak"]}, {"word": "koşturulma", "meanings": ["Koşturulmak işi"]}, {"word": "koşturulmak", "meanings": ["Koşma işi yaptırılmak"]}, {"word": "koşu koparmak", "meanings": ["hızla koşuvermek, çabucak atılıp gitmek"]}, {"word": "koşucu", "meanings": ["Koşuya katılan yarışçı"]}, {"word": "koşu", "meanings": ["Koşma", "Koşarak yapılan yarış", "At yarışı"]}, {"word": "koşuk", "meanings": ["Şiir", "Koşma, türkü"]}, {"word": "koşul", "meanings": ["Şart", "Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri"]}, {"word": "koşullama", "meanings": ["Koşullamak işi"]}, {"word": "koşullamak", "meanings": ["Koşul öne sürmek"]}, {"word": "koşullanma", "meanings": ["Şartlanma"]}, {"word": "koşullandırmak", "meanings": ["Şartlandırmak"]}, {"word": "koşullandırma", "meanings": ["Şartlandırma"]}, {"word": "koşullanmak", "meanings": ["Şartlanmak"]}, {"word": "koşullu tepke", "meanings": ["Şartlı refleks"]}, {"word": "koşullu", "meanings": ["Şartlı", "Şartlanmış olan"]}, {"word": "koşulma", "meanings": ["Koşulmak işi"]}, {"word": "koşulmak", "meanings": ["Koşmak (II) işi yapılmak", "Bir yere sürülmek, gönderilmek", "Herhangi biri koşmak (I)"]}, {"word": "koşulsuz tepke", "meanings": ["Şartsız refleks"]}, {"word": "koşulsuz", "meanings": ["Şartsız"]}, {"word": "koşum hayvanı", "meanings": ["Koşum atı"]}, {"word": "koşum", "meanings": ["Araba hayvanının kayış takımı, koşum takımı", "Hayvanın arabaya koşulması"]}, {"word": "koşumcu", "meanings": ["Araba hayvanlarının kayış bölümünü yapan kimse"]}, {"word": "koşum atı", "meanings": ["Arabaya koşulan at veya hayvan, koşum hayvanı"]}, {"word": "koşumlu", "meanings": ["Koşum geçirilmiş, koşulmuş (hayvan)"]}, {"word": "koşum takımı", "meanings": ["Koşum"]}, {"word": "koşun bağlamak", "meanings": ["koşun durumuna girmek, saf tutmak"]}, {"word": "koşun", "meanings": ["Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf", "Yan yana dizilmiş insanların oluşturduğu dizi", "Koşu, yarış"]}, {"word": "koşuşma", "meanings": ["Koşuşmak işi"]}, {"word": "koşuntu", "meanings": ["Tayfa"]}, {"word": "koşuşmak", "meanings": ["Birlikte ve birden koşmak", "Koşuşturmak"]}, {"word": "koşuşturma", "meanings": ["Koşuşturmak işi"]}, {"word": "koşuşturmak", "meanings": ["Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek, koşuşmak"]}, {"word": "koşut", "meanings": ["Paralel"]}, {"word": "koşutlaştırmak", "meanings": ["Birine koşut duruma getirmek, paralelleştirmek"]}, {"word": "koşutçuluk", "meanings": ["Kişide, ruhsal ve bedensel olaylar arasında koşutluk bulunduğunu ileri süren öğreti, paralelizm"]}, {"word": "koşutlaştırma", "meanings": ["Koşutlaştırmak işi, paralelleştirme"]}, {"word": "koşu yolu", "meanings": ["Sağlıklı yaşam için orman içlerinde veya yol kenarlarında özel olarak düzenlenmiş, şerit hâlinde toprak yol"]}, {"word": "koşutluk", "meanings": ["İki çizginin koşut olması, paralellik", "Olay, düşünce vb. arasında benzerlik bulunması durumu"]}, {"word": "kot", "meanings": ["Giysi yapılan mavi bir tür kumaş, blucin", "Bu kumaştan yapılan (giysi)"]}, {"word": "kota", "meanings": ["Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste", "Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama", "Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı", "Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı"]}, {"word": "kotan", "meanings": ["Pulluk, büyük saban"]}, {"word": "kotarılma", "meanings": ["Kotarılmak işi"]}, {"word": "kotarılmak", "meanings": ["Kotarma işi yapılmak"]}, {"word": "kotarma", "meanings": ["Kotarmak işi"]}, {"word": "kotlama", "meanings": ["Kotlamak işi"]}, {"word": "kotarmak", "meanings": ["Pişen yemeği başka kaba boşaltmak", "Hazırlamak", "Bir işi tamamlamak, bitirmek", "Üstesinden gelmek"]}, {"word": "kotlamak", "meanings": ["Bir harita veya taslaktaki miktarın kotlarını koymak, numaralamak"]}, {"word": "kotlet", "meanings": ["Pirzola"]}, {"word": "kotletpane", "meanings": ["Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola"]}, {"word": "kotonperle", "meanings": ["İbrişim gibi parlak ve kalın bir cins pamuk iplik"]}, {"word": "koton", "meanings": ["Pamuktan yapılan (kumaş vb.)"]}, {"word": "kotra", "meanings": ["Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli"]}, {"word": "kotra", "meanings": ["Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan"]}, {"word": "kov", "meanings": ["Dedikodu"]}, {"word": "kov etmek", "meanings": ["dedikodu yapmak"]}, {"word": "Kova", "meanings": ["Zodyak üzerinde Oğlak ile Balık arasında bulunan takımyıldızın adı"]}, {"word": "kova", "meanings": ["Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap", "Bu kabın alacağı miktarda", "Futbolda çok gol yiyen (kaleci veya takım)"]}, {"word": "kova olmak", "meanings": ["çok gol yemek"]}, {"word": "kovalama", "meanings": ["Kovalamak işi"]}, {"word": "kova", "meanings": ["Bataklıklarda yetişen bir tür saz, hasır otu"]}, {"word": "kovalamaca", "meanings": ["Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu", "Arkasından koşma, peşinden gitme"]}, {"word": "kovalamak", "meanings": ["Kovmak", "Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak", "Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek", "Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak"]}, {"word": "kovalanış", "meanings": ["Kovalanma işi"]}, {"word": "kovalanma", "meanings": ["Kovalanmak işi"]}, {"word": "kovalanmak", "meanings": ["Kovalama işine konu olmak"]}, {"word": "kovalayış", "meanings": ["Kovalama işi"]}, {"word": "kovan anahtar", "meanings": ["Altı ve sekiz köşe cıvataları sıkmak ve sökmek için kullanılan anahtar"]}, {"word": "kovalık", "meanings": ["Sazlık yer"]}, {"word": "kovan", "meanings": ["Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık", "Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınağı", "Yayık"]}, {"word": "kovanlık", "meanings": ["Arılık (II)"]}, {"word": "kovboy", "meanings": ["Amerika'da sığır çobanı", "Gangsterliğe özenen kimse"]}, {"word": "kovan otu", "meanings": ["Oğul otu"]}, {"word": "kovboyculuk", "meanings": ["Çocukların kendilerini kovboya benzeterek oynadığı bir oyun"]}, {"word": "kovcu", "meanings": ["Dedikoducu"]}, {"word": "kovculuk", "meanings": ["Dedikoduculuk"]}, {"word": "kovculuk etmek", "meanings": ["dedikodu etmek"]}, {"word": "kovdurma", "meanings": ["Kovdurmak işi"]}, {"word": "kovdurmak", "meanings": ["Kovma işini yaptırmak"]}, {"word": "garanti", "meanings": ["Güvence", "Kesinlikle, kesin olarak, ne olursa olsun"]}, {"word": "kovlama", "meanings": ["Kovlamak işi"]}, {"word": "kovma", "meanings": ["Kovmak işi"]}, {"word": "kovlamak", "meanings": ["Dedikodu etmek"]}, {"word": "kovmak", "meanings": ["Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek", "Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak", "İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak", "Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak", "Gözetmek"]}, {"word": "kovucuk", "meanings": ["Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik, adese"]}, {"word": "garajcı", "meanings": ["Otomobil, otobüs vb. taşıtları belli bir süre barındıran, gereğinde bakım ve onarımlarını yaptıran işletmeci"]}, {"word": "garami", "meanings": ["Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan (sanat eseri)"]}, {"word": "garanti altına almak", "meanings": ["güvence altına almak"]}, {"word": "garanti vermek", "meanings": ["güvence altına almak"]}, {"word": "garanti etmek", "meanings": ["bir şeyle ilgili olarak güvence vermek", "bir işin gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almak"]}, {"word": "garantileme", "meanings": ["Garantilemek işi"]}, {"word": "garantilemek", "meanings": ["Bir işin gerçekleşmesi için gereken önlemleri almak, sağlama bağlamak"]}, {"word": "garantili", "meanings": ["Güvenceli"]}, {"word": "garantisiz", "meanings": ["Güvencesiz"]}, {"word": "garantör", "meanings": ["Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet), güvenceci", "Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülükten, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi"]}, {"word": "garaz", "meanings": ["Kin", "Hedef, amaç, maksat"]}, {"word": "Garbi", "meanings": ["Batı ile ilgili, Batı'ya özgü olan"]}, {"word": "garaz bağlamak", "meanings": ["birine karşı kin beslemek"]}, {"word": "garazkâr", "meanings": ["Garazlı"]}, {"word": "garazı olmak", "meanings": ["birine karşı kötülük, kin beslemek"]}, {"word": "garazkârlık", "meanings": ["Garazkâr olma durumu"]}, {"word": "garazlı", "meanings": ["Kin güden, garazı olan, garazkâr"]}, {"word": "garazsız ivazsız", "meanings": ["Hiçbir gizli maksat gütmeden"]}, {"word": "garazsız", "meanings": ["Kin beslemeyen, garazı olmayan"]}, {"word": "gardını almak", "meanings": ["savunma durumuna geçmek", "önceden önlemini almak"]}, {"word": "gard", "meanings": ["Eskrim, boks vb. oyunlarda korunmak için alınan durum"]}, {"word": "garç gurç", "meanings": ["Birbirine sürtünen nesnelerin çıkardığı ses"]}, {"word": "garç gurç etmek", "meanings": ["`garç gurç` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "gardenparti", "meanings": ["Bir bahçede veya parkta yapılan yemekli şölen"]}, {"word": "gardenya", "meanings": ["Kök boyasıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi (Gardenia)", "Bu ağaççığın güzel kokulu çiçeği"]}, {"word": "gardırop", "meanings": ["Giysi dolabı", "Bir kişinin sahip olduğu bütün giysileri, giysi takımları"]}, {"word": "gardıfren", "meanings": ["Trenlerde vagon frenlerini işleten kimse"]}, {"word": "gardıropçu", "meanings": ["Giydirici"]}, {"word": "gardiyanlık", "meanings": ["Gardiyan olma durumu", "Gardiyanın görevi"]}, {"word": "gardiyan", "meanings": ["Cezaevlerinde düzeni, tutukluların kurallara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse"]}, {"word": "gargar", "meanings": ["Süzgeçli testi"]}, {"word": "gargara yapmak", "meanings": ["bir sıvı ile ağzı veya boğazı çalkalamak"]}, {"word": "gargara", "meanings": ["Su veya ilaçlı sıvı ile ağız veya yutağı başı arkaya atıp solukla da sıvının yutulmasını engelleyerek çalkalama işi", "Bu maksatla kullanılan ilaçlı sıvı"]}, {"word": "gargaraya getirmek", "meanings": ["gürültüye, karışıklığa boğarak bir sözün veya bir işin etkisini azaltmak, dağıtmak, dikkatten kaçırmak", "argo- kandırmak, aldatmak"]}, {"word": "gariban", "meanings": ["Kimsesiz, zavallı, garip"]}, {"word": "garibanlık", "meanings": ["Gariban olma durumu"]}, {"word": "garibe", "meanings": ["Şaşılacak şey, yadırganacak şey"]}, {"word": "garip", "meanings": ["Kimsesiz, zavallı olan", "Yabancı, gurbette yaşayan, elgin", "Acayip", "Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz", "Dokunaklı, hüzün veren"]}, {"word": "garip bulmak", "meanings": ["yadırgamak, tuhaf ve anlaşılmaz olarak nitelemek"]}, {"word": "garip kuşun yuvasını Allah yapar", "meanings": ["`garip ve kimsesiz kişiye Tanrı yardım eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "garibe bir selam bin altın değer", "meanings": ["`yabancı yerde tek başına kalan kimseye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, en büyük iyilik yerine geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "garibine gitmek", "meanings": ["yadırgamak, şaşırmak"]}, {"word": "garipleşmek", "meanings": ["Garip bir duruma gelmek"]}, {"word": "garipleşme", "meanings": ["Garipleşmek işi"]}, {"word": "gariplik", "meanings": ["Garip olma durumu, garabet"]}, {"word": "garipseme", "meanings": ["Garipsemek işi"]}, {"word": "gariplik basmak", "meanings": ["yalnızlık çökmek"]}, {"word": "garipsemek", "meanings": ["Kendini gurbette veya kimsesiz gibi düşünerek içlenmek", "Bir şeyi garip, tuhaf ve uygunsuz bulmak, alışamamak, yadırgamak"]}, {"word": "gark etmek", "meanings": ["batırmak, boğmak", "birine bir şeyi bol bol vermek"]}, {"word": "gark", "meanings": ["Suya batma, boğulma", "Suya batırma"]}, {"word": "garnitür", "meanings": ["Et veya balık gibi asıl yemeğin yanına eklenen sebze, patates vb. yiyecekler", "Herhangi bir şeyi ona uygun nitelikte tamamlayan nesne", "Giyecekleri süslemek için eklenen şey."]}, {"word": "gark olmak", "meanings": ["gömülmek, batmak", "boğulmak"]}, {"word": "garnitürlü", "meanings": ["Garnitürü olan"]}, {"word": "garnizon", "meanings": ["Bir şehri savunan veya yalnız orada bulunan askerî birlikler", "Askerî birliklerin bulunduğu yer"]}, {"word": "garoz", "meanings": ["Palamut ve toriğin iç organları"]}, {"word": "garp", "meanings": ["Batı, günindi"]}, {"word": "Garpçı", "meanings": ["Batıcı"]}, {"word": "Garpçılık", "meanings": ["Batıcılık"]}, {"word": "Garpkâri", "meanings": ["Batı örneklerine benzer"]}, {"word": "Garplı", "meanings": ["Batılı"]}, {"word": "Garplılaşma", "meanings": ["Batılılaşma"]}, {"word": "Garplılaşmak", "meanings": ["Batılılaşmak"]}, {"word": "Garplılaştırma", "meanings": ["Batılılaştırma"]}, {"word": "Garplılık", "meanings": ["Batılılık"]}, {"word": "garson", "meanings": ["Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse"]}, {"word": "Garplılaştırmak", "meanings": ["Batılılaştırmak"]}, {"word": "garsonluk", "meanings": ["Garson olma durumu", "Garsonun görevi"]}, {"word": "garsoniyer", "meanings": ["Bazı erkeklerin, evlilik dışı ilişkiler için kendi konutlarından ayrı olarak tuttukları özel konut"]}, {"word": "gaseyan", "meanings": ["İç bulantısı", "Kusma"]}, {"word": "gaseyan etmek", "meanings": ["kusmak"]}, {"word": "gasil", "meanings": ["Ölü yıkama"]}, {"word": "gasp", "meanings": ["Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma"]}, {"word": "gasletme", "meanings": ["Gasletmek işi"]}, {"word": "gasletmek", "meanings": ["Ölüyü yıkamak"]}, {"word": "gassal", "meanings": ["Ölü yıkayıcı"]}, {"word": "gastroenterolog", "meanings": ["Sindirim bilimci"]}, {"word": "gastroenteroloji", "meanings": ["Sindirim bilimi", "Hastanelerde sindirim organları hastalıklarının incelendiği, tedavi edildiği bölüm"]}, {"word": "gastrit", "meanings": ["Midedeki yangı"]}, {"word": "gastronom", "meanings": ["Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse"]}, {"word": "gastronomi", "meanings": ["Yemeği iyi yeme merakı", "Sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak, yemek düzeni ve sistemi"]}, {"word": "gastroskop", "meanings": ["Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiberoptik alet"]}, {"word": "gastroskopi", "meanings": ["Gastroskopla yapılan inceleme"]}, {"word": "gastrula", "meanings": ["Yumurta hücresi oğulcuk durumuna gelirken blastulanın bir noktasından çukurlaşarak iç içe geçmiş iki hücre katmanı biçimine girme evresi"]}, {"word": "gaşiy", "meanings": ["Kendinden geçme, bayılma"]}, {"word": "gaşyolmak", "meanings": ["Kendinden geçmek"]}, {"word": "gaşyolma", "meanings": ["Gaşyolmak durumu"]}, {"word": "gato", "meanings": ["Pasta, çörek"]}, {"word": "gauss", "meanings": ["Manyetik alanın şiddet birimi"]}, {"word": "gavot", "meanings": ["Bir tür eski Fransız halk dansı"]}, {"word": "gâvur etmek", "meanings": ["boşuna harcamak, yerinde harcamamış olmak, işe yaramaz duruma getirmek"]}, {"word": "gâvur", "meanings": ["Dinsiz kimse", "Müslüman olmayan kimse", "Merhametsiz, acımasız", "İnatçı"]}, {"word": "gâvur olmak", "meanings": ["Müslüman olmamak", "dinsiz olmak", "boşuna harcanmak"]}, {"word": "gâvur ölüsü gibi", "meanings": ["çok ağır ve hantal"]}, {"word": "gâvur orucu gibi uzamak", "meanings": ["bir iş gereğinden çok sürmek, sürüncemede kalmak"]}, {"word": "gâvura kızıp oruç yemek (veya bozmak)", "meanings": ["başkasına kızıp kendisine zararlı olan bir iş yapmak"]}, {"word": "gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar", "meanings": ["`kişi, inançları ayrı da olsa, hoşlanmasa da geçimini sağlayan kimseye hizmet eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gâvurca", "meanings": ["Batılıların konuştuğu yabancı dillerden herhangi biri", "(gâvu'rca) Acımasız bir biçimde, insafsızca, gâvurcasına"]}, {"word": "gâvur eziyeti", "meanings": ["Bile bile verilen zahmet, eziyetli iş"]}, {"word": "gâvurcasına", "meanings": ["Gâvurca"]}, {"word": "gâvur icadı", "meanings": ["Batı yapısı teknik eşyaya tutucu çevrelerin verdiği ad"]}, {"word": "gâvur inadı", "meanings": ["Yumuşatılamayan, yok edilemeyen inat"]}, {"word": "gâvur inadı tutmak", "meanings": ["iyiden iyiye inatlaşmaya başlamak"]}, {"word": "gâvurlaşma", "meanings": ["Gâvurlaşmak işi"]}, {"word": "gâvurlaşmak", "meanings": ["Gâvur olmak", "Acımasız davranmaya başlamak"]}, {"word": "gâvurluk etmek", "meanings": ["acımasız, insafsız davranışlarda bulunmak, gaddarlık etmek"]}, {"word": "gâvurluk", "meanings": ["Gâvur olma durumu, dinsizlik", "Acımasızlık, insafsızlık, gaddarlık"]}, {"word": "gaybubet", "meanings": ["Göz önünde bulunmama"]}, {"word": "gayakol", "meanings": ["Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı"]}, {"word": "gaybubet etmek", "meanings": ["göz önünde bulunmamak"]}, {"word": "gayda", "meanings": ["Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli, İskoçların millî çalgısı"]}, {"word": "gaydacı", "meanings": ["Gayda çalan veya yapıp satan kimse"]}, {"word": "gaye", "meanings": ["Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç, maksat"]}, {"word": "gayeli", "meanings": ["Amacı olan"]}, {"word": "gayesiz", "meanings": ["Amacı olmayan", "Herhangi bir amaç olmadan"]}, {"word": "gayet", "meanings": ["Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde"]}, {"word": "gayetle", "meanings": ["Aşırı derecede"]}, {"word": "gayr", "meanings": ["Başka kimse, başkası"]}, {"word": "gayret", "meanings": ["Çalışma, çaba, çalışma isteği", "Koruma, esirgeme, kayırma duygusu", "Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu"]}, {"word": "gayret dayıya düştü", "meanings": ["`iş, onu başarabilecek olana kaldı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gayret etmek", "meanings": ["emekle çalışmak, çabalamak, uğraşmak"]}, {"word": "gayret göstermek", "meanings": ["çaba harcamak, başarmak için çalışmak"]}, {"word": "gayret vermek", "meanings": ["isteklendirmek, özendirmek, yüreklendirmek"]}, {"word": "gayrete gelmek", "meanings": ["bir işi yapmaya veya bitirmeye özenmek; canlanmak"]}, {"word": "gayretine dokunmak", "meanings": ["bir işi yapamayacağını ileri sürenlere kızarak veya kendisinin yapması beklenen işi başkasının yapmasından utanç duyarak başarmaya çalışmak"]}, {"word": "gayretkeş", "meanings": ["Çalışkan", "Yan tutan, kayıran"]}, {"word": "gayretkeşlik", "meanings": ["Gayretkeş olma durumu"]}, {"word": "gayretlenme", "meanings": ["Gayretlenmek işi"]}, {"word": "gayretlenmek", "meanings": ["Çalışma isteği duymak veya çalışma isteği artmak"]}, {"word": "gayretli", "meanings": ["Çalışkan, çaba gösteren"]}, {"word": "gayretlilik", "meanings": ["Gayretli olma durumu"]}, {"word": "gayretsiz", "meanings": ["Çalışmayan, çaba göstermeyen"]}, {"word": "gayretsizlik", "meanings": ["Gayretsiz olma durumu"]}, {"word": "gayrı", "meanings": ["Başka, diğer", "(ga'yrı) Artık, bundan böyle"]}, {"word": "gayri", "meanings": ["Gayrı"]}, {"word": "gayriahlaki", "meanings": ["Ahlaka aykırı olan"]}, {"word": "gayriciddi", "meanings": ["Ciddi olmayan"]}, {"word": "gayriihtiyari", "meanings": ["İstemeksizin, düşünmeden, elinde olmayarak"]}, {"word": "gayriinsani", "meanings": ["İnsanlık dışı"]}, {"word": "gayriiradi", "meanings": ["İstençsiz"]}, {"word": "gayrikabil", "meanings": ["Çözümü olmayan"]}, {"word": "gayrikanuni", "meanings": ["Yasa dışı"]}, {"word": "gayrimahdut", "meanings": ["Sınırsız, sonsuz, uçsuz olan"]}, {"word": "gayrimakul", "meanings": ["Akla aykırı, saçma olan"]}, {"word": "gayrimeskûn", "meanings": ["Boş, ıssız, şenliksiz olan"]}, {"word": "gayrimemnun", "meanings": ["Memnun olmayan"]}, {"word": "gayrimenkul", "meanings": ["Taşınmaz"]}, {"word": "gayrisafi millî hasıla", "meanings": ["Bir ülkede bir yıl süresince üretilen mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarına göre hesaplanan değeri"]}, {"word": "gayrimeşru", "meanings": ["Yolsuz, yasaya veya töreye aykırı", "Evlilik dışı"]}, {"word": "gayrimuayyen", "meanings": ["Belirsiz"]}, {"word": "gayrimuntazam", "meanings": ["Düzensiz, dağınık"]}, {"word": "gayrimümkün", "meanings": ["Olanaksız"]}, {"word": "gayrimüslim", "meanings": ["Müslüman olmayan kimse"]}, {"word": "gayrinizami", "meanings": ["Düzenli olmayan, düzensiz"]}, {"word": "gayrisafi", "meanings": ["Karışık, katışık olan"]}, {"word": "gayrisafi hasılat", "meanings": ["Net olmayan gelir"]}, {"word": "gayrisıhhi", "meanings": ["Sağlıklı olmayan, sağlıksız"]}, {"word": "gayrişahsi", "meanings": ["Kişilik dışı"]}, {"word": "gayritabii", "meanings": ["Sıra dışı", "Acayip", "Acayip bir biçimde"]}, {"word": "gayur", "meanings": ["Gayreti olan, gayretli, çok çalışkan"]}, {"word": "Gayya", "meanings": ["Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı"]}, {"word": "gayya kuyusu", "meanings": ["Karmaşık işlerin döndüğü yer veya çok çapraşık durum, gayya"]}, {"word": "gayz", "meanings": ["Öfke, hınç"]}, {"word": "gayzer", "meanings": ["Kaynaç"]}, {"word": "gaz", "meanings": ["Tül"]}, {"word": "gayzerit", "meanings": ["Kaynaç taşı"]}, {"word": "gaz", "meanings": ["Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde", "Gaz yağı", "Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması", "Gaz lambası", "Doğal gaz"]}, {"word": "gaz vermek", "meanings": ["motorlu taşıtlarda gaz pedalına basmak", "dolduruşa getirmek", "coşturmak"]}, {"word": "gaza getirmek", "meanings": ["birini olmadık bir şey veya hayalî bilgilerle coşturmak, ileri sürmek"]}, {"word": "gaza gelmek", "meanings": ["dolduruşa gelmek"]}, {"word": "gaza basmak (veya dayanmak)", "meanings": ["harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına basmak", "bir işi hızlandırmak"]}, {"word": "gaza", "meanings": ["İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaş"]}, {"word": "gazal", "meanings": ["Ceylan"]}, {"word": "gaza yüklenmek", "meanings": ["harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına çokça basmak"]}, {"word": "gazap", "meanings": ["Öfke, kızgınlık, hiddet"]}, {"word": "gazaba gelmek", "meanings": ["öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "gazaba uğramak", "meanings": ["güçlü bir kimsenin hışmına uğramak"]}, {"word": "gazaplandırma", "meanings": ["Gazaplandırmak işi"]}, {"word": "gazabını yenmek", "meanings": ["öfkesini, şiddetini göstermemek veya bastırmak"]}, {"word": "gazaplanma", "meanings": ["Gazaplanmak işi"]}, {"word": "gazaplanmak", "meanings": ["Öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "gazaplandırmak", "meanings": ["Öfkelendirmek, kızdırmak"]}, {"word": "gazaplı", "meanings": ["Öfkeli, kızgın, hiddetli"]}, {"word": "gaz bombası", "meanings": ["İçinde, atıldığında canlılara zarar verecek gazlar bulunan bomba"]}, {"word": "gaz boyaması", "meanings": ["En son işlem olarak gaz yağına sokularak boyaları sabitleştirilmiş olan başlık, başörtüsü"]}, {"word": "gazeki", "meanings": ["Cepken altına giyilen kolsuz bir tür giysi"]}, {"word": "gazel okumak", "meanings": ["gazel söylemek", "oyalamak veya kandırmak üzere boş sözler söylemek"]}, {"word": "gazel", "meanings": ["Divan edebiyatında 5-10 beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi", "Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri"]}, {"word": "gazel tutturmak", "meanings": ["yüksek sesle şarkı veya türkü söylemek"]}, {"word": "gazel", "meanings": ["Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı"]}, {"word": "gazelhan", "meanings": ["Gazel okuyan, gazel söyleyen kimse"]}, {"word": "gazelhanlık", "meanings": ["Gazelhanın yaptığı iş"]}, {"word": "gazellenme", "meanings": ["Gazellenmek işi"]}, {"word": "gazeliyat", "meanings": ["Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü"]}, {"word": "gazete", "meanings": ["Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın", "Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer"]}, {"word": "gazellenmek", "meanings": ["Ağaç yapraklarını dökmek", "Yaprak sararıp kurumak"]}, {"word": "gazeteci", "meanings": ["Gazete yayımlayan kimse", "Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse", "Gazete satan kimse"]}, {"word": "gazetelik", "meanings": ["Gazete koymaya yarar küçük çatkı", "Gazeteye haber olarak yazılacak nitelikte olan"]}, {"word": "gazetecilik", "meanings": ["Gazetecinin yaptığı iş"]}, {"word": "gazhane", "meanings": ["Hava gazı üretilen veya depolanan yer"]}, {"word": "gazışı", "meanings": ["Termik etki olmaksızın kendiliğinden görülen ışık"]}, {"word": "gazışıl", "meanings": ["Gazışı ile ilgili, gazışı saçabilen"]}, {"word": "gazi olmak", "meanings": ["savaştan, ölmeden dönmek"]}, {"word": "gazi", "meanings": ["Müslümanlıkta düşmanla savaşan veya savaş yapmış kimse", "Olağanüstü yararlıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara devlet tarafından verilen onur unvanı", "Savaştan sağ olarak dönen kimse"]}, {"word": "gaz ibiği", "meanings": ["Gaz lambasının gazın yanması için üzerinde fitil bulunan ağzı"]}, {"word": "gaziler helvası", "meanings": ["Undan yapılan bir helva türü"]}, {"word": "gazilik", "meanings": ["Gazi olma durumu", "Gazi unvanı", "Yiğitlik"]}, {"word": "gazino", "meanings": ["Yemek yenilen, gösteri izlenen, müzik dinlenen, bazen oyun sergilenen eğlence yeri", "Büyük kahvehane ve birahane"]}, {"word": "gazinoculuk", "meanings": ["Gazinocunun yaptığı iş"]}, {"word": "gazinocu", "meanings": ["Gazino işleten kimse"]}, {"word": "gazlama", "meanings": ["Gazlamak işi"]}, {"word": "gazla!", "meanings": ["`defol, git!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gaz lambası", "meanings": ["İçine konan gaz yağını bir fitil yardımıyla yakan, şişeli, türlü biçimlerde lamba, gaz"]}, {"word": "gazlamak", "meanings": ["Gaz yağı sürmek", "Motorlu taşıtlarda aracın hızlanmasını sağlamak için gaz pedalına kuvvetle basmak", "Kaçmak"]}, {"word": "gazlanma", "meanings": ["Gazlanmak işi"]}, {"word": "gazlanmak", "meanings": ["Gaz yağı sürülmek", "Sindirim yolunda gaz olmak"]}, {"word": "gazlaşmak", "meanings": ["Gaz durumuna girmek"]}, {"word": "gazlaşma", "meanings": ["Gazlaşmak işi"]}, {"word": "gazlaştırma", "meanings": ["Gazlaştırmak işi"]}, {"word": "gazlı bez", "meanings": ["İnce ve seyrek olarak dokunmuş, çeşitli boyut ve biçimlerde hazırlanmış tıbbi malzeme"]}, {"word": "gazlaştırmak", "meanings": ["Bir maddeyi gaz durumuna dönüştürmek"]}, {"word": "gazlı", "meanings": ["Gazı olan veya gaz bulaşmış olan"]}, {"word": "gaz maskesi", "meanings": ["Zehirli gazlardan korunmak amacıyla özel olarak yapılmış, ağız ve burnu kapatan gereç"]}, {"word": "gaz ocağı", "meanings": ["Gaz yağıyla yanan ocak"]}, {"word": "gazojen", "meanings": ["Sıvı veya katı yakıtı hava, oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç"]}, {"word": "gazolin", "meanings": ["Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu, hafif akaryakıt"]}, {"word": "gazometre", "meanings": ["Gazların toplanması, belirli basınç altında dağıtılması için kullanılan depo", "Gazölçer"]}, {"word": "gazozağacı", "meanings": ["Çok saçma söz", "Oyunda yenildikçe rakibine ve izleyenlere sürekli içecek ısmarlayan oyuncu"]}, {"word": "gazoz", "meanings": ["Meyve esansı, şeker ve karbon asidi ile yapılan, basınçlı hava ile şişelere doldurularak hazırlanan içecek"]}, {"word": "gazometri", "meanings": ["Gaz ölçümü"]}, {"word": "gazozcu", "meanings": ["Gazoz yapıp satan kimse", "Eğlence yerlerinde dolaşarak gazoz satan kimse, gazoz satıcısı"]}, {"word": "gazozculuk", "meanings": ["Gazozcunun yaptığı iş"]}, {"word": "gazölçer", "meanings": ["Belirli basınç altında gelen gazın hacmini ölçmeye yarayan araç, gazometre"]}, {"word": "gazsız", "meanings": ["İçinde gaz olmayan veya gaz bulaşmamış olan", "Gaz olmadan"]}, {"word": "gaz ölçümü", "meanings": ["Gazların hacim, yoğunluk vb. niteliklerinin ölçülmesi, gazometri"]}, {"word": "gaz taşı", "meanings": ["Bileme işinde kullanılan bir tür taş"]}, {"word": "gaz sayacı", "meanings": ["İçinden geçen gazın ne kadar olduğunu ölçen araç, doğal gaz sayacı, hava gazı sayacı"]}, {"word": "gaz sobası", "meanings": ["İçine konan gaz yağının yanmasıyla ısınan soba"]}, {"word": "gazve", "meanings": ["Arap aşiretleri arasında yapılan savaş", "Din uğruna yapılan savaş"]}, {"word": "gaz yağı", "meanings": ["Ham petrolün 150-250 °C'ler arasında işlenmesiyle elde edilen renksiz veya sarı renkte akaryakıt"]}, {"word": "gaz yuvarı", "meanings": ["Atmosfer"]}, {"word": "Gd", "meanings": ["Gadolinyum elementinin simgesi"]}, {"word": "ge", "meanings": ["Türk alfabesinin sekizinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "Ge", "meanings": ["Germanyum elementinin simgesi"]}, {"word": "gebe kalmak", "meanings": ["insan veya hayvanın karnında yavru oluşmak", "minnet altında kalmak"]}, {"word": "gebe", "meanings": ["Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, iki canlı, aylı", "İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı)", "Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar)", "Minnet altında kalan"]}, {"word": "gebe olmak", "meanings": ["bir şeyin gerçekleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "gebelik", "meanings": ["Gebe olma durumu, hamilelik", "Döllenme ile doğum arasında geçen süre", "Minnet altında kalma"]}, {"word": "gebelik testi", "meanings": ["Bir kadının gebe olup olmadığının belirlenmesi için yapılan işlem"]}, {"word": "geberme", "meanings": ["Gebermek işi"]}, {"word": "gebermek", "meanings": ["Sevilmeyen bir kişi ölmek", "Bir kimseye aşırı ilgi, istek ve yakınlık duymak"]}, {"word": "geberik", "meanings": ["Ölü, ölmüş"]}, {"word": "geberip gitmek", "meanings": ["istenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir zamanda ölmek"]}, {"word": "gebertilme", "meanings": ["Gebertilmek işi"]}, {"word": "gebertilmek", "meanings": ["Gebertme işi yapılmak, öldürülmek"]}, {"word": "gebertme", "meanings": ["Gebertmek işi"]}, {"word": "gebertmek", "meanings": ["Öldürmek"]}, {"word": "gebeş", "meanings": ["Aptal, sersem", "Bodur ve şişman", "Karnı şiş olan"]}, {"word": "gebre", "meanings": ["Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese"]}, {"word": "gebeşlik", "meanings": ["Gebeş olma durumu"]}, {"word": "gebre", "meanings": ["Gebre otunun yemişi"]}, {"word": "gebreleme", "meanings": ["Gebrelemek işi"]}, {"word": "gebrelemek", "meanings": ["Hayvanı gebre (I) ile tımar etmek"]}, {"word": "gebrelenme", "meanings": ["Gebrelenmek işi"]}, {"word": "gebrelenmek", "meanings": ["Gebreleme işine konu olmak"]}, {"word": "gebre otu", "meanings": ["Sürekli yeşil kalan çalı görünümünde bir bitki, kebere, kapari (Capparis)"]}, {"word": "gebre otugiller", "meanings": ["Gebre otu vb. bitkileri kapsayan familya"]}, {"word": "gece", "meanings": ["Genellikle saat 22.00'den itibaren gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb", "Bu süre içindeki karanlık", "Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı", "Geceleyin"]}, {"word": "gece gözü, kör gözü", "meanings": ["geceleyin iyi iş yapılamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "gece işi, körler işi", "meanings": ["gece yapılan işin verimli olamayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "gece silahlı, gündüz külahlı", "meanings": ["`kimseye sezdirmeden kötü işler yapan kimse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geceler gebedir", "meanings": ["`her sabah yeni olaylarla karşılaşırız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geceyi (veya gecesini) gündüze (veya gündüzüne) katmak", "meanings": ["aralıksız, gece gündüz çalışmak, büyük çaba göstermek"]}, {"word": "gece gündüz", "meanings": ["Her zaman, ara vermeden, aralıksız"]}, {"word": "gece bekçisi", "meanings": ["Geceleyin iş yerlerini veya kuruluşları bekleyen kimse, ases"]}, {"word": "gececi", "meanings": ["Çalışma sırası geceye rastlayan görevli", "Gündüz erken saatlerde kendini yorgun, çalışmaktan bitkin hisseden kimse"]}, {"word": "gece gündüz dememek", "meanings": ["vaktin uygun olup olmadığına bakmamak, vakit seçmemek", "bir işi sürekli olarak, ara vermeksizin yapmak"]}, {"word": "gece hayatı", "meanings": ["Gece eğlenceleri"]}, {"word": "gece işçiliği", "meanings": ["Geceleyin yapılan hırsızlık"]}, {"word": "gece kıyafeti", "meanings": ["Genellikle özel gecelerde giyilen, gösterişli, göz alıcı bayan giysisi, tuvalet, abiye"]}, {"word": "geceki", "meanings": ["Gece olan, gece yapılan"]}, {"word": "gecekondu", "meanings": ["İmar ve yapı kanunlarına aykırı olarak başkalarına veya kamuya ait arazi veya arsalar üzerinde toprak sahibinin bilgisi ve rızası olmaksızın acele yapılmış konut, kondu", "Acele ile yapılıvermiş, derme çatma yapı"]}, {"word": "gecekondu gibi", "meanings": ["derme çatma yapılan (yapı)"]}, {"word": "gecekonducu", "meanings": ["Gecekonduda oturan kimse, konducu", "Gecekondu yapıp satan kimse, konducu"]}, {"word": "gecekondulaşma", "meanings": ["Gecekondulaşmak işi"]}, {"word": "gecekondulaşmak", "meanings": ["Gecekondu sayısı çoğalmak"]}, {"word": "gece kulübü", "meanings": ["Geceleri açık olan, dans etmek, müzik dinlemek ve gösteri izlemek için gidilen eğlence yeri"]}, {"word": "gece kuşu", "meanings": ["Geceleri gezmeyi seven kimse", "Geceleri uyuyamayan kimse", "Geceleri para karşılığı erkeklerle ilişki kuran kadın", "Yarasa"]}, {"word": "geceleme", "meanings": ["Gecelemek işi"]}, {"word": "gecelemek", "meanings": ["Geceyi bir yerde geçirmek", "Gecenin geç saatlerine kadar bir şeyle uğraşmak"]}, {"word": "geceleri", "meanings": ["Gece vaktinde", "Her gece"]}, {"word": "geceleyin", "meanings": ["Gece"]}, {"word": "geceli gündüzlü", "meanings": ["Hem gece hem gündüz, sürekli, aralıksız, durmaksızın"]}, {"word": "gecelik", "meanings": ["Yatakta giyilen giysi, gömlek", "Bir gece için ödenen ücret", "Geceye özgü olan, gece kullanılan"]}, {"word": "gece mavisi", "meanings": ["Koyu mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "akşamsefası", "meanings": ["İki çeneklilerden, gece açan küçük kokulu çiçekleri olan, otsu bir bitki, gecesefası (Mirabilis jalapa)"]}, {"word": "gecesefasıgiller", "meanings": ["Örnek bitkisi gecesefası olan bir bitki familyası"]}, {"word": "gece uçuşu", "meanings": ["Askerî amaçla uçakların geceleyin yaptığı uçuş", "Erkeklerle geceleri para karşılığı ilişki kurma işi"]}, {"word": "gece yanığı", "meanings": ["Uçuk gibi birdenbire oluşan kabarcıklı deri döküntüsü"]}, {"word": "gece yatısı", "meanings": ["Geceyi bir yerde konuk olarak geçirme"]}, {"word": "gece yarısı", "meanings": ["Güneşin batması ile doğması arasındaki sürenin ortası", "Gecenin ilerlemiş saatleri"]}, {"word": "gece yayı", "meanings": ["Güneşin gök küresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin ufuk altında kalan parçası"]}, {"word": "gecikilme", "meanings": ["Gecikilmek durumu"]}, {"word": "gecikmek", "meanings": ["Geç kalmak, herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak", "Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak"]}, {"word": "gecikilmek", "meanings": ["Gecikme işi yapılmak"]}, {"word": "gecikme", "meanings": ["Gecikmek işi, teehhür, rötar"]}, {"word": "gecikmesiz", "meanings": ["Gecikmesi olmayan, rötarsız"]}, {"word": "geciktirilmek", "meanings": ["Gecikmesine yol açılmak"]}, {"word": "geciktirilme", "meanings": ["Geciktirilmek işi"]}, {"word": "gecikmeli", "meanings": ["Gecikmesi olan, tehirli, rötarlı"]}, {"word": "geciktirim", "meanings": ["İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağına ilişkin ipuçları vererek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı içinde bırakma biçimindeki anlatım"]}, {"word": "geciktirme", "meanings": ["Geciktirmek işi, tehir"]}, {"word": "geciktirmek", "meanings": ["Gecikmesine sebep olmak, tehir etmek"]}, {"word": "geç olsun da güç olmasın", "meanings": ["çeşitli engeller yüzünden gerçekleşemeyen işlerde avunmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "geç", "meanings": ["Belirli zamandan sonra olan", "Kararlaştırılan, beklenen veya alışılan zamandan sonra, erken karşıtı"]}, {"word": "geçe", "meanings": ["Karşılıklı iki yandan her biri, yaka"]}, {"word": "geçek", "meanings": ["Çok geçilen yer, işlek yol", "Küçük tahta köprü"]}, {"word": "geççe", "meanings": ["Biraz geç olarak, geç saatlere yakın"]}, {"word": "geçe", "meanings": ["Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken"]}, {"word": "geç kalmak", "meanings": ["vaktinden sonra davranmak, gecikmek"]}, {"word": "geçeli", "meanings": ["Geçesi (II) olan"]}, {"word": "geçen", "meanings": ["Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.)"]}, {"word": "geçenek", "meanings": ["Koridor"]}, {"word": "geçenlerde", "meanings": ["Yakın bir geçmişte, yakında, geçende"]}, {"word": "geçer", "meanings": ["Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan", "Beğenilen, makbul, mergup", "Geçme özelliği olan", "Geçer not"]}, {"word": "geçende", "meanings": ["Geçenlerde"]}, {"word": "geçer akçe", "meanings": ["Herkesçe aranan, beğenilen, muteber"]}, {"word": "geçerlemek", "meanings": ["Geçerliğini sağlamak, onaylamak, konfirme etmek"]}, {"word": "geçerleme", "meanings": ["Geçerlemek işi, konfirmasyon"]}, {"word": "geçerletmek", "meanings": ["Geçer duruma getirtmek"]}, {"word": "geçerletme", "meanings": ["Geçerletmek işi"]}, {"word": "geçerlik", "meanings": ["Yürürlükte olma, değerini sürdürme durumu, revaç, valör", "Sürümü olma durumu"]}, {"word": "geçersiz", "meanings": ["Yürürlükten çıkarılmış, hükümsüz"]}, {"word": "geçerlilik", "meanings": ["Geçerli olma durumu, geçerlik", "Bir kavramın, bir yargının, mantıksal olarak onaylanabilir olması"]}, {"word": "geçerli", "meanings": ["Yürürlükte olan, uygulanan, meri, muteber", "Beğenilen, tutulan"]}, {"word": "geçersizleşme", "meanings": ["Geçersiz duruma düşme"]}, {"word": "geçersizleşmek", "meanings": ["Geçersiz duruma düşmek, geçerliğini yitirmek"]}, {"word": "geçersizlik", "meanings": ["Geçersiz olma durumu, hükümsüzlük"]}, {"word": "geçersizleştirmek", "meanings": ["Geçersiz duruma getirmek"]}, {"word": "geçgeç yapmak", "meanings": ["geçgeçlemek"]}, {"word": "geçgeçlemek", "meanings": ["Televizyon kanallarını taramak"]}, {"word": "geçgeç", "meanings": ["Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama"]}, {"word": "geçicilik", "meanings": ["Geçici olma durumu", "Muvakkatlik"]}, {"word": "geçgeçleme", "meanings": ["Geçgeçlemek işi"]}, {"word": "geçici", "meanings": ["Çok sürmeyen", "Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı", "Bulaşan, bulaşıcı", "Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu"]}, {"word": "geçici madde", "meanings": ["Yasa, tüzük ve yönetmeliklerde belirli bir süre için geçerli olan madde"]}, {"word": "geçilmemek", "meanings": ["bol, çok, aşırı olmak"]}, {"word": "geçiliş", "meanings": ["Geçilme işi"]}, {"word": "geçilmek", "meanings": ["Geçme işi yapılmak", "Bırakmak, terk etmek"]}, {"word": "geçilme", "meanings": ["Geçilmek işi"]}, {"word": "geçim", "meanings": ["Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet", "Anlaşma, uyum"]}, {"word": "geçimini doğrultmak", "meanings": ["geçinmek için yeteri kadar para kazanmak"]}, {"word": "geçim derdi", "meanings": ["Geçim sıkıntısı"]}, {"word": "geçim kapısı", "meanings": ["Yaşamak için gereken kazancın sağlandığı iş yeri"]}, {"word": "geçimlik", "meanings": ["Yiyecek parası, nafaka"]}, {"word": "geçimli", "meanings": ["Çevresindekilerle iyi geçinen"]}, {"word": "geçim dünyası", "meanings": ["Kişinin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan şeyler bütünü"]}, {"word": "geçimlilik", "meanings": ["Geçimli olma durumu"]}, {"word": "geçimsiz", "meanings": ["Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran, dirliksiz"]}, {"word": "geçimsizleşme", "meanings": ["Geçimsiz olma"]}, {"word": "geçim sıkıntısı", "meanings": ["Geçinmede çekilen güçlük, geçim derdi, geçim zorluğu"]}, {"word": "geçimsizleşmek", "meanings": ["Çevresindekilerle iyi geçinememek"]}, {"word": "geçimsizlik", "meanings": ["Geçimsiz olma durumu"]}, {"word": "geçim zorluğu", "meanings": ["Geçim sıkıntısı"]}, {"word": "geçim yolu", "meanings": ["Yaşamak için gereken kazancı sağlama aracı veya çaresi"]}, {"word": "geçindirme", "meanings": ["Geçindirmek işi"]}, {"word": "geçindirmek", "meanings": ["Geçinmesini sağlamak"]}, {"word": "geçinilme", "meanings": ["Geçinilmek durumu"]}, {"word": "geçinilmek", "meanings": ["Geçinme işi yapılmak"]}, {"word": "geçinmeye gönlü olmamak", "meanings": ["herhangi bir konuda isteksizliğini belli etmek"]}, {"word": "geçinme", "meanings": ["Geçinmek işi, maişet"]}, {"word": "geçinim", "meanings": ["Geçinme işi"]}, {"word": "geçinme endeksi", "meanings": ["Belirli bir sosyal grubun ortalama yaşama düzeyini sürdürebilmesi için yapması gereken giderleri izleyen fiyat endeksi", "Vatandaşların geçim gereksinimini karşılayabilmesi için yaptıkları harcamaların toplamı"]}, {"word": "geçinmek", "meanings": ["Yaşamak için gerekeni sağlamak", "Uzlaşmak, anlaşmak", "Taslamak", "Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak", "Ölmek"]}, {"word": "geçinip gitmek", "meanings": ["çok iyi değilse de şöyle böyle geçinmek"]}, {"word": "geçirgenlik", "meanings": ["Bazı cisimlerin, içlerinden gaz, sıvı, akım vb. geçirme özelliği", "Saydam cisimlerin ışığı geçirme derecesi", "Kayaçların, sıvıların geçebilmesine karşı elverişliliği, geçirimlilik"]}, {"word": "geçirgen", "meanings": ["Gaz, sıvı vb.ni içinden kolaylıkla geçiren", "Sıvıların geçmesine elverişli (kayaç), geçirimli"]}, {"word": "geçirim", "meanings": ["Geçirme işi"]}, {"word": "geçirilmek", "meanings": ["Geçirme işi yapılmak"]}, {"word": "geçirilme", "meanings": ["Geçirilmek işi"]}, {"word": "geçirimli", "meanings": ["Geçirgen"]}, {"word": "geçirimsiz", "meanings": ["Geçirgenliği olmayan"]}, {"word": "geçiriş", "meanings": ["Geçirme işi"]}, {"word": "geçirimlilik", "meanings": ["Geçirgenlik"]}, {"word": "geçirimsizlik", "meanings": ["Geçirimsiz olma durumu"]}, {"word": "geçirtilmek", "meanings": ["Geçirme işi yapılmak"]}, {"word": "geçirme", "meanings": ["Geçirmek işi"]}, {"word": "geçirmek", "meanings": ["Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak", "Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek", "Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek", "Tespit etmek, yazmak, kaydetmek", "Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak", "Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek", "Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak", "Giymek, giyinmek", "Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak", "Herhangi bir durumu yaşamış olmak", "Etmek, yapmak", "Hastalık bulaştırmak", "Zaman harcamak", "Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak", "Vurmak", "Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak", "Birine kötü söz söylemek"]}, {"word": "geçirtilme", "meanings": ["Geçirtilmek durumu"]}, {"word": "geçiş", "meanings": ["Geçme işi", "Herhangi bir durumdaki değişme, intikal", "Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton", "Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi", "Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama"]}, {"word": "geçirtmek", "meanings": ["Geçirme işini yaptırmak"]}, {"word": "geçirtme", "meanings": ["Geçirtmek işi"]}, {"word": "geçiş hakkı", "meanings": ["Geçiş üstünlüğü"]}, {"word": "geçişim", "meanings": ["Geçişme işi, tedahül", "Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması, hulul, ozmoz", "Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması, intikal"]}, {"word": "geçişli", "meanings": ["Nesne ile kullanılan (fiil), müteaddi: Sevmek (okuma-yı sevmek), görmek (ev-i görmek), kırmak (cam-ı kırmak), dökmek (süt-ü dökmek) gibi"]}, {"word": "geçişme", "meanings": ["Geçişmek işi", "Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı, hulul, ozmoz", "Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri, difüzyon"]}, {"word": "geçişmek", "meanings": ["Birbirinin içine geçip karışmak, tedahül etmek"]}, {"word": "geçiştirici", "meanings": ["Tedavi edici etkisi olmayan, ağrı ve sızıları geçici olarak azaltan, dindiren (ilaç vb.), palyatif"]}, {"word": "geçiştirilme", "meanings": ["Geçiştirilmek işi"]}, {"word": "geçiştirilmek", "meanings": ["Geçiştirme işi yapılmak"]}, {"word": "geçişsiz", "meanings": ["Nesne ile kullanılmayan (fiil), lazım: Gülmek, ağlamak, düşmek, gitmek, küsmek, barışmak gibi"]}, {"word": "geçiştirmek", "meanings": ["Gereken önemi vermemek, üstünde durmadan başından savmak", "Az bir zararla atlatmak, kurtulmak"]}, {"word": "geçiş üstünlüğü", "meanings": ["Cankurtaran, itfaiye ve güvenlik araçlarına tanınan yolu öncelikle kullanma hakkı, geçiş önceliği"]}, {"word": "geçiştirme", "meanings": ["Geçiştirmek işi"]}, {"word": "geçit", "meanings": ["Geçmeye yarayan yer, geçecek yer", "İki dağ arasında dar ve uzun yol, derbent"]}, {"word": "geçit hakkı", "meanings": ["Bir tarla, bağ bahçe vb. üzerinden ana yola, evine veya tarlasına gidebilmesi için komşu mal sahibine doğan yararlanma hakkı"]}, {"word": "geçit vermek", "meanings": ["çay, ırmak, dağ vb.nin geçilecek bir yeri olmak"]}, {"word": "geçit töreni", "meanings": ["Özel günlerde bir topluluğun belli bir yerden düzenli bir biçimde geçmesi, geçit resmi"]}, {"word": "geçit resmi", "meanings": ["Geçit töreni"]}, {"word": "geçti Bor'un pazarı (sür eşeğini Niğde'ye)", "meanings": ["`artık iş işten geçti` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geçkin", "meanings": ["İhtiyarlamaya yüz tutmuş, yaşlanmış", "Geçmiş", "Gereğinden çok olgun veya solmaya başlamış (bitki)"]}, {"word": "geçme", "meanings": ["Geçmek işi, mürur", "Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça", "Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan"]}, {"word": "geçkinlik", "meanings": ["Geçkin olma durumu"]}, {"word": "geç! (veya geç efendim!)", "meanings": ["`kulak asma, önem verme!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geçmek", "meanings": ["Bir yerden başka bir yere gitmek", "Bir yandan girip diğer yandan çıkmak", "Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek", "Bir duruma uğramak, konu olmak", "Bırakmak, vazgeçmek", "Yaşamak", "Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak", "Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek", "Hastalık bulaşmak, sirayet etmek", "Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek", "Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek", "Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak", "Yerini bırakıp başka yer almak", "Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak", "Etki yapmak, işlemek", "Görev almak", "Kalmak, devrolmak", "Geride bırakmak, aşmak", "Tükenmek, bitmek, sona ermek", "Üstünlük sağlamak", "Söylemeden veya bitirmeden atlamak", "Zamanı aşmak, geride bırakmak", "Harcamak", "Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek", "Birinden meşk etmek", "Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek", "Sönmek", "Yazılmak, girmek", "Sürümü olmak, satılmak", "Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak", "Kullanımda olmak, tedavülde olmak", "Kabul edilemez olmak", "Okulda, sınavda başarı göstermek", "Bir yere gidip oturmak", "Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak", "Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak", "Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar", "Çekiştirmek, yermek"]}, {"word": "geçiniz", "meanings": ["`bu söylediklerinizi kabul etmiyorum, daha mantıklı sözler söyleyin` anlamında kullanılan bir söz", "bilgi yarışmalarında kendisinden sonraki yarışmacıya geçilmesini istemek için veya bir sonraki soruya geçmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni", "meanings": ["`namerde karşı minnet altında kalmaktansa sıkıntıya katlan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geçtiği yoldan geçmek", "meanings": ["daha önce aynı olayları yaşamış olmak, deneyimli olmak"]}, {"word": "geçmeli", "meanings": ["Geçmesi olan"]}, {"word": "geçmelik", "meanings": ["Bazı yerlerden geçenlerin ödemek zorunda oldukları para, müruriye"]}, {"word": "geçmez akçe", "meanings": ["Tedavülde olmayan para", "Değerini yitirmiş kimse veya nesne"]}, {"word": "geçmiş ola", "meanings": ["`o fırsat bir daha ele geçmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geçmiş olsun", "meanings": ["hastalananlara, kaza geçirenlere, beklenmedik büyük bir olumsuz durumdan kurtulanlara veya hapishaneye girenlere söylenen iyi dilek sözü"]}, {"word": "geçmişi olmak", "meanings": ["aralarında eskiye dayanan dostluk, arkadaşlık olmak", "aralarında kırgınlığa yol açacak bir durum geçmiş bulunmak"]}, {"word": "geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler", "meanings": ["`geçmişte kalan olayların üzerinde durulmasında bir yarar yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geçmiş", "meanings": ["Geçme işini yapmış", "Zaman bakımından geride kalmış, esbak", "Çürümeye yüz tutmuş", "Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi", "Arkada kalan hayat", "Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları"]}, {"word": "geçmişini kurcalamak", "meanings": ["geçmişini araştırarak kötü amaçlı kullanmak için birisiyle ilgili bilgi edinmek"]}, {"word": "geçmişlerini karıştırmak", "meanings": ["birinin ölmüşlerini yermek veya onlara sövmek", "geçmişini araştırmak"]}, {"word": "geçmişi kandilli", "meanings": ["Geçmişi kınalı"]}, {"word": "geçmişi kınalı", "meanings": ["Yaramaz, kötü (kimse), geçmişi kandilli"]}, {"word": "geçmiş zaman görünümü", "meanings": ["Belirsiz geçmiş zaman eki almış fiille yardımcı fiilin veya başka bir fiilin birlikte kullanılmasından ortaya çıkan ve olayın tamamlanmış olduğu kavramını veren görünüm: Gelmiş olmak, gitmiş olmak, vermiş bulunmak gibi"]}, {"word": "geda", "meanings": ["Dilenci", "Yoksul, fakir"]}, {"word": "geçmiş zaman", "meanings": ["Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunulan zamandan önceye ait olması, mazi. Ali geldi, Ahmet bu havada İstanbul 'a gidip gelmiş gibi"]}, {"word": "geçmiş zaman sıfat-fiili", "meanings": ["Geçmiş zaman kavramı veren ve isim, sıfat gibi kullanılan, -dik veya -miş ekleriyle kurulan sıfat-fiil: Bildiklerinizi anlatın. Tanıdık adam. Geçmişi saygıyla anıyoruz cümlelerindeki bildik, tanıdık, geçmiş birer geçmiş zaman sıfat-fiilidir"]}, {"word": "gedik", "meanings": ["Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne", "Dağ geçidi", "Boşluk, eksiklik", "Güçlük, güç durum", "Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer", "Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz", "Eksik dişli"]}, {"word": "gedik açılmak", "meanings": ["giderilmesi çok güç bir eksiklik veya açık ortaya çıkmak"]}, {"word": "gedik açmak", "meanings": ["düşman mevzilerindeki zayıf bir noktadan giriş yeri açmak"]}, {"word": "gedik kapmak", "meanings": ["bir gelir kaynağı ele geçirmek"]}, {"word": "gedik kapamak", "meanings": ["küçük bir gereksinimini karşılamak"]}, {"word": "gedikleri tıkamak", "meanings": ["çıkan veya çıkacak olan zorlukları önlemek"]}, {"word": "gedikli", "meanings": ["Gediği olan", "Müdavim", "Astsubay"]}, {"word": "gedilme", "meanings": ["Gedilmek durumu"]}, {"word": "gedilmek", "meanings": ["Gedik olmak, gedik açılmak", "Bıçak, keser vb.nin ağızları aşınmak"]}, {"word": "gedme", "meanings": ["Gedmek işi"]}, {"word": "gedmek", "meanings": ["Gedik açmak, çentmek, delmek"]}, {"word": "geğiriş", "meanings": ["Geğirme işi"]}, {"word": "geğirmek", "meanings": ["Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak"]}, {"word": "geğrek", "meanings": ["Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri"]}, {"word": "geğirme", "meanings": ["Geğirmek işi"]}, {"word": "geğirti", "meanings": ["Geğirme sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "geğrek batması", "meanings": ["Geğrekte duyulan sancı"]}, {"word": "gehgeh", "meanings": ["`Nöbetli bir hastalığa yakalanmak` anlamında kullanılan gehgeh tutmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "gelberi", "meanings": ["Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç", "Tırmık", "Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç", "Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir"]}, {"word": "gele", "meanings": ["Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar"]}, {"word": "gelberi etmek", "meanings": ["aşırmak, çalmak, kendine mal etmek"]}, {"word": "gelecek", "meanings": ["Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati", "Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen, müstakbel"]}, {"word": "gelecek vadetmek", "meanings": ["iyi şeyler olacağını önceden sezdirmek"]}, {"word": "gelecek bilimi", "meanings": ["Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim, fütüroloji"]}, {"word": "gelecekçi", "meanings": ["Gelecekçilik yanlısı olan, fütürist"]}, {"word": "gelecekçilik", "meanings": ["İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm"]}, {"word": "gelecek zaman", "meanings": ["Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunulan zamandan sonraya ait olduğunu belirten, -e, -ecek, -esi, -se, -meli ekleriyle kurulan zaman: Gele, gelecek, gelesi, gelse, gelmeli gibi"]}, {"word": "gelecek zaman görünümü", "meanings": ["Gelecek zaman sıfat-fiiliyle yardımcı fiilin birlikte kullanılmasından ortaya çıkan ve niyet kavramı veren görünüm"]}, {"word": "gelecek zaman kipi", "meanings": ["Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunulan zamandan sonraya ait olduğunu sınırlı bir biçimde gösteren, -ecek ekiyle kurulan kip: Geleceğim, geleceksin gibi"]}, {"word": "gelecek zaman sıfat-fiili", "meanings": ["İsim veya sıfat gibi kullanılan, gelecek zaman kavramı veren, -ecek, -esi ekleriyle kurulan fiilimsi: Akacak kan damarda durmaz. Göresim geldi gibi"]}, {"word": "gelembe", "meanings": ["Koyun yatağı"]}, {"word": "geleğen", "meanings": ["Ana ırmağa karışan (akarsu)"]}, {"word": "gelen", "meanings": ["Gelme işini yapan (kimse veya nesne)", "Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın)"]}, {"word": "geleme", "meanings": ["İki yıl sürülmeyen, boş tarla"]}, {"word": "gelen ağam giden paşam", "meanings": ["`yönetim kimde olursa olsun benim için fark etmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelene git denilmez", "meanings": ["`kendiliğinden gelen bir konuk geri çevrilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelen gideni aratır (veya gelen gidene rahmet okutur)", "meanings": ["`beğenmediğimiz bir kişinin yerine öyle birisi gelir ki eskisini aratır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelenek", "meanings": ["Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon"]}, {"word": "gelenekçi", "meanings": ["Geleneklere bağlı kimse, ananeci"]}, {"word": "gelenekçilik", "meanings": ["Toplumsal kurumları ve inançları daha çok geçmişten süregeldikleri için benimseyen, saygın tutan, destekleyen, yeni kültür ögelerine daha az değer veren tutum veya öğreti, ananecilik"]}, {"word": "gelenekleşme", "meanings": ["Gelenekleşmek işi"]}, {"word": "gelenekleşmek", "meanings": ["Gelenek durumuna gelmek, gelenek değeri kazanmak"]}, {"word": "gelenekleştirme", "meanings": ["Gelenekleştirmek işi"]}, {"word": "gelenekleştirmek", "meanings": ["Bir şeyi gelenek durumuna getirmek"]}, {"word": "gelenekli", "meanings": ["Geleneği olan, geleneklere dayanan"]}, {"word": "geleneksel", "meanings": ["Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, kökleşik, ananevi, tradisyonel"]}, {"word": "gelenekselleşme", "meanings": ["Gelenekselleşmek durumu"]}, {"word": "gelenekselleşmek", "meanings": ["Gelenek durumunu almak"]}, {"word": "gelen geçen", "meanings": ["Gelen giden"]}, {"word": "gelen giden", "meanings": ["Gelenler, uğrayanlar, ziyaret edenler, gelip geçenler, gelen geçen"]}, {"word": "gelin", "meanings": ["Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın", "Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın"]}, {"word": "geleni", "meanings": ["Tarla faresi, büyük fare"]}, {"word": "gelgeççi", "meanings": ["Gelip geçici, sebatkâr olmayan (kimse)"]}, {"word": "gelgeç", "meanings": ["Geçici", "Hercai"]}, {"word": "gelgelelim", "meanings": ["Ne var ki"]}, {"word": "gelgel", "meanings": ["Başa takılan elmas veya altın iğne", "Çekicilik"]}, {"word": "gelgelli", "meanings": ["Gelgeli olan, alımlı"]}, {"word": "gelgit", "meanings": ["Boşuna gidip gelme", "Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı, metcezir"]}, {"word": "gelin almak", "meanings": ["erkeğe bir eş bulmak", "gelini babasının evinden özel bir törenle alıp damadın evine götürmek"]}, {"word": "gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş", "meanings": ["`toplum içine giren bir kimsenin kendi kullanacağı eşyasının değerli olup olmaması başkalarını ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelin eşikte, oğlan beşikte", "meanings": ["`bir eve gelin gelir gelmez bebek hazırlıklarına başlamak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelin etmek", "meanings": ["kızı evlendirmek"]}, {"word": "gelin gibi süzülmek", "meanings": ["geline yakışır biçimde edalı, nazlı yürümek"]}, {"word": "gelin gitmek", "meanings": ["bir aileye, bir yere gelin olarak gitmek"]}, {"word": "gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz", "meanings": ["`her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelin olmak", "meanings": ["kız, evlenmek"]}, {"word": "gelin yazmak", "meanings": ["gelinin yüzünü değişik süs gereçleriyle bezemek"]}, {"word": "gelini ata bindirmişler \\", "meanings": ["`kesin sonuç alınmadan hiçbir işe olup bitti gözüyle bakılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gelin abla", "meanings": ["Yenge"]}, {"word": "gelin alayı", "meanings": ["Gelini damat evine götürmek için gidenlerin hepsi"]}, {"word": "gelin böceği", "meanings": ["Uğur böceği"]}, {"word": "gelin alıcı", "meanings": ["Gelini götürmek için oğlanevinden gelen kimse"]}, {"word": "gelinboğan", "meanings": ["Bir tür ahlat"]}, {"word": "gelincik", "meanings": ["Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen, kırmızı ve otsu bitki, gün gülü (Papaver rhoeas)", "Sansargillerden, ince uzun yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan (Mustela nivalis)", "Mezgitgillerden, yılan balığına benzer, eti sevilen bir balık (Mustela tricirrata)", "Yılancık, arpacık, çıban vb"]}, {"word": "gelincikgiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, gelincik, haşhaş, kırlangıç otu vb. bitkileri içine alan familya"]}, {"word": "gelin çiçeği", "meanings": ["Zambakgillerden bir bitki (Fritillaria imperialis)"]}, {"word": "gelinfeneri", "meanings": ["Kuş kirazı"]}, {"word": "gelin hamamı", "meanings": ["Evlenecek kız için düğünden birkaç gün önce hamamda yapılan tören", "Oğlanevindeki kadınların gelini düğünün ertesi günü hamama götürerek yaptıkları tören"]}, {"word": "gelin havası", "meanings": ["Gelin alayının kızın evinden ayrılıp oğlanın evine gidinceye kadar davul ve zurnanın çaldığı özel ezgi", "Denizin hafif dalgalı, çırpıntılı olması"]}, {"word": "gelinkuşağı", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "gelin kuşu", "meanings": ["Tarla kuşugillerden bir kuş (Otocoris pencillatus)"]}, {"word": "gelinlik", "meanings": ["Gelin olma durumu", "Gelinin giysisi", "Gelin giysisi yapmaya uygun (kumaş)", "Gelin olma çağına gelmiş (kız)", "Gelin için hazırlanmış"]}, {"word": "gelinlik etmek", "meanings": ["gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak", "aile büyüklerinin yanında susmak"]}, {"word": "gelinlik çağı", "meanings": ["Genç kızların evlenme dönemi"]}, {"word": "gelinliği tutmak", "meanings": ["gelinlik etmek"]}, {"word": "gelinlikçi", "meanings": ["Gelinlik diken veya satan kimse"]}, {"word": "gelinmek", "meanings": ["Gelme işi yapılmak"]}, {"word": "gelir dağılımı", "meanings": ["Bir ülkenin toplam gelirinin o ülkenin bireyleri arasındaki dağılımı"]}, {"word": "gelinme", "meanings": ["Gelinmek işi"]}, {"word": "gelinparmağı", "meanings": ["Uzun taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "gelip geçici", "meanings": ["Sürekli olmayan, kısa süreli"]}, {"word": "gelin teli", "meanings": ["Gelinlerin başlarına takılan, parlak, uzun, ince gümüş tel"]}, {"word": "gelip geçici olmak", "meanings": ["kısa süreli, önemsiz olmak"]}, {"word": "gelir", "meanings": ["Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat", "Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat"]}, {"word": "gelin otu", "meanings": ["Güveyfeneri"]}, {"word": "gelir kaynağı", "meanings": ["Para sağlama yeri veya faaliyeti"]}, {"word": "gelir vergisi", "meanings": ["Kişilerin gelirlerinden, bir oran ölçüsünde devlete ödedikleri dolaysız vergi"]}, {"word": "geliş", "meanings": ["Gelme işi"]}, {"word": "gelişigüzel", "meanings": ["Baştan savma, lalettayin", "Herhangi bir, rastgele"]}, {"word": "gelişim", "meanings": ["Gelişme işi", "Serpilip büyüme", "İlerleme, inkişaf, tekâmül", "Aksiyon"]}, {"word": "gelişkin", "meanings": ["Gelişmiş olan, mütekâmil"]}, {"word": "gelişme", "meanings": ["Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon", "Olan biten şey", "Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm"]}, {"word": "gelişmek", "meanings": ["Büyüyüp boy atmak, yetişmek, neşvünema bulmak", "İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek, inkişaf etmek", "Şişmanlamak"]}, {"word": "geliştirilme", "meanings": ["Geliştirilmek işi"]}, {"word": "geliştirilmek", "meanings": ["Geliştirme işi yapılmak"]}, {"word": "geliştirim", "meanings": ["Senaryonun hazırlanmasında özet ile ayrımlama arasında yer alan aşama"]}, {"word": "geliştirme", "meanings": ["Geliştirmek işi"]}, {"word": "geliştirmek", "meanings": ["Gelişmesini sağlamak, gelişmesine yol açmak"]}, {"word": "gelme", "meanings": ["Gelmek işi", "Gelmiş olan", "Yetişme", "Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi"]}, {"word": "gelmek", "meanings": ["Ulaşmak, varmak", "Getirmek", "Oturmaya, ziyarete gitmek", "İsabet etmek", "Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek", "Ortaya çıkmak, doğmak", "Belli bir süre dolmak", "Belli bir zamana ulaşmak", "Kadar olmak", "Çıkmak, yönelmek", "İzlemek, takip etmek", "Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak", "Katılmak, eklenmek", "Türemek", "Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek", "Sonuç çıkmak", "Dayanmak, tahammül etmek", "Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak", "Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek", "Etkisini herhangi bir biçimde göstermek", "Kazanılmak, sağlanılmak", "Uymak", "Olmak, -e uğramak", "Akmak", "Düşmek, rast gelmek", "Görünmek, sanılmak", "Uygun düşmek", "Başlamak, ortaya çıkmak", "Mal olmak", "Biriyle birlikte gitmek", "İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil", "Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur", "-mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar", "Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar", "-dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil", "Herhangi bir sırada bulunmak"]}, {"word": "gel de (veya gelsin de)", "meanings": ["`elinde ise` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gel denilen yere gitmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme", "meanings": ["`çağrıldığın yere gitmekten çekinme, gelme denilen yere de gitme, orada sana ilgi göstermezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gel demesi kolay ama git demesi güçtür", "meanings": ["`bir kimseyi işe almak, bir misafir çağırmak kolaydır ancak bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek zordur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geldik yüze, çıktık düze", "meanings": ["`kasım ayından sonra gelen yüzüncü günde, 15 Şubat'ta kışın soğuk günleri geride kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gel keyfim gel", "meanings": ["büyük bir memnunluk ve alay anlatan bir söz"]}, {"word": "gel zaman git zaman", "meanings": ["`aradan oldukça uzun bir zaman geçtikten sonra` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "geleceği varsa göreceği de var", "meanings": ["`kötülük yapmaya kalkışacak olursa karşılığını elbette görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "...-e gelince", "meanings": ["`sıra gelince, ilgili olarak` anlamlarına gelerek bir konu bittikten sonra sözü başka bir konuya getirmeye yarayan bir söz"]}, {"word": "gelip çatmak (veya dayanmak)", "meanings": ["vakti gelmek, kaçınılmaz olmak"]}, {"word": "gelsin ... (veya gelsin ... gitsin ...)", "meanings": ["yaşantı veya durumun rahatlığını anlatan bir söz", "sorumsuzca davranıp işine gereken önemi vermemeyi anlatan bir söz"]}, {"word": "gelip geçmek", "meanings": ["bir yerden geçmek", "bir makam, bir yer vb.nde kısa bir süre bulunmak", "kısa bir süre etkin olmak"]}, {"word": "gelmiç", "meanings": ["İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik"]}, {"word": "gelmiş geçmiş", "meanings": ["Bugüne kadar gelmiş olan"]}, {"word": "gem", "meanings": ["Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç"]}, {"word": "gem almak", "meanings": ["at, alışıp hizmete elverişli duruma gelmek"]}, {"word": "gem almamak", "meanings": ["söz dinlememek"]}, {"word": "gem vurmak", "meanings": ["hayvanın ağzına gem takmak", "her türlü taşkınlığı, isteği, hevesi vb.ni engellemek"]}, {"word": "gem almayan atın ölümü yakındır", "meanings": ["`söz dinlemeyen hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gemi azıya almak", "meanings": ["at, gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin yönetiminden çıkmak ve alabildiğine koşmak", "söz dinlemez olmak"]}, {"word": "gemini kısmak", "meanings": ["bir kimsenin üzerindeki baskıyı arttırmak"]}, {"word": "gemi", "meanings": ["Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine"]}, {"word": "gemi karaya oturmak", "meanings": ["gemi, sığ bir yere saplanıp kalmak"]}, {"word": "gemileri yakmak", "meanings": ["geri dönüşü olmayan kararlar vermek", "verdiği karardan geri dönmesini sağlayacak sebepleri yine kendisi yok etmek"]}, {"word": "gemi baş vurmak", "meanings": ["önden gelen dalgalarla gemi başı kalkıp kalkıp inmek"]}, {"word": "gemi dövünmek", "meanings": ["şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak"]}, {"word": "gemi gezmek", "meanings": ["dış etkiler yüzünden gemi rota çizgisinden ayrılıp sancak veya iskele yönüne ilerlemek"]}, {"word": "gemisini kurtaran kaptan", "meanings": ["güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "gemisi şapa oturmak", "meanings": ["iş, düzelemeyecek kadar bozulmak"]}, {"word": "gemisini yürütmek", "meanings": ["bir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek"]}, {"word": "gemiyi rotasına koymak", "meanings": ["gemiyi pusula ile gideceği yönde belli olan rota çizgisi üzerine getirmek"]}, {"word": "gemiyi tutmak", "meanings": ["gemiyi belirli bir yerde bir süre bekletmek, çalışmadan durmak"]}, {"word": "gemiyi yatırmak", "meanings": ["altını temizlemek amacıyla küçük gemileri yan döndürmek"]}, {"word": "gemi adamı", "meanings": ["Bir iş sözleşmesine dayanarak gemide çalışan kaptan, subay, tayfa vb. kimseler"]}, {"word": "gemi aslanı", "meanings": ["Hiçbir işe yaramayan adam"]}, {"word": "gemici", "meanings": ["Gemide çalışan veya gemi işleten kimse"]}, {"word": "gemicilik", "meanings": ["Gemicinin yaptığı iş", "Gemi endüstrisi"]}, {"word": "gemi enkazı", "meanings": ["Batmış veya hasara uğramış gemiden artakalanlar"]}, {"word": "gemi ızgarası", "meanings": ["Üstünde gemi yapılan büyük kızak"]}, {"word": "gemi iskeleti", "meanings": ["Geminin gövdesinin yapılmasından önceki ana yapısı"]}, {"word": "gemi leşi", "meanings": ["Batmış gemi teknesi"]}, {"word": "gemilik", "meanings": ["Tersane"]}, {"word": "gemleme", "meanings": ["Gemlemek işi"]}, {"word": "gemlemek", "meanings": ["Hayvanın ağzına gem takmak", "Aşırı istek ve davranışlara engel olmak, frenlemek"]}, {"word": "gemi yatağı", "meanings": ["Gemileri korumaya elverişli koy"]}, {"word": "gemlenme", "meanings": ["Gemlenmek işi"]}, {"word": "gemlenmek", "meanings": ["Gemleme işi yapılmak veya gemleme işine konu olmak"]}, {"word": "gen", "meanings": ["Üçgen, dörtgen vb. geometri terimlerinde `kenarlı` anlamıyla kullanılan bir söz"]}, {"word": "gen", "meanings": ["Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış (tarla)"]}, {"word": "gencecik", "meanings": ["Çok genç, gepegenç, gepegencecik"]}, {"word": "gen", "meanings": ["İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge"]}, {"word": "gencelme", "meanings": ["Gencelmek durumu, gençlik"]}, {"word": "gencelmek", "meanings": ["Gençleşmek"]}, {"word": "genç", "meanings": ["Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı", "Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan)", "Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç", "Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy", "Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan"]}, {"word": "genç irisi", "meanings": ["Yaşına göre çok serpilip büyümüş"]}, {"word": "gençleşme", "meanings": ["Gençleşmek işi"]}, {"word": "gençleşmek", "meanings": ["Bir kuruluş genç üyelerle yenileşmek", "Genç görünmek", "Yeniden gençlik ve canlılık kazanmak"]}, {"word": "gençleştirilme", "meanings": ["Gençleştirilmek işi"]}, {"word": "gene", "meanings": ["Yine"]}, {"word": "gençleştirilmek", "meanings": ["Gençleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "gençleştirmek", "meanings": ["Yeniden gençliğine ve dinçliğine kavuşturmak", "Bir kuruluşu genç üyelerle canlandırmak", "Genç göstermek"]}, {"word": "gençleştirme", "meanings": ["Gençleştirmek işi"]}, {"word": "gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir", "meanings": ["`insan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gençlik", "meanings": ["Genç olma durumu", "İnsan hayatının ergenlikle orta yaş arasındaki dönemi", "Genç insanların bütünü", "Genç bir kimsenin tutumu, toyluk, deneyimsizlik"]}, {"word": "gençlikte para kazan (veya taş taşı), kocalıkta kur kazan (veya ye aşı)", "meanings": ["`kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gençten", "meanings": ["Genç sayılan (kimse)"]}, {"word": "gene de", "meanings": ["öyle olduğu hâlde, rağmen"]}, {"word": "genel", "meanings": ["Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi", "Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan", "Yetkisi ve sorumluluğu çok olan", "Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne)", "Bir genelleme sonucunda elde edilen"]}, {"word": "genel af", "meanings": ["Kamu yararına uygunluğu anlaşıldığında belli bir veya birkaç suç çeşidi için yapılan kovuşturmaların durdurulması, verilmiş cezaların kaldırılması veya azaltılması"]}, {"word": "genel başkan", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşun idaresinden bütünüyle sorumlu olan kimse"]}, {"word": "genel bütçe", "meanings": ["Yıllık gelir ve gider kalemlerinin hepsini kapsayan bütçe"]}, {"word": "genel başkanlık", "meanings": ["Genel başkan olma durumu", "Genel başkanın işi veya mesleği", "Genel başkanın bulunduğu makam"]}, {"word": "genel coğrafya", "meanings": ["Yeryüzünün her türlü coğrafya olaylarını ayrı ayrı olarak araştıran, doğuşunu, işleyişini, yayılışını inceleyen coğrafya bilimi"]}, {"word": "geneleme", "meanings": ["Bir düşüncenin başka başka sözlerle yeniden anlatılması"]}, {"word": "genel dil bilimi", "meanings": ["Dilin yapısını, gelişme ve değişmesini karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "genelev", "meanings": ["Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane"]}, {"word": "genelge", "meanings": ["Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı, tamim, sirküler"]}, {"word": "genel gider", "meanings": ["Bir işin yapımı için gerekli olan giderler toplamı"]}, {"word": "genel görünüm", "meanings": ["Bir yerin, bir olayın dıştan görünümü, panorama"]}, {"word": "genel görünümlü", "meanings": ["Dıştan görünüşlü, panoramik"]}, {"word": "genel görüşme", "meanings": ["Toplumla veya devletin faaliyetleriyle ilgili konuların Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda görüşülmesi", "Kurum ve kuruluşlarda bir durumu görüşmek ve gerçeği meydana çıkarmak amacıyla yapılan geniş katılımlı toplantı"]}, {"word": "genel kadın", "meanings": ["Fuhşu meslek edinmiş kadın"]}, {"word": "genel grev", "meanings": ["Grevin bütün işçi kesimince uygulanması"]}, {"word": "genelkurmay", "meanings": ["Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye"]}, {"word": "genel kurul", "meanings": ["Bir kuruluşta üyelerin tamamının katılımıyla yapılan toplantı"]}, {"word": "genel kütüphane", "meanings": ["Bütün alanlarda yazılmış ve yayımlanmış kitapları, süreli yayınları ve belgeleri bünyesinde toplayan, herkesin yararlanabildiği kütüphane"]}, {"word": "genelleşme", "meanings": ["Genelleşmek işi, taammüm"]}, {"word": "genellemek", "meanings": ["Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik bağıntılarını bir düşüncede toplamak, tamim etmek, belirlemek karşıtı"]}, {"word": "genelleme", "meanings": ["Genellemek işi", "Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş, tamim", "Bir işlemin sonucu olan genel kavram, yargı, bilim yasası veya kuram"]}, {"word": "genelleştirilme", "meanings": ["Genelleştirilmek işi"]}, {"word": "genelleştirilmek", "meanings": ["Genelleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "genelleşmek", "meanings": ["Genel duruma gelmek, genel bir durum almak, taammüm etmek"]}, {"word": "genelleştirmek", "meanings": ["Genel duruma getirmek"]}, {"word": "genelleştirme", "meanings": ["Genel duruma getirme", "Tek tek veya özel durumlardan genel bir yasanın, önermenin çıkarılması, tamim"]}, {"word": "genellik", "meanings": ["Genel olma durumu, yaygınlık, umumiyet, umumilik", "Genel düşüncenin veya kavramın özelliği"]}, {"word": "genellikle", "meanings": ["Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğun, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle"]}, {"word": "genelmek", "meanings": ["Genişlemek"]}, {"word": "genel ölçek", "meanings": ["Fazla ayrıntıya girmeden yapılan ölçüm"]}, {"word": "genel müdürlük", "meanings": ["Genel müdür olma durumu", "Genel müdürün yetkisi ve makamı", "Genel müdürün bulunduğu bina"]}, {"word": "genel müdür", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşta yönetimin en üst düzeydeki sorumlusu"]}, {"word": "genel sekreter", "meanings": ["Bazı kamu kuruluşlarında, siyasi partilerde veya büyük özel kuruluşlarda yönetim işlerini yürüten görevli, genel yazman, umumi kâtip"]}, {"word": "genel sekreterlik", "meanings": ["Genel sekreter olma durumu", "Genel sekreterin yetkisi ve makamı, genel yazmanlık"]}, {"word": "genel uygunluk bildirimi", "meanings": ["Umum mutabakat beyannamesi"]}, {"word": "general", "meanings": ["Kara ve hava kuvvetlerinde albaylıktan sonra gelen ve mareşalliğe kadar olan yüksek rütbeli subaylara verilen genel ad"]}, {"word": "genel yetenek", "meanings": ["Bilim, teknik ve sanata ait herhangi bir alanda kişinin bilgi ve becerisini gösteren birikim"]}, {"word": "generallik", "meanings": ["General olma durumu", "Generalin rütbesi", "Generalin görevi"]}, {"word": "genel yazman", "meanings": ["Genel sekreter"]}, {"word": "geniş", "meanings": ["Eni çok olan, enli, vâsi", "Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı", "Bol (elbise)", "Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro", "Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat", "Çok"]}, {"word": "genel zekâ", "meanings": ["Bireyin belli, özel veya bağımsız yeteneklerinden ayrı olarak karşılaştığı genel durumlara uymada gösterdiği yetenek veya güç", "Zekâ testleriyle ölçülen değişik yetenek ve güçlerin birleşimi"]}, {"word": "genetik", "meanings": ["Kalıtım bilimi", "Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen", "Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili"]}, {"word": "geniş bir nefes almak", "meanings": ["sıkıntılı bir durumdan kurtulmak, ferahlığa kavuşmak"]}, {"word": "genişleme", "meanings": ["Genişlemek işi"]}, {"word": "genişçe", "meanings": ["Biraz geniş", "Uzun uzun", "Bol bol"]}, {"word": "genişlemek", "meanings": ["Geniş duruma gelmek, büyümek", "Bollaşmak", "Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak", "Yaygın duruma gelmek"]}, {"word": "geniş karşılamak", "meanings": ["hoşgörü ile değerlendirmek"]}, {"word": "geniş açı", "meanings": ["Bir dik açıdan daha büyük olan açı"]}, {"word": "genişletilme", "meanings": ["Genişletilmek işi"]}, {"word": "genişletilmek", "meanings": ["Genişletme işi yapılmak"]}, {"word": "geniş gönüllü", "meanings": ["Her olayı hoş karşılayan (kimse)"]}, {"word": "geniş ufuklu", "meanings": ["Görüşü ve bakış açısı geniş olan (kimse)"]}, {"word": "genişletmek", "meanings": ["Geniş duruma getirmek"]}, {"word": "genişletme", "meanings": ["Genişletmek işi", "Bir konuyu, ayrıntılarını katarak geliştirme"]}, {"word": "geniş mezhepli", "meanings": ["Mezhebi geniş"]}, {"word": "genişlik", "meanings": ["Geniş olma durumu", "En, boy karşıtı"]}, {"word": "geniş yürekli", "meanings": ["Hemen, çabucak telaş göstermeyen, merak etmeyen, tasasız (kimse)"]}, {"word": "geniş ünlü", "meanings": ["Alt çenenin açılmasıyla oluşan ünlü"]}, {"word": "geniş zaman", "meanings": ["Fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten, -r, -ir veya -er ekiyle kurulan zaman: Başlar (başla-r), geliriz (gel-ir-iz), severim (sev-er-im) gibi"]}, {"word": "geniş zaman sıfat-fiili", "meanings": ["Fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten, -ir, -er, -mez ekleriyle kurulan sıfat-fiil: Gelir (varidat), gider (masraf), güler yüz, bitmez iş, dinmez ağrı, görünmez kaza gibi"]}, {"word": "genitif", "meanings": ["Tamlayan durumu"]}, {"word": "geniş zaman görünümü", "meanings": ["Geniş zaman sıfat-fiiliyle yardımcı fiilin birlikte kullanılmasından doğan görünüm: Gelmez olmak. Görünmez olmak gibi"]}, {"word": "genizsilleşme", "meanings": ["Dudak ünsüzünün geniz ünsüzüne dönmesi. Türkçede ve Türk lehçelerinde b sesinin m sesine dönmesi gibi"]}, {"word": "genizden konuşmak (veya çıkarmak)", "meanings": ["burnu tıkalı gibi konuşmak"]}, {"word": "geniz", "meanings": ["Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü"]}, {"word": "genizsil", "meanings": ["Genizde oluşan (ses), nazal"]}, {"word": "geniz ünlüsü", "meanings": ["Genizde oluşan ve n sesiyle birlikte kullanılan ünlü: Tanrı, sonra, deniz kelimelerindeki a, o, e ünlüleri gibi"]}, {"word": "geniz ünsüzü", "meanings": ["Genizde oluşan n ünsüzü"]}, {"word": "genleşme", "meanings": ["Genleşmek işi"]}, {"word": "genleşme katsayısı", "meanings": ["Isının 1 derece yükselmesi sonucunda herhangi bir cismin uzunluk, yüzey, hacim biriminin artma miktarı"]}, {"word": "genleşmeölçer", "meanings": ["Isınan sıvıların görünür genleşme katsayılarını belirleyen araç, dilatometre"]}, {"word": "genleşmek", "meanings": ["Bir cisim birleşimi ve yapısı değişmeden ısı etkisiyle hacimce büyümek"]}, {"word": "genleştirmek", "meanings": ["Sıcaklığını yükselterek bir cismin yapısını ve birleşimini bozmadan hacmini, boyunu artırmak"]}, {"word": "genleştirme", "meanings": ["Genleştirmek işi"]}, {"word": "genlik", "meanings": ["Genişlik", "Dalga genliği", "Bolluk, refah"]}, {"word": "genom", "meanings": ["Gametlerde bulunan kromozomlar"]}, {"word": "gensoru", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru, istizah"]}, {"word": "gensoru önergesi", "meanings": ["Gensoru teklifinde bulunma"]}, {"word": "genosit", "meanings": ["Soykırım"]}, {"word": "genzel", "meanings": ["Genizsil"]}, {"word": "geoit", "meanings": ["Yerkürenin geometrik olmayan gerçek biçimi"]}, {"word": "genzek", "meanings": ["Genizden konuşan"]}, {"word": "geometri", "meanings": ["Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı, hendese", "Bu konu ile ilgili olan kitap veya ders"]}, {"word": "geometrik", "meanings": ["Geometriyle ilgili veya geometriye uygun olan, hendesi"]}, {"word": "geometrik dizi", "meanings": ["Ardışık terimleri arasındaki oranı değişmeyen dizi"]}, {"word": "geometrik çizim", "meanings": ["Cetvel, pergel vb. ile elde edilen çizgi"]}, {"word": "geometrik yer", "meanings": ["Aynı özellikleri olan noktaların oluşturdukları çizgi veya yüzey"]}, {"word": "gepegencecik", "meanings": ["Gencecik"]}, {"word": "gepgenç", "meanings": ["Çok genç", "Çok genç olarak, çok gençken"]}, {"word": "gepegenç", "meanings": ["Gencecik"]}, {"word": "gerçeğe aykırı", "meanings": ["Gerçek dışı"]}, {"word": "gerçeğe aykırılık", "meanings": ["Gerçek dışılık"]}, {"word": "gerçeğe uygunluk", "meanings": ["Gerçeğe uygun olma durumu"]}, {"word": "gerçek", "meanings": ["Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat", "Gerçeklik", "Doğruluk", "Yalan olmayan", "Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel", "Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici", "Temel, başlıca, asıl", "Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan", "Yapay olmayan", "Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan"]}, {"word": "gerçekçilik", "meanings": ["Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik", "Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik", "Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik"]}, {"word": "gerçekçi", "meanings": ["Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan, realist", "Gerçekçilik yanlısı olan, realist"]}, {"word": "gerçek yüzünü göstermek", "meanings": ["sakladığı düşüncelerini sonradan ortaya koymak"]}, {"word": "gerçek dışılık", "meanings": ["Gerçek dışı olma durumu, gerçeğe aykırılık"]}, {"word": "gerçek dışı", "meanings": ["Gerçeğin dışında olan, gerçek olmayan, gerçeğe aykırı, hilafıhakikat, irrealist"]}, {"word": "gerçek kişi", "meanings": ["Hukuk bakımından birey", "Kimse olarak var olan kişi"]}, {"word": "gerçekleme", "meanings": ["Gerçeklemek işi, teyit"]}, {"word": "gerçeklemek", "meanings": ["Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak, doğrulamak, teyit etmek"]}, {"word": "gerçekleşme", "meanings": ["Gerçekleşmek işi, tahakkuk"]}, {"word": "gerçekleşmek", "meanings": ["Gerçek olmak, gerçek duruma gelmek, meydana gelmek, tahakkuk etmek"]}, {"word": "gerçekleştirilme", "meanings": ["Gerçekleştirilmek işi"]}, {"word": "gerçekleştirme", "meanings": ["Gerçekleştirmek işi, realizasyon"]}, {"word": "gerçekleştirilmek", "meanings": ["Gerçek duruma getirilmek"]}, {"word": "gerçekli", "meanings": ["Gerçeklenmiş, gerçek olduğu anlaşılmış, muhakkak"]}, {"word": "gerçekleştirmek", "meanings": ["Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak"]}, {"word": "gerçeklik", "meanings": ["Gerçek olan, var olan şeylerin tümü, hakikat, hakikilik, şeniyet, realite, reellik"]}, {"word": "gerçek mantarlar", "meanings": ["Bağlarda mildiyu hastalığını yapan, emeçleri iyi gelişmiş mantarlar (Peronospora viticola)"]}, {"word": "gerçek sayı", "meanings": ["Bir eksen üzerindeki bir noktanın yerini belirlemeye yarayan sayı"]}, {"word": "gerçekten", "meanings": ["Gerçek olarak, cidden, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki"]}, {"word": "gerçeküstü", "meanings": ["Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek, sürrealite"]}, {"word": "gerçekte", "meanings": ["Aslında, tam anlamıyla, hakikatte"]}, {"word": "gerçeküstücü", "meanings": ["Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist", "Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist"]}, {"word": "gerçeküstücülük", "meanings": ["Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm"]}, {"word": "gerçi", "meanings": ["Her ne kadar ... ise de, vakıa"]}, {"word": "gerdan", "meanings": ["Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü", "Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk", "Kesim hayvanlarında boyun"]}, {"word": "gerdan kırmak", "meanings": ["naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak", "boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak"]}, {"word": "gerdaniye", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı"]}, {"word": "gerdaniyebuselik", "meanings": ["Gerdaniye makamı ile buselik beşlisinden oluşan bir birleşik makam"]}, {"word": "gerdanlık", "meanings": ["Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı"]}, {"word": "gerdek", "meanings": ["Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları"]}, {"word": "gerdeğe girmek", "meanings": ["gelinle damat düğün gecesi bir araya gelmek"]}, {"word": "gerdel", "meanings": ["Süt vb. şeyler koymaya, hayvanlara yem vermeye yarayan kova biçiminde tahta veya deriden kap", "Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan, saç veya pirinç çemberli tahta kova"]}, {"word": "gerdirilme", "meanings": ["Gerdirilmek işi"]}, {"word": "gerdirilmek", "meanings": ["Gerdirme işi yapılmak"]}, {"word": "gerdirme", "meanings": ["Gerdirmek işi"]}, {"word": "gerdirmek", "meanings": ["Germe işini yaptırmak"]}, {"word": "gereç", "meanings": ["Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal"]}, {"word": "gereğince", "meanings": ["Gereği gibi, gereğine göre, gerektiği gibi, layıkıyla, mucibince"]}, {"word": "gerek", "meanings": ["İcap", "Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım"]}, {"word": "gerek görmek", "meanings": ["yapılmasını istemek"]}, {"word": "gereği düşünülmek", "meanings": ["bir sorunu sonuçlandırmak için tutulacak yolu kararlaştırmak"]}, {"word": "gereği gibi", "meanings": ["nasıl olması gerekli ise öyle"]}, {"word": "gerekçe", "meanings": ["Gerektirici sebep, esbabımucibe", "Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri", "Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler", "Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme"]}, {"word": "gerekçe göstermek", "meanings": ["gerektirici sebep ve doküman ileri sürmek"]}, {"word": "gerekçelendirme", "meanings": ["Gerekçelendirmek işi"]}, {"word": "gerekçeli", "meanings": ["Gerekçeye dayanan, gerekçesi olan"]}, {"word": "gerekçelendirmek", "meanings": ["Gerekçeli duruma getirmek"]}, {"word": "gerekçesiz", "meanings": ["Gerekçeye dayanmayan, gerekçesi olmayan"]}, {"word": "gerekirci", "meanings": ["Belirlenimci"]}, {"word": "gerekircilik", "meanings": ["Belirlenimcilik"]}, {"word": "gerekli", "meanings": ["Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri"]}, {"word": "gerekli kılmak", "meanings": ["icap ettirmek"]}, {"word": "gerekli görmek", "meanings": ["yapılması icap etmek"]}, {"word": "gereklik", "meanings": ["Gerek olma durumu, lüzum, icap, iktiza"]}, {"word": "gereklilik kipi", "meanings": ["Fiilin yapılması gerektiğini belirten, -malı \\/ -meli ekiyle kurulan isteme kipi: Gelmeliyim, gelmelisin, gelmeli, gelmeliyiz, gelmelisiniz, gelmeliler gibi"]}, {"word": "gereklilik", "meanings": ["Gerekli olma durumu, lüzum", "Zorunluluk"]}, {"word": "gerekmek", "meanings": ["Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil vb.ne bağlı olmak, gerek olmak, lazım olmak, icap etmek, iktiza etmek"]}, {"word": "gerekme", "meanings": ["Gerekmek işi, iktiza, istilzam"]}, {"word": "gerekseme", "meanings": ["İhtiyaç"]}, {"word": "gereksinim", "meanings": ["Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç"]}, {"word": "gereksemek", "meanings": ["Bir şeyi kendisi için gerek saymak, ihtiyaç duymak, muhtaç olmak"]}, {"word": "gereksinme duymak", "meanings": ["ihtiyacı olduğunu anlamak"]}, {"word": "gereksinme", "meanings": ["Gereksinmek durumu"]}, {"word": "gereksinmek", "meanings": ["İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak"]}, {"word": "gereksiz", "meanings": ["Gereği olmayan, yararsız, lüzumsuz", "Boş yere"]}, {"word": "gereksiz görmek", "meanings": ["lüzum görmemek"]}, {"word": "gereksizlik", "meanings": ["Gereksiz olma durumu, lüzumsuzluk"]}, {"word": "gerektirim", "meanings": ["Belirlenim"]}, {"word": "gerektirme", "meanings": ["Gerektirmek işi, istilzam"]}, {"word": "gerektirmek", "meanings": ["Gerekli kılmak, icap ettirmek, istilzam etmek"]}, {"word": "gerelti", "meanings": ["Engel, perde"]}, {"word": "geren", "meanings": ["Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak"]}, {"word": "gergedan böceği", "meanings": ["4 santimetreye yakın boyda, erkeklerinde sert bir boynuz bulunan ve kurtçuk evresini, ağaç kökü kemirerek geçiren kın kanatlı böcek (Oryctes nasicornis)"]}, {"word": "gergedan", "meanings": ["Gergedangillerden, sıcak ülkelerde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan (Rhinoceros inducus)"]}, {"word": "gergedangiller", "meanings": ["Tek parmaklılar takımına giren gergedanları içine alan bir familya"]}, {"word": "gergef", "meanings": ["Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve"]}, {"word": "gergef işlemek", "meanings": ["gergefle nakış işlemek"]}, {"word": "gergi", "meanings": ["Perde", "İp, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan araç"]}, {"word": "gergin", "meanings": ["Gerilmiş durumda olan", "Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt)", "Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki)", "Huzursuz, sinirli"]}, {"word": "gergili", "meanings": ["Gergisi olan"]}, {"word": "gergince", "meanings": ["Biraz gergin"]}, {"word": "gerginleşme", "meanings": ["Gerginleşmek işi"]}, {"word": "gerginleşmek", "meanings": ["Gergin duruma gelmek"]}, {"word": "gerginleştirme", "meanings": ["Gerginleştirmek işi"]}, {"word": "gerginleştirmek", "meanings": ["Gergin duruma getirmek"]}, {"word": "geri", "meanings": ["Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı", "Son, sonuç", "Bir şeyin sona kalan bölümü", "Geçmiş, mazi", "Hayvanda boşaltım organının dışı", "Eksik gösteren (saat)", "Aptal, anlayışsız", "Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş", "Geriye doğru", "`Geri dön, geri git!` anlamında bir söz"]}, {"word": "gerginlik", "meanings": ["Gergin olma durumu"]}, {"word": "gerginlik yaratmak", "meanings": ["gergin duruma getirmek"]}, {"word": "geri almak", "meanings": ["verdiğini almak", "geriye doğru götürmek", "düşmandan kurtarmak", "arabayı geri geri götürmek için vites kolunu geri durumuna getirmek"]}, {"word": "geri basmak", "meanings": ["geri geri gitmek"]}, {"word": "geri çekilmek", "meanings": ["karıştığı bir işi sürdürmekten veya sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek"]}, {"word": "geri dönmek", "meanings": ["geldiği yere gitmek"]}, {"word": "geri çevirmek", "meanings": ["geri vermek, geldiği yere göndermek, iade etmek", "kabul etmemek, reddetmek"]}, {"word": "geri durmak", "meanings": ["bir iş yapmaktan kaçınmak"]}, {"word": "geri göndermek", "meanings": ["geldiği yere göndermek, iade etmek"]}, {"word": "geri gitmek", "meanings": ["kötüleşmek"]}, {"word": "geri kalmak", "meanings": ["arkada kalmak", "gecikmek", "çağdaşlarının ve yaşıtlarının düzeyine gelememek veya düzeyinde olmamak"]}, {"word": "geri kalmamak", "meanings": ["yapmaktan kaçınmamak", "birinden daha az başarılı olmamak"]}, {"word": "geri komamak", "meanings": ["yapmak"]}, {"word": "geri vermek", "meanings": ["bir şeyi aldığı yere veya kimseye vermek, iade etmek"]}, {"word": "geri saymak", "meanings": ["geriye doğru saymak"]}, {"word": "geriye bırakmak", "meanings": ["tehir etmek"]}, {"word": "geriye dönmek", "meanings": ["yüzünü arkaya çevirip ters yöne gitmek"]}, {"word": "geriye yürümek", "meanings": ["öncesini kapsamak"]}, {"word": "geri", "meanings": ["Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval"]}, {"word": "geriatri", "meanings": ["Yaşlılık bilimi"]}, {"word": "gerici", "meanings": ["Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan (kimse veya görüş), ilerici karşıtı, mürteci"]}, {"word": "gerici", "meanings": ["Bir organı germeye yarayan (kas)", "Germe işini yapan kimse"]}, {"word": "gericilik", "meanings": ["Gerici (I) olma durumu, irtica"]}, {"word": "geri hizmet", "meanings": ["Askerlik mesleğinin savaşta veya askerî harekâtta, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek, içecek, silah sağlama vb. çok yönlü hizmetleri en akılcı, etkili ve seri bir biçimde plan ve programa bağlayıp uygulayan hizmetler bütünü, ikmal, lojistik", "Ordunun türlü gereksinimi ile ilgili işlerin bütünü"]}, {"word": "geri kafalı", "meanings": ["Yenilikleri istemeyen, eskiye bağlı (kimse)"]}, {"word": "geri kalmış", "meanings": ["Az gelişmiş (ülke, toplum)"]}, {"word": "geri kalmışlık", "meanings": ["Az gelişmişlik"]}, {"word": "gerilek", "meanings": ["Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen"]}, {"word": "gerileme", "meanings": ["Gerilemek işi", "Bir dokunun, bir organın evrim geçirmemesi veya bir yapının basitleşmesi", "Sonuçlardan ilkelere, etkilerden sebeplere ve birleşiklerden yalınçlara doğru usa vurma işlemi", "Gelişimin daha erken dönemlerine geri dönme", "Kavrama yeteneğinin giderek zayıflaması durumu", "Geri çekilme, ricat"]}, {"word": "gerilemek", "meanings": ["Geri çekilmek, geriye çekilmek", "Daha aşağı bir dereceye düşmek", "Hastalık, gelişmeksizin yok olmaya yüz tutmak", "Bir tepki karşısında katı sayılan bir tutumdan vazgeçmek"]}, {"word": "geriletme", "meanings": ["Geriletmek işi"]}, {"word": "gerileyici benzeşme", "meanings": ["Kelimelerde sonraki sesin önceki sesi etkilemesi: çarşanba > çarşamba gibi"]}, {"word": "geriletmek", "meanings": ["Gerilemesine yol açmak"]}, {"word": "gerileyiş", "meanings": ["Gerileme işi"]}, {"word": "gerili", "meanings": ["Gerilmiş olan"]}, {"word": "gerilik", "meanings": ["Geri olma durumu", "İdrak etme yeteneğinde veya okul başarılarında yaşına göre geri kalma durumu"]}, {"word": "gerilim", "meanings": ["Gerginlik, tansiyon", "Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi", "İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür", "Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj", "İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum", "Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon"]}, {"word": "gerilimli", "meanings": ["Gerilimi olan"]}, {"word": "gerilimölçer", "meanings": ["Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet, tansiyometre"]}, {"word": "gerilimsiz", "meanings": ["Gerilimi olmayan"]}, {"word": "gerilim ölçümü", "meanings": ["Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi, tansiyometri", "Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme, tansiyometri"]}, {"word": "geriliş", "meanings": ["Gerilme işi"]}, {"word": "gerilla", "meanings": ["Düzenli bir orduya karşı küçük birlikler hâlinde çatışan, hafif silahlarla donatılmış topluluk", "Bu topluluktan olan kimse", "Bağımsız bir biçimde hareket eden çete"]}, {"word": "gerillacı", "meanings": ["Gerilla savaşı yapan birliğe bağlı olan kimse"]}, {"word": "gerillacılık", "meanings": ["Gerillacı olma durumu"]}, {"word": "gerillalaşmak", "meanings": ["Gerilla gibi faaliyet göstermek"]}, {"word": "gerilla savaşı", "meanings": ["Düşman kuvvetlerinin eylemlerini engellemek, baltalamak veya geciktirmek amacıyla gerillaların yaptığı savaş"]}, {"word": "gerilme", "meanings": ["Gerilmek işi", "Kasların son uzama gücü ile vücudun bütün bölümlerinde oluşan gergin durum, gevşeme karşıtı"]}, {"word": "gerilmek", "meanings": ["Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek", "Gergin bir biçimde açılmak", "Kasılmak", "Kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek", "İlişki ve davranış bozulacak duruma gelmek"]}, {"word": "geriniş", "meanings": ["Gerinme işi"]}, {"word": "gerinmek", "meanings": ["Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak"]}, {"word": "geri plan", "meanings": ["Arka plan"]}, {"word": "gerinme", "meanings": ["Gerinmek işi"]}, {"word": "gerisin geri", "meanings": ["Geldiği yere veya ters yöne doğru, gerisin geriye", "Yeniden, tekrar, bir daha"]}, {"word": "gerisin geriye", "meanings": ["Gerisin geri"]}, {"word": "geriş", "meanings": ["Germe işi", "Sırt"]}, {"word": "geri tepme", "meanings": ["Merminin atılışı sırasında namlu içinde gazların geriye doğru sıkıştırmasından ileri gelen hareket"]}, {"word": "geri vites", "meanings": ["Vitesteki dişlilerden otomobilin geri gitmesini sağlayan dişli"]}, {"word": "geriz", "meanings": ["Lağım, keriz"]}, {"word": "geri zekâlı", "meanings": ["Zekâ düzeyi gelişmemiş (kimse)", "Anlayışı kıt, aptal"]}, {"word": "gerize taş atmak", "meanings": ["edepsiz bir kimseye edepsizliğini göstermeye fırsat vermek"]}, {"word": "Germanist", "meanings": ["Cermen dilleri uzmanı"]}, {"word": "Germanofil", "meanings": ["Almansever"]}, {"word": "Germanistik", "meanings": ["Cermen dillerini konu olan bilim dalı"]}, {"word": "germanyum", "meanings": ["Atom numarası 32, atom ağırlığı 72,6, yoğunluğu 5,46 olan, 937,4 °C'de eriyen, kalay ve silisyumu andıran, az rastlanan bir element (simgesi Ge)"]}, {"word": "germe", "meanings": ["Germek işi", "Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılan tahta perde"]}, {"word": "germek", "meanings": ["Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek", "Gergin bir şeyle örtmek", "Kol, bacak, uzatmak", "Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek"]}, {"word": "germen", "meanings": ["Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü"]}, {"word": "gerundium", "meanings": ["343 zarf-fiil"]}, {"word": "gerzek", "meanings": ["Geri zekâlı"]}, {"word": "Gerze tavuğu", "meanings": ["Karadeniz bölgesinin genellikle siyah renkli ibikleri boynuz biçiminde çatallı, yerli bir tavuk ırkı"]}, {"word": "gestalt", "meanings": ["Psikolojik olayların bir bütün veya biçim olduğunu savunan görüş", "Biçim, boy, durum, yapı"]}, {"word": "gestapo", "meanings": ["Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü"]}, {"word": "getiri", "meanings": ["Faiz", "Kazanç", "Yarar"]}, {"word": "getirilme", "meanings": ["Getirilmek işi"]}, {"word": "getirilmek", "meanings": ["Gelmesi sağlanmak"]}, {"word": "getirimci", "meanings": ["Getirim sağlayan şey, rantiye", "Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimse, rantçı, rantiye"]}, {"word": "getirim", "meanings": ["Getirme işi", "Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir, rant"]}, {"word": "getirimli", "meanings": ["Getirimi olan"]}, {"word": "getiriş", "meanings": ["Getirme işi"]}, {"word": "getirme", "meanings": ["Getirmek işi"]}, {"word": "getirmek", "meanings": ["Gelmesini sağlamak", "Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak", "Erişmek veya eriştiğini sanmak", "İleri sürmek", "Sebep olmak, ortaya çıkarmak", "İletmek, bildirmek", "Sağlamak", "Bir makama atamak veya seçmek", "Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar"]}, {"word": "getirtmek", "meanings": ["Getirme işini yaptırmak"]}, {"word": "getirtme", "meanings": ["Getirtmek işi"]}, {"word": "getto", "meanings": ["Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi", "Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü"]}, {"word": "getr", "meanings": ["Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş veya köseleden yapılmış bir tozluk türü"]}, {"word": "geveleme", "meanings": ["Gevelemek işi"]}, {"word": "gevelemek", "meanings": ["Bir şeyi çiğnemeden ağız içinde evirip çevirmek", "Bir sözü tam olarak ve açıkça söylememek"]}, {"word": "geveleyiş", "meanings": ["Geveleme işi"]}, {"word": "geven", "meanings": ["Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı, keven (Astragalus)"]}, {"word": "gevenlik", "meanings": ["Geveni çok olan yer"]}, {"word": "geveze", "meanings": ["Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron", "Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı"]}, {"word": "gevezelenme", "meanings": ["Gevezelenmek işi, zevzeklenme"]}, {"word": "gevezelenmek", "meanings": ["Gevezelik etmek, zevzeklenmek"]}, {"word": "gevezelik", "meanings": ["Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık", "Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma"]}, {"word": "gevezelik etmek", "meanings": ["saçma sapan konuşmak, zevzeklik etmek", "yârenlik etmek"]}, {"word": "gevher", "meanings": ["Cevher"]}, {"word": "geviş", "meanings": ["Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi"]}, {"word": "geviş getirmek", "meanings": ["yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek"]}, {"word": "geviş getirenler", "meanings": ["Çift parmaklı hayvanların, sindirim organları geviş getirmeye uygun olan alt takımı"]}, {"word": "geviş getirmeyenler", "meanings": ["Çift parmaklılar takımına giren, mide yapıları basit olan bir alt takım"]}, {"word": "gevme", "meanings": ["Gevmek işi"]}, {"word": "gevmek", "meanings": ["Ağızda katı bir şey çiğnemek, geviş getirmek"]}, {"word": "gevrecik", "meanings": ["Çok gevrek veya incecik", "Çok taze, yumuşacık"]}, {"word": "gevrek", "meanings": ["Kolayca kırılıp ufalanan", "Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü", "Şen, neşeli (gülüş)"]}, {"word": "gevrek gevrek gülmek", "meanings": ["kendine güvenip karşısındakini küçümsemek", "neşeli ve kendine güvenli biçimde gülmek"]}, {"word": "gevrekçi", "meanings": ["Gevrek yapan veya satan kimse"]}, {"word": "gevrekçilik", "meanings": ["Gevrekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "gevreklik", "meanings": ["Gevrek olma durumu", "Bir maddenin kolay kırılabilir olma durumu"]}, {"word": "gevreme", "meanings": ["Gevremek işi"]}, {"word": "gevremek", "meanings": ["Kolay kırılır duruma gelmek", "Ekin olgunlaşmak"]}, {"word": "gevretilme", "meanings": ["Gevretilmek işi"]}, {"word": "gevretilmek", "meanings": ["Gevreme işi yapılmak"]}, {"word": "gevretme", "meanings": ["Gevretmek işi"]}, {"word": "gevretmek", "meanings": ["Bir şeyin gevremesini sağlamak"]}, {"word": "gevşek", "meanings": ["Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan", "Cansız, hareketsiz, iradesiz", "İlgisiz, kayıtsız bir biçimde"]}, {"word": "gevşek ağızlı", "meanings": ["Geveze, boşboğaz (kimse)"]}, {"word": "gevşeklik", "meanings": ["Gevşek olma durumu", "İlgisiz, kayıtsız davranış", "Uyuşukluk, kesiklik, rehavet"]}, {"word": "gevşeme", "meanings": ["Gevşemek işi, relaks", "İsteğin, çabanın, ciddiyetin azalması", "Kalbin atmasında kasılmadan sonra gelen dinlenme ve içine kan dolma dönemi, diyastol", "Para piyasasında değer yitimi", "Öfke, kaygı, korku vb. coşkularla artan ruhsal gerilimin ve gerilen kasların normal duruma gelmesi", "Gerilmiş vücut bölümlerinin, direnci olmadan kendi ağırlıklarıyla, bazı hareketlerle yeniden kendi durumuna gelmesi, gerilme karşıtı"]}, {"word": "gevşek vurgu", "meanings": ["Üzerinde vurgu olan bir ünlüden sonra, ünsüzle başlayan bir hecenin gelişiyle zayıflayan vurgu"]}, {"word": "gevşemek", "meanings": ["Sertlik ve gerginliği bozulmak", "Çözülmek", "Yumuşamak, yatışmak, sakinleşmek", "Sevmek, hoşlanmak", "Para piyasasında değer yitirmek"]}, {"word": "gevşetilme", "meanings": ["Gevşetilmek işi"]}, {"word": "gevşetilmek", "meanings": ["Bir şeyin gevşemesini sağlamak, bir şeyi gevşek duruma getirmek"]}, {"word": "gevşetme", "meanings": ["Gevşetmek işi"]}, {"word": "gevşetmek", "meanings": ["Sertlik ve gerginliğini bozmak", "Rahatlatmak, sakinleştirmek"]}, {"word": "gevşeyiş", "meanings": ["Gevşeme işi"]}, {"word": "geyik", "meanings": ["Geyikgillerden, erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan (Cervus elaphus)", "Karısının veya bir kadın yakınının ihanetine uğramış erkek"]}, {"word": "geyik yapmak", "meanings": ["boş, yararsız konuşmak"]}, {"word": "geyik etine girmek", "meanings": ["genç kız, erginlik çağına girmek"]}, {"word": "geyik böceği", "meanings": ["Geyik boynuzunu andıran sağlam çeneleriyle, orman ve tarım ağaçlarını kemirerek beslenen, 20-60 milimetre boyunda kın kanatlı böcek (Lucanus cervus)"]}, {"word": "geyik böcekleri", "meanings": ["Geyik böceği vb.ni içine alan kın kanatlılar familyası"]}, {"word": "geyik dikeni", "meanings": ["Alıç"]}, {"word": "geyikdili", "meanings": ["Eğrelti otugillerden, Kuzey ve Batı Anadolu'nun kıyı kesimlerinde yetişen, yaprakları uzunca dil biçiminde çok yıllık otsu bir bitki (Scolopendrium officinale)"]}, {"word": "geyikgiller", "meanings": ["Geviş getirenlerden geyik, alageyik, karaca vb. hayvanları içine alan bir familya"]}, {"word": "geyşa", "meanings": ["Dansçı ve şarkıcı Japon kadını", "Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını"]}, {"word": "geyik muhabbeti", "meanings": ["Yararsız, uzun uzadıya konuşma"]}, {"word": "geyik otu", "meanings": ["Sedef otugillerden, bahçelerde süs olarak yetiştirilen güzel kokulu bir bitki (Dictamnus fraxinella)"]}, {"word": "gez", "meanings": ["Okun, kirişe geçen ucundaki kertik", "Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik"]}, {"word": "gez göz arpacık", "meanings": ["tüfekle yapılan atışlarda daha iyi nişan almak için kullanılan bir ifade"]}, {"word": "geze almak", "meanings": ["hedefe doğrultmak"]}, {"word": "gez", "meanings": ["Yer ölçmeye yarar düğümlü ip", "Yapı işlerinde kullanılan çekül"]}, {"word": "gezdirilme", "meanings": ["Gezdirilmek işi"]}, {"word": "gezdirilmek", "meanings": ["Gezdirme işi yapılmak"]}, {"word": "gezdirme", "meanings": ["Gezdirmek işi"]}, {"word": "gezdiriş", "meanings": ["Gezdirme işi"]}, {"word": "gezegen", "meanings": ["Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı, seyyare, planet"]}, {"word": "gezdirmek", "meanings": ["Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak", "Tanıtmak amacıyla dolaştırmak", "Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek", "Sürterek, değdirerek hareket ettirmek", "Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak", "Herhangi bir biçimde giydirmek"]}, {"word": "gezegenler arası", "meanings": ["Güneş çevresinde dolanan cisimler arasındaki boşluk"]}, {"word": "gezeğen", "meanings": ["Çok gezen (kimse)"]}, {"word": "gezeleme", "meanings": ["Gezelemek işi", "Gelin ve damadın düğünden sonra akrabalarına yaptıkları ziyaret"]}, {"word": "gezelemek", "meanings": ["Gezinmek", "Sıkıntılı bir durumda dolaşmak, gezinmek"]}, {"word": "gezenti", "meanings": ["Vaktini gezmekle geçiren, gezmeyi çok seven, gezeğen"]}, {"word": "gezgin", "meanings": ["Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), gezici, gezmen, seyyah"]}, {"word": "gezginci", "meanings": ["Gezerek iş gören, gezici, seyyar"]}, {"word": "gezgincilik", "meanings": ["Gezginci olma durumu"]}, {"word": "gezginlik", "meanings": ["Gezgin olma durumu, turistlik, seyyahlık"]}, {"word": "gezi", "meanings": ["Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat", "Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk", "Gezilip hava alınacak yer", "Gezinti yeri"]}, {"word": "geziye çıkmak", "meanings": ["uzak yerleri dolaşmak"]}, {"word": "gezi", "meanings": ["Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "gezici", "meanings": ["Gezgin", "Halka yardım amacıyla hizmet götüren"]}, {"word": "gezici topluluk", "meanings": ["Belli bir yeri olmayıp özel araçlarla dolaşarak oyunlar sergileyen topluluk"]}, {"word": "gezicilik", "meanings": ["Gezici olma durumu"]}, {"word": "geziliş", "meanings": ["Gezilme işi"]}, {"word": "gezilmek", "meanings": ["Gezme işi yapılmak, dolaşılmak"]}, {"word": "gezilme", "meanings": ["Gezilmek işi"]}, {"word": "geziniş", "meanings": ["Gezinme işi"]}, {"word": "gezinme", "meanings": ["Gezinmek işi, seyran"]}, {"word": "gezimcilik", "meanings": ["Aristotelesçilik"]}, {"word": "gezinmek", "meanings": ["Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek", "Belirli bir çevre içinde gezip durmak", "Özellikle doğaçtan yapılan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak"]}, {"word": "gezinti", "meanings": ["Uzak olmayan bir yere yapılan gezi, tenezzüh", "Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol", "Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi", "Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor", "Sofa, balkon"]}, {"word": "gezinti yeri", "meanings": ["Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge, promönat"]}, {"word": "gezi yazısı", "meanings": ["Gezilip görülen yerleri, özelliklerini, oralardaki insanların yaşantılarını, geleneklerini anlatan düzyazı"]}, {"word": "geziş", "meanings": ["Gezme işi"]}, {"word": "gezlik", "meanings": ["Eğri kılıçların ağız bölümü"]}, {"word": "gezlemek", "meanings": ["Bir yeri ölçmek", "Bir hedefi vurmak için silaha gerekli doğrultuyu vermek, nişan almak", "Okun gezini kirişe yerleştirmek"]}, {"word": "gezleme", "meanings": ["Gezlemek işi"]}, {"word": "gezme", "meanings": ["Gezmek işi, seyran"]}, {"word": "gezmek", "meanings": ["Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek", "Bir yerde dolaşmak, yürümek", "Gitmek, başvurmak", "Bulunmak", "Bir yeri görüp incelemek", "Hasta ayağa kalkmak", "Herhangi bir biçimde gezinmek", "Bir yerde gezi yapmak"]}, {"word": "gezip tozmak", "meanings": ["eğlenmek amacıyla çokça gezmek"]}, {"word": "gezen kurt aç kalmaz", "meanings": ["`geçimini sağlamak için gezip dolaşan, şuraya buraya başvuran kişi aç kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gezen ayağa taş değer (veya dolar)", "meanings": ["`gereksiz yere gezen kişi, kendisine zararı dokunacak şeylerle karşılaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gezmen", "meanings": ["Gezgin"]}, {"word": "gıcık", "meanings": ["Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı", "Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir tür koyun", "Sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan (kimse)"]}, {"word": "gıcık almak (veya kapmak veya olmak)", "meanings": ["bir davranışa veya bir kimseye sürekli sinirlenmek"]}, {"word": "gıcık etmek", "meanings": ["sinirlendirmek, öfkelendirmek, kızdırmak"]}, {"word": "gıcık tutmak", "meanings": ["bir süre boğaz gıcıklamasına yakalanmak"]}, {"word": "gıcık vermek", "meanings": ["boğazı yakıp kaşındırarak öksürmeye yol açmak", "bir kimseyi sürekli sinirlendirmek"]}, {"word": "gıcıkça", "meanings": ["Gıcık bir biçimde olan", "(gıcı'kça) Gıcık bir biçimde"]}, {"word": "gıcıklama", "meanings": ["Gıcıklamak işi"]}, {"word": "gıcıklanma", "meanings": ["Gıcıklanmak işi"]}, {"word": "gıcıklamak", "meanings": ["Gıcık oluşturmak, kaşındırmak", "Kuşkulandırmak", "Cinsel istek uyandırmak"]}, {"word": "gıcıklanmak", "meanings": ["Gıcık oluşmak", "Kuşkulanmak, huylanmak", "Cinsel istek uyanmak"]}, {"word": "gıcıklayış", "meanings": ["Gıcıklama işi"]}, {"word": "gıcır", "meanings": ["Yeni", "Sakıza kıvamını arttırmak için katılan, kauçuk cinsinden bir madde"]}, {"word": "gıcırdama", "meanings": ["Gıcırdamak işi"]}, {"word": "gıcırdatma", "meanings": ["Gıcırdatmak işi"]}, {"word": "gıcırdamak", "meanings": ["Gıcırtı çıkarmak"]}, {"word": "gıcırdayış", "meanings": ["Gıcırdama işi"]}, {"word": "gıcır gıcır", "meanings": ["Tertemiz, yepyeni, pırıl pırıl", "Gıcırtı"]}, {"word": "gıcırdatmak", "meanings": ["Gıcırtı çıkarmasına yol açmak"]}, {"word": "gıcırtı", "meanings": ["Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan sesin adı, gıcır gıcır", "İleri geri söylenme, tepki gösterme, protesto"]}, {"word": "gıcır gıcır etmek", "meanings": ["`gıcırtı` sesi çıkarmak", "tertemiz duruma getirmek"]}, {"word": "gıcırtılı", "meanings": ["Gıcırtısı olan"]}, {"word": "gıcırtısız", "meanings": ["Gıcırtısı olmayan"]}, {"word": "gıda", "meanings": ["Besin"]}, {"word": "gıdaklama", "meanings": ["Gıdaklamak işi"]}, {"word": "gıdaklayış", "meanings": ["Gıdaklama işi"]}, {"word": "gıdaklamak", "meanings": ["Tavuk kesik kesik bağırmak"]}, {"word": "gıdalı", "meanings": ["Besini olan, besinli"]}, {"word": "gıda rejimi", "meanings": ["Gıdaya bağlı rejim"]}, {"word": "gıdasız", "meanings": ["Besini olmayan, yeterli besin alamayan, besinsiz"]}, {"word": "gıdasızlık", "meanings": ["Besinsizlik"]}, {"word": "gıdı gıdı", "meanings": ["Çocukları gıdıklarken veya güldürürken söylenen söz"]}, {"word": "gıdık", "meanings": ["Çene altı, gerdan"]}, {"word": "gıdıklama", "meanings": ["Gıdıklamak işi"]}, {"word": "gıdıklamak", "meanings": ["Vücudun bazı yerlerine dokunarak ürperme veya gülerek kaçınma ile beliren bir sinir tepkisi uyandırmak", "Eğlendirici, hoşa giden sözler söylemek"]}, {"word": "gıdıklanmak", "meanings": ["Gıdıklama işi yapılmak"]}, {"word": "gıdıklayış", "meanings": ["Gıdıklama işi"]}, {"word": "gıdıklanma", "meanings": ["Gıdıklanmak işi"]}, {"word": "gıdım", "meanings": ["Küçük bir parça, bir miktar"]}, {"word": "gıgı", "meanings": ["Çocuk dilinde çene altı"]}, {"word": "gık", "meanings": ["`Ses çıkarmasına fırsat vermemek` anlamındaki gık dedirtmemek, `ses çıkarmak, karşı çıkmak, yakınmak` anlamındaki gık demek, `sesini çıkarmamak, karşı çıkmamak, yakınmamak` anlamındaki gık dememek (veya gıkı çıkmamak) deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "gıldır gıldır", "meanings": ["Tok ve yüksek bir ses çıkararak"]}, {"word": "gıllıgış", "meanings": ["Kin, gizli ve kötü amaç"]}, {"word": "gıllıgışlı", "meanings": ["Gizli amaçlı"]}, {"word": "gıllıgışlı olmak", "meanings": ["gizli amaçlı, inandırıcılıktan uzak bulunmak"]}, {"word": "gıllıgışsız", "meanings": ["Gizli amacı olmayan, inandırıcılık ve kandırıcılıktan uzak"]}, {"word": "gına", "meanings": ["Zenginlik, bolluk", "Bıkma, usanma"]}, {"word": "gına gelmek", "meanings": ["usanmak, bıkmak"]}, {"word": "gıpta", "meanings": ["İmrenme"]}, {"word": "gına getirmek", "meanings": ["bıkmak, usanmak"]}, {"word": "gır", "meanings": ["Söz, lakırtı", "Yalan, uydurma"]}, {"word": "gıpta etmek", "meanings": ["imrenmek"]}, {"word": "gır atmak", "meanings": ["konuşmak, laf atmak"]}, {"word": "gır geçmek", "meanings": ["bol bol konuşmak, çene çalmak", "dikkat etmemek, aklı başka yerde olmak"]}, {"word": "gırç gırç", "meanings": ["`Gırç` sesi çıkararak"]}, {"word": "gır kaynatmak", "meanings": ["birkaç kişi işlerini bırakıp yârenlik etmek"]}, {"word": "gırgır", "meanings": ["Mekanik olarak çalışan süpürge", "Açık denizlerde balık avlamakta kullanılan büyük ağ"]}, {"word": "gır gır", "meanings": ["Alay", "Komik, matrak, eğlenceli", "Usanç veren, sürekli ve kaba bir sesle"]}, {"word": "gır gır geçmek", "meanings": ["alay etmek"]}, {"word": "gır gıra almak (veya getirmek)", "meanings": ["alaya almak"]}, {"word": "gır gırcı", "meanings": ["Boş laf etmeyi seven, alaycı, komik kimse"]}, {"word": "gırgırlama", "meanings": ["Gırgırlamak işi"]}, {"word": "gırgırlamak", "meanings": ["Gırgırla süpürmek"]}, {"word": "gırıl gırıl", "meanings": ["Sert ve gürültülü ses çıkararak"]}, {"word": "gırla", "meanings": ["Alabildiğine, çokça"]}, {"word": "gırnata", "meanings": ["Klarnet"]}, {"word": "gırla gitmek", "meanings": ["uzun sürmek, sürüp gitmek", "bol bol ortaya dökülüp harcanmak"]}, {"word": "gırt", "meanings": ["Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses"]}, {"word": "gırnatacı", "meanings": ["Klarnetçi"]}, {"word": "gırtlak", "meanings": ["Soluk borusunun üst bölümü, ümük, imik, hançere", "Yiyip içme", "Ses rengi, yapısı"]}, {"word": "gırtlak gırtlağa gelmek", "meanings": ["kıyasıya dövüşmek"]}, {"word": "gırtlağına basmak", "meanings": ["birine bir şey yaptırmak için dayatmak veya inat etmek"]}, {"word": "gırtlağına sarılmak", "meanings": ["peşini bırakmamak, musallat olmak"]}, {"word": "gırtlaklama", "meanings": ["Gırtlaklamak işi"]}, {"word": "gırtlağına kadar", "meanings": ["çok fazla"]}, {"word": "gırtlaklaşma", "meanings": ["Gırtlaklaşmak işi"]}, {"word": "gırtlaklamak", "meanings": ["Birinin gırtlağını sıkmak"]}, {"word": "gırtlağından kesmek", "meanings": ["herhangi bir amaç için yiyeceğinden kısıntı yapmak, boğazından kesmek, tasarruf etmek"]}, {"word": "gırtlaklaşmak", "meanings": ["Birbirinin gırtlağına sarılarak dövüşmek"]}, {"word": "gırtlaklayış", "meanings": ["Gırtlaklama işi"]}, {"word": "gırtlaksı", "meanings": ["Gırtlakta boğumlanan (ses)"]}, {"word": "gıyaben", "meanings": ["Kendi yokken, ortada olmaksızın", "Adını, sözünü başkalarından duyarak, görmeden"]}, {"word": "gırtlak ünsüzü", "meanings": ["Akciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile oluşan sert ünsüz"]}, {"word": "gıyabi", "meanings": ["Bir kimse bulunmadığı sırada yapılan, verilen", "Uzaktan, görüşmeden olan"]}, {"word": "gıyabında", "meanings": ["Kendi yokken, arkasından"]}, {"word": "gıyap", "meanings": ["Yokluk, bulunmama, yitiklik"]}, {"word": "gıyap kararı", "meanings": ["Duruşmaya gelmemenin yaptırımı"]}, {"word": "gıybet", "meanings": ["Dedikodu"]}, {"word": "gıybet etmek", "meanings": ["dedikodu etmek"]}, {"word": "gıybetçi", "meanings": ["Dedikoducu"]}, {"word": "gıygıy", "meanings": ["Herhangi bir tür yaylı saz"]}, {"word": "gıy gıy", "meanings": ["Keman vb. çalgıların çıkardığı ses"]}, {"word": "gıygıycı", "meanings": ["Kemancı", "Beceriksiz"]}, {"word": "gibi olmak", "meanings": ["bir duruma, bir duyguya yaklaşmak"]}, {"word": "gibi gelmek", "meanings": ["... sanısı vermek, ... sanısı yaratmak"]}, {"word": "gibi", "meanings": ["-e benzer", "O anda, tam o sırada, hemen arkasından", "İmişçesine, benzer biçimde", "-e yakışır biçimde"]}, {"word": "... gibi yapmak", "meanings": ["... imişçesine davranmak"]}, {"word": "gibilerden", "meanings": ["Benzerinden"]}, {"word": "gibisine gelmek", "meanings": ["imiş gibi gelmek, sanmak"]}, {"word": "gibisi", "meanings": ["Benzeri"]}, {"word": "gibisine getirmek", "meanings": ["sanısı uyandırmak, sanısı vermek"]}, {"word": "gibisinden", "meanings": ["Benzerinden"]}, {"word": "gicişme", "meanings": ["Gicişmek işi"]}, {"word": "gicişmek", "meanings": ["Kaşınmak, kaşıntı duymak, gidişmek"]}, {"word": "gide gide", "meanings": ["Gidip dolaşarak, gezip görerek", "Gittikçe"]}, {"word": "gideğen", "meanings": ["Göl ayağı"]}, {"word": "gider", "meanings": ["Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf", "Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı", "Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar"]}, {"word": "giderayak", "meanings": ["Gitme anında, gitmek üzereyken", "Son anda", "Herhangi bir sürecin sonuna doğru"]}, {"word": "giderek", "meanings": ["Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen"]}, {"word": "gideren alan", "meanings": ["Bir demiri mıknatısladıktan sonra bunun bir noktasından çıkan indükleme akışını sıfıra indirmek için gereken şiddetteki manyetik alan"]}, {"word": "giderilme", "meanings": ["Giderilmek işi"]}, {"word": "giderilmek", "meanings": ["Ortadan kaldırılmak, yok edilmek"]}, {"word": "giderme", "meanings": ["Gidermek işi"]}, {"word": "gidermek", "meanings": ["Ortadan kaldırmak, yok etmek", "Dindirmek"]}, {"word": "gidertme", "meanings": ["Gidertmek işi"]}, {"word": "gidertmek", "meanings": ["Giderilmesine, ortadan kaldırılmasına yol açmak"]}, {"word": "gidici", "meanings": ["Kısa süre için var olan, kalıcı karşıtı", "Gitme durumunda bulunan, gitmek üzere olan", "Ölmek üzere olan"]}, {"word": "gidi", "meanings": ["Azarlama sözü", "Ahlaksız, pezevenk"]}, {"word": "gidiliş", "meanings": ["Gidilme işi"]}, {"word": "gidilme", "meanings": ["Gidilmek işi"]}, {"word": "gidilmek", "meanings": ["Gitme işi yapılmak"]}, {"word": "gidilmeyen yer senin değildir", "meanings": ["`gidemediğiniz yerinizin, kullanamadığınız malınızın size bir yararı olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gidiş", "meanings": ["Gitme işi", "Gitme biçimi, tempo", "Tutum, durum, davranış"]}, {"word": "gidimli", "meanings": ["Bir tasarımdan ötekine geçerek, çıkarımlar yaparak, bir önermeden ötekine mantıksal bir yolla ilerleyip parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce kuran (düşünce yolu)"]}, {"word": "gidiş o gidiş", "meanings": ["konuşmaya konu olan kimsenin bir daha dönmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "gidiş alayı", "meanings": ["Padişahların saray dışı gezilere çıkmaları dolayısıyla düzenlenen tören"]}, {"word": "gidişat", "meanings": ["Olayların durumu, işlerin gelişme biçimi", "Tutum, durum, davranış"]}, {"word": "gidiş dönüş", "meanings": ["Gitme ve geri gelme"]}, {"word": "gidiş geliş", "meanings": ["Trafik"]}, {"word": "gidişme", "meanings": ["Gidişmek işi"]}, {"word": "gidon", "meanings": ["Yönelteç", "Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak, fors"]}, {"word": "gidişmek", "meanings": ["Kaşıntı duymak, kaşınmak, gicişmek"]}, {"word": "gine", "meanings": ["Gene, yine"]}, {"word": "Gineli", "meanings": ["Gine halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "gilaburu", "meanings": ["İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yüksekliğinde bir ağaççık (Viburnum opulus)"]}, {"word": "ginseng", "meanings": ["Çin, Japonya, Kore vb. Uzak Doğu ülkelerinde yetişen, geleneksel tedavilerde kullanılan, kazık köklü, otsu ve çok yıllık bir bitki (Panax ginseng)"]}, {"word": "güpür", "meanings": ["İplikten veya ipekten olan, geniş ilmeklerden oluşan bir dantel tğrğ", "Kumaş"]}, {"word": "giranbaha", "meanings": ["Pahada ağır, değerli"]}, {"word": "giray", "meanings": ["Kırım hanlarına ve han ailesinden olan prenslere verilen unvan"]}, {"word": "girdap", "meanings": ["Bir engelle karşılaşan su veya hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor", "Tehlikeli yer veya durum"]}, {"word": "girdi", "meanings": ["Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü, çıktı karşıtı"]}, {"word": "girdabına kapılmak", "meanings": ["bir şeyin etkisinde kalmak, o şeyin çekiciliğinden kurtulamamak"]}, {"word": "girdisi çıktısı", "meanings": ["Bilinmeyen karışık yönler, ayrıntılar", "Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü"]}, {"word": "giren", "meanings": ["Hafif bulutlu, sisli hava"]}, {"word": "girenleme", "meanings": ["Girenlemek işi"]}, {"word": "girenlemek", "meanings": ["Hava bulutlanmak, serinlemek"]}, {"word": "girginlik", "meanings": ["Girgin olma durumu"]}, {"word": "girgin", "meanings": ["Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen, pısırık karşıtı"]}, {"word": "girift", "meanings": ["Birbirinin içine girip karışmış, girişik, çapraşık", "Güzel yazı sanatında boş yer bırakmayacak biçimde iç içe istif edilmiş (yazı)", "Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı"]}, {"word": "giriftar", "meanings": ["Tutulmuş, yakalanmış"]}, {"word": "giriftar olmak", "meanings": ["yakalanmak, tutulmak"]}, {"word": "giriftlik", "meanings": ["Girift olma durumu, girişiklik"]}, {"word": "giriftzen", "meanings": ["Girift çalan kimse"]}, {"word": "giriliş", "meanings": ["Girilme işi"]}, {"word": "girilme", "meanings": ["Girilmek işi"]}, {"word": "girinti", "meanings": ["Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm"]}, {"word": "girilmek", "meanings": ["Girme işi yapılmak"]}, {"word": "girimlik", "meanings": ["Bir yere girmek hakkını gösteren kâğıt, giriş kartı, duhuliye kartı"]}, {"word": "girintili", "meanings": ["Girintisi olan"]}, {"word": "girim", "meanings": ["Girme işi"]}, {"word": "girintili çıkıntılı", "meanings": ["Düz veya düzgün olmayıp girinti ve çıkıntıları olan"]}, {"word": "girintisiz", "meanings": ["Girintisi olmayan"]}, {"word": "girintisiz çıkıntısız", "meanings": ["Girintisi çıkıntısı olmayan, düzgün, dümdüz"]}, {"word": "girişik bezeme", "meanings": ["Kıvrılarak, birbirinin içine geçerek uzayıp giden, yapraklı dalları andıran geometrik görünüşte birtakım biçimlerden oluşmuş bezeme çizgileri, girift tezyinat, arabesk"]}, {"word": "girişik", "meanings": ["Girift"]}, {"word": "giriş", "meanings": ["Girme işi", "Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre", "Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal", "Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm", "Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser", "Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal"]}, {"word": "girişik tamlama", "meanings": ["İçinde tümleç, sıfat tamlaması veya zarf bulunan tamlama: Ali'nin eve gelmesi gibi"]}, {"word": "girişik cümle", "meanings": ["Bir temel cümle ile bir veya birkaç fiilimsiden kurulan cümle, girişik tümce: Koşarak geldi. Öğrenciler sabahleyin koşa koşa okula gidiyorlardı gibi"]}, {"word": "girişilme", "meanings": ["Girişilmek işi"]}, {"word": "girişilmek", "meanings": ["Girişme işi yapılmak"]}, {"word": "girişim", "meanings": ["Bir işe girişme, teşebbüs", "İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı"]}, {"word": "girişimölçer", "meanings": ["Işık girişim saçaklarını uzaktan ölçmeye yarayan araç, interferometre"]}, {"word": "girişimde bulunmak", "meanings": ["davranmak, teşebbüs etmek"]}, {"word": "girişimcilik", "meanings": ["Girişimci olma durumu"]}, {"word": "girişimci", "meanings": ["Üretim için bir işe girişen, kalkışan kimse, müteşebbis", "Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis"]}, {"word": "girişim ölçme", "meanings": ["İki veya daha fazla dalga hareketini ölçme işi, interferometri"]}, {"word": "giriş kapısı", "meanings": ["Yapılarda içeri girmek için kullanılan kapı"]}, {"word": "giriş kartı", "meanings": ["Bir kuruluşa, bir toplantıya veya bir spor karşılaşmasına serbestçe girebilme olanağı sağlayan belge"]}, {"word": "giriş katı", "meanings": ["Toprak düzeyinde olan kat, yer katı, zemin katı"]}, {"word": "girişlik", "meanings": ["Girizgâh"]}, {"word": "girişken", "meanings": ["Kendi kendine iş, uğraş yaratabilen, bir işe çekinmeden girebilen, başkalarıyla kolayca ilişki kurabilen, girişkin"]}, {"word": "girişme", "meanings": ["Girişmek işi, teşebbüs"]}, {"word": "girişmek", "meanings": ["Bir işi ele almak", "Başlamak", "Kalkışmak", "Birbirine karışmak", "Dövmek", "Kavgaya tutuşmak"]}, {"word": "girişkenlik", "meanings": ["Girişken olma durumu, girişkinlik"]}, {"word": "giriş ücreti", "meanings": ["Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlere girmek için ödenen ücret, girmelik, duhuliye"]}, {"word": "Girit kekiği", "meanings": ["Girit Adası'nda yetişen, beyaz tüylü, pembe çiçekli ve çok yıllık bir bitki (Origanum dictamnus)"]}, {"word": "Giritli", "meanings": ["Girit adası halkından olan kimse"]}, {"word": "girme", "meanings": ["Girmek işi"]}, {"word": "girizgâh", "meanings": ["Bir başka söze yol açmak için söylenen söz, girişlik"]}, {"word": "girecek delik aramak", "meanings": ["saklanmak istemek"]}, {"word": "girmek", "meanings": ["Dışarıdan içeriye geçmek", "Sığmak", "Katılmak", "Almak, fethetmek", "İncelemek, ayrıntılara inmek", "Girişmek, başlamak", "Bulaşmak", "Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak", "Zaman anlamlı kavramlar için gelmek", "Ağrı, sancı başlamak, saplanmak", "Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek", "İyice anlamak, iyice bilmek", "Kavgaya tutuşmak", "Erişmek, ulaşmak", "Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak", "Yazılmak, başlamak", "Yemek yemek", "Yüklenmek", "Tecavüz etmek, geçmek"]}, {"word": "girip çıkmak", "meanings": ["bir yere kısa süre kalmak üzere uğramak", "bir yere sık sık gelmek"]}, {"word": "girmelik", "meanings": ["Giriş ücreti"]}, {"word": "gişe", "meanings": ["İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer, şalter"]}, {"word": "gitar", "meanings": ["Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı"]}, {"word": "gitarcı", "meanings": ["Gitar çalan kimse, gitarist"]}, {"word": "gitarcılık", "meanings": ["Gitarcının yaptığı iş"]}, {"word": "gitarist", "meanings": ["Gitarcı"]}, {"word": "gitgide", "meanings": ["Zaman ilerledikçe, giderek, gittikçe, ileride"]}, {"word": "gitme", "meanings": ["Gitmek işi"]}, {"word": "gitmek", "meanings": ["Bir yere doğru yönelmek", "Bir yerden veya bir işten ayrılmak", "Çıkmak, ulaşmak", "Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak", "Sürmek, devam etmek", "Yakışmak, yaraşmak", "Tüketilmek, harcanmak", "Götürülmek, gönderilmek", "Yeter olmak, yetmek, yetişmek", "Yürümek, yol almak", "Dayanmak", "Geçmek", "Herhangi bir durumda olmak", "Yok olmak, elden çıkmak", "Ölmek", "Başvurmak, yapmak", "Bir şey zarar görmüş olmak", "Makine, işlemek, çalışmak", "Satılmak", "Yapmak", "Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak", "Değerlendirmek, saymak, karşılamak"]}, {"word": "giden gelse dedem gelirdi", "meanings": ["`ölen bir kimse dirilemeyeceği gibi elden çıkan bir şey de bir daha ele geçmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (veya bulmamak) var", "meanings": ["`uzak bir yere giden kişi dönmeyebilir, dönebilse de ayrılırken bıraktığı yakınlarını bulmayabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "gitsin", "meanings": ["emir kiplerinden sonra gelerek buyrulan işin yapılmasından sorunun kapanması istendiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "gitti", "meanings": ["geçmiş zaman kipindeki fiillerden sonra gelerek istenmeyen bir şeyin yapıldığını, yapılacağını, istenen bir şeyin olmadığını veya olmayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "gitti gider (dahi gider)", "meanings": ["söz konusu olan şeyin bir daha gelmeyeceğini, ele geçmeyeceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "gitti de geldi", "meanings": ["yaşayabileceğinden umut kesilecek kadar ağır hastalık geçirip de iyi olanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "gittikçe", "meanings": ["Zaman ilerledikçe, gitgide, giderek"]}, {"word": "giydirici", "meanings": ["Stüdyolarda oyuncuların giyimine yardım eden kimse, gardıropçu", "Oyuncuların giysilerini giydiren kimse, gardıropçu"]}, {"word": "giydirilmek", "meanings": ["Giydirme işi yapılmak"]}, {"word": "giydirilme", "meanings": ["Giydirilmek işi"]}, {"word": "giydiriş", "meanings": ["Giydirme işi"]}, {"word": "giydirme", "meanings": ["Giydirmek işi"]}, {"word": "giydirip kuşatmak", "meanings": ["temiz, yeni giysilerle donatmak"]}, {"word": "giydirmek", "meanings": ["Giyme işini yaptırmak", "Ağır sözler söylemek, hakaret etmek"]}, {"word": "giyecek", "meanings": ["Giysi"]}, {"word": "giyiliş", "meanings": ["Giyilme işi"]}, {"word": "giyilme", "meanings": ["Giyilmek işi"]}, {"word": "giyilmek", "meanings": ["Giyme işi yapılmak"]}, {"word": "giyim", "meanings": ["Giyme işi", "Giyme biçimi", "Giysi"]}, {"word": "giyimevi", "meanings": ["Her türlü giysi satan dükkân veya mağaza, konfeksiyon mağazası"]}, {"word": "giyim kuşam", "meanings": ["Üst baş"]}, {"word": "giyimli", "meanings": ["Giyinmiş, giyinik"]}, {"word": "giyimli kuşamlı", "meanings": ["Temiz ve özenli bir biçimde giyinmiş (kimse)"]}, {"word": "giyiniş", "meanings": ["Giyinme işi"]}, {"word": "giyinik", "meanings": ["Giyinmiş olan"]}, {"word": "giyinme", "meanings": ["Giyinmek işi"]}, {"word": "giyinmek", "meanings": ["Giymek, kuşanmak", "Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek", "Ağır bir söze veya davranışa, sesini çıkarmadan içerlemek"]}, {"word": "giyinip kuşanmak", "meanings": ["özenli bir biçimde giyinmek"]}, {"word": "giyit", "meanings": ["Giysi"]}, {"word": "giyiş", "meanings": ["Giyme işi"]}, {"word": "giyme", "meanings": ["Giymek işi"]}, {"word": "giydiği yakışırken eller bakışırken", "meanings": ["`gençken, güzelken` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "giymek", "meanings": ["Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek", "Ağır söz veya hakareti, küçültücü davranışı ses çıkarmadan dinlemek"]}, {"word": "giyotin", "meanings": ["Fransa'da ölüm cezasına çarptırılanların başını kesmek için kullanılan araç", "Basımevi vb. yerlerde kâğıtları kesmek için kullanılan araç"]}, {"word": "giysi", "meanings": ["Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba"]}, {"word": "giz", "meanings": ["Sır"]}, {"word": "giz", "meanings": ["Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni"]}, {"word": "gizem", "meanings": ["Sır"]}, {"word": "gizemci", "meanings": ["Gizemcilik yanlısı olan, ilahiyat veya gizemsel yaşamla uğraşan, mistik"]}, {"word": "gizemsel", "meanings": ["Gizemle ilgili, gizeme ilişkin, mistik"]}, {"word": "gizemcilik", "meanings": ["Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi, mistisizm, mistiklik"]}, {"word": "gizil", "meanings": ["Potansiyel"]}, {"word": "gizemli", "meanings": ["Gizem niteliğinde olan veya içinde gizem bulunan, esrarengiz"]}, {"word": "gizil güç", "meanings": ["Henüz yapılmış değil de güç olarak var olan, gerçekleşmeyen ancak gerçekleşebilecek olan, imkân durumunda olan, saklı olan güç, potansiyel", "Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç, potansiyel", "Belirlenen iki nokta arasındaki voltaj farkı, potansiyel"]}, {"word": "gizlemek", "meanings": ["Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak", "Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek", "Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek"]}, {"word": "gizleme", "meanings": ["Gizlemek işi"]}, {"word": "gizlenilme", "meanings": ["Gizlenilmek işi"]}, {"word": "gizlenilmek", "meanings": ["Gizlenme işi yapılmak, saklanmak", "Gizli tutulmak"]}, {"word": "gizleniş", "meanings": ["Gizlenme işi"]}, {"word": "gizlenme", "meanings": ["Gizlenmek işi"]}, {"word": "gizleyiş", "meanings": ["Gizleme işi"]}, {"word": "gizlenmek", "meanings": ["Kendi kendini gizlemek, saklanmak", "Gizlenilmek, gizli tutulmak"]}, {"word": "kulak tıkacı", "meanings": ["Sesleri, gürültüleri hafifletmek veya su kaçmasını engellemek için kulağın içine veya üzerine konulan araç"]}, {"word": "kulaktan kulağa yayılmak (veya aktarılmak)", "meanings": ["sözlü bir biçimde bir diğer kişiye aktarılmak"]}, {"word": "kulak tırmalayıcı", "meanings": ["Kulağı rahatsız eden"]}, {"word": "kulak zarı", "meanings": ["Dış kulakla orta kulağı birbirine bağlayan zar, kulakdavulu"]}, {"word": "kulaktozu", "meanings": ["Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü"]}, {"word": "kulampara", "meanings": ["Oğlancı"]}, {"word": "kul cinsi", "meanings": ["Osmanlılarda köle veya karavaşlıktan yetişen kadın"]}, {"word": "kulamparalık", "meanings": ["Oğlancılık"]}, {"word": "kule", "meanings": ["Çoğunlukla kare veya silindir biçimindeki yüksek yapı", "Cihannüma"]}, {"word": "kul hakkı", "meanings": ["İnsanların birbirlerine geçen emekleri, hakları"]}, {"word": "kulis", "meanings": ["Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm", "Borsa dışında alışveriş yeri", "Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılan yer", "Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması"]}, {"word": "kul kâhyası", "meanings": ["Yeniçeri Ocağında yeniçeri ağasından sonra gelen en yüksek düzeydeki subay, kul kethüdası"]}, {"word": "kulis faaliyeti", "meanings": ["Toplantı yerlerinde, oturum dışında çeşitli grupların yaptığı gizli girişim veya çalışma, kulis çalışması"]}, {"word": "kulis yapmak", "meanings": ["herhangi bir toplulukta oturumlar dışında gizli çalışmalar yapmak", "bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapmak"]}, {"word": "kullandırma", "meanings": ["Kullandırmak işi"]}, {"word": "kullandırmak", "meanings": ["Kullanma işini yaptırmak"]}, {"word": "kullanılmak", "meanings": ["Kullanma işine konu olmak"]}, {"word": "kullanılma", "meanings": ["Kullanılmak işi"]}, {"word": "kullanılmış", "meanings": ["Az veya çok bir zaman için başkasının malı olmuş, yeni olmayan, müstamel"]}, {"word": "kullanış", "meanings": ["Kullanma işi"]}, {"word": "kullanım", "meanings": ["Kullanma, yararlanma, tasarruf"]}, {"word": "kullanışlı", "meanings": ["Rahatça kullanılabilen, ergonomik"]}, {"word": "kullanışsız", "meanings": ["Kullanılması güç, kullanılmaya elverişli olmayan"]}, {"word": "kullanma", "meanings": ["Kullanmak işi, istimal"]}, {"word": "kullanmak", "meanings": ["Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak", "Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak", "İşletmek, değerlendirmek", "Giymek, takmak", "Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek", "Kelimeyi yazmak, söylemek", "Harcamak, sarf etmek", "Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek", "Araç veya aleti işletmek, yönetmek", "Bir şeyin gereklerini yerine getirmek"]}, {"word": "kullap", "meanings": ["İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir dolap", "Bir tür menteşe"]}, {"word": "kullaşma", "meanings": ["Kullaşmak durumu"]}, {"word": "kulluk etmek", "meanings": ["kul olmak"]}, {"word": "kulluk", "meanings": ["Kul olma durumu, kölelik, ubudiyet", "Kulun yaptığı iş", "Karakol"]}, {"word": "kullukçu", "meanings": ["Kullukta görevli yeniçeri"]}, {"word": "kullaşmak", "meanings": ["Kul durumuna gelmek"]}, {"word": "kulluk kölelik", "meanings": ["Birinin buyruklarına boyun eğerek yaşama durumu"]}, {"word": "kul oğlanı", "meanings": ["Vergi toplayan belediye tahsildarı"]}, {"word": "kuloğlu", "meanings": ["Ölen evli yeniçerilerin, babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları"]}, {"word": "kulp", "meanings": ["Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri", "Uydurma sebep, bahane"]}, {"word": "kulplu", "meanings": ["Kulpu olan, kulpu bulunan"]}, {"word": "kulp takmak", "meanings": ["bir kimseyi, bir şeyi kusurlu göstermek için bahane, kusur bulmak"]}, {"word": "kulplu beygir", "meanings": ["Jimnastikte destek olarak kullanılan, gövdesinin ortasında gereğinde sökülüp takılabilen yarım halka biçiminde aralıklı iki kulpu olan araç"]}, {"word": "kulpunu bulmak", "meanings": ["yapılacak uygunsuz bir iş için, yasallığı tartışılabilecek bir çözüm yolu bulmak"]}, {"word": "kulpsuz", "meanings": ["Kulpu olmayan"]}, {"word": "kul taksimi", "meanings": ["Herhangi bir konuda eşit olarak yapılan bölüştürme, Allah taksimi karşıtı"]}, {"word": "kuluçka", "meanings": ["Civciv çıkarmak amacıyla yumurtaya yatmış veya yatmak üzere olan dişi kuş veya kümes hayvanı, gurk", "Bilim ve teknolojide araştırma, geliştirme ve uygulama için hazırlık dönemi"]}, {"word": "kuluçka olmak", "meanings": ["dişi kuş yumurtaya yatma zamanı gelmek"]}, {"word": "kuluçkaya oturmak (veya yatmak)", "meanings": ["genellikle dişi kuş yavru çıkarmak için yumurtaların üzerine yatmak"]}, {"word": "kuluçka devri", "meanings": ["Kuluçka dönemi"]}, {"word": "kuluçka dönemi", "meanings": ["Genellikle dişi kuş veya dişi kümes hayvanının yavru çıkarmak için yumurtaları üstüne yatması gereken süre, kuluçka devri", "Döllenmeden sonra canlı bir organizma oluncaya kadar geçen süre", "Bir mikrobun vücuda girmesiyle hastalığın belirmesi arasında geçen süre"]}, {"word": "kuluçkalık", "meanings": ["Kuluçka olma durumu", "Kuluçka döneminin geçirildiği yer, kuluçkahane", "Kuluçkada kullanılmaya elverişli", "Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler, inkübatör"]}, {"word": "kuluçka makinesi", "meanings": ["Gereken sıcaklığı sağlayacak düzeni bulunan ve çok sayıda civciv çıkarmaya yarayan araç"]}, {"word": "kulun", "meanings": ["Altı aylığa kadar olan at veya eşek yavrusu"]}, {"word": "kulun atmak", "meanings": ["kısrak veya eşek yavru düşürmek"]}, {"word": "kulunç", "meanings": ["Şiddetli omuz ve sırt ağrısı"]}, {"word": "kulunç girmek", "meanings": ["bir organda veya vücut bölgesinde birdenbire veya şiddetli sancı oluşmak, tutulmak"]}, {"word": "kulunç kırmak", "meanings": ["ağrıyan veya tutulan yeri ovmak"]}, {"word": "kulunlamak", "meanings": ["Kısrak veya eşek yavrulamak"]}, {"word": "kulunlama", "meanings": ["Kulunlamak işi"]}, {"word": "kulunluk", "meanings": ["Kısrak, eşek vb. hayvanlarda döl yatağı"]}, {"word": "kulübe", "meanings": ["Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev", "Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak", "Hayvanlar için yapılmış barınak", "Alçak gönüllülük göstermek amacıyla `ev` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kulvar", "meanings": ["Yüzme ve atletizm yarışmalarında her yarışçıya ayrılan şerit", "İçinde bulunduğu veya ilgili olduğu alan"]}, {"word": "kul yapısı", "meanings": ["İnsan eliyle yapılan"]}, {"word": "kum", "meanings": ["Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler", "Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler", "Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler"]}, {"word": "kum dökmek", "meanings": ["idrar yoluyla böbreklerde oluşan kum taneciklerini vücuttan atmak"]}, {"word": "kumda oynamak", "meanings": ["bir fırsat kaçırarak umulanı elde edememek"]}, {"word": "kum gibi", "meanings": ["pek çok"]}, {"word": "kuma", "meanings": ["Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak"]}, {"word": "kuma olmak", "meanings": ["evli bir erkekle yasal olmayan bir biçimde birlikte yaşamak, üzerine varmak"]}, {"word": "kumalı", "meanings": ["Kuması olan"]}, {"word": "Kuman", "meanings": ["Kıpçak"]}, {"word": "Kumanca", "meanings": ["Kıpçakça"]}, {"word": "kumanda", "meanings": ["Komuta", "Elektronik aygıtları belli bir uzaklıktan yönetmeye yarayan kablosuz alet"]}, {"word": "kumanda etmek", "meanings": ["komut vermek", "yönetmek"]}, {"word": "kumandan", "meanings": ["Komutan"]}, {"word": "kumandanlık", "meanings": ["Komutanlık"]}, {"word": "kumandanlı", "meanings": ["Kumandanı olan"]}, {"word": "kumandansız", "meanings": ["Kumandanı olmayan"]}, {"word": "Kumandı", "meanings": ["Kuzey Altaylarda yaşayan bir Türk boyu", "Bu boydan olan kimse"]}, {"word": "kumanya", "meanings": ["Yolculuk için hazırlanan yiyecek, azık", "Sefer durumundaki askerler için hazırlanan yiyecek"]}, {"word": "kumanyacı", "meanings": ["Kumanya hazırlayan veya dağıtan kimse"]}, {"word": "kumanyacılık", "meanings": ["Kumanyacının yaptığı iş"]}, {"word": "kumar", "meanings": ["Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu"]}, {"word": "kumarbaz", "meanings": ["Kumara düşkün, sürekli kumar oynayan, kumarcı"]}, {"word": "kumar oynamak", "meanings": ["ortaya para koyarak talih oyunu oynamak", "olumlu sonuçlanması şüpheli olan bir işe bile bile girişmek"]}, {"word": "kumarbazlık", "meanings": ["Kumarcı olma durumu, kumarcılık"]}, {"word": "kumarcı", "meanings": ["Kumarbaz"]}, {"word": "kumarcılık", "meanings": ["Kumarbazlık"]}, {"word": "kumar ebesi", "meanings": ["Kumar oynatan kimse veya kumarcı"]}, {"word": "kumarhane", "meanings": ["Kumar oynanan yer, bitirim yeri, bitirimhane"]}, {"word": "kumarhanecilik", "meanings": ["Kumarhanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kumasız", "meanings": ["Kuması olmayan"]}, {"word": "kumarhaneci", "meanings": ["Kumarhane işleten kimse"]}, {"word": "kumbara", "meanings": ["Para biriktirmek için kullanılan, bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak, plastikten yapılmış küçük kap", "Humbara"]}, {"word": "kumaş", "meanings": ["Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma", "Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme"]}, {"word": "kumaşçı", "meanings": ["Kumaş üreten veya satan kimse"]}, {"word": "kumaşlı", "meanings": ["Kumaşı olan"]}, {"word": "kumaş mengenesi", "meanings": ["Yeni dokunmuş veya yıkanmış kumaşların ütülenmek amacıyla içinden geçirildiği silindirik alet"]}, {"word": "kumaşsız", "meanings": ["Kumaşı olmayan"]}, {"word": "kum balığı", "meanings": ["Kum balığıgillerden, dişleri ve karın yüzgeçleri olmayan küçük bir balık (Ammodytes)"]}, {"word": "kum balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının kefaller alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "kumbaracı", "meanings": ["Humbaracı"]}, {"word": "kumbarahane", "meanings": ["Humbarahane"]}, {"word": "kumcu", "meanings": ["Kum getirip satan kimse"]}, {"word": "kumcul", "meanings": ["Kumlu toprakta yetişen, kumlu toprağı seven (bitki)"]}, {"word": "kum çölü", "meanings": ["İnce kumla örtülü çöl"]}, {"word": "kum fırtınası", "meanings": ["Çöllerde kumu havaya karıştıran kasırga"]}, {"word": "kum grisi", "meanings": ["Kum rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kum havuzu", "meanings": ["Atletlerin tek ve üç adım atlamada incinmemeleri için düştükleri yere yapılmış, içi kumla doldurulmuş alan"]}, {"word": "kum havucu", "meanings": ["Kumluk yerlerde yetiştirilen küçük bir tür havuç"]}, {"word": "kumkazan", "meanings": ["Kemirgenlerden, Afrika'nın güneyinde yaşayan bir tür memeli (Bathyergus maritimus)"]}, {"word": "kum kamyonu", "meanings": ["Karoser ve diğer mekanik parçaları kum taşımaya uygun bir biçimde düzenlenmiş kamyon"]}, {"word": "kumkuma", "meanings": ["Küçük testi, çömlek", "Kötü, olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse, olay, olgu veya yer"]}, {"word": "kumla", "meanings": ["Kumluk yer, geniş kumsal"]}, {"word": "kumlama", "meanings": ["Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme", "Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme"]}, {"word": "kumlamak", "meanings": ["Kumla kaplamak veya kum dökmek"]}, {"word": "kumlu", "meanings": ["İçinde kum bulunan, kumsal", "Çok ufak ve sık benekli"]}, {"word": "kumluk", "meanings": ["Kumsal", "Kumu çok olan"]}, {"word": "kumpanya", "meanings": ["Genellikle yabancı sınai, ticari ortaklık", "Tiyatro topluluğu", "Aynı görüşü paylaşan, aynı eylemi yapan kimseler topluluğu"]}, {"word": "kum otu", "meanings": ["Uyuz otu"]}, {"word": "kumpas", "meanings": ["Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva", "Sanayide kalınlık ve incelikleri ölçmede kullanılan ölçüm aleti", "Hile, düzen"]}, {"word": "kumpas kurmak", "meanings": ["gizli bir iş, hile, düzen hazırlamak"]}, {"word": "kumpasa dâhil olmak", "meanings": ["hileli bir işe ortak olmak"]}, {"word": "kumpasa gelmek", "meanings": ["hile ile kandırılmak"]}, {"word": "kumpir", "meanings": ["Özel fırında pişirilen iri patatesin içine peynir, mısır, bezelye vb. malzeme konularak yapılan yiyecek", "Patates"]}, {"word": "kumral", "meanings": ["Koyu sarı veya açık kestane rengi", "Teni ve saçları sarıya çalan açık buğday rengi olan(kimse)"]}, {"word": "kumru", "meanings": ["Güvercinler takımından, güvercinden küçük, boz, gri renkli bir kuş (Streptopelia)", "Özellikle Ege Bölgesi'ne özgü, sandviç ekmeğinin içine domates, peynir ve biber konularak yapılan bir yiyecek türü"]}, {"word": "kumru gibi", "meanings": ["kendi dünyasına çekilmiş"]}, {"word": "kum saati", "meanings": ["Dar bir boğazla birbirine bağlanmış iki cam kaptan oluşan ve üstteki kapta bulunan kumun aşağıya akmasından yararlanılarak zamanı anlamaya, ölçmeye yarayan araç"]}, {"word": "kumsallık", "meanings": ["Kumsal olma durumu"]}, {"word": "kumsal", "meanings": ["Kumu olan yer", "Denize, göle vb. yerlere girilebilen genellikle kumluk alan, deniz hamamı, kumbaşı, plaj", "Kumlu"]}, {"word": "kum torbası", "meanings": ["İçine kum doldurulup boks antrenmanlarında kullanılan torba", "Savaşta veya sel sırasında korunması gereken yerlere yığılan içi kum dolu torba", "Çok şişman, dayanıksız, lapacı (kimse)"]}, {"word": "kum taşı", "meanings": ["Kum tanelerinin kaynaşmasıyla oluşmuş bir tür tortul kayaç, kuvarsit"]}, {"word": "kumsuz", "meanings": ["Kumu olmayan"]}, {"word": "kumuç", "meanings": ["Sivrisineğe benzer çok küçük bir tür sinek", "İçine et veya peynir konarak yapılan bir tür sigara böreği"]}, {"word": "Kumuk", "meanings": ["Dağıstan'da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse"]}, {"word": "Kumukça", "meanings": ["Kumuk Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "kumul", "meanings": ["Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgârların yığdığı kum tepesi, eksibe"]}, {"word": "kunda", "meanings": ["Bir tür büyük ve zehirli örümcek"]}, {"word": "kundak sokmak (veya koymak)", "meanings": ["yangın çıkarmak için bir yere tutuşmuş yağlı bez parçası koymak", "ara bozacak bir söz söylemek veya böyle bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "kundak", "meanings": ["Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.", "Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm", "Arabalarda dingil yatağı", "Ara bozma, fitne, fesat"]}, {"word": "kundakçı", "meanings": ["Yangın çıkarmak için kundak koyan kimse", "Tüfek kundakları yapan kimse", "Ara bozucu"]}, {"word": "kundaklama", "meanings": ["Kundaklamak işi"]}, {"word": "kundakçılık", "meanings": ["Kundakçının yaptığı iş", "Ara bozuculuk"]}, {"word": "kundaklamak", "meanings": ["Bebeği kundağa sarmak", "Bir yeri kundakla yakmak", "Saçları yemeninin içine toplayarak bağlamak", "Tüfek namlusunu kundağa bağlamak", "Ara bozmak, aldatmak"]}, {"word": "kundaklanış", "meanings": ["Kundaklanma işi"]}, {"word": "kundaklanma", "meanings": ["Kundaklanmak işi"]}, {"word": "kundaklayış", "meanings": ["Kundaklama işi"]}, {"word": "kundaklı", "meanings": ["Kundağı olan, kundağa sarılmış olan"]}, {"word": "kundaklanmak", "meanings": ["Kundaklama işi yapılmak veya kundaklama işine konu olmak"]}, {"word": "kundura", "meanings": ["Kaba işlenmiş, bağsız, konçsuz ayakkabı"]}, {"word": "kundaksız", "meanings": ["Kundağı olmayan"]}, {"word": "kunduracı", "meanings": ["Kundura yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kunduracılık", "meanings": ["Kunduracının yaptığı iş"]}, {"word": "kunduru", "meanings": ["Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday"]}, {"word": "kunduz", "meanings": ["Kemirgenlerden, kuyruğu geniş ve yassı, art ayak parmaklarının arası perdeli, ağaçları kemirerek beslenen, su kıyılarında yaşayan, yuvalar ve su setleri kuran, postu değerli bir hayvan, kastor (Castor fiber)"]}, {"word": "kunduz böceği", "meanings": ["Kuduz böceği"]}, {"word": "kungfu", "meanings": ["Kendini savunma temeline dayalı Çin kökenli spor"]}, {"word": "kup", "meanings": ["Giysi kesimi, kesimle verilen biçim"]}, {"word": "kunt", "meanings": ["Ağır, kalın, dayanıklı ve sağlam"]}, {"word": "kupa", "meanings": ["Cam veya seramikten yapılmış, kulplu, büyük bardak", "Bu bardağın alabileceği miktarda olan", "Altın, gümüş, bronz veya kristalden yapılmış, yarışma ödülü olarak verilen ayaklı kap", "Yarışma ödülü olarak verilen herhangi bir sanat eseri", "İskambil kâğıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı, kalp biçiminde olanı, yürek"]}, {"word": "kupa", "meanings": ["Kapalı ve yalnız arkada oturulacak yeri olan, genellikle atların çektiği dört tekerlekli araba", "İki kapılı bir tür spor otomobil"]}, {"word": "kupes", "meanings": ["İzmaritgillerden, ılıman denizlerde yaşayan bir balık (Boops boops)"]}, {"word": "kupkuru", "meanings": ["Çok kuru", "Belirgin olmayan"]}, {"word": "kupkuru kesilmek", "meanings": ["çok kurumak"]}, {"word": "kupkuru etmek", "meanings": ["çok kurutmak"]}, {"word": "kupon", "meanings": ["Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça", "Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri", "Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça", "İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş", "Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası)"]}, {"word": "kupür", "meanings": ["Giyside kesim", "Kesik"]}, {"word": "kur", "meanings": ["Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri", "Düzey"]}, {"word": "Kur'an", "meanings": ["İslam dininin temel ilkelerini, Hz. Muhammed'e gönderilen Tanrı buyruklarını içeren, Müslümanlığın temel kitabı, Kur'an-ı Kerim, Kelam-ı Kadim, Mushaf, Mushaf-ı Şerif"]}, {"word": "Kur'an çarpsın!", "meanings": ["karşısındakini dediği şeye inandırmak için edilen yemin"]}, {"word": "kur", "meanings": ["Karşı cinse ilgi göstererek onun hoşuna gitme, gönlünü kazanmaya çalışma", "Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışma"]}, {"word": "kur yapmak", "meanings": ["karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitmek, gönlünü kazanmaya çalışmak", "birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışmak"]}, {"word": "kura", "meanings": ["İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme", "Kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme"]}, {"word": "kura çekmek", "meanings": ["ad çekmek"]}, {"word": "kuracı", "meanings": ["Askere alınacak gençlerin belli olması için onlara kura çektiren subay"]}, {"word": "kurası olmak", "meanings": ["o yıl askerlik çağına girenlerden olmak"]}, {"word": "kura neferi", "meanings": ["Kura çekerek yeni asker olan kimse"]}, {"word": "kurabiye", "meanings": ["Un, yağ, badem, fıstık vb. ile yapılan, şekerli küçük çörek"]}, {"word": "kurabiye gibi", "meanings": ["çok gevrek, ağızda dağılıveren (yiyecek)"]}, {"word": "kurabiyeci", "meanings": ["Kurabiye yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kurabiyecilik", "meanings": ["Kurabiyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kurada", "meanings": ["İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya)", "Gelişmemiş, cılız"]}, {"word": "kurak", "meanings": ["Yağışsız (hava, mevsim, yıl)", "Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak (toprak)"]}, {"word": "kurakçıl", "meanings": ["Kurak yerde yetişen, kurak yerden hoşlanan (bitki)"]}, {"word": "kuraklık", "meanings": ["Kurak olma durumu, kurak hava, yağışsızlık"]}, {"word": "kural", "meanings": ["Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam", "Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke"]}, {"word": "kurala aykırı", "meanings": ["Kural dışı"]}, {"word": "kurala aykırılık", "meanings": ["Dil kurallarına aykırı olarak kelime kullanma, kıyasa muhalefet"]}, {"word": "kuralcı", "meanings": ["Kurallara bağlı olan, kaideci"]}, {"word": "kuralcılık", "meanings": ["Kuralcı olma durumu, kaidecilik"]}, {"word": "kurallaşma", "meanings": ["Kurallaşmak işi"]}, {"word": "kural dışı", "meanings": ["Kurala uymayan, kurala aykırı, ayrık, müstesna, şaz"]}, {"word": "kurallaşmak", "meanings": ["Kural durumuna gelmek"]}, {"word": "kurallaştırma", "meanings": ["Kurallaştırmak işi"]}, {"word": "kurallaştırmak", "meanings": ["Kural durumuna getirmek"]}, {"word": "kurallı", "meanings": ["Kuralı olan, kurala uygun olan, kaideli, kıyasi"]}, {"word": "kurallı cümle", "meanings": ["Yüklemi sonda yer alan cümle, kurallı tümce"]}, {"word": "kuralsız", "meanings": ["Kuralı olmayan, kurala uygun olmayan, kaidesiz"]}, {"word": "kuram", "meanings": ["Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi", "Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü", "Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori"]}, {"word": "Kurama", "meanings": ["Türkistan'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "kuramcı", "meanings": ["Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan, nazariyeci, teorisyen"]}, {"word": "kuramcılık", "meanings": ["Kuramcı olma durumu, nazariyatçılık, nazariyecilik, teorisyenlik"]}, {"word": "kuramlaştırma", "meanings": ["Kuramlaştırmak işi"]}, {"word": "kuramlaştırmak", "meanings": ["Kuram durumuna getirmek"]}, {"word": "kuramsal", "meanings": ["Kuramla ilgili, kuram durumunda bulunan, kuram niteliğinde olan, nazari, teorik, uygulamalı karşıtı"]}, {"word": "kurbağa", "meanings": ["Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan"]}, {"word": "kurbağa adam", "meanings": ["Dalgıç"]}, {"word": "kurbağa balığı", "meanings": ["Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan kemikli balık (Uranoscopus scaber)"]}, {"word": "kurbağa balığıgiller", "meanings": ["Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "kurbağacık", "meanings": ["Kurbağa yavrusu, küçük kurbağa", "Küçük İngiliz anahtarı", "Ayarlanabilir somun anahtarı", "Pencere çerçevesi gibi yukarıya sürülen şeylerin alt kenarlarına yerleştirilen tutacak", "Ağız tabanında çıkan sıvı içeren bir tür küçük kist"]}, {"word": "kurbağalama", "meanings": ["Kurbağanın yüzmesine benzer yatay hareketler yaparak yüzme", "Birbirine paralel iki tırmanma sırığına baldırları ve ayak sırtlarını kenetleyerek veya dışarıdan diz altına sıkıştırarak tırmanma"]}, {"word": "kurbağalar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfına giren bir takım, kuyruksuzlar"]}, {"word": "kurbağa otu", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden bir bitki (Bufonia)"]}, {"word": "kurbağa testi", "meanings": ["Kadının gebe olup olmadığının anlaşılması için idrarının kurbağa karnına şırınga edilmesi yoluyla yapılan test"]}, {"word": "kurbağazehri", "meanings": ["Kurbağazehrigillerden, tatlı sularda yaşayan, beyaz çiçekli, yaprakları yürek biçiminde olan bir süs bitkisi (Hydrocharis)"]}, {"word": "kurbağazehrigiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, bütünü veya bir kesimi su içinde yaşayan, kurbağazehri vb. su bitkilerini içine alan bir familya"]}, {"word": "kurban", "meanings": ["Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan", "İçtenliği belirten bir seslenme sözü", "Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse", "Bir kazada veya felakette ölen kimse", "Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse"]}, {"word": "kurban etmek", "meanings": ["kurban kesmek", "kendi çıkarı için birini veya bir şeyi feda etmek"]}, {"word": "kurban gitmek", "meanings": ["suçsuz yere ölmek, zarara uğramak"]}, {"word": "kurban kesmek", "meanings": ["din buyruğunu yerine getirmek için bir hayvanı keserek etini dağıtmak"]}, {"word": "kurban olayım!", "meanings": ["aşırı sevgi ve hayranlık anlatan bir söz", "yalvarma sözü"]}, {"word": "kurban olmak", "meanings": ["bir kimse veya bir şey için kendini feda etmek"]}, {"word": "kurbanı olmak", "meanings": ["uğruna ızdırap veya büyük üzüntü, sıkıntı çekmek, zarara girmek, ölmek"]}, {"word": "Kurban Bayramı", "meanings": ["Ay takvimine göre Zilhicce ayının onunda başlayıp dört gün süren ve kurban kesilen dinî bayram, Kurban"]}, {"word": "kurban vermek", "meanings": ["can kaybına uğramak"]}, {"word": "kurban eti", "meanings": ["Kurbanlık hayvanın kesilip parçalanmış eti"]}, {"word": "kurban etiyle köpek tavlanmaz", "meanings": ["`kimi şeyler, yararlı da olsa herkese verilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurbanlık", "meanings": ["Kurban edilmek için ayrılmış, kurban edilmeye uygun"]}, {"word": "kurbanlık koyun gibi", "meanings": ["başına geleceklerden habersiz olan"]}, {"word": "kurca", "meanings": ["Karıştırma, kaşıma"]}, {"word": "kurcalama", "meanings": ["Kurcalamak işi"]}, {"word": "kurcalamak", "meanings": ["Ellemek, karıştırarak bakmak", "Sivri bir şey sokup karıştırarak zorlamak", "Karıştırıp azdırmak, tahriş etmek", "Meşgul ve rahatsız etmek", "Bir konuyu araştırmak, üstünde durmak, eşelemek"]}, {"word": "kurca çıbanı", "meanings": ["Kaşıyıp kurcalamaktan azan çıban"]}, {"word": "kurcalama sivilceyi çıban edersin", "meanings": ["`küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deşerseniz başınıza büyük dert açarsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurcalanış", "meanings": ["Kurcalanma işi"]}, {"word": "kurcalanma", "meanings": ["Kurcalanmak işi"]}, {"word": "kurcalanmak", "meanings": ["Kurcalama işi yapılmak"]}, {"word": "kurcalayış", "meanings": ["Kurcalama işi"]}, {"word": "kurçatovyum", "meanings": ["Atom numarası 104, atom ağırlığı 260 olan yapay element (simgesi Ku)"]}, {"word": "kurdele", "meanings": ["Geniş ipekli şerit", "Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaş"]}, {"word": "kurdele kesmek", "meanings": ["tesis veya kuruluşun açılış töreninde gerilen şeridi iyi dileklerle kesmek", "herhangi bir amaçla bağlanmış olan şeridi kesip ayırmak"]}, {"word": "kurdele takmak", "meanings": ["ilköğretimde belli bir konudaki başarıyı belirtmek üzere öğrenci giysisinin yakasına renkli, özel bir şerit takmak"]}, {"word": "kurdele balığı", "meanings": ["Kurdele balığıgillerden, uzun, yassı vücutlu, pulları çok küçük, kuyruk yüzgeci ipliğe benzeyen, kemikli bir Akdeniz balığı, şerit balığı, flandra balığı (Cepola rubescens)"]}, {"word": "kurdele balığıgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı kurdele balığı olan balıklar familyası"]}, {"word": "kurdeleli", "meanings": ["Kurdelesi olan"]}, {"word": "kurdelesiz", "meanings": ["Kurdelesi olmayan"]}, {"word": "kurdeşen", "meanings": ["Deride çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntü, ürtiker"]}, {"word": "kurdurma", "meanings": ["Kurdurmak işi"]}, {"word": "kurdurmak", "meanings": ["Kurma işini yaptırmak"]}, {"word": "kurdurtma", "meanings": ["Kurdurtmak işi"]}, {"word": "kurgan", "meanings": ["İlk Çağ'da mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepe", "Tepe biçiminde mezar"]}, {"word": "kurdurtmak", "meanings": ["Kurma işini yaptırmak"]}, {"word": "kurgu", "meanings": ["Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, anahtar", "Zembereğin kurulmuş olma durumu", "Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi, montaj", "Bir işe hazırlamak için yapılan telkin", "Çatı", "Uygulamaya geçmeyen, sadece bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon", "Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme, montaj", "Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser"]}, {"word": "kurgucu", "meanings": ["Kurgu işini yapan kimse, montajcı"]}, {"word": "kurgulama", "meanings": ["Kurgulamak işi, montajlama"]}, {"word": "kurgu bilimi", "meanings": ["Teknolojideki gelişmelere göre ileri düzeyde sayılabilecek buluşlara bağlı kalarak gelecekte neler olabileceğini araştıran düşünme yolu "]}, {"word": "kurguculuk", "meanings": ["Kurgu işini yapma, montajcılık"]}, {"word": "kurgulamak", "meanings": ["Parçaları belli bir plana göre düzenlemek, konuları sıraya sokmak", "Bir filmin değişik yerlerde çekilen bölümlerini bir bütün oluşturmak için birleştirmek, montajlamak"]}, {"word": "kurgulanmak", "meanings": ["Kurgu durumuna gelmek"]}, {"word": "kurgulanma", "meanings": ["Kurgulanmak işi"]}, {"word": "kurgulu", "meanings": ["Kurgusu olan"]}, {"word": "kurgusal", "meanings": ["Kurgu ile ilgili, düşüntülü, spekülatif"]}, {"word": "kurma", "meanings": ["Kurmak işi", "Prefabrik"]}, {"word": "kurgusuz", "meanings": ["Kurgusu olmayan"]}, {"word": "kurlağan", "meanings": ["Etyaran"]}, {"word": "kurmaca", "meanings": ["Olmadığı hâlde varmış gibi tasarlanmış, kurgulanmış", "Tasarlanmış olay"]}, {"word": "kurmacılık", "meanings": ["Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış, konstrüktivizm"]}, {"word": "kurmak", "meanings": ["Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek", "Hazırlamak", "Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek", "Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak", "Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek", "Yapmak, inşa etmek", "Yapmak, oluşturmak", "Ortaklık sağlamak", "Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek", "Bir araya getirmek, toplamak", "Düşünmek", "Aklına koymak", "Zihinde büyütmek", "Sağlamak, oluşturmak", "Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek"]}, {"word": "kurmay", "meanings": ["Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla bitirmiş subay, erkânıharp", "Kurmaylık yetkisi ve niteliği olan (subay)"]}, {"word": "kurmaylık", "meanings": ["Kurmay olma durumu"]}, {"word": "kurmay başkanı", "meanings": ["Ordu, tümen, tugay gibi birliklerde ve askerî akademilerde karargâh subayı"]}, {"word": "kurna", "meanings": ["Hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne"]}, {"word": "kurnalı", "meanings": ["Kurnası olan"]}, {"word": "kurnasız", "meanings": ["Kurnası olmayan"]}, {"word": "kurnaz", "meanings": ["Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz, hin"]}, {"word": "kurnazca", "meanings": ["Kurnaza yakışır", "(kurna'zca) Kurnaz bir biçimde, kandırarak, aldatarak, kurnazcasına"]}, {"word": "kurnazlaşma", "meanings": ["Kurnazlaşmak işi"]}, {"word": "kurnazlaşmak", "meanings": ["Kurnazca davranmak, kurnazlık etmek"]}, {"word": "kurnazlık", "meanings": ["Kurnaz olma durumu", "Kurnazca iş"]}, {"word": "kurnazlık etmek", "meanings": ["kurnazlaşmak"]}, {"word": "kuron", "meanings": ["Korumak için diş üzerine geçirilen metal kaplama"]}, {"word": "kurs", "meanings": ["Ağırşak", "Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü, çörek"]}, {"word": "kurs", "meanings": ["Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen derslere dayanan ve belli bir süresi olan eğitim etkinliği"]}, {"word": "kursak", "meanings": ["Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin organ", "Böceklerin ve solucanların sindirim kanallarında bulunan, kuşların kursağına benzeyen yapı", "Kuş kursağı şişirilip kurutularak yapılan veya ona benzetilen şişkin şey", "Boğaz"]}, {"word": "kursağında kalmak", "meanings": ["istenilen bir şey gerçekleşememek, yarım kalmak"]}, {"word": "kursiyer", "meanings": ["Kurs öğrencisi"]}, {"word": "kursaklı", "meanings": ["Kursağı olan", "Guatr hastalığı olan (kimse)"]}, {"word": "kursaksız", "meanings": ["Kursağı olmayan", "Abur cubur şeyleri yiyebilen (kimse)"]}, {"word": "kurşun atmak", "meanings": ["silahla mermi atmak", "düşmanlık etmek"]}, {"word": "kurşun", "meanings": ["Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb)", "Bu elementten yapılmış", "Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi"]}, {"word": "kurşun dokunmak", "meanings": ["mermi isabet etmek"]}, {"word": "kurşun dökmek", "meanings": ["halk inanışına göre erimiş kurşunu, hastanın üstünde, içinde su bulunan bir kaba dökerek ortaya çıkan şekillerin yorumuyla nazar, büyü, hastalık vb. şeyleri önlemek, iyileştirmek"]}, {"word": "kurşun gibi", "meanings": ["katlanması zor bir biçimde", "sıkıntı veren", "çok ağır"]}, {"word": "kurşun manyağı yapmak", "meanings": ["ölümle tehdit etmek"]}, {"word": "kurşun sıkmak", "meanings": ["silahı ateşlemek, mermi yakmak"]}, {"word": "kurşun yağdırmak", "meanings": ["çok sayıda kurşun atmak"]}, {"word": "kurşun yağmuruna tutmak", "meanings": ["çok sayıda ve sürekli kurşun atmak"]}, {"word": "kurşun tutmak", "meanings": ["kurşuna hedef olmak, kurşun değecek gibi olmak"]}, {"word": "kurşun (veya kurşunu) yemek", "meanings": ["vurulmak"]}, {"word": "kurşuna dizmek", "meanings": ["verilen ölüm cezasını askerî bir kıtanın attığı kurşunlarla yerine getirmek", "öldürmek"]}, {"word": "kurşuncu", "meanings": ["Kurşun satan veya işleyen kimse", "Kurşun döken kimse"]}, {"word": "kurşunculuk", "meanings": ["Kurşuncunun işi veya mesleği"]}, {"word": "kurşun erimi", "meanings": ["Merminin ulaşabildiği uzaklık"]}, {"word": "kurşun grisi", "meanings": ["Koyu gri renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kurşuni", "meanings": ["Kurşun rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kurşungeçirmez", "meanings": ["Ateşli silahlardan atılan mermilerin girmesini engelleyecek yapıda ve özellikte olan (yelek, cam vb.)"]}, {"word": "kurşunileşme", "meanings": ["Kurşunileşmek işi"]}, {"word": "kurşunileşmek", "meanings": ["Kurşuni bir duruma girmek"]}, {"word": "kurşun kalem", "meanings": ["İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir kalem türü"]}, {"word": "kurşunlama", "meanings": ["Kurşunlamak işi"]}, {"word": "kurşunlamak", "meanings": ["Kurşunla kaplamak", "Kurşunla mühürlemek", "İçinde kurşun bulunan silahla ateş etmek, vurmak"]}, {"word": "kurşunlanma", "meanings": ["Kurşunlanmak işi"]}, {"word": "kurşunlanmak", "meanings": ["Kurşunlama işine konu olmak"]}, {"word": "kurşunlaşma", "meanings": ["Kurşunlaşmak işi"]}, {"word": "kurşunlaşmak", "meanings": ["Kurşun gibi ağırlaşmak"]}, {"word": "kurşunlu", "meanings": ["İçinde kurşun elementi bulunan", "Kurşunlanmış olan", "Kubbesi kurşunla örtülü"]}, {"word": "kurşun otu", "meanings": ["Diş otu"]}, {"word": "kurşunsuz", "meanings": ["Kurşunu olmayan", "Kurşun elementi içermeyen"]}, {"word": "kurt", "meanings": ["Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus)", "Bir yeri, bir şeyi iyi bilen", "İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz"]}, {"word": "kurşun rengi", "meanings": ["Koyu kül rengi, kurşuni", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kurt ağzı bağlamak", "meanings": ["inanışa göre açıkta kalan hayvanların kurt tarafından boğulmasını önleme amacıyla çeşitli uygulamalar yapmak"]}, {"word": "kurt dumanlı havayı sever", "meanings": ["kötü niyetli kimselerin ortalıktaki karışıklıklardan yararlandıklarını anlatan bir söz"]}, {"word": "kurt gibi", "meanings": ["işini bilen, girişken (kimse)"]}, {"word": "kurt kocayınca köpeğin maskarası olur", "meanings": ["`güç ve yeteneğini yitiren insan, basit ve kendini bilmezlerce aşağılanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurt komşusunu yemez", "meanings": ["`bir kişi ne kadar kötü niyetli de olsa yakınlarına dokunmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurt köyünü değiştirir, huyunu değiştirmez", "meanings": ["`kötü kimse yer yurt değiştirse de kötü huylarını değiştirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurtla görüşürsen köpeği yanından ayırma", "meanings": ["`saldırgan biriyle karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurdun oğlu akıbet kurt olur", "meanings": ["`kişi sonunda kendi karakterini, aslını, düşüncesini atalarına benzer biçimde ortaya koyar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır baş keser", "meanings": ["`öylesine sinsi ve kurnaz kimseler vardır ki adı zalime, haine ve kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz", "meanings": ["`saldırıcı ile güçsüzün yan yana bulunduğu yerde tehlike vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurt", "meanings": ["Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan", "Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad"]}, {"word": "kurdunu (veya kurtlarını) dökmek (veya kırmak)", "meanings": ["çoktan beri özlediği bir şeyi bol bol yapıp hevesini almak"]}, {"word": "kurtağzı", "meanings": ["Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça", "Doğramanın birbirine geçen dişleri", "Çatıdaki dışa açılan küçük pencere"]}, {"word": "kurtarıcılık", "meanings": ["Kurtarıcı olma durumu, halaskârlık"]}, {"word": "kurtarıcı", "meanings": ["Kendi hayatını tehlikeye atarak bir kimseyi, bir topluluğu güç bir durumdan veya yok olmaktan kurtaran kimse, halaskâr", "Kurtarma aracı"]}, {"word": "kurtarılma", "meanings": ["Kurtarılmak işi"]}, {"word": "kurtarım", "meanings": ["Kurtarma işi"]}, {"word": "kurtarılmak", "meanings": ["Kurtarma işi yapılmak veya kurtarma işine konu olmak"]}, {"word": "kurtarış", "meanings": ["Kurtarma işi"]}, {"word": "kurtarma", "meanings": ["Kurtarmak işi"]}, {"word": "kurtarma aracı", "meanings": ["Trafikte arızalanan, kaza geçiren aracı yerinden kaldırıp istenilen yere götüren özel donanımlı motorlu araç, kurtarıcı"]}, {"word": "kurtarmak", "meanings": ["Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak", "Kurtulmasını sağlamak", "Uzaklaştırmak", "Kazandırmak, yeniden ele geçirmek", "Bir şeye zarar gelmesini önlemek", "Birinin cezalandırılmasına engel olmak", "Bir şeyin değerini karşılamak"]}, {"word": "kurtarma kazısı", "meanings": ["Yeni kurulacak olan baraj, göl, yerleşim yerleri vb. yapıların arazileri içinde bulunan, tarihsel değeri olan eserlerin çıkarılması amacıyla yapılan kazı"]}, {"word": "kurtayağı", "meanings": ["Damarlı çiçeksizlerden, küçük yapraklarla örtülü ince bir sap görünüşünde olan bir bitki (Lycopodium clavatum)"]}, {"word": "kurtarma gemisi", "meanings": ["Deniz trafiğinde arızalanan, kaza geçiren gemi, şilep vb. araçları uygun bir yere çekip götüren özel donanımlı deniz aracı"]}, {"word": "kurtbağrı", "meanings": ["Zeytingillerden, yaprakları mızrağa benzer, çiçekleri beyaz, kokulu ve salkım durumunda olan, çit yapmakta kullanılan bir süs bitkisi (Ligustrum vulgare)"]}, {"word": "kurt bilimci", "meanings": ["Kurt bilimi ile uğraşan kimse, helmintolog"]}, {"word": "kurt bilimi", "meanings": ["Solucanların yapılarını, yaşayışlarını ve yaptıkları hastalıklarla, bu hastalıklara karşı mücadeleyi anlatan asalak bilimi dalı, helmintoloji"]}, {"word": "kurtboğan", "meanings": ["Boğan otu"]}, {"word": "kurtçul", "meanings": ["Kurtçuklarla beslenen (hayvan)"]}, {"word": "kurt kapanı", "meanings": ["Güreşte rakibi alta düşürdükten sonra üstüne oturarak uylukları arasında ayak bağlama, bir yandan da iki kolu altından el geçirerek ağırlığı bel üzerine verme"]}, {"word": "kurtçuk", "meanings": ["Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi, sürfe, larva"]}, {"word": "kurtkıyan", "meanings": ["Afrika'da yaşayan sığırcıkgiller familyasının genel adı"]}, {"word": "kurt köpeği", "meanings": ["Kurt ve köpek kırması bir tür köpek"]}, {"word": "kurt kuş", "meanings": ["Bütün yaratıklar, bütün canlılar"]}, {"word": "kurtlandırmak", "meanings": ["Kurtlanmasına sebep olmak"]}, {"word": "kurtlandırma", "meanings": ["Kurtlandırmak işi"]}, {"word": "kurtlanış", "meanings": ["Kurtlanma işi"]}, {"word": "kurt kuyusu", "meanings": ["Dibine ucu sivri bir kazık çakılmış ve koni biçiminde kazılmış, tuzak olarak kullanılan derin çukur"]}, {"word": "kurtlanma", "meanings": ["Kurtlanmak işi"]}, {"word": "kurtlaşma", "meanings": ["Kurtlaşmak işi"]}, {"word": "kurtlanmak", "meanings": ["İçinde veya üzerinde kurt üremek", "Rahat oturmayıp telaş ve sabırsızlık göstermek", "Sürekli kımıldanmak", "Bir yerde çok oturmaktan bıkarak gezme gereği duymak"]}, {"word": "kurtlaşmak", "meanings": ["Kurt durumuna gelmek, kurt gibi olmak"]}, {"word": "kurtluca", "meanings": ["Ballıbabagillerden, tırmanıcı sarı çiçekleri olan, kokusu sarımsağı andıran, göl, akarsu kıyıları vb. nemli yerlerde yetişen bir bitki, meşecik, yer meşesi, yer palamudu, yer pelidi, susarımsağı", "Lohusa otu"]}, {"word": "kurtlu", "meanings": ["İçinde kurt bulunan, kurtlanmış", "Yerinde rahat duramayan, sürekli kıpırdanan (kimse)"]}, {"word": "kurt mantarı", "meanings": ["Tazeyken yenebilen, olgunlaştığında basılınca sporlar saçan, beyaz renkli, yuvarlak biçimli, bazitli bir mantar (Lycoperdon)"]}, {"word": "kurtluk", "meanings": ["Kurt olma durumu"]}, {"word": "kurt masalı", "meanings": ["Birini oyalamak, kendini suçsuz göstermek için ileri sürülen gereksiz, inandırıcı olmayan sözler"]}, {"word": "kurt sineği", "meanings": ["Kurtlara dadanan bir tür sinek"]}, {"word": "kurtpençesi", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, pembe çiçekleri salkım biçiminde, sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık otsu bir bitki (Polygonum bistorta)"]}, {"word": "kurtsuz", "meanings": ["Kurdu olmayan"]}, {"word": "kurttırnağı", "meanings": ["Kurtpençesi"]}, {"word": "kurtulma", "meanings": ["Kurtulmak işi"]}, {"word": "kurtulmalık", "meanings": ["Fidye"]}, {"word": "kurtulmak", "meanings": ["Tehlikeli veya kötü bir durumu atlatmak", "İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak", "Bir şey bulunduğu veya bağlı olduğu yerden ayrılmak", "Bağını koparıp kaçmak", "Doğurmak"]}, {"word": "kurtuluş", "meanings": ["Bir şeyden, bir yerden kurtulma, felah, halas, necat, selamet", "Bağımsızlık kazanma"]}, {"word": "kuru başına kalmak", "meanings": ["hayatında veya yanında kimsesi kalmamak, kimsesiz, yalnız kalmak"]}, {"word": "kuru", "meanings": ["Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı", "Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan", "Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı", "Canlılığını yitirmiş (bitki)", "Salgısı olmayan", "Döşenmemiş, çıplak", "Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek)", "Etkisi ve sonucu olmayan", "Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem", "Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze", "Akıcı olmayan, duygudan yoksun", "Kuru fasulye"]}, {"word": "kuru gayret çarık eskitir", "meanings": ["`bir iş rastgele bir çabayla değil amaca doğru planlı bir biçimde yürümekle başarılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuru hasır (veya kilim) üstünde kalmak", "meanings": ["aç, parasız, evsiz kalmak"]}, {"word": "kuru laf karın doyurmaz", "meanings": ["`boş sözlerle olumlu iş yapılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuru tahtada kalmak", "meanings": ["eşyası elinden gitmek, çıplak evde oturma durumunda kalmak"]}, {"word": "kuruda kalmak", "meanings": ["deniz alçaldığında gemi karaya oturmak"]}, {"word": "kurunun yanında yaş da yanar", "meanings": ["`beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kurucu", "meanings": ["Bir kurumun, bir işin kurulmasını sağlayan, müessis", "Bir kuruluşu oluşturan kimse", "Cümleyi oluşturan ögelerin her biri"]}, {"word": "kuruculuk", "meanings": ["Kurucu olma durumu"]}, {"word": "kuru çay", "meanings": ["Yeşil çay yapraklarının çeşitli işlemlerden sonra satışa hazır biçimi"]}, {"word": "kuru çeşme", "meanings": ["Suyu çekilmiş çeşme"]}, {"word": "kuru dere", "meanings": ["Suyu olmayan dere"]}, {"word": "kuru duvar", "meanings": ["Taşların arasına harç konulmadan örülen duvar"]}, {"word": "kuru ekmek", "meanings": ["Katıksız ekmek"]}, {"word": "kuru fasulye", "meanings": ["Fasulye bitkisinin beyaz tohumu", "Fasulye tohumundan yapılan etli veya etsiz salçalı, sulu yemek", "Yeşil kabuklarından ayıklanıp kurutulmuş fasulye"]}, {"word": "kuru erik", "meanings": ["Eriğin kurutulmuşu"]}, {"word": "kuru filtre", "meanings": ["Hava içindeki kirleri, bezden torbalar yardımıyla ayıran süzgeç"]}, {"word": "kuru gürültü", "meanings": ["Gereksiz, önemsiz, sonu alınamayacak söz veya davranış"]}, {"word": "kuru hava", "meanings": ["Nemi çok az olan hava"]}, {"word": "kuru gürültüye pabuç bırakmamak", "meanings": ["bir durum karşısında telaşsız, korkusuz, dilediğince davranmak"]}, {"word": "kuru iftira", "meanings": ["Gerçekle hiçbir ilişiği, hiçbir dayanağı olmayan iftira"]}, {"word": "kuru incir", "meanings": ["Özel olarak güneşte kurutulan incir"]}, {"word": "kuru kafa", "meanings": ["Baş iskeleti", "Ölüm tehlikesinin simgesi olarak kullanılan baş iskeleti", "Akılsız"]}, {"word": "kuru kahve", "meanings": ["Dövülmüş veya çekilmiş kahve"]}, {"word": "kuru kahveci", "meanings": ["Kuru kahve hazırlayıp satan kimse", "Kuru kahve satılan yer"]}, {"word": "kuru kahvecilik", "meanings": ["Kuru kahvecinin işi veya mesleği"]}, {"word": "kuru kalabalık", "meanings": ["Hiçbir iş yapmayan insan topluluğu", "Hiçbir işe yaramayan kırık dökük eşya"]}, {"word": "kuru kayısı", "meanings": ["Kayısının kurutulmuşu"]}, {"word": "kuru kemik", "meanings": ["Çok zayıf kimse"]}, {"word": "kuru köfte", "meanings": ["Kıyma ve ekmek içi ile yapılıp tavada kızartılan köfte"]}, {"word": "yatıştırma", "meanings": ["Yatıştırmak işi"]}, {"word": "yatıştırıcı", "meanings": ["Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren", "Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan"]}, {"word": "yatıştırmak", "meanings": ["Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak", "Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek", "Yumuşatmak, razı etmek"]}, {"word": "yatkın", "meanings": ["Bir yana eğilmiş, yatık", "Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük", "Bir işte yeteneği, becerisi olan", "Benimsemiş, alışmış, eğilimli"]}, {"word": "yatkınlaşma", "meanings": ["Yatkınlaşmak işi"]}, {"word": "yatkın bulmak", "meanings": ["uygun görmek"]}, {"word": "yatkınlaşmak", "meanings": ["Yatkın duruma gelmek"]}, {"word": "yatkınlık", "meanings": ["Yatkın olma durumu", "Alışkanlıktan doğan yeti, meleke, mümarese"]}, {"word": "yatma", "meanings": ["Yatmak işi"]}, {"word": "yat kulübü", "meanings": ["Yatçılık sporunun gelişmesini ve faaliyetini düzenleyen kuruluş"]}, {"word": "yatmak", "meanings": ["Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak", "Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek", "Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek", "Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak", "Boş yere beklemek", "İşlemez, çalışmaz durumda kalmak", "Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek", "Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek", "Ölü gömülmüş olmak", "Düz bir duruma gelmek, düzleşmek", "Cinsel ilişkide bulunmak", "Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak", "Heves etmek, eğilmek", "Bulunmak, var olmak", "Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak", "İşsiz kalmak, çalışmamak", "Bilerek yenilmek, şike yapmak"]}, {"word": "yatıp kalkıp", "meanings": ["her zaman, hep"]}, {"word": "yatmalık", "meanings": ["Yatılacak yer veya bölüm"]}, {"word": "yatıp kalkmak", "meanings": ["gecelerini geçirmek", "cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "yatsı", "meanings": ["Güneşin batmasından bir buçuk, iki saat sonraki vakit, yatsı vakti", "Yatsı ezanı", "Yatsı namazı"]}, {"word": "yatsı namazı", "meanings": ["Yatsı vakti kılınan namaz"]}, {"word": "yatuğan", "meanings": ["Kanun, santur vb. yatırılarak çalınan sazların ortak adı"]}, {"word": "yatsı ezanı", "meanings": ["Yatsı namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan"]}, {"word": "yavan", "meanings": ["Yağı az", "Katıksız", "Hoşa gitmeyen, tatsız", "Görgüsüz, bilgisiz"]}, {"word": "yavanlaşmak", "meanings": ["Yavan duruma gelmek", "Yozlaşmak"]}, {"word": "yavanlaştırma", "meanings": ["Yavanlaştırmak işi"]}, {"word": "yavanlaşma", "meanings": ["Yavanlaşmak işi"]}, {"word": "yavanlık", "meanings": ["Yavan olma durumu"]}, {"word": "yavanlaştırmak", "meanings": ["Yavan duruma getirmek"]}, {"word": "yavaş", "meanings": ["Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı", "Yumuşak huylu, yumuşak başlı", "Alçak, hafif", "Alçak, hafif bir biçimde", "Hızlı olmayarak"]}, {"word": "yavaş!", "meanings": ["`dikkat et, acele etme!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yavaş atın tekmesi yavuz olur", "meanings": ["`yumuşak huylu kimseler öfkelendiklerinde aşırı davranışlarda bulunurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yavaş gel! (veya ol!)", "meanings": ["abartarak konuşanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yavaştan almak", "meanings": ["işi gereken sürede yapmamak"]}, {"word": "yavaşa", "meanings": ["Burunduruk"]}, {"word": "yavaşça", "meanings": ["Oldukça yavaş bir biçimde, usulca"]}, {"word": "yavaşçacık", "meanings": ["Usulcacık"]}, {"word": "yavaşlama", "meanings": ["Yavaşlamak işi"]}, {"word": "yavaşlamak", "meanings": ["Yavaş gitmeye başlamak, hızını azaltmak, yavaş olmak"]}, {"word": "yavaşlatılma", "meanings": ["Yavaşlatılmak işi"]}, {"word": "yavaşlatılmak", "meanings": ["Yavaşlatma işi yapılmak"]}, {"word": "yavaşlatılmış hareket", "meanings": ["Filmde hızlı hareketlerin ayrıntılarını gözlemeye yarayan sinema düzeni"]}, {"word": "yavaşlatma", "meanings": ["Yavaşlatmak işi"]}, {"word": "yavaşlatmak", "meanings": ["Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek"]}, {"word": "yavaşlık", "meanings": ["Yavaş olma durumu"]}, {"word": "yave", "meanings": ["Saçma, saçma sapan söz"]}, {"word": "yavaş tütün", "meanings": ["Sert olmayan tütün"]}, {"word": "yave okumak", "meanings": ["gereksiz söz söylemek, boşa konuşmak"]}, {"word": "yaver", "meanings": ["Yardımcı", "Emir subayı"]}, {"word": "yaverlik", "meanings": ["Yaver olma durumu", "Yaverin görevi veya makamı"]}, {"word": "yavru", "meanings": ["Yeni doğmuş hayvan veya insan", "Çocuk, evlat", "Bir şeyin küçüğü", "Güzel, alımlı genç kız"]}, {"word": "yavru atmak", "meanings": ["gebe hayvan yavrusunu düşürmek"]}, {"word": "yavruağzı", "meanings": ["Kavuniçi ile pembe arası bir renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "yavrum!", "meanings": ["sevecen bir biçimde söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "yavrucağız", "meanings": ["Yavrucak"]}, {"word": "yavrucak", "meanings": ["Çocuklara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz, yavrucuk, yavrucağız"]}, {"word": "yavrucuk", "meanings": ["Yavrucak"]}, {"word": "yavru kapı", "meanings": ["Kuzu kapısı"]}, {"word": "yavrukurt", "meanings": ["İzci çocuk"]}, {"word": "yavrulama", "meanings": ["Yavrulamak işi"]}, {"word": "yavsı", "meanings": ["Bir tür kene"]}, {"word": "yavşak", "meanings": ["Bit yavrusu", "Geveze, yılışık kimse"]}, {"word": "yavrulamak", "meanings": ["Hayvan, doğurmak"]}, {"word": "yavşan otu", "meanings": ["Sıracagillerden, mavi ve beyaz renkte çiçekler açan, kokulu, acı, kaynatılıp suyu ilaç olarak içilen bir bitki, yavşan (Artemisia)"]}, {"word": "yavuklama", "meanings": ["Yavuklamak işi"]}, {"word": "yavuklamak", "meanings": ["Nişanlamak"]}, {"word": "yavuklanma", "meanings": ["Yavuklanmak işi"]}, {"word": "yavuklanmak", "meanings": ["Biriyle nişanlanmak"]}, {"word": "yavuz", "meanings": ["Güçlü, çetin", "İyi, gürbüz, güzel", "Kötü, fena"]}, {"word": "yavuklu", "meanings": ["Sözlü", "Sevgili"]}, {"word": "yavuz hırsız ev sahibini bastırır", "meanings": ["biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "yavuzlaşma", "meanings": ["Yavuzlaşmak işi"]}, {"word": "yavuzca", "meanings": ["Yavuz bir biçimde"]}, {"word": "yavuzlaşmak", "meanings": ["Yavuz duruma gelmek", "Sertleşmek, kabadayılaşmak"]}, {"word": "yavuzluk", "meanings": ["Yavuz olma durumu", "Yavuzca davranış"]}, {"word": "Yay", "meanings": ["Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan takımyıldızın adı"]}, {"word": "yay", "meanings": ["Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk", "Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılan esnek parça", "Zemberek", "Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç", "Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası", "Bir eğriden alınan parça", "Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça"]}, {"word": "yay gibi", "meanings": ["eğri", "çok gergin"]}, {"word": "yaya", "meanings": ["Yürüyerek giden kimse", "Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş kimse", "Osmanlılarda Yeniçeri Ocağından önceki dönemlerde Türklerden kurulan asker teşkilatı ve askeri", "Yayan"]}, {"word": "yaya bırakmak", "meanings": ["yarışma söz konusu olan durumlarda geride bırakmak", "yarı yolda bırakmak"]}, {"word": "yaya kalmak", "meanings": ["istediği şeyi yapamaz duruma gelmek", "binecek bir şeyi olmamak", "yardımcısız kalmak", "geri kalmak"]}, {"word": "yaya kaldın tatar ağası", "meanings": ["istediğini elde edemeyen, başarısızlığa uğrayan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yaya çivisi", "meanings": ["Yollarda ve özellikle kavşaklarda yayaların geçeceği bölümü belirtmek için asfalta çakılan çok büyük başlı, parlak çivi"]}, {"word": "yaya kaldırımı", "meanings": ["Sokaklarda, caddelerde yürümek için yapılmış yüksekçe yer, kaldırım, tretuvar"]}, {"word": "yaya geçidi", "meanings": ["Caddelerde yayaların karşıya geçmesi için ayrılmış bölüm"]}, {"word": "yayalık", "meanings": ["Yaya olma durumu", "Araç trafiğine kapatılarak sadece yayaların kullanımına sunulan yol"]}, {"word": "yayan", "meanings": ["Yürüyerek giden", "Bilgisiz", "Yürüyerek, yaya"]}, {"word": "yaya köprüsü", "meanings": ["Caddelerde yayaların geçmesi için yapılmış köprü"]}, {"word": "yaya yolu", "meanings": ["Sadece yayaların kullanmasına ayrılan yol"]}, {"word": "yayan yapıldak", "meanings": ["Yalın ayak bir biçimde"]}, {"word": "yay ayraç", "meanings": ["Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen noktalama işaretinin adı, parantez, mutariza `( )`"]}, {"word": "yayçizer", "meanings": ["Pergel"]}, {"word": "yaydırma", "meanings": ["Yaydırmak işi"]}, {"word": "yaydırmak", "meanings": ["Yayma işini yaptırmak, yayılmasını sağlamak"]}, {"word": "yaygara", "meanings": ["Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma", "Şikâyet, sızlanma"]}, {"word": "yaygarayı basmak", "meanings": ["bağırıp çağırmak"]}, {"word": "yaygaracı", "meanings": ["Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran"]}, {"word": "yaygara koparmak", "meanings": ["yaygarayı basmak"]}, {"word": "yaygaracılık", "meanings": ["Yaygaracı olma durumu, şirretlik"]}, {"word": "yaygı balığı", "meanings": ["Serin ve ılık sularda yaşayan beyaz etli bir tür balık"]}, {"word": "yaygı", "meanings": ["Yere veya döşeme üzerine serilen örtü"]}, {"word": "yaygın", "meanings": ["Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan", "Sınırı genişlemiş", "Herhangi bir bölgede çok görülen, bulunan"]}, {"word": "yaygınlaşma", "meanings": ["Yaygınlaşmak işi"]}, {"word": "yaygın eğitim", "meanings": ["Örgün eğitim imkânlarından yararlanmamış olanlara, gittikleri okuldan erken ayrılanlara veya meslek dallarında daha yeterli duruma gelmek isteyenlere uygulanan eğitim"]}, {"word": "yaygınlaşmak", "meanings": ["Yaygın duruma gelmek, yayılmak"]}, {"word": "yaygınlaştırma", "meanings": ["Yaygınlaştırmak işi"]}, {"word": "yaygınlaştırmak", "meanings": ["Yaygın duruma getirmek"]}, {"word": "yaygın öğretim", "meanings": ["Yaygın eğitim sistemi ile gerçekleştirilen öğretim"]}, {"word": "yaygınlık", "meanings": ["Yaygın olma durumu"]}, {"word": "yaygın yanlış", "meanings": ["Galatımeşhur"]}, {"word": "yayık", "meanings": ["Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine", "Yayılmış, yayvan"]}, {"word": "yayık yaymak", "meanings": ["sütün ayranını ve yağını ayırmak için yayığı çalkalamak"]}, {"word": "yayık dövmek", "meanings": ["yayık yaymak"]}, {"word": "yayık ağızlı", "meanings": ["Kelimeleri yayarak, uzatarak söyleyen"]}, {"word": "yayıklama", "meanings": ["Yayıklamak işi"]}, {"word": "yayık makinesi", "meanings": ["Süt işleme makinesi"]}, {"word": "yayıklamak", "meanings": ["Yayıkta dövmek"]}, {"word": "yayılı", "meanings": ["Yayılmış, serilmiş"]}, {"word": "yayılımcı", "meanings": ["Emperyalist"]}, {"word": "yayılımcılık", "meanings": ["Emperyalizm"]}, {"word": "yayılış", "meanings": ["Yayılma işi"]}, {"word": "yayılma", "meanings": ["Yayılmak işi, intişar", "Işığın, bir kaynaktan çıkarak doğru çizgiler durumunda türlü yönlere dağılması", "Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın veya kötü huylu urun organizmanın başka bir yerine sıçraması, metastaz", "Dağınık savaş düzeni"]}, {"word": "yayılmacı", "meanings": ["Emperyalist"]}, {"word": "yayılmak", "meanings": ["Yayma işine konu olmak veya yayma işi yapılmak", "Hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak", "Genelleşmek", "Herkes tarafından duyulmak", "Genişlemek, büyümek", "Serilmek, döşenmek", "Koyun, inek vb. otlamak", "Rahat bir biçimde, sere serpe oturmak", "Kaynağından çıkan ışık, doğru çizgiler hâlinde türlü yönlere dağılmak", "Ayrıntıya girmek, açılmak"]}, {"word": "yayım", "meanings": ["Yayma işi", "Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir", "Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir"]}, {"word": "yayımcı", "meanings": ["Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi (II), editör", "Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör", "Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse"]}, {"word": "yayımcılık", "meanings": ["Yayımcının yaptığı iş, yayıncılık, tabilik (II), editörlük"]}, {"word": "yayımlama", "meanings": ["Yayımlamak işi"]}, {"word": "yayımlamak", "meanings": ["Kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak, neşretmek", "Dinlenilecek, görülecek şeyleri radyo ve televizyonla sunmak, bildirmek, duyurmak", "Bir yazıya, habere, resme gazetede yer vermek", "Resmen bildirmek, açıklamak, ilan etmek"]}, {"word": "yayımlanma", "meanings": ["Yayımlanmak işi, neşrolunma"]}, {"word": "yayımlanmak", "meanings": ["Yayımlama işi yapılmak, neşrolunmak"]}, {"word": "yayımlatma", "meanings": ["Yayımlatmak işi"]}, {"word": "yayımlatmak", "meanings": ["Yayımlanmasına sebep olmak, yayımlanmasına imkân sağlamak"]}, {"word": "yayın", "meanings": ["Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat", "Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen eser, program, neşriyat"]}, {"word": "yayın balığı", "meanings": ["Yayın balığıgillerden, başı büyük, ağzı geniş, derisi pulsuz, vücudu uzun, lezzetli, iri bir tür tatlı su balığı (Silurus glanis)"]}, {"word": "yayın balığıgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı yayın balığı olan, Amerika, Afrika ve Asya'nın tatlı sularında yaşayan bir familya"]}, {"word": "yayıncı", "meanings": ["Yayımcı"]}, {"word": "yayındırıcı", "meanings": ["Işığın yayınmasını sağlamak için ışık kaynağı önüne konulan türlü yapıda yüzeyler"]}, {"word": "yayındırma", "meanings": ["Bir ışığı, pürüzlü bir yüzeyde yansıtma"]}, {"word": "yayınevi", "meanings": ["Dergi, kitap vb.ni yayımlayan veya satan kuruluş"]}, {"word": "yayınık", "meanings": ["Pürüzlü yüzeyde yansıyan (ışık)"]}, {"word": "yayınım", "meanings": ["Yayınma"]}, {"word": "yayınispi", "meanings": ["Nispet eki"]}, {"word": "yayıntı", "meanings": ["Yayılmış, dağılmış şeyler", "İçinde radyoaktif elementler bulunan bir kaptan yayılan gaz veya sıvı"]}, {"word": "yayınma", "meanings": ["Işığın, pürüzleri bulunan bir yüzeyin her noktasında yansıyarak pek çok doğrultuda yayılması olayı, yayınım"]}, {"word": "yayış", "meanings": ["Yayma işi"]}, {"word": "yay kabzası", "meanings": ["Ok yaylarının elle tutulan, şişkince olan orta kısmı"]}, {"word": "yay kolu", "meanings": ["Ok yaylarının esneyen uçlarının her iki yanı"]}, {"word": "yayla", "meanings": ["Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, plato", "Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri"]}, {"word": "yaylacı", "meanings": ["Yaz mevsimini yaylada geçiren kimse"]}, {"word": "yayla çiçeği", "meanings": ["Ölmez çiçek"]}, {"word": "yaylacılık", "meanings": ["Yaylacı olma durumu", "Koyun ve sığır sürülerinin yazın yaylaya çıkarılması işi"]}, {"word": "yayla çorbası", "meanings": ["Yoğurt, un, yumurta sarısı, yağ vb. maddelerle pişirilen çorba"]}, {"word": "yayla gülü", "meanings": ["Ölmez çiçek"]}, {"word": "yayla havası", "meanings": ["Yayla gibi yüksek yerlerin serin ve temiz havası"]}, {"word": "yaylak", "meanings": ["Otlak"]}, {"word": "yaylama", "meanings": ["Yaylamak işi"]}, {"word": "yaylakiye", "meanings": ["Sürü sahiplerinin yaylak sahiplerine verdikleri kira"]}, {"word": "yaylandırma", "meanings": ["Yaylandırmak işi"]}, {"word": "yaylamak", "meanings": ["Yazın yaylada oturmak, yaylaya çıkmak"]}, {"word": "yaylandırmak", "meanings": ["Yaylar aracılığıyla hareketliliğini sağlamak", "Altında yay varmış gibi esnetmek"]}, {"word": "yaylanma", "meanings": ["Yaylanmak işi"]}, {"word": "yaylanmak", "meanings": ["Yaylar üzerinde hareket etmek", "Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak", "Çekilip gitmek"]}, {"word": "yayla yavşanı", "meanings": ["Tüylü dalak otu"]}, {"word": "yaylı", "meanings": ["Yayı olan", "Ok ve yayla silahlanmış", "Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba"]}, {"word": "yaylı araba", "meanings": ["Yaylı"]}, {"word": "yaylı sazlar", "meanings": ["Keman, kemençe, viyolonsel vb. yayla çalınan çalgılar, yaylı çalgılar"]}, {"word": "yaylım", "meanings": ["Yayılma, dağılma işi", "Yaylak, otlak"]}, {"word": "yaylım ateşi", "meanings": ["Birden çok ateşli silahın aynı zamanda ateş etmesi", "Genellikle topla yapılan ateş, salvo", "Toplu olarak hücum etme", "Birine karşı yoğun olarak sözlü veya yazılı eleştiride bulunma, salvo"]}, {"word": "yaylı terazi", "meanings": ["Yay düzeni ile yapılmış tartı aleti"]}, {"word": "yayma", "meanings": ["Yaymak işi", "Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi"]}, {"word": "yaz", "meanings": ["Kuzey yarım kürede 21 Haziran 23 Eylül, güney yarım kürede 21 Aralık 21 Mart tarihleri arasındaki zaman dilimi, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsim"]}, {"word": "yaymacılık", "meanings": ["Yaymacının yaptığı iş"]}, {"word": "yaymacı", "meanings": ["Pazarlarda veya sokaklarda sergi açıp ufak tefek eşya veya hırdavat satan kimse"]}, {"word": "yaymak", "meanings": ["Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek", "Birçok kimseye duyurmak", "Çevreye dağılmasına sebep olmak", "Sınırı genişletmek", "Koyun, inek vb.ni otlatmak", "Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak", "Işık kaynağı, ışığı kendinden dışarıya doğru çeşitli yönlere göndermek"]}, {"word": "yayvan", "meanings": ["Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş"]}, {"word": "yayvanlaşma", "meanings": ["Yayvanlaşmak işi"]}, {"word": "yayvanlaşmak", "meanings": ["Yayvan duruma gelmek"]}, {"word": "yayvanlık", "meanings": ["Yayvan olma durumu"]}, {"word": "yaza çıkmak", "meanings": ["yaz mevsimine ulaşmak"]}, {"word": "yazı getirmek", "meanings": ["yazlık giysiler giymek"]}, {"word": "yazanak", "meanings": ["Rapor"]}, {"word": "yazar", "meanings": ["Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif", "Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, kalem erbabı, muharrir", "Yazma özelliği olan"]}, {"word": "yazar hakkı", "meanings": ["Telif hakkı"]}, {"word": "yazar kasa", "meanings": ["Satılan malları ve tutarlarını gösteren bir fiş veren, hesabı belleğinde tutan elektronik makine"]}, {"word": "yazarlık", "meanings": ["Yazar olma durumu", "Yazarın yaptığı iş"]}, {"word": "yazarlık etmek", "meanings": ["yazar olarak çalışmak, hayatını yazarlıkla sürdürmek"]}, {"word": "yazboz tahtası", "meanings": ["Okullarda dışarı çıkan çocuğun dönüp dönmediğinin anlaşılması için girip çıkarken işaretlenen tahta"]}, {"word": "yazboz tahtasına çevrilmek (veya döndürmek)", "meanings": ["bir konuda art arda birbirini tutmayan kararlar alınmak"]}, {"word": "yazdırma", "meanings": ["Yazdırmak işi"]}, {"word": "yazdırmak", "meanings": ["Yazma işini yaptırmak"]}, {"word": "yaz dönemi", "meanings": ["Yaz mevsimine rastlayan zaman dilimi"]}, {"word": "Yaz Dönencesi", "meanings": ["Yengeç Dönencesi"]}, {"word": "yazgı", "meanings": ["Tanrı'nın uygun görmesi, Tanrı'nın isteği, kader, ezelî takdir, yazı, alın yazısı, hayat, mukadderat, takdiriilahi"]}, {"word": "yazgıcı", "meanings": ["Yazgıcılık yanlısı olan, kaderci, fatalist"]}, {"word": "yazgıcılık", "meanings": ["Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü, kadercilik, cebriye, fatalizm"]}, {"word": "yazgısal", "meanings": ["Kadere, mukadderata ait"]}, {"word": "yaz helvası", "meanings": ["Hafif olduğu için genellikle yaz mevsiminde yenen, ceviz, un, şeker veya pekmezle yapılan bir helva türü"]}, {"word": "yazı", "meanings": ["Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi", "Alfabe", "Harfleri yazma biçimi", "Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü", "Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale", "Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü", "Yazgı"]}, {"word": "yazının cahili olmak", "meanings": ["okuma yazması olmamak, bilgisiz olmak"]}, {"word": "yazıya dökmek", "meanings": ["herhangi bir konuyu yazı ile anlatmak"]}, {"word": "yazıya geçirmek", "meanings": ["yazmak, yazılı duruma getirmek"]}, {"word": "yazıya gelmemek", "meanings": ["yazı ile anlatılamamak"]}, {"word": "yazıyı çıkarmak (veya sökmek)", "meanings": ["okuyabilmek"]}, {"word": "yazı", "meanings": ["Düz yer, ova, kır"]}, {"word": "yazı bilgisi", "meanings": ["El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi, grafoloji"]}, {"word": "yazı bilimci", "meanings": ["Yazı bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "yazı bilimi", "meanings": ["El yazısından hareketle o kişinin karakterini ve kimliğini çıkarmayı amaç edinen bilim dalı, grafoloji"]}, {"word": "yazıcı cihazı", "meanings": ["Bir filmin yazılarının film üzerine basılmasını sağlayan araç"]}, {"word": "yazıcı", "meanings": ["Yazar", "İşi yazı yazma olan kimse", "Bilgisayarda hazırlanan metnin yazılı sayfa hâlinde dökümünü veren araç", "Orduda yazı işleri ile uğraşan er veya erbaş", "Bir filmin yazılarını hazırlayan, yazıcı cihazı kullanan kimse"]}, {"word": "yazıcı kadın", "meanings": ["Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleyen kadın"]}, {"word": "yazıcılık", "meanings": ["Yazıcı olma durumu", "Orduda yazıcının görevi", "Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleme işi"]}, {"word": "yazı dili", "meanings": ["Dilin yazıda kullanılan biçimi"]}, {"word": "yazı çevirimi", "meanings": ["Çeviri yazı"]}, {"word": "yazık", "meanings": ["Herkesi üzebilecek şey, günah", "Acınma, üzüntü anlatan bir söz", "Kınama anlatan bir söz"]}, {"word": "yazı hayatı", "meanings": ["Yazarlık süresi veya günleri"]}, {"word": "yazıhane", "meanings": ["Yazı ve danışma işlerinin yürütüldüğü iş yeri, büro", "Yazı masası"]}, {"word": "yazı işleri", "meanings": ["Bir daire veya kurumda yazışmaların yapıldığı bölüm", "Gazete veya dergilerde haberlerin, yazıların toplandığı bölüm", "Bir gazete veya dergide yayımlanacak yazıları yazma ve düzenleme işi"]}, {"word": "yazık etmek", "meanings": ["boş yere zarar vermek"]}, {"word": "yazıklar olsun", "meanings": ["üzüntü ve kınamanın çokluğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "yazık olmak", "meanings": ["boş yere zarar verilmek"]}, {"word": "yazı kadrosu", "meanings": ["Gazete, dergi vb. bir yayında sürekli yazı yazanların tümü"]}, {"word": "yazı kâğıdı", "meanings": ["Yazıyı güzel gösteren, mürekkebi dağıtmayan kaliteli bir cins kâğıt"]}, {"word": "yazık günah", "meanings": ["Büyük üzüntü ve kınama anlatan bir söz"]}, {"word": "yazıklanma", "meanings": ["Yazıklanmak işi, esef, teessüf"]}, {"word": "yazıklanmak", "meanings": ["Üzülmek, acınmak, esef etmek, teessüf etmek"]}, {"word": "yazıksız", "meanings": ["Günahsız"]}, {"word": "yazı kurulu", "meanings": ["Gazete, dergi vb. bir yayında basılacak yazıları seçen, yazı işlerini yürüten kimselerin oluşturduğu kurul"]}, {"word": "yazıla", "meanings": ["Devlet dairelerinde yapılan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen `yazılsın` emri"]}, {"word": "yazılı", "meanings": ["Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı", "Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan", "Yazılı sınav", "Geçerli olan, nominal"]}, {"word": "yazılı bildirim", "meanings": ["Herhangi resmî bir işlemin, ilgili kişiye yazılı olarak bildirilmesi"]}, {"word": "yazılı hukuk", "meanings": ["Yasama organı tarafından kabul edilen ve yayımlanan hukuk"]}, {"word": "yazılı hani", "meanings": ["Hanigillerden, uzunluğu 20-30 santimetre olan, Akdeniz'de yaşayan, eti yenen bir balık (Serranus scriba)"]}, {"word": "yazılı emir", "meanings": ["Kamu hizmeti ve görevlerinin yerine getirilmesi için üstün asta yazılı olarak verdiği veya daha önce sözlü olarak vermiş olduğu emrin yazıyla tekrarlanmış biçimi"]}, {"word": "yazılı imtihan", "meanings": ["Yazılı sınav"]}, {"word": "yazılı kâğıdı", "meanings": ["Yazılı sınavda kullanılan ve cevapların yazıldığı kâğıt"]}, {"word": "yazılım", "meanings": ["Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü"]}, {"word": "yazılım dizgesi", "meanings": ["Yazılım sistemi"]}, {"word": "yazılım paketi", "meanings": ["Genel iş uygulamalarına yönelik olarak tasarlanıp hazırlanan yazılım"]}, {"word": "yazılı sınav", "meanings": ["Öğrencilerin ve değişik kurumlara alınacak kişilerin bilgi ve becerilerini yazılı olarak ölçmeyi amaçlayan sınav, yazılı, yazılı yoklama, yazılı imtihan"]}, {"word": "yazılış", "meanings": ["Yazılma işi"]}, {"word": "yazılım sistemi", "meanings": ["Bir bilgisayar sisteminde denetim işlerini gerçekleştirmek amacıyla geliştirilen yazılım, yazılım dizgesi"]}, {"word": "yazılı yoklama", "meanings": ["Yazılı sınav"]}, {"word": "yazılmak", "meanings": ["Yazma işi yapılmak", "Kendini bir yere yazdırmak, kaydolmak", "Birine tutulmak, sevmek"]}, {"word": "yazılma", "meanings": ["Yazılmak işi"]}, {"word": "yazım", "meanings": ["Bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi, imla", "Yazma işi"]}, {"word": "yazı makinesi", "meanings": ["Tuşlara parmakla vurulduğunda harflerin boyalı bir şerit yardımıyla kâğıt üzerine çıkması temeline dayanan, mekanik veya elektrikle çalışan türleri bulunan makine, daktilo, daktilo makinesi"]}, {"word": "yazı masası", "meanings": ["Üzerinde yazı yazılan, genellikle çekmeceli masa"]}, {"word": "yazımcı", "meanings": ["Yazı yazma işlerini yapan kimse"]}, {"word": "yazın", "meanings": ["Yaz mevsiminde, yaz aylarında"]}, {"word": "yazın", "meanings": ["Edebiyat"]}, {"word": "yazın bilimi", "meanings": ["Edebiyatla uğraşan bilim dalı, edebiyat bilimi"]}, {"word": "yazıncı", "meanings": ["Yazın ile uğraşan, ilgilenen kimse, edebiyatçı"]}, {"word": "yazın bilimci", "meanings": ["Edebiyat bilimi uzmanı"]}, {"word": "yazın tarihi", "meanings": ["Edebiyat tarihi"]}, {"word": "yazınsal", "meanings": ["Edebî"]}, {"word": "yazın eri", "meanings": ["Edebiyatçı"]}, {"word": "yazın dili", "meanings": ["Edebî dil"]}, {"word": "yazış", "meanings": ["Yazma işi"]}, {"word": "yazışma", "meanings": ["Bir konuda karşılıklı yazı yazma, haberleşme, muhabere"]}, {"word": "yazışmak", "meanings": ["Yazılı olarak haberleşmek, birbirine yazmak"]}, {"word": "yazıt", "meanings": ["Bir kimse veya bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı, kitabe", "Çevresi kabartma silmeli, içinde yazı olan taş"]}, {"word": "yazıt bilimci", "meanings": ["Yazıt bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "yazı tahtası", "meanings": ["Okullarda üzerine yazı yazılan, genellikle kara tahta"]}, {"word": "yazı takımı", "meanings": ["Yazı yazmakta kullanılan bütün araç gereç"]}, {"word": "yazıt bilimi", "meanings": ["Konusu, yazıtları incelemek olan tarihe yardımcı bilim, epigrafi"]}, {"word": "yazı tura", "meanings": ["Havaya atılan bir metal paranın, düştüğünde üstte kalacak tarafını önceden bilmeye dayanan şans oyunu"]}, {"word": "yazı tura atmak", "meanings": ["bir oyunda ilk başlayacak olanı tespit etmek amacıyla veya girişilen bir iddiada kazananı belirlemek için metal parayı havaya döndürerek atmak ve yere düştüğünde hangi yüzün üste geldiğine bakarak karar vermek"]}, {"word": "yazı yaban", "meanings": ["Her yer", "Dağ, taş, kır"]}, {"word": "yaz kış", "meanings": ["Bütün yıl boyunca"]}, {"word": "yazlama", "meanings": ["Yazlamak işi"]}, {"word": "yazlık", "meanings": ["Yazın oturulan yer", "Yazın kullanılan (giyecek, ev vb.)"]}, {"word": "yazlamak", "meanings": ["Yazı bir yerde geçirmek", "Bahar gelmek"]}, {"word": "yazlığa çıkmak", "meanings": ["yazı geçirecek bir yere gitmek"]}, {"word": "yazlıkçı", "meanings": ["Tatillerini yazlıklarda geçiren kimse"]}, {"word": "yazlı kışlı", "meanings": ["Bütün yıl boyunca"]}, {"word": "yazma", "meanings": ["Yazmak işi, tahrir", "Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha", "Kabakulak"]}, {"word": "yazmacı", "meanings": ["Yemeni, yorgan yüzü vb. şeylere elle veya tahta kalıplarla desen yapan kimse", "Yazma satan kimse"]}, {"word": "yazmacılık", "meanings": ["Yazmacının işi"]}, {"word": "yazma eser", "meanings": ["Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde, elle yazılmış eser"]}, {"word": "yazmak", "meanings": ["Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak", "Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek", "Yazar olarak görev yapmak", "Yazı ile bildirmek, haber vermek", "Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak", "Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek", "Kaydetmek", "Bir göreve almak", "İnsanın geleceğini belirlemek", "Gelinin yüzünü süslemek"]}, {"word": "yazıp çizmek", "meanings": ["yazmak"]}, {"word": "yazmak", "meanings": ["Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek yaklaşma bildiren birleşik fiiller oluşturur"]}, {"word": "yazman", "meanings": ["Özel kuruluş veya kamu kurum veya kuruluşlarında haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli, kâtip, sekreter", "Özel kuruluş veya kamu kurum veya kuruluşlarında yazışmalardan sorumlu kimse, sekreter"]}, {"word": "yazmanlık", "meanings": ["Yazmanın görevi, kitabet", "Yazmanın makamı, kâtiplik, sekreterlik"]}, {"word": "yazma yitimi", "meanings": ["Ellerinde, parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirme, agrafi"]}, {"word": "yaz saati", "meanings": ["Bazı ülkelerde, günlerin daha uzun olduğu yaz mevsiminde, saatleri bir veya iki saat ileri alarak elde edilen saat düzeni"]}, {"word": "yaz sömestiri", "meanings": ["Eğitim ve öğretimde üçüncü yarıyıl"]}, {"word": "yaz uykusu", "meanings": ["Öğle saatlerinde uyunan uyku"]}, {"word": "yaz yağmuru", "meanings": ["Ani yağan ve çabuk geçen yağmur"]}, {"word": "Yb", "meanings": ["İterbiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "yedek", "meanings": ["Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı", "Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan", "Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı", "Hayvanı yedeğe alan ip, yular", "Redif"]}, {"word": "yedek (veya yedekte) çekmek", "meanings": ["akıntılı suda kayığı karadan iple çekmek"]}, {"word": "yedekte kalmak", "meanings": ["karşılaşma sırasında takımda yer alamamak"]}, {"word": "yedeğe almak (veya takmak)", "meanings": ["bağlayarak ardından çekip götürmek", "destek verip yanında yürümek, yürümesine ve hareketine yardımcı olmak"]}, {"word": "yedek akçe", "meanings": ["İleride doğacak gereksinim ve zararları karşılamak için kârdan ayrılan para, ihtiyat akçesi"]}, {"word": "yedek besinler", "meanings": ["Organizmanın sindirdikten sonra kullanmayıp depo ettiği karbonhidrat, yağ, protein vb. maddeler"]}, {"word": "yedekçi", "meanings": ["Bir hayvanı yedeğe alan kimse", "Akıntıya karşı kayığı iple karaya çeken kimse, kolancı", "Türkü söyleyene eşlik eden kimse"]}, {"word": "yedek lastik", "meanings": ["Otomobillerde gerektiğinde kullanılmak üzere genellikle bagajda bulundurulan janta takılı lastik, yedek teker, stepne"]}, {"word": "yedekleme", "meanings": ["Yedeklemek işi"]}, {"word": "yedeklemek", "meanings": ["Bir şeyin yedeğini sağlamak", "Yedekte çekmek, yedeğe almak"]}, {"word": "yedekleşmek", "meanings": ["Karşılıklı olarak yedeklik etmek"]}, {"word": "yedekleşme", "meanings": ["Yedekleşmek işi"]}, {"word": "yedekli", "meanings": ["Halk edebiyatında yedeklerle yazılan manzume"]}, {"word": "yedeklik", "meanings": ["Yedek olma durumu"]}, {"word": "yedek oyuncu", "meanings": ["Oyunculardan birinin herhangi bir sebeple takımdan çıkması gerektiğinde onun yerine oynayacak oyuncu, yardımcı oyuncu"]}, {"word": "yedek parça", "meanings": ["Bir makinenin işlemez duruma gelen bölümünün yerine konacak yeni parça"]}, {"word": "yedek parçacı", "meanings": ["Yedek parça yapan veya satan kimse"]}, {"word": "yedek parçacılık", "meanings": ["Yedek parçacının işi veya mesleği"]}, {"word": "yedek subay", "meanings": ["Askerliği meslek olarak seçmediği hâlde, yurt ödevi için kanunlara göre belli bir süre orduda subay olarak çalışan kimse"]}, {"word": "yedek teker", "meanings": ["Yedek lastik"]}, {"word": "yedi", "meanings": ["Altıdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 7 ve VII rakamlarının adı", "Altıdan bir artık"]}, {"word": "yedi iklim dört bucak", "meanings": ["her yer"]}, {"word": "yedi kat yerin dibine geçmek", "meanings": ["çok güçlü olarak yere çakılmak", "fazlasıyla utanmak, mahcup olmak"]}, {"word": "yedi kubbeli hamam kurmak", "meanings": ["büyük hayaller peşinde koşmak"]}, {"word": "yedi canlı", "meanings": ["Sonucu ölüm olabilecek birçok olaydan sağ çıkan (kimse veya hayvan)"]}, {"word": "yedi bela", "meanings": ["Çok şirret, geçimsiz, küstah kimse"]}, {"word": "yediden yetmişe", "meanings": ["Herkes"]}, {"word": "yedi düvel", "meanings": ["Bütün devletler", "Herkes, bütün dünya"]}, {"word": "yedi düvelle barışık", "meanings": ["herkesle iyi geçinen kimse"]}, {"word": "yediemin", "meanings": ["Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse"]}, {"word": "yedigen", "meanings": ["Yedi kenarlı çokgen", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "Yedigir", "meanings": ["Büyükayı"]}, {"word": "Yedikardeş", "meanings": ["Büyükayı'yı oluşturan yedi yıldız"]}, {"word": "yedi göbek", "meanings": ["Bir soyun bilinen en büyüğü", "Bütün soy sop, yedi cet"]}, {"word": "yediler", "meanings": ["Yedi kişilik evliya topluluğu"]}, {"word": "yedili", "meanings": ["Yedi parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden yedi tane bulunan", "İskambil gibi oyunlarda üzerinde yedi işareti bulunan kâğıt", "Divan edebiyatında her bendi yedi dizeden oluşmuş nazım birimi"]}, {"word": "yedilik", "meanings": ["Yedisi bir arada, yedi taneden oluşmuş, yedi tane alabilen"]}, {"word": "yedilme", "meanings": ["Yedilmek durumu"]}, {"word": "yedilmek", "meanings": ["Yedeğe alınarak götürülmek"]}, {"word": "yedinci", "meanings": ["Yedi sayısının sıra sıfatı, sırada altıncıdan sonra gelen"]}, {"word": "yedinci sanat", "meanings": ["Sinema"]}, {"word": "yedirilme", "meanings": ["Yedirilmek işi"]}, {"word": "yedirilmek", "meanings": ["Yedirme işi yapılmak"]}, {"word": "yedirme", "meanings": ["Yedirmek işi", "Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun"]}, {"word": "yedirmek", "meanings": ["Yemesini sağlamak", "Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak", "Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek", "Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak", "Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak", "Bir kimseye rüşvet vermek"]}, {"word": "yedişer", "meanings": ["Yedi sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine yedi, her defasında yedisi bir arada olan"]}, {"word": "yediveren", "meanings": ["Yılda birkaç kez meyve veren veya çiçek açan (asma, gül vb.)", "Çok meyve veren veya çiçek açan (bitki)"]}, {"word": "yediz", "meanings": ["Yedisi bir arada doğan (çocuk)"]}, {"word": "yedme", "meanings": ["Yedmek işi"]}, {"word": "yedmek", "meanings": ["Çekerek peşinden götürmek, yedeğinde götürmek", "Yanında, beraberinde götürmek"]}, {"word": "yegâh", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde re perdesi ve bu perdedeki makam"]}, {"word": "yegân", "meanings": ["Birler, tekler"]}, {"word": "yegâne", "meanings": ["Biricik, tek"]}, {"word": "yeğ", "meanings": ["Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen, müreccah"]}, {"word": "yeğ tutmak", "meanings": ["yeğlemek"]}, {"word": "yeğen", "meanings": ["Birine göre, kardeş, amca, hala, dayı veya teyzenin çocuğu", "Yaşlı kimselerin yaşı küçük olanlar için kullandığı seslenme sözü", "Tüylü dişi deve ile tek hörgüçlü erkek devenin geriye melezlenmesiyle elde edilen bir tür deve"]}, {"word": "yeğin", "meanings": ["Zorlu, katı, şiddetli", "Baskın, üstün, iyi"]}, {"word": "yeğinleşme", "meanings": ["Yeğinleşmek işi"]}, {"word": "yeğinleşmek", "meanings": ["Güç duruma gelmek, şiddetlenmek", "Üstün duruma gelmek"]}, {"word": "yeğinlik", "meanings": ["Yeğin olma durumu", "Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik", "Bir etkinliğin veya bir gücün derecesi"]}, {"word": "yeğleme", "meanings": ["Yeğlemek durumu, tercih"]}, {"word": "yeğlemek", "meanings": ["Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli saymak, yeğ tutmak, tercih etmek"]}, {"word": "yeğlenme", "meanings": ["Yeğlenmek durumu"]}, {"word": "yeğlenmek", "meanings": ["Yeğ tutulmak"]}, {"word": "yeğlik", "meanings": ["Bir şeyin, başkalarından üstün sayılması, rüçhan"]}, {"word": "yeğnilemek", "meanings": ["Önemsememek, hafifsemek"]}, {"word": "yeğni", "meanings": ["Ağır olmayan, hafif", "Ciddi olmayan"]}, {"word": "yeğnilmek", "meanings": ["Hafiflemek"]}, {"word": "yeğnilik", "meanings": ["Hafiflik"]}, {"word": "yeğnilme", "meanings": ["Yeğnilmek işi"]}, {"word": "yeğniltme", "meanings": ["Hafifletmek işi"]}, {"word": "yeğniltmek", "meanings": ["Hafif duruma getirmek, hafifletmek"]}, {"word": "yeğniseme", "meanings": ["Hafifseme"]}, {"word": "yeğnisemek", "meanings": ["Hafifsemek"]}, {"word": "yeğrek", "meanings": ["Daha iyi, daha üstün"]}, {"word": "yeis duymak", "meanings": ["üzüntü çekmek, kahrolmak"]}, {"word": "yeis", "meanings": ["Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü"]}, {"word": "yeise bürünmek", "meanings": ["umutsuz, üzüntülü olmak"]}, {"word": "yeise kapılmak", "meanings": ["çok üzülmek"]}, {"word": "yek", "meanings": ["Bir, tek"]}, {"word": "yekdiğeri", "meanings": ["Bir diğeri, ötekisi"]}, {"word": "yekiniş", "meanings": ["Yekinme işi"]}, {"word": "yeke", "meanings": ["Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol", "İri, kocaman"]}, {"word": "yekten", "meanings": ["Birden, birdenbire, ansızın", "Durup dururken"]}, {"word": "yekinme", "meanings": ["Yekinmek işi"]}, {"word": "yeknesak", "meanings": ["Tekdüze"]}, {"word": "yekinmek", "meanings": ["Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak", "Gereğinden fazla gayret sarf etmek"]}, {"word": "yeknesaklık", "meanings": ["Tekdüzelik"]}, {"word": "yekpare", "meanings": ["Bir parçadan oluşan, tek parça, bütün", "Tek parça olarak, bütün olarak"]}, {"word": "yeksan", "meanings": ["Düz", "Bir, aynı düzeyde, eşit"]}, {"word": "yekta", "meanings": ["Tek, eşsiz"]}, {"word": "yekûn", "meanings": ["Toplam"]}, {"word": "yekûn çekmek", "meanings": ["konuşmaya son vermek"]}, {"word": "yekvücut olmak", "meanings": ["birleşmek, tek bir yürek olmak"]}, {"word": "yel", "meanings": ["Rüzgâr", "Romatizma ağrısı", "Kalın bağırsaktaki gaz"]}, {"word": "yekvücut", "meanings": ["Hep birlikte"]}, {"word": "yel gibi", "meanings": ["çok hızlı bir biçimde, çabucak, hızla"]}, {"word": "yel gibi gelen sel gibi gider", "meanings": ["`emek vermeden ele geçen para çarçur olur gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yel üfürdü, sel (veya su) götürdü", "meanings": ["`mal birdenbire ve sebepsiz ortadan yok oluverdi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yel vermek", "meanings": ["rüzgârı veya havayı herhangi bir şeyin üzerine yöneltmek"]}, {"word": "yele vermek", "meanings": ["savurmak, boşuna harcamak"]}, {"word": "yeldirme", "meanings": ["Yeldirmek işi", "Kadınların çarşaf yerine kullandıkları, başörtüsü ile birlikte giyilen hafif üstlük", "İki veya daha çok uskumru ağının eklenmesiyle yapılan uzun ağ"]}, {"word": "yel değirmeni", "meanings": ["Rüzgâr gücüyle çalışan değirmen"]}, {"word": "yeldirmek", "meanings": ["Aceleyle koşturmak, koşuşturmak"]}, {"word": "yeldirmeli", "meanings": ["Yeldirmesi olan"]}, {"word": "yeldirmesiz", "meanings": ["Yeldirmesi olmayan"]}, {"word": "yele", "meanings": ["At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan uzun kıllar", "Balıklarda sırt yüzgeci"]}, {"word": "yeleç", "meanings": ["Havadar"]}, {"word": "yelek", "meanings": ["Ceket altına giyilen kolsuz ve kısa giysi", "Okun yay kirişine takılan bölümündeki tüy", "Kuş kanadının büyük tüyü, telek"]}, {"word": "yeleken", "meanings": ["Havadar"]}, {"word": "yelekleme", "meanings": ["Yeleklemek işi"]}, {"word": "yeleklemek", "meanings": ["Okun kuyruğuna tüy takmak"]}, {"word": "yeleklenme", "meanings": ["Yeleklenmek işi"]}, {"word": "yeleklenmek", "meanings": ["Kanatlanmak, kanat açmak"]}, {"word": "yelelenmek", "meanings": ["Saç hafif hafif dalgalanmak"]}, {"word": "yelelenme", "meanings": ["Yelelenmek işi"]}, {"word": "yeleli", "meanings": ["Yelesi olan (hayvan)"]}, {"word": "yelengeç", "meanings": ["Kabuğu kendi kendine çatlayıp soyulan (ağaç)"]}, {"word": "yelin", "meanings": ["İnek, manda, koyun vb. hayvanlarda memenin süt toplanan bölümü"]}, {"word": "yeleme", "meanings": ["Havai"]}, {"word": "yelken", "meanings": ["Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü", "Yelkenli"]}, {"word": "yelken açmak", "meanings": ["yola çıkmak için hareket etmek"]}, {"word": "yelken dikmek", "meanings": ["tekneye yelken takmak"]}, {"word": "yelken basmak", "meanings": ["yola çıkmak, hareket etmek"]}, {"word": "yelkenleri suya indirmek", "meanings": ["direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek"]}, {"word": "yelken balığı", "meanings": ["Pasifik Okyanusu'nun sıcak bölgelerinde yaşayan, birinci sırt yüzgeci yelkeni andıran bir balık (Poecilia sphenops)"]}, {"word": "yelkenci", "meanings": ["Yelken diken kimse", "Yelken sporuyla uğraşan kimse", "Yelkenleri açma, indirme, toplama vb. işlerde çalışan gemici"]}, {"word": "yelken bezi", "meanings": ["Yelken yapmaya yarar kalın bez"]}, {"word": "yelkencilik", "meanings": ["Teknelerle yapılan gezi, spor ve yarışmalar"]}, {"word": "yelken gemisi", "meanings": ["Rüzgârın şişirdiği yelkenlerin yardımıyla yol alan gemi"]}, {"word": "yelken gönderi", "meanings": ["Yelkenlerin çekildiği direk"]}, {"word": "yelken iğnesi", "meanings": ["Yelkenleri birbirine tutturmaya yarayan alet"]}, {"word": "yelkenlemek", "meanings": ["Yelken açıp yola çıkmak", "Kaçıp gitmek", "İnsan, akli dengesini az veya çok yitirmek"]}, {"word": "yelkenleme", "meanings": ["Yelkenlemek işi"]}, {"word": "yelkenli", "meanings": ["Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı, yelken"]}, {"word": "yelkenli gemi", "meanings": ["Yelkenle yürütülen gemi"]}, {"word": "yelken yarışı", "meanings": ["Yelkenli tekneler arasında yapılan yarışma"]}, {"word": "yelkesen", "meanings": ["Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik, yelkıran, rüzgârlık"]}, {"word": "yelkovan", "meanings": ["Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi", "Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha", "Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu (Puffinus)"]}, {"word": "yelkovangiller", "meanings": ["Kuşlar sınıfının, fırtına kuşları takımından bir familya"]}, {"word": "yelkıran", "meanings": ["Yelkesen"]}, {"word": "yellemek", "meanings": ["Körükle, yelpaze ile veya başka bir araçla rüzgâr yapmak"]}, {"word": "yelleme", "meanings": ["Yellemek işi"]}, {"word": "yellenmek", "meanings": ["Körük, yelpaze vb. araçların yaptığı yelin etkisinde kalmak", "Kalın bağırsaktaki gazı çıkarmak, osurmak"]}, {"word": "yelli", "meanings": ["Yeli çok olan, rüzgârlı", "Çok yellenen", "İşveli, fıkırdak"]}, {"word": "yellenme", "meanings": ["Yellenmek işi"]}, {"word": "yellim yelalim", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "yelloz", "meanings": ["Ahlaksız, hafifmeşrep, şıllık (kadın)"]}, {"word": "yellim yepelek", "meanings": ["Yel yeperek"]}, {"word": "yelmek", "meanings": ["Aceleyle, telaşlı bir biçimde koşmak"]}, {"word": "yelme", "meanings": ["Yelmek işi", "Yırtmaçlı zırh"]}, {"word": "yelpaze", "meanings": ["Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, katlanabilir, taşınabilir araç", "Bu biçimde olan", "Çeşitlilik"]}, {"word": "yelpazeleme", "meanings": ["Yelpazelemek işi"]}, {"word": "yelölçer", "meanings": ["Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt, anemometre"]}, {"word": "yelpazelemek", "meanings": ["Yelpaze veya bir başka nesne ile yel yapmak"]}, {"word": "yelpazelenme", "meanings": ["Yelpazelenmek işi"]}, {"word": "yelpazelenmek", "meanings": ["Kendini yelpaze ile serinletmek"]}, {"word": "yelpirdemek", "meanings": ["Kımıldamak, hafif sallanmak"]}, {"word": "yelpik", "meanings": ["Nefes darlığı"]}, {"word": "yelsemek", "meanings": ["Hava alarak bozulmak, bayatlamak"]}, {"word": "yelseme", "meanings": ["Yelsemek işi veya durumu"]}, {"word": "yeltek", "meanings": ["Hercai"]}, {"word": "yelteniş", "meanings": ["Yeltenme işi"]}, {"word": "yeltenme", "meanings": ["Yeltenmek işi"]}, {"word": "yeltenmek", "meanings": ["Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek"]}, {"word": "yelve", "meanings": ["Florya"]}, {"word": "yel yeperek", "meanings": ["Çok acele, telaşlı bir biçimde, bilinçsizce (koşuşturmak), yel yepelek"]}, {"word": "yel yeperek yelken kürek", "meanings": ["aceleyle, telaşlı bir biçimde"]}, {"word": "yelyutan", "meanings": ["Atlarda hava yutmanın yol açtığı bir hastalık"]}, {"word": "yem", "meanings": ["Hayvan yiyeceği", "Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne", "Ağızotu", "Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey", "Rüşvet", "Kumarda ütülecek kimseye oyunun başında bilinçli olarak kazandırılan para"]}, {"word": "yem dökmek (veya koymak)", "meanings": ["avlanılacak hayvanları bir yere çekmek için yiyecek dökmek", "aldatabilmek için inanç verici davranışta bulunmak"]}, {"word": "yem istemez, su istemez", "meanings": ["`elde tutulması hiçbir külfet getirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yem kestirmek", "meanings": ["yolda durup hayvanlara yem yedirmek"]}, {"word": "yem olmak", "meanings": ["herhangi bir hayvan tarafından yenilmek", "birinin tuzağına düşmek"]}, {"word": "yem borusu", "meanings": ["Askerlikte hayvanlara yem verme saatinin geldiğini bildirmek için çalınan boru", "Oyalayıcı, aldatıcı söz"]}, {"word": "yemci", "meanings": ["Yem satan kimse"]}, {"word": "yeme", "meanings": ["Yemek işi", "Yiyecek"]}, {"word": "meydan dayağı yemek", "meanings": ["kalabalık içinde iyice dayak yemek"]}, {"word": "meydan dayağı çekmek", "meanings": ["herkesin içinde veya çok dövmek"]}, {"word": "meydan korkusu", "meanings": ["Alan korkusu"]}, {"word": "meydani", "meanings": ["Beyaz veya renkli, yol yol ipek çözgülü dokunmuş kumaş"]}, {"word": "meydanlık", "meanings": ["Açıklık"]}, {"word": "meydan muharebesi", "meanings": ["Meydan savaşı"]}, {"word": "meydan saati", "meanings": ["Halkın yararlanabilmesi için alanlara konulan büyük saat"]}, {"word": "meydan savaşı", "meanings": ["Bir savaşta, kesin sonuç almak için düşmana karşı bütün güçlerle yüklenilen ölüm kalım savaşı, meydan muharebesi"]}, {"word": "meydan sazı", "meanings": ["On iki teli olan, sesinin yüksekliği sebebiyle açık yerlerde çalınmaya uygun, halk ozanlarının kullandığı en büyük saz, divan sazı"]}, {"word": "meyhane", "meanings": ["İçki satılan ve içilen yer, içki yeri", "Kabare"]}, {"word": "meyhaneci", "meanings": ["Meyhane işleten kimse"]}, {"word": "meyhanecilik", "meanings": ["Meyhane işletme işi"]}, {"word": "meyhaneciden şahit istemişler, bozacıyı göstermiş", "meanings": ["`uygunsuz iş yapan kimse, haklı olduğunu göstermek için kendisine benzeyen birini tanık gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "meyhaneci otu", "meanings": ["Çobandüdüğü"]}, {"word": "meyhane pilavı", "meanings": ["Kıyma, soğan, biber ve domates kullanılarak bulgurdan yapılan bir pilav türü", "Meyhane havasına özgü ve mezelik niteliğinde olan pilav"]}, {"word": "meyil", "meanings": ["Eğiklik, eğim, akıntı", "Eğilim", "İlgi, gönül verme"]}, {"word": "meyil vermek", "meanings": ["eğiklik sağlamak", "ilgi göstermek, gönül vermek"]}, {"word": "meyli olmak", "meanings": ["beğenmek, ilgisi olmak, hoşuna gitmek"]}, {"word": "meyilli", "meanings": ["Bir yana eğimi olan, eğik", "İlgili, gönül vermiş"]}, {"word": "meyilsiz", "meanings": ["Meyli olmayan"]}, {"word": "meyletme", "meanings": ["Meyletmek işi, temayül"]}, {"word": "meyletmek", "meanings": ["Eğilmek", "Gönül vermek"]}, {"word": "meymenetli", "meanings": ["Uğurlu"]}, {"word": "meymenet", "meanings": ["Uğur (I)"]}, {"word": "meymenetsiz", "meanings": ["Uğursuz"]}, {"word": "meymenetsizlik", "meanings": ["Uğursuzluk"]}, {"word": "meyus", "meanings": ["Üzgün", "Karamsar"]}, {"word": "meyus etmek", "meanings": ["üzmek"]}, {"word": "meyus olmak", "meanings": ["üzgün ve umutsuz bir duruma düşmek"]}, {"word": "meyusiyet", "meanings": ["Üzüntü", "Karamsarlık"]}, {"word": "meyve", "meanings": ["Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş", "Ürün, sonuç, kâr"]}, {"word": "meyve veren ağaç taşlanır", "meanings": ["`bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "meyve almak", "meanings": ["ürün elde etmek", "yarar elde etmek"]}, {"word": "meyve vermek", "meanings": ["ürün vermek", "bir eser ortaya çıkarmak"]}, {"word": "meyve ağacı", "meanings": ["Meyve veren ağaç"]}, {"word": "meyveye durmak", "meanings": ["meyve verecek duruma gelmek"]}, {"word": "meyveci", "meanings": ["Meyve yetiştiren kimse", "Meyve satan kimse, yemişçi"]}, {"word": "meyve bahçesi", "meanings": ["İçinde meyve ağaçları olan bahçe"]}, {"word": "meyvecilik", "meanings": ["Meyve yetiştirme işi", "Meyve alıp satma işi"]}, {"word": "meyvedar", "meanings": ["Meyveli"]}, {"word": "meyve dışı", "meanings": ["Birinci zar"]}, {"word": "meyve ezmesi", "meanings": ["Meyvelerin ezilmesi sonucu elde edilen yiyecek"]}, {"word": "meyvehoş", "meanings": ["Kuru yemiş", "Kuru yemiş satılan yer"]}, {"word": "meyve içi", "meanings": ["Meyvelerde, tohumların bulunduğu iç bölüm"]}, {"word": "meyvelenme", "meanings": ["Meyvelenmek işi"]}, {"word": "meyve kabuğu", "meanings": ["Meyvenin dış yüzeyini kaplayan kalın tabaka"]}, {"word": "meyvelenmek", "meanings": ["Meyveli duruma gelmek, meyve vermek"]}, {"word": "meyveli", "meanings": ["Meyvesi olan, meyve veren, yemişli, meyvedar", "Meyve ile yapılmış, içinde meyve bulunan", "Yaratıcı olan, olumlu bir şey ortaya koyabilen"]}, {"word": "meyveli ağacı taşlarlar", "meanings": ["meyve veren ağaç taşlanır"]}, {"word": "meyvelik", "meanings": ["Meyve ağacı dikili, belirli büyüklükte yer, yemişlik", "Meyve konulan kap, yemişlik"]}, {"word": "meyve reçeli", "meanings": ["Meyveden yapılan şekerli tatlı"]}, {"word": "meyve ortası", "meanings": ["Yemişlerin meyve dışı ve meyve içi arasında bulunan sulu ve etli bölümü"]}, {"word": "meyve sineğigiller", "meanings": ["Kanatlarında koyu renkli lekeler bulunan bir tür sinek familyası (Trypetidae)"]}, {"word": "meyve sineği", "meanings": ["Meyvelere musallat olan bir tür sinek"]}, {"word": "meyvesiz", "meanings": ["Meyve vermeyen", "Meyvesi olmayan", "Verimsiz, ortaya eser koymayan"]}, {"word": "meyvesizlik", "meanings": ["Meyvesiz olma durumu"]}, {"word": "meyve suyu", "meanings": ["Meyveden elde edilen su"]}, {"word": "meyve şekeri", "meanings": ["Balda ve birçok meyvede bulunan bir şeker türü, levüloz, fruktoz"]}, {"word": "meyyal", "meanings": ["Eğilimli, eğimli"]}, {"word": "meyve yaprak", "meanings": ["Çiçeğin döllenmeden sonra yemişi oluşturan yaprağı"]}, {"word": "meyyit", "meanings": ["Ölü"]}, {"word": "mezalim", "meanings": ["Zulümler, haksızlıklar, kıyımlar"]}, {"word": "mezamir", "meanings": ["Düdükler", "Makamla okunan Zebur sureleri"]}, {"word": "mezar", "meanings": ["Ölünün gömülü olduğu yer, gömüt, kabir, sin(I), makber, metfen"]}, {"word": "mezarını kazmak", "meanings": ["birinin kötülüğünü istemek, kötü duruma düşürmek için uğraşmak"]}, {"word": "mezardan çıkarmak", "meanings": ["bir kimseyi ölümden kurtarmak"]}, {"word": "mezarcılık", "meanings": ["Mezar kazma işi", "Mezar bakımını yapma işi"]}, {"word": "mezarcı", "meanings": ["Mezar kazan kimse", "Mezarın bakımını yapan kimse"]}, {"word": "mezarlık", "meanings": ["Mezarların bulunduğu yer, kabristan, gömütlük, sinle, sinlik, tahtalıköy, mezaristan, bamyatarlası"]}, {"word": "mezar kaçkını", "meanings": ["Çok zayıflamış kimse"]}, {"word": "mezar taşı", "meanings": ["Gömülen kişiye ait kimlik bilgileri, dua vb. yazıları kazınmış olarak üzerinde bulunduran ve mezarın baş ucuna dikilen taş, hece taşı"]}, {"word": "mezar taşı ile övünülmez", "meanings": ["`kişi geçmişteki atalarıyla değil ancak kendi değeri ile övünmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mezat", "meanings": ["Açık artırma ile satış", "Açık artırma ile satış yapılan yer"]}, {"word": "mezada çıkarmak (veya koymak)", "meanings": ["açık artırma yoluyla bir malı satışa çıkarmak"]}, {"word": "mezatçı", "meanings": ["Arttırma ile satışı yönlendiren kimse", "Sürekli olarak mezadı takip eden kimse"]}, {"word": "mezat malı", "meanings": ["Bayağı ve ucuz mal"]}, {"word": "mezbaha", "meanings": ["Kesimevi"]}, {"word": "mezbele", "meanings": ["Çöplük", "Aşağılık ve kötü durum"]}, {"word": "mezcetme", "meanings": ["Mezcetmek işi"]}, {"word": "mezbelelik", "meanings": ["Çöplük"]}, {"word": "mezcetmek", "meanings": ["Birbirine katmak, katıştırmak"]}, {"word": "meze", "meanings": ["İçki içilirken yenilen yiyecek", "Eğlence, alay"]}, {"word": "mezeci", "meanings": ["Meze satan kimse"]}, {"word": "mezecilik", "meanings": ["Meze yapıp satma işi"]}, {"word": "mezelik", "meanings": ["Meze yapılmaya elverişli, meze olarak kullanılan", "Meze olarak yenilen şey"]}, {"word": "mezellet", "meanings": ["Alçalma, aşağılaşma"]}, {"word": "mezgitgiller", "meanings": ["Balıklar sınıfının kemikli balıklar takımına giren, genellikle tatlı sularda yaşayan bir familyası"]}, {"word": "mezgit", "meanings": ["Mezgitgillerden, Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşayan, uzun vücutlu, büyük ağızlı, eti lezzetli bir balık, tavuk balığı (Gadus merlangus)"]}, {"word": "mezhebi geniş", "meanings": ["Namus konusunda aşırı hoşgörülü davranan (kimse), geniş mezhepli"]}, {"word": "mezhep", "meanings": ["Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri", "Anlayış, görüş", "Öğreti"]}, {"word": "mezhepçi", "meanings": ["Mezhep yanlısı olan kimse"]}, {"word": "meziyet", "meanings": ["Bir kişiyi veya nesneyi benzerinden üstün gösteren nitelik"]}, {"word": "mezhepçilik", "meanings": ["Mezhepçi olma durumu"]}, {"word": "meziyetli", "meanings": ["Beğenilen, üstün nitelikleri bulunan"]}, {"word": "mezoderm", "meanings": ["Orta deri"]}, {"word": "mezosfer", "meanings": ["Orta yuvar"]}, {"word": "mezon", "meanings": ["Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği"]}, {"word": "mezkûr", "meanings": ["Adı geçen, anılan, sözü edilen, zikredilen, zikrolunan"]}, {"word": "mezozoik", "meanings": ["İkinci Çağ"]}, {"word": "mezozom", "meanings": ["Bakterinin üremesi sırasında bakteri zarından kıvrımlar yaparak meydana gelen mitokondri benzeri yapı"]}, {"word": "mezra", "meanings": ["Ekime elverişli, ekilecek tarla veya yer, ekenek", "Kırsalda birkaç evden oluşan en küçük yerleşim birimi"]}, {"word": "mezru", "meanings": ["Ekilmiş, ekili"]}, {"word": "mezuniyet", "meanings": ["Okulu bitirme", "İzinli olma durumu", "Yetki"]}, {"word": "mezun olmak", "meanings": ["okul, kurs vb.ni bitirmek"]}, {"word": "mezun", "meanings": ["Bir okulu bitirerek diploma almış (kimse)", "İzin almış, izinli", "Bir iş için yetki verilmiş, yetkili"]}, {"word": "mezura", "meanings": ["Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 metre uzunluğunda şerit metre, mezür"]}, {"word": "mezür", "meanings": ["Mezura", "Ölçü"]}, {"word": "Mg", "meanings": ["Magnezyum elementinin simgesi"]}, {"word": "mucur", "meanings": ["Mıcır"]}, {"word": "mı \\/ mi, mu \\/ mü", "meanings": ["Sonuna getirildiği cümleye veya kelimeye, söyleyiş biçimine ve tonlamaya göre soru, şaşma veya inkâr anlamı veren bir söz", "Soru anlamıyla rica ve emir cümleleri yapar", "Tekrarlanan kelime arasında kullanılarak kelimenin anlamını pekiştiren bir söz", "Belirli geçmiş zamanlı bir cümle ile başka bir cümleyi zaman, şart veya sebep ilişkisi ile birbirine bağlayan bir söz"]}, {"word": "mıgri", "meanings": ["Sularımızda yaşayan bir tür yılan balığı (Conger conger)"]}, {"word": "mıhlamak", "meanings": ["Mıhla tutturmak, çakmak(III), çivilemek", "Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işlemek", "Birini silahla yaralamak veya öldürmek", "Birini veya bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek"]}, {"word": "mıhlama", "meanings": ["Mıhlamak işi", "Yumurta, un, soğan, ıspanak karışımıyla yağda yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "mıh", "meanings": ["Çivi", "Büyük çivi"]}, {"word": "mıhlanma", "meanings": ["Mıhlanmak işi"]}, {"word": "mıhlanmak", "meanings": ["Mıhlama işine konu olmak veya mıhlama işi yapılmak, çivilenmek", "Olduğu yerde kalıp bir yere kıpırdayamaz olmak"]}, {"word": "mıhlı", "meanings": ["Mıhı olan", "Mıhlanmış, mıhla tutturulmuş", "Dimdik, sabit"]}, {"word": "mıhsıçtı", "meanings": ["Cimri"]}, {"word": "mıhsıçtılık", "meanings": ["Cimrilik"]}, {"word": "mıknatısi", "meanings": ["Mıknatısla ilgili, manyetik"]}, {"word": "mıknatıs", "meanings": ["Demiri ve daha başka bazı metalleri çeken demir oksit", "Demiri çekme özelliği taşıyan veya sonradan bu özelliği kazanan her türlü madde", "Çekiciliği, albenisi olan kimse"]}, {"word": "mıklep", "meanings": ["Ciltli kitapların sol cilt kapağında bulunan ve okunmakta olan yeri belli eden, ucu üçgenimsi, katlanabilir parça"]}, {"word": "mıknatısiyet", "meanings": ["Mıknatıslık"]}, {"word": "mıknatıslama", "meanings": ["Mıknatıslamak işi"]}, {"word": "mıknatıslamak", "meanings": ["Bir demir çubuğa mıknatıs özelliği vermek"]}, {"word": "mıknatıslanmak", "meanings": ["Mıknatıs özelliği kazanmak, mıknatıslı bir duruma gelmek"]}, {"word": "mıknatıslanma", "meanings": ["Mıknatıslanmak işi"]}, {"word": "mıknatıslı iğne", "meanings": ["Merkezinden bir iple asılı bulunan, dar ve sivri bir eşkenar dörtgen biçiminde yapılmış mıknatıs çubuğu"]}, {"word": "mıknatıslı", "meanings": ["Mıknatısı olan", "Mıknatıslanmış olan"]}, {"word": "mıknatıslık", "meanings": ["Mıknatıslı olma özelliği, mıknatısiyet"]}, {"word": "mıncıklama", "meanings": ["Mıncıklamak işi"]}, {"word": "mıncıklamak", "meanings": ["Örseleyecek veya biçimini bozacak gibi ellemek, sıkıştırmak"]}, {"word": "mıncıklanma", "meanings": ["Mıncıklanmak işi"]}, {"word": "mıncıklanmak", "meanings": ["Mıncıklama işi yapılmak veya mıncıklama işine konu olmak"]}, {"word": "mıntıka", "meanings": ["Bölge"]}, {"word": "mırıldama", "meanings": ["Mırıldamak işi"]}, {"word": "mıncırık", "meanings": ["Küçük, afacan, zeki (çocuk)"]}, {"word": "mırıldamak", "meanings": ["Alçak ve güç anlaşılır bir sesle bir şeyler söylemek"]}, {"word": "mırıldanma", "meanings": ["Mırıldanmak işi"]}, {"word": "mırıldanış", "meanings": ["Mırıldanma işi"]}, {"word": "mırıldanmak", "meanings": ["Alçak sesle kendi kendine bir şeyler söylemek", "Alçak sesle şarkı söylemek", "Ancak yanındakinin duyabileceği bir biçimde konuşmak"]}, {"word": "mırıl mırıl", "meanings": ["Mırıltılı ses çıkararak"]}, {"word": "mırıltı", "meanings": ["Alçak ve anlaşılmaz bir ses çıkararak konuşma"]}, {"word": "mırın kırın", "meanings": ["Bir isteği kabul etmeme, nazlanma"]}, {"word": "mırın kırın etmek", "meanings": ["bir isteği yerine getirmemek için çeşitli sebepler ileri sürmek, nazlanmak"]}, {"word": "mırlama", "meanings": ["Mırlamak işi"]}, {"word": "mırlamak", "meanings": ["Kedi `mır mır` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "mırmır", "meanings": ["Sularımızda yaşayan bir tür yılan balığı (Echelus myrus)"]}, {"word": "mır mır", "meanings": ["Mırıldanma sesi"]}, {"word": "mır mır etmek", "meanings": ["`mırıldanma` sesi çıkarmak", "kendi kendine söylenip durmak"]}, {"word": "mırmırık", "meanings": ["Mırıldanan", "Sürekli sorun çıkaran"]}, {"word": "mırnav", "meanings": ["Miyavlama sesi"]}, {"word": "mırra", "meanings": ["Acılık veren sıvılarla özel bir biçimde kaynatılarak pişirilen bir tür acı kahve"]}, {"word": "mısdak", "meanings": ["Ölçüt"]}, {"word": "mısır patlatmak", "meanings": ["cin mısırını ateş üzerine tutarak patlamasını sağlamak"]}, {"word": "mısır", "meanings": ["Buğdaygillerden, gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, boyu yaklaşık 2 metre olabilen, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi (Zea mays)", "Bu bitkinin koçan üzerindeki taneli ürünü", "Bu ürünün taneleri"]}, {"word": "Mısır baklası", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "mısırcı", "meanings": ["Mısır yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "mısır ekmeği", "meanings": ["Mısır unundan hazırlanarak yapılan ekmek"]}, {"word": "mısır kalburu", "meanings": ["Aleve tutularak içinde mısır patlatılan kalbur biçiminde bir kap"]}, {"word": "Mısır fulü", "meanings": ["Hint fulü"]}, {"word": "Mısırlı", "meanings": ["Mısır halkından olan kimse"]}, {"word": "mısır özü", "meanings": ["Mısırdan elde edilen öz madde"]}, {"word": "mısırlık", "meanings": ["Geniş mısır tarlaları bulunan yer"]}, {"word": "mısır püskülü", "meanings": ["Mısır koçanının ucundan sarkan sarı renkli püskül biçimindeki tepeciği"]}, {"word": "mısırtavuğu", "meanings": ["Hindi"]}, {"word": "mısır püskülü gibi", "meanings": ["seyrek, ince ve cansız (saç)"]}, {"word": "Mısır turnası", "meanings": ["İbis"]}, {"word": "mısır unu", "meanings": ["Kuru mısır tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un"]}, {"word": "mısır yağı", "meanings": ["Mısır tanelerinden çıkarılan sıvı yağ"]}, {"word": "mıskal", "meanings": ["Her biri başka perdede bir sıra kamış boğumundan yapılmış düdük, musikar"]}, {"word": "mıskala", "meanings": ["Metal veya deri parlatmaya yarar alet"]}, {"word": "mısmıl", "meanings": ["Eti yenilebilen, murdar olmayan"]}, {"word": "mısra", "meanings": ["Dize"]}, {"word": "mışıldama", "meanings": ["Mışıldamak işi"]}, {"word": "mışıldamak", "meanings": ["Mışıl mışıl ses çıkarmak"]}, {"word": "mışıl mışıl", "meanings": ["`Rahat, sessiz ve derin soluk alarak uyumak` anlamındaki mışıl mışıl uyumak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "mışmış", "meanings": ["Kayısı veya zerdali"]}, {"word": "mıymıntı", "meanings": ["İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören (kimse)"]}, {"word": "mıymıntılık", "meanings": ["Mıymıntı olma durumu"]}, {"word": "mızıka", "meanings": ["Bando", "Armonika"]}, {"word": "mızıkalı", "meanings": ["Mızıkası olan", "Sarayın müzik takımında çalışan kimse"]}, {"word": "mızıkacı", "meanings": ["Bandocu", "Armonika çalan kimse"]}, {"word": "mızıkçı", "meanings": ["Oyunbozan"]}, {"word": "mızıkçılık", "meanings": ["Mızıkçı olma durumu, ordubozanlık, oyunbozanlık"]}, {"word": "mızıklanma", "meanings": ["Mızıklanmak işi"]}, {"word": "mızıkçılık etmek", "meanings": ["mızıklanmak, oyunbozanlık etmek"]}, {"word": "mızıklanmak", "meanings": ["Çeşitli sebeplerle oyun bozmak, yenilgiyi kabul etmemek, oyunbozanlık etmek, mızıkçılık etmek"]}, {"word": "mızıldanma", "meanings": ["Mızırdanma"]}, {"word": "mızıma", "meanings": ["Mızımak durumu"]}, {"word": "mızıldanmak", "meanings": ["Mızırdanmak"]}, {"word": "mızımak", "meanings": ["Mızıkçılık etmek"]}, {"word": "mızırdanma", "meanings": ["Mızırdanmak işi"]}, {"word": "mızırdanmak", "meanings": ["Yakınarak konuşmak, sızlanmak, mızıldanmak, sızıldanmak"]}, {"word": "mızmız", "meanings": ["Her şeyde kusur bulan, hiçbir şeyden memnun olmayan", "Çevresindekileri rahatsız edecek kadar yavaş olan"]}, {"word": "mızmızca", "meanings": ["Mızmıza yakışan, mızmız gibi", "(mızmı'zca) Mızmıza yakışır bir biçimde"]}, {"word": "mızmızlanma", "meanings": ["Mızmızlanmak işi"]}, {"word": "mızmızlanmak", "meanings": ["Mızmızca davranışlarda bulunmak, mızmızlık etmek"]}, {"word": "mızmızlık", "meanings": ["Mızmız olma durumu", "Mızmızca davranış"]}, {"word": "mızrak", "meanings": ["Uzun saplı, sivri demir uçlu silah", "Atletizmde kullanılan, tek elle savrulan bir alet"]}, {"word": "mızmızlık etmek", "meanings": ["mızmızlanmak"]}, {"word": "mızrak çuvala girmez (veya sığmaz)", "meanings": ["gizli tutulması imkânsız durumlar karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "mızraklı", "meanings": ["Mızrağı olan, mızrak taşıyan"]}, {"word": "mızraksı", "meanings": ["Mızrağa veya mızrak ucuna benzeyen"]}, {"word": "mızraksız", "meanings": ["Mızrağı olmayan"]}, {"word": "mızrap", "meanings": ["Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet, çalgıç, tezene, pena"]}, {"word": "mi", "meanings": ["Gam dizisinde re ile fa arasındaki ses ve bu sesi gösteren nota işareti"]}, {"word": "miat", "meanings": ["Bir şeyin yapılması için tanınan süre", "Bir şeyin yerine yenisinin verilebilmesi için kabul edilmiş bulunan süre, kullanma süresi"]}, {"word": "miadı gelmek", "meanings": ["zamanı gelmek"]}, {"word": "miadı dolmak", "meanings": ["bir şeyin kullanım süresi bitmek, eskimek"]}, {"word": "mibzer", "meanings": ["Tohum ekme aleti"]}, {"word": "miçel", "meanings": ["Mantarların ipliksi ve uzantılı tutunma ve gelişim organı"]}, {"word": "muço", "meanings": ["Miço"]}, {"word": "mide", "meanings": ["Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği; omurgasız hayvanlarda ise sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası", "Karın, karın bölgesi", "Yemek yeme isteği"]}, {"word": "mide (veya midesini) bulandırmak", "meanings": ["kusacak bir duruma getirmek", "kuşkulandırmak"]}, {"word": "midesi almamak (veya kaldırmamak veya kabul etmemek veya götürmemek)", "meanings": ["hastalık, tiksinme vb. sebeplerle bir şeyi yiyememek", "çirkin bir şey karşısında huzursuz olmak, rahatı kaçmak"]}, {"word": "midesi bulanmak", "meanings": ["kusacak gibi olmak", "iğrenmek, tiksinmek", "kuşkulanmak, işkillenmek", "huzursuz olmak, rahatı kaçıp tedirgin olmak, hoşlanmamak"]}, {"word": "midesi ekşimek (veya kaynamak veya yanmak)", "meanings": ["yeni yenilmiş yiyeceklerden ötürü midede rahatsızlık duymak"]}, {"word": "midesi ezilmek (veya kazınmak)", "meanings": ["açlık duymak"]}, {"word": "mideye indirmek", "meanings": ["yemek içmek", "haksız yere, kanunsuz olarak para kazanmak"]}, {"word": "mideye oturmak", "meanings": ["yenilen şey sindirilmeyip mideye rahatsızlık vermek"]}, {"word": "mideyi bastırmak", "meanings": ["hafif şeyler yiyerek açlığını gidermek"]}, {"word": "mide ağzı", "meanings": ["Yemek borusunun mideye açılan alt ucu"]}, {"word": "mide fesadı", "meanings": ["Çok ve çeşitli yemenin yol açtığı mide bozukluğu"]}, {"word": "mideci", "meanings": ["Kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen (kimse)"]}, {"word": "mide fesadına uğramak", "meanings": ["çok ve çeşitli yiyecekler yemekten midesi bozulmak"]}, {"word": "midesiz", "meanings": ["Yenmeyecek şeyleri yiyen", "Hiçbir şeyden tiksinmeyen, en iğrenilecek şeyler karşısında bile tiksinti duymayan", "Uygunsuz tutum ve davranışlar içerisinde olan kadınları kabullenen erkek"]}, {"word": "mide kapısı", "meanings": ["Midenin onikiparmak bağırsağına açılan alt ucu"]}, {"word": "midevi", "meanings": ["Mide ile ilgili olan", "Mideye uygun olan, mideye iyi gelen"]}, {"word": "midi", "meanings": ["Orta"]}, {"word": "midibüs", "meanings": ["Küçük otobüs"]}, {"word": "midibüsçü", "meanings": ["Midibüs alıp satan, işleten veya kullanan kimse"]}, {"word": "midi etek", "meanings": ["Boyu diz kapağını örten veya diz kapağından üç dört santim kadar aşağı inebilen etek"]}, {"word": "midye", "meanings": ["Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan (Mytilus)"]}, {"word": "midilli", "meanings": ["Normalden daha küçük boyda bir tür at"]}, {"word": "midyeci", "meanings": ["Midye avlayan veya satan kimse"]}, {"word": "midyecilik", "meanings": ["Midyecinin işi"]}, {"word": "midyelik", "meanings": ["Yapay olarak midye üretilen yer"]}, {"word": "miftah", "meanings": ["Anahtar"]}, {"word": "migmatit", "meanings": ["Tortul katmanlar arasına magma girmesiyle oluşan değişim kayacı"]}, {"word": "migren", "meanings": ["Yarım baş ağrısı"]}, {"word": "miğfer", "meanings": ["Savaşçıların veya itfaiyecilerin başlarına giydikleri demir başlık, tolga"]}, {"word": "mihaniki", "meanings": ["Düşünmeden, ölçülerek değil de yalnızca alışkanlığın verdiği kolaylıkla veya yalnız kasların hareketiyle yapılan (iş, hareket vb.)"]}, {"word": "mihenk", "meanings": ["Mihenk taşı", "Birinin değerini, ahlakını anlamaya yarayan ölçüt"]}, {"word": "mihenge vurmak", "meanings": ["denemek"]}, {"word": "mihman", "meanings": ["Konuk", "Kalıcı"]}, {"word": "mihman olmak", "meanings": ["konuk olarak bulunmak"]}, {"word": "mihmandarlık", "meanings": ["Konukçuluk"]}, {"word": "mihmandar", "meanings": ["Konukçu"]}, {"word": "mihnet", "meanings": ["Sıkıntı"]}, {"word": "mihnet çekmek", "meanings": ["sıkıntılı bir duruma katlanmak, sıkıntı çekmek"]}, {"word": "mihr", "meanings": ["Müslüman bir erkeğin nikâh esnasında eşine vermeyi kabullendiği mal veya para"]}, {"word": "mihrace", "meanings": ["Hindistan'da racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan"]}, {"word": "mihrak", "meanings": ["Odak"]}, {"word": "mihrap", "meanings": ["Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer", "Umut bağlanan yer"]}, {"word": "mika", "meanings": ["Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral, evren pulu", "Bu mineralden yapılan"]}, {"word": "mihver", "meanings": ["Eksen", "Önemli"]}, {"word": "mikado", "meanings": ["Japon imparatorlarına verilen unvan", "Fil dişi, tahta veya kemikten yapılmış küçük çubuklarla oynanan bir oyun"]}, {"word": "mikalı cam", "meanings": ["Yapımında mika maddesi kullanılan, darbe aldığında tuz buz olup dağılmayan cam türü"]}, {"word": "mikâp", "meanings": ["Küp(II)"]}, {"word": "mikoloji", "meanings": ["Mantar bilimi"]}, {"word": "mikaşist", "meanings": ["Küçük kuvars billurlarıyla mikadan oluşmuş, yaprak biçiminde başkalaşmış kaya"]}, {"word": "mikoz", "meanings": ["Mantar asalaklarından oluşan hastalık"]}, {"word": "mikrobik", "meanings": ["Mikroplu", "Mikropla ilgili, mikroba dayalı"]}, {"word": "mikrobiyolog", "meanings": ["Mikrobiyoloji uzmanı"]}, {"word": "mikroamper", "meanings": ["Amperin milyonda birine eşit akım şiddeti birimi"]}, {"word": "mikrobiyoloji", "meanings": ["Mikropları konu alan bilim dalı"]}, {"word": "mikrodalga", "meanings": ["Boyları 1 milimetre ile 1 metre arasında değişen elektromanyetik dalga"]}, {"word": "mikrofilm", "meanings": ["Herhangi bir belge, yayın vb.ni küçük sinema filmi gibi bir şerit üzerine çeken, özel bir fotoğraf makinesiyle elde edilmiş film"]}, {"word": "mikrofon", "meanings": ["Elektrik akımı etkisiyle sesi uzakta bulunan alıcıya ulaştıran araç"]}, {"word": "mikrofona koymak", "meanings": ["hikâye, roman, oyun vb. eserleri radyo için elverişli duruma getirip yayımlamak"]}, {"word": "mikrofoncu", "meanings": ["Ses kaynağının yer değiştirmesine göre mikrofonu yöneten kimse"]}, {"word": "mikrofonik", "meanings": ["Mikrofona uygun olan"]}, {"word": "mikrokok", "meanings": ["Nokta biçimdeki mikroplara verilen genel ad"]}, {"word": "mikrometre", "meanings": ["Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet", "Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet", "Mikron"]}, {"word": "mikrolit", "meanings": ["Bazı taşların yapısında bulunan, prizma biçiminde ve mikroskopla görülebilen billurlar"]}, {"word": "mikron", "meanings": ["Bir metrenin milyonda biri, milimetrenin binde biri, mikrometre"]}, {"word": "mikroorganizma", "meanings": ["Mikroskopla görülebilen organizma"]}, {"word": "mikrop", "meanings": ["Mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan bir hücreli canlı", "Kendisinden kötülük ve zarar gelen kimse"]}, {"word": "mikroplanmak", "meanings": ["Mikroplu duruma gelmek"]}, {"word": "mikroplanma", "meanings": ["Mikroplanmak işi"]}, {"word": "mikroplu", "meanings": ["Mikrop içeren, mikropla bulaşan, intani, mikrobik"]}, {"word": "mikrosefal", "meanings": ["Yetersiz gelişme sonunda beyni ve kafatası küçük olan (kimse)"]}, {"word": "mikropsuz", "meanings": ["Mikrop içermeyen, mikroptan arındırılmış olan"]}, {"word": "mikropluk", "meanings": ["Yaramazlık, kötülük, fesatlık"]}, {"word": "mikrosinema", "meanings": ["Mikroskopla görülebilecek nesnelerin görüntülerini tespit etmekle uğraşan sinema kolu"]}, {"word": "mikroskobik", "meanings": ["Mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan"]}, {"word": "mikroskop", "meanings": ["Bir mercek düzeneği yardımıyla küçük nesneleri büyütüp daha belirgin duruma getirmeye veya çıplak gözle görülmeyenleri göstermeye yarayan alet"]}, {"word": "mikroskop altına koymak (veya almak)", "meanings": ["en ince noktasına kadar araştırmak, didik didik edip incelemek"]}, {"word": "miktar", "meanings": ["Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik", "Ölçü"]}, {"word": "mikyas", "meanings": ["Ölçek, ölçü"]}, {"word": "mikyassız", "meanings": ["Ölçeği veya ölçüsü olmayan", "Hadsiz hesapsız, hesaba kitaba sığmayan"]}, {"word": "mikyaslı", "meanings": ["Ölçeği veya ölçüsü olan"]}, {"word": "mil", "meanings": ["Selin sürükleyip getirdiği çok küçük taneli çamurlaşmış kum ve toprak karışımı"]}, {"word": "mil", "meanings": ["Türlü işlerde kullanılmak için yapılan ince ve uzun metal çubuk", "Göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç"]}, {"word": "mil yapmak", "meanings": ["yol yapmak"]}, {"word": "miladi", "meanings": ["Milada dayanan, milatla ilgili olan"]}, {"word": "mil", "meanings": ["Karada 1609, denizde 1852 metre olarak kabul edilen bir uzaklık ölçü birimi"]}, {"word": "miladi takvim", "meanings": ["Hz. İsa'nın doğumunu başlangıç olarak alan takvim"]}, {"word": "miladi tarih", "meanings": ["Miladi takvimin belirttiği tarih"]}, {"word": "milat", "meanings": ["Hz. İsa'nın doğduğu gün", "Herhangi bir olayın başlangıcı"]}, {"word": "milattan önce", "meanings": ["Miladi zaman başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih"]}, {"word": "milattan sonra", "meanings": ["Miladi zaman başlangıcından bu yana sayılan yıllara göre belirtilen tarih"]}, {"word": "mildiyu", "meanings": ["En çok bağlarda görülen, peronospora cinsinden, emeçlerini bitkilerin yapraklarına salarak yaşayan asalak bir mantarın oluşturduğu hastalık"]}, {"word": "milel", "meanings": ["Milletler, uluslar"]}, {"word": "milföy", "meanings": ["Milföy hamuru"]}, {"word": "milibar", "meanings": ["Bir barın binde biri değerinde atmosfer basıncı ölçü birimi"]}, {"word": "miligram", "meanings": ["Bir gramın binde birine eşit ağırlık ölçüsü birimi (mgr)"]}, {"word": "mililitre", "meanings": ["Bir litrenin binde birine eşit hacim ölçüsü birimi (ml)"]}, {"word": "milim", "meanings": ["Milimetre", "En küçük veya en az miktarda"]}, {"word": "milim oynamamak", "meanings": ["ölçüsüne tam olarak uygun düşmek", "hiç kıpırdamamak"]}, {"word": "milim şaşmamak", "meanings": ["tam denk düşmek"]}, {"word": "milimetrik", "meanings": ["Milimetre ile ilgili olan", "Milimetrelere bölünmüş", "Ayrıntılı"]}, {"word": "milimetre", "meanings": ["Bir metrenin binde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, milim"]}, {"word": "milimi milimine", "meanings": ["Tam, tastamam"]}, {"word": "milimikron", "meanings": ["Bir mikronun binde biri (m)"]}, {"word": "milis", "meanings": ["Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan silahlı halk gücü", "Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü"]}, {"word": "militan", "meanings": ["Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse", "Bir siyasal örgütün etkin üyesi", "Mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar"]}, {"word": "militanlaşma", "meanings": ["Militanlaşmak durumu"]}, {"word": "militanlaştırma", "meanings": ["Militanlaştırmak işi"]}, {"word": "militanlaşmak", "meanings": ["Militan olmak, militan durumuna girmek"]}, {"word": "militarist", "meanings": ["Militarizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "militanlaştırmak", "meanings": ["Militan durumuna getirmek"]}, {"word": "militanlık", "meanings": ["Militan olma durumu"]}, {"word": "militarizm", "meanings": ["Bir ülkede ordu gücünün aşırı derecede ağır basması", "Her tür sorunu askerî yöntemlere başvurarak çözme, bundan dolayı silahlı kuvvetlere öncelik tanıma eğilimi"]}, {"word": "millenme", "meanings": ["Millenmek işi"]}, {"word": "millenmek", "meanings": ["Akarsuyun getirdiği kumlu, çamurlu toprak, bir yere yığılmak"]}, {"word": "millet", "meanings": ["Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus", "Herkes, bir yerde bulunan kimselerin bütünü", "Benzer özellikleri olan topluluk"]}, {"word": "milletin ağzı torba değil ki büzesin (veya dikesin)", "meanings": ["`başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "milletçe", "meanings": ["Millet tarafından, millete göre, millet olarak"]}, {"word": "milletlerarası", "meanings": ["Uluslararası"]}, {"word": "milletlerarasıcılık", "meanings": ["Uluslararasıcılık"]}, {"word": "milletlerarasıcı", "meanings": ["Uluslararasıcı"]}, {"word": "millet meclisi", "meanings": ["Milletvekillerinin oluşturduğu kurul", "Bu kurulun toplandığı yapı"]}, {"word": "milletsever", "meanings": ["Milletini seven (kimse)"]}, {"word": "milletseverlik", "meanings": ["Milletsever olma durumu"]}, {"word": "milletvekili", "meanings": ["Anayasa'ya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi, saylav, mebus, parlamenter, vekil"]}, {"word": "milletvekilliği", "meanings": ["Milletvekilinin görevi, mebusluk, parlamenterlik"]}, {"word": "millettaş", "meanings": ["Aynı milletten olanlardan her biri"]}, {"word": "millî", "meanings": ["Milletle ilgili, millete özgü, ulusal"]}, {"word": "millî eğitim", "meanings": ["Ulusal olan eğitim"]}, {"word": "millî ekonomi", "meanings": ["Ulusal ekonomi"]}, {"word": "millî gelir", "meanings": ["Bir yıllık toplumsal üretimde, üretim araçları için harcananların düşülmesinden sonra kalan bölüm, ulusal gelir"]}, {"word": "millî güvenlik", "meanings": ["Devletin her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması"]}, {"word": "millî iktisat", "meanings": ["Ulusal ekonomi"]}, {"word": "millî irade", "meanings": ["Ulusça kullanılan ve hiçbir gücün etkileyemeyeceği kuvvet"]}, {"word": "millî kimlik", "meanings": ["Bir milletin kendine özgü düşünüş ve yaşayış biçimi, dil, töre ve gelenekleri, toplumsal değer yargıları ve kuralları ile oluşan özellikler bütünü, millî hüviyet"]}, {"word": "millî hüviyet", "meanings": ["Millî kimlik"]}, {"word": "millîleşme", "meanings": ["Millî nitelik kazanma"]}, {"word": "millîleşmek", "meanings": ["Millî nitelik kazanmak"]}, {"word": "millîleştirmek", "meanings": ["Millî bir nitelik vermek", "Özel sektöre ait yerli ve yabancı firmaları devlet mülkiyetine geçirmek, ulusallaştırmak"]}, {"word": "millîlik", "meanings": ["Millî olma durumu, ulusallık"]}, {"word": "millî marş", "meanings": ["Ülkelerin bağımsızlık simgelerinden olan, resmî makamlarca onaylanmış, çeşitli etkinliklerde seslendirilen marş"]}, {"word": "millî müdafaa", "meanings": ["Ulusal savunma"]}, {"word": "millî mücadele", "meanings": ["Bağımsızlık için yapılan savaş veya bu savaş süresi"]}, {"word": "millî savunma", "meanings": ["Ulusal savunma"]}, {"word": "millî takım", "meanings": ["Uluslararası yarışmalarda bir ülkeyi temsil etmek için bir araya gelmiş sporcular grubu"]}, {"word": "milliyet", "meanings": ["Millete özgü olma veya millî olma durumu, ulusallık", "Bağlı bulunulan millet, tabiiyet"]}, {"word": "milliyetçi", "meanings": ["Milliyet ilkesini benimseyen, milliyetsever, ulusçu, ulusalcı"]}, {"word": "milliyetçilik", "meanings": ["Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm"]}, {"word": "milliyetperver", "meanings": ["Ulussever"]}, {"word": "milliyetperverlik", "meanings": ["Milliyetperver olma durumu, ulusseverlik"]}, {"word": "milliyetsever", "meanings": ["Milliyetçi"]}, {"word": "milliyetseverlik", "meanings": ["Milliyetçi olma durumu, milliyetini benimseme durumu"]}, {"word": "milliyetsiz", "meanings": ["Millet sevgisi olmayan, millî duyguları zayıf (kimse)", "Herhangi bir milletin uyruğunda olmayan"]}, {"word": "milyar", "meanings": ["Milyon kere bin, bin milyon, 1.000.000.000", "Bu sayının adı, bilyon"]}, {"word": "milyarder", "meanings": ["Bir veya daha çok milyarı olan kimse", "Maddi varlığı bakımından zengin sayılan kimse"]}, {"word": "milyarderlik", "meanings": ["Milyarder olma durumu"]}, {"word": "milyarlarca", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "milyon", "meanings": ["Bin kere bin, 1.000.000", "Bu sayının adı"]}, {"word": "milyarlık", "meanings": ["Niceliği milyarla ölçülen", "Maddi varlığı milyar değerinde olan"]}, {"word": "milyoner", "meanings": ["Bir veya daha çok milyonu olan kimse", "Maddi varlığı bakımından zengince sayılan kimse"]}, {"word": "milyonerlik", "meanings": ["Milyoner olma durumu"]}, {"word": "milyonlarca", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "milyonluk", "meanings": ["Niceliği milyonla ölçülen", "Maddi varlığı milyon değerinde olan"]}, {"word": "mim koymak (veya yapıştırmak)", "meanings": ["unutulmaması için işaret koymak", "önemli bularak üstünde ısrarlı bir biçimde durmak"]}, {"word": "mim", "meanings": ["Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı", "Biten bir yazının altına konulan işaret"]}, {"word": "mimar", "meanings": ["Yapıların planını hazırlayıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse"]}, {"word": "mim", "meanings": ["Eski Yunan ve Roma'da yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü", "Bir oyuncunun herhangi bir davranış veya duyguyu yüz ve vücut hareketleriyle anlattığı oyun türü", "Bu türü gerçekleştiren sanatçı"]}, {"word": "mimarbaşı", "meanings": ["Osmanlı sarayında, resmî yapıların onarım ve yapım işleriyle uğraşan mimarların başı"]}, {"word": "mimarisiz", "meanings": ["Mimarlığa uygun olarak yapılmayan (kaba yapı)"]}, {"word": "mimari", "meanings": ["Mimarlık", "Yapı", "Mimarlıkla ilgili, mimarlığa ilişkin"]}, {"word": "mimarlık", "meanings": ["Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği", "Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari"]}, {"word": "mimik", "meanings": ["Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı", "Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler"]}, {"word": "mimleme", "meanings": ["Mimlemek işi"]}, {"word": "mimlemek", "meanings": ["Birini, hoşa gitmeyen veya iyi olmayan bir davranışı dolayısıyla hakkında iyi düşünülmeyenler arasına koymak"]}, {"word": "mimlenme", "meanings": ["Mimlenmek işi"]}, {"word": "mimlenmek", "meanings": ["Mimleme işine konu olmak"]}, {"word": "mimli", "meanings": ["Genellikle davranışlarından kuşku duyulan, kötü olarak bilinen, mimlenmiş"]}, {"word": "minakop", "meanings": ["Gölge balığı (Umbrina cirrosa)"]}, {"word": "mimoza", "meanings": ["Baklagillerden, çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi, gümüşi akasya (Mimosa)"]}, {"word": "minare", "meanings": ["Camilerde müezzinin ezan okuduğu, sela verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı"]}, {"word": "minare de doğru ama içi eğri", "meanings": ["`doğru görünen nice kişiler vardır ki içyüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz oldukları öğrenilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "minare gibi", "meanings": ["çok uzun"]}, {"word": "minareyi çalan kılıfını hazırlar", "meanings": ["`kolay kolay gizlenemeyecek kadar büyük bir yolsuzluğu yapan kimse, sorumluluktan kurtulma yollarını önceden düşünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır", "meanings": ["`önemli iş yapmamış olanlar, yapılmış önemli işleri kendiliğinden oluvermiş sanırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "minare boyu", "meanings": ["Aşağı yukarı 10-20 metre arasında olan yükseklik"]}, {"word": "minareci", "meanings": ["Minare yapan usta"]}, {"word": "minarecik", "meanings": ["Küçük minare"]}, {"word": "minaregölgesi", "meanings": ["Gerçekleşmesi imkânsız durum"]}, {"word": "minarecilik", "meanings": ["Minarecinin yaptığı iş"]}, {"word": "minare kırması", "meanings": ["Çok uzun boylu (kimse)"]}, {"word": "minareli", "meanings": ["Minaresi olan"]}, {"word": "minaresiz", "meanings": ["Minaresi olmayan"]}, {"word": "minber", "meanings": ["Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer"]}, {"word": "minder", "meanings": ["İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte", "Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte", "Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı"]}, {"word": "minder çürütmek", "meanings": ["işsiz, güçsüz oturmak", "bir yerde uzun süre oturmak", "otururken yapılan işlerle uzun yıllar uğraşmak"]}, {"word": "minder dışına atmak", "meanings": ["ortadan kaldırmak, silmek, kovmak"]}, {"word": "minderden kaçmak", "meanings": ["güreşte oyuna katılmamak", "güreşte oyun sırasında minderin dışına çıkmak"]}, {"word": "mine", "meanings": ["Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı", "Saat kadranı", "Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku", "İnce ve parlak nakış"]}, {"word": "mineci", "meanings": ["Mine yapan sanatçı"]}, {"word": "mine çiçeği", "meanings": ["Mine çiçeğigillerden, yaprakları karşılıklı ve oymalı, çiçekleri başak durumunda alacalı, mavi veya menekşe renginde, sapı dört köşeli olan güzel kokulu bir bitki (Verbena)", "Bu bitkinin çiçeği"]}, {"word": "mine çiçeğigiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, mine çiçeği vb. türleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "mineleme", "meanings": ["Minelemek işi"]}, {"word": "minelemek", "meanings": ["Mine ile süslemek"]}, {"word": "mineli", "meanings": ["Mine ile süslenmiş"]}, {"word": "mineral", "meanings": ["Normal sıcaklıkta doğada katı durumda birtakım maddelerle karışık veya birleşik olarak bulunan veya kimyasal yollarla elde edilen inorganik madde", "İçinde inorganik maddeler bulunan"]}, {"word": "mineral bilimci", "meanings": ["Mineral bilimi ile uğraşan kimse, minerolog"]}, {"word": "mineral bilimi", "meanings": ["Mineral ve billurlarla, onların fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim, maden bilimi, mineroloji"]}, {"word": "mineralleştirici", "meanings": ["Bir madenle birleşerek onu mineral duruma dönüştüren madde"]}, {"word": "mineralleştirme", "meanings": ["Mineralleştirmek işi"]}, {"word": "mineralleştirmek", "meanings": ["Bir metali mineral duruma getirmek", "İçinde mineral maddeler eritilerek suyu, maden suyu niteliğine getirmek"]}, {"word": "minerolog", "meanings": ["Mineral bilimci"]}, {"word": "mineroloji", "meanings": ["Mineral bilimi"]}, {"word": "minibüs", "meanings": ["10-12 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs"]}, {"word": "mini", "meanings": ["Çok küçük veya kısa"]}, {"word": "minibüsçü", "meanings": ["Minibüsü olan, minibüs alıp satan veya işleten kimse"]}, {"word": "minicik", "meanings": ["Küçücük, ufacık"]}, {"word": "minik", "meanings": ["Küçük ve sevimli"]}, {"word": "mini etek", "meanings": ["Boyu diz kapağından yukarıda olan, çeşitli kısalıkta etek"]}, {"word": "minimetre", "meanings": ["Silindir biçimindeki nesnelerin iç çaplarını denetlemekte kullanılan ölçü aleti"]}, {"word": "minimal", "meanings": ["Minimum", "Asgari"]}, {"word": "minimum", "meanings": ["Asgari", "Değişken bir niceliğin inebileceği en alt olan (sınır), asgari, minimal"]}, {"word": "mink", "meanings": ["Vizon"]}, {"word": "minimini", "meanings": ["Küçücük", "Pek sevimli, küçük çocuk"]}, {"word": "minkale", "meanings": ["İletki"]}, {"word": "minnet", "meanings": ["Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu"]}, {"word": "minnacık", "meanings": ["Çok küçük, minimini"]}, {"word": "minnet altında kalmamak", "meanings": ["birinin iyiliğine karşı kendini borçlu durumdan kurtarmak için karşılık olarak bir iyilikte bulunmak"]}, {"word": "minnet duymak", "meanings": ["birinin iyiliğine karşı kendini ona borçlu saymak"]}, {"word": "minnet etmemek", "meanings": ["boyun eğmemek"]}, {"word": "minnettar", "meanings": ["Birinden gördüğü iyiliğe karşı kendini borçlu sayan, gönül borcu olan kimse, gönül borçlusu"]}, {"word": "minnettar etmek", "meanings": ["birini iyilik yaparak borçlu bırakmak"]}, {"word": "minnettar kalmak", "meanings": ["birinden görülen iyiliğe karşı teşekkür duygusu beslemek"]}, {"word": "minnoş", "meanings": ["Küçük ve sevimli kimselere söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "minnettarlık", "meanings": ["Minnettar olma durumu, şükran"]}, {"word": "minör", "meanings": ["Daha küçük", "Bir makam, bir akort, bir gam, bir aralık özelliği olan", "Küçük önerme"]}, {"word": "mintan", "meanings": ["Yakasız, uzun kollu erkek gömleği", "Gömlek üzerine giyilen kollu yelek"]}, {"word": "mintanlık", "meanings": ["Mintan yapmaya elverişli olan"]}, {"word": "minüskül", "meanings": ["Küçük harf"]}, {"word": "minval", "meanings": ["Biçim, yol, tarz"]}, {"word": "minyatür", "meanings": ["Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı", "Bu biçimde yapılmış küçük resim", "Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri"]}, {"word": "minyatürcü", "meanings": ["Minyatür yapan sanatçı"]}, {"word": "minyon", "meanings": ["İnce, küçük, çıtı pıtı"]}, {"word": "minyatürcülük", "meanings": ["Minyatür yapma sanatı"]}, {"word": "mir", "meanings": ["Baş, kumandan, amir", "Bey, emîr"]}, {"word": "mirim", "meanings": ["`beyim, aziz dostum, arkadaşım` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "mira", "meanings": ["Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata"]}, {"word": "miraç", "meanings": ["Göğe çıkma"]}, {"word": "Miraç Gecesi", "meanings": ["Hz. Muhammed'in göğe çıktığına inanılan recep ayının yirmi yedinci gecesi"]}, {"word": "Miraç Kandili", "meanings": ["Miraç Gecesi kutlanan kandil"]}, {"word": "miralaylık", "meanings": ["Albaylık"]}, {"word": "miralay", "meanings": ["Albay"]}, {"word": "miras", "meanings": ["Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke", "Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik", "Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey"]}, {"word": "miras helal, hele al demişler", "meanings": ["`miras, alabildiği takdirde mirasçının hakkıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "miras yemek", "meanings": ["kendine kalan mirası tüketmek", "kendine miras kalmak"]}, {"word": "mirasa konmak", "meanings": ["bir kimseye önemlice bir kalıt kalmak"]}, {"word": "mirasçı", "meanings": ["Kalıtçı", "Başkasının iyi veya kötü yönlerini aynı biçimde ortaya koyan"]}, {"word": "mirasyedi", "meanings": ["Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse", "Çok savurgan kimse"]}, {"word": "mirî", "meanings": ["Hükûmetin, hazinenin malı olan, beylik", "Devlet hazinesi"]}, {"word": "mirasyedilik", "meanings": ["Mirasyedi olma durumu", "Mirasyediye yaraşır davranış"]}, {"word": "mirî kâtibi", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde maliye ile halk arasında davalara bakan yargıç"]}, {"word": "mirîci", "meanings": ["Osmanlı maliyesinde, koyunları sayıp vergilerini toplayan görevli"]}, {"word": "mirî mal", "meanings": ["Devlete ait mal, hazineye ait mal"]}, {"word": "mirliva", "meanings": ["Tuğgeneral"]}, {"word": "mirlivalık", "meanings": ["Tuğgenerallik"]}, {"word": "mirza", "meanings": ["Bazı Türk topluluklarında ve İran'da kullanılan bir soyluluk sanı"]}, {"word": "mis", "meanings": ["Güzel"]}, {"word": "mis gibi", "meanings": ["çok güzel", "elbette"]}, {"word": "mis", "meanings": ["Evlenmemiş kadın"]}, {"word": "misafir", "meanings": ["Konuk", "Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke"]}, {"word": "misafir ağırlamak", "meanings": ["konuğa gerekli ilgiyi göstermek, ikramda bulunmak"]}, {"word": "misafir etmek", "meanings": ["konuk olarak karşılayıp yedirip içirmek, yatırmak"]}, {"word": "misafir gibi oturmak", "meanings": ["bulunduğu yerden her an ayrılacakmış gibi eğreti, üstünkörü oturmak", "hiç iş yapmamak"]}, {"word": "misafir kalmak", "meanings": ["bir yerde yiyip içmek, yatmak ve konuk olarak ilgi görmek"]}, {"word": "misafir kısmeti ile gelir", "meanings": ["`misafirin geldiği evde ya yiyecek bulunur veya beklenmedik bir yerden o sırada yiyecek gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "misafir olmak", "meanings": ["bir yerde konuk olarak karşılanıp gerekli ilgiyi, izzet ve ikramı görmek"]}, {"word": "misafir umduğunu değil bulduğunu yer", "meanings": ["`konuk, ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram etmesini bekleyebilir ama ev sahibi ancak evinde olanları ikram edebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "misafirhane", "meanings": ["Konukevi", "Yolcuların konakladıkları han, kervansaray vb"]}, {"word": "misafirlik", "meanings": ["Konukluk", "Konuk için, konuğa özgü"]}, {"word": "misafir odası", "meanings": ["Evlerde konukların alındığı oda"]}, {"word": "misafirperver", "meanings": ["Konuksever"]}, {"word": "misafirperverlik", "meanings": ["Konukseverlik"]}, {"word": "misafir salonu", "meanings": ["Evlerde veya resmî konutlarda konuklara ayrılan salon"]}, {"word": "misal", "meanings": ["Örnek olarak alınabilen, gösterilen şey, örnek", "Benzer"]}, {"word": "misak", "meanings": ["Sözleşme, antlaşma, bağlaşma"]}, {"word": "misal göstermek", "meanings": ["örnek vermek"]}, {"word": "misel", "meanings": ["Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm"]}, {"word": "misil", "meanings": ["Eş, benzer, örnek", "Miktar", "Defa, kez, kat"]}, {"word": "misli menendi yok", "meanings": ["benzeri, eşi yok"]}, {"word": "misilleme", "meanings": ["Kısasa kısas"]}, {"word": "misis", "meanings": ["Evlenmiş kadın"]}, {"word": "misina", "meanings": ["Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik", "Balıkçıların olta ipi olarak kullandıkları kıl veya naylondan iplik"]}, {"word": "misk", "meanings": ["Asya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir tür erkek ceylanın karın derisi altındaki bir bezden çıkarılan güzel kokulu madde", "Mis"]}, {"word": "misk gibi", "meanings": ["mis gibi"]}, {"word": "misk yerini belli eder", "meanings": ["`değerli kişi nerede olsa varlığını gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "miskal", "meanings": ["4,810 gram olan bir ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "misket", "meanings": ["Mis üzümünden yapılan şarap", "Misket üzümü"]}, {"word": "misket", "meanings": ["Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun veya demir tanelerin adı", "Bilye"]}, {"word": "misket oyunu", "meanings": ["Bilyelerle oynanan oyun"]}, {"word": "miskin", "meanings": ["Çok uyuşuk olan (kimse)", "Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse)", "Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse)", "Âciz, zavallı"]}, {"word": "miskince", "meanings": ["Miskin gibi, miskin bir biçimde, miskinane"]}, {"word": "miskinhane", "meanings": ["Cüzzamlıların yerleştirildikleri yer"]}, {"word": "miskinler tekkesi", "meanings": ["Miskin hastalığına tutulanların barındırıldığı yer", "İşsiz güçsüz oturanların, tembellerin toplandıkları yer"]}, {"word": "miskinleşmek", "meanings": ["Uyuşuk, tembel duruma gelmek"]}, {"word": "miskinleşme", "meanings": ["Miskinleşmek durumu"]}, {"word": "miskinlik", "meanings": ["Miskin olma durumu, meskenet"]}, {"word": "mistik", "meanings": ["Gizemci", "Gizemsel"]}, {"word": "mis sabunu", "meanings": ["Güzel kokulu sabun"]}, {"word": "-miş'li geçmiş", "meanings": ["343 belirsiz geçmiş"]}, {"word": "mistisizm", "meanings": ["Bir konuda en üst derecede bulunabilme tutkusu", "Gizemcilik"]}, {"word": "mis üzümü", "meanings": ["Kokulu üzüm"]}, {"word": "misvak", "meanings": ["Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica)", "Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu"]}, {"word": "misyon", "meanings": ["Görev", "Amaç", "Dinsel, bilimsel veya diplomatik bir görev yüklenmiş kimselerden oluşan kurul"]}, {"word": "misyon üstlenmek", "meanings": ["özel bir görevi üzerine almak"]}, {"word": "misyonerlik", "meanings": ["Misyoner olma durumu", "Misyonerin görevi"]}, {"word": "mit", "meanings": ["Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi, mitos", "Efsaneleşen kavram veya kişi"]}, {"word": "misyoner", "meanings": ["Bir dini, özellikle Hristiyanlığı yaymakla görevli kimse", "Kendini herhangi bir düşünceyi, bir ülküyü yaymaya adayan kimse"]}, {"word": "mitil", "meanings": ["İçine yün, pamuk vb. doldurulan beyaz yastık veya yorgan kılıfı", "İki yüzü beyaz kapsız yorgan"]}, {"word": "miting", "meanings": ["Gösteri amacıyla veya bir olaya dikkati çekmek için genellikle açık yerlerde yapılan toplantı"]}, {"word": "mitingci", "meanings": ["Miting düzenleyen veya mitinge katılan kimse"]}, {"word": "mitleştirmek", "meanings": ["Bir kimse, bir varlık, bir olay vb.ni hayal gücü ile büyütmek, yüceltmek, mit durumuna getirmek"]}, {"word": "mitleştirme", "meanings": ["Mitleştirmek işi"]}, {"word": "mitoloji", "meanings": ["Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim", "Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ait mitlerin, efsanelerin bütünü"]}, {"word": "mitokondri", "meanings": ["Hücrede enerji üretiminden sorumlu olan ve oksijenli solunumun gerçekleştiği organcık"]}, {"word": "mitolojik", "meanings": ["Mitoloji ile ilgili, mitolojiye ait"]}, {"word": "mitos", "meanings": ["Mit"]}, {"word": "mitoz", "meanings": ["Karyokinez"]}, {"word": "mitral", "meanings": ["Kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasında bulunan kapakla ilgili"]}, {"word": "mitral hücreler", "meanings": ["Beyinde koku lopu içinde bulunan sinir hücreleri"]}, {"word": "mitral darlığı", "meanings": ["Kanın kulakçıktan karıncığa geçişini zorlaştıran mitral kapakçığının iki yaprakçığının kısmen birbirine kaynaması"]}, {"word": "mitral kapakçığı", "meanings": ["Sol kulakçık ile sol karıncık arasında kanın akışını düzenleyen, iki yaprakçıktan oluşan kapak"]}, {"word": "mitral yetersizlik", "meanings": ["Karıncığın kasılması sırasında kanın kulakçığa geri gelmesi sonucu ortaya çıkan hastalık"]}, {"word": "mitralyöz", "meanings": ["Hafif makineli tüfek"]}, {"word": "mitralyöz gibi", "meanings": ["durmadan, ara vermeden (konuşma)"]}, {"word": "miyar", "meanings": ["Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık, saflık ve değer derecesini gösteren ölçü", "Ölçüt, ölçü", "Ayıraç"]}, {"word": "miyasma", "meanings": ["Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken"]}, {"word": "miyav", "meanings": ["Kedinin çıkardığı ses, kedi sesi"]}, {"word": "miyavlama", "meanings": ["Miyavlamak işi"]}, {"word": "miyavlatmak", "meanings": ["Kediyi bağırtmak", "Birini çok yalvartmak"]}, {"word": "miyavlamak", "meanings": ["Kedi “miyav” diye ses çıkarmak"]}, {"word": "miyavlatma", "meanings": ["Miyavlatmak işi"]}, {"word": "miyaz", "meanings": ["Sinek kurtçuklarının insanda ve hayvanlarda ortaya çıkardığı bozukluk"]}, {"word": "miyom", "meanings": ["Kadınlarda döl yatağı kas dokusundaki ur"]}, {"word": "miyokart", "meanings": ["Kalp kası"]}, {"word": "miyopluk", "meanings": ["Miyop olma durumu"]}, {"word": "miyop", "meanings": ["Nesnelerin görüntüleri ağ tabakanın ön tarafında kaldığı için uzağı iyi göremeyen (göz)", "Gözleri uzağı iyi göremeyen (kimse)"]}, {"word": "mizaç", "meanings": ["Huy, yaradılış, tabiat, karakter", "İnsan vücudunun fizyolojik yapısı, sağlık"]}, {"word": "miza", "meanings": ["Kumarda ortaya sürülen para"]}, {"word": "miyosen", "meanings": ["Üçüncü Çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi", "Bu döneme ilişkin"]}, {"word": "mizaçgir", "meanings": ["Herkesin huyuna ve keyfine göre davranan, nabza göre şerbet vermesini bilen (kimse)"]}, {"word": "mizaçlı", "meanings": ["Mizacı herhangi bir özellikte olanı"]}, {"word": "mizaçgirlik", "meanings": ["Mizaçgir olma durumu"]}, {"word": "mizaçsız", "meanings": ["Sağlığı iyi olmayan, rahatsız, keyifsiz"]}, {"word": "mizah", "meanings": ["Gülmece"]}, {"word": "mizahi", "meanings": ["İçinde gülmece bulunan, gülmece niteliği taşıyan (yazı, karikatür vb.)"]}, {"word": "mizahçı", "meanings": ["Gülmece sanatçısı"]}, {"word": "mizahçılık", "meanings": ["Gülmece sanatçılığı"]}, {"word": "mizan", "meanings": ["Terazi", "Tartı, ölçü aleti", "Ölçü", "Sağlama", "Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti"]}, {"word": "mizana", "meanings": ["Üç veya daha çok direği bulunan yelkenli gemilerde arka direk"]}, {"word": "mizanpaj", "meanings": ["Sayfalama"]}, {"word": "mizanpli", "meanings": ["Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılan tarama biçimi"]}, {"word": "mizansen", "meanings": ["Düzentileme", "Düzenti"]}, {"word": "Mn", "meanings": ["Manganez elementinin simgesi"]}, {"word": "mnemotekni", "meanings": ["Birtakım alıştırma ve çağrışımlardan yararlanarak belleği geliştirme yöntemi"]}, {"word": "mizantrop", "meanings": ["Merdümgiriz", "İnsandan nefret eden (kimse)"]}, {"word": "Mo", "meanings": ["Molibden elementinin simgesi"]}, {"word": "mobilya", "meanings": ["Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble"]}, {"word": "mobilyacı", "meanings": ["Mobilya yapan veya satan kimse", "Mobilya satılan dükkân"]}, {"word": "mobilyacılık", "meanings": ["Mobilya yapma veya satma işi"]}, {"word": "mobilyalı", "meanings": ["Mobilyası olan, döşenmiş, möbleli"]}, {"word": "mobilyasız", "meanings": ["Mobilyası olmayan, döşenmemiş, möblesiz"]}, {"word": "moda", "meanings": ["Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik", "Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük", "Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan"]}, {"word": "moda olmak", "meanings": ["yaygın duruma gelmek, herkesçe kabul edilmek"]}, {"word": "modası geçmek", "meanings": ["moda olmaktan çıkmak", "önemini yitirmek, geçersiz duruma gelmek, artık aranmamak"]}, {"word": "modacı", "meanings": ["Moda işleriyle uğraşan kimse"]}, {"word": "modacılık", "meanings": ["Modacının işi veya mesleği"]}, {"word": "modaevi", "meanings": ["Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer"]}, {"word": "modalaşma", "meanings": ["Modalaşmak durumu"]}, {"word": "modalaştırma", "meanings": ["Modalaştırmak işi"]}, {"word": "modalaşmak", "meanings": ["Moda değeri kazanmak"]}, {"word": "modalaştırmak", "meanings": ["Moda durumuna getirmek"]}, {"word": "model", "meanings": ["Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek", "Bir özelliği olan nesne veya kişi", "Biçim", "Giysi örneklerini içinde toplayan dergi", "Otomobil vb.nde tip", "Benzer", "Örnek olmaya değer kimse veya şey, örnek, paradigma", "Manken", "Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği, prototip"]}, {"word": "modelist", "meanings": ["Modacının tasarım gücünü kalıplayan teknisyen"]}, {"word": "model çıkarmak", "meanings": ["kumaş kesiminden önce kâğıt vb. malzeme üzerine parçanın örneğini hazırlamak", "bir şeyi vurarak izini çıkarmak"]}, {"word": "modelaj", "meanings": ["Oylumlama"]}, {"word": "modelci", "meanings": ["Model hazırlayan sanatçı"]}, {"word": "modelcilik", "meanings": ["Model yapma sanatı"]}, {"word": "modellik", "meanings": ["Modelin işi veya mesleği"]}, {"word": "model salonu", "meanings": ["Modellerin sergilendiği alan, yer"]}, {"word": "modem", "meanings": ["Çevirge"]}, {"word": "modern", "meanings": ["Çağdaş", "Çağcıl"]}, {"word": "modernizasyon", "meanings": ["Çağdaşlaşma"]}, {"word": "modernize etmek", "meanings": ["yenileştirmek, çağcıl duruma getirmek"]}, {"word": "modernize", "meanings": ["Yenileştirilmiş, modern, çağcıl duruma getirilmiş"]}, {"word": "modernleşmek", "meanings": ["Çağdaşlaşmak"]}, {"word": "modernleşme", "meanings": ["Çağdaşlaşma"]}, {"word": "modernleştirme", "meanings": ["Çağdaşlaştırma"]}, {"word": "modernleştirmek", "meanings": ["Çağdaşlaştırmak"]}, {"word": "modernlik", "meanings": ["Çağdaşlık"]}, {"word": "modifikasyon", "meanings": ["Değişke"]}, {"word": "modül", "meanings": ["Bir uzay taşıtının yapısı içinde yer alan ve kendi başına hareket edebilen bağımsız bölüm", "Parça", "Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi", "Herhangi bir mekanik özelliği belirten katsayı"]}, {"word": "modistra", "meanings": ["Kadın terzi"]}, {"word": "modülasyon", "meanings": ["Bir sesin yayılmasında ortaya çıkan yeğinlik, vurgu, ton değişimlerinden her biri", "Bir dalganın genlik, evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması", "Bir müzik eserinde esas tondan başka bir tona geçiş"]}, {"word": "modüler", "meanings": ["Parçalı", "Belli bir ölçüye dayanarak oluşturulan (tasarım, yapı)"]}, {"word": "modüllü", "meanings": ["Modülü olan"]}, {"word": "Moğol", "meanings": ["Moğolistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Moğolca", "meanings": ["Moğol dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Mohs ölçeği", "meanings": ["Zımpara taneciklerinin sertliğini saptamada kullanılan değerler tablosu"]}, {"word": "moka", "meanings": ["Çok kokulu bir tür kahve", "Bu kahveden yapılan içecek"]}, {"word": "makosen", "meanings": ["Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış, tek parça ayakkabı", "Kısa ökçeli, bağsız ayakkabı"]}, {"word": "mola", "meanings": ["Yorgunluğu gidermek için duraklama", "Ara verme", "Koyuverme", "Voleybol ve basketbolda takımların oyun içinde taktik alışverişleri yapmak için aldıkları dinlenme"]}, {"word": "mola vermek", "meanings": ["uzun süren yolculuğa, yürüyüşe veya çalışmaya, dinlenmek amacıyla bir süre ara vermek, oturup dinlenmek"]}, {"word": "mola almak", "meanings": ["voleybol ve basketbolda taktik alışverişi yapmak için bir süre ara istemek"]}, {"word": "molasız", "meanings": ["Mola verilmeyen", "Mola verilmeden"]}, {"word": "molas", "meanings": ["Karbonatlı kum taşı"]}, {"word": "mola taşı", "meanings": ["Hamalların sırtlarındaki yükü dayayarak dinlenmeleri için sokak kenarlarına konulmuş yüksekçe taş"]}, {"word": "molekül", "meanings": ["Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde", "Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı", "Bir bütünün en küçük parçası"]}, {"word": "moleküler", "meanings": ["Moleküle ilişkin, molekülle ilgili"]}, {"word": "molibden", "meanings": ["Atom numarası 42, atom ağırlığı 95,94 olan, 617 °C'ye doğru eriyen, gümüş beyazlığında, kırılgan, türlü çeliklerin alaşımına giren element (simgesi Mo)"]}, {"word": "molibdin", "meanings": ["Doğada ancak biçimsiz durumda bulunan, doğal molibden oksit"]}, {"word": "molla", "meanings": ["Büyük kadı", "Medrese öğrencisi", "Büyük bilgin", "Dinî yönü ağır basan kimse"]}, {"word": "mollalık", "meanings": ["Molla olma durumu"]}, {"word": "molotofkokteyli", "meanings": ["Bir şişeye birtakım yanıcı maddeler doldurularak yapılan, fitilli bir tür yangın bombası"]}, {"word": "moloz", "meanings": ["Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, yapı döküntüsü, inşaat atığı", "Değersiz, işe yaramaz (şey veya kimse)"]}, {"word": "moloz duvar", "meanings": ["Moloz taşlarla yapılan duvar"]}, {"word": "molozluk", "meanings": ["Molozla dolu toprak yığını", "Değersizlik, işe yaramaz olma durumu"]}, {"word": "moloz taş", "meanings": ["Kaba, pürüzlü taş"]}, {"word": "moment", "meanings": ["Kuvvetin, bir cismi bir nokta veya bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği"]}, {"word": "momentum", "meanings": ["Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı", "Hız, hızlılık"]}, {"word": "monadizm", "meanings": ["Monatçılık"]}, {"word": "monarşi", "meanings": ["Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim, tek erklik"]}, {"word": "monarşist", "meanings": ["Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan, tek erkçi"]}, {"word": "monarşizm", "meanings": ["Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi, tek erkçilik"]}, {"word": "monatçılık", "meanings": ["Evrenin monatlardan oluştuğunu ileri süren Leibniz'in öğretisi, monadizm"]}, {"word": "monat", "meanings": ["Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik", "Leibniz'in felsefesinde artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerin her biri"]}, {"word": "monden", "meanings": ["Toplum yaşamı ile ilgili", "Yüksek sosyete yaşamını seven"]}, {"word": "Mongolist", "meanings": ["Moğol dili ve kültürü ile uğraşan kimse"]}, {"word": "Mongolistik", "meanings": ["Moğol dili ve kültürü araştırmaları"]}, {"word": "monist", "meanings": ["Tekçi"]}, {"word": "monitör", "meanings": ["Göstergeç"]}, {"word": "monizm", "meanings": ["Tekçilik"]}, {"word": "monogami", "meanings": ["Tek eşlilik"]}, {"word": "monografi", "meanings": ["Bilimsel alanlarda özel bir konu veya sorun üzerine yazılan inceleme"]}, {"word": "monogam", "meanings": ["Tek eşli"]}, {"word": "monokl", "meanings": ["Tek gözde kaş ile yanak arasına sıkıştırılan, çerçevesiz ve tek camlı gözlük"]}, {"word": "monolog", "meanings": ["Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşma", "Bir kişinin dinleyicilere anlattığı, genellikle güldüren olay", "Çevresindekilere fırsat vermeden bir kimsenin yaptığı konuşma"]}, {"word": "monoray", "meanings": ["Tek bir raydan oluşan demir yolu"]}, {"word": "monoteist", "meanings": ["Tek tanrıcı"]}, {"word": "monopol", "meanings": ["Tekel"]}, {"word": "monoteizm", "meanings": ["Tek tanrıcılık"]}, {"word": "monotip", "meanings": ["Harfleri ayrı ayrı dizip döken dizgi makinesi"]}, {"word": "monoton", "meanings": ["Tekdüze"]}, {"word": "monotonlaşma", "meanings": ["Monotonlaşmak durumu"]}, {"word": "monotonlaşmak", "meanings": ["Monoton duruma gelmek"]}, {"word": "monotonluk", "meanings": ["Tekdüzelik"]}, {"word": "monsenyör", "meanings": ["Hristiyan prenslerine verilen unvan", "Hristiyanlıkta yüksek aşamalı din adamlarına verilen unvan"]}, {"word": "mont", "meanings": ["Kumaştan veya deriden yapılan, genellikle belden kemerli, üstünde cepleri bulunan, gömlek, hırka vb. üzerine giyilen kısa, hafif giysi"]}, {"word": "montaj", "meanings": ["Kurgu", "Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte"]}, {"word": "montajcı", "meanings": ["Kurgucu"]}, {"word": "montajcılık", "meanings": ["Kurguculuk"]}, {"word": "monte", "meanings": ["Montaj"]}, {"word": "monte etmek", "meanings": ["bir makine, cihaz veya mobilyanın bütün parçalarını yerli yerine takmak, kurmak"]}, {"word": "mor", "meanings": ["Kırmızı ile mavinin karışmasından oluşan renk, menekşe renginin kırmızıya çalanı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "moral", "meanings": ["Bir insanın ruhsal gücü, manevi güç, maneviyat"]}, {"word": "moral bulmak", "meanings": ["yürek gücünü, maneviyatını güçlendirmek"]}, {"word": "moral vermek", "meanings": ["bir kimsenin ruhsal direnme gücünü artırmak, cesaretlendirmek, yüreklendirmek"]}, {"word": "morali bozulmak", "meanings": ["ruhsal yönden direnme gücünü yitirmek, içine korku düşmek"]}, {"word": "moralini bozmak", "meanings": ["bir kimsenin ruhsal yönden direnme gücünü azaltmak, sarsmak"]}, {"word": "moral çöküntüsü", "meanings": ["Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme, demoralizasyon"]}, {"word": "moral eğitimi", "meanings": ["Ruhsal gücü, maneviyatı güçlendirme işi"]}, {"word": "morarış", "meanings": ["Morarma işi"]}, {"word": "moralizm", "meanings": ["Ahlakçılık"]}, {"word": "morarma", "meanings": ["Morarmak işi"]}, {"word": "morarmak", "meanings": ["Mor bir renk almak", "Herhangi bir sıkıntı, darbe veya hastalıkla vücudun bir yeri mor renk almak", "Herhangi bir söz ve davranıştan bozulmak", "Mahcup olmak"]}, {"word": "morartı", "meanings": ["Morluk"]}, {"word": "morartma", "meanings": ["Morartmak işi"]}, {"word": "morartmak", "meanings": ["Morarmasına sebep olmak, mor renk vermek", "Herhangi bir söz ve davranışla karşısındakini bozmak"]}, {"word": "moratoryum", "meanings": ["Erteletim"]}, {"word": "moratoryuma gitmek", "meanings": ["tüm borçların ödeme zorunluluğunu geri bırakmak, resmî olarak geciktirmek"]}, {"word": "morfin", "meanings": ["Afyonda % 10 oranında bulunan, uyuşturucu özelliği olan önemli bir alkaloit"]}, {"word": "morfem", "meanings": ["Biçim birimi"]}, {"word": "moren", "meanings": ["Buzul taş"]}, {"word": "morfinlenme", "meanings": ["Morfinlenmek işi"]}, {"word": "morfinlenmek", "meanings": ["Morfinle uyuşturulmak"]}, {"word": "morfinman", "meanings": ["Morfin kullanma alışkanlığı olan kimse, morfin tiryakisi"]}, {"word": "morfolojik", "meanings": ["Yapı bilimsel"]}, {"word": "morfoloji", "meanings": ["Yapı bilgisi", "Yapı bilimi"]}, {"word": "morg", "meanings": ["Hastanelerde veya mezarlıklarda ölülerin belirli süre için saklandıkları soğuk ortam", "Adliyede kovuşturmayı gerektiren olaylar sonucu veya birdenbire ve şüpheli ölümlerde, ölüm sebebinin ve ölünün kim olduğunun belirlenmesi için ölülerin konulduğu ve incelendiği yer"]}, {"word": "morga kaldırmak", "meanings": ["ölüleri morga götürmek"]}, {"word": "morina", "meanings": ["Mezgitgillerden, kuzey denizlerinde yaşayan, eti yenilen, karaciğerinden yağ çıkarılan bir balık (Gadus morrhua)"]}, {"word": "Moritanyalı", "meanings": ["Moritanya halkından olan kimse"]}, {"word": "morlaşma", "meanings": ["Morlaşmak işi"]}, {"word": "morlaşmak", "meanings": ["Mor duruma gelmek"]}, {"word": "morluk", "meanings": ["Mor olma durumu", "Vurma ve çarpma sonucu vücutta oluşan çürük, morartı"]}, {"word": "mormenekşe", "meanings": ["Rengi mora çalan bir tür menekşe"]}, {"word": "morötesi", "meanings": ["Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım, ultraviyole"]}, {"word": "mors", "meanings": ["Morsgillerden, Kuzey Atlantik'te yaşayan, 4 metre uzunluğunda, derisi, dişi ve yağı için avlanan bir memeli hayvan (Odobenus rosmarus)"]}, {"word": "Mors alfabesi", "meanings": ["Telgrafçılıkta kullanılan, nokta ve çizgilerden oluşan alfabe"]}, {"word": "Mors", "meanings": ["Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf dizgesi", "Bu işaretleri almaya ve göndermeye yarayan alet", "Gizli işaret"]}, {"word": "morsalkım", "meanings": ["Baklagillerden, salkım durumunda mavi, mor, beyaz, pembe renkli çiçekler açan, 20 metreye kadar uzayabilen çok yıllık bir sarmaşık (Wisteria sinensis)"]}, {"word": "morsgiller", "meanings": ["Memeliler sınıfının yüzgeç ayaklılar alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "mortlama", "meanings": ["Mortlamak durumu"]}, {"word": "mortadella", "meanings": ["Bir tür İtalyan sucuğu ve böreği"]}, {"word": "mortlamak", "meanings": ["Ölmek"]}, {"word": "mortoyu çekmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "morto", "meanings": ["Ölü"]}, {"word": "mortocu", "meanings": ["Hristiyanlarda cenaze taşımak için tutulan kimse", "Cenazelerde ağıt okuyarak geçimini sağlayan kimse", "İmam"]}, {"word": "moruk", "meanings": ["Gençlere göre yaşlı anne, baba", "Yaşlı erkek"]}, {"word": "moruklaşma", "meanings": ["Moruklaşmak durumu"]}, {"word": "morula", "meanings": ["Blastula"]}, {"word": "moruklaşmak", "meanings": ["Yaşlanmak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "morumsu", "meanings": ["Mora çalan, moru andıran"]}, {"word": "Moskof camı", "meanings": ["Bir tür beyaz mika"]}, {"word": "Moskof", "meanings": ["Rus"]}, {"word": "morumtırak", "meanings": ["Morumsu"]}, {"word": "Moskof gâvuru", "meanings": ["Rus"]}, {"word": "Moskofluk", "meanings": ["Moskof olma durumu"]}, {"word": "Moskof toprağı", "meanings": ["Maden parlatmak için kullanılan sarı renkte bir tür gevrek taş"]}, {"word": "mosmor", "meanings": ["Her yanı mor, koyu mor"]}, {"word": "mosmor kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["kötü duruma düşmek, bozulmak, mahcup olmak"]}, {"word": "mostra olmak", "meanings": ["kendini gülünç bir duruma sokmak"]}, {"word": "mostralık", "meanings": ["Kötü veya yersiz davranışlarıyla göze batan kimse"]}, {"word": "mostra", "meanings": ["Örnek, göstermelik, model"]}, {"word": "motel", "meanings": ["Motorlu taşıtlarla yolculuk edenlerin barınmalarını, arabalarını park etmelerini ve başka gereksinimlerini karşılamak için işlek kara yolları üzerinde yapılmış otel"]}, {"word": "motelci", "meanings": ["Motel işleten kimse"]}, {"word": "motelcilik", "meanings": ["Motel işletme işi"]}, {"word": "motifli", "meanings": ["Motifi olan"]}, {"word": "motif", "meanings": ["Yan yana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan ögelerden her biri", "Kendi başlarına konuya özellik kazandıran ögelerin her biri, örge", "Bestenin bir parçasına çeşitli yönlerden birlik sağlayan belirleyici küçük birim, örge"]}, {"word": "motifsiz", "meanings": ["Motifi olmayan"]}, {"word": "motivasyon", "meanings": ["İsteklendirme", "Güdüleme"]}, {"word": "motopomp", "meanings": ["Motorlu tulumba"]}, {"word": "motor", "meanings": ["Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek", "Akaryakıtla işleyen deniz aracı", "Motosiklet"]}, {"word": "motoru bozmak", "meanings": ["bağırsakları bozulmak, ishal olmak"]}, {"word": "motorbot", "meanings": ["Motorla çalışan küçük deniz taşıtı"]}, {"word": "motorcu", "meanings": ["Deniz motoru işleten kimse", "Motosiklet kullanan kimse"]}, {"word": "motorculuk", "meanings": ["Deniz motoru işletmeciliği"]}, {"word": "motorin", "meanings": ["Mazot"]}, {"word": "motorize", "meanings": ["Motorlu taşıtlarla donatılmış (kıta veya birlik)"]}, {"word": "motokros", "meanings": ["Kırlarda ve engebeli arazilerde motosikletle yapılan yarış"]}, {"word": "motokrosçu", "meanings": ["Motokros yarışçısı"]}, {"word": "motorlu", "meanings": ["Motorla çalışan"]}, {"word": "motorlu taşıt", "meanings": ["İnsan ve yük taşıyan, iki veya daha çok dingilli, motor gücüyle hareket eden araçlara verilen genel ad"]}, {"word": "motorlu tren", "meanings": ["Bir termik motorla çalışan, kısa mesafeler arasında işleyen demir yolu taşıtı, mototren"]}, {"word": "motor yağı", "meanings": ["Motorlarda sürtünmeyi azaltarak aşınmayı önlemeye yarayan bir yağ türü"]}, {"word": "motris", "meanings": ["Birkaç arabalı bir katarda elektrik motoru veya patlamalı motorla çalışan ve öbür arabaları çekmeye yarayan taşıt"]}, {"word": "motosiklet", "meanings": ["Motor silindirinin hacmi 125 santimetreküpten büyük olan, iki tekerlekli motorlu taşıt, motor"]}, {"word": "mototren", "meanings": ["Motorlu tren"]}, {"word": "mozaik", "meanings": ["Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi", "Bu iş için kullanılan mermer parçaları", "Tatlı bisküvi parçalarıyla yapılan kakaolu pasta", "İnce kum, çimento ve küçük mermer parçalarından oluşan karışımla döşeme sıvası", "Bu sıvayla yapılan (döşeme, merdiven vb.)", "Değişik dillere ve kültürlere sahip insan topluluğu"]}, {"word": "mozaikçi", "meanings": ["Mozaik yapan veya satan kimse", "Yapılarda mozaik işlerini düzenleyen kimse"]}, {"word": "mozaik döşeme", "meanings": ["Mozaik karışımı yapılan yer döşemesi"]}, {"word": "mozak", "meanings": ["Domuz yavrusu"]}, {"word": "mozaik plaka", "meanings": ["Mozaikle yapılmış kalıp döşeme maddesi"]}, {"word": "möble", "meanings": ["Mobilya"]}, {"word": "möbleli", "meanings": ["Mobilyalı"]}, {"word": "mozole", "meanings": ["Anıt mezar"]}, {"word": "möblesiz", "meanings": ["Mobilyasız"]}, {"word": "mönü", "meanings": ["343 menü"]}, {"word": "mösyö", "meanings": ["Erkeklere verilen bir unvan", "Bay"]}, {"word": "muaccel", "meanings": ["Acele olunmuş", "Peşin, hemen ödenmesi gereken"]}, {"word": "muacciz", "meanings": ["Sıkıntı veren, taciz eden, bıktıran, usandıran", "Yapışkan, sırnaşık, ukala (kimse)"]}, {"word": "muaddel", "meanings": ["Değiştirilmiş, değişikliğe uğramış, değişkin"]}, {"word": "muadelet", "meanings": ["Eşitlik, denklik, eş değerlik"]}, {"word": "muadele", "meanings": ["Eşitlik, beraberlik, denklik", "Anlaşılmaz iş", "Denklem"]}, {"word": "muadil", "meanings": ["Eşit, denk, eş değer"]}, {"word": "muaf", "meanings": ["Bağışlanmış, affedilmiş", "Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış", "Özgür, serbest"]}, {"word": "muaf tutmak", "meanings": ["bir ödevi, bir görevi bağışlamak, ayrıcalık tanımak"]}, {"word": "muafiyet", "meanings": ["Ayrı tutulma, kendisine uygulanmama"]}, {"word": "muafiyet tanımak", "meanings": ["kendisinden beklenilen veya istenilenlerin bütününü istememek"]}, {"word": "muafiyet sınavı", "meanings": ["Eğitimde veya herhangi bir dalda bilgi birikiminin yeterli olup olmadığının belirlenmesi için önceden yapılan sınav"]}, {"word": "muaflık", "meanings": ["Muaf olma durumu"]}, {"word": "muahede", "meanings": ["Antlaşma"]}, {"word": "muahedename", "meanings": ["Antlaşma metni"]}, {"word": "muaheze", "meanings": ["Kınama", "Paylama", "Eleştiri"]}, {"word": "muakkip", "meanings": ["İzleyen, arkasından koşan, takip eden", "İşi yürüten"]}, {"word": "muahhar", "meanings": ["Sonraki, sonradan gelen, ertelenmiş, daha sonraki"]}, {"word": "muamelat", "meanings": ["İşlemler", "Davranışlar"]}, {"word": "muamele", "meanings": ["Davranma, davranış", "Yol, yöntem", "İşlem", "İşlem", "Alışveriş"]}, {"word": "muaheze etmek", "meanings": ["kınamak", "paylamak"]}, {"word": "muallak", "meanings": ["Asılmış, asılı", "Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış"]}, {"word": "muallakta olmak (veya kalmak)", "meanings": ["sonuca bağlanmamak, sürüncemede kalmak"]}, {"word": "muallel", "meanings": ["Sakat, eksik"]}, {"word": "muallim", "meanings": ["Öğretmen"]}, {"word": "muallime", "meanings": ["Kadın öğretmen"]}, {"word": "muallimlik", "meanings": ["Öğretmenlik"]}, {"word": "muamele etmek", "meanings": ["davranmak"]}, {"word": "muamele görmek", "meanings": ["işlem uygulanmak, davranılmak"]}, {"word": "muammalı", "meanings": ["Tekinsiz", "Ayrıntısı bilinmeyen, açık olmayan, anlaşılması zor", "Bilmeceli"]}, {"word": "muamma", "meanings": ["Bilmece", "Âşıklık geleneğinde manzum bilmece", "Anlaşılmayan, bilinmeyen şey", "Anlaşılmayan, bilinmeyen"]}, {"word": "muamma asmak", "meanings": ["âşıklık geleneğinde herhangi bir konuyu manzum olarak bilmece türünde düzenleyip genellikle kahvehanelerde herkesin göreceği bir yere koymak"]}, {"word": "muammalık", "meanings": ["Muamma dolu olma durumu"]}, {"word": "muammer", "meanings": ["Yaşamış"]}, {"word": "muammer olmak", "meanings": ["yaşamak", "uzun ve mutlu yaşamak"]}, {"word": "muannit", "meanings": ["İnatçı"]}, {"word": "muaraza", "meanings": ["Çekişme, kavga"]}, {"word": "muare", "meanings": ["Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir kumaş türü, kareli kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "muasır", "meanings": ["Çağdaş"]}, {"word": "muarız", "meanings": ["Karşı koyan, karşı çıkan"]}, {"word": "muarefe", "meanings": ["Karşılıklı birbirini tanıma, tanışma, tanışıklık"]}, {"word": "muasırlaşma", "meanings": ["Çağdaşlaşma"]}, {"word": "muasırlaşmak", "meanings": ["Çağdaşlaşmak"]}, {"word": "muaşaka", "meanings": ["Âşıktaşlık"]}, {"word": "muaşakada olmak", "meanings": ["sevişmek, birbirine âşık olmak"]}, {"word": "muaşeret", "meanings": ["Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma"]}, {"word": "muaşeret adabı", "meanings": ["Görgü kuralları, adabımuaşeret"]}, {"word": "muattal", "meanings": ["İşlemez, kullanılmaz duruma gelmiş", "Boş, işsiz"]}, {"word": "muattar", "meanings": ["Itırlı, güzel kokulu"]}, {"word": "muavenet", "meanings": ["Yardım"]}, {"word": "muavin", "meanings": ["Yardımcı", "Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse"]}, {"word": "muavenet etmek", "meanings": ["yardım etmek"]}, {"word": "muavinlik", "meanings": ["Muavin olma durumu", "Muavinin görevi"]}, {"word": "muayede", "meanings": ["Bayramlaşma, birbirinin bayramını kutlama"]}, {"word": "muayene", "meanings": ["Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma, sağlık muayenesi", "Gözden geçirme, araştırma, yoklama, kontrol"]}, {"word": "muayene etmek", "meanings": ["bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığının nerede olduğunu araştırmak", "araştırmak, incelemek"]}, {"word": "muayene olmak", "meanings": ["hekimce bakılmak"]}, {"word": "muayeneci", "meanings": ["Araştıran, yoklayan kimse"]}, {"word": "muayenehane", "meanings": ["Hekimlerin hastalarını muayene ettikleri yer"]}, {"word": "kesinlik", "meanings": ["Kesin olma durumu, katiyet", "Bir bilginin, bir kanaatin şüpheye düşmeden onaylanması durumu"]}, {"word": "kesinlikle", "meanings": ["Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, kesinkes, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen, banko"]}, {"word": "kesinme", "meanings": ["Kesinmek işi"]}, {"word": "kesinsizlik", "meanings": ["Kesin olmama durumu"]}, {"word": "kesinmek", "meanings": ["Kesme işi yapılmak"]}, {"word": "kesinti", "meanings": ["Kesilen parça, kırpıntı", "Bir işin bir süre için durması, inkıta", "Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm"]}, {"word": "kesintiye almak", "meanings": ["biriyle sezdirmeden alay etmek"]}, {"word": "kesintiye uğramak", "meanings": ["bir süre için durmak"]}, {"word": "kesintili", "meanings": ["Ara verilerek yapılan", "Kesintisi olan (para)"]}, {"word": "kesintisiz", "meanings": ["Aralıksız", "Hiçbir vergi kesilmeden verilen (para)"]}, {"word": "kesirli", "meanings": ["Kesir niteliğinde olan (sayı)"]}, {"word": "kesir", "meanings": ["Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı"]}, {"word": "kesirli sayı", "meanings": ["Kesri olan sayı"]}, {"word": "kesirsiz", "meanings": ["Kesir niteliğinde olmayan(sayı)"]}, {"word": "kesir ölçek", "meanings": ["Plan ve haritalarda küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türü"]}, {"word": "kesiş", "meanings": ["Kesme işi"]}, {"word": "kesişen", "meanings": ["Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirini kesip geçen (çizgiler veya yüzeyler)"]}, {"word": "kesişme", "meanings": ["Kesişmek işi"]}, {"word": "kesişmek", "meanings": ["Birbirini kesmek", "Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak", "Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak", "Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak"]}, {"word": "keskenme", "meanings": ["Keskenmek işi"]}, {"word": "keskenmek", "meanings": ["El ile veya başka bir şeyle vuracak gibi yapmak"]}, {"word": "keski", "meanings": ["Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç", "Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak", "Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası"]}, {"word": "kesit", "meanings": ["Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey", "Bir toplumun bölümü, kesim", "Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç", "Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi, makta"]}, {"word": "keskin", "meanings": ["Çok kesici, iyi kesen", "Tiz (ses)", "Kırıcı, incitici", "Etkili, sert", "Kıvrak", "Hassas", "Dikkatli", "Zampara"]}, {"word": "keskin sirke küpüne (veya kabına) zarar", "meanings": ["`öfkeli, sert kimsenin zararı kendisinedir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keskin zekâ keramete kıç attırır", "meanings": ["`zeki kimse, bir işin nereye varacağını keramet sahibi kimseden daha iyi bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keskinleşmek", "meanings": ["Keskin duruma gelmek"]}, {"word": "keskinleşme", "meanings": ["Keskinleşmek işi"]}, {"word": "keskinleştirme", "meanings": ["Keskinleştirmek işi"]}, {"word": "keskinleştirmek", "meanings": ["Keskin duruma getirmek"]}, {"word": "keskinletme", "meanings": ["Keskinletmek işi"]}, {"word": "keskinletmek", "meanings": ["Keskin duruma getirmek"]}, {"word": "keskinlik", "meanings": ["Keskin olma durumu"]}, {"word": "kesme", "meanings": ["Kesmek işi", "Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas", "Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan", "Kesin, değişmez, maktu", "Kesme işareti", "Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat", "Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia)", "Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi", "İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum", "Lokum"]}, {"word": "kesmece", "meanings": ["Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz)", "(ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla", "(ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan"]}, {"word": "kesme imi", "meanings": ["Kesme işareti"]}, {"word": "kesme işareti", "meanings": ["Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı, kesme, kesme imi, apostrof ( ' )"]}, {"word": "kesmek", "meanings": ["Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak", "Dibinden ayırmak", "Düzgün parçalara ayırmak", "Kesici bir araçla yaralamak", "Ucunu almak", "Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak", "Son vermek, gidermek", "Ara vermek", "Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek", "Akımı durdurmak", "Belirtmek, kararlaştırmak", "Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek", "Para basmak", "Azaltmak, güçleştirmek", "İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak", "Geçişi önlemek", "Susmak", "Hasta organı ameliyatla almak", "Bölmek, ayırmak", "Yazıyı, filmi kısaltmak", "Uydurmak, yalan söylemek", "Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak", "Birini yermek, kötülemek", "Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak", "Vahşice öldürmek", "Oyuncuyu takım kadrosuna almamak"]}, {"word": "kes parmağını çık pazara, merhem buyuran çok olur", "meanings": ["`kişinin bir ihtiyaç içinde bulunduğunu gören herkes ona değişik yol gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kesip atmak", "meanings": ["uzun uzadıya düşünmeden kesin yargıya varmak", "kesin olarak çözmek, bitirmek"]}, {"word": "kesip biçmek", "meanings": ["parçalamak, doğramak, ameliyat etmek", "ağzına geleni söylemek, ileri geri konuşmak", "zorbalıkla korkutmak"]}, {"word": "kestiği tırnak olamamak", "meanings": ["bir kimse, söz konusu olan kimseden değerce çok aşağı olmak"]}, {"word": "kesme kaya", "meanings": ["Baskı altında kalarak sertleşmiş toprak"]}, {"word": "kesme şeker", "meanings": ["Küp şeker"]}, {"word": "kesmik", "meanings": ["Kesilmiş sütün koyu bölümü", "Başakla karışık iri saman", "Taş gibi olmuş toprak parçası"]}, {"word": "kesmelik", "meanings": ["Kesme taş çıkarılan ocak"]}, {"word": "kesmikli", "meanings": ["İçinde kesmik bulunan"]}, {"word": "kesp", "meanings": ["Kazanma"]}, {"word": "kesre", "meanings": ["Esre"]}, {"word": "kestane", "meanings": ["Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)", "Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi", "Kestane rengi"]}, {"word": "kesret", "meanings": ["Çok olma durumu, çokluk"]}, {"word": "kestane kabuğundan çıkmış da kabuğunu beğenmemiş", "meanings": ["soyunu, yetiştiği yeri veya çevreyi hor görenler için kınama yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "kestane suyu gibi", "meanings": ["sulu (kahve)"]}, {"word": "kestaneci", "meanings": ["Kestane kebabı yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kestanecik", "meanings": ["Prostat", "Atların her bacağında birer tane çıkan, boynuz dokusunda olan kısa ve yayvan uzantı"]}, {"word": "kestane dorusu", "meanings": ["Açık kahverengi", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "kestane fişeği", "meanings": ["İçinde tane barut ve fitilin geçmesine yarayan küçük bir kanalı olan bir tür şenlik fişeği"]}, {"word": "kestane kabağı", "meanings": ["Helvacı kabağı"]}, {"word": "kestanelik", "meanings": ["Kestane ağaçları çok olan yer"]}, {"word": "kestane rengi", "meanings": ["Açık kahverengi, maron", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kestane kargası", "meanings": ["Alakarga"]}, {"word": "kestane şekeri", "meanings": ["Kestanenin şeker şerbeti içinde kaynatılmasıyla yapılan şekerleme"]}, {"word": "kestere", "meanings": ["Kitre"]}, {"word": "kestirilme", "meanings": ["Kestirilmek işi"]}, {"word": "kestirilmek", "meanings": ["Kestirme işi yapılmak"]}, {"word": "kestirim", "meanings": ["Kestirme işi, tahmin"]}, {"word": "kestiriş", "meanings": ["Kestirme işi"]}, {"word": "kestirme", "meanings": ["Kestirmek işi", "Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma", "Tahmin", "Alışılanın dışında kısa olan (yol), kese(II)", "Amacı fazla uzatmadan anlatan", "Kısaca, özet olarak", "Kaynatılıp limon sıkılarak koyulaştırılmış şeker şerbeti"]}, {"word": "kestirmece", "meanings": ["Yaklaşık, tahminî", "(kesti'rmece) Kısa yoldan, kısaca"]}, {"word": "kestirmeden", "meanings": ["En kısa yoldan, en kısa bir biçimde"]}, {"word": "kestirmek", "meanings": ["Kesme işini yaptırmak", "Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak, tahmin etmek", "Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak", "Karar vermek", "Kısa bir süre uyumak, şekerleme yapmak", "Anlamak, farkına varmak"]}, {"word": "kestirip atmak", "meanings": ["ayrıntılı düşünmeden kesin yargıya varmak"]}, {"word": "keş", "meanings": ["Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir", "Kış için kurutulan yağsız, tuzsuz yoğurt"]}, {"word": "keşen", "meanings": ["Zincirden yular veya ayak kösteği"]}, {"word": "keşfedilmek", "meanings": ["Keşfetme işi yapılmak"]}, {"word": "keşfetme", "meanings": ["Keşfetmek işi"]}, {"word": "keşfedilme", "meanings": ["Keşfedilmek işi"]}, {"word": "keşfetmek", "meanings": ["Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak"]}, {"word": "keşfettirme", "meanings": ["Keşfettirmek işi"]}, {"word": "keşfettirmek", "meanings": ["Keşfetmesini sağlamak"]}, {"word": "keşide", "meanings": ["Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme, çekiliş", "Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma"]}, {"word": "keşide etmek", "meanings": ["Çek, bono, poliçe gibi değerli kâğıt hükmündeki belgeleri doldurmak, düzenlemek, imzalamak"]}, {"word": "keşik", "meanings": ["Sıra, nöbet"]}, {"word": "keşif", "meanings": ["Ortaya çıkarma, meydana çıkarma", "Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması", "Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme", "Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin", "Bir olay veya durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma"]}, {"word": "keşikleme", "meanings": ["Almaş, münavebe"]}, {"word": "keşif kolu", "meanings": ["Düşmanın durumunu anlamak, arazi ve yollar hakkında bilgi toplamak için gönderilen kol"]}, {"word": "keşikleşme", "meanings": ["Keşikleşmek işi"]}, {"word": "keşikleşmek", "meanings": ["Keşikle çalışmak"]}, {"word": "keşiş", "meanings": ["Rahip"]}, {"word": "keşiş hayatı sürmek", "meanings": ["her şeyden elini ayağını çekip yalnız başına yaşamak"]}, {"word": "keşişleme", "meanings": ["Güneydoğudan esen yel, akça yel, kara yel karşıtı", "Güneydoğu 135°'lik yön"]}, {"word": "keşke", "meanings": ["Dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek `ne olurdu` anlamında özlem veya pişmanlık bildiren bir söz, bari, keşki"]}, {"word": "keşişhane", "meanings": ["Manastır"]}, {"word": "keşişlik", "meanings": ["Keşiş olma durumu"]}, {"word": "keşkek", "meanings": ["İyice dövülmüş buğdayın etle birlikte uzun süre kaynatılmasıyla yapılan bir yemek"]}, {"word": "keşkekçi", "meanings": ["Keşkek pişiren kimse"]}, {"word": "keşkül", "meanings": ["Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı", "Üstüne dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir tür süt tatlısı, keşkülüfukara"]}, {"word": "ketçap", "meanings": ["Temel maddesi baharat katılmış domates olan İngiliz sosu"]}, {"word": "keşki", "meanings": ["Keşke"]}, {"word": "keşmekeş", "meanings": ["Karışık olma durumu, karışıklık"]}, {"word": "keşkülüfukara", "meanings": ["Keşkül"]}, {"word": "keşşaf", "meanings": ["Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden", "Keşif kolu", "İzci"]}, {"word": "ket", "meanings": ["Engel"]}, {"word": "ket vurmak", "meanings": ["engel olarak güçleştirmek"]}, {"word": "ketal", "meanings": ["Çirişli bir tür parlak bez"]}, {"word": "keten", "meanings": ["Ketengillerden, çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki (Linumusitatissimum)", "Bu bitkinin liflerinden yapılmış (dokuma vb.)"]}, {"word": "kete", "meanings": ["Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek"]}, {"word": "ketencik", "meanings": ["Deniz yosununun ince bir cinsi (Muscus arboreus)", "Turpgillerden, küçük sarı çiçekli, yağlı bir bitki (Chamaelina sativa)", "Bu bitkiden elde edilen, sabun yapımında ve ressamlıkta kullanılan bir yağ"]}, {"word": "ketengiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, keten vb. türleri içine alan bitki familyası"]}, {"word": "keten helva", "meanings": ["Kavrulmuş şekerden yapılan, pamuk görünüşünde bir helva türü"]}, {"word": "keten kuşu", "meanings": ["İspinozgillerden, güzel sesli, 13 santimetre uzunluğunda tarla ve çalılıklarda yaşayan bir kuş (Carduelis linaria)"]}, {"word": "keten helvacı", "meanings": ["Keten helva yapan ve satan kimse"]}, {"word": "keten tohumu", "meanings": ["Keten bitkisinin, yağı çıkarılan veya dövülerek hekimlikte kullanılan küçük taneleri, zeyrek (II)", "Önemsiz, değersiz kimse"]}, {"word": "kethüda", "meanings": ["Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse, kâhya"]}, {"word": "kethüda bey", "meanings": ["Yeniçeri Ocağında, yeniçeri ağasından sonra gelen en yüksek makamdaki subay"]}, {"word": "ketum", "meanings": ["Ağzı sıkı"]}, {"word": "keton", "meanings": ["Karbonil grubuna iki alkil kökünün bağlanmasıyla türeyen birleşik"]}, {"word": "ketum olmak", "meanings": ["sır saklamak, ağzı sıkı olmak"]}, {"word": "ketumiyet", "meanings": ["Ağzı sıkılık"]}, {"word": "ketumluk", "meanings": ["Ağzı sıkılık"]}, {"word": "kevel", "meanings": ["Kuzu veya koyun postundan yapılmış kürk"]}, {"word": "keven", "meanings": ["Geven"]}, {"word": "kevelci", "meanings": ["Deri ve kürk satan kimse"]}, {"word": "kevgir", "meanings": ["Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı, süzgeç"]}, {"word": "Kevser", "meanings": ["Cennette bulunduğuna inanılan kutsal ırmak, havuz veya çeşme"]}, {"word": "keyfetme", "meanings": ["Keyfetmek işi"]}, {"word": "Kevser gibi", "meanings": ["tatlı, lezzetli (içecek)"]}, {"word": "kevgire dönmek", "meanings": ["delik deşik olmak"]}, {"word": "keyfetmek", "meanings": ["Hoş ve eğlenceli vakit geçirmek"]}, {"word": "keyfîlik", "meanings": ["Keyfî olma durumu"]}, {"word": "keyif benim, köy Mehmet Ağa'nın", "meanings": ["`hiçbir şeyi tasa etmiyorum, işlerim yolunda` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keyfî", "meanings": ["İsteğe bağlı olan", "Gerçeğe, akla, yol ve yönteme uymayan"]}, {"word": "keyfince", "meanings": ["İsteğine göre, nasıl isterse, dilediğince, keyfine göre, gönlünce"]}, {"word": "keyfi sıra", "meanings": ["Birinin kendi istediği gibi"]}, {"word": "keyfi yerinde", "meanings": ["Neşesi, sağlığı yerinde olan (kimse), keyfi yolunda"]}, {"word": "keyfi yerinde olmak", "meanings": ["sağlığı, neşesi, mutluluğu bulunmak"]}, {"word": "keyfiyet", "meanings": ["Nitelik", "Durum"]}, {"word": "keyif", "meanings": ["Vücut esenliği, sağlık", "Canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı", "Rahat, huzur, afiyet", "İstek, heves, zevk", "Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum", "Yolsuz ve kural dışı istek", "Esrar"]}, {"word": "keyif sormak", "meanings": ["birine `iyi misiniz, nasılsınız` sorularını yönelterek sağlığı hakkında bilgi almak", "saygı göstermek"]}, {"word": "keyif çatmak", "meanings": ["keyfetmek"]}, {"word": "keyif sürmek", "meanings": ["sıkıntısız, rahat yaşamak"]}, {"word": "keyif vermek", "meanings": ["neşe vermek, sarhoş etmek"]}, {"word": "keyfi bozulmak", "meanings": ["hastalanmak", "canı sıkılmak, rahatı kaçmak"]}, {"word": "keyfi bilmek", "meanings": ["isterse yapmak, nasıl isterse öyle yapmak"]}, {"word": "keyfi gelmek", "meanings": ["neşelenmek"]}, {"word": "keyfi kaçmak", "meanings": ["neşesi kalmamak"]}, {"word": "keyfinden bayılmak (veya dörtköşe olmak)", "meanings": ["bir şeyden çok kıvanç duymak"]}, {"word": "keyfi oluncaya kadar", "meanings": ["razı oluncaya kadar"]}, {"word": "keyfini çıkarmak", "meanings": ["bir şeyden iyice tat almak"]}, {"word": "keyfini kaçırmak (veya bozmak)", "meanings": ["üzmek"]}, {"word": "keyfine bakmak", "meanings": ["dilediğince yaşamak, güzel vakit geçirmek"]}, {"word": "keyfini yapmak", "meanings": ["her türlü istek ve dileği yerine getirmek"]}, {"word": "keyfine diyecek olmamak", "meanings": ["mutlu ve huzurlu olmak"]}, {"word": "keyif ehli", "meanings": ["Rahatına düşkün (kimse)"]}, {"word": "keyfinin kâhyası olmamak", "meanings": ["birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmaya hakkı olmamak"]}, {"word": "keyif hâli", "meanings": ["İçkili olma, çakırkeyiflik"]}, {"word": "keyiflenme", "meanings": ["Keyiflenmek işi"]}, {"word": "keyiflenmek", "meanings": ["Keyifli duruma gelmek, neşelenmek"]}, {"word": "keyifli", "meanings": ["Keyfi yerinde, neşeli"]}, {"word": "keyifsizlik", "meanings": ["Keyifsiz olma durumu"]}, {"word": "keyifsiz", "meanings": ["Sağlığı pek yerinde olmayan, rahatsız", "Neşesiz"]}, {"word": "kez", "meanings": ["Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer, yol"]}, {"word": "keza", "meanings": ["Aynı biçimde, kezalik"]}, {"word": "kezzap", "meanings": ["Nitrik asit"]}, {"word": "kıble", "meanings": ["Bazı ibadetler yerine getirilirken dönülen Kâbe'nin bulunduğu yön", "Bulunulan yerden Kâbe'nin bulunduğu yön", "Güneyden esen yel", "Güney 180°'lik yön", "Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer"]}, {"word": "kıblenüma", "meanings": ["Kıble yönünü göstermek için, bulunulan yere göre özel işareti olan pusula"]}, {"word": "kıç", "meanings": ["Kuyruk sokumu bölgesi, kaba et, kaba but, popo, makat", "Deniz teknelerinde art taraf", "Arka bölümde olan", "Bacak, ayak"]}, {"word": "kıç atmak", "meanings": ["çifte atmak", "çok istemek"]}, {"word": "kıç attırmak", "meanings": ["ondan üstün olmak"]}, {"word": "kıçına kına yakmak", "meanings": ["karşısındaki kişinin uğradığı bir olumsuzluğa aşırı derecede sevinmek"]}, {"word": "kıçına bakarak (veya baka baka)", "meanings": ["başvurduğu yerden olumlu sonuç alamayarak"]}, {"word": "kıçına tekmeyi atmak (veya vurmak veya yapıştırmak)", "meanings": ["birini kovmak"]}, {"word": "kıçını yırtmak", "meanings": ["bağırıp çağırmak", "bütün gücünü kullanarak uğraşmak"]}, {"word": "kıçı kırık", "meanings": ["Önemsiz, değersiz (şey veya kimse)"]}, {"word": "kıçın kıçın", "meanings": ["Geri geri"]}, {"word": "kıçın kıçın gitmek", "meanings": ["geriye doğru gitmek, geri geri gitmek", "henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek"]}, {"word": "kıçtan bacaklı", "meanings": ["Kısa boylu (kimse)"]}, {"word": "kıçüstü oturmak", "meanings": ["kıçı yere gelir duruma düşmek", "herhangi bir konuda yenilmek, umduğuna ulaşamamak"]}, {"word": "kıçtankara", "meanings": ["Baştan demirleyen, kıçtan da halatlarla kıyıya bağlanan gemi"]}, {"word": "kıçüstü", "meanings": ["Kıçı yere gelmiş durumda"]}, {"word": "kıdem", "meanings": ["Bir görevde rütbece eskilik", "Bir görevde geçirilen süre"]}, {"word": "kıdemli başçavuş", "meanings": ["Kıdemi olan başçavuş veya rütbesi"]}, {"word": "kıdemli", "meanings": ["Bir işte eski ve deneyimi çok olan", "Sınıf temsilcisi, mümessil"]}, {"word": "kıdemce", "meanings": ["Bir işte deneyim ve süre bakımından, kıdeme göre"]}, {"word": "kıdemlilik", "meanings": ["Kıdemli olma durumu"]}, {"word": "kıdemli üstçavuş", "meanings": ["Kıdemi olan üstçavuş veya rütbesi"]}, {"word": "kıdemsizlik", "meanings": ["Kıdemsiz olma durumu"]}, {"word": "kıdemsiz", "meanings": ["Bir işte yeni ve deneyimi az olan"]}, {"word": "kığ", "meanings": ["Koyun, keçi veya deve pisliği, kığı"]}, {"word": "gıdım gıdım", "meanings": ["Azar azar"]}, {"word": "kıdem tazminatı", "meanings": ["Belirli süre çalıştıktan sonra işten ayrılan işçiye görev süresine bağlı olarak verilen para"]}, {"word": "kığı", "meanings": ["Kığ"]}, {"word": "kığılama", "meanings": ["Kığılamak işi"]}, {"word": "kığılamak", "meanings": ["Koyun, keçi, deve pislemek"]}, {"word": "kıkırdak", "meanings": ["Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu", "Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça", "Kakırdak"]}, {"word": "kıkırdak doku", "meanings": ["Kemiklerin bağlantı yerlerinde bulunan, katı, esnek ve saydam doku"]}, {"word": "kıkırdaklı", "meanings": ["Yapısında kıkırdak bulunan"]}, {"word": "kıkırdama", "meanings": ["Kıkırdamak işi"]}, {"word": "kıkırdamak", "meanings": ["`Kıkır kıkır` diye ses çıkararak gülmek", "Donacak kadar üşümek", "Soğuktan donmak", "Ölmek"]}, {"word": "kıkırdatmak", "meanings": ["Kıkırdamasına sebep olmak"]}, {"word": "kıkırdatma", "meanings": ["Kıkırdatmak işi"]}, {"word": "kıkırdayış", "meanings": ["Kıkırdama işi"]}, {"word": "kıkırlık", "meanings": ["İçten gülme durumu"]}, {"word": "kıkır kıkır", "meanings": ["İçinden gelerek, sesli bir biçimde gülmek"]}, {"word": "kılı kırk yarmak", "meanings": ["titiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak"]}, {"word": "kıkırtı", "meanings": ["Kıkırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "kıl", "meanings": ["Bazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı", "Keçi tüyü", "Keçi tüyünden yapılmış veya dokunmuş olan", "Huysuz, geçimsiz (kimse)", "Bitkilerde görülen, genellikle silindirimsi, içi boş, çok ince uzantı"]}, {"word": "kıl gibi", "meanings": ["ipince, incecik"]}, {"word": "kıl (kadar) kalmak", "meanings": ["çok az kalmak"]}, {"word": "kıl kapmak", "meanings": ["birisine sinirlenmek, hareketlerinden rahatsız olmak"]}, {"word": "kıl olmak", "meanings": ["birisi sinirine dokunmak"]}, {"word": "kılı kıpırdamamak", "meanings": ["Bir iş, olay veya durum karşısında davranışını değiştirmemek, aldırış etmemek, umursamamak"]}, {"word": "kılına dokunmamak", "meanings": ["bir kimseye dokunacak, zarar verecek en ufak bir davranışta bile bulunmamak"]}, {"word": "kılına halel gelmemek", "meanings": ["hiçbir zarara uğramamak"]}, {"word": "kılını (bile) kıpırdatmamak (veya oynatmamak)", "meanings": ["bir iş, olay veya durum karşısında ilgisiz kalmak, en küçük bir tepki göstermemek"]}, {"word": "kılade", "meanings": ["Gerdanlık, boyna takılan süs eşyası"]}, {"word": "kılağı", "meanings": ["Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ"]}, {"word": "kılağısını almak", "meanings": ["kesici araçları bileği taşına veya kayışa sürterek keskinliğini artırmak"]}, {"word": "kılağılama", "meanings": ["Kılağılamak işi, zağlama"]}, {"word": "kılağılı", "meanings": ["Kılağılanmış, keskin duruma getirilmiş olan, zağlı"]}, {"word": "kılağılamak", "meanings": ["Bilemek"]}, {"word": "kılağısız", "meanings": ["Kılağılanmamış, keskin olmayan, zağsız"]}, {"word": "kılaptan", "meanings": ["Pirinç, bakır, kalay vb. madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal iplik", "Pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilmiş iplik", "Bu tür iplikten yapılmış"]}, {"word": "kılavuz", "meanings": ["Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber", "Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb", "Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse", "Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse", "Kılavuz gemisi", "Kılavuz kaptan", "Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası", "Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç", "Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne"]}, {"word": "kılavuzlama", "meanings": ["Kılavuzlamak işi"]}, {"word": "kılavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz", "meanings": ["`kötü kimsenin arkasına düşen kişinin başı dertten kurtulmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kılavuzlamak", "meanings": ["Kılavuzluk etmek"]}, {"word": "kılavuzluk", "meanings": ["Kılavuz olma durumu, rehberlik, delalet", "Kılavuzun işi, rehberlik, delalet", "Bir gemiyi limana sokma veya limandan çıkarma işi"]}, {"word": "kılavuzluk etmek", "meanings": ["yol göstermek, rehberlik etmek"]}, {"word": "kıl burun", "meanings": ["Deniz içine uzanmış ince kara parçası"]}, {"word": "kılcal boru", "meanings": ["Araştırma ve deneylerde kullanılan çok ince boru"]}, {"word": "kılcal damar", "meanings": ["Dokulardaki atardamarların son dallarını, toplardamarların ilk dallarına birleştiren ince damar"]}, {"word": "kılcal", "meanings": ["Kıl gibi olan, çok ince"]}, {"word": "kılcal etki", "meanings": ["Birbirine değen bir sıvı ile bir katının molekülleri arasındaki etki"]}, {"word": "kılcallık", "meanings": ["Kılcal olma durumu", "Bir kılcal boru veya tüpün durumu", "Kapsadığı sıvılar bakımından kılcal boruların özellikleri"]}, {"word": "kılcan", "meanings": ["At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı"]}, {"word": "kıl çadır", "meanings": ["Keçi kılından dokunmuş parçalarla kurulan çadır"]}, {"word": "kılçık", "meanings": ["Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik", "Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif", "Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup onu ön veya yan tarafına aşırıp atması"]}, {"word": "kılçıklı", "meanings": ["Kılçığı olan", "Pürüzlü, çapraşık, karışık"]}, {"word": "kılçıksız", "meanings": ["Kılçığı olmayan"]}, {"word": "kılçık atmak", "meanings": ["bir kimsenin işini karıştırmak, bozmak"]}, {"word": "kıldırma", "meanings": ["Kıldırmak işi"]}, {"word": "kıldırmak", "meanings": ["Kılma işini yaptırmak", "Namaz kılınmasını sağlamak"]}, {"word": "kılgı", "meanings": ["Uygulama"]}, {"word": "kılgılı", "meanings": ["Uygulamalı", "Maksada uygun, kullanışlı", "Gerçeklere uygun"]}, {"word": "kılgısal", "meanings": ["Uygulamalı"]}, {"word": "kılıbık", "meanings": ["Karısının baskısı altında bulunan (erkek), karısı köylü, kazak karşıtı"]}, {"word": "kılıbıklaşma", "meanings": ["Kılıbıklaşmak işi"]}, {"word": "kılgın", "meanings": ["Uygulamalı"]}, {"word": "kılıbıklaşmak", "meanings": ["Kılıbık duruma gelmek"]}, {"word": "kılıbıklık", "meanings": ["Kılıbık olma durumu"]}, {"word": "kılıbıklık etmek", "meanings": ["kılıbığa yakışan davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kılıcına", "meanings": ["Kalas, cetvel tahtası gibi kalınlığı eninden az olan şeyler keskin ve dar tarafı yukarı gelmek üzere, kılıçlama"]}, {"word": "kılıç", "meanings": ["Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah", "Bu silah kullanılarak oynanan, hedef bölgesi baş, gövde ve kollar olan bir tür kılıç oyunu", "Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası"]}, {"word": "kılıç çalmak", "meanings": ["kılıçla savaşmak, kılıç ile öldürmek"]}, {"word": "kılıç çekmek", "meanings": ["saldırmak veya selamlamak amacıyla kılıcı kınından çıkarmak"]}, {"word": "kılıç kınını kesmez", "meanings": ["`sert ve öfkeli kişi yanındakilere zarar vermez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kılıç kuşanmak (veya takmak)", "meanings": ["kılıcı olmak ve onu taşıyacak güce ve yetkiye hak kazanmak"]}, {"word": "kılıç oynatmak", "meanings": ["egemen olarak yaşamak"]}, {"word": "kılıç sallamak", "meanings": ["kılıç ile dövüşmek, düşman üzerine kılıçla saldırmak"]}, {"word": "kılıç üşürmek", "meanings": ["kılıç çekerek saldırmak"]}, {"word": "kılıcı kınına koymak", "meanings": ["savaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek"]}, {"word": "kılıçtan geçirmek", "meanings": ["çok sayıda insanı kılıçla öldürmek"]}, {"word": "kılıç bacak", "meanings": ["Bacakları eğri olan, çarpık bacaklı (kimse)"]}, {"word": "kılıç balığı", "meanings": ["Kılıç balığıgillerden, burnunda kılıç biçiminde bir uzantısı bulunan, kılçıksız, eti beyaz, iri bir balık (Xiphias gladius)"]}, {"word": "kılıç balığıgiller", "meanings": ["Örnek türü kılıç balığı olan, dişsiz ve pulsuz kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "kılıççı", "meanings": ["Kılıç yapan veya satan kimse", "Kılıç sporuyla uğraşan kimse"]}, {"word": "kılıç gagalı", "meanings": ["Yağmur kuşugillerden, çok ince ve uzun gagalı, tüyleri ak, kanatları kara bir kuş (Recurvirosta avocetta)"]}, {"word": "kılıçhane", "meanings": ["Kılıç yapılan yer"]}, {"word": "kılıç kuşanma", "meanings": ["Tahta yeni çıkan Osmanlı padişahlarının İstanbul'daki Eyüp Sultan türbesine giderek törenle kılıçlarını almaları"]}, {"word": "kılıç oyunu", "meanings": ["Eskrim"]}, {"word": "kılıçkuyruk", "meanings": ["Kemikli balıklar takımından uzunluğu 8-10 santimetre olan, tropik süs balığı (Xiphophorus helleri)"]}, {"word": "kılıçlama", "meanings": ["Kılıçlamak işi", "Kılıcına", "Çaprazlama"]}, {"word": "kılıçlama kaçmak", "meanings": ["yan yan koşarak çaprazlamasına gitmek"]}, {"word": "kılıçlamak", "meanings": ["Kılıçla çok sayıda insanı topluca öldürmek, kılıçtan geçirmek"]}, {"word": "kılıçlayış", "meanings": ["Kılıçlama işi"]}, {"word": "kılıçlı", "meanings": ["Kılıç taşıyan", "Kılıcı olan", "Üzerinde kılıç motifi olan"]}, {"word": "kılıç oyuncusu", "meanings": ["Eskrimci"]}, {"word": "kılıfına uydurmak", "meanings": ["bir durum ve tutuma, yöntemine uygun biçim vermek"]}, {"word": "kılıf", "meanings": ["Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap", "Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe"]}, {"word": "kılıflama", "meanings": ["Kılıflamak işi"]}, {"word": "kılıflamak", "meanings": ["Kılıf geçirmek, kılıfa koymak"]}, {"word": "kılıflı", "meanings": ["Kılıfı olan veya kılıf içinde bulunan"]}, {"word": "kılıfsız", "meanings": ["Kılıfı olmayan veya kılıf içinde bulunmayan"]}, {"word": "kılık", "meanings": ["Bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü, üst baş", "Bir kimsenin resmi, fotoğraf"]}, {"word": "kılığa bürünmek", "meanings": ["oymuş gibi görünmek"]}, {"word": "kılığına girmek", "meanings": ["biri gibi giyinmek"]}, {"word": "kılı kılına", "meanings": ["Tamı tamına"]}, {"word": "kılıktan kılığa girmek", "meanings": ["giysi değiştirmek", "sık sık düşünce değiştirmek"]}, {"word": "kılık kıyafet", "meanings": ["Üst baş ve dış görünüş, kisve", "Giysi"]}, {"word": "kılık kıyafet köpeklere ziyafet", "meanings": ["giyinişi ve görünüşü kötü ve tiksindirici olanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "kılık kıyafet düşkünü", "meanings": ["Kılık kıyafetine çok önem veren kimse, giyinmeyi seven kimse, kıyafet düşkünü", "Giyecekleri eskimiş veya kötü olan kimse"]}, {"word": "kılık kıyafeti düzmek", "meanings": ["giysilerini yenilemek"]}, {"word": "kılıklı", "meanings": ["Herhangi bir kılıkta olan, kıyafetli", "Birinin huyunda olan, davranışlarını taklit eden", "Güzel, temiz"]}, {"word": "kılıksız", "meanings": ["Giyimi düzgün olmayan, sünepe, kıyafetsiz, süfli", "Giyimi düzgün olmayan, sünepe, süfli bir biçimde"]}, {"word": "kılıksızlaşma", "meanings": ["Kılıksızlaşmak işi"]}, {"word": "kılıklı kıyafetli", "meanings": ["İyi giyinmiş"]}, {"word": "kılıksızlaşmak", "meanings": ["Kılıksız duruma gelmek"]}, {"word": "kılıksızlık", "meanings": ["Kılıksız olma durumu, kıyafetsizlik"]}, {"word": "kılınma", "meanings": ["Kılınmak işi"]}, {"word": "kılınış", "meanings": ["Kılınma işi"]}, {"word": "kılınmak", "meanings": ["Kılma işi yapılmak"]}, {"word": "kılır", "meanings": ["Maydanozgillerden, bir yıllık ve özel kokulu otsu bir bitki (Ammi visnaga)"]}, {"word": "kılkıran", "meanings": ["Saçkıran"]}, {"word": "kılış", "meanings": ["Kılma işi"]}, {"word": "kıl kuyruk", "meanings": ["Zayıf, çelimsiz", "Züğürt, kılıksız", "Niteliksiz"]}, {"word": "kıllanma", "meanings": ["Kıllanmak işi"]}, {"word": "kıllanmak", "meanings": ["Kılları çıkmak", "Bıyığı, sakalı çıkmak", "Şüphe etmek"]}, {"word": "kıllı", "meanings": ["Kılı olan, kıl ile kaplı"]}, {"word": "kılmak", "meanings": ["Etmek, yapmak"]}, {"word": "kılma", "meanings": ["Kılmak işi"]}, {"word": "kıl testere", "meanings": ["Çok ince bir tür testere"]}, {"word": "kılsız", "meanings": ["Kılı olmayan"]}, {"word": "kılükal", "meanings": ["Dedikodu, söylenti"]}, {"word": "kımıl", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata)"]}, {"word": "kımıldama", "meanings": ["Kımıldamak işi"]}, {"word": "kımıldamak", "meanings": ["Yerinde hafifçe hareketlenmek, kımıldanmak"]}, {"word": "kımıldanış", "meanings": ["Kımıldanma işi"]}, {"word": "kımıldanma", "meanings": ["Kımıldanmak işi"]}, {"word": "kımıldanmak", "meanings": ["Kımıldamak"]}, {"word": "kımıldatma", "meanings": ["Kımıldatmak işi"]}, {"word": "kımıldatmak", "meanings": ["Yerinden biraz oynatmak, hafifçe hareketlendirmek"]}, {"word": "kımıldayış", "meanings": ["Kımıldama işi"]}, {"word": "kımıl kımıl", "meanings": ["Durmadan kımıldayarak"]}, {"word": "kımız", "meanings": ["Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan, az alkollü, ekşi bir Türk içkisi"]}, {"word": "kımıltı", "meanings": ["Hafif ve sürekli kımıldama"]}, {"word": "kımkım etmek", "meanings": ["bir işi ağır ağır yapmak, oyalanmak"]}, {"word": "kımlanma", "meanings": ["Kımlanmak işi"]}, {"word": "kımkım", "meanings": ["Ağır ağır konuşan (kimse)", "Her işinde ağır davranan (kimse)"]}, {"word": "kımlanmak", "meanings": ["Kuş uçmaya hazırlanmak", "Kalkacakmış gibi kıpırdamak"]}, {"word": "kın", "meanings": ["Bıçak, kılıç vb. kesici araçların kabı", "Buğdaygillerde olduğu gibi yapraklarda sapın bir bölümünü uzunlamasına saran, geniş dış bölüm"]}, {"word": "kına", "meanings": ["Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz"]}, {"word": "kına gibi", "meanings": ["çok ince, toz biçiminde"]}, {"word": "kına ağacı", "meanings": ["İki çeneklilerden, tropikal bölgelerde yetişen, kurutulmuş yapraklarından kına elde edilen, beyaz çiçekli, küçük bir ağaç (Lawsonia inermis)"]}, {"word": "kına (veya kınalar) yakmak (veya koymak veya sürmek veya vurmak veya yakınmak veya yakılmak)", "meanings": ["kınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürmek", "birinin uğradığı kötü duruma çok sevinmek"]}, {"word": "kına çiçeği", "meanings": ["Kına çiçeğigillerden, çiçekleri tüylü renkte olan, bir veya çok yıllık otsu bitki (Balsamina hortensis)"]}, {"word": "kınacık", "meanings": ["Buğday pası mantarının, tahıl bitkilerinin sap ve yapraklarında oluşturduğu pas rengindeki hastalık"]}, {"word": "kına çiçeğigiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği bahçelerde yetişen kına çiçeği olan bir familya"]}, {"word": "kına gecesi", "meanings": ["Genellikle düğünden önceki gece kızın evinde gelinin parmaklarına kına yakılırken yapılan eğlence"]}, {"word": "kınakına", "meanings": ["Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç (Cinchona)", "Bu bitkiden yapılan içecek"]}, {"word": "kınalama", "meanings": ["Kınalamak işi"]}, {"word": "kınalanma", "meanings": ["Kınalanmak işi"]}, {"word": "kınalamak", "meanings": ["Kına koymak, kına ile boyamak"]}, {"word": "kınalanmak", "meanings": ["Kına konulmak, kına yakılmak", "Kına ile boyanmak"]}, {"word": "kınalı", "meanings": ["Kına ile boyanmış olan", "Kınanın renginde veya kızıl renkte olan", "Yapıncak(II)"]}, {"word": "kınalı keklik", "meanings": ["Sülüngillerden, Balkan Yarımadası, Orta ve Doğu Asya'da yaşayan, uzunluğu 38 santimetre olan bir tür kuş (Alectoris graeca)"]}, {"word": "kınalı yapıncak", "meanings": ["Yapıncak(II)"]}, {"word": "kınama", "meanings": ["Kınamak işi, ayıplama, takbih"]}, {"word": "kınama cezası", "meanings": ["Bir görevlinin iş yerindeki davranışının yasa ve tüzüğe aykırı olduğunu bildiren ceza"]}, {"word": "kınanma", "meanings": ["Kınanmak işi"]}, {"word": "kınamak", "meanings": ["Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, ayıplamak, takbih etmek"]}, {"word": "kınanmak", "meanings": ["Kınama işi yapılmak"]}, {"word": "kınasız", "meanings": ["Kına ile boyanmamış"]}, {"word": "kınayış", "meanings": ["Kınama işi"]}, {"word": "kındıra", "meanings": ["Sulak yerlerde yetişen, ince uzun yapraklarının kenarları keskin, koyu renkli bir tür çayır otu"]}, {"word": "kındıraç", "meanings": ["Oluk veya yiv açmaya yarayan araç"]}, {"word": "kın kanat", "meanings": ["Kın kanatlı böceklerin gövdeyi korumakla görevli ve çok sert yapıda birinci çift kanadı"]}, {"word": "kın kanatlılar", "meanings": ["Böcekler sınıfından, boynuzsu bir kın biçiminde olan birinci çift kanatları uçmakta kullanan öteki iki kanadı örten, ağız parçaları çiğnemeye, parçalamaya elverişli, bütünüyle başkalaşma gösteren bir takım"]}, {"word": "kınlama", "meanings": ["Kınlamak işi"]}, {"word": "kınlamak", "meanings": ["Bir şeye kın yapmak", "Bir şeyi kınına geçirmek"]}, {"word": "kınlı", "meanings": ["Kını olan, bir kınla sarılı olan", "Kını çok gelişerek bağlı bulunduğu sapı az veya çok saran yaprak"]}, {"word": "kınnap", "meanings": ["Kaba şeyler dikmeye, bağlamaya yarayan ince sicim veya kalın iplik"]}, {"word": "kınsız", "meanings": ["Kını olmayan"]}, {"word": "Kıpçak", "meanings": ["XI-XV. yüzyıllarda, Hazar ve Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda, Mısır ve Suriye'de yaşamış bir Türk boyu, Kuman", "Günümüzde Kırım Tatarcası, Kazakça, Karaçay Malkarca vb. lehçeleri konuşan gruba verilen genel ad"]}, {"word": "Kıpçakça", "meanings": ["Kıpçak Türkçesi, Kumanca", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "kıpık", "meanings": ["Yarı kapalı (göz)"]}, {"word": "kıpık gözlü", "meanings": ["Gözleri yarı kapalı olan (kimse)"]}, {"word": "kıpıklık", "meanings": ["Kıpık olma durumu"]}, {"word": "kıpırdak", "meanings": ["Çok hareketli, yerinde duramayan, canlı"]}, {"word": "kıpırdaklık", "meanings": ["Kıpırdak olma durumu"]}, {"word": "kıpırdama", "meanings": ["Kıpırdamak işi"]}, {"word": "kıpırdamak", "meanings": ["Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak, kıpırdanmak"]}, {"word": "kıpırdanma", "meanings": ["Kıpırdanmak işi"]}, {"word": "kıpırdanmak", "meanings": ["Kıpırdamak"]}, {"word": "kıpırdaşma", "meanings": ["Kıpırdaşmak işi"]}, {"word": "kıpırdaşmak", "meanings": ["Kımıldamak, kıpır kıpır etmek"]}, {"word": "kıpırdatma", "meanings": ["Kıpırdatmak işi"]}, {"word": "kıpırdatmak", "meanings": ["Kımıldatmak, yerinden oynatmak"]}, {"word": "kıpır kıpır", "meanings": ["Çok hareketli, hamarat", "Yerinde duramayarak, sürekli ve aralıksız kımıldayarak"]}, {"word": "kıpırtı", "meanings": ["Hafif ve sürekli kımıldanma, kımıltı"]}, {"word": "kıpırtılı", "meanings": ["Kıpırtısı olan"]}, {"word": "kıpırtısız", "meanings": ["Kıpırtısı olmayan", "Kıpırtısı olmadan"]}, {"word": "kıpıştırma", "meanings": ["Kıpıştırmak işi"]}, {"word": "kıpıştırmak", "meanings": ["Göz kapaklarını üst üste birçok kez açıp kapamak"]}, {"word": "kıpkıp", "meanings": ["Gözünü çok kırpan (kimse)"]}, {"word": "kıpkırmızı", "meanings": ["Her yanı kırmızı", "Çok parlak kırmızı"]}, {"word": "kıpkırmızı kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["yüz herhangi bir nedenle çok kızarmak"]}, {"word": "kıpkızıl", "meanings": ["Her yanı kızıl, çok kızıl", "Aşırı", "Koyu"]}, {"word": "kıpma", "meanings": ["Kıpmak işi"]}, {"word": "kıpmak", "meanings": ["Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak, kırpmak"]}, {"word": "kıprama", "meanings": ["Kıpırdama"]}, {"word": "kıpramak", "meanings": ["Kıpırdamak"]}, {"word": "kıprayış", "meanings": ["Kıprama işi"]}, {"word": "kıprayışlı", "meanings": ["Kıpırtılı"]}, {"word": "kıprayışsız", "meanings": ["Kıpırtısı olmayan, kıpırtısız"]}, {"word": "Kıpti", "meanings": ["Mısır halkından olan kimse", "Çingene"]}, {"word": "Kıptilik", "meanings": ["Kıpti olma durumu"]}, {"word": "kır", "meanings": ["Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan", "meanings": ["`kişi arkadaşlık ettiği kimseden etkilenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kır", "meanings": ["Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, dağ bayır"]}, {"word": "kıraat", "meanings": ["Okuma", "Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okuma"]}, {"word": "kıraathane", "meanings": ["Kahve, kahvehane", "Müşterilerinin okumaları için gazete, dergi ve kitap bulunduran geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane"]}, {"word": "kıraat etmek", "meanings": ["Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okumak", "okumak"]}, {"word": "kıraathaneci", "meanings": ["Kıraathane işleten kimse"]}, {"word": "kıraç", "meanings": ["Verimsiz veya susuz, bitek olmayan (toprak)"]}, {"word": "kıraçlaşma", "meanings": ["Kıraçlaşmak işi"]}, {"word": "kıraçlık", "meanings": ["Kıraç yer"]}, {"word": "kıraçlaşmak", "meanings": ["Kıraç duruma gelmek, verimsizleşmek"]}, {"word": "kırağı", "meanings": ["Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince tabaka"]}, {"word": "kırağı çalmak (veya vurmak)", "meanings": ["kırağı, dondurup bozmak"]}, {"word": "kırağı düşmek (veya yağmak)", "meanings": ["kırağı oluşmak"]}, {"word": "kırağılı", "meanings": ["Kırağısı olan"]}, {"word": "kıran girmek", "meanings": ["kısa bir zaman içinde çok sayıda ölmek", "bir şey bulunmaz olmak"]}, {"word": "kıran", "meanings": ["Kırma işini yapan (kimse)", "Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık veya başka neden, ölet, afet"]}, {"word": "kıran", "meanings": ["Kıyı, kenar, çevre, uç", "Dağ sırtı, tepe, bayır", "Kıraç toprak", "Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı"]}, {"word": "kıran kırana", "meanings": ["Çok mücadeleli, çekişmeli (kavga, güreş, maç)", "Bütün gücünü ve ustalığını kullanarak"]}, {"word": "kıranta", "meanings": ["Saçları ağarmaya başlamış (erkek)", "İlerlemiş yaşına rağmen bakımlı, özenli (erkek)", "Kırlaşmış (saç, sakal)"]}, {"word": "kırat", "meanings": ["Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 gramlık ağırlık ölçü birimi", "Nitelik, değer, düzey, seviye"]}, {"word": "kıratlık", "meanings": ["Herhangi bir kırat değerinde olan (taş)", "Herhangi bir nitelikte, değerde olan"]}, {"word": "kıratını ölçmek", "meanings": ["değerini biçmek, kıymetini belirlemek"]}, {"word": "kırba", "meanings": ["Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara", "Çok su içen kimse", "Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık"]}, {"word": "kıray", "meanings": ["Yol kesen, asi", "Genç, delikanlı"]}, {"word": "kırbaç kurdu", "meanings": ["Çeşitli türleri insanların ve hayvanların kalın bağırsağında yaşayan, boyu 5 santimetre olan, eni gözle görülmeyecek incelikte bir asalak, trikosefal (Trichuris trichiura)"]}, {"word": "kırbaç", "meanings": ["Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı"]}, {"word": "kırbaç kurtları", "meanings": ["Örnek hayvanı kırbaç kurdu olan, yuvarlak solucanlar familyası"]}, {"word": "kırbaçlama", "meanings": ["Kırbaçlamak işi"]}, {"word": "ıslak", "meanings": ["Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan", "Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış"]}, {"word": "ıslah etmek", "meanings": ["iyi bir duruma getirmek, iyileştirmek, düzeltmek", "yola getirmek"]}, {"word": "ıslahat", "meanings": ["Düzeltme"]}, {"word": "ıslah", "meanings": ["Düzeltme, iyileştirme", "Bir hayvan veya bitki türünden daha iyi verim alabilmek amacıyla yapılan işlem"]}, {"word": "ıslahatçı", "meanings": ["Düzeltmeci"]}, {"word": "ıslahatçılık", "meanings": ["Düzeltmecilik"]}, {"word": "ıslahevi", "meanings": ["Suç işleyen çocukları ıslah etmek, eğitmek ve topluma kazandırmak amacıyla açılmış kurum, ıslahhane"]}, {"word": "ıslak karga", "meanings": ["Çok korkan, çekingen, ürkek (kimse)"]}, {"word": "ıslahhane", "meanings": ["Islahevi"]}, {"word": "ıslaklık", "meanings": ["Islak olma durumu"]}, {"word": "ıslak zemin", "meanings": ["İnşaat sektöründe mutfak, banyo, tuvalet vb. suyla teması olan bölümlerin yüzeyi"]}, {"word": "ıslama", "meanings": ["Islamak işi"]}, {"word": "ıslamak", "meanings": ["Islatmak"]}, {"word": "ıslanış", "meanings": ["Islanma işi"]}, {"word": "ıslanma", "meanings": ["Islanmak işi"]}, {"word": "ıslanmak", "meanings": ["Islak duruma gelmek"]}, {"word": "ıslanmışın yağmurdan korkusu olmaz", "meanings": ["`daha önce bir zarara uğramış kimse, kendisine aynı zararı verecek şeyden korkmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ıslatıcı", "meanings": ["Yapıştırmadan önce pulları, zarfları, etiketleri ıslatmaya yarayan araç"]}, {"word": "ıslatılma", "meanings": ["Islatılmak işi"]}, {"word": "ıslatılmak", "meanings": ["Islatma işi yapılmak, ıslak duruma getirilmek"]}, {"word": "ıslatış", "meanings": ["Islatma işi"]}, {"word": "ıslatmak", "meanings": ["Islak duruma getirmek", "Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak", "Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak"]}, {"word": "ıslatma", "meanings": ["Islatmak işi", "Bağlayıcının pigment taneciklerini tamamen sarması"]}, {"word": "ıslık", "meanings": ["Dudakların büzülerek veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses", "Bir şeyin çıkardığı ince ve tiz ses"]}, {"word": "ıslık çalmak", "meanings": ["`ıslık` sesi çıkarmak"]}, {"word": "ıslıklama", "meanings": ["Islıklamak işi"]}, {"word": "ıslıklamak", "meanings": ["Birinin sevilmediğini, istenmediğini veya beğenilmediğini ıslık çalarak belli etmek"]}, {"word": "ıslıklanış", "meanings": ["Islıklanma işi"]}, {"word": "ıslıklanma", "meanings": ["Islıklanmak işi"]}, {"word": "ıslıklanmak", "meanings": ["Islıklama işi yapılmak veya ıslıklama işine konu olmak"]}, {"word": "ıslıklı", "meanings": ["Islık çıkaran", "Islık gibi çıkan"]}, {"word": "ıslıklı ünsüz", "meanings": ["Dilin ön orta bölümünün bir tür oluk biçimini almasıyla oluşan ünsüz: s, z, ş, j"]}, {"word": "ısmarlama", "meanings": ["Ismarlamak işi, sipariş", "Ismarlanarak yaptırılan, sipariş edilen, hazır karşıtı", "İçten olmayan, baştan savma"]}, {"word": "ısmarlama hac, hac olmaz", "meanings": ["`kişi, kendisi yapması gereken bir işi başkasına ısmarlamamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ısmarlamak", "meanings": ["Bir şeyin yapılmasını veya getirilmesini, bu işlerle uğraşan birine söylemek, sipariş etmek", "Parasını kendi ödeyerek başkaları için yiyecek veya içecek getirilmesini söylemek", "Kendi için bir şey alınmasını başkasına söylemek", "Bir şeyin, bir kimsenin bakılmasını, korunmasını birine veya birinin gözetilmesine bırakmak, emanet etmek", "Bir işin yapılmasını, bırakılmasını veya o işten vazgeçilmesini söylemek"]}, {"word": "ısmarlanma", "meanings": ["Ismarlanmak işi"]}, {"word": "ısmarlanmak", "meanings": ["Bir şeyin yapılması veya getirilmesi birine söylenmek"]}, {"word": "ıspanak", "meanings": ["Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki (Spinacia oleracea)"]}, {"word": "ısmarlatma", "meanings": ["Ismarlatmak işi"]}, {"word": "ısmarlatmak", "meanings": ["Ismarlama işini yaptırmak"]}, {"word": "ıspanakgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi ıspanak olan, pazı, pancar vb. başka türleri de içine alan bir familya"]}, {"word": "ıspanaklar", "meanings": ["Şekerciboyasıgiller, horozibiğigiller, ıspanakgiller familyalarını içine alan iki çenekli bitki takımı"]}, {"word": "ıspanaklı", "meanings": ["İçinde ıspanak bulunan (yiyecek)"]}, {"word": "ıspanaklı börek", "meanings": ["Haşlanan ıspanağın suyu süzüldükten sonra yağ, soğan ve salçayla karıştırılıp hamurun içine konulmasıyla hazırlanan ve pişirilen börek"]}, {"word": "ıspanaklı yumurta", "meanings": ["Haşlanmış ve yağda hafif kavrulmuş ıspanağın içine yumurta kırılması ile hazırlanan yemek"]}, {"word": "Isparta gülü", "meanings": ["Isparta yöresinde yetişen kendine özgü kokusu ve değişik renkleri ile tanınan bir gül türü"]}, {"word": "ısparmaça", "meanings": ["Deniz içinde birkaç zincirin birbirine dolaşması"]}, {"word": "Isparta halısı", "meanings": ["Isparta yöresinde el tezgâhlarında dokunan ve çok tutulan bir halı türü"]}, {"word": "spatula", "meanings": ["Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç"]}, {"word": "ıspavli", "meanings": ["Gemilerde kullanılan bir tür kalın sicim"]}, {"word": "ıspazmoz", "meanings": ["Aşırı titreme, kasılma"]}, {"word": "ıspazmoza tutulmak", "meanings": ["aşırı derecede titremeye başlamak"]}, {"word": "ısrar", "meanings": ["Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma"]}, {"word": "ısrarlı", "meanings": ["Tekrarlanarak yapılan", "Üsteleyerek"]}, {"word": "ısrar etmek", "meanings": ["bir konuda, bir düşüncede sürekli direnmek, ayak diremek", "çok istemek"]}, {"word": "ısrarlı olmak", "meanings": ["düşüncesinde, kararında direnmek"]}, {"word": "ıssız", "meanings": ["Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan, tenha, yaban", "Yalnız, kimsesi olmayan", "Tenha bir durumda"]}, {"word": "ıssız eve it buyruk", "meanings": ["`aklı başında kimselerin sahip çıkmadığı iş, aşağılık kimselerin elinde kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ıssız kalmak", "meanings": ["ıssızlaşmak, tenhalaşmak"]}, {"word": "ıssızlaşma", "meanings": ["Issızlaşmak işi"]}, {"word": "ıssızlaşmak", "meanings": ["Issız duruma gelmek, tenhalaşmak"]}, {"word": "ıssızlık", "meanings": ["Issız olma durumu, yalnızlık, tenhalık"]}, {"word": "ıstakoz", "meanings": ["Istakozlardan, suda yaşayan, birinci ayak çifti güçlü iki kıskaç durumunda gelişmiş bulunan, beyaz eti için avlanan iri bir böcek (Homarus vulgaris)"]}, {"word": "ıstakoz gibi", "meanings": ["çok kırmızı"]}, {"word": "ıssızlık çökmek", "meanings": ["ıssız, tenha duruma gelmek, tenhalaşmak"]}, {"word": "ıstakozlar", "meanings": ["On ayaklılar takımına giren, örnek hayvanı ıstakoz olan bir familya"]}, {"word": "ızdırap", "meanings": ["Acı, üzüntü, sıkıntı, keder"]}, {"word": "ıstampa", "meanings": ["Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim", "Bu tür biçim veya resimleri basmaya yarayan kalıp, damga, mühür", "İçinde, mühür, damga vb.ni mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu"]}, {"word": "ıstampacı", "meanings": ["Istampa yapan veya satan kimse"]}, {"word": "ıstampacılık", "meanings": ["Istampacının yaptığı iş"]}, {"word": "ıstar", "meanings": ["Halı, kilim dokunan tezgâh"]}, {"word": "ıstıfa", "meanings": ["Ayıklanma"]}, {"word": "ıstılah paralamak", "meanings": ["ağdalı, hiç kimsenin anlamadığı bir biçimde konuşmak"]}, {"word": "ıstılah", "meanings": ["Terim", "Herkesin anlayamayacağı anlamda kullanılan söz"]}, {"word": "ızdırap çekmek", "meanings": ["ağrı ve acı içinde kıvranmak, aşırı derecede üzülmek"]}, {"word": "ızdıraplı", "meanings": ["Izdırap veren, acılı, sıkıntılı"]}, {"word": "ıztırar", "meanings": ["Zorunluluk"]}, {"word": "ışığa doğrulum", "meanings": ["Işık etkisiyle bir bitkinin büyüme hareketi, fototropizm"]}, {"word": "ıztırari", "meanings": ["Zorunlu"]}, {"word": "ışığa göçüm", "meanings": ["Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime, fototaktizm, fototaksi"]}, {"word": "ışık almak", "meanings": ["güneş ışığından yararlanır durumda olmak"]}, {"word": "ışık", "meanings": ["Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk", "Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç", "Aydınlanmak için kullanılan elektrik", "Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı", "Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb", "Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma"]}, {"word": "ışık tutmak", "meanings": ["bir yeri ışıkla aydınlatmak", "düşüncesiyle kılavuzluk etmek, konuyu aydınlatıcı düşünceler söylemek, tutacağı yolu göstermek"]}, {"word": "ışığı altında", "meanings": ["`bir durum veya düşüncenin konuyu aydınlatmasından yararlanarak, onu göz önünde tutarak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ışıkçı", "meanings": ["Sinema filmlerinin çekiminde veya tiyatro, opera, bale vb. gösteri sanatlarında sahnenin aydınlatılması için gerekli ışık ve elektrik işlemini düzenleyip yapan kimse"]}, {"word": "ışık akısı", "meanings": ["Birim yüzeyinden, birim zamanda geçen ışık enerjisi"]}, {"word": "ışıkçılık", "meanings": ["Işıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "ışık ışını", "meanings": ["Yayılan ışığın izlediği doğru"]}, {"word": "ışık küre", "meanings": ["Işık yuvarı"]}, {"word": "ışıklama", "meanings": ["Çevirim sırasında, aydınlatılmış olan konunun görüntüsünün duyar kat üzerine belirli bir süre düşerek etkilemesi"]}, {"word": "ışıklandırılma", "meanings": ["Işıklandırılmak işi"]}, {"word": "ışıklandırılmak", "meanings": ["Işıklandırma işi yapılmak veya ışıklanması sağlanmak"]}, {"word": "ışıklandırmak", "meanings": ["Aydınlatmak"]}, {"word": "ışıklandırma", "meanings": ["Aydınlatma"]}, {"word": "ışıklanma", "meanings": ["Işıklanmak işi"]}, {"word": "ışıklı", "meanings": ["Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış, nurlu, nurani, ziyalı, ziyadar", "Neşe veren, sevinç yaratan, mutlu"]}, {"word": "ışıklanmak", "meanings": ["Işıklı duruma gelmek, aydınlanmak, ışımak"]}, {"word": "ışıklılık", "meanings": ["Bir optik cihazda, cisme çıplak gözle veya cihazla bakıldığında ağ tabakadaki birim yüzeyi etkileyen ışık miktarları arasındaki oran"]}, {"word": "ışıkölçer", "meanings": ["Işık şiddetini veya enerjisini ölçen araç, fotometre", "Bir ışık kaynağının, belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç, fotometre"]}, {"word": "ışık ölçümü", "meanings": ["Fiziğin, ışık miktarının ölçülmesini ve cisimlerin ışığı iletme, yansıtma, dağıtma vb. özelliklerini inceleyen bölümü, fotometri"]}, {"word": "ışıksız", "meanings": ["Işığı olmayan, ziyasız, karanlık"]}, {"word": "ışıksızlık", "meanings": ["Işıksız olma durumu, ziyasızlık"]}, {"word": "ışık yılı", "meanings": ["Işığın bir yılda aldığı yol"]}, {"word": "ışık yuvarı", "meanings": ["Güneş'in veya bir yıldızın görülen yüzeyi, ışık küre, fotosfer"]}, {"word": "ışılama", "meanings": ["Işılamak durumu veya biçimi"]}, {"word": "ışılamak", "meanings": ["Işıldamak, parlamak"]}, {"word": "ışıldak", "meanings": ["Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı, projektör", "Parlayan, ışıltılı"]}, {"word": "ışıldama", "meanings": ["Işıldamak işi"]}, {"word": "ışıldamak", "meanings": ["Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak"]}, {"word": "ışıldatma", "meanings": ["Işıldatmak işi"]}, {"word": "ışıldatmak", "meanings": ["Işıldamasını sağlamak, ışıl ışıl parlatmak, parıldatmak"]}, {"word": "ışıl küf", "meanings": ["Sığır, domuz ve insanlarda ışıl küflüce hastalığına yol açan, ışıl küflerin örnek türü olan asalak mantar (Actinomyces bovis)"]}, {"word": "ışıl küfler", "meanings": ["Çeşitli türleri, insan ve hayvanlarda asalak yaşayan tallı bitkiler takımı"]}, {"word": "ışıl küflüce", "meanings": ["Evcil hayvanlarda, özellikle sığırlarda, ışıl küflerden ileri gelen ve insanlara da bulaşabilen ilkel mantar hastalığı"]}, {"word": "ışıltı", "meanings": ["Hafif ışık, ışıntı, parıltı", "Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık"]}, {"word": "ışıltılı", "meanings": ["Işıltısı olan, ışıltı yapan"]}, {"word": "ışıma", "meanings": ["Işımak işi, ışıklanma, aydınlanma", "Işınım"]}, {"word": "ışın", "meanings": ["Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua", "Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri", "Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri"]}, {"word": "ışımak", "meanings": ["Işıklanmak, aydınlanmak", "Işık saçmak"]}, {"word": "ışın bilimci", "meanings": ["Işın bilimi uzmanı, radyolog"]}, {"word": "ışın bilimi", "meanings": ["Işık, elektrik ve ısı ışınlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı, radyoloji"]}, {"word": "ışın etkin", "meanings": ["Işın etkinliği olan, radyoaktif"]}, {"word": "ışın etkinlik", "meanings": ["Alfa, beta veya gama ışınlarını yayma özelliği, radyoaktivite"]}, {"word": "ışınım", "meanings": ["Işın veya tanecik yayımı, ışıma, radyasyon", "Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü, ışıma, radyasyon", "Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması, ışıma, radyasyon", "Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması, ışıma, radyasyon"]}, {"word": "ışınımölçer", "meanings": ["Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç, bolometre"]}, {"word": "ışınlama", "meanings": ["Işınlamak işi"]}, {"word": "ışınlanma", "meanings": ["Işınlanmak işi"]}, {"word": "ışınlamak", "meanings": ["Bilim kurguya göre ışın gücüyle bir varlığı, atomlara ayırarak görünmez duruma getirmek veya atomlarını birleştirerek bir varlığı yeniden oluşturmak", "Virüslerden başka mikroorganizmaların, özellikle mikropların bulaşmasını azaltmak amacıyla yiyecek maddelerini hafif iyonlaştırıcı ışınlara tutmak", "Bir şeyi bir yerden başka bir yere hızla göndermek"]}, {"word": "ışınlanmak", "meanings": ["Işınlama işine konu olmak veya ışınlama işi yapılmak"]}, {"word": "ışınlayıcı", "meanings": ["Yapısında bir ışıma kaynağı bulunan ve bir maddeyi ışınlamaya yarayan araç"]}, {"word": "ışınlılar", "meanings": ["Bir hücreli hayvanların, kök bacaklılar sınıfına giren, protoplazmalarından, hareket ve duyu organı olarak yalancı ayak salan takım"]}, {"word": "ışıntı", "meanings": ["Belli bir alana verilen çok güçlü ışık, spot"]}, {"word": "ışınölçer", "meanings": ["Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç, radyometre"]}, {"word": "ışıtma", "meanings": ["Işıtmak işi"]}, {"word": "ışıntı lambası", "meanings": ["Belli bir alana kuvvetli bir ışık vermek üzere kullanılan lamba, spot lambası"]}, {"word": "ışıtmak", "meanings": ["Işık saçmak, ışıklandırmak"]}, {"word": "ışkı", "meanings": ["Deri, tahta kazımakta kullanılan, iki ucu saplı eğri bıçak"]}, {"word": "ışkın", "meanings": ["Kayalık yerlerde ve dağlarda yetişen, yenilebilir bir tür ot", "Filiz (I)"]}, {"word": "ışkırlak", "meanings": ["Karagöz'ün başlığı"]}, {"word": "ıştır", "meanings": ["Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki, yaban pazısı (Chenopodium urbicum)"]}, {"word": "ıtır", "meanings": ["Güzel koku", "Itır çiçeği"]}, {"word": "ıtır çiçeği", "meanings": ["Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisi, ıtır (Pelargonium radicula)"]}, {"word": "ıtrah", "meanings": ["Dışarı çıkarma, dışarı atma"]}, {"word": "ıtlak", "meanings": ["Salıverme, koyuverme", "Genelleme"]}, {"word": "ıtırlı", "meanings": ["Güzel kokulu, muattar, ıtri"]}, {"word": "ıtri", "meanings": ["Itırlı, kokulu"]}, {"word": "ıtrah etmek", "meanings": ["irin vb.ni vücuttan dışarı atmak"]}, {"word": "ıtriyat", "meanings": ["Sürünülecek güzel kokular"]}, {"word": "ıtriyatçı", "meanings": ["Güzel kokular, makyaj malzemesi satan kimse veya yer"]}, {"word": "ıtriyatçılık", "meanings": ["Itriyatçının yaptığı iş"]}, {"word": "ıttıla", "meanings": ["Bilgi edinme"]}, {"word": "ıvır zıvır", "meanings": ["Küçük, önemsiz"]}, {"word": "izbandut", "meanings": ["Görünüşü ve davranışı ile korku veren (iri yarı adam)", "Rum korsanı"]}, {"word": "ızgara", "meanings": ["Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç", "Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir", "Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril", "Bu araç üstünde pişmiş", "Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara"]}, {"word": "izbandut gibi", "meanings": ["çok iri, cüsseli (erkek)"]}, {"word": "ızgaralı", "meanings": ["Izgarası olan"]}, {"word": "ızgaralık", "meanings": ["Izgara yapmaya elverişli (et)"]}, {"word": "ızgın", "meanings": ["Tohumlarından yağ çıkarılan bir bitki (Eruca cappadocica)"]}, {"word": "ızrar", "meanings": ["Zarar verme, zarara sokma"]}, {"word": "ızgarasız", "meanings": ["Izgarası olmayan"]}, {"word": "I", "meanings": ["İyot elementinin simgesi", "Romen rakamları dizisinde 1 sayısını gösterir"]}, {"word": "i, İ", "meanings": ["Türk alfabesinin on ikinci sırasında yer alan ve İ adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, düz, dar ünlüyü gösterir"]}, {"word": "iade etmek", "meanings": ["geri vermek, geri çevirmek", "karşılık olarak yapmak", "yansıtmak"]}, {"word": "iadeli", "meanings": ["İadeli taahhütlü", "Divan edebiyatında her beytin son sözünü sonraki beytin ilk sözü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı, iade"]}, {"word": "iade", "meanings": ["Alınmış bir şeyi geri verme", "Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme, reddetme", "Karşılıklı olarak yapma, mukabele etme", "İadeli"]}, {"word": "iadeli taahhütlü", "meanings": ["Alıcıya imza karşılığı teslim edilen, teslim edilemediği durumlarda göndericiye geri gönderilen (mektup, paket), iadeli"]}, {"word": "iane", "meanings": ["Yardım"]}, {"word": "iaşe", "meanings": ["Yedirip içirme, besleme, bakma"]}, {"word": "iare", "meanings": ["Eğreti, ödünç", "Eğreti verme, ödünç verme"]}, {"word": "ibadet", "meanings": ["Bir dinin buyruklarını yerine getirme"]}, {"word": "iaşe ve ibate", "meanings": ["Yedirip içirme ve barındırma"]}, {"word": "ibadet etmek", "meanings": ["bir dinin buyruklarını yerine getirmek"]}, {"word": "iaşe etmek", "meanings": ["yedirip içirmek, beslemek"]}, {"word": "ibadet de gizli, kabahat de", "meanings": ["`yapılan iyilikler göstermelik olmamalı, işlenen suçlar, ayıplar açığa vurulmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ibadetgâh", "meanings": ["Tapınak"]}, {"word": "ibadethane", "meanings": ["Tapınak"]}, {"word": "ibadullah", "meanings": ["Tanrı'nın kulları", "Bol"]}, {"word": "ibaret", "meanings": ["Oluşan, meydana gelen"]}, {"word": "ibare", "meanings": ["Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz"]}, {"word": "ibate", "meanings": ["Barındırma"]}, {"word": "ibaret olmak (veya kalmak)", "meanings": ["-den oluşmak, meydana gelmek", "ancak bu kadar olmak"]}, {"word": "ibate etmek", "meanings": ["barındırmak"]}, {"word": "ibda", "meanings": ["Yaratma, yoktan var etme"]}, {"word": "ibibik", "meanings": ["Çavuş kuşu"]}, {"word": "ibdai", "meanings": ["Özgün"]}, {"word": "ibikli", "meanings": ["İbiği olan"]}, {"word": "ibiksi", "meanings": ["İbiği andıran, ibiğe benzeyen, ibik gibi"]}, {"word": "ibik", "meanings": ["Horoz, hindi vb.nin tepesinde bulunan kırmızı deri uzantısı", "Bazı kemiklerde bulunan ve kasların tutunmasına yarayan, çizgi durumunda pürtüklü çıkıntı", "Emzik", "Köşe, kenar, uç"]}, {"word": "ibis", "meanings": ["Leyleksilerden, Afrika ve Batı Asya'nın sulak yerlerinde yaşayan bir kuş, Mısır turnası (İbis aethiopica)"]}, {"word": "ibiş gibi", "meanings": ["yüz ve davranışları gülünç olan (kimse)"]}, {"word": "ibiş", "meanings": ["Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komedyen", "Şapşal"]}, {"word": "iblağ", "meanings": ["Ulaştırma, eriştirme", "Bir şeyin miktarını tamamlama"]}, {"word": "iblağ etmek", "meanings": ["ulaştırmak, eriştirmek", "bir şeyin miktarını tamamlamak"]}, {"word": "iblis", "meanings": ["Şeytan", "Kötü, düzenci kimse"]}, {"word": "iblisane", "meanings": ["Şeytanca"]}, {"word": "iblisçe", "meanings": ["Şeytana yakışır", "(ibli'sçe) Şeytanca"]}, {"word": "iblisçilik", "meanings": ["İblisçi olma durumu"]}, {"word": "iblisçilik etmek", "meanings": ["iblisçe davranmak"]}, {"word": "ibne", "meanings": ["Edilgin eş cinsel erkek, homoseksüel", "Kızgınlıkla söylenen bir söz"]}, {"word": "ibnelik", "meanings": ["İbne olma durumu", "İbne gibi davranma durumu"]}, {"word": "ibnelik etmek", "meanings": ["kazık atmak, aldatmak"]}, {"word": "ibra", "meanings": ["Aklama, temize çıkarma"]}, {"word": "ibra etmek", "meanings": ["aklamak"]}, {"word": "İbrani", "meanings": ["Eski Yahudilere verilen ad"]}, {"word": "ibraname", "meanings": ["Aklama belgesi"]}, {"word": "İbranice", "meanings": ["Bugün İsrail'de kullanılan Sami dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "ibraz", "meanings": ["Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma"]}, {"word": "ibraz etmek", "meanings": ["ortaya koymak, göstermek, meydana çıkarmak"]}, {"word": "ibre", "meanings": ["Ölçü aletleri, saat ve göstergelerde sayı veya işaret göstermeye yarayan hareketli iğne", "Çam, ardıç, sedir vb. ağaçların yaprağı"]}, {"word": "ibre birinden yana dönmek", "meanings": ["herhangi bir konuda birisi avantajlı duruma geçmek"]}, {"word": "ibret", "meanings": ["Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç", "Çirkin, kötü, acayip"]}, {"word": "ibret almak", "meanings": ["ders almak"]}, {"word": "ibret olmak", "meanings": ["ders olmak"]}, {"word": "ibretiâlem", "meanings": ["Başkalarına örnek olan şey"]}, {"word": "ibretamiz", "meanings": ["İbret verici, ibret dolu"]}, {"word": "ibretlik", "meanings": ["Ders alınacak nitelikte olan"]}, {"word": "icabet", "meanings": ["Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme", "Bir buyruk veya isteğe uyma, kabul etme, razı olma"]}, {"word": "ibrik", "meanings": ["Su koymaya yarayan kulplu, emzikli kap"]}, {"word": "ibrikçi", "meanings": ["İbrikle su taşıyan kimse", "İbrikle su döken kimse", "İbrik yapan veya satan kimse"]}, {"word": "ibrişim", "meanings": ["Kalınca bükülmüş ipek iplik", "Bu iplikten yapılmış"]}, {"word": "ibriktar", "meanings": ["Sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli"]}, {"word": "ibrişim kurdu", "meanings": ["İpek böceği"]}, {"word": "ibzal", "meanings": ["Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme"]}, {"word": "icar", "meanings": ["Kira"]}, {"word": "icara vermek", "meanings": ["kiraya vermek"]}, {"word": "icabet etmek", "meanings": ["çağrı üzerine gitmek, katılmak", "bir buyruğa, bir isteğe uygun olarak davranmak"]}, {"word": "ibzal etmek", "meanings": ["esirgemeden bol bol vermek, yapmak veya söylemek"]}, {"word": "icap", "meanings": ["Gerek, gereklik, ister, lüzum", "Olumlama"]}, {"word": "icap etmek", "meanings": ["gerekmek"]}, {"word": "icapçı", "meanings": ["Nöbeti hastane yerine evde tutan ve her an hastaneden çağrılmayı bekleyen doktor"]}, {"word": "icazet", "meanings": ["İzin", "Onay, onaylama", "Diploma"]}, {"word": "icapçı olmak", "meanings": ["icapçı olarak görevli olmak"]}, {"word": "icabına bakmak", "meanings": ["gereğini yerine getirmek", "bir kimseyi yok etmek, ortadan kaldırmak"]}, {"word": "icat", "meanings": ["Buluş", "Gerçekmiş gibi gösterme çabası"]}, {"word": "icat çıkarmak", "meanings": ["hoş görülmeyen yeni bir huy, davranış göstermek", "yadırganan bir yol tutmak", "ortaya gereği olmayan bir sorun atmak"]}, {"word": "icat etmek", "meanings": ["ilk kez yeni bir şey yaratmak", "bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek"]}, {"word": "icatçı", "meanings": ["İcat eden, bulan kimse, kâşif, bulucu"]}, {"word": "icaz", "meanings": ["Az sözle çok şey anlatma"]}, {"word": "icra", "meanings": ["Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme", "Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme", "Adliyenin bu işle görevli dairesi", "Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme"]}, {"word": "icra etmek", "meanings": ["yapmak", "yorumlamak"]}, {"word": "icazet almak", "meanings": ["izin, onay almak", "diploma almak"]}, {"word": "icazet vermek", "meanings": ["izin, onay vermek"]}, {"word": "icazetname", "meanings": ["İzin belgesi, onay belgesi", "Diploma"]}, {"word": "icbar", "meanings": ["Zorlama, zorunda bırakma"]}, {"word": "icbar etmek", "meanings": ["birine istemediği bir işi zorla yaptırmak, zorlamak, zorunda bırakmak"]}, {"word": "icmal etmek", "meanings": ["özetlemek"]}, {"word": "icmal", "meanings": ["Gösterge", "Özet"]}, {"word": "icraya vermek", "meanings": ["alacağın borçludan alınabilmesi için icraya başvurmak"]}, {"word": "icraata geçmek", "meanings": ["uygulamaya veya çalışmaya başlamak"]}, {"word": "icraat", "meanings": ["Yapılan işler, çalışmalar, uygulamalar"]}, {"word": "icraatçı", "meanings": ["Uygulayan, çalışan, yapan kimse"]}, {"word": "icra vekili", "meanings": ["Bakan"]}, {"word": "icracı", "meanings": ["Bir buyruğu yerine getiren kimse", "İcranın verdiği kararları uygulayan görevli", "Bir konserde bir eseri çalan veya söyleyen kimse"]}, {"word": "iç", "meanings": ["Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı", "Oyuk şeylerin boşluğu", "Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta", "Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara", "Ten ile dış giysiler arası", "Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm", "Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım", "Mide, bağırsak, karın", "Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri", "Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan", "Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım", "Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan", "İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan", "Muhteva"]}, {"word": "iç açmak", "meanings": ["gönle ferahlık vermek, gönlü ferahlatmak"]}, {"word": "iç bağlamak", "meanings": ["iç tutmak"]}, {"word": "iç (veya içini) dökmek", "meanings": ["derdini anlatmak, iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini bir bir anlatmak", "ferahlamak, rahatlamak"]}, {"word": "iç çekmek", "meanings": ["üzüntüyle derinden soluk almak"]}, {"word": "iç etmek", "meanings": ["eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeyerek kendine mal etmek"]}, {"word": "iç geçirmek", "meanings": ["derin soluk alarak üzüntüsünü belli etmek"]}, {"word": "iç gıcıklamak", "meanings": ["istek uyandırmak", "huylandırmak"]}, {"word": "iç tutmak", "meanings": ["yemişin içi oluşmak"]}, {"word": "içi açılmak", "meanings": ["güzel bir şey karşısında sıkıntısı dağılmak, ferahlamak"]}, {"word": "içi alaylı, dışı kalaylı", "meanings": ["`dışı süslü, güzel görünüşlü ancak içi berbat` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "içi almamak", "meanings": ["midesi kabul etmemek", "sakıncalı gördüğünden veya beğenmediğinden, bir işi yapmak istememek"]}, {"word": "içi bayılmak", "meanings": ["çok acıkmak", "çok şekerli veya yağlı yiyecek ağır gelmek"]}, {"word": "içi beni yakar, dışı eli (veya seni) yakar", "meanings": ["`dış görünüşü ile başkalarının hoşuna giden bir şeyin veya durumun gerçekte kötü yönleri olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "içi boşalmak", "meanings": ["önemi ve anlamı kalmamak"]}, {"word": "içi burkulmak", "meanings": ["bir şeye çok üzülmek"]}, {"word": "içi bulanmak", "meanings": ["kusacak gibi olmak"]}, {"word": "içi cız etmek", "meanings": ["ansızın içi sızlamak"]}, {"word": "içi daralmak", "meanings": ["sıkılmak, bunalmak"]}, {"word": "içi çekmek", "meanings": ["istek duymak"]}, {"word": "içi dayanmamak", "meanings": ["acıklı bir durumu kaldıramamak"]}, {"word": "içi dışı bir (olmak)", "meanings": ["düşündüğünü açıkça söyleyen, gizli bir düşüncesi olmayan, ikiyüzlü olmayan"]}, {"word": "içi dışına çıkmak", "meanings": ["kusmak", "kusacak duruma gelmek"]}, {"word": "içi erimek", "meanings": ["kaygı duymak, çok üzülmek"]}, {"word": "içi ezilmek", "meanings": ["üzülmek, yüreği burkulmak", "acıkma hissi duymak", "sıkıntı ve heyecan içine düşmek"]}, {"word": "içi ezim ezim ezilmek", "meanings": ["çok üzülmek"]}, {"word": "içi geçmek", "meanings": ["istemeden kısa bir süre uyuyuvermek", "bir işe yaramaz duruma gelmek", "yaşlılıktan, güçsüzlükten isteksiz olmak, hiçbir şeye ilgi duymamak", "kavun, karpuz vb. yenmeyecek biçimde içi bozulmuş olmak"]}, {"word": "içi gitmek", "meanings": ["içi sürmek", "bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek"]}, {"word": "içi götürmemek", "meanings": ["acıklı bir durum karşısında dayanamamak", "kıskanmak, çekememek", "vicdanına sığdıramamak"]}, {"word": "içi hop etmek", "meanings": ["birdenbire heyecanlanmak"]}, {"word": "içi ısınmak", "meanings": ["hoşlanmak, sevmek"]}, {"word": "içi içine sığmamak", "meanings": ["telaş, sabırsızlık, coşkunluk göstermekten kendini alamamak"]}, {"word": "içi içine geçmek", "meanings": ["tedirgin olmak"]}, {"word": "içi içini yemek", "meanings": ["istediğini yapamama yüzünden üzülmek", "dert etmek"]}, {"word": "içi kabul etmemek", "meanings": ["bir şeyden midesi bulanmak", "benimsememek, kabullenememek"]}, {"word": "içi kalkmak (veya kabarmak)", "meanings": ["iğrenmek", "taşkın bir ağlama duygusu içinde bulunmak", "duygulanmak, heyecanlanmak"]}, {"word": "içi kan ağlamak", "meanings": ["çok üzüntü duymak"]}, {"word": "içi kağşamak", "meanings": ["isteksiz ve gönülsüz olmak"]}, {"word": "içi kararmak", "meanings": ["sıkılmak, bunalmak", "hiçbir şeyden tat alamaz olmak", "umutsuzluğa düşmek"]}, {"word": "içi kazınmak (veya kıyılmak)", "meanings": ["açlıktan midesinde eziklik duymak"]}, {"word": "içi kapanmak", "meanings": ["sıkılmak, bunalmak"]}, {"word": "içi paralanmak (veya parçalanmak)", "meanings": ["birine acıyarak çok üzülmek"]}, {"word": "içi rahat etmek", "meanings": ["kaygı duyulacak bir konu bulunmadığını öğrenerek ferahlamak"]}, {"word": "içi sürmek", "meanings": ["ishal olmak"]}, {"word": "içi sıkılmak", "meanings": ["bunalmak"]}, {"word": "içi sızlamak", "meanings": ["çok üzülmek"]}, {"word": "içi titremek", "meanings": ["özen göstermek", "çok üşümek", "duygulanmak"]}, {"word": "içi vık vık (veya fık fık veya pır pır) etmek", "meanings": ["sabırsızca, tedirgin davranmak"]}, {"word": "içi yağ bağlamak", "meanings": ["yüreği yağ bağlamak"]}, {"word": "içi yanmak", "meanings": ["çok susamak", "büyük bir acı, sıkıntı vb. nedenlerle çok üzülmek", "bir şeye karşı büyük bir özlem duymak"]}, {"word": "içinde duymak", "meanings": ["hissetmek, varlığını algılamak"]}, {"word": "içinde kaybolmak", "meanings": ["göze çarpmamak", "giysi çok büyük gelmek", "beklenen sonuca ulaşamamak"]}, {"word": "içinde yüzmek", "meanings": ["olumlu veya olumsuz bir durumun aşırı derecesinde bulunmak"]}, {"word": "içinden bir şeyler kopmak", "meanings": ["içi ezilmek"]}, {"word": "içinden çıkmak", "meanings": ["karışık bir işin güçlüklerini yenebilmek, üstesinden gelmek"]}, {"word": "içinden geçirmek", "meanings": ["bir şeyi yapmayı düşünmek"]}, {"word": "içinden geçmek", "meanings": ["düşünmek, aklından geçmek"]}, {"word": "içinden gelmek", "meanings": ["bir şeyi yapmak için içten bir istek duymak"]}, {"word": "içinden gülmek", "meanings": ["sezdirmeden eğlenmek"]}, {"word": "içinden konuşmak", "meanings": ["kimsenin duymayacağı kadar alçak sesle konuşmak"]}, {"word": "içinden okumak", "meanings": ["ses çıkarmadan okumak", "sessiz bir biçimde sövmek"]}, {"word": "içinden kan gitmek", "meanings": ["içi kan ağlamak"]}, {"word": "içinden yanmak", "meanings": ["çok istemek, sabırsızlık göstermek"]}, {"word": "içinden olmak", "meanings": ["bir yerin merkezinde yaşamak veya orada doğmuş bulunmak"]}, {"word": "içine almak", "meanings": ["kapsamak"]}, {"word": "içine ateş atmak", "meanings": ["aşırı acı, sıkıntı veya üzüntü verecek davranışta bulunmak"]}, {"word": "içine ateş düşmek", "meanings": ["büyük bir acı ve üzüntünün etkisi altına girmek"]}, {"word": "içine baygınlıklar çökmek", "meanings": ["sıkıntı, fenalık basmak"]}, {"word": "içine atmak", "meanings": ["sıkıntısını kimseye belli etmemek", "yapılan bir kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla birlikte bunu unutmamak"]}, {"word": "içine çekmek", "meanings": ["soluk almak", "bilincine varmak, anlamak"]}, {"word": "içine daralma gelmek", "meanings": ["sıkıntı basmak, sıkılmak"]}, {"word": "içine doğmak", "meanings": ["bir işin olacağını veya olduğunu hiçbir belirtiye dayanmadan önceden sezinlemek, malum olmak"]}, {"word": "içine dert olmak", "meanings": ["bir şeyi yapamamaktan dolayı üzülmek"]}, {"word": "içine dokunmak", "meanings": ["dertlendirmek, üzmek"]}, {"word": "içine etmek (veya sıçmak)", "meanings": ["bozup berbat etmek"]}, {"word": "içine fenalık gelmek (veya basmak)", "meanings": ["ruhu daralmak, sıkılıp bunalmak"]}, {"word": "içine hüzün çökmek", "meanings": ["kederlenmeye, hüzünlenmeye başlamak"]}, {"word": "içine işlemek", "meanings": ["duygulanmak, etkilenmek, dokunmak"]}, {"word": "içine çekilmek (veya kapanmak)", "meanings": ["dış dünyaya karşı ilgi ve ilişkisini kesmek", "çevresindeki kişilerle ilgi kurmamak, duygularını kimseye açmamak"]}, {"word": "içine kurt düşmek", "meanings": ["kendisine zararı dokunacak bir durum meydana geleceğinden kuşkulanmak"]}, {"word": "içine kuşku çökmek", "meanings": ["içten içe şüphesi yoğunlaşmak"]}, {"word": "içine oturmak", "meanings": ["çok etkilenmek, çok üzülmek"]}, {"word": "içine sokacağı gelmek", "meanings": ["birini çok sevmek"]}, {"word": "içine sinmek", "meanings": ["isteğince olduğu için huzur ve mutluluk duymak", "içi rahat etmek"]}, {"word": "içine tükürmek", "meanings": ["bir şeyi bozup berbat etmek"]}, {"word": "içine su serpilmek", "meanings": ["ferahlamak"]}, {"word": "içini boşaltmak", "meanings": ["sıkıntı ve derdini söylemek", "öfkesini açığa vurmak", "banka, şirket vb.ni yasal görüntü verip soymak"]}, {"word": "içini açmak", "meanings": ["derdini anlatmak, içini dökmek"]}, {"word": "içini bayıltmak (veya kıymak)", "meanings": ["tatlı, ağır gelip artık yiyememek", "çok konuşarak veya ağır davranarak birini usandırmak", "yoğun olarak hissetmek"]}, {"word": "içini burkmak", "meanings": ["üzülmek"]}, {"word": "içini çekmek", "meanings": ["iç çekmek"]}, {"word": "içini çürütmek", "meanings": ["ruhunu karartmak, bezdirmek, yıldırmak"]}, {"word": "içini ezmek", "meanings": ["üzüntüsünü, sıkıntısını duymak"]}, {"word": "içini dondurmak", "meanings": ["şaşırtmak, ürpertmek"]}, {"word": "içini ısıtmak", "meanings": ["hoş, tatlı ve huzur verici duygular uyandırmak, coşku vermek"]}, {"word": "içini kemirmek", "meanings": ["bir üzüntüden rahatsızlık duymak, tedirgin olmak"]}, {"word": "içini karartmak", "meanings": ["bunalıma veya sıkıntıya sokmak, endişeye düşürmek"]}, {"word": "içini kurt yemek (veya kemirmek)", "meanings": ["sürekli bir kaygı içinde bulunmak"]}, {"word": "içini parçalamak (veya parça parça etmek)", "meanings": ["çok üzülmek, aşırı derecede sıkılıp harap olmak"]}, {"word": "içini okumak", "meanings": ["birinin gizli, saklı düşüncelerini anlamak"]}, {"word": "içini sarmak", "meanings": ["sürekli aynı konuyu düşünmek, hep onunla meşgul olmak"]}, {"word": "içini sıkmak", "meanings": ["sıkıntı vermek"]}, {"word": "içini sızlatmak", "meanings": ["üzülmesine sebep olmak"]}, {"word": "içini yakmak", "meanings": ["çok üzülmek"]}, {"word": "içini yemek", "meanings": ["şüphe içinde kıvranarak çok üzülmek"]}, {"word": "içinin ateşi küllenmek", "meanings": ["sıkıntıdan kurtulmak"]}, {"word": "iç ağa", "meanings": ["Vezirlerin gözde uşağı"]}, {"word": "içinin yağı erimek", "meanings": ["telaş veya kaygı ile üzülmek", "nispet vererek sevinmek"]}, {"word": "iç asalak", "meanings": ["Konakçının içinde yaşayan asalak"]}, {"word": "iç bakla", "meanings": ["343 bakla içi"]}, {"word": "iç başkalaşım", "meanings": ["Püskürük magmaların, soğurdukları kültelerin etkisi altında, birleşimlerinden oluşan başkalaşım"]}, {"word": "iç barış", "meanings": ["Ailede veya toplumda sağlanmış iç huzur"]}, {"word": "iç bölge", "meanings": ["Bir limanı ithalat ve ihracat etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar veya geniş bölge, art bölge, hinterlant"]}, {"word": "içbükey", "meanings": ["Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan, obruk, mukaar, konkav"]}, {"word": "iç bulantısı", "meanings": ["Mide bulantısı"]}, {"word": "iç cep", "meanings": ["Palto, pardösü, ceket gibi giysilerin iki ön parçasına açılan cep"]}, {"word": "iç cümle", "meanings": ["Bir cümle içinde tümleç gibi kullanılan başka bir cümle, iç tümce"]}, {"word": "iç çamaşırı", "meanings": ["Fanila, külot, sütyen gibi tene, içe giyilen giysi"]}, {"word": "iç çokgen", "meanings": ["Bütün köşeleri aynı çember üzerinde olan çokgen"]}, {"word": "iç denge", "meanings": ["Ruhsal durum, psikolojik yapı"]}, {"word": "iç deniz", "meanings": ["Boğazlarla ana denize bağlı olan deniz, dâhilî deniz"]}, {"word": "iç donu", "meanings": ["Pantolon içine giyilen uzun don, dizlik"]}, {"word": "iç deri", "meanings": ["Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü, endoderm", "Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka, endoderm"]}, {"word": "iç dünya", "meanings": ["Bireyin ruhsal yaşamının bütünü"]}, {"word": "içe bakış", "meanings": ["Deneğin bilincinde olanları izleyerek ruhsal süreçlerin özellik ve nitelikleri hakkında bilgi vermesi durumu"]}, {"word": "içecek", "meanings": ["İçilen her şey, meşrubat"]}, {"word": "içe dönük", "meanings": ["Çevresiyle iletişim kurmada güçlük çeken, içine kapalı, sosyal ilişkileri zayıf olan (kimse)"]}, {"word": "içe dönüklük", "meanings": ["İçe dönük olma durumu"]}, {"word": "iç ek", "meanings": ["Bazı dillerde kelime kökünün içine giren ek"]}, {"word": "içe kapanık", "meanings": ["Dış dünyaya karşı ilgi ve ilişkisi güçsüz, içine kapanık (kimse), içine kapanık"]}, {"word": "içe kapanıklık", "meanings": ["İçe kapanık olma durumu, içine kapanıklık"]}, {"word": "içeri", "meanings": ["İç yan, iç bölüm, dışarı karşıtı", "İç, iç yüzey", "İç yüzeyde, iç bölümde olan", "İç yana, iç yana doğru", "Gönül, yürek", "Hapishane"]}, {"word": "içeriden çıkmak", "meanings": ["hapisten kurtulmak, serbest kalmak"]}, {"word": "içeri girmek", "meanings": ["bir iş veya alışverişte zarar etmek", "hapse girmek"]}, {"word": "içeride olmak", "meanings": ["zarar etmiş olmak, borçlanmış olmak", "hapishanede olmak"]}, {"word": "içeriden evlenmek", "meanings": ["iç evlilik yapmak"]}, {"word": "içerlemek", "meanings": ["İçin için öfkelenmek", "Kırılmak, alınmak"]}, {"word": "içeri (veya içeriye) atmak (veya almak veya tıkmak)", "meanings": ["hapsetmek"]}, {"word": "içeriye dalmak", "meanings": ["kapalı bir yere hızlıca girmek", "bir yere izinsiz girmek"]}, {"word": "içeriye düşmek", "meanings": ["hapse girmek"]}, {"word": "içerik", "meanings": ["Bir şeyin içinde bulunanların bütünü, muhteva, mazruf", "Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve imgelerin bütünü", "Bir kelimenin veya kavramın anlamı", "Herhangi bir ruhsal süreç veya düşünsel işlevi oluşturan ögelerin bütünü", "Bir cümle veya yargıda açıkça söylenmemekle birlikte var olduğu anlaşılabilen, zımni"]}, {"word": "içerlek", "meanings": ["Yanındakilerden daha içeride, daha geride bulunan", "İçine çökmüş, derinde olan"]}, {"word": "içerleme", "meanings": ["İçerlemek işi"]}, {"word": "içerikli", "meanings": ["Herhangi bir niteliği, özelliği içeren, muhtevalı"]}, {"word": "içerleyiş", "meanings": ["İçerleme işi"]}, {"word": "içerme", "meanings": ["İçermek işi, tazammun, ihtiva"]}, {"word": "içermek", "meanings": ["İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek", "Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek, tazammun etmek"]}, {"word": "içe yöneliklik", "meanings": ["Gerçeklerden kaçarak hayalî olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri, genellikle dileklerin yönetmesine bırakma durumu, otizm"]}, {"word": "iç evlilik", "meanings": ["Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi, içten evlilik, endogami"]}, {"word": "iç gezegen", "meanings": ["Yörüngesi yer yörüngesinin içinde kalan Merkür, Venüs gezegenleri"]}, {"word": "iç göbek", "meanings": ["Çiçeklerin dişi organında yumurtacık ile kabuğu arasındaki bağ"]}, {"word": "içgüdü", "meanings": ["Bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak doğuştan gelen bilinçsiz her türlü hareket ve davranış, insiyak, sevkitabii", "Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen davranış eğilimi"]}, {"word": "içgüdülü", "meanings": ["İçgüdüsüsel"]}, {"word": "içgüdüsel", "meanings": ["İçgüdü ile ilgili, içgüdülü, insiyaki"]}, {"word": "iç güveyisi", "meanings": ["Eşinin ailesinin evinde oturan damat, iç güveyi"]}, {"word": "iç güveyisi girmek", "meanings": ["karısının ailesinin evinde oturmak üzere evlenmek"]}, {"word": "iç güveyisi iç ağrısı", "meanings": ["`iç güveyisi misafir gibidir, evdekiler sürekli olarak onu ağırlamaya çalışır ve bu durumdan da rahatsız olurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iç içe", "meanings": ["Biri ötekinin içinde veya birine ötekinden geçilen", "Birbirinin içinde, karışık bir durumda, birbirine çok yakın"]}, {"word": "iç güveyisinden hâllice", "meanings": ["`nasılsın` sorusuna `eh işte, fena değil` anlamında verilen karşılık"]}, {"word": "iç harp", "meanings": ["İç savaş"]}, {"word": "iç hastalıkları", "meanings": ["Dâhiliye"]}, {"word": "iç hastalıkları uzmanı", "meanings": ["İç hastalıklarıyla ilgilen hekim, dâhiliyeci, dâhiliye mütehassısı"]}, {"word": "iç hatlar", "meanings": ["Yurt içi ulaşımını sağlayan yol", "Hava yollarında yurt içi yolculukların yapıldığı terminal"]}, {"word": "içicilik", "meanings": ["İçici olma durumu"]}, {"word": "içici", "meanings": ["İçme işini yapan (kimse)", "Ayyaş"]}, {"word": "iç içe girmek (veya geçmek)", "meanings": ["karmakarışık olmak", "uygun bir biçimde birbirinin içine girmek", "kaza sonucu araçlar birbirine girmek", "birbirinden ayrılamaz durumda olmak"]}, {"word": "içi geniş", "meanings": ["Sabırlı, rahat, huzurlu, gamsız, tasasız"]}, {"word": "içiliş", "meanings": ["İçilme işi"]}, {"word": "içi dar", "meanings": ["Beklemeye dayanamayan, tez canlı, sabırsız"]}, {"word": "içilme", "meanings": ["İçilmek işi"]}, {"word": "içilmek", "meanings": ["İçme işi yapılmak"]}, {"word": "içimli", "meanings": ["İçimi herhangi bir nitelikte olan", "İçimi iyi, lezzetli"]}, {"word": "içim", "meanings": ["İçme işi, içiş", "Bir şey içilirken alınan tat", "Bir yudumda içilecek miktarda olan"]}, {"word": "içimlik", "meanings": ["İçilecek miktarda olan"]}, {"word": "için", "meanings": ["Amacıyla, maksadıyla", "Neden ve sonuç belirten bir söz", "-den dolayı, -den ötürü", "Özgü, ayrılmış", "Düşüncesince, kendince, göre", "Hakkında", "Oranla, göz önünde tutulursa", "Karşılığında, karşılık olarak", "Uğruna, yoluna", "Süre belirten bir söz", "Ant deyimleri yapan bir söz"]}, {"word": "içinde olmak", "meanings": ["herhangi bir özellik yaradılışında var olmak", "hevesli, istekli olmak"]}, {"word": "içinde", "meanings": ["Süresince, zarfında", "Ortamında", "... ile dolu bir biçimde"]}, {"word": "içindekiler", "meanings": ["Bir kitabın, derginin baş veya sonuna konulan, konu başlıklarını sayfa numaralarıyla gösteren liste, fihrist", "Bir kitap, dergi, gazete, mektup vb.nin içinde bulunan konular veya kapsadığı şeyler, münderecat"]}, {"word": "için için", "meanings": ["İçinden, açığa vuramayarak, gizli gizli", "Yavaş yavaş"]}, {"word": "için için gülmek (veya gülümsemek)", "meanings": ["belli etmeden, gizli gizli gülmek"]}, {"word": "için için kaynamak", "meanings": ["aşırı heyecan, gözü peklik ve hareket içindeyken bunu belli etmemek"]}, {"word": "için için yanmak", "meanings": ["ateşin yanması sürmek, farkına varılmadan yanmak", "dışa vurmadan çok üzülmek"]}, {"word": "içirik", "meanings": ["Yatak doldurmaya yarayan yün, pamuk, kıtık vb. şeyler"]}, {"word": "içirilmek", "meanings": ["İçmesi sağlanmak"]}, {"word": "içirilme", "meanings": ["İçirilmek işi"]}, {"word": "içiriş", "meanings": ["İçirme işi"]}, {"word": "içirme", "meanings": ["İçirmek işi"]}, {"word": "içirmek", "meanings": ["İçmesine yol açmak, içmesini sağlamak"]}, {"word": "içirtme", "meanings": ["İçirtmek işi"]}, {"word": "iç itmek", "meanings": ["Sıvıyı şırınga vb. ile vücuda vermek, zerk etmek"]}, {"word": "içirtmek", "meanings": ["İçmesine sebep olmak"]}, {"word": "içiş", "meanings": ["İçme işi"]}, {"word": "iç işleri", "meanings": ["Bir ülkenin kendine özgü işleri", "Bir kurum, kuruluş vb.nin yönetimiyle ilgili işler"]}, {"word": "içit", "meanings": ["İçilecek şey"]}, {"word": "içi tez", "meanings": ["Aceleci"]}, {"word": "iç itim", "meanings": ["Vücuda şırınga ile sıvı verme işi, iç itme, zerk"]}, {"word": "iç kapak", "meanings": ["Kitabın dış kapaktan sonra gelen, adını ve bazı özelliklerini içeren sayfa"]}, {"word": "iç itme", "meanings": ["İç itmek işi, iç itim, zerk"]}, {"word": "içki", "meanings": ["İçinde alkol bulunan içecek", "Bu içeceği içme işi"]}, {"word": "içki âlemi", "meanings": ["İçkili yemek eğlentisi, içki sefası"]}, {"word": "içkicilik", "meanings": ["İçkicinin yaptığı iş", "İçkici olma durumu"]}, {"word": "içkici", "meanings": ["İçki yapan veya satan kimse", "Ayyaş"]}, {"word": "içkili", "meanings": ["İçki içmiş olan", "İçki içilen", "İçki içmiş olarak"]}, {"word": "içki masası", "meanings": ["İçki sofrası"]}, {"word": "içkinlik", "meanings": ["İçkin olma durumu"]}, {"word": "içkin", "meanings": ["Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan, mündemiç", "Yalnızca bilinçten olan, yalnızca bilinç içeriği olarak var olan, mündemiç", "Deney içinde kalan, deneyi aşmayan", "Dünya içinde, dünyada olan"]}, {"word": "içki psikozu", "meanings": ["Alışkanlık hâlinde ve aşırı derecede içki kullanmanın yarattığı ağır bunalım"]}, {"word": "içki sefası", "meanings": ["İçki âlemi"]}, {"word": "içkisiz", "meanings": ["İçki içmemiş olan", "İçki içilmeyen", "İçki içmemiş olarak"]}, {"word": "içki sofrası", "meanings": ["İçki içilen sofra, içki masası"]}, {"word": "iç kulak", "meanings": ["Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü, dolambaç"]}, {"word": "iç lastik", "meanings": ["Arabalarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde bulunan ve hava ile doldurulan lastik, şambriyel"]}, {"word": "içlendirme", "meanings": ["İçlendirmek işi"]}, {"word": "içlem", "meanings": ["Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü, tazammun", "Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey"]}, {"word": "içlendirmek", "meanings": ["İçlenmesine yol açmak"]}, {"word": "içleniş", "meanings": ["İçlenme işi"]}, {"word": "içlenme", "meanings": ["İçlenmek işi neya durumu"]}, {"word": "içlenmek", "meanings": ["İçli bitkiler tanelenmek, iç tutmak", "Kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert etmek, duygulanmak"]}, {"word": "içler acısı", "meanings": ["Çok acıklı, üzüntü veren"]}, {"word": "içli", "meanings": ["İçi dolu (taneli sebze veya kuru yemiş)", "Kolay duygulanıp incinen, duygulu, hisli", "Duygulandıran, etkili"]}, {"word": "içli dışlı", "meanings": ["Senli benli, aşırı teklifsiz, sıkı fıkı, yağlı ballı"]}, {"word": "içli dışlı tanımak", "meanings": ["yakından, bütün özellikleriyle bilmek"]}, {"word": "içli dışlı olmak", "meanings": ["karşılıklı olarak candan ve içten davranmak, teklifsiz görüşmek"]}, {"word": "içli dışlılık", "meanings": ["İçli dışlı olma durumu"]}, {"word": "içlik", "meanings": ["İçe giyilen çamaşır, iç gömleği"]}, {"word": "içli köfte", "meanings": ["Yağsız kıyma ile ince bulgur iyice yoğrulup içi oyularak yumurta biçiminde hazırlanan ve içerisine kavrulmuş soğanlı kıyma konduktan sonra haşlanan veya kızartılan bir köfte türü"]}, {"word": "içlilik", "meanings": ["Duygulu olma durumu, duygululuk"]}, {"word": "içme", "meanings": ["İçmek işi", "İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla iç sürdürmek için içilen kaynak, içmece"]}, {"word": "içmece", "meanings": ["İçme"]}, {"word": "içmek", "meanings": ["Bir sıvıyı ağza alıp yutmak", "Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek", "Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek", "İçki kullanmak"]}, {"word": "içecek suyu olmak", "meanings": ["bir yere gitmesi kısmet olmak"]}, {"word": "içtikleri su ayrı gitmemek", "meanings": ["sıkı fıkı dost, arkadaş olmak"]}, {"word": "içme suyu", "meanings": ["İçilebilecek nitelikte olan su"]}, {"word": "iç merkez", "meanings": ["Depremin başladığı yer olarak kabul edilen nokta"]}, {"word": "iç mimar", "meanings": ["Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse, dekoratör"]}, {"word": "iç mimari", "meanings": ["İç mimarlık"]}, {"word": "iç odun", "meanings": ["Ağaç gövdesinin kendi çevresinde bulunan, sertleşmiş ve odunlaşmış hücrelerden oluşan, genellikle koyu renkli bölümü"]}, {"word": "iç mimarlık", "meanings": ["Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlama, iç mimari, dekoratörlük"]}, {"word": "iç oğlanı", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde, saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen genç, celep"]}, {"word": "iç pazar", "meanings": ["Ülke içinde yapılan satış"]}, {"word": "iç plazma", "meanings": ["Bir hücreli canlılarda protoplazmanın merkez bölümü"]}, {"word": "iç pilav", "meanings": ["Tavla zarı büyüklüğünde doğranmış kuzu ciğeri, fıstık, pirinç, kuş üzümü, yağ ve baharat kullanılarak pişirilen bir pilav türü"]}, {"word": "içre", "meanings": ["İçinde"]}, {"word": "iç politika", "meanings": ["Bir devletin kendi sınırları içinde kamu işlerinin örgütlenmesine ve yönetime ilişkin uyguladığı siyaset"]}, {"word": "içrek", "meanings": ["Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti), bâtıni, ezoterik, dışrak karşıtı"]}, {"word": "iç salgı", "meanings": ["Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışmak üzere çıkardıkları salgı, endokrin"]}, {"word": "iç salgı bezi", "meanings": ["Salgısı bir boşaltım kanalı yerine doğrudan doğruya kana karışan bez"]}, {"word": "iç salgı bilimi", "meanings": ["İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı, endokrinoloji"]}, {"word": "iç savaş", "meanings": ["Bir ülke içinde çıkan savaş, iç harp, dâhilî harp"]}, {"word": "içsel", "meanings": ["İçle ilgili, içe ilişkin, dâhilî"]}, {"word": "iç ses", "meanings": ["Kelimenin ön sesle son sesi arasında kalan ses veya sesler"]}, {"word": "iç ses düşmesi", "meanings": ["Kelime içindeki bir ünsüzün kaybolması"]}, {"word": "içsiz", "meanings": ["İçi olmayan (taneli sebze veya kuru yemiş)", "İç lastiği olmayan", "Muhtevası olmayan, kuru, anlamsız"]}, {"word": "iç su", "meanings": ["Denizlerden uzak bölgelerde bulunan göl veya göletler"]}, {"word": "içten", "meanings": ["Samimi", "Yürekten, candan, samimi davranarak"]}, {"word": "içten evlilik", "meanings": ["İç evlilik"]}, {"word": "içten içe", "meanings": ["Gizli gizli, belli etmeden"]}, {"word": "içtenlik", "meanings": ["İçten olma durumu, içten davranış, samimilik, samimiyet"]}, {"word": "içtenlikle", "meanings": ["Her türlü çıkar düşüncesinden uzak olarak, temiz yürekle, içten bir biçimde, açık açık, samimiyetle, halisane"]}, {"word": "içtenlikli", "meanings": ["İçten, samimi"]}, {"word": "içtenliksiz", "meanings": ["İçten olmayan, samimiyetsiz"]}, {"word": "içtenliksizlik", "meanings": ["İçtenliksiz olma durumu, samimiyetsizlik"]}, {"word": "içten pazarlıklı", "meanings": ["Öfkesini, kinini kimseye sezdirmeyen, iyi görünüp kötülük yapan"]}, {"word": "içtensiz", "meanings": ["İçten olmayan, samimiyetsiz"]}, {"word": "içtensizlik", "meanings": ["İçten olmama durumu, samimiyetsizlik"]}, {"word": "içtepi", "meanings": ["Tepi"]}, {"word": "iç ters açı", "meanings": ["İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında ve paralellerin içinde altlı üstlü ortaya çıkan dört açıdan her biri"]}, {"word": "içtihat", "meanings": ["Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç", "Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış"]}, {"word": "içtima", "meanings": ["Askerlerin silahlı ve donatılmış olarak toplanmaları", "Kavuşum", "Toplanma, toplantı"]}, {"word": "içtima etmek", "meanings": ["toplanmak"]}, {"word": "içtimai", "meanings": ["Toplumsal"]}, {"word": "içtimaiyat", "meanings": ["Toplum bilimi"]}, {"word": "içtimaiyatçı", "meanings": ["Toplum bilimci"]}, {"word": "içtinap", "meanings": ["Sakınma, çekinme, kaçınma"]}, {"word": "içtinap etmek", "meanings": ["sakınmak, çekinmek, kaçınmak"]}, {"word": "iç turizm", "meanings": ["Halkın kendi ülkesinde yaptığı gezi"]}, {"word": "iç tümce", "meanings": ["İç cümle"]}, {"word": "iç türeme", "meanings": ["Kelimenin aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün iç seste belirmesi"]}, {"word": "içyağı", "meanings": ["Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ, şahım"]}, {"word": "iç tüzük", "meanings": ["Bir kuruluş, meclis, kurum vb.nin iç işlerini düzenleyen tüzük, dâhilî nizamname"]}, {"word": "iç yarıçap", "meanings": ["Düzgün bir çokgenin içine çizilen dairenin yarıçapı"]}, {"word": "içyüz", "meanings": ["Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyet, zamir (II), künh"]}, {"word": "iç zar", "meanings": ["Çiçek tozunu saran iki zardan içte olanı"]}, {"word": "idadi", "meanings": ["Lise derecesindeki okul"]}, {"word": "idam etmek", "meanings": ["verilen ölüm cezası hükmünü yerine getirmek"]}, {"word": "idam", "meanings": ["İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza, idam cezası, ölüm cezası"]}, {"word": "idam cezası", "meanings": ["İdam"]}, {"word": "idame", "meanings": ["Sürdürme, devam ettirme"]}, {"word": "idame ettirmek", "meanings": ["sürdürmek, devam etmesini sağlamak"]}, {"word": "idam sehpası", "meanings": ["Darağacı"]}, {"word": "idamlık", "meanings": ["Ölüm cezası ile cezalandırılmış olan (kimse)", "Ölüm cezası gerektiren"]}, {"word": "idare", "meanings": ["Yönetme, yönetim, çekip çevirme", "Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü", "Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam", "Bir kurumun işlerini yürüten kurul", "Tutum", "İdare kandili veya lambası", "Hoş görme, göz yumma", "Yetinme"]}, {"word": "idare etmek", "meanings": ["yönetmek, çekip çevirmek", "tutumlu kullanmak", "yetmek, yetişmek", "alışverişte yeterli olmak, kurtarmak", "göz yummak, hoş görmek", "örtbas etmek"]}, {"word": "idarece", "meanings": ["İdare yönünden, idare tarafından"]}, {"word": "idareci", "meanings": ["Yönetici", "İdare eden, hoşgörülü", "Becerikli, tutumlu"]}, {"word": "idaresini bilmek", "meanings": ["yerine göre harcamak, tutumlu davranmak"]}, {"word": "idarecilik", "meanings": ["İdareci olma durumu", "İdarecinin yaptığı iş, yöneticilik"]}, {"word": "idare hukuku", "meanings": ["Kamu yönetimi içinde yer alan kuruluşları ve bunların işleyişlerini, kişilerle ilişkilerini ve sorumluluklarını inceleyen, düzenleyen hukuk dalı"]}, {"word": "idarehane", "meanings": ["Gazete, dergi vb. yayım kurumlarında yazı işlerine bakılan yer, yönetim yeri", "Bir işi veya kuruluşu yönetenlerin bulundukları yer, büro"]}, {"word": "idareimaslahat", "meanings": ["Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma", "İşi oluruna bırakma"]}, {"word": "idareimaslahat etmek", "meanings": ["bir işi günün şartlarına göre yapmak", "işi oluruna bırakmak"]}, {"word": "idareimaslahat politikası", "meanings": ["Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma tutumu", "İşi oluruna bırakma tutumu"]}, {"word": "idareimaslahatçı", "meanings": ["Bir işi sağlam bir temele oturtmadan o günün şartlarına göre yapan kimse", "İşi oluruna bırakan kimse"]}, {"word": "idare kandili", "meanings": ["Az ışık veren küçük gaz lambası"]}, {"word": "iddia", "meanings": ["Sav", "Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme"]}, {"word": "iddia etmek", "meanings": ["sözünde direnmek, bir iddia ileri sürmek"]}, {"word": "idare lambası", "meanings": ["İdare kandili"]}, {"word": "idaresizlik", "meanings": ["Gevşeklik, beceriksizlik", "Tutumsuzluk"]}, {"word": "idareli", "meanings": ["İdare etmesini bilen, iyi yöneten", "Tutumlu", "Tutumlu bir biçimde, ekonomik olarak"]}, {"word": "idaresiz", "meanings": ["İdare etmesini bilmeyen, gevşek, beceriksiz (kimse)", "Tutumsuz"]}, {"word": "idareten", "meanings": ["Belli bir süre için, geçici olarak"]}, {"word": "idari", "meanings": ["Yönetimsel"]}, {"word": "iddiacı", "meanings": ["Dediğinde, iddiasında haksız da olsa direnen, inatçı (kimse)", "Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösteren"]}, {"word": "iddiaya girmek (veya tutuşmak)", "meanings": ["karşıt iddialarda bahse girişmek"]}, {"word": "iddiacılık", "meanings": ["İddiacı olma durumu"]}, {"word": "iddianame", "meanings": ["Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve iddialarını içinde topladığı, mahkemede okunan yazı, savca"]}, {"word": "iddialaşma", "meanings": ["İddialaşmak işi"]}, {"word": "iddialaşmak", "meanings": ["Karşılıklı iddiaya girmek"]}, {"word": "iddiasız", "meanings": ["Bir iddiası olmayan", "Alçak gönüllü, mütevazı"]}, {"word": "ideal", "meanings": ["Ülkü", "Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan", "Uygun"]}, {"word": "idea", "meanings": ["Düşünce"]}, {"word": "iddiasızlık", "meanings": ["İddiasız olma durumu"]}, {"word": "idealist", "meanings": ["Ülkücü", "İdealizm öğretisine bağlı filozof"]}, {"word": "idealistlik", "meanings": ["İdealist olma durumu"]}, {"word": "idealize", "meanings": ["`İdealleştirmek` anlamındaki idealize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "idealizm", "meanings": ["Ülkücülük", "Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı"]}, {"word": "idealleştirme", "meanings": ["İdealleştirmek işi"]}, {"word": "idealleştirmek", "meanings": ["İdeal duruma getirmek, idealize etmek"]}, {"word": "idefiks", "meanings": ["Saplantı"]}, {"word": "idealsiz", "meanings": ["İdeali olmayan"]}, {"word": "identik", "meanings": ["Özdeş"]}, {"word": "ideolog", "meanings": ["Bir felsefi veya toplumsal öğretiye sistemli biçimde bağlanan kimse", "Bir ideolojinin akıl hocalığını yapan kimse", "Fransa'da fizikötesini ortadan kaldırarak manevi bilimleri antropolojiye ve psikolojiye dayandırmayı amaçlayan, Condillac'a bağlı felsefe okulunun taraftarı"]}, {"word": "ideolojik", "meanings": ["İdeoloji ile ilgili"]}, {"word": "ideoloji", "meanings": ["Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü"]}, {"word": "idil", "meanings": ["Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir"]}, {"word": "idiyopati", "meanings": ["Kapan duygu"]}, {"word": "idman", "meanings": ["Alıştırma", "Alıştırma", "Herhangi bir duruma veya şeye alışkanlık kazanma"]}, {"word": "idman yapmak", "meanings": ["beden hareketleri yapmak"]}, {"word": "idmana çıkmak", "meanings": ["idman yapılacak alana toplu olarak gitmek"]}, {"word": "idmancı", "meanings": ["İdman yapan"]}, {"word": "idmansız", "meanings": ["İdman yapmamış olan, idmanı olmayan, çevikliği olmayan, ham, antrenmansız", "Bir işe, bir duruma henüz alışmamış olan, acemi"]}, {"word": "idmanlı", "meanings": ["İdman yaparak çeviklik kazanmış olan (kimse), antrenmanlı", "Herhangi bir şeye alışmış ve onu yadırgamaz duruma gelmiş olan (kimse)"]}, {"word": "idrak", "meanings": ["Anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme", "Erişme, ulaşma", "Algı", "Algılama"]}, {"word": "idrak etmek", "meanings": ["akıl erdirmek, anlamak, kavramak", "erişmek, ulaşmak", "algılamak"]}, {"word": "idraksiz", "meanings": ["Anlayışsız, ahmak"]}, {"word": "idrar", "meanings": ["Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı, sidik, küçük abdest, hacet"]}, {"word": "idraksizlik", "meanings": ["İdraksiz olma durumu, anlayışsızlık"]}, {"word": "idrar zoru", "meanings": ["İdrar torbasında biriken idrarı dışarı atmada zorluk çekme, sidik zoru"]}, {"word": "İdris otu", "meanings": ["Bir tür ayrık otu"]}, {"word": "ifa", "meanings": ["Bir işi yapma, yerine getirme", "Ödeme"]}, {"word": "İdris ağacı", "meanings": ["Gülgillerden, Anadolu'nun kuzey ve doğu kesimlerinde yüksek yerlerde yetişen, boyu 10 metreye ulaşabilen bir tür ağaç, kokulu kiraz, mahlep (Prunus mahaleb)"]}, {"word": "ifa etmek", "meanings": ["yapmak, yerine getirmek", "ödemek"]}, {"word": "ifade etmek", "meanings": ["anlatmak"]}, {"word": "ifade", "meanings": ["Anlatım", "Deyiş, söyleyiş", "Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü", "Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama", "Dışa vurum"]}, {"word": "ifade vermek", "meanings": ["bir olayla ilgili olarak gördüğünü, bildiğini yetkili veya ilgili kimseye söylemek"]}, {"word": "ifadelendirme", "meanings": ["İfadelendirmek işi"]}, {"word": "ifadesini almak", "meanings": ["sorguya çekmek", "görgü tanığının anlattıklarını yazmak", "tepelemek", "üstün gelmek, yenmek"]}, {"word": "ifadelendirmek", "meanings": ["Anlamlandırmak, bir şey anlatır duruma getirmek"]}, {"word": "iffet", "meanings": ["Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik", "Namus"]}, {"word": "iffetli", "meanings": ["İffetini koruyan, sili, afif, afife"]}, {"word": "iffetsiz", "meanings": ["İffetini korumayan, silisiz"]}, {"word": "ifildeme", "meanings": ["İfildemek işi"]}, {"word": "iffetsizlik", "meanings": ["İffetsiz olma durumu, silisizlik"]}, {"word": "iflah", "meanings": ["Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme, onma"]}, {"word": "ifildemek", "meanings": ["Hafifçe titremek", "Ürpermek"]}, {"word": "iflah olmamak", "meanings": ["onmamak, düzelmemek", "doğru davranışta bulunmamak"]}, {"word": "iflah etmek", "meanings": ["kötü bir durum veya hastalıktan kurtarmak"]}, {"word": "iflahı kesilmek", "meanings": ["çaresiz kalmak"]}, {"word": "iflas bayrağını çekmek (veya borusunu çalmak)", "meanings": ["ticarette batmak", "her şeyini yitirmek"]}, {"word": "iflas", "meanings": ["Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik", "Yenilgiye uğrama, değerini yitirme", "İşlevini veya görevini yapamama"]}, {"word": "iflahını kesmek", "meanings": ["gücünü tüketmek, bir daha düzelemeyecek bir duruma getirmek"]}, {"word": "iflas etmek", "meanings": ["bir kimse veya kuruluş için mahkeme kararıyla anaparasını yitirdiği açıklanmak, batmak", "düşünce, iddia, tez, kimse vb. değeri düşmek"]}, {"word": "anlaşmalı iflas", "meanings": ["Batık durumunda alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme, konkordato"]}, {"word": "iflas davası", "meanings": ["İflas işlerine bakan mahkemelerde açılan dava"]}, {"word": "iflas masası", "meanings": ["İflas eden kişi veya kuruluşun alacak ve borçlarını belirlemeye aynı zamanda düzenlemeye yetkili birim"]}, {"word": "ifna", "meanings": ["Yok etme", "Tüketme"]}, {"word": "ifna etmek", "meanings": ["yok etmek", "tüketmek"]}, {"word": "ifrat", "meanings": ["Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma, taşkınlık, tefrit karşıtı"]}, {"word": "ifrağ", "meanings": ["Bir şeyi başka bir biçime çevirme", "Boşaltım"]}, {"word": "ifrata kaçmak", "meanings": ["çok ileri gitmek, aşırı davranmak"]}, {"word": "ifrata vardırmak", "meanings": ["bir şeyin ölçüsünü kaçırmak"]}, {"word": "ifrat derecede", "meanings": ["Aşırı ölçüde"]}, {"word": "ifrat tefrit", "meanings": ["Olumlu ve olumsuz anlamda en uç noktalar"]}, {"word": "ifrat tefritte kalmak (veya bulunmak)", "meanings": ["herhangi bir konuda çok ileri gitmek veya geride kalmak"]}, {"word": "ifraz", "meanings": ["Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması", "Salgı"]}, {"word": "ifrazat", "meanings": ["Vücuttan çıkan kan, irin, ter vb. şeyler, salgılar"]}, {"word": "ifraz etmek", "meanings": ["bir araziyi bölmek, parsellere ayırmak", "salgılamak"]}, {"word": "ifrit", "meanings": ["Doğu masal ve efsanelerinde kötü, korkunç cin", "Öfkeli, ortalığı birbirine katan kimse", "İçini kemiren, meşgul eden şey"]}, {"word": "ifrit etmek", "meanings": ["çok kızmasına yol açmak, öfkelendirmek"]}, {"word": "ifritleşme", "meanings": ["Çirkefleşme"]}, {"word": "ifrit kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["çok öfkelenmek, çok kızmak"]}, {"word": "iftar", "meanings": ["Oruç açma, oruç bozma", "İftar vakti", "Ramazanda akşam yemeği"]}, {"word": "ifritleşmek", "meanings": ["Çirkefleşmek"]}, {"word": "ifsat", "meanings": ["Düzeni bozma, karışıklık çıkarma", "Kargaşalık"]}, {"word": "ifşa", "meanings": ["Gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma"]}, {"word": "ifşaat", "meanings": ["Gizli bir şeyi ortaya çıkarmak için yapılan açıklamalar"]}, {"word": "ifşa etmek", "meanings": ["gizli bir şeyi ortaya dökmek, açığa vurmak, yaymak, ilan etmek, afişe etmek, reklam etmek"]}, {"word": "ifta", "meanings": ["Fetva verme"]}, {"word": "iftar etmek", "meanings": ["oruç bozmak"]}, {"word": "iftariye", "meanings": ["İftar için hazırlanmış çerez ve yiyecek"]}, {"word": "iftihar", "meanings": ["Övünme"]}, {"word": "iftariyelik", "meanings": ["Ramazanda iftar açmak için ilk ağızda yenilecek ve içileceklerin tümü"]}, {"word": "iftar sofrası", "meanings": ["Ramazanda oruç açmak için hazırlanmış sofra"]}, {"word": "iftarlık", "meanings": ["Oruç açmak için hazırlanan yiyecek", "Oruç tutan kişi için alınan hediye, yiyecek veya çerez", "İftarda yenmeye elverişli"]}, {"word": "iftar topu", "meanings": ["İftar zamanını bildirmek amacıyla atılan top"]}, {"word": "iftar tabağı", "meanings": ["Ramazanda genellikle lokantalarda iftar açmak için bir tabağa dizilen ve yemek öncesi yenilen soğuk yiyecekler"]}, {"word": "iftar yemeği", "meanings": ["Ramazanda oruç açmak için hazırlanan yiyecek ve içeceklerin tümü"]}, {"word": "iftar vakti", "meanings": ["Ramazanda oruç açma zamanı, iftar, iftar zamanı"]}, {"word": "iftihar etmek", "meanings": ["kıvanç duymak, övünmek"]}, {"word": "iftihara geçmek", "meanings": ["okuldaki başarısı ve iyi davranışları sebebiyle üstün öğrenci seçilmek, övünç çizelgesinde yer almak"]}, {"word": "iftihar listesi", "meanings": ["Övünç çizelgesi"]}, {"word": "iftira atmak", "meanings": ["iftira etmek"]}, {"word": "iftira", "meanings": ["Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme, kara çalma, bühtan"]}, {"word": "iğ", "meanings": ["Pamuk, yün vb.nden iplik eğirmekte kullanılan, ortası şişkin, iki ucu sivri ve çengelli olan, ağaçtan yapılmış araç, eğirmen, kirmen", "İğ iplik", "Araba okunun ekseni", "Değirmen taşının ortasında bulunan ve yukarıdaki üst taşa geçen demir eksen"]}, {"word": "iftira etmek", "meanings": ["bir suçu birinin üzerine atmak, kara çalmak, kara sürmek"]}, {"word": "iftira çalmak", "meanings": ["iftira etmek"]}, {"word": "iftiraya uğramak", "meanings": ["kasıtlı ve asılsız suç yüklenmek"]}, {"word": "iftiracı", "meanings": ["Karalamacı"]}, {"word": "iftiracılık", "meanings": ["Karalamacılık"]}, {"word": "iguana", "meanings": ["İguanagillerden, 1-2 metre boyunda, Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, sırtında dikenli çıkıntılar bulunan, pullu, büyük sürüngen, Hint kertenkelesi (Iguana tuberculara)"]}, {"word": "iğ ağacı", "meanings": ["Ana yurdu Asya'nın dağlık bölgeleri olan, bazı türlerinde yaprakları kışın dökülen, odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan, kömürü ile kara kalem resim yapılan küçük bir ağaç (Euonymus)"]}, {"word": "iğbirar", "meanings": ["Gücenme, güceniklik, kırgınlık"]}, {"word": "iguanagiller", "meanings": ["Sürüngenler sınıfından, örnek hayvanı iguana olan bir familya"]}, {"word": "iğci", "meanings": ["İğ kullanan, yapan veya satan kimse"]}, {"word": "iğde", "meanings": ["İğdegillerden, kokulu, sarı çiçekleri olan, çalı biçiminde bir ağaç (Elaeagnus)", "Bu ağacın zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya çalan sarı renkte, beyaz unlu, tadı mayhoş yemişi"]}, {"word": "iğdegiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği iğde olan bitki familyası"]}, {"word": "iğdemir", "meanings": ["Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç"]}, {"word": "iğfal", "meanings": ["Bir kadını aldatma, baştan çıkarma", "Irzına geçme", "Aldatma, ayartma, kandırma, baştan çıkarma"]}, {"word": "iğdiş", "meanings": ["Erkeklik bezleri çıkarılarak veya burularak erkeklik görevi yapamayacak duruma getirilmiş (hayvan ve özellikle at)"]}, {"word": "iğdiş etmek", "meanings": ["hayvanlarda erkeklik bezlerini çıkarmak veya körletmek, burmak, enemek"]}, {"word": "iğfal etmek", "meanings": ["aldatmak, kandırmak, baştan çıkarmak", "ırzına geçmek, tecavüz etmek"]}, {"word": "iğ iplik", "meanings": ["Mitoz bölünme sırasında oluşan iğ biçimindeki uzantı, iğ"]}, {"word": "iğlik", "meanings": ["İçinde herhangi bir sayıda iğ bulunan"]}, {"word": "iğne", "meanings": ["Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç", "İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç", "Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü", "Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası", "Bazı araçların ucu sivri parçaları", "Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ", "Oltanın ucundaki küçük çengel", "Dokunaklı söz", "Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık", "Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç"]}, {"word": "iğne atsan yere düşmez", "meanings": ["çok kalabalık"]}, {"word": "iğne ile kuyu kazmak", "meanings": ["yetersiz araçlarla, sürekli ve sabırlı bir biçimde çalışıp çok güç olan veya çok ağır yürüyen bir işi başarmaya çalışmak"]}, {"word": "iğne ipliğe dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "iğne olmak", "meanings": ["iğne ile vücuduna ilaç verilmek"]}, {"word": "iğne yemek", "meanings": ["iğne olmak"]}, {"word": "iğne üstünde oturmak", "meanings": ["diken üstünde oturmak"]}, {"word": "iğne yapmak (veya vurmak)", "meanings": ["iğne ile vücuda sıvı bir ilaç vermek"]}, {"word": "iğne yutmuş ite (veya maymuna) dönmek", "meanings": ["zayıf ve bitkin duruma gelmek"]}, {"word": "iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır", "meanings": ["`başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iğne deliğinden Hindistan'ı seyretmek", "meanings": ["küçük bir olaydan büyük anlamlar çıkarmak"]}, {"word": "iğne ardı", "meanings": ["İğneyi, çıkış noktasının gerisinden saplayıp daha ileriden çıkararak yapılan aralıksız dikiş veya nakış türü"]}, {"word": "iğneci", "meanings": ["İğne yapan kimse"]}, {"word": "iğnecik", "meanings": ["Bazı omurgasız hayvanlarda rastlanan silis veya kalkerden oluşmuş, iğne biçiminde küçük çıkıntı", "Deniz teknelerinde dümen menteşesi"]}, {"word": "iğnecilik", "meanings": ["İğnecinin yaptığı iş"]}, {"word": "iğne deliği", "meanings": ["İğnenin arkasında iplik geçirilen delik"]}, {"word": "iğne deliği gibi", "meanings": ["küçücük"]}, {"word": "iğne deliğine girmek", "meanings": ["kimsenin bulamayacağı bir biçimde gizlenmek, saklanmak"]}, {"word": "iğne deliğinden geçmek", "meanings": ["aşırı derecede zayıflamak", "herhangi bir işte, durumda zorlu bir süreçten geçmek"]}, {"word": "iğnedenlik", "meanings": ["İğnelik"]}, {"word": "iğneleme", "meanings": ["İğnelemek işi"]}, {"word": "iğnelemek", "meanings": ["İğne ile tutturmak", "Üstü kapalı olarak onur kırıcı, üzüntü verici söz söylemek"]}, {"word": "iğnelenme", "meanings": ["İğnelenmek işi"]}, {"word": "iğnelenmek", "meanings": ["İğneleme işi yapılmak veya iğneleme işine konu olmak", "İğne batar gibi acı duyulmak"]}, {"word": "iğneleyiş", "meanings": ["İğneleme işi"]}, {"word": "iğneli", "meanings": ["İğnesi olan", "İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş", "Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli"]}, {"word": "iğnelik", "meanings": ["Üzerine iğne saplanan küçük yastık, iğnedenlik, iğne yastığı"]}, {"word": "iğneli fıçı", "meanings": ["Çok sıkıntı ve üzüntü veren durum veya şey"]}, {"word": "iğneli söz", "meanings": ["Dokunaklı, kırıcı söz"]}, {"word": "iğne oyası", "meanings": ["İğneyle değişik biçimli veya düğümlü ilmekler oluşturularak ve bunlar birleştirilerek yapılan oya"]}, {"word": "iğne yaprak", "meanings": ["Çam türlerinde görülen, ince uzun, sivri uçlu yaprak"]}, {"word": "iğne yapraklılar", "meanings": ["Kozalaklılar"]}, {"word": "iğne yastığı", "meanings": ["İğnelik"]}, {"word": "iğrenç", "meanings": ["İnsanda iğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren, müstekreh", "İnsanda iğrenme duygusunu uyandıracak biçimde"]}, {"word": "iğrendirme", "meanings": ["İğrendirmek işi"]}, {"word": "iğrençlik", "meanings": ["İğrenç olma durumu"]}, {"word": "iğrengen", "meanings": ["Her şeyden iğrenme huyu olan"]}, {"word": "iğrendirmek", "meanings": ["İğrenmesine yol açmak"]}, {"word": "iğrengenlik", "meanings": ["İğrengen olma durumu"]}, {"word": "iğrenilme", "meanings": ["İğrenilmek işi"]}, {"word": "iğrenilmek", "meanings": ["İğrenme işi yapılmak"]}, {"word": "iğreniş", "meanings": ["İğrenme işi"]}, {"word": "iğrenme", "meanings": ["İğrenmek işi"]}, {"word": "iğrenmek", "meanings": ["Bir şeyi tiksindirici bulmak, istikrah etmek", "Aşağılık, bayağı bulmak, hoşlanmamak, nefret etmek"]}, {"word": "iğtinam", "meanings": ["Ganimet yoluyla alma, yağmalama"]}, {"word": "ihale", "meanings": ["İş, mal vb.ni birçok istekli arasından en uygun şartlarla kabul edene verme, eksiltme veya artırma"]}, {"word": "iğrenti", "meanings": ["İğrenme"]}, {"word": "ihale etmek", "meanings": ["bir işi en uygun görülene bırakmak"]}, {"word": "ihaleye çıkarılmak", "meanings": ["eksiltmeye veya artırmaya çıkarılmak"]}, {"word": "iham", "meanings": ["Kuruntuya düşürme", "İki anlamı olan bir sözün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirmesi sanatı"]}, {"word": "ihanet", "meanings": ["Hıyanet, hainlik", "Evlilikte, sevgide aldatma, sadakatsizlik", "Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme"]}, {"word": "ihanet etmek", "meanings": ["hainlik, kötülük etmek", "karı, koca birbirini aldatmak"]}, {"word": "ihata", "meanings": ["Kuşatma", "Kavrayış, anlayış"]}, {"word": "ihanete uğramak", "meanings": ["aldatılmak, sadakatsizlik görmek"]}, {"word": "ihata etmek", "meanings": ["çevirmek, çevrelemek, kuşatmak, sarmak", "kavramak, anlamak"]}, {"word": "ihatalı", "meanings": ["Alanı geniş", "Kuşatılmış, çevrilmiş", "Kavrayışlı, anlayışlı"]}, {"word": "ihbar", "meanings": ["Bildirme, bildirim, haber verme", "Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme, ele verme"]}, {"word": "ihbar etmek", "meanings": ["bildirmek, haber vermek", "bir suçu veya suçluyu yetkili makama gizlice bildirmek"]}, {"word": "ihbarcı", "meanings": ["Haber veren, bildiren kimse", "Muhbir"]}, {"word": "ihbarcılık", "meanings": ["Muhbirlik"]}, {"word": "ihbariye", "meanings": ["Haber verme kâğıdı, bildirim, ihbarname", "Haber verme ücreti"]}, {"word": "ihbarlama", "meanings": ["İhbarlamak işi"]}, {"word": "ihbarlamak", "meanings": ["İhbar etmek"]}, {"word": "ihbarlı", "meanings": ["Önceden bildirilmiş, haber verilmiş"]}, {"word": "ihbarname", "meanings": ["Haber verme kâğıdı, bildirim, ihbariye"]}, {"word": "ihbar tazminatı", "meanings": ["Bildirim ödencesi"]}, {"word": "ihdas", "meanings": ["Ortaya çıkarma, meydana getirme", "Kurma"]}, {"word": "ihdas etmek", "meanings": ["ortaya çıkarmak, meydana getirmek", "kurmak", "bir şeyin olmasına, ortaya çıkmasına sebep olmak"]}, {"word": "ihlal etmek", "meanings": ["bozmak, zarara uğratmak", "kurala aykırı davranmak"]}, {"word": "ihlal", "meanings": ["Bozma, zarar verme", "Yasa ve düzene uymama"]}, {"word": "ihlas", "meanings": ["Temiz sevgi ve yürekten bağlılık", "İbadetlerdeki içtenlik"]}, {"word": "ihlaslı", "meanings": ["İhlası yerinde ve sağlam olan (kimse)"]}, {"word": "ihmal", "meanings": ["Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme"]}, {"word": "ihmal edilmek", "meanings": ["gereken ilgiden yoksun bırakılmak"]}, {"word": "ihmal etmek", "meanings": ["savsamak, savsaklamak, boşlamak", "birine gereken ilgiyi göstermemek"]}, {"word": "ihmalci", "meanings": ["İhmalkâr"]}, {"word": "ihmalcilik", "meanings": ["İhmalkârlık"]}, {"word": "ihmalkâr", "meanings": ["İşlerine önem vermeyip onları gelişigüzel yapıveren veya daha sonraya bırakan, savsak, ihmalci"]}, {"word": "ihmalkârlık", "meanings": ["İhmalkâr olma durumu, ihmalcilik"]}, {"word": "ihracat", "meanings": ["Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satması, dış satım"]}, {"word": "ihracatçı", "meanings": ["İhracat işleriyle uğraşan kimse, dış satımcı, ihraççı"]}, {"word": "ihracatçılık", "meanings": ["İhracatçının yaptığı iş, dış satımcılık"]}, {"word": "ihsan", "meanings": ["İyilik etme, iyi davranma", "Bağışlama, bağışta bulunma", "Bağışlanan şey, kayra, lütuf, inayet, atıfet", "Karşılık beklemeden yapılan yardım, iyilik"]}, {"word": "ihraç", "meanings": ["Çıkarma, dışarıya atma", "Yurt dışına mal satma"]}, {"word": "ihram", "meanings": ["Hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü", "Yün yaygı", "Hacca veya umreye giden Müslüman'ın dinî olarak yapılması yasak olmayan bazı şeyleri kendisine yasaklaması", "Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi"]}, {"word": "ihrama girmek", "meanings": ["hac görevini yerine getirmek üzere ihram giymek"]}, {"word": "ihraç etmek", "meanings": ["yurt dışına mal veya hizmet satmak", "çıkarmak, dışarı atmak"]}, {"word": "ihramdan çıkmak", "meanings": ["hac görevini tamamladıktan sonra giyilen ihramı çıkarmak"]}, {"word": "ihraz", "meanings": ["Kazanma, elde etme, erişme"]}, {"word": "ihraz etmek (veya eylemek)", "meanings": ["kazanmak, elde etmek, erişmek"]}, {"word": "ihsan etmek (veya buyurmak)", "meanings": ["bağışta bulunmak, bağışlamak"]}, {"word": "ihsanıhümayun", "meanings": ["Padişah tarafından yeteneği veya başarısı dolayısıyla birine verilen görev, rütbe, ödül"]}, {"word": "ihsas etmek", "meanings": ["sezdirmek, ima etmek"]}, {"word": "ihsas", "meanings": ["Üstü kapalı anlatma, sezdirme, ima", "Duyum"]}, {"word": "ihtar", "meanings": ["Uyarma, dikkat çekme, uyarı", "Bir şeyi birine hatırlatma"]}, {"word": "ihtar etmek", "meanings": ["hatırlatmak, uyarmak, dikkatini çekmek"]}, {"word": "ihtarda bulunmak", "meanings": ["ihtar etmek"]}, {"word": "ihtarname", "meanings": ["Resmî ihtar yazısı, protesto"]}, {"word": "ihtarname çekmek", "meanings": ["yasal yollarla yazılı uyarı göndermek"]}, {"word": "ihtida", "meanings": ["Başka bir dinden çıkıp Müslüman olma"]}, {"word": "ihtikâr", "meanings": ["Vurgunculuk"]}, {"word": "ihtifal", "meanings": ["Anma töreni"]}, {"word": "ihtilaç", "meanings": ["Çırpınma"]}, {"word": "ihtilaç etmek", "meanings": ["çırpınmak"]}, {"word": "ihtilaf", "meanings": ["Ayrılık, anlaşmazlık, aykırılık, uyuşmazlık"]}, {"word": "ihtilafa düşmek", "meanings": ["anlaşamamak, bozuşmak, uyuşamamak"]}, {"word": "ihtilal", "meanings": ["Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi, devrim", "Kargaşalık, düzensizlik, karışıklık", "Köklü değişim"]}, {"word": "ihtilalci", "meanings": ["İhtilal yanlısı ve ihtilal yapan kimse, devrimci"]}, {"word": "ihtilalcilik", "meanings": ["İhtilalci olma durumu, devrimcilik"]}, {"word": "ihtilam", "meanings": ["Düş azması"]}, {"word": "ihtilas", "meanings": ["Aşırma", "Bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp alma"]}, {"word": "ihtilat etmek", "meanings": ["hastalık başka bir hastalığa dönmek"]}, {"word": "ihtimal", "meanings": ["Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık", "Belki, ola ki"]}, {"word": "ihtilat", "meanings": ["Karmaşıklık", "Karşılaşıp görüşme"]}, {"word": "ihtimal vermemek", "meanings": ["bir şeyin gerçekleşeceğini, olabileceğini hiç düşünmemek"]}, {"word": "ihtimal ki", "meanings": ["olabilir ki, belki"]}, {"word": "ihtimaliyet hesabı", "meanings": ["Olasılık hesabı"]}, {"word": "ihtimalî", "meanings": ["Olabilen, olasılı, belkili", "Belkili"]}, {"word": "ihtimaller hesabı", "meanings": ["Olasılık hesabı"]}, {"word": "ihtimam etmek (veya göstermek)", "meanings": ["özen göstermek, dikkatle davranmak"]}, {"word": "ihtimam", "meanings": ["Özen", "Özenli bakım"]}, {"word": "ihtira", "meanings": ["Türetme"]}, {"word": "ihtiram", "meanings": ["Saygı"]}, {"word": "ihtira beratı", "meanings": ["Bilinen araç, gereçlerle ve yaratıcı güçle yeni bir şey bulana, bulduğu şeyden bir süre yalnız kendisinin yararlanması için devletçe verilen belge"]}, {"word": "ihtiram duruşu", "meanings": ["Saygı duruşu"]}, {"word": "ihtiram birliği", "meanings": ["Tören birliği"]}, {"word": "ihtiras", "meanings": ["Aşırı, güçlü istek", "Tutku"]}, {"word": "ihtiram kıtası", "meanings": ["Tören birliği"]}, {"word": "ihtiraslı", "meanings": ["Aşırı istekli", "Tutkulu"]}, {"word": "ihtiraz", "meanings": ["Çekinme, sakınma", "Çekince"]}, {"word": "ihtisar", "meanings": ["Sözü kısa kesme, kısaltma", "Bir metinden gereksiz ayrıntıları çıkarma"]}, {"word": "ihtisas", "meanings": ["Duygu", "Duygulanma"]}, {"word": "ihtisas", "meanings": ["Uzmanlık, uzmanlaşma"]}, {"word": "ihtisas yapmak", "meanings": ["belli bir konuda özel eğitim görmek, uzmanlaşmak, ihtisaslaşmak"]}, {"word": "ihtisaslaşma", "meanings": ["İhtisaslaşmak işi"]}, {"word": "ihtişam", "meanings": ["Görkem"]}, {"word": "ihtişamlı", "meanings": ["Görkemli"]}, {"word": "ihtisaslaşmak", "meanings": ["Herhangi bir konuda uzmanlaşmak"]}, {"word": "ihtiva etmek", "meanings": ["içine almak, içinde bulundurmak, içermek, kapsamak"]}, {"word": "ihtiva", "meanings": ["İçine alma, içinde bulundurma, içerme"]}, {"word": "ihtiyaç", "meanings": ["Gereksinim", "Güçlü istek", "Yoksulluk, yokluk"]}, {"word": "ihtiyaca cevap vermek", "meanings": ["gereksinimi karşılamak"]}, {"word": "ihtiyaç duymak", "meanings": ["bir kimseyi veya bir şeyi gerekli saymak"]}, {"word": "ihtiyacı olmak", "meanings": ["gereksemek, gereksinmek"]}, {"word": "ihtiyari", "meanings": ["Seçimlik"]}, {"word": "ihtiyar", "meanings": ["Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı", "Cansız, sönük", "Eski", "Baba veya anne"]}, {"word": "ihtiyar etmek", "meanings": ["yaşlandırmak, kocaltmak"]}, {"word": "ihtiyar olmak", "meanings": ["yaşlanmak"]}, {"word": "ihtiyar", "meanings": ["Seçme"]}, {"word": "ihtiyar etmek", "meanings": ["seçmek, ortaya koymak"]}, {"word": "ihtiyar heyeti", "meanings": ["Köy tüzel kişiliğinde, muhtar başkanlığında görev yapan kişilerden oluşan yetkili organ, ihtiyar meclisi"]}, {"word": "ihtiyarcık", "meanings": ["İhtiyarlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "ihtiyarlamak", "meanings": ["Yaşı ilerlemek, yaşlanmak, kocamak", "İhtiyar görünüşü almak, ihtiyar görünmek"]}, {"word": "ihtiyarlama", "meanings": ["İhtiyarlamak işi, yaşlanma"]}, {"word": "ihtiyarlatma", "meanings": ["İhtiyarlatmak işi"]}, {"word": "ihtiyarlatmak", "meanings": ["İhtiyarlamasına sebep olmak"]}, {"word": "ihtiyarlayış", "meanings": ["İhtiyarlama işi"]}, {"word": "ihtiyarlık", "meanings": ["İhtiyar olma durumu, yaşlılık", "Her bakımdan güçsüzlük, yetersizlik, zayıflık"]}, {"word": "ihtiyarlık sigortası", "meanings": ["Yaşlılık sigortası"]}, {"word": "ihtiyar meclisi", "meanings": ["İhtiyar heyeti"]}, {"word": "ihtiyat", "meanings": ["Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma", "Gereğinden fazla olup saklanan şey, yedek"]}, {"word": "ihtiyarsız", "meanings": ["Seçmesiz, irade dışı", "Düşünmeksizin, elde olmadan"]}, {"word": "ihtiyat kaydı ile", "meanings": ["doğruluğu şüpheli görülerek"]}, {"word": "ihtiyatlı bulunmak", "meanings": ["beklenmedik sonuçlara karşı hazırlıklı olmak"]}, {"word": "ihtiyat akçesi", "meanings": ["Yedek akçe"]}, {"word": "ihtiyaten", "meanings": ["Her duruma, her ihtimale karşı, ilerisini düşünerek"]}, {"word": "ihtiyati tedbir", "meanings": ["İlerisi düşünülerek alınan önlem", "Yargılama öncesi yasal organlarca alınan önlem"]}, {"word": "ihtiyati", "meanings": ["İlerisi düşünülerek yapılan"]}, {"word": "ihtiyatkâr", "meanings": ["İhtiyatlı"]}, {"word": "ihtiyatkârlık", "meanings": ["İhtiyatlı olma durumu"]}, {"word": "ihtiyatlı", "meanings": ["Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan, sakıngan, ihtiyatkâr"]}, {"word": "ihtiyatlı davranmak", "meanings": ["uyanık olmak, düşünerek davranmak"]}, {"word": "ihtiyatlı olmak", "meanings": ["herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranmak"]}, {"word": "ihtiyatsız", "meanings": ["İhtiyatlı davranmayan"]}, {"word": "ihtiyatsızlık etmek", "meanings": ["önlem almadan davranmak"]}, {"word": "ihtiyatsızlık", "meanings": ["İhtiyatsız olma durumu"]}, {"word": "ihtizaz etmek", "meanings": ["titreşmek"]}, {"word": "ihtizaz", "meanings": ["Titreşme, titreşim", "Titreşim"]}, {"word": "ihvan", "meanings": ["Yakın dostlar, arkadaşlar", "Aynı okul veya tarikattan olan kimseler"]}, {"word": "ihya", "meanings": ["Yeniden canlandırma, diriltme", "Çok iyi duruma getirme, geliştirme, güçlendirme", "Yeni bir güç, umut, erinç verme"]}, {"word": "ihya etmek", "meanings": ["canlandırmak", "mutluluğa kavuşturmak", "bayındır bir duruma getirmek"]}, {"word": "ihya olmak", "meanings": ["daha iyi bir duruma gelmek", "mutluluğa kavuşmak", "bayındır duruma getirilmek"]}, {"word": "ihzari", "meanings": ["Hazırlık niteliğinde olan, hazırlayıcı"]}, {"word": "ihzar", "meanings": ["Hazırlama, hazır etme"]}, {"word": "ikame", "meanings": ["Yerine koyma, yerine kullanma", "Ayağa kaldırma, ayakta durdurma", "Ortaya koyma", "Yerine konulan, yerine geçen"]}, {"word": "ikame etmek", "meanings": ["yerine koymak", "ayakta durdurmak", "ortaya koymak"]}, {"word": "ikame mal", "meanings": ["Birbirlerinin yerine geçen, konulabilen mal"]}, {"word": "ikamet", "meanings": ["Bir yerde oturma, eğleşme"]}, {"word": "ikamet etmek", "meanings": ["bir yerde oturmak, eğleşmek"]}, {"word": "ikamete memur edilmek", "meanings": ["sürgün cezası verilmek"]}, {"word": "ikametgâh", "meanings": ["Konut"]}, {"word": "ikametgâh ilmühaberi", "meanings": ["Yerleşim belgesi"]}, {"word": "ikametgâh kâğıdı", "meanings": ["Yerleşim belgesi"]}, {"word": "ikaz", "meanings": ["Uyarma, uyarı, dikkat çekme, ihtar, tembih", "Uyandırma"]}, {"word": "ikaz etmek", "meanings": ["uyarmak, dikkat çekmek"]}, {"word": "ikbal", "meanings": ["Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu", "Odalık", "İstek, arzu"]}, {"word": "ikbali sönmek", "meanings": ["daha önce iyi olan durumu veya işi bozulmak"]}, {"word": "ikbal düşkünlüğü", "meanings": ["İkbal düşkünü olma durumu"]}, {"word": "ikdam", "meanings": ["Gayretle çalışma, sürekli uğraşma"]}, {"word": "ikbal düşkünü", "meanings": ["İyi bir yaşantısı varken gözden düşerek yoksulluğa mecbur kalan (kimse)", "Makam ve mevki hırsı olan (kimse)"]}, {"word": "ikebana", "meanings": ["Belli kurallara göre yapılan çiçek düzenlemesi"]}, {"word": "iki", "meanings": ["Birden sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı", "Birden bir artık"]}, {"word": "iki ahbap çavuş", "meanings": ["her yerde hep birlikte görülen, birbirinden ayrılmayan iki arkadaş"]}, {"word": "iki arada bir derede (kalmak)", "meanings": ["sıkışık, zor şartlar altında (kalmak)"]}, {"word": "iki cambaz bir ipte oynamaz", "meanings": ["`kurnazlıkta eşit olan iki kimse birbirlerini aldatamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki at bir kazığa bağlanmaz", "meanings": ["`ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki arslan bir posta sığmaz", "meanings": ["`bir ülkede iki baş egemen olamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki arada kalmak", "meanings": ["birbirine karşıt iki kişi arasında ne yapacağını bilemeyerek şaşırmak"]}, {"word": "iki ateş arasında kalmak", "meanings": ["zor bir durumda karar verememek"]}, {"word": "iki baş bir kazanda kaynamaz", "meanings": ["iki at bir kazığa bağlanmaz"]}, {"word": "iki dirhem bir çekirdek", "meanings": ["çok güzel ve özenli giyinmiş"]}, {"word": "iki ayağını bir pabuca sokmak", "meanings": ["birini bir işi hemen yapması için çok sıkıştırmak"]}, {"word": "iki baştan olmak", "meanings": ["bir şey, her iki tarafın aynı şeyi istemesiyle, iyi niyetiyle gerçekleştirilebilmek"]}, {"word": "iki cami arasında kalmış beynamaz", "meanings": ["iki yoldan hangisini tutacağını şaşırmış kimse"]}, {"word": "iki çıplak bir hamama yakışır", "meanings": ["`iki yoksul kimsenin birbiriyle evlenmesi uygundur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki dinle bir söyle", "meanings": ["`çok konuşmak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki deliye bir uslu koymuşlar", "meanings": ["`birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki çift laf (veya lakırtı veya söz) etmek", "meanings": ["birkaç söz söylemek", "bir araya gelerek sohbet etmek"]}, {"word": "iki el bir baş için", "meanings": ["`ancak kendi geçimini sağlayabilenler, başkalarına yardım edecek bir durumda değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki eli böğründe kalmak", "meanings": ["çaresiz kalıp ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "iki eli (birinin) yakasında olmak", "meanings": ["kıyamette ondan davacı olmak"]}, {"word": "iki eli (kızıl) kanda olsa", "meanings": ["`elindeki iş ne kadar önemli olursa olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki elim yanıma gelecek", "meanings": ["doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde `öleyim ki doğru söylüyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki eli şakaklarında düşünmek", "meanings": ["derin derin düşünmek"]}, {"word": "iki eli yanına gelmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "iki emini bir yemin aralar", "meanings": ["`birbirinin doğruluğuna güvenerek birlikte iş yapmakta olan iki kişiden biri, hile yapmadığına arkadaşını inandırmak için yemin ediyorsa artık güven bozulmuş demektir, ayrılmaları gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki karpuzu bir koltuğa sığdırmak", "meanings": ["aynı anda iki işi veya görevi yapmak"]}, {"word": "iki gönül bir olunca samanlık seyran olur", "meanings": ["`birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki gözü iki çeşme", "meanings": ["sürekli ağlar durumda", "sürekli ağlayan"]}, {"word": "iki gözü iki çeşme ağlamak", "meanings": ["sürekli veya çok ağlamak"]}, {"word": "iki gözüm kör olsun", "meanings": ["doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde söylenen yemin sözü"]}, {"word": "iki hırtı bir pırtı", "meanings": ["aşırı yoksulluğu anlatan bir söz"]}, {"word": "iki kardeş savaşmış, ebleh buna inanmış", "meanings": ["`iki kardeş arasındaki anlaşmazlık geçicidir, bu durumu gerçek ve sürekli sanmak saflıktır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki kat olmak", "meanings": ["iki büklüm olmak"]}, {"word": "iki kaptan bir gemiyi batırır", "meanings": ["`bir işi, iki kişi yürütemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki kere iki dört eder", "meanings": ["`gerçekliğinden şüphe edilmeyecek kadar açık` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki kulak bir dil için", "meanings": ["`çok dinleyip az söylemeli` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki lafı (veya sözü) bir araya getirememek", "meanings": ["düşündüğünü doğru dürüst ifade edememek"]}, {"word": "iki lakırtı etmek", "meanings": ["iki çift laf etmek"]}, {"word": "iki ölç, bir biç", "meanings": ["`bir iş yapılırken ayrıntıları ve sonuçları iyice düşünülmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki lakırtıyı bir araya getirmek", "meanings": ["meramını kısaca, düzgün ve açık bir biçimde anlatmak"]}, {"word": "iki satır laf etmek (veya konuşmak)", "meanings": ["dostça biraz söyleşmek"]}, {"word": "iki rahmetten (veya iyilikten) biri", "meanings": ["`çok acı çeken ağır hastalar için ya iyileşsin ya ölüp kurtulsun, böyle çekmesin` anlamında kullanılan iyi dilek sözü"]}, {"word": "iki seksen uzanmak", "meanings": ["bir çarpma, vurma sonucu boylu boyunca yere serilmek"]}, {"word": "iki tımar bir yem yerine geçer", "meanings": ["`atı sık sık tımar etmek, onu yemle beslemek kadar önemlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki testi tokuşunca biri elbet kırılır", "meanings": ["`kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki söz bir pazar", "meanings": ["`uzun boylu pazarlık etmeden` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki ucu boklu değnek", "meanings": ["ne yönden bakılırsa bakılsın çözülmesi çok güç iş veya durum"]}, {"word": "iki ucunu bir araya getirememek", "meanings": ["gelirle gideri denkleştirememek, işleri düzene koyamamak"]}, {"word": "iki yakası bir araya gelmemek", "meanings": ["geçim sıkıntısından bir türlü kurtulamamak, borçtan kurtulamamak"]}, {"word": "iki yakasını bir araya getirememek", "meanings": ["maddi sıkıntıdan kurtulup rahata erememek"]}, {"word": "ikisi bir kapıya çıkmak", "meanings": ["aynı sonuca varmak, aynı sonucu doğurmak"]}, {"word": "ikisini bir kazana koysalar kaynamazlar", "meanings": ["`aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iki anlamlı", "meanings": ["İki anlama gelen", "İkircil"]}, {"word": "iki anlamlılık", "meanings": ["İki anlama gelme durumu", "İki anlama yorumlanabilme durumu"]}, {"word": "iki ayaklılık", "meanings": ["İki ayaklı olma özelliği veya durumu"]}, {"word": "iki ayaklı", "meanings": ["İki ayağı olan (hayvan veya eşya)"]}, {"word": "iki başlı", "meanings": ["İki başı olan"]}, {"word": "iki başlılık", "meanings": ["İki başlı olma durumu", "Yönetimde birden fazla yetkiye sahip olma", "Yönetimde birden çok kişinin müdahalesi sonunda işlerin sarpa sarması"]}, {"word": "iki bir", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin bir, öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi"]}, {"word": "ikibuçukluk", "meanings": ["Kadınların süs için takındıkları, iki buçuk altın lira değerinde olan altın, gremse"]}, {"word": "iki büklüm", "meanings": ["Beli bükük, öne doğru eğik (kimse)", "Beli bükük, öne doğru eğik bir biçimde"]}, {"word": "iki büklüm olmak", "meanings": ["yorgunluk, hastalık, yaşlılık vb. nedenlerle beli bükülmek, öne doğru eğilmek", "riyakârlık, dalkavukluk, gerçek olmayan saygı vb. nedenlerle iki kat olup öne eğilmek"]}, {"word": "iki canlılık", "meanings": ["İki canlı olma durumu"]}, {"word": "iki canlı", "meanings": ["Gebe"]}, {"word": "ikici", "meanings": ["İkicilik felsefesini kabul eden, düalist"]}, {"word": "iki cihan", "meanings": ["İslam inancına göre bu dünya ve ebedî olan öteki dünya"]}, {"word": "ikicilik", "meanings": ["Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş, düalizm"]}, {"word": "iki cinslikli", "meanings": ["İki eşeyli"]}, {"word": "iki çenekliler", "meanings": ["Tohumlarında iki çenek bulunan kapalı tohumlu bitkiler sınıfı"]}, {"word": "iki çenetli", "meanings": ["Çatladığında kabuğu iki çenete ayrılan (meyve)", "İki parçalı kavkısı birbirine kaslarla bağlı yassı solungaçlılardan midye, istiridye vb. (hayvan)"]}, {"word": "iki çenetliler", "meanings": ["İki çenetli kabuklular sınıfı"]}, {"word": "ikiçifte", "meanings": ["Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer küreği olan tekne"]}, {"word": "iki dilli", "meanings": ["İki ayrı dilde olan", "İki ayrı dile sahip olan", "İki ayrı dili okuyup yazma gücünde ve becerisinde olan"]}, {"word": "iki dillilik", "meanings": ["İki dilli olma durumu"]}, {"word": "iki düzlemli", "meanings": ["İki düzlemin kesişmesinden oluşan (açı)"]}, {"word": "iki eşeyli", "meanings": ["Erkek ve dişi eşey organları bir arada bulunan, iki cinslikli"]}, {"word": "iki evcikli", "meanings": ["Erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı bitkilerde bulunan (bitki)"]}, {"word": "iki fazlı", "meanings": ["Aralarında devrenin dörtte biri kadar faz farkı olan (aynı frekans ve genlikte iki alternatif akım veya gerilim)"]}, {"word": "ikilem", "meanings": ["İki önermesi bulunan ve her iki önermenin vargısı olan tasım, kıyasımukassem, dilemma", "İnsanı istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu"]}, {"word": "iki kanatlılar", "meanings": ["Çift kanatlılar"]}, {"word": "iki geçeli", "meanings": ["Karşılıklı iki sıra olarak"]}, {"word": "iki katlı", "meanings": ["Üst üste iki katı olan, içinden veya dışından merdiveni olan, dubleks (ev)"]}, {"word": "ikilemde kalmak", "meanings": ["iki şey arasında karar verememek"]}, {"word": "ikileme düşmek", "meanings": ["karar verememek"]}, {"word": "ikileme", "meanings": ["İkilemek işi", "Anlamı güçlendirmek için aynı kelimenin tekrarlanması, anlamları birbirine yakın, karşıt olan veya sesleri birbirini andıran kelimelerin yan yana kullanılması: Yavaş yavaş, irili ufaklı, aşağı yukarı gibi"]}, {"word": "ikilemek", "meanings": ["Bir şeyin sayısını ikiye çıkarmak", "Tekrarlamak, yinelemek", "Tarlayı iki kez sürmek"]}, {"word": "ikilenmek", "meanings": ["İkileme işi yapılmak"]}, {"word": "ikilenme", "meanings": ["İkilenmek işi"]}, {"word": "ikile!", "meanings": ["`defol git, kaybol` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ikileşme", "meanings": ["İkileşmek işi"]}, {"word": "ikileşmek", "meanings": ["Sayısı ikiye çıkmak"]}, {"word": "ikiletme", "meanings": ["İkiletmek işi"]}, {"word": "ikiletmek", "meanings": ["İkilemesine yol açmak"]}, {"word": "ikili", "meanings": ["İki parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden iki tane bulunan", "İskambil, domino vb. oyunlarda iki işareti bulunan (kâğıt veya pul)", "İki taraf arasında yapılmış", "İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası, düet", "İki kişiden oluşmuş topluluk", "İkili bahis"]}, {"word": "ikili çatı", "meanings": ["İki görevde de kullanılabilen çatı: alınmak, toplanmak, sanılmak sözlerinin hem dönüşlü hem de edilgen çatı olarak kullanılması gibi"]}, {"word": "ikili oynamak", "meanings": ["karşı olan yanlardan hem birini hem öbürünü destekler görünmek", "at yarışlarında birinci ile ikinciyi tahmin edip para yatırmak"]}, {"word": "ikilik", "meanings": ["İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu", "Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, tefrika", "İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen", "Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık", "İki kuruşluk gümüş akçe", "Birlik notanın yarı süre değerindeki nota"]}, {"word": "ikili kök", "meanings": ["Hem ad hem de fiil kökü gibi kullanılan kök"]}, {"word": "ikili ünlü", "meanings": ["İkiz ünlü"]}, {"word": "ikili yatak", "meanings": ["İki kişinin yatabileceği tek parça yatak"]}, {"word": "ikinci", "meanings": ["İki sayısının sıra sıfatı", "Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen", "Değer ve kalitece birinciden sonra gelen", "Yeni, bir başka", "Birinciden sonra gelen kimse veya nesne"]}, {"word": "ikinci gelmek", "meanings": ["bir yarışmada birinciden sonraki dereceyi almak"]}, {"word": "ikinci plana düşmek", "meanings": ["bir kimsenin veya topluluğun gözünde eski önemini, değerini yitirmek"]}, {"word": "İkinci Çağ", "meanings": ["Yeryüzünün yaklaşık yüz elli milyon yıllık çağı, İkinci Zaman, mezozoik"]}, {"word": "ikincil grup", "meanings": ["Birbirleriyle ilişkileri kişisel olmayan, resmî ilişkilere dayanan etkileşmelerle ilişki içine giren, ikiden fazla insanın oluşturduğu topluluk"]}, {"word": "ikincil", "meanings": ["Sırada önem bakımından ikinci derecede olan, tali, sekunder"]}, {"word": "ikinci ferik", "meanings": ["Tümgeneral"]}, {"word": "ikinci yarı", "meanings": ["Karşılaşmalarda iki devreden sonuncusu"]}, {"word": "ikincilik", "meanings": ["İkinci olma durumu"]}, {"word": "İkinci Zaman", "meanings": ["İkinci Çağ"]}, {"word": "ikinci zar", "meanings": ["Bitkilerde tohumu örten zarların dıştan ikincisi"]}, {"word": "ikindiden sonra dükkân açmak", "meanings": ["bir işe başlamakta geç kalmak"]}, {"word": "ikindi", "meanings": ["Öğle ile akşam arasındaki zaman dilimi", "İkindi ezanı", "İkindi namazı"]}, {"word": "ikindi ezanı", "meanings": ["İkindi namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan"]}, {"word": "ikindi namazı", "meanings": ["İkindi vakti kılınan namaz"]}, {"word": "ikindiüstü", "meanings": ["İkindiye doğru, ikindiüzeri"]}, {"word": "ikindiüzeri", "meanings": ["İkindiüstü"]}, {"word": "ikindi vakti", "meanings": ["İkindi için belirlenen süre, ikindi zamanı"]}, {"word": "ikindiyin", "meanings": ["İkindi vaktinde"]}, {"word": "ikindi zamanı", "meanings": ["İkindi vakti"]}, {"word": "iki nokta", "meanings": ["Kendisinden sonra örnek verilecek veya açıklama yapılacak cümlenin sonuna konulan noktalama işareti (:)", "Bölme işaretinin adı"]}, {"word": "iki paralık etmek", "meanings": ["değerini düşürmek"]}, {"word": "iki paralık", "meanings": ["Çok az", "Değersiz, önemsiz"]}, {"word": "iki paralık olmak", "meanings": ["değerini yitirmek"]}, {"word": "iki parmaklı", "meanings": ["İki parmağı olan (hayvan)"]}, {"word": "ikircik", "meanings": ["İşkil, şüphe, kuruntu", "Kararsızlık, tereddüt"]}, {"word": "ikirciklenme", "meanings": ["İkirciklenmek işi"]}, {"word": "ikircikli", "meanings": ["İşkilli", "Kararsız, mütereddit", "Kararsız, mütereddit bir biçimde"]}, {"word": "ikirciklenmek", "meanings": ["İşkillenmek, kuşkulanmak", "Kararsız olmak"]}, {"word": "ikirciklik", "meanings": ["Tereddüt"]}, {"word": "ikircil", "meanings": ["İki anlama da gelen ve iki türlü yorumlanabilecek nitelikte olan, iki anlamlı"]}, {"word": "ikircim", "meanings": ["İkircik"]}, {"word": "ikircimli", "meanings": ["İkircikli"]}, {"word": "ikircimlik", "meanings": ["İkirciklik"]}, {"word": "ikiyüzlü", "meanings": ["Özü sözü bir olmayan, riyakâr, mürai"]}, {"word": "iki şekilli", "meanings": ["Birbirinden farklı iki biçimde billurlaşan"]}, {"word": "ikişer", "meanings": ["İki sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her defasında ikisi bir arada olan, her birine iki"]}, {"word": "ikişer olmak", "meanings": ["ikişer ikişer sıraya dizilmek"]}, {"word": "ikitek", "meanings": ["Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne"]}, {"word": "ikitelli", "meanings": ["İki teli olan saz"]}, {"word": "iki terimli", "meanings": ["Toplama (+) veya çıkarma (-) işaretiyle birbirine bağlanan iki terimden oluşan cebirsel anlatım"]}, {"word": "iki yaşamlılar", "meanings": ["Hem suyun içinde hem de karada yaşayabilen canlılar, amfibi"]}, {"word": "ikiyüzlülük", "meanings": ["İnandığı, düşündüğü gibi davranmama, özü sözü bir olmama, riya, riyakârlık, mürailik"]}, {"word": "ikiz", "meanings": ["İkisi bir arada doğan (çocuk)", "Birbirine tamamen benzeyen", "Aynı çiçekten oluşmuş birbirine yapışık iki meyve"]}, {"word": "ikiz doğurmak", "meanings": ["ikiz bebek dünyaya getirmek", "herhangi bir işte çok sıkıntı çekmek"]}, {"word": "ikiz anlamlı", "meanings": ["İkizli"]}, {"word": "ikiz anlam", "meanings": ["Bir anlatımın, iki türlü anlam verecek biçimde kurulmuş olması"]}, {"word": "ikizkenar", "meanings": ["İki kenarı eşit olan"]}, {"word": "ikizkenar üçgen", "meanings": ["Yalnız iki kenarı birbirine eşit olan üçgen"]}, {"word": "ikizkenar yamuk", "meanings": ["Paralel olmayan iki kenarı eşit yamuk"]}, {"word": "İkizler", "meanings": ["Zodyak üzerinde Boğa ile Yengeç arasında bulunan takımyıldızın adı, Cevza"]}, {"word": "ikizleşme", "meanings": ["İkiz duruma gelme", "İki diş arasındaki bütün dokuların bitişmesiyle oluşan diş sapaklığı", "Ünsüz ikizleşmesi"]}, {"word": "ikizli", "meanings": ["İkizleri olan (ana)", "İki kollu (araç)", "Kendisinden iki anlam çıkarılabilen, ikiz anlamlı"]}, {"word": "ikizlilik", "meanings": ["İkizli olma durumu"]}, {"word": "ikiz ünsüz", "meanings": ["Çeşitli ses olayları sonunda iki ünsüzün yan yana gelmesi"]}, {"word": "iklim", "meanings": ["Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu, abuhava", "Ülke, diyar"]}, {"word": "iklim bilimci", "meanings": ["İklim bilimi uzmanı, klimatolog"]}, {"word": "iklim bilimi", "meanings": ["İklimleri inceleyen bilim, klimatoloji"]}, {"word": "iklimleme", "meanings": ["Yapıların sıcaklık, nem ve temizliğini sağlamaya, gerekli hava akımını gerçekleştirmeye ilişkin işlem"]}, {"word": "iklimleme cihazı", "meanings": ["Klima"]}, {"word": "ikmal", "meanings": ["Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, bütünleme", "Bitirme", "Geri hizmet", "Cümlenin, dizenin anlamını sonra gelen cümle veya dize ile tamamlama"]}, {"word": "ikmal etmek", "meanings": ["bitirmek, tamamlamak"]}, {"word": "ikmale bırakmak", "meanings": ["bütünlemeye kalmasına sebep olmak"]}, {"word": "ikmale kalmak", "meanings": ["bütünlemeye kalmak"]}, {"word": "ikmal imtihanı", "meanings": ["Bütünleme sınavı"]}, {"word": "ikna", "meanings": ["Bir konuda birinin inanmasını sağlama, inandırma, kandırma"]}, {"word": "ikna etmek", "meanings": ["inandırmak, kandırmak"]}, {"word": "ikram", "meanings": ["Konuğu ağırlama", "Bir şeyi armağan olarak verme, sunma", "Alışverişte satıcının alıcıya yaptığı indirim", "Sunulan şey"]}, {"word": "ikona", "meanings": ["Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri", "Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim"]}, {"word": "ikna olmak", "meanings": ["inanmak, kanmak"]}, {"word": "ikonografi", "meanings": ["İkonların tanıtılması ve açıklanması"]}, {"word": "ikrah", "meanings": ["Tiksinme, iğrenme", "İsteği dışında bir şey yaptırma"]}, {"word": "ikrah getirmek", "meanings": ["tiksinmeye, iğrenmeye başlamak"]}, {"word": "ikrah etmek", "meanings": ["tiksinmek, iğrenmek"]}, {"word": "ikrahlık", "meanings": ["Tiksinti"]}, {"word": "ikram etmek", "meanings": ["konuğu bir şeyle ağırlamak, konuğa bir şey sunmak", "fiyatta indirim yapmak"]}, {"word": "ikram görmek", "meanings": ["ağırlanmak"]}, {"word": "ikramda bulunmak", "meanings": ["bir şey ikram etmek"]}, {"word": "ikramiye", "meanings": ["Bir yerde çalışan kimselere genellikle kazançtan dağıtılan veya iyi çalıştıkları için verilen aylık dışı para", "Piyangoda bir kimseye çıkan para veya nesne"]}, {"word": "ikramiyeli", "meanings": ["İkramiyesi olan"]}, {"word": "ikramcı", "meanings": ["İkramda bulunmayı seven, mükrim"]}, {"word": "ikrar", "meanings": ["Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme", "Bildirme", "Benimseme, onama, kabul, tasdik"]}, {"word": "ikrar etmek", "meanings": ["açıkça söylemek, kabul etmek"]}, {"word": "ikrar vermek", "meanings": ["söz vermek"]}, {"word": "ikraz", "meanings": ["Borç veya ödünç verme"]}, {"word": "ikraz etmek", "meanings": ["ödünç vermek"]}, {"word": "iktibas", "meanings": ["Ödünç alma", "Ödünç alınan şey", "Alıntı"]}, {"word": "iksir", "meanings": ["Hayatı ölümsüzleştirme, madenleri altına çevirme vb. olağanüstü etkileri olduğuna inanılan sıvı", "İç ferahlatıcı ilaç veya içki", "Aşk ilham eden büyülü içki"]}, {"word": "iktibas etmek", "meanings": ["ödünç almak", "alıntılamak"]}, {"word": "iktidar", "meanings": ["Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret", "Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği", "Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi", "Bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar"]}, {"word": "iktidardan düşmek", "meanings": ["devlet yönetiminde yetkiyi başka bir partiye bırakmak zorunda kalmak", "cinsel gücü azalmak"]}, {"word": "iktidarsız", "meanings": ["Gücü, yeteneği olmayan, beceriksiz, yetersiz", "Cinsel gücü yetersiz (erkek)", "Beceriksiz, yetersiz bir biçimde"]}, {"word": "iktidarsızlaşma", "meanings": ["İktidarsızlaşmak durumu"]}, {"word": "iktidarsızlaşmak", "meanings": ["İktidarsız duruma gelmek"]}, {"word": "iktidarsızlık", "meanings": ["İktidarsız olma durumu"]}, {"word": "iktifa", "meanings": ["Yetinme"]}, {"word": "iktifa etmek", "meanings": ["yetinmek"]}, {"word": "iktiran", "meanings": ["Yaklaşma", "Bir yere ulaşma, erişme"]}, {"word": "iktiran etmek", "meanings": ["ulaşmak, erişmek"]}, {"word": "iktisaden", "meanings": ["Ekonomik olarak, ekonomi bakımından"]}, {"word": "iktisadi", "meanings": ["Ekonomik"]}, {"word": "iktisadiyat", "meanings": ["Bir devletin ekonomik durumu"]}, {"word": "iktisap etmek", "meanings": ["kazanmak, edinmek"]}, {"word": "iktisat", "meanings": ["Ekonomi", "Tutum"]}, {"word": "iktisap", "meanings": ["Kazanma, edinme, edinim"]}, {"word": "iktisat etmek", "meanings": ["para artırmak, tutumlu davranmak, tasarruf etmek"]}, {"word": "iktisatçı", "meanings": ["Ekonomi alanında uzman olan kimse, ekonomist"]}, {"word": "iktisatçılık", "meanings": ["İksitisatçı olma durumu"]}, {"word": "iktisatlı", "meanings": ["Aşırı harcama yapmayan (kimse)", "Aşırı harcama gerektirmeyen (şey)"]}, {"word": "iktisatsız", "meanings": ["Aşırı harcama yapan (kimse)", "Aşırı harcama gerektiren (şey)"]}, {"word": "iktiza", "meanings": ["Gerekli olma, gerekme"]}, {"word": "il", "meanings": ["Ülkenin vali yönetimindeki bölümü, vilayet", "Şehrin niteliklerini taşıyan büyük yerleşim yeri", "Ülke, yurt", "Eski Türklerde devlet"]}, {"word": "iktiza etmek", "meanings": ["gerekmek"]}, {"word": "ila", "meanings": ["Belirtilen sayıların da dâhil edildiği aralığı anlatan söz"]}, {"word": "ilaç", "meanings": ["Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva", "Çare, önlem"]}, {"word": "ilaç gibi", "meanings": ["işe yarar, her derde deva"]}, {"word": "ilaç gibi gelmek", "meanings": ["iyileşmeyi veya çözümü kolaylaştırmak", "rahatlatmak, huzura kavuşturmak"]}, {"word": "ilaç için yok", "meanings": ["hiç yok"]}, {"word": "ilaç için olsun", "meanings": ["bir şeyin hiç bulunmadığını anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ilaç yazmak", "meanings": ["reçete yazmak"]}, {"word": "ilaç yapmak (veya hazırlamak)", "meanings": ["gerekli maddeleri kullanarak reçetede belirtilen dozda ilacı ortaya koymak"]}, {"word": "ilaçlama", "meanings": ["İlaçlamak işi"]}, {"word": "ilaçlanış", "meanings": ["İlaçlanma işi"]}, {"word": "ilaçlamak", "meanings": ["İlaç sürmek", "Mikroplardan arındırmak, zararlı böceklerden korunmak amacıyla ilaç püskürtmek veya sıkmak"]}, {"word": "ilaçlanma", "meanings": ["İlaçlanmak işi"]}, {"word": "ilaçlanmak", "meanings": ["İlaçlama işi yapılmak"]}, {"word": "ilahi", "meanings": ["`Bu ne hâl, ne tuhaf` gibi şaşma, sitem bildiren bir söz"]}, {"word": "ilahi", "meanings": ["Tanrı ile ilgili olan, Tanrı'ya özgü olan, tanrısal, lahuti", "Çok güzel, mükemmel"]}, {"word": "ilaçlık", "meanings": ["İlaç yapmak için ayrılmış, ilaç yapmaya yarar"]}, {"word": "ilaçlı", "meanings": ["İçinde ilaç bulunan", "İlaçlanmış"]}, {"word": "ilaçsız", "meanings": ["İlacı olmayan", "İlaçlanmamış"]}, {"word": "ilaçsızlık", "meanings": ["İlaçsız olma durumu"]}, {"word": "ilah gibi", "meanings": ["çok yakışıklı (erkek)"]}, {"word": "ilah", "meanings": ["Bir alanda yaratıcılığı ile hayranlık uyandıran, çok beğenilen, çok tutulan kimse", "Çok tanrıcılıkta tanrı"]}, {"word": "ilahe", "meanings": ["Tanrıça"]}, {"word": "ilahiyatçı", "meanings": ["Tanrı bilimci"]}, {"word": "ilahiyat", "meanings": ["Tanrı bilimi"]}, {"word": "ilahlaşma", "meanings": ["İlahlaşmak işi"]}, {"word": "ilahlaşmak", "meanings": ["Yücelmek, çok beğenilmek, hayranlık uyandıran bir duruma gelmek"]}, {"word": "ilahlaştırma", "meanings": ["İlahlaştırmak durumu veya biçimi"]}, {"word": "ilahlaştırmak", "meanings": ["İlah durumuna veya biçimine getirmek"]}, {"word": "ilam", "meanings": ["Bildirme, anlatma", "Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmî belge"]}, {"word": "ilam etmek", "meanings": ["bildirmek"]}, {"word": "ilan etmek", "meanings": ["bir durumu yayım yoluyla duyurmak", "bir durumu yaymak", "açıkça bildirmek"]}, {"word": "ilan", "meanings": ["Duyuru", "Açıkça bildirme, açıkça duyurma"]}, {"word": "ilan vermek", "meanings": ["çeşitli basın yayın organlarıyla bir durumu duyurmak, açıklamak"]}, {"word": "ilave", "meanings": ["Ekleme, ulama", "Eklenmiş parça", "Arttırma, büyütme, abartma", "Ek"]}, {"word": "ilancılık", "meanings": ["İlancının yaptığı iş"]}, {"word": "ilanen", "meanings": ["Duyuru yoluyla"]}, {"word": "ilanıaşk etmek", "meanings": ["bir erkek bir kadına veya bir kadın bir erkeğe kendisini sevdiğini söylemek"]}, {"word": "ilanıaşk", "meanings": ["Karşı cinse aşkını bildirme işi"]}, {"word": "ilanihaye", "meanings": ["Sonsuza kadar", "Sonsuz"]}, {"word": "ilan tahtası", "meanings": ["Duyurumluk"]}, {"word": "ilarya", "meanings": ["Gümüş balığının küçüğü"]}, {"word": "ilaveli", "meanings": ["Eki olan", "Abartılmış, yalan katılmış, abartılı"]}, {"word": "ilave etmek", "meanings": ["eklemek, ulamak"]}, {"word": "ilaveten", "meanings": ["Ek olarak, ek yoluyla, ekleyerek"]}, {"word": "ilbay", "meanings": ["Vali"]}, {"word": "ilca", "meanings": ["Zorlama, zorunda bırakma"]}, {"word": "ilca etmek", "meanings": ["zorlamak, zorunda bırakmak"]}, {"word": "ilçe", "meanings": ["Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza"]}, {"word": "ilçebay", "meanings": ["Kaymakam"]}, {"word": "ile", "meanings": ["Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz", "Bazı soyut adlara getirildiğinde `... olarak, ... bir biçimde` anlamında durum zarfları oluşturan bir söz", "Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz"]}, {"word": "... ile beraber", "meanings": ["-diği anda", "-den başka", "-diği hâlde"]}, {"word": "ilelebet", "meanings": ["Sonsuza değin, sonsuzluğa kadar, sürgit"]}, {"word": "ileniş", "meanings": ["İlenme işi"]}, {"word": "ilenç", "meanings": ["Beddua, kargış"]}, {"word": "ilenme", "meanings": ["İlenmek işi"]}, {"word": "ileri", "meanings": ["Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı", "Bir şeyin ulaşılacak yönü", "Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra", "Önde bulunan", "Doğrusundan daha çok gösteren (saat)", "Benzerlerini geride bırakmış", "Öne doğru, ileri doğru", "`Amaca doğru durmadan yürü` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön"]}, {"word": "ilenmek", "meanings": ["Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek, lanet etmek"]}, {"word": "ileri almak", "meanings": ["öne almak", "saati önceki vakte almak, öne ayarlamak"]}, {"word": "ileri atılmak (veya çıkmak)", "meanings": ["öne doğru çıkmak"]}, {"word": "ileri geçmek", "meanings": ["öne geçmek", "üstün bir makama geçmek"]}, {"word": "ileri gelmek", "meanings": ["oluşmak, meydana gelmek", "neden olmak", "bağlı bulunmak"]}, {"word": "ileri (veya ileriye) gitmek", "meanings": ["söz ve davranışta ölçü dışına çıkmak, gereksiz, aşırı davranışta bulunmak", "ilerlemek, gelişmek"]}, {"word": "ileri varmak", "meanings": ["ileri gitmek"]}, {"word": "ileri götürmek", "meanings": ["bir durum veya davranışta ölçüyü aşmak"]}, {"word": "ilerisine gitmek", "meanings": ["bir işin sonuna kadar gitmek"]}, {"word": "ileri sürmek", "meanings": ["öne doğru yürütmek", "bir düşünceyi veya tasarıyı önermek, serdetmek"]}, {"word": "ileriyi görmek", "meanings": ["uzağı görmek"]}, {"word": "ilerici", "meanings": ["İlerlemeden yana olan, ileri düzeydeki toplumsal ve siyasi gelişmeleri benimsemiş olan (düşünce, kimse vb.), terakkiperver, gerici karşıtı"]}, {"word": "ilericilik", "meanings": ["İlerici olma durumu, terakkiperverlik"]}, {"word": "ileride", "meanings": ["Gelecekte, gelecek zamanda", "Ötede"]}, {"word": "ileri geri", "meanings": ["Ayrıntıları düşünülmeyen", "Rastgele, gelişigüzel (konuşmak)"]}, {"word": "ileri geri etmemek", "meanings": ["uzun boylu tartışmamak, sorgu sual etmemek"]}, {"word": "ileri geri konuşmak (veya söz etmek veya laflar etmek)", "meanings": ["yersiz ve gönül kıracak biçimde konuşmak"]}, {"word": "ilerisini gerisini düşünmemek", "meanings": ["sonucun ne olacağını hesaplamamak"]}, {"word": "ileri görüş", "meanings": ["Daha sonra olabilecekleri düşünme işi, vizyon"]}, {"word": "ilerisini gerisini hesaplamamak", "meanings": ["herhangi bir konuda çok ve ayrıntılı düşünmeden hareket etmek, tedbirsizce, ihtiyatsızca davranmak"]}, {"word": "ileri görüşlü", "meanings": ["İleri görüşü olan (kimse)"]}, {"word": "ileri uç", "meanings": ["Futbolda ileri hat, forvet"]}, {"word": "ileri uç oyuncusu", "meanings": ["Futbolda görevi karşı tarafa top sürmek ve gol atmak olan ileri uçtaki oyuncu, akıncı, muhacim, forvet"]}, {"word": "ilerlek", "meanings": ["İlerlemiş, ileriye varmış"]}, {"word": "ilerleme", "meanings": ["İlerlemek işi"]}, {"word": "ilerlemek", "meanings": ["Bulunduğu yerden daha ileriye gitmek, yol almak", "Vakit geçmek", "Daha güçlü, daha etkili duruma gelmek", "Daha iyi, daha yüksek bir düzeye, aşamaya erişmek, gelişmek, terfi etmek, terakki etmek"]}, {"word": "ilerletmek", "meanings": ["İlerlemesini sağlamak, ilerlemesine yol açmak"]}, {"word": "ilerletme", "meanings": ["İlerletmek işi"]}, {"word": "ilerleyici benzeşme", "meanings": ["Kelimede önceki sesin sonraki sesi etkilemesi"]}, {"word": "ilerleyiş", "meanings": ["İlerleme işi"]}, {"word": "ileti", "meanings": ["Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj"]}, {"word": "iletiliş", "meanings": ["İletilme işi"]}, {"word": "iletilme", "meanings": ["İletilmek işi"]}, {"word": "iletilmek", "meanings": ["İletme işi yapılmak"]}, {"word": "iletim", "meanings": ["İletme işi", "İletken şeylerden ısı veya elektriğin geçmesi", "Isı yayımı"]}, {"word": "iletişim", "meanings": ["Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon", "Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, muhabere, komünikasyon"]}, {"word": "iletiş", "meanings": ["İletme işi"]}, {"word": "iletişim kurmak", "meanings": ["bilgi, haber vb. alışverişi yapmak"]}, {"word": "iletişim araçları", "meanings": ["Toplumda sözlü veya yazılı haber alma imkânını sağlayan teknik araçlar, yayın organı, medya"]}, {"word": "iletişim ağı", "meanings": ["İletişim araçlarının birbirleriyle ortak bağlantı kurma veya iş birliği sağlama durumu veya düzeni"]}, {"word": "iletişim ortamı", "meanings": ["Bildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam, medya"]}, {"word": "iletişim merkezi", "meanings": ["Bildirişim ve haberleri toplama ve değerlendirme bürosu"]}, {"word": "iletişme", "meanings": ["İletişmek işi"]}, {"word": "iletişmek", "meanings": ["Haberleşmek"]}, {"word": "iletken", "meanings": ["Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde), nâkil, yalıtkan karşıtı", "Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey)"]}, {"word": "iletken damarlar", "meanings": ["Bitkilerde hücrelere besin maddelerini ileten borucuklar"]}, {"word": "iletkenlik", "meanings": ["İletken olma durumu"]}, {"word": "iletki", "meanings": ["Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç, açıölçer, mastara, minkale"]}, {"word": "iletme", "meanings": ["İletmek işi"]}, {"word": "iletmek", "meanings": ["Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek", "Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere götürmek"]}, {"word": "ilga", "meanings": ["Bir şeyin varlığını ortadan kaldırma"]}, {"word": "ilga etmek", "meanings": ["bir şeyin varlığını ortadan kaldırmak"]}, {"word": "ilgeç", "meanings": ["Edat"]}, {"word": "ilgeçli", "meanings": ["İlgeci olan, edatlı"]}, {"word": "ilgeçli tümleç", "meanings": ["Edat tümleci"]}, {"word": "ilgi", "meanings": ["İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet", "Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik", "Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi", "Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma"]}, {"word": "ilgi duymak", "meanings": ["bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak"]}, {"word": "ilgi çekmek (veya uyandırmak)", "meanings": ["çevresinde ilgiyi, dikkati ve merakı üzerine toplamak, alaka çekmek, alaka toplamak veya alaka uyandırmak"]}, {"word": "ilgi görmek", "meanings": ["ilgi çekmek"]}, {"word": "ilgi göstermek", "meanings": ["ilgisini esirgememek, belli etmek"]}, {"word": "ilgi odağı olmak", "meanings": ["çevrenin yoğun dikkatini üzerinde toplamak"]}, {"word": "ilgi toplamak", "meanings": ["ilgisini yoğunlaştırmak, belli etmek", "ilgi görmek"]}, {"word": "ilgisini çekmek", "meanings": ["ilgisini, dikkatini ve merakını üzerinde toplamak, alaka duymak"]}, {"word": "ilgisini kesmek", "meanings": ["bir kimse veya şeyle bütün bağlarını koparmak, ilişkisi kalmamak, alakayı kesmek"]}, {"word": "ilgi eki", "meanings": ["Bağlantı kavramı veren -ki eki, aidiyet eki"]}, {"word": "ilgi çekici", "meanings": ["İlgiyi, dikkati üzerinde toplayan"]}, {"word": "ilgi alanı", "meanings": ["Bir kişi veya kuruluşun ilgilendiği konular"]}, {"word": "ilgileme", "meanings": ["İlgilemek işi"]}, {"word": "ilgilendiriş", "meanings": ["İlgilendirme işi"]}, {"word": "ilgilemek", "meanings": ["Teyellemek"]}, {"word": "ilgilendirme", "meanings": ["İlgilendirmek işi, alakalandırma"]}, {"word": "ilgilendirmek", "meanings": ["İlgisini çekmek, önem vermek", "Bir şeyle ilgili kılmak", "İlişkin olmak", "Elverişli, uygun bulmak"]}, {"word": "ilgileniş", "meanings": ["İlgilenme işi"]}, {"word": "ilgilenme", "meanings": ["İlgilenmek işi, alakalanma"]}, {"word": "ilgilenmek", "meanings": ["İlgi göstermek, alakalanmak", "Birine karşı yakınlık duymak", "Bir şeye karşı merak duymak", "Görev gereği bir sorumluluğu yerine getirmek", "Bakmak", "Ağırlamak", "Bir konu üzerinde çalışmak, uğraşmak", "Bir şeyi çekici bulmak"]}, {"word": "ilgili", "meanings": ["İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik"]}, {"word": "ilgililik", "meanings": ["İlgili olma durumu, alakadarlık, alakalılık"]}, {"word": "ilginç", "meanings": ["İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan, enteresan"]}, {"word": "ilginçleşme", "meanings": ["İlginçleşmek durumu"]}, {"word": "ilginçleşmek", "meanings": ["İlginç duruma gelmek"]}, {"word": "ilginçlik", "meanings": ["İlginç olma durumu"]}, {"word": "ilgisiz", "meanings": ["İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lakayıt, bigâne", "Aldırmaz, kayıtsız bir biçimde"]}, {"word": "ilgisizlik", "meanings": ["İlgisiz olma durumu, aldırmazlık, alakasızlık, kayıtsızlık, lakayıtlık, bigânelik, soğukluk", "İlgi gösterilmeme durumu", "Gönlün sevgi, nefret vb. duygulardan soyutlanmış olması durumu, kayıtsızlık, lakaydi"]}, {"word": "ilhak", "meanings": ["Katma, bağlama, ekleme", "Egemenliği altına alma"]}, {"word": "ilhak etmek", "meanings": ["katmak, bağlamak", "egemenliği altına almak"]}, {"word": "ilham almak", "meanings": ["esinlenmek"]}, {"word": "ilham", "meanings": ["Esin", "Tanrı'nın, peygamberlerin yüreğine doldurduğu tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler"]}, {"word": "ilham etmek (veya vermek)", "meanings": ["içe doğmasına sebep olmak, esindirmek"]}, {"word": "ilham kaynağı", "meanings": ["Esinlenmeyi ve içe doğmayı sağlayan şey"]}, {"word": "ilham kaynağı olmak", "meanings": ["hayal dünyasını beslemek"]}, {"word": "ilhan", "meanings": ["İmparator", "İran Moğollarında hükümdarın unvanı"]}, {"word": "ilham perisi", "meanings": ["Sanatçılara esin verdiği varsayılan kişi"]}, {"word": "ilhanlık", "meanings": ["İlhan olma durumu", "Kendi topraklarında oturan çeşitli ulusları egemenliği altında toplayan devlet biçimi, imparatorluk", "Böyle bir devletin yönetimi altındaki ülkelerin bütünü"]}, {"word": "ilik", "meanings": ["Kemiklerin iç boşluklarını dolduran ve kan hücrelerinin yapımını sağlayan doku"]}, {"word": "ilik", "meanings": ["Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı vb.nin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık"]}, {"word": "ilik gibi", "meanings": ["çok lezzetli, iyi pişmiş (et)", "çok güzel, istek uyandıran (kadın veya kız)"]}, {"word": "iliği kemiği donmak", "meanings": ["çok üşümek"]}, {"word": "iliği kemiği ısınmak", "meanings": ["üşümüşken vücudu iyice ısınmak"]}, {"word": "iliğine (veya iliklerine) işlemek (veya geçmek)", "meanings": ["çok ıslanmak", "çok üşümek", "bütün varlığını kaplamak, çok etkilenmek"]}, {"word": "iliğine (veya iliklerine) kadar", "meanings": ["iyice, en son sınırına dek"]}, {"word": "iliğine kadar ıslanmak", "meanings": ["çok ıslanmak"]}, {"word": "iliğini kemirmek", "meanings": ["çok etkilemek", "sömürmek"]}, {"word": "iliğini kurutmak", "meanings": ["canından bezdirecek kadar sıkıntı vermek"]}, {"word": "iliklerinde duymak", "meanings": ["benliğinde yoğun bir biçimde hissetmek"]}, {"word": "ilikçi", "meanings": ["İlik açan kimse"]}, {"word": "ilikçilik", "meanings": ["İlikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ilim", "meanings": ["Bilim", "Ayrıntı, özellik, nitelik"]}, {"word": "iliklemek", "meanings": ["Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek"]}, {"word": "ilikleme", "meanings": ["İliklemek işi"]}, {"word": "iliklenme", "meanings": ["İliklenmek işi"]}, {"word": "iliklenmek", "meanings": ["İlikleme işi yapılmak"]}, {"word": "ilikleyiş", "meanings": ["İlikleme işi"]}, {"word": "ilikli", "meanings": ["İliği olan", "İliklenmiş"]}, {"word": "iliksiz", "meanings": ["İliği olmayan"]}, {"word": "ilminden anlamak", "meanings": ["herhangi bir şeyin uzmanı olmak"]}, {"word": "ilmini almak", "meanings": ["bir işin özelliklerini, işleyişini en ince ayrıntılarına kadar iyice öğrenmek"]}, {"word": "ilimcilik", "meanings": ["Bilimcilik"]}, {"word": "ilim adamı", "meanings": ["Bilim adamı"]}, {"word": "ilinek", "meanings": ["Bir şeye zorunluluk sonucu bağlı olmayan, onun özünde bulunmayan, rastlantı ile olan nitelik, araz"]}, {"word": "ilineksel", "meanings": ["İlinekle ilgili olan, özle ilgili olmayan"]}, {"word": "ilinti", "meanings": ["İki şey arasında ilgi, ilişki", "İnsanlar arasındaki bağ", "İç sıkıntısı", "Seyrek dikiş, teyel"]}, {"word": "ilintileme", "meanings": ["İlintilemek işi"]}, {"word": "ilintilemek", "meanings": ["Bir şeyle ilgili kılmak", "Teyellemek"]}, {"word": "ilintili", "meanings": ["İlgisi, ilişkisi, bağı, ilintisi olan"]}, {"word": "ilistir", "meanings": ["Süzgeç"]}, {"word": "ilişik", "meanings": ["İliştirilmiş, eklenmiş, bağlanmış, merbut", "Bir şeyle ilgili, ilişkin, ait", "Ek", "İlgi, bağlılık, ilişki, münasebet"]}, {"word": "ilişiği olmamak", "meanings": ["bağlantısı olmamak"]}, {"word": "ilişiği kalmamak", "meanings": ["var olan ilgisi, bağlılığı artık olmamak"]}, {"word": "ilişiğini kesmek", "meanings": ["hiçbir ilgisi kalmamak, bağlantılarını koparmak"]}, {"word": "ilişikli", "meanings": ["İlişiği olan, ilişkin"]}, {"word": "ilişilme", "meanings": ["İlişilmek işi"]}, {"word": "ilişiksiz", "meanings": ["İlişiği olmayan"]}, {"word": "ilişilmek", "meanings": ["İlişme işi yapılmak"]}, {"word": "ilişken", "meanings": ["Deniz dibinde batık ve atıkların oluşturduğu tabaka"]}, {"word": "ilişkenli", "meanings": ["İlişken özellik bulunduran"]}, {"word": "ilişki", "meanings": ["İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas", "Bağlantı, temas"]}, {"word": "ilişki kurmak", "meanings": ["bağlantı sağlamak, ilgi sağlamak"]}, {"word": "ilişkiye girmek", "meanings": ["bağlantı kurmak", "yakınlaşmak", "cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "ilişkilendirmek", "meanings": ["İlişkili duruma getirmek"]}, {"word": "ilişkili", "meanings": ["İlişkisi olan"]}, {"word": "ilişkin", "meanings": ["İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik"]}, {"word": "ilişkisiz", "meanings": ["İlişkisi olmayan"]}, {"word": "ilişkisizlik", "meanings": ["İlişkisiz olma durumu"]}, {"word": "ilişme", "meanings": ["İlişmek işi"]}, {"word": "ilişmek", "meanings": ["Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak", "Elini sürmek, dokunmak", "Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak", "Karışmak, rahat vermemek, müdahale etmek", "Değinmek, sözünü etmek", "Şaka etmek"]}, {"word": "iliştirilme", "meanings": ["İliştirilmek işi"]}, {"word": "iliştirilmek", "meanings": ["İliştirme işi yapılmak, eğreti takılmak, hafifçe tutturulmak"]}, {"word": "iliştirme", "meanings": ["İliştirmek işi"]}, {"word": "ilk", "meanings": ["Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı", "Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni", "Birinci olarak, en başta"]}, {"word": "iliştirmek", "meanings": ["İlişmesini sağlamak", "Bağlamak, tutturmak, eğreti takmak, hafifçe tutturmak"]}, {"word": "ilk vuran okçudur", "meanings": ["`amaca başkalarından önce ulaşan, işinin ehlidir ve kazançlı çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ilk adım", "meanings": ["Başlangıç"]}, {"word": "ilk ağızda", "meanings": ["Önce, öncelikle, ilk iş olarak, her şeyden önce"]}, {"word": "ilkah", "meanings": ["Dölleme", "Döllenme", "Aşılama"]}, {"word": "ilkah etmek", "meanings": ["döllemek", "aşılamak"]}, {"word": "ilke", "meanings": ["Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip", "Temel bilgi", "Öge, unsur", "Davranış kuralı", "Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip"]}, {"word": "ilk dördün", "meanings": ["Ay'ın, yeni ay evresinden bir hafta sonra yarım daire biçiminde göründüğü evre"]}, {"word": "İlk Çağ", "meanings": ["En eski zamanlardan başlayarak Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküş yılı olan miladi 476'ya kadar süren çağ, antikite"]}, {"word": "ilkbahar", "meanings": ["Kuzey yarım kürede mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan, 21 Mart-22 Haziran arası zaman aralığı, bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz"]}, {"word": "ilkeci", "meanings": ["İlkelerine bağlı kimse"]}, {"word": "ilkecilik", "meanings": ["İlkeci olma durumu"]}, {"word": "ilkel", "meanings": ["İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif", "Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif", "Basit, karmaşık olmayan", "Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad", "Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz", "Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif"]}, {"word": "ilkel kalmak", "meanings": ["gelişmemek, ilk durumunda kalmak"]}, {"word": "ilkelce", "meanings": ["İlkel", "(ilke'lce) İlkel bir biçimde"]}, {"word": "ilkelcilik", "meanings": ["Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş, primitivizm", "İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı, primitivizm"]}, {"word": "ilkelci", "meanings": ["İlkelcilik yanlısı olan (sanatçı), primitivist"]}, {"word": "ilk elden", "meanings": ["Baştan başlayarak", "Dolaysız, aracısız olarak"]}, {"word": "ilkeleşme", "meanings": ["İlkeleşmek işi"]}, {"word": "ilkeleşmek", "meanings": ["İlke durumuna gelmek"]}, {"word": "ilkelleşme", "meanings": ["İlkelleşmek işi"]}, {"word": "ilkelleşmek", "meanings": ["İlkel bir durum almak", "İlkel bir duruma gelmek"]}, {"word": "ilkelleştirme", "meanings": ["İlkelleştirmek işi"]}, {"word": "ilkellik", "meanings": ["İlkel olma durumu, iptidailik, primitiflik"]}, {"word": "ilkelleştirmek", "meanings": ["İlkel duruma getirmek"]}, {"word": "ilkel memeliler", "meanings": ["Bazı sınıflandırmalara göre memeliler sınıfının tek delikliler ile soyu tükenmiş olan bazı ilkel yapılı memelileri içine alan bir alt sınıfı"]}, {"word": "ilkel toplum", "meanings": ["Yazılı kültürü bulunmayan, sanayileşmemiş, şehirleşmemiş tarım toplumu"]}, {"word": "ilkesel", "meanings": ["İlke ile ilgili"]}, {"word": "ilk gösteri", "meanings": ["Sahneye konulan oyunun ilk temsili, prömiyer"]}, {"word": "ilkgüz", "meanings": ["Eylül"]}, {"word": "ilk kânun", "meanings": ["Aralık"]}, {"word": "ilköğrenim", "meanings": ["İlköğretim"]}, {"word": "ilkin", "meanings": ["Başta, başlangıçta, önce, iptida"]}, {"word": "ilkokul", "meanings": ["Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen dört yıllık okul, ilk mektep, iptidai, iptidai mektep"]}, {"word": "ilköğretim", "meanings": ["Birkaç öğretim basamağından oluşan örgün eğitim sisteminin temel bilgi ve becerileri kazandıran sekiz yıllık ilk basamağı, ilköğrenim, zorunlu öğrenim"]}, {"word": "ilk önce", "meanings": ["Önce, en önce, en başta"]}, {"word": "ilk örnek", "meanings": ["Örneklik eden biçim veya nesne, prototip"]}, {"word": "ilk sezi", "meanings": ["Bir konuda edinilen ilk ve yalın bilgi"]}, {"word": "illaki", "meanings": ["İlla"]}, {"word": "ilk teşrin", "meanings": ["Ekim"]}, {"word": "ilk yardım", "meanings": ["Kaza, hastalık, yangın, deprem vb. tehlikeli ve ani durumlarda hastaya kesin tedavi öncesi, olay yerinde uygulanan ilk ve ivedi işlem, sıhhi imdat", "Bu işlemin uygulandığı yer"]}, {"word": "ilk yardım hastanesi", "meanings": ["Aniden rahatsızlananlar veya kazada yaralananlara ilk tıbbi müdahalenin yapılabileceği nitelikte donatılan hastane"]}, {"word": "ilkten", "meanings": ["İlk önce"]}, {"word": "ilk yarı", "meanings": ["Karşılaşmalarda iki devreden ilki, ilk devre"]}, {"word": "ilkyaz", "meanings": ["İlkbahar"]}, {"word": "ille", "meanings": ["İlla"]}, {"word": "illallah dedirtmek", "meanings": ["bezdirmek, usandırmak"]}, {"word": "illallah", "meanings": ["Usanç ve bezginlik anlatan bir söz"]}, {"word": "illallah demek (veya etmek)", "meanings": ["usanmak, bıkmak, bezmek"]}, {"word": "illegal", "meanings": ["Yasa dışı"]}, {"word": "illa", "meanings": ["Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun, her hâlde, ille, illaki", "Hele, özellikle"]}, {"word": "illet", "meanings": ["Hastalık", "Hastalık derecesine varan alışkanlık", "Bozukluk", "Kızdıran, sinirlendiren (şey veya kimse)", "Sebep"]}, {"word": "illet etmek", "meanings": ["sakatlamak", "sinirlendirmek, kızdırmak"]}, {"word": "illet olmak", "meanings": ["çok sinirlenmek, çok kızmak"]}, {"word": "ille velakin", "meanings": ["Gelgelelim"]}, {"word": "illetli", "meanings": ["Hastalığı olan", "Sürekli aksaklık gösteren"]}, {"word": "illî", "meanings": ["Nedensel"]}, {"word": "illiyet", "meanings": ["Nedensellik"]}, {"word": "illüstrasyon", "meanings": ["Resimleme"]}, {"word": "illüzyon", "meanings": ["Göz bağı", "Yanılsama"]}, {"word": "illüzyonist", "meanings": ["Göz bağcı"]}, {"word": "illüzyonizm", "meanings": ["Göz bağcılık"]}, {"word": "ilme", "meanings": ["İlmek işi"]}, {"word": "ilmek", "meanings": ["Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik"]}, {"word": "ilmek", "meanings": ["Hafif bir düğüm yaparak bağlamak", "Halı dokurken düğümleri bağlamak"]}, {"word": "iler tutar yeri olmamak (veya kalmamak)", "meanings": ["çok dağınık, kötü, bozuk veya berbat bir duruma gelmek"]}, {"word": "ilmekleme", "meanings": ["İlmeklemek işi"]}, {"word": "ilmî", "meanings": ["Bilimsel"]}, {"word": "ilmiahlak", "meanings": ["Töre bilimi"]}, {"word": "ilmeklemek", "meanings": ["İlmek durumuna getirmek"]}, {"word": "ilmihâl", "meanings": ["İslam dininin kurallarını öğretmek için yazılmış kitap"]}, {"word": "ilmik", "meanings": ["İlmek (I)"]}, {"word": "ilmik atmak", "meanings": ["ilmik yapmak"]}, {"word": "ilmiklemek", "meanings": ["Eğreti düğümle bağlamak"]}, {"word": "ilmikleme", "meanings": ["İlmiklemek işi"]}, {"word": "ilmiklenmek", "meanings": ["İlmikle tutturulmak"]}, {"word": "ilmiklenme", "meanings": ["İlmiklenmek işi"]}, {"word": "ilmikli", "meanings": ["Kolay çözülür biçimde düğümlenmiş", "Herhangi bir sayıda düğümü, ilmiği olan"]}, {"word": "ilmiksiz", "meanings": ["Kolay çözülemeyen biçimde düğümlenmiş", "İlmiği olmayan"]}, {"word": "ilmiye", "meanings": ["Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı", "Din işleriyle uğraşanların mesleği"]}, {"word": "ilmühaber", "meanings": ["Birinin yer, hâl, medeni durum vb.ni gösteren resmî belge", "Bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, alındı kâğıdı"]}, {"word": "iltibas", "meanings": ["Andırışma"]}, {"word": "ilsizleşmek", "meanings": ["Yurtsuz, vatansız kalmak"]}, {"word": "iltica etmek", "meanings": ["sığınmak"]}, {"word": "iltibasa yol açmak", "meanings": ["karışıklığa sebep olmak"]}, {"word": "iltica", "meanings": ["Sığınma"]}, {"word": "iltica hakkı", "meanings": ["Sığınma hakkı"]}, {"word": "iltifat", "meanings": ["Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma", "İlgi gösterme, rağbet etme", "Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine veya bir şeye yöneltme", "Yüzünü çevirerek bakma"]}, {"word": "iltihabi", "meanings": ["İltihabı olan, yangılı, iltihaplı"]}, {"word": "iltifat etmek", "meanings": ["ilgilenmek, saygı göstermek", "beğenmek, rağbet etmek"]}, {"word": "iltifatlı", "meanings": ["Yüze gülen, gönül alan"]}, {"word": "iltihak", "meanings": ["Katılma"]}, {"word": "iltihak etmek", "meanings": ["katılmak"]}, {"word": "iltihap", "meanings": ["Yangı"]}, {"word": "iltihaplanma", "meanings": ["Yangılanma"]}, {"word": "iltihaplanmak", "meanings": ["Yangılanmak"]}, {"word": "iltihaplı", "meanings": ["Yangılı"]}, {"word": "iltihapsız", "meanings": ["Yangısız"]}, {"word": "iltimas", "meanings": ["Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma", "Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma"]}, {"word": "iltimas etmek (veya geçmek)", "meanings": ["kayırmak, korumak"]}, {"word": "iltiması olmak", "meanings": ["arkası, kayırıcısı olmak"]}, {"word": "iltimasçı", "meanings": ["Kayırıcı"]}, {"word": "iltimasçılık", "meanings": ["Kayırıcılık"]}, {"word": "iltimaslı", "meanings": ["Arkalı", "Kayırılarak yapılan (iş)"]}, {"word": "iltisak", "meanings": ["Kavuşma, bitişme, birleşme"]}, {"word": "iltisaki", "meanings": ["Bitişken"]}, {"word": "iltisaki dil", "meanings": ["Bitişken dil"]}, {"word": "iltizam", "meanings": ["Kayırma, bir tarafı tutma", "Gerekli bulma", "Kesenek"]}, {"word": "ima etmek", "meanings": ["dolaylı anlatmak, anıştırmak, ihsas etmek"]}, {"word": "iltizamcı", "meanings": ["Kesenekçi"]}, {"word": "iltizam etmek", "meanings": ["keseneğe almak"]}, {"word": "iltizami", "meanings": ["İsteyerek, bilerek yapılan"]}, {"word": "ilzam", "meanings": ["Cevap veremez duruma getirme, susturma", "Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma"]}, {"word": "ilzam etmek", "meanings": ["susturmak"]}, {"word": "im", "meanings": ["İşaret", "Alamet"]}, {"word": "ima", "meanings": ["Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme, işaretleme, anıştırma, ihsas", "Açıkça belirtilmeyen, dolaylı olarak anlatılan şey"]}, {"word": "imaj", "meanings": ["İmge"]}, {"word": "imal", "meanings": ["Ham maddeyi işleyip mal üretme", "Yapım"]}, {"word": "imal etmek", "meanings": ["ham maddeyi işleyerek bir mal üretmek"]}, {"word": "imalat", "meanings": ["Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal", "İşlenerek yapılan üretim"]}, {"word": "imalatçı", "meanings": ["İmalat yapan kimse"]}, {"word": "imalathane", "meanings": ["Ham maddeleri işleyerek piyasaya çıkacak duruma getiren iş yeri, yapımevi"]}, {"word": "imalatçılık", "meanings": ["İmalatçının yaptığı iş"]}, {"word": "imale", "meanings": ["Bir tarafa yatırma, eğme", "Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı"]}, {"word": "imale etmek", "meanings": ["eğmek, çevirmek"]}, {"word": "imalı", "meanings": ["Üstü kapalı, örtülü (söz veya davranış)"]}, {"word": "imale yapmak", "meanings": ["kısa heceyi uzun okumak"]}, {"word": "imam", "meanings": ["Cemaate namaz kıldıran kimse", "Müslümanlıkta mezhep kuran kimse", "Hz. Muhammed'den sonra onun vekilliği görevini üzerine alan halifelere verilen unvan", "Bazı küçük İslam devletlerinde devlet başkanı", "En önde bulunan kimse, önder"]}, {"word": "imam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz", "meanings": ["`bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "imam osurursa cemaat sıçar", "meanings": ["`yöneticilerin kötü bir iş yapmaları, onların buyruğundakilerin daha kötü bir iş yapmalarına yol açar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "imamın abdest suyu gibi", "meanings": ["soğuk veya sıcak olması gerekirken ılık olan içecekler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "imambayıldı", "meanings": ["Bütün olarak kızartılmış ve ortası yarılmış patlıcanın içine soğan, sarımsak ve domatesli iç konularak yapılan zeytinyağlı yemek"]}, {"word": "imame", "meanings": ["Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça"]}, {"word": "imamevi", "meanings": ["Kadınlara özgü cezaevi"]}, {"word": "imamet", "meanings": ["İmamlık"]}, {"word": "imamkayığı", "meanings": ["Tabut"]}, {"word": "imamkayığına binmek", "meanings": ["ölü tabut içinde veya sal üzerinde mezarlığa götürülmek"]}, {"word": "imamlık", "meanings": ["İmam olma durumu", "İmamın görevi"]}, {"word": "imam nikâhı", "meanings": ["İslami kurallara göre kıyılan nikâh"]}, {"word": "imamsuyu", "meanings": ["Rakı"]}, {"word": "imam nikâhlı", "meanings": ["İmam nikâhı olan"]}, {"word": "iman etmek", "meanings": ["Tanrı'ya inanmak", "güçlü bir inanç duymak"]}, {"word": "iman", "meanings": ["İnanç", "Güçlü inanç, inan"]}, {"word": "iman getirmek", "meanings": ["gönül rızasıyla Müslümanlığı kabul etmek", "yürekten inanmak"]}, {"word": "imana gelmek", "meanings": ["Müslümanlığı kabul etmek", "en sonunda doğruyu söylemek", "sonradan bir şeyi kabul edip uymak"]}, {"word": "imana getirmek", "meanings": ["Müslümanlığı kabul ettirmek", "istenilen biçimde davranmayı zorla kabul ettirmek"]}, {"word": "imanı gevremek", "meanings": ["(imanı) çok yorulmak veya sıkıntı çekmek"]}, {"word": "imanım", "meanings": ["(imanım) `kardeş, arkadaş` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "imaniye", "meanings": ["İnancılık"]}, {"word": "imanına kadar", "meanings": ["(imanına) ağzına kadar, son kertesine kadar, tıka basa, alabildiğince"]}, {"word": "imanı yok", "meanings": ["(imanı) acımasız, insafsız", "kahrolası!"]}, {"word": "imanlı", "meanings": ["İmanı olan, inançlı, mutekit", "İnsaflı, vicdanlı"]}, {"word": "iman sahibi", "meanings": ["İnanmış, iman etmiş (kimse)"]}, {"word": "imansız", "meanings": ["İnançsız", "İnsafsız, acımasız"]}, {"word": "imansız gitmek", "meanings": ["Tanrı'ya inanmadan ölmek"]}, {"word": "imansızlık", "meanings": ["İnançsızlık"]}, {"word": "imar", "meanings": ["Bayındırlık"]}, {"word": "iman tahtası", "meanings": ["Göğüs kemiği"]}, {"word": "imansız peynir", "meanings": ["Yağı alınmış peynir"]}, {"word": "imar etmek", "meanings": ["bayındır durumuna getirmek, bayındırlaştırmak, geliştirmek"]}, {"word": "imara açılmak", "meanings": ["yapılaşma yasağı olan bir yerin üzerine yapı yapılmasına izin vermek"]}, {"word": "imarethane", "meanings": ["Yoksullara ve öğrencilere yiyecek dağıtmak için kurulmuş hayır kurumu, imaret"]}, {"word": "imbat", "meanings": ["Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgârı, deniz yeli"]}, {"word": "imbikten çekmek", "meanings": ["damıtmak"]}, {"word": "im bilimi", "meanings": ["Gösterge bilimi"]}, {"word": "imbik", "meanings": ["Damıtmaya yarayan, damıtma işinde kullanılan araç, damıtıcı"]}, {"word": "imdat", "meanings": ["Tehlikede olana yapılan yardım", "`Yetişin, kurtarın` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "imdat etmek", "meanings": ["tehlikede olan birine yardım etmek"]}, {"word": "imdat ummak", "meanings": ["yardım beklemek"]}, {"word": "imdada (veya imdadına) koşmak (veya yetişmek veya erişmek)", "meanings": ["çok zor ve tehlikeli bir anda yardım etmek"]}, {"word": "imdatçı", "meanings": ["İmdada gelen, yardıma koşan kimse"]}, {"word": "imdi", "meanings": ["Buna göre, şu hâlde, artık", "Şimdi"]}, {"word": "imece", "meanings": ["Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi", "Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi"]}, {"word": "imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu", "meanings": ["`zamanın elverişli olup olmadığına bakmadan yardıma gelenleri bulunan iş sahibine ne mutlu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "imeceye girmek", "meanings": ["imece yoluyla yapılacak çalışmaya katılmak"]}, {"word": "imge", "meanings": ["Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya", "Genel görünüş, izlenim, imaj", "Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj", "Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj"]}, {"word": "imgeci", "meanings": ["İmgeyi öne alan, imgeye önem veren (kimse, düşünce vb.)"]}, {"word": "imgelem", "meanings": ["Hayal dünyası, imajinasyon"]}, {"word": "imgelemek", "meanings": ["Bir şeyin imgesini zihinde canlandırmak, hayal etmek"]}, {"word": "imgeleme", "meanings": ["İmgelemek işi, tahayyül"]}, {"word": "imgelenmek", "meanings": ["İmgeleme işine konu olmak"]}, {"word": "imgelenme", "meanings": ["İmgelenmek işi"]}, {"word": "imgeli", "meanings": ["İmgeye dayanan, imgesi olan"]}, {"word": "imgesel", "meanings": ["İmge ile ilgili"]}, {"word": "imha", "meanings": ["Ortadan kaldırma, yok etme"]}, {"word": "imha etmek", "meanings": ["ortadan kaldırmak, yok etmek"]}, {"word": "imha ateşi", "meanings": ["Bir savaşta düşman ordusunu yok etmek amacıyla karadan, havadan ve denizden açılan ateş"]}, {"word": "imitasyon", "meanings": ["Taklit"]}, {"word": "imkân", "meanings": ["Yararlanılan uygun şart veya durum, olanak"]}, {"word": "imkân vermek", "meanings": ["bir işin olmasına elverişli ortamı hazırlamak"]}, {"word": "imkânı yok", "meanings": ["olma ihtimali bulunmayan"]}, {"word": "imkânsız", "meanings": ["Olma ihtimali bulunmayan, olanaksız"]}, {"word": "imkânsızlaşma", "meanings": ["İmkânsızlaşmak durumu"]}, {"word": "imkânsızlaşmak", "meanings": ["İmkânsız bir duruma gelmek, olanaksızlaşmak"]}, {"word": "imla", "meanings": ["Yazım", "Doldurma, doldurulma"]}, {"word": "imkânsızlık", "meanings": ["İmkânsız olma durumu, olanaksızlık"]}, {"word": "imla etmek", "meanings": ["birine söyleyip yazdırmak", "doldurmak"]}, {"word": "imlaya gelmemek", "meanings": ["bir şey veya düşünce düzenlenemeyecek kadar karışık olmak, yönteme uyamayacak bir durumda olmak"]}, {"word": "imleç", "meanings": ["Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici", "Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi"]}, {"word": "imleme", "meanings": ["İmlemek işi, ima"]}, {"word": "imlemek", "meanings": ["İm koymak, imle göstermek", "Dolayısıyla anlatmak, ima etmek"]}, {"word": "immoral", "meanings": ["Töretanımaz"]}, {"word": "immoralizm", "meanings": ["Töretanımazlık"]}, {"word": "imparator", "meanings": ["Bir imparatorluğu yöneten kimse, ilhan"]}, {"word": "immünoloji", "meanings": ["Bağışıklık bilimi"]}, {"word": "imparatoriçe", "meanings": ["İmparator eşi", "İmparatorluğu yöneten kadın"]}, {"word": "imparatoriçelik", "meanings": ["İmparatoriçe olma durumu"]}, {"word": "imparatorluk", "meanings": ["İmparator olma durumu, ilhanlık", "Kendi topraklarında oturan çeşitli milletleri egemenliği altında toplayan devlet biçimi"]}, {"word": "imparator otu", "meanings": ["Maydanozgillerden, baharlı ve yakıcı olan kökü hekimlikte kullanılan bir ot (Peucedaum imperatoria)"]}, {"word": "imrahor", "meanings": ["Padişah ahırlarına ve onlarla ilgili gereçlere bakmakla görevli kimse"]}, {"word": "imren", "meanings": ["Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta"]}, {"word": "imrence", "meanings": ["Herkesçe imrenilen şey veya kimse"]}, {"word": "imrendirme", "meanings": ["İmrendirmek işi"]}, {"word": "imrendirmek", "meanings": ["İmrenmesine yol açmak"]}, {"word": "imrenilme", "meanings": ["İmrenilmek işi"]}, {"word": "imrenilmek", "meanings": ["İmrenme işi yapılmak"]}, {"word": "imreniş", "meanings": ["İmrenme işi"]}, {"word": "imrenme", "meanings": ["İmrenmek işi, imrenti, gıpta"]}, {"word": "imrenmek", "meanings": ["Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak", "Beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek, gıpta etmek"]}, {"word": "imrenti", "meanings": ["İmrenme"]}, {"word": "imsak", "meanings": ["Oruca başlama zamanı", "Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olma", "Cimrilik"]}, {"word": "imsak etmek", "meanings": ["bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olmak"]}, {"word": "imsakiye", "meanings": ["Ramazanda imsak vaktini ve namaz vakitlerini gösteren çizelge"]}, {"word": "imsak vakti", "meanings": ["Orucun başlama zamanı"]}, {"word": "imtihan", "meanings": ["Sınav", "Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum"]}, {"word": "imtihan etmek", "meanings": ["bilgi derecesini ölçmek", "denemek, sınamak"]}, {"word": "imtihan olmak", "meanings": ["bilgisi ölçülmek", "denenmek, sınanmak"]}, {"word": "imtihan vermek", "meanings": ["sınanmak", "tehlikeli ve zor bir durumdan zarar görmeden iyi bir sonuca ulaşmak"]}, {"word": "imtihana çekmek", "meanings": ["bilgisini ölçmek", "denemek, sınamak"]}, {"word": "imtina", "meanings": ["Kaçınma, sakınma, çekinme"]}, {"word": "imtina etmek", "meanings": ["bir şeyi yapmaktan kaçınmak, çekinmek"]}, {"word": "imtisal", "meanings": ["Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma", "Alınan buyruğa bütünüyle uyma"]}, {"word": "imtisal etmek", "meanings": ["uymak, benzemeye çalışmak"]}, {"word": "imtisas", "meanings": ["Emme, emerek çekme, soğurma"]}, {"word": "imtiyaz", "meanings": ["Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık", "Fabrika kurmak, maden işletmek vb. için bir kişi veya kuruluşa devlet tarafından verilen özel izin", "Gedik"]}, {"word": "imtiyazlı", "meanings": ["Ayrıcalıklı"]}, {"word": "imtiyazsız", "meanings": ["Ayrıcalıksız"]}, {"word": "imtizaç", "meanings": ["Karışabilme", "Birbirini tutma, uyum sağlama, uygunluk", "İyi geçinme, uyuşma", "Kaynaşma"]}, {"word": "imtizaçsız", "meanings": ["Uyumsuz"]}, {"word": "imtizaç etmek", "meanings": ["bağdaşmak, uyuşmak"]}, {"word": "imza", "meanings": ["Bir kimsenin herhangi bir belgeyi yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde kullandığı işaret", "İmzalama işi", "Herhangi bir alanda ün yapmış kimse"]}, {"word": "imza etmek", "meanings": ["imzalamak"]}, {"word": "imza (veya imzasını) atmak", "meanings": ["imzalamak"]}, {"word": "imza toplamak", "meanings": ["bir dilekçeyi veya öneriyi, destekleyenlere imzalatmak"]}, {"word": "imza vermek", "meanings": ["imza atmak"]}, {"word": "imza günü", "meanings": ["Yazarların eserlerini okurlarına hatıra olarak imzaladıkları gün"]}, {"word": "imzayı basmak (veya çakmak)", "meanings": ["imzalamak, imza etmek"]}, {"word": "imza kâğıdı", "meanings": ["İş yerlerinde çalışanların giriş ve çıkışlarının denetlenmesi amacı ile üzerine imzalarını attıkları kâğıt"]}, {"word": "imzalama", "meanings": ["İmzalamak işi"]}, {"word": "imzalamak", "meanings": ["Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak", "Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek", "Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak"]}, {"word": "imzalanış", "meanings": ["İmzalanma işi"]}, {"word": "imzalanma", "meanings": ["İmzalanmak işi"]}, {"word": "imzalanmak", "meanings": ["İmzalama işi yapılmak"]}, {"word": "imzalatma", "meanings": ["İmzalatmak işi"]}, {"word": "imzalatmak", "meanings": ["İmza attırmak"]}, {"word": "imzalayış", "meanings": ["İmzalama işi"]}, {"word": "imzalı", "meanings": ["İmza edilmiş", "İmza edilmiş olarak", "Yazarı belirtilmiş"]}, {"word": "imza sahibi", "meanings": ["Bir yere imza atan kimse", "Bazı sanat ve meslek kollarında sağlam bir yeri olan, değerini her zaman kabul ettirmiş kimse", "Gazete, dergi vb. yayımlarda, adını kullanarak yazı yazan kimse"]}, {"word": "imzasız", "meanings": ["İmza edilmemiş", "Yazanı belirtilmemiş"]}, {"word": "imza töreni", "meanings": ["Antlaşma veya sözleşmelerde ilgili tarafların belgelere imza atması ve birbirlerini kutlaması"]}, {"word": "In", "meanings": ["İndiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "in", "meanings": ["İnsan"]}, {"word": "in cin", "meanings": ["hiç kimse"]}, {"word": "in cin yok", "meanings": ["hiç kimse yok"]}, {"word": "in cin top oynamak", "meanings": ["hiçbir canlı varlık bulunmamak"]}, {"word": "in misin, cin misin", "meanings": ["genellikle masallarda `insan mısın, cin misin?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "inadına", "meanings": ["Terslik olsun diye", "Gereğinin, istenilenin tersine"]}, {"word": "inak", "meanings": ["Dogma"]}, {"word": "inakçı", "meanings": ["Dogmacı"]}, {"word": "inakçılık", "meanings": ["Dogmacılık"]}, {"word": "inaksal", "meanings": ["Dogmatik"]}, {"word": "inal", "meanings": ["Kendisine inanılan kimse"]}, {"word": "inam", "meanings": ["Emanet, vedia"]}, {"word": "inan olsun", "meanings": ["`bana inanınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "inanca", "meanings": ["Güvence"]}, {"word": "inancılık", "meanings": ["Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı, imaniye, fideizm"]}, {"word": "inan", "meanings": ["İnanmak işi", "Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme", "Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat"]}, {"word": "inanca vermek", "meanings": ["güvence vermek"]}, {"word": "inanç", "meanings": ["Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma", "Birine duyulan güven, inanma duygusu", "İnanılan şey, görüş, öğreti", "Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat"]}, {"word": "inançlı", "meanings": ["İnancı olan, imanlı, itikatlı, mutekit"]}, {"word": "inançlılık", "meanings": ["İnançlı olma durumu"]}, {"word": "inançsız", "meanings": ["İnancı olmayan, inansız, imansız, itikatsız"]}, {"word": "inançsızlık", "meanings": ["İnançsız olma durumu, inansızlık, imansızlık, itikatsızlık"]}, {"word": "inandırıcılık", "meanings": ["İnandırıcı olma durumu"]}, {"word": "inandırılmak", "meanings": ["İnanması sağlanmak"]}, {"word": "inandırma", "meanings": ["İnandırmak işi"]}, {"word": "inandırıcı", "meanings": ["İnandıran, inandırma özelliği olan"]}, {"word": "inandırılma", "meanings": ["İnandırılmak işi"]}, {"word": "inandırmak", "meanings": ["İnanmasını sağlamak"]}, {"word": "inanılma", "meanings": ["İnanılmak işi"]}, {"word": "inanılmak", "meanings": ["İnanma işi yapılmak"]}, {"word": "inanılır gibi (veya şey) değil", "meanings": ["çok şaşırılan, hayret edilen veya hayranlık duyulan bir olayla karşılaşıldığında söylenen bir söz"]}, {"word": "inanırlık", "meanings": ["İnanılabilir bir şeyin niteliği", "İnanma eğilimi"]}, {"word": "inanılmaz", "meanings": ["İnanılması çok güç veya imkânsız olan", "Az rastlanan, olağanüstü"]}, {"word": "inanlı", "meanings": ["İnanı olan, bir şeye bütün varlığıyla inanmış bulunan, imanlı, mümin, mutekit"]}, {"word": "inanış", "meanings": ["İnanma işi", "İnanılan şey"]}, {"word": "inanmak", "meanings": ["Bir şeyi doğru olarak benimsemek", "Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek", "Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek", "Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek", "Kanarak aldanmak", "İman etmek"]}, {"word": "inanma", "meanings": ["İnanmak işi"]}, {"word": "inanmazlık", "meanings": ["İnanmamazlık"]}, {"word": "inatçılık", "meanings": ["İnatçı olma durumu, direngenlik, inatlık, anutluk, muannitlik"]}, {"word": "inat", "meanings": ["Bir konuda direnme, ayak direme, diretme, direnim", "Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme", "İnatçı"]}, {"word": "inansızlık", "meanings": ["İnançsızlık"]}, {"word": "inansız", "meanings": ["İnançsız"]}, {"word": "inadı tutmak", "meanings": ["çok direnmek"]}, {"word": "inat etmek", "meanings": ["direnmek, diretmek, ayak diremek"]}, {"word": "inadım inat olmak", "meanings": ["söylediğinden veya yaptığından vazgeçmemek, çok direnmek"]}, {"word": "inatçı", "meanings": ["Ayak direyen, inat eden, anut, muannit, direngen"]}, {"word": "inatlaşma", "meanings": ["İnatlaşmak işi"]}, {"word": "inayet", "meanings": ["İyilik, kayra, atıfet, ihsan, lütuf"]}, {"word": "inatlaşmak", "meanings": ["Karşılıklı inat etmek", "İnat etmek"]}, {"word": "inayet ola", "meanings": ["`Allah versin` anlamında, dilencileri savmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "inayette bulunmak", "meanings": ["inayet etmek"]}, {"word": "inayet etmek (veya eylemek)", "meanings": ["iyilik ve yardım etmek, kayırmak, lütfetmek"]}, {"word": "ince", "meanings": ["Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı", "Zayıf", "Taneleri ufak, iri karşıtı", "Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı", "Ayrıntılı", "Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)", "Tiz (ses), pes karşıtı", "Hafif, gücü az", "İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı", "Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı"]}, {"word": "ince düşünmek", "meanings": ["ayrıntılı bir biçimde düşünmek"]}, {"word": "ince eleyip (veya eğirip) sık dokumak", "meanings": ["bir şeyi bütün ayrıntılarıyla araştırmak, gözden veya elden geçirmek"]}, {"word": "ince ağrı", "meanings": ["Verem"]}, {"word": "ince bağırsak", "meanings": ["Sindirim borusunun mideden kalın bağırsağa kadar olan yiyeceklerin sindirilmesi görevini yapan bölümü"]}, {"word": "incecikten", "meanings": ["Belli belirsiz bir biçimde"]}, {"word": "incecik", "meanings": ["Çok ince"]}, {"word": "ince ayrım", "meanings": ["En küçük ayrıntı, çalar, nüans"]}, {"word": "inceden", "meanings": ["İnce yapılı", "Duygulu"]}, {"word": "inceden inceye", "meanings": ["Ayrıntılara inerek, önem vererek, titizce", "Hafif, belirsiz, tiz olmayan bir sesle"]}, {"word": "ince donanma", "meanings": ["Hafif gemilerden kurulmuş donanma"]}, {"word": "ince gül yağı", "meanings": ["Su buharı dağıtmasıyla elde edilen soluk sarı renkli, gül kokulu bir sıvı"]}, {"word": "ince hastalık", "meanings": ["Verem"]}, {"word": "ince iş", "meanings": ["Nakış", "Özenli ve hesaplı davranış"]}, {"word": "ince kesim", "meanings": ["Kemikleri ince ve zayıf"]}, {"word": "inceleme", "meanings": ["İncelemek işi, tetkik", "Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma"]}, {"word": "incelemeci", "meanings": ["İnceleme yapan kimse"]}, {"word": "incelemek", "meanings": ["Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek"]}, {"word": "inceleniş", "meanings": ["İncelenme işi"]}, {"word": "incelenme", "meanings": ["İncelenmek işi"]}, {"word": "incelenmek", "meanings": ["İnceleme işi yapılmak"]}, {"word": "inceletme", "meanings": ["İnceletmek işi"]}, {"word": "inceletiş", "meanings": ["İnceletme işi"]}, {"word": "inceleyici", "meanings": ["İnceleyen, araştırma yapan kimse, müdekkik", "Bir şeyin özelliklerini anlamak amacı taşıyan bakış"]}, {"word": "inceletmek", "meanings": ["İnceleme işini başkasına yaptırmak, birinin incelemesini sağlamak"]}, {"word": "inceliş", "meanings": ["İncelme işi"]}, {"word": "incelik", "meanings": ["İnce olma durumu", "İnce davranış gösterme, kibarlık, zarafet, nezaket", "Bir işin herkesçe görülemeyen nitelikleri", "Ayrıntı"]}, {"word": "incelme", "meanings": ["İncelmek işi"]}, {"word": "inceldiği yerden kopmak", "meanings": ["sonucu neye varırsa varsın"]}, {"word": "incelmek", "meanings": ["İnce duruma gelmek", "Zayıflamak", "Sıvı, koyu durumdan akışkan duruma gelmek, akışkanlığı artmak", "Davranışları incelik kazanmak, kibarlaşmak"]}, {"word": "inceltici", "meanings": ["Boyaların ve verniklerin yoğunluğunu azaltmak ve uygulama kolaylığı sağlamak amacıyla kullanılan uçucu sıvı, tiner"]}, {"word": "inceltiş", "meanings": ["İnceltme işi"]}, {"word": "inceltme", "meanings": ["İnceltmek işi"]}, {"word": "inceltmek", "meanings": ["İnce duruma getirmek"]}, {"word": "inceltme işareti", "meanings": ["Düzeltme işareti"]}, {"word": "incerek", "meanings": ["Zayıfa yakın, incecik"]}, {"word": "ince saz", "meanings": ["Türk müziğinde keman, ney, tambur, kemençe, ut, kanun, daire vb. çalgılardan ve okuyuculardan oluşan, fasıl yapan topluluk"]}, {"word": "hevesli", "meanings": ["Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan, istekli, heveskâr"]}, {"word": "heveslenmek", "meanings": ["İsteklenmek, heves etmek, çok istemek, eğilim duymak"]}, {"word": "hevessiz", "meanings": ["Hevesi olmayan, istek duymayan"]}, {"word": "hey", "meanings": ["Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz", "Sitem, yakınma, azar, beğenme vb. çeşitli duyguları anlatan cümlelerde kullanılan bir söz"]}, {"word": "heyamola", "meanings": ["Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken `haydi çek, gayret` anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz"]}, {"word": "hey gidi (hey)", "meanings": ["çeşitli duyguları pekiştiren veya özlem ve acınma bildiren bir söz"]}, {"word": "heyamola ile", "meanings": ["bir işin ancak büyük güçlüklere katlanılarak ve birçok kişinin yardımıyla yapılabileceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "heybe", "meanings": ["At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba", "Omza geçirilebilen tek gözlü bir çanta türü"]}, {"word": "heybeci", "meanings": ["Heybe yapan veya satan kimse"]}, {"word": "heybet", "meanings": ["Korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet", "Büyüklük, ululuk, azamet"]}, {"word": "heybetli", "meanings": ["Görünüşü korku ve saygı uyandıran", "Büyük, ulu, azametli"]}, {"word": "heybetlice", "meanings": ["Oldukça heybetli"]}, {"word": "heyecan", "meanings": ["Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu", "Coşku"]}, {"word": "heyecan duymak", "meanings": ["heyecanlanmak"]}, {"word": "heyecan vermek", "meanings": ["heyecan duymasına sebep olmak"]}, {"word": "heyecana düşürmek", "meanings": ["heyecanlandırmak"]}, {"word": "heyecana getirmek", "meanings": ["heyecanlandırmak, heyecanlanmasına sebep olmak"]}, {"word": "heyecana gelmek", "meanings": ["heyecanlanmak, heyecan duymak"]}, {"word": "heyecana kapılmak", "meanings": ["aşırı derecede heyecan, coşku duymak"]}, {"word": "heyecanlandırma", "meanings": ["Heyecanlandırmak işi"]}, {"word": "heyecanlanış", "meanings": ["Heyecanlanma işi"]}, {"word": "heyecanlandırmak", "meanings": ["Heyecan duymasına sebep olmak"]}, {"word": "heyecanlanma", "meanings": ["Heyecanlanmak işi"]}, {"word": "heyecanlanmak", "meanings": ["Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek, heyecana gelmek, coşmak"]}, {"word": "heyecanlı", "meanings": ["Çabuk, kolay heyecanlanan, müteheyyiç", "Heyecan veren", "Heyecan içinde yapılan"]}, {"word": "heyecansız", "meanings": ["Çabuk, kolay heyecanlanmayan", "Heyecan vermeyen", "Heyecanı olmayan", "Heyecanla yapılmayan"]}, {"word": "heyecanlılık", "meanings": ["Heyecanlı olma durumu", "Aşırı duyarlı olma"]}, {"word": "heyecansızlık", "meanings": ["Heyecansız olma durumu"]}, {"word": "heyelan", "meanings": ["Toprak kayması"]}, {"word": "heyet", "meanings": ["Kurul", "Gök bilimi", "Biçim, kılık, dış görünüş"]}, {"word": "heyhat", "meanings": ["`Yazık, ne yazık` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "heyetiyle", "meanings": ["Olduğu gibi, bütünüyle"]}, {"word": "heyhey", "meanings": ["Sinirlilik"]}, {"word": "heyheyler geçirmek", "meanings": ["büyük heyecanlar geçirmek"]}, {"word": "heyheyleri tutmak (veya üstünde olmak)", "meanings": ["çok sinirlenmek"]}, {"word": "heykel", "meanings": ["Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser, yontu, statü"]}, {"word": "heykel gibi", "meanings": ["hareketsiz, duygusuz", "çok güzel (vücut)"]}, {"word": "heykelini dikmek", "meanings": ["türlü alanlarda üstün başarı gösteren kimselere değerbilirlik göstermek"]}, {"word": "heykelci kalemi", "meanings": ["Heykelcilerin taş, kil, alçı vb. gereçleri biçimlendirmek için kullandıkları kesici, düzeltici ve yontucu araç"]}, {"word": "heykelci", "meanings": ["Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu"]}, {"word": "heykelcilik", "meanings": ["Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk"]}, {"word": "heykelleştirmek", "meanings": ["Heykel durumuna getirmek"]}, {"word": "heykelli", "meanings": ["Heykeli olan"]}, {"word": "heykeltıraş", "meanings": ["Heykelci"]}, {"word": "heykeltıraşlık", "meanings": ["Heykelcilik"]}, {"word": "heyula", "meanings": ["Korkunç hayal"]}, {"word": "heyula gibi", "meanings": ["pek iri, iri yarı"]}, {"word": "hezaren", "meanings": ["Saray çiçeği (Delphinium)"]}, {"word": "hezaren örgü", "meanings": ["Bambu kabuklarından soyularak elde edilen liflerle veya sentetik malzemeyle yapılan özel bir örgü"]}, {"word": "hezel", "meanings": ["Şaka, alay, mizah", "Bir şiiri veya şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme"]}, {"word": "hezeyan", "meanings": ["Saçmalama", "Sayıklama", "Sabuklanma"]}, {"word": "hezeyan etmek", "meanings": ["saçmalamak"]}, {"word": "hezimete uğramak", "meanings": ["bozguna veya büyük bir yenilgiye uğramak"]}, {"word": "hezimet", "meanings": ["Yenilgi"]}, {"word": "hezliyat", "meanings": ["Hezel türünde yazılmış şiirler"]}, {"word": "Hf", "meanings": ["Hafniyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Hg", "meanings": ["Cıva elementinin simgesi"]}, {"word": "h, H", "meanings": ["Türk alfabesinin onuncu sırasında yer alan ve He adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, sızıcı gırtlak ünsüzünü gösterir", "Nota işaretlerini harfle gösterme yönteminde si sesini gösterir"]}, {"word": "hıçkırık", "meanings": ["Çok yemek yeme veya sinirsel bir nedenle ve istemsiz olarak diyafram kasının kasılmasıyla hava akciğerlere geçerken boğazdan çıkan ve düzgün aralıklarla tekrarlanan ses", "Çok ağlandığında çıkan ses"]}, {"word": "hıçkırık (veya hıçkırığı) tutmak", "meanings": ["sürekli olarak hıçkırmak"]}, {"word": "hıçkırış", "meanings": ["Hıçkırma işi"]}, {"word": "hıçkırma", "meanings": ["Hıçkırmak işi"]}, {"word": "hıçkırmak", "meanings": ["Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak", "İçini çekerek ağlamak"]}, {"word": "hıçkırtma", "meanings": ["Hıçkırtmak işi"]}, {"word": "hidiv", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan sonra Mısır valilerine verilen unvan"]}, {"word": "hıçkırtmak", "meanings": ["Hıçkırmasına sebep olmak"]}, {"word": "hidivlik", "meanings": ["Hidiv yönetimi veya makamı", "Hidiv yönetimindeki ülke"]}, {"word": "Hıdırellez", "meanings": ["Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü", "Her yılın 6 Mayıs gününde kutlanan geleneksel bayram"]}, {"word": "hıfız", "meanings": ["Saklama", "Ezberleme, akılda tutma"]}, {"word": "hıfza çalışmak", "meanings": ["Kur'an'ı ezberlemeye çalışmak"]}, {"word": "hıfzıssıhha", "meanings": ["Sağlıklı yaşamak için alınması gerekli önlemlerin bütünü", "Sağlık bilgisi, hijyen"]}, {"word": "hık", "meanings": ["Hıçkırırken boğazdan çıkan ses"]}, {"word": "hık demiş (anasının veya babasının) burnundan düşmüş", "meanings": ["`her durumuyla birine çok benziyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hık tutmak", "meanings": ["hıçkırık tutmak"]}, {"word": "hık mık etmek", "meanings": ["bir işten kaçınmak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak", "sorulan bir soruya açık bir anlamı olmayan, belirsiz cevaplar vermek"]}, {"word": "hık mık", "meanings": ["Bahane ileri sürme", "Belli belirsiz cevap verme"]}, {"word": "hıltan", "meanings": ["Top biçimindeki çiçekleri kuruduktan sonra sapları kürdan olarak kullanılan yabani bir bitki"]}, {"word": "hıltar", "meanings": ["Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış"]}, {"word": "hımbıllaşma", "meanings": ["Hımbıllaşmak durumu"]}, {"word": "hımbıl", "meanings": ["Uyuşuk, tembel"]}, {"word": "hımbıllaşmak", "meanings": ["Hımbıl gibi davranmak"]}, {"word": "hımbıllık", "meanings": ["Hımbıl olma durumu"]}, {"word": "hımhım", "meanings": ["Sesleri genizden çıkararak konuşan (kimse)", "Sesleri genizden çıkararak"]}, {"word": "hımhımlık", "meanings": ["Hımhım olma durumu"]}, {"word": "hımış", "meanings": ["Ağaç çatkıların arasına kerpiç doldurularak yapılmış duvar veya bina"]}, {"word": "hıncahınç", "meanings": ["Ağzına kadar, tıka basa"]}, {"word": "hınç", "meanings": ["Öç alma duygusu ile dolu öfke, kin, gayz"]}, {"word": "hınç (veya hıncını) almak", "meanings": ["öç (veya öcünü) almak"]}, {"word": "hıncını çıkarmak", "meanings": ["öcünü almak"]}, {"word": "hınçlı", "meanings": ["Hıncı olan, öfkeli"]}, {"word": "hınçsız", "meanings": ["Hıncı olmayan, öfkesiz"]}, {"word": "hınk", "meanings": ["Güç gerektiren bir iş yapılırken çıkarılan ses", "`Başkasına yardım edecek veya yüreklendirecek gücü olmadığı hâlde öyle görünüp yardakçılık eden kimse` anlamındaki havan dövücüsünün hınk deyicisi deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hınzırca", "meanings": ["Hınzır bir biçimde, kurnazca, hınzırcasına"]}, {"word": "hınzır", "meanings": ["Domuz", "Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz", "Yaramaz, haylaz", "Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar", "Kurnaz, içten pazarlıklı olan"]}, {"word": "hınzırlaşmak", "meanings": ["Hınzır gibi davranmak"]}, {"word": "hınzırlaşma", "meanings": ["Hınzırlaşmak işi"]}, {"word": "hınzırlık", "meanings": ["Hınzır olma durumu", "Muziplik"]}, {"word": "hınzırlık etmek", "meanings": ["zarar verici, sinirlendirici, ters davranışta bulunmak"]}, {"word": "hır", "meanings": ["Kavga, dalaş"]}, {"word": "hırbo", "meanings": ["İri yarı (kimse)", "Sersem, salak, kaba saba"]}, {"word": "hırboluk", "meanings": ["Hırbo olma durumu"]}, {"word": "hır çıkarmak", "meanings": ["kavga, gürültü çıkarmak"]}, {"word": "hırçın", "meanings": ["Belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden (kimse)", "Tiz, öfkeli (ses)"]}, {"word": "hırçınlaşma", "meanings": ["Hırçınlaşmak işi"]}, {"word": "hırçınlık", "meanings": ["Hırçın olma durumu", "Hırçınca davranış"]}, {"word": "hırçınlaşmak", "meanings": ["Hırçınlık etmek, hırçın davranmak"]}, {"word": "hırçınlık etmek", "meanings": ["huysuzluk, terslik etmek"]}, {"word": "hırdavat", "meanings": ["Kilit, tel, çivi vb. metal eşya", "Önemsiz, ufak tefek eşya, gereksiz eşya"]}, {"word": "hırdavatçı", "meanings": ["Hırdavat satan kimse, nalbur"]}, {"word": "hırdavatçılık", "meanings": ["Hırdavatçının yaptığı iş, nalburluk"]}, {"word": "hırgür", "meanings": ["Geçimsizlik, kavga"]}, {"word": "hırıldama", "meanings": ["Hırıldamak işi"]}, {"word": "hırgür çıkarmak", "meanings": ["kavga etmek, kavga çıkarmak"]}, {"word": "hırıldamak", "meanings": ["Hırıltılı bir ses çıkarmak"]}, {"word": "hırıldaşma", "meanings": ["Hırıldaşmak biçimi veya durumu"]}, {"word": "hırıldaşmak", "meanings": ["Hırlaşmak"]}, {"word": "hırıldayış", "meanings": ["Hırıldama işi"]}, {"word": "hırıl hırıl", "meanings": ["Hırıltılı bir ses çıkararak"]}, {"word": "hırıltı", "meanings": ["Boğazdan herhangi bir nedenle boğuk çıkan ses", "Gürültüyle çıkan ses", "Geçimsizlik, kavga"]}, {"word": "hırıltılı", "meanings": ["Hırıltı çıkaran, hırıltısı olan"]}, {"word": "hırıltıcı", "meanings": ["Geçimsizlik çıkaran, geçimsiz kimse"]}, {"word": "hızma", "meanings": ["Ayı, boğa vb. hayvanların dudaklarına veya burnuna geçirilen demir halka", "Burun kanadına takılan süslü, altın veya gümüş halka", "Küpe"]}, {"word": "hırkayı başına çekmek", "meanings": ["bir köşeye çekilip çevresiyle ilgisini kesmek"]}, {"word": "hırka", "meanings": ["Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi", "Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde giysi", "Dervişlerin giydikleri üst giysisi"]}, {"word": "hırkalı", "meanings": ["Hırkası olan"]}, {"word": "hırkasız", "meanings": ["Hırkası olmayan"]}, {"word": "hırlama", "meanings": ["Hırlamak işi"]}, {"word": "hırlamak", "meanings": ["Hırıltıyla ses çıkarmak", "Köpek, saldırmadan önce hırıltıyla ses çıkarmak", "Kızgınlıkla ters konuşmak"]}, {"word": "hırlaşma", "meanings": ["Hırlaşmak işi"]}, {"word": "hırlaşmak", "meanings": ["Karşılıklı hırlamak", "Ağız kavgasına girişmek"]}, {"word": "hırlatma", "meanings": ["Hırlatmak işi"]}, {"word": "hırlatmak", "meanings": ["Hırlamasına sebep olmak"]}, {"word": "hırlı", "meanings": ["İşinde doğru, uslu, iyi (kimse)", "Yaramaz, şımarık, kötü (kimse)"]}, {"word": "hırlayış", "meanings": ["Hırlama işi"]}, {"word": "hırlı mıdır, hırsız mıdır?", "meanings": ["bir kimsenin ahlakı, kişiliği hakkında kuşku duyulduğunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "hırpalama", "meanings": ["Hırpalamak işi"]}, {"word": "hırpalamak", "meanings": ["Örselemek", "Dövmek", "İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak"]}, {"word": "hırpalanış", "meanings": ["Hırpalanma işi"]}, {"word": "hırpalanmak", "meanings": ["Hırpalama işine konu olmak veya hırpalama işi yapılmak"]}, {"word": "hırpalanma", "meanings": ["Hırpalanmak işi"]}, {"word": "hırpalatma", "meanings": ["Hırpalatmak işi"]}, {"word": "hırpalatmak", "meanings": ["Hırpalanmasına sebep olmak"]}, {"word": "hırpalayış", "meanings": ["Hırpalama işi"]}, {"word": "hırpani", "meanings": ["Perişan, derbeder"]}, {"word": "hırs", "meanings": ["Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku", "Öfke, kızgınlık"]}, {"word": "hırpanilik", "meanings": ["Hırpani olma durumu"]}, {"word": "hırs bastırmak", "meanings": ["aşırı ölçüde açgözlü duruma gelmek"]}, {"word": "hırs basmak", "meanings": ["hırslı duruma gelmek"]}, {"word": "hırs bürümek", "meanings": ["gözünü hırs bürümek"]}, {"word": "hırsını alamamak", "meanings": ["öfkesini yenememek"]}, {"word": "hırsından çatlamak", "meanings": ["öfkeyle birlikte aşırı derecede kıskanmak"]}, {"word": "hırsını yenmek", "meanings": ["öfkelenmemek için kendini tutmak"]}, {"word": "hırsız gibi", "meanings": ["kimseye görünmeden, gizlice"]}, {"word": "hırsız", "meanings": ["Başkasının malını çalan kimse, uğru"]}, {"word": "hırsıza kilit olmaz", "meanings": ["`kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hırsıza yol göstermek", "meanings": ["birine bilmeyerek kötü bir işte yardımcı olmak"]}, {"word": "hırsız adım", "meanings": ["Ağır ve sessizce yürüme biçimi"]}, {"word": "hırsız feneri", "meanings": ["Karşısındakini gösterip taşıyanı göstermeyecek biçimde yapılmış önü camlı fener"]}, {"word": "hırsız anahtarı", "meanings": ["Maymuncuk"]}, {"word": "hırsız kelepçe", "meanings": ["Ana su borusuna kaçak su alabilmek amacıyla bağlanan boru parçası"]}, {"word": "hırsızlama", "meanings": ["Gizlice alınan, başkasına ait", "Gizlice, kimseye sezdirmeden"]}, {"word": "hırsızlama yapmak", "meanings": ["çalmak"]}, {"word": "hırsızlık", "meanings": ["Çalma, arakçılık"]}, {"word": "hırsızlık etmek (veya yapmak)", "meanings": ["başkalarının parasını veya malını çalmak"]}, {"word": "hırsız yatağı", "meanings": ["Hırsızların gizlendiği yer", "Hırsızların çok olduğu yer"]}, {"word": "hırslandırma", "meanings": ["Hırslandırmak işi"]}, {"word": "hırslanış", "meanings": ["Hırslanma işi"]}, {"word": "hırslandırmak", "meanings": ["Öfkelendirmek, kızdırmak"]}, {"word": "hırslanma", "meanings": ["Hırslanmak işi"]}, {"word": "hırslı", "meanings": ["Açgözlü, muhteris", "Öfkeli, kızgın"]}, {"word": "hırt", "meanings": ["Sersem, budala, ahmak", "Kaba, incelikten anlamayan (kimse)"]}, {"word": "hırssız", "meanings": ["Hırsı olmayan"]}, {"word": "hırslanmak", "meanings": ["Aşırı istek duymak, tutkuyla davranmak", "Çok kızmak, öfkelenmek"]}, {"word": "hırtapoz", "meanings": ["Sersem, aptal, şaşkın"]}, {"word": "hırtapozluk", "meanings": ["Hırtapoz olma durumu"]}, {"word": "hırtı pırtı", "meanings": ["Eski püskü veya işe yaramaz, değersiz eşya"]}, {"word": "hırtlamba gibi giyinmek", "meanings": ["perişan, derbeder bir biçimde giyinmek"]}, {"word": "hırtlamba", "meanings": ["Perişan, derbeder kılıklı"]}, {"word": "Hırvat", "meanings": ["Hırvatistan Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk ve bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "hırtlambası çıkmak", "meanings": ["perişan bir biçimde giyinmiş olmak", "eşya, çok eskiyip dökülür durumda olmak"]}, {"word": "hırtlık", "meanings": ["Sersemlik, budalalık, ahmaklık"]}, {"word": "Hırvatça", "meanings": ["Hırvatların kullandığı Slav dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "hısım", "meanings": ["Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler"]}, {"word": "hısım akraba", "meanings": ["Bütün akrabalar"]}, {"word": "hışıldama", "meanings": ["Hışıldamak işi"]}, {"word": "hısımlık", "meanings": ["Hısım olma durumu, karabet"]}, {"word": "hışıldamak", "meanings": ["Hışıltılı ses çıkarmak"]}, {"word": "hışıldatma", "meanings": ["Hışıldatmak işi"]}, {"word": "hışıldatmak", "meanings": ["Hışıldamasına sebep olmak"]}, {"word": "hışıl hışıl", "meanings": ["`Hışıltı` sesi çıkararak, hışıldayarak"]}, {"word": "hışıltı", "meanings": ["Sert ve sürekli çıkan ses"]}, {"word": "hışıltılı", "meanings": ["Hışıltısı olan (ses)"]}, {"word": "hışım", "meanings": ["Öfke, kızgınlık"]}, {"word": "hışıltısız", "meanings": ["Hışıltısı olmayan (ses)"]}, {"word": "hışmına uğramak", "meanings": ["birinden zulüm görmek"]}, {"word": "hışımlanma", "meanings": ["Hışımlanmak işi"]}, {"word": "hışımlanmak", "meanings": ["Öfkelenmek, kızgın duruma gelmek"]}, {"word": "hışımlı", "meanings": ["Öfkeli, kızgın, sinirli"]}, {"word": "hışır", "meanings": ["Olmamış meyve", "Taşkınlık gösteren, yaramaz (kimse)", "Aptal, sersem"]}, {"word": "hışırı çıkmak", "meanings": ["eşya, çok hırpalanıp örselenmek", "insan ağır işlerle uğraşıp çok yorulmak"]}, {"word": "hışırdamak", "meanings": ["Kâğıt, kumaş, kuru yaprak vb. nesneler birbirlerine sürtünürken, buruşturulurken `hışır` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "hışırdama", "meanings": ["Hışırdamak işi"]}, {"word": "hışırdatma", "meanings": ["Hışırdatmak işi"]}, {"word": "hışırdatmak", "meanings": ["Hışırtı çıkartmak"]}, {"word": "hışırdayış", "meanings": ["Hışırdama işi"]}, {"word": "hışır hışır", "meanings": ["Hışırtı çıkararak"]}, {"word": "hışırlık", "meanings": ["Hışır olma durumu"]}, {"word": "hışırtı", "meanings": ["İnce cisimler hışırdarken çıkan sesin adı"]}, {"word": "hışırtılı", "meanings": ["Hışırtısı olan"]}, {"word": "hışlama", "meanings": ["Hışlamak biçimi veya işi"]}, {"word": "hışlamak", "meanings": ["Hışıldamak, hışıltı çıkarmak"]}, {"word": "hışırtısız", "meanings": ["Hışırtısı olmayan"]}, {"word": "hıyaban", "meanings": ["İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar"]}, {"word": "hıyanet", "meanings": ["Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet", "Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık"]}, {"word": "hıyanetlik", "meanings": ["Hıyanet"]}, {"word": "hıyar", "meanings": ["Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki (Cucumis sativus)", "Bu bitkinin iri, yeşil ürünü, salatalık", "Kaba saba, görgüsüz, budala"]}, {"word": "hıyar", "meanings": ["Bir şeyi seçmekte veya yapıp yapmamakta özgürlük"]}, {"word": "hıyarağa", "meanings": ["Hıyarağası"]}, {"word": "hıyarağalık", "meanings": ["Hıyarağa gibi davranma"]}, {"word": "hıyarcık", "meanings": ["Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması"]}, {"word": "hıyarağası", "meanings": ["Görgüsüz, kaba saba, yontulmamış (kimse), hıyarağa"]}, {"word": "hıyarlaşma", "meanings": ["Hıyarlaşmak durumu"]}, {"word": "hıyarlaşmak", "meanings": ["Kaba saba, budalaca davranışlarda bulunmaya başlamak"]}, {"word": "hıyarlık etmek", "meanings": ["hıyarlaşmak"]}, {"word": "hıyarlık", "meanings": ["Kaba saba, budalaca davranma durumu"]}, {"word": "hız", "meanings": ["Çabukluk, sürat", "Bir hareketten doğan güç, şiddet", "Çaba, güç, gayret, takat", "Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat"]}, {"word": "hız almak", "meanings": ["atlamak için geri çekilip birdenbire fırlamak"]}, {"word": "hıyarşembe", "meanings": ["Baklagillerden, siyah renkte olan meyvelerinin içinde çekirdeklerden başka hekimlikte kullanılan bir öz bulunan bitki, Hint hıyarı (Cassia fistula)"]}, {"word": "hız vermek", "meanings": ["hızını artırmak, hızlandırmak", "isteklendirmek"]}, {"word": "hızını alamamak", "meanings": ["hızla gidişini yavaşlatamamak", "öfkesini yenememek, yatışamamak"]}, {"word": "hızını almak", "meanings": ["şiddetini yenmek, yatışmak", "yavaşlamak, hızını yitirmek"]}, {"word": "hızını kaybetmek (veya yitirmek)", "meanings": ["etkisini, geçerliliğini yitirmek, hükmü kalmamak"]}, {"word": "hızar", "meanings": ["Tahta ve kereste biçmeye yarayan, elektrik ve su gücüyle çalışan büyük bıçkı"]}, {"word": "hızarcı", "meanings": ["Hızar işleten, hızarla kereste biçen kimse"]}, {"word": "hızarcılık", "meanings": ["Hızarcının yaptığı iş"]}, {"word": "Hızır", "meanings": ["`Birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek` anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hızla", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "hızlandırılma", "meanings": ["Hızlandırılmak işi"]}, {"word": "hızlandırılmak", "meanings": ["Hız verilmek, hızı artırılmak"]}, {"word": "hızlandırma", "meanings": ["Hızlandırmak işi"]}, {"word": "hızlanış", "meanings": ["Hızlanma işi"]}, {"word": "hızlanmak", "meanings": ["Hız almak, hızı artmak"]}, {"word": "hızlanma", "meanings": ["Hızlanmak işi"]}, {"word": "hızlandırmak", "meanings": ["Hız verilmek, hızı artırılmak"]}, {"word": "hızlı", "meanings": ["Çabuk, seri, süratli", "Güç kullanarak", "Çabucak", "Uçarı, çapkın, hovarda"]}, {"word": "hızlı sağanak tez geçer", "meanings": ["`büyük bir hızla başlayan şeyler az sürer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hızlı yaşamak", "meanings": ["eğlenceye aşırı düşkün olarak yaşamak"]}, {"word": "hızlı akın", "meanings": ["Hızlı hücum"]}, {"word": "hızlı hızlı", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "hızlılık", "meanings": ["Hızlı olma durumu, sürat"]}, {"word": "hızölçer", "meanings": ["Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı, takograf, takometre, takigraf"]}, {"word": "hızlı hücum", "meanings": ["Takım sporlarında karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden, paslaşarak yapılan hücum, hızlı akın"]}, {"word": "hibe", "meanings": ["Bağış"]}, {"word": "hibe etmek", "meanings": ["bağışlamak"]}, {"word": "hicap", "meanings": ["Utanma, utanç, sıkılma", "Perde"]}, {"word": "hicap duymak (veya etmek)", "meanings": ["utanmak"]}, {"word": "hicaz", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam", "Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde"]}, {"word": "hiciv", "meanings": ["Yergi"]}, {"word": "hicazkâr", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde rast perdesinde karar kılan bir makam"]}, {"word": "hicran", "meanings": ["Bir yerden veya bir kimseden ayrılma, ayrılık", "Ayrılığın neden olduğu onulmaz acı"]}, {"word": "hicret", "meanings": ["Göç", "İslam takviminde tarih başı sayılan Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi"]}, {"word": "hicret etmek", "meanings": ["göç etmek"]}, {"word": "hicri", "meanings": ["Tarih başı olarak hicreti kabul eden"]}, {"word": "hicri takvim", "meanings": ["Hicreti başlangıç olarak alan takvim"]}, {"word": "hicviye", "meanings": ["Yergi"]}, {"word": "hicvetme", "meanings": ["Hicvetmek işi"]}, {"word": "hicvetmek", "meanings": ["Alay yoluyla yermek"]}, {"word": "hiçbir", "meanings": ["Bir addan önce getirilerek o adın bildirdiği varlıktan bir tanesinin bile olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "hiç", "meanings": ["Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz", "Soru cümlelerinde belirsiz bir zamanı anlatan bir söz", "Bir soruya açık bir cevap verilmek istenmediğinde cevap cümlesinin başına getirilen bir söz", "Boş, değersiz, önemsiz olan şey veya kimse"]}, {"word": "hiçbiri", "meanings": ["Bir teki, biri bile"]}, {"word": "hiç de", "meanings": ["kesinlikle, katiyen"]}, {"word": "hiç değil", "meanings": ["asla, kesinlikle"]}, {"word": "hiç mi hiç", "meanings": ["kesinlikle"]}, {"word": "hiç değilse (veya olmazsa)", "meanings": ["önemli olmasa bile, başka bir şey olmasa bile", "en azından", "bari"]}, {"word": "hiçe saymak (veya indirgemek)", "meanings": ["önemsememek, önem vermemek"]}, {"word": "hiç yoktan iyidir", "meanings": ["`elde bulunanla yetinmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hiççilik", "meanings": ["Nihilizm"]}, {"word": "hiççi", "meanings": ["Nihilist"]}, {"word": "hiçleme", "meanings": ["Hiçlemek durumu"]}, {"word": "hiçlemek", "meanings": ["Önem vermemek, yok saymak"]}, {"word": "hiçleştirmek", "meanings": ["Kendi benliğinde hiçliği kabul etmek"]}, {"word": "hiçleştirme", "meanings": ["Hiçleştirmek durumu"]}, {"word": "hiçlik", "meanings": ["Hiç olma durumu", "Gerçekteki özelliklerinin, durumlarının ortadan kaldırılması sonucu bir şeyin var olmayışı, yokluk"]}, {"word": "hiçten", "meanings": ["Çok değersiz, önemsiz", "Gereği, yararı yokken veya karşılıksız olarak, yok yere"]}, {"word": "hidatit", "meanings": ["Birçok memelinin ve insanın karaciğerinde gelişen ekinokok tenyasının larvası"]}, {"word": "hidayet", "meanings": ["Doğru yol, hak olan Müslümanlık yolu"]}, {"word": "hidayete ermek", "meanings": ["Müslüman olmak, İslam dinini kabul etmek", "gerçeği görüp kabullenmek, aklı başına gelmek"]}, {"word": "hiddet", "meanings": ["Öfke, kızgınlık"]}, {"word": "hiddet etmek", "meanings": ["öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "hiddete kapılmak", "meanings": ["öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "hiddetten kudurmak", "meanings": ["çok öfkelenmek, aşırı derecede kızmak"]}, {"word": "hiddetlendirme", "meanings": ["Hiddetlendirmek işi"]}, {"word": "hiddetlendirmek", "meanings": ["Kızdırmak, öfkelendirmek"]}, {"word": "hiddetleniş", "meanings": ["Hiddetlenme işi"]}, {"word": "hiddetlenme", "meanings": ["Hiddetlenmek işi"]}, {"word": "hiddetlenmek", "meanings": ["Kızmak, öfkelenmek"]}, {"word": "hiddetli", "meanings": ["Kızgın, öfkeli, pürhiddet"]}, {"word": "hidralar", "meanings": ["Örnek hayvanı hidra olan sölenterler bölümü"]}, {"word": "hidra", "meanings": ["Hidralar takımından, 1 santimetre uzunluğundaki, vücudu torba biçiminde, ağız çevresinde 6-10 dokunacı olan tatlı su hayvanı (Hydra)"]}, {"word": "hidrasit", "meanings": ["Hidrojen ile bir metalsinin oksijensiz birleşmesinden oluşan asit"]}, {"word": "hidratlı", "meanings": ["İçinde hidrat bulunan"]}, {"word": "hidrat", "meanings": ["Bir cismin suyla birleşmesiyle veya bazı madenler üzerinde suyun etkisiyle oluşan bileşik"]}, {"word": "hidrobiyoloji", "meanings": ["Sularda yaşayan canlıların hayatını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "hidrodinamik", "meanings": ["Sıvıya batırılmış katı cisimler üzerinde, onların hareketiyle ilgili olarak sıvıların gösterdiği direnci ve sıvıların hareketini inceleyen bilim dalı", "Bu bilimle ilgili"]}, {"word": "hidroelektrik", "meanings": ["Su gücüyle elde edilen elektrik enerjisi"]}, {"word": "hidroelektrik santral", "meanings": ["Su gücüyle çalışan makinelerle elektrik üreten merkez"]}, {"word": "hidrofil", "meanings": ["Sucul", "Su böceği"]}, {"word": "hidrofobi", "meanings": ["Su korkusu"]}, {"word": "hidrograf", "meanings": ["Su bilgisi uzmanı"]}, {"word": "hidrofor", "meanings": ["Subasar"]}, {"word": "hidrografi", "meanings": ["Su bilgisi"]}, {"word": "hidrojen", "meanings": ["Oksijenle birleşerek suyu oluşturan, atom numarası 1, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir gaz, müvellidülma (simgesi H)"]}, {"word": "hidrojen bombası", "meanings": ["Ağır hidrojen atomları çekirdeklerinin kaynaşarak helyum durumuna girmesiyle elde edilen, enerji temeline dayanan bomba"]}, {"word": "hidrojenleme", "meanings": ["Hidrojenlemek işi"]}, {"word": "hidrojenlemek", "meanings": ["Hidrojen ile birleştirmek"]}, {"word": "hidrojeoloji", "meanings": ["Yer altı sularının araştırılmasını ve elde edilmesini inceleyen yer bilimi kolu"]}, {"word": "hidrokarbür", "meanings": ["Hidrokarbon"]}, {"word": "hidrokarbonat", "meanings": ["Hidratlı bazik karbonat"]}, {"word": "hidrokarbon", "meanings": ["Karbon ve hidrojen birleşiği, hidrokarbür"]}, {"word": "hidroklorik asit", "meanings": ["Hidrojen ve klordan oluşan, renksiz, havada beyaz dumanlar saçan, suda kolayca eriyen ve hayvan kemiklerinden jelatin, fosfor elde edilmesinde, çeliğin pasını gidermede kullanılan keskin kokulu bir gaz, tuz ruhu (HCl)"]}, {"word": "hidroksil", "meanings": ["Bir madenle birleştiği zaman hidroksit yapan atom grubu (OH)"]}, {"word": "hidroksit", "meanings": ["Bir maden üzerine suyun etkisiyle yani bir hidroksil grubu ile bir madenin kaynaşmasından oluşan birleşik"]}, {"word": "hidrolik", "meanings": ["Su ile ilgili", "Su veya başka bir sıvı basıncıyla işleyen (makine, cendere vb.)", "Suların akışına uygulanan yasaları, suyun dağıtılması sırasında ortaya çıkan sorunları inceleyen bilim ve teknik"]}, {"word": "hidroliz", "meanings": ["Bir molekülün su etkisiyle ikiye ayrılmasını sağlayan tepkime"]}, {"word": "hidrolog", "meanings": ["Su bilimci"]}, {"word": "hidrometre", "meanings": ["Suölçer"]}, {"word": "hidroloji", "meanings": ["Su bilimi"]}, {"word": "hidrosefal", "meanings": ["Hidrosefalisi olan"]}, {"word": "hidrosefali", "meanings": ["Beyin omurilik sıvısının çoğalmasıyla, beyin karıncıklarının büyümesine yol açan, bazen de kafatasının büyümesine sebep olan hastalık"]}, {"word": "hidrosfer", "meanings": ["Su yuvarı"]}, {"word": "hidrosiyanik", "meanings": ["Siyanojen ile hidrojenin birleşmesinden oluşan asit (HCN)"]}, {"word": "hidroskopi", "meanings": ["Yer altındaki suları arayıp bulma işi"]}, {"word": "hidrostatik", "meanings": ["Sıvıların dengesiyle ilgili olan", "Sıvıların dengesini ve kaplar üzerine yaptıkları basıncı inceleyen fizik dalı"]}, {"word": "hidroterapi", "meanings": ["Su tedavisi"]}, {"word": "hidrozol", "meanings": ["Sıvı durumundaki koloit"]}, {"word": "hidrür", "meanings": ["Bir element veya birleşikle hidrojen birleşimi"]}, {"word": "higrofil", "meanings": ["Nemcil"]}, {"word": "higrometre", "meanings": ["Nemölçer"]}, {"word": "higrometrik", "meanings": ["Nem ile ilgili, neme ilişkin"]}, {"word": "higroskop", "meanings": ["Nemçeker"]}, {"word": "higroskopik", "meanings": ["Nemçeker"]}, {"word": "higrostat", "meanings": ["Nemdenetir"]}, {"word": "hijyen", "meanings": ["Sağlık bilgisi", "Sağlık koruma, hıfzıssıhha", "Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü"]}, {"word": "higrotropizm", "meanings": ["Neme yönelim"]}, {"word": "hijyenik", "meanings": ["Sağlıklı", "Temiz", "Sağlık kurallarına uygun"]}, {"word": "hikâye", "meanings": ["Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması", "Aslı olmayan söz, olay", "Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü, öykü", "Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi", "Hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi, epikriz"]}, {"word": "hikâye etmek", "meanings": ["ayrıntılarıyla anlatmak, söylemek"]}, {"word": "hikâyeci", "meanings": ["Hikâye yazan, öykücü"]}, {"word": "hikâye birleşik zamanı", "meanings": ["Yalın zamanlı bir fiilin geçmişte yapıldığını anlatan, idi > -di ekiyle kurulan kip"]}, {"word": "hikâyecilik", "meanings": ["Hikâyecinin yaptığı iş, öykücülük"]}, {"word": "hikâyelemek", "meanings": ["Anlatmak"]}, {"word": "hikâyeleme", "meanings": ["Anlatı"]}, {"word": "hikâyeleştirme", "meanings": ["Hikâyeleştirmek işi"]}, {"word": "hikâyeleştirmek", "meanings": ["Hikâye durumuna getirmek"]}, {"word": "hikem", "meanings": ["Hikmetler"]}, {"word": "hikemî", "meanings": ["Felsefe ile ilgili", "Felsefi söz veya düşünce"]}, {"word": "hikmetinden sual olunmaz", "meanings": ["`sonucunun sebebi sorulmaz, araştırılmaz` anlamında kullanılan bir söz", "`Allah'ın yaratıcı gücü karşısında sebep aranmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hikmet", "meanings": ["Bilgelik", "Tanrı'nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı", "Gizli sebep", "Öğüt verici söz", "Fizik", "Felsefe"]}, {"word": "hikmetli", "meanings": ["Hikmeti olan"]}, {"word": "hilat", "meanings": ["Kaftan"]}, {"word": "hilaf", "meanings": ["Aykırı, karşıt, ters", "Yalan"]}, {"word": "hilaf olmasın", "meanings": ["`yanılmıyorsam` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hilaf yok", "meanings": ["`yalan değil, yalan yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hilafetçilik", "meanings": ["Hilafetçi olma durumu"]}, {"word": "hilafet", "meanings": ["Halifelik"]}, {"word": "hilafetçi", "meanings": ["Halifeliğin sürdürülmesinden yana olan kimse"]}, {"word": "hilal", "meanings": ["Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay", "Çocukların okuma öğrenmeye başladıklarında satır ve sözleri şaşırmamak için söz üzerinde gezdirdikleri ucu sivri, uzunca bir gösterme aracı"]}, {"word": "hilafsız", "meanings": ["Abartmaksızın"]}, {"word": "hilal gibi", "meanings": ["ince ve düzgün (kaş)"]}, {"word": "hilalî", "meanings": ["Hilal biçiminde olan"]}, {"word": "hile", "meanings": ["Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika", "Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma"]}, {"word": "hile ile iş gören mihnet ile can verir", "meanings": ["`işlerine hile karıştırıp başkalarını aldatan kişi son nefesini azap içinde verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hile hurda bilmemek", "meanings": ["aldatma yollarını bilmemek"]}, {"word": "hile yapmak", "meanings": ["aldatmak", "çıkar sağlamak amacıyla bir şeyin saflığını bozmak, değersiz bir şey karıştırmak"]}, {"word": "hilesi hurdası yok", "meanings": ["`yalanı dolanı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hilebaz", "meanings": ["Hileci"]}, {"word": "hileci", "meanings": ["Hile yapan, hile karıştıran, hilebaz, hilekâr, dolmacı"]}, {"word": "hilecilik", "meanings": ["Hileci olma durumu, hilebazlık, hilekârlık"]}, {"word": "hileişeriye", "meanings": ["Çözümü güç bir hukuki sorunu hukuk kurallarını zedelemeden çözümleme"]}, {"word": "hilekâr", "meanings": ["Hileci"]}, {"word": "hilekârlık", "meanings": ["Hilecilik, dolandırıcılık"]}, {"word": "hileli", "meanings": ["Hilesi olan, içine hile karışmış, hile ile yapılmış"]}, {"word": "hileli iflas", "meanings": ["Alacaklıları zarara sokmak amacıyla hileli işlemler yaparak gerçekleştirilen iflas yolu, dolanlı iflas"]}, {"word": "hilesiz", "meanings": ["Hile yapmayan, düzen bilmeyen (kimse)", "Hilesi olmayan, içine hile karışmamış"]}, {"word": "hilkaten", "meanings": ["Yaradılıştan"]}, {"word": "hilkat", "meanings": ["Yaradılış, fıtrat"]}, {"word": "hilozoizm", "meanings": ["Canlı özdekçilik"]}, {"word": "hilye", "meanings": ["Hz. Muhammed'in dış görünüşünü ve niteliklerini anlatan manzum ve mensur eser"]}, {"word": "himaye etmek", "meanings": ["korumak, kayırmak, gözetmek"]}, {"word": "himaye görmek", "meanings": ["biri tarafından korunmak, kayırılmak, gözetilmek"]}, {"word": "himayesine almak", "meanings": ["koruyucusu olmak, korumak"]}, {"word": "himaye", "meanings": ["Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim", "Kayırma, elinden tutma"]}, {"word": "himayeci", "meanings": ["Korumacı"]}, {"word": "himayecilik", "meanings": ["Korumacılık"]}, {"word": "himayesiz", "meanings": ["Korumasız"]}, {"word": "himen", "meanings": ["Kızlık zarı"]}, {"word": "himmet", "meanings": ["Yardım, kayırma", "Çalışma, emek, gayret", "Lütuf, iyilik, iyi davranma"]}, {"word": "himmet etmek", "meanings": ["yardım etmek, emek vermek"]}, {"word": "hin", "meanings": ["Kurnaz, cin fikirli kimse", "Zaman, zamane"]}, {"word": "himmetin var olsun", "meanings": ["teşekkür için söylenen bir söz"]}, {"word": "hindi", "meanings": ["Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü, mısırtavuğu (Meleagris gallopavo)", "Aptal, şaşkın"]}, {"word": "hindi gibi kabarmak", "meanings": ["gururlanmak, kurumlanmak, büyüklük taslamak"]}, {"word": "hindiba", "meanings": ["Birleşikgillerden, yaprakları haşlanarak salata gibi yenebilen, birkaç yıllık otsu bir bitki, güneğik, karakavuk (Cichorium endivia)"]}, {"word": "hindici", "meanings": ["Hindi yetiştiren ve satan kimse"]}, {"word": "Hindistan cevizi", "meanings": ["Palmiyegillerden, tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç, narcıl (Cocos nucifera)", "Bu ağacın portakaldan büyük, çok sert kabuklu yemişi"]}, {"word": "hindigiller", "meanings": ["Ana vatanı Amerika olan tavuksu kuşlar takımı"]}, {"word": "Hindolog", "meanings": ["Hindoloji bilgini"]}, {"word": "Hindoloji", "meanings": ["Hint dilini ve kültürünü konu alan bilim"]}, {"word": "Hindu", "meanings": ["Hindistan'ın resmî dili", "Hindistan'ın Mecusi halkından olan kimse"]}, {"word": "Hinduizm", "meanings": ["Brahmanizm'den daha sonra ortaya çıkan, niteliği bakımından ondan daha katı olan bir din"]}, {"word": "hinleşme", "meanings": ["Hinleşmek durumu"]}, {"word": "hinleşmek", "meanings": ["Kurnaz duruma gelmek"]}, {"word": "hinlik", "meanings": ["Hin, kurnaz olma durumu, kurnazlık"]}, {"word": "hinoğluhin", "meanings": ["Çok kurnaz, her dönemin şartlarına uyabilen (kimse)"]}, {"word": "hinoğlu", "meanings": ["Kurnaz"]}, {"word": "Hint-Avrupa", "meanings": ["Hint-Avrupa dil ailesinde yer alan diller", "Bu dilleri konuşan halk"]}, {"word": "Hint armudu", "meanings": ["Mersingillerden, sıcak bölgelerde yetişen, meyvesi yenen, tahtası sert bir ağaç (Psidium)"]}, {"word": "Hint baklası", "meanings": ["Hint yağı ağacı"]}, {"word": "Hint bademi", "meanings": ["Kakao"]}, {"word": "Hint bezelyesi", "meanings": ["Baklagillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tohumları fasulyeye benzeyen bir bitki"]}, {"word": "Hintçe", "meanings": ["Hint dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Hint biberi", "meanings": ["Kırmızıbiber"]}, {"word": "Hint çiçeği", "meanings": ["Hindistan'a özgü bir tür çiçek"]}, {"word": "Hint darısı", "meanings": ["Buğdaygillerden, Doğu ülkelerinde ekilen, taneleri yenilen, darıya benzeyen bir bitki (Sorghum vulgare)"]}, {"word": "Hint domuzu", "meanings": ["Büyük Okyanus Adaları'nda yaşayan, köpek dişleri boynuz gibi yukarı doğru kıvrık, iri yapılı bir tür domuz (Porcus babyrussa)", "Kobay"]}, {"word": "Hint fıstığı", "meanings": ["Kürkas"]}, {"word": "hinterlant", "meanings": ["İç bölge", "Arkabahçe"]}, {"word": "Hint fulü", "meanings": ["Beyaz renkli bir tür nilüfer, Mısır fulü (Nelubrium)"]}, {"word": "Hint güreşi", "meanings": ["Karşıt yönde yan yana ve sırtüstü yatan bir çiftin, iç yandaki bacaklarını kenetleyerek birbirlerini çevirme çabası"]}, {"word": "Hint gergedanı", "meanings": ["Hindistan'da bulunan bir tür gergedan (Rhinoceros unicornis)"]}, {"word": "Hint hıyarı", "meanings": ["Hıyarşembe"]}, {"word": "Hint hurması", "meanings": ["Palmiyegillerden, taze filizleri Hindistan'da sebze gibi yenen, meyvesinden reçel yapılan çok sert bir ağaç (Borrassus)"]}, {"word": "Hint inciri", "meanings": ["Frenk inciri"]}, {"word": "Hint ipeği", "meanings": ["Hindistan'da üretilen çok kıymetli bir ipek türü"]}, {"word": "Hint irmiği", "meanings": ["Sagu"]}, {"word": "Hint kobrası", "meanings": ["Kobra"]}, {"word": "Hint kertenkelesi", "meanings": ["İguana"]}, {"word": "Hint keneviri", "meanings": ["Yapraklarından esrar elde edilen bir tür kenevir, esrar otu (Cannabis sativa)"]}, {"word": "Hint kamışı", "meanings": ["Bambu"]}, {"word": "Hint kestanesi", "meanings": ["At kestanesi"]}, {"word": "Hint kirazı", "meanings": ["Sumak familyasından, sıcak ülkelerde yetişen, zeytin büyüklüğünde, yenilebilen meyvesi olan büyük bir ağaç, mango (Mangifera domestica)"]}, {"word": "Hint kumaşı", "meanings": ["Hindistan'da dokunan ve Batı ülkelerinde ender bulunan ipekli bir kumaş türü"]}, {"word": "Hint mandası", "meanings": ["Çift parmaklılardan, uzunluğu 2, yüksekliği 1,8 metre civarında, evcilleştirilip çekim işlerinde kullanılan bir tür memeli (Bubalus bubalis)"]}, {"word": "Hint", "meanings": ["Hindistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Hint pamuğu", "meanings": ["Hindistan'a özgü bir tür pamuk"]}, {"word": "Hint safranı", "meanings": ["Zerdeçal"]}, {"word": "Hint pirinci", "meanings": ["Buğdaygillerden, Hindistan ve Etiyopya'da yetiştirilen, taneleri pirinç yerine kullanılan bir bitki"]}, {"word": "Hint sarısı", "meanings": ["Mango yaprakları ile beslenmiş ineklerin sidiğinden elde edilen, kehribar sarısına yakın, özellikle yağlı boya resimde kullanılan bir boya"]}, {"word": "Hint tavuğu", "meanings": ["Brahma ırkından gelen bir tür tavuk"]}, {"word": "Hint yağı", "meanings": ["Kene otunun tohumlarından çıkarılan, hekimlikte ve sanayide kullanılan bir yağ, ban yağı"]}, {"word": "Hint yağı ağacı", "meanings": ["İki çeneklilerden, tropik bölgelerde, 5 metre yüksekliğe ulaşabilen, bir veya çok yıllık, kene görünümündeki tohumlarından zehirli yağ elde edilen bir bitki, kene otu, kene ağacı, Hint baklası (Ricinus communa)"]}, {"word": "hiperbol", "meanings": ["Bir düzlem üzerinde odak adı verilen iki durağan noktadan uzaklıklarının farkı durağan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğri"]}, {"word": "hiperbolik", "meanings": ["Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile ilgili"]}, {"word": "hiperboloit", "meanings": ["Hiperbole benzeyen", "Hiperbolün iki ekseninden birinin, çevresinde döndürülmesiyle ortaya çıkan yüzey"]}, {"word": "hiperboloidal", "meanings": ["Hiperboloit biçiminde olan"]}, {"word": "hipermarket", "meanings": ["Çok çeşitli malın satıldığı, büyük alışveriş merkezi"]}, {"word": "hipermetrop", "meanings": ["Cisimlerin görüntüleri ağ tabakanın gerisinde kaldığı için yakını iyi göremeyen (göz)", "Gözleri böyle olan (kimse)"]}, {"word": "hipoderm", "meanings": ["Alt deri"]}, {"word": "hipnotizma", "meanings": ["Hipnoz"]}, {"word": "hipertansiyon", "meanings": ["Normalden yüksek olan atardamar basıncı, yüksek kan basıncı"]}, {"word": "hipodrom", "meanings": ["At yarışları yapılan alan, koşu alanı", "Yunanistan ve Roma'da at ve araba yarışlarının yapıldığı yer"]}, {"word": "hipoglisemi", "meanings": ["Aşırı hâlsizliğe ve terlemeye, hafif baygınlığa yol açan, kan şekeri düzeyinin normalden daha aşağı değerlere düşmesi durumu"]}, {"word": "hipopotam", "meanings": ["Su aygırı"]}, {"word": "hipopotamgiller", "meanings": ["Su aygırıgiller"]}, {"word": "hipostaz", "meanings": ["Bazı felsefe ve din kuramlarının dayandığı temellerden her biri, uknum"]}, {"word": "hipotenüs", "meanings": ["Bir dik üçgende, dik açının karşısında bulunan kenar"]}, {"word": "hipotansiyon", "meanings": ["Normalden düşük olan atardamar basıncı"]}, {"word": "hipotetik", "meanings": ["Varsayımsal"]}, {"word": "hipotez", "meanings": ["Varsayım"]}, {"word": "hippilik", "meanings": ["Hippi olma durumu"]}, {"word": "hippi", "meanings": ["Toplumsal düzene, tüketime ve şiddete karşı çıkan, derbederce yaşayan, örgütlenmemiş gençler topluluğu"]}, {"word": "hirfet", "meanings": ["Kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık vb. küçük el sanatları"]}, {"word": "his", "meanings": ["Duygu", "Duyu", "Sezgi, sezme"]}, {"word": "hissine (veya hislerine) kapılmak", "meanings": ["duygusal davranmak"]}, {"word": "hissini vermek", "meanings": ["gibi gelmek, ... izlenimini uyandırmak"]}, {"word": "hisar", "meanings": ["Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen"]}, {"word": "hisar", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam", "Klasik Türk müziğinde re diyez notası"]}, {"word": "hisleniş", "meanings": ["Hislenme işi"]}, {"word": "hisarbuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "hislenmek", "meanings": ["Duygulanmak"]}, {"word": "hislenme", "meanings": ["Hislenmek işi"]}, {"word": "hisli", "meanings": ["Duygulu, içli"]}, {"word": "hisse", "meanings": ["Pay", "Tutam (II)", "Bir olaydan çıkarılan ders"]}, {"word": "hisse almak", "meanings": ["zarara uğramak", "ders çıkarmak"]}, {"word": "hisse kapmak", "meanings": ["bir olaydan yararlı bir öğüt çıkarmak"]}, {"word": "hissedar", "meanings": ["Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kimse, paydaş"]}, {"word": "hissedilmek", "meanings": ["Hissetme işine konu olmak", "Sezilmek"]}, {"word": "hisseli", "meanings": ["İçinde birkaç kişinin payı olan, paydaşlı, paylı"]}, {"word": "hisseişayia", "meanings": ["Ortak mülkiyette ayrılmamış pay"]}, {"word": "hisse senedi", "meanings": ["Ortaklık sermayesinin belirli bir parçasını değerlendiren belge, belgit, aksiyon", "Anonim veya komandit ortaklıklarda, ortaklık sermayesinin birbirine eşit bölümlere ayrılmış parçasından her birinin karşılığı olmak üzere, yasada gösterilen özelliklere uygun olarak düzenlenmiş değerli belge, belgit, aksiyon"]}, {"word": "hisset", "meanings": ["Cimrilik"]}, {"word": "hissetme", "meanings": ["Hissetmek işi"]}, {"word": "hissetmek", "meanings": ["Fiziksel bir uyarıyı duymak", "Bir şeyden etkilenmek, duymak", "Sezmek, farkına varmak, anlamak", "Saymak, addetmek"]}, {"word": "hissettirme", "meanings": ["Hissettirmek işi"]}, {"word": "hissettirmek", "meanings": ["Hissetmesine sebep olmak, duyurmak, sezdirmek"]}, {"word": "hissikablelvuku", "meanings": ["Önsezi"]}, {"word": "hissî", "meanings": ["Duygusal"]}, {"word": "hissiselim", "meanings": ["Sağduyu"]}, {"word": "hissiyat", "meanings": ["Duygular, sezişler"]}, {"word": "hissiz", "meanings": ["Duygusuz"]}, {"word": "hissizlik", "meanings": ["Duygusuzluk"]}, {"word": "histeri", "meanings": ["Duyu bozuklukları, çırpınma, kasılmalar ve bazen inmelerle kendini gösteren bir ruhsal bozukluk, isteri"]}, {"word": "histerezis", "meanings": ["Doğa olaylarının gelişmesindeki gecikme"]}, {"word": "histoloji", "meanings": ["Doku bilimi"]}, {"word": "histerik", "meanings": ["Histeriye tutulmuş olan, isterik"]}, {"word": "hiş", "meanings": ["Hişt"]}, {"word": "hişt", "meanings": ["`Hey, bana bak, sana söylüyorum` anlamında kullanılan bir seslenme sözü, hiş"]}, {"word": "hit", "meanings": ["Liste başı"]}, {"word": "hitabe", "meanings": ["Söylev"]}, {"word": "hitaben", "meanings": ["Sözü birine yönelterek, hitap yoluyla"]}, {"word": "hitabet", "meanings": ["Etkili söz söyleme sanatı"]}, {"word": "hitam", "meanings": ["Son, bitim"]}, {"word": "hitam bulmak", "meanings": ["sona ermek, bitmek"]}, {"word": "hitan", "meanings": ["Sünnet etme"]}, {"word": "hiyerarşi", "meanings": ["Aşama sırası"]}, {"word": "hitam vermek", "meanings": ["bitirmek"]}, {"word": "hitap etmek", "meanings": ["seslenmek, ... -e karşı söylemek, söz yöneltmek"]}, {"word": "hitap", "meanings": ["Sözü birine veya birilerine yöneltme, seslenme"]}, {"word": "Hitit", "meanings": ["MÖ XX-XII. yüzyıllar arasında Anadolu'da, XII-VIII. yüzyıllar arasında Hatay ve Kuzey Suriye'de devletler kurmuş olan eski bir ulus, Eti"]}, {"word": "Hititçe", "meanings": ["Eti dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Hititolog", "meanings": ["Eti dili, kültürü ve kalıntıları ile uğraşan bilim adamı"]}, {"word": "Hititoloji", "meanings": ["Eti dili ve eserlerini konu alan bilim dalı"]}, {"word": "hiyeroglif", "meanings": ["Resim yazı"]}, {"word": "hiza", "meanings": ["Doğru bir çizgi üzerinde bulunma durumu"]}, {"word": "hiyerarşik", "meanings": ["Hiyerarşiye özgü"]}, {"word": "hizaya gelmek", "meanings": ["davranışlarını düzeltmek, yola gelmek"]}, {"word": "hizaya getirmek", "meanings": ["birinin davranışlarını düzeltmek, yola getirmek"]}, {"word": "hizalama", "meanings": ["Hizalamak işi"]}, {"word": "hizalamak", "meanings": ["Hizaya getirmek"]}, {"word": "hizip", "meanings": ["Bölük, kısım", "Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü", "Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik"]}, {"word": "hizipçi", "meanings": ["Hizip oluşturan veya bir hizip içinde yer alan kimse, klikçi"]}, {"word": "hizipçilik", "meanings": ["Örgütlenmiş bir topluluğun içinde bütünlüğü bozacak biçimde yeni bir topluluk oluşturma, klikçilik"]}, {"word": "hizipleşme", "meanings": ["Hizipleşmek işi, klikleşme"]}, {"word": "hizipleşmek", "meanings": ["Hiziplere ayrılmak, klikleşmek"]}, {"word": "hizmet", "meanings": ["Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma", "Görev, iş", "Bakım, özen, ihtimam"]}, {"word": "hizmet etmek", "meanings": ["iş görmek, çalışmak", "birinin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak"]}, {"word": "hizmet görmek", "meanings": ["birisinden yardım almak"]}, {"word": "hizmetinde olmak", "meanings": ["birinin yanında çalışmak, işlerini yapmak"]}, {"word": "hizmeti dokunmak", "meanings": ["görevde bulunmak, iş yapmak"]}, {"word": "hizmete girmek", "meanings": ["çalışmaya başlamak", "görev almak"]}, {"word": "hizmet akdi", "meanings": ["İş sözleşmesi"]}, {"word": "hizmetçi", "meanings": ["Hizmet gören kimse", "Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın"]}, {"word": "hizmetçilik", "meanings": ["Hizmetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "hizmet eri", "meanings": ["Emir eri"]}, {"word": "hizmet içi eğitim", "meanings": ["Çalışanlara mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri için çalıştıkları süre içinde verilen eğitim, işbaşında eğitim"]}, {"word": "hizmetkâr", "meanings": ["Ücretle iş gören genellikle erkek işçi, uşak"]}, {"word": "hizmetli", "meanings": ["Odacı"]}, {"word": "Ho", "meanings": ["Holmiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "hizmetkârlık", "meanings": ["Hizmetkârın işi, uşaklık"]}, {"word": "hobi", "meanings": ["Uğraşı"]}, {"word": "hoca", "meanings": ["Müslümanlıkta din görevlisi", "Öğretmen", "Akıl öğreten, öğüt veren kimse", "Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı"]}, {"word": "hocalık", "meanings": ["Hoca olma durumu", "Hocanın yaptığı iş"]}, {"word": "hodan", "meanings": ["Hodangillerden, çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökü kavrularak yenilen, bir yıllık ve otsu bir bitki (Borago officinalis)"]}, {"word": "hocalık etmek", "meanings": ["öğretmenlik yapmak", "akıl öğretmek, öğüt vermek"]}, {"word": "hodangiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, üzeri sert dikenlerle kaplı otsu ve ağaçsı bitkiler familyası"]}, {"word": "hodbehot", "meanings": ["Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan"]}, {"word": "hodbin", "meanings": ["Bencil"]}, {"word": "hodbinlik", "meanings": ["Bencillik"]}, {"word": "hodkâm", "meanings": ["Bencil"]}, {"word": "hodkâmlık", "meanings": ["Bencillik"]}, {"word": "hodpesent", "meanings": ["Benci"]}, {"word": "hodri", "meanings": ["`Kendine güvenen ortaya çıksın, işte meydan` anlamında hodri meydan deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hohlama", "meanings": ["Hohlamak işi"]}, {"word": "hohlamak", "meanings": ["Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine hızla vermek"]}, {"word": "hokka gibi", "meanings": ["ufak ve düzgün (ağız, burun)"]}, {"word": "hokka", "meanings": ["Metal, cam veya topraktan yapılmış, içine mürekkep vb. şeyler konulan küçük kap"]}, {"word": "hokey", "meanings": ["Bir ucu kıvrık sopalarla çayır veya buz üzerinde iki takım arasında oynanılan top oyunu"]}, {"word": "hokka gibi oturmak", "meanings": ["giysi, vücuda iyice uymak"]}, {"word": "hokkabaz", "meanings": ["El çabukluğu ile birtakım şaşırtıcı olaylar yapmayı meslek edinen kimse", "Başkalarını aldatarak yalan dolanla iş gören"]}, {"word": "hokkabazlık", "meanings": ["Hokkabazın yaptığı iş", "Yalan dolanla görülen iş"]}, {"word": "hol", "meanings": ["Sofa"]}, {"word": "holding", "meanings": ["Ana ortaklık"]}, {"word": "holdingleşme", "meanings": ["Holding durumuna gelme"]}, {"word": "holdingleşmek", "meanings": ["Holding durumuna gelmek"]}, {"word": "holiganlık", "meanings": ["Holigan olma durumu", "Holiganın yaptığı iş"]}, {"word": "holigan", "meanings": ["Özellikle futbolda fanatizmi besleyen, aşırı davranışlarda bulunan ve çevreye zarar vermeye eğilimli taraftar"]}, {"word": "Hollandaca", "meanings": ["Hollanda halkının kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Hollandalı", "meanings": ["Hollanda halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "holosen", "meanings": ["Dördüncü Çağın en yeni dönemi"]}, {"word": "holmiyum", "meanings": ["Atom numarası 67, atom ağırlığı 164,94 olan, oksidi açık sarı renkte, tuzları portakal sarısı renginde, az bulunan bir element (sembolü Ho)"]}, {"word": "homoseksüel", "meanings": ["Eş cinsel"]}, {"word": "holotüritler", "meanings": ["Denizhıyarları"]}, {"word": "homojen", "meanings": ["Bağdaşık", "Bütün terimleri aynı derecede olan (çok terimli)"]}, {"word": "homojenlik", "meanings": ["Bağdaşıklık"]}, {"word": "homolog", "meanings": ["Bir başkasının tam olarak yerini tutan"]}, {"word": "homonim", "meanings": ["Sesteş"]}, {"word": "homolog kromozom", "meanings": ["Biri anadan diğeri babadan gelen ve aynı gen çiftine sahip kromozom"]}, {"word": "homoteti", "meanings": ["Merkez olarak alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grubunun durumu"]}, {"word": "homoseksüellik", "meanings": ["Eş cinsellik"]}, {"word": "homotetik", "meanings": ["Aralarında homoteti durumu bulunan"]}, {"word": "homurdanış", "meanings": ["Homurdanma işi"]}, {"word": "homurdanma", "meanings": ["Homurdanmak işi"]}, {"word": "homurdanmak", "meanings": ["Öfke, kızgınlık, can sıkıntısıyla anlaşılmaz sesler çıkarmak", "Taşıt, alet vb. alışılmışın dışında bozuk ses çıkarmak"]}, {"word": "homur homur", "meanings": ["Homurdanarak"]}, {"word": "homurtu", "meanings": ["Homurdanma sırasında çıkan sesin adı", "Ayının çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "homurtulu", "meanings": ["Homurtusu olan", "Homurdanarak"]}, {"word": "homurtusuz", "meanings": ["Homurtusu olmayan", "Homurdanmadan"]}, {"word": "hona", "meanings": ["Erkek sığır"]}, {"word": "Honduraslı", "meanings": ["Honduras halkından olan kimse"]}, {"word": "hop", "meanings": ["Uyarmak amacıyla kullanılan bir söz"]}, {"word": "hop diye", "meanings": ["birden, hızlıca"]}, {"word": "hop oturup hop kalkmak", "meanings": ["öfke, heyecan vb. duygular sebebiyle yerinde duramaz olmak, kalkıp kalkıp oturmak"]}, {"word": "hoparlör", "meanings": ["Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet", "Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet"]}, {"word": "hoparlörlü", "meanings": ["Hoparlörü olan"]}, {"word": "hoparlörsüz", "meanings": ["Hoparlörü olmayan"]}, {"word": "hop hop", "meanings": ["Bir davranışı engellemek veya uyarmak amacıyla söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "hoplamak", "meanings": ["Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak"]}, {"word": "hoplama", "meanings": ["Hoplamak işi"]}, {"word": "hoplatılma", "meanings": ["Hoplatılmak işi"]}, {"word": "hoplatılmak", "meanings": ["Hoplatma işi yapılmak"]}, {"word": "hoplatış", "meanings": ["Hoplatma işi"]}, {"word": "hoplatma", "meanings": ["Hoplatmak işi"]}, {"word": "hoplatmak", "meanings": ["Hoplamasını sağlamak", "Çocuğu koltuklarından tutup hafifçe havaya fırlatarak eğlendirmek"]}, {"word": "hoplayış", "meanings": ["Hoplama işi"]}, {"word": "hoplaya zıplaya", "meanings": ["Büyük bir sevinç içinde"]}, {"word": "hoppa", "meanings": ["Yaşına uymayan davranışlarda bulunan, delişmen, serbest, koket, ağırbaşlı karşıtı"]}, {"word": "hoppaca", "meanings": ["Hoppa gibi", "(hoppa'ca) Hoppaya yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "hoppadak", "meanings": ["Hemen"]}, {"word": "hoppala", "meanings": ["Bebeklerin içine konup zıplayarak eğlenmelerini sağlayan yaylı araç", "Küçük çocuklar atlarken onları yüreklendirmek için söylenen bir söz", "Şaşma ile birlikte kınama anlatan bir söz"]}, {"word": "hoppalık", "meanings": ["Hoppa olma durumu", "Hoppaca davranış"]}, {"word": "hoppala bebek", "meanings": ["Çocukça davranışları olan kimse"]}, {"word": "hoppalık etmek", "meanings": ["hoppaca davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "hopurdatma", "meanings": ["Höpürdetme"]}, {"word": "hopurdatmak", "meanings": ["Höpürdetmek"]}, {"word": "hor", "meanings": ["Değersiz, önemi olmayan, aşağı"]}, {"word": "hor bakmak", "meanings": ["değersiz saymak, değer vermemek"]}, {"word": "hor davranmak", "meanings": ["kıymetini bilmemek"]}, {"word": "hor görmek", "meanings": ["bir kimseye değersiz gözle bakmak"]}, {"word": "hor kullanmak", "meanings": ["dikkat etmeyerek hoyratça kullanmak"]}, {"word": "hora geçmek", "meanings": ["beğenilmek, hoşa gitmek, makbule geçmek, kendisine verilen kimsenin işine çok yaramak"]}, {"word": "hor tutmak", "meanings": ["birine karşı küçümseyici, incitici davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "hora", "meanings": ["Birçok kişi tarafından el ele tutuşarak oyun müziği eşliğinde oynanan bir halk oyunu"]}, {"word": "hora tepmek", "meanings": ["hora oynamak", "ayaklarını vurarak gürültü etmek"]}, {"word": "horanta", "meanings": ["Aile halkı"]}, {"word": "horasan", "meanings": ["Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir harç türü"]}, {"word": "horasani", "meanings": ["Üst bölümü sarıktan taşacak biçimde yapılmış hoca kavuğu"]}, {"word": "horhor", "meanings": ["Gür ve ses çıkararak akan su"]}, {"word": "horlamak", "meanings": ["Uyku sırasında soluk alırken boğaz ve burundan gürültülü sesler çıkarmak, horuldamak"]}, {"word": "horlama", "meanings": ["Horlamak işi"]}, {"word": "horlamak", "meanings": ["Birinin gönlünü incitircesine davranmak, hor görmek"]}, {"word": "horlanış", "meanings": ["Horlanma işi"]}, {"word": "horlanma", "meanings": ["Horlanmak işi"]}, {"word": "horlanmak", "meanings": ["Hor görülmek"]}, {"word": "horlayış", "meanings": ["Horlama işi"]}, {"word": "hormon", "meanings": ["İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin vb. fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı", "Bu maddelerin işlevini yerine getirecek özellikte yapay madde"]}, {"word": "hornblent", "meanings": ["Doğal alüminyum, kalsiyum, demir ve magnezyum silikatından oluşmuş, koyu yeşil veya kara renkte parlak bir amfibol türü"]}, {"word": "horon", "meanings": ["Karadeniz bölgesinde kemençe ile oynanan halk oyunu"]}, {"word": "horon vurmak", "meanings": ["horon oyununu oynamak"]}, {"word": "horoz", "meanings": ["Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı", "Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça", "Kapı zembereğinin mandalı", "Kabadayı erkek"]}, {"word": "horoz evlenir, tavuk tellenir", "meanings": ["gereği yokken başkasının sevincine katılanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "horoz gibi", "meanings": ["kabadayıca davranan (kimse)"]}, {"word": "horoz ölür, gözü çöplükte kalır", "meanings": ["`yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "horozdan kaçmak", "meanings": ["kadın, erkeklerden uzak durmak, onlardan kaçmak"]}, {"word": "horozu çok olan köyde sabah geç olur", "meanings": ["`karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "horozlar ötmek", "meanings": ["sabah olmak"]}, {"word": "horoz ağırlık", "meanings": ["Hafif sıklet"]}, {"word": "horoz akıllı", "meanings": ["Akılsız, horoz kafalı"]}, {"word": "horozayağı", "meanings": ["Tüfekten boş kovanı çıkarmaya yarayan alet"]}, {"word": "horozbina", "meanings": ["Horozbinagillerden, kıyılara yakın alglerin içinde yaşayan, sırt yüzgeci tek parça ve uzun, burun ucu yuvarlak, en büyüğü 5 santimetre kadar olan küçük bir balık (Blennius gattorugine)"]}, {"word": "horozbinagiller", "meanings": ["Örnek hayvanı horozbina olan, kayalık deniz kıyılarında yaşayan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "horozcuk otu", "meanings": ["Turpgillerden, eskiden kuduzun ilacı sanılan, güzel kokulu bir dağ bitkisi, yaban teresi (Lepidium campestre)"]}, {"word": "horoz dövüşü", "meanings": ["Özel olarak yetiştirilmiş iki horozun eğlence ve yarışma amacıyla dövüştürülmesi", "İki kişinin çömelerek elleriyle birbirlerini itmeleri"]}, {"word": "horoz fasulyesi", "meanings": ["Bir tür fasulye"]}, {"word": "horozgözü", "meanings": ["Maydanozgillerden, beyaz veya pembe çiçekli bir bitki (Seseli tortuosum)"]}, {"word": "horozibiği", "meanings": ["Koyu, pembe renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "horozibiği", "meanings": ["Horozibiğigillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (Amaranthus)"]}, {"word": "horozibiğigiller", "meanings": ["Ispanaklar takımından, örneği horozibiği olan bitki familyası"]}, {"word": "horoz kafalı", "meanings": ["Horoz akıllı"]}, {"word": "horozkarası", "meanings": ["Bir tür üzüm"]}, {"word": "horozlanış", "meanings": ["Horozlanma işi"]}, {"word": "horozlanma", "meanings": ["Horozlanmak işi"]}, {"word": "horozlanmak", "meanings": ["Kabadayı tavrı takınmak, çalım satmak"]}, {"word": "horozlaşma", "meanings": ["Horozlaşmak işi"]}, {"word": "horozlaşmak", "meanings": ["Kabadayılaşmak, kabadayı gibi davranmak"]}, {"word": "horoz mantarı", "meanings": ["Yenilebilen bir cins mantar (Cantherellus cibarius)"]}, {"word": "horoz sıklet", "meanings": ["Hafif sıklet"]}, {"word": "horoz şekeri", "meanings": ["Çeşitli renklerde yapılmış, ince tahta çubuğa takılıp satılan horoz biçiminde şeker"]}, {"word": "hortlak", "meanings": ["Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık", "Hortlamış"]}, {"word": "horoz vakti", "meanings": ["Sabahleyin"]}, {"word": "hortlamak", "meanings": ["Yanlış bir inanışa göre ölü mezardan çıkmak", "Herhangi bir sorun yeniden ortaya çıkmak"]}, {"word": "hortlama", "meanings": ["Hortlamak işi"]}, {"word": "hortlatmak", "meanings": ["Hortlama işi yapılmak"]}, {"word": "hortlatma", "meanings": ["Hortlatmak işi"]}, {"word": "hortum", "meanings": ["Filde ve bazı böceklerde boru biçiminde uzamış ağız veya burun bölümü", "Genellikle plastikten uzun ve esnek boru", "Hava veya suyun kendi etrafında hızla dönüp buluttan yeryüzüne uzanan sütun biçiminde oluşan, alanı dar bir fırtına türü"]}, {"word": "hortum gibi", "meanings": ["çok uzun (burun)"]}, {"word": "hortum sıkmak", "meanings": ["yangına su sıkmak"]}, {"word": "hortumlu", "meanings": ["Hortumu olan"]}, {"word": "hortumlular", "meanings": ["Pek çok türünün nesli tükenmiş olan, günümüzde filleri içine alan memeli hayvanlar alt takımı"]}, {"word": "horuldama", "meanings": ["Horuldamak işi"]}, {"word": "hortumlu böcekler", "meanings": ["Eş kanatlıları, yarım kanatlıları, tahtakurularını içine alan, kan veya öz su emici birçok asalak türü bulunan böcekler topluluğu (Rhynchota)"]}, {"word": "horuldamak", "meanings": ["Horlamak (I)"]}, {"word": "horuldayış", "meanings": ["Horuldama işi"]}, {"word": "horul horul", "meanings": ["`Horlama` sesi çıkararak"]}, {"word": "horultu", "meanings": ["Horlama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "hosteslik", "meanings": ["Hostes olma durumu", "Hostesin görevi"]}, {"word": "hostes", "meanings": ["Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan", "Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan", "Yarışma programlarında sunucuya yardımcı olan bayan"]}, {"word": "hoş geldiniz", "meanings": ["gelen kişiye söylenen selamlama sözü"]}, {"word": "hoş", "meanings": ["Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren", "Bununla birlikte", "Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde"]}, {"word": "hoş bulduk (veya gördük)", "meanings": ["`hoş geldiniz` sözüne verilen karşılık"]}, {"word": "hoş tutmak", "meanings": ["birine iyi ve sevecenlikle davranmak"]}, {"word": "hoş görmek (veya karşılamak)", "meanings": ["gücenilecek veya karşılık gelinecek bir davranışı hoşgörü ile karşılamak, anlayışla karşılamak, kusur saymamak"]}, {"word": "hoşa gitmek", "meanings": ["beğenilmek, bir kişiden veya bir şeyden hoşlanmak"]}, {"word": "hoşuna gitmek", "meanings": ["beğenmek"]}, {"word": "hoşaf", "meanings": ["Bütün veya dilimler hâlindeki kuru meyvenin şekerli suyla kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "hoşafın yağı kesilmek", "meanings": ["söyleyecek söz, verecek karşılık veya yapacak bir şey bulamayacak bir duruma düşmek"]}, {"word": "hoşaflık", "meanings": ["Güçsüzlük, dermansızlık", "Hoşaf yapmaya ayrılmış veya elverişli"]}, {"word": "hoşaf gibi", "meanings": ["çok yorgun"]}, {"word": "hoşbeş", "meanings": ["Hatır sormak amacıyla söylenen ilk sözler"]}, {"word": "hoşbeş etmek", "meanings": ["sohbet etmek"]}, {"word": "hoşça", "meanings": ["Hoş bir biçimde olan", "(ho'şça) Hoş olarak, iyice, güzelce"]}, {"word": "hoşça kal (veya kalın)", "meanings": ["ayrılan kimsenin kalanlara söylediği bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "hoşgörü", "meanings": ["Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans"]}, {"word": "hoşgörücü", "meanings": ["Hoşgörülü"]}, {"word": "hoşgörülü", "meanings": ["Hoşgörüsü olan, hoşgörüyle davranan, hoşgörü sahibi, müsamahalı, toleranslı"]}, {"word": "hoşgörürlük", "meanings": ["Hoşgörülülük"]}, {"word": "hoşgörüsüz", "meanings": ["Hoşgörüsü olmayan, hoşgörü ile davranmayan, müsamahasız, toleranssız"]}, {"word": "hoşhoş", "meanings": ["Çocuk dilinde köpek"]}, {"word": "hoşgörüsüzlük", "meanings": ["Hoşgörüsüz olma durumu, müsamahasızlık, toleranssızlık"]}, {"word": "hoşkuran", "meanings": ["Çiçekleri, dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki, tilkikuyruğu (Amaranthus lividus)"]}, {"word": "hoşlanış", "meanings": ["Hoşlanma işi"]}, {"word": "hoşlanmak", "meanings": ["Hoşuna gitmek, hoş bulmak, hazzetmek, sevmek"]}, {"word": "hoşlanma", "meanings": ["Hoşlanmak işi"]}, {"word": "hoşlaşma", "meanings": ["Hoşlaşmak durumu"]}, {"word": "hoşlaşmak", "meanings": ["Hoş duruma gelmek", "İyilik hissetmek", "Birbirinden hoşlanmak"]}, {"word": "hoşlaştırmak", "meanings": ["Hoşlaşmasını sağlamak"]}, {"word": "hoşlaştırma", "meanings": ["Hoşlaştırmak işi"]}, {"word": "hoşluk", "meanings": ["Hoş olma durumu, letafet"]}, {"word": "hoşnut", "meanings": ["Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan"]}, {"word": "hoşnut etmek", "meanings": ["memnun etmek"]}, {"word": "hoşnutluk", "meanings": ["Hoşnut olma durumu"]}, {"word": "hoşnut olmak (veya kalmak)", "meanings": ["memnun olmak, yakınmamak, şikâyetçi olmamak"]}, {"word": "hoşnutluk duymak", "meanings": ["memnun olmak"]}, {"word": "hoşnutluk getirmek", "meanings": ["memnun olduğunu göstermek"]}, {"word": "hoşnutsuz", "meanings": ["Hoşnut olmayan"]}, {"word": "hoşnutsuzluk", "meanings": ["Hoşnut olmama durumu"]}, {"word": "hoşnutsuzluk getirmek", "meanings": ["memnuniyetsizlik göstermek"]}, {"word": "hoşsohbet", "meanings": ["Güzel ve tatlı konuşan (kimse)"]}, {"word": "hoşur", "meanings": ["Değersiz, kaba, bayağı", "Şişman, dolgun (kadın)"]}, {"word": "hoşt", "meanings": ["Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses"]}, {"word": "Hotanto", "meanings": ["Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy"]}, {"word": "hotozlu", "meanings": ["Hotozu olan"]}, {"word": "hotoz", "meanings": ["Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıkları, çeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık", "Tavus kuşu, tavuk vb.nin başında bulunan tüyler"]}, {"word": "hot zot", "meanings": ["`Sert ve kötü davranmak` anlamındaki hot zot etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hovarda", "meanings": ["Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse)", "Çapkın", "Hayat kadınının parasını yiyen erkek"]}, {"word": "hovardaca", "meanings": ["Hovarda gibi, hovardaya yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "hovardalaşma", "meanings": ["Hovardalaşmak işi"]}, {"word": "hovardalaşmak", "meanings": ["Hovarda gibi davranmaya başlamak"]}, {"word": "hovardalık", "meanings": ["Hovarda olma durumu", "Hovardaca davranış"]}, {"word": "hovardalık etmek", "meanings": ["çapkınca davranmak, çapkınlık etmek", "zevki için bol para harcamak"]}, {"word": "hoyrat", "meanings": ["Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı", "Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde"]}, {"word": "hödükleşmek", "meanings": ["Hödükçe davranmak"]}, {"word": "hoyratça", "meanings": ["Kaba", "(hoyra'tça) Kaba bir biçimde"]}, {"word": "hoyratlık", "meanings": ["Hoyratça davranış"]}, {"word": "hoyratlık etmek", "meanings": ["hoyratça davranmak"]}, {"word": "hozan", "meanings": ["Dinlenmeye bırakılmış, birkaç yıl işlenmemiş tarla"]}, {"word": "hödük", "meanings": ["Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt kimse", "Korkak, ürkek kimse"]}, {"word": "hödükçe", "meanings": ["Hödük gibi, görgüsüzce"]}, {"word": "hödüklük", "meanings": ["Hödük olma durumu", "Hödükçe davranış"]}, {"word": "hödüklük etmek", "meanings": ["görgüsüzce ve kaba davranmak"]}, {"word": "hödükleşme", "meanings": ["Hödükleşmek biçimi"]}, {"word": "höllük", "meanings": ["Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak"]}, {"word": "höpürdetme", "meanings": ["Höpürdetmek işi, hopurdatma"]}, {"word": "höpürdetmek", "meanings": ["Bir şey içerken `höpür` diye ses çıkarmak, hopurdatmak"]}, {"word": "höpürtü", "meanings": ["Höpürdetme sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "hörgüç", "meanings": ["Devenin sırtındaki tümsek, çıkıntı", "Bu çıkıntıya benzeyen tümsek, çıkıntı"]}, {"word": "hörgüçlü", "meanings": ["Hörgücü olan (deve)"]}, {"word": "höst", "meanings": ["At, katır, sığır vb. hayvanları, özellikle öküzü durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü", "Bir kimseyi uyarmak için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "Hristiyan", "meanings": ["Hz. İsa'nın dininden olan kimse, İsevi, Nasrani"]}, {"word": "Hristiyanlaşma", "meanings": ["Hristiyanlaşmak işi, tanassur"]}, {"word": "höşmerim", "meanings": ["Tuzsuz taze peynir, nişasta, pirinç unu konularak yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "höt demek", "meanings": ["gözdağı vermek, korkutmak"]}, {"word": "höt", "meanings": ["Korkutmak veya dikkati kendi üzerine çekmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "höykürme", "meanings": ["Höykürmek işi"]}, {"word": "höykürmek", "meanings": ["Heyecanlı veya kızgın bir biçimde bağırarak konuşmak"]}, {"word": "höyük", "meanings": ["Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe", "Toprak yığını, küçük tepe"]}, {"word": "Hristiyanlaşmak", "meanings": ["Hristiyan olmak, Hristiyanlığı kabul etmek"]}, {"word": "Hristiyanlaştırma", "meanings": ["Hristiyanlaştırmak işi"]}, {"word": "Hristiyanlaştırmak", "meanings": ["Bir kimse veya topluluğu Hristiyan dinine sokmak, Hristiyan yapmak"]}, {"word": "Hristo teyeli", "meanings": ["Çaprazlama yapılan teyel, kazayağı"]}, {"word": "Hristiyanlık", "meanings": ["Hristiyan dini, İsevilik, Nasranilik", "Hristiyan dünyası", "Hristiyan olma durumu"]}, {"word": "hu", "meanings": ["`Neredesin, bana bak` anlamlarında, genellikle kadınlar tarafından kullanılan bir seslenme sözü", "Dervişler arasında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "hu çekmek (veya demek)", "meanings": ["tekkelerde, dervişler ayin sırasında sürekli olarak hu demek"]}, {"word": "hububat", "meanings": ["Tahıl"]}, {"word": "hudayinabit", "meanings": ["Kendiliğinden yetişen (bitki)", "Başıboş büyümüş (kimse)", "Eğitim görmemiş, kendi kendini yetiştirmiş olan (kimse)"]}, {"word": "hudut", "meanings": ["Sınır", "Uç, son"]}, {"word": "hudut boyu", "meanings": ["Sınır boyu"]}, {"word": "hudut dışı", "meanings": ["Sınır ötesi, sınır dışı"]}, {"word": "hudut dışı etmek", "meanings": ["sınır dışı etmek, ülkeden dışarı çıkarmak"]}, {"word": "hudutlandırma", "meanings": ["Hudutlandırmak işi"]}, {"word": "hudutlandırmak", "meanings": ["Sınırlandırmak, sınır çekmek"]}, {"word": "hudutlu", "meanings": ["Sınırlı"]}, {"word": "hudutsuz", "meanings": ["Sınırsız"]}, {"word": "huğ", "meanings": ["Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi"]}, {"word": "hukuk", "meanings": ["Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze", "Bu yasaları konu alan bilim", "Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü", "Haklar", "Ahbaplık, dostluk"]}, {"word": "hukukçuluk", "meanings": ["Hukukçunun yaptığı iş"]}, {"word": "hukukçu", "meanings": ["Hukuku meslek edinen, hukukla uğraşan kimse"]}, {"word": "hukuken", "meanings": ["Hukuksal olarak"]}, {"word": "hukuki", "meanings": ["Tüzel"]}, {"word": "hukuksal", "meanings": ["Tüzel"]}, {"word": "hülasa", "meanings": ["Özet, fezleke", "Öz(I)", "(hü'la:sa) Kısaca", "Herhangi bir maddenin, alkol, eter vb. bir eritici ile ayrılmış veya başka bir yol ile elde edilmiş etkili özü"]}, {"word": "hukuksuzluk", "meanings": ["Hukuksuz olma durumu"]}, {"word": "hülasa etmek", "meanings": ["özetlemek"]}, {"word": "hülasaten", "meanings": ["Kısaca"]}, {"word": "hulul", "meanings": ["Gelme, gelip çatma", "Girme, sinme", "Tanrı ruhunun herhangi bir bedene girdiğine inanma", "Geçişme", "Geçişim"]}, {"word": "hulul etmek", "meanings": ["girmek, dâhil olmak"]}, {"word": "hulus", "meanings": ["Gönül temizliği"]}, {"word": "hulus (veya huluslar) çakmak", "meanings": ["dalkavukluk etmek, yaranmaya çalışmak"]}, {"word": "huluskâr", "meanings": ["Temiz duygulu, içten", "Dalkavuk"]}, {"word": "huluskârlık", "meanings": ["Huluskâr olma durumu"]}, {"word": "hülya", "meanings": ["Tatlı düş, hayal", "Kuruntu"]}, {"word": "hülyaya dalmak", "meanings": ["hayal kurmak"]}, {"word": "hülyalaşma", "meanings": ["Hülyalaşmak durumu"]}, {"word": "hülyalaşmak", "meanings": ["Hülya durumuna gelmek"]}, {"word": "hülyalaştırma", "meanings": ["Hülyalaştırmak biçimi"]}, {"word": "hülyalaştırmak", "meanings": ["Hülya durumuna getirmek"]}, {"word": "hülyalı", "meanings": ["Hayal kuran veya insanı hayal kurmaya sürükleyen"]}, {"word": "humar", "meanings": ["İçki veya uyku sersemliği"]}, {"word": "humbara", "meanings": ["Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan, yuvarlak bir bomba türü, kumbara"]}, {"word": "humbarahane", "meanings": ["Humbara yapılan fabrika, kumbarahane", "Humbaracı yetiştirmek amacıyla 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri"]}, {"word": "humbara ocağı", "meanings": ["Humbara yapan veya savaşta humbara kullanan bölük"]}, {"word": "humbaracı", "meanings": ["Humbara kullanan asker, kumbaracı"]}, {"word": "humma", "meanings": ["Ateşli hastalık", "Sıtma nöbeti"]}, {"word": "hummalı", "meanings": ["Humması olan", "Sıkı, yoğun, hararetli"]}, {"word": "humus", "meanings": ["Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak"]}, {"word": "hun", "meanings": ["Kan"]}, {"word": "humus", "meanings": ["İyice ezilmiş nohut, tahin ve baharatla hazırlanan bir yemek"]}, {"word": "hunhar", "meanings": ["Kana susamış, kan dökücü"]}, {"word": "hunharca", "meanings": ["Hunhara yakışır bir biçimde, hunharcasına"]}, {"word": "hunharlık", "meanings": ["Kan dökücülük, zalimlik"]}, {"word": "huni", "meanings": ["Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç", "Ağızlık"]}, {"word": "hunnak", "meanings": ["Anjin"]}, {"word": "hunriz", "meanings": ["Kan dökücü, kanlı"]}, {"word": "hurafe", "meanings": ["Dine sonradan girmiş yanlış inanç"]}, {"word": "hurç", "meanings": ["Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe", "Çeşitli kumaşlardan yapılan, içerisine battaniye, yorgan vb. eşya konulan özel çanta"]}, {"word": "hurdası çıkmak", "meanings": ["eşya, kullanılmayacak duruma gelmek, eskimek"]}, {"word": "hurdaya çevirmek", "meanings": ["işe yaramaz duruma getirmek"]}, {"word": "hurda", "meanings": ["Eski maden parçası", "Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş", "İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş"]}, {"word": "hurdacı", "meanings": ["Hurda alıp satan kimse"]}, {"word": "hurdahaş", "meanings": ["Onarılamayacak biçimde kırılıp parçalanmış, paramparça"]}, {"word": "hurdahaş etmek", "meanings": ["kırıp dökmek, parçalamak"]}, {"word": "hurdacılık", "meanings": ["Hurdacının yaptığı iş"]}, {"word": "hurdahaş olmak", "meanings": ["kırıp dökülmek, paramparça olmak", "aşırı ölçüde yorulmak"]}, {"word": "huri", "meanings": ["Cennette yaşadığına inanılan dişi varlık"]}, {"word": "hurdalık", "meanings": ["Hurda yığını", "Hurdanın atıldığı yer"]}, {"word": "huri gibi", "meanings": ["çok güzel (genç kadın)"]}, {"word": "Hurufi", "meanings": ["Hurufiliğe mensup olan kimse"]}, {"word": "hurma", "meanings": ["Hurma ağacı", "Bu ağacın tatlı meyvesi"]}, {"word": "hurma ağacı", "meanings": ["Palmiyegillerin eski çağlardan beri Kuzey Afrika'da kültürü yapılan, gövdesi uzun, yaprakları büyük ve dikenli bir ağaç (Phoenix dactylifera)"]}, {"word": "husuf", "meanings": ["Ay tutulması"]}, {"word": "hurma tatlısı", "meanings": ["Hurma biçimi verilerek yapılan bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "hurra", "meanings": ["Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan `yaşa` anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz"]}, {"word": "hurmalık", "meanings": ["Hurma ağacı çok olan yer"]}, {"word": "Hurufilik", "meanings": ["Kur'an'ın harflerinden birtakım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep"]}, {"word": "huruç", "meanings": ["Çıkma, çıkış", "Göç"]}, {"word": "hurufat", "meanings": ["Harfler", "Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları", "Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü"]}, {"word": "huruşan", "meanings": ["Coşkun"]}, {"word": "husul", "meanings": ["Olma, oluş, oluşma, meydana gelme"]}, {"word": "husule gelmek", "meanings": ["olmak, oluşmak, doğmak, çıkmak, meydana gelmek"]}, {"word": "husul bulmak", "meanings": ["husule gelmek"]}, {"word": "husumet", "meanings": ["Hasım olma durumu", "Düşmanlık"]}, {"word": "husumetkâr", "meanings": ["Düşmanlık besleyen, kin güden (kimse)", "Düşmanca"]}, {"word": "husumet beslemek", "meanings": ["hasım olmak, düşman olmak"]}, {"word": "husus", "meanings": ["Konu, madde", "Özellik, yön"]}, {"word": "hususi", "meanings": ["Özel", "Özel olarak, özel bir biçimde"]}, {"word": "hususiyet", "meanings": ["Özellik", "İleri derecede tanışıklık, ahbaplık, yakınlık"]}, {"word": "husye", "meanings": ["Er bezi, testis"]}, {"word": "huş", "meanings": ["Gürgengillerden, kerestelik bir ağaç cinsi (Betula)"]}, {"word": "huşu", "meanings": ["Alçak gönüllülük", "Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma"]}, {"word": "hutbe", "meanings": ["Cuma ve bayram namazlarında minberde okunan dua ve verilen öğüt"]}, {"word": "hutut", "meanings": ["Çizgiler"]}, {"word": "huşunet", "meanings": ["Sertlik, kabalık, kırıcılık"]}, {"word": "huy", "meanings": ["İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü, mizaç, tabiat", "Alışkanlık"]}, {"word": "huy canın altındadır", "meanings": ["`doğuştan gelen özellikler değiştirilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "huy edinmek", "meanings": ["bir davranışı alışkanlık durumuna getirmek"]}, {"word": "huyu batsın (veya batasıca)", "meanings": ["kötü huylu kişiye `bu kötü huyu yok olsun` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "huyu huyuna suyu suyuna (uygun)", "meanings": ["iki kişinin her yönden birbirine uygun olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "huyunu suyunu değiştirmek", "meanings": ["eskisine göre değişik davranmasına sebep olmak", "eskisine göre değişik davranmak"]}, {"word": "huylandırma", "meanings": ["Huylandırmak işi"]}, {"word": "huyuna suyuna gitmek", "meanings": ["birini kızdırmayacak veya ürkütmeyecek biçimde uysalca davranmak, alışkanlıklarına, isteklerine uygun davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "huylandırmak", "meanings": ["Huylanmasına sebep olmak, huylanmasına yol açmak"]}, {"word": "huylanış", "meanings": ["Huylanma işi"]}, {"word": "huylanma", "meanings": ["Huylanmak işi"]}, {"word": "huylanmak", "meanings": ["Kuşkulanmak, işkillenmek, pirelenmek, tedirgin olmak", "Hayvan, ürküp sinirlenmek"]}, {"word": "huylu huyundan vazgeçmez", "meanings": ["`bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "huylu", "meanings": ["Herhangi bir huyu olan", "İşkilli, kuşkulu", "Ürkek, sinirli (binek hayvanı)"]}, {"word": "huysuz", "meanings": ["Huyu iyi olmayan, kötü huylu"]}, {"word": "huysuzca", "meanings": ["Biraz huysuz", "(huysu'zca) Huysuz bir biçimde"]}, {"word": "huysuzlanış", "meanings": ["Huysuzlanma işi"]}, {"word": "huysuzlanmak", "meanings": ["Huysuzluk etmek, huysuzca davranmak"]}, {"word": "huysuzlanma", "meanings": ["Huysuzlanmak işi"]}, {"word": "huysuzlaşma", "meanings": ["Huysuzlaşmak işi"]}, {"word": "huysuzlaşmak", "meanings": ["Huysuz bir duruma gelmek"]}, {"word": "huysuzluk etmek", "meanings": ["huysuzca davranışlarda bulunma"]}, {"word": "hüzme", "meanings": ["Işık değneği"]}, {"word": "huysuzluk", "meanings": ["Huysuz olma durumu", "Huysuzca davranış"]}, {"word": "hüzmeli", "meanings": ["Işık saçan"]}, {"word": "huzur", "meanings": ["Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç", "Ön, yan, kat, makam, yamaç", "Bir yerde bulunma", "Padişah katı"]}, {"word": "huzur bulmak", "meanings": ["ruhsal yönden rahatlamak"]}, {"word": "huzur vermek", "meanings": ["gönül rahatlığı, dirlik vermek, dinlendirmek"]}, {"word": "huzurunu kaçırmak", "meanings": ["tedirgin, rahatsız etmek"]}, {"word": "huzurevi", "meanings": ["Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum"]}, {"word": "huzurlu", "meanings": ["Huzuru olan, rahat"]}, {"word": "huzur hakkı", "meanings": ["Belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenen para, hakkıhuzur"]}, {"word": "huzursuz", "meanings": ["Huzuru olmayan, tedirgin, rahatsız", "Tedirgin, rahatsız bir biçimde"]}, {"word": "huzursuzca", "meanings": ["Biraz huzursuz", "(huzursu'zca) Huzursuz bir biçimde"]}, {"word": "huzursuzluk", "meanings": ["Huzursuz olma durumu", "Huzursuzca davranış"]}, {"word": "hüccet", "meanings": ["Belgit", "Tanıt"]}, {"word": "hücre", "meanings": ["İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze", "Küçük oda", "Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda", "Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk"]}, {"word": "hücre bilimi", "meanings": ["Biyolojinin, hücrenin yapısı, görevi, çoğalması ve hayatıyla ilgili dalı, göze bilimi, sitoloji"]}, {"word": "hücre yutarlığı", "meanings": ["Vücuda giren mikropların yutar hücreler tarafından yutulup yok edilmesi, göze yutarlığı, fagositoz"]}, {"word": "hücreler arası", "meanings": ["Dokularda hücrelerin arasında yer alan, gözeler arası"]}, {"word": "hücum", "meanings": ["Saldırı", "Üşüşme, bir yere toplanma", "`İleri` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "Sert eleştiri", "Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, hamle"]}, {"word": "hükmetmek", "meanings": ["Egemenliği altında bulundurmak", "Düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak", "Aklına esmek", "Bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek"]}, {"word": "hücum etmek", "meanings": ["saldırmak"]}, {"word": "hücuma kalkmak", "meanings": ["asker, siperden düşmana doğru fırlamak"]}, {"word": "hücumbot", "meanings": ["Görevi saldırmak olan, torpidolarla donatılmış, keşif ve karakol görevlerini de yapan, çok hızlı, küçük savaş gemisi"]}, {"word": "hücumcu", "meanings": ["Hücum eden, saldıran", "Takım oyunlarında hücum eden oyuncu"]}, {"word": "hücum oyuncusu", "meanings": ["İleri uçta oynayan oyuncu"]}, {"word": "hükûmet", "meanings": ["Bakanlar Kurulu", "Bir ülkenin yönetim kuruluşları", "Devlet yönetimi", "Hükûmet konağı"]}, {"word": "hükmen", "meanings": ["Hakem kararıyla", "Verilen karara göre, karar gereği"]}, {"word": "hükmetme", "meanings": ["Hükmetmek işi"]}, {"word": "hükmi", "meanings": ["Tüzel"]}, {"word": "hükmi şahsiyet", "meanings": ["Tüzel kişilik"]}, {"word": "hükmolunma", "meanings": ["Hükmolunmak durumu"]}, {"word": "hükmolunmak", "meanings": ["Hüküm verilmek"]}, {"word": "hükûmet gibi", "meanings": ["güçlü, her dediğini yaptıran"]}, {"word": "hükûmeti devirmek", "meanings": ["zor kullanarak devlet yönetiminde değişiklik yapmak"]}, {"word": "hükûmet etmek", "meanings": ["bir ülkenin yönetimini elinde bulundurmak"]}, {"word": "hükûmet (veya hükûmeti) kurmak", "meanings": ["başbakan, hükûmet işlerinde görev alacak Bakanlar Kurulunu seçmek"]}, {"word": "hükûmet sürmek", "meanings": ["ülke yönetiminin başında bulunmak"]}, {"word": "hükûmet darbesi", "meanings": ["Bir ülkenin yönetim düzeninde değişiklik yapmak için zora dayanarak yapılan yasa dışı iş"]}, {"word": "hükûmet erkânı", "meanings": ["İllerde ve ilçelerde başta vali, kaymakam olmak üzere hükûmet işlerini yürüten kimse veya kimseler"]}, {"word": "hükûmet kapısı", "meanings": ["Devlet dairesi"]}, {"word": "hükûmet konağı", "meanings": ["İl ve ilçelerde, başta vali veya kaymakam olmak üzere, hükûmet görevlilerinin iş gördüğü yapı, paşa kapısı"]}, {"word": "hüküm", "meanings": ["Yargı", "Egemenlik, hâkimiyet", "Değer, aynı veya benzer nitelik", "Önem, geçerlilik", "Karar"]}, {"word": "hüküm sürmek", "meanings": ["işbaşında olmak", "yaygın olmak", "etki, hız vb. sürmek, devam etmek"]}, {"word": "hüküm giymek", "meanings": ["mahkemece cezalandırılmak"]}, {"word": "hükûmet merkezi", "meanings": ["Başkent"]}, {"word": "hüküm vermek", "meanings": ["iyice düşündükten sonra bir karara varmak", "bir suçluyu mahkûm etme"]}, {"word": "hüküm yemek", "meanings": ["mahkûm olmak"]}, {"word": "hükme varmak", "meanings": ["iyice düşündükten sonra karar vermek"]}, {"word": "hükmü geçmek (veya hüküm yürütmek)", "meanings": ["gücü yetmek, sözü geçmek", "geçerli, etkili durumunu yitirmek"]}, {"word": "hükmünde olmak", "meanings": ["değerinde olmak", "yerinde olmak, yerine geçmek"]}, {"word": "hükmü olmamak", "meanings": ["önemi, geçerliliği, etkisi bulunmamak"]}, {"word": "hükmü parasına geçmek", "meanings": ["para ile dilediğini yapabilme gücünü kazanmak"]}, {"word": "hükmünü icra etmek", "meanings": ["gerekeni yerine getirmek"]}, {"word": "hükümdar", "meanings": ["Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı"]}, {"word": "hükümdarlık", "meanings": ["Hükümdar olma durumu", "Hükümdarla yönetilen ülke"]}, {"word": "hükümferma", "meanings": ["Hüküm süren"]}, {"word": "hükümlülük", "meanings": ["Hükümlü olma durumu, mahkûmluk, mahkûmiyet"]}, {"word": "hükümran", "meanings": ["Egemen"]}, {"word": "hükümlü", "meanings": ["Ceza hükmü verilmiş, hüküm giymiş, mahkûm"]}, {"word": "hükümsüz", "meanings": ["Yürürlükten çıkarılmış, yürürlükten kaldırılmış, geçersiz, hükmü kalmamış"]}, {"word": "hükümranlık", "meanings": ["Egemenlik"]}, {"word": "hükümsüz kılmak", "meanings": ["yürürlükten kaldırmak, iptal etmek"]}, {"word": "hükümsüzlük", "meanings": ["Hükümsüz olma durumu, geçersizlik"]}, {"word": "hülle", "meanings": ["Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi"]}, {"word": "hülleci", "meanings": ["Hülle yoluyla evlenme işini gerçekleştiren kimse"]}, {"word": "hümanist", "meanings": ["İnsancıl"]}, {"word": "hülle yapmak", "meanings": ["hülleyi gerçekleştirmek", "bir işte geçici çözüm için hileye başvurmak"]}, {"word": "hümanistleşme", "meanings": ["Hümanistleşmek durumu"]}, {"word": "hümanistleşmek", "meanings": ["İnsancıl davranışlar ve düşünceler içinde olmak"]}, {"word": "hümanizm", "meanings": ["İnsancıllık"]}, {"word": "hümanizma", "meanings": ["İnsancıllık"]}, {"word": "hümayun", "meanings": ["Kutlu, mutlu", "Padişahla ilgili", "Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam"]}, {"word": "hüner", "meanings": ["Beceri isteyen ustalık, beceriklilik"]}, {"word": "hüner göstermek", "meanings": ["beceriklilik ortaya koymak", "herkesin yapamayacağı bir işi yapmak"]}, {"word": "hünerli", "meanings": ["Hüneri olan (kimse)", "Hünerle yapılan"]}, {"word": "hünersiz", "meanings": ["Hüneri olmayan (kimse)", "Hünerle yapılmayan, hüner istemeyen"]}, {"word": "hüngürdeme", "meanings": ["Hüngürdemek işi"]}, {"word": "hüngürdemek", "meanings": ["Yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamak"]}, {"word": "hüngür hüngür", "meanings": ["Yüksek sesle ve hıçkıra hıçkıra"]}, {"word": "hüngürtü", "meanings": ["Hüngürdeme sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "hünkâr", "meanings": ["Osmanlılarda yalnız padişahlar için kullanılan bir unvan"]}, {"word": "hünkârbeğendi", "meanings": ["Közlenmiş patlıcanın üzerine salçalı et konularak yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "hünnap", "meanings": ["Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç, çiğde (Zizyphus jujuba)", "Bu bitkinin meyvesi"]}, {"word": "hünsa", "meanings": ["Erdişi"]}, {"word": "hünnapgiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği hünnap olan ve sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası"]}, {"word": "hür", "meanings": ["Özgür", "Özgür bir biçimde"]}, {"word": "hürlük", "meanings": ["Hür, özgür olma durumu"]}, {"word": "hürle", "meanings": ["Bir cins burçak"]}, {"word": "hürmet", "meanings": ["Saygı"]}, {"word": "hürmet etmek", "meanings": ["saymak, saygı göstermek"]}, {"word": "hürmette kusur etmemek", "meanings": ["karşısındaki kişiyi iyi ağırlamak, isteklerini yerine getirmek, saygısızlık etmemek"]}, {"word": "hürmeten", "meanings": ["Saygı göstermek için"]}, {"word": "hürmetkâr", "meanings": ["Saygılı"]}, {"word": "hürmetli", "meanings": ["Saygılı", "Oldukça büyük, okkalı"]}, {"word": "hürmetsizlik", "meanings": ["Saygısızlık"]}, {"word": "hürmetsiz", "meanings": ["Saygısız"]}, {"word": "hürriyetçi", "meanings": ["Hürriyeti benimseyen (kimse), hürriyetperver"]}, {"word": "hürriyet", "meanings": ["Özgürlük"]}, {"word": "hürriyetçilik", "meanings": ["Hürriyetçi olma durumu, hürriyetperverlik"]}, {"word": "hürriyetperver", "meanings": ["Hürriyetçi"]}, {"word": "hürriyetsiz", "meanings": ["Hürriyetini yitirmiş"]}, {"word": "hürriyetsizlik", "meanings": ["Hürriyetsiz olma durumu"]}, {"word": "hür teşebbüs", "meanings": ["Özel sektör"]}, {"word": "hürya", "meanings": ["Hep birden, cümbür cemaat"]}, {"word": "hüryemez", "meanings": ["Bir tür elma"]}, {"word": "hürya etmek", "meanings": ["bir yerden çıkmak veya bir yere girmek için hep birden atılmak"]}, {"word": "hüseyni", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam", "Klasik Türk müziğinde mi notası"]}, {"word": "hüsnühâl", "meanings": ["İyi hâl"]}, {"word": "hüsnühâl kâğıdı", "meanings": ["İyi hâl belgesi"]}, {"word": "hüsnühat", "meanings": ["Güzel yazı sanatı"]}, {"word": "hüsnükabul", "meanings": ["İyi karşılama, güler yüz gösterme"]}, {"word": "hüsnü kabul göstermek", "meanings": ["iyi karşılamak, güler yüz göstermek"]}, {"word": "hüsnükuruntu", "meanings": ["Herhangi bir durumu safça kendinden yana iyiye yorma"]}, {"word": "hüsnüniyet", "meanings": ["İyi niyet"]}, {"word": "hüsnütelakki", "meanings": ["İyi karşılama, iyiye yorma"]}, {"word": "hüsnüyusuf", "meanings": ["Karanfilgillerden, bazı türleri bahçelere süs olarak dikilen bir bitki, gugu çiçeği (Dianthus barbatus)"]}, {"word": "hüsran", "meanings": ["Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı", "Zarar, ziyan"]}, {"word": "hüsrana uğramak", "meanings": ["beklenilen sonucun elde edilememesi sebebiyle çok üzülmek, acı çekmek"]}, {"word": "hüsün", "meanings": ["Güzellik"]}, {"word": "Hüt Dağı", "meanings": ["`Çok şişmek, kabarmak` anlamında kullanılan Hüt Dağı gibi şişmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hüthüt", "meanings": ["Çavuş kuşu"]}, {"word": "hüviyet", "meanings": ["Kimlik"]}, {"word": "hüvelbaki", "meanings": ["`Baki kalan Allah'tır.` anlamında ve genellikle mezar taşlarına yazılan bir söz"]}, {"word": "hüviyet cüzdanı", "meanings": ["Kimlik belgesi"]}, {"word": "hüzün", "meanings": ["Gönül üzgünlüğü, gam, keder, sıkıntı"]}, {"word": "hüzün çökmek", "meanings": ["hüzünlenmek"]}, {"word": "hüzün duymak", "meanings": ["hüzünlü duruma gelmek, üzülmek"]}, {"word": "hüzne kapılmak", "meanings": ["hüzünlenmek"]}, {"word": "hüzünlendirme", "meanings": ["Hüzünlendirmek işi"]}, {"word": "hüzünlenmek", "meanings": ["Hüzünlü duruma gelmek, hüzün duymak"]}, {"word": "hüzünlendirmek", "meanings": ["Hüzünlü duruma getirmek"]}, {"word": "hüzünleniş", "meanings": ["Hüzünlenme işi"]}, {"word": "hüzünlenme", "meanings": ["Hüzünlenmek işi"]}, {"word": "hüzünlü", "meanings": ["Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan, hazin"]}, {"word": "hüzünsüz", "meanings": ["Hüznü olmayan, şen (kimse)"]}, {"word": "hüzünsüzlük", "meanings": ["Hüzünsüz olma durumu"]}, {"word": "hüzzam", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde segâh perdesinde bir makam"]}, {"word": "ı, I", "meanings": ["Türk alfabesinin on birinci sırasında yer alan ve I adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, düz, dar ünlüyü gösterir"]}, {"word": "ıcığını cıcığını çıkarmak", "meanings": ["incelenmemiş, elden geçirilmemiş hiçbir yerini bırakmamak, en küçük ayrıntısına kadar incelemek, didik didik etmek"]}, {"word": "ıcığını cıcığını sormak", "meanings": ["bir kimsenin soyunu sopunu, huyunu suyunu iyice öğrenmek için araştırmak"]}, {"word": "ıcığı cıcığı", "meanings": ["İçi dışı, hepsi"]}, {"word": "ığıl", "meanings": ["Yavaş akan su"]}, {"word": "ığıl ığıl", "meanings": ["Ağır ağır, yavaş yavaş"]}, {"word": "ığrıp çekmek", "meanings": ["balık yakalamak için atılmış ığrıbı yukarı çıkarmak"]}, {"word": "ığrıp", "meanings": ["Bir tür balık ağı, ırıp", "Yalan, düzen"]}, {"word": "ığrıp çevirmek", "meanings": ["yalan dolanla bir şeyden yararlanmak"]}, {"word": "ığrıp kayığı", "meanings": ["Beş çifte kürekli balıkçı kayığı"]}, {"word": "ıhlama", "meanings": ["Ihlamak işi"]}, {"word": "ıh", "meanings": ["Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses"]}, {"word": "ıhlamak", "meanings": ["Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi `ıh` sesi çıkarmak"]}, {"word": "ıhma", "meanings": ["Ihmak işi"]}, {"word": "ıhlamur", "meanings": ["Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı (Tilia)", "Bu ağacın güzel kokulu çiçeği", "Bu çiçeğin kurutulup kaynatılmasıyla elde edilen içecek"]}, {"word": "ıhlamurgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği ıhlamur ağacı olan bir bitki familyası"]}, {"word": "ıhtırılma", "meanings": ["Ihtırılmak işi"]}, {"word": "ıhmak", "meanings": ["Deve çöküp oturmak"]}, {"word": "ıhtırma", "meanings": ["Ihtırmak işi"]}, {"word": "ıhtırılmak", "meanings": ["Deve çöktürülerek oturtulmak"]}, {"word": "ıhtırmak", "meanings": ["Deve çöktürüp oturtmak"]}, {"word": "ıkıl ıkıl", "meanings": ["Boğulur gibi, sıkıntı ile soluyarak", "Güçlükle, zorla"]}, {"word": "ıkına sıkına", "meanings": ["Büyük güç harcayarak, kendini zorlayarak, ıkına tıkına, ıklaya sıklaya", "Çekinerek, sıkılarak, ıkına tıkına, ıklaya sıklaya"]}, {"word": "ıkına tıkına", "meanings": ["Ikına sıkına"]}, {"word": "ıkındırma", "meanings": ["Ikındırmak işi"]}, {"word": "ıkındırmak", "meanings": ["Ikınmasına yol açmak"]}, {"word": "ıkınma", "meanings": ["Ikınmak işi"]}, {"word": "ıkınmak", "meanings": ["Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak", "Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak"]}, {"word": "ıkınıp sıkınmak", "meanings": ["bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak"]}, {"word": "ıklama", "meanings": ["Iklamak işi"]}, {"word": "ıklım tıklım", "meanings": ["Alabildiğinden de çok, ağzına kadar, çok kalabalık bir biçimde"]}, {"word": "ıklamak", "meanings": ["Yük altında güçlükle solumak", "Ağlarken bunalır ve soluğu kesilir gibi iç çekmek"]}, {"word": "ılgarlamak", "meanings": ["Bir ülkeye ılgarla saldırmak"]}, {"word": "ılgamak", "meanings": ["Atı dörtnala sürmek"]}, {"word": "ılgama", "meanings": ["Ilgamak işi"]}, {"word": "ılgar", "meanings": ["Dizginleri koyuverilmiş atın dörtnala koşması", "Atla ansızın yapılan doludizgin saldırı"]}, {"word": "ılgar etmek", "meanings": ["ılgarlamak"]}, {"word": "ılgarcı", "meanings": ["Ilgarla düşman toprağına saldıran kimse"]}, {"word": "ılgarlama", "meanings": ["Ilgarlamak işi"]}, {"word": "ılgım", "meanings": ["Serap"]}, {"word": "ılgım salgım", "meanings": ["Belli belirsiz bir biçimde"]}, {"word": "ılgın", "meanings": ["Ilgıngillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi (Tamarix)"]}, {"word": "ılgıncar", "meanings": ["Kuş kirazı"]}, {"word": "ılgıngiller", "meanings": ["Örnek bitkisi ılgın olan, ayrı taç yapraklı, iki çenekli bitkiler familyası"]}, {"word": "ılgıt ılgıt", "meanings": ["Yavaş yavaş, hafif hafif (akmak, esmek)"]}, {"word": "ılıca", "meanings": ["Sıcak su çıkan yer", "Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam, kaplıca, çermik, kudret hamamı"]}, {"word": "ılık", "meanings": ["Soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak"]}, {"word": "ılıcak", "meanings": ["Ilıkça"]}, {"word": "ılıkça", "meanings": ["Biraz ılık, ılıcak"]}, {"word": "ılıklaşmak", "meanings": ["Ilık duruma gelmek"]}, {"word": "ılıklaşma", "meanings": ["Ilıklaşmak işi"]}, {"word": "ılıklaştırma", "meanings": ["Ilıklaştırmak işi"]}, {"word": "ılıklaştırmak", "meanings": ["Ilık duruma getirmek, ılıtmak"]}, {"word": "ılıklık", "meanings": ["Ilık olma durumu"]}, {"word": "ılımak", "meanings": ["Ilınmak"]}, {"word": "ılıma", "meanings": ["Ilımak işi"]}, {"word": "ılım", "meanings": ["İstek ve tutkularda ölçülü davranma erdemi, ölçülülük, itidal", "Gün tün eşitliği"]}, {"word": "ılımlı", "meanings": ["Düşünce, iş vb.nde aşırıya kaçmayan, ölçülü, mutedil, itidalli", "Siyasette aşırı görüşler arasında ortalama bir görüşü savunan"]}, {"word": "ılıman", "meanings": ["Sıcaklığı çok yüksek veya çok düşük olmayan (yer, iklim), mutedil"]}, {"word": "ılımlılık", "meanings": ["Ilımlı olma durumu, mutedillik"]}, {"word": "ılındırma", "meanings": ["Ilındırmak işi"]}, {"word": "ılındırmak", "meanings": ["Ilık duruma getirmek"]}, {"word": "ılınma", "meanings": ["Ilınmak işi"]}, {"word": "ılınmak", "meanings": ["Ilık duruma gelmek, ılımak"]}, {"word": "ılıtma", "meanings": ["Ilıtmak işi"]}, {"word": "ılıtmak", "meanings": ["Ilık duruma getirmek"]}, {"word": "ılıştırmak", "meanings": ["Sıcak suya soğuk veya soğuğa sıcak su katarak ılık duruma getirmek"]}, {"word": "ılıştırma", "meanings": ["Ilıştırmak işi"]}, {"word": "ımızganma", "meanings": ["Imızganmak işi"]}, {"word": "ıltar", "meanings": ["Çoban köpeklerinin boğazına takılan çivili demir"]}, {"word": "ımızganmak", "meanings": ["Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak, uyuklamak", "Kararıp söner gibi olmak"]}, {"word": "ıncalız", "meanings": ["Turşusu yapılan bir tür küçük yaban soğanı"]}, {"word": "ıpıslak", "meanings": ["Çok ıslak, her yanı ıslak"]}, {"word": "ıpıssız", "meanings": ["Çok ıssız, ıssız"]}, {"word": "ıpıl ıpıl", "meanings": ["Pırıl pırıl"]}, {"word": "ır", "meanings": ["343 yır"]}, {"word": "ıra", "meanings": ["Karakter"]}, {"word": "ırak", "meanings": ["Uzak"]}, {"word": "ırak yerin haberini kervan getirir", "meanings": ["`erişemediğimiz şeyle aramızdaki ilişkiyi bir aracı sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ırakça", "meanings": ["Biraz uzak, uzak gibi"]}, {"word": "ırak", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde, aynı adla anılan ve kalın fa diyez notasını andıran perdedeki makamlardan biri"]}, {"word": "ıraklaşmak", "meanings": ["Uzaklaşmak"]}, {"word": "ırakgörür", "meanings": ["Teleskop"]}, {"word": "ıraklaşma", "meanings": ["Iraklaşmak işi"]}, {"word": "Iraklı", "meanings": ["Irak halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "ıraklık", "meanings": ["Uzaklık"]}, {"word": "ıraksak", "meanings": ["Birbirinden gittikçe uzaklaşan (ışınlar, çizgiler)"]}, {"word": "ıraksama", "meanings": ["Iraksamak işi, istibat", "Iraksak olma durumu"]}, {"word": "ıraksak mercek", "meanings": ["Üzerine düşen birbirine paralel ışınları yanlara doğru kırarak birbirinden uzaklaştıran mercek"]}, {"word": "ıraksamak", "meanings": ["Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak, istibat etmek"]}, {"word": "ıraksınma", "meanings": ["Iraksınmak durumu"]}, {"word": "ıraksınmak", "meanings": ["Uzak bulmak"]}, {"word": "ıralama", "meanings": ["Iralamak işi"]}, {"word": "ıralamak", "meanings": ["Belirli bir ıra ile belirtmek, karakterize etmek"]}, {"word": "ırama", "meanings": ["Iramak işi"]}, {"word": "ırgalama", "meanings": ["Irgalamak işi"]}, {"word": "ıramak", "meanings": ["Uzaklaşmak, uzamak, ara açılmak"]}, {"word": "ırgalanma", "meanings": ["Irgalanmak işi"]}, {"word": "ırgalamak", "meanings": ["Yerinden oynatıp sallamak, sarsmak", "İlgilendirmek"]}, {"word": "ırgalanmak", "meanings": ["Irgalama işi yapılmak, sarsılmak, sallanmak"]}, {"word": "ırgama", "meanings": ["Irgamak işi"]}, {"word": "ırgamak", "meanings": ["Çabuk olmak, davranmak", "Oynatmak, kımıldatmak"]}, {"word": "ırganma", "meanings": ["Irganmak işi"]}, {"word": "ırganmak", "meanings": ["Sallanmak, kıpırdanmak"]}, {"word": "ırgat", "meanings": ["Tarım işçisi, rençper", "Yapı işçisi", "Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat"]}, {"word": "ırgat gibi çalışmak", "meanings": ["bir işte çok çalışmak"]}, {"word": "ırgat pazarına döndürmek", "meanings": ["karışık ve dağınık bir duruma getirmek"]}, {"word": "ırgatbaşı", "meanings": ["Irgatlardan sorumlu kimse"]}, {"word": "ırgatlık", "meanings": ["Irgat olma durumu, rençperlik"]}, {"word": "ırıp", "meanings": ["Iğrıp"]}, {"word": "ırk", "meanings": ["Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu", "Soy", "Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm"]}, {"word": "ırk ayrımı", "meanings": ["Bireylerin, toplumsal kümelerin veya toplumların ırk özelliklerinden dolayı eşit olmayan işlemler karşısında bırakılmaları, ayrı tutulmaları, dışlanmaları, sınırlandırılmaları veya üstün tutulmaları"]}, {"word": "ırk bilimi", "meanings": ["İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim, budun bilimi, ırkiyat, etnoloji"]}, {"word": "ırk birliği", "meanings": ["Irk esasına dayalı birlik"]}, {"word": "ırkçı", "meanings": ["Irkçılık yanlısı olan, rasist"]}, {"word": "ırkçılık", "meanings": ["İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, rasizm"]}, {"word": "ırki", "meanings": ["Irkla ilgili, ırksal"]}, {"word": "ırkiyat", "meanings": ["Etnoloji"]}, {"word": "ırksal", "meanings": ["Irki"]}, {"word": "ırktaş", "meanings": ["Aynı ırktan olanlardan her biri"]}, {"word": "ırmak kenarına çeşme yapılmaz", "meanings": ["`zaten var olan ve herkesin işine yarayıp artan şeyin yanına aynı işi görmek üzere bir de daha zayıfını eklemek boşuna yorulmaktır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ırmak", "meanings": ["Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir"]}, {"word": "ırmağı geçerken at değiştirilmez", "meanings": ["`tehlikeli bir durum veya zamanda bir yöntemden başka bir yönteme geçilmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ırmaklaşmak", "meanings": ["Irmak durumuna gelmek, ırmak gibi akmak"]}, {"word": "ırmaklaşma", "meanings": ["Irmaklaşmak işi"]}, {"word": "ırmak roman", "meanings": ["Bir olayın, geniş bir zaman diliminde geçtiği çağı, bir toplumun geniş bir görünümünü veren çok uzun roman, nehir roman"]}, {"word": "ırz", "meanings": ["Bir kimsenin, başkaları tarafından dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffeti"]}, {"word": "ırzına geçmek", "meanings": ["zor kullanarak bir kimseyi cinsel zevkine alet etmek, tecavüz etmek", "bekâretini bozmak"]}, {"word": "ırz düşmanı", "meanings": ["Cinsel zevki için her türlü yasa ve töreyi çiğnemekten çekinmeyen kimse"]}, {"word": "ırzını bozmak", "meanings": ["ırzına geçmek"]}, {"word": "ırz ehli", "meanings": ["Namuslu, iffetli, temiz (kimse)"]}, {"word": "ısfahan", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde dügâh perdesindeki makamlardan biri"]}, {"word": "ısı", "meanings": ["Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji", "Fiziksel bir olaya dayalı, belirli bir ölçü üzerine kurulmuş olan sıcaklık ve soğukluk derecesi"]}, {"word": "ısıalan", "meanings": ["Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime), endotermik"]}, {"word": "ısıcam", "meanings": ["İki cam plakanın çevresel olarak metal bir ara çıtası yardımıyla birbirine bağlanması temeline dayanan pencere camı"]}, {"word": "ısı kuşak", "meanings": ["Sıcak kuşak"]}, {"word": "ısıdenetir", "meanings": ["Bir yer veya nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen, aynı derecede kalmasını sağlayan cihaz, termostat"]}, {"word": "ısıdam", "meanings": ["Hamam"]}, {"word": "ısıl", "meanings": ["Isı ile, sıcaklıkla ilgili, termik"]}, {"word": "ısın", "meanings": ["Kalori"]}, {"word": "ısındırmak", "meanings": ["Isınmasını sağlamak, sıcaklık kazandırmak", "Birinin bir şeye alışmasını, ilgi duymasını sağlamak"]}, {"word": "ısındırma", "meanings": ["Isındırmak işi"]}, {"word": "ısınış", "meanings": ["Isınma işi"]}, {"word": "ısınma", "meanings": ["Isınmak işi"]}, {"word": "ısınma ısısı", "meanings": ["Bir cismin bir gramının sıcaklığını 1 °C yükselten ısı miktarı, öz ısı"]}, {"word": "ısınmak", "meanings": ["Sıcak duruma gelmek", "Üşümesini gidermek", "Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek", "Var olan gerginlik sona ermek"]}, {"word": "ısınma koşusu", "meanings": ["Vücut çalışmalarına başlamadan önce kasları ısıtmak, böylece kas kopmalarını önlemek için yapılan hazırlayıcı hafif koşu"]}, {"word": "ısıölçer", "meanings": ["Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet, kalorimetre"]}, {"word": "ısı ölçümü", "meanings": ["Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı, kalorimetri"]}, {"word": "ısırgan", "meanings": ["Isırgangillerden, her tarafı sert tüylerle kaplı, tüyleri kırıldığında karınca asidi denilen çok kaşındırıcı bir madde çıkartan bir ot (Urtica)"]}, {"word": "ısırgan ile taharet olmaz", "meanings": ["`kötü kişiden iyilik beklenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ısırgangiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği ısırgan otu olan, yapışkan otu, rami vb. birtakım türleri içine alan bitki familyası"]}, {"word": "ısırgın", "meanings": ["İsilik"]}, {"word": "ısırılma", "meanings": ["Isırılmak işi"]}, {"word": "ısırılmak", "meanings": ["Dişleri arasında sıkılmak veya koparılmak"]}, {"word": "ısırık", "meanings": ["Isırılan yerde kalan iz"]}, {"word": "ısırımlık", "meanings": ["Bir kezde ısırılacak miktarda olan"]}, {"word": "ısırma", "meanings": ["Isırmak işi"]}, {"word": "ısırmak", "meanings": ["Dişleri arasına alıp sıkmak", "Dişleriyle koparmak", "Rüzgâr sert esmek, keskin bir biçimde etkilemek", "Kumaş dalamak, kaşındırmak"]}, {"word": "ısırtmak", "meanings": ["Isırmasına sebep olmak"]}, {"word": "ısırtma", "meanings": ["Isırtmak işi"]}, {"word": "ısıtıcı", "meanings": ["Bir nesnenin, genellikle bir akışkanın sıcaklığını, kullanmadan önce arttırmaya yarayan alet"]}, {"word": "ısıracak it (veya köpek) dişini (veya dişlerini) göstermez", "meanings": ["`kötülük edecek kimse önceden haber vermez, belli etmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ısıtılma", "meanings": ["Isıtılmak işi"]}, {"word": "ısıtılmak", "meanings": ["Isıtma işi yapılmak"]}, {"word": "ısıtış", "meanings": ["Isıtma işi"]}, {"word": "ısıtma", "meanings": ["Isıtma işi, teshin", "Sıtma"]}, {"word": "ısıtmak", "meanings": ["Sıcak duruma getirmek", "Çekici, olumlu, hoş bir duruma getirmek"]}, {"word": "ısıveren", "meanings": ["Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime), ekzotermik"]}, {"word": "ısıyayar", "meanings": ["Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet, konvektör"]}, {"word": "ısıtıp ısıtıp önüne koymak", "meanings": ["daha önce geçmiş bir olayı, bir işi, ileri sürülmüş bir düşünceyi sık sık tekrarlamak"]}, {"word": "ısı yayımı", "meanings": ["Hareket eden nesnelerle belli nicelikte ısının taşınması olayı, iletim, konveksiyon"]}, {"word": "ısı yuvarı", "meanings": ["Sıcaklığın gittikçe yükseldiği 100-300 kilometre yükseklikler arasındaki hava yuvarı katmanı, termosfer"]}, {"word": "ıska", "meanings": ["Üzerinde durmama, önem vermeme", "Boşa çıkarma, rast getirememe", "Hedefi tutturamama, amaca ulaşamama"]}, {"word": "ıska geçilmek", "meanings": ["gözden kaçırılmak, atlanmak, değeri ve önemi anlaşılmamak"]}, {"word": "ıskaça", "meanings": ["Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının içine oturtulduğu yuva"]}, {"word": "ıska geçmek", "meanings": ["hedefe rast getirememek", "üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak"]}, {"word": "skala", "meanings": ["Genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi", "Çeşitlilik", "Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi", "Gam"]}, {"word": "skala yapmak", "meanings": ["çalgı perdelerine parmak alıştırmak"]}, {"word": "ıskalama", "meanings": ["Iskalamak işi"]}, {"word": "ıskalamak", "meanings": ["Hedefe denk getirememek"]}, {"word": "ıskarça", "meanings": ["Kalabalık liman", "Bir limanın gemilerle dolu olması durumu", "Bir şeyi tıka basa doldurma"]}, {"word": "ıskarmoz", "meanings": ["Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı", "Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk"]}, {"word": "ıskarta", "meanings": ["Bazı iskambil oyunlarında kullanılması gerekmediğinden bir yana bırakılan kâğıtlar", "Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal"]}, {"word": "ıskarmoz", "meanings": ["Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık (Sphyraena sphyraena)"]}, {"word": "ıskat", "meanings": ["Düşürme, aşağı atma", "Düşürülme", "Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka"]}, {"word": "ıskartaya çıkarmak (veya ayırmak)", "meanings": ["değersiz bularak bir yana atmak, işe yaramadığı için ayırıp bir yana koymak"]}, {"word": "ıskatçı", "meanings": ["Iskat verilen kimse"]}, {"word": "iskonto", "meanings": ["İndirim", "Kırdırma", "Senedin saymaca değeri üzerinden yapılan indirim", "Sözün bir bölümünü söylenmemiş sayma"]}, {"word": "iskonto etmek (veya yapmak)", "meanings": ["indirim yapmak", "sözün bir bölümünü söylenmemiş saymak"]}, {"word": "iskontolu", "meanings": ["İndirimli", "Bir bölümü söylenmemiş sayılan"]}, {"word": "iskontosuz", "meanings": ["İndirimsiz"]}, {"word": "ıskuna", "meanings": ["Brikten küçük, iki direkli bir tür yelkenli gemi"]}, {"word": "ıskota", "meanings": ["Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip"]}, {"word": "ince tutkal", "meanings": ["Uygun sıvılarla akıcılığı artırılmış sıvı tutkal"]}, {"word": "ince ses", "meanings": ["Titreşim sayısı çok olan ses, tiz ses, yüksek ses"]}, {"word": "ince ünlü", "meanings": ["Dilin ileriye sürülmesiyle ön damakta oluşan ünlü: e, i, ö, ü"]}, {"word": "ince yağ", "meanings": ["Yakıt olarak veya yağlamada kullanılan akışkan nitelikteki mineral yağ"]}, {"word": "ince yapılı", "meanings": ["Narin, nazik, zayıf"]}, {"word": "ince zar", "meanings": ["Beyni, omuriliği saran zarların en altta olanı"]}, {"word": "inci", "meanings": ["İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi", "Bu tanelerden yapılmış", "Bu tanelerden oluşan takı", "Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle"]}, {"word": "inci (veya inciler) döktürmek", "meanings": ["bir konuda önemli, anlamlı ve güzel söz söylemek"]}, {"word": "inci balığı", "meanings": ["Sazangillerden, pullarından inci yapılan küçük bir balık (Alburnus alburnus)"]}, {"word": "inci gibi", "meanings": ["küçük, temiz, güzel ve düzgün"]}, {"word": "inci çiçeği", "meanings": ["Zambakgillerden, temren biçimindeki yaprakları arasında, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi, müge (Convallaria majalis)"]}, {"word": "incik boncuk", "meanings": ["Değersiz ufak tefek süs eşyası"]}, {"word": "incik", "meanings": ["Baldır", "Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri"]}, {"word": "incik kemiği", "meanings": ["Diz kapağından topuğa kadar olan kemik"]}, {"word": "İncil", "meanings": ["Hz. İsa'ya indirilen kutsal kitap, Ahd-i Cedit"]}, {"word": "incinme", "meanings": ["İncinmek işi"]}, {"word": "incinmek", "meanings": ["Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek", "Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak"]}, {"word": "incir", "meanings": ["Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli bir ağaç (Ficus carica)", "Bu ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı meyvesi, ballıdarı, yemiş"]}, {"word": "incir çekirdeği doldurmamak", "meanings": ["çok az veya çok önemsiz olmak"]}, {"word": "incirlik", "meanings": ["İncir yetiştirilen alan, incir bahçesi", "İncir ağaçları çok olan yer"]}, {"word": "incir kuşu", "meanings": ["Kuyruksallayangillerden, en çok incir ve başka yemişlerle beslendiği için zararlı sayılan ve avlanılan küçük bir kuş (Anthus trivialis)"]}, {"word": "incirsi meyve", "meanings": ["Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalıklardan değil çiçeklikten oluşan incire benzer meyve"]}, {"word": "inci taşı", "meanings": ["Feldspat cinsinden, suyu az ve eridiği zaman inciye benzeyen taneleri olan, grinin tonlarından siyaha kadar değişik renklerde volkanik bir kaya, perlit"]}, {"word": "incitilme", "meanings": ["İncitilmek işine konu olma"]}, {"word": "incitilmek", "meanings": ["İncitme işi yapılmak"]}, {"word": "incitiş", "meanings": ["İncitme işi"]}, {"word": "incitme", "meanings": ["İncitmek işi"]}, {"word": "incitmek", "meanings": ["İncinmesine yol açmak", "Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek"]}, {"word": "incitmebeni", "meanings": ["Kanser"]}, {"word": "incizap", "meanings": ["Çekme, çekilme", "Cazibeye tutulma, ilgi duyma"]}, {"word": "indeterminist", "meanings": ["Belirlenmezci"]}, {"word": "inç", "meanings": ["Uzunluğu 2,54 santimetre olan İngiliz uzunluk ölçü birimi, parmak, pus"]}, {"word": "indi", "meanings": ["Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan"]}, {"word": "indeterminizm", "meanings": ["Belirlenmezcilik"]}, {"word": "indeks", "meanings": ["Dizin", "Gösterge"]}, {"word": "indifa etmek", "meanings": ["yanardağ, püskürmek"]}, {"word": "indifa", "meanings": ["Püskürme", "Başkaldırma, isyan etme, ayaklanma", "Kızamık, kızıl vb. hastalıklarda vücutta kırmızı lekeler görülme"]}, {"word": "indifai", "meanings": ["Püsküren (yanardağ)", "Döküntülü (hastalık)"]}, {"word": "indikatör", "meanings": ["Gösterge"]}, {"word": "indinde", "meanings": ["Bir kimseye göre", "Yanında"]}, {"word": "indirgeme", "meanings": ["İndirgemek işi, irca, redüksiyon"]}, {"word": "indirgemek", "meanings": ["Daha kolay ve yalın duruma getirmek", "Bir maddenin oksijenini alarak oksit özelliğini yok etmek, irca etmek", "Bir işlemi daha kısa veya daha yalın bir biçime sokmak, irca etmek"]}, {"word": "indirgen", "meanings": ["Oksit durumundaki cisimlerin oksijenini alma veya daha düşük bir oksitleme derecesine indirme özelliği olan (madde)"]}, {"word": "indirgenebilir", "meanings": ["Daha düşük bir oksitleme derecesine indirilebilen"]}, {"word": "indirgeniş", "meanings": ["İndirgenme işi"]}, {"word": "indirgenlik", "meanings": ["İndirgen olma durumu"]}, {"word": "indirgenmek", "meanings": ["İndirgeme işi yapılmak"]}, {"word": "indirilme", "meanings": ["İndirilmek işi"]}, {"word": "indirgenme", "meanings": ["İndirgenmek işi"]}, {"word": "indirgeyici", "meanings": ["İndirgeme işini yapan, yapabilecek özellikleri taşıyan madde"]}, {"word": "indirim", "meanings": ["Fiyatta yapılan değer düşürümü, tenzilat, iskonto"]}, {"word": "indirilmek", "meanings": ["İndirme işi yapılmak"]}, {"word": "indirim yapmak", "meanings": ["fiyatta değer düşürümü yapmak, iskonto yapmak"]}, {"word": "indirimli", "meanings": ["Fiyatında değer düşürümü yapılmış, tenzilatlı, iskontolu"]}, {"word": "indiriş", "meanings": ["İndirme işi"]}, {"word": "indirimli satış", "meanings": ["Sanayi odalarının onayıyla belirli bir süre için yapılan değer düşürümlü satış"]}, {"word": "indirmek", "meanings": ["Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak", "Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak", "Fiyatını azaltmak, düşürmek", "Hızla vurmak", "Kapamak", "Yağmur, sis, birdenbire bastırmak", "Kırmak, tahrip etmek"]}, {"word": "indirme", "meanings": ["İndirmek işi"]}, {"word": "indirtme", "meanings": ["İndirtmek işi"]}, {"word": "indirtmek", "meanings": ["İndirmesini sağlamak"]}, {"word": "indis", "meanings": ["Bir harf üzerine konulan işaret", "Bir harf, benzer fakat yine de değişik biçimlerde iki veya daha çok kez kullanılmak istendiğinde harfin üstüne veya altına eklenen ayırıcı işaret", "Bir kökün derecesini göstermek için kök işaretinin kolları arasına konulan sayı"]}, {"word": "individüalist", "meanings": ["Bireyci"]}, {"word": "indiyum", "meanings": ["Atom numarası 49, atom ağırlığı 114,8 olan, gümüş parlaklığında, kurşundan daha kolay ezilen yumuşak bir element (simgesi In)"]}, {"word": "indükleç", "meanings": ["İndükleme akımı elde etmeye yarayan araç"]}, {"word": "individüalizm", "meanings": ["Bireycilik"]}, {"word": "ineç", "meanings": ["Tekne, yukaç karşıtı"]}, {"word": "indükleme makinesi", "meanings": ["İndüklemeyle oluşan elektrik akımlarını üreten makine"]}, {"word": "indükleme akımı", "meanings": ["İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı"]}, {"word": "indüklemek", "meanings": ["Kapalı bir devreyi, şiddeti her an değişen bir manyetik alanın içine koyarak onun üzerinde bir elektrik akımı oluşturmak"]}, {"word": "inek", "meanings": ["Dişi sığır", "Çok çalışan öğrenci", "İbne", "Aptal, bön"]}, {"word": "indükleme", "meanings": ["İndüklemek işi"]}, {"word": "İnegöl köftesi", "meanings": ["İnegöl yöresine özgü bir köfte türü"]}, {"word": "infak", "meanings": ["Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama"]}, {"word": "inekçilik", "meanings": ["İnekçinin yaptığı iş", "İnekçi olma durumu"]}, {"word": "inekçi", "meanings": ["Sütünü ve süt ürünlerini satmak için inek besleyen kimse", "Ezberci, ezberleyerek öğrenen öğrenci"]}, {"word": "infial", "meanings": ["Birine içerleme, gücenme, kızgınlık duyma", "Herhangi bir şeyden etkilenme", "Edilgi"]}, {"word": "infial uyandırmak", "meanings": ["kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak"]}, {"word": "ineklemek", "meanings": ["Çok çalışmak, ezberleyerek öğrenmek"]}, {"word": "infiale kapılmak", "meanings": ["kızgınlık, öfke duymak"]}, {"word": "inekhane", "meanings": ["İneklerin barındığı yer"]}, {"word": "ineklik", "meanings": ["İnek ahırı", "Bönlük", "Aşırı çalışmaya rağmen anlayamama durumu"]}, {"word": "inek yağı", "meanings": ["İnek sütünden yapılan katı yağ"]}, {"word": "infaz", "meanings": ["Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm", "Birine sözünü geçirme"]}, {"word": "inekleme", "meanings": ["İneklemek işi"]}, {"word": "infiratçılık", "meanings": ["Yalnızcılık"]}, {"word": "infaz etmek", "meanings": ["yargı kararını yerine getirmek, uygulamak"]}, {"word": "infinitezimal", "meanings": ["Sonsuz küçük nicelikleri inceleyen (matematik kolu)"]}, {"word": "infilak etmek", "meanings": ["patlamak", "şiddetle ortaya çıkmak"]}, {"word": "infirak", "meanings": ["Ayrılma"]}, {"word": "infilak", "meanings": ["Güçlü bir biçimde patlama"]}, {"word": "infirat", "meanings": ["Topluluktan ayrı durma"]}, {"word": "infisah", "meanings": ["Bozulma", "Yürürlükten çıkma", "Dağılma", "Kokuşma"]}, {"word": "infiratçı", "meanings": ["Yalnızcı"]}, {"word": "infisah etmek", "meanings": ["bozulmak", "yürürlükten çıkmak", "dağılmak", "kokuşmak"]}, {"word": "İngilizce", "meanings": ["Hint-Avrupa dil ailesinden, İngiltere'de, biraz farklı biçimiyle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve İngiliz uygarlığını benimsemiş olan ülkelerde kullanılan dil, İngiliz İngilizcesi", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "İngiliz anahtarı", "meanings": ["Somunları gevşetmeye veya sıkıştırmaya yarayan ve çeneleri paralel olarak açılıp kapanan kıskaç"]}, {"word": "İngiliz", "meanings": ["İngiltere halkından olan kimse"]}, {"word": "İngiliz ipi ile asılmak", "meanings": ["İngiliz sicimi ile asılmak"]}, {"word": "İngiliz ipi", "meanings": ["İngiliz sicimi"]}, {"word": "İngiliz sicimi ile asılmak", "meanings": ["bir işi ustasına yaptırmak"]}, {"word": "İngiliz sicimi", "meanings": ["Çok sağlam, sık bükümlü sicim, İngiliz ipi"]}, {"word": "İngiliz siyaseti", "meanings": ["Bir işi soğukkanlılık ve kurnazlıkla yapma veya yaptırma"]}, {"word": "İngiliz tuzu", "meanings": ["İç sürdürücü olarak kullanılan magnezyum sülfatı"]}, {"word": "inha", "meanings": ["Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı"]}, {"word": "inginlik", "meanings": ["İngin olma durumu", "Güçten düşme, yaşlanma, inhitat"]}, {"word": "ingin", "meanings": ["Engin (II)", "Nezle"]}, {"word": "inha etmek", "meanings": ["atamak için öneride bulunmak"]}, {"word": "inhidam", "meanings": ["Çökme, yıkılma"]}, {"word": "inhilal", "meanings": ["Dağılma, bölünme, parçalanma", "Açılma", "Ayrışma"]}, {"word": "inhilal etmek", "meanings": ["dağılmak", "açılmak", "ayrışmak"]}, {"word": "inhimak", "meanings": ["Bir şeye aşırı düşkünlük gösterme, kapılma"]}, {"word": "inhiraf", "meanings": ["Sapma, başka bir tarafa meyletme"]}, {"word": "inhina", "meanings": ["Eğrilme, bükülme", "Birine baş eğme, yumuşaklık gösterme"]}, {"word": "inhisar", "meanings": ["Tekel", "Tek başına sahip olma"]}, {"word": "inhiraf etmek", "meanings": ["sapmak"]}, {"word": "inhisar etmek", "meanings": ["yalnız ... üzerine olmak, yalnız ... için olmak, -den dışarı çıkmamak, bir şeyle sınırlanmak", "verilmek, tanınmak"]}, {"word": "inhisara (veya inhisarına) almak", "meanings": ["tekeline almak"]}, {"word": "inhisarında olmak", "meanings": ["tekelinde olmak"]}, {"word": "inhitat", "meanings": ["Son bulma, yıkılıp dağılma", "Güçten düşme, inginlik, yaşlanma"]}, {"word": "inhisarcı", "meanings": ["Tekelci"]}, {"word": "inhitat etmek", "meanings": ["çökmek, gerilemek"]}, {"word": "ini", "meanings": ["Kayın (II)"]}, {"word": "inhisarcılık", "meanings": ["Tekelcilik"]}, {"word": "inik", "meanings": ["İnmiş, indirilmiş"]}, {"word": "inikâs", "meanings": ["Yansı", "Yankı", "Piyasada tepki veya etki"]}, {"word": "inikâs etmek", "meanings": ["yansımak", "yankılanmak"]}, {"word": "inisiyatif", "meanings": ["Öncecilik, üstünlük", "Karar verme yetkisi", "Gerekli kararları almayı bilen kişinin niteliği"]}, {"word": "inikat", "meanings": ["Toplanma, birleşim", "Anlaşma, kararlaştırma"]}, {"word": "inilme", "meanings": ["İnilmek işi"]}, {"word": "inik deniz", "meanings": ["Gelgit sırasında sular çekildiğinde denizin durumu"]}, {"word": "inilmek", "meanings": ["İnme işi yapılmak"]}, {"word": "inilti", "meanings": ["İnleme sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "iniltili", "meanings": ["İnleme sesiyle yüklü, inlemeli"]}, {"word": "inim inim", "meanings": ["`Sürekli olarak inlemek, çok sıkıntıda olmak` anlamlarındaki inim inim inlemek ve `birini büyük sıkıntıya sokmak` anlamındaki inim inim inletmek deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "inisiyatifini kullanmak", "meanings": ["gerekli kararları öncelikle almak"]}, {"word": "inisiyatifi ele almak (veya geçirmek)", "meanings": ["karar verme yetkisini kullanmak"]}, {"word": "inisyal", "meanings": ["İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilme işlemi"]}, {"word": "iniş aşağı", "meanings": ["İnişte aşağıya doğru"]}, {"word": "iniş", "meanings": ["İnme işi", "Yukarıdan aşağıya gittikçe alçalan eğimli yer, yokuş karşıtı", "Gerileyiş, çöküş", "Araçlı jimnastikte, atlayarak veya hızlanarak araçtan ayrılma durumu"]}, {"word": "iniş çıkış", "meanings": ["Engebe"]}, {"word": "inişli çıkışlı", "meanings": ["Hem inişi hem çıkışı olan (yol), inişli yokuşlu"]}, {"word": "inişli", "meanings": ["İnişi olan, bayır aşağı"]}, {"word": "inişli yokuşlu", "meanings": ["İnişli çıkışlı"]}, {"word": "inkâr etmek", "meanings": ["yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini, görmediğini söylemek, yaptığını saklamak, yadsımak"]}, {"word": "inkâr", "meanings": ["Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, yadsıma", "Kabul etmeme, tanımama"]}, {"word": "inkârdan gelmek", "meanings": ["inkâr etmek"]}, {"word": "inkârcılık", "meanings": ["İnkârcı olma durumu"]}, {"word": "inkârcı", "meanings": ["İnkâr eden"]}, {"word": "inkılap", "meanings": ["Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform", "Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm"]}, {"word": "inkıbaz", "meanings": ["Toplanma, büzülme", "Sıkıntı, keder", "Kabız"]}, {"word": "inkılap etmek", "meanings": ["bir durumdan başka bir duruma dönüşmek"]}, {"word": "inkılapçı", "meanings": ["İnkılap yanlısı kimse", "İnkılap yapan kimse"]}, {"word": "inkıraz", "meanings": ["Batma, dağılma, çöküş, yok olma, son bulma"]}, {"word": "inkılapçılık", "meanings": ["İnkılapçı olma durumu"]}, {"word": "inkıraz gelmek", "meanings": ["çökmek, dağılmak"]}, {"word": "inkıraz bulmak", "meanings": ["batmak, çökmek, dağılmak, yok olmak, son bulmak"]}, {"word": "inkısam", "meanings": ["Bölünme, taksim edilme", "Parçalanma"]}, {"word": "inkıraza uğramak", "meanings": ["batmak, dağılmak, çökmek, yok olmak"]}, {"word": "inkıta", "meanings": ["Kesilme, kesinti"]}, {"word": "inkıtaya uğramak", "meanings": ["kesilmek"]}, {"word": "inkıyat", "meanings": ["Boyun eğme, uyma"]}, {"word": "inkıyat etmek", "meanings": ["boyun eğmek"]}, {"word": "inkisar", "meanings": ["Kırılma", "Gücenme, gönlü kırılma", "İlenme, ilenç"]}, {"word": "inkisar etmek (veya inkisarda bulunmak)", "meanings": ["ilenmek"]}, {"word": "inkisarı tutmak", "meanings": ["ilenci gerçekleşmek"]}, {"word": "inkisarıhayal", "meanings": ["Beklediğini, umduğunu bulamamaktan doğan düş kırıklığı, hayal kırıklığı"]}, {"word": "inkişaf", "meanings": ["Gelişme, gelişim", "Meydana çıkma, aşikâr olma", "Açınım"]}, {"word": "inkişaf etmek", "meanings": ["gelişmek"]}, {"word": "inleme", "meanings": ["İnlemek işi"]}, {"word": "inletme", "meanings": ["İnletmek işi"]}, {"word": "inlemek", "meanings": ["Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak, inildemek", "Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak"]}, {"word": "inletmek", "meanings": ["İnlemesine yol açmak", "Çok eziyet vermek, eziyet çektirmek"]}, {"word": "insaf", "meanings": ["Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet", "`Acı, düşün` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "inleyiş", "meanings": ["İnleme işi"]}, {"word": "inme", "meanings": ["İnmek işi", "Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması, felç, nüzul, paralizi"]}, {"word": "inme inmek", "meanings": ["vücudun bir yerinde hareket ve hissetme kalmamak, felç gelmek, felç inmek, nüzul inmek"]}, {"word": "inmek", "meanings": ["Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek", "Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak", "Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek", "Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak", "Konaklamak", "Alçalıp eski durumuna dönmek", "Fiyatı düşürmek", "Değeri düşmek", "Vurmak", "Yıkılmak", "İnme gelmek", "Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak", "Uzamak, ulaşmak", "Ağmak", "Sayısı azalmak"]}, {"word": "inorganik kimya", "meanings": ["Canlıların dışında, yer kabuğunu oluşturan bütün kimyasal maddeleri inceleyen kimya dalı"]}, {"word": "inorganik", "meanings": ["Cansız olan", "Organik olmayan, anorganik", "Organlardaki bozukluktan ileri gelmeyen hastalık", "Hücrelerin cansız bölümleri"]}, {"word": "inmeli", "meanings": ["Bir tarafında inme bulunan, mefluç"]}, {"word": "insaf etmek", "meanings": ["acımak, hakkını tanımak"]}, {"word": "insafa gelmek", "meanings": ["acımasız ve haksız tutumdan vazgeçmek"]}, {"word": "insafına kalmış", "meanings": ["bir şeyin bir kimsenin doğruluğuna, adaletine ve isteğine bağlı olduğunu belirten bir söz"]}, {"word": "insaflı", "meanings": ["İnsafı olan"]}, {"word": "insaflı çıkmak", "meanings": ["anlayışlı, hoşgörülü olduğu belli olmak"]}, {"word": "insaflılık", "meanings": ["İnsaflı olma durumu"]}, {"word": "insafsız", "meanings": ["İnsafı olmayan", "Vicdansız bir biçimde, acımasızca"]}, {"word": "insafsızca", "meanings": ["İnsafsız bir biçimde, insafsızcasına"]}, {"word": "insafsızlık", "meanings": ["İnsafsız olma durumu, insafsızca davranma"]}, {"word": "insafsızlık etmek", "meanings": ["acımamak, insafsızca davranmak"]}, {"word": "insan", "meanings": ["Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı", "Âdemoğlu, âdem evladı", "Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse)"]}, {"word": "insan sözünden, hayvan yularından tutulur", "meanings": ["`yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan kıymetini insan bilir", "meanings": ["`bir kimsenin ne kadar değerli olduğunu ancak o kimsenin değerini ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan kendini beğenmese çatlar", "meanings": ["`herkes kendini beğenir; bu, kendi aklını beğenmesinin sonucudur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur", "meanings": ["`kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan insanın şeytanıdır", "meanings": ["`uygunsuz arkadaş, insanı doğru yoldan saptırır, kötülüğe sürükler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insanın eti yenmez, derisi giyilmez, tatlı dilinden başka nesi var?", "meanings": ["`insan kendisini ancak tatlı diliyle sevdirebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında", "meanings": ["`hayvanın rengi dışındadır, bellidir ancak insanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği kısacası içyüzü belli değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan yükü (veya eti) ağırdır", "meanings": ["`hiç kimse başka bir kimseye yük olmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz", "`yatalak insanı kaldırmak, yatırmak güçtür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insanda akıl bırakmamak (veya koymamak)", "meanings": ["düşünceleri karmakarışık yapmak, kararsızlığa yol açmak"]}, {"word": "insan doğduğu yerde değil doyduğu yerde", "meanings": ["`insan doğduğu yeri değil geçimini sağladığı yeri yurt edinir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan beşer, kuldur şaşar", "meanings": ["`kişinin zaman zaman şaşırmasını, yanılmasını hoş görmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan çeşit çeşit, yer damar damar", "meanings": ["`toprağın her kesimi ayrı ayrı nitelikler taşıdığı gibi insanlar da birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan ayaktan, at tırnaktan kapar", "meanings": ["`birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan eli değmemiş (veya dokunmamış)", "meanings": ["bakımsız kalmış yer"]}, {"word": "insan ayağı değmemiş (veya basmamış)", "meanings": ["içine insan girmemiş, içinde insan olmayan"]}, {"word": "insan eti yemek", "meanings": ["birini çekiştirmek"]}, {"word": "insan gibi", "meanings": ["insanlara yaraşır biçimde"]}, {"word": "insan gönlünün artığını söyler", "meanings": ["`insanlar şaka yaparken içlerinden geçeni yansıtırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan içine çıkmak", "meanings": ["toplum içine karışmak, başkalarıyla ilişki kurmak"]}, {"word": "insan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa", "meanings": ["`insanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan kuş misali", "meanings": ["uzakça bir yere gidildiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "insanın adı çıkacağına canı çıksın", "meanings": ["`insanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan biçimcilik", "meanings": ["İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı'ya aktarılması, antropomorfizm"]}, {"word": "insan bilimci", "meanings": ["Antropolog"]}, {"word": "insan bilimi", "meanings": ["Antropoloji"]}, {"word": "insanca", "meanings": ["İnsana yakışan, insana özgü olan, insanla ilgili, insani", "(insa'nca) İnsana yakışır bir biçimde, insancasına", "(insa'nca) İnsan bakımından"]}, {"word": "insan bilimsel", "meanings": ["Antropolojik"]}, {"word": "insancıl", "meanings": ["İnsan seven", "İnsanla ilgili", "İnsana değer veren", "İnsancılık yanlısı olan, beşeriyetçi, hümanist"]}, {"word": "insancı", "meanings": ["İnsancıl"]}, {"word": "insancıllaşma", "meanings": ["İnsancıllaşmak işi"]}, {"word": "insancıllık", "meanings": ["Eski Yunan ve Latin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan ve Orta Çağın skolastik düşünüşüne karşı XIV. yüzyılda doğan felsefe, bilim ve sanat görüşü, insancılık, hümanistlik, hümanizm, hümanizma", "İnsanlık sevgisini, insan ululuğunu en yüce amaç ve olgunluk sayan öğreti, beşeriyetçilik, insancılık, hümanistlik, hümanizm, hümanizma"]}, {"word": "insancıllaşmak", "meanings": ["İnsancıl duruma gelmek"]}, {"word": "insan coğrafyası", "meanings": ["Beşerî coğrafya"]}, {"word": "insan evladı", "meanings": ["İyi insan, iyi kimse"]}, {"word": "insangiller", "meanings": ["Yaşayan insanı kapsayan familya"]}, {"word": "insan hâli", "meanings": ["İnsanlık hâli"]}, {"word": "insanımsılar", "meanings": ["İnsansılar"]}, {"word": "insani", "meanings": ["İnsanca", "İnsanla ilgili, insana özgü"]}, {"word": "insaniçincilik", "meanings": ["İnsanmerkezcilik"]}, {"word": "insaniyet", "meanings": ["İnsanlık"]}, {"word": "insaniyet namına", "meanings": ["`insanlığa yakışır duygulara uyarak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insaniyetli", "meanings": ["İnsanlığı olan, mürüvvetli"]}, {"word": "insaniyetsiz", "meanings": ["İnsanlığı olmayan, mürüvvetsiz"]}, {"word": "insaniyetsizlik", "meanings": ["İnsaniyetsiz olma durumu"]}, {"word": "insan kurusu", "meanings": ["Çok zayıf (kimse)"]}, {"word": "insanlaşmak", "meanings": ["İnsanca davranma özelliği kazanmak, insana yaraşır biçimde davranmak"]}, {"word": "insanoğlu", "meanings": ["İnsan, âdemoğlu, fâni"]}, {"word": "insanlaşma", "meanings": ["İnsanlaşmak durumu"]}, {"word": "insanlık", "meanings": ["İnsan olma durumu, insaniyet", "İnsanca davranma, insaniyet", "İnsanların tümü, beşeriyet", "Doğru dürüst insana yakışır durum, adamlık, âdemiyet", "İnsanı insan yapan, insanın doğasını oluşturan niteliklerin hepsi, insaniyet", "İnsanın değerini, saygınlığını veren öz, insana yaraşır yaşama ve düşünme ilkesi, insaniyet", "İnsanı sevme, insan sevgisi, insancıl olma, insaniyet"]}, {"word": "insanlık etmek", "meanings": ["insana yaraşır biçimde davranmak"]}, {"word": "insanlık sende kalsın", "meanings": ["adamlık sende kalsın"]}, {"word": "insanlıktan çıkmak", "meanings": ["çok zayıflamış olmak", "insana özgü niteliklerini yitirmek"]}, {"word": "insanlık hâli", "meanings": ["Her insanda görülebilen, olağan karşılanması gereken durum, insan hâli"]}, {"word": "insan müsveddesi", "meanings": ["Bir insanda bulunması gerekli niteliklerden yoksun olan (kimse)"]}, {"word": "insanoğlu çiğ süt emmiş", "meanings": ["`insanlardan tam bir doğruluk beklenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "insan sarrafı", "meanings": ["Adam sarrafı"]}, {"word": "insansı", "meanings": ["İnsana benzeyen, insanı andıran, insanımsı, antropoit"]}, {"word": "insansılar", "meanings": ["Maymunları ve insangilleri içine alan maymunlar alt takımı, insanımsılar, antropoitler"]}, {"word": "insanüstü", "meanings": ["İnsan gücünü ve yeteneklerini aşan, fevkalbeşer"]}, {"word": "insektaryum", "meanings": ["Bilimsel amaçlarla böcek inceleme, saklama, koruma yeri"]}, {"word": "insicam", "meanings": ["Düzgünlük, tutarlık, bağdaşım", "Tutarlık"]}, {"word": "insicamlı", "meanings": ["Tutarlı"]}, {"word": "insicamlılık", "meanings": ["Tutarlılık"]}, {"word": "insicamsız", "meanings": ["Tutarsız"]}, {"word": "insiraf", "meanings": ["Bükün"]}, {"word": "insicamsızlık", "meanings": ["Tutarsızlık"]}, {"word": "insirafi", "meanings": ["Bükünlü"]}, {"word": "insiyak", "meanings": ["İçgüdü"]}, {"word": "inşa etmek", "meanings": ["kurmak, yapmak"]}, {"word": "insiyaki", "meanings": ["İçgüdüsel"]}, {"word": "inşa", "meanings": ["Yapı kurma, yapı yapma, kurma", "Düzyazı veya şiir kaleme alma, yazıya dökme", "Düzyazı", "Dilek kiplerine verilen genel ad"]}, {"word": "inşaat", "meanings": ["Yapma işi, yapım", "Yapımı süren bina"]}, {"word": "inşaatçı", "meanings": ["Yapı işlerini yöneten teknik görevli", "Yapı ustası"]}, {"word": "inşaatçılık", "meanings": ["İnşaatçının yaptığı iş"]}, {"word": "inşaat çivisi", "meanings": ["Çapı 2-7 milimetre, boyu 4-20 santimetre arasında değişen, başlı ve tepesi tırtıllı çivi"]}, {"word": "inşallah", "meanings": ["`Tanrı dilerse, Tanrı nasip ettiyse` anlamlarında dilek anlatan bir söz"]}, {"word": "inşallahla maşallahla", "meanings": ["`çaba harcamadan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "inşat", "meanings": ["Şiir okuma, şiir söyleme", "Bir şiiri, bir edebiyat eserini topluluk önünde, yüksek sesle ve gerektiği biçimde okuma"]}, {"word": "inşat etmek", "meanings": ["bir şiiri, bir edebiyat eserini yüksek sesle okumak"]}, {"word": "inşirah bulmak", "meanings": ["iç açılmak, ferahlamak"]}, {"word": "inşirah", "meanings": ["İç açılması, gönül açılması, ferahlık"]}, {"word": "intaç", "meanings": ["Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme"]}, {"word": "intaç etmek", "meanings": ["sonuçlandırmak, bitirmek"]}, {"word": "intak", "meanings": ["Konuşturma söyletme", "Kişileştirilen varlıklara, hayalî yaratıklara söz söyletme sanatı, dillendirme"]}, {"word": "intan", "meanings": ["Mikrop", "Kokuşma, kötü kokma"]}, {"word": "intaniyeci", "meanings": ["Mikroplu hastalıklar doktoru, uzmanı"]}, {"word": "integral", "meanings": ["Parçalardan oluşmuş bütün", "Türevi bilinen fonksiyon"]}, {"word": "intani", "meanings": ["Mikropla oluşan, mikroplu"]}, {"word": "intaniye", "meanings": ["Mikropla bulaşan hastalıklar"]}, {"word": "integral denklemi", "meanings": ["Bir değişkenin bilinmeyen fonksiyonunu ve bu fonksiyonun bulunduğu belirli integrali birbirine bağlayan denklem"]}, {"word": "intiba", "meanings": ["İzlenim"]}, {"word": "integral hesapları", "meanings": ["Sonsuz integrallerin bulunması ve onların uygulanması ile ilgili yöntemleri kullanan matematik dalı"]}, {"word": "integrasyon", "meanings": ["Bilinen bir diferansiyelin denklemini çözme işlemi", "Bir diferansiyel denklemi çözme işlemi"]}, {"word": "interferometre", "meanings": ["Girişimölçer"]}, {"word": "interkinez", "meanings": ["Çekirdeğin iki bölünme devresi arasındaki dinlenme durumu"]}, {"word": "interferon", "meanings": ["Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları özel savunma maddesi"]}, {"word": "interferometri", "meanings": ["Girişim ölçme"]}, {"word": "interkoneksiyon", "meanings": ["Birçok elektrik şebekesi arasında bağlantı kurma"]}, {"word": "intibah", "meanings": ["Uyanma, uyanış"]}, {"word": "intibak", "meanings": ["Uyum", "İki şeyin ölçülerinin birbirini tutması"]}, {"word": "intibak etmek", "meanings": ["uymak, alışmak"]}, {"word": "intibaksız", "meanings": ["Yaşadığı çevreye veya duruma uymakta güçlük çeken"]}, {"word": "intifa hakkı", "meanings": ["Başkasına ait bir maldan yararlanma, başkasına ait bir malı kullanma hakkı"]}, {"word": "intibaksızlık", "meanings": ["İntibaksız olma durumu"]}, {"word": "intiha", "meanings": ["Son, sona erme, sonu gelme"]}, {"word": "intifa", "meanings": ["Yararlanma, faydalanma, asılanma"]}, {"word": "intihabat", "meanings": ["Seçimler"]}, {"word": "intihal", "meanings": ["Aşırma"]}, {"word": "intihap", "meanings": ["Seçme", "Seçim"]}, {"word": "intihap etmek", "meanings": ["seçmek"]}, {"word": "intihar etmek", "meanings": ["kendini öldürmek"]}, {"word": "intihar", "meanings": ["Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi", "Hayatını tehlikeye düşürecek aşırı davranış veya iş"]}, {"word": "intikal etmek", "meanings": ["yer değiştirmek", "anlamak, kavramak", "miras olarak babadan çocuğa kalmak"]}, {"word": "intikal", "meanings": ["Bir yerden başka bir yere geçme, geçiş", "Anlama, kavrama", "Miras olarak babadan çocuğuna kalma", "Öteleme", "Geçişim"]}, {"word": "intikam", "meanings": ["Öç"]}, {"word": "intikamcı", "meanings": ["Öç almaya çalışan"]}, {"word": "intikam almak", "meanings": ["öç almak"]}, {"word": "intisap", "meanings": ["Bağlanma", "Girme", "Kapılanma"]}, {"word": "intisap etmek", "meanings": ["bağlanmak", "girmek", "kapılanmak"]}, {"word": "intişar", "meanings": ["Yayılma", "Gazete veya dergi çıkma, yayımlanma"]}, {"word": "intişar etmek", "meanings": ["yayılmak, dağılmak", "yayımlanmak"]}, {"word": "intizam", "meanings": ["Düzenli, düzgün olma", "Düzen, çekidüzen"]}, {"word": "intizamlı", "meanings": ["Düzgün, düzenli bir biçimde"]}, {"word": "intizamsızlık", "meanings": ["Düzensiz olma durumu, düzensizlik, karışıklık"]}, {"word": "intizamsız", "meanings": ["Düzensiz, düzeni olmayan, karışık"]}, {"word": "intizar", "meanings": ["Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme", "İlenme, beddua, inkisar"]}, {"word": "intizar etmek", "meanings": ["beklemek, gözlemek", "ilenmek, beddua etmek"]}, {"word": "inzal", "meanings": ["İndirme, indirilme"]}, {"word": "inzibati", "meanings": ["Sıkı düzeni sağlayıcı, düzene bağlayıcı, insan davranışlarını sınırlayıcı, düzenleyici, baskı altına alıcı"]}, {"word": "ip atlamak", "meanings": ["ipin iki ucunun tutularak çevrilmesiyle, ipe ayağını ve başını değdirmeden zıplamak"]}, {"word": "inzibat", "meanings": ["Sıkı düzen", "Gözaltında tutma", "Silahlı kuvvetlerde, ordudaki düzeni sağlamak amacıyla görevlendirilmiş er"]}, {"word": "inzibatsız", "meanings": ["Sıkı düzeni olmayan, düzensiz, başıboş"]}, {"word": "inzimam", "meanings": ["Katılma, ulanma, eklenme"]}, {"word": "inzimam etmek", "meanings": ["katılmak, eklenmek, ulanmak"]}, {"word": "inziva", "meanings": ["Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama", "Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Tanrı'yla birleşebilmek için insanın kendi içine kapanması"]}, {"word": "inzivaya çekilmek", "meanings": ["toplumdan kaçıp hiçbir şeyle ilgilenmeyerek tek başına yaşamak"]}, {"word": "ip", "meanings": ["İplik", "Asarak öldürme cezası"]}, {"word": "ipe çekmek", "meanings": ["asarak öldürmek"]}, {"word": "ip takmak", "meanings": ["birinin kötülüğü için çalışmak"]}, {"word": "ipe dizmek", "meanings": ["boncuk vb.ni ipliğe geçirmek"]}, {"word": "ipe gelesice", "meanings": ["`asılarak öl` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "ipe gitmek", "meanings": ["ölüme gitmek"]}, {"word": "ipe un sermek", "meanings": ["geçersiz birtakım nedenler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak"]}, {"word": "ipe sapa gelmemek", "meanings": ["akla yakın olmamak veya birbirini tutmamak"]}, {"word": "ip koptuğu yerden bağlanır", "meanings": ["`iki kişi arasındaki kırgınlığın giderilebilmesi için kırgınlık nedeninin ortadan kaldırılması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ip inceldiği yerden kopar", "meanings": ["`bir durum, en zayıf yerinden patlak verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ipi çözmek", "meanings": ["ilgisini kesmek"]}, {"word": "ipi (birinin) eline geçmek", "meanings": ["yönetimi başkasının eline geçmek, kontrolü başkasının elinde bulunmak"]}, {"word": "ipi kırmak", "meanings": ["savuşup gitmek"]}, {"word": "ipi koparmak", "meanings": ["bağlı bulunduğu kuruluşla veya yakınlığı bulunan kişi ile ilişkisini kesmek"]}, {"word": "ipin ucunu kaçırmak", "meanings": ["yönetimde veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü yitirmek"]}, {"word": "ipi sapı yok", "meanings": ["birbirini tutmaz, yersiz, anlamsız"]}, {"word": "ipini kırmak", "meanings": ["azmak, ele avuca sığmaz bir durum almak"]}, {"word": "ipini çekmek", "meanings": ["birini ölçülü davranmaya zorlamak"]}, {"word": "ipini koparmak", "meanings": ["başıboş kalmak"]}, {"word": "ipiyle kuyuya inilmez", "meanings": ["`kendisine güvenilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iple çekmek", "meanings": ["sabırsızlıkla beklemek"]}, {"word": "ipleri birinin elinde olmak", "meanings": ["bir işi el altından yönetmek"]}, {"word": "ipten almak", "meanings": ["idamdan kurtarmak", "zor bir durumdan kurtarmak"]}, {"word": "ipten kazıktan kurtulmuş", "meanings": ["her türlü kötülüğü yapacak yaradılışta olan (kimse)"]}, {"word": "ipten kuşak kuşanmak", "meanings": ["yoksul düşmek"]}, {"word": "ip cambazı", "meanings": ["İki direk arasında, yüksekte gerilmiş ip üzerinde gösteriler yapan cambaz"]}, {"word": "ipçik", "meanings": ["Bitkilerin erkek organlarında başçığı çiçeğe bağlayan ince sap"]}, {"word": "ipçilik", "meanings": ["İpçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ipçi", "meanings": ["İp üreten, yapan veya satan kimse"]}, {"word": "ipek", "meanings": ["İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel", "Bu telden yapılmış"]}, {"word": "ipek gibi", "meanings": ["çok ince, parlak ve yumuşak", "güzel, iyi huylu"]}, {"word": "ipeka", "meanings": ["Altın kökü"]}, {"word": "ipek ağacı", "meanings": ["Ekvatoral bölgelerde yetişen, kerestesi ipek görünüşünde, sarı parıltılı, değerli bir mobilya ağacı, ipek gülü, gülibrişim (Periploca)"]}, {"word": "ipek böceği", "meanings": ["Kanatları pullu böcekler sınıfından, ördüğü kozalardan ipek elde edilen, dut yaprağı ile beslenen bir cins kelebeğin tırtılı, ibrişim kurdu (Bombyx mori)"]}, {"word": "ipek böceği kelebeği", "meanings": ["Tırtıllarının ördüğü kozalardan ipek elde edilen kelebeklere verilen genel ad"]}, {"word": "ipek böcekçiliği", "meanings": ["İpek ipliği veya ipek böceği yumurtası elde etmek amacıyla ipek böceği yetiştirme ve koza elde etme işi"]}, {"word": "ipekçi", "meanings": ["İpek böceği yetiştiren veya ipek satan kimse"]}, {"word": "ipek çiçeği", "meanings": ["Semizotugillerden, güzel çiçek açan bir bitki cinsi (Portulaca grandiflora)"]}, {"word": "ipekçilik", "meanings": ["İpekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ipekhane", "meanings": ["Kozaların, ipek çilesi durumuna getirilmesi için işlendiği yer"]}, {"word": "ipekli", "meanings": ["İpekten yapılmış veya içinde ipek bulunan (kumaş)"]}, {"word": "ipek matı", "meanings": ["Cila veya vernikle ağaç üzerinde oluşturulan, ipeği andıran yarı parlak görünüş"]}, {"word": "ipham", "meanings": ["Belirsizlik, kapalılık", "Kapalılık"]}, {"word": "ipileme", "meanings": ["İpilemek işi"]}, {"word": "ipi çürük", "meanings": ["Güvenilmez (kimse)"]}, {"word": "ipi kırık", "meanings": ["Serseri, sorumsuz (kimse)"]}, {"word": "ipilemek", "meanings": ["Az ışıkla yanmak"]}, {"word": "ipilti", "meanings": ["Hafif esinti"]}, {"word": "ipince", "meanings": ["Çok ince, incecik"]}, {"word": "ipil ipil", "meanings": ["Parlak bir ışıkla yanarak, bir sönüp bir parlayarak"]}, {"word": "iplicik", "meanings": ["Sığırların soluk borularına yerleşen ve ara konakçısız bulaşan, en çok 8 santimetre uzunluğunda akciğer kıl kurdu (Dictyocaulus viviparus)"]}, {"word": "ipka", "meanings": ["Yerinde, önceki durumunda bırakma", "Sınıfta bırakma"]}, {"word": "iplemek", "meanings": ["Saygı göstermek, değer vermek"]}, {"word": "ipka etmek", "meanings": ["yerinde bırakmak, kaldırmamak, değiştirmemek"]}, {"word": "iplik", "meanings": ["Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri", "Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu", "Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi"]}, {"word": "iplik çekmek", "meanings": ["kumaştan iplik çıkarmak", "iplik eğirmek"]}, {"word": "ipliği pazara çıkmak", "meanings": ["kötü nitelik ve suçları ortaya çıkmak"]}, {"word": "iplikçi", "meanings": ["İplik yapan veya satan kimse"]}, {"word": "iplikçilik", "meanings": ["Dokuma liflerini iplik durumuna getirmek için yapılan işlemlerin bütünü", "İplikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "iplikhane", "meanings": ["Ham bitki liflerinin iplik yapıldığı yer"]}, {"word": "iplik iplik", "meanings": ["Yol yol"]}, {"word": "iplik kurdu", "meanings": ["İpsiler sınıfına bağlı türlerden her biri"]}, {"word": "ipliklenme", "meanings": ["İpliklenmek işi"]}, {"word": "ipliklenmek", "meanings": ["Tel tel olmak, lif lif olmak"]}, {"word": "ip merdiven", "meanings": ["İpten örülmüş, çoğunlukla gemilerde kullanılan merdiven, örcin"]}, {"word": "ipliksi", "meanings": ["İpliği andıran, ipliğe benzeyen, iplik gibi, ipliğimsi"]}, {"word": "iplik solucanlar", "meanings": ["İpsi solucanlar"]}, {"word": "hipnotize etmek", "meanings": ["hipnotizma yoluyla birini uyutmak"]}, {"word": "hipnotize", "meanings": ["Hipnotizma yoluyla uyutulmuş, etki altında kalmış"]}, {"word": "hipnotize olmak", "meanings": ["hipnotizma yoluyla etki altında kalmak", "yarı uykulu duruma gelmek"]}, {"word": "hipnoz", "meanings": ["Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir tür uyku durumu, hipnotizma"]}, {"word": "ipotek", "meanings": ["Tutu"]}, {"word": "ipotek altında tutmak", "meanings": ["tutuda tutmak", "baskı altına almak"]}, {"word": "ipotek etmek", "meanings": ["tutuya koymak"]}, {"word": "ipoteği çözmek (veya kaldırmak)", "meanings": ["tutudan kurtarmak"]}, {"word": "ipsiler", "meanings": ["İpsi solucanlar"]}, {"word": "ipsi", "meanings": ["İpi andıran, ipe benzeyen, ip gibi"]}, {"word": "ipotekli", "meanings": ["Tutulu"]}, {"word": "ipsi solucanlar", "meanings": ["Solucanların, çoğu insan ve hayvanlarda asalak olarak yaşayan, ince uzun vücutlu bir sınıfı, ipsiler, iplik solucanlar"]}, {"word": "ipsiz", "meanings": ["İpi olmayan", "Haylaz, serseri, hayta"]}, {"word": "ipsiz sapsız", "meanings": ["Birbirini tutmaz, anlamsız", "Serseri, hayta"]}, {"word": "iptal etmek", "meanings": ["kullanıştan kaldırmak", "bozmak", "hükümsüz bırakmak, çürütmek"]}, {"word": "iptidai", "meanings": ["İlkel", "İlkokul"]}, {"word": "iptal", "meanings": ["Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma", "Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme"]}, {"word": "iptidailik", "meanings": ["İptidai olma durumu"]}, {"word": "iptida", "meanings": ["Başlangıç", "Bir işe başlama", "(i'ptida:) Önceleri, en önce, ilk önce"]}, {"word": "iptidai mektep", "meanings": ["İlkokul"]}, {"word": "iptidaları", "meanings": ["Önceleri"]}, {"word": "iptila", "meanings": ["Düşkünlük, tiryakilik"]}, {"word": "ip torbalı", "meanings": ["Elinde pazar filesi olan"]}, {"word": "iptizal", "meanings": ["Bayağılaşma, ayağa düşme", "Bir şeyi sürekli olarak kullanma"]}, {"word": "ipucu", "meanings": ["İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare"]}, {"word": "ip torba", "meanings": ["Pazardan alınan yiyeceklerin konduğu file"]}, {"word": "ipucu vermek", "meanings": ["aranılan gerçeğe ulaştırabilecek şeyle ilgili, onu bulmaya yarayan bilgi vermek"]}, {"word": "Ir", "meanings": ["İridyum elementinin simgesi"]}, {"word": "irade", "meanings": ["Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç", "İstenç", "Buyruk", "İstek, dilek"]}, {"word": "irade beyanı", "meanings": ["Bir sonuca yönelmiş irade açıklaması"]}, {"word": "iradecilik", "meanings": ["İstenççilik"]}, {"word": "iradeci", "meanings": ["İstenççi"]}, {"word": "irade kaybı", "meanings": ["İrade yitimi"]}, {"word": "iradeli", "meanings": ["İstençli"]}, {"word": "irade dışı", "meanings": ["İstençsiz"]}, {"word": "iradesiz", "meanings": ["İstençsiz"]}, {"word": "iradesizlik", "meanings": ["İstençsizlik"]}, {"word": "irade yitimi", "meanings": ["Karar verme, dikkat, istekli kımıldama vb. zihin veya beden etkinliğine ilişkin işleri yapamamaktan doğan sinir yorgunluğunda görülen bir belirti, irade kaybı, abuli, istenç yitimi"]}, {"word": "irap", "meanings": ["`Hiçbir değeri ve önemi yok` anlamındaki irapta mahalli yok ve iraptan mahalsiz deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "iradi", "meanings": ["İstençli"]}, {"word": "iradımesel", "meanings": ["Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme"]}, {"word": "iradiye", "meanings": ["İstenççilik"]}, {"word": "İranlı", "meanings": ["İran halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Acem"]}, {"word": "irat etmek", "meanings": ["söylemek"]}, {"word": "irat", "meanings": ["Gelir", "Gelir getiren mülk", "Söyleme"]}, {"word": "irca", "meanings": ["Eski biçimine sokma, çevirme", "Döndürme", "İndirgeme"]}, {"word": "irca etmek", "meanings": ["eski biçime sokmak, çevirmek, döndürmek", "indirgemek"]}, {"word": "irfan", "meanings": ["Bilme, anlama, sezme", "Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş", "Kültür"]}, {"word": "irdelemek", "meanings": ["Bir konunun incelenmesi ve eleştirilmesi gereken bütün yönlerini birer birer incelemek, araştırmak, tetkik ve tetebbu etmek, mütalaa etmek"]}, {"word": "irdeleme", "meanings": ["İrdelemek işi"]}, {"word": "iri", "meanings": ["Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan, ince karşıtı"]}, {"word": "irice", "meanings": ["İriye yakın, biraz iri"]}, {"word": "iribaş", "meanings": ["Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu"]}, {"word": "iridyum", "meanings": ["Atom numarası 77, atom ağırlığı 193,1, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element (simgesi Ir)"]}, {"word": "iri kıyım", "meanings": ["İri kıyılmış", "İri yapılı"]}, {"word": "iri laf", "meanings": ["Abartılı söz"]}, {"word": "irileşme", "meanings": ["İrileşmek işi", "Bazı organların hastalık sonucunda olağan dışı büyümesi durumu"]}, {"word": "irileşmek", "meanings": ["İri bir duruma gelmek"]}, {"word": "irilik", "meanings": ["İri olma durumu"]}, {"word": "irili ufaklı", "meanings": ["Büyük küçük karışık"]}, {"word": "irin", "meanings": ["Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat"]}, {"word": "irinlenme", "meanings": ["İrinlenmek işi, iltihaplanma, cerahatlenme"]}, {"word": "irinli", "meanings": ["İrin toplamış, cerahatli"]}, {"word": "irinlenmek", "meanings": ["Yarada irin oluşmak, iltihaplanmak, cerahatlenmek"]}, {"word": "iris", "meanings": ["Saydam tabaka ile göz merceği arasında bulunan, ince, kasılabilen bir zardan oluşan, gözün renkli bölümü"]}, {"word": "iri yarı", "meanings": ["İri yapılı"]}, {"word": "irinti", "meanings": ["Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler", "Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri saman"]}, {"word": "irkiliş", "meanings": ["İrkilme işi"]}, {"word": "irkilme", "meanings": ["İrkilmek işi"]}, {"word": "irkilmek", "meanings": ["Ürkerek geri çekilir gibi olmak", "Şaşırıp duraklamak", "Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek", "Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek"]}, {"word": "irkiltme", "meanings": ["İrkiltmek işi"]}, {"word": "irkiltmek", "meanings": ["İrkilmesine sebep olmak"]}, {"word": "irkinti", "meanings": ["Su birikintisi", "Ürperme, irkilti", "Korku, çekinme, irkilti"]}, {"word": "irkme", "meanings": ["İrkmek işi"]}, {"word": "irkmek", "meanings": ["Birikmek", "Tiksinmek", "Biriktirmek, toplamak"]}, {"word": "İrlandalı", "meanings": ["İrlanda halkından olan kimse"]}, {"word": "irmik", "meanings": ["Sert buğdaydan elde edilen, taneleri iri, glütence zengin un"]}, {"word": "irmik helvası", "meanings": ["İrmik, çam fıstığı, yağ ve şeker karışımıyla hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "ironi", "meanings": ["Gülmece", "Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme"]}, {"word": "irsen", "meanings": ["Kalıtım yoluyla"]}, {"word": "irrasyonalizm", "meanings": ["Us dışıcılık"]}, {"word": "irrasyonel", "meanings": ["Us dışı"]}, {"word": "irrealist", "meanings": ["Gerçek dışı"]}, {"word": "irredantizm", "meanings": ["Kurtarımcılık"]}, {"word": "irs", "meanings": ["Kalıtım"]}, {"word": "irsal", "meanings": ["Gönderme"]}, {"word": "irsaliye", "meanings": ["Bir yere gönderilen eşyanın listesi, gönderme belgesi"]}, {"word": "irsiyet", "meanings": ["Kalıtım"]}, {"word": "irsî", "meanings": ["Kalıtımsal"]}, {"word": "irşat", "meanings": ["Doğru yolu gösterme, uyarma"]}, {"word": "irşat etmek", "meanings": ["doğru yolu göstermek, uyarmak"]}, {"word": "irtibat", "meanings": ["Bağlantı"]}, {"word": "irtibat kurmak", "meanings": ["bağlantı sağlamak"]}, {"word": "irtica", "meanings": ["Gericilik"]}, {"word": "irtical", "meanings": ["Doğaç"]}, {"word": "irticai", "meanings": ["Gericilikle ilgili, gerici (davranış, tutum)"]}, {"word": "irticalen", "meanings": ["Doğaçlama"]}, {"word": "irtifa", "meanings": ["Yükseklik", "Yükselti"]}, {"word": "irtifak", "meanings": ["Dayanma"]}, {"word": "irtifak hakkı", "meanings": ["Başkasının arsa, yol, bahçe vb. taşınmaz malından belirli bir yolda yararlanma hakkı"]}, {"word": "irtihal", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "irtihal etmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "irtisam", "meanings": ["Resmi çıkma, resmi çizilme", "İz düşümü"]}, {"word": "irtikâp", "meanings": ["Kötü iş yapma, kötülük etme", "Yiyicilik", "Yalan söyleme, hile yapma"]}, {"word": "irtişa", "meanings": ["Rüşvet alma, rüşvet yeme"]}, {"word": "is", "meanings": ["Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke", "Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler", "Sürme (II)"]}, {"word": "isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar", "meanings": ["`kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ise tutmak", "meanings": ["dumana tutup karartmak"]}, {"word": "isabet", "meanings": ["Hedefe varma, hedefi vurma", "Piyango vb. şans oyunlarında, kazanma, çıkma, vurma", "Öneri, düşünce veya söz yerinde olma", "Yanılmama", "Güzel rastlantı", "`Çok güzel, iyi oldu` anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "isabet almak", "meanings": ["vurulmak, yaralanmak"]}, {"word": "isabet etmek", "meanings": ["nişan alınan yere değmek, rastlamak", "çıkmak", "yerinde iş görmüş olmak", "belli bir yerde bulunmak, yer almak"]}, {"word": "isabetli", "meanings": ["Yerine düşmüş, yerinde, uygun"]}, {"word": "isabet oldu", "meanings": ["`yerinde, tam isteğe uygun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "isabetsiz", "meanings": ["Yerinde olmayan, uygun düşmeyen, yersiz"]}, {"word": "isal", "meanings": ["Ulaştırma"]}, {"word": "isale", "meanings": ["Akıtma"]}, {"word": "İsevi", "meanings": ["Hristiyan"]}, {"word": "İsevilik", "meanings": ["Hristiyanlık"]}, {"word": "isfendan", "meanings": ["Akçaağaç", "Bu ağaçtan yapılan"]}, {"word": "İshak kuşu", "meanings": ["Bataklık baykuşu"]}, {"word": "ishal", "meanings": ["Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı"]}, {"word": "ishal olmak", "meanings": ["amel olmak, sürgün olmak, bağırsakları bozulmak"]}, {"word": "ishalli", "meanings": ["İshali olan"]}, {"word": "isilik", "meanings": ["Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar, ısırgın"]}, {"word": "isim", "meanings": ["Ad (I)", "Kişi, insan", "Ad (I)"]}, {"word": "isim koymak (veya takmak veya koymak)", "meanings": ["adlandırmak"]}, {"word": "isim yapmak", "meanings": ["ad yapmak"]}, {"word": "ismi çıkmak", "meanings": ["adı çıkmak"]}, {"word": "ismi geçmek", "meanings": ["adı geçmek"]}, {"word": "ismi gibi bilmek", "meanings": ["adı gibi bilmek"]}, {"word": "ismi lazım değil", "meanings": ["`adının anılması gerekmiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ismi (bile) olmamak", "meanings": ["adı (bile) olmamak"]}, {"word": "ismi var cismi yok", "meanings": ["sözü edilen ancak gerçekte var olmayan", "adı olmasına karşın görevini, etkinliğini yerine getirmeyen"]}, {"word": "ismini bağışlamak", "meanings": ["adını bağışlamak"]}, {"word": "ismini cismini bilmemek", "meanings": ["tanımamak"]}, {"word": "ismini cismini almak", "meanings": ["adını, kimliğini belirleyip kaydetmek"]}, {"word": "ismini vermek", "meanings": ["adını vermek"]}, {"word": "isim cümlesi", "meanings": ["Ad cümlesi"]}, {"word": "isimcilik", "meanings": ["Adcılık"]}, {"word": "isim çekimi", "meanings": ["Ad çekimi"]}, {"word": "isimden türeme fiil", "meanings": ["Addan türeme eylem"]}, {"word": "isimden türeme isim", "meanings": ["Addan türeme ad"]}, {"word": "isim durumu", "meanings": ["Ad durumu"]}, {"word": "isim gövdesi", "meanings": ["Ad gövdesi"]}, {"word": "isim hakkı", "meanings": ["Bir ticarethanenin veya malın adını kullanma karşılığında talep edilen hak, patent hakkı"]}, {"word": "isim hâli", "meanings": ["Ad durumu"]}, {"word": "isim kökü", "meanings": ["Ad kökü"]}, {"word": "isimlendirmek", "meanings": ["Adlandırmak"]}, {"word": "isimli", "meanings": ["Adlı"]}, {"word": "isimsiz", "meanings": ["Adsız"]}, {"word": "isim tabanı", "meanings": ["Ad tabanı"]}, {"word": "isim tamlaması", "meanings": ["Ad tamlaması"]}, {"word": "iskalarya", "meanings": ["Çarmıhların halat basamakları"]}, {"word": "iskambil", "meanings": ["Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart, oyun kâğıdı", "Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste", "Bu kart destesiyle oynanan oyun"]}, {"word": "iskambil kâğıdı", "meanings": ["İskambil"]}, {"word": "iskambil kâğıdı gibi devrilmek", "meanings": ["birer birer ve birbiri ardı sıra devrilmek"]}, {"word": "iskân", "meanings": ["Yurtlandırma", "Yurtlanma"]}, {"word": "iskân etmek", "meanings": ["ev, yurt kazandırmak", "boş bir yere insan yerleştirmek"]}, {"word": "iskâna açmak", "meanings": ["kadastrosunu, planlarını ve altyapısını bitirip bir bölgeyi inşaat yapmaya hazır duruma getirmek"]}, {"word": "iskandil", "meanings": ["Denizin derinliğini ölçme", "Bu iş için kullanılan araç", "İşin içyüzünü öğrenme, bilgi toplama, sorup soruşturma"]}, {"word": "iskandil etmek", "meanings": ["deniz derinliğini ölçmek", "soruşturmak, araştırmak", "bir işin içyüzünü araştırmak, bilgi toplamak", "gözetlemek"]}, {"word": "İskandinav", "meanings": ["Kuzey Avrupa yarımadalarının bütünü", "İskandinavyalı"]}, {"word": "İskandinav dilleri", "meanings": ["Germen dillerinin kuzey kolundaki diller"]}, {"word": "İskandinavyalı", "meanings": ["İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya'da oturan halk ve bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "iskarpela", "meanings": ["Tahta, metal veya taşı işlemeye yarayan çelik araç"]}, {"word": "iskarpin", "meanings": ["Ökçeli, konçsuz ayakkabı"]}, {"word": "iskarto", "meanings": ["Yapağı kırıntısı"]}, {"word": "iskele", "meanings": ["Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer", "Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven", "Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba", "İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı", "Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı", "Geminin sol yanı", "Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı"]}, {"word": "iskele almak", "meanings": ["gemi merdivenleri kaldırılıp harekete hazırlanmak", "bir erkek, bir kadına sarkıntılık etmek"]}, {"word": "iskele kelepçesi", "meanings": ["İnşaatın dış yüzeyine kurulan iskeleyi birbirine bağlamaya yarayan bağlantı parçaları"]}, {"word": "iskele babası", "meanings": ["Yanaşan gemileri bağlamak için rıhtıma konmuş dökme demir veya betondan silindir", "İşe yaramaz, sorumsuz"]}, {"word": "iskele kuşu", "meanings": ["Yalıçapkını"]}, {"word": "iskelet", "meanings": ["İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih", "Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü", "Bir şeyi oluşturan temel çatı", "Bir eserin genel planı", "Çok zayıf", "Kuru, çıplak"]}, {"word": "iskelete dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "iskelet gibi", "meanings": ["çok zayıf"]}, {"word": "iskeleti çıkmak", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "iskete", "meanings": ["Serçegillerden, gagaları dişli, zararlı böcek ve kurtlarla beslenen, güzel sesli bir kuş (Parus ater)"]}, {"word": "iskerlet", "meanings": ["Dikenli salyangoz"]}, {"word": "iskemle", "meanings": ["Arkalıksız sandalye", "Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa"]}, {"word": "İskitçe", "meanings": ["İskitlerin dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "İskitler", "meanings": ["MÖ VIII-VII. yüzyıllarda Orta Asya'dan Güney Rusya'ya göç eden bir kavim"]}, {"word": "İskoç", "meanings": ["İskoçya halkından olan kimse"]}, {"word": "iskorbüt", "meanings": ["C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık, diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık"]}, {"word": "İskoçça", "meanings": ["İskoç dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "iskorpit", "meanings": ["İskorpitgillerden, iri başlı, yüzgeçlerinde yakıcı dikenleri bulunan, eti beğenilen bir balık (Scorpaena scrofa)"]}, {"word": "iskorçina", "meanings": ["Birleşikgillerden, lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan, Akdeniz bölgesinde çok yetiştirilen bir bitki (Scorzonera)"]}, {"word": "iskorpitgiller", "meanings": ["Omurgalılardan, örnek hayvanı iskorpit olan, sırt yüzgeçleri zehirli bezlere bağlı güçlü dikenlerle donanmış, bütün denizlerde rastlanan balıklar sınıfı"]}, {"word": "iskota", "meanings": ["Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım"]}, {"word": "İslamcı", "meanings": ["Müslümanlığın esaslarını sadece dinî hayatta değil, hukuksal, ekonomik ve siyasal düzenlemelerde de geçerli kılmak isteyen"]}, {"word": "İslam", "meanings": ["Müslümanlık"]}, {"word": "İslamcılık", "meanings": ["İslamcı olma durumu"]}, {"word": "İslam gizemciliği", "meanings": ["Tasavvuf"]}, {"word": "İslam hukuku", "meanings": ["Din temeline dayanan hukuk, şeriat"]}, {"word": "İslami", "meanings": ["İslam diniyle ilgili olan", "İslama uygun olan"]}, {"word": "İslamiyet", "meanings": ["Müslümanlık"]}, {"word": "İslamlaşma", "meanings": ["İslamlaşmak işi"]}, {"word": "İslamlaşmak", "meanings": ["Müslüman olmak"]}, {"word": "İslamlaştırma", "meanings": ["İslamlaştırma işi"]}, {"word": "İslamlaştırmak", "meanings": ["Birini Müslüman yapmak"]}, {"word": "İslavca", "meanings": ["Slavca"]}, {"word": "İslamlık", "meanings": ["Müslümanlık"]}, {"word": "İslav", "meanings": ["Slav"]}, {"word": "İslavist", "meanings": ["Slavist"]}, {"word": "İslavistik", "meanings": ["Slavistik"]}, {"word": "isleme", "meanings": ["İslemek işi"]}, {"word": "islemek", "meanings": ["İse tutup karartmak"]}, {"word": "islenme", "meanings": ["İslenmek işi"]}, {"word": "islenmek", "meanings": ["İsli duruma gelmek"]}, {"word": "isli", "meanings": ["İsi olan, islenmiş, is bulaşmış", "İs verecek bir biçimde (yanmak)"]}, {"word": "isli küf", "meanings": ["Toprakta ve gübreliklerde çürükçül yaşamakla birlikte kulak, burun, akciğer asalağı olarak da gelişebilen asklı mantar (Aspergillus fumigatus)"]}, {"word": "islim", "meanings": ["Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar, istim"]}, {"word": "islim arkadan gelsin", "meanings": ["`önce istenilen iş yapılsın, gereken şartlar sonradan yerine getirilsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "islim tutmak", "meanings": ["gerekli koşulların olgunlaşmasını beklemek"]}, {"word": "İsloven", "meanings": ["Sloven"]}, {"word": "ismen", "meanings": ["Adını belirterek, adını söyleyerek, adını vererek"]}, {"word": "ismetli", "meanings": ["Ahlak kurallarına bağlı, ismet sahibi", "Dürüst olan"]}, {"word": "ismet", "meanings": ["Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu, sililik", "Dürüstlük, temizlik"]}, {"word": "ismetsiz", "meanings": ["Ahlak kurallarına aykırı davranan", "Dürüst olmayan"]}, {"word": "isnaden", "meanings": ["Dayanarak"]}, {"word": "isnat", "meanings": ["Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme", "Karacılık, iftira"]}, {"word": "isnat etmek", "meanings": ["dayandırmak", "iftira etmek"]}, {"word": "isnat grubu", "meanings": ["Sıfatların addan sonra gelmesiyle oluşan ve genellikle deyim olarak kullanılan kelime grubu"]}, {"word": "ispalya", "meanings": ["Herek"]}, {"word": "ispanya", "meanings": ["Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu"]}, {"word": "İspanyolca", "meanings": ["Hint-Avrupa dillerinden, İspanya'da, Brezilya dışındaki Latin Amerika'da ve İspanyol uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "İspanyol", "meanings": ["İspanya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "İspanyol dansı", "meanings": ["İspanyollara özgü, hareketli bir dans türü"]}, {"word": "ispanyolet", "meanings": ["Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasında her iki yana işleyen tutacak yeri bulunan uzun demir sürgü"]}, {"word": "ispanyolet kilit", "meanings": ["Elbise dolabı, büro dolabı vb. eşyaların kapaklarına takılan, sürgü kolları ile kapağın altından ve üstünden kilitleme yapan bir gömme kilit türü"]}, {"word": "İspanyol müziği", "meanings": ["İspanyollara özgü bir müzik türü"]}, {"word": "ispari", "meanings": ["İzmaritgillerden, kurşun renginde bir balık (Sargus annularis)"]}, {"word": "İspanyol nezlesi", "meanings": ["Paçavra hastalığı"]}, {"word": "ispat etmek", "meanings": ["kanıtlamak", "tanıtlamak"]}, {"word": "ispat", "meanings": ["Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, kanıtlama, tanıtlama, tanıt"]}, {"word": "ispati", "meanings": ["İskambil kâğıdında sinek"]}, {"word": "ispatlama", "meanings": ["Kanıtlama", "Tanıtlama"]}, {"word": "ispatlamak", "meanings": ["Kanıtlamak", "Tanıtlamak"]}, {"word": "ispatlanmak", "meanings": ["Tanıtlama işi yapılmak, tanıtlanmak"]}, {"word": "ispatlanma", "meanings": ["İspatlanmak işi"]}, {"word": "ispatlanış", "meanings": ["İspatlanma işi"]}, {"word": "ispatlı", "meanings": ["Tanıtlanmış"]}, {"word": "ispatlayış", "meanings": ["İspatlama işi"]}, {"word": "ispenç", "meanings": ["Bodur bir cins horoz veya tavuk", "Tarımla uğraşan Hristiyan uyruktan alınan bir tür vergi"]}, {"word": "ispatlı şahitli", "meanings": ["Doğruluğu tam olarak kanıtlanmış"]}, {"word": "ispenç horozu", "meanings": ["Ufak tefek olduğu hâlde kabadayılık taslayan kimse"]}, {"word": "ispermeçet", "meanings": ["Balinalardan ve özellikle ispermeçet balinasının başından çıkarılan, mum yapımı ve kozmetik sanayisinde kullanılan beyaz bir madde"]}, {"word": "ispendek", "meanings": ["Levrek balığının küçüğü"]}, {"word": "ispençiyari", "meanings": ["Eczacılık"]}, {"word": "ispermeçet balinası", "meanings": ["Balinalardan, büyüklüğü bakımından balinaya benzeyen, alt çenesindeki geniş dişiyle ondan ayrılan deniz memelisi, kadırga balığı, kaşalot (Physeter catodon)"]}, {"word": "ispinoz", "meanings": ["İspinozgillerden, gagası kısa ve koni biçiminde, sırt tüyleri yeşilimtırak mavi, boynu ve karnı kırmızı renkte, güzel sesli bir kuş (Fringilla coelebs)"]}, {"word": "ispinozgiller", "meanings": ["Kanarya, saka, serçe, ispinoz vb. ötücü kuşları içine alan göçmen kuşlar familyası"]}, {"word": "ispir", "meanings": ["At veya araba uşağı"]}, {"word": "ispiralya", "meanings": ["Gemi kamaralarını aydınlatmak için güvertelerde açılan küçük yuvarlak camlı kaporta"]}, {"word": "ispirto", "meanings": ["Alkol", "İçki"]}, {"word": "ispirtocu", "meanings": ["İspirto içen kimse"]}, {"word": "ispirtolu", "meanings": ["İspirtosu olan"]}, {"word": "ispirtoluk", "meanings": ["İspirto yakan küçük ocak, ispirto ocağı, kamineto"]}, {"word": "ispirtosuz", "meanings": ["İspirtosu olmayan"]}, {"word": "ispirto ocağı", "meanings": ["İspirtoluk"]}, {"word": "ispit", "meanings": ["Jant"]}, {"word": "ispiyon", "meanings": ["Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlama, ispiyonlama, gammazlama"]}, {"word": "ispiyoncu", "meanings": ["Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlayan kimse, gammaz"]}, {"word": "ispiyonculuk", "meanings": ["İspiyoncu olma durumu, gammazlık"]}, {"word": "ispiyonlama", "meanings": ["İspiyonlamak işi, ispiyon, gammazlama"]}, {"word": "ispiyonlamak", "meanings": ["Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyerek yetkili kişilere bildirmek, gammazlamak"]}, {"word": "ispritizma", "meanings": ["Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış"]}, {"word": "ispritizmacı", "meanings": ["İspritizma ile uğraşan (kimse)", "İspritizmacı yanlısı"]}, {"word": "ispritizmacılık", "meanings": ["Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış"]}, {"word": "israf", "meanings": ["Gereksiz yere para, zaman, emek vb.ni harcama, savurganlık"]}, {"word": "israf etmek", "meanings": ["gereksiz yere harcamak, savurganlık etmek, tutumsuzluk etmek"]}, {"word": "israfa kaçmak", "meanings": ["gereksiz yere aşırı harcamalarda bulunmak"]}, {"word": "İsrafil", "meanings": ["İslam inanışına göre kıyamet gününü, boru öttürerek bildirmekle görevli melek"]}, {"word": "istadya", "meanings": ["Uzakta bulunan iki noktanın arasını ölçmekte kullanılan araç"]}, {"word": "İsrailli", "meanings": ["İsrail halkından olan kimse"]}, {"word": "istanbulin", "meanings": ["Tanzimattan Meşrutiyete kadar Türkiye'de kullanılan, yakası kapalı bir tür erkek ceketi"]}, {"word": "İstanbul efendisi", "meanings": ["Genellikle İstanbul'da oturan kibar, saygılı, alçak gönüllü, olgun, çelebi ve yardımsever kimse"]}, {"word": "İstanbul kekiği", "meanings": ["Trakya, Batı ve Güney Anadolu'da yetişen sık tüylü, beyaz ve pembe çiçekli, kuvvetli kokulu, çok yıllık bir bitki (Origanum heradeoticum)"]}, {"word": "istasyon", "meanings": ["Tren, metro durağı", "Araştırma kuruluşu", "Satış, bakım, aşı vb. işler yapılan kuruluş veya yer"]}, {"word": "istasyon yapmak", "meanings": ["duraklamak, beklemek"]}, {"word": "istatistik", "meanings": ["Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi, sayımlama (I)", "İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı, sayım bilimi"]}, {"word": "istatistikçi", "meanings": ["İstatistik uzmanı, istatistikle uğraşan kimse, sayımlamacı"]}, {"word": "istavrit azmanı", "meanings": ["Ton balığı"]}, {"word": "istavrit", "meanings": ["Uskumrugillerden, pulsuz ve az kılçıklı bir balık (Trachurus trachurus)"]}, {"word": "istavroz", "meanings": ["Haç", "Sıhhi tesisatta kullanılan dört girişli bağlantı borusu"]}, {"word": "istavroz çıkarmak", "meanings": ["haç çıkarmak"]}, {"word": "istek", "meanings": ["Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk", "Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, meram, talep", "İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi", "Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu"]}, {"word": "istek duymak", "meanings": ["bir şeye karşı eğilim duymak, arzulamak"]}, {"word": "istek (veya isteğini) uyandırmak", "meanings": ["istemesine, arzu duymasına yol açmak"]}, {"word": "isteka", "meanings": ["Bilardo oyununda toplara vurmak için kullanılan sopa", "İstika", "Basımevlerinde kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan sert tahta veya kemikten yapılmış araç"]}, {"word": "isteklendirici", "meanings": ["İstek uyandıran, teşvikkâr"]}, {"word": "isteklendirme", "meanings": ["İsteklendirmek işi, teşvik, motivasyon"]}, {"word": "isteklendirmek", "meanings": ["Birinde bir şey yapma isteğini uyandırmak, özendirmek, teşvik etmek, motive etmek"]}, {"word": "isteklenme", "meanings": ["İsteklenmek işi"]}, {"word": "istekleniş", "meanings": ["İsteklenme işi"]}, {"word": "isteklenmek", "meanings": ["Bir şeye karşı istek duymak, heveslenmek"]}, {"word": "istekli", "meanings": ["Bir şeye karşı isteği olan"]}, {"word": "isteksiz", "meanings": ["Bir işi yapmaya isteği olmayan, gönülsüz", "İsteksizce"]}, {"word": "isteksizce", "meanings": ["İstek göstermeden, isteksiz olarak"]}, {"word": "isteksizlik", "meanings": ["İsteksiz olma durumu"]}, {"word": "istem", "meanings": ["Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, talep, arzu", "Tüketicinin piyasadan mal çekmesi", "İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi"]}, {"word": "isteme", "meanings": ["İstemek işi"]}, {"word": "istemek", "meanings": ["İstek duymak, arzulamak", "Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek", "Görmek istediğini bildirmek", "Gerek olmak", "Evlenmek dileğinde bulunmak"]}, {"word": "istediği gibi", "meanings": ["kendi düşünce, görüş ve dileğine göre"]}, {"word": "istemem diyenden korkmalı", "meanings": ["`bir şeyi istemem diyen, fırsat bulduğunda o şeyi elde etmek için aşırı hırs gösterir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "istediği gibi at koşturmak (veya oynatmak)", "meanings": ["keyfince, istediği gibi davranmak"]}, {"word": "istediğini söyleyen istemediğini işitir", "meanings": ["`bir kimseye hakaret etmek, ağır sözler söylemek doğru değildir, o da ağır sözlerle karşılık verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "istemesini bilmek", "meanings": ["dileğini uygun bir dille söylemek"]}, {"word": "ister misin?", "meanings": ["`ya olursa` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara", "meanings": ["`birinden bir şey isteyen utanır ancak isteği yerine getirmeyen daha çok utanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "isteme kipleri", "meanings": ["Dilek, istek, gereklik ve emir kavramları veren kipler"]}, {"word": "istemli", "meanings": ["Yapılıp yapılmaması insanın kendi isteğine bağlı olan", "Bir istek üzerine veya isteyerek yapılan"]}, {"word": "istemseme", "meanings": ["İradeyi etkileyebilecek güçte olmayan, gelip geçici isteme"]}, {"word": "istemsiz", "meanings": ["İstenmeden yapılan", "İstemeyerek yapılan"]}, {"word": "istemsizlik", "meanings": ["İstemsiz olma durumu"]}, {"word": "istenç", "meanings": ["İrade", "Davranışlarla ilgili tepilerden bir bölümünü tutup ötekileri eyleme dönüştürme gücü, irade"]}, {"word": "istenççi", "meanings": ["İstenççilik yanlısı olan, iradeci, volontarist"]}, {"word": "istenççilik", "meanings": ["Akla ve bilime değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti, iradecilik, iradiye, volontarizm"]}, {"word": "istenç dışı", "meanings": ["İstençsiz"]}, {"word": "istençli", "meanings": ["İradeyle yapılan, iradi", "Herhangi bir dış zorunluluk söz konusu olmadan belirli bir durum karşısında girişilecek eylemi kararlaştıran ve uygulayabilen, iradeli"]}, {"word": "istençsiz", "meanings": ["Yapılması istenmediği hâlde yapılan (davranış), istenç dışı, irade dışı, iradesiz, gayriiradi"]}, {"word": "istenç yitimi", "meanings": ["İrade yitimi"]}, {"word": "istençsizlik", "meanings": ["İradesiz olma durumu, iradesizlik"]}, {"word": "istenilme", "meanings": ["İstenilmek, istenmek işi"]}, {"word": "istenilmek", "meanings": ["İsteme işi yapılmak"]}, {"word": "istenme", "meanings": ["İstenmek işi"]}, {"word": "istenmek", "meanings": ["İstenilmek"]}, {"word": "ister", "meanings": ["Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum", "Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "istenmeyen durum", "meanings": ["Karşılaşılması beklenilmeyen durum, karışıklık, komplikasyon"]}, {"word": "isteri", "meanings": ["Histeri"]}, {"word": "isterik", "meanings": ["Histerik"]}, {"word": "isteri nöbeti", "meanings": ["İsteri sıkıntısının yaşandığı süre"]}, {"word": "ister istemez", "meanings": ["Zorunlu olarak, elinde olmadan", "Yarı gönüllü olarak, biraz mecbur olarak"]}, {"word": "istetme", "meanings": ["İstetmek işi"]}, {"word": "istetmek", "meanings": ["İstemesini sağlamak"]}, {"word": "isteyiş", "meanings": ["İsteme işi"]}, {"word": "istiane", "meanings": ["Yardım isteme"]}, {"word": "istiane etmek", "meanings": ["yardım istemek"]}, {"word": "istiap", "meanings": ["İçine alma, sığdırma"]}, {"word": "istiap etmek", "meanings": ["içine almak, sığdırmak"]}, {"word": "istiap haddi", "meanings": ["Deniz, kara ve hava taşıtlarının yük ve yolcu miktarlarını belirleyen sınır"]}, {"word": "istiare", "meanings": ["Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme", "Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme"]}, {"word": "istibat", "meanings": ["Olmasını uzak görme, imkân vermeme, uzaksama, ıraksama"]}, {"word": "istibat etmek", "meanings": ["uzaksamak, ıraksamak"]}, {"word": "istibdat", "meanings": ["Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk, despotizm"]}, {"word": "istical etmek", "meanings": ["ivmek, acele etmek"]}, {"word": "isticar", "meanings": ["Kira ile tutma, kiralama"]}, {"word": "istical", "meanings": ["İvedilik, acele etme, müstaceliyet"]}, {"word": "isticar etmek", "meanings": ["kiralamak"]}, {"word": "isticvap", "meanings": ["Sorgulama"]}, {"word": "istida", "meanings": ["Dilekçe"]}, {"word": "istidaname", "meanings": ["Resmî bir makama yazılan dilekçe yazısı"]}, {"word": "istidat", "meanings": ["Yetenek"]}, {"word": "istidatsız", "meanings": ["Yeteneksiz"]}, {"word": "istidatlı", "meanings": ["Yetenekli"]}, {"word": "istidlal", "meanings": ["Bir konuda kanıtlara dayanarak sonuç çıkarma", "Çıkarım"]}, {"word": "istidlal etmek", "meanings": ["kanıtlara dayanarak bir sonuca varmak"]}, {"word": "istif", "meanings": ["Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın", "Kereste, tahta vb. ağaç ürünlerini kurutmak veya bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılan yığın"]}, {"word": "istif etmek", "meanings": ["yıkılmayacak bir biçimde, düzgünce yerleştirmek"]}, {"word": "istifini bozmamak", "meanings": ["aldırış etmeyip durum ve davranışını değiştirmemek"]}, {"word": "istifa", "meanings": ["Kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma", "İşten ayrılma isteğini bildiren dilekçe, istifaname"]}, {"word": "istifayı basmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple görevinden ani bir biçimde çekilmek"]}, {"word": "istifa etmek", "meanings": ["işinden çekilmek"]}, {"word": "istifade etmek", "meanings": ["yararlanmak"]}, {"word": "istifade", "meanings": ["Yararlanma"]}, {"word": "istifaname", "meanings": ["Bir görevden kendi isteğiyle ayrıldığını belirten dilekçe, istifa"]}, {"word": "istifçi", "meanings": ["Malları, eşyayı istif eden görevli", "Stokçu"]}, {"word": "istifçilik", "meanings": ["İstifçinin yaptığı iş", "İleride bulunmayacağı veya pahalılaşacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma, stokçuluk"]}, {"word": "istifham", "meanings": ["Soru"]}, {"word": "istifleme", "meanings": ["İstiflemek işi"]}, {"word": "istiflemek", "meanings": ["Düzgün bir biçimde üst üste yığmak", "Stok etmek"]}, {"word": "istiflenme", "meanings": ["İstiflenmek işi"]}, {"word": "istiğfar", "meanings": ["Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme", "Tövbe etme"]}, {"word": "istifleniş", "meanings": ["İstiflenme işi"]}, {"word": "istiflenmek", "meanings": ["İstifleme işi yapılmak"]}, {"word": "istifleyiş", "meanings": ["İstifleme işi"]}, {"word": "istifra", "meanings": ["Kusma"]}, {"word": "istifra etmek", "meanings": ["kusmak"]}, {"word": "istifsar", "meanings": ["Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma"]}, {"word": "istifsarıhatır", "meanings": ["Hâl hatır sorma"]}, {"word": "istiğfar etmek", "meanings": ["tövbe etmek"]}, {"word": "istiğna", "meanings": ["Önerilen bir işe karşı nazlanma, nazlı davranma", "Doygunluk, gönül tokluğu"]}, {"word": "istihale", "meanings": ["Biçim değiştirme", "Başkalaşma", "Başkalaşım"]}, {"word": "istiğrak", "meanings": ["Dalınç"]}, {"word": "istihale etmek", "meanings": ["biçim değiştirmek", "başkalaşmak"]}, {"word": "istihare", "meanings": ["Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma"]}, {"word": "istihareye yatmak", "meanings": ["girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını göreceği rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyumak"]}, {"word": "istihbar etmek", "meanings": ["haber almak, duymak, öğrenmek"]}, {"word": "istihbar", "meanings": ["Haber ve bilgi alma", "Duyma", "Öğrenme"]}, {"word": "istihbarat", "meanings": ["Yeni öğrenilen bilgiler, haberler, duyumlar", "Bilgi toplama, haber alma"]}, {"word": "istihbarat dairesi", "meanings": ["Haber alma dairesi"]}, {"word": "istihbarat servisi", "meanings": ["Haber alma işlerini yürüten iş yeri"]}, {"word": "istihdaf", "meanings": ["Amaçlama, hedef alma"]}, {"word": "istihdaf etmek", "meanings": ["amaçlamak, hedef almak"]}, {"word": "istihdam", "meanings": ["Bir görevde, bir işte kullanma"]}, {"word": "kapalı duruşma yapmak", "meanings": ["duruşmaları gizli sürdürmek"]}, {"word": "kapalı gişe", "meanings": ["Bütün biletleri satılmış bir biçimde"]}, {"word": "kapalı hece", "meanings": ["Ünsüzle biten hece: Kalk, bak gibi"]}, {"word": "kapalı hava", "meanings": ["Bulutlu hava"]}, {"word": "kapalı kalp ameliyatı", "meanings": ["Kalbin fizyolojik çalışması durdurulmadan yapılan kalp ameliyatı"]}, {"word": "kapalı kutu", "meanings": ["İçindekini belli etmeyen, sır saklayan (kimse)", "Niteliği gizli kalan"]}, {"word": "kapalılık", "meanings": ["Kapalı olma durumu", "Etkisini artırmak için anlamın bilerek, isteyerek kapalı bırakılması, ipham"]}, {"word": "kapalı oturum", "meanings": ["Gizli celse"]}, {"word": "kapalı rejim", "meanings": ["Dış ülkelerle ilişki kurmayan siyasi düzen"]}, {"word": "kapalı tohumlular", "meanings": ["Açık tohumlularla tohumlu bitkileri içine alan bitkiler dünyasının bir alt şubesi"]}, {"word": "kapalı yer korkusu", "meanings": ["Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku, klostrofobi"]}, {"word": "kapalı yüzme havuzu", "meanings": ["Kapalı bir mekân içine alınmış, suyu ısıtılan, yüzme sporunun yapıldığı havuz"]}, {"word": "kapalı tribün", "meanings": ["Spor karşılaşmalarında seyircileri yağmurdan ve güneşten korumak için üstü kapalı olarak yapılmış bölüm"]}, {"word": "kapama", "meanings": ["Kapamak işi", "Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği", "Metres", "Üst baş, giyecek takımı"]}, {"word": "kapamacı", "meanings": ["Hazır giysi takımı satan kimse"]}, {"word": "kapamaç", "meanings": ["Kilit, sürgü, toka vb.ni kapalı tutmaya yarayan düzenek"]}, {"word": "kapamak", "meanings": ["Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek", "Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak", "Bir şeyin görünmesine engel olmak", "Geçişi engellemek", "Tıkamak, içini doldurmak", "Su, elektrik gelişini kesmek", "Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek", "Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak", "Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek", "Ortalıktan alıp saklamak", "Karşılamak, denk gelmek"]}, {"word": "kapan", "meanings": ["Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak", "Düzen, hile"]}, {"word": "kapan kurmak", "meanings": ["bir hayvanı tuzağa düşürmek için kapan hazırlamak"]}, {"word": "kapana düşürmek (veya kıstırmak)", "meanings": ["hile ile yakalamak"]}, {"word": "kapana düşmek (veya girmek veya kısılmak veya koymak veya tutulmak veya yakalanmak)", "meanings": ["içinden çıkılmaz bir duruma düşmek, ele geçmek"]}, {"word": "kapana sıkıştırmak", "meanings": ["birini zor durumda bırakmak", "birini düzenle zor duruma sokmak, işin içinden çıkamaz duruma getirmek"]}, {"word": "kapanca", "meanings": ["Küçük kapan", "Düzen, hile"]}, {"word": "kapanca", "meanings": ["Tütün fidelerini örtmek için kullanılan hasır veya ottan örtü"]}, {"word": "kapan duygu", "meanings": ["Yalnız başına ilerleyen, belli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık, idiyopati"]}, {"word": "kapanıklık", "meanings": ["Kapanık olma durumu"]}, {"word": "kapanış", "meanings": ["Kapanma işi"]}, {"word": "kapanık", "meanings": ["Kapanmış", "Sisli, bulutlu", "İç karartıcı, ruh sıkıcı", "Kaçınık"]}, {"word": "kapaniçe", "meanings": ["Padişah ve yüksek rütbeli din ve devlet görevlilerinin giydiği kolsuz, geniş yakalı kürk"]}, {"word": "kapan kapana", "meanings": ["Yağma edilir bir biçimde (satılmak)", "Çok ucuz fiyatla (satılmak)"]}, {"word": "kapanmak", "meanings": ["Kapalı duruma gelmek", "Dışarı ile ilişiğini kesmek", "Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek", "Son verilmek, kesilmek", "Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek", "Tatile girmek", "Yara iyileşmek", "Göz kör olmak", "Hava bulutlanmak"]}, {"word": "kapantı", "meanings": ["Patlayıcı ünsüzün oluşmasından önceki boğumlanma noktasının kapanması"]}, {"word": "kapanma", "meanings": ["Kapanmak işi"]}, {"word": "kapari", "meanings": ["Gebre otu"]}, {"word": "kapora vermek", "meanings": ["güvenmelik vermek"]}, {"word": "kapora", "meanings": ["Güvenmelik"]}, {"word": "kaporalı", "meanings": ["Güvenmeliği olan"]}, {"word": "kaporasız", "meanings": ["Güvenmeliği olmayan"]}, {"word": "kaparozculuk", "meanings": ["Kaparozcu olma durumu"]}, {"word": "kaparoz", "meanings": ["Yolsuzca veya zorla elde edilen mal"]}, {"word": "kaparozcu", "meanings": ["Birinin malını yasal olmayan yollarla ele geçiren kimse"]}, {"word": "kaparozlama", "meanings": ["Kaparozlamak işi"]}, {"word": "kaparozlamak", "meanings": ["Yolsuzca veya zorla birinin malını ele geçirmek"]}, {"word": "kapasite", "meanings": ["Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa", "Belli bir alana sığabilecek kişi veya nesne sayısı", "Bir işletmenin üretim miktarı", "Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa", "Anlama, kavrama yeteneği"]}, {"word": "kapasitesiz", "meanings": ["Kapasitesi olmayan"]}, {"word": "kapasiteli", "meanings": ["Kapasitesi olan"]}, {"word": "kapatılış", "meanings": ["Kapatılma işi"]}, {"word": "kapatılma", "meanings": ["Kapatılmak işi"]}, {"word": "kapatılmak", "meanings": ["Kapatma işine konu olmak veya kapatma işi yapılmak", "Ortadan kaldırılmak, feshedilmek", "Bir yerde tutulmak, hapsedilmek"]}, {"word": "kapatış", "meanings": ["Kapatma işi"]}, {"word": "kapatma", "meanings": ["Kapatmak işi", "Metres", "Yolsuz olarak değerinden aşağı elde edilmiş (mal)", "Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma"]}, {"word": "kapattırma", "meanings": ["Kapattırmak işi"]}, {"word": "kapatmak", "meanings": ["Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek", "Kapamak", "Bir kadınla nikâhsız yaşamak", "Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek", "Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek", "Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek"]}, {"word": "kapattırmak", "meanings": ["Kapatma işini birine yaptırmak"]}, {"word": "kapçak", "meanings": ["Uzun saplı büyük kanca"]}, {"word": "kapçık", "meanings": ["Küçük kap", "Boş mermi kovanı", "Tahıl tanelerinde kabuk"]}, {"word": "kapçıklı", "meanings": ["Kapçığı olan"]}, {"word": "kapçık meyve", "meanings": ["Meşe palamudu, ceviz gibi açılmayan, tek taneli kuru meyve"]}, {"word": "kapela", "meanings": ["Şapka"]}, {"word": "kapı açmak", "meanings": ["bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak", "pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak", "ortaya çıkarmak, başlatmak", "tavlayla oynanan hapis oyununda rakibin bir pulunu iki pul ile hapsetme durumundan mecburi olarak çıkmak"]}, {"word": "kapı", "meanings": ["Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı", "Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat", "Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer", "Devlet dairesi", "Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri", "Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı genel ağ sayfası, portal", "Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân", "Gidere yol açan gereksinim", "Ev gezmesi için gidilen yer"]}, {"word": "kapı almak (veya yapmak)", "meanings": ["tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul getirmek ve o hanenin karşı oyuncu tarafından kullanılmasını engellemek"]}, {"word": "kapı aralamak", "meanings": ["bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak"]}, {"word": "kapı aramak", "meanings": ["ev ziyareti yapmak istemek"]}, {"word": "kapı baca açık (olmak)", "meanings": ["korunmaya alınmamış (olmak)"]}, {"word": "kapı gibi", "meanings": ["iri vücutlu (kimse)", "dayanak noktası güçlü, sağlam olan"]}, {"word": "kapı dışarı etmek (veya atmak)", "meanings": ["kovmak, dışarı atmak"]}, {"word": "kapı kadar", "meanings": ["çok enli ve uzun olan"]}, {"word": "kapı kapı aramak", "meanings": ["her yeri aramak"]}, {"word": "kapı kapı dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["ev ev gezmek", "bir yerlere sürekli girip çıkmak", "iş aramak için her yere başvurmak"]}, {"word": "kapı yapmak", "meanings": ["bir şey istemek veya söylemek için karşısındakini önceden başka sözlerle hazırlamak", "ev gezmesi yapmak"]}, {"word": "kapıda kalmak", "meanings": ["içeri girememek"]}, {"word": "kapıdan kovsan bacadan düşer (veya girer)", "meanings": ["yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "kapıdan çevirmek", "meanings": ["geri döndürmek, kabul etmemek"]}, {"word": "kapılar yüzüne (veya üzerine veya üstüne) kapanmak", "meanings": ["istenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek"]}, {"word": "kapıları açık tutmak", "meanings": ["herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak"]}, {"word": "kapıları kapamak", "meanings": ["bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak"]}, {"word": "kapısına kilit vurmak", "meanings": ["girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak", "bir yerin çalışmasına son vermek"]}, {"word": "kapısını çalmak", "meanings": ["birine başvurmak"]}, {"word": "kapısını aşındırmak", "meanings": ["yanına çok sık gitmek"]}, {"word": "kapıya dayanmak", "meanings": ["gelip çatmak", "bir şey elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak, göz korkutmak"]}, {"word": "kapıyı açmak", "meanings": ["bir işe veya bir konuya öncelikli olarak başlamak", "bir işte başkalarına örnek olmak"]}, {"word": "kapıyı büyük açmak", "meanings": ["çok masraflı bir işe girişmek veya hesapsız harcamak"]}, {"word": "kapı ağası", "meanings": ["Av dışında padişahın yanında bulunan iç ağaların en büyüğü olan görevli", "Sadrazam kapısının iç düzenini sağlamakla yükümlü görevli"]}, {"word": "kapıyı göstermek", "meanings": ["kovmak, uzaklaştırmak"]}, {"word": "kapı ağzı", "meanings": ["Kapının hemen yanı"]}, {"word": "kapıcık", "meanings": ["Yumurtacığın tepesinde bulunan ve yumurtacık zarlarının iyice bitişmemesinden oluşan ağız"]}, {"word": "kapıcı", "meanings": ["Otel, apartman vb. büyük yapılarda bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse", "Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı"]}, {"word": "kapıcılık", "meanings": ["Kapıcının yaptığı iş"]}, {"word": "kapı çuhadarı", "meanings": ["Osmanlı devlet teşkilatında ayak işlerinde, özellikle postacılık görevinde kullanılan kimse"]}, {"word": "kapı halkı", "meanings": ["Sadrazam, vezir, eyalet valileri, beylerbeyleri vb. devlet büyükleri yanında hizmet gören kimselere verilen genel ad", "Zengin ve büyük bir evde çalışanların bütünü"]}, {"word": "kapı kâhyası", "meanings": ["Kapı kethüdası"]}, {"word": "kapı kapamaca", "meanings": ["Tamamıyla, toptan, hep birden"]}, {"word": "kapı kethüdası", "meanings": ["Osmanlı egemenliği altındaki beyliklerin, yabancı devletlerin, eyalet valilerinin, vezir ve beylerbeylerinin devletle ilgili işlerine bakan görevli, kapı kâhyası"]}, {"word": "kapı komşu", "meanings": ["Apartmanda aynı katta, sokakta karşı veya yan tarafta bulunan komşu, kapı karşı komşu"]}, {"word": "kapı kolu", "meanings": ["Kapıyı açmaya veya kapamaya yarayan, genellikle metalden yapılmış nesne"]}, {"word": "kapı komşusu yapmak (veya etmek)", "meanings": ["bir yere sık gidip gelmek"]}, {"word": "kapıkule", "meanings": ["Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı"]}, {"word": "kapılandırma", "meanings": ["Kapılandırmak işi"]}, {"word": "kapı kulu", "meanings": ["Osmanlılarda, devletten ödenek alan, sürekli görev yapan atlı ve yaya askerlerden oluşan teşkilat"]}, {"word": "kapılandırmak", "meanings": ["Kapılanmasını sağlamak"]}, {"word": "kapılanma", "meanings": ["Kapılanmak işi"]}, {"word": "kapılgan", "meanings": ["Kolayca etkilenen, her şeye çabuk kapılan"]}, {"word": "kapılanmak", "meanings": ["Bir işe girmek ve o işte devam etmek", "Bir işe girmek"]}, {"word": "kapılı", "meanings": ["Kapısı olan", "Özellikle resmî bir işte çalışan"]}, {"word": "kapılganlık", "meanings": ["Kapılgan olma durumu"]}, {"word": "kapılmak", "meanings": ["Kapma işine konu olmak", "Sürüklenmek", "Birine güvenip boş bulunarak aldanmak", "Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak", "Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak"]}, {"word": "kapılış", "meanings": ["Kapılma işi"]}, {"word": "kapılma", "meanings": ["Kapılmak işi"]}, {"word": "kapı mandalı", "meanings": ["Kapının kapalı tutulmasına yarayan demir veya tahtadan araç"]}, {"word": "kapı oğlanı", "meanings": ["Kapı çuhadarı yamağı", "Elçiliklerde çevirmen yardımcısı"]}, {"word": "kapısı açık", "meanings": ["Her isteyeni konuk eden (kimse)"]}, {"word": "kapısız", "meanings": ["Kapısı olmayan", "Bir işi olmayan"]}, {"word": "kapış", "meanings": ["Kapma işi", "Kapışma"]}, {"word": "kapış kapış gitmek", "meanings": ["çok çabuk satılmak, çok istenir olmak"]}, {"word": "kapış kapış yapmak", "meanings": ["telaşlı bir biçimde, aceleyle almak"]}, {"word": "kapışılma", "meanings": ["Kapışılmak işi"]}, {"word": "kapışılmak", "meanings": ["Kapışma işi yapılmak", "Çok istenilmek"]}, {"word": "kapışma", "meanings": ["Kapışmak işi"]}, {"word": "kapışmak", "meanings": ["Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak", "Kavgaya tutuşmak", "Kavgaya girmek", "Hırsla güreşe başlamak"]}, {"word": "kapıştırma", "meanings": ["Kapıştırmak işi"]}, {"word": "kapıştırmak", "meanings": ["Kapışma işini yaptırmak veya bu işin yapılmasına sebep olmak"]}, {"word": "kapı tokmağı", "meanings": ["Kapıyı çalmakta kullanılan metal parça"]}, {"word": "kapı yoldaşı", "meanings": ["Aynı yerde ve görevde çalışanlardan her biri"]}, {"word": "kapik", "meanings": ["Rublenin yüzde biri değerinde para birimi"]}, {"word": "kapital", "meanings": ["Sermaye"]}, {"word": "kapitalist", "meanings": ["Anamalcı"]}, {"word": "kapitalistleşmek", "meanings": ["Kapitalist duruma gelmek"]}, {"word": "kapitalistleştirmek", "meanings": ["Kapitalist duruma getirmek"]}, {"word": "kapitülasyon", "meanings": ["Bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları"]}, {"word": "kapitalizm", "meanings": ["Anamalcılık"]}, {"word": "kapitone", "meanings": ["İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş", "Bu kumaştan yapılmış veya bu biçimde dikilmiş"]}, {"word": "kap kacak", "meanings": ["Tencere, tava, sahan vb. mutfak eşyası"]}, {"word": "kapkaç", "meanings": ["Kapıp kaçmak yoluyla yapılan bir hırsızlık türü"]}, {"word": "kapkaççı", "meanings": ["Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kimse", "Üstünkörü, gereken önem verilmeyen, baştan savma, alelade"]}, {"word": "kapkaççılık", "meanings": ["Kapkaççı olma durumu"]}, {"word": "kapkara", "meanings": ["Çok kara, her yanı kara, simsiyah", "Her yanı karalara bürünmüş bir biçimde", "Sıkıntılı, zor"]}, {"word": "kapkaranlık", "meanings": ["Çok karanlık"]}, {"word": "kaplama", "meanings": ["Kaplamak işi", "Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat", "Kalınlığı 5 milimetreden az, ince ağaç levha", "Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan"]}, {"word": "kaplam", "meanings": ["Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü, kapsam, şümul"]}, {"word": "kaplamacı", "meanings": ["Altın, gümüş vb. değerli madenlerle kaplama işi yapan kimse"]}, {"word": "kaplamak", "meanings": ["Her yanını örtmek, istila etmek", "Çepeçevre sarmak, kuşatmak", "Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak", "Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak", "Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek", "Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak", "Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek", "Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak", "Doldurmak", "Doldurmak"]}, {"word": "kaplamacılık", "meanings": ["Kaplamacının yaptığı iş"]}, {"word": "kaplamalı", "meanings": ["Bir şeyle kaplanmış"]}, {"word": "kaplamlı", "meanings": ["Birçok şeyi kaplamı içine alan"]}, {"word": "kaplan atlaması", "meanings": ["Çift ayakla sıçrayıp kazanılan uçma hızıyla araç veya canlı engeller üzerinden aştıktan sonra, karşıdaki yardımcının omuzlarına dayanıp hız keserek ayaküstü düşme"]}, {"word": "kaplan böcek", "meanings": ["Başka böceklerle beslenen, tarım için çok yararlı olan kaplan böcekler familyasının örnek türü (Cicindela campestris)"]}, {"word": "kaplanboğan", "meanings": ["Boğan otunun bir türü, itboğan (Aconitum napellus)"]}, {"word": "kaplan", "meanings": ["Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan (Felis tigris)"]}, {"word": "kaplanış", "meanings": ["Kaplanma işi"]}, {"word": "kaplan böcekler", "meanings": ["Zararlı böcekleri avlayarak bitki, hayvan ve insan sağlığına yardımcı olan, güzel renkli, kın kanatlı böcekler familyası"]}, {"word": "kaplanma", "meanings": ["Kaplanmak işi"]}, {"word": "kaplanmak", "meanings": ["Kaplama işi yapılmak"]}, {"word": "kaplatış", "meanings": ["Kaplatma işi"]}, {"word": "kaplatmak", "meanings": ["Kaplama işini yaptırmak"]}, {"word": "kaplayış", "meanings": ["Kaplama işi"]}, {"word": "kaplatma", "meanings": ["Kaplatmak işi"]}, {"word": "kaplı", "meanings": ["Kaplanmış olan", "Kabı olan", "Ciltli"]}, {"word": "kaplıca", "meanings": ["Ilıca"]}, {"word": "kaplıca", "meanings": ["Taneleri ufak bir cins buğday (Triticum monococcum)"]}, {"word": "kaplumbağa", "meanings": ["Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo)"]}, {"word": "kaplık", "meanings": ["Kap kacak koymaya yarayan yer", "Defter, kitap vb.ni kaplamaya yarayan", "Herhangi bir kap dolduracak miktarda olan"]}, {"word": "kaplıcalık", "meanings": ["Kaplıcaya uygun, kaplıcada kullanmaya yarayan"]}, {"word": "kaplumbağa gibi", "meanings": ["soğukkanlı ve yavaş hareket eden (kimse)"]}, {"word": "kaplumbağalar", "meanings": ["Sürüngenlerden, kara ve deniz kaplumbağalarının türlü cinslerini içine alan takım"]}, {"word": "kaplumbağa yürüyüşü", "meanings": ["Çok ağır yürüyüş"]}, {"word": "kapma", "meanings": ["Kapmak işi", "Hile ile elde edilen"]}, {"word": "kapmaca", "meanings": ["Hızla kapma"]}, {"word": "kapmak", "meanings": ["Birdenbire yakalayarak, çekerek almak", "Isırıp parçalamak", "Koparmak, kıstırmak", "İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek", "Yer ayırmak, yer tutmak", "Bulaşmış olmak, geçmek"]}, {"word": "kapanın elinde kalmak", "meanings": ["çok istenir ve aranır olmak", "bir şeyden ancak çabuk davranabilenler yararlanmak"]}, {"word": "kapıp koyuvermek", "meanings": ["kendini salmak, bırakmak", "bırakmak, vazgeçmek"]}, {"word": "kapnisit", "meanings": ["Hidratlı doğal alüminyum fosfat"]}, {"word": "kaporta", "meanings": ["Otomobilde kaput veya ön kapak", "Motorlu taşıtları örten, genellikle sacdan yapılmış dış bölüm", "Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer", "Kişinin yüz, giysi, ayakkabı vb.nden oluşan dış görünümü"]}, {"word": "kaportacı", "meanings": ["Otomobil kaportalarını onaran veya değiştiren usta"]}, {"word": "kaportacılık", "meanings": ["Kaportacının yaptığı iş"]}, {"word": "kapris", "meanings": ["Geçici, düşüncesizce, değişken istek", "Huysuzluk"]}, {"word": "kapsamak", "meanings": ["İçine almak, sınırları içine almak, şamil olmak"]}, {"word": "kapris yapmak", "meanings": ["değişken, geçici isteklerde bulunarak huysuzca davranmak"]}, {"word": "kaprissiz", "meanings": ["Kaprisi olmayan"]}, {"word": "kaprisli", "meanings": ["Kaprisi olan"]}, {"word": "kapsam", "meanings": ["Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, şümul", "Kaplam"]}, {"word": "kapsamını genişletmek", "meanings": ["bir şeyin sınırları içine giren ögeleri genişletmek, şümullendirmek"]}, {"word": "kapsama", "meanings": ["Kapsamak işi"]}, {"word": "kapsama alanı", "meanings": ["Telsiz ve cep telefonlarıyla konuşmanın yapılabileceği alan"]}, {"word": "kapsamlı", "meanings": ["Kapsamı olan", "Kapsamı geniş olan, şümullü"]}, {"word": "kapsız", "meanings": ["Kabı olmayan", "Kaplanmamış olan"]}, {"word": "kapsül", "meanings": ["Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça", "Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap", "Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap", "Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç", "Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç", "Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk", "Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar", "Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde", "Şişe kapağı"]}, {"word": "kaptan", "meanings": ["Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli", "Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse", "Kaptan pilot", "Yolcu otobüsü sürücüsü", "Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse, efe"]}, {"word": "kaptanıderya", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde deniz kuvvetlerinin en büyük askerî ve idari amiri, kaptan paşa"]}, {"word": "kaptan köprüsü", "meanings": ["Kaptan köşkü"]}, {"word": "kaptanlık", "meanings": ["Kaptan olma durumu", "Kaptanın mesleği ve rütbesi"]}, {"word": "kaptan köşkü", "meanings": ["Kaptanın gemiyi yönettiği, geminin üst katında bulunan bölüm, kaptan köprüsü, köprü üstü"]}, {"word": "kaptan paşa", "meanings": ["Kaptanıderya"]}, {"word": "kaptan pilot", "meanings": ["Uçakta sorumlu ve en yetkili pilot"]}, {"word": "kaptıkaçtı", "meanings": ["Yolcu taşımakta kullanılan motorlu küçük taşıt", "İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü", "Kapıp kaçarak yapılan hırsızlık"]}, {"word": "kaptırma", "meanings": ["Kaptırmak işi", "Marangozlukta kullanılan küçük el testeresi"]}, {"word": "kaptırmak", "meanings": ["Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak", "Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak", "Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek", "Elinden kaçırmak"]}, {"word": "kapuska", "meanings": ["Etle pişirilmiş lahana yemeği"]}, {"word": "kaput", "meanings": ["Asker paltosu", "Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak", "Prezervatif"]}, {"word": "kaput", "meanings": ["İskambilde el vermeden yenme", "Kötü, bozuk, işe yaramaz"]}, {"word": "kaput gitmek (veya olmak)", "meanings": ["kâğıt oyununda hiçbir sayı alamamak", "hiçbir sınavı verememek"]}, {"word": "kaput etmek", "meanings": ["kâğıt oyununda karşısındakini tek sayı alma imkânından yoksun bırakmak"]}, {"word": "kaput bezi", "meanings": ["Amerikan bezi"]}, {"word": "kaputluk", "meanings": ["Kaputların konulduğu yer", "Kaput yapmak için kullanılan (kumaş)"]}, {"word": "kapuz", "meanings": ["Kanyon", "İçine girilmeyen sık orman"]}, {"word": "kar", "meanings": ["Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı"]}, {"word": "kapüşon", "meanings": ["Başlık"]}, {"word": "kar gibi", "meanings": ["temiz, beyaz"]}, {"word": "kar kuytuda, para pintide eğleşir", "meanings": ["`her şey, saklanabilen yerde ve saklamasını bilenin yanında bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz", "meanings": ["`elverişli bir ortamda çoğalan şeyler, ortam elverişliliğini yitirince yok olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kar susuzluk kandırmaz", "meanings": ["`gerçek gereksinimler, avutucu, oyalayıcı şeylerle karşılanmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karda yürüyüp (veya gezip) izini belli etmemek", "meanings": ["kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli iş çevirmek"]}, {"word": "kâr", "meanings": ["Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı", "İş", "Yarar, fayda", "Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay", "Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark"]}, {"word": "kâr bırakmak", "meanings": ["kazanç getirmek"]}, {"word": "kâr etmemek", "meanings": ["yararı olmamak, etki yapmamak"]}, {"word": "kâr etmek", "meanings": ["kazanç elde etmek, yarar sağlamak", "etki yapmak", "iyi gelmek, etkisi iyi olmak"]}, {"word": "kâr getirmek", "meanings": ["bir şey para kazandırmak"]}, {"word": "kârı olmamak", "meanings": ["yapabileceği iş olmamak"]}, {"word": "kâr koymak", "meanings": ["bir şeyin maliyet fiyatı üzerine kâr payını katmak, kazanç koymak"]}, {"word": "kâr zararın kardeşidir (veya ortağıdır)", "meanings": ["`ticarette sadece kâr etmek düşünülmez, zarar da edilebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kârını tamam etmek", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "kara", "meanings": ["Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak"]}, {"word": "karaya ayak basmak", "meanings": ["deniz, göl vb.nden karaya çıkmak", "deniz taşıtından karaya çıkmak"]}, {"word": "karada ölüm yok", "meanings": ["`bundan sonra herhangi bir sıkıntı ile karşılaşma ihtimali yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karaya çıkarmak", "meanings": ["göl veya denizden karaya çıkmasını sağlamak"]}, {"word": "karaya oturmak", "meanings": ["gemi denizin sığ bölümüne saplanıp kalmak"]}, {"word": "karaya düşmek", "meanings": ["deniz içinde bulunan bir şey akıntı veya dalga ile kıyıya atılmak"]}, {"word": "karaya vurmak", "meanings": ["karaya çarpmak", "denizdeki bir cisim kendini karaya atmak"]}, {"word": "kara", "meanings": ["En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı", "Bu renkte olan", "Esmer", "Kötü, uğursuz, sıkıntılı", "Yüz kızartıcı durum, leke", "İftira"]}, {"word": "kara çalmak", "meanings": ["birine iftira etmek, kara sürmek"]}, {"word": "kara kara düşünmek", "meanings": ["çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak"]}, {"word": "kara sürmek", "meanings": ["kara çalmak"]}, {"word": "karaya sabun, deliye öğüt neylesin", "meanings": ["`özü bozuk olan şey, düzeltme çabalarıyla iyi duruma getirilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karalar bağlamak (veya giymek)", "meanings": ["yas tutmak"]}, {"word": "karaağaç", "meanings": ["Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç, narven (Ulmus)"]}, {"word": "karaağaçgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, yaprakları dişli, çiçekleri demet durumunda ve meyveleri kapçık meyve olan, karaağaç, çitlembik vb. cinsleri içine alan bitki familyası"]}, {"word": "kara ağızlı", "meanings": ["Kara çalıcı, iftira eden"]}, {"word": "karaardıç", "meanings": ["Güney Avrupa'da yetişen bir tür ardıç (Juniperus sabina)"]}, {"word": "karaasma", "meanings": ["Lohusa otu"]}, {"word": "karabacak", "meanings": ["Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne veya cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklı mantar", "Bu mantarın sebep olduğu hastalık"]}, {"word": "kara baht", "meanings": ["Kara yazı"]}, {"word": "karabakal", "meanings": ["Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris)"]}, {"word": "karabaldır", "meanings": ["Baldırıkara"]}, {"word": "karabalık", "meanings": ["Tatlısu kayası"]}, {"word": "karaballık", "meanings": ["Birtakım böceklerin çıkardıkları şekerli sıvıya yapışarak yaprak, filiz ve meyvelerin kurum karası bir renkte kaplanmasına yol açan ilkel mantar", "Bu mantarın sebep olduğu hastalık"]}, {"word": "karabasan", "meanings": ["Sıkıntılı ve korkulu düş, kâbus", "Bir kimsenin içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı ruh durumu"]}, {"word": "karabaş", "meanings": ["Çoban köpeği", "Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı", "Rahip", "Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek", "Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (Lavandula stoechas)", "Kışa dayanıklı sert buğday"]}, {"word": "karabatak", "meanings": ["Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax)", "Borcunu ödemeyen kimse"]}, {"word": "karabatak gibi", "meanings": ["bir görünüp bir ortadan kaybolan (kimse)"]}, {"word": "karabatakgiller", "meanings": ["Leyleksiler takımının, örnek hayvanı karabatak olan bir familyası"]}, {"word": "karabet", "meanings": ["Yakınlık", "Hısımlık"]}, {"word": "karabiber", "meanings": ["Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum)", "Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi", "Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz", "Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli"]}, {"word": "karabibergiller", "meanings": ["Taçsız iki çeneklilerden, karabiberle türlerini içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "karabina", "meanings": ["Namlusu genellikle yivli, kısa ve hafif bir tüfek"]}, {"word": "karabinyer", "meanings": ["İtalyan jandarması"]}, {"word": "karaborsa", "meanings": ["Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi"]}, {"word": "karaborsacı", "meanings": ["Karaborsacılık yapan kimse"]}, {"word": "karaborsaya düşmek", "meanings": ["bir mal gizlice pahalıya alınıp satılır olmak"]}, {"word": "karaborsacılık", "meanings": ["Karaborsacı olma durumu"]}, {"word": "kara boya", "meanings": ["Sülfürik asit"]}, {"word": "karabuğday", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, tohumları için yetiştirilen, bir yıllık bitki (Fagopyrum)"]}, {"word": "karabuğdaygiller", "meanings": ["Taçsız iki çeneklilerden, ravent, kuzukulağı, kurtpençesi, çobandeğneği ve karabuğday gibi sapları boğumlu, çiçekleri başak veya salkım durumunda bazı türleri hekimlikte kullanılan bitkileri içinde toplayan bir familya"]}, {"word": "kara bulut", "meanings": ["Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu, nimbus"]}, {"word": "karaca", "meanings": ["Rengi karaya yakın olan, esmer"]}, {"word": "karaburçak", "meanings": ["Baklagillerden, hayvan yemi ve gübre olarak kullanılan bir tür, küşne (Ervum ervilla)"]}, {"word": "karaca", "meanings": ["Geyikgillerden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, ahu, ceylan (Capreolus)"]}, {"word": "karaca", "meanings": ["Üst kol"]}, {"word": "karaca darısı", "meanings": ["Buğdaygillerden, hayvanlara yedirilmek için ekilen bir bitki (Panicum milliaceum)"]}, {"word": "kara cahil", "meanings": ["Çok cahil"]}, {"word": "karaca kuruca", "meanings": ["Esmer, zayıf ve çelimsiz"]}, {"word": "karacaot", "meanings": ["Bir tür çöpleme (Helloborus niger)", "Çörek otu"]}, {"word": "karacılık", "meanings": ["Karacının yaptığı iş, müfterilik, iftira"]}, {"word": "karacı", "meanings": ["Kara kuvvetlerine bağlı subay, astsubay veya er"]}, {"word": "karaciğer", "meanings": ["Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ"]}, {"word": "kara cümle", "meanings": ["Aritmetikte dört işlem"]}, {"word": "karaçalı", "meanings": ["Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki, çalı dikeni (Paliurus spinosa)", "İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kimse"]}, {"word": "karaçam", "meanings": ["Bir tür çam (Pinus nigra)"]}, {"word": "karaçalılık", "meanings": ["Kara çalısı çok olan yer"]}, {"word": "Karaçayca", "meanings": ["Karaçay Türkçesi", "Bu Türk diliyle yazılmış olan"]}, {"word": "kara damaklı", "meanings": ["İnatçı, aksi (kimse)"]}, {"word": "karaçayır", "meanings": ["Buğdaygillerden, çimen biçiminde veya geniş çayır olarak yetiştirilen bir park bitkisi (Lolium)"]}, {"word": "karadağlı", "meanings": ["Bir tür toplu tabanca"]}, {"word": "karadul", "meanings": ["Sokması büyük acı veren, iri, esmer, zehirli örümcek (Latrodectus mactans)"]}, {"word": "karadut", "meanings": ["Siyah renkte olan dut"]}, {"word": "kara elmas", "meanings": ["Kayaları delmekte kullanılan siyah elmas, karbonado", "Maden kömürü"]}, {"word": "kara et", "meanings": ["Kastan oluşan yağsız et"]}, {"word": "karafa", "meanings": ["Uzun boyunlu, kulpsuz küçük rakı sürahisi"]}, {"word": "karafatma", "meanings": ["Kın kanatlılardan, böcek, kurt ve sümüklü böceklerle beslenen, tarıma yararlı, parlak siyah renkli bir böcek, ağılı böcek (Carabus)"]}, {"word": "karagevrek", "meanings": ["Bir tür üzüm"]}, {"word": "Karagöz", "meanings": ["Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu", "Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse"]}, {"word": "karagöz", "meanings": ["İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus)", "Güldürüp eğlendiren kimse"]}, {"word": "karagöz oynatmak", "meanings": ["komik bir durum yaratmak"]}, {"word": "Karagözcü", "meanings": ["Karagöz oyunu oynatan kimse, hayalci, hayalî, hayalbaz", "Karagöz oyununda kullanılan boyanmış insan biçimlerini yapıp satan kimse"]}, {"word": "Karagözcülük", "meanings": ["Karagözcünün yaptığı iş"]}, {"word": "karagözlük", "meanings": ["Güldürüp eğlendirecek davranış"]}, {"word": "kara gün", "meanings": ["Üzüntülü, sıkıntılı zaman"]}, {"word": "karagözlük etmek", "meanings": ["güldürüp eğlendirecek davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kara gün kararıp kalmaz", "meanings": ["`insanın sıkıntılı zamanı sürüp gitmez, arkasından iyi günler de gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karagül", "meanings": ["Karakul"]}, {"word": "kara gün dostu", "meanings": ["Sıkıntılı günlerde de dostluğunu sürdüren ve yardımcı olan kimse"]}, {"word": "karağı", "meanings": ["Ateş karıştırmaya yarayan, eğri uçlu demir çubuk"]}, {"word": "karağı", "meanings": ["Tavukkarası"]}, {"word": "kara haber", "meanings": ["Ölüm veya felaket haberi, kötü haber", "Kötü, üzücü veya sıkıntı yaratan haber, bilgi, kötü haber"]}, {"word": "karahindiba", "meanings": ["Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki (Taraxacum)"]}, {"word": "karahumma", "meanings": ["Tifo"]}, {"word": "karahalile", "meanings": ["Doğu Hindistan'da yetişen bir bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan ve kurutulan 1-3 santimetre uzunluğunda, iğ biçiminde siyah renkli, sert, kokusuz taneleri (Fructus Myrobalani)"]}, {"word": "kara haber tez duyulur", "meanings": ["`ölüm gibi kötü haber çabuk yayılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karaiğne", "meanings": ["Bir tür iğneli karınca"]}, {"word": "Karaim", "meanings": ["Çoğu Türk soyundan olan ve genellikle Polonya ve Litvanya topraklarında oturan bir Musevi topluluğu, Karay"]}, {"word": "Karaimce", "meanings": ["Karaim Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "karakabarcık", "meanings": ["Şarbon"]}, {"word": "karakaçan", "meanings": ["Eşek"]}, {"word": "karakafes", "meanings": ["Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz ve menekşeye çalan kırmızı renkte, eczacılıkta kullanılan bir bitki, eşekkulağı (Symphytum)"]}, {"word": "Karakalpakça", "meanings": ["Karakalpak Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "kara kalem", "meanings": ["Resim yapmada kullanılan kömür kalem", "Bu kalemle yapılan (resim)"]}, {"word": "kara kaplı kitap", "meanings": ["Çıkar sağlamak için yasa dışı işlerin yapılmasında yol gösteren yöntemler bütünü", "Kadıların hüküm vermek için baktıkları kitap"]}, {"word": "karakarga", "meanings": ["Kuzgun"]}, {"word": "karakavuk", "meanings": ["Hindiba"]}, {"word": "karakavak", "meanings": ["Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra)"]}, {"word": "kara kehribar", "meanings": ["Oltu taşı"]}, {"word": "karakavza", "meanings": ["Yaban havucu"]}, {"word": "karakeme", "meanings": ["Domalan"]}, {"word": "karakeçi", "meanings": ["Sazana benzer bir tatlı su balığı (Barbus fluviatilis)", "Kıl keçisi"]}, {"word": "karakılçık", "meanings": ["Kılçıkları siyah olan, kırmızı veya beyaz, sert taneli buğday"]}, {"word": "kara kış", "meanings": ["Kış ortası, kışın en şiddetli zamanı, zemheri", "Çok sıkıntılı durum veya zaman"]}, {"word": "kara koca", "meanings": ["Saçı ağarmamış yaşlı kimse"]}, {"word": "karakol", "meanings": ["Güvenliği sağlamakla görevli kimselerin bulunduğu yapı", "Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu, kol, kulluk, devriye"]}, {"word": "karakol gezmek", "meanings": ["huzur ve güvenliği sağlamak amacıyla dolaşmak, devriye gezmek"]}, {"word": "karakol kurmak", "meanings": ["herhangi bir yerde güvenliği sağlamak amacıyla karakol oluşturmak", "güvenlik görevlisi yasa dışı faaliyetler yürütüldüğü belirlenen bir yerde gerekli diğer birimler gelinceye kadar beklemek"]}, {"word": "karakola düşmek", "meanings": ["herhangi bir suç dolayısıyla karakolluk olmak"]}, {"word": "karakolluk", "meanings": ["Karakolla ilgili"]}, {"word": "karakol gemisi", "meanings": ["Kara sularında güvenliği sağlamak ve gözcülük yapmak için dolaşan küçük gemi"]}, {"word": "karakolluk olmak", "meanings": ["kavga sonucu karakola gitmek zorunda kalmak"]}, {"word": "karakoncolos", "meanings": ["Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen, gerçek dışı bir yaratık, umacı, hayalet", "Çok çirkin kimse"]}, {"word": "karakter", "meanings": ["Ayırt edici nitelik", "Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye", "Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi", "Basımda harf türü", "Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse", "Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü"]}, {"word": "kara kovan", "meanings": ["Arıların fennî kovan yerine içine petek oluşturdukları sazdan, çamurdan veya sepetten kovan"]}, {"word": "karakterli", "meanings": ["Herhangi bir karakteri olan", "Karakteri sağlam olan"]}, {"word": "karakteristik", "meanings": ["Bir kimse veya nesneye özgü olan (ayırıcı nitelik), tipik", "Bir logaritmanın tam birimler anlatan bölümü"]}, {"word": "karakterize", "meanings": ["Ayırıcı niteliği ortaya konulmuş, ayırt edilmiş"]}, {"word": "karakterize etmek", "meanings": ["ayırıcı niteliğini ortaya koymak, ayırt etmek"]}, {"word": "karakteroloji", "meanings": ["İnsanlarda karakterin gelişmesini ve özelliklerini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "karaktersiz", "meanings": ["Karakteri kötü olan"]}, {"word": "karaktersizlik", "meanings": ["Güvenilir karakteri olmama durumu"]}, {"word": "karakucak", "meanings": ["Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılan en eski, geleneksel Türk güreşi"]}, {"word": "kara kullukçu", "meanings": ["Yeniçeri Ocağı bölüklerinde odaları ve odaya gelen konukların ayakkabılarını temizleme, yemek kaplarını yıkama vb. işlerle görevli er"]}, {"word": "karakulak", "meanings": ["Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis)"]}, {"word": "karakulak", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci"]}, {"word": "karakul", "meanings": ["Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun, karagül"]}, {"word": "kara kurbağası", "meanings": ["Kurbağalardan, karalarda yaşayan, yumurtalarını suya bırakan bir tür kurbağa"]}, {"word": "kara kuru", "meanings": ["Esmer ve zayıf (kimse)", "Zayıf, güçsüz (şey)"]}, {"word": "karakuş", "meanings": ["Kartal türünden kuşlara verilen ad"]}, {"word": "kara kusmuk", "meanings": ["İçinde bol miktarda kara kan bulunan kusmuk"]}, {"word": "karakuş", "meanings": ["Atların ayaklarında şiş yapan bir hastalık"]}, {"word": "karakutu", "meanings": ["Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç"]}, {"word": "kara kuvvet", "meanings": ["Din bağnazlığının oluşturduğu gerici ve tehlikeli güç"]}, {"word": "karakuşi", "meanings": ["Kanun, kural, mantık ölçülerine dayanmayan"]}, {"word": "karalahana", "meanings": ["Yaprakları koyu yeşil olan bir tür lahana"]}, {"word": "karalama", "meanings": ["Karalamak işi", "El alıştırmak için çok tekrarlanarak yazılan yazı", "Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı, müsvedde", "Leke sürme, kötülük yükleme"]}, {"word": "karalamak", "meanings": ["Boya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek", "Bir yazının üzerini çizerek onu geçersiz kılmak", "Taslak olarak yazmak veya çizmek", "Hızlı ve acele olarak yazmak", "Leke sürmek, kötülük yüklemek, iftira etmek"]}, {"word": "karalanma", "meanings": ["Karalanmak işi"]}, {"word": "karalama defteri", "meanings": ["Karalamaların yapıldığı defter, müsvedde defteri"]}, {"word": "karalatma", "meanings": ["Karalatmak işi"]}, {"word": "karalatmak", "meanings": ["Karalama işini yaptırmak"]}, {"word": "karalanmak", "meanings": ["Karalama işi yapılmak", "Kara duruma gelmek", "Leke sürülmek, kötülük yüklenmek"]}, {"word": "karalayış", "meanings": ["Karalama işi"]}, {"word": "karaleylek", "meanings": ["Leylekgillerden, gagası aşağı doğru kıvrık, tüyleri kara, uzun bacaklı bir kuş, çeltik kargası (Ciconia nigra)"]}, {"word": "karalı", "meanings": ["Karası (II) olan", "Üzeri kalemle karalanmış"]}, {"word": "karalık", "meanings": ["Kara olma durumu", "Karaya çalan leke"]}, {"word": "kara liste", "meanings": ["Sakıncalı sayılan veya cezalandırılması düşünülen kimse, grup, ülke vb.nin listesi"]}, {"word": "kara listeye almak", "meanings": ["birini, bir grubu, bir ülkeyi sakıncalı veya zararlı görmek"]}, {"word": "karama", "meanings": ["Karamak işi"]}, {"word": "karaltı", "meanings": ["Uzaklık ve karanlık sebebiyle kim veya ne olduğu seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli biçim, silüet", "Hafif karanlık", "Leke"]}, {"word": "karamak", "meanings": ["Hor görmek", "Karalamak, kara çalmak, lekelemek", "Kötülemek, yermek"]}, {"word": "karaman", "meanings": ["Orta Anadolu'da yetiştirilen, kuyruğu iri ve yağlı bir tür koyun"]}, {"word": "karamandola", "meanings": ["Genellikle ayakkabı yüzü yapılan bir tür sağlam ve parlak kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "kara maşa", "meanings": ["Zayıf, esmer, ufak tefek kadın"]}, {"word": "karambole getirmek", "meanings": ["karışıklıktan yararlanarak birini aldatmak", "bir işi aşırı bir çabuklukla yaparak gereken özeni göstermemek"]}, {"word": "karamela", "meanings": ["Karamel"]}, {"word": "karambol", "meanings": ["Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması", "Çarpışma, birbirine çarpma", "Karışıklık, karmaşa"]}, {"word": "kara mizah", "meanings": ["Yalnız güldürmeyi değil, düşündürmeyi ve yergiyi de amaçlayan mizah"]}, {"word": "karamsar", "meanings": ["Kötümser"]}, {"word": "karamsar olmak", "meanings": ["kötümserliğe kapılmak, bedbin olmak"]}, {"word": "karamsarlaşma", "meanings": ["Kötümserleşme"]}, {"word": "karamsarlaşmak", "meanings": ["Kötümserleşmek"]}, {"word": "karamsarlık", "meanings": ["Kötümserlik"]}, {"word": "karamuk", "meanings": ["Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)", "Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık", "Koyunlarda görülen bir hastalık türü"]}, {"word": "karamusal", "meanings": ["Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni"]}, {"word": "karanfil", "meanings": ["Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)", "Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus)", "Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu"]}, {"word": "karanfili sıkmak", "meanings": ["tehlikelere ve güçlüklere göğüs gerebilmek"]}, {"word": "karanfilci", "meanings": ["Karanfil yetiştiricisi"]}, {"word": "karanfilgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi karanfil olan, çöven, karamuk vb. cinsleri içine alan bir familya"]}, {"word": "karanlık", "meanings": ["Işık olmama durumu", "Işıksız", "Üzüntü, sıkıntı, perişanlık", "Yasalara, töreye uygun olmayan", "Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum)", "Karışık"]}, {"word": "karanfil yağı", "meanings": ["Karanfilin tomurcuklarından elde edilen uçucu yağ"]}, {"word": "karanlık etmek", "meanings": ["bir şeyin önünde durarak görünmesine engel olmak"]}, {"word": "karanlık basmak (veya çökmek)", "meanings": ["hava kararmak"]}, {"word": "karanlığa gömülmek", "meanings": ["koyu karanlık içinde kalmak", "büyük sıkıntı ve keder içinde kalmak"]}, {"word": "karanlık kesilmek", "meanings": ["ortalık birdenbire kararmak"]}, {"word": "karanlığa kalmak", "meanings": ["gidilecek yere varmadan akşam olmak"]}, {"word": "karanlığı deşmek (veya yırtmak)", "meanings": ["karanlıkta görmeye çalışmak, aydınlığa çıkmak için çaba harcamak", "büyük sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak için çabalamak"]}, {"word": "karanlıkta göz kırpmak", "meanings": ["bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek"]}, {"word": "karantina", "meanings": ["Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi", "Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer"]}, {"word": "karanlık oda", "meanings": ["Film banyosu yapılan ışıksız oda"]}, {"word": "kara para", "meanings": ["Yasa dışı yollardan sağlanan kazanç"]}, {"word": "kara para aklamak", "meanings": ["yasa dışı yollarla elde edilen parayı yasallaştırmak için yatırım yapmak"]}, {"word": "kara pazar", "meanings": ["Piyasada olmayan malların gizli olarak yüksek fiyatla satıldığı yer"]}, {"word": "karar", "meanings": ["Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı", "Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm", "Bu yargıyı bildiren belge", "Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik", "Değişmez olma", "Tam ölçüsünde, ne az ne çok", "Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş"]}, {"word": "karar almak", "meanings": ["bir davayı, bir sorunu sonuca bağlamak"]}, {"word": "karar altına almak", "meanings": ["karar vermek, kararlaştırmak"]}, {"word": "karar bulmak", "meanings": ["kararlı bir durum almak", "yatışmak"]}, {"word": "karar vermek", "meanings": ["bir sorunu karara bağlamak, kararlaştırmak"]}, {"word": "karara bağlamak", "meanings": ["bir davayı, bir sorunu çözümlemek, sonuçlandırmak"]}, {"word": "karara kalmak", "meanings": ["davanın görüşülmesi bitip yargıcın kararını beklemek"]}, {"word": "karar kılmak", "meanings": ["birçok şeyi deneyip birini seçmek"]}, {"word": "karara varmak", "meanings": ["bir konuda anlaşmak, bir şeyi kararlaştırmak"]}, {"word": "kararında bırakmak", "meanings": ["ölçüyü aşmamak"]}, {"word": "karargâh", "meanings": ["Bir birlik veya kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş", "Ordunun uzun bir süre veya geçici olarak konakladığı yer", "Durulan veya kalınan yer"]}, {"word": "kararınca", "meanings": ["Gerektiği ölçüde", "Gerektiği gibi"]}, {"word": "kararış", "meanings": ["Kararma işi"]}, {"word": "kararlama", "meanings": ["Kararlamak işi", "Karar verilerek yapılan, tahminî", "Kararlayarak, tahminen"]}, {"word": "kararlamadan", "meanings": ["Kararlama yoluyla, görmeden"]}, {"word": "kararlamak", "meanings": ["Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak hesaplamak, tahmin etmek"]}, {"word": "kararlaşma", "meanings": ["Kararlaşmak işi"]}, {"word": "kararlaşmak", "meanings": ["Bir şey için karar verilmek"]}, {"word": "kararlaştırılma", "meanings": ["Kararlaştırılmak işi"]}, {"word": "kararlaştırılmak", "meanings": ["Kararlaştırma işi yapılmak"]}, {"word": "kararlaştırma", "meanings": ["Kararlaştırmak işi"]}, {"word": "kararlaştırmak", "meanings": ["Bir konunun, bir işin herhangi bir yolda yapılmasıyla ilgili kesin düşünce belirlemek, tayin etmek"]}, {"word": "kararlı", "meanings": ["Kesin karar vermiş olan", "Kararında direnen, kararını değiştirmeyen", "Dengeli"]}, {"word": "kararlı denge", "meanings": ["Bir güç etkisiyle hareket ettikten sonra gene aynı duruma gelen cisimlerin konumu"]}, {"word": "kararlı dalga", "meanings": ["Duraklı dalga"]}, {"word": "kararlılık", "meanings": ["Kararlı olma durumu, istikrar", "Boyanın zamanla özelliklerini değiştirmeme durumu"]}, {"word": "kararma", "meanings": ["Kararmak işi", "Görüntülerin gittikçe kararıp görünmez duruma geçmesine dayanan bir noktalama türü"]}, {"word": "kararmak", "meanings": ["Rengi karaya dönmek, siyahlaşmak", "Işık sönmek, kısılmak veya gücü azalmak", "Ateş sönmeye yüz tutmak", "Kederlenmek, canı sıkılmak", "Niteliğini yitirmek"]}, {"word": "kararname", "meanings": ["Cumhurbaşkanının onayladığı hükûmet kararı", "Bakanlar Kuruluna verilen yetkilere dayanarak alınan karar", "Bu kararı bildiren resmî yazı"]}, {"word": "kararsız denge", "meanings": ["Denge durumundaki cismin küçük bir yer değiştirmesiyle bozulan denge"]}, {"word": "kararsız", "meanings": ["Kararı olmayan", "Karar vermekte güçlük çeken, duruksun, tereddütlü, bikarar, mütereddit", "Dengesiz"]}, {"word": "kararsızlık", "meanings": ["Kararsız olma durumu, tereddüt", "Düzensizlik, istikrarsızlık"]}, {"word": "karartılma", "meanings": ["Karartılmak işi"]}, {"word": "karartı", "meanings": ["Karaltı", "Kararmış yer, siyahlık"]}, {"word": "karartılmak", "meanings": ["Karanlık duruma getirilmesini sağlamak"]}, {"word": "karartma", "meanings": ["Karartmak işi", "Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü"]}, {"word": "karartmak", "meanings": ["Rengini karaya çevirmek, esmerleştirmek, siyahlaştırmak", "Karanlık duruma getirmek", "Işığı kısmak veya örtmek", "Kötü bir duruma getirmek"]}, {"word": "karasakız", "meanings": ["Zift"]}, {"word": "kara saban", "meanings": ["Toprağı sürmede kullanılan ilkel bir tarım aracı"]}, {"word": "karasal", "meanings": ["Karayla, toprakla ilgili, berri"]}, {"word": "karasal oluşuk", "meanings": ["Yer kabuğunun kara bölümündeki katmanlarında olan oluşuk"]}, {"word": "karasal kumul", "meanings": ["Deniz kıyısından uzak, çöllerde oluşan kumul"]}, {"word": "kara sarı", "meanings": ["Siyaha çalan sarı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kara sevda", "meanings": ["Umutsuz ve güçlü aşk", "Kişinin belirli bir neden olmadan çöküntü durumuna girip çevreden gelen uyaranlara kapanması, güçlü suç ve günah duyguları içine düşmesi durumu, malihülya, melankoli"]}, {"word": "kara sevdalı", "meanings": ["Kara sevdaya tutulmuş, melankolik"]}, {"word": "karasığır", "meanings": ["Orta Anadolu'da yetişen, sert ve kurak iklime dayanıklı, küçük yapılı bir tür sığır"]}, {"word": "karasinek", "meanings": ["Böcekler sınıfının çift kanatlılar takımından, insan ve evcil hayvanların kanını emen, görünüşü ev sineğine benzeyen bir tür eklem bacaklı (Stomoxys calcitrans)"]}, {"word": "karasu", "meanings": ["Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom"]}, {"word": "kara suları", "meanings": ["Bir devletin deniz kıyıları boyunca egemenliği altında tuttuğu belli genişlikte su şeridi"]}, {"word": "karaşın", "meanings": ["Rengi karaya çalan, esmer (kimse)"]}, {"word": "karataban", "meanings": ["İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı"]}, {"word": "kara tahta", "meanings": ["Okullarda üzerine tebeşirle yazı yazılan, tahtadan yapılmış, siyah veya yeşil renkli, geniş levha, yazboz tahtası, tahta"]}, {"word": "karatavuk", "meanings": ["Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş (Turdus merula)"]}, {"word": "karatavukgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanların kuşlar sınıfından, ardıç kuşlarını ve kızılkuyrukları içine alan bir familya"]}, {"word": "karate", "meanings": ["Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi"]}, {"word": "karateci", "meanings": ["Karate yapan kimse"]}, {"word": "kara tren", "meanings": ["Kömürle işleyen tren"]}, {"word": "karaturp", "meanings": ["Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki (Raphanus sativusvar niger)"]}, {"word": "karavan", "meanings": ["Bir otomobilin arkasına takılan, hem taşıt hem konut olarak kullanılan üstü kapalı araç"]}, {"word": "karavana çıkmak", "meanings": ["yemek hazırlanmak veya gelmek"]}, {"word": "karavana", "meanings": ["Genellikle orduda yemek dağıtımında kullanılan büyük metal kap", "Bu kaptan dağıtılan yemek", "İnce, yassı elmas", "Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama"]}, {"word": "karavanadan yemek", "meanings": ["aynı kaptan topluca yemek"]}, {"word": "karavana borusu", "meanings": ["Yemek vaktinin geldiğini bildiren boru sesi"]}, {"word": "karavanacı", "meanings": ["Karavanayı taşıyan asker", "Hedef tahtasını vuramayan kimse"]}, {"word": "karavaş", "meanings": ["Savaşta tutsak edilen veya satın alınan kadın köle, kul"]}, {"word": "karavaşlık", "meanings": ["Karavaş olma durumu"]}, {"word": "karavela", "meanings": ["Büyük deniz teknesi", "Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum"]}, {"word": "kara yağız", "meanings": ["Esmer (erkek)"]}, {"word": "karavide", "meanings": ["Kerevit"]}, {"word": "karayaka", "meanings": ["Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen, uzun kuyruklu, beyaz renkli bir tür koyun"]}, {"word": "karayandık", "meanings": ["Deve dikeni"]}, {"word": "karayanık", "meanings": ["Şarbon"]}, {"word": "kara yazı", "meanings": ["Kötü yazıldığına inanılan alın yazısı, kara talih, kara baht"]}, {"word": "Karayca", "meanings": ["343 Karaimce"]}, {"word": "kara yel", "meanings": ["Kuzeybatıdan esen, genellikle soğuk, bazen fırtına niteliğinde yel, keşişleme karşıtı", "Kuzeybatı 315°'lik yön"]}, {"word": "karayılan", "meanings": ["Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan (Coluber)"]}, {"word": "kara yer", "meanings": ["Mezar, sin, gömüt"]}, {"word": "kara yolu", "meanings": ["Yerleşim merkezlerini birbirine karadan bağlayan yol"]}, {"word": "kara yolu ile", "meanings": ["otomobil, otobüs vb. taşıtlar ile"]}, {"word": "kara yosunları", "meanings": ["Çiçeksiz bitkiler sınıfından, nemli yerlerde yetişen, birleşim veya spor verme yoluyla üreyen, pek çok türü bulunan bir bitki familyası"]}, {"word": "kara yüz", "meanings": ["Utanç verici, yüz kızartıcı durum"]}, {"word": "kara yosunu", "meanings": ["Çayır ve ormanlarda yumuşak bir bitki oluşturan çiçeksiz bitki, temriye"]}, {"word": "karboksil", "meanings": ["Organik asit grubunda bulunan -COOH formülündeki tek değerli kökler"]}, {"word": "kara yüzlü", "meanings": ["Suçlu, lekeli, günahkâr"]}, {"word": "karbojen", "meanings": ["Bileşiminde % 95 oksijen ve % 5 karbondioksit bulunan gaz karışımı"]}, {"word": "karboksilik", "meanings": ["Karboksilli"]}, {"word": "karboksilli", "meanings": ["Yapısında bir veya birçok karboksil koku bulunan (maddeler), karboksilik"]}, {"word": "karbon", "meanings": ["Atom numarası 6, atom ağırlığı 12 olan, doğada elmas, grafit gibi billurlaşmış veya maden kömürü, linyit, antrasit gibi şekilsiz olarak bulunan, canlı varlıkların aslını oluşturan ve yandıktan sonra kömür durumuna geçen element (simgesi C)"]}, {"word": "karbonado", "meanings": ["Kara elmas"]}, {"word": "karbonat", "meanings": ["Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı", "Sodyum bikarbonat", "Genellikle sindirimi kolaylaştırmak için suya katılan kimyasal birleşim"]}, {"word": "karbonatlamak", "meanings": ["Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat durumuna dönüştürmek"]}, {"word": "karbonatlı", "meanings": ["İçinde karbonat olan"]}, {"word": "karbonatlama", "meanings": ["Karbonatlamak işi"]}, {"word": "karbondioksit", "meanings": ["Renksiz, kokusuz, yoğunluğu 152,0 °C'de ve 36 atmosfer basıncında kolayca sıvılaşan ekşimsi tatta bir gaz (CO2)"]}, {"word": "karbon dönemi", "meanings": ["Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları, karbonifer"]}, {"word": "karbonhidrat", "meanings": ["Karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşan organik bileşiklerin genel adı"]}, {"word": "karbonifer", "meanings": ["Karbon dönemi"]}, {"word": "karbonik", "meanings": ["Karbonla ilgili olan"]}, {"word": "karbonit", "meanings": ["Karbon grubundan basit madde"]}, {"word": "karbonik asit", "meanings": ["Bir karbon ve iki oksijenin birleşmesiyle oluşan bir gazın suda erimiş durumu"]}, {"word": "karbonil", "meanings": ["Birleşme değeri 2 olan karbonmonoksit"]}, {"word": "karbon kâğıdı", "meanings": ["Aynı anda hem yazmak hem de kopya çıkarmak için yazı kâğıtlarının arasına konulan kâğıt"]}, {"word": "karbonlama", "meanings": ["Çeliğe karbon verme işlemi"]}, {"word": "karbonlamak", "meanings": ["Bir maden veya alaşımı karbon bakımından zenginleştirmek"]}, {"word": "karbonlaşma", "meanings": ["Karbonlaşmak işi"]}, {"word": "karbonlaşmak", "meanings": ["Karbon durumuna gelmek, kömürleşmek"]}, {"word": "karbonlu", "meanings": ["Birleşiminde karbon bulunan"]}, {"word": "karbonmonoksit", "meanings": ["0,97 yoğunluğunda, renksiz, kokusuz, zehirleyici bir gaz. Bol miktarda ısı açığa çıkararak mavi bir alevle yanar ve hava ile birleşerek birçok uygulama alanı olan patlayıcı bir karışım oluşturur (CO)"]}, {"word": "karborundum", "meanings": ["Aşındırıcı madde olarak kullanılan silisyum karbürün ticaretteki adı"]}, {"word": "karbüratör", "meanings": ["Patlamalı motorlarda akaryakıtı buharlaştırıp hava ile karışmasını sağlayan cihaz"]}, {"word": "karbür", "meanings": ["Karbonun başka bir elementle birleşmesinden oluşan madde"]}, {"word": "karbürleme", "meanings": ["Madenî bir ürünün karbon bakımından zenginleştirilmesi"]}, {"word": "kar çiçeği", "meanings": ["Süsengillerden, beyaz ve pembe çiçekler açan soğanlı bitki (Leuconium)"]}, {"word": "karcığar", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde hareketli bir makam"]}, {"word": "kardelen", "meanings": ["Nergisgillerden, baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki (Galanthus nivalis)"]}, {"word": "kardeş", "meanings": ["Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı", "Yaşça küçük olan çocuk", "Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü", "Aralarında değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri"]}, {"word": "kardeş kanı dökmek", "meanings": ["aralarında çeşitli bakımlardan yakınlık bulunan kimseler birbirini öldürmek"]}, {"word": "kardeş kardeşin ne öldüğünü ister ne onduğunu", "meanings": ["`kardeş, kardeşe zarar gelmesini istemez ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş", "meanings": ["`kardeşler ne kadar geçimsiz olsalar da kötü bir durumda birbirlerine yardım ederler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kardeşim olsun da kanlım olsun", "meanings": ["`kendisine çok büyük kötülük de yapsa insan kardeşinden vazgeçemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kardeşçe", "meanings": ["Kardeşe yaraşır", "(karde'şçe) Kardeşe yaraşır bir biçimde, dostça, içtenlikle"]}, {"word": "kardeşkanı", "meanings": ["Kardeşkanı ağacından alınan, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, koyu renkte bir sakız"]}, {"word": "kardeşkanı ağacı", "meanings": ["Baklagillerden, en çok Asya'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç (Draceane draco)"]}, {"word": "kardeş kavgası", "meanings": ["Yakın ilişki içinde bulunanlar arasında çıkan anlaşmazlık", "Bir ülkede yurttaşların birbirlerine karşıt düşüncelerinden doğan silahlı çatışma"]}, {"word": "kardeşlenme", "meanings": ["Kardeşlenmek işi"]}, {"word": "kardeşlik", "meanings": ["Kardeş olma durumu, karındaşlık, uhuvvet", "Kardeş kadar yakın sayılan kimse, yakın dost", "Birlik, beraberlik", "Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "kardeşlenmek", "meanings": ["Ekin bir kökten birkaç sap birden üremek", "Kardeş sahibi olmak"]}, {"word": "kardeşlik etmek", "meanings": ["kardeş gibi hareket etmek, kardeşçe davranmak"]}, {"word": "kardeş parti", "meanings": ["Ortak bir amaca yönelen siyasi partilerin her biri"]}, {"word": "kardeş okul", "meanings": ["Bir okulun, toplumsal ve kültürel bakımdan yardıma gereksinimi olduğunu belirleyip desteklediği, yardımlarda bulunduğu okul"]}, {"word": "kardeş şehir", "meanings": ["Aralarındaki ilişkiyi geliştirmeyi ve birbirlerine yaklaşmayı kabul eden ülkemizdeki bir şehirle yabancı bir ülkedeki bir şehre verilen genel ad"]}, {"word": "kardeş payı", "meanings": ["Yarı yarıya, eşit paylarla bölüşme"]}, {"word": "kardırma", "meanings": ["Kardırmak işi"]}, {"word": "kar dikeni", "meanings": ["Diş otugillerden, pembe çiçekli bir tür çalı (Acantholimon echinus)"]}, {"word": "kardırmak", "meanings": ["Karma işini yaptırmak"]}, {"word": "kardinal", "meanings": ["Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri"]}, {"word": "kardinal kuşu", "meanings": ["İspinozgillerden, parlak, kırmızı renkli, iri gagalı, tepelikli, ötücü bir tür kuş (Cardinalis cardinalis)"]}, {"word": "kardinallik", "meanings": ["Kardinal olma durumu", "Kardinalin görevi veya makamı"]}, {"word": "kardiyak", "meanings": ["Kalp hastalığı olan kimse", "Kalple ilgili"]}, {"word": "kardiyograf", "meanings": ["Elektrokardiyograf"]}, {"word": "kardiyografi", "meanings": ["Elektrokardiyografi"]}, {"word": "kardiyogram", "meanings": ["Elektrokardiyogram"]}, {"word": "kardiyolog", "meanings": ["Kalp hastalıklarında uzmanlaşmış hekim"]}, {"word": "kardiyoloji", "meanings": ["Anatomi, fizyoloji ve patolojinin kalp ile ilgili bölümleri"]}, {"word": "kardiyopati", "meanings": ["Kalp hastalıklarının genel adı"]}, {"word": "kardiyoskop", "meanings": ["Kalp hareketlerinin incelenmesine yarayan cihaz"]}, {"word": "kardiyoskopi", "meanings": ["Kalp hareketlerinin kardiyoskop ile incelenmesi"]}, {"word": "...-in karesi", "meanings": ["bir sayının kendisiyle çarpımı"]}, {"word": "kare", "meanings": ["Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen, dördül, murabba", "Bu biçimde olan", "İskambil oyunlarında aynı türden dört kâğıdın bir araya gelmesi"]}, {"word": "karesini almak", "meanings": ["bir sayıyı kendisiyle çarpmak"]}, {"word": "karekök", "meanings": ["Karesi verilen bir sayıya eşit olan sayı"]}, {"word": "karekök almak", "meanings": ["karesi verilen bir sayıyı hesaplamak"]}, {"word": "kareleme", "meanings": ["Karelemek işi", "Bir resmin, büyüterek veya küçülterek kopyasını çıkarma yöntemi", "Herhangi bir çokgenle eş değerli bir kare çizme", "Eş değer bir kare ile hesaplama"]}, {"word": "karelemek", "meanings": ["Karelere ayırmak", "Bir resmi büyütme veya küçültme işleminden sonra asıl örneğin oranlarını kopyasında da elde etmek için bir resmi eşit sayıda karelere ayırmak"]}, {"word": "kareli", "meanings": ["Karelere bölünmüş, üstünde kareleri olan, damalı, satrançlı"]}, {"word": "karesel bölge", "meanings": ["Karenin sınırladığı düzlemsel bölge"]}, {"word": "karfiçe", "meanings": ["Orta boy demir çivi"]}, {"word": "karga", "meanings": ["Kargagillerden, kanatları geniş, tüyleri kara renkte, tarla ve bahçelere çok zarar veren kuş (Corvus)"]}, {"word": "karga gibi", "meanings": ["çok zayıf ve esmer (kimse)"]}, {"word": "karga bok yemeden", "meanings": ["çok erken bir saatte"]}, {"word": "karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış", "meanings": ["`görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığını yapmaya kalkışırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç duruma düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karga mandayı babası hayrına bitlemez", "meanings": ["`bir kimse başkasına hizmet ediyorsa bunda kendisinin de çıkarı vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karga", "meanings": ["Bir şeyin asıl durumunu yitirerek baş aşağı olması", "Yelkenleri toplama"]}, {"word": "kargadan başka kuş tanımamak", "meanings": ["bildiğinden veya öğrendiğinden kesinlikle şaşmamak"]}, {"word": "karga etmek", "meanings": ["tulumbanın kurumuş kösele supaplarını ıslatarak şişirmek için üzerinden su döküp kolu işletmek", "bir geminin serenlerini daha az yer tutsun diye veya yas belirtisi olarak eğik bir duruma getirmek"]}, {"word": "kargabeyni", "meanings": ["Pekmezle yoğurt karıştırılarak yapılan yiyecek"]}, {"word": "karga burun", "meanings": ["Burnu karga gagasına benzeyen (kimse)"]}, {"word": "kargaburnu", "meanings": ["Uçları karga gagası gibi kıvrık olan araçların ortak adı", "Tel bükmekte kullanılan ve uçları sivri koni biçiminde olan metalden bir kıskaç türü", "Sanayide küçük ve yuva içine yerleştirilmiş vidaları sökmeye yarayan ince, uzun ağızlı alet", "Kapı mandalı"]}, {"word": "kargabüken", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri talkım durumunda olan, meyvesi zehirli bir ağaç (Stryhnos nux-vomice)", "Bu ağacın striknin elde edilen tohumu"]}, {"word": "kargacık burgacık", "meanings": ["Çarpık, düzensiz"]}, {"word": "karga düleği", "meanings": ["İt hıyarı"]}, {"word": "kargadelen", "meanings": ["Kabuğunun çok gevrek olması dolayısıyla kolay kırılan bir tür badem"]}, {"word": "kargagiller", "meanings": ["Kuşlar sınıfının, ötücü kuşlar takımından, örnek hayvanı karga olan kuşlar familyası"]}, {"word": "kargasekmez", "meanings": ["Çok ıssız, sarp (yer)"]}, {"word": "kargaşa çıkarmak", "meanings": ["gürültü patırtıya yol açmak"]}, {"word": "kargaşa", "meanings": ["Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, anarşi", "Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık, kaos"]}, {"word": "kargaşacı", "meanings": ["Kargaşa çıkaran kimse, anarşist"]}, {"word": "kargaşalık", "meanings": ["Kargaşa durumu, alavere"]}, {"word": "karga tulumba etmek", "meanings": ["birkaç kişi, birini kollarından bacaklarından tutup kaldırmak"]}, {"word": "karga tulumba", "meanings": ["Birkaç kişi birini yakalayıp elleri üstünde havaya kaldırarak"]}, {"word": "karga yürüyüşü", "meanings": ["Çömelmiş durumda, çift ayakla sıçrayarak yapılan yürüyüş"]}, {"word": "kargı", "meanings": ["Gövdesi 5-6 metre yüksekliğe erişebilen çok yıllık bir bitki, kamış, saz (Arundo donax)", "Dalyanlarda büyük balıklar için kullanılan demir kanca", "Silah olarak kullanılan, ucu sivri ve demirli uzun mızrak"]}, {"word": "kargılama", "meanings": ["Kargılamak işi"]}, {"word": "kargılamak", "meanings": ["Kargı ile yaralamak veya öldürmek"]}, {"word": "kargılık", "meanings": ["Fişeklik", "Kamış yetişen yer"]}, {"word": "kargıma", "meanings": ["Kargımak işi, kargışlama, lanet"]}, {"word": "kargın", "meanings": ["Eriyen karların oluşturduğu akarsu", "Karla karışık yağan yağmur"]}, {"word": "kargımak", "meanings": ["Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması dileğinde bulunmak, ilenmek, kargışlamak, lanet etmek, lanetlemek"]}, {"word": "kargın", "meanings": ["Marangozlukta kullanılan bir tür büyük rende"]}, {"word": "kargış", "meanings": ["Kargıma işi veya bu maksatla söylenen sözler, lanet, telin, beddua, ilenç, alkış karşıtı"]}, {"word": "kargışlama", "meanings": ["Kargıma"]}, {"word": "kargış etmek (veya vermek)", "meanings": ["kargımak, kargışlamak, lanet etmek"]}, {"word": "kargışlı", "meanings": ["Tanrı'nın ve insanların nefretine, lanetine uğramış, melun, lanetli"]}, {"word": "kargışlamak", "meanings": ["Kargımak"]}, {"word": "kârgir", "meanings": ["Kâgir"]}, {"word": "kargo", "meanings": ["Yük taşıyan uçak veya gemi", "Uçak, gemi vb. bir taşıtla taşınan eşya, yük", "Bir yerden bir yere yük veya posta taşıyan şirket", "Bu şirketin taşıdığı yük veya posta"]}, {"word": "kargocu", "meanings": ["Kargo işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "kâr haddi", "meanings": ["Kazancın sınırı"]}, {"word": "kargoculuk", "meanings": ["Kargocunun yaptığı iş"]}, {"word": "karha", "meanings": ["Ülser"]}, {"word": "karı", "meanings": ["Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce", "Kadın", "Yaşlı, ihtiyar"]}, {"word": "kar helvası", "meanings": ["Pekmez karıştırılmış kar", "İcat edenlerin bile beğenmedikleri şey"]}, {"word": "karı gibi", "meanings": ["korkak, dönek (erkek)"]}, {"word": "karının saçlısı, tarlanın taşlısı", "meanings": ["`kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karısının üstüne evlenmek", "meanings": ["karısı varken bir kadınla daha evlenmek"]}, {"word": "karık", "meanings": ["Ark", "Arklar arasında kalan toprak parçası", "Sabanla açılan çizi"]}, {"word": "karık", "meanings": ["Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması", "Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz)"]}, {"word": "karı ağızlı", "meanings": ["Dedikodu yapan (erkek)", "Karısının etkisiyle, karısının ağzıyla konuşan (erkek), karısı ağızlı"]}, {"word": "karıkmak", "meanings": ["Göz fazla ışıktan kamaşmak", "Göz kar yağmış bir alana bakmaktan kamaşmak"]}, {"word": "karıkma", "meanings": ["Karıkmak işi"]}, {"word": "karı koca", "meanings": ["Birbirleriyle evlenmiş kadın ve erkek"]}, {"word": "karı koca bir sözle yakın, bir sözle uzaktır", "meanings": ["`bir kadınla bir erkek, birbirlerine bağlandıklarını bildiren bir sözle karı koca olurlar, böyle bir bağın kalmadığını bildiren bir sözle de yabancı olurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karı koca olmak", "meanings": ["nikâhlı veya nikâhsız birlikte yaşamaya başlamak"]}, {"word": "karı kocalık", "meanings": ["Karı koca olma durumu"]}, {"word": "karılaşma", "meanings": ["Karılaşmak işi"]}, {"word": "karılaşmak", "meanings": ["Erkek huyları kadın huylarına benzemek, kadın gibi davranmak"]}, {"word": "karılı", "meanings": ["Herhangi bir nitelik veya nicelikte karısı olan"]}, {"word": "karılık", "meanings": ["Kadın olma durumu", "Evli kadının kocasına göre olan durumu veya görevi"]}, {"word": "karılı kocalı", "meanings": ["Karı koca birlikte"]}, {"word": "karılma", "meanings": ["Karılmak işi"]}, {"word": "karılık etmek", "meanings": ["evli bir kadın kocasına olan görevini yerine getirmek", "erkek için döneklik etmek, hile yapmak"]}, {"word": "karılmak", "meanings": ["Karma işi yapılmak, karışmak", "Hayvan çiftleşmek"]}, {"word": "karıma", "meanings": ["Karımak işi"]}, {"word": "karımak", "meanings": ["Yaşlanmak, kocamak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "karın", "meanings": ["İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi", "Döl yatağı", "Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm", "Mide", "İç, gönül, akıl, kafa", "Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme", "Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar"]}, {"word": "karın doyurmak", "meanings": ["geçinmek", "yararı olmak"]}, {"word": "karnı tok, sırtı pek", "meanings": ["geçim sıkıntısı olmayan insanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "karnı büyümek", "meanings": ["hamileliği belirgin durumu gelmek"]}, {"word": "karnı tok it gölgede yatar", "meanings": ["`akılsız kişi bugün karnını doyurunca yarını düşünmez, yan gelir yatar, keyfine bakar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karnından konuşmak (veya söylemek)", "meanings": ["işitilemeyecek kadar alçak sesle söylemek", "uydurarak söylemek"]}, {"word": "karnı zil çalmak", "meanings": ["çok acıkmış olmak"]}, {"word": "karnını doldurmak", "meanings": ["çok yemek yemek", "gebe kalmak"]}, {"word": "karın boşluğu", "meanings": ["Kaburga kemikleriyle kalça kemiklerinin arasında vücudun her iki yanında bulunan bölge"]}, {"word": "karın ağrısı", "meanings": ["Karında duyulan ağrı", "Çekilmeyen, sevilmeyen kimse", "Adı, niteliği bilinmeyen şey", "Huzursuzluk, rahatsızlık veren iş, olay veya düşünce"]}, {"word": "karınca", "meanings": ["Zar kanatlılardan, toplu olarak yaşayan, yuvaları toprağın altında olan ve birçok türü bulunan böceklerin genel adı (Formica)", "Madenlerde, döküm sırasında arada hava kalmasından veya pastan ileri gelen ufak boşluk"]}, {"word": "karıncanın zevali gelince kanatlanır", "meanings": ["`kişi durumunun gereklerine aykırı taşkınlıklarda bulunursa artık düşecek demektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar", "meanings": ["`kişi çalışıp kazanabildiği zamanı boş geçirmemeli, çalışamayacağı günler için geçimini sağlayacak varlık edinmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karınca asidi", "meanings": ["Formik asit"]}, {"word": "karıncayı bile ezmemek (veya incitmemek)", "meanings": ["çok merhametli, ince duygulu olmak"]}, {"word": "karınca duası", "meanings": ["Bereket getirdiğine inanılarak iş yerlerine asılan dua"]}, {"word": "karınca duası gibi", "meanings": ["çok küçük, sık ve okunaksız (yazı)"]}, {"word": "karınca belli", "meanings": ["Beli çok ince olan (kimse)"]}, {"word": "karıncaezmez", "meanings": ["Çok merhametli, ince duygulu (kimse), karıncaincitmez", "Yavaş hareket eden"]}, {"word": "karıncaincitmez", "meanings": ["Karıncaezmez"]}, {"word": "karınca kaderince", "meanings": ["Karınca kararınca"]}, {"word": "karınca kararınca", "meanings": ["Az da olsa, elinden geldiği kadar, karınca kaderince"]}, {"word": "karıncakuşu", "meanings": ["Karıncayiyen"]}, {"word": "karıncalanış", "meanings": ["Karıncalanma işi"]}, {"word": "karıncakuşugiller", "meanings": ["Karıncayiyengiller"]}, {"word": "karıncalanma", "meanings": ["Karıncalanmak işi"]}, {"word": "karıncalanmak", "meanings": ["Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek", "Vücudun bir yerindeki uyuşukluktan sonra, kan dolaşımının başlamasıyla o yerde karıncalar dolaşır gibi bir izlenim uyanmak", "Metal yüzeylerde pas yüzünden yer yer ufak delikler oluşmak", "Verici veya alıcıdaki bozukluk sebebiyle televizyonda görüntü bozulmak", "Aşırı zihin yorgunluğundan dolayı bir şeyi, bir durumu kavramada zorluk çekmek"]}, {"word": "karıncalar", "meanings": ["Zar kanatlıların, karınca adı altında toplanan ve beş bin kadar türü sayılan bir dalı"]}, {"word": "karıncalı", "meanings": ["İçinde, üstünde karınca bulunan", "Paslı veya dökülme sonucu küçük delikleri olan (metal)"]}, {"word": "karıncayiyen", "meanings": ["Karıncayiyengillerden, Avustralya'da yaşayan, karıncayla beslenen bir tür memeli, karıncakuşu (Echidna acule ata)"]}, {"word": "karıncayiyengiller", "meanings": ["Örnek hayvanı karıncayiyen olan, vücutları kirpi dikenli, ağızları boru biçiminde uzamış, karıncayla beslenen bir familya, karıncakuşugiller"]}, {"word": "karıncık", "meanings": ["Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk", "Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden vücuda pompalanacak kanı alıp vücuda göndermeye yarayan iki boşluk"]}, {"word": "karındaş", "meanings": ["Kardeş"]}, {"word": "karından bacaklılar", "meanings": ["Yumuşakçalardan, karınlarındaki etli, yassı pul biçimindeki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen salyangoz, sümüklü böcek vb.ni içine alan kabuklu hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "karınlama", "meanings": ["Karınlamak işi"]}, {"word": "karınlamak", "meanings": ["Gemi yanını dayamak"]}, {"word": "karınlı", "meanings": ["Karnı olan", "Karnı büyük ve çıkıntılı olan"]}, {"word": "karınma", "meanings": ["Karınmak işi"]}, {"word": "karınmak", "meanings": ["Sallanarak karışmak", "Çiftleşmek"]}, {"word": "karıntası", "meanings": ["Pastırmada kullanılan hayvanın göbek etleri"]}, {"word": "karınsa", "meanings": ["Kuşların tüy değiştirme zamanı"]}, {"word": "karıntı", "meanings": ["Anaforlarda oluşan çevrinti", "Geminin yanından vurarak gemiyi sarsan dalga"]}, {"word": "karın zarı", "meanings": ["Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar, periton"]}, {"word": "karın zarı yangısı", "meanings": ["Karın zarının çabuk ilerleyen veya kronik iltihabı, karın zarı iltihabı, peritonit"]}, {"word": "karısı ağızlı", "meanings": ["Karı ağızlı"]}, {"word": "karış", "meanings": ["Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık"]}, {"word": "karışık", "meanings": ["Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş", "Düzensiz, dağınık, intizamsız", "Karışmış", "Saf olmayan, mağşuş", "Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan", "Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık", "Dolu", "Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan"]}, {"word": "karışıklık", "meanings": ["Karışık olma durumu, keşmekeş, keşmekeşlik, teşevvüş"]}, {"word": "karışılmak", "meanings": ["Karışma işi yapılmak, müdahale edilmek"]}, {"word": "karışılma", "meanings": ["Karışılmak işi"]}, {"word": "karış karış", "meanings": ["Bir şeyi her yönüyle, inceden inceye, hiçbir tarafını ihmal etmeksizin"]}, {"word": "karışım", "meanings": ["Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey, kokteyl", "İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut"]}, {"word": "karış karış bilmek", "meanings": ["en ince ayrıntısına kadar biliyor olmak"]}, {"word": "karış karış dolaşmak", "meanings": ["her yeri gezmek"]}, {"word": "karışlama", "meanings": ["Karışlamak işi"]}, {"word": "karışmak", "meanings": ["İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek", "Düzensiz, dağınık olmak", "Bulanmak, duruluğunu yitirmek", "Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek", "Müdahale etmek, araya girmek", "Engellemek, araya girmek", "Bir araya gelmek, katılmak", "İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak", "Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak"]}, {"word": "karışlamak", "meanings": ["Karışla ölçmek"]}, {"word": "karışma", "meanings": ["Karışmak işi", "Engelleme, araya girme, müdahale", "Düzeni bozulma"]}, {"word": "karışanı görüşeni olmamak", "meanings": ["işine kimse karışmamak, özgür olmak"]}, {"word": "karıştırıcı", "meanings": ["İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı", "Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet", "Ortalığı birbirine katan, fitneci, müfsit"]}, {"word": "karıştırıcılık", "meanings": ["Karıştırıcı olma durumu, fitnecilik"]}, {"word": "karıştırılma", "meanings": ["Karıştırılmak işi"]}, {"word": "karıştırılmak", "meanings": ["Karıştırma işi yapılmak"]}, {"word": "karıştırmak", "meanings": ["Karışma işini yaptırmak", "İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak", "Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek", "Kurcalamak, oynamak", "Göz atmak, araştırmak, incelemek", "Üstünkörü okumak", "Ayırt edememek, tam olarak seçememek"]}, {"word": "karıştırma", "meanings": ["Karıştırmak işi"]}, {"word": "karıştırış", "meanings": ["Karıştırma işi"]}, {"word": "karides", "meanings": ["Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan, yüzücü, orta büyüklükte kabuklu, eti yenir bir deniz hayvanı"]}, {"word": "karidesçi", "meanings": ["Karides satan veya yakalayan kimse"]}, {"word": "kari", "meanings": ["Okuyucu, okur", "Kur'an'ı kurallarına uygun bir biçimde okuyan kimse"]}, {"word": "kariha", "meanings": ["Düşünme gücü"]}, {"word": "karikatür", "meanings": ["İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resim", "Beceriksizce yapılmış şey, taslak"]}, {"word": "karikatürcü", "meanings": ["Karikatür çizen sanatçı, çizer, karikatürist"]}, {"word": "karikatürcülük", "meanings": ["Karikatürcünün yaptığı iş, çizerlik, karikatüristlik"]}, {"word": "karikatürist", "meanings": ["Karikatürcü"]}, {"word": "karikatürize", "meanings": ["Karikatür durumuna getirilmiş olan"]}, {"word": "karikatürize etmek", "meanings": ["karikatürleştirmek"]}, {"word": "karikatürleştirme", "meanings": ["Karikatürleştirmek işi"]}, {"word": "karikatürlük", "meanings": ["Karikatür olma durumu", "Karikatür olma özelliği taşıyan kimse, olay veya şey", "Karikatür konusunu oluşturan olay"]}, {"word": "karina", "meanings": ["Gemi omurgası", "Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü"]}, {"word": "karikatürleştirmek", "meanings": ["Karikatür durumuna getirmek", "Bir şeyin, bir olayın belirtilmesi gereken özelliklerini bozarak, yererek, gülünç duruma getirerek anlatmak"]}, {"word": "karina etmek", "meanings": ["gemiyi karinası ortaya çıkacak biçimde bir yanı üzerine yatırmak"]}, {"word": "karinaya basmak", "meanings": ["karina etmek"]}, {"word": "karinalılar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının hemen bütün kuşları içine alan büyük bir bölümü"]}, {"word": "karine", "meanings": ["Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına, çözümlenmesine yarayan durum, ipucu", "Belirti"]}, {"word": "karine ile anlamak", "meanings": ["sözün gelişinden çıkarmak"]}, {"word": "kariyer", "meanings": ["Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık"]}, {"word": "karizma", "meanings": ["Etkileyicilik"]}, {"word": "kariyer yapmak", "meanings": ["uzmanlık alanında çalışmak, uzmanlaşmak, ihtisas yapmak"]}, {"word": "karizmayı çizdirmek", "meanings": ["var olan etkileyiciliğini kaybetmek"]}, {"word": "karizmatik", "meanings": ["Etkileyici"]}, {"word": "karkas", "meanings": ["Demirli betonla yapılmış yapı", "Kemikli sığır eti"]}, {"word": "karkara", "meanings": ["Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna"]}, {"word": "kar kuşu", "meanings": ["Serçegillerden, karlı dağların doruklarında yaşayan, bacakları ve parmakları tüylü bir kuş (Plectrophenax nivalis)"]}, {"word": "kar kuyusu", "meanings": ["Yazın kullanılmak üzere içinde kar saklanan kuyu, karlık"]}, {"word": "karlamak", "meanings": ["Kar yağmak"]}, {"word": "karlama", "meanings": ["Karlamak işi"]}, {"word": "karlanma", "meanings": ["Karlanmak işi"]}, {"word": "karlanmak", "meanings": ["Kar ile örtülmek, kar ile kaplanmak", "Ekranda görüntü siyah beyaz noktalarla kaplanmak"]}, {"word": "karlı", "meanings": ["Üstünde kar bulunan", "Kar yağan"]}, {"word": "kârlı", "meanings": ["Kârı olan, kazançlı"]}, {"word": "kârlı iş", "meanings": ["İyi para getiren iş veya çalışma alanı"]}, {"word": "karlık", "meanings": ["Kar kuyusu", "Dışı hasır örgüsüyle kaplı, içinde kar veya buz koymak için bölmesi bulunan, soğutucu olarak kullanılan büyük şişe"]}, {"word": "Karluk", "meanings": ["Eski Türk boylarından biri"]}, {"word": "karma", "meanings": ["Karmak işi", "Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş, muhtelit"]}, {"word": "karmaç", "meanings": ["Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet, mikser"]}, {"word": "karma eğitim", "meanings": ["Erkek ve kız öğrencilerin aynı okulda bir arada okumalarını sağlayan eğitim"]}, {"word": "karma ekonomi", "meanings": ["Özel ve kamu kesimlerini kaynaştırma amacını güden, her iki kesimin birlikte girişimlerini öngören ekonomi siyaseti"]}, {"word": "karmak", "meanings": ["Karıştırmak, birbirine katmak", "Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek"]}, {"word": "karmakarış", "meanings": ["Karmakarışık"]}, {"word": "karmakarışık", "meanings": ["Dağınık, düzensiz, çok karışık", "Huzursuz, kararsız, karmaşık"]}, {"word": "karmakarış olmak", "meanings": ["çok karışık duruma gelmek"]}, {"word": "karmakarış etmek", "meanings": ["çok karışık duruma getirmek"]}, {"word": "karmakarışık etmek", "meanings": ["çok karışık duruma getirmek"]}, {"word": "karmakarışık olmak", "meanings": ["çok karışık duruma gelmek"]}, {"word": "karmalık", "meanings": ["Karma olma durumu"]}, {"word": "karman çorman", "meanings": ["Çok karışık ve düzensiz"]}, {"word": "karman çorman etmek", "meanings": ["çok karışık ve düzensiz duruma getirmek"]}, {"word": "karman çorman olmak", "meanings": ["çok karışık ve düzensiz duruma gelmek"]}, {"word": "karmanyola", "meanings": ["Şehir içindeki ıssız yollarda ölümle korkutarak yapılan soygunculuk"]}, {"word": "karmanyolacı", "meanings": ["Karmanyola yoluyla adam soyan kimse"]}, {"word": "karmanyolaya getirmek", "meanings": ["soymak"]}, {"word": "karmanyolacılık", "meanings": ["Karmanyolacı olma durumu"]}, {"word": "karma okul", "meanings": ["Karma eğitim uygulanan okul"]}, {"word": "karma sergi", "meanings": ["Birçok ressamın eserlerini sergilediği yer"]}, {"word": "karmaşa", "meanings": ["Karmaşık olma durumu", "Kişiliğin oluşma ve gelişme evrelerinde ortaya çıkan ve ömür boyu davranışları etkileyebilen bilinç dışı dürtü ve güdüler bütünü, kompleks"]}, {"word": "karmaşık", "meanings": ["İçinde aynı cinsten birçok öge bulunan, birbirine az çok aykırı birçok şeyden oluşan, mudil", "Çözeltide kendisini oluşturan parçalara iki yönlü olarak ayrışan (iyon veya birleşik), kompleks", "Üstün teknolojisi olan, sofistike", "Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan, komplike", "Anlaşılması güç olan (durum), sofistike"]}, {"word": "karmaşıklaşma", "meanings": ["Karmaşıklaşma işi"]}, {"word": "karmaşıklaşmak", "meanings": ["Karmaşık duruma gelmek"]}, {"word": "karmaşık sayı", "meanings": ["Kesirleri ondalık sayının tersine olarak çeşitli birimlere göre bölümlenmiş sayı, sanal sayı"]}, {"word": "karmaşma", "meanings": ["Karmaşmak işi"]}, {"word": "karmaşmak", "meanings": ["Bir şey başka bir şeyle birleşerek karışık durum almak"]}, {"word": "karmaştırma", "meanings": ["Karmaştırmak işi"]}, {"word": "karmaştırmak", "meanings": ["Karmaşık duruma getirmek"]}, {"word": "karma tamlama", "meanings": ["Ad tamlamasındaki adlardan birinin veya ikisinin sıfat almasıyla kurulan tamlama: Tok evin aç kedisi. Yeşil köşkün lambası gibi"]}, {"word": "karmık", "meanings": ["Çay ağzında yapılan balıkçı büğeti", "Mersin balıklarının üremek için denizden nehirlere geçişleri sırasında avlanmalarında kullanılan ve nehir ağızlarına kurulan çok iğneli bir olta takımı"]}, {"word": "kâr merkezi", "meanings": ["İşletme ve şirketin kendi kâr veya zararlarından sorumlu olarak çalışan, yerine göre tamamen bağımsız davranabilen birimi"]}, {"word": "karnabahar", "meanings": ["Turpgillerden, çiçekleri etli ve tanecikli bir görünüşte olan, yaprakları lahana yaprağına benzeyen, sebze olarak kullanılan bir bitki (Brassica oleracea botrytis)"]}, {"word": "karnabit", "meanings": ["Karnabahar"]}, {"word": "karnaval", "meanings": ["Hristiyanların belli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi", "Bu dönemde yapılan eğlence", "Şenlik"]}, {"word": "karnaval maskarası", "meanings": ["Karnavala katılan gülünç giyimli kimse", "Gülünç, abartmalı giyimli, süslü kimse"]}, {"word": "karnaval maskesi", "meanings": ["Karnavalda takılan gülünç maske, maskara"]}, {"word": "karne", "meanings": ["Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge", "Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge"]}, {"word": "karnı geniş", "meanings": ["Çok yemek yiyen, obur (kimse)", "Vurdumduymaz, tasasız (kimse)"]}, {"word": "karnı burnunda", "meanings": ["Gebeliği çok ilerlemiş, doğumu yakın"]}, {"word": "karnı aç", "meanings": ["Acıkmış"]}, {"word": "karnından konuşan", "meanings": ["Başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan (kimse), vantrilok", "Karşısındakine söylemeyip arkasından kötü izlenim bırakacak biçimde üstü kapalı konuşan"]}, {"word": "karnıkara", "meanings": ["Börülce"]}, {"word": "karni", "meanings": ["Laboratuvarda damıtma işlerinde kullanılan, geniş karınlı, dar ve eğri boyunlu cam kap"]}, {"word": "karnıyarık", "meanings": ["Uzunlamasına yarılan kızarmış patlıcanların ortasına kıymalı iç konularak hazırlanmış yemek", "Matbaacılıkta her sayfayı çift sütun olarak düzenleme"]}, {"word": "karo", "meanings": ["Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçimli benekli olanı, orya", "Betondan yapılmış dört köşe döşeme taşı"]}, {"word": "karoser", "meanings": ["Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm"]}, {"word": "karnivor", "meanings": ["Etobur"]}, {"word": "kâr payı", "meanings": ["Herhangi bir malın maliyet fiyatı üzerine konulan ve satıcıya kalan kazanç", "Bir işletmenin maliyet giderleri ve zararları çıkarıldıktan sonra kalan net kârın pay senedi başına düşen bölümü, temettü hissesi"]}, {"word": "kâr paylaşımı", "meanings": ["Bir işletmenin ve şirketin yıl sonu kârlarından çalışanlarına, bir teşvik yöntemi olarak pay verilmesi"]}, {"word": "karpit", "meanings": ["Genellikle sanayide asetilen gazı çıkarmakta kullanılan, karbonla kalsiyum bileşiği madde (CaC2)"]}, {"word": "karpit lambası", "meanings": ["Karpitin su etkisiyle asetilen gazı vermesi ve bu gazın yakılmasıyla ışık elde edilen lamba"]}, {"word": "karpuz", "meanings": ["Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris)", "Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi", "Lamba karpuzu", "Kadın memesi"]}, {"word": "karpuz kabuğunu görmeden denize girme", "meanings": ["`bir işi en uygun zamanı gelmeden yapma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "karpuz kesmekle hararet sönmez", "meanings": ["`size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız`"]}, {"word": "karpuzcu", "meanings": ["Karpuz yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "karpuzculuk", "meanings": ["Karpuzcunun yaptığı iş"]}, {"word": "karsak", "meanings": ["Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir tür memeli (Vulpes corsac)"]}, {"word": "karpuz fener", "meanings": ["Şenliklerde kullanılan yuvarlak kâğıt fener"]}, {"word": "karst", "meanings": ["Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi"]}, {"word": "kârsız", "meanings": ["Kârı olmayan, kazançsız"]}, {"word": "karstik", "meanings": ["Karst özelliği taşıyan, karst ile ilgili"]}, {"word": "karşı", "meanings": ["Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi", "Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı", "Ön, kat, huzur", "Bulunan yere göre önde, ileride olan", "Karşıt, zıt, muhalif", "Yüzünü bir şeye doğru çevirerek", "Karşılık olarak, mukabil", "İçin, hakkında", "-e doğru"]}, {"word": "karşı durmak", "meanings": ["direnmek, dayanmak"]}, {"word": "karşı gelmek", "meanings": ["başkaldırmak", "birini karşılamak"]}, {"word": "karşı çıkmak", "meanings": ["dışarıdan gelenleri karşılamaya gitmek", "bir düşünceye katılmamak, cephe almak"]}, {"word": "karşı koymak", "meanings": ["boyun eğmemek"]}, {"word": "karşısına almak", "meanings": ["birinin düşünce ve tutumuna katılmadığını belli etmek"]}, {"word": "karşı olmak", "meanings": ["birine veya bir düşünceye katılmamak, karşıt olmak"]}, {"word": "karşısına dikilmek", "meanings": ["birinin karşısında durmak", "karşıt olmak", "engel olmak"]}, {"word": "karşısına geçmek", "meanings": ["karşı düşünceye katılmak", "karşı partiye, gruba gitmek"]}, {"word": "karşıcı", "meanings": ["Karşılamaya çıkan kimse, karşılayan", "Karşı düşüncede olan"]}, {"word": "karşı akın", "meanings": ["Karşı takımın yaptığı bir akını durdurup hemen akına geçme işi, kontratak"]}, {"word": "karşıcılık", "meanings": ["Karşıcı olma durumu"]}, {"word": "karşıdan karşıya", "meanings": ["Bir yandan öbür yana", "Karışmaz görünerek, uzaktan"]}, {"word": "karşı devrim", "meanings": ["Bir devrimi yıkmayı ve onun ürünlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen hareket"]}, {"word": "karşı düşürüm", "meanings": ["Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk"]}, {"word": "karşı gelim", "meanings": ["Karşıtlık"]}, {"word": "karşı görüş", "meanings": ["Bir teze veya iddiaya karşı getirilen yeni ve değişik önerme, karşı düşünce"]}, {"word": "karşı karşıya", "meanings": ["Yüz yüze"]}, {"word": "karşı karşıya olmak", "meanings": ["yüz yüze gelmek"]}, {"word": "karşılama", "meanings": ["Karşılamak işi, istikbal", "Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği"]}, {"word": "karşı karşıya gelmek", "meanings": ["birden karşılaşmak", "zıtlaşmak"]}, {"word": "karşılamak", "meanings": ["Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek", "Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek", "Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak", "Önlemek, durdurmak", "Masrafı ödemek", "Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak"]}, {"word": "karşılama töreni", "meanings": ["Önemli bir kimsenin bir yere gelişi sırasında o yerin yöneticileri ve halkı tarafından yapılan kabul töreni"]}, {"word": "karşılanış", "meanings": ["Karşılanma işi"]}, {"word": "karşılanma", "meanings": ["Karşılanmak işi"]}, {"word": "karşılanmak", "meanings": ["Karşılama işi yapılmak"]}, {"word": "karşılaşma", "meanings": ["Karşılaşmak işi", "İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılan yarışma, maç"]}, {"word": "karşılaşmak", "meanings": ["Karşı karşıya gelmek, rastlaşmak", "İki sporcu veya iki takım yarışmak"]}, {"word": "karşılaştırılmak", "meanings": ["Karşılaştırma işi yapılmak, kıyaslanmak"]}, {"word": "karşılaştırma", "meanings": ["Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese"]}, {"word": "karşılaştırılma", "meanings": ["Karşılaştırılmak işi"]}, {"word": "karşılaştırma derecesi", "meanings": ["Daha, çok, fazla, ziyade vb. kelimelerle kavramların karşılaştırılıp üst derecede gösterilmesi"]}, {"word": "karşılaştırmak", "meanings": ["Karşılaştırma işini yaptırmak", "Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek", "Dikişte giysinin bir yanına yapılan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak"]}, {"word": "karşılaştırmalı dil bilgisi", "meanings": ["Akraba dilleri ve lehçeleri karşılaştırarak inceleyen dil bilgisi"]}, {"word": "karşılaştırmalı", "meanings": ["Karşılaştırma yolu ile yapılan, mukayeseli"]}, {"word": "karşılaştırmalı dil bilimi", "meanings": ["Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli diller arasındaki ilişkileri, benzerlikleri belirleyip dil ailelerini tespit etmeyi amaçlayan inceleme"]}, {"word": "karşılık", "meanings": ["Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele", "Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz", "Cevap, yanıt", "Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel", "Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat"]}, {"word": "karşılık vermek", "meanings": ["küçük büyüğüne karşı gelmek", "cevap vermek, yanıt vermek"]}, {"word": "karşılayış", "meanings": ["Karşılama işi"]}, {"word": "karşılıkta bulunmak", "meanings": ["cevap vermek"]}, {"word": "karşılıklı", "meanings": ["İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil", "Birbirine karşı bulunan", "Birbirlerine karşı bir biçimde", "Birbiriyle ilgili olarak"]}, {"word": "karşılıklı yapraklar", "meanings": ["Sapların her düğümünde karşılıklı olarak ikişer ikişer bulunan yapraklar"]}, {"word": "karşılıksız çek", "meanings": ["Ödenecek paranın bankadaki hesapta olmadığı çek"]}, {"word": "karşılıksız", "meanings": ["Karşılığı olmayan", "Karşılık gerektirmeyen", "Karşılık verilmeyerek"]}, {"word": "karşın", "meanings": ["Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz, rağmen"]}, {"word": "karşı olum", "meanings": ["Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram veya yargı arasındaki bağlantı, tekabül"]}, {"word": "karşı sav", "meanings": ["Bir çatışkının ikinci terimini oluşturan düşünce veya önerme, antitez"]}, {"word": "karşıt", "meanings": ["Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast"]}, {"word": "karşıt anlamlı", "meanings": ["Anlamları birbirinin karşıtı olan (söz), zıt anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, siyah beyaz, dar geniş, büyük küçük gibi"]}, {"word": "karşıtçı", "meanings": ["Bir işe, davranışa veya düşünceye karşı çıkan, karşı olan, aleyhtar"]}, {"word": "karşıtçılık", "meanings": ["Karşıtçı olma durumu, aleyhtarlık"]}, {"word": "karşıt duygu", "meanings": ["Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu, antipati"]}, {"word": "karşıtlama", "meanings": ["Karşıtlamak işi"]}, {"word": "karşıtlamak", "meanings": ["Bir iddiaya zıt olarak başka bir iddia ileri sürmek"]}, {"word": "karşıtlaşma", "meanings": ["Karşıtlaşmak işi"]}, {"word": "karşıtlaşmak", "meanings": ["Birbirine karşıt olmak"]}, {"word": "karşıtlı", "meanings": ["Karşıtlık, zıtlık gösteren, tezatlı"]}, {"word": "karşıtlık", "meanings": ["Karşıt olma durumu, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast", "İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu, karşı gelim", "Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu", "Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi"]}, {"word": "kart", "meanings": ["Düzgün kesilmiş ince karton parçası", "Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit", "Kartpostal", "Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge", "Oyun kâğıdı", "Fotoğrafçılıkta 9x12 santimetre boyutlarındaki resim", "Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık", "Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne"]}, {"word": "kart", "meanings": ["Gençliği ve körpeliği kalmamış, körpe karşıtı"]}, {"word": "kart basmak", "meanings": ["işçiler iş yerine giriş ve çıkışta gelip gittiklerini bir makine aracılığıyla belirtmek"]}, {"word": "kartal", "meanings": ["Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri, yırtıcı bir tür kuş (Aquila)"]}, {"word": "kartal ağacı", "meanings": ["Dulaptal otugillerden, Hindistan'da yetişen, odunu öd ağacı gibi kokan bir ağaç"]}, {"word": "kartalgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımına giren büyük bir familyası"]}, {"word": "kartallar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının karinalılar bölümüne giren bir takım"]}, {"word": "kartallı eğrelti otu", "meanings": ["Yurdumuzun kıyı bölgelerinde sık rastlanan, yaprak sapının enine kesiti mikroskop altında iki başlı bir kartalı andıran, büyük yapraklı bir tür eğrelti (Pteridium aquilinum)"]}, {"word": "kart çıkarmak", "meanings": ["hakem kural dışı hareket eden oyuncuya cezalandırma amacı ile sarı veya kırmızı kart göstermek"]}, {"word": "kartallı", "meanings": ["Üzerinde kartal resmi bulunan"]}, {"word": "kartalma", "meanings": ["Kartalmak işi"]}, {"word": "kartaloş", "meanings": ["Kartlaşmış, yaşı geçkin, kartaloz"]}, {"word": "kartalmak", "meanings": ["Yaşlanmak, kartlaşmak"]}, {"word": "kartça", "meanings": ["Gençliği azalmış, yaşı geçkince", "Tazeliği azalmış (meyve, sebze)"]}, {"word": "kartel", "meanings": ["Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genellikle kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği"]}, {"word": "kartel", "meanings": ["Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı"]}, {"word": "kartaloz", "meanings": ["Kartaloş"]}, {"word": "kartela", "meanings": ["Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart", "Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar hâlinde gösteren liste", "Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela"]}, {"word": "kartelleşme", "meanings": ["Kartel kurma işi"]}, {"word": "kartelleşmek", "meanings": ["Kartel kurmak"]}, {"word": "Kartezyen", "meanings": ["Dekartçı"]}, {"word": "Kartezyenizm", "meanings": ["Dekartçılık"]}, {"word": "kartlaşmak", "meanings": ["Kart duruma gelmek"]}, {"word": "kartlık", "meanings": ["Kart olma durumu"]}, {"word": "kartlaşma", "meanings": ["Kartlaşmak işi"]}, {"word": "kartografi", "meanings": ["Haritacılık"]}, {"word": "kartograf", "meanings": ["Haritacı"]}, {"word": "kartografik", "meanings": ["Haritacılıkla ilgili"]}, {"word": "karton", "meanings": ["Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt", "On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj", "Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart", "Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter", "Seri hâlinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film"]}, {"word": "kartonpiyer", "meanings": ["Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı"]}, {"word": "kartopu", "meanings": ["Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık (Viburnum)", "Beyaz ve tombul"]}, {"word": "kartotek", "meanings": ["Kartlar üstüne işlenmiş bilgilerin düzenli bir dizgeye göre derlenmesi", "Bu biçimde derlenmiş kartların saklandığı kutu, dolap vb., kartoteks"]}, {"word": "kartpostalcı", "meanings": ["Kartpostal basan veya satan kimse"]}, {"word": "kartpostal", "meanings": ["Genellikle dikdörtgen biçiminde ince kartondan yapılmış, bir yüzü resimli, zarflı veya zarfsız gönderilen posta kartı, kart"]}, {"word": "kartuş", "meanings": ["Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi, hartuç", "Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp", "Resim yazıda kralın adını diğerlerinden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve", "Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp"]}, {"word": "kartuk", "meanings": ["Büyük tarla tarağı"]}, {"word": "kartvizit", "meanings": ["Kart (II)"]}, {"word": "Karun", "meanings": ["Kur'an'da kendisinden çok zengin olarak söz edilen ve bütün mal varlığı bir anda yok olan kişi"]}, {"word": "karyağdı", "meanings": ["Üstünde beyaz benekler bulunan kumaş"]}, {"word": "karyokinez", "meanings": ["Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması, mitoz"]}, {"word": "karye", "meanings": ["Köy"]}, {"word": "karyola", "meanings": ["Üzerine yatak konulup yatılan tahta veya metal ev eşyası"]}, {"word": "kas", "meanings": ["Tellerden oluşan ve kasılarak vücut hareketlerini sağlayan organ ve bu organın telsi dokusu, adale"]}, {"word": "kasa", "meanings": ["Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap", "Ticarethanelerde para alınıp verilen yer", "Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi", "Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça", "Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık", "Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla", "Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse", "Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve", "Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı"]}, {"word": "kasabalı", "meanings": ["Kasaba halkından olan", "Kasabada yaşayan"]}, {"word": "kasacı", "meanings": ["Veznedar, vezneci", "Kasa yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kasaba", "meanings": ["Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi, belde"]}, {"word": "kasayı devretmek", "meanings": ["işletmelerde nöbetleşe çalışan kasadarlar kasa mevcudunu birbirine aktarmak"]}, {"word": "kasabacık", "meanings": ["Küçük kasaba"]}, {"word": "kasadar", "meanings": ["Ticari kuruluşlarda kasada oturarak para alıp veren kimse"]}, {"word": "kasa fişi", "meanings": ["Satın aldığı mal veya hizmet için ödediği para karşılığında müşteriye yazar kasadan çıkarılarak verilen küçük kâğıt belge"]}, {"word": "kasa defteri", "meanings": ["İşletmelerde günlük alışveriş hareketlerinin kaydedildiği defter"]}, {"word": "kasalanma", "meanings": ["Kasalanmak işi"]}, {"word": "kasalanmak", "meanings": ["Kasalara yerleştirilmek"]}, {"word": "kasalamak", "meanings": ["Kasalara yerleştirmek"]}, {"word": "kasalama", "meanings": ["Kasalamak işi"]}, {"word": "kasalı", "meanings": ["Kasası olan"]}, {"word": "kasalık", "meanings": ["Kasa yapmaya uygun (tahta)"]}, {"word": "kasap, yağı bol bulunca gerisini yağlar", "meanings": ["`elinde kendisine gerekli olandan fazla şey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kasap", "meanings": ["Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse", "Et satılan dükkân", "Kan dökücü, hunhar"]}, {"word": "kasaptaki ete soğan doğranmaz", "meanings": ["`ele geçeceği, ortaya çıkacağı daha belli olmayan şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kasaphane", "meanings": ["Kesimevi, mezbaha, kanara"]}, {"word": "kasaplık", "meanings": ["Kasap olma durumu, etçilik", "Kasabın yaptığı iş, etçilik", "Kesilmek üzere kesimevine gönderilen (hayvan)", "Kan dökücülük, hunharlık"]}, {"word": "kasatura", "meanings": ["Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan veya bel kayışına asılı olarak taşınan bir bıçak türü"]}, {"word": "kasara", "meanings": ["Geminin baş ve kıç tarafında, asıl güverteden yüksek olan kısa güverte"]}, {"word": "kasa sayımı", "meanings": ["Günlük kasa mevcudunun kasanın devredilmesinden önce sayılıp belirlenmesi"]}, {"word": "kasavet", "meanings": ["Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı"]}, {"word": "kasavet çekmek", "meanings": ["üzülmek, tasalanmak"]}, {"word": "kasavetlenme", "meanings": ["Kasavetlenmek işi"]}, {"word": "kasavet etmek", "meanings": ["üzülmek, kaygılanmak"]}, {"word": "kasavetli", "meanings": ["Üzüntülü, sıkıntılı, tasalı, kaygılı"]}, {"word": "kasavetlenmek", "meanings": ["Kasavet sahibi olmak"]}, {"word": "kasavetsiz ağız anahtarsız açılır", "meanings": ["`sıkıntısı, kaygısı olmayan kimse, her konuda rahat konuşur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kasavetsiz", "meanings": ["Üzüntüsüz, sıkıntısız, tasasız, kaygısız"]}, {"word": "kas doku", "meanings": ["İstem dışı hareketleri yapan iç organlarda ve istemle hareket eden kaslarda bulunan hücreler topluluğu"]}, {"word": "kâse", "meanings": ["Cam, çini, toprak vb.nden yapılmış derince çanak"]}, {"word": "kâsecik", "meanings": ["Küçük kâse", "Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ"]}, {"word": "kasem", "meanings": ["Ant"]}, {"word": "kaset", "meanings": ["İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu"]}, {"word": "kasetçilik", "meanings": ["Kasetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kasetçi", "meanings": ["Kaset satan kimse"]}, {"word": "kasetçalar", "meanings": ["Kaset çalan araç"]}, {"word": "kasık", "meanings": ["Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü"]}, {"word": "kasık bağcı", "meanings": ["Kasık bağı yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kasık bağı", "meanings": ["Fıtığı içeride tutmak için kullanılan bağ"]}, {"word": "kasık biti", "meanings": ["Genellikle üreme organları çevresindeki kıl diplerinde yerleşen bir tür bit, kırkayak (Phthirus pubis)"]}, {"word": "kasık çatlağı", "meanings": ["Kasık fıtığı"]}, {"word": "kassıl duyumlar", "meanings": ["Kasların iradeli kasılmasıyla ortaya çıkan hareketlerin düzenlenmesine yardım eden duyumlar"]}, {"word": "kasık otu", "meanings": ["Karanfilgillerden, saz biçiminde ince sapları olan, güzel çiçekler açan, kasık yaralarına yararlı sayılan bir bitki (Herniaria hirsuta)"]}, {"word": "kassıl", "meanings": ["Kasla ilgili olan"]}, {"word": "kasılgan", "meanings": ["Kasılma özelliği olan, kasılabilen (kas ve organik doku)"]}, {"word": "kasılganlık", "meanings": ["Kasılgan olma durumu"]}, {"word": "kasılış", "meanings": ["Kasılma işi"]}, {"word": "kasılma", "meanings": ["Kasılmak işi, takallüs"]}, {"word": "kasılmak", "meanings": ["Kasma işi yapılmak", "Kas, büzülüp toplanmak, büzüşmek, takallüs etmek", "Büyüklenmek, kurumlanmak, gururlanmak"]}, {"word": "kasımdan on gün evvel ek, on gün sonra ekme", "meanings": ["`ekim zamanı kasımdan on gün önce biter, kasımdan on gün sonra ekilen tohum verimli olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kasım kasım", "meanings": ["`Gururlanmak, büyüklük taslamak, büyüklenmek` anlamlarındaki kasım kasım kasılmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "kasım", "meanings": ["Yılın on birinci ayı, son teşrin, teşrinisani", "Kışın başlangıcı sayılan 8 Kasım günü başlayıp Hıdırellez'in ilk günü olan 6 Mayıs'a kadar altı ay süren dönem"]}, {"word": "kasımpatı", "meanings": ["Birleşikgillerden, çiçekleri iri, katmerli ve türlü renkte, sonbahardan kışa değin açan bir süs bitkisi, krizantem (Chrysanthemum)"]}, {"word": "kasınç", "meanings": ["Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması, kramp"]}, {"word": "kasınma", "meanings": ["Kasınmak işi"]}, {"word": "kasınmak", "meanings": ["Kasılıp kalmak", "Büyüklenmek, kibirlenmek, kendini beğenmek"]}, {"word": "kasıntı", "meanings": ["Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılan eğreti dikiş", "Büyüklenme, kurum, gurur", "Büyüklenen, gururlanan ve bunu davranışlarıyla belli eden (kimse)"]}, {"word": "kasıntılı", "meanings": ["Kasıntısı olan", "Büyüklenen, kurumlu, kibirli, gururlu"]}, {"word": "kasıntısız", "meanings": ["Kasıntısı olmayan", "Büyüklenmeyen, kurumlu, gururlu davranmayan"]}, {"word": "kasır", "meanings": ["Köşk"]}, {"word": "kasırga", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr", "Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku"]}, {"word": "kasıt", "meanings": ["Amaç, istek, maksat", "Öldürmeyi, yaralamayı veya zarar vermeyi isteme, kötü niyet"]}, {"word": "kastı olmak", "meanings": ["birine kötülük etme, zarar verme isteği beslemek"]}, {"word": "kasıtlı", "meanings": ["İsteyerek, bilerek yapılan, maksatlı"]}, {"word": "kaside", "meanings": ["On beş beyitten az olmayan, bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı olan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı şiir türü"]}, {"word": "kasıtsız", "meanings": ["İsteyerek, bilerek yapılmayan, maksatsız"]}, {"word": "kasis", "meanings": ["Kara yolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler", "Yollarda araçların hızını düşürmek için yapılan, türlü biçimlerde tümsek", "Bir yolun doğrultusunu dik kesen bir yandan öbür yana geçen ark"]}, {"word": "kasideci", "meanings": ["Kaside yazan şair", "Birine yaranmak amacıyla aşırı övgüde bulunan kimse"]}, {"word": "kasiyer", "meanings": ["Kasa başında oturarak para alıp kasa fişi veren kimse, kasadar"]}, {"word": "kask", "meanings": ["Başı darbelerden korumak için sertleştirilmiş sentetik maddelerden yapılmış sağlam başlık"]}, {"word": "kaskatı kesilmek", "meanings": ["aşırı coşku, soğuk, korku, üzüntü vb. etkisiyle hareket edemeyecek, bir şey söylemeyecek duruma gelmek, donup kalmak"]}, {"word": "kaskatı", "meanings": ["Çok katı", "Kıpırdamaksızın, hareketsiz veya donmuş olarak", "Acımasız, hoşgörüsüz"]}, {"word": "kaskatı olmak", "meanings": ["kıpırdamamak, hareketsiz kalmak"]}, {"word": "kasket", "meanings": ["Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık"]}, {"word": "kasketçilik", "meanings": ["Kasketçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kasketli", "meanings": ["Kasketi olan"]}, {"word": "kasnak", "meanings": ["Enli çember", "Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi", "Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember", "Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri", "Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember", "Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü", "Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember"]}, {"word": "kasketçi", "meanings": ["Kasket yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kasketsiz", "meanings": ["Kasketi olmayan"]}, {"word": "kasko", "meanings": ["Taşıtların uğrayacakları kazadan doğacak zararların tamamının karşılanması için yapılan sigorta türü"]}, {"word": "kaslı", "meanings": ["Kasları sıkı, gelişmiş, adaleli"]}, {"word": "kasmak", "meanings": ["Kasları gergin duruma getirmek", "Kısaltmak", "Daraltmak", "Bölmek, ayırmak", "Baskısı altında tutmak"]}, {"word": "kasma", "meanings": ["Kasmak işi"]}, {"word": "kasıp kavurmak", "meanings": ["baskı yaparak veya kıyıcı davranışlarla bir topluluğu ezmek, zulmetmek", "çok zarar vermek, mahvetmek", "çok etkilemek, hüküm sürmek"]}, {"word": "kasnak işlemek", "meanings": ["kasnakta nakış işlemek"]}, {"word": "kasnakçı", "meanings": ["Kasnak, elek, ölçek vb. tahta işleri yapan kimse"]}, {"word": "kasnaklama", "meanings": ["Kasnaklamak işi"]}, {"word": "kasnaklamak", "meanings": ["Kasnak içine almak, çemberlemek", "Kollarını dolayarak kavramak", "Yapılarda, betonun şişmesini önlemek ve direncini artırmak için sıkıştırılmış betonun çevresini metalden bir kasnak içine almak"]}, {"word": "kasnı", "meanings": ["Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk"]}, {"word": "kassız", "meanings": ["Kasları gelişmemiş olan, adalesiz"]}, {"word": "kastanyola", "meanings": ["Bir çarkın dişlerine takılıp geriye doğru dönmesini önleyen dil", "Akan gemi zincirini sıkarak durdurmak için kullanılan, güverte locasının altına konmuş, hareketli demir kol"]}, {"word": "kastanyet", "meanings": ["Parmaklara takılarak çalınan bir zil türü"]}, {"word": "kastanyola yuvası", "meanings": ["Bir çarka kastanyola için açılmış dişlerin arası"]}, {"word": "kastar", "meanings": ["Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi"]}, {"word": "kastarcı", "meanings": ["Kastar işini yapan kimse"]}, {"word": "kastarcılık", "meanings": ["Kastarcının yaptığı iş"]}, {"word": "kastarlama", "meanings": ["Kastarlamak işi"]}, {"word": "kastarlamak", "meanings": ["Kastar işi yapmak"]}, {"word": "kasvet", "meanings": ["Sıkıntı, iç sıkıntısı"]}, {"word": "kasten", "meanings": ["Kasıtla, bile bile, isteyerek, zihinde tasarlayarak, taammüden"]}, {"word": "kastarlı", "meanings": ["Kastarlanmış olan"]}, {"word": "kastetme", "meanings": ["Kastetmek işi"]}, {"word": "kasti", "meanings": ["Bilerek, isteyerek yapılan", "Kasıtlı olarak, bilerek, isteyerek"]}, {"word": "kastetmek", "meanings": ["Amaçlamak, amaç olarak almak", "Demek istemek", "Kötülük etmek, kıymak, zarar vermeyi istemek"]}, {"word": "kastor", "meanings": ["Kunduz", "Kunduz kürkü", "Bu kürkten yapılmış"]}, {"word": "kas tutukluğu", "meanings": ["İşe alıştırılmamış kasların çalışma durumunda duyulan ağrı ve sızı"]}, {"word": "kasvet basmak (veya çökmek)", "meanings": ["çok sıkılmak, içi daralmak"]}, {"word": "kasvet vermek", "meanings": ["sıkıntı vermek"]}, {"word": "kasvetli", "meanings": ["Sıkıntılı"]}, {"word": "kasvetsiz", "meanings": ["Sıkıntısız, iç sıkmayan"]}, {"word": "kaş", "meanings": ["Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar", "Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm", "Sarp kayalık, uçurum", "Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set", "Ocağın veya şöminenin üst tarafında bulunan, üzerine malzeme konulan çıkıntı"]}, {"word": "kaşı (veya kaşları) çatılmak", "meanings": ["öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "kaşlarını çatmak", "meanings": ["kızmak, öfkelenmek"]}, {"word": "kaş göz etmek", "meanings": ["kaş ve göz işaretleriyle bir şey anlatmaya çalışmak"]}, {"word": "kaş ile göz, gerisi söz", "meanings": ["`güzellik, her şeyden önce kaş ve göz güzelliğidir, vücudun başka yerlerinin güzel olması önemli değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaş (veya kaşını) yıkmak", "meanings": ["kaşlarını çatmak"]}, {"word": "kaşını gözünü eğmek", "meanings": ["kızgın bir durumdayken kaş çatmak"]}, {"word": "kaş yapayım derken (veya yaparken) göz çıkartmak (veya çıkarmak)", "meanings": ["işi düzelteyim derken büsbütün bozmak"]}, {"word": "kaşla göz arasında", "meanings": ["kimsenin sezmesine imkân vermeyecek kadar kısa bir zaman içinde, çok çabuk"]}, {"word": "kaşının altında gözün var dememek", "meanings": ["gözünün üstünde kaşın var dememek"]}, {"word": "kaş göz işareti yapmak", "meanings": ["kaş ve gözle bir şeyler anlatmak, dikkat çekmek"]}, {"word": "kaşağı", "meanings": ["Hayvanları tımar etmek için kullanılan, sacdan, dişli araç", "Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık veya el biçiminde, tırnaklı araç"]}, {"word": "kaşağılama", "meanings": ["Kaşağılamak işi"]}, {"word": "kaşağılamak", "meanings": ["Tımar etmek için hayvana kaşağı sürmek"]}, {"word": "kaşağılanma", "meanings": ["Kaşağılanmak işi"]}, {"word": "kaşağılanmak", "meanings": ["Kaşağılama işi yapılmak"]}, {"word": "kaşağılatmak", "meanings": ["Kaşağılama işini yaptırmak"]}, {"word": "kaşağılatma", "meanings": ["Kaşağılatmak işi"]}, {"word": "kaşalot", "meanings": ["İspermeçet balinası", "Aptal, budala"]}, {"word": "kaşan", "meanings": ["Hizmet veya binek hayvanları durup işeme"]}, {"word": "kaşandırma", "meanings": ["Kaşandırmak işi"]}, {"word": "kaşandırmak", "meanings": ["Hayvanı durdurup işetmek"]}, {"word": "kâşane", "meanings": ["Büyük, süslü köşk, saray vb. yapı"]}, {"word": "kaşanma", "meanings": ["Kaşanmak işi"]}, {"word": "kaşanmak", "meanings": ["Hizmet ve binek hayvanları durup işemek"]}, {"word": "kaşan yeri", "meanings": ["Uzun yolda hayvanların durup işedikleri ve biraz dinlendikleri yer"]}, {"word": "kaşar", "meanings": ["Koyun sütünden yapılan, genellikle tekerlek biçiminde, sarımtırak, yağlı bir peynir"]}, {"word": "kaşarlanma", "meanings": ["Kaşarlanmak işi"]}, {"word": "kaşarlanmak", "meanings": ["Bir işte, bir hareketle çok deneyim kazanmak", "Hoşa gitmeyen bir harekete veya bir işe alışarak artık ondan üzüntü duymaz olmak"]}, {"word": "kaşarlı", "meanings": ["Kaşarla yapılmış", "Hoşa gitmeyen bir harekete veya bir işe alışarak artık ondan üzüntü duymayan", "Oyunda açıkgöz, kurnaz olan"]}, {"word": "kaşbastı", "meanings": ["Başa ve alna bağlanan bağ, çatkı"]}, {"word": "kaşar peyniri", "meanings": ["Kaşar"]}, {"word": "kaşeksi", "meanings": ["Kötü beslenme, süreğen veya kötücül bir hastalığın seyri sırasında oluşan ileri derecede zayıflık, bitkinlik ve çöküntü durumu"]}, {"word": "kaşe", "meanings": ["Toz ilaçların içine konulduğu, yutulmaya uygun, güllaçtan küçük kap"]}, {"word": "kaşelenmek", "meanings": ["Kaşeleme işi yapılmak"]}, {"word": "kaşelemek", "meanings": ["Resmî bir belgeyi kaşe ile damgalamak, mühürlemek"]}, {"word": "kaşeletmek", "meanings": ["Damgalatmak, mühürletmek"]}, {"word": "kaşık", "meanings": ["Sulu veya bazı ufak taneli yiyecekleri ağza götürmeye yarayan saplı sofra aracı", "Ucu iğneli kaşık biçimindeki olta"]}, {"word": "kaşık atmak (veya çalmak)", "meanings": ["iştahla veya çabuk yemek"]}, {"word": "kaşeli", "meanings": ["Kaşesi olan", "İşverenin, kendisine başkaca bir yükümlülüğü olmadan çalışma süresine göre ücret verdiği kimse"]}, {"word": "kaşık kadar", "meanings": ["çok küçük"]}, {"word": "kaşık sallamak", "meanings": ["yemek yemek"]}, {"word": "kaşıkla verip kepçeyle geri almak", "meanings": ["yaptığı bir iyiliğin acısını çıkarırcasına davranmak"]}, {"word": "kaşıkla yedirip sapıyla (gözünü) çıkartmak", "meanings": ["yaptığı bir iyiliği hiçe indirecek kötülükte bulunmak"]}, {"word": "kaşık çalımı", "meanings": ["Ortalığın kararmaya başladığı zaman, akşam yemeği zamanı"]}, {"word": "kaşıkçı", "meanings": ["Kaşık yapan veya satan kimse", "Şimşir, kemik, bağa vb.nden kaşık oyan, süsleyen zanaatçı"]}, {"word": "kaşıkçın", "meanings": ["Ördekgillerden, gagası kaşık biçiminde, tüyleri ak, kara, kahverengi, ayakları kırmızı bir kuş (Spatula clypeata)"]}, {"word": "kaşıkçılık", "meanings": ["Kaşıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "kaşıkçı kuşu", "meanings": ["Pelikan"]}, {"word": "kaşık düşmanı", "meanings": ["Kadın, eş"]}, {"word": "kaşıklama", "meanings": ["Kaşıklamak işi"]}, {"word": "kaşık kaşık", "meanings": ["Kaşıkla birbiri ardınca, büyük bir iştahla"]}, {"word": "kaşıklanma", "meanings": ["Kaşıklanmak işi"]}, {"word": "kaşıklamak", "meanings": ["Kaşıkla yemek"]}, {"word": "kaşıklayış", "meanings": ["Kaşıklama işi"]}, {"word": "kaşıklanmak", "meanings": ["Kaşıkla yenmek"]}, {"word": "kaşıklık", "meanings": ["İçine kaşık, çatal, bıçak vb. konulan kap", "Kaşık yapmaya elverişli", "Kaşığın alabileceği ölçüde"]}, {"word": "kaşık otu", "meanings": ["Turpgillerden, iskorbüte karşı kullanılan, yaprakları kaşığı andıran, güzel çiçekler açan bir bitki (Cochlearla officinalis)"]}, {"word": "kaşıma", "meanings": ["Kaşımak işi"]}, {"word": "kaşık oyunu", "meanings": ["Yurdumuzun birçok bölgesinde, parmaklar arasına sıkıştırılmış tahta kaşıklar ile şıkırdatılarak çok hareketli bir biçimde oynanan halk oyunu"]}, {"word": "kaşımak", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak", "Araştırmak, incelemek", "Sinirlendirecek söz söylemek", "Herhangi bir konuyu yeniden gündeme getirmek"]}, {"word": "kaşındırma", "meanings": ["Kaşındırmak işi"]}, {"word": "kaşındırmak", "meanings": ["Kaşınmasına yol açmak, kaşıntı vermek"]}, {"word": "kaşınma", "meanings": ["Kaşınmak işi"]}, {"word": "kaşınış", "meanings": ["Kaşınma işi"]}, {"word": "kaşınmak", "meanings": ["Kaşıntısı olmak, kaşıma isteği duymak", "Kendi kendini kaşımak", "Kötü bir karşılık gerektiren davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kaşıntı", "meanings": ["Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu"]}, {"word": "kaşıntılı", "meanings": ["Kaşıntısı olan"]}, {"word": "kâşif", "meanings": ["Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse, bulucu"]}, {"word": "kaş jölesi", "meanings": ["Kaşın düzgün görünmesini sağlayan bir madde"]}, {"word": "kaşkariko", "meanings": ["Oyun, dolap, düzen", "Yalan"]}, {"word": "kaşkaval", "meanings": ["Tekerlek biçiminde, sarı renkte, kaşara benzeyen bir peynir türü", "Aptal, sersem"]}, {"word": "kaşkaval", "meanings": ["Gabya ve babafingo çubuklarının topuk taraflarında açılan deliklerden geçirilerek uçları mavnalara dayanan, demir veya ağaç takoz"]}, {"word": "kaşkol", "meanings": ["Boyun atkısı, atkı"]}, {"word": "kaşlı", "meanings": ["Herhangi bir nitelikte kaşı olan"]}, {"word": "kaşkorse", "meanings": ["Ten üzerine giyilen ince kadın fanilası"]}, {"word": "kaşlı gözlü", "meanings": ["Yüzü güzel olan"]}, {"word": "kaşmer", "meanings": ["Soytarı"]}, {"word": "kaşmerlik", "meanings": ["Soytarılık"]}, {"word": "kaşmerlik etmek", "meanings": ["soytarılık etmek"]}, {"word": "kaşmir", "meanings": ["İnce, sık bir tür yün", "Bu yünden yapılmış"]}, {"word": "kaşpusiye", "meanings": ["Hafif üstlük"]}, {"word": "kat", "meanings": ["Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü", "Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey", "Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka", "Giyeceklerde takım", "Apartman dairesi", "Ön, yan", "Huzur", "Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı", "Makam, mevki", "Kez, defa, misil", "Katman", "Tekrarlanan bir sayının toplamı"]}, {"word": "kat çıkmak", "meanings": ["yapıya kat eklemek"]}, {"word": "kat", "meanings": ["Kesme, kesilme", "İlgiyi kesme", "Sonuca bağlama, bitirme", "Kesme"]}, {"word": "kati", "meanings": ["Kesin"]}, {"word": "katileşme", "meanings": ["Kesinleşme"]}, {"word": "katiyen", "meanings": ["Hiçbir zaman, asla", "Kesinlikle"]}, {"word": "katileşmek", "meanings": ["Kesinleşmek"]}, {"word": "katiyet", "meanings": ["Kesinlik"]}, {"word": "katabolizma", "meanings": ["Yadımlama"]}, {"word": "katafot", "meanings": ["Dışarıdan gelen bir ışığın etkisiyle geceleyin ışıklı görünen reflektör"]}, {"word": "katafalk", "meanings": ["Önünden geçilerek kendisine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer"]}, {"word": "katakofti", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde 8\\/8'lik bir usul"]}, {"word": "katakomp", "meanings": ["İlk Hristiyanların kayaları oyarak veya yer altını kazarak uzun dehlizler biçiminde yaptıkları, ölülerini gömdükleri veya tapınak olarak kullandıkları mezarlık"]}, {"word": "katakulli okumak", "meanings": ["yalan söylemek, palavra atmak"]}, {"word": "katakulli", "meanings": ["Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen"]}, {"word": "katakulli yapmak", "meanings": ["tuzak veya düzen hazırlamak, oyun oynamak"]}, {"word": "katakulliye gelmek", "meanings": ["tuzağa düşmek"]}, {"word": "katakulliye getirmek", "meanings": ["tuzağa düşürmek"]}, {"word": "Katalanca", "meanings": ["İspanya'nın kuzeydoğusunda Katalan topluluğunun konuştuğu dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "kataleptik", "meanings": ["Katalepsi ile ilgili", "Katalepsiye tutulmuş"]}, {"word": "katalepsi", "meanings": ["İradenin yitimi, dış etkilere karşı duygunluğun ortadan kalkması ve hareket organlarına verilen herhangi bir durumun olduğu gibi sürüp gitmesiyle beliren sendrom"]}, {"word": "katalitik", "meanings": ["Katalizle ilgili, kataliz niteliğinde olan", "Katalitik soba"]}, {"word": "katalizör", "meanings": ["Kimyasal tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini molekül yapısını değiştirmeden sağlayan, katalitik etkiye yol açan madde"]}, {"word": "kataliz", "meanings": ["Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi"]}, {"word": "kataloglama", "meanings": ["Kataloglamak işi"]}, {"word": "katalog", "meanings": ["Kitaplıktaki kitapları veya belli bir daldaki gereçleri, nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla, yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün, fihrist", "Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap, fihrist"]}, {"word": "kataloglamak", "meanings": ["Kitaplıktaki veya belli bir daldaki gereçleri yer numarası, bibliyografik kimlik vb. bakımından tespit etmek"]}, {"word": "katalpa", "meanings": ["İki çeneklilerden, yaprakları çok iri ve kalp biçiminde, çiçekli bir süs bitkisi (Bignonia catalpa)"]}, {"word": "katar", "meanings": ["Tren", "Taşıt dizisi", "Bir arada giden veya uçan hayvan dizisi"]}, {"word": "katarakt", "meanings": ["Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık, perde, akbasma, aksu"]}, {"word": "katarlamak", "meanings": ["Katar durumuna getirmek, arka arkaya dizmek"]}, {"word": "katarlama", "meanings": ["Katarlamak işi"]}, {"word": "katarlanmak", "meanings": ["Katar durumuna gelmek, arka arkaya gelmek"]}, {"word": "katarlanma", "meanings": ["Katarlanmak işi"]}, {"word": "katedral", "meanings": ["Başkilise"]}, {"word": "kategori", "meanings": ["Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı, grup, ulam", "Ulam"]}, {"word": "kategorik", "meanings": ["Kesin, açık", "Kesinlikle, şartsız olarak"]}, {"word": "katetmek", "meanings": ["Kesmek, bölmek", "Bir yeri aşarak geçmek, yol almak"]}, {"word": "katetme", "meanings": ["Katetmek işi"]}, {"word": "katgüt", "meanings": ["Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, kedi bağırsağından yapılmış iplik"]}, {"word": "katı", "meanings": ["Taşlık"]}, {"word": "katı", "meanings": ["Sert, yumuşak karşıtı", "Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim", "Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan", "Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp", "Çok, aşırı derecede"]}, {"word": "katık", "meanings": ["Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek", "Yağı alınmış yoğurt, ayran"]}, {"word": "katık etmek", "meanings": ["ekmeğin çok, yemeğin az olduğu durumlarda yemeği ölçülü yemek"]}, {"word": "katıklama", "meanings": ["Katıklamak işi"]}, {"word": "katıklamak", "meanings": ["Katık etmek", "Çorbayı yoğurtlamak"]}, {"word": "katıklı aş", "meanings": ["Bulgur veya yarmadan yapılan yoğurtlu çorba"]}, {"word": "katıklı", "meanings": ["İçinde katık bulunan"]}, {"word": "katılaşma", "meanings": ["Katılaşmak işi", "Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi, tasallüp"]}, {"word": "katıksız", "meanings": ["Katığı olmayan, yavan", "Yabancı bir şeyle karışmamış", "Belli bir yerden, belli bir soydan gelen", "Niteliği başka hiçbir etkiyle bozulmamış olan, tam"]}, {"word": "katılaşmak", "meanings": ["Katı duruma gelmek", "İz bırakmak, belirgin duruma gelmek"]}, {"word": "katılaştırma", "meanings": ["Katılaştırmak işi"]}, {"word": "katılaştırmak", "meanings": ["Katı duruma getirmek"]}, {"word": "katılgan doku", "meanings": ["Hücreleri şekilsiz bir ara madde içinde bulunan, organların asıl dokularının aralarını dolduran doku"]}, {"word": "katılık", "meanings": ["Katı (I) olma durumu", "Acımasız, duygusuz olma durumu"]}, {"word": "katılım", "meanings": ["Katılma işi, iştirak"]}, {"word": "katılma", "meanings": ["Katılmak işi", "İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci, iştirak"]}, {"word": "katılış", "meanings": ["Katılma işi"]}, {"word": "katılmak", "meanings": ["Katma işi yapılmak", "Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek", "Ortak olmak, benimsemek", "Hak vermek"]}, {"word": "katılmak", "meanings": ["Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek"]}, {"word": "katıla katıla ağlamak", "meanings": ["aşırı derecede ağlamak"]}, {"word": "katıla katıla gülmek", "meanings": ["aşırı derecede gülmek"]}, {"word": "katım", "meanings": ["Katma işi"]}, {"word": "katıltmak", "meanings": ["Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak", "Katılmasına yol açmak"]}, {"word": "katımlık", "meanings": ["Bir kezde katılacak miktarda olan"]}, {"word": "katıntı", "meanings": ["Birbirine katılmış karışık şeylerin her biri", "Hayvan sürüsüne dışarıdan gelip katılan (hayvan)"]}, {"word": "katır", "meanings": ["Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan", "Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse)"]}, {"word": "katır gibi", "meanings": ["inatçı (kimse)"]}, {"word": "katır kuyruğu gibi kalmak", "meanings": ["bir işte ilerlemeden kalmak"]}, {"word": "katır tepmişe dönmek", "meanings": ["çok hırpalanmak, perişan duruma düşmek, felaketin nereden geldiğini anlayamamak"]}, {"word": "katır boncuğu", "meanings": ["Çoğu binek hayvanlarının boynuna süs olarak takılan, mavi camdan iri boncuk", "Bu boncuklarla birlikte dizilen küçük deniz kabukları"]}, {"word": "katırcı", "meanings": ["Katırlarını kira ile işleten veya katırlarla eşya taşıyan kimse"]}, {"word": "katırcılık", "meanings": ["Katırcının yaptığı iş"]}, {"word": "katır karı", "meanings": ["Çocuğu olmayan evli kadın", "Kaba, görgüsüz kadın"]}, {"word": "katır kutur", "meanings": ["Sert duruma gelmiş, sertleşmiş, katur kutur", "Sert ve kaba ses çıkararak, katur kutur"]}, {"word": "katırkuyruğu", "meanings": ["Baklagillerden, çiçekleri sarı ve şemsiye durumunda olan acı bir bitki (Equisetum pasturel)"]}, {"word": "katırlaşma", "meanings": ["Katırlaşmak durumu"]}, {"word": "katırlaşmak", "meanings": ["Huysuzluk etmek, inatlaşmak"]}, {"word": "katırlık", "meanings": ["İnatçı, huysuz olma durumu"]}, {"word": "katırtırnağı", "meanings": ["Baklagillerden, dalları çok ince, çiçekleri sarı, bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki (Genista scoparia)"]}, {"word": "katı söz", "meanings": ["Sert ve kırıcı söz"]}, {"word": "katır yılanı", "meanings": ["Bir tür engerek"]}, {"word": "katışıklık", "meanings": ["Katışık olma durumu"]}, {"word": "katışık", "meanings": ["İçine başka şeyler karışmış olan, karışık, karma, mahlut"]}, {"word": "katışıksız", "meanings": ["İçine başka şeyler karışmamış olan, arı (I), saf (II)"]}, {"word": "katışma", "meanings": ["Katışmak işi"]}, {"word": "katışmaç", "meanings": ["Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün, agrega"]}, {"word": "katışmak", "meanings": ["Bir topluluğa karışmak, katılmak"]}, {"word": "katil", "meanings": ["İnsan öldüren kimse, cani", "Öldürücü, ölüme neden olan"]}, {"word": "katıştırma", "meanings": ["Katıştırmak işi"]}, {"word": "katil", "meanings": ["Öldürme"]}, {"word": "katıştırmak", "meanings": ["Bir şeyin içine başka bir şey katarak karıştırmak"]}, {"word": "katı yağ", "meanings": ["Don yağı, parafin gibi normal sıcaklıktayken katı durumda bulunan yağ"]}, {"word": "katı yumurta", "meanings": ["Lop yumurta"]}, {"word": "katı yürekli", "meanings": ["Merhametsiz"]}, {"word": "kâtibe", "meanings": ["Kadın yazman, kadın sekreter"]}, {"word": "kâtibiadil", "meanings": ["Noter"]}, {"word": "katillik", "meanings": ["Katil olma durumu"]}, {"word": "kâtip", "meanings": ["Yazman"]}, {"word": "kâtiplik", "meanings": ["Sekreterlik, yazmanlık, kitabet"]}, {"word": "kat kat", "meanings": ["Çok, pek çok", "Üst üste"]}, {"word": "katkı", "meanings": ["Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım", "Bir şeye katılan başka bir madde", "Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler", "Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan"]}, {"word": "katkıda bulunmak", "meanings": ["bir şeyin oluşmasına, gelişmesine veya gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile yardım etmek"]}, {"word": "katkılanma", "meanings": ["Katkılanmak işi"]}, {"word": "katkılanmak", "meanings": ["İçine bir katkı karışmak"]}, {"word": "katkılı", "meanings": ["İçine yabancı madde katılmış olan, karışık, saf olmayan"]}, {"word": "katkı payı", "meanings": ["Bir işe, bir ortaklığa girişte ödenen ücret", "Yükseköğrenimdeki harcamaların öğrenci tarafından ödenen bölümü"]}, {"word": "katkısız", "meanings": ["Üzerine veya içine hiçbir şey katılmamış, katışıksız, saf(II)", "Niteliği hiçbir etki ile değişmeyen, tam, bozulmamış"]}, {"word": "katlama", "meanings": ["Katlamak işi", "Mayasız hamurdan yapılan, peynirli veya peynirsiz pide, yufka"]}, {"word": "katlamak", "meanings": ["Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek", "Arttırarak çoğaltmak"]}, {"word": "katlandırmak", "meanings": ["Katlanmasını sağlamak"]}, {"word": "katlandırma", "meanings": ["Katlandırmak işi"]}, {"word": "katlanılma", "meanings": ["Katlanılmak işi"]}, {"word": "katlanılmak", "meanings": ["Katlanma işi yapılmak"]}, {"word": "katlanış", "meanings": ["Katlanma işi"]}, {"word": "katlatma", "meanings": ["Katlatmak işi"]}, {"word": "katlanmak", "meanings": ["Katlama işi yapılmak", "Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek"]}, {"word": "katliam", "meanings": ["Kırım"]}, {"word": "katlatmak", "meanings": ["Katlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "katlanma", "meanings": ["Katlanmak işi"]}, {"word": "katlayış", "meanings": ["Katlama işi"]}, {"word": "katletme", "meanings": ["Katletmek işi"]}, {"word": "katletmek", "meanings": ["İnsan öldürmek", "Zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek", "Zarar vermek"]}, {"word": "katlı", "meanings": ["Katlanmış, bükülmüş", "Katı veya katları olan"]}, {"word": "katlı kur", "meanings": ["Az gelişmiş ülke ekonomilerine özgü birden çok döviz kuru uygulama yöntemi"]}, {"word": "katma değer vergisi", "meanings": ["Satın alınan mal ve yiyecekten alınan peşin vergi"]}, {"word": "katma bütçe", "meanings": ["Özel gelirleri olan ve genel bütçe dışında kalan bütçe, mülhak bütçe"]}, {"word": "katmak", "meanings": ["Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak", "Bir araya getirmek", "Birlikte göndermek", "Döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak"]}, {"word": "katma", "meanings": ["Katmak işi, ilhak", "Katılmış, eklenmiş, ulanmış, munzam", "Kıldan veya yünden yapılmış ip"]}, {"word": "katmalı", "meanings": ["Cismin üç ana renkteki görüntüsünün tek bir film üzerinde yer aldığı, bir renkli film işlemi"]}, {"word": "katman", "meanings": ["Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri, tabaka", "Altında veya üstünde olan kayaçlardan gözle veya fiziksel olarak az çok ayrılabilen, kalınlığı 1 santimetreden az olmayan tortul kayaç birimi, tabaka", "Bir toplum içinde makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan topluluklardan her biri, tabaka"]}, {"word": "kadıncağız", "meanings": ["Kendisine şefkat ve acıma duyulan kadın"]}, {"word": "kadıncık", "meanings": ["Kadınlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "kadınevi", "meanings": ["Yoksul, mağdur veya başka bir özelliği dolayısıyla muhtaç durumda kalan kadınların geçici olarak barındıkları yer"]}, {"word": "kadıncıl", "meanings": ["Zampara"]}, {"word": "kadıngöbeği", "meanings": ["Kızartılarak yapılan, ortası çukurca, bir tür yumurtalı hamur tatlısı"]}, {"word": "kadın hareketi", "meanings": ["Feminizm"]}, {"word": "kadın kadına", "meanings": ["Yalnız kadınlar arasında, kadınlar baş başa"]}, {"word": "kadın kadıncık", "meanings": ["Hanımefendi, terbiyeli, ağırbaşlı kadın", "Hanımefendi, terbiyeli, ağırbaşlı bir biçimde"]}, {"word": "kadınlar hamamı", "meanings": ["Kadınlara ayrılan özel hamam", "Herkesin aynı anda ve yüksek sesle konuştuğu yer"]}, {"word": "kadınlı erkekli", "meanings": ["Kadın erkek karışık", "Kadın erkek karışık olarak"]}, {"word": "kadınlaşmak", "meanings": ["Kadına benzer bir durum almak", "Erkek kadın gibi davranır duruma gelmek"]}, {"word": "kadınlı", "meanings": ["Kadını olan"]}, {"word": "kadınlık", "meanings": ["Kadın olma durumu", "Kadının gerekli erdem ve nitelikleri taşıması durumu", "Dişiliğin özelliklerini kullanma durumu"]}, {"word": "kadınlaşma", "meanings": ["Kadınlaşmak işi"]}, {"word": "kadınnine", "meanings": ["Büyükanne", "Yaşı epey ilerlemiş kadın"]}, {"word": "kadınsı", "meanings": ["Kadına benzer, kadın gibi, kadınımsı", "Kadınsı özelliklere fazlasıyla sahip olan (kadın), feminen", "Davranış ve kılık kıyafet bakımından kadına özenen (erkek), kadınımsı, efemine"]}, {"word": "kadınsılaşmak", "meanings": ["Kadın özelliği kazanmak, kadınlaşmak"]}, {"word": "kadınsız", "meanings": ["Kadın bulunmayan", "Karısı olmayan, eşsiz", "Kadın olmaksızın"]}, {"word": "kadıntuzluğu", "meanings": ["Sarıçalı"]}, {"word": "kadınsılık", "meanings": ["Kadınsı olma durumu"]}, {"word": "kadın terzisi", "meanings": ["Kadın giysisi diken terzi"]}, {"word": "kadın ticareti", "meanings": ["Kız çocukları ile kadınların gizlice kaçırılarak veya doğrudan para karşılığında satılması"]}, {"word": "kadırga", "meanings": ["Hem yelken hem kürekle yol alan, özellikle Akdeniz'de kullanılmış bir savaş gemisi"]}, {"word": "kadırga balığı", "meanings": ["İspermeçet balinası"]}, {"word": "kadife", "meanings": ["Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş, velur", "Bu kumaştan yapılmış, bu kumaşla kaplanmış"]}, {"word": "kadife çiçeği", "meanings": ["Birleşikgillerden, çiçekleri genellikle parlak sarı renkte ve kadife görünümünde bir süs bitkisi, topkadife (Tagetes)"]}, {"word": "kadife gibi", "meanings": ["yumuşak, pürüzsüz ve parlak (ses, ten vb.)"]}, {"word": "kadifeleşme", "meanings": ["Kadifeleşmek işi"]}, {"word": "kadifeleştirme", "meanings": ["Kadifeleştirmek işi"]}, {"word": "kadifeleşmek", "meanings": ["Yumuşamak, samimi olmak, içtenleşmek"]}, {"word": "kadifeleştirmek", "meanings": ["Kadifeleşmesine yol açmak"]}, {"word": "kadim", "meanings": ["Başlangıcı olmayan, eski, ezelî"]}, {"word": "kadifelik", "meanings": ["Kadife gibi olma durumu", "Kadife yapmaya elverişli olan"]}, {"word": "kadrini anlamak", "meanings": ["değerinin farkına varmak"]}, {"word": "kadir", "meanings": ["Değer, kıymet, itibar", "Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak"]}, {"word": "kadir", "meanings": ["Güçlü, gücü yeter, erkli", "Her şeye gücü yeten (Tanrı)"]}, {"word": "kadir olmak", "meanings": ["güçlü olmak, gücü olmak, gücü yetmek"]}, {"word": "kadrini bilmek", "meanings": ["değerini bilmek, yararlanmak"]}, {"word": "kadirbilir", "meanings": ["Değerbilir"]}, {"word": "kadirbilirlik", "meanings": ["Değerbilirlik"]}, {"word": "kadirbilmez", "meanings": ["Değerbilmez"]}, {"word": "kadirbilmezlik", "meanings": ["Değerbilmezlik"]}, {"word": "Kadiri", "meanings": ["Kadirilik'e mensup olan kimse"]}, {"word": "Kadir Gecesi doğmuş", "meanings": ["çok şanslı, kısmetli kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "Kadir Gecesi", "meanings": ["Kur'an indirilmeye başlandığı için kutsal sayılan ramazan ayının yirmi yedinci gecesi"]}, {"word": "Kadirilik", "meanings": ["Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından XI. yüzyılda kurulan bir tarikat", "Bu tarikata mensup olma durumu"]}, {"word": "kadirşinas", "meanings": ["Değerbilir"]}, {"word": "kadirşinaslık", "meanings": ["Değerbilirlik"]}, {"word": "kadit", "meanings": ["Çok zayıf", "Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et", "İskelet"]}, {"word": "kadmiyum", "meanings": ["Atom numarası 48, atom ağırlığı 112,40, yoğunluğu 8,6 olan, 320 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, elektrik ve seramik sanayisinde kullanılan yumuşakça bir element (simgesi Cd)"]}, {"word": "kadidi çıkmak", "meanings": ["çok zayıflamak, bir deri bir kemik durumuna gelmek", "iskeleti görünmek"]}, {"word": "kadran", "meanings": ["Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem", "Ölçek"]}, {"word": "kadrat", "meanings": ["Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası", "Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi"]}, {"word": "kadril", "meanings": ["Salon danslarından biri", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "kadro", "meanings": ["Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi", "Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge", "Bu çizelgedeki yer", "Bisiklet ve motosiklette iskeleti oluşturan metal bölüm", "Bir işte görev alan kişi veya kişiler, ekip"]}, {"word": "kadrolandırma", "meanings": ["Kadrolandırmak işi"]}, {"word": "kadrolandırmak", "meanings": ["Kadroda yer vermek"]}, {"word": "kadrolu", "meanings": ["Bir kuruluşta kadrosu olan, kadroya girmiş olan"]}, {"word": "kadrosuz", "meanings": ["Kadrosu olmayan"]}, {"word": "kadrosuzluk", "meanings": ["Kadrosuz olma durumu"]}, {"word": "kadük olmak (veya kalmak)", "meanings": ["değerini yitirmek", "yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarıları değerini yitirmek, görüşme dışı kalmak"]}, {"word": "kadük", "meanings": ["Değerini, önemini yitirmiş, geçerliliği kalmamış, eskimiş"]}, {"word": "kafa", "meanings": ["İnsan başı, ser", "Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü", "Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu", "Mekanik bir bütünün parçası", "Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek", "Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet"]}, {"word": "kafa atmak", "meanings": ["kavga sırasında karşıdakinin yüzüne, sert ve şiddetli bir biçimde kafayla vurmak"]}, {"word": "kafa bulmak", "meanings": ["alay etmek"]}, {"word": "kafa cilalamak", "meanings": ["içki içmek"]}, {"word": "kafa (veya kafayı) çekmek", "meanings": ["içki içmek"]}, {"word": "kafa (veya kafasını) dinlendirmek", "meanings": ["tasa veya zihni yoran sorunlardan kendini uzaklaştırmak"]}, {"word": "kafa (veya kafayı veya kafasını) dinlemek", "meanings": ["zihni yoran sorunlardan uzak kalmak", "sessiz, sakin kalmak"]}, {"word": "kafa eskitmek", "meanings": ["zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak"]}, {"word": "kafa göz yarmak", "meanings": ["beceriksizlik göstermek"]}, {"word": "kafa kafaya vermek", "meanings": ["iki veya birkaç kişi bir kenara çekilip konuşmak", "dayanışmak"]}, {"word": "kafa kalmamak", "meanings": ["zihin yorularak çalışmaz olmak"]}, {"word": "kafa (veya kafasını) karıştırmak", "meanings": ["önceki düşüncelerini altüst etmek"]}, {"word": "kafa patlatmak", "meanings": ["bir konu üzerinde pek çok düşünmek"]}, {"word": "kafa (veya kafasını) şişirmek", "meanings": ["gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek"]}, {"word": "kafa sallamak", "meanings": ["ikaz etmek için başını iki yana veya öne arkaya hafifçe eğmek", "baş sallamak", "doğru veya yanlış her şeye evet demek"]}, {"word": "kafa tutmak", "meanings": ["boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek"]}, {"word": "kafa (veya kafasını) ütülemek", "meanings": ["çok laf edip tedirgin etmek"]}, {"word": "kafa yapmak", "meanings": ["dalga geçmek"]}, {"word": "kafa yok!", "meanings": ["`akıl, düşünce yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kafa yormak", "meanings": ["bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek"]}, {"word": "kafası almamak (veya sarmamak)", "meanings": ["anlayamamak, kavrayamamak", "zihin yorgunluğu sebebiyle anlayamaz duruma gelmek", "olabileceğine inanmamak"]}, {"word": "kafası bozulmak", "meanings": ["öfkelenmek, kızmak"]}, {"word": "kafası bir dünya", "meanings": ["çok sarhoş"]}, {"word": "kafası bulanmak", "meanings": ["bir olay karşısında aklı karışmak, anlayamaz, kavrayamaz duruma gelmek"]}, {"word": "kafası dolmak", "meanings": ["zihninde çeşitli konular birikmek"]}, {"word": "kafası dönmek", "meanings": ["sıkışık bir durumda sersemlemek", "kızıp öfkelenmek"]}, {"word": "kafası dumanlanmak", "meanings": ["çok dalgın olmak", "sarhoş olmak", "esrar içmiş olmak"]}, {"word": "kafası durmak", "meanings": ["zihin yorgunluğundan düşünemez olmak"]}, {"word": "kafası düzelmek", "meanings": ["doğruyu ve iyiyi bulmak"]}, {"word": "kafası işlemek (veya çalışmak)", "meanings": ["aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak"]}, {"word": "kafası karışmak (veya allak bullak olmak)", "meanings": ["önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak"]}, {"word": "kafası ile oynamak", "meanings": ["takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak"]}, {"word": "kafası kazan (gibi) olmak", "meanings": ["kafası şişmek"]}, {"word": "kafası kızmak", "meanings": ["öfkelenmek"]}, {"word": "kafası sarmamak", "meanings": ["anlamamak, aklı ermemek"]}, {"word": "kafası sersem sepet (olmak)", "meanings": ["gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak)"]}, {"word": "kafası şişmek", "meanings": ["zihni yorulmak", "gürültüden tedirgin olmak"]}, {"word": "kafası yerinde olmamak", "meanings": ["gereği gibi düşünecek durumda olmamak"]}, {"word": "kafası (veya kafasına) takılmak", "meanings": ["zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak"]}, {"word": "kafası yerine gelmek", "meanings": ["kendini toparlamak, kendine gelmek"]}, {"word": "kafasına estiği gibi", "meanings": ["sadece kendi düşünce ve isteklerine göre"]}, {"word": "kafasına dank etmek", "meanings": ["bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak"]}, {"word": "kafasına geçirmek", "meanings": ["başına geçirmek"]}, {"word": "kafasına girmek", "meanings": ["bir düşünce aklına uygun gelmek", "birini bir iş yapmaya kandırmak"]}, {"word": "kafasına girmemek", "meanings": ["anlayamamak, kavrayamamak"]}, {"word": "kafasına göre", "meanings": ["istediği gibi"]}, {"word": "kafasına koymak", "meanings": ["kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek"]}, {"word": "kafasına sığmamak", "meanings": ["akıl erdirememek"]}, {"word": "kafasına söz girmemek", "meanings": ["çok aptal veya inatçı olmak", "önemsememek"]}, {"word": "kafasına uymak", "meanings": ["aklına uymak"]}, {"word": "kafasına vur, ekmeğini elinden al", "meanings": ["başına vur, ağzından lokmasını al"]}, {"word": "kafasına vura vura", "meanings": ["zorla, isteyip istemediğine bakmadan"]}, {"word": "kafasına vurmak", "meanings": ["başına vurmak"]}, {"word": "kafasında tutmak", "meanings": ["bir şeyi unutmamak, aklında tutmak"]}, {"word": "kafasında şimşek çakmak", "meanings": ["beyninde şimşek çakmak"]}, {"word": "kafasından çıkarmak (veya atmak)", "meanings": ["bir şeyi unutmak veya ondan vazgeçmek"]}, {"word": "kafasından geçirmek", "meanings": ["belli belirsiz düşünmek"]}, {"word": "kafasını ezmek", "meanings": ["zararlı olabilecek bir hareketi, bir durumu başlangıçta yok etmek, etkisiz duruma getirmek"]}, {"word": "kafasını işletmek", "meanings": ["doğru ve iyi düşünmek"]}, {"word": "kafasını kaldırmak", "meanings": ["karşı gelmek, başkaldırmak"]}, {"word": "kafasını kaşıyacak vakti olmamak", "meanings": ["başını kaşıyacak vakti olmamak"]}, {"word": "kafasını kaldırmamak", "meanings": ["yoğun olarak çalışmak, meşgul olmak", "yoğun bir biçimde düşünmek veya çalışmak", "karşı gelmemek"]}, {"word": "kafasını kırmak", "meanings": ["iyice dövmek, pataklamak"]}, {"word": "kafasını kullanmak", "meanings": ["akıllıca davranmak"]}, {"word": "kafasını kurcalamak", "meanings": ["zihnini meşgul etmek, düşündürmek"]}, {"word": "kafasını sarmak (veya açmak)", "meanings": ["uyuşmak, anlaşmak, uyum sağlamak"]}, {"word": "kafasını sokmak", "meanings": ["barınabilecek bir yere yerleşmek, başını sokmak"]}, {"word": "kafasını taştan taşa çarpmak (veya vurmak)", "meanings": ["başını taştan taşa çarpmak"]}, {"word": "kafasını toplamak", "meanings": ["sağlıklı düşünebilir olmak"]}, {"word": "kafasını uçurmak", "meanings": ["kellesini uçurmak"]}, {"word": "kafasını tütsülemek", "meanings": ["sarhoş etmek"]}, {"word": "kafasını vurmak", "meanings": ["bir kimsenin kafasını kesmek"]}, {"word": "kafasının bir tahtası eksik (veya noksan) (olmak)", "meanings": ["akıl dışı davranışlarda bulunan"]}, {"word": "kafasının dikine gitmek", "meanings": ["kendi düşünce ve görüşünün en iyi olduğuna inanarak kimsenin öğüdünü, uyarısını dinlememek"]}, {"word": "kafasının etini yemek", "meanings": ["başının etini yemek"]}, {"word": "kafasının kontağı atmak", "meanings": ["çok sinirlenmek, öfke ile dolmak"]}, {"word": "kafaya almak", "meanings": ["zaaflarından yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek", "konu önemliymiş gibi yaparak alaya almak", "gemi seyrederken akıntıyı başa almak"]}, {"word": "kafaya çıkmak", "meanings": ["topa kafayla vurmak için sıçramak"]}, {"word": "kafaya takmak", "meanings": ["sürekli o şeyi düşünmek"]}, {"word": "kafayı bulandırmak", "meanings": ["önceki düşünceleri altüst etmek, değiştirmek"]}, {"word": "kafayı çalıştırmak (veya işletmek)", "meanings": ["akılcı davranarak sorunları çözmek"]}, {"word": "kafayı bulmak", "meanings": ["sarhoş olmak"]}, {"word": "kafayı değiştirmek", "meanings": ["düşüncesini, kanaatini değiştirmek"]}, {"word": "kafayı tütsülemek (veya dumanlamak)", "meanings": ["sarhoş olmak"]}, {"word": "kafayı üşütmek", "meanings": ["delirmek, çılgınlaşmak"]}, {"word": "kafayı (bir yere) vurmak", "meanings": ["hastalanıp yatağa düşmek", "uyumak için yatmak"]}, {"word": "kafayı yemek", "meanings": ["aşırı yorgunluktan bunalıma düşmek"]}, {"word": "kafaca", "meanings": ["Düşünce bakımından"]}, {"word": "kafadan bacaklılar", "meanings": ["Yumuşakçaların, baş bölgelerinde sert bir gagası ve çekmenli sekiz kolu bulunan önemli bir sınıfı"]}, {"word": "kafa çıkışı", "meanings": ["Futbolda havadan gelen topa kafa vurmak için yükselme"]}, {"word": "kafadar", "meanings": ["Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri, kafadaş, kafa dengi, büzüktaş"]}, {"word": "kafadarlık", "meanings": ["Kafadar olma durumu, kafadaşlık"]}, {"word": "kafadaş", "meanings": ["Kafadar"]}, {"word": "kafa dengi", "meanings": ["Kafadar"]}, {"word": "kafadaşlık", "meanings": ["Kafadarlık"]}, {"word": "kafa işçisi", "meanings": ["Beyin gücü ile ortaya eser koyan, araştıran, inceleyip eleştiren kimse"]}, {"word": "kafa kâğıdı", "meanings": ["Nüfus cüzdanı"]}, {"word": "kafa koçanı", "meanings": ["Nüfus cüzdanı"]}, {"word": "kafakol", "meanings": ["Güreşte bir oyun türü"]}, {"word": "kafakola almak", "meanings": ["güreşte kafa ve kolu birlikte kavrayarak rakibi çevirmek", "etkisi altına alıp kandırmak"]}, {"word": "kafalı", "meanings": ["Kafası olan", "Kafası herhangi bir biçimde olan", "Bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı"]}, {"word": "kafası dumanlı", "meanings": ["Sarhoş", "Çözemediği karışık düşüncelerle kafası yorgun (kimse)"]}, {"word": "kafasız", "meanings": ["Kafası olmayan", "Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız"]}, {"word": "kafasızlık", "meanings": ["Kafasız olma durumu, anlayışsızlık, kavrayışsızlık"]}, {"word": "kafatasçılık", "meanings": ["İnsanları kafataslarının biçimine göre değerlendiren görüş", "Bir düşünce, inanç vb.ne körü körüne bağlılık"]}, {"word": "kafatasçı", "meanings": ["Kafatasçılıktan yana olan (kimse, görüş)"]}, {"word": "kafatası", "meanings": ["İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü"]}, {"word": "Kafdağı", "meanings": ["Genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten hayalî bir yer"]}, {"word": "kafe", "meanings": ["İçecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı, bazılarında kapı önlerinde oturacak yerlerin bulunduğu ayaküstü yiyecek yerleri"]}, {"word": "kafes gibi", "meanings": ["zayıf, kuru veya delik deşik"]}, {"word": "kafein", "meanings": ["Kahve ve çayda bulunan, hekimlikte kullanılan, kasları, sinirleri uyarıcı, mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde"]}, {"word": "kafes", "meanings": ["Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme", "Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme", "Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper", "Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti", "Hapishane", "Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer", "Şimşirlik"]}, {"word": "kafese girmek", "meanings": ["aldatılıp kendisinden çıkar sağlanmak", "hapse girmek"]}, {"word": "kafese koymak", "meanings": ["aldatıp çıkar sağlamak"]}, {"word": "kafesçi", "meanings": ["Kafes yapan veya satan kimse", "Birini aldatarak çıkar sağlayan kimse"]}, {"word": "kafesleme", "meanings": ["Kafeslemek işi"]}, {"word": "kafeslemek", "meanings": ["Çıkar sağlamak için birini aldatmak"]}, {"word": "kafesli", "meanings": ["Kafesi olan veya kafes biçiminde olan"]}, {"word": "kafes teli", "meanings": ["Tel çitlerde kullanılan veya bir makine aracılığıyla kafes yapımında gerekli olan ince, galvanizli tel"]}, {"word": "kafeşantan", "meanings": ["İçkili, çalgılı kahvehane"]}, {"word": "kâfi", "meanings": ["Yeterli, yetecek ölçüde olan", "`Yeter, yetişir, artık istemez` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "kafeterya", "meanings": ["Müşterilerin kendi kendilerine servis yaptıkları lokanta", "Çay, kahve vb. içeceklerle bazı yiyeceklerin satıldığı yer"]}, {"word": "kâfi gelmek", "meanings": ["yetmek, yetişmek"]}, {"word": "kafile", "meanings": ["Birlikte hareket eden topluluk", "Aynı yöne giden taşıt veya yolcu topluluğu, konvoy", "Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü"]}, {"word": "kâfir", "meanings": ["Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse", "Sevilen birine takılmak, sitem etmek için kullanılan bir seslenme sözü", "Acımasız, zalim kimse", "Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad"]}, {"word": "kâfirleşmek", "meanings": ["Kâfir gibi olmak"]}, {"word": "kâfirleşme", "meanings": ["Kâfirleşmek durumu"]}, {"word": "kafiye", "meanings": ["Uyak", "Halk edebiyatında ayak"]}, {"word": "kâfirlik", "meanings": ["Kâfir olma durumu"]}, {"word": "kafiyeli", "meanings": ["Uyaklı"]}, {"word": "kağan", "meanings": ["Hanların bağlı olduğu devlet başkanı, hakan, imparator"]}, {"word": "kâğıt", "meanings": ["Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak", "Bu yapraktan yapılmış", "Yazılı kâğıt yaprağı, pusula, tezkere", "Yazılı sınav kâğıdı", "İskambil kâğıdı", "Belge ve doküman", "Menkul kıymetler borsasında işlem gören tahvil, hisse senedi gibi mali değeri olan senet", "Menkul kıymetler", "Kâğıt para"]}, {"word": "kafiyesiz", "meanings": ["Uyaksız"]}, {"word": "kaftan", "meanings": ["Çoğu ipekten yapılan, bir tür uzun, süslü üst giysisi", "Padişahların gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış giysi, hilat"]}, {"word": "kaftancı", "meanings": ["Kaftan yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kâgir", "meanings": ["Taş veya tuğladan yapılan (yapı), kârgir"]}, {"word": "kâfur", "meanings": ["Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde", "Çok beyaz"]}, {"word": "kâfur ağacı", "meanings": ["Defnegillerden, Uzak Doğu'da yetişen, kâfur elde edilen ağaç (Cinnamonum camphora)"]}, {"word": "kâğıt açmak", "meanings": ["iskambil kâğıtlarını oyunculara dağıttıktan sonra koz olacak kâğıdın yüzünü çevirmek"]}, {"word": "kağanlık", "meanings": ["Kağan olma durumu", "Kağanın yönetimindeki ülke"]}, {"word": "kâğıt kaleme sarılmak", "meanings": ["hemen yazmaya başlamak"]}, {"word": "kâğıt oynamak", "meanings": ["iskambil kâğıtlarını kullanarak çeşitli oyunlar oynamak"]}, {"word": "kâğıt üzerinde (veya üstünde) kalmak", "meanings": ["yapılması düşünülmüş olduğu hâlde yapılmamak", "kararı bağlandığı hâlde uygulanmamak"]}, {"word": "kâğıt ağacı", "meanings": ["Kâğıt dutu"]}, {"word": "kâğıda dökmek", "meanings": ["yazıya geçirmek"]}, {"word": "kâğıt balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklardan, örnek hayvanı kâğıt balığı olan, ince gövdeli, gümüşi renkli balık familyası"]}, {"word": "kâğıt balığı", "meanings": ["Kâğıt balığıgillerden, gövdesi kâğıt gibi ince ve saydam, üzerinde üç siyah benek bulunan kemikli bir balık (Trachypterus trachypterus)"]}, {"word": "kâğıtçı", "meanings": ["Kâğıt yapan kimse", "Kâğıt ve yazı gereçleri satan kimse"]}, {"word": "kâğıtçılık", "meanings": ["Kâğıtçının yaptığı iş", "Kâğıt sanayisi"]}, {"word": "kâğıt dutu", "meanings": ["Dutgillerden, Çin'de ve Japonya'da yetişen, kabuğundan kâğıt yapılan bir ağaç, kâğıt ağacı (Broussenetia papyrifera)"]}, {"word": "kâğıt helvacı", "meanings": ["Kâğıt helvası yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kâğıtlama", "meanings": ["Kâğıtlamak işi"]}, {"word": "kâğıt helvası", "meanings": ["Tekerlek biçiminde, ince, yassı ve gevrek bir helva türü"]}, {"word": "kâğıtlamak", "meanings": ["Kâğıtla kaplamak, kâğıt yapıştırmak"]}, {"word": "kâğıt kebabı", "meanings": ["Kemiksiz koyun eti, domates, biber, soğan ve baharat karışımının yağlı kâğıt içerisine konarak fırında pişirilmesi yoluyla hazırlanan bir kebap türü"]}, {"word": "kâğıtlanma", "meanings": ["Kâğıtlanmak işi"]}, {"word": "kâğıtlanmak", "meanings": ["Kâğıtla kaplanmak"]}, {"word": "kâğıtlı", "meanings": ["Kâğıdı olan"]}, {"word": "kâğıtlık", "meanings": ["El altında bulundurulacak kâğıtları koymaya yarayan, gözlere ayrılmış bir tür kutu", "Kâğıt yapmaya uygun olan"]}, {"word": "kağnı", "meanings": ["İki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası"]}, {"word": "kâğıtsı", "meanings": ["Kâğıdı andıran, kâğıda benzeyen, kâğıt gibi, kâğıdımsı"]}, {"word": "kâğıt oyunu", "meanings": ["İskambil kâğıdı ile oynanan oyun"]}, {"word": "kâğıt torba", "meanings": ["Ambalajlamada kullanılan, kâğıttan yapılan, gerektiğinde özel makinelerde dikilerek hazırlanan torba"]}, {"word": "kağnı gibi gitmek", "meanings": ["çok yavaş gitmek"]}, {"word": "kağnıyla tavşan avına çıkmak", "meanings": ["bir işi bitirmemek için bahane bulmak, ayak sürümek"]}, {"word": "kağnı mazısı", "meanings": ["Kağnının iki tekerleğini birbirine bağlayan ve onlarla birlikte dönen, baltayla kabaca yontulmuş kütük"]}, {"word": "kağşak", "meanings": ["Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı)"]}, {"word": "kağşama", "meanings": ["Kağşamak işi"]}, {"word": "kahır", "meanings": ["Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme", "Derin üzüntü veya acı, sıkıntı"]}, {"word": "kahhar", "meanings": ["Kahreden, yok eden", "Her şeyi yok eden (Tanrı)"]}, {"word": "kağşamak", "meanings": ["Eskimek, dağılmaya yüz tutmak", "Herhangi bir şey ek yerlerinden ayrılmak, oynamak", "İhtiyarlamak", "Zayıflamak, gevşemek, güçsüzleşmek"]}, {"word": "kâh", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "kahır (veya kahrını) çekmek", "meanings": ["uzun süre sıkıntıya katlanmak"]}, {"word": "kahır yüzünden lütfa uğramak", "meanings": ["birine kötülük olsun diye yapılan iş, onun iyiliğine olmak"]}, {"word": "kahrından ölmek", "meanings": ["çok üzülmek", "aşırı üzüntü, kişinin ölümüne neden olmak"]}, {"word": "kahırlanmak", "meanings": ["Çok ve için için üzülmek, kederlenmek"]}, {"word": "kahırlanma", "meanings": ["Kahırlanmak işi"]}, {"word": "kâhil", "meanings": ["Erişkin"]}, {"word": "kahırlı", "meanings": ["Üzüntü veya acısı çok olan", "Üzüntü, sıkıntı dolu"]}, {"word": "kâhillik", "meanings": ["Erişkinlik"]}, {"word": "kâhin", "meanings": ["Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kimse", "Yahudilerin din reisi"]}, {"word": "kâhinlik", "meanings": ["Kehanet"]}, {"word": "kahir ekseriyet", "meanings": ["Ezici çoğunluk"]}, {"word": "kahkaha (veya kahkahayı) basmak (veya koparmak veya salıvermek)", "meanings": ["kendini tutamayıp yüksek sesle gülmek"]}, {"word": "kahkaha", "meanings": ["Yüksek sesle gülme"]}, {"word": "kahir", "meanings": ["Kahreden, zorlayan", "Baskın gelen, ezen, ezici"]}, {"word": "kahkaha atmak", "meanings": ["yüksek sesle gülmek"]}, {"word": "kahkahadan kırılmak", "meanings": ["çok gülmek"]}, {"word": "kahkahayı ağzında söndürmek", "meanings": ["edep sınırlarını aşmamak için gülmeyi sınırlamak"]}, {"word": "kahkaha çiçeği", "meanings": ["İki çeneklilerden, çoğu kenarları mavi bir çizgi ile çevrili beyaz, mavi, pembe veya morumsu çiçekler açan, bir veya çok yıllık, tırmanıcı ve otsu bir süs bitkisi, gündüzsefası"]}, {"word": "kahpe", "meanings": ["Orospu, ahlaksız kadın", "Dönek"]}, {"word": "kahpecik", "meanings": ["Oynak, kırıtkan"]}, {"word": "kahpenin dölü", "meanings": ["piç, soysuz"]}, {"word": "kahpe felek", "meanings": ["`Rast gelmeyen, yâr olmayan, kötü talih veya kader` anlamında kullanılan bir söz, kambur felek"]}, {"word": "kahpece", "meanings": ["Kahpe gibi, kahpeye yaraşır", "(kahpe'ce) Kahpe gibi, kahpeye yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "kahpelenme", "meanings": ["Kahpelenmek işi"]}, {"word": "kahpelenmek", "meanings": ["Kahpelik etmek, kahpece davranmak"]}, {"word": "kahpeleşme", "meanings": ["Kahpeleşmek işi"]}, {"word": "kahpelik etmek", "meanings": ["sözünden dönerek birine kötülük etmek"]}, {"word": "kahpeleşmek", "meanings": ["Kahpece davranmak"]}, {"word": "kahpelik", "meanings": ["Kahpe olma durumu", "Kahpece davranış"]}, {"word": "kahraman", "meanings": ["Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren (kimse), alp, yiğit", "Bir olayda önemli yeri olan kimse", "Roman, hikâye, tiyatro vb. edebiyat türlerinde en önemli kişi"]}, {"word": "kahramanca", "meanings": ["Kahramana yaraşır", "(kahrama'nca) Kahramana yaraşır bir biçimde, kahramancasına, yiğitçe"]}, {"word": "kahramanlaşma", "meanings": ["Kahramanlaşmak işi"]}, {"word": "kahrolası", "meanings": ["Yok olası, perişan olası (kimse, şey, durum)"]}, {"word": "kahramanlaşmak", "meanings": ["Kahraman durumuna gelmek, yiğitleşmek"]}, {"word": "kahramanlık", "meanings": ["Kahramanca davranış, yiğitlik"]}, {"word": "kahretme", "meanings": ["Kahretmek işi"]}, {"word": "kahreyleme", "meanings": ["Kahreylemek işi"]}, {"word": "kahretmek", "meanings": ["Ezmek, perişan etmek", "Çok üzmek", "Kendine dert etmek, içlenmek, çok üzülmek", "İlenmek, beddua etmek"]}, {"word": "kahreylemek", "meanings": ["Üzülmesine sebep olmak"]}, {"word": "kahreyleyiş", "meanings": ["Kahreyleme işi"]}, {"word": "kahrolma", "meanings": ["Kahrolmak işi"]}, {"word": "kahrolmak", "meanings": ["Çok üzülmek, içlenmek"]}, {"word": "kahroluş", "meanings": ["Kahrolma işi"]}, {"word": "kahvaltı etmek", "meanings": ["hafif yiyeceklerle karın doyurmak"]}, {"word": "kahvaltı", "meanings": ["Genellikle sabahları yenilen hafif yemek", "Bu biçimde düzenlenmiş yemek"]}, {"word": "kahvaltıcı", "meanings": ["Otellerde kahvaltı işlerini yapmakla görevli kimse"]}, {"word": "kahvaltılık", "meanings": ["Kahvaltıda yenen (yiyecek)"]}, {"word": "kahve", "meanings": ["Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica)", "Bu ağacın meyvesinin çekirdeği", "Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz", "Bu tozla hazırlanan içecek", "Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane"]}, {"word": "kahve dövücünün hınk deyicisi", "meanings": ["havan dövücünün hınk deyicisi"]}, {"word": "kahve ağabeyi", "meanings": ["Kahve ağası"]}, {"word": "kahve ağası", "meanings": ["Kahvehane vb. yerlerde sözü geçen ve ağırlığı olan kimse, kahve ağabeyi"]}, {"word": "kahve cezvesi", "meanings": ["İçinde kahve pişirilen metal kap"]}, {"word": "kahveci", "meanings": ["Kahve üreten veya satan kimse", "Kahve işleten veya kahve pişirip satan kimse"]}, {"word": "kahvecilik", "meanings": ["Kahvecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kahve değirmeni", "meanings": ["Çekirdek durumundaki kahveyi öğütmeye yarayan, elle veya elektrikle işleyen araç"]}, {"word": "kahve dolabı", "meanings": ["Kahve kavrulan döner kap"]}, {"word": "kahve falı", "meanings": ["Kahve içildikten sonra fincanda kalan telvenin aldığı biçimlere bakarak geleceğe ilişkin tahmin, varsayım veya görüşleri açıklama"]}, {"word": "kahve fincanı", "meanings": ["Kahve içmeye yarayan kulplu veya kulpsuz küçük kap"]}, {"word": "kahvehane", "meanings": ["Kahve"]}, {"word": "kahve ocağı", "meanings": ["Kahve, iş yeri, han vb. yerlerde kahve, çay vb. pişirilen yer"]}, {"word": "kahvehaneci", "meanings": ["Kahvehane işleten kimse"]}, {"word": "kahve parası", "meanings": ["Bahşiş", "Kahvelerde yenilip içilen şeyler veya oyun oynanan masalar için ödenmesi gereken ücret"]}, {"word": "kahverengi", "meanings": ["Kavrulmuş kahvenin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kahve takımı", "meanings": ["Cezve, fincan, tabak vb.nden oluşan takım"]}, {"word": "kahve tepsisi", "meanings": ["Üstünde genellikle iki kahve fincanı taşımaya yarayan, dikdörtgen biçimli, düz, küçük tepsi"]}, {"word": "kâhya", "meanings": ["Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse", "Değnekçi", "Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kimse", "Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı", "Kethüda"]}, {"word": "kâhyalık", "meanings": ["Kâhya olma durumu", "Kâhyanın görevi", "Kâhyaya verilen ücret", "Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışma durumu"]}, {"word": "kâhyalık etmek", "meanings": ["kâhyalık görevinde bulunmak", "her şeye karışmak"]}, {"word": "kaide", "meanings": ["Kural", "Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne, ayaklık, duraç, taban, ayaklık", "Kalça"]}, {"word": "kaideli", "meanings": ["Kurallı", "Tabanı olan"]}, {"word": "kaideci", "meanings": ["Kuralcı"]}, {"word": "kail", "meanings": ["Söyleyen", "İnanmış, aklı yatmış"]}, {"word": "kaidesiz", "meanings": ["Kuralsız", "Tabanı olmayan"]}, {"word": "kaka", "meanings": ["Çocuk dilinde dışkı", "Çocuk dilinde kötü, çirkin"]}, {"word": "kail olmak", "meanings": ["razı olmak", "inanmak"]}, {"word": "kaim", "meanings": ["Başka bir şeyin yerine geçen", "Ayakta duran, var olan", "Her zaman var olan (Tanrı)"]}, {"word": "kaime", "meanings": ["Buyruk, resmî kâğıt, ferman", "Kâğıt para, kâğıt lira, kayme"]}, {"word": "kaim olmak", "meanings": ["yerine geçmek"]}, {"word": "kâin", "meanings": ["Bulunan, olan"]}, {"word": "kak", "meanings": ["Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu", "Zayıf ve kuru (kimse)"]}, {"word": "kâinat", "meanings": ["Evren", "Dünya", "Herkes"]}, {"word": "kaka yapmak", "meanings": ["büyük abdest yapmak"]}, {"word": "kakaç", "meanings": ["Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek", "Manda pastırması"]}, {"word": "kakalamak", "meanings": ["Kakmak", "Sürekli çekiştirmek, itmek, kakıp durmak", "Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak"]}, {"word": "kakalanma", "meanings": ["Kakalanmak işi"]}, {"word": "kakao", "meanings": ["İki çeneklilerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç, Hint bademi (Theobroma cacao)", "Bu ağacın meyvesinin çekirdeği", "Bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz", "Bu tozdan su veya sütle hazırlanan içecek"]}, {"word": "kakalanmak", "meanings": ["Kakalama işine konu olmak"]}, {"word": "kakaolu kek", "meanings": ["İçinde ağırlıklı olarak kakao bulunan kek"]}, {"word": "kakalanmak", "meanings": ["Kaka ile kirlenmek"]}, {"word": "kakalamak", "meanings": ["Kaka yapmak"]}, {"word": "kakalama", "meanings": ["Kakalamak işi"]}, {"word": "kakavan", "meanings": ["Kendini beğenmiş, sevimsiz, düşüncesiz, bilgisiz, budala"]}, {"word": "kakavanlık", "meanings": ["Kakavan olma durumu", "Kakavanca davranış"]}, {"word": "kakılmak", "meanings": ["Kakma işi yapılmak"]}, {"word": "kakavanlık etmek", "meanings": ["kakavanca davranmak"]}, {"word": "kakıç", "meanings": ["Balık avında kullanılan, ucu demir kancalı bir tür zıpkın"]}, {"word": "kakılma", "meanings": ["Kakılmak işi"]}, {"word": "kakılıp kalmak", "meanings": ["bir yerde beklemek zorunda kalmak, hiçbir yere gidememek"]}, {"word": "kakıma", "meanings": ["Kakımak işi"]}, {"word": "kakımak", "meanings": ["Bir kimsenin yaptığı işin beğenilmediğini kendisine sert sözlerle söylemek", "Öfkelenmek, kızmak", "Darılmak", "Paylamak"]}, {"word": "kakınç", "meanings": ["Öfke, kızgınlık"]}, {"word": "kakıntı", "meanings": ["Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse"]}, {"word": "kakırdak poğaçası", "meanings": ["Kakırdaktan yapılan çörek"]}, {"word": "kakırdak", "meanings": ["Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak"]}, {"word": "kakırdama", "meanings": ["Kakırdamak işi"]}, {"word": "kakırdamak", "meanings": ["`Kakır kakır` diye ses çıkarmak", "Kurumak", "Ölmek"]}, {"word": "kakır kakır", "meanings": ["`Kakırtı` sesi çıkararak"]}, {"word": "kakır kakır gülmek", "meanings": ["sesli ve sürekli gülmek"]}, {"word": "kakırtı", "meanings": ["Kuru şeylerin birbirine sürtünmesinden veya kırılmasından çıkan sesin adı"]}, {"word": "kakış", "meanings": ["Kakma işi"]}, {"word": "kakışma", "meanings": ["Kakışmak işi"]}, {"word": "kakıştırmak", "meanings": ["Sürekli ve hafif hafif kakmak"]}, {"word": "kakıştırma", "meanings": ["Kakıştırmak işi"]}, {"word": "kaklık", "meanings": ["Kaya ve ağaç oyuklarında su birikintisi"]}, {"word": "kakışmak", "meanings": ["Dürtüşmek, itişmek"]}, {"word": "kakmacı", "meanings": ["Kakma işleri yapan usta"]}, {"word": "kakma", "meanings": ["Kakmak işi", "Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılan iş"]}, {"word": "kakmak", "meanings": ["İtmek, vurmak", "Kakma yapmak", "Vurarak dar bir yere sokmak"]}, {"word": "kakmalı", "meanings": ["Üzerinde kakma işi bulunan"]}, {"word": "kakmacılık", "meanings": ["Kakmacının yaptığı iş"]}, {"word": "kâkül", "meanings": ["Alna düşen kısa kesilmiş saç, perçem"]}, {"word": "kakofoni", "meanings": ["Ses uyumsuzluğu"]}, {"word": "kaktüs", "meanings": ["Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği (Cactus)"]}, {"word": "kaknem", "meanings": ["Çirkin, huysuz", "Kuru, sıska"]}, {"word": "kaktüsgiller", "meanings": ["İki çelenklilerden, sıcak ve kurak ülkelerde yetişen, gövdesi, yaprakları etli ve dikenli bir bitki familyası, atlas çiçeğigiller"]}, {"word": "kakule", "meanings": ["Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki (Elettaria cardamomum)", "Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu"]}, {"word": "kakuleli", "meanings": ["İçine kakule katılmış"]}, {"word": "kâküllü", "meanings": ["Kâkülü olan"]}, {"word": "kale almamak", "meanings": ["önem vermemek, hesaba katmamak, sözünü etmeye değer bulmamak"]}, {"word": "kal", "meanings": ["Söz, lakırtı, laf"]}, {"word": "kal", "meanings": ["Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi"]}, {"word": "kala", "meanings": ["Kaldığında"]}, {"word": "kalaba", "meanings": ["Kalabalık"]}, {"word": "kalabalık", "meanings": ["Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu", "Gereksiz, karışık şeyler topluluğu", "Sayıca çok"]}, {"word": "kalabalık ağızlı", "meanings": ["Geveze, bilir bilmez konuşan"]}, {"word": "kalabalık etmek", "meanings": ["gereksiz olarak yer doldurmak"]}, {"word": "kalabalıkça", "meanings": ["Biraz kalabalık"]}, {"word": "kalabalıklaşma", "meanings": ["Kalabalıklaşmak işi"]}, {"word": "kalabalıklaşmak", "meanings": ["Kalabalık duruma gelmek"]}, {"word": "kalafata çekmek", "meanings": ["gemiyi onarmak için karaya çekmek", "azarlamak, paylamak"]}, {"word": "kalafat", "meanings": ["Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi", "Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı", "Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık", "Onarma, tamir etme"]}, {"word": "kalafatçı", "meanings": ["Gemi ve kayıklarda kalafatlama işini yapan kimse", "Kalafat yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kalafatlama", "meanings": ["Kalafatlamak işi"]}, {"word": "kalafatlamak", "meanings": ["Geminin kaplamasını kalafatla onarmak", "Onarmak, çekidüzen vermek"]}, {"word": "kalafatçılık", "meanings": ["Kalafatçının yaptığı iş"]}, {"word": "kalafatlanma", "meanings": ["Kalafatlanmak işi"]}, {"word": "kalafatlanmak", "meanings": ["Kalafatlama işi yapılmak", "Onarılmak, çekidüzen verilmek"]}, {"word": "kalafatsız", "meanings": ["Kalafatı olmayan"]}, {"word": "kalafat yeri", "meanings": ["Gemi ve kayıkların onarıldığı yer"]}, {"word": "kalak", "meanings": ["Burun, burun ucu", "Gelin tacı", "Tezek yığını"]}, {"word": "kalamar", "meanings": ["Bir tür mürekkep balığı (Loligo vulgaris)"]}, {"word": "kalakalmak", "meanings": ["Bir şey veya durum karşısında şaşırmak", "Güç durumda kalmak"]}, {"word": "kalakalma", "meanings": ["Kalakalmak işi"]}, {"word": "kalamata", "meanings": ["Bir tür etli ve büyük zeytin"]}, {"word": "kalamin", "meanings": ["Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat", "Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı"]}, {"word": "kalamit", "meanings": ["Amfibol cinsinden bir mineral türü", "İlk Çağ ağaç taşılı"]}, {"word": "kalan", "meanings": ["Kalma işini yapan", "Artan, mütebaki", "Bir çıkarmanın sonucu", "Bölme işleminde bölünenden artan sayı"]}, {"word": "kalandır", "meanings": ["Dokunmuş kumaş ve bezleri buhar altında veya belli bir ısıda silindir arasından geçirerek ütüleme, parlatma, istenilen boy ve ene göre çektirip germe"]}, {"word": "kalandırcı", "meanings": ["Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse"]}, {"word": "kalandır makinesi", "meanings": ["Kalandır işini yapan makine"]}, {"word": "kalantorca", "meanings": ["Kalantor gibi, kalantora yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "kalantor", "meanings": ["Gösterişi seven, varlıklı kimse"]}, {"word": "kalantorluk", "meanings": ["Kalantor olma durumu"]}, {"word": "kalas", "meanings": ["Kalın biçilmiş uzun tahta", "Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta", "Kaba, anlayışsız kimse, kereste"]}, {"word": "kalas gibi", "meanings": ["kaba, kibar veya nazik olmayan, incelikten yoksun"]}, {"word": "kalastra", "meanings": ["Gemilerde cankurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa"]}, {"word": "kalayı basmak", "meanings": ["adamakıllı küfretmek"]}, {"word": "kalaycı", "meanings": ["Kap kalaylayan kimse", "Üstünkörü iş yapan, sahtekâr"]}, {"word": "kalaylama", "meanings": ["Kalaylamak işi"]}, {"word": "kalaycılık", "meanings": ["Kalaycının yaptığı iş", "Kalaycı olma durumu"]}, {"word": "kalay", "meanings": ["Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn)", "Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası", "Aldatıcı görünüş", "Sövme, küfür"]}, {"word": "kalaylamak", "meanings": ["Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını veya kabı kalay tabakası ile kaplamak", "Eksiklikleri, kusurları görünüşte gizlemeye çalışmak", "Sövmek"]}, {"word": "kalaylanma", "meanings": ["Kalaylanmak işi"]}, {"word": "kalaylanmak", "meanings": ["Kalaylanma işi yapılmak veya kalaylama işine konu olmak"]}, {"word": "kalaylatma", "meanings": ["Kalaylatmak işi"]}, {"word": "kalaylatmak", "meanings": ["Kalaylama işini yaptırmak"]}, {"word": "kalaylı", "meanings": ["Kalaylanmış (kap)", "İçinde kalay bulunan", "Gösterişi ve süsü yapay olan"]}, {"word": "kalaylı bakır küflenmez", "meanings": ["`temizliğini herkesin bildiği kişi ve iş lekelenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kalaysız", "meanings": ["Kalaylanmamış (kap)", "Kalayı kalmamış (kap)", "İçinde kalay bulunmayan"]}, {"word": "kalben", "meanings": ["İçten, gönülden gelerek, yürekten"]}, {"word": "kalbî", "meanings": ["İçten, yürekten, gönülden (gelen)"]}, {"word": "kalbi kırık", "meanings": ["Üzgün, ümitsiz"]}, {"word": "kalbi temiz", "meanings": ["Saf, temiz duygulara sahip", "Günahtan uzak durmaya çalışan"]}, {"word": "kalbur", "meanings": ["Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek"]}, {"word": "kalbura çevirmek", "meanings": ["delik deşik etmek"]}, {"word": "kalbura dönmek", "meanings": ["delik deşik olmak"]}, {"word": "kalbur gibi", "meanings": ["delikleri olan, delik deşik"]}, {"word": "kalburdan geçirmek", "meanings": ["kalbur yardımıyla ayırmak, elemek"]}, {"word": "kalburla su taşımak", "meanings": ["verimsiz, sonuçsuz bir işle uğraşmak"]}, {"word": "kalburabastı", "meanings": ["Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü"]}, {"word": "kalburcu", "meanings": ["Kalbur yapan veya satan kimse", "İşi, bir şeyi kalburdan geçirmek olan kimse"]}, {"word": "kalburculuk", "meanings": ["Kalburcunun yaptığı iş"]}, {"word": "kalburlama", "meanings": ["Kalburlamak işi"]}, {"word": "kalburlamak", "meanings": ["Kalburdan geçirmek"]}, {"word": "kalbur kemiği", "meanings": ["Alın kemiğinin arkasında, kalbur gibi küçük delikleri olan, kafatasının alt ve ön bölümünü oluşturan kemik"]}, {"word": "kalburlanma", "meanings": ["Kalburlanmak işi"]}, {"word": "kalburlanmak", "meanings": ["Kalburdan geçirilmek"]}, {"word": "kalburlatma", "meanings": ["Kalburlatmak işi"]}, {"word": "kalburlatmak", "meanings": ["Kalburdan geçirtmek"]}, {"word": "kalburüstü", "meanings": ["Seçkin, sivrilmiş, önde gelen", "Değerli, güzel", "Başarılı"]}, {"word": "kalburüstü kalmak", "meanings": ["kalburüstüne gelmek"]}, {"word": "kalburüstüne gelmek", "meanings": ["benzerleri arasında sivrilmiş olmak, seçkin duruma gelmek"]}, {"word": "kalcı", "meanings": ["Kal işi yapan kimse"]}, {"word": "kalça", "meanings": ["Gövdenin arka bölümünde, bacakların birleştiği yerle bel arasındaki şişkin bölge"]}, {"word": "kalça kemiği", "meanings": ["Yassı, geniş, girintisi ve çıkıntısı çok olan, leğen veya kemik çatının ön ve yan bölümlerini oluşturan bir çift kemik, oma"]}, {"word": "kalçalı", "meanings": ["Kalçası geniş olan"]}, {"word": "kalçasız", "meanings": ["Kalçası dar olan"]}, {"word": "kalçalık", "meanings": ["Davulcuların, davulun sürtünmesine karşı giysilerini korumak amacıyla sol kalçalarına koydukları deri parçası"]}, {"word": "kalçete", "meanings": ["Elle örülerek yapılan yassı halat"]}, {"word": "kalçın", "meanings": ["Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi"]}, {"word": "kaldıraç", "meanings": ["Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela"]}, {"word": "kaldıran", "meanings": ["Bazı organları yukarıya doğru hareket ettiren kas"]}, {"word": "kaldırıcı", "meanings": ["Kriko"]}, {"word": "kaldırılış", "meanings": ["Kaldırılma işi"]}, {"word": "kaldırılmak", "meanings": ["Kaldırma işi yapılmak"]}, {"word": "kaldırılma", "meanings": ["Kaldırılmak işi"]}, {"word": "kaldırım", "meanings": ["Yaya kaldırımı", "Yollarda taşlarla yapılan döşeme"]}, {"word": "kaldırıma düşmek", "meanings": ["önemini, değerini yitirmek", "ucuz fiyatla sokakta satışa çıkarılmak"]}, {"word": "kaldırım çiğnemek", "meanings": ["şehirde yaşayarak görgüsü artmak"]}, {"word": "kaldırımları arşınlamak", "meanings": ["işsiz güçsüz dolaşmak"]}, {"word": "kaldırımcı", "meanings": ["Kaldırım döşeyen kimse", "Mağazada alışveriş yapan kimsenin çantasını tezgâh üzerinden kaparak çalan kimse"]}, {"word": "kaldırımcılık", "meanings": ["Kaldırımcının yaptığı iş", "Kaldırımcı olma durumu"]}, {"word": "kaldırım işçisi", "meanings": ["Kum, çimento veya hazırlanmış yataklar üzerine parke taşı, beton blok, tuğla, bordür taşı döşeyen kimse, kaldırımcı"]}, {"word": "kaldırımlı", "meanings": ["Kaldırımı olan"]}, {"word": "kaldırım mühendisi", "meanings": ["İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşan kimse"]}, {"word": "kaldırımsız", "meanings": ["Kaldırımı olmayan", "Kaldırım olmadan"]}, {"word": "kaldırımsı", "meanings": ["Oluşu, kaldırım görünüşünü andıran (doku)"]}, {"word": "kaldırım süpürgesi", "meanings": ["Hayat kadını"]}, {"word": "kaldırım yosması", "meanings": ["Hayat kadını"]}, {"word": "kaldırış", "meanings": ["Kaldırma işi"]}, {"word": "kaldırma", "meanings": ["Kaldırmak işi"]}, {"word": "kaldırma kolcusu", "meanings": ["Haddelenmekte olan sıcak metali gelberi ile kaldırıp paso makinesine girişi sağlayan kimse"]}, {"word": "kaldırtmak", "meanings": ["Kaldırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kaldırmak", "meanings": ["Bulunduğu yerden almak", "Yukarı doğru hareket ettirmek", "Yükseltmek", "Ürün toplamak, taşımak", "Çekmek, taşımak", "Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek", "Hastayı hastaneye götürmek", "Tören yaparak ölüyü gömmek", "Toplamak", "Alıp başka yere götürmek", "Uyandırmak", "Piyasadan çekmek", "Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak", "Kaçırmak", "İyi etmek, iyileştirmek", "Bir şeyden çokça satın almak", "Tayin etmek, atamak", "Yok etmek, ortadan silmek", "Uygun gelmek, yakışmak", "Çalmak, aşırmak"]}, {"word": "kaldırtma", "meanings": ["Kaldırtmak işi"]}, {"word": "kale", "meanings": ["Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen", "Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş", "Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer", "Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer"]}, {"word": "kale gibi", "meanings": ["çok büyük, sağlam (yapı)", "kendisine güvenilen güçlü (kimse)"]}, {"word": "kaleyi içinden fethetmek", "meanings": ["davasını karşı taraftan birinin yardımıyla kazanmak", "içine girmek istediği ailenin bir ferdinin sevgisini ve güvenini kazanarak söz konusu aile tarafından kabul edilme imkânı elde etmek"]}, {"word": "kalebent etmek", "meanings": ["suçluluğu yüzünden mahkûm etmek"]}, {"word": "kalebent", "meanings": ["Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu"]}, {"word": "kalebentlik", "meanings": ["Kalebent olma durumu"]}, {"word": "kaleci", "meanings": ["Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu, file bekçisi"]}, {"word": "kalecilik", "meanings": ["Kalecinin yaptığı iş, file bekçiliği"]}, {"word": "kalem", "meanings": ["Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç", "Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer", "Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç", "Çeşit, tür", "Bazı deyimlerde yazı", "Yazar"]}, {"word": "kalem açmak", "meanings": ["kalemin ucunu yontup kullanılabilecek bir duruma getirmek"]}, {"word": "kalem kırmak", "meanings": ["idam kararı verildiğinde bir daha idam kararı imzalamamak için hâkim kalemini kırmak"]}, {"word": "kalem çekmek", "meanings": ["gereksiz olduğunu belirtmek için üstünü çizmek"]}, {"word": "kalem oynatmak", "meanings": ["yazı yazmak", "bir yazıyı düzeltmek", "bir yazıda değişiklik yapmak"]}, {"word": "kaleme gelmek", "meanings": ["yazılabilmek veya anlatılabilmek"]}, {"word": "kaleme almak", "meanings": ["bir konuyu yazı durumuna getirmek, yazıyla anlatmak"]}, {"word": "kaleme (veya kaleme kâğıda) sarılmak", "meanings": ["yazmaya başlamak"]}, {"word": "kalemi olmak", "meanings": ["herhangi bir nitelikte yazı yazabilmek"]}, {"word": "kaleminden çıkmak", "meanings": ["herhangi biri tarafından yazılmak"]}, {"word": "kaleminden kan damlamak", "meanings": ["yazıları acı ve dokunaklı olmak", "etkili yazmak"]}, {"word": "kalemine dolamak", "meanings": ["herhangi bir konuyu sürekli olarak yazmak", "bir kimseyi sürekli olarak yazılarıyla kötülemek"]}, {"word": "kalemiyle yaşamak (veya geçinmek)", "meanings": ["geçimini yazılarıyla sağlamak"]}, {"word": "kalem açacağı", "meanings": ["Kalemtıraş"]}, {"word": "kalembek", "meanings": ["Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı", "Bir cins mısır"]}, {"word": "kalem aşısı", "meanings": ["Ucu kalem gibi kesilmiş çubukla yapılan ağaç aşısı"]}, {"word": "kalem beyi", "meanings": ["Kalem efendisinden daha üst görevli"]}, {"word": "kalem efendisi", "meanings": ["Kalemde çalışan görevli yazman"]}, {"word": "kalem işi", "meanings": ["Elle yontularak veya çizilerek yapılan iş"]}, {"word": "kalemis", "meanings": ["Bir tür misk faresi (Civet tictis)"]}, {"word": "kalemkâr", "meanings": ["Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı"]}, {"word": "kalemkârlık", "meanings": ["Kalemkâr olma durumu", "Kalemkârın işi"]}, {"word": "kalem kaşlı", "meanings": ["İnce ve düzgün kaşlı"]}, {"word": "kalem kulaklı", "meanings": ["Kulakları dik ve düzgün (at, geyik vb.)"]}, {"word": "kalem kavgası", "meanings": ["Yazılarıyla birbirine sataşma, polemik"]}, {"word": "kalem kutusu", "meanings": ["İçine kalem konulan küçük kutu, kalemlik"]}, {"word": "kalem parmaklı", "meanings": ["Parmakları uzunca, düzgün ve buruşuksuz (kimse)"]}, {"word": "kalemlik", "meanings": ["Kalem kutusu"]}, {"word": "kalem sahibi", "meanings": ["Yazı yazma konusunda gücünü kanıtlamış olan kimse"]}, {"word": "kalemşor", "meanings": ["Kalem savaşçısı"]}, {"word": "kalemtıraş", "meanings": ["Kurşun kalemlerin ucunu açmak için kullanılan türlü biçimlerdeki keski, kalem açacağı", "Kamış kalemleri açmak için kullanılan uzun saplı küçük bıçak"]}, {"word": "kalenderce", "meanings": ["Kalendere yakışır", "(kalende'rce) Kalendere yakışır bir biçimde"]}, {"word": "kalender", "meanings": ["Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü kimse, ehlidil, rint", "Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse", "Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine", "Özensiz, kılıksız bir biçimde"]}, {"word": "kalenderî", "meanings": ["Bir halk şiiri türü", "Bu şiirin, halk şairleri tarafından yapılmış bestesi"]}, {"word": "Kalenderiye", "meanings": ["Dünya malına, gösterişe önem vermeyen bir tarikat"]}, {"word": "kalenderleşme", "meanings": ["Kalenderleşmek işi"]}, {"word": "kalenderleşmek", "meanings": ["Kalenderce davranmak veya yaşamak"]}, {"word": "kalenderlik", "meanings": ["Kalender olma durumu"]}, {"word": "kalensöve", "meanings": ["Sivri tepeli külah", "Yüksük"]}, {"word": "kaleska", "meanings": ["Dört tekerlekli, hafif, bir tür gezinti arabası"]}, {"word": "kalevi", "meanings": ["Alkalik"]}, {"word": "kaleydoskop", "meanings": ["Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal veya mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük cisimlerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç, çiçek dürbünü"]}, {"word": "kalfa", "meanings": ["Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı", "Mimar yardımcısı", "Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın", "İptidailerde hoca yardımcısı", "Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse"]}, {"word": "kalfalık", "meanings": ["Kalfa olma durumu", "Kalfanın işi", "Kalfa ücreti"]}, {"word": "kalgıma", "meanings": ["Kalgımak işi"]}, {"word": "kalgımak", "meanings": ["Sıçramak, fırlamak, şaha kalkmak", "Öfkeyle kalkmak", "Çapkınlık, serserilik yapmak"]}, {"word": "kalhane", "meanings": ["Kal (I) işi yapılan yer"]}, {"word": "kalıcı", "meanings": ["Sürekli, geçici karşıtı", "Her zaman geçerliğini sürdürecek olan", "Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı"]}, {"word": "kalıcılık", "meanings": ["Kalıcı olma durumu", "Tözün kendi bağımsızlığı içinde var olma biçimi, tözün var oluşunu sürdürmesi ilkesi, ayrılmazlık karşıtı", "Mıknatıslayan etki kalktıktan sonra da mıknatıs olarak kalabilen cisimlerin özelliği"]}, {"word": "kalıcı ruj", "meanings": ["Dayanıklılığını uzun süre koruyan ruj"]}, {"word": "kalıç", "meanings": ["Orak"]}, {"word": "kalık", "meanings": ["Kalmış, artmış", "Eskimiş", "Evlenme çağı geçmiş, evde kalmış (kız)", "Eksik, noksan"]}, {"word": "kalıklık", "meanings": ["Eksiklik, noksanlık", "Kalık olma durumu"]}, {"word": "kalım", "meanings": ["Kalma işi"]}, {"word": "kalımlı", "meanings": ["Kalıcı, yok olmayan, ölümsüz, zevalsiz, baki, payidar"]}, {"word": "kalımlılık", "meanings": ["Kalımlı olma durumu"]}, {"word": "kalımsız", "meanings": ["Kalımlı olmayan, kalıcı olmayan, yok olacak, fâni"]}, {"word": "kalın", "meanings": ["Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı", "Enli ve gür (kaş)", "Yoğun, akıcılığı az olan", "Etli, dolgun", "Pes (ses)"]}, {"word": "kalın incelene kadar ince süzülür", "meanings": ["`bir hastalık, bir sıkıntı karşısında güçlü gücünden bir parçasını yitirerek zayıflar ama zayıf olan, ölecek duruma gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kalın", "meanings": ["Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık"]}, {"word": "kalın", "meanings": ["Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü"]}, {"word": "kalın bağırsak", "meanings": ["Sindirim borusunun ince bağırsaktan anüse kadar ortalama 1,5 metre uzunluğundaki bölümü"]}, {"word": "kalınca", "meanings": ["Kalına yakın"]}, {"word": "kalın kafalı", "meanings": ["Geç veya güç anlayan, gabi", "Budala, aptal, anlayışsız"]}, {"word": "kalın kafa", "meanings": ["Kalın kafalı"]}, {"word": "kalın kafalılık", "meanings": ["Kalın kafalı olma durumu"]}, {"word": "kalınlaşmak", "meanings": ["Kalın duruma gelmek"]}, {"word": "kalınlaşma", "meanings": ["Kalınlaşmak işi"]}, {"word": "kalınlaştırmak", "meanings": ["Kalın duruma getirmek"]}, {"word": "kalınlaştırma", "meanings": ["Kalınlaştırmak işi"]}, {"word": "kalınlatmak", "meanings": ["Kalınlaştırmak"]}, {"word": "kalınlatma", "meanings": ["Kalınlatmak işi"]}, {"word": "kalınlık", "meanings": ["Kalın olma durumu", "Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyut"]}, {"word": "kalınma", "meanings": ["Kalınmak işi"]}, {"word": "kalınmak", "meanings": ["Kalma işi yapılmak"]}, {"word": "kalın ses", "meanings": ["Titreşim sayısı az olan ses, alçak ses"]}, {"word": "kalıntı", "meanings": ["Artıp kalan şey, bakiye", "Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı, ören, harabe", "İz, işaret", "Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey"]}, {"word": "kalın ünlü", "meanings": ["Dilin geri çekilmesiyle art damakta oluşan ünlü: a, ı, o, u"]}, {"word": "kalın yağ", "meanings": ["Ham petrolden elde edilen, makinelerin hareketli bölümlerini yağlamakta kullanılan yoğun yağ, ağır yağ"]}, {"word": "kalıp", "meanings": ["Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç", "Biçki modeli, patron", "Genellikle küp biçiminde yapılan", "Gösterişli görünüş", "Biçim, durum", "Yenilikten uzak, özgün olmayan"]}, {"word": "kalıp gibi oturmak", "meanings": ["giysi, vücuda tam uymak"]}, {"word": "kalıp gibi serilmek", "meanings": ["yorgunluktan upuzun yatmak"]}, {"word": "kalıp gibi uyumak", "meanings": ["kımıldamadan uzun ve derin bir uyku uyumak"]}, {"word": "kalıp kesilmek", "meanings": ["olduğu gibi kalmak"]}, {"word": "kalıba dökmek", "meanings": ["dökmecilikte erimiş madeni kalıbın içine akıtmak"]}, {"word": "kalıba vurmak", "meanings": ["biçimi bozulmuş bir şeyi düzeltmek için kalıba geçirmek"]}, {"word": "kalıbından utanmamak", "meanings": ["dıştan görüntüsünün verdiği etkiyi hiçe saymak"]}, {"word": "kalıbı değiştirmek (veya dinlendirmek)", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "kalıbını basmak", "meanings": ["bir şeyi güvenle doğrulamak"]}, {"word": "kalıbının adamı olmamak", "meanings": ["görünüşünden beklendiği gibi olmamak"]}, {"word": "kalıptan kalıba girmek", "meanings": ["çıkar sağlamak için her duruma uymak"]}, {"word": "kalıpçı", "meanings": ["Kalıp yapan veya satan kimse", "Görevi herhangi bir şeyi kalıba vurmak olan kimse", "Beton kalıplarını yapan kimse"]}, {"word": "kalıp kıyafet", "meanings": ["Dış görünüş"]}, {"word": "kalıpçılık", "meanings": ["Kalıpçının yaptığı iş"]}, {"word": "kalıp kıyafetle adam adam olmaz", "meanings": ["`gösterişli bir vücut, iyi bir giyim kuşam, kişiye insanlık değeri kazandırmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kalıbı kıyafeti yerinde olmak", "meanings": ["görünüşü gösterişli olmak"]}, {"word": "kalıplama", "meanings": ["Kalıplamak işi"]}, {"word": "kalıplamak", "meanings": ["Biçimi bozulmuş bir şeyi düzeltmek için kalıba geçirmek, kalıba vurmak"]}, {"word": "kalıplanmak", "meanings": ["Belli bir kalıp verilmek, kalıba vurulmak"]}, {"word": "kalıplanma", "meanings": ["Kalıplanmak işi"]}, {"word": "kalıplaşma", "meanings": ["Kalıplaşmak işi"]}, {"word": "kalıplaşmak", "meanings": ["Belli bir biçim almak, klişeleşmek", "Görevini yitirmek", "Durumunu sürdürmek, belli bir durumun dışına çıkmamak"]}, {"word": "kalıplatma", "meanings": ["Kalıplatmak işi"]}, {"word": "kalıplaşmış", "meanings": ["Durumunu sürdüren, belli bir durumun dışına çıkmayan"]}, {"word": "kalıplatmak", "meanings": ["Kalıba vurdurmak"]}, {"word": "kalıplı", "meanings": ["Kalıplanmış olan", "Düzgün, biçimli", "İri yapılı, heybetli"]}, {"word": "kalıplı kıyafetli", "meanings": ["Gösterişli, bakımlı"]}, {"word": "kalıpsız", "meanings": ["Kalıba dökülmemiş", "Biçimsiz, düzgün olmayan"]}, {"word": "kalıpsız kıyafetsiz", "meanings": ["Gösterişsiz, bakımsız"]}, {"word": "kalıp sigarası", "meanings": ["Sigara sarma makinesinden çıkmış sigara"]}, {"word": "kalış", "meanings": ["Kalma işi"]}, {"word": "kalıt", "meanings": ["Miras", "Kalıtım yoluyla geçmiş olan şey", "Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi"]}, {"word": "kalıtçı", "meanings": ["Bir kalıttan yasalar gereğince yararlanan kimse, mirasçı, vâris"]}, {"word": "kalıtım", "meanings": ["Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset"]}, {"word": "kalıtım bilimi", "meanings": ["Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim, genetik"]}, {"word": "kalıtımsal", "meanings": ["Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili, kalıtsal, irsî", "Ana babadan çocuklara genler aracılığıyla geçen (özellik, hastalık vb.)"]}, {"word": "kaliborit", "meanings": ["Hidratlı doğal sodyum ve magnezyum boratı"]}, {"word": "kalibrasyon testi", "meanings": ["Doğru ölçüm için yapılan uygulama veya işlem"]}, {"word": "kalibrasyon", "meanings": ["Ölçümleme", "Ölçülüleme"]}, {"word": "kalıtsal", "meanings": ["Kalıtımsal"]}, {"word": "kalifiye", "meanings": ["Nitelikli"]}, {"word": "kalibre", "meanings": ["Mermilerde, ateşli silahlarda çap", "Kişinin çapı"]}, {"word": "kalifiye işçi", "meanings": ["Nitelikli işçi"]}, {"word": "kaligrafi", "meanings": ["Güzel yazı sanatı"]}, {"word": "kaliforniyum", "meanings": ["Atom numarası 98, atom ağırlığı 244 olan, aktinit grubundan yapay bir radyoaktif element (simgesi Cf)"]}, {"word": "kaliko", "meanings": ["Pamuk iplikleriyle yapılan ilk cilt bezi"]}, {"word": "kalinis", "meanings": ["Bir tür yağmur kuşu, su tavuğu"]}, {"word": "kalinos", "meanings": ["Levreğe benzer bir balık"]}, {"word": "kalipso", "meanings": ["Jamaika'dan yayılmış iki zamanlı bir dans", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "kaliptra", "meanings": ["Kökün büyüme bölgesinin üzerini örten yüksük biçiminde koruyucu doku"]}, {"word": "kalite", "meanings": ["Nitelik"]}, {"word": "kaliteli", "meanings": ["Nitelikli"]}, {"word": "kalitesiz", "meanings": ["Niteliksiz"]}, {"word": "kalite kontrolü", "meanings": ["Her türlü malın üretiminin başlangıcından mal çıkışına kadar nitelik ve özelliğinin belirlenmesi için yapılan değerlendirme ve denetim"]}, {"word": "kalite çemberleri", "meanings": ["Bir iş yerinde işin daha etkili ve verimli yapılabilmesi için bilgi akışının hızlanması amacıyla oluşturulan ekipler"]}, {"word": "kalitesizlik", "meanings": ["Niteliksizlik"]}, {"word": "kalkan etmek", "meanings": ["öne çıkarmak, belirgin duruma getirmek"]}, {"word": "kalkan", "meanings": ["Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık", "Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık", "Koruyucu"]}, {"word": "kalkan olmak", "meanings": ["birinin zor duruma düşmesini önlemek için kendini siper etmek"]}, {"word": "kalkan", "meanings": ["Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık, kalkan balığı (Scophtalmus maximus)"]}, {"word": "kalkan balığı", "meanings": ["Kalkan (II)"]}, {"word": "kalkan böcekleri", "meanings": ["Birçok türü tarım ve orman bitkilerinde asalak olarak yaşayan, kın kanatları kalkanımsı böcekler familyası"]}, {"word": "kalkan bezi", "meanings": ["Tiroit bezi"]}, {"word": "kalkan balığıgiller", "meanings": ["Denizlerin kumlu, çamurlu diplerinde yaşayan, yassı bedenli, kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "kalk borusu", "meanings": ["Bir kıtayı veya bir gemideki tayfaları uyandırmak için belirli saatte boru ile verilen işaret"]}, {"word": "kalker", "meanings": ["Kireç taşı"]}, {"word": "kalkerleşme", "meanings": ["Kalkerleşmek işi"]}, {"word": "kalkerli", "meanings": ["Birleşiminde kireç taşı bulunan"]}, {"word": "kalkerleşmek", "meanings": ["Toprak kireç durumuna geçmek, kireçleşmek"]}, {"word": "kalkık", "meanings": ["Düzeyine göre yüksekte olan", "Kabararak yerinden ayrılmış", "Dik durumda, ucu yukarı doğru olan"]}, {"word": "kalkersiz", "meanings": ["Birleşiminde kireç taşı bulunmayan"]}, {"word": "kalkıklık", "meanings": ["Kalkık olma durumu"]}, {"word": "kalkındırmak", "meanings": ["Kalkınmasını sağlamak, kalkınmasına yol açmak"]}, {"word": "kalkındırma", "meanings": ["Kalkındırmak işi"]}, {"word": "kalkınış", "meanings": ["Kalkınma işi"]}, {"word": "kalkınma", "meanings": ["Kalkınmak işi", "İyileşme, şifa bulma"]}, {"word": "kalkınmak", "meanings": ["Durumunu düzeltmek, aşamalı bir biçimde gelişmek, ilerlemek", "Zenginleşmek"]}, {"word": "kalkışa geçmek", "meanings": ["uçak havalanmak için pistten ayrılmak"]}, {"word": "kalkış", "meanings": ["Kalkma işi"]}, {"word": "kalkışma", "meanings": ["Kalkışmak işi", "İsyan, ayaklanma, kıyam"]}, {"word": "kalkışmak", "meanings": ["Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek", "Girişmek, başlamak, yeltenmek"]}, {"word": "kalkma", "meanings": ["Kalkmak işi"]}, {"word": "kalkmak", "meanings": ["Gitmek üzere yerinden ayrılmak", "Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak", "Uyanarak yataktan ayrılmak", "Yukarı doğru yükselmek", "Taşıtlar yola çıkmak", "Uçmak, havalanmak", "Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak", "Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak", "Kabarmak, ayrılmak", "Derlenip götürülmek", "Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek", "Varlığı, hayatı son bulmak", "Yok olmak, artık bulunmamak", "Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek", "Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak", "Uygulanmaz olmak", "Güncelliğini yitirmek", "Bir durumdan başka bir duruma geçmek", "Başka yere gitmek, taşınmak", "Ayakta beklemek"]}, {"word": "kalkolitik", "meanings": ["Bakırın kullanılmaya başlamasıyla nitelenen (tarih öncesi dönem)"]}, {"word": "kalkıp kalkıp oturmak", "meanings": ["öfke, heyecan vb. duygular sebebiyle yerinde duramaz olmak, hop oturup hop kalkmak"]}, {"word": "kalkojen", "meanings": ["Periyodik dizgede, altıncı gruptaki oksijen, kükürt, selenyum, tellür, polonyum elementlerinin genel adı"]}, {"word": "kallavi", "meanings": ["Vezir ve sadrazamların giydikleri bir tür kavuk", "Çok iri, kocaman"]}, {"word": "kallavi fincan", "meanings": ["İri, kulpsuz fincan"]}, {"word": "kalleş", "meanings": ["Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan", "Birine gizlice kötülük eden"]}, {"word": "kalleşçe", "meanings": ["Kalleşe yaraşır", "(kalle'şçe) Kalleşe yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "kalleşlik", "meanings": ["Kalleş olma durumu", "Kalleşçe davranış"]}, {"word": "kalmak", "meanings": ["Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek", "Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak", "Konaklamak, konmak", "Oturmak, yaşamak", "Eğleşmek", "Hayatını sürdürmek, yaşamak", "Varlığını korumak, sürdürmek", "Oyalanmak, vakit geçirmek", "Sınıf geçmemek", "İşlemez, yürümez duruma gelmek", "İleriye atılmak, ertelenmek", "Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak", "Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek", "Miras olarak geçmek", "Yapamamak", "Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak", "Yetinmek", "Sınırlanmak", "Herhangi bir durumu sürdürmek", "Olmak, herhangi bir durumda bulunmak", "Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur"]}, {"word": "... ye kalsa (veya kalırsa)", "meanings": ["herhangi birinin kanısınca", "elinden gelse, elinde olsa"]}, {"word": "kalma", "meanings": ["Kalmak işi", "Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan"]}, {"word": "kalleşlik etmek", "meanings": ["sözünde durmayarak döneklik etmek", "birine gizlice kötülük etmek"]}, {"word": "bulunma durumu", "meanings": ["Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda bulunuş bildiren, -da \\/ -de, - ta \\/ -te ekleri ile kurulan durum, kalma durumu, lokatif: okulda, evde, sokakta, işte vb"]}, {"word": "kaldı ki", "meanings": ["bundan başka, bununla birlikte"]}, {"word": "... den kalır yeri yok", "meanings": ["ayrımsız, farksız"]}, {"word": "kalmalı", "meanings": ["Kalma durumunda olan"]}, {"word": "kalmalı tümleç", "meanings": ["Çoğu kez fiilin, bazen de adın anlamını tümleyen ve kalma durumunda bulunan dolaylı tümleç"]}, {"word": "kaloma etmek (veya vermek)", "meanings": ["gemi demir zinciri denize bırakmak üzere boşa salmak"]}, {"word": "kalomel", "meanings": ["Tatlı sülümen"]}, {"word": "kaloma", "meanings": ["Demir atmış bir geminin zincirinin su içindeki bölümü"]}, {"word": "kalori", "meanings": ["Normal atmosfer basıncında, ısınma ısısı 15 °C'lik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 °C yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi, ısın", "Besinlerin, dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçü"]}, {"word": "kalorifer borusu", "meanings": ["Kalorifer ısısını ileten boru"]}, {"word": "kalorifer", "meanings": ["Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak havayı, su veya buharı, borularla dolaştırmak yoluyla bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat", "Radyatör"]}, {"word": "kalorifercilik", "meanings": ["Kalorifercinin yaptığı iş"]}, {"word": "kaloriferci", "meanings": ["Kalorifer döşeyen veya onaran kimse", "Kaloriferi yakan kimse"]}, {"word": "kalorifer peteği", "meanings": ["Kalorifer ısısını oda içinde dağıtan metal bölüm"]}, {"word": "kalorifer kazanı", "meanings": ["Kalorifer suyunun içinde bulunduğu kazan"]}, {"word": "kalorifer dairesi", "meanings": ["Kalorifer kazanının bulunduğu bölüm"]}, {"word": "kalorimetri", "meanings": ["Isı ölçümü"]}, {"word": "kalorimetre", "meanings": ["Isıölçer"]}, {"word": "kalp", "meanings": ["Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek", "Kalp hastalığı", "Sevgi, gönül", "Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri", "Duygu, his"]}, {"word": "kalp kalbe karşıdır", "meanings": ["`sevgi karşılıklıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kalp (veya kalbini) kazanmak (veya fethetmek)", "meanings": ["ince bir davranış veya güzel bir sözle birinin sevgisini kazanmak, ilgisini çekmek"]}, {"word": "kalp (veya kalbini) kırmak", "meanings": ["gönül kırmak"]}, {"word": "kalbe dokunmak", "meanings": ["acı veya üzüntü vermek"]}, {"word": "kalbe (veya kalbine) doğmak", "meanings": ["içine doğmak"]}, {"word": "kalp olmamak", "meanings": ["acıma duygusu olmamak"]}, {"word": "kalbe işlemek", "meanings": ["derin üzüntü uyandırmak"]}, {"word": "kalbi ağzına gelmek", "meanings": ["yüreği ağzına gelmek"]}, {"word": "kalbi çarpmak", "meanings": ["kalbi çok vurmak", "çok heyecanlanmak", "yüreği çarpmak"]}, {"word": "kalbi boş olmak", "meanings": ["sevgilisi bulunmamak"]}, {"word": "kalbi sıkışmak", "meanings": ["yüreği sıkışmak"]}, {"word": "kalbi (veya kalbini) yerinden oynamak (veya fırlamak)", "meanings": ["yüreği yerinden oynamak"]}, {"word": "kalbi yıkmak kolay, yapmak zordur", "meanings": ["`insanları kırmak ve üzmek, mutlu etmekten daha kolaydır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kalbi yırtılmak", "meanings": ["acı duymak"]}, {"word": "kalbi dolu olmak", "meanings": ["sevgilisi olmak"]}, {"word": "kalbi dayanmamak", "meanings": ["aşırı heyecan, üzüntü, yorgunluk veya herhangi bir hastalık yüzünden kalbi durmak, ölmek", "yüreği dayanmamak"]}, {"word": "kalbi parçalanmak", "meanings": ["yüreği parçalanmak"]}, {"word": "kalbi ferahlamak", "meanings": ["yüreği ferahlamak"]}, {"word": "kalbi kararmak", "meanings": ["inancını kaybetmek", "yüreği kararmak"]}, {"word": "kalbin yolu mideden geçer", "meanings": ["`bir kimsenin sevgisi kazanılmak istendiğinde ona güzel yiyecekler ikram edilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kalbine girmek", "meanings": ["sevgisini kazanmak"]}, {"word": "kalbi sızlamak", "meanings": ["yüreği sızlamak"]}, {"word": "kalbine göre", "meanings": ["gönlüne göre"]}, {"word": "kalbini açmak", "meanings": ["yüreğini açmak"]}, {"word": "kalbine saplanmak", "meanings": ["yüreğine saplanmak"]}, {"word": "kalbini çalmak", "meanings": ["sevgisini kazanmak, kendine âşık etmek"]}, {"word": "kalbini eritmek", "meanings": ["acımasını sağlamak, yumuşatmak"]}, {"word": "kalbini burmak", "meanings": ["üzmek, sıkıntı vermek"]}, {"word": "kalbini doldurmak", "meanings": ["yüreğini sevgiyle ısıtmak"]}, {"word": "kalbini okumak", "meanings": ["birinin duygu ve düşüncelerini, niyetini anlamak"]}, {"word": "kalbiyle konuşmak", "meanings": ["düşüncelerini, duygu ağırlıklı bir biçimde anlatmak"]}, {"word": "kalp olmak", "meanings": ["sahte, düzme olmak"]}, {"word": "kalp etmek", "meanings": ["bir durumdan başka bir duruma çevirmek, dönüştürmek"]}, {"word": "kalp", "meanings": ["Düzme, sahte, geçmez (para)", "İşe yaramaz, tembel", "Yalancı, kendine güvenilmeyen"]}, {"word": "kalp ağrısı", "meanings": ["Aşktan doğan üzüntü, yürek ağrısı", "Sıkıntı, keder, yürek ağrısı"]}, {"word": "kalp", "meanings": ["Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme"]}, {"word": "kalpak", "meanings": ["Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık"]}, {"word": "kalpakçılık", "meanings": ["Kalpakçının yaptığı iş"]}, {"word": "kalpaklı", "meanings": ["Kalpak giymiş"]}, {"word": "kalpakçı", "meanings": ["Kalpak yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kalpçi", "meanings": ["Kalp hastalıkları uzmanı"]}, {"word": "kalpazanlık", "meanings": ["Kalpazan olma durumu", "Kalpazanca iş"]}, {"word": "kalpazan", "meanings": ["Sahte para basan veya piyasaya süren kimse", "Yalan ve hile ile iş gören kimse"]}, {"word": "kalplaşma", "meanings": ["Kalplaşmak işi"]}, {"word": "kalp krizi", "meanings": ["Kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması ile ortaya çıkan, önlem alınmazsa ölüme yol açan rahatsızlık, kalp aksesi"]}, {"word": "kalplık", "meanings": ["Düzmelik, sahtelik", "İş yapma isteksizliği"]}, {"word": "kalpli", "meanings": ["Kalp hastalığı olan"]}, {"word": "kalp sektesi", "meanings": ["Kalbin birdenbire durması"]}, {"word": "kalplaşmak", "meanings": ["Bir kimse çeviklik, doğruluk veya çalışkanlığını yitirmek"]}, {"word": "kalpsiz", "meanings": ["Merhametsiz"]}, {"word": "kalpsizlik", "meanings": ["Merhametsizlik"]}, {"word": "kalp spazmı", "meanings": ["Kalbi besleyen damarlardan birinde veya birkaçında meydana gelen irade dışı kasılma sonucu kalp kasının beslenememesi"]}, {"word": "kalseduan", "meanings": ["Kadıköy taşı"]}, {"word": "kalsemi", "meanings": ["Kandaki kalsiyum miktarı"]}, {"word": "kalsiyum", "meanings": ["Atom numarası 20, atom ağırlığı 40,80, yoğunluğu 1,55 olan, 845 °C'de eriyen, kireç ve alçının birleşimine giren, sarımtırak beyaz bir element (simgesi Ca)"]}, {"word": "kalsit", "meanings": ["Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı"]}, {"word": "kalsiyumsuz", "meanings": ["Birleşiminde kalsiyum bulunmayan"]}, {"word": "kalsiyumlu", "meanings": ["Birleşiminde kalsiyum bulunan"]}, {"word": "kaltaban", "meanings": ["Namussuz", "Şarlatan, yalancı, hileci"]}, {"word": "kaltabanlık", "meanings": ["Kaltaban olma durumu", "Kaltabanca davranış"]}, {"word": "kaltak", "meanings": ["Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü", "Kuskunsuz eyer", "İffetsiz, namussuz kadın"]}, {"word": "kaltaklık", "meanings": ["Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadının durumu", "Böyle bir kadına yakışır davranış"]}, {"word": "kalubeladan beri", "meanings": ["dünya kurulalı beri, çok eskiden beri"]}, {"word": "kalubela", "meanings": ["İslam inancına göre, ruhlar yaratıldığında Allah'ın `Ben sizin Tanrı'nız değil miyim?` sorusuna ruhların verdikleri `evet` cevabı", "Çok eski zaman"]}, {"word": "kam", "meanings": ["Şaman"]}, {"word": "Kalvencilik", "meanings": ["Tanrı ile kul arasına hiçbir otoritenin giremeyeceğini, Hristiyanlığın eski sadeliğine dönmesini savunan I. Calvin tarafından ileri sürülen Protestanlığın özel bir kolu, Kalvenizm"]}, {"word": "Kalvenci", "meanings": ["Kalvenizmi benimseyen"]}, {"word": "Kalvenizm", "meanings": ["Kalvencilik"]}, {"word": "kalya", "meanings": ["Sadeyağ ile pişirilen bir tür kabak veya patlıcan yemeği"]}, {"word": "kalyon", "meanings": ["Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü"]}, {"word": "kalyoncu", "meanings": ["Kalyon eri", "Deniz eri", "Kalyonculuk yapan kimse"]}, {"word": "kamacı", "meanings": ["Kama yapan veya satan kimse", "Top kaması yapan veya onaran kimse"]}, {"word": "kâm almak", "meanings": ["bir şeyden olabildiğince zevk almak, keyfini çıkarmak"]}, {"word": "kama basmak", "meanings": ["oyunda yenmek"]}, {"word": "kamacılık", "meanings": ["Kamacının yaptığı iş"]}, {"word": "kamalama", "meanings": ["Kamalamak işi"]}, {"word": "kâm", "meanings": ["Zevk, mutluluk, tat"]}, {"word": "kama", "meanings": ["Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak", "Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası", "Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı", "Topun gerisini kapayan kapak", "Oyunda kazanılan her parti", "Oyunda sayı"]}, {"word": "kamalamak", "meanings": ["Kama ile yaralamak"]}, {"word": "kamanço etmek", "meanings": ["yüklemek, aktarmak, elden ele geçirmek"]}, {"word": "kamanço", "meanings": ["Yükleme, aktarma, elden ele geçirme"]}, {"word": "kamara", "meanings": ["Gemilerde oda", "İngiltere yasama meclisi"]}, {"word": "kamalı", "meanings": ["Kaması olan"]}, {"word": "kamarilla", "meanings": ["Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse"]}, {"word": "kamarot", "meanings": ["Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli"]}, {"word": "kamarotluk", "meanings": ["Kamarotun yaptığı iş"]}, {"word": "kamasız", "meanings": ["Kaması olmayan"]}, {"word": "kamaşmak", "meanings": ["Ekşi bir şey sebebiyle dil, damak veya diş uyuşmak"]}, {"word": "kamber", "meanings": ["Sadık köle"]}, {"word": "kamaşma", "meanings": ["Kamaşmak işi"]}, {"word": "kamaştırma", "meanings": ["Kamaştırmak işi"]}, {"word": "kamaştırmak", "meanings": ["Kamaşmasına neden olmak"]}, {"word": "kambiyum", "meanings": ["Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka"]}, {"word": "kambersiz düğün olmaz", "meanings": ["her toplantıda veya her işin içinde bulunmak merakında olanlar için yarı sitem, yarı şaka olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "kambiyo", "meanings": ["İki ayrı ülke parasının birbiriyle değiştirilmesi", "Herhangi bir yerdeki bir alacağın tahsili, bir borcun ödenmesi veya bir yerden toplanan para ve para yerine geçen taşınabilir değerlerin başka bir yere aktarılması için yapılan işlemin bedeli", "Bu işlemin yapıldığı yer"]}, {"word": "kambiyocu", "meanings": ["Kambiyo işleriyle uğraşan kimse"]}, {"word": "kambriyen öncesi", "meanings": ["Yeryüzü tarihinde Birinci Çağdan daha eski, dağların ve magma olaylarının oluştuğu uzun bir zaman süresi, prekambriyen"]}, {"word": "kambiyoculuk", "meanings": ["Kambiyocunun yaptığı iş", "Kambiyo işlemleri"]}, {"word": "kambur", "meanings": ["Bel veya göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu sırtta ve göğüste oluşan tümsek, kambur zambur", "Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı", "Yapı veya eşyada dışarıya doğru eğrilme", "Ütü yastığı", "Vücudunda bu tümsek bulunan (kimse)", "Sıkıntı, dert"]}, {"word": "kambriyen", "meanings": ["Birinci Çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları"]}, {"word": "kambur üstüne kambur (veya kambur kambur üstüne)", "meanings": ["sıkıntı ve tersliklerin üst üste geldiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "kambura yatmak", "meanings": ["ayakta duran birini sırtüstü düşürmek için gizlice arkasında iki büklüm olup eğilmek ve başka birinin onu önden üzerine itmesini sağlamak"]}, {"word": "kamburunu çıkarmak", "meanings": ["insan, kedi vb. sırtını tümsek duruma getirmek"]}, {"word": "kamburu çıkmak", "meanings": ["sırtı kambur olmak", "ihtiyarlamak", "eğilerek yapılan işler için çok çalışmış olmak"]}, {"word": "kambura", "meanings": ["Kitapların ciltlenmesiyle sırt bölümünde oluşan yuvarlaklık"]}, {"word": "kambura makinesi", "meanings": ["Ciltçilikte, kitapların sırtını yuvarlaklaştırma ve sırt kenarlarını düzgünleştirmekte kullanılan makine"]}, {"word": "kambura vermek", "meanings": ["ciltlenecek kitabın sırtını, formalar dikildikten sonra çekiç veya makine yardımıyla yuvarlaklaştırmak"]}, {"word": "kambur felek", "meanings": ["Kahpe felek"]}, {"word": "kamburlaşma", "meanings": ["Kamburlaşmak işi"]}, {"word": "kamburlaşmak", "meanings": ["Kambur duruma gelmek"]}, {"word": "kamburlaştırma", "meanings": ["Kamburlaştırmak işi"]}, {"word": "kamburluk", "meanings": ["Kambur olma durumu"]}, {"word": "kamburlaştırmak", "meanings": ["Kambur duruma getirmek"]}, {"word": "kamçı", "meanings": ["Bir ucuna ip, deri vb. bağlı olan vurma, dövme aracı", "Bir ucu bir yere bağlı, öbür ucu herhangi bir işte kullanılmak için serbest bırakılan halat", "Spermatozoitlerde ve bazı tek hücreli hayvanlarda hareketi sağlayan ipliksi organ"]}, {"word": "kambur zambur", "meanings": ["Kambur"]}, {"word": "kamçıbaşı", "meanings": ["İpek artıklarından elde edilen ve dokumacılıkta kullanılan iplik"]}, {"word": "kamçı çalmak (veya vurmak)", "meanings": ["kamçılamak"]}, {"word": "kamçıkuyruk", "meanings": ["İyi cins kıvırcık koyun"]}, {"word": "kamçılama", "meanings": ["Kamçılamak işi"]}, {"word": "kamçılanış", "meanings": ["Kamçılanma işi"]}, {"word": "kamçılamak", "meanings": ["Kamçı ile vurmak", "Yağmur, kar, rüzgâr hızla çarpmak", "Etkinliğini artırmak, hızlandırmak", "İsteklendirmek, özendirmek, teşvik etmek"]}, {"word": "kamçılanma", "meanings": ["Kamçılanmak işi"]}, {"word": "kamçılanmak", "meanings": ["Kamçı ile dövülmek"]}, {"word": "kamçılaşmak", "meanings": ["Kamçı durumuna gelmek"]}, {"word": "kamçılatma", "meanings": ["Kamçılatmak işi"]}, {"word": "kamçılatmak", "meanings": ["Kamçılama işini yaptırmak"]}, {"word": "kamçılayış", "meanings": ["Kamçılama işi"]}, {"word": "kamçılı", "meanings": ["Kamçısı olan", "Zor kullanan"]}, {"word": "kame", "meanings": ["Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli taş"]}, {"word": "kamçılılar", "meanings": ["Bir hücreli hayvanların, önlerinde hareketi sağlayan bir veya dört tane kamçı biçiminde duyargası bulunan, uzunlamasına ikiye bölünerek çoğalan bir sınıfı"]}, {"word": "kamelya", "meanings": ["Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki, Japon gülü, Çin gülü (Camellia japonica)"]}, {"word": "kamer", "meanings": ["Ay"]}, {"word": "kamera", "meanings": ["Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı", "Kameraman", "Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk"]}, {"word": "kameraman", "meanings": ["Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse, çekimci, kamera"]}, {"word": "kamerî", "meanings": ["Ayla ilgili"]}, {"word": "kamer balığı", "meanings": ["Ay balığı"]}, {"word": "kamerî takvim", "meanings": ["Ay takvimi"]}, {"word": "kamerî ay", "meanings": ["Ay'ın tam bir devriyle hesap edilen veya ayın hareketine göre düzenlenen süre"]}, {"word": "kameriye", "meanings": ["Bahçelerde yazın oturulmak için yapılan, kafes biçiminde, kubbeli, üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak"]}, {"word": "kamerî yıl", "meanings": ["Ay yılı"]}, {"word": "kameriyeli", "meanings": ["Kameriyesi bulunan"]}, {"word": "kamersiz", "meanings": ["Aysız, ayı olmayan"]}, {"word": "kamet", "meanings": ["Boy, endam"]}, {"word": "Kamerunlu", "meanings": ["Kamerun halkından olan kimse"]}, {"word": "kamga", "meanings": ["Yonga"]}, {"word": "kamış", "meanings": ["Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis)", "Bu bitkiden yapılmış", "Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet", "Erkeklik organı"]}, {"word": "kamış atmak (veya koymak)", "meanings": ["birine oyun etmek, arabozanlık etmek"]}, {"word": "kamış kalem", "meanings": ["Yazı yazmak için kullanılan ince kamıştan yapılmış kalem"]}, {"word": "kamışçık", "meanings": ["Kuyumcuların kullandığı üfleç"]}, {"word": "kamışkulak", "meanings": ["Kulakları ince, düzgün ve dik at"]}, {"word": "kamışlı", "meanings": ["Kamışı olan"]}, {"word": "kamışsı", "meanings": ["Gövdesi kamış gibi boş ve boğumlu olan"]}, {"word": "kamışlık", "meanings": ["Kamışı çok olan yer"]}, {"word": "kamikaze", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonların kullandığı intihar uçağı"]}, {"word": "kâmil", "meanings": ["Yetkin, erişkin, eksiksiz, ağırbaşlı, mükemmel, olgun"]}, {"word": "kâmilen", "meanings": ["Büsbütün, toptan"]}, {"word": "kamkaz", "meanings": ["Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç"]}, {"word": "kamineto", "meanings": ["Küçük ispirto ocağı, ispirtoluk"]}, {"word": "kamp", "meanings": ["Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri", "Bu yerde konaklama", "Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri", "Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer", "Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk"]}, {"word": "kamp kurmak", "meanings": ["kamp için kalınacak yerde gerekli düzeni sağlamak"]}, {"word": "kamp yapmak", "meanings": ["kampa girmek"]}, {"word": "kampa girmek", "meanings": ["yarışmaya iyi biçimde hazırlanabilmek için gerekli donanımı bulunan bir yerde toplu hâlde bulunmak", "belirlenen amaç doğrultusunda yoğun bir biçimde çalışmak"]}, {"word": "kampana", "meanings": ["Çan", "Tekerleğin dingil üzerindeki fren mekanizması"]}, {"word": "kampana çalmak", "meanings": ["gemi, istasyon vb. yerlerde belirli vakitlerde çan çalmak"]}, {"word": "kampanyacı", "meanings": ["Kampanyaya katılan kimse", "Kampanya düzenleyen kimse"]}, {"word": "kampanya", "meanings": ["Politika, ekonomi, kültür vb. alanlarda belirli bir süredeki etkinlik dönemi", "Tüketiciyi özendirmek için belli sürelerde düzenlenen indirimli veya taksitli satış"]}, {"word": "kampçı", "meanings": ["Kamp kuran, kampta kalan kimse"]}, {"word": "kamping", "meanings": ["Kamp kurma yeri"]}, {"word": "kamplaşma", "meanings": ["Kamplaşma durumu"]}, {"word": "kamplaşmak", "meanings": ["Kamplara ayrılmak, bölünmek"]}, {"word": "kampçılık", "meanings": ["Kampçı olma durumu"]}, {"word": "kampüs", "meanings": ["Yerleşke"]}, {"word": "kamu", "meanings": ["Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü", "Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme", "Hep, bütün"]}, {"word": "kamu davası", "meanings": ["Kamu adına savcının açtığı dava, amme davası"]}, {"word": "kamu düzeni", "meanings": ["Bütün toplumu ilgilendiren düzen"]}, {"word": "kamufle", "meanings": ["Gizlenmiş"]}, {"word": "kamufle etmek", "meanings": ["gizlemek"]}, {"word": "kamuflaj", "meanings": ["Gizleme"]}, {"word": "kamu kesimi", "meanings": ["Devlet eliyle yürütülen ekonomik işlerin bütünü, kamu sektörü"]}, {"word": "kamu idaresi", "meanings": ["Kamu yönetimi"]}, {"word": "kamu hukuku", "meanings": ["Devlet ile kişi arasında karşılıklı olarak hak ve ödevleri düzenleyen hukuk kolu, amme hukuku"]}, {"word": "kamulaştırılma", "meanings": ["Kamulaştırılmak işi, devletleştirilme"]}, {"word": "kamulaştırılmak", "meanings": ["Kamulaştırma işi yapılmak, devletleştirilmek"]}, {"word": "kamulaştırmak", "meanings": ["Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını almak, devletleştirmek, istimlak etmek, özelleştirmek karşıtı"]}, {"word": "kamulaştırma", "meanings": ["Kamulaştırmak işi, devletleştirme, istimlak"]}, {"word": "kamuoyu", "meanings": ["Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi, halkoyu, amme efkârı, efkârıumumiye"]}, {"word": "kamuoyu oluşturmak (veya yaratmak)", "meanings": ["bir düşünceyi yaygınlaştırmak ve halkın dikkati o düşünce etrafında toplamak ve yoğunlaştırmak"]}, {"word": "kamu personeli", "meanings": ["Kamu görevlisi"]}, {"word": "kamu sağlığı", "meanings": ["Bir toplumda büyük halk kitlelerinin sağlık koşulları açısından içinde bulunduğu durum"]}, {"word": "kamus", "meanings": ["Sözlük", "Büyük sözlük"]}, {"word": "kamu yararı", "meanings": ["Devletin gereksinimlerine cevap veren ve bu ihtiyaçları karşılayan, topluma yarar sağlayan değerler bütünü, menafiiumumiye"]}, {"word": "kamusal", "meanings": ["Kamu ile ilgili"]}, {"word": "kamusallaşmak", "meanings": ["Kamusal duruma gelmek"]}, {"word": "kamu sektörü", "meanings": ["Kamu kesimi"]}, {"word": "kamusallaşma", "meanings": ["Kamusallaşmak işi"]}, {"word": "kamu tanrıcı", "meanings": ["Tüm tanrıcı"]}, {"word": "kamu tanrıcılık", "meanings": ["Tüm tanrıcılık"]}, {"word": "kamutay", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel kurulu"]}, {"word": "kamu yönetimi", "meanings": ["Devletin yönetim faaliyetlerinin yararlı ve verimli bir biçimde düzenlenmesiyle uğraşan bilim dalı, kamu idaresi, amme idaresi"]}, {"word": "kamyon", "meanings": ["Motorlu büyük yük taşıtı", "Bu taşıtın taşıyabildiği miktarda olan"]}, {"word": "kamyonculuk", "meanings": ["Kamyoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "kamyoncu", "meanings": ["Kamyonla taşıyıcılık yapan kimse", "Kamyon kullanan sürücü"]}, {"word": "kamyonetçi", "meanings": ["Kamyonet kullanan kimse"]}, {"word": "kamyonet", "meanings": ["Yük taşıyan küçük kamyon, pikap"]}, {"word": "kan", "meanings": ["Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı", "Soy"]}, {"word": "kamyonetçilik", "meanings": ["Kamyonetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kan ağlamak", "meanings": ["büyük bir üzüntü içinde bulunmak"]}, {"word": "kan akıtmak", "meanings": ["kurban kesmek"]}, {"word": "kan akmak", "meanings": ["savaş, çatışma, dövüş olmak", "ölmek"]}, {"word": "kan almak", "meanings": ["damardan bir miktar kan çekmek veya akıtmak"]}, {"word": "kan alacak damarı bilmek", "meanings": ["nereden veya kimden çıkar sağlanabileceğini bilmek"]}, {"word": "kan (veya kanı) başına çıkmak (veya sıçramak veya toplanmak)", "meanings": ["öfkelenmek"]}, {"word": "kan beynine sıçramak (veya çıkmak)", "meanings": ["çok sinirlenmek, hiddetlenmek, kontrolü yitirmek"]}, {"word": "kan boğmak", "meanings": ["beynine kan hücumuyla ölmek"]}, {"word": "kan çanağı gibi", "meanings": ["kanlanan (göz)"]}, {"word": "kan çekmek", "meanings": ["yüz ve huy, anne veya baba tarafının yüzüne ve huyuna benzemek", "akrabalar, birbirlerine yakınlık duymak"]}, {"word": "kan çıkmak", "meanings": ["kan dökülmek, cinayet işlenmek"]}, {"word": "kan dökmek", "meanings": ["ölüme yol açmak, cana kıymak"]}, {"word": "kan dere gibi akmak", "meanings": ["vücudun bir yerinden çok kan akmak veya bir savaşta çok kişi yaralanarak ölmek"]}, {"word": "kan gelmek", "meanings": ["kanamak"]}, {"word": "kan gövdeyi götürmek", "meanings": ["çok kan dökülmek"]}, {"word": "kan gitmek", "meanings": ["büyük ve küçük abdestini yaparken kan gelmek", "kadınlarda aybaşı çok kanlı olmak"]}, {"word": "kan gütmek", "meanings": ["kan dökerek öç almak istemek"]}, {"word": "kan istemek", "meanings": ["öldürülen bir kimsenin öcünün alınmasını istemek"]}, {"word": "kan kaybetmek", "meanings": ["herhangi bir nedenle vücuttan çok kan akmak", "güçsüzleşmek, etkisini kaybetmek"]}, {"word": "kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek", "meanings": ["çok eziyet çektiği hâlde durumunu iyi göstermek"]}, {"word": "kan kusturmak", "meanings": ["çok eziyet çektirmek"]}, {"word": "kan olmak", "meanings": ["insan öldürülmek"]}, {"word": "kan olmak", "meanings": ["aralarında kan davası bulunmak"]}, {"word": "kan oturmak", "meanings": ["bir damarın çatlamasıyla sızan kan, dokular arasına akıp kalmak"]}, {"word": "kan revan içinde", "meanings": ["her yanı kana bulanmış"]}, {"word": "kan revan içinde kalmak", "meanings": ["her yanı kana bulanmak"]}, {"word": "kan ter içinde kalmak", "meanings": ["çok terli, yorgun ve perişan bir durumda olmak"]}, {"word": "kan ter içinde", "meanings": ["çok terli, yorgun ve perişan bir durumda"]}, {"word": "kan tere batmak", "meanings": ["kan ter içinde kalmak"]}, {"word": "kan tutmak", "meanings": ["kan gördüğünde bayılmak", "şok geçirmek"]}, {"word": "kan vermek", "meanings": ["hastaya, yaralıya kan aktarmak", "kan nakli için kan aldırmak"]}, {"word": "kan yürümek", "meanings": ["bir organda aşırı kan birikmek"]}, {"word": "kana boyamak (veya bulamak veya bulatmak)", "meanings": ["kan içinde bırakmak"]}, {"word": "kana susamak", "meanings": ["öldürme hırsı duymak"]}, {"word": "kanı donmak (veya çekilmek)", "meanings": ["donakalmak, çok şaşırmak"]}, {"word": "kanı ısınmak", "meanings": ["birine karşı yakınlık duymak"]}, {"word": "kanı kanla yumazlar, kanı suyla yurlar", "meanings": ["`kötülük, kötülük yapılarak düzeltilmez ancak iyilik yapılarak ortadan kaldırılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kanı içine akmak", "meanings": ["derdini dışa vuramamak"]}, {"word": "kanı kaynamak", "meanings": ["coşkun ve kıpırdak olmak"]}, {"word": "kanı kaynamak", "meanings": ["çabucak sevgi duymak"]}, {"word": "kanı kurumak", "meanings": ["çok usanmak, çok bıkmak", "bitkin, yorgun, cansız duruma düşmek"]}, {"word": "kanı sulanmak", "meanings": ["kansızlığa uğramak"]}, {"word": "kanına dokunmak", "meanings": ["çok sinirlenmek"]}, {"word": "kanı temizlenmek", "meanings": ["öldürülenin arkasından, öldüren kişi veya yakınlarından birini öldürerek öç almak"]}, {"word": "kanına ekmek doğramak", "meanings": ["birinin ölümüne yol açarak sevinmek", "birini küçük düşürmek, birine zarar vermek"]}, {"word": "kanına girmek", "meanings": ["birini öldürmek veya öldürtmek", "bir kızın kızlığını bozmak"]}, {"word": "kanına işlemek", "meanings": ["bir şeyi aşırı ölçüde benimsemek", "büyük ölçüde etkisinde kalmak"]}, {"word": "kanına susamak", "meanings": ["belasını aramak"]}, {"word": "kanını emmek", "meanings": ["insafsızca sömürmek"]}, {"word": "kanını içine akıtmak", "meanings": ["sıkıntısını belli etmemek"]}, {"word": "kanını kurutmak", "meanings": ["canından bezdirmek"]}, {"word": "kanını kaynatmak", "meanings": ["heyecanlandırmak, coşturmak"]}, {"word": "kanını yerde koymak", "meanings": ["birini öldüreni ölümle cezalandırmamak"]}, {"word": "kanıyla ödemek", "meanings": ["yaptığının cezasını hayatıyla ödemek"]}, {"word": "kanaat", "meanings": ["Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum", "Kanma, inanma", "Kanış, kanı, inanç, düşünce"]}, {"word": "kana", "meanings": ["Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler"]}, {"word": "kanaat etmek", "meanings": ["yetinmek"]}, {"word": "kanaat getirmek", "meanings": ["kanmak, aklı yatmak, inanmak"]}, {"word": "kanaat gibi devlet olmaz", "meanings": ["`elindekiyle yetinmesini bilen kişi yokluk nedir bilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kanaatkâr", "meanings": ["Azla yetinen, elindeki ile yetinen, kanık, kanaatli, yetingen"]}, {"word": "kanaatkârlık", "meanings": ["Kanaatkâr olma durumu, kanaatlilik, kanıklık, yetingenlik"]}, {"word": "kanaatli", "meanings": ["Kanaatkâr"]}, {"word": "Kanada kavağı", "meanings": ["Kuzey Amerika'da yetişen bir tür uzun kavak"]}, {"word": "kan akçesi", "meanings": ["Birini yaralayandan alınıp yaralanana veya öldürenden alınıp ölenin mirasçılarına verilen para"]}, {"word": "kan aktarımı", "meanings": ["Hasta veya yaralıya, kendi veya uygun bir kan grubundan damar yoluyla kan verme, kan nakli"]}, {"word": "kanal", "meanings": ["Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu", "Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat", "Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti", "İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol", "İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz"]}, {"word": "kanalcık", "meanings": ["Küçük kanal", "Bir organizmadaki küçük kanal"]}, {"word": "kanalcıklı", "meanings": ["Kanalcığı olan"]}, {"word": "kanalet", "meanings": ["Küçük kanal"]}, {"word": "kanalıyla", "meanings": ["Bir kimse veya bir şey aracılığıyla, yoluyla, eliyle"]}, {"word": "kanalizasyon", "meanings": ["Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem, lağım döşemi, şebeke"]}, {"word": "kanama", "meanings": ["Kanamak işi, nezif"]}, {"word": "kanamak", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerinden kan akmak, kan gelmek", "Manevi acılar yeniden etkisini duyurmak, depreşmek"]}, {"word": "kanayan yara olmak", "meanings": ["sürekli sıkıntı, üzüntü ve zarar veren bir durumda olmak"]}, {"word": "kanarya", "meanings": ["İspinozgillerden, yeşilimsi veya sarı tüylü, koni biçiminde küçük gagalı, ötücü kuş (Serinus canaria)"]}, {"word": "kanara", "meanings": ["Kesimevi, mezbaha"]}, {"word": "kanamalı", "meanings": ["Kanaması olan"]}, {"word": "kanarya çiçeği", "meanings": ["Çan çiçeğigillerden, sarı renkli bir çiçek (Tropaeolum peregrinum)"]}, {"word": "kanaryalık", "meanings": ["Kanarya yetiştirilen yer"]}, {"word": "kanarya otu", "meanings": ["Çuha çiçeğigillerden, tohumları kafes kuşlarına yem olarak verilen bir bitki (Alsine media)"]}, {"word": "kanasta", "meanings": ["Bir tür kâğıt oyunu"]}, {"word": "kanat", "meanings": ["Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ", "Balıklarda yüzgeç", "Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey", "Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı", "Yan, taraf", "Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri", "Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol", "Angıç", "Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah", "Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü"]}, {"word": "kanat açmak", "meanings": ["birini korumak, himaye etmek"]}, {"word": "kanat alıştırmak", "meanings": ["bir işe alışmaya çalışmak"]}, {"word": "kanat çırpmak", "meanings": ["uçmak", "kanatlarını hareket ettirmek", "yeni bir başlangıç yapmak"]}, {"word": "kanat germek", "meanings": ["koruması altına almak, himaye etmek"]}, {"word": "kanadı altına almak", "meanings": ["korumak, himayesine almak"]}, {"word": "kanata", "meanings": ["Ağzı geniş, tek kulplu su kabı"]}, {"word": "kanatçık", "meanings": ["Küçük kanat", "Baklagillerin çiçek tacında bulunan, yan iki taç yapraktan her biri", "Kuşların başparmak ve birinci parmak kemiklerine bağlı teleklerinin bütünü"]}, {"word": "kanatış", "meanings": ["Kanatma işi"]}, {"word": "kanatlandırma", "meanings": ["Kanatlandırmak işi"]}, {"word": "kanatlandırmak", "meanings": ["Çok sevinmesine sebep olmak"]}, {"word": "kanatlanma", "meanings": ["Kanatlanmak işi"]}, {"word": "kanatlanış", "meanings": ["Kanatlanma işi"]}, {"word": "kanatlanmak", "meanings": ["Uçmaya başlamak", "Çok sevinmek"]}, {"word": "kanatlı", "meanings": ["Kanadı olan"]}, {"word": "kanatma", "meanings": ["Kanatmak işi"]}, {"word": "kanatmak", "meanings": ["Kanamasına yol açmak veya kanamasını sağlamak"]}, {"word": "kanatlılar", "meanings": ["Böceklerin kanatlı olanlarını içine alan alt sınıf"]}, {"word": "kanatsız", "meanings": ["Kanadı olmayan"]}, {"word": "kanatsızlar", "meanings": ["Böcekler sınıfının kanatsız olan en ilkel biçimlerini kapsayan alt sınıfı"]}, {"word": "kanatsız kuş uçmaz", "meanings": ["`gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kanaviçe", "meanings": ["El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi", "Bu bezin üzerine yapılan işleme", "Çuval olarak kullanılan kendirden veya kenevirden yapılmış seyrek bez"]}, {"word": "kanayış", "meanings": ["Kanama işi"]}, {"word": "kan bağı", "meanings": ["Aynı soydan gelme durumu"]}, {"word": "kan bankası", "meanings": ["Gerektiğinde hastalara aktarmak için sağlıklı kimselerden alınan kanların saklandığı yer"]}, {"word": "kan basıncı", "meanings": ["Kan hacmine ve yoğunluğuna bağlı olan atardamar içi gerilimi, tansiyon"]}, {"word": "kan bilimci", "meanings": ["Kan bilimi uzmanı, hematolog"]}, {"word": "kan bilimi", "meanings": ["Kan ve kan hücrelerini oluşturan yapılarla bu yapıların hastalıklarını ve tedavilerini konu alan bilim dalı, hematoloji"]}, {"word": "kanbiyit", "meanings": ["Hidratlı doğal demir silikat"]}, {"word": "kanca", "meanings": ["Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk"]}, {"word": "kancayı takmak (veya atmak)", "meanings": ["bir kimsenin kötülüğü için uğraşmak"]}, {"word": "kancacı", "meanings": ["Metal zincir imalatında palet zincirlerinin ucundaki baklalarına özel kanca takan kimse"]}, {"word": "kancabaş", "meanings": ["Başı kancaya benzer biçimde olan, altı veya sekiz çift kürekle çekilen, dar, uzun bir tür kayık"]}, {"word": "kancalama", "meanings": ["Kancalamak işi"]}, {"word": "kancalamak", "meanings": ["Kancayı bir şeye takmak", "Kancayı atıp çekmek", "Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşmek"]}, {"word": "kancalanmak", "meanings": ["Kanca ile tutulmak, kancaya takılmak"]}, {"word": "kancalı", "meanings": ["Kancası olan"]}, {"word": "kancalı iğne", "meanings": ["Çengelli iğne"]}, {"word": "kancalı kurt", "meanings": ["İpsiler familyasından, 10 milimetre boyunda, ağzı çift çengelli, ince bağırsakta yaşayan asalak solucan"]}, {"word": "kancık", "meanings": ["Hayvanlarda dişi", "Dönek, güvenilmez"]}, {"word": "kancasız", "meanings": ["Kancası olmayan"]}, {"word": "kancıkça", "meanings": ["Döneklik ederek, gizlice kötülükte bulunarak"]}, {"word": "kancıklık", "meanings": ["Kancık olma durumu", "Kancıkça davranış"]}, {"word": "kancıklık etmek", "meanings": ["döneklik, kalleşlik etmek"]}, {"word": "kancur", "meanings": ["İzmarit balığının küçüğü"]}, {"word": "kan çıbanı", "meanings": ["Kıl kökünden başlayarak deri altı dokusunu saran ve deride şişkinlikle beliren irinli kabartı"]}, {"word": "kançılar", "meanings": ["Elçiliklerde, konsolosluklarda yazı ve evrak işlerini yürüten görevli"]}, {"word": "kançılarya", "meanings": ["Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili görevlilerin çalıştığı yer"]}, {"word": "kançılarlık", "meanings": ["Kançıların yaptığı iş", "Bu işlerin görüldüğü yer"]}, {"word": "kandaş", "meanings": ["Aynı kanı taşıyan, aynı soydan olanlardan her biri"]}, {"word": "kandaşlık", "meanings": ["Kan birliği, soy birliği"]}, {"word": "kandela", "meanings": ["Mum"]}, {"word": "kan davası", "meanings": ["Geçmişte iki aile arasında cinayetten, kan akmış olmaktan veya başka bir nedenden oluşmuş düşmanlık"]}, {"word": "kandıra ağacı", "meanings": ["Mine çiçeğigillerden, güzel kokulu bir süs bitkisi (Lipia citriodora)"]}, {"word": "kandıra otu", "meanings": ["Buğdaygillerden, çok yıllık, sürünücü, otsu bir bitki (Calamagrostis)"]}, {"word": "kandırılma", "meanings": ["Kandırılmak işi"]}, {"word": "kandırılış", "meanings": ["Kandırılma işi"]}, {"word": "kandırılmak", "meanings": ["Kandırma işi yapılmak"]}, {"word": "kandırış", "meanings": ["Kandırma işi"]}, {"word": "kandırma", "meanings": ["Kandırmak işi"]}, {"word": "kandırmaca", "meanings": ["Kandırmak amacıyla yapılan düzen"]}, {"word": "kandırmak", "meanings": ["Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek", "Aldatmak", "İçme, yeme isteğini karşılamak"]}, {"word": "kandil", "meanings": ["İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı", "Kandil gecesi", "Çok sarhoş"]}, {"word": "kandilin yağı tükenmek", "meanings": ["hayat sona ermek, ölmek"]}, {"word": "kandilci", "meanings": ["Cami ve minarelerin kandillerini yakan kimse", "Kandil yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kandil çiçeği", "meanings": ["Civanperçemi"]}, {"word": "kandil çöreği", "meanings": ["Kandil günlerinde yapılıp satılan çörek"]}, {"word": "kandil gecesi", "meanings": ["Müslümanlarca kutsal sayılan ve kutlanan Berat, Miraç, Regaip ve Kadir geceleri, kandil"]}, {"word": "kandil günü", "meanings": ["Kandil gecesinden önceki gün"]}, {"word": "kandilisa", "meanings": ["Yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı"]}, {"word": "kandilli selam", "meanings": ["El etek öperek, yerlere kadar eğilerek verilen selam, kandilli temenna"]}, {"word": "kandilleşme", "meanings": ["Kandilleşmek işi"]}, {"word": "kandilleşmek", "meanings": ["Birbirinin kandil gününü kutlamak"]}, {"word": "kandilli", "meanings": ["Kandili olan", "Çok sarhoş"]}, {"word": "kandillik", "meanings": ["Kandillerin konulduğu yer", "Kandil günü ile ilgili"]}, {"word": "kandilli temenna", "meanings": ["Kandilli selam"]}, {"word": "kandilli küfür", "meanings": ["İşitilmedik, çok ağır sövgü"]}, {"word": "kandil simidi", "meanings": ["Kandil günlerinde yapılıp satılan simit"]}, {"word": "kandil yağı", "meanings": ["Kötü cins zeytinyağı"]}, {"word": "kan doku", "meanings": ["Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görünen kan"]}, {"word": "kanepe", "meanings": ["Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat"]}, {"word": "kan dolaşımı", "meanings": ["Kalbin sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle kanın damarlar içinde yer değiştirmesi, dolaşım, deveran, deveranıdem"]}, {"word": "kangal", "meanings": ["Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ", "Bu biçimde bükülmüş şeylerin her bir halkası"]}, {"word": "kangallama", "meanings": ["Kangallamak işi"]}, {"word": "kangal", "meanings": ["Deve dikeni"]}, {"word": "kangallamak", "meanings": ["Kangal durumuna getirmek"]}, {"word": "kangallanma", "meanings": ["Kangallanmak işi"]}, {"word": "kangallanmak", "meanings": ["Kangal durumuna getirilmek"]}, {"word": "kangren", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi"]}, {"word": "kangren olmak", "meanings": ["vücudun herhangi bir yerindeki doku, kan gelmemesi sonucu ölmek", "kangrenleşmek"]}, {"word": "kangrenleşme", "meanings": ["Kangrenleşmek işi"]}, {"word": "kangrenleştirmek", "meanings": ["Kangren durumunun ortaya çıkmasına sebep olmak"]}, {"word": "kangrenleşmek", "meanings": ["Kangren olmak", "Bir durum veya iş düzelmeyecek duruma gelmek, uzamak"]}, {"word": "kangrenli", "meanings": ["Kangreni olan"]}, {"word": "kangurugiller", "meanings": ["Memelilerden, sıçrayıcı, keseli hayvanlar familyası"]}, {"word": "kanguru", "meanings": ["Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan (Macropus giganteus)"]}, {"word": "kanı", "meanings": ["İnanç, düşünce, kanaat"]}, {"word": "kanısında olmak", "meanings": ["inancında olmak, kanaatinde olmak"]}, {"word": "kanıya varmak", "meanings": ["belli bir kanı edinmiş olmak"]}, {"word": "kanı ayaklı", "meanings": ["Genç kız, kan ayaklı", "Yeni evlenmiş kadın, kan ayaklı"]}, {"word": "kanı bozuk", "meanings": ["Soysuz (kimse)"]}, {"word": "kanık", "meanings": ["Kanaatkâr", "Tokgözlü"]}, {"word": "kanıklanmak", "meanings": ["Edindiği bir şeyi yeter bulmak, yetinmek, kanaat etmek"]}, {"word": "kanıklanma", "meanings": ["Kanıklanmak işi"]}, {"word": "kanıkma", "meanings": ["Kanıkma işi"]}, {"word": "kanıklık", "meanings": ["Kanaatkârlık"]}, {"word": "kanıkmak", "meanings": ["Kanmak, gönlü kanmak"]}, {"word": "kanıksayış", "meanings": ["Kanıksama işi"]}, {"word": "kanıksamak", "meanings": ["Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak", "Bıkkınlık getirmek, usanmak"]}, {"word": "kanıksama", "meanings": ["Kanıksamak işi"]}, {"word": "kanırmak", "meanings": ["Bir şeyi eğip zorlayarak yerinden çıkarmak veya çıkarmaya çalışmak"]}, {"word": "kanırma", "meanings": ["Kanırmak işi"]}, {"word": "kanırtma", "meanings": ["Kanırtmak işi"]}, {"word": "kanırtmaç", "meanings": ["Bir şeyi kanırmak için kullanılan değnek veya araç, bir tür kaldıraç"]}, {"word": "kanırtmak", "meanings": ["Büküp zorlayarak yerinden oynatmak"]}, {"word": "kanı sıcak", "meanings": ["Sevimli, kendini çabuk sevdiren (kimse)"]}, {"word": "kanış", "meanings": ["Kanma işi", "Kanı, kanaat", "Aldanış, kanma"]}, {"word": "kanıt", "meanings": ["Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman", "Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil", "Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil"]}, {"word": "kanıtlama", "meanings": ["Kanıtlamak işi, ispatlama"]}, {"word": "kanıtlamak", "meanings": ["Bir şeyin gerçekliğini kanıtla ortaya koymak, ispat etmek"]}, {"word": "kanıtlanış", "meanings": ["Kanıtlanma işi"]}, {"word": "kanıtlanma", "meanings": ["Kanıtlanmak işi"]}, {"word": "kanıtlanmak", "meanings": ["Kanıtlama işi yapılmak, ispat edilmek"]}, {"word": "kanıtlı", "meanings": ["Kanıtla gösterilmiş, müdellel"]}, {"word": "kanıtsama", "meanings": ["Kanıtsamak işi"]}, {"word": "kanıtsamak", "meanings": ["Kanıt, belge veya delil olarak kabul etmek"]}, {"word": "kani olmak", "meanings": ["inanmak, kanmak"]}, {"word": "kani", "meanings": ["Kanmış, inanmış"]}, {"word": "kaniş", "meanings": ["Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek"]}, {"word": "kankan", "meanings": ["Kadınların oynadığı hareketli bir Fransız dansı"]}, {"word": "kan kanseri", "meanings": ["Kemik iliğinde kan hücrelerinin farklılaşması ve olgunlaşmasının bozulmasına bağlı olarak kanda akyuvarların olağanüstü çoğalmasıyla beliren bir hastalık, lösemi"]}, {"word": "kan kardeşi", "meanings": ["Birbirlerinin kanını emerek veya yalayarak ant içmek yoluyla kardeş olanlardan her biri, ant kardeşi"]}, {"word": "kan kırmızı", "meanings": ["Çok kırmızı"]}, {"word": "kankurutan", "meanings": ["Adamotu"]}, {"word": "kanlama", "meanings": ["Kanlamak işi"]}, {"word": "kanlamak", "meanings": ["Kana bulamak"]}, {"word": "kanlandırma", "meanings": ["Kanlandırmak işi"]}, {"word": "kanlandırmak", "meanings": ["Kanlanmasını sağlamak"]}, {"word": "kanlanma", "meanings": ["Kanlanmak işi"]}, {"word": "kanlanmak", "meanings": ["Kan bulaşmak", "Kanı çoğalmak", "Bir organda kan birikmek"]}, {"word": "kanlı", "meanings": ["Kan bulaşmış", "Kanı olan", "Kan dökülmesine neden olan", "İsteyerek kan dökmüş olan (kimse), hunriz, katil", "Kanlanmış olan", "Kan davasında taraf olan kimse", "Kanı yoğun olan, demevi"]}, {"word": "kanlı gömlek gizlenemez", "meanings": ["`bazı kötü şeylerin gizlenmesi mümkün değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kanlı yaş (veya yaşlar) dökmek", "meanings": ["büyük üzüntüyle ağlamak"]}, {"word": "kanlısı olmak", "meanings": ["birinin katili olmak"]}, {"word": "kanlı ishal", "meanings": ["Dizanteri"]}, {"word": "kanlı bıçaklı", "meanings": ["Birbirlerini öldürecek kadar düşman olan (kimse)"]}, {"word": "kanlı bıçaklı olmak", "meanings": ["aralarında herhangi bir nedenden dolayı birbirini öldürecek kadar düşmanlık bulunmak"]}, {"word": "kanlı canlı", "meanings": ["Sağlıklı, sapasağlam, vücut sağlığı yüzünden belli olan (kimse)"]}, {"word": "kanlılık", "meanings": ["Kanlı olma durumu"]}, {"word": "kanlı katil", "meanings": ["Çok insan öldürmüş veya birini vahşice öldürmüş kimse"]}, {"word": "kanma", "meanings": ["Kanmak işi"]}, {"word": "kanmak", "meanings": ["Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak", "Tatlı sözlere aldanmak", "Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak, doymak", "Yetinmek, iktifa etmek"]}, {"word": "kanmazlık", "meanings": ["İhtiyacını veya isteğini yeteri kadar karşıladığı hâlde yeterli bulmamak"]}, {"word": "kan nakli", "meanings": ["Kan aktarımı"]}, {"word": "kano", "meanings": ["Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne"]}, {"word": "kanon", "meanings": ["Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün"]}, {"word": "kanotiye", "meanings": ["Düz kenarlı şapka"]}, {"word": "kan parası", "meanings": ["Diyet (I)"]}, {"word": "kan plazması", "meanings": ["Kanın hücreler arası sıvı maddesi"]}, {"word": "kanser", "meanings": ["Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık, amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana"]}, {"word": "kan portakalı", "meanings": ["Bir tür içi kırmızı portakal"]}, {"word": "kanser bilimi", "meanings": ["Kanseri ve ona yol açan hastalıkları inceleyen tıp dalı, kanseroloji"]}, {"word": "kanserleşme", "meanings": ["Kansere dönüşme"]}, {"word": "kanserleşmek", "meanings": ["Kansere dönüşmek, kanser durumunu almak"]}, {"word": "kanserli", "meanings": ["Kanser niteliğinde olan", "Kansere yakalanmış"]}, {"word": "kanserojen", "meanings": ["Kanser yapıcı"]}, {"word": "kanseroloji", "meanings": ["Kanser bilimi"]}, {"word": "kansız", "meanings": ["Kanı olmayan", "Kan dökmeden yapılan", "Kanı az olan, çok kan kaybetmiş olan, anemik", "Duygusuz ve korkak"]}, {"word": "kansız cansız", "meanings": ["Kanı az olan, zayıf, bitkin (kimse)"]}, {"word": "kansızlaşmak", "meanings": ["Kanı azalmak, kansız kalmak"]}, {"word": "kansızlaşma", "meanings": ["Kansızlaşmak işi"]}, {"word": "kansızlık", "meanings": ["Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu, anemi", "Duygusuzluk, korkaklık", "Soysuzluk"]}, {"word": "kant", "meanings": ["Şeker ve limonla içilen sıcak su"]}, {"word": "kantar", "meanings": ["Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç", "Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti, el kantarı", "Baskül", "56,452 kilogram ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi"]}, {"word": "kantara çekmek (veya vurmak)", "meanings": ["bir şeyi tartmak", "birini sınamak"]}, {"word": "kantarın topunu kaçırmak", "meanings": ["ölçüyü kaçırıp aşırı davranmak"]}, {"word": "kantar ağası", "meanings": ["Çarşı ve pazarlarda tartı araçlarını denetleyen görevli"]}, {"word": "kantarcı", "meanings": ["Kantar yapıp satan kimse", "Kantarda tartan kimse", "Çarşıya, pazara getirilen şeyleri tartıp vergisini toplayan görevli"]}, {"word": "kantarcılık", "meanings": ["Kantarcının yaptığı iş"]}, {"word": "kantar kabağı", "meanings": ["Su kabağı"]}, {"word": "kantariye", "meanings": ["Çarşıya, pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi"]}, {"word": "kantar kolu", "meanings": ["Üzerinde kantar topunun bulunduğu ve hareket ettiği demir çubuk"]}, {"word": "kantarlama", "meanings": ["Kantarlamak işi"]}, {"word": "kantarlı", "meanings": ["Çok ağır"]}, {"word": "kantarlamak", "meanings": ["Kantarla ağırlığını ölçmek", "Düşünüp taşınmak", "Birini denemek, sınamak"]}, {"word": "kantarlıyı savurmak", "meanings": ["ağır bir biçimde sövmek"]}, {"word": "kantarma", "meanings": ["Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç"]}, {"word": "kantar topu", "meanings": ["Kantarda bir ağırlık tartılırken dengeyi sağlayan, kantar kolu üzerinde hareket ettirilebilen metal küre"]}, {"word": "kantaron", "meanings": ["Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki (Gentiana lutea)", "Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki (Centaurea)"]}, {"word": "kan taşı", "meanings": ["Kırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan, yaralardan akan kanı durdurmak için kullanılan bir mineral, hematit"]}, {"word": "kantat", "meanings": ["Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir veya bu şiirin orkestra eşliğindeki tek veya çok sesli bestesi"]}, {"word": "kantin", "meanings": ["Kışla, fabrika, okul vb. yerlerde yiyecek ve içecek maddelerinin satıldığı yer", "Bu gibi kurumlarda işletilen ve yalnız o kuruma bağlı kimselerin yemek yediği lokanta"]}, {"word": "kantinci", "meanings": ["Kantin işleten kimse"]}, {"word": "kantincilik", "meanings": ["Kantincinin yaptığı iş"]}, {"word": "kantiyane", "meanings": ["Kızılkantarongillerden, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki (Gentiana)"]}, {"word": "kantocu", "meanings": ["Kanto söyleyen kadın"]}, {"word": "kanto", "meanings": ["Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri", "Bu gösteri sırasında söylenen şarkı"]}, {"word": "kanton", "meanings": ["İsviçre Konfederasyonu'nu oluşturan devletlerden her biri"]}, {"word": "kantoculuk", "meanings": ["Kantocunun yaptığı iş"]}, {"word": "kantonit", "meanings": ["Doğal bakır sülfürü"]}, {"word": "kanun", "meanings": ["Yasa", "Geçerli olan kural"]}, {"word": "kanun çıkarmak", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun hazırlayarak kabul etmek"]}, {"word": "kanunu çiğnemek", "meanings": ["yasal olmayan iş yapmak"]}, {"word": "kanuni", "meanings": ["Yasal"]}, {"word": "kanuni", "meanings": ["Kanuncu"]}, {"word": "kânun", "meanings": ["Eski takvimde yer alan kânunusani, kânunuevvel ay adlarında geçen `ateş ocağı` anlamındaki söz"]}, {"word": "kanun", "meanings": ["Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı"]}, {"word": "kanun adamı", "meanings": ["Yöneticiliği sırasında kanunlara uymaktan vazgeçmeyen, kanunları uygulayan kimse"]}, {"word": "kanuncu", "meanings": ["Kanun çalan kimse, kanuni (II)", "Kanun yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kanun dışı", "meanings": ["Yasa dışı"]}, {"word": "kanun hükmünde kararname", "meanings": ["Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan ve kanun değerinde olan karar"]}, {"word": "kanunen", "meanings": ["Yasa gereğince, yasal olarak"]}, {"word": "kanuniyet", "meanings": ["Yasa olma gücünü kazanma"]}, {"word": "kanuniyet kesbetmek", "meanings": ["yasa niteliğini kazanmak, yasa durumu almak, yasalaşmak"]}, {"word": "kanun koyucu", "meanings": ["Yasa koyucu"]}, {"word": "kanunlaşma", "meanings": ["Kanunlaşmak işi, yasalaşma"]}, {"word": "kanunlaşmak", "meanings": ["Yasalaşmak"]}, {"word": "kanunlaştırılma", "meanings": ["Yasalaştırılma"]}, {"word": "kanunlaştırılmak", "meanings": ["Yasalaştırılmak"]}, {"word": "kanunlaştırma", "meanings": ["Yasalaştırma"]}, {"word": "kanunname", "meanings": ["Yasa kitabı"]}, {"word": "kanunlaştırmak", "meanings": ["Yasalaştırmak"]}, {"word": "kanun sözcüsü", "meanings": ["Yasa sözcüsü"]}, {"word": "kanunsuz", "meanings": ["Yasası olmayan, yasasız", "Yasaya aykırı"]}, {"word": "kanunsuzluk", "meanings": ["Yasaya aykırılık, yasasızlık"]}, {"word": "kanun tasarısı", "meanings": ["Yasa tasarısı"]}, {"word": "kanun teklifi", "meanings": ["Yasa teklifi"]}, {"word": "kanunuesasi", "meanings": ["Anayasa"]}, {"word": "kânunuevvel", "meanings": ["Aralık"]}, {"word": "kânunusani", "meanings": ["Ocak"]}, {"word": "konyak", "meanings": ["İspirto derecesi yüksek, özel kokulu, kiremit renginde bir içki türü, kanyak"]}, {"word": "kanyon", "meanings": ["Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi, dar boğaz, kapuz, kısık, klüz"]}, {"word": "kaolin", "meanings": ["Arı kil"]}, {"word": "kaolinit", "meanings": ["Arı kilin temel maddesini oluşturan hidratlı alüminyum silikat"]}, {"word": "kaos", "meanings": ["Evrenin düzene girmeden önceki biçimden yoksun, uyumsuz ve karışık durumu", "Kargaşa"]}, {"word": "kaolinli", "meanings": ["Birleşiminde arı kil bulunan"]}, {"word": "kabına sığmamak", "meanings": ["duygularına engel olamayıp taşkın davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kap", "meanings": ["İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne", "Kap kacak", "Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb", "Kapak, cilt"]}, {"word": "kap", "meanings": ["Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi", "Kadınların giydiği kolsuz üstlük"]}, {"word": "kâp", "meanings": ["Aşık kemiği"]}, {"word": "kâbına varamamak", "meanings": ["değerce birinden pek aşağı olmak"]}, {"word": "kapak", "meanings": ["Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne", "Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça", "Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf", "Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta", "Zıvanada iki dış yan parça"]}, {"word": "kapağı atmak", "meanings": ["sıkıntısız, rahat bir yere sığınmak, kaçıp kurtulmak"]}, {"word": "kapak atmak", "meanings": ["aşırı, tıka basa dolmuş olmak"]}, {"word": "kapak bıçkıcısı", "meanings": ["Kapak bıçkısında çalışan işçi"]}, {"word": "kapak bıçkısı", "meanings": ["Kaba tahtaları boylamasına biçen ve düzelten, birkaç testereli bıçkı tezgâhı"]}, {"word": "kapakçık", "meanings": ["Küçük kapak", "Yürekte ve damarlarda kanın veya başka sıvıların geri dönmesini önleyen supap durumunda küçük kapak"]}, {"word": "kapak kızı", "meanings": ["Resimli dergilerin kapak resimleri için poz veren genç kız"]}, {"word": "kapaklanma", "meanings": ["Kapaklanmak işi"]}, {"word": "kapaklanmak", "meanings": ["Ayağı takılıp yüzüstü düşmek", "Yelkenli tekne güçlü rüzgâr veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek"]}, {"word": "kapaksız", "meanings": ["Kapağı olmayan", "Görgüsüz, terbiyesiz"]}, {"word": "kapaklık", "meanings": ["Kapak taşı", "Kapak yapmaya özgü"]}, {"word": "kapaklı", "meanings": ["Kapağı olan"]}, {"word": "kapak taşı", "meanings": ["Lağım, su yolu vb.nin gereken yerlerinde bırakılan deliğin üzerini örten geniş ve yassı taş", "Mezarlarda en üstte bulunan taş"]}, {"word": "kapak yıldızı", "meanings": ["Resimli dergilerin kapak sayfaları için fotoğrafı çekilen ünlü kimse"]}, {"word": "kapalı", "meanings": ["Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı", "Geçilmez durumda olan", "Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri)", "Başı örtülü (kadın)", "Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem", "Gizli, saklı", "Açık olmayan (giyecek)", "Bulutlu, karanlık (hava)", "İçe dönük yaradılışta olan", "Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan"]}, {"word": "kapalı geçmek", "meanings": ["bir konuda önemli noktaya değinmemek"]}, {"word": "kapalı olmak", "meanings": ["iş yapmamak", "ilgisiz kalmak"]}, {"word": "kapalı yetişmek", "meanings": ["toplum hayatına girmeden, karışmadan yetişmek"]}, {"word": "kapalı çarşı", "meanings": ["Dükkân ve ara yollarının üzeri tonoz ve kubbelerle örtülü çarşı"]}, {"word": "kapalı devre", "meanings": ["İçinden sürekli olarak akım geçen elektrik devresi"]}, {"word": "kırbaçlanma", "meanings": ["Kırbaçlanmak işi"]}, {"word": "kırbaçlamak", "meanings": ["Kırbaçla vurmak", "Canlandırmak, destek vermek, harekete geçirmek"]}, {"word": "kapalı duruşma", "meanings": ["Mahkemede görevlilerden ve orada bulunmak üzere özel izin alanlardan başkasının bulunmadığı duruşma"]}, {"word": "kırbaçlanmak", "meanings": ["Kırbaçla dövülmek"]}, {"word": "kır bekçisi", "meanings": ["Kırların ve ovaların güvenliğiyle görevli kimse"]}, {"word": "kırca", "meanings": ["Hafif kırlaşmış"]}, {"word": "kırcı", "meanings": ["Dolu", "Ufak ve sert taneli kar"]}, {"word": "kırcı mantı", "meanings": ["Küçük ve içi iyi doldurulmuş mantı"]}, {"word": "kırcın", "meanings": ["Hayvan kıranı"]}, {"word": "kırçıllanma", "meanings": ["Kırçıllanmak durumu"]}, {"word": "kırçıl", "meanings": ["Kırlaşmaya başlamış, kır renkli", "Bu renkte saçı olan"]}, {"word": "kırç", "meanings": ["Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası"]}, {"word": "kırçıllanmak", "meanings": ["Kırçıl duruma gelmek, ağarmaya başlamak"]}, {"word": "kırdırma", "meanings": ["Kırdırmak işi", "Süresi dolmamış bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek karşılığından eksiğine alınması, iskonto"]}, {"word": "kır çiçeği", "meanings": ["Kırlarda kendiliğinden yetişen çiçek"]}, {"word": "kırdırmak", "meanings": ["Kırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kırdırtma", "meanings": ["Kırdırtmak işi"]}, {"word": "kırdırtmak", "meanings": ["Kırdırma işini yaptırmak", "Düşük fiyat verdirtmek", "Ticari bir senedi, süresi gelmeden düşük fiyatla birine devretmek veya satmak"]}, {"word": "kır gerillası", "meanings": ["Dağlarda, köy ve kasabalarda eylem yapan çete"]}, {"word": "kır eğlencesi", "meanings": ["Kırda yapılan eğlence"]}, {"word": "kırgın", "meanings": ["Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olan", "Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda", "Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık"]}, {"word": "Kırgız", "meanings": ["Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse"]}, {"word": "kırgınlık", "meanings": ["Kırgın olma durumu", "Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık, kırıklık"]}, {"word": "Kırgızca", "meanings": ["Kırgız Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "kırıcı", "meanings": ["Kırma işini yapan", "Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.)", "Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen", "Kırınım oluşturan", "Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş"]}, {"word": "kırıcılık", "meanings": ["Kırıcı olma durumu, huşunet", "Işığı kırma özelliği"]}, {"word": "kırık plak gibi", "meanings": ["durmaksızın, aynı tonda tekrarlayarak"]}, {"word": "kırık", "meanings": ["Kırılmış olan", "Tam nota göre düşük olan (not)", "Saf renkten hafif uzaklaşmış", "Kırılmış bir şeyden ayrılan parça", "Kemiğin bir etki ile kırılması", "Bir şeyin kırılan yeri", "Kırıntı", "Melez", "Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul", "Gücenmiş, üzgün"]}, {"word": "kırığı olmak", "meanings": ["karnede zayıf notu bulunmak"]}, {"word": "kırığı olmak", "meanings": ["yasa ve törelere aykırı olarak karşı cinsten biriyle sürekli ilişki içinde bulunmak"]}, {"word": "kırık", "meanings": ["Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın"]}, {"word": "kırık", "meanings": ["Fay"]}, {"word": "kırıkçı", "meanings": ["Kırıkları düzelten kimse, sınıkçı"]}, {"word": "kırık dökük", "meanings": ["Eski, sağlam olmayan, çürük, değersiz", "Düzgün olmayan, parça parça (söz)"]}, {"word": "kırık çizgi", "meanings": ["Bir veya birkaç noktada doğrultu değiştiren çizgi"]}, {"word": "kırıkçılık", "meanings": ["Kırıkçının yaptığı iş, sınıkçılık"]}, {"word": "kırık dölü", "meanings": ["Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuk"]}, {"word": "kırıklama", "meanings": ["Kırıklamak işi"]}, {"word": "kırıklamak", "meanings": ["Kırık duruma getirmek, ufalamak"]}, {"word": "kırıklık", "meanings": ["Kırık olma durumu", "Kırgınlık", "İsteksizlik, güceniklik, kırgınlık"]}, {"word": "kırılgan", "meanings": ["Kolay ve çabuk kırılan", "Kolay ve çabuk gücenen"]}, {"word": "kırılganlık", "meanings": ["Kırılgan olma durumu", "Bir eksen etrafında döndürülen veya sert bir cisimle çizilen boya filminin çatlaması veya dağılması"]}, {"word": "kırılış", "meanings": ["Kırılma işi"]}, {"word": "kırılma", "meanings": ["Kırılmak işi", "Yürürken salınma, nazlı yürüyüş", "Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi"]}, {"word": "kırılmak", "meanings": ["Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak", "Bükülerek kat yeri oluşturmak", "Savaş, bulaşıcı hastalık sebebiyle çok sayıda insan ölmek", "Birine karşı kırgın duruma gelmek, gücenmek, incinmek", "Kırgınlık duymak", "Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, azalmak, yatışmak", "Cesaret, umut, onur azalmak, yok olmak", "Ağaç, dal üzerinde meyve, çiçek, yaprak çok olmak", "Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışın, doğrultu değiştirmek"]}, {"word": "kırılıp bükülmek", "meanings": ["kırıtarak, kibarlığa özenerek konuşmak"]}, {"word": "kırılıp dökülmek", "meanings": ["kibar görünmeye çalışmak", "çok eskimek", "kırıklık duymak"]}, {"word": "kırım kırım", "meanings": ["Kırıtarak, kırıta kırıta"]}, {"word": "kırım", "meanings": ["Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi, katliam", "Hayvanların hastalık, soğuk gibi sebeplerle ölmesi"]}, {"word": "kırınım", "meanings": ["Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı, difraksiyon"]}, {"word": "kırınma", "meanings": ["Kırınmak işi"]}, {"word": "kırınmak", "meanings": ["Yürürken salınmak", "Oynamak, raks etmek"]}, {"word": "kırıntı", "meanings": ["Bir şeyden ayrılan küçük parça, parçacık", "Kurumak için kesilip yerde bırakılan odun", "Küçük kalıntı", "Eser, iz, belirti"]}, {"word": "kırıntı külte", "meanings": ["Kırıntılardan oluşmuş külte"]}, {"word": "kırışık", "meanings": ["Kırışmış olan", "Kırışmış yer, kırışıklık", "Deride esnekliğin kaybolmasından oluşan kıvrım"]}, {"word": "kırışıklı", "meanings": ["Kırışığı olan"]}, {"word": "kırıntılı", "meanings": ["Kırıntısı olan, kırıntılardan oluşmuş"]}, {"word": "kırışıklık", "meanings": ["Kırışık olma durumu", "Kırışık olan yüzeyin durumu", "Kırışmış olan yer, kırışık"]}, {"word": "kırışıksız", "meanings": ["Kırışığı olmayan"]}, {"word": "kırış kırış", "meanings": ["Kırışıkları olan, çok kırışık", "Kırışık bir biçimde"]}, {"word": "kırış kırış olmak", "meanings": ["çok kırışmak"]}, {"word": "kırışma", "meanings": ["Kırışmak işi", "Genellikle aşırı ölçüde kurutucu kullanılması veya boyanın çok kalın uygulanması sonucunda yüzeyde buruşukluk oluşması"]}, {"word": "kırıştırmak", "meanings": ["Kırışmasına sebep olmak", "Karşı cinsten biriyle yakın ilişkide bulunmak"]}, {"word": "kırıştırma", "meanings": ["Kırıştırmak işi"]}, {"word": "kırıtım", "meanings": ["Kırıtma işi"]}, {"word": "kırışmak", "meanings": ["Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak", "Karşılıklı kırmak", "Pazarlık etmek", "Bahse tutuşmak", "Bir şeyi eşit olarak paylaşmak"]}, {"word": "kırıtış", "meanings": ["Kırıtma işi"]}, {"word": "kırıtkan", "meanings": ["Her zaman kırıtan"]}, {"word": "kırıtkanlık", "meanings": ["Kırıtkan olma durumu"]}, {"word": "kırıtma", "meanings": ["Kırıtmak işi, cilve, işve"]}, {"word": "kırk basmak", "meanings": ["doğum yapmış annenin ve bebeğin kırk gün dolmadan dışarı çıkarılmasının tehlikeli olacağını geleneksel olarak kabul etmek"]}, {"word": "kırk bir (buçuk) kere maşallah!", "meanings": ["`pek çok, binlerce kez nazar değmesin!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırıtmak", "meanings": ["Hoş görünmek çabasıyla cilveli davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kırk", "meanings": ["Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı", "Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık"]}, {"word": "kırk dereden su getirmek", "meanings": ["bin dereden su getirmek"]}, {"word": "kırk evin kedisi", "meanings": ["birçok eve girip çıkan (kimse)"]}, {"word": "kırk gün günahkâr, bir gün tövbekâr", "meanings": ["sürekli kötü işler yaptıktan sonra iyi bir iş yapan insan için kullanılan söz"]}, {"word": "kırk gün taban eti, bir gün av eti", "meanings": ["`avcılar bir av avlayabilmek için dağ demez, taş demez, günlerce taban teperler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırk kapının ipini çekmek", "meanings": ["içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak"]}, {"word": "kırk tarakta bezi olmak", "meanings": ["her tarakta bezi olmak"]}, {"word": "kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş", "meanings": ["`salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırkı (veya kırkları) karışmak", "meanings": ["çocuklar için aynı kırk günlük süre içinde doğmuş olmak"]}, {"word": "kırkı çıkmak", "meanings": ["doğumdan veya ölümden sonra kırk gün geçmek"]}, {"word": "kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak", "meanings": ["`vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırkından sonra azanı teneşir paklar", "meanings": ["`yaşlandıklarında ahlakları bozulanlar artık düzelemezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırkından sonra azmak", "meanings": ["yaşlandıktan sonra yaşına uymayan davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar", "meanings": ["`yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırkından sonra saz çalmak", "meanings": ["yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek"]}, {"word": "Kırkağaç kavunu", "meanings": ["Kabuğu alacalı sarı renkte olan bir tür kavun"]}, {"word": "kır kahvesi", "meanings": ["Kırda bulunan, çoğunlukla küçük kahve"]}, {"word": "kırkambar", "meanings": ["İçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer", "Birçok konuda bilgisi olan kimse", "Çerçi"]}, {"word": "kırkar", "meanings": ["Kırk sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan"]}, {"word": "kırkayak", "meanings": ["Eklem bacaklıların çok ayaklılar sınıfına giren, taşların altında yaşayan, vücudu yuvarlak ve uzun bir böcek (Julus terrestris)", "Kasık biti"]}, {"word": "kırkbayır", "meanings": ["Geviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü"]}, {"word": "kırkbeşlik", "meanings": ["Çekirdeği 11,43 milimetre çapında olan mermiyi atabilen bir tabanca türü", "Dönme hızı dakikada kırk beş devir olan plak"]}, {"word": "kırk hamamı", "meanings": ["Kadının lohusalıkta ilk kırk günü doldurmasından sonra temizlenmesi için hamamda yapılan özel toplantı"]}, {"word": "kırkıcı", "meanings": ["Davarların yün veya kıllarını kırkan kimse, kırkımcı"]}, {"word": "kırkı", "meanings": ["Kırkma işi", "Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç"]}, {"word": "kırkgeçit", "meanings": ["Üzerinden birçok kez geçilmesi gereken veya birçok geçidi bulunan ırmak"]}, {"word": "kırkılma", "meanings": ["Kırkılmak işi"]}, {"word": "kırkılmak", "meanings": ["Kırkma işi yapılmak"]}, {"word": "kırkım", "meanings": ["Davarların kırkılması işi", "Davarların kırkıldıkları mevsim"]}, {"word": "kırkıncı", "meanings": ["Kırk sayısının sıra sıfatı, sırada otuz dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "kırkikindi", "meanings": ["Genellikle Orta Anadolu'da ikindi zamanı yağan sürekli yağmurlar", "Bu yağmurun yağdığı dönem"]}, {"word": "kırkıntı", "meanings": ["Kırpıntı"]}, {"word": "kırkikilik", "meanings": ["Namlusu 42 milimetre çapında olan bir tabanca türü"]}, {"word": "kırklama", "meanings": ["Kırklamak işi"]}, {"word": "kırklamak", "meanings": ["Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak", "Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek, çok yıkamak", "Doğumdan kırk gün sonra bebeği törenle yıkamak"]}, {"word": "kırklanma", "meanings": ["Kırklanmak işi"]}, {"word": "kırklanmak", "meanings": ["Kırklama işi yapılmak"]}, {"word": "kırklı", "meanings": ["Kırk parçadan oluşmuş", "Kırk gününü doldurmamış (bebek veya lohusa kadın)", "Birinin kırkı çıkmadan öbürü doğan (akraba veya komşu çocukları)"]}, {"word": "kırklara karışmak", "meanings": ["bir kimse artık ortalarda görünmez olmak"]}, {"word": "kırkma", "meanings": ["Kırkmak işi", "Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç"]}, {"word": "kırklık", "meanings": ["İçinde kırk tane bulunan", "Kırk yaş dolaylarında bulunan (kimse)", "Kırk para", "Doğacak çocuk için hazırlanan bez veya giysi"]}, {"word": "kırklar", "meanings": ["Kırk kişilik evliya topluluğu"]}, {"word": "kırkmak", "meanings": ["Bir şeyi uçlarından kesmek", "Saç, sakal veya tüyü kesmek", "Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek"]}, {"word": "kırkmerak", "meanings": ["Çok meraklı, her şeyi anlamak isteyen"]}, {"word": "kırkmerdiven", "meanings": ["Dik yokuş"]}, {"word": "kırk para", "meanings": ["Bir kuruş", "Çok az para"]}, {"word": "kırktırma", "meanings": ["Kırktırmak işi"]}, {"word": "kırktırmak", "meanings": ["Kırkma işini yaptırmak"]}, {"word": "kırlangıcın zararını biberciden sor", "meanings": ["`kırlangıç, bibere çok düşkün olduğundan onun ne kadar zararlı bir yaratık olduğunu ancak biberci bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kırlangıç", "meanings": ["Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş (Hirundo)", "Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi", "Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç", "Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim"]}, {"word": "kırkyıl", "meanings": ["Çok uzun süre"]}, {"word": "kırlangıç balığı", "meanings": ["Kırlangıç balığıgillerden, yüzgeçleri geniş ve uzun, eti beyaz, kırmızı renkli bir balık (Trigla hirundo)"]}, {"word": "kırlangıç balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının dikenli yüzgeçliler alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "kırlangıç fırtınası", "meanings": ["Nisan ayının ilk günlerinde görülen fırtına"]}, {"word": "kırlangıç dönümü", "meanings": ["Ekim ayının ilk günleri"]}, {"word": "kırlangıçgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının bir familyası"]}, {"word": "kırlangıç otu", "meanings": ["Gelincikgillerden, çiçekleri altın ve limon sarısı renginde olan, tanelerinden asitsiz bir yağ elde edilen çok yıllık ve otsu bir bitki (Chelidonium majus)"]}, {"word": "kırlaşma", "meanings": ["Kırlaşmak işi"]}, {"word": "kırlangıçkuyruğu", "meanings": ["Hayvanın kulağını delerek yapılan işaret"]}, {"word": "kırlaşmak", "meanings": ["Rengi kır olmak"]}, {"word": "kırlaşmak", "meanings": ["Kırsal duruma gelmek"]}, {"word": "kırlent", "meanings": ["Çiçek veya yaprak işlemeli süs", "İşlemeli veya işlemesiz bir tür küçük yastık"]}, {"word": "kırlık", "meanings": ["Kır olan yer, şehir dışında açıklık yer"]}, {"word": "kırma", "meanings": ["Kırmak işi", "Pili", "Kırılmış veya dövülmüş tahıl", "Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi", "Ot bitmeyen bayır", "Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek)", "Melez", "Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan"]}, {"word": "kırmacı", "meanings": ["Giysilere pili yapan kimse", "Basılmış formaları katlayan kimse", "Kırılmış tahıl satıcısı", "Değirmen işleten kimse, değirmenci"]}, {"word": "kırmak", "meanings": ["Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak", "İri parçalara ayırmak", "Belirli bir biçimde katlamak", "Öldürmek, yok olmasına neden olmak", "Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek", "Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak", "Vücut kemiklerinden birini parçalamak", "Tahılı iri ve kaba öğütmek", "Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek", "Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek", "Yok etmek", "Gücünü, etkisini azaltmak", "Kaçmak, uzaklaşmak", "Değerinden düşük fiyata almak"]}, {"word": "kırdığı koz (veya ceviz) kırkı (veya bini) aşmak", "meanings": ["sürekli yakışıksız davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kırıp dökmek", "meanings": ["dikkatsizlik veya öfkeyle birçok şeyin kırılmasına neden olmak"]}, {"word": "kırıp geçirmek", "meanings": ["yakıp yıkarak, öldürerek, baskı veya etki yaparak büyük zarar vermek", "çok sert davranarak darıltmak", "tuhaf söz ve davranışlarla herkesi çok güldürmek", "hayran etmek"]}, {"word": "kırmalı", "meanings": ["Üstünde kırmaları bulunan (giysi), pilili"]}, {"word": "kırıp sarmak", "meanings": ["bir şeyi yapmak için her türlü imkândan güçlükle yararlanmak"]}, {"word": "kırmasız", "meanings": ["Kırması bulunmayan"]}, {"word": "kırmız", "meanings": ["Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası"]}, {"word": "kırmız böceği", "meanings": ["Zar kanatlılardan, küçük bir böcek (Coccus ilicis)"]}, {"word": "kırmızı", "meanings": ["Al, kızıl renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kırmızıbiber", "meanings": ["Patlıcangillerden bir tür biber (Capsicum annuum)", "Bu bitkinin olgunlaştığında kızarıp yakıcı bir acılık kazanan, kurutulup dövülerek yemeklerde baharat olarak kullanılan tozu, Türk biberi"]}, {"word": "kırmızı dipli mumla davet etmek", "meanings": ["birine bir yere gelmesi için çok yalvarmak, ısrar etmek"]}, {"word": "kırmızıçizgi", "meanings": ["Özellikle çam türü ağaçlarda görülen, uygunsuz koşullarda kurutulan ağacın çatlayan göze zarından giren mantarların yaptığı bir hastalık türü"]}, {"word": "kırmızı çürük", "meanings": ["Zararlı mantarların etkisi sonucu çam türü ağaçlardaki göbek odunun kırmızı kahverengi olması"]}, {"word": "kırmızı et", "meanings": ["Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların yağı ve proteini yüksek eti"]}, {"word": "kırmızıfener", "meanings": ["Genelev"]}, {"word": "kırmızı gömlek", "meanings": ["Ne kadar saklanmaya çalışılırsa çalışılsın gizlenemeyen şey"]}, {"word": "kırmızı kart", "meanings": ["Kurallara aykırı davranan veya daha önce hakem tarafından sarı kartla uyarılmış oyuncuyu oyundan çıkartmak için gösterilen kart"]}, {"word": "kırmızı kart görmek", "meanings": ["oyundan çıkarılma cezasına çarptırılmak", "ciddi bir biçimde uyarılmak", "dışlanmak"]}, {"word": "kırmızılahana", "meanings": ["Rengi kırmızı olan bir tür lahana"]}, {"word": "kırmızı kart göstermek", "meanings": ["oyundan çıkarma cezasına çarptırmak", "ciddi bir biçimde uyarmak", "dışlamak"]}, {"word": "kırmızılaşma", "meanings": ["Kırmızılaşmak işi"]}, {"word": "kırmızılaşmak", "meanings": ["Kırmızı bir renk almak, kızarmak"]}, {"word": "kırmızı oy", "meanings": ["Bir oylamada, karşı durum alındığını gösteren oy"]}, {"word": "kırmızılık", "meanings": ["Kırmızı olma durumu, kızıllık"]}, {"word": "kırmızıturp", "meanings": ["Turpgillerden, kökü kırmızı olan bir tür turp (Raphanus sativus var.radicula)"]}, {"word": "kırmız madeni", "meanings": ["Madenkırmız"]}, {"word": "kırnak", "meanings": ["Çalımlı, süslü (kimse)", "Güzel, titiz", "Cilveli, oynak (kadın)", "Boylu boslu", "Çevik", "Cariye"]}, {"word": "kırnav", "meanings": ["Çiftleşmek isteyen dişi kedi"]}, {"word": "kırpık", "meanings": ["Kırpılmış olan", "Bölük pörçük"]}, {"word": "kırpılma", "meanings": ["Kırpılmak işi"]}, {"word": "kırpılmak", "meanings": ["Kırpma işi yapılmak"]}, {"word": "kırpıntı", "meanings": ["Kırpılan şeyden kalan küçük parça"]}, {"word": "kırpıntı bohçası", "meanings": ["İçine kumaş kırpıntıları konulan bohça"]}, {"word": "kırpışma", "meanings": ["Kırpışmak işi"]}, {"word": "kırsal", "meanings": ["Kır(II) ile ilgili", "Az insanın barındığı, genellikle kır durumunda olan yer"]}, {"word": "kırpıştırma", "meanings": ["Kırpıştırmak işi"]}, {"word": "kırpışmak", "meanings": ["Göz kapakları çok ışıktan sık sık kırpılmak", "Işık yanıp söner gibi olmak"]}, {"word": "kırpma", "meanings": ["Kırpmak işi"]}, {"word": "kırpıştırmak", "meanings": ["Göz kapaklarını çabuk çabuk açıp kapamak, kırpıp durmak"]}, {"word": "kırpmak", "meanings": ["Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak", "Göz kapaklarını açıp kapamak, kıpmak", "Kesinti yapmak, tutumlu davranmak"]}, {"word": "kırptırma", "meanings": ["Kırptırmak işi"]}, {"word": "kırptırmak", "meanings": ["Kırpma işini yaptırmak"]}, {"word": "kırsal alan", "meanings": ["Kırsal bölge"]}, {"word": "kırsal nüfus", "meanings": ["Tarımla uğraşan, genellikle şehir sınırları dışında, köy ve kasabalarda yaşayan nüfus"]}, {"word": "kırsal bölge", "meanings": ["Üretim etkinlikleri tarıma dayalı olan, hayvancılık yapılan, kırsal nüfusun yaşadığı ve çalıştığı alan, kırsal alan"]}, {"word": "kır serdarı", "meanings": ["Kırlarda eşkıyanın ardına düşüp yolların güvenliğini sağlamakla görevlilerin başı"]}, {"word": "kırtasiye", "meanings": ["Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü", "Kâğıtla yapılan işlemler"]}, {"word": "kırtasiyeci", "meanings": ["Kırtasiye satan kimse", "Bürokrat"]}, {"word": "kırtasiyecilik", "meanings": ["Kırtasiyecinin yaptığı iş", "Bürokrasi"]}, {"word": "kırtıpil", "meanings": ["Değersiz, bayağı, yarım yamalak"]}, {"word": "kırtıpilleşmek", "meanings": ["Kırtıpil durumunda olmak"]}, {"word": "kırt kırt", "meanings": ["`Kırt` sesi çıkararak"]}, {"word": "kırtıpilleşme", "meanings": ["Kırtıpilleşmek durumu"]}, {"word": "kısa", "meanings": ["Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı", "Az süren, uzun olmayan", "Ayrıntısı çok olmayan", "Kısa olan şey", "Kısaca, kısaltarak"]}, {"word": "kısa günün kârı", "meanings": ["`hiç olmamaktansa bu kadarı da iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısa günün kârı az olur", "meanings": ["`kısa süre çalışılarak yapılan işten elde edilecek kazanç az olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısa kes Aydın havası olsun", "meanings": ["`sözü fazla ve gereksiz yere uzatma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısa kesmek", "meanings": ["sözü uzatmamak"]}, {"word": "kısa tutmak", "meanings": ["bir şeyi gerektiği kadar uzun yapmamak", "bir konuyu geniş ve ayrıntılı bir biçimde vermemek"]}, {"word": "kısaca", "meanings": ["Oldukça kısa, biraz kısa", "(kısa'ca) Kısa olarak, özetle, hülasa, hülasaten"]}, {"word": "kısacık", "meanings": ["Çok kısa", "Çok kısa olarak"]}, {"word": "kısa dalga", "meanings": ["Radyo yayını için dalga boyu 10-100 metre arasında değişen dalga"]}, {"word": "kısa çizgi", "meanings": ["Satır sonuna sığmayan kelimeleri, hecelere bölerken kullanılan noktalama işaretinin adı, tire (II), ( - )"]}, {"word": "kısa devre", "meanings": ["Aralarında potansiyel farkı bulunan iki nokta, direnci çok küçük olan bir iletkenle birleştirildiğinde oluşan elektrik olayı"]}, {"word": "kısa far", "meanings": ["Kısa mesafeyi aydınlatma gücüne sahip otomobil farı"]}, {"word": "kısa görüşlü", "meanings": ["Dar görüşlü"]}, {"word": "kısa kafalı", "meanings": ["Brakisefal"]}, {"word": "kısalık", "meanings": ["Kısa olma durumu"]}, {"word": "kısalış", "meanings": ["Kısalma işi"]}, {"word": "kısalma", "meanings": ["Kısalmak işi"]}, {"word": "kısalmak", "meanings": ["Kısa duruma gelmek", "Süresi azalmak"]}, {"word": "kısaltılma", "meanings": ["Kısaltılmak işi"]}, {"word": "kısaltılmak", "meanings": ["Kısa duruma getirilmek"]}, {"word": "kısaltım", "meanings": ["Kısaltma işi, taksir", "Güzel sanatlarda perspektif sebebiyle bazı boyutları küçük görülen nesneleri, bu görünüşe uygun bir biçimde çizme yöntemi"]}, {"word": "kısaltış", "meanings": ["Kısaltma işi"]}, {"word": "kısaltma", "meanings": ["Kısaltmak işi, taksir", "Kısaltılmış ad veya söz"]}, {"word": "kısaltmak", "meanings": ["Kısa duruma getirmek", "Kısa gibi göstermek"]}, {"word": "kısaltmalı", "meanings": ["Kısaltılarak yapılan"]}, {"word": "kısalttırmak", "meanings": ["Kısaltma işini yaptırmak"]}, {"word": "kısaltmalı kelime", "meanings": ["Kısma ad"]}, {"word": "kısalttırma", "meanings": ["Kısalttırmak işi"]}, {"word": "kısa mesafe", "meanings": ["Uzaklığı az olan yer"]}, {"word": "kısa ömürlü", "meanings": ["Ömrü az olan veya uzun süre yaşamayan (kimse)", "Kısa süren"]}, {"word": "kısarak", "meanings": ["Daha kısa"]}, {"word": "kısas", "meanings": ["Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma"]}, {"word": "kısas etmek", "meanings": ["bir suçluya başkasına yaptığı kötülüğü aynı biçimde uygulamak"]}, {"word": "kısasa kısas", "meanings": ["Yapılan kötülüğün karşılığını aynı biçimde verme, kana kan, göze göz, dişe diş, misilleme"]}, {"word": "kısa ünlü", "meanings": ["Boğumlanma süresi uzun olmayan ünlü: At, al, kır gibi kelimelerindeki ünlüler"]}, {"word": "kısa vadeli", "meanings": ["Süresi az olan"]}, {"word": "kısa yoldan", "meanings": ["Uzatmadan, süreyi geçirmeden", "Kesin bir biçimde"]}, {"word": "kısık", "meanings": ["Kısılmış olan", "Boğuk, güçlükle çıkan (ses)", "Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı)", "Kanyon"]}, {"word": "kısıklık", "meanings": ["Kısık olma durumu"]}, {"word": "kısılış", "meanings": ["Kısılma işi"]}, {"word": "kısılma", "meanings": ["Kısılmak işi"]}, {"word": "kısılmak", "meanings": ["Hacmi, niceliği azalmak", "Hafifçe kapanmak", "Kaçıp kurtulma yolu kalmamak"]}, {"word": "kısım", "meanings": ["Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim", "Bir cinsten veya meslekten olanların tümü", "Kol"]}, {"word": "kısımlama", "meanings": ["Kısımlamak işi"]}, {"word": "kısımlamak", "meanings": ["Tek elle avuçlamak"]}, {"word": "kısınma", "meanings": ["Kısınmak işi"]}, {"word": "kısınmak", "meanings": ["Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek"]}, {"word": "kısıntı", "meanings": ["Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma"]}, {"word": "kısıntı yapmak", "meanings": ["tutumlu davranmak", "azaltmak"]}, {"word": "kısıntılı", "meanings": ["Kısıntı yapılan"]}, {"word": "kısıntısız", "meanings": ["Kısıntı yapılmayan"]}, {"word": "kısır", "meanings": ["Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan)", "Ürün vermeyen (toprak)", "Verimsiz, yararsız, sonuçsuz", "İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.), steril"]}, {"word": "kısır", "meanings": ["Haşlanmış bulgur, taze soğan, maydanoz ve baharatla yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "kısır döngü", "meanings": ["Bir önermeyi ikinci bir önermeyle ikinci önermeyi de dönüp birincisiyle tanıtlamaya çalışma yolu, fasit daire, döngü, kapsayıcı karşıtı", "Aynı olumsuz sonucu veren, çözüm getirmeyen durumların tekrarlanması, sürdürülmesi"]}, {"word": "kısırgan", "meanings": ["Esirgeyip vermeyen"]}, {"word": "kısırganma", "meanings": ["Esirgeme"]}, {"word": "kısırganmak", "meanings": ["Esirgeyip bir şeyi vermekten çekinmek"]}, {"word": "kısırlaşma", "meanings": ["Kısırlaşmak işi"]}, {"word": "kısırlaşmak", "meanings": ["Kısır duruma gelmek"]}, {"word": "kısırlaştırma", "meanings": ["Kısırlaştırmak işi, vasektomi"]}, {"word": "kısırlaştırmak", "meanings": ["Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek, hadım etmek"]}, {"word": "kısırlık", "meanings": ["Kısır olma durumu", "Verimsizlik, akamet"]}, {"word": "kısış", "meanings": ["Kısma işi"]}, {"word": "kısıt", "meanings": ["Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması", "Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir"]}, {"word": "kısıtlama", "meanings": ["Kısıtlamak işi", "Kısıt"]}, {"word": "kısıt altına almak", "meanings": ["kısıtlamak"]}, {"word": "kısıtlamak", "meanings": ["Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak, tahdit etmek", "Sınırlamak, daraltmak", "Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak, kısıt altına almak, hacir altına almak"]}, {"word": "kısıtlanış", "meanings": ["Kısıtlanma işi"]}, {"word": "kısıtlanmak", "meanings": ["Kısıtlama işi yapılmak"]}, {"word": "kısıtlayış", "meanings": ["Kısıtlama işi"]}, {"word": "kısıtlanma", "meanings": ["Kısıtlanmak işi"]}, {"word": "kısıtlı", "meanings": ["Kısıtlanmış, kısıt altına alınmış, mahcur", "Sınırlı"]}, {"word": "kısıtlılık", "meanings": ["Kısıtlı olma durumu", "Kısıt"]}, {"word": "kıska", "meanings": ["Arpacık soğanı"]}, {"word": "kıskacılık", "meanings": ["Kıskacının yaptığı iş"]}, {"word": "kıskacı", "meanings": ["Soğan tohumundan arpacık soğanı yetiştiren kimse"]}, {"word": "kıskaç", "meanings": ["Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç", "Açılıp kapanan eğreti merdiven", "Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ", "Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç"]}, {"word": "kıskacında olmak", "meanings": ["bir konu üzerinde iki taraftan da sıkıştırılıp sıkıntılı duruma düşmek"]}, {"word": "kıskaç gözlük", "meanings": ["Kelebek gözlük"]}, {"word": "kıskaçlama", "meanings": ["Kıskaçlamak işi"]}, {"word": "kıskaçlamak", "meanings": ["Kıskaç duruma gelmek"]}, {"word": "kıskanç", "meanings": ["Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut"]}, {"word": "kıskançlık", "meanings": ["Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk"]}, {"word": "kıskançlık etmek", "meanings": ["kıskanmak"]}, {"word": "kıskandırma", "meanings": ["Kıskandırmak işi"]}, {"word": "kıskandırmak", "meanings": ["Kıskanmasına yol açmak"]}, {"word": "kıskanılma", "meanings": ["Kıskanılmak işi"]}, {"word": "kıskanılmak", "meanings": ["Kıskanma işi yapılmak veya kıskanma işine konu olmak"]}, {"word": "kıskanış", "meanings": ["Kıskanma işi"]}, {"word": "kıskanma", "meanings": ["Kıskanmak işi, hasetlenme"]}, {"word": "kıskanmak", "meanings": ["Sevgide veya kendisiyle ilişkili şeylerde bir başkasının ortaklığına, üstün durumda görünmesine dayanamamak", "Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak, günülemek, hasetlenmek, haset etmek", "Esirgemek, çok görmek", "Bir şeye, en küçük saygısızlık gösterilmesine bile dayanamamak", "Yerinde olmayı istemek, imrenmek"]}, {"word": "kıskı", "meanings": ["Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz"]}, {"word": "kıs kıs", "meanings": ["`Sessiz ve alaylı bir biçimde gülmek` anlamındaki kıs kıs gülmek deyiminde kullanılır"]}, {"word": "kıskıvrak", "meanings": ["Çözülemeyecek veya kurtulamayacak bir biçimde"]}, {"word": "kıskıvrak yakalamak (veya bağlamak)", "meanings": ["kurtulamayacak veya çözülemeyecek biçimde tutmak, sımsıkı tutmak", "tamamen etkisi altında kalmak, bir şeyle sürekli meşgul olmak"]}, {"word": "kısmet ise gelir Hint'ten Yemen'den, kısmet değilse ne gelir elden?", "meanings": ["`Tanrı bir şeyi size kısmet etmişse o mutlaka size gelir, kısmet etmemişse yapacak bir şey yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısma", "meanings": ["Kısmak işi"]}, {"word": "kısmak", "meanings": ["Sesi azaltmak, alçaltmak", "Gözü biraz kapamak", "Ezmek, büzmek, daraltmak", "Lamba ışığını azaltmak", "Sıkıştırmak", "Masraf, harcama vb.ni azaltmak", "Verilen hak ve özgürlüklerin sınırını daraltmak", "Pintilik etmek"]}, {"word": "kısmet", "meanings": ["Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip", "Evlenme talihi", "Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu", "Talih, kader, şans", "`Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "kısmen", "meanings": ["Bazı bakımdan, bazı yönden", "Bütün değil, bir bölüm olarak"]}, {"word": "kısmet (veya kısmetini) beklemek", "meanings": ["evlenmeyi, evleneceği kimseyi beklemek"]}, {"word": "kısmet (veya kısmeti) çıkmak", "meanings": ["evlenme teklifi almak"]}, {"word": "kısmet gökten zembille inmez", "meanings": ["`çalışmayanın kısmeti olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısmet olmak", "meanings": ["nasip olmak"]}, {"word": "kısmeti açılmak", "meanings": ["kazancı artmak, bolluğa ermek", "kendisiyle evlenmek isteyen biri çıkmak"]}, {"word": "kısmeti ayağına (kadar) gelmek", "meanings": ["beklenmeyen bir nedenle kazançlı bir durumla karşılaşmak"]}, {"word": "kısmeti kapanmak", "meanings": ["kazancı azalmak", "kendisiyle evlenmek isteyen biri çıkmamak"]}, {"word": "kısmeti bağlanmak", "meanings": ["istediği hâlde evlenememek"]}, {"word": "kısmeti kesilmek", "meanings": ["daha önceden kendisine nasip olan bir şey artık nasip olmamak"]}, {"word": "kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar", "meanings": ["`kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısmetine mâni olmak", "meanings": ["kazancına veya evlenmesine engel olmak"]}, {"word": "kısmetini ayağıyla tepmek", "meanings": ["kavuşacağı iyi bir durumu, değerini bilmeyerek istememek"]}, {"word": "kısmi", "meanings": ["Bir şeyin yalnız bir bölümünü içine alan, tikel"]}, {"word": "kısmetini bağlamak", "meanings": ["bir inanışa göre büyü ile birinin evlenmesine engel olmak"]}, {"word": "kısmet kapısı", "meanings": ["Gelir sağlayan yer", "Kızın evlenip gittiği yer"]}, {"word": "kısmetli", "meanings": ["Kısmeti iyi olan, talihli"]}, {"word": "kısmetsiz", "meanings": ["Kısmeti iyi olmayan"]}, {"word": "kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır", "meanings": ["`Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısmetsizlik", "meanings": ["Kısmetsiz olma durumu"]}, {"word": "kısmi seçim", "meanings": ["1961 Anayasasına göre Cumhuriyet Senatosu üyelerinden süresi dolanların yenilenmesi için yapılan seçim"]}, {"word": "kısmık", "meanings": ["Cimri"]}, {"word": "kısrak", "meanings": ["Dişi at"]}, {"word": "kıssa", "meanings": ["Ders çıkarılması gereken anlatı, olay"]}, {"word": "kıstak", "meanings": ["Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil (I)"]}, {"word": "kıstas", "meanings": ["Ölçüt"]}, {"word": "kıstas almak (veya tutmak)", "meanings": ["ölçü olarak benimsemek"]}, {"word": "kıstırılma", "meanings": ["Kıstırılmak işi"]}, {"word": "kıstırılmak", "meanings": ["Kıstırma işi yapılmak"]}, {"word": "kıstırma", "meanings": ["Kıstırmak işi", "İçerisine peynir, kıyılmış et vb. konularak sac üzerinde pişirilen börek", "Karnıyarık yemeği"]}, {"word": "kıstırmak", "meanings": ["İki şey arasında bırakarak sıkıştırmak", "Kaçamayacak bir duruma getirmek"]}, {"word": "kış", "meanings": ["Kuzey yarım kürede 22 Aralık-21 Mart tarihleri arasındaki zaman dilimi, sonbaharla ilkbahar arasındaki soğuk mevsim", "Çok soğuk hava"]}, {"word": "kış basmak (veya bastırmak)", "meanings": ["kışın şiddetli soğukları başlamak"]}, {"word": "kış kışlığını, kuş kuşluğunu gösterir", "meanings": ["`her olay, her varlık özelliğini belli eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kış yapmak", "meanings": ["hava çok soğuk ve karlı olmak"]}, {"word": "kışı geçirmek", "meanings": ["kış mevsimini bir yerde geçirmek"]}, {"word": "kış dönemi", "meanings": ["Kış mevsimi"]}, {"word": "kış", "meanings": ["Tavuk vb. kümes hayvanlarını kovalamak için çıkarılan ses"]}, {"word": "kış günü", "meanings": ["Soğuktan kaynaklanan elverişsiz zaman dilimi"]}, {"word": "Kış Dönencesi", "meanings": ["Oğlak Dönencesi"]}, {"word": "kışın", "meanings": ["Kış mevsiminde, kış süresince"]}, {"word": "kışır", "meanings": ["Kabuk"]}, {"word": "kış kayıtı", "meanings": ["Kış için saklanan yiyecekler"]}, {"word": "kışkırtı", "meanings": ["Kışkırtma, tahrik"]}, {"word": "kışkırtıcı ajan", "meanings": ["İnsanları, bazı suçları işlemeye sürüklemekle görevli kimse"]}, {"word": "kışkırtıcı", "meanings": ["Kışkırtma işini yapan, muharrik", "İnsanı bir şey yapmaya heveslendiren"]}, {"word": "kışkırtıcılık", "meanings": ["Kışkırtıcı olma durumu, muharriklik"]}, {"word": "kışkırtılma", "meanings": ["Kışkırtılmak işi"]}, {"word": "kışkırtış", "meanings": ["Kışkırtma işi"]}, {"word": "kışkırtılmak", "meanings": ["Kışkırtma işi yapılmak"]}, {"word": "kışla", "meanings": ["Askerlerin toplu olarak barındıkları yapılar bütünü", "Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği veya kışın barındığı kapalı ağıl"]}, {"word": "kışlak", "meanings": ["Kışın barınılan yer", "Kışın orduların, göçebe oymakların hayvanlarıyla birlikte yayladan inip konakladıkları yer"]}, {"word": "kışkırtma", "meanings": ["Kışkırtmak işi, tahrik", "Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim, kışkırtı, provokasyon"]}, {"word": "kışkırtmacı", "meanings": ["Kışkırtma işini yapan, provokatör"]}, {"word": "kışkışlamak", "meanings": ["Genellikle kümes hayvanlarını `kış kış` diye kovalamak", "Uzaklaştırmak"]}, {"word": "kışkırtmak", "meanings": ["Kümes hayvanlarını ürkütüp kaçırmak", "Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçirmek, tahrik etmek"]}, {"word": "kışkırtmacılık", "meanings": ["Kışkırtmacının işi, provokatörlük"]}, {"word": "kışkışlama", "meanings": ["Kışkışlamak işi"]}, {"word": "kış kıyamet", "meanings": ["Çok zorlu kış", "Yağmurlu, fırtınalı soğuk hava"]}, {"word": "kışlama", "meanings": ["Kışlamak işi"]}, {"word": "kışlamak", "meanings": ["Kış olmak", "Kışı bir yerde geçirmek"]}, {"word": "kışlamak", "meanings": ["Kuş ve kümes hayvanlarını ürkütmek"]}, {"word": "kışlatma", "meanings": ["Kışlatmak işi"]}, {"word": "kışlatmak", "meanings": ["Kışı bir yerde geçirtmek", "Musallat etmek"]}, {"word": "kışlık", "meanings": ["Kışa özgü, kış için", "Kışın oturulan yapı, yer"]}, {"word": "kış uykusu", "meanings": ["Soğuk ve kurak mevsimlere karşı koyabilmek için canlı varlıkların yapısında görülen olayların bütünü", "Ilıman ve soğuk bölgelerde, özellikle yapraklarını döken ağaçlarda ham ve ongun besi suyu dolaşımının tamamen veya kısmen durması", "Durgunluk, hareketsizlik dönemi"]}, {"word": "kıta", "meanings": ["Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri, ana kara", "Askerlerin bir komutanın emrinde bir araya gelmesinden oluşan birlik", "Dörtlük", "Parça, tane"]}, {"word": "kıt", "meanings": ["İhtiyaca yetmeyecek kadar az, bol(II) karşıtı", "Az, yetersiz (duygu, söz vb.)"]}, {"word": "kıtalar arası", "meanings": ["Bütün kıtaları birbirine bağlayan, kıtalarla ilgili olan durum"]}, {"word": "kıtal", "meanings": ["Vuruşma, birbirini öldürme", "Savaş"]}, {"word": "kıtaat", "meanings": ["Kıtalar, ana karalar", "Asker birlikleri"]}, {"word": "kıta sahanlığı", "meanings": ["Karaları çevreleyen ve kara sayılan 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri", "Ülke kıyılarına bitişik olan ve 200 metre derinliğe veya bu sınırın ötesindeki su derinliğinin doğal kaynaklarının işletilmesine elverişli olduğu noktaya kadar kara sularının dışında kalan deniz altı bölgelerinin deniz yatağı ve toprak altı kesiminin bütünü"]}, {"word": "kıtık", "meanings": ["Minder, yastık vb.ni doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri"]}, {"word": "kıtı kıtına", "meanings": ["İhtiyaca zor yetecek ölçüde"]}, {"word": "kıtıklama", "meanings": ["Kıtıklamak işi"]}, {"word": "kıtıklamak", "meanings": ["Kıtıkla doldurmak"]}, {"word": "kıtıklı", "meanings": ["İçine kıtık konmuş olan"]}, {"word": "kıtipiyoz", "meanings": ["Değersiz, bayağı, kötü"]}, {"word": "kıtipiyozluk", "meanings": ["Kıtipiyoz olma durumu"]}, {"word": "kıtır", "meanings": ["Minderin sertleşmesini sağlayan içindeki saman parçaları", "Yalan", "Patlamış mısır"]}, {"word": "kıtıra almak", "meanings": ["alay etmek"]}, {"word": "kıtır atmak", "meanings": ["yalan söylemek"]}, {"word": "kıtırcı", "meanings": ["Çok yalan söyleyen kimse"]}, {"word": "kıtırdama", "meanings": ["Kıtırdamak işi"]}, {"word": "kıtırdamak", "meanings": ["`Kıtır` diye ses çıkmak"]}, {"word": "kıtırdatma", "meanings": ["Kıtırdatmak işi"]}, {"word": "kıtır kıtır", "meanings": ["Çok pişirilmekten veya kızartılmaktan kuru ve gevrek bir duruma gelmiş olan", "Gevrek bir ses çıkararak"]}, {"word": "kıtırdatmak", "meanings": ["`Kıtır` diye gevrek ses çıkartmak"]}, {"word": "kıtırtı", "meanings": ["Kıtırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "kıtır kıtır kesmek", "meanings": ["bıçak veya kesici bir aletle acımaksızın yaralamak veya öldürmek"]}, {"word": "kıtlama", "meanings": ["Kıtlamak işi", "Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak çay içme biçimi, kırtlama", "Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak"]}, {"word": "kıt kanaat", "meanings": ["`Yoksulluk içinde ve güçlükle geçinmek` anlamında kıt kanaat geçinmek deyiminde kullanılan bir söz"]}, {"word": "kıtlaşma", "meanings": ["Kıtlaşmak işi"]}, {"word": "kıtlaşmak", "meanings": ["İhtiyacı karşılayamamak, kıt duruma gelmek"]}, {"word": "kıtlık", "meanings": ["Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma", "Kuraklık, savaş vb. nedenlerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık", "Yiyecek maddelerinde görülen darlık", "Duygu, söz vb.nde azlık"]}, {"word": "kıtlıktan çıkmış", "meanings": ["doymak bilmeyen"]}, {"word": "kıvam", "meanings": ["Sıvılarda koyuluk, yoğunluk", "Sıvıların koyuluk derecesi", "Bir şeyin en uygun zaman veya durumu", "Spor çalışmalarında başarılı olunabilmesi için fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum"]}, {"word": "kıtlıktan çıkmış gibi yemek", "meanings": ["doymak bilmezcesine yemek"]}, {"word": "kıvamına (veya kıvama) gelmek", "meanings": ["kıvamını bulmak"]}, {"word": "kıvamını bulmak", "meanings": ["gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, en uygun anında olmak"]}, {"word": "kıvamlanma", "meanings": ["Kıvamlanmak işi"]}, {"word": "kıvamlı", "meanings": ["Gereken kıvamı bulmuş olan, özlü"]}, {"word": "kıvamlanmak", "meanings": ["Sıvılar kıvamına gelmek, koyulaşmak", "Olgunlaşmak, uygun duruma gelmek"]}, {"word": "kıvamsız", "meanings": ["Kıvamlı olmayan"]}, {"word": "kıvanç", "meanings": ["Övünme", "Sevinç"]}, {"word": "kıvanç duymak", "meanings": ["övünmek", "sevinmek, mutlu olmak"]}, {"word": "kıvançlanmak", "meanings": ["Kıvanç duymak, övünmek"]}, {"word": "kıvançlanma", "meanings": ["Kıvançlanmak işi"]}, {"word": "kıvançlı", "meanings": ["Övünç duyan, iftihar eden", "Övünç veren, iftihar edilecek", "Sevinç duyan, mutlu"]}, {"word": "kıvanış", "meanings": ["Kıvanma işi"]}, {"word": "kıvanma", "meanings": ["Kıvanmak işi, övünme"]}, {"word": "kıvanmak", "meanings": ["Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak"]}, {"word": "kıvılcım", "meanings": ["Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası, alev, çakım, çakın, çıngı, şerare", "Demir, taş vb. maddelerin güçlü çarpışmasından sıçrayan ateş durumundaki parçacıkları", "Harekete geçiren etken", "Güneş yüzeyinde düzensiz aralıklarla görülen parlama"]}, {"word": "kıvılcımlanma", "meanings": ["Kıvılcımlanmak işi"]}, {"word": "kıvılcımlı", "meanings": ["Kıvılcımı olan, kıvılcım saçan"]}, {"word": "kıvılcımlanmak", "meanings": ["Kıvılcım saçarak yanmak, kıvılcımlı duruma gelmek"]}, {"word": "kıvılcımsız", "meanings": ["Kıvılcımı olmayan, kıvılcım saçmayan"]}, {"word": "kıvırcık", "meanings": ["Küçük küçük kıvrımları olan", "Kıvırcık marul", "Genellikle Trakya ve Marmara'da yetiştirilen, beyaz tüylü, ince kuyruklu bir tür koyun, kıvırcık koyun"]}, {"word": "kıvıl kıvıl", "meanings": ["Topluca hareket edip kaynaşarak"]}, {"word": "kıvırcıklaşma", "meanings": ["Kıvırcıklaşmak işi"]}, {"word": "kıvırcık koyun", "meanings": ["Kıvırcık"]}, {"word": "kıvırış", "meanings": ["Kıvırma işi"]}, {"word": "kıvırcık marul", "meanings": ["Yaprakları kıvırcık bir tür marul, kıvırcık"]}, {"word": "kıvırcıklaşmak", "meanings": ["Kıvırcık duruma gelmek"]}, {"word": "kıvır kıvır", "meanings": ["Büklümleri olan, kıvrımlı", "Kıvrılmış durumda sürekli hareket ederek"]}, {"word": "kıvırmak", "meanings": ["Herhangi bir şeyi bükmek", "Kenarından katlamak", "Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek", "Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek", "Uydurup söylemek", "Saptırmak, çevirmek", "Yapmak istememek, yan çizmek", "Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek", "Dolandırmak"]}, {"word": "kıvırma", "meanings": ["Kıvırmak işi"]}, {"word": "kıvırtma", "meanings": ["Kıvırtmak işi"]}, {"word": "kıvırtmak", "meanings": ["Kıvırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kıvır zıvır", "meanings": ["Önemsiz, değersiz, derme çatma şey", "Önemsiz ayrıntı", "Gereksiz"]}, {"word": "kıvrak", "meanings": ["Canlı, hareketli, atik", "Akıcı, işlek", "Aceleci", "Güzel, şık, yakışıklı", "İnce tülbent veya ipekli başörtüsü", "Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi"]}, {"word": "kıvracık", "meanings": ["Derli toplu ve işi kolay", "Ayağına çabuk, hamarat"]}, {"word": "kıvrakça", "meanings": ["Kıvrak bir biçimde"]}, {"word": "kıvrak kıvrak", "meanings": ["Kıvrak olarak, kıvrakça"]}, {"word": "kıvraklaşmak", "meanings": ["Kıvrak duruma gelmek"]}, {"word": "kıvraklaşma", "meanings": ["Kıvraklaşmak işi"]}, {"word": "kıvraklık", "meanings": ["Kıvrak olma durumu", "Kıvrakça davranış"]}, {"word": "kıvrama", "meanings": ["Kıvramak işi"]}, {"word": "kıvramak", "meanings": ["Buruşup toplanmak, kıvırcık duruma gelmek", "Hızlı yürümek", "Harekete geçmek"]}, {"word": "kıvrandırma", "meanings": ["Kıvrandırmak işi"]}, {"word": "kıvrandırmak", "meanings": ["Kıvranmasına neden olmak", "Çok üzmek, acı çektirmek"]}, {"word": "kıvranış", "meanings": ["Kıvranma işi"]}, {"word": "kıvranma", "meanings": ["Kıvranmak işi"]}, {"word": "kıvranmak", "meanings": ["Ağrı, sancı gibi bedensel veya korku, heyecan gibi ruhsal nedenlerle vücut eğilip bükülmek", "Acı çekmek, üzülmek", "Bir şeye çok gereksinim duymak"]}, {"word": "kıvrantı", "meanings": ["Kararsızlık, sıkıntı"]}, {"word": "kıvratma", "meanings": ["Kıvratmak işi"]}, {"word": "kıvratmak", "meanings": ["İpi katladıktan sonra iyice bükmek veya tel gibi şeyleri burmak"]}, {"word": "kıvrık", "meanings": ["Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş"]}, {"word": "kıvrıklık", "meanings": ["Kıvrık olma durumu"]}, {"word": "kıvrılış", "meanings": ["Kıvrılma işi"]}, {"word": "kıvrılma", "meanings": ["Kıvrılmak işi", "Yer kabuğunun içten gelen etkenlerle dalgalı bir biçim alması"]}, {"word": "kıvrılmak", "meanings": ["Eğrilip bükülmek", "Kıvrık bir duruma gelmek", "Yuvarlak bir biçim almak", "Dar bir yere büzülerek yatmak", "Dönmek, sapmak", "Katlanmak, bükülmek", "Yol dönemeçli, virajlı olmak"]}, {"word": "kıvrım kıvrım", "meanings": ["Kıvrımları olan, dalgalanmış bir yüzey veya dalgalı bir çizgi biçiminde olan, büklüm büklüm", "Kıvrımlı bir biçimde"]}, {"word": "kıvrım", "meanings": ["Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat, büklüm", "Bir tatlı türü", "Ayrım, dönemeç", "Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası"]}, {"word": "kıvrım kıvrım kıvranmak", "meanings": ["çok acı çekerek kıvranmak", "yalvarma, sıkıntı vb. bir sebeple çok kıvranmak"]}, {"word": "kıvrımlanma", "meanings": ["Kıvrımlanmak işi"]}, {"word": "kıvrımlanmak", "meanings": ["Kıvrımlı duruma gelmek"]}, {"word": "kıvrımlı", "meanings": ["Kıvrımı olan"]}, {"word": "kıvrıntı", "meanings": ["Kıvrım", "Kıvrılan yer, dönemeç"]}, {"word": "kıya", "meanings": ["Adam öldürme suçu, cinayet"]}, {"word": "kıyacı", "meanings": ["Cinayet işleyen kimse, cani"]}, {"word": "kıyafet", "meanings": ["Giysi", "Resmî giysi"]}, {"word": "kıyafet balosu", "meanings": ["Alışılmış giysilerin dışında her çeşit özel giysinin giyildiği balo"]}, {"word": "kıyafet düşkünü", "meanings": ["Kılık kıyafet düşkünü"]}, {"word": "kıyafetli", "meanings": ["Giysili", "Kılıklı"]}, {"word": "kıyafetname", "meanings": ["Bir ülkenin veya bir dönemin giysilerini anlatan kitap", "Yüze veya dış görünüşe bakılarak ruhsal durumu anlama bilgisinden söz eden kitap"]}, {"word": "kıyafetsizlik", "meanings": ["Giysisizlik", "Kılıksızlık"]}, {"word": "kıyafetsiz", "meanings": ["Giysisiz", "Kılıksız"]}, {"word": "kıyak geçmek (veya çekmek veya yapmak)", "meanings": ["birine maddi ve manevi destek olmak, yardım etmek"]}, {"word": "kıyak", "meanings": ["Benzerlerinden üstün olan, çok güzel, mükemmel", "Hoşgörü, ayrıcalık tanıma", "Güzel, biçimli, yakışıklı, düzgün giyimli", "Kıyıcı, zalim, gaddar"]}, {"word": "kıyak kaçmak", "meanings": ["çok uygun düşmek, yakışık almak"]}, {"word": "kıyakçı", "meanings": ["At yetiştirilen haralarda hayvanların çiftleşmesine yardım eden görevli", "Gözü pek oyuncu, cesur kumarbaz"]}, {"word": "kıyaklaşma", "meanings": ["Kıyaklaşmak işi"]}, {"word": "kıyaklaşmak", "meanings": ["Kıyak duruma gelmek"]}, {"word": "kıyaklık", "meanings": ["Kıyak olma durumu", "Kıyakçıya yakışır davranış"]}, {"word": "kıyam", "meanings": ["İslam inancına göre, ölümden sonra yeniden dirilip ayağa kalkma", "Namazda ayakta durma", "Ayağa kalkma, ayakta durma", "Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme", "Ayaklanma, başkaldırma, karşı gelme"]}, {"word": "kıyamet gibi (veya kadar)", "meanings": ["pek çok"]}, {"word": "kıyamet", "meanings": ["Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü", "Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı", "Büyük felaket, afet"]}, {"word": "kıyas", "meanings": ["Bir tutma, denk sayma", "Karşılaştırma, oranlama, mukayese", "Örnekseme", "Tasım"]}, {"word": "kıyamet mi kopar?", "meanings": ["`ne olur, ne çıkar, ne önemi var` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kıyamet kopmak", "meanings": ["kıyamet günü gelmek", "bir yerde çok gürültü ve telaş olmak"]}, {"word": "kıyamete kalmak", "meanings": ["sorun, çözülememek"]}, {"word": "kıyamete kadar", "meanings": ["dünya durdukça, uzun süre"]}, {"word": "kıyasa muhalefet", "meanings": ["Kurala aykırılık"]}, {"word": "kıyametler koparmak", "meanings": ["bir şeye çok kızarak bağırıp çağırmak, feryat etmek", "aşırı gürültüye, kargaşaya yol açmak"]}, {"word": "kıyamet alameti", "meanings": ["Kıyametin kopacağını önceden gösteren belirti", "İçinde yaşanılan durumu beğenmeyenlerin kullandığı bir söz"]}, {"word": "kıyamet günü", "meanings": ["Kıyamet"]}, {"word": "kıyas etmek (veya eylemek)", "meanings": ["karşılaştırmak, mukayese etmek"]}, {"word": "kıyas kabul etmez", "meanings": ["iki şey arasındaki ayrımın çok fazla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "kıyasımukassem", "meanings": ["İkilem"]}, {"word": "kıyasıya", "meanings": ["Çok şiddetli, korkunç, müthiş", "(kıya'sıya) Şiddetli bir biçimde"]}, {"word": "kıyasi", "meanings": ["Uygulama ve benzetme ile elde edilen", "Kurala göre yapılmış, kurallı"]}, {"word": "kıyaslama yapmak", "meanings": ["kıyaslamak"]}, {"word": "kıyasen", "meanings": ["Kıyas edilerek, kıyas yoluyla", "Karşılaştırarak, oranlayarak", "Benzeterek"]}, {"word": "kıyaslama", "meanings": ["Kıyaslamak işi, mukayese"]}, {"word": "kıyaslanma", "meanings": ["Kıyaslanmak işi"]}, {"word": "kıyaslamak", "meanings": ["Karşılaştırmak, oranlamak, örneksemek, mukayese etmek"]}, {"word": "kıyaslanmak", "meanings": ["Kıyaslama işi yapılmak, karşılaştırılmak"]}, {"word": "kıydırmak", "meanings": ["Kıyma işini yaptırmak"]}, {"word": "kıygı", "meanings": ["Haksızlık, gadir", "Zulüm"]}, {"word": "kıydırma", "meanings": ["Kıydırmak işi"]}, {"word": "kıygın", "meanings": ["Mağdur"]}, {"word": "kıygınlık", "meanings": ["Mağduriyet"]}, {"word": "kıyıya atmak", "meanings": ["karaya çıkartmak veya sürüklemek"]}, {"word": "kıyı", "meanings": ["Kara ile suyun birleştiği yer", "Kenar, periferi", "Sahil", "Issız, tenha yer"]}, {"word": "kıyıya çıkmak", "meanings": ["karaya çıkmak, gemiden karaya inmek"]}, {"word": "kıyıya vurmak", "meanings": ["bir şey akıntı veya dalgayla kıyıya sürüklenmek"]}, {"word": "kıyıcı", "meanings": ["Kıyma işini yapan kimse", "Gaddar"]}, {"word": "kıyı bucak", "meanings": ["Göze çarpmayan yer"]}, {"word": "kıyıcı", "meanings": ["Kıyılara vuran enkazı devletten aldığı izinle toplayan kimse"]}, {"word": "kıyıcılık", "meanings": ["Kıyıcının yaptığı iş", "Kıyıcı olma durumu"]}, {"word": "kıyıcılık etmek", "meanings": ["gaddarlık etmek, gaddarca davranmak"]}, {"word": "kıyıda bucakta", "meanings": ["Kıyıda köşede"]}, {"word": "kıyıda köşede", "meanings": ["Göze çarpmayan, umulmayan yerlerde, kıyıda bucakta"]}, {"word": "kıyıda köşede kalmak", "meanings": ["göze çarpmayan bir yerde unutulmuş olmak"]}, {"word": "kıyı dili", "meanings": ["Bir körfezin önünü kapatan, denizle küçük bir bağlantısı kalabilen, kum ve çakıl karışımı birikinti, sahil kordonu"]}, {"word": "kıyık", "meanings": ["İğne, kalın yorgan iğnesi", "Çuvaldız"]}, {"word": "kıyılamak", "meanings": ["Kıyı boyunca gitmek"]}, {"word": "kıyılama", "meanings": ["Kıyılamak işi"]}, {"word": "kıyılma", "meanings": ["Kıyılmak işi"]}, {"word": "kıyım", "meanings": ["Kıyma işi", "Kıyılma biçimi", "Görev yönünden kötü bir duruma sokma, haksızlığa uğratma"]}, {"word": "kıyılmak", "meanings": ["Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğranmak", "Kıyma işi yapılmak"]}, {"word": "kıyımlı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde kıyılmış olan"]}, {"word": "kıyımlık", "meanings": ["Kıyılacak kadar olan"]}, {"word": "kıyın", "meanings": ["Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, zulüm"]}, {"word": "kıyın kıyın", "meanings": ["Kıyıdan, gizli gizli"]}, {"word": "kıyınma", "meanings": ["Kıyınmak işi"]}, {"word": "kıyınmak", "meanings": ["Ezilmiş veya kırılmış gibi bir duygu duymak"]}, {"word": "kıyıntı", "meanings": ["Açlık sebebiyle midede duyulan eziklik", "Herhangi bir sebeple vücutta duyulan kırıklık", "İnce ince doğranmış küçük parça"]}, {"word": "kıyış", "meanings": ["Kıyma işi"]}, {"word": "kıyışma", "meanings": ["Kıyışmak işi"]}, {"word": "kıyma", "meanings": ["Kıymak işi", "Çekilmiş et", "Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma"]}, {"word": "kıyışmak", "meanings": ["Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek", "Biriyle yarışmaya kalkmak", "Yüreklilik göstermek, cesaret etmek"]}, {"word": "kıymak", "meanings": ["Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak", "Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek", "Acımayıp öldürmek", "Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek"]}, {"word": "kıymalı", "meanings": ["İçinde kıyma bulunan (yemek)", "İçinde kıyma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri", "İçinde kurt bulunan (meyve)"]}, {"word": "kıymalı ıspanak", "meanings": ["İnce kıyılmış ıspanak, soğan, kıyma ve sıvı yağ ile hazırlandıktan sonra pirinç, salça ve tuz eklenen bir yemek türü"]}, {"word": "kıymalık", "meanings": ["Kıyma yapmaya elverişli olan"]}, {"word": "kıymasız", "meanings": ["İçinde kıyma bulunmayan (yemek)", "İçinde kurt bulunmayan (meyve)"]}, {"word": "kıymet", "meanings": ["Değer"]}, {"word": "kıymete binmek", "meanings": ["çok değerli duruma gelmek"]}, {"word": "kıymet vermek", "meanings": ["değerli olarak kabul etmek, değerlendirmek"]}, {"word": "kıymetlendirme", "meanings": ["Değerlendirme"]}, {"word": "kıymetini bilmek", "meanings": ["önemini, değerini bilmek"]}, {"word": "kıymetlenme", "meanings": ["Değerlenme"]}, {"word": "kıymetlenmek", "meanings": ["Değerlenmek"]}, {"word": "kıymetlendirmek", "meanings": ["Değerlendirmek"]}, {"word": "kıymetli", "meanings": ["Değerli"]}, {"word": "kıymetlilik", "meanings": ["Değerlilik"]}, {"word": "kıymetli evrak", "meanings": ["Senet niteliğinde, bir hak bildiren evrak, önemli yazı, belge"]}, {"word": "kıymetsizlik", "meanings": ["Değersizlik"]}, {"word": "kıymetsiz", "meanings": ["Değersiz"]}, {"word": "kıymettar", "meanings": ["Değerli"]}, {"word": "kıymık", "meanings": ["Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası"]}, {"word": "kıymıklı", "meanings": ["Üzerinde veya içinde kıymık bulunan"]}, {"word": "kıytırık", "meanings": ["Değersiz, bayağı, basit"]}, {"word": "kıytırıklık", "meanings": ["Kıytırık olma durumu"]}, {"word": "kıyye", "meanings": ["Okka"]}, {"word": "kız almak", "meanings": ["bir ailenin kızını gelin olarak kendi ailelerine katmak"]}, {"word": "kız", "meanings": ["Dişi çocuk", "Üzerinde kadın resmi bulunan iskambil kâğıdı", "Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "kız beşikte (veya kundakta), çeyiz sandıkta", "meanings": ["`kız daha beşikte veya kundakta iken çeyiz düzmeye başlamak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kız gibi", "meanings": ["kıza benzeyen", "utangaç", "çok güzel ve yeni"]}, {"word": "kız istemek", "meanings": ["bir kızı evlenmek için ana ve babasından veya yakınlarından istemek"]}, {"word": "kız kaçırmak", "meanings": ["bir kızı kendinin veya ailesinin rızası olmadan alıp götürmek"]}, {"word": "kız vermek", "meanings": ["bir ailenin kızını bir başka aileye gelin etmek"]}, {"word": "kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (veya varır) ya zurnacıya", "meanings": ["`evlenme çağındaki kızı, büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kızım sana söylüyorum (veya dedim) gelinim sen anla (veya işit)", "meanings": ["doğrudan doğruya kendisine söylenemeyen düşünce ve uyarıların, o kimsenin çok yakınına söylendiğinde kullanılan bir söz", "herhangi birine dolaylı olarak söylenecek uyarı söz konusu olduğunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "kızı kısrağı", "meanings": ["birinin ailesindeki kızlar ve kadınlar"]}, {"word": "kızını (veya evladını) dövmeyen dizini döver", "meanings": ["`çocuğunu gerektiği gibi eğitmeyen, ileride çok pişman olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kızak", "meanings": ["Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt", "Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça", "Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası", "Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara"]}, {"word": "kızak yapmak", "meanings": ["taşıt fren görevini yerine getirdiği hâlde duramayıp kaymak"]}, {"word": "kızağa çekmek (veya almak)", "meanings": ["gemiyi bakım, onarım için bir süre veya hiç kullanılmamak üzere kızak üzerine almak", "bir görevliyi etkin bir görevden alıp çalışmayı gerektirmeyen pasif bir işe vermek"]}, {"word": "kızaklamak", "meanings": ["Taşıt fren görevini yerine getirdiği hâlde kaymak, kızak yapmak"]}, {"word": "kızaklama", "meanings": ["Kızaklamak işi"]}, {"word": "kızaklık", "meanings": ["Döşeme tahtalarının altına çaprazlama olarak konulan uzun ve yassı direklerden her biri"]}, {"word": "kızamık", "meanings": ["Genellikle küçük yaşlarda görülen, kuluçka dönemi bir iki hafta süren, bulaşıcı, ateşli, ufak kızıl lekeler döktüren hastalık"]}, {"word": "kızamıkçık", "meanings": ["Kızamığa benzeyen, ona göre hafif geçen döküntülü bir hastalık"]}, {"word": "kızan", "meanings": ["Erkek çocuk", "Silahlı köy delikanlısı", "Çoluk çocuk"]}, {"word": "kızan", "meanings": ["Dişi köpek, kedi gibi hayvanların çiftleşme isteği gösterdikleri durum veya zaman"]}, {"word": "kızamıklı", "meanings": ["Kızamığa yakalanmış"]}, {"word": "kızana gelmek", "meanings": ["dişi kedi ve köpek erkek istemek"]}, {"word": "kızanlık", "meanings": ["Kızan olma durumu"]}, {"word": "kızarık", "meanings": ["Kızarmış"]}, {"word": "kızarıklık", "meanings": ["Kızarık olma durumu"]}, {"word": "kızarış", "meanings": ["Kızarma işi"]}, {"word": "kızarma", "meanings": ["Kızarmak işi"]}, {"word": "kızarmak", "meanings": ["Kırmızı veya ona yakın bir renk almak", "Bazı sebze ve meyveler olgunlaşmaya başlamak, olgunlaşmak", "Utanç, öfke vb. duyguların etkisiyle, kanın yüze hücumu sonucu yüz kırmızı bir renk almak", "Yiyecekler tavada kızgın yağ içinde veya ateşte kırmızılaşarak pişmek"]}, {"word": "kızarıp bozarmak", "meanings": ["utanç, öfke vb. duyguların etkisiyle yüzü renkten renge girmek"]}, {"word": "kızartı", "meanings": ["Kızarmış yer"]}, {"word": "kızartılı", "meanings": ["Kızartısı olan, kızarmış"]}, {"word": "kızartılma", "meanings": ["Kızartılmak işi"]}, {"word": "kızartma", "meanings": ["Kızartmak işi", "Kızartılarak hazırlanmış yemek", "Kızartılarak pişirilmiş"]}, {"word": "kızartılmak", "meanings": ["Kızartma işi yapılmak"]}, {"word": "kızartmak", "meanings": ["Kızarmasına neden olmak", "Kızgın yağda pişirmek"]}, {"word": "kız böceği", "meanings": ["Eklem bacaklıların kız böcekleri takımından, başı büyük, vücudu narin, zar kanatlı bir böcek (Libellula depressa)"]}, {"word": "kız böcekleri", "meanings": ["Örnek hayvanı kız böceği olan, kanatları eşit, camsı, uçuşları sürekli ve hızlı, avcı böcekler takımı"]}, {"word": "kızcağız", "meanings": ["Kendisine şefkat ve acıma duyulan kız"]}, {"word": "kızdırılma", "meanings": ["Kızdırılmak işi"]}, {"word": "kızdırılmak", "meanings": ["Kızdırma işine konu olmak veya kızdırma işi yapılmak"]}, {"word": "kızdırma", "meanings": ["Kızdırmak işi", "Üzüm çubuklarını köklendirmek için yere gömme, daldırma", "Yüksek vücut ısısı, ateş"]}, {"word": "kızdırmak", "meanings": ["Kızmasına neden olmak, kızmasını sağlamak", "Isıtmak", "Öfkelenmesine neden olmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek"]}, {"word": "kızgın", "meanings": ["Çok ısınmış, ısıtılmış veya kızdırılmış", "Eş arayan (hayvan)", "Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir", "Kızışık, zorlu, sert, şiddetli"]}, {"word": "kızgın bulut", "meanings": ["Yanardağlardan fışkırıp yüksek ısıda su buharı ve başka gazlardan oluşmuş, içine kül ve lav karışmış bulut görünüşünde yığın"]}, {"word": "kızgınlaşma", "meanings": ["Kızgınlaşmak işi"]}, {"word": "kızgınlaşmak", "meanings": ["Kızgın duruma gelmek"]}, {"word": "kızgınlık", "meanings": ["Kızgın, ısınmış olma durumu", "Hayvanların çiftleşme isteği", "Öfkeli olma durumu"]}, {"word": "kızıl", "meanings": ["Parlak kırmızı renk", "Bu renkte olan", "Aşırı derecede olan", "Komünist", "Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık", "Altın"]}, {"word": "Kızılbaş", "meanings": ["Şii mezhebinin bir kolundan olan"]}, {"word": "kızılağaç", "meanings": ["Gürgengillerden, dişi çiçekleri küçük ve sarımtırak, erkek çiçekleri püskül biçiminde olan, boyu 30 metre kadar olabilen, kerestesi kolay işlenebilir bir ağaç, kızılsöğüt (Alnus)"]}, {"word": "kızılcık", "meanings": ["Kızılcıkgillerden, yaprak açmadan çiçeklenen iri gövdeli bir ağaç (Cornus mas)", "Bu ağacın güzün olgunlaşan, kırmızı, tek çekirdekli, reçeli ve şerbeti yapılan, buruk bir tadı olan yemişi"]}, {"word": "kızılboya", "meanings": ["Kökboyası"]}, {"word": "Kızılbaşlık", "meanings": ["Kızılbaş olma durumu"]}, {"word": "kızılca", "meanings": ["Kızıla çalan, az kızıl", "Aşırı derecede, kızıl", "Kızıla çalan bir tür buğday"]}, {"word": "kızılcadişi", "meanings": ["Yüksekliği 4-5 metre olan beyaz çiçekli bir ağaççık (Cornus senguinea)"]}, {"word": "kızılca kıyamet", "meanings": ["Aşırı bir biçimde gürültülü çekişme, kavga, kızıl kıyamet"]}, {"word": "kızılca kıyamet kopmak", "meanings": ["kavga, gürültü olmak"]}, {"word": "kızılcıkgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, çoğu iri gövdeli, yaklaşık on cinste toplanan yüz kadar türü olan bir bitki familyası"]}, {"word": "kızılcık şerbeti", "meanings": ["Kızılcık meyvesinden yapılan bir şerbet türü"]}, {"word": "kızılcık tarhanası", "meanings": ["Kızılcık suyu ile yoğrularak yapılan tarhana"]}, {"word": "kızılcık şurubu", "meanings": ["Kızılcık özü ile hazırlanan içecek"]}, {"word": "Kızılderili", "meanings": ["Amerika yerlisi"]}, {"word": "Kızılelma", "meanings": ["Osmanlılar tarafından Roma ve Viyana şehirleri için kullanılan sembolik ad", "Yeryüzündeki bütün Türkleri birleştirip büyük bir imparatorluk kurmayı amaç olarak alan ülkü"]}, {"word": "kızıl ısı", "meanings": ["Temmuzun çok sıcak olan ikinci yarısı"]}, {"word": "kızılış", "meanings": ["Kızılma işi"]}, {"word": "kızılkanat", "meanings": ["Sazangillerden, yüzgeçleri kırmızı, 25-30 santimetre boyunda, eti kılçıklı bir tatlı su balığı (Scardinus eryhrophthalmus)"]}, {"word": "kızıl iblis", "meanings": ["Kötü ruhlu kimse"]}, {"word": "kızılkantaron", "meanings": ["Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 santimetre yüksekliğinde, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki (Eryhraea centaurium)"]}, {"word": "kızılkantarongiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, kızılkantaron, acı yonca vb. cinsleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "kızıl kıyamet", "meanings": ["Kızılca kıyamet"]}, {"word": "kızılkök", "meanings": ["Kökboyası"]}, {"word": "kızılkurt", "meanings": ["At ve eşeklerin kalın bağırsaklarında yerleşip kanlarını emen kırmızı bir kurt"]}, {"word": "kızılkuyruk", "meanings": ["Karatavukgillerden, kışın göçen, küçük, güzel bir kuş (Phoenicurus)"]}, {"word": "kızıllaşma", "meanings": ["Kızıllaşmak işi"]}, {"word": "kızıllaşmak", "meanings": ["Kızıl duruma gelmek"]}, {"word": "kızıllık", "meanings": ["Kızıl olma durumu", "Kızıl renkte yer", "Pudra, allık, düzgün", "Vücutta kızarmış yer, kızartı", "Güneş doğarken veya batarken oluşan hafif kızıl renk"]}, {"word": "kızılma", "meanings": ["Kızılmak işi"]}, {"word": "kızılmak", "meanings": ["Kızma işi yapılmak, kızgın, öfkeli duruma gelmek"]}, {"word": "kızılötesi", "meanings": ["Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım, enfraruj"]}, {"word": "kızıl su yosunları", "meanings": ["Denizlerin yaklaşık 200 metre derinliklerinde yaşayan kırmızı renkli su yosunları"]}, {"word": "kızılşap", "meanings": ["Açık eflatun renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kızıltı", "meanings": ["Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kızılyaprak", "meanings": ["Gülgillerden, 20-120 santimetre yüksekliğinde, yol kenarlarında biten, sarı çiçek açan, çok yıllık, otsu bir bitki, koyun otu, fıtık otu, kuzu pıtrağı (Agrimonia eupatorium)"]}, {"word": "kızılyara", "meanings": ["Şirpençe"]}, {"word": "kızıl yel", "meanings": ["Güneyden esen rüzgâr"]}, {"word": "kızılyörük", "meanings": ["Yılancık"]}, {"word": "kızış", "meanings": ["Kızma işi"]}, {"word": "kızışık", "meanings": ["Kızışmış olan, şiddetli"]}, {"word": "kızışma", "meanings": ["Kızışmak işi"]}, {"word": "kızışmak", "meanings": ["Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak", "Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak", "Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek", "Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak", "Hızlanmak, hareketlenmek"]}, {"word": "kızıştırış", "meanings": ["Kızıştırma işi"]}, {"word": "kızıştırma", "meanings": ["Kızıştırmak işi"]}, {"word": "kızıştırmak", "meanings": ["Kızışmasını sağlamak", "İsteklendirmek, gayret vermek"]}, {"word": "kızkalbi", "meanings": ["Şahteregillerden, kalp biçiminde pembe çiçekli bir süs bitkisi (Dicentra)"]}, {"word": "kız kardeş", "meanings": ["Bir kimsenin bayan kardeşi, bacı, hemşire, şvester"]}, {"word": "kız kızan", "meanings": ["Çoluk çocuk, ev halkı"]}, {"word": "kız kilimi", "meanings": ["Göçebe kızların işledikleri süslü çeyizlik kilim"]}, {"word": "kız kurusu", "meanings": ["Evlenmemiş yaşlı kız"]}, {"word": "kız kuşu", "meanings": ["Yağmur kuşugillerden, uzunluğu 34 santimetre olan, eti yenebilen, başı sorguçlu, koyu yeşilimsi renkte esmer, küçük bir kuş (Vanellus vanellus)"]}, {"word": "kızlar ağası", "meanings": ["Osmanlı sarayındaki harem ağalarının başı"]}, {"word": "kızlık", "meanings": ["Cinsel ilişkide bulunmamış bayanın durumu, erdenlik, bakirlik, bekâret, bikir", "Bir kadının evlenmeden önceki yaşantısıyla ilgili, o döneme özgü", "Üvey kız"]}, {"word": "kızlık zarı", "meanings": ["Cinsel ilişkide bulunmamış kızların döl yolunu kısmen kapayan zar, himen"]}, {"word": "kızma", "meanings": ["Kızmak işi"]}, {"word": "kızmabirader", "meanings": ["Zarla oynanan, karelerde taş yürütüp çeşitli engellerle dolu karelerden oluşan yolu bir an önce bitirmeye dayanan bir oyun türü"]}, {"word": "kızmaca", "meanings": ["Kızmaya, öfkelenmeye dayanan davranış"]}, {"word": "kızmak", "meanings": ["Isıtılan veya ısınan bir nesnenin sıcaklığı çok artmak", "At, eşek vb. hayvanlar çiftleşmek istemek, kösnümek", "Dişi kuşlar zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermek", "Öfkelenmek, sinirlenmek"]}, {"word": "kızıp durmak", "meanings": ["sürekli olarak kızmak ve söylenmek"]}, {"word": "kızmemesi", "meanings": ["Greyfurt", "Bir tür şeftali"]}, {"word": "kızoğlan", "meanings": ["Bakire"]}, {"word": "kızoğlankız", "meanings": ["Bakire"]}, {"word": "ki", "meanings": ["Anlam bakımından birbirleriyle ilgili cümleleri birbirine bağlayan bir söz", "Özneyi, tümleci güçlendirerek cümlenin temel bölümüne bağlayan bir söz", "`Öyle, o kadar, o denli` vb.nden sonra, kullanıldığı cümleye güç katan bir söz", "İkinci cümledeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir söz", "İki cümlede anlatılan durumların uyuşmazlığını bildiren bir söz", "Yakınma, kınama vb. duyguları anlatmak için bir cümlenin sonuna getirilen bir söz", "Bir soru cümlesinin sonuna getirildiğinde şüphe veya endişe anlatan bir söz", "Bazı kelimelerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar, yeni edatlar oluşturan bir söz: Belki, çünkü, hâlbuki, mademki, sanki gibi"]}, {"word": "kibar", "meanings": ["Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse)", "Soylu, köklü (kimse, aile)", "Büyükler, ulular"]}, {"word": "kibarca", "meanings": ["Kibar bir insana yakışacak biçimde, kibarcasına"]}, {"word": "kibar düşkünü", "meanings": ["Varlığını, saygınlığını yitirmiş kimse"]}, {"word": "kibarlaşma", "meanings": ["Kibarlaşmak işi"]}, {"word": "kibarlaşmak", "meanings": ["Kibar duruma gelmek, kibarlık kazanmak"]}, {"word": "kibarlık etmek", "meanings": ["kibarca davranmak"]}, {"word": "kibrine dokunmak", "meanings": ["gururu zedelenmek"]}, {"word": "kibarlık", "meanings": ["Kibar olma durumu, incelik", "Kibar bir insana yakışacak biçimdeki söz veya davranış"]}, {"word": "kibarlığı tutmak", "meanings": ["bir olay karşısında genel davranışları dışında incelik göstermek"]}, {"word": "kibarlık taslamak", "meanings": ["kibar olmadığı hâlde kibar gibi görünmeye çalışmak"]}, {"word": "kibarlık budalası", "meanings": ["Kibar gibi görünmeye çalışırken gülünç duruma düşen kimse"]}, {"word": "kibarlık düşkünü", "meanings": ["Kibarlığa aşırı derecede önem veren kimse"]}, {"word": "kibernetik", "meanings": ["Güdüm bilimi"]}, {"word": "kibir", "meanings": ["Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik, gurur"]}, {"word": "kibirleniş", "meanings": ["Kibirlenme işi"]}, {"word": "kibrine yedirememek", "meanings": ["gururuna dokunmak"]}, {"word": "kibirlenme", "meanings": ["Kibirlenmek işi"]}, {"word": "kibirlenmek", "meanings": ["Kendini üstün görmek, büyüklenmek"]}, {"word": "kibirli", "meanings": ["Kendini büyük gören, büyüklenen, gururlu, mağrur"]}, {"word": "kibirsiz", "meanings": ["Kendini büyük görmeyen, büyüklenmeyen"]}, {"word": "kibrit", "meanings": ["Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek birleşimde olan küçük tahta veya karton parçası", "İçinde bu parçaları bulunduran küçük kutu", "Kükürt"]}, {"word": "kibrit çakmak", "meanings": ["kibriti yakmak için bir yere sürtmek"]}, {"word": "kifayet", "meanings": ["Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme", "Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik, liyakat"]}, {"word": "kibritçi", "meanings": ["Kibrit satan kimse", "Cimri"]}, {"word": "kibritlik", "meanings": ["Kibrit koymaya yarayan yer veya kap"]}, {"word": "kibrit suyu", "meanings": ["`Yerin dibine batsın, ölsün, kahrolsun` anlamında köküne kibrit suyu ve `bir daha ortaya çıkamayacak biçimde yok etmek` anlamında köküne kibrit suyu dökmek (veya kökünü kurutmak) deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "kibutz", "meanings": ["İsrail'de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk"]}, {"word": "kifaf", "meanings": ["Yaşayacak kadar rızık"]}, {"word": "kifaflanmak", "meanings": ["Elde ne varsa onunla, çok az yiyecekle karın doyurmak, çok az şeyle yetinmek"]}, {"word": "kifaflanma", "meanings": ["Kifaflanmak işi"]}, {"word": "kifayet etmek", "meanings": ["yetmek, yeterli olmak"]}, {"word": "kifayetli", "meanings": ["Yeterli"]}, {"word": "kifayetsiz", "meanings": ["Yetersiz"]}, {"word": "kik", "meanings": ["Futa"]}, {"word": "kikirik", "meanings": ["Zayıf, ince, uzun boylu kimse"]}, {"word": "kifayetsizlik", "meanings": ["Yetersizlik"]}, {"word": "kiklon", "meanings": ["Siklon"]}, {"word": "kikla", "meanings": ["Lapinagillerden, güzel renkli, 50 santimetre uzunluğunda bir balık (Labrus berggylta)"]}, {"word": "kiklotron", "meanings": ["Atom araştırmalarında, elektriklenmiş cisimlere yüksek hız veren bir aygıt"]}, {"word": "kil", "meanings": ["Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak"]}, {"word": "kile", "meanings": ["Genellikle tahıl ölçmede kullanılan belirli hacimdeki kap, ölçek"]}, {"word": "kiler", "meanings": ["Evlerde yiyecek, içecek ve erzakın saklandığı oda, ambar veya dolap"]}, {"word": "kilerci", "meanings": ["Saraylarda, büyük konaklarda kiler işlerini yöneten kimse"]}, {"word": "kilermeni", "meanings": ["Eczacılıkta kullanılmış olan kırmızı renkli kil"]}, {"word": "kilim", "meanings": ["Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma"]}, {"word": "kilimci", "meanings": ["Kilim dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "kilimci ile kör hacı", "meanings": ["herhangi birileri"]}, {"word": "kilimcilik", "meanings": ["Kilimcinin yaptığı iş"]}, {"word": "kilise", "meanings": ["Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer", "Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş", "Hristiyanlığın öğretilmesi, dinî işlerin yönetimi vb. ile ilgilenen papa ve piskoposlar topluluğu"]}, {"word": "kilise direği gibi", "meanings": ["çok kalın (ense)"]}, {"word": "kilit", "meanings": ["Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti", "Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka", "Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık"]}, {"word": "kilit altına almak", "meanings": ["kilitlemek"]}, {"word": "kilit gibi olmak", "meanings": ["birbirine çok bağlı ve dayanışmalı olmak"]}, {"word": "kilit kürek altına almak", "meanings": ["her tarafı kiltlemek"]}, {"word": "kilit kürek olmak", "meanings": ["bir yeri korumak, o yerin güvenilir, sağlam adamı olmak"]}, {"word": "kilit vurmak", "meanings": ["kapatmak"]}, {"word": "kilidi küreği olmamak", "meanings": ["her şeyi açıkta bulunmak, kilitli yere saklanmamış olmak"]}, {"word": "kilit dili", "meanings": ["Kilidin anahtarla sürülen parçası"]}, {"word": "kilitleme", "meanings": ["Kilitlemek işi"]}, {"word": "kilitlemek", "meanings": ["Anahtarla kilidi kapamak", "Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak", "Karşılıklı çıkıntı ve girintileri olan şeyleri birbirine geçirmek, kenetlemek", "Sıkıca tutmak", "Kapatmak"]}, {"word": "kilitlenme", "meanings": ["Kilitlenmek işi"]}, {"word": "kilitlenmek", "meanings": ["Kilitleme işi yapılmak", "Çalışmaz hâle gelmek", "Fiziksel, ruhsal vb. nedenlerle hareket edemez, kıpırdayamaz duruma gelmek", "Odaklanmak"]}, {"word": "kilitli", "meanings": ["Kilidi olan", "Kilitlenmiş"]}, {"word": "kilit nokta", "meanings": ["Bütün işlerin bağlı olduğu önemli nokta, makam veya yer, kilit mevki"]}, {"word": "kilit mevki", "meanings": ["Kilit nokta"]}, {"word": "kilitsiz", "meanings": ["Kilidi olmayan", "Kilitlenmemiş"]}, {"word": "kiliz", "meanings": ["Hasır otu"]}, {"word": "kilit yeri", "meanings": ["Kilidin yerleştiği yuva"]}, {"word": "kilitsiz küreksiz", "meanings": ["Açık, kilitlenmemiş"]}, {"word": "kilit taşı", "meanings": ["Anahtar taşı"]}, {"word": "kiliz balığı", "meanings": ["Sazangillerden bir tür balık (Tinca tinca)"]}, {"word": "kilizman", "meanings": ["Sazlık, kamışlık"]}, {"word": "killeme", "meanings": ["Killemek işi"]}, {"word": "killemek", "meanings": ["Kirli çamaşırları kil kullanarak tokaçla yıkamak"]}, {"word": "killi", "meanings": ["İçinde kil bulunan"]}, {"word": "kilo", "meanings": ["Kilogram", "Halter sporunda barın iki ucuna yerleştirilen ve ağırlığı oluşturan parça"]}, {"word": "kilo almak", "meanings": ["vücudun ağırlığı artmak, şişmanlamak"]}, {"word": "kilo vermek", "meanings": ["vücudun ağırlığı azalmak, zayıflamak"]}, {"word": "kiloamper", "meanings": ["Değeri bin amper olan akım şiddeti birimi"]}, {"word": "kilogram", "meanings": ["Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi, kilo (kg)"]}, {"word": "kilogramağırlık", "meanings": ["Bir kilogramlık bir kütlenin yer tarafından çekilmesini sağlayan güce yani 9,81 Newton'a eşit olan güç birimi, kilogramkuvvet"]}, {"word": "kilogramkuvvet", "meanings": ["Kilogramağırlık"]}, {"word": "kilogrammetre", "meanings": ["Bir kilogram ağırlığındaki bir gücün, uygulandığı maddi bir noktayı güç doğrultusunda bir metre yer değiştirmesiyle yapılan işe eşit iş birimi"]}, {"word": "kilohertz", "meanings": ["Bir saniyede bin titreşimi olan elektromanyetik dalga boyu ölçüsü birimi"]}, {"word": "kilokalori", "meanings": ["Büyük kalori"]}, {"word": "kilojul", "meanings": ["Bin jul değerinde iş birimi"]}, {"word": "kiloluk", "meanings": ["Herhangi bir kilo ağırlığında", "Bir kilo ağırlığında"]}, {"word": "kilometre", "meanings": ["1.000 metrelik uzunluk ölçü birimi (km)"]}, {"word": "kilometre yapmak", "meanings": ["yol almak"]}, {"word": "kilometrekare", "meanings": ["Kenarları birer kilometre uzunluğunda olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçü birimi, (km2)"]}, {"word": "kilometrelerce", "meanings": ["Mesafece uzun süren"]}, {"word": "kilometre taşı", "meanings": ["Kara yollarında üzerinde kilometreleri gösteren dikili taş", "Önemli bir durumu belirleyen, üzerinde durulması gereken nokta", "Bir işteki aşamaları belirleyen olay veya kimse"]}, {"word": "kilosikl", "meanings": ["Saniyede bin devir olan elektrik akımının frekansını ölçmek için kullanılan birim"]}, {"word": "kiloton", "meanings": ["Değeri bin ton olan kütle birimi"]}, {"word": "kilovat", "meanings": ["Bin vatlık bir güç birimi"]}, {"word": "kilovatsaat", "meanings": ["Bir kilovatlık bir gücün bir saatte verdiği iş ve enerji birimi"]}, {"word": "kilovolt", "meanings": ["Değeri bin volt olan elektrik gerilimi veya potansiyel farkı birimi"]}, {"word": "kilüs", "meanings": ["Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan ak kan"]}, {"word": "kils", "meanings": ["Kireç taşı"]}, {"word": "kim", "meanings": ["`Hangi kişi?` anlamında cümlede, özne, tümleç, nesne, yüklem görevinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "kim bilir", "meanings": ["belirsizlik, bilinmezlik bildiren bir söz", "olabilirlik bildiren bir söz"]}, {"word": "... kim ... kim", "meanings": ["yakıştırılan şeyin uygunsuzluğunu belirtmeye yarar"]}, {"word": "kim kime dum duma", "meanings": ["kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz"]}, {"word": "kim oluyor?", "meanings": ["`kendini ne sanıyor, ne hakkı var?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kim vurduya gitmek", "meanings": ["bir kalabalık arasında öldürülen veya vurulan kimsenin kimin tarafından öldürüldüğü veya vurulduğu anlaşılamamak"]}, {"word": "kimin arabasına binerse onun türküsünü çağırır", "meanings": ["çıkar sağladığı kimsenin hoşuna gidecek biçimde davranan dönek ve dalkavuk kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "kime ne", "meanings": ["`başkasını ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimin nesi?", "meanings": ["`kimin yakını` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimi kimsesi olmamak", "meanings": ["yakını, koruyucusu bulunmamak"]}, {"word": "kimin tavuğuna kış demişiz", "meanings": ["yaptıklarımızla veya söylediklerimizle kimi rahatsız etmişiz"]}, {"word": "kiminle dans ettiğini biliyor musun?", "meanings": ["`bu konuda benim ne kadar üstün olduğumu biliyor musun?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimi", "meanings": ["Birtakımı, bazısı, kimisi", "Bazı"]}, {"word": "kim", "meanings": ["Ki"]}, {"word": "kiminin parası, kiminin duası", "meanings": ["`bir iş yapılırken veya yapıldıktan sonra kiminden para, kiminden dua alınabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye", "meanings": ["insanların nasipleri arasındaki tutarsızlıkları belirten bir söz"]}, {"word": "kimine hay hay, kimine vay vay", "meanings": ["`dünyada kiminin talihi iyi, kiminin de kötü gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimisi", "meanings": ["Bazısı, birtakımı, kimi"]}, {"word": "kimi zaman", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "kimlik", "meanings": ["Toplumsal bir varlık olarak insanın nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve özelliklerin bütünü", "Kişinin kim olduğunu tanıtan belge, kimlik belgesi, kimlik kartı, tanıtma kartı, hüviyet", "Herhangi bir nesneyi belirlemeye yarayan özelliklerin bütünü"]}, {"word": "kimlik belgesi", "meanings": ["Kimlik"]}, {"word": "kimlik kartı", "meanings": ["Kimlik"]}, {"word": "kimse", "meanings": ["Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi"]}, {"word": "kimse bilmez, kim kazana kim yiye", "meanings": ["`bir kimsenin çalışıp çabalayarak kazandığı malı kimi zaman hatır ve hayalde olmayan kişiler yer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimono", "meanings": ["Japonların önden çapraz olarak kavuşan uzun ve geniş kollu ulusal giysisi", "Geniş kollu sabahlık"]}, {"word": "kimse kimsenin çukurunu doldurmaz", "meanings": ["`kimse kimsenin yerine ölemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimse kendi memleketinde peygamber olmaz", "meanings": ["`insanların kendi çevrelerinde değeri bilinmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimse yoğurdum ekşi demez", "meanings": ["`herkes sattığı malı, kendi işini, tutumunu ve davranışını över` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimseden kimseye hayır yok (veya gelmez)", "meanings": ["`insan, yapacağı işte başkasının yardımına güvenirse hayal kırıklığına uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimsenin ahı kimsede kalmaz", "meanings": ["`zulüm görenin ahı, zulmedene hayretmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kimsecik", "meanings": ["Hiç kimse"]}, {"word": "kimsesizlik", "meanings": ["Kimsesiz olma durumu, yalnızlık, bikeslik"]}, {"word": "kimsesiz", "meanings": ["Annesi babası, yakını, koruyucusu olmayan (kimse), sahipsiz", "Boş, ıssız, içinde kimse bulunmayan", "Kimsesi olmadan"]}, {"word": "kimüs", "meanings": ["Yemeklerin mide öz suyuyla karıştıktan sonra aldığı durum"]}, {"word": "kimya", "meanings": ["Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim", "Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey", "Uyum"]}, {"word": "kimya olmak", "meanings": ["bulunmaz olmak"]}, {"word": "kimyacı", "meanings": ["Kimya ile uğraşan kimse, kimyager", "Kimya öğretmeni"]}, {"word": "kimyacılık", "meanings": ["Kimyacının yaptığı iş, kimyagerlik"]}, {"word": "kimya doğrulumu", "meanings": ["Kimyasal maddelerin etkisi ile bitkilerde görülen, maddeye doğru veya ters yöne yönelme durumu, şimiotropizm"]}, {"word": "kimyagerlik", "meanings": ["Kimyacılık"]}, {"word": "muayyen", "meanings": ["Belirli", "Belirlenmiş", "Bilinen"]}, {"word": "kimyager", "meanings": ["Kimyacı"]}, {"word": "muayyeniyet", "meanings": ["Belli olma durumu, bellilik"]}, {"word": "muazzam", "meanings": ["Çok büyük, çok iri, koskoca, koskocaman", "Alışılmışın sınırlarını aşan", "Güçlü, önemli"]}, {"word": "muazzep", "meanings": ["Acı, sıkıntı, azap çeken"]}, {"word": "muazzep etmek", "meanings": ["acı, azap çektirmek"]}, {"word": "muazzep olmak", "meanings": ["acı, azap çekmek"]}, {"word": "muazzez", "meanings": ["Sayılan, saygı duyulan, sevgili, aziz"]}, {"word": "mübah", "meanings": ["Dinî bakımdan yapılmasında sakınca olmayan, yapılması günah veya sevap olmayan", "Yapılmasında sakınca görülmeyen"]}, {"word": "mübah görmek (veya saymak)", "meanings": ["hoş görmek, sakıncasız bulmak"]}, {"word": "mubassır", "meanings": ["Okullarda öğrencilerin durumu ile ilgilenen ve düzeni sağlamakla görevli kimse"]}, {"word": "mübayaa", "meanings": ["Satın alma"]}, {"word": "mübayaa etmek", "meanings": ["satın almak"]}, {"word": "mucize", "meanings": ["Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık", "İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay", "İnsan aklının alamayacağı olay", "Olağanüstü, şaşırtıcı"]}, {"word": "mübayaacı", "meanings": ["Satın almacı"]}, {"word": "mucibince", "meanings": ["Gereğince"]}, {"word": "mucip", "meanings": ["Gerektiren, gerektirici"]}, {"word": "mucip olmak", "meanings": ["gerektirmek"]}, {"word": "mucip sebep", "meanings": ["Gerekçe"]}, {"word": "miço", "meanings": ["Gemilerde çalışan küçük yaştaki tayfa yamağı, muço", "Meyhaneci çırağı"]}, {"word": "mucir", "meanings": ["Kiraya veren kimse"]}, {"word": "mucit", "meanings": ["Yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kimse", "Yaratıcı, yaratan"]}, {"word": "mucize göstermek", "meanings": ["olağanüstü bir olay yaratmak", "sadece peygambere özgü, insan aklının ve kabiliyetinin erişemeyeceği olağanüstülükler göstermek"]}, {"word": "mucizeli", "meanings": ["Mucize niteliği bulunan"]}, {"word": "mucize kabîlinden", "meanings": ["umulmayan, beklenmeyen bir biçimde"]}, {"word": "mucuk", "meanings": ["Bir tür küçük sinek"]}, {"word": "mıcır", "meanings": ["Yol yapımında kullanılan taş kırıntısı, mucur", "Kömür kırıntısı, mucur", "Bir şeyin işe yaramayan bölümü"]}, {"word": "mudarebe", "meanings": ["Bir yandan sermaye, öte yandan emek konularak kurulan şirket"]}, {"word": "mudi", "meanings": ["Bankaya para yatıran kimse", "Emanet bırakan kimse"]}, {"word": "mufassal", "meanings": ["Ayrıntılı"]}, {"word": "mufla", "meanings": ["Cisimleri, aleve değdirmeden ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap", "Porselen fırını"]}, {"word": "muflon", "meanings": ["Pardösülerin içine iliklenerek veya fermuarla geçirilen bir tür çok kalın, eğreti astar", "İçinde keçe bulunan çok kalın, yumuşak, parlak tüylü kumaş", "Yaban koyunu"]}, {"word": "muflonlu", "meanings": ["Muflon geçirilerek yapılan"]}, {"word": "mugaddi", "meanings": ["Besleyici, besleyen"]}, {"word": "mugalata", "meanings": ["Yanıltacak söz söyleme", "Yanıltmaca"]}, {"word": "mugalatacı", "meanings": ["Mugalata yapan kimse"]}, {"word": "muganni", "meanings": ["Şarkıcı"]}, {"word": "muganniye", "meanings": ["Kadın şarkıcı"]}, {"word": "mugayir", "meanings": ["Uymaz, aykırı"]}, {"word": "mugayeret", "meanings": ["Uygun olmama durumu, uymazlık, aykırılık"]}, {"word": "muğber", "meanings": ["Gücenmiş, gücenik, küskün"]}, {"word": "muğber olmak", "meanings": ["gücenmek, küsmek"]}, {"word": "muğlak", "meanings": ["Anlaşılması güç, anlaşılmaz, karışık, çapraşık"]}, {"word": "muhabbet", "meanings": ["Sevgi", "Dostça konuşma, yârenlik"]}, {"word": "muhabbet beslemek", "meanings": ["sevgi duymak"]}, {"word": "muhabbet etmek", "meanings": ["karşılıklı, dostça konuşmak"]}, {"word": "muhabbet çiçeği", "meanings": ["Muhabbet çiçeğigillerden, ekleri yeşilimtırak beyaz, güzel kokulu bir süs bitkisi (Reseda odorata)"]}, {"word": "muhabbet kuşu", "meanings": ["Papağangillerden, asıl yurdu Avustralya olan, yurdumuzda da kafeslerde beslenen, basit bazı sesleri ve kelimeleri taklit edebilen, eşine çok düşkün, sarı, yeşil ve kül renginde tüyü olan, uzun ve sivri kuyruklu bir kuş (Melopsittacus undulatus)"]}, {"word": "muhabbet çiçeğigiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı, iki çenekli bitkiler sınıfı"]}, {"word": "muhabbetname", "meanings": ["Aşk mektubu", "Arkadaş, dost mektubu"]}, {"word": "muhabbet tellalı", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "muhaberat", "meanings": ["Haberleşmeler, haberleşme dolayısıyla yapılan yazışmalar"]}, {"word": "muhabere", "meanings": ["Haberleşme", "Yazışma", "İletişim"]}, {"word": "muhabere etmek", "meanings": ["haberleşmek, yazışmak"]}, {"word": "muhabereci", "meanings": ["Muhabere sınıfından olan asker"]}, {"word": "muhabere memuru", "meanings": ["Telgrafçı, haberleşmeyi sağlayan kimse"]}, {"word": "muhabere sınıfı", "meanings": ["Savaşta haberleşme düzeninin kurulmasını, düşmanın elektronik araçlar kullanmasını engellemeyi veya bunu sınırlandırmayı sağlayan sınıf"]}, {"word": "muhabir", "meanings": ["Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse", "Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli"]}, {"word": "muhabirlik", "meanings": ["Muhabir olma durumu", "Muhabirin görevi"]}, {"word": "muhaceret", "meanings": ["Göç, göçme", "Yaşamakta olduğu ülkeden yabancı bir ülkeye uzun veya kısa süreli yerleşmek için gitme"]}, {"word": "muhaceret etmek", "meanings": ["yaşadığı ülkeden ayrılmak"]}, {"word": "muhacir", "meanings": ["Göçmen", "Hz. Muhammed'e uyarak Mekke'den Medine'ye göç eden"]}, {"word": "muhacir arabası", "meanings": ["Üstü ve yanları örtülü, dört tekerlekli, yaysız araba"]}, {"word": "muhaddep", "meanings": ["Dışbükey"]}, {"word": "muhaddis", "meanings": ["Hadis bilimiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "muhacim", "meanings": ["Saldıran, saldırıcı", "İleri uç oyuncusu"]}, {"word": "muhacir gitmek", "meanings": ["göç etmek"]}, {"word": "muhacir olmak", "meanings": ["göçmen durumuna girmek"]}, {"word": "muhacirlik", "meanings": ["Göçmenlik"]}, {"word": "muhafazasız", "meanings": ["Muhafazası olmayan"]}, {"word": "muhafaza", "meanings": ["Koruma, saklama, korunum"]}, {"word": "muhafazalı", "meanings": ["Muhafazası olan"]}, {"word": "muhafazakâr", "meanings": ["Tutucu"]}, {"word": "muhafazakârlık", "meanings": ["Tutuculuk"]}, {"word": "muhafaza etmek", "meanings": ["korumak, saklamak", "olduğu gibi bırakmak, kapatmak"]}, {"word": "muhafaza altına almak", "meanings": ["korumak, saklamak, bir yerde tutmak, kapatmak"]}, {"word": "muhafız", "meanings": ["Birini veya bir şeyi koruyan, kollayan, gözeten kimse, koruyucu", "Bir kalenin veya bir şehrin önemli yerlerini korumak, düzeni ve güvenliği sağlamakla görevli komutan"]}, {"word": "muhakeme yürütmek", "meanings": ["düşünmek, soruna bir çözüm aramak"]}, {"word": "muhakeme etmek", "meanings": ["yargılamak", "akıl süzgecinden geçirmek, düşünmek"]}, {"word": "muhafızlık", "meanings": ["Muhafız olma durumu", "Muhafızın görevi"]}, {"word": "muhafız alayı", "meanings": ["Devlet başkanlarını, kralları korumakla görevli askerî birlik"]}, {"word": "muhakkik", "meanings": ["Gerçeği araştıran", "Soruşturmacı"]}, {"word": "muhakeme usulü", "meanings": ["Yargı yolu"]}, {"word": "muhakeme", "meanings": ["Yargılama", "Usa vurma", "Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama"]}, {"word": "muhakkak", "meanings": ["Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş", "Kesinlikle"]}, {"word": "muhalefet", "meanings": ["Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olma durumu, aykırılık", "Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu", "Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler"]}, {"word": "muhalif", "meanings": ["Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse", "Aykırı"]}, {"word": "muhal", "meanings": ["Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız"]}, {"word": "muhallebi", "meanings": ["Süt, şeker ve pirinç ununun kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı"]}, {"word": "muhalefet etmek", "meanings": ["karşı davranışta bulunmak, karşı çıkmak"]}, {"word": "muhallebici", "meanings": ["Muhallebi yapan veya satan kimse", "Muhallebi satılan yer", "Nazlı büyütülmüş kimse"]}, {"word": "muhalefet partisi", "meanings": ["Hükûmet kurmaya katılmamış parti"]}, {"word": "muhallebicilik", "meanings": ["Muhallebici olma durumu", "Muhallebi yapma ve satma işi"]}, {"word": "muhallebi çocuğu", "meanings": ["Nazlı büyütülmüş kimse"]}, {"word": "muhammen", "meanings": ["Oranlanan, tahmin edilen"]}, {"word": "Muhammedî", "meanings": ["Müslüman"]}, {"word": "muharebe", "meanings": ["Savaşta yapılan çarpışmalardan her biri", "Güçlü tartışma"]}, {"word": "muhammes", "meanings": ["Beş parçası olan, beşli", "Beşgen", "Beşli"]}, {"word": "muharrem", "meanings": ["Ay takviminin birinci ayı, aşure ayı, matem ayı"]}, {"word": "muharip", "meanings": ["Savaşçı"]}, {"word": "muhammin", "meanings": ["Oranlayan, tahmin eden"]}, {"word": "muharrer", "meanings": ["Yazılmış, yazılı, yazıya geçirilmiş"]}, {"word": "muharrik", "meanings": ["Hareketi sağlayan, harekete getiren", "Kışkırtıcı"]}, {"word": "muharriş", "meanings": ["Tırmalayan, tahriş eden", "İrkilten, korku veren"]}, {"word": "muhasara", "meanings": ["Kuşatma", "Çevirme"]}, {"word": "muharrirlik", "meanings": ["Yazarlık"]}, {"word": "muhasara altına almak", "meanings": ["kuşatmak"]}, {"word": "muharrir", "meanings": ["Yazar"]}, {"word": "muhasamat", "meanings": ["Düşmanlık", "Savaşta çarpışma"]}, {"word": "muhasara etmek", "meanings": ["kuşatmak"]}, {"word": "muhasebat", "meanings": ["Hesap işleri"]}, {"word": "muhasebesini yapmak", "meanings": ["bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini gözden geçirerek bir yargıya varmak"]}, {"word": "muhasebe", "meanings": ["Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme", "Hesap işleriyle uğraşma", "Hesapların bütünü", "Hesap işlerinin yürütüldüğü yer"]}, {"word": "muhasebecilik", "meanings": ["Saymanın görevi, saymanlık"]}, {"word": "muhasebeci", "meanings": ["Sayman"]}, {"word": "muhasım", "meanings": ["Birbirine düşman olanlardan her biri"]}, {"word": "muhasır", "meanings": ["Kuşatan, saran"]}, {"word": "muhasip", "meanings": ["Sayman"]}, {"word": "muhassala", "meanings": ["Elde edilen sonuç", "Bileşke"]}, {"word": "muhassasat", "meanings": ["Bir kimseye maaş, tayın vb. olarak verilmiş şeyler", "Devlet bütçesinde devlet kuruluşları için ayrılmış paralar, ödenekler"]}, {"word": "muhasiplik", "meanings": ["Saymanlık"]}, {"word": "muhassas", "meanings": ["Birine ayrılmış, tahsis olunmuş"]}, {"word": "muhassenat", "meanings": ["Yararlı, güzel, hayırlı işler"]}, {"word": "muhassıl", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Tanzimattan önceki dönemde vergi tahsildarı"]}, {"word": "muhat", "meanings": ["Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş", "Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk"]}, {"word": "muhatap", "meanings": ["Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse"]}, {"word": "muhatap olmak", "meanings": ["kendisine söz söylenmek, hitap edilmek", "karşılaşmak"]}, {"word": "muhavere", "meanings": ["İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma"]}, {"word": "muhavere etmek", "meanings": ["birbiriyle konuşmak"]}, {"word": "muhatara", "meanings": ["Korku verici durum, tehlike", "Zarar, ziyan"]}, {"word": "muhataralı", "meanings": ["Tehlikeli"]}, {"word": "muhayyel", "meanings": ["Hayal gücüyle yaratılan, hayal edilen"]}, {"word": "muhavvil", "meanings": ["Değiştiren, dönüştüren"]}, {"word": "muhayyer bırakmak", "meanings": ["seçmeli bırakmak, seçmeye izin vermek"]}, {"word": "muhayyer", "meanings": ["Sağlamlığı ve kullanılabilirliği açısından önerilen, beğenilmediğinde geri verilebilecek olan (eşya vb.)", "Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "muhayyerbuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "muhayyerkürdi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "muhayyersümbüle", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "muhayyerlik", "meanings": ["Seçmeli olma durumu", "Seçme hakkı"]}, {"word": "muhbir", "meanings": ["Haber ulaştırıcı, haber veren kimse", "Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse, ihbarcı"]}, {"word": "muhayyile", "meanings": ["Hayal gücü"]}, {"word": "muhbirlik", "meanings": ["Muhbir olma durumu", "Muhbirin yaptığı iş"]}, {"word": "muhik", "meanings": ["Haklı, doğru"]}, {"word": "muhil", "meanings": ["Dokunan, bozan, ihlal eden"]}, {"word": "muhip", "meanings": ["Seven, sevgi besleyen, dost"]}, {"word": "muhit", "meanings": ["Çevre, yöre, etraf", "Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu insanlar topluluğu, çevre"]}, {"word": "muhit edinmek", "meanings": ["ilişkili olduğu, tanışık olduğu kimselerin sayısını çoğaltmak"]}, {"word": "muhlis", "meanings": ["Dostluğunda ve inançlarında içten olan"]}, {"word": "muhkem", "meanings": ["Sağlam, sağlamlaştırılmış"]}, {"word": "muhrik", "meanings": ["Yakıcı", "Yanık, dokunaklı (ses)"]}, {"word": "muhtaç", "meanings": ["Bir şeye gereksinim duyan", "Yoksul, fakir (kimse)", "Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı bulunmayan"]}, {"word": "muhrip", "meanings": ["Torpido, top ve denizaltılara karşı silahlarla donatılmış, küçük, hızlı giden savaş gemisi, destroyer"]}, {"word": "muhtaç olmak", "meanings": ["gereksinim duymak"]}, {"word": "muhtaçlık", "meanings": ["Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı olmayanların içinde bulunduğu durum"]}, {"word": "muhtaç etmek", "meanings": ["birini, gereksinim duyduğu bir şeyi başkasından sağlamak zorunda bırakmak"]}, {"word": "muhtar", "meanings": ["Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı", "Özerk", "Her işe burnunu sokan"]}, {"word": "muhtariyet", "meanings": ["Özerklik"]}, {"word": "muhtarlık", "meanings": ["Muhtarın görevi veya makamı", "Muhtarın görevini yaptığı yer"]}, {"word": "muhtasaran", "meanings": ["Kısaca, kısaltarak, özet olarak"]}, {"word": "muhtasar", "meanings": ["Kısaltılmış olan"]}, {"word": "muhterem", "meanings": ["Saygıdeğer"]}, {"word": "muhtel", "meanings": ["Düzeni bozulmuş, bozuk"]}, {"word": "muhtekir", "meanings": ["Vurguncu"]}, {"word": "muhtelif", "meanings": ["Çeşit çeşit, çeşitli", "Zıt, birbirini tutmayan"]}, {"word": "muhtelis", "meanings": ["Kamu malını zimmetine geçiren, çalan"]}, {"word": "muhtelit", "meanings": ["Karma"]}, {"word": "muhtemel", "meanings": ["Gerçekleşmesi de gerçekleşmemesi de ihtimal dâhilinde olan, beklenen, beklenir, umulur, olası, olasılı, mümkün"]}, {"word": "muhtemelen", "meanings": ["Umulur ki, beklenir ki, görünüşe bakılarak"]}, {"word": "muhteri", "meanings": ["Yeni bir şey yaratan, icat eden", "Yalanlar uydurarak bir kimseye iftirada bulunan"]}, {"word": "muhteris", "meanings": ["Hırslı"]}, {"word": "muhtesip", "meanings": ["İslam şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli, belediye memuru"]}, {"word": "muhteriz", "meanings": ["Çekingen"]}, {"word": "muhteşem", "meanings": ["Görkemli", "Büyük"]}, {"word": "muhteva", "meanings": ["İçerik"]}, {"word": "muhtevi", "meanings": ["İhtiva eden, içine alan, kapsayan, içinde bulunduran"]}, {"word": "muhtıra", "meanings": ["Herhangi bir şeyi hatırlatmak, uyarmak amacıyla yazılan yazı", "Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, memorandum, nota", "Andıç", "Günlük"]}, {"word": "muhteviyat", "meanings": ["İçerikler"]}, {"word": "muhzır", "meanings": ["İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli"]}, {"word": "muin", "meanings": ["Yardımcı"]}, {"word": "muinli", "meanings": ["Askere alındığında ailesine bakacak kimsesi olan"]}, {"word": "muinsiz", "meanings": ["Askere alındığında ailesine bakacak kimsesi olmayan"]}, {"word": "muit", "meanings": ["Okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse, öğretmen yardımcısı"]}, {"word": "mujik", "meanings": ["Rus köylüsü"]}, {"word": "mukaar", "meanings": ["İçbükey"]}, {"word": "mukabele", "meanings": ["Karşılık verme, karşılama, karşılık", "Karşı gelme, başkaldırma", "Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi", "Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma"]}, {"word": "mukabele okumak", "meanings": ["topluluk karşısında dinleyicilerin takip edebileceği biçimde Kur'an'ı okumak"]}, {"word": "mukabele etmek", "meanings": ["karşılık vermek, karşılıkta bulunmak", "karşı gelmek"]}, {"word": "mukabelede bulunmak", "meanings": ["karşılık vermek"]}, {"word": "mukabeleci", "meanings": ["Camilerde Kur'an okuyan kimse", "Bürolarda temize çekilmiş hesapları müsveddeleri ile karşılaştıran görevli", "Askerin yoklamasını yapan kimse"]}, {"word": "mukabeleli", "meanings": ["Karşılığı olan"]}, {"word": "mukabelesiz", "meanings": ["Karşılığı olmayan"]}, {"word": "mukaddem", "meanings": ["Önce gelen, önceki", "Öncül"]}, {"word": "mukaddema", "meanings": ["Önce, evvelce, eskiden"]}, {"word": "mukabil", "meanings": ["Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan", "Bir şeyin karşısında bulunan", "Karşılıklı", "Karşılık olarak", "Rağmen"]}, {"word": "mukadder olmak", "meanings": ["alnında yazılı olmak, belirlenmiş olmak"]}, {"word": "mukadder", "meanings": ["Yazgıda var olan, yazgı ile ilgili olan, alında yazılı olan"]}, {"word": "mukadderat", "meanings": ["Yazgı"]}, {"word": "mukaddes", "meanings": ["Kutsal"]}, {"word": "mukaddesat", "meanings": ["Kutsal sayılan inanç ve davranışlar"]}, {"word": "mukaffa", "meanings": ["Uyaklı"]}, {"word": "mukaddime", "meanings": ["Ön söz", "Bir olayın başlangıcı"]}, {"word": "mukaddesatçı", "meanings": ["Kutsal tanınan şeylere aşırı ölçüde bağlılık gösteren kimse"]}, {"word": "mukallit", "meanings": ["Taklitçi"]}, {"word": "mukallitlik", "meanings": ["Mukallit olma durumu, mukallidin işi"]}, {"word": "mukannen", "meanings": ["Belli, belirli, kesinleşmiş, şaşmaz", "Kanun durumuna gelmiş, kanunlaşmış"]}, {"word": "mukarenet", "meanings": ["Yaklaşma, kavuşma, bitişme", "Yakınlık"]}, {"word": "mukarrer", "meanings": ["Kararlaşmış, kararlaştırılmış"]}, {"word": "mukavele", "meanings": ["Sözleşme"]}, {"word": "mukarrer bulunmak", "meanings": ["kararlaşmak"]}, {"word": "mukassem", "meanings": ["Ayrılmış, bölünmüş"]}, {"word": "mukarrerat", "meanings": ["Alınan kararlar, kararlaştırılmış şeyler"]}, {"word": "mukassi", "meanings": ["Sıkıntılı"]}, {"word": "mukataa", "meanings": ["Kesim"]}, {"word": "mukataalı", "meanings": ["Kesime verilmiş (yer)"]}, {"word": "mukattar", "meanings": ["Damıtılmış, damıtık"]}, {"word": "mukavele yapmak", "meanings": ["sözleşme yapmak"]}, {"word": "mukavelename", "meanings": ["Sözleşme"]}, {"word": "mukaveleli", "meanings": ["Sözleşmeli"]}, {"word": "mukavelesiz", "meanings": ["Sözleşmesiz"]}, {"word": "mukavemet", "meanings": ["Dayanma, karşı durma, karşı koyma, dayanırlık", "Direnç"]}, {"word": "mukavemet etmek (veya göstermek)", "meanings": ["direnmek, dayanmak, karşı koymak"]}, {"word": "mukavemeti kırılmak", "meanings": ["direnci, gücü azalmak"]}, {"word": "mukavemetçi", "meanings": ["Düşman saldırısına boyun eğmeyip her çeşit araçla karşı gelen yurtsever kimse", "Uzun mesafe koşucusu"]}, {"word": "mukavemet koşusu", "meanings": ["3-15 kilometre arasındaki uzun mesafeli koşulardan her biri"]}, {"word": "mukavemetsiz", "meanings": ["Dayanıksız, güçsüz, dirençsiz"]}, {"word": "mukavva", "meanings": ["Kalın karton"]}, {"word": "mukavim", "meanings": ["Dayanıklı, güçlü, dirençli", "Karşı koyan, başkaldıran"]}, {"word": "mukavemetli", "meanings": ["Dayanıklı, güçlü, dirençli"]}, {"word": "mukavves", "meanings": ["Kavisli, eğri, eğmeçli"]}, {"word": "mukavvi", "meanings": ["Kuvvetlendirici, güç katıcı"]}, {"word": "mukayese", "meanings": ["Benzeterek veya karşılaştırarak değerlendirme, karşılaştırma, kıyaslama"]}, {"word": "mukayyet olmak", "meanings": ["korumak, gözetmek"]}, {"word": "mukayese etmek", "meanings": ["karşılaştırmak, kıyaslamak"]}, {"word": "mukayeseli", "meanings": ["Karşılaştırmalı"]}, {"word": "mukayyit", "meanings": ["Kayıt işlerini yapan kimse", "Kaydedici makine"]}, {"word": "mukayyet", "meanings": ["Bağlı olan, bağlanmış", "Bir şart veya kayıtla bağlı olan", "Yazılmış, yazılı, kayıtlı"]}, {"word": "mukim", "meanings": ["Bir yerde, bir evde oturan, eğleşen, ikamet eden"]}, {"word": "mukni", "meanings": ["İnandıran, ikna eden"]}, {"word": "mukoza", "meanings": ["Sümük doku"]}, {"word": "muktedir", "meanings": ["Erkli"]}, {"word": "muktebes", "meanings": ["Yararlanmak için alınmış, aktarılmış"]}, {"word": "mukteza", "meanings": ["Gerekli", "Bir iş yapılırken gerekli işlemlerin bütünü"]}, {"word": "muktesit", "meanings": ["Tutumlu"]}, {"word": "mukriz", "meanings": ["Ödünç para veren, borç veren"]}, {"word": "muktedir olmak", "meanings": ["gücü yetmek, yapabilmek"]}, {"word": "muktezi", "meanings": ["Gerekli"]}, {"word": "mukus", "meanings": ["Solunum yolları ve sindirim organlarının hücreleri tarafından salgılanan madde"]}, {"word": "mulaj kâğıdı", "meanings": ["Terzilerin patron (II) çıkarmak için kullandıkları bir tür saydam kâğıt"]}, {"word": "mum", "meanings": ["Bir fitilin etrafına erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülerek genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı", "Bal mumu", "Işık şiddeti birimi, kandela", "Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler"]}, {"word": "mulaj", "meanings": ["Bir şeyin bal mumu, alçı vb. bir madde ile kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin bütünü", "Bu işlemler sonunda elde edilen kalıp"]}, {"word": "mum etmek", "meanings": ["muma çevirmek"]}, {"word": "mum gibi", "meanings": ["dosdoğru, dimdik", "uslu, kıpırtısız", "tertemiz, düzgün", "zayıf, sararıp solmuş"]}, {"word": "mum kesilmek", "meanings": ["sessiz, uslu, doğru düzgün durmak"]}, {"word": "mum dibine ışık vermez", "meanings": ["`etkili kişi kendi yakınlarına yardımcı olamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mum olmak", "meanings": ["hırçınlığı, yaramazlığı bırakmak", "razı olmak"]}, {"word": "mum yakmak", "meanings": ["kutsal sayılan bir yere giderek adak adadığında mum yakıp koymak"]}, {"word": "mum tutturmak", "meanings": ["aşırı disiplin altına almak"]}, {"word": "mum yanmayınca pervane dönmez (veya yanmaz)", "meanings": ["`güzel yoluna baş koyanların ortaya çıkması için güzelin görünmesi gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mum yapıştırmak", "meanings": ["bir şeyi kırmızı mumla mühürlemek", "önemli bir şeyi unutmayıp akılda tutmak"]}, {"word": "muma döndürmek (veya çevirmek)", "meanings": ["birini her sözü dinler duruma getirmek, uslandırmak"]}, {"word": "mumla aramak", "meanings": ["çok isteyerek ve özlemle aramak"]}, {"word": "mumla aratmak", "meanings": ["daha kötü olan yeni bir şey, bir durum, bir kimse, pek iyi olmayan eskisini aratmak"]}, {"word": "mum ağacı", "meanings": ["Sıcak ülkeler ile Kuzey ve Batı Avrupa'da yetişen bir tür mum palmiyesi (Myrica cerifera)"]}, {"word": "mumaileyh", "meanings": ["Adı geçen, yukarıda anılan, sözü edilen kimse"]}, {"word": "mum ampul", "meanings": ["Mum biçiminde ampul"]}, {"word": "mum boyası", "meanings": ["Mum, terebentin, su ve toprak boyalarla hazırlanan boya"]}, {"word": "mum cilası", "meanings": ["Parafin ve bal mumunun terebentin veya neft yağında çözüştürülmesi ile elde edilen, ağaç eşyaları cilalamakta kullanılan madde"]}, {"word": "mum çiçeği", "meanings": ["İki çeneklilerden, güzel kokulu, şemsiye biçiminde küçük beyaz çiçekler açan, etli yapraklı, sarılıcı bir süs bitkisi (Cerinthe minor ve Cerinthe retortra)"]}, {"word": "mumcu", "meanings": ["Mum yapan veya satan kimse", "Yeniçeri Ocağında çavuşlardan sonra gelen, yeniçeri ağasına bağlı on iki subaydan her biri", "Fitilli tüfek kullanan asker"]}, {"word": "mum direk", "meanings": ["Dimdik", "Çok uslu, yaramazlık yapmayan (çocuk)"]}, {"word": "mum duruşu", "meanings": ["Vücudun, ense ve omuzlara dayanarak ellerin kalçayı desteklemesiyle baş aşağı, yere dikey bulunduğu durum"]}, {"word": "mumhane", "meanings": ["Mum üretim yeri"]}, {"word": "mumlanma", "meanings": ["Mumlanmak işi"]}, {"word": "mumlamak", "meanings": ["Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak", "Mühürlemek, mühür mumu sürmek", "Mum cilası yapmak"]}, {"word": "mumlama", "meanings": ["Mumlamak işi", "Bitki hücrelerinin değişikliğe uğrayarak kendilerini su geçirmez duruma getirir biçimde mum bağlaması olayı", "Laboratuvarlardan çıkmış bir filmin çeşitli aletlerde kolayca dönmesini sağlamak için iki kenarına ince bir bal mumu katmanı sürme"]}, {"word": "mumlanmak", "meanings": ["Mumlama işi yapılmak veya mumlama işine konu olmak"]}, {"word": "mumlaşma", "meanings": ["Mumlaşmak işi"]}, {"word": "mumlaşmak", "meanings": ["Bal mumu durumuna gelmek"]}, {"word": "mumlayıcı", "meanings": ["Filmleri mumlamakta kullanılan alet"]}, {"word": "mumlu kâğıt", "meanings": ["Mürekkep geçirmeyen ve delinebilir bir dolgu maddesi emdirilmiş, mürekkebi geçiren fakat kolay delinmeyen bir cins pelürden veya lifli bir dokudan oluşturulmuş, teksir makinesinde basılacak yazıların yazıldığı kâğıt"]}, {"word": "mumlu", "meanings": ["Mumu olan, mum konulmuş olan", "Muma batırılmış, mumla hazırlanmış olan"]}, {"word": "mumluk", "meanings": ["Şamdan", "Herhangi bir sayıda mumu olan", "Herhangi bir mum gücünde olan"]}, {"word": "mumsöndü", "meanings": ["Cem ayinlerindeki çerağ dinlendirmenin maksatlı olarak yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkarılan bir safsata"]}, {"word": "mum palmiyesi", "meanings": ["Ilıman bölgelerde yetişen, gövdesi boyunca 1 santimetre kalınlığında bir mum katmanı bulunan, yaprakları hurma yaprağına benzeyen bir ağaç (Ceroxylon andicola)"]}, {"word": "mumya", "meanings": ["Birtakım özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş ceset", "Çok zayıf kimse"]}, {"word": "mumya gibi", "meanings": ["çok zayıf ve renksiz (kimse)"]}, {"word": "mumyalama", "meanings": ["Mumyalamak işi"]}, {"word": "mumyalamak", "meanings": ["Bir cesedi, bozulmaması için özel ilaçlarla mumya durumuna getirmek"]}, {"word": "mumyalanmak", "meanings": ["Mumya durumuna gelmek"]}, {"word": "mumyalanma", "meanings": ["Mumyalanmak işi"]}, {"word": "mundar", "meanings": ["343 murdar"]}, {"word": "munfasıl", "meanings": ["Ayrı duran, ayrılmış, ayrık, ayrılı"]}, {"word": "munis", "meanings": ["Alışılan, alışılmış, yabancı olmayan", "Cana yakın, uysal, sevimli", "Uygun"]}, {"word": "munkabız", "meanings": ["Büzülmüş, toplanmış", "Pekliği olan, peklik çeken", "Verimsiz, işe yaramaz"]}, {"word": "munkalip", "meanings": ["Değişmiş, dönüşmüş olan"]}, {"word": "muntazam", "meanings": ["Düzgün", "Düzenli, derli toplu", "Düzenli, sürekli ve düzgün bir biçimde"]}, {"word": "muntazaman", "meanings": ["Düzenli olarak"]}, {"word": "muntazır olmak", "meanings": ["beklemek, gözlemek"]}, {"word": "muntazır", "meanings": ["Bekleyen, gözleyen"]}, {"word": "munzam", "meanings": ["Katılmış, ulanmış, eklenmiş", "Katma, ekleme, ek"]}, {"word": "murabahacı", "meanings": ["Bir malı çok fazla kârla satan kimse", "Tefeci"]}, {"word": "murabaha", "meanings": ["Bir malı üzerine kâr koyarak satma", "Tefecilik"]}, {"word": "murabahacılık", "meanings": ["Tefecilik"]}, {"word": "murabba", "meanings": ["Dört şeyden oluşan, dörtlü", "Kare", "Dört dizeli bentlerden oluşan divan edebiyatı şiiri"]}, {"word": "murabut kuşu", "meanings": ["Uzun bacaklılardan, leyleğe benzeyen, gagası iri ve uzun bir kuş (Leptoptilus)"]}, {"word": "murabıt", "meanings": ["Savaşçı derviş", "Marabut"]}, {"word": "murafaa", "meanings": ["Duruşma"]}, {"word": "murabba", "meanings": ["Terbiye edilmiş", "Kaynatılıp kıvama geldikten sonra dondurulan meyve suyu tatlısı"]}, {"word": "murahhas", "meanings": ["Delege"]}, {"word": "murakabe", "meanings": ["Denetleme", "Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma"]}, {"word": "murahhaslık", "meanings": ["Delegelik"]}, {"word": "murakabe etmek", "meanings": ["denetlemek"]}, {"word": "murassa", "meanings": ["Değerli taşlarla bezenmiş, cevherlerle süslenmiş"]}, {"word": "murat", "meanings": ["İstek, dilek", "Amaç, erek, gaye"]}, {"word": "murana", "meanings": ["Yılan balığına benzeyen, çok yırtıcı, sıcak denizlerde yaşayan, göğüs yüzgeci olmayan, eti beğenilen bir deniz balığı (Muraena)"]}, {"word": "murakıp", "meanings": ["Denetçi", "Tanrı'ya bağlanarak çile dolduran kimse"]}, {"word": "murakıplık", "meanings": ["Denetçilik"]}, {"word": "murat almak", "meanings": ["dileğine kavuşmak"]}, {"word": "murat etmek", "meanings": ["dilemek, istemek"]}, {"word": "murada (veya muradına) ermek", "meanings": ["isteğine kavuşmak, dileği gerçekleşmek, arzusu yerine gelmek"]}, {"word": "murdar", "meanings": ["Kirli, pis", "Cinsel birleşmeden sonra yıkanmamış (kimse)", "Dinî kurallara uygun olarak kesilmemiş olan (hayvan)"]}, {"word": "muradı gözünde kalmak", "meanings": ["emeline ulaşamamak"]}, {"word": "murç", "meanings": ["Betonu kırmakta veya betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet"]}, {"word": "murdar gitmek", "meanings": ["murdar bir biçimde ölmek"]}, {"word": "murdar etmek", "meanings": ["kirletmek, kullanılamaz hâle getirmek", "ziyan etmek, boş yere harcamak"]}, {"word": "murdar olmak", "meanings": ["kirlenmek"]}, {"word": "murdarilik", "meanings": ["Omurilik"]}, {"word": "murdarlık", "meanings": ["Murdar olma durumu"]}, {"word": "murt", "meanings": ["Mersin ağacının yazın olgunlaşan, bezelye büyüklüğünde, morumsu siyah, çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan meyvesi"]}, {"word": "muris", "meanings": ["Miras bırakan"]}, {"word": "musahabe", "meanings": ["Konuşma, görüşme, söyleşi"]}, {"word": "musaffa", "meanings": ["Temizlenmiş, arıtılmış"]}, {"word": "musahhih", "meanings": ["Düzeltici"]}, {"word": "musahhihlik", "meanings": ["Musahhih olma durumu", "Düzelticilik"]}, {"word": "musahip", "meanings": ["Sohbet, arkadaşlık eden kimse", "Yol kardeşi", "Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan"]}, {"word": "musahiplik", "meanings": ["Musahibin yaptığı iş", "Yol kardeşliği"]}, {"word": "musalla", "meanings": ["Namazgâh", "Camilerde cenaze namazı kılınan yer"]}, {"word": "musakka", "meanings": ["Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, kuşbaşı et veya kıyma ve soğanla pişirilmesiyle yapılan bir yemek"]}, {"word": "musallat", "meanings": ["Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse)"]}, {"word": "musallat etmek", "meanings": ["birini, bir başkasının başına bela etmek"]}, {"word": "musallat olmak", "meanings": ["birini sürekli rahatsız etmek, birine sataşmak, peşini hiç bırakmamak"]}, {"word": "musalli", "meanings": ["Beş vakit namazını sürekli olarak kılan"]}, {"word": "musalla taşı", "meanings": ["Cenaze namazı kılınmak için üstüne tabut konulan masa biçiminde yüksekçe taş"]}, {"word": "musandıra", "meanings": ["Evlerde yatak yorgan konulan yer, yüklük", "Mutfakta yüksek ve geniş raf"]}, {"word": "musanna", "meanings": ["Sanatlı", "Uydurma, düzme", "Yapıntılı"]}, {"word": "musannif", "meanings": ["Sınıflandırma işlemi yapan kimse", "Kitap yazan, yazar"]}, {"word": "musap", "meanings": ["Başına bir kötülük, felaket gelmiş olan", "Hastalığa yakalanmış, tutulmuş, uğramış"]}, {"word": "musavver", "meanings": ["Resim konulmuş, resimli", "Zihinde tasarlanmış, düşünülmüş olan"]}, {"word": "Musevi", "meanings": ["Yahudi"]}, {"word": "Musevilik", "meanings": ["Yahudilik"]}, {"word": "Mushaf", "meanings": ["Kur'an"]}, {"word": "musır", "meanings": ["Bir söz veya düşüncede direnen, ayak direyen (kimse)"]}, {"word": "musibet", "meanings": ["Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey", "Uğursuz"]}, {"word": "musikar", "meanings": ["Gagasındaki deliklerden rüzgâr estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu", "Mıskal"]}, {"word": "musiki", "meanings": ["Müzik", "Kulağa hoş gelen sesler dizisi"]}, {"word": "musikişinas", "meanings": ["Müzikle uğraşan"]}, {"word": "muska", "meanings": ["İçinde dinsel veya büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb., hamaylı", "Üçgen biçiminde katlanmış olan şey"]}, {"word": "muska böreği", "meanings": ["İçine peynir, kıyma vb. konularak üçgen biçiminde katlanan bir börek türü"]}, {"word": "muskacı", "meanings": ["Muska yazan kimse"]}, {"word": "muskacılık", "meanings": ["Muskacının işi"]}, {"word": "muslin", "meanings": ["Sık dokunmuş, parlak, ince, yumuşak bir kumaş türü", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "muslihane", "meanings": ["Barışçı bir yolla"]}, {"word": "musluk", "meanings": ["Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı, istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet", "El yıkamaya yarayan yer, lavabo"]}, {"word": "muslukçu", "meanings": ["Musluk satan veya onaran kimse", "Abdest almak için ceketini çıkaranların para veya değerli şeylerini çalarak hırsızlık yapan kimse"]}, {"word": "muslukçuluk", "meanings": ["Muslukçunun yaptığı iş", "Abdest almak için ceketini çıkaranların para veya değerli şeylerini çalarak yapılan hırsızlık"]}, {"word": "musluklu", "meanings": ["Musluğu olan"]}, {"word": "musluksuz", "meanings": ["Musluğu olmayan"]}, {"word": "muson", "meanings": ["Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizi'nde yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgâr"]}, {"word": "muzdarip etmek", "meanings": ["acı ve ızdırap vermek"]}, {"word": "muzdarip", "meanings": ["Izdırap ve acı çeken"]}, {"word": "mustatil", "meanings": ["Dikdörtgen"]}, {"word": "muşta", "meanings": ["Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası", "Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak", "Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk"]}, {"word": "muş", "meanings": ["Altı düz, küçük gezinti vapuru"]}, {"word": "muşamba", "meanings": ["Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez", "Bu bezden yapılan", "Su geçirmeyecek biçimde yapılmış yağmurluk", "Linolyum"]}, {"word": "muşamba gibi", "meanings": ["çok kirlenmiş (çamaşır, kumaş, örtü vb.)"]}, {"word": "muşambalaşma", "meanings": ["Muşambalaşmak işi"]}, {"word": "muşambalaşmak", "meanings": ["Muşamba gibi olmak, muşamba durumunu almak, muşambaya dönmek"]}, {"word": "muşmula", "meanings": ["Gülgillerden, 2-3 metre yüksekliğinde dikenli küçük bir ağaç (Mespilus germanica)", "Bu ağacın olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi, döngel, beşbıyık"]}, {"word": "muştalama", "meanings": ["Muştalamak işi"]}, {"word": "muşmula gibi", "meanings": ["asık (surat)"]}, {"word": "muştalamak", "meanings": ["Muşta ile vurmak"]}, {"word": "muştu", "meanings": ["Sevindiren haber, sava, müjde, erim (II), beşaret"]}, {"word": "muştucu", "meanings": ["Muştu getiren kimse, savacı, müjdeci"]}, {"word": "muştulama", "meanings": ["Muştulamak işi"]}, {"word": "muştulamak", "meanings": ["Sevinilecek bir iş, olay vb.nin olduğunu birine haber vermek, müjdelemek"]}, {"word": "muştulanma", "meanings": ["Muştulanmak işi, müjdelenme"]}, {"word": "muştulu", "meanings": ["Muştusu olan, müjdeli"]}, {"word": "muştuluk", "meanings": ["Muştucuya verilen armağan, müjdelik"]}, {"word": "muştulanmak", "meanings": ["Sevinçli bir haber verilmek, müjdelenmek"]}, {"word": "mut", "meanings": ["Mutluluk"]}, {"word": "mut", "meanings": ["Yaklaşık iki avuç dolusu tahılı içine alan ölçek"]}, {"word": "muta", "meanings": ["Veri"]}, {"word": "mutaassıp", "meanings": ["Bağnaz"]}, {"word": "mutabakat", "meanings": ["Uzlaşma", "Uygunluk", "Uyum"]}, {"word": "istihdam etmek", "meanings": ["bir görevde, bir işte kullanmak"]}, {"word": "istihfaf etmek", "meanings": ["küçümsemek, hor görmek, hafifsemek"]}, {"word": "istihfaf", "meanings": ["Küçümseme, hor görme, hafifseme"]}, {"word": "istihkak", "meanings": ["Hakkı olma, hak kazanma", "Hak ediş"]}, {"word": "istihkâm", "meanings": ["Düşman saldırısını durdurmak, düşmana karşı savunma yapmak amacıyla düzenlenmiş yer", "İstihkâm işleriyle uğraşma, istihkâmcılık"]}, {"word": "istihkâmcılık", "meanings": ["İstihkâmcının yaptığı iş"]}, {"word": "istihkâm sınıfı", "meanings": ["Savaşan birliklerin saldırısını kolaylaştıran, savunma gücünü artıran, yapı işleriyle uğraşan teknik askerî sınıf"]}, {"word": "istihkar", "meanings": ["Hor görme, aşağılama"]}, {"word": "istihkar etmek", "meanings": ["hor görmek, aşağılamak"]}, {"word": "istihlak", "meanings": ["Tüketim"]}, {"word": "istihlak etmek", "meanings": ["tüketmek"]}, {"word": "istihraç", "meanings": ["Çıkarsama"]}, {"word": "istihraç etmek", "meanings": ["sonuç çıkarmak"]}, {"word": "istihsal", "meanings": ["Elde etme", "Üretim"]}, {"word": "istihsal etmek", "meanings": ["elde etmek", "üretmek"]}, {"word": "istihza", "meanings": ["Gizli veya kinayeli bir biçimde alay"]}, {"word": "istihza etmek", "meanings": ["gizli veya kinayeli bir biçimde alay etmek, alaya almak"]}, {"word": "istihzalı", "meanings": ["İstihzası olan"]}, {"word": "istihzar", "meanings": ["Hazırlama", "Hatırlama, anımsama"]}, {"word": "istikamet", "meanings": ["Doğrultu"]}, {"word": "istika", "meanings": ["Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik, isteka"]}, {"word": "istikrar", "meanings": ["Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık, stabilizasyon", "Yerleşme, oturma, stabilizasyon", "Denge, stabilizasyon", "Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen, stabilizasyon"]}, {"word": "istikamet vermek", "meanings": ["yön vermek, yöneltmek"]}, {"word": "istikbal", "meanings": ["Gelecek", "Karşılama"]}, {"word": "istikbal etmek", "meanings": ["karşılamak"]}, {"word": "istikra", "meanings": ["Tümevarım"]}, {"word": "istiklal", "meanings": ["Bağımsızlık"]}, {"word": "istikrah", "meanings": ["Tiksinme, iğrenme"]}, {"word": "istikrah etmek", "meanings": ["tiksinmek, iğrenmek"]}, {"word": "istikrar bulmak", "meanings": ["karar kılmak", "yerleşmek"]}, {"word": "istikrarlı", "meanings": ["Dengeli"]}, {"word": "istikrarlılık", "meanings": ["İstikrarlı olma durumu"]}, {"word": "istikrarsız", "meanings": ["Dengesiz"]}, {"word": "istikrarsızlık", "meanings": ["İstikrarsız olma durumu, dengesizlik, kararsızlık"]}, {"word": "istikraz", "meanings": ["Borçlanma"]}, {"word": "istikraz etmek", "meanings": ["borçlanmak"]}, {"word": "istikşaf", "meanings": ["Araştırma", "Açınsama"]}, {"word": "istila", "meanings": ["Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme", "Yayılma, kaplama, sarma, bürüme"]}, {"word": "istila etmek", "meanings": ["bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirmek", "yayılmak, kaplamak, sarmak, bürümek"]}, {"word": "istilacı", "meanings": ["İstila eden (kimse, devlet)"]}, {"word": "istilzam", "meanings": ["Gerektirme"]}, {"word": "istilacılık", "meanings": ["İstilacı olma durumu"]}, {"word": "istilzam etmek", "meanings": ["gerektirmek"]}, {"word": "istimbot", "meanings": ["Çatana"]}, {"word": "istim arkadan gelsin", "meanings": ["islim arkadan gelsin"]}, {"word": "istim", "meanings": ["İslim"]}, {"word": "istim üstünde olmak", "meanings": ["buharla işleyen araçlar kalkmaya hazır duruma gelmek", "hemen gidecek durumda bulunmak"]}, {"word": "istimal", "meanings": ["Kullanma"]}, {"word": "istimal etmek", "meanings": ["kullanmak"]}, {"word": "istimara", "meanings": ["Ölçme, değerlendirme", "Bir kabın hacmini veya alabileceği miktarı hesaplama"]}, {"word": "istimator", "meanings": ["Gümrüklerde mallara değer biçen görevli"]}, {"word": "istimdat", "meanings": ["Yardım isteme, yardıma çağırma"]}, {"word": "istimlak etmek", "meanings": ["kamulaştırmak"]}, {"word": "istimlak", "meanings": ["Kamulaştırma"]}, {"word": "istimdat etmek", "meanings": ["yardım istemek, yardıma çağırmak"]}, {"word": "istimna", "meanings": ["Mastürbasyon"]}, {"word": "istimrar", "meanings": ["Sürüp gitme, süreklilik"]}, {"word": "istimzaç", "meanings": ["Bir kimsenin huyunu, kişiliğini tanımak için araştırma", "Sorma, yoklama"]}, {"word": "istimzaç etmek", "meanings": ["sormak, yoklamak"]}, {"word": "istinabe", "meanings": ["Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması"]}, {"word": "istinaden", "meanings": ["Bir görüşe, bir düşünceye dayanarak, güvenerek"]}, {"word": "istinaf", "meanings": ["Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme"]}, {"word": "istinaf mahkemesi", "meanings": ["Sulh ve asliye mahkemeleri vb. ilk derece mahkemeler ile temyiz mahkemeleri arasında yer alan ikinci derecede yüksek mahkeme"]}, {"word": "istinas", "meanings": ["Alışma"]}, {"word": "istinat", "meanings": ["Dayanma, yaslanma", "Güvenme, kuvvet alma", "Bir şeyi kanıt sayma"]}, {"word": "istinat etmek", "meanings": ["dayanmak, yaslanmak"]}, {"word": "istinatgâh", "meanings": ["Dayanacak, güvenecek, sığınacak yer, dayanak"]}, {"word": "istinat duvarı", "meanings": ["Toprak veya yapının kaymasını önlemek için yapılan, direnç sağlayan duvar"]}, {"word": "istinga", "meanings": ["Yelkenleri toplamak için kullanılan halat"]}, {"word": "istinga etmek", "meanings": ["yelkenleri toplamak"]}, {"word": "istinkâf", "meanings": ["Çekinme, geri durma, sakınma"]}, {"word": "istinkâf etmek", "meanings": ["çekinmek, geri durmak, sakınmak"]}, {"word": "istinsah", "meanings": ["Yazma bir eseri el yazısıyla kopyalama"]}, {"word": "istinsah etmek", "meanings": ["yazma bir eseri el yazısıyla kopyalamak"]}, {"word": "istintak", "meanings": ["Sorgu", "Sorguya çekme"]}, {"word": "istintaç", "meanings": ["Sonuç çıkarma", "Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, yasalardan olaylara, nedenden sonuca giderek sonuç çıkarma"]}, {"word": "istintaç etmek", "meanings": ["sonuç çıkarmak"]}, {"word": "istintak etmek", "meanings": ["sorguya çekmek"]}, {"word": "istirahat etmek", "meanings": ["dinlenmek"]}, {"word": "istirahat", "meanings": ["Dinlenme, rahat etme"]}, {"word": "istirdat", "meanings": ["Geri alma", "Bir yeri yeniden ele geçirme, geri alma, kurtarma"]}, {"word": "istirham", "meanings": ["Yalvarma, merhamet dileme"]}, {"word": "istiridye", "meanings": ["Yassı solungaçlılar sınıfından, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, güçlü kaslarla birbiri üzerine kapanan iki çeneti olan, eti beğenilen bir deniz yumuşakçası (Ostrea edulis)"]}, {"word": "istirham etmek", "meanings": ["yalvarmak, dilemek, rica etmek"]}, {"word": "istirhamda bulunmak", "meanings": ["istirham etmek"]}, {"word": "istiskal", "meanings": ["Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belli etme"]}, {"word": "istismar", "meanings": ["Birinin iyi niyetini kötüye kullanma", "Sömürme"]}, {"word": "istiskal etmek", "meanings": ["hoşnutsuzluğunu belli ederek soğuk davranmak"]}, {"word": "istismar etmek", "meanings": ["işletmek, yararlanmak", "birinin iyi niyetini kötüye kullanmak", "sömürmek"]}, {"word": "istismarcı", "meanings": ["Birinin iyi niyetini kötüye kullanan (kimse)", "Sömürücü"]}, {"word": "istisna", "meanings": ["Bir kimse veya bir şeyi benzerlerinden ayrı tutma", "Kural dışılık", "Ayrı tutulan kimse veya şey"]}, {"word": "istismarcılık", "meanings": ["İstismarcı olma durumu"]}, {"word": "istisna etmek", "meanings": ["ayrı tutmak, dışarıda bırakmak"]}, {"word": "istisnai", "meanings": ["Ayrıklı"]}, {"word": "istisnasız", "meanings": ["İstisnası olmadan, ayrıksız, ayrıcasız, bilaistisna"]}, {"word": "istişare", "meanings": ["Danışma"]}, {"word": "istişare etmek", "meanings": ["danışmak"]}, {"word": "istişare heyeti", "meanings": ["Danışma kurulu"]}, {"word": "istiva", "meanings": ["Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması"]}, {"word": "istitrat", "meanings": ["Sırası gelmişken söylenen söz", "Anlatıma eklenmesi istenen söz"]}, {"word": "istiva hattı", "meanings": ["Ekvator"]}, {"word": "istizah", "meanings": ["Herhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme", "Gensoru"]}, {"word": "istizah etmek", "meanings": ["sorulan soruya açıklayıcı bilgi istemek, bir sorunun açıklanmasını istemek"]}, {"word": "istizan", "meanings": ["Yetki isteme, izin isteme"]}, {"word": "istizan etmek (veya eylemek)", "meanings": ["yetki istemek, izin istemek"]}, {"word": "istop", "meanings": ["Ebenin topu havaya atması, diğerlerinin kaçışması ve ebe tarafından diğer oyuncuların topla vurulması biçiminde oynanan bir oyun"]}, {"word": "istop etmek", "meanings": ["durmak, çalışmamak"]}, {"word": "istralya", "meanings": ["Gemide direk ve çubukları baş tarafından yani burundan tutan halat", "Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak"]}, {"word": "istrongilos", "meanings": ["İzmaritgillerden, Akdeniz'de yaşayan, eti lezzetli bir balık (Smaris vulgaris)"]}, {"word": "İsveçli", "meanings": ["İsveç halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "İsveççe", "meanings": ["İsveç dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "İsviçreli", "meanings": ["İsviçre halkından olan kimse"]}, {"word": "isyan bayrağı (veya bayrağını) açmak (veya çekmek)", "meanings": ["karşı gelmek, başkaldırmak"]}, {"word": "isyan", "meanings": ["Başkaldırı"]}, {"word": "isyanları oynamak", "meanings": ["isyan etmek"]}, {"word": "isyan etmek", "meanings": ["ayaklanmak", "kabullenmemek, razı olmamak"]}, {"word": "isyancı", "meanings": ["Başkaldırıcı"]}, {"word": "isyancılık", "meanings": ["Başkaldırıcılık"]}, {"word": "isyankârlık", "meanings": ["Başkaldırıcılık"]}, {"word": "isyankâr", "meanings": ["Başkaldırıcı"]}, {"word": "iş", "meanings": ["Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma", "Bir değer yaratan emek", "Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev", "Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü", "Kamu yararına yapılan işler", "Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma", "Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek", "Ticari anlaşma, alışveriş", "Herhangi bir maksatla kurulan düzen", "Bazı deyimlerde `yarar, çıkar` anlamında kullanılan bir söz", "Yapılan şey, davranış", "Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey", "Emek, işçilik, ustalık", "İşlem", "Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış", "Yetenek", "Sorun, konu, mesele, maslahat", "Gizli neden veya maksat", "Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç"]}, {"word": "iş açmak", "meanings": ["uğraştırıcı, gereksiz bir durumun ortaya çıkmasına sebep olmak"]}, {"word": "iş almak", "meanings": ["yapılması kesinleşen bir işi üstlenmek, taahhüt altına girmek"]}, {"word": "iş amana binince kavga uzamaz", "meanings": ["`kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iş anlatılıncaya kadar baş elden gider", "meanings": ["`kızışmış bir kavgada veya herhangi bir olayda meram anlatmaya fırsat kalmadan olacak olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iş ayağa düşmek", "meanings": ["iş, sorumsuz ve yetkisiz olanların elinde kalmak"]}, {"word": "iş başa düşmek", "meanings": ["kendi işini kendi görmek zorunda kalmak"]}, {"word": "iş bırakmak", "meanings": ["çalışanlar toplu hâlde işlerini terk etmek, çalışmayı durdurmak"]}, {"word": "iş bilenin, kılıç kuşananın", "meanings": ["at binenin, kılıç kuşananın"]}, {"word": "iş bilmek", "meanings": ["becerikli olmak"]}, {"word": "iş bitirmek", "meanings": ["bir işi iyi bir sonuca ulaştırmak"]}, {"word": "iş (birinde) bitmek", "meanings": ["işin bitmesi veya sorunun çözümü birine bağlı olmak"]}, {"word": "iş (birinden) bitmek", "meanings": ["işin sonuçlanması ondan beklenilmek"]}, {"word": "iş çatallanmak", "meanings": ["bir işte güçlükle karşılaşmak"]}, {"word": "iş çevirmek", "meanings": ["gizli, dolambaçlı bir iş yapmak"]}, {"word": "iş çığırından çıkmak", "meanings": ["bir iş amacından saparak düzeltilmesi güç bir durum almak"]}, {"word": "iş dayıya düştü", "meanings": ["gayret dayıya düştü"]}, {"word": "iş çıkarmak", "meanings": ["çok iş yapmak", "gereksiz, uğraştırıcı bir işe yol açmak, sorunlara neden olmak"]}, {"word": "iş değil", "meanings": ["bir şeyin çok kolay olduğunu belirten bir söz", "kınama belirten bir söz"]}, {"word": "iş düşmek", "meanings": ["birinin iş yapması gerekmek"]}, {"word": "iş edinmek", "meanings": ["bir şeyi görev, meslek olarak kabul etmek", "bir şeyi kendi uğraşı, sorunu durumuna getirmek"]}, {"word": "iş etmek", "meanings": ["aldatmak, birine beklemediği bir davranışta bulunarak onu zarara sokmak"]}, {"word": "iş görmek", "meanings": ["iş yapmak", "iş yapmaya uygun olmak"]}, {"word": "iş göstermek", "meanings": ["yapması için birine iş vermek, iş buyurmak"]}, {"word": "iş inada binmek", "meanings": ["bir işi yapmakta direnmek", "zıt görüş ve davranışta ısrar edilmek"]}, {"word": "iş insanın aynasıdır", "meanings": ["`bir kimsenin nasıl bir kişi olduğu yaptığı işlerden anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iş işten geçmek", "meanings": ["bir işi gerçekleştirme imkânı kalmamış olmak"]}, {"word": "iş (birine) kalmak", "meanings": ["işin bitmesi için asıl gayret birine düşmek"]}, {"word": "iş işlemek", "meanings": ["nakış yapmak"]}, {"word": "iş ki", "meanings": ["yeter ki"]}, {"word": "iş karıştırmak", "meanings": ["fesat sokmak", "zararlı bir iş yapmak"]}, {"word": "iş mi?", "meanings": ["yapılan bir şeyin beğenilmediğini, küçümsendiğini bildiren bir söz"]}, {"word": "iş olacağına varır", "meanings": ["bir soruna aldırmamayı, ne yapılırsa yapılsın yine aynı sonuca ulaşılacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "iş ola", "meanings": ["yaptığı iş beğenilmediğinde `sanki iş görmüş gibi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iş olsun diye", "meanings": ["gereksiz bir hareketi belirtmek için kullanılır"]}, {"word": "iş sarpa sarmak", "meanings": ["iş, içinden çıkılması zor bir duruma girmek"]}, {"word": "iş şirazesinden çıkmak", "meanings": ["düzenini kaybetmek, çığırından çıkmak"]}, {"word": "iş vermek", "meanings": ["birine yapacak iş göstermek", "gönlü olduğunu gösterecek davranışlarda bulunmak, pas vermek"]}, {"word": "iş tutmak", "meanings": ["iş yapmak, çalışmak", "cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "iş yapmak", "meanings": ["çalışmak"]}, {"word": "iş yok", "meanings": ["`o şeyden yarar beklememeli` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işe almak", "meanings": ["iş yerinde çalıştırmaya başlatmak"]}, {"word": "işi Allah'a kalmak", "meanings": ["güç şartlar altında, kimseden yardım umudunun kalmadığı bir durumda bulunmak"]}, {"word": "işe bak!", "meanings": ["şaşırılacak bir durum karşısında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işe girmek", "meanings": ["göreve, çalışmaya başlamak"]}, {"word": "işe karışmak", "meanings": ["herhangi bir konuda katkıda bulunmak, görev almak", "herhangi bir konuda olumsuz yönde müdahale etmek"]}, {"word": "işe koşmak", "meanings": ["birine iş yaptırmak"]}, {"word": "işe yaramak", "meanings": ["elverişli olmak"]}, {"word": "işi ahbaplığa dökmek", "meanings": ["yerli yersiz yakınlık göstermek"]}, {"word": "işi anlamak", "meanings": ["gizli bir şeyi, bir sorunu anlamak"]}, {"word": "işi aksi gitmek", "meanings": ["istenilen sonucu elde edememek"]}, {"word": "işi başından aşmak (veya aşkın olmak)", "meanings": ["pek çok işi olmak"]}, {"word": "işi azıtmak", "meanings": ["yanlış ve aşırı yollara sapmak"]}, {"word": "işi bitmek", "meanings": ["işi sona ermek", "hâli, gücü kalmamak"]}, {"word": "işi bozmak", "meanings": ["yapılan anlaşmayı, verilen sözü tutmamak"]}, {"word": "işi bozulmak", "meanings": ["yapmakta olduğu işten gereği kadar kazanç sağlayamaz olmak"]}, {"word": "işi ciddiye almak", "meanings": ["soruna önem vermek"]}, {"word": "işi çıkmak", "meanings": ["başka bir işle meşgul olmak"]}, {"word": "işi düşmek", "meanings": ["birinin yardımına gereksinim duymak"]}, {"word": "işi ...-e dökmek", "meanings": ["işi değiştirip bir başka biçime çevirmek"]}, {"word": "işi ...-e vurmak", "meanings": ["gerekenden başka biçimde davranmak, ... gibi görünmek"]}, {"word": "işi ileri götürmek", "meanings": ["beklenenden daha aşırı davranışlar içine girmek"]}, {"word": "işi iş, kaşığı gümüş", "meanings": ["`işi tam istediği yolda` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işi iş olmak", "meanings": ["işi yolunda olmak"]}, {"word": "işi kotarmak", "meanings": ["işin üstesinden gelmek"]}, {"word": "işi ne?", "meanings": ["ne işi var?"]}, {"word": "işi olmak", "meanings": ["yapacak bir şeyi bulunmak", "işi istediği gibi bitirmek", "uğraşma zorunda olmak"]}, {"word": "işi pişirmek", "meanings": ["aralarında gizlice anlaşmak"]}, {"word": "işi rast gitmek", "meanings": ["şans yardımıyla işi iyi, istediği gibi olmak"]}, {"word": "işi resmiyete dökmek", "meanings": ["bir iş veya durum için resmî bir yola sokmak, resmî bir nitelik vermek"]}, {"word": "işi sağlama almak", "meanings": ["işin gerçekleşmesi ve bozulmaması için gerekli önlemleri almak"]}, {"word": "işi savsaklamak", "meanings": ["işi yavaşlatmak, gereken önemi göstermemek"]}, {"word": "işi şakaya dökmek", "meanings": ["ciddi başlayan bir sözü veya davranışı şakaya çevirmek"]}, {"word": "işi tatlıya bağlamak", "meanings": ["sorunlu bir işi, iyi bir biçimde çözmek"]}, {"word": "işi uzatmak", "meanings": ["bir işi sonuçlandırmamak"]}, {"word": "işi temizlemek", "meanings": ["sorunu çözmek"]}, {"word": "işi üç nalla bir ata kaldı", "meanings": ["`eline geçen imkân henüz yapmak istediği şeyi gerçekleştirmesini sağlayacak kadar değil ama yine de umutlanıyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işi (bir şeye) vurmak", "meanings": ["işi değiştirmek"]}, {"word": "işi yolunda (veya tıkırında) gitmek (veya olmak)", "meanings": ["iş düzenli ve istenilen biçimde yürümek"]}, {"word": "işi yokuşa sürmek (veya koşmak)", "meanings": ["işi zorlaştırmak"]}, {"word": "işi yoluna koymak", "meanings": ["işi yapılabilir duruma getirmek"]}, {"word": "işin alayında olmak", "meanings": ["bir işe gereken önemi vermemek", "işi önem vermeyerek yapmak", "işi şaka konusu yapmak, ciddiye almamak"]}, {"word": "işin başı", "meanings": ["bir işin en önemli noktası"]}, {"word": "işin fenası", "meanings": ["işin kötüsü"]}, {"word": "işin doğrusu", "meanings": ["açıkçası"]}, {"word": "işin garibi", "meanings": ["işin tuhafı"]}, {"word": "işin içinden çıkmak (veya sıyrılmak)", "meanings": ["bir şeyi anlamak, bir sorunu çözümlemek", "güç bir sorunu çözemeyince kestirip atmak", "bir konudan veya işten uzak durmak, kaçmak"]}, {"word": "işin içinden çıkamamak", "meanings": ["başaramamak, sorunu çözümleyememek"]}, {"word": "işin içinde iş var", "meanings": ["`işin içyüzü göründüğü gibi değil, başka` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işin kolayına kaçmak", "meanings": ["derinliğine araştırmadan basit olarak düşünmek, yüzeyde kalmak, tembellik etmek"]}, {"word": "işin kötüsü", "meanings": ["işin kötü yanı"]}, {"word": "işin mi yok", "meanings": ["`önemli değil, boş ver` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işin kurdu", "meanings": ["bir işin en ince ayrıntısını bilen, deneyimli, uzman (kimse)"]}, {"word": "işin kurdu olmak", "meanings": ["belirli bir konuyla ilgili her şeyi bilmek, uzmanlaşmak"]}, {"word": "işin ortasını bulmak", "meanings": ["ortak bir noktada anlaşmak"]}, {"word": "işin rengi değişmek", "meanings": ["konu başka biçimde gelişmek, öncekinden farklı davranmaya başlamak"]}, {"word": "işin tuhafı", "meanings": ["işin tuhaf olan yanı"]}, {"word": "işin ucu birine dokunmak", "meanings": ["bir işten dolaylı olarak zarar görmek"]}, {"word": "işin üstesinden gelmek", "meanings": ["güç bir işi başarmak, sonuçlandırmak"]}, {"word": "işine bak!", "meanings": ["`görevini, işini sürdür` anlamında kullanılan bir söz", "`sen karışma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol", "meanings": ["`tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işinden olmak", "meanings": ["görevini yitirmek, görevinden atılmak"]}, {"word": "işine göre", "meanings": ["çıkarına uygun"]}, {"word": "işine hor bakan boynuna torba takar", "meanings": ["`işini küçümseyen kişi para kazanamaz, para kazanamayanın sonu ise dilenciliktir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işine gelmek", "meanings": ["çıkarına, amacına, düşüncesine uygun olmak"]}, {"word": "işine koyulmak", "meanings": ["işini yapmayı sürdürmek"]}, {"word": "işini bilmek", "meanings": ["nereden, nasıl yararlanacağını bilmek, çıkarını bilmek"]}, {"word": "işini görmek", "meanings": ["görevini yapmak", "dövmek", "öldürmek"]}, {"word": "işini kış tut da yaz çıkarsa bahtına", "meanings": ["`başladığın bir işte her zaman güçlüklerle karşılaşacağını varsay ki sonunda hayal kırıklığına uğramayasın, iyi sonuçlar aldığında sevinesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işini bitirmek", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "işini uydurmak", "meanings": ["kurnaz, açıkgöz davranarak işine istediği gibi biçim vermek"]}, {"word": "işini yoluna koymak", "meanings": ["işi veya görevi olumlu olarak yürütmek, sıkıntı çekmeden gerçekleştirmek"]}, {"word": "işinin adamı", "meanings": ["çalıştığı işte başarı sağlayan, işinin gerektirdiği nitelikleri taşıyan kimse"]}, {"word": "işler arapsaçına dönmek", "meanings": ["işler çok karmaşık bir hâl almak"]}, {"word": "işler açılmak", "meanings": ["piyasa canlanmak"]}, {"word": "işten (bile) değil", "meanings": ["çok kolay"]}, {"word": "işler becermek", "meanings": ["zararlı, gizli işler yapmak"]}, {"word": "işaret", "meanings": ["Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im", "Belirti, gösterge, alamet", "El, yüz hareketleriyle gösterme"]}, {"word": "işten el çektirmek", "meanings": ["görevden uzaklaştırmak"]}, {"word": "işten güçten vakit bulamamak", "meanings": ["çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak"]}, {"word": "işar", "meanings": ["Yazı ile bildirme"]}, {"word": "işari oy", "meanings": ["Parmak veya el kaldırarak verilen oy"]}, {"word": "iş akdi", "meanings": ["İş sözleşmesi"]}, {"word": "iş adamı", "meanings": ["Kazanç sağlamak amacıyla ticaret veya sanayiye yatırım yapan kişi"]}, {"word": "iş alanı", "meanings": ["Çalışılacak, kazanç sağlanacak dal"]}, {"word": "işaret etmek", "meanings": ["bir şeyi, bir durumu el, yüz hareketleriyle anlatmak, göstermek", "dikkat çekmek"]}, {"word": "işaret vermek", "meanings": ["bir araç kullanarak bir şeyi belli etmek"]}, {"word": "işaretleme", "meanings": ["İşaretlemek işi"]}, {"word": "işaretçi", "meanings": ["İşaret veren kimse veya nesne"]}, {"word": "işaretlemek", "meanings": ["Bir şeye işaret koymak, bir şeyi işaretle belirtmek", "Belirtecek biçimde hareket etmek"]}, {"word": "işaretlenme", "meanings": ["İşaretlenmek işi"]}, {"word": "işaretlenmek", "meanings": ["Bir şeye işaret konulmak"]}, {"word": "işaretleşme", "meanings": ["İşaretleşmek işi"]}, {"word": "işaretleşmek", "meanings": ["Birbirine işaret etmek", "Uzak bir yerden, bilgi vermek için özel bir düzene göre türlü işaretler kullanmak"]}, {"word": "işaretli", "meanings": ["İşareti olan, işaretle belirlenmiş olan"]}, {"word": "işaret parmağı", "meanings": ["Elde, başparmaktan sonraki parmak, gösterme parmağı, şehadet parmağı, salavat parmağı"]}, {"word": "işaret sıfatı", "meanings": ["Bir cismi gösterme yoluyla belirten sıfat, gösterme sıfatı: Bu kitap, şu adam, o çocuk gibi"]}, {"word": "işba", "meanings": ["Doyurma", "Doyma"]}, {"word": "işbaşı", "meanings": ["İş yerlerinde işe başlama"]}, {"word": "işbaşı yapmak", "meanings": ["iş yerinde işe başlamak"]}, {"word": "işbaşına gelmek", "meanings": ["yönetici olmak"]}, {"word": "iş bırakımcı", "meanings": ["İş bırakımı yapan kimse, grevci"]}, {"word": "işbu", "meanings": ["Bu, özellikle bu"]}, {"word": "iş bırakımı", "meanings": ["İsteklerini işverene kabul ettirmek için işçilerin, işlerini hep birden bırakması, grev"]}, {"word": "iş bilimi", "meanings": ["İnsanın, makinenin ve çevrenin bir arada uyumlu ve verimli bir biçimde çalışmasını inceleyen bilim dalı, ergonomi"]}, {"word": "iş birliği", "meanings": ["Amaç ve çıkarları bir olanların oluşturdukları çalışma ortaklığı, teşrikimesai", "Bir işin çeşitli kişilerce yapılması"]}, {"word": "iş birliği yapmak", "meanings": ["amaç ve çıkarları bir olanlarca çalışma ortaklığı kurulmak"]}, {"word": "iş birlikli", "meanings": ["İş birliği ile, ortaklaşa yapılan"]}, {"word": "iş birlikçi", "meanings": ["Herhangi bir alanda çıkar sağlama amacını güden veya kuruluşlarla ilişki kuran kimse, kuruluş vb"]}, {"word": "iş bölümü", "meanings": ["Bir işi, iki veya daha çok kişi arasında bölme", "Bir toplumsal üretim düzeni içindeki değişik görev ve hizmetlerin, toplumun üyeleri, kümeleri arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde bölünmesi"]}, {"word": "işçi", "meanings": ["Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse", "Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek"]}, {"word": "işçilik", "meanings": ["İşçinin yaptığı iş", "Yaptığı iş karşılığı işçiye verilen ücret", "İşçi emeği, yapılış, işleme niteliği"]}, {"word": "işçi sigortası", "meanings": ["İşçinin sağlığını, geleceğini güvence altına almak amacıyla kazançlarından bir bölümü kesilerek yapılan sigorta"]}, {"word": "iş donu", "meanings": ["İş yaparken giyilen giysi"]}, {"word": "işeme", "meanings": ["İşemek işi"]}, {"word": "işemek", "meanings": ["İdrar torbasında biriken sidiği dışarı atmak, çiş yapmak"]}, {"word": "iş eri", "meanings": ["Elinden iyi iş gelen, becerikli kimse"]}, {"word": "işetme", "meanings": ["İşetmek işi"]}, {"word": "işetmek", "meanings": ["İşemesini sağlamak, işemesine yol açmak, çiş yaptırmak"]}, {"word": "işe uygun", "meanings": ["Yapılan işe elverişli olan"]}, {"word": "işgal", "meanings": ["Bir yeri ele geçirme", "Bir yeri geçici bir süre için ele geçirme", "Bir kimseyi işten alıkoyma, engelleme, oyalama", "Uğraştırma"]}, {"word": "işgal etmek", "meanings": ["bir yeri ele geçirmek", "işten alıkoymak, oyalamak", "uğraştırmak"]}, {"word": "işgalci", "meanings": ["İşgal eden, ele geçiren (kimse)"]}, {"word": "işgalcilik", "meanings": ["İşgalci olma durumu"]}, {"word": "işgaliye", "meanings": ["İşgal edilen yere ödenen ücret veya vergi"]}, {"word": "işgaliye resmi", "meanings": ["Pazar yerlerinde, toplu ticari iş yerlerinde satıcının işgal ettiği yer için ödediği ücret veya kira bedeli"]}, {"word": "iş gücü", "meanings": ["Bir insanın yararlı şeyler üretmek için harekete geçirmek zorunda olduğu fiziksel ve düşünsel yetilerinin tümü", "Etkin nüfus içinde yer alan, cari ücret düzeyinde ve çalışma koşullarında çalışanlarla işsizlerin toplamı"]}, {"word": "iş güç", "meanings": ["Uğraş"]}, {"word": "işi gücü bırakmak", "meanings": ["yaptığı işten uzaklaşmak"]}, {"word": "işten güçten kalmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple çalışmamak, çalışamamak"]}, {"word": "iş güç sahibi", "meanings": ["Bir işi, bir görevi olan (kimse)"]}, {"word": "işgüder", "meanings": ["Maslahatgüzar"]}, {"word": "işgüderlik", "meanings": ["Maslahatgüzarlık"]}, {"word": "iş günü", "meanings": ["Tatil günleri dışında kalan, çalışılmak üzere yasayla belirlenmiş gün, çalışma günü"]}, {"word": "işgüzar", "meanings": ["Gereği yokken, genellikle kendini göstermek için işe karışan (kimse)", "Eli işe yatkın, becerikli (kimse)"]}, {"word": "işgüzarlık etmek", "meanings": ["işgüzarca davranmak"]}, {"word": "işgüzarlık", "meanings": ["İşgüzar olma durumu"]}, {"word": "iş hanı", "meanings": ["Birden çok iş yerinin bulunduğu çok katlı bina"]}, {"word": "işi duman", "meanings": ["İşi ve durumu kötü olan kimse"]}, {"word": "işi tıkırında", "meanings": ["İşi çok uygun, çok iyi"]}, {"word": "işitilme", "meanings": ["İşitilmek işi"]}, {"word": "işitilmek", "meanings": ["Duyulmak"]}, {"word": "işitilmemiş", "meanings": ["O güne değin duyulmamış, şaşılacak, olağan dışı"]}, {"word": "işitim", "meanings": ["İşitme duyusu, işitme yetisi"]}, {"word": "işitiş", "meanings": ["İşitme işi"]}, {"word": "işitme", "meanings": ["İşitmek işi", "Duyma, sema (II)"]}, {"word": "işitmek", "meanings": ["Kulakla algılamak, duymak", "Haber almak"]}, {"word": "işitme kesesi", "meanings": ["Suda yaşayan bazı omurgasız hayvanlardan, işitme taşını içinde bulunduran akışkan sıvılı organ, otosist"]}, {"word": "işitmemezlik", "meanings": ["İşitmemiş, duymamış gibi davranma"]}, {"word": "işitme taşı", "meanings": ["Omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda denge organı olan, iç kulakta bulunan kalker parçacıkları, otolit"]}, {"word": "işitmezliğe getirmek (veya işitmezlikten gelmek)", "meanings": ["işitmemiş, duymamış gibi davranmak, aldırmamak"]}, {"word": "işitmezlik", "meanings": ["İşitmez olma durumu"]}, {"word": "işitsel", "meanings": ["İşitimle ilgili"]}, {"word": "işittirme", "meanings": ["İşittirmek işi"]}, {"word": "işittirmek", "meanings": ["İşitmesini sağlamak, duyurmak"]}, {"word": "iş kadını", "meanings": ["Kazanç sağlamak amacıyla ticaret veya sanayiye yatırım yapan kadın"]}, {"word": "işkâl", "meanings": ["Güçleştirme, zorlaştırma, çetinleştirme"]}, {"word": "işkâl etmek", "meanings": ["güçleştirmek, zorlaştırmak, çetinleştirmek"]}, {"word": "iş kazası", "meanings": ["İş yerinde meydana gelen ve işçiyi bedensel veya ruhsal yönden etkileyen olay"]}, {"word": "işkembe", "meanings": ["Geviş getirenlerin ilk ve en büyük mide bölümü", "Kasaplık hayvanlarda mideyi oluşturan bölümlerin bütünü, göden", "Mide"]}, {"word": "işkembeden atmak (veya söylemek)", "meanings": ["uydurarak söylemek"]}, {"word": "işkembesini düşünmek", "meanings": ["öncelikle karın doyurmayı düşünmek"]}, {"word": "işkembesini şişirmek", "meanings": ["oburca yemek"]}, {"word": "işkembeci", "meanings": ["İşkembe veya işkembe çorbası satan kimse"]}, {"word": "işkembecilik", "meanings": ["İşkembecinin yaptığı iş"]}, {"word": "işkembe çorbası", "meanings": ["Temizlenmiş ve önceden haşlanmış işkembenin küçük küçük doğranmasından sonra un, sirke, sarımsak karıştırılarak hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "işkembeli", "meanings": ["İşkembesi olan", "İçinde işkembe bulunan (çorba, yemek)"]}, {"word": "işkembesiz", "meanings": ["İşkembesi olmayan", "İşkembesi geniş"]}, {"word": "işkembesi geniş", "meanings": ["Hoş görülmeyecek şeyi de hoş gören, hazımlı (kimse), işkembesiz"]}, {"word": "işkembe suratlı", "meanings": ["Çopur"]}, {"word": "işkence", "meanings": ["Bir kimseye maddi veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet", "Düşüncelerini öğrenmek amacıyla birine uygulanan eziyet", "Aşırı gerginlik, sıkıntılı durum, azap", "Vidalı bir tür sıkıştırma aracı"]}, {"word": "işkence etmek (veya yapmak)", "meanings": ["maddi veya manevi eziyet çektirmek"]}, {"word": "işkenceci", "meanings": ["İşkence yapan kimse"]}, {"word": "işkenceye sokmak", "meanings": ["maddi veya manevi sıkıntı vermek, zora sokmak"]}, {"word": "işkil", "meanings": ["Kuruntu"]}, {"word": "işkillendirmek", "meanings": ["İşkillenmesine yol açmak"]}, {"word": "işkillenme", "meanings": ["İşkilli duruma gelme, pirelenme"]}, {"word": "işkillendirme", "meanings": ["İşkillendirmek işi"]}, {"word": "işkillenmek", "meanings": ["İşkilli duruma gelmek, pirelenmek"]}, {"word": "işkilli", "meanings": ["Kuruntucu"]}, {"word": "işkilli olmak", "meanings": ["işkil duymak, tedirgin durumda olmak"]}, {"word": "işkilli büzük dingilder", "meanings": ["`gizli bir ayıbı olanlar herhangi bir sözden alınarak kendilerini ele verirler` anlamında bir söz"]}, {"word": "işkillilik", "meanings": ["Kuruntuculuk"]}, {"word": "işkilsiz", "meanings": ["İşkil içinde bulunmayan, kuşkusu olmayan, vesvesesiz bir biçimde"]}, {"word": "işkilsizlik", "meanings": ["İşkilsiz olma durumu"]}, {"word": "işkine", "meanings": ["Taş balığı"]}, {"word": "işlek", "meanings": ["Çok işleyen, canlı, hareketli", "Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı)"]}, {"word": "iş kolu", "meanings": ["Ekonomik etkinliklerin sınıflandırılması sonucu birbirine benzeyen veya aynı nitelikte olan çalışma dallarından her biri", "Bu dalların herhangi birinde çalışanların bütünü"]}, {"word": "işlek ek", "meanings": ["Kelime türetmede sık kullanılan yapım eki"]}, {"word": "işlem", "meanings": ["Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat", "Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür", "Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi", "Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele", "Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele", "Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi"]}, {"word": "işleklik", "meanings": ["İşlek olma durumu"]}, {"word": "işlem görmek", "meanings": ["herhangi bir mal, kıymetli kâğıt, döviz vb. piyasada alınmak, satılmak, değiştirilmek"]}, {"word": "işlemci", "meanings": ["Bilgisayar programlarının herhangi bir dilinde yazılmış programı, bilgisayarda işletmeyi sağlayan programlar topluluğu", "Bir bilgisayarda verilen komutları yorumlayan ve yürüten birim"]}, {"word": "işleme koymak", "meanings": ["bir işin gerçekleşmesi için gerekli olan işlemleri başlatmak"]}, {"word": "işleme", "meanings": ["İşlemek işi", "Şiş, tığ, iğne vb. araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı, el işi", "İnce ve süslü işlenmiş", "Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme", "Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi"]}, {"word": "işlemecilik", "meanings": ["İşlemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "işleyen demir pas tutmaz (veya ışıldar)", "meanings": ["`tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini yitirir, çalışan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "işlemeci", "meanings": ["Elle oyma, nakış vb. yapan kimse"]}, {"word": "işlemek", "meanings": ["Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek", "İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak", "İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek", "Nakşetmek", "İyi çalışmak, müşterisi bol olmak", "Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak", "Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek", "Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek", "İşlek, etkin durumda olmak", "Çıban, olgunlaşma yolunda olmak", "Yara, kapanmamak", "Gidip gelmek", "Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak", "Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek"]}, {"word": "işlemeli", "meanings": ["Üstünde işlemeler bulunan"]}, {"word": "işlem hacmi", "meanings": ["Borsada günlük gerçekleştirilen alım satımların toplam tutarı"]}, {"word": "işleniş", "meanings": ["İşlenme işi"]}, {"word": "işlenme", "meanings": ["İşlenmek işi"]}, {"word": "işlenmek", "meanings": ["İşleme işi yapılmak"]}, {"word": "işlerlik", "meanings": ["Gereken sonucu verecek nitelikte çalışma durumu"]}, {"word": "işlenti", "meanings": ["İşleme yöntemi"]}, {"word": "işletilme", "meanings": ["İşletilmek işi"]}, {"word": "işletilmek", "meanings": ["İşletme işi yapılmak"]}, {"word": "işletiş", "meanings": ["İşletme işi"]}, {"word": "işletmeci", "meanings": ["Bir fabrikayı veya gelir getiren bir kuruluşu yöneten kimse, operatör", "Yapımcıdan işletme hakkını alarak filmleri oynatanlara kiralayıp dağıtan kimse"]}, {"word": "işletme", "meanings": ["İşletmek işi", "Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum", "Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi", "İş yeri"]}, {"word": "işletmecilik", "meanings": ["İşletmecinin yaptığı iş", "Bağımsız bir bütçe ile yönetilen devlet işletmesi"]}, {"word": "işletme defteri", "meanings": ["Yalnız gelir ve giderlerin yazıldığı defter"]}, {"word": "işletmek", "meanings": ["İşlemesini sağlamak, çalıştırmak", "Bir şeyi, bir kimseyi, bir yeri kullanarak veya çalıştırarak yarar sağlamak", "Üzerine işleme yaptırmak", "Şaka ve birtakım yalanlarla sezdirmeden birini kandırmak veya onunla eğlenmek"]}, {"word": "işletmen", "meanings": ["Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse, operatör"]}, {"word": "işletmenlik", "meanings": ["Operatörlük"]}, {"word": "işlev", "meanings": ["Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon", "Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev", "Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon"]}, {"word": "işlevcilik", "meanings": ["Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım, görevcilik, fonksiyonalizm", "Algının öncelikle gereksinimler ve coşkulara dayalı etkinliklerin sonucu olduğunu savunan görüş, görevcilik, fonksiyonalizm"]}, {"word": "işlevsel", "meanings": ["İşlevle ilgili, fonksiyonel"]}, {"word": "işlevsiz", "meanings": ["İşlevi olmayan"]}, {"word": "işlevci", "meanings": ["İşlevi yerine getiren kimse veya nesne", "Bir işletmede yapılacak işlerin kararlarının alındığı bölüm"]}, {"word": "işlevsizlik", "meanings": ["İşlevsiz olma durumu"]}, {"word": "beceri yitimi", "meanings": ["İnme veya duyusal bir bozukluk olmaksızın belirli bir amaca yönelik hareketi yapamama durumu, apraksi"]}, {"word": "işleyim", "meanings": ["Sanayi"]}, {"word": "işleyiş", "meanings": ["İşleme işi"]}, {"word": "işli", "meanings": ["Üzeri nakışlı"]}, {"word": "işmar", "meanings": ["El, göz veya baş ile yapılan işaret"]}, {"word": "işmar etmek (veya geçmek)", "meanings": ["el, göz veya baş ile işaret etmek"]}, {"word": "işlik", "meanings": ["Atölye", "Gömlek"]}, {"word": "iş merkezi", "meanings": ["İş yerlerinin yoğun olduğu bölge", "Bir ticaret ortaklığının yönetildiği yer", "Birçok satış merkezinin bir arada bulunduğu yer, plaza", "Belli bir ürünün bütün çeşitleriyle sergilendiği ve satışının yapıldığı yer, plaza"]}, {"word": "işporta", "meanings": ["Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç, sergi", "Açıkta yapılan satış"]}, {"word": "işportaya düşmek", "meanings": ["değerini yitirmek, herkes tarafından kullanılmak"]}, {"word": "işportacı", "meanings": ["İşporta ile mal satan satıcı"]}, {"word": "işportacılık", "meanings": ["İşportacının yaptığı iş"]}, {"word": "işporta malı", "meanings": ["Değersiz, niteliksiz (mal)"]}, {"word": "işsiz", "meanings": ["İşi olmayan", "İşi olmadan"]}, {"word": "işret", "meanings": ["İçki içme"]}, {"word": "işsiz güçsüz kalmak", "meanings": ["bulunduğu iş yerinden ayrılarak geçimini sağlayacak durumda bulunmamak"]}, {"word": "işsiz güçsüz", "meanings": ["Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan"]}, {"word": "işsizlik", "meanings": ["İşsiz kalma, iş bulamama durumu", "Bir iş yeri için durgunluk dönemi"]}, {"word": "iş sözleşmesi", "meanings": ["İşçilerle işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen yöntem ve şartları kapsayan sözleşme, iş akdi, hizmet akdi"]}, {"word": "iştah", "meanings": ["Yemek yeme isteği", "Cinsel istek veya arzu"]}, {"word": "iştah açmak", "meanings": ["yemek isteğini artırmak"]}, {"word": "iştah kapamak (veya kesmek)", "meanings": ["yemek isteğini azaltmak"]}, {"word": "iştah dişin dibindedir", "meanings": ["`bir şey yemeyi istemeyen kimse, yiyecekten bir parça tattığında iştahının açıldığını görür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iştaha gelmek", "meanings": ["arzulamak"]}, {"word": "iştahı açılmak", "meanings": ["yemek isteği artmak"]}, {"word": "iştahı kabarmak", "meanings": ["isteği çoğalmak, heveslenmek"]}, {"word": "iştahı kapanmak (veya kesilmek)", "meanings": ["yemek isteği yok olmak"]}, {"word": "iştahı olmak", "meanings": ["yemek isteği fazla olmak"]}, {"word": "iştahı yerinde olmak", "meanings": ["yemesi, içmesi ve yaşaması düzenli olmak"]}, {"word": "iştahlandırma", "meanings": ["İştahlandırmak işi"]}, {"word": "iştahlandırmak", "meanings": ["İştahını uyandırmak, iştahlanmasını sağlamak"]}, {"word": "iştahlanma", "meanings": ["İştahlanmak işi"]}, {"word": "iştahlı", "meanings": ["İştahı olan, boğazlı", "İstekli, arzulu", "İstekli bir biçimde"]}, {"word": "iştahlanmak", "meanings": ["İştahı uyanmak veya artmak", "İsteği, arzusu artmak"]}, {"word": "iştahlılık", "meanings": ["İştahlı olma durumu"]}, {"word": "iştahsızlık", "meanings": ["İştahsız olma durumu"]}, {"word": "iştahsız", "meanings": ["Yemek yeme isteği olmayan, boğazsız", "İsteksiz"]}, {"word": "işte", "meanings": ["Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz, aha, ahacık", "Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir", "Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "işteş", "meanings": ["İşte ortak olanlardan her biri", "İşteş fiil"]}, {"word": "işteş çatı", "meanings": ["Bir fiilin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten, -ş- ekiyle kurulan çatı, müşareket"]}, {"word": "işteş fiil", "meanings": ["Bir işin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten fiil, işteş, müşareket fiili"]}, {"word": "işteşlik", "meanings": ["İşteş olma durumu"]}, {"word": "iştial", "meanings": ["Tutuşma, parlama, alevlenme"]}, {"word": "iştial etmek", "meanings": ["tutuşmak, parlamak, alevlenmek"]}, {"word": "iştigal etmek", "meanings": ["uğraşmak, ilgilenmek, meşgul olmak"]}, {"word": "iştigal", "meanings": ["Uğraşma, ilgilenme, meşgul olma"]}, {"word": "iştiha", "meanings": ["İştah"]}, {"word": "iştihar", "meanings": ["Ün salma, tanınma"]}, {"word": "iştikak", "meanings": ["Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma", "Türeme", "Aynı kökten gelen kelimeleri bir arada kullanma sanatı"]}, {"word": "iştira", "meanings": ["Satın alma"]}, {"word": "iştira etmek", "meanings": ["satın almak"]}, {"word": "iştirak", "meanings": ["Ortaklık, ortak olma, paydaşlık", "Bir işte yer alma, paydaşlık etme", "Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım", "Katılma"]}, {"word": "iştirak etmek", "meanings": ["katılmak", "ortak olmak"]}, {"word": "iştirakçi", "meanings": ["Ortaklık eden, ortak olan", "Sosyal güvenlik bakımdan bir sandık vb. bir kuruma bağlı olan memur, işçi", "Katılımcı"]}, {"word": "iştiyak", "meanings": ["Göreceği gelme, özleme", "Güçlü istek, arzu"]}, {"word": "iştiyak duymak", "meanings": ["göreceği gelmek, özlemek"]}, {"word": "iştiyaklı", "meanings": ["İştiyakı olan"]}, {"word": "işve", "meanings": ["Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda"]}, {"word": "işveli", "meanings": ["Nazlı, cilveli, edalı, şivekâr"]}, {"word": "işveren", "meanings": ["İşçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi, çalıştıran, patron"]}, {"word": "işyar", "meanings": ["Bir işle görevli olan kimse, görevli", "Memur"]}, {"word": "iş yeri", "meanings": ["Bir görevin yapıldığı yer", "İşçinin iş sözleşmesine göre çalıştığı yer"]}, {"word": "it", "meanings": ["Köpek", "Değersiz, terbiyesiz kimse"]}, {"word": "it değmekle deniz pis olmaz", "meanings": ["`doğruluğuna, dürüstlüğüne herkesin inandığı bir kimse, aşağılık kimselerin atmak istedikleri çamurla kirletilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it ağzını kemik tutar", "meanings": ["`aşağılık bir kimsenin ağzını kapamak için ona bir çıkar sağlamak yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it dişi domuz derisi", "meanings": ["sevilmeyen iki kişi arasındaki anlaşmazlıktan duyulan hoşnutluğu anlatan bir söz"]}, {"word": "it derisinden post olmaz", "meanings": ["`aşağılık kimse veya şey, yüce ve temiz bir amaca hizmet edemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it gibi çalışmak", "meanings": ["çok çalışmak"]}, {"word": "it ite (buyurur), it de kuyruğuna", "meanings": ["`işi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it sürüsü kadar", "meanings": ["çok kalabalık"]}, {"word": "it izi at izine karışmak", "meanings": ["at izi it izine karışmak"]}, {"word": "it ürür, kervan yürür", "meanings": ["`gerçekleşmesi doğal olan işler engellenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ite atsan yemez", "meanings": ["`çok kötü, berbat` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iti an, taşı eline al (veya çomağı hazırla)", "meanings": ["`saldırgan biriyle karşılaşma olasılığı bulunan kimse kavgaya hazır olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ite ot, ata et vermek", "meanings": ["ata et, ite ot vermek"]}, {"word": "itin ahmağı baklavadan pay umar", "meanings": ["`aptal kişi, eline geçme olasılığı bulunmayan bir nimeti bekler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış", "meanings": ["`başkasının korumasıyla iş yapan akılsız kişi, desteklendiğini unutarak kendi gücüne inanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it ölüsü gibi", "meanings": ["çok ağır"]}, {"word": "it sürü, para kazan", "meanings": ["`ekmek parası kazanmak için it sürümek gibi bir iş tutmak bile ayıp değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "itle çuvala girilmez", "meanings": ["`edepsiz ve saldırgan bir kimse ile bir konu üzerinde tartışmak ve kavgaya tutuşmak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "it ulur, birbirini bulur", "meanings": ["`aşağılık bir kimse bir konu üzerinde sesini yükselttiğinde aynı amacı güdenler onun etrafında toplanırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "itle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir", "meanings": ["`edepsiz kimse ile uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iti ite kırdırmak", "meanings": ["kötülüğü kötülük aracılığıyla ortadan kaldırmak"]}, {"word": "it iti ısırmaz", "meanings": ["`aynı düşüncede ve aynı yapıda olan insanlar birbirlerine zarar vermezler, birbirlerini korurlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iti öldürene sürütürler", "meanings": ["`çığırından çıkmış olan bir işin düzeltilmesi, bu işe yol açan kimseye düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "itin götüne (veya kıçına) sokmak", "meanings": ["rezil etmek"]}, {"word": "itin kuyruğunda", "meanings": ["pek çok, pek bol"]}, {"word": "ita", "meanings": ["Verme, ödeme"]}, {"word": "itaat", "meanings": ["Söz dinleme, boyun eğme, buyruğa uyma"]}, {"word": "ita amiri", "meanings": ["Ödemeye yetkili kimse"]}, {"word": "itaat etmek", "meanings": ["söz dinlemek, boyun eğmek, verilen buyruğa uymak"]}, {"word": "itaatkâr", "meanings": ["İtaatli"]}, {"word": "itaatli", "meanings": ["Söz dinleyen, buyruğa uyan, itaatkâr"]}, {"word": "itaatsiz", "meanings": ["Söz dinlemez, buyruk dinlemez, kendi başına buyruk olan (kimse)"]}, {"word": "itaatsizlik", "meanings": ["İtaatsiz olma durumu", "İtaatsizce davranış"]}, {"word": "itaatsizlik etmek", "meanings": ["söz dinlememek, boyun eğmemek, buyruğa uymamak"]}, {"word": "ita emri", "meanings": ["Verile emri"]}, {"word": "italik", "meanings": ["Eğik yazı"]}, {"word": "İtalyan", "meanings": ["İtalya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "İtalyanca", "meanings": ["Hint-Avrupa dil ailesinden İtalya'da konuşulan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "itap", "meanings": ["Paylama, azarlama"]}, {"word": "itap etmek", "meanings": ["paylamak, azarlamak"]}, {"word": "itburnu", "meanings": ["Yaban gülünün meyvesi"]}, {"word": "itboğan", "meanings": ["Kaplanboğan"]}, {"word": "it canlı", "meanings": ["Zora, sıkıntıya dayanan, dayanıklı (kimse)"]}, {"word": "itdirseği", "meanings": ["Arpacık"]}, {"word": "iteği", "meanings": ["Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü"]}, {"word": "ite kaka", "meanings": ["Kaba ve hoyrat bir biçimde iterek", "Güçlükle"]}, {"word": "itekleme", "meanings": ["İteklemek işi"]}, {"word": "iteklemek", "meanings": ["Sürekli olarak itmek, kakmak", "İtelemek"]}, {"word": "itelemek", "meanings": ["Sürekli itmek, arka arkaya itmek, iteklemek"]}, {"word": "iteleme", "meanings": ["İtelemek işi"]}, {"word": "itelenme", "meanings": ["İtelenmek işi"]}, {"word": "itelenmek", "meanings": ["İteleme işi yapılmak"]}, {"word": "itenek", "meanings": ["Piston"]}, {"word": "it elli", "meanings": ["Ayakları dışarıya dönük (hayvan)"]}, {"word": "iterbiyum", "meanings": ["Atom numarası 70, atom ağırlığı 173,04 olan değerli bir element (simgesi Yb)"]}, {"word": "itfa", "meanings": ["Söndürme", "Sönüm", "Sönüm"]}, {"word": "itfa etmek", "meanings": ["söndürmek", "ödemek, sönümlemek", "sönümlemek"]}, {"word": "itfaiye", "meanings": ["Yangın söndürme kuruluşu", "İtfaiye aracı"]}, {"word": "itfaiyeci", "meanings": ["Yangın söndürme kuruluşunda görevli kimse, yangıncı"]}, {"word": "itfaiye aracı", "meanings": ["Yangın söndürmek üzere özel olarak donatılmış motorlu araç, itfaiye"]}, {"word": "itfaiyecilik", "meanings": ["İtfaiyecinin yaptığı iş, yangıncılık"]}, {"word": "ithaf", "meanings": ["Birinin adına sunma, armağan etme"]}, {"word": "ithaf etmek", "meanings": ["birinin adına sunmak, armağan etmek"]}, {"word": "ithafname", "meanings": ["İthaf yazısı"]}, {"word": "ithal", "meanings": ["İçine alma", "Bir ülkeye başka ülkelerden mal getirme veya satın alma", "Başka ülkelerden alınan mal"]}, {"word": "ithaf yazısı", "meanings": ["Bir kitabın veya eserin bir kimseye sunulduğunu belirten yazı, ithafname"]}, {"word": "ithal etmek", "meanings": ["içine almak", "bir ülkeye başka ülkelerden mal getirmek"]}, {"word": "ithalatçı", "meanings": ["İthalatla uğraşan kimse, dış alımcı"]}, {"word": "ithalat", "meanings": ["Başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma, dış alım", "Bir ülke için başka bir ülkeden alınan malların bütünü"]}, {"word": "ithalatçılık", "meanings": ["İthalatçının yaptığı iş, dış alımcılık"]}, {"word": "itibar", "meanings": ["Saygınlık", "Borç ödemede güvenilir olma durumu, kredi"]}, {"word": "ithal malı", "meanings": ["Yurt dışından getirilen mal"]}, {"word": "itham", "meanings": ["Suçlama"]}, {"word": "itham etmek", "meanings": ["suçlamak, suçlu görmek"]}, {"word": "ithamda bulunmak", "meanings": ["itham etmek"]}, {"word": "it hıyarı", "meanings": ["Kabakgillerden, çok yıllık, sarı çiçekli, meyvelerinin öz suyu iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki, acı hıyar, eşek hıyarı, karga düleği (Ecballium elaterium)"]}, {"word": "ithamname", "meanings": ["Suçlama yazısı"]}, {"word": "iti", "meanings": ["İtici güç, ilham verici"]}, {"word": "itibar etmek", "meanings": ["saygı göstermek, saymak, değer vermek", "göz önünde bulundurmak, dikkate almak"]}, {"word": "itibar görmek", "meanings": ["sayılmak, kendisine değer verilmek", "aranmak, istenmek"]}, {"word": "itibardan düşmek", "meanings": ["saygınlığını yitirmek"]}, {"word": "itibarın sağ olsun", "meanings": ["özellikle alışverişlerde kişiye güven duyulduğunda söylenen söz"]}, {"word": "itibara almak", "meanings": ["göz önünde tutmak, hesaba katmak"]}, {"word": "itibarıyla", "meanings": ["-den sayılmak üzere", "Bakımından"]}, {"word": "itibari", "meanings": ["Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan, saymaca, fiktif"]}, {"word": "itibaren", "meanings": ["-den başlayarak, -den beri", "-den sonra"]}, {"word": "itibari sayfa", "meanings": ["Saymaca sayfa"]}, {"word": "itibari hizmet zammı", "meanings": ["Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan görevlilerin fiilî hizmet sürelerine eklenen süre"]}, {"word": "itibarsız", "meanings": ["İtibarı, değeri olmayan"]}, {"word": "itibarlı", "meanings": ["İtibarı, değeri olan, saygın", "Kredisi olan", "Gözde olan, önemli sayılan"]}, {"word": "itibar mektubu", "meanings": ["Bir kimseye kredi açılması için bir yere yazılan mektup"]}, {"word": "itibarsızlaşmak", "meanings": ["İtibarsız duruma gelmek, saygınlığını, değerini yitirmek"]}, {"word": "itibarsızlaşma", "meanings": ["İtibarsızlaşmak işi"]}, {"word": "itibarsızlık", "meanings": ["İtibarsız, değersiz olma durumu"]}, {"word": "iticilik", "meanings": ["İtici olma durumu, antipati"]}, {"word": "itici", "meanings": ["İtme işini yapan", "Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen, antipatik"]}, {"word": "itidalini kaybetmek", "meanings": ["aşırılığa kapılmak, soğukkanlılığını yitirmek"]}, {"word": "itidalini muhafaza etmek", "meanings": ["kendini aşırılığa kaptırmamak, kendini tutmak"]}, {"word": "itidal", "meanings": ["Aşırı olmama durumu, ılımlılık, ölçülülük", "Soğukkanlılık"]}, {"word": "itidalli", "meanings": ["Ilımlı"]}, {"word": "itikâl", "meanings": ["Erozyon"]}, {"word": "itikâf", "meanings": ["Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme", "Ramazan ayının son on gününde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip camiye kapanarak ibadet etme"]}, {"word": "itidal sahibi", "meanings": ["Ölçülü, ılımlı (kimse)", "Soğukkanlı"]}, {"word": "itikat", "meanings": ["İnanma, inan", "İnanç"]}, {"word": "itikatlı", "meanings": ["İtikadı olan, inançlı, imanlı"]}, {"word": "itikatsızlık", "meanings": ["İnançsızlık"]}, {"word": "itikatsız", "meanings": ["İnançsız"]}, {"word": "itila", "meanings": ["Yücelme", "Yükselme"]}, {"word": "itilaf", "meanings": ["Anlaşma, uyuşma, uzlaşma"]}, {"word": "itila etmek", "meanings": ["yücelmek", "yükselmek"]}, {"word": "itilaf etmek", "meanings": ["anlaşmak, uyuşmak, uzlaşmak"]}, {"word": "itilafçı", "meanings": ["Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse", "Meşrutiyet döneminde Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse"]}, {"word": "itilafçılık", "meanings": ["İtilafçı olma durumu"]}, {"word": "itilme", "meanings": ["İtilmek işi", "İğrenç, ayıp veya elde edilemez görünen düşüncelerin kişide bilinçaltına sürülmesi"]}, {"word": "itiliş", "meanings": ["İtilme işi"]}, {"word": "itilmek", "meanings": ["İtme işi yapılmak"]}, {"word": "itimat", "meanings": ["Güven, güvenç, emniyet"]}, {"word": "itimat telkin etmek", "meanings": ["güven vermek"]}, {"word": "itimat etmek (veya beslemek)", "meanings": ["güvenmek"]}, {"word": "itimatlı", "meanings": ["Güvenilir"]}, {"word": "itimat mektubu", "meanings": ["Güven mektubu, itimatname"]}, {"word": "itimatsız", "meanings": ["Başkalarına güveni olmayan, güvensiz", "Güven vermeyen"]}, {"word": "itimatname", "meanings": ["Güven mektubu, itimat mektubu"]}, {"word": "itiraf etmek", "meanings": ["başkaları tarafından bilinmesi kendi için sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklamak, söylemek, bildirmek", "kabul etmek"]}, {"word": "itimatsızlık", "meanings": ["Güvensizlik"]}, {"word": "itina", "meanings": ["Özen"]}, {"word": "itina etmek", "meanings": ["özenmek, özen göstermek"]}, {"word": "itinasız", "meanings": ["Özensiz"]}, {"word": "itinalı", "meanings": ["Özenli"]}, {"word": "itinasızlık", "meanings": ["Özensizlik"]}, {"word": "itiraf", "meanings": ["Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme"]}, {"word": "itiraz", "meanings": ["Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma", "Söylenecek söz, karşı söyleme"]}, {"word": "itirafçı", "meanings": ["İtiraf eden kimse"]}, {"word": "itiraz etmek", "meanings": ["bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkmak, karşı çıkmak"]}, {"word": "itirazcı", "meanings": ["Her şeye karşı çıkan, muteriz"]}, {"word": "itiş", "meanings": ["İtme işi"]}, {"word": "itirazsız", "meanings": ["İtiraz etmeden, karşı çıkmadan", "İtiraz edilmemiş olan"]}, {"word": "itiş kakış", "meanings": ["İterek"]}, {"word": "itişme", "meanings": ["İtişmek işi"]}, {"word": "itişmek", "meanings": ["Birbirini itmek", "Birbirini iterek şakalaşmak", "Çekişmek"]}, {"word": "itişip kakışmak", "meanings": ["birbirini itmek"]}, {"word": "itiştirme", "meanings": ["İtiştirmek işi"]}, {"word": "itiyat etmek", "meanings": ["alışkanlık etmek"]}, {"word": "itiştirmek", "meanings": ["İtişmelerine yol açmak", "Kımıldatarak itmek"]}, {"word": "itiyat", "meanings": ["Alışkanlık"]}, {"word": "itizar", "meanings": ["Özür dileme"]}, {"word": "itki", "meanings": ["Tepi"]}, {"word": "it kopuk", "meanings": ["Değersiz, terbiyesiz, aşağılık kimse"]}, {"word": "itizar etmek", "meanings": ["özür dilemek"]}, {"word": "itlaf", "meanings": ["Öldürme, yok etme, telef etme"]}, {"word": "itkuyruğu", "meanings": ["Kenarları düz şerit gibi yapraklı ve saplarının ucu koçanı andıran, başak çiçekli, otsu bir bitki (Phleum)"]}, {"word": "itlaf etmek", "meanings": ["öldürmek, yok etmek, telef etmek"]}, {"word": "itlenme", "meanings": ["İtlenmek işi"]}, {"word": "itlenmek", "meanings": ["Terbiyesizce davranmak"]}, {"word": "itleşme", "meanings": ["İtleşmek işi"]}, {"word": "itleşmek", "meanings": ["İtlenmek"]}, {"word": "itmam", "meanings": ["Bitirme, tamamlama"]}, {"word": "itlik", "meanings": ["İtçe davranış"]}, {"word": "itme", "meanings": ["İtmek işi"]}, {"word": "itmam etmek", "meanings": ["bitirmek, tamamlamak"]}, {"word": "itmek", "meanings": ["Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek", "Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak veya kapamak", "Bulunduğu yerden aşağı düşürmek", "Sürüklemek, sevk etmek", "Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, çekmek karşıtı"]}, {"word": "itminan", "meanings": ["İnanma, güvenme"]}, {"word": "itriyum", "meanings": ["Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92, yoğunluğu 4,6 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, değerli bir element (simgesi Y)"]}, {"word": "itriyumlu", "meanings": ["Özünde itriyum bulunduran"]}, {"word": "ittifak etmek", "meanings": ["anlaşmak, uyuşmak, bağlaşmak"]}, {"word": "ittifak", "meanings": ["Anlaşma, uyuşma, bağlaşma", "Oy birliği"]}, {"word": "ittihat", "meanings": ["Birleşme, birlik kurma, bir olma"]}, {"word": "ittihat etmek", "meanings": ["birleşmek"]}, {"word": "ittihatçı", "meanings": ["Birleşme, birlik oluşturma yanlısı olan kimse", "Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse"]}, {"word": "ittihatçılık", "meanings": ["İttihatçı olma durumu"]}, {"word": "ittihaz", "meanings": ["Sayma, tutma, ... olarak görme", "Alma"]}, {"word": "ittirme", "meanings": ["İttirmek işi"]}, {"word": "ittirmek", "meanings": ["İtmesini sağlamak"]}, {"word": "ittisal", "meanings": ["Bitişme", "Dokunma, değme, temas etme"]}, {"word": "ittihaz etmek", "meanings": ["saymak, tutmak, ... olarak görmek", "almak, gerekeni yapmak"]}, {"word": "it üzümü", "meanings": ["Patlıcangillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, bazı ilaçların yapımında kullanılan bir yıllık otsu bir bitki, köpek üzümü, tilki üzümü", "Böğürtlen (Solanum nigrum)"]}, {"word": "ivaz", "meanings": ["Ödün", "Edim", "Karşılık"]}, {"word": "ivazlı", "meanings": ["Ödünlü", "Karşılığı olan"]}, {"word": "ivdirme", "meanings": ["İvdirmek işi"]}, {"word": "ivazsız", "meanings": ["Ödünsüz", "Karşılıksız"]}, {"word": "ivecen", "meanings": ["Aceleci"]}, {"word": "ivecenlik", "meanings": ["Acelecilik"]}, {"word": "ivedi", "meanings": ["Acele", "Acil", "Acele olarak"]}, {"word": "ivdirmek", "meanings": ["Hareket durumunda olan bir nesnenin hareketini çabuklaştırmak"]}, {"word": "ivedilenme", "meanings": ["İvedilenmek işi"]}, {"word": "ivedilenmek", "meanings": ["Tez canlılık etmek, acele etmek, istical etmek"]}, {"word": "ivedileşme", "meanings": ["İvedileşmek işi"]}, {"word": "ivedileştirmek", "meanings": ["İvedi duruma getirmek"]}, {"word": "ivedileşmek", "meanings": ["İvedi duruma gelmek"]}, {"word": "ivedileştirme", "meanings": ["İvedileştirmek işi"]}, {"word": "ivedilik", "meanings": ["Çabuk, hemen yapılma gerekliği, müstaceliyet, istical"]}, {"word": "ivedili", "meanings": ["Acil"]}, {"word": "iveğen", "meanings": ["Aceleci", "Çabuk ilerleyen, akut"]}, {"word": "ivinti", "meanings": ["Çabukluk, hız, sürat"]}, {"word": "ivinti yeri", "meanings": ["Akarsuların, yataklarındaki çok eğimli bölgelerde köpürerek kaya döküntüleri arasından hızla aktıkları yer"]}, {"word": "ivme kazanmak", "meanings": ["hızlanmak"]}, {"word": "ivgi", "meanings": ["Ağaç oymaya yarar kesici araç"]}, {"word": "ivmek", "meanings": ["Çabuk davranmak, acele etmek"]}, {"word": "ivme", "meanings": ["İvmek işi", "Hareket eden nesnenin kısa bir zaman içinde, hızında oluşan değişmenin bu zamana oranı"]}, {"word": "ivmeölçer", "meanings": ["Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç, akselerometre"]}, {"word": "iven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz", "meanings": ["`acele eden kız eşini iyi seçemeyeceği için mutlu olamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ivmeyazar", "meanings": ["Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç, akselerograf"]}, {"word": "iyesi olmak", "meanings": ["bir şeyi elinde bulundurmak, yasaya uygun olarak dilediğince kullanabilmek, sahip olmak"]}, {"word": "iyelikli tamlama", "meanings": ["İyelik eklerinden birini almış tamlama"]}, {"word": "iye", "meanings": ["Kendisinin olan bir şeyi, yasaya uygun olarak dilediği gibi kullanabilen kimse, sahip", "Veli"]}, {"word": "iyelik eki", "meanings": ["Ad soylu kelimeye eklenerek kime veya neye ait olduğunu bildiren ek"]}, {"word": "iyi", "meanings": ["İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı", "Bol, çok, aşırı", "Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren", "Esen, sağlıklı", "Yerinde, uygun", "Doğru olan", "Yeterli, yetecek miktarda olan", "Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not", "İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde"]}, {"word": "iyelik", "meanings": ["Sahiplik"]}, {"word": "iyi etmek", "meanings": ["iyileştirmek, hastalıktan kurtarmak", "uygun, yerinde bir davranışta bulunmak", "soymak, parasını, malını almak"]}, {"word": "iyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder", "meanings": ["`babaya ün kazandıran da el içine çıkamayacak bir duruma düşüren de çocuklarının tutumlarıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyi ki", "meanings": ["güzel bir rastlantı olarak, ne mutlu"]}, {"word": "iyi gelmek", "meanings": ["yaramak", "giyecek, üstüne olmak, uygun olmak", "uğurlu gelmek"]}, {"word": "iyi gitmek", "meanings": ["bir iş yolunda olmak", "yakışmak"]}, {"word": "iyi gözle bakmamak", "meanings": ["hakkında iyi düşünmemek"]}, {"word": "iyi insan sözünün üstüne gelir", "meanings": ["`yokluğunda kendisinden söz edilen kimse, konuşmanın üzerine gelirse o iyi insandır, denilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyi hoş (ama)", "meanings": ["bir görüşe karşıt bir düşünceyi söylerken kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyi iş (doğrusu)", "meanings": ["beğenilmeyen bir olay, bir durum karşısında şaşkınlığı anlatan bir söz"]}, {"word": "iyi karşılamak", "meanings": ["kabul etmek, beğenmek, benimsemek", "ilgi göstermek"]}, {"word": "iyi nasihat verilir, iyi ad verilmez", "meanings": ["`bir kimse başkalarına iyi öğüt verebilir ama ün veremez, kişi ünü ancak kendisi kazanabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyi olacak hastanın hekim ayağına gelir", "meanings": ["`Tanrı kötü bir durumun iyiliğe dönmesini dilemişse bunu yapacak kimse işin üstüne gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyi olmak", "meanings": ["hastalıktan kurtulmak, iyileşmek", "yerinde olmak", "uygun gelmek"]}, {"word": "iyi saatte olsunlar", "meanings": ["cinler, periler"]}, {"word": "iyi söylemek", "meanings": ["övmek"]}, {"word": "iyisi mi", "meanings": ["yapılacak olanın en doğrusu, en uygun olanı"]}, {"word": "iyiye çekmek", "meanings": ["bir düşünce veya olayı olumlu yönüyle değerlendirmek"]}, {"word": "iyiye iyi, kötüye kötü demek", "meanings": ["hatır için söz söylememek, dürüst olmak"]}, {"word": "iyice", "meanings": ["İyiye yakın", "Çok, adamakıllı", "(iyi'ce) Tamamen", "(iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla"]}, {"word": "iyicil", "meanings": ["İyilik etmeyi seven, hayırhah", "İyi huylu"]}, {"word": "iyicene", "meanings": ["Tam olarak, adamakıllı"]}, {"word": "iyiden iyiye", "meanings": ["Adamakıllı, çok iyi, gereği gibi"]}, {"word": "iyi gün dostu olmak", "meanings": ["dostlarının sıkıntılı zamanlarında onlardan kaçmak"]}, {"word": "iyi gün", "meanings": ["Refah ve huzur içinde geçen zaman"]}, {"word": "iyi gün dostu", "meanings": ["Dostlarının sıkıntılı zamanlarında onlardan kaçan kimse"]}, {"word": "iyi hâl", "meanings": ["Bir kimsenin yaşayışında kötü ve sakıncalı bir durum olmama hâli, hüsnühâl"]}, {"word": "iyi hâl belgesi", "meanings": ["Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmadığını veya sabıkasız olduğunu göstermek üzere resmî kuruluşlarca verilen belge, hüsnühâl kâğıdı"]}, {"word": "iyi kalpli", "meanings": ["Başkaları için hep iyilik düşünen, iyi yürekli"]}, {"word": "iyileştirmek", "meanings": ["İyileşmesini sağlamak, sağlığına kavuşturmak, tedavi etmek", "Eksikliğini, bozukluğunu gidermek, ıslah etmek"]}, {"word": "iyi kötü", "meanings": ["Şöyle böyle"]}, {"word": "iyileşmek", "meanings": ["İyi duruma gelmek", "Hastalıktan kurtulmak, sağlığı yerine gelmek, salah bulmak"]}, {"word": "iyileşme", "meanings": ["İyileşmek işi"]}, {"word": "iyileştirme", "meanings": ["İyileştirmek işi, ıslah", "İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme, rehabilitasyon, rehabilite", "Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi, rehabilitasyon, rehabilite"]}, {"word": "iyilik", "meanings": ["İyi olma durumu, salah", "Karşılık beklenilmeden yapılan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet", "Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik", "Yarar veya elverişlilik, nimet"]}, {"word": "iyilik bilmek", "meanings": ["kendisine yapılan iyiliği unutmamak"]}, {"word": "iyilik eden iyilik bulur", "meanings": ["`iyilik eden kimseye zamanı geldiğinde başkaları da iyilik ederler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyilik etmek", "meanings": ["yararlı işler yapmak, yardımcı olmak"]}, {"word": "iyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir", "meanings": ["`karşılık beklemeden iyilik yap` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyilik görmek", "meanings": ["maddi, manevi yardım görmek"]}, {"word": "iyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı", "meanings": ["`iyiliğe karşı iyiliği herkes yapabilir, önemli olan kötülüğe karşı iyilik yapabilmektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyiliği dokunmak", "meanings": ["yararlı olmak, yararını görmek"]}, {"word": "iyilik iki baştan olur", "meanings": ["`birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "iyilikbilir", "meanings": ["Değerbilir"]}, {"word": "iyilikbilirlik", "meanings": ["Değerbilirlik"]}, {"word": "iyilik güzellik", "meanings": ["İyilik sağlık"]}, {"word": "iyilikçi", "meanings": ["Herkesin iyiliğini isteyen, herkese iyilik etmesini seven, hayırhah, hayırsever"]}, {"word": "iyilikle", "meanings": ["Tatlı dille, iyi davranışla"]}, {"word": "iyilik perisi", "meanings": ["Maddi, manevi yardımda bulunan (kimse)"]}, {"word": "iyilikçilik", "meanings": ["İyilikçi olma durumu"]}, {"word": "iyilik sağlık", "meanings": ["`Nasılsınız?` sorusuna karşılık olarak sağlıklı ve iyi durumda olunduğunu anlatan bir söz, iyilik güzellik"]}, {"word": "iyiliksever", "meanings": ["Hayırsever"]}, {"word": "iyilikseverlik", "meanings": ["Hayırseverlik"]}, {"word": "iyimser", "meanings": ["Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren, kötümser karşıtı, nikbin, optimist"]}, {"word": "iyi yürekli", "meanings": ["İyi kalpli"]}, {"word": "iyimserlik", "meanings": ["Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliği, nikbinlik, optimizm", "Her şeyi en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü, nikbinlik, optimizm", "İnsanlığın ilerlemesine, bütün durum ve şartların iyiye gideceğine inanan öğretilerin genel adı, optimizm"]}, {"word": "iyon", "meanings": ["Bir veya daha çok elektron kazanmış veya yitirmiş bir atom veya bir atom grubundan oluşmuş elektrik yüklü parçacık, yükün"]}, {"word": "iyi niyet", "meanings": ["Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe, hüsnüniyet"]}, {"word": "iyodür", "meanings": ["İyodun bir element veya bir birleşikle verdiği birleşim"]}, {"word": "iyonik", "meanings": ["İyonlardan oluşan, iyonlarla ilgili"]}, {"word": "iyonlanma", "meanings": ["İyonlaşma"]}, {"word": "iyonlaşma", "meanings": ["Moleküllerin parçalanmasıyla, atomlara, moleküllere, molekül gruplarına elektron katılması veya çıkarılmasıyla iyonların oluşması, iyonlanma"]}, {"word": "iyonlaştırma", "meanings": ["İyonlaştırmak işi"]}, {"word": "iyonlaştırmak", "meanings": ["Bir ortamda iyonlar oluşturmak"]}, {"word": "iyot", "meanings": ["Atom numarası 53, atom ağırlığı 126,92 olan, tabiatta, deniz suyunda sodyum iyodür durumunda rastlanılan, bazı deniz bitkilerinde de çokça birikmiş olarak bulunan, mavimtırak esmer renkte katı bir element (simgesi I)"]}, {"word": "iyon yuvarı", "meanings": ["Yer atmosferindeki atom ve moleküllerin güneş ışınlarıyla iyonlaştığı 80-400 kilometre yükseklikler arasındaki katman"]}, {"word": "iyot gibi ortaya çıkmak", "meanings": ["istemediği hâlde asıl niyeti ortaya çıkmak"]}, {"word": "iyotlama", "meanings": ["İçme sularındaki mikropların iyot etkisiyle giderilmesi", "Organik bir birleşikte hidrojenin iyotla yer değiştirmesi"]}, {"word": "iz", "meanings": ["Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare", "Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti", "Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare", "Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser", "Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit"]}, {"word": "iz bırakmak", "meanings": ["etkisini kalıcı duruma getirmek"]}, {"word": "izi belirsiz olmak", "meanings": ["iz bırakmadan ortadan çekilmek"]}, {"word": "iz sürmek", "meanings": ["izlemek, arkasından gitmek, takip etmek", "av sırasında hayvanın ayak izlerine bakarak gittiği yeri bulmaya çalışmak"]}, {"word": "izi silinmek", "meanings": ["ortadan yok olmak, kaybolmak"]}, {"word": "izinden yürümek", "meanings": ["birine içten bağlanarak onun başladığı işi aynı anlayışla sürdürmek"]}, {"word": "izine basmak", "meanings": ["gözden uzaklaştırmayarak ne yaptığını gözetlemek"]}, {"word": "izine dönmek", "meanings": ["bir karar veya yargıdan geri dönmek, bir karardan vazgeçmek, rücu etmek"]}, {"word": "izine düşmek", "meanings": ["av hayvanlarının, gittiği yolu izleyerek arkalarından gitmek"]}, {"word": "izine uymak", "meanings": ["düşünce ve davranışlarını benimsemek"]}, {"word": "izini kaybetmek", "meanings": ["bir kimse hakkında bilgi alamamak"]}, {"word": "izini düşürmek", "meanings": ["iz düşümünü çıkarmak"]}, {"word": "izaç", "meanings": ["Bunaltma, tedirgin etme, baş ağrıtma, can sıkma"]}, {"word": "izaç etmek", "meanings": ["bunaltmak, tedirgin etmek, baş ağrıtmak"]}, {"word": "izan", "meanings": ["Anlayış, anlama yeteneği"]}, {"word": "izanı yok", "meanings": ["anlayışsız, kavrama yeteneği zayıf"]}, {"word": "izanlı", "meanings": ["Anlayışlı, düşünceli"]}, {"word": "izansızca", "meanings": ["İzansıza yakışan", "(izansı'zca) Anlayışsız bir biçimde"]}, {"word": "izansız", "meanings": ["Anlayışsız, düşüncesiz"]}, {"word": "izansızlık", "meanings": ["Anlayışsızlık, düşüncesizlik"]}, {"word": "izabe", "meanings": ["Madenleri ergitme, sıvı durumuna getirme"]}, {"word": "izabe fırını", "meanings": ["Maden ergitme ocağı"]}, {"word": "izabe noktası", "meanings": ["Madenin sıvı duruma getirildiği derece"]}, {"word": "izafe", "meanings": ["Bir şeye veya bir kimseye bağlama, mal etme, yakıştırma", "Katma, ekleme, ilave etme"]}, {"word": "izafe etmek", "meanings": ["bağlamak, yüklemek, mal etmek", "katmak, eklemek, ilave etmek"]}, {"word": "izafet", "meanings": ["Görelik"]}, {"word": "izafi", "meanings": ["Göreceli"]}, {"word": "izafilik", "meanings": ["Görelilik"]}, {"word": "izafeten", "meanings": ["Bir şeye veya kimseye bağlanarak, dayanarak, ilişki kurarak, mal edilerek"]}, {"word": "izafiye", "meanings": ["Görecelik"]}, {"word": "izafiyet", "meanings": ["Görelilik"]}, {"word": "izah", "meanings": ["Açıklama"]}, {"word": "izah etmek", "meanings": ["açıklamak, ayrıntılı bilgi vermek"]}, {"word": "izahat", "meanings": ["Açıklamalar"]}, {"word": "izahat vermek", "meanings": ["açıklamalarda bulunmak, ayrıntılı bilgi vermek"]}, {"word": "izahatta bulunmak", "meanings": ["izahat vermek"]}, {"word": "izahlı", "meanings": ["Açıklamalı"]}, {"word": "izale", "meanings": ["Yok etme, giderme"]}, {"word": "izaleişüyu", "meanings": ["Bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme"]}, {"word": "izale etmek", "meanings": ["yok etmek, gidermek"]}, {"word": "izam", "meanings": ["Bir kimseyi gönderme, yollama"]}, {"word": "izam", "meanings": ["Olduğundan büyük gösterme, büyütme, abartma"]}, {"word": "izam etmek", "meanings": ["büyütmek, abartmak"]}, {"word": "izaz etmek", "meanings": ["ağırlamak"]}, {"word": "izazuikram", "meanings": ["Saygı gösterme ve ağırlama"]}, {"word": "izaz", "meanings": ["Ağırlama"]}, {"word": "izbelik", "meanings": ["İzbe yer"]}, {"word": "izbe", "meanings": ["Basık, loş, nemli, kuytu (yer)", "Sapa"]}, {"word": "izbiro", "meanings": ["Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan"]}, {"word": "izci", "meanings": ["İz güderek aradığını bulabilen kimse, keşşaf", "Dayanışma ve yardımlaşma duygularını geliştirmek, ruhça ve bedence güçlendirilmek için kamplarda ve okullarda eğitilen genç"]}, {"word": "izcilik", "meanings": ["İzci olma durumu, keşşaflık", "Gençleri ruh ve bedence sağlam ve yararlı bir biçimde yetiştirmeyi amaçlayan dünya çapındaki spor ve eğitim örgütü"]}, {"word": "izdiham", "meanings": ["Aşırı kalabalık, yığılma"]}, {"word": "izdivaç", "meanings": ["Evlenme"]}, {"word": "izdivaç etmek", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "iz düşümsel", "meanings": ["Bir düzlem üzerine iz düşürülen biçimlerin bozulmasından kalan (özellikler)"]}, {"word": "iz düşümlü", "meanings": ["İz düşümü olan"]}, {"word": "iz düşümü", "meanings": ["Projeksiyon", "İz düşümü düzlemi denilen bir düzlem üzerinde, bazı geometri kurallarına uyularak bir cismin gösterilmesi, irtisam, mürtesem"]}, {"word": "izdüşüren", "meanings": ["Bir biçimin bir düzlem üzerindeki iz düşümünde, biçimin her noktasını iz düşümüyle birleştiren (doğru)"]}, {"word": "izhar", "meanings": ["Belirtme, gösterme, açığa vurma"]}, {"word": "izhar etmek", "meanings": ["açığa vurmak, belirtmek, göstermek"]}, {"word": "izin", "meanings": ["Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük, müsaade, ruhsat, icazet, mezuniyet", "Bir kimseye çalıştığı yerce verilen tatil"]}, {"word": "izin almak", "meanings": ["bir şey yapmak için onay sağlamak"]}, {"word": "izin istemek", "meanings": ["bir şeyi gerçekleştirmek amacı ile onay almaya kalkmak"]}, {"word": "izin çıkmak", "meanings": ["bir şey yapmada serbest bırakılmak"]}, {"word": "izin koparmak", "meanings": ["güçlükle izin almak"]}, {"word": "izin vermek", "meanings": ["birini bir şey yapmada serbest bırakmak", "işine son vermek, hizmetinden çıkarmak", "birine bir iş yapması için müsaade etmek"]}, {"word": "izne çıkmak (veya ayrılmak)", "meanings": ["bir iş yerinde üst makamların onayıyla belli bir süre için görevinden ayrılmak"]}, {"word": "izinli", "meanings": ["İzin alarak belli bir süre için bir yerden ayrılmış, mezun", "Yetkilendirilmiş", "İzin alınan", "İzin verilmiş"]}, {"word": "izninizle", "meanings": ["`izniniz olursa, müsaade ederseniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "izinli çıkmak", "meanings": ["izin alarak belli bir süre için bir yerden ayrılmak"]}, {"word": "izinli saymak", "meanings": ["izin vermek", "bir işte ayrı tutmak"]}, {"word": "izinname", "meanings": ["Bırakma veya çıkarma kâğıdı", "Bir nikâhın kıyılması için kadı tarafından verilen izin kâğıdı"]}, {"word": "izinsiz", "meanings": ["Ceza olarak hafta sonu veya tatil günü çıkmasına izin verilmeyen (asker veya yatılı öğrenci)", "Bu cezanın adı", "İzin almadan"]}, {"word": "izinsizlik", "meanings": ["İzinsiz olma durumu"]}, {"word": "izlek", "meanings": ["Keçi yolu, patika", "Bir edebî eserde işlenen konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim"]}, {"word": "izlem", "meanings": ["İzleme işi, izleme, takip", "Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol, strateji"]}, {"word": "izleme", "meanings": ["İzlemek işi, takip"]}, {"word": "izlemek", "meanings": ["Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek", "Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak", "Bir olayın gelişimini gözden geçirmek", "Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek", "Belirli bir yönde gitmek", "Gözlemek, incelemek", "Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek", "Bir şeye uymak, bağlı olmak", "Herhangi bir olayla ilgilenmek"]}, {"word": "izlenim", "meanings": ["Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki, intiba, imaj", "Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri veya belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş bütün etkisi, intiba"]}, {"word": "izlence", "meanings": ["Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü, program"]}, {"word": "izlenim (veya izlemini) bırakmak (veya vermek)", "meanings": ["etki bırakmak"]}, {"word": "izlenimci", "meanings": ["İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı), empresyonist", "Kesin bir doğruluğu olmayıp duyumlara, izlenime dayanan"]}, {"word": "izleniş", "meanings": ["İzlenme işi"]}, {"word": "izlenme", "meanings": ["İzlenmek işi"]}, {"word": "izlenimcilik", "meanings": ["Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm", "Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması"]}, {"word": "izlenmek", "meanings": ["İzleme işi yapılmak, takip edilmek"]}, {"word": "izletilmek", "meanings": ["İzlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "izletilme", "meanings": ["İzletilmek işi"]}, {"word": "izletme", "meanings": ["İzletmek işi"]}, {"word": "izletmek", "meanings": ["İzlemesini sağlamak"]}, {"word": "izleyiş", "meanings": ["İzleme işi"]}, {"word": "izleyici", "meanings": ["İzleme işini yapan kimse"]}, {"word": "izmarit", "meanings": ["İzmaritgillerden, pullu ve kılçıklı bir tür küçük balık (Maena smraris)", "İçilmiş sigara artığı"]}, {"word": "izmaritgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı izmarit olan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "izmihlal", "meanings": ["Yıkılma, çökme"]}, {"word": "izobar", "meanings": ["Eş basınç"]}, {"word": "İzmir köftesi", "meanings": ["Kıyma, soğan, maydanoz, ıslatılmış ekmek içi, yumurta, domates, yeşilbiber, sarımsak ve yağ kullanılmasıyla hazırlanan ve kısık ateşte pişirilen bir yemek türü"]}, {"word": "izobar eğrisi", "meanings": ["Eş basınç"]}, {"word": "izohips", "meanings": ["Eş yükselti"]}, {"word": "izohips eğrisi", "meanings": ["Eş yükselti eğrisi"]}, {"word": "izolatör", "meanings": ["Yalıtkan"]}, {"word": "izolasyon", "meanings": ["Yalıtım"]}, {"word": "izole bant", "meanings": ["Elektrik akımının başka tarafa geçmesini önlemek için teli sarmakta kullanılan bant", "Bant"]}, {"word": "izole etmek", "meanings": ["yalıtmak", "yalnız bırakmak"]}, {"word": "izole", "meanings": ["Yalıtılmış"]}, {"word": "izomer", "meanings": ["Aynı oranlarda birleşmiş aynı elementlerden oluşan fakat moleküllerinde atom gruplaşmaları değişik olduğu için birbirlerinden farklı özellikler gösteren (maddeler)"]}, {"word": "izomeri", "meanings": ["Cisimlerin niteliği"]}, {"word": "izomerik", "meanings": ["İzomeri ile ilgili olan"]}, {"word": "izomerleşme", "meanings": ["Bir maddenin, bunun izomeri olan başka bir maddeye doğrudan doğruya veya kimyasal bir etkiyle geçmesi"]}, {"word": "izometri", "meanings": ["Eş ölçüm"]}, {"word": "izzetinefis", "meanings": ["Öz saygı", "Kişinin kendine verdiği değer"]}, {"word": "izomorf", "meanings": ["Eş biçim"]}, {"word": "izomorfizm", "meanings": ["Eş biçimlilik"]}, {"word": "izomorfik", "meanings": ["Eş biçimli"]}, {"word": "izoterm", "meanings": ["Eş sıcak"]}, {"word": "izoterm eğrisi", "meanings": ["Eş sıcak eğrisi"]}, {"word": "izotop", "meanings": ["Atom numarası aynı, kütle numarası farklı olan atomlar"]}, {"word": "izzetinefsine dokunmak", "meanings": ["onuruna dokunmak", "gücüne gitmek"]}, {"word": "izzet", "meanings": ["Büyüklük, yücelik, ululuk"]}, {"word": "izzetinefsine yedirememek", "meanings": ["onursuz kalmayı kabul edememek, düşkünlüğü veya zavallılığı reddetmek"]}, {"word": "izzetüikram", "meanings": ["Ağırlama"]}, {"word": "izzetüikbal", "meanings": ["Saygınlık"]}, {"word": "jaguar", "meanings": ["Kedigillerden, Orta ve Güney Amerika'da yaşayan, postu iri benekli bir tür memeli (Felis onca)"]}, {"word": "jaketatay", "meanings": ["Resmî ziyaret ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket"]}, {"word": "jaketataylı", "meanings": ["Jaketatay giymiş olan"]}, {"word": "jakoben", "meanings": ["Fransa'da Aziz Dominicus tarikatına bağlı rahip ve rahibeler", "Tepeden inmeci"]}, {"word": "jakobenizm", "meanings": ["Tepeden inmecilik"]}, {"word": "jakuzi", "meanings": ["Sağlık havuzu"]}, {"word": "jaluzi", "meanings": ["Şerit perde"]}, {"word": "jale", "meanings": ["Çiy"]}, {"word": "jambonluk", "meanings": ["Jambon yapmaya elverişli (domuz eti)"]}, {"word": "jandarma", "meanings": ["Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet", "Bu kuvvette görevli olan kimse", "Açıkgöz"]}, {"word": "jambon", "meanings": ["Tuzlanıp ise tutularak hazırlanmış domuz budu veya kolu"]}, {"word": "jandarmalık", "meanings": ["Jandarmanın görevi", "Açıkgözlülük"]}, {"word": "janjan", "meanings": ["Yanardöner"]}, {"word": "janjanlı", "meanings": ["Yanardöner olan"]}, {"word": "jant", "meanings": ["Taşıtlarda, lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü, ispit"]}, {"word": "janr", "meanings": ["Tarz", "Tür"]}, {"word": "Japon", "meanings": ["Japonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse", "Japonya'ya özgü olan"]}, {"word": "Japon armudu", "meanings": ["İki çenekliler sınıfından olup Japonya'da ve Çin'de yetişen bir tür bitki"]}, {"word": "Japon bezi", "meanings": ["Japonya'da üretilen bir bez"]}, {"word": "japone", "meanings": ["Kolsuz, bol ve geniş (kadın giysisi)"]}, {"word": "Japonca", "meanings": ["Japon dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Japon elması", "meanings": ["Japonya'ya özgü bir tür bitki"]}, {"word": "Japon gülü", "meanings": ["Kamelya"]}, {"word": "Japon hurması", "meanings": ["Trabzon hurması"]}, {"word": "Japon sarmaşığı", "meanings": ["Asmagillerden, ana yurdu Çin ve Japonya olan, sülüklerinin ucu duvarlara tutunmak için genellikle daire biçiminde genişlemiş olan sarılıcı bir süs bitkisi (Ampelopsis japonica)"]}, {"word": "Japon kaktüsü", "meanings": ["Sütleğen"]}, {"word": "jargon", "meanings": ["Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı"]}, {"word": "jarse", "meanings": ["Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş", "Bu kumaştan yapılan veya esnek örülmüş (giyecek)"]}, {"word": "jartiyer", "meanings": ["Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ"]}, {"word": "je", "meanings": ["Türk alfabesinin on üçüncü harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "jel", "meanings": ["Tedavi amacıyla kullanılan jöle yapısında bir krem türü"]}, {"word": "jelatin", "meanings": ["Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde", "Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde"]}, {"word": "jelatinleme", "meanings": ["Jelatinlemek işi"]}, {"word": "jelatinlemek", "meanings": ["Bir yeri veya şeyi jelatin ile kaplamak"]}, {"word": "jelatinli", "meanings": ["Jelatinden yapılmış veya jelatinle kaplanmış"]}, {"word": "jeloz", "meanings": ["Agaragar"]}, {"word": "jenerasyon", "meanings": ["Kuşak"]}, {"word": "jeneratör", "meanings": ["Üreteç"]}, {"word": "jenerik", "meanings": ["Tanıtma adı", "Tanıtma yazısı"]}, {"word": "jenosit", "meanings": ["Soykırım"]}, {"word": "jeodezi", "meanings": ["Yer ölçümü"]}, {"word": "jeodinamik", "meanings": ["Volkan, deprem, aşınma vb. etkenlerle yer kabuğunda oluşan değişikliklerin incelenmesi"]}, {"word": "jeofizik", "meanings": ["Yer yuvarlağını ve atmosferi etkileyen doğal fiziksel olayların incelenmesi"]}, {"word": "jeofizikçi", "meanings": ["Jeofizik uzmanı"]}, {"word": "jeokimya", "meanings": ["Yer kabuğunu oluşturan kimyasal ögelerin tümü"]}, {"word": "jeolog", "meanings": ["Yer bilimci"]}, {"word": "jeoloji", "meanings": ["Yer bilimi"]}, {"word": "jeolojik", "meanings": ["Yer bilimsel"]}, {"word": "jeomorfolog", "meanings": ["Yüzey bilimci"]}, {"word": "jeopolitik", "meanings": ["Coğrafya, ekonomi, nüfus vb.nin bir devletin politikası üzerindeki etkisi", "Bir devlette bir bölgede uygulanan politikayla o yerin coğrafyası arasındaki ilişki", "Bir devletin saldırgan nitelikteki genişlemesini, ekonomik ve siyasi coğrafya açısından haklı kılmaya yönelik siyasi öğreti"]}, {"word": "jeomorfoloji", "meanings": ["Yüzey bilimi"]}, {"word": "jeosantrik", "meanings": ["Yermerkezci"]}, {"word": "jeosantrizm", "meanings": ["Yermerkezcilik"]}, {"word": "jeosenklinal", "meanings": ["Yer kabuğunun uzun bir süre çöken, buna bağlı olarak kat kat kalın tortullarla dolmuş bulunan bölümü"]}, {"word": "jeosismik", "meanings": ["Bir patlama sonucu, derinlemesine yayılan dalgaların incelenmesi yoluyla yeryüzü katmanlarındaki madenleri araştırma yöntemi"]}, {"word": "jeotermal", "meanings": ["Yer altında bulunduğu veya yer altından geçtiği için sıcaklığı yüksek olan"]}, {"word": "jeotermal enerji", "meanings": ["Yer altından çıkan sıcak su veya sıcak su buharından elde edilen enerji"]}, {"word": "jeotermik", "meanings": ["Jeotermi ile ilgili"]}, {"word": "jeotermi", "meanings": ["Yerkürede oluşan ısı olaylarının incelenmesi", "Yerküreyle ilgili ısı şartları, sıcaklıkların dağılımı, ısı alışverişi vb.ni inceleyen jeofizik dalı"]}, {"word": "jest", "meanings": ["Herhangi bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol ve baş ile yapılan içgüdüsel veya iradeli hareket", "Beklenmedik iyi davranış"]}, {"word": "jeotropizma", "meanings": ["Yere yönelim"]}, {"word": "jest yapmak", "meanings": ["elini kolunu hareket ettirmek", "hoşa gidecek bir görüş açıklamak veya bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "jet", "meanings": ["Tepkili motorlarla çalışan, özel cihazların çıkardığı gazla basınç sağlanan, hızı çok olan uçak, tepkili uçak"]}, {"word": "jet gibi", "meanings": ["hızla, süratle"]}, {"word": "jet motoru", "meanings": ["Gaz akışını yüksek basınçla ve çok büyük hızla püskürterek en yüksek düzeyde itme gücü yaratan motor, tepkili motor"]}, {"word": "jeton", "meanings": ["Gişelerde, telefon ve türlü oyunlarda para yerine kullanılan küçük, metal veya plastik nesne"]}, {"word": "jeton geç düşmek", "meanings": ["konuşulan veya sözü edilen konuyu geç anlamak, geç intikal etmek"]}, {"word": "jetoncu", "meanings": ["Jeton satan kimse"]}, {"word": "jet yakıtı", "meanings": ["Jet motorlarının çalışma sistemine göre ayrıştırılmış renksiz benzin"]}, {"word": "jig", "meanings": ["Bir Orta Çağ çalgısı"]}, {"word": "jigolo", "meanings": ["Geçimi yaşlı ve zengin bir kadın tarafından sağlanan genç, erkek sevgili, tokmakçı"]}, {"word": "jigolo tutmak", "meanings": ["yaşlı, zengin bir kadın genç bir erkekle ilişki kurmak"]}, {"word": "jigololuk", "meanings": ["Jigolo olma durumu, tokmakçılık"]}, {"word": "jikle", "meanings": ["Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet"]}, {"word": "jile", "meanings": ["Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri kolsuz elbise"]}, {"word": "jilet", "meanings": ["İnce çelikten yapılmış, iki yanı keskin tıraş bıçağı"]}, {"word": "jilet atmak", "meanings": ["jiletle saldırmak", "kendini jiletlemek"]}, {"word": "jilet gibi", "meanings": ["çok keskin"]}, {"word": "jimnastik", "meanings": ["Vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için yapılan alıştırmaların tümü, idman, kültürfizik", "Erkeklerde, yer alıştırmaları, barparalel, barfiks, halkalar ve kulplu beygir; kadınlarda yer alıştırmaları, eşit olmayan çubuklar, barfiks, denge kalası alıştırmalarını içeren yarışma disiplini"]}, {"word": "jimnastik yapmak", "meanings": ["vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için hareket yapmak"]}, {"word": "jimnastikçi", "meanings": ["Jimnastik yapan sporcu", "Jimnastik öğretmeni"]}, {"word": "jinekoloji", "meanings": ["Kadın hastalıkları"]}, {"word": "jinekolog", "meanings": ["Kadın hastalıkları hekimi, nisaiyeci"]}, {"word": "jips", "meanings": ["Alçı taşı"]}, {"word": "jiujitsu", "meanings": ["Güçten çok yönteme dayanan, çıplak elle yapılan Japon savunma tekniği"]}, {"word": "jiujitsucu", "meanings": ["Jiujitsu yapan sporcu"]}, {"word": "j, J", "meanings": ["Türk alfabesinin on üçüncü sırasında yer alan ve Je adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sızıcı tonlu diş eti ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "jogging", "meanings": ["343 doğa yürüyüşü"]}, {"word": "jokey", "meanings": ["Yarış atlarına binen, yetenekleri bu amaca göre geliştirilmiş kimse"]}, {"word": "jön", "meanings": ["Genç", "Önemli rollerde oynayan genç erkek oyuncu, jönprömiye"]}, {"word": "jorjet", "meanings": ["Bürümcük görünüşlü, çok bükümlü, genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş bir kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "jöle", "meanings": ["Meyve suyunun şekerle kaynatılmasıyla istenilen yoğunlukta elde edilmiş şekerleme", "Et suyunun soğuduktan sonra gevşek ve esnek bir kıvam almış durumu", "Saçın düzgün bir biçimde uzun süre kalmasını sağlayan yağlı, parlak ve yapışkan madde"]}, {"word": "jönprömiye", "meanings": ["Jön"]}, {"word": "judo", "meanings": ["Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılan dövüş sporu"]}, {"word": "judocu", "meanings": ["Judo yapan kimse"]}, {"word": "jul", "meanings": ["Bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi"]}, {"word": "jurnal", "meanings": ["Biriyle ilgili olarak yetkililere verilen kötüleme, ihbar yazısı", "Günlük"]}, {"word": "jurnalci", "meanings": ["Jurnal ederek yetkililere, yöneticilere yaranmaya çalışan kimse"]}, {"word": "jurnal etmek", "meanings": ["biriyle ilgili olarak yetkililere kötülemek, ihbar yazısı vermek veya böyle bir bilgiyi iletmek"]}, {"word": "jurnalcilik", "meanings": ["Jurnalci olma durumu"]}, {"word": "jurnalleme", "meanings": ["Jurnallemek işi"]}, {"word": "jurnallemek", "meanings": ["Şikâyet etmek, ispiyonlamak, ihbar etmek"]}, {"word": "juro", "meanings": ["İkinci Çağın triyasla kretase arasında kalan dönemi"]}, {"word": "jübile", "meanings": ["Evliliğin ellinci yılında düzenlenen kutlama şenliği", "Bir sanat veya spor dalında uzun süre çalışanların onuruna düzenlenen kutlama töreni", "Tevrat'a göre, Yahudilerde, elli yılda bir Tanrı'ya ve dinlenmeye ayrılan yıl", "Katoliklerde, Roma'ya hacca gidenlerin, kilisece günahlarının tam olarak bağışlandığı yıl"]}, {"word": "jübile yapmak", "meanings": ["sporculuk yaşantısını özel bir karşılaşma ile bitirmek", "sanatın çeşitli alanlarında uzun yıllar başarı gösteren kimse için mesleğinin 25, 40, 50 vb. yıl dönümlerinde şenlik yapmak"]}, {"word": "Jüpiter", "meanings": ["Gezegenlerin en büyüğü ve Güneş'e yakınlık bakımından beşincisi, Erendiz, Müşteri"]}, {"word": "jüpon", "meanings": ["İç etek"]}, {"word": "jüri", "meanings": ["Seçiciler kurulu", "Hakem heyeti"]}, {"word": "jüt", "meanings": ["Ihlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitki (Corchorus capsularis)", "Bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma"]}, {"word": "K", "meanings": ["Potasyum elementinin simgesi"]}, {"word": "k, K", "meanings": ["Türk alfabesinin on dördüncü sırasında yer alan ve Ke adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince ünlülerle ön damak, kalın ünlülerle art damak, patlayıcı ünsüzlerinin sertini gösterir"]}, {"word": "kaba", "meanings": ["Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı", "Taneleri iri", "Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse)", "Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli", "Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer", "Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü"]}, {"word": "kabasını almak", "meanings": ["biçim verilecek bir maddenin gereksiz yerlerini gidermek", "bir yeri veya bir şeyi gelişigüzel, üstünkörü temizlemek"]}, {"word": "kabaca", "meanings": ["İrice, büyükçe", "(kaba'ca) Kaba bir biçimde", "(kaba'ca) Yaklaşık olarak"]}, {"word": "kababurun", "meanings": ["Sazangillerden, ırmak ve göllerde yaşayan, eti kılçıklı küçük bir balık (Chondrostoma nasus)"]}, {"word": "kabadayı", "meanings": ["Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse", "Yürekli", "Bir şeyin en iyisi, başta geleni"]}, {"word": "kabadayıca", "meanings": ["Kabadayı gibi olan", "(kabadayı'ca) Kabadayıya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "kabadayılanmak", "meanings": ["Kabadayılık etmek, kabadayı gibi davranmak"]}, {"word": "kabadayılanma", "meanings": ["Kabadayılanmak işi"]}, {"word": "kabadayılık", "meanings": ["Kabadayı olma durumu", "Kabadayıca davranış"]}, {"word": "kabadayılık etmek", "meanings": ["kabadayı gibi davranmak"]}, {"word": "kabadayılık taslamak", "meanings": ["kabadayı gibi davranmaya, kabadayı gibi görünmeye çalışmak"]}, {"word": "kaba düzen", "meanings": ["Şöyle böyle, üstünkörü yapılan iş", "Çalgıları pes seslere akort etme işi"]}, {"word": "kaba et", "meanings": ["Kıç"]}, {"word": "kabahat", "meanings": ["Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet", "Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç"]}, {"word": "kabahat işlemek (veya etmek)", "meanings": ["suç olacak, kusur sayılacak bir iş yapmak"]}, {"word": "kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz", "meanings": ["`hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kabahati (birinde) bulmak (veya aramak)", "meanings": ["bir kusur, suç aramak"]}, {"word": "kabahati (birine veya bir şeye) yüklemek", "meanings": ["işlediği bir suçu başkasının üzerine atmak"]}, {"word": "kabahatli", "meanings": ["Kabahati olan, kusurlu, suçlu, töhmetli"]}, {"word": "kabahatsiz", "meanings": ["Kabahati olmayan, kusursuz, suçsuz"]}, {"word": "kabahatsizlik", "meanings": ["Kabahatsiz olma durumu"]}, {"word": "kabak", "meanings": ["Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita)", "Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü", "Esrarkeşlerin kullandığı bir tür nargile", "Kabak kemane", "Ham, tatsız (kavun, karpuz)", "Tüysüz, dazlak", "Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği)", "Bilgisiz, görgüsüz, kaba", "Kısa boynuzlu hayvan"]}, {"word": "kabak (birinin) başına (veya başında) patlamak", "meanings": ["birçok kimsenin ilgili olduğu bir olaydan, yalnızca bir kimse zarar veya ceza görmek"]}, {"word": "kabak çıkmak", "meanings": ["ham çıkmak"]}, {"word": "kabak gibi", "meanings": ["tüysüz, çıplak, her tarafı açık"]}, {"word": "kaba kâğıt", "meanings": ["Bir şey sarmak için kullanılan kalın kâğıt"]}, {"word": "kabak çekirdeği", "meanings": ["Bal ve sakız kabağının tohumu", "Genellikle vakit geçirmek için yenilen bir kuru yemiş türü"]}, {"word": "kabakçı", "meanings": ["Kabak yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "kabak çiçeği", "meanings": ["Kabak bitkisinin açık turuncu renkli çiçeği"]}, {"word": "kabak çiçeği gibi açılmak", "meanings": ["utangaçlıktan çabucak sıyrılarak aşırı ölçüde serbest davranmak"]}, {"word": "kabakgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, kabak, kavun, karpuz, hıyar vb.ni içine alan, geniş yapraklı, sürüngen ve sarılgan bir bitki familyası"]}, {"word": "kabak kemane", "meanings": ["Gövdesi uzunlamasına ikiye bölünen su kabağının üzerine ince bir deri gerilerek yapılan, üç teli olan, yayla çalınan bir halk çalgısı, kabak"]}, {"word": "kabak tadı vermek", "meanings": ["aşırı tekrarlanması, sürdürülmesi yüzünden bir şeyden doygunluk, yorgunluk veya bıkkınlık duyarak onu istemez duruma gelmek"]}, {"word": "kabak kafalı", "meanings": ["Saçları dökülmüş, dazlak", "Aptal, budala"]}, {"word": "kabaklamak", "meanings": ["Ağaçların gençleşmesi için dallarını budamak"]}, {"word": "kabaklama", "meanings": ["Kabaklamak işi"]}, {"word": "kabaklaşma", "meanings": ["Kabaklaşmak işi"]}, {"word": "kabaklaşmak", "meanings": ["Saçları dökülmek, dazlaklaşmak", "Taşıt lastikleri, dişleri aşınıp yüzeyi düz bir duruma gelmek"]}, {"word": "kabaklık", "meanings": ["Karpuz veya kavunun ham olma durumu", "Başın tüysüz veya dazlak olma durumu", "Bilgisizlik, görgüsüzlük"]}, {"word": "kabak tadı", "meanings": ["Beğenilmeyen, bıkkınlık veren durum"]}, {"word": "kabak tatlısı", "meanings": ["Soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve parmak kalınlığında kesilmiş bal kabağının ağır ateşte şekerle uzun süre pişirilmesi ve üzerine ceviz, fındık, Antep fıstığı vb. serpilmesiyle hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "kabakulak", "meanings": ["Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık, kabaşiş, yazma (I)"]}, {"word": "kabakulak olmak", "meanings": ["kabakulak hastalığına yakalanmak"]}, {"word": "kabakulak otu", "meanings": ["Lohusa otu"]}, {"word": "kaba kurgu", "meanings": ["Filme son biçimini vermek üzere seçilen çekimlerin, senaryodaki sıralanışa göre birbirine eklenerek oluşturulan ilk kurgusu"]}, {"word": "kaba kuvvet", "meanings": ["Bir amaca ulaşmak için zorbalık yaparak veya güç kullanarak tutulan yol"]}, {"word": "kaba kuşluk", "meanings": ["Öğleden bir iki saat önceki zaman"]}, {"word": "kabala", "meanings": ["Doğaüstü varlıklarla ilişki kurma sanatı", "Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı", "Bu öğretinin yandaşlarının tamamı"]}, {"word": "kabalacı", "meanings": ["Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi"]}, {"word": "kabala", "meanings": ["Götürü, toptan"]}, {"word": "kabalacı", "meanings": ["Kabala (II) iş yapan kimse"]}, {"word": "kabalak", "meanings": ["Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü"]}, {"word": "kabalak", "meanings": ["Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki"]}, {"word": "kabalaşma", "meanings": ["Kabalaşmak işi"]}, {"word": "kabalaştırma", "meanings": ["Kabalaştırmak işi"]}, {"word": "kabalaşmak", "meanings": ["Kaba bir duruma gelmek, irileşmek", "Kabalık etmek, görgü ve incelikten yoksun söz söylemek"]}, {"word": "kabalaştırmak", "meanings": ["Kaba bir duruma getirmek, kabalaşmasına sebep olmak"]}, {"word": "kabalist", "meanings": ["Kabalacı (I)"]}, {"word": "kabalık etmek", "meanings": ["kaba, nezaketsiz davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kabalık", "meanings": ["Kaba olma durumu", "Kaba davranış, nezaketsizlik, huşunet"]}, {"word": "kaballama", "meanings": ["Kaballamak işi"]}, {"word": "kaballamak", "meanings": ["Maden ocaklarında galerileri direklerle pekiştirmek"]}, {"word": "kaban", "meanings": ["Dik yokuş", "Tepe"]}, {"word": "kaban", "meanings": ["Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi"]}, {"word": "kabana", "meanings": ["Genellikle otelin ana binasının dışında, plaj veya havuz kıyısında bir oda"]}, {"word": "kabara", "meanings": ["Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi", "Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi", "Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi"]}, {"word": "kabarcık", "meanings": ["İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik", "Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik", "Kabartı", "Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi"]}, {"word": "kabaralı", "meanings": ["Kabara çakılmış olan"]}, {"word": "kabarcıklı", "meanings": ["Kabarcığı olan"]}, {"word": "kabare", "meanings": ["Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri", "Meyhane"]}, {"word": "kabareci", "meanings": ["Kabare oynayan oyuncu"]}, {"word": "kabarecilik", "meanings": ["Kabarecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kabare tiyatrosu", "meanings": ["Genellikle güncel konuları iğneleyici, yerici, taşlayıcı biçimde ele alan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro"]}, {"word": "kabarık deniz", "meanings": ["Gelgit olayında, sular yükseldiğinde denizin durumu"]}, {"word": "kabarık", "meanings": ["Kabarmış olan", "Çıkıntısı olan, tümsekli"]}, {"word": "kabarıklık", "meanings": ["Kabarık olma durumu, şişkinlik"]}, {"word": "kabarış", "meanings": ["Kabarma işi"]}, {"word": "kabarma", "meanings": ["Kabarmak işi", "Duygulanma", "Kendini üstün görme, büyüklük taslama", "Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi, met(I)"]}, {"word": "kabarmak", "meanings": ["Ağırlığı artmadan hacmi büyümek", "Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak", "Niceliği artmak, büyümek", "Şişmek, genişlemek", "Hayvanların tüyleri dikilmek", "Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak", "Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak", "Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak", "Bulanmak", "Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek", "Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak", "Böbürlenmek, gururlanmak"]}, {"word": "kabartı", "meanings": ["Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer"]}, {"word": "kabartılı", "meanings": ["Kabartısı olan"]}, {"word": "kabartma tozu", "meanings": ["Pasta, çörek vb. hamur işlerinde kabarmayı sağlayan toz, sodyum bikarbonat"]}, {"word": "kabartmak", "meanings": ["Kabarmasını sağlamak, kabarmasına yol açmak", "Toprağı tırmık, çapa vb. bir araçla karıştırmak, altüst etmek, yumuşatmak"]}, {"word": "kabartma", "meanings": ["Kabartmak işi", "Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı", "Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan eser, rölyef", "Kabartılarak yapılan"]}, {"word": "kaba saba", "meanings": ["Görgüsüz", "Özensiz", "Görgüsüz bir biçimde"]}, {"word": "kaba sakal", "meanings": ["Gür ve geniş sakallı"]}, {"word": "kaba sıva", "meanings": ["İnce sıvadan önce duvarlarda bulunan pürüzleri doldurup kapatmak için yapılan sıva"]}, {"word": "kaba sofu", "meanings": ["Dinî kuralları yanlış yorumlayarak ibadet ve düşüncede aşırılığa kaçan kimse"]}, {"word": "kabaşiş", "meanings": ["Kabakulak"]}, {"word": "kaba yel", "meanings": ["Lodos"]}, {"word": "kaba yapı", "meanings": ["Bir binayı dış etkenlere karşı koruyup ayakta tutan temel, ana duvar, kiriş, çatı vb.nden oluşan asıl gövde"]}, {"word": "kabataslak", "meanings": ["Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten"]}, {"word": "kabız", "meanings": ["Dışkılama sıklığının azalması veya zor ve ağrılı dışkılama, peklik, kabızlık, ishal karşıtı", "Azrail tarafından ruh teslim alınma, ölme", "Alma", "Kavrama, el ile tutma"]}, {"word": "kabız olmak", "meanings": ["peklik olmak"]}, {"word": "kabızlık", "meanings": ["Kabız"]}, {"word": "kabil", "meanings": ["Olabilir"]}, {"word": "kabile", "meanings": ["Boy (II)"]}, {"word": "kabîl", "meanings": ["Türlü, gibi, benzer", "Tür, cins"]}, {"word": "kabil değil", "meanings": ["olanaksız"]}, {"word": "kabiliyet", "meanings": ["Yetenek"]}, {"word": "kabiliyetli", "meanings": ["Yetenekli"]}, {"word": "kabiliyetli çırak ustayı geçer", "meanings": ["`yetenekli çırak, ustasından daha usta olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kabiliyetsiz", "meanings": ["Yeteneksiz"]}, {"word": "kabiliyetsizlik", "meanings": ["Yeteneksizlik"]}, {"word": "kabine", "meanings": ["Bakanlar Kurulu, hükûmet", "Hekim muayenehanesi", "Kabin", "Hela"]}, {"word": "kabin", "meanings": ["Küçük, özel bölme", "Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme", "Uçakta yolcuların oturduğu bölüm", "Plajda soyunma yeri"]}, {"word": "kabine çekilmek", "meanings": ["Bakanlar Kurulu görevini bırakmak"]}, {"word": "kabine düşmek", "meanings": ["Bakanlar Kurulu herhangi bir sebeple görevini bırakmak zorunda kalmak"]}, {"word": "kabir", "meanings": ["Mezar"]}, {"word": "kabir azabı", "meanings": ["İslam inancına göre öldükten sonra mezarda çekilecek azap"]}, {"word": "kabir azabı çekmek", "meanings": ["İslam inancına göre öldükten sonra mezarda azap duymak", "çok sıkılmak, üzülmek"]}, {"word": "kabir suali", "meanings": ["İslam inancına göre öldükten sonra mezarda sorulan soru", "Uzun ve bıktırıcı soru"]}, {"word": "kablelmilat", "meanings": ["Milattan önce"]}, {"word": "kablo", "meanings": ["Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir madde ile sarılı bulunan metal tel"]}, {"word": "kablolu yayın", "meanings": ["Televizyon yayınının kablo, cam iletken vb. bir fiziksel ortam üzerinden abonelere ulaştırıldığı yayın türü"]}, {"word": "kablocu", "meanings": ["Kablo döşeyen kimse"]}, {"word": "kabotaj", "meanings": ["Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi"]}, {"word": "kabotaj hakkı", "meanings": ["Türk kara sularında, Türkiye'deki akarsu ve göllerde gemi bulundurma, bunlarla gidiş geliş ve taşıma yapma hakkı"]}, {"word": "kabristan", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "kabuk", "meanings": ["Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır", "Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü", "Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman", "Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm", "Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı"]}, {"word": "kabuk gibi", "meanings": ["sağlam, sert (kumaş)"]}, {"word": "kabuğu dışına çıkmak", "meanings": ["içinde bulunduğu ortam veya durumdan ayrılmak"]}, {"word": "kabuk bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["üstünde kabuk oluşturmak, kabuklanmak", "üstünden zaman geçtiği için etkisi azalmak"]}, {"word": "kabuk böcekleri", "meanings": ["Kın kanatlılar takımına giren, kabuğun hemen altındaki odun katını kemirerek oyan ve böylece birçok orman ve meyve ağacının kurumasına yol açan familya"]}, {"word": "kabuğunu çatlatmak (veya kırmak)", "meanings": ["içinde bulunduğu güç, olumsuz veya kötü durumdan kurtulup rahatlamak"]}, {"word": "kabuğuna çekilmek", "meanings": ["dışarısı ile olan ilişkilerini kesmek, kimse ile görüşmemek"]}, {"word": "kabuk değiştirme", "meanings": ["Kendisini farklılaştırma"]}, {"word": "kabuk kahvesi", "meanings": ["Antep fıstığı kabuğunun öğütülmüş ve hafifçe kavrulmuşu ile yapılan ve kahveye benzeyen içecek"]}, {"word": "kabuklanma", "meanings": ["Kabuklanmak işi", "Bir lav akıntısı veya bir lav gölü yüzeyinin katılaşması"]}, {"word": "kabuklaşma", "meanings": ["Kabuklaşmak işi"]}, {"word": "kabuklanmak", "meanings": ["Kabuk oluşmak, kabuk bağlamak"]}, {"word": "kabuklu", "meanings": ["Kabuğu olan"]}, {"word": "kabuklaşmak", "meanings": ["Kabuk durumunu almak, kabuk gibi sertleşmek"]}, {"word": "kabuklu bit", "meanings": ["Koşnil"]}, {"word": "kabuklular", "meanings": ["Kabukları yapılarındaki kireçli tuzlar dolayısıyla sertleşmiş olan, solunum aygıtları balıklara benzeyen, çok hücreli hayvanlardan eklem bacaklılar sınıfı"]}, {"word": "kabuksu", "meanings": ["Kabuğu andıran, kabuğa benzeyen, kabuk gibi, kabuğumsu"]}, {"word": "kabuksuz", "meanings": ["Kabuğu olmayan"]}, {"word": "kabuksuz yumurtlatmak", "meanings": ["bir işi ivedilikle yaptırıp eksik kalmasına yol açmak"]}, {"word": "kabuk yönetim", "meanings": ["İç yapısı belli olmayan, belirsiz kalan yönetim"]}, {"word": "kabul", "meanings": ["Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma", "Konukları veya işi olanları yanına, katına alma", "Sunulan bir şeyi, armağanı alma", "Bir öneriyi uygun bulma, onaylama", "Bir yere alınma", "Akseptans"]}, {"word": "kabul görmek", "meanings": ["kabul edilmek, onaylanmak"]}, {"word": "kabul etmek (veya eylemek)", "meanings": ["bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak", "yanına, katına almak", "bir armağanı almak", "onaylamak"]}, {"word": "kabul günü", "meanings": ["Ev hanımlarının konuk ağırladıkları belirli gün"]}, {"word": "kabullenme", "meanings": ["Kabullenmek işi"]}, {"word": "kabullenmek", "meanings": ["Kabul etmek, benimsemek", "İstemeyerek kendine mal etmek"]}, {"word": "kabul odası", "meanings": ["Konak veya dairelerde konukların ağırlandıkları büyük oda"]}, {"word": "kabul salonu", "meanings": ["Resmî konukların ağırlandığı büyük konuk salonu, kabul yeri"]}, {"word": "kabul töreni", "meanings": ["Resmî konukları ağırlama töreni, kabul resmi, resepsiyon"]}, {"word": "kabul yeri", "meanings": ["Kabul salonu", "Otel vb. bir kuruluşta müşterilerle ilgilenen bölüm, resepsiyon"]}, {"word": "kaburga", "meanings": ["Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes", "Eğe (I)", "Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet"]}, {"word": "kaburgaları çıkmak (veya sayılmak)", "meanings": ["çok zayıf olmak"]}, {"word": "kâbus", "meanings": ["Karabasan", "Acı, sıkıntı, korku veren olay"]}, {"word": "kâbus basmak (veya çökmek)", "meanings": ["kötü rüya görmek", "büyük sıkıntı, korku duymak"]}, {"word": "kâbus görmek", "meanings": ["korkulu rüya görmek", "büyük sıkıntı, korku duymak"]}, {"word": "kâbuslu", "meanings": ["Karabasan dolu, sıkıntılı ve korkulu"]}, {"word": "kabza", "meanings": ["Silah, kılıç vb. şeylerde tutulacak yer, tutak, sap"]}, {"word": "kabzımal", "meanings": ["Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, komisyoncu"]}, {"word": "kabzımallık", "meanings": ["Kabzımal olma durumu", "Kabzımalın yaptığı iş"]}, {"word": "kaç", "meanings": ["Herhangi bir şeyin niceliğini sormak için kullanılan soru sıfatı", "Birçok"]}, {"word": "kaç baharın yoğurdunu yemek", "meanings": ["çok yaşamak, ömrü uzun olmak"]}, {"word": "kaç para eder?", "meanings": ["`değeri nedir?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaç paralık (adam veya şey)", "meanings": ["değersiz"]}, {"word": "kaç parça olayım!", "meanings": ["`birçok iş karşısında, hangi birine yetişeyim!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaç zamandır", "meanings": ["`belirsiz fakat çok zamandan beri, çoktan beri` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaçak güreşmek", "meanings": ["asıl konuya girmeksizin başka şeylerden söz etmek", "politikada sık sık düşünce değiştirip esas amacını gizlemek"]}, {"word": "kaçak", "meanings": ["Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı", "Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde", "Av sırasında vurulamayan kuş", "Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan", "Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan", "Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan", "Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice"]}, {"word": "kaça kaç", "meanings": ["İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun", "Kaç kaç"]}, {"word": "kaçakçı", "meanings": ["Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse"]}, {"word": "kaçamak", "meanings": ["Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma", "Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma", "Bir şeyden kaçınma yolu", "Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer", "Başkalarına belli etmeden, gizlice yapılan"]}, {"word": "kaçakçılık", "meanings": ["Bir devletin yasalarına karşı gelerek yapılan ticaret", "Kaçakçının yaptığı iş", "Gizli olarak, sezdirmeden kaçırma işi"]}, {"word": "kaçamak yapmak", "meanings": ["hoş görülmeyen şeyi gizlice ara sıra yapmak"]}, {"word": "kaçaklık", "meanings": ["Kaçak olma durumu"]}, {"word": "kaçamak", "meanings": ["Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek"]}, {"word": "kaçar", "meanings": ["Kaç soru sıfatının üleştirme biçimi"]}, {"word": "kaçamaklı", "meanings": ["Kesin olmayan, yargı bildirmeyen ve her iki tarafa da çekilebilen (söz, cevap, davranış)"]}, {"word": "kaçgöç", "meanings": ["Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları"]}, {"word": "kaçık", "meanings": ["İlmeği kaçmış (çorap vb.)", "Bir yana kaçmış, kaymış", "Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız", "Çorabın ilmeği kaçmış yeri"]}, {"word": "kaçı", "meanings": ["Ne kadarı, kaç kişi"]}, {"word": "kaçıklık", "meanings": ["Kaçık olma durumu", "Delice, kaçıkça davranış"]}, {"word": "kaçıkça", "meanings": ["Kaçığa benzer, biraz deli gibi, deliye benzer", "(kaçı'kça) Biraz kaçık olarak"]}, {"word": "kaçık öz", "meanings": ["Uygun olmayan ortamda büyüme sonucu ağaç özünün ortadan kaçık biçimde oluşması"]}, {"word": "kaçımsama", "meanings": ["Kaçımsamak işi"]}, {"word": "kaçılma", "meanings": ["Kaçılmak işi"]}, {"word": "kaçılmak", "meanings": ["Kaçma işi yapılmak", "Çekilmek, savulmak"]}, {"word": "kaçımsamak", "meanings": ["Bir işi yapmamak için sözde nedenler ileri sürmek"]}, {"word": "kaçımsar", "meanings": ["Kaçamak yolu arayan, kaçamağa sapan"]}, {"word": "kaçıncı", "meanings": ["Kaç soru sıfatının sıra biçimi", "Çok kez, birçok kez"]}, {"word": "kaçıngan", "meanings": ["Geri duran, girişken olmayan, insan içine girmek istemeyen, insanlardan kaçan, çekingen"]}, {"word": "kaçınganlık", "meanings": ["Geri durma, isteksiz davranma", "Kaçıngan olma durumu"]}, {"word": "kaçınma", "meanings": ["Kaçınmak işi"]}, {"word": "kaçınılmaz", "meanings": ["İstek ve irade dışında olan"]}, {"word": "kaçınmak", "meanings": ["Herhangi bir işi yapmaktan veya özverili davranmaktan geri durmak, imtina etmek"]}, {"word": "kaçıntı", "meanings": ["Erken doğan kuzu", "Sızıntı, kaçak"]}, {"word": "kaçırılma", "meanings": ["Kaçırılmak işi"]}, {"word": "kaçırılmak", "meanings": ["Kaçırma işi yapılmak veya kaçırma işine konu olmak"]}, {"word": "kaçırtma", "meanings": ["Kaçırtmak işi"]}, {"word": "kaçırış", "meanings": ["Kaçırma işi"]}, {"word": "kaçırma", "meanings": ["Kaçırmak işi"]}, {"word": "kaçırtmak", "meanings": ["Kaçırmasını sağlamak", "Birinin kaçırılmasına sebep olmak"]}, {"word": "kaçırmak", "meanings": ["Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak", "Bir işi belirlenen zamanda yapamamak", "Zor kullanarak yanında götürmek", "Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek", "Yararlanamamak", "Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak", "Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak", "Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak", "Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek", "Sıvı, gaz vb. sızdırmak", "İstemeyerek altını kirletmek", "Delirmek", "Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek", "Birini veya bir şeyi göstermemek", "Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak", "Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek"]}, {"word": "kaçış", "meanings": ["Kaçma işi", "Yarışan bir koşucunun veya bir kümenin diğer yarışçıları hızla geçmesi"]}, {"word": "kaçışma", "meanings": ["Kaçışmak işi"]}, {"word": "kaçışmak", "meanings": ["Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak"]}, {"word": "kaçkın", "meanings": ["Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse", "İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse"]}, {"word": "kaçlı", "meanings": ["Sayısı kaç, hangi sayıdan", "Bir kimsenin hangi tarihte doğduğunu, okulu bitirdiğini veya asker olduğunu öğrenmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaçlık", "meanings": ["Bir nesnenin sayıca ne kadar olduğunu soran söz"]}, {"word": "kaçma", "meanings": ["Kaçmak işi, firar"]}, {"word": "kaçmak", "meanings": ["Hızla koşup bir yere saklanmak", "Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek", "Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak", "Kaçınmak", "Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak", "İpi kopmak", "Girmek", "Bir yana doğru kaymak", "Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak", "Hızlı koşmak", "Yok olmak", "Benzemek, andırmak", "Kaçgöçe uymak", "Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak", "Rengi ağarmak, uçmak", "Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak", "Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak"]}, {"word": "kaçacak delik aramak", "meanings": ["korku ile saklanacak yer aramak"]}, {"word": "kaçan balık büyük olur", "meanings": ["`elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaçanı kovmazlar, yıkılanı vurmazlar", "meanings": ["`kaçan bir düşmanı kovalayıp ezmeye çalışmak mertliğe yakışmaz, âciz olduğunu göstereni de vurmak insanlık değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaçanın anası ağlamamış", "meanings": ["`tehlikeden kaçan kazançlı çıkmış` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaçmaktan kovalamaya vakit olmamak", "meanings": ["önemli işler yüzünden başka işlere yetişememek"]}, {"word": "katana", "meanings": ["Bir cins iri at"]}, {"word": "katana gibi", "meanings": ["iri yarı (kadın)"]}, {"word": "kaçmaklık", "meanings": ["Kaçma durumu"]}, {"word": "kadar", "meanings": ["Ölçüsünde, derecesinde", "Büyüklüğünde, genişliğinde", "Dek", "Gibi", "Denli", "Süre belirten bir söz", "Miktarda, derecede", "Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz"]}, {"word": "kadastroya geçmek", "meanings": ["kadastrosu yapılmak"]}, {"word": "kadastro", "meanings": ["Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi"]}, {"word": "kadastrolamak", "meanings": ["Kadastrosunu yapmak"]}, {"word": "kadastrolama", "meanings": ["Kadastrolamak işi"]}, {"word": "kadavra", "meanings": ["Tıp öğretiminde, üzerinde çalışma yapılan ölü insan veya hayvan vücudu"]}, {"word": "kadastrolanmak", "meanings": ["Kadastrosu yapılmak"]}, {"word": "kadastrolanma", "meanings": ["Kadastrolanmak işi"]}, {"word": "kadavralaşmak", "meanings": ["Kadavra durumuna gelmek"]}, {"word": "kadavralaşma", "meanings": ["Kadavralaşmak işi"]}, {"word": "kadayıf", "meanings": ["Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek"]}, {"word": "kadayıfçı", "meanings": ["Kadayıf yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kadayıfçılık", "meanings": ["Kadayıfçının yaptığı iş"]}, {"word": "kadeh kaldırmak", "meanings": ["herhangi birini veya bir şeyi onurlandırmak için içmeden önce kadehleri yukarı kaldırmak"]}, {"word": "kadeh", "meanings": ["İçki içmeye yarayan ayaklı bardak", "Bu bardağın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "kadeh tokuşturmak", "meanings": ["içki içerken kadehleri karşılıklı olarak birbirine dokundurmak"]}, {"word": "kadeh arkadaşı", "meanings": ["Birlikte içki içilen kimse"]}, {"word": "kadehçik", "meanings": ["Meşe, fındık, gürgen vb. ağaçlarda, meyve sapının genişlemesiyle oluşan ve meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh biçimindeki oluşum"]}, {"word": "kadeh arkadaşlığı", "meanings": ["Birlikte içki içilen kimseyle oluşan dostluk"]}, {"word": "kadehdaş", "meanings": ["Birlikte içki içenlerin her biri"]}, {"word": "kadem", "meanings": ["Ayak", "Uğur (I)"]}, {"word": "kademe", "meanings": ["Aşama, basamak, derece", "Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim, bakımevi"]}, {"word": "kademe ilerlemesi", "meanings": ["Devlet memurunun olumlu sicil almak şartıyla bir yıllık terfi etmesi"]}, {"word": "kademeli", "meanings": ["Aşamalı"]}, {"word": "kademesiz", "meanings": ["Kademesi olmayan"]}, {"word": "kademhane", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "kademli olsun!", "meanings": ["uğurlu olsun!"]}, {"word": "kademli", "meanings": ["Uğurlu"]}, {"word": "kademsiz", "meanings": ["Uğursuz"]}, {"word": "kader", "meanings": ["Yazgı", "Genellikle kaçınılmaz kötü talih"]}, {"word": "kademsizlik", "meanings": ["Uğursuzluk"]}, {"word": "kader olmayınca kadir bilinmez", "meanings": ["`kişi talihsiz ise ne kadar iyi insan olursa olsun, değeri bilinmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kadere boyun eğmek", "meanings": ["yazgısını, talihini kabul etmek"]}, {"word": "kader birliği etmek", "meanings": ["her zaman ve her yerde, her durumu birlikte yaşamak, her şeyi paylaşmak"]}, {"word": "kader birliği", "meanings": ["İyi ve kötü günleri, aynı sonu paylaşma durumu"]}, {"word": "kaderci", "meanings": ["Yazgıcı"]}, {"word": "kadercilik", "meanings": ["Yazgıcılık"]}, {"word": "kaderiye", "meanings": ["Kader anlayışını inkâr ederek insanların irade ve hareket özgürlüklerinin bulunduğunu ileri süren İslam felsefesi"]}, {"word": "kadı", "meanings": ["Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları"]}, {"word": "kadersiz", "meanings": ["Kötü talihi olan", "Uğursuz"]}, {"word": "kadı anlatışa göre fetva verir", "meanings": ["`haksız kişi, olayı kendisini haklı gibi göstererek anlatırsa dinleyen ona hak verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Kadıköy taşı", "meanings": ["Kuvars ve opal liflerinden oluşan, mühür ve süs eşyası yapımında kullanılan, yarı billur silis, kalseduan"]}, {"word": "kadılık", "meanings": ["Kadı olma durumu", "Kadının görevi", "Bir kadının davalarına baktığı il sınırları içindeki bölge"]}, {"word": "kadının fendi, erkeği yendi", "meanings": ["`kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kadın", "meanings": ["Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen", "Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan", "Hizmetçi bayan", "Bayan"]}, {"word": "kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası", "meanings": ["`yolsuz ilişkiler kadınlar için hoş karşılanmadığı hâlde erkekler bu gibi ilişkilerden övünme payı çıkarırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kadın olmak", "meanings": ["kızlığını yitirmek", "kadın kocasını, evini iyi yönetmek"]}, {"word": "kadınana", "meanings": ["Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın"]}, {"word": "kadın avcısı", "meanings": ["Kadınları baştan çıkaran erkek"]}, {"word": "kadın berberi", "meanings": ["Kadınların saçını kesen ve saç tuvaleti yapan berber, kuaför"]}, {"word": "kadınbudu", "meanings": ["Yumurtaya bulanarak yağda kızartılan bir tür pirinçli veya bulgurlu köfte"]}, {"word": "markiz", "meanings": ["Markinin karısı", "İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk", "Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak"]}, {"word": "kadınca", "meanings": ["Kadına özgü", "(kadı'nca) Kadına yakışır bir biçimde, kadıncasına"]}, {"word": "markizet", "meanings": ["Bir tür ince ve çoğu kez çiçekli, pamuklu kumaş"]}, {"word": "markka", "meanings": ["Finlandiya para birimi, mark"]}, {"word": "markör", "meanings": ["Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan kalem"]}, {"word": "Marksçı", "meanings": ["Marksçılık yanlısı olan (görüş veya kimse), Marksist"]}, {"word": "Marksçılık", "meanings": ["Alman filozof Marks'ın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım, Marksizm"]}, {"word": "Marksist", "meanings": ["Marksçı"]}, {"word": "Marksizm", "meanings": ["Marksçılık"]}, {"word": "marley", "meanings": ["Yapılarda döşeme gereci olarak kullanılan plastik madde"]}, {"word": "Marmara çırası", "meanings": ["`Perişan etmek, mahvetmek veya perişan olmak, mahvolmak` anlamlarındaki Marmara çırası gibi yakmak (veya yanmak) deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "marmelat", "meanings": ["Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi"]}, {"word": "marn", "meanings": ["Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç, pekmez toprağı"]}, {"word": "marnlama", "meanings": ["Marnlamak işi"]}, {"word": "marnlamak", "meanings": ["Kireci az olan toprağın içine marn katarak daha iyi duruma getirmek"]}, {"word": "maroken", "meanings": ["Fas'ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi", "Üzerine benekler basılarak marokene benzetilen koyun derisi", "Bu deriden yapılmış veya bu deriyle kaplanmış"]}, {"word": "marokenci", "meanings": ["Maroken eşya yapan kimse"]}, {"word": "marokencilik", "meanings": ["Maroken deriden çeşitli eşya yapma sanatı"]}, {"word": "marsık", "meanings": ["Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü", "Zayıf ve teni koyu renkte olan"]}, {"word": "maron", "meanings": ["Kestane rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "marpuç", "meanings": ["Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan, hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru"]}, {"word": "marpuççu", "meanings": ["Marpuç yapan veya satan kimse"]}, {"word": "Mars", "meanings": ["Güneş'e olan uzaklığı, yerin Güneş'e olan uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki olan kızıl gezegen, Merih"]}, {"word": "mars", "meanings": ["Tavlada oyunculardan birinin, karşı taraf pul toplamaya başlamadan kendi pullarının tamamını toplayıp iki sayı kazanması"]}, {"word": "mars etmek", "meanings": ["tavlada karşısındakine hiçbir pul toplamaya fırsat vermeden kendi pullarını toplayıp iki sayı kazanmak", "karşısındakini söz söyleyemeyecek duruma getirmek"]}, {"word": "mars olmak", "meanings": ["tavlada pul toplayamadan kaybetmek", "söz söyleyemeyecek duruma gelmek"]}, {"word": "marsık gibi", "meanings": ["koyu esmer, kömür gibi, simsiyah"]}, {"word": "marsıvan", "meanings": ["Sınırdaki koruma görevlisi"]}, {"word": "marsıvan ayısı", "meanings": ["Marsıvan eşeği"]}, {"word": "marsıvan eşeği", "meanings": ["Gayet iyi cins eşek, marsıvan ayısı", "Geri zekâlı, çok kaba ve aptal kimse"]}, {"word": "marsıvan otu", "meanings": ["Birleşikgillerden bir cins kokulu bitki (Tanacetum balsamita)"]}, {"word": "marş", "meanings": ["Ritmi, yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzik parçası", "Bir topluluğu simgelemek için düzenlenmiş müzik parçası", "Askerlikte yürüyüşe geçmek için verilen komut", "Otomobil, kamyon vb. motorlu araçlarda motoru işletme düzeni"]}, {"word": "marşandiz", "meanings": ["Yük treni"]}, {"word": "mart", "meanings": ["Yılın üçüncü ayı"]}, {"word": "marş marş", "meanings": ["`Yürü` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "`Çık git, uzaklaş` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "mart ayı dert ayı", "meanings": ["`mart ayında havalar sık sık değiştiği için insan kendisini koruyamaz ve hasta olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mart çıkmadıkça dert çıkmaz", "meanings": ["`kış hastalıkları, mart sona ermedikçe bitmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mart dokuzunda çıra yak, bağ buda", "meanings": ["`mart ayının dokuzunda bağların kesinlikle budanması gerekir, bu iş gündüz yetiştirilemezse gece çıra ışığında yapılmaya değecek kadar önemlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mart havası gibi", "meanings": ["kararsız, huysuz (kimse)"]}, {"word": "mart içeri, pire dışarı", "meanings": ["tedirgin edici biri geldiğinde gitmeye kalkan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "martaval", "meanings": ["Yalan, uydurma söz, palavra"]}, {"word": "mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır", "meanings": ["`mart ayındaki şiddetli soğuklarda insanlar ellerine geçen her şeyi yakmak zorunda kalırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "martavalcı", "meanings": ["Yalan söyleyen, palavracı"]}, {"word": "martaval atmak (veya okumak)", "meanings": ["inanılmayacak sözler söylemek, yalan söylemek"]}, {"word": "maruf", "meanings": ["Herkesçe bilinen, tanınan, belli, sanlı", "Dinî bakımdan uygun görülen, beğenilen, buyrulan"]}, {"word": "martavalcılık", "meanings": ["Yalan söyleme, yalancılık"]}, {"word": "mart dokuzu", "meanings": ["Gregoryen takvimine göre martın üçüncü haftasında görülen bir fırtına", "Bahar mevsiminin başlangıcı"]}, {"word": "martı", "meanings": ["Martıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı (Larus)"]}, {"word": "martıgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren, birçok türü bulunan bir familya"]}, {"word": "martin", "meanings": ["Tek kurşun atan bir tür tüfek"]}, {"word": "martini", "meanings": ["Portakal kabuğu, cin ve vermutla yapılan içki"]}, {"word": "marufiyet", "meanings": ["Bilinme, tanınma, belli olma"]}, {"word": "martolos", "meanings": ["Türk garnizonlarında hizmet eden garson"]}, {"word": "marul", "meanings": ["Birleşikgillerden, geniş ve uzun olan yeşil yaprakları taze olarak yenilen bir bitki (Lactuca sativa)"]}, {"word": "marulcu", "meanings": ["Marul yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "marulcuk", "meanings": ["Çöpleme"]}, {"word": "Maruni", "meanings": ["Lübnan ve Suriye'de oturan Katolik Süryani topluluğu", "Bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "maruz", "meanings": ["Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan", "Arz edilen, sunulan, verilen"]}, {"word": "maruz bulunmak (veya olmak)", "meanings": ["bir olayın veya bir durumun etkisinde bulunmak"]}, {"word": "maruz kalmak", "meanings": ["bir olay veya bir durumla karşı karşıya olmak"]}, {"word": "maruz bırakmak", "meanings": ["bir olayın veya bir durumun etkisinde bırakmak"]}, {"word": "maruzat", "meanings": ["Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi, sunuş"]}, {"word": "marya", "meanings": ["Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun", "Dişi hayvan", "Bir tür küçük balık"]}, {"word": "marya ağı", "meanings": ["Uzunluğu altmış, genişliği üç dört kulaç olan bir tür balık ağı"]}, {"word": "mas", "meanings": ["Emme, emerek içine çekme, soğurma"]}, {"word": "masa", "meanings": ["Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya", "Bu mobilya etrafında oturanların tümü", "Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm", "Düz duruşlu yer, düzlek yapı", "İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı"]}, {"word": "masaya oturmak", "meanings": ["bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak"]}, {"word": "masaj", "meanings": ["Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi", "Ovma, ovuşturma"]}, {"word": "masaya yatırmak", "meanings": ["bir konuyu, olayı araştırmak veya irdelemek"]}, {"word": "masaj yapmak", "meanings": ["sağlık, bakım ve yarışmalara hazırlık amacıyla vücudun çeşitli bölgelerini özel araç ve yöntemlerle ovmak, ovuşturmak"]}, {"word": "masabaşı", "meanings": ["Kuruluşlarda, büro benzeri yerlerde genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)"]}, {"word": "masajcı", "meanings": ["Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse, masör"]}, {"word": "masajlama", "meanings": ["Masajlamak işi"]}, {"word": "masajlamak", "meanings": ["Masaj yapmak"]}, {"word": "masal", "meanings": ["Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür", "Boşuna söylenmiş söz"]}, {"word": "masal gibi", "meanings": ["olmayacak biçimde"]}, {"word": "masal okumak (veya anlatmak)", "meanings": ["inandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak"]}, {"word": "masal âlemi", "meanings": ["Doğaüstü, gerçek dışı ancak masallarda rastlanabilecek yerler"]}, {"word": "masal âleminde yaşamak", "meanings": ["gerçek olmayan, gerçekleşmesi güç olan şeyler düşünerek yaşamak", "masallardaki gibi olağanüstü güzel anlar yaşamak"]}, {"word": "masallaştırmak", "meanings": ["Masal durumuna getirmek"]}, {"word": "masalcı", "meanings": ["Masal anlatan, yazan veya okuyan kimse", "Yalan uyduran, hayalî şeyler anlatan kimse"]}, {"word": "masa örtüsü", "meanings": ["Masa üzerine serilen kumaş vb. maddeden yapılan örtü"]}, {"word": "masara", "meanings": ["Küçük, dar yer veya hücre"]}, {"word": "masarika", "meanings": ["Bağırsakları tutan karın iç zarı"]}, {"word": "masarif", "meanings": ["Giderler, masraflar"]}, {"word": "masa saati", "meanings": ["Masa üzerinde kullanılmak üzere yapılan saat"]}, {"word": "masat", "meanings": ["Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç"]}, {"word": "masa tenisi", "meanings": ["Kuralları tenisinkine benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun, masa topu, pinpon (II)"]}, {"word": "masa takvimi", "meanings": ["Masa üzerinde kullanılmak amacıyla yapılmış bir takvim türü"]}, {"word": "masa topu", "meanings": ["Masa tenisi"]}, {"word": "masaüstü yayıncılık", "meanings": ["Kitap, dergi vb. yayınları bilgisayar ortamında baskıya hazırlama işi"]}, {"word": "masif", "meanings": ["Som (I)"]}, {"word": "masiko", "meanings": ["Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen, doğal kurşun oksit (PbO)"]}, {"word": "maskanyin", "meanings": ["Doğal amonyum sülfat"]}, {"word": "mask", "meanings": ["Genellikle ölünün yüzüne uygulanarak elde edilen yüz kalıbı"]}, {"word": "maskara", "meanings": ["Eğlendirici, sevimli, güldürücü, soytarı, hoş (kimse)", "Karnaval maskesi", "Rimel", "Şerefsiz, onursuz, haysiyetsiz, rezil (kimse)"]}, {"word": "maskara etmek", "meanings": ["bir kimseyi veya şeyi gülünç ve şerefsiz duruma düşürmek", "bir şeyi bozmak, berbat etmek"]}, {"word": "maskara olmak", "meanings": ["gülünç bir duruma düşmek"]}, {"word": "maskarası olmak", "meanings": ["birinin eğlencesi olmak"]}, {"word": "maskarasını çıkarmak", "meanings": ["birini rezil etmek, küçük düşürerek gülünç duruma sokmak"]}, {"word": "maskaraya almak", "meanings": ["biriyle eğlenmek, alay etmek"]}, {"word": "maskaraya çevirmek", "meanings": ["gülünç bir duruma sokmak"]}, {"word": "maskaraca", "meanings": ["Maskara gibi, maskaraya benzer bir biçimde"]}, {"word": "maskaralanma", "meanings": ["Maskaralanmak işi"]}, {"word": "maskaralanmak", "meanings": ["Maskaralık etmek", "Şerefsiz, haysiyetsiz ve gülünç davranışlarda bulunup herkesin eğlencesi olmak"]}, {"word": "maskaralaşma", "meanings": ["Maskaralaşmak işi"]}, {"word": "maskaralaşmak", "meanings": ["Eğlendirici, hoş bir durum almak", "Herkesin eğlencesi durumuna gelmek"]}, {"word": "maskaralık", "meanings": ["Soytarılık", "Şerefsizce, haysiyetsizce davranış, rezalet"]}, {"word": "maskarata", "meanings": ["Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü"]}, {"word": "maske", "meanings": ["Boyalı karton, kumaş veya plastikten yapılan ve başkalarınca tanınmamak için yüze geçirilerek kullanılan yapma yüz", "Korunmak için özel olarak yapılıp yüze geçirilen şey", "Yüz ve boyun güzelliği için cilde sürülen krem, macun vb. şeyler", "Gerçek duyguları veya bir şeyin gerçek görünüşünü gizleyen aldatıcı görünüş, davranış", "Kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı davranış"]}, {"word": "maskesi düşmek", "meanings": ["gerçek niyeti ve niteliği ortaya çıkmak"]}, {"word": "maskesini düşürmek (veya kaldırmak)", "meanings": ["gizli amaçlarını, gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak"]}, {"word": "maskesini atmak", "meanings": ["amaçlarını gizlemesini bilen kimse, bu tutumunu bırakarak gerçek kişiliğini ve amaçlarını açığa vurmak"]}, {"word": "maskeleme", "meanings": ["Maskelemek işi"]}, {"word": "maskelemek", "meanings": ["Görünmemesini sağlamak, maske ile örtmek", "Gerçek görünüşünü, niteliğini saklamak", "Gerçek duygularını gizlemek"]}, {"word": "maskelenme", "meanings": ["Maskelenmek işi"]}, {"word": "maskelenmek", "meanings": ["Maskeleme işi yapılmak veya maskeleme işine konu olmak", "Gerçek görünüşünü saklamak, gizlemek"]}, {"word": "maskeli", "meanings": ["Maskesi olan, maskelenmiş", "Davranış ve tutumunda gerçek kişiliğini saklayan"]}, {"word": "maskeli balo", "meanings": ["Yüze maske takılarak gidilen balo"]}, {"word": "maskot", "meanings": ["Uğur getireceğine inanılan şey", "Uğurluk"]}, {"word": "maskesiz", "meanings": ["Maskesi olmayan", "Davranış ve tutumunda gerçek kişiliğini saklamadan"]}, {"word": "maslahat", "meanings": ["İş, önemli iş, mesele", "Erkeklik organı"]}, {"word": "maslahatgüzar", "meanings": ["Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomat, işgüder"]}, {"word": "maslahatgüzarlık", "meanings": ["Maslahatgüzar olma durumu, maslahatgüzarın mesleği", "Maslahatgüzarın makamı, işgüderlik"]}, {"word": "maslak", "meanings": ["Sürekli su akan boru", "Boruları aşırı basınçtan korumak amacıyla su yolu üzerinde yapılan içi su dolu hazne", "Büyük yalak"]}, {"word": "masör", "meanings": ["Erkek masajcı"]}, {"word": "masmavi", "meanings": ["Her yanı mavi, gömgök"]}, {"word": "maslup", "meanings": ["Asılmış, asılarak öldürülmüş (kimse)"]}, {"word": "masnu", "meanings": ["Sanatla yapılmış (ürün)", "Aslı olmayan, uydurma, yapma, düzme, düzmece, sahte"]}, {"word": "masnuat", "meanings": ["Sanatla yapılmış şeyler, sanat eserleri", "Aslı olmayan şeyler, yapma ve düzme şeyler"]}, {"word": "mason", "meanings": ["Masonluk üyesi, farmason"]}, {"word": "masonluk", "meanings": ["Birtakım kardeşlik ilkelerini benimseyen, birbirlerini parola ve işaretlerle tanıyan, loca denilen bölümlere ayrılan kimselerden kurulu dernek", "Mason olma durumu, farmasonluk"]}, {"word": "mason locası", "meanings": ["Çeşitli derecelerdeki masonlardan oluşan gruplardan her biri"]}, {"word": "masraf", "meanings": ["Harcanan para, gider", "Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç"]}, {"word": "masraf etmek", "meanings": ["para harcamak"]}, {"word": "masraf görmek", "meanings": ["alışveriş veya ödeme işlerini yapmak"]}, {"word": "masrafı çekmek", "meanings": ["bir iş için gereken parayı ödemek, gideri karşılamak"]}, {"word": "masrafa girmek", "meanings": ["bir iş veya yapım için çok para harcamak"]}, {"word": "masraftan çıkmak", "meanings": ["beklenmedik bir sırada para harcama durumunda kalmak, paradan çıkmak"]}, {"word": "masraf kapısı", "meanings": ["Para harcamayı gerektiren bir iş"]}, {"word": "masraf kapısı açmak", "meanings": ["para harcamayı gerektiren bir işe girişmek"]}, {"word": "masraflı", "meanings": ["Çok masraf gerektiren, pahalıya çıkan"]}, {"word": "masrafsız", "meanings": ["Masraf gerektirmeyen veya az masrafı olan, ucuza mal olan", "Külfeti az bir biçimde"]}, {"word": "masruf", "meanings": ["Sarf edilmiş, harcanmış"]}, {"word": "massetmek", "meanings": ["Emmek, içine çekmek"]}, {"word": "mastar", "meanings": ["Fiilin -mak \\/ -mek veya -ma \\/ -me ekleri alan ve ad gibi kullanılan biçimi, eylemlik: al-mak, üşü-mek, bul-ma, gör-me, vb"]}, {"word": "massetme", "meanings": ["Massetmek işi", "Soğurma"]}, {"word": "mastara", "meanings": ["İletki"]}, {"word": "mastar", "meanings": ["Sıvacı ve duvarcıların cetvel gibi kullandıkları uzun, ensiz ve düz tahta"]}, {"word": "mastı", "meanings": ["Kulakları uzun ve düşük, bacakları kısa, bodur bir köpek cinsi"]}, {"word": "mastürbasyon", "meanings": ["Cinsel bölgelere dokunarak orgazm sağlama, istimna, onanizm"]}, {"word": "master", "meanings": ["343 yüksek lisans"]}, {"word": "mastı çiçeği", "meanings": ["Öküzgözü(I)"]}, {"word": "mastika", "meanings": ["Sakız rakısı", "Sakız ağacından çıkarılan reçine"]}, {"word": "mastor olmak", "meanings": ["esrar içerek kendinden geçmek"]}, {"word": "mastor", "meanings": ["Çok sarhoş, mastur"]}, {"word": "mastur", "meanings": ["Mastor"]}, {"word": "masturi", "meanings": ["Geminin en geniş yeri"]}, {"word": "masuniyet", "meanings": ["Korunmuş olma durumu", "Dokunulmazlık"]}, {"word": "masumane", "meanings": ["Masumca"]}, {"word": "masum", "meanings": ["Suçsuz, günahsız", "Temiz, saf(II)", "Küçük çocuk"]}, {"word": "masumiyet", "meanings": ["Masumluk"]}, {"word": "masumluk", "meanings": ["Masum olma durumu, masumiyet"]}, {"word": "masume", "meanings": ["Suçsuz, günahsız (kadın)", "Temiz, saf (kadın)"]}, {"word": "masun", "meanings": ["Korunan, korunmuş", "Saklanmış"]}, {"word": "maş", "meanings": ["Bir tür börülce (Phaseolus aureus)"]}, {"word": "masura", "meanings": ["Koni veya silindir biçiminde olup üzerine şerit, iplik vb. sarılan, karton, tahta, plastik vb.nden yapılan araç", "Çeşme zıvanası", "Bir akarsu ölçü birimi"]}, {"word": "maşa", "meanings": ["Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç", "Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç", "Saçları kıvırmak, düzeltmek için elektrik veya ateşle ısıtılan maşa biçiminde alet", "Başkasının isteklerine, amaçlarına alet olan kimse", "Bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça"]}, {"word": "maşa gibi kullanmak", "meanings": ["maşası olmak"]}, {"word": "maşa gibi", "meanings": ["zayıf ve kuru (kimse)"]}, {"word": "maşası olmak", "meanings": ["sakıncalı bir işte biri tarafından araç olarak kullanılmak"]}, {"word": "maşa kadar", "meanings": ["çok küçük doğan (çocuk)"]}, {"word": "maşa varken elini yakmak", "meanings": ["bir işten gelebilecek zarardan kendini koruyacak bir yol varken o yolu tutmamak"]}, {"word": "maşacı", "meanings": ["Maşa yapan veya satan kimse"]}, {"word": "maşacılık", "meanings": ["Maşacının işi veya mesleği"]}, {"word": "maşala", "meanings": ["Bağ ve bahçelerde kenarları set biçiminde birbirinden ayrılan, genellikle dikdörtgen toprak parçası"]}, {"word": "maşalama", "meanings": ["Maşalamak işi"]}, {"word": "maşalamak", "meanings": ["Saçları maşa ile kıvırmak veya düzeltmek"]}, {"word": "maşalı", "meanings": ["Maşası olan", "Maşa ile kıvrılmış (saç)"]}, {"word": "maşalanmak", "meanings": ["Maşa ile tutturulmak"]}, {"word": "maşalık", "meanings": ["Başkasının pek de hoş olmayan, sakıncalı isteklerine, amaçlarına alet olma durumu", "Aşırı hırçınlık, yaramazlık yüzünden dayak yemeye aday (çocuk)"]}, {"word": "maşalık etmek", "meanings": ["başkalarının çıkarı, isteği ve amaçları doğrultusunda çalışmak"]}, {"word": "maşallah", "meanings": ["(ma:şalla:h) `Ne güzel, Allah nazardan saklasın` anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz", "(ma:şalla:h) Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz", "(ma:şallah) Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina vb. yerlere asılan, üstünde `maşallah` yazılı nazarlık"]}, {"word": "maşallahı var", "meanings": ["bir kimsenin veya bir şeyin iyi bir durumu anlatılırken söylenen bir söz"]}, {"word": "maşatlık", "meanings": ["Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı"]}, {"word": "maşer", "meanings": ["İnsan topluluğu, toplum"]}, {"word": "maşrapa", "meanings": ["Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap"]}, {"word": "maşrık", "meanings": ["Doğu"]}, {"word": "maşerî", "meanings": ["Topluluğa ait olan, toplumu ilgilendiren", "Toplumsal"]}, {"word": "maşlah", "meanings": ["Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan bir tür kadın üstlüğü", "Bazı varlıklı Arapların giydiği ipekten pelerin"]}, {"word": "maşuk", "meanings": ["Sevilen, âşık olunan erkek"]}, {"word": "maşuka", "meanings": ["Sevilen, âşık olunan kadın"]}, {"word": "mat", "meanings": ["Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi"]}, {"word": "mat etmek", "meanings": ["satranç oyununda yenmek", "bir tartışma sonunda karşısındakini cevap veremez duruma düşürmek", "kötü duruma düşürmek, bozmak"]}, {"word": "mat olmak", "meanings": ["satranç oyununda yenilmek", "bir tartışma sonunda veya benzeri bir durumda yenik düşmek"]}, {"word": "mat", "meanings": ["Parlak olmayan, donuk"]}, {"word": "matafora", "meanings": ["Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikme"]}, {"word": "matador", "meanings": ["Boğa güreşçisi"]}, {"word": "matafyon", "meanings": ["Yelkenlere ve teknelere açılan delik"]}, {"word": "matah", "meanings": ["İnsan, mal, eşya vb. için küçümseme yollu bir söz"]}, {"word": "matara", "meanings": ["Yolculukta ve askerlikte kullanılan, boyna veya bele asılı olarak taşınan, genellikle aba, deri veya metalden yapılmış su kabı"]}, {"word": "matbaa", "meanings": ["Basımevi"]}, {"word": "matbaacı", "meanings": ["Basımcı, basımevi sahibi"]}, {"word": "matbaacılık", "meanings": ["Basımcılık"]}, {"word": "matbua", "meanings": ["Basma"]}, {"word": "matbu", "meanings": ["Basılı"]}, {"word": "matbuat", "meanings": ["Basın"]}, {"word": "matem tutmak", "meanings": ["yas tutmak"]}, {"word": "matem", "meanings": ["Yas"]}, {"word": "matematik", "meanings": ["Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye", "Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı"]}, {"word": "matematikçi", "meanings": ["Matematikle uğraşan kimse, riyaziyeci, matematisyen", "Matematik öğretmeni"]}, {"word": "matematiksel", "meanings": ["Matematik bilimi ile ilgili olan, riyazi", "Kesin, sağlam, bütün kuşkulardan uzak olan"]}, {"word": "matem ayı", "meanings": ["Muharrem"]}, {"word": "matem havası", "meanings": ["Bir yerde herhangi bir sebeple ortaya çıkan üzüntülü durum"]}, {"word": "matemli", "meanings": ["Yaslı"]}, {"word": "materyal", "meanings": ["Gereç", "Yazılı, sözlü, görüntülü, kaydedilmiş her türlü belge"]}, {"word": "materyalist", "meanings": ["Maddeci"]}, {"word": "materyalizm", "meanings": ["Maddecilik"]}, {"word": "matine", "meanings": ["Gündüz gösterimi"]}, {"word": "matiz", "meanings": ["İki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi"]}, {"word": "matiz", "meanings": ["Çok sarhoş", "Orta oyununda ve Karagöz'de sarhoş"]}, {"word": "matiz olmak", "meanings": ["sarhoşluktan sızacak duruma gelmek"]}, {"word": "matizlik", "meanings": ["Sarhoşluk"]}, {"word": "matkap", "meanings": ["Tahta, maden, beton vb. sert maddeler üzerinde delik açmaya yarayan alet, delik açma aleti, delgi"]}, {"word": "matla", "meanings": ["Gök cisimlerinin doğması", "Gök cisimlerinin doğduğu yer", "Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti"]}, {"word": "matlaşma", "meanings": ["Matlaşmak işi"]}, {"word": "matlaşmak", "meanings": ["Mat duruma gelmek"]}, {"word": "matlaştırma", "meanings": ["Matlaştırmak işi"]}, {"word": "matlaştırmak", "meanings": ["Mat duruma getirmek"]}, {"word": "matlık", "meanings": ["Mat olma durumu"]}, {"word": "matmazel", "meanings": ["Evlenmemiş Hristiyan kızlar için `bayan` sözü yerine kullanılan bir unvan", "Konaklarda yabancı dil eğitimi veren kadın"]}, {"word": "matlup", "meanings": ["İstenilen, aranılan", "Alacak"]}, {"word": "matrah", "meanings": ["Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer"]}, {"word": "matrak", "meanings": ["Savaşmayı öğretmek için kullanılan, ucu giderek yuvarlaklaşan kalın sopa, değnek", "Eğlenceli, gülünç, hoş"]}, {"word": "matrak geçmek", "meanings": ["alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "matrağa almak", "meanings": ["alaya almak, eğlenmek"]}, {"word": "matrakçı", "meanings": ["Osmanlı ordusunda acemilere matrakla savaşmayı öğreten usta"]}, {"word": "matriarkal", "meanings": ["Anaerkil"]}, {"word": "matriks", "meanings": ["İçinde birçok biyolojik olayın meydana geldiği, akıcılığı az, cansız bir sıvı ortam"]}, {"word": "matris", "meanings": ["Matbaacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp, baskı kalıbı", "Dizey"]}, {"word": "matruş", "meanings": ["Tıraşlı"]}, {"word": "matris kâğıdı", "meanings": ["Basılacak formanın kalıbını almada kullanılan yumuşak karton"]}, {"word": "matruşluk", "meanings": ["Sakalsız, bıyıksız olma durumu"]}, {"word": "matrut", "meanings": ["Kovulmuş, çıkarılmış"]}, {"word": "matuf", "meanings": ["Bir yöne eğilmiş", "Yöneltilmiş"]}, {"word": "matuf olmak", "meanings": ["bir şeye yöneltilmek"]}, {"word": "matuh", "meanings": ["Bunamış, bunak"]}, {"word": "maun", "meanings": ["Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni)", "Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi", "Bu keresteden yapılan"]}, {"word": "maval", "meanings": ["Yalan, uydurma söz"]}, {"word": "maval okumak", "meanings": ["yalan söylemek, yalan söyleyerek oyalamak, masal okumak"]}, {"word": "mavera", "meanings": ["Öte", "Görülen âlemin ötesi"]}, {"word": "mavi", "meanings": ["Yeşil ile menekşe rengi arasında bir renk, bulutsuz gökyüzünün rengi, mai", "Bu renkte olan"]}, {"word": "mavi boncuk", "meanings": ["Nazar değmesin veya göze gelinmesin inancıyla takılan mavi renkli boncuk"]}, {"word": "mavi boncuk dağıtmak", "meanings": ["birçok kişiye birden sevgi göstermek", "herkese şirin görünmeye çalışmak"]}, {"word": "mavikantaron", "meanings": ["Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki, belemir, peygamber çiçeği, acımık (Centaurea cyanus)"]}, {"word": "mavihastalık", "meanings": ["Kalbi ikiye ayıran bölmenin bozulması sonucu temiz ve kirli kanın birbirine karışmasıyla ortaya çıkan hastalık"]}, {"word": "maviküf", "meanings": ["Özellikle tütün fidelerinde üreyerek yaprak hastalığına yol açan asalak mantar"]}, {"word": "mavileşme", "meanings": ["Mavileşmek işi"]}, {"word": "mavileşmek", "meanings": ["Mavi duruma gelmek"]}, {"word": "mavili", "meanings": ["Üzerinde mavi renk olan", "Mavi renkte giysi giymiş olan (kimse)"]}, {"word": "mavilik", "meanings": ["Mavi renkte olma durumu"]}, {"word": "mavimtırak", "meanings": ["Mavimsi"]}, {"word": "maviş maviş bakmak", "meanings": ["mavi gözlerle bakmak"]}, {"word": "maviş", "meanings": ["Ak tenli, mavi gözlü olan (kimse)"]}, {"word": "mavna", "meanings": ["Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne", "Büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi"]}, {"word": "mavnacı", "meanings": ["Mavna işleten kimse"]}, {"word": "mavruka", "meanings": ["Kurşundan dökülmüş uzun ve yuvarlak, iki ucu delikli, mazgallanıp cıvayla parlatılmış veya sarı madenden döküm yapılıp nikelajlanmış, 80-130 gr ağırlığında bir av aleti"]}, {"word": "mavzer", "meanings": ["Atış hızı dakikada ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek tipi"]}, {"word": "maya", "meanings": ["Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde, ferment", "İçerdikleri enzimlerin katalizör niteliği etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren bir hücreli bitki organizmaları", "Yaradılış, öz nitelik", "Arsız, utanmaz kimse"]}, {"word": "maya çalmak", "meanings": ["mayalanmayı sağlamak"]}, {"word": "maya", "meanings": ["Damızlık dişi hayvan", "Dişi deve"]}, {"word": "maya", "meanings": ["Uzun havalardan bir tür halk türküsü"]}, {"word": "mayasında olmak", "meanings": ["içinde olmak"]}, {"word": "maya ağacı", "meanings": ["Meyvelerinden yemek yağı çıkarılan bir tür hurma ağacı (Elaels)"]}, {"word": "mayabozan", "meanings": ["Bir mayanın etkisine karşı koyan, protein yapısında madde"]}, {"word": "mayalama", "meanings": ["Mayalamak işi"]}, {"word": "mayalamak", "meanings": ["Maya koymak, içine maya karıştırmak"]}, {"word": "mayalandırma", "meanings": ["Mayalandırmak işi"]}, {"word": "mayalanmak", "meanings": ["Mayanın etkisiyle ekşiyip kabarmak"]}, {"word": "mayalandırmak", "meanings": ["Mayalanmasını sağlamak"]}, {"word": "mayalanma", "meanings": ["Sıvı veya hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayı", "Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik, tahammür, fermantasyon"]}, {"word": "maydanoz", "meanings": ["Maydanozgillerden, yenmek için yetiştirilen, 50-80 santimetre uzunluğunda, ufak yeşil ve parçalı yapraklı, hoş kokulu iki yıllık otsu bir bitki (Petroselinum crispum)"]}, {"word": "mayalı", "meanings": ["İçine maya karıştırılmış", "Maya ile ekşiyip kabarmış", "Daire şeklinde açılan mayalanmış hamurun, sac veya fırında pişirilmesiyle elde edilen ekmek"]}, {"word": "mayası bozuk", "meanings": ["Kötü yaradılışlı, karaktersiz (kimse)", "Hain"]}, {"word": "mayalık", "meanings": ["Maya olarak kullanılmak için ayrılmış, maya olmaya yarar", "Damızlık (hayvan)"]}, {"word": "mayasıl", "meanings": ["Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı, egzama", "Basur"]}, {"word": "mayasıl otu", "meanings": ["Bir deri hastalığına karşı kullanılan, pek çok çeşidi bulunan bitki türleri, altın otu"]}, {"word": "mayasız", "meanings": ["İçinde maya bulunmayan", "Kötü huylu"]}, {"word": "mayasız yoğurt tutmaz", "meanings": ["`çok para kazanabilmek için az da olsa elde bir sermaye olması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "maydanoz olmak", "meanings": ["olur olmaz her işe karışmak"]}, {"word": "maydanozgiller", "meanings": ["Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri şemsiye biçiminde olan, anason, kereviz, maydanoz, kimyon vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "mayhoşluk", "meanings": ["Mayhoş olma durumu"]}, {"word": "mayhoş", "meanings": ["Tadı şekerli ve az ekşi olan", "Limoni"]}, {"word": "mayın", "meanings": ["Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde"]}, {"word": "mayın dökmek (veya döşemek)", "meanings": ["denize mayın bırakmak, denizi mayınlamak"]}, {"word": "mayın taramak", "meanings": ["denizde ve karada bulunan mayınların yerini belirlemek ve kullanılmaz duruma getirmek"]}, {"word": "mayıncı", "meanings": ["Mayın dökmeye yardım eden veya mayın döşeyen kimse"]}, {"word": "mayın gemisi", "meanings": ["Denize mayın dökmek için özel olarak yapılmış gemi"]}, {"word": "mayınlama", "meanings": ["Mayınlamak işi"]}, {"word": "mayınlamak", "meanings": ["Bir yere mayın dökmek veya döşemek"]}, {"word": "mayınlanma", "meanings": ["Mayınlanmak işi"]}, {"word": "mayınlanmak", "meanings": ["Mayınlama işi yapılmak"]}, {"word": "mayın tarlası", "meanings": ["Mayın vb. patlayıcı maddelerin döşendiği veya çokça bulunduğu yer"]}, {"word": "mayıs", "meanings": ["Yılın beşinci ayı"]}, {"word": "mayıs böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, uzunluğu 20-25 milimetre olan, kızıl kahverengi görünüşlü, gelişmesi üç beş yıl süren, bitkilere zararlı bir böcek (Melolontha vulgaris)"]}, {"word": "mayıs", "meanings": ["Taze sığır dışkısı"]}, {"word": "mayıs böcekleri", "meanings": ["Otçul özellikleri dolayısıyla bitki sağlığı yönünden önem taşıyan böcekler topluluğu"]}, {"word": "mayıslı", "meanings": ["Bolca taze sığır dışkısı karıştırılmış (toprak)"]}, {"word": "mayışma", "meanings": ["Mayışmak işi"]}, {"word": "mayışmak", "meanings": ["Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemek"]}, {"word": "maymun", "meanings": ["Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan, primat", "Taklitçi", "Çirkin ve gülünç"]}, {"word": "mayi", "meanings": ["Sıvı"]}, {"word": "mayistra", "meanings": ["Grandi direğinin en alt sereni ve bu serene çekilen yelken", "Kuzeybatı rüzgârı"]}, {"word": "maymun gibi", "meanings": ["tuhaf, gülünç hareketler yapan", "taklitçi"]}, {"word": "maymun gözünü açtı", "meanings": ["geçen bir olaydan ders alındığını anlatan bir söz"]}, {"word": "maymuna dönmek", "meanings": ["çirkin ve gülünç duruma girmek", "uslanmak"]}, {"word": "maymuna benzetmek (veya çevirmek veya döndürmek)", "meanings": ["gülünç ve çirkin duruma sokmak"]}, {"word": "maymun balığı", "meanings": ["Yuvarlak başlı bir cins köpek balığı (Squatina vulgaris)"]}, {"word": "maymuncuk", "meanings": ["Küçük maymun", "Her kilidi açmaya yarayan, demirden, eğri ve sivri araç", "Ergin evrede bağ üzümlerinin yaprak ve sürgünlerini, kurtçuk evresinde kökleri kemiren, parlak siyah kın kanatlı böcek (Otiorrhyncus peregrinus)"]}, {"word": "maymun iştahlı", "meanings": ["Hevesi çabuk geçen, kararsız"]}, {"word": "maymunlaşma", "meanings": ["Maymunlaşmak işi"]}, {"word": "maymunlar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfının eteneliler alt sınıfına giren bir takım, primatlar"]}, {"word": "maymunlaşmak", "meanings": ["Maymuna benzemek, maymun gibi davranmak", "Taklitçi davranmak"]}, {"word": "maymunluk", "meanings": ["Güldürmek veya dikkati çekmek için yapılan tuhaflık"]}, {"word": "maymunsu", "meanings": ["Maymun gibi, maymuna benzer, maymun gibi, maymunumsu"]}, {"word": "mayna", "meanings": ["Yelken indirme, fora karşıtı", "Bırakılma, son verilme", "`İndir` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "mayna etmek", "meanings": ["herhangi bir şeyi halat ve palanga aracılığıyla denize veya yere indirmek", "fırtına yatışmak"]}, {"word": "mayo", "meanings": ["Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, tek parçadan oluşan giyisi"]}, {"word": "mayocu", "meanings": ["Mayo diken veya satan kimse"]}, {"word": "mayoculuk", "meanings": ["Mayo dikme veya satma işi"]}, {"word": "mayonez", "meanings": ["Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonla yapılan bir tür koyu, soğuk yiyecek"]}, {"word": "mayonezli", "meanings": ["Mayonez katılmış veya karıştırılmış"]}, {"word": "mayşor", "meanings": ["Alman gümüşü"]}, {"word": "maytap", "meanings": ["Yandığında renkli ve parlak ışıklar saçan, şenlik gecelerinde yakılan havai fişek"]}, {"word": "maytap geçmek", "meanings": ["biriyle alay etmek"]}, {"word": "maytaba almak", "meanings": ["biriyle alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "mazarrat", "meanings": ["Zarar"]}, {"word": "mazak", "meanings": ["Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara denizinde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık (Trigla lineata)"]}, {"word": "mazbata", "meanings": ["Tutanak"]}, {"word": "mazbut", "meanings": ["Ele geçirilmiş, zapt edilmiş", "Bir yere yazılmış, deftere geçirilmiş", "Unutulmamış, hatırda kalmış", "Düzenli, düzgün, beğenilen", "Doğa olaylarından etkilenmeyecek biçimde korunmuş olan (yapı)"]}, {"word": "mazbata muharriri", "meanings": ["Bir komisyon kararının gerekçesini kaleme alan üye"]}, {"word": "mazeret", "meanings": ["Özür", "Bahane"]}, {"word": "mazeret bulmak", "meanings": ["içinde bulunulan durumu açıklayacak bir sebebi ortaya koymak"]}, {"word": "mazeret kâğıdı", "meanings": ["Öğrencinin okula gelemeyişinin sebebini bildiren ve velisi tarafından imzalanarak okul yönetimine verilen belge"]}, {"word": "mazeretsiz", "meanings": ["Mazereti olmayan"]}, {"word": "mazeretli", "meanings": ["Mazereti olan, mazur"]}, {"word": "mazgal", "meanings": ["Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar delik", "Yağmur sularını kanalizasyon şebekesine çekmek için kullanılan üzeri parmaklıklı demirle kapatılmış delik"]}, {"word": "mazgallı", "meanings": ["Mazgalları olan"]}, {"word": "mazhar", "meanings": ["Bir şeyin ortaya çıktığı, göründüğü yer veya kimse", "Bir iyiliğe erişmiş, erişen (kimse)"]}, {"word": "mazhar olmak", "meanings": ["iyi bir şeye ermek, ulaşmak"]}, {"word": "mazhariyet", "meanings": ["Erişme, elde etme"]}, {"word": "mazı", "meanings": ["Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil"]}, {"word": "mazılık", "meanings": ["Mazı ağaçlarının çok olduğu yer"]}, {"word": "mazı", "meanings": ["Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi (Thuya)", "Hayvansal ve bitkisel asalakların bitkilerde oluşturduğu ur"]}, {"word": "mazı meşesi", "meanings": ["Mazı üstünde urların oluştuğu bir tür meşe (Quercus infectoria)"]}, {"word": "mazi", "meanings": ["Geçmiş", "Geçmiş zaman"]}, {"word": "maziye karışmak", "meanings": ["geçmişte kalmak, yürürlükten ve işlerlikten çıkmak"]}, {"word": "mazlum", "meanings": ["Zulüm görmüş, kendisine zulmedilmiş", "Haksızlığa uğramış", "Sessiz ve uysal, boynu bükük"]}, {"word": "mazlumun ahı yerde kalmaz", "meanings": ["`zulüm gören kimsenin bedduası tutar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mazlumluk", "meanings": ["Haksızlığa ve zulme uğramış olma durumu, ezilmişlik", "Sessizlik, uysallık"]}, {"word": "mazmun", "meanings": ["Anlam, kavram", "Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı anlatmak için kullanılan nükteli ve sanatlı söz"]}, {"word": "maznun", "meanings": ["Sanık"]}, {"word": "mazoşist", "meanings": ["Özezer"]}, {"word": "mazoşizm", "meanings": ["Özezerlik"]}, {"word": "mazot", "meanings": ["Yakıt olarak kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biri, motorin"]}, {"word": "mazotlama", "meanings": ["Mazotlamak işi"]}, {"word": "mazur", "meanings": ["Mazereti olan, mazeretli"]}, {"word": "mazotlamak", "meanings": ["Mazot tabakasıyla kaplamak", "Yağlı parçaları mazotla temizlemek, yıkamak"]}, {"word": "mazruf", "meanings": ["Zarf içine konmuş, zarflı", "İçerik"]}, {"word": "mazur olmak", "meanings": ["mazeretli olmak, bahanesi bulunmak"]}, {"word": "mazur görmek", "meanings": ["kusura bakmamak, hoş görmek, bağışlamak, affetmek"]}, {"word": "mazurka", "meanings": ["Bir tür Leh dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "mazuryum", "meanings": ["Teknetyum"]}, {"word": "meal", "meanings": ["Anlam, kavram, mefhum", "Ortaya çıkan şey, sonuç, netice"]}, {"word": "meblağ", "meanings": ["Para miktarı, tutar"]}, {"word": "mebni", "meanings": ["Yapılmış, kurulmuş, bina olunmuş", "-den dolayı, -den ötürü"]}, {"word": "mecal", "meanings": ["Güç, kuvvet, derman, takat"]}, {"word": "mebus", "meanings": ["Milletvekili"]}, {"word": "mebzul", "meanings": ["Bol, çok"]}, {"word": "mebde", "meanings": ["Baş, başlangıç", "Kaynak, kök", "İlke"]}, {"word": "mealen", "meanings": ["Anlamca"]}, {"word": "mebusluk", "meanings": ["Milletvekilliği"]}, {"word": "mebiz", "meanings": ["Yumurtalık"]}, {"word": "mebzuliyet", "meanings": ["Çokluk, bolluk"]}, {"word": "mecali (veya mecal) kalmamak", "meanings": ["gücü kalmamak, güçsüzleşmek"]}, {"word": "mecalsiz", "meanings": ["Güçsüz, kuvvetsiz, dermansız, takatsiz"]}, {"word": "mecalsiz düşmek", "meanings": ["güçsüzleşmek, takati kalmamak"]}, {"word": "mecaz", "meanings": ["Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz", "Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor"]}, {"word": "mecalsizlik", "meanings": ["Argınlık, dermansızlık, takatsizlik"]}, {"word": "mecazen", "meanings": ["Mecaz yoluyla, mecaz olarak"]}, {"word": "mecazi", "meanings": ["Mecazla ilgili, mecaz niteliğinde olan"]}, {"word": "mecburiyet", "meanings": ["Zorunluluk", "Yükümlülük"]}, {"word": "mecazlı", "meanings": ["Gerçek anlamından saptırılarak benzetmeli olarak kullanılmış (söz)"]}, {"word": "mecbur", "meanings": ["Herhangi bir konuda yükümlü, bir şeyi yapmak zorunda olan", "Bağlı, düşkün, tutkun"]}, {"word": "mecbur etmek", "meanings": ["zorlamak"]}, {"word": "mecbur kalmak (veya olmak)", "meanings": ["herhangi bir şeyi yapmak zorunda bulunmak"]}, {"word": "mecburen", "meanings": ["Kendi isteğinin dışında, zorla, kaçınılmaz, zorunlu olarak"]}, {"word": "mecburi", "meanings": ["Zorunlu"]}, {"word": "mecbur tutmak", "meanings": ["zorlamak, yükümlü saymak, mecbur etmek"]}, {"word": "meccanen", "meanings": ["Parasız olarak, bedava"]}, {"word": "meccani", "meanings": ["Parasız, bedava"]}, {"word": "mecelle", "meanings": ["Kitap", "Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren, Tanzimattan sonra hazırlanmış olan, yasa yerine kullanılan eser"]}, {"word": "mecidit", "meanings": ["Uranyum ve kalsiyum hidratlı doğal sülfatı"]}, {"word": "mecidiye", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde 1840 yılında basılmış, 20 kuruş değerinde olan gümüş sikke"]}, {"word": "meclis", "meanings": ["Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılan toplantı", "Bu toplantının yapıldığı yer, şûra", "Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu", "Dostlar toplantısı"]}, {"word": "meclisara", "meanings": ["Güzel konuşan, kendini toplantılarda konuşmasıyla sevdiren (kimse)"]}, {"word": "meclis kurmak", "meanings": ["birkaç kişi konuşmak veya eğlenmek için toplanmak"]}, {"word": "mecnun", "meanings": ["Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş", "Çılgın, deli"]}, {"word": "meclis araştırması", "meanings": ["Belli bir konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bilgi edinmek için yapılan inceleme"]}, {"word": "meclup", "meanings": ["Tutkun"]}, {"word": "mecmu", "meanings": ["Bir araya getirilmiş, toplanmış, bütün, hep", "Toplam"]}, {"word": "mecmua", "meanings": ["Dergi"]}, {"word": "mecmuacılık", "meanings": ["Dergi işleriyle uğraşma"]}, {"word": "mecmuacı", "meanings": ["Dergi işleriyle uğraşan kimse"]}, {"word": "mecra", "meanings": ["Yatak", "Bir işin gidişi, bir olayın doğrultusu"]}, {"word": "mecnun olmak", "meanings": ["sevda sebebiyle kendini kaybetmek", "delirmek, çıldırmak"]}, {"word": "mecnunane", "meanings": ["Çılgın gibi, çılgınca olan", "Mecnunca"]}, {"word": "mecrasında gitmek", "meanings": ["bir iş kurallarına uygun bir biçimde yürümek"]}, {"word": "mecrası değişmek", "meanings": ["bir iş, bir olay için gidişi, yönü, doğrultusu değişmek"]}, {"word": "mecruh", "meanings": ["Yaralı", "İncinmiş olan (kimse)"]}, {"word": "Mecus", "meanings": ["Ateşe tapanların bağlı oldukları din"]}, {"word": "Mecusi", "meanings": ["Mecus dininden olan (kimse)"]}, {"word": "meç", "meanings": ["Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç"]}, {"word": "Mecusilik", "meanings": ["Mecusi olma durumu"]}, {"word": "meczup", "meanings": ["Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse", "Aklını yitirmiş kimse, deli"]}, {"word": "meç", "meanings": ["Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu"]}, {"word": "meçhul", "meanings": ["Bilinmeyen, bilinmedik", "Edilgen fiil, malum karşıtı", "Bilinmeyen"]}, {"word": "meçhulat", "meanings": ["Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler, meçhuller"]}, {"word": "medar olmak", "meanings": ["yardımı, yararı dokunmak"]}, {"word": "medar", "meanings": ["Dönence, cezir karşıtı", "Dayanak, yardımcı"]}, {"word": "medarıiftihar", "meanings": ["Övünülen, onur duyulan, iftihar edilen şey veya kimse"]}, {"word": "metcezir", "meanings": ["Gelgit"]}, {"word": "meddah", "meanings": ["Taklitler yaparak, hoş hikâyeler anlatarak halkı eğlendiren sanatçı", "Öven, aşırı övgüde bulunan kimse"]}, {"word": "meddahlık", "meanings": ["Meddah sanatı, meddahın işi", "Övücülük"]}, {"word": "medeni", "meanings": ["Kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar", "Uygar biçimde"]}, {"word": "medenileşme", "meanings": ["Uygarlaşma"]}, {"word": "medenileşmek", "meanings": ["Uygarlaşmak"]}, {"word": "medenilik", "meanings": ["Uygarlık"]}, {"word": "medeni nikâh", "meanings": ["Resmî nikâh"]}, {"word": "medeniyet", "meanings": ["Uygarlık"]}, {"word": "medeniyetçilik", "meanings": ["Medeniyet yanlısı olma durumu"]}, {"word": "medeniyetsiz", "meanings": ["Uygarlaşmamış", "Uygarlaşmamış bir biçimde"]}, {"word": "medeniyetsizlik", "meanings": ["Medeniyetsiz olma durumu"]}, {"word": "medet", "meanings": ["Yardım, imdat", "`Yardım edin, imdat` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "medet Allah!", "meanings": ["zor durumda kalındığında söylenen bir söz"]}, {"word": "medet ummak (veya beklemek)", "meanings": ["birinden veya bir şeyden yardım beklemek"]}, {"word": "methini işitmek (veya duymak)", "meanings": ["ününden haberdar olmak"]}, {"word": "Medine kurdu", "meanings": ["İnsan ve birçok başka memelinin, deri altı katılgan dokusunda yaşayan sıcak ülkeler solucanı (Filaria medinensis)"]}, {"word": "medih", "meanings": ["Övme"]}, {"word": "medlul", "meanings": ["Anlam"]}, {"word": "mediyasten", "meanings": ["Göğsün, yanlardan akciğerler, önden göğüs kemiği, arkadan omurga ile sınırlanan orta bölgesi"]}, {"word": "medrese", "meanings": ["İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer", "Fakülte"]}, {"word": "medreseye düşmek", "meanings": ["içinden çıkılmaz boş tartışmaların konusu olmak"]}, {"word": "medüz", "meanings": ["Denizanası"]}, {"word": "medya camiası", "meanings": ["Basın dünyası"]}, {"word": "medreseli", "meanings": ["Medrese öğrencisi"]}, {"word": "medya", "meanings": ["İletişim ortamı", "İletişim araçları"]}, {"word": "medyacı", "meanings": ["Medya görevlisi"]}, {"word": "medya starı", "meanings": ["Kitle iletişim araçlarında çok sık yer alan, görünen kimse"]}, {"word": "medya maydanozu", "meanings": ["Televizyonlarda sık sık programlara katılarak kendinden söz ettiren kimse"]}, {"word": "medyatik", "meanings": ["İletişim araçlarına özgü, iletişim araçlarıyla ilgili", "Medyada çok yer alan, çok tanınan, çok bilinen (kimse)"]}, {"word": "medyumluk", "meanings": ["Medyum olma durumu"]}, {"word": "medyum", "meanings": ["Ruhötesi iletişim kurma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kimse"]}, {"word": "medyun olmak", "meanings": ["kendini borçlu hissetmek"]}, {"word": "medyun", "meanings": ["Verecekli, borçlu"]}, {"word": "mefahir", "meanings": ["Övünülecek şeyler, övünceler"]}, {"word": "mefharet", "meanings": ["Övünme, övünce, iftihar etme"]}, {"word": "mefhum", "meanings": ["Kavram"]}, {"word": "mefhumculuk", "meanings": ["Mefhumcu olma durumu"]}, {"word": "mefhumcu", "meanings": ["Mefhumlara bağlı kalan kimse"]}, {"word": "mefkûre", "meanings": ["Ülkü, ideal"]}, {"word": "mefkûreci", "meanings": ["Mefkûre sahibi olan"]}, {"word": "mefkûrecilik", "meanings": ["Mefkûre sahibi olma işi veya görevi"]}, {"word": "mefluç", "meanings": ["İnmeli, felçli", "Bozuk, düzgün olmayan"]}, {"word": "mefret", "meanings": ["Kocaman, iri, büyük, muazzam"]}, {"word": "mefruş", "meanings": ["Döşeli"]}, {"word": "mefruşat", "meanings": ["Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gerekli eşya, döşeme"]}, {"word": "mefruşatçı", "meanings": ["Mefruşat satan kimse, döşemeci"]}, {"word": "mefsuh", "meanings": ["Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş"]}, {"word": "meftun", "meanings": ["Tutkun, gönül vermiş, vurgun"]}, {"word": "meftun etmek", "meanings": ["birini kendine bağlamak"]}, {"word": "meftun olmak", "meanings": ["tutulmak, gönül vermek, vurulmak"]}, {"word": "meftuniyet", "meanings": ["Meftunluk"]}, {"word": "meftunluk", "meanings": ["Tutkunluk, gönül vermişlik, meftuniyet"]}, {"word": "meful", "meanings": ["Yapılmış, işlenmiş", "Bir işin etkisinde olan", "Tümleç"]}, {"word": "megahertz", "meanings": ["Değeri bir milyon hertz olan frekans birimi"]}, {"word": "megafon", "meanings": ["Sesi yükseltip uzağa iletmeye yarayan koni biçiminde alet"]}, {"word": "megaloman", "meanings": ["Megalomaniye tutulmuş olan, kendini çok büyük gören kimse"]}, {"word": "meğerki", "meanings": ["İstek veya emir kipinde olan ve biri diğerini engelleyecek durumda bulunan iki cümleyi birbirine bağlayan bir söz"]}, {"word": "megalomani", "meanings": ["Büyüklük hastalığı"]}, {"word": "megastore", "meanings": ["343 büyük mağaza"]}, {"word": "megaton", "meanings": ["Bir milyon ton değerinde kütle birimi", "Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim"]}, {"word": "megatonluk", "meanings": ["Herhangi bir megaton değerinde olan"]}, {"word": "megavat", "meanings": ["Bir milyon vat değerinde elektrik güç birimi"]}, {"word": "meğer", "meanings": ["Bilinmeyen, farkında olunmayan bir durum için kullanılan bir söz, meğerse, oysa, oysaki"]}, {"word": "megavatlık", "meanings": ["Herhangi bir megavat değerinde olan"]}, {"word": "meğerse", "meanings": ["Meğer"]}, {"word": "mehabet", "meanings": ["Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı", "Büyüklük, ululuk, yücelik"]}, {"word": "mehabetli", "meanings": ["Büyük, ulu, yüce, gösterişli"]}, {"word": "mehaz", "meanings": ["Bir eser yazılırken başvurulan kaynak"]}, {"word": "mehdi", "meanings": ["Doğru yolda olan, hidayete ermiş olan"]}, {"word": "mehil", "meanings": ["Bir işin tamamlanması için tanınan ek süre, önel", "İş sözleşmesine göre işçinin işine son verileceğinin işten çıkarılmadan önce işveren tarafından kendisine bildirilme süresi"]}, {"word": "mehil müddeti", "meanings": ["Önceden tanınan süre"]}, {"word": "mehil vermek", "meanings": ["süre tanımak"]}, {"word": "mehle", "meanings": ["Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et"]}, {"word": "Mehmetçik", "meanings": ["Türk askerine sevgi duygusu ile verilen ad"]}, {"word": "mehtap", "meanings": ["Ay ışığı"]}, {"word": "mehtaba çıkmak", "meanings": ["ay ışığında denizde gezip dolaşmak"]}, {"word": "mehtaplı", "meanings": ["Mehtabı olan"]}, {"word": "mehter", "meanings": ["Mehter takımında görevli kimse", "Mehter takımı", "Çadırlara bakan uşak"]}, {"word": "mehterbaşı", "meanings": ["Mehter takımının yetiştirilmesinden ve çalışmasından sorumlu kimse"]}, {"word": "mehteran", "meanings": ["Mehterler"]}, {"word": "mehterhane", "meanings": ["Mehter takımı", "Bu takımın görev yaptığı yer", "Hapishane"]}, {"word": "mehter musikisi", "meanings": ["Mehter müziği"]}, {"word": "mehter müziği", "meanings": ["Klasik Türk müziği makamları ile usullerinin kullanıldığı tek sesli bir müzik türü"]}, {"word": "mehter takımı", "meanings": ["Kös, nakkare, zil, zurna ve borulardan kurulan askerî mızıka takımı, mehter, mehterhane"]}, {"word": "mehter yürüyüşü", "meanings": ["İki adım ileri, bir adım geri yapılan yürüyüş", "Ağır aksak giden iş"]}, {"word": "mekân", "meanings": ["Yer, bulunulan yer", "Ev, yurt", "Uzay"]}, {"word": "mekân tutmak", "meanings": ["bir yere yerleşmek"]}, {"word": "mekân akustiği", "meanings": ["İçinde bulunulan yerin ses düzeninin uyumu"]}, {"word": "mekâncı", "meanings": ["Mekân tutan kimse", "Bir iş yerini işleten kimse"]}, {"word": "mekân grupları", "meanings": ["Bir yeri dolduran ögeler"]}, {"word": "mekanik", "meanings": ["Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı", "Denge veya hareket kurallarıyla ilgili", "Makine ile yapılan", "Düşünmeden yapılan"]}, {"word": "mekanikçi", "meanings": ["Mekanikçiliğe ilişkin veya mekanikçilikten yana olan görüş, kimse vb"]}, {"word": "mekanikçilik", "meanings": ["Bütün fiziksel olayları, uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş, mekanizm, devimselcilik karşıtı", "Canlı varlıkları, organik olayları, mekanik yasalara göre açıklayan öğreti, mekanizm"]}, {"word": "mekanizasyon", "meanings": ["Mekanik düzeni sağlama"]}, {"word": "mekanize", "meanings": ["Savaş ve taşıma gereçleriyle donatılmış (kıta veya birlik)"]}, {"word": "mekanize birliği", "meanings": ["Savaş ve ulaştırma araçlarıyla donatılmış birlik"]}, {"word": "mekanizm", "meanings": ["Mekanikçilik"]}, {"word": "mekanizma", "meanings": ["Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi, sistem, düzenek", "Organların işleyiş biçimi", "Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm", "Oluş, ortaya çıkış, işleyiş"]}, {"word": "mekik", "meanings": ["El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç", "Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç veya plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç", "Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan beden hareketi", "Uzay gemisi"]}, {"word": "mekik atmak", "meanings": ["mekiği arışlar arasından hızla geçirmek", "hiçbir yerde duramayıp iki yer arasında gidip gelmek"]}, {"word": "mekik gibi", "meanings": ["sürekli gidip gelen"]}, {"word": "mekik dokumak", "meanings": ["iki nokta veya durum arasında sürekli gidip gelmek"]}, {"word": "mekkâre", "meanings": ["Osmanlı ordusunda taşıma işlerinde kullanılan at, deve, katır vb. hayvanlar", "Bu amaçla halktan ücret karşılığında kiralanan yük hayvanı"]}, {"word": "mekkâreci", "meanings": ["Yük hayvanı kiralayarak taşıma işi yapan kimse"]}, {"word": "meknuz", "meanings": ["Gömülü, saklı"]}, {"word": "mektepten çıkan eşek Marsıvan'dan çıkmaz", "meanings": ["`öğrenim görmüş olsalar bile bazıları eğitilmemiş gibi davranabilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mekruh", "meanings": ["İslam dininde, dinî bakımdan yasaklanmadığı hâlde yapılmaması istenen", "İğrenç, tiksindirici"]}, {"word": "meksefe", "meanings": ["Kondansatör", "Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça"]}, {"word": "Meksikalı", "meanings": ["Meksika halkından olan kimse"]}, {"word": "mektep görmemiş", "meanings": ["okula gitmemiş", "kaba, saygısız"]}, {"word": "mektep", "meanings": ["Okul"]}, {"word": "mektep medrese görmüş", "meanings": ["okumuş, öğrenim görmüş"]}, {"word": "mektebi asmak", "meanings": ["derslere girmemek için keyfî olarak okula gitmemek, okulu asmak"]}, {"word": "mektep kaçağı", "meanings": ["Okul kaçağı"]}, {"word": "mektep çocuğu", "meanings": ["Öğrenci, okul çocuğu", "Acemi, toy"]}, {"word": "mektepli", "meanings": ["Okula giden kimse, öğrenci", "Okulda yetişmiş olan, alaylı karşıtı"]}, {"word": "mektup", "meanings": ["Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt, name"]}, {"word": "mektup atmak", "meanings": ["mektubu postaya vermek"]}, {"word": "mektup almak", "meanings": ["yazılan mektup adrese gelip ele geçmek"]}, {"word": "mektubu dışından okumak", "meanings": ["bir kimsenin içinden geçeni yüz çizgilerinden anlamak"]}, {"word": "mektupçu", "meanings": ["Osmanlılarda, bir resmî dairenin yazı işlerini yönetmekle yükümlü yüksek görevli kişi", "Bir il idaresinin yazı işlerini yöneten görevli"]}, {"word": "mektuplaşma", "meanings": ["Mektuplaşmak işi"]}, {"word": "mektupçuluk", "meanings": ["Mektupçunun görevi"]}, {"word": "mektuplaşmak", "meanings": ["Karşılıklı mektup yazmak ve göndermek"]}, {"word": "melal", "meanings": ["Can sıkıntısı, usanç", "Üzüntü, hüzün, dert"]}, {"word": "melamet", "meanings": ["Kınama", "Azarlama, çıkışma"]}, {"word": "melal duymak", "meanings": ["üzüntülü olmak, dertlenmek"]}, {"word": "melaike", "meanings": ["Melekler", "Melek gibi güzel kadın"]}, {"word": "Melami", "meanings": ["Melamilik yanlısı olan kimse"]}, {"word": "melanet", "meanings": ["Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış"]}, {"word": "Melamilik", "meanings": ["Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı"]}, {"word": "melanit", "meanings": ["Doğal demir ve kalsiyum silikat"]}, {"word": "melankolik", "meanings": ["Kara sevdaya tutulmuş, kara sevdalı", "Hüzün veren, hüzün belirtisi olan"]}, {"word": "melanurya", "meanings": ["İzmaritgillerden, gümüş renkli, eti kılçıklı bir Akdeniz balığı (Sparus melanuiya)"]}, {"word": "melankoli", "meanings": ["Kara sevda", "Hüzün"]}, {"word": "melas", "meanings": ["Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa"]}, {"word": "melce", "meanings": ["Sığınak, barınak"]}, {"word": "melek", "meanings": ["Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık, ferişte", "Terbiyeli, uysal kimse"]}, {"word": "melek gibi", "meanings": ["sessiz, sakin", "güzel"]}, {"word": "meleke", "meanings": ["Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık", "Yeti", "Yelken makarası"]}, {"word": "meleme", "meanings": ["Melemek işi", "Koyun, keçi sesi", "Ağırkanlı, rahatına düşkün"]}, {"word": "melek otu", "meanings": ["Maydanozgillerden, su kenarlarında yetişen, çiçekleri yeşilimtırak beyaz çok yıllık bir bitki (Angelica sylvestris)"]}, {"word": "melemek", "meanings": ["Koyun, kuzu veya keçi bağırmak"]}, {"word": "melekût", "meanings": ["Ruhlar ve melekler âlemi"]}, {"word": "menengiç", "meanings": ["Çitlembik"]}, {"word": "meles", "meanings": ["Beli çökük at"]}, {"word": "meleş", "meanings": ["İki kuzulu koyun"]}, {"word": "meleşme", "meanings": ["Meleşmek işi"]}, {"word": "melez", "meanings": ["Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş (hayvan veya bitki), kırma, azma, hibrit, metis", "Değişik ırkta ana babadan doğmuş olan (kimse)", "Katışık, karışık"]}, {"word": "meleşmek", "meanings": ["Birlikte melemek"]}, {"word": "melezlemek", "meanings": ["İki ayrı türü çiftleştirip birleştirmek"]}, {"word": "melik", "meanings": ["Padişah, hükümdar, hakan"]}, {"word": "melezleme", "meanings": ["Melezlemek işi"]}, {"word": "melezleşme", "meanings": ["Melezleşmek işi, hibritleşme"]}, {"word": "melisa", "meanings": ["Oğul otu"]}, {"word": "melezleşmek", "meanings": ["Bir bitki başka bir bitki türünün çiçekleriyle döllenmek, hibritleşmek", "Yabancılaşmak"]}, {"word": "melezlik", "meanings": ["Melez olma durumu, kırmalık"]}, {"word": "melfuf", "meanings": ["Sarılmış, bağlanmış, eklenmiş"]}, {"word": "melfufen", "meanings": ["Eklenmiş olarak"]}, {"word": "melhuz", "meanings": ["Mülahaza edilen, düşünülen"]}, {"word": "melike", "meanings": ["Kadın hükümdar", "Padişah karısı"]}, {"word": "melinit", "meanings": ["Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde"]}, {"word": "bel bel", "meanings": ["`Aptalca, anlamsızca, donuk bir biçimde bakmak` anlamlarındaki bel bel bakmak deyiminde geçen bir söz, mel mel"]}, {"word": "melodik", "meanings": ["Ezgili"]}, {"word": "melodi", "meanings": ["Ezgi"]}, {"word": "melodram", "meanings": ["Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog", "Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü", "Çağdaş tiyatroda, duygusal ve acıklı olaylara dayalı bir oyun türü", "Acıklı, dokunaklı"]}, {"word": "melon", "meanings": ["Yuvarlak ve bombeli (şapka)"]}, {"word": "melun", "meanings": ["Tanrı tarafından lanetlenmiş olan, lanetli", "Lanetlenmiş kimse", "Nefretle karşılanan, kötü"]}, {"word": "meltem", "meanings": ["Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı"]}, {"word": "meme", "meanings": ["Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik", "Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü", "Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı", "Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı", "Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer"]}, {"word": "melunca", "meanings": ["Meluna yakışan, melun gibi"]}, {"word": "melul", "meanings": ["Üzgün", "Boynu bükük, zavallı bir biçimde"]}, {"word": "memat", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "memalik", "meanings": ["Memleketler"]}, {"word": "memba", "meanings": ["Kaynak, pınar", "Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer"]}, {"word": "memba suyu", "meanings": ["İçinde erimiş mineraller bulunan, içme suyu olarak veya tedavi amacıyla kullanılan su"]}, {"word": "meme yapmak", "meanings": ["motorlu araçlarda platin elektrik akımını geçirmeyecek ölçüde oksitlenmek, işlevini yapmaz olmak"]}, {"word": "meme vermek", "meanings": ["emzirmek"]}, {"word": "memede olmak", "meanings": ["henüz meme ile beslenmek"]}, {"word": "memeden kesmek", "meanings": ["artık emzirmemek"]}, {"word": "meme başı", "meanings": ["Memenin ucundaki çıkıntı, bicik"]}, {"word": "meme bezi", "meanings": ["Memenin süt salgılayan dokusu"]}, {"word": "memeli", "meanings": ["Memesi olan"]}, {"word": "memecik", "meanings": ["Deri ve sümük doku üzerinde görülen küçük ve sivri çıkıntı"]}, {"word": "memeliler", "meanings": ["Doğurarak üreyen, memeleri olan, sıcakkanlı, iki akciğerli, kalbinde dört boşluğu olan, vücutları genellikle tüylerle örtülü omurgalı hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "meme süngeri", "meanings": ["Meme başının çevresindeki koyu renkli yuvarlak bölüm"]}, {"word": "memişhane", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "memleha", "meanings": ["Tuzla"]}, {"word": "memleket", "meanings": ["Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke", "Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir, yurt", "İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge"]}, {"word": "memleketçilik", "meanings": ["Memleketçi olma durumu"]}, {"word": "memleketçi", "meanings": ["Memleketin her bakımdan yükselmesini, gelişmesini isteyen, bu yolda çaba harcayan kimse"]}, {"word": "memleketler arası", "meanings": ["Uluslararası"]}, {"word": "memleketli", "meanings": ["Aynı memleketten olan kimse, toprak, yerdeş, hemşehri", "Memleket halkı"]}, {"word": "memleket havası", "meanings": ["Halk türküsü"]}, {"word": "memluk", "meanings": ["Köle"]}, {"word": "memnu olmak", "meanings": ["yasaklanmak"]}, {"word": "memnu", "meanings": ["Yasak"]}, {"word": "memnuiyet", "meanings": ["Yasaklık"]}, {"word": "memnu meyve", "meanings": ["Yasak meyve", "Elde edilmesi yasaklanan şey"]}, {"word": "memnu mıntıka", "meanings": ["Girilmesi, film ve fotoğraf çekilmesi yasak olan yer, yasak bölge"]}, {"word": "memnun", "meanings": ["Herhangi bir olaydan veya durumdan ötürü sevinç duyan, kıvançlı, mutlu", "Herhangi bir olaydan veya durumdan ötürü sevinç duyarak, kıvançlı, mutlu olarak"]}, {"word": "memnun etmek", "meanings": ["bir kimseyi sevindirmek, ona kıvanç vermek", "yüklüce para veya bol bahşiş vermek"]}, {"word": "memnun olmak", "meanings": ["sevinmek, sevinç duymak, kıvanmak"]}, {"word": "memnuniyet", "meanings": ["Memnun olma, sevinç duyma, sevinme"]}, {"word": "memnuniyetle", "meanings": ["Kıvanç duyarak, kıvançla"]}, {"word": "memur", "meanings": ["Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli", "Yükümlü"]}, {"word": "memnuniyetsiz", "meanings": ["Memnun olmayan"]}, {"word": "memnuniyetsizlik", "meanings": ["Memnun olmama durumu"]}, {"word": "memul", "meanings": ["Umulan, düşünülen"]}, {"word": "memorandum", "meanings": ["Muhtıra"]}, {"word": "memnunluk", "meanings": ["Kıvanma, kıvanç"]}, {"word": "memur etmek", "meanings": ["görevlendirmek"]}, {"word": "memul olmak", "meanings": ["umulmak, beklenilmek"]}, {"word": "memul etmek", "meanings": ["beklemek, ummak"]}, {"word": "memure", "meanings": ["Bayan memur"]}, {"word": "memurin", "meanings": ["Memurlar"]}, {"word": "memurluk", "meanings": ["Memur olma durumu, memuriyet"]}, {"word": "memuriyet", "meanings": ["Memurluk"]}, {"word": "mendelevyum", "meanings": ["Atom numarası 101, kütle numarası 256 olan, izotopu 1957'de yapay olarak elde edilmiş olan element (simgesi Md)"]}, {"word": "men", "meanings": ["Yasaklama", "Engel olma"]}, {"word": "menafi", "meanings": ["Yararlar, faydalar"]}, {"word": "menafiiumumiye", "meanings": ["Kamu yararı"]}, {"word": "menakıp", "meanings": ["Menkıbeler"]}, {"word": "menakıpname", "meanings": ["Menkıbeleri konu edinen eserlerin ortak adı"]}, {"word": "mendebur", "meanings": ["Sümsük(I), sünepe, pis, iğrenç"]}, {"word": "menderes", "meanings": ["Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım"]}, {"word": "mendil", "meanings": ["Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde kumaş veya yumuşak, ince kâğıt", "İçine bazı şeyler konulan kumaş, yağlık"]}, {"word": "mendeburluk", "meanings": ["Mendebur olma durumu"]}, {"word": "mendil atmak", "meanings": ["herhangi bir duyguyu, gizli bir mesajı haberleşilen insana çeşitli anlamları olan renkli mendille bildirmek"]}, {"word": "mendil kadar", "meanings": ["çok küçük (alan)"]}, {"word": "mendil sallamak", "meanings": ["birini uzaktan mendil sallayarak selamlamak veya uğurlamak"]}, {"word": "mendilli", "meanings": ["Mendili olan"]}, {"word": "menajer", "meanings": ["Yönetici", "Bir sporcunun veya sanatçının mesleki işlerini düzenleyen ve yöneten kimse", "Bir spor takımının teknik yöneticisi"]}, {"word": "menajerlik", "meanings": ["Menajer olma durumu", "Menajerin görevi"]}, {"word": "mendirek", "meanings": ["Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman"]}, {"word": "menedilme", "meanings": ["Menedilmek işi"]}, {"word": "menedilmek", "meanings": ["Yasak edilmek, yasaklanmak", "Önüne geçilmek"]}, {"word": "menekşe", "meanings": ["Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bir bitki (Viola tricolor)", "Bu bitkinin mor renkli, güzel kokulu çiçeği"]}, {"word": "menekşegiller", "meanings": ["Çiçekleri ayrı taç yapraklı iki çenekli bitkiler familyası"]}, {"word": "menekşe gözlü", "meanings": ["Gözleri koyu lacivert renkte olan"]}, {"word": "menekşe rengi", "meanings": ["Menekşe çiçeğinin mor rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "menekşe gülü", "meanings": ["Tırmanıcı, küçük çiçekli bir gül (Rosa chinensis)"]}, {"word": "menemen", "meanings": ["Yumurta, soğan, yeşilbiber ve domatesle yapılan bir yemek"]}, {"word": "menenjit", "meanings": ["Ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, sayıklama vb. belirtilerle ortaya çıkan, beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık"]}, {"word": "menent", "meanings": ["Benzer, eş"]}, {"word": "menetme", "meanings": ["Menetmek işi"]}, {"word": "menetmek", "meanings": ["Yasaklamak", "Engel olmak"]}, {"word": "meneviş", "meanings": ["Hare", "Terementi ağacının tohumu"]}, {"word": "menevişlenme", "meanings": ["Menevişlenmek işi"]}, {"word": "menevişlenmek", "meanings": ["Bir yüzeyde renk dalgalanmaları oluşmak, harelenmek"]}, {"word": "menevişli", "meanings": ["Menevişleri olan"]}, {"word": "menfa", "meanings": ["Bir kimsenin sürgüne gönderildiği yer, sürgün yeri", "Sürgün olma durumu"]}, {"word": "menfaat", "meanings": ["Çıkar"]}, {"word": "menfaat gütmek", "meanings": ["çıkarını ön planda tutmak"]}, {"word": "menfaatçi", "meanings": ["Çıkarcı"]}, {"word": "menfaat düşkünü", "meanings": ["Çıkarcı"]}, {"word": "menfaatperver", "meanings": ["Çıkarcı"]}, {"word": "menfaatperestlik", "meanings": ["Çıkarcılık"]}, {"word": "menfaatperest", "meanings": ["Çıkarcı"]}, {"word": "meni", "meanings": ["Erkeklerin cinsel organından salgılanan madde, er suyu, bel (III), atmık, dikel, sperm, sperma"]}, {"word": "menfaattar", "meanings": ["Çıkarcı"]}, {"word": "menkıbe", "meanings": ["Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye", "Olağanüstü olaylarla ilgili anlatı", "Hikâye"]}, {"word": "menfi", "meanings": ["Olumsuz, negatif", "Her şeyi olumsuz ve kötü yanlarıyla ele alan", "Olumsuz", "Eksi"]}, {"word": "menfez", "meanings": ["Girecek veya geçecek yer, delik", "Genellikle banyo ve tuvaletlerde bulunan, panjur gibi açılıp kapanan havalandırma penceresi"]}, {"word": "menfur", "meanings": ["Nefret edilen, iğrenç, tiksindirici"]}, {"word": "mengene", "meanings": ["Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet", "Pres"]}, {"word": "menhus", "meanings": ["Uğursuz"]}, {"word": "menisk", "meanings": ["Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek", "Bazı eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm"]}, {"word": "menhiyat", "meanings": ["Din yasakları"]}, {"word": "menkul", "meanings": ["Bir yerden bir yere taşınabilen (mal)", "Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş", "Taşınır"]}, {"word": "menolunma", "meanings": ["Menolunmak işi"]}, {"word": "menopoz", "meanings": ["Kadınlarda gebe kalma ve doğurma yeteneğinin sona ermesi, âdetten kesilme, yaş dönümü, âdetgörmezlik"]}, {"word": "menolunmak", "meanings": ["Yasaklanmak"]}, {"word": "menşe", "meanings": ["Başlangıç, bir şeyin çıktığı yer, köken, kaynak, sebep"]}, {"word": "menşeli", "meanings": ["Kökeni olan, kökenli"]}, {"word": "menopoza girmek", "meanings": ["âdetten kesilmek, doğurma özelliğini yitirmek, hayızdan nifastan kesilmek", "âdetten kesilmek, doğurma özelliğini yitirmekten dolayı kadın bunalım içerisinde olmak"]}, {"word": "mensup", "meanings": ["Bir yerle veya bir kimseyle bağlantısı olan, ilişkili, -den olan, -e bağlı (kimse)"]}, {"word": "mensucat", "meanings": ["Dokumalar"]}, {"word": "mensubiyet", "meanings": ["Mensupluk"]}, {"word": "menşur", "meanings": ["Yayılmış, dağıtılmış, neşredilmiş", "Prizma", "Padişah tarafından verilen vezirlik vb. bir unvanı gösteren bir ferman türü"]}, {"word": "mensup olmak", "meanings": ["bir şey veya kimseyle bağıntısı olmak"]}, {"word": "mensur", "meanings": ["Düzyazı"]}, {"word": "menşe şehadetnamesi", "meanings": ["Köken belgesi"]}, {"word": "mensur şiir", "meanings": ["Şiir yönü ağır basan düzyazı, şiirce"]}, {"word": "Menşevik", "meanings": ["Menşeviklik yanlısı olan kimse"]}, {"word": "Menşeviklik", "meanings": ["Rus sosyalizmi içinde Bolşevikliğe karşıt olarak gelişen akım"]}, {"word": "menteşe", "meanings": ["Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça, reze"]}, {"word": "mentol", "meanings": ["Nane kokusu", "Nane esansından elde edilen, renksiz, keskin kokulu bir tür alkol kristali"]}, {"word": "mentollü", "meanings": ["İçinde mentol bulunan"]}, {"word": "menus", "meanings": ["Alışılmış olan", "Yabancılık çekmeyen, alışmış, alışık"]}, {"word": "menüsküs", "meanings": ["343 menisküs"]}, {"word": "menü", "meanings": ["Yemek listesi", "Sofraya çıkarılacak yemeklerin hepsi", "Komut veya seçenek listesi"]}, {"word": "menzil", "meanings": ["Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan veya konaklanan yer", "İki konak arasındaki uzaklık", "Bir günlük yol", "Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim (I)", "Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü", "At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han", "Ok atma yarışlarında erişilen mesafe"]}, {"word": "menzil dikmek", "meanings": ["atılan ok ile kırılan rekorun yerini belirten taş dikmek"]}, {"word": "menzil beygiri gibi koşmak", "meanings": ["durup dinlenmeden çalışmak"]}, {"word": "merak etmek", "meanings": ["anlamak veya öğrenmek istemek", "kaygılanmak"]}, {"word": "menzil atmak", "meanings": ["ok atma yarışlarında rekor kırmak"]}, {"word": "menzilci", "meanings": ["Uzak yerlere menzil beygirleriyle giden posta tatarı"]}, {"word": "menzile", "meanings": ["Aşama, kerte, yükseklik derecesi"]}, {"word": "mepsuten", "meanings": ["Yayılmış, açılmış bir biçimde"]}, {"word": "mera", "meanings": ["Otlak"]}, {"word": "merak", "meanings": ["Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek", "Bir şeyi edinme, yapma, bir şeyle uğraşma isteği", "Düşkünlük, heves", "Kaygı, tasa"]}, {"word": "merak olmak", "meanings": ["anlamak veya öğrenmek isteği olmak"]}, {"word": "merak getirmek", "meanings": ["kara sevdaya tutulmak"]}, {"word": "meraka sokmak", "meanings": ["meraklandırmak"]}, {"word": "merak sarmak (veya duymak veya salmak)", "meanings": ["bir şeyi edinme, yapma veya onunla uğraşma isteğine kapılmak, bir şeye eğilim duymak"]}, {"word": "meraka düşmek", "meanings": ["meraklanmak", "kaygılanmak"]}, {"word": "merakını mucip olmak", "meanings": ["merakına dokunmak"]}, {"word": "merakına dokunmak", "meanings": ["ilgisini çekmek"]}, {"word": "merakını uyandırmak", "meanings": ["merak etmesine sebep olmak, meraklandırmak"]}, {"word": "merakta bırakmak", "meanings": ["kaygı içinde bırakmak"]}, {"word": "merakta kalmak", "meanings": ["kaygı içinde olmak"]}, {"word": "merakından çatlamak", "meanings": ["çok kaygılanmak", "bir şeyi öğrenmek isteğini aşırı ölçüde duymak"]}, {"word": "meraktan çatlamak", "meanings": ["merakından çatlamak"]}, {"word": "meraktan ölmek", "meanings": ["çok kaygılanmak"]}, {"word": "meraklandırma", "meanings": ["Meraklandırmak işi"]}, {"word": "meraklandırmak", "meanings": ["Meraklanmasına yol açmak, kaygılandırmak, tasalandırmak"]}, {"word": "meraklanış", "meanings": ["Meraklanma işi"]}, {"word": "meraklanma", "meanings": ["Meraklanmak işi"]}, {"word": "meraklanmak", "meanings": ["Kaygılanmak, üzülmek, tasalanmak", "Bir şeyin sebebini anlamak için çaba harcamak"]}, {"word": "... meraklısı (olmak)", "meanings": ["bir şeye karşı aşırı ilgili (olmak)"]}, {"word": "meraklı", "meanings": ["Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis", "Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan", "Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse)", "Kaygılı"]}, {"word": "merasim", "meanings": ["Tören", "Resmî işlerde yol yöntem, yol yordam"]}, {"word": "meraksız", "meanings": ["Anlama, öğrenme isteğini duymayan", "Kaygısız, aldırışsız"]}, {"word": "meram", "meanings": ["İstek"]}, {"word": "meraksızlık", "meanings": ["Meraksız olma durumu"]}, {"word": "meram (veya meramını) anlatmak", "meanings": ["isteğini, derdini anlatmak"]}, {"word": "meram etmek", "meanings": ["üstüne düşmek, yapmak istemek"]}, {"word": "meramın elinden bir şey kurtulmaz", "meanings": ["`bir şey yapmaya azmeden ve ona dört elle sarılan kişi, kesinlikle başarıya ulaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "merasim salonu", "meanings": ["Tören salonu"]}, {"word": "merasimli", "meanings": ["Törenli", "Kurallara, törelere aşırı bağlı olan"]}, {"word": "merasimsiz", "meanings": ["Törensiz", "Resmî davranıştan uzak, yalın, sade"]}, {"word": "merbut", "meanings": ["Bağlı, bağlanmış", "İlişik, ilişkin"]}, {"word": "merbut olmak", "meanings": ["bağlı bulunmak"]}, {"word": "merbutiyet", "meanings": ["Bağlılık"]}, {"word": "mercan", "meanings": ["Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan, mercan balığı (Corallium rubrum)", "Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde", "Bu maddeden yapılmış", "İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık, mercan balığı (Pagrus pagrus)"]}, {"word": "mercan adası", "meanings": ["Su yüzüne kadar çıkan yuvarlak mercan resiflerinden oluşmuş ada, atol"]}, {"word": "mercanağacı", "meanings": ["Fasulyegillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çiçekleri parlak kırmızı, tırmanıcı bir süs bitkisi (Erythrina)"]}, {"word": "mercanköşk", "meanings": ["Ballıbabagillerden, küçük yapraklı, güzel kokulu bir saksı bitkisi, şile, yayla kekiği, merzengûş (Origanum majorana)"]}, {"word": "mercanlar", "meanings": ["Örnek hayvanı mercan olan, sölenterlerden bir sınıf(Anthozoa)"]}, {"word": "mercan otu", "meanings": ["Karanfilgillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları karşılıklı, çiçekleri beyaz, çok yıllık otsu bir bitki (Sagyna procumbens)"]}, {"word": "mercan terliği", "meanings": ["Ayak topuğunu kavrayan, arka bölümü olmayan, ökçesiz, genellikle kırmızı deriden terlik"]}, {"word": "mercan yeşili", "meanings": ["Mercan renginde olan yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "mercan yılanı", "meanings": ["Kırmızı olan vücudunda halka biçiminde siyah lekeler bulunan bir Amerika yılanı (Elaps corallinus)"]}, {"word": "mercek", "meanings": ["İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens"]}, {"word": "mercek altına almak", "meanings": ["çok titizlikle ve etraflıca incelemek"]}, {"word": "mercekli", "meanings": ["Merceği olan"]}, {"word": "merci", "meanings": ["Başvurulacak yer veya makam"]}, {"word": "mercimek kadar", "meanings": ["çok küçük ve yuvarlak"]}, {"word": "mercimek", "meanings": ["Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi (Lens culinaris)", "Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu, yasmık"]}, {"word": "mercimeği fırına vermek", "meanings": ["kadınla erkek gizlice aşk ilişkisi kurmak"]}, {"word": "mercimek çorbası", "meanings": ["Ana malzemesi kırmızı, yeşil veya sarı mercimekten oluşan, soğan, un, tereyağı, et suyu, tuz, kırmızı veya karabiber ile hazırlanan çorba"]}, {"word": "mercimek kemiği", "meanings": ["Orta kulakta örs ve üzengi kemiği arasında bulunan küçük kemik"]}, {"word": "mercimek köftesi", "meanings": ["Kırmızı mercimeğin hafifçe pişirilmesinden sonra soğan, maydanoz, taze nane ve yeşilsoğan karışımına katılıp iyice yoğrulması sonunda hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "merdane", "meanings": ["Erkeğe yakışan", "(me'rda:ne) Mertçe"]}, {"word": "merdane", "meanings": ["Türlü işlerde kullanılan, silindir biçiminde araç", "Kalın oklava"]}, {"word": "merdaneleme", "meanings": ["Merdanelemek işi"]}, {"word": "merdanelemek", "meanings": ["Bir şeyin üzerinden merdane geçirmek"]}, {"word": "merdiven", "meanings": ["Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, badal, basak"]}, {"word": "merdiven basamak basamak çıkılır", "meanings": ["`en yüksek yere, yavaş yavaş yükselerek çıkılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "merdiven dayamak", "meanings": ["ileri bir yaşa yaklaşmak"]}, {"word": "merdiven altı", "meanings": ["Katlar arasındaki merdivenlerin altında kalan boşluk", "Gerekli koşullar oluşturulmadan çalışan iş yeri"]}, {"word": "merdiven boşluğu", "meanings": ["Çok katlı evlerde bulunan merdivenlerin çevresindeki boşluk"]}, {"word": "merdivenci", "meanings": ["Yapılardaki merdivenleri yapan kimse"]}, {"word": "meret", "meanings": ["Sıkıntı veren, hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü", "Uğursuz"]}, {"word": "merdivenevi", "meanings": ["Binalarda merdivenden yapılan duvarlarla çevrili kısım"]}, {"word": "merdiven sahanlığı", "meanings": ["Merdiven boşluğu veya başı"]}, {"word": "merdiven korkuluğu", "meanings": ["Merdivenlerin boşluk tarafındaki demir veya ahşap parmaklık, tırabzan"]}, {"word": "merdivenli", "meanings": ["Merdiveni olan"]}, {"word": "merdümgiriz", "meanings": ["İnsan içine karışmaktan hoşlanmayan, insanlardan kaçan (kimse), mizantrop"]}, {"word": "merek", "meanings": ["Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır"]}, {"word": "meres", "meanings": ["Köpeğin yaşı"]}, {"word": "mergup", "meanings": ["Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen"]}, {"word": "merhaba", "meanings": ["Selam", "(me'rhaba:) `Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz` anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü"]}, {"word": "merhaba çakmak", "meanings": ["selamlamak"]}, {"word": "merhabası olmak", "meanings": ["esenleşecek kadar tanışıklığı, yakınlığı olmak"]}, {"word": "merhaba etmek", "meanings": ["hâl hatır sormak, görüşüp konuşmak"]}, {"word": "merhabayı kesmek", "meanings": ["biriyle ilgisini kesmek"]}, {"word": "merhabalaşma", "meanings": ["Merhabalaşmak işi"]}, {"word": "merhabalaşmak", "meanings": ["Karşılıklı selam verip hâl hatır sormak"]}, {"word": "merhale", "meanings": ["Derece, basamak, aşama, evre", "Varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri, konak, menzil", "Bir yolcunun sekiz saatte gidebileceği mesafe"]}, {"word": "merhamet duymak", "meanings": ["acıma veya şefkat duygusu uyanmak veya kabarmak"]}, {"word": "merhamet", "meanings": ["Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma"]}, {"word": "merhamet etmek", "meanings": ["acımak"]}, {"word": "merhamete gelmek", "meanings": ["sonradan acıma duygusuna kapılmak"]}, {"word": "merhametli", "meanings": ["Acıması olan, merhamet eden"]}, {"word": "merhametsiz", "meanings": ["Acıması olmayan, katı yürekli, katı kalpli, taş yürekli, taş kalpli, kalpsiz"]}, {"word": "merhametsiz olmak", "meanings": ["merhamet etmemek, merhametsizleşmek"]}, {"word": "merhametsizlik", "meanings": ["Acımama durumu, katı yüreklilik, katı kalplilik, taş yüreklilik, taş kalplilik, kalpsizlik"]}, {"word": "merhametsizce", "meanings": ["Merhamet etmeksizin, merhametsiz bir biçimde, acımadan, merhametsizcesine, kalpsizce"]}, {"word": "merhem olmak", "meanings": ["bir derde çare olmak"]}, {"word": "merhemlemek", "meanings": ["Merhem sürmek"]}, {"word": "merhemleme", "meanings": ["Merhemlemek işi"]}, {"word": "merhem", "meanings": ["Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç", "Çare"]}, {"word": "merhum", "meanings": ["Ölmüş Müslüman erkek, rahmetli, rahmetlik"]}, {"word": "merhum olmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "merhume", "meanings": ["Ölmüş Müslüman kadın, rahmetli, rahmetlik"]}, {"word": "meridyen", "meanings": ["Boylam"]}, {"word": "Merih", "meanings": ["Mars"]}, {"word": "meridyen düzlemi", "meanings": ["İki kutup arasındaki doğru ile o yerin çekül doğrultusunun belirttiği düzlem, öğlen, nısfınnehar"]}, {"word": "meridyen çemberi", "meanings": ["Meridyen düzleminin gök küresiyle ara kesiti, öğlen çemberi"]}, {"word": "merinos", "meanings": ["Uzun, çok ince, beyaz ve bol tüylü yapağısından dokumacılıkta yararlanılan bir koyun cinsi, merinos koyunu (Ovis aries hispanica)", "Bu koyundan elde edilen yün", "Bu yünden yapılan"]}, {"word": "merinos koyunu", "meanings": ["Merinos"]}, {"word": "meristem", "meanings": ["Sürgen doku"]}, {"word": "merkantilist", "meanings": ["Merkantilizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "merkantilizm", "meanings": ["Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi"]}, {"word": "merkat", "meanings": ["Mezar, kabir"]}, {"word": "merkep", "meanings": ["Eşek"]}, {"word": "merkez", "meanings": ["Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri", "Bir işin öğretildiği yer", "Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer", "Belirli bir yerin ortası", "Polis karakolu", "Biçim, tarz", "Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası", "Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta"]}, {"word": "merkezî", "meanings": ["Merkezde olan, merkezi oluşturan"]}, {"word": "merkepçi", "meanings": ["Eşekçi"]}, {"word": "merkez açı", "meanings": ["Köşesi çemberin merkezinde bulunan açı"]}, {"word": "merkezce", "meanings": ["Merkeze göre, merkez bakımından"]}, {"word": "merkezci", "meanings": ["Merkeziyetçi"]}, {"word": "merkezcil", "meanings": ["Merkeze doğru yaklaşan"]}, {"word": "merkezcilik", "meanings": ["Merkeziyetçilik"]}, {"word": "merkezîleşmek", "meanings": ["Merkez durumuna gelmek"]}, {"word": "merkezî ısıtma", "meanings": ["Merkeze bağlı ortak ısıtma sistemi"]}, {"word": "merkezîleşme", "meanings": ["Merkezîleşmek işi"]}, {"word": "merkezîleştirme", "meanings": ["Merkezîleştirmek işi"]}, {"word": "merkezîleştirmek", "meanings": ["Otoriteyi ve işi bir merkezde toplamak"]}, {"word": "merkezî ülke", "meanings": ["Yönetim, denetim veya konum bakımından merkezde bulunan ülke"]}, {"word": "merkeziyet", "meanings": ["Merkeziyetçilik"]}, {"word": "merkeziyetçi", "meanings": ["Merkeziyetçilik yanlısı olan (kimse), merkezci, üniter", "Merkeziyetçiliğe uygun (iş, yönetim), merkezci, üniter"]}, {"word": "merkezî yıkama", "meanings": ["Merkeze bağlı veya bir merkezden yönetilen temizlik sistemi"]}, {"word": "merkeziyetçilik", "meanings": ["Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanmasını amaçlayan görüş, merkeziyet, merkezcilik", "Bu görüşe dayanan yönetim biçimi"]}, {"word": "merkezkaç kuvvet", "meanings": ["Bir merkez çevresinde dönen bir cismi merkezden uzaklaştıran kuvvet"]}, {"word": "merkezkaç", "meanings": ["Merkezden uzaklaşan, santrifüj"]}, {"word": "merkezî yönetim", "meanings": ["Yönetme, denetleme ve işletme bakımından yetkinin bir yerde toplandığı yönetim tarzı, merkezî idare"]}, {"word": "merkezlenmek", "meanings": ["Aynı merkezde toplanmak, temerküz etmek", "Merkezî bir yönetime bağlanmak"]}, {"word": "merkezlenme", "meanings": ["Merkezlenmek işi"]}, {"word": "merkezleşme", "meanings": ["Merkezleşmek durumu"]}, {"word": "merkezleşmek", "meanings": ["Merkez durumuna gelmek"]}, {"word": "merkum", "meanings": ["Yazılmış", "Adı geçen, az önce anılan (kimse)"]}, {"word": "merkûp", "meanings": ["Üzerine binilmiş olan"]}, {"word": "merlanos", "meanings": ["Bir tür mezgit balığı (Merlangus communis)"]}, {"word": "Merkür", "meanings": ["Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni, Utarit"]}, {"word": "mermer", "meanings": ["Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı", "Bu taştan yapılmış"]}, {"word": "mermer gibi", "meanings": ["beyaz, parlak, sert, sağlam ve pürüzsüz"]}, {"word": "mermerci", "meanings": ["Mermer çıkaran, işleyen, satan, mermer vb. taşlardan yapılarda ıslak zemin işleri, mutfak döşemesi, eviye veya mezar taşları yapan kimse"]}, {"word": "mermercilik", "meanings": ["Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi", "Mermer işleme sanatı"]}, {"word": "mermer kireci", "meanings": ["Mermerden yapılmış kireç"]}, {"word": "mermerleşme", "meanings": ["Genellikle başkalaşma etkisiyle, kireç taşlarının yeniden billurlaşma sonucu mermere dönüşmesi"]}, {"word": "mermerleşmek", "meanings": ["Mermer durumuna dönüşmek"]}, {"word": "mermerli", "meanings": ["Mermeri olan"]}, {"word": "mermerlik", "meanings": ["Mermerle döşeli yer", "Mermer çıkarılan yer"]}, {"word": "mermerşahi", "meanings": ["Tülbent ile patiska arasında ince bir tür pamuklu kumaş"]}, {"word": "mermi", "meanings": ["Ateşli silahlarla atılan patlayıcı ve delici madde, kurşun"]}, {"word": "merserize", "meanings": ["Kimyasal bir yöntemle parlaklık verilmiş pamuk ipliği", "Bu iplikle yapılan"]}, {"word": "mersin", "meanings": ["Mersingillerden, Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, meyvesi murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç, mersin ağacı, sazak (Myrtus communis)"]}, {"word": "mersin balığı", "meanings": ["Mersin balığıgillerden, ılık denizlerde, göllerde yaşayan, tatlı sularda yumurtlayan, yumurtalarından havyar yapılan bir balık, kolan balığı (Acipenser sturio)"]}, {"word": "mersin balıkları", "meanings": ["Mersin balığıgiller familyasını içine alan balıklar takımı"]}, {"word": "mersin balığıgiller", "meanings": ["Örneği mersin balığı olan, vücutları parlak pullarla veya kemik düğmeciklerle örtülü, çoğu yumurtlama zamanında ırmak ağızlarına gelen iğ biçiminde uzun balıklar familyası"]}, {"word": "mersingiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, mersin, karanfil, okaliptus gibi yaprakları almaşık, çiçekleri genellikle talkım durumunda bulunan, güzel kokulu bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "mersin morinası", "meanings": ["Mersin balığıgillerden, Karadeniz, Hazar Denizi ve bu denizlere dökülen ırmaklarda yaşayan, yumurtasından havyar yapılan bir balık (Huso huso)"]}, {"word": "mersiye", "meanings": ["Ağıt"]}, {"word": "mersiyehan", "meanings": ["Ağıtçı"]}, {"word": "mert", "meanings": ["Yiğit", "Sözünün eri, güvenilir (kimse), erkek"]}, {"word": "mertebe", "meanings": ["Aşama, derece, rütbe", "Evre, safha"]}, {"word": "mertçe", "meanings": ["Yiğide, erkeğe yakışan", "(me'rtçe) Yiğide, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, merdane (I)"]}, {"word": "mertek", "meanings": ["Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç"]}, {"word": "mertlik", "meanings": ["Yiğitlik"]}, {"word": "meryemanaeldiveni", "meanings": ["Çan çiçeği"]}, {"word": "meryemana asması", "meanings": ["Akasma"]}, {"word": "meryemanakuşağı", "meanings": ["Gökkuşağı"]}, {"word": "meryem pelesengi", "meanings": ["Kabuklarından aynı adla anılan bir reçine çıkarılan ve Antil Adaları'nda yetişen bir ağaç (Calophyilum calaba)"]}, {"word": "mesabe", "meanings": ["Derece, değer, rütbe"]}, {"word": "merzengûş", "meanings": ["Mercanköşk"]}, {"word": "mesafe", "meanings": ["Ara, aralık, uzaklık", "İlişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet", "Uzaklık"]}, {"word": "mesafe almak", "meanings": ["bir konuda veya çalışmada önemli ölçüde ilerlemek"]}, {"word": "mesafe bırakmak (veya koymak)", "meanings": ["ilişkilerde samimi olmamak"]}, {"word": "mesafe katetmek", "meanings": ["yol almak, ilerlemek"]}, {"word": "mesafeli", "meanings": ["Arası olan, uzaklığı bulunan", "İlişkilerde içtenliğe yer vermeyen", "İlişkilerde içtenliğe yer vermeyen bir biçimde"]}, {"word": "mesaha", "meanings": ["Yüz ölçümü"]}, {"word": "mesai yapmak", "meanings": ["bir iş yerinde, yasal günlük iş süresi dışında ek bir ücretle fazla çalışmak"]}, {"word": "mesai", "meanings": ["Çalışma, emek"]}, {"word": "mesaiye kalmak", "meanings": ["mesai yapmak"]}, {"word": "mesai saati", "meanings": ["Çalışma saatleri, iş zamanı"]}, {"word": "mesaj", "meanings": ["Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri", "İleti", "Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce"]}, {"word": "mesaj atmak", "meanings": ["cep telefonu veya genel ağ aracılığıyla ileti göndermek"]}, {"word": "mesaj bırakmak", "meanings": ["yazı veya sözle bilgi vermek"]}, {"word": "mesaj vermek", "meanings": ["duygu ve düşünceleri karşı tarafa dolaylı bir biçimde anlatmak"]}, {"word": "mesamat", "meanings": ["Gözenekler"]}, {"word": "mesame", "meanings": ["Gözenek"]}, {"word": "mescit", "meanings": ["Genellikle minaresiz, küçük cami"]}, {"word": "mesane", "meanings": ["İdrar torbası"]}, {"word": "mesel", "meanings": ["Örnek alınacak söz", "Atasözü", "Eğitici hikâye veya masal"]}, {"word": "mesel olmak", "meanings": ["söz, cümle, dize vb. atasözü durumuna gelmek"]}, {"word": "mesele", "meanings": ["Sorun", "Güç iş", "Problem"]}, {"word": "mesela", "meanings": ["Söz gelişi"]}, {"word": "mesele çıkarmak", "meanings": ["sorun çıkarmak"]}, {"word": "mesele etmek", "meanings": ["dert etmek"]}, {"word": "mesele yapmak", "meanings": ["önemsiz bir şeyi önemli bir sorun durumuna getirmek"]}, {"word": "mesele olmak", "meanings": ["dert olmak"]}, {"word": "mesele yok!", "meanings": ["`herhangi bir sıkıntı, güçlük yok!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mesen", "meanings": ["Sanat ve bilim adamlarını koruyan kimse"]}, {"word": "meserret", "meanings": ["Sevinç"]}, {"word": "mesh", "meanings": ["Bir şeyi elle sıvazlama", "Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme"]}, {"word": "mesh etmek", "meanings": ["abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürmek"]}, {"word": "Mesih", "meanings": ["Hz. İsa'ya verilen adlardan biri"]}, {"word": "mesirelik", "meanings": ["Gezmeye elverişli yer, mesire yeri"]}, {"word": "mesire", "meanings": ["Gezilecek, piknik yapılacak yer."]}, {"word": "mesken tutmak", "meanings": ["yerleşmek"]}, {"word": "mesken", "meanings": ["Konut(I)"]}, {"word": "meskûkât", "meanings": ["Sikkeler, metal paralar"]}, {"word": "meskenet", "meanings": ["Miskinlik, beceriksizlik", "Yoksulluk, fakirlik"]}, {"word": "meskûn", "meanings": ["İnsan oturan, şeneltilmiş (yer)", "Yurt edinilmiş (yer)"]}, {"word": "meskûn kılmak", "meanings": ["bir yeri şeneltmek"]}, {"word": "meskûn mahal", "meanings": ["Yerleşim merkezi"]}, {"word": "meskût", "meanings": ["Söylenmemiş"]}, {"word": "meskût kalmak", "meanings": ["konuşulmamak"]}, {"word": "meskût geçmek", "meanings": ["söylemeden geçmek"]}, {"word": "meslek", "meanings": ["Belli bir eğitim ile kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş", "Uğraş", "Öğreti", "Dizge", "Çığır, okul, ekol"]}, {"word": "meslek edinmek", "meanings": ["bir işi meslek olarak yapacak bilgi ve beceriyi kazanmak", "bir şeyi yapmayı alışkanlık hâline getirmek"]}, {"word": "mesleğinin eri (veya erbabı) olmak", "meanings": ["işinin uzmanı veya ustası olmak"]}, {"word": "mesleki", "meanings": ["Mesleğe ilişkin, meslekle ilgili olan, mesleksel"]}, {"word": "mesnet", "meanings": ["Dayanak", "Mevki, makam"]}, {"word": "meslek içi eğitim", "meanings": ["Görevliye mesleğiyle ilgili olarak verilen kurs"]}, {"word": "mesleksel", "meanings": ["Mesleki"]}, {"word": "mesleksiz", "meanings": ["Mesleği olmayan, işsiz güçsüz (kimse)"]}, {"word": "mesleksizlik", "meanings": ["Mesleksiz olma durumu"]}, {"word": "meslektaş", "meanings": ["Aynı meslekten olanlardan her biri"]}, {"word": "meslektaşlık", "meanings": ["Meslektaş olma durumu"]}, {"word": "mesmu", "meanings": ["İşitilmiş, duyulmuş olan"]}, {"word": "mesnetli", "meanings": ["Dayanağı olan"]}, {"word": "mesnetsiz", "meanings": ["Dayanağı olmayan"]}, {"word": "mesnevi", "meanings": ["Her beyti ayrı uyaklı bir divan edebiyatı nazım biçimi", "Bu türdeki eserlerin genel adı"]}, {"word": "mesnetsiz atmak", "meanings": ["dayanağı olmadan konuşmak"]}, {"word": "mesrur", "meanings": ["Sevinçli"]}, {"word": "mest etmek", "meanings": ["kendinden geçirmek"]}, {"word": "mest", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "mest olmak", "meanings": ["kendinden geçmek, çok mutlu olmak"]}, {"word": "mest", "meanings": ["Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir ayakkabı türü"]}, {"word": "mestane", "meanings": ["Sarhoş gibi, kendinden geçmişçesine"]}, {"word": "mestçi", "meanings": ["Mest yapan veya satan kimse"]}, {"word": "mestur", "meanings": ["Örtülü, kapalı, gizli"]}, {"word": "mestçilik", "meanings": ["Mest yapma veya satma işi"]}, {"word": "mesture", "meanings": ["Örtülü, kapalı, gizli"]}, {"word": "mesudane", "meanings": ["Mesutça"]}, {"word": "mesul", "meanings": ["Sorumlu"]}, {"word": "mesul olmak", "meanings": ["sorumlu olmak"]}, {"word": "mesul tutmak", "meanings": ["sorumlu görmek"]}, {"word": "mesuliyet", "meanings": ["Sorumluluk"]}, {"word": "mesuliyet almak", "meanings": ["sorumluluk almak"]}, {"word": "mesuliyetli", "meanings": ["Sorumlu", "Sorumluluk gerektiren"]}, {"word": "mesuliyetsiz", "meanings": ["Sorumsuz", "Sorumluluk gerektirmeyen"]}, {"word": "mesuliyetsizlik", "meanings": ["Sorumsuzluk"]}, {"word": "mesut", "meanings": ["Mutlu"]}, {"word": "mesut etmek", "meanings": ["mutlu kılmak"]}, {"word": "mesut olmak", "meanings": ["mutlu olmak, onmak"]}, {"word": "meşakkat", "meanings": ["Güçlük"]}, {"word": "meşakkatli", "meanings": ["Güç(II), sıkıntılı"]}, {"word": "meşakkate katlanmak", "meanings": ["güçlüklere, sıkıntıya dayanmak, göğüs germek"]}, {"word": "meşakkat çekmek", "meanings": ["güçlüklerle karşılaşmak"]}, {"word": "meşakkatsiz", "meanings": ["Güç olmayan, sıkıntısız"]}, {"word": "meşale", "meanings": ["Ucunda alev çıkarabilen yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek", "Bir düşüncenin öncüsü"]}, {"word": "meşale çekmek", "meanings": ["önderlik etmek, önayak olmak"]}, {"word": "meşbu", "meanings": ["Dolu(II)", "Doymuş"]}, {"word": "meşecik", "meanings": ["Kurtluca"]}, {"word": "meşe", "meanings": ["Kayıngillerden, üç yüz kadar türü arasında, yaz kış yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)", "Bu ağaçtan yapılan"]}, {"word": "meşe kömürü", "meanings": ["Meşenin yakılması ile elde edilen dayanıklı kömür"]}, {"word": "meşelik", "meanings": ["Meşe korusu veya meşe ormanı"]}, {"word": "meşe odunu", "meanings": ["Meşe ağacından elde edilen dayanıklı odun", "Anlayışsız, görgüsüz ve kaba saba kimse"]}, {"word": "meşgale", "meanings": ["Uğraşı"]}, {"word": "meşe palamudu", "meanings": ["Meşe türü bir cins palamut"]}, {"word": "meşgul", "meanings": ["Bir işle uğraşan, iş görmekte olan", "Çalışır, kullanılır durumda olan"]}, {"word": "meşgul olmak", "meanings": ["vaktini vermek, uğraşmak, oyalanmak"]}, {"word": "meşher", "meanings": ["Teşhir yeri"]}, {"word": "meşguliyet", "meanings": ["Meşgul olma, uğraşma durumu", "Uğraş"]}, {"word": "meşgul etmek", "meanings": ["vaktini almak", "uğraştırmak", "oyalamak(I)"]}, {"word": "meşhet", "meanings": ["Şehit düşülen yer", "Şehidin gömüldüğü yer"]}, {"word": "meşhur", "meanings": ["Ünlü, tanınmış, herkesçe bilinen, angın (kimse)"]}, {"word": "meşhur olmak", "meanings": ["ün kazanmak, tanınmak, ün almak, ünlenmek"]}, {"word": "meşhurluk", "meanings": ["Meşhur olma durumu, ünlülük, tanınmışlık"]}, {"word": "meşime", "meanings": ["Döl yatağı", "Döl eşi"]}, {"word": "meşhut suç", "meanings": ["Suçüstü"]}, {"word": "meşihat", "meanings": ["Şeyhlik", "Şeyhülislamın makamı, şeyhülislamlık"]}, {"word": "meşhut", "meanings": ["Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş"]}, {"word": "meşin", "meanings": ["İşlenmiş koyun derisi", "Bu deriden yapılan"]}, {"word": "meşin gibi", "meanings": ["kararmış ve sertleşmiş (insan derisi)", "iyi pişirilmeyip çiğ kalmış (et)"]}, {"word": "meşin suratlı", "meanings": ["Utanmaz, şerefsiz (kimse)"]}, {"word": "meşin yuvarlak", "meanings": ["Futbol topu"]}, {"word": "meşk", "meanings": ["Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği", "Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması", "Yazı veya müzik dersi"]}, {"word": "meşk etmek", "meanings": ["alışmak veya öğrenmek için çalışmak"]}, {"word": "meşk vermek", "meanings": ["ders vermek"]}, {"word": "meşk almak", "meanings": ["ders almak"]}, {"word": "meşkûk", "meanings": ["Şüphe uyandıran, şüpheli"]}, {"word": "meşru", "meanings": ["Yasal"]}, {"word": "meşrep", "meanings": ["Yaradılış, huy, karakter, mizaç", "Davranış biçimi"]}, {"word": "meşkûr", "meanings": ["Beğenilmiş, övülmüş"]}, {"word": "meşrubatçı", "meanings": ["Meşrubat hazırlayan, üreten veya satan kimse"]}, {"word": "meşru sayılmak", "meanings": ["geçerli bulunmak"]}, {"word": "meşruhat", "meanings": ["Bir maddenin açıklanması için yazılanlar, açıklamalar"]}, {"word": "meşrulaşma", "meanings": ["Meşrulaşmak işi"]}, {"word": "meşruiyet", "meanings": ["Meşruluk"]}, {"word": "meşrulaştırma", "meanings": ["Meşrulaştırmak işi"]}, {"word": "meşrulaştırmak", "meanings": ["Meşru duruma getirmek"]}, {"word": "meşrulaşmak", "meanings": ["Meşru duruma gelmek"]}, {"word": "meşrut", "meanings": ["Şartlı"]}, {"word": "meşru müdafaa", "meanings": ["Bir saldırı karşısında kişinin kendisini koruması"]}, {"word": "meşruta", "meanings": ["Bir kimseye, mirasçılara veya bir kuruluşa satılmamak şartı ile verilmiş mülk"]}, {"word": "meşruten", "meanings": ["Şarta bağlı olarak"]}, {"word": "meşruten tahliye", "meanings": ["Şartlı tahliye"]}, {"word": "meşrutiyet", "meanings": ["Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükûmet etme biçimi"]}, {"word": "meşruti", "meanings": ["Meşrutiyetle ilgili olan"]}, {"word": "meşrutiyetçi", "meanings": ["Meşrutiyet yanlısı olan, lejitimist"]}, {"word": "meşum", "meanings": ["Uğursuz"]}, {"word": "meşveret", "meanings": ["Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma, danışma", "İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması"]}, {"word": "meşveret etmek", "meanings": ["danışmak", "iki veya daha fazla kişi birbiriyle fikir alışverişinde bulunmak"]}, {"word": "met", "meanings": ["Kabarma"]}, {"word": "met", "meanings": ["Çelik çomak oyununda kullanılan değnek parçası", "Bu oyunda kullanılan, 10-15 santimetre uzunluğundaki değnek"]}, {"word": "meta", "meanings": ["Mal, ticaret malı", "Sermaye"]}, {"word": "metabolizma", "meanings": ["Canlı organizmada veya canlı hücrelerde hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, biyolojik ve kimyasal değişimlerin bütünü, özümlemenin ve yadımlamanın toplamı"]}, {"word": "metafizik", "meanings": ["Doğaötesi"]}, {"word": "metafizikçi", "meanings": ["Metafizik ile uğraşan kimse"]}, {"word": "metafizikçilik", "meanings": ["Metafizikçinin işi veya mesleği"]}, {"word": "metal", "meanings": ["Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde", "Bu maddeden yapılmış", "Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı"]}, {"word": "metal bilimi", "meanings": ["Genellikle elementleri, özellikle metalleri saf olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu, metalürji"]}, {"word": "metalik", "meanings": ["Madeni", "Metal gibi parlak olan (renk)"]}, {"word": "metalografi", "meanings": ["Maden, alaşım ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini ve billurlaşma özelliklerini mikroskopla inceleyerek çözümünü yapan bilim kolu"]}, {"word": "metaloit", "meanings": ["Metalsi"]}, {"word": "metalsi", "meanings": ["Metallerin fiziksel özelliklerini, metal olmayan ögelerin ise kimyasal özelliklerini taşıyan element, madensi, metaloit"]}, {"word": "metanet", "meanings": ["Metin olma, dayanma, dayanıklılık, sağlamlık"]}, {"word": "metalürji", "meanings": ["Metal bilimi"]}, {"word": "metalürjik", "meanings": ["Metal bilimsel"]}, {"word": "metal yatak", "meanings": ["Yapımında metal kullanılan yatak"]}, {"word": "metamorfik", "meanings": ["Başkalaşıma uğramış olan"]}, {"word": "metamorfizm", "meanings": ["Başkalaşım"]}, {"word": "metamorfoz", "meanings": ["Başkalaşma"]}, {"word": "metan", "meanings": ["Çürümekte olan karbonlu maddelerden çıkan, havada sarı bir alevle yanan, renksiz bir gaz, bataklık gazı (CH4)"]}, {"word": "metanet göstermek", "meanings": ["kötü bir duruma katlanmak, dayanmak"]}, {"word": "metanetli", "meanings": ["Acılar karşısında dayanma gücünü yitirmeyen, dayanıklı, metîn"]}, {"word": "metanetsiz", "meanings": ["Dayanıksız"]}, {"word": "metanetsizlik", "meanings": ["Dayanıksızlık"]}, {"word": "metelik vermemek", "meanings": ["değer ve önem vermemek, umursamamak, aldırış etmemek"]}, {"word": "metapsişik", "meanings": ["Ruhötesi"]}, {"word": "metastaz", "meanings": ["Yayılma"]}, {"word": "metatez", "meanings": ["Göçüşme"]}, {"word": "metazori", "meanings": ["Zorla"]}, {"word": "metbu", "meanings": ["Kendisine bağlanılan"]}, {"word": "metelik", "meanings": ["Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para", "Çok az para"]}, {"word": "metelik etmez", "meanings": ["`çok değersiz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "meteliğe kurşun atmak", "meanings": ["parası kalmamak, hiç parası olmamak"]}, {"word": "meteliksiz", "meanings": ["Parası olmayan, züğürt", "Parası olmadan"]}, {"word": "meteliksizlik", "meanings": ["Züğürtlük"]}, {"word": "meteor", "meanings": ["Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olaylara verilen genel ad", "Gök taşı"]}, {"word": "meteorit", "meanings": ["Gök taşı"]}, {"word": "meteorolog", "meanings": ["Hava tahmincisi"]}, {"word": "meteoroloji", "meanings": ["Hava koşullarında meydana gelen değişmeleri, iklim türlerini araştırıp hava durumu tahminlerinde bulunan bilim dalı, hava bilgisi"]}, {"word": "meteorolojik", "meanings": ["Meteoroloji ile ilgili olan"]}, {"word": "meteoroloji istasyonu", "meanings": ["Hava kürede sık sık görülen değişiklikleri inceleyen ve ölçen gözlemevi"]}, {"word": "meteor taşı", "meanings": ["Gök taşı"]}, {"word": "metfen", "meanings": ["Mezar"]}, {"word": "metfun", "meanings": ["Gömülmüş olan, gömülü"]}, {"word": "methal", "meanings": ["Bir yapının giriş yeri, giriş", "Giriş", "Giriş"]}, {"word": "methali olmak", "meanings": ["bir işe karışmış bulunmak, bir işte parmağı olmak"]}, {"word": "methaldar", "meanings": ["Bir işe karışmış olan, bir işte parmağı olan"]}, {"word": "methetmek", "meanings": ["Övmek"]}, {"word": "methetme", "meanings": ["Methetmek işi"]}, {"word": "methiye", "meanings": ["Övgü", "Bir kimseyi veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir"]}, {"word": "methiye düzmek", "meanings": ["övmek, övgü şiiri yazmak"]}, {"word": "methüsena", "meanings": ["Övme, ululama"]}, {"word": "metil", "meanings": ["Doymuş hidrokarbon kökleri serisinin ilk basamağı"]}, {"word": "metilen", "meanings": ["Metanın iki hidrojen atomunu yitirmesiyle türeyen bir kök (CH2)"]}, {"word": "metilik", "meanings": ["Metil özelliği taşıyan"]}, {"word": "metin", "meanings": ["Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst", "Basılı veya el yazması parça, tekst"]}, {"word": "metîn", "meanings": ["Metanetli"]}, {"word": "metîn olmak", "meanings": ["dayanıklı ve sağlam olmak, metanetini yitirmemek"]}, {"word": "metis", "meanings": ["Melez"]}, {"word": "metodik", "meanings": ["Yöntemli", "Düzenli"]}, {"word": "metodoloji", "meanings": ["Yöntem bilimi"]}, {"word": "metodolojik", "meanings": ["Yöntem bilimsel"]}, {"word": "metot", "meanings": ["Yöntem"]}, {"word": "metotlu", "meanings": ["Yöntemli"]}, {"word": "metotsuz", "meanings": ["Yöntemsiz"]}, {"word": "metotsuzluk", "meanings": ["Yöntemsizlik"]}, {"word": "metraj", "meanings": ["Metre olarak uzunluk", "Metre ile ölçme"]}, {"word": "metrajlı", "meanings": ["Herhangi bir metre uzunluğunda olan"]}, {"word": "metrdotel", "meanings": ["Şef garson"]}, {"word": "metrdotellik", "meanings": ["Başgarsonluk"]}, {"word": "metre", "meanings": ["Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi", "Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı"]}, {"word": "metreküp", "meanings": ["Kenarı 1 metre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi"]}, {"word": "metrelik", "meanings": ["Uzunluğu herhangi bir metre olan"]}, {"word": "metrekare", "meanings": ["Kenarı 1 metre olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçüsü birimi"]}, {"word": "metres", "meanings": ["Evli bir erkekle nikâhsız yaşayan kadın, kapama, kapatma, zamazingo"]}, {"word": "metres tutmak", "meanings": ["metresle yaşamak"]}, {"word": "metre sistemi", "meanings": ["Metre, metrekare, metreküp gibi kökü metreye dayanan ölçü sistemi, metrik sistem"]}, {"word": "metreslik", "meanings": ["Metres olma durumu"]}, {"word": "metreslik etmek", "meanings": ["bir erkekle metres olarak yaşamak"]}, {"word": "metrik", "meanings": ["Ölçümlü"]}, {"word": "metris", "meanings": ["Askerin çarpışma sırasında korunması için yapılan toprak siper"]}, {"word": "metrik sistem", "meanings": ["Metre sistemi"]}, {"word": "metro", "meanings": ["Büyükşehirlerde semtler arasında işleyen, ulaşımı yerin altında sağlayan tren, yer altı treni"]}, {"word": "metroloji", "meanings": ["Ölçü bilimi", "Ağırlıklar ve ölçüler üstüne inceleme kitabı"]}, {"word": "metronom", "meanings": ["Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet"]}, {"word": "metropol", "meanings": ["Ana kent"]}, {"word": "metruk", "meanings": ["Bırakılmış, terk edilmiş", "Kullanılmayan"]}, {"word": "metropolit", "meanings": ["Ortodokslarda patrikten sonra gelen ve bir bölgenin din işlerine başkanlık eden din adamı"]}, {"word": "metrukât", "meanings": ["Ölen birinin bıraktığı şeyler"]}, {"word": "metropoliten", "meanings": ["Bir devletin veya bir ülkenin ana şehrine ilişkin"]}, {"word": "metruke", "meanings": ["Bırakılmış, geriye kalmış"]}, {"word": "metrukiyet", "meanings": ["Bırakılma, terk edilme", "Ayrılma, boşanma"]}, {"word": "mevali", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları"]}, {"word": "mevcudat", "meanings": ["Var olan şeyler, varlıklar", "Yaratıklar"]}, {"word": "mevcut olmak", "meanings": ["var olmak, bulunmak"]}, {"word": "mevcut", "meanings": ["Var olan, bulunan", "Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü"]}, {"word": "mevcudiyet", "meanings": ["Varlık", "Varoluş"]}, {"word": "mevdu", "meanings": ["Emanet edilmiş, verilmiş, bırakılmış"]}, {"word": "mevduat", "meanings": ["Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para, tevdiat", "Yatırım"]}, {"word": "mevduat defteri", "meanings": ["Banka cüzdanı"]}, {"word": "mevhibe", "meanings": ["Bağış, vergi, ihsan"]}, {"word": "mevhibeiilahiye", "meanings": ["Tanrı vergisi"]}, {"word": "mevhum", "meanings": ["Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan"]}, {"word": "mevize", "meanings": ["Vaaz", "Öğüt"]}, {"word": "mevkisi olmak", "meanings": ["bir işte önemli bir makamda bulunmak"]}, {"word": "mevki", "meanings": ["Yer, mahal", "Makam", "Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer", "Durum"]}, {"word": "mevkuf", "meanings": ["Vakfedilmiş", "Tutuklu"]}, {"word": "mevkufen", "meanings": ["Tutuklu olarak"]}, {"word": "mevkut", "meanings": ["Süreli, periyodik"]}, {"word": "mevkufiyet", "meanings": ["Tutukluluk", "Alıkonulma"]}, {"word": "mevla", "meanings": ["Efendi, sahip, malik"]}, {"word": "mevkute", "meanings": ["Belli zaman aralıkları ile çıkan yayın, süreli yayın, periyodik"]}, {"word": "mevlasını bulmak", "meanings": ["istediğini elde etmek"]}, {"word": "Mevlevi", "meanings": ["Mevlevilik tarikatına bağlı kimse"]}, {"word": "Mevlevihane", "meanings": ["Mevlevi tekkesi"]}, {"word": "Mevlevilik", "meanings": ["Mevlâna Celâlettin Rumi'nin görüşlerine dayanan ve oğlu tarafından kurulan tarikat"]}, {"word": "mevlit", "meanings": ["Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi", "Bu mesnevinin okunduğu dinî tören", "Doğma, doğum", "Doğum yeri, insanın doğduğu yer"]}, {"word": "Mevlevi pilavı", "meanings": ["Kemiksiz koyun etinin hafifçe pişirilmesinden sonra nohut, kestane, havuç, soğan, yağ, fıstık ve pirinçle karıştırılıp kısık ateşte hazırlanan bir pilav türü"]}, {"word": "mevlithan", "meanings": ["Mevlit okuyan kimse"]}, {"word": "mevrut", "meanings": ["Gelen, gelmiş"]}, {"word": "Mevlit Kandili", "meanings": ["Hz. Muhammed'in doğum günü olan Rebiyülevvel ayının on ikinci gecesinde kutlanan kandil"]}, {"word": "mevsim", "meanings": ["Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri, sezon", "Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman", "Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem", "Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon", "Zaman, dönem, çağ", "Yaşamın bir bölümü"]}, {"word": "mevsimli mevsimsiz", "meanings": ["Yersiz, gereksiz, zamansız"]}, {"word": "mevsimlik", "meanings": ["Bir mevsim için, bir mevsim süresince", "İlkbahar ve sonbaharda giyilen", "Mevsime ait"]}, {"word": "mevsuf", "meanings": ["Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş", "Sıfat tamlamasında tamlanan"]}, {"word": "mevsimsiz", "meanings": ["Zamanı iyi seçilmemiş, uygun zamanı gelmeden olan veya yapılan"]}, {"word": "mevsuk", "meanings": ["Belgeye dayanan, doğru, doğruluğuna güvenilen, sağlam"]}, {"word": "mevzu", "meanings": ["Konu"]}, {"word": "mevt", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "mevta", "meanings": ["Ölü, ölmüş kimse"]}, {"word": "mevut", "meanings": ["Vadolunmuş, söz verilmiş"]}, {"word": "mevzi", "meanings": ["Yer, mahal", "Bir askerî birliğin yeri veya bu birlik tarafından ele geçirilen bölge"]}, {"word": "mevzii", "meanings": ["Yöresel", "Yerel"]}, {"word": "mevzilenmek", "meanings": ["Mevziye yerleşmek, mevziye girmek"]}, {"word": "mevzilenme", "meanings": ["Mevzilenmek işi"]}, {"word": "mey", "meanings": ["Türk halk müziğinde kullanılan, ağzı yassı bir zurna türü"]}, {"word": "mey", "meanings": ["Şarap"]}, {"word": "mevzulu", "meanings": ["Konulu"]}, {"word": "mevzuat", "meanings": ["Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.nin bütünü", "Sandık, çuval, teneke gibi içine ticaret malı konulan koyacaklar"]}, {"word": "mevzuya girmek", "meanings": ["asıl konuyu ele almak"]}, {"word": "mevzun", "meanings": ["Biçimli, düzgün, oranlı, uyumlu", "Ölçülü"]}, {"word": "mevzusuz", "meanings": ["Konusuz"]}, {"word": "mevzubahis", "meanings": ["Söz konusu", "Adından söz edilen"]}, {"word": "meyan", "meanings": ["Meyan kökü"]}, {"word": "meyan", "meanings": ["Ara, orta"]}, {"word": "meyane", "meanings": ["Çorba vb. yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sos"]}, {"word": "meyan balı", "meanings": ["Meyan kökünden elde edilen bir içecek türü"]}, {"word": "meyancı", "meanings": ["Aracı, aracılık eden kimse"]}, {"word": "meyanesi gelmek", "meanings": ["helva vb. kıvamına gelmek"]}, {"word": "meyan kökü", "meanings": ["Fasulyegillerden, 30-60 santimetre yüksekliğinde, tüysü yapraklı, mavimsi, mor çiçekli, tatlı olan toprak altı bölümleri hekimlikte ve serinletici içeceklerin yapımında kullanılan, çok yıllık otsu bir bitki, meyan(I) (Glycyrrhiza glabra)"]}, {"word": "meydan", "meanings": ["Alan", "Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri", "Bulunulan yer ve çevresi, ortalık", "Fırsat, imkân veya vakit", "Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer"]}, {"word": "meydan açmak", "meanings": ["sebep olmak"]}, {"word": "meydan almak", "meanings": ["gelişmek, yayılmak, geniş ölçüde olmak"]}, {"word": "meydan bırakmamak", "meanings": ["fırsat vermemek"]}, {"word": "meydan okumak", "meanings": ["korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak"]}, {"word": "meydan bulamamak", "meanings": ["fırsat bulamamak"]}, {"word": "meydan kalmamak", "meanings": ["fırsat bulamamak"]}, {"word": "meydan vermemek", "meanings": ["kötü bir durumun gerçekleşmesi için imkân veya zaman bırakmamak"]}, {"word": "meydana atmak", "meanings": ["ortaya çıkarmak"]}, {"word": "meydana çıkarmak", "meanings": ["açıklığa kavuşturmak, ortaya çıkarmak, belli etmek", "bularak ortaya çıkarmak"]}, {"word": "meydana çıkmak", "meanings": ["ortaya çıkmak, görünmek", "belli olmak", "yetişmek, büyümek"]}, {"word": "meydanı boş bulmak", "meanings": ["kendisini engelleyecek kimse görmeyerek aşırı davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "meydana dökmek", "meanings": ["hepsini sergilemek, ortaya dökmek"]}, {"word": "meydana gelmek", "meanings": ["olmak, oluşmak", "ortaya çıkmak"]}, {"word": "meydana getirmek", "meanings": ["olmasını sağlamak, oluşturmak"]}, {"word": "meydana düşmek", "meanings": ["bir iş yapmak için kendini ortaya atmak"]}, {"word": "meydana koymak", "meanings": ["yapıp ortaya çıkarmak, göstermek"]}, {"word": "meydana vurmak", "meanings": ["belli etmek, ortaya çıkarmak"]}, {"word": "meydanı (birine veya bir şeye) bırakmak", "meanings": ["savunduğu şeyden vazgeçmek", "yarışmadan çekilmek"]}, {"word": "meydanı dar etmek", "meanings": ["birini çok sıkıntıya sokmak, her yönden sıkıştırmak"]}, {"word": "meydan dayağı", "meanings": ["Ceza olarak açıkta ve kalabalık içinde suçlulara atılan dayak"]}, {"word": "meydancı", "meanings": ["Avlu, bahçe vb. yerleri süpürüp temizleyen hizmetli", "Hapishane koğuşlarında ayak işlerini gören kimse", "Mevlevi tekkelerinde konukları karşılayan, meydanı açan, Mevlevi raksını düzenleyen tarikat adamı"]}, {"word": "meydancık", "meanings": ["Küçük meydan"]}, {"word": "meydancılık", "meanings": ["Meydancı olma durumu"]}, {"word": "meydan dayağı atmak", "meanings": ["birini kalabalık içinde iyice dövmek"]}, {"word": "yeme içme", "meanings": ["Türlü yiyecek ve içeceklerle beslenme"]}, {"word": "yemeden içmeden kesilmek", "meanings": ["bir üzüntü veya heyecan sebebiyle yiyemez, içemez duruma gelmek, iştahı kesilmek"]}, {"word": "yemek seçmek", "meanings": ["bazı yemekleri sevmemek"]}, {"word": "yemek çıkarmak", "meanings": ["ağırlamak için yemek sunmak"]}, {"word": "yemek", "meanings": ["Yemek yeme, karın doyurma işi", "Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek", "Günün belli saatlerinde yenilen besin", "Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama"]}, {"word": "yemek vermek", "meanings": ["konukları yemeğe çağırmak"]}, {"word": "yemek yemek", "meanings": ["karın doyurmak"]}, {"word": "yemek", "meanings": ["Ağızda çiğneyerek yutmak", "Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek", "Isırmak", "Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak", "Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak", "Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek", "Harcamak, tüketmek, bitirmek", "Yasal yoldan cezalandırılmak", "Birine alacağını vermemek, ödememek", "Başkasının parasını harcamak", "Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek", "Sürekli üzmek, tedirgin etmek", "Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek", "Kandırmak"]}, {"word": "ye kürküm ye!", "meanings": ["gösterilen saygının kişiliğe değil, giyim kuşam düzgünlüğüne olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yediği naneye bak!", "meanings": ["`yaptığı yersiz, uygunsuz işe bakın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yedikleri içtikleri ayrı gitmemek", "meanings": ["her zaman bir arada olmak ve sıkı ilişki içinde bulunmak"]}, {"word": "yediği önünde, yemediği ardında", "meanings": ["bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yeme de yanında yat", "meanings": ["çok lezzetli veya çok hoş olan şeyler için söylenen bir söz"]}, {"word": "yedirip içirmek", "meanings": ["beslemek"]}, {"word": "yemeden içmeden", "meanings": ["vakit geçirmeden, hemen"]}, {"word": "yiyip bitirmek", "meanings": ["tüketmek", "onmaz duruma getirmek, yıkımına sebep olmak", "sürekli olarak tedirgin etmek, üzmek, hırpalamak"]}, {"word": "yiyip içmek", "meanings": ["karın doyurmak, beslenmek"]}, {"word": "yemekaltı", "meanings": ["Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, ordövr"]}, {"word": "yemek borusu", "meanings": ["Besinleri ağızdan mideye ulaştıran, kasla çevrili, içi mukoza ile kaplı kanal", "Yemek vaktini bildirmek için çalınan boru"]}, {"word": "yemek dolabı", "meanings": ["Yemeğin saklandığı dolap"]}, {"word": "yemekhane", "meanings": ["Okul, fabrika vb. kuruluşlarda yemek yenilen büyük salon"]}, {"word": "yemekli", "meanings": ["Yemek de yenilen", "Yemek de verilen"]}, {"word": "yemek hizmeti", "meanings": ["Bir kuruluş tarafından yemeğin hazırlanması ve dağıtılması işi"]}, {"word": "yemeklik", "meanings": ["Yemek yapmakta kullanılan", "Yemek için ayrılan", "Yiyecek şey, yiyecek maddesi"]}, {"word": "yemek listesi", "meanings": ["Yemek yenilecek yerlerde mevcut yemekleri gösteren liste, menü"]}, {"word": "yemek masası", "meanings": ["Üzerinde yemek yemek amacıyla kullanılan masa"]}, {"word": "yemek odası", "meanings": ["Yemek yenilen oda, yemek salonu, salamanje"]}, {"word": "yemekli vagon", "meanings": ["Trenlerde yolculara yemek servisi yapılan vagon"]}, {"word": "yemenici", "meanings": ["Yemeni yapan veya satan kimse"]}, {"word": "yemeni", "meanings": ["Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent", "Bir tür hafif ve kaba ayakkabı"]}, {"word": "yemeksiz", "meanings": ["Yemek verilmeyen", "Yemeği olmayan"]}, {"word": "yemenicilik", "meanings": ["Yemeni yapma işi", "Yemeni alıp satma işi"]}, {"word": "yemenili", "meanings": ["Yemeni takmış olan"]}, {"word": "Yemenli", "meanings": ["Yemen halkından olan kimse"]}, {"word": "yemin", "meanings": ["Ant"]}, {"word": "yemin etmek", "meanings": ["ant içmek"]}, {"word": "yemin etsem başım ağrımaz", "meanings": ["`gerçek olduğuna korkmadan yemin ederim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yemin vermek", "meanings": ["ant vermek"]}, {"word": "yemin içmek", "meanings": ["ant içmek"]}, {"word": "yemin verdirmek (veya ettirmek)", "meanings": ["ant içirmek"]}, {"word": "yemini basmak", "meanings": ["çabuk ve kuvvetli olarak yemin etmek"]}, {"word": "yemin billah", "meanings": ["Tanrı'nın adını anıp yemin ederek"]}, {"word": "yemin billah vermek", "meanings": ["yemin etmek"]}, {"word": "yemin billah etmek", "meanings": ["Tanrı adını anarak ant içmek"]}, {"word": "yemin kasem", "meanings": ["Yemin ederek"]}, {"word": "yeminsiz", "meanings": ["Yemine dayanmayan"]}, {"word": "yeminli", "meanings": ["Açıklamasını yemin ederek yapan", "Bir şeyi yapmaya veya yapmamaya yemin etmiş kimse", "Bazı mesleklerde işini doğru yapacağına dair noter veya odalardan onay almış olan (kimse)"]}, {"word": "yemiş", "meanings": ["Meyve", "İncir"]}, {"word": "yemişçi", "meanings": ["Yemiş yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "yemişen", "meanings": ["Gülgillerden, meyvesi elmaya benzeyen, yaprakları kısa saplı, yumurtamsı biçimde ve kenarları dişli olan, dikenli bir bitki"]}, {"word": "yemişçil", "meanings": ["Yemişle beslenen"]}, {"word": "yemişlenmek", "meanings": ["Ağaçlar meyve vermek"]}, {"word": "yemişlenme", "meanings": ["Yemişlenmek işi"]}, {"word": "yemişlik", "meanings": ["Meyvelik", "Yemiş konulan, saklanan yer", "İncirlik"]}, {"word": "yemişli", "meanings": ["Meyveli"]}, {"word": "yemleme", "meanings": ["Yemlemek işi", "Tuzağa veya oltaya takılan yem", "Bir kimseyi elde edecek, kandıracak biçimde davranma", "Ağızotu"]}, {"word": "yemlemek", "meanings": ["Hayvana yem vermek, beslemek", "Yem takmak", "Bir kimseyi kandıracak biçimde davranmak", "Toplara ağızotu koymak"]}, {"word": "yemlenme", "meanings": ["Yemlenmek işi"]}, {"word": "yemlik", "meanings": ["Hayvanlara yem verilen yer veya kap", "Yem için ayrılan", "Rüşvet, arpalık", "Karşılıksız geçim sağlanan yer veya kimse", "Kumarda kandırılıp parası alınan kimse"]}, {"word": "yem torbası", "meanings": ["Hayvanların yem yemesi için başlarına takılan torba"]}, {"word": "yemlikli", "meanings": ["Yemliği olan"]}, {"word": "yemlenmek", "meanings": ["Yemleme işi yapılmak", "Para harcamadan bir başkasından geçinmek"]}, {"word": "yemliksiz", "meanings": ["Yemliği olmayan"]}, {"word": "yemyeşil", "meanings": ["Her yanı yeşil, çok yeşil"]}, {"word": "yen", "meanings": ["Giysi kolu", "Yılanyastığıgiller, muzgiller vb. bitki familyalarında, çiçeklerin üzerinde bir örtü gibi duran ve çoğu renkli olan bir çiçek yaprağı"]}, {"word": "yen", "meanings": ["Japonya para birimi"]}, {"word": "yenge", "meanings": ["Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı", "Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad", "Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü", "Düğünde geline kılavuzluk eden kadın"]}, {"word": "yengen olur!", "meanings": ["bayanla yakın ilişkisi olduğunu ima etmek için kullanılan söz"]}, {"word": "yengeç", "meanings": ["Eklem bacaklılardan, kabuklu, birinci ayak çifti iki kıskaç olarak gelişmiş, eti için avlanan, suda yaşayan bir böcek"]}, {"word": "Yengeç", "meanings": ["Zodyak üzerinde İkizler ve Aslan arasında bulunan takımyıldızın adı, Seretan"]}, {"word": "yengeç gibi", "meanings": ["yan yan yürüyen (kimse)"]}, {"word": "Yengeç Dönencesi", "meanings": ["Güneş'in gökyüzündeki yıllık hareketinde kuzeyden güneye dönüş yaptığı, Ekvator'a göre açısal uzaklığı 23° 27' olan yer, Yaz Dönencesi"]}, {"word": "yengeçvari", "meanings": ["Yengeç yürüyüşüne benzer bir biçimde"]}, {"word": "yengelik", "meanings": ["Yenge olma durumu", "Yengeye yakışan davranış"]}, {"word": "yengi", "meanings": ["Birçok emek ve tehlikeli uğraşma pahasına erişilen mutlu sonuç, utku, galibiyet, galebe, zafer"]}, {"word": "yeni ay", "meanings": ["Hilal"]}, {"word": "yeni", "meanings": ["Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı", "Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan", "En son edinilen", "İşe henüz başlamış", "O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan", "Tanınmayan, bilinmeyen", "Daha öncekilerden farklı olan", "Eskisinin yerine gelen", "Biraz önce, çok zaman geçmeden"]}, {"word": "yenibahar", "meanings": ["Mersingillerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir bitki (Pimenta officinalis)", "Bu bitkinin olgunlaştıktan sonra kurutulup bahar olarak kullanılan meyvesi"]}, {"word": "yeni baştan", "meanings": ["Baştan başlayarak, yeniden"]}, {"word": "yenice", "meanings": ["Oldukça yeni", "(yeni'ce) Yakın günlerde"]}, {"word": "yenici", "meanings": ["Yenen, üstün gelen, mağlup eden"]}, {"word": "yenici", "meanings": ["Yenilik yanlısı, yeniliği tutan"]}, {"word": "Yeni Çağ", "meanings": ["Orta Çağın bitiminden (1453 veya 1492'den) Fransız İhtilali'ne (1789) kadar süren çağ"]}, {"word": "yeniçeri", "meanings": ["Kapı kulu teşkilatının piyade sınıfı", "Bu asker sınıfından olan er"]}, {"word": "yeniçeri ağası", "meanings": ["Yeniçeri Ocağının en yüksek subayı ve komutanı"]}, {"word": "yeniden", "meanings": ["Gene, yine, bir daha, tekrar"]}, {"word": "yeniçerilik", "meanings": ["Yeniçeri olma durumu, yeniçeri askerliği", "Yeniçeri asker kuruluşunun olduğu devir", "Yeniçeri askerî kuruluşu"]}, {"word": "yeniden kurma", "meanings": ["Sit alanlarında yıkılmış binaların aslına uygun olarak yeniden yapılması, rekonstrüksiyon", "Yeniden tasarlayarak biçimlendirme, rekonstrüksiyon", "Bir sözün ilk biçiminin nasıl olabileceğini dil kurallarına göre kurgulama, rekonstrüksiyon"]}, {"word": "yeniden tasarımlama", "meanings": ["Bir tasarımı yeniden gözden geçirme, restitüsyon"]}, {"word": "yeniden yapılanma", "meanings": ["Bir kurum, kuruluş veya işletme personel ve çalışma düzeni bakımından yeni bir yapıya kavuşma"]}, {"word": "yeniden yeniye", "meanings": ["Çok yakın bir süreden beri, çok yakın geçmişte"]}, {"word": "yeni Platoncu", "meanings": ["Yeni Platonculuk yanlısı olan, yeni Eflatuncu"]}, {"word": "yenidünya", "meanings": ["Gülgillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, büyük, pürüzsüz ve sert yapraklı bir ağaç (Eriobotrya Japonica)", "Bu ağacın erik büyüklüğünde, iri çekirdekli, sarı renkli, sulu ve mayhoş meyvesi, Malta eriği", "Renkli veya sırlı sırçadan yapılan, süs olarak asılan top", "Orta oyununda ev dekoru olarak kullanılan kafes biçiminde paravan"]}, {"word": "Yeni Dünya", "meanings": ["Amerika ana karası"]}, {"word": "yeni Platonculuk", "meanings": ["İskenderiye'de milattan sonra III. yüzyılda ortaya çıkan ve VII. yüzyıla kadar okullarda okutulan felsefe öğretisi, yeni Eflatunculuk, neoplatonizm"]}, {"word": "yeni eleştirici", "meanings": ["Yeni eleştiricilik yanlısı olan"]}, {"word": "yeni eleştiricilik", "meanings": ["Kant sistemine göre eleştiriyi yeni boyutta değerlendiren akım"]}, {"word": "yeni gerçekçi", "meanings": ["Yeni gerçekçilik yanlısı olan"]}, {"word": "yeni gerçekçilik", "meanings": ["Eşyanın gerçeğini ışık ve gölgeden yoksun keskin çizgilerle vermeyi amaç edinen resim anlayışı"]}, {"word": "yenik", "meanings": ["Yenmiş, aşınmış", "Bir hayvanın veya böceğin bir şeyi yiyerek o şeyde bıraktığı iz"]}, {"word": "yeni izlenimci", "meanings": ["Yeni izlenimcilik yanlısı olan"]}, {"word": "yeni gümüş", "meanings": ["Alman gümüşü"]}, {"word": "yeni izlenimcilik", "meanings": ["İzlenimcilerin içgüdüye dayanarak yaptıkları, güneş ışığının parçalanmasını bilimsel yöntemli biçimde uygulayan, izlenimcilerin bozdukları yapısal kuruluşa yeniden önem veren, saf renkleri nokta nokta sürüp renk karışımını seyircinin gözünde oluşturmayı amaçlayan resim akımı"]}, {"word": "yenik", "meanings": ["Savaş veya yarışmada yenilmiş, mağlup"]}, {"word": "yenik düşmek", "meanings": ["yenilmek, mağlup olmak"]}, {"word": "yenik saymak", "meanings": ["yenilmiş olarak kabul etmek"]}, {"word": "yenileme", "meanings": ["Yenilemek işi", "Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan bölümleri aslına uygun bir biçimde onarma, restorasyon"]}, {"word": "yenilenme", "meanings": ["Yenilenmek durumu"]}, {"word": "yenilenmek", "meanings": ["Bir şeyin yerine yenisi konulmak", "Bir iş bir kez daha yapılmak, tekrarlanmak", "Canlanmak"]}, {"word": "yenilemek", "meanings": ["Bir kimse veya bir şeyin yerine yenisini koymak", "Hastalık, tekrarlamak"]}, {"word": "yenileşme", "meanings": ["Yenileşmek işi"]}, {"word": "yenileşmek", "meanings": ["Yeni bir durum almak, yenilik kazanmak, yeniliğe uymak"]}, {"word": "yenileştirme", "meanings": ["Yenileştirmek işi"]}, {"word": "yenileştirmek", "meanings": ["Yenileşmesini sağlamak"]}, {"word": "yeniletme", "meanings": ["Yeniletmek işi"]}, {"word": "yeniletmek", "meanings": ["Yenileme işini yaptırmak"]}, {"word": "yenilgi", "meanings": ["Bir yarışmada kaybetme, yenilme, mağlubiyet, hezimet", "Yenilen bir ordunun, düzen bağını yitirerek asker onurunun gerektirdiği bütün bağları bozması, bozgun, hezimet", "Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama, kaybetme"]}, {"word": "yenilgiye uğramak", "meanings": ["yenilmek, mağlup olmak"]}, {"word": "yenilik yapmak", "meanings": ["değişiklik yapmak, değişiklik getirmek"]}, {"word": "yenilik", "meanings": ["Yeni olma durumu", "Yeni olan bir şeyin özelliği", "Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme, teceddüt", "Yenileşim"]}, {"word": "yenilikçi", "meanings": ["Yenilikten yana olan"]}, {"word": "yenilik korkusu", "meanings": ["Her değişiklikten, her yenilikten ürkme hastalığı"]}, {"word": "yeniliş", "meanings": ["Yenilme işi"]}, {"word": "yenilme", "meanings": ["Yenilmek işi"]}, {"word": "yenilmek", "meanings": ["Yeme işi yapılmak veya yeme işine konu olmak"]}, {"word": "yenilir yutulur değil (veya olmamak)", "meanings": ["yenmeyecek nitelikte olan (yiyecek)", "hoşa gitmeyen, beğenilmeyen nitelikte olan", "çok ağır (söz)", "kendisiyle başa çıkılamayacak durumda olan"]}, {"word": "yenilmek", "meanings": ["Savaş veya yarışmada karşısındakinden aşağı durumda kalmak, kaybetmek, mağlup olmak", "Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğramak, kaybetmek"]}, {"word": "yenilmezlik", "meanings": ["Yenik duruma düşmeme durumu"]}, {"word": "yenirce", "meanings": ["Kemik ve diş dokusunun harap olması durumu", "Frengi", "Gittikçe genişleyen yara"]}, {"word": "yeni sene", "meanings": ["Yeni yıl"]}, {"word": "yenişme", "meanings": ["Yenişmek işi"]}, {"word": "yenişmek", "meanings": ["Birbirini yenmeye çalışmak", "Çekişmek"]}, {"word": "yeni yetme", "meanings": ["Ergen", "Toy, acemi"]}, {"word": "yeni yetmelik", "meanings": ["Yeni yetme olma durumu"]}, {"word": "yenli", "meanings": ["Yenleri olan"]}, {"word": "yenme", "meanings": ["Yenmek işi"]}, {"word": "yenmek", "meanings": ["Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek", "Kazanmak, ütmek", "Tutmak, bastırmak"]}, {"word": "yenene içilene bakılmamak", "meanings": ["bir şey gidere önem verilmeden bol bol harcanmak"]}, {"word": "yenmek", "meanings": ["Yemek işine konu olmak", "Aşınmak"]}, {"word": "yensiz", "meanings": ["Yenleri olmayan"]}, {"word": "yepelek", "meanings": ["İnce yapılı, zarif, narin"]}, {"word": "yepyeni", "meanings": ["Çok yeni, hiç kullanılmamış", "Eskiyle bağlantısı olmayan", "Alışılmamış, görülmemiş", "Tertemiz", "Tertemiz bir biçimde"]}, {"word": "yer", "meanings": ["Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân", "Gezinilen, ayakla basılan taban", "Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge", "Durum, konum, vaziyet", "Ülke", "Görev, makam", "Önem", "İz", "Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa", "Ekime elverişli toprak parçası, arazi", "Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal", "Otel, motel vb.nde kalınacak oda", "Yerküre", "Durum, konum"]}, {"word": "yer almak", "meanings": ["bir işi hazırlayanlar arasında bulunmak", "ayrılan yerde durmak, bulunmak"]}, {"word": "yer bakır gök demir kesilmek", "meanings": ["tamamen tükenmek, bitmek, yoksul duruma düşmek"]}, {"word": "yer bulmak", "meanings": ["oturacak yer sağlamak", "bir kimse bir işe, görev yapacağı bir yere yerleşmek"]}, {"word": "yer değiştirmek", "meanings": ["bulunduğu yerden bir başka yere geçmek"]}, {"word": "yer çevirmek", "meanings": ["kullanım hakkı devlet veya özel kişide olan araziyi kendi kullanımına almak"]}, {"word": "yer demir gök bakır", "meanings": ["çorak ve sıcak bir yeri niteler", "şartların zor, imkânların kısıtlı olduğu durumlarda söylenen bir söz", "hiçbir yardım ve umut olmadığında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yer etmek", "meanings": ["iz bırakmak", "iyice yerleşmek"]}, {"word": "yer kabul etmez", "meanings": ["çok günahkâr"]}, {"word": "yer kaplamak", "meanings": ["önemli bir hacim tutmak"]}, {"word": "yer kapmak", "meanings": ["kalabalık içinde kendine yer bulmak"]}, {"word": "yer öpmek", "meanings": ["bir büyüğün önüne eğilmek"]}, {"word": "yer tutmak", "meanings": ["yer ayırmak", "yer kaplamak", "işlevi ve etkisi olmak", "önemli sayılmak, önemi olmak"]}, {"word": "yer yarılıp içine girmek (veya geçmek)", "meanings": ["yitirilip bir türlü bulamamak", "çok utanmak"]}, {"word": "yer vermek", "meanings": ["önemli saymak, saygı göstermek", "bir olaya yol açmak, imkân tanımak", "önemli bir görev vermek", "kendi yerini bir başkasına bırakmak", "kullanmak", "söz etmek, değinmek", "ağırlık vermek", "konu edinmek"]}, {"word": "yer yerinden oynamak", "meanings": ["bir iş çok gürültülü, telaş ve heyecan içinde yapılmak", "bir olay toplumda büyük tedirginlik yaratmak"]}, {"word": "yer açmak", "meanings": ["bir kimseye oturması için yer hazırlamak", "yer bırakmak, imkân vermek"]}, {"word": "yerde kalmak", "meanings": ["saygı görmemek, yüzüne bakılmamak"]}, {"word": "yerden göğe kadar", "meanings": ["pek çok"]}, {"word": "yerden yere çalmak", "meanings": ["çok hırpalamak"]}, {"word": "yerden yere vurmak", "meanings": ["birine türlü yönlerden saldırarak onu çok aşağılayıcı bir duruma düşürmek"]}, {"word": "yere bakan (veya bakıp) yürek yakan", "meanings": ["`uysal ve uslu göründüğü hâlde sinsice kötülük yapan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yere bakmak", "meanings": ["ihtiyarların ölümü yakın olmak"]}, {"word": "yere baktırmak", "meanings": ["utandırmak, mahcup etmek"]}, {"word": "yere batasıca (veya batsın)", "meanings": ["`yok olsun, ölsün` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "yere batmak", "meanings": ["yok olmak", "çok utanmak, mahcup olmak"]}, {"word": "yere çalmak", "meanings": ["yere atmak, yere fırlatmak"]}, {"word": "yere göğe koymamak", "meanings": ["nasıl ağırlayacağını, nasıl memnun edeceğini bilmemek, çok önem vermek"]}, {"word": "yere sağlam basmak", "meanings": ["titiz ve dikkatli davranmak"]}, {"word": "yere sermek", "meanings": ["kötü bir duruma sokmak, yenmek", "vurup öldürmek"]}, {"word": "yere vurmak", "meanings": ["kötü bir duruma sokmak", "yenmek, alt etmek"]}, {"word": "yere yığılmak", "meanings": ["yere düşmek"]}, {"word": "yere yıkılmak", "meanings": ["yere düşmek"]}, {"word": "yeri başka", "meanings": ["`daha başka bir değeri olan, önemi olan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yeridir", "meanings": ["`layıktır, uygundur, münasiptir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yeri gelmek", "meanings": ["sırası gelmek, zamanı uygun olmak"]}, {"word": "yeri göğü ben yarattım demek", "meanings": ["çok gururlu olmak"]}, {"word": "yeri göğü birbirine katmak", "meanings": ["aşırı telaş yaratmak"]}, {"word": "yeri göğü inletmek", "meanings": ["yüksek sesle ve olanca güçle bağırmak"]}, {"word": "yeri göğü tırmalamak", "meanings": ["çok sancı, acı çekmek"]}, {"word": "yeri olmak", "meanings": ["uygun olmak", "sırası, uygun zamanı olmak", "saygınlığı olmak"]}, {"word": "yeri göğü tutmak", "meanings": ["her tarafı ele geçirmek, denetim altında bulundurmak"]}, {"word": "yeri öpmek", "meanings": ["yere düşmek, yere serilmek"]}, {"word": "yeri soğumadan", "meanings": ["ayrılan bir kimsenin ardından çok zaman geçmeden"]}, {"word": "yeri var!", "meanings": ["`uygundur, iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yerin dibine batırıp çıkarmak", "meanings": ["çok utandırmak, rezil etmek"]}, {"word": "yeri yurdu belirsiz olmak", "meanings": ["belli bir yeri olmamak"]}, {"word": "yerin dibine geçmek (veya batmak veya girmek)", "meanings": ["çok utanıp sıkılmak", "görünmez olmak, kaybolmak"]}, {"word": "yerin kulağı var", "meanings": ["gizli konuşulan bir şeyin umulmadık bir yoldan başkalarınca duyulabileceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "yerinde duramamak", "meanings": ["sürekli kıpırdamak", "içi içine sığmamak"]}, {"word": "yerinde kalmak", "meanings": ["başka yere gitmemek", "makam veya aşama değişmemek"]}, {"word": "yerinde olmak", "meanings": ["uygun olmak", "tamam olmak, iyi durumda bulunmak", "makamında bulunuyor olmak"]}, {"word": "yerinde saymak", "meanings": ["yürür gibi yaparak hep aynı yerde, sürekli olarak ayağın birini kaldırıp birini basmak", "ilerleyememek, gelişememek, değişememek"]}, {"word": "yerinde yeller esmek", "meanings": ["artık bulunmamak, yok olmak"]}, {"word": "yerinde su çıkmak", "meanings": ["haklı bir sebep olmadan yerini bırakanlara veya bırakmak isteyenlere kınama ve engelleme amacıyla söylenen bir söz"]}, {"word": "yerinden fırlamak", "meanings": ["oturulan yerden hızla kalkmak"]}, {"word": "yerinden oynatmak", "meanings": ["başka yere kaldırmak, yerini değiştirmek"]}, {"word": "yerinden oynamak", "meanings": ["yerinden ayrılmak", "coşkulu, gürültülü, karışık bir zaman yaşamak"]}, {"word": "yerine geçmek", "meanings": ["görevden ayrılan birinin yerini almak", "bulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek"]}, {"word": "yerine gelmek", "meanings": ["yapılmak, olmak", "eski duruma dönmek", "kişi iş yerinde çalıştığı, oturduğu yere gelmek"]}, {"word": "yerine getirmek", "meanings": ["istenileni, gerekeni yapmak", "eski duruma döndürmek", "ifa etmek"]}, {"word": "yerine koymak", "meanings": ["gibi görmek, saymak", "yitirilen, elden çıkan bir şeyin, benzerini veya eşini sağlamak"]}, {"word": "yerini almak", "meanings": ["yerine geçmek"]}, {"word": "yerine oturmak", "meanings": ["iyi yerleşmek", "bir durum, bir düşünce vb. benimsenmek, yaygın duruma gelmek, yerleşmek"]}, {"word": "yerini bulmak", "meanings": ["uygun olan yerde olmak", "kendine yakışan makamı, durumu bulmak"]}, {"word": "yerini beğenmek", "meanings": ["bitki yerini gelişmesine çok uygun bulmak"]}, {"word": "yerini doldurmak", "meanings": ["görevini başarı ile yapar olmak", "görevinden ayrılan birinin yerine gelen kişi, önceki görevli kadar başarılı olmak"]}, {"word": "yerini ısıtmak", "meanings": ["bir yerde uzun süre kalmak"]}, {"word": "yerle yeksan etmek", "meanings": ["yerle bir etmek"]}, {"word": "yerini sevmek", "meanings": ["yerini beğenmek"]}, {"word": "yerini tutmak", "meanings": ["bulunmayan bir nesnenin yerini almak, onu aratmamak", "görevinden ayrılan birinin yaptığı işi yapabilmek"]}, {"word": "yerini yapmak", "meanings": ["bir şey elde etmek amacıyla girişimde bulunmak"]}, {"word": "yerle beraber", "meanings": ["yer düzeyinde"]}, {"word": "yerle bir etmek", "meanings": ["temeline kadar yok etmek, tahrip etmek"]}, {"word": "yerle gök bir olsa", "meanings": ["`sonu ne olursa olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yerlerde sürünmek", "meanings": ["çok perişan, acınacak bir durumda bulunmak"]}, {"word": "yerlere kadar eğilmek", "meanings": ["aşırı saygı göstermek"]}, {"word": "yerlere geçmek", "meanings": ["çok utanıp sıkılmak veya kahrolmak"]}, {"word": "yerleri süpürmek", "meanings": ["saç, etek, paça çok uzun olmak"]}, {"word": "yer adı bilimi", "meanings": ["Yer adlarını inceleme konusu edinen dil bilimi dalı, toponimi"]}, {"word": "yer adı", "meanings": ["Yerleşim bölgeleri ile deniz, göl, ırmak, dağ, tepe, bağ, bahçe, vadi vb. yerlerin adı"]}, {"word": "yer alıştırmaları", "meanings": ["El ve bütün vücut bölümleri için, yeri bir dayanak yüzeyi veya bir tür araç gibi kullanarak düzenlenen hareketler"]}, {"word": "yer altı", "meanings": ["Yerin yüzeyi altındaki bölümü"]}, {"word": "yer altı çarşısı", "meanings": ["Yerin yüzeyi altında kurulan dükkânlardan oluşan alışveriş merkezi"]}, {"word": "yer altı kaynakları", "meanings": ["Petrol, gaz, kömür gibi toprak altında bulunan kıymetli ham ürünler"]}, {"word": "yer altı merdiveni", "meanings": ["İşlek yollarda yayalar için yolun altına yapılan merdiven"]}, {"word": "yer altı suları", "meanings": ["Geçirimli kayaç ve katmanlardan sızarak yer çekiminin de etkisiyle yer altına inen ve orada akarak veya birikerek yeni bir düzen kuran sular"]}, {"word": "yer cücesi", "meanings": ["Kısa boylu, çokbilmiş, kurnaz kimse"]}, {"word": "yer altı treni", "meanings": ["Metro"]}, {"word": "yer belirteci", "meanings": ["Yer zarfı"]}, {"word": "yerberi", "meanings": ["Dünya çevresinde dolanan bir uydunun gerçek veya görünür yörüngesinin Dünya'ya en yakın noktası"]}, {"word": "yer biçimleri", "meanings": ["Engebe"]}, {"word": "yer bilimci", "meanings": ["Yer bilimi uzmanı, jeolog"]}, {"word": "yer bilimi", "meanings": ["Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim, arziyat, jeoloji"]}, {"word": "yer bilimsel", "meanings": ["Yer bilimle ilgili, jeolojik"]}, {"word": "yer çamı", "meanings": ["Yüksekliği 5-10 santimetre olan, limon sarısı renkli, otsu bir bitki, yer servisi (Ajuga chamaepitys)"]}, {"word": "yer çekimi", "meanings": ["Yer kütlesinin çekimi etkisiyle bir cismin, türlü bölümlerine uygulanan güçlerin bileşkesi, arz cazibesi"]}, {"word": "yer çekirdeği", "meanings": ["Yer merkezinde toplanmış olan çok yoğun küresel kütle"]}, {"word": "yerdegezen", "meanings": ["Yılan"]}, {"word": "yerden bitme", "meanings": ["Kısa boylu, yerden yapma", "Türedi"]}, {"word": "yer değiştirme", "meanings": ["Bir yerden başka bir yere gitme, tebdilimekân", "Bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde başka birimlere geçmesi, rotasyon", "Göçüşme", "Laboratuvarlarda gazları toplamakta izlenen yöntem"]}, {"word": "yerden selam", "meanings": ["Elin yerlere kadar uzatılmasıyla verilen selam biçimi, yerden temenna"]}, {"word": "yerden yapma", "meanings": ["Yerden bitme"]}, {"word": "yer domuzu", "meanings": ["Afrika'da yaşayan, uzun kulaklı, uzun burunlu memeli"]}, {"word": "yere doğrulum", "meanings": ["Yere yönelim"]}, {"word": "yer domuzugiller", "meanings": ["Damarlı dişliler takımından yer domuzu familyasının genel adı"]}, {"word": "yeregeçen", "meanings": ["Havuç"]}, {"word": "yerel", "meanings": ["Yöresel", "Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan", "Sınırlı bir yerle ilgili olan, mevzii, lokal"]}, {"word": "yerelleşme", "meanings": ["Yerelleşmek işi, yöreselleşme, mahallîleşme"]}, {"word": "yerelleşmek", "meanings": ["Yerel bir özellik kazanmak, yöreselleşmek, mahallîleşmek"]}, {"word": "yerelleştirme", "meanings": ["Yerelleştirmek işi"]}, {"word": "yerelleştirmek", "meanings": ["Yerel duruma getirmek"]}, {"word": "yer elması", "meanings": ["Birleşikgillerden, kök sapları yumru durumunda olan bir bitki (Helianthus tuberosus)", "Bu bitkinin besin olarak yararlanılan kök sapı"]}, {"word": "yerel radyo", "meanings": ["Belli bir bölgeye yayın yapan düşük frekanslı radyo istasyonu"]}, {"word": "yerel saat", "meanings": ["Güneş'in 0 meridyen noktasından geçmekte olduğu anda ayarlanan saat"]}, {"word": "yerel yayın", "meanings": ["Belli bir bölgeye radyo ve televizyon aracılığıyla yayın yapma"]}, {"word": "yerel yönetim", "meanings": ["İl, belediye veya köy halkının oradaki ortak yerel gereksinimlerini karşılayan ve genel karar organları oradaki halk tarafından seçilen kamu tüzel kişisi, mahallî idare"]}, {"word": "yereşeği", "meanings": ["Makaslı böcek"]}, {"word": "yerey", "meanings": ["Arazi", "Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası"]}, {"word": "yere yönelim", "meanings": ["Bitkilerde kök ve sapların, yer çekimi etkisi ile belli bir doğrultu almaları özelliği, yere doğrulum, jeotropizma"]}, {"word": "yer fesleğeni", "meanings": ["Sütleğengillerden, otsu veya odunsu sürüngen gövdeli bitki, yaban fesleğeni (Mercurialis)"]}, {"word": "yer fıstığı", "meanings": ["Baklagillerden, çiçekleri döllendikten sonra toprağa gömülerek meyve veren bir tarım bitkisi, araşit (Arachis hypogaea)", "Bu bitkinin çerez olarak yenilen, yağı da çıkarılan tohumu"]}, {"word": "yer geçidi", "meanings": ["Yer altında bulunan geçit"]}, {"word": "yergi", "meanings": ["Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz, hicviye, hiciv, satir"]}, {"word": "yergici", "meanings": ["Yerme huyu olan kimse", "Yergi yazan kimse"]}, {"word": "yergicilik", "meanings": ["Yergici olma durumu"]}, {"word": "yer hostesi", "meanings": ["Uçağa binecek olan yolcuların bilet işlemlerini yapan veya biniş kartlarını toplayan görevli"]}, {"word": "yerilmek", "meanings": ["Yerme işine konu olmak, kötülenmek"]}, {"word": "yerinde", "meanings": ["İyi, yeterli", "Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde", "Durumunda"]}, {"word": "yerinde bulmak", "meanings": ["doğru olduğunu kabul etmek"]}, {"word": "yerilme", "meanings": ["Yerilmek işi"]}, {"word": "yerindelik", "meanings": ["Yerinde olma durumu, isabet", "Kamulaştırılan bir yer üzerinde, kamu çıkarının özel çıkara oranla yüksek olması"]}, {"word": "yerinden yönetim", "meanings": ["Merkezî yönetimin bazı hak ve yetkilerinin yerel yönetimlerce kullanılması, ademimerkeziyet"]}, {"word": "yerine", "meanings": ["Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere", "Başkasının adına", "Alegori"]}, {"word": "yerinme", "meanings": ["Yerinmek işi, teessüf"]}, {"word": "yerinmek", "meanings": ["Acınmak", "Pişman olmak"]}, {"word": "yer istasyonu", "meanings": ["Uzay araştırmalarında yeryüzünde yapılan çalışmaların gerçekleştiği merkez"]}, {"word": "yer kabuğu", "meanings": ["Dünya'nın dışını çepeçevre kaplayan, üzerinde karalar ve denizlerin bulunduğu bölüm, yeryüzü"]}, {"word": "yer katı", "meanings": ["Giriş katı"]}, {"word": "yerleşik", "meanings": ["Belli bir yere yerleşmiş", "Bir yerin yerlisi olmuş, mütemekkin", "Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan"]}, {"word": "yerküre", "meanings": ["Üstünde yaşadığımız gök cismi, yer, yer yuvarı, yer yuvarlağı"]}, {"word": "yerleşiklik", "meanings": ["Yerleşik olanın özelliği"]}, {"word": "yerleşilme", "meanings": ["Yerleşilmek işi"]}, {"word": "yerleşim", "meanings": ["Yerleşme, iskân"]}, {"word": "yerleşim merkezi", "meanings": ["İl, ilçe, köy gibi halkın bir arada yaşadığı yerler, yerleşim alanı, meskûn mahal"]}, {"word": "yerleşilmek", "meanings": ["Yerleşme işine konu olmak veya yerleşme işi yapılmak"]}, {"word": "yerleşim alanı", "meanings": ["Yerleşim merkezi"]}, {"word": "yerleşke", "meanings": ["Bir üniversitenin genellikle kent dışında derslik, öğrenci yurdu gibi her türlü yapı ve etkinlik alanlarıyla toplu bir biçimde bulunduğu yer, kampüs"]}, {"word": "yerleşme", "meanings": ["Yerleşmek işi", "Yerleşim alanı veya merkezi"]}, {"word": "yerleşmek", "meanings": ["Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak", "Yer bulup oturmak", "Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak", "Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak", "Eşyayı yerli yerine koymak", "Rahat bir biçimde oturmak", "Yaygın duruma gelmek, tutunmak", "Alışılmak, kullanılır olmak", "Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak"]}, {"word": "yerleştirilme", "meanings": ["Yerleştirilmek işi"]}, {"word": "yerleştirilmek", "meanings": ["Yerleştirme işine konu olmak"]}, {"word": "yerleştirmek", "meanings": ["Yerleşmesini sağlamak", "Yerine koymak", "Tokat, şamar vurmak", "Söz veya cevabı tam sırasında söylemek"]}, {"word": "yerleştirme", "meanings": ["Yerleştirmek işi", "Yurtlandırma, iskân"]}, {"word": "yerli", "meanings": ["Taşınamayan, başka yere götürülemeyen", "Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan", "Belli bir bölgede yetişen, otokton", "Bir yerin ilk sakini olan, otokton", "Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan", "Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad"]}, {"word": "yerli dolap", "meanings": ["Gömme dolap"]}, {"word": "yerlileşme", "meanings": ["Yerlileşmek işi"]}, {"word": "yerlileşmek", "meanings": ["Bir yerde, bir ülkede çok uzun süre kalmış olmak"]}, {"word": "yerli malı", "meanings": ["Ülkede yetiştirilen veya üretilen sebze, meyve veya malların hepsi"]}, {"word": "yerli yerinde", "meanings": ["Eskiden olduğu yerde", "Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi"]}, {"word": "yerli yerinde olmak", "meanings": ["eskiden olduğu yerde bulunmak", "uygun, yakışır olmak"]}, {"word": "yerli yerine oturmak", "meanings": ["uygun düşmek"]}, {"word": "yerli yersiz", "meanings": ["Uygun zamanı olup olmadığı düşünülmeden", "Ulu orta"]}, {"word": "yerli yerine", "meanings": ["Kendine ait olan yere"]}, {"word": "yer mantarı", "meanings": ["Domalan"]}, {"word": "yerme", "meanings": ["Yermek işi, zem"]}, {"word": "yermek", "meanings": ["Kötülüklerini söylemek, zemmetmek", "Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koymak, hicvetmek, övmek karşıtı", "Beğenmemek, hoşlanmamak, tiksinmek"]}, {"word": "yermeli", "meanings": ["Yerici bir özelliği de bulunan (söz), pejoratif"]}, {"word": "yer merkezli", "meanings": ["Yer özekçil"]}, {"word": "yermerkezcilik", "meanings": ["Yer yuvarlığını evrenin merkezi sayanların görüşü, yer özekçilik, jeosantrizm"]}, {"word": "yer minderi", "meanings": ["Yere serilerek üzerine oturulan yün, pamuk, sünger vb.yle doldurulmuş minder"]}, {"word": "yer mumu", "meanings": ["Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir mum türü, ozokerit"]}, {"word": "yer meşesi", "meanings": ["Kurtluca"]}, {"word": "yer odası", "meanings": ["Tabanı yerle bir olan oda"]}, {"word": "yer ölçümü", "meanings": ["Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim, jeodezi"]}, {"word": "yer örümceği", "meanings": ["Toprak içinde ağla döşeli yuva yapan, büyük bir tür örümcek (Mygale avicularia)"]}, {"word": "yeröte", "meanings": ["Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde yere en uzak nokta, evç"]}, {"word": "yer özekçil", "meanings": ["Yermerkezci"]}, {"word": "yer özekçilik", "meanings": ["Yermerkezcilik"]}, {"word": "yer palamudu", "meanings": ["Kurtluca"]}, {"word": "yer pelidi", "meanings": ["Kurtluca"]}, {"word": "yer pırasası", "meanings": ["Aslankuyruğu"]}, {"word": "yer sakızı", "meanings": ["Bitüm"]}, {"word": "yer sarsıntısı", "meanings": ["Deprem"]}, {"word": "yer sarmaşığı", "meanings": ["Gebre otugillerden, nemli yerlerde, duvar diplerinde yetişen bir bitki (Cleome)"]}, {"word": "yersel", "meanings": ["Yerle ilgili"]}, {"word": "yer servisi", "meanings": ["Yer çamı"]}, {"word": "yer sıçanı", "meanings": ["Köstebek"]}, {"word": "yersiz", "meanings": ["Barınacak yeri olmayan", "Yerinde olmayan, uygunsuz, anlamsız, manasız"]}, {"word": "yersizlik", "meanings": ["Yeri olmama veya yeri yeterli olmama durumu", "Yerinde olmama durumu, uygunsuzluk"]}, {"word": "yersiz yurtsuz", "meanings": ["Barınacak yeri olmayan"]}, {"word": "yersiz yurtsuz kalmak", "meanings": ["barınacak bir yeri bulunmamak, oturacak yeri olmamak", "bütün varlığını yitirip çok zor durumda olmak"]}, {"word": "yer sofrası", "meanings": ["Yerde kurulan sofra"]}, {"word": "yer solucanı", "meanings": ["Halkalılardan, nemli topraklarda yaşayan bir solucan (Lumbricus terrestris)"]}, {"word": "yer üstü", "meanings": ["Yerin yüzeyi üstündeki bölümü"]}, {"word": "yer yağı", "meanings": ["Petrol"]}, {"word": "yer yatağı", "meanings": ["Yere serilen yatak"]}, {"word": "yer yurt", "meanings": ["Oturulan, yaşanılan yer"]}, {"word": "yer yuvarlağı", "meanings": ["Yerküre"]}, {"word": "yeryüzü", "meanings": ["Yer kabuğu", "Dünya"]}, {"word": "yer zarfı", "meanings": ["Bir fiilin anlamını yer göstererek belirleyen, sınırlayan zarf, yer belirteci, mekân zarfı: İçeri giriniz. Yukarı çıkınız"]}, {"word": "yestehleme", "meanings": ["Yestehlemek işi"]}, {"word": "yestehlemek", "meanings": ["Büyük abdest yapmak"]}, {"word": "yeşerme", "meanings": ["Yeşermek işi"]}, {"word": "yeşermek", "meanings": ["Bitki yaprak vermek, yapraklanmak", "Yeşil renk almak, yeşillenmek", "Canlanmak, yeniden ortaya çıkmak"]}, {"word": "yeşerti", "meanings": ["Yeşermiş yer"]}, {"word": "yeşertme", "meanings": ["Yeşertmek işi"]}, {"word": "yeşertmek", "meanings": ["Yeşermesini sağlamak"]}, {"word": "yeşil", "meanings": ["Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk", "Bu renkte olan", "Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı", "Olmamış, ham (meyve)"]}, {"word": "yeşilbağa", "meanings": ["Yeşil renkli bir tür küçük kurbağa, yaprak kurbağası"]}, {"word": "yeşilbaş", "meanings": ["Ördekgillerden, tüyleri mavi, beyaz, kara, kahverengi, erkeğinin başı yeşil renkli bir tür yaban ördeği (Anas platyrhynchos)"]}, {"word": "yeşilbiber", "meanings": ["Yeşil renkli, taze, sivri veya dolma biber"]}, {"word": "yeşilçekirge", "meanings": ["Böcekler sınıfının düz kanatlılar takımından, uzun ince duyargalı, 5-6 santimetre uzunluğunda, yeşil renkte bir tür böcek"]}, {"word": "yeşil ışık", "meanings": ["Trafikte yolun geçişe açık olduğunu gösteren ışık"]}, {"word": "yeşil ışık yakmak", "meanings": ["uygun olabileceğini, izin verilebileceğini belli etmek"]}, {"word": "yeşil kuşak", "meanings": ["Ormanlık ve yeşillik alan"]}, {"word": "yeşillenme", "meanings": ["Yeşillenmek işi"]}, {"word": "yeşillenmek", "meanings": ["Yeşil duruma gelmek, yeşil olmak, yeşermek", "Birine karşı duyduğu cinsel isteği kendisine sezdirmek, sarkıntılık etmek", "Başkasının malında gözü olmak, elde etmeye çalışmak"]}, {"word": "yeşilli", "meanings": ["Yeşili olan", "Yeşil giysi giymiş"]}, {"word": "yeşillik", "meanings": ["Yeşil olma durumu", "Yeşil bitkileri çok olan yer", "Marul, maydanoz, tere, roka vb. çiğ yenen, salata malzemesi olan sebzelerin genel adı", "Yeşil ot"]}, {"word": "yeşil oy", "meanings": ["Çekimser davranıldığını gösteren oy"]}, {"word": "yeşil saat", "meanings": ["Görüşme yapılabilecek zaman dilimi"]}, {"word": "yeşil saha", "meanings": ["Futbol oynanan alan"]}, {"word": "yeşilzeytin", "meanings": ["Zeytinin salamura edilmiş yeşil renkli türü"]}, {"word": "yeşilsazan", "meanings": ["Tatlısu kayası"]}, {"word": "yeşim", "meanings": ["Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş"]}, {"word": "yetenekli", "meanings": ["Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı"]}, {"word": "yetenek", "meanings": ["Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, istidat, kabiliyet, kudret ", "Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite", "Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır", "Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü"]}, {"word": "yeteneklilik", "meanings": ["Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık"]}, {"word": "yeteneksiz", "meanings": ["Yeteneği olmayan, kabiliyetsiz, istidatsız"]}, {"word": "yeteneksizlik", "meanings": ["Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık"]}, {"word": "yeter", "meanings": ["İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi", "ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz"]}, {"word": "yeter derecede", "meanings": ["yeterli ölçüde"]}, {"word": "yeteri kadar", "meanings": ["yetecek ölçüde"]}, {"word": "yeterince", "meanings": ["Gerektiği kadar, gereğince, istenildiği kadar, yeter sayıda, kararında"]}, {"word": "yeterli", "meanings": ["Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli", "Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan", "Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan"]}, {"word": "yeterli olmak", "meanings": ["bir işi yapabilme gücü bulunmak", "iktidar sahibi olmak"]}, {"word": "yeterlik", "meanings": ["Yeterlilik"]}, {"word": "yeterlik eğitimi", "meanings": ["Bir görev dalında veya belli bir konuda ön bilgili ve yetenekli kişilerin, bu bilgi ve yeteneklerini güçlendirmeye yarayan eğitim"]}, {"word": "yeterlik belgesi", "meanings": ["Belli bir alanda uzman olunduğunu belirten belge"]}, {"word": "yeterlik fiili", "meanings": ["Olumlusu, herhangi bir fiilin -e zarf-fiil eki ve bilmek fiil kökünün birleşmesiyle ortaya çıkan ve yeterlik kavramı veren, olumsuzu ise herhangi bir fiilin -e zarf-fiil eki ile -me olumsuzluk ekinin birleşmesiyle oluşan ve yetersizlik kavramı veren birleşik fiil: Söyleyebilmek, yapabilmek, yapamamak gibi"]}, {"word": "yeterlik önergesi", "meanings": ["Bir konu üzerindeki konuşmaların yeterli olduğunu bildirmek için toplantı başkanına verilen yazı"]}, {"word": "yeterlik sınavı", "meanings": ["Devlet görevlisi olarak alınmada ve bu görevde yükselmede uygulanan sınav", "Üniversitede doktora derslerini başarıyla tamamladıktan sonra doktora tezi alabilmek için girilen sınav"]}, {"word": "yeterlilik", "meanings": ["Yeterli olma durumu, yeterlik", "Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet, yeterlik", "Görevini yerine getirme gücü, kifayet, yeterlik"]}, {"word": "yeter sayı", "meanings": ["Bir toplantının, bir oturumun açılabilmesi için orada bulunması gereken üye sayısı, nisap"]}, {"word": "yetersiz", "meanings": ["Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz", "Eksiği olan, yetecek kadar olmayan", "Gereken, istenen niteliği olmayan", "Verimli olmayan", "İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.)"]}, {"word": "yetersizlik", "meanings": ["Yetersiz olma durumu, kifayetsizlik"]}, {"word": "yeti", "meanings": ["İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, kuvve, meleke", "Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke"]}, {"word": "yetik", "meanings": ["Yetişmiş, erişmiş, büyümüş", "Bilgili, olgun (kimse)"]}, {"word": "yetim", "meanings": ["Babası ölmüş olan (çocuk), babasız"]}, {"word": "yetimi okşamışlar, vay sırtım demiş", "meanings": ["öksüzün karnına vurmuşlar (öksüzü dövmüşler) `vay arkam` demiş"]}, {"word": "yetimhane", "meanings": ["Yetim çocukların barındırıldığı, bakıldığı yer"]}, {"word": "yetimlik", "meanings": ["Yetim olma durumu, babasızlık"]}, {"word": "yetingen", "meanings": ["Kanaatkâr"]}, {"word": "yetingenlik", "meanings": ["Kanaatkârlık"]}, {"word": "yetinme", "meanings": ["Yetinmek durumu, kanaat, iktifa"]}, {"word": "yetinmek", "meanings": ["Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek, kanaat etmek, iktifa etmek"]}, {"word": "yetirme", "meanings": ["Yetirmek işi"]}, {"word": "yetirmek", "meanings": ["Bitirmek, tamamlamak", "Besleyip büyütmek, yetiştirmek", "Yetiştirmek, idare etmek"]}, {"word": "yetişek", "meanings": ["Yetişme durumu, eğitim", "Program"]}, {"word": "yetişilme", "meanings": ["Yetişilmek işi"]}, {"word": "yetişilmek", "meanings": ["Yetişme işi yapılmak, ulaşılmak"]}, {"word": "yetişkin eğitimi", "meanings": ["Yetişkin kimselere yönelik eğitim ve öğretim programı"]}, {"word": "yetişkin", "meanings": ["Yetişmiş, olgunlaşmış", "Evlenme çağına gelmiş (kimse)", "Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)", "Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan", "Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç"]}, {"word": "yetişim", "meanings": ["Öğretmen olabilmek için alınan mesleki eğitim derslerinin bütünü, formasyon"]}, {"word": "yetişkinlik", "meanings": ["Yetişkin olma durumu"]}, {"word": "yetişme", "meanings": ["Yetişmek işi"]}, {"word": "yetişmek", "meanings": ["Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak", "Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak", "Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak", "Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak", "Değmek, uzanıp dokunabilmek", "Vakit bulmak, yapabilmek", "Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek", "Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak", "Üremek, büyümek, olmak", "Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek", "İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek", "Yardım etmek, yardımına koşmak", "Ortaya çıkmak"]}, {"word": "yetiş! (veya yetişin!)", "meanings": ["yardım istemek için söylenen bir söz"]}, {"word": "yetişmeyesi!", "meanings": ["öfke ile söylenen bir ilenme sözü"]}, {"word": "yetiştirici", "meanings": ["Üretici, müstahsil"]}, {"word": "yetişmiş", "meanings": ["Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş"]}, {"word": "yetiştirilme", "meanings": ["Yetiştirilmek işi"]}, {"word": "yetiştirilmek", "meanings": ["Yetiştirme işi yapılmak", "Eğitilmek"]}, {"word": "yetiştirim", "meanings": ["Bir hayvana herhangi bir amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi"]}, {"word": "yetiştirme", "meanings": ["Yetiştirmek işi", "Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse"]}, {"word": "yetiştirmek", "meanings": ["Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak", "Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek", "Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek", "Üretmek, büyütmek, geliştirmek", "İletmek, duyurmak", "Sağlayıp vermek", "Yetmesini sağlamak", "Aceleyle ulaştırmak", "Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek", "Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek", "Eğitim, öğrenim sağlamak"]}, {"word": "yetiştirme yurdu", "meanings": ["Anne ve babası olmayan veya anne ve babası tarafından bırakılan, haklarında koruma kararı alınan, 7-18 yaşlarındaki çocukların barındırılıp yetiştirildiği eğitim kurumu, çocuk yuvası"]}, {"word": "yetke", "meanings": ["Otorite", "Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven, otorite, sulta, velayet"]}, {"word": "yetkeli", "meanings": ["Otoritesi olan"]}, {"word": "yetki", "meanings": ["Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet"]}, {"word": "yetki vermek", "meanings": ["yetkilendirmek"]}, {"word": "yetki belgesi", "meanings": ["Bir makam veya organ adına bir işi, bir konuyu yürütmekle görevli olunduğunu gösteren belge"]}, {"word": "yetki devri", "meanings": ["Bir makam veya organın sahip olduğu yetkileri başka bir makam veya organa devretmesi"]}, {"word": "yetki gasbı", "meanings": ["Hukuki bir işlemin yetkisiz bir kimse tarafından ele geçirilmesi"]}, {"word": "yetkilendirme", "meanings": ["Yetkilendirmek işi"]}, {"word": "yetkili", "meanings": ["Herhangi bir işte yetkisi olan (kimse), salahiyetli, salahiyettar", "Mezun"]}, {"word": "yetkilendirmek", "meanings": ["Birini yetkili kılmak"]}, {"word": "yetkili kılmak", "meanings": ["yetkisini kullanma imkânını vermek"]}, {"word": "yetkili merci", "meanings": ["Sorumlu ve yetkili makam"]}, {"word": "yetkili yargıç", "meanings": ["Bir davayı görmekle ve yürütmekle sorumlu ve ehliyetli hâkim"]}, {"word": "yetkin", "meanings": ["Gerekli olgunluğa erişmiş, olgun, kâmil, mükemmel"]}, {"word": "yetkinleşme", "meanings": ["Yetkinleşmek işi, tekemmül"]}, {"word": "yetkinleşmek", "meanings": ["Yetkin bir duruma gelmek, tekemmül etmek"]}, {"word": "yetkinlik", "meanings": ["Yetkin olma durumu, olgunluk, kemal, mükemmeliyet"]}, {"word": "yetkisiz", "meanings": ["Herhangi bir işte yetkisi olmayan, salahiyetsiz"]}, {"word": "yetkisizlik", "meanings": ["Yetkisiz olma durumu, salahiyetsizlik"]}, {"word": "yetme", "meanings": ["Yetmek işi"]}, {"word": "yetmek", "meanings": ["Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak", "Yeterli sebep olmak", "Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek", "Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak", "Bir yaşa erişmek, ulaşmak", "Olgunlaşmak"]}, {"word": "yeter de artar", "meanings": ["`fazlasıyla yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yeter ki", "meanings": ["ancak, şu şartla"]}, {"word": "yetti artık (veya gayrı)", "meanings": ["bir olaydan veya sözden aşırı derecede sıkıntı duyulduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "yetmişine merdiven dayamak", "meanings": ["ileri yaşlara ulaşmak"]}, {"word": "yetmiş", "meanings": ["Altmış dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 70 ve LXX rakamlarının adı", "Yedi kere on, altmış dokuzdan bir artık"]}, {"word": "yetmişer", "meanings": ["Yetmiş sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine yetmiş, her defasında yetmişi bir arada olan"]}, {"word": "yetmişinci", "meanings": ["Yetmiş sayısının sıra sıfatı, sırada altmış dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "yetmişlik", "meanings": ["Bir şeyden içinde yetmiş tane bulunan", "Yetmiş yaşında olan", "İçinde sıvı maddelerden 0,70 litre ölçüsünde bulunan şişe", "İçinde 0,70 litre rakı bulunan şişe"]}, {"word": "yevmi", "meanings": ["Günlük, gündelik"]}, {"word": "yevmiye", "meanings": ["Gündelik", "Her gün"]}, {"word": "yevmiyeci", "meanings": ["Gündelikçi"]}, {"word": "yevmiye defteri", "meanings": ["Günlük defter"]}, {"word": "yeygi", "meanings": ["Hayvanlar için saklanan kışlık yiyecek, yem"]}, {"word": "yevmiyeli", "meanings": ["Gündelikli"]}, {"word": "Yezidi", "meanings": ["Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep", "Bu mezhepten olan kimse"]}, {"word": "Yezidilik", "meanings": ["Yezidilerin bağlı olduğu din inancı"]}, {"word": "yezit", "meanings": ["Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz", "Hilekâr, sahtekâr"]}, {"word": "yezitlik", "meanings": ["Yezit olma durumu, yezit gibi davranma, kötülük, hainlik"]}, {"word": "yığdırma", "meanings": ["Yığdırmak işi"]}, {"word": "yığdırmak", "meanings": ["Yığma işini yaptırmak"]}, {"word": "yığılı", "meanings": ["Yığılmış olan"]}, {"word": "yığılışma", "meanings": ["Yığılışmak işi, izdiham"]}, {"word": "yığılışmak", "meanings": ["Bir yerde birikmek, toplanmak"]}, {"word": "yığılma", "meanings": ["Yığılmak işi"]}, {"word": "yığılmak", "meanings": ["Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak", "Çok sayıda birikmek, toplanmak", "Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek"]}, {"word": "yığın", "meanings": ["Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe", "Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle"]}, {"word": "yığılıp kalmak", "meanings": ["birikmek", "düşmek, yıkılmak"]}, {"word": "yığınak", "meanings": ["Bir şeyin biriktiği yer", "Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt", "Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme"]}, {"word": "yığın kültürü", "meanings": ["Toplumsal yapı ayrılıkları gözetilmeksizin televizyon, radyo, sinema, basın vb. kitle iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılan kültür"]}, {"word": "yığın bulut", "meanings": ["Kesif ve yoğun nitelikli bulut tabakası"]}, {"word": "yığınla", "meanings": ["Çok, pek çok"]}, {"word": "yığıntı", "meanings": ["Bir araya yığılmış şeyler kümesi"]}, {"word": "yığış", "meanings": ["Yığma işi"]}, {"word": "yığışım", "meanings": ["Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle, konglomera"]}, {"word": "yığışık", "meanings": ["Üst üste birikmiş"]}, {"word": "yığışma", "meanings": ["Yığışmak işi"]}, {"word": "yığışmak", "meanings": ["Bir araya gelip toplanmak, birikmek"]}, {"word": "yığmak", "meanings": ["Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak", "Biriktirmek", "Toplamak, bir araya getirmek"]}, {"word": "yığma", "meanings": ["Yığmak işi"]}, {"word": "yıkama", "meanings": ["Yıkamak işi", "Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme", "Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılan temizleme"]}, {"word": "yıkamak", "meanings": ["Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek", "Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek"]}, {"word": "yıkanış", "meanings": ["Yıkanma işi"]}, {"word": "yıkanma", "meanings": ["Yıkanmak işi"]}, {"word": "yıkanmak", "meanings": ["Yıkama işi yapılmak veya yıkama işine konu olmak", "Kendi vücudunu yıkamak, banyo yapmak"]}, {"word": "yıkatma", "meanings": ["Yıkatmak işi"]}, {"word": "yıkatmak", "meanings": ["Yıkama işini yaptırmak"]}, {"word": "yıkayıcı", "meanings": ["Yıkama işini yapan kimse", "Laboratuvarda filmlerin yıkama işini yöneten kimse"]}, {"word": "yıkayış", "meanings": ["Yıkama işi"]}, {"word": "yıkı", "meanings": ["Harabe"]}, {"word": "yıkıcı", "meanings": ["Yıkmacı", "Bir şeyin zarar görmesine, bozulmasına, yok olmasına, ortadan kalkmasına yol açan, tahripkâr"]}, {"word": "yıkıcılık", "meanings": ["Yıkıcı olma durumu"]}, {"word": "yıkılış", "meanings": ["Yıkılma işi"]}, {"word": "yıkık", "meanings": ["Yıkılmış olan, harap, viran"]}, {"word": "yıkılma", "meanings": ["Yıkılmak işi"]}, {"word": "yıkılmak", "meanings": ["Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak", "Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek", "Devrilmek, yığılmak", "İstenmeyen biri çekilip gitmek, defolmak", "Yok olmak, mahvolmak", "Yenilmek", "Yüklenmek"]}, {"word": "yıkım olmak", "meanings": ["büyük zarara yol açmak"]}, {"word": "yıkım", "meanings": ["Yıkma işi", "Yok olmaya sebep olabilecek şey, büyük zarar, felaket", "Vücuda verilen çeşitli ilaçların yol açtığı zarar", "Yadımlama", "İlaç veya metabolizma sonucu ortaya çıkan atık ürünün molekül düzeyinde beden sıvıları ile atılabilir duruma gelmesi"]}, {"word": "yıkımcı", "meanings": ["Yapıları yıkma işini yapan kimse"]}, {"word": "yıkıntı", "meanings": ["Yıkılma, yıkım, mahvolma", "Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları, enkaz", "Virane", "Ruhsal bakımdan yıkılma, yıkım, mahvolma"]}, {"word": "yıkıntı olmak", "meanings": ["birini çok zarara sokmak"]}, {"word": "yıkışma", "meanings": ["Yıkışmak işi"]}, {"word": "yıkış", "meanings": ["Yıkma işi"]}, {"word": "yıkışmak", "meanings": ["Güreşmek"]}, {"word": "yıkkın", "meanings": ["Harap"]}, {"word": "yıkkınlık", "meanings": ["Haraplık"]}, {"word": "yıkkınlık göstermek", "meanings": ["yıkılmaya yüz tutmak"]}, {"word": "yıkma", "meanings": ["Yıkmak işi"]}, {"word": "yıkmak", "meanings": ["Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak, tahrip etmek", "İnsan, hayvan veya ağaç devirmek", "Bir yana eğmek", "Birine yüklemek", "Yük indirmek", "(-i, -e) mec. Herhangi bir suç, iş vb.ni birine yüklemek", "Yıkımına yol açmak, mahvına sebep olmak"]}, {"word": "yıkmacı", "meanings": ["Yıkılması uygun görülen bir yapının yıkılması işini üstlenen ve yıkıntılarını satın alan kimse, yıkıcı"]}, {"word": "yıktırılma", "meanings": ["Yıktırılmak işi"]}, {"word": "yıktırılmak", "meanings": ["Yıkma işi yaptırılmak"]}, {"word": "yıktırma", "meanings": ["Yıktırmak işi"]}, {"word": "yıktırmak", "meanings": ["Yıkma işini yaptırmak"]}, {"word": "yılan balığı", "meanings": ["Yılan balığıgillerden, yılana benzeyen, kaygan derili, ince uzun ve eti beğenilen bir balık (Anguilla)"]}, {"word": "yıl", "meanings": ["Dünya'nın, Güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman", "Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene", "On iki aylık dönem"]}, {"word": "yıl on iki ay", "meanings": ["sürekli olarak, sürekli bir biçimde"]}, {"word": "yılan", "meanings": ["Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı, yerdegezen, uzun hayvan", "Sinsi ve hain"]}, {"word": "yıl uğursuzun", "meanings": ["arsız, yüzsüz kimselerin el üstünde tutulduğu zamanı anlatan bir söz"]}, {"word": "yılan gibi", "meanings": ["hain, sevimsiz ve soğuk (kimse)", "kıvrım kıvrım"]}, {"word": "yılan gibi sokmak", "meanings": ["bir kimseye sinsice kötülük etmek"]}, {"word": "yılanın kuyruğuna basmak", "meanings": ["kötü bir kimseye kötülük yapacak fırsat vermek"]}, {"word": "yılan balığıgiller", "meanings": ["Örnek türü yılan balığı olan, karınları yüzgeçsiz balıklar familyası"]}, {"word": "yılanbaşı", "meanings": ["Atların takımlarına süs olarak takılan bir çeşit deniz böceği kabuğu"]}, {"word": "yılancı", "meanings": ["Yılan besleyen veya yılan oynatan kimse"]}, {"word": "yılancık", "meanings": ["Streptokok denilen mikropların bir sıyrığa veya yaraya bulaşarak yaptıkları hastalık, kızılyörük", "Kemik veremi"]}, {"word": "yılan çıyan", "meanings": ["Zehirli sürüngenler"]}, {"word": "yılancıl", "meanings": ["En çok yılanla beslenen bir kuş (Threshkiornis aethiopica)"]}, {"word": "yılan çiçeği", "meanings": ["Bir tür kıvrımlı eğrelti otu"]}, {"word": "yılandili", "meanings": ["Küçük eğrelti otu (Ophioglossum)"]}, {"word": "yılan gömleği", "meanings": ["Yılanların üzerinden her yıl sıyrılarak değişen üst deri, yılan kavı"]}, {"word": "yılan hikâyesi", "meanings": ["Uzayıp giden, bir türlü sonuca bağlanamayan sorun"]}, {"word": "yılaniğnesi", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının deniziğnesigiller familyasından bir tür balık"]}, {"word": "yılankavi", "meanings": ["Dolambaçlı, dolanarak giden"]}, {"word": "yılankemiği", "meanings": ["Yapana hiçbir zaman huzur ve rahat yüzü göstermeyen suç"]}, {"word": "yılan taşı", "meanings": ["Rengi ve billur yapısı farklı birçok türü olan, minerallerin başkalaşmasıyla oluşan kütle, serpantin"]}, {"word": "yılanyastığı", "meanings": ["Yılanyastığıgillerden, sulak ve nemli yerlerde yetişen, kök sapında süt görünüşünde, yakıcı ve acı bir öz su bulunan, zehirli bir bitki (Dracunculus vulgaris)"]}, {"word": "yılanyastığıgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, danaayağı, yılanyastığı vb. cinsleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "yılaşırı", "meanings": ["Bir yıl ara ile, iki yılda bir, bienal"]}, {"word": "yılbaşı", "meanings": ["Ocak ayının birinci günü"]}, {"word": "yıldan yıla", "meanings": ["Her yıl"]}, {"word": "Yıldırak", "meanings": ["Süheyl"]}, {"word": "yıldırak", "meanings": ["Şimşek", "Parıldayıcı, parıldayan"]}, {"word": "yıldırama", "meanings": ["Yıldıramak durumu"]}, {"word": "yıldırılma", "meanings": ["Yıldırılmak işi"]}, {"word": "yıldıramak", "meanings": ["Parıldamak"]}, {"word": "yıldırılmak", "meanings": ["Yıldırma işine konu olmak"]}, {"word": "yıldırım", "meanings": ["Gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması, saika", "Çok hızlı yapılan, olan"]}, {"word": "yıldırım gibi", "meanings": ["büyük bir hızla"]}, {"word": "yıldırım çarpmışa dönmek", "meanings": ["apansız kötü bir durum karşısında kalıp ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "yıldırımla vurulmuşa dönmek", "meanings": ["yıldırım çarpmışa dönmek"]}, {"word": "yıldırımları üstüne çekmek", "meanings": ["bazı davranışlarıyla birçok kimseyi kızdırarak saldırılarına, eleştirilerine yol açmak"]}, {"word": "yıldırım aşkı", "meanings": ["Birdenbire oluşan aşk"]}, {"word": "yıldırımkıran", "meanings": ["Yıldırımsavar"]}, {"word": "yıldırımlı", "meanings": ["Yıldırım oluşan, yıldırım düşen (hava)"]}, {"word": "yıldırımlık", "meanings": ["Yıldırımsavar"]}, {"word": "yıldırım nikâhı", "meanings": ["Özel durumlarda işlemlerin hızlandırılmasıyla yapılan nikâh"]}, {"word": "yıldırım siperi", "meanings": ["Yıldırımsavar"]}, {"word": "yıldırımsavar", "meanings": ["Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı, siperisaika, yıldırımkıran, yıldırımlık, yıldırım siperi, paratoner"]}, {"word": "yıldırım takla", "meanings": ["Başı yere değdirmeden tek omuz üzerinde, tek elle apansız atılan takla"]}, {"word": "yıldırım telgraf", "meanings": ["Haberleşmede çok acele gönderilen telgraf"]}, {"word": "yıldırma", "meanings": ["Yıldırmak işi"]}, {"word": "yıldırmak", "meanings": ["Gözdağı vermek"]}, {"word": "yıldır yıldır", "meanings": ["Pırıl pırıl, ışıl ışıl"]}, {"word": "yıldız", "meanings": ["Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri", "Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star", "Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil", "Bu biçimde olan", "Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse", "Baht, şans, talih", "Kuzey 360°'lik yön, kuzey"]}, {"word": "yıldız akmak (veya kaymak veya uçmak)", "meanings": ["yıldız gökyüzünde hızla yer değiştirmek"]}, {"word": "yıldızı (veya yıldızları) barışmamak", "meanings": ["görüş, duygu ve düşünce bakımından uyuşmamak"]}, {"word": "yıldızı parlamak", "meanings": ["başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek, ün kazanmak"]}, {"word": "yıldızı sönmek", "meanings": ["ününü yitirmek"]}, {"word": "yıldızları saymak", "meanings": ["geceleri uyku uyuyamamak"]}, {"word": "yıldız anasonu", "meanings": ["Manolyagillerden, Japonya'da yetişen, meyveleri zehirli bir ağaççık (İllicium anisatum)"]}, {"word": "yıldız barışıklığı", "meanings": ["Karşılıklı iyi geçinme, hoş geçinme"]}, {"word": "yıldız bilimci", "meanings": ["Astrolog"]}, {"word": "yıldız bilimi", "meanings": ["Astronomi"]}, {"word": "yıldız böceği", "meanings": ["Ateş böceği"]}, {"word": "yıldız çiçeği", "meanings": ["Birleşikgillerden çiçekleri katmerli, yıldız biçiminde ve türlü renkte bir süs bitkisi, dalya (II) (Dahlia)"]}, {"word": "yıldız falcılığı", "meanings": ["Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı, müneccimlik, astroloji"]}, {"word": "yıldız falcısı", "meanings": ["Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkararak falcılık yapan kimse, müneccim, astrolog"]}, {"word": "yıldız günü", "meanings": ["Dünya'nın yıldızlara göre tam bir dönüşü için geçen süre"]}, {"word": "yıldızı dişi", "meanings": ["Herkesçe sevilen, sempatik"]}, {"word": "yıldızı düşük", "meanings": ["Şanssız, talihsiz", "Gözden düşmüş"]}, {"word": "yıldız kara yel", "meanings": ["Kara yel ile kuzey arasında esen yel", "Kuzey ile kuzeybatı arası 337° 30`'lık yön"]}, {"word": "yıldız kurdu", "meanings": ["Ateş böceği"]}, {"word": "yıldız kümesi", "meanings": ["Kütle çekimi altında birbirlerine bağlı yıldızlar topluluğu"]}, {"word": "yıldızlama", "meanings": ["Yıldızlamak işi"]}, {"word": "yıldızlamak", "meanings": ["Rüzgâr kuzeyden esmeye başlamak", "Bulutlar sıyrılıp yıldızlar görünür olmak"]}, {"word": "yıldızlaşma", "meanings": ["Yıldızlaşmak işi"]}, {"word": "yıldızlı", "meanings": ["Üzerinde yıldız bulunan", "Bulutsuz, duru, açık"]}, {"word": "yıldızlaşmak", "meanings": ["Bir işte, bir meslekte üstün başarı göstermek, yıldız durumuna gelmek"]}, {"word": "yıldızlık", "meanings": ["Yıldız olma durumu", "Gökevi"]}, {"word": "yıldız omurlular", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfının köpek balıklar takımının bir alt sınıfı"]}, {"word": "yıldız poyraz", "meanings": ["Kuzeydoğu ile kuzey arasında esen yel", "Kuzey ile kuzeydoğu arası 22° 30`'lık yön"]}, {"word": "yıldızsız", "meanings": ["Bulutlu, kapalı, açık olmayan"]}, {"word": "yıldız savaşı", "meanings": ["Bilim kurgu filmlerde yıldızlar arasında geçen savaş"]}, {"word": "yıldız saati", "meanings": ["Yıldız zamanını gösteren saat"]}, {"word": "yıl dönümü", "meanings": ["Herhangi bir olayın üzerinden bir yıl geçtikten sonra yeni bir yılın başladığı gün, seneidevriye"]}, {"word": "yıldız taşı", "meanings": ["İçinde, ışık altında parlayan mika tanecikleri bulunan, sarı esmer renkte bir kuvars türü"]}, {"word": "yıldız tabya", "meanings": ["Girintili ve çıkıntılı yapısıyla yıldız meydana getiren tabya"]}, {"word": "yıldız yağmuru", "meanings": ["Birçok akan yıldızın birden görünmesi", "Ünlü sanatçıların birçoğunun bir araya gelmesi"]}, {"word": "yıldız yeli", "meanings": ["Kuzeyden esen soğuk yel"]}, {"word": "yıldız yasemini", "meanings": ["Zakkumgiller familyasından her mevsim yeşil olma özelliğini koruyan odunsu bir bitki"]}, {"word": "yıldız yılı", "meanings": ["Dünya'nın bir yıldız ile yeniden aynı doğrultuya gelmesi için geçen süre"]}, {"word": "yılgı", "meanings": ["Fobi"]}, {"word": "yıldız zamanı", "meanings": ["Dünya'nın yıldızlara göre tam bir dönüş süresini temel alan zaman"]}, {"word": "yılgın", "meanings": ["Yılmış, korkmuş olan", "Bıkmış, usanmış", "Morali bozulmuş, çökmüş"]}, {"word": "yılgınca", "meanings": ["Yılgın bir biçimde"]}, {"word": "yılgınlık", "meanings": ["Yılgın olma durumu", "Yılgınca davranış"]}, {"word": "yılgın yılgın", "meanings": ["Ürkerek"]}, {"word": "yıl halkası", "meanings": ["Ağaçta, bir büyüme döneminde oluşan çembersel bölüm"]}, {"word": "yılışıkça", "meanings": ["Yılışık bir biçimde"]}, {"word": "yılışık", "meanings": ["Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan"]}, {"word": "yılışkan", "meanings": ["Hoşa gitmek düşüncesiyle sürekli olarak ve yapmacıklı bir biçimde gülen (kimse)"]}, {"word": "yılışıklık", "meanings": ["Yılışık olma durumu"]}, {"word": "yılık", "meanings": ["Çarpık, eğri (ağız)", "Şaşı (göz)"]}, {"word": "yılışkanlık", "meanings": ["Yılışkan olma durumu", "Yılışıkça davranış"]}, {"word": "yılışma", "meanings": ["Yılışmak işi"]}, {"word": "yılışmak", "meanings": ["Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışmak"]}, {"word": "yılkıcı", "meanings": ["Yılkı işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "yılkı", "meanings": ["At, eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü", "Başıboş bırakılmış at veya eşek"]}, {"word": "yılkılık", "meanings": ["Yılkıya ayrılmış at"]}, {"word": "yıllamak", "meanings": ["Bir yerde uzun süre kalmak"]}, {"word": "yıllama", "meanings": ["Yıllamak işi"]}, {"word": "yıllanma", "meanings": ["Yıllanmak işi"]}, {"word": "yıllanmak", "meanings": ["Üzerinden bir veya daha çok yıl geçmek", "Bir yılını doldurmak"]}, {"word": "yıllatma", "meanings": ["Yıllatmak işi"]}, {"word": "yıllatmak", "meanings": ["Üzerinden çok zaman geçirmek"]}, {"word": "yıllık", "meanings": ["Bir yıl için, senelik, senevi", "Yılda bir yapılan", "Bir yıl içinde olan", "Yapımından veya doğumundan başlayarak üzerinden bir yıl geçmiş olan", "Yılda bir çıkan ve o yılın olaylarını anlatan kitap, bülten, dergi vb. eser, salname", "Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim, almanak", "Bir yılda verilen ücret", "Öğretim yılı sonunda hazırlanan, öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin özellikleriyle ilgili bilgiler ile eğlendirici konuların yer aldığı kitap"]}, {"word": "yıllıkçı", "meanings": ["Yıllıklı"]}, {"word": "yıllık ortalama", "meanings": ["Bir yılın verilerine göre hesaplanan ortalama"]}, {"word": "yılma", "meanings": ["Yılmak işi"]}, {"word": "yılmaz", "meanings": ["Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan"]}, {"word": "yılmak", "meanings": ["Bir işten gözü korkup vazgeçmek", "Bıkmak, usanmak"]}, {"word": "yılmazlık", "meanings": ["Yılmaz olma durumu"]}, {"word": "yıprak", "meanings": ["Yıpranmış, aşınmış, eski"]}, {"word": "yıpramak", "meanings": ["Aşınıp eskimek, incelmek"]}, {"word": "yıpranma", "meanings": ["Yıpranmak işi", "Doku bozukluğu"]}, {"word": "yıpranmak", "meanings": ["Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak, eskimek", "Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak", "Saygınlığı azalmak", "Çeşitli etkenlerle eski gücü kalmamak"]}, {"word": "yıpratma", "meanings": ["Yıpratmak işi"]}, {"word": "yıpratmak", "meanings": ["Yıpranmış duruma getirmek, eskitmek", "Türlü etkenler eski gücünü yok etmek"]}, {"word": "yır", "meanings": ["Ezgi, türkü, nağme", "Şiir"]}, {"word": "yırık", "meanings": ["Yırtılmış"]}, {"word": "yırlama", "meanings": ["Irlama"]}, {"word": "yırlamak", "meanings": ["Irlamak"]}, {"word": "yırtıcı", "meanings": ["Beslenmek için başka hayvanları parçalayarak yiyen (hayvan)", "Kan dökmekten, insan öldürmekten zevk alan (kimse)", "Tiz, yüksek (ses)", "İş bitiren, mahir"]}, {"word": "yırtıcı hayvan", "meanings": ["Vahşi hayvan"]}, {"word": "yırtıcı kuş", "meanings": ["Ehlîleştirilmemiş vahşi kuşlara verilen genel ad"]}, {"word": "yırtıcılar", "meanings": ["Örnek hayvanı kartal veya baykuş olan, pençeli, eğri gagalı, etobur kuşlar takımı"]}, {"word": "yırtıcılık", "meanings": ["Yırtıcı olma durumu"]}, {"word": "yırtık", "meanings": ["Yırtılmış olan", "Eskimiş, parçalanmış", "Cırlak, tiz, keskin (ses)", "Yırtılma sonucu oluşmuş yarık", "Utanması, çekinmesi olmayan"]}, {"word": "yırtıkça", "meanings": ["Girişken, becerikli", "Hafifmeşrep, oynak, cazibeli"]}, {"word": "yırtıklık", "meanings": ["Yırtık olma durumu", "Utanmazlık"]}, {"word": "yırtık pırtık", "meanings": ["Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, eski püskü"]}, {"word": "yırtılış", "meanings": ["Yırtılma işi"]}, {"word": "yırtılma", "meanings": ["Yırtılmak işi"]}, {"word": "yırtılmak", "meanings": ["Yırtma işi yapılmak veya yırtma işine konu olmak", "Çekinmesi, sıkılması kalmamak"]}, {"word": "yırtılmış", "meanings": ["Yırtık duruma gelmiş", "Yırtık, utanmaz"]}, {"word": "yırtılmışlık", "meanings": ["Yırtılmış olma durumu"]}, {"word": "yırtınış", "meanings": ["Yırtınma işi"]}, {"word": "yırtınma", "meanings": ["Yırtınmak işi"]}, {"word": "yırtınmak", "meanings": ["Parçalanırcasına bağırmak", "Bir konuda kendini yoracak kadar çok uğraşmak"]}, {"word": "yırtış", "meanings": ["Yırtma işi"]}, {"word": "yırtlak", "meanings": ["Göz kuyruğu yırtılmış gibi açık duran (göz)"]}, {"word": "yırtma", "meanings": ["Yırtmak işi"]}, {"word": "yırtmaç", "meanings": ["Çoğunlukla etek, paça veya kol yeninde, dikilmemiş uzunca açıklık"]}, {"word": "yırtmaçlı", "meanings": ["Yırtmacı olan"]}, {"word": "yırtmaçsız", "meanings": ["Yırtmacı olmayan"]}, {"word": "yırtmak", "meanings": ["Kâğıt, kumaş gibi bükülüp katlanan şeyleri parçalamak", "Vücudu kanatacak kadar derin çizmek", "Yok etmek, bastırmak", "Sağrısını mahmuzla yaralayarak binek hayvanını alıştırmak", "Zorlamak", "Bir işi yapmaktan kurtulmak", "Köşeyi dönmek"]}, {"word": "yırttırma", "meanings": ["Yırttırmak işi"]}, {"word": "yırttırmak", "meanings": ["Yırtma işini yaptırmak"]}, {"word": "yısa", "meanings": ["Birçok kişinin birlikte yaptığı işte birbirlerine gayret vermek için söylenen bir söz"]}, {"word": "yısa etmek", "meanings": ["çekmek"]}, {"word": "yısa beraber!", "meanings": ["hep birlikte"]}, {"word": "yıvışıklık", "meanings": ["Yıvışık olma durumu"]}, {"word": "yıvışık", "meanings": ["Islak, kaygan, yapışkan", "Yılışık"]}, {"word": "yıvışma", "meanings": ["Yıvışmak işi veya durumu"]}, {"word": "yıvışmak", "meanings": ["Cıvık bir duruma gelmek, cıvıklaşmak", "Teklifsiz ve laubali olmak"]}, {"word": "yıvış yıvış", "meanings": ["Laubali bir biçimde"]}, {"word": "yiğit", "meanings": ["Güçlü ve yürekli, alp, kahraman, mert", "Gözü pek, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen (kimse), mert", "Delikanlı, genç erkek"]}, {"word": "yiğitbaşı", "meanings": ["Esnaf loncalarının kararlarını yürüten kimse"]}, {"word": "yiğitçe", "meanings": ["Yiğit", "(yiği'tçe) Yiğit gibi, yiğide yaraşır bir biçimde, yüreklilikle"]}, {"word": "yiğitleme", "meanings": ["Koçaklama"]}, {"word": "yiğitlendirme", "meanings": ["Yiğitlendirmek işi"]}, {"word": "yiğitlendirmek", "meanings": ["Yüreklendirmek, cesaretini artırmak, cesaretlendirmek"]}, {"word": "yiğitlenme", "meanings": ["Yiğitleşme"]}, {"word": "yiğitlenmek", "meanings": ["Yiğitleşmek"]}, {"word": "yiğitlik", "meanings": ["Yiğit olma durumu, yiğitçe davranış, erkeklik, yüreklilik, cesaret, mertlik"]}, {"word": "yiğitlik etmek", "meanings": ["yüreklilik, cesaret göstermek"]}, {"word": "yiğitlik sende kalsın", "meanings": ["`her zaman özverili, hoşgörülü ve ılımlı ol` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yiğitlik taslamak", "meanings": ["yiğitmiş gibi davranmak"]}, {"word": "yiğitliğe leke (veya bok) sürmemek", "meanings": ["mertliğe aykırı davranışta bulunmamak"]}, {"word": "yilbik", "meanings": ["Sara"]}, {"word": "yine", "meanings": ["Yeniden, bir daha, tekrar, gene", "Öyle de olsa, öyle olmasına karşılık", "Buna rağmen, bununla birlikte"]}, {"word": "yineleme", "meanings": ["Tekrarlama", "Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelimenin veya bir parçanın tekrarlanması", "Cümlede eş, yakın ve zıt anlamlı sözlerin tekrarlanması"]}, {"word": "yinelemeli", "meanings": ["Tekrarlı"]}, {"word": "yinelemek", "meanings": ["Tekrarlamak"]}, {"word": "yineleniş", "meanings": ["Tekrarlanış"]}, {"word": "yinelenme", "meanings": ["Tekrarlanma"]}, {"word": "yinelenmek", "meanings": ["Tekrarlanmak"]}, {"word": "yineletme", "meanings": ["Tekrarlatma"]}, {"word": "yineletmek", "meanings": ["Tekrarlatmak"]}, {"word": "yineleyiş", "meanings": ["Tekrarlayış"]}, {"word": "yirik", "meanings": ["Yarık, yırtık", "Üst dudağı yarık olan (kimse)"]}, {"word": "yirmi", "meanings": ["On dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 20 ve XX rakamlarının adı", "İki kere on, on dokuzdan bir artık"]}, {"word": "yirmi beşlik", "meanings": ["Yirmi beş kuruş veya lira değerinde para"]}, {"word": "yirmilik", "meanings": ["İçinde yirmi tane bulunan", "Yirmi yaş ile ilgili, yirminci yaşa özgü", "Yirmi lira değerinde kâğıt para", "Yarım kuruş değerinde para, yirmi para"]}, {"word": "yirminci", "meanings": ["Yirmi sayısının sıra sıfatı, sırada on dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "yirmişer", "meanings": ["Yirmi sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine yirmi, her defasında yirmisi bir arada olan"]}, {"word": "yirmişerlik", "meanings": ["İçinde yirmi tane bulunan"]}, {"word": "yirmi yaş dişi", "meanings": ["Akıl dişi"]}, {"word": "yitik", "meanings": ["Kayıp olan şey", "Kaybedilmiş, yitirilmiş"]}, {"word": "yitiklik", "meanings": ["Yitik olma durumu"]}, {"word": "yitim", "meanings": ["Kayıp"]}, {"word": "yitirilme", "meanings": ["Yitirilmek işi"]}, {"word": "yitirilmek", "meanings": ["Yitirme işi yapılmak"]}, {"word": "yitiriş", "meanings": ["Yitirme işi"]}, {"word": "yitirme", "meanings": ["Yitirmek işi"]}, {"word": "yitirmek", "meanings": ["Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek", "Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek", "Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek", "Yanlış yola girmek, kaybolmak"]}, {"word": "yitme", "meanings": ["Yitmek işi"]}, {"word": "yitmek", "meanings": ["Yok olmak, ortadan kalkmak, kaybolmak", "Görünmez olmak", "Sahip olunan bir şey elden çıkmak"]}, {"word": "yiv", "meanings": ["Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı", "Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm", "Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk", "Ek çizgisi", "Saçta ayırma yeri"]}, {"word": "yiyicilik", "meanings": ["Yiyici olma durumu, irtikâp", "Yiyiciye yakışır davranış"]}, {"word": "yitip gitmek", "meanings": ["görünmez olmak, ortadan kalkmak"]}, {"word": "yivaçar", "meanings": ["Metal çubuk ve borulara diş açan alet, pafta"]}, {"word": "yivleme", "meanings": ["Yivlemek işi"]}, {"word": "yivlemek", "meanings": ["Dikerek eklemek", "Köpek koklayarak izlemek", "Bileyerek keskinleştirmek, sivriltmek", "Düz bir nesnede oyarak yarık çukur açmak"]}, {"word": "yivli", "meanings": ["Yivi olan, üzerine yiv açılmış olan"]}, {"word": "yiyecek", "meanings": ["Yenmeye elverişli olan her şey", "Yenebilen"]}, {"word": "yiyici", "meanings": ["Yiyen", "Rüşvet alan (kimse), mürtekip", "Çok yiyen, obur"]}, {"word": "yiyim", "meanings": ["Yeme işi"]}, {"word": "yiyim yeri etmek (veya yapmak)", "meanings": ["bir yeri kendi çıkarına kullanmak"]}, {"word": "yiyimli", "meanings": ["Zevkle yenen"]}, {"word": "yiyinti", "meanings": ["Yeme içme işi", "Yiyecek, yenilecek, atıştırılacak şey"]}, {"word": "yiyintili", "meanings": ["Lezzetli"]}, {"word": "yiyiş", "meanings": ["Yemek işi"]}, {"word": "yobaz", "meanings": ["Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse)", "Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse)", "Kaba saba, incelikten anlamayan (kimse)"]}, {"word": "yo", "meanings": ["`Hayır` anlamında kullanılan bir söz", "`Yapmam, istemem, kabul etmem` anlamında kullanılan bir itiraz sözü", "`Sakın` anlamında kullanılan bir uyarma sözü"]}, {"word": "yobazca", "meanings": ["Yobaz bir biçimde", "Yobaza yakışan"]}, {"word": "yobazlaşma", "meanings": ["Yobazlaşmak işi"]}, {"word": "yobazlaşmak", "meanings": ["Yobaz duruma gelmek"]}, {"word": "yobazlık", "meanings": ["Yobaz olma durumu, yobazca davranış"]}, {"word": "yoga", "meanings": ["Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi"]}, {"word": "yogi", "meanings": ["Yoga felsefesini uygulayan kimse"]}, {"word": "yoğalma", "meanings": ["Yoğalmak işi"]}, {"word": "yoğ", "meanings": ["Eski Türklerde ölüler için yapılan tören"]}, {"word": "yoğaltılmak", "meanings": ["Yoğaltma işi yapılmak"]}, {"word": "yoğalmak", "meanings": ["Varlığı ortadan kalkmak, yok olmak"]}, {"word": "yoğaltılma", "meanings": ["Yoğaltılmak işi"]}, {"word": "yoğaltım", "meanings": ["Tüketim"]}, {"word": "yoğaltma", "meanings": ["Yoğaltmak işi"]}, {"word": "yoğaltmak", "meanings": ["Tüketmek"]}, {"word": "yoğrulma", "meanings": ["Yoğrulmak işi"]}, {"word": "yoğrulmak", "meanings": ["Yoğurma işi yapılmak veya yoğurma işine konu olmak", "Özellikleri, nitelikleri birbirine karıştırılmak", "Metal kap bir yere çarparak bir yanı eğrilmek, yamulmak", "Bazı konularla sürekli uğraşma sonucu deneyim sahibi olmak"]}, {"word": "yoğrum", "meanings": ["Yoğurma işi"]}, {"word": "yoğun", "meanings": ["Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif", "Koyu, kalın(I)", "Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.)", "Artmış, çoğalmış bir durumda olan", "Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre", "Şişman, iri, tombul", "Kaba, kalın, iri (elek, iğne)"]}, {"word": "yoğunlaç", "meanings": ["Kondansatör"]}, {"word": "yoğun bakım", "meanings": ["Ağır hastaların tedavisi için uygulanan özel bakım", "Hastanelerde bu bakımın uygulandığı özel bölüm"]}, {"word": "yoğunlaşma", "meanings": ["Yoğunlaşmak işi, konsantrasyon", "Havanın nem bakımından doyma noktasını aşmasına bağlı olarak havadaki su buharının sıvı veya katı duruma geçmesi", "Bir karışımın bileşimindeki sıvıyı yitirerek daha koyu kıvama gelmesi"]}, {"word": "yoğunlaşmak", "meanings": ["Yoğun duruma gelmek, tekâsüf etmek, konsantre olmak", "Bütün dikkatini bir konu üzerinde toplamak"]}, {"word": "yoğunlaştırma", "meanings": ["Yoğunlaştırmak işi"]}, {"word": "yoğunlukölçer", "meanings": ["Sıvıların özgül ağırlığını ölçen araç, dansimetre"]}, {"word": "yoğunlaştırmak", "meanings": ["Yoğun duruma getirmek, teksif etmek"]}, {"word": "yoğunluk", "meanings": ["Yoğun olma durumu", "Yoğun bir maddenin özelliği, kesafet", "Bir cismin birim hacminin kütlesi, gravite"]}, {"word": "katman bulut", "meanings": ["Gri renkli, sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası, stratus"]}, {"word": "katmanlaşma", "meanings": ["Katmanlaşmak işi"]}, {"word": "katmanlaşmak", "meanings": ["Ayrı ayrı tabakalar veya sınıflar oluşturmak", "Üst üste gelmiş katmanlar durumunda yerleşmek"]}, {"word": "katmanlı", "meanings": ["Katmanları olan, katmanlardan oluşan, tabakalı"]}, {"word": "katmer", "meanings": ["Bir şeyi oluşturan katlardan her biri", "Yağda veya sacda pişirilen bir börek türü", "Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği"]}, {"word": "katmer kaldırmak", "meanings": ["karışıklık çıkarmak"]}, {"word": "katmerci", "meanings": ["Katmer yapıp satan kimse"]}, {"word": "katmercilik", "meanings": ["Katmercinin yaptığı iş"]}, {"word": "katmerleşme", "meanings": ["Katmerleşmek işi"]}, {"word": "katmerleşmek", "meanings": ["Katmerli duruma gelmek", "Çoğalmak, artmak"]}, {"word": "katmerli", "meanings": ["Katmeri olan, kat kat olan", "Çok fazla olan, aşırı"]}, {"word": "katmerli badem", "meanings": ["Çiçekleri güzel bir tür süs çalısı"]}, {"word": "katmerli birleşik zaman", "meanings": ["Yalın zamanlı bir fiille ek fiilin iki zamanının birlikte kullanılması: Gelir idiysem gibi"]}, {"word": "katmerli iyelik", "meanings": ["Üst üste kullanılmış iki iyelik eki"]}, {"word": "katmerli yalan", "meanings": ["Üst üste söylenmiş yalanlar"]}, {"word": "katmersiz", "meanings": ["Katmeri olmayan"]}, {"word": "Katolik", "meanings": ["Roma kilisesinin kendine verdiği ad", "Hristiyanlığın mezheplerinden biri", "Katolik mezhebinden olan kimse"]}, {"word": "Katoliklik", "meanings": ["Hz. İsa'nın Aziz Petrus'a aktardığı yetkilerin mirasçısı olan papayı dinî başkan olarak tanıyan Hristiyan mezhebi"]}, {"word": "katot", "meanings": ["Eksi uç"]}, {"word": "katrak", "meanings": ["Marangozlukta tomrukları biçmeye yarayan ve birden çok testeresi olan biçme makinesi"]}, {"word": "katran", "meanings": ["Organik maddelerden kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde"]}, {"word": "katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker", "meanings": ["`kötü asıllı şey ve kişi iyiye dönmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "katran gibi", "meanings": ["karaya yakın koyu renkte"]}, {"word": "katranı kaynatsan olur mu şeker?", "meanings": ["`kişi, kendi özünü veya asıl özelliklerini değiştirmiş gibi görünse de asla değişmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "katran ağacı", "meanings": ["Toroslarda yetişen bir tür sedir (Cedrus libani)"]}, {"word": "katrancı", "meanings": ["Katran satan kimse", "Bir yeri, bir şeyi katranlayan kimse"]}, {"word": "katrancılık", "meanings": ["Katrancının yaptığı iş"]}, {"word": "katran çamı", "meanings": ["Gemilerde kullanılan katranın çıkarıldığı bir tür çam (Pinus rigida)"]}, {"word": "katranköpüğü", "meanings": ["Çayır mantarlarından, şapkasının alt yüzü dilim dilim ve bir halka ile çevrili bulunan bir cins mantar (Polyporus igniarius)"]}, {"word": "katranlama", "meanings": ["Katranlamak işi"]}, {"word": "katranlanma", "meanings": ["Katranlanmak işi"]}, {"word": "katranlamak", "meanings": ["Bir yere, bir şeye katran sürerek katranla kaplamak"]}, {"word": "katranlı", "meanings": ["Üzerine katran sürülmüş olan", "İçine katran karışmış veya karıştırılmış olan", "Birleşiminde katran olan"]}, {"word": "katranlanmak", "meanings": ["Katranlama işi yapılmak"]}, {"word": "katran suyu", "meanings": ["Hekimlikte kullanılan katranlı su"]}, {"word": "katre", "meanings": ["Damla"]}, {"word": "katran ruhu", "meanings": ["Kayın katranının damıtılmasıyla elde edilen ve hekimlikte kullanılan renksiz, keskin kokulu ve yakıcı bir sıvı"]}, {"word": "katresi kalmadı (veya yok)", "meanings": ["hiç kalmadı, hiç yok"]}, {"word": "katran taşı", "meanings": ["Birleşimindeki su miktarı çok olan bir tür yanardağ camı"]}, {"word": "katran yağı", "meanings": ["Katrandan elde edilen ve hekimlikte ilaç olarak kullanılan sıvı"]}, {"word": "katsayı", "meanings": ["Bir niceliğin kaç katı alındığını gösteren sayı, emsal", "Bir yasayı anlatan formülün yazılışında yer alan, değişmeyen sayı", "Cisimlerin fiziksel özelliklerini belirten değişmeyen büyüklükler"]}, {"word": "katrilyon", "meanings": ["Trilyonun bin katı olan sayı, trilyon kere bin, (1024)"]}, {"word": "katyon", "meanings": ["Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon, artın"]}, {"word": "kav", "meanings": ["Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde", "Yılanın deri değiştirirken attığı deri"]}, {"word": "kauçuk", "meanings": ["Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk (Ficus elastica)", "Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde", "Bu maddeden yapılmış"]}, {"word": "kat yuvarı", "meanings": ["Yer atmosferinin 10-60 kilometre yükseklikleri arasında kalan katmanı, stratosfer"]}, {"word": "kaurit tutkalı", "meanings": ["Üre"]}, {"word": "kauçuklu", "meanings": ["Kauçukla kaplanmış veya birleşiminde kauçuk olan"]}, {"word": "katur kutur", "meanings": ["Katır kutur"]}, {"word": "kauçuk toplamak", "meanings": ["otomobil yarışlarında pistteki lastik parçalarını yavaş gidip lastik üzerine yapışmasını sağlayarak toplamak"]}, {"word": "kav gibi", "meanings": ["kolaylıkla tutuşacak durumda olan", "kuru ve gevrek"]}, {"word": "kavaf", "meanings": ["Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan veya satan esnaf"]}, {"word": "kav", "meanings": ["İçki mahzeni"]}, {"word": "kavaflık", "meanings": ["Kavaf olma durumu", "Kavafın işi"]}, {"word": "kavaf işi", "meanings": ["Özensiz ve gelişigüzel yapılan"]}, {"word": "kavak", "meanings": ["Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus)"]}, {"word": "kavak, yaprağını tepeden dökerse kış çok olur", "meanings": ["`kavak ağacının yaprakları tepeden dökülmeye başlar, aşağıdakiler daha sonra dökülürse o yıl kış çetin olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kavait", "meanings": ["Kurallar"]}, {"word": "kavakçılık", "meanings": ["Kavakçının yaptığı iş"]}, {"word": "kaval", "meanings": ["Genellikle kamıştan yapılan, daha çok çobanların çaldığı, yumuşak sesli, üflemeli bir çalgı"]}, {"word": "kavalcı", "meanings": ["Kaval yapan, satan veya çalan kimse"]}, {"word": "kavak inciri", "meanings": ["Açık mor renkli bir tür incir"]}, {"word": "kavalye", "meanings": ["Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek", "Kibar erkek"]}, {"word": "kavaklık", "meanings": ["Kavakları çok olan veya kavak ağacı yetiştirilen yer"]}, {"word": "kaval tüfek", "meanings": ["Namlusu yivsiz tüfek"]}, {"word": "kaval kemiği", "meanings": ["Baldırda olan iki kemikten kalını, bacakkalemi"]}, {"word": "kavalyelik", "meanings": ["Kadına dansta veya bir toplantıda eşlik etme"]}, {"word": "kavanço", "meanings": ["Yelkeni bir bordadan öbür bordaya geçirme", "Değiştirme, aynı türden bir şeyin yerine bir başkasını koyma", "Bir işi başka birine yükleme, başına sarma"]}, {"word": "kavalyelik etmek", "meanings": ["kadına dansta veya bir toplantıda eşlik etmek"]}, {"word": "kavanoz dipli dünya", "meanings": ["üzülmemeyi, biraz boş vermeyi, rahat bir biçimde yaşamayı anlatan söz"]}, {"word": "kavara", "meanings": ["Balı alınmış petek", "Kovanda özellikle kış aylarında arıların yemesi için bırakılan bal"]}, {"word": "kavara", "meanings": ["Yel, gaz", "Gürültü, patırtı"]}, {"word": "kavanoz", "meanings": ["Plastik, cam vb. maddelerden yapılmış ağzı geniş, çeşitli boylarda kap"]}, {"word": "kavara çekmek", "meanings": ["yellenmek"]}, {"word": "kavaracı", "meanings": ["Gürültücü"]}, {"word": "kavat", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "kavasya", "meanings": ["Acı ağaç"]}, {"word": "kavas", "meanings": ["Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli", "Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli veya koruma görevlisi", "Elçilik ve konsolosluklarda koruma görevlisi"]}, {"word": "kavaslık", "meanings": ["Kavas olma durumu", "Kavasın görevi"]}, {"word": "kavata", "meanings": ["Oyma ağaç kap", "Sert ve fazla kızarmayan bir tür domates (Solanum capsicum grossum)"]}, {"word": "kavela", "meanings": ["Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama"]}, {"word": "kavga", "meanings": ["Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa", "Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele", "Savaş"]}, {"word": "kavga bizim yorganın başına imiş", "meanings": ["başkaları yüzünden zarar gören kimsenin söylediği söz"]}, {"word": "kavga çıkarmak", "meanings": ["kavgaya neden olmak"]}, {"word": "kavga etmek", "meanings": ["birbiriyle atışmak, dövüşmek"]}, {"word": "kavga kopmak (veya patlamak)", "meanings": ["dövüş başlamak"]}, {"word": "kavga çıkmak", "meanings": ["dövüş meydana gelmek"]}, {"word": "kavgada kılıç ödünç verilmez", "meanings": ["`kişi, savunma silahını başkasına verip kendisini savunamayacak ve yenilgiye uğrayacak duruma düşmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kavgaya girişmek (veya tutuşmak)", "meanings": ["kavgaya başlamak"]}, {"word": "kavgada yumruk sayılmaz", "meanings": ["`kavga sırasında hem dayak yenilir hem de atılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kavgacı", "meanings": ["Kavga etmeyi seven, kavga çıkaran kimse", "Bir amaç uğruna çaba harcayan, mücadele veren kimse"]}, {"word": "kavga kaşağısı", "meanings": ["Ara bozup kavga çıkartan, kavga arayan kimse"]}, {"word": "kavgalaşma", "meanings": ["Kavgalaşmak işi"]}, {"word": "kavgacılık", "meanings": ["Kavgacı olma durumu"]}, {"word": "kavgasızlık", "meanings": ["Kavgasız olma durumu"]}, {"word": "kavgalaşmak", "meanings": ["İki veya daha çok kimse birbiriyle kavga etmek"]}, {"word": "kavgasız", "meanings": ["Kavgası olmayan", "Çatışma, kavga olmadan"]}, {"word": "kavgalı", "meanings": ["Kavgayla yapılan veya içine kavga karışan", "Birisiyle kavga ederek darılmış olan"]}, {"word": "kavil", "meanings": ["Söz", "Sözleşme, anlaşma"]}, {"word": "kavil kesmek", "meanings": ["sözleşmek"]}, {"word": "kavi", "meanings": ["Dayanıklı, güçlü, zorlu olan", "Sıkıca"]}, {"word": "kavileşmek", "meanings": ["Sağlamlaşmak, pekişmek"]}, {"word": "kavileştirmek", "meanings": ["Sağlamlaştırmak, pekitmek, pekiştirmek"]}, {"word": "kavileştirme", "meanings": ["Kavileştirmek işi"]}, {"word": "kavileşme", "meanings": ["Kavileşmek işi"]}, {"word": "kavilleşme", "meanings": ["Kavilleşme işi"]}, {"word": "kavilya", "meanings": ["Yelkenin kasa ve halat dikişlerinde, kollar arasını açmak için kullanılan, sivri ağaç veya demirden yapılmış sert parça"]}, {"word": "kavilleşmek", "meanings": ["Sözleşmek, söz birliği etmek, anlaşmak"]}, {"word": "kavis çizmek", "meanings": ["yay biçiminde yol izlemek"]}, {"word": "kavim", "meanings": ["Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu, budun"]}, {"word": "kavim kardaş", "meanings": ["Bütün akrabalar, tanıdıklar"]}, {"word": "kavisli", "meanings": ["Kavisi olan", "Falsolu"]}, {"word": "kavkı", "meanings": ["Kabuk"]}, {"word": "kavis", "meanings": ["Bir eğrinin sınırlı bir kısmı, eğmeç"]}, {"word": "kavkılı", "meanings": ["Kavkısı olan (hayvan)"]}, {"word": "kavlağan", "meanings": ["Çınar ağacı"]}, {"word": "kavlama", "meanings": ["Kavlamak işi"]}, {"word": "kavlanma", "meanings": ["Kavlanmak işi"]}, {"word": "kavlamak", "meanings": ["Kabarıp dökülmek, soyulmak"]}, {"word": "kavlak", "meanings": ["Kabuğu dökülmüş", "Güneşten derisi soyulan (kimse)", "Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası"]}, {"word": "kavlanmak", "meanings": ["Kavlama işine uğramak"]}, {"word": "kavlaşma", "meanings": ["Kavlaşmak işi"]}, {"word": "kavlaşmak", "meanings": ["Kav durumuna gelmek"]}, {"word": "kavlatma", "meanings": ["Kavlatmak işi"]}, {"word": "kavlince", "meanings": ["Kavline göre, sözüne bakarak"]}, {"word": "kavlıç", "meanings": ["Fıtık"]}, {"word": "kavlatmak", "meanings": ["Kavlamasına yol açmak"]}, {"word": "kavlık", "meanings": ["İçine genellikle kav konulan torba veya kap"]}, {"word": "kavlükarar", "meanings": ["Söz, sözleşme"]}, {"word": "kavlükarar etmek", "meanings": ["karar vermek", "birlikte söz vermek"]}, {"word": "kav mantarı", "meanings": ["Bazitli mantarlardan, ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen ve kurusu kav olarak kullanılan bitki (Fomes fomentarius)"]}, {"word": "kavmî", "meanings": ["Etnik"]}, {"word": "kavmiyet", "meanings": ["Bir kavmin kendine özgü özellikleri", "Bir kimsenin bağlı olduğu kavme göre durumu", "Kavme bağlılık"]}, {"word": "kavmiyetçi", "meanings": ["Kavmiyetten yana olan kimse"]}, {"word": "kavmiyetçilik", "meanings": ["Kavmiyetçi olma durumu"]}, {"word": "kavmiyat", "meanings": ["Etnografya"]}, {"word": "kavrak", "meanings": ["Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal"]}, {"word": "kavraç", "meanings": ["Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç"]}, {"word": "kavram", "meanings": ["Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon", "Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon", "Karın zarı, periton", "Tutam, avuç dolusu"]}, {"word": "kavrama", "meanings": ["Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama", "İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça", "Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme", "Küçük orak"]}, {"word": "kavramak", "meanings": ["Elle sıkıca tutmak", "Bir nesne veya düşünceyi her yönüyle anlamak", "Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak", "Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak"]}, {"word": "kavram karmaşası", "meanings": ["Anlaşılmazlık, anlam yetersizliği"]}, {"word": "kavramcılık", "meanings": ["Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti, konseptüalizm"]}, {"word": "kavrama noktası", "meanings": ["Arabanın harekete geçtiği an ve durum"]}, {"word": "kavramlaşma", "meanings": ["Kavram durumuna gelme"]}, {"word": "kavramlaşmak", "meanings": ["Kavram durumuna gelmek"]}, {"word": "kavramsal", "meanings": ["Kavramla ilgili, kavram niteliğinde olan"]}, {"word": "kavranılma", "meanings": ["Kavranılmak işi"]}, {"word": "kavranılmak", "meanings": ["Kavranmak"]}, {"word": "kavranılmaz", "meanings": ["Zihinde oluşturulamayan veya oluşturulabildiği hâlde gerçekten böyle bir şeyin var olması akla sığmayan"]}, {"word": "kavranma", "meanings": ["Kavranmak işi"]}, {"word": "kavranmak", "meanings": ["Kavrama işi yapılmak, kavranılmak"]}, {"word": "kavratma", "meanings": ["Kavratmak işi"]}, {"word": "kavratmak", "meanings": ["Kavramasını sağlamak"]}, {"word": "kavrayış", "meanings": ["Kavrama işi", "Kavrama, anlama, algılama yetisi", "Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması", "Bir algının doğrudan doğruya kavranması"]}, {"word": "kavrayışlı", "meanings": ["Kolayca anlama, algılama yetisi olan"]}, {"word": "kavrayışsız", "meanings": ["Kavrayışı olmayan"]}, {"word": "kavrulma", "meanings": ["Kavrulmak işi"]}, {"word": "kavrukluk", "meanings": ["Kavruk olma durumu"]}, {"word": "kavruk", "meanings": ["Kavrulmuş olan", "Kurumaya yüz tutmuş", "Zayıf", "Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememiş olan"]}, {"word": "kavrulmak", "meanings": ["Kavurma işi yapılmak", "Hayatın acılarına uğramak", "Dış etkenler yüzünden özelliklerini yitirmek", "Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememek, cılız kalmak"]}, {"word": "kavruluş", "meanings": ["Kavrulma işi"]}, {"word": "kavşak", "meanings": ["Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer", "Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer, munsap"]}, {"word": "kavuk", "meanings": ["Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı", "İçi boş şey", "İdrar torbası"]}, {"word": "kavuk sallamak", "meanings": ["bir kimseye yaranmak için onun söz veya davranışlarını uygun bulmak, onaylamak"]}, {"word": "kavukçu", "meanings": ["Kavuk yapan veya satan kimse", "Birine yaranmak için onun söz veya davranışlarını uygun bulan, onaylayan kimse"]}, {"word": "kavukluk", "meanings": ["Kavuk koymaya yarayan küçük raf"]}, {"word": "kavuklu", "meanings": ["Kavuk giymiş"]}, {"word": "kavun", "meanings": ["Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki (Cucum)", "Bu bitkinin genellikle güzel kokulu, sulu ve etli meyvesi"]}, {"word": "kavun kökeninde büyür", "meanings": ["`çocuk ana baba ocağında, herhangi bir kişi doğup büyüdüğü çevrede yetişir, gelişir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kavuncu", "meanings": ["Kavun satan kimse"]}, {"word": "kavuniçi", "meanings": ["Pembeye çalan sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kavunsu", "meanings": ["Kavunu andıran, kavuna benzeyen, kavun gibi, kavunumsu"]}, {"word": "kavurga yer, kavurma yemiş gibi bıyığını siler", "meanings": ["yaptığı bir işi olduğundan daha çok, daha büyük veya daha farklı göstermek, abartmak"]}, {"word": "kavurga", "meanings": ["Buğday, mısır vb. tahılların kuru yemiş gibi yenilmek için ateşte kavrulmuşu"]}, {"word": "kavurma", "meanings": ["Kavurmak işi", "Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et", "Kavrulmuş olan"]}, {"word": "kavurmacı", "meanings": ["Kavurma yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kavurmaç", "meanings": ["Kavrulmuş buğday"]}, {"word": "kavurmak", "meanings": ["Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan pişirmek", "Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak", "Çok üzmek, yakmak, mahvetmek"]}, {"word": "kavurmalı", "meanings": ["İçinde kavurma bulunan"]}, {"word": "kavurmalık", "meanings": ["Kavurma yapmaya elverişli (yiyecek)", "Kavurma için ayrılmış"]}, {"word": "kavurtmak", "meanings": ["Kavurma işini yaptırmak"]}, {"word": "kavuruş", "meanings": ["Kavurma işi"]}, {"word": "kavuşma", "meanings": ["Kavuşmak işi, buluşma, telaki", "Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi"]}, {"word": "kavurtma", "meanings": ["Kavurtmak işi"]}, {"word": "kavuşmak", "meanings": ["Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek", "Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek", "Katılmak", "Bir araya gelmek, birleşmek", "Güneş batmak", "Varmak, ulaşmak"]}, {"word": "kavuştak", "meanings": ["Nakarat"]}, {"word": "kavuşturma", "meanings": ["Kavuşturmak işi"]}, {"word": "kavuşturmak", "meanings": ["Kavuşmasını veya kavuşmalarını sağlamak"]}, {"word": "kavuşum", "meanings": ["Yer yuvarlağı bir uçta kalmak üzere, yerin, Güneş'in ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri, içtima"]}, {"word": "kavuşulma", "meanings": ["Kavuşulmak işi"]}, {"word": "kavuşulmak", "meanings": ["Bir araya gelinmek, birleşilmek"]}, {"word": "kavuşum dönemi", "meanings": ["Bir gezegenin iki kavuşumu arasında geçen zaman aralığı"]}, {"word": "kavuşur su yosunları", "meanings": ["Üremeleri kavuşma yoluyla olan su yosunları"]}, {"word": "kaya", "meanings": ["Büyük ve sert taş kütlesi", "Kayaç"]}, {"word": "kavut", "meanings": ["Kavrulmuş ve dövülmüş tahıl ununa pekmez, şeker veya tatlı yemiş katılarak yapılan yiyecek", "Güneşte kurutulmuş peynir"]}, {"word": "kavuz", "meanings": ["Buğdaygillerin başağında, başakçıkları veya çiçeği saran kabuk", "İçi boş, kabuklu yemiş"]}, {"word": "kavuzlular", "meanings": ["Bir çeneklilerden, çiçeklerinde renkli taç yaprağı yerine kavuz denilen yeşil renkte yaprakçıklar bulunan bitki takımı"]}, {"word": "kavzama", "meanings": ["Kavzamak işi"]}, {"word": "kavzamak", "meanings": ["Sıkı tutmak, kavramak", "Korumak, muhafaza etmek"]}, {"word": "kay", "meanings": ["Kusma"]}, {"word": "kay", "meanings": ["Yağmur, yaz yağmuru"]}, {"word": "kaya gibi", "meanings": ["çok sağlam"]}, {"word": "kaya uçmazsa dere dolmaz", "meanings": ["`büyük gereksinimlerde çok fedakârlık yapmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaya balığı", "meanings": ["Kaya balığıgillerden, kayalık yerlerde yaşayan, çoğu koyu renkli küçük balık, dişli, tokmakbaş (Gobius gobius)"]}, {"word": "kaya balığıgiller", "meanings": ["Kemikli balıklardan, küçük boyda, iri başlı, yüzgeçleri karın üzerinde tekerlek biçiminde olan bir familya"]}, {"word": "kayabaşı", "meanings": ["Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma", "Türk halk edebiyatında çoban türküsü"]}, {"word": "kayaç", "meanings": ["Yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, külte, porfir"]}, {"word": "kaya güvercini", "meanings": ["Güvercingillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'nın kayalık yerlerinde yaşayan bir kuş (Columbo livia)"]}, {"word": "kayağan", "meanings": ["Üzerinde kolaylıkla kayılan, kaypak"]}, {"word": "kayağanlık", "meanings": ["Kayağan olma durumu"]}, {"word": "kayağan taş", "meanings": ["Killerin başkalaşımı ile oluşmuş, yaprak biçiminde ayrılabilen, mavimsi bir taş, kayrak, arduvaz"]}, {"word": "kaya hanisi", "meanings": ["Lagos"]}, {"word": "kaya keleri", "meanings": ["Bukalemun"]}, {"word": "kayakevi", "meanings": ["Kayak yapılan yerlerde kurulmuş tesis"]}, {"word": "kayalık", "meanings": ["Kayası çok olan yer"]}, {"word": "kayan", "meanings": ["Kayarak yer değiştiren", "Yassı, düz, kat kat oluşmuş taş", "Dağdan inen sel"]}, {"word": "kaya örümceği", "meanings": ["Taşlar arasında yaşayan bir tür örümcek"]}, {"word": "kaya horozu", "meanings": ["Güney Amerika'da yaşayan, erkekleri portakal renginde, başında tepeliği olan kuş (Rupicola)"]}, {"word": "kayakçılık", "meanings": ["Kayakçının yaptığı iş"]}, {"word": "kaya lifi", "meanings": ["Asbest"]}, {"word": "kayak", "meanings": ["Kar, su veya çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç, ski", "Bu aracı kullanarak yapılan spor"]}, {"word": "kayakçı", "meanings": ["Kayak yapan sporcu"]}, {"word": "kayar", "meanings": ["Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi", "Pay"]}, {"word": "kayarlama", "meanings": ["Kayarlamak işi"]}, {"word": "kayarlamak", "meanings": ["Hayvanın eskiyen nallarını onarmak, eskiyen nalın çivilerini yenilemek", "Düven taşlarını yeniden koymak veya onarmak", "Sövmek, küfretmek"]}, {"word": "kaya sansarı", "meanings": ["Dağlık yerlerde yaşayan bir tür sansar"]}, {"word": "kaybedilme", "meanings": ["Kaybedilmek işi"]}, {"word": "kaya tuzu", "meanings": ["Doğada billur durumunda bulunan tuz"]}, {"word": "kaya sarımsağı", "meanings": ["Genç yaprakları sarımsak yerine kullanılan bir tür yaban sarımsağı (Allium ampeloprasum)"]}, {"word": "kayarto", "meanings": ["Ahlaksız kimse, melun"]}, {"word": "kaya suyu", "meanings": ["Kayadan sızan su"]}, {"word": "kaybedilmek", "meanings": ["Kaybetme işi yapılmak"]}, {"word": "kaybetme", "meanings": ["Kaybetmek işi, yitirme"]}, {"word": "kaybetmek", "meanings": ["Yitirmek", "Yenik düşmek, yenilmek"]}, {"word": "kaybolma", "meanings": ["Kaybolmak işi"]}, {"word": "kayboluş", "meanings": ["Kaybolma işi"]}, {"word": "kaydedici", "meanings": ["İmleç"]}, {"word": "kaybolmak", "meanings": ["Yitmek", "Görünür olmaktan çıkmak, görünmez olmak"]}, {"word": "kayda değer", "meanings": ["Önemli, dikkati çeken"]}, {"word": "kaydedilme", "meanings": ["Kaydedilmek işi"]}, {"word": "kaydedilmek", "meanings": ["Kaydetme işi yapılmak, yazılmak"]}, {"word": "kaydetme", "meanings": ["Kaydetmek işi"]}, {"word": "kaydetmek", "meanings": ["Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek", "Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek", "Hatırlamak için yazmak, not etmek", "Belirtmek, söylemek", "Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek", "Olumlu sonuç almak", "Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek", "Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak"]}, {"word": "kaydettirme", "meanings": ["Kaydettirmek işi"]}, {"word": "kaydıhayat", "meanings": ["Yaşıyor olma durumu"]}, {"word": "kaydettirmek", "meanings": ["Kaydetme işini yaptırmak, yazdırmak"]}, {"word": "kaydıhayat ile", "meanings": ["yaşadığı sürece, yaşadıkça"]}, {"word": "kaydıhayat şartıyla", "meanings": ["yaşadığı sürece, yaşadıkça"]}, {"word": "kaydıihtiyat", "meanings": ["Temkinli davranma, ihtiyatlı olma"]}, {"word": "kaydırak", "meanings": ["Yassı, kaygan çakıl", "Çocukların böyle bir taşı ayakla kaydırarak oynadıkları oyun", "Çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı", "Tomrukların kolay taşınması için dağdan kaydırıldığı yer"]}, {"word": "kaydırılma", "meanings": ["Kaydırılmak işi"]}, {"word": "kaydırılmak", "meanings": ["Kayması sağlanmak, kaymasına yol açılmak"]}, {"word": "kaydırmak", "meanings": ["Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak"]}, {"word": "kaydırma", "meanings": ["Kaydırmak işi", "Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere hareket ettirilmesi", "Savunmanın belirli bir anında, oyunun güç noktasını birdenbire değiştirme"]}, {"word": "kaydırış", "meanings": ["Kaydırma işi"]}, {"word": "kaydırtma", "meanings": ["Kaydırtmak işi"]}, {"word": "kaydırtmak", "meanings": ["Kaymasını sağlatmak, kaymasına sebep olmak"]}, {"word": "kaydolma", "meanings": ["Kaydolmak işi, yazılma"]}, {"word": "kaydiye", "meanings": ["Kayıt için alınan para"]}, {"word": "kaydolmak", "meanings": ["Yazılmak"]}, {"word": "kaygan", "meanings": ["Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan, zıypak"]}, {"word": "kayganalık", "meanings": ["Kaygana için gereken (malzeme)"]}, {"word": "kaygana", "meanings": ["Omlet", "Yumurta çalkanarak yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "kayganlık", "meanings": ["Kaygan olma durumu"]}, {"word": "kaygı", "meanings": ["Üzüntü, endişe duyulan düşünce, gam(I), tasa", "Genellikle kötü bir şey olacakmış düşüncesiyle ortaya çıkan ve sebebi bilinmeyen gerginlik duygusu"]}, {"word": "kaygı çekmek", "meanings": ["üzüntü, tasa duymak"]}, {"word": "kaygılandırma", "meanings": ["Kaygılandırmak işi"]}, {"word": "kaygı vermek", "meanings": ["endişelendirmek"]}, {"word": "kaygılandırmak", "meanings": ["Kaygılanmasına sebep olmak"]}, {"word": "kaygılanma", "meanings": ["Kaygılanmak işi"]}, {"word": "kaygılanış", "meanings": ["Kaygılanma işi"]}, {"word": "kaygılanmak", "meanings": ["Kaygı duymak, üzülmek"]}, {"word": "kaygılı", "meanings": ["Kaygısı olan, endişeli, tasalı"]}, {"word": "kaygısız", "meanings": ["Kaygısı olmayan, kaygı duymayan, aldırmaz"]}, {"word": "kaygın", "meanings": ["Gebe deve"]}, {"word": "kaygısızlık", "meanings": ["Kaygısız olma durumu", "Kaygısızca davranış"]}, {"word": "kayık", "meanings": ["Kürek veya yelkenle yürütülen ufak tekne", "Bir yana kaymış"]}, {"word": "kaygısızca", "meanings": ["Kaygısız, aldırmaz", "(kaygısı'zca) Kaygısız, aldırmaz bir biçimde"]}, {"word": "kayın", "meanings": ["Kayıngillerin örnek bitkisi olan, 30-40 metre boyunda, 2 metre çapında, kışın yapraklarını döken, kerestesi beyaz ve değerli olan bir orman ağacı (Fagus orientalis)", "Bu ağaçtan yapılmış"]}, {"word": "kayın", "meanings": ["Kadın veya kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşi, kayınbirader, ini"]}, {"word": "kayık yanaştırmak", "meanings": ["bir konuya veya soruna yavaş yavaş girmek"]}, {"word": "kayıkçı", "meanings": ["Kayıkla insan veya yük taşıyan kimse"]}, {"word": "kayıkçılık", "meanings": ["Kayıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "kayıkhane", "meanings": ["Kayıkların çekildiği, korunduğu üstü örtülü yer"]}, {"word": "kayık salıncak", "meanings": ["Bayram yerlerinde kurulan kayık biçiminde salıncak"]}, {"word": "kayık tabak", "meanings": ["Kayık biçiminde uzun ve düz tabak"]}, {"word": "kayık yaka", "meanings": ["Açıklığı omuzlara doğru olan, oval yaka"]}, {"word": "kayınbaba", "meanings": ["Kaynata"]}, {"word": "kayınbirader", "meanings": ["Kayın (II)"]}, {"word": "kayıngiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, palamut diye adlandırılan, meyveleri yüksüksü bir kadehçik içinde duran, kayın, meşe, kestane vb. kerestelik orman ağaçlarını içine alan bir familya, palamutlular"]}, {"word": "kayınço", "meanings": ["Kayınbiraderlere sevgi yollu söylenen söz"]}, {"word": "kayınlık", "meanings": ["Kayın ağaçları çok olan yer"]}, {"word": "kayınlık", "meanings": ["Kayın (II) olma durumu"]}, {"word": "kayıntı", "meanings": ["Açlık bastırmaya, atıştırılmaya yarar yiyecek"]}, {"word": "kayınpeder", "meanings": ["Kaynata"]}, {"word": "kayıp", "meanings": ["Kaybolma, yitme, yitim", "Kaybedilen şey", "Kaybolmuş olan, yitik, zayi"]}, {"word": "kayınvalide", "meanings": ["Kaynana"]}, {"word": "kayıp vermek", "meanings": ["ulus, toplum, kuruluş vb. değerli bireylerini yitirmek"]}, {"word": "kayıplara karışmak", "meanings": ["bulunduğu yerden ayrılıp gitmek, gittiği yeri bildirmemek, görünmez olmak"]}, {"word": "kayır", "meanings": ["Kalın kum", "İnce kum"]}, {"word": "kayırıcı", "meanings": ["Bir kimseyi kayıran, ona arka çıkan kimse, dayı, iltimasçı, piston, torpil"]}, {"word": "kayırıcılık", "meanings": ["Kayırıcı olma durumu, iltimasçılık"]}, {"word": "kayırış", "meanings": ["Kayırma işi"]}, {"word": "kayırma", "meanings": ["Kayırmak işi, iltimas"]}, {"word": "kayırmak", "meanings": ["Koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, himmet etmek", "Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak", "Birine haksız yere kolaylıklar sağlamak, iltimas etmek"]}, {"word": "kayırtma", "meanings": ["Kayırtmak işi"]}, {"word": "kayırtmak", "meanings": ["Kayırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kayısı", "meanings": ["Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç (Prunus armeniaca)", "Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi", "Beyazı pişmiş, sarısı az pişmiş yumurta"]}, {"word": "kayısı hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş kayısı, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "kayısı kompostosu", "meanings": ["Yaş kayısı, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "kayısı kurusu", "meanings": ["Kayısının kurutulması ile elde edilen kuru yemiş"]}, {"word": "kayış", "meanings": ["Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi", "Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç", "Ustura bilenen cilalı kösele"]}, {"word": "kayış gibi", "meanings": ["sert, koparılmayan", "çok kirli"]}, {"word": "kayışa çekmek", "meanings": ["aldatmak, kandırmak"]}, {"word": "kayış", "meanings": ["Kayma işi"]}, {"word": "kayış balığı", "meanings": ["Kâğıt balığıgillerden, Kuzey Avrupa denizleriyle Akdeniz'in derinliklerinde yaşayan kemikli bir balık (Regalecus glesne)"]}, {"word": "kayışkıran", "meanings": ["Baklagillerden, kökleri toprağa derince girdiği için tarlalar sürülürken sabanı tutan, çiçekleri kırmızı bir bitki, sabankıran (Onosis spinosa)"]}, {"word": "kayışçı", "meanings": ["Kayış yapan veya satan kimse", "Aldatan, hileci"]}, {"word": "kayış dili", "meanings": ["Kaba ve çirkin sözler kullanılarak konuşulan dil"]}, {"word": "kayıt", "meanings": ["Bir yere mal ederek deftere geçirme", "Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması", "Önem verme", "Resmî belge", "Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi", "Şart", "Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme"]}, {"word": "kayıt koymak", "meanings": ["engellemek, sınırlamak, takyit etmek"]}, {"word": "kayıt altına girmek", "meanings": ["bir şey yapmaya zorlanmak", "davranışları sınırlandırılmak"]}, {"word": "kayda geçirmek", "meanings": ["ilişkili bulunduğu deftere yazmak"]}, {"word": "kaydını düşmek", "meanings": ["yazılı olduğu evraktan çıkarmak"]}, {"word": "kaydını silmek", "meanings": ["kayıttan düşmek"]}, {"word": "kayıttan düşmek", "meanings": ["bir yere mal olmaktan çıkararak defterde bu durumu belirtmek"]}, {"word": "kayıtım", "meanings": ["Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi, rücu"]}, {"word": "kayıt defteri", "meanings": ["Kayıt yapılan defter"]}, {"word": "kayıt", "meanings": ["Pencere çerçevesi", "Araç, eşya", "Yiyecek"]}, {"word": "kayıtımla uslamlama", "meanings": ["Geriye dönerek sonuç çıkarma"]}, {"word": "kayıt kuyut", "meanings": ["Kayıtlı bulunma durumu"]}, {"word": "kaydı kuydu olmamak", "meanings": ["kayıtlı olmamak"]}, {"word": "kayıtlama", "meanings": ["Kayıtlamak işi, takyit"]}, {"word": "kayıtma", "meanings": ["Kayıtmak işi"]}, {"word": "kayıtmak", "meanings": ["Bir şeyi yapmaktan vazgeçmek, bir karardan dönmek, nükûl etmek, rücu etmek"]}, {"word": "kayıtlamak", "meanings": ["Birtakım şartlarla bağlamak, sınırlandırmak, takyit etmek"]}, {"word": "kayıtlı", "meanings": ["Kaydı yapılmış, kayda geçirilmiş olan", "Şarta bağlı"]}, {"word": "kayıtsız", "meanings": ["Kaydı yapılmamış, deftere veya yazıya geçirilmemiş olan", "İlgisiz", "Bir şarta bağlı olmayan"]}, {"word": "kayıtsız kalmak", "meanings": ["önem vermemek, umursamamak"]}, {"word": "kayıtsız olmak", "meanings": ["kaydedilmemiş veya yazıya geçirilmemiş olmak", "ilgisiz, umursamaz, önem vermeyen durumda bulunmak"]}, {"word": "kayıtsızca", "meanings": ["İlgisiz, aldırmaz", "(kayıtsı'zca) İlgisiz, aldırmaz bir biçimde"]}, {"word": "kayıtsız şartsız", "meanings": ["Hiçbir şart ve bağı olmaksızın"]}, {"word": "kayıtsızlık", "meanings": ["İlgisizlik"]}, {"word": "kaykay", "meanings": ["Türlü maddelerden yapılmış, altında tekerlekler bulunan, üzerinde kayılan alet"]}, {"word": "kaykılma", "meanings": ["Kaykılmak işi"]}, {"word": "kaykılmak", "meanings": ["Arkaya doğru eğilerek, yaslanarak oturmak"]}, {"word": "kaykıltma", "meanings": ["Kaykıltmak işi"]}, {"word": "kaykıltmak", "meanings": ["Kaykılmasını sağlamak, kaykılmasına sebep olmak"]}, {"word": "kayma", "meanings": ["Kaymak (II) işi", "Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi"]}, {"word": "kaymak bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["sütün veya bir sıvının üzerinde kaymak oluşmak, kaymaklanmak"]}, {"word": "kaymak", "meanings": ["Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema", "Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz", "Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka", "Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü"]}, {"word": "kaymak gibi", "meanings": ["bembeyaz ve pürüzsüz", "tadı güzel ve yumuşak"]}, {"word": "kaymağını almak (veya yemek)", "meanings": ["bir şeyin en büyük payını, kârını ele geçirmek"]}, {"word": "kaymağı seven mandayı yanında taşır", "meanings": ["`sevdiği şeyden yoksun kalmak istemeyen kişi, onu sağlayacak araçları eli altında bulundurmalı ve bunun için gereken sıkıntılara katlanmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaymak", "meanings": ["Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek", "Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek", "Durum değiştirmek", "Anlamı değişmek", "Kurtulmak", "Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak", "Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek", "Cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "kaymakaltı", "meanings": ["Yağı alınmış süt"]}, {"word": "kaymakamlık", "meanings": ["Kaymakam olma durumu", "Kaymakamın görevi", "Kaymakamın makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin bütünü", "İlçe, kaza"]}, {"word": "kaymakam", "meanings": ["Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi, ilçebay", "Yarbay"]}, {"word": "kaymakçı", "meanings": ["Kaymak yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kaymak kâğıdı", "meanings": ["Özen isteyen baskılarda kullanılan, düzgün, parlak, pürüzsüz kâğıt, kuşe kâğıdı, papyekuşe"]}, {"word": "kaymaklanma", "meanings": ["Kaymaklanmak işi", "Oksitlenme sonucunda kuruyan, bağlayıcı içeren solvent bazlı boyaların yüzeyinde oluşan ve solventlerde çözünmeyen tabaka"]}, {"word": "kaymaklanmak", "meanings": ["Kaymak bağlamak, kaymak tutmak"]}, {"word": "kaymaklı", "meanings": ["Kaymağı olan", "Üzerine veya içine kaymak konulmuş olan"]}, {"word": "kaymaklı dondurma", "meanings": ["Sütten yapılmış dondurma"]}, {"word": "kaymak tabakası", "meanings": ["Bir toplumun seçkin ve zengin kesimi, kaymak takımı"]}, {"word": "kaymak takımı", "meanings": ["Kaymak tabakası"]}, {"word": "kaymak taşı", "meanings": ["Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir mermer türü, su mermeri, albatr"]}, {"word": "kayme", "meanings": ["Kâğıt para, kaime"]}, {"word": "kaymelik", "meanings": ["Herhangi bir kayme değerinde olan"]}, {"word": "kaynaç", "meanings": ["Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak, gayzer"]}, {"word": "kaynaç taşı", "meanings": ["Volkan bölgelerinde oluşan silisli çökelti, gayzerit"]}, {"word": "kaynak", "meanings": ["Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz", "Bir şeyin çıktığı yer, menşe", "Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge", "Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans", "Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür", "İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi", "Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi", "Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer"]}, {"word": "kaynağını (bir şeyden) almak", "meanings": ["bir esasa veya desteğe dayandırmak"]}, {"word": "kaynak yapmak", "meanings": ["iki metal veya yapay parçayı ısı yoluyla birleştirmek", "sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girmek"]}, {"word": "kaynakça", "meanings": ["Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser, bibliyografya, bibliyografi"]}, {"word": "kaynakçacı", "meanings": ["Kaynakça hazırlayan kimse"]}, {"word": "kaynakçı", "meanings": ["Kaynak yapan kimse"]}, {"word": "kaynakçılık", "meanings": ["Kaynakçının yaptığı iş"]}, {"word": "kaynakhane", "meanings": ["Kaynak işleri yapılan yer"]}, {"word": "kaynak kişi", "meanings": ["Sağlam, güvenilir, doğru bilgiler edinilen kimse"]}, {"word": "kaynaklanma", "meanings": ["Kaynaklanmak işi"]}, {"word": "kaynaklanmak", "meanings": ["Kaynak durumunu almak"]}, {"word": "kaynak suyu", "meanings": ["Kaynağın veya gözenin başında alınan su"]}, {"word": "kaynak makinesi", "meanings": ["Kaynak yapımında kullanılan makine"]}, {"word": "kaynama", "meanings": ["Kaynamak işi", "Boya filminde hava veya solvent buharının kabarcık durumunda bulunması"]}, {"word": "kaynamak", "meanings": ["Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak", "Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak", "Yerden çıkmak", "Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak", "Yara kapanmak, iyileşmek", "Mayalı bir şey kabarıp köpürmek", "Mide ekşimek", "Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak", "Çok miktarda bulunmak", "Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak", "Gerektiği gibi yapılamamak", "Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak", "Coşmak, heyecanlanmak", "Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak", "Arada kaybolmak"]}, {"word": "kaynayan kazan kapak tutmaz", "meanings": ["`içten içe, gizlice gelişen olaylar veya duygular bir yerde patlak verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaynama noktası", "meanings": ["Bir sıvının üzerindeki basınçla o sıcaklıktaki doygun buhar basıncının denk olduğu sıcaklık"]}, {"word": "kaynana", "meanings": ["Kocaya veya kadına göre birbirlerinin annesi, kayınvalide, hanımanne"]}, {"word": "kaynanadili", "meanings": ["Bir iğne oyası motifi", "Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs"]}, {"word": "kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar", "meanings": ["`kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun, her hâli gelini rahatsız eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaynanalık", "meanings": ["Kaynana olma durumu", "Kaynanaya yakışır davranış"]}, {"word": "kaynanalık etmek", "meanings": ["kaynana, gelinine veya damadına kötü davranmak", "birinin yaşayışına veya davranışına gereğinden çok karışmak"]}, {"word": "kaynanalık taslamak", "meanings": ["kaynana gibi davranmak"]}, {"word": "kaynana zırıltısı", "meanings": ["Bir sap etrafında çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran çocuk oyuncağı"]}, {"word": "kaynar", "meanings": ["Kaynamakta olan", "Çok sıcak", "Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek", "Kaynak, pınar", "Kaynarca"]}, {"word": "kaynarca", "meanings": ["Kaynak", "Sıcak su kaynağı", "Hastalara kaynatılarak içirilen pekmez, yağ ve baharat karışımı"]}, {"word": "kaynaşık", "meanings": ["Birbirine kaynamış, kaynaşmış", "Kıpırdak, oynak (kadın)"]}, {"word": "kaynaşma", "meanings": ["Kaynaşmak işi", "Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik", "Huzursuzluk"]}, {"word": "kaynaştırmak", "meanings": ["Kaynaşmasını sağlamak"]}, {"word": "kaynaşmak", "meanings": ["Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek", "Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek", "Birbirine iyice uymak", "Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak", "Huzursuzluk çıkmak", "Birleşmek"]}, {"word": "kaynaştırma", "meanings": ["Kaynaştırmak işi", "Kelime veya birleşik kelime içerisinde bir araya gelen seslerin birbirlerini etkileyerek kısalmaya yol açması olayı: Kayın ana > kaynana, kayın ata > kaynata, sütlü aş > sütlaç gibi"]}, {"word": "kaynata", "meanings": ["Kocaya veya kadına göre birbirlerinin babası, kayınbaba, kayınpeder, babalık"]}, {"word": "kaynatalık", "meanings": ["Kaynata olma durumu"]}, {"word": "kaynatılma", "meanings": ["Kaynatılmak işi"]}, {"word": "kaynatma", "meanings": ["Kaynatmak işi"]}, {"word": "kaynatılmak", "meanings": ["Kaynatma işi yapılmak"]}, {"word": "kaynatmak", "meanings": ["Kaynamasını sağlamak", "Kaynak yaptırmak", "Unutturmak", "Belli etmeden almak", "Konuşmak, sohbet etmek"]}, {"word": "kaypak", "meanings": ["Kayağan, kaygan", "Dönek"]}, {"word": "kaynayış", "meanings": ["Kaynama işi"]}, {"word": "kaypakça", "meanings": ["Kaypak gibi", "(kaypa'kça) Sözünde durmayarak, döneklik ederek"]}, {"word": "kaypaklaşmak", "meanings": ["Kaypak bir duruma gelmek"]}, {"word": "kaypaklaşma", "meanings": ["Kaypaklaşmak işi"]}, {"word": "kaypaklık", "meanings": ["Kaypak olma durumu", "Sözünde durmama, döneklik", "Yanlışlık"]}, {"word": "kayra", "meanings": ["Yüksek tutulan veya sayılan birinden gelen iyilik, lütuf, ihsan, atıfet, inayet"]}, {"word": "kayracılık", "meanings": ["Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti, providansiyalizm"]}, {"word": "kayrak", "meanings": ["Ekime elverişli olmayan, taşlı, kumlu toprak", "Yassı, düz taş", "Bileği taşı", "Kayağan taş"]}, {"word": "kayran", "meanings": ["Orman içinde geniş ve çıplak alan, düzlük"]}, {"word": "kayırılma", "meanings": ["Kayırılmak işi"]}, {"word": "kayşa", "meanings": ["Toprak kayması"]}, {"word": "kayser", "meanings": ["Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san"]}, {"word": "kayşamak", "meanings": ["Kaya, toprak vb. yerinden koparak aşağıya kaymak"]}, {"word": "kayşama", "meanings": ["Kayşamak işi"]}, {"word": "kayşat", "meanings": ["Kayşama sonucu yerinden kopmuş parça"]}, {"word": "kaytaban", "meanings": ["Sürü, deve sürüsü", "Başıboş, düzensiz"]}, {"word": "kayırılmak", "meanings": ["Kayırma işi yapılmak"]}, {"word": "kaytak", "meanings": ["Kuytu", "Sözünde durmayan", "Yağcı, dalkavuk, numaracı"]}, {"word": "kaytaklık", "meanings": ["Kaytak olma durumu"]}, {"word": "kaytan bıyıklı", "meanings": ["İnce ve uzun bıyıklı"]}, {"word": "kaytan", "meanings": ["Pamuk veya ipekten sicim", "Yelkeni yarı kapatmak için kullanılan örgü halat"]}, {"word": "kaytanlı", "meanings": ["Kaytanı olan, kaytanla dikilmiş"]}, {"word": "kaytarış", "meanings": ["Kaytarma işi"]}, {"word": "kaytarıcı", "meanings": ["İşten kaçan (kimse), kaytarmacı"]}, {"word": "kaytarma", "meanings": ["Kaytarmak işi"]}, {"word": "kaytarmacı", "meanings": ["Kaytarıcı"]}, {"word": "kaytarmacılık", "meanings": ["Kaytarıcılık"]}, {"word": "kaytarmak", "meanings": ["Geri çevirmek, iade etmek", "İş yapmaktan kaçmak"]}, {"word": "kayyum", "meanings": ["Cami hademesi", "Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse"]}, {"word": "kaz gelen yerden tavuk esirgenmez", "meanings": ["`büyük çıkarlar beklenen durumlarda küçük fedakârlıklar yapılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kayyumluk", "meanings": ["Kayyum olma durumu", "Kayyumun görevi"]}, {"word": "kazı koz anlamak", "meanings": ["söylenen şeyi çok yanlış anlamak"]}, {"word": "kaz", "meanings": ["Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş (Anser)", "Budala"]}, {"word": "kazın ayağı öyle değil", "meanings": ["`bir sorun, bir durum sanıldığı gibi değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaza", "meanings": ["İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması", "İlçe, kaymakamlık", "Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme", "Yargı", "Kadılık görevi"]}, {"word": "kaza atlatmak", "meanings": ["kaza tehlikesi geçirmek"]}, {"word": "kaza etmek", "meanings": ["vaktinde kılınmayan namazı, tutulmayan orucu dinî kurallara uygun olarak sonradan yerine getirmek"]}, {"word": "kaza geliyorum demez", "meanings": ["`kaza, beklenmedik zamanda, ansızın olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaza geçirmek", "meanings": ["can ve mal kaybına veya zararına neden olan kötü bir olayla karşılaşmak"]}, {"word": "kaza ile", "meanings": ["kazara"]}, {"word": "kazaya bırakmak", "meanings": ["namazı vaktinde kılmayarak daha sonra kılmak için ertelemek", "orucu vaktinde tutmayarak daha sonra tutmak için ertelemek"]}, {"word": "kazaya kalmak", "meanings": ["namaz, vaktinde kılınamamak", "oruç, vaktinde tutulamamak"]}, {"word": "kazaya rıza göstermek", "meanings": ["yargıya, verilen hükümlere boyun eğmek", "kadere, alın yazısına boyun eğmek"]}, {"word": "kaza dairesi", "meanings": ["Yargı çevresi"]}, {"word": "kazaya uğramak", "meanings": ["kaza geçirmek"]}, {"word": "kazağı", "meanings": ["Kazımakta veya temizlemekte kullanılan demir araç"]}, {"word": "kazaen", "meanings": ["Kazara"]}, {"word": "Kazak", "meanings": ["Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse", "Güney Rusya'da yaşayan Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "kazak", "meanings": ["Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi", "Jokeylerin giydiği, göz alıcı renklerde bir ceket türü"]}, {"word": "kazak", "meanings": ["Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker", "Karısına söz geçirebilen, dediğini yaptırabilen erkek, kılıbık karşıtı"]}, {"word": "Kazakça", "meanings": ["Kazak Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Kazak çömelmesi", "meanings": ["Bir bacak üzerinde çömelip dizi iyice bükerken, öteki bacağı önde tutma biçiminde yapılan bir güç alıştırması"]}, {"word": "kazaklık", "meanings": ["Karısına söz geçirme, dediğini yaptırma durumu"]}, {"word": "kaza kurşunu", "meanings": ["Yanlışlıkla gelen mermi"]}, {"word": "kazamat", "meanings": ["Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper"]}, {"word": "kazalı", "meanings": ["Kazaya yol açan, sakıncalı, tehlikeli", "Kaza geçirmiş olan", "İlçesi olan"]}, {"word": "kazan", "meanings": ["Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap", "Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap"]}, {"word": "kazan kaldırmak (veya devirmek)", "meanings": ["yeniçeriler yemek pişirilen kazanı devirerek ayaklanmak, isyan etmek", "yöneticinin bir tutumuna karşı hep birden ayaklanmak, isyan etmek"]}, {"word": "kazan kaynamayan yerde maymun oynamaz", "meanings": ["`hiçbir iş karşılıksız yapılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kazan (biri) kepçe", "meanings": ["`bir yeri etraflıca (dolaşmak, aramak)` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kazanı kapalı kaynamak", "meanings": ["ne yaptığı, nelerle uğraştığı anlaşılamamak", "içyüzü bilinmemek"]}, {"word": "kazancı", "meanings": ["Kazan yapan, satan veya onaran usta", "Kazanı ateşleyen kimse, ateşçi"]}, {"word": "kazancılık", "meanings": ["Kazancının yaptığı iş"]}, {"word": "kazanç", "meanings": ["Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü", "Yarar, çıkar, kâr"]}, {"word": "kazançlı", "meanings": ["Kazanmış olan", "Kazanç getiren, kazanç sağlayan"]}, {"word": "kazançlı çıkmak", "meanings": ["kazanmak"]}, {"word": "kazançsız", "meanings": ["Kazancı olmayan"]}, {"word": "kazandırmak", "meanings": ["Kazanmasını sağlamak"]}, {"word": "kazandırma", "meanings": ["Kazandırmak işi"]}, {"word": "kazandibi", "meanings": ["Dibi tutturularak hafif yanık kokusu verilmiş muhallebi"]}, {"word": "kazanılma", "meanings": ["Kazanılmak işi"]}, {"word": "kazanılmak", "meanings": ["Kazanma işi yapılmak"]}, {"word": "kazanım", "meanings": ["Kazanma işi", "Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak, avantaj"]}, {"word": "kazanış", "meanings": ["Kazanma işi"]}, {"word": "kazanma", "meanings": ["Kazanmak işi"]}, {"word": "kazanmak", "meanings": ["Kazanç sağlamak", "Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek", "Çıkmak, isabet etmek", "Edinmek, sahip olmak", "Tutulmak, yakalanmak", "Kendinden yana çekmek", "Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak", "Yenmek, galip gelmek"]}, {"word": "kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur", "meanings": ["`sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kazanmayanın kazanı kaynamaz", "meanings": ["`kazancı olmayan kişinin evinde yemek pişmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kazan taşı", "meanings": ["Kalsiyum tuzları kapsayan suyun ısıtıldığı kabın iç yüzeyinde oluşturduğu katman"]}, {"word": "kazara", "meanings": ["Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden, kazaen, ezkaza", "Rastgele, tesadüfen"]}, {"word": "kazaratar", "meanings": ["Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi, kazmaç, ekskavatör"]}, {"word": "kazasız", "meanings": ["Kazaya uğramadan yapılan", "Kazasız bir biçimde"]}, {"word": "kazasız belasız", "meanings": ["Kazaya veya güçlüğe, sıkıntıya uğramadan"]}, {"word": "kazaska", "meanings": ["Kaynağı Kafkasya olan ve hızlı oynanan bir halk dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "kazasker", "meanings": ["İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi", "Osmanlı döneminde mahkemelerin en yetkilisi"]}, {"word": "kazaskerlik", "meanings": ["Kazaskerin yaptığı iş", "Kazaskerin rütbesi ve makamı"]}, {"word": "kazaz", "meanings": ["Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse"]}, {"word": "kazayağı", "meanings": ["Çok kollu çengel", "Çaprazlama yapılan teyel, Hristo teyeli", "İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak", "İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu"]}, {"word": "kazazede", "meanings": ["Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse"]}, {"word": "kazboku", "meanings": ["Kirli sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kazdırma", "meanings": ["Kazdırmak işi"]}, {"word": "kazdırmak", "meanings": ["Kazma işini yaptırmak"]}, {"word": "kazein", "meanings": ["Sütte bulunan protein maddesi"]}, {"word": "kazein tutkalı", "meanings": ["Ekşi sütten kireç yardımı ile üretilen ve soğuk olarak kullanılan ağaç yapıştırıcısı"]}, {"word": "kazevi", "meanings": ["Saz veya kamıştan örülmüş büyük sepet"]}, {"word": "kazgıç", "meanings": ["Tandırdan ekmeği çıkarmaya yarayan bir araç", "Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa"]}, {"word": "kazı", "meanings": ["Bir yeri kazma işi, hafriyat", "Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması", "Hak (II)"]}, {"word": "kazı bilimci", "meanings": ["Arkeoloji ile uğraşan kimse, arkeolog"]}, {"word": "kazı bilimi", "meanings": ["Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim, arkeoloji"]}, {"word": "kazı bilimsel", "meanings": ["Arkeoloji ile ilgili, arkeolojik"]}, {"word": "kazık", "meanings": ["Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç", "Direk, sopa", "Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça", "Çok zor (soru, sınav vb.)", "Aldatma", "Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun", "İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş", "Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası"]}, {"word": "kazık atmak", "meanings": ["aldatmak, kazıklamak"]}, {"word": "kazık dikmek (veya kakmak)", "meanings": ["devamlı kalmak, ebediyen yaşamak"]}, {"word": "kazık gibi", "meanings": ["dimdik", "sert mizaçlı, kaba saba, inceliği olmayan"]}, {"word": "kazık kadar", "meanings": ["kocaman (kimse)"]}, {"word": "kazık (veya kazığı) yemek", "meanings": ["aldatılmak, kazıklanmak"]}, {"word": "kazık yutmuş gibi", "meanings": ["baston yutmuş gibi"]}, {"word": "kazığa vurmak", "meanings": ["bir kimseyi yere dikilmiş ucu sivri bir kazığa oturtarak öldürmek"]}, {"word": "kazıkazan", "meanings": ["Kart kazındığında aynı tutardan üçünü bir arada bulma esasına dayalı bir tür talih oyunu", "Kart kazındığında üzerinde yazılı olan ödülü kazanmaya dayalı bir tür talih oyunu"]}, {"word": "kazık kök", "meanings": ["Havuçta olduğu gibi toprağa dikine giren koni biçiminde kök", "Toprağın içinde derinlere doğru dik bir biçimde gelişen, üzerinden çıkan ikincil yan kökleri çoğunlukla az olan kök"]}, {"word": "kazıkçı", "meanings": ["Alışverişte aldatan, pahalı mal satan kimse"]}, {"word": "kazıklama", "meanings": ["Kazıklamak işi"]}, {"word": "kazıklamak", "meanings": ["Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak", "Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak", "Kazık cezasına çarptırmak"]}, {"word": "kazıklanma", "meanings": ["Kazıklanmak işi"]}, {"word": "kazıklanmak", "meanings": ["Bir malı değerinden çok pahalıya almak, alışverişte aldatılmak", "Kazığa oturtulmak"]}, {"word": "kazıklayış", "meanings": ["Kazıklama işi"]}, {"word": "kazık marka", "meanings": ["Çok pahalı"]}, {"word": "kazıklı", "meanings": ["Kazığı olan, kazıkla desteklenmiş olan"]}, {"word": "kazıklı humma", "meanings": ["Tetanos"]}, {"word": "kazıl", "meanings": ["Kıldan bükülmüş, çuval dikmekte kullanılan ip, sicim"]}, {"word": "kazılma", "meanings": ["Kazılmak işi"]}, {"word": "kazılış", "meanings": ["Kazılma işi"]}, {"word": "kazılmak", "meanings": ["Kazma işi yapılmak"]}, {"word": "kazıma", "meanings": ["Kazımak işi", "Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancı cisimleri, hasta veya zararlı sayılan dokuları kazıyarak almak, küretaj"]}, {"word": "kazım", "meanings": ["Kazma işi"]}, {"word": "kazıma resim", "meanings": ["Ağaç, metal veya taş bir yüzeye ayrı katlar hâlinde değişik renkli boyalar sürüldükten sonra, üstteki katları yer yer kazıyarak alttaki renklerden yararlanma tekniği, gravür", "Bu teknikle yapılan resim, gravür"]}, {"word": "kazımak", "meanings": ["Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak", "Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak", "Sertçe ovmak", "Tıraş etmek", "Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek", "Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak", "Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek"]}, {"word": "kazımık", "meanings": ["Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm"]}, {"word": "kazınma", "meanings": ["Kazınmak işi"]}, {"word": "kazınmak", "meanings": ["Kendi kendini kazımak", "Kazıma işi yapılmak", "Derisini kazır gibi kaşımak", "Derisi yüzülürcesine tıraş olmak", "Her tarafı iyice temizlemek", "Varı yoğu, elindeki bütün parası alınmak veya çalınmak"]}, {"word": "kazıntı", "meanings": ["Kazıyarak çıkarılan parça", "Kâğıtta kazıma izi"]}, {"word": "kazıntılı", "meanings": ["Kazıntısı olan (kâğıt, yazı)"]}, {"word": "kazıtma", "meanings": ["Kazıtmak işi"]}, {"word": "kazıtmak", "meanings": ["Kazıma işini yaptırmak"]}, {"word": "kazıyış", "meanings": ["Kazıma işi"]}, {"word": "kaziye", "meanings": ["Önerme"]}, {"word": "kazkanadı", "meanings": ["Güreşte hasmı arkadan ve yandan sarıp başını koltuk altına alarak elleri koltukları altından geçirdikten sonra sırtında veya ensesinde birleştirme biçimindeki oyun", "Meydanın ortasından çekilerek düşmanın orta bölüme girmesi sağlandıktan sonra sağ ve sol kanatların düşmanı çember içine almasıyla yapılan bir savaş taktiği"]}, {"word": "kaz kafalı", "meanings": ["Anlayışsız, kavrayışsız, kafasız (kimse)"]}, {"word": "kazma", "meanings": ["Kazmak işi", "Toprağı kazıp kaldırma, düzeltme vb. işlerde kullanılan ağaç saplı demir araç", "Kazılarak yapılmış", "Kaba, görgüsüz (kimse)"]}, {"word": "kazma gibi", "meanings": ["büyük, kocaman (diş)"]}, {"word": "kazmaç", "meanings": ["Kazaratar"]}, {"word": "kazmacı", "meanings": ["Kömür ocaklarında kazma ile kömür çıkaran işçi"]}, {"word": "kazma diş", "meanings": ["Ön dişleri uzun ve dışarı doğru çıkık olan kimse"]}, {"word": "kebap", "meanings": ["Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et", "Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek", "Kavrulmuş, kızarmış", "Yanmış, yanık"]}, {"word": "kebapçı", "meanings": ["Kebap yapıp satan kimse", "Kebap yenilen veya satılan yer"]}, {"word": "kazmak", "meanings": ["Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak", "Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak", "Hakketmek"]}, {"word": "kazdığı çukura (veya kuyuya) kendisi düşmek", "meanings": ["başkası için hazırladığı kötülüğe kendi uğramak"]}, {"word": "kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu", "meanings": ["`sen başkasına kötülük yapma yolunu tutarsan başkası da sana kötülük yapma yolunu tutar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kazolit", "meanings": ["Hidratlı doğal kurşun ve uranyum silikat"]}, {"word": "kazulet", "meanings": ["Kocaman"]}, {"word": "kazurat", "meanings": ["Dışkı"]}, {"word": "ke", "meanings": ["Türk alfabesinin on dördüncü harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "kebapçılık", "meanings": ["Kebapçının yaptığı iş"]}, {"word": "kebaplı", "meanings": ["Kebabı olan, içine kebap konulmuş olan"]}, {"word": "keçe", "meanings": ["Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş", "Bu kumaştan yapılan", "Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik"]}, {"word": "kebaplık", "meanings": ["Kebap yapmaya elverişli, kebap yapmak için ayrılmış"]}, {"word": "kebe", "meanings": ["Kısa kepenek"]}, {"word": "kebere", "meanings": ["Gebre otu"]}, {"word": "kebir", "meanings": ["Büyük, ulu", "Yaşça büyük, yaşlı"]}, {"word": "kebze", "meanings": ["Kürek kemiği"]}, {"word": "kebzeci", "meanings": ["Koyunların kürek kemiğine bakarak gelecekten haber verdiğini ileri süren kimse"]}, {"word": "keçe külah etmek", "meanings": ["aldatmak, kandırmak"]}, {"word": "keçe külah olmak", "meanings": ["ordudan veya resmî görevden çıkarılmak"]}, {"word": "keçeyi suya atmak", "meanings": ["ar ve namusu hiçe saymak"]}, {"word": "keçesini sudan çıkarmak", "meanings": ["güç olan bir işi, durumu yoluna koyarak rahatlamak"]}, {"word": "keçeci", "meanings": ["Keçe yapan veya satan kimse"]}, {"word": "keçecilik", "meanings": ["Keçecinin yaptığı iş"]}, {"word": "keçeleme", "meanings": ["Keçelemek işi"]}, {"word": "keçelenmek", "meanings": ["Keçeleşmek"]}, {"word": "keçelemek", "meanings": ["Bir nesneye keçe geçirmek", "Metal bir yüzeyi keçeyle parlatmak"]}, {"word": "keçelenme", "meanings": ["Keçelenmek işi"]}, {"word": "keçeleşme", "meanings": ["Keçeleşmek işi"]}, {"word": "keçeleşmek", "meanings": ["Telleri birbirinin içine girip karışarak ayrılmaz olmak", "Deri pürüzlü duruma gelmek, keçe gibi olmak", "Vücudun bir yeri uyuşup duyarlığı azalmak"]}, {"word": "keçeleştirme", "meanings": ["Keçeleştirmek işi"]}, {"word": "keçeleştirmek", "meanings": ["Keçeleşmesine yol açmak"]}, {"word": "keçide de sakal var", "meanings": ["`sakal, kişiye değer kazandırmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keçeli", "meanings": ["Keçesi olan"]}, {"word": "keçi", "meanings": ["Geviş getiren memelilerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen hayvan(Capra hircus)", "İnatçı"]}, {"word": "keçi geberse de kuyruğunu indirmez", "meanings": ["`inatçı ölse de inadından vazgeçmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar", "meanings": ["`büyüklerin tuttuğu yol, küçüklere örnek olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keçileri kaçırmak", "meanings": ["delirmek veya bunalım içinde bulunmak"]}, {"word": "keçinin uyuzu, çeşmenin gözünden su içer", "meanings": ["`değersiz kişiler kendilerini değerli ve en güzel şeye layık görürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keçiboynuzu", "meanings": ["Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan bir ağaç, harnup (Ceratonia siliqua)", "Bu ağacın baklaya benzer, şekerli yemişi, harnup"]}, {"word": "keçiye can kaygısı, kasaba et (veya yağ) kaygısı", "meanings": ["başkasının büyük zararı karşısında kendi küçük yararını düşünenler için sitem olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur", "meanings": ["`gözü doymayan hırslı insanlar küçük bir çıkar için bütün varlığını tehlikeye atar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keçiboynuzu gibi", "meanings": ["işi çok, verimi az olan"]}, {"word": "keçi inadı", "meanings": ["Bir türlü yumuşamayan, vazgeçilmeyen, sürdürülen inat"]}, {"word": "keçiler", "meanings": ["Keçileri ve çeşitli koyun türlerini içine alan, dağlık, kayalık yerlerde yaşayan, hafif yapılı, çevik, geviş getiren hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "keçileşme", "meanings": ["Keçileşmek işi"]}, {"word": "keçileşmek", "meanings": ["İnadı tutmak"]}, {"word": "keçilik", "meanings": ["İnatçılık"]}, {"word": "keçi mantarı", "meanings": ["Akmantar"]}, {"word": "keçimemesi", "meanings": ["Sert kabuklu, iri taneli, uzunca, beyaz veya kırmızımsı bir tür üzüm"]}, {"word": "keçi postu", "meanings": ["Keçinin derisinin terbiye edilmesi ile yapılan post"]}, {"word": "keçilik etmek", "meanings": ["inat etmek"]}, {"word": "keçisağan", "meanings": ["Çobanaldatan"]}, {"word": "keçi sakal", "meanings": ["Sakalı yalnız çenede sivri ve seyrek olarak bulunan (kimse)"]}, {"word": "keçisakalı", "meanings": ["Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, yaprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak veya mor renkte bir tür laden bitkisi, keçisedefi (Cistus creticus)", "Gülgillerden, beyaz veya pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık, erkeçsakalı, çayırmelikesi (Spiraea aruncus)"]}, {"word": "keçisedefi", "meanings": ["Keçisakalı"]}, {"word": "keçi söğüdü", "meanings": ["Bataklıklarda ve nemli ormanlarda çok bulunan bir tür söğüt (Salix caprea)"]}, {"word": "keçitırnağı", "meanings": ["Kesici ağzı üçgen biçiminde olan oyma kalemi"]}, {"word": "keçi yolu", "meanings": ["Patika"]}, {"word": "keçi yemişi", "meanings": ["Yaban mersini"]}, {"word": "keder", "meanings": ["Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa"]}, {"word": "keder çekmek", "meanings": ["acı duymak, ızdırap çekmek"]}, {"word": "kedi", "meanings": ["Kedigillerden, memeli, köpek dişleri iyi gelişmiş, çevik ve kuvvetli, evcil, küçük hayvan, pisik (Felis domesticus)"]}, {"word": "keder vermek", "meanings": ["üzüntü vermek, kederlendirmek, tasalandırmak"]}, {"word": "kederlendirme", "meanings": ["Kederlendirmek işi"]}, {"word": "kederlendirmek", "meanings": ["Keder, üzüntü duymasına yol açmak, acı vermek"]}, {"word": "kederlenmek", "meanings": ["Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak"]}, {"word": "kederli", "meanings": ["Acılı, üzüntülü, mükedder"]}, {"word": "kedersiz", "meanings": ["Acısız, üzüntüsüz"]}, {"word": "kederlenme", "meanings": ["Kederlenmek işi"]}, {"word": "kedi ciğere bakar gibi bakmak (veya süzmek veya seyretmek)", "meanings": ["imrenerek bakmak"]}, {"word": "kedi gibi", "meanings": ["uysal ve sokulgan"]}, {"word": "kedi gibi dört ayak üzerine düşmek", "meanings": ["en güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak"]}, {"word": "kedi ile harara (veya çuvala) girmek", "meanings": ["geçimsiz biri ile iş birliği yapmak"]}, {"word": "kedi ile köpek gibi", "meanings": ["birbirleriyle geçinemeyen, anlaşamayan kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "kedi ne, budu ne?", "meanings": ["eti ne budu ne"]}, {"word": "kedi olalı bir fare tuttu", "meanings": ["`en sonunda bir iş başarabildi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedi yavrusunu yerken sıçana benzetir", "meanings": ["`kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedi yetişemediği (veya uzanamadığı) ciğere pis (veya murdar) dermiş", "meanings": ["`kişi, elde edemediği şeyi istemiyormuş, beğenmiyormuş gibi görünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedinin boynuna ciğer asılmaz", "meanings": ["`bir kimseye, kullanıp zarar vereceği, kendine mal edip ortadan kaldıracağı şey emanet edilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedinin gideceği samanlığa kadar", "meanings": ["`uygunsuz iş yapan kişi, ne kadar kaçarsa kaçsın, gideceği yer bellidir, kısa zamanda yakayı ele verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler", "meanings": ["`cezalandırılan kimse suçunun ne olduğunu bilmelidir ki o suçu bir daha işlemesin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedinin kanadı olsaydı serçenin adı kalmazdı", "meanings": ["`saldırganlar istediklerini yapabilecek durumda olsalardı, zayıfları kolaylıkla ortadan kaldırır, bol bol çıkarlarını sağlarlardı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kediye peynir (veya ciğer) ısmarlamak", "meanings": ["güvenilmeyecek birine saklaması için bir şey bırakmak"]}, {"word": "kediyi sıkıştırırsan üstüne atılır", "meanings": ["`senden çekinen, korkan kişi, çok sıkıştırırsan sana karşı gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kedinin usluluğu sıçan görünceye kadar", "meanings": ["`atılgan kişilerin sessiz ve eylemsiz durmaları, onları çileden çıkaran bir durum baş gösterince sona erer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kediayağı", "meanings": ["Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki (Antennaria dioica)"]}, {"word": "kedi balı", "meanings": ["Ağaç balı"]}, {"word": "kedi balığı", "meanings": ["Kedi balığıgillerden, dişleri ve solungaç yarıkları küçük bir balık (Scyiliorhinus canicula)"]}, {"word": "kedibastı", "meanings": ["Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi"]}, {"word": "kedi balığıgiller", "meanings": ["Balıklar sınıfının köpek balıkları takımını içine alan bir familya"]}, {"word": "kedigiller", "meanings": ["Kedi, aslan, kaplan, pars vb. hayvanları içine alan etçil memeli hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "kedigözü", "meanings": ["Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası", "Yollarda ışık vurduğu zaman parlayan trafik işareti"]}, {"word": "kedidili", "meanings": ["Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tür tatlı bisküvi"]}, {"word": "kedi nanesi", "meanings": ["Ballıbabagillerden, kırlarda yetişen, kedilerin kokusundan çok hoşlandığı bir bitki, yaban sümbülü (Nepeta cataria)"]}, {"word": "kedi otu", "meanings": ["İki çeneklilerden, kök sapı hekimlikte kullanılan bir bitki (Valeriana)"]}, {"word": "kedi otugiller", "meanings": ["Yaprakları sapsız olan otsu bitkileri, seyrek olarak da çalı durumundaki bitkileri kapsayan bitişik taç yapraklı, iki çenekli bitkiler familyası"]}, {"word": "kefal", "meanings": ["Kefalgillerden, orta büyüklükte, çok pullu, küt başlı, gümüş renginde, beyaz etli bir balık, topbaş balık (Mugil cephalus)"]}, {"word": "kediyaladı", "meanings": ["Kadife veya tiftikten yapılmış bir ürünün yüzeyine verilen şekil"]}, {"word": "kefalet", "meanings": ["Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu, kefillik"]}, {"word": "kefaleten", "meanings": ["Kefalet yoluyla"]}, {"word": "kefaletname", "meanings": ["Bir kimsenin kefil olduğunu gösteren belge, kefillik kâğıdı"]}, {"word": "kefalgiller", "meanings": ["Kefallerle onlara yakın türleri kapsayan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "kefaller", "meanings": ["Kefalgiller, kum balığıgiller, cennet balığıgiller, uskumrugiller familyalarını içine alan kemikli balıklar takımı"]}, {"word": "kefaret", "meanings": ["Bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç", "Diyet (I)"]}, {"word": "kefaretini ödemek", "meanings": ["cezasını çekmek"]}, {"word": "kefe", "meanings": ["Terazi gözlerinden her biri"]}, {"word": "kefe", "meanings": ["Semercilerin atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü"]}, {"word": "kefeki", "meanings": ["Yapılarda kullanılan açık renkli, delikli, hafif, işlenmesi kolay, ateşe dayanıklı bir taş türü", "Diş taşı"]}, {"word": "kefeki tutmak", "meanings": ["küflenmek"]}, {"word": "kefekiye dönmek", "meanings": ["delik deşik olmak"]}, {"word": "kefeleme", "meanings": ["Kefelemek işi"]}, {"word": "kefelemek", "meanings": ["Atı kefe (II) ile silip tüylerini parlatmak"]}, {"word": "kefen alacak kişi yüzünden belli olur", "meanings": ["`bir kimsenin herhangi bir eyleme girişeceği, o eyleme girişmesini zorunlu kılan durumlardan anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kefen", "meanings": ["Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez, kefen bezi, yakasız gömlek, yakasız mintan"]}, {"word": "kefeni boynunda olmak", "meanings": ["her an ölümü göze almak"]}, {"word": "kefeni yırtmak", "meanings": ["ağır bir hastalıkta ölüm tehlikesini atlatmak"]}, {"word": "kefenin cebi yok", "meanings": ["`ölürken mal veya para götürülmez` anlamında cimrileri eleştirmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "kefenleme", "meanings": ["Kefenlemek işi"]}, {"word": "kefenlemek", "meanings": ["Ölüye kefen sarmak, tekfin etmek"]}, {"word": "kefenleyiş", "meanings": ["Kefenleme işi"]}, {"word": "kefenlik", "meanings": ["Kefen olarak kullanılmaya elverişli (bez)", "Kefen almak için ayrılmış (para)"]}, {"word": "kefensiz", "meanings": ["Kefene sarılmamış", "Kefene sarılmadan"]}, {"word": "kefere", "meanings": ["Müslüman olmayanlar, kâfirler"]}, {"word": "kefenli", "meanings": ["Kefene sarılmış", "Kefene sarılarak"]}, {"word": "kefil", "meanings": ["Borcunu ödemeyenin veya verdiği sözü yerine getirmeyenin bütün sorumluluğunu üzerine alan kimse"]}, {"word": "kefil göstermek", "meanings": ["bir iş için gerekli olan kefili bulmak"]}, {"word": "kefil olmak", "meanings": ["borçlu borcunu ödemediğinde veya bir kimse verdiği sözü yerine getirmediğinde bütün sorumluluğu üzerine almak"]}, {"word": "kefillik", "meanings": ["Kefalet"]}, {"word": "kefir", "meanings": ["Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek"]}, {"word": "kefiye", "meanings": ["Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek başörtüsü"]}, {"word": "kehanet", "meanings": ["Bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilme, kâhinlik, ön deyi, prediksiyon"]}, {"word": "kehanette bulunmak", "meanings": ["kâhinlik etmek"]}, {"word": "kefne", "meanings": ["Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış"]}, {"word": "Kehkeşan", "meanings": ["Samanyolu"]}, {"word": "kehle", "meanings": ["Bit"]}, {"word": "kehribar", "meanings": ["Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılan ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine, samankapan, kılkapan", "Bu reçineden yapılmış"]}, {"word": "kehribar gibi", "meanings": ["sapsarı, koyu sarı"]}, {"word": "kehribar balı", "meanings": ["Sarı ve saydam bal"]}, {"word": "kehribarcı", "meanings": ["Kehribardan tespih, ağızlık vb. şeyler yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kek", "meanings": ["Ana maddeleri yumurta, un ve şeker olan, içerisine kuru üzüm, kakao, fındık vb. konularak fırında pişirilen tatlı çörek", "Aptal, bön, kolay aldatılabilen (kimse)"]}, {"word": "keka", "meanings": ["Keyifli bir durum anlatılırken `ne güzel, ne iyi` anlamlarında söylenen bir söz"]}, {"word": "keke", "meanings": ["Kekeme"]}, {"word": "kekeç", "meanings": ["Kekeme"]}, {"word": "kekeleme", "meanings": ["Kekelemek işi"]}, {"word": "kekelemek", "meanings": ["Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak ve keserek konuşmak", "Ne söyleyeceğini şaşırıp kelimeleri birbirine karıştırmak"]}, {"word": "kekeleyiş", "meanings": ["Kekeleme işi"]}, {"word": "kekelik", "meanings": ["Kekemelik"]}, {"word": "kekeme", "meanings": ["Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan, keke, kekeç"]}, {"word": "kekemeleşme", "meanings": ["Kekemeleşmek işi"]}, {"word": "kekemeleşmek", "meanings": ["Kekeme durumuna gelmek"]}, {"word": "kekemelik", "meanings": ["Kekeme olma durumu, kekelik, rekâket"]}, {"word": "kekik", "meanings": ["Ballıbabagillerden, karşılıklı küçük yapraklı, beyaz, pembe, kırmızı başak durumunda çiçekleri olan ve çiçeği baharat gibi kullanılan, odunsu saplı, kokulu bir bitki (Thymus vulgaris)"]}, {"word": "kekikli", "meanings": ["Üzerine veya içine kekik konulmuş olan"]}, {"word": "keklik", "meanings": ["Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş (Perdrix)", "Alımlı, güzel kadın"]}, {"word": "kekik yağı", "meanings": ["Kekikten elde edilen ve genellikle geleneksel halk tedavisinde kullanılan kokulu yağ"]}, {"word": "kekre", "meanings": ["Tadı acımtırak, ekşimsi ve buruk olan"]}, {"word": "keklik gibi", "meanings": ["güzel, alımlı, hareketli"]}, {"word": "kekrelik", "meanings": ["Kekre olma durumu"]}, {"word": "kekremsi", "meanings": ["Tadı az kekre olan", "Genzi yakan, buruk (koku)", "Suratı asık, yüzü gülmeyen (kimse)"]}, {"word": "kekremsilik", "meanings": ["Kekremsi olma durumu", "Asık suratlı olma, yüzü gülmeme"]}, {"word": "kel yanında kabak anılmaz", "meanings": ["`bir kişinin yanında, uzaktan da olsa onun kusurunu hatırlatabilecek sözler söylemekten çekinilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kel", "meanings": ["Saçı dökülmüş olan (kimse)", "Çıplak (doğa), yaprakları dökülmüş (bitki)", "Gelişmemiş, cılız (bitki)", "İçinde az eşya bulunan"]}, {"word": "kel başa şimşir tarak", "meanings": ["birçok ihtiyacı varken gereksiz özenti ve gösterişle uğraşanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur", "meanings": ["kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur"]}, {"word": "kele köseden yardım olmaz", "meanings": ["`kişi, kendisinin yardıma muhtaç olduğu konuda başkasına yardım edemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keli görünmek", "meanings": ["kusuru ortaya çıkmak"]}, {"word": "keli kızmak", "meanings": ["öfkelenmek"]}, {"word": "keli körü toplamak", "meanings": ["işe yaramaz kimseleri toplamak"]}, {"word": "Kelam-ı Kadim", "meanings": ["Kur'an-ı Kerim"]}, {"word": "kelin ayıbını takke örter", "meanings": ["`birçok kimsenin kusurunu zenginlik, makam vb. durumlar örter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kelam", "meanings": ["Söz", "Söyleyiş biçimi, söyleme", "Başta Tanrı'nın varlığı, birliği, peygamberlik ve ahiret olmak üzere İslamiyetin ana ilkelerini konu edinen bilim"]}, {"word": "kelin merhemi olsa başına sürer (veya kelin medarı olsa kendi başında olur)", "meanings": ["`kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kelamıkibar", "meanings": ["Özdeyiş"]}, {"word": "kelaynak", "meanings": ["Leylekgillerden, yeryüzünde yalnız Birecik'te, Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan, başı tüysüz, uzun gagalı bir kuş (Geronticus eremita)"]}, {"word": "kele", "meanings": ["Boğa, tosun"]}, {"word": "keleye çekmek", "meanings": ["boğaya çekmek"]}, {"word": "kelebek", "meanings": ["Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad", "Biçim olarak bu böceklere benzeyen", "Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan", "Bu hayvanın neden olduğu hastalık", "Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm"]}, {"word": "kelebek çiçeği", "meanings": ["İki çeneklilerden, aydınlık oda ve salonlarda zengin renkli ve çok dallı bir süs bitkisi"]}, {"word": "kelebek gözlük", "meanings": ["Burundan tutturularak kullanılan sapsız gözlük, kıskaç gözlük"]}, {"word": "kelebek camı", "meanings": ["Otomobilde ön kapı penceresinde ekseni çevresinde dönerek açılabilen veya sabit bulunan küçük cam"]}, {"word": "kelebekler", "meanings": ["Pul kanatlılar"]}, {"word": "kelebek otu", "meanings": ["Bir cins yaban yoncası"]}, {"word": "keleci", "meanings": ["Öz veya kusursuz, düzgün söz"]}, {"word": "kelek", "meanings": ["Olgunlaşmamış, ham kavun", "Irmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir tür sal", "Yer yer çıplaklığı veya boşluğu olan", "Kılsız", "Aptal"]}, {"word": "kelek atmak", "meanings": ["birisini beklemediği anda hile ve dalavere yaparak zarara sokmak"]}, {"word": "keleklik etmek", "meanings": ["görgüsüzlük, bilgisizlik nedeniyle karşısındakinin gerçek amacını anlayamamak"]}, {"word": "keleklik", "meanings": ["Kelek olma durumu"]}, {"word": "kelek yapmak", "meanings": ["oyunbozanlık etmek"]}, {"word": "kelem", "meanings": ["Lahana"]}, {"word": "keleme", "meanings": ["Sürülmeden bırakılmış (tarla)", "Bakımsız bırakılmış (bağ veya bahçe)"]}, {"word": "keleme olmak", "meanings": ["bakımsız kalmak"]}, {"word": "kelep", "meanings": ["Büyük iplik çilesi", "Bağlam, demet"]}, {"word": "kelepçe", "meanings": ["Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka", "Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek"]}, {"word": "kelepçe vurmak (veya takmak)", "meanings": ["bileklere demir halka geçirmek"]}, {"word": "kelepçeye vurmak", "meanings": ["kelepçe vurmak"]}, {"word": "kelepçelemek", "meanings": ["Kelepçe takmak"]}, {"word": "kelepçeleme", "meanings": ["Kelepçelemek işi"]}, {"word": "kelepçelenme", "meanings": ["Kelepçelenmek işi"]}, {"word": "kelepçelenmek", "meanings": ["Kelepçeleme işi yapılmak"]}, {"word": "kelepçeli", "meanings": ["Kelepçesi olan", "Bileklerine kelepçe takılmış olan", "Kelepçe takılı olarak"]}, {"word": "kelepir", "meanings": ["Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey, okazyon"]}, {"word": "kelepir yakalamak", "meanings": ["bir şeyi çok ucuza almak"]}, {"word": "kelepire konmak", "meanings": ["kelepir yakalamak"]}, {"word": "kelepirci", "meanings": ["Her şeyi kelepir olarak ele geçirmek isteyen kimse"]}, {"word": "kelepircilik", "meanings": ["Kelepircinin yaptığı iş"]}, {"word": "kelepleme", "meanings": ["Keleplemek işi"]}, {"word": "keleplemek", "meanings": ["İpi çile yapmak"]}, {"word": "keler", "meanings": ["Köpek balıkları takımının kelergiller familyasından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, uzunluğu 1,5 metre kadar olan, bir defada 20 yavru doğuran bir tür balık, keler balığı (Rhina squatina)"]}, {"word": "kelepser", "meanings": ["Atın başvurmasını engelleyen kayış"]}, {"word": "keler balığı", "meanings": ["Keler"]}, {"word": "kelime", "meanings": ["Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük, lügat"]}, {"word": "kelergiller", "meanings": ["Asıl köpek balıklarıyla vatozlar arasında geçit sayılabilecek balıkları kapsayan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "keleş", "meanings": ["Yiğit, cesur, bahadır", "Çok yakışıklı, çok güzel", "Vücut yapısı gösterişsiz", "Çirkin, kötü", "Kel"]}, {"word": "keleşlik", "meanings": ["Keleş olma durumu"]}, {"word": "keleş keleş sırıtmak", "meanings": ["pis pis gülmek"]}, {"word": "kelifit", "meanings": ["Hidratlı doğal magnezyum silikat"]}, {"word": "kelik", "meanings": ["Eski ayakkabı"]}, {"word": "kelimeleri tartarak konuşmak", "meanings": ["sonucu hesaplayarak konuşmak"]}, {"word": "kelimenin tam anlamıyla", "meanings": ["bir durumu anlatmak için kullanılan sözün kapsadığı anlamın tamamıyla"]}, {"word": "kelime cambazı", "meanings": ["Kelime cambazlığı yapan kimse"]}, {"word": "kelimeişehadet", "meanings": ["İslam'ın beş şartından biri olan ve `Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir.` anlamındaki söz"]}, {"word": "kelime cambazlığı", "meanings": ["Sözlerle oyun yapma"]}, {"word": "kelime hazinesi", "meanings": ["Söz varlığı"]}, {"word": "kelime kadrosu", "meanings": ["Söz varlığı"]}, {"word": "kelime karışıklığı", "meanings": ["Söz karışıklığı"]}, {"word": "kelimeleşmek", "meanings": ["Kelime durumuna, söz varlığı hâline gelmek, söze dönüşmek"]}, {"word": "kelime oyunu", "meanings": ["Sözlerin çok anlamlı olmasından veya benzerliklerinden yararlanarak yapılan nükte veya aykırı anlamlandırma", "İki veya daha çok kişinin her defasında bir harf ekleyerek anlamlı kelime oluşturma oyunu"]}, {"word": "kelime sıklığı", "meanings": ["Dilde bir sözün kullanılma oranı"]}, {"word": "kelimesi kelimesine", "meanings": ["Hiçbir kelimesini atlamadan, olduğu gibi, tıpkı, harfiyen, aynen, motamot"]}, {"word": "kelimesiz", "meanings": ["Sözsüz", "Kelime kullanmadan"]}, {"word": "kel kâhya", "meanings": ["Kendisini ağa gibi göstermek isteyen zavallı kimse", "İlgisi olsun olmasın her şeye karışan kimse"]}, {"word": "kelle", "meanings": ["Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı", "Ekinlerde başak", "Külçe biçimindeki şeker", "Baş, kafa"]}, {"word": "kelle götürmek", "meanings": ["gereksiz bir aceleyle gitmek, koşturmak, acele davranmak"]}, {"word": "kelle koşturmak", "meanings": ["gereğinden çok acele etmek"]}, {"word": "kelle kulak yerinde", "meanings": ["kanlı canlı ve iri yapılı olan", "gösterişli, itibarlı sayılan"]}, {"word": "kellesinden olmak", "meanings": ["can vermek, ölmek"]}, {"word": "kelle sağ olsun da külah bulunur", "meanings": ["`kişi yaşasın da elbet bir iş sahibi olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kellesini koltuğuna almak", "meanings": ["ölümü göze almak"]}, {"word": "kellesini uçurmak", "meanings": ["kafasını keserek koparmak"]}, {"word": "kellesini vurdurmak", "meanings": ["öldürtmek"]}, {"word": "kelleyi koltuğun altına almak", "meanings": ["kellesini koltuğuna almak"]}, {"word": "kelle koltukta gezmek", "meanings": ["gözünü budaktan esirgememek"]}, {"word": "kelle koparmak", "meanings": ["olumsuz ve başarısız bir durum sonunda işe, göreve son vermek"]}, {"word": "kelleyi vermek", "meanings": ["canını feda etmek"]}, {"word": "kelleşme", "meanings": ["Kelleşmek işi"]}, {"word": "kelleşmek", "meanings": ["Kel durumuna gelmek"]}, {"word": "kelli", "meanings": ["`Sonra` edatı gibi, çıkma durumundaki sözlerin ardı sıra geldiğinde birbirine bağladığı iki yargıdan birincisini zorlayıcı bir sebep olarak gösteren bir söz"]}, {"word": "kellik", "meanings": ["Kel olma durumu", "Vücudun kıllı yerlerinde üreyen bir tür mantarın, kılların dökülmesine yol açtığı bulaşıcı bir hastalık", "Çıplak, bitkisiz yer"]}, {"word": "kelli felli", "meanings": ["Kılığı kıyafeti düzgün, olgun ve gösterişli (kimse), kerli ferli"]}, {"word": "Keloğlan", "meanings": ["Saf göründüğü hâlde zekâsı ve yiğitliğiyle amacına eren, saçsız bir masal kahramanı"]}, {"word": "keloğlan", "meanings": ["Hindi"]}, {"word": "kem söz, kalp (veya kem) akçe sahibinindir", "meanings": ["`kötü söz söyleyenindir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kem", "meanings": ["Kötü, fena (göz, söz vb.)", "Noksan, eksik"]}, {"word": "kemal", "meanings": ["Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik", "Eder, tutar"]}, {"word": "kemal bulmak", "meanings": ["kemale ermek"]}, {"word": "kemale ermek (veya gelmek)", "meanings": ["olgunlaşmak"]}, {"word": "Kemalist", "meanings": ["Atatürkçü"]}, {"word": "Kemalizm", "meanings": ["Atatürkçülük"]}, {"word": "Kemalpaşa tatlısı", "meanings": ["Un, yağ ve yumurta karışımından yapılan kurabiyelerin sıcak şeker şerbetine atılmasıyla hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "keman gibi", "meanings": ["ince, düzgün (kaş)"]}, {"word": "keman", "meanings": ["Dört teli olan, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz", "Yay"]}, {"word": "kemancı", "meanings": ["Keman yapan veya çalan kimse"]}, {"word": "kemancılık", "meanings": ["Kemancının yaptığı iş"]}, {"word": "kemane", "meanings": ["Keman ve kemençe yayı", "Bir tür halk çalgısı", "Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç", "Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım"]}, {"word": "kemane çekme", "meanings": ["Yağlı güreşte, elleri hasmının arkasından göğsü üzerinde kilitledikten sonra midesi ve karnı üzerinde kuvvetli bir biçimde ve bastıra bastıra gezdirme"]}, {"word": "kemani", "meanings": ["Alaturka müzikte keman çalan kimse"]}, {"word": "keman yayı", "meanings": ["Kemana takılıp ses vermeyi sağlayan tel, arşe"]}, {"word": "kemankeş", "meanings": ["Okçu"]}, {"word": "keme", "meanings": ["Büyük sıçan", "Domalan"]}, {"word": "kemençe", "meanings": ["Yayla diz üzerinde çalınan, kemana benzer, üç teli olan küçük bir çalgı, kemançe"]}, {"word": "kemençeci", "meanings": ["Kemençe çalan veya yapan kimse"]}, {"word": "kement atmak", "meanings": ["kemendi bir ucu elde kalacak biçimde ileri doğru fırlatmak"]}, {"word": "kement", "meanings": ["Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip", "İdam için kullanılan yağlı kayış"]}, {"word": "kemer", "meanings": ["Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı", "Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü", "Emniyet kemeri", "Tümsekli", "Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı", "Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı", "İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı", "Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak"]}, {"word": "kementlemek", "meanings": ["Kement geçirmek"]}, {"word": "kemeri dolu olmak", "meanings": ["çok zengin olmak"]}, {"word": "kemer (veya kemerini) sıkmak", "meanings": ["sıkı para politikası anlayışıyla daha az tüketmek"]}, {"word": "kemer bağlama", "meanings": ["Aile büyüğünün, gelinin beline altın veya gümüş kemer bağlaması töreni"]}, {"word": "kemere", "meanings": ["Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri"]}, {"word": "kemerleme", "meanings": ["Kemerlemek işi"]}, {"word": "kemer gözü", "meanings": ["Kemerle ayakları arasındaki boşluk"]}, {"word": "kemerli", "meanings": ["Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan", "Kemer biçiminde olan", "Kavisli olan"]}, {"word": "kemerlik", "meanings": ["Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ", "Kemer yapmaya elverişli"]}, {"word": "kemerlemek", "meanings": ["Ciltçilikte dikişten sonra kitabın sırtına yuvarlak bir biçim vermek"]}, {"word": "kemer patlıcanı", "meanings": ["Bir tür ince uzun patlıcan"]}, {"word": "kemersiz", "meanings": ["Kemeri olmayan"]}, {"word": "kem göz", "meanings": ["Baktığı kimseye zarar veren veya nazar değdiren göz, kötü göz"]}, {"word": "kem gözle bakmak", "meanings": ["kötü niyetle bakmak", "nazar değdiren bir bakışla bakmak"]}, {"word": "kemha", "meanings": ["Bir tür ipek kumaş"]}, {"word": "kemik gibi", "meanings": ["pek kuru, katı, sert", "sağlam"]}, {"word": "kemik atmak", "meanings": ["susturmak, oyalamak için birini küçük bir şeyle avutmak"]}, {"word": "kemik", "meanings": ["İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı", "Bu sert organdan yapılmış"]}, {"word": "kemiğine (veya kemiklerine) kadar", "meanings": ["iyice, en son sınıra dek"]}, {"word": "kemiğini kurutmak", "meanings": ["iliğini kurutmak"]}, {"word": "kemikleri sayılmak", "meanings": ["çok zayıflamak"]}, {"word": "kemikleri sızlamak", "meanings": ["ölü huzursuz, rahatsız olmak"]}, {"word": "kemiklerini kırmak", "meanings": ["birini çok dövmek, aşırı dayak atmak"]}, {"word": "kemik bilimi", "meanings": ["Anatominin kemiklerle ilgili bölümü, osteoloji"]}, {"word": "kemikçik", "meanings": ["Küçük kemik"]}, {"word": "kemik doku", "meanings": ["Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan bir bağ dokusu türü"]}, {"word": "kemikleşme", "meanings": ["Kemikleşmek işi"]}, {"word": "kemikleşmek", "meanings": ["Kemik gibi sert duruma gelmek", "Dokusu kemik doku durumuna gelmek", "Sert, değişmez bir durum almak"]}, {"word": "kemikleştirme", "meanings": ["Kemikleştirmek işi"]}, {"word": "kemikleştirmek", "meanings": ["Kemiğe dönüştürmek"]}, {"word": "kemikli", "meanings": ["Kemiği olan", "Kemikleri iyi gelişmiş", "Çok zayıf, sıska"]}, {"word": "kemikli balıklar", "meanings": ["Balıklar sınıfından, iskeletleri kıkırdak durumunda kalmayıp kemikleşmiş olan balıklar takımı"]}, {"word": "kemiksi", "meanings": ["Kemiği andıran, kemiğe benzeyen, kemik gibi, kemiğimsi"]}, {"word": "kemiksi bölge", "meanings": ["Kıkırdağın kemiğe dönüşmekte olduğu kemik tabakası"]}, {"word": "kemiksiz", "meanings": ["Kemiği olmayan, kemiği ayrılmış", "Kesin, net, açık", "Ara vermeksizin"]}, {"word": "kemik yalayıcı", "meanings": ["Dalkavuk"]}, {"word": "kemircik", "meanings": ["Burun, kulak vb.nde bulunan küçük kıkırdak"]}, {"word": "kemirgen", "meanings": ["Kesici dişleri çok iyi gelişmiş olan (hayvan)"]}, {"word": "kemirdek", "meanings": ["Kuyruğun iskeleti"]}, {"word": "kemirgenler", "meanings": ["Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyi gelişmiş memeliler takımı, kemiriciler"]}, {"word": "kemiriciler", "meanings": ["Kemirgenler"]}, {"word": "kemirilmek", "meanings": ["Kemirme işi yapılmak veya kemirme işine konu olmak"]}, {"word": "kemirilme", "meanings": ["Kemirilmek işi"]}, {"word": "kemiriş", "meanings": ["Kemirme işi"]}, {"word": "kem küm etmek", "meanings": ["verecek cevap bulamayıp açık bir anlamı olmayan sözler söylemek"]}, {"word": "kemlik etmek", "meanings": ["kötü davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "kem küm", "meanings": ["Verecek cevap bulunamadığında açık bir anlamı olmayan gelişigüzel söylenen söz"]}, {"word": "kemlik", "meanings": ["Kötülük"]}, {"word": "kemirme", "meanings": ["Kemirmek işi"]}, {"word": "kemirmek", "meanings": ["Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak", "Aşındırmak, yemek"]}, {"word": "kemre", "meanings": ["Gübre, tezek", "Deride kalınlaşmış kir tabakası", "Başta olan kepek"]}, {"word": "kemiyet", "meanings": ["Nicelik"]}, {"word": "kemre bağlamak", "meanings": ["deride kir tabakası oluşmak"]}, {"word": "kemrelemek", "meanings": ["Gübrelemek"]}, {"word": "kemrelik", "meanings": ["Gübrelik"]}, {"word": "kemreleme", "meanings": ["Kemrelemek işi"]}, {"word": "kenara atmak", "meanings": ["bir şeyin üstünde durmamak, önemsememek"]}, {"word": "kenar gezmek", "meanings": ["bir şeyden uzaklaşmış olmak"]}, {"word": "kenara çekilmek", "meanings": ["artık hiçbir şeye karışmamak"]}, {"word": "kenar", "meanings": ["Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka", "Bir şeyi çevreleyen çizgi", "Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri", "Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer", "Yan", "Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri"]}, {"word": "kenarda kalmak", "meanings": ["kendine yakışan yeri tutamayarak önemsiz bir duruma düşmek"]}, {"word": "kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz", "meanings": ["`kibar çevrede yetişmemiş olanlar ne kadar özenseler de kibarlığın bütün inceliklerini gösteremezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kenar (veya kenarını) bastırmak", "meanings": ["bir kumaşın kenarlarını kıvırıp elle veya makine ile dikmek"]}, {"word": "kenarcı", "meanings": ["Deniz kıyılarında avlanan balıkçı"]}, {"word": "kenarlık", "meanings": ["Kenar bölümünü oluşturan şey"]}, {"word": "kenarlı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde kenarı olan", "Kenarı süslü, işlenmiş"]}, {"word": "kenarda köşede", "meanings": ["Dikkati çekmeyen veya umulmayan yerlerde"]}, {"word": "kenar mahalle", "meanings": ["Şehrin merkezinden uzak ve çoğu eğitim düzeyi düşük yoksul halkın oturduğu semt, kenar semt"]}, {"word": "kenarsız", "meanings": ["Kenarı olmayan"]}, {"word": "kenar semt", "meanings": ["Kenar mahalle"]}, {"word": "kenarortay", "meanings": ["Bir üçgende her tepeden karşı kenarın ortasına indirilen doğru parçası", "Bir dikdörtgenin karşılıklı iki kenar ortasını birleştiren doğru parçası"]}, {"word": "kenar suyu", "meanings": ["Kenar süslemesi"]}, {"word": "kendi ağzıyla tutulmak", "meanings": ["suçu, yalanı veya iddiasının yanlışlığı kendi sözüyle ortaya çıkmak"]}, {"word": "kendi", "meanings": ["İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, öz(I), zat", "Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz", "Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz", "`Kendisi, kendileri` biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak `o` ve `onlar` yerine kullanılan bir söz"]}, {"word": "kendi âlemine dalmak", "meanings": ["çevre ile ilgisini kesip iç dünyasına kapanmak", "eğlenceye, zevküsefaya kapılmak"]}, {"word": "kendi ayağı ile gelmek", "meanings": ["kendi isteğiyle gelmek"]}, {"word": "kendi derdine düşmek", "meanings": ["kendi sorunu sebebiyle başka şeyle ilgilenememek"]}, {"word": "kendi düşen ağlamaz", "meanings": ["`kendi zararına kendisi neden olanın yakınmaya hakkı olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kendi göbeğini kendi kesmek", "meanings": ["gereksinim duyduğu yardım, başkalarınca esirgendiğinde işini kendi görmek"]}, {"word": "kendi gölgesinden korkmak", "meanings": ["çok korkak olmak, bir sakınca söz konusu olmayan işlere girişmekten bile korkmak"]}, {"word": "kendi hâline bırakmak", "meanings": ["ilgilenmemek, karışmamak"]}, {"word": "kendi havasında gitmek (veya olmak)", "meanings": ["yalnız başına, istediği gibi davranmak"]}, {"word": "kendi hesabana çalışmak", "meanings": ["uğraştığı işi sadece kendisi için yapmak"]}, {"word": "kendi içine çekilmek", "meanings": ["başkasıyla ilişki kurmamak, yalnız başına kalmak, inzivaya çekilmek"]}, {"word": "kendi kanatlarıyla uçmak", "meanings": ["hiç kimsenin desteği veya yardımı olmaksızın yaşamak veya bir işi olumlu sonuca ulaştırmak"]}, {"word": "kendi kabuğuna çekilmek", "meanings": ["kabuğuna çekilmek"]}, {"word": "kendi keyfine gitmek", "meanings": ["isteğine uygun davranmak"]}, {"word": "kendi köşesinde yaşamak", "meanings": ["yalnız başına yaşamak"]}, {"word": "kendi kendini yemek", "meanings": ["açığa vurmadan içten içe üzülmek"]}, {"word": "kendi kendini didiklemek", "meanings": ["kendi kendini harap etmek, üzmek"]}, {"word": "kendi kuyusunu kendi kazmak", "meanings": ["kendine zarar verecek davranışta bulunmak"]}, {"word": "kendinden geçmek", "meanings": ["bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, bayılmak", "bir şey karşısında coşkuya kapılmak, duygulanmak", "uykuya dalmak, uyuyakalmak"]}, {"word": "kendi söyler kendi dinler", "meanings": ["`ne söylediği anlaşılmaz, söylediği şeylere önem verilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kendi yağıyla kavrulmak", "meanings": ["elinde bulunanla geçinip kimseye muhtaç olmamak"]}, {"word": "kendi üstüne yormak", "meanings": ["alınmak"]}, {"word": "kendimi bildim bileli", "meanings": ["öteden beri, eskiden beri"]}, {"word": "kendinde olmamak", "meanings": ["bilinci, aklı yerinde olmamak"]}, {"word": "kendinde toplamak", "meanings": ["kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı içinde yer almasını sağlamak"]}, {"word": "kendine gel!", "meanings": ["`aklını başına topla` anlamında kullanılan bir uyarma sözü"]}, {"word": "kendine dert etmek", "meanings": ["bir şeyi üzüntü konusu yapmak"]}, {"word": "kendine gelmek", "meanings": ["ayılmak", "aklı başına gelmek", "durumu düzelmek"]}, {"word": "kendine hisse çıkarmak", "meanings": ["ders almak"]}, {"word": "kendine kıymak", "meanings": ["kendini öldürmek"]}, {"word": "kendine mal etmek", "meanings": ["benimsemek veya saymak", "başkasının yaptığı işi kendisi yapmış gibi göstermek"]}, {"word": "kendine (veya herhangi bir şeye) ... süsü vermek", "meanings": ["gerçeğe aykırı olarak kendisinde veya herhangi bir şeyde üstün bir nitelik ve değer varmış gibi göstermek"]}, {"word": "kendine yontmak", "meanings": ["çıkan her fırsattan yararlanarak hep kendi çıkarını sağlamak"]}, {"word": "kendine yedirememek", "meanings": ["başkasının kendisine yaptığı işi, onur kırıcı sayarak tepki ile karşılamak", "kendisinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için onur kırıcı saydığından yapmamak"]}, {"word": "kendini adamak", "meanings": ["kendini vermek"]}, {"word": "kendini ağır (veya ağırdan) satmak", "meanings": ["nazlanmak, gönülsüz davranmak", "huylarını yavaş yavaş ortaya koymak"]}, {"word": "kendini alamamak", "meanings": ["istemeyerek bir işi yapma durumuna girmek"]}, {"word": "kendini aşağı (veya küçük) görmek", "meanings": ["kendini başkalarından değersiz görmek"]}, {"word": "kendini ateşe atmak", "meanings": ["bile bile tehlikeli bir işe girişmek"]}, {"word": "kendini avutmak", "meanings": ["oyalanmak"]}, {"word": "kendini atmak", "meanings": ["vakit geçirmeden hemen gitmek"]}, {"word": "kendini beğendirmek", "meanings": ["başkalarına hoş, iyi, yetenekli görünmek"]}, {"word": "kendini beğenmek", "meanings": ["başkalarını küçümseyerek kendini üstün görmek"]}, {"word": "kendini bırakmak", "meanings": ["kendine özen göstermemek", "çevre ile ilgisini keserek yalnız bir konuyla uğraşmak", "gevşek, rahat bir biçimde kalmak"]}, {"word": "kendini bir yerde bulmak", "meanings": ["farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak"]}, {"word": "kendini bilmek", "meanings": ["aklı ve muhakemesi yerinde olmak", "baliğ olmak", "ağırbaşlı olmak", "kendinin ve çevresinin bilincine varmak", "durum ve onuruna yakışacak biçimde davranmak"]}, {"word": "kendini bulmak", "meanings": ["kişilik kazanmak", "maddi ve manevi konularda durumunu düzeltmek", "kendine gelmek"]}, {"word": "kendini bir şey sanmak", "meanings": ["kendini olduğundan çok değerli görmek"]}, {"word": "kendini dağıtmak", "meanings": ["farklı işlerle aynı anda uğraşmaktan kötü durumda olmak", "ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek"]}, {"word": "kendini dar atmak", "meanings": ["güçlükle ve ivedi olarak bir yere sığınmak, kaçmak"]}, {"word": "kendini dev aynasında görmek", "meanings": ["kendini olduğundan çok üstün görmek"]}, {"word": "kendini dinlemek", "meanings": ["hastalık kuruntusu içinde bulunmak", "yalnız, sakin kalmak"]}, {"word": "kendini düşünmek", "meanings": ["daima kendi çıkarını kollamak, bencil davranmak"]}, {"word": "kendini dirhem dirhem satmak", "meanings": ["çok nazlı davranmak, ağırdan almak", "özelliklerini azar azar ortaya koymak"]}, {"word": "kendini göstermek", "meanings": ["beğenilecek niteliklerini ortaya koymak", "ortaya çıkmak, belirmek", "pas alabilmek için boş alana kaçmak"]}, {"word": "kendini ele vermek", "meanings": ["yaptığı bir davranış veya söylediği bir sözle kendi suçunu ortaya çıkarmak"]}, {"word": "kendini fasulye gibi nimetten saymak", "meanings": ["kendini çok önemli biri gibi görmek"]}, {"word": "kendini harap etmek", "meanings": ["sıkıntı veya üzüntüden perişan olmak"]}, {"word": "kendini hissettirmek", "meanings": ["varlığını belli etmek"]}, {"word": "kendini kapının dışında bulmak", "meanings": ["kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak"]}, {"word": "kendini kaybetmek", "meanings": ["bayılmak", "aşırı duygulanma dolayısıyla çevrede olup bitenin farkına varamamak"]}, {"word": "kendini (kapıp) koyuvermek", "meanings": ["kendine özen göstermemek, kötümser olmak"]}, {"word": "kendini naza çekmek", "meanings": ["istekli olduğu hâlde yapmacıklı hareketlerle isteksiz gibi davranmak"]}, {"word": "kendini kaptırmak", "meanings": ["bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek", "uğraşmaya başladığı bir işten kendini kurtaramamak"]}, {"word": "kendini paralamak", "meanings": ["çok çaba ve özen göstermek"]}, {"word": "kendini matah sanmak", "meanings": ["kendini olduğundan daha fazla değerli kabul etmek"]}, {"word": "kendini satmak", "meanings": ["kendisinde olmayan iyi nitelikleri varmış gibi göstermek", "para karşılığı erkeklerle birlikte olmak"]}, {"word": "kendini sıkmak", "meanings": ["kendini zorlamak, çaba göstermek"]}, {"word": "kendini tartmak", "meanings": ["Ne durumda olduğunu anlamak için kendini yoklamak"]}, {"word": "kendini (veya birini) temize çıkarmak (veya çıkartmak)", "meanings": ["aklandırmak"]}, {"word": "kendini sokağa (veya dışarı) atmak", "meanings": ["sıkıntıdan dolayı rahatlamak amacıyla açık havaya çıkmak"]}, {"word": "kendini toparlamak (veya toplamak)", "meanings": ["herhangi bir konuda eskiden kötü olan durumunu düzeltmek", "bir konuda dikkatini yoğunlaştırmak", "sağlığına kavuşmak", "çeki düzen vermek"]}, {"word": "kendini sıyıramamak", "meanings": ["kurtulamamak"]}, {"word": "kendini tutamamak", "meanings": ["bir durum karşısında sessiz ve heyecansız kalamamak", "kendine hâkim olamamak"]}, {"word": "kendini tutmak", "meanings": ["kendine hâkim olmak", "dayanmak, sabretmek"]}, {"word": "kendini vermek (veya vurmak veya çalmak)", "meanings": ["bir şeye bütün varlığıyla bağlanmak, başka her şeyle ilgisini kesip tek şeyle aşırı ölçüde ilgilenmek"]}, {"word": "kendini yiyip bitirmek", "meanings": ["kendi kendini yemek"]}, {"word": "kendini yemek", "meanings": ["açığa vurmadan gizli gizli üzülmek"]}, {"word": "kendi başına", "meanings": ["Kimseye sormadan", "Başkasının payı veya yardımı olmaksızın"]}, {"word": "kendini yoklamak", "meanings": ["duygu, düşünce ve beden bakımından kendisini kontrol etmek"]}, {"word": "kendi beslek", "meanings": ["Özbeslenen"]}, {"word": "kendi hâlinde", "meanings": ["Hiçbir şeye karışmayan, sessiz", "Hiçbir şeye karışmadan, sessizce"]}, {"word": "kendigelen", "meanings": ["Umulmadık bir zamanda gelen ve gelişinden sevinç duyulan (kimse veya şey)"]}, {"word": "kendi hâlinde bırakmak", "meanings": ["üzerinde çalışmayarak geliştirmemek veya bakımsız bırakmak, işlememek"]}, {"word": "kendi kendine", "meanings": ["Kimseye danışmaksızın", "Kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan", "Yalnız başına", "Kendisine", "Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan", "Kendiliğinden"]}, {"word": "kendi kendine gelin güveyi olmak", "meanings": ["ilgilinin nasıl karşılayacağını düşünmeden bir işi olmuş bitmiş sayarak sevinmek"]}, {"word": "kendiliğinden üreme", "meanings": ["Her türlü bilimsel üreme olayının dışında, yoktan var olmayı anlatan bilim dışı kuram"]}, {"word": "kendilik", "meanings": ["Bir nesnenin varlığını veya tözünü oluşturan şey"]}, {"word": "kendiliğindenlik", "meanings": ["Dıştan bir belirleme ile değil, kendi kendine gerçekleşen etkinlik, spontaneizm"]}, {"word": "kendiliğinden", "meanings": ["İnsan eliyle ekilmeden yetişen, hudayinabit", "İradesiz olarak gerçekleşen (hareket), spontane", "Dış etkilerin zorlaması olmadan iç sebeplerle oluşan", "(ke'ndiliğinden) Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kendi kendine, bizatihi"]}, {"word": "kendince", "meanings": ["Kendine göre, kendi bakımından, kendisince"]}, {"word": "kendinden", "meanings": ["Kendi aklından, kendi kendine"]}, {"word": "kendine mahsus", "meanings": ["Kendine özgü"]}, {"word": "kendine has", "meanings": ["Kendine özgü"]}, {"word": "kendine özgü", "meanings": ["Bir kimse veya şeye özgü olan, kendine mahsus, kendine has"]}, {"word": "kendirgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, kendir, şerbetçi otu, Hint keneviri vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "kenef", "meanings": ["Tuvalet", "Pis, berbat"]}, {"word": "kendircilik", "meanings": ["Kendircinin yaptığı iş"]}, {"word": "kendir", "meanings": ["Kenevir", "Kenevirden yapılmış"]}, {"word": "kendirik", "meanings": ["Deriden veya çadır bezinden yapılan ve hamur tahtasının altına serilen yaygı"]}, {"word": "kendisince", "meanings": ["Kendince"]}, {"word": "kene gibi yapışmak", "meanings": ["istenmediği hâlde birinin peşini bırakmamak, yakasını bırakmamak"]}, {"word": "kene ağacı", "meanings": ["Hint yağı ağacı"]}, {"word": "kene", "meanings": ["Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı, sakırga"]}, {"word": "kene otu", "meanings": ["Hint yağı ağacı"]}, {"word": "keneler", "meanings": ["Eklem bacaklı hayvanlardan, örümceğimsiler sınıfına giren bir takım"]}, {"word": "kene göz", "meanings": ["Çok küçük gözlü (kimse)"]}, {"word": "kenet etmek", "meanings": ["kenetle birbirine bağlamak"]}, {"word": "kenet", "meanings": ["İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça"]}, {"word": "kenet gibi yapışmak", "meanings": ["çok yakın dost olmak, sıkı fıkı olmak"]}, {"word": "kenetlenmek", "meanings": ["Kenetleme işine konu olmak", "İki uzay aracı, birbirine eklenmek", "Bir konuda aynı tutum ve davranışı göstermek", "Birbiriyle dayanışma içine girmek", "Sıkıca birbirinin üzerine kapanmak, birbirine geçerek bağlanmak"]}, {"word": "kenetleme", "meanings": ["Kenetlemek işi"]}, {"word": "kenetlemek", "meanings": ["Kenetle tutturmak veya kenetle birbirine bağlamak", "Birbirine geçirerek bağlamak", "Sıkıca birbirinin üzerine kapamak"]}, {"word": "kenetleniş", "meanings": ["Kenetlenme işi"]}, {"word": "kenetlenme", "meanings": ["Kenetlenmek işi"]}, {"word": "kenetli", "meanings": ["Kenedi olan", "Kenetle birbirine bağlanmış bulunan, kenetlenmiş olan", "Birbirinin içine geçerek sıkıca kapanmış"]}, {"word": "kenet mili", "meanings": ["Çatı ve öteki parçaların birleştirilmesinde kullanılan metal perçinler"]}, {"word": "kentçi", "meanings": ["Şehirci"]}, {"word": "kengel", "meanings": ["Kenger"]}, {"word": "kenevir", "meanings": ["Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki, kendir (Cannabis sativa)"]}, {"word": "kenevircilik", "meanings": ["Kenevircinin yaptığı iş"]}, {"word": "kenevir helvası", "meanings": ["Kenevir ve şeker karışımıyla yapılan bir helva türü"]}, {"word": "kent", "meanings": ["Şehir", "Site"]}, {"word": "kengel sakızı", "meanings": ["Kenger sakızı"]}, {"word": "kental", "meanings": ["100 kilogramlık ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "kentçilik", "meanings": ["Şehircilik"]}, {"word": "kentilyon", "meanings": ["Katrilyon kere bin"]}, {"word": "kentet", "meanings": ["Beşli"]}, {"word": "kentleşme", "meanings": ["Kentleşmek işi"]}, {"word": "kentli", "meanings": ["Şehirli"]}, {"word": "kentler arası", "meanings": ["Şehirler arası"]}, {"word": "kentleşmek", "meanings": ["Şehirleşmek"]}, {"word": "kentlileşme", "meanings": ["Kentlileşmek durumu"]}, {"word": "kentlileşmek", "meanings": ["Kentli olmak"]}, {"word": "kentsel", "meanings": ["Kentle ilgili, şehirle ilgili"]}, {"word": "kent soylu", "meanings": ["Burjuva"]}, {"word": "kep", "meanings": ["Başlık, sipersiz şapka", "Asker şapkası", "Hemşirelerin giydiği başlık", "Bazı törenlerde profesör ve öğrencilerin giydikleri özel başlık"]}, {"word": "kenttaş", "meanings": ["Aynı kentten olanlardan her biri"]}, {"word": "kent soyluluk", "meanings": ["Burjuvazi"]}, {"word": "Kenyalı", "meanings": ["Kenya halkından olan kimse"]}, {"word": "kepaze", "meanings": ["Niteliksiz, değersiz", "Utanmaz, rezil", "Gülünç", "Talim yaparken kullanılan gevşek ok yayı"]}, {"word": "kepaze etmek", "meanings": ["utanılacak bir duruma düşürmek"]}, {"word": "kepaze olmak", "meanings": ["gülünç veya utanılacak duruma düşmek"]}, {"word": "kepazelik", "meanings": ["Kepaze olma durumu", "Kepazece davranış"]}, {"word": "kepçeburun", "meanings": ["Bir tür yaban ördeği"]}, {"word": "kepçe", "meanings": ["Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık", "Bu kaşığın alabildiği miktarda olan", "Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık", "Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ", "Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç", "Bu aracın alabildiği miktarda olan", "Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı", "Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu"]}, {"word": "kepbastı", "meanings": ["Çift katlı büyük dalyan ağı"]}, {"word": "kepçe gibi", "meanings": ["kanat gibi öne doğru açılmış (kulak)"]}, {"word": "kepçe kulak", "meanings": ["Kocaman ve öne doğru kulakları olan(kimse)"]}, {"word": "kepçe kuyruk", "meanings": ["Başkalarının sırtından geçinen (kimse)"]}, {"word": "kepçeleme", "meanings": ["Kepçelemek işi"]}, {"word": "kepçelemek", "meanings": ["Yere düşmekte olan topu, iki eli kepçe biçimine getirip eğilerek yere değmeden kurtarmak"]}, {"word": "kepçeli", "meanings": ["Kepçesi olan"]}, {"word": "kepçe surat", "meanings": ["Yüzü çok küçük olan (kimse)"]}, {"word": "kepek", "meanings": ["Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları", "Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar", "Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar"]}, {"word": "kepekçi", "meanings": ["Kepek satan kimse"]}, {"word": "kepeklenme", "meanings": ["Kepeklenmek işi"]}, {"word": "kepeklenmek", "meanings": ["Başta kepek oluşmak", "Elma, susuz ve tatsız duruma gelmek"]}, {"word": "kepekli", "meanings": ["İçinde kepeği olan", "Üzerinde kepek oluşmuş olan", "Un gibi, susuz ve tatsız (elma)"]}, {"word": "kepenek altında er yatar", "meanings": ["`insanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kepenek", "meanings": ["Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük, aba (II)"]}, {"word": "kepenek", "meanings": ["Pervane"]}, {"word": "kepenk kapatmak", "meanings": ["çalışamaz duruma gelmek"]}, {"word": "kepenk", "meanings": ["İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir veya tahta kanat"]}, {"word": "kepenkleri indirmek", "meanings": ["işi tatil etmek"]}, {"word": "kepez", "meanings": ["Yüksek tepe, dağ", "Dağların oyuk, kuytu yerleri", "Gelin başlığı", "Tavuk ve kuşların ibiği veya başındaki uzun tüyler"]}, {"word": "kepir", "meanings": ["Çorak, çamurlu, verimsiz toprak"]}, {"word": "kepme", "meanings": ["Kepmek işi"]}, {"word": "kepmek", "meanings": ["Çökmek, yıkılmak"]}, {"word": "kerahet", "meanings": ["İğrenme, tiksinme"]}, {"word": "kerahet vakti", "meanings": ["Namaz kılmanın mekruh olduğu vakit, vaktikerahet", "Akşamcılar arasında içkiye başlama zamanı"]}, {"word": "keramet", "meanings": ["Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı davranış veya durum", "Olağanüstü durum"]}, {"word": "keramet buyurdunuz (veya keramette bulundunuz)", "meanings": ["`çok doğru söylediniz, çok güzel yaptınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "keramette bulunmak", "meanings": ["doğaüstü olaylar ortaya koymak"]}, {"word": "kerameti kendinden menkul", "meanings": ["sahip olduğu nitelikleri abartarak söyleyen kimse için kullanılan bir söz"]}, {"word": "kerametli", "meanings": ["Doğaüstü güce sahip"]}, {"word": "kerata", "meanings": ["Karısı tarafından aldatılan erkek", "Ayakkabı çekeceği", "Küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü"]}, {"word": "keratin", "meanings": ["Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde"]}, {"word": "keratinleşme", "meanings": ["Keratinleşmek işi"]}, {"word": "keratinleşmek", "meanings": ["Protoplazma proteinler keratin durumuna dönüşmek"]}, {"word": "keratinli", "meanings": ["Keratini olan"]}, {"word": "kerde", "meanings": ["Sebze fideliği"]}, {"word": "kere", "meanings": ["Kez, yol, defa, sefer"]}, {"word": "kerem", "meanings": ["Soyluluk, ululuk, büyüklük, asalet", "Bağış olarak verme, iyilik, cömertlik, eli açıklık, lütuf"]}, {"word": "kerem buyurun (veya eyleyin)", "meanings": ["`izin verin, beni dinleyin` anlamında kullanılan bir nezaket sözü"]}, {"word": "kerem etmek", "meanings": ["bağışta, iyilikte bulunmak"]}, {"word": "kerempe", "meanings": ["Denize doğru uzanan taşlık burun", "Dağın en yüksek yeri"]}, {"word": "kerem sahibi", "meanings": ["İyi huylu, cömert (kimse)"]}, {"word": "keres", "meanings": ["Büyük ve derin karavana"]}, {"word": "kereste", "meanings": ["Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç", "Ayakkabı yapımında kullanılan gereç", "Kaba saba kimse, kalas"]}, {"word": "keresteci", "meanings": ["Kereste satan kimse"]}, {"word": "kerestecilik", "meanings": ["Kerestecinin yaptığı iş"]}, {"word": "keresteli", "meanings": ["İri yapılı"]}, {"word": "kerestelik", "meanings": ["Kereste yapılmaya elverişli (ağaç)"]}, {"word": "kerevit", "meanings": ["Kabuklular sınıfından, çamurlu tatlı sularda yaşayan bir eklem bacaklı, tatlısu ıstakozu, karavide (Potamobius fluviatilis)"]}, {"word": "kerevet", "meanings": ["Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir"]}, {"word": "kerh", "meanings": ["Tiksinme, iğrenme", "Bir işi istemeyerek zorla yapma"]}, {"word": "kereviz", "meanings": ["Maydanozgillerden, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu bir bitki (Apium graveolens)"]}, {"word": "kerhane", "meanings": ["Genelev"]}, {"word": "kerhaneci", "meanings": ["Kerhane işleten kimse", "Sövgü sözü"]}, {"word": "kerhen", "meanings": ["Tiksinerek, iğrenerek", "İstemeyerek, istemeye istemeye, gönülsüz olarak"]}, {"word": "kerih", "meanings": ["Tiksindirici, iğrenç"]}, {"word": "kerim", "meanings": ["Soylu", "Eli açık, cömert", "Allah'ın adlarından biri"]}, {"word": "kerime", "meanings": ["Kız evlat"]}, {"word": "kerizci", "meanings": ["Çalgıcı", "Hile yapan oyuncu"]}, {"word": "keriz", "meanings": ["Geriz, çirkef, pislik", "Kumar", "Kolayca kandırılabilen kimse, aptal", "Eğlenti"]}, {"word": "kerkenez", "meanings": ["Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 santimetre uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus)"]}, {"word": "kerli ferli", "meanings": ["Kelli felli"]}, {"word": "kerki", "meanings": ["Keser"]}, {"word": "kermen", "meanings": ["Kale"]}, {"word": "kermes", "meanings": ["Bir derneğe, bir çalışmaya yardım sağlamak amacıyla genellikle açık havada satış yapılarak gelir sağlanan toplantı", "Küçük şehirlerde bayram veya panayır günlerinde yapılan eğlenceli toplantı"]}, {"word": "kerpeten", "meanings": ["Çivi sökmeye veya diş çekmeye yarayan, hareketli bir eksen çevresinde çapraz iki parçadan oluşmuş, kıskaç biçimindeki araç"]}, {"word": "kerpiç", "meanings": ["Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla", "Bu tuğladan yapılmış"]}, {"word": "kerpiç gibi", "meanings": ["çok sert ve kuru"]}, {"word": "kerpiç dökmek", "meanings": ["saman ve balçık karışımını kalıplara boşaltarak kerpiç yapmak"]}, {"word": "kerpiçleşmek", "meanings": ["Çok sert ve kuru bir duruma gelmek", "İyice yerleşmek"]}, {"word": "kerpiççi", "meanings": ["Kerpiç yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kerpiçleşme", "meanings": ["Kerpiçleşmek işi"]}, {"word": "kerrake", "meanings": ["İnce softan hafif ve dar bir üstlük"]}, {"word": "kerrakeli", "meanings": ["Kerrakesi olan"]}, {"word": "kerrat cetveli", "meanings": ["Çarpım tablosu"]}, {"word": "kertesine gelmek", "meanings": ["tam yerini ve zamanını bulmak"]}, {"word": "kerte", "meanings": ["İşaret için yapılmış çentik veya iz, kerti", "Derece, radde"]}, {"word": "kertesine getirmek", "meanings": ["tam sırasını, en uygun zamanını seçmek"]}, {"word": "kerteleme", "meanings": ["Kerte kerte, azar azar ilerleme durumu, tedriç"]}, {"word": "kertenkele", "meanings": ["Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan (Lacertus)"]}, {"word": "kertenkeleler", "meanings": ["Kertenkele, bukalemun ve iguanaları içine alan dört ayaklı sürüngenler takımı"]}, {"word": "kerteriz", "meanings": ["Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme", "Balıkçıların denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları işaretlerin bütünü"]}, {"word": "kerteriz almak (veya etmek)", "meanings": ["bir yerin hangi yönde veya geminin nerede bulunduğunu pusula ile ölçmek"]}, {"word": "kerteriz noktası", "meanings": ["Geminin bulunduğu yeri anlamak için kerteriz almaya yarayan fener kulesi, duba, şamandıra vb.nin harita üzerindeki yeri"]}, {"word": "kertik", "meanings": ["Kertilmiş yer, gedik, çentik", "Kertilmiş olan"]}, {"word": "kerti", "meanings": ["Kerte", "Bayat (ekmek, et)"]}, {"word": "kertikleme", "meanings": ["Kertiklemek işi"]}, {"word": "kertiklemek", "meanings": ["Kertik açmak"]}, {"word": "kertikli", "meanings": ["Kertiği olan"]}, {"word": "kertilme", "meanings": ["Kertilmek işi"]}, {"word": "kertilmek", "meanings": ["Kertme işi yapılmak"]}, {"word": "kertme", "meanings": ["Kertmek işi", "Çentik"]}, {"word": "kertmek", "meanings": ["Bir şeyin kenarında kertik açmak, çentmek", "Sertçe sürtünmek"]}, {"word": "kervan", "meanings": ["Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı", "Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyler"]}, {"word": "kervana katılmak", "meanings": ["bir topluluğa karışmak"]}, {"word": "kervanbaşı", "meanings": ["Kervanı yöneten kimse"]}, {"word": "kervancı", "meanings": ["Kervan sahibi veya kervan güden kimse"]}, {"word": "kervan çulluğu", "meanings": ["Uzun ayaklı, uzun ve eğri gagalı kuşlar sınıfı"]}, {"word": "Kervankıran", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "kervansaray", "meanings": ["Ana yollarda kervanların konaklaması için yapılan büyük han"]}, {"word": "Kervan Yıldızı", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "kes", "meanings": ["Genellikle yakmak için kullanılan iri saman"]}, {"word": "kes", "meanings": ["Ayak bileklerini de içine alan kapalı jimnastik ayakkabısı"]}, {"word": "kesafet", "meanings": ["Çokluk, sıklık", "Yoğunluk", "Saydam olmama durumu, bulanıklık"]}, {"word": "kesat", "meanings": ["Alışverişte durgunluk", "Yokluk, kıtlık"]}, {"word": "kesesine bir şey girmek", "meanings": ["bir yarar veya çıkar sağlamak"]}, {"word": "kesatlık", "meanings": ["Kesat olma durumu", "Kıtlık zamanı"]}, {"word": "kese", "meanings": ["Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba", "Bu küçük torba miktarında olan", "Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap", "Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez", "Bir kimsenin mal varlığı", "Organizmanın bazı boşlukları", "Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik", "Beş yüz kuruşluk para birimi"]}, {"word": "keseden yemek", "meanings": ["herhangi bir üretim yapmadan, kâr elde etmeden, hazırda bulunan veya el altında olan varlığı harcamak"]}, {"word": "kesenin ağzını açmak", "meanings": ["bol para harcamaya başlamak"]}, {"word": "kesenin dibi görünmek", "meanings": ["para tükenmek"]}, {"word": "kesenize bereket", "meanings": ["maddi katkısı görülen bir kimseye `çok kazan, kazancın bol olsun` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "kesesi elvermemek", "meanings": ["bütçesi elverişli olmamak"]}, {"word": "kesesine güvenmek", "meanings": ["parasına güvenmek"]}, {"word": "kesesine göre", "meanings": ["parasına, mali imkânlarına göre"]}, {"word": "kesesini doldurmak", "meanings": ["fırsatlardan yararlanarak para kazanıp zengin olmak"]}, {"word": "keseye davranmak", "meanings": ["ödemek istemek"]}, {"word": "keseye danış, pazarlığa sonra giriş", "meanings": ["`ödeyecek paranız yoksa bir şey satın almaya girişmeyin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kese", "meanings": ["Kısa, kestirme (yol)"]}, {"word": "kesedar", "meanings": ["Zengin kimselerin parasını yöneten ve gerekli harcamaları yapan kimse, vekilharç", "Esnafın gelirlerini toplayan kimse"]}, {"word": "kese kâğıdı", "meanings": ["İçine bazı şeyler konulmak için kâğıttan yapılmış kese biçiminde torba"]}, {"word": "kesecik", "meanings": ["Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ"]}, {"word": "kesek", "meanings": ["Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça", "Tezek", "Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası"]}, {"word": "keseklenme", "meanings": ["Keseklenmek işi"]}, {"word": "keseklenmek", "meanings": ["Toprak, parça parça olmak"]}, {"word": "kesekli", "meanings": ["Parça parça kabarmış olan (toprak)"]}, {"word": "kesel", "meanings": ["Gevşeklik, tembellik"]}, {"word": "kesel gelmek", "meanings": ["gevşemek, tembelleşmek"]}, {"word": "keseleme", "meanings": ["Keselemek işi"]}, {"word": "keselemek", "meanings": ["Kir çıkarmak için vücudu kese ile ovmak"]}, {"word": "keseleniş", "meanings": ["Keselenme işi"]}, {"word": "keselenme", "meanings": ["Keselenmek işi"]}, {"word": "keselenmek", "meanings": ["Keseleme işi yapılmak", "Kendini keselemek"]}, {"word": "keseli", "meanings": ["Kesesi olan"]}, {"word": "keseli kurt", "meanings": ["Genellikle omurgalılarda, kasların içinde gelişen şerit kurtçuklarının genel adı (Cysticercus)"]}, {"word": "keseletmek", "meanings": ["Keseleme işini yaptırmak"]}, {"word": "keseliler", "meanings": ["Kanguru gibi, dişilerinin karnında yavrularını taşımaya yarayan kese bulunan hayvanlar takımı"]}, {"word": "kesen", "meanings": ["Kesme işini yapan", "Bir şekli özellikle bir üçgenin kenarlarını kesen doğru"]}, {"word": "kesel perdesi", "meanings": ["Herhangi bir müzik ölçüsüne girmeyen, insanın iç dünyasını karartan ve bıkkınlık veren bir ses tonu"]}, {"word": "kesene", "meanings": ["Sözleşme, yazılı anlaşma", "Götürü veya toptan satış"]}, {"word": "kesif", "meanings": ["Yoğun", "Saydam olmayan", "Sık, kalın"]}, {"word": "kesenek", "meanings": ["Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para", "Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam"]}, {"word": "keseneğe almak", "meanings": ["gelirini satın almak, iltizam etmek"]}, {"word": "keseneğe vermek", "meanings": ["bir şeyin gelirini önceden götürü olarak satmak"]}, {"word": "kesenekçi", "meanings": ["Keseneği alan kimse, iltizamcı, kesimci, mültezim"]}, {"word": "keser", "meanings": ["Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç"]}, {"word": "kesici", "meanings": ["Kesme işini yapan kimse", "Kasaplık hayvanları kesen kimse", "Kesme işinde kullanılan araç", "Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper"]}, {"word": "kesici diş", "meanings": ["Alt ve üst çenenin ön tarafında bulunan, yiyecekleri kesmeye yarayan, yassı, keskin ön dişlerden her biri"]}, {"word": "kesik", "meanings": ["Kesilmiş olan, maktu", "Kesilerek bozulmuş olan", "Kısa", "Çökelek", "Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür", "Kesilmiş olan yer", "Aralıklı", "Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu)", "Parası olmayan", "Tutkun, hayran", "Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek"]}, {"word": "kesik hava", "meanings": ["Halk şiiri dışında yanık ezgili deyiş"]}, {"word": "kesik kelime", "meanings": ["Bir bölümü kesilerek kullanılan söz"]}, {"word": "kesikli", "meanings": ["Kesikleri olan", "Aralıklarla süren, duraklamalar yapan (elektrik akımı)"]}, {"word": "kesik koni", "meanings": ["Bir koninin, tabanına paralel bir düzlemle kesilmesinden elde edilen cisim"]}, {"word": "kesiklik vermek", "meanings": ["ara vermek", "hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk ortaya çıkmak"]}, {"word": "kesiklik", "meanings": ["Kesik olma durumu", "Ansızın duyulan hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk"]}, {"word": "kesik piramit", "meanings": ["Bir piramit, tabanına paralel bir düzlemle kesildiğinde taban yönünde kalan cisim"]}, {"word": "kesik prizma", "meanings": ["Bir prizmanın bütün yer ayrıtlarını kesen bir düzlemle elde edilen, kesiti ile tabanı arasında kalan cisim"]}, {"word": "kesiksiz", "meanings": ["Kesilmeden süren, sürekli, süreli, devamlı, mütemadi", "Ara vermeden", "Kesilmeden, ara vermeden sürüp giden (elektrik akımı)"]}, {"word": "kesiliş", "meanings": ["Kesilme işi"]}, {"word": "kesilme", "meanings": ["Kesilmek işi"]}, {"word": "kesin", "meanings": ["Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu", "Kesinlikle"]}, {"word": "kesilmek", "meanings": ["Kesme işi yapılmak, katolunmak", "Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak", "Gibi olmak, benzemek, dönmek", "Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek", "Dinmek", "Sona ermek", "Akmamak", "Akım gelmez olmak", "Kendinden önceki kelimeyi `olmak` anlamıyla pekiştiren bir fiil", "Son veya aralık verilmek", "Kendini herhangi bir şey gibi göstermek", "Tutulmak, kapatılmak", "Makaslanmak", "Durmak", "Yoksun kalmak", "Sünnet olmak", "Çok beğenmek, çok hoşlanmak"]}, {"word": "kesim", "meanings": ["Kesme işi", "Bölüm, parça, kısım, sektör", "Bölge", "Ara verme, sonlandırma zamanı", "İşaretlenmiş belli yer", "Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason", "Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa", "Boy bos, endam", "Pazarlık, anlaşma"]}, {"word": "kesilen baş yerine konmaz", "meanings": ["`kesin olarak yapılıp sonuçlandırılan iş, eski durumuna getirilemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kesimci", "meanings": ["Kesenekçi"]}, {"word": "kesimevi", "meanings": ["Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer, kesimhane, kanara, mezbaha"]}, {"word": "kesin olarak", "meanings": ["kesinlikle"]}, {"word": "kesimhane", "meanings": ["Kesimevi"]}, {"word": "kesimlik", "meanings": ["Kesime elverişli (hayvan)"]}, {"word": "kesin bilgi", "meanings": ["Doğruluğundan kuşkulanılmayan bilgi"]}, {"word": "kesinkes", "meanings": ["Kesinlikle"]}, {"word": "kesinleşme", "meanings": ["Kesinleşmek işi"]}, {"word": "kesinleşmek", "meanings": ["Kesin bir durum almak, katileşmek", "Değişme olanağı olmadan yürürlüğe girmek"]}, {"word": "kesinleştirme", "meanings": ["Kesinleştirmek işi"]}, {"word": "kesinleştirmek", "meanings": ["Kesin bir duruma getirmek"]}, {"word": "yoğurma", "meanings": ["Yoğurmak işi"]}, {"word": "yoğurt", "meanings": ["Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü"]}, {"word": "yoğurmak", "meanings": ["Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirmek", "Bir kişiye istenilen nitelikleri kazandırmak, yeteneklerini geliştirmek"]}, {"word": "yoğurt çalmak", "meanings": ["yoğurt yapmak için süte yoğurt mayası koymak"]}, {"word": "yoğurt gibi", "meanings": ["koyu ve katılaşmış (nesne)"]}, {"word": "yoğurt çiçeği", "meanings": ["Papatya"]}, {"word": "yoğurt çorbası", "meanings": ["Yoğurt, nane, pirinç ve yağ karışımıyla hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "yoğurtçu", "meanings": ["Yoğurt yapan veya satan kimse"]}, {"word": "yoğurtçuluk", "meanings": ["Yoğurt yapma veya satma işi"]}, {"word": "yoğurtlama", "meanings": ["Yoğurtlamak işi", "Kızartılmış patates, biber, kabak, patlıcan vb.nin yoğurtla karıştırılmasıyla hazırlanan bir yemek ütrü"]}, {"word": "yoğurthane", "meanings": ["Yoğurt yapılan yer"]}, {"word": "yoğurtlamak", "meanings": ["Yoğurt katmak", "Saçma sapan davranmaya başlamak"]}, {"word": "yoğurtlu", "meanings": ["İçine yoğurt katılmış, içinde yoğurt bulunan"]}, {"word": "yoğurtlu kebap", "meanings": ["Dilimlenmiş küçük pide, yoğurt ve etten oluşan bir yemek türü"]}, {"word": "yoğurtma", "meanings": ["Yoğurtmak işi"]}, {"word": "yoğurtmak", "meanings": ["Yoğurma işini yaptırmak"]}, {"word": "yoğurt otu", "meanings": ["Kökboyasıgillerden, çiçekli dal uçlarında sütü kestirmekte kullanılan maya bulunan, bir yıllık veya çok yıllık otsu bitki, çobansüzgeci (Galium)"]}, {"word": "yoğurt tatlısı", "meanings": ["Yumurta, yoğurt ve erimiş yağ karışımının içine toz şeker, un, irmik, kabartma tozu, vanilya ve Hindistan cevizi karıştırılarak hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "yok ananın örekesi", "meanings": ["saçma bir söze karşı verilen karşılık"]}, {"word": "yok", "meanings": ["Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı", "Olmayan, bulunmayan şey", "Yasak", "`Hayır` anlamında kullanılan bir söz", "Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz", "Birinin söylediği sözlerden genelde kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz", "Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir"]}, {"word": "yok canım", "meanings": ["`öyle şey olmaz, hayır, inanmayın` anlamında kullanılan bir söz", "`sahi mi, öyle mi?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yok devenin başı (veya pabucu veya nalı)", "meanings": ["çok abartılı bir söz karşısında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yok olmak", "meanings": ["ortadan kalkmak, kaybolmak", "varlığı sona ermek"]}, {"word": "yok etmek", "meanings": ["ortadan kaldırmak, ifna etmek, izale etmek", "varlığına son vermek"]}, {"word": "yok satmak", "meanings": ["bir mal, çok satıldığı için çabucak tükenmek"]}, {"word": "yok oğlu yok", "meanings": ["aranıp da bulunmayan kimse veya şey için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yokum", "meanings": ["`söz edilen yerde değilim` anlamında kullanılan bir söz", "bazı iskambil oyunlarında oyuncunun oyuna girmeyeceğini belirten söz"]}, {"word": "yok yok", "meanings": ["`ne istersen var` anlamında kullanılan bir söz", "`hayır hayır!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yoktan var etmek", "meanings": ["yaratmak, ortaya çıkarmak"]}, {"word": "yokçu", "meanings": ["Nihilist"]}, {"word": "yoklama", "meanings": ["Yoklamak işi, kontrol", "Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılan sayma işlemi", "Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılan sınav", "Yeter sayı tespiti"]}, {"word": "yokçuluk", "meanings": ["Nihilizm"]}, {"word": "yoklamak", "meanings": ["Dokunarak incelemek", "Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek", "Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak", "Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek", "Ara sıra etkisini göstermek", "Aramak, araştırmak"]}, {"word": "yoklamacı", "meanings": ["Kalelerdeki savaş araç ve gereçlerini bakımdan geçirmek için başşehirden gönderilen görevli", "Künye defterine göre askerin bakımı ve denetimiyle görevli kimse"]}, {"word": "yoklanmak", "meanings": ["Yoklama işine konu olmak"]}, {"word": "yoklatma", "meanings": ["Yoklatmak işi"]}, {"word": "yoklatmak", "meanings": ["Yoklama işini yaptırmak"]}, {"word": "yoklanma", "meanings": ["Yoklanmak işi"]}, {"word": "yokluk", "meanings": ["Yok olma, bulunmama durumu, adem, ademiyet, fıkdan, gaybubet", "Fakirlik, yoksulluk", "Hiçlik"]}, {"word": "yokluk çekmek", "meanings": ["yoksulluk içinde bulunmak", "belli bir dönem yoksul durumda olmak"]}, {"word": "yokluk eki", "meanings": ["Ad soylu kelimelere gelerek herhangi bir nesne veya özelliğe sahip olmama anlamı katan -sız, -siz eki", "Bir adın önüne gelerek yok olma durumunu belirten yabancı kökenli ek"]}, {"word": "yok pahasına", "meanings": ["Çok ucuz bir biçimde, ölü fiyatına"]}, {"word": "yoksa", "meanings": ["`Aksi takdirde` anlamında kullanılan bir söz", "Sayılan ihtimallerin dışında bir ihtimali bildirmek için kullanılan bir söz", "Endişe, merak, umut gibi duyguları güçlü biçimde anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yoksullaşma", "meanings": ["Yoksullaşmak işi"]}, {"word": "yoksul", "meanings": ["Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), parasız, yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı", "İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz"]}, {"word": "yoksullaşmak", "meanings": ["Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek"]}, {"word": "yoksullaştırma", "meanings": ["Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme"]}, {"word": "yoksullaştırmak", "meanings": ["Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek"]}, {"word": "yoksulluk", "meanings": ["Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik", "Verimsizlik, yetersizlik"]}, {"word": "yoksulluk çekmek", "meanings": ["sürekli yoksulluk içinde bulunmak"]}, {"word": "yoksun", "meanings": ["Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken, mahrum"]}, {"word": "yoksun kalmak", "meanings": ["sahip olunan bir şeyi kaybetmek, kullanamamak"]}, {"word": "yoksun bırakmak (veya etmek veya kılmak)", "meanings": ["yoksun duruma getirmek, bir şeyin yokluğunu çektirmek"]}, {"word": "yoksun olmak", "meanings": ["belli bir şeye, sahip olamamak"]}, {"word": "yoksunlu", "meanings": ["Yokluk bildiren"]}, {"word": "yoksunluk", "meanings": ["Yoksun olma durumu, mahrumluk, mahrumiyet"]}, {"word": "yoksuz", "meanings": ["Yoksul", "Yok olmuş, yok olan, bulunmayan"]}, {"word": "yoksuzluk", "meanings": ["Yoksulluk", "Yoksuz olma durumu, bulunmama"]}, {"word": "yokumsamak", "meanings": ["Yadsımak"]}, {"word": "yokumsama", "meanings": ["Yadsıma"]}, {"word": "yokuş", "meanings": ["Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı"]}, {"word": "yokuş aşağı", "meanings": ["Yokuşta aşağıya doğru", "Başarısızlığa doğru"]}, {"word": "yokuşçu", "meanings": ["Özellikle tepe ve yamaçlı yollarda başarılı olan bisiklet yarışçısı"]}, {"word": "yokuş yukarı", "meanings": ["Yokuşta yukarıya doğru"]}, {"word": "yok yere", "meanings": ["Hiçbir gereği ve sebebi olmadan, boşu boşuna"]}, {"word": "yok yoksul", "meanings": ["Zengin olmayan, fakir"]}, {"word": "yol almak", "meanings": ["yolda ilerlemek"]}, {"word": "yol açmak", "meanings": ["yol yapmak", "kapanmış olan yolu geçilir duruma getirmek", "kalabalık bir yerde genellikle saygıdeğer bir kişinin geçmesi için insanları kenara çekip yol vermek", "bir olayın sebebi olmak", "davranışlarıyla başkalarına örnek olmak"]}, {"word": "yol", "meanings": ["Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik", "Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer", "Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi", "İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer", "Yolculuk", "Gidiş çabukluğu, hız", "Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi", "Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik", "Kumaşta bulunan çizgi", "Kez, defa, kere, sefer", "Hile, tuzak", "Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan\\n", "Gaye, uğur, maksat", "Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem"]}, {"word": "yol aramak", "meanings": ["çare bulmaya çalışmak"]}, {"word": "yol bulmak", "meanings": ["çare bulmak"]}, {"word": "yol çizmek", "meanings": ["bir konuda plan yapmak"]}, {"word": "yol etmek", "meanings": ["o yere sık sık gitmek"]}, {"word": "yol gitmek", "meanings": ["yolda ilerlemek"]}, {"word": "yol göstermek", "meanings": ["kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek", "ne yapılacağını, nasıl davranılacağını öğretmek"]}, {"word": "yol görünmek", "meanings": ["gitmek gerekmek"]}, {"word": "yol gözlemek", "meanings": ["bir şeyin olmasını ummak", "bir kimsenin gelmesini beklemek"]}, {"word": "yol iz bilmek", "meanings": ["gideceği yolu ve yeri bilmek", "görgülü davranmak"]}, {"word": "yol kesmek", "meanings": ["geçmesine engel olmak, durdurmak", "ıssız yerlerde soygunculuk yapmak", "motor vb. hızını azaltmak, devrini düşürmek"]}, {"word": "yol şaşmak", "meanings": ["yol çatallaşıp karışmak"]}, {"word": "yol tepmek", "meanings": ["çok uzun bir süre yürümek"]}, {"word": "yol tutmak", "meanings": ["bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak"]}, {"word": "yol vermek", "meanings": ["geçmesine izin vermek", "hızını artırmak", "işten çıkarmak, işine son vermek"]}, {"word": "yol vurmak", "meanings": ["yol kesmek"]}, {"word": "yol yapmak", "meanings": ["yol oluşturmak", "kandırmaya çalışmak, avutmak"]}, {"word": "yol yakınken", "meanings": ["sezilen veya beliren kötü duruma düşmeden"]}, {"word": "yol yürümek", "meanings": ["yolda gitmek"]}, {"word": "yola çıkmak", "meanings": ["araca binmek üzere yolüstünde durmak", "bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak, harekete geçmek", "herhangi bir şeyi esas almak, oradan başlamak"]}, {"word": "yola dizilmek", "meanings": ["yol kenarında sıralanmak"]}, {"word": "yola (veya yollara) düşmek", "meanings": ["yola çıkmak, yol almaya başlamak"]}, {"word": "yola gelmek (veya yatmak)", "meanings": ["istenilen biçimde davranışı kabullenmek, düzelmek, uslanmak"]}, {"word": "yola düzülmek", "meanings": ["gidilecek yere doğru yola çıkmak"]}, {"word": "yoldan çıkmak", "meanings": ["belli bir yol izleyen taşıtlar herhangi bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak", "doğru yoldan ayrılmak"]}, {"word": "yola getirmek", "meanings": ["birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek"]}, {"word": "yola gitmek", "meanings": ["yolculuğa çıkmak"]}, {"word": "yola (veya yoluna) koyulmak", "meanings": ["yola düzülmek"]}, {"word": "yola revan olmak", "meanings": ["yola çıkmak"]}, {"word": "yola vurmak", "meanings": ["yolcu etmek, uğurlamak", "yola koyulmak"]}, {"word": "yolda kalmak", "meanings": ["kaza, doğal afet vb. sebeplerden olayı yolda ilerleyememek, gideceği yere varamamak"]}, {"word": "yoldan çevirmek", "meanings": ["gideni durdurmak, gitmesine engel olmak"]}, {"word": "yoldan (veya yolundan) kalmak", "meanings": ["gidilmek istenen yere gidememek"]}, {"word": "yollara dökülmek", "meanings": ["kalabalık hâlde yolda olmak"]}, {"word": "yolları ayrılmak", "meanings": ["iki kişi veya topluluk arasında görüş, düşünce ayrılığı ortaya çıkmak, ayrı görüş ve düşünceleri benimsemek"]}, {"word": "... yoluna", "meanings": ["... uğruna"]}, {"word": "yolu açmak", "meanings": ["yolda geçişi önleyen engelleri kaldırmak"]}, {"word": "yolları tutmak", "meanings": ["geçecek kimselere engel olmak, bırakmamak"]}, {"word": "yolu almak", "meanings": ["yolun sonuna varmak"]}, {"word": "yolu düşmek", "meanings": ["bir yerden geçmesi gerekmek"]}, {"word": "yolu (veya yolunu) şaşırmak", "meanings": ["yanlış yola sapmak"]}, {"word": "yolu açık olmak", "meanings": ["bir iş, önünde engel olmamak"]}, {"word": "yolun açık olsun", "meanings": ["`yolda bir engelle, bir kazayla karşılaşmamanı dilerim` anlamında yolculara söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "yoluna bakmak", "meanings": ["beklemek"]}, {"word": "yoluna can (veya canını) vermek", "meanings": ["birinin uğruna ölmek"]}, {"word": "yoluna baş koymak", "meanings": ["bir amaca yönelmek, bütün varlığıyla kendini vermek"]}, {"word": "yoluna girmek", "meanings": ["istenilen, gerekli olan biçimde gelişmeye başlamak"]}, {"word": "yoluna çıkmak", "meanings": ["karşılamaya gitmek", "yolda karşısına çıkmak"]}, {"word": "yoluna koymak", "meanings": ["istenilen biçime getirmek, düzene koymak"]}, {"word": "yoluna sapmak", "meanings": ["başvurmak"]}, {"word": "yolunda gitmek (veya yürümek)", "meanings": ["olumlu gelişme göstermek"]}, {"word": "yolunda görünmek", "meanings": ["sorunsuz olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "yolunu beklemek (veya gözlemek)", "meanings": ["gelmesini beklemek"]}, {"word": "yolunu bilmek", "meanings": ["yöntemini biliyor olmak"]}, {"word": "yolunu bulmak", "meanings": ["yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak"]}, {"word": "yolunu değiştirmek", "meanings": ["gittiği yoldan ayrılarak başka yola geçmek"]}, {"word": "yolunu kaybetmek", "meanings": ["hangi yoldan gideceğini bilememek"]}, {"word": "yolunu kesmek", "meanings": ["engel olmak, engellemek"]}, {"word": "yolunu sapıtmak", "meanings": ["doğru yoldan ayrılmak, kötü yola sapmak"]}, {"word": "yolunu tutmak", "meanings": ["o yere doğru gitmeye başlamak"]}, {"word": "yolunu tutmak", "meanings": ["benimsemek, gereğini yerine getirmek"]}, {"word": "yolunu yapmak", "meanings": ["bir işin istediği gibi olması için uygun zemin hazırlamak"]}, {"word": "yolak", "meanings": ["Patika"]}, {"word": "yol ağzı", "meanings": ["Bir yolun başka yollarla kesiştiği yer", "Bir yolun başlangıcı"]}, {"word": "yol ayrımı", "meanings": ["Yolların birbirinden ayrıldığı yer"]}, {"word": "yol ayrımına gelmek", "meanings": ["yolların birbirinden ayrıldığı yerde bulunmak", "farklı düşünce, görüş ve ülkü yüzünden birbirinden ayrılmak", "hayata bakış ve yaşayışta farklılaşmak"]}, {"word": "yol azığı", "meanings": ["Yolluk"]}, {"word": "yol bel", "meanings": ["Geçilen yer, yol"]}, {"word": "yol boyu", "meanings": ["Kara yolunda kenar", "Yolculuk süresi"]}, {"word": "yolcu", "meanings": ["Yolculuğa çıkmış kimse", "Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse", "Doğması beklenen çocuk", "İyileşmesi umutsuz hasta", "İşten çıkarılması beklenen kimse"]}, {"word": "yolcu yolunda gerek", "meanings": ["`vakit geçirmeden yola devam edilmeli` anlamında kullanılan bir söz", "`herkes kendi işini bir an önce bitirmeye çalışmalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yolcu etmek", "meanings": ["yola çıkanı uğurlamak"]}, {"word": "yolculuk", "meanings": ["Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer", "Bu gidiş gelişte geçen süre", "Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme"]}, {"word": "yolcu salonu", "meanings": ["Liman, istasyon, otogar vb. yerlerde, yolcuların giderken veya gelirken oturma, dinlenme imkânını buldukları yer"]}, {"word": "yolculuk etmek", "meanings": ["bir yerden başka bir yere gitmek"]}, {"word": "yoldaş", "meanings": ["Yol arkadaşı", "Arkadaş, dost", "Eşlerden her biri", "Ortak bir görüşü benimseyenlerden her biri"]}, {"word": "yoldaşlık", "meanings": ["Yoldaş olma durumu"]}, {"word": "yoldurma", "meanings": ["Yoldurmak işi"]}, {"word": "yoldaşlık etmek", "meanings": ["bir yolcuya katılmak, birlikte gitmek"]}, {"word": "yoldurmak", "meanings": ["Yolma işini yaptırmak"]}, {"word": "yol erkân", "meanings": ["Usul, yöntem, davranış bilgisi"]}, {"word": "yol evladı", "meanings": ["Yolculuk sırasında arkadaşlık eden kimse"]}, {"word": "yolgeçen hanı", "meanings": ["`Girip çıkanı, geleni gideni çok ve belirsiz olan yer` anlamında kullanılan yolgeçen hanı gibi deyiminde geçer"]}, {"word": "yol halısı", "meanings": ["Yolluk"]}, {"word": "yol işareti", "meanings": ["Yarış yolunda, yol gösteren oklar veya levhalar"]}, {"word": "yol kilimi", "meanings": ["Dar ve uzun olarak dokunmuş kilim türü"]}, {"word": "yolkesen", "meanings": ["Yolda engelleme yapıp soygun düzenleyen"]}, {"word": "yollama", "meanings": ["Yollamak işi"]}, {"word": "yollamak", "meanings": ["Göndermek"]}, {"word": "yollanma", "meanings": ["Yollanmak işi"]}, {"word": "yollu", "meanings": ["Yolu herhangi bir nitelikte olan", "Çizgili", "Hızlı giden (taşıt)", "Kuralına uygun", "Herhangi bir nitelikte, biçimde", "Kolayca elde edilen kadın", "Parası olan"]}, {"word": "yollanmak", "meanings": ["Yollama işi yapılmak, gönderilmek", "Bir yere gitmeye başlamak, yürümek"]}, {"word": "yolluk", "meanings": ["Yolculuk sırasında yenmek üzere hazırlanan yiyecek, yol azığı", "Yolcuya verilen armağan", "Koridorlara serilen, dar ve uzun halı, yol halısı", "Yol masrafı olarak ödenen para, harcırah"]}, {"word": "yol parası", "meanings": ["Yolculuk sırasında harcanmak için ayrılmış para"]}, {"word": "yolmak", "meanings": ["Bitki, tüy vb.ni çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak", "Dolandırarak, hile ile birinin parasını almak"]}, {"word": "yolma", "meanings": ["Yolmak işi", "Sapı orakla biçilmeyecek kadar kısa kalmış ekin"]}, {"word": "yolsuz", "meanings": ["Yolu olmayan", "Yavaş giden (taşıt)", "Kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız", "Törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan", "Parasız, züğürt"]}, {"word": "yolsuz kalmak", "meanings": ["parasız kalmak"]}, {"word": "yolsuzluk", "meanings": ["Yolsuz olma durumu", "Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma", "Parasızlık"]}, {"word": "yolsuz yöntemsiz", "meanings": ["Bir kurala, bir yönteme uymayan, usulsüz"]}, {"word": "yolunma", "meanings": ["Yolunmak işi"]}, {"word": "yol uğrağı", "meanings": ["Geçerken uğranılan, yanından yol geçen yer, uğrak, çiğnek"]}, {"word": "yolunmak", "meanings": ["Yolma işi yapılmak, çekilip koparılmak", "Çok kederlenerek çırpınmak"]}, {"word": "yoluk", "meanings": ["Yolunmuş olan"]}, {"word": "yoluyla", "meanings": ["Aracılığıyla", "Yöntemiyle, usulüne uygun olarak", "bir şeye göre, bir şeye uygun olarak"]}, {"word": "yom tutmak", "meanings": ["uğurlu saymak"]}, {"word": "yol yordam", "meanings": ["Uygun olan davranış biçimi, adap, adap erkân"]}, {"word": "yol yorgunu", "meanings": ["Yoldan geldiği için yorulmuş kimse"]}, {"word": "yom", "meanings": ["İyi talih, iyi haber"]}, {"word": "yol yol", "meanings": ["Çizgiler biçiminde, iplik iplik"]}, {"word": "yomsuz", "meanings": ["Uğursuz"]}, {"word": "yoma", "meanings": ["Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan, üç veya dört kollu halat", "Birçok ipin örülmesiyle oluşturulan, balıkçılıkta kullanılan halat"]}, {"word": "yomsuzluk", "meanings": ["Uğursuzluk"]}, {"word": "yonca", "meanings": ["Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı (Trifolium)"]}, {"word": "yonga", "meanings": ["Kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça, kamga", "Milimetrik yüzeyler üzerinde on binlerce devre elemanından oluşan ve son derece karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği, genellikle silikon benzeri yarı iletken malzeme, çip"]}, {"word": "yoncalık", "meanings": ["Yonca tarlası"]}, {"word": "yonca yaprağı", "meanings": ["Kara yollarında alt yoldan üst yola veya üst yoldan alt yola geçmeyi sağlayan, dört yapraklı yonca biçimindeki kavşak"]}, {"word": "yongalama", "meanings": ["Yongalamak işi"]}, {"word": "yongalamak", "meanings": ["Yonga durumuna getirmek"]}, {"word": "yongar", "meanings": ["Üç teli olan bağlama"]}, {"word": "yonma", "meanings": ["Yonmak işi"]}, {"word": "yont", "meanings": ["Başıboş hayvan"]}, {"word": "yonmak", "meanings": ["Yontmak"]}, {"word": "yont kuşu", "meanings": ["Kuyruksallayan"]}, {"word": "Yontma Taş Çağı", "meanings": ["Yontma Taş Devri"]}, {"word": "yontmak", "meanings": ["Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek", "Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak", "Bir şeyi kendi görüşüne göre değerlendirmek"]}, {"word": "yontma", "meanings": ["Yontmak işi", "Yontulmuş veya yontularak yapılmış"]}, {"word": "Yontma Taş Devri", "meanings": ["Tarihten önceki zamanların en eski devri, Yontma Taş Çağı"]}, {"word": "yontu", "meanings": ["Heykel"]}, {"word": "yontuculuk", "meanings": ["Heykelcilik"]}, {"word": "yontucu", "meanings": ["Heykelci"]}, {"word": "yontulmak", "meanings": ["Yontma işi yapılmak veya yontma işine konu olmak", "İnsan kabalıktan, görgüsüzlükten kurtularak toplum törelerine göre davranır duruma gelmek"]}, {"word": "yontuk", "meanings": ["Yontulmuş yer", "Yontulmuş parça", "Yontulmuş olan"]}, {"word": "yontulma", "meanings": ["Yontulmak işi"]}, {"word": "yontuk düz", "meanings": ["Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası, yalama yazı, peneplen"]}, {"word": "yonulmak", "meanings": ["Yontulmak"]}, {"word": "yordam", "meanings": ["Yatkınlık, alışkanlık, yeti, meleke", "Kılavuz, yardımcı", "Çalım", "Çeviklik, çabukluk", "Yöntem"]}, {"word": "yordamlı", "meanings": ["Yakışıklı", "Elinden iş gelen, becerikli"]}, {"word": "yordamsız", "meanings": ["Çevik olmayan, cansız", "Yöntem bilmeyen, beceriksiz"]}, {"word": "yordurma", "meanings": ["Yordurmak işi"]}, {"word": "yorga", "meanings": ["Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri"]}, {"word": "yorgaya kaldırmak", "meanings": ["atı, binicisini sarsmayan bir biçimde yürümesi için hareketlendirmek"]}, {"word": "yordurmak", "meanings": ["Yorumunu yaptırmak, yorumlanmasını sağlamak"]}, {"word": "yorgalama", "meanings": ["Yorgalamak işi", "Ayak ve baldır kaslarının felcinden ileri gelen özel yürüyüş biçimi"]}, {"word": "yorgalamak", "meanings": ["At yorga yürümek, yorga gitmek"]}, {"word": "yorgan", "meanings": ["Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü"]}, {"word": "yorgan döşek yatmak", "meanings": ["ağır hasta olmak"]}, {"word": "yorgan kaplamak", "meanings": ["yorgana çarşaf geçirmek"]}, {"word": "yorgan gitti, kavga bitti", "meanings": ["`anlaşmazlık sebebi olan şey ortadan kalktığında anlaşmazlık da sona erdi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yorgancı", "meanings": ["Yorgan, yastık, şilte vb. şeyler diken veya satan kimse"]}, {"word": "yorgan çarşafı", "meanings": ["Yorganın alt yüzüne dikilen çarşaf"]}, {"word": "yorgancılık", "meanings": ["Yorgancının işi"]}, {"word": "yorgan iğnesi", "meanings": ["Yorgan dikmeye yarayan kalın ve uzun bir iğne türü"]}, {"word": "yorgan ipliği", "meanings": ["Yorgan dikmek için kullanılan kalın ve sağlam iplik"]}, {"word": "yorgun", "meanings": ["Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan, bitap"]}, {"word": "yorgan yüzü", "meanings": ["Yorganı kirden ve dış etkilerden korumak için kumaştan yapılan yüz"]}, {"word": "yorgun düşmek", "meanings": ["çok yorulmak, bitkin duruma gelmek"]}, {"word": "yorgunu yokuşa sürmek", "meanings": ["yapılması güç bir işin, büsbütün güç şartlarda gerçekleştirilmesini istemek"]}, {"word": "yorgun argın", "meanings": ["Çok yorulmuş, gücü kalmamış bir biçimde"]}, {"word": "yorgunluk", "meanings": ["Çalışma vb. sebeplerle bireyin ruh ve beden etkinlikleri açısından verimlilik düzeyinin azalması, bitaplık"]}, {"word": "yorgunluk (veya yorgunluğunu) atmak (veya çıkarmak)", "meanings": ["dinlenmek", "yaptığı işten, yorgunluğu unutturan, sevindirici bir sonuç almak"]}, {"word": "yorgunluk kahvesi", "meanings": ["Dinlenmek amacıyla çalışmaya ara verildiğinde içilen kahve"]}, {"word": "yorgunluğunu almak", "meanings": ["dinlenmesine sebep olmak", "birini dinlendirmek"]}, {"word": "yorma", "meanings": ["Yormak işi"]}, {"word": "yormak", "meanings": ["Yorgun duruma getirmek", "Sıkıntıya sokmak, üzmek"]}, {"word": "yortma", "meanings": ["Yortmak işi"]}, {"word": "yormak", "meanings": ["Bir anlam vermek, yorumlamak", "Bir sebebe bağlamak, bir duruma işaret saymak"]}, {"word": "yortmak", "meanings": ["Koşmak", "Sürekli yol yürümek", "İşsiz güçsüz gezmek"]}, {"word": "yortu", "meanings": ["Hz. İsa'nın yaşamını, ölümünü, dirilişini ve azizlerin yaşamlarına yansımış olan erdemlerini anmak üzere kilisenin belirlediği kutsal günler"]}, {"word": "yorulma", "meanings": ["Yorulmak işi"]}, {"word": "yorulmak", "meanings": ["Yorgun duruma gelmek"]}, {"word": "yorulmak", "meanings": ["Bir sebebe bağlanılmak, yorumlanmak"]}, {"word": "yorum", "meanings": ["Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, tefsir", "Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme", "Gizli veya hayalî olan bir şeyden anlam çıkarma", "Bir ürünün, bir modelin, bir sanat eserinin farklı bir açıdan ele alınarak yeniden oluşturulmuş biçimi, versiyon", "Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama"]}, {"word": "yorumcu", "meanings": ["Yorum yapan kimse"]}, {"word": "yorum yok", "meanings": ["yorumsuz"]}, {"word": "yorumculuk", "meanings": ["Yorumcu olma durumu"]}, {"word": "yorumlama", "meanings": ["Yorumlamak işi, tefsir"]}, {"word": "yorumlamak", "meanings": ["Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklamak, tefsir etmek", "Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek, tabir etmek", "Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak, icra etmek"]}, {"word": "yorumlanma", "meanings": ["Yorumlanmak işi"]}, {"word": "yorumlanmak", "meanings": ["Yorumlama işi yapılmak veya yorumlama işine konu olmak"]}, {"word": "yosma", "meanings": ["Şen, güzel, fettan (genç kadın)"]}, {"word": "yosun", "meanings": ["Çoğu sularda, ağaç veya taşların üzerinde yetişen tallı bitkilerin ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad"]}, {"word": "yosmalık", "meanings": ["Yosma olma durumu, yosmaca davranış"]}, {"word": "yosun bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["üzerini yosun kaplamak"]}, {"word": "yosuncul", "meanings": ["Yosunla beslenen veya yosunların içinde yaşayan"]}, {"word": "yosunlanmak", "meanings": ["Yosun oluşmak, yosunla kaplanmak"]}, {"word": "yosunlanma", "meanings": ["Yosunlanmak durumu"]}, {"word": "yosunlu", "meanings": ["Yosunu olan, yosunla kaplanmış olan"]}, {"word": "yoz", "meanings": ["Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan", "Kaba, adi, bayağı", "Yozlaşmış, dejenere", "Kısır", "Davar sürüsü"]}, {"word": "yozlaşma", "meanings": ["Yozlaşmak durumu, tereddi, dejenerasyon"]}, {"word": "yozlaşmak", "meanings": ["Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere olmak, tereddi etmek", "Dönüşen", "Bir şey, manevi anlamda değer yargılarını, özelliklerini ve niteliklerini yitirmek, bozulmak, dejenere olmak, özünden uzaklaşmak"]}, {"word": "yozlaştırma", "meanings": ["Yozlaştırmak işi"]}, {"word": "yozlaştırmak", "meanings": ["Yozlaşmasını sağlamak, yozlaşmasına sebep olmak, soysuzlaştırmak, dejenere etmek"]}, {"word": "yozluk", "meanings": ["Yoz olma durumu, tereddi"]}, {"word": "yön", "meanings": ["Belli bir noktaya göre olan yer, taraf", "Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe", "Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet", "Tutulacak, izlenecek yol"]}, {"word": "yön vermek", "meanings": ["yeni bir biçim, yeni bir düzen vermek"]}, {"word": "yön belirteci", "meanings": ["Pusula (I)"]}, {"word": "yöndeş", "meanings": ["Yönü aynı olan, aynı yöne bakan"]}, {"word": "yöndeş açılar", "meanings": ["İki paralel çizginin bir kesenle kesişmesinden oluşan ve biri içte, biri dışta olarak kesenin aynı tarafında kalan açılar"]}, {"word": "yön eki", "meanings": ["Yön gösterme eki"]}, {"word": "yönelik", "meanings": ["Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih"]}, {"word": "yönelim", "meanings": ["Yönelme işi", "Kendi durumunu veya bulunduğu yerin durumunu başka yerlere göre belirleme", "Bireyin, karşılaştığı karışık ve sorunlu durumlar karşısında belirlediği tutum", "Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı, doğrulum, güne doğrulum, tropizm", "Bireyin içinde bulunduğu yer ve zamanın, çevresindekilerin ve kendisinin farkında olması durumu"]}, {"word": "yöneliş", "meanings": ["Yönelme işi, yönleniş"]}, {"word": "yönelme", "meanings": ["Yönelmek işi, yönlenme"]}, {"word": "yönelme durumu", "meanings": ["Ad soyundan bir sözü yönelme kavramıyla fiile veya bir edata bağlayan -a \\/ -e ekiyle kurulan durum, yönelme hâli, datif: yol-a, ev-e (kadar), kapı-y-a (bakmak), bahçe-y-e vb"]}, {"word": "yönelme hâli", "meanings": ["Yönelme durumu"]}, {"word": "yönelmek", "meanings": ["Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek, yönlenmek", "Amaç olarak benimsemek, yönlenmek", "Hedef almak"]}, {"word": "yönelmeli", "meanings": ["Yönelme durumunda olan"]}, {"word": "yönelmeli tümleç", "meanings": ["Yapılan işin anlamını bütünleyen ve yönelme durumunda bulunan tümleç: Çocuklar eve geldi"]}, {"word": "yönelteç", "meanings": ["Direksiyon", "Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı, gidon"]}, {"word": "yöneltilme", "meanings": ["Yöneltilmek işi"]}, {"word": "yöneltim", "meanings": ["Yöneltme işi"]}, {"word": "yöneltilmek", "meanings": ["Yöneltme işi yapılmak"]}, {"word": "yöneltme", "meanings": ["Yöneltmek işi, tevcih", "Bir teleskobu veya gözlem aracını bakılacak yıldıza doğru çevirme işi", "Öğrencilerin okul yaşamına, izleyecekleri derslere uyumlarını sağlamayı amaçlama, seçecekleri meslekleri yönlendirme işi"]}, {"word": "yöneltmek", "meanings": ["Bir şeye belli bir yön vermek, yönelmesini sağlamak, çevirmek, tevcih etmek", "Birine veya bir şeye doğru bakmak", "Birine bir şey söylemek, tevcih etmek"]}, {"word": "yönerge", "meanings": ["Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk, talimat, direktif", "Bu buyrukların yazılı olduğu belge", "Yönetmeliklerde değinilmeyen konulara açıklık getirmek için düzenlenen resmî belge"]}, {"word": "yönetici", "meanings": ["Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi, idareci, menajer", "Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse"]}, {"word": "yöneticilik", "meanings": ["Yönetici olma durumu, idarecilik", "Yöneticinin görevi, idarecilik"]}, {"word": "yönetilme", "meanings": ["Yönetilmek işi"]}, {"word": "yönetilmek", "meanings": ["Yönetmek işi yapılmak, idare edilmek"]}, {"word": "yönetim", "meanings": ["Yönetme işi, çekip çevirme, idare", "Dümen"]}, {"word": "yönetim gideri", "meanings": ["Genellikle apartmanlarda, kooperatiflerde yönetimle ilgili işlerin yapılması için toplanan para, ücret"]}, {"word": "yönetim kurulu", "meanings": ["Bir kuruluşu yönetmekle görevlendirilmiş kimselerin hepsi, umumi heyet"]}, {"word": "yönetimsel", "meanings": ["Yönetimle ilgili, yönetsel, idari"]}, {"word": "yönetim yeri", "meanings": ["Kamu veya özel kurum ve kuruluşların yönetildiği merkez"]}, {"word": "yönetiş", "meanings": ["Yönetme işi"]}, {"word": "yönetme", "meanings": ["Yönetmek işi"]}, {"word": "yönetmek", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek, tedvir etmek", "Birinin bir konudaki etkinliğine, çalışmasına yön vermek, birini yönlendirmek", "Program ve oyunların yapımını, gerçekleşmesini sağlamak"]}, {"word": "yönetmelik", "meanings": ["Bir kuruluşun çalışma yöntemini belirleyen kuralların tümü", "Bu kuralların yazılı olduğu belge, talimatname", "Yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlanan, düzenleyici kuralların yazılı olduğu resmî belge"]}, {"word": "yönetmenlik", "meanings": ["Yönetmen olma durumu", "Yönetmenin görevi veya yeri"]}, {"word": "yönetmen", "meanings": ["Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör", "Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör", "Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi"]}, {"word": "yönetmen yardımcısı", "meanings": ["Yönetmene her konuda yardımcı olmakla görevli kimse, reji asistanı"]}, {"word": "yönetsel", "meanings": ["Yönetimsel"]}, {"word": "yöneylem", "meanings": ["Karmaşık sorunların çözümünde ve incelenmesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanışı"]}, {"word": "yöneylem araştırması", "meanings": ["Herhangi bir problemi yöneylem yöntemine göre araştıran inceleme"]}, {"word": "yöntem", "meanings": ["Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika", "Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot"]}, {"word": "yön gösterme eki", "meanings": ["Yön bildiren, yer ve zaman adları yapan ek, yön eki: son-ra, taş-ra, dış-arı, iç-eri vb"]}, {"word": "yönlendirmek", "meanings": ["Bir kimsenin davranış, tutum, yapacağı iş vb. alanlarda izleyeceği yolu göstermek"]}, {"word": "yönlü", "meanings": ["Yönü olan", "Uygun"]}, {"word": "yönlendirme", "meanings": ["Yönlendirmek işi, oryantasyon", "İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme, manipülasyon"]}, {"word": "yönlü doğru", "meanings": ["Üzerinde bir artı yön belirlenen doğru"]}, {"word": "yönseme", "meanings": ["Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü, temayül"]}, {"word": "yönsüz", "meanings": ["Yönü olmayan", "Amaçsız"]}, {"word": "yöntem bilgisi", "meanings": ["Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul ve sistemlere ilişkin bilgi", "Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yola ilişkin bilgi"]}, {"word": "yöntem bilimi", "meanings": ["Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim, metodoloji"]}, {"word": "yöntemlilik", "meanings": ["Yöntemli olma durumu"]}, {"word": "yöntem bilimsel", "meanings": ["Yöntem bilimle ilgili, metodolojik"]}, {"word": "yöntemli", "meanings": ["Belli bir yönteme dayanılarak yapılan, metotlu, metodik"]}, {"word": "yöntemsiz", "meanings": ["Bir yönteme dayanmayan, düzensiz, uygunsuz, metotsuz"]}, {"word": "yöntemsizlik", "meanings": ["Yöntemsiz olma durumu, düzensizlik, uygunsuzluk, metotsuzluk"]}, {"word": "yön zarfı", "meanings": ["Yön bildiren zarf"]}, {"word": "yöre", "meanings": ["Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar"]}, {"word": "yöresel", "meanings": ["Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal", "Belli bir yöreye özgü"]}, {"word": "yöreselleşmek", "meanings": ["Yerelleşmek"]}, {"word": "yöreselleşme", "meanings": ["Yerelleşme"]}, {"word": "yöresellik", "meanings": ["Yöresel olma durumu, mahallîlik"]}, {"word": "Yörük", "meanings": ["Hayvancılıkla geçinen, genellikle Toroslarda yaşayan göçebe Türk oymağı, Türkmen"]}, {"word": "Yörük çadırı", "meanings": ["Yörüklerin iyi korunmuş, kıldan yapılmış, büyük ve geniş çadırı, çatma"]}, {"word": "yörünge", "meanings": ["Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol, mahrek", "Hareketli bir noktanın izlediği veya çizdiği yol, mahrek"]}, {"word": "yörüngesine oturmak", "meanings": ["yapma uydu uzayda istenilen yörüngede hareket etmek", "bir iş yoluna girmek"]}, {"word": "yudum", "meanings": ["Sıvı içiminde ağza alınan miktar"]}, {"word": "yudumlama", "meanings": ["Yudumlamak işi"]}, {"word": "yudumlamak", "meanings": ["Yudum yudum içmek, acele etmeden yavaş yavaş içmek"]}, {"word": "yudumlanmak", "meanings": ["Yudumlama işi yapılmak"]}, {"word": "yudumlanma", "meanings": ["Yudumlanmak işi"]}, {"word": "bir yudumluk", "meanings": ["Bir yudum"]}, {"word": "yuf", "meanings": ["Kınama, üzüntü, nefret bildiren bir söz"]}, {"word": "yuf borusu", "meanings": ["Boynuzdan yapılan bir boru türü, nefir", "Kınama, üzüntü ve nefret"]}, {"word": "yuf borusu çalmak", "meanings": ["kınama, üzüntü ve nefretini bildirmek"]}, {"word": "yufka", "meanings": ["Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı", "Sacda pişen bir ekmek türü", "Zayıf, ince, dayanıksız"]}, {"word": "yufka açmak", "meanings": ["hamuru yufka durumuna getirmek"]}, {"word": "yufkacılık", "meanings": ["Yufkacının işi"]}, {"word": "yufkacı", "meanings": ["Yufka, kadayıf vb.ni yapıp satan kimse"]}, {"word": "yufka ekmeği", "meanings": ["Pideden daha ince açılan bir çeşit ekmek"]}, {"word": "yufka kebabı", "meanings": ["Yufka ile etten yapılan bir kebap türü"]}, {"word": "yufkalık", "meanings": ["Az, kıt olma, sığlık", "Yufka yapmak için ayrılmış olan"]}, {"word": "yufka yürekli", "meanings": ["Kötü olaylardan çok çabuk etkilenen, üzülen, bağrı yufka"]}, {"word": "Yugoslavyalı", "meanings": ["Yugoslavya'da yaşayan kimse"]}, {"word": "Yugoslav", "meanings": ["Yugoslavya halkından olan kimse"]}, {"word": "yuh çekmek", "meanings": ["beğenilmeyen, tasvip edilmeyen birine veya bir duruma karşı haykırmak"]}, {"word": "yuh", "meanings": ["Birine karşı beğenilmeyen veya öfke duyulan bir durumda haykırılan söz, yuha"]}, {"word": "yuha", "meanings": ["Yuh"]}, {"word": "yuhaya tutmak", "meanings": ["yuh çekmek"]}, {"word": "yuha çekmek", "meanings": ["yuh çekmek"]}, {"word": "yuhalama", "meanings": ["Yuhalamak işi"]}, {"word": "yuhalanma", "meanings": ["Yuhalanmak işi"]}, {"word": "yuhalamak", "meanings": ["Birine `yuha` diye bağırmak"]}, {"word": "yuhalanmak", "meanings": ["Yuhalama işi yapılmak"]}, {"word": "yukaç", "meanings": ["Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü, semer, ineç karşıtı"]}, {"word": "yukarı", "meanings": ["Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı", "Yetkili kimse", "Benzerleri arasında üstte bulunan", "Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan", "Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya"]}, {"word": "yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal", "meanings": ["aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık"]}, {"word": "yukarıdan", "meanings": ["Tepeden, üstten"]}, {"word": "yukarıdan almak", "meanings": ["yumuşaklık göstermemek, ağır önerilerde bulunmak, sert davranmak"]}, {"word": "yukarıdan bakmak", "meanings": ["kendini karşısındakinden üstün görmek"]}, {"word": "yukarı mahalle", "meanings": ["Bir yerleşim bölgesinin yüksek yerlerinde oluşan mahalle"]}, {"word": "yulaf", "meanings": ["Buğdaygillerden, en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki (Avena sativa)", "Bu bitkinin tohumu"]}, {"word": "yulaf unu", "meanings": ["Kurutulmuş yulaf tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un"]}, {"word": "yular", "meanings": ["Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip"]}, {"word": "yuları birinin elinde olmak", "meanings": ["bir kimsenin davranışları birinin denetiminde, yönetiminde olmak"]}, {"word": "yuları ele vermek (veya kaptırmak)", "meanings": ["birinin sözünden çıkmayacak duruma gelmek, kendi iradesiyle davranmamak"]}, {"word": "yuları takmak", "meanings": ["birini sözünden çıkamayacak duruma getirmek, egemenliği altına almak"]}, {"word": "yuları teslim etmek", "meanings": ["yuları ele vermek"]}, {"word": "yuları eksik", "meanings": ["Kaba, anlayışsız (kimse)"]}, {"word": "yuma", "meanings": ["Yumak işi"]}, {"word": "yumak", "meanings": ["Yıkamak"]}, {"word": "yumak", "meanings": ["Yuvarlak biçimde sarılmış iplik, yün vb. şey", "Yuvarlak biçimde sarılmış olan"]}, {"word": "yumaklama", "meanings": ["Yumaklamak işi"]}, {"word": "yumaklamak", "meanings": ["Yumak durumuna getirmek"]}, {"word": "yumaklanma", "meanings": ["Yumaklanmak işi"]}, {"word": "yumaklanmak", "meanings": ["Yumak durumuna gelmek"]}, {"word": "yumdurma", "meanings": ["Yumdurmak işi"]}, {"word": "yumdurmak", "meanings": ["Yummasını sağlamak"]}, {"word": "yumma", "meanings": ["Yummak işi"]}, {"word": "yummak", "meanings": ["Kısarak kapamak, sıkarak kapalı duruma getirmek"]}, {"word": "yumru", "meanings": ["Yuvarlak, şişkin şey", "Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde", "Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod", "Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli", "Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru"]}, {"word": "yumrucuk", "meanings": ["Küçük yumru, ufak şişkinlik"]}, {"word": "yumruk", "meanings": ["Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim", "Elin bu biçimiyle yapılan vuruş", "Baskı"]}, {"word": "yumruk atmak (veya indirmek)", "meanings": ["yumrukla vurmak"]}, {"word": "yumruk gibi", "meanings": ["yumruk büyüklüğünde"]}, {"word": "yumruk kadar", "meanings": ["çok iri, büyük", "küçücük"]}, {"word": "yumruk göstermek", "meanings": ["korkutmak, gözdağı vermek"]}, {"word": "yumruk yumruğa gelmek", "meanings": ["yumruklaşmak"]}, {"word": "yumruğuna güvenmek", "meanings": ["isteklerini yaptırmak için yalnızca bedensel gücüne güvenmek"]}, {"word": "yumruk hakkı", "meanings": ["Zorbalıkla elde edilen şey"]}, {"word": "yumruklama", "meanings": ["Yumruklamak işi"]}, {"word": "yumruklanma", "meanings": ["Yumruklanmak işi"]}, {"word": "yumruklamak", "meanings": ["Yumrukla vurmak"]}, {"word": "yumruklanmak", "meanings": ["Yumrukla vurulmak"]}, {"word": "yumruklaşma", "meanings": ["Yumruklaşmak işi"]}, {"word": "yumruklaşmak", "meanings": ["Karşılıklı yumruk atmak, yumruk vurarak dövüşmek"]}, {"word": "yumruk oyuncusu", "meanings": ["Boksör"]}, {"word": "yumruk oyunu", "meanings": ["Boks"]}, {"word": "yumruk topu", "meanings": ["Boksörlerin düzgün ve çabuk yumruk vurabilmeleri için çalıştıkları, uzunluğu boksörün boyuna göre ayarlanabilen, bir askıya asılı lastik top"]}, {"word": "yumrulanmak", "meanings": ["Yumru durumuna gelmek, yumru gibi olmak"]}, {"word": "yumru kök", "meanings": ["Patates, pancar, yer elması gibi yumru biçiminde olan kök"]}, {"word": "yumrulanma", "meanings": ["Yumrulanmak işi"]}, {"word": "yumruluk", "meanings": ["Yumru olma durumu"]}, {"word": "yumru top", "meanings": ["Yuvarlak top"]}, {"word": "yumuk", "meanings": ["Yumulmuş olan, yumulmuş gibi duran, yumulu", "Tombul"]}, {"word": "yumuk gözlü", "meanings": ["Göz kapakları şişkin, gözü kısık olan"]}, {"word": "yumuklaşma", "meanings": ["Yumuklaşmak işi"]}, {"word": "yumulmak", "meanings": ["Kapanmak, örtülmek", "Kısılmak, örtülür gibi olmak", "İki büklüm olmak", "Kendini bir işe istekle vermek, girişmek, saldırmak, atılmak"]}, {"word": "yamuk yumuk", "meanings": ["Yamru yumru"]}, {"word": "yumulu", "meanings": ["Yumuk"]}, {"word": "yumulma", "meanings": ["Yumulmak işi"]}, {"word": "yumurcak", "meanings": ["Yaramaz küçük çocuk", "Veba hastalığında koltuk altında veya kasıkta çıkan çıban"]}, {"word": "yumuklaşmak", "meanings": ["Yumuk duruma gelmek"]}, {"word": "yumurta", "meanings": ["Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre", "Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi", "Tavuk yumurtası", "Er bezi", "Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp"]}, {"word": "yumurta kapıya dayanmak (veya gelmek)", "meanings": ["yapılacak iş için zaman çok daralmak"]}, {"word": "yumurta akı", "meanings": ["Yumurta sarısını saran az akışkan, albümince zengin, saydam madde"]}, {"word": "yumurtadan daha dün çıkmış", "meanings": ["`bilgiçlik taslayan toy kimse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yumurtayı çalkamak", "meanings": ["hayvan, üstüne oturduğu yumurtayı çevirmek"]}, {"word": "yumurtacık", "meanings": ["Canlılarda dişinin, döllenip oğulcuk durumuna gelmesi için çıkardığı üreme hücresi", "Kapalı tohumlularda, döllenmeden sonra değişikliğe uğrayarak tohumu oluşturan bölüm"]}, {"word": "yumurtaya kulp takmak", "meanings": ["bahane bulmakta usta olmak"]}, {"word": "yumurtacı", "meanings": ["Yumurta alıp satan kimse"]}, {"word": "yumurtacılık", "meanings": ["Yumurtacının yaptığı iş"]}, {"word": "yumurta hücresi", "meanings": ["Bitkilerde erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet, oosfer"]}, {"word": "yumurtakökü", "meanings": ["Kökboyası"]}, {"word": "yumurtalık", "meanings": ["Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ, mebiz", "Pişmiş yumurtayı içine dik olarak koymaya yarayan, fincana benzer kap", "Buzdolabında yumurta koymaya ayrılmış özel bölüm"]}, {"word": "yumurta sarısı", "meanings": ["Yumurtanın ortasında bulunan sarı bölüm", "Bu bölümün rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "yumurtlama", "meanings": ["Yumurtlamak işi"]}, {"word": "yumurta ökçe", "meanings": ["Orta yükseklikte ve az sivri ayakkabı ökçesi"]}, {"word": "yumurta zarı", "meanings": ["Yumurtanın kabuğuyla akını birbirinden ayıran ince zar"]}, {"word": "yumurtlamak", "meanings": ["Tavuk, kuş, balık vb. yumurta yapmak", "Bazı hayvanlar, üremek", "Uydurup söylemek veya söylenmemesi gereken şeyi açığa vurmak"]}, {"word": "yumurtlatma", "meanings": ["Yumurtlatmak işi"]}, {"word": "yumurtlayanlar", "meanings": ["Yumurtlama yolu ile üreyen hayvanlar"]}, {"word": "yumurtlatmak", "meanings": ["Yumurtlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yumuşak", "meanings": ["Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı", "Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı", "Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran", "Kolaylıkla işlenebilen", "Kolay çiğnenen, kolay kesilen", "Ilıman (iklim), sert karşıtı", "Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal", "Okşayıcı, tatlı, hoş", "Sessiz, hafif", "Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı"]}, {"word": "yumuşacık", "meanings": ["Hoşa giden, istenilen yumuşaklıkta olan, çok yumuşak olan"]}, {"word": "yumuşak ağızlı", "meanings": ["Kolay gem alan (hayvan)"]}, {"word": "leşini çıkarmak", "meanings": ["çok dövmek, adamakıllı dövmek"]}, {"word": "leşini sermek", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "leşçil akbaba", "meanings": ["Tüyleri beyazımsı, kanat uçları siyah, çıplak başlı küçük akbaba"]}, {"word": "leşker", "meanings": ["Asker", "Ordu"]}, {"word": "leş kargası", "meanings": ["Kargagillerden, Avrupa ve Asya'da orman, çayır ve bahçelerde yaşayan, başı kara, vücudu kül rengi bir kuş (Corvus cornis)", "Asalak, birinin üzerinden çıkar sağlayan"]}, {"word": "levazım", "meanings": ["Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler", "Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro", "Ordunun geri hizmetinde ihtiyacı olan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm"]}, {"word": "letafet", "meanings": ["Güzel olma durumu, hoşluk", "İncelik"]}, {"word": "Letçe", "meanings": ["Letonca"]}, {"word": "letarji", "meanings": ["Yaşama işlevlerinin ve bilincin çok zayıfladığı, çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu"]}, {"word": "leva", "meanings": ["Bulgar para birimi"]}, {"word": "levanten", "meanings": ["Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi", "Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı", "Bu tavra özgü olan"]}, {"word": "levanti", "meanings": ["Bir rüzgâr türü"]}, {"word": "levazımat", "meanings": ["Gerekenler, lazım olan şeyler", "Askerî araç gereçlerin tümü"]}, {"word": "levazımatçı", "meanings": ["Levazımat satan veya alan kimse", "Öleni gömmek için gerekli malzemeyi satan kimse"]}, {"word": "levazımcı", "meanings": ["Levazım sınıfından olan kimse"]}, {"word": "levazımcılık", "meanings": ["Levazımcının görevi"]}, {"word": "levazım bölüğü", "meanings": ["Levazım işleriyle uğraşan askerî birlik"]}, {"word": "levendane", "meanings": ["Levende yakışır bir biçimde, yakışıklı ve gösterişli bir tarzda"]}, {"word": "levazım sınıfı", "meanings": ["Silahlı kuvvetlerin, silah ve cephanenin dışında kalan yiyecek, giyecek vb. gereksinimlerini sağlayan asker sınıfı"]}, {"word": "levent", "meanings": ["Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı", "Uzun", "Boylu boslu, yakışıklı (kimse)"]}, {"word": "levhacı", "meanings": ["Levha yapan veya satan kimse"]}, {"word": "levhacılık", "meanings": ["Levhacının yaptığı iş veya mesleği"]}, {"word": "leventlik", "meanings": ["Levent olma durumu", "Levendin görevi"]}, {"word": "levha", "meanings": ["Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha", "Tablo, resim", "Tabela"]}, {"word": "levrekgiller", "meanings": ["Kemikli balıklardan, bir bölümü tatlı sularda yaşayan, yüzgeçleri dikenli bir familya"]}, {"word": "levrek", "meanings": ["Levrekgillerden, eti beyaz, üzeri pullu iri bir balık (Labrax labrax)"]}, {"word": "levüloz", "meanings": ["Meyve şekeri"]}, {"word": "levye", "meanings": ["Bir mekanizmanın kumanda kolu", "Bir şeyi yerinden oynatmak, kaldırmak, harekete geçirmek, gevşetmek vb. için kullanılan, kaldıraca benzer araç"]}, {"word": "leylak", "meanings": ["Zeytingillerden, yaprakları karşılıklı bir ağaççık (Syringa vulgaris)", "Bu ağacın koni durumunda toplanmış, beyaz, eflatun veya pembe renkte, güzel kokulu çiçekleri"]}, {"word": "ley", "meanings": ["Moldova ve Romanya'nın para birimi"]}, {"word": "leylaki", "meanings": ["Leylak rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "leylek", "meanings": ["Leyleksilerden, kışın tropikal Afrika'da yaşayan, siyah telekli, uzun gagalı, uzun bacaklı, büyük, beyaz, göçmen kuş (Ciconia ciconia)"]}, {"word": "leyleği havada görmek", "meanings": ["çok gezmek"]}, {"word": "leylek gibi", "meanings": ["zayıf ve uzun bacaklı"]}, {"word": "leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider", "meanings": ["`sürekli olarak bir iş üzerinde durmayan, maymun iştahlı olan kişiye kimse güvenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "leyleğin attığı yavru", "meanings": ["çevresinde yeteri kadar ilgi görmeyen kimse"]}, {"word": "leylekgagası", "meanings": ["Bir çizimin oranları bozulmadan daha küçük veya daha büyüğünün çizilmesi için kullanılan araç"]}, {"word": "leyleğin ömrü (veya günü) laklakla geçer", "meanings": ["boş, anlamsız konuşanların durumunu anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "leylekler", "meanings": ["Leyleksiler takımının bir alt takımı (Ciconiiformes)"]}, {"word": "leylekgiller", "meanings": ["Leyleksilerden bir familya (Ciconiidae)"]}, {"word": "leyli", "meanings": ["Yatılı", "Geceye özgü"]}, {"word": "leyleksiler", "meanings": ["Kuşlar sınıfından leylekler, sümsükgiller, balıkçıllar ve flamanları içine alan omurgalı hayvanlar takımı"]}, {"word": "leyli meccani", "meanings": ["Parasız yatılı"]}, {"word": "lezar", "meanings": ["Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü"]}, {"word": "lezbiyen", "meanings": ["Sevici"]}, {"word": "lezbiyenizm", "meanings": ["Sevicilik"]}, {"word": "lezbiyenlik", "meanings": ["Sevicilik"]}, {"word": "leziz", "meanings": ["Tadı güzel, lezzetli", "Hoş, güzel, zevkli, latif"]}, {"word": "lezyon", "meanings": ["Doku bozukluğu"]}, {"word": "lezzet almak", "meanings": ["hoşlanmak"]}, {"word": "lezzet", "meanings": ["Ağız yoluyla alınan tat", "Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk, haz"]}, {"word": "lezzetini çıkarmak", "meanings": ["tadını çıkarmak"]}, {"word": "lezzetlendirme", "meanings": ["Lezzetlendirmek işi"]}, {"word": "lezzetlendirmek", "meanings": ["Tat vermek, lezzetlenmesini sağlamak"]}, {"word": "lezzetlenmek", "meanings": ["İyi bir tat kazanmak, tat verilmek, lezzetli bir duruma gelmek"]}, {"word": "lezzetlenme", "meanings": ["Lezzetlenmek işi"]}, {"word": "lezzetli", "meanings": ["Tadı güzel", "Zevkli, haz dolu"]}, {"word": "lezzetlilik", "meanings": ["Lezzetli olma durumu"]}, {"word": "lezzetsiz", "meanings": ["Tadı güzel olmayan, tatsız"]}, {"word": "lezzetsizlik", "meanings": ["Tatsız olma durumu"]}, {"word": "lığlama", "meanings": ["Lığlamak işi"]}, {"word": "lığ", "meanings": ["Alüvyon"]}, {"word": "lığlanma", "meanings": ["Lığlanmak işi"]}, {"word": "lığlanmak", "meanings": ["Üstünde lığ birikmek"]}, {"word": "lığlamak", "meanings": ["Sel, akarsu, ince çamur, birikinti getirip yığmak"]}, {"word": "lığlı", "meanings": ["Lığdan oluşmuş veya üzerinde lığ birikmiş"]}, {"word": "lıkır", "meanings": ["Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses"]}, {"word": "lıkırdama", "meanings": ["Lıkırdamak işi"]}, {"word": "lıkır lıkır", "meanings": ["`Lık lık` diye ses çıkararak"]}, {"word": "lıkırdamak", "meanings": ["Kaptaki sıvı akarken `lık lık` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "Li", "meanings": ["Lityum elementinin simgesi"]}, {"word": "libas", "meanings": ["Giysi"]}, {"word": "liberalizm", "meanings": ["Serbestlik", "Erkincilik"]}, {"word": "liberal", "meanings": ["Hürriyet ve serbestlikle ilgili", "Serbest ekonomiden yana olan (kimse, parti vb.), liberalist", "Hoşgörülü"]}, {"word": "liberalleşmek", "meanings": ["Serbest bir duruma gelmek"]}, {"word": "liberalleşme", "meanings": ["Liberalleşmek işi"]}, {"word": "liberasyon", "meanings": ["Serbestlik"]}, {"word": "liberallik", "meanings": ["Liberal olma durumu"]}, {"word": "liberasyon listesi", "meanings": ["İthal yolu ile girmesine izin verilen malların listesi"]}, {"word": "libido", "meanings": ["İnsanın davranışlarının temelini oluşturan cinsel içgüdü"]}, {"word": "liboş", "meanings": ["Liberal ekonomiyi ve liberal siyaseti savunurken çabucak zengin olmayı amaçlayan ve bu yolda hiçbir değer yargısını kabul etmeyen, her şeyi mübah gören kimse"]}, {"word": "libre", "meanings": ["Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "Libyalı", "meanings": ["Libya halkından olan kimse"]}, {"word": "lider", "meanings": ["Önder, şef", "Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse", "Bir yarışmada başta bulunan takım veya yarışmacı"]}, {"word": "liderlik", "meanings": ["Liderin görevi", "Önderlik"]}, {"word": "liet", "meanings": ["Şarkı"]}, {"word": "lif", "meanings": ["Her türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça", "Yıkanmak için kullanılan bitki telleri demeti veya türlü ipliklerden yapılmış örgü", "Tel"]}, {"word": "lifleme", "meanings": ["Liflemek işi"]}, {"word": "liflemek", "meanings": ["Vücudu lifle sabunlamak"]}, {"word": "liflenme", "meanings": ["Liflenmek işi"]}, {"word": "liflenmek", "meanings": ["Lif oluşmak", "Lifle sabunlanmak"]}, {"word": "lifleşme", "meanings": ["Lifleşmek durumu veya biçimi"]}, {"word": "lifleşmek", "meanings": ["Lif durumuna gelmek"]}, {"word": "lifli", "meanings": ["Lifi olan"]}, {"word": "lif lif", "meanings": ["Tel tel, ince ince", "İnce bir biçimde"]}, {"word": "lift", "meanings": ["Teniste topa arkadan öne veya yukarıdan aşağıya doğru vurma"]}, {"word": "ligden düşmek", "meanings": ["takımlar, bulundukları gruptan bir alt gruba düşmek"]}, {"word": "lig", "meanings": ["Takımların belli kurallar çerçevesinde karşılıklı olarak iç ve dış sahalarda karşılaştıkları yarışma grubu"]}, {"word": "lige çıkmak", "meanings": ["takımlar bulundukları gruptan bir üst gruba çıkmak"]}, {"word": "liga", "meanings": ["Üç deniz mili uzunluğunda bir ölçü birimi"]}, {"word": "lignin", "meanings": ["Bitkide kök ve gövdenin sert ve odunsu yapısını oluşturan madde"]}, {"word": "lika", "meanings": ["Mürekkep hokkalarına konulan ham ipek"]}, {"word": "liken", "meanings": ["Bir mantarla bir su yosununun ortak yaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı", "Kaşındırıcı bir deri hastalığı"]}, {"word": "liken bilimi", "meanings": ["Likenleri inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "likide", "meanings": ["Alacak ve verecekleri hesaplayarak sonucu belirlenmiş"]}, {"word": "likide etmek", "meanings": ["alacak ve verecekleri hesaplayarak sonucu belirtmek"]}, {"word": "liman", "meanings": ["Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak"]}, {"word": "likidasyon", "meanings": ["Tasfiye"]}, {"word": "likidite", "meanings": ["Akışkanlık"]}, {"word": "likit", "meanings": ["Sıvı", "Nakit"]}, {"word": "likorinoz", "meanings": ["Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması"]}, {"word": "limaki", "meanings": ["Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe"]}, {"word": "likör", "meanings": ["Meyve veya bazı bitkiler ile alkol, esans karışımından yapılan şekerli içki"]}, {"word": "limanlık", "meanings": ["Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)", "Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava)"]}, {"word": "likör bardağı", "meanings": ["Likör içmek için kullanılan küçük, ince ve zarif cam bardak"]}, {"word": "limanlamak", "meanings": ["Gemi bir limana girip orada kalmak", "Yatışmak, sakinleşmek"]}, {"word": "limanlama", "meanings": ["Limanlamak işi veya durumu"]}, {"word": "liman reisi", "meanings": ["Gemilerin limana girip çıkması, yük alıp vermesi işlerine bakan yetkili kimse"]}, {"word": "lime", "meanings": ["Parça"]}, {"word": "limit", "meanings": ["Sınır"]}, {"word": "limitet şirket", "meanings": ["Limitet ortaklık"]}, {"word": "limitet", "meanings": ["Sınırlı"]}, {"word": "limitsiz", "meanings": ["Sınırsız, herhangi bir kısıtlama olmayan"]}, {"word": "limitet ortaklık", "meanings": ["Ortaklarının sorumluluğu, koydukları sermaye ile sınırlı bulunan ortaklık, limitet şirket"]}, {"word": "limnoloji", "meanings": ["Göl bilimi"]}, {"word": "limon", "meanings": ["Turunçgillerden, 3-5 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç (Citrus limonum)", "Bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi, sulu zırtlak"]}, {"word": "limon gibi", "meanings": ["sarı, çok sarı"]}, {"word": "limon asidi", "meanings": ["Sitrik asit"]}, {"word": "limonata gibi", "meanings": ["sıcak günlerde serin serin esen (hafif rüzgâr)"]}, {"word": "limonata", "meanings": ["Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet"]}, {"word": "limonatacı", "meanings": ["Limonata yapan veya satan kimse"]}, {"word": "limonata bardağı", "meanings": ["Limonata içmek için kullanılan ince, uzun cam bardak"]}, {"word": "limonatacılık", "meanings": ["Limonata yapma veya satma işi"]}, {"word": "limoncu", "meanings": ["Limon yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "limon esansı", "meanings": ["Taze limon kabuğunun sıkılmasıyla elde edilen uçucu yağ"]}, {"word": "limonit", "meanings": ["Sarı veya kahverengi doğal hidratlı demir oksit"]}, {"word": "limoni hava", "meanings": ["Yağmur yağıp yağmayacağı belli olmayan kapalı hava"]}, {"word": "limoni", "meanings": ["Limon rengi", "Bu renkte olan", "Biraz bozuk, iyi olmayan (insan ilişkileri), mayhoş", "Alıngan, beklenmeyen bir zamanda öfkelenen"]}, {"word": "limon kabuğu", "meanings": ["Çeşitli maddelerin yapımında kullanılan ve limonu çevreleyen kabuk"]}, {"word": "limon kabuğu gibi", "meanings": ["küçük ve biçimsiz (şapka)"]}, {"word": "limonküfü", "meanings": ["Yeşile çalan mavi renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "limonlama", "meanings": ["Limonlamak işi"]}, {"word": "limonlamak", "meanings": ["İçine, üstüne limonun suyunu sıkmak veya katmak"]}, {"word": "limonluk", "meanings": ["Sera", "Limon ağaçlarının bulunduğu yer, limon bahçesi", "Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç", "Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 santimetre yüksekliğindeki set, tavhane"]}, {"word": "limon otu", "meanings": ["Kışın yapraklarını döken, salkım çiçekli bir ağaççık (Lippia citriodora)"]}, {"word": "limonlu", "meanings": ["İçine limon sıkılmış veya limon doğranmış"]}, {"word": "limon sarısı", "meanings": ["Limon kabuğunun rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "limon suyu", "meanings": ["Limondan elde edilen meyve suyu"]}, {"word": "limon tozu", "meanings": ["Sitrik asit"]}, {"word": "linç etmek", "meanings": ["yargılamadan öldürmek", "yargılamadan cezalandırmak"]}, {"word": "linin", "meanings": ["Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı"]}, {"word": "linç", "meanings": ["Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi"]}, {"word": "lineer", "meanings": ["Çizgilerle ilgili olan", "Değişmesi bir doğru ile gösterilebilen"]}, {"word": "link", "meanings": ["Atın eşkin yürüyüşü"]}, {"word": "linet", "meanings": ["İshal"]}, {"word": "link", "meanings": ["İlişim"]}, {"word": "linolyum", "meanings": ["Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi, muşamba"]}, {"word": "linotip", "meanings": ["Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi"]}, {"word": "linyit", "meanings": ["Birleşimindeki karbon oranı % 60-70 olan, kahverengi veya siyah kömür"]}, {"word": "lipari", "meanings": ["Çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru"]}, {"word": "lipsos", "meanings": ["İskorpitgillerden, Akdeniz ve Atlas Okyanusu'nda yaşayan, yüzgeçlerindeki dikenlerde yaralara sebep olan bir zehir bulunan, 40 santimetre uzunluğunda, eti çok beğenilen bir balık (Scorpaena porcus)"]}, {"word": "lir", "meanings": ["Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı"]}, {"word": "liparit", "meanings": ["Riyolit"]}, {"word": "lipom", "meanings": ["Yağ uru"]}, {"word": "lipit", "meanings": ["Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü"]}, {"word": "lisan", "meanings": ["Dil (II)"]}, {"word": "lira", "meanings": ["Yüz kuruş değerinde Türk para birimi, teklik", "Bazı ülkelerin para birimi", "Yedi gram ağırlığında altın sikke, liralık, sarı lira"]}, {"word": "liralık", "meanings": ["Herhangi bir lira değerinde olan", "Lira"]}, {"word": "lirik", "meanings": ["Coşkun, ilhamla dolu", "Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren edebiyat", "Eski Yunan edebiyatında lir eşliğinde söylenen (şiir)"]}, {"word": "liret", "meanings": ["İtalya'nın para birimi"]}, {"word": "lisanımünasip", "meanings": ["Karşısındakinin kolayca anlayabileceği dil ve üslup"]}, {"word": "lisanıhâl", "meanings": ["Hâl diliyle, davranışla düşünce ve istenileni anlatma"]}, {"word": "lirizm", "meanings": ["Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı"]}, {"word": "lirik şiir", "meanings": ["Yunanlarda lir eşliğinde okunan şiir", "Coşkun ve ateşli bir anlatımı olan, toplumun ortak veya şairin kişisel duygularını yansıtan şiir"]}, {"word": "lisani", "meanings": ["Dille ilgili"]}, {"word": "lisaniyat", "meanings": ["Dil bilimi"]}, {"word": "lisansiyer", "meanings": ["Üniversitede okuyan öğrenci"]}, {"word": "lisans", "meanings": ["Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi", "Bu öğrenim sonunda elde edilen ve diploma ile belgelendirilen akademik derece", "Bir malı yabancı firma adına üretme izni", "Bir sporcunun resmî yarışmalara katılabilmesi için spor federasyonunun kendisine verdiği kayıt fişi veya kimlik kartı", "Yurda mal sokma veya yurttan mal çıkarma izni"]}, {"word": "lisanslı", "meanings": ["Lisansı olan"]}, {"word": "lise", "meanings": ["Sekiz yıllık ilköğretimden sonra en az dört yıllık bir eğitimle hayata veya yükseköğretime hazırlayan ortaöğretim kurumu", "Üç yıllık ortaokuldan sonra en az üç yıllık bir eğitimle hayata veya yükseköğretime hazırlayan ortaöğretim kurumu"]}, {"word": "liseli", "meanings": ["Lisede okuyan (öğrenci)"]}, {"word": "lisansüstü eğitim", "meanings": ["Lisans eğitimi bittikten sonra yapılan yükseköğretim"]}, {"word": "liste", "meanings": ["Alt alta yazılmış şeylerin bütünü, dizelge"]}, {"word": "liste başı", "meanings": ["Herhangi bir seçimde, listenin ilk sırasında olan ad", "En çok beğenilen, en çok tutulan kitap, şarkı vb., hit"]}, {"word": "liste başı olmak", "meanings": ["listenin ilk sırasında olmak"]}, {"word": "listeci", "meanings": ["Liste yapan kimse", "İnternet aracılığıyla, alıcıya gönderilen mesaj, mektup veya dosyaları düzenli bir biçimde listeleyen düzenek"]}, {"word": "listeleme", "meanings": ["Listelemek işi"]}, {"word": "listelemek", "meanings": ["Liste durumuna getirmek"]}, {"word": "litografya", "meanings": ["Taş basması", "Bu yöntemle basılmış (yazı, resim)"]}, {"word": "literatür", "meanings": ["Edebiyat", "Kaynak"]}, {"word": "litografya taşı", "meanings": ["Taş basmasında kullanılan çok düzgün bir kalker"]}, {"word": "litografyacı", "meanings": ["Litografya işi ile uğraşan, litografya yapan kimse"]}, {"word": "litoloji", "meanings": ["Taş bilimi"]}, {"word": "litosfer", "meanings": ["Taş yuvarı"]}, {"word": "litrelik", "meanings": ["Herhangi bir litre ölçüsünde sıvı alan"]}, {"word": "liturya", "meanings": ["Kudas"]}, {"word": "litre", "meanings": ["Sıvıları ölçmede kullanılan, bir desimetreküp hacminde ölçü birimi", "Bu birimde bir kabın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "lityum", "meanings": ["Atom numarası 3, atom ağırlığı 6,94, yoğunluğu 0,55 olan, 180 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, bilinen en hafif element (simgesi Li)"]}, {"word": "lityumlu", "meanings": ["Lityum içeren (madde)"]}, {"word": "liva", "meanings": ["Sancak", "Tugay", "Tuğgeneral"]}, {"word": "livarlı", "meanings": ["Livarı olan"]}, {"word": "livar", "meanings": ["Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet", "İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz"]}, {"word": "livarlı tekne", "meanings": ["Avlanan balıkları canlı saklamak için denizde bağlantılı bölümleri olan gemi"]}, {"word": "liyakatli", "meanings": ["Liyakati olan, başarılı, yetenekli, değimli"]}, {"word": "liyakat göstermek", "meanings": ["başarmak"]}, {"word": "lobi", "meanings": ["Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, dalan", "Otel, tiyatro vb. yerlerde girişe yakın geniş yer", "Bazı ortak çıkarları olan grupların temsilcilerinden oluşan topluluk"]}, {"word": "liyakat", "meanings": ["Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim", "Kifayet"]}, {"word": "liyakatsiz", "meanings": ["Liyakati olmayan, başarısız ve yeteneksiz olan, değimsiz"]}, {"word": "liyakat sahibi", "meanings": ["Başarılı, erdemli, yetenekli (kimse)"]}, {"word": "liyakatsizlik", "meanings": ["Liyakatsiz olma durumu, değimsizlik"]}, {"word": "lizol", "meanings": ["Krezol"]}, {"word": "lizöz", "meanings": ["Yatakta kadınların giydiği bir tür yün hırka"]}, {"word": "lobici", "meanings": ["Çıkarları ortak olan grupların temsilcisi, dalancı"]}, {"word": "lobelya", "meanings": ["Salkım durumunda mavi çiçekleri bulunan bir veya çok yıllık Kuzey Amerika bitkisi (Lobelia)"]}, {"word": "lobicilik", "meanings": ["Lobici olma durumu, dalancılık"]}, {"word": "lobut", "meanings": ["Kalın, kısa ve düzgün sopa", "Kol gücünü geliştirmek için kullanılan, gürgenden yapılmış jimnastik aracı"]}, {"word": "loca", "meanings": ["Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme", "Masonluk bölümlerinden her biri"]}, {"word": "loça", "meanings": ["Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında, çıpayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik"]}, {"word": "loda", "meanings": ["Küme, yığın", "Demet", "Taneli veya tanesiz saman yığını", "Üzeri toprak veya otla örtülmüş saman yığını"]}, {"word": "lodos", "meanings": ["Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr, kaba yel, boz yel", "Bu rüzgârın estiği gün veya zaman", "Güneybatı 225°'lik yön"]}, {"word": "lodosa çevirmek (veya dönmek)", "meanings": ["hava soğukken lodosla ısınmak"]}, {"word": "lodos balığı", "meanings": ["Lodos estiğinde sersemleyip kolayca avlanan balık", "Alık, sersem, şaşkın, ne yaptığını bilmez hâlde dolaşan (kimse)"]}, {"word": "lodoslama", "meanings": ["Lodoslamak işi"]}, {"word": "lodoslamak", "meanings": ["Lodos esmeye başlamak", "Rüzgâr lodosa çevirmek"]}, {"word": "lodoslu", "meanings": ["Lodosu olan, lodosa sahip veya lodosa maruz kalan"]}, {"word": "lodosluk", "meanings": ["Lodosun estiği yön, güney"]}, {"word": "logaritma tablosu", "meanings": ["Sayıların logaritmalarını gösteren çizelge"]}, {"word": "logaritma", "meanings": ["Bir üssel eşitlikte taban ve sonuç belirliyken üssün bulunması yolu"]}, {"word": "logaritmik", "meanings": ["Logaritmaya ilişkin"]}, {"word": "logos", "meanings": ["Deyi"]}, {"word": "logo", "meanings": ["İmlek"]}, {"word": "loğlama", "meanings": ["Loğlamak işi"]}, {"word": "loğ", "meanings": ["Yollarda, tarlalarda toprağı ezmek veya toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman durumuna getirmek için dam üzerinde yuvarlanan, silindir biçimindeki ağır taş, yuvgu, yuvak"]}, {"word": "lohusa", "meanings": ["Yeni doğum yapmış kadın"]}, {"word": "loğlamak", "meanings": ["Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak"]}, {"word": "lohusa humması", "meanings": ["Albastı"]}, {"word": "lohusalık", "meanings": ["Lohusa olma durumu", "Doğumdan sonraki yedi veya kırk günlük dönem"]}, {"word": "lohusa otu", "meanings": ["İki çeneklilerden, çiçekleri koyu kahverengi ve pis kokulu, tırmanıcı bir bitki, kabakulak otu, karaasma, kurtluca, zeravent (Aristolochia)"]}, {"word": "lohusa şekeri", "meanings": ["İçinde karanfil, baharat ve şekerciboyası bulunan, baklava biçiminde kırmızı şeker"]}, {"word": "lohusa şerbeti", "meanings": ["Lohusa şekerinden yapılan, doğum dolayısıyla kutlamaya gelenlere sunulan şerbet"]}, {"word": "lojik", "meanings": ["Mantıkla ilgili", "Mantıklı", "Mantık"]}, {"word": "lojistik dairesi", "meanings": ["Askerlikte geri hizmetlerin görüldüğü bölüm"]}, {"word": "lojistik", "meanings": ["Geri hizmet", "Geri hizmetle ilgili", "Kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, hizmetin ve bilgi akışının çıkış noktasından varış noktasına kadar taşınmasının etkili ve verimli bir biçimde planlanması ve uygulanması", "Modern mantık"]}, {"word": "lojistik hizmet", "meanings": ["Savaşta veya barışta askerlik mesleğinin çok yönlü ihtiyaçlarını yerine getirme"]}, {"word": "lojman", "meanings": ["Bir kuruluş veya iş yerindeki çalışanlara parasız veya az bir kira karşılığında verilen konut"]}, {"word": "lok", "meanings": ["Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz"]}, {"word": "lokal", "meanings": ["Müzikli eğlencelerin yapıldığı yer", "Dernekevi", "Yöresel", "Yerel"]}, {"word": "lokanta", "meanings": ["Yemek pişirilip satılan yer, aşevi, restoran", "Aşçı"]}, {"word": "lokalizasyon", "meanings": ["Kuruluş yeri seçimi"]}, {"word": "lokantacı", "meanings": ["Lokanta işleten kimse"]}, {"word": "lokantacılık", "meanings": ["Lokantacının yaptığı iş"]}, {"word": "lokantalı", "meanings": ["Lokantası olan"]}, {"word": "lokatif", "meanings": ["Bulunma durumu"]}, {"word": "lokavt", "meanings": ["İş bıraktırımı"]}, {"word": "lokma", "meanings": ["Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası, sokum", "Lokma tatlısı", "Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet", "Yemek", "Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para"]}, {"word": "lokma dökmek", "meanings": ["lokma tatlısı yapmak", "konuk için yemek hazırlamak"]}, {"word": "lokma çiğnenmeden yutulmaz", "meanings": ["`her iş emekle yapılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "lokma karın doyurmaz, şefkat artırır", "meanings": ["`bir kimseye verilen armağan, aradaki sevgiyi artırdığı için değerlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "lokma (veya lokması) ağzında büyümek", "meanings": ["üzüntü veya iştahsızlık sebebiyle lokmasını yutamamak"]}, {"word": "lokma etmek", "meanings": ["yemek yemek"]}, {"word": "lokmasını dökmek", "meanings": ["bir ölünün anısına lokma tatlısı yapıp dağıtmak"]}, {"word": "lokmasını saymak", "meanings": ["sofrada yemek yiyen bir kimsenin ne kadar yediğine dikkat etmek"]}, {"word": "lokma anahtar", "meanings": ["Altı veya sekiz köşeli, vidaları sökmeye yarayan alet"]}, {"word": "lokma başlığı", "meanings": ["Lokmaların takıldığı parça"]}, {"word": "lokmacı", "meanings": ["Lokma yapan veya satan kimse"]}, {"word": "lokmacık", "meanings": ["Küçük lokma"]}, {"word": "lokmacılık", "meanings": ["Lokmacı olma durumu", "Lokmacının işi"]}, {"word": "lokma göz", "meanings": ["Patlak göz"]}, {"word": "lokma gözlü", "meanings": ["Patlak gözlü"]}, {"word": "lokman ruhu", "meanings": ["Eter"]}, {"word": "lokma tatlısı", "meanings": ["Mayalı hamurun küçük yuvarlak lokmalar hâlinde kızgın yağda kızartıldıktan sonra şerbete atılmasıyla yapılan bir tatlı, lokma"]}, {"word": "lokomobil", "meanings": ["Sanayi ve tarımda kullanılan, tekerlekler üzerine kurulmuş, istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesi"]}, {"word": "lokomotif", "meanings": ["Tren vagonlarını çeken, tekerlekli, buharlı, elektrikli, termik motorlu veya sıkıştırılmış havalı makine"]}, {"word": "lokomotifli", "meanings": ["Lokomotifi olan"]}, {"word": "lokomotifsiz", "meanings": ["Lokomotifi olmayan"]}, {"word": "lokum", "meanings": ["Şekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme, kesme, latilokum", "Dinamit lokumu"]}, {"word": "lokum gibi", "meanings": ["tatlı, güzel, yumuşak", "çok güzel (kadın)"]}, {"word": "lolo", "meanings": ["`Bir sözün, bir tutumun veya davranışın gerçek ve geçerli olmadığını, başkalarının söz konusu olayda aldanabileceğini ancak söz sahibinin aldanmayacağını, aldatılamayacağını` belirten bana da mı lolo deyiminde geçen bir söz, lololo"]}, {"word": "lololo", "meanings": ["Lolo"]}, {"word": "lomboz", "meanings": ["Kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere"]}, {"word": "lombar", "meanings": ["Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik"]}, {"word": "lonca", "meanings": ["Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek, korporasyon"]}, {"word": "loncacılık", "meanings": ["Lonca kuruluşlarına dayanan ekonomi ve devlet anlayışı"]}, {"word": "lonca ustası", "meanings": ["Loncanın başkanı"]}, {"word": "longoz", "meanings": ["Deniz veya ırmaklarda birdenbire derinleşen yer"]}, {"word": "longa", "meanings": ["Türk müziğinde yörük özellik taşıyan oyun havası"]}, {"word": "long-play", "meanings": ["343 uzunçalar"]}, {"word": "lop", "meanings": ["Yumuşak, yuvarlak ve irice"]}, {"word": "lopçuk", "meanings": ["Küçük lop"]}, {"word": "lop", "meanings": ["Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri"]}, {"word": "lop et", "meanings": ["Yağsız, iyi pişmiş, iri parça et"]}, {"word": "lop incir", "meanings": ["İri ve yumuşak bir tür incir"]}, {"word": "lop lop", "meanings": ["İri parçalar durumunda (yemek veya yutmak)"]}, {"word": "loppadak", "meanings": ["Lop diye ses çıkararak"]}, {"word": "lopur", "meanings": ["Bir şeyi yerken veya yutarken çıkan ses"]}, {"word": "lopur lopur", "meanings": ["`Lopur` sesi çıkararak"]}, {"word": "lop yumurta", "meanings": ["Suda çok kaynatılmış kabuklu yumurta, katı yumurta"]}, {"word": "lor", "meanings": ["Bir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir"]}, {"word": "lorentiyum", "meanings": ["Atom numarası 103 olan, kaliforniyum atomlarının bor çekirdekleriyle bombardımanından elde edilen yapma element (simgesi Lr)"]}, {"word": "lort", "meanings": ["İngiltere'de babadan oğula veya ailenin ilk erkek kişisine geçen veya kral tarafından bağışlanan soyluluk unvanı", "Lortlar Kamarası üyesi", "Çok zengin kimse", "Sükseli, kalantor, gösterişli kimse"]}, {"word": "lorta", "meanings": ["Ayakkabı kalıbının çapı"]}, {"word": "Lortlar Kamarası", "meanings": ["İngiliz parlamentosunda senato"]}, {"word": "lort gibi", "meanings": ["rahat bir biçimde"]}, {"word": "lostra", "meanings": ["Ayakkabı boyama"]}, {"word": "lostracı", "meanings": ["Lostra salonunda çalışan ayakkabı boyacısı"]}, {"word": "lostra salonu", "meanings": ["Ayakkabı boyanılan yer"]}, {"word": "lostromo", "meanings": ["Ticaret gemilerinde tayfaların başı"]}, {"word": "lostromoluk", "meanings": ["Lostromonun yaptığı iş"]}, {"word": "losyon", "meanings": ["Deri ve saç bakımında kullanılan alkollü veya alkolsüz, kokulu sıvı"]}, {"word": "loş", "meanings": ["Yeterince aydınlık olmayan, yarı karanlık, az ışık alan", "Az aydınlatan (ışık)"]}, {"word": "loşça", "meanings": ["Az ışık almış, yarı karanlık"]}, {"word": "loşlaşmak", "meanings": ["Loş duruma gelmek"]}, {"word": "loşlaşma", "meanings": ["Loşlaşmak işi"]}, {"word": "loşlaştırma", "meanings": ["Loşlaştırmak işi"]}, {"word": "loşlaştırmak", "meanings": ["Loş bir duruma getirmek"]}, {"word": "loşluk", "meanings": ["Loş olma durumu"]}, {"word": "lota", "meanings": ["Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı (Lota vulgaris)"]}, {"word": "lotarya", "meanings": ["Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı"]}, {"word": "lotaryacı", "meanings": ["Lotarya yolu ile kazanç sağlayan kimse"]}, {"word": "lotaryacılık", "meanings": ["Lotaryacının yaptığı iş"]}, {"word": "lotus", "meanings": ["Nilüfer cinsinden birçok bitkiye verilen genel ad"]}, {"word": "lök", "meanings": ["Yedi yaşından büyük erkek boz deve"]}, {"word": "lök gibi", "meanings": ["bütün heybetiyle, ağırlığıyla (oturmak, çökmek)"]}, {"word": "lök", "meanings": ["Kireç, zeytinyağı, pamuk ve yumurta akının karıştırılması yoluyla, kırık çanak çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun"]}, {"word": "lökleme", "meanings": ["Löklemek işi"]}, {"word": "löklemek", "meanings": ["Lökle yapıştırmak"]}, {"word": "lökoplast", "meanings": ["Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılılarda sitoplazma içinde bulunan ve genellikle nişasta taneciğini oluşturan cisimcik"]}, {"word": "lökosit", "meanings": ["Akyuvar"]}, {"word": "lökoz", "meanings": ["Kan kanseri durumu"]}, {"word": "löp", "meanings": ["İri ve yumuşak"]}, {"word": "löp löp", "meanings": ["İri ve yumuşak"]}, {"word": "löpür", "meanings": ["Bir şeyi yerken veya yutarken çıkan ses"]}, {"word": "lunapark", "meanings": ["İçinde türlü eğlence ve oyun yerleri bulunan alan"]}, {"word": "löpür löpür", "meanings": ["`Löpür` sesi çıkararak"]}, {"word": "lösemi", "meanings": ["Kan kanseri"]}, {"word": "lös", "meanings": ["En çok vadilerde, yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık"]}, {"word": "lösemit", "meanings": ["Kan kanserinde görülen deri belirtileri"]}, {"word": "Lr", "meanings": ["Lorentiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Lu", "meanings": ["Lütesyum elementinin simgesi"]}, {"word": "lumbago", "meanings": ["Soğuğun etkisiyle veya kasın ani kasılması sonucunda bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı"]}, {"word": "lup", "meanings": ["Bir tür büyüteç"]}, {"word": "lustrin", "meanings": ["Parlak kumaş kullanılarak yapılmış (ayakkabı)"]}, {"word": "Lüterci", "meanings": ["Lütercilikten yana olan"]}, {"word": "Lütercilik", "meanings": ["Kilise öğretisinin yalnızca kutsal kitaba dayanmasını isteyen Martin Luther'in kurduğu mezhep"]}, {"word": "luti", "meanings": ["Oğlancı"]}, {"word": "Lübnanlı", "meanings": ["Lübnan halkından olan kimse"]}, {"word": "lutr", "meanings": ["Su samuru", "Su samurundan elde edilen post", "Bu posttan yapılan"]}, {"word": "lüfer", "meanings": ["Eti ve karnı beyaz, sırtı koyu, hafif pullu, kemikli bir balık (Pomatomus saltatrix)"]}, {"word": "lüferci", "meanings": ["Lüfer avlayan veya lüfer yemesini seven kimse"]}, {"word": "lügat", "meanings": ["Kelime", "Sözlük"]}, {"word": "lüfergiller", "meanings": ["Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan kemikli balıklar familyası (Pomatomidae)"]}, {"word": "lügat paralamak", "meanings": ["konuşma dilinde geçmeyen yabancı kelimeler kullanmak, ağdalı konuşmak"]}, {"word": "lügatçe", "meanings": ["Küçük sözlük", "Herhangi bir eserin sonunda yer alan ek sözlük"]}, {"word": "lügatçi", "meanings": ["Sözlükçü"]}, {"word": "lüks", "meanings": ["Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat", "Gösterişli, şatafatlı olan", "Gereksinim dışı olan", "Aşırı, fazla olan"]}, {"word": "lügatçilik", "meanings": ["Sözlükçülük"]}, {"word": "... lüksü olmamak", "meanings": ["yapılan bir işte geri dönülemeyecek bir noktada olmak", "bir şeyi yapmaya hakkı olmamak", "bir şeyin yapılması göze alınamayacak bir noktada olmak", "bir şeyi yapmak için olanağı bulunmamak"]}, {"word": "lüks lambası", "meanings": ["Lüks (II)"]}, {"word": "lüks", "meanings": ["Aydınlatma ölçü birimi", "Hava basınçlı bir tür petrol lambası, lüks lambası"]}, {"word": "lüle", "meanings": ["Bükülmüş, dürülmüş şey", "Tütün çubuğu, pipo, nargile vb.nin ucuna takılan, tütün konulan yuva", "Su akan musluksuz boru"]}, {"word": "lüksmetre", "meanings": ["Aydınlıkölçer"]}, {"word": "lüleci", "meanings": ["Çubuk, nargile, pipo vb.nde kullanılan lüleyi yapan kimse"]}, {"word": "lüleci çamuru", "meanings": ["Lüle yapılan özlü ve kızıl balçık"]}, {"word": "lülecilik", "meanings": ["Lüle taşı işçiliği"]}, {"word": "lüleli", "meanings": ["Kıvrık kıvrık (saç)"]}, {"word": "lüle lüle", "meanings": ["Kıvrımları olan, kıvrım kıvrım"]}, {"word": "lüle taşı", "meanings": ["Doğal magnezyum silikat, Eskişehir taşı, aktaş, denizköpüğü, patal, magnezit"]}, {"word": "lümen", "meanings": ["Işık şiddeti 1 mum olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içine yayımladığı ışık akısı"]}, {"word": "lünet", "meanings": ["Gözlük camı, gözlük"]}, {"word": "lüp", "meanings": ["Emek vermeden ele geçirilen şey", "Büyükçe bir şeyin birdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses"]}, {"word": "lüpçü", "meanings": ["Bedavacı"]}, {"word": "lüpçülük", "meanings": ["Bedavacılık"]}, {"word": "lüpletmek", "meanings": ["Hızlı bir biçimde yiyecekleri mideye indirmek"]}, {"word": "lüpten", "meanings": ["Açıktan, bedavadan, parasız olarak"]}, {"word": "lütesyum", "meanings": ["Atom numarası 71, atom ağırlığı 175 olan, iterbiyumun çözüşmesi ile oluşan, renksiz tuzlar veren, henüz uygulama alanı olmayan çok ender bir element (simgesi Lu)"]}, {"word": "lütfetme", "meanings": ["Lütfetmek işi"]}, {"word": "lütfen", "meanings": ["Birinden bir şey isterken `dilerim, rica ederim` anlamında kullanılan bir söz", "İstemeyerek, gönülsüz bir biçimde"]}, {"word": "lütfetmek", "meanings": ["Vermek, ihsan etmek, bağışlamak", "Söylemek, bildirmek", "İzin vermek, müsaade etmek", "Yüksek veya saygın bir kimse alçak gönüllülük göstermek"]}, {"word": "lütfeyleme", "meanings": ["Lütfeylemek işi"]}, {"word": "lütfeylemek", "meanings": ["Lütfetmek"]}, {"word": "lütuf", "meanings": ["Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım, ihsan, inayet, atıfet"]}, {"word": "lütuf dilemek", "meanings": ["yardım istemek"]}, {"word": "lütufkâr", "meanings": ["İyiliksever, kibar kimse "]}, {"word": "lüzucet", "meanings": ["Yapışkanlık, yapışkan olma durumu", "Yapışıp uzayan şeyin durumu"]}, {"word": "lütufkârlık", "meanings": ["Lütufkâr olma durumu"]}, {"word": "lüzuci", "meanings": ["Yapışkan"]}, {"word": "lüzum", "meanings": ["Gerek, gereklik, gereklilik, icap"]}, {"word": "lüzum görmemek", "meanings": ["gerekli bulmamak, gerekli görmemek"]}, {"word": "lüzumundan fazla", "meanings": ["gerekenden çok"]}, {"word": "lüzumlu", "meanings": ["Gerek, gerekli, lazım"]}, {"word": "lüzumlu lüzumsuz", "meanings": ["Yerli yersiz, gerekli gereksiz"]}, {"word": "lüzumsuz", "meanings": ["Gereksiz"]}, {"word": "lüzumsuz görmek", "meanings": ["gereksiz bulmak"]}, {"word": "lüzumsuz adam", "meanings": ["Bir iş için gereken nitelikleri taşımadığı hâlde orada görevli olarak bulunan veya avare, boş ve ilgisiz kimse"]}, {"word": "lüzumsuzca", "meanings": ["Gereksiz olarak"]}, {"word": "lüzumsuzluk", "meanings": ["Gereksizlik"]}, {"word": "M", "meanings": ["Romen rakamları dizisinde 1000 sayısını gösteren işaret"]}, {"word": "m, M", "meanings": ["Türk alfabesinin on altıncı sırasında yer alan ve Me adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından genizsil çift dudak ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "maada", "meanings": ["-den başka, gayrı"]}, {"word": "maaile", "meanings": ["Ailece, ev halkıyla birlikte"]}, {"word": "maalesef", "meanings": ["Üzülerek söylüyorum ki, ne yazık ki, maatteessüf"]}, {"word": "maalmemnuniye", "meanings": ["İsteye isteye, seve seve, memnunlukla, memnuniyetle"]}, {"word": "maarif", "meanings": ["Bilgi ve kültür", "Öğretim ve eğitim sistemi"]}, {"word": "maarifçi", "meanings": ["Öğretim ve eğitim kurum veya kuruluşlarında çalışan kimse"]}, {"word": "maaş", "meanings": ["Aylık"]}, {"word": "maaş almak", "meanings": ["aylık almak"]}, {"word": "maaş bağlamak", "meanings": ["aylık bağlamak"]}, {"word": "maaş vermek", "meanings": ["aylık vermek"]}, {"word": "maaşa geçmek", "meanings": ["aylığa geçmek"]}, {"word": "maaşlı", "meanings": ["Aylıklı"]}, {"word": "maatteessüf", "meanings": ["Maalesef"]}, {"word": "maazallah", "meanings": ["`Tanrı korusun, Tanrı esirgesin` anlamlarında bir söz"]}, {"word": "mabat", "meanings": ["Bitmemiş yazı, roman vb.nde arka, devam", "Kıç"]}, {"word": "mabeyin", "meanings": ["Ara", "Konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire veya oda", "Padişah sarayı"]}, {"word": "mabeyinci", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, bazı kişilerin dileklerini kendisine ileten görevli"]}, {"word": "mabet", "meanings": ["Tapınak", "Özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer"]}, {"word": "mabeyincilik", "meanings": ["Mabeyincinin görevi"]}, {"word": "mablak", "meanings": ["Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet", "Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe"]}, {"word": "mabude", "meanings": ["Çok tanrılı dinlerde kendisine tapınılan dişi tanrı, tanrıça, ilahe", "Tapınırcasına sevilen kadın, sevgili"]}, {"word": "mabut", "meanings": ["Kendisine tapılan varlık"]}, {"word": "Macar", "meanings": ["Macaristan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Macar biberi", "meanings": ["Hafif acı kırmızıbiber"]}, {"word": "Macarca", "meanings": ["Macar dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Macarlık", "meanings": ["Macar olma durumu"]}, {"word": "Macar ineği", "meanings": ["Eti ve sütü için beslenen bir tür inek"]}, {"word": "Macar salamı", "meanings": ["Bir tür salam"]}, {"word": "macera", "meanings": ["Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri, serüven, sergüzeşt, avantür", "Olmayacakmış gibi görünen iş"]}, {"word": "maceraya atılmak", "meanings": ["sonu bilinmeyen bir işe kalkışmak"]}, {"word": "macera aramak", "meanings": ["başına geleceklerden habersiz, sonu bilinmeyen, tehlikeli, heyecanlı bir işe girişmek"]}, {"word": "maceracı", "meanings": ["İlginç ve tehlikeli olayları göze alan, serüvenci, sergüzeştçi, maceraperest"]}, {"word": "maceracılık", "meanings": ["Maceracı olma durumu, maceraperestlik, serüvencilik, sergüzeştçilik"]}, {"word": "maceralı", "meanings": ["Heyecan veren, karmaşık, olağan dışı, serüvenli"]}, {"word": "maceraperest", "meanings": ["Maceracı"]}, {"word": "macerasız", "meanings": ["Heyecan vermeyen, basit, sıradan, serüvensiz"]}, {"word": "macun", "meanings": ["Hamur kıvamına getirilmiş madde", "Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım", "Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme"]}, {"word": "macun çekmek", "meanings": ["boyacılıkta, düzgünlük ve dayanıklılık sağlamak için boyanacak yüzeye macun sürmek", "çatlak, delik yerleri kapatmak veya camı çerçeveye tutturmak için macun sürmek"]}, {"word": "macuncu", "meanings": ["Macun yapan veya satan kimse"]}, {"word": "macunculuk", "meanings": ["Macun yapma veya satma işi"]}, {"word": "macun küreği", "meanings": ["Üzerinde macun hazırlanan ve sıva işlerinde kullanılan yardımcı el aleti"]}, {"word": "macunlamak", "meanings": ["Macun çekmek"]}, {"word": "macunlama", "meanings": ["Macunlamak işi"]}, {"word": "macunlanma", "meanings": ["Macunlanmak işi"]}, {"word": "macunlanmak", "meanings": ["Macunlama işine konu olmak veya macunlama işi yapılmak"]}, {"word": "macunlaşma", "meanings": ["Macunlaşmak işi"]}, {"word": "macunlaşmak", "meanings": ["Macun koyuluğuna gelmek"]}, {"word": "maç", "meanings": ["Karşılaşma"]}, {"word": "maç satmak", "meanings": ["karşılaşma sonucunu belirlemek amacıyla meşru olmayan yollardan veya para karşılığı anlaşmaya varmak"]}, {"word": "maç yapmak", "meanings": ["iki takım veya iki kişi kazanmak amacıyla aralarında karşılaşma yapmak"]}, {"word": "maça", "meanings": ["Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi, pik (III)", "Döküm parçasında, içi boş, kopya elde etmek için kullanılan kum, maden veya erimiş durumdaki döküm maddesine dayanıklı başka bir maddeden yapılmış dolgu kalıp"]}, {"word": "maça beyi", "meanings": ["İskambil destesinde maça dizisinde yer alan as"]}, {"word": "maça beyi gibi kurulmak", "meanings": ["saygısızca yayılarak oturmak"]}, {"word": "maçuna", "meanings": ["İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası"]}, {"word": "Madagaskarlı", "meanings": ["Madagaskar halkından olan kimse"]}, {"word": "madalya", "meanings": ["Savaşta yararlık gösterenlere, yarışlarda derece alanlara ödül, bazen de önemli bir olay dolayısıyla ilgililere hatıra olarak verilen metal nişan"]}, {"word": "madalyalı", "meanings": ["Madalya almış olan"]}, {"word": "madalyasız", "meanings": ["Madalya almamış olan"]}, {"word": "madalyon", "meanings": ["Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası"]}, {"word": "madalya töreni", "meanings": ["Yararlılık gösteren veya bir yarışmada derece alan birine madalya verilirken yapılan toplantı"]}, {"word": "madalyonun ters tarafı (veya tersi veya arka yüzü)", "meanings": ["`olumlu bir iş, bir durum veya bir olayın düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "madam", "meanings": ["Fransa'da evli kadınlara verilen san, madama", "Türkiye'de Müslüman olmayan evli kadın, madama"]}, {"word": "madara", "meanings": ["Kötü, sevimsiz"]}, {"word": "madara etmek", "meanings": ["kötü duruma düşürmek", "yalanını, yanlışını çıkarmak"]}, {"word": "madara olmak", "meanings": ["kötü duruma düşmek", "yalanı, yanlışı ortaya çıkmak"]}, {"word": "madaralaşma", "meanings": ["Madaralaşmak işi"]}, {"word": "madde", "meanings": ["Duyularla algılanabilen nesne", "Bir cismi oluşturan öge, öz(I)", "Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm", "Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri", "Para, mal vb. ile ilgili şey", "Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım", "Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek", "Molekül"]}, {"word": "madaralaşmak", "meanings": ["Madara durumunda olmak"]}, {"word": "madde başı", "meanings": ["Sözlük yapma düzeninde başlı başına bir anlam ifade eden ve siyah olarak yazılan, tanımı verilen sözlük birimi"]}, {"word": "maddeci", "meanings": ["Para, mal vb.ne çok önem veren kimse", "Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş), özdekçi, materyalist"]}, {"word": "maddecilik", "meanings": ["Para, mal vb.ne çok önem verme", "Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş, özdekçilik, materyalizm, materyalistlik"]}, {"word": "maddeleşmek", "meanings": ["Madde durumuna gelmek"]}, {"word": "maddeleşme", "meanings": ["Maddeleşmek işi"]}, {"word": "maddesel", "meanings": ["Madde ile ilgili, maddi", "Madde özelliğinde olan, maddi"]}, {"word": "maddesel nokta", "meanings": ["Bir maddenin, üç boyuttan soyutlanmış varsayılan çok küçük parçası"]}, {"word": "maddeten", "meanings": ["Maddi bakımdan, manen karşıtı"]}, {"word": "maddi", "meanings": ["Madde ile ilgili, maddesel, özdeksel, manevi karşıtı", "Maddeden oluşan", "Mal, para, varlıkla ilgili olan", "Maddesel"]}, {"word": "maddileşmek", "meanings": ["Maddeye önem verir duruma gelmek"]}, {"word": "maddileşme", "meanings": ["Maddileşmek işi"]}, {"word": "maddiyat", "meanings": ["Sahip olunan mal veya paralar", "Madde ile ilgili şeyler", "Mal mülk, para ile ilgili şeyler"]}, {"word": "maddilik", "meanings": ["Maddi olma durumu, cismanilik, maddesellik, maddiyet"]}, {"word": "maddiyet", "meanings": ["Maddilik"]}, {"word": "mademki", "meanings": ["Madem"]}, {"word": "madem", "meanings": ["`Değil mi ki, -diği için, -diğine göre` anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz, mademki"]}, {"word": "maden", "meanings": ["Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral", "Bu mineralden yapılmış", "Maden ocağı veya maden işletmesi", "Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak", "Uyuşturucu, esrar, eroin", "Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse", "Metal"]}, {"word": "maden cevheri", "meanings": ["İçindeki maden oranı işletilmeye elverişli miktarda olan filiz, maden filizi"]}, {"word": "madenci", "meanings": ["Maden işleten kimse", "Maden ocaklarında çalışan işçi"]}, {"word": "maden damarı", "meanings": ["Maden cevherinin yoğun olarak bulunduğu bölüm"]}, {"word": "madencilik", "meanings": ["Yer altındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik ve yöntemlerin bütünü", "Madencinin yaptığı iş"]}, {"word": "Maden Devri", "meanings": ["Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç çağdan sonuncusu olan ve madenlerin kullanılmaya başlandığı zaman dilimi"]}, {"word": "maden filizi", "meanings": ["Maden cevheri"]}, {"word": "maden gazı", "meanings": ["Madende oluşan gaz"]}, {"word": "madenî", "meanings": ["Madenle ilgili, madensel, metalik"]}, {"word": "madenî yağ", "meanings": ["Madensel ürünlerden elde edilen yağ"]}, {"word": "madenî para", "meanings": ["Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılan para, demir para"]}, {"word": "madenkırmız", "meanings": ["Antimon birleşimlerinden kırmızı renkte bir madde, kırmız madeni"]}, {"word": "madenî yün", "meanings": ["Maden yünü"]}, {"word": "maden kömürü", "meanings": ["Taş kömürü"]}, {"word": "maden mavisi", "meanings": ["Kül rengine çalan parlak mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "maden ocağı", "meanings": ["Kazılarak maden cevheri çıkarılan yer, maden kuyusu"]}, {"word": "madensel", "meanings": ["Madenî"]}, {"word": "maden sodası", "meanings": ["Maden suyunun içine sıkıştırılmış gaz doldurulduktan sonra elde edilen şişe suyu"]}, {"word": "madensi", "meanings": ["Madene benzeyen, madeni andıran, maden gibi, madenimsi", "Metalsi"]}, {"word": "madımak", "meanings": ["İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki"]}, {"word": "maden suyu", "meanings": ["İçinde erimiş mineraller bulunan ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan kaynak suyu"]}, {"word": "maden yatağı", "meanings": ["Maden filizi katmanlarının bulunduğu alan"]}, {"word": "maden yünü", "meanings": ["Yalıtkan olarak kullanılan bir madde, madenî yün"]}, {"word": "mader", "meanings": ["Ana, anne"]}, {"word": "maderşahi", "meanings": ["Anaerkil"]}, {"word": "maderşahilik", "meanings": ["Anaerkillik"]}, {"word": "madik atmak (veya etmek veya oynamak)", "meanings": ["dolap çevirmek, hile yapmak"]}, {"word": "madik", "meanings": ["Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu", "Dolap, hile"]}, {"word": "madikçi", "meanings": ["Hile yapan, hileci kimse"]}, {"word": "madikleme", "meanings": ["Madiklemek işi"]}, {"word": "madiklemek", "meanings": ["Hile yapmak, dolap çevirmek"]}, {"word": "madrabaz", "meanings": ["Hayvan, balık, sebze, meyve vb. yiyecekleri yerinden getirerek toptan satan kimse", "Hile yapan kimse"]}, {"word": "madrabazlık", "meanings": ["Madrabaz olma durumu", "Madrabaza yakışır davranış"]}, {"word": "madreporlar", "meanings": ["Mercanlar sınıfının kalkerli hayvanları içine alan bir takımı"]}, {"word": "madun", "meanings": ["Alt", "Ast"]}, {"word": "madrup", "meanings": ["Dövülmüş (kimse)", "Çarpılan"]}, {"word": "mafevk", "meanings": ["Üst", "Yukarı"]}, {"word": "mafsal", "meanings": ["Eklem", "Birbirine bağlanmış parçaların her yönden dönmesini sağlayan bağlantı ögesi"]}, {"word": "mafiş", "meanings": ["`Yok, kalmadı` anlamında kullanılan bir söz", "Bir tür yumurtalı ve hafif hamur tatlısı"]}, {"word": "mafya", "meanings": ["Yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt", "Bu örgüte mensup olan kimse"]}, {"word": "mafyacı", "meanings": ["Mafya gibi davranan"]}, {"word": "mafyacılık", "meanings": ["Mafyacı olma durumu, mafya üyesi olma"]}, {"word": "mafyalaşma", "meanings": ["Mafyalaşmak işi veya durumu"]}, {"word": "mafyalaşmak", "meanings": ["Mafya durumuna gelmek", "Mafya işleriyle uğraşmak"]}, {"word": "mafyalık", "meanings": ["Mafyanın yaptığı iş"]}, {"word": "maganda", "meanings": ["Görgüsüz, kaba, anlayışsız, terbiyesiz ve uyumsuz kimse"]}, {"word": "magandalık", "meanings": ["Maganda olma durumu"]}, {"word": "magazinleşme", "meanings": ["Magazinleşmek işi"]}, {"word": "magazinleşmek", "meanings": ["Magazin durumunu almak"]}, {"word": "magazin", "meanings": ["Halkın çoğunluğunu ilgilendirecek, çeşitli konulardan söz eden, bol resimli yayın", "Genellikle sanat, eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerle ilgili haber ve yorum"]}, {"word": "magmatik", "meanings": ["Magma ile ilgili, magmasal"]}, {"word": "magma", "meanings": ["Yerin içinde, sıvı veya hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik"]}, {"word": "magnezyum", "meanings": ["Atom numarası 12, atom ağırlığı 24,30, yoğunluğu 1,7 olan, gümüş renginde, parlak bir alevle yanan, çok hafif bir element (simgesi Mg)"]}, {"word": "magnezyum sülfat", "meanings": ["Renksiz, küçük iğneler biçiminde ve hidratlı olarak billurlaşan, deniz suyunda ve bazı maden sularında bulunan madde (MgSO4)"]}, {"word": "magnezyum klorür", "meanings": ["Hidratlı billurlar vererek billurlaşan deniz suyunun damıtılmasıyla elde edilen madde (MgCl2)"]}, {"word": "magri", "meanings": ["Yılan balığıgillerden, Avrupa kıyılarında yaşayan, yenebilen büyük bir balık (Conger conger)"]}, {"word": "mağara", "meanings": ["Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu, in(I)", "Karst bölgelerinde kireç taşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yer altı kovukları"]}, {"word": "mağara bilimci", "meanings": ["Mağara bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "mağara bilimi", "meanings": ["Konusu mağaraları, yer altındaki uçurumları, yarıkları, oyukları, yer altı akarsularını araştırmak ve incelemek olan bilim"]}, {"word": "mağaza", "meanings": ["Büyük dükkân", "Eşya ve azık deposu"]}, {"word": "mağdur", "meanings": ["Haksızlığa uğramış (kimse), kıygın"]}, {"word": "mağdur olmak", "meanings": ["zarara uğramak"]}, {"word": "mağdur etmek", "meanings": ["zarara uğratmak"]}, {"word": "mağduriyet", "meanings": ["Mağdurluk"]}, {"word": "mağfiret", "meanings": ["Bağışlama"]}, {"word": "mağdurluk", "meanings": ["Mağdur olma durumu, kıygınlık, mağduriyet"]}, {"word": "mağfiret etmek", "meanings": ["Tanrı bağışlamak"]}, {"word": "mağfiret dilemek", "meanings": ["bağışlanmayı istemek"]}, {"word": "mağfur", "meanings": ["Affolunmuş, bağışlanmış"]}, {"word": "mağlubiyet", "meanings": ["Yenilgi"]}, {"word": "mağlup", "meanings": ["Yenik (II)"]}, {"word": "mağlup etmek", "meanings": ["yenmek"]}, {"word": "mağlup olmak", "meanings": ["yenilmek(II)", "gerçekleşmemesi gereken bir şey için direnemeyip yapılmasını kabul etmek"]}, {"word": "mağmum", "meanings": ["Gamlı", "Sıkıcı, kapanık (hava)"]}, {"word": "Mağribî", "meanings": ["Mağrip halkından olan kimse"]}, {"word": "mağrip", "meanings": ["Batı"]}, {"word": "mağrur olmak", "meanings": ["kibirlenmek, gururlanmak, kendini beğenmek"]}, {"word": "mağrur", "meanings": ["Kurumlu(II), gururlu, kibirli, kendini beğenmiş"]}, {"word": "mağrurane", "meanings": ["Mağrurca"]}, {"word": "mağrurca", "meanings": ["Gururlanarak, kibirlenerek, büyüklenerek, mağrurcasına, mağrurane"]}, {"word": "mağrurcasına", "meanings": ["Mağrurca"]}, {"word": "mağrurlanma", "meanings": ["Mağrurlanmak işi"]}, {"word": "mağrurlanmak", "meanings": ["Kurumlanmak(I), gururlanmak, kibirlenmek, kendini beğenmek"]}, {"word": "mağrurluk", "meanings": ["Mağrur olma durumu"]}, {"word": "mağşuş", "meanings": ["Karışık"]}, {"word": "mahal", "meanings": ["Yöre (I)"]}, {"word": "mahal kalmamak", "meanings": ["gerek kalmamak, gereği olmamak"]}, {"word": "mahal vermek", "meanings": ["bir olayın gerçekleşmesine fırsat vermek"]}, {"word": "mahalle", "meanings": ["Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri", "Bu parçalarda oturan insanların tamamı"]}, {"word": "mahal yok", "meanings": ["gereği yok"]}, {"word": "mahalleyi ayağa kaldırmak", "meanings": ["bağırıp çağırarak konu komşuyu tedirgin etmek"]}, {"word": "mahalle arası", "meanings": ["Mahallenin sokakları arasında kalan yer"]}, {"word": "mahalle arkadaşı", "meanings": ["Aynı mahallede oturan komşu veya dost"]}, {"word": "mahalle bekçisi", "meanings": ["Mahallenin güvenliğini, düzenini sağlamada yardımcı olan güvenlik görevlisi"]}, {"word": "mahallece", "meanings": ["Mahallede oturanlar tarafından", "Mahallede oturanlar olarak hep birlikte"]}, {"word": "mahalle kahvesi", "meanings": ["Mahallede oturanların devam ettiği kahve"]}, {"word": "mahalle çapkını", "meanings": ["Başka mahallelerde çapkınlık edemeyecek kadar beceriksiz kimse"]}, {"word": "mahalle imamı", "meanings": ["Mahalledeki mescitte veya camide görevli imam"]}, {"word": "mahalle karısı", "meanings": ["Görgüsüz, kavgacı kadın"]}, {"word": "mahalle kahvesi gibi", "meanings": ["havasız, gürültülü ve kalabalık (yer)"]}, {"word": "mahalle mektebi", "meanings": ["Mahallede bulunan ilkokul"]}, {"word": "mahalleli", "meanings": ["Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü", "Aynı mahalleden olan"]}, {"word": "mahalle muhtarı", "meanings": ["Muhtar"]}, {"word": "mahallî", "meanings": ["Yöresel"]}, {"word": "maharetli", "meanings": ["Becerikli"]}, {"word": "mahallîleşme", "meanings": ["Yerelleşme"]}, {"word": "mahallî idare", "meanings": ["Yerel yönetim"]}, {"word": "mahallîleşmek", "meanings": ["Yerelleşmek"]}, {"word": "mahallî seçim", "meanings": ["Belli bir bölgede yapılan seçim"]}, {"word": "maharet", "meanings": ["Beceri"]}, {"word": "maharet kazanmak", "meanings": ["beceri edinmek, ustalaşmak"]}, {"word": "maharetsizlik", "meanings": ["Beceriksizlik"]}, {"word": "mahbes", "meanings": ["Cezaevi"]}, {"word": "maharetsiz", "meanings": ["Beceriksiz"]}, {"word": "mahbube", "meanings": ["Sevilen kadın"]}, {"word": "mahbup", "meanings": ["Sevilen erkek"]}, {"word": "mahcubiyet", "meanings": ["Utangaçlık"]}, {"word": "mahcup", "meanings": ["Utangaç", "Utangaç bir biçimde"]}, {"word": "mahcup çıkarmamak", "meanings": ["utandırmamak"]}, {"word": "mahcup olmak", "meanings": ["utanmak"]}, {"word": "mahcup kalmak", "meanings": ["utanmış olmak"]}, {"word": "mahcup etmek", "meanings": ["utandırmak"]}, {"word": "mahcupluk", "meanings": ["Mahcup olma durumu, utangaçlık"]}, {"word": "mahcur", "meanings": ["Kısıtlı"]}, {"word": "mahcuz", "meanings": ["Hacizli"]}, {"word": "mahdum", "meanings": ["Oğul(I)"]}, {"word": "mahdut", "meanings": ["Çevrilmiş, sınırlanmış", "Dar, basit"]}, {"word": "mahfaza", "meanings": ["İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. değerli süs eşyalarının saklandığı kutu, koruncak"]}, {"word": "mahfe", "meanings": ["Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet"]}, {"word": "mahfil", "meanings": ["Toplantı yeri", "Toplanmış kimseler", "Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer"]}, {"word": "mahfazalı", "meanings": ["Mahfazası olan", "Korunan, mahfuz"]}, {"word": "mahfuz", "meanings": ["Saklanmış, korunmuş, korunan, saklı"]}, {"word": "mahfuzen", "meanings": ["Gözaltında olarak"]}, {"word": "mahıv", "meanings": ["Yok etme, yok olma"]}, {"word": "mahir", "meanings": ["Becerikli, yetenekli", "Uzman, işini iyi bilen, usta"]}, {"word": "mahirane", "meanings": ["Becerikli"]}, {"word": "mahkeme", "meanings": ["Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer, yargı yeri, yargıevi, mahkeme kapısı", "Yargılama"]}, {"word": "mahiye", "meanings": ["Aylık", "Aylık olarak"]}, {"word": "mahiyet", "meanings": ["Nitelik, vasıf, öz, özlük, asıl, esas", "İçyüz"]}, {"word": "mahkeme açmak", "meanings": ["mahkemede dava açmak"]}, {"word": "mahkeme kadıya mülk değil", "meanings": ["`hiç kimse, bulunduğu kamu hizmetinde ömrünün sonuna kadar kalamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mahkemede dayısı olmak", "meanings": ["yüksek bir makamda koruyucusu, kayırıcısı bulunmak"]}, {"word": "mahkemeye düşmek", "meanings": ["mahkemelik olmak"]}, {"word": "mahkeme kapısı", "meanings": ["Mahkeme"]}, {"word": "mahkeme kararı", "meanings": ["Dava sonunda açıklanan karar"]}, {"word": "mahkemeye vermek", "meanings": ["dava açmak"]}, {"word": "mahkemeleşme", "meanings": ["Mahkemeleşmek işi"]}, {"word": "mahkemeleşmek", "meanings": ["Karşılıklı olarak birbirini dava etmek"]}, {"word": "mahkemeli", "meanings": ["Mahkemeye düşmüş"]}, {"word": "mahkemelik", "meanings": ["Mahkemede yargılanması, çözümlenmesi gereken"]}, {"word": "mahkemelik olmak", "meanings": ["istemediği hâlde dava konusu olmak"]}, {"word": "mahkeme masrafı", "meanings": ["Dava gideri"]}, {"word": "mahkûk", "meanings": ["Kazılmış, hakkedilmiş"]}, {"word": "mahkûkât", "meanings": ["Kazılmış, hakkedilmiş şeyler"]}, {"word": "mahkûm", "meanings": ["Hükümlü", "Zorunda olan, mecbur", "Kötü bir sonuca varması kaçınılmaz olan"]}, {"word": "mahluk", "meanings": ["Yaratık"]}, {"word": "mahkûm etmek", "meanings": ["hüküm giydirmek", "kötü bir duruma sürüklemek", "mecbur etmek"]}, {"word": "mahlut", "meanings": ["Katışık", "Karışım"]}, {"word": "mahkûm olmak", "meanings": ["hüküm giymek", "kötü bir duruma düşmek", "mecbur olmak"]}, {"word": "mahkûmane", "meanings": ["Mahkûma yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "mahlas", "meanings": ["Takma ad"]}, {"word": "mahkûmiyet", "meanings": ["Hükümlülük", "Hüküm giyilen süre"]}, {"word": "mahlep", "meanings": ["Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç, kokulu kiraz, İdris ağacı (Prunus mahaleb)", "Bu ağacın bahar olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi"]}, {"word": "mahlukat", "meanings": ["Yaratıklar"]}, {"word": "mahlul", "meanings": ["Hallolmuş, çözülmüş, dağılmış", "Mirasçısı olmayan bir kimseden hükûmete kalan (mülk)", "Eriyik"]}, {"word": "mahmude", "meanings": ["Çit sarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, 50-100 santimetre boyunda, çok yıllık ve otsu bir bitki (Convolvulus scammonia)", "Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, hekimlikte kullanılan, reçineye benzer bir madde"]}, {"word": "mahmudiye", "meanings": ["Bugün süs altını gibi kullanılan, II. Mahmut zamanında basılmış, ince altın sikke"]}, {"word": "mahmul", "meanings": ["Yükletilmiş", "Yüklü, dolu(II)", "Yüklem"]}, {"word": "mahmur", "meanings": ["Sarhoşluğun sebep olduğu sersemlik içinde olan", "Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan", "Süzgün, dalgın bakışlı (göz)"]}, {"word": "mahmul olmak", "meanings": ["dolu bulunmak"]}, {"word": "mahmur çiçeği", "meanings": ["Çiğdem"]}, {"word": "mahmurlaşmak", "meanings": ["Mahmur bir duruma gelmek"]}, {"word": "mahmurlaşma", "meanings": ["Mahmurlaşmak durumu"]}, {"word": "mahmurluk", "meanings": ["İçki içmiş bir kimsenin duyduğu baş ağrısı ve sersemlik, ayıltı", "Uykudan sonra duyulan ağırlık ve sersemlik"]}, {"word": "mahmuz", "meanings": ["Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça", "Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı", "Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı", "Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı"]}, {"word": "mahmuzlama", "meanings": ["Mahmuzlamak işi"]}, {"word": "mahmuzlamak", "meanings": ["Hızlanması için hayvanı mahmuzla dürtmek, topuklamak"]}, {"word": "mahmuzlanma", "meanings": ["Mahmuzlanmak işi"]}, {"word": "mahmuzlanmak", "meanings": ["Mahmuzlama işine konu olmak veya mahmuzlama işi yapılmak"]}, {"word": "mahpus", "meanings": ["Kapatılmış, hapsedilmiş (kimse)", "Bir tür tavla oyunu", "Cezaevi"]}, {"word": "mahmuzlu", "meanings": ["Mahmuzu olan"]}, {"word": "mahpushane", "meanings": ["Cezaevi"]}, {"word": "mahpusluk", "meanings": ["Mahpus olma durumu", "Mahpus olma süresi"]}, {"word": "mahra", "meanings": ["Üzüm taşımaya yarayan ağzı geniş, dibi dar tahta kap"]}, {"word": "mahrama", "meanings": ["Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü, makrama"]}, {"word": "mahreç", "meanings": ["Çıkış yeri, çıkak", "Boğumlanma noktası", "Payda"]}, {"word": "mahrek", "meanings": ["Yörünge"]}, {"word": "mahrem", "meanings": ["Yakın akrabadan olduğu için nikâh düşmeyen (kimse)", "Başkalarına söylenmeyen, gizli", "Sırdaş"]}, {"word": "mahremiyet", "meanings": ["Gizlilik"]}, {"word": "mahremiyetine girmek", "meanings": ["bir kimsenin özel hayatını öğrenecek kadar ona yakın olmak"]}, {"word": "mahrukat", "meanings": ["Yakacak"]}, {"word": "mahrum", "meanings": ["Yoksun"]}, {"word": "mahrum kalmak", "meanings": ["yoksun kalmak"]}, {"word": "mahrum etmek", "meanings": ["yoksun bırakmak"]}, {"word": "mahrum olmak", "meanings": ["yoksun kalmak"]}, {"word": "mahrumiyet", "meanings": ["Yoksunluk"]}, {"word": "mahrut", "meanings": ["Koni"]}, {"word": "mahruti", "meanings": ["Konik"]}, {"word": "mahsur", "meanings": ["Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş"]}, {"word": "mahsuben", "meanings": ["Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere"]}, {"word": "mahsus", "meanings": ["Özgü", "Biri veya bir şey için ayrılmış, münhasır", "Özel", "Özellikle", "Bilerek, isteyerek, kasten", "Şakadan"]}, {"word": "mahsus", "meanings": ["Duyulan, anlaşılan, hissedilen", "Belli, ortada, aşikâr"]}, {"word": "mahsul", "meanings": ["Ürün", "Verim", "Ortaya çıkan, elde edilen şey"]}, {"word": "mahsulat", "meanings": ["Ürünler", "Ortaya çıkan, elde edilen şeyler"]}, {"word": "mahsuldar", "meanings": ["Verimli"]}, {"word": "mahsup", "meanings": ["Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş"]}, {"word": "mahsup etmek", "meanings": ["hesaba geçirmek", "borcunu alacağından düşmek"]}, {"word": "mahsubunu yapmak", "meanings": ["hesabını yapmak, hesabına geçirmek", "borcunu alacağından düşürmek"]}, {"word": "mahşer", "meanings": ["Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer", "Büyük kalabalık", "Kargaşa"]}, {"word": "mahsur kalmak", "meanings": ["bir yerden çıkamamak", "kuşatılmak, sarılmak, çevrilmek"]}, {"word": "mahşer günü", "meanings": ["Kıyamet"]}, {"word": "mahşer gibi", "meanings": ["çok kalabalık"]}, {"word": "mahşere dönmek", "meanings": ["çok kalabalıklaşmak"]}, {"word": "mahşer midillisi", "meanings": ["Kısa boylu, fitneci kimse"]}, {"word": "mahşerî", "meanings": ["Mahşeri andıran"]}, {"word": "mahunya", "meanings": ["İki çeneklilerden, çiçekleri sarı renkte, kokulu ve salkım durumunda olan, köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi (Mahonia)"]}, {"word": "mahur", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "mahurbuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "mahut", "meanings": ["Bilinen, adı geçen, sözü geçen"]}, {"word": "mahvetme", "meanings": ["Mahvetmek işi"]}, {"word": "mahvetmek", "meanings": ["Yok etmek", "Bozup işe yaramaz duruma getirmek", "Onmaz duruma getirmek", "Boşa gitmesine sebep olmak, heba etmek"]}, {"word": "mahviyet", "meanings": ["Alçak gönüllülük"]}, {"word": "mahvolma", "meanings": ["Mahvolmak işi"]}, {"word": "mahvolmak", "meanings": ["Yok olmak", "Bozulup yararsız duruma gelmek", "Onulmaz duruma gelmek", "Boşa gitmek, heba olmak"]}, {"word": "mahya", "meanings": ["Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim", "Çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm"]}, {"word": "mahyacı", "meanings": ["Mahya yapan kimse", "Kiremit aktarıcısı"]}, {"word": "mahyacılık", "meanings": ["Mahya yapma işi"]}, {"word": "mahya ışıklığı", "meanings": ["Mahya üzerine yazılan ışıklı yazı"]}, {"word": "mahya kiremidi", "meanings": ["Çatılarda mahyayı örtmek için dizilen, uzunca ve oluk biçiminde kiremit"]}, {"word": "mahyalık", "meanings": ["Bir çatının köşelerini örten kurşun levha"]}, {"word": "mahzar", "meanings": ["Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru", "Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe", "Mahkeme sicil defteri"]}, {"word": "mahzur", "meanings": ["Sakınca", "Engel"]}, {"word": "mahzen", "meanings": ["Yapılarda yer altı deposu"]}, {"word": "mahzun", "meanings": ["Üzgün"]}, {"word": "mahzunlaşma", "meanings": ["Mahzunlaşmak işi"]}, {"word": "mahzun etmek", "meanings": ["üzüntü vermek"]}, {"word": "mahzun olmak", "meanings": ["üzgün durumda olmak, boynu bükülmek"]}, {"word": "mahzunlaşmak", "meanings": ["Mahzun duruma girmek, mahzun olmak"]}, {"word": "mahzur doğurmak", "meanings": ["ortaya engel çıkarmak, sakınca yaratmak"]}, {"word": "mahzunluk", "meanings": ["Mahzun olma durumu"]}, {"word": "mahzur görmek", "meanings": ["sakıncalı bulmak"]}, {"word": "mahzurlu", "meanings": ["Sakıncalı"]}, {"word": "mai", "meanings": ["Mavi"]}, {"word": "maile", "meanings": ["Aklan"]}, {"word": "mail", "meanings": ["Eğilimi olan", "Eğik", "Benzeyen, andıran"]}, {"word": "mail olmak", "meanings": ["hayran kalmak, vurulmak"]}, {"word": "main", "meanings": ["Eşkenar dörtgen"]}, {"word": "maişet", "meanings": ["Geçim, geçinme"]}, {"word": "maiyet", "meanings": ["Üst görevlinin yanında bulunan kimseler, alt kademedekiler"]}, {"word": "maiyet memuru", "meanings": ["Yüksek makamlı bir devlet memurunun yanında görev yapan memur"]}, {"word": "majesteleri", "meanings": ["devlet başkanlarına yönelik kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "majeste", "meanings": ["Devlet başkanları için kullanılan san", "esk. Hükümdarlara verilen san"]}, {"word": "majör", "meanings": ["Büyük, önemli", "Bir makam, bir akort veya bir aralığın oluşma biçimi", "Büyük önerme"]}, {"word": "majör gam", "meanings": ["Beş tonla iki yarım tondan oluşan gam"]}, {"word": "majüskül", "meanings": ["Büyük harf"]}, {"word": "makabil", "meanings": ["Bir şeyin öncesi, geçmişi"]}, {"word": "makabline şamil", "meanings": ["Önceyi kapsayan"]}, {"word": "makadam", "meanings": ["Yolların kaplanması için genellikle 4-7 santimetre arasında parçalara bölünmüş taş", "Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol"]}, {"word": "makak", "meanings": ["Güneydoğu Asya'da yaşayan kuyruklu bir maymun (Macacus)"]}, {"word": "makale", "meanings": ["Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı"]}, {"word": "makam", "meanings": ["Mevki, kat(I), yer", "Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi"]}, {"word": "makam arabası", "meanings": ["Yüksek makamdaki bir kimse için ayrılan araba, makam otomobili"]}, {"word": "makam odası", "meanings": ["Yüksek makamdaki bir kimse için ayrılan oda"]}, {"word": "makam ödeneği", "meanings": ["Makam tazminatı"]}, {"word": "makam otomobili", "meanings": ["Makam arabası"]}, {"word": "makam şoförü", "meanings": ["Makam arabasını kullanan şoför"]}, {"word": "makara", "meanings": ["Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir, bobin", "Sürme kapak rayları üzerinde hareket edecek biçimde metal veya plastikten yapılmış değişik tiplerdeki sürme kapak aleti", "Bir yükün yukarıya kaldırılmasını sağlayan araç", "Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet"]}, {"word": "makam tazminatı", "meanings": ["Yüksek makamda görevli bulunanlara aylık maaşları dışında fazladan ödenen ücret, makam ödeneği"]}, {"word": "makara çekmek", "meanings": ["ötücü kuşlar sürekli ötmek"]}, {"word": "makara gibi", "meanings": ["aralıksız (konuşma)"]}, {"word": "makaraları koyuvermek (veya zapt edememek veya salıvermek)", "meanings": ["kendini tutamayarak kahkahayla gülmeye başlamak"]}, {"word": "makarasını çözmek", "meanings": ["ayrıntılarıyla sayıp dökmek"]}, {"word": "makaraya almak (veya sarmak)", "meanings": ["bir kimseyle alay etmek"]}, {"word": "makaralı", "meanings": ["Makarası olan, makara ile çalışan"]}, {"word": "makarena", "meanings": ["El kol hareketleri ile birlikte yapılan bir tür hızlı dans"]}, {"word": "makaralı kuş", "meanings": ["Sürekli öten kuş"]}, {"word": "makarna", "meanings": ["İrmik veya una yumurta karıştırılarak hazırlanmış türlü biçimlerdeki kuru hamur", "Bu hamurdan yapılan yemek", "İtalyan lireti"]}, {"word": "makarnacı", "meanings": ["Makarna yapan veya satan kimse", "Makarnayı çok seven kimse", "Şişman, hareketsiz kimse", "İtalyan"]}, {"word": "makarnacılık", "meanings": ["Makarna yapma veya satma işi"]}, {"word": "makas", "meanings": ["Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı", "Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet", "Birbirini kesen demir yolu kavşağı", "Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay", "Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi", "Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı", "Çalma, kırpma", "Dirsek", "Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni", "Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç", "Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılan bir hareket"]}, {"word": "makas almak", "meanings": ["birinin yanağını orta parmak ile işaret parmağı arasına alıp sıkıştırmak, makaslamak"]}, {"word": "makas değiştirmek", "meanings": ["tren yönünü değiştirmek", "tuttuğu yol ve yöntemden vazgeçip başka bir yöne yönelmek"]}, {"word": "makasçı", "meanings": ["Makas yapan veya satan kimse", "Demir yollarında makasları açıp kapayarak trenlere yol veren görevli", "Makastar"]}, {"word": "makas vurmak", "meanings": ["makasla kesmek"]}, {"word": "makasçılık", "meanings": ["Makasçının görevi", "Basında başka gazetelerdeki haberleri kesip olduğu gibi aktarma işi"]}, {"word": "makas hakkı", "meanings": ["Makas payı"]}, {"word": "makaskâr", "meanings": ["Kâğıt oymacılığı ile uğraşan kimse, oymacı", "Kesme ve oyma sanatı ile uğraşan kimse"]}, {"word": "makaslama", "meanings": ["Makaslamak işi", "Çaprazlama"]}, {"word": "makaslamak", "meanings": ["Makasla kesmek", "Yazı, film vb.ni sansür amaçlı kısaltmak, kesmek", "Makas almak"]}, {"word": "makaslanma", "meanings": ["Makaslanmak işi"]}, {"word": "makaslanmak", "meanings": ["Makas almak işine konu olmak", "Kesilmek"]}, {"word": "makaslı", "meanings": ["Makası olan"]}, {"word": "makaslı böcek", "meanings": ["Kın kanatlılarından, başı ve makasları iri bir böcek, bağkesen, yereşeği (Lucanius)"]}, {"word": "makas payı", "meanings": ["Kumaş biçerken ihtiyat olarak bırakılan pay, makas hakkı", "Ölçüden fazla bırakılan veya fazlalığı hoş görülen miktar"]}, {"word": "makastar", "meanings": ["Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta, makasçı"]}, {"word": "makat", "meanings": ["Kıç", "Anüs", "Minderli alçak sedir", "Minder yüzü, minderin üzerine yayılan kumaş"]}, {"word": "makber", "meanings": ["Mezar"]}, {"word": "makbul", "meanings": ["Kabul edilen", "Beğenilen, hoş karşılanan", "Geçer, geçerli"]}, {"word": "makbul olmak", "meanings": ["beğenilmek"]}, {"word": "makbule geçmek", "meanings": ["çok beğenilmek, hoşa gitmek, işe yaramak"]}, {"word": "makbuz", "meanings": ["Alındı"]}, {"word": "Makedon", "meanings": ["Makedonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Makedonyalı"]}, {"word": "Makedonca", "meanings": ["Makedonya'da kullanılan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Makedonyalı", "meanings": ["Makedon"]}, {"word": "maket", "meanings": ["Mimarlıkta, sanayide ve bazı sanat dallarında yer alan eserlerin taslak durumundaki küçük örneği"]}, {"word": "maket bıçağı", "meanings": ["Genellikle maket yapımında kullanılan ince ve keskin bıçak"]}, {"word": "makine", "meanings": ["Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü", "Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması", "Araba, otomobil"]}, {"word": "maketçi", "meanings": ["Maket yapan kimse"]}, {"word": "maketçilik", "meanings": ["Maket yapma veya satma işi"]}, {"word": "makferlan", "meanings": ["Omuzdan yarı bele kadar inen pelerini olan palto"]}, {"word": "maki", "meanings": ["Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü"]}, {"word": "maki", "meanings": ["Makigillerden, Madagaskar Adası'nda sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir tür maymun (Lemur)"]}, {"word": "makigiller", "meanings": ["Örneği maki (II) olan primatlar sınıfı"]}, {"word": "makilik", "meanings": ["Maki yetişen yer"]}, {"word": "makine çekmek", "meanings": ["dikiş makinesinde dikmek"]}, {"word": "makine gibi", "meanings": ["çok çabuk, art arda, aynı biçimde yapılan veya olan"]}, {"word": "makine gibi adam", "meanings": ["düzgün, çok ve çabuk iş çıkaran adam"]}, {"word": "makineyi bozmak", "meanings": ["motoru bozmak"]}, {"word": "makineci", "meanings": ["Makine satan veya onaran kimse", "İşlerinde makine kullanmayı tercih eden kimse", "Belli bir desen ve şekilde kesimi yapılmış kumaş, deri, kürk vb. parçaların makine ile birleştirilmesi işlemini yapan kimse"]}, {"word": "makine dolabı", "meanings": ["Makineler için özel yapılan dolap"]}, {"word": "makine gücü", "meanings": ["Bir makinenin bir saniyede yapabildiği iş miktarı"]}, {"word": "makineleşme", "meanings": ["Makineleşmek işi"]}, {"word": "makineleşmek", "meanings": ["Üretimde makine gücünden, giderek daha çok yararlanmak", "Davranışları, hareketleri makinelerinkine benzer duruma gelmek, bazı işleri alışkanlıkla yapmak"]}, {"word": "makineleştirme", "meanings": ["Makineleştirmek işi"]}, {"word": "makineleştirmek", "meanings": ["Makine ile yapılmasını sağlamak"]}, {"word": "makineli", "meanings": ["Makinesi olan, makine ile işleyen", "Makineli tüfek"]}, {"word": "makineli tabanca", "meanings": ["Bir tür otomatik silah"]}, {"word": "makineli tüfek", "meanings": ["Tetiğine basıldığında sürekli kurşun atan bir tür tüfek, makineli"]}, {"word": "makineli tüfek gibi", "meanings": ["çok hızlı, birbiri ardınca"]}, {"word": "makine odası", "meanings": ["Makinelerin onarıldığı yer", "Sinemalarda sinema makinesinin bulunduğu yer"]}, {"word": "makine yağı", "meanings": ["Rafine edilmiş bir yağlama yağı ile bir sabunun, istenen kıvama göre değişen oranlarda iyice karıştırılmasından elde edilen yarı koyu yağlama yağı, gres, gres yağı"]}, {"word": "makinist", "meanings": ["Lokomotif, vapur, fabrika vb.nin makinesini işleten kimse", "Makinelerden anlayan, makineleri onarabilen usta", "Sinemalarda film makinesini çalıştıran kişi"]}, {"word": "makinistlik", "meanings": ["Makinistin görevi"]}, {"word": "makrama", "meanings": ["Mahrama"]}, {"word": "makromeli", "meanings": ["Kol ve bacaklardan birinin veya birkaçının aşırı gelişmesi"]}, {"word": "makrosefal", "meanings": ["Başı anormal derecede büyük olan (kimse)"]}, {"word": "maksat gütmek", "meanings": ["bir işi yaparken gizli amaç beslemek"]}, {"word": "maksat", "meanings": ["İstenilen şey, amaç, gaye, erek"]}, {"word": "maksat hasıl olmak", "meanings": ["amaca ulaşılmak, amaç gerçekleşmek"]}, {"word": "maksat muhabbet olsun", "meanings": ["`dostların konu kıtlığında bile konuşacak şeyleri vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "maksatlı", "meanings": ["Bir amacı olan", "Bilerek, isteyerek, kasıtlı olarak"]}, {"word": "maksatsız", "meanings": ["Bir amacı olmayan", "Bilmeden, istemeden, kasıtsız olarak"]}, {"word": "maksi etek", "meanings": ["Boyu topuklara kadar uzanan etek, maksi"]}, {"word": "maktu", "meanings": ["Kesik", "Kesin olarak değeri biçilmiş", "Ölçü ile satılmayan, götürü"]}, {"word": "maksi", "meanings": ["Uzun", "Maksi etek"]}, {"word": "maksimal", "meanings": ["Azami", "Maksimum"]}, {"word": "maksure", "meanings": ["Camilerde, parmaklıklarla çevrilmiş yer", "Bir evin yabancıların girmesine izin verilmeyen bölümü"]}, {"word": "maksimum", "meanings": ["Azami", "Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan (sınır), maksimal, azami"]}, {"word": "maksut", "meanings": ["İstenen, niyet edilen, güdülen, amaçlanan"]}, {"word": "makta", "meanings": ["Kalem ucunu düzeltmeye yarayan kemikten yapılmış araç", "Divan edebiyatında gazelin veya kasidenin son beyti", "Kesit"]}, {"word": "maktul", "meanings": ["Öldürülmüş, öldürülen"]}, {"word": "maktul düşmek (veya olmak)", "meanings": ["vurulup ölmek, öldürülmek, katledilmek"]}, {"word": "makul", "meanings": ["Akla uygun, akıllıca", "Akıllıca iş gören, mantıklı", "Belirli", "Aşırı olmayan, uygun, elverişli"]}, {"word": "makul olmak", "meanings": ["akıllıca, akla uygun davranmak"]}, {"word": "makule", "meanings": ["Çeşit", "Ulam"]}, {"word": "makûs", "meanings": ["Ters çevrilmiş, baş aşağı getirilmiş", "Uğursuz, kötü"]}, {"word": "makyaj", "meanings": ["Yüzü güzelleştirmek için boyama, yüz boyama, yüz bakımı", "İyi görüntü sağlamak, belli bir tip yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişimler"]}, {"word": "makyaj yapmak", "meanings": ["yüzü çeşitli işlemlerle temizlemek, boyamak ve diğer işlemlerle daha bakımlı ve güzel göstermek, makyajlamak"]}, {"word": "makyajcı", "meanings": ["Makyaj yaparak geçimini sağlayan kimse, düzgüncü"]}, {"word": "makyajcılık", "meanings": ["Makyajcının görevi, düzgüncülük"]}, {"word": "makyajlı", "meanings": ["Makyajı olan"]}, {"word": "makyajlamak", "meanings": ["Makyaj yapmak"]}, {"word": "makyaj odası", "meanings": ["Televizyon, sinema, fotoğrafçılık ve reklamcılıkta filmin çekiminden önce gerekli makyajın yapıldığı yer"]}, {"word": "makyajsız", "meanings": ["Makyajı olmayan"]}, {"word": "Makyavelizm", "meanings": ["Makyavelcilik"]}, {"word": "Makyavelcilik", "meanings": ["Politikada, amaca ulaşmak için ahlaka aykırı da olsa her türlü aracı hoş gören anlayış, Makyavelizm"]}, {"word": "mal", "meanings": ["Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü", "Büyükbaş hayvan", "Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia", "Bayağı, aşağılık, kötü kimse", "Esrar", "Orospu"]}, {"word": "mal adama hem dost hem düşmandır", "meanings": ["`malın insana yararı olduğu gibi zararı da vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mal bulmuş Mağribî gibi", "meanings": ["`büyük bir zenginliğe kavuşmuşçasına aşırı sevinç ve coşku ile` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mal canı kazanmaz, can malı kazanır", "meanings": ["`insan mal kazanacağım diye sağlığını tehlikeye atmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mal canın yongasıdır", "meanings": ["`insan, malına gelen zarardan, canına gelmişçesine acı duyar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mal edinmek", "meanings": ["kendine mal sağlamak, mal sahibi olmak"]}, {"word": "mal etmek", "meanings": ["bir değer karşılığında sahip olmak", "kendi malı, eseri, buluşu gibi benimsemek veya saymak", "yüklemek, ait olduğunu göstermek"]}, {"word": "mal kaldırmak", "meanings": ["ürün elde etmek"]}, {"word": "mal kapatmak", "meanings": ["para karşılığında herhangi bir üretim alanındaki verimin sırf kendisine ayrılmasını sağlamak"]}, {"word": "mal meydanda", "meanings": ["bir işin gizli bir yönünün olmadığını belirten bir söz"]}, {"word": "mal olmak", "meanings": ["bir şeye bir değer karşılığında sahip olmak", "bir iş, bir davranış sonucu zarara uğramak", "bir yeri, bir şeyi benimsenmek"]}, {"word": "mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi", "meanings": ["malı mülkü yüzünden kendini üzüntüye kaptırmamak veya malı mülkü ile övünmemek gerektiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "mal yapmak", "meanings": ["servet sahibi olmak"]}, {"word": "malı ongun olanın adı angın olur", "meanings": ["`malından çok ürün alan kişinin adı her yerde anılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "malın iyisi boğazdan geçer", "meanings": ["`kişinin, yiyemediği malının bir değeri yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür", "meanings": ["`züğürt, yokluk içinde bulunduğundan yiyemez, varlık içinde olduğu hâlde yiyemeyen de bunun gibidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "malı götürmek", "meanings": ["herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek"]}, {"word": "mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan", "meanings": ["`bu dünya gelip geçicidir, mala mülke fazla değer vermemek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mala", "meanings": ["Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, üstten tahta saplı sıvama aracı"]}, {"word": "malafa", "meanings": ["Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti"]}, {"word": "malaga", "meanings": ["İspanya'nın Malanga yöresinde yapılan bir şarap türü", "İri taneli misket üzümü"]}, {"word": "malak", "meanings": ["Manda yavrusu"]}, {"word": "malaklama", "meanings": ["Malaklamak işi"]}, {"word": "malakit", "meanings": ["Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat, bakır taşı"]}, {"word": "malaklamak", "meanings": ["Manda, yavrulamak"]}, {"word": "malalama", "meanings": ["Malalamak işi"]}, {"word": "malalamak", "meanings": ["Çimento veya alçı sürülmüş bir yüzeyi mala ile düzeltmek"]}, {"word": "malama", "meanings": ["Samanla karışık tahıl"]}, {"word": "malarya", "meanings": ["Sıtma"]}, {"word": "malayani", "meanings": ["Boş ve yararsız, saçma"]}, {"word": "malaz", "meanings": ["Sulak yer", "Sürülmemiş, ot bürümüş toprak", "Su altında kalan, su basmış tarla"]}, {"word": "mal beyanı", "meanings": ["Mal bildirimi"]}, {"word": "mal bildirimi", "meanings": ["Mülkiyeti altında bulunan taşınır ve taşınmaz malların listelenerek istenen makama sunulması, mal beyanı, deklarasyon"]}, {"word": "mal birliği", "meanings": ["Hukuk bakımından karı ve kocanın mallarının bir bütün sayılması"]}, {"word": "malca", "meanings": ["Mal olarak, mal bakımından, malen"]}, {"word": "malgama", "meanings": ["Cıvanın herhangi bir madenle birleşerek yaptığı alaşım, amalgam"]}, {"word": "mal canlısı", "meanings": ["Mala çok düşkün, malı çok seven"]}, {"word": "malın gözü", "meanings": ["Açıkgöz, kurnaz, çokbilmiş kimse", "Aşağılık ve düzenci kimse", "Bir şeyin en iyisi, en güzeli", "İffetsiz"]}, {"word": "mali", "meanings": ["Mal ile ilgili", "Parasal", "Maliyeye ilişkin, maliye ile ilgili"]}, {"word": "malı taşı", "meanings": ["Bazen kayıklarda çıpa yerine kullanılan, ipe bağlı büyükçe taş"]}, {"word": "mali analist", "meanings": ["Ekonomik ve mali konuları çözümleyen uzman"]}, {"word": "mali belge", "meanings": ["Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet, mali senet, enstrüman"]}, {"word": "malihülya", "meanings": ["Kara sevda", "Kuruntu"]}, {"word": "malik", "meanings": ["Sahip, iye"]}, {"word": "malik olmak", "meanings": ["sahip olmak"]}, {"word": "malikâne", "meanings": ["Geniş bir alana kurulmuş, büyük ve gösterişli ev"]}, {"word": "malikiyet", "meanings": ["Malik olma durumu"]}, {"word": "Maliki", "meanings": ["İslamiyette dört Sünni mezhepten biri", "Bu mezhepten olan kimse"]}, {"word": "maliye", "meanings": ["Kamu ile ilgili işlerin yürütülmesi için gerekli gelirleri ve harcanan paraları düzenleyen kuralların bütünü", "Konusu bu kuralları incelemek olan bilim dalı", "Devlet gelir ve giderlerini yöneten kuruluş"]}, {"word": "maliyeci", "meanings": ["Maliye işlerinde uzman olan veya devletin maliye kuruluşlarında çalışan kimse"]}, {"word": "maliyecilik", "meanings": ["Bir devletin mali işleri", "Maliyecinin görevi"]}, {"word": "maliyet", "meanings": ["Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı"]}, {"word": "maliyet fiyatı", "meanings": ["Bir malın çeşitli üretim ve dağıtım dönemlerinde, o döneme kadar yapılan harcamaların bütünü, doğal fiyat, normal fiyat"]}, {"word": "maliyetli", "meanings": ["Maliyeti yüksek olan"]}, {"word": "mali yıl", "meanings": ["Her yıl bütçenin uygulanması için martın birinden başlayıp ertesi yıl şubat sonunda kapanan süre"]}, {"word": "maliyetsiz", "meanings": ["Maliyeti düşük olan"]}, {"word": "Malkar", "meanings": ["Kuzey Kafkasya'da Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nde yaşayan, Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse, Balkar"]}, {"word": "Malkarca", "meanings": ["Malkar Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "malkıran", "meanings": ["Hayvan vebası"]}, {"word": "malkoç", "meanings": ["Osmanlılarda akıncılar ocağının komutanı"]}, {"word": "mallanma", "meanings": ["Mallanmak işi"]}, {"word": "mallanmak", "meanings": ["Mal edinmek, zenginleşmek"]}, {"word": "mal mülk", "meanings": ["Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık"]}, {"word": "mal sahibi", "meanings": ["Bir malı kendi mülkiyeti altında bulunduran kimse"]}, {"word": "mal sandığı", "meanings": ["Para alıp veren devlet dairesi"]}, {"word": "malt", "meanings": ["Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa"]}, {"word": "Malta eriği", "meanings": ["Yenidünya"]}, {"word": "Malta humması", "meanings": ["Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık, Akdeniz humması"]}, {"word": "Malta palamudu", "meanings": ["Uskumrugillerden, ılık ve sıcak denizlerde yaşayan, üzerinde enlemesine mavi çizgiler bulunan, gri renkli bir balık (Naucrates ductor)"]}, {"word": "Malta taşı", "meanings": ["Bahçe, mutfak vb. yerleri döşemekte kullanılan, dört köşe, yassı, kolay kırılan bir taş türü"]}, {"word": "Maltız", "meanings": ["Maltalı"]}, {"word": "maltız", "meanings": ["Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ve taşınır ocak"]}, {"word": "Maltız keçisi", "meanings": ["Ana yurdu Malta adası olan, çok süt veren, kısa tüylü, küçük bir cins keçi"]}, {"word": "maltlanma", "meanings": ["Maltlanmak işi"]}, {"word": "maltlanmak", "meanings": ["Malt ile işlem görmek, içine malt katılmak"]}, {"word": "maltoz", "meanings": ["Nişastası tam olmayan, hidroliz sırasında ortaya çıkan şeker (C12H12O11)"]}, {"word": "malul", "meanings": ["Sakat (kimse)", "Hasta (kimse)"]}, {"word": "malulen", "meanings": ["Sakat, hasta bir biçimde", "Hastalık, sakatlık sebebiyle"]}, {"word": "maluliyet", "meanings": ["Sakatlık"]}, {"word": "malul gazi", "meanings": ["Bir savaşta veya yurt savunmasında sakatlanmış güvenlik görevlisi"]}, {"word": "malullük", "meanings": ["Sakatlık"]}, {"word": "malum", "meanings": ["Bilinen, belli(II)", "Herkesçe bilinen ancak dile getirilemeyen", "Bilindiği üzere, bilindiği gibi, kuşkusuz", "Etken, meçhul karşıtı", "Bilinen"]}, {"word": "malum değil", "meanings": ["bilinmeyen konular için kullanılan bir söz"]}, {"word": "malum ya!", "meanings": ["`bilinen şey` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "malum olmak", "meanings": ["içine doğmak"]}, {"word": "malumu ilam etmek", "meanings": ["bilinen ve açık olan bir şeyi söylemeye, açıklamaya kalkmak"]}, {"word": "malumat", "meanings": ["Bilgi"]}, {"word": "malumat almak", "meanings": ["bilgi edinmek"]}, {"word": "malumat vermek", "meanings": ["bilgi vermek"]}, {"word": "malumat edinmek", "meanings": ["bilgi edinmek, öğrenmek"]}, {"word": "malumatfuruş", "meanings": ["Bilgiçlik taslayan"]}, {"word": "malumatfuruşluk", "meanings": ["Malumatfuruş olma durumu"]}, {"word": "malumatlı", "meanings": ["Bilgili"]}, {"word": "malumat sahibi", "meanings": ["Bilgili"]}, {"word": "malumatsız", "meanings": ["Bilgisiz"]}, {"word": "malumattar", "meanings": ["Bilgili"]}, {"word": "malumattar etmek", "meanings": ["bilgi vermek"]}, {"word": "mal varlığı", "meanings": ["Bir kişiye ait para ile ölçülebilen hakların bütünü, mamelek"]}, {"word": "malya", "meanings": ["Deniz dibinde otlara takılmış oltayı kurtarmaya ve deniz derinliklerinden ağ, halat, sicim vb. şeyleri çıkarmaya yarayan dört tırnaklı demir"]}, {"word": "mama", "meanings": ["Bebek için hazırlanan yiyeceklerin genel adı"]}, {"word": "malzeme", "meanings": ["Gereç", "Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı"]}, {"word": "mamaliga", "meanings": ["Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği"]}, {"word": "mamafih", "meanings": ["Bununla birlikte"]}, {"word": "mambo", "meanings": ["Haiti kökenli, rumba ve çaçaya benzeyen bir dans", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "mamul", "meanings": ["Yapılmış, işlenmiş, imal edilmiş (eşya, yiyecek)"]}, {"word": "mamelek", "meanings": ["Mal varlığı"]}, {"word": "mamulat", "meanings": ["Yapılmış şeyler"]}, {"word": "mamur", "meanings": ["Bayındır"]}, {"word": "mamure", "meanings": ["Bayındır yer, bayındırlık"]}, {"word": "mana", "meanings": ["Anlam"]}, {"word": "mamut", "meanings": ["Filgillerden, dördüncü zamanda Avrupa ve Asya'da yaşamış olan, şimdi ancak fosili bulunan iri, kıllı bir hayvan (Elephas primigenius)"]}, {"word": "mana çıkarmak", "meanings": ["yersiz bir yargıya varmak, yanlış değerlendirmek", "bir söze, söyleyenin aklından geçmeyen bir anlam vermek", "anlam çıkarmak"]}, {"word": "mana (veya manası) çıkmak", "meanings": ["anlamına gelmek, anlamını taşımak"]}, {"word": "mana vermek", "meanings": ["kendince bir yargıya varmak, yorumlamak"]}, {"word": "manasına gelmek", "meanings": ["anlamına gelmek"]}, {"word": "manalandırma", "meanings": ["Manalandırmak işi"]}, {"word": "manaya gelmek", "meanings": ["anlam bildirmek"]}, {"word": "manalı", "meanings": ["Anlamlı", "Anlamlı bir biçimde"]}, {"word": "manalandırmak", "meanings": ["Anlam vermek"]}, {"word": "manas", "meanings": ["Kın kanatlılardan, ergin evrede yaprakları, kurtçuk evresinde kökleri kemirerek tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına büyük zarar veren bir böcek (Polyhylla fullo)"]}, {"word": "manasız", "meanings": ["Anlamsız", "Yersiz, boş, yararsız"]}, {"word": "manasızlık", "meanings": ["Manasız olma durumu, anlamsızlık"]}, {"word": "manastır", "meanings": ["Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı, keşişhane"]}, {"word": "manat", "meanings": ["Azerbaycan ve Türkmenistan para birimi"]}, {"word": "manavlık", "meanings": ["Manavın işi veya mesleği"]}, {"word": "manav", "meanings": ["Meyve ve sebze satan yer", "Meyve ve sebze satan kimse"]}, {"word": "mancana", "meanings": ["Sütleğengillerden, Antil Adaları'nda yetişen, çok zehirli bir ağaç (Manzenilla)"]}, {"word": "manca", "meanings": ["Yiyecek", "Kedi, köpek yiyeceği"]}, {"word": "mancınık", "meanings": ["Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı", "İpekçi çıkrığı"]}, {"word": "mancınıkçı", "meanings": ["Mancınık kullanan kimse"]}, {"word": "Mançu", "meanings": ["Mançurya halkından olan kimse"]}, {"word": "Mançuca", "meanings": ["Mançu dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "manda gibi", "meanings": ["çok iri ve hantal"]}, {"word": "manda", "meanings": ["Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus)"]}, {"word": "manda", "meanings": ["Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik"]}, {"word": "manda gibi yayılmak", "meanings": ["dikkatsizce ve bütün ağırlığıyla oturmak"]}, {"word": "manda gibi yemek", "meanings": ["çok fazla yemek"]}, {"word": "mandacı", "meanings": ["Bir ülkeyi manda temeline göre yönetmesi için Birleşmiş Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen devlet, mandater", "Osmanlı Devleti'nde tersanedeki gemilerin bakımı ile görevli kimse"]}, {"word": "mandagözü", "meanings": ["Nikel yirmi kuruş"]}, {"word": "mandal", "meanings": ["Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça", "İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç", "Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme"]}, {"word": "mandalina", "meanings": ["Turunçgillerden, ılıman iklimlerde yetişen ve portakala çok benzeyen bir ağaç (Citrus nobilis)", "Bu ağacın turuncu renkli, tatlı, kokulu, lezzetli meyvesi"]}, {"word": "mandal", "meanings": ["Evlek"]}, {"word": "mandallama", "meanings": ["Mandallamak işi"]}, {"word": "mandallamak", "meanings": ["Kapı, pencere kanadını mandalla tutturmak", "Çamaşırı mandalla tutturmak", "Telsizlerde konuşmaları anlaşılmaz duruma getirmek için sürekli olarak düğmelere basmak"]}, {"word": "mandallanma", "meanings": ["Mandallanmak işi"]}, {"word": "mandallanmak", "meanings": ["Mandallama işi yapılmak, mandalla tutturulmak"]}, {"word": "mandallı", "meanings": ["Üzerinde mandal bulunan", "Mandalla kapatılmış olan (kapı, pencere)", "Mandalla ipe tutturulmuş"]}, {"word": "mandalsız", "meanings": ["Üzerinde mandal bulunmayan", "Mandalla kapatılmamış olan (kapı, pencere)", "Mandalla ipe tutturulmamış"]}, {"word": "mandapost", "meanings": ["Posta havalesi"]}, {"word": "mandar", "meanings": ["Gemilerde küçük makara"]}, {"word": "mandarin", "meanings": ["Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad"]}, {"word": "mandarinlik", "meanings": ["Mandarin olma durumu", "Mandarinin görevi veya makamı"]}, {"word": "mandater", "meanings": ["Mandacı"]}, {"word": "mandepsi", "meanings": ["Tuzak, oyun"]}, {"word": "mandepsiye bastırmak (veya düşürmek)", "meanings": ["aldatmak, tuzağa düşürmek"]}, {"word": "mandıracı", "meanings": ["Mandıra işleten kimse"]}, {"word": "mandıra", "meanings": ["Koyun, keçi vb. süt veren hayvanların barındırıldığı, süt ve süt ürünlerinin elde edildiği yer"]}, {"word": "mandıracılık", "meanings": ["Mandıracı olma durumu"]}, {"word": "mandolin", "meanings": ["İkişer ikişer aynı değerde dört çift teli olan, kısa saplı bir çalgı"]}, {"word": "manej", "meanings": ["At eğitimi", "Bu eğitimin yapıldığı yer", "Binicilik gösterilerinin tümü"]}, {"word": "manen", "meanings": ["Kişinin iç dünyası yönünden, manevi bakımdan, maddeten karşıtı"]}, {"word": "manevi", "meanings": ["Görülmeyen, duyularla sezilebilen, ruhani, tinsel, maddi karşıtı"]}, {"word": "manevi evlat", "meanings": ["Bir kişinin kanunlara göre evlat edindiği kimse"]}, {"word": "manevi ilim", "meanings": ["Anlayış yöntemini esas alan bilim dalı"]}, {"word": "manevi tazminat", "meanings": ["Kişilik haklarına karşı işlenen suçlara ilişkin dava sonucunda ödenmesine karar verilen bedel"]}, {"word": "maneviyat", "meanings": ["Maddi olmayan, manevi şeyler", "Yürek gücü, moral"]}, {"word": "maneviyatı kuvvetli tutmak", "meanings": ["karşılaşılan zorluklara dayanabilmek için güçlü olabilmek"]}, {"word": "maneviyatı bozulmak", "meanings": ["moral gücü sarsılmak"]}, {"word": "manevi zarar", "meanings": ["Manevi yönden uğranılan kayıp"]}, {"word": "maneviyatını kırmak", "meanings": ["moral gücünü sarsmak"]}, {"word": "manevra", "meanings": ["Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi", "Geminin bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket", "Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi", "Hareket, gidiş geliş", "İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol", "Tatbikat"]}, {"word": "manga", "meanings": ["On kişilik asker birliği", "Savaş gemilerinde deniz erlerinin yattığı koğuş"]}, {"word": "manevra yapmak", "meanings": ["bir araca istenilen hareketi yaptırmak", "askerî birlikler savaş denemesi yapmak"]}, {"word": "mangal", "meanings": ["Isınmaya, bir şey pişirmeye yarayan, sac, bakır veya pirinçten, türlü biçimlerde üstü açık ayaklı ocak, korluk"]}, {"word": "mangalda kül bırakmamak", "meanings": ["yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek"]}, {"word": "mangal gibi yüreği olmak", "meanings": ["cesareti çok olmak"]}, {"word": "mangal kömürü", "meanings": ["Odun kömürü"]}, {"word": "mangal yağı", "meanings": ["Etin yapışmaması için mangaldaki ızgaraya sürülen yağ"]}, {"word": "mangan", "meanings": ["Manganez"]}, {"word": "manganez", "meanings": ["Atom numarası 25, atom ağırlığı 54,93, yoğunluğu 7,39 olan, 1244 °C'de eriyen, doğada oksit durumunda bulunan, çeliği sertleştirmek için kullanılan, çok sert ve kırılgan bir element, mangan (simgesi Mn)"]}, {"word": "mangır", "meanings": ["Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke", "Nargile lülesine konulmak için kömür tozundan yapılan, çabuk tutuşur, tavla pulu biçiminde bir tür yakacak", "Para"]}, {"word": "manganin", "meanings": ["Manganezin bakır ve nikelle yaptığı alaşım"]}, {"word": "mangırlı", "meanings": ["Bol parası olan"]}, {"word": "mangırsız", "meanings": ["Parası olmayan"]}, {"word": "mangiz", "meanings": ["Para"]}, {"word": "mango", "meanings": ["Hint kirazı"]}, {"word": "mani", "meanings": ["Kişinin sevinç, güven ve her türlü etkinliğinin normal olmayan bir biçimde arttığı ruh hastalığı"]}, {"word": "mâni", "meanings": ["Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan, daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiiri"]}, {"word": "mâni düzmek (veya yakmak)", "meanings": ["mâni okumak", "müzik eşliğinde mâni söylemek"]}, {"word": "mâni", "meanings": ["Bir şeyin yapılmasını önleyen şey, engel"]}, {"word": "mâni olmak", "meanings": ["önüne geçmek, engellemek, önlemek"]}, {"word": "mânia", "meanings": ["Engel"]}, {"word": "mânialı", "meanings": ["Engelli"]}, {"word": "manidar", "meanings": ["Anlamlı"]}, {"word": "manifatura", "meanings": ["Fabrika yapımı her türlü kumaş, bez vb. dokuma"]}, {"word": "manifaturacı", "meanings": ["Manifatura eşyası satan kimse, bezzaz", "Manifatura eşyasının satıldığı yer"]}, {"word": "manifesto", "meanings": ["Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste", "Bildiri", "Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi"]}, {"word": "manifaturacılık", "meanings": ["Manifaturacı olma durumu, bezzazlık"]}, {"word": "Manihaizm", "meanings": ["Manicilik"]}, {"word": "manika", "meanings": ["Gemilerde, ambarlara ve makine bölümüne hava vermek için güverteye açılan baca"]}, {"word": "manikürcülük", "meanings": ["Manikürcünün yaptığı iş"]}, {"word": "manikür", "meanings": ["Elin ve özellikle el tırnaklarının bakımı"]}, {"word": "manikürcü", "meanings": ["Mesleği manikür yapmak olan kimse"]}, {"word": "manikürlü", "meanings": ["Manikür yapılmış"]}, {"word": "maniple", "meanings": ["Telgraf işaretlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç, manipülatör"]}, {"word": "manikürsüz", "meanings": ["Manikürü olmayan"]}, {"word": "manipülasyon", "meanings": ["Yönlendirme", "Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme", "Yönlendirim"]}, {"word": "manipülatör", "meanings": ["Manipleyi kullanan kimse", "Maniple", "Yönlendirici"]}, {"word": "Manisa kebabı", "meanings": ["Manisa yöresine özgü bir kebap türü"]}, {"word": "Manisa lalesi", "meanings": ["Lalenin parçalı yapraklı, büyük çiçekli, otsu, çok yıllık türlerine verilen genel ad (Tulipa orphanidea)"]}, {"word": "manişka", "meanings": ["İki dilli iki makara ile yapılan palanga"]}, {"word": "manita", "meanings": ["Sevgili", "Manitacılık"]}, {"word": "manitacı", "meanings": ["Manitacılıkla para sızdıran dolandırıcı"]}, {"word": "manivela", "meanings": ["Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol", "Kaldıraç"]}, {"word": "manitacılık", "meanings": ["Tanışıyormuş gibi yaparak veya çevredeki yandaşlarından destek alarak birinden para sızdırma işi, bir tür dolandırıcılık, manita"]}, {"word": "manivelalı", "meanings": ["Manivelası olan"]}, {"word": "mankafa", "meanings": ["Anlayışı kıt (kimse)", "Sakağı hastalığına tutulmuş (at)"]}, {"word": "mankafalık", "meanings": ["Mankafa olma durumu", "Atlarda görülen süreğen, şiddetli sakağı"]}, {"word": "manken", "meanings": ["Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model", "Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği", "Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp"]}, {"word": "manken gibi", "meanings": ["vücut ölçüleri düzgün ve ince olan"]}, {"word": "manolya", "meanings": ["Manolyagillerden, yaprakları almaşık, iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı (Magnolia grandiflora)", "Bu ağacın çok iri, beyaz ve limon kokusunda güzel çiçeği"]}, {"word": "mankenlik", "meanings": ["Mankenin işi"]}, {"word": "manometre", "meanings": ["Basıölçer"]}, {"word": "manolyagiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, manolya vb. güzel kokulu bitkileri içine alan familya"]}, {"word": "munsap", "meanings": ["Kavşak", "Kavuşan"]}, {"word": "mansiyon", "meanings": ["Bir yarışmada konulan ödüle uygun görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan kimseye veya esere verilen derece"]}, {"word": "mansıp", "meanings": ["Makam"]}, {"word": "manşet", "meanings": ["Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılan bölüm, kolluk(I)", "Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla konulan başlık", "Voleybolda topa vuruş biçimi"]}, {"word": "manşon", "meanings": ["Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk, el kürkü", "Ek bileziği"]}, {"word": "mantar", "meanings": ["Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi)", "Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası", "Bu tabakadan yapılan şişe tapası", "Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti", "Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde", "Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası", "Hayvanların burun ucu", "Uydurma söz, yalan", "Mantar hastalığı", "Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı"]}, {"word": "manşet almak", "meanings": ["voleybolda karşı takımın attığı servisi karşılamak"]}, {"word": "mantar atmak", "meanings": ["yalan söylemek, martaval atmak"]}, {"word": "mantar gibi (yerden) bitmek", "meanings": ["birdenbire veya kendiliğinden ortaya çıkmak"]}, {"word": "mantar gibi üremek", "meanings": ["hızla çoğalıp yayılmak"]}, {"word": "mantara basmak", "meanings": ["birinin hazırladığı oyuna düşmek, oyuna gelmek"]}, {"word": "mantar ağacı", "meanings": ["Turunçgillerden, kerestesi çok gözenekli, süngerimsi, açık sarı renkli bir ağaç (Phelloderidron amurerıse)"]}, {"word": "mantar bilimci", "meanings": ["Mantar bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "mantarcı", "meanings": ["Mantar yetiştiren veya satan kimse", "İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan (kimse), düzenbaz"]}, {"word": "mantar bilimi", "meanings": ["Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı, mikoloji"]}, {"word": "mantarcılık", "meanings": ["Mantar yetiştirme veya satma işi", "Mantarcı olma durumu"]}, {"word": "mantar çorbası", "meanings": ["Mantarların pişirilmesinden sonra unun yoğurtla karışımının tereyağı, sarımsak ile birlikte bol su içinde kaynatılmasıyla yapılan bir çorba türü"]}, {"word": "mantardoğuran", "meanings": ["Mantarlaşmış hücreler oluşturacak mantar tabakasını doğuran (büyütken doku)"]}, {"word": "mantarhane", "meanings": ["Mantarların işlendiği yer"]}, {"word": "mantar hastalığı", "meanings": ["Bazı mantarların yol açtığı bitki veya hayvan hastalığı", "Çoğunlukla yüzde, deri üzerinde koyu, kızıl veya mor renkli oluşan bir deri hastalığı, küflüce, mantar"]}, {"word": "mantarlama", "meanings": ["Mantarlamak işi"]}, {"word": "mantarlamak", "meanings": ["Aldatmak, yalan söylemek"]}, {"word": "mantarlar", "meanings": ["Sap, yaprak, çiçek vb. organlar yerine dallı veya düz iplikler görünüşünde emeçlerden oluşan, klorofilsiz, çiçeksiz, ilkel canlılar"]}, {"word": "mantarlaşma", "meanings": ["Mantarlaşmak işi"]}, {"word": "mantarlaşmak", "meanings": ["Hücre zarlarına mantar özü karışarak geçirimsiz duruma gelmek"]}, {"word": "mantarlı", "meanings": ["İçinde mantar bulunan, içine mantar konulmuş olan", "Mantarı olan", "Mantar hastalığına yakalanmış"]}, {"word": "mantarlık", "meanings": ["Yenilebilen mantarların yetiştirildiği yer", "İncelenmek amacıyla mantar kültürlerinin saklandığı yer"]}, {"word": "mantar özü", "meanings": ["Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bazı bitki hücrelerinin çeperlerini kaplayarak sıvı ve gazların geçmesini önleyen, bu sebeple hücrenin ölümüne veya mantar oluşumuna yol açan madde"]}, {"word": "mantar tabakası", "meanings": ["Ağaçlarda hücrelerin çeperlerine mantar özü yığarak ve protoplazmasını yitirerek mantar oluşumuna yol açan, dış büyütken tabaka"]}, {"word": "mantar tabancası", "meanings": ["Borusunun ucuna içi barutlu mantar takılarak patlatılan, tabanca biçiminde bir tür çocuk oyuncağı"]}, {"word": "mantı", "meanings": ["İçine kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde dürülen hamur parçaları", "Bu hamur parçalarıyla hazırlanan yemek"]}, {"word": "mantıcı", "meanings": ["Mantı yapan veya satan kimse"]}, {"word": "mantık", "meanings": ["Doğru düşünme sanatı ve bilimi", "Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi", "Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi, lojik"]}, {"word": "mantıkça", "meanings": ["Mantık bakımından, mantığa göre, mantıken"]}, {"word": "mantıkçı", "meanings": ["Mantık bilimiyle uğraşan kimse", "Kesin ve sağlam bir yönteme göre akıl yürüten kimse", "Mantık derslerini veren öğretmen"]}, {"word": "mantıkçılık", "meanings": ["Mantık biliminin her şeyin üstünde olduğunu benimseyen felsefe", "Bütün bilimleri matematik biçime indirgeyen ve matematiği mantığın bir uygulaması durumuna getiren öğreti"]}, {"word": "mantık dışı", "meanings": ["Mantıkla hiçbir ilgisi olmayan, mantığa uymayan", "Mantıkla çözümlenemeyen"]}, {"word": "mantıken", "meanings": ["Mantıkça"]}, {"word": "mantıki", "meanings": ["Mantıklı"]}, {"word": "mantıklı", "meanings": ["Mantığa uygun, akla uygun, mantıksal, mantıki, lojik", "Mantığa uygun davranan, makul"]}, {"word": "mantık öncesi", "meanings": ["Mantıksal düşüncesinin henüz oluşmadığı dönem"]}, {"word": "mantıksal", "meanings": ["Mantıklı"]}, {"word": "mantıksız", "meanings": ["Mantığa, akla aykırı olan", "Mantığa uygun davranmayan"]}, {"word": "mantıksızlık", "meanings": ["Mantıksız davranma durumu"]}, {"word": "manti", "meanings": ["Gemi serenlerini direklere asılı tutan halat ve makara"]}, {"word": "mantin", "meanings": ["Canfese benzeyen bir tür ipekli kumaş"]}, {"word": "mantinota", "meanings": ["Kapatma, metres"]}, {"word": "mantis", "meanings": ["Bir sayının logaritmasının ondalık bölümü"]}, {"word": "manto", "meanings": ["Kadın paltosu"]}, {"word": "mantoluk", "meanings": ["Manto yapmaya elverişli (kumaş)"]}, {"word": "mantolu", "meanings": ["Manto giymiş olan", "Mantosu olan"]}, {"word": "mantosuz", "meanings": ["Mantosu olmayan"]}, {"word": "manuel", "meanings": ["Elle işletilen", "El kitabı"]}, {"word": "manyakça", "meanings": ["Manyağa yakışan", "(manya'kça) Manyağa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "manyak", "meanings": ["Maniye yakalanmış (hasta)", "Gülünç, garip, şaşırtıcı davranışları olan (kimse)", "`Aptal, çılgın, dengesiz, deli` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "manyaklaşmak", "meanings": ["Manyak duruma gelmek, manyak gibi davranmak"]}, {"word": "manyaklaşma", "meanings": ["Manyaklaşmak işi"]}, {"word": "manyat", "meanings": ["Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı", "Bu kayıklarla atılıp karadan çekilen küçük ağ"]}, {"word": "manyaklık", "meanings": ["Manyak olma durumu", "Manyakça davranış"]}, {"word": "manyetik", "meanings": ["Mıknatısla ilgili, kendinde mıknatıs özellikleri bulunan", "Manyetik disk"]}, {"word": "manyetik alan", "meanings": ["Bir mıknatısın N ucundan dışarı çıkıp dağıldıktan sonra yine toplanıp S ucundan içine giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan"]}, {"word": "manyetit", "meanings": ["Mıknatıs özelliği olan doğal demir oksidi (Fe2O4)"]}, {"word": "manyetize", "meanings": ["Manyetizma ile etki altına alınmış"]}, {"word": "manyetize olmak", "meanings": ["manyetizma ile etkilenmek"]}, {"word": "manyetize etmek", "meanings": ["manyetizma ile etkilemek"]}, {"word": "manyetizma", "meanings": ["Mıknatıs özelliklerinin bütünü", "Fiziğin bu özellikleri inceleyen bölümü", "Telkin ve hipnozla bir kimseyi etkileme"]}, {"word": "manyetizmacı", "meanings": ["Manyetizma yapan kimse"]}, {"word": "manyetizmacılık", "meanings": ["Manyetizmacının yaptığı iş"]}, {"word": "manyeto", "meanings": ["İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci"]}, {"word": "manyetolu", "meanings": ["Manyetosu olan"]}, {"word": "manyetometre", "meanings": ["Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye, karşılaştırmaya yarayan alet"]}, {"word": "manyezi", "meanings": ["Müshil olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin bir adı"]}, {"word": "manyezit", "meanings": ["Doğal magnezyum silikat, lüle taşı, Eskişehir taşı"]}, {"word": "manzara", "meanings": ["Bakışı, dikkati çeken her şey", "Görünüş", "Konusu bir doğa veya şehir parçası olan resim, gravür veya desen, tablo", "Durum"]}, {"word": "manyok", "meanings": ["Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü veya yedisi bir arada yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç (Manihot utilissima)"]}, {"word": "manzara koymak", "meanings": ["televizyon yayını sırasında beklenmeyen kesinti aralarını doldurmak için ekrana değişik manzara resimlerini getirip göstermek"]}, {"word": "manzarasız", "meanings": ["Manzarası olmayan", "Manzarası kötü olan"]}, {"word": "manzaralı", "meanings": ["Manzarası olan", "Manzarası iyi olan"]}, {"word": "manzum", "meanings": ["Şiir biçiminde yazılmış", "Düzenli, muntazam"]}, {"word": "mapa", "meanings": ["Ucu halkalı cıvata", "Gemi içini aydınlatmaya yarayan, içinde zeytinyağı bulunan siperli fener"]}, {"word": "manzume", "meanings": ["Şiir", "Dizge"]}, {"word": "mapus", "meanings": ["Mahpus", "Cezaevi"]}, {"word": "mapusa düşmek", "meanings": ["hapse girmek"]}, {"word": "mapushane", "meanings": ["Cezaevi"]}, {"word": "maraba", "meanings": ["Ortakçı"]}, {"word": "mapushaneye düşmek", "meanings": ["hapse girmek"]}, {"word": "marabut", "meanings": ["Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt"]}, {"word": "maral", "meanings": ["Dişi geyik"]}, {"word": "marangoz", "meanings": ["Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta"]}, {"word": "marangoz balığı", "meanings": ["Testere balığı"]}, {"word": "marangozhane", "meanings": ["Marangozun çalıştığı iş yeri"]}, {"word": "marangozluk", "meanings": ["Marangozun işi", "Marangozun zanaatı"]}, {"word": "marangoz mengenesi", "meanings": ["Tutkallanmış veya işlenecek olan tahtaların tutturulduğu kıskaç"]}, {"word": "maranta", "meanings": ["Bir çenekliler sınıfından, Antillerde ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen, kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir tür kamış, ararot kamışı (Maranta arundinaca)"]}, {"word": "Maraş dondurması", "meanings": ["Maraş yöresine özgü sert ve kıvamlı dondurma"]}, {"word": "Maraş işi", "meanings": ["Karton üzerine gerilmiş kumaşa sim, sırma vb. sarılarak yapılan bir nakış türü"]}, {"word": "maraton", "meanings": ["42,195 metrelik en uzun yol koşusu", "Sabır gerektiren uzun iş"]}, {"word": "maratoncu", "meanings": ["Maratonda yarışan sporcu"]}, {"word": "maraz", "meanings": ["Hastalık", "Dayanılması güç durum", "Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan"]}, {"word": "maraza", "meanings": ["Hastalık", "Anlaşmazlık, çekişme, kavga"]}, {"word": "maraza aramak", "meanings": ["çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak"]}, {"word": "maraza çıkarmak", "meanings": ["kavgaya yol açmak, kavga çıkarmak, anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak"]}, {"word": "marazi", "meanings": ["Hastalıkla ilgili, hastalıklı", "Hastalık derecesinde olan"]}, {"word": "marazlanma", "meanings": ["Marazlanmak işi"]}, {"word": "marazlanmak", "meanings": ["Hastalanmak, hasta olmak"]}, {"word": "marazlı", "meanings": ["Hastalıklı, hasta"]}, {"word": "marazlık", "meanings": ["Güç, sıkıntılı, huzursuz durum"]}, {"word": "marifet", "meanings": ["Ustalık, hüner, uzmanlık", "Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış", "Bilim, bilgi", "Aracı, ikinci el"]}, {"word": "marazlık etmek", "meanings": ["güç, sıkıntı veren, huzursuzluk doğuran bir durum yaratmak"]}, {"word": "mareşal", "meanings": ["En yüksek askerî rütbe", "Bu rütbede bulunan general, müşir"]}, {"word": "marda", "meanings": ["Iskarta mal"]}, {"word": "mareşallik", "meanings": ["Mareşal olma durumu, müşirlik", "Mareşal unvanı"]}, {"word": "margarik asit", "meanings": ["Margarin yapımında kullanılan yapay yağ asidi"]}, {"word": "marina", "meanings": ["Yat limanı"]}, {"word": "mareşallik asası", "meanings": ["Mareşallerin tören sırasında ellerinde tuttukları kısa ve üzeri süslü sopa"]}, {"word": "margarin", "meanings": ["İçyağlarında bulunan, margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle de yapay olarak elde edilen, 47 °C'de eriyen ve besin değeri olan bitki yağı"]}, {"word": "marifet iltifata tabidir", "meanings": ["`başarılı bir kimse, desteklenir, takdir edilir, övülürse daha iyi işler yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "marifet (veya marifetini) göstermek", "meanings": ["ustalığını ortaya koyabilmek"]}, {"word": "marifetsiz", "meanings": ["Ustalığı olmayan, hüner gerektirmeyen"]}, {"word": "marifetli", "meanings": ["Usta, hünerli"]}, {"word": "marihuana", "meanings": ["Hindistan'da yetişen kenevirin çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen uyuşturucu madde (Cannabis sativa)"]}, {"word": "marinacılık", "meanings": ["Marina işletmeciliği"]}, {"word": "mariz", "meanings": ["Hastalıklı, hasta olan"]}, {"word": "marizleme", "meanings": ["Marizlemek işi"]}, {"word": "marizlemek", "meanings": ["Dövmek, dayak atmak"]}, {"word": "marj", "meanings": ["Yazılmış veya basılı bir kâğıdın kenarında bırakılmış boşluk", "Pay"]}, {"word": "marjlı", "meanings": ["Marjı olan"]}, {"word": "mark", "meanings": ["Alman para birimi", "Markka"]}, {"word": "marka", "meanings": ["Resim veya harfle yapılan işaret", "Bilet, para yerine kullanılan metal veya başka şeyden parça", "Bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan özel ad veya işaret", "Tanınmış ürün, saygın kişi vb"]}, {"word": "marka giymek", "meanings": ["kullanmak için seçkin, kaliteli olan malı tercih etmek"]}, {"word": "marka olmak", "meanings": ["markalaşmak"]}, {"word": "markacı", "meanings": ["Marka satan kimse", "Marka düşkünü olan kimse"]}, {"word": "markaj", "meanings": ["Tutma"]}, {"word": "markaj yapmak", "meanings": ["takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek"]}, {"word": "markaja almak", "meanings": ["tutmak, perdelemek", "birinin hareketlerini engelleyici bir biçimde yakından izlemek, ne yaptığını gözlemek"]}, {"word": "markalama", "meanings": ["Markalamak işi"]}, {"word": "markalamak", "meanings": ["Bir nesneyi tanıtmak veya benzerlerinden ayırmak için işaret koymak"]}, {"word": "markalanmak", "meanings": ["Markalama işi yapılmak"]}, {"word": "markalanma", "meanings": ["Markalanmak işi"]}, {"word": "markalı", "meanings": ["Markası olan"]}, {"word": "marke", "meanings": ["`Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek, markaja almak` anlamındaki marke etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "markasız", "meanings": ["Markası olmayan"]}, {"word": "marketçi", "meanings": ["Market işleten kimse"]}, {"word": "market", "meanings": ["Özellikle her türlü yiyecek maddesinin, ev, büro, mağaza vb. yerlere ait gereçlerin satıldığı dükkân"]}, {"word": "marketçilik", "meanings": ["Market işletme işi"]}, {"word": "marki", "meanings": ["Bazı Batı devletlerinde kont ile dük arasındaki bir soyluluk unvanı"]}, {"word": "marketing", "meanings": ["343 pazarlama"]}, {"word": "yağlatma", "meanings": ["Yağlatmak işi"]}, {"word": "yağlatmak", "meanings": ["Yağlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yağlayıcı", "meanings": ["Makine, motor vb.ni oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç"]}, {"word": "yağlı", "meanings": ["Üzerinde veya içinde yağı olan", "Yağı çok olan", "Yağla yapılmış", "Besili, semiz", "Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan", "Bol ve kolay kazanç sağlayan"]}, {"word": "yağlı ballı", "meanings": ["İçli dışlı"]}, {"word": "yağlı ballı olmak", "meanings": ["araları çok iyi olmak, içli dışlı olmak"]}, {"word": "yağlı boya", "meanings": ["Eşyaya renk vermek veya onu dış etkilerden korumak için sürülen, boyanın bazı özel sıvılarla karıştırılmasıyla yapılan kimyasal madde", "Bu boya ile yapılmış (resim)"]}, {"word": "yağlı boyacı", "meanings": ["Binalarda yağlı boya işleri yapan kimse"]}, {"word": "yağlı bitki", "meanings": ["Özünde yağ bulunan veya yağ salgılayan bir tür bitki"]}, {"word": "yağlı güreşçi", "meanings": ["Yağlı güreş yapan sporcu"]}, {"word": "yağlı güreş", "meanings": ["Güreşçilerin vücutlarının zeytinyağı ile yağlanmasıyla yapılan bir tür serbest güreş"]}, {"word": "yağlı ip", "meanings": ["Darağacı"]}, {"word": "yağlık", "meanings": ["Yağ için ayrılmış, yağ elde etmeye özgü", "Sırma işlemeli, büyük mendil, çevre"]}, {"word": "yağlı kâğıt", "meanings": ["Yiyeceklerin sarılarak saklanması için kullanılan bir kâğıt türü"]}, {"word": "yağlı kapı", "meanings": ["Çalıştırdığı kişiye bol para, yiyecek, eşya veren aile, kuruluş vb"]}, {"word": "yağlı kapıya konmak", "meanings": ["rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak"]}, {"word": "yağlı kara", "meanings": ["İs ile yağın karışımından oluşan, halk arasında yaralara da sürülen tencere kiri", "Yağları zor temizlenen"]}, {"word": "yağlıkçı", "meanings": ["Havlu, çevre, çamaşır vb. satan kimse", "Gelinlik, tel, duvak vb.ni kiraya veren kimse"]}, {"word": "yağlı kömür", "meanings": ["İçinde % 20-30 uçucu madde bulunan, ısı etkisiyle bu maddeler kaybolduktan sonra kok veren kömür"]}, {"word": "yağma Hasan'ın böreği", "meanings": ["`hakkı olan veya olmayan herkesin yararlandığı kaynak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yağlılık", "meanings": ["Yağlı olma durumu"]}, {"word": "yağlı toprak", "meanings": ["Gevşek ve kaygan bir toprak türü"]}, {"word": "yağma", "meanings": ["Yağmak işi"]}, {"word": "yağma", "meanings": ["Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması, talan", "Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın, çapul", "Baskın veya zor kullanarak elde edilmiş olan"]}, {"word": "yağma gitmek", "meanings": ["bir şey çok alıcı bulmak, çok satılmak"]}, {"word": "yağma etmek", "meanings": ["birçok kimse, zor kullanarak bir malı alıp kaçmak", "kurnazlıkla çarpmak, vurgunculuk etmek", "savaş sonunda zafer kazanmış asker insanları tutsak olarak almak ve malı ele geçirmek"]}, {"word": "yağmacı", "meanings": ["Yağma eden kimse veya ordu"]}, {"word": "yağmacılık", "meanings": ["Yağma etme işi"]}, {"word": "yağma yok", "meanings": ["`öyle şey olmaz, buna razı olunmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yağmak", "meanings": ["Yağmur, kar, dolu gökten düşmek", "Toz, mermi vb. yüksekten çokça düşmek", "Üst üste ve çok gelmek"]}, {"word": "yağmasa da gürlemek", "meanings": ["elinden bir şey gelmese de sözle destek vermek"]}, {"word": "yağıp gürlemek", "meanings": ["birine çok sinirlenmek"]}, {"word": "yağmalama", "meanings": ["Yağmalamak işi"]}, {"word": "yağmalamak", "meanings": ["Yağma etmek"]}, {"word": "yağmalanma", "meanings": ["Yağmalanmak işi"]}, {"word": "yağmalanmak", "meanings": ["Yağma edilmek"]}, {"word": "yağ marulu", "meanings": ["Yabani marul"]}, {"word": "yağmur", "meanings": ["Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet", "Çok ve sık düşen, gelen şey", "Çokluk, bolluk"]}, {"word": "yağmur boşanmak", "meanings": ["birdenbire çok yağmur yağmak"]}, {"word": "yağmur olsa kimsenin tarlasına düşmez (veya yağmaz)", "meanings": ["elinden geldiği hâlde kimseye iyilik etmeyenler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yağmur yağarken küpünü doldurmak", "meanings": ["fırsat varken ondan yararlanıp para veya mal edinmek"]}, {"word": "yağmur yemek", "meanings": ["yağmurda iyice ıslanmak, sırılsıklam olmak"]}, {"word": "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak", "meanings": ["güç bir durumdan kurtulayım derken daha kötüsüyle karşılaşmak"]}, {"word": "yağmur borusu", "meanings": ["Binalarında çatılarında biriken yağmur suyunu kanalizasyona aktaran boru"]}, {"word": "yağmur bombası", "meanings": ["Kurak mevsimlerde atmosferde yağmur bulutlarının oluşmasını hızlandırmak için atılan bomba"]}, {"word": "yağmur bulutu", "meanings": ["Atmosferde nem yüklü bulutlar"]}, {"word": "yağmur duası", "meanings": ["Kuraklık zamanlarında yağmur yağması için halkın topluca Tanrı'ya yakarması"]}, {"word": "yağmur kuşağı", "meanings": ["Ekvator'un kuzeyindeki bol yağmur alan bölge"]}, {"word": "yağmur kuşu", "meanings": ["Yağmur kuşugillerden, bataklık ve su kenarlarında yaşayan, kısa boyunlu, kabarık ve kısa gagalı, ayakları üç parmaklı, küçük bir kuş, altın yağmurcun (Charadrius fluvialis)"]}, {"word": "yağmur kuşugiller", "meanings": ["Yağmur kuşu, kız kuşu vb. türleri içine alan, ince bacaklı, sivri kanatlı kuşlar familyası"]}, {"word": "yağmurlama", "meanings": ["Yağmur gibi su püskürtme"]}, {"word": "yağmurlayıcı", "meanings": ["Yağmurlama aracı"]}, {"word": "yağmurlamak", "meanings": ["Hava yağmura çevirmek, yağmur yağacak gibi olmak", "Yağmur biçiminde sulamak"]}, {"word": "yağmurlu", "meanings": ["Yağmuru olan, yağmur yağan"]}, {"word": "yağmurluk", "meanings": ["Yağmurdan korunmak için üste giyilen giysi, trençkot, empermeabl", "Çadır bezinden yapılan ve yağmurdan korunmaya yarayan örtü", "İçeriye doğru açılan pencerelerle dış kapılarda yağmur ve kar sularının içeriye girmesini önlemek için yapılmış oluklu parça"]}, {"word": "yağmur mevsimi", "meanings": ["Yağmurun bol yağdığı mevsim"]}, {"word": "yağmur ormanları", "meanings": ["Yağmurların bol düştüğü ormanlık alan"]}, {"word": "yağmurölçer", "meanings": ["Yağışölçer"]}, {"word": "yağmursuz", "meanings": ["Yağmuru olmayan, yağmur yağmayan"]}, {"word": "yağrın", "meanings": ["Kürek kemiği"]}, {"word": "yağölçer", "meanings": ["Sütteki yağlı madde miktarını ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "yağsız", "meanings": ["Yağı olmayan", "Yağı az", "İçine yağ konulmamış, yağ ile yapılmamış", "İnce, zayıf"]}, {"word": "yağsızlık", "meanings": ["Yağsız olma durumu"]}, {"word": "yağ şalgamı", "meanings": ["Küçük şalgam"]}, {"word": "yağ taşı", "meanings": ["Kesici aletlerin ağızlarını bilemede gaz yağı, mazot veya zeytinyağı sürülerek kullanılan doğal taş"]}, {"word": "yağ tulumu", "meanings": ["Çok semiz, yağ küpü"]}, {"word": "yağ yakıt", "meanings": ["Ham petrolün damıtılması sonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan ürün"]}, {"word": "yahni", "meanings": ["Kavrulmuş soğan ve salça ile pişirilen, sade veya sebzeli et yemeği"]}, {"word": "yahşi", "meanings": ["İyi, güzel, çok güzel"]}, {"word": "yahey", "meanings": ["Sevinç ve coşma anlatan bir söz"]}, {"word": "yahşilik", "meanings": ["Yahşi olma durumu"]}, {"word": "yahu", "meanings": ["`Hey, bana bak, baksana` anlamlarında bir seslenme sözü", "Üzerine dikkati çekmek için söylenen söze katılan bir kelime", "Cümlede rica anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Yahudi", "meanings": ["Hz. Musa'nın dinine bağlı olan kimse, Musevi, semitik"]}, {"word": "Yahudice", "meanings": ["Yahudi dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Yahudi baklası", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "Yahudilik", "meanings": ["Yahudi olma durumu, Musevilik", "Yahudi dini, Musevilik"]}, {"word": "Yahudi pazarlığı", "meanings": ["Alıcının bir şeyi çok ucuza almak, satıcının çok pahalıya satmak için yaptıkları sıkı yapılan pazarlık"]}, {"word": "Yahudi ebegümeci", "meanings": ["Mühliye"]}, {"word": "Yahudi takvimi", "meanings": ["Yahudilerin kullandığı takvim"]}, {"word": "yahut", "meanings": ["Veya, ya da", "Bir düşünceden cayıldığında `daha doğrusu, iyisi` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yak", "meanings": ["Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun bir tür öküz, Tibet öküzü, Tibet sığırı (Bos grunniens)"]}, {"word": "yaka", "meanings": ["Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü", "Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası", "Kıyı, kenar, taraf", "Eğik yerey", "Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha", "Semt", "Sahil", "Yelkenlerin kenar ve köşeleri"]}, {"word": "yaka bir tarafta, paça bir tarafta", "meanings": ["kılığı kıyafeti dağınık bir durumda"]}, {"word": "yaka ısırmak", "meanings": ["şaşırarak `Allah esirgesin` demek"]}, {"word": "yaka silkmek", "meanings": ["bıkmak, usanmak"]}, {"word": "yakadan atmak", "meanings": ["savıp kurtulmak"]}, {"word": "yakadan geçirmek", "meanings": ["evlatlığa kabul etmek"]}, {"word": "yakasına (veya yakasından) asılmak (veya yapışmak)", "meanings": ["hesap sormak veya bir şey istemek için tutup bırakmamak"]}, {"word": "yakası açılmadık", "meanings": ["söylenmesinden kaçınılan (söz, sövgü veya açık saçık nükte)"]}, {"word": "yakasına çökmek", "meanings": ["zorlamak, baskı yapmak"]}, {"word": "yakasına sarılmak", "meanings": ["istediği şeyi almak veya dövüşmek için birini bırakmamak, zorlamak"]}, {"word": "yakasını bırakmamak", "meanings": ["bezdirecek kadar üstüne düşmek, rahat vermemek, ısrar etmek"]}, {"word": "yakayı ele vermek", "meanings": ["kaçamayarak ele geçmek, yakalanmak"]}, {"word": "yakasını kaptırmak", "meanings": ["bir şeyin, bir kimsenin etkisinden kendisini kurtaramamak"]}, {"word": "yakayı (veya yakasını) kurtarmak (veya sıyırmak)", "meanings": ["bir işten kurtulmak"]}, {"word": "yakacak", "meanings": ["Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde, mahrukat"]}, {"word": "yakalama", "meanings": ["Yakalamak işi", "Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi"]}, {"word": "yakalamak", "meanings": ["Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak", "Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek", "Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak", "Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak", "Söz, bakış veya işareti fark etmek", "Birdenbire etkisi altına almak", "Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak", "Avlamak, tuzakla ele geçirmek", "Tutturmak", "Aynı düzeye gelmek"]}, {"word": "yakalanış", "meanings": ["Yakalanma işi"]}, {"word": "yakalanma", "meanings": ["Yakalanmak işi"]}, {"word": "yakalatma", "meanings": ["Yakalatmak işi"]}, {"word": "yakalanmak", "meanings": ["Yakalama işi yapılmak, ele geçirilmek", "Birinin kendisini zor duruma düşürecek bir şeyi, bir suçu ortaya çıkmak", "Bir hastalığa tutulmak", "Karşılaşmak istenilmeyen birine veya kötü bir duruma tutulmak"]}, {"word": "yakalatmak", "meanings": ["Yakalanmasını sağlamak"]}, {"word": "yakalı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde yakası olan"]}, {"word": "yakalık", "meanings": ["Yaka yapılmaya uygun olan şey", "İlköğretim öğrencilerinin önlüklerinin üzerine taktıkları yaka", "Erkek gömleklerinin üzerine takılan eğreti yaka"]}, {"word": "yakalı kamçılılar", "meanings": ["Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan kamçılı, bir hücreli hayvanlar familyası"]}, {"word": "yakamoz", "meanings": ["Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı", "Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı"]}, {"word": "yakalıksız", "meanings": ["Yakalığı olmayan"]}, {"word": "yakamoz olmak", "meanings": ["gizlendiği yer belli olmak"]}, {"word": "yakalıklı", "meanings": ["Yakalığı olan"]}, {"word": "yakamozlanma", "meanings": ["Yakamozlanmak işi"]}, {"word": "yakamozlanmak", "meanings": ["Denizde yakamozlar oluşmak"]}, {"word": "yakarca", "meanings": ["Tatarcık"]}, {"word": "yakarış", "meanings": ["Yakarma işi, yakarı", "Tanrı'dan bir şey dilemek amacıyla söylenen söz, dua, münacat"]}, {"word": "yakarma", "meanings": ["Yakarmak işi"]}, {"word": "yakarmak", "meanings": ["Israrlı bir biçimde istemek, yalvarmak", "Tanrı'ya içten yalvararak dua etmek, niyaz etmek"]}, {"word": "yakasız", "meanings": ["Yakası olmayan"]}, {"word": "yakasız gömlek", "meanings": ["Kefen"]}, {"word": "yakı", "meanings": ["Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça"]}, {"word": "yakı açmak", "meanings": ["iyileştirmek için bir yarayı açıp işletmek"]}, {"word": "yakı yakmak (veya vurmak)", "meanings": ["yakı yapıştırmak"]}, {"word": "yakı ağacı", "meanings": ["Kabukları yakı olarak kullanılan defne türünden bir ağaç (Daphne quidium)"]}, {"word": "yakıcı", "meanings": ["Yakma özelliği olan, yakan", "Yakı yapan veya satan kimse", "Etkili, dokunaklı", "Başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan (madde)"]}, {"word": "yakıcılık", "meanings": ["Yakıcı olma durumu", "Yakı yapma işi"]}, {"word": "yakılma", "meanings": ["Yakılmak işi"]}, {"word": "yakılmak", "meanings": ["Yakma işi yapılmak"]}, {"word": "yakım", "meanings": ["Yakma işi", "Önemli bir olay üzerine yakılmış türkü"]}, {"word": "yakımcı", "meanings": ["Türkü yakan kimse"]}, {"word": "yakın", "meanings": ["Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı", "Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan", "Aralarında sıkı ilgi bulunan", "Benzeyen, andıran, yaklaşan", "Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan", "Uzak olmayan yer", "Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba", "Uzak olmadan"]}, {"word": "yakın akraba", "meanings": ["Birinci derecede yakınlığı olan akraba"]}, {"word": "yakın anlamlı", "meanings": ["Anlamları arasındaki ayrım çok az olan (kelimeler)"]}, {"word": "yakın benzeşme", "meanings": ["Kelimede yan yana düşen iki ünsüzün birbirine etkisi: sütcü > sütçü, yurtdaş > yurttaş gibi"]}, {"word": "yakın anlamlılık", "meanings": ["Yakın anlamlı olma durumu"]}, {"word": "yakın benzeşmezlik", "meanings": ["Bir kelimede yan yana bulunan aynı veya benzer iki sesten birinin değişikliğe uğraması: attar > aktar, aşçı > ahçı gibi"]}, {"word": "Yakın Çağ", "meanings": ["Fransız İhtilali (1789)'nden zamanımıza kadar olan süre"]}, {"word": "yakından bilmek (veya tanımak)", "meanings": ["bir kimseyi, bir şeyi bütün özellikleriyle bilmek veya tanımak"]}, {"word": "yakından", "meanings": ["Yakın bir yerden, yakın olarak", "Çok dikkatli, titiz bir biçimde"]}, {"word": "Yakın Doğu", "meanings": ["Akdeniz'in doğu kıyısında, Suriye, Mısır, Lübnan, İsrail, Ürdün'ün oluşturduğu bölge, Yakın Şark"]}, {"word": "yakın dost", "meanings": ["İçten, samimi kimse"]}, {"word": "yakınlık duymak", "meanings": ["birine karşı sevgi veya ilgi duymak"]}, {"word": "yakın göçüşme", "meanings": ["Kelimede birbirine yakın olan ünsüzlerin yer değiştirmesi: köprü > körpü vb"]}, {"word": "yakınlaşma", "meanings": ["Yakınlaşmak işi"]}, {"word": "yakınlaşmak", "meanings": ["Yakın bir duruma gelmek, yaklaşmak", "Aralarındaki ilgi, sevgi daha güçlü bir duruma gelmek"]}, {"word": "yakınış", "meanings": ["Yakınma işi"]}, {"word": "yakınlaştırma", "meanings": ["Yakınlaştırmak işi"]}, {"word": "yakınlaştırmak", "meanings": ["Yakın bir duruma getirmek, yaklaştırmak", "Aralarında sıkı ilgi veya duygusal bağ oluşturmak"]}, {"word": "yakınlık", "meanings": ["Yakın olma durumu", "Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi"]}, {"word": "yakınlık görmek", "meanings": ["ilgi, sevgi görmek"]}, {"word": "yakınlık göstermek", "meanings": ["biriyle ilgilenmek, sevgiyle davranmak"]}, {"word": "yakınlık kurmak", "meanings": ["sıkı ilişki içinde bulunmak, ilgi ve destek vermek"]}, {"word": "yakınlık derecesi", "meanings": ["Akrabalık ilişkisi içindeki sıra", "Sosyal grup içinde kişileri bir merkez etrafında toplama, kohezyon"]}, {"word": "yakınlık eylemi", "meanings": ["Yakınlık fiili"]}, {"word": "yakınma", "meanings": ["Yakınmak (I) işi"]}, {"word": "yakınlık fiili", "meanings": ["Bir fiile -e zarf-fiil ekiyle yazmak fiili getirilerek oluşturulan ve kavramda olayın çok yaklaştığını, neredeyse gerçekleşeceğini gösteren birleşik fiil, yaklaşma eylemi, yakınlık eylemi, yaklaşma fiili: Düşeyazmak, öleyazmak gibi"]}, {"word": "yakınmak", "meanings": ["Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak"]}, {"word": "yakınmak", "meanings": ["Sızlanmak, sızlanarak anlatmak, şikâyet etmek"]}, {"word": "yakınsak", "meanings": ["Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)", "Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.)", "Birbirine gittikçe yaklaşarak uzanan, bir noktaya doğru yönelen (çizgi)"]}, {"word": "yakınsaklık", "meanings": ["Yakınsak olma durumu"]}, {"word": "yakınsama", "meanings": ["Yakınsamak işi", "Aradaki açıklık sonsuz küçülerek fakat kesişmeden bir noktaya, bir sınıra doğru yaklaşma"]}, {"word": "yakınsamak", "meanings": ["Bir şeyin yakın zamanda olacağını düşünmek, olmasını yakın görmek"]}, {"word": "yakıntı", "meanings": ["Yakılan bir şeyin kalıntısı", "Şikâyet"]}, {"word": "yakın sesli", "meanings": ["Benzer sesli"]}, {"word": "yakı otu", "meanings": ["Küpe çiçeğigillerden, kırmızı veya pembe çiçekli, sulak yerlerde yetişen, küçük bir süs bitkisi (Epilobium)"]}, {"word": "yakış", "meanings": ["Yakma işi"]}, {"word": "yakışık", "meanings": ["Uygunluk, yaraşma", "Yakışıklı delikanlı"]}, {"word": "yakışıklı", "meanings": ["Güzel, gösterişli (erkek)"]}, {"word": "yakışık almamak", "meanings": ["yerinde olmamak, uygun düşmemek"]}, {"word": "yakışıklılık", "meanings": ["Yakışıklı olma durumu"]}, {"word": "yakışıksız", "meanings": ["Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.)"]}, {"word": "yakışıksızlık", "meanings": ["Yakışık almayan davranış veya durum, uygunsuzluk"]}, {"word": "yakışıksız kaçmak", "meanings": ["uygun düşmemek, çirkin olmak, münasebetsiz görünmek"]}, {"word": "yakışma", "meanings": ["Yakışmak işi"]}, {"word": "yakışmak", "meanings": ["Güzel durmak, iyi gitmek, yaraşmak, uygun gelmek", "Uygun olmak, iyi karşılanmak, münasip olmak"]}, {"word": "yakıştırma", "meanings": ["Yakıştırmak işi"]}, {"word": "yakıştırmak", "meanings": ["Yakışacak bir duruma getirmek, uygun duruma koymak, yaraştırmak", "Uygun ve yerinde görmek", "Uydurmak", "Bir durum veya niteliği bir kimse için düşünmek, yormak"]}, {"word": "yakinen", "meanings": ["Kesin olarak, iyice", "Tamamıyla"]}, {"word": "yakıştırmaca", "meanings": ["Herhangi bir sebeple ortaya atılan, uydurma (söz)"]}, {"word": "yakıt", "meanings": ["Doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde", "Enerji ve ısı ortaya çıkaran yanıcı madde"]}, {"word": "yakıtçı", "meanings": ["Yakıt satan kimse"]}, {"word": "yakıt deposu", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda yakıt depolamaya yarayan bölüm"]}, {"word": "yakıt göstergesi", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda yakıtın durumunu veya düzeyini göstermeye yarayan alet"]}, {"word": "yakin", "meanings": ["Sağlam, kesin bilgi", "Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme"]}, {"word": "yakıt parası", "meanings": ["Binalarda ısınma giderleri için ödenen ücret"]}, {"word": "yaklaşık", "meanings": ["Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, ortalama, takribî"]}, {"word": "yaklaşık olarak", "meanings": ["aşağı yukarı"]}, {"word": "yaklaşık bilgi", "meanings": ["Bilimsel bakımdan geçerli sayılabilecek kadar açık ve nesnel olan fakat bilim geliştikçe yeniden gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi gerekecek olan bilgi"]}, {"word": "yaklaşık değer", "meanings": ["Bir niceliğin gerçek tutarından az eksik veya az artık olan değeri"]}, {"word": "yaklaşılma", "meanings": ["Yaklaşılmak işi"]}, {"word": "yaklaşılmak", "meanings": ["Yaklaşma işi yapılmak"]}, {"word": "yaklaşma", "meanings": ["Yaklaşmak işi, iktiran"]}, {"word": "yaklaşım", "meanings": ["Yaklaşma işi", "Bir sorunu ele alış, ona bakış biçimi"]}, {"word": "yaklaşma eylemi", "meanings": ["Yakınlık fiili"]}, {"word": "yaklaşma fiili", "meanings": ["Yakınlık fiili"]}, {"word": "yaklaşmak", "meanings": ["Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek", "Benzemek, andırmak, uygun olmak", "Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek", "Yakınlaşmak"]}, {"word": "yaklaştırma", "meanings": ["Yaklaştırmak işi"]}, {"word": "yaklaştırmak", "meanings": ["Bir şeyi kendine yakın duruma getirmek", "İki şeyi birbirine yakın duruma getirmek", "Aralarında sıkı ilgi veya duygusal bağın oluşmasına sebep olmak"]}, {"word": "yakma", "meanings": ["Yakmak işi"]}, {"word": "yakmaç", "meanings": ["Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç, brülör"]}, {"word": "yakmak", "meanings": ["Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak", "Ateşle yok etmek", "Işık vermesini sağlamak", "Isı etkisiyle zarar vermek", "Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek", "Yanıyormuş gibi bir etki yapmak", "Kurutmak, zarar vermek", "Çok sıcak olmak", "Karartmak", "Çok üşütmek", "Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak", "Silahla vurmak", "Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek", "Güçlü sevgi uyandırmak", "Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek"]}, {"word": "yakıp yıkmak", "meanings": ["çok büyük zarar vermek, harap etmek"]}, {"word": "yakmak", "meanings": ["Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek"]}, {"word": "yakmalık", "meanings": ["Yakmaya ayrılmış yakacak", "Ölülerin yakıldığı yer, krematoryum"]}, {"word": "yakma resim", "meanings": ["Dağlama resim"]}, {"word": "yaktırma", "meanings": ["Yaktırmak işi"]}, {"word": "yaktırmak", "meanings": ["Yakma işini yaptırmak"]}, {"word": "Yakut", "meanings": ["Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse, Saha"]}, {"word": "Yakutça", "meanings": ["Yakut Türkçesi, Sahaca", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "yakut", "meanings": ["Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş", "Bu taştan yapılmış veya bu taşla süslenmiş"]}, {"word": "yal", "meanings": ["Köpek ve sığırlara yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek"]}, {"word": "yalabık", "meanings": ["Alevin oynayarak parıldaması, parlama, parıltı", "Şimşek", "Parlak, parıltılı, ışıltılı", "Güzel, yakışıklı, sevimli", "İkiyüzlü, kaypak"]}, {"word": "yalabıma", "meanings": ["Yalabımak işi"]}, {"word": "yalabımak", "meanings": ["Parıldamak, parlamak, ışıldamak", "Şimşek çakmak"]}, {"word": "yalaka", "meanings": ["Dalkavuk", "Arsız, sırnaşık"]}, {"word": "yalak", "meanings": ["Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap", "Akan suyun çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için çeşme, musluk vb.nin altına konulan delikli taş tekne", "Buz yalağı", "Boşboğaz, söz taşıyan"]}, {"word": "yalama", "meanings": ["Yalamak işi", "Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.)", "Fırça izleri belli etmeden yapılan (resim)", "Sözünde durmayan (kimse)"]}, {"word": "yalaka olmak", "meanings": ["dalkavuklaşmak", "arsızlaşmak"]}, {"word": "yalama olmak", "meanings": ["aşınmak"]}, {"word": "yalamak", "meanings": ["Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek", "Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak", "Sıyırarak, dokunarak geçmek", "Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek"]}, {"word": "yalayıp geçmek", "meanings": ["rüzgâr, dalga vb. sıyırarak, dokunarak hızla geçmek"]}, {"word": "yalayıp yutmak", "meanings": ["iştahla yemek", "kötü bir davranış, söz karşısında ses çıkarmamak, kabullenmek"]}, {"word": "yalamuk", "meanings": ["Çam ağacının reçineli kabuğu, soymuk", "Çam ağacının reçineli kabuğundan çıkan öz suyu"]}, {"word": "yalama yazı", "meanings": ["Yontuk düz"]}, {"word": "yalama uçuş", "meanings": ["Yere çok yakın olarak yapılan ustaca uçuş"]}, {"word": "yalan", "meanings": ["Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır", "Yalancı kimse", "Uydurma"]}, {"word": "yalan atmak (veya kıvırmak)", "meanings": ["yalan söylemek"]}, {"word": "yalan yere yemin etmek", "meanings": ["gerçeğe uygun olmayarak, doğru olmadığını bile bile yemin etmek"]}, {"word": "yalan yere", "meanings": ["gerçeğe uygun olmayarak, doğru olmadığını bile bile"]}, {"word": "yalan çıkmak", "meanings": ["yalan olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "yalana şerbetli olmak", "meanings": ["çekinmeden yalan söyleyebilmek"]}, {"word": "yalanı çıkmak", "meanings": ["bir kimsenin yalan söylediği anlaşılmak"]}, {"word": "yalanını yakalamak (veya tutmak)", "meanings": ["bir kimsenin yalan söylediğini anlamak"]}, {"word": "yalancı", "meanings": ["Yalan söylemeyi huy edinmiş olan kimse", "Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş"]}, {"word": "yalancı çıkarmak", "meanings": ["birinin yalan söylediğini ortaya koymak veya yalan söylememesini sağlamak"]}, {"word": "yalancının mumu yatsıya kadar yanar", "meanings": ["`söylenen söz yalansa durum çok geçmeden anlaşılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yalancının evi yanmış, kimse inanmamış", "meanings": ["`yalan söylemeyi huy edinen kimsenin sözlerine, gerçeği söylediği zaman bile inanılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yalancı çıkmak", "meanings": ["bilmeyerek yalan söylemiş bulunmak", "sözünü yerine getirememek", "yalan söylediği anlaşılmak"]}, {"word": "yalancı akasya", "meanings": ["Akasya"]}, {"word": "yalancı ayak", "meanings": ["Bir hücreli hayvanlarda hareket ve beslenmeye yarayan protoplazma uzantısı"]}, {"word": "yalancısı olmak", "meanings": ["doğruluğu bilinmeyen bir bilgiyi başkasından duyup iletmek"]}, {"word": "yalancı biber", "meanings": ["Akdeniz ülkelerinde süs ağacı olarak yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaççık (Schimus mollis)"]}, {"word": "yalancı cep", "meanings": ["Ceket, yelek vb.nde cebin olması gereken yerde bulunan dikili kapak"]}, {"word": "yalancı dolma", "meanings": ["Biber, patlıcan, asma yaprağı gibi sebzelerle yapılan, kıymasız, zeytinyağlı dolma"]}, {"word": "yalancıktan", "meanings": ["Yalandan"]}, {"word": "yalancı meyve", "meanings": ["Meyve görünümünde yapılmış süs eşyası"]}, {"word": "yalancı dünya", "meanings": ["Yalan dünya"]}, {"word": "yalancı öd ağacı", "meanings": ["Kalembek"]}, {"word": "yalancı pehlivan", "meanings": ["Yapamayacağı bir işi yapabilecekmiş gibi görünen kimse"]}, {"word": "yalancılık", "meanings": ["Yalancı olma durumu, yalan söyleme huyu", "Yalan söz söyleme"]}, {"word": "yalancı safran", "meanings": ["Birleşikgillerden, çiçekleri safrana benzeyen bir bitki, papağanyemi, aspur (Carthamus tinctorius)"]}, {"word": "yalancı şöhret", "meanings": ["Birdenbire ün kazanmış kimse"]}, {"word": "yalancı tanık", "meanings": ["Bilgisine başvurulduğunda doğruyu söylemeyen kişi, yalancı şahit"]}, {"word": "yalancı taş", "meanings": ["Değerli taşların camdan yapılmış taklidi"]}, {"word": "yalandan", "meanings": ["Gerçek olmayarak, yapmacık bir biçimde, oyun olsun diye, yalancıktan, sureta", "Gösteriş olsun diye, özen göstermeden, önem vermeyerek, üstünkörü"]}, {"word": "yalanış", "meanings": ["Yalanma işi"]}, {"word": "yalan dolan", "meanings": ["Gerçek dışı söylenen birçok söz", "Hile, aldatmaca"]}, {"word": "yalan haber", "meanings": ["Gerçek olmayan, uydurma haber"]}, {"word": "yalanlama", "meanings": ["Yalanlamak işi"]}, {"word": "yalanlamak", "meanings": ["Haber veya sözün gerçek olmadığını bildirmek, yalan olduğunu açıklamak, tekzip etmek"]}, {"word": "yalanlanma", "meanings": ["Yalanlanmak işi"]}, {"word": "yalanlanmak", "meanings": ["Yalanlama işi yapılmak veya yalanlama işine konu olmak"]}, {"word": "yalanma", "meanings": ["Yalanmak işi"]}, {"word": "yalan makinesi", "meanings": ["Suçluların suçlarını itiraf etmesi amacıyla özel olarak yapılmış makine", "Çok kolay ve sık yalan söyleyebilen kimse"]}, {"word": "yalanmak", "meanings": ["Yalama işi yapılmak veya yalama işine konu olmak", "Kendini yalamak"]}, {"word": "yalansız", "meanings": ["İçinde yalan olmayan", "Doğru bir biçimde"]}, {"word": "yalap şalap", "meanings": ["Baştan savma, üstünkörü, yarım yamalak"]}, {"word": "yalap yalap", "meanings": ["Parıl parıl, parıldayarak", "Gürül gürül"]}, {"word": "yalatma", "meanings": ["Yalatmak işi"]}, {"word": "yalatmak", "meanings": ["Yalama işini yaptırmak"]}, {"word": "yalayış", "meanings": ["Yalama işi"]}, {"word": "yalaz", "meanings": ["Alev"]}, {"word": "yalaz yalaz yanmak", "meanings": ["yüksek ateş içinde bulunmak"]}, {"word": "yalazlama", "meanings": ["Yalazlamak işi"]}, {"word": "yalazlamak", "meanings": ["Bir şeyi alevden geçirmek"]}, {"word": "yalazlanma", "meanings": ["Yalazlanmak işi"]}, {"word": "yalazlanmak", "meanings": ["Ateş alevli bir biçimde yanmak"]}, {"word": "yalçınlaşma", "meanings": ["Yalçınlaşmak işi"]}, {"word": "yalçın", "meanings": ["Dik, sarp", "Düz, kaygan"]}, {"word": "yalçınlaşmak", "meanings": ["Yalçın duruma gelmek"]}, {"word": "yaldırak", "meanings": ["Parlak, cilalı"]}, {"word": "yaldız", "meanings": ["Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde", "Bu madde ile eşyalara yapılan süs", "Aldatıcı dış görünüş, göz boyama", "Abartılı bir biçimde söylenen yalan"]}, {"word": "yaldızcı", "meanings": ["Yaldız işleri yapan kimse", "Bir şeyin içyüzüne değil de gösterişine önem veren (kimse)"]}, {"word": "yaldızcılık", "meanings": ["Yaldızcının işi", "Gösterişli fakat değersiz iş yapma"]}, {"word": "yaldızlama", "meanings": ["Yaldızlamak işi", "Ciltlenmiş kitapların kapak veya kenarlarını altın suyuyla süsleme, tezhip"]}, {"word": "yaldızlamak", "meanings": ["Bir eşyayı yaldızla kaplamak, yaldız sürerek süslemek", "Parlatmak", "Gösterişli süslerle değersizliğini veya kötülüğünü gizlemek", "Boynuz takmak"]}, {"word": "yaldızlanma", "meanings": ["Yaldızlanmak işi"]}, {"word": "yaldızlanmak", "meanings": ["Yaldızlama işi yapılmak veya yaldızlama işine konu olmak"]}, {"word": "yaldızlatma", "meanings": ["Yaldızlatmak işi"]}, {"word": "yaldızlatmak", "meanings": ["Yaldızlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yaldızlı", "meanings": ["Üzerine yaldız sürülmüş, yaldızla süslenmiş", "Aldatan, göz boyayan"]}, {"word": "yaldızlı hap", "meanings": ["Kötülüğü örtülerek, gizlenerek verilen şey"]}, {"word": "yalelli", "meanings": ["Uzun ve tekrarlardan oluşan şarkı"]}, {"word": "yalgın", "meanings": ["Serap"]}, {"word": "yalelli gibi", "meanings": ["usanç verecek biçimde sürüp giden (iş, konuşma vb.)"]}, {"word": "yalı", "meanings": ["Sahil", "Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev"]}, {"word": "yalı ağası", "meanings": ["Kıyıları korumakla görevli komutan"]}, {"word": "yalı kazığı gibi", "meanings": ["uzun boylu ve iri kemikli (kimse)"]}, {"word": "yalı boyu", "meanings": ["Su kıyısı"]}, {"word": "yalı bülbülü", "meanings": ["Konuşkan, çok konuşan kimse"]}, {"word": "yalıçapkını", "meanings": ["Yalıçapkınıgillerden, su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş, emircik, iskele kuşu (Alcedo atthis)"]}, {"word": "yalıçapkınıgiller", "meanings": ["Örneği yalıçapkını olan omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya"]}, {"word": "yalım", "meanings": ["Alev", "Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü"]}, {"word": "yalın", "meanings": ["Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı)", "Çıplak, kınından çıkmış"]}, {"word": "yalın ad", "meanings": ["Birleşik olmayan ve yapım eki almamış ad, yalın isim: Ev, kol, el, baş, diş gibi"]}, {"word": "yalın", "meanings": ["Alev"]}, {"word": "yalın ayak", "meanings": ["Ayakları çıplak", "Çıplak ayakla"]}, {"word": "yalın ayak, başı kabak", "meanings": ["çok perişan bir kılıkta"]}, {"word": "yalıncak", "meanings": ["Çıplak"]}, {"word": "yalın cümle", "meanings": ["Bir tek çekimli fiille kurulan cümle, yalın tümce"]}, {"word": "yalınç", "meanings": ["Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan", "Karışık olmayan, basit"]}, {"word": "yalın durum", "meanings": ["Ad soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum, yalın hâl, mücerret, nominatif"]}, {"word": "yalıngaç", "meanings": ["Kabuğu çatlayıp soyulan"]}, {"word": "yalıngöz", "meanings": ["Bir tür kertenkele"]}, {"word": "yalın hâl", "meanings": ["Yalın durum"]}, {"word": "yalın isim", "meanings": ["Yalın ad"]}, {"word": "yalın kat", "meanings": ["İnce, tek katı olan", "Sağlam olmayan, dayanıksız", "Basit, derinliği olmayan, üstünkörü"]}, {"word": "yalın kılıç", "meanings": ["Elinde kılıç olduğu hâlde, kılıçlı olarak, dalkılıç", "Tek başına"]}, {"word": "yalınlaşmak", "meanings": ["Sadeleşmek, yalın duruma gelmek"]}, {"word": "yalın kelime", "meanings": ["Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen, kök durumundaki kelime, basit kelime: Ev, gel, ayak gibi"]}, {"word": "yalınlaşma", "meanings": ["Yalınlaşmak işi"]}, {"word": "yalınlık", "meanings": ["Yalın olma durumu, birleşik veya karmaşık olmama durumu, sadelik", "Açık, süsten ve zorlamadan uzak, kolayca anlaşılabilen anlatım, sadelik"]}, {"word": "yalın tümce", "meanings": ["Yalın cümle"]}, {"word": "yalın üslup", "meanings": ["Uzatmalardan, parlak hayalî buluşlardan, süslü benzetmelerden, istiarelerden uzak üslup"]}, {"word": "yalın yapıldak", "meanings": ["Üstü başı perişan durumda olan (kimse)"]}, {"word": "yalın zarf", "meanings": ["Birleşik olmayan ve yapım eki almayan zarf: En, pek, çok, az gibi"]}, {"word": "yalın zaman", "meanings": ["Ek fiil kullanılmadan kurulan çekimli fiilin belirttiği zaman: Geldin, gelmişsin, geliyorsun gibi"]}, {"word": "yalıtılma", "meanings": ["Yalıtılmak işi"]}, {"word": "yalıtıcı", "meanings": ["Yalıtkan"]}, {"word": "yalıtılmak", "meanings": ["Yalıtma işi yapılmak"]}, {"word": "yalıtım", "meanings": ["Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama, yalıtma, tecrit, izolasyon", "Elektrik, ses ve ısı akımını engelleme, izolasyon"]}, {"word": "yalıtkan", "meanings": ["Elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan (cisim veya madde), izolatör, iletken karşıtı", "Herhangi bir teması, sürtünmeyi önlemek için elektrik iletkenlerini saran, koruyan porselen, kauçuk vb. madde"]}, {"word": "yalıtma", "meanings": ["Yalıtım"]}, {"word": "yalıtkanlık", "meanings": ["Yalıtkan olma durumu"]}, {"word": "yalı uşağı", "meanings": ["Deniz kıyısında doğup büyümüş kimse"]}, {"word": "yalıtmak", "meanings": ["Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplamak, izole etmek", "Elektrik ve ısı akımını engellemek, tecrit etmek, izole etmek"]}, {"word": "yalnız", "meanings": ["Yanında başkaları bulunmayan", "(ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak", "(ya'lnız) Yalnızca", "Ama", "Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi"]}, {"word": "yalı yar", "meanings": ["Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar, falez"]}, {"word": "yalız", "meanings": ["Düz ve parlak (kas)"]}, {"word": "yallah", "meanings": ["`Haydi, yürü, kalk, git` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yallah etmek", "meanings": ["atma, yollama vb. işleri hızla yapmak"]}, {"word": "yalman", "meanings": ["Eğik", "Sarp, dik", "Kesici ve batıcı araçların kesen veya batan bölümü"]}, {"word": "yalnız başına", "meanings": ["Kendi kendine, tek başına"]}, {"word": "yalnızca", "meanings": ["Yalnız olarak", "Tek başına", "(ya'lnızca) Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece"]}, {"word": "yallah çekmek", "meanings": ["kovmak"]}, {"word": "yalnızcı", "meanings": ["Yalnızcılık siyasetini izleyen (devlet), infiratçı"]}, {"word": "yalnızcılık", "meanings": ["Uluslararası konulara ve anlaşmazlıklara katılmama siyaseti, infiratçılık", "Bir ülkenin dış ekonomik ilişkilerini keserek kendi sınırları içinde tek başına bir ekonomi siyaseti izlemesi, infiratçılık"]}, {"word": "yalnızlaşma", "meanings": ["Yalnızlaşmak işi"]}, {"word": "yalnızlaşmak", "meanings": ["Yalnız duruma gelmek, tenhalaşmak"]}, {"word": "yalpa", "meanings": ["Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması", "İki yana sallanarak, eğilerek yürüme", "Mekanik bir parçanın genel düzlemden kısmen sapması"]}, {"word": "yalpa vurmak", "meanings": ["rüzgâr, deniz ve yolun durumu dolayısıyla deniz taşıtları iki yana sallanmak", "iki yana eğilerek yürümek", "dağılmak, sağa sola yayılmak"]}, {"word": "yalnızlık", "meanings": ["Yalnız olma durumu, kimsesizlik", "Kimse bulunmama durumu, ıssızlık, tenhalık"]}, {"word": "yalpa yapmak", "meanings": ["yalpalamak"]}, {"word": "yalpak", "meanings": ["Dalkavuk", "Sarp yer, uçurum", "Sokulgan, cana yakın"]}, {"word": "yalpaklık", "meanings": ["Dalkavukluk"]}, {"word": "yalpalama", "meanings": ["Yalpalamak işi"]}, {"word": "yalpalamak", "meanings": ["Dengesi bozularak bir sağa, bir sola eğilmek", "Kararsızlık içinde kalarak ne yapacağını bilmemek"]}, {"word": "yalpalanmak", "meanings": ["Sallanmak, bir o yana bir bu yana gidip gelmek"]}, {"word": "yalpalatmak", "meanings": ["Yalpalamasına sebep olmak"]}, {"word": "yalpık", "meanings": ["Derinliği az ve geniş olan, yayvan"]}, {"word": "yalpı", "meanings": ["Eğimli yüzey, yamaç", "İki tepe arasındaki düzlük"]}, {"word": "yalpalatma", "meanings": ["Yalpalatmak işi"]}, {"word": "yalpalanma", "meanings": ["Yalpalanmak durumu"]}, {"word": "yalpılı", "meanings": ["Bir yanı öbüründen yüksek veya kalın"]}, {"word": "yaltakçı", "meanings": ["Dalkavuk"]}, {"word": "yaltaklanış", "meanings": ["Yaltaklanma işi"]}, {"word": "yaltakçılık", "meanings": ["Dalkavukluk"]}, {"word": "yaltaklanma", "meanings": ["Yaltaklanmak işi, dalkavukluk"]}, {"word": "yaltaklanmak", "meanings": ["Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak, dalkavukluk etmek, tabasbus etmek"]}, {"word": "yalvaç", "meanings": ["Peygamber"]}, {"word": "yaltaklık", "meanings": ["Dalkavukluk"]}, {"word": "yaltaklık etmek", "meanings": ["yaltaklanmak"]}, {"word": "yalvaçlık", "meanings": ["Yalvaç olma durumu, peygamberlik"]}, {"word": "yalvarılma", "meanings": ["Yalvarılmak işi"]}, {"word": "yalvarılmak", "meanings": ["Yalvarma işi yapılmak"]}, {"word": "yalvarış", "meanings": ["Yalvarma işi, yalvarma, rica"]}, {"word": "yalvarış yakarış", "meanings": ["Çok yalvarma, rica ile isteme"]}, {"word": "yalvarma", "meanings": ["Yalvarmak işi"]}, {"word": "yalvarmak", "meanings": ["Birinden ısrarlı bir biçimde, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek"]}, {"word": "yalvarıp yakarmak", "meanings": ["çok yalvarmak"]}, {"word": "yalvartma", "meanings": ["Yalvartmak işi"]}, {"word": "yalvar yakar olmak", "meanings": ["çok yalvarmak"]}, {"word": "yalvartmak", "meanings": ["Yalvarma işini yaptırmak"]}, {"word": "yama", "meanings": ["Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma", "Bu iş için kullanılan parça", "Deride geniş leke"]}, {"word": "yama küçük, delik büyük", "meanings": ["`eldeki imkânlar sorunu çözmek için yeterli değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yama gibi durmak", "meanings": ["bulunduğu yere uymamak, eklendiğini belli etmek"]}, {"word": "yama vurmak", "meanings": ["delik, yırtık veya eski bir yere yama koymak, yama koyarak onarmak"]}, {"word": "yamacı", "meanings": ["Ayakkabı yamayan, onaran kimse, ayakkabı eskicisi"]}, {"word": "yamacılık", "meanings": ["Yama yapma işi"]}, {"word": "yamaç", "meanings": ["Dağın veya tepenin herhangi bir yanı", "Ön, yan, yakın"]}, {"word": "yamak", "meanings": ["Bir işte yardımcı olarak çalışan erkek", "Yeniçeri Ocağında topçu ve humbaracı gibi askerî kuruluşlarda aday olarak bulunan kimse", "Birinin etkisinde kalarak onun sözünden çıkmayan kimse"]}, {"word": "yamaklık", "meanings": ["Yardımcılık"]}, {"word": "yamaklık etmek", "meanings": ["bir işte yardımcı olarak çalışmak"]}, {"word": "yamalama", "meanings": ["Yamalamak işi"]}, {"word": "yamalamak", "meanings": ["Yama ile onarmak, yama vurmak"]}, {"word": "yamalanış", "meanings": ["Yamalanma işi"]}, {"word": "yamalanmak", "meanings": ["Yama ile onarılmak, yama vurulmak"]}, {"word": "yamalı", "meanings": ["Yama vurulmuş, yama ile onarılmış olan", "Yüzünde lekeler bulunan (kimse)"]}, {"word": "yaman", "meanings": ["Güç, etki veya beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan (kimse)", "Kötü, korkulan (kimse)", "Alışılmadık, olağanın dışında"]}, {"word": "yamalanma", "meanings": ["Yamalanmak işi"]}, {"word": "yamalı bohça", "meanings": ["Tutarsız, birbirine uymayan şey"]}, {"word": "yamalık", "meanings": ["Yama için kullanılan parça"]}, {"word": "yamalmak", "meanings": ["Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak"]}, {"word": "yamamak", "meanings": ["Yama koyarak onarmak, yamalamak", "İstenmeyen şeyi birine mal etmek", "İstenmeyen kimseyi birine zorla vermek"]}, {"word": "yamama", "meanings": ["Yamamak işi"]}, {"word": "yamanma", "meanings": ["Yamanmak işi"]}, {"word": "yamanmak", "meanings": ["Yamalanmak", "Kötü bir şey veya kimse birinin üstünde kalmak, yük olmak, yükletilmek"]}, {"word": "yamatmak", "meanings": ["Yamama işini yaptırmak"]}, {"word": "yamatma", "meanings": ["Yamatmak işi"]}, {"word": "yamçı", "meanings": ["Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk"]}, {"word": "yamçısız", "meanings": ["Yamçısı olmayan"]}, {"word": "yamçılı", "meanings": ["Yamçısı olan"]}, {"word": "yampiri", "meanings": ["Eğri büğrü, yan yan ve çarpık giden"]}, {"word": "yampirilik", "meanings": ["Yampiri olma durumu"]}, {"word": "yamrulma", "meanings": ["Yamrulmak işi"]}, {"word": "yamrulmak", "meanings": ["Yamru yumru bir duruma gelmek"]}, {"word": "yamru yumru", "meanings": ["Yumru"]}, {"word": "yamuk", "meanings": ["Bir yana doğru eğik olan", "Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen", "Sözünden dönen, yanlışlık yapan (kimse)", "Birine karşı yanlış davranma"]}, {"word": "yamuk yapmak", "meanings": ["birine karşı yanlış davranmak"]}, {"word": "yamukluk", "meanings": ["Yamuk olma durumu"]}, {"word": "yamulma", "meanings": ["Yamulmak işi"]}, {"word": "yamyam", "meanings": ["Daha çok din, tapınma, büyü vb. amaçlarla insan eti yiyen (kimse)", "Yabani, vahşi", "Açgözlü (kimse)"]}, {"word": "yamyamlık", "meanings": ["Yamyam olma durumu", "Yamyama yakışır davranış"]}, {"word": "yamulmak", "meanings": ["Yamuk duruma gelmek, eğilmek"]}, {"word": "yamyassı", "meanings": ["Çok yassı, dümdüz bir biçimde"]}, {"word": "yamyaş", "meanings": ["Çok yaş, sırılsıklam"]}, {"word": "yan", "meanings": ["Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil", "Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet", "Yer", "Üst", "Birlikte, beraberinde olma", "Üstte, altta, arkada veya önde olmayan", "İkinci derece olan", "Tali", "Bir tarafa yönelerek", "İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri", "Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri", "Bir denklemde `=` işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri", "Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç (II)"]}, {"word": "yan bakmak", "meanings": ["beğenmeyerek veya düşmanca bakmak", "kötü niyet beslemek"]}, {"word": "yan basmak", "meanings": ["bir işte aldanmak", "dürüst davranmamak, kaypaklık etmek"]}, {"word": "yan gelip oturmak (veya yatmak)", "meanings": ["yan gelmek"]}, {"word": "yan çizmek", "meanings": ["bir işten kaçmak"]}, {"word": "yan gelmek", "meanings": ["bir işe karışmayarak rahatına bakmak, keyfince yaşamak"]}, {"word": "yan gözle bakmak", "meanings": ["yan bakmak", "belli etmeden, göz ucuyla bakmak"]}, {"word": "yan pala Zeydün", "meanings": ["birinin, yeni bir durum karşısında ne yapacağını kestiremeyerek şaşkınlık geçirdiğini anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yan tutmak", "meanings": ["taraflardan yalnızca birini desteklemek, yansız davranmamak"]}, {"word": "yan yatmak", "meanings": ["yana doğru çok eğilmek", "sağa veya sola doğru eğilerek devrilmek"]}, {"word": "-den yana", "meanings": ["için", "-e kalırsa"]}, {"word": "-den yana olmak", "meanings": ["birinin tarafını tutmak"]}, {"word": "-den yana çıkmak", "meanings": ["birinin yanlısı olmak, birini tutmak"]}, {"word": "yanına bırakmamak (veya koymamak)", "meanings": ["cezasız bırakmamak, öç almak"]}, {"word": "yanına almak", "meanings": ["yanında çalıştırmak", "geçimini sağlamak için yanında bulundurmak", "beraberinde götürmek"]}, {"word": "yanına kâr kalmak", "meanings": ["cezasız kalmak"]}, {"word": "yanına salavatla varılmaz", "meanings": ["çok pahalı olan şeyler için kullanılan bir söz", "kibirli, gururlu kimseler için kullanılan bir söz", "çok öfkeli kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "yanına yaklaştırmamak", "meanings": ["birinin veya bir şeyin kendi yakınına gelmesine izin vermemek"]}, {"word": "yanına salavatla yaklaşılmak", "meanings": ["birinin yanına korkarak, çekinerek gitmek"]}, {"word": "yanına kalmak", "meanings": ["yanına kâr kalmak"]}, {"word": "yanında olmak", "meanings": ["desteklemek, yardımcı olmak"]}, {"word": "yanından bile geçmemiş", "meanings": ["`o şeyle hiçbir ilgisi yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yanak", "meanings": ["Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü", "Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi"]}, {"word": "yanağına kan gelmek", "meanings": ["yüzü daha canlı ve renkli olmak, iyi beslenmekten dolayı gürbüz görünmek"]}, {"word": "yanaklı", "meanings": ["Yanağı olan", "Yan yüzeyinde şişkinlik olan (lastik)"]}, {"word": "yanağından kan damlamak", "meanings": ["çok sağlıklı olduğu benzinden anlaşılmak"]}, {"word": "yanal", "meanings": ["Yanda olan, yana düşen", "Alaca, iki renkli"]}, {"word": "yanak yanağa", "meanings": ["Yanakları birbirine değecek kadar yakın olarak"]}, {"word": "yanal yüzey", "meanings": ["Bir cisimde tabanların yüzeyleri dışında, yan kenarların yüzeyi"]}, {"word": "yanarca", "meanings": ["Meşale"]}, {"word": "yanardağ", "meanings": ["Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ, volkan"]}, {"word": "yanardağ ağzı", "meanings": ["Yanardağın tepesinde, yamacında veya eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürtmelerle oluşmuş koni biçiminde delik, krater"]}, {"word": "yanardağ bilimci", "meanings": ["Yanardağ bilimi ile uğraşan bilim adamı"]}, {"word": "yanardağ bilimi", "meanings": ["Yanardağları ve yanardağ hareketlerini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "yanardağ bölgesi", "meanings": ["Yanardağların yoğun olduğu coğrafi kesim"]}, {"word": "yanardöner", "meanings": ["Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.), janjan", "Daldan dala atlanan, konudan konuya geçilen", "Çabuk fikir ve yön değiştiren (kimse)"]}, {"word": "yanardağ püskürmesi", "meanings": ["Yanardağın lav çıkarmaya başlaması"]}, {"word": "yanardağ patlaması", "meanings": ["Yanardağın püskürmeye başlaması"]}, {"word": "yanaşık", "meanings": ["Yanaşmış durumda olan", "Yanaşmış bir biçimde"]}, {"word": "yanaşıklık", "meanings": ["Yanaşık olma durumu"]}, {"word": "yanaşılma", "meanings": ["Yanaşılmak işi"]}, {"word": "yanaşık nizam", "meanings": ["Yanaşık düzen"]}, {"word": "yanaşma", "meanings": ["Yanaşmak işi", "Genellikle bir çiftçi yanında çalışan işçi, tutma"]}, {"word": "yanaşlık", "meanings": ["Deniz veya ırmakta iskele"]}, {"word": "yanaşılmak", "meanings": ["Yanaşma işi yapılmak"]}, {"word": "yanaşmak", "meanings": ["Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek", "Vapur, kayık vb. kıyıya varmak", "Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek", "İlişki kurmak"]}, {"word": "yanaştırma", "meanings": ["Yanaştırmak işi"]}, {"word": "yanaştırmak", "meanings": ["Yanaşmasını sağlamak"]}, {"word": "yan atışı", "meanings": ["Taç atışı"]}, {"word": "yanay", "meanings": ["Bir cismin düşey kesiti, profil", "Katmanları gösteren kesit"]}, {"word": "yana yakıla", "meanings": ["Sızlanarak, sıkıntısını belli ederek, şikâyet ederek"]}, {"word": "yana yana", "meanings": ["Döne döne, tekrar tekrar", "Yanarak"]}, {"word": "yana yana istemek", "meanings": ["ısrarlı bir biçimde, içtenlikle dilemek"]}, {"word": "yanay doğrusu", "meanings": ["Yer eksenine dik olan doğru"]}, {"word": "yanay düzlemi", "meanings": ["Yer düzlemi yer eksenine dik olan düzlem"]}, {"word": "yan bakış", "meanings": ["Yan gözle bakma", "Ters bakma"]}, {"word": "yancı", "meanings": ["Kahvelerde oynanan oyunları seyreden ve bedavadan yiyip içen kimse", "Düşmana karşı ilerleyen bir kuvvetin yandan gelebilecek baskınlardan korunmak amacıyla oluşturduğu emniyet birliği"]}, {"word": "yan cümle", "meanings": ["Çekimli bir fiilden sonra kullanılan ki bağlacı, dilek kipi veya şartlı birleşik zamanla kurularak temel cümleye bağlanan cümle, yan tümce"]}, {"word": "yandan çarklı", "meanings": ["Her iki yanında birer çarkı bulunan ve bu çarklarla ağır hareket eden (vapur)", "Bir yanına eğilerek yürüyen", "Şekeri yanına konulmuş olan kahve veya çay", "Çaçaron"]}, {"word": "yan çizgisi", "meanings": ["Bir yerin yan tarafına çizilen çizgi"]}, {"word": "yandaş", "meanings": ["Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse, yanlı, taraflı, taraftar"]}, {"word": "yandaşlık", "meanings": ["Yandaş olma durumu, yanlılık, taraflılık, taraftarlık"]}, {"word": "yandaşlık etmek", "meanings": ["yandaş durumunda olmak"]}, {"word": "yandık", "meanings": ["Baklagillerden, sıcak ve kurak bölgelerde yetişen, sarımtırak küçük tohumlarından kudret helvasına benzer bir madde elde edilen bitki (Alhagi maurorum)"]}, {"word": "yandırma", "meanings": ["Yandırmak işi"]}, {"word": "yandırmak", "meanings": ["Yanmasına sebep olmak, yakmak"]}, {"word": "yan etki", "meanings": ["Tedavi için uygulanan ilacın kişide kullanım amacı dışında sebep olduğu olumsuz etki, yan tesir", "Dolaylı yapılan etki, yan tesir"]}, {"word": "yangı", "meanings": ["Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon"]}, {"word": "yangılanma", "meanings": ["Yangılanmak işi, iltihaplanma"]}, {"word": "yangılanmak", "meanings": ["Bir doku veya bir organda iltihap oluşmak, iltihaplanmak"]}, {"word": "yangın", "meanings": ["Zarara yol açan büyük ateş", "Hastalıkta ateş", "Coşkunluk", "Tutkun, düşkün, âşık"]}, {"word": "yangılı", "meanings": ["Yangısı olan, iltihaplı"]}, {"word": "yangın bacayı sarmak", "meanings": ["durum olağanüstü kötüye gitmek"]}, {"word": "yangına körükle gitmek", "meanings": ["gerginliği, uzlaşmazlığı artıracak biçimde davranmak"]}, {"word": "yangına vermek", "meanings": ["tutuşturmak, bir şeyi bilerek yakmak"]}, {"word": "yangından mal kaçırır gibi", "meanings": ["bir işte gereksiz telaş ve ivedilik göstererek, herkesten saklamaya çalışarak"]}, {"word": "yangını körüklemek", "meanings": ["gerginliği, anlaşmazlığı artırmak"]}, {"word": "yangın bombası", "meanings": ["Yangın çıkarmak için yapılan özel bir bomba"]}, {"word": "yangıncı", "meanings": ["İtfaiyeci"]}, {"word": "yangın çıkışı", "meanings": ["Yangından kaçmak için binalara yapılan çıkış kapısı veya merdiveni"]}, {"word": "yangın hortumu", "meanings": ["Yangını söndürmek için itfaiye aracından veya yangın musluğundan su aktarmak üzere kullanılan uzun hortum"]}, {"word": "yangın kulesi", "meanings": ["Yangını görüp haber vermek için yapılan kule"]}, {"word": "yangın merdiveni", "meanings": ["İtfaiyecilerin yangında ve kurtarma işlerinde kullandıkları merdiven", "Yapıların dışında, yangın veya acil bir durumda kullanılmak üzere yapılmış merdiven"]}, {"word": "yangın sigortası", "meanings": ["Yangına karşı yapılan sigorta"]}, {"word": "yangın musluğu", "meanings": ["Cadde ve sokaklarda su şebekesine bağlı olarak belirli yerlere yerleştirilmiş, üzerine hortum takılabilen kalın musluk", "Yangın sırasında kullanılmaya hazır hâlde tutulan su vanası"]}, {"word": "yangın söndürücü", "meanings": ["Yangın söndürmeye yarayan alet, söndürücü"]}, {"word": "yangın tulumbası", "meanings": ["Yangın söndürmek için kullanılan tulumba"]}, {"word": "yangın yeri", "meanings": ["Çok kalabalık veya dağınık yer"]}, {"word": "yangın yerine dönmek", "meanings": ["çok kalabalıklaşmak"]}, {"word": "yangısız", "meanings": ["Yangısı olmayan, iltihapsız"]}, {"word": "yardımcı hakem", "meanings": ["Karşılaşmalarda sayıları, uyarmaları tespit eden ve sonuç ile birlikte tutanağı yazıp imza eden yetkili, yan hakem, yan yargıcı", "Futbol karşılaşmalarında oyun alanının yan çizgisi boyunca oyunu takip eden, kuralların yerine getirilip getirilmediğini gözleyen, orta hakeme yardımcı olan görevli, yan hakem, yan yargıcı"]}, {"word": "yanık", "meanings": ["Yanmakta olan", "Yanmış olan", "Rengi koyulaşmış", "Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk", "Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan", "Bıkkın, üzüntülü, dertli", "Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili", "Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz", "Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu"]}, {"word": "yanık kokmak", "meanings": ["is kokmak", "ortalıkta bir şeyin yandığını anlatan koku bulunmak"]}, {"word": "yanıkara", "meanings": ["Şarbon"]}, {"word": "yanıklık", "meanings": ["Yanık olma durumu"]}, {"word": "yanık rüzgâr", "meanings": ["Çabuk dinen yel"]}, {"word": "yanık sesli", "meanings": ["Dokunaklı sese sahip (kimse)"]}, {"word": "yanık ses", "meanings": ["Dokunaklı ses"]}, {"word": "yanılgıya düşmek", "meanings": ["bilmeden bir yanlışlık yapmak"]}, {"word": "yanıksı", "meanings": ["Biraz yanık olan"]}, {"word": "yanılış", "meanings": ["Yanılma işi"]}, {"word": "yanılgı", "meanings": ["Yanılma durumu", "Yanlış davranış", "Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç", "Yanlışı doğru veya doğruyu yanlış sanma, hata"]}, {"word": "yanılma", "meanings": ["Yanılmak işi"]}, {"word": "yanılmak", "meanings": ["Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak aldanmak", "Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "yanılsama", "meanings": ["Yanlış algılama ve duyu yanılması", "Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama, galatıhis, illüzyon"]}, {"word": "yanı sıra", "meanings": ["Birlikte", "Yanında, beraberinde"]}, {"word": "yanıltı", "meanings": ["Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık, sehiv"]}, {"word": "yanıltıcı", "meanings": ["Yanıltma özelliği olan, sofistike"]}, {"word": "yanıltmaca", "meanings": ["Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme, mugalata", "Yanıltmaya dayanan davranış, yanıltıcı iş", "Çabuk çabuk söylenmesi sırasında karışıklığa, dil dolaşmasına ve anlam değişmesine uğrayan söz grubu, yanıltmaç", "Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama, mugalata"]}, {"word": "yanıltma", "meanings": ["Yanıltmak işi"]}, {"word": "yanıltmacı", "meanings": ["Yanlış yargılamada bulunan kimse"]}, {"word": "yanıltmaç", "meanings": ["Karşıdakini yanıltıp başka şey söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz", "Yanıltmaca"]}, {"word": "yanıltmak", "meanings": ["Yanılmasına yol açmak"]}, {"word": "yanış", "meanings": ["Yanma işi"]}, {"word": "yanışölçer", "meanings": ["Yanma verimini ve onu etkileyen etkenleri ölçmekte kullanılan cihaz"]}, {"word": "yanıt", "meanings": ["Cevap", "Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon"]}, {"word": "yanıt vermek", "meanings": ["yanıtlamak, cevaplamak"]}, {"word": "yanıtlama", "meanings": ["Cevaplama"]}, {"word": "yanıtlandırılma", "meanings": ["Cevaplandırılma"]}, {"word": "yanıtlamak", "meanings": ["Cevaplamak"]}, {"word": "yanıtlandırılmak", "meanings": ["Cevaplandırılmak"]}, {"word": "yanıtlandırma", "meanings": ["Cevaplandırma"]}, {"word": "yanıtlandırmak", "meanings": ["Cevaplandırmak"]}, {"word": "yanıtlanma", "meanings": ["Cevaplanma"]}, {"word": "yanıtlanmak", "meanings": ["Cevaplanmak"]}, {"word": "yanıtlı", "meanings": ["Cevaplı"]}, {"word": "yanıtsız", "meanings": ["Cevapsız"]}, {"word": "yani", "meanings": ["`Demek oluyor ki` anlamlarında bir söz", "`Sözün kısası, doğrusu` anlamlarında bir söz"]}, {"word": "yan kabağı", "meanings": ["Birinin yanından ayrılmayan (kimse)"]}, {"word": "yan kâğıdı", "meanings": ["Ciltli kitaplarda cildi kitaba bağlayan ve gerektiğinde çeşitli motiflerle süslenen ara kâğıt"]}, {"word": "yankesici", "meanings": ["Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan kimse, cep faresi, tırtıkçı"]}, {"word": "yankesicilik", "meanings": ["Yankesici olma durumu"]}, {"word": "yankı", "meanings": ["Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko", "Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce veya tepki, akis, inikâs"]}, {"word": "yankı yapmak", "meanings": ["ses bir yere çarpıp ikinci kez duyulmak"]}, {"word": "yankı bilimi", "meanings": ["Fizik biliminin konusu ses olan kolu, akustik"]}, {"word": "yankı uyandırmak", "meanings": ["bir olgu çevrede duygusallık, düşünce, dedikodu gibi tepki yapmak"]}, {"word": "yankılı konuşma", "meanings": ["Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama, ekolali"]}, {"word": "yankılamak", "meanings": ["Sesi geri çevirmek, yankı durumunda geri döndürmek, inikâs etmek"]}, {"word": "yankılama", "meanings": ["Yankılamak işi"]}, {"word": "yankılanma", "meanings": ["Yankılanmak işi"]}, {"word": "yankılanım", "meanings": ["Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi, akustik"]}, {"word": "yankılanmak", "meanings": ["Ses vermek, ses çıkarmak, yankı durumunda geri dönmek, aksetmek"]}, {"word": "yankısız", "meanings": ["Yankısı olmayan"]}, {"word": "yankılı", "meanings": ["Yankısı olan"]}, {"word": "yanlış hesap Bağdat'tan döner", "meanings": ["`ortaya çıkan bir yanlışlık çok geç de olsa düzeltilebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yanlama", "meanings": ["Yanlamak işi"]}, {"word": "yanlamak", "meanings": ["Yana yatmak, yana dönmek", "Yanından geçmek", "Çalışıp yorulmadan başka birisinden geçinmek"]}, {"word": "yanlı", "meanings": ["Yandaş"]}, {"word": "yanlılık", "meanings": ["Yandaşlık"]}, {"word": "yanlış", "meanings": ["Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata", "Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı", "Hatalı bir biçimde", "Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan"]}, {"word": "yanlış çıkmak", "meanings": ["yanlış olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "yanlış kapı çalmak", "meanings": ["isteğinin yapılmayacağı, yersiz sayılacağı bir yere başvurmak"]}, {"word": "yanlış ata oynamak", "meanings": ["tercihinde yanlış yapmak"]}, {"word": "yanlışını çıkarmak", "meanings": ["yanlışını bulup göstermek"]}, {"word": "yanlıştan dönmek", "meanings": ["bir işte yapılanın yanlış olduğunu anlayıp yeni bir uygulamaya geçmek"]}, {"word": "yanlışlık", "meanings": ["Yanlış davranış, yanlış iş, yanlış sanı, hata"]}, {"word": "yanlışlıkla", "meanings": ["Yanılarak, bilmeyerek, sehven"]}, {"word": "yanlış yunluş", "meanings": ["Yanlış bir biçimde"]}, {"word": "yanma", "meanings": ["Yanmak işi", "Bir cismin oksijenle birleşmesi sırasında ortaya çıkan olayların tümü"]}, {"word": "yanmak", "meanings": ["Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak", "Ateş durumuna geçmek, tutuşmak", "Isı, ışık veren bir konuma geçmek", "Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek", "Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak", "Vücut veya nesnelerin ısısı artmak", "Parlamak, parıldamak", "Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek", "Yanık acısına benzer bir acı duymak", "Çok istemek, çabalamak", "Çok üzülmek", "Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek", "Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek", "Zarara, kötülüğe uğramak", "Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak", "Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak"]}, {"word": "yandı gülüm keten helva", "meanings": ["`kaçırılmış bir fırsat` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yanıp durmak", "meanings": ["pişman olmak"]}, {"word": "yanıp tutuşmak", "meanings": ["güçlü bir aşk ile sevmek", "bir şeyi elde etmek için güçlü bir istek duymak", "elde edemediği bir şey için büyük üzüntü duymak"]}, {"word": "yanıp yakılmak", "meanings": ["sızlanmak, şikâyet etmek"]}, {"word": "yan ödeme", "meanings": ["Bir görevliye aldığı aylık veya ücretten başka türlü sebeplerle ödenen para"]}, {"word": "yan sanayi", "meanings": ["Ana sanayiye yardımcı sanayi kolu"]}, {"word": "yansı", "meanings": ["Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü", "Akis", "Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs", "Tepke"]}, {"word": "yansıca", "meanings": ["Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama, ekopraksi"]}, {"word": "yansılama", "meanings": ["Yansılamak işi", "Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yapma eğilimi"]}, {"word": "yansılamak", "meanings": ["Işık yansı yapmak", "Birinin söylediklerini, yaptıklarını alay ederek tekrarlamak"]}, {"word": "yansılanma", "meanings": ["Yansılanmak işi"]}, {"word": "yansılanmak", "meanings": ["Yansılama işi yapılmak"]}, {"word": "yansıma", "meanings": ["Yansımak işi", "Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirme, inikâs", "Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime, taklidî kelime, onomatope: Gürültü, şırıltı, bıngıldak, güm güm, vızıldamak vb"]}, {"word": "yansımak", "meanings": ["Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirmek, aksetmek", "Yer almak", "Anlaşılmak, belli olmak", "Ulaşmak, duyulmak, yayılmak, aksetmek"]}, {"word": "yansımalı", "meanings": ["Yansıtan veya yansıyan", "Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime), onomatopeik"]}, {"word": "yansımasız", "meanings": ["Yansıtmayan veya yansımayan"]}, {"word": "yansıtaç", "meanings": ["Yansıtıcı"]}, {"word": "yansıtıcı", "meanings": ["Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç, yansıtaç, reflektör", "Yansıtma işini yapan"]}, {"word": "yansıtılma", "meanings": ["Yansıtılmak işi"]}, {"word": "yansıtılmak", "meanings": ["Yansıtma işi yapılmak"]}, {"word": "yansıtma", "meanings": ["Yansıtmak işi", "İletme, duyurma"]}, {"word": "yansız", "meanings": ["Birinden yana olmayan veya bir düşünceye, bir isteğe katılmayan, onu desteklemeyen, yan tutmayan, tarafsız, bitaraf, nötr", "Turnusol gibi bir ayıraç karşısında, asit ve alkali tepkisi göstermeyen, nötr", "Elektriğe karşı hiçbir tepkisi olmayan, nötr"]}, {"word": "yansıtmak", "meanings": ["Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek", "Aktarmak, göstermek, aksettirmek", "İletmek, duyurmak, aktarmak"]}, {"word": "yansızlaştırmak", "meanings": ["Yansız duruma getirmek"]}, {"word": "yansızlaştırma", "meanings": ["Yansızlaştırmak işi veya durumu", "Asit veya alkali niteliğini yok etme, etkisiz hâle getirme, nötralizasyon"]}, {"word": "yansızlık", "meanings": ["Yansız olma durumu, bitaraflık, tarafsızlık, nötralizm", "Asit veya alkali niteliği yok olma, etkisiz hâle gelme, nötralizm"]}, {"word": "yanşak", "meanings": ["Yersiz ve çok konuşan, geveze"]}, {"word": "yanşaklık", "meanings": ["Yanşak olma durumu, gevezelik"]}, {"word": "yanşama", "meanings": ["Yanşamak işi"]}, {"word": "yan tesir", "meanings": ["Yan etki"]}, {"word": "yan yana", "meanings": ["Birbirinin yanında olan", "Biri ötekinin yanında olarak"]}, {"word": "yantutmaz", "meanings": ["Tarafsız, yandaş olmayan"]}, {"word": "yanşamak", "meanings": ["Gevezelik etmek, tatsızlık etmek"]}, {"word": "yantutmazlık", "meanings": ["Tarafsız olma durumu"]}, {"word": "yan tümce", "meanings": ["Yan cümle"]}, {"word": "yan ürün", "meanings": ["Bir ana ürün elde edilirken ortaya çıkan başka ürün"]}, {"word": "yan yan bakmak", "meanings": ["göz ucuyla bakmak", "kin, nefret veya öfke ile bakmak"]}, {"word": "yan yan", "meanings": ["Yanlamasına"]}, {"word": "yan yargıcı", "meanings": ["Yardımcı hakem"]}, {"word": "yan yüzergiller", "meanings": ["Dikenli yüzgeçliler alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "yapakçı", "meanings": ["Yapağıcı"]}, {"word": "yapağı", "meanings": ["İlkbaharda kırkılan koyun tüyü, yapak"]}, {"word": "yapalak", "meanings": ["İri bir tür baykuş"]}, {"word": "yapay", "meanings": ["Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı", "Yapmacık"]}, {"word": "yapay dil", "meanings": ["Değişik diller konuşan kişiler arasında anlaşma sağlamak amacıyla doğal dillerdeki ögelerden yararlanılarak oluşturulan dil"]}, {"word": "yapayalnız", "meanings": ["Yanında kimse veya hiçbir şey bulunmayan (kimse)", "Yanında kimse veya hiçbir şey bulunmayarak"]}, {"word": "yapay dölleme", "meanings": ["Suni dölleme"]}, {"word": "yapay böbrek", "meanings": ["Sonradan takılan böbrek, suni böbrek"]}, {"word": "yapboz", "meanings": ["Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek resmi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu"]}, {"word": "yapay döllenme", "meanings": ["Suni döllenme"]}, {"word": "yapay kalp", "meanings": ["Sonradan takılan kalp, suni kalp"]}, {"word": "yapaylaşmak", "meanings": ["Yapay duruma gelmek"]}, {"word": "yapaylaştırmak", "meanings": ["Yapay duruma getirmek"]}, {"word": "yapaylık", "meanings": ["Yapay olma durumu, sunilik"]}, {"word": "yapay solunum", "meanings": ["Normal solunumun yeterli olmadığı durumlarda takviye amacıyla alet yardımıyla yaptırılan solunum, suni solunum, suni teneffüs", "Nefes alamama durumlarında göğse bastırılarak ağızdan ağıza yapılan solunum, suni solunum, suni teneffüs"]}, {"word": "yapı", "meanings": ["Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina", "Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon", "Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme", "Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür", "Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür", "Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni", "Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün", "Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür"]}, {"word": "yapı bilimi", "meanings": ["Bitkilerde ve canlılarda organların yapılarını, biçimlerini, biçimleriyle görevleri arasındaki ilgiyi inceleyen bilim kolu, morfoloji", "Yapı bilgisi"]}, {"word": "yapı bilgisi", "meanings": ["Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi, şekil bilgisi, yapı bilimi, morfoloji"]}, {"word": "yapı bilimsel", "meanings": ["Yapı bilimi ile ilgili, morfolojik"]}, {"word": "yapıcı", "meanings": ["Yapan, oluşturan, ortaya çıkaran, meydana getiren", "Önemli ve yararlı işler yapan", "Olumlu", "Yapı ustası"]}, {"word": "yapıcılık", "meanings": ["Yapıcı olma durumu", "Yapıcının yaptığı iş"]}, {"word": "yapı elemanı", "meanings": ["Bir yapının bütünü içinde yer alan duvar, çatı, doğrama vb. ögelerden her biri"]}, {"word": "yapılaşma", "meanings": ["Yapılaşmak işi"]}, {"word": "yapılabilirlik", "meanings": ["Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden durumunu önceden tespit etme, uygulanabilirlik, fizibilite"]}, {"word": "yapık", "meanings": ["Belleme (II)", "Yeniçerilerin giydikleri üstlük"]}, {"word": "yapı kooperatifi", "meanings": ["Katılımcıların konut gereksinimini karşılamak amacıyla kurulan ortaklık"]}, {"word": "yapılaşmak", "meanings": ["Yapı durumuna gelmek", "Oluşmak"]}, {"word": "yapılı", "meanings": ["Yapısı herhangi bir nitelikte olan", "Vücudu gelişmiş, iri"]}, {"word": "yapılış", "meanings": ["Yapılma işi", "Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik, kuruluş, bünye"]}, {"word": "yapılma", "meanings": ["Yapılmak işi", "Yapılmış"]}, {"word": "yapı malzemesi", "meanings": ["İnşaatın yapımında kullanılan her türlü malzeme"]}, {"word": "yapılmak", "meanings": ["Yapma işine konu olmak", "Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak"]}, {"word": "yapım", "meanings": ["Yapma işi, inşa, imal, konstrüksiyon", "Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme, imal", "Özümleme", "Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü, prodüksiyon"]}, {"word": "yapımcı", "meanings": ["Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş", "Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse, prodüktör", "Radyo, sinema programları düzenlemekle görevli kimse, programcı"]}, {"word": "yapımcılık", "meanings": ["Yapımcı olma durumu", "Yapımcının işi"]}, {"word": "yapım eki", "meanings": ["Kelime kök veya gövdesine getirilerek kelimenin yeni bir anlam kazanmasını sağlayan ek: -lik (göz-lük); -ci (ev-ci); -li (ev-li); -inç (sev-inç); -gi (sev-gi); -daş (vatan-daş) gibi"]}, {"word": "yapımevi", "meanings": ["İmalathane", "Film yapımı işiyle uğraşmak için kurulmuş ortaklık"]}, {"word": "yapıncak", "meanings": ["Soğuk havada, açıkta bırakılan atlara örtülen uzun tüylü kebe"]}, {"word": "yapıncak", "meanings": ["Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm, kınalı yapıncak"]}, {"word": "yapıntıcılık", "meanings": ["Duyumlar yoluyla gösterilemeyen ve gösterilmeyen her şeyin birer yapıntı olduğunu ancak bu yapıntıların, gerçek olmasalar da düşünme ve yaşamada gerekli olduğunu öne süren görüş"]}, {"word": "yapınmak", "meanings": ["Kendine yapmak veya kendi için yaptırmak", "Özenmek, hazırlanmak"]}, {"word": "yapınma", "meanings": ["Yapınmak işi"]}, {"word": "yapıntı", "meanings": ["Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey, tasni", "Bilgi kuramında ve ontolojide gerçeğe uymayan ancak belirli bir kuramsal veya pratik amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım, tasni"]}, {"word": "yapıntılı", "meanings": ["Yapıntı niteliğinde olan, musanna"]}, {"word": "yapısal", "meanings": ["Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili, strüktürel, konstrüktif"]}, {"word": "yapısalcılık", "meanings": ["Bilimin her dalında yapıdan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemi, strüktüralizm", "Dilin tümüyle bir yapı özelliği gösterdiğini, terimlerin bu ilişkileri belirlediğini ileri süren dil bilimi öğretisi, yapısal dil bilimi"]}, {"word": "yapısalcı", "meanings": ["Yapısalcılık görüşü ve yöntemini benimseyen, strüktüralist"]}, {"word": "yapısal dil bilimi", "meanings": ["Yapısalcılık"]}, {"word": "yapısallaşma", "meanings": ["Yapısallaşmak durumu"]}, {"word": "yapısallaşmak", "meanings": ["Yapısal duruma gelmek"]}, {"word": "yapısallık", "meanings": ["Yapısal olma durumu"]}, {"word": "yapış", "meanings": ["Yapma işi"]}, {"word": "yapışıcı sap", "meanings": ["Duvarlara, ağaçlara yapışarak yükselen sap türü"]}, {"word": "yapışık çeneliler", "meanings": ["Çengel çeneliler"]}, {"word": "yapışıklık", "meanings": ["Yapışık olma durumu"]}, {"word": "yapışık", "meanings": ["Bir yere yapışmış olan", "Fizyolojik yönden birbirlerine bağlı olarak doğan", "Sürekli bir arada bulunan", "Dokunan, değen"]}, {"word": "yapışkanlık", "meanings": ["Yapışkan olma durumu", "Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği"]}, {"word": "yapışkan", "meanings": ["Yapışma özelliği olan", "Yapıştırıcı", "Gitmek bilmeyen"]}, {"word": "yapışkan otu", "meanings": ["Isırgangillerden, duvarlar üzerinde gelişen, yaprakları yapışkan bir bitki (Parietria)"]}, {"word": "yapışma", "meanings": ["Yapışmak işi", "Boyanın uygulandığı yüzeye tamamen kuruduktan sonraki tutunma derecesi"]}, {"word": "yapışmak", "meanings": ["Yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak", "İyice yaklaşmak, sokulup değmek", "Aralık bırakmayacak biçimde üzerine dokunmak", "Bir iş yapmak amacıyla, hevesle bir şeyi eline almak", "Sıkıca yakalamak, tutmak, sarılmak", "Başı çekeni çok yakından izlemek", "Birini rahatsız etmek, sataşmak, peşini bırakmamak, musallat olmak"]}, {"word": "yapıştırıcı", "meanings": ["Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne, yapışkan", "Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz"]}, {"word": "yapıştırılma", "meanings": ["Yapıştırılmak işi"]}, {"word": "yapıştırılmak", "meanings": ["Yapıştırma işi yapılmak"]}, {"word": "yapıştırma", "meanings": ["Yapıştırmak işi", "Yapıştırarak yapılan", "Gelinlerin yüzüne yapıştırılarak yapılan süs"]}, {"word": "yapıştırmak", "meanings": ["Yapışmasını sağlamak", "Yaklaştırmak, birbirine dayamak", "Tokat atmak", "Hızlı bir biçimde yazmak", "Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak"]}, {"word": "yapış yapış", "meanings": ["Yapışkan bir madde ile bulanmış", "Nemli, rutubetli (hava)", "Yapışmış"]}, {"word": "yapıt", "meanings": ["Bir emek sonucunda ortaya konulan ürün, eser", "Yayın, kitap"]}, {"word": "yapı taşı", "meanings": ["Binanın ağırlığını çeken esas taş", "Esas, temel"]}, {"word": "yapı taşı yerde kalmaz", "meanings": ["`değerli kimse boşta kalmaz, kendisine bir iş verilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yapmacık", "meanings": ["İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike"]}, {"word": "yapma", "meanings": ["Yapmak işi", "Yapay", "Yapmacık, sahici karşıtı"]}, {"word": "yapmacıklı", "meanings": ["İçtenliği olmayan, içten olmayan"]}, {"word": "yapmacık görünümü", "meanings": ["Gerçekte yapıldığı hâlde yapılmamış gibi bir izlenim veren görünüm"]}, {"word": "yapmacıksız", "meanings": ["İçten, içten geldiği gibi, samimi"]}, {"word": "yapma çiçek", "meanings": ["Görünümü çiçeği andıran ve yumuşak maddelerle yapılan süs eşyası"]}, {"word": "yapma dil", "meanings": ["Sonradan oluşturulan dil"]}, {"word": "yapma gübre", "meanings": ["Suni gübre"]}, {"word": "yapıp etmek", "meanings": ["yapmak"]}, {"word": "yapma (veya yapma yahu)", "meanings": ["şaşılacak durumlarda `öyle mi, doğru mu, gerçek mi?` gibi anlamlar bildiren bir söz"]}, {"word": "yapmak", "meanings": ["Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek", "Olmasına yol açmak", "Yol almak", "Onarmak, tamir etmek", "Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek", "Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek", "Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek", "Düzenli bir duruma getirmek", "Üretmek", "Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak", "Salgılamak, çıkarmak", "Dışkı çıkarmak", "Gerçekleştirmek", "Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek", "Evlendirmek", "Bir durum yaratmak", "Edinmek, sahip olmak", "Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek", "Davranmak, hareket etmek", "Olmak"]}, {"word": "yapmadığı kalmamak", "meanings": ["kendisi için zararlı olan birçok iş yapmak", "yapmadığını bırakmamak"]}, {"word": "yapmadığını bırakmamak", "meanings": ["elinden gelen her türlü kötülüğü yapmak"]}, {"word": "yaptığı hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek", "meanings": ["yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak"]}, {"word": "yaptığı yanına (kâr) kalmamak", "meanings": ["yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek"]}, {"word": "yapma uydu", "meanings": ["Herhangi bir gezegenin çevresindeki bir yörüngeye yeryüzünden fırlatılarak yerleştirilmiş insan yapısı nesne, suni peyk"]}, {"word": "yapracık", "meanings": ["Yaprakçık"]}, {"word": "yaprak", "meanings": ["Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler", "Sarma yapılan asma yaprağı", "Börek, baklava vb. şeylerde yufka", "Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak", "Kat kat ayrılabilen şeylerde kat", "Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü", "Birkaç parça eklenerek yapılan şeylerde her parça"]}, {"word": "yaprak arıları", "meanings": ["Çeşitli türleri kurtçuk evresinde, önemli tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına zarar veren zar kanatlılar familyası"]}, {"word": "yaprak oynamamak (veya kıpırdamamak)", "meanings": ["hava rüzgârsız, çok durgun olmak"]}, {"word": "yaprak gibi titremek", "meanings": ["aşırı titremek"]}, {"word": "yaprak arısı", "meanings": ["Yaprak arıları familyasından, zar kanatlıların ortak adı"]}, {"word": "yaprak aşısı", "meanings": ["Bir parça ağaç kabuğuyla birlikte çıkarılmış bir yaprak tomurcuğunun, aşılanacak ağacın kabuğu altına sokulup tutturulmasıyla yapılan aşı"]}, {"word": "yaprak ayası", "meanings": ["Yaprağın, yassılaşmış, az veya çok geniş yüzeyli yeşil bölümü"]}, {"word": "yaprak biti", "meanings": ["Yaprak bitleri familyasından olan böceklerin genel adı, fidan biti"]}, {"word": "yaprak bitleri", "meanings": ["Duyargaları ve hortumları eklemli, 1 milimetre boyunda, yumuşak vücutlu eş kanatlılar familyası"]}, {"word": "yaprak çay", "meanings": ["Çay yapraklarının işleme uğramamış, parçalanmadan kurutulmuş hâli"]}, {"word": "yaprak dolması", "meanings": ["343 sarma"]}, {"word": "yaprak dökümü", "meanings": ["Sonbaharda ağaçların yaprak dökmesi", "Birbirini tanıyan insanların art arda ölümü"]}, {"word": "yaprak döner", "meanings": ["İçinde sıkıştırılmış et bulunan, piştikten sonra yaprak inceliğinde kesilen döner"]}, {"word": "yaprak kını", "meanings": ["Yaprak sapının gövdeye bağlandığı yüzey"]}, {"word": "yaprak kurdu", "meanings": ["Yaprak böceği"]}, {"word": "yaprakkurusu", "meanings": ["Kuru yaprak rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "yapraklı", "meanings": ["Yaprağı olan"]}, {"word": "yapraklanma", "meanings": ["Yapraklanmak işi"]}, {"word": "yapraklanmak", "meanings": ["Yaprakları çıkmak, yaprak oluşmak"]}, {"word": "yapraklı kara yosunları", "meanings": ["Kayaların, ağaç kabuklarının yüzünde halı tüyleri gibi sık biten kara yosunları"]}, {"word": "yaprak makinesi", "meanings": ["Madenleri bastırıp yaprak durumuna getiren baskı makinesi"]}, {"word": "yaprak sarması", "meanings": ["Sarma"]}, {"word": "yapraksı", "meanings": ["Yaprak görünüşünde olan"]}, {"word": "yapraksız", "meanings": ["Yaprağı olmayan"]}, {"word": "yaprak taş", "meanings": ["İçinde mika parçacıkları bulunan, değişime uğramış şist"]}, {"word": "yaprak sigarası", "meanings": ["Yaprak tütünün dürülerek sarılmasıyla yapılan kalın sigara, puro"]}, {"word": "yaprak tütün", "meanings": ["Kıyılmamış, yaprak bütünlüğü tam olan, işlenmiş veya işlenmemiş tütün"]}, {"word": "yapsatçılık", "meanings": ["Yapsatçının işi veya mesleği"]}, {"word": "yaptırılma", "meanings": ["Yaptırılmak işi"]}, {"word": "yaptırılmak", "meanings": ["Yaptırma işine konu olmak"]}, {"word": "yaptırım", "meanings": ["Yaptırma işi", "Kanun, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlama, müeyyide", "Yasaya, kurala karşı yapılan aykırı davranışlara verilen ceza"]}, {"word": "yaptırmak", "meanings": ["Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek", "Satın almak"]}, {"word": "yaptırtma", "meanings": ["Yaptırtmak işi"]}, {"word": "yapyakın", "meanings": ["Çok yakın"]}, {"word": "yaptırma", "meanings": ["Yaptırmak işi"]}, {"word": "yaptırtmak", "meanings": ["Yapmasını sağlamak, yapmasına sebep olmak"]}, {"word": "yapyalnız", "meanings": ["Yapayalnız"]}, {"word": "yar", "meanings": ["Uçurum"]}, {"word": "yardan atmak", "meanings": ["kazaya uğratmak"]}, {"word": "yâr olmak", "meanings": ["yardım etmek, yararlı olmak"]}, {"word": "yâr beni ansın bir koz ile, o da çürük çıksın", "meanings": ["`bir dostun verdiği armağan küçük ve değersiz olsa bile verilen kişinin hatırlandığını göstermesi bakımından çok değerlidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yâr", "meanings": ["Sevgili", "Dost, tanıdık", "Yardımcı"]}, {"word": "yara işlemek", "meanings": ["yara kapanmayıp akıntı sürmek", "üzücü bir olayın etkisi bitmemek"]}, {"word": "yara", "meanings": ["Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik", "Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık", "Vücutta işlemekte olan çıban", "Dert, üzüntü, acı"]}, {"word": "yârden mi geçersin, serden mi?", "meanings": ["eş değerde iki şeyin birinden vazgeçmek güçlüğü karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "yara açmak", "meanings": ["vücutta veya bir şeyin yüzünde yara oluşmasına sebep olmak", "büyük üzüntü vermek"]}, {"word": "yara almak", "meanings": ["yaralanmak", "itibar kaybetmek"]}, {"word": "Yaradan'a kurban (olayım)", "meanings": ["bir şeye hayran kalındığında söylenen bir söz"]}, {"word": "Yaradan'a sığınıp", "meanings": ["bütün gücünü kullanarak"]}, {"word": "yarası olan gocunur (veya gocunsun)", "meanings": ["`bir işte sorumlu aranırken kusuru olan kimse telaşa düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yaraya merhem olmak", "meanings": ["zorunlu ihtiyacı karşılamak"]}, {"word": "yarasını deşmek", "meanings": ["acıyı, üzüntüyü hatırlatmak, tazelemek"]}, {"word": "yarayı tazelemek", "meanings": ["üzüntüyü, sıkıntıyı, acıyı hatırlatmak, yeniden ortaya çıkarmak"]}, {"word": "yaraya tuz biber ekmek", "meanings": ["bir derdin acısını çoğaltmak"]}, {"word": "Yaradan", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "yara kapanmak", "meanings": ["yara iyi olup geçmek"]}, {"word": "Yaradancılık", "meanings": ["Tanrı'ya inanmakla birlikte, belli bir dinin dogmalarını ve ilkelerini benimsemeyen, Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra onu, kendi yasasına göre işlemek üzere kendi başına bıraktığını öne süren öğreti"]}, {"word": "yaradılış", "meanings": ["Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü, mizaç, huy, tıynet, cibilliyet", "Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu, fıtrat, hilkat"]}, {"word": "yaradılışlı", "meanings": ["Doğuştan vücut ve ruh özelliklerinin tümünü üzerinde taşıyan"]}, {"word": "yaradılıştan", "meanings": ["Doğumla beraber, yaradılıştan beri, doğuştan, kudretten, fıtraten, hilkaten"]}, {"word": "yaralamak", "meanings": ["Silah, bıçak vb. bir araçla yara açmak", "Gücendirmek, incitmek, kırmak"]}, {"word": "yaralama", "meanings": ["Yaralamak işi"]}, {"word": "yarak", "meanings": ["Silah", "Erkeklik organı"]}, {"word": "yaralanma", "meanings": ["Yaralanmak işi"]}, {"word": "yaralanış", "meanings": ["Yaralanma işi"]}, {"word": "yaralanmak", "meanings": ["Yaralama işi yapılmak"]}, {"word": "yaralı kuşa kurşun sıkılmaz", "meanings": ["`birinin düşkünlüğünden yararlanarak ondan öç almak doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yaralı", "meanings": ["Yarası olan, yaralanmış (kimse), mecruh", "Dertli, üzüntülü"]}, {"word": "yaralı parmağa işememek", "meanings": ["en küçük bir yardımı bile esirgemek"]}, {"word": "yarama", "meanings": ["Yaramak işi"]}, {"word": "yaramak", "meanings": ["Bir şey yararlı olmak, yarar sağlamak", "Bir iş için uygun olmak, kullanılır olmak", "Sağlık bakımından elverişli olmak", "İşine gelmek"]}, {"word": "yarasın!", "meanings": ["`afiyet olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yaramamak", "meanings": ["gereksiz olmak, boşuna yapılmış olmak"]}, {"word": "yaramazca", "meanings": ["Yaramaz bir biçimde"]}, {"word": "yaramaz", "meanings": ["Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan", "Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı", "Çapkın"]}, {"word": "yaramaz olmak", "meanings": ["yaramazlaşmak"]}, {"word": "yaramazlaşma", "meanings": ["Yaramazlaşmak işi"]}, {"word": "yaramazlaşmak", "meanings": ["Çocuk söz dinlememek, rahat durmamak, yasak edilen şeyleri yapmakta ayak diremek"]}, {"word": "yâran", "meanings": ["Dostlar", "Bir amaç çevresinde toplanmış veya aynı amacı güttükleri için bir araya gelmiş olanların tümü"]}, {"word": "yaramazlık etmek", "meanings": ["yaramazca davranmak"]}, {"word": "yaramazlık", "meanings": ["Yaramaz olma durumu", "Yaramazca davranış", "Kötü, uygunsuz durum veya haber"]}, {"word": "yaranış", "meanings": ["Yaranma işi"]}, {"word": "yaranma", "meanings": ["Yaranmak işi"]}, {"word": "yara otu", "meanings": ["Halk arasında yaralara iyi geldiğine inanılan bitki"]}, {"word": "yaranmak", "meanings": ["Bir davranışla birini memnun etmek", "İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye, gözüne girmeye çalışmak"]}, {"word": "yararı olmak", "meanings": ["yararlı olmak, olumlu etki yapmak"]}, {"word": "yararı dokunmak", "meanings": ["yararlı olmak, kâr sağlamak"]}, {"word": "yarar", "meanings": ["Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj", "Çıkar", "Yarayan, elverişli, uygun"]}, {"word": "yararcı", "meanings": ["Yarar peşinde koşan, faydacı, pragmatik"]}, {"word": "yararlanma", "meanings": ["Yararlanmak işi, faydalanma"]}, {"word": "yararlanmak", "meanings": ["Kendine yarar sağlamak, faydalanmak, istifade etmek"]}, {"word": "yararcılık", "meanings": ["Ahlaki iş ve davranışlarda yararın ilke edinilmesi", "Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti, faydacılık, pragmatizm, pragmatiklik"]}, {"word": "yararlı", "meanings": ["Yarar sağlayan, yararı olan, yarayışlı, faydalı, nafi, avantajlı"]}, {"word": "yararlık", "meanings": ["Yararlılık"]}, {"word": "yararsız", "meanings": ["Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan, yarayışsız, faydasız, nafile, avantajsız"]}, {"word": "yararlı olmak", "meanings": ["yarar sağlamak, faydalı olmak"]}, {"word": "yararlı kılmak", "meanings": ["fayda sağlayan ve üretken duruma getirmek"]}, {"word": "yarasa", "meanings": ["Yarasalardan, ön ayakları perdeli kanat biçiminde gelişmiş, vücudu yumuşak sık kıllarla kaplı, iskeletleri hafif yapılı, uçabilen memeli hayvan (Vespertilio)"]}, {"word": "yararsızlık", "meanings": ["Yararsız olma durumu, faydasızlık, yarayışsızlık"]}, {"word": "yarasalar", "meanings": ["Yarasa türlerini içine alan memeliler takımı"]}, {"word": "yaraş", "meanings": ["Girişken (kimse)"]}, {"word": "yaraşık", "meanings": ["Yaraşma, uyma, uygunluk"]}, {"word": "yaraşık almak", "meanings": ["yaraşmak"]}, {"word": "yaraşıklı", "meanings": ["Yaraşan, uygun, yakışır"]}, {"word": "yaraşıksız", "meanings": ["Yaraşık olmayan, yaraşmayan, yakışmayan"]}, {"word": "yaratıcılık", "meanings": ["Yaratıcı olma durumu", "Yaratma yeteneği", "Her bireyde var olduğu kabul edilen, bir şeyi yaratmaya iten farazi yatkınlık"]}, {"word": "yaraşır", "meanings": ["Layık, uygun"]}, {"word": "yaraşma", "meanings": ["Yaraşmak işi"]}, {"word": "yaraşmak", "meanings": ["Yakışmak, uymak", "Yatkın olmak"]}, {"word": "yaraştırmak", "meanings": ["Uygun görmek, yakıştırmak, tensip etmek"]}, {"word": "yaraştırma", "meanings": ["Yaraştırmak işi, tensip"]}, {"word": "yaratı", "meanings": ["Yaratım"]}, {"word": "yaratıcı", "meanings": ["Yaratma yeteneği olan, kreatif", "Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak görülmeyen yeni bir şey ortaya koyan, yapan, kreatif"]}, {"word": "yaratık", "meanings": ["Yaratılmış canlı varlık, mahluk"]}, {"word": "yaratılış", "meanings": ["Yaratılma işi", "Tanrı tarafından yoktan var edilme işi"]}, {"word": "yaratılma", "meanings": ["Yaratılmak işi"]}, {"word": "yaratım", "meanings": ["Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne, yaratı, kreasyon"]}, {"word": "yaratılmak", "meanings": ["Yaratma işine konu olmak"]}, {"word": "yaratımcı", "meanings": ["Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse, kreatör"]}, {"word": "yaratış", "meanings": ["Yaratma işi"]}, {"word": "yaratma", "meanings": ["Yaratmak işi"]}, {"word": "yaratmak", "meanings": ["Allah, olmayan bir şeyi var etmek", "Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak", "Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak"]}, {"word": "yarayışlı", "meanings": ["Yararlı"]}, {"word": "yardım", "meanings": ["Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet", "Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri", "Etki", "Bağış, iane", "İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek"]}, {"word": "yarbay", "meanings": ["Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay", "Kaymakam"]}, {"word": "yarbaylık", "meanings": ["Yarbay olma durumu", "Yarbayın rütbesi", "Yarbayın görevi"]}, {"word": "yarda", "meanings": ["91,4 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi"]}, {"word": "yardak", "meanings": ["Özellikle kötü işlerde yardım"]}, {"word": "yardakçı", "meanings": ["Kötü işlerde birine yardım eden kimse"]}, {"word": "yardımcı", "meanings": ["Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb., muavin, muin, yaver, asistan", "Yardımı olan (şey)"]}, {"word": "yardakçılık", "meanings": ["Yardakçı olma durumu"]}, {"word": "yardakçılık etmek", "meanings": ["birine kötü işlerde yardım etmek"]}, {"word": "yardım ve yataklık etmek", "meanings": ["yasa dışı eylemlerde bulunan kişileri barındırmak ve işledikleri suça destek olmak"]}, {"word": "yardım etmek", "meanings": ["kendi gücünü, imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanmak"]}, {"word": "yardımda bulunmak", "meanings": ["yardım etmek"]}, {"word": "yardım görmek", "meanings": ["destek elde etmek, bağış almak"]}, {"word": "yardımına koşmak", "meanings": ["güç duruma düşene istekle yardım etmek"]}, {"word": "yardımcı olmak", "meanings": ["yardımda bulunmak"]}, {"word": "yardımcı ders", "meanings": ["Esas eğitimi ve dersleri destekler nitelikte alınan veya okunan ders"]}, {"word": "yardımcı eylem", "meanings": ["Yardımcı fiil"]}, {"word": "yardımcı fiil", "meanings": ["Ad soylu kelimelerin veya bazı fiilimsilerin fiil gibi kullanılmalarını sağlayan `imek, etmek, eylemek, olmak, kılmak` fiilleri, yardımcı eylem: Hasta idim. Naz eyledi. Arz olunur gibi"]}, {"word": "yardımcı hücre", "meanings": ["Kırmızı su yosunlarında döllenmede oluşan bir çekirdeği alarak gelişmeyi sağlayan hücre"]}, {"word": "yardımcı oyuncu", "meanings": ["Yedek oyuncu"]}, {"word": "yardımcılık", "meanings": ["Yardımcı olma durumu"]}, {"word": "yardımcı yargıcı", "meanings": ["Başyargıcının yardımcısı"]}, {"word": "yardımlaşma", "meanings": ["Yardımlaşmak işi"]}, {"word": "yardımsever", "meanings": ["Hayırsever"]}, {"word": "yardımlaşmak", "meanings": ["Karşılıklı yardımda bulunmak"]}, {"word": "yardımseverlik", "meanings": ["Hayırseverlik"]}, {"word": "yardırma", "meanings": ["Yardırmak işi"]}, {"word": "yardırmak", "meanings": ["Yarma işini yaptırmak"]}, {"word": "yâren", "meanings": ["Arkadaş, yakın dost", "Dostların oluşturduğu topluluk"]}, {"word": "yârenbaşı", "meanings": ["Yâreni yöneten veya yönlendiren kimse"]}, {"word": "yârence", "meanings": ["Yâren gibi, yârene benzer bir biçimde"]}, {"word": "yârenlik etmek", "meanings": ["ahbapça, dostça konuşmak, sohbet etmek"]}, {"word": "yârenlik", "meanings": ["Yakın arkadaşlık, muhabbet", "Ahbapça, dostça konuşma, söyleşme, sohbet"]}, {"word": "yargı", "meanings": ["Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm", "Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza"]}, {"word": "yargıya başvurmak", "meanings": ["dava açmak"]}, {"word": "yargıya gitmek", "meanings": ["bir anlaşmazlığı gidermek amacıyla mahkemeye başvurmak"]}, {"word": "yargıya varmak", "meanings": ["karşılaştırma ve değerlendirme yaparak bir sonuca ulaşmak, anlam vermek"]}, {"word": "yargıcı", "meanings": ["Hakem"]}, {"word": "yargıcılar kurulu", "meanings": ["Hakem heyeti"]}, {"word": "yargıç", "meanings": ["Millet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimse, hâkim"]}, {"word": "yargıcılık", "meanings": ["Hakemin görevi"]}, {"word": "yargı çevresi", "meanings": ["Bir mahkemenin yargılama yetkisinin sınırlarını belirleyen coğrafi, resmî alan, yargı alanı, kaza dairesi"]}, {"word": "yargıçlık", "meanings": ["Yargıcın görevi, hâkimlik"]}, {"word": "yargı erki", "meanings": ["Yargı gücü"]}, {"word": "yargı gücü", "meanings": ["Yargı işini yerine getirebilme gücü, yargı erki"]}, {"word": "yargılama gideri", "meanings": ["Dava gideri"]}, {"word": "yargılama", "meanings": ["Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, muhakeme", "Anlık"]}, {"word": "yargılamak", "meanings": ["Yargıç, bir karara varmak için davalı ile davacıyı dinleyerek sonuca varmak", "Herhangi bir kimse, şey, konu vb.yle ilgili olumlu veya olumsuz görüş belirtmek"]}, {"word": "yargılama usulü", "meanings": ["Yargılama işi veya yöntemi, yargı usulü"]}, {"word": "yargılanış", "meanings": ["Yargılanma işi"]}, {"word": "yargılanma", "meanings": ["Yargılanmak işi"]}, {"word": "yargılanmak", "meanings": ["Yargılama işi yapılmak"]}, {"word": "yargı organları", "meanings": ["Yargılama işiyle ilgili kuruluşlar"]}, {"word": "yargı usulü", "meanings": ["Yargılama usulü"]}, {"word": "yargısal", "meanings": ["Yargı ile ilgili"]}, {"word": "yargı yeri", "meanings": ["Mahkeme"]}, {"word": "yargı yolu", "meanings": ["Mahkemeye başvurma hakkı, muhakeme usulü"]}, {"word": "yarı", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf", "Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan", "Devre arası", "Gereğinden az, tam olmayarak"]}, {"word": "yarı yolda bırakmak", "meanings": ["yapılan yardımı sonuna kadar sürdürmemek"]}, {"word": "yarıda kalmak", "meanings": ["bitmemek"]}, {"word": "yarı açık cezaevi", "meanings": ["Cezalarının bir kısmını tamamlamış, iyi hâlleri görülen tutukluların geri kalan sürelerini çiftçilik, el sanatları vb. işlerle geçirebilecekleri, dıştan korunmasız olmasına karşın, kaçmaya karşı engelleri olan cezaevi"]}, {"word": "yarı alan", "meanings": ["Yarışma veya müsabaka alanını ortadan ikiye bölen orta çizginin iki yanında kalan ve her birinde bir takımın yer aldığı alan, yarı saha"]}, {"word": "yarı asalak", "meanings": ["Yarım asalak"]}, {"word": "yarı başkalaşma", "meanings": ["Böceklerde kurtçuk evresi görülmeyen başkalaşma türü"]}, {"word": "yarı bel", "meanings": ["Bel hizası"]}, {"word": "yarı belgesel", "meanings": ["Bütünüyle belgesel nitelikli olmayan"]}, {"word": "yarı buçuk", "meanings": ["Baştan savma, üstünkörü"]}, {"word": "yarıcı", "meanings": ["Ortakçı"]}, {"word": "yarıcılık", "meanings": ["Ortakçılık"]}, {"word": "yarıçap", "meanings": ["Çemberin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası, çapın yarısı, nısıf kutur"]}, {"word": "yarı final", "meanings": ["Bir yarışmada çeyrek finale kalan sekiz takımdan dördünün elenmesiyle oluşan grup veya aşama, yarı son, dömifinal"]}, {"word": "yarı gece", "meanings": ["Gecenin ortası"]}, {"word": "yarı geçirgen", "meanings": ["Aynı eritici içindeki iki eriyiği birbirinden ayıran ve eriticiyi geçirdiği hâlde erimiş cisimleri geçirmeyen (çeper)"]}, {"word": "yarı geçirgenlik", "meanings": ["Yarı geçirgen olma durumu"]}, {"word": "yarı göçebe", "meanings": ["Hem yerleşik hem de göçebe hayatını birlikte yaşayan topluluk"]}, {"word": "yarı gölge", "meanings": ["Bir ışık kaynağı önüne konulan saydam olmayan bir cismin, gerisindeki ekran üzerine vuran gölgesinin çevresinde görülen, çok koyu karanlık olmayan bölümü"]}, {"word": "yarı göçebelik", "meanings": ["Yarı göçebe olma durumu"]}, {"word": "yarı ağır sıklet", "meanings": ["Boksta 75 kilogramdan 81 kilograma kadar olan ağırlık"]}, {"word": "yarık", "meanings": ["Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak", "İnce bir çizgi durumunda açılmış yara", "Anlaşmazlık", "Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik", "Çatlak", "Dişinin cinsel organı", "Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş"]}, {"word": "yarı karanlık", "meanings": ["Alaca karanlık"]}, {"word": "yarıklık", "meanings": ["Yarık olma durumu"]}, {"word": "yarı küre", "meanings": ["Yer veya gök kürenin Ekvator'la bölünmüş iki yarısından her biri, yarım küre"]}, {"word": "yarılama", "meanings": ["Yarılamak işi"]}, {"word": "yarılamak", "meanings": ["Yarısını bitirmek", "Ortasına varmak"]}, {"word": "yarılanma", "meanings": ["Yarılanmak işi"]}, {"word": "yarılanmak", "meanings": ["Yarısına varılmak"]}, {"word": "yarılma", "meanings": ["Yarılmak işi"]}, {"word": "yarılmak", "meanings": ["Yarma işi yapılmak", "Üzerinde yarık açılmak"]}, {"word": "yarım", "meanings": ["Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri", "Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan", "Bir bütünün yarısı olan miktar", "Saatte on iki otuz", "Hastalıklı, sakat, sağlıksız"]}, {"word": "yarım elma, gönül (veya hatır) alma", "meanings": ["`armağan küçük de olsa gönül almaya yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yarım elmanın yarısı o, yarısı bu", "meanings": ["birbirine çok benzeyenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "yarım kalmak", "meanings": ["tamamlanmamak, sonuçlanmamak"]}, {"word": "yarım kulak dinlemek", "meanings": ["umursamadan, önem vermeden dinlemek"]}, {"word": "yarım sağ etmek", "meanings": ["sağ yana biraz yönelmek"]}, {"word": "yarım sol etmek", "meanings": ["sol yana biraz yönelmek"]}, {"word": "yarımada", "meanings": ["Yalnız bir yanından ana karaya bağlı, öbür yanları suyla çevrili kara parçası"]}, {"word": "yarım adam", "meanings": ["Güçsüz, sakat, zayıf adam"]}, {"word": "yarım ağızla", "meanings": ["İstemeye istemeye, isteksizce, yarım ağız"]}, {"word": "yarım akıllı", "meanings": ["Aklı az, aptal"]}, {"word": "yarı mamul", "meanings": ["Tam işlenmemiş"]}, {"word": "yarım asalak", "meanings": ["Üzerinde yaşadığı konakçı bitkiden bazen hazır besin maddesi alan, gerektiğinde kendibeslek yaşayabilen, klorofilli bitkilerde görülen, tam olmayan asalak, yarı asalak"]}, {"word": "yarım ay", "meanings": ["Dördün"]}, {"word": "yarım ayak", "meanings": ["Çocuk oyunlarındaki takım seçiminde ayak atışması sırasında ayağın yere enlemesine konma durumu", "Üzerinde yukarıdan aşağı yivler bulunan, duvara yarısı gömük gibi duran, hiçbir taşıyıcı görevi olmayan süs ögesi, gömme ayak"]}, {"word": "yarım baş ağrısı", "meanings": ["Kusma, mide bulantısı ile görülen, sempatik sinir sistemi dengesinin bozulmasından ileri gelen baş ağrısı, yarımca, migren"]}, {"word": "yarımca", "meanings": ["Vücudun yarısına gelen inme", "Yarım baş ağrısı"]}, {"word": "yarım daire", "meanings": ["Bir dairenin bir yarım çember ve bir çapla sınırlanan yarısı"]}, {"word": "yarım daire kanalları", "meanings": ["İç kulakta bulunan halka biçimindeki üç kanalın ortak adı"]}, {"word": "yarım doğru", "meanings": ["Başlangıç denilen bir noktadan çıkıp yalnız bir yönde sonsuza doğru uzayıp giden doğru"]}, {"word": "yarım gün", "meanings": ["Belirli veya alışılmış çalışma saatlerinin yarısı olan süre"]}, {"word": "yarım kafiye", "meanings": ["Yarım uyak"]}, {"word": "yarım kanatlılar", "meanings": ["Böcekler sınıfından, ön kanatları dipten başlayarak yarıdan çoğu sertleşmiş, son bölümleri ve art kanatları zar durumda olan tahtakurusu, bit, su biti, su akrebi, fidan biti, cırcır böceği, kırmız böceği gibi böcekleri içine alan bir alt takım"]}, {"word": "yarım kubbe", "meanings": ["Mimaride tam kubbe özelliği taşımayan bölüm"]}, {"word": "yarım küre", "meanings": ["İki eşit parçaya bölünmüş bir kürenin her parçası", "Yarı küre"]}, {"word": "yarımlama", "meanings": ["Yarımlamak işi"]}, {"word": "yarımlamak", "meanings": ["Bir işin yarısını yapmak, yarılamak"]}, {"word": "yarımlık", "meanings": ["Sakat ve sağlıksız olma durumu", "Yarım altın", "Kasık fıtığı", "Fıtık", "Şiniğin yarısı"]}, {"word": "yarım mesai", "meanings": ["Tam gün çalışılmayan, günün belli saatlerinde yapılan iş"]}, {"word": "yarım pansiyon", "meanings": ["Konaklama tesislerinde oda ve kahvaltı hizmetleri yanında öğle veya akşam yemeğinden birisinin verilmesine dayanan sistem"]}, {"word": "yarım pabuçlu", "meanings": ["Pabuçlarının arkasına basmış olan", "İşsiz, yoksul (kimse)"]}, {"word": "yarınki", "meanings": ["Yarın yapılacak olan, yarın ile ilgili"]}, {"word": "yarım seren", "meanings": ["Üzerine yan yelkeni açmak için direklerin gerisine eğik olarak konulan seren"]}, {"word": "yarımşar", "meanings": ["Yarım yarım, yarım olarak"]}, {"word": "yarım uyak", "meanings": ["Çıkış yerleri birbirine yakın sesteşlerle oluşturulan uyak, yarım kafiye"]}, {"word": "yarım yamalak", "meanings": ["Kusurlu, eksik", "Baştan savma bir biçimde, üstünkörü"]}, {"word": "yarından tezi yok", "meanings": ["gecikmeksizin, hemen"]}, {"word": "yarın", "meanings": ["Bugünden sonra gelecek ilk gün", "Gelecek, ilerideki zaman", "(ya'rın) Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde"]}, {"word": "yarıntı", "meanings": ["Selin veya yüzeyi kaplarcasına akan selintilerin oluşturduğu, eğim aşağı uzanan ince, az derin, oluk biçimli çukurlar"]}, {"word": "yarı orta sıklet", "meanings": ["Boksta sporcuların 71 kilogramdan 75 kilograma kadar olan ağırlıkları"]}, {"word": "yarı otomatik", "meanings": ["Tam otomatik olmayan (araç, otomobil vb.)"]}, {"word": "yarı sanayileşme", "meanings": ["Sanayileşme sistemini tam oturtamamış veya kuramamış olma durumu"]}, {"word": "yarı saydam", "meanings": ["Işığı geçiren fakat arkasındaki nesnelerin sınırlarını ve biçimini belirgin olarak göstermeyen"]}, {"word": "yarı saydamlık", "meanings": ["Işığı geçirmekle birlikte arkasındaki nesneyi belirgin olarak göstermeyen nesnelerin özelliği"]}, {"word": "yarı son", "meanings": ["Yarı final"]}, {"word": "yarış", "meanings": ["Yarışma", "Yarışma, rekabet"]}, {"word": "yarış etmek", "meanings": ["geçmek için uğraşmak"]}, {"word": "yarışa girmek", "meanings": ["yarışmak"]}, {"word": "yarışa kalkmak", "meanings": ["yarışmaya başlamak", "yarışmaya niyetlenmek"]}, {"word": "yarıştan kopmamak", "meanings": ["rahatsızlanmak, rakibi tarafından geçilmek, yenileceği anlaşılmak gibi her türlü olumsuz duruma karşın yarışı bırakmamak", "her türlü engele karşın yapılan işten vazgeçmemek"]}, {"word": "yarış atı", "meanings": ["At yarışları için yetiştirilen at"]}, {"word": "yarış arabası", "meanings": ["Yarışa katılan, motoru özel olarak güçlendirilmiş araba, yarış otomobili"]}, {"word": "yarışçı", "meanings": ["Bir spor dalında birbirini geçmeye çalışanlardan her biri, müsabık"]}, {"word": "yarışçılık", "meanings": ["Yarışçı olma durumu"]}, {"word": "yarışım", "meanings": ["Yarışma"]}, {"word": "yarışımcı", "meanings": ["Yarışmacı"]}, {"word": "yarış kayığı", "meanings": ["Kayık yarışları için özel olarak yapılan kayık"]}, {"word": "yarışlık", "meanings": ["Pist (II)"]}, {"word": "yarışma", "meanings": ["Yarışmak işi, müsabaka", "Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım", "Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet", "Başkalarından üstün olmaya çalışma"]}, {"word": "yarışmacı", "meanings": ["Bir yarışmaya katılan kimse, yarışımcı, müsabık"]}, {"word": "yarışmak", "meanings": ["Üstünlük kazanmak amacıyla bir yarışmaya katılmak", "Bir yarışmada başkalarından üstün olmak için çaba göstermek", "Başkalarından üstün olmaya çalışmak, rekabet etmek"]}, {"word": "yarış otomobili", "meanings": ["Yarış arabası"]}, {"word": "yarış tabancası", "meanings": ["Yarışı başlatmak, yanlış çıkışları yarışmacılara bildirmek ve yarışı durdurmak için kullanılan ateşli silah"]}, {"word": "yarıştırma", "meanings": ["Yarıştırmak işi"]}, {"word": "yarıştırmak", "meanings": ["Yarışmasını sağlamak"]}, {"word": "yarı yarıya", "meanings": ["Yarısı kadar", "Yarısı birine, yarısı öbürüne olarak"]}, {"word": "yarıyıl", "meanings": ["Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri, dönem, sömestir"]}, {"word": "yarka", "meanings": ["Büyük piliç"]}, {"word": "yarkurul", "meanings": ["Alt kurul"]}, {"word": "yarlıgama", "meanings": ["Yarlıgamak işi"]}, {"word": "yarlıgamak", "meanings": ["Tanrı, birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek"]}, {"word": "yarlık", "meanings": ["Ferman"]}, {"word": "yârlik", "meanings": ["Yâr olma durumu"]}, {"word": "yarma", "meanings": ["Yarmak işi", "Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer", "Gelişigüzel kırılmış buğday, dövme", "Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılan bir çorba türü", "Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan", "Kaba saba, görgüsüz (kimse)"]}, {"word": "yarma gibi", "meanings": ["çok iri yarı (kimse)"]}, {"word": "yarma buğday", "meanings": ["İri ve gelişigüzel kırılmış buğday"]}, {"word": "yarma çorbası", "meanings": ["Yarma buğday ile yapılmış bir çorba türü"]}, {"word": "yarmak", "meanings": ["Uzunlamasına bölüp ayırmak", "Buğday, arpa vb. tahıl tanelerini değirmende kırmak", "Derin yara açmak", "Yarık açmak", "Kesip açmak", "Ortasından, içinden geçmek"]}, {"word": "yarmalama", "meanings": ["Yarmalamak işi"]}, {"word": "yarma kereste", "meanings": ["Damarları yönünde yarılarak biçimlendirilmiş ağaç"]}, {"word": "yarmalamak", "meanings": ["Uzunlamasına ikiye bölmek"]}, {"word": "yarmalık", "meanings": ["Yarma yapmak için ayrılmış (buğday vb.)"]}, {"word": "yarma saldırısı", "meanings": ["Yarma taarruzu"]}, {"word": "yarma şeftali", "meanings": ["Eti çekirdeğinden kolayca ayrılan şeftali"]}, {"word": "yarma taarruzu", "meanings": ["İki yanı kapalı, yanları kuşatma veya çevirmeye elverişsiz olan düşman birliğinin savunma düzenini, gedikler açarak parçalama amacı güden saldırı, yarma saldırısı"]}, {"word": "yarpuz", "meanings": ["Ballıbabagillerden, çiçekleri birbirinden ayrı halka durumunda, nane türünden, kısa saplı, az veya çok tüylü, güzel kokulu bir bitki (Mentha pulegium)"]}, {"word": "yas", "meanings": ["Ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranışlar, matem"]}, {"word": "yas bağlamak", "meanings": ["Yas tutmak"]}, {"word": "yas çekmek", "meanings": ["yas tutmak"]}, {"word": "yas tutmak", "meanings": ["çok üzülmek, yasa bürünmek, matem tutmak", "duyulan acı ve üzüntüyü bazı davranışlarla belli etmek"]}, {"word": "yasa bürünmek (veya boğulmak veya gömülmek)", "meanings": ["çok üzülmek"]}, {"word": "yasa", "meanings": ["Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural", "Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun", "Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum", "Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü", "Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel"]}, {"word": "yasını tutmak", "meanings": ["kötü bir olay sonunda acı ve üzüntü duymak"]}, {"word": "yasa çıkarmak (veya yapmak veya koymak)", "meanings": ["bir yasa önerisi, yasama gücü tarafından onaylanmak"]}, {"word": "yasa dışı", "meanings": ["Yasalara, yasa kurallarına uymayan, kanun dışı, gayrikanuni, illegal"]}, {"word": "yasak etmek", "meanings": ["yapılmamasını istemek, yasaklamak"]}, {"word": "yasak", "meanings": ["Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuiyet", "Yapılmaması istenmiş olan, yok, memnu, haram"]}, {"word": "yasak olmak", "meanings": ["yapılmaması istenmek, yasaklanmak"]}, {"word": "yasağı (veya yasakları) çiğnemek", "meanings": ["uyulması gereken kurallara uymamak"]}, {"word": "yasak savmak", "meanings": ["bir nesne, bir gereksinimi geçici olarak karşılamak, şimdilik işe yaramak", "bir işi hatır için, gönülsüz olarak üstünkörü yapmak"]}, {"word": "yasak aşk", "meanings": ["Hukuk, din, töre bakımından uygun görülmeyen, reddedilen aşk"]}, {"word": "yasak bölge", "meanings": ["Üzerinden uçakların geçme izninin sınırlı olduğu, güvenlik sebebiyle içeriye girişlerin özel olarak sınırlandırıldığı bölge, memnu mıntıka"]}, {"word": "yasakçı", "meanings": ["Yasağı koyan veya uygulayan kimse", "Bekçi, nöbetçi"]}, {"word": "yasaklama", "meanings": ["Yasaklamak işi, men"]}, {"word": "yasak kitap", "meanings": ["Satışı ve dağıtımı yasaklanmış olan kitap"]}, {"word": "yasaklanma", "meanings": ["Yasaklanmak işi"]}, {"word": "yasaklamak", "meanings": ["Bir şeyin yapılmamasını buyurmak veya istemek, menetmek"]}, {"word": "yasaklanış", "meanings": ["Yasaklanma işi"]}, {"word": "yasaklanmak", "meanings": ["Yasak edilmek, yapılmaması buyrulmak veya istenmek, yapılması engellenmek, önlenmek, alıkonulmak, menedilmek, menolunmak"]}, {"word": "yasaklayıcı", "meanings": ["Yasaklama, önleme niteliği olan, engelleyici"]}, {"word": "yasaklı", "meanings": ["Herhangi bir şeyi yapması kendisine yasak edilmiş olan (kimse)", "Yasaklanmış"]}, {"word": "yasak meyve", "meanings": ["Tanrı'nın yasaklamasına rağmen Âdem'in, Havva'nın elinden yediği meyve, memnu meyve"]}, {"word": "yasa koyucu", "meanings": ["Yasa yapma veya koyma yetkisi olan, kanun koyucu, vazııkanun"]}, {"word": "yasalaşma", "meanings": ["Yasalaşmak işi, kanunlaşma"]}, {"word": "yasal", "meanings": ["Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni (I), meşru, legal"]}, {"word": "yasalaşmak", "meanings": ["Yasama meclisleri tarafından onaylanarak yürürlüğe girmek, yasa durumuna gelmek, kanunlaşmak"]}, {"word": "yasalaştırılma", "meanings": ["Yasalaştırılmak işi"]}, {"word": "yasalaştırılmak", "meanings": ["Yasa durumuna getirilmek, kanunlaştırılmak"]}, {"word": "yasalaştırma", "meanings": ["Yasalaştırmak işi, kanunlaştırma"]}, {"word": "yasalaştırmak", "meanings": ["Yasa durumuna getirmek, yasaya bağlamak, kanunlaştırmak"]}, {"word": "yasalı", "meanings": ["Yasaya uygun veya yasanın buyurduğu, kanuni"]}, {"word": "yasallaşmak", "meanings": ["Yasal duruma gelmek"]}, {"word": "yasama", "meanings": ["Yasa koyma, yasa yapma, teşri", "Genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar koyma"]}, {"word": "yasama dönemi", "meanings": ["Meclisin iki genel seçim arasında geçirdiği süre"]}, {"word": "yasama dokunulmazlığı", "meanings": ["Yasama organı üyelerinin, adli kovuşturmadan korunarak görevlerini serbestçe yapabilmelerini sağlayan anayasa ilkesi, teşrii masuniyet"]}, {"word": "yasama gücü", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasa yapma, değiştirme ve kaldırma yetkisi, yasama hakkı, yasama yetkisi, yasama kuvveti, teşrii kuvvet, teşri kuvveti"]}, {"word": "yasama hakkı", "meanings": ["Yasama gücü"]}, {"word": "yasama kurulu", "meanings": ["Parlamento"]}, {"word": "yasamak", "meanings": ["Düzen vermek", "Yasa koymak"]}, {"word": "yasama kuvveti", "meanings": ["Yasama gücü"]}, {"word": "yasama meclisi", "meanings": ["Parlamento"]}, {"word": "yasama organı", "meanings": ["Parlamento"]}, {"word": "yasamalı", "meanings": ["Yasa yapma ile ilgili, teşrii"]}, {"word": "yasama yetkisi", "meanings": ["Yasama gücü"]}, {"word": "yasama yılı", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim'de başlayıp 30 Eylül'de biten çalışma dönemi"]}, {"word": "yasa önerisi", "meanings": ["Yasa teklifi"]}, {"word": "yasasız", "meanings": ["Yasaya bağlı olmayan, kanunsuz"]}, {"word": "yasa sözcüsü", "meanings": ["Danıştay savcısı, kanun sözcüsü"]}, {"word": "yasasızlık", "meanings": ["Yasasız olma durumu, kanunsuzluk"]}, {"word": "yasa tasarısı", "meanings": ["Hükûmet tarafından hazırlanarak yasalaşması için meclise gönderilen kanun metni, kanun tasarısı, kanun layihası"]}, {"word": "yasa teklifi", "meanings": ["Meclis üyelerinin meclise sunmak üzere hazırladıkları kanun örneği, yasa önerisi, kanun teklifi"]}, {"word": "yasemin", "meanings": ["Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık, Mısır yasemini (Jasminum)", "Bu ağaççıktan yapılan"]}, {"word": "Yasin", "meanings": ["Kur'an surelerinden biri"]}, {"word": "yaslamak", "meanings": ["Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak, dayamak", "Dayandırmak"]}, {"word": "yaslama", "meanings": ["Yaslamak işi"]}, {"word": "yaslanmak", "meanings": ["Dayanmak", "Güvenmek"]}, {"word": "yaslanmak", "meanings": ["Yasa bürünmek, yas içinde olmak"]}, {"word": "yaslanma", "meanings": ["Yaslanmak işi"]}, {"word": "yasmak", "meanings": ["Yayın kirişini gevşetmek", "Düz duruma getirmek"]}, {"word": "yaslı", "meanings": ["Yas tutan (kimse), matemli"]}, {"word": "yasmık", "meanings": ["Mercimek"]}, {"word": "yassıca", "meanings": ["Biraz yassı"]}, {"word": "yassı", "meanings": ["Yayvan ve düz"]}, {"word": "yassı kadayıf", "meanings": ["Yuvarlak ve kalın hazır yufka", "Bu yufkadan yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "yassılama", "meanings": ["Yassılamak işi"]}, {"word": "yassılamak", "meanings": ["Yassı duruma getirmek"]}, {"word": "yassılanma", "meanings": ["Yassılanmak işi"]}, {"word": "yassılanmak", "meanings": ["Yassı duruma gelmek, yassı olmak"]}, {"word": "yassılık", "meanings": ["Yassı olma durumu"]}, {"word": "yassılmak", "meanings": ["Yassılaşmak"]}, {"word": "yassılma", "meanings": ["Yassılaşma"]}, {"word": "yassı solucanlar", "meanings": ["Tenya ve kelebek asalağı gibi, vücutları yassı ve uzun olan solucanlar takımı"]}, {"word": "yassı solungaçlılar", "meanings": ["Midye, deniztarağı gibi kavkıları iki çenekli ve çoğu yenilen yumuşakçalar sınıfı"]}, {"word": "yastağaç", "meanings": ["Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta"]}, {"word": "yastık", "meanings": ["Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot vb.yle doldurulmuş küçük minder", "Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey", "Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer", "Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça"]}, {"word": "yastık bıyık", "meanings": ["Yana yatmış ve uzamış bıyık"]}, {"word": "yastık kılıfı", "meanings": ["Yastığa geçirilen koruyucu kılıf"]}, {"word": "yastıklama", "meanings": ["Yastıklamak işi", "Fide yetiştirmek için yastık yapma yöntemi"]}, {"word": "yaş", "meanings": ["Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin (II)", "Hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ", "Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman", "Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi"]}, {"word": "yaş ilerlemek", "meanings": ["yaşlanmak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "yaş yetmiş, iş bitmiş", "meanings": ["`yaşı ilerlemiş insandan fayda beklenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yaşı benzemesin", "meanings": ["erken ölmüş birine herhangi bir yönden benzetilen bir kimse için `aynı yaşta ölmesin` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "yaşı ne başı ne?", "meanings": ["konuşulan iş için genç bir kimsenin yaşının ve deneyiminin elverişli olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "yaşı yerde (veya toprakta) sayılası", "meanings": ["`ölsün` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "yaşında", "meanings": ["bir yaşını henüz bitirmiş"]}, {"word": "yaşına başına bakmamak", "meanings": ["yaşına uygun davranmamak", "karşısındakinin yaşını ve deneyimlerini göz önüne almamak"]}, {"word": "yaşından başından utanmamak (veya sıkılmamak)", "meanings": ["ilerlemiş yaşına karşın uygun olmayan davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "yaşını başını almak", "meanings": ["yaşı ilerlemiş olmak", "belli bir yaşa ulaşarak deneyim ve görgü sahibi olmak"]}, {"word": "yaşını bitirmek (veya doldurmak)", "meanings": ["öngörülen belli bir yaş sınırına ulaşmak"]}, {"word": "... yaşını sürmek", "meanings": ["... yaşında olmak"]}, {"word": "yaş", "meanings": ["Nemli, ıslak, kuru karşıtı", "Kendi suyunu, canlılığını yitirmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze", "Gözyaşı", "Kötü", "Zor"]}, {"word": "yaş akıtmak (veya dökmek)", "meanings": ["ağlamak"]}, {"word": "yaş kesen baş keser", "meanings": ["`ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yaş tahtaya (veya yere) basmamak", "meanings": ["bir işte uyanık davranarak aldanmamak"]}, {"word": "yaşını içine akıtmak", "meanings": ["duyduğu acıyı, üzüntüyü sezdirmemek"]}, {"word": "yaşlara boğulmak", "meanings": ["çok ağlamak"]}, {"word": "yaşta kalmış kavat pabucu gibi", "meanings": ["çaresiz, kırgın, üzgün"]}, {"word": "yaşa", "meanings": ["Hoşnutluk, sevinç vb. duyguları anlatmak için söylenen bir söz, yaşasın, ole, oley"]}, {"word": "yaşam", "meanings": ["Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat(I)"]}, {"word": "yaşama", "meanings": ["Yaşamak işi"]}, {"word": "yaşamaca", "meanings": ["Yaşadığı kadar, yaşama süresince"]}, {"word": "yaşama gücü", "meanings": ["Hayatın zorluklarına karşı mücadele etme gücü veya kuvveti"]}, {"word": "yaşamak", "meanings": ["Canlılığını, hayatını sürdürmek", "Sağ olmak", "Varlığını sürdürmek", "Oturmak, eğleşmek", "Geçinmek", "Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak", "Görüp geçirmek, başından geçmek", "Sürmek, devam etmek", "Varlıklı, endişesiz, hoş vakit geçirmek, keyif sürmek", "Keyfi yerine gelmek, mutlu olmak, işleri yolunda olmak", "Bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek"]}, {"word": "yaşam düzeyi", "meanings": ["Yaşama ve geçinme düzeyi, hayat düzeyi, hayat seviyesi"]}, {"word": "yaşam biçimi", "meanings": ["Hayat tarzı"]}, {"word": "yaşam felsefesi", "meanings": ["Hayat felsefesi"]}, {"word": "yaşam güvencesi", "meanings": ["Hayat sigortası"]}, {"word": "yaşam koşulları", "meanings": ["Hayat şartları"]}, {"word": "yaşam öyküsü", "meanings": ["Öz geçmiş"]}, {"word": "yaşam sigortası", "meanings": ["Hayat sigortası"]}, {"word": "yaşamsal", "meanings": ["Hayati"]}, {"word": "yaşam standardı", "meanings": ["Hayat standardı"]}, {"word": "yaşanılma", "meanings": ["Yaşanılmak, yaşanmak işi"]}, {"word": "yaşanılmak", "meanings": ["Herhangi bir kimse yaşamak"]}, {"word": "yaşanmışlık", "meanings": ["Yaşanmış olma durumu"]}, {"word": "yaşantı", "meanings": ["Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü, hayat", "Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey", "Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü"]}, {"word": "yaşarlık", "meanings": ["Canlılığını sürdürme durumu, hayatiyet"]}, {"word": "yaşarma", "meanings": ["Yaşarmak işi"]}, {"word": "yaşarmak", "meanings": ["Islanmak, nemlenmek"]}, {"word": "yaşartma", "meanings": ["Yaşartmak işi"]}, {"word": "yaşartmak", "meanings": ["Yaşarmasına sebep olmak"]}, {"word": "yaşasın", "meanings": ["Yaşa, kahrolsun karşıtı"]}, {"word": "yaşatkan", "meanings": ["Hayatın sürmesini, büyümeyi, çoğalmayı sağlayan"]}, {"word": "yaşatkan sinir sistemi", "meanings": ["Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin oluşturduğu, kalp kası, düz kas ve salgı bezlerinin işlevlerini düzenleyen sinir sistemi"]}, {"word": "yaşatma", "meanings": ["Yaşatmak işi"]}, {"word": "yaşatmak", "meanings": ["Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek", "Daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak", "Keyiflendirmek, mutlu etmek", "Sürdürmek, devam ettirmek"]}, {"word": "yaşatmamak", "meanings": ["herhangi bir yerde barınmasına imkân vermemek"]}, {"word": "yaşayış", "meanings": ["Yaşama işi"]}, {"word": "yaş dönümü", "meanings": ["Menopoz", "Andropoz"]}, {"word": "yaş günü", "meanings": ["Birinin doğduğu günün yıl dönümü"]}, {"word": "yaş haddi", "meanings": ["Bir görevlinin görevinde kalmasına yasanın izin verdiği en ileri yaş, yaş sınırı"]}, {"word": "yaşın yaşın", "meanings": ["Gizli gizli, için için, gizli saklı olarak"]}, {"word": "yaşıt", "meanings": ["Aynı yaşta olan kimselerden her biri"]}, {"word": "yaşıtlık", "meanings": ["Yaşıt olma durumu"]}, {"word": "yaşlanma", "meanings": ["Yaşlanmak durumu"]}, {"word": "yaşlı", "meanings": ["Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar (kimse)", "Uzun yılları geride bırakmış"]}, {"word": "yaşlanmak", "meanings": ["Yaşı ilerlemek, kocamak, ihtiyarlamak"]}, {"word": "yaşlı", "meanings": ["Yaşla dolmuş (göz)"]}, {"word": "yaşlı başlı", "meanings": ["Yaşlı, deneyimli ve görgülü, olgun"]}, {"word": "yaşlıca", "meanings": ["Biraz yaşlı olan"]}, {"word": "yaşlıca başlıca", "meanings": ["Yaşı biraz geçkin durumda olan, deneyimli (kimse)"]}, {"word": "yaşlık", "meanings": ["Yaş olma durumu, ıslaklık"]}, {"word": "yaşlılar yurdu", "meanings": ["Huzurevi"]}, {"word": "yaşlılık", "meanings": ["Yaşlı olma durumu"]}, {"word": "yaşlılık bilimi", "meanings": ["Yaşlılık ve yaşlanmaya bağlı tüm klinik, biyolojik ve sosyolojik tıbbi sorunlarla ilgilenen bilim dalı, geriatri, gerontoloji"]}, {"word": "yaşlılık sigortası", "meanings": ["Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü, ihtiyarlık sigortası"]}, {"word": "yaşmak", "meanings": ["Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü", "Başla birlikte yüzü, ağzı kapatan örtü"]}, {"word": "yaşmaklama", "meanings": ["Yaşmaklamak işi"]}, {"word": "yaşmaklamak", "meanings": ["Yaşmakla yüzünü örtmek"]}, {"word": "yaşmaklanma", "meanings": ["Yaşmaklanmak işi"]}, {"word": "yaşmaklanmak", "meanings": ["Yaşmakla örtünmek"]}, {"word": "yaşmaklı", "meanings": ["Yaşmak örtünmüş"]}, {"word": "yaşmaksız", "meanings": ["Yaşmak örtünmemiş"]}, {"word": "yaş pasta", "meanings": ["Krem, krema ve yaş meyvelerle yapılmış pasta"]}, {"word": "yaş sebze", "meanings": ["Taze sebze"]}, {"word": "yaş sınırı", "meanings": ["Yaş haddi"]}, {"word": "yaş üzüm", "meanings": ["Taze üzüm"]}, {"word": "yat", "meanings": ["Kalkan, zırh vb. korunma aracı"]}, {"word": "yat", "meanings": ["Özel gezinti gemisi"]}, {"word": "yatağan", "meanings": ["Namlusu kavisli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı"]}, {"word": "yatak", "meanings": ["Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek", "Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte", "Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb", "Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra", "Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını", "Bir şeyin çok bulunduğu yer", "Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar", "Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi", "Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer", "Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça", "Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur", "Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer", "Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka"]}, {"word": "yatak çekmek", "meanings": ["çok bitkin ve güçsüz olmak"]}, {"word": "yatak yapmak (veya sermek)", "meanings": ["yatacak yer hazırlamak"]}, {"word": "yatak yorgan yatmak", "meanings": ["ağır hasta olmak"]}, {"word": "yatağa bağlamak", "meanings": ["yataktan kalkamayacak kadar hasta etmek"]}, {"word": "yatağa bağlanmak", "meanings": ["yataktan kalkamayacak kadar hasta olmak"]}, {"word": "yatağa (veya yataklara) düşmek", "meanings": ["yataktan kalkamayacak kadar hasta olmak"]}, {"word": "yatağa serilmek", "meanings": ["bitkin, yorgun bir durumda yatağa uzanıp yatmak"]}, {"word": "yatağına girmek", "meanings": ["kadın biriyle evlilik dışı ilişkide bulunmak"]}, {"word": "yatağını ayırmak", "meanings": ["ayrı yatakta yatmak"]}, {"word": "yatakçı", "meanings": ["Sancak beyleri ve beylerbeyi tarafından geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse"]}, {"word": "yatak çarşafı", "meanings": ["Yatakta şiltenin üzerine serilen çarşaf"]}, {"word": "yatakhane", "meanings": ["Okul, fabrika vb. yerlerde yatakların konulduğu yer", "Yatılı okullarda, yurtlarda ve kışlada yatılan yer"]}, {"word": "yataklı", "meanings": ["Herhangi bir sayıda yatağı olan, yatak alabilen", "İçinde aktığı yer derin olan", "Yataklı vagon"]}, {"word": "yataklık", "meanings": ["Yatak yapmaya uygun", "Üzerine yatak serilen tahta veya maden kerevet, karyola", "Suçluları barındırma, gizlice yardım etme"]}, {"word": "yataklık yapmak (veya etmek)", "meanings": ["suçluları gizlice barındırmak, suçlulara yardım etmek"]}, {"word": "yataklı vagon", "meanings": ["Kompartımanları tek veya çift yatak alacak biçimde düzenlenmiş vagon, yataklı"]}, {"word": "yatak liman", "meanings": ["Büyük donanmaların barınmasına elverişli liman"]}, {"word": "yatak limonu", "meanings": ["Toplandıktan sonra saman vb.ne sarılarak uzun süre korunan limon"]}, {"word": "yatak örtüsü", "meanings": ["Yatağın üzerine serilen örtü"]}, {"word": "yatak odası", "meanings": ["Yatmak için kullanılan oda"]}, {"word": "yatak takımı", "meanings": ["Karyola, komodin, gardırop, şilte, yorgan, yastık vb.nden oluşan bütün"]}, {"word": "yatalak", "meanings": ["Felç, sakatlık vb. bir sebeple yataktan kalkamayan (kimse)"]}, {"word": "yatalak olmak", "meanings": ["yataktan kalkamayacak durumda hasta olmak, felçli duruma gelmek"]}, {"word": "yatar koltuk", "meanings": ["Taşıtlarda kullanılan, gerektiğinde arkalığı geriye doğru yatan koltuk, pulman"]}, {"word": "yatay", "meanings": ["Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki"]}, {"word": "yatay geçiş", "meanings": ["Yükseköğretimde bir okuldan eş değer başka bir okula yönetmeliklere uygun bir biçimde yapılan geçiş"]}, {"word": "yatay seren", "meanings": ["Üzerine dört köşeli yelken açılan ve bir direğe yatay olarak takılan seren"]}, {"word": "yat borusu", "meanings": ["Yatma saatini bildiren boru"]}, {"word": "yatçılık", "meanings": ["Yatçı olma durumu", "Yatçının yaptığı iş"]}, {"word": "yatçı", "meanings": ["Yat turizmiyle uğraşan kimse", "Yat yapan veya satan kimse", "Yat ile seyahat etmeyi seven kimse"]}, {"word": "yatı", "meanings": ["Gidilen yerde geceyi geçirme"]}, {"word": "yatık", "meanings": ["Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan", "Çevrilmiş, devrik", "Zamanla dayanıklılığını yitirmiş", "Yayvan su kabı"]}, {"word": "yatık doğru", "meanings": ["Yatık biçimde çizilen doğru"]}, {"word": "yatıya kalmak", "meanings": ["gidilen yerde geceyi geçirmek"]}, {"word": "yatık yazı", "meanings": ["Eğik yazı"]}, {"word": "yatılı", "meanings": ["Geceleri de kalınıp yatılan (okul vb.), leyli", "Geceleri de kalıp yatan (öğrenci, konuk), leyli"]}, {"word": "yatılma", "meanings": ["Yatılmak işi"]}, {"word": "yatılmak", "meanings": ["Yatma işi yapılmak"]}, {"word": "yatım", "meanings": ["Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi"]}, {"word": "yatır", "meanings": ["Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı"]}, {"word": "yatırılmak", "meanings": ["Yatırma işi yapılmak"]}, {"word": "yatırılma", "meanings": ["Yatırılmak işi"]}, {"word": "yatırım yapmak", "meanings": ["gelir amacıyla bir işe para yatırmak", "ileride bir çıkar veya kazanç sağlamak için önceden ortam hazırlamak"]}, {"word": "yatırım", "meanings": ["Yatırma işi", "Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman", "Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler, envestisman", "Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılan davranış"]}, {"word": "yatırım bankası", "meanings": ["Yatırım finansmanı ve harcamalarını karşılamak üzere kurulan banka"]}, {"word": "yatırımcı", "meanings": ["Yatırım yapan kimse"]}, {"word": "yatırmak", "meanings": ["Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak", "Uyutmak", "Eğmek, yatık duruma getirmek", "Konuk etmek", "Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek", "Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek", "Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek", "Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak", "Harcamak", "Başarısızlığa uğramasına yol açmak"]}, {"word": "yatırma", "meanings": ["Yatırmak işi"]}, {"word": "yatısız", "meanings": ["Geceleri yatılmayan", "Gündüzlü"]}, {"word": "yatış", "meanings": ["Yatma işi"]}, {"word": "yatışma", "meanings": ["Yatışmak işi"]}, {"word": "omzuna atmak", "meanings": ["ceket vb. şeyleri tam olarak giymeden sırtına koymak"]}, {"word": "yatışmak", "meanings": ["Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek", "Coşku, sinir, korku vb.nin etkisi azalmak, geçmek, sakinleşmek", "Ayaklanma, kargaşa sakinleşmek, durulmak", "Yan yana, kucak kucağa yatmak"]}, {"word": "omzuna binmek", "meanings": ["yük olmak, ağırlık vermek"]}, {"word": "omuz başı", "meanings": ["Kol ile omzun birleştiği yer", "Yanı başı"]}, {"word": "omuzdaş", "meanings": ["Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa"]}, {"word": "omuzdaşlık", "meanings": ["Omuzdaş olma durumu, ayaktaşlık, tesanüt, hempalık"]}, {"word": "omuzlamak", "meanings": ["Omzuna almak, omzuna vurmak", "Omzuyla dayayıp itmek", "Destek vermek", "Bir iş veya görevi yüklenmek, sorumluluk almak", "Alıp götürmek, sırtlayıp kaçırmak, aşırmak"]}, {"word": "omuzlama", "meanings": ["Omzuna alma, omzuna vurma, omuzlamak işi", "(mec)Destek olma"]}, {"word": "omuzlanma", "meanings": ["Omuzlanmak işi"]}, {"word": "omuzlanmak", "meanings": ["Omuzlama işine konu olmak"]}, {"word": "omuzlu", "meanings": ["Omzu olan"]}, {"word": "omuzluk", "meanings": ["Apolet", "Gemilerde baş ve kıç bölümlerinin her bir yanı", "Omza alınıp iki ucuna yük asılan kısa sırık, çiğindirik"]}, {"word": "omuz omuza", "meanings": ["Çok sıkışık bir durumda, yan yana", "Dayanışma içinde, birlikte"]}, {"word": "on", "meanings": ["Dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 10 ve X rakamlarının adı", "Dokuzdan bir artık"]}, {"word": "on parmağı boğazında olmak", "meanings": ["isteği yapılmadığında sıkıntıya düşmek, düşürmek"]}, {"word": "on defa (veya kere)", "meanings": ["pek çok"]}, {"word": "on parmağında on hüner (veya marifet) olmak", "meanings": ["elinden her iş gelmek, çok becerikli olmak"]}, {"word": "on parmağında on kara", "meanings": ["herkesi lekelemek huyu olanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ona", "meanings": ["O zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi"]}, {"word": "ona göre hava hoş", "meanings": ["`onun için fark etmez, tutulacak yolu başkaları düşünsün` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "onaltılık", "meanings": ["Birlik notanın on altıda biri uzunluğunda nota"]}, {"word": "onama", "meanings": ["Onamak işi, uygun bulma, tasvip"]}, {"word": "onanizm", "meanings": ["Mastürbasyon"]}, {"word": "onanma", "meanings": ["Onanmak işi"]}, {"word": "onamak", "meanings": ["Bir işi doğru ve uygun bulmak, tasvip etmek"]}, {"word": "onanmak", "meanings": ["Onama işine konu olmak"]}, {"word": "onar", "meanings": ["On sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine on, her defasında onu bir arada olan"]}, {"word": "onarıcı", "meanings": ["Onarma işini yapan kimse", "Hasar görmüş hücreleri canlı duruma getiren madde"]}, {"word": "onarılma", "meanings": ["Onarılmak işi"]}, {"word": "onarılmak", "meanings": ["Onarma işine konu olmak, onarma işi yapılmak"]}, {"word": "onarım görmek", "meanings": ["onarılmak"]}, {"word": "onarım", "meanings": ["Onarma işi, tamirat, tamir", "Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme", "Tarihî eser niteliği taşımayan yapıların onarılması, renovasyon"]}, {"word": "onarımcı", "meanings": ["Onarma işini yapan kimse, tamirci, onarıcı"]}, {"word": "onarımcılık", "meanings": ["Bozulmuş olan nesneleri onarıp yararlı bir duruma getirme, tamircilik"]}, {"word": "onarma", "meanings": ["Onarmak işi"]}, {"word": "onarmak", "meanings": ["Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek", "Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirmek, restore etmek", "İşlenen bir kusuru, yapılan bir yanlışlığı giderecek veya önleyecek davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "onartma", "meanings": ["Onartmak işi"]}, {"word": "onartmak", "meanings": ["Onarma işini birine yaptırmak, tamir ettirmek"]}, {"word": "onay", "meanings": ["Uygun bulma, tasdik, icazet, izin"]}, {"word": "onat", "meanings": ["Özenli, düzgün, uygun", "Yararlı", "Dürüst, iyi ahlaklı"]}, {"word": "on ayaklılar", "meanings": ["Çeşitli ıstakoz, yengeç ve karides türlerini içine alan eklem bacaklı kabuklular takımı"]}, {"word": "onay (veya onayını) almak", "meanings": ["onaylanmasını sağlamak, kabul veya tasdik ettirmek"]}, {"word": "onaylama", "meanings": ["Onaylamak işi, tasdik, tasdikleme, konfirmasyon, sertifikasyon"]}, {"word": "onaylamak", "meanings": ["Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek, tasdiklemek", "Denetlemek, doğrulamak"]}, {"word": "onaylanma", "meanings": ["Onaylanmak işi, tasdiklenme"]}, {"word": "onaylanış", "meanings": ["Onaylanma işi, tasdikleniş"]}, {"word": "onaylatma", "meanings": ["Onaylatmak işi, tasdikletme"]}, {"word": "onaylanmak", "meanings": ["Onaylama işi yapılmak veya onaylama işine konu olmak, tasdiklenmek, tasdik edilmek"]}, {"word": "onaylı", "meanings": ["Onaylanmış olan, tasdik edilmiş, musaddak"]}, {"word": "onaylatmak", "meanings": ["Onaylama işini birine yaptırmak, tasdikletmek, tasdik ettirmek"]}, {"word": "onaysız", "meanings": ["Onaylanmamış, tasdik edilmemiş"]}, {"word": "onbaşı", "meanings": ["On ere kumanda eden asker, erin üstündeki ilk rütbe"]}, {"word": "onbaşılık", "meanings": ["Onbaşı olma durumu", "Onbaşının rütbesi", "Onbaşının görevi"]}, {"word": "on binlerce", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "on binlik", "meanings": ["On bin lira değerinde kâğıt para"]}, {"word": "ondalık", "meanings": ["Temel olarak on sayısını alan, aşar, aşari", "Onda bir olarak alınan veya verilen ücret, komisyon", "Toprak ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi, öşür, aşar"]}, {"word": "onbiraylık", "meanings": ["Çuha çiçeği"]}, {"word": "onca", "meanings": ["O kadar, o denli", "(o'nca) Ona göre, onun düşüncesine göre"]}, {"word": "ondalıkçı", "meanings": ["Onda bir pay alarak çalışan kimse"]}, {"word": "ondalık kesir", "meanings": ["Paydası 10 veya 10'un herhangi bir kuvveti olan kesir: 0,3 (onda üç), 0,15 (yüzde on beş), 0,007 (binde yedi) gibi"]}, {"word": "ondalık sayı", "meanings": ["Payda olarak 10 veya 10'un herhangi bir kuvvetini alan kesirli sayı"]}, {"word": "ondurma", "meanings": ["Ondurmak işi"]}, {"word": "ondurmak", "meanings": ["Onmasını sağlamak, iyiye döndürmek"]}, {"word": "ondülesiz", "meanings": ["Ondülesi olmayan"]}, {"word": "ondüleli", "meanings": ["Ondülesi olan"]}, {"word": "ondüle", "meanings": ["Dalgalı, kıvrımlı, kıvrılmış"]}, {"word": "onejit", "meanings": ["Hidratlı doğal oksit"]}, {"word": "ongen", "meanings": ["On açısı, on kenarı olan çokgen"]}, {"word": "ongun", "meanings": ["Çok verimli, bol, eksiksiz", "Yarar duruma gelmiş, bayındır", "Mutlu", "Kutlu, uğurlu"]}, {"word": "ongun", "meanings": ["İlkel toplumlarda topluluğun kendisinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne veya olay, totem", "Arma"]}, {"word": "ongun besi suyu", "meanings": ["Yapraklarda yeni maddelerle zenginleştikten sonra bitkiyi beslemek için her yana inen besi suyu"]}, {"word": "onikiparmak bağırsağı", "meanings": ["Mideden sonra gelen ince bağırsak bölümü"]}, {"word": "ongunluk", "meanings": ["Ongun olma durumu, mutluluk, bolluk, bereket, feyiz, saadet"]}, {"word": "ongunculuk", "meanings": ["Totemcilik"]}, {"word": "onikitelli", "meanings": ["Tambura cinsinden, on iki teli olan bir halk çalgısı"]}, {"word": "oniks", "meanings": ["Balgam taşı"]}, {"word": "onlar", "meanings": ["Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ikinci basamak"]}, {"word": "onkoloji", "meanings": ["Urları inceleyen tıp dalı"]}, {"word": "onlarca", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda olan", "(onla'rca) Onlara göre, onların düşüncesince"]}, {"word": "onluk", "meanings": ["On birimden, on parçadan oluşan", "On üzerinden tam not alan", "On para, on kuruş, on lira veya on bin lira değerinde olan para"]}, {"word": "onlu", "meanings": ["On parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden on tane bulunan", "İskambil, domino vb. oyunlarda on işaretini taşıyan kâğıt veya pul"]}, {"word": "onma", "meanings": ["Onmak durumu"]}, {"word": "onmak", "meanings": ["Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak", "Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek, mutlu olmak, mesut olmak", "Hastalıktan, dertten kurtulmak, şifa bulmak, felah bulmak, iflah olmak"]}, {"word": "onomastik", "meanings": ["Özel adlar ve özellikle kişi adları bilimi"]}, {"word": "onomatope", "meanings": ["Yansıma"]}, {"word": "ons", "meanings": ["Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa'da 30,59 gr, İngiltere'de 28,349 gr ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi"]}, {"word": "ontogenez", "meanings": ["Birey oluş", "Organizmanın varoluşundaki genetik kodlarına dayanan gelişimi"]}, {"word": "onsuz", "meanings": ["O olmaksızın"]}, {"word": "ontolojik", "meanings": ["Varlık bilimi ile ilgili, varlık bilimine ait"]}, {"word": "ontoloji", "meanings": ["Varlık bilimi"]}, {"word": "onulma", "meanings": ["Onulmak işi"]}, {"word": "onulmak", "meanings": ["Onma işine konu olmak"]}, {"word": "onum", "meanings": ["Kötü bir durumdan kurtulma"]}, {"word": "onuncu", "meanings": ["On sayısının sıra sıfatı, sırada dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "onur", "meanings": ["İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis", "Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar"]}, {"word": "onur duymak", "meanings": ["onurlanmak"]}, {"word": "onuruna dokunmak", "meanings": ["birinin gururunu, haysiyetini incitmek"]}, {"word": "onuruna ... vermek", "meanings": ["birine saygı göstermek için yemek, toplantı vb. ağırlamada bulunmak"]}, {"word": "onuruna yedirememek", "meanings": ["bir kimse, kendine duyduğu saygıyla bağdaşmayan ve onur kırıcı olay veya davranışlar karşısında tepkide bulunmak, kendine yedirememek"]}, {"word": "onurunu okşamak", "meanings": ["kişiliğini yüceltecek sözler söylemek veya davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "onur kurulu", "meanings": ["Bir kuruluş veya derneğin üyeleri arasında çıkan onur davalarını gören veya bu kuruluş veya derneğin ilkelerine aykırı davranan üyelerin bu davranışlarını inceleyip karara bağlayan kurul, haysiyet divanı"]}, {"word": "onur belgesi", "meanings": ["Şeref belgesi"]}, {"word": "onurlandırma", "meanings": ["Onurlandırmak işi"]}, {"word": "onurlandırmak", "meanings": ["Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etmek, onur kazandırmak, onurunu artırmak, şereflendirmek, şeref vermek"]}, {"word": "onurlanma", "meanings": ["Onurlanmak işi, şereflenme, teşerrüf"]}, {"word": "onurlanmak", "meanings": ["Onur duymak, şereflenmek, teşerrüf etmek"]}, {"word": "onurlu", "meanings": ["Onuru olan veya onurunu üstün tutan, şerefli, gururlu"]}, {"word": "onursal", "meanings": ["Saygı için verilen veya övünç için kabul edilen, fahri (başkanlık, üyelik, profesörlük vb. unvan)"]}, {"word": "onursal başkan", "meanings": ["Bir kuruluşa onur vermek için sorumluluğu veya yetkisi olmadan başkan seçilen kimse"]}, {"word": "onursuz", "meanings": ["Onuru olmayan veya onura aykırı davranışlarda bulunan, şerefsiz, haysiyetsiz"]}, {"word": "onursuzluk", "meanings": ["Onursuz olma durumu, şerefsizlik, haysiyetsizlik"]}, {"word": "onur üyesi", "meanings": ["Bir kuruluş veya derneğe kişiliği ile onur katacağı düşünülerek seçilen kimse, şeref üyesi"]}, {"word": "operasyon", "meanings": ["Dizi eylem", "Güvenlik güçlerince suçluların yakalanması için düzenlenen dizi eylem", "Ameliyat"]}, {"word": "oosfer", "meanings": ["Yumurta hücresi"]}, {"word": "oosit", "meanings": ["Büyüme evresini tamamlamış fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişi gamet"]}, {"word": "opal", "meanings": ["Silisin hidratlı ve jelatinli bütün türlerini kapsayan değerli bir mineral, panzehir taşı", "İnce, düzgün dokunmuş pamuklu kumaş"]}, {"word": "opalin", "meanings": ["Opali andıran camdan yapılmış vazo, kupa vb"]}, {"word": "opera", "meanings": ["Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri", "Bu eseri oynayan sanatçı topluluğu", "Böyle eserlerin oynandığı yapı"]}, {"word": "operacı", "meanings": ["Opera sanatçısı"]}, {"word": "operakomik", "meanings": ["Konuşmalı ve şarkılı bölümlerin bir arada bulunduğu oyun"]}, {"word": "operatör", "meanings": ["Cerrah", "İşletilmesi belli bir yetkinlik gerektiren teknik araç, alet ve makinaeleri kullanabilen kimse", "İşletmen", "Basılacak metinleri dizgi makinesinde dizen kimse"]}, {"word": "operasyona çıkmak", "meanings": ["harekât gerçekleştirmek"]}, {"word": "operatörleşme", "meanings": ["Operatörleşmek işi"]}, {"word": "operatörleşmek", "meanings": ["Operatör olmak, operatör gibi davranmak"]}, {"word": "operatörlük", "meanings": ["Operatör olma durumu"]}, {"word": "operatris", "meanings": ["Kadın operatör"]}, {"word": "operet", "meanings": ["Eğlenceli, hafif konulu, içinde bestesiz konuşmalar bulunan sahne eseri", "Bu eseri oynayan oyunculardan oluşan kuruluş"]}, {"word": "operetçi", "meanings": ["Operet metni yazan, besteleyen veya operette rol alan sanatçı"]}, {"word": "oportünist", "meanings": ["Fırsatçı"]}, {"word": "oportünizm", "meanings": ["Fırsatçılık"]}, {"word": "opsiyon", "meanings": ["Bekletme süresi", "Seçenek", "Ek gün", "Ek süre"]}, {"word": "optik", "meanings": ["Görme ile ilgili olan", "Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu", "Gözlükçü"]}, {"word": "optik kaydırma", "meanings": ["Alıcının değişir odaklı merceğinin yakından uzağa veya uzaktan yakına doğru odaklanmasıyla elde edilen sonuç, zum"]}, {"word": "optometri", "meanings": ["Görmeyi inceleyen optik veya fizik dalı"]}, {"word": "optimist", "meanings": ["İyimser, pesimist karşıtı", "Çocuklar için düzenlenen, tek yelkenli, tek kişilik yarış"]}, {"word": "optimum", "meanings": ["En uygun, en elverişli", "Uygun değer"]}, {"word": "optimizm", "meanings": ["İyimserlik"]}, {"word": "opus", "meanings": ["Bestecinin, besteleniş sırasına göre numaralanmış müzik eseri"]}, {"word": "ora", "meanings": ["O yer"]}, {"word": "oralarda olmamak", "meanings": ["işi sezmemiş gibi davranmak, anlamazlıktan gelmek"]}, {"word": "oracık", "meanings": ["Hemen o yer, bulunduğu yer"]}, {"word": "oracıkta", "meanings": ["Hemen o yerde, olduğu yerde"]}, {"word": "orada", "meanings": ["Sözü edilen yerde", "İşaret edilen görece olarak uzak yerde"]}, {"word": "oradan", "meanings": ["Sözü edilen yerden", "İşaret edilen görece olarak uzak yerden"]}, {"word": "orak", "meanings": ["Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin, ot vb. biçme aracı", "Ekin biçme zamanı", "Ekin, ot vb. biçme işi"]}, {"word": "orak ayı", "meanings": ["Temmuz"]}, {"word": "orak böceği", "meanings": ["Ağustos böceği"]}, {"word": "orakçı", "meanings": ["Ücret karşılığı ekin biçen kimse"]}, {"word": "orakçılık", "meanings": ["Orakçının işi"]}, {"word": "oraklaşma", "meanings": ["Oraklaşmak işi"]}, {"word": "oraklaşmak", "meanings": ["Orak biçimini almak"]}, {"word": "oralı", "meanings": ["O yerden olan"]}, {"word": "oralı (bile) olmamak", "meanings": ["önemsememek, umursamamak, aldırmamak, ilgilenmemek"]}, {"word": "oralılık", "meanings": ["Oralı olma durumu"]}, {"word": "oramiral", "meanings": ["Deniz kuvvetlerinde, kara kuvvetlerindeki orgeneralin dengi olan en yüksek rütbeli amiral"]}, {"word": "oramirallik", "meanings": ["Oramiral rütbesi", "Oramiral makamı ve görevi"]}, {"word": "oran", "meanings": ["Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo", "İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, orantı, tenasüp", "Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin", "İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı"]}, {"word": "oranca", "meanings": ["Oran bakımından, orana göre"]}, {"word": "oran dışı", "meanings": ["İki tam sayının bölümü olmayan (sayı)"]}, {"word": "oranla", "meanings": ["Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten"]}, {"word": "orangutan", "meanings": ["Maymunlar takımının Sumatra ve Borneo’da yaşayan, kahverengi kıllı, sivri başlı, küçük kulaklı, kalın dudaklı bir memeli türü."]}, {"word": "oranlama", "meanings": ["Oranlamak işi, tahmin, kıyas"]}, {"word": "oranlamak", "meanings": ["Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek", "Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek", "Karşılaştırmak, kıyaslamak", "Eşit tutmak"]}, {"word": "oranlı", "meanings": ["Kendinde oran bulunan, nispetli, mütenasip, mütevazin"]}, {"word": "oransız", "meanings": ["Kendinde oran bulunmayan, nispetsiz"]}, {"word": "oransızlık", "meanings": ["Oransız olma durumu, nispetsizlik"]}, {"word": "orantı", "meanings": ["Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, orantı, tenasüp", "Birincinin ikinciye oranı, üçüncünün dördüncüye oranına eşit olan dört terim arasındaki bağıntı, orta"]}, {"word": "orantılama", "meanings": ["Orantılamak işi veya durumu"]}, {"word": "orantılamak", "meanings": ["Orantılı olarak düşünmek veya değerlendirmek"]}, {"word": "orantılanmak", "meanings": ["Orantılı olarak düşünülmek"]}, {"word": "orantılanma", "meanings": ["Orantılanmak işi veya durumu"]}, {"word": "orantılı", "meanings": ["Aralarında orantı bulunan, mütenasip", "Bir orantıyla ilgili olan", "Bir niceliğin iki, üç, ... kez çoğalması veya azalması, başka bir niceliğin o nispette çoğalmasını veya azalmasını gerekli kılarsa `bu iki nicelik birbiriyle orantılıdır` denir"]}, {"word": "orası", "meanings": ["O yer, ora", "O yönü"]}, {"word": "orası senin, burası benim dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["durmadan gezip dolaşmak"]}, {"word": "orasına burasına", "meanings": ["dağınık olarak, gelişigüzel bir biçimde"]}, {"word": "oratoryo", "meanings": ["Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri"]}, {"word": "oraya", "meanings": ["O yere, o yöne"]}, {"word": "orcik", "meanings": ["Şekerle kaplanmış ceviz içi"]}, {"word": "ordinaryüs", "meanings": ["Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvan"]}, {"word": "ordinat", "meanings": ["Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri"]}, {"word": "ordino", "meanings": ["Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri", "Tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için vapur kumpanyasından yük konşimentosuna karşılık verilen havale", "Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi"]}, {"word": "ordövr", "meanings": ["Yemekaltı"]}, {"word": "ordövr arabası", "meanings": ["Ordövrlerin servisinde kullanılan küçük el arabası"]}, {"word": "ordu", "meanings": ["Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü", "Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri", "Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü", "Çok sayıda insan, kalabalık"]}, {"word": "ordubozan", "meanings": ["Oyunbozan", "Arabozan", "Varis"]}, {"word": "ordubozanlık", "meanings": ["Ordubozan olma durumu, mızıkçılık", "Arabozanlık"]}, {"word": "orducu", "meanings": ["Savaş alanına gitmek için yola çıkan Osmanlı ordusunun her türlü gereksinimini sağlamak için birlikte giden zanaatçılar ve esnaf"]}, {"word": "orduevi", "meanings": ["Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı"]}, {"word": "ordugâh", "meanings": ["Ordunun konakladığı yer"]}, {"word": "ordusuz", "meanings": ["Ordusu olmayan", "Ordusu olmadan"]}, {"word": "orfoz", "meanings": ["Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir tür balık (Epinepheles gigas)"]}, {"word": "org", "meanings": ["Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı, erganun"]}, {"word": "organ", "meanings": ["Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, örgen, uzuv", "Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş"]}, {"word": "organ aktarımı", "meanings": ["Organ nakli"]}, {"word": "organik", "meanings": ["Doğal yolla yapılan", "Organlarla ilgili, örgensel, uzvi", "Canlı, güçlü (ilişki)", "Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan"]}, {"word": "organik kimya", "meanings": ["Karbon birleşiklerinin incelenmesini konu alan kimya bölümü, uzvi kimya"]}, {"word": "organik kütle", "meanings": ["Birleşimindeki ögelerin büyük ve belirgin bölümü canlı varlıklardan oluşan kayaç"]}, {"word": "organizasyon", "meanings": ["Düzenleme", "Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi", "Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı", "Kuruluş, kurum, teşkilat"]}, {"word": "organizatör", "meanings": ["Düzenleyici"]}, {"word": "organize", "meanings": ["Kuruluşları ortak bir amaç için bir araya getirme, birleştirme", "Düzenleme", "Düzenli, örgütlü"]}, {"word": "organize sanayi", "meanings": ["Birbirini bütünleyen, değişik sanayi kollarının ve kuruluşlarının oluşturduğu iş alanı"]}, {"word": "organize etmek", "meanings": ["düzenlemek", "örgütlemek"]}, {"word": "organizma", "meanings": ["Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet", "Herhangi bir canlı varlık"]}, {"word": "organize suç", "meanings": ["Çeşitli kişi ve örgütlerce planlanıp işlenen suç"]}, {"word": "organlaşma", "meanings": ["Organlaşmak işi"]}, {"word": "organlaşmak", "meanings": ["Canlılarda organlar oluşmak"]}, {"word": "organlık", "meanings": ["Organ olma durumu"]}, {"word": "organoleptik", "meanings": ["Cisimlerin duyu organlarını etkileme yeteneği"]}, {"word": "organ nakli", "meanings": ["İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma, organ aktarımı, transplantasyon"]}, {"word": "orgazm", "meanings": ["Cinsel uyarım ve zevkin en yüksek noktası, doyum"]}, {"word": "organtin", "meanings": ["Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "organze", "meanings": ["İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "orgcu", "meanings": ["Org çalan kimse"]}, {"word": "orgeneral", "meanings": ["Asıl görevi ordu komutanlığı olan rütbesi en yüksek general"]}, {"word": "orgenerallik", "meanings": ["Orgeneral olma durumu", "Orgeneral rütbesi", "Orgeneralin görevi"]}, {"word": "orijinal", "meanings": ["Özgün", "Fabrikası tarafından yapılan, taklit olmayan (araç ve gereç)", "Otantik", "Alışılagelenden daha değişik, şaşırtıcı nitelikte olan"]}, {"word": "orijin", "meanings": ["Soy sop", "Başlangıç, kaynak"]}, {"word": "orijinalite", "meanings": ["Özgünlük", "Alışılagelenden değişik, şaşırtıcı nitelikte olma durumu"]}, {"word": "orijinallik", "meanings": ["Orijinal olma durumu, özgünlük"]}, {"word": "orkestra", "meanings": ["Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu", "Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri", "Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar"]}, {"word": "orkestracı", "meanings": ["Orkestrada görevli kimse"]}, {"word": "orkestralama", "meanings": ["Bir çalgı topluluğu için yazılmış parçanın notalarını, çalgıların tını farklarını göz önünde tutarak bu topluluğu oluşturan çalgılar arasında paylaştırma sanatı"]}, {"word": "orkestralı", "meanings": ["Orkestrası olan"]}, {"word": "orkide", "meanings": ["Salepgillerden, doğada, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla camekânlarda da yetiştirilen, birtakım bitki türlerinin ortak adı"]}, {"word": "orkestrasız", "meanings": ["Orkestrası olmayan"]}, {"word": "orkinos", "meanings": ["Ton balığı"]}, {"word": "orkit", "meanings": ["Er bezlerinin iltihaplanıp şişmesi"]}, {"word": "orlon", "meanings": ["Yapay dokuma ipliği", "Bu iplikle dokunmuş"]}, {"word": "orman", "meanings": ["Ağaçlarla örtülü geniş alan", "Bu ağaçların bütünü"]}, {"word": "orman taşlamak", "meanings": ["bir kimsenin düşüncesini dolaylı olarak öğrenmeye çalışmak"]}, {"word": "orman gibi", "meanings": ["gür, çok (saç, kaş vb.)"]}, {"word": "ormancı", "meanings": ["Ormanı korumakla görevli kimse, orman koruma memuru", "Kaba, görgüsüz kimse"]}, {"word": "ormancılık", "meanings": ["Orman işi ile uğraşma", "Ormanların yetiştirilmesi ve bakımını konu alan bilim"]}, {"word": "orman gülü", "meanings": ["Avrupa, Asya dağlarında yetişen açelyaya benzer bitki"]}, {"word": "orman işletmesi", "meanings": ["Ormanla ilgili işleri yürüten kamu kurumu"]}, {"word": "orman kebabı", "meanings": ["Ceviz iriliğinde kemiksiz koyun eti, havuç, patates, bezelye ve soğan kullanılarak hazırlanan bir kebap türü"]}, {"word": "orman kibarı", "meanings": ["Kaba, görgüsüz, bayağı kimse için alay yollu kullanılan bir söz"]}, {"word": "orman köylüsü", "meanings": ["Orman köyünde yaşayan kimse"]}, {"word": "orman köyü", "meanings": ["Orman arazisi içinde veya yakınında kurulmuş köy"]}, {"word": "orman kuşağı", "meanings": ["Sıralı ormanların oluşturduğu dizi, orman dizisi"]}, {"word": "ormanlaşma", "meanings": ["Orman durumuna gelme"]}, {"word": "ormanlaşmak", "meanings": ["Orman durumuna gelmek"]}, {"word": "ormanlaştırma", "meanings": ["Ormanlaştırmak işi"]}, {"word": "ormanlaştırmak", "meanings": ["Orman durumuna getirmek"]}, {"word": "ormanlık", "meanings": ["Ormanı çok olan, ormanla kaplı veya orman gibi olan (yer)"]}, {"word": "orman sarmaşığı", "meanings": ["Akasma"]}, {"word": "orman sıçanı", "meanings": ["Ormanlık bölgede yaşayan bir tür sıçan (Mus sylvaticus)"]}, {"word": "ormansız", "meanings": ["Ormanı olmayan"]}, {"word": "ormansızlaşma", "meanings": ["Ormansızlaşmak durumu"]}, {"word": "ormansızlaşmak", "meanings": ["Çeşitli sebeplerle ormanını yitirmek, ormansız kalmak,"]}, {"word": "orman tavuğu", "meanings": ["Orman tavuğugillerden, kuşların özellikle Avrupa ve Asya'da yaşayan siyah tüylü türlerinin ortak adı"]}, {"word": "orman yeşili", "meanings": ["Koyu yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "orman tavuğugiller", "meanings": ["Dünyanın soğuk ve ılıman bölgelerinde yaşayan, mat veya parlak renkli, orman tavuğu, çil ve çayır tavuğunu içine alan bir familya"]}, {"word": "ornatma", "meanings": ["Ornatmak işi, ikame etme", "Bir türün yerine onun değişik bir biçiminin geçmesi", "Molekülün geri kalan bölümünde değişikliğe yol açmadan bir atom veya bir kök yerine bir başka atom veya kökün geçmesi", "Bir cebirsel ifadenin yerine bir başkasını koyma işlemi"]}, {"word": "ornatmak", "meanings": ["Bir şeyin yerine başka bir şeyi koymak, ikame etmek"]}, {"word": "ornitolog", "meanings": ["Kuş bilimci"]}, {"word": "ornitoloji", "meanings": ["Kuş bilimi"]}, {"word": "ornitorenk", "meanings": ["Gagalı memeli"]}, {"word": "orospu", "meanings": ["Hayat kadını", "Kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın"]}, {"word": "orojeni", "meanings": ["Dağ oluşu"]}, {"word": "orospu bohçası", "meanings": ["Derli toplu olmayan, düğümleri gelişigüzel yapılmış, içi kötü düzenlenmiş bohça", "Acele yapılmış, fındık yerine az miktarda ceviz konmuş, ekmek içi iyi ezilmemiş, sarımsakları diş diş kalmış bir tarator türü"]}, {"word": "orospu böreği", "meanings": ["El ayası büyüklüğünde hazırlanmış hamurun içine kıyma konarak tavada aceleyle pişirilen börek türü"]}, {"word": "orospu çocuğu", "meanings": ["Serseri, haylaz, hinoğluhin, hilekâr, kalleş, orostopol"]}, {"word": "orospu yemeği", "meanings": ["Domates, yeşilbiber, soğan, maydanoz vb. sebzelerin düzensiz doğranması ile yağda acele pişirilen bir yemek türü"]}, {"word": "orospuluk", "meanings": ["Hayat kadınlığı", "Kalleşlik"]}, {"word": "orostopolluk", "meanings": ["Kurnazca iş, dalavere, dolap"]}, {"word": "orsa", "meanings": ["Yelkenleri rüzgârın estiği yöne çevirmekte kullanılan, her iki taraftan yelkenin ortasına bağlanan ip", "Geminin rüzgâr alan yanı, rüzgârüstü, boca veya rüzgâraltı karşıtı", "Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi", "(o'rsa) Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi için söylenen söz"]}, {"word": "orsa alabanda", "meanings": ["Gemiyi birdenbire rüzgârın üstüne çevirme"]}, {"word": "orsa boca", "meanings": ["Geminin bazen rüzgâr yönüne yaklaşarak, bazen ondan uzaklaşarak yol alması", "Bata çıka, iyi kötü"]}, {"word": "orsalamak", "meanings": ["Gemi rüzgâr alan tarafa dönmek"]}, {"word": "orsalama", "meanings": ["Orsalamak işi"]}, {"word": "ortadan kaldırmak", "meanings": ["saklamak", "yok etmek", "öldürmek"]}, {"word": "orta", "meanings": ["Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer", "Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre", "Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm", "Ne uzun ne kısa, midi", "Ne büyük ne küçük, midi", "İyi ile kötü arasındaki durum", "Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece", "Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri", "Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen", "Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan", "İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat", "Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer", "Orantı", "Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş", "Yeniçeri Ocağında tabur"]}, {"word": "ortadan kaybolmak", "meanings": ["saklanmak, bulunmaz olmak", "nereye gittiği bilinmemek, kimseye sezdirmeden gitmek", "yok edilmek, kullanılmamak", "öldürülmek"]}, {"word": "ortadan kalkmak", "meanings": ["yok olmak"]}, {"word": "ortadan söylemek", "meanings": ["herkesin içinde, belli bir kimseyi amaçlamadan konuşmak"]}, {"word": "ortadan sır olmak", "meanings": ["kaybolmak, arkada iz bırakmadan gitmek"]}, {"word": "ortasını bulmak", "meanings": ["ılımlı derecesini bulmak, uzlaştırmak"]}, {"word": "ortaya almak", "meanings": ["her yanını çevirmek, kuşatmak"]}, {"word": "ortaya atılmak", "meanings": ["ileri sürülmek, herkesin bilgisine sunulmak", "bir kimse bir işi yapmak için kendini göstermek"]}, {"word": "ortaya atmak", "meanings": ["söylemek, ileri sürmek"]}, {"word": "ortaya balgam atmak", "meanings": ["bir iş kıvamındayken, biri herkesin zihnini bulandıracak bir söz söylemek"]}, {"word": "ortaya çıkarmak", "meanings": ["delilleriyle göstermek, ispat etmek"]}, {"word": "ortaya çıkmak", "meanings": ["yokken var olmak, meydana çıkmak, türemek", "biri kendini göstermek"]}, {"word": "ortaya dökmek", "meanings": ["çıkarmak, göstermek", "açıklamak"]}, {"word": "ortaya düşmek", "meanings": ["kadın orta malı olmak, sokağa düşmek"]}, {"word": "ortaya konuşmak", "meanings": ["sözü hiç kimseyi hedef almadan söylemek"]}, {"word": "ortaya koymak", "meanings": ["herkesin görebileceği yere koymak", "yaratmak, yapmak", "açıklamak"]}, {"word": "ortaya sürülmek", "meanings": ["anlatılmak, belirtilmek, söylenmek"]}, {"word": "ortaya yayılmak", "meanings": ["herkes tarafından duyulmak"]}, {"word": "orta ağırlık", "meanings": ["Boksta 71 kilogramdan 75 kilograma kadar olan boksörlerin ayrıldığı kategori, orta sıklet", "Güreşte, güllede ve halterde 72-79 kilogram ağırlığındaki oyuncuların ayrıldığı kategori, orta sıklet"]}, {"word": "orta boy", "meanings": ["Orta büyüklükte olan"]}, {"word": "orta boylu", "meanings": ["Orta yükseklikte, boyda olan"]}, {"word": "Orta Çağ", "meanings": ["Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden (476) 1453'e veya 1492'ye kadar süren çağ"]}, {"word": "ortaç", "meanings": ["Sıfat-fiil"]}, {"word": "orta dalga", "meanings": ["Dalga boyu 200-600 metre arasında değişen dalga, küçük dalga"]}, {"word": "orta damar", "meanings": ["Bitki yapraklarının tam ortasında bulunan ve yan damarlara göre daha kalın olan damar"]}, {"word": "orta deri", "meanings": ["Dış deri ve iç deri arasındaki hücre katmanı, mezoderm"]}, {"word": "orta direk", "meanings": ["Çadırda veya çeşitli yapılarda merkezî ağırlığı yüklenen ve dengeli dağılımı sağlayan direk", "Toplumun memur, emekli, küçük esnaf, küçük çiftçi gibi dar ve sabit gelirli kişilerden oluşan kesimi"]}, {"word": "orta dikme", "meanings": ["Bir doğru parçasına orta noktasında dik olan doğru"]}, {"word": "orta hâlli", "meanings": ["Gelir düzeyi ne düşük ne de yüksek olan", "Ne iyi ne kötü olan"]}, {"word": "Orta Doğu", "meanings": ["Güneybatı Asya'da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge, Orta Şark"]}, {"word": "orta elçi", "meanings": ["Büyükelçiden önceki elçilik aşaması", "Bu aşamada olan kimse"]}, {"word": "orta hizmetçisi", "meanings": ["Bir evin temizlik işlerine bakan hizmetçi"]}, {"word": "orta hece düşmesi", "meanings": ["Orta hecede bulunan vurgusuz ünlünün bazı durumlarda düşmesi, haploloji"]}, {"word": "orta hizmeti", "meanings": ["Orta işi"]}, {"word": "ortak", "meanings": ["Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner", "Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek", "Kuma"]}, {"word": "orta işi", "meanings": ["Bir evin temizlik işlerinin bütünü, orta hizmeti"]}, {"word": "ortak etmek", "meanings": ["bir şeyi paylaşmaya razı olmak, katılmaya onay vermek"]}, {"word": "ortak olmak", "meanings": ["bir şeyi paylaşmak veya bir şeye katılmak"]}, {"word": "ortak (veya kuma) gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş", "meanings": ["`bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "orta karar", "meanings": ["Orta derecede, biraz uygun"]}, {"word": "orta karın", "meanings": ["Göbeğin üstünde kalan karın bölgesi"]}, {"word": "ortak bölen", "meanings": ["İki veya daha çok sayıyı bölen sayı"]}, {"word": "ortak çarpan", "meanings": ["İki veya ikiden artık sayıyı çarpan sayı"]}, {"word": "ortakçı", "meanings": ["Ortakçılık yapan kimse, yarıcı, maraba", "Konakçının sindirilmemiş besininden yararlanan konuk"]}, {"word": "ortakçılık", "meanings": ["Toprağın işlenmesi sonucunda elde edilecek ürünün, toprak sahibi ile toprağı işleyen arasında koşulları önceden belirlenen özel sözleşmeye göre paylaşılmasına dayanan işletme biçimi, yarıcılık, marabacılık"]}, {"word": "ortakçılık etmek", "meanings": ["ortakçı olmak"]}, {"word": "ortak dil", "meanings": ["Ana dilleri veya lehçeleri farklı topluluklar arasında anlaşmayı sağlayan dil"]}, {"word": "ortak fark", "meanings": ["Bir aritmetik dizide bir ögeyi elde etmek için ondan öncekine katılan sayı"]}, {"word": "ortak hesap", "meanings": ["Birden fazla kişi veya kuruluşun kullandığı banka hesabı"]}, {"word": "ortak kat", "meanings": ["Birtakım tam sayıların katı olabilecek sayı"]}, {"word": "ortaklaşa", "meanings": ["Ortak olarak, el birliğiyle, müştereken, kolektif", "Ortak iş"]}, {"word": "ortaklaşacı", "meanings": ["Ortaklaşacılık yanlısı olan, kolektivist"]}, {"word": "ortaklaşacılık", "meanings": ["Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti, kolektivizm"]}, {"word": "ortaklaşma", "meanings": ["Ortaklaşmak işi, kolektifleşme"]}, {"word": "ortaklaşmak", "meanings": ["Ortak olarak davranmak, ortak olmak, kolektifleşmek"]}, {"word": "ortaklaştırma", "meanings": ["Ortaklaştırmak işi, kolektifleştirme"]}, {"word": "ortaklaştırmak", "meanings": ["Ortak duruma getirmek, kolektifleştirmek"]}, {"word": "ortaklık", "meanings": ["Ortak olma durumu, iştirak, müşareket, şeriklik", "İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri, şirket"]}, {"word": "ortaklık kurmak", "meanings": ["şirket, kumpanya açmak veya çalıştırmak"]}, {"word": "ortaklık etmek", "meanings": ["ortak olma durumuna gelmek"]}, {"word": "ortaklık sözleşmesi", "meanings": ["Ortak ticari kuruluşların oluşumunda ortaklık şartlarını içeren belge"]}, {"word": "ortak mülkiyet", "meanings": ["Malların ortak kullanımı"]}, {"word": "ortaklık senedi", "meanings": ["Anonim şirketlerde veya kooperatiflerde her ortağın üyelik haklarını gösteren ada yazılı senet"]}, {"word": "ortak nesne", "meanings": ["Birden çok yüklemin bağlı bulunduğu nesne"]}, {"word": "ortak ölçülmez sayılar", "meanings": ["Aralarında ortak tam bölen bulunmayan sayılar"]}, {"word": "ortak özne", "meanings": ["Birden çok yüklemin bağlı bulunduğu özne"]}, {"word": "ortak tam bölen", "meanings": ["İki veya ikiden artık sayının hepsini tam olarak bölebilen sayı"]}, {"word": "ortak payda", "meanings": ["Asgari müşterek"]}, {"word": "orta kulak", "meanings": ["Kulak zarı, çekiç, örs, üzengi kemiklerinin bulunduğu, dış kulakla iç kulak arasındaki bölüm"]}, {"word": "ortak tümleç", "meanings": ["Birden çok yükleme bağlı olan zarf tümleci, nesne veya dolaylı tümleç"]}, {"word": "orta kulak boşluğu", "meanings": ["Dış kulakla iç kulak arasındaki boşluk"]}, {"word": "orta kulak iltihabı", "meanings": ["Orta kulakta oluşan iltihaplı hastalık"]}, {"word": "orta kuşak", "meanings": ["Toplumda genç kuşak ile yaşlı kuşak arasında yer alan yaş grubu"]}, {"word": "ortak yapım", "meanings": ["İki veya daha çok yapımcının iş birliğinden doğan film çalışması"]}, {"word": "ortakyaşar", "meanings": ["Ortak yaşama durumunda bulunan (canlı)"]}, {"word": "ortakyaşarlık", "meanings": ["Ortakyaşar olma durumu"]}, {"word": "ortak yaşama", "meanings": ["Başka türden iki canlının dengeli ve sıkı bir iş birliği ile birbirinden yararlanarak yaşamaları durumu"]}, {"word": "ortak yönetim", "meanings": ["Koalisyon"]}, {"word": "ortak yüklem", "meanings": ["Birden çok öznenin bağlı bulunduğu yüklem"]}, {"word": "ortalama", "meanings": ["Ortalamak işi", "İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı), vasati, averaj", "Yaklaşık olarak", "(o'rtalama) Orta yerinden"]}, {"word": "ortalamak", "meanings": ["Ortasını bulmak, ortasına varmak", "Futbolda topu kale ağzındaki arkadaşlarına havadan göndermek"]}, {"word": "ortalamasına", "meanings": ["Ortalayarak"]}, {"word": "ortalı", "meanings": ["Ortası olan"]}, {"word": "ortalık", "meanings": ["Bulunulan yer, çevre", "İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer", "Yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf", "Soyut anlamda yaşanan ortam"]}, {"word": "ortalık düzelmek", "meanings": ["toplum içindeki karışıklık yok olmak, tedirginlik kalmamak, maddi durum düzelmek"]}, {"word": "ortalık ağarmak", "meanings": ["sabah olmaya başlamak"]}, {"word": "ortalık kararmak", "meanings": ["akşam olmak"]}, {"word": "ortalık karışmak", "meanings": ["toplumda veya devletler arasında düzensizlik baş göstermek"]}, {"word": "ortalık sütliman olmak", "meanings": ["sakinleşmek, durulmak"]}, {"word": "ortalık yatışmak", "meanings": ["toplum içindeki düzensizlik ve kargaşa sona erip düzenli yaşayış yeniden başlamak"]}, {"word": "ortalığı birbirine katmak", "meanings": ["kargaşa çıkarmak"]}, {"word": "ortalığı gürültüye (veya patırtıya) vermek", "meanings": ["gereksiz bir telaşa düşürmek"]}, {"word": "ortalığı kırıp geçirmek", "meanings": ["herkesi heyecana sürüklemek", "çok kızarak çevresindekilere bağırıp çağırmak"]}, {"word": "ortalığı ... götürmek (veya almak)", "meanings": ["kaplamak"]}, {"word": "ortalıkçı", "meanings": ["Lokanta, gazino, pastane vb. yerlerde ayak işlerine bakan kimse"]}, {"word": "ortalıkta", "meanings": ["Göz önünde, meydanda"]}, {"word": "ortam yaratmak", "meanings": ["imkân sağlamak"]}, {"word": "ortam", "meanings": ["Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü", "Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform", "Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü", "Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat"]}, {"word": "ortama uymak", "meanings": ["çevreye uyum sağlamak"]}, {"word": "ortama ayak uydurmak", "meanings": ["çevreye uyum sağlamak"]}, {"word": "orta malı", "meanings": ["Herkesin yararlandığı (nesne)", "Özgünlüğü olmayan, basmakalıp", "Hayat kadını"]}, {"word": "orta mektep", "meanings": ["Ortaokul"]}, {"word": "ortanca", "meanings": ["Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan", "Büyüklük, irilik bakımından üç nesne arasında sondan veya baştan ikinci gelen"]}, {"word": "ortanca", "meanings": ["Taşkırangillerden, kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi (Hydrangea hortensia)"]}, {"word": "ortancalı", "meanings": ["Ortancası (II) olan"]}, {"word": "orta nokta", "meanings": ["Futbolda başlama vuruşunun yapıldığı yer, nokta"]}, {"word": "ortaokul", "meanings": ["Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu"]}, {"word": "orta oyuncusu", "meanings": ["Orta oyununda oynayan sanatçı"]}, {"word": "orta oyunculuğu", "meanings": ["Orta oyuncusunun sanatı"]}, {"word": "orta oyunu", "meanings": ["Sahne, perde, dekor, suflör kullanmadan halkın ortasında oynanan Türk halk tiyatrosu"]}, {"word": "ortaöğrenim", "meanings": ["İlköğrenim ile yükseköğrenim arasında görülen öğrenim dönemi"]}, {"word": "ortaöğretim", "meanings": ["İlköğretim ile yükseköğretim kurumları arasında yer alan genel okulları, teknik ve meslek okullarını yönetmek görev ve sorumluluğunu yüklenmiş bulunan kuruluş", "İlköğretimden sonra öğrenimini sürdürmek isteyen öğrencileri teknik ve meslek alanları da dâhil olmak üzere üniversiteye hazırlamak için planlanan öğretim dönemi, orta tedrisat"]}, {"word": "orta parmak", "meanings": ["El parmaklarının sağdan ve soldan üçüncü olanı"]}, {"word": "orta saha", "meanings": ["Futbol, hentbol vb. oyunlarda topun oynandığı sahanın orta bölümü"]}, {"word": "orta sıklet", "meanings": ["Orta ağırlık"]}, {"word": "Orta Şark", "meanings": ["Orta Doğu"]}, {"word": "orta şekerli", "meanings": ["Ne az ne de çok şekeri olan", "Ne çok iyi ne de çok kötü, şöyle böyle (durum)"]}, {"word": "orta terim", "meanings": ["İki öncülü içine alan terim"]}, {"word": "orta tedrisat", "meanings": ["Ortaöğretim"]}, {"word": "orta uç", "meanings": ["Orta bölgenin en ilerisi"]}, {"word": "ortay", "meanings": ["Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi)", "Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi)"]}, {"word": "orta yaşlı", "meanings": ["Ne genç ne de yaşlı olan"]}, {"word": "orta yol", "meanings": ["Çözüme açık, herkes tarafından kabul edilebilir olan davranış ve tutum"]}, {"word": "orta yolcu", "meanings": ["Orta yolu seçen, orta yoldan yana olan kimse"]}, {"word": "orta yolculuk", "meanings": ["Orta yolcu olma durumu"]}, {"word": "orta yuvar", "meanings": ["Yer hava yuvarında kat yuvarının üzerinde, sıcaklığın azaldığı yaklaşık 60-80 kilometre arasındaki katman, mezosfer"]}, {"word": "orta yuvarlak", "meanings": ["Futbol, basketbol vb. oyunların sahasında ortada bulunan ve başlama vuruşu veya atışının yapıldığı noktanın merkez olduğu alan, santra, santra yuvarlağı"]}, {"word": "Ortodoksluk", "meanings": ["Meşru kilisenin resmî kararlarına uygun öğreti ve düşüncelerin bütünü", "Doğu Hristiyan kiliseleri tarafından sürdürülen, Yunan ve Slavların çoğunun benimsediği mezhep"]}, {"word": "Ortodoks", "meanings": ["Hristiyan mezheplerinden biri", "Bu mezhebe bağlı olan kimse", "Dogmaya ve kilise öğretisine uygun olan"]}, {"word": "ortodonti", "meanings": ["Diş hekimliğinin, dişleri çenelerin üzerine estetik ve görev bakımlarından düzenli bir biçimde yerleştirmekle uğraşan kolu"]}, {"word": "ortoklaz", "meanings": ["Dik açı biçiminde ayrıtları olan, billurları parça hâlinde dilinen bir tür potasyum feldspat, ortoz"]}, {"word": "ortopedi", "meanings": ["Kemikler, eklemler, kaslar, kirişler, sinirler gibi hareketi sağlayan organların bozukluklarını düzelten, tedavi eden cerrahi kolu"]}, {"word": "ortopedist", "meanings": ["Ortopedi uzmanı"]}, {"word": "ortopedik", "meanings": ["Ortopedi ile ilgili olan"]}, {"word": "ortoz", "meanings": ["Ortoklaz"]}, {"word": "oruç açmak", "meanings": ["vakit geldiğinde oruç bozmak, iftar etmek"]}, {"word": "oruç", "meanings": ["Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma", "Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma"]}, {"word": "oruç tutmak", "meanings": ["oruç ibadetini yerine getirmek"]}, {"word": "oruç bozmak", "meanings": ["bir şey yiyerek, içerek orucunu sona erdirmek"]}, {"word": "oruç yemek", "meanings": ["oruç tutmamak"]}, {"word": "oruçlu", "meanings": ["Oruç tutan (kimse), niyetli, ağzı kilitli"]}, {"word": "orucunda olmak", "meanings": ["herhangi bir şeyi yemez içmez olmak", "bir şeyi yapmaz olmak"]}, {"word": "oruçsuz", "meanings": ["Oruç tutmayan (kimse)"]}, {"word": "orya", "meanings": ["Karo"]}, {"word": "orun", "meanings": ["Özel yer", "Makam, mansıp, mesnet, mevki"]}, {"word": "oryantal", "meanings": ["Doğu medeniyeti ile ilgili, Doğu medeniyetini hatırlatan", "Genellikle Doğu ülkelerinde, kadınların tek başlarına ve yarı çıplak olarak müzik eşliğinde yaptıkları, vücut ve göbek hareketlerine dayalı dans", "Bu dansı yapan kadın"]}, {"word": "oryantalist", "meanings": ["Doğu bilimci"]}, {"word": "oryantalizm", "meanings": ["Doğu bilimi"]}, {"word": "Os", "meanings": ["Osmiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Osmanlı", "meanings": ["XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları", "Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan"]}, {"word": "Osmanlıca", "meanings": ["343 Osmanlı Türkçesi"]}, {"word": "Osmanlılık", "meanings": ["Osmanlı olma durumu"]}, {"word": "osmiyum", "meanings": ["Atom numarası 76 olan, 5027 °C'de kaynayan, 3050 °C'de eriyen, mavi renkte, platin filizlerinde bulunan çok kırılgan bir element (simgesi Os)"]}, {"word": "osteoloji", "meanings": ["Kemik bilimi"]}, {"word": "osurgan", "meanings": ["Çok yellenen"]}, {"word": "osurgan böceği", "meanings": ["Kendisini, çıkardığı pis bir koku ile savunan bir böcek (Brachynus crepitans)"]}, {"word": "osurma", "meanings": ["Osurmak işi"]}, {"word": "osurmak", "meanings": ["Yellenmek"]}, {"word": "osuruğu cinli", "meanings": ["Çabuk ve olmayacak şeylere bile kızıp öfkelenen (kimse)"]}, {"word": "oşinografi", "meanings": ["Deniz bilimi"]}, {"word": "osuruk", "meanings": ["Yellenme"]}, {"word": "ot", "meanings": ["Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler", "Bu bitkilerle yapılmış veya bu bitkilerle doldurulmuş", "Zehir", "İlaç", "Esrar"]}, {"word": "ot yoldurmak", "meanings": ["çok zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak"]}, {"word": "ot gibi", "meanings": ["bilgisiz, görgüsüz, değersiz olan", "amaçsız, zevk almadan (yaşamak)"]}, {"word": "ot tutunmak", "meanings": ["vücuttaki istenmeyen kılları düşürmek için ilaç sürünmek"]}, {"word": "ot gibi yaşamak", "meanings": ["amaçsız, beklentisiz gün geçirmek"]}, {"word": "otu çek köküne bak", "meanings": ["`kişinin kimliğini öğrenmek için soyunu sopunu bilmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "otacı", "meanings": ["Çeşitli bitkilerle tedavi uygulayan kişiler için halk arasında hekim veya eczacı anlamında kullanılan bir unvan"]}, {"word": "otacılık", "meanings": ["Otacının yaptığı iş"]}, {"word": "otağ", "meanings": ["Büyük ve süslü çadır, çerge"]}, {"word": "otağcı", "meanings": ["Otağ yapan veya satan kimse", "Orduda otağ kuran er"]}, {"word": "otalama", "meanings": ["Otalamak işi"]}, {"word": "otalamak", "meanings": ["Zehirlemek, ağılamak", "Otamak"]}, {"word": "otama", "meanings": ["Otamak işi, tedavi"]}, {"word": "otamak", "meanings": ["Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek"]}, {"word": "otantik", "meanings": ["Eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıyan, orijinal"]}, {"word": "otarma", "meanings": ["Otarmak işi"]}, {"word": "otarmak", "meanings": ["Otlatmak"]}, {"word": "otarsi", "meanings": ["Bir ülkede ekonomik alandaki gereksinimleri kendi kendine karşılamaya yönelen tutum"]}, {"word": "otçu", "meanings": ["Köylerde hekimlik yapan kimse"]}, {"word": "otçul", "meanings": ["Otobur"]}, {"word": "otel", "meanings": ["Yolcu ve turistlere geceleme imkânı sağlamak, bunun yanında yemek, eğlence vb. hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş işletme"]}, {"word": "otelci", "meanings": ["Otel sahibi kimse", "Otel işleten kimse"]}, {"word": "otelcilik", "meanings": ["Otel sahibi olma durumu", "Otel işletme işi"]}, {"word": "otist", "meanings": ["İçine kapanık, psikolojik sorunları olan kimse"]}, {"word": "otizm", "meanings": ["İçe yöneliklik"]}, {"word": "otlakiye", "meanings": ["Osmanlı döneminde, devlet malı otlaklarda yayılan hayvanlardan alınan vergi"]}, {"word": "otlakçılık", "meanings": ["Başkalarının sırtından geçinme durumu"]}, {"word": "otlakçı", "meanings": ["Asalak", "Çok sigara içmesine karşın satın almayıp sürekli başkalarından sigara isteyen kimse"]}, {"word": "otlama", "meanings": ["Otlamak işi"]}, {"word": "otlakçılık etmek", "meanings": ["başkalarının sırtından geçinmek"]}, {"word": "otlak", "meanings": ["Hayvan otlatılan yer, salmalık, yaylak, mera, örü(II)"]}, {"word": "otlatma", "meanings": ["Otlatmak işi"]}, {"word": "otlanma", "meanings": ["Otlanmak işi"]}, {"word": "otlamak", "meanings": ["Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak", "Meşgul olmak", "Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek"]}, {"word": "otlu", "meanings": ["Otu olan"]}, {"word": "otlatılma", "meanings": ["Otlatılmak işi"]}, {"word": "otlatılmak", "meanings": ["Otlatma işi yapılmak"]}, {"word": "otlanmak", "meanings": ["Hayvan otlamak", "Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek"]}, {"word": "otlatmak", "meanings": ["Hayvanı veya sürüyü otlayabileceği bir yere götürmek, otlamaya bırakmak, otlamasını sağlamak"]}, {"word": "otlu bağa", "meanings": ["Siyah renkli kurbağa (Bufa)"]}, {"word": "otluk", "meanings": ["Otu bol olan yer", "Kış için kurutulmuş ot yığını", "Ot konulan yer"]}, {"word": "otlu peynir", "meanings": ["Güzel kokulu otların, özellikle yaban sarımsağının içine katılmasıyla yapılan bir tür beyaz peynir"]}, {"word": "otobüsçü", "meanings": ["Otobüs işletmecisi", "Otobüs şoförü"]}, {"word": "otoban", "meanings": ["Otoyol"]}, {"word": "otobiyografik", "meanings": ["Öz yaşam öyküsüne dayalı"]}, {"word": "otobüs", "meanings": ["Yolcu taşıyan, motorlu büyük taşıt"]}, {"word": "otobiyografi", "meanings": ["Öz yaşam öyküsü"]}, {"word": "otobüsçülük", "meanings": ["Otobüs işletmeciliği"]}, {"word": "otodidakt", "meanings": ["Öz öğrenimli"]}, {"word": "otoerotizm", "meanings": ["Kişinin kendi vücudu üzerinde cinsel etkinliklerde bulunma sapıncı"]}, {"word": "otogar", "meanings": ["Şehirler arası çalışan motorlu taşıtların yolcularını aldıkları ve indirdikleri yer"]}, {"word": "otografi", "meanings": ["Yağlı mürekkeple özel kâğıda çizilen şekillerin litografya tekniği ile taş üzerine yazılması"]}, {"word": "otojestiyon", "meanings": ["Öz yönetim"]}, {"word": "otograf", "meanings": ["Bir yazarın veya kişinin kendi elinden çıkan (yazı)"]}, {"word": "otokar", "meanings": ["Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs"]}, {"word": "otoklav", "meanings": ["Vida ve cıvatalarla tutturulmuş basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap", "Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan her türlü araç ve gereci mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı"]}, {"word": "otokrasi", "meanings": ["Hükümdarın, bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi"]}, {"word": "otokton", "meanings": ["Yerli"]}, {"word": "otokritik", "meanings": ["Öz eleştiri"]}, {"word": "otokontrol", "meanings": ["Öz denetim"]}, {"word": "otoman", "meanings": ["Bir tür ipekli kumaş", "Sedir biçiminde kanepe"]}, {"word": "otokrat", "meanings": ["Siyasal kudreti elinde bulunduran (hükümdar)"]}, {"word": "otolit", "meanings": ["İşitme taşı"]}, {"word": "otomasyon", "meanings": ["Özişler"]}, {"word": "otomat", "meanings": ["Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç", "Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz", "Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği"]}, {"word": "otomatik", "meanings": ["Mekanik yollarla hareket ettirilen veya kendi kendini yöneten (alet)", "İrade dışında yapılan (davranış)"]}, {"word": "otomatiğe almak (veya bağlamak)", "meanings": ["kendi kendine yeniden düzene sokmak"]}, {"word": "otomatiğe geçmek", "meanings": ["otomatik olarak çalışmaya başlamak"]}, {"word": "otomatikleşmek", "meanings": ["Otomatik duruma gelmek"]}, {"word": "otomatik olarak", "meanings": ["kendiliğinden"]}, {"word": "otomatikleşme", "meanings": ["Otomatikleşmek işi"]}, {"word": "otomatik sigorta", "meanings": ["Fazla akım geçtiğinde manyetik veya termik mekanizmalarla devreyi açan alet"]}, {"word": "otomatizm", "meanings": ["öz devinim"]}, {"word": "otomobil", "meanings": ["Motorlu, dört tekerlekli kara taşıtı"]}, {"word": "otomobilci", "meanings": ["Otomobil alıp satan kimse"]}, {"word": "otomobilcilik", "meanings": ["Otomobilcinin işi"]}, {"word": "otonom", "meanings": ["Özerk"]}, {"word": "otomotiv", "meanings": ["Motorlu taşıt yapımıyla uğraşan endüstri kolu"]}, {"word": "otonomi", "meanings": ["Özerklik"]}, {"word": "otopark", "meanings": ["Taşıtların trafik bakımından uygun olan ve belli bir süre bırakıldıkları açık veya kapalı yer, park yeri, park"]}, {"word": "otoplasti", "meanings": ["Eksik bir organa, kişinin başka bir yerinden parça alıp eklemek yoluyla yapılan onarım"]}, {"word": "otoparkçılık", "meanings": ["Otopark işletmeciliği"]}, {"word": "otoparkçı", "meanings": ["Otopark işleten kimse"]}, {"word": "otoray", "meanings": ["Ray üzerinde işleyen motorlu taşıma aracı"]}, {"word": "otorite sağlamak (veya temin etmek)", "meanings": ["yetki kurmak veya yetki sahibi olmak"]}, {"word": "otopsi", "meanings": ["Ölüm sebebini belirlemek amacıyla bir cesedi inceleme işi, ölü açımı"]}, {"word": "otorite", "meanings": ["Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet", "Siyasi veya idari güç", "Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse"]}, {"word": "otoriter", "meanings": ["Otoriteli"]}, {"word": "otoriteli", "meanings": ["Emretme, yaptırma gücüne sahip olan (kimse), otoriter"]}, {"word": "otosist", "meanings": ["İşitme kesesi"]}, {"word": "otostop yapmak", "meanings": ["otostop yoluyla yolculuk yapmak"]}, {"word": "otostop", "meanings": ["Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi"]}, {"word": "otostopçuluk", "meanings": ["Otostop yapma işi"]}, {"word": "ototrof", "meanings": ["Özbeslenen"]}, {"word": "otostopçu", "meanings": ["Otostop yapan kimse"]}, {"word": "ototrofi", "meanings": ["Öz beslenme"]}, {"word": "otoyol", "meanings": ["Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü, geniş yol, otoban"]}, {"word": "otsu topluluk", "meanings": ["Gövdesi odunlaşmayan kısa ömürlü bitki topluluğu"]}, {"word": "otsu", "meanings": ["Ot gibi olan, gövdesi odunlaşmayan, kısa ömürlü (bitki), otsul"]}, {"word": "oturacak", "meanings": ["Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey"]}, {"word": "otsul", "meanings": ["Otsu"]}, {"word": "otsuz", "meanings": ["Otu olmayan"]}, {"word": "oturak", "meanings": ["Oturulacak yer veya şey", "Alçak iskemle", "Bir şeyin yere gelen tarafı, taban", "Ördek", "İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti", "Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm", "Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm", "Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta"]}, {"word": "oturak âlemi", "meanings": ["Anadolu'nun bazı yörelerinde, sadece erkeklerin katıldığı, çalgılı, kadın oynatılan içkili toplantı"]}, {"word": "oturak kündesi", "meanings": ["Güreşte bir elin arkadan iki bacak arasından, ötekinin de önden getirilerek kasık üzerinde kilitlenmesi biçimindeki kündeleme"]}, {"word": "oturaklı", "meanings": ["Sağlam, gösterişli", "Yerinde sağlam duran", "Doğal yapısına, amacına uygun", "Yerinde ve sırasında söylenen, çarpıcı (söz)", "Saygı uyandıran, ağırbaşlı (kimse)"]}, {"word": "oturaklılık", "meanings": ["Oturaklı olma durumu"]}, {"word": "oturmak", "meanings": ["Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek", "Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak", "Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak", "Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek", "Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak", "Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek", "Biriyle beraber yaşamak", "Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak", "Yer almak, geçmek", "Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek", "Belli bir yörüngede dönmeye başlamak", "Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak", "Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak"]}, {"word": "oturma duvarı", "meanings": ["Oturmalık"]}, {"word": "oturma", "meanings": ["Oturmak işi", "Kısa süre için konukluğa gitme"]}, {"word": "oturma grevi", "meanings": ["Bir isteği gerçekleştirmek amacıyla, işçilerin iş yerlerinden ayrılmaksızın görev yapmaktan kaçınmaları"]}, {"word": "oturup kalkmak", "meanings": ["hareket etmek"]}, {"word": "oturmalık", "meanings": ["Sağlam bir taban oluşturmak için temel ile birlikte belli bir yüksekliğe ulaşmış yapının oturduğu bölüm, oturma duvarı, subasman"]}, {"word": "oturmuşluk", "meanings": ["Benimsenmiş, yerleşmiş olma durumu"]}, {"word": "oturmuş", "meanings": ["Yerleşik, yerleşmiş, güçlenmiş, stabil"]}, {"word": "oturtmalık", "meanings": ["Yapının toprak üstünde kalan, 1 metre kadar yükseklikte, bütün yapı boyunca devam eden, üstüne gelen duvarlardan birkaç santim dışarı çıkıntılı ana temel duvarı"]}, {"word": "oturtma", "meanings": ["Oturtmak işi", "Halka halka kesilmiş patates, patlıcan, kabak vb. sebzelerden yapılan bir tür kıymalı yemek"]}, {"word": "oturma odası", "meanings": ["Ev halkının oturması için ayrılmış oda"]}, {"word": "oturtmak", "meanings": ["Oturma işini yaptırmak", "Koymak, yerleştirmek"]}, {"word": "oturtulma", "meanings": ["Oturtulmak işi"]}, {"word": "oturtulmak", "meanings": ["Oturtma işine konu olmak"]}, {"word": "oturulma", "meanings": ["Oturulmak işi"]}, {"word": "oturulmak", "meanings": ["Oturma işi yapılmak"]}, {"word": "oturum", "meanings": ["Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri, celse", "Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri, seksiyon", "Seans"]}, {"word": "oturuşma", "meanings": ["Oturuşmak işi"]}, {"word": "oturuş", "meanings": ["Oturma işi"]}, {"word": "oturuşmak", "meanings": ["Yatışmak, hızı azalmak"]}, {"word": "otuz", "meanings": ["Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 30 ve XXX rakamlarının adı", "Üç kere on, yirmi dokuzdan bir artık"]}, {"word": "otuz iki dişe keman çaldırmak", "meanings": ["içecek çok soğuk olmak"]}, {"word": "otuzbeşlik", "meanings": ["İçinde sıvı maddelerden, 0,35 cl ölçüsünde bulunan şişe", "Küçük rakı"]}, {"word": "otuzar", "meanings": ["Otuz sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her defasında otuzu bir arada, her birine otuz"]}, {"word": "otyiyenler", "meanings": ["Bitki yiyerek beslenenler"]}, {"word": "otuzluk", "meanings": ["Yaşı otuz civarında olan", "İçinde otuz adet bulunan", "Otuz lira değerinde olan"]}, {"word": "otuzuncu", "meanings": ["Otuz sayısının sıra sıfatı, sırada yirmi dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "ova", "meanings": ["Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düzlük, yazı"]}, {"word": "oval", "meanings": ["Yumurta biçiminde olan, yumurtamsı, söbe, beyzi", "Özellikle elips gibi iki simetri ekseni olan kapalı eğrinin oluşturduğu şekil"]}, {"word": "ovalama", "meanings": ["Ovalamak işi"]}, {"word": "ovalanma", "meanings": ["Ovalanmak işi"]}, {"word": "ovalamak", "meanings": ["Ellerini bir şeye veya birbirine sürtmek", "Sertçe ovmak", "Ezmek veya ufak parçalara ayırmak"]}, {"word": "ovalanmak", "meanings": ["Ovalama işine konu olmak", "Kendi kendini ovmak"]}, {"word": "ovalı", "meanings": ["Ovada yaşayan, ova halkından olan"]}, {"word": "ovalatma", "meanings": ["Ovalatmak işi"]}, {"word": "ovalatmak", "meanings": ["Ovalama işini yaptırmak"]}, {"word": "ovalık", "meanings": ["Ovası olan, ovalarla kaplı"]}, {"word": "ovdurtma", "meanings": ["Ovdurtmak işi"]}, {"word": "ovdurmak", "meanings": ["Ovma işini yaptırmak"]}, {"word": "ovdurma", "meanings": ["Ovdurmak işi"]}, {"word": "ovasız", "meanings": ["Ovası olmayan"]}, {"word": "ovdurtmak", "meanings": ["Ovdurma işini yaptırmak"]}, {"word": "ovma", "meanings": ["Ovmak işi"]}, {"word": "ovmaç", "meanings": ["Hamuru ovalayarak yapılan kırıntılarla pişirilmiş çorba", "Taze tarhana"]}, {"word": "ovmak", "meanings": ["Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek", "Bir yere bir şeyi kuvvetle sürterek temizlemek"]}, {"word": "ovulma", "meanings": ["Ovulmak işi"]}, {"word": "ovolit", "meanings": ["İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker"]}, {"word": "ovogon dağarcığı", "meanings": ["Çiçeksiz bitkilerin çoğunda üreme organlarını barındıran boşluk"]}, {"word": "ovunma", "meanings": ["Ovunmak işi"]}, {"word": "ovogon", "meanings": ["Su yosunu, mantar gibi ilkel bitkilerde dişi cinslik hücresi"]}, {"word": "ovulmak", "meanings": ["Ovma işine konu olmak"]}, {"word": "ovunmak", "meanings": ["Ovma işi yapılmak"]}, {"word": "ovuşturma", "meanings": ["Ovuşturmak işi"]}, {"word": "ovuşturmak", "meanings": ["Bir şeyi bastırarak başka bir şey üzerinden geçirmek", "Eli birbirine sürtmek"]}, {"word": "oya koymak (veya sunmak)", "meanings": ["bir konuda sonucu belirlemek için oy verilmesini istemek, sağlamak"]}, {"word": "oy", "meanings": ["Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey", "Bu tercihi belirten işaret, söz veya yazı", "Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih"]}, {"word": "oya", "meanings": ["Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel"]}, {"word": "oy vermek (veya kullanmak)", "meanings": ["herhangi bir konuya ait tercihini belirtmek, rey vermek"]}, {"word": "oya gibi", "meanings": ["ince, güzel, zarif"]}, {"word": "oyacı", "meanings": ["Oya yapan veya satan kimse"]}, {"word": "oyacılık", "meanings": ["Oya yapma ve satma işi"]}, {"word": "oyalama", "meanings": ["Oyalamak işi"]}, {"word": "oyalamak", "meanings": ["Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek, meşgul etmek", "Vakit kazanmak için aldatmak", "Eğlendirmek, hoşça vakit geçirtmek", "Bekletmek"]}, {"word": "oyalamak", "meanings": ["Oya ile süslemek"]}, {"word": "oyalandırma", "meanings": ["Oyalandırmak işi"]}, {"word": "oyalandırmak", "meanings": ["Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak"]}, {"word": "oyalanma", "meanings": ["Oyalanmak işi"]}, {"word": "oyalanmak", "meanings": ["Oyalama işine konu olmak, meşgul olmak", "Boşuna zaman harcamak", "Vakit geçirmek", "Beklemek"]}, {"word": "oyalantı", "meanings": ["Oyalanmak için yapılan şey"]}, {"word": "oyalı", "meanings": ["Kenarına oya yapılmış veya geçirilmiş"]}, {"word": "oy birliği", "meanings": ["Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanmış olması durumu"]}, {"word": "oy çokluğu", "meanings": ["Bir toplantıda oylamaya katılanların yarıdan fazlasının aynı yönde oy kullanmış olmaları durumu"]}, {"word": "oyculuk", "meanings": ["Oy alabilmek için türlü yollara başvurma işi"]}, {"word": "oydaş", "meanings": ["Aynı düşüncede, aynı inançta olan, aynı düşünceyi savunanlardan her biri, düşündeş, fikirdeş"]}, {"word": "oydaş olmak", "meanings": ["biriyle aynı düşüncede, aynı inançta olmak"]}, {"word": "oydurma", "meanings": ["Oydurmak işi"]}, {"word": "oydurmak", "meanings": ["Oymasını sağlamak"]}, {"word": "oylamaya geçmek", "meanings": ["oy verme işlemine başlamak"]}, {"word": "oylama", "meanings": ["Oy kullanma işi"]}, {"word": "oy hakkı", "meanings": ["Kişilere tanınan oy verme yetkisi"]}, {"word": "oylamaya koymak", "meanings": ["bir toplantıdaki oy sayısını belirlemek, oy verilmesini istemek, oya sunmak"]}, {"word": "oylamak", "meanings": ["Oya koymak veya oya sunmak"]}, {"word": "oylanış", "meanings": ["Oylanma işi"]}, {"word": "oylanma", "meanings": ["Oylanmak işi"]}, {"word": "oylanmak", "meanings": ["Oylama işi yapılmak"]}, {"word": "oylumlama", "meanings": ["Oylumlamak işi", "Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma, modelaj"]}, {"word": "oylumlamak", "meanings": ["Resim ve heykelde ögelere oylum duygusu ve biçim vermek", "Küçülterek yapmak"]}, {"word": "oylum", "meanings": ["İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş", "Hacim", "Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekân karşılığı"]}, {"word": "oyma", "meanings": ["Oymak işi", "Bir nesnenin yüzeyini özel araçlarla oyarak veya delerek türlü biçimler verme", "Ağaç yongası", "Oyularak yapılan süsleme", "Oyularak yapılmış"]}, {"word": "oylumlu", "meanings": ["Oylumu olan, hacimli", "Büyük, geniş"]}, {"word": "oyma akıl", "meanings": ["Yer etmiş, uzun deneyimler sonunda kabul görmüş nasihat"]}, {"word": "oyma baskı", "meanings": ["Çinko, bakır, tahta vb. levhalara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniği, estamp"]}, {"word": "oymacı", "meanings": ["Oyma işleri yapan sanatçı, hakkâk"]}, {"word": "oymak", "meanings": ["Aşiret", "İzcilikte küçük birlik"]}, {"word": "oymacılık", "meanings": ["Oyma yapma sanatı, hakkâklik", "Oymacı olma durumu"]}, {"word": "oymak", "meanings": ["Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak", "Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek", "Bıçaklayarak yaralamak", "Kazıklamak"]}, {"word": "oymakbaşı", "meanings": ["Oymakların lideri, önde geleni", "İzcilikte küçük birliklerin başı"]}, {"word": "oymak", "meanings": ["Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri"]}, {"word": "oymalı", "meanings": ["Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan"]}, {"word": "oymalı yaprak", "meanings": ["Meşe yaprağı gibi kenarları girintili çıkıntılı olan yaprak"]}, {"word": "oynak", "meanings": ["Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli", "Hareket, canlılık veren", "Değişken, kararsız", "Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız)", "Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem)"]}, {"word": "oynak kemiği", "meanings": ["Diz kapağı kemiği"]}, {"word": "oynakça", "meanings": ["Biraz oynak", "(oyna'kça) Oynağa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "oynaklık", "meanings": ["Oynak olma durumu", "Oynakça davranış"]}, {"word": "oynama", "meanings": ["Oynamak işi"]}, {"word": "oynamak", "meanings": ["Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak", "Kımıldamak, hareket etmek", "Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak", "Bir film, oyun vb.nde rol almak", "Film gösterilmek", "Tiyatro eseri sahneye konmak", "Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek", "Sarsılmak, yeri değişmek", "Sporla ilgili çalışmalara katılmak", "Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak", "Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak", "Değişiklik göstermek", "Tehlikeye düşürmek", "Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek", "Rastgele yön vermek, aldatmak", "Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak", "Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak", "Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek"]}, {"word": "oynanış", "meanings": ["Oynanma işi"]}, {"word": "oynanma", "meanings": ["Oynanmak işi"]}, {"word": "oynanmak", "meanings": ["Oynama işine konu olmak"]}, {"word": "oynaş", "meanings": ["Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri"]}, {"word": "oynaşmak", "meanings": ["Birbiriyle oynamak", "Karşılıklı sevişmek, sevgi gösterisinde bulunmak, cilveleşmek, âşıktaşlık etmek, korte etmek"]}, {"word": "oynaşma", "meanings": ["Oynaşmak işi"]}, {"word": "oynatılmak", "meanings": ["Oynatma işine konu olmak"]}, {"word": "oynatım", "meanings": ["Oynatma işi", "Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu"]}, {"word": "oysa", "meanings": ["Aralarında karşıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi “tersine olarak, aksine” anlamlarıyla birbirine bağlayan bir söz, oysaki, hâlbuki, meğer"]}, {"word": "oysaki", "meanings": ["Oysa"]}, {"word": "oynatılma", "meanings": ["Oynatılmak işi"]}, {"word": "oynatımcı", "meanings": ["Oynatım işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "oynatma", "meanings": ["Oynatmak işi"]}, {"word": "oynayış", "meanings": ["Oynama işi"]}, {"word": "oynatmak", "meanings": ["Oynamasını sağlamak", "Kımıldamasına yol açmak", "Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak", "Bir araç, gereç kullanmak", "Aklını yitirmek", "Korkutmak, heyecanlandırmak", "Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak", "Sahneye koymak"]}, {"word": "oyuk", "meanings": ["Oyulmuş, içi boş ve çukur olan yer"]}, {"word": "oynatış", "meanings": ["Oynatma işi"]}, {"word": "oy sandığı", "meanings": ["Seçimlerde oy pusulalarının içine atıldığı mühürlü sandık"]}, {"word": "oyulgalama", "meanings": ["Oyulgalamak işi"]}, {"word": "oyulga", "meanings": ["Elle yapılan kalın, seyrek dikiş"]}, {"word": "oyulgalamak", "meanings": ["Gelişigüzel dikmek", "Saplamak, sokmak"]}, {"word": "oyulgalanma", "meanings": ["Oyulgalanmak işi"]}, {"word": "oyulgalanmak", "meanings": ["Kumaş gelişigüzel dikilmek", "Birikmek, sıralanmak"]}, {"word": "oyulgamak", "meanings": ["Oyulgalamak"]}, {"word": "oyun", "meanings": ["Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence", "Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi", "Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü", "Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes", "Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma", "Şaşkınlık uyandırıcı hüner", "Kumar", "Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket", "Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç", "Hile, düzen, desise, entrika"]}, {"word": "oyulgama", "meanings": ["Elle yapılan kalın, seyrek, gelişigüzel dikiş"]}, {"word": "oyulganma", "meanings": ["Oyulganmak işi"]}, {"word": "oyulganmak", "meanings": ["Bir şeyin içine iyice girmek"]}, {"word": "oyulma", "meanings": ["Oyulmak işi"]}, {"word": "oyulmak", "meanings": ["Oyma işi yapılmak", "Kazıklanmak"]}, {"word": "oyuluş", "meanings": ["Oyulma işi"]}, {"word": "oyum", "meanings": ["Oyma işi"]}, {"word": "oyun bozmak", "meanings": ["tasarlanmış bir işi yersiz ve vakitsiz olarak karıştırmak, planları altüst etmek", "mızıkçılık etmek"]}, {"word": "oyun almak", "meanings": ["oyunda kazanmak, sayı sahibi olmak"]}, {"word": "oyun bağlamak", "meanings": ["güreşte rakibe bir oyun uygulayıp onu sonuçlandırmadan beklemek"]}, {"word": "oyun çıkarmak", "meanings": ["oyun oynamak", "tiyatro oyununu hazırlamak"]}, {"word": "oyun dışı kalmak", "meanings": ["sakatlanma, ceza alma vb. sebeplerle oyundan çıkmak", "saf dışı bırakılmak"]}, {"word": "oyun yapmak", "meanings": ["güreşte rakibe oyun uygulamak", "hile yapmak"]}, {"word": "oyun etmek", "meanings": ["kurnazlıkla birini aldatmak"]}, {"word": "oyun oynamak", "meanings": ["birini aldatmak, kandırmak", "hile yapmak"]}, {"word": "oyun kurmak", "meanings": ["bir yarışmayı kazanmak için belirli bir taktik uygulamak", "hile yapmak"]}, {"word": "oyun vermek", "meanings": ["oyunda kaybetmek"]}, {"word": "oyuna çıkmak", "meanings": ["oyun için sahneye çıkmak"]}, {"word": "oyuna gelmek", "meanings": ["aldatılmak"]}, {"word": "oyuna getirmek", "meanings": ["birini tuzağa düşürmek, aldatmak"]}, {"word": "oyuna kurban gitmek", "meanings": ["bir hile, düzen sonunda zarara, iftiraya uğramak"]}, {"word": "oyunu almak", "meanings": ["oyunu kazanmak"]}, {"word": "oyunbaz", "meanings": ["Oynamayı seven", "Düzenci, hileci"]}, {"word": "oyunbazlık", "meanings": ["Düzencilik, hilecilik"]}, {"word": "oyunun kurallarını bilmek", "meanings": ["yapılan işlerin nasıl, kimler tarafından ve hangi ilişkilerle sonuçlandırıldığına ilişkin bilgisi olmak"]}, {"word": "oyunbozan", "meanings": ["Birlikte yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan (kimse), mızıkçı", "Çeşitli sebeplerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan (kimse), ordubozan, mızıkçı"]}, {"word": "oyunbozanlık", "meanings": ["Oyunbozan olma durumu, mızıkçılık"]}, {"word": "oyunbozanlık etmek", "meanings": ["birlikte yapılması planlanan bir işten çekilmek"]}, {"word": "oyuncakçı", "meanings": ["Oyuncak yapan veya satan kimse"]}, {"word": "oyuncak", "meanings": ["Oyun aracı", "Önemsiz ve kolay iş", "Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse"]}, {"word": "oyuncakçılık", "meanings": ["Oyuncak yapma veya satma işi"]}, {"word": "oyuncaklı", "meanings": ["Oyuncağı olan", "Çocuksu, çocuk gibi davranan"]}, {"word": "oyunculuk", "meanings": ["Oyun oynama işi", "Sahne sanatçılığı", "Düzencilik, hilecilik"]}, {"word": "oyuncu", "meanings": ["Herhangi bir oyunda oynayan kimse", "Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris", "Oyunu seven", "Düzenci, hileci", "Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse)"]}, {"word": "oyun ebesi", "meanings": ["Ebe"]}, {"word": "oyun havası", "meanings": ["Kıvrak ritimli ezgi"]}, {"word": "oyun kurucu", "meanings": ["Karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu, eksen oyuncu"]}, {"word": "oyun kâğıdı", "meanings": ["İskambil"]}, {"word": "oyunlaştırma", "meanings": ["Oyunlaştırmak işi"]}, {"word": "oyunlaştırmak", "meanings": ["Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek"]}, {"word": "oyunluk", "meanings": ["Sahne"]}, {"word": "oyun salonu", "meanings": ["Oyun masalarının bulunduğu geniş oda"]}, {"word": "oyuntu", "meanings": ["Oyulmuş bölüm", "Oyuk, çukur"]}, {"word": "oyun masası", "meanings": ["Üzerinde çeşitli oyunlar oynanan, genellikle kumaşla kaplanmış masa"]}, {"word": "oyun yazarlığı", "meanings": ["Oyun yazma işi", "Oyun yazarının mesleği"]}, {"word": "oyun yazarı", "meanings": ["Tiyatro, radyo ve televizyonda sahnelenmek veya oynanmak üzere piyes, skeç türü eserler kaleme alan sanatçı"]}, {"word": "oyuş", "meanings": ["Oyma işi"]}, {"word": "ozalit", "meanings": ["Yüzeyi ışığa karşı duyarlı bir madde ile kaplı kâğıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim kopyası"]}, {"word": "ozan", "meanings": ["Şair"]}, {"word": "ozanca", "meanings": ["Şairane"]}, {"word": "ozanlık", "meanings": ["Şairlik"]}, {"word": "ö", "meanings": ["Tiksinme veya bıkma anlatan ses"]}, {"word": "ozansı", "meanings": ["Şairimsi"]}, {"word": "ozmoz", "meanings": ["Geçişme", "Geçişim"]}, {"word": "ozansılık", "meanings": ["Şairanelik"]}, {"word": "ozon", "meanings": ["Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit element (O3)"]}, {"word": "ozonlama", "meanings": ["Ozonlamak işi"]}, {"word": "ozokerit", "meanings": ["Yer mumu"]}, {"word": "ozonlamak", "meanings": ["Oksijeni ozon durumuna getirmek"]}, {"word": "öbek", "meanings": ["Küme", "Genel olarak yaş, kimyasal yapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren yıldızlar veya yıldız kümeleri", "Özne, yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözlerin bütünü"]}, {"word": "ö, Ö", "meanings": ["Türk alfabesinin on dokuzuncu sırasında yer alan ve Ö adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, yuvarlak, geniş ünlüyü gösterir"]}, {"word": "öbür dünya", "meanings": ["Ahiret"]}, {"word": "öbür", "meanings": ["Öteki, diğer"]}, {"word": "öbürkü", "meanings": ["Öbürü"]}, {"word": "öbür dünyayı boylamak", "meanings": ["ahireti boylamak"]}, {"word": "öbürü", "meanings": ["Öteki, öbür kişi veya şey, diğeri, öbürkü"]}, {"word": "öç (veya öcünü) almak (veya çıkarmak)", "meanings": ["yapılan bir kötülüğün acısını kötülük yaparak çıkarmak, intikam almak"]}, {"word": "öç", "meanings": ["Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi, intikam"]}, {"word": "öcü", "meanings": ["Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş hayalî yaratık, umacı"]}, {"word": "öçlenme", "meanings": ["Öçlenmek durumu"]}, {"word": "öçlenmek", "meanings": ["Öç beslemek, öç ile dolu duruma gelmek, hınç beslemek, kin duymak"]}, {"word": "öçlü", "meanings": ["Kin ve intikam dolu, öç alma isteğinde olan"]}, {"word": "öd", "meanings": ["Safra (II)"]}, {"word": "ödü bokuna karışmak", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "öd", "meanings": ["Öd ağacı", "Bu ağacın kıyılmış parçalarından yapılan tütsü"]}, {"word": "ödü kopmak (veya patlamak)", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "ödünü koparmak (veya patlatmak)", "meanings": ["çok korkutmak"]}, {"word": "öd ağacı", "meanings": ["Dulaptal otugillerden, tropik bölgelerde yetişen, dinî törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç, öd (II) (Aquilaria agallocha)"]}, {"word": "ödem", "meanings": ["Dokularda, hücreler arası boşluklarda aşırı miktarda sıvı birikmesi."]}, {"word": "ödemek", "meanings": ["Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek", "Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek", "Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek", "Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek", "Bir işin, bir görevin karşılığını vermek", "Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak"]}, {"word": "ödemeli", "meanings": ["Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan", "Karşı tarafça ödenmek şartıyla edilen (telefon) veya çekilen (telgraf)", "Değeri ödendikten sonra alıcıya verilmek şartıyla"]}, {"word": "ödeme", "meanings": ["Ödemek işi, tediye"]}, {"word": "ödenek", "meanings": ["Bir iş için ayrılan belli para, tahsisat", "Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para", "Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni"]}, {"word": "ödenekli", "meanings": ["Ödeneği olan", "Belli dönemlerde devlet bütçesinden yardım veya belirli bir pay alan (kişi, kuruluş)"]}, {"word": "ödeniş", "meanings": ["Ödenme işi"]}, {"word": "ödenme", "meanings": ["Ödenmek işi"]}, {"word": "ödenmek", "meanings": ["Ödeme işine konu olmak"]}, {"word": "ödeşmek", "meanings": ["Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak", "Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak"]}, {"word": "ödeşme", "meanings": ["Ödeşmek işi, fit(II)"]}, {"word": "ödenti", "meanings": ["Aidat"]}, {"word": "ödetme", "meanings": ["Ödetmek işi"]}, {"word": "ödetmek", "meanings": ["Ödeme işini yaptırmak"]}, {"word": "ödev", "meanings": ["Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe", "Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma"]}, {"word": "ödev bilmek (veya saymak)", "meanings": ["bir şey yapmayı kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek, borç bilmek"]}, {"word": "ödev bilimi", "meanings": ["Bir mesleği uygularken uyulması gereken ahlaki değer ve etik kuralları inceleyen bilim dalı, deontoloji"]}, {"word": "ödevcil", "meanings": ["Ödevine bağlı olan, ödevlerini yerine getirmeyi seven, vazifeşinas"]}, {"word": "ödevlendirilmek", "meanings": ["Ödevlendirme işine konu olmak"]}, {"word": "ödevlendirilme", "meanings": ["Ödevlendirilmek işi"]}, {"word": "ödevli", "meanings": ["Ödev yüklenmiş olan, vazifeli"]}, {"word": "ödevlendirmek", "meanings": ["Birine ödev vermek"]}, {"word": "ödevlendirme", "meanings": ["Ödevlendirmek işi"]}, {"word": "öd kanalı", "meanings": ["Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal, koledok"]}, {"word": "öd kesesi", "meanings": ["Safra kesesi"]}, {"word": "ödlek", "meanings": ["Korkak, tabansız, yüreksiz"]}, {"word": "ödlekçe", "meanings": ["Ödleğe yaraşır, ödlek gibi", "(ödle'kçe) Ödleğe yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "ödül vermek", "meanings": ["ödüllendirmek"]}, {"word": "ödül", "meanings": ["Bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat", "Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan, mükâfat"]}, {"word": "ödleklik", "meanings": ["Ödlek olma durumu", "Ödlekçe davranış"]}, {"word": "ödül almak", "meanings": ["herhangi bir başarı karşısında armağana layık görülmek"]}, {"word": "ödüllendirme", "meanings": ["Ödüllendirmek işi"]}, {"word": "ödüllendirmek", "meanings": ["Bir başarıyı veya bir iyiliği ödülle değerlendirmek, mükâfatlandırmak"]}, {"word": "ödün", "meanings": ["Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ödünleme, ivaz, taviz"]}, {"word": "ödün vermek", "meanings": ["ödünle uzlaşma sağlamak"]}, {"word": "ödüncü", "meanings": ["Ödün veren, tavizci, tavizkâr"]}, {"word": "ödünç", "meanings": ["İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey)"]}, {"word": "ödünç almak", "meanings": ["ödünçlemek"]}, {"word": "ödünç vermek", "meanings": ["geri almak üzere birine mal, para, eşya vb. vermek"]}, {"word": "ödünçlemek", "meanings": ["Ödünç olarak almak", "Başka bir dilden söz almak, bütünüyle özümsemek"]}, {"word": "ödünleme", "meanings": ["Ödün", "Engellenen ve doyurulmayan dilek, istek ve davranışların yarattığı tedirginliği, onların yerine geçebilecek başka dilek, istek ve davranışlarla giderme"]}, {"word": "ödünlemek", "meanings": ["Ödünle karşılamak, taviz vermek"]}, {"word": "ödünlü", "meanings": ["Ödün niteliğinde olan, ödün vererek yapılan, ivazlı", "Ödün veren (kimse)"]}, {"word": "ödünsüz", "meanings": ["Ödün niteliğinde olmayan, ödün vermeksizin yapılan, ivazsız, tavizsiz", "Ödün vermeyen (kimse)"]}, {"word": "ödyometre", "meanings": ["Kimyasal tepkimelerde gazların hacim değişmelerini ölçmeye yarayan araç"]}, {"word": "öf", "meanings": ["Usanç, bezginlik, tiksinti vb. duygular anlatan bir söz"]}, {"word": "öfke", "meanings": ["Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap"]}, {"word": "öfke baldan tatlıdır", "meanings": ["`öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öfke ile kalkan ziyanla (veya zararla) oturur", "meanings": ["`öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öfke topuklarına çıkmak", "meanings": ["çok öfkelenmek"]}, {"word": "öfke yüzü göstermek", "meanings": ["çok sinirlendiğini belli etmek"]}, {"word": "öfkeden kudurmak (veya deliye dönmek)", "meanings": ["fazla sinirlenmek"]}, {"word": "öfkesi başına sıçramak (veya çıkmak veya vurmak)", "meanings": ["çok öfkelenmek"]}, {"word": "öfkesi kabarmak", "meanings": ["çok kızmak, sakinleşmişken yeniden öfkelenmek, tekrar sinirlenmek"]}, {"word": "öfkesini çıkarmak (veya almak)", "meanings": ["öfkeli kişi haksız yere ilgisiz birine çatmak"]}, {"word": "öfkesini kusmak", "meanings": ["kızgınlıkla ağır hakaret etmek"]}, {"word": "öfkeye kapılmak", "meanings": ["çok sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek"]}, {"word": "öfkelendirme", "meanings": ["Öfkelendirmek işi"]}, {"word": "öfkelendirmek", "meanings": ["Öfkelenmesine yol açmak, kızdırmak"]}, {"word": "öfkelenme", "meanings": ["Öfkelenmek işi"]}, {"word": "öğle", "meanings": ["Gün ortası, öğlen, öğle vakti", "Öğle ezanı", "Öğle namazı"]}, {"word": "öfkeleniş", "meanings": ["Öfkelenme işi"]}, {"word": "öfkelenmek", "meanings": ["Öfkeli duruma düşmek, kızmak, hiddetlenmek"]}, {"word": "öfkeli", "meanings": ["Öfkelenmiş, kızgın, hiddetli", "Öfkelenmiş, kızgın, hiddetli bir biçimde"]}, {"word": "öfkesiz", "meanings": ["Öfkelenmeyen", "Kızgın olmayan"]}, {"word": "öglena", "meanings": ["Tatlı sularda yaşayan, kamçı biçimindeki uzantısı ile hareket eden mekik biçimindeki bir hücreli"]}, {"word": "öge", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur", "Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur", "Gerekçe, araç", "Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman", "Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri", "Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri"]}, {"word": "öglenagiller", "meanings": ["Örnek hayvanı öglena olan kamçılı bir hücreliler sınıfı"]}, {"word": "öğle ezanı", "meanings": ["Öğle namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan, öğle"]}, {"word": "öğlen", "meanings": ["Öğle", "Meridyen düzlemi, nısfınnehar"]}, {"word": "öğle namazı", "meanings": ["Öğle vakti kılınan namaz, öğle"]}, {"word": "öğlenci", "meanings": ["İkili öğretim yapan okullarda öğleden sonra ders gören öğrenci, sabahçı karşıtı"]}, {"word": "öğlende", "meanings": ["Öğle vakti"]}, {"word": "öğle tatili", "meanings": ["Çalışma yerlerinde, okullarda öğle vaktinde yemek yeme, dinlenme vb. amaçlarla işe ara verme süresi, öğle arası, öğle paydosu"]}, {"word": "öğle paydosu", "meanings": ["Öğle tatili"]}, {"word": "öğle uykusu", "meanings": ["Genellikle öğle yemeğinden sonraki kısa süreli uyku"]}, {"word": "öğleüstü", "meanings": ["Öğleye yakın zamanda, öğleüzeri"]}, {"word": "öğleüzeri", "meanings": ["Öğleüstü"]}, {"word": "öğle vakti", "meanings": ["Öğle, zeval vakti", "Günün öğle saatlerinde, öğleyin, öğlende, gün ortası, nısfınnehar"]}, {"word": "öğle yemeği", "meanings": ["Öğle saatlerinde yenen yemek"]}, {"word": "öğleyin", "meanings": ["Öğle vakti"]}, {"word": "öğrencelik", "meanings": ["Öğrenmek amacıyla ilk yapılan iş", "Gerçeğe uygun yapay öğrenme aygıtı, simülatör"]}, {"word": "öğrenci", "meanings": ["Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt", "Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse", "Özel ders alan kimse"]}, {"word": "öğrek", "meanings": ["At sürüsü"]}, {"word": "öğrenci belgesi", "meanings": ["Herhangi bir kuruma verilmek üzere hazırlanan, kişinin öğrenci olduğunu gösteren yazılı belge"]}, {"word": "öğrenci bileti", "meanings": ["Öğrencilerin indirimli fiyatla aldığı bilet"]}, {"word": "öğrenilme", "meanings": ["Öğrenilmek işi"]}, {"word": "öğrenci kimliği", "meanings": ["Öğrencinin kimlik ve öğrenim bilgilerini içeren belge"]}, {"word": "öğrencilik", "meanings": ["Öğrenci olma durumu, talebelik"]}, {"word": "öğrenci yurdu", "meanings": ["Öğrencilerin barınmalarını, beslenmelerini ve çalışmalarını kolayca karşılayabilmeleri için özel olarak yapılmış yer veya bina"]}, {"word": "öğrenim", "meanings": ["Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil"]}, {"word": "öğrenilmek", "meanings": ["Öğrenme işi yapılmak"]}, {"word": "öğrenim belgesi", "meanings": ["Bir kimsenin herhangi bir öğretim kurumunda kayıtlı bulunduğunu gösteren belge"]}, {"word": "öğrenmek", "meanings": ["Bilgi edinmek", "Bellemek", "Beceri kazanmak", "Haber almak"]}, {"word": "öğrenme", "meanings": ["Öğrenmek işi"]}, {"word": "öğrenimli", "meanings": ["Öğrenim görmüş, okumuş, tahsilli"]}, {"word": "öğreniş", "meanings": ["Öğrenme işi"]}, {"word": "öğretici", "meanings": ["Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan, didaktik"]}, {"word": "öğreti", "meanings": ["Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü, doktrin", "Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü, doktrin", "Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği, meslek", "Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü"]}, {"word": "öğretilme", "meanings": ["Öğretilmek işi"]}, {"word": "öğreticilik", "meanings": ["Öğretici olma durumu"]}, {"word": "öğretilmek", "meanings": ["Öğretme işi yapılmak"]}, {"word": "öğretim", "meanings": ["Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim", "Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi"]}, {"word": "öğretim görevlisi", "meanings": ["Yükseköğretim kuruluşlarında öğretim üyesi bulunmayan dersler için geçici veya sürekli olarak görevlendirilen, ders veren ve uygulama yaptıran kimse"]}, {"word": "öğretim üyesi", "meanings": ["Yükseköğretimde görevli profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi, akademisyen"]}, {"word": "öğretim programı", "meanings": ["Bir okulu bitirmek veya bir alanda uzmanlaşmak için okunması gereken ders ve konuları kapsayan plan, ders programı, müfredat, müfredat programı"]}, {"word": "öğretim bilgisi", "meanings": ["Öğretim ilke, yöntem ve yollarına ilişkin genel sorunları inceleyen bilgi dalı, didaktik"]}, {"word": "öğretim yılı", "meanings": ["İlk ve ortaokul ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre"]}, {"word": "öğretim yardımcısı", "meanings": ["Yükseköğretim kurumlarında belirli süreler için görevlendirilen uzman, çevirici, araştırma görevlisi ve eğitim öğretim planlamacısı, öğretim görevlisi, okutman"]}, {"word": "öğretme", "meanings": ["Öğretmek işi"]}, {"word": "öğretiş", "meanings": ["Öğretme işi"]}, {"word": "öğretmek", "meanings": ["Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak", "Yetenek kazandırmak", "Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak"]}, {"word": "öğretmenevi", "meanings": ["Öğretmenlerin barınma, yemek, eğlence vb. gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış bina"]}, {"word": "öğün", "meanings": ["Kez, defa", "Yemek vakti", "Bir vakitte yenilen yemek"]}, {"word": "öğretmen", "meanings": ["Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime"]}, {"word": "öğretmenlik", "meanings": ["Öğretmenin görevi"]}, {"word": "öğür", "meanings": ["Akran", "Öğrenmiş", "Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus", "Takım, fırka, zümre"]}, {"word": "öğürleşme", "meanings": ["Öğürleşmek işi"]}, {"word": "öğürlük", "meanings": ["Öğür olma durumu"]}, {"word": "öğürleşmek", "meanings": ["Öğür olmak, birbirine alışmak, istinas etmek"]}, {"word": "öğür olmak", "meanings": ["çokça birlikte bulunmaktan çok sıkı bir alışkanlık edinmek"]}, {"word": "öğüreceği gelmek", "meanings": ["çok iğrenmek"]}, {"word": "öğürme", "meanings": ["Öğürmek işi"]}, {"word": "öğürmek", "meanings": ["Kusarken veya kusacak gibi olurken `öğürtü` sesi çıkarmak", "Böğürmek"]}, {"word": "öğürtleme", "meanings": ["Öğürtlemek işi"]}, {"word": "öğürtmek", "meanings": ["Öğürmesine yol açmak"]}, {"word": "öğürtü", "meanings": ["Öğürmek işi", "Öğürürken çıkan sesin adı"]}, {"word": "öğürtlemek", "meanings": ["Ayırmak, ayıklamak, seçmek, temizlemek"]}, {"word": "öğürtme", "meanings": ["Öğürtmek işi"]}, {"word": "öğüt vermek", "meanings": ["bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için yol göstermek, nasihat etmek"]}, {"word": "öğüt", "meanings": ["Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat"]}, {"word": "öğütmek", "meanings": ["Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek", "Ezmek, çiğnemek"]}, {"word": "öğürüş", "meanings": ["Öğürme işi"]}, {"word": "öğütte (veya öğütlerde) bulunmak", "meanings": ["öğüt vermek"]}, {"word": "öğütlemek", "meanings": ["Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek, nasihat etmek"]}, {"word": "öğütçü", "meanings": ["Öğüt veren kimse, nasihatçi", "Vaiz"]}, {"word": "öğütleme", "meanings": ["Öğütlemek işi, nasihat"]}, {"word": "öğütme", "meanings": ["Öğütmek işi"]}, {"word": "öğütücü", "meanings": ["Öğütme özelliği olan", "Öğütme işini yapan makine", "Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine"]}, {"word": "öğütücü diş", "meanings": ["Azı"]}, {"word": "öğütme haznesi", "meanings": ["Mutfaklarda yemek artıklarını atık su borusuna aktarmadan önce küçük parçalara ayıran, eviyeye bağlı araç"]}, {"word": "öğütülme", "meanings": ["Öğütülmek işi"]}, {"word": "öğütülmek", "meanings": ["Öğütme işine konu olmak"]}, {"word": "öğütülüş", "meanings": ["Öğütülme işi"]}, {"word": "öğütüş", "meanings": ["Öğütme işi"]}, {"word": "ökçe", "meanings": ["Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü, topuk", "Topuğun arka bölümü", "Saban demirinin geçtiği ağaç parçası"]}, {"word": "öhö", "meanings": ["Bir kimsenin kendi varlığını belli etmek, söylenen bir şey üzerine dikkat çekmek, birine takılmak vb. amaçlarla öksürür gibi yaparak çıkardığı ses"]}, {"word": "ökçeli", "meanings": ["Ökçesi olan veya ökçesi yüksek olan, topuklu"]}, {"word": "ökçe çene", "meanings": ["Boru anahtarının kola bağlı olan setleri dışa dönük, hareketsiz çenesi"]}, {"word": "ökçesiz", "meanings": ["Ökçesi olmayan (ayakkabı)"]}, {"word": "ökse çubuğu", "meanings": ["Üzerine ökse sürülmüş değnek"]}, {"word": "ökse", "meanings": ["Ökse otu saplarından veya çobanpüskülü kabuklarından çıkarılan yapışkan macun", "Bu macunla bulanarak kuş tutmakta kullanılan değnek", "Erkekleri kendine bağlamasını bilen alımlı kadın"]}, {"word": "ökseye basmak", "meanings": ["dikkatsizlik ederek zarara uğramak veya yanılmak"]}, {"word": "ökseleme", "meanings": ["Ökselemek işi"]}, {"word": "ökseme", "meanings": ["Öksemek durumu"]}, {"word": "ökselemek", "meanings": ["Ökse ile yakalamak"]}, {"word": "ökse otu", "meanings": ["Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki, burç (II) (Viscum album)"]}, {"word": "ökse otugiller", "meanings": ["Taçsız iki çeneklilerden, ökse otu gibi ağaç dalları üzerinde asalak olarak yaşayan bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "öksürme", "meanings": ["Öksürmek işi"]}, {"word": "öksürmek", "meanings": ["Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek", "Öksürtücü bir hastalığa tutulmuş olmak"]}, {"word": "öksürüp tıksırmak", "meanings": ["öksürmek"]}, {"word": "öksürtmek", "meanings": ["Öksürmesini sağlamak"]}, {"word": "öksürtme", "meanings": ["Öksürtmek işi"]}, {"word": "öksüz", "meanings": ["Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk)", "Kimsesiz"]}, {"word": "öksüz kalmak", "meanings": ["anası veya hem anası hem babası ölmüş olmak", "kimsesiz olmak"]}, {"word": "öksürük", "meanings": ["Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması", "Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı"]}, {"word": "öksürük olmak", "meanings": ["öksürük hastalığına yakalanmak"]}, {"word": "öksürük tutmak", "meanings": ["sürekli ve şiddetli öksürmek"]}, {"word": "öksürüklü", "meanings": ["Öksürüğü olan, sürekli öksüren", "Hastalıklı"]}, {"word": "öksürüklü tıksırıklı", "meanings": ["Sağlıksız, sağlığı bozuk"]}, {"word": "öksürük otu", "meanings": ["Gövdesi pullarla kaplı, sarı çiçekli, ekin tarlaları için zararlı, çok yıllık ve otsu bir bitki (Tussilago farfara)"]}, {"word": "öksürüş", "meanings": ["Öksürme işi"]}, {"word": "öksüzdoyuran", "meanings": ["Çok büyük bardak, çanak ve bunların içindeki yiyecek ve içecek"]}, {"word": "öksüzlük", "meanings": ["Öksüz olma durumu", "Kimsesizlik"]}, {"word": "öksüzsevindiren", "meanings": ["Değeri az, cicili bicili şey"]}, {"word": "öküz", "meanings": ["Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır", "Bön, görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kimse", "Cıvalı zar"]}, {"word": "öküz gibi bakmak", "meanings": ["karşısındakini rahatsız edercesine bakmak"]}, {"word": "öküz gibi", "meanings": ["aptal, anlayışsız bir biçimde"]}, {"word": "öküz öldü, ortaklık bozuldu (veya bitti)", "meanings": ["`iki ortak veya taraf arasındaki yakınlığın dayandığı sebep yok olduğunda bu yakınlık da çözülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öküzün trene baktığı gibi bakmak", "meanings": ["aptalca, hiçbir şey anlamadan bakmak"]}, {"word": "öküze boynuzu yük olmaz (veya ağır gelmez)", "meanings": ["`insan kendi yakınlarını ve kendi işlerini yük saymaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öküzün altında buzağı aramak", "meanings": ["olmayacak sebeplerle suç ve suçlu bulma çabasında olmak"]}, {"word": "öküz arabası", "meanings": ["Öküz koşulmuş araba"]}, {"word": "öküz arabası gibi", "meanings": ["çok yavaş"]}, {"word": "öküz balığı", "meanings": ["Dört kısa ayağı ve üst çenesinden aşağıya doğru sarkık iki büyük dişi olan, 6 metre boyunda, foka benzer bir deniz memelisi (Trigia Iyra)"]}, {"word": "öküzburnu", "meanings": ["Serçegillerden, gagası uzun ve çok kalın, eti yenir bir kuş (Calao)"]}, {"word": "öküzdili", "meanings": ["Sığırdili"]}, {"word": "öküzlük", "meanings": ["Budalalık, sersemlik", "Budalaca, sersemce iş"]}, {"word": "öküz damı", "meanings": ["Öküzlerin barındırıldığı ahır"]}, {"word": "öküzgözü", "meanings": ["Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi, sığırgözü, mastı çiçeği, arnika (Arnica montana)"]}, {"word": "öküz soğuğu", "meanings": ["Nisan ayında çıkan ve ortalama altı gün süren fırtına, sitteisevir"]}, {"word": "ölçek", "meanings": ["Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü", "Bu ölçü miktarında olan", "Tahıl ölçmeye yarar kap, kile", "Bir harita veya resimde görülen uzaklıklarla bunların işaret ettiği, karşılandığı gerçek uzunluklar arasındaki oran", "Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm, kadran", "Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü"]}, {"word": "ölçek çizgisi", "meanings": ["Haritanın ölçeğini göstermek için kenarına çizilen ve her santimetresinin gerçekte kaç kilometreye karşılık olduğunu gösteren doğru"]}, {"word": "ölçer", "meanings": ["Ateşi karıştıracak demir kol"]}, {"word": "ölçerme", "meanings": ["Ölçermek işi"]}, {"word": "ölçme", "meanings": ["Ölçmek işi"]}, {"word": "ölçermek", "meanings": ["Sönmekte olan ateşi, lambayı canlandırmak"]}, {"word": "ölçmek", "meanings": ["En, boy, hacim, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek", "Aşırı olmamasına dikkat etmek, kontrol etmek"]}, {"word": "ölçüp biçmek", "meanings": ["bir konuda çok ayrıntılı düşünmek, inceden inceye düşünmek, değerlendirmek"]}, {"word": "ölçtürme", "meanings": ["Ölçtürmek işi"]}, {"word": "ölçtürmek", "meanings": ["Ölçme işini yaptırmak"]}, {"word": "ölçü", "meanings": ["Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan", "Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi", "Ölçme sonucu bulunan rakam", "Belirlenmiş boyut", "Ölçüt", "Değer, itibar", "Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu", "Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin", "Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı"]}, {"word": "ölçü almak", "meanings": ["herhangi bir şeyin boyutlarını ölçmek", "terzi vücut ölçülerini tespit etmek"]}, {"word": "ölçüyü kaçırmak", "meanings": ["yiyip içmekte veya davranışlarda aşırı gitmek"]}, {"word": "ölçülmek", "meanings": ["Ölçme işine konu olmak"]}, {"word": "ölçülü", "meanings": ["Ölçüsü alınmış, ölçülmüş", "Belirli bir ölçüde olan", "Dar", "Dikkatli, düşünerek", "Ilımlı", "Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan (manzume, düzyazı), vezinli, mevzun"]}, {"word": "ölçülme", "meanings": ["Ölçülmek işi"]}, {"word": "ölçülü olmak", "meanings": ["dikkatli, hassas, düşünceli olmak"]}, {"word": "ölçülü biçili", "meanings": ["Özenli bir biçimde hazırlanmış, iyice hesaplanmış"]}, {"word": "ölçülülük", "meanings": ["Ölçülü, dengeli olma durumu, ılım, itidal"]}, {"word": "ölçüm", "meanings": ["Ölçme işi", "Ölçülerek elde edilen sonuç", "Ölçümleme sonucu, takdir"]}, {"word": "ölçümleme", "meanings": ["Değerlendirme, değer biçme", "Bir ölçü aletinin veya ölçme sisteminin gösterdiği değerler ile ölçülenin bilinen değerleri arasındaki ilişkiyi belli koşullar altında inceleme işlemi, ölçülüleme, kalibrasyon"]}, {"word": "ölçünmek", "meanings": ["Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak, teemmül etmek"]}, {"word": "ölçünme", "meanings": ["Ölçünmek durumu"]}, {"word": "ölçümlemek", "meanings": ["Muhakeme etmek", "Akıl süzgecinden geçirmek, sonuç almak, takdir etmek"]}, {"word": "ölçüsüz", "meanings": ["Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan", "Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz", "Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele", "Ölçüsü olmayan, vezinsiz"]}, {"word": "ölçüş", "meanings": ["Ölçme işi"]}, {"word": "ölçüsüzlük", "meanings": ["Ölçüsüz olma durumu"]}, {"word": "ölçüşme", "meanings": ["Ölçüşmek işi"]}, {"word": "ölçüştürme", "meanings": ["Ölçüştürmek işi"]}, {"word": "ölçüştürmek", "meanings": ["Ölçüşme işini yaptırmak", "Aradaki farkı bulmak için iki şeyi yan yana getirmek, karşılaştırmak, mukayese etmek"]}, {"word": "ölçüşmek", "meanings": ["Biriyle yan yana gelerek boy bakımından ölçülmek", "Yarışmak, müsabaka yapmak", "Karşılaştırmak, mukayese etmek"]}, {"word": "ölçüt", "meanings": ["Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas, mısdak, kriter"]}, {"word": "öldüresiye", "meanings": ["Öldürürcesine"]}, {"word": "öldürmek", "meanings": ["Bir canlının hayatına son vermek", "Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak", "Çok üzmek", "Aşırı yormak", "Boşuna geçmek", "Ölmesine yol açmak", "Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek", "Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak", "Etkisini ve gücünü azaltmak", "Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek"]}, {"word": "öldürme", "meanings": ["Öldürmek işi"]}, {"word": "öldürtme", "meanings": ["Öldürtmek işi"]}, {"word": "öldürtmek", "meanings": ["Öldürme işini yaptırmak"]}, {"word": "öldürücü", "meanings": ["Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan", "Bayıltıcı, bunaltıcı, sıkıcı, yorucu"]}, {"word": "öldürülme", "meanings": ["Öldürülmek işi"]}, {"word": "öldürülmek", "meanings": ["Öldürme işine konu olmak"]}, {"word": "öldürüş", "meanings": ["Öldürme işi"]}, {"word": "ölet", "meanings": ["Öldürücü hastalık salgını, kıran(I)"]}, {"word": "ölesiye", "meanings": ["Ölümü göze alacak kadar, ölürcesine", "Fazla bir biçimde"]}, {"word": "öleyazma", "meanings": ["Öleyazmak işi veya durumu"]}, {"word": "öleyazmak", "meanings": ["Az kalsın ölmek, ölme tehlikesi atlatmak"]}, {"word": "ölgün", "meanings": ["Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış", "Pörsümüş, solmuş (bitki)", "Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen", "Gücü azalmış, zayıflamış"]}, {"word": "ölgünlük", "meanings": ["Ölgün olma durumu"]}, {"word": "ölme", "meanings": ["Ölmek durumu, fevt, kabız, uful"]}, {"word": "ölmek", "meanings": ["Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek", "Bitki, solmak", "Bazı sebeplerle çok sıkıntı veya acı çekmek", "Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak"]}, {"word": "ölenle ölünmez", "meanings": ["`çok sevilen birinin ölümünden sonra fazla yas tutulmamalıdır çünkü hayat devam eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kalmak", "meanings": ["birinin sözünden çıkmamak"]}, {"word": "ölme eşeğim ölme (yaza yonca bitecek)", "meanings": ["umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "ölmek var, dönmek yok!", "meanings": ["`neye mal olursa olsun bu iş yapılacak, yapılmasından kaçınılmayacak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ölüp ölüp dirilmek", "meanings": ["çok sıkıntı, acı çekmek veya çok ağır hastalık geçirmek", "çok korkmak"]}, {"word": "ölmüş de ağlayanı yok", "meanings": ["çok kötülüğe uğramış, desteği ve yardım edeni bulunmayan kişi için söylenen bir söz"]}, {"word": "ölür müsün, öldürür müsün?", "meanings": ["çok kızılacak bir durumla karşılaşıldığında söylenen söz"]}, {"word": "ölmez", "meanings": ["Ölümsüz, kalıcı olan", "Çok dayanıklı, kolay eskimeyen"]}, {"word": "ölmez çiçek", "meanings": ["Basit ve tüylü yapraklı, parlak sarı çiçekleri uzun zaman saklanabilen, özel kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki, sarıçiçek, yayla çiçeği, yayla gülü (Helichrysum)"]}, {"word": "ölmezleştirmek", "meanings": ["Ölümsüzleştirmek"]}, {"word": "ölmezleştirme", "meanings": ["Ölmezleştirmek işi"]}, {"word": "ölmezlik", "meanings": ["Ölmez olma durumu, ölümsüzlük"]}, {"word": "ölmezoğlu", "meanings": ["Çok dayanıklı şey"]}, {"word": "ölmez otu", "meanings": ["Beyaz, mor veya parlak kızıl renkte çiçek açan otsu bitki (Xeranthemum)"]}, {"word": "ölmüş", "meanings": ["Ölen, ölü olan"]}, {"word": "ölü", "meanings": ["Hayatı sona ermiş, artık yaşamıyor olan, meyyit, morto, diri karşıtı", "Ölmüş insan, mevta, meyyit, müteveffa", "Hayvan leşi", "Gücü az, zayıf", "Çok durgun, hareketsiz", "Etkileme gücü olmayan, canlılığı olmayan"]}, {"word": "ölü gibi", "meanings": ["hiç kımıldamadan", "kımıldamayan, hareketsiz"]}, {"word": "ölü gözü kadar", "meanings": ["çok az"]}, {"word": "ölü gözü gibi", "meanings": ["sönük, fersiz (ışık)"]}, {"word": "ölümü gör (veya öp)", "meanings": ["bir konuda karşısındakini ikna etmek için kullanılan yemin sözü"]}, {"word": "ölü gözünden yaş ummak", "meanings": ["hiç olmayacak yerden, mümkün olmayan durumda yardım veya destek beklemek"]}, {"word": "ölüsü ortada kalmak", "meanings": ["cenazesini kaldıracak kimse bulunmamak"]}, {"word": "ölüsü bile yetmek", "meanings": ["en zayıf olduğu durumda bile başarılı olmak"]}, {"word": "ölüyü güldürmek", "meanings": ["çok güldürmek"]}, {"word": "ölü açı", "meanings": ["Doğal veya yapay bir engel dolayısıyla gözetlemenin veya atışın mümkün olmadığı yer veya bölge", "Kör nokta"]}, {"word": "ölü dalga", "meanings": ["Hızı azalmış olarak gelen dalga"]}, {"word": "ölü deniz", "meanings": ["Fırtınadan sonra tamamıyla sakin duruma gelmiş deniz", "Dalgasız, açık denizden etkilenmeyen deniz"]}, {"word": "ölü doğum", "meanings": ["Bebeğin ölü doğması durumu"]}, {"word": "ölüm Allah'ın emri", "meanings": ["`herkes ölecek, ölmek kaçınılmazdır` anlamında kullanılan bir söz", "tehlikeli bir karar verme durumunda `ölümden korkmuyorum, ölümü bile göze alıyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ölü helvası", "meanings": ["Ölüevinde pişirilip konuklara dağıtılan un veya irmik helvası"]}, {"word": "ölü dil", "meanings": ["Günümüzde kullanılmayan, konuşulmayan, elimizde yalnızca belgeleri olan dil"]}, {"word": "ölü fiyatına", "meanings": ["Değerinden çok ucuza, yok pahasına"]}, {"word": "ölük", "meanings": ["Canlılığı azalmış, hâlsiz"]}, {"word": "ölüsü kandilli", "meanings": ["Kızılan kişiyi aşağılamak amacıyla söylenen bir sövgü sözü, ölüsü kınalı"]}, {"word": "ölülük", "meanings": ["Cansız kalma durumu, cansızlık"]}, {"word": "ölüm", "meanings": ["Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat", "Ölme biçimi", "İdam cezası", "Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz", "Sona erme, yok olma, ortadan kalkma"]}, {"word": "ölüm gibi", "meanings": ["çok büyük sıkıntı, üzüntü"]}, {"word": "ölüm hak miras helal", "meanings": ["`ölümün olağan olması gibi mirasın da paylaşılması olağandır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ölüm ölüm de hırlamaya ne borcum var?", "meanings": ["`sıkıntı, üzüntü, keder, dert veya yoksulluk çekmektense ölüm daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ölüm var dirim var", "meanings": ["insanın her an ölebileceği veya yaşayabileceği hatırlatılarak önlem almasını öğütleyen bir söz"]}, {"word": "ölüme koşmak", "meanings": ["kendisini bile bile tehlikeye atmak"]}, {"word": "ölümle burun buruna gelmek", "meanings": ["ölümle sonuçlanabilecek çok büyük bir tehlike ile karşılaşmak"]}, {"word": "ölümle pençeleşmek", "meanings": ["can çekişmek"]}, {"word": "ölümle öç alınmaz", "meanings": ["`düşmanların ölümünden sevinç duymak insanlığa yakışmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ölümü göze almak", "meanings": ["elde etmek istediği sonuç uğruna ölüm de dâhil her türlü tehlikeye açık olmak"]}, {"word": "ölümün soluğunu ensesinde duymak (veya hissetmek)", "meanings": ["her an öleceğini beklemek, ölüm korkusu ile dolu olmak"]}, {"word": "ölümüne susamak", "meanings": ["ölümle sonuçlanabilecek davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "ölüm cezası", "meanings": ["İdam"]}, {"word": "ölümcül", "meanings": ["Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren", "Can çekişen"]}, {"word": "ölüm dirim", "meanings": ["Hayati önemi olan"]}, {"word": "ölüm döşeği", "meanings": ["Son nefesin verileceği yatak veya yer", "Ölümcül durum"]}, {"word": "ölüm emri", "meanings": ["Birinin öldürülmesi gerektiğini bildiren buyruk"]}, {"word": "ölüm döşeğinde olmak", "meanings": ["son anlarını yaşamak"]}, {"word": "ölüm fermanı", "meanings": ["Bir kimsenin öldürülmesini bildiren yazılı belge"]}, {"word": "ölüm korkusu", "meanings": ["Ölme tehlikesiyle yüz yüze gelmekten duyulan korku, can korkusu"]}, {"word": "ölü mevsim", "meanings": ["Herhangi bir işin, etkinliğin veya hareketliliğin durgunlaşıp yavaşladığı süre, ölü sezon"]}, {"word": "ölümlü", "meanings": ["Gelip geçici, kalımsız, fâni", "İnsan"]}, {"word": "ölümlü dünya", "meanings": ["Üzerinde ölümün var olduğu dünya, fâni dünya"]}, {"word": "ölümlük", "meanings": ["Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için ayırdıkları para"]}, {"word": "ölümlük dirimlik", "meanings": ["Zor durumda kalındığında kullanılmak üzere ayrılan (para, mal)"]}, {"word": "ölüm oranı", "meanings": ["Bir ülkede toplam nüfusa göre ölüm sayısının oranı"]}, {"word": "ölümlülük", "meanings": ["Ölümlü olma durumu, fena (II)"]}, {"word": "ölümsek", "meanings": ["Ölümcül"]}, {"word": "ölüm sükûtu", "meanings": ["Ölüm sessizliği"]}, {"word": "ölüm sigortası", "meanings": ["Sigortalının ölümü durumunda sigortalayan tarafından ödenmesi kabul edilen parayı gösteren sigorta türü"]}, {"word": "ölüm sessizliği", "meanings": ["Derin bir sessizlik, ölü sessizliği, ölüm sükûtu"]}, {"word": "ölüm sessizliği çökmek", "meanings": ["yoğun ve derin bir sessizlik kaplamak"]}, {"word": "ölümsüz", "meanings": ["Hiçbir zaman ölmeyecek olan, ebedî, layemut", "Hiç unutulmayacak, daima anılacak olan, ebedî"]}, {"word": "ölümsüzleşme", "meanings": ["Ölümsüzleşmek durumu"]}, {"word": "ölümsüzleşmek", "meanings": ["Ölümsüz olmak, ölümsüz duruma gelmek"]}, {"word": "ölümsüzleştirmek", "meanings": ["Ölümsüz duruma getirmek"]}, {"word": "ölümsüzleştirme", "meanings": ["Ölümsüzleştirmek işi"]}, {"word": "ölümsüzlük", "meanings": ["Ölümsüz olma durumu, ölmezlik", "Kalıcılık, ebedîlik"]}, {"word": "ölüm tazminatı", "meanings": ["Sözleşmeye göre, ölüm hâlinde ölenin geride bıraktıklarına işveren tarafından ödenen para"]}, {"word": "ölünme", "meanings": ["Ölünmek işi veya durumu"]}, {"word": "ölünmek", "meanings": ["Kendini feda etmek"]}, {"word": "ölü nokta", "meanings": ["Gözden uzak yer", "Kör nokta"]}, {"word": "ölü örtü", "meanings": ["Dökülen yaprak ve başka bitki kalıntılarından oluşan örtü"]}, {"word": "ölü renk", "meanings": ["Parlaklığı olmayan, donuk renk"]}, {"word": "ölü saat", "meanings": ["Herhangi bir faaliyet veya iş yapılamayan zaman, ölü zaman"]}, {"word": "ölü salı", "meanings": ["Tabut"]}, {"word": "ölü sezon", "meanings": ["Ölü mevsim"]}, {"word": "ölüsü kınalı", "meanings": ["Ölüsü kandilli"]}, {"word": "ölüş", "meanings": ["Ölme işi"]}, {"word": "ölü yatırım", "meanings": ["Ticarette ve sanayide kâr getirmeyen, geleceği veya pazar imkânı bulunmayan yatırım"]}, {"word": "ölü yemeği", "meanings": ["Ölüevine komşu veya akrabalar tarafından hazırlanıp getirilen yemek", "Ölü adına verilen yemek"]}, {"word": "ölü yıkama", "meanings": ["Dinî kurallara göre, ölüyü kefenlemeden önce yıkama işi, gasil"]}, {"word": "ölü yıkayıcı", "meanings": ["Dinî kurallara göre, ölüyü kefenlenmeden önce yıkayan kimse, gassal"]}, {"word": "ölü zaman", "meanings": ["Ölü saat"]}, {"word": "ömrübillah", "meanings": ["Şimdiye değin, hiçbir vakit"]}, {"word": "ömrühayat", "meanings": ["Geçirilen, yaşanılan bütün süre"]}, {"word": "ömrünce", "meanings": ["Ömrü boyunca, yaşadığı süre içinde"]}, {"word": "ömür çürütmek", "meanings": ["uzun zaman emek vermiş olmak veya boşuna vakit geçirmiş olmak"]}, {"word": "ömür", "meanings": ["Yaşam", "Çok hoşa giden şey"]}, {"word": "ömür geçirmek", "meanings": ["yaşamak"]}, {"word": "ömür sürmek", "meanings": ["iyi ve rahat yaşamak", "yaşamı belli şartlar içinde sürüp gitmek"]}, {"word": "ömre bedel", "meanings": ["bir ömre değecek kadar iyi, güzel, değerli olan"]}, {"word": "ömrü oldukça", "meanings": ["yaşadıkça"]}, {"word": "ömrü uzamak", "meanings": ["uzun süre yaşamak", "çok dayanmak"]}, {"word": "ömrü vefa etmemek", "meanings": ["bir sonuca ulaşmadan ölmek"]}, {"word": "ömrüne bereket", "meanings": ["`ömrün uzun olsun, var ol, sağ ol` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ömrüne ömür katmak", "meanings": ["sevinmesine, mutlu olmasına sebep olmak"]}, {"word": "ömrümün varı", "meanings": ["gözümün nuru"]}, {"word": "ömürler (veya ömrün bol) olsun", "meanings": ["eli öpülenin öpene `çok yaşa` anlamında söylediği bir söz"]}, {"word": "ömür adam", "meanings": ["Neşeli, hoşsohbet, komik, eğlendiren ve beğenilen kimse"]}, {"word": "ömürsün", "meanings": ["beklenilmeyen iyi davranışlar karşısında kullanılan bir söz", "`neşeli, hoşsohbet, komik, eğlendiren birisin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ömür boyu", "meanings": ["Sağ kalındığı, yaşandığı sürece, ömür boyunca, yaşam boyu, yaşam boyunca, hayat boyu"]}, {"word": "ömür boyunca", "meanings": ["Ömür boyu"]}, {"word": "ömürlü", "meanings": ["Ömrü uzun olan", "Uzun süreli"]}, {"word": "ömürsüz", "meanings": ["Ömrü kısa olan", "Kısa süren", "Dayanıksız"]}, {"word": "ömür törpüsü", "meanings": ["Uzun ve üzücü iş", "Sıkıntı veren kimse"]}, {"word": "ön", "meanings": ["Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı", "Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı", "Bir kimsenin ilerisi", "Yakın gelecek zaman", "Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü", "Önce olan, ilk", "Civar, yöre", "Benzerler arasında bakılan veya gidilen yönde olan"]}, {"word": "önde gelmek", "meanings": ["önemli durumda olmak"]}, {"word": "öne almak", "meanings": ["bir şey veya bir kimseye öncelik tanımak"]}, {"word": "öne çıkmak", "meanings": ["diğerlerinden daha iyi olmasından dolayı dikkat çekmek"]}, {"word": "öne düşmek", "meanings": ["önden yürümek", "kılavuzluk etmek"]}, {"word": "öne sermek", "meanings": ["ortaya koymak, meydana çıkarmak, göstermek"]}, {"word": "öne sürmek", "meanings": ["birini ilk önce harekete geçmesi için önermek", "ileri sürmek"]}, {"word": "önü alınmak", "meanings": ["önlenmek"]}, {"word": "önüne arkasına bakmadan", "meanings": ["iyi hesap etmeden, düşüncesizce"]}, {"word": "önünde ardında gidilmez", "meanings": ["`arkadaşlığına güvenilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "önüne bakmak", "meanings": ["utanmak, utancından cevap vermemek"]}, {"word": "önüne bir kemik atmak", "meanings": ["ağzına bir kemik atmak"]}, {"word": "önüne çıkmak", "meanings": ["rastlaşmak, karşılaşmak, karşısına çıkmak", "ilk defa görmek, yüz yüze gelmek", "yolunu kesmek için birdenbire karşı durmak"]}, {"word": "önüne dikilmek", "meanings": ["gelip karşısında durmak, karşısına dikilmek", "karşısındakine engel olmak istediğini söz veya davranışıyla göstermek"]}, {"word": "önüne düşmek", "meanings": ["birinin önünden yürümek", "birine kılavuzluk etmek"]}, {"word": "önüne gelen", "meanings": ["olur olmaz (kimse)"]}, {"word": "önüne geçmek", "meanings": ["yolunu kesmek", "önlemek"]}, {"word": "önüne geleni kapar, ardına geleni teper", "meanings": ["arsız, huysuz, geçimsiz kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "önüne katmak", "meanings": ["önden yürütüp kendisi ardı sıra gitmek"]}, {"word": "önünü almak", "meanings": ["önlemek"]}, {"word": "önünü kesmek", "meanings": ["yolunu kesmek", "akarsuyun akmasına engel olmak"]}, {"word": "önünü ardını düşünmemek", "meanings": ["sonucun ne olacağını hesaplamamak, ilerisini gerisini düşünmemek"]}, {"word": "ön bilgi", "meanings": ["Herhangi bir konuda derinlemesine bir araştırma yapmadan sağlanan birtakım bilgi"]}, {"word": "ön ad", "meanings": ["Kişilere verilen ilk ad, küçük ad", "Sıfat"]}, {"word": "ön alım hakkı", "meanings": ["Üçüncü kişiye satılan bir mülkü bir kimsenin öncelikle satın almasına yetki veren hak, şufa hakkı"]}, {"word": "ön alım", "meanings": ["Bir mülk kaça satın alınmışsa o mülke o para ile sahip olma, şufa"]}, {"word": "ön avurt", "meanings": ["Avurdun ön bölümü"]}, {"word": "ön avurt ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun dişlere dokunması, dil sırtının önde biraz çukurlaşarak yanlarını açık bırakması ve ciğerlerden gelen havanın gevşek kalan bu yanlardan avurtlara çarpması ile oluşan ön boğumlanmalı l ünsüzü: el, tel, bilmek vb"]}, {"word": "önayak", "meanings": ["`Diğerlerine örnek olmak üzere bir işe ilk önce başlamak` anlamındaki önayak olmak deyiminde geçer"]}, {"word": "ön belirti", "meanings": ["Belirtilerin ilki"]}, {"word": "önce", "meanings": ["İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı"]}, {"word": "önce can, sonra canan", "meanings": ["`insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öncecilik", "meanings": ["Bir şeyi başkalarından önce yapma işi, inisiyatif", "Önde gelme işi"]}, {"word": "önceden", "meanings": ["Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce"]}, {"word": "önceki", "meanings": ["Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık"]}, {"word": "öncel", "meanings": ["Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, ardıl karşıtı", "Önceden yaşamış olanlar, eslaf", "Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler"]}, {"word": "öncel belirleme", "meanings": ["Tanrı'nın her şeyi önceden bildiği dogmasına dayanılarak her şeyin önceden Tanrı tarafından düzenlenmiş olduğunu anlatan terim"]}, {"word": "öncel düzen", "meanings": ["Ruhla beden arasındaki ilişkinin Tanrı tarafından önceden düzenlendiğini ileri süren öğreti"]}, {"word": "önceleme", "meanings": ["Öncelemek işi, lanse"]}, {"word": "öncelemek", "meanings": ["Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek", "Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek"]}, {"word": "öncelik", "meanings": ["Bir şeyin öbüründen önce olması durumu, takaddüm"]}, {"word": "önceleri", "meanings": ["Önceki zamanda, başlangıçta"]}, {"word": "öncelikle", "meanings": ["Öne alınarak, daha önce olarak"]}, {"word": "öncelikli", "meanings": ["Önceliği olan"]}, {"word": "öncesiz", "meanings": ["Zamanda başlangıcı olmayan, ezelî"]}, {"word": "öncü", "meanings": ["Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı", "Önde gidip haber ulaştıran kimse", "Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser, müjdeci, avangart", "Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta, pişdar, artçı karşıtı", "Önder, kılavuz"]}, {"word": "öncesizlik", "meanings": ["Öncesi olmama durumu", "Ezel"]}, {"word": "öncül", "meanings": ["Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı", "Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme", "Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem", "Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem", "Kılavuz, öncü"]}, {"word": "öncülük", "meanings": ["Öncü olma durumu", "Önderlik"]}, {"word": "öncü oyun", "meanings": ["Geleneksel tiyatrodan ayrılan, kuruluş ve anlatım yönünden yenilikler getirmek isteyen oyun"]}, {"word": "öncül olmak", "meanings": ["kılavuzluk, öncülük etmek"]}, {"word": "öncülük etmek", "meanings": ["bir işi başlatmak, bir işin başlamasına önayak olmak"]}, {"word": "öncü tiyatro", "meanings": ["Herhangi bir akımda veya dönemde birtakım yenilikler getiren tiyatro"]}, {"word": "ön damak", "meanings": ["Damağın ön bölümü"]}, {"word": "ön çalışma", "meanings": ["Bir çalışmaya başlayabilmek için yapılması gereken hazırlık"]}, {"word": "öndelik", "meanings": ["Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar, avans"]}, {"word": "ön damak ünsüzü", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla ön damağın çeşitli noktalarında patlayarak veya sızarak oluşturduğu ünsüz: kedi, gelin, yeni gibi"]}, {"word": "ön denetim", "meanings": ["Yapılması düşünülen bir işe başlamadan önce gereken araştırmanın ve incelemenin yapılması"]}, {"word": "önder", "meanings": ["Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar"]}, {"word": "önderlik", "meanings": ["Önder olma durumu, öncülük, liderlik", "Öndere yakışır davranış, öncülük, liderlik\\n"]}, {"word": "ön deyi", "meanings": ["Ön söz", "Kehanet"]}, {"word": "ön ek", "meanings": ["Bazı yabancı dillerde kökün önüne gelerek kelimeye belirli bir anlam katan ek: anormal, biçare, nadan gibi"]}, {"word": "önel", "meanings": ["Mehil"]}, {"word": "önem", "meanings": ["Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet"]}, {"word": "önem vermek", "meanings": ["değer vermek, önemli saymak"]}, {"word": "önemli", "meanings": ["Önemi olan, mühim, ehemmiyetli", "Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik"]}, {"word": "önemlice", "meanings": ["Önemli sayılabilecek kadar", "Ciddi"]}, {"word": "önemseme", "meanings": ["Önemsemek işi"]}, {"word": "önemsemek", "meanings": ["Önemli saymak, önem vermek, mühimsemek, saymak"]}, {"word": "önemseniş", "meanings": ["Önemsenme işi"]}, {"word": "önemsenme", "meanings": ["Önemsenmek işi"]}, {"word": "önemsenmek", "meanings": ["Önem verilmek, üzerinde durulmak"]}, {"word": "önemseyiş", "meanings": ["Önemseme işi"]}, {"word": "önemsiz", "meanings": ["Önemi olmayan, ehemmiyetsiz"]}, {"word": "önemsizlik", "meanings": ["Önemsiz olma durumu, ehemmiyetsizlik"]}, {"word": "önerge", "meanings": ["Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için üyelerden biri veya birkaçı tarafından başkanlığa verilen, oya sunularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt, takrir"]}, {"word": "önerge vermek", "meanings": ["bu tür bir yazıyı ilgili meclis veya kongre başkanlığına sunmak, takrir vermek"]}, {"word": "öneri", "meanings": ["Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif", "İncelenmek için ileri sürülen şey, teklif"]}, {"word": "öneride bulunmak", "meanings": ["önermek, teklif etmek"]}, {"word": "öngörmek", "meanings": ["Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak"]}, {"word": "öneriş", "meanings": ["Önerme işi"]}, {"word": "önerme", "meanings": ["Önermek işi", "Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif", "Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye"]}, {"word": "öneze", "meanings": ["Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin", "Sürek avında pusuda av bekleyen avcı"]}, {"word": "önerti", "meanings": ["Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü: `Duman çıkıyorsa ateş vardır` sözünde `duman çıkıyorsa` şartı bir önertidir"]}, {"word": "önermek", "meanings": ["Tavsiye etmek", "Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek, teklif etmek"]}, {"word": "ön göğüs", "meanings": ["Böceklerde göğüs gölgesinde bulunan üç halkadan en öndeki"]}, {"word": "öngörme", "meanings": ["Öngörmek işi"]}, {"word": "öngörü", "meanings": ["Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma"]}, {"word": "öngörülme", "meanings": ["Öngörülmek işi"]}, {"word": "öngörülmek", "meanings": ["İlerisi için kararlaştırılmak, göz önünde tutulmak"]}, {"word": "ön gün", "meanings": ["Arife"]}, {"word": "öngörülü", "meanings": ["Bir işin ileride nasıl olacağını kestirerek ona göre davranan, öngörüsü olan"]}, {"word": "ön kol", "meanings": ["Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü"]}, {"word": "ön kol kemiği", "meanings": ["Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten dışta olanı"]}, {"word": "ön koşul", "meanings": ["Ön şart"]}, {"word": "önlem", "meanings": ["Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol, tedbir"]}, {"word": "önlem almak", "meanings": ["kötü ve yanlış bir durumun ortaya çıkmasına engel olmak amacıyla hazırlık yapmak ve bu amacı gerçekleştirmek için birtakım çarelere başvurmak, tedbir almak"]}, {"word": "önleme", "meanings": ["Önlemek işi"]}, {"word": "önleniş", "meanings": ["Önlenme işi"]}, {"word": "önlemek", "meanings": ["Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak", "Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek"]}, {"word": "önlenme", "meanings": ["Önlenmek işi"]}, {"word": "önlenmek", "meanings": ["Önleme işi yapılmak"]}, {"word": "önleyiş", "meanings": ["Önleme işi"]}, {"word": "ön lisans", "meanings": ["Yükseköğretimde iki yıllık lisans programı"]}, {"word": "önlüklü", "meanings": ["Önlük giymiş olan"]}, {"word": "önlüklük", "meanings": ["Önlük yapmaya elverişli (kumaş)"]}, {"word": "önlük", "meanings": ["Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü, iş önlüğü", "Laboratuvar, tezgâh vb. yerlerde çalışırken giysinin kirlenmemesi için giyilen, gömlek tarzında olup etek boyu uzun olan, genellikle beyaz renkte giysi", "İlköğretim öğrencilerinin giydiği bir örnek giysi", "Küçük çocuklara yemek yedirirken üstlerini korumak için boyunlarına bağlanan örtü"]}, {"word": "ön oda", "meanings": ["Gözde saydam tabaka ile iris arasında kalan boşluk"]}, {"word": "önsezi", "meanings": ["Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma, hissikablelvuku, altıncı duyu, altıncı his", "Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması"]}, {"word": "ön oluş", "meanings": ["Varlığın yoktan oluşmadığını, tohum durumunda, son derece küçük ve tam olarak önceden var olduğunu, sonradan büyüyüp geliştiğini ileri süren teori"]}, {"word": "ön seçici", "meanings": ["Ön elemeyi yapan (kimse, kurul)"]}, {"word": "ön söz", "meanings": ["Kitapların giriş kısmına konulan, o eserin konusunu, amacını, işleniş biçimini anlatan yazı, sunuş, söz başı, ön deyi, mukaddime"]}, {"word": "ön seçim", "meanings": ["Genel seçimde aday gösterilecek kişileri belirlemek için bir parti üyesi olan belli sayıdaki delegelerin katılmasıyla yapılan seçim", "Bir yarışmada yarışmaya katılanlar arasında ön eleme yapma işi", "Bir antenin aldığı çeşitli yayınlar arasında bir alıcının giriş devreleriyle yapılan seçim"]}, {"word": "önsel", "meanings": ["Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan, apriori"]}, {"word": "önsellik", "meanings": ["Önsel olma durumu"]}, {"word": "ön ses düşmesi", "meanings": ["Kelime başındaki bir sesin kaybolması: bolmak > olmak gibi"]}, {"word": "ön ses", "meanings": ["Kelimenin oluşturan seslerden ilki"]}, {"word": "önsezili", "meanings": ["Önsezisi olan"]}, {"word": "ön soruşturma", "meanings": ["Yapılacak soruşturmayla ilgili olarak önceden yapılan soruşturma"]}, {"word": "ön sözleşme", "meanings": ["Gelecekteki bir sözleşmenin gerçekleştirilmesi amacıyla geçici olarak yapılan sözleşme, akit vaadi"]}, {"word": "ön şart", "meanings": ["Bir işin çözümlenmesinde ilk önce yerine getirilmesi gereken şart, ön koşul"]}, {"word": "ön tasar", "meanings": ["Herhangi bir tasarın ilk biçimi"]}, {"word": "ön tasım", "meanings": ["Vargısı başka bir tasımda küçük veya büyük önerme durumunda olan tasım"]}, {"word": "kuru kuruya", "meanings": ["Kuru olarak, yanında başka bir içecek veya yiyecek olmaksızın", "Boşuna, boşu boşuna, yararsız yere"]}, {"word": "kurul", "meanings": ["Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble"]}, {"word": "kuru kuyu", "meanings": ["Pis suyun toprak altına sızdırılmasında kullanılan, duvarları harçsız kuyu"]}, {"word": "kurulama", "meanings": ["Kurulamak işi"]}, {"word": "kurulamak", "meanings": ["Bir şeyin üzerindeki ıslaklığı gidermek"]}, {"word": "kurulanış", "meanings": ["Kurulanma işi"]}, {"word": "kurulanma", "meanings": ["Kurulanmak işi"]}, {"word": "kurulanmak", "meanings": ["Kurulama işi yapılmak veya kurulama işine konu olmak", "Kendini kurulamak"]}, {"word": "kurulaşmak", "meanings": ["Kuru duruma gelmek", "Yoksullaşmak, yozlaşmak, muhtevasızlaşmak"]}, {"word": "kurulayış", "meanings": ["Kurulama işi"]}, {"word": "kurulaşma", "meanings": ["Kurulaşmak işi"]}, {"word": "kurulma", "meanings": ["Kurulmak işi"]}, {"word": "kurultay", "meanings": ["Ulusal veya uluslararası bilimsel toplantı", "Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları, temel konuları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle veya gerektikçe yaptığı genel toplantı, kongre", "Eski Türklerde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis"]}, {"word": "kurulmak", "meanings": ["Kurma işine konu olmak veya kurma işi yapılmak", "Rahatça oturmak, yerleşmek", "Övünür biçimde davranışlarda bulunmak, kasılmak"]}, {"word": "kurulu", "meanings": ["Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş"]}, {"word": "kurulu düzen", "meanings": ["Yerleşmiş, içinde bulunulan toplumsal düzen"]}, {"word": "kuruluk", "meanings": ["Kuru olma durumu"]}, {"word": "kuruluş", "meanings": ["Kurulma işi", "Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis", "Yapı, yapılış, bünye", "Kasılma", "Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı"]}, {"word": "kuruluşlar bütünü", "meanings": ["Kompleks"]}, {"word": "kurum", "meanings": ["Bacalarda biriken kalın is"]}, {"word": "kurum", "meanings": ["Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese"]}, {"word": "kurum", "meanings": ["Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür"]}, {"word": "kurum kurum kurumlanmak (veya kurulmak)", "meanings": ["büyüklenmek, böbürlenmek"]}, {"word": "kurum (veya kurumunu) satmak", "meanings": ["böbürlenmek, büyüklenmek"]}, {"word": "kuruma", "meanings": ["Kurumak işi", "Boyanın çözücüsünün buharlaşması veya bağlayıcısının kimyasal tepkime gibi çeşitli yollarla sert bir film oluşması"]}, {"word": "kurumak", "meanings": ["Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek", "Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek", "Akarsu, göl vb.nin suyu kalmamak", "Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek", "Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak", "Çok susamak"]}, {"word": "kuru meyve", "meanings": ["Yaş meyvenin kurutulmuşu", "Olgunlaştığında dış kabuğu kuruyan meyve"]}, {"word": "kurumlanış", "meanings": ["Kurumlanma işi"]}, {"word": "kurumlanma", "meanings": ["Kurumlanmak işi"]}, {"word": "kurumlaşma", "meanings": ["Kurum niteliği kazandırma, kurum niteliği verme", "Özellikle politik ve ekonomik alanlarda denetim örgütlerinin, kurumların çoğaltılması eğilimi", "Herhangi bir davranış, düşünüş, inanış biçiminin tarih olarak durağan ve toplumca değer verilen kalıplara dönüşmesi süreci, müesseseleşme"]}, {"word": "kurumlanmak", "meanings": ["Gururlanarak kasılmak"]}, {"word": "kurumlaşmak", "meanings": ["Kurum durumuna gelmek, müesseseleşmek"]}, {"word": "kurumlaştırmak", "meanings": ["Kurum durumuna getirmek"]}, {"word": "kurumlaştırma", "meanings": ["Kurumlaştırmak işi"]}, {"word": "kurumlu", "meanings": ["Kurum(I) tutmuş olan"]}, {"word": "kurumlu", "meanings": ["Gururlanarak kasılan, mağrur, dikbaşlı"]}, {"word": "kurumsal", "meanings": ["Kurumla ilgili", "Değişik birim ve fonksiyonlarıyla bir kurumun niteliklerine tam anlamıyla sahip olan"]}, {"word": "kurumsallaşmak", "meanings": ["Kurumsal duruma gelmek", "Örgütlü duruma gelmek", "Süreklilik kazanmak"]}, {"word": "kurumsuz", "meanings": ["Kurumu olmayan"]}, {"word": "kuruntu", "meanings": ["Yanlış ve yersiz düşünce, evham", "Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese", "Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim"]}, {"word": "kuruntuya kapılmak", "meanings": ["boş yere tasalanmak"]}, {"word": "kuruntu etmek", "meanings": ["kötü ihtimalleri düşünüp üzülmek"]}, {"word": "kuruntucu", "meanings": ["Sürekli kuruntuya kapılan (kimse), işkilli, vesveseci, müvesvis"]}, {"word": "kuruntulu", "meanings": ["Kuruntusu olan (kimse), evhamlı, vesveseli, mütevehhim"]}, {"word": "kuruntusuz", "meanings": ["Kuruntusu olmayan, vesvesesiz, evhamsız"]}, {"word": "kuru pasta", "meanings": ["Tuzlu veya tatlı, kremasız çörek"]}, {"word": "kuru öksürük", "meanings": ["Balgam çıkarılmayan öksürük"]}, {"word": "kuru pil", "meanings": ["Akıntı yapmaması için elektroliti soğurucu bir maddeyle kaplı pil"]}, {"word": "kuru sebze", "meanings": ["Yaş sebzelerin kurutulmuşu"]}, {"word": "kurusıkı", "meanings": ["Yalnız barut doldurulmuş, çekirdeksiz tüfek veya tabanca mermisi", "Bu mermiyi patlatan bir tür tabanca", "Korku", "Blöf"]}, {"word": "kurusıkı atmak", "meanings": ["korkutmak veya yıldırmak amacıyla aslı olmayan söz söylemek"]}, {"word": "kuru soğan", "meanings": ["Toprak altında kalan yumru soğanın kurutulmuşu"]}, {"word": "kuru soğuk", "meanings": ["Yağışsız havadaki sert soğuk"]}, {"word": "kuru söz", "meanings": ["Kuru laf"]}, {"word": "kuruş", "meanings": ["Liranın yüzde biri değerinde Türk parası"]}, {"word": "kuruşlandırma", "meanings": ["Kuruşlandırmak işi"]}, {"word": "kuruşlandırmak", "meanings": ["Bir listede yer alan her maddenin fiyat tutarını hesap edip belirtmek"]}, {"word": "kuruşluk", "meanings": ["Herhangi bir kuruşa karşılık olan"]}, {"word": "kuruşu kuruşuna", "meanings": ["Tam hesaplanarak, kuruş kuruş"]}, {"word": "kurut", "meanings": ["Kurutulmuş süt ürünü"]}, {"word": "kuru tarım", "meanings": ["Kurak veya yarı kurak bölgelerde, sulama yapmadan tarladan ürün alınması yollarını gösteren tarımsal tekniklerin bütünü, kuru ziraat"]}, {"word": "kurutaç", "meanings": ["Kurutma kabı"]}, {"word": "kuru temizleme", "meanings": ["Kimyasal maddelerle veya buharla giysi, eşya vb.ni temizleme, ütüleme işi"]}, {"word": "kurutma", "meanings": ["Kurutmak işi"]}, {"word": "kuru temizleyici", "meanings": ["Kuru temizleme yapan kimse"]}, {"word": "kurutmaç", "meanings": ["Mürekkebi kurutmak için kullanılan kurutma kâğıdı ve bunun takılı bulunduğu araç"]}, {"word": "kurutmak", "meanings": ["Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek", "Bitki canlılığını yitirmek", "Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak", "Cılız duruma getirmek, zayıflatmak", "Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek", "Uğursuzluk getirmek, yok etmek"]}, {"word": "kurutma kabı", "meanings": ["İçinde nemçeker bir kimyasal madde bulunan ve bazı maddeleri kurutmak veya nemlenmelerini önlemek için kullanılan kapaklı cam kap, kurutaç, desikatör"]}, {"word": "kurutma kâğıdı", "meanings": ["Yazıda mürekkebin ıslaklığını gidermek için kullanılan nem emici bir kâğıt türü"]}, {"word": "kurutmalık", "meanings": ["Kurutmaya yarar, kurutmak için ayrılmış"]}, {"word": "kuru yemiş", "meanings": ["Fındık, fıstık, leblebi gibi yemek dışında yenilen yiyecekler, meyvehoş"]}, {"word": "kurutma makinesi", "meanings": ["Yıkanmış ve sıkılmış çamaşırları sıcak hava içinde döndürerek kurutan araç"]}, {"word": "kurutucu", "meanings": ["Nemi, ısı veya hava akımıyla uzaklaştırıp içine konulan maddeleri kurutan alet", "Boya ve parlatıcıların çabuk kurumalarını sağlamak amacıyla içlerine katılan madde"]}, {"word": "kurutulma", "meanings": ["Kurutulmak işi"]}, {"word": "kurutulmak", "meanings": ["Kurutma işi yapılmak veya kurutma işine konu olmak"]}, {"word": "kurutuş", "meanings": ["Kurutma işi"]}, {"word": "kuru üzüm", "meanings": ["Haşlanıp ardından güneşte kurutulmak suretiyle hazırlanan iri veya küçük taneli üzüm, üzüm kurusu", "Yaş üzümün kurutulmuşu, üzüm kurusu"]}, {"word": "kuru yemişçi", "meanings": ["Kuru yemiş satan kimse veya kuru yemiş satılan yer"]}, {"word": "kuruyuş", "meanings": ["Kuruma işi"]}, {"word": "kuru yük", "meanings": ["Kara ve deniz taşıtlarıyla nakledilen katı madde, ticari eşya"]}, {"word": "kuru yük gemisi", "meanings": ["Deniz taşımacılığında katı maddeleri taşıma özelliğine göre imal edilen gemi"]}, {"word": "kuru ziraat", "meanings": ["Kuru tarım"]}, {"word": "kurya", "meanings": ["Vatikan'ı yöneten yürütme ve yargılama organlarının bütünü"]}, {"word": "kurye", "meanings": ["Genellikle elçilik postasını yerine ulaştırmakla görevli kimse", "Posta, kargo, mektup vb. gönderileri alıcıya ulaştıran kimse", "Uçakla gönderilen mektup, koli veya havale", "Düzenli olarak ticari bir hizmet gören taşıt"]}, {"word": "kuryelik", "meanings": ["Kuryenin görevi"]}, {"word": "kuskunlu", "meanings": ["Kuskunu olan"]}, {"word": "kuskun", "meanings": ["Hayvanın kuyruğu altından geçirilerek eyere bağlanan kayış"]}, {"word": "kuskunsuz", "meanings": ["Kuskunu olmayan", "Perişan, derbeder"]}, {"word": "kuskunu düşük", "meanings": ["Kuskun yeri sağrıdan aşağı olan (at)", "Gözden düşmüş (kimse)"]}, {"word": "kuskus", "meanings": ["Un, süt, yumurta, bulgur ile yapılan ufak ve yuvarlak taneler biçiminde kurutulmuş hamur"]}, {"word": "kuskus çorbası", "meanings": ["Kuskus kullanılarak yapılan çorba"]}, {"word": "kuskus pilavı", "meanings": ["Kuskus kullanılarak yapılan pilav"]}, {"word": "kusma", "meanings": ["Kusmak işi, istifra", "Üzerine bir boya uygulandığında alttaki rengin üste çıkması"]}, {"word": "kusmak", "meanings": ["Midenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak, çıkarmak, kayyetmek, istifra etmek", "Reddetmek", "Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak", "İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak"]}, {"word": "kusmuk", "meanings": ["Kusulan şey, kusuntu"]}, {"word": "kusturma", "meanings": ["Kusturmak işi"]}, {"word": "kusturucu", "meanings": ["Kısa süre içinde kusmaya sebep olan ilaç"]}, {"word": "kusturmak", "meanings": ["Kusmasına yol açmak"]}, {"word": "kusturuş", "meanings": ["Kusturma işi"]}, {"word": "kusuntu", "meanings": ["Kusmuk"]}, {"word": "kusur aramak", "meanings": ["yanlışını, eksikliğini, elverişsizliğini aramak"]}, {"word": "kusur", "meanings": ["Eksiklik, noksan, nakisa", "Özür", "Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama", "Elverişsiz durum"]}, {"word": "kusur bulmak", "meanings": ["bir şeyin eksikliğini, özrünü görmek", "gereğinden çok titiz ve hoşgörüsüz davranmak"]}, {"word": "kusur etmek", "meanings": ["yanlışlık yapmak"]}, {"word": "kusur etmemek", "meanings": ["hoş karşılanmayacak bir davranışta bulunmamak"]}, {"word": "kusur işlemek", "meanings": ["yanlış davranışta bulunmak"]}, {"word": "kusurlu", "meanings": ["Kusuru olan"]}, {"word": "kusura bakmamak (veya kalmamak)", "meanings": ["hoş görmek"]}, {"word": "kusurluluk", "meanings": ["Kusurlu olma durumu"]}, {"word": "kusursuz", "meanings": ["Kusuru olmayan, mükemmel"]}, {"word": "kusursuz dost arayan dostsuz kalır", "meanings": ["`kusursuz kişi olmadığından, kendisine kusursuz bir dost arayan kimse aradığını bulamaz, dostsuz kalır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kusursuzluk", "meanings": ["Kusursuz olma durumu"]}, {"word": "kuş", "meanings": ["Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı", "Acemi er"]}, {"word": "kuş gibi", "meanings": ["çok hafif", "çabuk iş gören, eline ayağına çabuk"]}, {"word": "kuş gibi çırpınmak", "meanings": ["çaresizlik içinde telaşlı davranmak"]}, {"word": "kuş gibi uçup gitmek (veya uçmak)", "meanings": ["çok kısa süren bir hastalıkla ölmek", "çok kısa sürmek, geçmek"]}, {"word": "kuş kadar canı olmak", "meanings": ["küçük, cılız, güçsüz bir yaratık olmak"]}, {"word": "kuş gibi (veya kadar) yemek", "meanings": ["çok az yemek"]}, {"word": "kuş kanadına kira istemez", "meanings": ["`kişi, kendi işi için zaten harcayacağı çabadan dolayı başkasından karşılık beklemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuş kanadıyla gitmek", "meanings": ["çok hızlı gitmek"]}, {"word": "kuş mu konduracak?", "meanings": ["`yapacağı şey görülmemiş bir sanat eseri mi olacak?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuş uçurmamak (veya uçurtmamak)", "meanings": ["hiçbir şeyin veya kimsenin kaçmasına, geçmesine imkân vermemek"]}, {"word": "kuş uçmaz, kervan geçmez", "meanings": ["kimsenin uğramadığı ıssız ve sapa"]}, {"word": "kuş vardır eti yenir, kuş vardır et yedirilir", "meanings": ["`öyle kişiler vardır ki acımadan en ağır işte kullanılır, öyle kişiler de vardır ki iş gördürmek şöyle dursun onlara hizmet edilir`"]}, {"word": "kuşa kafes lazım, boruya nefes", "meanings": ["`bir şeyden yararlanmak için kullanılacak araç, onun niteliğine uygun olmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuşa benzemek (veya dönmek)", "meanings": ["bir şey düzeltilmek istenirken komik veya biçimsiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "kuşu kuşla avlarlar", "meanings": ["`elde edilmek istenen kimse, daha önce elde edilmiş kimse aracılığıyla tuzağa düşürülür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuşun kanadıyla haber salmak", "meanings": ["en hızlı bir biçimde haber vermek"]}, {"word": "kuşak", "meanings": ["Bele sarılan uzun ve enli kumaş", "Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ", "Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri", "Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge", "Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı", "Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu", "Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm", "Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler", "Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi", "Yaklaşık yirmi beş otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon"]}, {"word": "kuşaklama", "meanings": ["Kuşaklamak işi", "Kuşak biçiminde"]}, {"word": "kuşaklamak", "meanings": ["Kuşaklarla sağlamlaştırmak"]}, {"word": "kuşaklı", "meanings": ["Kuşağı olan"]}, {"word": "kuşaksız", "meanings": ["Kuşağı olmayan"]}, {"word": "kuşanılma", "meanings": ["Kuşanılmak işi"]}, {"word": "kuşane", "meanings": ["Özellikle kuş etlerini pişirmekte kullanılan, yayvan, küçük tencere"]}, {"word": "kuşanılmak", "meanings": ["Kuşanma işi yapılmak"]}, {"word": "kuşanış", "meanings": ["Kuşanma işi"]}, {"word": "kuşanma", "meanings": ["Kuşanmak işi"]}, {"word": "kuşanmak", "meanings": ["Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak", "Giyinmek"]}, {"word": "kuşatılma", "meanings": ["Kuşatılmak işi"]}, {"word": "kuşantı", "meanings": ["Giyecek, kuşanılacak şey"]}, {"word": "kuşatış", "meanings": ["Kuşatma işi"]}, {"word": "kuşatılmak", "meanings": ["Kuşatma işi yapılmak"]}, {"word": "kuşatma", "meanings": ["Kuşatmak işi", "Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme, abluka, ihata, muhasara"]}, {"word": "kuşatmak", "meanings": ["Çevresini sarmak, çevrelemek, çevirmek, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek", "Çevrelemek, çokça bulunmak", "Kaplamak", "Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak"]}, {"word": "kuş bakışı", "meanings": ["Yüksek bir yerden aşağıya doğru, bütün genişliği içine alacak biçimde bakış", "Genel olarak"]}, {"word": "kuşbaşı", "meanings": ["Küçük bir kuşun başı büyüklüğünde doğranmış (et vb.)"]}, {"word": "kuşbaşılı", "meanings": ["İçinde kuşbaşı et olan"]}, {"word": "kuş bilimci", "meanings": ["Kuş bilimi uzmanı, ornitolog"]}, {"word": "kuşbaz", "meanings": ["Süs kuşları yetiştiren kuş meraklısı kimse", "Padişahların av kuşlarını yetiştiren görevli"]}, {"word": "kuş beyinli", "meanings": ["Akılsız, aptal"]}, {"word": "kuş bilimi", "meanings": ["Kuşları inceleyen bilim, ornitoloji"]}, {"word": "kuşburnu", "meanings": ["Çalılık ve ormanlık alanlarda yetişen, soluk pembe renkte çiçekler açan bir ağaç, yaban gülü ağacı (Rosa canina)", "Bu ağacın parlak kırmızı renkli, içi tüylü ve çekirdekli meyvesi", "Bu meyveden yapılan içecek"]}, {"word": "kuşçu", "meanings": ["Süs kuşları yetiştirip satan kimse", "Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse", "Suç işleyen saray hasekilerini cezalandırmak ve yola getirmekle görevli haseki subayı"]}, {"word": "kuşçubaşı", "meanings": ["Kuşçulardan sorumlu olan üst görevli"]}, {"word": "kuşçuluk", "meanings": ["Kuşçunun işi"]}, {"word": "kuş dili", "meanings": ["Genellikle çocukların, kelimelerin başına, hecelerin arasına başka hece ekleyip kelimelerin biçimlerini değiştirerek uydurdukları bir konuşma türü"]}, {"word": "kuşe", "meanings": ["Kalın, ağır gramajlı parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan bir tür kâğıt, kıuşe kağıdı, papyekuşe"]}, {"word": "kuşe kâğıdı", "meanings": ["Kuşe"]}, {"word": "kuşekmeği", "meanings": ["Turpgillerden, çorak yerlerde yetişen, beyaz veya mor çiçekli, eskiden hekimlikte kullanılmış olan otçul bir bitki, çobandağarcığı (Thlaspi)"]}, {"word": "kuşetli", "meanings": ["Kuşeti olan"]}, {"word": "kuşet", "meanings": ["Gemi veya trende yatak"]}, {"word": "kuşetsiz", "meanings": ["Kuşeti olmayan"]}, {"word": "kuşhane", "meanings": ["İçinde süs kuşları beslenilen ve üretilen küçük oda veya büyük kafes"]}, {"word": "kuşgömü", "meanings": ["Pastırmanın fileto bölümü"]}, {"word": "kuş kafesi", "meanings": ["Kuşun içinde barındırıldığı yuva"]}, {"word": "kuş kafesi gibi", "meanings": ["ufak ve güzel (yapı)"]}, {"word": "kuşkanadı", "meanings": ["Göz akı zarının göz bebeğine doğru bir ok ucu biçiminde ilerlemesi"]}, {"word": "kuşkonmaz", "meanings": ["Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis)", "Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus)"]}, {"word": "kuş kirazı", "meanings": ["Gülgillerden, yaprak açmadan önce beyaz çiçek veren, kaplamacılıkta kullanılan yabani ağaç, ılgıncar, gelinfeneri (Cerasus padus)", "Bu ağacın reçel ve likör yapılan meyvesi"]}, {"word": "kuşku", "meanings": ["Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek", "Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu"]}, {"word": "kuşku beslemek (veya duymak)", "meanings": ["kuşkulanmak"]}, {"word": "kuşku uyanmak", "meanings": ["kuşku oluşmak"]}, {"word": "kuşku yok", "meanings": ["''başka türlü olamaz'' anlamında kullanılan söz."]}, {"word": "kuşkusu kalmamak", "meanings": ["bir konuda her şeyi bilmek, şüphe duymamak"]}, {"word": "kuşkuya düşmek", "meanings": ["kuşkulanmak"]}, {"word": "kuşkuculuk", "meanings": ["Özellikle doğaötesi konularda olumlu veya olumsuz yargıda bulunmaktan çekinme temeline dayanan öğreti, şüphecilik, septisizm"]}, {"word": "kuşkucu", "meanings": ["Açık bir biçimde kanıtlanmamış her şeyden kuşkuya düşen, şüpheci, septik", "Kuşkuculuk yanlısı olan, septik"]}, {"word": "kuşkulandırma", "meanings": ["Kuşkulandırmak işi, şüphelendirme"]}, {"word": "kuşkulandırmak", "meanings": ["Kuşkuya düşürmek, kuşkulanmasına yol açmak, şüphelendirmek"]}, {"word": "kuşkulanma", "meanings": ["Kuşkulanmak işi, şüphelenme"]}, {"word": "kuşkulanmak", "meanings": ["Kuşku içinde bulunmak, kuşku duymak, şüphelenmek"]}, {"word": "kuşkulu", "meanings": ["Kuşku belirten, kuşku anlatan, şüpheli", "Kuşku içinde olan, şüpheli", "Kuşkucu"]}, {"word": "kuşkusuz", "meanings": ["Kuşkusu olmayan, işkilsiz, şüphesiz", "(ku'şkusuz) Elbette, şüphesiz"]}, {"word": "kuşlar", "meanings": ["Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı"]}, {"word": "kuşlak", "meanings": ["Av kuşları bol olan yer"]}, {"word": "kuşlokumu", "meanings": ["Yumurta, un ve şekerle yapılan bir kurabiye türü"]}, {"word": "kuşluk", "meanings": ["Günün sabahla öğle arasındaki bölümü, kuşluk vakti", "Kuşlara yem verilen zaman", "Büyük kuş kafesi"]}, {"word": "kuşluk namazı", "meanings": ["Kuşluk vaktinde kılınan namaz"]}, {"word": "kuşluk yemeği", "meanings": ["Kuşluk vakti yenilen yemek"]}, {"word": "kuşluk vakti", "meanings": ["Kuşluk"]}, {"word": "kuşmar", "meanings": ["Kuş avlamak için hazırlanmış tuzak, kuş tuzağı"]}, {"word": "kuş otu", "meanings": ["Yol kenarları, duvar dipleri ve bahçelerde yetişen bir yıllık ve otsu bir bitki (Stellaria media)"]}, {"word": "kuşpalazı", "meanings": ["Çoğunlukla çocuklarda görülen, burun, boğaz, yutak çeperine yerleşen mikropların yol açtığı bulaşıcı hastalık, difteri"]}, {"word": "kuş sütü", "meanings": ["Bulunmayan şey"]}, {"word": "kuş sütü ile beslemek", "meanings": ["eksiksiz, özenli bir biçimde beslemek"]}, {"word": "kuş sütünden başka her şey var", "meanings": ["`her türlü yiyecek var` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuş tüyü gibi", "meanings": ["çok yumuşak (oturacak, yatacak yer)"]}, {"word": "kuş tüyü", "meanings": ["Yatak, yorgan, yastık doldurmaya yarayan bazı kuşların tüyü", "Bu tüylerle doldurulmuş olan"]}, {"word": "kuş uçuşu", "meanings": ["İki nokta arasında doğrultu yönünde alınan mesafe, kuş uçumu"]}, {"word": "kuş uykusu", "meanings": ["Tavşan uykusu"]}, {"word": "kuş üzümü", "meanings": ["Siyah, çok ufak taneli, çekirdeksiz bir tür üzüm"]}, {"word": "kuşyemi", "meanings": ["Buğdaygillerden, durgun sularda yetişen bir bitki (Phalaris canariensis)", "Bu bitkinin taneleri"]}, {"word": "kuş yuvası", "meanings": ["Kuşun içinde barındığı yer"]}, {"word": "kut", "meanings": ["Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç", "Mutluluk", "İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket"]}, {"word": "kutan", "meanings": ["Saka kuşu"]}, {"word": "kutlamak", "meanings": ["Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak, kutlulamak, tebrik etmek", "Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak, tesit etmek"]}, {"word": "kutlama", "meanings": ["Kutlamak işi, tebrik", "Kutlama töreni"]}, {"word": "kutlanış", "meanings": ["Kutlanma işi"]}, {"word": "kutlanma", "meanings": ["Kutlanmak işi"]}, {"word": "kutlanmak", "meanings": ["Kutlama işi yapılmak, tebrik edilmek"]}, {"word": "kutlayış", "meanings": ["Kutlama işi"]}, {"word": "kutlu", "meanings": ["Uğurlu"]}, {"word": "kutlu gün doğuşundan bellidir", "meanings": ["`mutlu sonuç verecek işler, daha başlangıçta ve aldığı yönden belli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kutlu olsun", "meanings": ["`uğurlu olsun, bolluk ve iyilik getirsin` anlamında kullanılan bir kutlama sözü"]}, {"word": "kutlulamak", "meanings": ["Kutlamak"]}, {"word": "kutluluk", "meanings": ["Kutlu olma durumu"]}, {"word": "kutnu", "meanings": ["Pamuk veya ipekle karışık pamuktan dokunmuş kalın, ensiz kumaş türü"]}, {"word": "kutsal", "meanings": ["Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes", "Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut", "Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen", "Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan"]}, {"word": "kutsallaşma", "meanings": ["Kutsallaşmak işi"]}, {"word": "kutsallaşmak", "meanings": ["Kutsal duruma gelmek"]}, {"word": "kutsallaştırış", "meanings": ["Kutsallaştırma işi"]}, {"word": "kutsallaştırma", "meanings": ["Kutsallaştırmak işi"]}, {"word": "kutsallaştırmak", "meanings": ["Kutsal duruma getirmek, kutsamak"]}, {"word": "kutsallık", "meanings": ["Kutsal olma durumu, kutsiyet, mukaddeslik"]}, {"word": "kutsama", "meanings": ["Kutsamak işi, takdis"]}, {"word": "kutsi", "meanings": ["Kutsal"]}, {"word": "kutsamak", "meanings": ["Kutsallaştırmak", "Kutluluk dilemek, takdis etmek", "Kutlu ve aziz kılmak"]}, {"word": "kutsileşme", "meanings": ["Kutsileşmek durumu"]}, {"word": "kutsileşmek", "meanings": ["Kutsal duruma gelmek"]}, {"word": "kutsiyet", "meanings": ["Kutsallık"]}, {"word": "kutsuz", "meanings": ["Uğursuz, kötü, menhus", "Mutsuz, zavallı"]}, {"word": "kutsuzluk", "meanings": ["Kutsuz olma durumu"]}, {"word": "kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur", "meanings": ["`talihsiz kişi, her an kendisine saldıracak güçlü kimselerle yan yana bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kutu", "meanings": ["İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap", "Bu kabın alabildiği miktarda olan", "Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap", "Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz"]}, {"word": "kutu gibi", "meanings": ["küçük fakat kullanışlı ve şirin"]}, {"word": "kutucu", "meanings": ["Kutu yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kutuculuk", "meanings": ["Kutucunun işi"]}, {"word": "kutulama", "meanings": ["Kutulamak işi"]}, {"word": "kutulamak", "meanings": ["Kutuya yerleştirmek, kutuya koymak"]}, {"word": "kutulanma", "meanings": ["Kutulanmak işi"]}, {"word": "kutulanış", "meanings": ["Kutulanma işi"]}, {"word": "kutulanmak", "meanings": ["Kutulama işi yapılmak"]}, {"word": "kutulu telefon", "meanings": ["Halkın kullanımına sunulan, para, jeton veya manyetik özelliği olan, kartla çalışan telefon, ankesörlü telefon"]}, {"word": "kutulayış", "meanings": ["Kutulama işi"]}, {"word": "kutup", "meanings": ["Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri", "Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri", "Gök küresinin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri", "Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri", "Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri", "Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse"]}, {"word": "kutuplanma", "meanings": ["Kutuplanmak işi, polarizasyon"]}, {"word": "kutup engel", "meanings": ["Bir pilde elektromotor kuvveti düşüren polarma olayına karşı gelmek ve elektrik akımının durmasını önlemek için kullanılan kimyasal maddelerden her biri"]}, {"word": "kutuplaşma", "meanings": ["Kutuplaşmak işi"]}, {"word": "kutuplanmak", "meanings": ["İki kutupta toplanmak", "Pusula ibresi kutba doğru yönelmek"]}, {"word": "Kutup Yıldızı", "meanings": ["Gök küresinin kutbuna en yakın olan Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan, kuzeyi belirleyen durağan yıldız, Demirkazık, Kuzey Yıldızı"]}, {"word": "kutuplaşmak", "meanings": ["Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak"]}, {"word": "kutupsal", "meanings": ["Kutupla ilgili"]}, {"word": "kutur", "meanings": ["Daire ve kürede çap", "Köşegen"]}, {"word": "kuvarsit", "meanings": ["Kum taşı"]}, {"word": "kuvars", "meanings": ["Billurlaşmış silisin doğada çok yaygın bir türü"]}, {"word": "kuvertür", "meanings": ["Örtü"]}, {"word": "kuvöz", "meanings": ["Yaşanak"]}, {"word": "kuvve", "meanings": ["Düşünce, niyet", "Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü", "Yeti"]}, {"word": "kuvveden fiile çıkarmak", "meanings": ["düşünülen, tasarlanan şeyi gerçekleştirmek"]}, {"word": "kuvvet", "meanings": ["Fiziksel güç, takat", "Şiddet, zor, cebir", "Yetke, erk, nüfuz", "Dayanıklı olma durumu", "Bir ülkenin silahlı gücü", "Güç", "Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik", "Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir"]}, {"word": "kuvvet almak", "meanings": ["herhangi bir yardımla gücü artmak, kuvvetlenmek"]}, {"word": "kuvvet bulamamak", "meanings": ["cesaret edememek"]}, {"word": "kuvvet vermek", "meanings": ["bir konuya çok önem vermek"]}, {"word": "... -e kuvvet", "meanings": ["herhangi bir şeye ağırlık verildiğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuvvetten düşmek", "meanings": ["gücü azalmak"]}, {"word": "kuvvet çifti", "meanings": ["Birbirine paralel ters yönde ve eşit ağırlıkta iki kuvvetin oluşturduğu kuvvet takımı"]}, {"word": "kuvvet komutanları", "meanings": ["Kara, deniz, jandarma ve hava kuvvetleri komutanlarına toplu olarak verilen ad"]}, {"word": "kuvvetini toplamak", "meanings": ["gücünü artırmak, kuvvetlenmek"]}, {"word": "kuvvetlendirici", "meanings": ["Gücü artıran, güçlendirici şey", "Fotoğrafçılıkta negatiflerin güçlendirilmesini sağlayan banyo"]}, {"word": "kuvvetlendirme", "meanings": ["Kuvvetlendirmek işi"]}, {"word": "kuvvetlendiriş", "meanings": ["Kuvvetlendirme işi"]}, {"word": "kuvvetlendirmek", "meanings": ["Güçlenmesini sağlamak, gücünü artırmak"]}, {"word": "kuvvetleniş", "meanings": ["Kuvvetlenme işi"]}, {"word": "kuvvetlice", "meanings": ["Oldukça güçlü, kuvvetli", "(kuvvetli'ce) Güçlü bir biçimde"]}, {"word": "kuvvetlenme", "meanings": ["Kuvvetlenmek işi"]}, {"word": "kuvvetli", "meanings": ["Gücü çok olan, zorlu, şiddetli", "Sağlam, dayanıklı olan", "Görevini iyi yapan, keskin", "Çok etkileyici", "Saygın, nüfuzlu", "Üstün, donanımlı", "Etkili"]}, {"word": "kuvvetlenmek", "meanings": ["Güç kazanmak, direnci veya gücü artmak"]}, {"word": "kuvvetölçer", "meanings": ["Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz, dinamometre"]}, {"word": "kuvvetsiz", "meanings": ["Gücü, kuvveti olmayan, güçsüz", "Etkisiz"]}, {"word": "kuvvetsizlik", "meanings": ["Kuvvetsiz olma durumu, güçsüzlük"]}, {"word": "kuymak", "meanings": ["Mısır unu, tereyağı, peynir ve su ile yapılan bir yemek"]}, {"word": "kuyruk sallamak", "meanings": ["yaltaklanmak"]}, {"word": "kuyruk", "meanings": ["Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ", "Bu organa benzeyen uzantı", "Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti", "Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı", "Başın arkasına toplanmış saç demeti", "Bir harfin bitiş kısmındaki kavisli kısa çizgi", "İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi", "Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse"]}, {"word": "kuyruk olmak", "meanings": ["arka arkaya dizilmek, sıralanmak"]}, {"word": "kuyruk çekmek", "meanings": ["göz ucundan şakağa doğru kalem veya sürme ile çizgi çekmek"]}, {"word": "kuyruk yapmak", "meanings": ["uzun ve peş peşe bir sıra oluşturmak"]}, {"word": "kuyruğa girmek", "meanings": ["ayakta arka arkaya durulan diziye girmek"]}, {"word": "kuyruğu dikmek", "meanings": ["hayvan koşmaya başlamak", "insan bulunduğu yerden uzaklaşmaya başlamak"]}, {"word": "kuyruğu sıkışmak (veya kapana kısılmak)", "meanings": ["çok zor durumu düşmek"]}, {"word": "kuyruğu titretmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "kuyruğunu kısmak", "meanings": ["korkup sinmek"]}, {"word": "kuyruğuna basmak", "meanings": ["birini incitip saldırıda bulunmasına yol açmak, tahrik etmek"]}, {"word": "kuyruğuna teneke bağlamak", "meanings": ["biriyle aşırı derecede alay etmek", "birini, herkesin alay edeceği biçimde kovmak"]}, {"word": "kuyruğunu tava sapına çevirmek", "meanings": ["haddini bildirmek, gereken dersi vermek"]}, {"word": "kuyruğunu kıstırmak", "meanings": ["birini güç bir duruma düşürmek"]}, {"word": "kuyruk acısı", "meanings": ["Hınç, alınacak öç"]}, {"word": "kuyrukkakan", "meanings": ["Kara tavukgillerden, böcek ve meyve ile beslenen küçük ötücü bir kuş (Saxicola)"]}, {"word": "kuyruklu", "meanings": ["Kuyruğu olan", "Akrep"]}, {"word": "kuyruk kemiği", "meanings": ["Omurganın alt ucunda bulunan, kuyruk sokumu kemiği ile eklemlenen, önden arkaya doğru yassı, üçgen biçiminde kemik"]}, {"word": "kuyruklu kelebek", "meanings": ["Kanatları siyah benekli sarı renkte bir Avrupa kelebeği (Papillio machaon)"]}, {"word": "kuyruklu kurbağa", "meanings": ["Yumurtadan yeni çıkmış ve evrim geçirmemiş yavru kurbağa"]}, {"word": "kuyruklular", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfının, vücut ve kuyrukları uzun, bacakları zayıf, birçok semender türünü içine alan bir alt takımı, urodel"]}, {"word": "kuyruklu piyano", "meanings": ["Duvar piyanosu gibi dik olmayan, gövdesi üç ayak üstünde yatık bir durumda bulunan piyano"]}, {"word": "kuyruklu yalan", "meanings": ["Çok büyük yalan", "Birkaç tane arka arkaya söylenen yalan"]}, {"word": "kuyruklu yıldız", "meanings": ["Güneş çevresinde büyük bir elips veya bir parabol yörüngede dolaşan, Güneş'e yaklaştığında yüzeyinde ortaya çıkan gazların ve tozların oluşturduğu kuyruk denilen ışıklı bir uzantısı olan gök cismi, kirlikartopu"]}, {"word": "kuyruk sokumu", "meanings": ["İnsanda omurganın alt ucunun bitim yeri"]}, {"word": "kuyruksallayan", "meanings": ["Kuyruksallayangillerden, kanatları ve vücudunun üst bölümü kül rengi, alt bölümü sarı olan, uzun kuyruklu, küçük, ötücü kuş, yont kuşu (Motacilla)"]}, {"word": "kuyruksallayangiller", "meanings": ["Kuyruksallayan, incir kuşu vb. ötücü kuşları içine alan familya"]}, {"word": "kuyruk sokumu kemiği", "meanings": ["Omurganın bitiminde, beş kuyruk omurunun kaynaşmasından oluşan, üçgen biçiminde kemik, uca (I), pöç"]}, {"word": "kuyruksuz", "meanings": ["Kuyruğu olmayan"]}, {"word": "kuyruksuzlar", "meanings": ["Kurbağalar"]}, {"word": "kuyruksüren", "meanings": ["Firavun faresi"]}, {"word": "kuyruk yağı", "meanings": ["Koyun kuyruğunun eritilmesiyle elde edilen yağ"]}, {"word": "kuytuluk", "meanings": ["Kuytu olma durumu", "Kuytu, sessiz yer"]}, {"word": "kuytu", "meanings": ["Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer)", "Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer)", "Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer)"]}, {"word": "kuyu açmak", "meanings": ["kuyu yapmak"]}, {"word": "kuyu", "meanings": ["Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur", "Toprağa kazılan derince çukur", "İçinden çıkılamayan durum veya yer", "Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu"]}, {"word": "kuyu gibi", "meanings": ["çok derin (yer)", "basık ve karanlık (yer)"]}, {"word": "kuyudan adam çıkarmak", "meanings": ["olumsuz, uygunsuz veya yasal olmayan bir duruma son vererek birini haklarına kavuşturmak", "unutulmaktan kurtarmak"]}, {"word": "kuyusunu kazmak", "meanings": ["birinin yıkımına çalışmak, kötü duruma düşmesini istemek"]}, {"word": "kuyu bileziği", "meanings": ["Su kuyusunun ağzına oturtulan silindir biçiminde taş"]}, {"word": "kuyucu", "meanings": ["Kuyu kazmayı iş edinmiş kimse", "Özel olarak açılan kuyulara inerek lüle taşını çıkaran kimse"]}, {"word": "kuyudat", "meanings": ["Resmî defterdeki kayıtlar"]}, {"word": "kuyu kebabı", "meanings": ["Toprak altında özel olarak kazılıp hazırlanmış kuyuda pişirilen çebiç veya kuzu etinden yapılan kebap"]}, {"word": "kuyuculuk", "meanings": ["Kuyucunun yaptığı iş"]}, {"word": "kuyu fındığı", "meanings": ["Yeşilken toprağa gömülerek ayrı bir çeşni verilen fındık"]}, {"word": "kuyum", "meanings": ["Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası"]}, {"word": "kuyumcu", "meanings": ["Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, sarraf, mücevherci, cevahirci"]}, {"word": "kuzeydoğu", "meanings": ["Kuzeyle doğu arasındaki yön"]}, {"word": "kuyumculuk", "meanings": ["Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik"]}, {"word": "kuyumcu terazisi", "meanings": ["Hassas terazi"]}, {"word": "kuyu suyu", "meanings": ["Kuyudan çıkarılan, genellikle sulamada kullanılan su"]}, {"word": "kuz", "meanings": ["Gölgede kalan (yan)"]}, {"word": "kuzen", "meanings": ["Erkek yeğen"]}, {"word": "kuzey", "meanings": ["Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı", "Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer", "Yıldız"]}, {"word": "kuzeybatı", "meanings": ["Kuzeyle batı arasındaki yön"]}, {"word": "Kuzey Kutbu", "meanings": ["İki kutuptan Ekvator'un kuzey tarafında yer alan kutup bölgesi"]}, {"word": "Kuzeyli", "meanings": ["Kuzey ülkeleri halkından olan (kimse), Şimalli", "Türkiye'nin kuzeyinde bulunan illerden olan (kimse), Şimalli"]}, {"word": "kuzey noktası", "meanings": ["Ufukta kuzey doğrultusunun gök küresini deldiği nokta"]}, {"word": "Kuzey Yıldızı", "meanings": ["Kutup Yıldızı"]}, {"word": "kuzgun", "meanings": ["Ötücü kuşlar takımının kargagiller familyasından, Kuzey Amerika'nın dağlık, fundalık yerlerinde bulunan, tüyleri siyah renkte olup mavi renkte parlayan bir tür kuş, karakarga (Corvus corax)"]}, {"word": "kuzgun gibi", "meanings": ["çok kara, çok koyu"]}, {"word": "kuzguna yavrusu şahin (veya Anka veya güzel) görünür", "meanings": ["`herkesin kendine ait olan şey çirkin de olsa gözüne güzel görünür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kuzguncuk", "meanings": ["Hapishane kapılarındaki demir kafesli pencere"]}, {"word": "kuzguni", "meanings": ["Çok koyu, kara"]}, {"word": "kuzgunkılıcı", "meanings": ["Süsengillerden, uzun, ensiz ve sivri yapraklı bir süs bitkisi, glayöl (Gladiolus illyricus)"]}, {"word": "kuzin", "meanings": ["Kız yeğen"]}, {"word": "kuzine", "meanings": ["Hem ısıtmaya hem de üzerinde veya içinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası", "Gemilerde yemek pişirilen yer"]}, {"word": "kuzu", "meanings": ["Koyun yavrusu", "Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze", "Deneyimsiz, toy kimse"]}, {"word": "kuzu çevirmek", "meanings": ["kuzunun gövdesini şişe geçirip ateş korunun üzerinde çevirerek pişirmek"]}, {"word": "kuzu gibi", "meanings": ["çok uysal"]}, {"word": "kuzu gibi olmak", "meanings": ["uslanmak, sessizleşmek, sakinleşmek"]}, {"word": "kuzu kesilmek", "meanings": ["uysallaşmak, sessizleşmek, sakin bir durum almak"]}, {"word": "kuzu postuna bürünmek", "meanings": ["karşısındakini aldatmak için gerçek kişiliğini saklamak, kendini zararsız ve uysal göstermek"]}, {"word": "kuzum!", "meanings": ["okşamalık, yalvarma veya dikkat çekme anlamları taşıyan bir seslenme sözü"]}, {"word": "kuzu dişi", "meanings": ["Süt dişi", "İleri yaşlarda çıkan diş, peynir dişi"]}, {"word": "kuzu eti", "meanings": ["Kuzunun kesilip parçalanmış eti"]}, {"word": "kuzugöbeği", "meanings": ["Çam ormanlarında, yol ve akarsu kenarlarında, meşe, akçaağaç, kayın gibi yaprak döken ağaçların altında, kireçli, kumlu topraklarda tek tek veya gruplar hâlinde yetişen, şapkası kalın ve etli, yenen, değerli bir tür mantar (Agaricus campestris)"]}, {"word": "kuzu kapısı", "meanings": ["Büyük bir kapının içinde veya yanında bulunan küçük kapı, kuzuluk, kuzuluk kapısı, yavru kapı"]}, {"word": "kuzu kapama", "meanings": ["Kemikli kuzu etinin, arpacık soğanı, yeşilsoğan, havuç, dereotu ile birlikte ağır ateşte pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "kuzu kestanesi", "meanings": ["Yabani ağaçlardan elde edilen, küçük, lezzetli bir tür kestane"]}, {"word": "kuzukulağı", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları salata olarak kullanılan, çiçekleri iki evcikli ve kırmızımtırak bir bitki, ekşikulak (Rumex acetosa)"]}, {"word": "kuzukulağı asidi", "meanings": ["Oksalik"]}, {"word": "kuzulamak", "meanings": ["Koyun yavrulamak", "Çocuk ellerini yere dayayarak dizleri üstünde emeklemek"]}, {"word": "kuzulaşmak", "meanings": ["Kuzu gibi uysal ve zararsız duruma gelmek"]}, {"word": "kuzulama", "meanings": ["Koyun yavrulama", "Kuzu yürüyüşü gibi emekleme"]}, {"word": "kuzulaşma", "meanings": ["Kuzulaşmak işi"]}, {"word": "kuzulu", "meanings": ["Kuzusu olan (koyun)", "Kendisine bitişik olarak aynı cinsten küçük tanesi olan (meyve ve sebze)"]}, {"word": "kuzuluk", "meanings": ["Kuzu barınağı, ağıl", "Yumuşak huyluluk", "Kuzu kapısı"]}, {"word": "kuzuluk kapısı", "meanings": ["Kuzu kapısı"]}, {"word": "kuzu mantarı", "meanings": ["Bazitli mantarlardan, çayırlarda, sulak yerlerde yetişen, şapkası etli, kalın, koni biçiminde, pürüzlü, yenilir bir mantar (Boletus edulis)"]}, {"word": "kuzu sarmaşığı", "meanings": ["Boyu 3 metre kadar olabilen, tırmanıcı, beyaz sütlü, çok yıllık ve otsu bir bitki (Canvolvulus arvensis)"]}, {"word": "Kübalı", "meanings": ["Küba halkından olan kimse"]}, {"word": "kübik", "meanings": ["Küp ve kesme biçiminde olan", "Kübizm akımına uyularak yapılan", "Küp (II) biçiminde olan"]}, {"word": "kübist", "meanings": ["Kübizmi uygulayan, kübizm yanlısı kimse"]}, {"word": "kübizm", "meanings": ["Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı"]}, {"word": "küçücük", "meanings": ["Çok küçük"]}, {"word": "küçük", "meanings": ["Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı", "Yaşı daha az olan", "Niceliği az olan", "Niteliği aşağı olan, bayağı", "Geri aşamada", "Değersiz, önemsiz", "Kısık, parlak olmayan (ses)", "Küçük abdest", "Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse"]}, {"word": "küçük düşmek", "meanings": ["değeri veya onuru sarsılmak"]}, {"word": "küçük dağları ben yarattım demek", "meanings": ["çok böbürlenmek, kibirlenmek"]}, {"word": "küçük düşürmek", "meanings": ["değerini veya şerefini sarsmak"]}, {"word": "küçük görmek", "meanings": ["değer, önem vermemek"]}, {"word": "küçük oynamak", "meanings": ["kumarda az para ile oynamak"]}, {"word": "küçük köyün büyük ağası", "meanings": ["büyüklük taslayanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "küçükle küçük, büyükle büyük olmak", "meanings": ["her yaştaki kişilere karşı dostça, arkadaşça davranmak", "her makam ve durumdaki kişilere karşı dostça ve anlayış göstererek davranmak"]}, {"word": "Küçük Asya", "meanings": ["Anadolu"]}, {"word": "küçük ad", "meanings": ["Ön ad"]}, {"word": "küçük ay", "meanings": ["Şubat"]}, {"word": "Küçükayı", "meanings": ["Göğün Kuzey Kutbu bölgesinde, Büyükayı'nın tersi durumda bir takımyıldız, Dübbüasgar"]}, {"word": "küçük bey", "meanings": ["Evin küçük erkek çocuğu", "Çıtkırıldım, şımarık genç"]}, {"word": "küçükbaş", "meanings": ["Kasaplık hayvanlardan koyun ve keçiye verilen ortak ad"]}, {"word": "küçük burjuva", "meanings": ["Gelir düzeyi düşük şehirli halk"]}, {"word": "küçük çaplı", "meanings": ["Değeri ve ağırlığı az"]}, {"word": "küçük dalga", "meanings": ["Orta dalga"]}, {"word": "küçük dilini yutmak", "meanings": ["şaşırmak, donakalmak"]}, {"word": "küçükçe", "meanings": ["Biraz küçük"]}, {"word": "küçük dil ünsüzü", "meanings": ["Akciğerlerden gelen havanın art damakta küçük dilin çevresinden sızarak çıkmasıyla oluşan ünsüz: ğ"]}, {"word": "küçük dil", "meanings": ["Damağın arkasında bulunan dile benzer küçük uzantı"]}, {"word": "küçük gezegen", "meanings": ["Bilinen dokuz büyük gezegene göre çok küçük olan gezegen"]}, {"word": "küçük hanım", "meanings": ["Evin kızı veya genç gelini"]}, {"word": "küçük harf", "meanings": ["Büyük harfin küçük yazılan türü, minüskül"]}, {"word": "küçük kan dolaşımı", "meanings": ["Çeşitli organlardan gelen toplardamarların kanı sağ kulakçık ve sağ karıncığa taşıması, oradan da atardamarlarla kanın akciğerlere ulaştırılması ve oradan sol kulakçığa taşınması düzeni"]}, {"word": "küçük karga", "meanings": ["Karga cinsi bir tür kuş"]}, {"word": "küçükleşme", "meanings": ["Küçükleşmek işi"]}, {"word": "küçük köprü", "meanings": ["Vücudun, sırt yere dönük olarak avuçlar ve dizler üstünde dayalı ve gergin bulunduğu durum, el diz köprüsü"]}, {"word": "küçük kumru", "meanings": ["Kumru cinsi bir tür kuş"]}, {"word": "küçükleşmek", "meanings": ["Değerini yitirmek"]}, {"word": "küçüklü büyüklü", "meanings": ["Küçüğü, büyüğü hep birlikte"]}, {"word": "küçüklük", "meanings": ["Küçük olma durumu", "İnsana yakışmayacak, insanın değerini azaltacak davranış"]}, {"word": "küçük martı", "meanings": ["Martı cinsi bir tür kuş"]}, {"word": "küçük mevlit ayı", "meanings": ["Ay takviminin dördüncü ayı, rebiyülahir"]}, {"word": "küçük sakarca", "meanings": ["Sakarca cinsi bir tür kuş"]}, {"word": "küçük parmak", "meanings": ["Serçe parmak"]}, {"word": "küçük önerme", "meanings": ["Bir tasımda, küçük terimi taşıyan öncül, minör"]}, {"word": "küçüksemek", "meanings": ["Küçümsemek"]}, {"word": "küçük sesli uyumu", "meanings": ["Küçük ünlü uyumu"]}, {"word": "küçük şalgam", "meanings": ["Turpgillerden, çiçekleri kokulu, tohumlarından ışık araçlarında ve sabun yapımında kullanılan bir yağ çıkarılan, kolzaya benzeyen bir bitki, yağ şalgamı (Brassica rapa)"]}, {"word": "küçük tövbe ayı", "meanings": ["Ay takviminin altıncı ayı, cemaziyelahir"]}, {"word": "küçük tansiyon", "meanings": ["Kalbin gevşemesi sırasında ölçülen kan basıncı"]}, {"word": "küçük terim", "meanings": ["Bir tasımda, vargının konusu olan terim"]}, {"word": "küçük ünlü uyumu", "meanings": ["Türkçe bir kelimede düz ünlülerden (a, e, ı, i) sonra düz ünlülerin, yuvarlak ünlülerden (o, ö, u, ü) sonra dar yuvarlak (u, ü) veya düz geniş (a, e) ünlülerin gelmesi, küçük sesli uyumu: evler, etek, salkımlar; ördek, okul, sucuların gibi"]}, {"word": "küçülme", "meanings": ["Küçülmek işi"]}, {"word": "küçülmek", "meanings": ["Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek", "Büzülmek, hacimce ufalmak", "Değer ve onurunu azaltacak davranışta bulunmak"]}, {"word": "küçültme", "meanings": ["Küçültmek işi, tasgir", "Bir şeyin küçüğünü gösteren söz biçimi"]}, {"word": "küçültme eki", "meanings": ["Kelimelerin anlamına küçüklük, azlık, sevgi, acıma kavramları katan - ce, -ceğiz, -cek, -cik, -imsi, -imtırak, -rek, ekleri"]}, {"word": "küçültmek", "meanings": ["Büyükken daha küçük duruma getirmek", "Yaşını gizleyerek küçük göstermek", "Değerini ve onurunu azaltmak"]}, {"word": "küçümencik", "meanings": ["Küçük, küçücük"]}, {"word": "küçülüş", "meanings": ["Küçülme işi"]}, {"word": "küçümseme", "meanings": ["Küçümsemek işi"]}, {"word": "küçümen", "meanings": ["Benzerlerinden daha küçük olan, pek küçük"]}, {"word": "küçümsemek", "meanings": ["Değer ve önem vermemek, küçük görmek"]}, {"word": "küçümsenme", "meanings": ["Küçümsenmek işi"]}, {"word": "küçümsenmek", "meanings": ["Küçümseme işi yapılmak"]}, {"word": "küçümseyiş", "meanings": ["Küçümseme işi"]}, {"word": "küçürek", "meanings": ["Biraz küçük"]}, {"word": "küf", "meanings": ["Ekmek, peynir vb. organik maddelerin üzerinde, nem ve ısının etkisiyle oluşan, çoğu yeşil renkli mantar", "Pas(I)"]}, {"word": "küf bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["küflenmek", "unutulmak", "bitmek, kalmamak"]}, {"word": "küf kokmak", "meanings": ["kapalı, nemli yerler gibi ağır kokmak"]}, {"word": "küfe", "meanings": ["Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet", "Bu sepetin alabildiği miktarda olan", "Kaba et, kıç"]}, {"word": "küfeci", "meanings": ["Küfe yapan veya satan kimse", "Küfe ile sırtında öteberi taşıyan hamal"]}, {"word": "küfecilik", "meanings": ["Küfecinin işi"]}, {"word": "küffar", "meanings": ["Müslüman olmayanlar, kâfirler"]}, {"word": "küfelik", "meanings": ["Küfeyi dolduracak miktarda olan", "Kendi kendine yürüyemeyecek derecede sarhoş kimse"]}, {"word": "küf kokusu", "meanings": ["Ağır, pis ve bunaltıcı koku"]}, {"word": "küfelik olmak", "meanings": ["çok sarhoş olmak"]}, {"word": "küflendirme", "meanings": ["Küflendirmek işi"]}, {"word": "küflendirmek", "meanings": ["Küf bağlamasına yol açmak"]}, {"word": "küflenme", "meanings": ["Küflenmek işi"]}, {"word": "küflenmek", "meanings": ["Küf oluşmak", "Zamanı geçmek, köhneleşmek", "Çalışma fırsatı bulamayarak özelliklerini veya yeteneğini yitirmek"]}, {"word": "küflü", "meanings": ["Küflenmiş olan", "Saklanmış altın para", "Zamanı geçmiş, köhne"]}, {"word": "küfran", "meanings": ["Nankörlük"]}, {"word": "küflüce", "meanings": ["Mantar hastalığı"]}, {"word": "küfretme", "meanings": ["Küfretmek işi, sövme"]}, {"word": "küfür küfür", "meanings": ["Tatlı, serin ve hafif bir biçimde (esmek)"]}, {"word": "küfretmek", "meanings": ["Sövmek"]}, {"word": "küheylan", "meanings": ["Soylu Arap atı"]}, {"word": "küfür", "meanings": ["Sövgü", "Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme"]}, {"word": "küfür savurmak", "meanings": ["küfretmek"]}, {"word": "küfür yemek", "meanings": ["kendisine küfredilmek"]}, {"word": "küfürbaz", "meanings": ["Kaba sövgüleri çok kullanan, ağzı bozuk"]}, {"word": "küfrü basmak", "meanings": ["küfretmek"]}, {"word": "küfürbazlık", "meanings": ["Küfürbaz olma durumu"]}, {"word": "küf yeşili", "meanings": ["Açık yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "küheylan at, çul içinde de bellidir", "meanings": ["`cevherli insan, kılık kıyafeti düzgün olmasa da değerini yitirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kükre", "meanings": ["Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)"]}, {"word": "kükreme", "meanings": ["Kükremek işi"]}, {"word": "kükremek", "meanings": ["Aslan, bağırmak", "Deniz, nehir kabarmak, taşmak", "Coşkuyla saldırmak", "Mayalanıp kabarmak", "Gür bir biçimde yetişmek", "Coşmak, taşkınlık göstermek", "Kızgınlık ve öfke ile yüksek sesle bağırmak"]}, {"word": "kükürt", "meanings": ["Atom numarası 16, atom ağırlığı 32,06 olan, 119 °C'de eriyen ve 444 °C'de kaynayan, doğada saf veya başka cisimlerle birleşik olarak bulunan, sarı renkli element, sülf (simgesi S)"]}, {"word": "kükreyiş", "meanings": ["Kükreme işi"]}, {"word": "kükürtatar", "meanings": ["Kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan"]}, {"word": "kül", "meanings": ["Yanan şeylerden artakalan toz madde"]}, {"word": "kükürt çiçeği", "meanings": ["Kükürt buharının birdenbire soğutulmasıyla elde edilen kükürt"]}, {"word": "kükürtleme", "meanings": ["Kükürtlemek işi, sülfürleme"]}, {"word": "kükürtlemek", "meanings": ["Toz kükürt serpmek"]}, {"word": "kükürtlenme", "meanings": ["Kükürtlenmek işi"]}, {"word": "kükürtlenmek", "meanings": ["Kükürtleme işine konu olmak veya kükürtleme işi yapılmak"]}, {"word": "kükürtlü", "meanings": ["İçinde kükürt bulunan"]}, {"word": "kükürtsüz", "meanings": ["İçinde kükürt bulunmayan"]}, {"word": "kül", "meanings": ["Bütün, tüm"]}, {"word": "kül bağlamak", "meanings": ["ateş sönmek", "gücünü, etkisini yitirmek"]}, {"word": "kül etmek", "meanings": ["yakmak, kavurmak", "Birinin varını yoğunu tüketmek, yok etmek"]}, {"word": "kül gibi", "meanings": ["soluk, renksiz (bet beniz)"]}, {"word": "kül olmak", "meanings": ["bütünüyle yanmak", "varını yoğunu yitirmek"]}, {"word": "kül yemek (veya yutmak)", "meanings": ["kurnazca yapılan bir oyuna düşmek, aldatılmak"]}, {"word": "kül ufak olmak", "meanings": ["çok küçük parçalara ayrılmak"]}, {"word": "külünü savurmak", "meanings": ["bir şeyi bütünüyle bitirip yok etmek"]}, {"word": "külah", "meanings": ["İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap", "Bu kabın alabileceği miktarda olan", "Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık", "Oyun, hile"]}, {"word": "külah kapmak", "meanings": ["düzen, dalavere ile bir işin başına geçmek"]}, {"word": "külah giydirmek", "meanings": ["hileyle, oyunla aldatmak"]}, {"word": "külah takmak", "meanings": ["hileyle, oyunla kandırıp parasını almak"]}, {"word": "külah peşinde olmak", "meanings": ["yalan dolanla bir işin başına geçmeye çalışmak"]}, {"word": "külahıma anlat!", "meanings": ["`söylediklerine inanamıyorum, beni kandıramazsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "külahını havaya atmak", "meanings": ["pek çok sevinmek"]}, {"word": "külahları değiştirmek (veya değişmek)", "meanings": ["tehdit ederek bozuşmak"]}, {"word": "külahını ters giydirmek", "meanings": ["çok kurnaz olmak"]}, {"word": "külahlı", "meanings": ["Külahı olan", "Koni biçiminde tavanı olan"]}, {"word": "külahçı", "meanings": ["Külah yapan veya satan kimse"]}, {"word": "külahsız", "meanings": ["Külahı olmayan"]}, {"word": "külbastı", "meanings": ["Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et"]}, {"word": "külçe", "meanings": ["Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım, külte", "Eritilerek kalıba dökülmüş olan", "Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme"]}, {"word": "külbastılık", "meanings": ["Külbastı yapmaya elverişli olan (et)"]}, {"word": "külçe kesilmek", "meanings": ["dermansız, güçsüz kalıp olduğu yere yığılmak"]}, {"word": "külçe gibi oturmak", "meanings": ["yorgun veya bitkin bir durumda çöküvermek"]}, {"word": "külçeleşme", "meanings": ["Külçeleşmek işi"]}, {"word": "külçeleşmek", "meanings": ["Külçe durumuna gelmek", "Çok yorulmak, yorgun düşmek"]}, {"word": "kül çöreği", "meanings": ["Külde pişirilen çörek"]}, {"word": "küldöken", "meanings": ["Kadın, eş"]}, {"word": "külek", "meanings": ["Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova"]}, {"word": "külfet", "meanings": ["Sıkıntı, zorluk", "Büyük masraf"]}, {"word": "külfete katlanmak", "meanings": ["sıkıntıya, zorluğa dayanmak"]}, {"word": "külfetli", "meanings": ["Sıkıcı, zor, yorucu, özen isteyen", "Büyük masraf gerektiren"]}, {"word": "külfetsiz", "meanings": ["Sıkıntısız, kolay, özen istemeyen", "Az masraf yaparak"]}, {"word": "külfetsizce", "meanings": ["Külfet altına girmeden, külfete katlanmadan"]}, {"word": "külhan", "meanings": ["Hamamları ısıtan, hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocak, cehennemlik"]}, {"word": "külhanbeyce", "meanings": ["Külhanbeyine benzer biçimde, külhanbeyi gibi"]}, {"word": "külhanbeyi", "meanings": ["Kendilerine özgü giyinişi olan, argo kullanan, başıboş, haylaz delikanlı, serseri, hayta, külhani"]}, {"word": "külhanbeylik", "meanings": ["Külhanbeyi olma durumu, kabadayılık", "Külhanbeyine yakışır davranış"]}, {"word": "külhancının beyliği hamamcılık demişler", "meanings": ["`bayağı bir işle uğraşan kimse, yükselse bile ancak yaptığı işle anılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "külhancı", "meanings": ["Hamam ocağını yakan kimse"]}, {"word": "külhan makinesi", "meanings": ["Enerji üreten makinelerde yanmayı sağlayan ana bölüm, yanma hücresi"]}, {"word": "külhani", "meanings": ["Külhanbeyi, kabadayı, serseri, hayta", "Hafif sövgü anlamı taşıyan bir okşama sözü"]}, {"word": "külkedisi", "meanings": ["Çok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan (kimse)", "Uyuşuk, miskin (kimse)", "Sakin, yumuşak, uyumlu", "Pasaklı, görgüsüz (kadın)"]}, {"word": "külleme", "meanings": ["Küllemek işi", "Bir mantarın yaptığı bağ hastalığı"]}, {"word": "külleniş", "meanings": ["Küllenme işi"]}, {"word": "küllemek", "meanings": ["Genellikle ateşin üzerini külle örtmek", "Bir acıyı, bir sıkıntıyı unutturmak"]}, {"word": "küllenmek", "meanings": ["Genellikle ateşin üzerinde kül oluşmak", "Bir acı, bir sıkıntı, bir olay unutulur gibi olmak"]}, {"word": "külli", "meanings": ["Bütüne ve genele ilişkin", "Tümel"]}, {"word": "küllenme", "meanings": ["Küllenmek işi"]}, {"word": "külliyat", "meanings": ["Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi"]}, {"word": "külliye", "meanings": ["Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane vb. yapıların bütünü", "Belli bir idari, ekonomik, kültürel ve sosyal amaca yönelik çeşitli kuruluşların toplu bir biçimde bulunduğu yer."]}, {"word": "külliyen", "meanings": ["Bütünüyle, tamamıyla, tamamen"]}, {"word": "külliyetli", "meanings": ["Pek çok, bir hayli"]}, {"word": "külliyet", "meanings": ["Bütünlük, tümlük", "Çokluk, bolluk"]}, {"word": "küllük", "meanings": ["Çöplük", "Sigara külü silkelenen ve sigara söndürülen kap, tabla, kül tablası, sigara tablası", "Banyo, kalorifer kazanıyla ve sobada küllerin döküldüğü yer veya kap"]}, {"word": "küllü", "meanings": ["İçinde veya üzerinde kül bulunan"]}, {"word": "külot", "meanings": ["Kısa, beli lastikli iç çamaşırı, don", "Genellikle binicilerin giydikleri paçası dar, üst bölümü geniş pantolon"]}, {"word": "küllük ağzı", "meanings": ["Külhanbeyi ağzı"]}, {"word": "küllü su", "meanings": ["İçinde kül eritilip süzülerek elde edilen su"]}, {"word": "külotlu çorap", "meanings": ["Kalçaları da içine alabilecek biçimde üretilmiş çorap"]}, {"word": "kül rengi", "meanings": ["Odunun yanmasıyla oluşan, külün akla kara arasındaki rengi, gri", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kül rengi et sineği", "meanings": ["Eklem bacaklıların böcekler sınıfından, larvalarını hayvan ölüsü veya et üzerine bırakan bir tür sinek, et sineği (Sartophaga carnaria)"]}, {"word": "kült", "meanings": ["Din (I)", "Yerel özellikler taşıyan dinî törenler", "Belli bir dönemde aşırı ilgi gören film vb"]}, {"word": "külte", "meanings": ["Külçe", "Kayaç", "Demet, bağlam"]}, {"word": "kül tablası", "meanings": ["Küllük"]}, {"word": "kültür", "meanings": ["Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin", "Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü", "Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi", "Bireyin kazandığı bilgi", "Tarım", "Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme"]}, {"word": "kültivatör", "meanings": ["Toprağı yüzeyden işlemeye yarayan dişli alet"]}, {"word": "kültür akımı", "meanings": ["Bir toplumun kültüründen bazı ögelerin başka bir topluma geçişi"]}, {"word": "kültür balıkçılığı", "meanings": ["Özel olarak hazırlanmış havuzlarda bilimsel yöntemlerle balık üretme işi"]}, {"word": "kültür bitkileri", "meanings": ["İnsanlar tarafından yetiştirilen bitkilerin bütünü"]}, {"word": "kültür çevresi", "meanings": ["Bir ulusun başka ulusların kültürleriyle ilişki içinde gelişerek katmanlaşmış ve bağlılaşmış özelliklerinin bütünü veya bu özellikleri içinde barındıran ortam"]}, {"word": "kültürel antropoloji", "meanings": ["Antropoloji'nin kültür ile ilgilenen dalı"]}, {"word": "kültürel", "meanings": ["Kültüre ilişkin, kültürle ilgili"]}, {"word": "kültür göçü", "meanings": ["Bir kültür motifinin veya kültürel bir uygulamanın bir başka kültüre geçmesi"]}, {"word": "kültürfizik", "meanings": ["Jimnastik"]}, {"word": "kültürlenme", "meanings": ["Kültürlenmek durumu"]}, {"word": "kültürlenmek", "meanings": ["Bir arada bulunan iki bireyin veya etnik grubun değer yargıları ile kültürel birikiminin özellikleri birbirinden etkilenerek değişikliğe uğramak"]}, {"word": "kültürlü", "meanings": ["Kültürü gelişmiş olan"]}, {"word": "kültürlülük", "meanings": ["Kültürlü olma durumu"]}, {"word": "kültür sitesi", "meanings": ["Kültür merkezi"]}, {"word": "kültür sarayı", "meanings": ["Kültür merkezi"]}, {"word": "kültürsüzlük", "meanings": ["Kültürsüz olma durumu"]}, {"word": "kültürsüz", "meanings": ["Kültürü olmayan"]}, {"word": "külünk", "meanings": ["Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma"]}, {"word": "kültür varlıkları", "meanings": ["Bir bölgede bulunan maddi kültür ürünleri veya eserleri"]}, {"word": "külüstür", "meanings": ["Yıpranmış, eski, bakımsız"]}, {"word": "kümbet", "meanings": ["Kubbe", "Damı koni veya piramit biçiminde olan, yuvarlak veya köşeli yapı"]}, {"word": "külüstürlük", "meanings": ["Külüstür olma durumu"]}, {"word": "külyutmaz", "meanings": ["Aldanmaz, kolay inanmaz (kimse)"]}, {"word": "küme", "meanings": ["Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup", "Tümsek biçimindeki yığın", "Tomar", "Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek", "Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup", "Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri"]}, {"word": "kümeden düşmek", "meanings": ["takımlar sonraki sezonda bir alt kümeye inmek, ligden düşmek"]}, {"word": "kümeye çıkmak", "meanings": ["takımların sonraki sezonda bir üst kümeye yükselmesi, lige çıkmak"]}, {"word": "küme bulut", "meanings": ["Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut, kümülüs"]}, {"word": "küme çalışması", "meanings": ["Öğrencilerin, aralarında seçtikleri bir başkanın kılavuzluğu altında iş birliği yaparak ortak amaçlar doğrultusunda çalışmalarına imkân sağlayan eğitim yöntemi"]}, {"word": "kümeleme", "meanings": ["Kümelemek işi", "Film yapımını kolaylaştırmak amacıyla aynı dekor içindeki çekimleri bir araya toplama, oyuncuların çalışma durumlarını düzenleme"]}, {"word": "kümelenme", "meanings": ["Kümelenmek işi", "Yığılma, biriktirme, toplanma, kümülasyon"]}, {"word": "kümeleniş", "meanings": ["Kümelenme işi"]}, {"word": "kümelenmek", "meanings": ["Bir yere toplanmak, yığılmak"]}, {"word": "kümelemek", "meanings": ["Küme durumuna getirmek, yığmak, biriktirmek"]}, {"word": "kümeleşim", "meanings": ["Herhangi bir sıvı içindeki gözelerin, parçacıkların vb.nin bir araya gelmesi, aglütinasyon"]}, {"word": "kümeleşme", "meanings": ["Kümeleşmek işi"]}, {"word": "kümeleşmek", "meanings": ["Küme durumunda toplanmak"]}, {"word": "kümülatif", "meanings": ["Kümeli"]}, {"word": "kümültü", "meanings": ["Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi"]}, {"word": "kümeli", "meanings": ["Kümesi olan", "Birikmiş, katılmış, kümülatif"]}, {"word": "kümülüs", "meanings": ["Küme bulut"]}, {"word": "kümes", "meanings": ["Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer", "Ufak ev"]}, {"word": "küncü", "meanings": ["Susam tanesi"]}, {"word": "kündeden atmak", "meanings": ["güreşçi, rakibini belinden kavrayıp kendi üzerinden aşırarak arka üzeri atmak", "aldatarak tuzağa düşürmek"]}, {"word": "künde", "meanings": ["Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi", "Düzen, tuzak, oyun, hile", "Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek"]}, {"word": "kündeye getirilmek", "meanings": ["aldatılmak, tuzağa düşürülmek"]}, {"word": "kündeye gelmek", "meanings": ["aldanmak, tuzağa düşmek"]}, {"word": "kündeleme", "meanings": ["Künde oyununu yapma"]}, {"word": "kündelemek", "meanings": ["Künde oyununu yapmak"]}, {"word": "kündeye almak (veya getirmek)", "meanings": ["güreşçi, rakibini altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemek", "oyuna getirmek, tuzağa düşürmek"]}, {"word": "künefe", "meanings": ["Sıcak yenilen bir tür peynirli tel kadayıf"]}, {"word": "künh", "meanings": ["Öz(I), kök, içyüz"]}, {"word": "künhüne varmak", "meanings": ["bir şeyin özünü, aslını anlamak"]}, {"word": "künye", "meanings": ["Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt", "Bu bilgilerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya", "Soy sop ile ilgili kimlik bilgileri"]}, {"word": "künyesini okumak", "meanings": ["ayıplarını yüzüne vurarak bir kimseye sövmek"]}, {"word": "künk", "meanings": ["Pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu, büz"]}, {"word": "künyesi gelmek", "meanings": ["savaşta bir askerin ölüm haberi kendi evine bildirilmek"]}, {"word": "künyesi bozuk", "meanings": ["Kötü durumları görülmüş olan, sabıkalı (kimse)"]}, {"word": "küp", "meanings": ["Su, pekmez, yağ vb. sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap", "Sarhoş"]}, {"word": "küp gibi", "meanings": ["şişman", "sarhoş"]}, {"word": "küpe dönmek", "meanings": ["çok şişmanlamak"]}, {"word": "küp", "meanings": ["Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dikdörtgen, mikâp", "Altı yüzü birbirine eşit kareden oluşan dik prizma", "Bu biçimdeki nesne", "Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi", "Bir sayının üçüncü kuvveti: (43)=4x4x4=64"]}, {"word": "küpeşte", "meanings": ["Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm, korkuluk, parapet", "Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set, parapet"]}, {"word": "küpünü (veya küplerini) doldurmak", "meanings": ["eline fırsat geçmişken çokça para biriktirmek"]}, {"word": "küplere binmek", "meanings": ["çok öfkelenmek"]}, {"word": "küpe", "meanings": ["Kulak memelerine takılan süs eşyası", "Bazı hayvanların boyunlarının iki yanından sarkan deri uzantıları"]}, {"word": "küpe çiçeği", "meanings": ["Küpe çiçeğigillerin örneği olan süs bitkisi (Fuchsia)", "Bu bitkinin kırmızı, pembe, mor veya beyaz renkli çiçeği, küpeli"]}, {"word": "küpe çiçeğigiller", "meanings": ["Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, küpe çiçeği, yakı otu, göl kestanesi vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "küpeli", "meanings": ["Küpe takmış olan", "Küpeye benzer bir deri uzantısı olan", "Küpe çiçeği"]}, {"word": "küpelik", "meanings": ["Dalyan direklerini dikerken alt ucun batmasını sağlamak için bağlanan taş veya zincir"]}, {"word": "küpleği", "meanings": ["Küreğin, baltanın sap takılan yeri"]}, {"word": "küpleme", "meanings": ["Karında su birikmesi sebebiyle oluşan, şişmeyle beliren hastalık"]}, {"word": "küplü", "meanings": ["Küpü olan", "Ayyaş", "Rakısı bol, ucuz meyhane"]}, {"word": "kür", "meanings": ["İyi bakım ve ilaç tedavisi", "Özel tedavi yöntemi"]}, {"word": "küp şeker", "meanings": ["Çay, kahve vb. içecekleri tatlandırmak amacıyla kullanılan, kalıba dökülüp belli bir biçim verilerek kesilmiş şeker, kesme şeker, çay şekeri"]}, {"word": "kür yapmak", "meanings": ["sağlığı korumak amacıyla herhangi bir yöntemi bir süre uygulamak"]}, {"word": "kürar", "meanings": ["Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir"]}, {"word": "küraso", "meanings": ["Acı portakal kabuğundan yapılan bir içki"]}, {"word": "kürdan", "meanings": ["Dişleri temizlemek için kullanılan küçük, ince çöp"]}, {"word": "kürdan gibi", "meanings": ["çok zayıf, incecik, çelimsiz"]}, {"word": "kürdi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde", "Dügâh perdesindeki bir makam"]}, {"word": "kürdanlık", "meanings": ["Kürdan koymaya yarayan kap"]}, {"word": "kürdilihicazkâr", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde, rast perdesinde bir makam"]}, {"word": "küre", "meanings": ["Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim", "Yeryüzü, dünya"]}, {"word": "küre", "meanings": ["Madenci ocağı, maden fırını"]}, {"word": "kürek", "meanings": ["Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç", "", "Kürek cezası"]}, {"word": "kürek çekmek", "meanings": ["deniz teknesini yürütmek için küreği kullanmak"]}, {"word": "kürek kadar dili olmak", "meanings": ["pabuç kadar dili olmak"]}, {"word": "kürek ayaklılar", "meanings": ["Pelikanları, karabatakgilleri içine alan kuşlar takımı"]}, {"word": "kürek cezası", "meanings": ["Gemilerde kürek çekme yoluyla uygulanan ceza"]}, {"word": "kürekçi", "meanings": ["Kürek yapan veya satan kimse", "Sandal vb.nde kürek çeken kimse", "Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse"]}, {"word": "kürekçilik", "meanings": ["Kürek yapma veya satma işi", "Sandal vb.nde kürek çekme işi", "Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi"]}, {"word": "kürek kemiği", "meanings": ["Omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçiminde geniş ve ince kemik"]}, {"word": "küre kuşağı", "meanings": ["Kuşak"]}, {"word": "kürelemek", "meanings": ["Küremek"]}, {"word": "kürelenme", "meanings": ["Kürelenmek işi"]}, {"word": "kürelenmek", "meanings": ["Kürekle atılmak, kürekle yığılmak"]}, {"word": "küremsi", "meanings": ["Küreye benzeyen, küreyi andıran, küre gibi", "Eğriliği azar azar değişen ve biçimi küreye yakın olan katı cisim"]}, {"word": "küresel", "meanings": ["Küre ile ilgili olan", "Küre biçiminde olan, kürevi", "Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen, global"]}, {"word": "küresel gök bilimi", "meanings": ["Gök küresi üzerinde var sayılan gök cisimlerinin konum ve hareketlerini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "küreselleşmek", "meanings": ["Dünya milletlerini ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşmaya ve bir bütün olmaya götürmek, globalleşmek"]}, {"word": "küreselleşme", "meanings": ["Küreselleşmek durumu, globalleşme"]}, {"word": "küresel üçgen", "meanings": ["Bir küre yüzeyi üzerine çizilen ve kenarları üç büyük çember yayı olan üçgen"]}, {"word": "küresel valf", "meanings": ["Doğal gaz sisteminde gaz akışını kesmeye yarayan alet"]}, {"word": "kürevi", "meanings": ["Küresel, toparlak"]}, {"word": "kürit", "meanings": ["Atom numaraları 96-103 arasında bulunan elementlerin genel adı"]}, {"word": "küriyum", "meanings": ["Atom numarası 96, atom ağırlığı 248 olan, aktinitlerden, plütonyum 239'un helyum çekirdekleriyle bombardımanından elde edilen radyoaktif bir element (simgesi Cm)"]}, {"word": "kürk", "meanings": ["Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu", "Bu posttan yapılmış", "Hayvan postundan yapılan giysi"]}, {"word": "kürk ile börk ile adam olunmaz", "meanings": ["`kılık kıyafet, değeri olmayan kişiye değer kazandırmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kürkas", "meanings": ["Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki, Hint fıstığı (Jatropha curcas)"]}, {"word": "kürk böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, esmer uzun kıllı, kürk, halı, keçe ve yünlüleri kemiren bir böcek (Attegenus pellio)"]}, {"word": "kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü", "meanings": ["`başkalarının gereksemelerine çare bulan kişi, bunlara benzeyen kendi ihtiyaçlarını savsaklar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kürkçü", "meanings": ["Hayvan postlarından kürk hazırlayan veya bu işin ticaretini yapan kimse"]}, {"word": "kürkçülük", "meanings": ["Kürk hazırlama sanatı", "Kürk ticareti"]}, {"word": "Kürt", "meanings": ["Ön Asya'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "kürklü", "meanings": ["Kürkü olan, kürk giymiş", "Kürkle süslenmiş", "Postu kürk olarak kullanılan (hayvan)"]}, {"word": "kürneme", "meanings": ["Kürnemek işi"]}, {"word": "kürnemek", "meanings": ["Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak"]}, {"word": "kürsü", "meanings": ["Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer", "Ana bilim dalı", "Sandalye", "Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm"]}, {"word": "kürsü başkanı", "meanings": ["Bölüm başkanı"]}, {"word": "kürsü hocası", "meanings": ["Camilerde kürsüden vaaz veren hoca, kürsü şeyhi", "Üniversitede bir bölümde görevli olan öğretim elemanı"]}, {"word": "kürsü şeyhi", "meanings": ["Kürsü hocası"]}, {"word": "kürtajcı", "meanings": ["Kürtaj yapan kimse"]}, {"word": "kürtaj", "meanings": ["Döl yatağının içini kazıyıp cenini alma işi"]}, {"word": "kürtün", "meanings": ["Yük hayvanlarına vurulan semer, palan"]}, {"word": "kürtün", "meanings": ["Rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmış kar yığını"]}, {"word": "kürüme", "meanings": ["Kürümek işi"]}, {"word": "kürümek", "meanings": ["Küremek"]}, {"word": "küs", "meanings": ["Dargın"]}, {"word": "küseğen", "meanings": ["Çabuk ve sık sık küsen (kimse)", "Küstüm otu"]}, {"word": "küskü", "meanings": ["Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir", "Taş kaldırmakta kullanılan uzun demir çubuk veya basit, ağaçtan kaldıraç"]}, {"word": "küskün", "meanings": ["Küsmüş olan, gücenik, dargın, muğber", "Küstüm otu", "Gelişmemiş, küçük kalmış"]}, {"word": "küskünleşme", "meanings": ["Küskünleşmek işi"]}, {"word": "küskünleşmek", "meanings": ["Küskün duruma gelmek"]}, {"word": "küskünlük", "meanings": ["Küskün olma durumu, küsü"]}, {"word": "küskütük", "meanings": ["Çok sarhoş", "Çok sarhoş bir biçimde, çok sarhoş olarak"]}, {"word": "küsküt", "meanings": ["Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz, asalak bir bitki, şeytansaçı, bağboğan (Cuscuta)"]}, {"word": "küslük", "meanings": ["Küs olma durumu, dargınlık"]}, {"word": "küsme", "meanings": ["Küsmek işi"]}, {"word": "küsmek", "meanings": ["Darılmak", "Görevini yerine getirememek", "Gelişememek, büyüyememek", "Bir madde, herhangi bir sebeple istenilen niteliğini yitirmek"]}, {"word": "küspe", "meanings": ["Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı", "Özü alınmış meyvelerin kalan bölümü"]}, {"word": "küstah", "meanings": ["Saygısız, kaba, terbiyesiz (kimse)"]}, {"word": "küstahça", "meanings": ["Küstah, saygısız", "(küsta'hça) Küstah, saygısız bir biçimde"]}, {"word": "küstahlaşma", "meanings": ["Küstahlaşmak işi"]}, {"word": "küstahlaşmak", "meanings": ["Küstah duruma gelmek"]}, {"word": "küstahlık", "meanings": ["Küstah olma durumu", "Küstahça davranış"]}, {"word": "küstahlık etmek", "meanings": ["küstahça davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "küstere", "meanings": ["Köstere", "Değirmen taşı yapılan taş", "Bileği çarkı"]}, {"word": "küstüm otu", "meanings": ["Baklagillerden, dokunulduğunda yaprakları pörsüyen bir bitki, küseğen, küskün (Mimosa pudica)"]}, {"word": "küstürme", "meanings": ["Küstürmek işi"]}, {"word": "küstürmek", "meanings": ["Küsmesine yol açmak"]}, {"word": "küsuf", "meanings": ["Güneş tutulması"]}, {"word": "küsur", "meanings": ["Artan bölüm, geriye kalan bölüm", "Tam sayıdan sonra gelen kesirli sayı"]}, {"word": "küsurat", "meanings": ["Artan, geriye kalan parçalar, kesirler"]}, {"word": "küsurlu", "meanings": ["Küsuru olan"]}, {"word": "küsursuz", "meanings": ["Küsuru olmayan"]}, {"word": "küsü", "meanings": ["Küskünlük"]}, {"word": "küsülü", "meanings": ["Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan"]}, {"word": "küsüşme", "meanings": ["Küsüşmek işi"]}, {"word": "küsüşmek", "meanings": ["Birbirine küsmek, karşılıklı darılmak"]}, {"word": "küşade", "meanings": ["Açık, açılmış"]}, {"word": "küşat", "meanings": ["Açma, açılış", "Tavlada bir tür oyun", "Güzellik, hoşluk"]}, {"word": "küşayiş", "meanings": ["Açıklık, ferahlık"]}, {"word": "küşne", "meanings": ["Karaburçak"]}, {"word": "küşüm", "meanings": ["Kuşku", "Kaygı"]}, {"word": "küşümlenme", "meanings": ["Küşümlenmek işi"]}, {"word": "küt", "meanings": ["Kısa ve kalınca", "Keskin olmayan"]}, {"word": "küşümlenmek", "meanings": ["Kuşkulanmak", "Kaygılanmak"]}, {"word": "küt", "meanings": ["Tahta vb. katı şeylere vurulduğunda çıkan ses"]}, {"word": "küt diye", "meanings": ["ansızın"]}, {"word": "kütikül", "meanings": ["Yaprakların her iki yüzünde bulunan ve suyu sızdırmadığı için bitkinin kurumasına engel olan ince zar", "Kabukluların ve böceklerin örteneğinin koruyucu, kitinli katmanı"]}, {"word": "kütin", "meanings": ["Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde"]}, {"word": "kütinleşme", "meanings": ["Selülozun kütin biçimine dönüşmesi"]}, {"word": "küt küt", "meanings": ["Üst üste `küt` sesi çıkararak"]}, {"word": "kütleme", "meanings": ["Kütlemek işi"]}, {"word": "kütle", "meanings": ["Katı maddelerin büyük parçası", "Kitle", "Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği"]}, {"word": "kütlemek", "meanings": ["`Küt` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "kütlesel", "meanings": ["Kütle ile ilgili olan"]}, {"word": "kütleşme", "meanings": ["Kütleşmek işi"]}, {"word": "kütleşmek", "meanings": ["Küt duruma gelmek"]}, {"word": "kütleştirme", "meanings": ["Kütleştirmek işi"]}, {"word": "kütleştirmek", "meanings": ["Küt duruma getirmek"]}, {"word": "kütletme", "meanings": ["Kütletmek işi"]}, {"word": "kütletmek", "meanings": ["`Küt` diye ses çıkartmak"]}, {"word": "kütlü", "meanings": ["Çekirdekli, çiğitli pamuk"]}, {"word": "kütlük", "meanings": ["Küt olma durumu"]}, {"word": "küttedek", "meanings": ["Birdenbire `küt` diye ses çıkararak"]}, {"word": "kütük", "meanings": ["Kalın ağaç gövdesi", "Kesilmiş ağaç gövdesi", "Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü", "Asma fidanı", "Resmî kayıt defteri", "Nüfus kütüğü", "Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü", "Kütük demir", "Görgüsüz, kaba kimse"]}, {"word": "kütüğe geçirmek", "meanings": ["ana deftere yazmak"]}, {"word": "kütükleşme", "meanings": ["Kütükleşmek işi"]}, {"word": "kütük gibi", "meanings": ["çok şişmiş", "çok sarhoş"]}, {"word": "kütükleşmek", "meanings": ["Sert ve duygusuz bir duruma gelmek"]}, {"word": "kütüklük", "meanings": ["İçine şarjöre geçirilmiş tüfek fişeği konulan ve palaska kayışına geçirilen kösele çanta, fişeklik"]}, {"word": "kütüphane", "meanings": ["Kitaplık", "Kitap satılan dükkân, kitabevi"]}, {"word": "kütüphaneci", "meanings": ["Kitaplıkta görevli kimse, bibliyotekçi", "Kitaplık bilimci, bibliyotekçi", "Kitabevi sahibi, kitapçı"]}, {"word": "kütüphanecilik", "meanings": ["Kitaplık görevlisinin işi, bibliyotekçilik", "Kitaplık bilimi"]}, {"word": "kütürdeme", "meanings": ["Kütürdemek işi"]}, {"word": "kütürdemek", "meanings": ["`Kütür` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "kütürdetme", "meanings": ["Kütürdetmek işi"]}, {"word": "kütürdetmek", "meanings": ["`Kütür kütür` diye ses çıkartmak"]}, {"word": "kütür kütür", "meanings": ["Tazeliğinden dolayı kütür sesi çıkaran", "Kütür sesi çıkararak (yemek)"]}, {"word": "kütürtü", "meanings": ["Kütürdeme sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "küvet", "meanings": ["İçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap", "Banyoda içinde yıkanılan tekne"]}, {"word": "Kuveytli", "meanings": ["Kuveyt halkından olan kimse"]}, {"word": "L", "meanings": ["Romen rakamları dizisinde 50 sayısını gösteren işaret"]}, {"word": "l, L", "meanings": ["Türk alfabesinin on beşinci sırasında yer alan ve Le adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak diş eti-avurt ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "laboratuvar", "meanings": ["Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer", "Dil laboratuvarı"]}, {"word": "La", "meanings": ["Lantan elementinin simgesi"]}, {"word": "la", "meanings": ["Gam dizisinde `sol` ile `si` arasındaki ses", "Bu sesi gösteren nota işareti"]}, {"word": "laakal", "meanings": ["En azından, hiç olmazsa"]}, {"word": "labada", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, efelek (Rumex patientia)"]}, {"word": "labirent", "meanings": ["Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı", "İçinden çıkılması güç veya imkânsız durum, sorun"]}, {"word": "laborant", "meanings": ["Araştırmalarda, laboratuvar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse"]}, {"word": "laborantlık", "meanings": ["Laborantın işi veya mesleği"]}, {"word": "laboratuvar muayenesi", "meanings": ["Bir hastalıkta tanının konması ve gereken tedavinin belirlenmesi amacıyla yapılan tahlil ve muayene"]}, {"word": "labrador", "meanings": ["Labrador kıyılarında parlak bir türüne rastlanan, feldspatlar grubundan ve plajiyoklaz serisinden olan alüminyum, kalsiyum ve sodyum silikatı"]}, {"word": "labros", "meanings": ["Lapinanın büyük cinsi"]}, {"word": "laciverdî", "meanings": ["Lacivert renkli"]}, {"word": "lacivert", "meanings": ["Koyu mavi renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "lacivertlik", "meanings": ["Lacivert renkli olma durumu"]}, {"word": "laciverttaş", "meanings": ["İçinde düzgün bir biçimde dağılmış kükürt bulunan sodyumla alüminyum silikatın oluşturduğu değerli, lacivert renkli taş"]}, {"word": "laçın", "meanings": ["Beyaz renkli bir cins şahin"]}, {"word": "laçka", "meanings": ["Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması", "Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş, düzeni bozulmuş"]}, {"word": "laçka etmek", "meanings": ["bir halatı koyuverip boşaltmak", "gevşetmek, bitkin bir duruma getirmek"]}, {"word": "laçka olmak", "meanings": ["vida, mil vb. makine parçaları aşınarak veya yuvaları genişleyerek gevşemek", "herhangi bir düzen iyi işlemez olmak"]}, {"word": "laçkalaşma", "meanings": ["Laçkalaşmak işi"]}, {"word": "laçkalaşmak", "meanings": ["Laçka duruma gelmek", "Herhangi bir düzen iyi işlemez olmak, gevşemek, bozulmak"]}, {"word": "laçkalık", "meanings": ["Laçka olma durumu"]}, {"word": "laden", "meanings": ["Ladengillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı, beyaz veya pembe çiçekli, reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki (Cistus creticus)", "Bu bitkiden elde edilen sürme, rastık"]}, {"word": "ladengiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, laden vb. türleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "ladenli", "meanings": ["Laden sürülmüş olan"]}, {"word": "lades", "meanings": ["Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırmasından sonra birinin bir şeyi `aklımda` veya `hatırımda` demeden ötekinden almasıyla yenik sayılması kuralına dayanan bir oyun, lades oyunu"]}, {"word": "lades tutuşmak", "meanings": ["tavuğun lades kemiğini birer ucundan karşılıklı tutup kırarak lades oyununa başlamak"]}, {"word": "lades kemiği", "meanings": ["Kuşlarda göğüs kemiğinin üstünde iki kanat arasında bulunan `V` biçimindeki ince kemik"]}, {"word": "lades oyunu", "meanings": ["Lades"]}, {"word": "ladin", "meanings": ["Çamgillerden, 50-60 metre yüksekliğinde, düz gövdeli, kozalağı aşağıya doğru sarkık, kerestesi ve reçinesi değerli, çam türüne çok yakın bir orman ağacı (Picea)"]}, {"word": "ladinî", "meanings": ["Din dışı"]}, {"word": "laedri", "meanings": ["Anonim", "Bilinemezci"]}, {"word": "laedriye", "meanings": ["Bilinemezcilik"]}, {"word": "laf", "meanings": ["Söz, lakırtı", "Sonuçsuz, yararı olmayan söz", "Konuşma", "Konu, mevzu, bahis", "`Öyle şey olamaz, bu sözün hiçbir değeri yok` anlamlarında hafifseme yollu kullanılan bir söz", "Dedikodu"]}, {"word": "laf açmak", "meanings": ["söz açmak"]}, {"word": "laf altında kalmamak", "meanings": ["söz altında kalmamak"]}, {"word": "laf anlatmak", "meanings": ["sözünü dinletmek, karşıdakini ikna edinceye kadar konuşmak"]}, {"word": "laf anlamaz", "meanings": ["söz dinlemeyip kendi bildiğinde inat eden", "kaba, aptal (kimse)"]}, {"word": "laf atmak", "meanings": ["söyleşmek, konuşmak", "uzaktan, dolaylı olarak dokunacak söz söyleyip işittirmek", "sözle sarkıntılık etmek"]}, {"word": "laf aramızda", "meanings": ["`başkaları bilmesin, duymasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "laf çakmak (veya çarptırmak veya dokundurmak)", "meanings": ["üstü kapalı bir biçimde karşısındakine bir şeyler ima etmek"]}, {"word": "laf çıkarmak", "meanings": ["yeni bir şey söylemek, ortaya atmak", "dedikodu yapmak"]}, {"word": "laf çıkmak", "meanings": ["dedikodu başlamak"]}, {"word": "laf dinlemek", "meanings": ["söz dinlemek"]}, {"word": "laf etmek", "meanings": ["söz etmek"]}, {"word": "laf düşmemek", "meanings": ["söz düşmemek"]}, {"word": "laf geçirmek", "meanings": ["söz geçirmek"]}, {"word": "laf gelmek", "meanings": ["söz gelmek"]}, {"word": "laf getirmek", "meanings": ["söz getirmek"]}, {"word": "laf götürmek", "meanings": ["söz götürmek"]}, {"word": "laf işitmek", "meanings": ["azarlanmak, birisi kendisine darılmak"]}, {"word": "laf kaynayıp gitmek", "meanings": ["söz boşa söylenmek, anlaşılmaz olmak, hiçbir etki yapmamak"]}, {"word": "laf ola beri gele!", "meanings": ["konuşulan konu ile ilgili olmayan bir söz söylendiğinde veya bir sorun tartışılırken ilgisiz bir şey ifade edildiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "laf olsun âdet yerini bulsun", "meanings": ["konuşacak herhangi bir konu bulunmayıp rastgele söz sarf edildiğinde söylenen bir söz"]}, {"word": "laf olmak", "meanings": ["söz olmak"]}, {"word": "laf oturtmak", "meanings": ["karşı tarafa gerektiği yerde, beklenilmeyen bir durumda, esaslı ve gereken bir laf söylemek"]}, {"word": "laf söyledi bal kabağı!", "meanings": ["gereksiz yere ve aptalca söz söyleyen kimse için kullanılan bir söz"]}, {"word": "laf taşımak", "meanings": ["dedikodu ederek laf götürüp getirmek"]}, {"word": "laf torbaya girmez", "meanings": ["`ağızdan çıkan bir söz, artık gizli kalmaz, herkes onu duyar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "laf tutmak", "meanings": ["söz dinlemek"]}, {"word": "laf yapmak", "meanings": ["dedikodu yapmak"]}, {"word": "laf yakıştırmak", "meanings": ["konuşma sırasında yerinde söz söylemek, gerekeni ifade etmek"]}, {"word": "laf yetiştirmek", "meanings": ["birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak", "birinin söylediğini başkasına götürmek"]}, {"word": "laf yok!", "meanings": ["söz yok"]}, {"word": "lafa başlamak", "meanings": ["söze başlamak"]}, {"word": "lafa boğmak", "meanings": ["bir konu üzerinde konuşulurken ilgisiz, gereksiz ve anlamsız bir biçimde söz edip asıl konuyu değiştirmek, unutturmak, karıştırmak"]}, {"word": "lafa dalmak", "meanings": ["uzun süren bir sohbette bulunmak, çok konuşmak"]}, {"word": "lafa karışmak", "meanings": ["biri veya birileri konuşurken bir başkası konuşmak, konuşmaya katılmak"]}, {"word": "lafı ağzına tıkamak", "meanings": ["birinin rahatça konuşmasını engelleyip susturmak, söylemesine imkân tanımamak"]}, {"word": "lafa tutmak", "meanings": ["yersiz, zamansız ve sürekli konuşarak meşgul etmek, oyalamak"]}, {"word": "lafı ağzında bırakmak", "meanings": ["birinin konuşmasını kesmek, sözlerini bitirmesine fırsat vermemek"]}, {"word": "lafı ağzında gevelemek", "meanings": ["söylemek isteğini söyleyememek"]}, {"word": "lafı ağzında kalmak", "meanings": ["sözü ağzında kalmak"]}, {"word": "lafı ağzından almak", "meanings": ["birinin söylemekte olduğu şeyi bitirtmemek"]}, {"word": "lafı bağlamak", "meanings": ["bir konu üzerinde son sözü söylemek"]}, {"word": "lafı çevirmek", "meanings": ["konuşmanın sakıncalı bir biçim aldığı anlaşıldığında başka bir konuya yönelmek, lafı veya konuyu değiştirmek"]}, {"word": "lafı dağıtmak", "meanings": ["sözü dağıtmak"]}, {"word": "lafı değiştirmek", "meanings": ["başka konuyu dile getirmek, başka bir şeyden söz etmek"]}, {"word": "lafı dolandırmak", "meanings": ["sözü uzatmak"]}, {"word": "lafı döndürüp dolaştırmak", "meanings": ["sözü uzatmak"]}, {"word": "lafı edilmek", "meanings": ["sözü edilmek"]}, {"word": "lafı geçmek", "meanings": ["sözü geçmek"]}, {"word": "lafı kesmek", "meanings": ["sözü kesmek"]}, {"word": "lafı kıçından anlamak", "meanings": ["konuşulan konuyu yanlış, ters anlamak"]}, {"word": "lafı kıçından dinlemek", "meanings": ["konuşulan konuyu ilgisiz, üstünkörü veya önem vermeden dinlemek"]}, {"word": "lafı kısa kesmek", "meanings": ["söyleyeceğini kısa veya özet olarak belirtmek, az ve öz konuşmak"]}, {"word": "lafı sulandırmak", "meanings": ["bir konu üzerinde ciddiyetle durup konuşurken araya ilgisiz, anlamsız veya tutarsız boş laf katmak"]}, {"word": "lafı tartmak", "meanings": ["sözü tartmak"]}, {"word": "lafı uzatmak", "meanings": ["konuşmayı gereksiz bir biçimde başka sözlerle sürdürmek"]}, {"word": "lafı mı olur?", "meanings": ["`şimdi onun sırası değil, daha önemli konular var` anlamında kullanılan bir söz", "bir iş yapmak için `seve seve zahmete girerim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "lafını yabana atmamak", "meanings": ["söylenen söze değer vermek"]}, {"word": "lafına gelmek", "meanings": ["sözüne gelmek"]}, {"word": "lafını (veya lafınızı) balla kestim (veya kesiyorum)", "meanings": ["sözünü balla kestim"]}, {"word": "lafını bilmek", "meanings": ["akıllı uslu konuşup başkasını rahatsız etmemek, yerinde, güzel ve tutarlı konuşmak"]}, {"word": "lafını esirgememek (veya sakınmamak)", "meanings": ["sözünü esirgememek"]}, {"word": "lafını etmek", "meanings": ["sözünü etmek"]}, {"word": "lafını geri almak", "meanings": ["sözünü geri almak"]}, {"word": "lafını kesmek", "meanings": ["sözünü kesmek"]}, {"word": "lafını yedirmek", "meanings": ["iddialı olarak söylediği sözü geri alma zorunda bırakmak"]}, {"word": "lafını yemek", "meanings": ["verdiği sözden, söylediği sözden vazgeçmek"]}, {"word": "lafla peynir gemisi yürümez", "meanings": ["`şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "laf lafı açar", "meanings": ["`bir konu üzerinde konuşulurken ilgisi dolayısıyla söz başka bir konuya geçer, sohbet uzar, gider` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "lafta kalmak", "meanings": ["bir iş düşünce aşamasında kalıp gerçekleşmemek"]}, {"word": "laftan anlamak", "meanings": ["söyleneni dinleyip uymak veya uygulamak"]}, {"word": "lafazanlık", "meanings": ["Gevezelik"]}, {"word": "lafazan", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "laf cambazlığı", "meanings": ["Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma, demagoji"]}, {"word": "laf cambazlığı yapmak", "meanings": ["bir kimsenin veya grubun duygularını kamçılayarak, gerçek dışı sözler söyleyerek onları kazanmaya çalışmak"]}, {"word": "lafçı", "meanings": ["Geveze", "İyi, etkili konuşan", "Söz götürüp getiren, dedikoducu"]}, {"word": "lafçılık", "meanings": ["Lafçı olma durumu"]}, {"word": "laf ebeliği", "meanings": ["Laf ebesi olma durumu, dil ebeliği, söz ebeliği"]}, {"word": "laf ebesi", "meanings": ["Çok konuşan, herkese laf yetiştiren kimse, dil ebesi, söz ebesi"]}, {"word": "laflama", "meanings": ["Laflamak işi"]}, {"word": "lafız", "meanings": ["Söz, kelime", "Yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlam"]}, {"word": "laflamak", "meanings": ["Konuşmak, sohbet etmek"]}, {"word": "laf salatası", "meanings": ["Çeşitli konularla ilgili anlamsız, boş sözler"]}, {"word": "lafügüzaf", "meanings": ["Boş söz"]}, {"word": "lafzen", "meanings": ["Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak"]}, {"word": "lafzi", "meanings": ["Sözün söylenişine, yapısına ait, sözle ilgili"]}, {"word": "lagün", "meanings": ["Deniz kulağı"]}, {"word": "lagar", "meanings": ["Zayıf, çelimsiz"]}, {"word": "lağımla atmak", "meanings": ["bir kayayı delip içine patlayıcı maddeler koyduktan sonra bu maddeleri ateşleyerek parçalamak"]}, {"word": "lağım", "meanings": ["Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz", "Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol"]}, {"word": "lağımcılık", "meanings": ["Lağımcının yaptığı iş"]}, {"word": "lağımcı", "meanings": ["Pis su kanallarını açıp temizleyen işçi", "Düşman kalelerini yıkmak için lağım kazan asker"]}, {"word": "lağım çukuru", "meanings": ["Atık suları ve pislikleri toplamak için kazılmış kapalı kuyu, foseptik"]}, {"word": "lağım döşemi", "meanings": ["Kanalizasyon"]}, {"word": "lağvedilme", "meanings": ["Lağvedilmek işi"]}, {"word": "lağıv", "meanings": ["Bir kuruluşun faaliyetine son verme", "Hükümsüz kılma, feshetme"]}, {"word": "lağvedilmek", "meanings": ["Bir kuruluşun faaliyetine son verilmek", "Hükümsüz kılınmak, feshedilmek"]}, {"word": "lağvetme", "meanings": ["Lağvetmek işi"]}, {"word": "lağvetmek", "meanings": ["Bir kuruluşu kaldırmak, işleyişine son vermek", "Hükümsüz kılmak, feshetmek, dağıtmak"]}, {"word": "lağvolma", "meanings": ["Lağvolmak işi"]}, {"word": "lağvolmak", "meanings": ["Bir kuruluşun faaliyeti sona ermek", "Hükümsüz kılınmak, dağıtılmak"]}, {"word": "lağvolunma", "meanings": ["Lağvolunmak işi"]}, {"word": "lağvolunmak", "meanings": ["Lağvedilmek"]}, {"word": "lahavle çekmek (veya okumak)", "meanings": ["`lahavle` sözünü söylemek"]}, {"word": "lahavle", "meanings": ["Sabrın tükendiğini belirtmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "lahana", "meanings": ["Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki, kelem (Brassica oleracea)"]}, {"word": "lahika", "meanings": ["Ek"]}, {"word": "lahmacun", "meanings": ["Üstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek"]}, {"word": "lahit", "meanings": ["Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar", "Taş veya mermerden oyma mezar"]}, {"word": "lahmacuncu", "meanings": ["Lahmacun yapan ve satan kimse"]}, {"word": "lahmacunculuk", "meanings": ["Lahmacuncunun işi veya mesleği"]}, {"word": "lahuri", "meanings": ["Lahuraki"]}, {"word": "lahos", "meanings": ["Lagos"]}, {"word": "lahuraki", "meanings": ["Lahor'da yapılan (bir tür şal kumaşı), lahuri"]}, {"word": "lahut", "meanings": ["Kutsal", "Tanrı âlemi"]}, {"word": "lahuti", "meanings": ["İlahi(III)"]}, {"word": "laiklik", "meanings": ["Laik olma durumu, laisizm", "Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması, laisizm"]}, {"word": "lahza", "meanings": ["Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası, an(I)"]}, {"word": "lahzada", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "laik", "meanings": ["Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan"]}, {"word": "laikleşme", "meanings": ["Laikleşmek durumu"]}, {"word": "laikleşmek", "meanings": ["Laik duruma gelmek"]}, {"word": "laikleştirme", "meanings": ["Laikleştirmek işi"]}, {"word": "laikleştirmek", "meanings": ["Dinle ilgili olmayan işleri dinî görüşlerin dışında tutmak"]}, {"word": "lain", "meanings": ["Lanetlenmiş, melun"]}, {"word": "laisizm", "meanings": ["Laiklik"]}, {"word": "lak", "meanings": ["Uzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk", "Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde"]}, {"word": "lakçı", "meanings": ["Laka veya vernik süren işçi"]}, {"word": "lakap", "meanings": ["Bir kimseye, bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad"]}, {"word": "lakap takmak", "meanings": ["bir kimseye onun bir özelliğini belirtecek bir ad vermek"]}, {"word": "lakaplı", "meanings": ["Herhangi bir lakabı olan", "Lakap takılmış olan"]}, {"word": "lakayıt", "meanings": ["İlgisiz", "İlgisiz bir biçimde"]}, {"word": "lakaydi", "meanings": ["İlgisizlik"]}, {"word": "lakayıt kalmak", "meanings": ["ilgisiz davranmak, aldırmamak"]}, {"word": "lakayıtlık", "meanings": ["İlgisizlik"]}, {"word": "lake", "meanings": ["Lak ile cilalanmış"]}, {"word": "lakerda", "meanings": ["Palamut, torik vb. balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura"]}, {"word": "lakerdacı", "meanings": ["Lakerda yapan veya satan kimse"]}, {"word": "lakırtı", "meanings": ["Söz, laf", "Boş söz, dedikodu, laf"]}, {"word": "lakırtı çıkarmak", "meanings": ["laf çıkarmak"]}, {"word": "lakırtı ağzından dökülmek", "meanings": ["isteksiz konuşmak"]}, {"word": "lakırtı etmek", "meanings": ["konuşmak", "dedikodu konusu etmek"]}, {"word": "lakırtı taşımak", "meanings": ["laf taşımak"]}, {"word": "lakırtı yetiştirmek", "meanings": ["bir söze karşılık vermekte gecikmemek"]}, {"word": "lakırtısı mı olur?", "meanings": ["konuşulan bir şeyin önemsizliğini veya yersizliğini anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "lakırtısı ağzında kalmak", "meanings": ["konuşan kimsenin, bir başkasının söze başlaması veya ani bir olay sonucunda sözü yarım kalmak"]}, {"word": "lakırtısını etmek", "meanings": ["hakkında konuşmak"]}, {"word": "lakırtıya boğmak", "meanings": ["gereksiz ve boş sözlerle konuşmayı uzatmak"]}, {"word": "lakırtıya tutmak", "meanings": ["konuşarak oyalamak"]}, {"word": "lakin", "meanings": ["Ama", "Ancak"]}, {"word": "lakırtıyı ağzına tıkamak", "meanings": ["birinin sözünü bitirmesine imkân vermeden onu ters bir karşılıkla susmak zorunda bırakmak"]}, {"word": "lakırtıyı ezip büzmek", "meanings": ["konuşmasını beceremeyip aynı şeyleri tekrarlamak"]}, {"word": "lakırtıyı kesmek", "meanings": ["susmak"]}, {"word": "lakırtı ebesi", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "lakırtı kavafı", "meanings": ["Geveze"]}, {"word": "lakırtıcı", "meanings": ["Lakırtı bulup söyleyen, konuşkan", "Geveze", "Dedikoducu"]}, {"word": "laklak", "meanings": ["Leyleğin gagasıyla çıkardığı ses", "Ara vermeden söylenilen saçma sapan söz dizisi, gevezelik"]}, {"word": "laklak etmek", "meanings": ["karşılıklı, gelişigüzel, havadan sudan konuşmak"]}, {"word": "laklaka", "meanings": ["Gereksiz, anlamsız, boş söz"]}, {"word": "laklakiyat", "meanings": ["Boş lakırtılar, değersiz sözler"]}, {"word": "lakonik", "meanings": ["Veciz"]}, {"word": "lakoz", "meanings": ["Hanigiller familyasından yuvarlak kuyruğu bulunan bir tür balık (Epinephelus zeneus)"]}, {"word": "laktaz", "meanings": ["Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi"]}, {"word": "lakrimal", "meanings": ["Gözyaşı kemiği bezesi"]}, {"word": "laktoz", "meanings": ["Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker, süt şekeri (C12H22O11)"]}, {"word": "laktik asit", "meanings": ["Ekşi sütte ve bitkilerin çoğunda bulunan asit alkol, süt asidi"]}, {"word": "lal", "meanings": ["Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş"]}, {"word": "lal etmek", "meanings": ["birini konuşamaz duruma sokmak, susturmak"]}, {"word": "lal", "meanings": ["Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş", "Bu taşın renginde olan", "Kırmızı renkli bir tür mürekkep"]}, {"word": "lalalık", "meanings": ["Lala olma durumu", "Lalanın görevi"]}, {"word": "lala", "meanings": ["Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse", "Şehzadelerin özel eğitmenleri", "Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz"]}, {"word": "lala paşa eğlendirmek", "meanings": ["işini gücünü bırakıp karşısındakinin hoş vakit geçirmesini sağlamak"]}, {"word": "lale ağacı", "meanings": ["Manolyagillerden, ana yurdu Güney Amerika olan, çiçekleri laleye benzeyen bir süs ağacı (Liriodendron tulipifera)"]}, {"word": "lale", "meanings": ["Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi (Tulipa gesneriana)", "Meyve koparmak için ucuna üçlü veya dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık", "Ağır hapis mahkûmlarının boynuna geçirilen demir halka"]}, {"word": "laleli", "meanings": ["Lale bulunan veya yetiştirilen (yer)", "Üzerinde lale deseni veya motifi bulunan"]}, {"word": "lalanga", "meanings": ["Yağda kızartılarak üzerine şeker veya şerbet dökülen bir hamur tatlısı"]}, {"word": "lâm", "meanings": ["Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı"]}, {"word": "lalettayin", "meanings": ["Herhangi bir", "Sıradan"]}, {"word": "lalüebkem", "meanings": ["Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş, dilsiz"]}, {"word": "lalezar", "meanings": ["Lale yetiştirilen yer, lale bahçesi"]}, {"word": "lalelik", "meanings": ["Osmanlı seramik ve cam sanatının örneklerinden olan ve içine lale konulan vazo"]}, {"word": "lâmı cimi yok", "meanings": ["`değişmez, kesin, başka yolu yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "lâm elif çevirmek (veya çizmek)", "meanings": ["kısa bir süre dolaşıp gelmek"]}, {"word": "lam", "meanings": ["Mikroskopta incelenecek maddelerin üzerine konulduğu dar, uzun cam parçası", "Dar, çok ince metal parça"]}, {"word": "lamacı", "meanings": ["Lamacılık yanlısı olan (kimse)"]}, {"word": "lama", "meanings": ["Tibetlilerde ve Moğollarda Buda rahibi"]}, {"word": "lamacılık", "meanings": ["Budizm'in Orta Asya ve özellikle Tibet'te yaşayan biçimi", "Tibet Budizmi'nde oluşan hiyerarşik düzen"]}, {"word": "lama", "meanings": ["Geviş getirenlerden, Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, yük hayvanı olarak kullanılan, karadan aka kadar türlü renklerde olabilen, tüyleri uzun, boyu yüksek ve boynu uzun hayvan"]}, {"word": "lamaist", "meanings": ["Lamacı"]}, {"word": "lamba", "meanings": ["Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet", "Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul", "Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti"]}, {"word": "lamaizm", "meanings": ["Lamacılık"]}, {"word": "lamba açmak", "meanings": ["kapı, pencere kenarlarında genellikle dik açılı girinti açmak"]}, {"word": "lambayı açmak", "meanings": ["ışığı yakmak", "lambanın fitilini yükseltip ışığını çoğaltmak"]}, {"word": "lambada dansı", "meanings": ["Lambada"]}, {"word": "lamba karpuzu", "meanings": ["Işığı yumuşatmak için lambalara geçirilen, mat camdan, basık vb. değişik biçimlerde nesne, karpuz"]}, {"word": "lambalamak", "meanings": ["Lamba ışığıyla incelemek", "Kapı ve pencere kenarlarına girinti açmak"]}, {"word": "lambalama", "meanings": ["Lambalamak işi"]}, {"word": "lambada", "meanings": ["Güney Amerika'da yapılan bir dans", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "lambalı", "meanings": ["Herhangi bir sayıda lambası olan", "Lamba ile çalışan", "Birbirinin içine geçebilecek biçimde yapılmış"]}, {"word": "lambalık", "meanings": ["Eskiden yapılarda lamba koyacak veya takılacak yer", "Lambanın alabileceği kadar"]}, {"word": "lambasız", "meanings": ["Lambası olmayan"]}, {"word": "lame", "meanings": ["Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş veya metal parlaklığı verilmiş deri", "Böyle bir kumaş veya deriden yapılan"]}, {"word": "lambri", "meanings": ["Bir yapının iç duvar kaplaması", "Tavana yapılan ahşap kaplama"]}, {"word": "lamekân", "meanings": ["Mekânı olmayan, mekânsız", "Yersiz yurtsuz, belli bir adresi olmayan"]}, {"word": "lamekân takımı", "meanings": ["Yersiz yurtsuz, adresi belirsiz kişiler topluluğu"]}, {"word": "lanet", "meanings": ["Tanrı'nın merhametinden yoksun olma", "Kötü, berbat, çok kötü", "Bir ilenme sözü"]}, {"word": "lamise", "meanings": ["Dokunum", "Duyarga"]}, {"word": "lamel", "meanings": ["Mikroskopla yapılan incelemede bazen lamların üstüne kapatılan dört köşe, küçük ve ince cam parçası", "Çok ince tabaka"]}, {"word": "laminarya", "meanings": ["Bütün denizlerde yetişen, sarı veya esmer renkte, emici köklerle kayalara tutunan, uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu (Laminaria)"]}, {"word": "lan", "meanings": ["Ulan"]}, {"word": "lanarkit", "meanings": ["Hidratlı doğal kurşun sülfat"]}, {"word": "lanet okumak", "meanings": ["bir kimsenin Tanrı'nın merhametinden yoksun kalmasını dilemek"]}, {"word": "lanet etmek", "meanings": ["ilenmek, kötülüğünü istemek"]}, {"word": "lando", "meanings": ["Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası"]}, {"word": "lanet olsun!", "meanings": ["Öfke veya kini ifade etmek için kullanlan bir ilenme sözü"]}, {"word": "lanetlemek", "meanings": ["Kargımak, beddua etmek, lanet etmek", "Tanrı, merhametinden yoksun bırakmak", "Dinden kovmak"]}, {"word": "lanetleme", "meanings": ["Lanetlemek işi", "Lanetlenmiş"]}, {"word": "lanetlenme", "meanings": ["Lanetlenmek işi"]}, {"word": "langur", "meanings": ["Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus)"]}, {"word": "lanetlenmek", "meanings": ["Lanet edilmek, lanete uğramak"]}, {"word": "lanetli", "meanings": ["Lanetlenmiş, kargınmış, kargışlı, melun"]}, {"word": "langırt", "meanings": ["Dikdörtgen masa üzerindeki oyuncu maketleri bulunan sopaları yöneterek küçük topları belirli deliklere sokmak veya bu deliklere girmesini önlemek amacına dayanan oyun"]}, {"word": "langır lungur", "meanings": ["Metalsi bir ses çıkararak", "Dikkatsizce, savruk bir biçimde"]}, {"word": "langust", "meanings": ["Kabuklulardan, makasları olmaması, duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan, eti için avlanan bir deniz hayvanı (Palinurus vulgaris)"]}, {"word": "lanolin", "meanings": ["Yapağıdan elde edilen, eczacılıkta ve parfümeride kullanılan, sarımtırak renkte bir yağ"]}, {"word": "lanse", "meanings": ["Önceleme"]}, {"word": "lantan", "meanings": ["Atom numarası 57, atom ağırlığı 138,9, yoğunluğu 6,1 olan, beyaz, havada çabuk oksitlenen, parlak bir alevle yanan, seyrek bulunur bir element (simgesi La)"]}, {"word": "lanse etmek", "meanings": ["öncelemek"]}, {"word": "lantanit", "meanings": ["Birbirine çok yakın kimyasal özellikler gösteren, atom numarası 57-71 arasında olan, seyrek bulunan elementlerin genel adı"]}, {"word": "lap", "meanings": ["Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses"]}, {"word": "lapa", "meanings": ["Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu", "Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç"]}, {"word": "lapa gibi", "meanings": ["yumuşak, gevşek bir biçimde"]}, {"word": "lapa vurmak", "meanings": ["ağrıyı kesmek, iyileştirmek amacıyla lapa koymak"]}, {"word": "lapacı", "meanings": ["Vücutça toplu ve iri olmasına rağmen direnci az olan", "Yorgun, bitmiş tükenmiş"]}, {"word": "lapçın", "meanings": ["Tabanı meşinden olan mest, edik"]}, {"word": "lapçınlı", "meanings": ["Ayağına lapçın giymiş olan"]}, {"word": "lapacılık", "meanings": ["Tembellik, gevşeklik"]}, {"word": "lapa lapa", "meanings": ["Yassı ve iri taneler durumunda (kar yağmak)"]}, {"word": "lapina", "meanings": ["Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 santimetre uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık (Crenilabrus pavo)"]}, {"word": "lapilli", "meanings": ["Yanardağlardan fırlayan çok küçük katı parça"]}, {"word": "lapinagiller", "meanings": ["Kemikli balıklar takımına giren bir familya"]}, {"word": "lap lap", "meanings": ["Köpek, kedi vb. hayvanlar `lap` sesi çıkararak (su, süt vb. içmek)"]}, {"word": "Lapon", "meanings": ["Laponya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Laponyalı"]}, {"word": "Laponyalı", "meanings": ["Lapon"]}, {"word": "Laponca", "meanings": ["Lapon dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "lappadak", "meanings": ["Bir şey `lap` sesi çıkararak (düşmek)"]}, {"word": "larenjit", "meanings": ["Gırtlakta oluşan yangı"]}, {"word": "larp", "meanings": ["Ansızın", "Güçlü bir biçimde"]}, {"word": "larp diye", "meanings": ["ansızın"]}, {"word": "larpadak", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "larva", "meanings": ["Kurtçuk"]}, {"word": "laski", "meanings": ["Yakı ile ilgili"]}, {"word": "laskine", "meanings": ["İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun"]}, {"word": "larvacıl", "meanings": ["Larvayla beslenen (hayvan)"]}, {"word": "laso", "meanings": ["Kement"]}, {"word": "lasta", "meanings": ["Kuzey Avrupa'da kullanılan, 2000 kilograma yakın gemi yüklerine ve büyük miktardaki ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi"]}, {"word": "lasteks", "meanings": ["Kauçuk, ipek, pamuk veya yün karışımı bir tür yapma kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "lastik", "meanings": ["Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç", "Kauçuktan yapılmış ayakkabı", "Kauçuktan yazı silgisi", "Taşıtların jantlarına yerleştirilen elastiki tekerlek bandajı", "Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit", "Bir tür esnek örgü", "Korse", "Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit", "Kauçuktan yapılmış"]}, {"word": "lastik gibi", "meanings": ["çevik", "her yöne çekilebilen", "az pişmiş, sert (et)"]}, {"word": "lastik ağacı", "meanings": ["Kauçuk"]}, {"word": "lastikçi", "meanings": ["Lastik ürünlerini yapan veya satan kimse", "Taşıt lastiği satan veya onaran kimse"]}, {"word": "lastikli söz", "meanings": ["Değişik anlamlara gelebilen, farklı değerlendirilebilen konuşma, lastikli lakırtı"]}, {"word": "lastikli", "meanings": ["İçinde veya üzerinde lastik bulunan", "Türlü anlamlar verilebilen (söz, konuşma)"]}, {"word": "lastik tutkalı", "meanings": ["Lastiklerin kasnağa yapıştırılmasını sağlayan madde"]}, {"word": "lastikotin", "meanings": ["İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "laşe", "meanings": ["Leş"]}, {"word": "lata", "meanings": ["Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir üstlük türü"]}, {"word": "lata", "meanings": ["Dar ve kalınca tahta"]}, {"word": "latanya", "meanings": ["Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, bazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye (Latania rubra)"]}, {"word": "lateks", "meanings": ["Bazı bitkilerin genellikle süt görünüşünde olan öz suyu"]}, {"word": "lateksli", "meanings": ["Özünde lateks bulunduran"]}, {"word": "laterit", "meanings": ["Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, parlak kırmızı veya kahverengiye çalan kırmızı renkli, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak"]}, {"word": "lateritli", "meanings": ["Özünde laterit bulunduran"]}, {"word": "laterna", "meanings": ["Kolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir org türü"]}, {"word": "laternacı", "meanings": ["Laterna yapan, satan veya çalan kimse"]}, {"word": "latif", "meanings": ["Yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan"]}, {"word": "latifçe", "meanings": ["Latif, hoş"]}, {"word": "latife etmek", "meanings": ["şaka etmek"]}, {"word": "latife", "meanings": ["Şaka"]}, {"word": "latife götürmek", "meanings": ["şaka kaldırmak"]}, {"word": "latife latif gerek", "meanings": ["`şaka yaparken bile incelikten ayrılmamak gerek` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "latifeci", "meanings": ["Şakacı"]}, {"word": "latiflik", "meanings": ["Latif olma durumu"]}, {"word": "latifundia", "meanings": ["İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları"]}, {"word": "latilokum", "meanings": ["rāḥat + ḥulḳūm"]}, {"word": "latifundiacılık", "meanings": ["Latifundia sistemi ile geniş tarım alanlarını işletme yöntemi veya biçimi"]}, {"word": "Latin", "meanings": ["İtalya'da Latium bölgesi halkından olan kimse", "Latin halkları"]}, {"word": "Latince", "meanings": ["Latin dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Latin çiçeği", "meanings": ["Latin çiçeklerinden, kalkan biçiminde yuvarlak yapraklı, sarı ve kırmızı çiçekli bir süs bitkisi, hançer çiçeği, kapuçin (Tropeoalum)"]}, {"word": "Latin çiçeğigiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örneği Latin çiçeği olan bir familya"]}, {"word": "Latin dilleri", "meanings": ["Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce vb. dillerin ortak adı"]}, {"word": "Latin halkları", "meanings": ["Dilleri Latinceden türemiş Fransız, İspanyol, İtalyan, Portekiz halkları, Latin"]}, {"word": "Latinlik", "meanings": ["Latin olma durumu"]}, {"word": "Latin yelkeni", "meanings": ["Bir serene bağlanarak direğe eğik bir durumda kaldırılan üçgen yelken"]}, {"word": "laubali olmak", "meanings": ["aşırı samimi veya teklifsizce davranmak"]}, {"word": "laubali", "meanings": ["Saygısız, çekinmesi olmayan", "Senli benli, teklifsiz", "Davranışları ölçülü, olgun olmayan, ciddiyetsiz", "Aşırı samimi bir biçimde, teklifsizce"]}, {"word": "laubalice", "meanings": ["Laubaliye yakın", "(la:uba:li'ce) Laubali bir biçimde"]}, {"word": "laubalileşme", "meanings": ["Laubalileşmek işi"]}, {"word": "laubaliyane", "meanings": ["Saygısızca"]}, {"word": "laubalileşmek", "meanings": ["Laubali davranışta bulunmak"]}, {"word": "laubalilik", "meanings": ["Laubali olma durumu, ciddiyetsizlik"]}, {"word": "lav", "meanings": ["Yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, dünyanın derinliklerinden gelen kızgın, erimiş maddeler, püskürtü"]}, {"word": "lava etmek", "meanings": ["bir filikayı ilerletmek", "birini çekiştirmek"]}, {"word": "lavabo", "meanings": ["Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya", "Tuvalet", "Lokanta, gar vb. yerlerde bu düzenin bulunduğu yer"]}, {"word": "lava", "meanings": ["Herhangi bir yere yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen buyruk"]}, {"word": "lavabo musluğu", "meanings": ["Lavaboya gelen soğuk ve sıcak suyu açıp kapayan ve akmasını ayarlayan musluk"]}, {"word": "lavaj yapmak", "meanings": ["herhangi bir organı mikroplardan temizlemek amacıyla yıkamak, arıtmak"]}, {"word": "lavaj", "meanings": ["Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama", "Bir organı su vererek yıkayıp temizleme"]}, {"word": "lavanta", "meanings": ["Lavanta çiçeğinden yapılan ispirtolu esans"]}, {"word": "lavantacı", "meanings": ["Lavanta yapan kimse", "Gezici olarak esans satan kimse"]}, {"word": "lavantacılık", "meanings": ["Lavanta yapma ve satma işi"]}, {"word": "lavantalık", "meanings": ["Lavanta kokusunu koymaya yarayan şişe"]}, {"word": "lavanta çiçeği", "meanings": ["Ballıbabagillerden, mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki (Lavandula angustifolia)"]}, {"word": "lavanta mavisi", "meanings": ["Lavanta rengindeki mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "lavaş", "meanings": ["Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü", "Yufka inceliğinde açılmış uzun sade pide"]}, {"word": "lavantin", "meanings": ["Lavanta çiçeğinin bir başka türü"]}, {"word": "lavdanom", "meanings": ["İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç"]}, {"word": "lavman", "meanings": ["Anüs yoluyla kalın bağırsağa tanı veya tedavi amacıyla sıvı verme", "Bu iş için kullanılan alet ve sıvı"]}, {"word": "lavrovit", "meanings": ["Piroksen grubundan doğal silikat"]}, {"word": "lav silahı", "meanings": ["Uzun menzilli, ateşli bir silah türü"]}, {"word": "lavsonit", "meanings": ["Hidratlı alüminyum ve kalsiyum çift silikatı"]}, {"word": "lavta", "meanings": ["Mızrapla çalınan, gövdesi uttan küçük bir çalgı"]}, {"word": "lavta", "meanings": ["Ebe", "Tutçek", "Erkek doğum hekimi"]}, {"word": "lav taşması", "meanings": ["Lavın püskürme sırasında yanardağ ağzından çıkarak alçak yerlere doğru yayılması"]}, {"word": "layemut", "meanings": ["Ölümsüz, ölmez"]}, {"word": "layık", "meanings": ["Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan", "Bir kimseye uygun olan, yaraşan"]}, {"word": "layık görmek", "meanings": ["yakıştırmak, uygun görmek"]}, {"word": "layenkati", "meanings": ["Kesintisiz, aralıksız"]}, {"word": "layık olmak", "meanings": ["hak kazanmış olmak", "uygun olmak"]}, {"word": "layığını bulmak", "meanings": ["dengini, yaraşır eşini bulmak", "hak ettiği cezayı bulmak"]}, {"word": "layiha", "meanings": ["Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı", "Tasarı"]}, {"word": "layıkıyla", "meanings": ["Gereğince"]}, {"word": "laytmotif", "meanings": ["Bir eserde, ana duyguyu, düşünceyi veya kişiliği göstermek için kullanılan motif, ana motif", "Sinema, tiyatro vb. eserler için hazırlanan müziklerde tekrarlarlanan ve özel anlam belirten motif", "Sinema filminin kurgusunda ana kavramı belirlemek amacıyla önemli anlarda yeniden kullanılan görüntüler"]}, {"word": "Laz", "meanings": ["Güney Kafkasyalı bir halk veya bu halktan olan kimse"]}, {"word": "layuhti", "meanings": ["Hata işlemeyen, yanlış yapmayan"]}, {"word": "laza", "meanings": ["Bal koymaya yarayan küçük tekne"]}, {"word": "lazanya", "meanings": ["Bir tür İtalyan makarnası"]}, {"word": "Lazca", "meanings": ["Lazların kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "lazer", "meanings": ["Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı"]}, {"word": "lazım gelmek (veya olmak)", "meanings": ["gerekmek"]}, {"word": "lazım", "meanings": ["Gerek, gerekli", "Geçişsiz, müteaddi karşıtı"]}, {"word": "lazıme", "meanings": ["Yapılması gerekli olan şey", "Gerekçe"]}, {"word": "lazımlık", "meanings": ["Ördek"]}, {"word": "Lazlık", "meanings": ["Laz olma durumu", "Laz gibi davranma"]}, {"word": "lazut", "meanings": ["Mısır"]}, {"word": "L demiri", "meanings": ["Sanayide kullanılan L biçiminde bükülmüş demir çubuk"]}, {"word": "leb", "meanings": ["`Daha söze başlanırken ne denmek istenildiğini çabucak anlamak` anlamındaki leb demeden leblebiyi anlamak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "lebbeyk", "meanings": ["`Buyurun efendim, emredin` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "lebalep", "meanings": ["Silme", "Tıklım tıklım"]}, {"word": "lebiderya", "meanings": ["Deniz kenarı"]}, {"word": "leblebiden nem kapmak", "meanings": ["en küçük bir olay veya davranıştan olumsuz etkilenmek"]}, {"word": "leblebi", "meanings": ["Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut"]}, {"word": "leblebici", "meanings": ["Leblebi yapan veya satan kimse"]}, {"word": "leblebicilik", "meanings": ["Leblebicinin yaptığı iş"]}, {"word": "leblebi şekeri", "meanings": ["İçinde leblebi olan şeker"]}, {"word": "leçe", "meanings": ["Taşlı tarla"]}, {"word": "leçek", "meanings": ["Başörtüsü"]}, {"word": "ledün", "meanings": ["Tanrı katı"]}, {"word": "lef", "meanings": ["İçine sokma, iliştirme"]}, {"word": "ledün ilmi", "meanings": ["Tanrı ile ilgili bilgi"]}, {"word": "leffetme", "meanings": ["Leffetmek işi"]}, {"word": "leffetmek", "meanings": ["İçine sokmak, iliştirmek"]}, {"word": "leffüneşir", "meanings": ["Birkaç adı bir sözün başında söyledikten sonra bunların sıfat veya fiillerini daha aşağıda sıralama"]}, {"word": "legalleşme", "meanings": ["Legalleşmek durumu"]}, {"word": "legal", "meanings": ["Yasal"]}, {"word": "legalleşmek", "meanings": ["Legal, yasal duruma gelmek"]}, {"word": "legorn", "meanings": ["Yumurta verimi yüksek, genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı"]}, {"word": "leğen başından almak", "meanings": ["bir kızla hamarat diye evlenmek"]}, {"word": "leğen", "meanings": ["Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap", "Gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı, havsala"]}, {"word": "Leh", "meanings": ["Polonyalı"]}, {"word": "leğen ibrik", "meanings": ["El ve yüz yıkamak, abdest almak için kullanılan, leğen ve ibrikten oluşan takım"]}, {"word": "lehinde olmak", "meanings": ["bir şeyin tarafını tutmuş olmak", "birinin yararına olmak", "bir kimseyi desteklemek"]}, {"word": "leh", "meanings": ["Bir şeyden veya bir kimseden yana olma, aleyh karşıtı"]}, {"word": "lehine olmak", "meanings": ["bir kimsenin iyiliğine yardım eder olmak"]}, {"word": "lehinde söylemek (veya bulunmak)", "meanings": ["iyiliğini söylemek", "hakkında iyi söz söylemek, desteklemek"]}, {"word": "lehte olmak", "meanings": ["bir şeyden yana olmak"]}, {"word": "Lehçe", "meanings": ["Polonya dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "lehçe", "meanings": ["Bir dilin tarihsel, bölgesel ve siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu, diyalekt", "Konuşma tarzı"]}, {"word": "lehçe bilimi", "meanings": ["Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı, diyalektoloji"]}, {"word": "lehçeci", "meanings": ["Lehçe bilimi uzmanı"]}, {"word": "lehtar", "meanings": ["Yandaş, taraftar", "Senet metninde, senet bedelinin kendisine ödenmesi yazılı olan kişi"]}, {"word": "lehim", "meanings": ["Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı", "Bu alaşımla yapılan işlem"]}, {"word": "lehimci", "meanings": ["Lehim yapan kimse"]}, {"word": "lehimcilik", "meanings": ["Lehimcinin yaptığı iş"]}, {"word": "lehimleme", "meanings": ["Lehimlemek işi"]}, {"word": "lehimlemek", "meanings": ["Lehimle yapıştırmak, lehimle tutturmak", "Bağlamak"]}, {"word": "lehimlenmek", "meanings": ["Lehimle yapıştırılmak"]}, {"word": "lehimlenme", "meanings": ["Lehimlenmek işi"]}, {"word": "lehimletme", "meanings": ["Lehimletmek işi"]}, {"word": "lehimletmek", "meanings": ["Lehim yaptırmak"]}, {"word": "lehimli", "meanings": ["Lehimle tutturulmuş"]}, {"word": "lejant", "meanings": ["Bir fotoğrafın, haritanın, desenin veya karikatürün özünü anlatan yazı"]}, {"word": "lejitimist", "meanings": ["Meşrutiyetçi"]}, {"word": "lejyon", "meanings": ["Eski Romalılarda piyade ve süvarinin oluşturduğu askerî birlik", "Fransa'da genellikle yabancılardan kurulu, birkaç takımdan oluşan piyade birliği"]}, {"word": "lejyoner", "meanings": ["Lejyon asker", "Yabancı uyruklu sporcu"]}, {"word": "leke", "meanings": ["Kirliliği gösteren iz", "Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk", "Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk", "Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe", "Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm"]}, {"word": "leke etmek", "meanings": ["lekelemek"]}, {"word": "leke getirmek", "meanings": ["yüz kızartacak, onur kıracak durumla karşılaşmaya yol açmak"]}, {"word": "leke olmak", "meanings": ["üstünde leke oluşmak"]}, {"word": "lekeci", "meanings": ["Kuru temizleme yapan, kuru temizleyici"]}, {"word": "leke sürmek", "meanings": ["birine onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak, suç yüklemek, lekelemek"]}, {"word": "lekeci kili", "meanings": ["Kumaşlardaki lekeleri çıkarmak için kullanılan bir kil türü"]}, {"word": "lekeleme", "meanings": ["Lekelemek işi", "Namusa dokunur bir suç yükleme, iftira etme"]}, {"word": "lekecilik", "meanings": ["Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı, taşizm"]}, {"word": "lekelenme", "meanings": ["Lekelenmek işi", "Adı kötüye çıkma"]}, {"word": "lekelemek", "meanings": ["Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak", "Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek"]}, {"word": "lekelenmek", "meanings": ["Leke oluşmak", "Kötü tanınmak"]}, {"word": "lekeli humma", "meanings": ["Tifüs"]}, {"word": "lekeli", "meanings": ["Herhangi bir sebeple üzerinde leke oluşmuş, lekesi olan", "Kötü tanınmış, lekelenmiş"]}, {"word": "leksikografi", "meanings": ["Sözlükçülük"]}, {"word": "leksikograf", "meanings": ["Sözlükçü"]}, {"word": "lekesiz", "meanings": ["Lekesi olmayan, tertemiz", "Namuslu"]}, {"word": "leksikolog", "meanings": ["Sözcük bilimci"]}, {"word": "leksikoloji", "meanings": ["Sözcük bilimi"]}, {"word": "lektör", "meanings": ["Okutman", "Yayınevlerinde yayımlanması düşünülen eserleri inceleyerek değerlendiren kimse"]}, {"word": "lektörlük", "meanings": ["Okutmanlık"]}, {"word": "lemis", "meanings": ["El ile dokunarak duyma, bir şeye el ile dokunma"]}, {"word": "lenf", "meanings": ["Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa"]}, {"word": "lenduha", "meanings": ["Çok iri ve kaba"]}, {"word": "lenfa", "meanings": ["Lenf"]}, {"word": "lenfatizm", "meanings": ["Vitamin azlığından veya lenf boğumlarının hacminin artmasından doğan, derinin aşırı beyazlığı, tenin çok yumuşak olması, ayaklarda şişme ve boyundaki bezlerde büyüme vb. belirtilerle kendini gösteren bir hastalık"]}, {"word": "lenfatik", "meanings": ["Lenfle ilgili olan", "Lenfatizme tutulmuş olan (kimse)"]}, {"word": "lenfosit", "meanings": ["Kanda, kemik iliğinde, lenfte bulunan, tek ve çok iri çekirdekli, küçük, renksiz bir kan hücresi"]}, {"word": "lenger", "meanings": ["Yayvan ve kenarları geniş, büyük bakır kap", "Bu kabın alabileceği miktarda olan", "Gemi demiri"]}, {"word": "lengüistik", "meanings": ["Dil bilimi"]}, {"word": "lens", "meanings": ["Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek, kontak lens", "Mercek"]}, {"word": "lento", "meanings": ["Boyunduruk"]}, {"word": "leopar", "meanings": ["Pars"]}, {"word": "lepiska", "meanings": ["Leipzig şehrinde üretilen ipek", "Uzun, sarı ve yumuşak (saç)"]}, {"word": "lepra", "meanings": ["Cüzzam"]}, {"word": "lesepase", "meanings": ["Bir sınırdan geçebilmek için verilen yazılı izin", "Bu izni gösteren belge"]}, {"word": "lerze", "meanings": ["Titreme, titreyiş"]}, {"word": "lerzan", "meanings": ["Titrek"]}, {"word": "leş", "meanings": ["Kokmuş hayvan ölüsü", "Çok kötü kokan"]}, {"word": "leş gibi sarhoş", "meanings": ["körkütük sarhoş, çok sarhoş"]}, {"word": "leş gibi", "meanings": ["çok pis (yer)", "rahatsız edici, ağır (koku)", "tembel veya çok yorgun"]}, {"word": "nazire yapmak", "meanings": ["bir söze, bir davranışa benzeriyle karşılık vermek"]}, {"word": "leş gibi serilmek", "meanings": ["kollarını bacaklarını yayarak kımıldamadan yatmak"]}, {"word": "nazirsiz", "meanings": ["Benzersiz, eşsiz"]}, {"word": "Nazizm", "meanings": ["Almanya'da 1930'lu yıllarda Hitler tarafından kurulan Nasyonal Sosyalist Partisinin, Alman ırkının üstünlüğünü savunan politikası, Hitlercilik"]}, {"word": "nazlanış", "meanings": ["Nazlanma işi"]}, {"word": "nazlanmak", "meanings": ["Kolayca gönlü olmamak, ısrar beklemek", "İsteksiz görünmek"]}, {"word": "nazlanma", "meanings": ["Nazlanmak işi, mırın kırın"]}, {"word": "nazlı", "meanings": ["Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen, işveli, edalı", "Özen isteyen, nazik", "Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren", "Üstüne titrenilerek, değer verilerek"]}, {"word": "nazlılık", "meanings": ["Nazlı olma durumu"]}, {"word": "nazmetme", "meanings": ["Nazmetmek işi"]}, {"word": "nazmetmek", "meanings": ["Nazım biçimine sokmak, nazım olarak düzenlemek"]}, {"word": "Nd", "meanings": ["Neodim elementinin simgesi"]}, {"word": "Nb", "meanings": ["Niyobyum elementinin simgesi"]}, {"word": "ne âlem", "meanings": ["yadırganan ancak kızılmayan davranışları olan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne", "meanings": ["Hangi şey", "Her şey", "Birçok şey", "Hangi", "Nasıl", "Neden", "Şaşma veya abartı bildiren bir söz", "`Sana ne, bana ne` gibi sorularda `ne ilgisi var` anlamına gelen bir söz", "Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem"]}, {"word": "ne", "meanings": ["Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "ne âlemde?", "meanings": ["nasıl?"]}, {"word": "ne alıp veremiyor?", "meanings": ["`isteği, dileği nedir, niçin musallat oluyor?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne arar (veya onda ... ne gezer)", "meanings": ["onda yoktur"]}, {"word": "ne arıyor", "meanings": ["`neden oraya gitmiş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne biçim?", "meanings": ["nasıl?"]}, {"word": "ne buyrulur?", "meanings": ["`onun nasıl bir şey olduğunu gördünüz, buna ne diyorsunuz?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne çare", "meanings": ["`çaresi yok, elden ne gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne çıkar", "meanings": ["ne zararı var?", "bir sonuç vermez", "nasıl bir yarar umulur?"]}, {"word": "ne dedim de", "meanings": ["yapılan bir şeyden duyulan pişmanlığı belirten bir söz"]}, {"word": "ne çiçektir, biliriz", "meanings": ["`ne denli yeteneksiz, niteliksiz olduğunu biliriz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne demek olsun", "meanings": ["ne demek"]}, {"word": "ne demek?", "meanings": ["`öyle şey olur mu, o nasıl şey, yakışık alır mı?` anlamında kullanılan bir söz", "`tabii ki, elbette, lafı mı olur?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne de olsa", "meanings": ["`ne denli eksiği, kusuru olursa olsun, böyle olmakla birlikte` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne demeye", "meanings": ["ne diye, nasıl bir düşünceyle, hangi maksatla, niçin?", "hangi anlama?"]}, {"word": "ne denir (veya dersin)", "meanings": ["bir konuda söyleyecek söz kalmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "ne denli", "meanings": ["ne kadar"]}, {"word": "ne diye?", "meanings": ["nasıl bir düşünceyle, niçin?"]}, {"word": "ne dese beğenirsin?", "meanings": ["beklenmeyen bir söz söylenildiğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne fayda", "meanings": ["iş işten geçtikten sonra alınan boş önlemler için `neye yarar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne ekersen onu biçersin", "meanings": ["`nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne gam", "meanings": ["üzülmeye gerek yok"]}, {"word": "ne gezer", "meanings": ["bulunmaz, yoktur"]}, {"word": "ne gibi?", "meanings": ["nasıl, ne türlü?"]}, {"word": "ne gözle bakmak", "meanings": ["inancını belirtir biçimde bakmak", "değerlendirmek"]}, {"word": "ne güne duruyor?", "meanings": ["... varken başka şey gerekmez", "şimdi yapmazsa ne zaman yapacak?"]}, {"word": "ne günlere kaldık!", "meanings": ["zamanın olaylarından yakınma anlatan bir söz"]}, {"word": "ne haddine!", "meanings": ["ona mı düşmüş, ona mı kalmış, ona düşmez"]}, {"word": "ne haber?", "meanings": ["herhangi bir bilgi var mı?", "ne var ne yok", "`senin hiçbir şeyden haberin yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne hacet", "meanings": ["gereksiz, gerek yok"]}, {"word": "ne hâlde?", "meanings": ["hangi durumda?"]}, {"word": "ne hikmetse (veya hikmettir)", "meanings": ["bilmezlikten gelinen durumlarda kullanılan bir söz", "bilinmeyen bir sebepten ötürü"]}, {"word": "ne hâli varsa görsün", "meanings": ["öğüt ve uyarı dinlemeyenler için `ne yaparsa yapsın, beni ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne idiği belirsiz", "meanings": ["ne olduğu, soyu sopu belirsiz"]}, {"word": "ne imiş?", "meanings": ["ne değeri var?"]}, {"word": "ne istediğini bilmek", "meanings": ["amacını kesin ve kararlı bir biçimde belirlemek"]}, {"word": "ne ise", "meanings": ["neyse"]}, {"word": "ne iyi!", "meanings": ["mutluluk ve beğenme anlatan bir söz"]}, {"word": "ne kadar", "meanings": ["nicelik bakımından miktar, ölçü, fiyat, zaman anlamlarıyla soru bildiren bir söz", "çok, oldukça", "ne ölçüde"]}, {"word": "ne kadar olsa", "meanings": ["ne de olsa, sonuçta"]}, {"word": "ne lazım", "meanings": ["niçin ilgileniyorsun, ilgilenme"]}, {"word": "ne kadar varsa", "meanings": ["hepsi, tamamı"]}, {"word": "ne mal olduğunu bilmek (veya anlamak)", "meanings": ["birinin nasıl bir nitelikte, yetenekte ve yaradılışta olduğunu bilmek, kestirmek"]}, {"word": "ne mene", "meanings": ["ne çeşit, ne türlü"]}, {"word": "ne menem", "meanings": ["ne çeşit, ne türlü"]}, {"word": "ne mümkün", "meanings": ["olacak şey değil, imkânsız"]}, {"word": "ne münasebet!", "meanings": ["öyle şey mi olur, ilgisi yok"]}, {"word": "ne o?", "meanings": ["ne var, ne oluyor?"]}, {"word": "ne olacak!", "meanings": ["ne değeri var, önemi yok"]}, {"word": "ne olduğunu bilememek", "meanings": ["şaşırmak, aklı başından gitmek"]}, {"word": "ne olursa olsun", "meanings": ["`her durumda, olumlu veya olumsuz bütün şartlarda` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne oldum delisi olmak", "meanings": ["ummadığı bir duruma beklemediği bir anda ulaşan kimse çok şımarmak"]}, {"word": "ne olur (veya olursun veya olursunuz)", "meanings": ["`yalvarırım, lütfen, rica ederim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne oluyor?", "meanings": ["ne gereği var veya ne karışıyor?"]}, {"word": "ne pahasına olursa olsun", "meanings": ["`ne büyük özveri isterse istesin` anlamında kullanılan bir söz", "`her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne söylüyorsun?", "meanings": ["`söylediğine dikkat ediyor musun?` anlamında kullanılan bir söz", "`gerçek mi? doğru mu?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne var ki", "meanings": ["aralarında aykırılık bulunan cümleleri bağlamaya yarayan bir söz, ama, fakat, lakin, gelgelelim"]}, {"word": "ne yaparsın (veya yapmalı) ki", "meanings": ["ne çare ki"]}, {"word": "ne yapıp yapıp", "meanings": ["her ne durumda olursa olsun bir çözüm yolu bularak"]}, {"word": "ne yazar", "meanings": ["`hükmü olur mu? değeri var mı?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne yaptığını bilmemek", "meanings": ["aklı başında olmadığından bilinçsizce davranmak"]}, {"word": "ne yazık ki", "meanings": ["üzülerek belirtelim ki"]}, {"word": "ne yüzle", "meanings": ["hiç utanmadan, sıkılmadan"]}, {"word": "nedir ki", "meanings": ["şu var ki", "hangi nedenle?", "önemsiz, değersiz"]}, {"word": "neler", "meanings": ["çok ve çeşitli şeyler"]}, {"word": "neler de neler, maydanozlu köfteler", "meanings": ["`akla gelmedik şaşılacak şeyler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "neler neler", "meanings": ["çok ve çeşitli şeyler"]}, {"word": "neyin nesi (kimin fesi)", "meanings": ["kimdir, nasıl bir kişidir?", "ne idiği belirsiz"]}, {"word": "neye uğradığını bilememek (veya anlamamak veya şaşırmak)", "meanings": ["ansızın üzücü, sıkıcı, neşeli, güzel veya hoş bir durumla karşılaşmak"]}, {"word": "neyleyim", "meanings": ["`ne yapabilirim, elden ne gelir?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "neymiş", "meanings": ["söylendiğine göre, güya"]}, {"word": "ne ... ne ...", "meanings": ["Cümledeki ögeleri veya cümleleri birbirine bağlayan ve olumsuzluk anlamı veren tekrarlı söz, hem ... hem ... karşıtı", "İki sıfat veya sıfat durumunda olan iki kelimenin başına getirildiğinde iki kavramın ortalaması olan üçüncü bir kavram anlatan bir söz", "Çokluk, güzellik vb. anlatan bir söz"]}, {"word": "ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın zekeri (veya yüzü)", "meanings": ["yararı olsa bile istenmeyen kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "ne altını bırakmak ne üstünü", "meanings": ["bir şeyin veya yerin her tarafını karıştırmak, dolaşmak vb"]}, {"word": "ne dağda bağım var ne çakaldan davam", "meanings": ["`tuttuğum bir taraf yok ki ona saldıranların karşısında olayım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne kokar ne bulaşır", "meanings": ["`kimseye iyiliği de dokunmaz, kötülüğü de` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne od var ne ocak", "meanings": ["`yoksulluk ve perişanlık içinde` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne olur ne olmaz", "meanings": ["`her ihtimali düşünmek gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne hesaba gelmek ne de kantara", "meanings": ["elle tutulur olmamak, tutarlı ve sağlam görünmemek"]}, {"word": "ne sakala minnet ne bıyığa", "meanings": ["`insan en yakın akrabalarından bile yardım istemeyerek kendi imkânlarıyla yetinmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne şeytanı gör ne salavat getir", "meanings": ["gücünün yetmediği işe kalkışmamayı, kalkışılırsa da başkalarından medet ummamayı anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "ne şiş yansın ne kebap", "meanings": ["`iki taraf da gücendirilmesin veya korunsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne var ne yok", "meanings": ["her şey", "`ne haberler var, işler nasıl?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne yârden geçilir ne serden", "meanings": ["`insan ne kendinden ne de sevdiklerinden kolay kolay vazgeçemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne âlâ", "meanings": ["`Ne iyi, diyecek bir şey yok` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ne âlâ memleket", "meanings": ["haksız ve yersiz işlerin hoş görüldüğü, kurallaştığı bir ortam için ters anlatışla `diyecek yok, ne güzel` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nebat", "meanings": ["Bitki"]}, {"word": "nebatat", "meanings": ["Bitkiler", "Bitki bilimi"]}, {"word": "nebatat bahçesi", "meanings": ["Her türlü bitkinin örnek olarak yetiştirilip meraklılarının incelemesine açık bulundurulan yer, botanik bahçesi"]}, {"word": "nebati", "meanings": ["Bitki ile ilgili, bitkisel"]}, {"word": "nebevi", "meanings": ["Peygamberle ilgili, peygambere ilişkin"]}, {"word": "nebi", "meanings": ["Kendisine kitap indirilmemiş peygamber"]}, {"word": "nebülöz", "meanings": ["Bulutsu"]}, {"word": "bir nebzecik", "meanings": ["Pek az, küçücük"]}, {"word": "necabet", "meanings": ["Temiz bir soydan gelme, soyluluk"]}, {"word": "necaset", "meanings": ["Pislik", "Dışkı, ters (Il)"]}, {"word": "necat", "meanings": ["Kurtuluş"]}, {"word": "necat bulmak", "meanings": ["kurtulmak"]}, {"word": "nece", "meanings": ["Hangi dilde, hangi dilden?"]}, {"word": "Necef taşı", "meanings": ["Parlak ve saydam bir tür kuvars billuru"]}, {"word": "neci", "meanings": ["Ne iş yapar, ne ile uğraşır?"]}, {"word": "neci oluyor!", "meanings": ["niçin karışıyor, ona ne?"]}, {"word": "necip", "meanings": ["Soylu, soyu temiz"]}, {"word": "nedamet", "meanings": ["Pişmanlık"]}, {"word": "nedamet duymak (veya getirmek)", "meanings": ["pişman olmak"]}, {"word": "nedbe", "meanings": ["Yara izi"]}, {"word": "neden", "meanings": ["Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin", "Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep", "Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet"]}, {"word": "neden olmak", "meanings": ["bir şeyin olmasına veya ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak"]}, {"word": "neden bilimi", "meanings": ["Olgulara yol açan sebeplerin bütünü, etiyoloji", "Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı, etiyoloji"]}, {"word": "nedeniyle", "meanings": ["-den ötürü, -den dolayı, dolayısıyla, sebebiyle, hasebiyle, haysiyetiyle"]}, {"word": "nedenli", "meanings": ["Nedeni olan, sebepli"]}, {"word": "nedense", "meanings": ["Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla, her nasılsa, her ne hikmetse, her nedense"]}, {"word": "nedensel", "meanings": ["Nedenle ilgili olan, sebep niteliğinde olan, illî"]}, {"word": "nedensellik", "meanings": ["Nedensel olma durumu, illiyet"]}, {"word": "nedensellik ilkesi", "meanings": ["Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke"]}, {"word": "nedensiz", "meanings": ["Nedeni olmayan, sebepsiz", "Bir sebebi olmadan"]}, {"word": "nedim", "meanings": ["Arkadaş, yakın dost", "Yüksek makamdaki kişileri hoş sözlerle, güzel fıkra ve hikâyelerle eğlendiren kimse"]}, {"word": "nedime", "meanings": ["Hanım arkadaş", "Hanım sultanın, yüksek makamda bulunan kadınların yardımcısı olan hanım"]}, {"word": "nedret", "meanings": ["Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında olma durumu, azlık, seyreklik"]}, {"word": "nefaset", "meanings": ["Nefis olma durumu", "Kıymetli olma durumu"]}, {"word": "nefer", "meanings": ["Er", "Kişi"]}, {"word": "nefes", "meanings": ["Soluk", "Şifa amacıyla hastaya okunan dua", "Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman", "Canlılık, hayat belirtisi", "Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir"]}, {"word": "nefes aldırmamak", "meanings": ["dinlenmesine fırsat vermemek, aralık vermemek"]}, {"word": "nefes çekmek", "meanings": ["sigara veya başka bir şeyin dumanını içine çekmek", "esrar içmek"]}, {"word": "nefes almak", "meanings": ["havayı ciğerlerine çekmek, soluk almak", "dinlenmek", "ferahlamak, rahatlamak", "mutlu bir biçimde yaşamak"]}, {"word": "nefes etmek", "meanings": ["boş bir inanışa göre, rahatsızlığı, illeti geçirmek için okuyup üflemek"]}, {"word": "nefes tüketmek", "meanings": ["uzun uzun ve boş konuşmak"]}, {"word": "nefesi durmak", "meanings": ["ölmek", "şaşkınlık içinde kalmak"]}, {"word": "nefesi kesilmek (veya daralmak veya tutulmak)", "meanings": ["güç soluk alacak duruma gelmek veya soluğu büsbütün durmak", "bunalmak, sıkılmak", "hayran kalmak, etkilenmek"]}, {"word": "nefesine güvenen borazancıbaşı olur", "meanings": ["`başarabileceğine emin olanlar büyük işlere girişmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nefes borusu", "meanings": ["Soluk borusu"]}, {"word": "nefesini tutup beklemek", "meanings": ["heyecan, merak veya endişeyle sonucu izlemek"]}, {"word": "nefes darlığı", "meanings": ["Solumada yaşanan sıkıntı"]}, {"word": "nefes darlığı çekmek", "meanings": ["solumada sıkıntı yaşamak"]}, {"word": "nefes kesici", "meanings": ["Heyecanlı, coşkulu", "Çok güzel"]}, {"word": "nefeslemek", "meanings": ["Nefesini bir şeye yöneltmek, üflemek", "Okuyup üflemek, nefes etmek"]}, {"word": "nefesleme", "meanings": ["Nefeslemek işi"]}, {"word": "nefeslenme", "meanings": ["Nefeslenmek işi"]}, {"word": "nefeslenmek", "meanings": ["Nefes alacak kadar duraklamak, biraz dinlenmek"]}, {"word": "nefesli", "meanings": ["Soluk alıp vermeden uzunca bir zaman durabilen", "Üflemeli", "Nefesi güçlü olan"]}, {"word": "nefesli sazlar", "meanings": ["Üflemeli sazlar"]}, {"word": "nefes nefese", "meanings": ["Soluk soluğa"]}, {"word": "nefeslik", "meanings": ["Hava alma yeri, hava deliği"]}, {"word": "nefes nefese kalmak", "meanings": ["soluğu tıkanacak gibi olmak"]}, {"word": "nefha", "meanings": ["Güzel koku", "Esinti"]}, {"word": "nefir", "meanings": ["Yuf borusu"]}, {"word": "nefis", "meanings": ["Öz varlık, kişilik", "İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü"]}, {"word": "nefsine yedirememek", "meanings": ["bir şey yapmayı kendisi için ağır, onur kırıcı bulmak"]}, {"word": "nefsine uymak", "meanings": ["bedenin isteklerine uymak, günah işlemek"]}, {"word": "nefsini köreltmek (veya körletmek)", "meanings": ["beden isteklerinden herhangi birini üstünkörü gidermek, nefsini yatıştırmak"]}, {"word": "nefis", "meanings": ["Pek hoş, çok güzel"]}, {"word": "nefis muhasebesi", "meanings": ["İnsanın isteklerini, hırslarını ve yaptıklarını gözden geçirmesi, doğru veya yanlışlarını vicdanının süzgecinden geçirip bir değerlendirme yapması"]}, {"word": "nefis mücadelesi", "meanings": ["İnsanın, kendi nefsinin isteklerini önleme çabası"]}, {"word": "nefis müdafaası", "meanings": ["Korunma, kendini, öz benliğini koruma, nefsi müdafaa"]}, {"word": "nefret", "meanings": ["Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu", "Tiksinme, tiksinti"]}, {"word": "nefiy", "meanings": ["Sürme, sürgüne gönderme", "Olumsuzluk", "Olumsuz kılma", "Yadsıma"]}, {"word": "nefret duymak", "meanings": ["birinden tiksinmek, hoşlanmamak"]}, {"word": "nefret etmek", "meanings": ["birine veya bir şeye karşı nefret duygusuyla dolu olmak", "tiksinti duymak"]}, {"word": "nefret uyandırmak", "meanings": ["nefret etmesine sebep olmak"]}, {"word": "nefrit", "meanings": ["Böbrekte görülen iltihap"]}, {"word": "nefsani", "meanings": ["Canlılığın zorunlu kıldığı gereksinim ve isteklerle ilgili, beden arzularıyla ilgili"]}, {"word": "nefsaniyet", "meanings": ["Düşmanlık duygusu, kin besleme"]}, {"word": "nefsi müdafaa", "meanings": ["Nefis müdafaası"]}, {"word": "neft", "meanings": ["Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğu", "Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir tür mineral yağ, neft yağı"]}, {"word": "neftî", "meanings": ["Siyaha yakın koyu yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "neftîleşme", "meanings": ["Neftîleşmek durumu"]}, {"word": "neftîleşmek", "meanings": ["Neftî olmak, rengi neftîye dönmek"]}, {"word": "neftîleştirme", "meanings": ["Neftîleştirmek işi"]}, {"word": "neftîleştirmek", "meanings": ["Rengini neftîye çevirmek, neftîleşmesine yol açmak"]}, {"word": "nefyedilme", "meanings": ["Nefyedilmek işi"]}, {"word": "neft yağı", "meanings": ["Neft"]}, {"word": "nehir", "meanings": ["Irmak"]}, {"word": "nefyedilmek", "meanings": ["Sürgüne gönderilmek, sürülmek", "Olumsuz kılınmak"]}, {"word": "nefyetme", "meanings": ["Nefyetmek işi"]}, {"word": "nefyetmek", "meanings": ["Sürgüne göndermek", "Olumsuz kılmak"]}, {"word": "negatif", "meanings": ["Olumsuz", "Eksi, pozitif karşıtı", "Gerçekteki aydınlık ve karanlık bölümleri tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi"]}, {"word": "negatif sayı", "meanings": ["Eksi sayı"]}, {"word": "negatif büyüklük", "meanings": ["Aynı türden pozitif bir büyüklükle ters yönde olan büyüklük"]}, {"word": "nehari", "meanings": ["Gündüzlü", "Gündüzlü olarak"]}, {"word": "nehiy", "meanings": ["Bir işin yapılmasını yasak etme, engelleme, menetme"]}, {"word": "nehir roman", "meanings": ["Irmak roman"]}, {"word": "nekahet", "meanings": ["Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu", "Durgunluk"]}, {"word": "nekahethane", "meanings": ["Şifa yurdu, dinlenme yurdu"]}, {"word": "nekes", "meanings": ["Cimri"]}, {"word": "nekeslik", "meanings": ["Cimrilik"]}, {"word": "nekre", "meanings": ["Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen, güldürücü hikâye anlatan (kimse), nükteci"]}, {"word": "nekrelik", "meanings": ["Nekre olma durumu"]}, {"word": "nekroz", "meanings": ["Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi"]}, {"word": "nekroloji", "meanings": ["Nekroz bilimi", "Ölmüş birinin anısına yazılan yazı"]}, {"word": "nektar", "meanings": ["Meyvenin özü", "Yunan mitolojisinde, içenleri ölümsüzlüğe kavuşturan tanrı içkisi", "Bal özü"]}, {"word": "nem", "meanings": ["Havada bulunan su buharı", "Hafif ıslaklık, rutubet"]}, {"word": "nema", "meanings": ["Büyüme, gelişme, çoğalma", "Faiz, ürem"]}, {"word": "nemalandırmak", "meanings": ["Nemalanmasını sağlamak"]}, {"word": "nemalandırma", "meanings": ["Nemalandırmak işi"]}, {"word": "nemalanma", "meanings": ["Nemalanmak işi"]}, {"word": "nemalanmak", "meanings": ["Faizin katılmasıyla para çoğalmak", "Beslenmek"]}, {"word": "Nemçe", "meanings": ["Avusturya'ya ve halkına verilen ad, Nemse"]}, {"word": "nemçeker", "meanings": ["Havadaki nemin niceliğini ölçüp gösteren alet, higroskop", "Havadaki nemi emme özelliği olan, higroskopik"]}, {"word": "nemcil", "meanings": ["Nemden ve nemli yerden hoşlanan (bitki), higrofil"]}, {"word": "nemdenetir", "meanings": ["Bir yerdeki nemlilik derecesini durağan durumda bulunduran alet, higrostat"]}, {"word": "neme lazım", "meanings": ["`Bu işle ilgilenmem, buna karışmam` anlamlarında kullanılan bir söz, neme gerek", "Doğrusunu isterseniz, doğruyu söylemek gerekirse, neme gerek"]}, {"word": "neme lazımcı", "meanings": ["İlgilenilmesi gereken şeylerle ilgilenmekten kaçınan, neme gerekçi"]}, {"word": "neme lazımcılık", "meanings": ["Gerekli şeylerle ilgilenmekten kaçınma durumu, bir şeyi umursamama durumu, neme gerekçilik"]}, {"word": "neme yönelim", "meanings": ["Canlıların zorunlu olarak havanın nemine göre yönelmesi ve yer değiştirmesi, higrotropizm"]}, {"word": "nemf", "meanings": ["Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim"]}, {"word": "nemlendirici", "meanings": ["Nemlendirmeye yarayan", "Klima tesisatında havanın nemlenmesini sağlayan bölüm"]}, {"word": "nemlendirici krem", "meanings": ["Kuru ciltlerin bakımı için veya makyaj öncesinde kullanılan özel krem"]}, {"word": "nemlendirme", "meanings": ["Nemlendirmek işi"]}, {"word": "nemlendirmek", "meanings": ["Nemli duruma getirmek, rutubetlendirmek"]}, {"word": "nemleniş", "meanings": ["Nemlenme işi"]}, {"word": "nemlenme", "meanings": ["Nemlenmek işi"]}, {"word": "nemlenmek", "meanings": ["Nemli duruma gelmek, rutubetlenmek"]}, {"word": "nemletme", "meanings": ["Nemletmek işi"]}, {"word": "nemletmek", "meanings": ["Nemli duruma getirmek"]}, {"word": "nemölçer", "meanings": ["Havanın nem derecesini ölçmeye yarayan alet, higrometre"]}, {"word": "nemli", "meanings": ["Nemi olan, az ıslak, rutubetli, kuru karşıtı", "Yaşlı (göz)"]}, {"word": "nemrut", "meanings": ["Yüzü gülmeyen", "Acımaz, can yakıcı"]}, {"word": "nemrutlaşma", "meanings": ["Nemrutlaşmak işi"]}, {"word": "nemrutlaşmak", "meanings": ["Nemrut gibi davranmak"]}, {"word": "nemrutluk", "meanings": ["Nemrut olma durumu"]}, {"word": "Nemse", "meanings": ["Nemçe"]}, {"word": "neodim", "meanings": ["Atom numarası 60, atom ağırlığı 144,3, yoğunluğu 6,96 olan, seryumdan daha sert bir element (simgesi Nd)"]}, {"word": "nene", "meanings": ["Nine", "Anne"]}, {"word": "neojen", "meanings": ["Üçüncü zamanın bölündüğü dört büyük devirden son ikisi olan pliyosen ile miyoseni birden kavrayan sistem", "Bu sistemle ilgili"]}, {"word": "neolojizm", "meanings": ["Türenti"]}, {"word": "neolitik", "meanings": ["Taş Devri'nin son çağı ile ilgili"]}, {"word": "neon lambası", "meanings": ["Neon tüpü kullanılarak yapılan aydınlatma aracı, neon"]}, {"word": "neon", "meanings": ["Atom sayısı 10, atom ağırlığı 20,2, yoğunluğu 0,7 olan, sıvı durumuna getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılan, havada pek az olarak bulunan, asal gazlar sınıfından bir element (simgesi Ne)", "Neon lambası"]}, {"word": "neon tüpü", "meanings": ["İçinde neon gazı bulunan boru biçiminde bir tür ampul"]}, {"word": "neoplazma", "meanings": ["Yeniden oluşan doku", "Ur"]}, {"word": "neozoik", "meanings": ["Üçüncü ve dördüncü zamanla ilgili"]}, {"word": "nepotist", "meanings": ["Akraba ve yakın arkadaşlarını kayıran kimse"]}, {"word": "nepotizm", "meanings": ["Akraba ve yakın arkadaşları kayırma"]}, {"word": "nerede hareket, orada bereket", "meanings": ["`hareket olan yerde bolluk olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Neptün", "meanings": ["Güneş'e yakınlık bakımından sekizinci olan gezegen"]}, {"word": "nere", "meanings": ["Hangi yer?", "Hangi taraf?", "Hangi organ?"]}, {"word": "neptünyum", "meanings": ["Atom numarası 93, atom ağırlığı 239 olan, uranyumun nötronlarla bombardımanından yapay olarak elde edilen, radyoaktif bir element (simgesi Np)"]}, {"word": "... nere ... nere", "meanings": ["tekrarlandığında iki şeyin aralarındaki uzaklığı veya nitelik ayrımını belirten bir söz"]}, {"word": "nerede", "meanings": ["Hangi yerde?", "`İmkânsız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nerede akşam, orada sabah", "meanings": ["`kimselerin yeri yurdu belli olmaz, düzenli bir hayatları olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nerede bu bolluk", "meanings": ["`bu işi yapmak sanıldığı kadar kolay değil, imkânlar sınırlı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nerede kaldı", "meanings": ["ne yararı oldu?"]}, {"word": "nerede kaldı ki", "meanings": ["olacak gibi görülmeyen bir düşünceyi anlatan ifadenin başına getirilen bir söz"]}, {"word": "... nerede ... orada", "meanings": ["söylenilen iki kimsenin birlikte olması gerektiği anlatılmak istendiğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "nereden", "meanings": ["Hangi yerden?", "Nasıl, ne gibi bir ilişki ile"]}, {"word": "nereden nereye", "meanings": ["Bir olay karşısında şaşırıldığında söylenen bir söz", "Uzak, dolambaçlı bir ilişki ile"]}, {"word": "neredeyse", "meanings": ["Hemen hemen", "Kısa bir süre içinde"]}, {"word": "neresi", "meanings": ["Hangi yönü, ne tarafı", "Nerede, hangi yerde"]}, {"word": "nereli", "meanings": ["Birinin memleketini sormak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "nergis", "meanings": ["Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)"]}, {"word": "nereye", "meanings": ["Hangi yere?"]}, {"word": "nergisgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, nergis, fulya, kardelen gibi çoğu küçük ve kokulu çiçekleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "nergis zambağı", "meanings": ["Soğanla üretilen, iri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi, güzelhatun çiçeği (Amaryllis)"]}, {"word": "nervür", "meanings": ["Bir veya iki milimlik pili", "Direnci artıran çıkıntı"]}, {"word": "neritik", "meanings": ["Kıyı şeridinde deniz kabukları, kum, çakıl vb. şeylerle oluşan yığınakla ilgili"]}, {"word": "nervürlü", "meanings": ["Nervürü olan"]}, {"word": "nesebi gayrisahih", "meanings": ["Yasal olmayan bir birleşme sonunda doğan (çocuk)"]}, {"word": "nesebi sahih", "meanings": ["Kanuna uygun bir evlenme sonunda doğan (çocuk)"]}, {"word": "nesep", "meanings": ["Soy, baba soyu"]}, {"word": "nesi", "meanings": ["Akrabası mı, yakını mı?", "Hangi yönü, hangi tarafı?"]}, {"word": "nesi var", "meanings": ["`çok iyi, çok güzel` anlamında kullanılan bir söz", "hastanın durumunu öğrenmek amacıyla kullanılan bir söz"]}, {"word": "nesi var nesi yok", "meanings": ["bütün serveti, her şeyi"]}, {"word": "nesiç", "meanings": ["Doku", "Dokuma", "Yapı, özellik"]}, {"word": "nesih", "meanings": ["Kaldırma, hükümsüz bırakma", "Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü"]}, {"word": "nesil", "meanings": ["Kuşak", "Hayvanlarda döl"]}, {"word": "nesli tükenmek", "meanings": ["bitmek, tamamen yok olmak, ortadan kalkmak"]}, {"word": "nesir", "meanings": ["Düzyazı"]}, {"word": "nesne", "meanings": ["Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje", "Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç", "Öznenin dışında kalan her konu, obje"]}, {"word": "nesnel", "meanings": ["Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı", "Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif", "Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif"]}, {"word": "nesnelci", "meanings": ["Nesnelcilik yanlısı olan, objektivist"]}, {"word": "nesnelcilik", "meanings": ["Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu, objektivizm"]}, {"word": "nesnelleşme", "meanings": ["Nesnelleşmek durumu"]}, {"word": "nesnelleşmek", "meanings": ["Nesnel duruma gelmek"]}, {"word": "nesnellik", "meanings": ["Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu, afakilik, objektiflik, objektivite"]}, {"word": "nesne grubu", "meanings": ["Nesneyle ilgili olarak kullanılan kelimelerin bütünü, nesne öbeği"]}, {"word": "Nasturi", "meanings": ["Nastur adlı Süryani rahiplerinden birinin ortaya koyduğu mezhepten olan kimse"]}, {"word": "neşesi kaçmak", "meanings": ["sevinci azalmak, kederlenmek"]}, {"word": "neşelendirme", "meanings": ["Neşelendirmek işi"]}, {"word": "neşe", "meanings": ["Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç, şetaret", "Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma"]}, {"word": "neşesini bulmak", "meanings": ["neşeli bir duruma gelmek, neşelenmek"]}, {"word": "neşelendirmek", "meanings": ["Neşeli duruma getirmek, şenlendirmek, keyiflendirmek"]}, {"word": "neşeleniş", "meanings": ["Neşelenme işi"]}, {"word": "neşelenme", "meanings": ["Neşelenmek işi"]}, {"word": "neşelenmek", "meanings": ["Neşeli duruma gelmek, şenlenmek, keyiflenmek"]}, {"word": "neşeli", "meanings": ["Sevinçli, keyifli, şen, pürneşe", "Sevinçli, keyifli, şen bir biçimde"]}, {"word": "neşesizlik", "meanings": ["Neşesiz olma durumu, üzgünlük"]}, {"word": "neşesiz", "meanings": ["Neşesi olmayan, keyifsiz", "Sevinçsiz, keyifsiz bir biçimde"]}, {"word": "neşet", "meanings": ["Çıkma, ileri gelme"]}, {"word": "neşide", "meanings": ["Bir toplulukta okunmaya değer şiir", "Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize"]}, {"word": "neşet etmek", "meanings": ["kaynağını bir yerden almak, doğmak"]}, {"word": "neşir", "meanings": ["Yayma, dağıtma, saçma", "Yayım"]}, {"word": "neşredilme", "meanings": ["Yayımlanma"]}, {"word": "neşredilmek", "meanings": ["Yayımlanmak"]}, {"word": "neşretmek", "meanings": ["Yaymak, dağıtmak, saçmak", "Yayımlamak"]}, {"word": "neşren", "meanings": ["Yayım yoluyla"]}, {"word": "neşretme", "meanings": ["Neşretmek işi"]}, {"word": "neşriyat", "meanings": ["Yayın"]}, {"word": "neşrolunma", "meanings": ["Yayımlanma"]}, {"word": "neşrolunmak", "meanings": ["Yayımlanmak"]}, {"word": "neşter", "meanings": ["Cerrahide kesme işlemlerinde kullanılan bıçak"]}, {"word": "neşter vurmak", "meanings": ["ameliyat yapmak", "bir sorunu kesin bir sonuca ulaşmak amacıyla ele almak"]}, {"word": "neşterleme", "meanings": ["Neşterlemek işi"]}, {"word": "neşterlemek", "meanings": ["Neşterle kesmek", "Üzüntü verecek bir durumu veya sorunu hatırlatmak, deşmek"]}, {"word": "neşvünema", "meanings": ["Gelişme, yetişme"]}, {"word": "neşvünema bulmak", "meanings": ["gelişmek"]}, {"word": "net", "meanings": ["Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen", "İyi duyulan (ses)", "Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi", "Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan"]}, {"word": "netameli", "meanings": ["Gizli bir tehlikesi olduğu sanılan, tekin olmayan", "Başına sık sık kaza gelen"]}, {"word": "netice", "meanings": ["Sonuç"]}, {"word": "netice vermek", "meanings": ["sonuç vermek"]}, {"word": "neticelendirmek", "meanings": ["Sonuçlandırmak"]}, {"word": "neticelendirme", "meanings": ["Sonuçlandırma"]}, {"word": "neticeleniş", "meanings": ["Sonuçlanış"]}, {"word": "neticelenme", "meanings": ["Sonuçlanma"]}, {"word": "neticelenmek", "meanings": ["Sonuçlanmak"]}, {"word": "neticeleşme", "meanings": ["Neticeleşmek işi"]}, {"word": "neticeleşmek", "meanings": ["Sonuca erişmek"]}, {"word": "neticesiz", "meanings": ["Sonuçsuz"]}, {"word": "neticeten", "meanings": ["Sonuç olarak"]}, {"word": "netleşme", "meanings": ["Netleşmek durumu"]}, {"word": "netleştirmek", "meanings": ["Net ve açık bir duruma kavuşturmak"]}, {"word": "netleşmek", "meanings": ["Net, açık seçik, iyi bir duruma gelmek"]}, {"word": "netlik", "meanings": ["Net olma durumu"]}, {"word": "net resim", "meanings": ["Genellikle 1\\/10 ölçeğinde çizilen ve işin, önden, yandan, üstten görünüşünü veren teknik resim"]}, {"word": "net ücret", "meanings": ["Brüt ücretten gelir vergisi, sigorta primi vb. kesildikten sonra ele geçen ücret"]}, {"word": "neuzübillah", "meanings": ["`Tanrı'ya sığındık, Tanrı korusun` anlamlarında, tehlikeli bir durumla karşılaşıldığında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nev", "meanings": ["Çeşit, cins, tür"]}, {"word": "neva", "meanings": ["Ses, ahenk, nağme", "Klasik Türk müziğinde bir makam adı ve yegâhtan bir oktav tiz olan `re` perdesi"]}, {"word": "nevale", "meanings": ["Azık"]}, {"word": "nevaleyi (veya nevalesini) düzmek", "meanings": ["gerekli yiyecek ve içeceği sağlamak", "sofrayı hazırlamak"]}, {"word": "nevazil", "meanings": ["Nezle"]}, {"word": "nevaziş", "meanings": ["İltifat, gönül alma, okşama"]}, {"word": "neveser", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam"]}, {"word": "nevir", "meanings": ["Yüzün rengi, bet beniz"]}, {"word": "nevri dönmek", "meanings": ["belli etmemeye çalıştığı bir öfkeye kapılmak, çok sinirlenmek"]}, {"word": "nevmit olmak", "meanings": ["çaresiz kalmak, umudu kalmamak"]}, {"word": "nevmit", "meanings": ["Umutsuz, çaresiz", "Umutsuz, çaresiz bir biçimde"]}, {"word": "nevralji", "meanings": ["Sinir üzerinde duyulan, genellikle şiddetli ve batıcı ağrı"]}, {"word": "nevraljik", "meanings": ["Nevraljiyle ilgili, nevralji türünden olan"]}, {"word": "nevrasteni", "meanings": ["Baş ağrıları, sindirim güçlükleri vb. fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen, sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz, sinir argınlığı"]}, {"word": "nevresim", "meanings": ["Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf"]}, {"word": "nevropat", "meanings": ["Sinir hastası"]}, {"word": "nevroz", "meanings": ["Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı, sinirce"]}, {"word": "nevruz", "meanings": ["Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün", "Çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte bir kır bitkisi", "Nevruz otu"]}, {"word": "Nevruz Bayramı", "meanings": ["Nevruz günü baharın gelişini kutlamak için kırlarda yapılan bayram"]}, {"word": "nevruz otu", "meanings": ["İki çeneklilerden, çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte, taşıdığı glikozit sebebiyle iç söktürücü olarak kullanılan bir kır bitkisi, nevruz (Linaria vulgaris)"]}, {"word": "nevton", "meanings": ["Uluslararası birim sisteminde, kütlesi 1 kilogram olan cisme saniye karede 1 metrelik bir ivme veren güç birimi"]}, {"word": "Nevyunanilik", "meanings": ["XX. yüzyıl başında Yahya Kemal ve Yakup Kadri'nin başlattıkları Akdeniz mitolojisine yönelen edebiyat hareketi ve anlayışı"]}, {"word": "nevzat", "meanings": ["Yeni doğan çocuk"]}, {"word": "ney", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan yapılmış, üflemeli bir çalgı"]}, {"word": "nezahet", "meanings": ["Temizlik, ahlak temizliği"]}, {"word": "ney üflemek (veya üfürmek)", "meanings": ["ney çalmak"]}, {"word": "neyse ki", "meanings": ["neyse"]}, {"word": "neyse ne", "meanings": ["bir yere, bir dereceye kadar"]}, {"word": "neyse", "meanings": ["`Önemi yok, olan oldu` anlamında kullanılan bir söz", "`Çok şükür, bereket versin` anlamında kullanılan bir söz", "`Konuyu kapatalım, uzatmayalım, her ne ise` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nezaketli", "meanings": ["İnce, nazik"]}, {"word": "neyzen", "meanings": ["Ney çalan kimse"]}, {"word": "neyzen bakışlı", "meanings": ["Boynunu yana çarpıtarak bakan"]}, {"word": "nezafet", "meanings": ["Temizlik, paklık"]}, {"word": "nezaket göstermek", "meanings": ["davranışlarda nazik olmak"]}, {"word": "nezaket", "meanings": ["Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik, naziklik"]}, {"word": "nezaketen", "meanings": ["Nezaket olarak, nazik davranarak"]}, {"word": "nezaketsiz", "meanings": ["Nazik olmayan"]}, {"word": "nezaketlilik", "meanings": ["Nezaketli olma durumu"]}, {"word": "nezaketsizlik", "meanings": ["İnce ve nazik olmama durumu, kabalık"]}, {"word": "nezaret", "meanings": ["Bakma, gözetme, gözetim", "Gözaltı", "Nezarethane", "Bakanlık", "Görü"]}, {"word": "nezarete almak", "meanings": ["gözaltına almak"]}, {"word": "nezarethane", "meanings": ["Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer, nezaret"]}, {"word": "nezaret etmek", "meanings": ["denetlemek, bakmak"]}, {"word": "nezaretsiz", "meanings": ["Görünütüsü olmayan, manzarasız"]}, {"word": "nezaretli", "meanings": ["Görünüşlü, görüntüye sahip, manzaralı"]}, {"word": "nezdinde", "meanings": ["Yanında, huzurunda, gözetiminde"]}, {"word": "nezetme", "meanings": ["Nezetmek işi veya durumu"]}, {"word": "nezetmek", "meanings": ["Koparmak, çekip almak", "Can çekişmek"]}, {"word": "nez hâli", "meanings": ["Can çekişme durumu"]}, {"word": "nezif", "meanings": ["Kanama"]}, {"word": "nezih", "meanings": ["Temiz", "Temiz ahlaklı"]}, {"word": "nezle", "meanings": ["Soğuk almaktan ileri gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık, ingin, tumağı, dumağı, çaputlama, zükâm, nevazil"]}, {"word": "nezir", "meanings": ["Adak"]}, {"word": "nezle otu", "meanings": ["Pisik otu"]}, {"word": "nezleli", "meanings": ["Nezlesi olan"]}, {"word": "nezretme", "meanings": ["Nezretmek işi"]}, {"word": "nikris", "meanings": ["Damla hastalığı"]}, {"word": "nezretmek", "meanings": ["Adamak"]}, {"word": "Ni", "meanings": ["Nikel elementinin simgesi"]}, {"word": "nısfınnehar", "meanings": ["Meridyen düzlemi", "Öğle vakti"]}, {"word": "nısıf", "meanings": ["Yarı"]}, {"word": "nısfiye", "meanings": ["Bir tür kısa ney"]}, {"word": "nişadır", "meanings": ["Amonyak"]}, {"word": "nısıf kutur", "meanings": ["Yarıçap"]}, {"word": "nişadır kaymağı", "meanings": ["Amonyum karbonat"]}, {"word": "nişadır ruhu", "meanings": ["Amonyak"]}, {"word": "nice", "meanings": ["Kaç, ne kadar", "Birçok", "(ni'ce) Nasıl", "(ni'ce) Uzun süreden beri"]}, {"word": "nicel", "meanings": ["Nicelik bakımından, nicelikle ilgili, kantitatif"]}, {"word": "nicelemek", "meanings": ["Bir şeyi sayı, ölçü vb. ile bildirmek", "Bir terime, tek veya çok oluşuna göre bir nicelik yüklemek"]}, {"word": "niceleme", "meanings": ["Nicelemek işi"]}, {"word": "nicelik", "meanings": ["Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite", "Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları", "Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik"]}, {"word": "niceleyiş", "meanings": ["Niceleme işi"]}, {"word": "nice nice", "meanings": ["Pek çok"]}, {"word": "niçin", "meanings": ["Hangi amaçla, hangi sebeple, neden, niye"]}, {"word": "nida", "meanings": ["Çağırma, bağırma, seslenme", "Ünlem"]}, {"word": "nifak", "meanings": ["Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozuculuk"]}, {"word": "nifak sokmak", "meanings": ["ara açmak, bozgunculuk yapmak"]}, {"word": "nifakçı", "meanings": ["Arabozan"]}, {"word": "nihai", "meanings": ["İşi sona erdiren, işi kesen, son, sonuncu"]}, {"word": "nihai karar", "meanings": ["Herhangi bir konuda alınan son karar", "Yargılama sonunda verilen karar"]}, {"word": "nihale", "meanings": ["Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık veya tava altlığı"]}, {"word": "nihan", "meanings": ["Gizli"]}, {"word": "nihavent", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "nihayet", "meanings": ["Son", "(ni'ha:yet) Sonunda", "-den başka bir şey değil"]}, {"word": "nihayet vermek", "meanings": ["ilişkiyi kesmek, bir işi, alışkanlığı yapmaktan vazgeçmek", "bitirmek, tamamlamak, sonuçlandırmak"]}, {"word": "nihayete ermek", "meanings": ["sona varmak, sonuçlanmak, bitmek"]}, {"word": "nihayetlenme", "meanings": ["Nihayetlenmek işi"]}, {"word": "nihayetinde", "meanings": ["Sonunda"]}, {"word": "nihayetlenmek", "meanings": ["Bitmek, son bulmak, sona ermek"]}, {"word": "nihayetsiz", "meanings": ["Sonsuz, sonu gelmez, bitip tükenmez"]}, {"word": "nihilist", "meanings": ["Nihilizm yanlısı olan, hiççi, yokçu"]}, {"word": "Nijeryalı", "meanings": ["Nijerya halkından olan kimse"]}, {"word": "nihilizm", "meanings": ["Var olan bütün varlıkları, değerleri ve gerçekleri reddeden bir öğreti", "Her türlü gerçek varlığı inkâr eden aşırı bireycilik, hiççilik, yokçuluk", "Her türlü siyasi düzeni inkâr eden, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş"]}, {"word": "nikâh", "meanings": ["Bir erkekle bir kadının evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem, evlilik akdi", "Nikâh sırasında erkeğin kadına borçlandığı para"]}, {"word": "nikâh etmek", "meanings": ["evlendirmek"]}, {"word": "nikâh düşmek", "meanings": ["birbiriyle evlenmelerine yasal yönden veya örf bakımından engel bulunmamak"]}, {"word": "nikâh kıymak", "meanings": ["nikâh memuru kanuna göre çiftlerin karı koca olduklarını bildirmek"]}, {"word": "nikâh koymak", "meanings": ["nikâhlamak"]}, {"word": "nikâh tazelemek", "meanings": ["boşandığı kişiyle yeniden evlenmek", "bir işe yeniden başlamak"]}, {"word": "nikâhta keramet vardır", "meanings": ["`nikâh evlenenleri sevgi bağıyla bağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nikâhlama", "meanings": ["Nikâhlamak işi"]}, {"word": "nikâhlamak", "meanings": ["Evlendirmek", "Nikâh kıymak"]}, {"word": "nikâhlanış", "meanings": ["Nikâhlanma işi"]}, {"word": "nikâhlanma", "meanings": ["Nikâhlanmak işi"]}, {"word": "nikâhlanmak", "meanings": ["Bir kimseye nikâhla bağlanmak", "Bir erkekle bir kadının yasal olarak nikâh işlemleri yapılmak"]}, {"word": "nikâhlayış", "meanings": ["Nikâhlama işi"]}, {"word": "nikâhlılık", "meanings": ["Nikâhlı olma durumu"]}, {"word": "nikâh memuru", "meanings": ["Kanunlara uygun olarak nikâh işlemini yapan, nikâh kıyan görevli"]}, {"word": "nikâhlı", "meanings": ["Aralarında nikâh işlemi yapılan", "Nikâhlı olarak"]}, {"word": "nikâhsız", "meanings": ["Aralarında nikâh olmadığı hâlde karı koca hayatı süren", "Nikâhsız olarak"]}, {"word": "nikâhsızlık", "meanings": ["Nikâhsız olma durumu"]}, {"word": "nikap", "meanings": ["Yüz örtüsü, peçe"]}, {"word": "Nikaragualı", "meanings": ["Nikaragua halkından olan kimse"]}, {"word": "nikbet", "meanings": ["Talihsizlik, felaket", "Düşkünlük"]}, {"word": "nikbin", "meanings": ["İyimser"]}, {"word": "nikbinlik", "meanings": ["İyimserlik"]}, {"word": "nikel", "meanings": ["Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni)"]}, {"word": "nikelaj", "meanings": ["Metal bir yüzeyi nikelle kaplama işi", "Nikel kaplanmış metal", "Metal üzerine nikelle yapılmış kaplama"]}, {"word": "nikel kaplama", "meanings": ["Üzerine nikel kaplanmış metal"]}, {"word": "nikelleme", "meanings": ["Nikellemek işi"]}, {"word": "nikellemek", "meanings": ["Nikel ile kaplamak"]}, {"word": "nikelli", "meanings": ["Birleşiminde nikel bulunan", "Nikelle kaplanmış"]}, {"word": "nikriz", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde, dizisi bir sekizli içinde gösterilebilen basit görünüşlü bir birleşik makam"]}, {"word": "nikotin", "meanings": ["Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 °C'de kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit (C10H14N2)"]}, {"word": "nilüfergiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi nilüfer olan bir familya"]}, {"word": "nilüfer", "meanings": ["Nilüfergillerden, yaprakları yuvarlak ve geniş, çiçekleri beyaz, sarı, mavi, pembe renkte, durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi (Nymphea)"]}, {"word": "nim", "meanings": ["Yarı"]}, {"word": "nimbus", "meanings": ["Kara bulut"]}, {"word": "nimet", "meanings": ["İyilik, lütuf, ihsan", "Yaşamak için gerekli her şey", "Yiyecek içecek, özellikle ekmek", "Yararlanılan imkân"]}, {"word": "nimet bilmek", "meanings": ["bir şeyi lütuf kabul etmek"]}, {"word": "nimeti ayağıyla tepmek", "meanings": ["kısmetini ayağıyla tepmek"]}, {"word": "nimet hakkı (için)", "meanings": ["yenilen, içilen şeyler üstüne edilen bir yemin sözü"]}, {"word": "nine", "meanings": ["Torunu olan kadın, büyükanne, nene", "Yaşlı kadın", "Yaşlı kadınlar için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "nimetşinas", "meanings": ["Değerbilir"]}, {"word": "ninni", "meanings": ["Bebeklerin uyumasına yardımcı olmak için söylenen türkü", "Bu türkülerin sonunda tekrarlanan söz"]}, {"word": "nipel", "meanings": ["İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça"]}, {"word": "nirengi", "meanings": ["Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi"]}, {"word": "nirengi haritası", "meanings": ["Nirengi yoluyla çıkarılan harita"]}, {"word": "nisaiye", "meanings": ["Kadın hastalıkları"]}, {"word": "nirengi noktası", "meanings": ["Nirengi işleminde ayrılan üçgenlerin tepe noktası", "Gemicilerin seyir için kullandığı doğal yön noktası", "Başlangıç ve hareket yeri"]}, {"word": "nisai", "meanings": ["Kadınla ilgili", "Kadın hastalıkları ile ilgili", "Kadınsı"]}, {"word": "nisaiyeci", "meanings": ["Jinekolog"]}, {"word": "nisaiyecilik", "meanings": ["Nisaiyecinin işi"]}, {"word": "nisan", "meanings": ["Yılın dördüncü ayı, april"]}, {"word": "nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur", "meanings": ["`nisan yağmuru ekinlerin sapını geliştirir, mayıs yağmuru ise başakların dolgunlaşmasını sağlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "nisanbalığı", "meanings": ["Nisan bir"]}, {"word": "nisan yağmuru", "meanings": ["Nisan ayında yağan ve bereketine inanılan yağmur"]}, {"word": "nispi temsil", "meanings": ["Çoğunluk partisi dışındaki partilerin de kuvvetleri oranında üye seçmelerini sağlayan seçim biçimi"]}, {"word": "nisap", "meanings": ["Yeter sayı"]}, {"word": "nispet", "meanings": ["Oran", "Bağıntı, ilgi, ilinti", "Kıskandırmak veya üzmek için", "Birini üzmek için veya inat olsun diye yapılan iş"]}, {"word": "nispet etmek", "meanings": ["eşit tutmak, oranlamak"]}, {"word": "nispet kabul etmemek", "meanings": ["eşit tutmamak, oranlamamak"]}, {"word": "nispet vermek (veya yapmak)", "meanings": ["karşısındakini kızdırmak için ona gösteriş yapmak"]}, {"word": "nispetçi", "meanings": ["Nispet vermek huyu olan kimse"]}, {"word": "nispeti olmak", "meanings": ["ilgisi olmak, bağlantısı olmak"]}, {"word": "nispet eki", "meanings": ["Sıfat yapmak üzere adlara getirilen ek, nispet i'si, yayınispi"]}, {"word": "nispeten", "meanings": ["Oranla", "Bir dereceye kadar, oldukça, nispetle"]}, {"word": "nispetli", "meanings": ["Oranlı"]}, {"word": "nispetsiz", "meanings": ["Oransız", "Birbirine uymayan, farklı"]}, {"word": "nispetsizlik", "meanings": ["Oransızlık"]}, {"word": "nispi", "meanings": ["Birbirine göre (olan), önceki duruma göre", "Göreceli"]}, {"word": "niş", "meanings": ["Duvar içinde bırakılan oyuk"]}, {"word": "nisyan", "meanings": ["Unutma"]}, {"word": "nişan", "meanings": ["İşaret, iz, belirti, alamet", "Nişanlanma sırasında yapılan tören", "Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma", "Kurşun, taş vb. ile vurulmak istenen hedef", "Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme", "Devlet nişanı"]}, {"word": "nişaburek", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde rast makamı ve uşşak makamının buselik `si` perdesiyle oluşmuş bir makam"]}, {"word": "nişan almak", "meanings": ["bir hedefi vurmak için ateşli silahlara gerekli doğrultuyu vermek, gezlemek", "kendisine nişan verilmek"]}, {"word": "nişan takmak", "meanings": ["nişanlanan çiftin nişan yüzüklerini parmaklarına geçirmek", "göğsüne nişan iliştirmek"]}, {"word": "nişan yapmak", "meanings": ["nişan töreni düzenlemek"]}, {"word": "nişan koymak", "meanings": ["ileride tanıyabilmek veya ölçebilmek için bir şeyin durumunu, onun herhangi bir özelliğini akılda tutmak veya iz bırakmak"]}, {"word": "nişanı (veya nişanını) atmak (veya bozmak)", "meanings": ["kadın veya erkek nişandan vazgeçmek"]}, {"word": "nişangâh", "meanings": ["Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet, nişane", "Hedef"]}, {"word": "nişangeç", "meanings": ["Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı"]}, {"word": "nişancı", "meanings": ["Attığı kurşun, taş vb. ile hedefi vurmakta ustalık kazanmış olan", "Padişah divanı üyesi olan, antlaşma, berat, menşur, name ve fermanların başına tuğra çeken görevli, tevkici, tuğrakeş"]}, {"word": "nişancılık", "meanings": ["Nişancı olma durumu, tuğrakeşlik"]}, {"word": "nişane", "meanings": ["Nişangâh", "Hedef", "Eser, iz, belirti"]}, {"word": "nişanlama", "meanings": ["Nişanlamak işi"]}, {"word": "nişan halkası", "meanings": ["Nişan yüzüğü"]}, {"word": "nişanlamak", "meanings": ["Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak, yavuklamak", "Bir hedefi vurmak için silah, taş vb.ne belli bir doğrultu vermek", "Bir şeyin yerini belirtmek, işaretlemek, nişan koymak"]}, {"word": "nişanlanma", "meanings": ["Nişanlanmak işi, adaklanma", "Bir erkekle bir kadının ileride birbirleriyle evlenmek için yaptıkları sözleşme"]}, {"word": "nişanlı", "meanings": ["Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı", "Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse"]}, {"word": "nişanlanmak", "meanings": ["Nişanlı duruma gelmek, adaklanmak", "Evlenmeye söz verme belirtisi olarak nişan yüzüğü takmak"]}, {"word": "nişanlılık", "meanings": ["Nişanlı olma durumu, yavukluluk"]}, {"word": "nişansız", "meanings": ["Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olmayan"]}, {"word": "nişan yüzüğü", "meanings": ["Evlenecek olan çiftin nişanlandıklarında taktıkları ve düğünden sonra da taşıdıkları halka biçiminde yüzük, nişan halkası, alyans"]}, {"word": "nişanlanış", "meanings": ["Nişanlanma işi"]}, {"word": "nitekim", "meanings": ["Gerçekten, hakikaten", "Sonuç olarak"]}, {"word": "nişastacılık", "meanings": ["Nişasta yapma veya satma işi"]}, {"word": "nişasta", "meanings": ["Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde"]}, {"word": "nişasta buğdayı", "meanings": ["Bir buğday çeşidi olan kaplıcayı andıran, ufak taneli, nişastası çok, dağlık yerlerde yetişen bir tür buğday"]}, {"word": "nişastalanma", "meanings": ["Nişastalanmak işi"]}, {"word": "nişastalanmak", "meanings": ["Nişastaya karışmış olmak, nişasta ile işlem görmek"]}, {"word": "niteleme", "meanings": ["Nitelemek işi"]}, {"word": "nite", "meanings": ["Nasıl, niçin"]}, {"word": "nitel", "meanings": ["Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif"]}, {"word": "nitelemek", "meanings": ["Bir şeyin niteliğini belirtmek"]}, {"word": "niteleme sıfatı", "meanings": ["Bir adı niteleyen sıfat"]}, {"word": "nitelendirme", "meanings": ["Nitelendirmek işi, vasıflandırma"]}, {"word": "nitelendirilmek", "meanings": ["Nitelendirme işine konu olmak, vasıflandırılmak"]}, {"word": "nitelik", "meanings": ["Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet", "Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite", "Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet"]}, {"word": "nitelendirilme", "meanings": ["Nitelendirilmek işi, vasıflandırılma"]}, {"word": "nitelendirmek", "meanings": ["Niteliğini belirtmek, nitelik kazandırmak, vasıflandırmak"]}, {"word": "niteleniş", "meanings": ["Nitelenme işi"]}, {"word": "nitelenme", "meanings": ["Nitelenmek işi, vasıflanma"]}, {"word": "niteleyiş", "meanings": ["Niteleme işi"]}, {"word": "nitelenmek", "meanings": ["Niteliği belirtilmek, nitelik kazanmak, vasıflanmak"]}, {"word": "nitelikli işçi", "meanings": ["İstenilen nitelikleri taşıyan, iyi yetişmiş, usta işçi, kalifiye işçi, vasıflı işçi"]}, {"word": "nitelikli", "meanings": ["Bir şeye ayırt edici özellik veren, vasıflı", "Bir şeye nitelik bakımından üstünlük kazandıran, kaliteli", "Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan, kalifiye"]}, {"word": "niteliksiz", "meanings": ["Ayırt edici özelliği olmayan, basit, düz", "Nitelik bakımından üstün olmayan, kalitesiz"]}, {"word": "niteliksizlik", "meanings": ["Niteliksiz olma durumu, kalitesizlik"]}, {"word": "nitramit", "meanings": ["Doğal amonyum nitrat"]}, {"word": "nitrat", "meanings": ["Nitrik asit tuzu"]}, {"word": "nitratin", "meanings": ["Doğal sodyum nitrat"]}, {"word": "nitratlaşma", "meanings": ["Organik maddelerin nitrat durumuna dönüşmesi"]}, {"word": "nitratlı", "meanings": ["Temel maddesi nitrat olan", "Nitrat emdirilmiş"]}, {"word": "nitrik oksit", "meanings": ["Nitrojen veya amonyağın oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz zehirli gaz (NO)"]}, {"word": "nitrik asit", "meanings": ["Organik maddeler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit, kezzap (HNO3)"]}, {"word": "nitrogliserin", "meanings": ["Nitrik asit içine gliserin konularak elde edilen, uçuk sarı renkte, yağ kıvamında, güçlü patlayıcı özelliği olan madde"]}, {"word": "nitroselüloz", "meanings": ["Kâğıt yapımında kullanılan, pamuk veya odun hamuru biçimindeki selüloz üzerine nitrik ve sülfürik asit karışımının etkimesiyle elde edilen selülozun nitrat esteri"]}, {"word": "nitrojen", "meanings": ["Azot"]}, {"word": "niyabet", "meanings": ["Naiplik"]}, {"word": "niyaz", "meanings": ["Yalvarma, yakarma"]}, {"word": "niyaz etmek (veya eylemek)", "meanings": ["yalvarmak"]}, {"word": "niyet", "meanings": ["Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat", "Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası", "Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama"]}, {"word": "niye", "meanings": ["Niçin, neden"]}, {"word": "niyet çekmek", "meanings": ["niyetçiden niyet adı verilen fal kâğıdı almak"]}, {"word": "niyet tutmak", "meanings": ["fala bakılırken olması istenilen şeyi aklından geçirmek"]}, {"word": "niyet etmek", "meanings": ["bir şeyi yapmayı zihinde tasarlamak, düşünmek, niyetlenmek"]}, {"word": "niyetçi", "meanings": ["Alıştırılmış güvercin, saka kuşu, tavşan vb. hayvanlara para karşılığında niyet çektiren kimse"]}, {"word": "niyeti bozuk", "meanings": ["Kötü bir davranışta bulunması beklenen (kimse)"]}, {"word": "niyetçilik", "meanings": ["Niyetçinin işi"]}, {"word": "niyetleniş", "meanings": ["Niyetlenme işi"]}, {"word": "niyetlenmek", "meanings": ["Niyet etmek, tasarlamak", "Oruç tutmaya karar vermek"]}, {"word": "nizami", "meanings": ["İstenilen düzende olan, düzene uygun olan, kurallara uygun olan", "Kanunlarla ilgili olan"]}, {"word": "niyetlenme", "meanings": ["Niyetlenmek işi"]}, {"word": "niyetsiz", "meanings": ["Niyeti olmayan, niyet etmeyen", "Oruç tutmayan"]}, {"word": "niyetli", "meanings": ["Niyeti olan, niyet eden", "Oruç tutmakta olan (kimse)"]}, {"word": "niyobyum", "meanings": ["Atom numarası 41, atom ağırlığı 92,91, yoğunluğu 8,57 olan, oksijen, kükürt, klor vb. maddelerle birleşikler veren bir element, kolombiyum (simgesi Nb)"]}, {"word": "nizam", "meanings": ["Düzen", "Kural"]}, {"word": "niza", "meanings": ["Çekişme, bozuşma, kavga"]}, {"word": "nizamiye", "meanings": ["Askerlik dairesi", "Kışla, garnizon ve bazı kuruluşların girişi", "Tanzimat döneminde kara ordusu"]}, {"word": "nizamiye kapısı", "meanings": ["Kışla ve garnizonlarda giriş kapısı"]}, {"word": "nizamiye karakolu", "meanings": ["Nizamiye kapısındaki karakol"]}, {"word": "nizamlı", "meanings": ["Düzenli, tertipli", "Tüzüğe uygun"]}, {"word": "nizamname", "meanings": ["Tüzük"]}, {"word": "nizamsız", "meanings": ["Düzensiz, tertipsiz", "Tüzüğe aykırı"]}, {"word": "No", "meanings": ["Nobelyum elementinin simgesi"]}, {"word": "nizamsızlık", "meanings": ["Nizamsız olma durumu, düzensizlik, tertipsizlik", "Tüzüğe aykırılık"]}, {"word": "nobran", "meanings": ["Davranışı kaba, sert ve gönül kırıcı olan, nadan"]}, {"word": "nobelyum", "meanings": ["Atom numarası 102 olan radyoaktif element (simgesi No)"]}, {"word": "nobranca", "meanings": ["Kaba, sert, kırıcı", "(nobra'nca) Kaba, sert, kırıcı bir biçimde"]}, {"word": "nobranlık", "meanings": ["Nobran olma durumu", "Nobranca davranış"]}, {"word": "nodul", "meanings": ["Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin veya kısa bir sopanın ucuna çakılmış sivri demir çivi"]}, {"word": "nodullama", "meanings": ["Nodullamak işi"]}, {"word": "nodullamak", "meanings": ["Hayvanı üvendireyle veya sopayla dürtmek", "Dürtmek, uyarmak, hatırlatmak"]}, {"word": "nodullanmak", "meanings": ["Nodullama işine konu olmak"]}, {"word": "nodullanma", "meanings": ["Nodullanmak işi"]}, {"word": "Noel", "meanings": ["Hristiyanların her yıl 25 Aralık'ta Hz. İsa'nın doğum gününü kutladıkları yortu"]}, {"word": "Nogay", "meanings": ["Altın Ordu devleti başbuğlarından biri olan Nogay'ın yönetimindeki Kıpçaklar", "Bugün Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir Türk boyunun adı"]}, {"word": "Noel ağacı", "meanings": ["Noel yortusunda Hristiyanların mumlarla ve oyuncaklarla süsledikleri küçük çam ağacı", "Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk"]}, {"word": "Noel Baba", "meanings": ["Hristiyanlarca Noel gecesi gelip çocuklara armağan dağıttığına inanılan, ak sakallı masal ve efsane kahramanı"]}, {"word": "Nogayca", "meanings": ["Nogay dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "nohut", "meanings": ["Baklagillerden, ana yurdu Akdeniz kıyıları olan, birleşik telek yapraklı, çiçekleri sarımtırak renkte, tanesi baklamsı bir bitki (Cicer arietinum)", "Bu bitkinin bol nişastalı, yuvarlak tanesi"]}, {"word": "nohutlu", "meanings": ["İçine nohut katılmış (yiyecek)"]}, {"word": "nohudi", "meanings": ["Nohut rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "nohut oda, bakla sofa", "meanings": ["bir evin küçüklüğünü ve darlığını anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "nokra", "meanings": ["Büveleğin sebep olduğu, genellikle davar ve sığırlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık"]}, {"word": "nohutsuz", "meanings": ["Nohudu olmayan"]}, {"word": "noksan", "meanings": ["Eksik", "Eksiklik, kusur"]}, {"word": "noksan bulmak", "meanings": ["beğenmemek, uygun bulmamak"]}, {"word": "nokta koymak", "meanings": ["gereken yerde nokta işaretini kullanmak", "bir işi bitirmek, tamamlamak", "son noktayı koymak"]}, {"word": "noksanlık", "meanings": ["Noksan olma durumu, eksiklik"]}, {"word": "nokta", "meanings": ["Çok küçük boyutlarda işaret, benek", "Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret", "Yer", "Konu, konu ile ilgili önemli bölüm", "Nöbetçi bulunan yer", "Nöbetçi, gözcü, bekçi", "Sınır, derece, radde", "Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.)", "Hiçbir boyutu olmayan işaret", "Orta nokta"]}, {"word": "noksansız", "meanings": ["Eksiksiz", "Eksiksiz bir biçimde"]}, {"word": "noktasına virgülüne dokunmadan", "meanings": ["olduğu gibi", "hiçbir müdahale olmadan"]}, {"word": "noktacı", "meanings": ["Noktacılıkla ilgili, noktacılığı uygulayan kimse"]}, {"word": "noktacılık", "meanings": ["Resimde tonların bölünmesini yan yana renkli noktalarla göstererek ışığın titreşimini daha iyi yansıtmak isteyen sanat anlayışı"]}, {"word": "noktainazar", "meanings": ["Görüş, görüş açısı"]}, {"word": "noktalamak", "meanings": ["Nokta koymak", "Yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koymak", "Sona erdirmek, bitirmek"]}, {"word": "noktalanma", "meanings": ["Noktalanmak işi"]}, {"word": "noktalama", "meanings": ["Noktalamak işi", "Bir filmin çekim, sahne, ayrım, bölüm vb. parçalarını birbirinden ayırmakta kullanılan işlemlerin bütünü"]}, {"word": "noktalayış", "meanings": ["Noktalama işi"]}, {"word": "noktalanmak", "meanings": ["Noktalama işi yapılmak"]}, {"word": "noktalı", "meanings": ["Nokta konmuş olan, üstünde noktalar olan"]}, {"word": "noktalı delik", "meanings": ["Trakeit hücreleri ile öz ışınların kesişme noktalarında bulunan ve yatay yönde besin suyu iletimini sağlayan geçiş yolu"]}, {"word": "noktalı virgül", "meanings": ["Bağımsız fakat mantık açısından birbirini bütünleyen cümleleri bağlayan noktalama işaretinin adı (;)"]}, {"word": "nokta memuru", "meanings": ["Kavşaklarda durup trafik akışını düzenleyen görevli"]}, {"word": "noktası noktasına", "meanings": ["Eksiksiz olarak, tastamam bir biçimde"]}, {"word": "nokta nokta", "meanings": ["Hafif hafif, belli belirsiz"]}, {"word": "noktasız", "meanings": ["Noktası olmayan"]}, {"word": "nom", "meanings": ["Eski Mısır'da şehir devleti"]}, {"word": "nominal değer", "meanings": ["Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer"]}, {"word": "nominal", "meanings": ["Saymaca", "Yazılı"]}, {"word": "nominalizm", "meanings": ["Adcılık"]}, {"word": "nominatif", "meanings": ["Yalın durum"]}, {"word": "nomografi", "meanings": ["Sayısal hesaplar yerine, başka çizgilerle kesim noktaları çözümleri veren, uygun biçimde çizilmiş çizgi veya grafiklerden yararlanmaya dayanan yöntem"]}, {"word": "non-stop", "meanings": ["343 duraksız"]}, {"word": "nonfigüratif", "meanings": ["İnsanı, hayvan ve tabiat ögelerini işlemeyen (sanat), betisiz (sanat)"]}, {"word": "nonoş", "meanings": ["Birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan bir söz", "Homoseksüel erkek"]}, {"word": "normalaltı", "meanings": ["Bir eğriye ilişkin normalin, bir doğruyu kestiği nokta ile normalin ayağı arasındaki parçanın o doğru üzerindeki iz düşümü"]}, {"word": "normal", "meanings": ["Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun", "Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum", "Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme"]}, {"word": "normalleşme", "meanings": ["Normalleşmek işi"]}, {"word": "normalüstü", "meanings": ["Olağan dışı"]}, {"word": "normalleşmek", "meanings": ["Normal duruma gelmek, normal olmak"]}, {"word": "normatif", "meanings": ["Düzgüsel", "Düzgüsüz"]}, {"word": "norton eleği", "meanings": ["Zımpara taneciklerinin büyüklüklerini saptama ve birbirlerinden ayırma işinde kullanılan elekler grubu"]}, {"word": "Norveççe", "meanings": ["Norveç dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Norveçli", "meanings": ["Norveç halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "nostalji", "meanings": ["Geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskın bir duruma gelmesi, geçmişseverlik, gündedün", "Değişime karşı duyulan korku sonucu geçmişe sığınma duygusu, geçmişseverlik, gündedün"]}, {"word": "nostalji uyandırmak", "meanings": ["özlem duygusu canlandırmak"]}, {"word": "nostaljik", "meanings": ["Nostalji ile ilgili, nostalji özelliği taşıyan"]}, {"word": "not almak", "meanings": ["biri konuşurken onun söylediklerini yazmak", "bir şeyi başlıca noktalarını özetleyerek yazmak", "öğrenci, iyi veya kötü numara, derece almak", "bir şeyin niteliğiyle ilgili bir karar verilmek"]}, {"word": "not", "meanings": ["Bir şeyi hatırlamak için yazılan kısa yazı", "Okullarda öğrencinin dersle ilgili bilgi ve beceri düzeyini göstermek üzere öğretmenlerce verilen sayı, derece", "Bir şeyin niteliği üzerine edinilen kanı"]}, {"word": "nosyon", "meanings": ["Kavram"]}, {"word": "not düşmek", "meanings": ["not yazmak"]}, {"word": "not atmak", "meanings": ["öğretmen, öğrencinin çalışma durumunu not vererek değerlendirmek"]}, {"word": "not etmek", "meanings": ["not olarak yazmak, kaydetmek"]}, {"word": "not kırmak", "meanings": ["verilen notu düşürmek, azaltmak", "az not vermek"]}, {"word": "not tutmak", "meanings": ["biri söz söylerken başkası onun söylediklerini yazmak"]}, {"word": "nota", "meanings": ["Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret", "Muhtıra"]}, {"word": "not vermek", "meanings": ["bir şeyin değeri üzerinde olumlu veya olumsuz bir kanıya varmak", "öğrencinin bilgisini bir sayı veya derece ile belirlemek"]}, {"word": "notunu vermek", "meanings": ["bir kimse için kötü bir kanıya varmak"]}, {"word": "noter", "meanings": ["Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak ve yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi, kâtibiadil", "Bu görevlinin çalıştığı yer, noterlik"]}, {"word": "nova", "meanings": ["Parlaklığı birdenbire artan, patlamalı değişen yıldız"]}, {"word": "noterlik", "meanings": ["Noterin görevi veya makamı", "Noter"]}, {"word": "nöbet", "meanings": ["Sıra, keşik", "Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi", "Sıra ile yapılan görev, iş", "Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş", "Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü", "Kez, defa", "Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka"]}, {"word": "nöbet beklemek (veya tutmak)", "meanings": ["asker, polis vb. bir yeri, bir kimseyi, bir aracı gözetlemek, korumak gibi amaçlarla bulunduğu yerden belli bir süre ayrılmamak", "kurum ve kuruluşlarda işlerin aksamadan yürümesi için sıra ile görev yapmak"]}, {"word": "nöbetçi", "meanings": ["Nöbet bekleyen, nöbet sırası kendisinde olan kimse"]}, {"word": "nöbet çalmak", "meanings": ["belli zamanlarda mızıka çalmak"]}, {"word": "nöbetleşe", "meanings": ["Sırayla, dönüşümlü olarak, dönenceli, münavebeli"]}, {"word": "nöbetçilik", "meanings": ["Nöbetçi olma durumu"]}, {"word": "nöbetleşmek", "meanings": ["Sıra ile nöbet tutmak"]}, {"word": "nöbetleşme", "meanings": ["Nöbetleşmek işi"]}, {"word": "nötr", "meanings": ["Etkisiz", "Yansız", "Tarafsız, yansız"]}, {"word": "nöbet şekeri", "meanings": ["Halk arasında ilaç olarak kullanılan billurlaşmış şeker"]}, {"word": "nörotik karakter", "meanings": ["Toplumun koyduğu değer yargılarına karşı ters davranışlarda bulunan kimsenin sahip olduğu özellik, nörotik kişilik"]}, {"word": "nörotik kişilik", "meanings": ["Nörotik karakter"]}, {"word": "nörolog", "meanings": ["Sinir hastalıkları uzmanı"]}, {"word": "nöroloji", "meanings": ["Sinir bilimi", "Hastanelerde sinir hastalıklarıyla ilgili bölüm"]}, {"word": "nötrleme", "meanings": ["Nötrlemek işi"]}, {"word": "nöron", "meanings": ["Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi"]}, {"word": "nörotik", "meanings": ["Ruhsal sorunlar nedeniyle kaygı, sıkıntı, takıntı gibi rahatsızlıkları olan kimse", "Sinir sistemi üzerinde etki yapan"]}, {"word": "nötrleşme", "meanings": ["Nötrleşmek işi"]}, {"word": "nötrlemek", "meanings": ["Asit veya alkali tepkisi gösteren bir eriyiği alkali veya asit katarak nötr duruma getirmek"]}, {"word": "nötrleştirme", "meanings": ["Nötrleştirmek işi"]}, {"word": "nötrleşmek", "meanings": ["Nötr duruma gelmek"]}, {"word": "nötron", "meanings": ["Yaklaşık olarak proton ağırlığında ve elektrik yüklü olmayan bir atom cisimciği"]}, {"word": "nötrleştirmek", "meanings": ["Nötr duruma gelmesini sağlamak"]}, {"word": "nötrlük", "meanings": ["Nötr bir cismin veya ortamın durumu, niteliği"]}, {"word": "Nuh", "meanings": ["`İnat etmek, ayak diremek` anlamındaki Nuh deyip peygamber dememek ve `çok eski, çoktan modası geçmiş, köhnemiş` anlamındaki Nuh Nebi'den kalma deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "nuhuset", "meanings": ["Uğursuzluk"]}, {"word": "nukut", "meanings": ["Paralar"]}, {"word": "numara", "meanings": ["Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam", "Ölçü", "Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı", "Öğrenciye verilen not", "Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı", "Eğlendirici oyunlardan her biri", "Hile, düzen, dalavere, yalan"]}, {"word": "numara çevirmek", "meanings": ["hile yapmak, dalavereyle iş bitirmek"]}, {"word": "numaracı", "meanings": ["Yalan dolanla iş gören (kimse), düzenbaz, hileci"]}, {"word": "numaracılık", "meanings": ["Numaracının işi"]}, {"word": "numara yapmak", "meanings": ["bir hareketi yalandan yapmak veya yapar gibi görünmek"]}, {"word": "numaralama", "meanings": ["Numaralamak işi"]}, {"word": "numaralamak", "meanings": ["Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak"]}, {"word": "numaralandırma", "meanings": ["Numaralandırmak işi"]}, {"word": "numaralandırmak", "meanings": ["Numara vermek, numaralama işini yapmak"]}, {"word": "numaralanma", "meanings": ["Numaralanmak işi"]}, {"word": "numaralanış", "meanings": ["Numaralanma işi"]}, {"word": "numaralanmak", "meanings": ["Numaralama işine konu olmak"]}, {"word": "numaralı", "meanings": ["Belli bir numarası olan"]}, {"word": "numaralayış", "meanings": ["Numaralama işi"]}, {"word": "numarasız", "meanings": ["Numara verilerek belirtilmemiş", "Gözün görme gücünü artırma özelliği bulunmayan (gözlük veya gözlük camı)"]}, {"word": "numen", "meanings": ["Nesnenin kendisi, görüngü karşıtı"]}, {"word": "numunelik", "meanings": ["Örneklik", "Örnek alınamayacak kadar tuhaf"]}, {"word": "nur gibi", "meanings": ["parlak, pırıl pırıl"]}, {"word": "numune", "meanings": ["Örnek", "sıfat Göstermelik"]}, {"word": "nur", "meanings": ["Aydınlık, ışık, parıltı, ziya", "İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık"]}, {"word": "nur içinde yatsın", "meanings": ["sevgiyle anılan ölüler için söylenen bir söz"]}, {"word": "nur inmek", "meanings": ["kutsal bir yere gökten ilahi ışık yağmak"]}, {"word": "nur ol!", "meanings": ["beğenildiği belirtilmek istendiğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "nur topu gibi", "meanings": ["sağlıklı, çok güzel ve temiz (çocuk)"]}, {"word": "nuruaynım", "meanings": ["gözümün nuru"]}, {"word": "nuruçeşmim", "meanings": ["gözümün nuru"]}, {"word": "nurudidem", "meanings": ["gözümün nuru"]}, {"word": "nurlanış", "meanings": ["Nurlanma işi"]}, {"word": "nurlanma", "meanings": ["Nurlanmak işi"]}, {"word": "nurani", "meanings": ["Işıklı, nurlu", "Saygı uyandıran"]}, {"word": "nurlanmak", "meanings": ["Işık içinde kalmak", "Temiz, parlak bir duruma gelmek"]}, {"word": "nurlu", "meanings": ["Aydınlık, ışıklı, parlak", "Saygı uyandıran"]}, {"word": "nursuz", "meanings": ["Saygı uyandırmayan, sevimsiz"]}, {"word": "nursuz pirsiz", "meanings": ["Sevimsiz, bakımsız (kimse)"]}, {"word": "nüans", "meanings": ["Ayırtı", "İnce ayrım"]}, {"word": "nur yüzlü", "meanings": ["Saygı uyandıran, pak yüzlü (ihtiyar)"]}, {"word": "nutuk", "meanings": ["Söz, konuşma", "Söylev"]}, {"word": "Nusayri", "meanings": ["Hatay ili ve çevresinde yaşayan bir topluluk"]}, {"word": "nutuk vermek", "meanings": ["bir konuda özel olarak hazırlanıp konuşmak"]}, {"word": "nutuk atmak (veya çekmek)", "meanings": ["uzun, sıkıcı bir konuşma yapmak veya özden yoksun bir söylev vermek"]}, {"word": "nutku tutulmak", "meanings": ["korkudan, şaşkınlıktan veya öfkeden konuşamaz olmak"]}, {"word": "nü", "meanings": ["Çıplak", "Çıplak resim"]}, {"word": "nübüvvet", "meanings": ["Peygamberlik"]}, {"word": "nüfus", "meanings": ["Kişi", "Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon", "Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü"]}, {"word": "nüfusunu çıkarmak", "meanings": ["nüfus kütüğüne kayıt yaptırarak nüfus cüzdanı almak"]}, {"word": "nüfus bilimci", "meanings": ["Nüfus bilimiyle uğraşan kimse, demograf"]}, {"word": "nüfus bilimi", "meanings": ["İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim, demografi"]}, {"word": "nüfus bilimsel", "meanings": ["Nüfus bilimiyle ilgili, demografik"]}, {"word": "nüfus coğrafyası", "meanings": ["Yeryüzündeki nüfus yoğunluğunun dağılışını inceleyen ve bunu türlü yönleriyle açıklayan coğrafya kolu"]}, {"word": "nüfus cüzdanı", "meanings": ["Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge, kafa kâğıdı, kafa koçanı, nüfus kâğıdı, nüfus tezkeresi"]}, {"word": "nüfusçu", "meanings": ["Nüfus memuru"]}, {"word": "nüfus kâğıdı", "meanings": ["Nüfus cüzdanı"]}, {"word": "nüfus kaydı", "meanings": ["Nüfus kütüğündeki kayıt"]}, {"word": "nüfus kesafeti", "meanings": ["Nüfus yoğunluğu"]}, {"word": "nüfus kütüğü", "meanings": ["Nüfusa kayıtlı olunan defter, kütük"]}, {"word": "nüfus patlaması", "meanings": ["Nüfusun çeşitli nedenlerle öngörülenden fazla artması"]}, {"word": "nüfus planlaması", "meanings": ["Ailelere, sahip olmak istedikleri ve yetiştirebilecekleri çocuk sayısı konusunda karar verebilme ve bunu gerçekleştirecek yöntemleri uygulayabilme imkânlarının verilmesi"]}, {"word": "nüfus sayımı", "meanings": ["Ülkenin nüfus sayısını tespit etmek için yapılan sayım"]}, {"word": "nüfus tezkeresi", "meanings": ["Nüfus cüzdanı"]}, {"word": "nüfus yoğunluğu", "meanings": ["Nüfus ile bu nüfusun üzerinde yaşadığı toprakların yüzölçümü arasındaki oran, nüfus kesafeti"]}, {"word": "nüfuzu altında tutmak", "meanings": ["söz geçirme gücünü üstün kılmak, egemenliği altında bulundurmak"]}, {"word": "nüfuz", "meanings": ["İçine geçme", "Söz geçirme, güçlü olma, erk"]}, {"word": "nüfuz etmek", "meanings": ["bir şeyin içine işlemek, geçmek", "inceliğine varmak, anlamak", "etkili olmak"]}, {"word": "nüfuzkâr", "meanings": ["Etkileyici, güçlü"]}, {"word": "nüfuzlu", "meanings": ["Sözü geçer, istediğini yaptıran, erkli", "Makamı yüksek, kademesi üst"]}, {"word": "nüfuzsuz", "meanings": ["Nüfuzu olmayan"]}, {"word": "nüfuz ticareti", "meanings": ["Bir kimsenin bulunduğu makamın gücüne dayanarak bazı işlere karışıp kendine çıkar sağlaması"]}, {"word": "nühüft", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "nükleer enerji", "meanings": ["Atom çekirdeğinin parçalanmasından doğan enerji"]}, {"word": "nükleer reaktör", "meanings": ["Uranyum, plütonyum vb. atom çekirdeklerinin parçalanmasından yararlanılarak enerji elde edilen kaynak"]}, {"word": "nükleer", "meanings": ["Atom çekirdeği ile ilgili, çekirdeksel"]}, {"word": "nükleer santral", "meanings": ["Nükleer reaktör yardımıyla elde edilen enerjiyi dağıtan merkez"]}, {"word": "nükleer silah", "meanings": ["Nükleer enerji ile yıkım gücü sağlayan silah"]}, {"word": "nükleon", "meanings": ["Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı"]}, {"word": "nükleoprotein", "meanings": ["Proteinlerin nükleik asitlerle kurduğu moleküler birlik"]}, {"word": "nükte", "meanings": ["İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, espri", "Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam, espri"]}, {"word": "nükteci", "meanings": ["Nükte söyleyen"]}, {"word": "nüktedan", "meanings": ["Nükteci"]}, {"word": "nükte yapmak", "meanings": ["nükteli söz söylemek"]}, {"word": "nüktecilik", "meanings": ["Nükteci olma durumu"]}, {"word": "nüktedanlık", "meanings": ["Nükteci olma durumu"]}, {"word": "nükteli", "meanings": ["Nükte ile süslenmiş, nüktesi olan, esprili"]}, {"word": "nüktesiz", "meanings": ["Nüktesi olmayan"]}, {"word": "nükûl", "meanings": ["Vazgeçme"]}, {"word": "nükûl etmek", "meanings": ["caymak, vazgeçmek"]}, {"word": "nümayişçi", "meanings": ["Bir gösteride yer alan kimse, gösterici"]}, {"word": "nümayiş", "meanings": ["Gösteri"]}, {"word": "nüsha", "meanings": ["Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri", "Gazete, dergi vb.nde sayı", "Benzer, aynı, kopya"]}, {"word": "nümayişkâr", "meanings": ["Gösteri ile ilgili olan"]}, {"word": "nütasyon", "meanings": ["Üğrüm"]}, {"word": "nüve", "meanings": ["Bir şeyin özü"]}, {"word": "nüzul", "meanings": ["İnme"]}, {"word": "nüzul inmek (veya gelmek)", "meanings": ["inme inmek"]}, {"word": "nüzullü", "meanings": ["İnmeli, felçli"]}, {"word": "o", "meanings": ["Şaşma, beğenme vb. duyguları belirten bir seslenme sözü"]}, {"word": "o", "meanings": ["Uzakta olan, hakkında konuşulan kimse veya şeyi belirten bir söz", "Teklik üçüncü kişiyi gösteren bir söz", "İki veya daha çok şeyden, daha önce sözü geçeni gösteren bir söz"]}, {"word": "o denli", "meanings": ["çok"]}, {"word": "o duvar senin, bu duvar benim", "meanings": ["birinin yalpalayacak kadar sarhoş olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "o gün bugün(dür)", "meanings": ["o zamandan beri"]}, {"word": "o kadar", "meanings": ["çok fazla", "kâfi, yeter"]}, {"word": "o kapı (veya mahalle) senin bu kapı (veya mahalle) benim", "meanings": ["sürekli gezip dolaşmayı anlatan bir söz"]}, {"word": "o taraflı olmamak", "meanings": ["konuyla ilgisi yokmuş gibi davranmak"]}, {"word": "o tarakta bezi olmamak", "meanings": ["o şeyle ilişiği bulunmamak"]}, {"word": "o yolun yolcusu", "meanings": ["toplumun ahlak anlayışına göre kötü bir hayat sürdüren kimse", "sonunda ölecek olan kimse"]}, {"word": "ondan", "meanings": ["o sebeple", "onun tarafında olan (kimse)"]}, {"word": "o, O", "meanings": ["Türk alfabesinin on sekizinci sırasında yer alan ve O adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, yuvarlak ve geniş ünlüyü gösterir"]}, {"word": "onlardan", "meanings": ["karşı taraftan olan (kimse)"]}, {"word": "oba", "meanings": ["Göçebelerin konak yeri", "Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile", "Genellikle bölmeli göçebe çadırı"]}, {"word": "obabaşı", "meanings": ["Obanın başı olan kimse"]}, {"word": "obelisk", "meanings": ["Dikili taş"]}, {"word": "oberj", "meanings": ["Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri"]}, {"word": "obje", "meanings": ["Nesne"]}, {"word": "objektif", "meanings": ["Nesnel, subjektif karşıtı", "Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi"]}, {"word": "objektif olmak", "meanings": ["nesnel olmak", "tarafsız davranmak"]}, {"word": "objektiflik", "meanings": ["Nesnellik"]}, {"word": "objektivite", "meanings": ["Nesnellik"]}, {"word": "objektivizm", "meanings": ["Nesnelcilik"]}, {"word": "obruklu", "meanings": ["Obruğu olan"]}, {"word": "obruk", "meanings": ["Çok yemek yiyen, çok iştahlı", "İçbükey", "İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu"]}, {"word": "observatuvar", "meanings": ["Gözlemevi"]}, {"word": "obstrüksiyon", "meanings": ["Engelleme"]}, {"word": "obua", "meanings": ["Orkestrada yer alan çift kamışlı, tahtadan yapılmış üflemeli çalgı"]}, {"word": "obuacı", "meanings": ["Obua çalan kimse"]}, {"word": "obur", "meanings": ["Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen (kimse)"]}, {"word": "oburca", "meanings": ["Doymak bilmez bir biçimde, oburcasına"]}, {"word": "oburlaşmak", "meanings": ["Obur duruma gelmek"]}, {"word": "oburlaşma", "meanings": ["Oburlaşmak işi"]}, {"word": "oburluk", "meanings": ["Obur olma durumu"]}, {"word": "obüs", "meanings": ["Yüksek ve alçaktan mermi atabilen kısa namlulu top"]}, {"word": "ocak", "meanings": ["Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer", "Şömine", "Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet", "Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer", "Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer", "Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru", "Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer", "Yılın birinci ayı, kânunusani", "Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri", "Ev, aile, soy", "Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile"]}, {"word": "ocağı batmak", "meanings": ["yuvası yıkılmak veya soyu tükenmek"]}, {"word": "ocağı kör kalmak", "meanings": ["soyu tükenmek, soyunu devam ettirecek bir çocuğu olmamak"]}, {"word": "ocağı sönmek", "meanings": ["aile dağılmak, yok olmak, çoluk çocuk yok olmak"]}, {"word": "ocağı tütmek", "meanings": ["soyu devam etmek", "yaşamını sürdürmek"]}, {"word": "ocağına düşmek", "meanings": ["birine koruması için sığınmak veya yardım etmesi için yalvarmak"]}, {"word": "ocağına incir (veya darı) dikmek (veya ekmek)", "meanings": ["birinin evini barkını dağıtmak"]}, {"word": "ocağını yeşertmek", "meanings": ["birinin aile yuvasını canlandırmak"]}, {"word": "ocakbaşı", "meanings": ["isim, Ateş yanan yerin çevresi", "Lokantalarda genellikle ızgara olarak pişirilen et yemeklerinin ocağın çevresinde oturulup yendiği bölüm"]}, {"word": "ocakçı", "meanings": ["Ateşçi", "Ocak bacaları temizleyicisi", "Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse"]}, {"word": "ocakçılık", "meanings": ["Ocakçı olma, ocakçının işi"]}, {"word": "ocak kaşı", "meanings": ["Ocağın içinde üstüne kazan, tencere oturtmaya yarayan yer"]}, {"word": "ocaklı", "meanings": ["Ocağı olan, içinde ocağı bulunan", "Ocaktan olan (yeniçeri)"]}, {"word": "ocaklık", "meanings": ["Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen mülk", "Ateş yakılan yer, ocak", "Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği", "Mutfak", "Baca"]}, {"word": "ocak taşı", "meanings": ["Ocağın çevresine yerleştirilen ateşe dayanıklı taş"]}, {"word": "ocumak", "meanings": ["Bir şeyden korkmak, ürkmek, çekinmek", "Bir şeyden soğumak"]}, {"word": "od", "meanings": ["Ateş"]}, {"word": "od yok ocak yok", "meanings": ["çok yoksul"]}, {"word": "oda", "meanings": ["Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz", "Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik", "Yeniçeri kışlası"]}, {"word": "odabaşı", "meanings": ["Hanlarda çalışan uşakların başı", "Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay"]}, {"word": "odacı", "meanings": ["Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli, hizmetli, hademe, müstahdem"]}, {"word": "odacık", "meanings": ["Küçük oda"]}, {"word": "odacılık", "meanings": ["Odacı olma durumu, hademelik, hizmetlilik, müstahdemlik"]}, {"word": "oda hapsi", "meanings": ["Askerî ceza hukukunda kabul edilmiş bir ceza türü"]}, {"word": "odaklama", "meanings": ["Odaklamak işi, fokuslama"]}, {"word": "odak", "meanings": ["Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus", "Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak"]}, {"word": "odaklamak", "meanings": ["İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek, fokuslamak"]}, {"word": "odaklanma", "meanings": ["Odaklanmak işi, fokuslanma"]}, {"word": "odaklanmak", "meanings": ["Odaklama işine konu olmak, fokuslanmak", "Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak"]}, {"word": "odaklaşma", "meanings": ["Odaklaşmak durumu"]}, {"word": "odaklaşmak", "meanings": ["Bir ışık demeti veya elektron akışı bir noktada toplanmak", "Odaklanmak", "Odak durumuna gelmek"]}, {"word": "odaklaştırma", "meanings": ["Odaklaştırmak işi"]}, {"word": "odaklayıcı", "meanings": ["Alıcısının çalıştırılması sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı"]}, {"word": "odaklaştırmak", "meanings": ["Bir ışık demetini veya elektron akışını bir noktaya toplamak", "Odak durumuna getirmek"]}, {"word": "odak noktası", "meanings": ["Bir merceğe paralel olarak gelen ışınların, mercekten geçip kırıldıktan sonra merceğin öte yanında birleştiği nokta", "En önemli konu, can alıcı nokta"]}, {"word": "odalık", "meanings": ["Bir erkeğin nikâhsız olarak aldığı kadın", "Padişah, şehzade ve paşaların saraya alınan karavaşlar arasından seçtikleri kadın, ikbal"]}, {"word": "odalı", "meanings": ["Herhangi bir sayıda odası olan", "Topkapı Sarayı'nda oturan saray adamları"]}, {"word": "oda müziği", "meanings": ["Az sayıda çalgı için ve özel toplantılarda çalınmak amacıyla bestelenmiş müzik"]}, {"word": "oda spreyi", "meanings": ["Havasız kalan veya havası ağırlaşan odalara güzel ve hoş koku veren bir sprey türü"]}, {"word": "odeon", "meanings": ["Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer"]}, {"word": "odsuz", "meanings": ["Ateşsiz"]}, {"word": "oditoryum", "meanings": ["Etkinlik merkezi", "Antik Roma'da halkın ozanları dinlemek üzere toplandığı yer"]}, {"word": "odsuz ocaksız", "meanings": ["Çok yoksul, aç ve barınaksız"]}, {"word": "oduncu", "meanings": ["Odun kesen veya satan kimse"]}, {"word": "odun", "meanings": ["Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç", "Anlayışsız ve kaba (kimse)"]}, {"word": "odun gibi", "meanings": ["anlayışsız, görgüsüz, kaba"]}, {"word": "oduncunun gözü omçada", "meanings": ["`herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "odunculuk", "meanings": ["Odun kesme ve satma işi"]}, {"word": "odun kömürü", "meanings": ["Odunun kömürleştirilmesiyle elde edilen, kalori değeri düşük kömür, mangal kömürü"]}, {"word": "odunlaşma", "meanings": ["Bazı bitki hücrelerinde odun özü denilen bir kimyasal madde alarak odunsu bir duruma girmeleri olayı", "Kabalaşma"]}, {"word": "odunlaşmak", "meanings": ["Bitkiler odun durumuna gelmek", "Kabalaşmak"]}, {"word": "odun özü", "meanings": ["Bitkiye destek olan, besi suyunu taşıyan, odunda bulunan katı maddelerden her biri"]}, {"word": "odun sobası", "meanings": ["Sadece odun yakılmasına elverişli bir soba türü"]}, {"word": "odunluk", "meanings": ["Odun konulan yer", "Odun durumuna getirilip yakılmaya elverişli (ağaç)", "Kabalık, anlayışsızlık"]}, {"word": "odunumsu", "meanings": ["Odunsu"]}, {"word": "odyometre", "meanings": ["İşitme organı ve sisteminin niteliklerini değerlendiren, işitmeyi ölçen araç"]}, {"word": "of", "meanings": ["Sıkıntı, bezginlik, usanç, acı, yorgunluk vb. duyguları belirten bir söz"]}, {"word": "odyovizüel", "meanings": ["Görsel-işitsel"]}, {"word": "of bile dememek", "meanings": ["şikâyetçi olmamak, şikâyet etmemek"]}, {"word": "of çekmek", "meanings": ["oflamak"]}, {"word": "ofis", "meanings": ["İş yeri, daire, büro"]}, {"word": "oflama", "meanings": ["Oflamak işi"]}, {"word": "oflamak", "meanings": ["`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek"]}, {"word": "oflayıp puflamak", "meanings": ["`of, puf` diyerek sıkıntısını, acısını dışa vurmak"]}, {"word": "ofris", "meanings": ["Salepgillerden, çiçekleri sinek, örümcek gibi birtakım böcekleri andıran, yumrulu, otsu bir bitki (Ophrys)"]}, {"word": "oflaz", "meanings": ["İyi, güzel, mükemmel"]}, {"word": "ofsayt", "meanings": ["Futbolda hücuma geçen takımın en az bir oyuncusunun topla oynandığı anda rakip takımın kale çizgisine, o takımın en yakın oyuncusundan daha yakın bulunması durumu"]}, {"word": "ofsayta düşmek", "meanings": ["futbolda hücuma geçen takımın en az bir oyuncusu topla oynandığı anda rakip takımın kale çizgisine, o takımın en yakın oyuncusundan daha yakın bulunmak", "istemediği hâlde kötü bir durumda kalmak"]}, {"word": "ofsaytta kalmak", "meanings": ["ofsayta düşmek", "istemediği hâlde kötü bir durum içinde kalmak"]}, {"word": "oftalmolog", "meanings": ["Göz bilimci"]}, {"word": "oftalmoloji", "meanings": ["Göz bilimi"]}, {"word": "oftalmoskop", "meanings": ["Gözün içini muayene etmek için kullanılan gereç"]}, {"word": "Oğlak", "meanings": ["Zodyak üzerinde Yay ile Kova arasında bulunan takımyıldızın adı, Cedi"]}, {"word": "Oğan", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "oğlak", "meanings": ["Keçi yavrusu"]}, {"word": "Oğlak Dönencesi", "meanings": ["21 Aralık'ta öğleüzeri güneş ışınlarının dik geldiği, güney yarı kürede Ekvator'a göre açısal uzaklığı 23° 27' olan enlemdeki yerler, Kış Dönencesi"]}, {"word": "oğlaklamak", "meanings": ["Keçi, yavrulamak"]}, {"word": "oğlan", "meanings": ["Erkek çocuk", "Yetişkin erkek", "Bacak", "Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek"]}, {"word": "oğlancı", "meanings": ["Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara"]}, {"word": "oğlancık", "meanings": ["Oğullara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "oğlancılık", "meanings": ["Erkeklerin kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunma durumu, lutilik, kulamparalık, livata"]}, {"word": "oğlanevi", "meanings": ["Evlenme sürecinde erkek tarafı, erkekevi"]}, {"word": "oğul", "meanings": ["Erkek evlat, mahdum", "Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz", "Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılan, yeni yetişmiş arı topluluğu", "Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü"]}, {"word": "oğul çıkarmak", "meanings": ["bir kovan, yeni bir oğul arısı topluluğu meydana getirmek"]}, {"word": "oğul vermek", "meanings": ["oğul arılarının bir bölüğü kovandan ayrılıp ayrı bir kovana gitmek"]}, {"word": "oğul balı", "meanings": ["Oğul arılarının yaptığı bal", "Bir büyükanneye veya büyükbabaya göre oğuldan olan erkek torun"]}, {"word": "oğulcuk", "meanings": ["Oğlanlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz", "Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı, rüşeym, embriyo", "Bitki tohumlarında bir kökçük ile bir filizcikten oluşan ana bölüm"]}, {"word": "oğulduruk", "meanings": ["Döl yatağı"]}, {"word": "oğullanma", "meanings": ["Oğullanmak durumu"]}, {"word": "oğullanmak", "meanings": ["Arılar, oğul durumuna gelmek"]}, {"word": "oğullu", "meanings": ["Oğlu olan"]}, {"word": "oğulluk", "meanings": ["Oğul olma durumu", "Üvey oğul"]}, {"word": "oğul otu", "meanings": ["Ballıbabagillerden, 20-150 santimetre yüksekliğinde, tıpta yapraklarından yararlanılan çok yıllık ve otsu bir bitki, kovan otu, melisa (Melissa officinalis)"]}, {"word": "oğulsuz", "meanings": ["Oğlu olmayan", "Oğlu olmadan"]}, {"word": "oğul uşak", "meanings": ["Çocuklar ve torunlar"]}, {"word": "oha", "meanings": ["Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü", "Kaba ve yakışıksız davranışta bulunan kişilere karşı kullanılan söz"]}, {"word": "Oğuz", "meanings": ["XI. yüzyılda Harezm bölgesinde toplu olarak yaşayan ve daha sonra batıya doğru göç ederek bugünkü Türkmen, Azeri, Gagavuz ve Türkiye Türklerinin aslını oluşturan büyük bir Türk boyu"]}, {"word": "oğuz", "meanings": ["İyi huylu (kimse)"]}, {"word": "Oğuzca", "meanings": ["Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Gagavuz Yeri ile Balkanlar, Kırım ve İran'ın bazı bölgelerinde kullanılan Türkçeyi içine alan Türk dili grubunun ortak adı", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "oh çekmek", "meanings": ["birinin kötü duruma düşmesine sevinmek"]}, {"word": "oh", "meanings": ["Sevinç, beğenme, hayranlık, rahatlama vb. duyguları belirten bir söz"]}, {"word": "oh demek", "meanings": ["rahata ermek, rahata kavuşmak, rahat bir soluk almak"]}, {"word": "ok", "meanings": ["Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk", "Yön göstermek amacıyla belli yerlere konulabilen, oka benzer işaret", "At arabası, kağnı vb. araçlarda koşum hayvanlarının bağlandığı ağaç", "Bir dairede bir kirişin ortasında bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası"]}, {"word": "oh olsun!", "meanings": ["kötü duruma düşenlere `çok iyi olmuş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ohlama", "meanings": ["Ohlamak işi"]}, {"word": "ohlamak", "meanings": ["Oh sesini çıkarmak, oh demek"]}, {"word": "oje", "meanings": ["Türlü renklerde tırnak cilası"]}, {"word": "ojeli", "meanings": ["İçinde oje bulunan", "Oje sürülmüş"]}, {"word": "ojit", "meanings": ["Yanardağ kütlelerinde bulunan ve feldspatla birlikte bazaltların temelini oluşturan piroksen cinsinden mineral madde"]}, {"word": "ok gibi (yerinden) fırlamak", "meanings": ["birden ve hızlıca ileri atılmak"]}, {"word": "ok yaydan (veya yayından) çıkmak", "meanings": ["geri dönülemeyecek bir iş yapmak"]}, {"word": "ok atmak", "meanings": ["oku fırlatmak", "miras kalan malları paylaştırmak için ad çekmek"]}, {"word": "okaliptus", "meanings": ["Mersingillerden, asıl yurdu Avustralya olan, boyu 100 metreyi aşabilen, toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç, sıtma ağacı (Eucalyptus globulus)"]}, {"word": "okapi", "meanings": ["Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan (Okapia johnstoni)"]}, {"word": "okar", "meanings": ["Telli balıkçıl"]}, {"word": "okazyon", "meanings": ["Fırsat", "Kelepir"]}, {"word": "okçu", "meanings": ["Ok yapan veya satan kimse", "Okçuluk sporunu yapan kimse, kemankeş"]}, {"word": "okçuluk", "meanings": ["Ok yapma veya satma işi", "Okçu olma durumu, kemankeşlik", "Ok ve yay kullanılarak yapılan spor"]}, {"word": "okey", "meanings": ["Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlarla oynanan ve konkene benzeyen bir oyun türü"]}, {"word": "okka çekmek", "meanings": ["hacminden umulmayacak kadar okka ağırlığında olmak"]}, {"word": "okka", "meanings": ["1,282 kilogram veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi, kıyye"]}, {"word": "okka her yerde dört yüz dirhem", "meanings": ["konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "okkanın altına gitmek", "meanings": ["haksız yere ezilmek, bir zarar veya ceza görmek"]}, {"word": "okkalama", "meanings": ["Okkalamak işi"]}, {"word": "okkalı", "meanings": ["Kiloca fazla olan, ağır çeken", "Çok, fazla", "Ağır, şiddetli"]}, {"word": "okkalamak", "meanings": ["Bir şeyin ağırlığını yaklaşık olarak anlayabilmek için elle yoklamak", "Gereğinden çok övmek veya ilgi göstermek, koltuklamak, pohpohlamak"]}, {"word": "okkalık", "meanings": ["Herhangi bir okka ağırlığında veya oylumunda olan"]}, {"word": "okkalı kahve", "meanings": ["Bol kahve ile yapılmış ve büyük fincana konulmuş kahve"]}, {"word": "oklama", "meanings": ["Oklamak işi", "Hedef noktaları dairesel olarak belirlenmiş nişan tahtasına küçük okların atılmasıyla oynanan bir oyun türü"]}, {"word": "oklamak", "meanings": ["Ok gibi fırlamak", "Okla vurmak"]}, {"word": "oklanma", "meanings": ["Oklanmak işi"]}, {"word": "oklanmak", "meanings": ["Okla vurulmak"]}, {"word": "oklava", "meanings": ["Hamur açmakta kullanılan, silindir biçiminde, uzunca, ince değnek"]}, {"word": "oklava yutmuş gibi", "meanings": ["baston yutmuş gibi"]}, {"word": "okluk", "meanings": ["İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı, sadak", "Ok yapılmaya uygun"]}, {"word": "ok meydanı", "meanings": ["Ok atma ustalığı edinilen veya ok atma yarışı yapılan alan"]}, {"word": "oklu kirpi", "meanings": ["Kemirgenlerden, kirpiye benzeyen, uzun dikenleri olan bir hayvan (Hystrix cristatus)"]}, {"word": "ok meydanında buhurdan yakmak", "meanings": ["geniş bir yeri yetersiz bir şeyle ısıtmaya çalışmak", "önemli bir iş için yetersiz imkânlardan yararlanmaya çalışmak"]}, {"word": "okrama", "meanings": ["Okramak işi"]}, {"word": "okramak", "meanings": ["Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek"]}, {"word": "oksalat", "meanings": ["Billurları idrarda bulunabilen ve idrar yolunda taş yapan kalsiyum oksalatın kısa biçimi"]}, {"word": "oksalik", "meanings": ["Kuzukulağı vb. bitkilerde rastlanan, özellikle temizleme maddesi olarak kullanılan asit, kuzukulağı asidi, oksalik asit (HOCO-COOH)"]}, {"word": "oksalik asit", "meanings": ["Oksalik"]}, {"word": "oksijen", "meanings": ["Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O)"]}, {"word": "oksidiyon taşı", "meanings": ["Oltu taşı"]}, {"word": "oksijenleme", "meanings": ["Oksijenlemek işi"]}, {"word": "oksijenlemek", "meanings": ["Bir maddenin birleşimine oksijen katmak", "Saçların rengini sulandırılmış oksijenli su ile sarartmak"]}, {"word": "oksijenli", "meanings": ["Birleşiminde oksijen bulunan", "Oksijenli su ile sarartılmış (saç)"]}, {"word": "oksijenli su", "meanings": ["Hidrojen peroksidin (H2O2) sulu çözeltisi"]}, {"word": "oksilit", "meanings": ["Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit"]}, {"word": "oksit", "meanings": ["Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde"]}, {"word": "oksitlemek", "meanings": ["Oksit durumuna getirmek, oksijenle birleştirmek, yükseltgemek"]}, {"word": "oksitleme", "meanings": ["Oksitlemek işi, yükseltgeme"]}, {"word": "oksitlenme", "meanings": ["Oksitlenmek işi, yükseltgenme"]}, {"word": "oksitlenmek", "meanings": ["Oksijenle birleşerek oksit durumuna gelmek, yükseltgenmek"]}, {"word": "oksiyür", "meanings": ["Sivrikuyruk"]}, {"word": "okşama", "meanings": ["Okşamak işi"]}, {"word": "okşamak", "meanings": ["Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak", "Hafifçe dokunmak", "Hafifçe dövmek", "Bir kimseyi hoşnut etmek", "Benzemek, andırmak, hatırlatmak"]}, {"word": "okşamalık", "meanings": ["Gönül okşayıcı özelliği olan"]}, {"word": "okşanma", "meanings": ["Okşanmak işi"]}, {"word": "okşanmak", "meanings": ["Okşama işine konu olmak"]}, {"word": "okşantı", "meanings": ["Okşama"]}, {"word": "okul", "meanings": ["Her türlü eğitim ve öğretimin toplu olarak yapıldığı yer, mektep", "Bir okuldaki öğrenci ve görevlilerin bütünü", "Ekol"]}, {"word": "okşatma", "meanings": ["Okşatmak işi"]}, {"word": "okşatmak", "meanings": ["Okşama işini yaptırmak"]}, {"word": "okşayış", "meanings": ["Okşama işi"]}, {"word": "okuldaş", "meanings": ["Okul arkadaşı"]}, {"word": "oktan", "meanings": ["Formülü C8H18 olan doymuş hidrokarbonlara verilen ad"]}, {"word": "oktant", "meanings": ["Özellikle denizcilikte 450 C'lik yükseklikteki cisimleri gözlemeye yarayan alet", "Dairenin sekizde biri"]}, {"word": "oktrua", "meanings": ["Şehre giren şeylerden alınan vergi"]}, {"word": "oktav", "meanings": ["Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık"]}, {"word": "okuldan ayrılmak", "meanings": ["öğrenime son vermek"]}, {"word": "okulu asmak (veya kırmak)", "meanings": ["okuldan kaçmak, derslere girmemek"]}, {"word": "okul çocuğu", "meanings": ["Öğrenci"]}, {"word": "okul kaçağı", "meanings": ["Derslere girmeyip okul dışında vakit geçiren öğrenci, mektep kaçağı"]}, {"word": "okul kooperatifi", "meanings": ["Okulda öğrencilerin kalem, defter, kitap, yiyecek vb. gereksinimlerini karşılayan kuruluş ve satış yeri"]}, {"word": "okullaşma", "meanings": ["Okullaşmak durumu"]}, {"word": "okullaşmak", "meanings": ["Okul durumuna gelmek", "Okul sayısı artmak"]}, {"word": "okullu", "meanings": ["Bir okula devam eden kimse, öğrenci"]}, {"word": "okullu olmak", "meanings": ["okula yazılmak, öğrenime başlamak"]}, {"word": "okul öncesi", "meanings": ["Çocuğun okul çağına girmesinden önceki çağı", "Bu çağla ilgili, bu çağa özgü"]}, {"word": "okul sonrası", "meanings": ["Okul çağından sonraki çağ", "Bu çağla ilgili, bu çağa özgü"]}, {"word": "okuma", "meanings": ["Okumak işi, kıraat"]}, {"word": "okumayı sökmek", "meanings": ["okula yeni başlayan öğrenci, verilen eğitim sonrası okumaya başlamak, okuma becerisini kazanmak"]}, {"word": "okumak", "meanings": ["Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek", "Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek", "Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek", "Sesli olarak söylemek", "Bir şeyin anlamını çözmek", "Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek", "Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak", "Değerlendirmek", "Sövmek, küfretmek", "Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek"]}, {"word": "okuyup üflemek", "meanings": ["dinî inanca göre bir duayı okuduktan sonra, üfleyerek ruhlara yollamak"]}, {"word": "okuma saati", "meanings": ["Zamanın okumaya ayrılan belli bir bölümü, okuma vakti"]}, {"word": "okuma yazma", "meanings": ["Okuma ve yazma bilgisi"]}, {"word": "okuma yitimi", "meanings": ["Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması, aleksi"]}, {"word": "okume", "meanings": ["Afrika'da yetişen, kerestesi parlak, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç (Aucoumea)"]}, {"word": "okumuş", "meanings": ["Okuyarak bilgisini genişletmiş, öğrenim görmüş (kimse)"]}, {"word": "okumuş olmak", "meanings": ["okumuş gibi görünmek"]}, {"word": "okunaksız", "meanings": ["Açık ve düzgün harflerle yazılmamış, kolaylıkla okunamayan (yazı)"]}, {"word": "okunaklı", "meanings": ["Açık ve düzgün harflerle yazılmış, kolaylıkla okunabilen (yazı)"]}, {"word": "okumuşluk", "meanings": ["Okur yazar, öğrenim görmüş olma durumu"]}, {"word": "okuryazar", "meanings": ["Okuması yazması olan, öğrenim görmüş (kimse)"]}, {"word": "okunma", "meanings": ["Okunmak işi"]}, {"word": "okunmak", "meanings": ["Okuma işine konu olmak", "Okunulmak", "Belli olmak, açıkça görünmek", "Davet edilmek, çağrılmak"]}, {"word": "okuntu", "meanings": ["Küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı"]}, {"word": "okunulma", "meanings": ["Okunulmak işi"]}, {"word": "okunulmak", "meanings": ["Okuma işi yapılmak"]}, {"word": "okunuş", "meanings": ["Okunma işi"]}, {"word": "okuryazarlık", "meanings": ["Okuryazar olma durumu"]}, {"word": "okur", "meanings": ["Okuyan kimse, okuyucu, kari"]}, {"word": "okus pokus", "meanings": ["Dolap, düzen, hile"]}, {"word": "okutma", "meanings": ["Okutmak işi"]}, {"word": "okutmak", "meanings": ["Okumasını, öğrenim görmesini sağlamak", "Okuma işini yaptırmak", "Ders vermek, bir konu üzerinde yetiştirmek", "Satarak elinden çıkarmak"]}, {"word": "okutman", "meanings": ["Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı, lektör"]}, {"word": "okutmanlık", "meanings": ["Okutmanın görevi, lektörlük"]}, {"word": "okutulma", "meanings": ["Okutulmak işi"]}, {"word": "okutuş", "meanings": ["Okutma işi"]}, {"word": "okutulmak", "meanings": ["Okutma işine konu olmak"]}, {"word": "okuyucu", "meanings": ["Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari", "Şarkıcı", "Türkücü", "Düğüne çağrı yapan kimse"]}, {"word": "okuyuş", "meanings": ["Okuma işi"]}, {"word": "oküler", "meanings": ["Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi"]}, {"word": "okültizm", "meanings": ["Gizlicilik"]}, {"word": "okyanus", "meanings": ["Kıtaları birbirinden ayıran deniz, ana deniz, umman"]}, {"word": "okyanus mavisi", "meanings": ["Koyu mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ok yılanı", "meanings": ["Başı pullu, boyu 2 metre kadar olan zehirli ve tehlikeli bir yılan"]}, {"word": "ol", "meanings": ["O gösterme sıfatı", "O gösterme zamiri"]}, {"word": "olabilir", "meanings": ["Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil"]}, {"word": "olabilirlik", "meanings": ["Olasılık, ihtimal, mümkünlük"]}, {"word": "olacak", "meanings": ["Olması, yapılması uygun olan", "Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey", "Olmasının önüne geçilemeyen durum"]}, {"word": "olacak o kadar", "meanings": ["`kabul edilebilir ölçüde` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olacak gibi değil", "meanings": ["`olamaz, olmuyor, olacağa benzemiyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olacakla öleceğe çare bulunmaz", "meanings": ["`insanın alnına yazılmış olan şeyler önlenemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olağan", "meanings": ["Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı", "Alışılmış olan, normal"]}, {"word": "olağan dışı", "meanings": ["Sıra dışı"]}, {"word": "olağanlaşma", "meanings": ["Olağanlaşmak durumu"]}, {"word": "olağanlaşmak", "meanings": ["Olağan duruma gelmek"]}, {"word": "olağanlaştırma", "meanings": ["Olağanlaştırmak işi"]}, {"word": "olağanlık", "meanings": ["Olağan olma durumu"]}, {"word": "olağanlaştırmak", "meanings": ["Olağan duruma getirmek"]}, {"word": "olağanüstü", "meanings": ["Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade", "Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade", "Harikulade"]}, {"word": "olağanüstü hâl", "meanings": ["Sıkıyönetimden önce, sonra veya bundan tamamen bağımsız olarak kanunla belirtilen olağanüstü yetkilerin sivil yönetime verilmesi ve kullanılması durumu"]}, {"word": "olağanüstülük", "meanings": ["Olağanüstü olma durumu, fevkaladelik, harikuladelik"]}, {"word": "olamaz", "meanings": ["Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan, olanaksız, gayrimümkün", "Hayret, şaşırma bildirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "olanak", "meanings": ["İmkân"]}, {"word": "olanak sağlamak (veya tanımak)", "meanings": ["bir işin olmasına elverişli ortamı hazırlamak"]}, {"word": "olanaklı", "meanings": ["Olma ihtimali bulunan, kabil"]}, {"word": "olanaksız", "meanings": ["Olanağı olmayan, olma ihtimali bulunmayan, gayrimümkün, imkânsız"]}, {"word": "olanaksızlaşma", "meanings": ["Olanaksızlaşmak işi, imkânsızlaşma"]}, {"word": "olanaksızlaşmak", "meanings": ["Olanaksız duruma gelmek, imkânsızlaşmak"]}, {"word": "olanaksızlık", "meanings": ["Olanaksız olma durumu, imkânsızlık"]}, {"word": "olanca", "meanings": ["Bütün, elde bulunanın hepsi"]}, {"word": "olası", "meanings": ["Görünüşe göre olacağı sanılan, muhtemel", "Mümkün"]}, {"word": "olasıcılık", "meanings": ["Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, kesin doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnız olasılığa erişebileceğini ileri süren teoriye dayalı kuşkucu öğreti, probabilizm"]}, {"word": "olasılı", "meanings": ["Olasılığa dayanan, belkili, ihtimalli, muhtemel", "Belkili"]}, {"word": "olasılık", "meanings": ["Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, ihtimal", "O zamana kadar yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi ancak yine de tam bir kesinliğin bulunmaması durumu"]}, {"word": "olasılık hesabı", "meanings": ["Bir olayın gerçekleşme ihtimalinin yüzdesini bulmaya yarayan kuralları inceleyen matematik dalı, ihtimaliyet hesabı, ihtimaller hesabı"]}, {"word": "olasıya", "meanings": ["Olabileceği ölçüde, olabileceği kadar"]}, {"word": "olay", "meanings": ["Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka", "Önemli tarihsel olgu, fenomen"]}, {"word": "olay çıkarmak", "meanings": ["hoş olmayan bir durum yaratmak, hadise çıkarmak"]}, {"word": "olay yapmak", "meanings": ["bir olayı gereğinden fazla büyütmek, sorun çıkarmak"]}, {"word": "olayın üstüne gitmek", "meanings": ["olayı etraflıca araştırmak"]}, {"word": "olay yaratmak", "meanings": ["ortada herhangi bir sebep yokken bir olaya yol açmak"]}, {"word": "olay bilimi", "meanings": ["Görüngü bilimi"]}, {"word": "oldubitti", "meanings": ["Başkasına karışma fırsatı vermeden bir işi aceleye ve kargaşalığa getirip sonuca bağlama, olupbitti, emrivaki"]}, {"word": "olaycılık", "meanings": ["Görüngücülük"]}, {"word": "olaylaştırmak", "meanings": ["Olay durumuna getirmek, olay yapmak"]}, {"word": "olaylaştırma", "meanings": ["Olaylaştırmak durumu"]}, {"word": "olaylı", "meanings": ["Olayı olan, olay çıkmış olan, hadiseli"]}, {"word": "olaysız", "meanings": ["Olayı olmayan, hiçbir olay çıkmamış olan, hadisesiz"]}, {"word": "olçum", "meanings": ["Hekimlik taslayan kimse", "Kendini becerikli, usta gösteren kimse", "Eli işe yatkın, becerikli kimse"]}, {"word": "oldu", "meanings": ["Evet", "Başüstüne"]}, {"word": "oldubittiye getirmek", "meanings": ["geri dönülmesi güç veya olanaksız bir durum yaratmak, emrivaki yapmak"]}, {"word": "oldukça", "meanings": ["Olabildiğince"]}, {"word": "oldum olası", "meanings": ["Eskiden beri, kendimi bildiğimden beri, oldum bittim, oldum olasıya"]}, {"word": "oldum bittim", "meanings": ["Oldum olası"]}, {"word": "oldurgan", "meanings": ["Geçişli değilken bir ek katılarak geçişli duruma getirilen (fiil)"]}, {"word": "oldurma", "meanings": ["Oldurmak işi veya durumu"]}, {"word": "ole", "meanings": ["Yaşa"]}, {"word": "oldurmak", "meanings": ["Olmasını sağlamak", "Olgunlaştırmak"]}, {"word": "olefin", "meanings": ["Etilen gibi yapısına başka bir öge veya kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı"]}, {"word": "oleik", "meanings": ["Oleik asit"]}, {"word": "olein", "meanings": ["Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri"]}, {"word": "oleik asit", "meanings": ["Yağlarda gliserin ile birlikte bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan, 4 °C'de billur durumunda katılaşan sıvı bir madde, oleik"]}, {"word": "oleometre", "meanings": ["Yağların yoğunluğunu ölçmeye yarayan sıvıölçer"]}, {"word": "olgu", "meanings": ["Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa", "Varlığı deneyle kanıtlanmış şey", "Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş"]}, {"word": "olgucu", "meanings": ["Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı, pozitivist"]}, {"word": "olguculuk", "meanings": ["Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm", "Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi"]}, {"word": "olgun", "meanings": ["Yenecek duruma gelmiş (meyve)", "Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.)", "Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil"]}, {"word": "olgunca", "meanings": ["Olgun gibi, olguna benzer", "(olgu'nca) Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde"]}, {"word": "olgunlaşma", "meanings": ["Olgunlaşmak işi"]}, {"word": "olgunlaşmak", "meanings": ["Meyve olgun duruma gelmek", "Yazı, düşünce olgun duruma gelmek", "İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak"]}, {"word": "olgunlaştırma", "meanings": ["Olgunlaştırmak işi"]}, {"word": "olgunlaştırmak", "meanings": ["Olgun duruma getirmek, oldurmak"]}, {"word": "olgunluk çağı", "meanings": ["İnsan hayatında beden ve ruhsal yeteneklerinin en yetkin olduğu dönem, olgunluk yaşı"]}, {"word": "olgunluk", "meanings": ["Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu", "İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik, kemal"]}, {"word": "olgunluk imtihanı", "meanings": ["Lise son sınıf öğrencilerinin lise bitirme sınavlarından sonra üniversiteye girebilmeleri için bazı derslerden girdikleri yeterlik sınavı"]}, {"word": "olgunluk yaşı", "meanings": ["Olgunluk çağı"]}, {"word": "oligarşi", "meanings": ["Siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim, aristokrasinin daralmış biçimi, takım erki"]}, {"word": "olgun odun", "meanings": ["Ağaç gövdesinin öz odun ile dış odun arasında oluşan, ağaç işleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü"]}, {"word": "oligoklaz", "meanings": ["Billur kütlelerde serpme durumunda bulunan, beyazımtırak bir feldspat türü"]}, {"word": "oligosen", "meanings": ["Üçüncü Çağ'ın miyosen ile eosen arasındaki dönemi"]}, {"word": "olijist", "meanings": ["Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanan doğal demir oksidi"]}, {"word": "olimpiyat", "meanings": ["Her dört yılda bir başka ülkede yapılan, amatörlerin ve ülkelerinde profesyonel olarak futbol, basketbol, voleybol vb. takım sporlarıyla uğraşanların katıldığı uluslararası spor yarışmaları, olimpiyat oyunları", "Bazı alanlarda düzenlenen yarışma", "Yunanistan'da Zeus onuruna yapılan yarışmalar"]}, {"word": "olivin", "meanings": ["Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat, peridot"]}, {"word": "olma", "meanings": ["Olmak işi"]}, {"word": "olmadık", "meanings": ["Daha önce olmamış, alışılmamış, beklenmeyen, olağan karşıtı"]}, {"word": "olmak", "meanings": ["Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak", "Gerçekleşmek veya yapılmak", "Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak", "Bir şeyi elde etmek, edinmek", "Bir durumdan başka bir duruma geçmek", "Herhangi bir durumda bulunmak", "Uygun düşmek, yerinde görülmek", "Yetişmek, olgunlaşmak", "Hazırlanmak, hazır duruma gelmek", "Bulunmak", "Geçmek, tamamlanmak", "Sürdürmek, yürütmek", "Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak", "Yaklaşmak, gelip çatmak", "Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek", "Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz", "Sarhoş olmak", "Uymak, tam gelmek", "Yitirmek, elinden kaçırmak", "Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak", "Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek", "Yol açmak", "Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak", "Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur", "Hastalığa yakalanmak, tutulmak"]}, {"word": "ola ki", "meanings": ["olabilir ki, belki"]}, {"word": "olan (veya olup) biten", "meanings": ["meydana gelen olaylar, ortaya çıkan durum veya oluşan her şey"]}, {"word": "olan oldu", "meanings": ["`iş işten geçti, artık yapacak bir şey kalmadı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "oldu bilmek (veya saymak)", "meanings": ["sorunu çözülmüş bilmek"]}, {"word": "oldu olacak", "meanings": ["hiç olmazsa"]}, {"word": "oldu olacak, kırıldı nacak", "meanings": ["`her şey olup bitti, iş işten geçti` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "oldu olanlar", "meanings": ["`hoş olmayan, kötü birtakım olaylar oldu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olduğu kadar", "meanings": ["kabul edilebilir düzeyde", "beklenilenin altında"]}, {"word": "olmayacak duaya âmin demek", "meanings": ["gerçekleşmeyecek, sonuç vermeyecek işlerle uğraşmak"]}, {"word": "... olsun ... olsun", "meanings": ["sözü geçen her şey"]}, {"word": "olup olacağı", "meanings": ["`hepsi bu kadar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olur a!", "meanings": ["geniş zaman kipinden sonra gelerek belirsizlik, olasılık anlamı katan bir söz"]}, {"word": "olsa olsa", "meanings": ["Son ihtimal olarak, nihayet", "Ancak"]}, {"word": "olmamış", "meanings": ["Olgunlaşmamış, ham"]}, {"word": "olmaz", "meanings": ["İmkânsız, gerçekleşemez, gayrimümkün", "Yapılamayacak iş, tutum veya davranış"]}, {"word": "olmaz olmaz", "meanings": ["`olamayacak, imkânsız şey yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olmazlı", "meanings": ["Olması ihtimal dışı olan"]}, {"word": "olmazlık", "meanings": ["Olmazlı olma durumu", "Olmazlı olan şey"]}, {"word": "olmuş", "meanings": ["Olgunlaşmış, ergin"]}, {"word": "olmuş armut gibi eline düşmek", "meanings": ["emeksiz ve zahmetsizce eline geçmek"]}, {"word": "olta", "meanings": ["Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü", "Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik", "Hile, düzen, oyun, yem"]}, {"word": "olta atmak", "meanings": ["balık yakalamak için olta takımını suya atmak", "tuzak kurmak"]}, {"word": "oltaya düşmek", "meanings": ["hileyle karşılaşmak, oyun veya düzen içine girmek"]}, {"word": "oltaya gelmek", "meanings": ["aldatılmak"]}, {"word": "oltaya takılmak", "meanings": ["tuzağa düşmek"]}, {"word": "oltaya vurmak", "meanings": ["balık yakalanmak"]}, {"word": "oltayı yutmak", "meanings": ["aldanmak"]}, {"word": "oltacı", "meanings": ["Balık avı gereci satan kimse", "Olta ile balık avlamada usta kimse"]}, {"word": "olta balığı", "meanings": ["Olta ile avlanan balık"]}, {"word": "oltacılık", "meanings": ["Olta yapma veya satma işi", "Olta ile balık avlama işi"]}, {"word": "Oltu kebabı", "meanings": ["Oltu yöresine özgü, yatay olarak kızartılan ve şişe geçirilip küçük küçük kesilen bir kebap türü, cağ kebabı"]}, {"word": "olta takımı", "meanings": ["Olta ile balık avlamada kullanılan iğne, zoka vb. gereçlerin bütünü"]}, {"word": "Oltu taşı", "meanings": ["Çeşitli süs eşyalarının yapımında kullanılan kara kehribar, oksidiyon taşı, kara kehribar"]}, {"word": "oluk", "meanings": ["Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru", "Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru", "Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol"]}, {"word": "oluk gibi akmak", "meanings": ["çok bol ve arası kesilmeden gelmek"]}, {"word": "olukçuk", "meanings": ["Küçük oluk", "Bazı organların yüzeyinde bulunan çentikler"]}, {"word": "oluklaşmak", "meanings": ["Oluk durumuna girmek, oluk görünümü almak"]}, {"word": "oluklaşma", "meanings": ["Oluklaşmak işi"]}, {"word": "oluklu", "meanings": ["Oluğu olan", "Üstünde yol yol olukları bulunan"]}, {"word": "olumlama", "meanings": ["Olumluluğu ortaya koyma, icap"]}, {"word": "olumlu", "meanings": ["Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı, müspet, pozitif", "Yapıcı", "Onaylayan, kabul eden, lehte olan", "Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan, müspet, pozitif", "Davranışları beğenilen, yapıcı düşünceleri olan, yararlı", "Olumsuzluk anlatmayan (kelime, cümle)"]}, {"word": "bildirme eki", "meanings": ["Çoğu sürerlik, kesinlik veya kuvvetli ihtimal kavramlarını vermek için yüklemin sonuna gelen durur kelimesinin ekleşmiş biçimi olan -dır, -dir eki"]}, {"word": "olumlu cümle", "meanings": ["Yüklemi olumlu olan cümle, olumlu tümce: Çocuk okula gitti. Öğrencinin bilgisiz olduğu anlaşılıyordu gibi"]}, {"word": "olumlu eylem", "meanings": ["Olumlu fiil"]}, {"word": "olumlu fiil", "meanings": ["Bir işin, bir davranışın, bir oluşun olduğunu bildiren fiil, olumlu eylem: söylemiş, yazacak gibi"]}, {"word": "olumluluk", "meanings": ["Olumlu olma durumu, müspetlik"]}, {"word": "olumlu tümce", "meanings": ["Olumlu cümle"]}, {"word": "olumsal", "meanings": ["Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı"]}, {"word": "olumsallık", "meanings": ["Olumsal olma durumu"]}, {"word": "olumsuz", "meanings": ["Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan, menfi, negatif", "Onaylamayan, kabul etmeyen, aleyhte olan", "Davranışları beğenilmeyen, yıkıcı düşünceleri olan, zararlı, menfi", "Olumsuzluk anlatan (kelime, cümle), menfi", "Bir şeyi inkâr eden, inkâr veya ret özelliği taşıyan"]}, {"word": "olumsuz cümle", "meanings": ["Yüklemi olumsuzluk kavramı veren cümle, olumsuz tümce: Çocuk hasta değilmiş. Parası yok. Gelmezseniz biz de gitmeyiz gibi"]}, {"word": "olumsuz eylem", "meanings": ["Olumsuz fiil"]}, {"word": "olumsuz fiil", "meanings": ["Olumsuzluk kavramı veren fiil, olumsuz eylem: Söylememeliydi, hastalanmaz, gelmeyince, yorgun değildir gibi"]}, {"word": "olumsuzluk", "meanings": ["Olumsuz olma niteliği veya durumu, menfilik, nefiy", "Biçimsel olarak fiillerde `-ma\\/-me` ekiyle, isimlerde `değil` ile gösterilen `gerçekleşmeme, olmama, bulunmama` gibi anlamların ifadesi"]}, {"word": "olumsuzluk eki", "meanings": ["Kökü fiil olan bir kelimeye olumsuzluk kavramı veren -ma, -me eki: sevmemek, sevmeyecek, okumamış gibi"]}, {"word": "olumsuzluk kelimesi", "meanings": ["Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan değil kelimesi"]}, {"word": "olumsuz tümce", "meanings": ["Olumsuz cümle"]}, {"word": "olunma", "meanings": ["Olunmak işi veya durumu"]}, {"word": "olunmak", "meanings": ["Olma işine konu olmak"]}, {"word": "olupbitti", "meanings": ["Oldubitti"]}, {"word": "olupbittiye getirmek", "meanings": ["oldubittiye getirmek"]}, {"word": "olur ki", "meanings": ["belki, muhtemelen"]}, {"word": "olur", "meanings": ["Olabilir", "Onay, tasdik, yapabilme izni", "“Evet” anlamında kullanılan bir kabul sözü"]}, {"word": "olur almak", "meanings": ["yetkili makamdan bir uygulamayı yapabilmek için yazılı izin almak"]}, {"word": "olur şey (veya iş) değil", "meanings": ["`olamaz veya gerçekleşmesi beklenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "olur vermek", "meanings": ["yetkili makam bir uygulamanın yapılabilmesi için yazılı izin vermek"]}, {"word": "oluruna bakmak", "meanings": ["bir işin yapılabilirliğini araştırmak, yapmaya çalışmak"]}, {"word": "oluruna bırakmak", "meanings": ["işi belli bir amaca göre değil, kendi akışı içinde yürütmek", "sonucu önemsemeyerek bir işin yapılabildiği, olabildiği kadarıyla yetinmek"]}, {"word": "oluruyla yetinmek", "meanings": ["elde olanları yeterli bulmak, kanaat etmek"]}, {"word": "oluş", "meanings": ["Olma işi, vuku", "Oluşma, teşekkül, tekevvün", "Bir durumdan öteki duruma geçiş"]}, {"word": "olur olmaz", "meanings": ["Rastgele, sıradan, kimliği, niteliği belirsiz kişi", "İyi veya kötü olduğuna bakılmadan seçilen", "Doğruluğu, yanlışlığı, yerinde olup olmadığı düşünülmeden söylenen (söz)", "Olunca, olmasından hemen sonra"]}, {"word": "olurluk", "meanings": ["Olabilme durumu"]}, {"word": "oluşma", "meanings": ["Oluşmak işi, teşekkül"]}, {"word": "oluşmak", "meanings": ["Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek"]}, {"word": "oluşturma", "meanings": ["Oluşturmak işi"]}, {"word": "oluşturmak", "meanings": ["Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek"]}, {"word": "oluşturulma", "meanings": ["Oluşturulmak işi"]}, {"word": "oluşturulmak", "meanings": ["Oluşması sağlanmak, teşekkül ettirilmek"]}, {"word": "oluşuk", "meanings": ["Oluşmuş", "Bir jeoloji döneminde meydana gelmiş katmanlar dizisi"]}, {"word": "oluşum", "meanings": ["Oluşma işi, teşekkül, teşkil", "Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci"]}, {"word": "om", "meanings": ["Elektrikte iletkenin direnç birimi"]}, {"word": "om", "meanings": ["Kemiklerin toparlak ucu"]}, {"word": "ombra", "meanings": ["Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya"]}, {"word": "oma", "meanings": ["Kalça kemiği", "Bel kemiği"]}, {"word": "omca", "meanings": ["Kalça kemiğinin bir bölümü", "Kesilmiş ağaç kökü, bağ kütüğü"]}, {"word": "omlet", "meanings": ["Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek"]}, {"word": "omfazit", "meanings": ["Piroksen grubundan, yeşil renkli doğal silikat"]}, {"word": "omnibüs", "meanings": ["Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba", "Yolcu taşıyan motorlu büyük taşıt"]}, {"word": "omur", "meanings": ["Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri, fıkra"]}, {"word": "omnivor", "meanings": ["Hem et hem ot ile beslenen canlı"]}, {"word": "omurga", "meanings": ["Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı", "Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi", "Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas"]}, {"word": "omurgalılar", "meanings": ["Memelileri, kuşları, amfibyumları, sürüngenleri, yuvarlak ağızlıları ve balıkları içine alan hayvanlar âlemi (Vertebrata)"]}, {"word": "omurgasızlar", "meanings": ["Omurgasız, çok hücreli hayvanlar âlemi (Protostomia)"]}, {"word": "omurilik", "meanings": ["Omurga içinde bulunan kanal boyunca uzanan, boz madde ve ak maddeden oluşan sinir dokusu, murdarilik"]}, {"word": "omuz kaldırmak", "meanings": ["bilmez gibi davranmak", "kabul etmemek, geri çevirmek"]}, {"word": "omuz", "meanings": ["Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm"]}, {"word": "omuz öpüşmek", "meanings": ["eşit derecede olmak"]}, {"word": "omuz silkmek", "meanings": ["aldırmamak, önem vermemek"]}, {"word": "omuz vermek", "meanings": ["omzuyla dayanmak", "destek olmak"]}, {"word": "omuzda taşımak", "meanings": ["çok saygı göstermek, yüceltmek, övmek"]}, {"word": "omuzları çökmek", "meanings": ["bitkin, perişan ve yıkılmış bir durumda olmak"]}, {"word": "ön teker", "meanings": ["Araçların ön düzeninde yer alan tekerlek"]}, {"word": "ön uyum", "meanings": ["Bir canlı varlığın belli bir ortama kendini uydurma yatkınlığı"]}, {"word": "ön ses türemesi", "meanings": ["Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi, protez: urmak > vurmak gibi"]}, {"word": "önü sıra gitmek", "meanings": ["önünde yürümek"]}, {"word": "önü sıra", "meanings": ["Önünden, çok uzak olmayan bir aralıkla"]}, {"word": "ön vurgu", "meanings": ["Yer adlarında, zarf, bağlaç ve ünlem olarak kullanılan bazı kelimelerde, ilk hecede bulunan vurgu: A'nkara, Ka'yseri, a'nsızın gibi"]}, {"word": "ön yargı", "meanings": ["Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir"]}, {"word": "ön yargılı", "meanings": ["Ön yargıları olan, ön yargı ile karar veren"]}, {"word": "ön yüzbaşı", "meanings": ["Kıdemi iki rütbe artırılmış yüzbaşı"]}, {"word": "öpme", "meanings": ["Öpmek işi"]}, {"word": "öpmek", "meanings": ["Sevgi, saygı, bağlılık, teşekkür belirtmek amacıya dudaklarını bir şeye veya birine değdirmek"]}, {"word": "öp babanın (veya beybabanın) elini", "meanings": ["beklenmedik, elverişsiz bir durum karşısında `şimdi ne olacak?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öperken ısırmak", "meanings": ["güler yüz gösterirken kötülük yapmak"]}, {"word": "öptürme", "meanings": ["Öptürmek işi"]}, {"word": "öpüp başına koymak", "meanings": ["bir nimeti veya kutsal sayılan bir varlığı saygıyla el üstünde tutmak, yüksekte tutmak", "bir şeyi memnunlukla karşılamak, saygı duymak, saygıyla karşılamak"]}, {"word": "öptürmek", "meanings": ["Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek"]}, {"word": "öpücük", "meanings": ["Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme, öpüş, buse"]}, {"word": "öpücük göndermek (veya yollamak)", "meanings": ["parmaklarının iç ucunu öpüp birine atar gibi yaparak onu selamlamak"]}, {"word": "öpücük kondurmak", "meanings": ["hafifçe öpmek"]}, {"word": "öpülme", "meanings": ["Öpülmek işi"]}, {"word": "öpüş", "meanings": ["Öpme işi", "Öpücük"]}, {"word": "öpülmek", "meanings": ["Öpme işine konu olmak"]}, {"word": "öpüşme", "meanings": ["Öpüşmek işi"]}, {"word": "öpüşmek", "meanings": ["Birbirini öpmek", "Nesnelerin parçaları birbiriyle tam olarak yan yana bulunmak, teması olmak"]}, {"word": "örcin", "meanings": ["İp merdiven"]}, {"word": "ördek balığı", "meanings": ["Lapinagillerden, Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan, 25-35 santimetre uzunluğunda, çeşitli renkleri olan bir balık (Labrus mixtus)"]}, {"word": "ördek", "meanings": ["Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas)", "Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak", "Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz", "Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi"]}, {"word": "ördekbaşı", "meanings": ["Yeşille lacivert arası renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ördekgagası", "meanings": ["Açık turuncu renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ördek yürüyüşü", "meanings": ["Ördek gibi badi badi yürüme"]}, {"word": "ördekgiller", "meanings": ["Kısa bacaklı, perde ayaklı, süzgeç gagalı su kuşları familyası"]}, {"word": "ördürme", "meanings": ["Ördürmek işi"]}, {"word": "ördürmek", "meanings": ["Örme işini yaptırmak, örmesini sağlamak"]}, {"word": "örek", "meanings": ["Duvar"]}, {"word": "öreke", "meanings": ["Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek"]}, {"word": "ören", "meanings": ["Kalıntı"]}, {"word": "örf", "meanings": ["Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek"]}, {"word": "örenlik", "meanings": ["Ören durumuna gelmiş yer, harabelik"]}, {"word": "örfi", "meanings": ["Örfle ilgili"]}, {"word": "örfi idare", "meanings": ["Sıkıyönetim"]}, {"word": "örge", "meanings": ["Motif"]}, {"word": "örgen", "meanings": ["Organ, uzuv"]}, {"word": "örgensel", "meanings": ["Örgenle ilgili, organik"]}, {"word": "örgü", "meanings": ["Örme işi veya biçimi", "Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey", "Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi", "Örülmüş saç bölüğü, belik", "Dramatik metinlerde konunun ana çizgisi , olayın işlenişi veya çatısı", "Yapı", "Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış", "Örülerek yapılan, örme", "Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum", "Duvar veya ayak örme işi, tarzı "]}, {"word": "örgücü", "meanings": ["Örgü örüp satan kimse"]}, {"word": "örgülü", "meanings": ["Örgüsü olan, örgü biçiminde bulunan", "Örülmüş"]}, {"word": "örgülü pilav", "meanings": ["Tavuk eti veya tavuk ciğerinin kısık ateşte pişirilmesinden sonra pirinç, tereyağı, fıstık, un ve yumurta karışımıyla hazırlanan bir pilav türü"]}, {"word": "örgün", "meanings": ["Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan"]}, {"word": "örgün eğitim", "meanings": ["Kişilerin hayata atılmadan, iş ve meslek kollarında çalışmaya başlamadan önce okul veya okul niteliği taşıyan yerlerde, genel ve özel bilgiler bakımından yetişmelerini sağlamak amacıyla belli kanunlara göre düzenlenen eğitim, formel eğitim", "Düzenli, planlı, yöntemli biçimde verilen herhangi bir eğitim"]}, {"word": "örgüt", "meanings": ["Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat", "Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü"]}, {"word": "örgüsüz", "meanings": ["Örgüsü olmayan"]}, {"word": "örgüt kurmak", "meanings": ["teşkilat oluşturmak, birliği düzenlemek"]}, {"word": "örgütçü", "meanings": ["Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı", "Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı"]}, {"word": "örgütçülük", "meanings": ["Örgüt kurma işi, teşkilatçılık"]}, {"word": "örgütleme", "meanings": ["Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma"]}, {"word": "örgütlemek", "meanings": ["İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak", "Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek"]}, {"word": "örgütlendirilme", "meanings": ["Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma"]}, {"word": "örgütlendirilmek", "meanings": ["Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak"]}, {"word": "örgütlendirme", "meanings": ["Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma"]}, {"word": "örgütlenme", "meanings": ["Örgütlenmek işi, teşkilatlanma"]}, {"word": "örgütlendirmek", "meanings": ["Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak"]}, {"word": "örgütlenmek", "meanings": ["Örgütleme işine konu olmak, teşkilatlanmak", "Örgüt durumuna girmek"]}, {"word": "örgütleniş", "meanings": ["Örgütlenme işi, teşkilatlanış"]}, {"word": "örgütleyiş", "meanings": ["Örgütleme işi"]}, {"word": "örgütlü", "meanings": ["Örgütlenmiş olan, teşkilatlı"]}, {"word": "örgütsel", "meanings": ["Örgütle ilgili"]}, {"word": "örgütsüz", "meanings": ["Örgütlenmiş olmayan, teşkilatsız", "Örgütlenmemiş bir biçimde, teşkilatsız"]}, {"word": "örk", "meanings": ["Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip, örük"]}, {"word": "örkleme", "meanings": ["Örklemek işi"]}, {"word": "örklemek", "meanings": ["Hayvanları otlamaları için uzun bir iple çayıra bağlamak"]}, {"word": "örme", "meanings": ["Örmek işi", "Örülerek yapılan"]}, {"word": "örmek", "meanings": ["İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak", "Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak", "Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak", "Duvar yapmak veya onarmak", "Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak", "Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak"]}, {"word": "örme kepenek", "meanings": ["Dükkânların ön cephesine çekilen çubuk demirle yapılmış korumalık"]}, {"word": "örnek", "meanings": ["Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model", "İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune", "Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil", "Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış, misal", "Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma", "En iyi biçimde olan"]}, {"word": "örneğin", "meanings": ["Söz gelişi"]}, {"word": "örnek almak", "meanings": ["bir kimseye huy ve davranışta uymak, birini ölçü olarak benimsemek", "bir şeyden kendisi için ders çıkarmak", "incelemek üzere insan ve hayvan vücudunun veya bitkinin herhangi bir yerinden doku parçası almak"]}, {"word": "örnek olmak", "meanings": ["davranışlarıyla başkasını heveslendirmek", "davranış yönünden başkasının kendisine benzemesi yolunda etkili olmak"]}, {"word": "örnek oluşturmak", "meanings": ["benzerini sunmak"]}, {"word": "örnek vermek", "meanings": ["bir konuyu daha ayrıntılı bir biçimde anlatabilmek için örneklendirmek"]}, {"word": "örneğini çıkarmak", "meanings": ["benzerini yapmak veya çizmek"]}, {"word": "örneğini almak", "meanings": ["biçimini çizmek"]}, {"word": "örneklem", "meanings": ["Bir araştırmada bütünü anlamak için bütünden seçilen araştırma tekniklerinin uygulanacağı grup"]}, {"word": "örnekleme", "meanings": ["Örneklemek işi"]}, {"word": "örneklemek", "meanings": ["Örnek vermek"]}, {"word": "örneklendirme", "meanings": ["Örneklendirmek işi"]}, {"word": "örneklendirmek", "meanings": ["Örneklerle göstermek, örneklerle açıklamak"]}, {"word": "örneklenme", "meanings": ["Örneklenmek işi"]}, {"word": "örneklenmek", "meanings": ["Örnek verilmek"]}, {"word": "örneklik", "meanings": ["Örnek olarak ayrılmış bulunan, numunelik"]}, {"word": "örneklik etmek", "meanings": ["örnek alınmak, örnek olarak kabul edilmek"]}, {"word": "örnekseme", "meanings": ["Örneksemek işi", "Bir kelime veya ek örnek tutularak başka kelime ve eklerin yaratılması, kıyas, analoji"]}, {"word": "örneksemek", "meanings": ["Örnek olarak almak"]}, {"word": "örs", "meanings": ["Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç", "Üzerine çivi çakılacak ayakkabı geçirilen kunduracı gereci"]}, {"word": "örs ve çekiç arasında kalmak", "meanings": ["aynı derecede güçlü ve zorlu iki kişi veya düşünce arasında bulunmak"]}, {"word": "örseleme", "meanings": ["Örselemek işi"]}, {"word": "örseleniş", "meanings": ["Örselenme işi"]}, {"word": "örselemek", "meanings": ["Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek", "Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak"]}, {"word": "örselenme", "meanings": ["Örselenmek işi", "Travma"]}, {"word": "örselenmek", "meanings": ["Örseleme işine konu olmak"]}, {"word": "örs kemiği", "meanings": ["Orta kulakta çekiç kemiğiyle üzengi kemiği arasında, örse benzeyen kemik"]}, {"word": "örseleyiş", "meanings": ["Örseleme işi"]}, {"word": "örtbas", "meanings": ["`Bir durumun, bir olayın duyulmamasını, yayılmamasını sağlayan önlemler almak` anlamındaki örtbas etmek ve `bir durum, bir olay duyulmamak, yayılmamak` anlamındaki örtbas olmak deyimlerinde geçer"]}, {"word": "örtenek", "meanings": ["Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü", "Bazı organları örten zarlar"]}, {"word": "örtmece", "meanings": ["Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam", "Kandırma, gizleme"]}, {"word": "örtme", "meanings": ["Örtmek işi", "Başörtüsü", "Üstü kapalı, önü açık yer"]}, {"word": "örtmek", "meanings": ["Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak", "Kapamak", "Kaplamak", "Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak"]}, {"word": "ört ki ölem", "meanings": ["çok önemli şeyleri elde edemeyen kişilerce `Nasıl yaşarım?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "örttürme", "meanings": ["Öttürmek işi"]}, {"word": "örttürmek", "meanings": ["Örtme işini yaptırmak"]}, {"word": "örtü", "meanings": ["Örtmek için kullanılan şey, kuvertür", "Yapılarda çatı, dam"]}, {"word": "örtüye sokmak (veya koymak)", "meanings": ["örtünmesini sağlamak"]}, {"word": "örtülme", "meanings": ["Örtülmek işi", "Bir gök cisminin yeryüzündeki gözlemciye göre, başka bir gök cisminin arkasından geçmesi"]}, {"word": "örtük", "meanings": ["Örtülü, kapalı"]}, {"word": "örtülmek", "meanings": ["Örtme işine konu olmak"]}, {"word": "örtülü", "meanings": ["Örtüsü olan", "Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış", "Gizli, saklı", "Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem"]}, {"word": "örtülü omurgalılar", "meanings": ["Vücutları yassı, göğüs yüzgeçleri büyük, omurlarında kat kat kireçlenmiş çemberleri olan, köpek balıklarının bir alt takımı"]}, {"word": "örtülü ödenek", "meanings": ["Gizli tutulan işlerde harcanmak için yetkililerin emrine verilen para, tahsisatımesture"]}, {"word": "örtünme", "meanings": ["Örtünmek işi"]}, {"word": "örtünmek", "meanings": ["Kendi üzerine bir şey örtmek", "Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek"]}, {"word": "örtüsüz", "meanings": ["Örtüsü olmayan", "Örtülmemiş", "Açık seçik, gizlenmeyen"]}, {"word": "örtüşmek", "meanings": ["Aynı noktalarda ve düzlemlerde kesişmek", "İki görüş, düşünce, sözcük, cümle birbiriyle tam olarak uyuşmak"]}, {"word": "örücü", "meanings": ["Örme işi yapan kimse", "Kumaş ve örgülerdeki yırtıkları, delikleri onaran kimse veya bu işlerin yapıldığı yer", "Duvar yapan veya onaran kimse, yapı ustası"]}, {"word": "örü", "meanings": ["Örme işi", "Yama olarak yapılan örgü", "Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set"]}, {"word": "örü", "meanings": ["Otlak"]}, {"word": "örücülük", "meanings": ["Örücünün yaptığı iş"]}, {"word": "örük", "meanings": ["Kendi ipiyle onarılmış kısım", "Saç örgüsü"]}, {"word": "örülme", "meanings": ["Örülmek işi"]}, {"word": "örülmek", "meanings": ["Örme işi yapılmak"]}, {"word": "örülü", "meanings": ["Örülmüş olan"]}, {"word": "örülü olmak", "meanings": ["her şeyiyle mükemmel, eksiksiz ve estetik bütünlüğe sahip bulunmak"]}, {"word": "örülüş", "meanings": ["Örülme işi"]}, {"word": "örüm", "meanings": ["Sürünün gece veya sabaha karşı otlaması"]}, {"word": "örümce", "meanings": ["Örümcek"]}, {"word": "örümceğimsiler", "meanings": ["Karada yaşayan akrepler, örümcekler, keneler ve uyuz böceklerini içine alan, dört çift ayaklı eklem bacaklılar sınıfı"]}, {"word": "örümcek", "meanings": ["Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan (Aranea), örümce", "Bu hayvanın ördüğü ağ", "Yürüteç"]}, {"word": "örümcek bağlamak", "meanings": ["üzerinde örümcek ağı olmak", "bir şey uzun süre kullanılmadan kendi hâline bırakılmış olmak"]}, {"word": "örümcek sarmak", "meanings": ["bir yer örümcek ağları ile dolmak"]}, {"word": "örümcek kafalı", "meanings": ["Eskiye saplanıp yeniliklere düşman olan, eskiye bağlanıp kalmış olan, geri düşünceli (kimse)"]}, {"word": "örümcek kuşu", "meanings": ["Örümcek kuşugillerden, orta boyda, tüyleri koyu kül rengi, siyah, beyaz, bazısında pembe veya koyu kırmızı benekler bulunan ötücü kuş (Lanius)"]}, {"word": "örümcek kuşugiller", "meanings": ["Örümcek kuşu vb.ni içine alan ötücü kuşlar familyası"]}, {"word": "örümceklenme", "meanings": ["Örümceklenmek işi"]}, {"word": "örümceklenmek", "meanings": ["Bir yer örümcek ağlarıyla dolmak", "Bakımsız ve terk edilmiş bulunmak", "Ateşli hastalıklarda göz, ağız vb. yerler kurumuş salgılarla perdelenir gibi olmak"]}, {"word": "örümcekler", "meanings": ["Örümceklerle akrepleri içine alan bir eklem bacaklılar takımı"]}, {"word": "örümcekli", "meanings": ["Örümcek ağlarıyla kaplanmış, örümcek bağlamış", "Eskimiş, modası geçmiş, köhne, çağ dışı"]}, {"word": "örümceksi", "meanings": ["Örümcek ağı gibi ince ve seyrek dokulu olan"]}, {"word": "öte", "meanings": ["Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera, beri karşıtı", "Bir şeyin arkadan gelen bölümü", "Bulunulan yere göre karşı yanda olan", "Daha fazla, çok", "Dış"]}, {"word": "örüş", "meanings": ["Örme işi"]}, {"word": "örümceksi zar", "meanings": ["Beyni ve omuriliği örten sert zar ile ince zar arasında bulunan ağ gibi ince, seyrek dokulu zar"]}, {"word": "östaki", "meanings": ["Östaki borusu"]}, {"word": "östaki borusu", "meanings": ["Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yol, östaki tüpü, östaki"]}, {"word": "öşür", "meanings": ["Ondalık"]}, {"word": "öşürcü", "meanings": ["Öşür alan, toplayan görevli"]}, {"word": "ötesi var mı?", "meanings": ["`daha diyecek var mı?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ötesi yok", "meanings": ["`diyecek daha bir şey yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öteberi", "meanings": ["Önemsiz, ufak tefek şeyler"]}, {"word": "ötede beride", "meanings": ["Çeşitli yerlerde, şurada burada"]}, {"word": "öteden beri", "meanings": ["Geçmişten bugüne kadar, başlangıçtan beri"]}, {"word": "öteden beriden", "meanings": ["Çeşitli yerlerden veya şeylerden, şundan bundan, şuradan buradan"]}, {"word": "öteki beriki", "meanings": ["Olur olmaz kimseler"]}, {"word": "öteki", "meanings": ["Diğeri, öbürü", "Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan", "Öbür, diğer", "Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan"]}, {"word": "öteleme", "meanings": ["Ötelemek işi", "Bir cismin, bütün noktalarının eşit, paralel ve yöndeş yollar çizmesiyle beliren hareketi, intikal"]}, {"word": "ötekisi", "meanings": ["Ötede bulunan, diğeri, başkası"]}, {"word": "ötesi berisi", "meanings": ["Neyi varsa, bütün eşyaları", "Çeşitli yerleri veya şeyleri", "Tartışılacak, konuşulacak yanı"]}, {"word": "ötelenme", "meanings": ["Ötelenmek işi"]}, {"word": "ötesinde berisinde", "meanings": ["Çeşitli, dağınık yerlerde"]}, {"word": "öte yandan", "meanings": ["Diğer taraftan, başka bir yönden, karşılık olarak"]}, {"word": "öteye beriye", "meanings": ["Çeşitli yerlere"]}, {"word": "öteyi beriyi", "meanings": ["Çeşitli yerleri"]}, {"word": "ötleğen", "meanings": ["Çalı bülbülü"]}, {"word": "ötleğengiller", "meanings": ["Örnek hayvanı ötleğen olan ötücü kuşlar familyası"]}, {"word": "ötleği", "meanings": ["Bir cins kartal"]}, {"word": "ötme", "meanings": ["Ötmek işi"]}, {"word": "ötmek", "meanings": ["Kuş veya böcekler, değişik tonda ses çıkarmak", "Herhangi bir nesne, sürekli ses çıkarmak", "Üflemeli çalgıların sesi çıkmak", "Anlamsız, boş konuşmak", "(Sarhoş) kusmak", "Gizli bir şeyi söylemek"]}, {"word": "ötre", "meanings": ["Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret"]}, {"word": "öttürmek", "meanings": ["Ötmesini sağlamak veya ses çıkarttırmak"]}, {"word": "öttürme", "meanings": ["Öttürmek işi"]}, {"word": "ötücü", "meanings": ["Güzel öten, ötüşü güzel olan"]}, {"word": "ötücü kuşlar", "meanings": ["Kuşlar sınıfının geniş bir takımı"]}, {"word": "ötümlü", "meanings": ["Yumuşak"]}, {"word": "ötümlüleşme", "meanings": ["Yumuşama"]}, {"word": "ötümlüleşmek", "meanings": ["Yumuşak duruma gelmek"]}, {"word": "ötümlülük", "meanings": ["Yumuşak olma durumu"]}, {"word": "ötümsüzleşme", "meanings": ["Sertleşme"]}, {"word": "ötümsüz", "meanings": ["Sert"]}, {"word": "ötümsüzlük", "meanings": ["Sert olma durumu"]}, {"word": "ötümsüzleşmek", "meanings": ["Sert duruma gelmek"]}, {"word": "ötürmek", "meanings": ["İshal olmak"]}, {"word": "ötürme", "meanings": ["Ötürmek işi"]}, {"word": "ötürü", "meanings": ["Bir şeyden dolayı, bir şey yüzünden, dolayı, naşi"]}, {"word": "ötürük", "meanings": ["İshal"]}, {"word": "ötüş", "meanings": ["Ötme işi"]}, {"word": "ötürüklü", "meanings": ["İshalli, amel olmuş (insan veya hayvan)"]}, {"word": "ötüşme", "meanings": ["Ötüşmek işi"]}, {"word": "öveç", "meanings": ["İki üç yaşındaki erkek koyun"]}, {"word": "ötüşmek", "meanings": ["Birlikte veya karşılıklı ötmek"]}, {"word": "övgü", "meanings": ["Birini, bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı, methiye"]}, {"word": "övgücü", "meanings": ["Birini veya bir şeyi öven kimse, övücü", "Birini gereği yokken veya aşırı olarak öven kimse"]}, {"word": "övgücülük", "meanings": ["Övgücü olma durumu, övücülük"]}, {"word": "övme", "meanings": ["Övmek işi, sena, medih, sitayiş"]}, {"word": "övmek", "meanings": ["Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, methetmek, sena etmek, yermek karşıtı"]}, {"word": "övülme", "meanings": ["Övülmek işi"]}, {"word": "övülüş", "meanings": ["Övülme işi"]}, {"word": "övülmek", "meanings": ["Övme işine konu olmak"]}, {"word": "övünce", "meanings": ["Övünmeye yol açan veya hak kazandıran şey, mefharet"]}, {"word": "övünç", "meanings": ["Övünme"]}, {"word": "övünç duymak", "meanings": ["iftihar etmek, kıvanmak"]}, {"word": "övünç çizelgesi", "meanings": ["Bir okulda davranışları ve derslerindeki başarıları ile dikkat çeken seçkin öğrencilerin adlarının yazıldığı çizelge, iftihar listesi"]}, {"word": "övünek", "meanings": ["Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi"]}, {"word": "övüngen", "meanings": ["Çok övünen"]}, {"word": "övünme", "meanings": ["Övünmek işi, kıvanç, kıvanma, övünç, iftihar, "]}, {"word": "övüngenlik", "meanings": ["Çok övünme durumu"]}, {"word": "övünmek", "meanings": ["Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek, iftihar etmek", "Kendi kendini övmek"]}, {"word": "övünmek gibi olmasın", "meanings": ["kendini övmeye hazırlanan kimselerce, övünmesini hoş göstermek veya alçak gönüllü görünebilmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "övüntü", "meanings": ["Övünülecek tutum veya davranış"]}, {"word": "övüş", "meanings": ["Övme işi"]}, {"word": "öykü", "meanings": ["Ayrıntılarıyla anlatılan olay", "Hikâye"]}, {"word": "öykücü", "meanings": ["Hikâyeci"]}, {"word": "öykücülük", "meanings": ["Hikâyecilik"]}, {"word": "öykülemek", "meanings": ["Tahkiye etmek"]}, {"word": "öyküleme", "meanings": ["Anlatı"]}, {"word": "öyküleştirmek", "meanings": ["Öykü durumuna getirmek"]}, {"word": "öykünce", "meanings": ["Fabl"]}, {"word": "öykünmeci", "meanings": ["Öykünen, benzemeye çalışan kimse, taklitçi"]}, {"word": "öykünme", "meanings": ["Öykünmek işi, taklit"]}, {"word": "öykünmek", "meanings": ["Birinin yaptığı gibi yapmak, birine veya bir şeye benzemeye çalışmak, taklit etmek"]}, {"word": "öyle", "meanings": ["Onun gibi olan, ona benzer", "O yolda, o biçimde, o tarzda", "(ö'yle) O denli, o kadar, o derece", "İçinde `ne, nasıl` vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "öyle gelmek", "meanings": ["sanmak, zannetmek"]}, {"word": "öyle olsun", "meanings": ["peki, pekâlâ"]}, {"word": "öyle veya böyle", "meanings": ["ne olursa olsun, her hâlde, bu durumda"]}, {"word": "öyle ya", "meanings": ["kuşkusuz, tabii, elbette"]}, {"word": "öylece", "meanings": ["O biçimde, tam öyle", "Öylelikle"]}, {"word": "öyle (yağma) yok!", "meanings": ["`öyle bir şey olmaz, öyle bir şey yapılmamalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "öylesi", "meanings": ["Ona benzer, onun gibi", "O kadar"]}, {"word": "öylelikle", "meanings": ["Bu biçimde, en sonunda"]}, {"word": "öylesine", "meanings": ["Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok, o derece"]}, {"word": "öz", "meanings": ["Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı", "`Kendine, kendi kendini` anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz", "Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre", "Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça", "Kendi, zat", "Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde", "Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm"]}, {"word": "özü sözü bir (olmak)", "meanings": ["söylediği söz ile yaptığı iş veya davranışları örtüşen, tutarlı olan"]}, {"word": "öz", "meanings": ["Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan", "İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı(I)"]}, {"word": "öz", "meanings": ["Dere, çay", "Sulak, verimli yer"]}, {"word": "öz bağışıklık", "meanings": ["Bireyin, kendi vücudundan olan ögelere karşı antikor yapması"]}, {"word": "Özbek", "meanings": ["Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşayan, Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse"]}, {"word": "Özbekçe", "meanings": ["Özbek Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Özbek pilavı", "meanings": ["Havuç, et, üzüm karıştırılarak yapılan pirinç pilavı"]}, {"word": "özbeöz", "meanings": ["Gerçek"]}, {"word": "özbeslenen", "meanings": ["Besinini bağımsız olarak sağlayan, inorganik azot, azotlu madde ve CO2'den protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen (bitki), kendi beslek, ototrof"]}, {"word": "öz beslenme", "meanings": ["Besinini bağımsız olarak sağlama, inorganik azot, azotlu maddeler ve karbonhidratların sentezini yapabilme, ototrofi"]}, {"word": "özcesi", "meanings": ["Özet olarak, kısacası, sözün özü, sözün kısası"]}, {"word": "özdek", "meanings": ["İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm, ayniyat", "Kullanılmaya, harcamaya uygun, taşınması kolay eşya, ayniyat", "İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler", "Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, madde"]}, {"word": "özdekçi", "meanings": ["Maddeci"]}, {"word": "özdekçilik", "meanings": ["Maddecilik"]}, {"word": "özdeksel", "meanings": ["Maddi, tinsel karşıtı"]}, {"word": "özden", "meanings": ["Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili", "İçten, candan, samimi", "Timüs"]}, {"word": "öz denetim", "meanings": ["Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması, otokontrol"]}, {"word": "özdenlik", "meanings": ["Özden olma durumu", "Varlığı kendinden olma, kendi özüyle var olma durumu"]}, {"word": "özdeş", "meanings": ["Her türlü nitelik bakımından eşit olan, aralarında fark bulunmayan", "Bir ve aynı olan, bir ve aynı anlama gelen", "Kendinde özdeşlik bulunan, identik"]}, {"word": "özdeşleme", "meanings": ["Özdeşlemek işi"]}, {"word": "özdeşlemek", "meanings": ["Özdeş duruma getirmek"]}, {"word": "özdeşleşme", "meanings": ["Özdeşleşmek işi"]}, {"word": "özdeşleşmek", "meanings": ["Özdeş duruma gelmek"]}, {"word": "özdeşleştirme", "meanings": ["Özdeşleştirmek işi"]}, {"word": "özdeşleştirmek", "meanings": ["Özdeş duruma getirmek"]}, {"word": "özdeşlik", "meanings": ["Aynılık", "Değişen durumlarda aynı kalma, aynı olma", "İki yanı birbirinin aynı olan veya harflerle verilen sayısal değerler ne olursa olsun iki yanı da sayıca eşit değerler alan eşitlik"]}, {"word": "özdeştirme", "meanings": ["Özdeştirmek durumu"]}, {"word": "özdeştirmek", "meanings": ["Başka birinin veya bir grubun ölçülerini, beklentilerini benimsemek"]}, {"word": "öz devinim", "meanings": ["Bir cihaza, bir alete otomatik bir işleyiş kazandırmak için gerekli olan düzen, otomatizm"]}, {"word": "öz devim", "meanings": ["Özişler"]}, {"word": "özdeyiş", "meanings": ["Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz, vecize, ülger, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto"]}, {"word": "öz dışı", "meanings": ["Dışınlı"]}, {"word": "öz dikeni", "meanings": ["Dikenli, tırmanıcı ve kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki (Smilax aspara)"]}, {"word": "öz direnç", "meanings": ["Her cismin elektrik akımına karşı gösterdiği direnç"]}, {"word": "öze", "meanings": ["Özgü"]}, {"word": "özek", "meanings": ["Bir şeyin çevreden aynı uzaklıkta olan yeri"]}, {"word": "özek demiri", "meanings": ["Özek ağacını arabaya bağlayan demir"]}, {"word": "özek ağacı", "meanings": ["Hayvanların çektiği arabalarda ön ve arka dingili birbirine bağlayan uzun tahta"]}, {"word": "özel", "meanings": ["Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal", "Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal", "Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî", "Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı", "Dikkate değer", "Ayırt edici bir niteliği olan", "Her zaman görülenden, olağandan farklı"]}, {"word": "özek doku", "meanings": ["Selüloz çeperleri kalınlaşmış, odunlaşmamış olan, değişik görevler yapan hücrelerin oluşturduğu doku, parankima"]}, {"word": "özel ad", "meanings": ["Bir kişiye, benzerlerinden farklı özellik taşıyan varlığa veya topluluğa verilen ad, özel isim: Ali, Ankara, Kızılırmak, Özbek, Türkçe gibi"]}, {"word": "özel af", "meanings": ["Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle bir suçlunun cezasının kaldırılması"]}, {"word": "öz eleştiri", "meanings": ["Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargı, otokritik"]}, {"word": "özel dil", "meanings": ["Aynı meslekten olanların veya aynı iş alanında çalışanların kendi aralarında konuştukları dil"]}, {"word": "özel girişim", "meanings": ["Özel sektör"]}, {"word": "özel girişimci", "meanings": ["Özel girişimcilik yanlısı kimse veya görüş"]}, {"word": "özel girişimcilik", "meanings": ["Ekonomik alanda özel girişimi tercih etme"]}, {"word": "özel hayat", "meanings": ["Kişinin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı, kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı, öz yaşam, özel yaşam"]}, {"word": "özellikle", "meanings": ["Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus(I), mahsusen, mahsustan"]}, {"word": "özelik", "meanings": ["Herhangi bir durumu gösterebilme yeteneği"]}, {"word": "özel kesim", "meanings": ["Resmî kesimden ayrı ve bağımsız çalışan grup"]}, {"word": "özelleşme", "meanings": ["Özelleşmek işi"]}, {"word": "özelleşmek", "meanings": ["Özel bir duruma gelmek"]}, {"word": "özelleştirme", "meanings": ["Özelleştirmek işi", "Devlete ait taşınır, taşınmaz malların teklif alma veya ihale yoluyla satışını yapma"]}, {"word": "özelleştirmek", "meanings": ["Bir şeyi özel duruma getirmek veya özel olarak kullanmak, kamulaştırmak karşıtı", "Kamu malını satarak özel duruma getirmek"]}, {"word": "özellik", "meanings": ["Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa(I), mahsusluk, spesiyalite"]}, {"word": "özel mülkiyet", "meanings": ["Kişinin sahip olduğu taşınır veya taşınmaz mal"]}, {"word": "özel okul", "meanings": ["Devlet yönetiminden ayrı, mülkiyeti kişiye veya bir özel kuruluşa ait eğitim öğretim yeri"]}, {"word": "özel radyo", "meanings": ["Kişi veya kuruluşlara ait radyo istasyonu"]}, {"word": "özel sayı", "meanings": ["Bir süreli yayının belli bir konuya ayrılmış sayısı"]}, {"word": "özel sektör", "meanings": ["Ekonomi alanında özel kişilerin veya kuruluşların yaptığı işlerin bütünü, kamu kesimi dışında kalan iş alanı, özel girişim, özel teşebbüs, hür teşebbüs"]}, {"word": "özel televizyon", "meanings": ["Kişi veya kuruluşlara ait televizyon kanalı"]}, {"word": "özel teşebbüs", "meanings": ["Özel sektör"]}, {"word": "özel tiyatro", "meanings": ["Kişi veya kuruluşlara ait tiyatro"]}, {"word": "özel yaşam", "meanings": ["Özel hayat"]}, {"word": "özel ulak", "meanings": ["Geldiği postanede bekletilmeden özel bir araç veya görevli ile yerine ulaştırılan (mektup, paket vb.), ekspres(II)"]}, {"word": "özeme", "meanings": ["Özemek işi"]}, {"word": "özen", "meanings": ["Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba, itina, ihtimam"]}, {"word": "özemek", "meanings": ["Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak"]}, {"word": "özen göstermek", "meanings": ["bir şeyi özenerek elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak, itina etmek"]}, {"word": "özenç", "meanings": ["İstek", "İmrenme"]}, {"word": "özendirme", "meanings": ["Özendirmek durumu, işi, teşvik", "Bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar, promosyon"]}, {"word": "özengen", "meanings": ["Amatör"]}, {"word": "özendirmek", "meanings": ["Özenmesini sağlamak, teşvik etmek"]}, {"word": "özeni", "meanings": ["Özenme işi"]}, {"word": "özenilme", "meanings": ["Özenilmek işi"]}, {"word": "özengenlik", "meanings": ["Özengen olma durumu, amatörlük"]}, {"word": "özenilmek", "meanings": ["Bir şeye özenti duyulmak"]}, {"word": "özeniş", "meanings": ["Özenme işi"]}, {"word": "özenli", "meanings": ["Özen gösterilerek yapılan (iş), itinalı", "Özenle çalışan (kimse)"]}, {"word": "özenmek", "meanings": ["Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, o şeyi yapmak için çaba göstermek", "Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek", "Birini veya bir şeyi taklit etmeye çalışmak"]}, {"word": "özenme", "meanings": ["Özenmek işi"]}, {"word": "özenip bezenmek", "meanings": ["bir işi ayrıntılarına varıncaya değin büyük bir özenle ve titizlikle yapmak"]}, {"word": "özensiz", "meanings": ["Özen gösterilmeyen(iş), itinasız", "Özenmeden, isteksizce iş yapan (kimse)"]}, {"word": "özensizlik", "meanings": ["Özensiz olma durumu, itinasızlık"]}, {"word": "özenti", "meanings": ["Beğendiği bir durumda olma, beğendiği şeye benzeme çabası"]}, {"word": "özenticilik", "meanings": ["Özentici olma durumu"]}, {"word": "özentici", "meanings": ["Birine veya bir şeye benzemeye çalışan(kimse)"]}, {"word": "özentili", "meanings": ["Özenti ile yapılan"]}, {"word": "özentisiz", "meanings": ["Özenti olmadan, özenti gösterilmeden, özenmeden yapılan"]}, {"word": "özerk", "meanings": ["Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom"]}, {"word": "özerkleşmek", "meanings": ["Özerk duruma gelmek"]}, {"word": "özerkleşme", "meanings": ["Özerkleşmek durumu"]}, {"word": "özerkleştirme", "meanings": ["Özerkleştirmek işi"]}, {"word": "özerkleştirmek", "meanings": ["Özerk duruma getirmek, özerklik vermek"]}, {"word": "özerklik", "meanings": ["Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı, muhtariyet, otonomi, otonomluk", "Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması, yad erklik karşıtı"]}, {"word": "özet", "meanings": ["Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze", "Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin"]}, {"word": "özetleme", "meanings": ["Özetlemek işi"]}, {"word": "özetlemek", "meanings": ["Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatmak, özünü vermek, kısaltmak, hülasa etmek"]}, {"word": "özetlenme", "meanings": ["Özetlenmek işi"]}, {"word": "öz geçmiş", "meanings": ["Bir kimsenin doğumundan yaşadığı güne kadar geçirdiği belli başlı evreleri içeren yazı, hayat hikâyesi, hayat öyküsü, yaşam öyküsü, hâl tercümesi, tercümeihâl, biyografi"]}, {"word": "özetlenmek", "meanings": ["Özet durumuna getirilmek, hülasa edilmek"]}, {"word": "özezer", "meanings": ["Eziyet çekerek cinsel zevk alan sapkın kimse, mazoşist", "Özezerlik sapıncı gösteren kimse, mazoşist"]}, {"word": "özezerlik", "meanings": ["Fiziksel acı veya aşağılatıcı davranışlarla doyuma ulaşma biçiminde beliren cinsel sapkınlık, mazoşizm"]}, {"word": "özge", "meanings": ["Başka"]}, {"word": "özgeci", "meanings": ["Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse), diğerkâm"]}, {"word": "özgecil", "meanings": ["Özgeci tutumu olan"]}, {"word": "özgecilik", "meanings": ["Özgeci olma durumu, diğerkâmlık"]}, {"word": "özgü", "meanings": ["Birine, bir şeye ait olan, öze, has, mahsus(I)", "Belli bir kimsede, şeyde veya türde bulunan, öze, has, mahsus(I)", "Aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmayan, öze, has, mahsus(I)"]}, {"word": "özgü olmak", "meanings": ["birine, bir şeye ait olmak", "belli bir kimsede, şeyde veya türde bulunmak", "aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmamak"]}, {"word": "özgül", "meanings": ["Bir türle ilgili, bir türe ilişkin"]}, {"word": "özgüleme", "meanings": ["Özgülemek işi"]}, {"word": "özgül ağırlık", "meanings": ["Bir cismin 1 santimetreküp hacmindeki parçasının ağırlığı, dansite"]}, {"word": "özgülemek", "meanings": ["Bir şey veya bir yeri birine, bir şeye ayırmak, vermek, hasretmek, tahsis etmek"]}, {"word": "özgülük", "meanings": ["Özgü olma durumu, mahsusluk"]}, {"word": "özgüllük", "meanings": ["Özgül olma durumu"]}, {"word": "özgünleşme", "meanings": ["Özgünleşmek işi"]}, {"word": "özgün", "meanings": ["Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai", "Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan", "Çeviri olmayan, asıl olan (metin), orijinal"]}, {"word": "özgünleşmek", "meanings": ["Özgün duruma gelmek"]}, {"word": "özgünleştirme", "meanings": ["Özgünleştirmek işi"]}, {"word": "özgünleştirmek", "meanings": ["Özgün duruma getirmek"]}, {"word": "özgür", "meanings": ["Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, hür", "Yönetim bakımından yabancı bir gücün etkisi altında bulunmayan, başka bir yönetime bağlı olmayan, bağımsız, hür (ulus, ülke)", "Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan", "Tutuklu olmayan, serbest, hür", "Başkasının kölesi olmayan, hür", "Siyasi bir güç tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen"]}, {"word": "özgürce", "meanings": ["Özgür bir biçimde, özgürcesine"]}, {"word": "özgünlük", "meanings": ["Özgün olma durumu, orijinalite, orijinallik"]}, {"word": "özgürleşme", "meanings": ["Özgürleşmek durumu"]}, {"word": "öz güven", "meanings": ["İnsanın kendine güvenme duygusu"]}, {"word": "özgürleşmek", "meanings": ["Özgür duruma gelmek"]}, {"word": "özgürleştirme", "meanings": ["Özgürleştirmek durumu"]}, {"word": "özgürleştirmek", "meanings": ["Özgür olmasını sağlamak"]}, {"word": "özgürlük", "meanings": ["Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî", "Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet"]}, {"word": "özgürlükçü demokrasi", "meanings": ["Bireylerin her türlü düşüncesine saygı gösteren, yasak koymayan demokrasi biçimi"]}, {"word": "özgürlükçü", "meanings": ["Özgürlük yanlısı olan"]}, {"word": "özgürlükçülük", "meanings": ["Özgürlükçü olma durumu"]}, {"word": "öz indükleme", "meanings": ["Bir elektrik devresinde içinden geçtiği akımın değişmeleriyle oluşan indükleme"]}, {"word": "öz itme", "meanings": ["İçine yerleştirilen öz itmeli düzenek yardımıyla otomatik olarak çalışma"]}, {"word": "öz ışın", "meanings": ["Ağaç gövdesinde yatay yönde besin iletimi yapan ve öz kesitte parıltılı görünen hücreler topluluğu"]}, {"word": "öz itmeli", "meanings": ["Atmosferde veya uzayda otomatik olarak çalışan düzeneğinin iticiliğiyle hareket eden (cihaz vb.)"]}, {"word": "öz kedi balığıgiller", "meanings": ["Köpek balıklarının örtülü omurgalılara giren bir familyası"]}, {"word": "özlemini çekmek", "meanings": ["arzulamak, çok özlemek, hasretini çekmek"]}, {"word": "özlemini duymak", "meanings": ["yürekten istemek, arzu etmek"]}, {"word": "özlem", "meanings": ["Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görme, ona kavuşma isteği, hasret, tahassür"]}, {"word": "öz kesit", "meanings": ["Tomruğun boyu yönünden alınan ve özünden geçen kesit yüzeyi"]}, {"word": "öz kardeş", "meanings": ["Ana babaları bir olan kardeşlerden her biri"]}, {"word": "özlenti", "meanings": ["Özlem, hasret"]}, {"word": "özlenme", "meanings": ["Özlenmek işi"]}, {"word": "özlenmek", "meanings": ["Özleme işine konu olmak"]}, {"word": "özleme", "meanings": ["Özlemek işi, iştiyak"]}, {"word": "özlemli", "meanings": ["Özlemi olan, özleyen, hasretli"]}, {"word": "özlemek", "meanings": ["Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek"]}, {"word": "özlentili", "meanings": ["Özlem taşıyan, özlem dolu"]}, {"word": "özleşme", "meanings": ["Özleşmek işi, arılaşma", "Ağacın çoğunlukla öze yakın bölümlerinin artık öz su iletmemesi ve bunun sonucunda kuruyup sertleşmesi olayı"]}, {"word": "özleşmek", "meanings": ["Öz durumuna veya özlü bir duruma gelmek", "Arılaşmak", "Tahıl olgunlaşmak"]}, {"word": "özleştirmeci", "meanings": ["Özleştirmecilik yanlısı olan kimse, tasfiyeci, pürist"]}, {"word": "özletme", "meanings": ["Özletmek işi"]}, {"word": "özleştirmecilik", "meanings": ["Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma, tasfiyecilik, pürizm"]}, {"word": "özleştirme", "meanings": ["Özleştirmek işi, arılaştırma"]}, {"word": "özletmek", "meanings": ["Özlemesine yol açmak"]}, {"word": "özleyiş", "meanings": ["Özleme işi"]}, {"word": "özleştirmek", "meanings": ["Öz durumuna getirmek, özlü durum kazandırmak, arılaştırmak", "Özleştirmecilik yapmak"]}, {"word": "özlük hakkı", "meanings": ["Genel memur statüsü içinde kişinin, kanunların öngördüğü biçim ve koşullarla kazandığı her türlü hakkı"]}, {"word": "özlü", "meanings": ["Özü olan, öz bölümü çokça olan", "Düşünceyi gereksiz söz kullanmadan bildiren", "Kıvamlı", "Benliğinde, varlığında, yapısında herhangi bir nitelik bulunan", "Yapışkan, verimli (toprak)", "Kısa ve anlamlı bir biçimde"]}, {"word": "özlü çamur", "meanings": ["Yapışkan çamur"]}, {"word": "özlük", "meanings": ["Bir şeyin durumu, mahiyeti", "Kişi, zat"]}, {"word": "özne", "meanings": ["Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey, fail, süje: Çocuk uyudu. Çocuk henüz küçüktür cümlelerinde çocuk sözü öznedir", "Bilinci, sezgisi, düş gücü olan, bazı filozoflara göre de dış dünyaya karşıt olan birey"]}, {"word": "özlü un", "meanings": ["Hamuru yapışkan olan un"]}, {"word": "özne grubu", "meanings": ["Birden çok kelimeden oluşan ve cümlelerde bütünüyle özne görevinde bulunan sözler, özne öbeği"]}, {"word": "özlük işleri", "meanings": ["Bir kuruluşta görevlilerin atanmaları, yükselmeleri ve emeklilikleri vb. kişisel işlemlerin bütünü", "Bu işleri yürüten bölüm, zat işleri"]}, {"word": "özne öbeği", "meanings": ["Özne grubu"]}, {"word": "öznelci", "meanings": ["Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan, subjektivist"]}, {"word": "öznel", "meanings": ["Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan, enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı"]}, {"word": "öznelcilik", "meanings": ["Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti, subjektivizm"]}, {"word": "öznellik", "meanings": ["Öznel olma durumu, subjektivite"]}, {"word": "öz su", "meanings": ["Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvı, usare", "Salgı ile oluşan ve içinde enzimler bulunan organik sıvı"]}, {"word": "öz öğrenim", "meanings": ["Kendi kendini yetiştirme işi, otodidaktik"]}, {"word": "öz odun", "meanings": ["Olgunlaşan ağaç gövdesinin öze yakın bölümü"]}, {"word": "özümleme", "meanings": ["Özümlemek işi, yapım, temessül, temsil, asimilasyon, anabolizma, yadımlama karşıtı", "Edinilmiş bilgileri kendi öz malı durumuna getirme, özümseme"]}, {"word": "öz öğrenimli", "meanings": ["Bir okula gitmeden kendi kendini yetiştiren, otodidakt"]}, {"word": "özsever", "meanings": ["Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse), narsist"]}, {"word": "öz tahta", "meanings": ["Tomruğun özünden geçecek biçimde kesilerek alınan tahta"]}, {"word": "öz saygı", "meanings": ["İnsanın kendine duyduğu saygı, onur, haysiyet, izzetinefis"]}, {"word": "özsel", "meanings": ["Öz ile ilgili"]}, {"word": "özseverlik", "meanings": ["Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik, narsisizm"]}, {"word": "özümleme dokusu", "meanings": ["Bitkilerde, havadaki karbondioksidi karbonhidrata çeviren, genellikle yapraklarda bulunan doku"]}, {"word": "özümlenme", "meanings": ["Besini özümlemek işi", "Edinilen bilgilerin bireyin öz malı durumuna gelmesi, özümsenme"]}, {"word": "özümlemek", "meanings": ["Canlı varlıklar, dışarıdan aldıkları besinleri, değişikliğe uğratarak yeni bir birleşimle, organizmanın gereksinim duyduğu maddeler durumuna getirmek, temsil etmek", "Edinilmiş olan bilgileri bireyin öz malı durumuna getirmek, özümsemek"]}, {"word": "özümlenmek", "meanings": ["Özümleme işine konu olmak, özümsenmek"]}, {"word": "özümsemek", "meanings": ["Özümlemek"]}, {"word": "özümseme", "meanings": ["Özümleme"]}, {"word": "özümsenmek", "meanings": ["Özümlenmek"]}, {"word": "özümsenme", "meanings": ["Özümlenme"]}, {"word": "özür", "meanings": ["Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret", "Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, mazeret", "Sakatlık, bozukluk, eksiklik veya elverişsizlik", "Kusur, defo"]}, {"word": "özünlü", "meanings": ["Bir şeyin aslında veya gerçeğinde olan, ilinekle ilgili olmayıp özde bulunan, deruni, zatî, dışınlı karşıtı"]}, {"word": "özveri", "meanings": ["Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlık"]}, {"word": "özür dilemek", "meanings": ["özrünü ileri sürerek bir işi yapmayı istememek, bir işten bağışlanmasını istemek", "yaptığı bir yanlıştan ötürü bağışlanmasını istemek"]}, {"word": "özürlü", "meanings": ["Özrü olan", "Engelli", "Kusuru olan, defolu"]}, {"word": "özrü kabahatinden büyük", "meanings": ["bir suç veya kabahat için özür dilerken daha büyük suç işleyen kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "özveren", "meanings": ["Özverili"]}, {"word": "özürsüz", "meanings": ["Özrü olmayan", "Özrü olmaksızın"]}, {"word": "özüt", "meanings": ["Bir maddenin herhangi bir yolla elde edilmiş olan özü, ekstre"]}, {"word": "özverili", "meanings": ["Özveri ile davranan, özverisi olan, özveren, fedakâr"]}, {"word": "öz yaşam", "meanings": ["Özel hayat"]}, {"word": "öz yapı", "meanings": ["Karakter"]}, {"word": "öz yaşam öyküsü", "meanings": ["Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı yazı veya eser, otobiyografi"]}, {"word": "öz yönetim", "meanings": ["Öğretim kuruluşlarında, öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim, otojestiyon"]}, {"word": "P", "meanings": ["Fosfor elementinin simgesi"]}, {"word": "p, P", "meanings": ["Türk alfabesinin yirminci sırasında yer alan ve Pe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, patlayıcı çift dudak ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "pabuç", "meanings": ["Ayakkabı", "Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti", "İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça", "Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü"]}, {"word": "Pa", "meanings": ["Protaktinyum elementinin simgesi"]}, {"word": "pabuç bırakmamak", "meanings": ["yapacağından vazgeçmemek, hiçbir şeye aldırmamak, korkmamak"]}, {"word": "pabuç eskitmek (veya paralamak)", "meanings": ["bir iş için bir yere çok gidip gelmek, işi takip etmek"]}, {"word": "pabuç kadar dili olmak", "meanings": ["kabaca ve terbiyesizce karşılık vermek"]}, {"word": "pabuç pahalı", "meanings": ["birinin uğraşmaya kalktığı kimsenin, kendinden güçlü çıkması durumunda söylenen bir söz", "herhangi bir durum veya girişilen işin sonunda zararlı çıkma ihtimali bulunduğunu belirten bir söz"]}, {"word": "pabucu dama atılmak", "meanings": ["kendinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek"]}, {"word": "pabucuna kum dolmak", "meanings": ["pabucuna taş kaçmak"]}, {"word": "pabucuna taş kaçmak", "meanings": ["ortaya çıkan durum karşısında tedirgin olmak"]}, {"word": "pabucunu dama atmak", "meanings": ["kendinden üstün birini gözden düşürmek"]}, {"word": "pabucunu eline vermek", "meanings": ["dolaylı olarak kovmak"]}, {"word": "pabucunu ters giydirmek", "meanings": ["güç bir duruma sokarak telaş içinde kaçırmak"]}, {"word": "pabuçlarını çevirmek", "meanings": ["dolaylı olarak kovmak"]}, {"word": "pabuççu", "meanings": ["Ayakkabıcı", "Camilerde ayakkabıları bekleyen kimse"]}, {"word": "pabuççuluk", "meanings": ["Ayakkabıcılık"]}, {"word": "pabuçlu", "meanings": ["Ayağında pabucu olan"]}, {"word": "pabuçluk", "meanings": ["Ayakkabılık"]}, {"word": "pabuçsuz", "meanings": ["Ayağında pabucu olmayan"]}, {"word": "paça", "meanings": ["Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm", "Kasaplık hayvanların ayağı", "Bu ayaktan yapılan çorba"]}, {"word": "paçaları sıvamak", "meanings": ["kolları sıvamak"]}, {"word": "paçalarından akmak", "meanings": ["pislik ve kir çok olmak"]}, {"word": "paçalarından kibarlık akmak", "meanings": ["üstünden kibarlık akmak"]}, {"word": "paçasından tutup atmak", "meanings": ["hakaretle kovmak"]}, {"word": "paçası tutuşmak", "meanings": ["telaşlanmak"]}, {"word": "paçasını çekecek (veya toplayacak) hâli olmamak", "meanings": ["güçsüz, beceriksiz olmak"]}, {"word": "paçayı kaptırmak", "meanings": ["yakalanmak, ele geçirilmek", "karıştığı ancak sonradan ayrılmak istediği bir işten kendini kurtaramamak", "etki altında kalarak dilediği gibi davranamamak"]}, {"word": "paçacı", "meanings": ["Kasaplık hayvanların ayaklarını satan kimse", "Paça, işkembe pişirilen dükkân"]}, {"word": "paçayı kurtarmak (veya sıyırmak)", "meanings": ["kendini bir dertten, tehlikeden veya zor durumdan kurtarmak"]}, {"word": "paçacılık", "meanings": ["Paçacının işi veya mesleği"]}, {"word": "paça günü", "meanings": ["Paça çorbası ziyafeti çekilen düğünden sonraki gün"]}, {"word": "paça kasnak", "meanings": ["Yağlı güreşte, güreşçinin bir elini rakibinin paçasından, öteki elini de apış arasından geçirerek kispetin belinden kavrayıp karşısındakini yenmek için sırtüstü çevirmesi biçiminde uygulanan bir oyun"]}, {"word": "paçal", "meanings": ["Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı", "Çeşitli şeylerin karışımı"]}, {"word": "paçalık", "meanings": ["Pantolon, şalvar veya uzun külot paçasının ayak bileğini saran bölümü", "Paça çorbası yapmak için ayrılmış", "Otomobilde tekerleğin taş, çamur atmasını önleyen ve tekerlek arkalarına takılan lastik veya plastikten yapılmış araç", "Gelinin paça günü giydiği giysi"]}, {"word": "paçalı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde paçası olan", "Tüyleri ayaklarına kadar uzanan (kuş veya kümes hayvanı)"]}, {"word": "paçarız", "meanings": ["Çapraz"]}, {"word": "paçası düşük", "meanings": ["Giyimine dikkat etmeyen, pasaklı (kimse)"]}, {"word": "paçasız", "meanings": ["Paçası olmayan", "İçinde paça bulunmayan"]}, {"word": "paçavra", "meanings": ["Eskimiş bez veya kumaş parçası, çaput", "Değersiz ve iğrenç şey veya kimse"]}, {"word": "paçavra gibi", "meanings": ["değersiz (kimse veya şey)"]}, {"word": "paçavrasını çıkarmak", "meanings": ["paçavraya çevirmek"]}, {"word": "paçavraya çevirmek", "meanings": ["çok hırpalamak, dağınık, bozuk veya berbat bir duruma getirmek"]}, {"word": "paçavracı", "meanings": ["Paçavra toplayıp satan kimse"]}, {"word": "paçavracılık", "meanings": ["Paçavracının işi"]}, {"word": "paçavra hastalığı", "meanings": ["Grip"]}, {"word": "paçavralaşma", "meanings": ["Paçavralaşmak işi"]}, {"word": "paçoz", "meanings": ["Kefal türünden bir balık (Mugil cephalus)", "Hayat kadını", "Uyumsuz, özensiz giyinmiş kimse"]}, {"word": "paçavralaşmak", "meanings": ["Paçavra durumuna girmek"]}, {"word": "padalya", "meanings": ["Öldürüldükten sonra süs amacıyla içi doldurulmuş hayvan"]}, {"word": "padişah", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan"]}, {"word": "padişahlık", "meanings": ["Padişah olma durumu, hükümdarlık, sultanlık", "Padişahın görevi", "Padişahın yönetimi", "Padişahın saltanat dönemi", "Padişah tarafından yönetilen ülke"]}, {"word": "padok", "meanings": ["Hipodromda yarış atlarının yedekte gezdirildikleri yer", "Otomobil yarışlarında takımlara ait hazırlanma ve dinlenme yeri"]}, {"word": "paha", "meanings": ["Değer, fiyat, eder"]}, {"word": "pafta", "meanings": ["Bir bölgenin kadastro durumunu gösteren değişik malzemeler üzerine yapılmış parselleme çizgilerinin bütünü", "Yivaçar", "Süs için at takımlarına veya başka yerlere takılan metal pul veya çakılan iri başlı çivi", "Büyük benek, leke"]}, {"word": "paftalı", "meanings": ["Paftası olan"]}, {"word": "paftasız", "meanings": ["Paftası olmayan"]}, {"word": "pagan", "meanings": ["Çok tanrıcı, payen"]}, {"word": "paganizm", "meanings": ["Çok tanrıcılık"]}, {"word": "pagoda", "meanings": ["Çin, Japonya vb. Uzak Doğu ülkelerinde kule biçiminde yapılmış tapınak"]}, {"word": "pah", "meanings": ["Eğik olarak kesilmiş kenar", "Bir yapı elemanında eğik bir yüzey elde etmek amacıyla keskinliği giderme"]}, {"word": "paha biçilmez", "meanings": ["değeri ölçülemeyecek kadar yüksek"]}, {"word": "paha biçmek", "meanings": ["değerini tahmin etmek veya belirlemek"]}, {"word": "pahasına", "meanings": ["karşılığında, uğruna"]}, {"word": "pahaya çıkmak", "meanings": ["pahalanmak, pahalılaşmak"]}, {"word": "pahacı", "meanings": ["Pahalı mal satan kimse"]}, {"word": "pahaya geçmek", "meanings": ["değerli bir şeymiş gibi esirgenmek"]}, {"word": "pahacılık", "meanings": ["Pahacı olma durumu"]}, {"word": "pahal gibi", "meanings": ["aksi gibi"]}, {"word": "pahal", "meanings": ["Ters(I), aksi", "Ağır, hantal"]}, {"word": "pahalanma", "meanings": ["Pahalanmak işi"]}, {"word": "pahalanmak", "meanings": ["Pahalı duruma gelmek, fiyatı artmak, pahalılanmak, pahalılaşmak"]}, {"word": "pahalı", "meanings": ["Fiyatı yüksek olan, ucuz karşıtı"]}, {"word": "pahalıya gelmek", "meanings": ["yüksek fiyattan almak"]}, {"word": "pahalıya patlamak (veya mal olmak veya oturmak)", "meanings": ["çok para, özveri, emek gerektirmek", "kolay elde edilememek", "zarara, sıkıntıya yol açmak"]}, {"word": "pahalıca", "meanings": ["Biraz pahalı"]}, {"word": "pahalılaşma", "meanings": ["Pahalılaşmak işi"]}, {"word": "pahalılaşmak", "meanings": ["Pahalanmak"]}, {"word": "pahalılık", "meanings": ["Bir şeyin fiyatının yüksek olması durumu veya pahalı olma durumu", "Fiyatların genel olarak yükselmesi, fiyat artışı"]}, {"word": "pahlama", "meanings": ["Pahlamak işi"]}, {"word": "pahlamak", "meanings": ["Bir parçanın keskin kenarını keserek pah durumuna getirmek, keskinliğini gidermek"]}, {"word": "pak", "meanings": ["Temiz"]}, {"word": "paket etmek", "meanings": ["paketlemek"]}, {"word": "paket", "meanings": ["İçinde bir veya birçok şey bulunan, kâğıda sarılarak veya kutuya konularak bağlanmış, elde taşınacak büyüklükte nesne", "Kâğıda sarılarak veya bir kutuya konularak satışa hazır duruma getirilmiş, belli bir miktarda olan (yiyecek, ilaç vb.)", "Dolu(II) (toplu taşım aracı)"]}, {"word": "paketleme", "meanings": ["Paketlemek işi"]}, {"word": "paketleniş", "meanings": ["Paketlenme işi"]}, {"word": "paketlemek", "meanings": ["Bir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak", "Yakalamak, ele geçirmek, derdest etmek", "Birini baştan savmak, atlatmak"]}, {"word": "paketlenme", "meanings": ["Paketlenmek işi"]}, {"word": "Pakistanlı", "meanings": ["Pakistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "paketlenmek", "meanings": ["Paketleme işine konu olmak"]}, {"word": "paketletme", "meanings": ["Paketletmek işi"]}, {"word": "paketleyiş", "meanings": ["Paketleme işi"]}, {"word": "paketletmek", "meanings": ["Paketleme işini yaptırmak"]}, {"word": "paket program", "meanings": ["Banda veya filme alınıp gerektiğinde radyo ve televizyonda yayımlanmak üzere hazırlanmış program"]}, {"word": "paket taşı", "meanings": ["Dört köşe yontulmuş kaldırım taşı"]}, {"word": "paket tur", "meanings": ["Bir veya birden fazla yere yönelik olarak düzenlenen ve ulaşım, konaklama vb. gereksinimleri kapsayan tur"]}, {"word": "paklama", "meanings": ["Paklamak işi"]}, {"word": "paklamak", "meanings": ["Temizlemek"]}, {"word": "paklanma", "meanings": ["Paklanmak işi"]}, {"word": "paklanmak", "meanings": ["Temizlenmek"]}, {"word": "paklık", "meanings": ["Temizlik"]}, {"word": "pakt", "meanings": ["Antlaşma"]}, {"word": "pal", "meanings": ["Bir cins güvercin"]}, {"word": "pala", "meanings": ["Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç", "Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü", "Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste"]}, {"word": "pala çalmak (veya sallamak)", "meanings": ["uğraşmak, didinmek, çabalamak"]}, {"word": "pala sürtmek", "meanings": ["çabalamak, uğraşmak"]}, {"word": "pala çekmek", "meanings": ["palayı belinden çıkarıp vurmak"]}, {"word": "pala", "meanings": ["Bez parçalarından dokunan basit kilim veya yaygı", "Eski, kullanılmış eşya veya giysi"]}, {"word": "pala bıyık", "meanings": ["Gür, uzun, yanaklara doğru kıvrık bıyık", "Pala bıyıklı"]}, {"word": "pala bıyıklı", "meanings": ["Gür, uzun ve kıvrık bıyıkları olan (kimse), pala bıyık"]}, {"word": "palalık", "meanings": ["Çatı kirişinin yanı"]}, {"word": "paladyum", "meanings": ["Atom numarası 46, yoğunluğu 11,4 olan, 1500 °C'de eriyen, tel durumuna getirilebilen, başlıca özelliği hidrojeni soğurmak olan çok sert bir element (simgesi Pd)"]}, {"word": "palamar", "meanings": ["Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat"]}, {"word": "palamar boyu", "meanings": ["Deniz milinin onda biri,120 kulaç"]}, {"word": "palamarı koparmak (veya çözmek)", "meanings": ["kaçmak, sıvışmak"]}, {"word": "palamarcı", "meanings": ["Görevi, yanaşma, kalkma vb. sırasında gemiden verilen palamarı iskeleye, şamandıraya takma, çıkarma olan kimse"]}, {"word": "palamar parası", "meanings": ["Gemilerin bir iskeleye yanaşmak için ödedikleri para, palamar resmi"]}, {"word": "palamar resmi", "meanings": ["Palamar parası"]}, {"word": "palamut", "meanings": ["Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre `Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta` adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda)"]}, {"word": "palamut", "meanings": ["Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit"]}, {"word": "palamutlama", "meanings": ["Palamutlamak işi"]}, {"word": "palamutlamak", "meanings": ["Deriyi, sepilemek için palamut doldurulmuş çukura yatırmak"]}, {"word": "palamutlular", "meanings": ["Kayıngiller"]}, {"word": "palamut meşesi", "meanings": ["Yurdumuzun batı bölgesinde yetişen, 5-10 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını döken bir tür meşe (Quercus vallonea)"]}, {"word": "palan", "meanings": ["Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer"]}, {"word": "palan vurmak", "meanings": ["palanı hayvanın sırtına koyup bağlamak"]}, {"word": "palandöken", "meanings": ["Taşlık yokuş"]}, {"word": "palandız", "meanings": ["Çeşmenin musluk taşı"]}, {"word": "palas pandıras", "meanings": ["Gereği gibi derlenip toparlanmaya veya hazırlanmaya vakit bulamadan"]}, {"word": "palanga", "meanings": ["Bir halatla makaralardan oluşturulan, ağır cisimleri kaldırmaya, sağa sola döndürmeye yarayan düzenek"]}, {"word": "palangalı", "meanings": ["Palangası olan"]}, {"word": "palangasız", "meanings": ["Palangası olmayan"]}, {"word": "palanka", "meanings": ["Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş küçük hisar"]}, {"word": "palas", "meanings": ["Lüks otel", "Gösterişli yapı, saray", "Kolay, rahat", "Kolaylık gösteren, hoşa giden (nesne, kimse, yer)"]}, {"word": "palas", "meanings": ["Keçi kılından dokunmuş kaba kilim, yaygı"]}, {"word": "palaska", "meanings": ["Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıkları, üzerinde fişek, kasatura vb. koymak için yerleri bulunan, genellikle köseleden yapılmış kayış"]}, {"word": "palaspare", "meanings": ["Pasaklı, yırtık giysi"]}, {"word": "palavra", "meanings": ["Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber, balon, martaval", "Uzun ve boş konuşma", "Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altındaki güverte"]}, {"word": "palavra atmak (veya savurmak veya sıkmak)", "meanings": ["abartarak konuşmak, başarılardan abartarak söz etmek", "uydurma, asılsız bir söz veya haberi gerçekmiş gibi ortaya atmak"]}, {"word": "palavracı", "meanings": ["Uydurma söz veya haber ortaya atan, yaptığı işleri abartan, bu davranışları huy edinmiş olan (kimse), tıraşçı, uydurmacı, baloncu, martavalcı"]}, {"word": "palavracılık", "meanings": ["Palavracı olma durumu, uydurmacılık, balonculuk"]}, {"word": "palaz", "meanings": ["Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu"]}, {"word": "palazlama", "meanings": ["Palazlamak işi"]}, {"word": "palazlamak", "meanings": ["Kuş yavrusu irileşip semirmek", "Küçük çocuk gelişmek", "Varlığı artmak, zenginlemek"]}, {"word": "palazlanma", "meanings": ["Palazlanmak işi"]}, {"word": "palazlanmak", "meanings": ["Gelişmek, iri duruma gelmek, büyümek", "Varlığı artmak, zenginleşmek"]}, {"word": "palazlaşma", "meanings": ["Palazlaşmak işi"]}, {"word": "palazlaşmak", "meanings": ["İrileşmek, gelişmek, büyümek"]}, {"word": "paldım", "meanings": ["Yük ve binek hayvanının, semer veya eyerinin ileri kaymasını önlemek için arka ayaklarının kaba etleri üzerinden geçirilen kayış"]}, {"word": "paldımı aşmak", "meanings": ["başaramayacağı bir işe girişmek"]}, {"word": "paldır küldür", "meanings": ["Kaba bir gürültü çıkararak, gürültü yaparak", "Aniden, habersiz"]}, {"word": "paleograf", "meanings": ["Eski el yazıları uzmanı"]}, {"word": "paleografi", "meanings": ["Eski el yazılarını okuma bilgisi"]}, {"word": "paleontoloji", "meanings": ["Taşıl bilimi"]}, {"word": "paleozoik", "meanings": ["Birinci Çağ", "Bu zamanla ilgili"]}, {"word": "palet", "meanings": ["Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları elde tutulan levha", "Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha", "Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç", "Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan, iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl (II)"]}, {"word": "palet vurmak", "meanings": ["dipte yüzerken yükselme amacıyla paletlerle suyu dövmek"]}, {"word": "paletli", "meanings": ["Paleti olan (taşıt)"]}, {"word": "paletsiz", "meanings": ["Paleti olmayan (taşıt)"]}, {"word": "palikarya", "meanings": ["Rum kabadayısı", "Yunan"]}, {"word": "palizat dokusu", "meanings": ["Özümleme işini yapan yaprakların üst yüzündeki doku"]}, {"word": "palmitat", "meanings": ["Palmitik asidin tuzu veya esteri"]}, {"word": "palmitik", "meanings": ["Doymuş bir yağ asidi CH3-(CH2)14-CO2H ve bu asitten türeyen birleşikler"]}, {"word": "palmitik asit", "meanings": ["Yağlı maddelerin pek çoğunda palmitin durumunda bulunan, suda çözünmeyen, alkol ve eterde çözünen doymuş yağ asidi"]}, {"word": "palmitil", "meanings": ["Palmitik asitten türeyen C15H31-CO formülündeki tek değerli kök"]}, {"word": "palmitin", "meanings": ["Gliserinin palmitik esteri"]}, {"word": "palmiye", "meanings": ["Palmiyegillerden olan ağaçların genel adı"]}, {"word": "palmiyegiller", "meanings": ["Genellikle sıcak bölgelerde yetişen, basit bir kongövde ve bunun tepesinde yelpaze biçiminde telek damarlı yaprakları olan, hurma ve Hindistan cevizi ağaçlarını içine alan bir familya"]}, {"word": "palto", "meanings": ["Soğuk havalarda öbür giyeceklerin üstüne giyilen kalın kumaştan giysi"]}, {"word": "paltolu", "meanings": ["Paltosu olan"]}, {"word": "paltoluk", "meanings": ["Palto yapmaya elverişli"]}, {"word": "palyaço", "meanings": ["Kendisini seyredenleri güldüren ve eğlendiren, acayip kılıklı, yüzü aşırı ve komik biçimde boyalı oyuncu"]}, {"word": "palyaço gibi", "meanings": ["gülünç olacak derecede acayip kılıklı"]}, {"word": "paltosuz", "meanings": ["Palto giymemiş olan", "Palto giymeden"]}, {"word": "palyaçoluk", "meanings": ["Palyaço olma durumu", "Palyaçonun yaptığı iş", "Tavır ve davranışta güldürücülük"]}, {"word": "palyatif", "meanings": ["Geçici", "Geçiştirici"]}, {"word": "palyoş", "meanings": ["Kısa ve iki yanı keskin, düz kılıç"]}, {"word": "pampa", "meanings": ["Güney Amerika'daki bozkırlar"]}, {"word": "pamuk", "meanings": ["Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium)", "Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı", "Bu tellerin işlenmiş biçimi", "Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış", "Halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri"]}, {"word": "pamukaki", "meanings": ["Beyaz iş işlemekte kullanılan bir tür parlak pamuk ipliği"]}, {"word": "pamuk gibi", "meanings": ["çok yumuşak", "iyi huylu, munis"]}, {"word": "pamuk atmak", "meanings": ["yay ve tokmakla pamuğu ditmek"]}, {"word": "pamuk balı", "meanings": ["Beyaz bal"]}, {"word": "pamuk balığı", "meanings": ["Ilıman denizlerde yaşayan, sırtı mavi, karnı beyaz, tehlikeli bir köpek balığı (Carcharius glaucus)"]}, {"word": "pamuk bezi", "meanings": ["Pamuktan dokunan bez"]}, {"word": "pamukçu", "meanings": ["Pamuk yetiştiren kimse", "Pamuk alıp satan kimse"]}, {"word": "pamukçuk", "meanings": ["Genellikle bebeklerde ağızda, sıklıkla yanak içinde veya dilde görülen bir çeşit mantar hastalığı, beyaz yara"]}, {"word": "pamuk elması", "meanings": ["Pamuk telleri ve tohumla dolu bir kapsülden oluşan pamuk bitkisinin meyvesi"]}, {"word": "pamukçuluk", "meanings": ["Pamukçunun işi"]}, {"word": "pamuk ipliği", "meanings": ["Pamuktan yapılan mat veya parlak dikiş nakış ipliği"]}, {"word": "pamuk ipliğiyle bağlamak", "meanings": ["etkisi az sürecek bir çare ile geçiştirmek"]}, {"word": "pamuk ipliğiyle bağlanmak", "meanings": ["her an bozulmaya, kopmaya hazır olmak"]}, {"word": "pamuk ipliğiyle bağlı olmak", "meanings": ["pamuk ipliğiyle bağlanmak"]}, {"word": "pamuklanma", "meanings": ["Pamuklanmak işi"]}, {"word": "pamuklanmak", "meanings": ["Üstü incecik pamuk biçiminde küf bağlamak", "Toz pamuk gibi olmak"]}, {"word": "pamuk taşı", "meanings": ["Traverten"]}, {"word": "pamuklu", "meanings": ["Pamuk ipliği veya başka iplikler karıştırılarak dokunmuş (kumaş)", "Yüzüyle astarı arasına pamuk yayılarak dikilen hırka"]}, {"word": "pamuk yağı", "meanings": ["Pamuk çekirdeklerinden elde edilen, zeytinyağına benzer bitki yağı"]}, {"word": "pancar gibi olmak", "meanings": ["yüzüne kan hücum edip çok kızarmak"]}, {"word": "panama", "meanings": ["Orta Amerika'da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş yumuşak hasır şapka", "Özel olarak dokunmuş bir kumaş türü"]}, {"word": "Panamalı", "meanings": ["Panama Cumhuriyeti halkından olan kimse"]}, {"word": "panayır", "meanings": ["Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşim birimlerinde kurulan, sergi niteliğini de taşıyan büyük pazar"]}, {"word": "panayırcı", "meanings": ["Panayırda satış yapan kimse"]}, {"word": "panayırcılık", "meanings": ["Panayırcının işi veya mesleği"]}, {"word": "pancar kesilmek", "meanings": ["pancar gibi olmak"]}, {"word": "panayır yeri", "meanings": ["Panayırın kurulduğu alan", "Çok kalabalık yer"]}, {"word": "pancar", "meanings": ["Ispanakgillerden, vitamince zengin bir bitki (Beta vulgaris)", "Bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü"]}, {"word": "pancarcı", "meanings": ["Pancar yetiştiren ve satan kimse"]}, {"word": "pancarcılık", "meanings": ["Pancarcının işi"]}, {"word": "pancarlaşma", "meanings": ["Pancarlaşmak durumu"]}, {"word": "pancarlaşmak", "meanings": ["Pancar rengini almak"]}, {"word": "panda", "meanings": ["Etçillerden, Avustralya ile Himalaya ormanlarında yaşayan, tüyleri sık ve pas renginde, karnı, bacakları kara, postu beğenilen bir hayvan (Ailurus fulgens)", "Çin'de yaşayan, ayı iriliğinde, siyah beyaz renkli otçul bir hayvan (Ailuropoda melanoleuca)"]}, {"word": "pandantif", "meanings": ["İnce bir zincirle boyna takılan değerli takı"]}, {"word": "panik", "meanings": ["Ani dehşet duygusu, büyük korku, ürkü"]}, {"word": "pandispanya", "meanings": ["Yumurta katılarak yapılan şekerli, kabarık, yumuşak bir pasta türü"]}, {"word": "pandispanya gazetesi", "meanings": ["Uydurulmuş hikâyeler, yalanlar"]}, {"word": "pandomim", "meanings": ["Sözsüz oyun"]}, {"word": "pandomim kopmak", "meanings": ["izleyenler için eğlendirici bir kavga çıkmak"]}, {"word": "pandül", "meanings": ["Sarkaç"]}, {"word": "panel", "meanings": ["Açık oturum", "Yerleştirileceği yüzeyin bir bölümüne uyan, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde düzgün parça"]}, {"word": "panel köprü", "meanings": ["Aşılacak bir engelin bir yanında oluşturularak öbür yana ulaşımı sağlayan, taşıyıcı küçük elemanlardan oluşan köprü"]}, {"word": "panik yaratmak", "meanings": ["korku, dehşet uyandırmak"]}, {"word": "panik olmak", "meanings": ["büyük korku yaratan bir olay birdenbire ortaya çıkmak"]}, {"word": "paniğe kapılmak", "meanings": ["çok korkmak", "ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "paniğe vermek", "meanings": ["büyük bir dehşete düşürmek, çok korkutmak"]}, {"word": "panikleme", "meanings": ["Paniklemek işi"]}, {"word": "paniklemek", "meanings": ["Paniğe kapılmak"]}, {"word": "Panislamizm", "meanings": ["Bütün Müslümanları aynı yönetim altında toplama amacını güden politik akım ve hareket"]}, {"word": "panjur", "meanings": ["Güneşi ve rüzgârı önlemeye, ışığı azaltmaya yarayan, açılır kapanır dar ve yatay tahtadan, plastikten veya metal gereçlerden yapılmış, pencereye takılan kapatma düzeneği"]}, {"word": "pankart", "meanings": ["Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde benimsenen amacın birkaç sözle gösterildiği karton veya bezden levha"]}, {"word": "pankras", "meanings": ["Güreşle boksu birleştiren spor karşılaşması"]}, {"word": "pankreas", "meanings": ["Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir organ"]}, {"word": "pano", "meanings": ["Üzerine bildiri, açıklama veya tanıtma kâğıtları tutturmak için hazırlanmış levha", "Elektrikle çalışan araçların kontrol ve komuta düğmeleri, ekran, sinyal lambası vb. parçalarının bir arada toplandığı bölüm", "Ağaç duvar kaplamalarına veya tavanlara süs işin konulan resim", "Hafif malzemeden yapılan ve iki yüzü kontrplakla kaplanan levha", "Üzerine bir tablo yapmak için hazırlanmış meşe, ıhlamur veya çam ağacından levha", "Önceden belirlenmiş sınırlar içerisinde işletilen maden alanı"]}, {"word": "pansiyon", "meanings": ["Bütünü veya bir bölümü sürekli veya belli bir zaman için kiraya verilen, isteğe göre yemek de veren ev", "Ücretli öğrenci yurdu"]}, {"word": "panorama", "meanings": ["Yüksek bir yerden bakıldığında göz önüne serilen geniş görünüş", "Genel görünüm"]}, {"word": "pansiyoncu", "meanings": ["Pansiyon sahibi", "Pansiyon işleten kimse"]}, {"word": "pansiyonculuk", "meanings": ["Pansiyon sahibi olma durumu", "Pansiyon işletme işi"]}, {"word": "pansiyoner", "meanings": ["Pansiyonda kalan kimse"]}, {"word": "Panslavizm", "meanings": ["Slav asıllı bütün halkları aynı yönetim altında toplama amacı güden politik akım ve hareket"]}, {"word": "pansuman", "meanings": ["Yara temizliği ve bakımı"]}, {"word": "pansuman yapmak", "meanings": ["yaranın temizlik ve bakımını yapmak"]}, {"word": "pansumancı", "meanings": ["Pansuman yapmayı meslek edinmiş kimse"]}, {"word": "pansumancılık", "meanings": ["Pansuman yapma işi"]}, {"word": "panteist", "meanings": ["Tüm tanrıcı"]}, {"word": "panteizm", "meanings": ["Tüm tanrıcılık"]}, {"word": "panteon", "meanings": ["Yunan ve Romalıların en büyük tapınaklarına verdikleri ad", "Bir halkın, bir ulusun bütün tanrıları", "Büyük yararlık göstermiş kimselerin gömüldüğü ulusal anıt"]}, {"word": "panter", "meanings": ["Pars"]}, {"word": "pantograf", "meanings": ["Bir biçimi büyülterek veya küçülterek kopya etmek için kullanılan kollu, eklemli bir cetvel türü"]}, {"word": "pantolon", "meanings": ["Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek"]}, {"word": "pantoloncu", "meanings": ["Pantolon diken terzi"]}, {"word": "pantolonculuk", "meanings": ["Pantoloncunun işi"]}, {"word": "pantufla", "meanings": ["Abadan yapılmış terlik"]}, {"word": "pantuflacı", "meanings": ["Pantufla yapan veya satan kimse", "Sadece kadın çantası çalıp kaçan kimse"]}, {"word": "pantuflacılık", "meanings": ["Pantuflacının işi"]}, {"word": "Panturanizm", "meanings": ["Turancılık"]}, {"word": "Pantürkizm", "meanings": ["Türkçülük"]}, {"word": "panzehir", "meanings": ["Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde, antidot"]}, {"word": "panzehir otu", "meanings": ["Küçük, beyaz çiçekli, kökü zehirli, çok yıllık ve otsu bitki (Cynanchum acutum)"]}, {"word": "panzehir taşı", "meanings": ["Antilop gibi hayvanların midesinde oluşan, zehri önleyici etkisi olan kütle", "Opal"]}, {"word": "panzer", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı'nda Alman ordusunun kullandığı, günümüzde polisin kanunsuz sokak gösterileri gibi hareketleri bastırmak için yararlandığı, yüksek tekerlekli, zırhlı, hafif silahlarla donatılmış araç"]}, {"word": "papa", "meanings": ["Roma Katolik kilisesinin, bir meclis tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hz. İsa'nın vekili sayılan başkanı"]}, {"word": "papağan gibi ezberlemek", "meanings": ["anlamını bilmeden ezberlemek"]}, {"word": "papağan", "meanings": ["Papağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı, dudu", "Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse"]}, {"word": "papağan gibi tekrarlamak", "meanings": ["peş peşe, art arda söylemek"]}, {"word": "papağan anahtarı", "meanings": ["Sacdan yapılmış küçük çaplı boru ve bağlantı parçalarının sökülüp takılmasında kullanılan anahtar"]}, {"word": "papağangiller", "meanings": ["Ayakları tırmanmaya uygun, canlı ve zıt renkli, basit konuşmaya alıştırılabilen, papağan, muhabbet kuşu vb. sıcak ülke kuşlarını içine alan familya"]}, {"word": "papağanlar", "meanings": ["Tek familyası papağangiller olan, papağan olarak bilinen bütün kuşları kapsayan takım"]}, {"word": "papağanlık", "meanings": ["Duyduklarını düşünmeden, anlamını bilmeden tekrarlama durumu"]}, {"word": "papağanyemi", "meanings": ["Yalancı safran"]}, {"word": "papak", "meanings": ["Genellikle Azerbaycan ve Kafkasya'da giyilen, kuzu derisinden veya yününden yapılan, uzun tüylü başlık"]}, {"word": "papalık", "meanings": ["Papanın makamı veya görevi", "Başında papanın bulunduğu siyasi ve dinî kurum"]}, {"word": "papalina", "meanings": ["Sardalya yavrusu"]}, {"word": "papara", "meanings": ["Ekmek, peynir ve et suyu veya süt ile yapılan bir yemek türü", "Paylama"]}, {"word": "papara yemek", "meanings": ["azar işitmek"]}, {"word": "papatya", "meanings": ["Birleşikgillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı kömeçli, bir yıllık otsu bir bitki, yoğurt çiçeği (Matricaria chamomilla)"]}, {"word": "papatya falı", "meanings": ["Niyet tutup papatyanın yapraklarını birer birer kopararak `olacak, olmayacak` diyerek bakılan fal"]}, {"word": "papatyalı", "meanings": ["Papatyası olan"]}, {"word": "papatyasız", "meanings": ["Papatyası olmayan"]}, {"word": "papaya", "meanings": ["Amerika'nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyve", "Papaya ağacı"]}, {"word": "papaz", "meanings": ["Hristiyan din adamı, peder", "Üzerinde papaz resmi olan iskambil kâğıdı, rua"]}, {"word": "papaz gibi", "meanings": ["saçı, sakalı uzayıp birbirine karışmış (kimse)"]}, {"word": "papaz her gün pilav yemez", "meanings": ["`bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın` anlamında kullanılan bir söz", "insan zaman zaman değişiklik ister", "her zaman aynı fırsat ele geçmez"]}, {"word": "papaz olmak", "meanings": ["çıkarları ters düştüğü için sürtüşmek"]}, {"word": "papaza dönmek", "meanings": ["saçı ve sakalı uzamak, darmadağın olmak"]}, {"word": "papaz uçurmak", "meanings": ["içkili eğlence düzenlemek"]}, {"word": "papaza kızıp oruç (veya perhiz) bozmak", "meanings": ["başkasına kızıp kendisine zarar verecek iş görmek"]}, {"word": "papazı bulmak", "meanings": ["beklemediği kötü bir sonuçla karşılaşmak, belasını bulmak"]}, {"word": "papaz balığı", "meanings": ["Bir tür küçük kaya balığı (Chromis chromis)"]}, {"word": "papazi", "meanings": ["İnce dokunmuş, mavi, pembe, fıstıki renklerde ipek kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "papazkaçtı", "meanings": ["Bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "papazkarası", "meanings": ["Kırmızı şarap yapımında kullanılan bir tür üzüm", "Bu üzümden yapılan kırmızı şarap"]}, {"word": "papazlık", "meanings": ["Papaz olma durumu", "Papazın görevi"]}, {"word": "papazlık etmek", "meanings": ["ders vermek, ikna edici sözlerle kandırmak"]}, {"word": "papaz yahnisi", "meanings": ["Soğan, sarımsak, şarap veya sirke katılarak yapılan bir et yemeği"]}, {"word": "papel", "meanings": ["Bir liralık kâğıt para", "Para"]}, {"word": "papelci", "meanings": ["Zarfçı"]}, {"word": "papelcilik", "meanings": ["Zarfçılık"]}, {"word": "papikçi", "meanings": ["Sokak satıcısı"]}, {"word": "papirüs", "meanings": ["Papirüsgillerden, Nil kıyılarında yetişen, sürüngen, çıplak saplı, otsu bir bitki (Cyperus papirus)", "Eski Mısırlıların bu bitkinin saplarından yaptıkları kâğıt"]}, {"word": "paprika", "meanings": ["Acısı az bir tür kırmızıbiber"]}, {"word": "papirüsgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, örneği papirüs olan otsu bitkiler familyası"]}, {"word": "papura", "meanings": ["İki çift öküzle çekilen ağır saban"]}, {"word": "papyekuşe", "meanings": ["Kuşe"]}, {"word": "papyon", "meanings": ["Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat, papyon kravat"]}, {"word": "para", "meanings": ["Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit", "Kazanç", "Kuruşun kırkta biri"]}, {"word": "para akmak", "meanings": ["yatırım yapılmak"]}, {"word": "para basmak", "meanings": ["darphanede, basımevinde metali veya kâğıdı para durumuna getirmek", "kumarda ortaya para koymak", "çok kazanmak", "çok kazandırmak"]}, {"word": "para bozmak", "meanings": ["büyük parayı ufak paralarla değiştirmek"]}, {"word": "para çekmek", "meanings": ["bir yere yatırılmış paranın tamamını veya bir bölümünü almak"]}, {"word": "para çıkışmamak", "meanings": ["para yetişmemek"]}, {"word": "para çıkarmak", "meanings": ["para basmak", "başka yerde bulunan kimseye posta veya banka ile para göndermek"]}, {"word": "para dökmek (veya akıtmak)", "meanings": ["çok para harcamak"]}, {"word": "para dönmek", "meanings": ["rüşvetle iş yapılmak"]}, {"word": "para etmek", "meanings": ["değeri olmak"]}, {"word": "para etmemek", "meanings": ["değeri pahasına satılamamak", "etkisi olmamak, işe yaramamak"]}, {"word": "para getirmek", "meanings": ["kazanç sağlamak"]}, {"word": "para ile değil", "meanings": ["çok ucuz"]}, {"word": "para kesmek", "meanings": ["para basmak", "çok para kazanmak"]}, {"word": "para ile değil, sıra ile", "meanings": ["`herkes sırasını beklemek zorundadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "para kırmak", "meanings": ["çok kazanmak"]}, {"word": "para parayı çeker", "meanings": ["`elde para bulunursa onunla yeni paralar kazanılır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "para peşin, kırmızı meşin", "meanings": ["`her işin karşılığı anında ödenmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "para saçmak", "meanings": ["gereğinden çok para harcamak"]}, {"word": "para sızdırmak (veya koparmak)", "meanings": ["zorlayarak veya kandırarak birinden para almak"]}, {"word": "para saymak", "meanings": ["ödemek"]}, {"word": "para yapmak", "meanings": ["para kazanıp biriktirmek"]}, {"word": "para tutmak", "meanings": ["para biriktirmek"]}, {"word": "para yatırmak", "meanings": ["gerektiğinde almak üzere bir yere para vermek", "kazanç elde etmek üzere bir işe para koymak"]}, {"word": "para yedirmek", "meanings": ["gereksiz olarak başkasına çok para harcamak", "rüşvet vermek"]}, {"word": "para yemek", "meanings": ["gereksiz olarak çok para harcamak", "çok para harcatmak", "görevli bulunduğu yerin imkânlarından yararlanarak para çalmak, rüşvet almak"]}, {"word": "paradan çıkmak", "meanings": ["para harcamak zorunda kalmak"]}, {"word": "paranın üstü", "meanings": ["satın alınan şeyin tutarından artan para"]}, {"word": "paranın yüzü sıcaktır", "meanings": ["paranın çekiciliğini ve geri çevrilemeyeceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "parasını çıkarmak", "meanings": ["anaparayı kurtarmak, masrafını çıkarmak"]}, {"word": "parasını çekmek", "meanings": ["para sızdırmak, birinden birtakım gerekçelerle para almak"]}, {"word": "parasını sokağa atmak", "meanings": ["değeri olmayan bir mala para vermek"]}, {"word": "parasını yemek", "meanings": ["çalışmadan bedavadan geçinmek, birinin sırtından geçinmek"]}, {"word": "parasıyla rezil olmak", "meanings": ["para vererek yaptırdığı bir şey iyi çıkmamak, parasının karşılığını alamamak"]}, {"word": "paraya çevirmek", "meanings": ["herhangi bir şeyi para ile değiştirmek"]}, {"word": "paraya kıymak", "meanings": ["gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak"]}, {"word": "paraya sıkışmak", "meanings": ["parasız kalmak, para sıkıntısı içinde olmak"]}, {"word": "paraya para (veya pul) dememek", "meanings": ["çok para kazanır olmak", "elde edilen parayı az bulmak", "bol para harcamak"]}, {"word": "parayı araya değil, paraya vermeli", "meanings": ["`parayı gerekli yere harcamalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "parayı basmak (veya bastırmak)", "meanings": ["para vermek"]}, {"word": "parayı denize atmak", "meanings": ["parayı boşuna harcamak, israf etmek"]}, {"word": "parayı veren düdüğü çalar", "meanings": ["`karşılığını ödediğinde insan istediğini elde edebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "para babası", "meanings": ["Parası çok, varlıklı kimse"]}, {"word": "parabellum", "meanings": ["Alman ordusunda kullanılan tabanca"]}, {"word": "parabolik", "meanings": ["Parabol biçiminde olan, parabolle ilgili"]}, {"word": "parabol", "meanings": ["Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri, yarı kübik"]}, {"word": "paraboloit", "meanings": ["Odağı olmayan, yalnız bir simetri ekseni bulunan ikinci dereceden yüzey"]}, {"word": "paradigma", "meanings": ["Değerler dizisi", "Örnek", "Dizi"]}, {"word": "para canlısı", "meanings": ["Paragöz"]}, {"word": "paraca", "meanings": ["Para ile ilgili olarak, para bakımından"]}, {"word": "para çantası", "meanings": ["Para taşımaya yarayan özel çanta"]}, {"word": "paraçol", "meanings": ["Gemi çatmasında eğri parça", "Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç", "Tek at koşularak çekilen, üzeri kapalı, yanları açık bir araba türü, paraşol"]}, {"word": "para kısıtlaması", "meanings": ["Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması, deflasyon", "Piyasada likit para dolaşımını sınırlandırma"]}, {"word": "para değişimi", "meanings": ["Para alımı ve satımı"]}, {"word": "paradi", "meanings": ["Bir tiyatroda en üst balkon"]}, {"word": "paradoks", "meanings": ["Aykırı düşünce", "Çelişki", "Düşünceler arasında tartışmaya açık, kesin bir yargı içermeyen karşıtlık"]}, {"word": "paradoksal", "meanings": ["Aykırı düşünce niteliğinde olan"]}, {"word": "paraf", "meanings": ["Yalnız adın veya ad ve soyadının baş harfleriyle atılan kısa imza"]}, {"word": "parafazi", "meanings": ["Söz karışıklığı"]}, {"word": "parafeleme", "meanings": ["Paraflama"]}, {"word": "parafelemek", "meanings": ["Paraflamak"]}, {"word": "parafinli", "meanings": ["Birleşiminde parafin bulunan", "Parafine batırılmış"]}, {"word": "parafin", "meanings": ["Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon, alkan"]}, {"word": "paraflamak", "meanings": ["Adının ve soyadının baş harflerini kullanarak imzalamak, parafelemek"]}, {"word": "paraflama", "meanings": ["Paraflamak işi, parafeleme"]}, {"word": "parafinsiz", "meanings": ["Birleşiminde parafin olmayan"]}, {"word": "paragöz", "meanings": ["Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse), para canlısı, paragözlü"]}, {"word": "paragraf", "meanings": ["Düzyazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler", "Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri", "Çengel işareti (§)", "Bölüm"]}, {"word": "Paraguaylı", "meanings": ["Paraguay halkından olan kimse"]}, {"word": "paraketa", "meanings": ["Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç", "Üzerinde yüzlerce iğneli köstek bulunan uzun balık oltası"]}, {"word": "paraketacı", "meanings": ["Paraketa ile balık avlayan (kimse)"]}, {"word": "paralaks", "meanings": ["Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı", "Dünya'nın yarıçapını bir gezegenden veya Dünya Güneş uzaklığını bir yıldızdan gören açı"]}, {"word": "para kısıtlayıcı", "meanings": ["Para kısıtlaması işlemini yapan kimse, deflatör"]}, {"word": "paralama", "meanings": ["Paralamak işi"]}, {"word": "paralanma", "meanings": ["Paralanmak işi"]}, {"word": "paralamak", "meanings": ["Parçalamak", "Yıpratıp eskitmek", "Dövmek, hırpalamak"]}, {"word": "paralanmak", "meanings": ["Parasızken para elde etmek, parçalanmak"]}, {"word": "paralanmak", "meanings": ["Parçalanmak", "Sıkıntı ve üzüntü içinde, olmayacak bir işle uğraşmak, didinmek", "Bir işte çok çaba ve özen göstermek"]}, {"word": "paralatma", "meanings": ["Paralatmak işi"]}, {"word": "paralelizm", "meanings": ["Koşutçuluk"]}, {"word": "paralatmak", "meanings": ["Paralama işini yaptırmak veya paralanmasına sebep olmak"]}, {"word": "paralel", "meanings": ["Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi, mütevazi", "Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri", "Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.)"]}, {"word": "paralelkenar", "meanings": ["Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgen"]}, {"word": "paralel kaidesi", "meanings": ["Aynı noktaya uygulanan iki vektörün bileşkesini bulmak için her birinin bitim ucundan öbürüne paralel birer çizgi çizilerek bir paralel kenar oluşturduktan sonra vektörlerin uygulama noktasından bir köşegen çekme yolu"]}, {"word": "paralelleştirme", "meanings": ["Koşutlaştırma"]}, {"word": "paralelleştirmek", "meanings": ["Koşutlaştırmak"]}, {"word": "paralellik", "meanings": ["Paralel olma durumu", "Koşutluk", "Benzerlik, yakınlık"]}, {"word": "paralı", "meanings": ["Parası çok olan, zengin (kimse)", "Para karşılığında sağlanan, bedava olmayan", "Üzerinde yuvarlak ve irice benekleri olan", "Para karşılığında"]}, {"word": "paralel yüz", "meanings": ["Her yüzü bir paralelkenar olan prizma"]}, {"word": "paralıca", "meanings": ["Zengin"]}, {"word": "paralojizm", "meanings": ["Akıl süzgecinden geçirirken bilmeyerek düşülen yanılgı", "Mantığa uymazlık"]}, {"word": "paranoya", "meanings": ["Abartılı gurur, kuşku, sanrı, güvensizlik ve bencillikle belli olan bir ruh hastalığı"]}, {"word": "parametre", "meanings": ["Değişken"]}, {"word": "parametreli", "meanings": ["Bir veya birçok parametre ile ilgili, parametrik"]}, {"word": "parametrik", "meanings": ["Parametreli"]}, {"word": "paramparça", "meanings": ["Pek çok parçaya ayrılmış, parça parça olmuş"]}, {"word": "paramparça olmak", "meanings": ["pek çok parçaya ayrılmak, kırılmak"]}, {"word": "parankima", "meanings": ["Özek doku"]}, {"word": "paramparça etmek", "meanings": ["pek çok parçaya ayırmak"]}, {"word": "paranoyak", "meanings": ["Paranoyaya tutulmuş kimse", "Paranoya ile ilgili"]}, {"word": "parantez", "meanings": ["Ayraç", "Konunun dışında kalan söz ve yazı"]}, {"word": "parantez açmak", "meanings": ["söz veya yazının içine, sözü edilen konu ile ilgili bir bölüm koymak", "anlatılan konudan farklı bir şey söyleneceği zaman kullanılan bir söz"]}, {"word": "parantez kapatmak (veya kapamak)", "meanings": ["söz veya yazının içine, sözü edilen konu ile ilgili eklenen bölümü bitirmek"]}, {"word": "parapet", "meanings": ["Küpeşte"]}, {"word": "parasal", "meanings": ["Para ile ilgili, para bakımından, mali, nakdî, akçasal"]}, {"word": "parasempatik", "meanings": ["Parasempatik sinir sistemi ile ilgili olan"]}, {"word": "parasempatik sinir sistemi", "meanings": ["Kalbin atışlarını yavaşlatan, sindirim sistemini, salgıları düzenleyen, yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sistemden biri"]}, {"word": "paraşüt", "meanings": ["Hava taşıtından veya yüksek bir yerden atılan bir cismin veya atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç"]}, {"word": "parasız", "meanings": ["Parası olmayan", "Yoksul", "Para verilmeden elde edilen, bedava", "Para verilmeksizin, bedavadan, bedava"]}, {"word": "parasızlık", "meanings": ["Parasız olma durumu"]}, {"word": "parasızlık çekmek", "meanings": ["para yönünden sürekli sıkıntı içinde olmak"]}, {"word": "parasız yatılı", "meanings": ["Öğrenim giderleri, yatacak yer ve yemeği devletçe karşılanan (öğrenci)"]}, {"word": "parasız pulsuz", "meanings": ["Parası olmayan", "Parası olmadan"]}, {"word": "para şişkinliği", "meanings": ["Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toplam yükselişi, paranın değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç, enflasyon"]}, {"word": "paraşütçü", "meanings": ["Paraşütle atlayarak yere inen kimse"]}, {"word": "paraşüt birlikleri", "meanings": ["Paraşütçü birlikler"]}, {"word": "paraşütçülük", "meanings": ["Paraşütçünün işi"]}, {"word": "paratoner", "meanings": ["Yıldırımsavar"]}, {"word": "paravan", "meanings": ["Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde, paravana", "Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan"]}, {"word": "paravan yapmak", "meanings": ["kendini belli etmeyerek başkasının adından, yetkisinden, gücünden yararlanmak"]}, {"word": "paravana", "meanings": ["Paravan"]}, {"word": "paravan menteşesi", "meanings": ["Düz yaprak menteşelerinin benzeri, üç yapraklı ve iki milli menteşe"]}, {"word": "parazit", "meanings": ["Asalak", "Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı", "Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse"]}, {"word": "parazitlenme", "meanings": ["Parazitlenmek işi"]}, {"word": "parazitlenmek", "meanings": ["Radyo, telsiz vb. aygıtların yayınlarına yabancı ses karışmak"]}, {"word": "parazitli", "meanings": ["Paraziti olan"]}, {"word": "parazitlik", "meanings": ["Asalaklık"]}, {"word": "parazitoloji", "meanings": ["Asalak bilimi"]}, {"word": "parça", "meanings": ["Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey", "Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime", "Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül", "Tane", "Pasaj", "Müzik eseri", "Nesne", "Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz", "Güzel, alımlı kız veya kadın"]}, {"word": "parazitsiz", "meanings": ["Paraziti olmayan", "Pürüzü olmayan bir biçimde"]}, {"word": "parça almak", "meanings": ["biyopsiyi gerektiren incelemelerde canlının belli bir yerinden doku parçası çıkarmak"]}, {"word": "parça bohçası", "meanings": ["Biçkiden artan çeşit çeşit kumaş parçalarının içine konulduğu bohça"]}, {"word": "parça bölük", "meanings": ["Kısım kısım, azar azar, oradan buradan"]}, {"word": "parçacı", "meanings": ["Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse", "Makine yedek parçaları satan kimse"]}, {"word": "parçacık", "meanings": ["Küçük parça, kırıntı", "Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri, partikül"]}, {"word": "parçalamak", "meanings": ["Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek", "Birliği bozmak amacıyla bölmek"]}, {"word": "parçalama", "meanings": ["Parçalamak işi"]}, {"word": "parçacılık", "meanings": ["Parçacının işi"]}, {"word": "parçalanma", "meanings": ["Parçalanmak işi"]}, {"word": "parçalanış", "meanings": ["Parçalanma işi"]}, {"word": "parçalatma", "meanings": ["Parçalatmak işi"]}, {"word": "parçalanmak", "meanings": ["Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak, paralanmak(II)", "Başkasını mutlu etmek için elden gelen her şeyi yapmak, didinmek", "bir işi yapabilmek için kendini sıkıntıya sokacak kadar uğraşıp didinmek"]}, {"word": "parçalatmak", "meanings": ["Parçalama işini yaptırmak"]}, {"word": "parçalı bohça", "meanings": ["Renk renk ve çeşit çeşit kumaş parçalarının birbirine eklenmesiyle yapılan bohça"]}, {"word": "parçalı", "meanings": ["Birden çok parçadan oluşmuş", "Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen, modüler"]}, {"word": "parçalayış", "meanings": ["Parçalama işi"]}, {"word": "parçalı bohça gibi", "meanings": ["birbirini tutmaz parçalardan oluşan"]}, {"word": "parça parça", "meanings": ["Parçalanmış bir durumda, lime lime", "Azar azar, bölüm bölüm"]}, {"word": "parça pürçük", "meanings": ["Az, önemsiz"]}, {"word": "parça parça etmek", "meanings": ["parçalara ayırmak"]}, {"word": "pardon", "meanings": ["`Özür dilerim, affedersiniz` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "pardösü", "meanings": ["Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük"]}, {"word": "pare", "meanings": ["Parça, kısım", "Tane, adet"]}, {"word": "parfüm", "meanings": ["Güzel koku", "Şişelenmiş güzel koku"]}, {"word": "parıldama", "meanings": ["Parıldamak işi"]}, {"word": "parıldatma", "meanings": ["Parıldatmak işi"]}, {"word": "parıldamak", "meanings": ["Işık saçmak, parlamak", "Gelişmek, yükselmek"]}, {"word": "parfümeri", "meanings": ["Çeşitli kozmetiklerin ve kokuların yapımı ve satımı", "Kozmetiklerin ve kokuların tümü", "Bunların satıldığı dükkân"]}, {"word": "parıldatmak", "meanings": ["Parıldamasını sağlamak"]}, {"word": "parıldayış", "meanings": ["Parıldama işi"]}, {"word": "parıl parıl", "meanings": ["Parıldayarak, ışık saçarak"]}, {"word": "parıltı", "meanings": ["Parıldama, göze çarpan parlaklık"]}, {"word": "parıltılı", "meanings": ["Parlaklığı olan, parıldayan, ışıltılı, yalabık"]}, {"word": "parite", "meanings": ["İki ülke parasının karşılıklı değeri"]}, {"word": "parıltısız", "meanings": ["Parlaklığı olmayan"]}, {"word": "park", "meanings": ["Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli bahçe", "Otopark", "Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi", "Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer"]}, {"word": "park etmek", "meanings": ["taşıtları trafik kuralları bakımından uygun bir yerde belli süre bırakmak"]}, {"word": "parka", "meanings": ["Genellikle askerin açık hava eğitimi ve manevra sırasında giydiği soğuğa karşı koruyucu, başlıklı bir tür üstlük", "Genellikle gençlerin giydiği başlıklı bir tür üstlük"]}, {"word": "parkçı", "meanings": ["Parkı işleten kimse"]}, {"word": "parkçılık", "meanings": ["Parkçının işi"]}, {"word": "parke", "meanings": ["Konut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçalarının veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılan döşeme", "Bu döşemede kullanılan, aynı boydaki küçük tahta parçası", "Parke taşı"]}, {"word": "parkecilik", "meanings": ["Parkeci olma durumu", "Parkecinin işi veya mesleği"]}, {"word": "parke taşı", "meanings": ["Yol yapımında kullanılan, düzgün ve çeşitli biçimlerde taş, parke"]}, {"word": "parkeci", "meanings": ["Parke yapan, satan veya döşeyen kimse"]}, {"word": "parkmetre", "meanings": ["Paralı park yerlerinde aracın kaldığı süreyi belirleyen saat, park sayacı, park saati, parkometre"]}, {"word": "parkur", "meanings": ["Binicilik, bisiklet, atletizm, yürüyüş vb. sporların yapıldığı özel yol", "Gezi ve yürüyüş yapılan özel yol"]}, {"word": "park yeri", "meanings": ["Otopark"]}, {"word": "parlak", "meanings": ["Parlayan, ışıldayan", "Temiz ve ışıklı", "Göze çarpacak kadar başarılı", "Yüzü güzel (oğlan)"]}, {"word": "parlaklaşma", "meanings": ["Parlaklaşmak işi"]}, {"word": "parlaklık", "meanings": ["Parlak olma durumu, revnak", "İlgi ve dikkat çekici olma durumu", "Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki"]}, {"word": "parlama", "meanings": ["Parlamak işi"]}, {"word": "parlaklaşmak", "meanings": ["Parlak duruma gelmek"]}, {"word": "parlamak", "meanings": ["Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak", "Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak", "Tutuşup alev çıkarmak", "Mevkisi yükselmek", "Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak", "Birdenbire öfkelenmek", "Ortaya çıkmak"]}, {"word": "parlamentarizm", "meanings": ["Yürütme organının, seçimle kurulmuş yasama organlarına karşı sorumlu olduğu politik düzen"]}, {"word": "parlamento", "meanings": ["Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler, yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı"]}, {"word": "parlamenter", "meanings": ["Milletvekili", "Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili"]}, {"word": "parlatıcı", "meanings": ["Parlatma özelliği olan (nesne)"]}, {"word": "parlatmak", "meanings": ["Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak", "İçki içmek", "Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek", "Birini gereğinden fazla övmek"]}, {"word": "parlatma", "meanings": ["Parlatmak işi"]}, {"word": "parlayış", "meanings": ["Parlama işi"]}, {"word": "parmak", "meanings": ["İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri", "Eni veya boyu bu organ kadar olan", "Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan", "Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri", "İnç", "Bir işe karışmış olma ilgisi", "Arşının yirmi dörtte biri"]}, {"word": "parmak atmak", "meanings": ["birini parmakla taciz etmek", "sorun yaratmak"]}, {"word": "parmak basmak", "meanings": ["imza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak", "bir konu üzerine dikkati, ilgiyi çekmek"]}, {"word": "parmak bozmak", "meanings": ["çocuklar arasında arkadaşlığı sona erdirmek, küsmek"]}, {"word": "parmak ısırmak", "meanings": ["büyük şaşkınlık duymak"]}, {"word": "parmak kadar", "meanings": ["çok küçük"]}, {"word": "parmak kaldı", "meanings": ["`az kaldı, az kalsın, neredeyse` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "parmak kaldırmak", "meanings": ["bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını açık bırakarak kapalı eli yukarı kaldırmak"]}, {"word": "parmağı ağzında kalmak", "meanings": ["şaşakalmak, şaşmak, hayret etmek"]}, {"word": "parmağında oynatmak", "meanings": ["her istediğini yaptırmak, kukla gibi kullanmak"]}, {"word": "parmağı olmak", "meanings": ["bir işi olumsuz yönde etkilemek, bir işe karışmış olmak"]}, {"word": "parmağına dolamak", "meanings": ["bir konuyu, bir kimseyi ele alıp sürekli uğraşmak, diline dolamak"]}, {"word": "parmağını bile kıpırdatmamak (veya oynatmamak)", "meanings": ["bir iş, olay veya durum karşısında hiçbir harekette bulunmamak"]}, {"word": "parmağını aramak", "meanings": ["ilgisini, bağlantısını aramak, kurulan düzeni araştırmak"]}, {"word": "parmağını yaranın üzerine basmak", "meanings": ["asıl derdi veya bir derdin asıl sebebini göstermek"]}, {"word": "parmağının ucuyla (veya ucunda) çevirmek", "meanings": ["bir işi kolayca ve ustalıkla yapabilmek"]}, {"word": "parmakla gösterilmek", "meanings": ["bir şey az bulunmak", "seçkin, ünlü olmak"]}, {"word": "parmakla sayılacak kadar az olmak", "meanings": ["çok az olmak"]}, {"word": "parmaklarını (birlikte) yemek", "meanings": ["yemeği çok beğenmek"]}, {"word": "parmak hesabı", "meanings": ["Parmaklar kullanılarak yapılan hesap", "Hece ölçüsü"]}, {"word": "parmaklama", "meanings": ["Parmaklamak işi"]}, {"word": "parmak izi", "meanings": ["Genellikle kimlik belirlemede yararlanılan, parmak uçlarının iç tarafındaki derinin her kişide değişik olan izi"]}, {"word": "parmaklamak", "meanings": ["Parmakla yemek", "Parmakla dokunmak", "Dürtmek"]}, {"word": "parmaklık", "meanings": ["Dik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya korkuluk", "Kesik veya yara bulunan parmağı korumak için üzerine geçirilen, çoğunlukla plastik kılıf"]}, {"word": "parmaklıklı", "meanings": ["Parmaklığı olan"]}, {"word": "parmak tatlısı", "meanings": ["Parmak biçiminde yapılan bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "parmaklıksız", "meanings": ["Parmaklığı olmayan"]}, {"word": "parmak üzümü", "meanings": ["Taneleri uzun olan bir tür üzüm"]}, {"word": "parmıcan", "meanings": ["Bir tür İtalyan peyniri"]}, {"word": "parodi", "meanings": ["Ciddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki yaratan bir oyun türü"]}, {"word": "parola", "meanings": ["Askerlerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz", "Varılmak istenen amacı özetleyen söz", "Gizlilik ortamında insanların birbirini tanımalarını ve anlaşmalarını sağlayan işaret"]}, {"word": "parpa", "meanings": ["Kalkan balığının yavrusu"]}, {"word": "par par", "meanings": ["`Bir yanıp bir sönmek, ışıl ışıl parlamak` anlamlarındaki par par yanmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "parsa", "meanings": ["Bir izleyici topluluğu önünde yapılan gösteriden sonra toplanan para"]}, {"word": "parsayı başkası toplamak", "meanings": ["bir emeğin karşılığını o emeği çeken değil, başka biri almak"]}, {"word": "pars", "meanings": ["Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan, leopar, panter, pelenk (Panthera pardus)"]}, {"word": "parsel", "meanings": ["İmar yasalarına göre ayrılıp sınırlanmış arazi parçası"]}, {"word": "parselleme", "meanings": ["Parsellemek işi"]}, {"word": "parselasyon", "meanings": ["Parsellere ayırma"]}, {"word": "parsellemek", "meanings": ["Parsellere ayırmak", "Çeşitli kişiler belirli bir toprağı aralarında paylaşmak", "Çeşitli kuruluş veya iş yerlerinde mevki ve makamlara sahip çıkmak, paylaşmak"]}, {"word": "parsellenme", "meanings": ["Parsellenmek işi"]}, {"word": "parsellenmek", "meanings": ["Parselleme işi yapılmak"]}, {"word": "parşömen kâğıdı", "meanings": ["Parşömene benzetilerek yapılan, mat, dayanıklı ve hafifçe saydam kâğıt"]}, {"word": "partal", "meanings": ["Çok kullanılmaktan yıpranmış", "Abartılmış söz, yalan"]}, {"word": "parşömen", "meanings": ["Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri, tirşe"]}, {"word": "partal atmak", "meanings": ["yalan söylemek"]}, {"word": "parselli", "meanings": ["Parsellere ayrılmış"]}, {"word": "partenogenez", "meanings": ["Döllenmesiz üreme"]}, {"word": "parter", "meanings": ["Tiyatro, sinema vb. yerlerde, sahnenin bulunduğu ilk kat ve burada bulunan koltuklar"]}, {"word": "parti", "meanings": ["Bir bütünün parçası, kısım", "Bazı oyunlarda bir kez", "Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence", "Bir araya gelinerek oynanan tavla, konken, okey vb. oyunlardan her biri", "Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası", "Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü", "Tutam (II)", "Çok ucuza elde edilen şey", "Vurgun, kazanç", "Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri"]}, {"word": "parti çevirmek", "meanings": ["kâğıt oyunları, tavla vb.nde bir parti oynamak"]}, {"word": "parti", "meanings": ["Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka", "İnsan topluluğu"]}, {"word": "parti vermek", "meanings": ["bir şeyi kutlamak veya eğlenmek için birçok kimseyi bir araya toplamak"]}, {"word": "partiyi kaybetmek", "meanings": ["elde etmeye çalıştığı bir kazancı karşısındakine kaptırmak", "başkasıyla çekiştiği bir konuda yenilmek"]}, {"word": "partiyi vurmak", "meanings": ["büyük bir kazanç sağlamak"]}, {"word": "particilik", "meanings": ["Bir partiden yana olma, fırkacılık, partizanlık"]}, {"word": "partici", "meanings": ["Parti üyesi, fırkacı", "Bir partiye çok bağlı olan, o partinin öğretisini savunmayı, onun çıkarlarını korumayı amaç edinen kimse, fırkacı, partizan", "Siyasi gücünü yalnız kendi yandaşlarına çıkar sağlamak için kullanan kimse, fırkacı, partizan"]}, {"word": "particilik yapmak", "meanings": ["bağlı olduğu partiyi veya partinin düşüncelerini savunan kişileri kayırmak"]}, {"word": "partileşme", "meanings": ["Partileşmek işi"]}, {"word": "partikül", "meanings": ["Parçacık"]}, {"word": "partili", "meanings": ["Bir partiden olan (kimse)"]}, {"word": "partisip", "meanings": ["Sıfat-fiil"]}, {"word": "partileşmek", "meanings": ["Parti durumuna gelmek"]}, {"word": "partisyon", "meanings": ["Bir orkestra eserinde bölümlerin bütününü içine alan nota defteri"]}, {"word": "partizan", "meanings": ["Partici", "Düşmanlarına karşı mücadele verirken cephe gerisinde silahlı harekete katılan kimse"]}, {"word": "partizanca", "meanings": ["Partizana yakışan", "(partiza'nca) Partizana yakışır bir biçimde"]}, {"word": "partizanlık", "meanings": ["Partizan olma durumu", "Partizanca davranma", "Particilik"]}, {"word": "partner", "meanings": ["Eş", "Ortak", "Takım arkadaşı", "Cinsellikte tarafların her biri"]}, {"word": "part-time", "meanings": ["yarım gün"]}, {"word": "partöner", "meanings": ["Partner"]}, {"word": "parya", "meanings": ["Hindistan'da toplumsal sınıfların dışında kalanlar", "Herkes tarafından hor görülen ve aşağılanan kimse, ayaktakımı"]}, {"word": "pas", "meanings": ["Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde", "Bazı asalak mantarların çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler", "Bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı", "Demir veya demir alaşımlarının aşınması sonunda ortaya çıkan ve esas itibarıyla demir oksit ve hidroksitten meydana gelen aşınma türü", "Bar (IV)"]}, {"word": "pas açmak", "meanings": ["bir şeyin pasını giderip parlatmak"]}, {"word": "pas almak", "meanings": ["bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşından gelen topu kullanmak"]}, {"word": "pas", "meanings": ["Bazı top oyunlarında oyunculardan birinin topu takım arkadaşına geçirmesi", "Bazı iskambil oyunlarında sırası kendisine gelen oyuncunun oyuna o elde katılmayacağını belirten bir söz"]}, {"word": "pas tutmak", "meanings": ["paslı duruma gelmek, paslanmak", "çalışamaz duruma gelmek"]}, {"word": "pas geçmek", "meanings": ["bazı iskambil oyunlarında o ele katılmamak", "`geçiniz` demek", "vazgeçmek, caymak, aldırış etmemek"]}, {"word": "pas atmak (veya vermek)", "meanings": ["bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşına top geçirmek", "karşı cinse umut ve cesaret vermek"]}, {"word": "pas vermemek", "meanings": ["yüz vermemek, ilgi göstermemek", "karşı cinse umut ve cesaret vermemek"]}, {"word": "pasaj", "meanings": ["İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı", "Yazının veya eserin bir bölümü, parça"]}, {"word": "pasak", "meanings": ["Kir"]}, {"word": "pasaklı", "meanings": ["Giyimine veya eşyanın temizliğine, düzenine önem vermeyen (kimse), çapaçul"]}, {"word": "pasaparola", "meanings": ["Bir birliğe verilen ve ağızdan ağıza bütün askerlere yayılan emir"]}, {"word": "pasaklılık", "meanings": ["Pasaklı olma durumu"]}, {"word": "pasaport", "meanings": ["Yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge"]}, {"word": "pasata", "meanings": ["Bir tür kumar oyunu"]}, {"word": "pasavan", "meanings": ["Sınırdaş olan ülkelerin sınır bölgeleri içinde oturan kendi vatandaşlarına komşu bölge sınırları içinde kısa süreli dolaşmalarını sağlamak üzere verdiği belge"]}, {"word": "pasaportunu eline vermek", "meanings": ["kovmak, işten atmak"]}, {"word": "pasif", "meanings": ["Edilgin", "Çekingen, durgun", "Edilgen", "Bir mal varlığı üstünde etki yapan, para ile değerlendirilebilir borç ve yükümlülüklerin toplamı"]}, {"word": "pasif korunma", "meanings": ["Savaş sırasında düşman saldırılarından korunmak için yapılan alalama, gizlenme vb. yöntemlerin bütünü"]}, {"word": "pasifleşmek", "meanings": ["Pasif duruma gelmek"]}, {"word": "pasifleşme", "meanings": ["Pasifleşme işi"]}, {"word": "pasifleştirme", "meanings": ["Pasifleştirmek işi"]}, {"word": "pasifleştirmek", "meanings": ["Etkisiz duruma getirmek"]}, {"word": "pasiyans", "meanings": ["İskambille açılan bir fal"]}, {"word": "pasiflik", "meanings": ["Pasif olma durumu"]}, {"word": "paskal", "meanings": ["Pandomim oyununda palyaço gibi boyanmış komik"]}, {"word": "paskallık", "meanings": ["İnsanı güldürüp eğlendirecek söz ve davranış"]}, {"word": "paskalya çöreği", "meanings": ["Paskalyada yapılan bir tür tatlı çörek"]}, {"word": "paskalya", "meanings": ["Hz. İsa'nın dirilişini anmak için Hristiyanlarca kutlanan bayram"]}, {"word": "paskalya yumurtası", "meanings": ["Paskalyada Hristiyanların çeşitli renklere boyadıkları yumurta"]}, {"word": "paskalya yumurtası gibi", "meanings": ["yüzüne çok allık süren"]}, {"word": "paslandırma", "meanings": ["Paslandırmak işi, oksidasyon"]}, {"word": "paslandırmak", "meanings": ["Paslanmasına yol açmak"]}, {"word": "paslanış", "meanings": ["Paslanma işi"]}, {"word": "paslanmak", "meanings": ["Üzerinde pas oluşmak", "İşsizlikten, tembellikten, hareketsizlikten canlılığını yitirmek, uyuşup kalmak"]}, {"word": "paslanma", "meanings": ["Paslanmak işi, oksidasyon"]}, {"word": "paslanmaz", "meanings": ["Paslanmaya karşı dayanıklılığı olan (alaşım veya metal)"]}, {"word": "paslaşma", "meanings": ["Paslaşmak işi"]}, {"word": "paslanmaz çelik", "meanings": ["Paslanmaya karşı özel olarak dayanıklılığı sağlanmış olan çelik türü"]}, {"word": "paslaşmak", "meanings": ["Bazı top oyunlarında oyuncular topu birbirine geçirmek", "Bakışlarla anlaşmak"]}, {"word": "paslatma", "meanings": ["Paslatmak işi"]}, {"word": "paslatmak", "meanings": ["Paslanmasına sebep olmak, paslandırmak"]}, {"word": "paslı", "meanings": ["Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış", "Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış (dil)", "Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız"]}, {"word": "pas mantarı", "meanings": ["Pas mantarıgillerden, buğdaygillerde ve baklagillerde pas hastalığına sebep olan mantar (Uromyces)"]}, {"word": "pas mantarıgiller", "meanings": ["Bitkilerin üzerinde yaşayarak pas denilen lekeler yapan asalak bir mantar takımı"]}, {"word": "pasör", "meanings": ["Pasçı"]}, {"word": "paso", "meanings": ["Bir kimsenin, herhangi bir ücretin bütününden veya bir bölümünden muaf tutulduğunu gösteren belge", "Sürekli"]}, {"word": "paspal", "meanings": ["Bakımsız, dağınık, pis (kimse, kılık vb.)", "Çok kepekli un", "Kötü cins esrar"]}, {"word": "paspallık", "meanings": ["Bakımsızlık, dağınıklık"]}, {"word": "paspartu", "meanings": ["Sergilenmek üzere hazırlanan fotoğraf veya tablonun kenarlarında fon kâğıdı ile oluşturulan, çerçeve ile konu arasındaki boşluk", "Gidiş yönü, yol ve yolculuğun yapılacağı mevki hakkında bilgileri kapsayan, özellikle seyahat acenteleri tarafından verilen tren bileti"]}, {"word": "paspas yapmak", "meanings": ["paspaslamak"]}, {"word": "paspasçı", "meanings": ["Paspasla yerleri silen kimse"]}, {"word": "paspas", "meanings": ["Ayakkabıların altını temizlemek için kapı önlerine konulan kıl, plastik vb.nden yapılmış yüzü tırtıklı silecek", "Yer silmekte kullanılan, özel olarak yapılmış bir sopa ve onun ucuna geçirilmiş bezden oluşan temizlik aracı"]}, {"word": "paspaslamak", "meanings": ["Paspas ile yerleri silmek"]}, {"word": "paspaslama", "meanings": ["Paspaslamak işi"]}, {"word": "paspaslanma", "meanings": ["Paspaslanmak işi"]}, {"word": "paspaslanmak", "meanings": ["Paspaslama işine konu olmak"]}, {"word": "pas rengi", "meanings": ["Kırmızıyla kahverengi arasındaki renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "pasta", "meanings": ["İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "pastacı", "meanings": ["Pasta (I) yapan veya satan kimse", "Pastane"]}, {"word": "passız", "meanings": ["Pası olmayan"]}, {"word": "pasta", "meanings": ["Giysilerde dikişli kıvrım"]}, {"word": "pastacılık", "meanings": ["Pasta yapma veya satma işi"]}, {"word": "pastane", "meanings": ["Pasta vb. yapılan, yenilen ve satılan yer, pastacı"]}, {"word": "pastaneci", "meanings": ["Pasta yapan veya satan kimse"]}, {"word": "pastanecilik", "meanings": ["Pastanecinin işi veya mesleği"]}, {"word": "pastavla pazarlık", "meanings": ["Toptan yapılan pazarlık"]}, {"word": "pastalı", "meanings": ["Üzerinde pasta (III) bulunan"]}, {"word": "pastav", "meanings": ["Çuha kumaşının sarıldığı top"]}, {"word": "pastal", "meanings": ["Tütün yaprağı dizisi"]}, {"word": "pastel", "meanings": ["Pastel kalem", "Böyle kalemlerle yapılan resim", "Soluk, mat (renk)"]}, {"word": "pastırma", "meanings": ["Tuz, çemen, kırmızıbiber karışımının et üzerine sürülerek güneşte veya iste kurutulması yoluyla yapılan yiyecek"]}, {"word": "pastırmacı", "meanings": ["Pastırma yapan veya satan kimse", "Pastırma satılan yer"]}, {"word": "pastırmasını çıkarmak", "meanings": ["bir kimseyi iyice dövmek, hırpalamak"]}, {"word": "pastırmalı", "meanings": ["İçinde pastırma bulunan (yemek)", "İçinde pastırma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri"]}, {"word": "pastırmacılık", "meanings": ["Pastırma yapma veya satma işi"]}, {"word": "pastırmalı yumurta", "meanings": ["Pastırma kavrulduktan sonra üzerine yumurta kırılarak yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "pastırmalık", "meanings": ["Pastırma yapmaya elverişli (et)"]}, {"word": "pastörize", "meanings": ["Pastörizasyon yoluyla 75 °C'ye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulması yoluyla, içindeki mikropları öldürülmüş olan (süt, bira, meyve suyu vb.)"]}, {"word": "pastırma yazı", "meanings": ["Güzün sonundaki sıcak günler"]}, {"word": "pastil", "meanings": ["Genellikle boğaz enfeksiyonlarına karşı ağızda emilerek kullanılan ilaç"]}, {"word": "pastoral", "meanings": ["Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan (edebiyat türü), çobanlama"]}, {"word": "pastis", "meanings": ["Anason kokulu bir tür alkollü içki"]}, {"word": "pastörize etmek", "meanings": ["süt, bira, meyve suyu vb.ni mikroplardan arınmış duruma getirmek"]}, {"word": "pastoral oyun", "meanings": ["Kişileri kadın ve erkek çobanlar olan tiyatro eseri"]}, {"word": "paşababa", "meanings": ["Paşalık yapmış dede"]}, {"word": "pastörizasyon", "meanings": ["Süt, bira, meyve suyu vb. maddelerin bozulmasına yol açacak mikroorganizmaların yok edilmesi için özel aletlerde 75 °C'ye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulması yoluyla uygulanan işlem"]}, {"word": "pastra", "meanings": ["Bir tür iskambil oyunu, pişti"]}, {"word": "paşa", "meanings": ["Osmanlı Devleti zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen unvan", "Cumhuriyet döneminde general", "Uslu, ağırbaşlı"]}, {"word": "paşa gibi yaşamak", "meanings": ["bolluk içinde yaşamak, bey gibi yaşamak"]}, {"word": "paşa olmak", "meanings": ["fazlaca içki içmiş olmak"]}, {"word": "paşa gönlü bilir", "meanings": ["`ne yapacaksa yapsın, kendisi bilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "paşaçadırı", "meanings": ["Begonyagillerden, kalp biçimindeki yapraklarının altı kırmızımtırak, üstü koyu yeşil, gövdesi sürünücü ve etli bir süs bitkisi (Begonia feasti)"]}, {"word": "paşa ağacı", "meanings": ["Kerestesi açık sarı veya yeşilimsi renkte, iri gözenekli, genellikle kaplama olarak kullanılan değerli bir mobilya ağacı"]}, {"word": "paşa çayı", "meanings": ["Çok açık ve ılık çay"]}, {"word": "paşa kapısı", "meanings": ["Hükûmet konağı"]}, {"word": "paşalı", "meanings": ["Paşa sanını alan büyük devlet adamlarının yakın hizmetinde bulunan gedikli ağa"]}, {"word": "paşalık", "meanings": ["Paşa unvanı veya paşa olma durumu", "Bir paşanın yönetimindeki bölge"]}, {"word": "paşazade", "meanings": ["Paşanın çocuğu", "Rahatına düşkün, gösterişi seven kimse"]}, {"word": "pat", "meanings": ["Yassı, basık"]}, {"word": "pat diye", "meanings": ["ansızın"]}, {"word": "pat", "meanings": ["Birleşikgillerden, papatyaya benzeyen otsu bir bitki (Leucanthemum)"]}, {"word": "pat", "meanings": ["Yassı bir şeyle vurulduğunda çıkan ses"]}, {"word": "pata", "meanings": ["Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma"]}, {"word": "pata çakmak", "meanings": ["askerce selam vermek"]}, {"word": "pata gelmek", "meanings": ["kâğıt oyunlarında berabere kalmak", "ödeşmek, başa baş gelmek"]}, {"word": "pata olmak", "meanings": ["berabere kalmak"]}, {"word": "patadak", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "patak", "meanings": ["Dayak, kötek"]}, {"word": "pataklamak", "meanings": ["Rastgele vurarak dövmek"]}, {"word": "pataklama", "meanings": ["Pataklamak işi"]}, {"word": "pataklanma", "meanings": ["Pataklanmak işi"]}, {"word": "pataklanmak", "meanings": ["Dövülmek"]}, {"word": "patakrem", "meanings": ["Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde"]}, {"word": "patalya", "meanings": ["Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen, birden üç çifteye kadar savaş gemisi sandalı"]}, {"word": "patates", "meanings": ["Patlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki (Solanum tuberosum)", "Bu bitkinin toprak altında oluşan, nişastası çok, yenebilen yumruları"]}, {"word": "patates köftesi", "meanings": ["Haşlanmış ve rendelenmiş patates, bayat ekmek içi, rendelenmiş kaşar peyniri, yumurta, maydanoz, tuz ve biber karışımının köfte biçiminde fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "patates çorbası", "meanings": ["Patates, salça, tereyağı, nane ve kırmızıbiber karışımının pişirilmesiyle yapılan bir çorba türü"]}, {"word": "patatesli", "meanings": ["İçinde patates olan, patatesle yapılmış", "İçinde patates bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri"]}, {"word": "patates salatası", "meanings": ["Haşlanmış ve doğranmış patateslere, soğan, nane, reyhan karışımının eklenmesinden sonra yağ, limon suyu, tuz ve baharatla hazırlanan bir salata türü"]}, {"word": "patavatsız", "meanings": ["Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen (kimse)"]}, {"word": "patavatsızca", "meanings": ["Patavatsız bir biçimde"]}, {"word": "patavatsızlık", "meanings": ["Patavatsızca davranış"]}, {"word": "patavatsızlık etmek", "meanings": ["patavatsız bir biçimde davranmak"]}, {"word": "paten", "meanings": ["Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla tabanına, dar uzun bir çelik takılı ayakkabı", "Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü", "Halk oyunlarında yan yana, art arda, sırt sırta duruşlardan oluşan çizgi ve daire biçimleri ile oyuncuların sahne üzerinde dağılarak oluşturdukları şekil veya düzen"]}, {"word": "patenci", "meanings": ["Buz pateni yapan veya patenle kayan kimse"]}, {"word": "patentinin altına almak", "meanings": ["egemenliği altına almak"]}, {"word": "patent", "meanings": ["Buluş belgesi", "Uyruğunu belirten belge", "Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge", "Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme"]}, {"word": "patent hakkı", "meanings": ["İsim hakkı"]}, {"word": "patetik", "meanings": ["Dokunaklı, etkili"]}, {"word": "patırdama", "meanings": ["Patırdamak işi"]}, {"word": "patırdamak", "meanings": ["Patırtılı ses çıkarmak"]}, {"word": "patırdatmak", "meanings": ["Patırtılı ses çıkartmak"]}, {"word": "patırdatma", "meanings": ["Patırdatmak işi"]}, {"word": "patır kütür", "meanings": ["Gürültülü, güçlü bir biçimde, acele ile"]}, {"word": "patır patır", "meanings": ["Güçlü, gürültülü ses çıkararak"]}, {"word": "patırtı", "meanings": ["Pat pat çıkan sesin adı", "Herhangi bir biçimde veya ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü", "Gürültülü çatışma, arbede"]}, {"word": "patırtı çıkarmak", "meanings": ["kavgaya sebep olmak, kavga çıkarmak"]}, {"word": "patırtı kopmak", "meanings": ["kavga çıkmak, kargaşalık olmak"]}, {"word": "patırtıya pabuç bırakmamak", "meanings": ["önemli bir tehlike yaratmayacağını bildiği kışkırtmalara, yıldırmalara aldırmayıp bildiğini yapmak"]}, {"word": "patırtıya vermek", "meanings": ["gürültüye vermek"]}, {"word": "patırtılı", "meanings": ["Patırtısı olan"]}, {"word": "patırtısız", "meanings": ["Patırtısı olmayan"]}, {"word": "pati", "meanings": ["Kedi, köpek vb. hayvanların ön ayağı", "Küçük çocuk ayağı"]}, {"word": "patik", "meanings": ["Altı yumuşak veya ince deriden, genellikle üstten bağlı küçük çocuk ayakkabısı", "Genellikle iple örülerek yapılan ayakkabı biçimindeki çorap"]}, {"word": "patika", "meanings": ["Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak"]}, {"word": "patinaj", "meanings": ["Buz pateni", "Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi"]}, {"word": "patinaj yapmak", "meanings": ["tekerlek, tutunma eksikliği sebebiyle ilerlemeksizin aynı noktada dönmek", "herhangi bir işte ilerleme kaydedememek, aynı noktada sayıp durmak"]}, {"word": "patinaj zinciri", "meanings": ["Patinajı önlemek için tekerleğe takılan zincir"]}, {"word": "patiska", "meanings": ["Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez, hasse, hasa", "Bu bezden yapılmış"]}, {"word": "patlak", "meanings": ["Patlayarak açılmış, yırtık, yarık", "Patlamış yer"]}, {"word": "pat küt", "meanings": ["Üst üste, arka arkaya (vurmak)"]}, {"word": "patlak vermek", "meanings": ["gizli kalması istenen veya beklenmedik bir olay, ansızın ortaya çıkmak"]}, {"word": "patlakça", "meanings": ["Patlak gibi, patlağa benzer"]}, {"word": "patlak göz", "meanings": ["Dışarıya doğru biraz fırlamış göz, lokma göz", "Gözleri iri ve dışarı fırlamış (kimse), lokma gözlü, patlak gözlü"]}, {"word": "patlama", "meanings": ["Patlamak işi", "Birdenbire gelişme, çoğalma"]}, {"word": "patlamak", "meanings": ["Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek", "Yırtılıp açılmak", "Yarılmak", "Görünür duruma gelmek, ortaya çıkmak, yeşermek", "Top, taşıt lastiği vb. şeyler değişik nedenlerle havası inmek", "Ansızın tehlikeli bir şey meydana gelmek", "Çok sıkılmak, sıkıntı ve sabırsızlığını belli etmek", "Aşırı tepki göstermek", "Ansızın bir gürültü duyulmak", "Herhangi bir durum veya bir değerin yitirilmesine yol açmak, mal olmak"]}, {"word": "patlama!", "meanings": ["`sabret, sakin ol` anlamında kullanılan uyarıcı bir söz"]}, {"word": "patlamalı", "meanings": ["Hava etkisiyle benzinin, petrolün, alkolün hızlı yanmasıyla çalışan (motor)"]}, {"word": "patlangaç", "meanings": ["Kamış veya ağaç dalından yapılıp tabanca gibi ses veren pistonlu çocuk oyuncağı", "Yere vurulmak yoluyla patlatılarak eğlenilen bir tür şenlik fişeği"]}, {"word": "patlatma", "meanings": ["Patlatmak işi"]}, {"word": "patlatmak", "meanings": ["Patlama işine yol açmak", "Bir silahı veya patlayıcı bir maddeyi ateşlemek", "Bir insanın sabrını tüketmek", "Tokat atmak"]}, {"word": "patlayıcı", "meanings": ["Patlama özelliği olan (madde)"]}, {"word": "patlayıcı ünsüz", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın, ses yolundaki herhangi bir engele çarpmasıyla oluşan ünsüz: b, p, c, ç, d, t, g, k"]}, {"word": "patlayış", "meanings": ["Patlama işi"]}, {"word": "patlıcan", "meanings": ["Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena)", "Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü"]}, {"word": "patlıcan böreği", "meanings": ["Hafif pişirilmiş ve boylamasına iki veya üçe bölünmüş maydanoz, domates, yumurta ve kıyma karışımının eklenmesi ve fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "patlıcangiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi patlıcan olan, içine domates, biber, patates, tütün vb. bitkileri alan familya"]}, {"word": "patlıcani", "meanings": ["Patlıcan rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "patlıcan inciri", "meanings": ["İri ve mor bir tür incir"]}, {"word": "patlıcan kebabı", "meanings": ["Küçük küçük doğranmış kemiksiz koyun etinin domates, patlıcan, soğan karışımıyla birlikte kısık ateşte pişirilmesinden sonra karabiber, yenibahar ve tuz eklenip orta sıcaklıktaki fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "patlıcanlı", "meanings": ["Patlıcanla yapılmış"]}, {"word": "patlıcan salatası", "meanings": ["Közlenip soyulmuş ve ince kıyılmış patlıcanlara soğan, sarımsak, domates, yeşilbiber, maydanoz karışımının eklenmesiyle hazırlanan bir salata türü"]}, {"word": "patoloji", "meanings": ["Hastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı"]}, {"word": "patojen", "meanings": ["Hastalık oluşturan"]}, {"word": "patolog", "meanings": ["Özellikle patoloji ile uğraşan doktor"]}, {"word": "patolojik", "meanings": ["Patoloji ile ilgili", "Bozulmuş, işlemeyen"]}, {"word": "patpat", "meanings": ["Kökü yumru biçimde şişkin, Doğu Anadolu'da yetişen bir bitki"]}, {"word": "pat pat", "meanings": ["`Pat` sesi çıkararak"]}, {"word": "patriarkal", "meanings": ["Ataerkil"]}, {"word": "patrik", "meanings": ["Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanı"]}, {"word": "patrikhane", "meanings": ["Patriğin görev yaptığı bina"]}, {"word": "patron", "meanings": ["Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işvereni", "Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse", "Sözü geçen paralı kimse"]}, {"word": "patriklik", "meanings": ["Patrik olma durumu", "Patriğin görevi veya makamı"]}, {"word": "patrona", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde tümamirale yakın bir deniz subaylığı unvanı"]}, {"word": "patron", "meanings": ["Kumaşın biçilmesine yarayan, bir giysi örneğindeki parçaların biçimine göre kesilmiş kâğıt, kalıp"]}, {"word": "patron çıkarmak", "meanings": ["patronları çizili olduğu modelden kopya yolu ile bir kâğıda geçirip kesmek"]}, {"word": "patronca", "meanings": ["Patron gibi, patrona yakışır bir biçimde"]}, {"word": "patronluk", "meanings": ["Patron olma durumu", "Patron olmaya elverişli kâğıt vb"]}, {"word": "patronculuk", "meanings": ["Patroncunun yaptığı iş"]}, {"word": "patronaj", "meanings": ["Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması", "Yönetim, gözetim"]}, {"word": "patroncu", "meanings": ["Örneğe göre ölçüp biçerek ilk patronu çıkaran nitelikli işçi"]}, {"word": "pat sat", "meanings": ["Zaman zaman, ara sıra, tek tük"]}, {"word": "pavkırma", "meanings": ["Pavkırmak işi"]}, {"word": "pattadak", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "pavkırmak", "meanings": ["Tilki veya çakal ulumak", "Ateş, alev alev yanmak", "Alev, bir yere doğru yönelmek", "Çok öfkelenmek"]}, {"word": "pavyon", "meanings": ["Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri", "Bir fuarda ürünleri bağımsız sergileme yeri", "Geceleri geç vakte kadar açık, içkili eğlence yeri"]}, {"word": "pavurya", "meanings": ["Bir cins iri yengeç"]}, {"word": "pavyoncu", "meanings": ["Pavyon işleten kimse"]}, {"word": "pavyonculuk", "meanings": ["Pavyon işletme işi"]}, {"word": "pay bırakmak", "meanings": ["kesme, biçme, yapma sırasında, bir şeyde daha sonra kullanılmak için fazlalık bırakmak", "bir ilişkide fazla samimi olmamak, mesafe bırakmak"]}, {"word": "pay", "meanings": ["Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse", "Eşit bölüm", "Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj", "Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane aldığını gösteren sayı"]}, {"word": "pay biçmek", "meanings": ["durumu bir kişi veya bir şeyin durumu ile karşılaştırıp yargıya varmak"]}, {"word": "pay çıkarmak", "meanings": ["bir olay veya durumdan gereken deneyimi kazanmak, tutulacak yolu belirlemek"]}, {"word": "pay vermek", "meanings": ["hisse vermek, bölüşmede bulunan parçalardan ayırmak", "küçük büyüğe karşılık vermek, saygısızca davranmak"]}, {"word": "pay etmek", "meanings": ["bölüşmek, üleşmek"]}, {"word": "payına düşmek", "meanings": ["bölüşmede hisse ayrılmak, belirli bir bölüm verilmek"]}, {"word": "payını almak", "meanings": ["kendine ayrılanı almak", "azarlanmak, paylanmak"]}, {"word": "payanda", "meanings": ["Destek"]}, {"word": "payanda olmak", "meanings": ["destek olmak, arka çıkmak"]}, {"word": "payan", "meanings": ["Son, sonuç, nihayet"]}, {"word": "payanda vurmak", "meanings": ["payandalamak"]}, {"word": "payandaları çözmek", "meanings": ["ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak"]}, {"word": "payandalama", "meanings": ["Payandalamak işi"]}, {"word": "payandalamak", "meanings": ["Çökmek, yıkılmak, devrilmek üzere olan bir yeri veya şeyi payandalarla sağlamlaştırmak"]}, {"word": "payandalı", "meanings": ["Payandası olan"]}, {"word": "payda", "meanings": ["Bayağı kesirlerde birimin kaç eşit parçaya bölünmüş olduğunu gösteren sayı, mahreç"]}, {"word": "payansız", "meanings": ["Sonu olmayan, sonsuz"]}, {"word": "payansız olmak", "meanings": ["sonsuz, bitmez tükenmez olmak"]}, {"word": "yumuşak başlı", "meanings": ["Uysal, kolay yola gelen (kimse)"]}, {"word": "yumuşakçalar", "meanings": ["Çoğu suda yaşayan, omurgasız, yumuşak olan vücutları kabuk denilen sert, kalkerli bir örtü ile kaplı hayvanlar dalı"]}, {"word": "yumuşakça", "meanings": ["Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan", "Biraz yumuşak", "(yumuşa'kça) Yumuşak bir biçimde"]}, {"word": "yumuşak damak", "meanings": ["Damağın boğaza yakın bölümü"]}, {"word": "yumuşak iniş", "meanings": ["Uzay araçlarının ve uçakların ustalıkla, yolcuları rahatsız olmayacak bir biçimde yere inişi"]}, {"word": "yumuşaklık", "meanings": ["Yumuşak olma durumu, mülayemet"]}, {"word": "yumuşaklaşma", "meanings": ["Yumuşaklaşmak durumu"]}, {"word": "yumuşaklaşmak", "meanings": ["Yumuşak bir duruma gelmek, yumuşamak"]}, {"word": "yumuşak su", "meanings": ["Az kireçli su"]}, {"word": "yumuşak yüzlülük", "meanings": ["Yumuşak yüzlü olma durumu"]}, {"word": "yumuşama", "meanings": ["Yumuşamak işi", "Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti, detant", "Sert ünsüzlerin yumuşak ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu, ötümlüleşme"]}, {"word": "yumuşamak", "meanings": ["Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek", "Öfkesi, kızgınlığı, inadı geçmek"]}, {"word": "yumuşatıcı", "meanings": ["Yumuşamayı sağlayan kimyasal madde", "Teskin edici"]}, {"word": "yumuşatılma", "meanings": ["Yumuşatılmak işi"]}, {"word": "yumuşatılmak", "meanings": ["Sertliği giderilmek, yumuşak duruma getirilmek"]}, {"word": "yumuşatış", "meanings": ["Yumuşatma işi"]}, {"word": "yumuşatma", "meanings": ["Yumuşatmak işi veya durumu", "Yoğun alıştırmalardan sonra bir kası hiçbir gerginlik veya kasılma bırakmadan dinlendirme"]}, {"word": "yumuşatmak", "meanings": ["Sertliğini gidermek, yumuşak duruma getirmek", "Kabalığını, katılığını, sertliğini veya acımasızlığını ortadan kaldıracak duruma getirmek"]}, {"word": "yumuşatmalık", "meanings": ["Amortisör"]}, {"word": "yuna", "meanings": ["Belleme (II)"]}, {"word": "yunak", "meanings": ["Hamam"]}, {"word": "yunus", "meanings": ["Balinalardan, ılık ve sıcak denizlerde sürüler durumunda yaşayan, boyları 3 metreye kadar erişebilen, memeli deniz hayvanı (Delphinus)"]}, {"word": "Yunan", "meanings": ["Yunanistan'da yaşayan veya Yunanistan halkından olan kimse, Yunanistanlı, palikarya"]}, {"word": "Yunanca", "meanings": ["Yunan dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Yunanistanlı", "meanings": ["Yunan"]}, {"word": "Yunanlı", "meanings": ["343 Yunan"]}, {"word": "yunma", "meanings": ["Yunmak işi"]}, {"word": "yunmak", "meanings": ["Yıkanmak"]}, {"word": "yunmuş arınmış (veya yıkanmış)", "meanings": ["yıkanıp temizlenmiş", "suçu olmayan"]}, {"word": "yunusgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı yunus olan, balinaların bir alt familyası"]}, {"word": "yurdu", "meanings": ["İğnenin deliği"]}, {"word": "yurt", "meanings": ["Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan", "Memleket", "Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum", "Göçebe Türklerin oturduğu çadır", "Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer", "Diyar", "Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan", "Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer", "Sahip olunan arazi, emlak"]}, {"word": "yurt edinmek (veya tutmak)", "meanings": ["bir yeri kendisine, ailesine yurt olarak kabul etmek, vatan tutmak"]}, {"word": "yurt bilgisi", "meanings": ["Yurttaşlık bilgisi"]}, {"word": "yurt dışı", "meanings": ["Yurt sınırları dışında olan", "Yurt sınırları dışındaki her yer"]}, {"word": "yurt içi", "meanings": ["Yurt sınırları içinde olan", "Yurt sınırları içindeki her yer"]}, {"word": "yurtlandırma", "meanings": ["Yurtlandırmak işi, iskân"]}, {"word": "yurtlandırmak", "meanings": ["Bir kimseye veya bir topluluğa yurt sağlamak, iskân etmek"]}, {"word": "yurtlanma", "meanings": ["Yurtlanmak işi, iskân"]}, {"word": "yurtlanmak", "meanings": ["Bir yeri yurt edinmek, yurt sahibi olmak"]}, {"word": "yurtluk", "meanings": ["Bir yerin gelirinin bir kimseye yalnız ölünceye kadar kullanılması şartıyla ayrılması yöntemi, malikâne"]}, {"word": "yurtsal", "meanings": ["Yurtla ilgili, vatani"]}, {"word": "yurtsama", "meanings": ["Yurtsamak işi"]}, {"word": "yurtsamak", "meanings": ["Yurt özlemi çekmek"]}, {"word": "yurtsever", "meanings": ["Yurdunu, milletini büyük bir tutku ile seven, bu uğurda her türlü özveriye katlanan (kimse), vatansever, vatanperver"]}, {"word": "yurtseverlik", "meanings": ["Yurtsever olma durumu, vatanseverlik", "Yurtsevere yakışır davranış, vatanseverlik, vatanperverlik"]}, {"word": "yurtsuz", "meanings": ["Yurdu olmayan (kimse)", "Kalacak, barınacak yeri olmayan (kimse)"]}, {"word": "yurttaş", "meanings": ["Yurtları veya yurt duyguları bir olanlardan her biri, vatandaş"]}, {"word": "yurttaşlık", "meanings": ["Yurttaş olma, bir yurtta doğup büyüme veya yaşamış olma durumu, vatandaşlık"]}, {"word": "yurttaşlık bilgisi", "meanings": ["Devlet ve hükûmet kuruluşlarını, yurttaşlık ödev ve haklarını kapsayan bilgi, yurt bilgisi"]}, {"word": "yusufçuk", "meanings": ["Dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan, güvercine benzeyen, ondan daha küçük bir kuş (Turtur auritus)", "Parlak renkli, iri kanatlı, büyük kız böceği (Libellula variegata)"]}, {"word": "yusyumru", "meanings": ["Tam bir yumru durumuna gelmiş olan"]}, {"word": "yusyuvarlak", "meanings": ["Çok yuvarlak"]}, {"word": "yutak", "meanings": ["Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk"]}, {"word": "yutak iltihabı", "meanings": ["Yutağın yangılı hastalığı, farenjit"]}, {"word": "yutar hücre", "meanings": ["Organik veya inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan hücresi, fagosit"]}, {"word": "yutkunma", "meanings": ["Yutkunmak işi"]}, {"word": "yutkunmak", "meanings": ["Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek", "Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak", "Bir şeyin yokluğunu kendine yedirememek, kabullenememek"]}, {"word": "yutma", "meanings": ["Yutmak işi"]}, {"word": "yutmak", "meanings": ["Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek", "Tam ve doğru söylememek", "İnanmak, aldanmak, kanmak", "Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek", "İyice, eksiksiz olarak öğrenmek", "Işık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak", "Dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak"]}, {"word": "yutturma", "meanings": ["Yutturmak işi"]}, {"word": "yutturmaca", "meanings": ["Dinleyenin anlamayacağı biçimde yapılan söz oyunu"]}, {"word": "yutturmak", "meanings": ["Yutma (I) işini yaptırmak veya yutmasını sağlamak"]}, {"word": "yutturulma", "meanings": ["Yutturulmak işi"]}, {"word": "yutturulmak", "meanings": ["Yutma (I) işi yaptırılmak"]}, {"word": "yutulma", "meanings": ["Yutulmak işi"]}, {"word": "yutulmak", "meanings": ["Yutma işi yapılmak"]}, {"word": "yuva kurmak", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "yuva", "meanings": ["Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak", "Genellikle ailenin oturduğu ev", "İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu", "Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer", "Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk", "Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer", "Bir şeyin öğretildiği yer", "Bir şeyin çok bulunduğu yer"]}, {"word": "yuvasını bozmak", "meanings": ["aile düzenini dağıtmak"]}, {"word": "yuva yapmak", "meanings": ["yuva hazırlamak, yuva oluşturmak", "evlenmek"]}, {"word": "yuvasını dağıtmak", "meanings": ["kurulu ev düzenini bozmak"]}, {"word": "yuvasını yapmak", "meanings": ["birine gereken ceza veya cevabı vermek, hakkından gelmek"]}, {"word": "yuvasını yıkmak", "meanings": ["birinin eşinden boşanmasına sebep olmak", "biri eşinden ayrılarak kendi aile düzenini yok etmek"]}, {"word": "yuvayı yapan dişi kuştur", "meanings": ["`evin kadını anlayışlı, idareci ve tutumlu olursa ancak o zaman evde dirlik düzenlik sağlanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yuvayı yürütmek", "meanings": ["evlilik birliğini sürdürmek"]}, {"word": "yuvak", "meanings": ["Loğ"]}, {"word": "yuvalanma", "meanings": ["Yuvalanmak işi"]}, {"word": "yuvalama", "meanings": ["Yuvalamak işi", "İnce bulgur, soğan ve yağsız kıymanın yoğrulup küçük köfteler durumuna getirildikten sonra et suyu ve nohut ile pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek türü, analıkızlı, yuvarlama"]}, {"word": "yuvalamak", "meanings": ["Yuva yapmak"]}, {"word": "yuvalanmak", "meanings": ["Ev bark, yuva sahibi olmak, yuva kurmak", "Silah, görünmeyecek bir biçimde gizlenmek", "Bir yerde birikmek, toplanmak"]}, {"word": "yuvalı", "meanings": ["Bir yuva içinde bulunan, yuvası olan"]}, {"word": "yuvar", "meanings": ["Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim", "Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim"]}, {"word": "yuvarlak", "meanings": ["Top veya küre biçiminde olan, müdevver", "Top veya küre biçiminde toparlak şey", "Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.)", "Homoseksüel erkek"]}, {"word": "yuvarlacık", "meanings": ["Küçük ve yuvarlak"]}, {"word": "yuvarlak ağızlılar", "meanings": ["Gerçek çenenin yerinde geniş bir emici ağız bulunan, iskeletleri kemikleşmemiş çok ilkel yapılı hayvanlar"]}, {"word": "yuvarlak konuşmak", "meanings": ["bir şeyin ayrıntılarını gereği gibi belirtmeden genel konuşmak"]}, {"word": "yuvarlak hesap", "meanings": ["Yaklaşık olarak bir bütün sayıya tamamlanabilen hesap, toparlak hesap"]}, {"word": "yuvarlaklaşma", "meanings": ["Düz ünlünün ünsüz etkisiyle yuvarlak oluşu: savırmak > savurmak, kavışmak > kavuşmak, yımışak yumuşak gibi"]}, {"word": "yuvarlaklaşmak", "meanings": ["Yuvarlak bir biçim almak, yuvarlak duruma gelmek"]}, {"word": "yuvarlaklaştırma", "meanings": ["Yuvarlaklaştırmak işi"]}, {"word": "yuvarlaklık", "meanings": ["Yuvarlak olma durumu"]}, {"word": "yuvarlaklaştırmak", "meanings": ["Yuvarlak duruma getirmek"]}, {"word": "yuvarlak sayı", "meanings": ["Bütüne tamamlanmış sayı, toparlak sayı, toparlak rakam"]}, {"word": "yuvarlak masa toplantısı", "meanings": ["Göz temasının kolaylıkla yapılabilmesi için yuvarlak bir masa etrafında geniş katılımlı gerçekleştirilen önemli toplantı"]}, {"word": "yuvarlak solucanlar", "meanings": ["Sert bir kitinle örtülü vücutları halkasız, uzunlamasına yuvarlak ve genellikle ince solucanlar topluluğu"]}, {"word": "yuvarlak vokal", "meanings": ["Yuvarlak ünlü"]}, {"word": "yuvarlak ünlü", "meanings": ["Dudakların toplanıp yuvarlaklaşması ile oluşan ünlü, yuvarlak vokal: o, ö, u, ü"]}, {"word": "yuvarlama", "meanings": ["Yuvarlamak işi", "Yuvalama"]}, {"word": "yuvarlamak", "meanings": ["Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek", "Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek", "Hızla düşürmek, devirmek", "Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek", "İnanılmayacak yalanlar söylemek", "İstekle ve çabucak yemek veya içmek", "Kelimelerin bazı seslerini söylememek", "Sayıyı, küçük tutarlarını atarak veya ekleyerek tüm sayı durumuna getirmek"]}, {"word": "yuvarlanış", "meanings": ["Yuvarlanma işi"]}, {"word": "yuvarlanma", "meanings": ["Yuvarlanmak işi"]}, {"word": "yuvarlanan taş yosun tutmaz", "meanings": ["`sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yuvarlanmak", "meanings": ["Kendi üzerinde dönerek hareket etmek", "Dökülerek düşmek", "Devrilmek, düşmek", "Ansızın, beklenmedik bir zamanda ölmek", "Gitmek"]}, {"word": "yuvarlatma", "meanings": ["Yuvarlatmak işi"]}, {"word": "yuvarlanıp gitmek", "meanings": ["eldeki imkânlarla geçinmek", "birdenbire ölmek"]}, {"word": "yuvarlatmak", "meanings": ["Yuvarlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yuvarölçer", "meanings": ["Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç"]}, {"word": "yuvgu", "meanings": ["Loğ"]}, {"word": "yuvgulama", "meanings": ["Yuvgulamak işi"]}, {"word": "yuvgulamak", "meanings": ["Üzerinden yuvgu geçirmek"]}, {"word": "yüce", "meanings": ["Yüksek, büyük, ulu, ulvi"]}, {"word": "yücelik", "meanings": ["Yüce olma durumu, ulviyet"]}, {"word": "yücelim", "meanings": ["Üst geçiş"]}, {"word": "yüceliş", "meanings": ["Yücelme durumu"]}, {"word": "yücelme", "meanings": ["Yücelmek durumu itila"]}, {"word": "yücelmek", "meanings": ["Yükselmek, yüce bir duruma gelmek"]}, {"word": "yüceltilme", "meanings": ["Yüceltilmek durumu"]}, {"word": "yüceltilmek", "meanings": ["Yüceltme işine konu olmak veya yüceltme işi yapılmak"]}, {"word": "yüceltme", "meanings": ["Yüceltmek işi, yükseltme"]}, {"word": "yüğrük", "meanings": ["İyi yürüyen, iyi koşan", "Çalışkan", "Çevik, güçlü"]}, {"word": "yüceltmek", "meanings": ["Yükseltmek, yüce bir duruma getirmek"]}, {"word": "yüğrük at yemini artırır", "meanings": ["`bir işte üstün çaba gösterenler karşılık iyi olarak görürler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yük altına girmek", "meanings": ["ağır bir görevi üzerine almak"]}, {"word": "yük", "meanings": ["Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi", "Bir şeyin ağırlığı", "Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar", "Eşya", "Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev", "Tedirginlik veren şey, engel", "Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı", "Yüz bin kuruşluk mal veya tutar", "Doğacak bebek", "Yüklük"]}, {"word": "yük olmak", "meanings": ["zahmet, sıkıntı vermek", "kendisi için başkasına para harcatmak, masraf yaptırmak"]}, {"word": "yükte hafif pahada ağır", "meanings": ["taşınması kolay olan değerli (eşya)"]}, {"word": "yük vurmak", "meanings": ["hayvana yük yüklemek"]}, {"word": "yükünü almak", "meanings": ["taşıyabileceği en ağır yükü yüklenmiş olmak", "yeterli sayıda bulundurmak, dolmak", "yükünü tutmak"]}, {"word": "yükünü çekmek", "meanings": ["bütün ağırlığını taşımak, her türlü eziyete katlanmak"]}, {"word": "yükünü tutmak", "meanings": ["çok zengin olmak, zenginleşmek"]}, {"word": "yük arabası", "meanings": ["Yük taşıyan araba"]}, {"word": "yükçü", "meanings": ["Taşıyıcı"]}, {"word": "yük asansörü", "meanings": ["Yüksek katlara yük çıkarmak için yapılan, geniş asansör"]}, {"word": "yükçülük", "meanings": ["Taşıyıcılık"]}, {"word": "yük gemisi", "meanings": ["Yük taşımak için yapılan özel gemi, şilep"]}, {"word": "yük hayvanı", "meanings": ["Yük taşımada kullanılan at, eşek vb. hayvanlar"]}, {"word": "yüklem", "meanings": ["Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul", "Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul"]}, {"word": "yükleme", "meanings": ["Yüklemek işi, tahmil", "Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme, doldurma, şarj"]}, {"word": "yükleme durumu", "meanings": ["Belirtme durumu"]}, {"word": "yüklemek", "meanings": ["Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak", "Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak", "Belli bir hizmeti kullanabilmek için özel bir karta gerekli verileri aktarmak", "Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak", "Bir suçu birinin üstüne atmak"]}, {"word": "yükleme hâli", "meanings": ["Belirtme durumu"]}, {"word": "yüklem grubu", "meanings": ["Yüklemle birlikte kurulan söz veya tamlamalar, yüklem birliği, yüklem öbeği"]}, {"word": "yüklenilme", "meanings": ["Yüklenilmek işi"]}, {"word": "yüklenilmek", "meanings": ["Yüklemek işi yapılmak"]}, {"word": "yüklenmek", "meanings": ["Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak", "Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak", "Bir yükü taşımak", "Üstüne düşmek, zorlamak", "Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak"]}, {"word": "yüklenme", "meanings": ["Yüklenme işi"]}, {"word": "yükletilme", "meanings": ["Yükletilmek işi"]}, {"word": "yükletilmek", "meanings": ["Yükletme işi yapılmak"]}, {"word": "yükletme", "meanings": ["Yükletmek işi"]}, {"word": "yükletmek", "meanings": ["Yükleme işini yaptırmak"]}, {"word": "yükleyiş", "meanings": ["Yükleme işi"]}, {"word": "yükleyici", "meanings": ["Yükleme işini yapan kimse", "Ağır yükleri kaldırma, taşıma veya yükleme işinde kullanılan araç"]}, {"word": "yüklü", "meanings": ["Yükü olan, mahmul", "Yapılacak işi çok olan", "Çok çalışmayı gerektiren", "Çok fazla, pek çok", "Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran", "Çok sarhoş", "Paralı, varlıklı", "Gebe"]}, {"word": "yüklüce", "meanings": ["Oldukça çok, bir hayli fazla"]}, {"word": "yüklük", "meanings": ["Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap, yük, yük odası"]}, {"word": "yüklülük", "meanings": ["Yüklü olma durumu", "Ağırlık, gerginlik"]}, {"word": "yüksek", "meanings": ["Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı", "Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan", "Güçlü, şiddetli", "Etkili", "Derece veya makamı bakımından üstün", "Normal değerlerin üstünde olan", "Yukarıda, üst tarafta olan yer", "Erdemli, faziletli", "Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan"]}, {"word": "yüksek perdeden konuşmak", "meanings": ["yüksek sesle konuşmak", "meydan okurcasına sert konuşmak", "yapılması güç şeyleri gerçekleştirebilecekmiş gibi abartmalı konuşmak"]}, {"word": "yüksek oynamak", "meanings": ["kumar ve şans oyunlarına çok para ile katılmak"]}, {"word": "yükseklerde dolaşmak", "meanings": ["elde edilmesi güç şeyler istemek"]}, {"word": "yüksekten almak", "meanings": ["olduğundan fazla böbürlenmek, abartılı davranmak"]}, {"word": "yüksekten atmak", "meanings": ["yapamayacağı şeyleri yapabilirmiş gibi söylemek"]}, {"word": "yüksekten bakmak", "meanings": ["kendini karşısındakinden üstün görmek"]}, {"word": "yüksekten uçmak", "meanings": ["yükseklerde dolaşmak", "palavra atmak, çok abartmak"]}, {"word": "yüksekten konuşmak", "meanings": ["kendini çevresindekilere kabul ettirebilmek için övünerek konuşmak"]}, {"word": "yüksek atlama", "meanings": ["Vücudu, bacakların sıçrama gücü ile yerden keserek bir engelin öte yanına geçirmeye dayanan bir spor dalı"]}, {"word": "yüksek fırın", "meanings": ["Sanayide kullanılan, ham demir madeninin eritildiği, ısı derecesi yüksek olan fırın"]}, {"word": "yüksek basınç", "meanings": ["Basınçölçerde 760 milimetre üstünde bulunan ve güzel havayı belirten hava durumu"]}, {"word": "yüksek fiyat", "meanings": ["Değerinden fazla olan fiyat", "Değeri fazla olan fiyat"]}, {"word": "yükseklik", "meanings": ["Yüksek olma durumu", "Yükselti", "Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık", "Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı"]}, {"word": "yüksek gerilim", "meanings": ["Otuz üç bin kilovattan elli dört bin kilovata kadar olan gerilim"]}, {"word": "yükseklik korkusu", "meanings": ["Yüksek yerlerde duyulan aşırı korku, akrofobi"]}, {"word": "yükseklikölçer", "meanings": ["Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt, altimetre"]}, {"word": "yüksek lisans", "meanings": ["Lisans diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece"]}, {"word": "yükseköğrenim", "meanings": ["Ortaöğrenim düzeyi üstündeki öğrenim, yüksek tahsil"]}, {"word": "yüksekokul", "meanings": ["Üst düzeyde uygulayıcı meslek elemanı yetiştiren yükseköğretim kurumu, akademi"]}, {"word": "yükseköğretim", "meanings": ["Üniversiteleri yönetmek görevini ve sorumluluğunu taşıyan birimlerden oluşan kuruluş", "Ortaöğretimi bitirenlere, üniversite, akademi vb. eğitim kurumları tarafından planlanıp uygulanan öğretim"]}, {"word": "yüksek ses", "meanings": ["Uzaktan işitilecek nitelikte ses", "İnce ses", "Kuvvetli ses"]}, {"word": "yüksek sosyete", "meanings": ["Sosyetenin önde gelenleri, yüksek tabaka, cemiyet, kibarlar âlemi"]}, {"word": "yüksek tahsil", "meanings": ["Yükseköğrenim"]}, {"word": "yükselim", "meanings": ["Dik açıklık"]}, {"word": "yükseliş", "meanings": ["Yükselme işi"]}, {"word": "yükselme", "meanings": ["Yükselmek işi, itila", "Terfi", "Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması", "Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi"]}, {"word": "yükselmek", "meanings": ["Yükseğe çıkmak", "Fiyat, çoğalmak", "Artmak", "Aşaması artmak", "Unvan, rütbe vb. ilerlemek", "Güçlenmek, şiddetlenmek", "Yüce duruma gelmek, yücelmek"]}, {"word": "yükseltgemek", "meanings": ["Oksitlemek"]}, {"word": "yükseltgeme", "meanings": ["Oksitleme"]}, {"word": "yükselteç", "meanings": ["Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç, amplifikatör"]}, {"word": "yükseltgenme", "meanings": ["Oksitlenme"]}, {"word": "yükseltgenmek", "meanings": ["Oksitlenmek"]}, {"word": "yükselti", "meanings": ["Tümsek", "Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği, yükseklik, rakım, irtifa"]}, {"word": "yükseltilme", "meanings": ["Yükseltilmek işi"]}, {"word": "yükseltilmek", "meanings": ["Yükseltme işine konu olmak veya yükseltme işi yapılmak"]}, {"word": "yükseltmek", "meanings": ["Yükseğe çıkarmak, yukarı kaldırmak", "Güçlendirmek, şiddetlendirmek", "Yüksek bir düzeye getirmek, geliştirmek", "Aşama ve mevki bakımından daha yüksek duruma getirmek", "Değerini olduğundan daha çok göstermek", "Bir sayıyı kendisiyle birkaç kez çarpmak"]}, {"word": "yükseltme", "meanings": ["Yükseltmek işi"]}, {"word": "yüksük", "meanings": ["Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç", "Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve"]}, {"word": "yüksük kadar", "meanings": ["çok az, az miktarda"]}, {"word": "yüksük kına", "meanings": ["Yalnız bir tek parmağın baş kısmına sürülen kına"]}, {"word": "yüksük makarna", "meanings": ["Yüksük biçiminde olan makarna"]}, {"word": "yüksük otu", "meanings": ["Sıracagillerden, kalp hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılan bir alkaloit veren, çiçekleri yüksük biçiminde olan bitki (Digitalis purpurea)"]}, {"word": "yüksünme", "meanings": ["Yüksünmek işi"]}, {"word": "yüksünmek", "meanings": ["Üşenmek, tembellik etmek"]}, {"word": "yük treni", "meanings": ["Yük taşımada kullanılan tren, yük katarı, marşandiz"]}, {"word": "yüküm", "meanings": ["Yükümlülük"]}, {"word": "yükümlendirme", "meanings": ["Yükümlendirmek işi"]}, {"word": "yükümlendirmek", "meanings": ["Yükümlülük altına almak"]}, {"word": "yükümlenme", "meanings": ["Yükümlenmek işi, tekeffül"]}, {"word": "yükümlenmek", "meanings": ["Bir şeyin sorumluluğunu üzerine almak, tekeffül etmek"]}, {"word": "yükümlü", "meanings": ["Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef"]}, {"word": "yükümlülük", "meanings": ["Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlülük, yüküm, mükellefiyet, mecburluk, mecburiyet"]}, {"word": "yükün", "meanings": ["İyon"]}, {"word": "yükünme", "meanings": ["Yükünmek işi"]}, {"word": "yükünmek", "meanings": ["Birinin önünde, saygı göstermek için eğilmek veya yere kapanmak"]}, {"word": "yük vagonu", "meanings": ["Yük taşımada kullanılan vagon"]}, {"word": "yülgü", "meanings": ["Ustura"]}, {"word": "yülük", "meanings": ["Ustura ile kesilmiş (kıl)"]}, {"word": "yülüme", "meanings": ["Yülümek işi, tıraş"]}, {"word": "yülünmek", "meanings": ["Yolunmak"]}, {"word": "yülümek", "meanings": ["Vücudun fazla kıllarını ustura ile almak, tıraş etmek"]}, {"word": "yün", "meanings": ["Koyun tüyü", "Bu tüyden yapılmış"]}, {"word": "yüpürmek", "meanings": ["Telaşlı bir biçimde öteye beriye koşmak"]}, {"word": "yünlü", "meanings": ["Yünü olan", "Yünden yapılmış", "Yün kumaş", "Yün kumaştan yapılmış"]}, {"word": "yüreği dar", "meanings": ["Çabuk sıkılan (kimse)"]}, {"word": "yüreği delik", "meanings": ["Dertli (kimse)"]}, {"word": "yüreği dolu", "meanings": ["Kinli, hınçlı (kimse)"]}, {"word": "yüreği geniş", "meanings": ["Hiçbir şeyi kendine tasa etmeyen (kimse)"]}, {"word": "yüreği katı", "meanings": ["Acınacak durumlar karşısında duygusuz kalabilen (kimse)"]}, {"word": "yüreği pek", "meanings": ["Yüreği katı (kimse)", "Yürekli (kimse)"]}, {"word": "yüreği temiz", "meanings": ["Temiz yürekli, saf, iyi niyetli (kimse)"]}, {"word": "yüreği yanık", "meanings": ["Duygulu, hassas olan (kimse)"]}, {"word": "yüreği yaralı", "meanings": ["Felakete uğramış (kimse), yüreği dağlı", "Gönlü yaralı, âşık, tutkun (kimse), yüreği dağlı"]}, {"word": "yüreği yufka", "meanings": ["Üzüntülü, acıklı durumlara dayanamayan, merhametli (kimse)"]}, {"word": "yürek", "meanings": ["Kalp", "Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül", "Kupa (I)", "Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret", "Acıma duygusu", "Mide, karın, iç"]}, {"word": "yürek paralamak (veya parçalamak)", "meanings": ["çok üzmek"]}, {"word": "yürek burkmak", "meanings": ["insanın içini acıyla doldurmak, insana çok üzüntü vermek"]}, {"word": "yürek Selânik olmak", "meanings": ["çok korkmak ve çok heyecanlanmak"]}, {"word": "yürek soğutmak", "meanings": ["sevmediği birinin bir felakete uğramasına sevinmek"]}, {"word": "yürek tüketmek", "meanings": ["yüreği tükenmek"]}, {"word": "yürek vermek", "meanings": ["yüreklendirmek, cesaretlendirmek"]}, {"word": "yüreğe işlemek", "meanings": ["çok derin acı uyandırmak"]}, {"word": "yüreği ağzına gelmek", "meanings": ["birdenbire çok korkmak, aşırı korku veya sevinçten fazlasıyla heyecanlanmak, endişelenmek"]}, {"word": "yüreği bayılmak", "meanings": ["karnı çok acıkmak"]}, {"word": "yüreği boğazına tıkanmak", "meanings": ["sıkılmak, üzülmek, dertlenmek"]}, {"word": "yüreği bozulmak", "meanings": ["bunalmak, sıkılmak"]}, {"word": "yüreği burkulmak", "meanings": ["çok üzülmek, çok acı duymak"]}, {"word": "yüreği cız etmek (veya cızlamak)", "meanings": ["çok acımak, içi sızlamak"]}, {"word": "yüreği çarpmak", "meanings": ["kalbi çarpmak veya çalışmak", "coşku sebebiyle kalp hızlı hızlı çarpmak veya çalışmak", "merak, kaygı, korku, heyecan vb. duygularla tedirgin olmak, huzursuz olmak"]}, {"word": "yüreği daralmak", "meanings": ["sıkılmak, bunalmak, içi daralmak"]}, {"word": "yüreği dayanmamak", "meanings": ["acısına katlanamamak, çok acı duymak"]}, {"word": "yüreği götürmemek", "meanings": ["dayanmamak, katlanamamak"]}, {"word": "yüreği ezilmek", "meanings": ["üzülmek, acı duymak", "açlık duymak"]}, {"word": "yüreği ferahlamak (veya hafiflemek)", "meanings": ["kaygıdan kurtulmak"]}, {"word": "yüreği göz göz olmak", "meanings": ["dert, acı ve sıkıntıdan içi kabarmak, aşırı dertlenmek"]}, {"word": "yüreği hop etmek (veya hoplamak veya oynamak)", "meanings": ["birdenbire korkup heyecanlanmak"]}, {"word": "yüreği kabarmak", "meanings": ["içi sıkıntı ile dolup derin soluk alma gereğini duymak", "midesi bulanmak"]}, {"word": "yüreği kaldırmamak", "meanings": ["dayanamamak, katlanamamak"]}, {"word": "yüreği kalkmak", "meanings": ["heyecanlanmak"]}, {"word": "yüreği kararmak", "meanings": ["içine karamsarlık ve sıkıntı çökmek"]}, {"word": "yüreği kan ağlamak", "meanings": ["derinden acı duymak, çok üzülmek"]}, {"word": "yüreği kanamak", "meanings": ["aşırı üzüntüden sarsılmak"]}, {"word": "yüreği katılmak", "meanings": ["ağlamaktan veya soğuktan nefesi tutulmak"]}, {"word": "yüreği kaynamak", "meanings": ["içinde şüphe ve endişe uyanmak"]}, {"word": "yüreği parçalanmak", "meanings": ["çok acımak"]}, {"word": "yüreği parça parça olmak", "meanings": ["pek çok acımak"]}, {"word": "yüreği rahatlamak", "meanings": ["üzüntü ve kaygısı azalmak, kalmamak"]}, {"word": "yüreği serinlemek", "meanings": ["üzüntüsü bir dereceye kadar azalmak"]}, {"word": "yüreği parlamak", "meanings": ["coşmak, heyecanlanmak"]}, {"word": "yüreği sıkılmak", "meanings": ["içi sıkılmak"]}, {"word": "yüreği sıkışmak (veya tıkanmak)", "meanings": ["kalp atışları düzensiz olmak, sıkıntı duymak", "bir meseleden dolayı aşırı üzülmek"]}, {"word": "yüreği sızlamak", "meanings": ["çok acımak, çok üzülmek"]}, {"word": "yüreği soğumak", "meanings": ["düşmanın bir felakete uğramasına sevinmek"]}, {"word": "yüreği şişmek", "meanings": ["can sıkıcı şeyler dinlemekten bunalmak"]}, {"word": "yüreği titremek", "meanings": ["duygulanmak, endişe, korku duymak"]}, {"word": "yüreği ürpermek", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "yüreği tükenmek", "meanings": ["bir şeyi anlatmak için çok yorulmak"]}, {"word": "yüreği yağ bağlamak", "meanings": ["istenilen bir şeyin olmasından ferahlık duymak"]}, {"word": "yüreği yanmak", "meanings": ["çok acımak", "felakete uğramak"]}, {"word": "yüreği yarılmak", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "yüreği yerinden oynamak", "meanings": ["birdenbire heyecanlanmak veya korkmak"]}, {"word": "yüreğinden geçmek", "meanings": ["düşünmek"]}, {"word": "yüreğinden gelmek", "meanings": ["bir şeyi isteyerek, severek yapmak"]}, {"word": "yüreğine dert olmak", "meanings": ["başkasının herhangi bir davranışı, sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı olmak"]}, {"word": "yüreğine (bir şey) çökmek", "meanings": ["derinden ızdırap duymak"]}, {"word": "yüreğine dokunmak", "meanings": ["üzülmek"]}, {"word": "yüreğine inmek", "meanings": ["kötü bir olay dolayısıyla fazlaca etkilenmek"]}, {"word": "yüreğine işlemek", "meanings": ["yüreğe işlemek"]}, {"word": "yüreğine kar yağmak", "meanings": ["kıskançlık duyarak üzülmek"]}, {"word": "yüreğine kurt düşmek", "meanings": ["şüphelenmek, içine kurt düşmek"]}, {"word": "yüreğine od (veya ateş) düşmek", "meanings": ["felakete uğramak, çok üzülmek"]}, {"word": "yüreğine oturmak", "meanings": ["çok üzmek"]}, {"word": "yüreğine saplanmak", "meanings": ["aşırı derecede acı duymak, içine oturmak"]}, {"word": "yüreğine su serpmek", "meanings": ["bir kimseyi kaygı sebebinin ortadan kalkmasıyla veya yeniden umut verecek bir haberle ferahlatmak"]}, {"word": "yüreğine sinmek", "meanings": ["içine sinmek"]}, {"word": "yüreğini açmak", "meanings": ["kalbini açmak, derdini dökmek, içini dökmek, senli benli konuşmak ve davranmak"]}, {"word": "yüreğini ateş almak", "meanings": ["aşırı üzülmek, fazla üzüntüden içi yanmak"]}, {"word": "yüreğini boşaltmak (veya dökmek)", "meanings": ["derdini, üzüntüsünü anlatarak hafiflemek"]}, {"word": "yüreğini dağlamak", "meanings": ["acıyla ve özlemle içi yanmak, acıyla kıvranmak"]}, {"word": "yüreğini eritmek (veya sızlatmak)", "meanings": ["çok üzmek"]}, {"word": "yüreğini kaplamak", "meanings": ["endişe ve üzüntü duymak"]}, {"word": "yüreğini hoplatmak (veya oynatmak veya kaldırmak)", "meanings": ["heyecanlandırmak"]}, {"word": "yüreğini kemirmek", "meanings": ["içini kemirmek, tedirgin olmak"]}, {"word": "yüreğini pek tutmak", "meanings": ["kendini korkuya kaptırmamak"]}, {"word": "yüreğini serinletmek", "meanings": ["üzüntüsünü azaltmak"]}, {"word": "yüreğini tüketmek", "meanings": ["bir şeyi anlayıncaya kadar anlatanı çok yormak"]}, {"word": "yüreğini tüketmek", "meanings": ["bir şey anlatmaya çalışarak yorulmak"]}, {"word": "yüreğinin başı sızlamak", "meanings": ["yüreği sızlamak"]}, {"word": "yürekten çağırmak", "meanings": ["aşırı derecede arzu etmek, istemek"]}, {"word": "yüreğinin yağı (veya yağları) erimek", "meanings": ["çok üzülmek", "çok korkmak"]}, {"word": "yürek acısı", "meanings": ["Yürekten duyulan acı, iç acısı, kalp acısı"]}, {"word": "yürek ağrısı", "meanings": ["Kalp ağrısı"]}, {"word": "yürek çarpıntısı", "meanings": ["Sevgi, merak, kaygı, korku vb. duygular sebebiyle beliren tedirginlik"]}, {"word": "yürek darlığı", "meanings": ["Sıkıntı, bunaltı, üzüntü"]}, {"word": "yürek karası", "meanings": ["İşlenen bir günahtan sonra duyulan sürekli ve üzücü pişmanlık"]}, {"word": "yüreklendirme", "meanings": ["Yüreklendirmek işi"]}, {"word": "yüreklenme", "meanings": ["Yüreklenmek işi"]}, {"word": "yüreklendirmek", "meanings": ["Birine yüreklilik, cesaret vermek"]}, {"word": "yüreklenmek", "meanings": ["Korkusuz duruma gelmek, yiğitlenmek, cesaretlenmek"]}, {"word": "yüreklilik", "meanings": ["Yürekli, korkusuz, cesur olma durumu, yiğitlik", "Yürekli kimseye yakışır davranış"]}, {"word": "yürekli", "meanings": ["Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan, gözü pek, babayiğit, koçak, cesaretli, cesur, cüretli, cüretkâr"]}, {"word": "yüreklilik göstermek", "meanings": ["korkmamak, cesur davranmak"]}, {"word": "yüreksiz", "meanings": ["Yürekli olmayan, cesaretsiz, cüretsiz, tabansız"]}, {"word": "yüreksizlik", "meanings": ["Yüreksiz olma durumu, yüreksizce davranış, cesaretsizlik"]}, {"word": "yürekten", "meanings": ["Temiz duygularla, saygı ile, içten, içtenlikle, kalpten"]}, {"word": "yüreksizlik göstermek", "meanings": ["korkmak, ürküp kaçmak"]}, {"word": "yürek yarası", "meanings": ["Aşktan, özlemden, başarısızlıktan duyulan büyük keder, aşırı üzüntü, kalp yarası"]}, {"word": "yürük aksak", "meanings": ["Aksak usulünün en hareketlisi"]}, {"word": "yürük", "meanings": ["Göçebe olan", "Osmanlı Devleti'nde otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker"]}, {"word": "yürüklük", "meanings": ["Yürük olma durumu"]}, {"word": "yürük semai", "meanings": ["Türk müziği usullerinden biri, sengin semai"]}, {"word": "yürüme", "meanings": ["Yürümek işi"]}, {"word": "yürü!", "meanings": ["`devam et, git` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yürümek", "meanings": ["Adım atarak ilerlemek, gitmek", "Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek", "Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek", "Yayan gezmek, yayan gitmek", "Yol almak", "Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak", "Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek", "Faiz, hesap edilmek, işlemek", "Geçmek, ilerlemek, değişmek", "Bir işte ileri gitmek", "Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek", "Ölmek"]}, {"word": "yürü ense tıraşını göreyim (veya görelim)", "meanings": ["görüştüğü kimseye gitmesini söylemek veya görüşmeyi kısa kesmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yürünmek", "meanings": ["Yürüme işi yapılmak"]}, {"word": "yürünme", "meanings": ["Yürünmek işi"]}, {"word": "yürürçalar", "meanings": ["Pille çalışan kulaklık aracılığıyla müzik dinlemeye yarayan, insanın üzerinde taşıyabileceği teyp"]}, {"word": "yürürlük", "meanings": ["Gereğinin yapılır olması durumu, meriyet"]}, {"word": "yürürlüğe girmek", "meanings": ["bir kanun, bir karar, bir iş uygulanır, yapılır duruma gelmek"]}, {"word": "yürürlükte bulunmak", "meanings": ["bir kanun veya bir karar uygulama alanında olmak"]}, {"word": "yürürlüğe konmak", "meanings": ["bir kanun veya bir karar uygulama alanına konulmak"]}, {"word": "yürürlükte kalmak", "meanings": ["bir kanun veya karar geçerli olmaya devam etmek"]}, {"word": "yürürlükte olmak", "meanings": ["kanun, karar, iş yapılmakta, uygulanmakta olmak"]}, {"word": "yürürlükten kaldırmak", "meanings": ["uygulanmaz duruma getirmek"]}, {"word": "yürüteç", "meanings": ["Yeni yürümeye başlayan çocukların çabuk yürümelerini sağlayan araç, örümcek, yürüten", "Yürüme sorunu olan kimselerin kullandığı araç, yürüten"]}, {"word": "yürürlükten kalkmak", "meanings": ["bir kanun veya karar iptal edilmek"]}, {"word": "yürütme", "meanings": ["Yürütmek işi", "Uygulama işi, icra", "Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi"]}, {"word": "yürütme gücü", "meanings": ["Kanunları uygulama yetkisi, icra kuvveti"]}, {"word": "yürütmek", "meanings": ["Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak", "Gerektiği gibi yapmak, uygulamak", "Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak", "Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek", "İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak", "Habersiz olarak almak, çalmak"]}, {"word": "yürütme kurulu", "meanings": ["Bir kuruluşta kanun, tüzük, yönetmelik ve alınan kararları uygulamakla görevli kurul"]}, {"word": "yürütücü", "meanings": ["Yürütme yetkisini kullanan (kimse)"]}, {"word": "yürütülme", "meanings": ["Yürütülmek işi"]}, {"word": "yürütülüş", "meanings": ["Yürütülme işi"]}, {"word": "yürütüm", "meanings": ["Yürütme işi", "İnfaz"]}, {"word": "yürütülmek", "meanings": ["Yürütme işi yapılmak veya yürütme işine konu olmak"]}, {"word": "yürüyen merdiven", "meanings": ["Basamakları sürekli olarak dönen bir düzenek üzerine yerleştirilmiş, elektrikle çalışan merdiven"]}, {"word": "yürüyüş", "meanings": ["Yürüme işi", "Spor amacıyla yapılan yürüme", "Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme", "Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi"]}, {"word": "yürüyüş düzenlemek", "meanings": ["bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkat çekmek amacıyla toplu yürüyüş tertip etmek"]}, {"word": "yürüyüş yapmak", "meanings": ["spor amacıyla yürümek", "bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürümek"]}, {"word": "yüsrü", "meanings": ["Bazı ince işlerin yapımında kullanılan siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü", "Bu kökten yapılan"]}, {"word": "yürüyüşe geçmek", "meanings": ["bir yerden başka bir yere gitmek için yürümeye başlamak", "bir yeri almak için o yöne doğru ilerlemek"]}, {"word": "yürüyüşe çıkmak", "meanings": ["dolaşmaya, gezintiye çıkmak"]}, {"word": "yürüyüş kolu", "meanings": ["Belli bir bölgeye ulaşmak veya bulunulan bir bölgeden ayrılmak amacıyla bir kumanda altında, düzenli yürüyüş yapan piyade, zırhlı veya motorlu birliklerin tümü", "Bir amaç doğrultusunda bir yöne veya yere giden topluluk"]}, {"word": "yüz", "meanings": ["Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı", "On kere on, doksan dokuzdan bir artık", "Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz"]}, {"word": "yüz", "meanings": ["Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat", "Yüzey", "Kesici araçlarda ağız", "Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü", "Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf", "Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş", "Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret", "Nedeniyle, sebebiyle", "Yan, taraf", "Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri", "Utanma"]}, {"word": "yüz bulmak", "meanings": ["ilgi ve yakınlık görmek"]}, {"word": "yüz bulunca astar istemek", "meanings": ["yüz verince astar istemek"]}, {"word": "yüz çevirmek", "meanings": ["gösterdiği ilgiyi kesmek"]}, {"word": "yüz etmek", "meanings": ["ısmarlamak, havale etmek"]}, {"word": "yüz kızartmak", "meanings": ["sıkılarak yalvarmak", "utandırmak"]}, {"word": "yüz göstermek", "meanings": ["ortaya çıkmak"]}, {"word": "yüz geri etmek", "meanings": ["geri döndürmek"]}, {"word": "yüz kızdırmak", "meanings": ["utanmayı göze almak"]}, {"word": "yüz surat davul derisi (veya mahkeme duvarı)", "meanings": ["utanması olmayanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "yüz sürmek", "meanings": ["aşırı sevgi göstermek için yere eğilmek"]}, {"word": "yüz takınmak", "meanings": ["yüze verilen biçimle bir duyguyu belirtmek"]}, {"word": "yüzü sararmak", "meanings": ["korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak"]}, {"word": "yüz tutmak", "meanings": ["bir şey, olmak üzere bulunmak", "giderek biçim ve renk değiştirmek"]}, {"word": "yüz tutmak", "meanings": ["yönelmek"]}, {"word": "yüz vermemek", "meanings": ["ilgi, yakınlık göstermemek", "önemsememek"]}, {"word": "yüz verince astar istemek", "meanings": ["kendisine gösterilen küçük bir ilgiden şımararak geniş yetki elde etmeye, daha çok yarar sağlamaya çalışmak"]}, {"word": "yüz yapmak", "meanings": ["makyaj yapmak"]}, {"word": "yüz yüzden utanır", "meanings": ["`insanlar karşı karşıya geldiklerinde daha kolay uzlaşabilirler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yüz yazmak", "meanings": ["makyaj yapmak", "köy seyirlik oyunlarında taklit edilen kişinin özelliklerini belirtecek biçimde yüz boyamak, maske yapmak"]}, {"word": "yüzü asılmak", "meanings": ["somurtmak"]}, {"word": "yüze duramamak", "meanings": ["birinin hatırından çıkamamak, birinin hatırını kıramamak"]}, {"word": "yüze çıkmak", "meanings": ["bir sıvının üst bölümüne çıkmak", "belli olmak, açığa çıkmak, belirmek", "yüzsüz olmak, şımarmak"]}, {"word": "yüze gülmek", "meanings": ["yalandan dost görünmek", "sevimli, alımlı görünmek"]}, {"word": "yüze vurmak", "meanings": ["yüzüne vurmak"]}, {"word": "yüze gelmek", "meanings": ["çekinmemek"]}, {"word": "yüzü açılmak", "meanings": ["güzelliği, parlaklığı ortaya çıkmak"]}, {"word": "yüzü düşmek", "meanings": ["somurtmak"]}, {"word": "yüzü gözü açılmak", "meanings": ["sıkılmaz, utanmaz bir duruma gelmek", "toplumsal ilişkiler kurmaya, çevresini, dünyayı tanımaya başlamak"]}, {"word": "yüzü gülmek", "meanings": ["sevinci yüzünden belli olmak", "feraha kavuşmak", "temiz, tertipli duruma gelmek"]}, {"word": "yüzü görmemek", "meanings": ["...-den yoksun olmak, uzak bulunmak"]}, {"word": "yüzü kâğıt gibi olmak", "meanings": ["kanı çekilip benzi solmak"]}, {"word": "yüzü karışmak (veya allak bullak olmak veya alabora olmak)", "meanings": ["can sıkıcı bir durum, yüzünden belli olmak"]}, {"word": "yüzü kalmamak", "meanings": ["bir kimseden daha önce birçok ricada bulunduğu için yeni bir şey istemeye sıkılmak"]}, {"word": "mutabakat sağlamak", "meanings": ["anlaşmak, uzlaşmak"]}, {"word": "mutabık", "meanings": ["Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan", "Uygun"]}, {"word": "mutabık olmak", "meanings": ["aralarında anlaşmazlık olmamak, anlaşmak"]}, {"word": "mutaf", "meanings": ["Keçi kılından hayvan çulu, yem torbası vb. dokuyan kimse", "Keçi kılından dokunmuş veya örülmüş çul, çuval, yem torbası vb. şey"]}, {"word": "mutabık kalmak", "meanings": ["uyuşmak, anlaşmaya varmak"]}, {"word": "mutallaka", "meanings": ["Boşanarak dul kalmış kadın"]}, {"word": "mutariza", "meanings": ["Yay ayraç"]}, {"word": "mutantan", "meanings": ["Görkemli, şatafatlı"]}, {"word": "mutasarrıf", "meanings": ["Kendinde kullanım hakkı olan, elinde bulunduran", "Sancak beyi"]}, {"word": "mutasarrıflık", "meanings": ["Mutasarrıfın görev ve makamı", "Sancak"]}, {"word": "mutasavvıf", "meanings": ["Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı'ya adamış kimse, İslam gizemcisi, sufi"]}, {"word": "mutasavver", "meanings": ["Tasarlanmış, düşünülmüş"]}, {"word": "mutasyon", "meanings": ["Değişinim"]}, {"word": "mutasyonist", "meanings": ["Değişinimci"]}, {"word": "mutasyonizm", "meanings": ["Değişinimcilik"]}, {"word": "mutat", "meanings": ["Alışılmış, alışılan"]}, {"word": "mutavaat", "meanings": ["Boyun eğme, uyma, itaat etme", "Dönüşlü"]}, {"word": "mutavaat fiili", "meanings": ["Dönüşlü fiil"]}, {"word": "mutavassıt", "meanings": ["Aracı"]}, {"word": "mutazarrır", "meanings": ["Zarar görmüş, zarara uğramış"]}, {"word": "mutçuluk", "meanings": ["Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi, evdemonizm"]}, {"word": "muteber", "meanings": ["Saygın, itibarı olan, hatırı sayılır, sözü geçer", "İnanılır, güvenilir", "Değerli", "Geçerli"]}, {"word": "muteber olmak", "meanings": ["yürürlükte olmak, geçerli olmak"]}, {"word": "mutedil", "meanings": ["Ilımlı", "Ilıman"]}, {"word": "mutedillik", "meanings": ["Ilımlılık"]}, {"word": "mutemet", "meanings": ["Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli", "Kendisine inanılıp güvenilen kimse"]}, {"word": "mutekit", "meanings": ["Bir şeye inanan, itikat eden, inançlı, inanlı, imanlı, mümin, dindar"]}, {"word": "mutemetlik", "meanings": ["Mutemedin görevi"]}, {"word": "mutena", "meanings": ["Özenilmiş, özenli bir biçimde yapılmış", "Seçkin, önemli"]}, {"word": "muteriz", "meanings": ["Karşı gelen, itiraz eden, itirazcı", "İtiraz eden (kimse)"]}, {"word": "mutfak", "meanings": ["Yemek pişirilen yer, aş damı", "Yiyecek kültürünün tamamı"]}, {"word": "mutezile", "meanings": ["Kaderi inkâr ederek `kul, ettiklerinin yaratıcısıdır` diyen ve Tanrı'nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe"]}, {"word": "mutfak havlusu", "meanings": ["Mutfakta kullanılan havlu, el bezi"]}, {"word": "mutfak dolabı", "meanings": ["Mutfak aletlerinin yerleştirilmesi için yaptırılan özel dolap"]}, {"word": "mutfak havalandırması", "meanings": ["Mutfaklara yerleştirilen havalandırma sistemi"]}, {"word": "mutfak merdiveni", "meanings": ["Mutfak ile dış avluyu birbirine bağlayan merdiven"]}, {"word": "muti", "meanings": ["Yumuşak başlı, itaat eden"]}, {"word": "mutlak", "meanings": ["Salt", "Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık", "Kesinlikle"]}, {"word": "mutlaka", "meanings": ["Kesinlikle"]}, {"word": "mutlakçı", "meanings": ["Saltçı"]}, {"word": "mutlakçılık", "meanings": ["Saltçılık"]}, {"word": "mutlak değer", "meanings": ["Salt değer"]}, {"word": "mutlakiyet", "meanings": ["Saltçılık"]}, {"word": "mutlak nem", "meanings": ["Salt nem"]}, {"word": "mutlak sıcaklık", "meanings": ["Salt sıcaklık"]}, {"word": "mutlak sıfır", "meanings": ["Salt sıfır"]}, {"word": "mutlandırma", "meanings": ["Mutlandırmak işi"]}, {"word": "mutlandırmak", "meanings": ["Mutlanmasına yol açmak, mutlanmasını sağlamak"]}, {"word": "mutlanma", "meanings": ["Mutlu olma işi"]}, {"word": "mutlu", "meanings": ["Mutluluğa erişmiş olan, ongun(I), saadetli, bahtiyar, berhudar, mesut", "Mutluluk veren"]}, {"word": "mutlanmak", "meanings": ["Mutlu olmak"]}, {"word": "mutlu etmek (veya kılmak)", "meanings": ["mutluluk vermek, bahtiyar etmek"]}, {"word": "mutluca", "meanings": ["Mutlu olmaya yakın", "(mutlu'ca) Mutlu bir biçimde"]}, {"word": "mutlu olmak", "meanings": ["mutluluk duymak, bahtiyar olmak"]}, {"word": "mutlulandırmak", "meanings": ["Mutlulanmasına yol açmak, mutlulanmasını sağlamak"]}, {"word": "mutlulandırma", "meanings": ["Mutlulandırmak işi"]}, {"word": "mutlulanma", "meanings": ["Mutlulanmak işi"]}, {"word": "mutluluk çubuğu", "meanings": ["İktidarsızlık sorunu bulunan erkeklere sağlıklı cinsel yaşantı için özel olarak takılan yapay organ"]}, {"word": "mutlulanmak", "meanings": ["Mutlu bir duruma gelmek, mutlanmak"]}, {"word": "mutluluk", "meanings": ["Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik"]}, {"word": "mutmain", "meanings": ["İnanmış, gönlü kanmış, emin olan"]}, {"word": "mutmain olmak", "meanings": ["inanmak, gönlü kanmak"]}, {"word": "mutsuzlaşma", "meanings": ["Mutsuzlaşmak işi"]}, {"word": "mutsuz", "meanings": ["Mutlu olmayan, bedbaht, saadetsiz"]}, {"word": "mutsuzlaşmak", "meanings": ["Mutsuz duruma gelmek"]}, {"word": "mutsuzluk", "meanings": ["Mutsuz olma durumu, bedbahtlık, saadetsizlik"]}, {"word": "muttali", "meanings": ["Öğrenmiş, haber almış, bilgi edinmiş"]}, {"word": "muttali olmak", "meanings": ["bir durumdan haberi olmak, bir durum üzerine bilgi edinmek"]}, {"word": "muttarit", "meanings": ["Tekdüze"]}, {"word": "muvaffakiyet", "meanings": ["Başarı"]}, {"word": "muttasıl", "meanings": ["Bitişik, yan yana olan", "Aralık vermeden, aralıksız, durmadan, biteviye"]}, {"word": "muttasıf", "meanings": ["Nitelenmiş, nitelikli, vasıflı"]}, {"word": "muvacehe", "meanings": ["Yüzleşme, yüz yüze gelme"]}, {"word": "muvafakat", "meanings": ["Uygun görme, onama, kabul etme"]}, {"word": "muvafakat etmek", "meanings": ["uygun görmek, onaylamak, kabul etmek"]}, {"word": "muvaffak", "meanings": ["Başarmış, başarılı (kimse)"]}, {"word": "muvaffak olmak", "meanings": ["başarmak"]}, {"word": "muvaffakiyetsiz", "meanings": ["Başarısız"]}, {"word": "muvaffakiyetli", "meanings": ["Başarılı"]}, {"word": "muvaffakiyetsizlik", "meanings": ["Başarısızlık"]}, {"word": "muvafık", "meanings": ["Uygun"]}, {"word": "muvafık bulmak", "meanings": ["uygun görmek kabul etmek"]}, {"word": "muvafık olmak", "meanings": ["uygun düşmek, kabul edilebilir olmak"]}, {"word": "muvahhit", "meanings": ["Tanrı'nın birliğine inanan"]}, {"word": "muvakkat", "meanings": ["Geçici"]}, {"word": "muvakkaten", "meanings": ["Az bir zaman süresince, geçici olarak, eğreti olarak"]}, {"word": "muvakkit", "meanings": ["Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse"]}, {"word": "muvasala", "meanings": ["Muvasalat"]}, {"word": "muvakkithane", "meanings": ["Muvakkitin görev yaptığı yer"]}, {"word": "muvasalat", "meanings": ["Bir yere ulaşma, varma, muvasala"]}, {"word": "muvasalat etmek", "meanings": ["varmak, ulaşmak"]}, {"word": "muvaşşah", "meanings": ["Akrostiş"]}, {"word": "muvazaa", "meanings": ["Danışık, danışıklık"]}, {"word": "muvazaalı", "meanings": ["Danışıklı"]}, {"word": "muvazene", "meanings": ["Denge", "Dengeleme"]}, {"word": "muvazene etmek", "meanings": ["dengelemek"]}, {"word": "muvazeneli", "meanings": ["Dengeli, ölçülü", "Davranışları ölçülü olan"]}, {"word": "muvazenesiz", "meanings": ["Dengesiz, ölçüsüz", "Ne yaptığını bilmeyen, bir sözü bir sözünü, bir davranışı bir başka davranışını tutmayan"]}, {"word": "muvazenesizlik", "meanings": ["Dengesizlik, ölçüsüzlük"]}, {"word": "muvazi", "meanings": ["Paralel"]}, {"word": "muvazzaf hizmet", "meanings": ["Askerlik çağına giren erkeklerin yapmakla yükümlü bulundukları askerlik görevi"]}, {"word": "muvazzaf", "meanings": ["Silahlı Kuvvetlerde görev başında olan subay ve astsubaylarla askerlik hizmetini yapan erler", "Bir görev ve hizmetle yükümlü olan (kimse)"]}, {"word": "muvazzaflık", "meanings": ["Muvazzaf olma durumu"]}, {"word": "muvazzaf subay", "meanings": ["Mesleği askerlik olan subay"]}, {"word": "muylu", "meanings": ["Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça", "Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm", "Bir top namlusunun iki yanına tutturulan miller"]}, {"word": "muylu yatağı", "meanings": ["Top kundağının yanlarında bulunan, silah muylularının geçmesi için açılmış delikli bölüm"]}, {"word": "moymul", "meanings": ["Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş"]}, {"word": "muzaffer", "meanings": ["Üstünlük elde etmiş, zafer kazanmış, yenmiş, utkulu"]}, {"word": "muz", "meanings": ["Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki (Musa sapientum)", "Bu bitkinin kendine özgü hoş kokulu, tatlı, besleyici, kalın kabuklu, uzun meyvesi"]}, {"word": "muzaffer olmak", "meanings": ["üstün gelmek, yenmek, zafer kazanmak"]}, {"word": "muzafferane", "meanings": ["Muzafferce"]}, {"word": "muzafferiyet", "meanings": ["Üstün gelme, üstünlük, zafer kazanma"]}, {"word": "muzgiller", "meanings": ["Sıcak bölgelerde yetişen, özellikle muzları içine alan bir çenekliler familyası"]}, {"word": "muzır", "meanings": ["Zararlı", "Her şeyi bozan, karıştıran (çocuk)", "Yaramaz, cinsel gelişmeye zararlı", "Sağlığı bozan"]}, {"word": "muzırlaşma", "meanings": ["Muzırlaşmak durumu"]}, {"word": "muzırlaşmak", "meanings": ["Muzır duruma gelmek"]}, {"word": "muzırlık", "meanings": ["Zararlı olma, zararlı iş veya davranışlarda bulunma durumu", "Zarar verici yaramazlık"]}, {"word": "muzip", "meanings": ["Takılgan"]}, {"word": "muzipleşmek", "meanings": ["Takılgan davranışta bulunmak"]}, {"word": "muzipleşme", "meanings": ["Muzipleşmek işi"]}, {"word": "muzipçe", "meanings": ["Muzibe yakışır biçimde, muzip gibi"]}, {"word": "muziplik", "meanings": ["Takılganlık, yaramazlık"]}, {"word": "muziplik etmek", "meanings": ["karşısındakini üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "mübalağa", "meanings": ["Abartı"]}, {"word": "muzlim", "meanings": ["Karanlık", "Gizli, belirsiz"]}, {"word": "muzipliğine uğramak", "meanings": ["aldatılmak, şakaya hedef olmak"]}, {"word": "muzmahil", "meanings": ["Çökmüş, çöküntüye uğramış"]}, {"word": "mübadele etmek", "meanings": ["değiş tokuş etmek"]}, {"word": "mübadele", "meanings": ["Değişim"]}, {"word": "mübadil", "meanings": ["Başkasının yerine getirilmiş, mübadele edilmiş", "Lozan Antlaşması'na göre, İstanbul dışında oturan Rumlarla değiştirilmek üzere Batı Trakya dışındaki Yunanistan'dan getirilen Türkler"]}, {"word": "mübahase", "meanings": ["Bir konu hakkında iki veya daha çok kişinin karşılıklı konuşması"]}, {"word": "mübalağa etmek", "meanings": ["abartmak"]}, {"word": "mübalağacı", "meanings": ["Abartıcı"]}, {"word": "mübalağalı", "meanings": ["Abartılı"]}, {"word": "mübalağacılık", "meanings": ["Abartıcılık"]}, {"word": "mübalağasız", "meanings": ["Abartısız"]}, {"word": "mübarek olsun!", "meanings": ["`hayırlı, uğurlu olsun` anlamında kullanılan bir kutlama sözü"]}, {"word": "mübarek ay", "meanings": ["Dinî bakımdan kutsal sayılan, özelliği veya önemi olduğuna inanılan ay"]}, {"word": "mübarek", "meanings": ["Kutlu, kutsal", "Uğurlu", "Çok saygı duyulan", "Verimli, bereketli", "Beğenilen, sevilen şeyler için söylenen bir söz", "Kızılan, şaşılan (kimse veya şey)"]}, {"word": "mübarek gün", "meanings": ["Dinî bakımdan özelliği ve önemi olan gün"]}, {"word": "mübarek otu", "meanings": ["Birleşikgillerden, sarı çiçekli, bir yıllık ve otsu bir bitki (Cnicus benedictus)"]}, {"word": "mübareze", "meanings": ["Çekişme", "Düşman olan taraflardan birer kişinin çıkarak çarpışması"]}, {"word": "mübaşeret", "meanings": ["Bir işe başlama, girişme"]}, {"word": "mübeşşir", "meanings": ["Muştu veren, müjde getiren (kimse)"]}, {"word": "mübaşir", "meanings": ["Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli, çağrıcı"]}, {"word": "mübayenet", "meanings": ["Ayrılık, başkalık", "Karşıtlık, uyuşmazlık"]}, {"word": "mübaşirlik", "meanings": ["Mübaşir olma durumu", "Mübaşirin görevi"]}, {"word": "mübeyyiz", "meanings": ["Yazıları temize çeken kimse"]}, {"word": "mübrem", "meanings": ["Çok gerekli olan, kaçınılmaz, vazgeçilmez"]}, {"word": "mücadele etmek", "meanings": ["uğraşmak, savaşmak, çatışmak"]}, {"word": "mücadele", "meanings": ["Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çaba, savaş", "Herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası, savaşım"]}, {"word": "mücadele vermek", "meanings": ["savaş vermek, mücadele etmek"]}, {"word": "mücadeleci", "meanings": ["Mücadele etmeyi seven, savaşımcı"]}, {"word": "mücehhez", "meanings": ["Donanmış", "Hazırlıklı, hazırlanmış"]}, {"word": "mücahitlik", "meanings": ["Mücahit olma durumu"]}, {"word": "mücahit", "meanings": ["Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse, alperen"]}, {"word": "mücamaa", "meanings": ["Cinsel ilişkide bulunma"]}, {"word": "mücavir", "meanings": ["Yakın komşu olan"]}, {"word": "mücazat", "meanings": ["İşlenen bir suçtan ötürü ceza verme"]}, {"word": "mücbir", "meanings": ["Zorlayıcı"]}, {"word": "mücehhez olmak", "meanings": ["taşımak, kendinde bulundurmak"]}, {"word": "mücbir sebep", "meanings": ["Herhangi bir kimse tarafından alınacak önlemlere karşı, önüne geçilmesi olanaksız, borcun yerine getirilmesine engel, borçlunun iradesi dışında beklenmedik olaylar"]}, {"word": "mücellit", "meanings": ["Ciltçi"]}, {"word": "mücella", "meanings": ["Parlatılmış, parlak"]}, {"word": "mücellithane", "meanings": ["Ciltevi"]}, {"word": "mücellitlik", "meanings": ["Ciltçilik"]}, {"word": "mücerrep", "meanings": ["Denenmiş, sınanmış"]}, {"word": "mücessem", "meanings": ["Cisim durumunda olan", "Soyut kavramlar için somut bir varlıkta tam olarak belirmiş olan"]}, {"word": "mücerret", "meanings": ["Soyut", "Katışık ve karışık olmayan", "Evlenmemiş, bekâr", "Yalın durum"]}, {"word": "mücevher", "meanings": ["Değerli süs eşyası"]}, {"word": "mücevherat", "meanings": ["Mücevherler"]}, {"word": "mücevherci", "meanings": ["Kuyumcu"]}, {"word": "mücevhercilik", "meanings": ["Mücevhercinin işi, kuyumculuk"]}, {"word": "mücevher tarih", "meanings": ["Divan edebiyatında, ebcet hesabına göre yalnız noktalı harfleri sayıldığında söz konusu olayın tarihini gösteren dize veya söz"]}, {"word": "mücmel", "meanings": ["Özet olarak anlatılmış, kısa ve özlü"]}, {"word": "mücver", "meanings": ["Rendelenmiş kabağa un, yumurta, peynir, dereotu, tuz, karabiber, taze soğan katılmasıyla yapılan bir köfte türü"]}, {"word": "mücrim", "meanings": ["Suçlu"]}, {"word": "müçtehit", "meanings": ["Bir konuda ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü"]}, {"word": "müdafaa", "meanings": ["Savunma, koruma"]}, {"word": "müdafaa etmek", "meanings": ["savunmak, korumak"]}, {"word": "müdafaaname", "meanings": ["Savunmanın yazılı olduğu belge"]}, {"word": "müdafi", "meanings": ["Savunucu", "Bir davada, davacı veya davalının haklarını savunan kimse"]}, {"word": "müdahale", "meanings": ["Karışma, araya girme", "Bir dava sonucu verilecek olan kararın, dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları"]}, {"word": "müdahale etmek", "meanings": ["karışmak, araya girmek, el atmak"]}, {"word": "müdahil", "meanings": ["Karışan", "Davaya müdahale eden, katılan"]}, {"word": "müdana", "meanings": ["Yaranmaya, iyi görünmeye çalışma"]}, {"word": "müdana etmemek", "meanings": ["kendini borçlu hissedecek duruma düşürmemek, kendi ayakları üstünde durmak, kimseye açıklama yapma gereği hissetmemek", "yaranmaya, iyi görünmeye çalışmamak"]}, {"word": "müdara", "meanings": ["Yüze gülme, yüze gülücülük, dost gibi görünme"]}, {"word": "müdara etmek", "meanings": ["dost gibi görünmek, yüze gülmek"]}, {"word": "müddet", "meanings": ["Süre"]}, {"word": "müdavi", "meanings": ["Hastaya bakan (kimse)"]}, {"word": "müdavim", "meanings": ["Bir yere sürekli olarak giden (kimse), gedikli", "Bir iş, sürekli yapan (kimse), gedikli"]}, {"word": "müdavim olmak", "meanings": ["bir yere sürekli gitmek"]}, {"word": "müddei", "meanings": ["Davacı"]}, {"word": "müddeialeyh", "meanings": ["Davalı"]}, {"word": "müddeiumumilik", "meanings": ["Savcılık"]}, {"word": "müddeiumumi", "meanings": ["Savcı"]}, {"word": "müddetli", "meanings": ["Süreli, süresi olan"]}, {"word": "müddetsiz", "meanings": ["Süresiz, süresi olmayan"]}, {"word": "müdebbir", "meanings": ["İşin arkasını ve sonunu düşünerek hareket eden"]}, {"word": "müdellel", "meanings": ["Kanıtlanmış, kanıtlı", "Kanıta dayanarak"]}, {"word": "müderris", "meanings": ["Ders veren profesör", "Medresede veya camide öğretmen"]}, {"word": "müderrislik", "meanings": ["Müderris olma durumu", "Müderrisin görevi"]}, {"word": "müdevvenat", "meanings": ["Bir araya toplanmış eserler"]}, {"word": "müdevven", "meanings": ["Bir araya getirilerek divan durumunda toplanmış (şiir vb.)", "Bir araya toplanmış, düzenlenmiş"]}, {"word": "müdevver", "meanings": ["Yuvarlak"]}, {"word": "müdrike", "meanings": ["Anlık"]}, {"word": "müdrik", "meanings": ["Anlamış, idrak etmiş"]}, {"word": "müdire", "meanings": ["Kadın müdür, kadın yönetici"]}, {"word": "müdrir", "meanings": ["İdrarı artıran, idrar söktürücü"]}, {"word": "müdür", "meanings": ["İdare eden, yöneten", "Başöğretmen", "Yönetmen"]}, {"word": "müdüriyet", "meanings": ["Müdürlük"]}, {"word": "müdürlük", "meanings": ["Yönetmenlik, direktörlük, müdüriyet", "Yönetmenin, müdürün görevi veya yeri, müdüriyet"]}, {"word": "müdürlük etmek", "meanings": ["yönetici olarak çalışmak"]}, {"word": "müdür muavini", "meanings": ["Müdür yardımcısı"]}, {"word": "müebbet", "meanings": ["Sonu olmayan", "Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan"]}, {"word": "müdür yardımcısı", "meanings": ["Müdürün işlerine yardım eden, yokluğunda yetkileri üzerine alıp işleri yöneten kimse, müdür muavini"]}, {"word": "müeccel", "meanings": ["İleriye atılmış, ertelenmiş"]}, {"word": "müeddep", "meanings": ["Uslu, terbiyeli, edepli"]}, {"word": "müellefat", "meanings": ["Yazılı eserler"]}, {"word": "müellif", "meanings": ["Yazar"]}, {"word": "müemmen", "meanings": ["Emniyete alınmış (kimse)", "Güvenilir (kimse)"]}, {"word": "müennes", "meanings": ["Dişil"]}, {"word": "müessese", "meanings": ["Kurum (II)", "Bir toplumda bazı sorunların çözümlenebilmesi için uygulanan yöntem"]}, {"word": "müesses", "meanings": ["Kurulu, kurulmuş"]}, {"word": "müesseseleşme", "meanings": ["Kurumlaşma"]}, {"word": "müesseseleşmek", "meanings": ["Kurumlaşmak"]}, {"word": "müessif", "meanings": ["Üzücü, üzüntü veren", "Hoşa gitmeyen, kötü (olay, durum)"]}, {"word": "müessir", "meanings": ["Dokunaklı", "Etkili", "Etken"]}, {"word": "müessir olmak", "meanings": ["etkili olmak"]}, {"word": "müessiriyet", "meanings": ["Etkililik"]}, {"word": "müessis", "meanings": ["Kurucu"]}, {"word": "müeyyide", "meanings": ["Yaptırım"]}, {"word": "müezzin", "meanings": ["Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi, ezancı"]}, {"word": "müezzinlik", "meanings": ["Müezzin olma durumu", "Müezzinin görevi"]}, {"word": "müfekkire", "meanings": ["Düşünme yetisi veya gücü"]}, {"word": "müferrih", "meanings": ["İç açıcı, ferahlık verici"]}, {"word": "müfessir", "meanings": ["Kısa ve anlaşılması güç bir metni açıklayan, açıklığa kavuşturan, metnin anlam ve amacı üstünde yorumda bulunan (kimse)", "Kur'an'ı yorumlayan (kimse)"]}, {"word": "müfettiş", "meanings": ["Denetmen"]}, {"word": "müfettişlik", "meanings": ["Denetmenlik"]}, {"word": "müfit", "meanings": ["Yararlı, faydalı", "Anlatan, ifade eden"]}, {"word": "müflis", "meanings": ["Batkın"]}, {"word": "müfredat", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan bireyler, ayrıntılar", "Öğretim programı"]}, {"word": "müfredat programı", "meanings": ["Öğretim programı"]}, {"word": "müfret", "meanings": ["Teklik"]}, {"word": "müfrez", "meanings": ["Bir bütünden ayrılmış"]}, {"word": "müfrit", "meanings": ["Aşırı"]}, {"word": "müfreze", "meanings": ["Türlü askerî görev ve hizmetlerin yapılması amacıyla küçük birliklerden, belli bir kuruluşa bağlı kalmadan geçici olarak oluşturulan grup"]}, {"word": "müfritlik", "meanings": ["Aşırı olma durumu"]}, {"word": "müfsit", "meanings": ["Arabozan"]}, {"word": "müft", "meanings": ["Bedava, beleş"]}, {"word": "müft olsun da zift olsun", "meanings": ["`kimileri bedava bulduklarında yenmeyecek şeyleri yerler, işe yaramayan şeyleri alırlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "müftehir", "meanings": ["Bir şeyi övünç bilerek onunla sevinen, övünen, iftihar eden"]}, {"word": "müfteri", "meanings": ["Karalamacı"]}, {"word": "müftülük", "meanings": ["Müftü olma durumu", "Müftünün görevi veya makamı"]}, {"word": "müftü", "meanings": ["İl ve ilçelerde Müslümanların din işlerine bakan görevli", "Dinî konularda fetva veren kimse"]}, {"word": "mühendis", "meanings": ["İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimse"]}, {"word": "mühendislik", "meanings": ["Mühendis olma durumu"]}, {"word": "mühendishane", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde mühendis yetiştiren yüksekokul"]}, {"word": "mühlet", "meanings": ["Vade"]}, {"word": "müheyya", "meanings": ["Hazır"]}, {"word": "müheyyiç", "meanings": ["Coşturucu, heyecan verici"]}, {"word": "mühim", "meanings": ["Önemli"]}, {"word": "mühimmat", "meanings": ["Savaş gereçleri", "Cephane"]}, {"word": "mühimseme", "meanings": ["Mühimsemek işi"]}, {"word": "mühimsemek", "meanings": ["Önemsemek"]}, {"word": "mühlet istemek", "meanings": ["bir işin yapılması, tamamlanması için belirli bir süre verilmesini istemek"]}, {"word": "mühimsemezlik", "meanings": ["Önemsemezlik"]}, {"word": "mühlet vermek", "meanings": ["bir iş veya borç için belirli bir süre tanımak"]}, {"word": "mühlik", "meanings": ["Öldürücü, tehlikeli"]}, {"word": "mühmel", "meanings": ["Bırakılmış, bakılmamış, ilgisizliğe uğramış"]}, {"word": "mühliye", "meanings": ["Adana bölgesinde yetiştirilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, Yahudi ebegümeci (Corchorus olitorius)"]}, {"word": "mühre", "meanings": ["Her tür yuvarlak şey, küçük top", "Cam boncuk", "Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç", "Deniz böceği kabuğu", "Demirci çekici", "Yılanın başında bulunan taca benzer çıkıntı", "Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş"]}, {"word": "mühreleme", "meanings": ["Mührelemek işi"]}, {"word": "mührelemek", "meanings": ["Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek"]}, {"word": "mühreli", "meanings": ["Mühre ile cilalanmış"]}, {"word": "mühresenk", "meanings": ["Balgam taşı", "Süsleme nakışlarını ve yaldızları mührelemekte kullanılan araç"]}, {"word": "mührüsüleyman", "meanings": ["Kuzey Anadolu'da orman ve çalılıklar altında bulunan, 30-80 santimetre yüksekliğinde, tüysüz, çok yıllık ve otsu bir bitki (Polygonatum multiflorum)"]}, {"word": "mühtedi", "meanings": ["Dönme"]}, {"word": "mühür", "meanings": ["Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik vb.nden yapılmış araç, damga, kaşe", "Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad"]}, {"word": "mühür basmak", "meanings": ["mühürlemek"]}, {"word": "mühür kazımak", "meanings": ["bir metal üzerine, bir kimsenin, bir kuruluşun adını, unvanını ters olarak kazımak"]}, {"word": "mühür kimde ise Süleyman odur", "meanings": ["`bir işte yetki kimde ise kuvvet ondadır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mühürcü", "meanings": ["Mühür kazıyan kimse"]}, {"word": "mühürcülük", "meanings": ["Mühürcü olma durumu", "Mühürcünün görevi veya zanaatı"]}, {"word": "mühürdar", "meanings": ["Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli"]}, {"word": "mühür gözlü", "meanings": ["Koyu renkte, iri, beğenilen gözlü", "Sevgili"]}, {"word": "mühürleme", "meanings": ["Mühürlemek işi"]}, {"word": "mühürlemek", "meanings": ["Bir yazı, belge vb.nin doğruluğunu veya kabul ve onayını belirtmek amacı ile altına mühür koymak, mühür basmak", "Bir şeyin üzerine açıldığında belli olması için yetkili makamlarca yapıştırılan kırmızı muma mühür basmak", "Yasalara, ahlak ve sağlık kurallarına aykırı görülen iş veya eğlence yerlerinin çalışmasını durdurmak amacıyla, kapısının açılmasını engellemek için uygun yere mumu yapıştırıp üzerine mühür basmak, kapatmak"]}, {"word": "mühürlenme", "meanings": ["Mühürlenmek işi"]}, {"word": "mühürlenmek", "meanings": ["Mühürleme işi yapılmak, mühür basılmak"]}, {"word": "mühürletme", "meanings": ["Mühürletmek işi"]}, {"word": "mühürletmek", "meanings": ["Mühürleme işini yaptırmak"]}, {"word": "mühürlü", "meanings": ["Mühür basılmış", "Mühürle kapatılmış"]}, {"word": "mühür mumu", "meanings": ["Üstüne mühür basılan ve bal mumu ile reçineden yapılan genellikle kırmızı renkli madde"]}, {"word": "mühürsüz", "meanings": ["Mührü olmayan", "Mühür basılmamış olan"]}, {"word": "müjde", "meanings": ["Muştu", "Muştuluk", "Sevindirici haber verileceği zaman söylenen bir söz"]}, {"word": "mühür pensi", "meanings": ["Elektrik, su ve doğal gaz sayaçlarını mühürlemek amacıyla bir kurşun parçasının teller üzerine tutturulup sıkıştırılması için kullanılan araç"]}, {"word": "müjde koşturmak", "meanings": ["bir muştuyu bir kimseye ivedilikle ulaştırmak"]}, {"word": "müjde vermek (veya götürmek)", "meanings": ["bir kimseye sevindirici, mutlu bir haberi ulaştırmak"]}, {"word": "müjdeci", "meanings": ["Muştucu"]}, {"word": "müjdeleme", "meanings": ["Muştulama"]}, {"word": "müjdelenme", "meanings": ["Muştulanma"]}, {"word": "müjdelemek", "meanings": ["Muştulamak"]}, {"word": "müjdeli", "meanings": ["Muştulu"]}, {"word": "müjdelenmek", "meanings": ["Muştulanmak"]}, {"word": "müjdelik", "meanings": ["Muştuluk"]}, {"word": "mükâfat", "meanings": ["Ödül", "Değerlendirici, sevindirici davranış"]}, {"word": "mükâfat almak", "meanings": ["ödül almak"]}, {"word": "mükâfatını görmek", "meanings": ["herhangi bir olumlu davranışın, özverinin veya bir sıkıntının iyi sonucunu elde etmek"]}, {"word": "mükâfatlandırma", "meanings": ["Ödüllendirme"]}, {"word": "mükâleme", "meanings": ["Karşılıklı konuşma"]}, {"word": "mükâfatlandırmak", "meanings": ["Ödüllendirmek"]}, {"word": "mükâfaten", "meanings": ["Ödül olarak"]}, {"word": "mükedder olmak", "meanings": ["üzülmek, kederlenmek"]}, {"word": "mükedder", "meanings": ["Üzgün"]}, {"word": "mükellef", "meanings": ["Yükümlü", "Eksiksiz, özenli bir biçimde yapılmış", "Vergi vermekle yükümlü olan kimse veya kuruluş"]}, {"word": "mükellefiyet", "meanings": ["Yükümlülük"]}, {"word": "mükemmel", "meanings": ["Kusursuz", "Tam, tamamlanmış", "Eksiksiz", "Olgunlaşmış", "Çok güzel, harikulade, şahane", "Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane bir biçimde"]}, {"word": "mükemmellik", "meanings": ["Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin olma, mükemmeliyet"]}, {"word": "mükemmelen", "meanings": ["Eksiksiz, kusursuz olarak"]}, {"word": "mükemmeliyet", "meanings": ["Mükemmellik"]}, {"word": "mükerreren", "meanings": ["Tekrarlanarak, tekrar edilmiş olarak"]}, {"word": "mükerrer", "meanings": ["Tekrarlanmış, yinelenmiş"]}, {"word": "mükevvenat", "meanings": ["Yaratıkların bütünü"]}, {"word": "mükeyyifat", "meanings": ["Keyif verici, uyuşturucu maddeler"]}, {"word": "mükrim", "meanings": ["İkramcı"]}, {"word": "müktesebat", "meanings": ["Edinilen, kazanılan bilgiler"]}, {"word": "müktesep", "meanings": ["Kazanılmış, edinilmiş"]}, {"word": "mülahaza", "meanings": ["Düşünce"]}, {"word": "mülahaza yapmak", "meanings": ["düşünmek"]}, {"word": "mülahazat", "meanings": ["Düşünceler"]}, {"word": "mülahazat hanesi", "meanings": ["Bir şey hakkındaki düşüncelerin yazıldığı yer"]}, {"word": "mülahazat hanesini açık bırakmak", "meanings": ["bir kimse hakkında kesin bir kanıya varamayarak zamanla ortaya çıkacak gelişmeleri beklemek"]}, {"word": "mülahham", "meanings": ["Şişman"]}, {"word": "mülakat", "meanings": ["Buluşma, görüşme", "Röportaj", "Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme"]}, {"word": "mülakat vermek", "meanings": ["belli bir konuda konuşmak, demeç vermek"]}, {"word": "mülakat yapmak", "meanings": ["bir kimsenin bir konu veya sorunla ilgili görüşlerini almak"]}, {"word": "mülaki", "meanings": ["Buluşan, kavuşan, görüşen"]}, {"word": "mülaki olmak", "meanings": ["buluşmak, kavuşmak, görüşmek"]}, {"word": "mülayemet", "meanings": ["Yumuşaklık", "Bağırsakta yumuşaklık"]}, {"word": "mülayim", "meanings": ["Uygun, hoş görülebilir", "Yumuşak huylu", "Ilıman (hava)"]}, {"word": "mülayimlik", "meanings": ["Mülayim olma durumu"]}, {"word": "mülazım", "meanings": ["Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden", "Teğmen"]}, {"word": "mülemma", "meanings": ["Alaca renkli, renk renk", "Dizelerinden her biri başka dille yazılmış şiir", "Bulaşmış, sıvanmış"]}, {"word": "mülevven", "meanings": ["Renk renk, renkli"]}, {"word": "mülevves", "meanings": ["Kirli, pis", "Karışık, düzensiz"]}, {"word": "müleyyin", "meanings": ["Yumuşaklık veren, yumuşatıcı", "Bağırsakları boşaltan, dışkının dışarı çıkmasını kolaylaştıran ilaç"]}, {"word": "mülhak", "meanings": ["Bir bütüne sonradan katılmış olan, eklenmiş", "Bir asker karargâhında subay yardımcısı"]}, {"word": "mülga", "meanings": ["Varlığı kaldırılan, kapatılan"]}, {"word": "mülhakat", "meanings": ["Bir bütüne katılanlar, ekler", "Bir merkeze bağlı olan yerler"]}, {"word": "mülhak bütçe", "meanings": ["Katma bütçe"]}, {"word": "mülhem", "meanings": ["İçe doğmuş, birinin içine doğmuş, esinlenmiş"]}, {"word": "mülhem olmak", "meanings": ["esinlenmek"]}, {"word": "mülhit", "meanings": ["Dinsiz, imansız", "Doğru yoldan çıkmış"]}, {"word": "mülk", "meanings": ["Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal", "Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı", "Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke"]}, {"word": "mülki idare", "meanings": ["İl ve ilçe yönetimi"]}, {"word": "mülki", "meanings": ["Bir ülkeyle ilgili olan", "Ülke yönetimine ilişkin", "Asker sınıfı dışında kalan"]}, {"word": "mülki idare amiri", "meanings": ["İl ve ilçelerde devleti temsil eden en yüksek makamlı görevli"]}, {"word": "mülkiye", "meanings": ["Devlet yönetimindeki sivil görevliler sınıfı"]}, {"word": "mülkiyeli", "meanings": ["Siyasal Bilgiler Okulu öğrencisi veya bu okulu bitirmiş kişi"]}, {"word": "mülkiyet", "meanings": ["Sahiplik"]}, {"word": "mülteci", "meanings": ["Sığınmacı"]}, {"word": "mültefit", "meanings": ["İltifatkâr"]}, {"word": "multipleks", "meanings": ["Aynı zamanda, aynı hat üzerinde birçok iletişimi bir arada sağlayan veya bu özellikte olan (alet)"]}, {"word": "mültezim", "meanings": ["Kesenekçi"]}, {"word": "mümanaat", "meanings": ["Engel olma, karşı koyma"]}, {"word": "mümanaat etmek", "meanings": ["engel olmak, karşı koymak"]}, {"word": "mümarese", "meanings": ["Yatkınlık"]}, {"word": "mümas", "meanings": ["Dokunan, temas eden", "Teğet"]}, {"word": "mümasil", "meanings": ["Benzeyen, andıran"]}, {"word": "mümbit", "meanings": ["Verimli"]}, {"word": "mümessillik", "meanings": ["Temsilcilik"]}, {"word": "mümessil", "meanings": ["Temsilci"]}, {"word": "mümeyyiz", "meanings": ["İyiyi, kötüyü, doğru ve yanlışı ayıran, seçen", "Ayırtman", "Yazıları beyaz kâğıda temize çeken kimse"]}, {"word": "mümeyyizlik", "meanings": ["Ayırtmanlık", "Mümeyyizin görevi"]}, {"word": "müminlik", "meanings": ["Mümin olma durumu"]}, {"word": "mümin", "meanings": ["İnanan, inançlı, imanlı, mutekit", "Müslüman"]}, {"word": "mümkün", "meanings": ["Olabilir", "Muhtemel, olası"]}, {"word": "mümkün olmak", "meanings": ["imkân bulunmak"]}, {"word": "mümkün görünmek", "meanings": ["olabilmek"]}, {"word": "mümkün mertebe", "meanings": ["Olabildiğince, yapabildiği kadar"]}, {"word": "mümtaz", "meanings": ["Seçkin"]}, {"word": "mümteni", "meanings": ["Bir şeyi yapmaktan çekinen, kaçınan", "Olamaz, olmayacak"]}, {"word": "münadi", "meanings": ["Kamuya duyurulmak istenilen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse"]}, {"word": "münacat", "meanings": ["Yakarış", "Divan edebiyatında Tanrı'yı öven şiir türü veya şiirin bir bölümü"]}, {"word": "münafık", "meanings": ["Arabozan", "Dinî kurallara inanmadığı hâlde inanmış gibi görünen"]}, {"word": "münafıklık", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "münakale", "meanings": ["Ulaşım", "Bir şeyi bir yerden bir yere aktarma"]}, {"word": "münakalat", "meanings": ["Ulaştırma"]}, {"word": "münakasa", "meanings": ["Eksiltme"]}, {"word": "münakaşa", "meanings": ["Tartışma"]}, {"word": "münakaşa etmek", "meanings": ["tartışmak"]}, {"word": "münakaşa götürmemek", "meanings": ["tartışmaya yer vermeyecek biçimde kesin olmak"]}, {"word": "münakaşalı", "meanings": ["Münakaşası olan, içinde veya üzerinde münakaşa edilen"]}, {"word": "münasebat", "meanings": ["İlgiler, ilişkiler"]}, {"word": "münasebet almak", "meanings": ["uygun düşmek"]}, {"word": "münasebet", "meanings": ["İlişik, ilişki, ilinti", "İki şey arasındaki uygunluk", "Sebep, vesile, gerekçe, neden"]}, {"word": "münasebet düşmek", "meanings": ["uygun bir durum ortaya çıkmak"]}, {"word": "münasebet kurmak", "meanings": ["iki şey arasında ilişki bulmak, yakınlık görmek"]}, {"word": "münasebete girmek", "meanings": ["tanışma yolu açmak, ilişki kurmak", "cinsel yaklaşımda bulunmak"]}, {"word": "münasip", "meanings": ["Uygun, yerinde", "Beğenilen, hoşa giden"]}, {"word": "münasebeti düşmek", "meanings": ["sırası gelmek"]}, {"word": "münasebetini getirmek", "meanings": ["sırasını getirmek"]}, {"word": "münasebette bulunmak", "meanings": ["ilişkisi olmak", "ilişki kurmak", "cinsel ilişkiyi gerçekleştirmek"]}, {"word": "münasebetiyle", "meanings": ["Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı"]}, {"word": "münasebetli", "meanings": ["İlişiği olan, ilişkili", "Uygun, yakışık alan"]}, {"word": "münasebetsiz", "meanings": ["Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin", "Ters, aksi", "Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse)"]}, {"word": "münasebetsizlik", "meanings": ["Münasebetsiz olma durumu", "Münasebetsizce davranış"]}, {"word": "münasip görmek", "meanings": ["uygun ve yerinde bulmak"]}, {"word": "münasip bulmak", "meanings": ["uygun olduğunu, yerinde görüldüğünü kabul etmek"]}, {"word": "münasip düşmek", "meanings": ["uygun düşmek"]}, {"word": "münavebe", "meanings": ["Nöbetleşme, keşikleme"]}, {"word": "münavebe ile", "meanings": ["nöbetleşe"]}, {"word": "münazaa", "meanings": ["Ağız kavgası, çekişme, münakaşa", "İki taraf arasındaki kavga, düşmanlık"]}, {"word": "münazara", "meanings": ["Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma", "Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü"]}, {"word": "müncer", "meanings": ["Bir yana doğru çekilip sürüklenen"]}, {"word": "müncer olmak", "meanings": ["-e dökülmek, -e varmak"]}, {"word": "mündemiç", "meanings": ["İçkin"]}, {"word": "münderecat", "meanings": ["İçindekiler"]}, {"word": "münderiç", "meanings": ["Bir şeyin içinde yer almış"]}, {"word": "münebbih", "meanings": ["Uyarıcı"]}, {"word": "müneccim", "meanings": ["Yıldız falcısı"]}, {"word": "müneccimbaşı", "meanings": ["Osmanlılarda, önemli bir işe girişilirken gökbilim hesaplarına dayanarak uğurlu vakti seçmekle, takvim ve yıllık düzenlemekle uğraşan saray görevlisi"]}, {"word": "müneccimlik", "meanings": ["Yıldız falcılığı"]}, {"word": "münekkitlik", "meanings": ["Eleştirmenlik"]}, {"word": "münekkit", "meanings": ["Eleştirmen"]}, {"word": "münevver", "meanings": ["Aydın", "Aydınlatılmış"]}, {"word": "münezzeh", "meanings": ["Temiz", "Uzak"]}, {"word": "münfail", "meanings": ["Gücenmiş, alınmış, kırgın", "Edilgin"]}, {"word": "münferiden", "meanings": ["Tek başına"]}, {"word": "münferit", "meanings": ["Tek, ayrı, kendi başına olan"]}, {"word": "münfesih", "meanings": ["Bozulmuş, dağılmış, feshedilmiş"]}, {"word": "münfesih olmak", "meanings": ["dağılmak"]}, {"word": "münhani", "meanings": ["Eğri"]}, {"word": "münhal", "meanings": ["Boş olan, açık bulunan (memuriyet vb.), boş, açık", "Erir, eriyebilen, çözülen"]}, {"word": "münharif", "meanings": ["Bir tarafa sapmış, doğruluğunu yitirmiş"]}, {"word": "münhasır", "meanings": ["Bir kimse veya bir şey için ayrılmış, mahsus", "Sınırlanmış, sınırlı"]}, {"word": "münhasıran", "meanings": ["Yalnız, özellikle"]}, {"word": "münhat", "meanings": ["Engin (II)"]}, {"word": "münhezim", "meanings": ["Bozguna uğramış, bozulmuş, yenilmiş"]}, {"word": "münkir", "meanings": ["İnkâr eden, kabul etmeyen", "Tanrı'nın varlığına inanmayan, Tanrı'nın varlığını inkâr eden (kimse)"]}, {"word": "münkesir", "meanings": ["Kırılmış, kırık", "Kırgın, gücenmiş"]}, {"word": "münkir olmak", "meanings": ["kabul etmemek, inkâr etmek"]}, {"word": "münşi", "meanings": ["Mektup türünde usta ve başarılı olan, inşası güçlü (kimse)"]}, {"word": "münşeat", "meanings": ["Sanatlı düzyazı veya mektupların toplandığı dergi", "Kaleme alınmış, yazılmış şeyler"]}, {"word": "müntehabat", "meanings": ["Seçme yazılar veya eserler"]}, {"word": "müntehap", "meanings": ["Seçilmiş, seçme"]}, {"word": "müntehip", "meanings": ["Seçmen"]}, {"word": "müntehir", "meanings": ["Kendini öldüren, intihar eden"]}, {"word": "münteha", "meanings": ["Son", "Sona ermiş, bitmiş"]}, {"word": "müptela", "meanings": ["Bağımlı", "Tutulmuş", "Âşık, vurgun"]}, {"word": "müntesip", "meanings": ["Bir yere, birine bağlanmış, kapılanmış, intisap etmiş olan", "İlgisi bulunan, ilgili"]}, {"word": "münteşir", "meanings": ["Yaygın, yayılmış", "Yayımlanan, yayımlanmış olan (gazete, dergi vb.)"]}, {"word": "müphem", "meanings": ["Belirsiz", "Açık ve belirgin olmaksızın"]}, {"word": "münzevi", "meanings": ["Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven"]}, {"word": "müphemiyet", "meanings": ["Belirsizlik"]}, {"word": "müphemlik", "meanings": ["Belirsizlik"]}, {"word": "müptedi", "meanings": ["Başlayıcı"]}, {"word": "müptela olmak", "meanings": ["alışmak, düşkün olmak, tutulmak"]}, {"word": "müptezel", "meanings": ["Saygınlığını yitirmiş", "Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz"]}, {"word": "müracaat", "meanings": ["Başvuru", "Danışma", "Herhangi bir eserden yararlanma"]}, {"word": "müracaat etmek", "meanings": ["başvurmak", "danışmak"]}, {"word": "müracaatta bulunmak", "meanings": ["müracaat etmek"]}, {"word": "müracaatçı", "meanings": ["Başvurucu"]}, {"word": "müradif", "meanings": ["Eş anlamlı"]}, {"word": "mürailik", "meanings": ["İkiyüzlülük"]}, {"word": "mürai", "meanings": ["İkiyüzlü"]}, {"word": "mürdüm eriği", "meanings": ["Reçeli veya hoşafı yapılan bir cins küçük ve kara erik, mürdüm"]}, {"word": "mürdümük", "meanings": ["Otsu bölümü hayvan yemi olarak kullanılan, beyaz, açık mavi veya mor çiçekleri olan bir yıllık otsu bitki, akburçak (Lathyrus sativus)"]}, {"word": "mürdesenk", "meanings": ["Doğal kurşun oksit (PbO)"]}, {"word": "mürdüm", "meanings": ["Mürdüm eriği"]}, {"word": "mürebbi", "meanings": ["Bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş erkek"]}, {"word": "mürebbiye", "meanings": ["Bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş kadın"]}, {"word": "mürebbiyelik", "meanings": ["Mürebbiye olma durumu", "Mürebbiyenin görevi"]}, {"word": "müreccah", "meanings": ["Yeğ"]}, {"word": "müreffeh", "meanings": ["Gönençli"]}, {"word": "mürekkep", "meanings": ["Yazı yazmak, desen çizmek veya basmak için kullanılan, türlü renklerde sıvı madde", "Birleşmiş, birleşik", "-den oluşmuş"]}, {"word": "müreffehen", "meanings": ["Gönençle, sıkıntısız bir biçimde, bolluk içinde"]}, {"word": "mürekkep olmak", "meanings": ["-den oluşmak"]}, {"word": "mürekkep yalamak", "meanings": ["çok okumuş, yazmış olmak"]}, {"word": "mürekkep balığı", "meanings": ["Kafadan bacaklılardan, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, eti yenen, kendini korumak için siyah renkli bir sıvı salarak suyu bulandıran bir yumuşakça, sübye (Sepia officinalis)"]}, {"word": "mürekkebi kurumadan bozmak", "meanings": ["kararı, sözleşmeyi, anlaşmayı yazılmasından çok kısa süre sonra bozmak"]}, {"word": "mürekkepçi", "meanings": ["Mürekkep yapan veya satan kimse"]}, {"word": "mürekkepleme", "meanings": ["Mürekkeplemek işi"]}, {"word": "mürekkeplenme", "meanings": ["Mürekkeplenmek işi"]}, {"word": "mürekkeplemek", "meanings": ["Mürekkep sürmek, mürekkep dökerek veya damlatarak bir yüzeyi lekelemek"]}, {"word": "mürekkeplenmek", "meanings": ["Mürekkep sürülmek, dökülmek veya damlatılmak"]}, {"word": "mürekkepli", "meanings": ["Mürekkep sürülmüş, dökülmüş veya damlatılmış olan", "İçine mürekkep konularak kullanılan"]}, {"word": "mürettep", "meanings": ["Dizilmiş, dizili", "Gizli bir amaçla düzenlenmiş, yapılmış (iş)", "Sonradan düzenlenmiş, derlenmiş"]}, {"word": "mürettip", "meanings": ["Dizgici", "Düzenleyen, hazırlayan, sıraya koyan"]}, {"word": "mürettebat", "meanings": ["Gemi, uçak vb. taşıtlardaki görevlilerin tümü", "Bir iş için görevlendirilmiş özel birlik"]}, {"word": "mürettiphane", "meanings": ["Bir basımevinde dizgicilerin çalıştığı bölüm"]}, {"word": "mürevviç", "meanings": ["Bir düşüncenin taraftarı veya yayıcısı"]}, {"word": "mürit", "meanings": ["Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse"]}, {"word": "mürettiplik", "meanings": ["Dizgicilik"]}, {"word": "müritlik", "meanings": ["Mürit olma durumu"]}, {"word": "mürt", "meanings": ["Ölmüş (hayvan)"]}, {"word": "mürt olmak", "meanings": ["hayvan ölmek"]}, {"word": "mürşit", "meanings": ["Doğru yolu gösteren kimse, kılavuz", "Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi"]}, {"word": "mürteci", "meanings": ["Yeni düzene karşı direnen (kimse), gerici"]}, {"word": "mürüvvet", "meanings": ["Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç", "Cömertlik", "Yiğitlik, mertlik"]}, {"word": "mürtefi", "meanings": ["Yükselen, yüksek bir yere çıkmış olan", "Yüksek, yüce"]}, {"word": "mürtekip", "meanings": ["Para, kazanç karşılığı olarak kötü, uygunsuz işler çeviren (kimse)", "Yiyici"]}, {"word": "mürtesem", "meanings": ["İz düşümü"]}, {"word": "mürtet", "meanings": ["Müslümanlığı bırakıp başka bir dine geçmiş olan (kimse)"]}, {"word": "mürur", "meanings": ["Geçme, bir taraftan girip diğer taraftan çıkma", "Geçip gitme", "Sona erme"]}, {"word": "müruriye", "meanings": ["Geçmelik"]}, {"word": "müruruzaman", "meanings": ["Süre aşımı"]}, {"word": "mürüvvete endaze olmaz", "meanings": ["`yardım ve iyiliğin sınırı yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "mürüvvetini görmek", "meanings": ["anne ve baba çocuklarının sevinçli günlerini görerek mutluluk duymak"]}, {"word": "mürüvvetli", "meanings": ["İnsanlığı olan, iyiliksever, insaniyetli"]}, {"word": "mürüvvetsiz", "meanings": ["İnsanlığı olmayan, insaniyetsiz"]}, {"word": "mürver", "meanings": ["Hanımeligillerden, yaprakları karşılıklı, demet durumundaki beyaz çiçeklerinden hekimlikte yararlanılan, meyvesi zeytine benzer bir ağaççık (Sambucus nigra)"]}, {"word": "müsaade", "meanings": ["İzin, icazet, ruhsat"]}, {"word": "müsaade etmek (veya buyurmak)", "meanings": ["izin vermek", "geçiş için yol vermek, yol açmak", "elverişli, uygun olmak"]}, {"word": "müsabaka", "meanings": ["Yarışma"]}, {"word": "müsabakaya girmek", "meanings": ["yarışmak, yarışmaya katılmak"]}, {"word": "müsabık", "meanings": ["Yarışçı", "Yarışmacı"]}, {"word": "müsademe", "meanings": ["Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma, çarpışma", "Uğraşma"]}, {"word": "müsadere", "meanings": ["Zor alım"]}, {"word": "müsadere etmek", "meanings": ["zor alıma çarpmak"]}, {"word": "müsadif", "meanings": ["Rastlayan"]}, {"word": "müsadif olmak", "meanings": ["rastlamak"]}, {"word": "müsait", "meanings": ["Uygun, elverişli"]}, {"word": "müsamaha", "meanings": ["Hoşgörü", "Görmezlikten gelme, göz yumma"]}, {"word": "müsakkafat", "meanings": ["Üzeri damla örtülmüş olan yapılar"]}, {"word": "müsamahakârlık", "meanings": ["Hoşgörülülük"]}, {"word": "müsamaha etmek", "meanings": ["hoşgörü ile davranmak"]}, {"word": "müsamahakâr", "meanings": ["Hoşgörülü"]}, {"word": "müsamahasız", "meanings": ["Hoşgörüsü olmayan"]}, {"word": "müsamahalı", "meanings": ["Hoşgörülü, toleranslı"]}, {"word": "müsamahasızlık", "meanings": ["Hoşgörüsüzlük"]}, {"word": "müsamere", "meanings": ["Okullarda öğrencilerin sunduğu, programında koşuk, oyun vb. gösterilerinin yer aldığı eğlence", "Çoğunlukla akşam toplantısı, akşam eğlencesi"]}, {"word": "müsavat", "meanings": ["Eşitlik, denklik"]}, {"word": "müsavatçılık", "meanings": ["Eşitçilik"]}, {"word": "müsavatsızlık", "meanings": ["Eşitsizlik"]}, {"word": "müsavatsız", "meanings": ["Eşit olmayan"]}, {"word": "müsebbip", "meanings": ["Bir şeyin olmasına, yapılmasına sebep olan, yol açan (kimse veya şey)"]}, {"word": "müsavi", "meanings": ["Eşit"]}, {"word": "müseccel", "meanings": ["Kütüğe geçirilmiş, tescil edilmiş, sicilli"]}, {"word": "müsekkin", "meanings": ["Yatıştırıcı"]}, {"word": "müseddes", "meanings": ["Altıgen", "Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşmuş nazım biçimi"]}, {"word": "müsellem", "meanings": ["İnkâr edilemeyen, karşı çıkılamayan, söz götürmez"]}, {"word": "müselles", "meanings": ["Üçgen", "Kokteyl türünden karışık bir içki", "Üç kere damıtılarak yapılmış özel bir şarap", "Üçlü"]}, {"word": "müsellesat", "meanings": ["Trigonometri"]}, {"word": "müsellim", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde eyalet ve sancakta yönetimi elinde bulunduran kişi"]}, {"word": "müselsel", "meanings": ["Birbirine bağlı olan, art arda zincirleme olarak gelen"]}, {"word": "müsemma", "meanings": ["Ad verilmiş, adı olan"]}, {"word": "müsevvit", "meanings": ["Müsvedde yapan kimse", "Taslak yapan kimse"]}, {"word": "müshil", "meanings": ["Bağırsakları çalıştırıp temizleyen, dışkının kolaylıkla dışarı atılmasını sağlayan ilaç"]}, {"word": "müskirat", "meanings": ["Sarhoş eden şeyler, alkollü içkiler"]}, {"word": "müsemmen", "meanings": ["Sekizli", "Sekizer dizeli bentlerden oluşan şiir"]}, {"word": "Müslim", "meanings": ["Müslüman"]}, {"word": "müspet", "meanings": ["Olumlu"]}, {"word": "Müslüman", "meanings": ["İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin", "İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse", "Doğru, haktan ayrılmaz kimse"]}, {"word": "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak", "meanings": ["körler mahallesinde ayna satmak"]}, {"word": "Müslüman adam", "meanings": ["Doğruluktan ayrılmaz, dürüst, hak yemeyen adam"]}, {"word": "Müslümanlaştırma", "meanings": ["Müslümanlaştırmak işi, İslamlaştırma"]}, {"word": "Müslümanlaştırmak", "meanings": ["Bir topluluğu veya bir kimseyi İslam dinine sokmak, İslamlaştırmak"]}, {"word": "Müslümanlık", "meanings": ["Hz. Muhammed'in yaydığı İslam dini, İslam, İslamlık, İslamiyet, Hak dini", "Müslüman olma durumu", "Müslüman topluluğu"]}, {"word": "müsmir", "meanings": ["Verimli", "Sonuç veren"]}, {"word": "müspet ilimler", "meanings": ["Pozitif bilimler"]}, {"word": "müsrif", "meanings": ["Tutumsuz"]}, {"word": "müsriflik", "meanings": ["Tutumsuzluk"]}, {"word": "müstacel", "meanings": ["Acele"]}, {"word": "müstafi", "meanings": ["Kendi isteğiyle işinden çekilmiş, istifa etmiş"]}, {"word": "müstaceliyet", "meanings": ["İvedilik"]}, {"word": "müstacelen", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "müstağni", "meanings": ["Elinde olanla yetinen, doygun", "Nazlı davranan"]}, {"word": "müstahak", "meanings": ["Hak etmiş, hak kazanmış, layık", "Bir kimsenin layık olduğu ödül veya ceza"]}, {"word": "müstahdem", "meanings": ["Odacı"]}, {"word": "müstahak olmak", "meanings": ["hak kazanmak, layık olmak"]}, {"word": "müstahkem", "meanings": ["Berkitilmiş, sağlamlaştırılmış, tahkim edilmiş"]}, {"word": "müstahzarat", "meanings": ["Eczanelerde hazır olarak bulundurulan ilaçlar"]}, {"word": "müstahzar", "meanings": ["Kullanıma hazır duruma getirilmiş, hazırlanmış", "Önceden hazırlanarak eczanede bulundurulan ticari ilaç, preparat"]}, {"word": "müstahkem mevki", "meanings": ["Türlü savunma tesislerini kapsayan bölge"]}, {"word": "müstahsil", "meanings": ["Üretici"]}, {"word": "müstait", "meanings": ["Doğuştan yetenekli, kabiliyetli olan"]}, {"word": "müstakar", "meanings": ["İstikrar bulmuş, durulmuş", "Karar kılınan, yerleşilen yer"]}, {"word": "müstakbel", "meanings": ["İleri bir tarihte beklenen, gelecek"]}, {"word": "müstakil", "meanings": ["Kullanış yönünden başka bir yapı ile bağlantısı olmayan, bağımsız", "Kullanış yönünden belli kişi veya kişiler için ayrılmış olan"]}, {"word": "müstakim", "meanings": ["Doğru, doğruluktan şaşmayan", "Doğrulu"]}, {"word": "müstantik", "meanings": ["Sorgu yargıcı"]}, {"word": "müstamel", "meanings": ["Kullanılmış olan", "Yeni olmayan, eski"]}, {"word": "müstantiklik", "meanings": ["Sorgu yargıçlığı"]}, {"word": "müstear", "meanings": ["Takma", "Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "müstebat", "meanings": ["Olacağı sanılmayan, uzak görülen"]}, {"word": "müstebit", "meanings": ["Zorba"]}, {"word": "müstebitlik", "meanings": ["Zorbalık"]}, {"word": "müstecir", "meanings": ["Kira karşılığında bir yeri tutan kimse, kiracı"]}, {"word": "müstefit", "meanings": ["Yararlanma"]}, {"word": "müstefit olmak", "meanings": ["yararlanmak, faydalanmak"]}, {"word": "müstefit etmek", "meanings": ["yararlandırmak"]}, {"word": "müstehase", "meanings": ["Fosil"]}, {"word": "müstehcen", "meanings": ["Açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız"]}, {"word": "müstehcenleşme", "meanings": ["Müstehcenleşmek durumu"]}, {"word": "müstehcenleşmek", "meanings": ["Müstehcen duruma gelmek"]}, {"word": "müstehzi", "meanings": ["Alaycı", "Alaycı bir biçimde"]}, {"word": "müstehlik", "meanings": ["Tüketici"]}, {"word": "müstekreh", "meanings": ["İğrenç"]}, {"word": "müstehcenlik", "meanings": ["Müstehcen olma durumu"]}, {"word": "müstelzim", "meanings": ["Gerektiren", "Gerekli olan, gereken"]}, {"word": "müstemirren", "meanings": ["Arasız"]}, {"word": "müstemleke", "meanings": ["Sömürge"]}, {"word": "müstemlekeci", "meanings": ["Sömürgeci"]}, {"word": "müstemlekecilik", "meanings": ["Sömürgecilik"]}, {"word": "müstenit", "meanings": ["Dayanan, yaslanan"]}, {"word": "müstenkif", "meanings": ["Oy vermekten veya bir karara katılmaktan çekinen, çekimser"]}, {"word": "müsteniden", "meanings": ["Dayanarak"]}, {"word": "müstensih", "meanings": ["El yazması eserini el yazısıyla kopya eden kimse", "Yazıları çoğaltma makinesi, teksir makinesi"]}, {"word": "müsterih", "meanings": ["Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan, içi rahat olan"]}, {"word": "müsterih olmak", "meanings": ["içi rahat olmak, kaygıdan kurtulmak"]}, {"word": "müstesna", "meanings": ["Bir bütünün veya kuralın dışında olan", "Benzerlerinden üstün olan, benzerleri az bulunan", "Kural dışı", "Dışında, ayrı, hariç tutularak"]}, {"word": "müsteşarlık", "meanings": ["Müsteşar olma durumu", "Müsteşarın görevi veya makamı"]}, {"word": "müsteşar", "meanings": ["Kendisinden bilgi alınan, kendisine danışılan kimse", "Bakanlıklarda, elçiliklerde bakan veya büyükelçiden sonra gelen en büyük yönetici"]}, {"word": "müsteşrik", "meanings": ["Doğu bilimci"]}, {"word": "müstevi", "meanings": ["Her yeri aynı düzeyde olan, düz", "Düzlem"]}, {"word": "müstezat", "meanings": ["Her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türü"]}, {"word": "müstevli", "meanings": ["Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan (kimse, devlet, ordu vb.)", "Salgın"]}, {"word": "müsvedde", "meanings": ["Yazı taslağı, karalama", "Bir şeyin kötü benzeri"]}, {"word": "müsvedde defteri", "meanings": ["Karalama defteri"]}, {"word": "müsveddelik kâğıt", "meanings": ["Karalama için kullanılan kâğıt"]}, {"word": "müşabih", "meanings": ["Aralarında benzerlik olan, benzer, benzeş"]}, {"word": "müsveddelik", "meanings": ["Müsvedde yapmaya elverişli"]}, {"word": "müşabehet", "meanings": ["İki şey arasında benzerlik, benzeşlik"]}, {"word": "müşahede", "meanings": ["Görme", "Gözlem"]}, {"word": "müşahede altına almak", "meanings": ["sürekli gözlem altında bulundurmak"]}, {"word": "müşahede etmek", "meanings": ["gözlemlemek"]}, {"word": "müşahhas", "meanings": ["Somut"]}, {"word": "müşahit", "meanings": ["Gözlemci"]}, {"word": "müşareket", "meanings": ["Ortaklık, ortaklaşma", "İşteş çatı"]}, {"word": "müşarünileyh", "meanings": ["Adı geçen, adı anılan kişi"]}, {"word": "müşareket etmek", "meanings": ["ortaklaşa çalışmak"]}, {"word": "müşavere", "meanings": ["Danışma, danış"]}, {"word": "müşareket fiili", "meanings": ["İşteş fiil"]}, {"word": "müşavir", "meanings": ["Danışman"]}, {"word": "müşavirlik", "meanings": ["Danışmanlık"]}, {"word": "müşebbeh", "meanings": ["Bir şeyle arasında benzerlik bulunan, benzetilen"]}, {"word": "müşekkel", "meanings": ["Biçim verilmiş", "İri, gösterişli"]}, {"word": "müşerref", "meanings": ["Onur verilerek yüceltilmiş"]}, {"word": "müşerref olmak", "meanings": ["onurlanmak, onur kazanmak, şereflenmek"]}, {"word": "müşevvik", "meanings": ["Arzusunu çoğaltan, isteğini artıran", "Ayartan, kışkırtan, önayak olan"]}, {"word": "müşevveş", "meanings": ["Belirsiz, karışık, düzensiz"]}, {"word": "müşfik", "meanings": ["Sevecen"]}, {"word": "müşir", "meanings": ["Mareşal"]}, {"word": "müşir", "meanings": ["Yazı ile bildiren, haber veren", "Taşıtlarda motorun ısı durumunu göstergeye yansıtan araç", "Gösterge"]}, {"word": "müşirlik", "meanings": ["Mareşallik"]}, {"word": "müşkül", "meanings": ["Güç, zor, çetin", "Engel, güçlük, zorluk"]}, {"word": "müşkülat", "meanings": ["Güçlük, güçlükler, zorluklar"]}, {"word": "müşkülat çıkarmak", "meanings": ["yapmakta bulunduğu işi güçleştirecek durumlar yaratmak"]}, {"word": "müşkülat çekmek", "meanings": ["zorluk, güçlük içinde kalmak"]}, {"word": "müşkülatlı", "meanings": ["Güçlüğü olan, zorluk içinde olan"]}, {"word": "müşküle", "meanings": ["Bağ bozumuna yakın bir zamanda yetişen, kalınca kabuklu, iri ve uzun taneli bir üzüm"]}, {"word": "müşkülleşme", "meanings": ["Müşkülleşmek durumu"]}, {"word": "müşkülleşmek", "meanings": ["Müşkül duruma girmek, güçleşmek, zorlaşmak"]}, {"word": "müşrik", "meanings": ["Tanrı'ya ortak koşan"]}, {"word": "müşterek", "meanings": ["Ortak", "Birlikte", "Ortaklaşa, el birliğiyle yapılan veya hazırlanan"]}, {"word": "müşkülpesent", "meanings": ["Güçbeğenir", "Bir işi yapmamak için türlü bahaneler uyduran"]}, {"word": "müştak", "meanings": ["Özleyen, göreceği gelen"]}, {"word": "müştak", "meanings": ["Başka bir kelime veya kökten türemiş, çıkmış", "Türev"]}, {"word": "müştehi", "meanings": ["Bir şey için çok istek gösteren, istekli", "İştahlı"]}, {"word": "müşteki", "meanings": ["Yakınan, sızlanan, şikâyetçi"]}, {"word": "müşteki olmak", "meanings": ["yakınmak, şikâyetçi olmak"]}, {"word": "müştemilat", "meanings": ["Eklentiler"]}, {"word": "müşterek bahis", "meanings": ["At yarışlarında, en az iki koşuda yarışan hayvanlardan birinin kazanmasına bağlanan talih oyunu"]}, {"word": "Müşteri", "meanings": ["Jüpiter"]}, {"word": "müştereken", "meanings": ["Ortaklaşa"]}, {"word": "müşteri", "meanings": ["Hizmet, mal vb. alan ve karşılığında ücret ödeyen kimse", "Alıcı"]}, {"word": "müşteri hizmeti", "meanings": ["Müşteriye verilen hizmet"]}, {"word": "muta", "meanings": ["Geçici kazanç", "Muta nikâhı"]}, {"word": "muta nikâhı", "meanings": ["Bazı yerlerde kadına verilen para karşılığında yapılan geçici nikâh, muta"]}, {"word": "mütalaa", "meanings": ["Etüt", "Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı düşünme ile oluşan görüş ve yorum", "Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı bir biçimde düşünme"]}, {"word": "mütalaa etmek", "meanings": ["okumak", "üzerinde düşünmek, iyice incelemek"]}, {"word": "mütalaa yürütmek", "meanings": ["herhangi bir görüş üzerinde ayrıntılarıyla düşünce üretmek"]}, {"word": "mütalaada bulunmak", "meanings": ["görüş veya düşünce ileri sürmek"]}, {"word": "mütareke", "meanings": ["Ateşkes"]}, {"word": "müteaddit", "meanings": ["Birçok"]}, {"word": "müteaffin", "meanings": ["Kokuşuk, pis kokulu"]}, {"word": "müteahhit", "meanings": ["Yüklenici"]}, {"word": "müteahhitlik", "meanings": ["Müteahhidin yaptığı iş"]}, {"word": "müteakiben", "meanings": ["Sonra, arkadan, ardı sıra"]}, {"word": "müteakip", "meanings": ["Arkadan gelen, ardı sıra gelen, ardı sıra", "-den sonra"]}, {"word": "mütealiye", "meanings": ["Deneyüstücülük"]}, {"word": "müteallik", "meanings": ["İlişkin", "İlgili"]}, {"word": "müteammim", "meanings": ["Yaygın duruma gelmiş, genelleşmiş"]}, {"word": "mütearife", "meanings": ["Belit"]}, {"word": "mütebahhir", "meanings": ["Geniş, derin bilgisi olan"]}, {"word": "mütebaki", "meanings": ["Geri kalan, kalan"]}, {"word": "mütebasbıs", "meanings": ["Yaltakçı"]}, {"word": "mütebeddil", "meanings": ["Değişen", "Kararsız"]}, {"word": "mütecanis", "meanings": ["Bağdaşık"]}, {"word": "mütebessim", "meanings": ["Gülümseyen, güleç"]}, {"word": "mütecaviz", "meanings": ["Saldırgan, saldırıcı, sataşkan", "-den çok, -i aşan"]}, {"word": "mütecasir", "meanings": ["Yeltenen, cüret eden"]}, {"word": "mütecessis", "meanings": ["Gizliyi arayan, gizliyi gözetleyen", "Meraklı"]}, {"word": "mütedair", "meanings": ["Ait, için, dolayı, üzerine, ... ile ilgili"]}, {"word": "mütedavil sermaye", "meanings": ["Döner sermaye"]}, {"word": "mütedavil", "meanings": ["Tedavülde bulunan, elden ele gezen"]}, {"word": "mütedeyyin", "meanings": ["Dindar"]}, {"word": "müteessif olmak", "meanings": ["üzülmek, acınmak, yerinmek, esef etmek"]}, {"word": "müteessif", "meanings": ["Üzülen, esef eden", "Acınan, yerinen"]}, {"word": "müteessir", "meanings": ["Üzülmüş, üzüntülü", "Etkilenmiş"]}, {"word": "müteessir olmak", "meanings": ["üzülmek", "etkilenmek"]}, {"word": "mütefennin", "meanings": ["Fen bilgini"]}, {"word": "mütefekkir", "meanings": ["Düşünür"]}, {"word": "müteferrik", "meanings": ["Ayrılmış, dağınık"]}, {"word": "müteferrika", "meanings": ["Küçük giderler için ayrılan para", "Güvenlik kuruluşlarında şüpheli kimselerin ilgili yerlere gönderilmek için geçici olarak barındırıldıkları bölüm", "Padişah, vezir ve daha başka devlet büyüklerinin yanında, türlü hizmetlerde çalışan kimse"]}, {"word": "mütehakkim", "meanings": ["Hâkim olan, hükmeden", "Zorbalık eden, hükmünü zorla yürüten"]}, {"word": "mütegallibe", "meanings": ["Zorba"]}, {"word": "mütehammil", "meanings": ["Dayanıklı"]}, {"word": "müteharrik", "meanings": ["Hareketli", "İşleyen, çalışan"]}, {"word": "mütehassıs", "meanings": ["Uzman"]}, {"word": "mütehassıslık", "meanings": ["Uzmanlık"]}, {"word": "mütehassis", "meanings": ["Duygulanmış"]}, {"word": "mütehassis etmek", "meanings": ["bir kimseyi duygulandırmak"]}, {"word": "mütehassis olmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple duygulanmak"]}, {"word": "mütehavvil", "meanings": ["Değişken, kararsız"]}, {"word": "mütehayyir", "meanings": ["Şaşmış, şaşırmış olan"]}, {"word": "mütekabil", "meanings": ["Karşılıklı"]}, {"word": "müteheyyiç", "meanings": ["Heyecanlı"]}, {"word": "mütehevvir", "meanings": ["Öfkeli, kızgın"]}, {"word": "mütekabiliyet", "meanings": ["Karşılıklılık"]}, {"word": "mütekabiliyet esası üzerine", "meanings": ["karşılıklı olarak"]}, {"word": "mütekait", "meanings": ["Emekli"]}, {"word": "mütemadiyen", "meanings": ["Ara vermeden, sürekli olarak, mütemadi"]}, {"word": "mütekâmil", "meanings": ["Olgunlaşmış, gelişmiş, gelişkin"]}, {"word": "mütekâsif", "meanings": ["Yoğunlaşmış, koyulaşmış", "Derişik"]}, {"word": "mütelezziz", "meanings": ["Lezzet bulan, tat alan, mutlu olan, hoşlanan"]}, {"word": "mütekebbir", "meanings": ["Kibirli"]}, {"word": "mütekellim", "meanings": ["Söyleyen, konuşan", "Teklik birinci kişi"]}, {"word": "mütemadi", "meanings": ["Sürekli, aralıksız", "Mütemadiyen"]}, {"word": "mütelezziz olmak", "meanings": ["lezzet duymak, tat almak, mutlu olmak"]}, {"word": "mütemayil", "meanings": ["İstekli görünen, eğilimi olan, meyilli"]}, {"word": "mütemayiz", "meanings": ["Kendini gösteren, sivrilen"]}, {"word": "mütemekkin", "meanings": ["Yerleşik"]}, {"word": "mütemerkiz", "meanings": ["Derişik"]}, {"word": "mütenakıs", "meanings": ["Azalan, eksilen"]}, {"word": "mütemmim", "meanings": ["Tamamlayan, bütünleyen, bitiren", "Bütünler", "Tümleç"]}, {"word": "mütenasip", "meanings": ["Orantılı, oranlı, uygun"]}, {"word": "mütenakız", "meanings": ["Çelişkili"]}, {"word": "mütenavip", "meanings": ["Almaşık"]}, {"word": "mütenazır", "meanings": ["Simetrik"]}, {"word": "mütenebbih", "meanings": ["Aklını başına toplamış, akıllanmış, uslanmış"]}, {"word": "mütenekkiren", "meanings": ["Kılık değiştirerek, takma ad kullanarak, kendini tanıtmadan"]}, {"word": "mütenekkir", "meanings": ["Kılık değiştiren, takma ad kullanan, kendini tanıtmak istemeyen"]}, {"word": "müteneffir", "meanings": ["İğrenmiş, tiksinmiş", "İğrenmiş, tiksinmiş bir biçimde"]}, {"word": "mütenevvi", "meanings": ["Türlü, çeşitli"]}, {"word": "müteradif", "meanings": ["Eş anlamlı"]}, {"word": "müterakki", "meanings": ["İleri, ilerlemiş"]}, {"word": "müterakim", "meanings": ["Birikmiş, toplanmış, yığılmış"]}, {"word": "mütercem", "meanings": ["Çevrilmiş, tercüme edilmiş"]}, {"word": "mütercim", "meanings": ["Çevirmen"]}, {"word": "mütercimlik", "meanings": ["Çevirmenlik"]}, {"word": "mütereddi", "meanings": ["Soysuzlaşmış"]}, {"word": "müteşekkir", "meanings": ["Teşekkür etme durumunda olan"]}, {"word": "mütereddit", "meanings": ["Tereddüt eden, çekingen, kararsız, ikircimli (kimse)"]}, {"word": "mütesanit", "meanings": ["Dayanışma içinde olan (kimse)"]}, {"word": "müteselli", "meanings": ["Avunan"]}, {"word": "mütevazı", "meanings": ["Alçak gönüllü", "Gösterişsiz, iddiasız"]}, {"word": "müteselli olmak", "meanings": ["avunmak"]}, {"word": "mütevazi", "meanings": ["Birbirine paralel olan", "Paralel"]}, {"word": "müteselsil", "meanings": ["Zincirleme"]}, {"word": "müteşebbis", "meanings": ["Girişimci"]}, {"word": "mütetebbi", "meanings": ["Bir konuyu dikkatle araştıran, irdeleyici, araştırıcı"]}, {"word": "müteşekkil", "meanings": ["Oluşmuş, meydana gelmiş"]}, {"word": "mütevali", "meanings": ["Art arda gelen, üst üste olan, ardışık"]}, {"word": "mütevakkıf", "meanings": ["Gerçekleşmesi bir şeye bağlı bulunan"]}, {"word": "mütevazin", "meanings": ["Birbirine uyan, oranlı"]}, {"word": "müteveccih", "meanings": ["Bir yere gitmeye, bir şeyi yapmaya karar veren", "Yönelik"]}, {"word": "müteveccihen", "meanings": ["Bir yere doğru gitmek üzere", "Bir şeyi yapmaya yönelmiş olarak"]}, {"word": "müteveffa", "meanings": ["Ölmüş, ölü kimse", "Müslüman olmayan kimseleri ölümünden sonra anarken kullanılan saygı sözü"]}, {"word": "mütevehhim", "meanings": ["Kuruntulu, evhamlı", "Korkak, ödlek"]}, {"word": "mütevelli", "meanings": ["Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kimse"]}, {"word": "mütevekkil", "meanings": ["Her işini Tanrı'ya veya oluruna bırakmış, kadere boyun eğmiş"]}, {"word": "mütevellit", "meanings": ["Doğmuş, dünyaya gelmiş", "Meydana gelmiş, ileri gelmiş"]}, {"word": "müteverrim", "meanings": ["Veremli"]}, {"word": "müteyakkız", "meanings": ["Uyanık, tetikte, sak (I)"]}, {"word": "mütezayit", "meanings": ["Artan, çoğalan"]}, {"word": "müthiş", "meanings": ["Korkuya düşüren, korkunç, dehşetli", "Çok rahatsız eden, dayanılmaz", "Şaşılacak kadar değişik", "`Ne acayip şey` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "müttefik", "meanings": ["Bağlaşık"]}, {"word": "müttefiken", "meanings": ["El birliğiyle, hep birlikte", "Oy birliğiyle"]}, {"word": "müttehiden", "meanings": ["Birlikte, birlik olarak"]}, {"word": "müttehit", "meanings": ["Birlik durumuna gelmiş, birleşik, birlik olmuş"]}, {"word": "müvekkil", "meanings": ["Birini kendine vekil olarak seçen erkek"]}, {"word": "müvellidülhumuza", "meanings": ["Oksijen"]}, {"word": "müvellidülma", "meanings": ["Hidrojen"]}, {"word": "müverrih", "meanings": ["Tarih yazan kimse, tarihçi"]}, {"word": "müvesvis", "meanings": ["Kuruntucu"]}, {"word": "müvezzilik", "meanings": ["Müvezzi olma durumu"]}, {"word": "müvezzi", "meanings": ["Dağıtıcı"]}, {"word": "müyesser olmak", "meanings": ["kolaylıkla ortaya çıkmak, kolaylıkla elde edilmek", "nasip olmak"]}, {"word": "müyesser", "meanings": ["Kolaylıkla ortaya çıkan"]}, {"word": "müzaheret", "meanings": ["Yardım etme, arkalama, destekleme, arka çıkma"]}, {"word": "müzaheret etmek", "meanings": ["yardım etmek, arkalamak, arka çıkmak"]}, {"word": "müzahir", "meanings": ["Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı"]}, {"word": "müzahrefat", "meanings": ["Süprüntüler, pislikler", "Yalanlar, saptırmalar"]}, {"word": "müzakerat", "meanings": ["Bir konuyla ilgili konuşmalar, danışmalar, müzakereler"]}, {"word": "müzakere", "meanings": ["Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma, oylaşma", "Sözlü sınav", "Etüt"]}, {"word": "müzakereci", "meanings": ["Müzakere yapan kimse", "Öğrencileri çalıştıran kimse"]}, {"word": "müzakere etmek", "meanings": ["bir konu üzerinde fikir alışverişinde bulunmak, oylaşmak", "sözlü sınav yapmak"]}, {"word": "müzayaka", "meanings": ["Sıkıntı, darlık, parasızlık"]}, {"word": "müzayede", "meanings": ["Açık artırma"]}, {"word": "müze", "meanings": ["Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı"]}, {"word": "müze gibi", "meanings": ["eski ve değerli eşyaları olan (yer)"]}, {"word": "müzebzep", "meanings": ["Bozuk (yönetim)", "Çok karışık, karmakarışık"]}, {"word": "müzeci", "meanings": ["Müze kuran veya müzede çalışan kimse"]}, {"word": "müzecilik", "meanings": ["Müze kurma veya işletme işi"]}, {"word": "müzehhep", "meanings": ["Altın suyuna batırılmış olan", "Yaldızla süslenmiş, yaldızlanmış"]}, {"word": "müzekker", "meanings": ["Eril"]}, {"word": "müzekkere", "meanings": ["Bir iş için herhangi bir üst makama yazılan yazı", "Yargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığı yazı"]}, {"word": "müzelik", "meanings": ["Müzeye konulacak değerde veya eskilikte olan", "Eski, köhne"]}, {"word": "müzevir", "meanings": ["Arabozan"]}, {"word": "müzevirleme", "meanings": ["Müzevirlemek işi"]}, {"word": "müzevirlemek", "meanings": ["Birinin başkası aleyhine yaptıkları veya söylediklerini karşı tarafa iletmek, ara bozmak"]}, {"word": "müzevirlik etmek", "meanings": ["söz getirip götürmek, ara bozmak"]}, {"word": "müzevirlik", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "müzeyyen", "meanings": ["Süslenmiş, bezenmiş"]}, {"word": "müziç", "meanings": ["Bunaltıcı, tedirgin edici"]}, {"word": "müzikal", "meanings": ["Müzikle ilgili", "Müzik eşliğinde sergilenen film veya tiyatro oyunu"]}, {"word": "müzik", "meanings": ["Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki", "Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması"]}, {"word": "müzikalite", "meanings": ["Müziğe uygun özellikleri taşıma"]}, {"word": "müzik bilimci", "meanings": ["Müzik bilimi alanında araştırmalar yapan bilgin veya uzman, müzikolog"]}, {"word": "müzikçi", "meanings": ["Müzisyen", "Müzik öğretmeni"]}, {"word": "müzik bilimi", "meanings": ["Müzik konularını, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim, müzikoloji"]}, {"word": "müzikçilik", "meanings": ["Müzisyenlik"]}, {"word": "müzik dolabı", "meanings": ["Radyo, televizyon, teyp, pikap, video vb. ses cihaz ve aksesuarları koymaya yarayan mobilya"]}, {"word": "müzik köşesi", "meanings": ["Değişik müzik türlerinin bir mağazanın belli bir bölümünde veya köşesinde, plak, kaset, uzunçalar vb. olarak satışa sunulduğu yer"]}, {"word": "müzikhol", "meanings": ["Fon müziğinden yararlanılarak eğlenceli, fantezi oyunların oynandığı yer"]}, {"word": "müziklendirmek", "meanings": ["Müzik ile çeşitlemek, süslemek"]}, {"word": "müzikli", "meanings": ["Film ve oyun için bazı bölümlerinde müzikten de yararlanılan"]}, {"word": "müzik market", "meanings": ["Değişik müzik aletlerinin, plak, kaset, disk vb. ürünlerin pazarlandığı yer"]}, {"word": "müzik odası", "meanings": ["Müzik dinlemeye ayrılmış yer"]}, {"word": "müzikolog", "meanings": ["Müzik bilimci"]}, {"word": "müzikoloji", "meanings": ["Müzik bilimi"]}, {"word": "müziksever", "meanings": ["Müzik tutkusu olan, müziği seven (kimse)"]}, {"word": "müzik salonu", "meanings": ["Müzik dinlenen geniş salon"]}, {"word": "müziksiz", "meanings": ["Müziği olmayan", "Herhangi bir müzik parçası çalınmayan"]}, {"word": "müzisyen", "meanings": ["Müzik eserleri yaratan, besteleyen veya besteleri çalan kimse, müzikçi"]}, {"word": "müzminleşme", "meanings": ["Süreğenleşme"]}, {"word": "müzmin", "meanings": ["Süreğen"]}, {"word": "Na", "meanings": ["Sodyum elementinin simgesi"]}, {"word": "müzminleşmek", "meanings": ["Süreğenleşmek"]}, {"word": "müzminleştirme", "meanings": ["Süreğenleştirme"]}, {"word": "müzminlik", "meanings": ["Süreğenlik"]}, {"word": "müzminleştirmek", "meanings": ["Süreğenleştirmek"]}, {"word": "N", "meanings": ["Azot elementinin simgesi"]}, {"word": "n, N", "meanings": ["Türk alfabesinin on yedinci sırasında yer alan ve Ne adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından genizsil diş, diş eti ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "naaş", "meanings": ["Ölen insanın vücudu, ceset"]}, {"word": "naat", "meanings": ["Bir şeyin niteliklerini övme", "Hz. Muhammed'in niteliklerini övmek, ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan kaside"]}, {"word": "nabekâr", "meanings": ["Yararsız, işe yaramaz", "Serseri, haylaz, avare, işsiz"]}, {"word": "nabız", "meanings": ["Kalp atışının sağladığı kan basıncından dolayı atardamarlara parmakla basıldığında duyulan vuru", "Eğilim, düşünce, niyet"]}, {"word": "nabız almak", "meanings": ["nabzını saymak"]}, {"word": "nabzı atmak", "meanings": ["kalp vuruşu sürmek", "ortaya çıkmak, görünmek, belli olmak"]}, {"word": "nabzı durmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "nabız (veya nabzını) yoklamak", "meanings": ["niyetini, düşüncesini, eğilimini anlamaya çalışmak", "düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için ön araştırma yapmak"]}, {"word": "nabzına girmek", "meanings": ["elindeki imkânları kullanarak birinin hoşnutluğunu kazanmak, birini yola getirmek ve düşüncelerini benimsetmek"]}, {"word": "nacak", "meanings": ["Sapı kısa, küçük odun baltası"]}, {"word": "naçar", "meanings": ["Çaresi olmayan, çaresiz", "Zavallı, düşkün"]}, {"word": "naçiz", "meanings": ["Değersiz, önemsiz"]}, {"word": "naçar kalmak", "meanings": ["çare, çıkar yol bulamamak"]}, {"word": "nabzına göre şerbet vermek", "meanings": ["birinin hoşuna gidecek, gururunu okşayacak yolda davranmak"]}, {"word": "nabzını saymak", "meanings": ["bir dakikadaki kalp atışını saymak"]}, {"word": "nabzını tutmak", "meanings": ["nabzını saymak için bileğini tutmak", "düşüncesini, niyetini, eğilimini anlamaya çalışmak"]}, {"word": "naçizane", "meanings": ["Haddi olmayarak", "Çok küçük, önemsiz bir şey olarak"]}, {"word": "nadan", "meanings": ["Bilgisiz, cahil", "Nobran, kaba, kötü"]}, {"word": "nadide", "meanings": ["Az görülür, görülmedik, seyrek görülen"]}, {"word": "nadanca", "meanings": ["Nadana yakışır bir biçimde"]}, {"word": "nadanlık", "meanings": ["Nadan olma durumu", "Nadanca davranış"]}, {"word": "nadas etmek", "meanings": ["nadasa bırakmak"]}, {"word": "nadasa bırakmak (veya yatırmak)", "meanings": ["bir tarlayı sürüp herhangi bir şey ekmeden dinlenmeye bırakmak"]}, {"word": "nadas", "meanings": ["Tarlayı sürüp herhangi bir şey ekmeden dinlenmeye bırakma"]}, {"word": "nafaka", "meanings": ["Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik", "Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık"]}, {"word": "nadaslı", "meanings": ["Nadasa bırakılmış"]}, {"word": "nadaslık", "meanings": ["Nadas için ayrılmış"]}, {"word": "nadim olmak", "meanings": ["pişman olmak"]}, {"word": "nadim", "meanings": ["Yaptığı bir davranıştan pişmanlık duyan, pişman"]}, {"word": "nadir", "meanings": ["Seyrek, az bulunur", "Seyrek"]}, {"word": "nadiren", "meanings": ["Seyrek"]}, {"word": "nadirat", "meanings": ["Seyrek, az görülen, az bulunan şeyler veya durumlar"]}, {"word": "nafaka sağlamak", "meanings": ["geçinecek kadar para temin etmek"]}, {"word": "nafaka bağlanmak", "meanings": ["yasaca, bakılması zorunlu olan kişiye mahkeme kararıyla evlat, koca gibi bir kimsenin, geçim parası vermesini sağlamak"]}, {"word": "nafakalanma", "meanings": ["Nafakalanmak işi"]}, {"word": "nafakalanmak", "meanings": ["Geçimi sağlanmak"]}, {"word": "nafia", "meanings": ["Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri"]}, {"word": "nafile namaz", "meanings": ["Sevap kazanmak amacıyla farz ve vacip namazları dışında kılınan namaz"]}, {"word": "nafi", "meanings": ["Yararlı"]}, {"word": "nafile", "meanings": ["Yararsız", "Boşuna, boş yere", "Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç"]}, {"word": "nafiz", "meanings": ["Delip geçen", "İçe işleyen", "Sözü geçen, etkili olan"]}, {"word": "nafta", "meanings": ["Petrolden 100-250 °C arasında damıtılan ürün"]}, {"word": "naftalin", "meanings": ["Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen, özel kokulu, beyaz, 1,158 yoğunluğunda, 80 °C'de eriyen, 218 °C'de kaynayan, suda erimeyen, alkol, benzol ve eterde kolaylıkla eriyen, kumaş, elbise, halı vb.ni güve gibi zararlılardan korumakta kullanılan antiseptik bir hidrokarbon"]}, {"word": "naftalinlemek", "meanings": ["Güveden korumak için yünlüler üzerine, arasına naftalin serpmek veya atmak"]}, {"word": "naftalinleme", "meanings": ["Naftalinlemek işi"]}, {"word": "naftalinlenme", "meanings": ["Naftalinlenmek işi"]}, {"word": "nağme", "meanings": ["Güzel, uyumlu ses, ezgi, melodi", "Ezgi", "Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz"]}, {"word": "naftalinlenmek", "meanings": ["Naftalin serpilmek, naftalin dökülmek"]}, {"word": "nağme yapmak", "meanings": ["bildiği bir şeyi bilmez görünmek", "bahane ileri sürmek"]}, {"word": "nagehan", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "nağmeli", "meanings": ["Nağmesi olan"]}, {"word": "nağmesiz", "meanings": ["Nağmesi olmayan", "Nağmesi olmadan"]}, {"word": "nahak", "meanings": ["Haksız, gereksiz"]}, {"word": "nahak yere", "meanings": ["Haksız, gereksiz olarak, boş yere, boşuna"]}, {"word": "nahırcı", "meanings": ["Sığırtmaç"]}, {"word": "nahır", "meanings": ["Sığır sürüsü"]}, {"word": "nahif", "meanings": ["İnce, duygulu, hassas", "Zayıf, cılız, çelimsiz"]}, {"word": "nahiv", "meanings": ["Söz dizimi"]}, {"word": "nahiye müdürü", "meanings": ["Bucaktaki en üst görevli"]}, {"word": "nahiye", "meanings": ["Bucak", "Bölge"]}, {"word": "nahoş", "meanings": ["Hoş olmayan, hoşa gitmeyen, kötü, çirkin"]}, {"word": "naip", "meanings": ["Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse"]}, {"word": "nail", "meanings": ["Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış"]}, {"word": "nakarat", "meanings": ["Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak", "Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz", "Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm"]}, {"word": "naiplik", "meanings": ["Naip olma durumu, niyabet"]}, {"word": "nail olmak", "meanings": ["erişmek, ulaşmak, kavuşmak"]}, {"word": "nakaratlı", "meanings": ["Nakaratı olan"]}, {"word": "nakaratsız", "meanings": ["Nakaratı olmayan"]}, {"word": "nakavt", "meanings": ["Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu"]}, {"word": "nakden", "meanings": ["Para olarak", "Peşin olarak"]}, {"word": "nakdî", "meanings": ["Parasal"]}, {"word": "nakıs", "meanings": ["Eksik, tam olmayan, bitmemiş, noksan", "Özrü, kusuru olan", "Eksi", "Eksik, tam olmayan, bitmemiş, noksan biçimde"]}, {"word": "nakdî ceza", "meanings": ["Para cezası"]}, {"word": "nakavt etmek", "meanings": ["boks maçında nakavtla yenmek", "mat etmek"]}, {"word": "nakavt olmak", "meanings": ["boks maçında nakavtla yenilmek"]}, {"word": "nakdî teminat", "meanings": ["Borcun ödeneceğine dair, alacaklıya parayla sağlanan güvence", "Kredi kullanılması durumunda güvence olarak gösterilen nakit değer"]}, {"word": "nakdî kıymet", "meanings": ["Para bakımından değer"]}, {"word": "nakdî vergi", "meanings": ["Mal veya hizmet yerine para olarak ödenen vergi"]}, {"word": "nakdî yardım", "meanings": ["Para olarak yapılan yardım"]}, {"word": "nakış", "meanings": ["Genellikle kumaş üzerine renkli iplikler veya sırma ve sim kullanarak elle, makineyle yapılan işleme, el işi, ince iş", "Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim", "Beste ve semainin, dört yerine iki haneli olanı", "Hile"]}, {"word": "nakışçılık", "meanings": ["Nakış yapma işi"]}, {"word": "nakışçı", "meanings": ["Nakış yapan kimse"]}, {"word": "nakış işlemek", "meanings": ["kumaş üzerine renkli iplikler, sırma veya sim kullanarak işleme yapmak"]}, {"word": "nakış ipliği", "meanings": ["Çeşitli motifleri kumaş üzerine işlemek için pamuk, ipek, yün veya başka maddelerden hazırlanan sırma, sim vb. özel iplik"]}, {"word": "nakışlama", "meanings": ["Nakışlamak işi"]}, {"word": "nakışlamak", "meanings": ["Nakışla bezemek, işlemek"]}, {"word": "nakışlık", "meanings": ["Nakış olma durumu"]}, {"word": "nakışlı", "meanings": ["Nakşı olan"]}, {"word": "nakışsız", "meanings": ["Nakşı olmayan", "Nakşı olmaksızın"]}, {"word": "nakız", "meanings": ["Bozma, çözme", "Kırma"]}, {"word": "nakip", "meanings": ["Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili", "Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede"]}, {"word": "nakibüleşraf", "meanings": ["Peygamber soyundan olanların işlerine bakmak üzere kendi aralarından seçtikleri görevli"]}, {"word": "nakil", "meanings": ["Bir yerden alıp başka bir yere iletme, aktarma, taşıma, geçirme, aktarım", "Göç, taşınma", "Anlatma, söyleme, hikâye etme", "Bir görevden başka bir göreve atanma, tayin", "Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme", "Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme"]}, {"word": "nâkil", "meanings": ["Taşıyan, aktaran, geçiren", "Anlatan, hikâye eden", "İletken"]}, {"word": "nakil vasıtası", "meanings": ["Taşıt"]}, {"word": "nakit", "meanings": ["Para, akçe", "Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit"]}, {"word": "nakit para", "meanings": ["Birikmiş, kullanılmaya hazır para, efektif"]}, {"word": "nakisa", "meanings": ["Eksiklik, kusur"]}, {"word": "nakkare", "meanings": ["Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir davul türü"]}, {"word": "nakkarhane", "meanings": ["Mehter takımı", "Bu takımın bulunduğu yer"]}, {"word": "nakkaş", "meanings": ["Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta, bezekçi", "Nakışçı"]}, {"word": "nakkaşlık", "meanings": ["Nakkaş olma durumu", "Nakkaşın işi"]}, {"word": "naklen yayın", "meanings": ["Stüdyo dışında gerçekleşen ve düzenlemeleri önceden yapılmış olan gösteri, toplantı, etkinlik vb.nin tamamının radyo veya televizyondan aktarılması"]}, {"word": "nakledilme", "meanings": ["Nakledilmek işi"]}, {"word": "nakledilmek", "meanings": ["Nakletme işi yapılmak veya nakletme işine konu olmak"]}, {"word": "naklen", "meanings": ["Nakil yoluyla, aktarılarak"]}, {"word": "nakletme", "meanings": ["Nakletmek işi"]}, {"word": "nakletmek", "meanings": ["Nakil işini yapmak, bir yerden başka bir yere geçirmek, iletmek", "Anlatmak, aktarmak"]}, {"word": "naklî", "meanings": ["Taşıma ile ilgili olan", "Nakle dayanan, anlatılan, söylenen (gerçek)"]}, {"word": "naklî mazi", "meanings": ["Belirsiz geçmiş"]}, {"word": "nakliyat", "meanings": ["Taşıma işleri, taşımacılık"]}, {"word": "nakliyatçılık", "meanings": ["Nakliyatçı olma durumu", "Nakliyatçının işi"]}, {"word": "nakliye", "meanings": ["Taşıma işi", "Taşıma ücreti, taşımalık"]}, {"word": "nakliyatçı", "meanings": ["Taşıma işleri yapan kimse, taşımacı"]}, {"word": "nakliyeci", "meanings": ["Taşımacı"]}, {"word": "nakliyecilik", "meanings": ["Taşımacılık"]}, {"word": "nakşetme", "meanings": ["Nakşetmek işi"]}, {"word": "nakşetmek", "meanings": ["Süslemek, bezemek, nakış yapmak", "Kalıcı ve etkili olmasını sağlamak, işlemek"]}, {"word": "Nakşibendilik", "meanings": ["Şeyh Muhammed Bahaüddin Nakşibend'in kurduğu, gizli ibadete dayanan bir tarikat, Nakşilik"]}, {"word": "Nakşibendi", "meanings": ["Nakşibendilik tarikatından olan kimse"]}, {"word": "nakşolmak", "meanings": ["Bir yerde belirli bir iz bırakmak, yer etmek"]}, {"word": "nakşolunma", "meanings": ["Nakşolunmak işi"]}, {"word": "nakşolma", "meanings": ["Nakşolmak işi"]}, {"word": "nakşolunmak", "meanings": ["Nakşolma işi yapılmak"]}, {"word": "nakzen", "meanings": ["Bozarak"]}, {"word": "nakzen görmek", "meanings": ["Yargıtay tarafından bozulan bir karar üzerine bozma sebeplerini de göz önünde tutarak davaya yeniden bakmak"]}, {"word": "nakzen iade etmek", "meanings": ["bir yargı kararını, yargılama yöntemine ilişkin hükümler bakımından yerinde görmeyip bozarak hükmü veren mahkemeye geri göndermek"]}, {"word": "nakzetme", "meanings": ["Nakzetmek işi"]}, {"word": "nal", "meanings": ["At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası"]}, {"word": "nakzetmek", "meanings": ["Bozmak", "Yargıtay, bir mahkemenin yargısını yerinde veya yolunda bulmayarak geri çevirmek"]}, {"word": "nal çakmak", "meanings": ["nallamak"]}, {"word": "nal deyip mıh dememek", "meanings": ["bir düşüncede direnmek"]}, {"word": "nal toplamak", "meanings": ["at, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak", "herhangi bir alanda geride kalmak"]}, {"word": "nalları dikmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "nalan", "meanings": ["İnleyici, inleyen"]}, {"word": "nalbantlık", "meanings": ["Nalbant olma durumu", "Nalbandın işi"]}, {"word": "nalayık", "meanings": ["Yakışıksız, hoş olmayan"]}, {"word": "nalbant", "meanings": ["Hayvanların ayağına nal çakan kimse"]}, {"word": "nalbur", "meanings": ["At nalı yapan demirci", "Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimse, hırdavatçı"]}, {"word": "nalburluk", "meanings": ["Nalbur olma durumu, hırdavatçılık"]}, {"word": "nalça", "meanings": ["Ayakkabıların altına çakılan demir", "Nal"]}, {"word": "nalçalı", "meanings": ["Nalçası olan"]}, {"word": "nalçasız", "meanings": ["Nalçası olmayan"]}, {"word": "nale", "meanings": ["İnleme, inilti"]}, {"word": "naldöken", "meanings": ["Taşlı, çakıllı yol"]}, {"word": "nalekâr", "meanings": ["İnleyen, iniltili"]}, {"word": "nalın", "meanings": ["Takunya"]}, {"word": "nalıncı keseri", "meanings": ["`Yaptığı işlerde hep kendi çıkarını düşünmek` anlamındaki nalıncı keseri gibi kendine yontmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "nalıncı", "meanings": ["Takunyacı"]}, {"word": "nalıncılık", "meanings": ["Takunyacılık"]}, {"word": "nalınlı", "meanings": ["Takunyalı"]}, {"word": "nallamak", "meanings": ["Hayvanın ayağına nal çakmak", "Öldürmek"]}, {"word": "nallama", "meanings": ["Nallamak işi"]}, {"word": "nallanış", "meanings": ["Nallanma işi"]}, {"word": "nallanma", "meanings": ["Nallanmak işi"]}, {"word": "namağlup", "meanings": ["Mağlup olmamış, hiçbir yenilgi almamış, yenilgisiz", "Yenilgisiz"]}, {"word": "nallanmak", "meanings": ["Nallama işine konu olmak"]}, {"word": "nam", "meanings": ["Ad (I)", "Ün"]}, {"word": "nam almak", "meanings": ["şöhret sahibi olmak, tanınmak"]}, {"word": "nam kazanmak", "meanings": ["ün sahibi olarak tanınmak"]}, {"word": "nam salmak", "meanings": ["ününü her yana yaymak"]}, {"word": "nam vermek", "meanings": ["ün kazanmak"]}, {"word": "namı nişanı kalmamak", "meanings": ["yok olup unutulmak"]}, {"word": "namahrem", "meanings": ["Evlenmelerinde yasa bakımından sakınca olmayan (kadın ve erkek)", "Yabancı, el"]}, {"word": "namaz", "meanings": ["İslam'ın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet, salat"]}, {"word": "namaz (veya namazını) kılmak", "meanings": ["namaz ibadetini yerine getirmek"]}, {"word": "namaza durmak", "meanings": ["namaza başlamak"]}, {"word": "namazı kılınmak", "meanings": ["Müslüman birinin cenaze namazı kılınmak"]}, {"word": "namaza meyli (veya namazda gözü) olmayanın kulağı ezanda olmaz", "meanings": ["`kişi yapmak istemediği işin ayrıntılarıyla ilgilenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "namaz bezi", "meanings": ["Namaz örtüsü", "Başa örtülen bir örtü türü"]}, {"word": "namazbozan", "meanings": ["Bir tür eğrelti otu"]}, {"word": "namazcı", "meanings": ["Namazını düzenli kılan kimse"]}, {"word": "namazgâh", "meanings": ["Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer, musalla"]}, {"word": "namazlağı", "meanings": ["Üstünde namaz kılınan seccade"]}, {"word": "namaz niyaz", "meanings": ["İbadet"]}, {"word": "namazlık", "meanings": ["Seccade", "Namaz süresi kadar olan", "Namazda okunan kısa sureler"]}, {"word": "namazında niyazında", "meanings": ["İslam dininin gerekliliklerini tam anlamıyla yapan"]}, {"word": "namaz örtüsü", "meanings": ["Namaz kılarken kadınların başlarına örttükleri tülbent vb. kumaştan yapılan örtü, namaz bezi"]}, {"word": "namazsız", "meanings": ["Namaz kılmayan", "Aybaşı durumunda olan (kadın)"]}, {"word": "namaz vakti", "meanings": ["Namazın kılınacağı zaman"]}, {"word": "namdar", "meanings": ["Ünlü"]}, {"word": "name", "meanings": ["Mektup"]}, {"word": "name okumak", "meanings": ["herkesin bildiği deyimleri veya sözleri söylemek"]}, {"word": "namert", "meanings": ["Korkak, alçak, mert olmayan"]}, {"word": "namerde muhtaç olmak", "meanings": ["güvenilmeyecek kimselerden yardım istemek zorunda kalmak"]}, {"word": "namerde muhtaç bırakmak", "meanings": ["güvenilmeyecek kimselerden yardım istemek zorunda bırakmak"]}, {"word": "namertçe", "meanings": ["Korkakça, mert olmayan, alçakça", "(name'rtçe) Korkakça, mert olmayan bir biçimde"]}, {"word": "namertlik", "meanings": ["Alçaklık, korkaklık"]}, {"word": "namevcut", "meanings": ["Mevcut olmayan, bulunmayan, yok"]}, {"word": "Namibyalı", "meanings": ["Namibya halkından olan kimse"]}, {"word": "namlı", "meanings": ["Ünlü"]}, {"word": "namlı", "meanings": ["Samanından ayrılmış arpa, buğday yığını"]}, {"word": "namlu", "meanings": ["Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça", "Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü"]}, {"word": "namlı şanlı", "meanings": ["Çok ünlü"]}, {"word": "namus", "meanings": ["Bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet", "Dürüstlük, doğruluk"]}, {"word": "namusu iki paralık olmak", "meanings": ["onursuz bir duruma düşmek"]}, {"word": "namusuna dokunmak", "meanings": ["birinin namus ve onurunu olumsuz biçimde etkilemek"]}, {"word": "namusuna sinek kondurmamak", "meanings": ["kollamak, gözetlemek", "namusuna, onuruna laf söylettirmemek"]}, {"word": "namusunu temizlemek", "meanings": ["ahlak ve onuruna ters düşen bir durumdan kurtulmak için birini veya kendini öldürmek"]}, {"word": "namusu temizlenmek", "meanings": ["bir işin içinden kendi saygınlığını yitirmeden çıkmak"]}, {"word": "namus belası", "meanings": ["Namusunu ve halk arasındaki saygınlığını korumak için katlanılan sıkıntı, ar belası"]}, {"word": "namusuyla yaşamak", "meanings": ["ahlak ve onuruna bağlı yaşamak"]}, {"word": "namus davası", "meanings": ["Namusuna dokunulan kişinin açtığı dava", "Onur meselesi"]}, {"word": "namuslu", "meanings": ["Ahlak kurallarına uygun olarak davranan, namuskâr", "Olması gerektiği gibi"]}, {"word": "namusluluk", "meanings": ["Namuslu olma durumu, namuskârlık"]}, {"word": "namus sözü", "meanings": ["Namus ve onur üzerine verilen söz, şeref sözü"]}, {"word": "namussuz", "meanings": ["Ahlak kurallarına uygun davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen", "Kızgınlıkla söylenen bir söz", "Ahlak kurallarına uygun davranmayarak, ahlak kurallarını çiğneyerek"]}, {"word": "namussuzca", "meanings": ["Namussuz bir biçimde, namussuzcasına"]}, {"word": "namussuzluk", "meanings": ["Namussuz olma durumu", "Namussuzca davranış"]}, {"word": "namünasip", "meanings": ["Uygunsuz"]}, {"word": "namüsait", "meanings": ["Uygun olmayan, elverişsiz"]}, {"word": "namütenahi", "meanings": ["Sonsuz, ucu bucağı olmayan", "Sonsuz, ucu bucağı olmayan bir biçimde"]}, {"word": "namütenahilik", "meanings": ["Sonsuz olma durumu"]}, {"word": "namzet", "meanings": ["Aday", "Sözlü, yavuklu"]}, {"word": "namzet göstermek", "meanings": ["bir iş için aday belirleyip sunmak, aday göstermek"]}, {"word": "nan", "meanings": ["Ekmek"]}, {"word": "namzetlik", "meanings": ["Adaylık"]}, {"word": "nane", "meanings": ["Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi (Mentha piperita)", "Bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen baharat"]}, {"word": "nanay", "meanings": ["Yok"]}, {"word": "nane yemek", "meanings": ["yakışıksız bir davranışta bulunmak, uygunsuz bir iş yapmak"]}, {"word": "naneli", "meanings": ["Nanesi olan", "İçinde nane ruhu olan"]}, {"word": "nanemolla", "meanings": ["Çok sık hastalanan, sağlıksız (kimse)", "İşten kaçınan, üşengeç", "Güçsüz, dayanıksız (kimse)"]}, {"word": "nane ruhu", "meanings": ["Nane yapraklarından çıkarılan esans"]}, {"word": "nane suyu", "meanings": ["İçinde nane ruhu eritilmiş su"]}, {"word": "nanesiz", "meanings": ["Nanesi olmayan", "İçinde nane ruhu olmayan"]}, {"word": "nankör", "meanings": ["İyilikbilmez"]}, {"word": "nane şekeri", "meanings": ["Nane ruhu karıştırılarak yapılan bir tür şeker"]}, {"word": "nanıaziz", "meanings": ["Ekmek"]}, {"word": "nanik", "meanings": ["Başparmağı burna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti"]}, {"word": "nanik yapmak", "meanings": ["birini budala yerine koymak, alay etmek"]}, {"word": "nanikleme", "meanings": ["Naniklemek işi"]}, {"word": "naniklemek", "meanings": ["Başparmağı burnun ucuna değdirip diğer parmakları sallayarak alay işareti yapmak"]}, {"word": "nankörlük", "meanings": ["Nankör olma durumu", "Nankörce davranış, küfran, küfranlık"]}, {"word": "nankörce", "meanings": ["Nanköre yakışır", "(nankö'rce) Nankör bir biçimde, nankörcesine"]}, {"word": "nankörleşmek", "meanings": ["Nankör duruma gelmek"]}, {"word": "nankörlük etmek", "meanings": ["nankörce davranmak"]}, {"word": "nankörlük görmek", "meanings": ["nankörce davranışla karşılaşmak"]}, {"word": "nansuk", "meanings": ["Bir cins ince, sık dokunmuş patiska"]}, {"word": "napalm", "meanings": ["Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum veya sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde"]}, {"word": "napalm bombası", "meanings": ["Napalm doldurulmuş türlü biçimlerde bomba"]}, {"word": "nar", "meanings": ["Nargillerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç (Punica granatum)", "Bu ağacın kırmızımtırak sarı sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızımtırak, sulu taneler bulunduran yuvarlak yemişi"]}, {"word": "nâr", "meanings": ["Ateş"]}, {"word": "nar gibi", "meanings": ["iyice kızarmış (yiyecek)"]}, {"word": "nârına (veya nâra) yanmak", "meanings": ["ateşine yanmak"]}, {"word": "nara", "meanings": ["Haykırma, bağırma", "Sarhoş veya külhanbeyi bağırması"]}, {"word": "narcıl", "meanings": ["Hindistan cevizi"]}, {"word": "nara atmak (veya basmak)", "meanings": ["yüksek sesle uzun uzun haykırmak"]}, {"word": "narçiçeği", "meanings": ["Parlak kırmızı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "nardenk", "meanings": ["Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez"]}, {"word": "narenciye", "meanings": ["Turunçgiller"]}, {"word": "nardin", "meanings": ["Maydanozgillerden, çayırlarda yetişen ve hayvanlara yem olarak verilen, başakçıkları tek çiçekli küçük bir bitki (Eryngium campestre)"]}, {"word": "narenciyeci", "meanings": ["Narenciye üreticisi"]}, {"word": "nargile", "meanings": ["Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç"]}, {"word": "nargile tütünü", "meanings": ["Tömbeki"]}, {"word": "nargiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, nar çeşitlerini içine alan küçük bir familya"]}, {"word": "narh", "meanings": ["Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat"]}, {"word": "nârıbeyza", "meanings": ["Akkor"]}, {"word": "narh koymak", "meanings": ["ihtiyaç maddeleri için değişmez fiyat belirlemek"]}, {"word": "narin", "meanings": ["İnce yapılı, yepelek, nazenin", "İnce"]}, {"word": "narinlik", "meanings": ["Narin olma durumu"]}, {"word": "narkotik", "meanings": ["Uyuşturucu"]}, {"word": "narkotizm", "meanings": ["Uzun süre ve çok miktarda uyuşturucu madde kullanmaktan doğan bozuklukların bütünü"]}, {"word": "narkoz", "meanings": ["Ameliyat yapmak için duyu, hareket ve bilincin ekseriya solunum yoluyla anestezik madde verilerek uyuşturulması"]}, {"word": "narkoz vermek", "meanings": ["ilaç vererek hastayı bilinçsiz ve ağrı duymaz duruma getirmek"]}, {"word": "narkozitör", "meanings": ["Narkozcu"]}, {"word": "narkozcu", "meanings": ["Ameliyat sırasında hastaya narkoz veren uzman, narkozitör"]}, {"word": "narsist", "meanings": ["Özsever"]}, {"word": "narsisizm", "meanings": ["Özseverlik"]}, {"word": "nasbetme", "meanings": ["Nasbetmek işi"]}, {"word": "nas", "meanings": ["Açıklık, açık ve kesin yargı", "Dogma"]}, {"word": "narsistlik", "meanings": ["Özseverlik"]}, {"word": "nasbetmek", "meanings": ["Atamak"]}, {"word": "nasfet", "meanings": ["Hakkaniyet"]}, {"word": "nasıl", "meanings": ["Bir işin ne biçimde, hangi yolla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz", "Bir hareketin yapılış biçimine duyulan şaşkınlığı belirten bir söz", "İşin zorunlu olduğunu belirten bir söz", "Ne kadar çok", "Elbette, kesinlikle", "`Ben sana dememiş miydim, gördün mü?` anlamlarında kullanılan bir söz", "`Ne dediniz?` veya `iyi mi, beğendiniz mi?` anlamlarında kullanılan bir söz", "Ne gibi, ne türlü"]}, {"word": "nasıl ki", "meanings": ["iki cümle arasındaki anlam ilişkisini `olduğu gibi` anlamıyla bağlayan bir söz"]}, {"word": "nasıl olmuşsa", "meanings": ["her nasılsa"]}, {"word": "nasıl olsa", "meanings": ["her durumda, er geç"]}, {"word": "nasılsınız", "meanings": ["bir kimsenin sağlığını ve durumunu öğrenmek için sorulan nezaket sorusu"]}, {"word": "nasılsa", "meanings": ["Herhangi bir sebeple veya bilinmeyen bir sebeple"]}, {"word": "nasıp", "meanings": ["Atama"]}, {"word": "nasır", "meanings": ["En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşmuş deri"]}, {"word": "nasırına basmak", "meanings": ["birinin çıkarını engellemek"]}, {"word": "nasır bağlamak (veya tutmak)", "meanings": ["nasırlanmak", "duygusuzlaşmak, duyarlığını yitirmek"]}, {"word": "nasırlanma", "meanings": ["Nasırlaşma"]}, {"word": "nasırlanmak", "meanings": ["Nasırlaşmak"]}, {"word": "nasırlaşma", "meanings": ["Nasırlaşmak işi"]}, {"word": "nasırlaşmak", "meanings": ["Nasır oluşmak", "Duyarlığını yitirmek"]}, {"word": "nasırlı", "meanings": ["Nasırı olan, nasır bağlamış, nasırlaşmış"]}, {"word": "nasırsız", "meanings": ["Nasırı olmayan"]}, {"word": "nasihat", "meanings": ["Öğüt"]}, {"word": "nasihat etmek (veya vermek)", "meanings": ["öğüt vermek"]}, {"word": "nasihatte bulunmak", "meanings": ["nasihat etmek"]}, {"word": "nasihatçi", "meanings": ["Öğüt veren kimse, öğütçü"]}, {"word": "nasihatçilik", "meanings": ["Nasihatçinin işi"]}, {"word": "nasip", "meanings": ["Birinin payına düşen şey", "Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey", "Kısmet, talih, baht", "Günlük kazanç"]}, {"word": "nasip etmek", "meanings": ["fırsat vermek", "eriştirmek"]}, {"word": "nasip olmak", "meanings": ["fırsat düşmek, elvermek", "mutluluk veren güzel şeylere erişmek, ulaşmak, kavuşmak"]}, {"word": "nasibini almak", "meanings": ["güzel, hoşa giden bir şeyden kısa bir süre de olsa yararlanmak, sebeplenmek"]}, {"word": "nasip almak", "meanings": ["Bektaşilikte tarikata girme töreni yapılmak"]}, {"word": "nasiplenmek", "meanings": ["Nasibini almak"]}, {"word": "nasiplenme", "meanings": ["Nasiplenmek işi"]}, {"word": "nasir", "meanings": ["Nesir yazan, nesir ustası"]}, {"word": "Nasrani", "meanings": ["Hristiyan"]}, {"word": "Nasranilik", "meanings": ["Hristiyanlık"]}, {"word": "nasyonalist", "meanings": ["Ulusçuluk yanlısı olan kimse"]}, {"word": "nasyonalizm", "meanings": ["Milliyetçilik"]}, {"word": "nasyonal sosyalizm", "meanings": ["Hitler ve Nasyonal Sosyalist Partisinin öğretisi"]}, {"word": "naşi", "meanings": ["Ötürü"]}, {"word": "naşir", "meanings": ["Yayımcı", "Yayan, saçan"]}, {"word": "natamam", "meanings": ["Eksik, tamamlanmamış, bitmemiş"]}, {"word": "natıka", "meanings": ["Düşünüp söyleme yeteneği", "Düzgün ve iyi konuşma yeteneği"]}, {"word": "natıkalı", "meanings": ["Düzgün ve iyi konuşan"]}, {"word": "natır", "meanings": ["Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın"]}, {"word": "natıkasız", "meanings": ["Natıkası olmayan"]}, {"word": "natırlık", "meanings": ["Natırın yaptığı iş"]}, {"word": "nativizm", "meanings": ["Doğuştancılık"]}, {"word": "natır nalını", "meanings": ["Kadınlar hamamında en yüksek ökçeli nalın türü"]}, {"word": "nato", "meanings": ["`Söz dinlemez, söz anlamaz, taş gibi kafa` anlamlarındaki nato kafa, nato mermer deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "natron", "meanings": ["Hidratlı doğal sodyum karbonat"]}, {"word": "natuk", "meanings": ["Düzgün, güzel ve kolaylıkla söz söyleyen"]}, {"word": "natüralist", "meanings": ["Natüralizm akımını benimseyen (kimse)"]}, {"word": "natura", "meanings": ["İnsanın yaradılış özelliği"]}, {"word": "natüralizm", "meanings": ["Doğalcılık"]}, {"word": "natürel", "meanings": ["Doğal"]}, {"word": "natürizm", "meanings": ["Doğacılık"]}, {"word": "natürist", "meanings": ["Doğacı"]}, {"word": "natürmort", "meanings": ["Ölüdoğa"]}, {"word": "navçağan", "meanings": ["Çiçekleri katmerli ve mor renkte olan bir tür tatula (Datura)"]}, {"word": "navlun", "meanings": ["Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü", "Taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret"]}, {"word": "naylon fatura", "meanings": ["Faturası olmayan bir mal için alıcıya verilen veya birini harcama yapmış gibi göstermek amacıyla yasa dışı olarak düzenlenen faturanın halk arasındaki adı"]}, {"word": "naylon", "meanings": ["Dayanıklı ve esnek döküm maddesi", "Bu maddeden yapılan", "Düzme, düzmece, sahte"]}, {"word": "naylon kız", "meanings": ["Çağdaş, modern kız", "Gerçekte olması gerektiği gibi davranmayan kız"]}, {"word": "naz etmek", "meanings": ["nazlanmak"]}, {"word": "naz", "meanings": ["Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış, cilve, eda", "İsteksiz gibi görünerek yalvartmak amacıyla yapılan davranış", "Şımarıkça davranış"]}, {"word": "nazı geçmek", "meanings": ["dilediğini kabul ettirecek kadar hatırı sayılmak"]}, {"word": "nazına katlanmak", "meanings": ["istenen her şeyi hangi durumda olursa olsun yerine getirmek"]}, {"word": "nazara gelmek", "meanings": ["göz değmek"]}, {"word": "nazını çekmek", "meanings": ["her istediğini yerine getirmek"]}, {"word": "nazar", "meanings": ["Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz", "Bakış, bakma, göz atma"]}, {"word": "nazar değmek", "meanings": ["göz değmek"]}, {"word": "nazaran", "meanings": ["Göre, oranla, kıyasla"]}, {"word": "... nazarıyla bakmak", "meanings": ["ona öyle imiş gibi, o gözle bakmak"]}, {"word": "nazarı değmek", "meanings": ["gözü değmek"]}, {"word": "nazar boncuğu", "meanings": ["Nazar değmesin diye takılan mavi boncuk veya bunun yerini tutan başka şey, göz boncuğu", "Eşi benzeri olmayan, tek"]}, {"word": "nazarıdikkat", "meanings": ["Bir kimsenin herhangi bir konuya duyduğu yoğun ilgi"]}, {"word": "nazarıdikkate almak", "meanings": ["dikkatle inceleyerek değerlendirmek", "göz önünde bulundurmak"]}, {"word": "nazarıdikkatini çekmek", "meanings": ["ilgisini çekmek"]}, {"word": "nazarıitibara almak", "meanings": ["dikkat etmek, dikkate almak"]}, {"word": "nazari", "meanings": ["Kuramsal"]}, {"word": "nazariyat", "meanings": ["Kuramlar"]}, {"word": "nazarıitibar", "meanings": ["İlgi, dikkat"]}, {"word": "nazariyatçı", "meanings": ["Kuramcı"]}, {"word": "nazariye", "meanings": ["Kuram"]}, {"word": "nazarlık", "meanings": ["Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler"]}, {"word": "nâzım", "meanings": ["Düzenleyen, düzene koyan, tertip eden", "Manzume yazan kimse"]}, {"word": "nazenin", "meanings": ["Cilveli, nazlı", "Narin, ince yapılı", "Şımarık, nazlı yetiştirilmiş"]}, {"word": "nâzım plan", "meanings": ["Bir yerleşim bölgesinin bütün bayındırlık işlerinde göz önünde tutulmak için hazırlanmış plan"]}, {"word": "nazım", "meanings": ["Şiir"]}, {"word": "nazır", "meanings": ["Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)", "Bakan"]}, {"word": "Nazi", "meanings": ["Nazizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "nazik", "meanings": ["Başkalarına karşı saygılı davranan", "İnce yapılı, narin", "Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen", "Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan, kritik", "Dikkat isteyen, özen gerektiren"]}, {"word": "nazikâne", "meanings": ["Nazikçe"]}, {"word": "nazire", "meanings": ["Karşılık olarak, benzetilerek yapılan davranış, söz", "Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiir"]}, {"word": "nazikçe", "meanings": ["Nazik, ince, saygılı", "(na:zi'kçe) Nazik, ince, saygılı bir biçimde, nazikâne"]}, {"word": "nazikleşme", "meanings": ["Nazikleşmek işi"]}, {"word": "nazikleşmek", "meanings": ["İnce, saygılı bir biçimde davranır olmak", "Özen gösterilmezse kötüleşebilecek bir duruma girmek"]}, {"word": "nazil", "meanings": ["İnen, inmiş", "Konaklayan"]}, {"word": "naziklik", "meanings": ["Nezaket"]}, {"word": "nazil olmak", "meanings": ["inmek"]}, {"word": "nazir", "meanings": ["Benzer, eş, örnek"]}, {"word": "sabahki", "meanings": ["Sabah olan, sabah yapılan"]}, {"word": "sabahlama", "meanings": ["Sabahlamak işi"]}, {"word": "sabah koşusu", "meanings": ["Sabahleyin spor amacıyla yapılan koşu"]}, {"word": "sabahları", "meanings": ["Sabah vaktinde", "Her sabah"]}, {"word": "sabahlamak", "meanings": ["Bir yerde sabaha kadar kalmak", "Herhangi bir sebeple bütün geceyi uyumadan geçirmek"]}, {"word": "sabahlatmak", "meanings": ["Sabahlama işini yaptırmak"]}, {"word": "sabahleyin", "meanings": ["Günün başlangıcı, günün ilk saatleri, sabah, sabah vakti, horoz vakti"]}, {"word": "sabahlık", "meanings": ["Sabahları yataktan kalkınca geçici olarak giyilen üstlük", "Sabahla ilgili, sabaha özgü"]}, {"word": "sabah namazı", "meanings": ["Sabah vakti kılınan namaz"]}, {"word": "sabah sabah", "meanings": ["Sabahın uygunsuz bir zamanında"]}, {"word": "sabah yeli", "meanings": ["Sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak yel, esin, saba, saba rüzgârı"]}, {"word": "saban", "meanings": ["Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı"]}, {"word": "sabahtan", "meanings": ["Sabahleyin"]}, {"word": "saban sürmek", "meanings": ["toprağı sabanla kazıp altüst etmek", "güreşte, hasmı ayaklarından tutup yüzükoyun yerde sürümek"]}, {"word": "sabanın tutağına yapışan el aç kalmaz", "meanings": ["`çiftçilik yapan veya çalışan aç kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "saban balığı", "meanings": ["Dev köpek balığıgillerden, boyu 5 metre kadar olabilen, kuyruğu sabana benzer bir köpek balığı, deniztilkisi (Alopias vulpes)"]}, {"word": "saban demiri", "meanings": ["Sabanın toprağı yarmaya yarayan taban kısmına takılan demir"]}, {"word": "saban kemiği", "meanings": ["Burun boşluklarını birbirinden ayıran çeperi arkasında bulunan ince uzun kemik"]}, {"word": "sabankıran", "meanings": ["Kayışkıran"]}, {"word": "saban kulağı", "meanings": ["Sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yollara dökmeye yarayan parça, kulak (I)"]}, {"word": "saba rüzgârı", "meanings": ["Sabah yeli"]}, {"word": "sabık", "meanings": ["Geçen, önceki, eski"]}, {"word": "sabıka", "meanings": ["Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay", "Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç"]}, {"word": "sabıka kaydı", "meanings": ["Adli sicilden verilen bilgiye göre bir kimsenin sabıka durumunu gösteren yazı"]}, {"word": "sabıkalı", "meanings": ["Sabıkası olan"]}, {"word": "sabır acıdır, meyvesi tatlıdır", "meanings": ["`sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sabrı taşmak (veya tükenmek)", "meanings": ["artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak"]}, {"word": "sabıkasız", "meanings": ["Sabıkası olmayan"]}, {"word": "sabır", "meanings": ["Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç", "Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme"]}, {"word": "sabırlı", "meanings": ["Sabır gösteren, katlanan, sabreden"]}, {"word": "sabırsız", "meanings": ["Sabır göstermeyen, sabrı olmayan", "Aceleci"]}, {"word": "sabırsızlanış", "meanings": ["Sabırsızlanma işi"]}, {"word": "sabırsızlanma", "meanings": ["Sabırsızlanmak işi"]}, {"word": "sabırsızlık", "meanings": ["Sabır göstermeme, sabırlı davranmama, sabırsız olma durumu"]}, {"word": "sabırsızlanmak", "meanings": ["Sabırlı davranmamak, sabır göstermemek"]}, {"word": "sabit", "meanings": ["Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen, durağan", "Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan", "Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış"]}, {"word": "sabi", "meanings": ["Küçük çocuk"]}, {"word": "sabır taşı", "meanings": ["Çok sabırlı kimse"]}, {"word": "sabite", "meanings": ["Bir formülde geçen ve önceden belirlenmiş bulunan değişmez nicelik", "Görünürde hareket etmeyen yıldız"]}, {"word": "sabit olmak", "meanings": ["bir şeyin varlığı, gerçekliği kesin olarak belli olmak", "durağan durumda bulunmak"]}, {"word": "sabit fikir", "meanings": ["Saplantı"]}, {"word": "sabit kalem", "meanings": ["Kopya kalemi"]}, {"word": "sabitleşme", "meanings": ["Sabitleşmek işi"]}, {"word": "sabitleşmek", "meanings": ["Sabit duruma gelmek"]}, {"word": "sabitleştirme", "meanings": ["Sabitleştirmek işi"]}, {"word": "sabitleştirmek", "meanings": ["Sabit duruma getirmek"]}, {"word": "sabitlik", "meanings": ["Sabit olma durumu"]}, {"word": "sabo", "meanings": ["Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı", "Üzerinde deri vb. bant bulunan bir sandalet türü"]}, {"word": "sabotaj", "meanings": ["Baltalama"]}, {"word": "sabotajcı", "meanings": ["Baltalayıcı"]}, {"word": "sabotaj yapmak", "meanings": ["yıkmak, tahrip etmek, kullanılır durumdan çıkarmak", "bir işi kısıtlı olarak bozmak, baltalamak"]}, {"word": "sabotajcılık", "meanings": ["Baltalayıcılık"]}, {"word": "sabote", "meanings": ["Baltalama"]}, {"word": "sabote etmek", "meanings": ["baltalamak"]}, {"word": "sabreden derviş muradına ermiş", "meanings": ["`beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sabretmek", "meanings": ["Sabır göstermek, sabırlı davranmak"]}, {"word": "sabretme", "meanings": ["Sabretmek işi"]}, {"word": "sabuklanma", "meanings": ["Bazı hastalıklarda görülen abuk sabuk konuşma, anlamsız davranışlarda bulunma vb. belirtiler gösteren ruh bozukluğu, hezeyan"]}, {"word": "sabun", "meanings": ["Kirli ve yağlı şeyleri temizlemekte kullanılan, türlü yağlarla alkaliler birleştirilerek yapılan madde", "Bu maddenin kalıp durumunda olan biçimi"]}, {"word": "sabuncu", "meanings": ["Sabun yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sabunhane", "meanings": ["Sabun yapılan yer"]}, {"word": "sabunculuk", "meanings": ["Sabuncunun işi"]}, {"word": "sabuniye", "meanings": ["Bir tür nişasta helvası"]}, {"word": "sabunlama", "meanings": ["Sabunlamak işi"]}, {"word": "sabunlanış", "meanings": ["Sabunlanma işi"]}, {"word": "sabunlamak", "meanings": ["Herhangi bir şeyi sabun sürerek yıkamak", "Bir nesneyi sabun sürerek kaygan duruma getirmek"]}, {"word": "sabunlanma", "meanings": ["Sabunlanmak işi"]}, {"word": "sabunlaşma", "meanings": ["Bitkisel veya hayvansal yağların sabun durumuna dönüşmesi"]}, {"word": "sabunlanmak", "meanings": ["Sabunlama işi yapılmak"]}, {"word": "sabunlaşmak", "meanings": ["Sabun durumuna gelmek"]}, {"word": "sabunlaştırma", "meanings": ["Sabunlaştırmak işi"]}, {"word": "sabunlaştırmak", "meanings": ["Bir maddeyi sabun durumuna dönüştürmek"]}, {"word": "sabunlayış", "meanings": ["Sabunlama işi"]}, {"word": "sabunlu", "meanings": ["İçinde sabun eritilmiş", "Sabun sürülmüş fakat durulanmamış"]}, {"word": "sabunluk", "meanings": ["İçine sabun konulan küçük kap", "Sabun yapımına elverişli olan"]}, {"word": "sabun otu", "meanings": ["Çöven"]}, {"word": "sacayak", "meanings": ["Sacayağı"]}, {"word": "sabunsuz", "meanings": ["İçinde sabun bulunmayan", "Sabun sürülmeden"]}, {"word": "sabun tozu", "meanings": ["Toz durumunda olan sabun"]}, {"word": "sabun taşı", "meanings": ["Terzilerin kumaşı işaretlemek için kullandıkları, yeşilimsi veya beyaz renkli, sertliği 1 olan magnezyum silikat"]}, {"word": "sabur", "meanings": ["Çok sabırlı"]}, {"word": "sabura", "meanings": ["Gemi safrası"]}, {"word": "sac", "meanings": ["Yassı demir çelik ürünü", "Bu üründen yapılan", "Bu nesneden yapılmış, üzerinde yufka yapılan dışbükey pişirme aracı"]}, {"word": "sacayağı", "meanings": ["Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek, sacayak", "Her zaman dayanışma içinde olan kimseler, sacayak"]}, {"word": "sac böreği", "meanings": ["Mayalanmış hamurun yufka hâlinde açılıp içine kıyma, ıspanak, kavrulmuş soğan vb. malzeme konulmasıyla yapılan ve sacda pişirilen bir börek türü"]}, {"word": "sac ekmeği", "meanings": ["Mayalanmış hamurun oklava ile daire şeklinde açılıp sac üzerinde pişirilmesiyle elde edilen ekmek"]}, {"word": "sac kavurması", "meanings": ["Orta yağlı ve küçük doğranmış koyun etinin ağır ateşte pişirilip soğan, domates, yeşilbiber, dereotu eklenmesiyle hazırlanan karışımın tekrar kısık ateşte pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "sac kebabı", "meanings": ["Sac üzerinde ateşte pişirilen kebap"]}, {"word": "saç", "meanings": ["Baş derisini kaplayan kıllar"]}, {"word": "saç saça baş başa", "meanings": ["kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde"]}, {"word": "saç ağartmak", "meanings": ["saç sakal ağartmak"]}, {"word": "saç saça baş başa gelmek (veya dövüşmek)", "meanings": ["kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde kapışmak"]}, {"word": "saç sakal birbirine karışmak", "meanings": ["saçı sakalı uzamak, bakımsız görünmek"]}, {"word": "saç sakal ağartmak", "meanings": ["bir işte uzun zaman çalışmış, emek vermiş olmak"]}, {"word": "saçı başı birbirine karışmak", "meanings": ["bakımsız olmak"]}, {"word": "saçı başı ağarmak", "meanings": ["yaşlanmak"]}, {"word": "saçı bitmedik (veya bitmemiş) (yetim)", "meanings": ["doğalı çok olmamış (yetim)"]}, {"word": "saçı (veya saçları) değirmende ağartmamak", "meanings": ["deneyimli olmak"]}, {"word": "saçı sakalı akar gibi", "meanings": ["üstü başı perişan bir durumda"]}, {"word": "saçı topuklarını dövmek", "meanings": ["saçı çok uzun olmak"]}, {"word": "saçı uzun aklı kısa", "meanings": ["kadınları aşağılamak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün", "meanings": ["`acele etme, sonucun ne olduğunu biraz sonra anlarsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "saçına ak (veya kır) düşmek", "meanings": ["saçı ağarmaya başlamak, yaşlanmak"]}, {"word": "saçına başına bakmadan", "meanings": ["ilerlemiş yaşına yakışmayacak biçimde"]}, {"word": "saçına kar yağmak", "meanings": ["saçı aklaşmaya başlamak"]}, {"word": "saçını başını yolmak", "meanings": ["çok üzülmek, üzüntüsünden dövünmek"]}, {"word": "saçını süpürge etmek", "meanings": ["kadın özveri ile çalışıp hizmet etmek"]}, {"word": "saçları iki türlü olmak", "meanings": ["yaşı ilerlemiş bulunmak"]}, {"word": "saçak öpmek", "meanings": ["sarayda bayramlaşma törenine katılan büyükler, padişahın tahtından sarkıtılmış halı saçaklarını öpmek"]}, {"word": "saçak", "meanings": ["Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül", "Görünüşü bu püskülü andıran", "Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül", "Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılan bölüm", "Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı"]}, {"word": "saçak kök", "meanings": ["Buğdayda olduğu gibi asıl kökün çevresindeki ek köklerin gelişmesiyle oluşan kök topluluğu", "Kök boğazının hemen alt kısmından başlayıp çok dallanmış olarak toprakta yüzeysel biçimde gelişen kök"]}, {"word": "saçak bulut", "meanings": ["İnce, tüy gibi saçaklı görünüşü olan buz parçalarından oluşmuş beyaz bulut, sirrus"]}, {"word": "saçı", "meanings": ["Gelinin başından aşağı saçılan çiçek, şeker, arpa, para vb. şeyler", "Düğün armağanı"]}, {"word": "saçaklanma", "meanings": ["Saçaklanmak işi"]}, {"word": "saçaklanmak", "meanings": ["Kenarları saçak gibi olmak"]}, {"word": "saçaklı", "meanings": ["Saçağı olan"]}, {"word": "saçılma", "meanings": ["Saçılmak işi"]}, {"word": "saçalama", "meanings": ["Saçalamak işi"]}, {"word": "saçalamak", "meanings": ["Saçmak, serpmek"]}, {"word": "saçalanma", "meanings": ["Saçalanmak işi"]}, {"word": "saçalanmak", "meanings": ["Saçılmak, dökülmek"]}, {"word": "saçı kılmak (veya atmak)", "meanings": ["gelinin başından çiçek, şeker, arpa, para vb. saçmak"]}, {"word": "saçılış", "meanings": ["Saçılma işi"]}, {"word": "saçık", "meanings": ["Saçılmış, serpilmiş"]}, {"word": "saçılmak", "meanings": ["Saçma işi yapılmak", "Etrafa dağılmak, yayılmak", "Açılıp saçılmak"]}, {"word": "saçılıp dökülmek", "meanings": ["gereğinden veya kaldırabileceğinden çok harcamak", "içindekini söylemek"]}, {"word": "saçış", "meanings": ["Saçma işi"]}, {"word": "saçıntı", "meanings": ["Saçılıp dağılan şey, döküntü"]}, {"word": "saçıştırmak", "meanings": ["Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek", "Rastgele saçmak"]}, {"word": "saçıştırma", "meanings": ["Saçıştırmak işi"]}, {"word": "saçkıran", "meanings": ["Bir mantarın oluşturduğu, saçları döken bir deri hastalığı, kılkıran"]}, {"word": "saçlı", "meanings": ["Saçı olan"]}, {"word": "saçlı meşe", "meanings": ["Bir tür meşe (Quercus cerris)"]}, {"word": "saçlı sakallı", "meanings": ["Yaşlanmış (kimse)"]}, {"word": "saçmacı", "meanings": ["Saçma sapan söz söyleyen"]}, {"word": "saçma", "meanings": ["Saçmak işi", "Bir tür balık ağı, serpme ağ", "Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi", "Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt", "Yersiz bulunan", "Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz", "Böyle söz söyleyen veya iş yapan"]}, {"word": "saçıp savurmak", "meanings": ["parasını düşüncesizce, boşuna harcamak"]}, {"word": "saçmak", "meanings": ["Bir şeyi ortalığa dağıtmak, dökmek", "Işık ve ısı yaymak", "Belli bir görüşü, düşünceyi yaymak"]}, {"word": "saçmalama", "meanings": ["Saçmalamak işi, abuklama"]}, {"word": "saçmalamak", "meanings": ["Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söylemek veya bu tür davranışlarda bulunmak, abuklamak"]}, {"word": "saçmalaşmak", "meanings": ["Saçma davranışlarda bulunmak, abuklaşmak"]}, {"word": "saçmalık", "meanings": ["Saçma konulan yer", "Yeri ve değeri olmayan söz, davranış içinde olma, abukluk, abuk sabukluk, abuk subukluk, absürtlük", "Yeri ve değeri olmayan söz, davranış"]}, {"word": "saçsız", "meanings": ["Saçı olmayan"]}, {"word": "saçma sapan", "meanings": ["Abuk sabuk"]}, {"word": "saçula", "meanings": ["Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp"]}, {"word": "sada", "meanings": ["343 seda"]}, {"word": "sadak", "meanings": ["İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde kılıf, okluk"]}, {"word": "sadaka", "meanings": ["Dilenciye verilen para", "Yardım amacıyla karşılıksız verilen şey"]}, {"word": "sadakat göstermek", "meanings": ["bağlı kalmak"]}, {"word": "sadakat", "meanings": ["İçten bağlılık", "Sağlam, güçlü dostluk"]}, {"word": "sadakatlilik", "meanings": ["Sadakatli olma durumu, sadıklık"]}, {"word": "sadakatli", "meanings": ["Dostluğu ve bağlılığı içten olan, sadık"]}, {"word": "sadakatsiz", "meanings": ["Sadık olmayan"]}, {"word": "sadakatsizlik", "meanings": ["Sadakatsiz olma durumu"]}, {"word": "sadakatsizlik göstermek", "meanings": ["sadakatsiz olduğunu ortaya koymak, açıklamak"]}, {"word": "sadaklı", "meanings": ["Sadağı olan"]}, {"word": "sadakor", "meanings": ["Düz dokunmuş, açık saman renginde bir tür ipek kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "sadaret", "meanings": ["Sadrazamlık"]}, {"word": "sade", "meanings": ["Süsü, gösterişi olmayan, yalın, gösterişsiz", "Şeker katılmamış (kahve)", "(sa:'de) Yalnızca, yalnız, ancak, sadece", "Yalın, süssüz, anlaşılır olan (üslup, anlatım)"]}, {"word": "sade birimler bölüğü", "meanings": ["Birden dokuza kadar olan sayılar kümesi"]}, {"word": "sadece", "meanings": ["Yalnızca"]}, {"word": "sade kahve", "meanings": ["İçine şeker konulmadan pişirilen Türk kahvesi"]}, {"word": "sade kek", "meanings": ["İçine katkı ve süs maddesi katılmadan yapılan kek"]}, {"word": "sadeleşme", "meanings": ["Sadeleşmek işi, yalınlaşma"]}, {"word": "sadeleşmek", "meanings": ["Yalın bir durum almak, yalınlaşmak"]}, {"word": "sadeleştirme", "meanings": ["Sadeleştirmek işi"]}, {"word": "sadeleştirmek", "meanings": ["Yalın bir duruma getirmek, yalınlaştırmak"]}, {"word": "sadelik", "meanings": ["Yalın olma durumu", "Yalınlık"]}, {"word": "sadet", "meanings": ["Konuşulan asıl konu, asıl madde"]}, {"word": "sadede gelmek", "meanings": ["konuyla ilgisiz sözleri bırakarak asıl konuya dönmek"]}, {"word": "sadık", "meanings": ["Doğru, gerçek", "Sadakatli"]}, {"word": "sadık kalmak", "meanings": ["birine, bir şeye bağlılığını sürdürmek, bağlı kalmak"]}, {"word": "sadeyağ", "meanings": ["Tereyağı"]}, {"word": "sadıkane", "meanings": ["Sadıkça"]}, {"word": "sadır", "meanings": ["Göğüs, sine", "Yürek, kalp", "Kazaskerlere verilen unvan", "Sadrazam"]}, {"word": "sadra şifa vermek", "meanings": ["gönlü, yüreği rahatlatmak, ferahlatmak"]}, {"word": "sâdır", "meanings": ["Çıkan, görünen"]}, {"word": "sâdır olmak", "meanings": ["ortaya çıkmak"]}, {"word": "sadik", "meanings": ["Sadistlik özelliği olan", "Sadist"]}, {"word": "sadiklik", "meanings": ["Sadik olma durumu"]}, {"word": "sadist", "meanings": ["Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse), elezer", "Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse), elezer"]}, {"word": "sadistçe", "meanings": ["Sadiste yakışır bir biçimde"]}, {"word": "sadistlik", "meanings": ["Sadist olma durumu", "Başkalarına acı çektirme yoluyla cinsel doyum sağlama biçiminde kendini gösteren bir sapıklık türü, elezerlik, sadizm"]}, {"word": "sadizm", "meanings": ["Elezerlik"]}, {"word": "sadrazam", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde başbakan, veziriazam, sadır"]}, {"word": "sadme", "meanings": ["Çarpışma, tokuşma, vurma", "Sarsıntı"]}, {"word": "sadrazamlık", "meanings": ["Sadrazam olma durumu, sadaret", "Sadrazamın makamı veya görevi, sadaret"]}, {"word": "saf", "meanings": ["Dizi, sıra", "Grup"]}, {"word": "saf bağlamak", "meanings": ["sıralanmak, sıraya girmek"]}, {"word": "saf tutmak", "meanings": ["saf bağlamak", "belli bir gruba katılmak"]}, {"word": "saf değiştirmek", "meanings": ["başka bir gruba katılmak"]}, {"word": "saflara ayırmak", "meanings": ["belli kümeler içinde toplamak"]}, {"word": "saf", "meanings": ["Katıksız, arı(I), katışıksız, halis, has", "Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil", "İyi niyetli, art niyetsiz"]}, {"word": "safa", "meanings": ["343 sefa"]}, {"word": "safahat", "meanings": ["Evreler, safhalar"]}, {"word": "safça", "meanings": ["Biraz saf", "(sa'fça) Saf bir biçimde, safçasına"]}, {"word": "safari", "meanings": ["Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı", "Toplu olarak ava çıkma", "Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi", "Genellikle ketenden yapılan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti"]}, {"word": "saf dışı", "meanings": ["Dizi dışı olarak", "İlgisiz, bağlantısız, işlemez"]}, {"word": "safderun", "meanings": ["Kolayca aldatılan, saf"]}, {"word": "saf dışı olmak", "meanings": ["dizinin dışına çıkmak", "ilgisi kesilmek, işin gereğinden alıkonulmak, işlemez duruma getirilmek"]}, {"word": "saf dışı etmek (veya bırakmak)", "meanings": ["dizinin dışına çıkarmak", "ilgisini kesmek, işin gereğinden alıkoymak, işlemez duruma getirmek"]}, {"word": "safdil", "meanings": ["Kolayca aldatılan, saf (kimse)"]}, {"word": "safer", "meanings": ["Ay takviminin ikinci ayı, sefer ayı"]}, {"word": "saffet", "meanings": ["Temizlik, arılık"]}, {"word": "safha", "meanings": ["Evre", "Faz"]}, {"word": "safi", "meanings": ["Katıksız, duru, temiz", "Net", "(sa:'fi) Yalnız olarak, yalnız, sadece"]}, {"word": "safiha", "meanings": ["İnce, yassı ve geniş metal nesne, levha"]}, {"word": "safir", "meanings": ["Mavi renkli, değerli bir korindon türü, gök yakut"]}, {"word": "safiyet", "meanings": ["Saflık"]}, {"word": "safir mavisi", "meanings": ["Koyu mavi renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "safkan", "meanings": ["Irkının katışıksız özelliklerini taşıyan (at)"]}, {"word": "saflaşma", "meanings": ["Saflaşmak işi"]}, {"word": "saflık", "meanings": ["Saf olma durumu, temizlik, arılık, safiyet", "Kolayca aldatılabilme durumu"]}, {"word": "saflaştırma", "meanings": ["Saflaştırmak işi"]}, {"word": "saflaşmak", "meanings": ["Saf (II) duruma gelmek"]}, {"word": "safra", "meanings": ["Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık", "Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast", "Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast", "Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey"]}, {"word": "saflaştırmak", "meanings": ["Saf (II) duruma getirmek"]}, {"word": "safra almak", "meanings": ["deniz aracına safra yüklemek"]}, {"word": "safra atmak", "meanings": ["insana veya araca fazla yük olan malzemeleri atmak", "sıkıntı veren bir kimseden veya bir şeyden kurtulmak"]}, {"word": "safra boşaltmak", "meanings": ["deniz aracına yüklenen safra dışarı atılmak, çıkarılmak"]}, {"word": "safra atmak", "meanings": ["kusmak"]}, {"word": "safra", "meanings": ["Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd(II)"]}, {"word": "safra bastırmak", "meanings": ["açlığını yatıştıracak kadar az bir şey yemek"]}, {"word": "safra kesesi", "meanings": ["Karaciğere yapışık, armut biçiminde, safra salgılayan küçük organ, öd kesesi"]}, {"word": "safrası kabarmak", "meanings": ["açlıktan midesi bulanmak"]}, {"word": "safralı", "meanings": ["Safrası olan"]}, {"word": "safran", "meanings": ["Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi (Crocus sativus)", "Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz, zafran"]}, {"word": "safra yeşili", "meanings": ["Siyaha çalan yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "safsatacı", "meanings": ["Boş, temelsiz, asılsız konuşan (kimse)"]}, {"word": "safsata", "meanings": ["Boş, temelsiz, asılsız söz"]}, {"word": "safsatacılık", "meanings": ["Bilgicilik"]}, {"word": "sagu", "meanings": ["Bazı hurma ağaçlarının özünden çıkarılan ve pirinç gibi kullanılan nişastalı bir madde, Hint irmiği"]}, {"word": "sağ", "meanings": ["Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı", "Bu taraftaki yön", "Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş)", "Boksta sağ yumrukla vuruş"]}, {"word": "sağ eliyle sol kulağını göstermek", "meanings": ["kısa yoldan yapılacak bir işi dolambaçlı yollardan geçerek yapmaya çalışmak"]}, {"word": "sağ elinin verdiğini sol elin görmesin", "meanings": ["`birine yaptığın iyiliği gizli tut` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sağ gösterip sol vurmak", "meanings": ["şaşırtmak"]}, {"word": "sağ gözünü sol gözünden sakınmak", "meanings": ["çok kıskanç olmak"]}, {"word": "sağa kaymak", "meanings": ["siyasette ve ekonomide sağ görüşleri benimsemek"]}, {"word": "sağa sola", "meanings": ["rastgele yerlere veya kişilere"]}, {"word": "sağa sola bakmadan", "meanings": ["ortalığı kollamadan, saygısızca"]}, {"word": "sağ yapmak", "meanings": ["`direksiyonu sağa doğru çevirmek, sağa yöneltmek` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sağdan geri dönmek (veya etmek)", "meanings": ["geri dönmek, geri dönüp gitmek"]}, {"word": "sağı solu (belli) olmamak", "meanings": ["nasıl davranacağı kestirilmez olmak", "olumlu mu olumsuz mu davranacağı bilinmeyen bir kişi olmak"]}, {"word": "sağını solunu bilmemek", "meanings": ["düşüncesiz, dikkatsiz olmak"]}, {"word": "sağ", "meanings": ["Sağlam, esen", "Yaşamakta olan", "Katkısız"]}, {"word": "sağ ol", "meanings": ["İyilik, yardım veya hoşa giden bir davranış karşısında `çok yaşa, teşekkür ederim` anlamlarında söylenen bir söz"]}, {"word": "sağ açık", "meanings": ["Futbolda sağ başta bulunan oyuncu"]}, {"word": "sağ olsun", "meanings": ["biri için sitem yollu bir şey söyleneceği zaman söyleyenin iyi niyetini belirtmek amacıyla sözün başına getirilen bir söz", "bir kişiye güven duyulduğu zamanlarda kullanılan bir söz"]}, {"word": "sağ kalmak", "meanings": ["ömrünü devam ettirmek, yaşamasını sürdürmek"]}, {"word": "sağalma", "meanings": ["Sağalmak işi"]}, {"word": "sağalmak", "meanings": ["Sağlığa kavuşmak, iyileşmek"]}, {"word": "sağaltım", "meanings": ["Sağaltma işi, tedavi", "Bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyi etme işi, terapi"]}, {"word": "sağaltmak", "meanings": ["Sağlığa kavuşturmak, iyileştirmek, iyi etmek, tedavi etmek"]}, {"word": "sağaltma", "meanings": ["Sağaltmak işi, tedavi"]}, {"word": "sağanlar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, gökkuzgunumsular takımının bir alt takımı"]}, {"word": "sağanak", "meanings": ["Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren şiddetli yağmur", "Ani, şiddetli veya art arda oluşan hareketler"]}, {"word": "sağbeğeni", "meanings": ["Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisinin en yükseği"]}, {"word": "sağ bek", "meanings": ["Bir takımın savunmasının sağ tarafında yer alan oyuncusu"]}, {"word": "sağcı", "meanings": ["Sağ görüşlü partilerin yandaşı olan (kimse)"]}, {"word": "sağcılık", "meanings": ["Sağcı olma durumu"]}, {"word": "sağdırmak", "meanings": ["Sağma işini yaptırmak", "Sağmasına sebep olmak"]}, {"word": "sağduyu", "meanings": ["Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim", "Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü"]}, {"word": "sağdırma", "meanings": ["Sağdırmak işi"]}, {"word": "sağdıç emeği", "meanings": ["Karşılığı alınmayan, boşa giden emek, çaba"]}, {"word": "sağdıç", "meanings": ["Düğünde gelin veya damada kılavuzluk eden kimse"]}, {"word": "sağdıçlık", "meanings": ["Sağdıç olma durumu"]}, {"word": "sağduyulu", "meanings": ["Sağduyusu olan"]}, {"word": "sağ haf", "meanings": ["Orta sahanın en sağında oynayan oyuncu"]}, {"word": "sağgörü", "meanings": ["Basiret"]}, {"word": "sağ eğilimli", "meanings": ["Dünya görüşü sağcılığa, muhafazakârlığa yatkın olan"]}, {"word": "sağ esen", "meanings": ["Sağlıkla"]}, {"word": "sağgörülü", "meanings": ["Basiretli"]}, {"word": "sağgörüsüz", "meanings": ["Basiretsiz"]}, {"word": "sağgörüsüzlük", "meanings": ["Basiretsizlik"]}, {"word": "sağı", "meanings": ["Kuş tersi, kuş gübresi"]}, {"word": "sağımlı", "meanings": ["Süt veren, sağmal"]}, {"word": "sağılmak", "meanings": ["Sağma işine konu olmak", "Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek", "Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek"]}, {"word": "sağımlık", "meanings": ["Sağılmak için beslenen (hayvan)"]}, {"word": "sağılış", "meanings": ["Sağılma işi"]}, {"word": "sağım", "meanings": ["Sağma işi", "Süt veren hayvan"]}, {"word": "sağılma", "meanings": ["Sağılmak işi"]}, {"word": "sağın", "meanings": ["Doğruluk kuralına uygun olan", "Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih"]}, {"word": "sağın bilimler", "meanings": ["Denetlenebilir ölçü ve hesaplara dayanan bilimler, dar anlamda matematik"]}, {"word": "sağır kapı", "meanings": ["Ses geçirmez bir biçimde yapılmış kapı"]}, {"word": "sağır dilsiz", "meanings": ["Hem duymayan hem de konuşamayan (kimse)"]}, {"word": "sağır duvar", "meanings": ["Ses geçirmeyen duvar", "Gerekli alakayı göstermeyen, ilgisiz, duymazlıktan gelen kimse"]}, {"word": "sağır", "meanings": ["İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse)", "Ses geçirmeyen", "Isıyı az veren, geç ısınan", "Vurulduğu zaman ses vermeyen", "İçi görülmeyen, donuk (cam)"]}, {"word": "sağır sultan bile duydu", "meanings": ["`duymayan kalmadı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sağır olmak", "meanings": ["sağır duruma gelmek, sağırlaşmak"]}, {"word": "sağır kef", "meanings": ["Türkçedeki `nazal n` sesini karşılayan Arap alfabesindeki `kef` harfi, sağır nun"]}, {"word": "sağırlaşma", "meanings": ["Sağırlaşmak işi"]}, {"word": "sağırlaşmak", "meanings": ["İşitemez duruma gelmek, sağır olmak", "Tencere güç ısınarak geç pişirmek", "Soba geç ısıtmak", "Boğuklaşmak, donuklaşmak"]}, {"word": "sağırlık", "meanings": ["Sağır olma durumu"]}, {"word": "sağır pencere", "meanings": ["Ses ve ışık geçirmez özellikte yalıtılmış pencere"]}, {"word": "sağır nun", "meanings": ["Sağır kef"]}, {"word": "sağır renk", "meanings": ["Değişik renklerin veya boyaların karışmasından ortaya çıkan ve kesin bir adı olmayan renk"]}, {"word": "sağır yılan", "meanings": ["Engerekgillerden, genellikle dağlık yerlerde yaşayan, 65-75 santimetre uzunluğunda, çok zehirli bir tür yılan (Vipera aspis)"]}, {"word": "sağ iç", "meanings": ["Futbolda, sağ açıkla santrfor arasında görev yapan hücum oyuncusu"]}, {"word": "sağistem", "meanings": ["İyi niyet, hüsnüniyet"]}, {"word": "sağlam durmak", "meanings": ["gücünü, yeteneğini ve cesaretini toplamak", "rüşvet, yıldırma gibi durumlara karşı güçlü durabilmek"]}, {"word": "sağlam", "meanings": ["Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil", "Zarar görmemiş, bozulmamış", "Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli", "Güvenilir, mevsuk", "Gerçek, inanılır bir temeli olan", "(sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak"]}, {"word": "sağlam pabuç (veya ayakkabı) değil", "meanings": ["bir kimsenin güvenilmez olduğunu belirten bir söz"]}, {"word": "sağlama bağlamak", "meanings": ["sağlam kazığa bağlamak"]}, {"word": "sağlama", "meanings": ["Sağlamak işi", "Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan"]}, {"word": "sağlam kazığa bağlamak", "meanings": ["işin sonuçlanmasına engel olacak şeyleri ortadan kaldırmak, işin aksamadan yürümesini sağlayacak önlemleri almak"]}, {"word": "sağlamak", "meanings": ["Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek", "Elde etmek, sahip olmak", "Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak"]}, {"word": "sağlamak", "meanings": ["Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek"]}, {"word": "sağlamca", "meanings": ["Oldukça sağlam, sağlama yakın", "(sağla'mca) Sağlam bir biçimde"]}, {"word": "sağlamlama", "meanings": ["Sağlamlamak işi"]}, {"word": "sağlamlamak", "meanings": ["Sağlam bir duruma getirmek", "Bir durumun, bir sözün doğru, gerçek olduğunu kanıtlamak"]}, {"word": "sağlamcı", "meanings": ["İşini sağlama bağlayan"]}, {"word": "sağlamlaşmak", "meanings": ["Sağlam duruma gelmek"]}, {"word": "sağlamlaştırma", "meanings": ["Sağlamlaştırmak işi"]}, {"word": "sağlamlaşma", "meanings": ["Sağlamlaşmak işi"]}, {"word": "sağlık", "meanings": ["Bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet", "Sağ, canlı, diri olma durumu"]}, {"word": "sağlamlaştırmak", "meanings": ["Sağlam bir duruma getirmek, pekiştirmek"]}, {"word": "sağlamlık", "meanings": ["Sağlam olma durumu, metanet"]}, {"word": "sağlanma", "meanings": ["Sağlanmak işi"]}, {"word": "sağlığınıza", "meanings": ["içki içerken `sağlıklı olmanız dileğiyle içiyorum` anlamında söylenen söz"]}, {"word": "sağlıcakla", "meanings": ["Sağlıkla, rahatlık içinde"]}, {"word": "sağlanış", "meanings": ["Sağlanma işi"]}, {"word": "sağlanmak", "meanings": ["Sağlama işine konu olmak"]}, {"word": "sağlık olsun!", "meanings": ["üzücü bir durum veya bir zarar karşısında avunma sözü olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "sağlıcakla kal (veya kalın)", "meanings": ["ayrılırken kalanlara söylenen bir esenlik sözü, hoşça kal"]}, {"word": "sağlığında", "meanings": ["yaşamaktayken, yaşarken"]}, {"word": "sağlık bilimi", "meanings": ["Sağlık konularını inceleyen ve araştıran bilim dalı"]}, {"word": "sağlık görevlisi", "meanings": ["Sağlıkla ilgili kurum ve kuruluşlarda görev yapan kimse"]}, {"word": "sağlık bilgisi", "meanings": ["Sağlığın, hastalanmadan önce korunması ile ilgili bilimsel incelemelerle uğraşan tıp dalı, hijyen"]}, {"word": "sağlık hizmeti", "meanings": ["Sağlık konularını içeren çalışma alanı"]}, {"word": "sağlıkevi", "meanings": ["Sağlık ocağı"]}, {"word": "sağlık kurulu", "meanings": ["Kişi sağlığını inceleyen ve denetleyen hekimler kurulu"]}, {"word": "sağlıksız", "meanings": ["Sağlık durumu iyi olmayan, sağlığı bozuk, sıhhatsiz", "Sağlam, doğru, güvenilir olmayan"]}, {"word": "sağlık karnesi", "meanings": ["Sosyal güvenlik kurumları tarafından verilen, emeklilerin, çalışanların ve onların geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselerin hastalıklarında sağlık giderleri için kullanılan defter"]}, {"word": "sağlıklı", "meanings": ["Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli", "Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik", "Sağlığı koruyan", "Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek"]}, {"word": "sağlıklı yaşam", "meanings": ["Sağlık kurallarına dikkat ederek sürdürülen hayat"]}, {"word": "sağlık ocağı", "meanings": ["Mahalle, köy, kasaba vb. idari birimlerde vatandaşın sağlık sorunlarının giderildiği, tedavilerinin yapıldığı devlet kuruluşu, sağlıkevi, dispanser"]}, {"word": "sağlık muayenesi", "meanings": ["Muayene"]}, {"word": "sağlık merkezi", "meanings": ["Sağlık işlerinin topluca görüldüğü yer"]}, {"word": "sağlıksal", "meanings": ["Sağlıkla ilgili, hijyenik"]}, {"word": "sağlıksızlık", "meanings": ["Sağlıksız olma durumu, sıhhatsizlik"]}, {"word": "sağlık sigortası", "meanings": ["Hastalık veya ölüm durumunda sigorta şirketinin yardımını sağlayan sigorta anlaşması"]}, {"word": "sağlık taraması", "meanings": ["Halk sağlığının düzenli bir biçimde gözden geçirilmesi"]}, {"word": "sağmak", "meanings": ["Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak", "Kovandaki balı peteklerden almak", "Yumak durumundaki bir şeyi çözüp açmak", "Aldatarak parasını çekmek"]}, {"word": "sağlık yurdu", "meanings": ["Şehirlerde veya büyük merkezlerde hastalara bakmak için açılan kuruluş, darüşşifa"]}, {"word": "sağlı sollu", "meanings": ["Sağda ve solda olan", "Sağda ve solda olarak, hem sağına hem soluna"]}, {"word": "sağmal", "meanings": ["Süt veren, sağılan, sağımlı", "Bol süt veren inek", "Sömürülen, kendisinden çıkar sağlanılan (kimse, ülke vb.)"]}, {"word": "sağma", "meanings": ["Sağmak işi"]}, {"word": "sağmal inek", "meanings": ["Aptal yerine konularak kendisinden sürekli çıkar sağlanan kimse"]}, {"word": "sağ para", "meanings": ["Sağlam para", "Mecidiyenin on dokuz kuruş hesabıyla ödendiği zaman sağlam para yerine kullanılmış bir deyim, çürük para karşıtı"]}, {"word": "sağrı", "meanings": ["Memeli hayvanlarda bel ile kuyruk arasındaki dolgun ve yuvarlakça bölüm"]}, {"word": "sağrı kemiği", "meanings": ["Bel kemiği ile kuyruk sokumu kemiği arasındaki kemik"]}, {"word": "sağ salim", "meanings": ["Hiçbir zarar görmeden, sağ selamet"]}, {"word": "sagu", "meanings": ["Ağıt"]}, {"word": "sagu sağmak", "meanings": ["ağıt yakmak"]}, {"word": "sağ şerit", "meanings": ["Trafikte sağ tarafta yer alan yol çizgilerinin oluşturduğu bölüm"]}, {"word": "sagucu", "meanings": ["Ağıtçı"]}, {"word": "saguculuk", "meanings": ["Ağıtçılık"]}, {"word": "sağyağ", "meanings": ["Tereyağı"]}, {"word": "sah", "meanings": ["Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret"]}, {"word": "sah çekmek", "meanings": ["bir yazının doğru olduğunu bu işaretle belirtmek"]}, {"word": "sahaya çıkmak", "meanings": ["spor karşılaşmasına başlamak için sahada yerini almak", "alan araştırması yapmak için belirlenen yere gitmek", "mücadele etmeye başlamak"]}, {"word": "saha", "meanings": ["Alan", "Takım oyunlarında karşılaşmaların yapıldığı yer"]}, {"word": "sahabe", "meanings": ["Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar, ashap", "Sahipler, sahip çıkanlar"]}, {"word": "sahabet etmek", "meanings": ["korumak, kayırmak"]}, {"word": "sahabet", "meanings": ["Koruma, kayırma"]}, {"word": "sahabetçi", "meanings": ["Koruyucu, kayırıcı kimse"]}, {"word": "sahabetçi çıkmak", "meanings": ["kayırmak, arka çıkmak"]}, {"word": "Sahaca", "meanings": ["Yakutça"]}, {"word": "sahaflık", "meanings": ["Sahaf olma durumu"]}, {"word": "sahaf", "meanings": ["Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı"]}, {"word": "sahan", "meanings": ["Derinliği az olan kap"]}, {"word": "sahavet", "meanings": ["El açıklığı, seleklik, cömertlik"]}, {"word": "sahanlık", "meanings": ["Yapılarda ve bazı taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında veya dönülen bölümünde bulunan geniş yer", "Sahanın aldığı miktarda olan"]}, {"word": "sahi", "meanings": ["Gerçekten, gerçek olarak"]}, {"word": "sahih", "meanings": ["Gerçek, doğru, sağın, hakiki"]}, {"word": "sahiden", "meanings": ["Gerçek olarak, gerçekten"]}, {"word": "sahibe", "meanings": ["Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın"]}, {"word": "sahife", "meanings": ["Sayfa"]}, {"word": "sahici", "meanings": ["Sahte olmayan, gerçek, yapma karşıtı"]}, {"word": "sahile bindirmek", "meanings": ["gemiyi içindeki yükü oluşan tehlikeden kurtarabilmek amacıyla bilerek karaya oturtmak"]}, {"word": "sahil", "meanings": ["Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü, kıyı, yaka, yalı"]}, {"word": "sahile vurmak", "meanings": ["bir nesne dalga veya akıntının etkisiyle kıyıya gelmek, kıyıda bulunmak"]}, {"word": "sahil kordonu", "meanings": ["Kıyı dili"]}, {"word": "sahileşmek", "meanings": ["Gerçek bir durum almak, gerçekleşmek"]}, {"word": "sahileşme", "meanings": ["Sahileşmek işi"]}, {"word": "sahip", "meanings": ["Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik", "Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil", "Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse", "Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse"]}, {"word": "sahip çıkmak", "meanings": ["kendinin olduğunu ileri sürmek", "korumak, koruyucu olmak, ilgilenip gözetmek"]}, {"word": "sahip olmak", "meanings": ["mülkiyetinde olmak, elinde bulundurmak"]}, {"word": "sahip kılmak", "meanings": ["sahip olmasını sağlamak"]}, {"word": "sahipkıran", "meanings": ["Güçlü ve üstün hükümdar"]}, {"word": "sahipsizlik", "meanings": ["Sahipsiz olma durumu"]}, {"word": "sahn", "meanings": ["Avlu", "Cami, medrese ve kiliselerde umumun toplanmasına mahsus üstü kubbeli, örtülü yer"]}, {"word": "sahipsiz", "meanings": ["Kimsenin malı olmayan, iyesiz", "Koruyucusu, gözeteni bulunmayan, kimsesiz"]}, {"word": "sahiplik", "meanings": ["Sahip olma durumu", "Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde dilediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, iyelik, mülkiyet"]}, {"word": "sahne", "meanings": ["İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk", "Görüntü", "Tanık olunan, gözlenen olay", "Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı", "Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri"]}, {"word": "sahne olmak", "meanings": ["bir yerde bir olay geçmek"]}, {"word": "sahne almak", "meanings": ["343 sahneye çıkmak"]}, {"word": "sahneye çıkmak", "meanings": ["tiyatro, müzik vb. sanatçılar için sanatını izleyici önünde uygulamak, göstermek", "kullanılmak, görünmek, ortaya çıkmak"]}, {"word": "sahneye koymak", "meanings": ["tiyatro eserini veya müzikal bir oyunu, metin, oyun, yorum, dekor, müzik vb. ögeleri birbiriyle uyumlu duruma getirerek sahne için uygulamak, oynamak, sahnelemek"]}, {"word": "sahneleme", "meanings": ["Sahnelemek işi"]}, {"word": "sahnelemek", "meanings": ["Sahneye koymak", "Görüntü vermek"]}, {"word": "sahnelenme", "meanings": ["Sahnelenmek işi"]}, {"word": "sahnelenmek", "meanings": ["Oyun sahneye konulmak", "Bir durum, bir olay ortaya çıkmak, görünür olmak", "Bir durum, bir olay gerçekleştirilmek"]}, {"word": "sahneleyiş", "meanings": ["Sahneleme işi"]}, {"word": "sahra", "meanings": ["Çöl", "Kır"]}, {"word": "sahra topu", "meanings": ["Dağ topu gibi katır sırtında taşınmayıp atlarla çekilen top"]}, {"word": "sahre", "meanings": ["Külte"]}, {"word": "sahte", "meanings": ["Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece", "Uydurma", "Gerçek olmayan, yalancı", "Yapmacık"]}, {"word": "sahteci", "meanings": ["Sahtekâr"]}, {"word": "sahtecilik", "meanings": ["Sahtekârlık"]}, {"word": "sahtekâr", "meanings": ["Sahte işler yapan, düzmeci, sahteci"]}, {"word": "sahtekârlık", "meanings": ["Sahte işler yapma, düzmecilik, sahtecilik"]}, {"word": "sahtelik", "meanings": ["Sahte olma durumu"]}, {"word": "sahtiyan", "meanings": ["Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış genellikle keçi derisi"]}, {"word": "sahtiyancı", "meanings": ["Sahtiyan üreten, alan veya satan kimse"]}, {"word": "sahtiyancılık", "meanings": ["Sahtiyancının işi veya mesleği"]}, {"word": "sahura kalkmak", "meanings": ["oruç tutan kimse gün doğmadan yemek yemek için yataktan kalkmak"]}, {"word": "sahurluk", "meanings": ["Sahurda yenecek şeyler", "Sahurda yemeye elverişli"]}, {"word": "sahur", "meanings": ["Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek", "Bu yemeğin yendiği vakit"]}, {"word": "sahur yemeği", "meanings": ["Sahur zamanı yenen yemek, er ekmeği"]}, {"word": "saik", "meanings": ["Sebep", "Güdü"]}, {"word": "saika", "meanings": ["Yıldırım"]}, {"word": "saika", "meanings": ["Sebep"]}, {"word": "sair", "meanings": ["Başka, öteki, diğer"]}, {"word": "sairfilmenam", "meanings": ["Uyurgezer"]}, {"word": "sak durmak", "meanings": ["dikkatli, uyanık durumda bulunmak"]}, {"word": "sak", "meanings": ["Uyanık, gözü açık, müteyakkız", "Uykusu hafif"]}, {"word": "sak", "meanings": ["Sap"]}, {"word": "sak yatmak", "meanings": ["derin uykuya dalmadan uyumak"]}, {"word": "saka", "meanings": ["Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse", "Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse"]}, {"word": "saka", "meanings": ["Saka kuşu"]}, {"word": "saka beygiri gibi", "meanings": ["bir iş uğruna birçok yere uğrayarak dolaşan (kimse)", "yalnız vakit geçirmek için amaçsız dolaşan (kimse)"]}, {"word": "sakaf", "meanings": ["Çatı, dam"]}, {"word": "sakağı", "meanings": ["Özellikle atlarda görülen ve insanlara da bulaşan ölümcül bir hayvan hastalığı, ruam"]}, {"word": "saka", "meanings": ["Baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık"]}, {"word": "saka kuşu", "meanings": ["Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş, kutan, saka (II), ökse kuşu (Carduelis cardelis)"]}, {"word": "sakak", "meanings": ["Çene altı"]}, {"word": "sakal", "meanings": ["Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü", "Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü", "Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde"]}, {"word": "sakal bırakmak (veya koyuvermek veya salıvermek veya uzatmak)", "meanings": ["sakalını tıraş etmeyip büyütmek"]}, {"word": "sakalı değirmende ağartmamak", "meanings": ["yıllar pek çok deneyim kazandırmış olmak"]}, {"word": "sakalı bitmek", "meanings": ["bir iş sürüncemede kalmak"]}, {"word": "sakal oynatmaz", "meanings": ["ağızda eriyecek kadar olgunlaşmış (yemiş, yiyecek)"]}, {"word": "sakalı ele vermek (veya kaptırmak)", "meanings": ["başkasının sözünden çıkmayacak bir duruma düşmek"]}, {"word": "sakalı saydırmak", "meanings": ["saygınlıktan düşmek"]}, {"word": "sakalına ak (veya kır) düşmek", "meanings": ["sakalı ağarmaya başlamak, yaşlanmak"]}, {"word": "sakalım yok ki sözüm dinlensin", "meanings": ["`ancak yaşlı kimselerin söz ve öğütleri dinlenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sakalına gülmek", "meanings": ["ciddi gibi görünen sözlerle alay etmek"]}, {"word": "sakalına göre tarak vurmak", "meanings": ["birinin hoşlanacağı biçimde konuşmak veya davranmak"]}, {"word": "sakalının altına girmek", "meanings": ["yakınlık kurarak ona düşüncesini aşılamak"]}, {"word": "sakalına kar yağmak", "meanings": ["sakalı aklaşmaya başlamak"]}, {"word": "sakalı", "meanings": ["Saka hastalığına tutulmuş"]}, {"word": "sakalık", "meanings": ["Sakanın işi"]}, {"word": "sakallanma", "meanings": ["Sakallanmak işi"]}, {"word": "sakallanmak", "meanings": ["Sakallı duruma gelmek", "Sakalı çıkmak"]}, {"word": "sakallı", "meanings": ["Sakalı olan", "Yaşı geçkin savaş tutsağı"]}, {"word": "sakalsız", "meanings": ["Sakalı olmayan"]}, {"word": "sakamet", "meanings": ["Bozukluk, yanlışlık, eksiklik"]}, {"word": "sakandırık", "meanings": ["Baş giysilerinde çene bağı"]}, {"word": "sakar", "meanings": ["Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma", "Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan (kimse)"]}, {"word": "sakarca", "meanings": ["Sakar gibi, sakara benzer bir biçimde"]}, {"word": "sakarimetre", "meanings": ["Bir sıvıda çözelti durumunda bulunan şeker miktarını belirlemeye yarayan alet"]}, {"word": "sakarimetri", "meanings": ["Şekerli çözeltilerin dozunu belirleme yöntemi"]}, {"word": "sakarlık", "meanings": ["Sakar olma durumu", "Sık sık küçük kazalar yapma, çarpıp kırıp dökme işi"]}, {"word": "sakarlaşma", "meanings": ["Sakarlaşma işi"]}, {"word": "sakarin", "meanings": ["Genellikle şeker hastalarının ve diyet yapanların şeker yerine kullandığı, maden kömürü katranından elde edilen, beyaz, tatlandırıcı bir madde"]}, {"word": "sakarlaşmak", "meanings": ["Sakar durumuna gelmek"]}, {"word": "sakar meke", "meanings": ["Yaban kazı"]}, {"word": "sakat", "meanings": ["Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü", "Bozuk veya eksik"]}, {"word": "sakkaroz", "meanings": ["Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir şeker türü (C12H22O11)"]}, {"word": "sakat olmak", "meanings": ["sakatlanmak"]}, {"word": "sakata gelmek", "meanings": ["tuzağa düşmek", "iş ters gitmek"]}, {"word": "sakatat", "meanings": ["Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. iç organlarıyla baş ve ayakları"]}, {"word": "sakatatçı", "meanings": ["Sakatat satan kimse, sakatçı"]}, {"word": "sakatatçılık", "meanings": ["Sakatat satma işi"]}, {"word": "sakatçı", "meanings": ["Sakatatçı"]}, {"word": "sakatlama", "meanings": ["Sakatlamak işi"]}, {"word": "sakatlamak", "meanings": ["Sakat bir duruma getirmek, sakat etmek", "Bozmak"]}, {"word": "sakatlanış", "meanings": ["Sakatlanma işi"]}, {"word": "sakatlanma", "meanings": ["Sakatlanmak işi"]}, {"word": "sakın", "meanings": ["Asla", "`Korkulacak bir durum olmasın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sakatlık", "meanings": ["Sakat olma durumu, malullük, maluliyet", "Kaza, terslik", "Yanlış, kusur, hata"]}, {"word": "sakatlanmak", "meanings": ["Sakat duruma gelmek"]}, {"word": "sakın ha!", "meanings": ["`yapma, yapmaktan çekin` anlamında, yapılması istenmeyen bir davranışa engel olmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "sakıncalı", "meanings": ["Sakınmayı, çekinmeyi gerektiren, mahzurlu"]}, {"word": "sakınca", "meanings": ["Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum, mahzur"]}, {"word": "sakıncasız", "meanings": ["Sakınmayı gerektirmeyen, mahzursuz"]}, {"word": "sakıngan", "meanings": ["İhtiyatlı"]}, {"word": "sakınma", "meanings": ["Sakınmak işi, içtinap", "Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem alma, ihtiyat", "Boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket"]}, {"word": "sakınış", "meanings": ["Sakınma işi"]}, {"word": "sakınganlık", "meanings": ["İhtiyatlılık"]}, {"word": "sakınması olmamak", "meanings": ["korkusu, çekinmesi olmamak", "incelik kurallarına, saygıya aldırmadan davranmak"]}, {"word": "sakıntı", "meanings": ["Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem, ihtiyat"]}, {"word": "sakınmak", "meanings": ["Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak, içtinap etmek", "Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak", "Korumak, esirgemek, gözetmek"]}, {"word": "sakıntılı", "meanings": ["Sakıntısı olan"]}, {"word": "sakıntısız", "meanings": ["Sakıntısı olmayan"]}, {"word": "sakırdama", "meanings": ["Sakırdamak işi"]}, {"word": "sakırga", "meanings": ["Kene"]}, {"word": "sakırdamak", "meanings": ["Korkudan veya soğuktan titremek"]}, {"word": "sakır sakır", "meanings": ["Aralıksız, sürekli"]}, {"word": "sakıt", "meanings": ["Düşen, düşmüş", "Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş", "Düşük"]}, {"word": "sakırtı", "meanings": ["Korkudan veya soğuktan titreme"]}, {"word": "sakıt olmak", "meanings": ["hükmü kalmamak"]}, {"word": "sakız gibi", "meanings": ["çok temiz, çok beyaz", "ayrılmak bilmez, yapışkan"]}, {"word": "sakız", "meanings": ["Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine", "Şekerli ve kokulu ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği, ciklet", "Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir tür koyun", "Sakız ağacı"]}, {"word": "sakız bademi", "meanings": ["Diş bademi"]}, {"word": "sakız ağacı", "meanings": ["Antep fıstığıgillerden, kışın yaprak dökmeyen, meyvesi üzümsü ve yağlı, bodur bir ağaç (Pistacia lentiscus)"]}, {"word": "sakız baklası", "meanings": ["Uzun ve ince, çok lezzetli turfanda bir tür bakla"]}, {"word": "sakız dikeni", "meanings": ["Sakız çıkarılan bir tür diken"]}, {"word": "sakız enginarı", "meanings": ["Yaprakları sivri, kenarları düzgün, lezzetli bir tür enginar"]}, {"word": "sakız kabağı", "meanings": ["Sebze olarak kullanılan kabak (Cucurbita pepo)"]}, {"word": "sakızlaşma", "meanings": ["Sakızlaşmak işi"]}, {"word": "sakızlaşmak", "meanings": ["Sakız durumuna gelmek"]}, {"word": "sakızlaştırma", "meanings": ["Sakızlaştırmak işi"]}, {"word": "sakız leblebisi", "meanings": ["Bir tür kabuklu beyaz leblebi"]}, {"word": "sakızlaştırmak", "meanings": ["Sakız durumuna getirmek"]}, {"word": "sakız rakısı", "meanings": ["İçinde sakız bulunan rakı, mastika"]}, {"word": "sakızlı", "meanings": ["Sakızı olan, içinde sakız bulunan"]}, {"word": "sakız tatlısı", "meanings": ["İçine sakız karıştırılarak hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "sakil", "meanings": ["Ağır", "Sıkıntı veren, sıkıntılı", "Çirkin, kaba, uyumsuz", "Türk müziğinde bir usul"]}, {"word": "saki", "meanings": ["İçkili toplantılarda içki dağıtan kimse"]}, {"word": "sakim", "meanings": ["Bozuk, yanlış, eksik"]}, {"word": "sakin olmak", "meanings": ["bir yerde yerleşmek, oturmak", "sakin duruma gelmek"]}, {"word": "sakin", "meanings": ["Hareket etmeyen, kımıldamayan", "Durgun, dingin", "Sessiz", "Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen", "Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş", "Bir yerde oturan"]}, {"word": "sakince", "meanings": ["Sakin", "(sa:ki'nce) Sakin bir biçimde"]}, {"word": "sakinleme", "meanings": ["Sakinlemek işi"]}, {"word": "sakinlemek", "meanings": ["Sakinleşmek"]}, {"word": "sakinleştirme", "meanings": ["Sakinleştirmek işi"]}, {"word": "sakinleşme", "meanings": ["Sakinleşmek işi"]}, {"word": "sakla samanı, gelir zamanı", "meanings": ["`gereksiz görülen şey ileride gerekli olabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sakinleşmek", "meanings": ["Yatışmak, durgun duruma gelmek, durgunlaşmak, dinginleşmek", "Sıkıntısı, öfkesi veya heyecanı geçmek"]}, {"word": "sakinleştirmek", "meanings": ["Sakinleşmesini sağlamak, sessiz, dingin bir duruma getirmek"]}, {"word": "sakinlik", "meanings": ["Sakin olma durumu, durgunluk, sessizlik, dinginlik, sükûnet"]}, {"word": "sakit", "meanings": ["Susmuş, sessiz"]}, {"word": "sakit kalmak", "meanings": ["söz söylemesi gerekirken susmak"]}, {"word": "saklama", "meanings": ["Saklamak işi"]}, {"word": "saklamak", "meanings": ["Elinde bulundurmak, tutmak", "Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak", "Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak", "Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek", "Gizli tutmak, duyurmamak", "Birine vermek için ayırmak", "Korumak, esirgemek"]}, {"word": "saklambaç", "meanings": ["Oyunculardan birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "saklanılma", "meanings": ["Saklanılmak işi"]}, {"word": "saklanılmak", "meanings": ["Saklanma işi yapılmak", "Gizli tutulmak", "Herhangi biri saklanmak"]}, {"word": "saklanış", "meanings": ["Saklanma işi"]}, {"word": "saklanma", "meanings": ["Saklanmak işi"]}, {"word": "saklanmak", "meanings": ["Kendini saklamak, gizlenmek", "Saklama işi yapılmak", "Niteliğini yitirmemesi için korumak"]}, {"word": "saklantı", "meanings": ["Saklanan şey"]}, {"word": "saklatma", "meanings": ["Saklatmak işi"]}, {"word": "saklayış", "meanings": ["Saklama işi"]}, {"word": "saklatmak", "meanings": ["Saklama işini yaptırmak"]}, {"word": "saklı", "meanings": ["Saklanmış olan", "Elde tutulan, mahfuz", "Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen", "Başkalarından gizlenen, gizli tutulan, hafi"]}, {"word": "saklık", "meanings": ["Uyanıklık"]}, {"word": "sako", "meanings": ["Paltoya benzer bir tür üstlük"]}, {"word": "saksağan", "meanings": ["Kargagillerden, karnı beyaz, kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak, kara, uzun kuyruklu kuş, alacakarga, alakarga (Pica pica)"]}, {"word": "saksı", "meanings": ["Pişmiş toprak, plastik vb.nden yapılan, çiçek yetiştirmekte kullanılan kap", "Baş, kafa"]}, {"word": "saksılık", "meanings": ["Saksı koymaya yarar raf", "İçine saksı oturtulan süslü kap", "Kışın saksı çiçeklerinin saklandığı yer"]}, {"word": "saksıgüzeli", "meanings": ["Dam koruğugillerden, yaprakları etli, çiçekleri başak biçiminde bir süs bitkisi (Cotyledon umbilicus)"]}, {"word": "saksı toprağı", "meanings": ["Çiçek yetiştirmek için hazırlanmış özel bir toprak türü"]}, {"word": "saksafon", "meanings": ["Genellikle pirinçten yapılmış, metal tuşlara basılarak çalınan, çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı"]}, {"word": "salacak", "meanings": ["Üstünde ölü yıkanılan kerevet, teneşir"]}, {"word": "saksafoncu", "meanings": ["Saksafon çalan kimse"]}, {"word": "saksonya", "meanings": ["Almanya'da Saksonya bölgesinde yapılan, iyi nitelikli porselen tabak veya kap"]}, {"word": "sakuleta", "meanings": ["Silindir biçiminde bir demirin içine çivi, cıvata vb. maddelerin doldurulması ile yapılan bir mermi türü"]}, {"word": "sal", "meanings": ["Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı"]}, {"word": "sela vermek (veya okumak)", "meanings": ["minarelerde, salat okuyarak cuma namazını haber vermek", "bir kimsenin ölümünü, minareden salat okuyarak duyurmak"]}, {"word": "salabet", "meanings": ["Katılık, sağlamlık"]}, {"word": "salah", "meanings": ["Düzelme, iyileşme, iyilik"]}, {"word": "sela", "meanings": ["Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua"]}, {"word": "salah bulmak", "meanings": ["düzelmek, iyileşmek, onmak"]}, {"word": "salahiyet", "meanings": ["Yetki"]}, {"word": "salahiyetli", "meanings": ["Yetkili"]}, {"word": "salahiyetsiz", "meanings": ["Yetkisiz"]}, {"word": "salahiyetsizlik", "meanings": ["Yetkisizlik"]}, {"word": "salahiyettar", "meanings": ["Yetkili"]}, {"word": "salakça", "meanings": ["Salağa benzer, salak gibi", "(sala'kça) Salağa benzer bir biçimde"]}, {"word": "salaklaşma", "meanings": ["Salaklaşmak işi"]}, {"word": "salak", "meanings": ["Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)"]}, {"word": "salaklaşmak", "meanings": ["Salakça davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "salaklık", "meanings": ["Salak olma durumu", "Salakça davranış"]}, {"word": "salam", "meanings": ["Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek"]}, {"word": "salamanje", "meanings": ["Yemek odası"]}, {"word": "salamura", "meanings": ["Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su", "Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek", "Bu suyun içinde tutulmuş olan"]}, {"word": "salamandra", "meanings": ["Semender", "Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası"]}, {"word": "salamuracılık", "meanings": ["Salamuracının yaptığı iş"]}, {"word": "salamuracı", "meanings": ["Salamura yapan kimse"]}, {"word": "salangan", "meanings": ["Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, dört köşe kısa kuyruklu, esmer küçük kuş (Collocalia)"]}, {"word": "salamuralık", "meanings": ["Salamura yapmaya elverişli", "Salamura yapmaya ayrılmış"]}, {"word": "salapurya", "meanings": ["Ticaret eşyası taşımakta kullanılan, 10-15 tonluk, üçgen biçiminde yelkeni olan ticaret gemisi"]}, {"word": "salat", "meanings": ["Namaz", "Hz. Muhammed'in adı anıldığında saygı göstermek için okunan dua"]}, {"word": "salapurya gibi", "meanings": ["çok büyük olan veya ayağa büyük gelen (ayakkabı)"]}, {"word": "salaş", "meanings": ["Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân", "Tahtadan yapılmış (baraka)", "Uyumsuz, derme çatma, kötü görünen"]}, {"word": "salata", "meanings": ["Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek"]}, {"word": "salavat getirmek", "meanings": ["Hz. Muhammed'e saygı bildirmek için dua okumak", "tehlikeli bir durumda dua okumak"]}, {"word": "salaşpur", "meanings": ["Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez"]}, {"word": "salatalık", "meanings": ["Hıyar", "Salata yapmak için kullanılan"]}, {"word": "salavat", "meanings": ["Namazlar", "Hz. Muhammed'e saygı bildirmek için okunan dua", "Yağlı güreşte, yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua"]}, {"word": "salavat parmağı", "meanings": ["İşaret parmağı"]}, {"word": "salcı", "meanings": ["Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse"]}, {"word": "salçalama", "meanings": ["Salçalamak işi"]}, {"word": "salcılık", "meanings": ["Salcının işi veya mesleği"]}, {"word": "salçalanma", "meanings": ["Salçalanmak işi"]}, {"word": "salçalanmak", "meanings": ["Salça durumuna gelmek"]}, {"word": "salça", "meanings": ["Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi", "Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos"]}, {"word": "salçalamak", "meanings": ["Yemeklere salça katmak"]}, {"word": "salçalı", "meanings": ["Salça konmuş, içinde salça olan"]}, {"word": "saldırgan", "meanings": ["Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan), agresif, mütecaviz"]}, {"word": "salçalı makarna", "meanings": ["Makarnanın pişmesinden sonra üzerine yağla hafifçe kavrulmuş salçanın dökülmesiyle hazırlanan yemek"]}, {"word": "salçalık", "meanings": ["Salça yapmaya elverişli", "Salça yapmak için ayrılmış"]}, {"word": "saldırganlaşma", "meanings": ["Saldırganlaşmak durumu"]}, {"word": "saldırganlık", "meanings": ["Saldırgan olma durumu", "Saldırgan bir biçimde davranma", "Bireyin kendi düşünce ve davranışlarını dıştaki direnmelere karşı, zorla karşısındakine benimsetme çabası"]}, {"word": "saldırganlaşmak", "meanings": ["Saldırgan duruma gelmek"]}, {"word": "saldırı", "meanings": ["Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz"]}, {"word": "saldırıcı", "meanings": ["Saldırgan, birinin üzerine atılan, mütecaviz"]}, {"word": "saldırıya uğramak", "meanings": ["saldırı karşısında kalmak, tecavüze uğramak"]}, {"word": "saldırısız", "meanings": ["Saldırı yapılmayan", "Saldırı yapmadan"]}, {"word": "saldırma", "meanings": ["Saldırmak işi", "Bir tür büyük bıçak"]}, {"word": "saldırıcılık", "meanings": ["Saldırıcının işi"]}, {"word": "saldırış", "meanings": ["Saldırma işi"]}, {"word": "saldırmazlık", "meanings": ["Birbirine saldırmama durumu"]}, {"word": "saldırmak", "meanings": ["Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek", "Bir şey veya kimse üzerine saldırı yapılmasına sebep olmak", "Gemi, kalkmak için yelken açıp başını gideceği yola çevirmek", "Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak", "Etkisiyle eritmek"]}, {"word": "saldırmazlık antlaşması", "meanings": ["Saldırmazlık paktı"]}, {"word": "saldırmazlık paktı", "meanings": ["Devletlerin birbirlerine saldırmamaları ilkesine dayanan antlaşma, saldırmazlık antlaşması"]}, {"word": "salep", "meanings": ["Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi (Orchis)", "Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz", "Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek"]}, {"word": "salepçilik", "meanings": ["Salepçinin işi"]}, {"word": "salepçi", "meanings": ["Salep yapıp satan kimse"]}, {"word": "salepgiller", "meanings": ["Güzel çiçekli, vanilya, orkide, venüsçarığı, salep vb. bitkileri kapsayan, tek çeneklilerden bir familya"]}, {"word": "salgılama", "meanings": ["Salgılamak işi"]}, {"word": "salgı", "meanings": ["Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz", "Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması"]}, {"word": "salgılamak", "meanings": ["Salgı oluşturmak"]}, {"word": "salgılayış", "meanings": ["Salgılama işi"]}, {"word": "salgın", "meanings": ["Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan, müstevli", "Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması, epidemi", "Belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması", "Bir şeyin bir yere girip her yanı kaplaması, istila", "Gereğinde herkesten para veya mal olarak toplanan geçici vergi"]}, {"word": "salgıncı", "meanings": ["Salgın toplayan kimse"]}, {"word": "salgınlaşma", "meanings": ["Salgınlaşmak işi"]}, {"word": "salgınlaşmak", "meanings": ["Salgın durumuna gelmek"]}, {"word": "salhane", "meanings": ["Kesimevi"]}, {"word": "salı", "meanings": ["Pazartesi ile çarşamba arasındaki gün"]}, {"word": "salık", "meanings": ["Tavsiye", "Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber"]}, {"word": "salık vermek", "meanings": ["tavsiye etmek", "haber vermek"]}, {"word": "salıncakçı", "meanings": ["Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse"]}, {"word": "salıncaklı", "meanings": ["Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan"]}, {"word": "salıncak", "meanings": ["İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı", "Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak"]}, {"word": "salınım", "meanings": ["Salınma işi", "Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks"]}, {"word": "salınış", "meanings": ["Salınma işi"]}, {"word": "salıncaksız", "meanings": ["Salıncak olmadan"]}, {"word": "salınma", "meanings": ["Salınmak işi"]}, {"word": "salınmak", "meanings": ["Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek", "Salma işine konu olmak"]}, {"word": "salıntılı", "meanings": ["Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen", "Yürüyüşünde iki yana salınan"]}, {"word": "salıntı", "meanings": ["Salınma işi"]}, {"word": "salıverilme", "meanings": ["Salıverilmek işi"]}, {"word": "salıverilmek", "meanings": ["Salıverme işine konu olmak"]}, {"word": "salıvermek", "meanings": ["Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak", "Altına etmek"]}, {"word": "salıverme", "meanings": ["Salıvermek işi"]}, {"word": "salik", "meanings": ["Bir yola giren, bir yolda giden"]}, {"word": "salik olmak", "meanings": ["bir yola girmek"]}, {"word": "salim", "meanings": ["Esen, sağlam", "Sakin, huzurlu"]}, {"word": "salip", "meanings": ["Haç"]}, {"word": "salimen", "meanings": ["Sağ ve esen olarak, hiçbir kötü durumla karşılaşmadan"]}, {"word": "salipli", "meanings": ["Salibi olan"]}, {"word": "salise", "meanings": ["Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi"]}, {"word": "salipsiz", "meanings": ["Salibi olmayan"]}, {"word": "salisen", "meanings": ["Üçüncü olarak"]}, {"word": "salisilat", "meanings": ["Salisilik asidin tuzu", "Salisilik asidin türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester"]}, {"word": "salisilik", "meanings": ["Söğüt kabuğundan çıkarılan antiseptiklerle ilgili olan"]}, {"word": "salisilik asit", "meanings": ["Aldehidin yükseltgenmesiyle elde edilen, türlü uçucu yağlarda ester biçiminde bulunan, ekşi veya tatlı olabilen, 155 °C'de eriyen bir asit"]}, {"word": "salkım", "meanings": ["Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve", "Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu", "Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği (Wistaria sinensis)", "Topla atılan demir parçaları"]}, {"word": "salkımak", "meanings": ["Gevşeyip sarkmak, pörsümek"]}, {"word": "salkıma", "meanings": ["Salkımak durumu"]}, {"word": "salkım ağacı", "meanings": ["Akasya"]}, {"word": "salkım başak", "meanings": ["Tek veya birleşik başakların salkım şeklinde oluşturduğu bitki"]}, {"word": "salkım küpe", "meanings": ["Değerli taşlardan yapılmış salkım biçiminde küpe"]}, {"word": "salkım salkım", "meanings": ["Salkım gibi", "Salkımlar biçiminde"]}, {"word": "salkım saçak", "meanings": ["Kalabalık bir biçimde", "Parçalara ayrılmış biçimde"]}, {"word": "salkım söğüt", "meanings": ["Dalları ve yaprakları yere sarkan bir çeşit söğüt (Salix babylonica)"]}, {"word": "sallama", "meanings": ["Sallamak işi", "Sallama çay"]}, {"word": "sallabaş", "meanings": ["Başı sürekli sallanan", "Her sözü düşünmeden onaylayan"]}, {"word": "salkım topu", "meanings": ["Çevreye dağılan mermi parçaları atan top"]}, {"word": "sallamak", "meanings": ["Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek", "Uydurmak, kafadan atmak", "Sarsmak", "Beklenmedik bir başarı kazanmak", "Zor durumda bırakmak", "Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak", "Vurmak, atmak"]}, {"word": "sallamamak", "meanings": ["önem vermemek", "dikkate almamak, aldırmamak, ciddiye almamak"]}, {"word": "sallandırma", "meanings": ["Sallandırmak işi"]}, {"word": "sallandırmak", "meanings": ["Sallanma işini yaptırmak", "Asmak, idam etmek"]}, {"word": "sallanış", "meanings": ["Sallanma işi"]}, {"word": "sallanma", "meanings": ["Sallanmak işi"]}, {"word": "sallanmak", "meanings": ["Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak", "Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek", "Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak", "Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek", "Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak", "Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak"]}, {"word": "sallantı", "meanings": ["Sallanma işi", "Sürüncemede bırakma, savsaklama"]}, {"word": "sallantıda bırakmak", "meanings": ["bir şeyi sonuca bağlamamak, savsaklamak"]}, {"word": "sallantıda kalmak", "meanings": ["bir çözüme bağlanmamak"]}, {"word": "sallapati", "meanings": ["Düşünmeden ve saygısızca davranan", "Özensiz, dikkatsiz ve kaba saba yapılmış", "Düşüncesizce, saygısızca ve patavatsız bir biçimde"]}, {"word": "sallapatilik", "meanings": ["Sallapati olma durumu", "Ciddiyetsizlik"]}, {"word": "sallasırt", "meanings": ["Ağır bir nesneyi araç kullanmaksızın elle başka bir yere atma veya aktarma"]}, {"word": "sallasırt etmek", "meanings": ["sırtına almak, yüklenmek"]}, {"word": "sallı", "meanings": ["Büyük ve geniş, sal gibi yayvan"]}, {"word": "salma", "meanings": ["Salmak işi", "Pirinçle pişirilen bir yemek türü", "Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para", "Bazı yerel giysilerde kolun yeninden sarkan kumaş parçası", "Kuşların üretilmesine ayrılan oda", "Başıboş gezen (hayvan)", "Sürekli akan (su)", "Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri"]}, {"word": "salma gezmek (veya dolaşmak)", "meanings": ["başıboş hayvan gibi dolaşmak"]}, {"word": "salma salmak", "meanings": ["genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden para toplamak", "yardım amacıyla varlıklı kişilerden gücüne göre para istemek"]}, {"word": "salmak", "meanings": ["Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek", "Yollamak, göndermek", "Koymak, katmak", "Sürmek", "Uğratmak", "Vergi yüklemek", "Üzerine yürütmek", "Saldırmak", "Sarkıtmak", "Gemi demir üzerinde dört yana dönmek", "Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek"]}, {"word": "salmalık", "meanings": ["Otlak"]}, {"word": "salmastra", "meanings": ["Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip", "Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su, buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan"]}, {"word": "salma tomruk", "meanings": ["Salma erlerin gece yakaladıkları suçluları kapadıkları yer"]}, {"word": "salname", "meanings": ["Yıllık"]}, {"word": "salon", "meanings": ["Bir evde konukları ağırlamakta kullanılan en geniş oda", "Toplantıların, kutlamaların, gösterilerin yapıldığı geniş yer", "Dükkân, mağaza"]}, {"word": "salon adamı", "meanings": ["Kadınlı erkekli davetlere katılan, bu gibi yerlerde nasıl davranılacağını, görgü kurallarını iyi bilen adam"]}, {"word": "salon çamı", "meanings": ["Dalları üzerinde diken bulunan, küçük çam biçiminde bir süs bitkisi (Ara ucaria)"]}, {"word": "salon çiçeği", "meanings": ["Salonları süsleyen gösterişli ve bakımlı ev çiçeği"]}, {"word": "saloz", "meanings": ["Salak"]}, {"word": "salozlaşma", "meanings": ["Salozlaşmak durumu"]}, {"word": "salozlaşmak", "meanings": ["Saloz durumuna düşmek"]}, {"word": "salozluk", "meanings": ["Saloz olma durumu, salaklık"]}, {"word": "salpa", "meanings": ["Gevşek, iş bilmez, tembel"]}, {"word": "salpak", "meanings": ["Salpa"]}, {"word": "salta", "meanings": ["Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması"]}, {"word": "salta durmak", "meanings": ["köpek arka ayakları üzerine kalkmak"]}, {"word": "salt", "meanings": ["İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak", "İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı", "Yalnızca"]}, {"word": "salta", "meanings": ["Gergin duran bir halatı biraz koyuverme işi"]}, {"word": "salta", "meanings": ["Yakasız, iliksiz, kolları bolca bir tür kısa ceket"]}, {"word": "saltanat", "meanings": ["Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması", "Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış", "Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği"]}, {"word": "saltanat sürmek", "meanings": ["hükümdarlık etmek", "bolluk içinde yaşamak"]}, {"word": "saltçılık", "meanings": ["Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi, mutlakiyet, mutlakçılık"]}, {"word": "saltanatsız", "meanings": ["Gösterişsiz, görkemsiz"]}, {"word": "saltanatçı", "meanings": ["Saltanat yanlısı olan kimse"]}, {"word": "saltanatlı", "meanings": ["Gösterişli, görkemli"]}, {"word": "salt değer", "meanings": ["Bir cebirsel sayının, işareti göz önüne alınmaksızın değeri, mutlak değer"]}, {"word": "salt çoğunluk", "meanings": ["Oylamada, yarıdan bir fazla üye sayısının oyuyla sağlanan çoğunluk"]}, {"word": "saltık", "meanings": ["Mutlak", "Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği)"]}, {"word": "salt nem", "meanings": ["Bir metreküp hava içinde bulunan su buğusu niceliği, mutlak nem"]}, {"word": "salt sıcaklık", "meanings": ["-273 °C'yi sıfır olarak alan sıcaklık, mutlak sıcaklık"]}, {"word": "salt sıfır", "meanings": ["Salt sıcaklık ölçeğinde -273 °C olan sıfır noktası, mutlak sıfır"]}, {"word": "salvo", "meanings": ["Yaylım ateşi", "Yoğun bir biçimde yapılan atak"]}, {"word": "salyangoz", "meanings": ["Yumuşakçalardan, bahçelerin nemli yerlerinde yaşayan, sarmal kabuklu küçük hayvan (Helix)"]}, {"word": "salya", "meanings": ["Ağızdan sızan tükürük"]}, {"word": "sam", "meanings": ["Sam yeli"]}, {"word": "saman", "meanings": ["Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları"]}, {"word": "sal yarışı", "meanings": ["Özel botlarla debisi yüksek ırmaklarda yapılan bir spor türü"]}, {"word": "saman altından su yürütmek", "meanings": ["belli etmeden iş çevirmek, ortalığı karıştırmak"]}, {"word": "saman gibi", "meanings": ["tatsız, yavan"]}, {"word": "saman alevi", "meanings": ["Gelip geçici, çabuk yatışan, çabuk sona eren"]}, {"word": "saman alevi gibi", "meanings": ["birden parlayıp arkasından hemen yatışan"]}, {"word": "samani", "meanings": ["Saman rengi, açık sarı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "saman kâğıdı", "meanings": ["Genellikle kurşun kalemle yazı yazmaya elverişli olan veya ambalaj için kullanılan kaba kâğıt, teksir kâğıdı"]}, {"word": "samanlı", "meanings": ["Samanı olan"]}, {"word": "samankapan", "meanings": ["Kehribar"]}, {"word": "samanlık", "meanings": ["Saman konulan yer"]}, {"word": "samanlı gübre", "meanings": ["Samanı gerektiği kadar yanmamış gübre"]}, {"word": "saman rengi", "meanings": ["Açık, soluk sarı renk, saman sarısı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "samanlı kerpiç", "meanings": ["İçine saman karıştırılarak dökülen kerpiç"]}, {"word": "saman nezlesi", "meanings": ["Genellikle bahar aylarında görülen, çiçek tozlarına karşı alerjiden ileri gelen nezle, bahar nezlesi"]}, {"word": "saman sarısı", "meanings": ["Saman rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "Samanuğrusu", "meanings": ["Samanyolu"]}, {"word": "Samanyolu", "meanings": ["Açık gecelerde gökyüzünde boydan boya görülen uzun, bol yıldızlı, ışıklı şerit, Gökyolu, Hacılaryolu, Hacıyolu, Kehkeşan, Samanuğrusu"]}, {"word": "samba", "meanings": ["Bir çeşit Brezilya dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "samaryum", "meanings": ["Atom numarası 62, atom ağırlığı 150,4, yoğunluğu 7,75 olan ve az bulunan bir element (simgesi Sm)"]}, {"word": "Sami", "meanings": ["Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın, Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kolu", "Bu kola özgü olan"]}, {"word": "samimi", "meanings": ["İçten (duygu vb.)", "Candan, açık yüreklilikle davranan", "İçli dışlı, senli benli olarak"]}, {"word": "samimi olmak", "meanings": ["içten, açık yüreklilikle davranmak", "içli dışlı olmak"]}, {"word": "samimileşme", "meanings": ["Samimileşmek işi"]}, {"word": "samimilik", "meanings": ["İçtenlik"]}, {"word": "samur", "meanings": ["Sansargillerden, Kuzey Avrupa'da yaşayan, çok yumuşak ve ince tüyleri olan, postu için avlanan küçük hayvan (Martes zibellina)", "Bu hayvanın postundan yapılan"]}, {"word": "samimileşmek", "meanings": ["İçten olmak, candan davranmak"]}, {"word": "samimiyetsiz", "meanings": ["Samimi davranmayan, içtensiz"]}, {"word": "samimiyet", "meanings": ["İçtenlik", "Senli benli olma durumu, samimilik"]}, {"word": "samimiyetsizlik", "meanings": ["Samimi olmama durumu, içtensizlik"]}, {"word": "samsa", "meanings": ["Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "samsun", "meanings": ["Savaşta kullanılan köpek"]}, {"word": "sam yeli", "meanings": ["Çölden esen sıcak rüzgâr, sam (I)"]}, {"word": "samur kaşlı", "meanings": ["Kaşları kumral, yumuşak ve gür olan (kimse)"]}, {"word": "samut", "meanings": ["Susan, suskun"]}, {"word": "sanat", "meanings": ["Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık", "Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım", "Bir şey yapmada gösterilen ustalık", "Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü", "Zanaat"]}, {"word": "san", "meanings": ["Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad, unvan, titr", "Ün", "Herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik, kip karşıtı"]}, {"word": "sanatçı", "meanings": ["Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, artist", "Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse"]}, {"word": "sana", "meanings": ["Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi"]}, {"word": "sana yalan, bana gerçek", "meanings": ["`söylediğim şeyi sen bilmiyorsun ancak doğrudur, ben biliyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sana taşla vurana sen aşla (veya ekmekle veya pamukla) var (veya dokun)", "meanings": ["`sana sert davranana sen yumuşak davran` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt", "meanings": ["`kişi kendi işini kendisi yapmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sanal sayı", "meanings": ["Karmaşık sayı"]}, {"word": "sanal", "meanings": ["Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan, mevhum, farazi, tahminî", "Negatif bir sayı üzerinde alınan ve ikinci kuvvetten bir kök taşıyan cebirsel anlatım"]}, {"word": "sanat adamı", "meanings": ["Sanatçı"]}, {"word": "sanatçılık", "meanings": ["Sanatçı olma durumu"]}, {"word": "sanat dünyası", "meanings": ["Sanat çevresinin oluşturduğu atmosfer"]}, {"word": "sanat enstitüsü", "meanings": ["Endüstrinin türlü dallarına ve küçük el sanatları alanına bilgili, usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden öğretim kurumu"]}, {"word": "sanatevi", "meanings": ["Sanat eserlerinin üretildiği veya sergilendiği yer"]}, {"word": "sanatkâr", "meanings": ["Sanatçı", "El ile yaptığı işi kendisine meslek edinen işçi veya usta", "Bir işi ustalıkla yapan, usta, mahir"]}, {"word": "sanat eseri", "meanings": ["Yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün ve değerli eser"]}, {"word": "sanatkârane", "meanings": ["Sanatkârca"]}, {"word": "sanat filmi", "meanings": ["Kazanç düşünülmeden salt sanat kaygısıyla yapılan film"]}, {"word": "sanatkârlık", "meanings": ["Sanatçılık"]}, {"word": "sanat okulu", "meanings": ["Çeşitli iş kollarında veya sanat dallarında eğitim veren okul"]}, {"word": "sanatlı", "meanings": ["Sanatla yapılmış, bir usta elinden çıkmış, musanna"]}, {"word": "sanatoryum", "meanings": ["Özellikle veremli hastaların iyileştirilmesi için kurulmuş sağlık kuruluşu"]}, {"word": "sanatsal", "meanings": ["Sanata ilişkin, sanatla ilgili"]}, {"word": "sanayileşmek", "meanings": ["Üretimde makine, tezgâh vb. maddi üretim araçlarına giderek daha çok yer vermek, endüstrileşmek"]}, {"word": "sanatsever", "meanings": ["Sanatı tutan, sanatı koruyan ve yaşatan (kimse)"]}, {"word": "sanayi bölgesi", "meanings": ["Sanayinin yoğun olarak yer aldığı bölge"]}, {"word": "sanayi", "meanings": ["Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, uran, endüstri"]}, {"word": "sanayi kuruluşu", "meanings": ["Sanayi ham maddesini işleyen ve üretim sağlayan kuruluş"]}, {"word": "sanayicilik", "meanings": ["İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem, endüstriyalizm"]}, {"word": "sanayici", "meanings": ["Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse", "Sanayiye önem veren"]}, {"word": "sanayileştirme", "meanings": ["Sanayileştirmek işi"]}, {"word": "sanayileşme", "meanings": ["Sanayileşmek işi, endüstrileşme"]}, {"word": "sanayileştirmek", "meanings": ["Sanayileşmesini sağlamak"]}, {"word": "sanayiinefise", "meanings": ["Güzel sanatlar"]}, {"word": "sanayi odası", "meanings": ["Sanayiciler arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı sanayicilerle ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için yasa ile kurulan, tüzel kişiliğe sahip kurum"]}, {"word": "sanayi ülkesi", "meanings": ["Ekonomisinin ağırlığını sanayi ürünleri oluşturan ülke"]}, {"word": "sanayi yatırımı", "meanings": ["Sermayesini sanayi alanında değerlendiren iş kolu"]}, {"word": "sanayi sitesi", "meanings": ["Pek çok sanayi kuruluşunun bir arada bulunduğu semt veya bölge"]}, {"word": "sancak", "meanings": ["Bayrak, liva", "Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak", "Gemilerin sağ yanı", "Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık"]}, {"word": "sancak göstermek", "meanings": ["gemi, ulusunu belirten sancağını göndere çekmek"]}, {"word": "sancaktar", "meanings": ["Sancağı taşıyan kimse"]}, {"word": "sancak beyi", "meanings": ["Tanzimattan sonra, Osmanlı yönetim teşkilatında sancakların yöneticisi, mutasarrıf"]}, {"word": "sancı", "meanings": ["İç organlarda batar veya saplanır gibi duyulan, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı", "Sıkıntı"]}, {"word": "sancısı tutmak", "meanings": ["birdenbire ve şiddetli bir ağrı gelmek", "tedirgin olmak"]}, {"word": "sancılanma", "meanings": ["Sancılanmak işi"]}, {"word": "sancılanmak", "meanings": ["Sancıya tutulmak"]}, {"word": "sancılı", "meanings": ["Sancıya tutulan, sancısı olan", "Sancı veren", "Sıkıntılı"]}, {"word": "sancıma", "meanings": ["Sancımak işi"]}, {"word": "sancımak", "meanings": ["Sancı vermek, ağrımak"]}, {"word": "sancı otu", "meanings": ["Tüylü dalak otu"]}, {"word": "sançma", "meanings": ["Sançmak işi"]}, {"word": "sançmak", "meanings": ["Saplamak, batırmak"]}, {"word": "sandal", "meanings": ["İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi"]}, {"word": "sandal", "meanings": ["Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album)"]}, {"word": "sandal", "meanings": ["Sandalet"]}, {"word": "sandalcı", "meanings": ["Sandal (II) işleten kimse"]}, {"word": "sandalcılık", "meanings": ["Sandalcının yaptığı iş"]}, {"word": "sandalet", "meanings": ["Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı, sandal (III)"]}, {"word": "sandalgiller", "meanings": ["Tropikal ve ılıman bölgelerde yaşayan, iki yüzden çok türü olan, taçsız iki çenekli bitkiler familyası"]}, {"word": "sandalye", "meanings": ["Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası", "Makam, koltuk, mevki"]}, {"word": "sandalyecilik", "meanings": ["Sandalyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "sandalyeci", "meanings": ["Sandalye yapan ve satan kimse"]}, {"word": "sandalye kavgası", "meanings": ["Koltuk kavgası"]}, {"word": "sandık", "meanings": ["İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası", "Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap", "Bir kurumda para alınıp verilen yer", "Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş", "Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti", "Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim", "Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu", "Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba"]}, {"word": "sandık başına gitmek", "meanings": ["sandığa gitmek"]}, {"word": "sandık düzmek", "meanings": ["çeyiz hazırlamak"]}, {"word": "sandığa gitmek", "meanings": ["seçim kararı almak", "oy kullanmak"]}, {"word": "sandığa gömmek", "meanings": ["seçimde ağır yenilgiye uğratmak"]}, {"word": "sandıktan çıkmak", "meanings": ["seçimle işbaşına gelmek"]}, {"word": "sandıktaki sırtında, ambardaki karnında", "meanings": ["`nesi varsa giyer, nesi varsa yer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sandık balığıgiller", "meanings": ["Sandık biçimi vücutları kemik plakalarla kaplı omurgalı hayvanlar sınıfı"]}, {"word": "sandık balığı", "meanings": ["Sandık balığıgillerden, tropikal denizlerde yaşayan, vücudu çok kenarlı sert kemik plakalardan oluşan zırh ile kaplı, 0,5 metre kadar olabilen bir balık (Lactophrys triqueter)"]}, {"word": "sandık başkanı", "meanings": ["Seçimlerde sandık kurulunun başkanlığına getirilen kimse"]}, {"word": "sandıkçı", "meanings": ["Sandık yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sandıkçılık", "meanings": ["Sandıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "sandık emini", "meanings": ["Hükûmet veznedarlığı"]}, {"word": "sandık kurulu", "meanings": ["Seçimlerde bir sandık çevresinde oy verme işleminin düzenli yapılmasını sağlayan görevliler"]}, {"word": "sandık eşyası", "meanings": ["Saklanmak üzere sandığa konulan eşya"]}, {"word": "sandıklamak", "meanings": ["Sandık içine koymak, yerleştirmek, ambalajlamak"]}, {"word": "sandıklama", "meanings": ["Sandıklamak işi"]}, {"word": "sandıklanma", "meanings": ["Sandıklanmak işi"]}, {"word": "sandık lekesi", "meanings": ["Sandıkta havalandırmadan uzun süre saklanan eşyada oluşan pas renginde leke"]}, {"word": "sandıklanmak", "meanings": ["Sandığa konulmak, sandığa yerleştirilmek"]}, {"word": "sandviç", "meanings": ["İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek"]}, {"word": "sandıklı", "meanings": ["Duvar kaplamalarında kullanılan bir tür ince tahta", "Süs olarak kullanılan bir tür altın para"]}, {"word": "sandık odası", "meanings": ["Sandık, sepet vb. ev eşyasının konulduğu küçük oda"]}, {"word": "sandık sepet", "meanings": ["Ortada olan her şey"]}, {"word": "sandırmak", "meanings": ["Sanmasına sebep olmak, zannettirmek"]}, {"word": "sandırma", "meanings": ["Sandırmak işi"]}, {"word": "sanduka", "meanings": ["Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık"]}, {"word": "sanem", "meanings": ["Put (I)", "Çok güzel kadın"]}, {"word": "sandviççi", "meanings": ["Sandviç yapan ve satan kimse"]}, {"word": "sangılama", "meanings": ["Sangılamak durumu"]}, {"word": "sangı", "meanings": ["Sersemleşmiş, şaşkınlaşmış olan, sözü kolayca anlamayan"]}, {"word": "sangılık", "meanings": ["Sersemlik, şaşkınlık"]}, {"word": "sangılamak", "meanings": ["Sangı olmak, sersemleşmek, şaşkınlaşmak"]}, {"word": "sanı", "meanings": ["Sanma durumu veya sonucu, zan, zehap"]}, {"word": "sanık", "meanings": ["Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse, maznun"]}, {"word": "sanısına kapılmak", "meanings": ["sanmak, zannetmek"]}, {"word": "sanıklık", "meanings": ["Sanık olma durumu"]}, {"word": "sanılma", "meanings": ["Sanılmak işi, zannedilme, zannolunma"]}, {"word": "sanidin", "meanings": ["Volkanik kayaçlarda bulunan ortoz feldspat türü"]}, {"word": "saniye", "meanings": ["Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi", "Bir derecenin üç bin altı yüzde biri", "Fizik ve mekanikte zaman birimi"]}, {"word": "sanılmak", "meanings": ["Düşünülmek, olabileceğine inanılmak, zannedilmek, zannolunmak"]}, {"word": "saniyelik", "meanings": ["Çok kısa süren", "Belli bir saniye süresince yapılan veya olan"]}, {"word": "sanlı", "meanings": ["Sanı olan, ünlü"]}, {"word": "sanma", "meanings": ["Sanmak işi, zannetme, zanneyleme"]}, {"word": "sanki", "meanings": ["Farz edelim ki, güya", "Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz", "Sözüm ona, sözde"]}, {"word": "sanmak", "meanings": ["Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek, zanneylemek", "Gibi gelmek, farz etmek", "Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek"]}, {"word": "sanrı", "meanings": ["Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon"]}, {"word": "sanrılama", "meanings": ["Sanrılamak işi"]}, {"word": "sanrılamak", "meanings": ["Gerçekte olmayan bir şeyin var olduğunu, görüldüğünü, duyulduğunu sanmak"]}, {"word": "sansar", "meanings": ["Postları değerli türlü etçil hayvanların ortak adı (Martes martes)"]}, {"word": "sansargiller", "meanings": ["Küçük, uzun yapılı, kürkleri beğenilen, sansar, porsuk, gelincik, vizon vb. hayvanları içine alan yırtıcı etçiller sınıfı"]}, {"word": "sansasyon", "meanings": ["Dalgalanma", "Birçok kimseyi ilgilendiren, etkileyen heyecan verici olay"]}, {"word": "sansasyon yaratmak", "meanings": ["büyük bir ilgi ve heyecan yaratmak"]}, {"word": "sansasyonel", "meanings": ["Çarpıcı"]}, {"word": "Sanskrit", "meanings": ["Hint-Avrupa dilleri grubundan olan, klasik Hint din ve edebiyat dili, Sanskritçe", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "sansüalizm", "meanings": ["Duyumculuk"]}, {"word": "sansür", "meanings": ["Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim", "Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim"]}, {"word": "sansür etmek", "meanings": ["sansürlemek"]}, {"word": "sansür koymak", "meanings": ["sansürlemek"]}, {"word": "sansürden geçirmek", "meanings": ["her türlü yayını, sinema ve tiyatro eserini denetlemek"]}, {"word": "sıkı denetimci", "meanings": ["Sansürcü"]}, {"word": "sansürleme", "meanings": ["Sansürlemek işi"]}, {"word": "sıkı denetimcilik", "meanings": ["Sansürcülük"]}, {"word": "sansürlemek", "meanings": ["Sansürden geçirmek"]}, {"word": "sansürlenme", "meanings": ["Sansürlenmek işi"]}, {"word": "sansürlenmek", "meanings": ["Sansürden geçirilmek"]}, {"word": "santiar", "meanings": ["Bir arın yüzde biri, bir metrekare (ca)"]}, {"word": "sansürlü", "meanings": ["Sansür edilmiş"]}, {"word": "santigram", "meanings": ["Bir gramın yüzde biri, bir desigramın onda biri (cgr)"]}, {"word": "santigrat", "meanings": ["Suyun buz olma noktasını 0, buharlaşma noktasını 100 sayarak arasını derece olarak adlandıran, yüz eşit kısma bölme yoluyla bulunan ısı ölçeği (°C)"]}, {"word": "santilitre", "meanings": ["Bir litrenin yüzde biri (cl)"]}, {"word": "santim", "meanings": ["Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi", "Santimetre"]}, {"word": "santim kaçırmamak", "meanings": ["çok dikkatli ve hesaplı olmak"]}, {"word": "santimantal", "meanings": ["Duygulu, içli, hassas"]}, {"word": "santimantalite", "meanings": ["Hassaslık, duygululuk, içtenlik"]}, {"word": "santimantalizm", "meanings": ["Aşırı duygululuk, davranışlarına duygularıyla yön veren kimsenin durumu"]}, {"word": "santimetre", "meanings": ["Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm)"]}, {"word": "santra", "meanings": ["Orta yuvarlak", "Başlama vuruşu", "Hücum oyuncularının ortasında oynayan futbolcu"]}, {"word": "santral", "meanings": ["Doğadaki başka enerji türlerini elektrik enerjisine çeviren fabrika", "Telefonların bağlı olduğu merkez", "Santralci"]}, {"word": "santra yapmak", "meanings": ["santra noktasından oyunu başlatmak"]}, {"word": "santralci", "meanings": ["Telefon santralinde çalışan görevli"]}, {"word": "santrfor", "meanings": ["Orta uç oyuncusu"]}, {"word": "santrhaf", "meanings": ["Futbolda orta alanın ortasında yer alan oyuncu"]}, {"word": "santrifüjör", "meanings": ["Santrifüj"]}, {"word": "santrifüj", "meanings": ["Merkezkaç", "Merkezkaç kuvvetten yararlanarak bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri ayırıp çöktürmekte kullanılan laboratuvar aleti, santrifüjör"]}, {"word": "sentrozom", "meanings": ["Hücre sitoplazması içinde çekirdeğin yakınında bulunan, açık renkli ve genellikle homojen plazma kütlesi"]}, {"word": "santur", "meanings": ["Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı"]}, {"word": "sap", "meanings": ["Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm", "Çiçek veya meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak", "Bir aracı tutmaya yarayan bölüm", "İplik, tire, ibrişim vb. şeylerde iğneye geçirilen bir dikişlik iplik", "Kabza", "Demet durumundaki ekinler", "Erkek"]}, {"word": "santurcu", "meanings": ["Santur çalan kimse, santuri"]}, {"word": "santuri", "meanings": ["Santurcu"]}, {"word": "sap çekmek", "meanings": ["biçilmiş ekini tarladan harmana kaldırmak"]}, {"word": "sap derken saman demek", "meanings": ["belirli ve doyurucu bir düşünce ortaya koyamamak"]}, {"word": "sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner", "meanings": ["`her şey zaman içinde planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sap gibi", "meanings": ["çok ince", "yalnız, tek başına"]}, {"word": "sap yiyip saman sıçmak", "meanings": ["bir olaya kızıp ateş püskürmek", "yararsız şeylerle uğraşmak"]}, {"word": "sapla samanı karıştırmak", "meanings": ["iyi ile kötüyü ayıramamak"]}, {"word": "sapına kadar", "meanings": ["tam anlamıyla, bütünüyle"]}, {"word": "sapa", "meanings": ["Merkezden uzak, kıyıda köşede kalmış", "Gidilen yol üzerinde olmayan, sapılarak varılan", "Düzgün olmayan, yolundan sapmış"]}, {"word": "sapak", "meanings": ["Bir ana yoldan ayrılan yolun başlangıç noktası", "Akarsuyun kollara ayrıldığı yer", "Sapaklığı olan"]}, {"word": "sapan", "meanings": ["İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı", "Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç, kuş lastiği", "Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılan çember", "Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar"]}, {"word": "sapaklık", "meanings": ["Belli bir ölçüye, belli kurala uymama durumu", "Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu, anomali"]}, {"word": "saparna", "meanings": ["Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan, zambakgillerden, yeşilimsi çiçekli, dikenli ve tırmanıcı, çok yıllık bir bitki (Smilax)"]}, {"word": "saparta", "meanings": ["Gemi bordasındaki top çıkarılan dört köşe boşluk ve açıklık", "Bir batarya topun birden ateş etmesi, alabanda ateşi", "Paylama"]}, {"word": "sapartayı vermek", "meanings": ["azarlamak, terslemek"]}, {"word": "saparta (veya sapartayı) yemek", "meanings": ["azarlanmak, terslenmek"]}, {"word": "sapasağlam", "meanings": ["Çok sağlam, her yanı sağlam", "Sağlam bir biçimde"]}, {"word": "sapçık", "meanings": ["Küçük sap", "Bir organı, organizmanın öteki bölümlerine bağlayan, içinde damarlar, sinirler ve görev kanalları bulunan ögelerin tümü", "Ucunda çiçek bulunan dalcık"]}, {"word": "sapık", "meanings": ["Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal", "Delice davranışları olan, meczup"]}, {"word": "sapıkça", "meanings": ["Sapık bir biçimde"]}, {"word": "sapıklaşma", "meanings": ["Sapıklaşmak işi"]}, {"word": "sapıklık", "meanings": ["Sapık olma durumu", "Sapıkça davranış"]}, {"word": "sapıklaşmak", "meanings": ["Sapık duruma gelmek"]}, {"word": "sapılma", "meanings": ["Sapılmak işi"]}, {"word": "sapılmak", "meanings": ["Sapma işi yapılmak"]}, {"word": "sapınç", "meanings": ["Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon", "Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon", "Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon"]}, {"word": "sapır sapır", "meanings": ["Güçlü ve sürekli bir biçimde"]}, {"word": "sapır sapır dökülmek", "meanings": ["başarısız olmak"]}, {"word": "sapı silik", "meanings": ["Kişiliksiz, sözünü dinletemeyen kimse"]}, {"word": "sapış", "meanings": ["Sapma işi"]}, {"word": "sapıtış", "meanings": ["Sapıtma işi"]}, {"word": "sapıtma", "meanings": ["Sapıtmak işi"]}, {"word": "sapıtmak", "meanings": ["Ruhsal bir düzensizlik içine düşmek", "Şaşırmak", "Saçmalamaya başlamak", "Aklını bozmak"]}, {"word": "sapkı", "meanings": ["Bir görevin ve özellikle bir fizyoloji görevinin ters bir yön alması"]}, {"word": "sapkın", "meanings": ["Doğru yoldan ayrılmış olan", "Sapkıya uğramış olan"]}, {"word": "sapkın kaya", "meanings": ["Buzların etkisiyle yerinden oynayıp uzaklara sürüklenmiş olan kaya"]}, {"word": "sapkınlık", "meanings": ["Sapkın olma durumu"]}, {"word": "saplama", "meanings": ["Saplamak işi", "İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama", "Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil"]}, {"word": "saplamak", "meanings": ["Hızla batırmak"]}, {"word": "saplanış", "meanings": ["Saplanma işi"]}, {"word": "saplanma", "meanings": ["Saplanmak işi"]}, {"word": "saplanmak", "meanings": ["Hızla batmak", "Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak"]}, {"word": "sapma", "meanings": ["Sapmak işi", "Serbest bir mıknatıslı iğnenin denge konumundayken gösterdiği doğrultudan geçen düşey düzlemle, bulunulan noktanın meridyen düzlemi arasındaki açı", "Bir ışının saydam bir biçmeden geçtikten sonra giriş doğrultusu arasında oluşturduğu açı", "Bazı kelimelerin kurallara göre almaları gereken biçimlerden uzaklaşması durumu: Ben-ge > bene yerine bana, sen-ge > sene yerine sana olması gibi"]}, {"word": "saplanıp kalmak", "meanings": ["takılıp kalmak", "bir konuda yoğunlaşıp başka bir şeyle ilgilenmemek"]}, {"word": "saplantı", "meanings": ["Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks"]}, {"word": "saplantılı", "meanings": ["Saplantısı olan, sabit fikirli"]}, {"word": "saplayış", "meanings": ["Saplama işi"]}, {"word": "saplı", "meanings": ["Sapı olan", "Büyük kepçe", "Saplanmış olarak"]}, {"word": "sapot ağacı", "meanings": ["Sapotgillerin örnek bitkisi olan, lezzetli meyvesi ve sakız yapımında kullanılan sütlü salgısı için sıcak ülkelerde yetiştirilen bir ağaç (Achras sapota)"]}, {"word": "saplı meşe", "meanings": ["Yurdumuzda yetişen bir tür meşe (Quercus robur)"]}, {"word": "sapmak", "meanings": ["Yön değiştirmek", "Önceden belirlenmiş, tespit edilmiş görüş, düşünüş, amaç veya davranıştan ayrılmak", "Doğruluktan ayrılmak"]}, {"word": "sapotgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi sapot ağacı olan, sıcak ülkelerde, genellikle Orta Amerika'da yetişen, bazı cinslerinden gütaperka çıkarılan bir bitki familyası"]}, {"word": "saprofit", "meanings": ["Çürükçül"]}, {"word": "sapsarı", "meanings": ["Her yanı sarı, çok sarı"]}, {"word": "sapsarı kesilmek (veya olmak)", "meanings": ["çok sararmak"]}, {"word": "sapsız", "meanings": ["Sapı olmayan"]}, {"word": "saptama", "meanings": ["Saptamak işi, tespit", "Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi"]}, {"word": "sapsız balta", "meanings": ["Koruyucusu, dayanağı olmayan kimse"]}, {"word": "saptamak", "meanings": ["Bir şeyi belirgin kılmak, tespit etmek", "Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirmek, oynamaz duruma getirmek, tespit etmek"]}, {"word": "saptanım", "meanings": ["Saptanma işi"]}, {"word": "saptanımcılık", "meanings": ["Hayvan türlerinin değişmeyip hep aynı durumda kaldığını ileri süren öğreti, türlerin saptanımı öğretisi"]}, {"word": "saptanış", "meanings": ["Saptanma işi"]}, {"word": "saptanma", "meanings": ["Saptanmak işi"]}, {"word": "saptanmak", "meanings": ["Saptama işi yapılmak, tespit edilmek"]}, {"word": "saptayış", "meanings": ["Saptama işi"]}, {"word": "saptayıcı", "meanings": ["Saptayan, sabit kılan, sürekli kılan", "Tebeşir, boya, sulu boya, kurşun kalem çizim ve resimlerin bozulmalarını önlemek için bütün kâğıt yüzeyine püskürtücü ile sıkılan sakız ve alkol karışımı resim verniği"]}, {"word": "saptırıcı", "meanings": ["Saptıran, sapmaya yol açan, sapmaya sebep olan kimse", "İleride doğabilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak gelir sağlama, spekülatif"]}, {"word": "saptırılma", "meanings": ["Saptırılmak işi"]}, {"word": "saptırılmak", "meanings": ["Sapma işi yaptırılmak"]}, {"word": "saptırmak", "meanings": ["Sapma işini yaptırmak"]}, {"word": "saptırma", "meanings": ["Saptırmak işi, spekülasyon", "Süs olarak yapılan kırık çizgili silme"]}, {"word": "sara", "meanings": ["Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi"]}, {"word": "saraç", "meanings": ["Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse", "Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse", "Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta yapan kimse"]}, {"word": "saraçlık", "meanings": ["Saracın işi veya mesleği"]}, {"word": "saraçhane", "meanings": ["At takımları, araba koşumları, meşinden eşya yapılan ve satılan yer"]}, {"word": "sarahat", "meanings": ["Belginlik"]}, {"word": "sarahaten", "meanings": ["Açıkça, apaçık, açıktan açığa"]}, {"word": "saraka", "meanings": ["Alay, istihza"]}, {"word": "saraka etmek", "meanings": ["biriyle alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "sarak", "meanings": ["Yapı yüzeylerinde yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz silme"]}, {"word": "sarakaya almak", "meanings": ["alay etmek, alaya almak"]}, {"word": "saralı", "meanings": ["Sara hastalığı olan (kimse)"]}, {"word": "sarakacı", "meanings": ["Alaycı, müstehzi"]}, {"word": "sararış", "meanings": ["Sararma işi"]}, {"word": "sararma", "meanings": ["Sararmak işi"]}, {"word": "sararmak", "meanings": ["Sarı olmak, rengi sarıya dönmek", "Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak"]}, {"word": "sarartı", "meanings": ["Sarı olma durumu"]}, {"word": "sararıp solmak", "meanings": ["giderek daha çok solmak", "sağlığı bozulmak"]}, {"word": "sarartma", "meanings": ["Sarartmak işi", "Cılız ve soluk renkli kimse"]}, {"word": "sarartmak", "meanings": ["Rengini sarıya çevirmek, sararmasına yol açmak"]}, {"word": "sarat", "meanings": ["Büyük delikli kalbur"]}, {"word": "saray", "meanings": ["Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı", "Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı", "Görkemli ve gösterişli yapı", "Devlet başkanı ve çevresi"]}, {"word": "saray çiçeği", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, tarlalarda yetişen, altmış kadar türü bulunan, birkaç türü süs bitkisi olarak çoğunlukla da hekimlikte kullanılan zehirli bir bitki, hezaren (I) (Delphinium)"]}, {"word": "saraylı", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde padişah sarayında bulunmuş olan (kadın)"]}, {"word": "saray menekşesi", "meanings": ["Gösterişli ve bol çiçekli bir tür menekşe"]}, {"word": "saray lokması", "meanings": ["Bir çeşit yumurtalı lokma tatlısı"]}, {"word": "sardalya", "meanings": ["Hamsigillerden, konservesi ve tuzlaması yapılan, gümüş renginde, pullu ve 10-15 santimetre boyunda, küçük bir balık, ateş balığı (Clupea pilchardus)"]}, {"word": "sardalya gibi istif olmak", "meanings": ["bir yerde çok kalabalık ve sıkışık bulunmak"]}, {"word": "sardırma", "meanings": ["Sardırmak işi"]}, {"word": "sardırmak", "meanings": ["Sarma işini yaptırmak", "Sürekli olarak bir konuyu düşünmek"]}, {"word": "sardoğan", "meanings": ["Sarı renkli bir tür doğan"]}, {"word": "sardun", "meanings": ["Balıkçıların kullandığı bir halat türü"]}, {"word": "sardunya", "meanings": ["Sardunyagillerden, çoğunlukla pembe çiçekler açan bir süs bitkisi (Geranium)"]}, {"word": "sardunyagiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, sardunya, ıtır, turnagagası vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "sarf etmek", "meanings": ["tüketmek, harcamak", "kullanmak"]}, {"word": "sarf", "meanings": ["Harcama, tüketme, kullanma", "Dil bilgisi, yapı bilgisi"]}, {"word": "sarfınazar", "meanings": ["Saymama, dikkate almama", "Vazgeçme"]}, {"word": "sarfınazar etmek", "meanings": ["hesaba katmamak, saymamak", "vazgeçmek"]}, {"word": "sarfiyat", "meanings": ["Harcanan şeylerin tümü, harcama, masraf"]}, {"word": "sargı", "meanings": ["Esnek bir maddeden yapılmış uzun, dar ve ince şerit", "Bir elektrik makinesinde veya aracında aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü", "Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit"]}, {"word": "sargılamak", "meanings": ["Sargı ile sarmak"]}, {"word": "sargılama", "meanings": ["Sargılamak işi"]}, {"word": "sargın", "meanings": ["İçten, yürekten"]}, {"word": "sargılı", "meanings": ["Sargı sarılmış, sargısı olan"]}, {"word": "sargısız", "meanings": ["Sargısı olmayan"]}, {"word": "sarhoş", "meanings": ["Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest(I), sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak", "Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan", "Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik"]}, {"word": "sarhoş etmek", "meanings": ["alkol veya keyif verici maddeyle sarhoş olmasına yol açmak"]}, {"word": "sarı çizmeli Mehmet Ağa", "meanings": ["kim olduğu, nerede oturduğu bilinmeyen kimse"]}, {"word": "sarhoştum aydım, böyle yaşamaktan caydım", "meanings": ["`artık gerçekleri gördüm` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sarhoş olmak", "meanings": ["sarhoş bir duruma gelmek, esrimek"]}, {"word": "sarhoşlaşma", "meanings": ["Sarhoşlaşmak durumu"]}, {"word": "sarhoşlaşmak", "meanings": ["Sarhoş duruma gelmek, sarhoş olmak"]}, {"word": "sarhoşluk", "meanings": ["Sarhoş olma durumu, esriklik, mestlik, sermestlik, sermesti", "Dalgınlık, şaşkınlık"]}, {"word": "sarhoşluğa vurmak", "meanings": ["kendini sarhoş gibi göstermek, sarhoş olmuşçasına davranmak"]}, {"word": "sarı", "meanings": ["Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi", "Bu renkte olan", "Soluk, solgun"]}, {"word": "sarıağız", "meanings": ["Gölge balığıgillerden, ağzının içi sarı, büyük pullarla örtülü bir tür balık, denizgüzeli (Sciaena aquilla)"]}, {"word": "sarıasma", "meanings": ["Ötücü kuşlar takımının, sarıasmagiller familyasından, parlak sarı tüylü, kara kuyruklu bir tür kuş, sarıcık (Oriolus oriolus)"]}, {"word": "sarıasmagiller", "meanings": ["Örnek hayvanı sarıasma olan bir kuş familyası"]}, {"word": "sarıbalık", "meanings": ["Sazangillerden, büyük pullu, iri bir balık (Idus jesses)"]}, {"word": "sarı benek", "meanings": ["Gözdeki ağ tabakasının ortasında bulunan ve cisimlerin görüntülerinin en belirgin olarak oluştuğu sarı renkli duyarlı nokta, sarı nokta"]}, {"word": "sarı bez", "meanings": ["Görmeyenlerin tanınmak için kollarına taktıkları, üzerinde üç siyah noktanın bulunduğu sarı renkli bant"]}, {"word": "sarıca", "meanings": ["Sarıyı andıran, sarıya yakın", "Yaban arısı", "Eyalet valileri buyruğundaki başıbozuk asker"]}, {"word": "sarıcalık", "meanings": ["Kloroz"]}, {"word": "sarıcık", "meanings": ["Sarıasma"]}, {"word": "sarıçalı", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki, kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris)"]}, {"word": "sarı çıyan", "meanings": ["Sinsi, hain sarışın kimse"]}, {"word": "sarıçiğdem", "meanings": ["Çiçekleri sarı renkli çiğdem"]}, {"word": "sarıçiçek", "meanings": ["Ölmez çiçek"]}, {"word": "sarıdiken", "meanings": ["Dikenli, tüylü, iki veya çok yıllık otsu bir bitki (Scolymus hispanicus)"]}, {"word": "sarıerik", "meanings": ["Kayısı"]}, {"word": "sarıfiğ", "meanings": ["Sarı renkli fiğ"]}, {"word": "sarıgöz", "meanings": ["İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)"]}, {"word": "sarıhalile", "meanings": ["Doğu Hindistan'da yetişen bir tür bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan, kurutulan 3-5 santimetre uzunluğunda, erik biçiminde, sarımtırak esmer renkli sert kokusuz taneleri (Terminalia citrina)"]}, {"word": "sarığıburma", "meanings": ["Burma sarık biçimi verilmiş bir çeşit hamur tatlısı, burma"]}, {"word": "sarıhumma", "meanings": ["Çoğunlukla sıcak ülkelerde görülen, bir cins sivrisinek aracılığıyla bulaşan, tene sarı renk veren, ateşli bir hastalık"]}, {"word": "sarı ırk", "meanings": ["Asya'da yaşayan, tenleri sarı renge yakın olan insan ırkı"]}, {"word": "sarıhani", "meanings": ["Hanigillerden, uzunluğu 25 santimetre kadar olan bir Akdeniz balığı (Epinepheles gigas)"]}, {"word": "sarık", "meanings": ["Sarılarak meydana getirilen başlık", "Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb"]}, {"word": "sarıkanat", "meanings": ["Çinekoptan biraz büyük lüfer"]}, {"word": "sarı kart", "meanings": ["Kurallara aykırı davranan oyuncuya hakem tarafından gösterilen kart"]}, {"word": "sarı kart göstermek", "meanings": ["hakem oyun kurallarına aykırı hareket eden oyuncuya sarı renkte kart cezası göstermek"]}, {"word": "sarı kart görmek", "meanings": ["oyun kurallarına aykırı hareket eden oyuncu sarı renkte kart cezası almak"]}, {"word": "sarıkçı", "meanings": ["Sarık için gerekli tülbent, abani vb. kumaşları satan kimse", "Çeşitli biçimlerde sarık saran kimse"]}, {"word": "sarıkız", "meanings": ["İnek", "Esrar"]}, {"word": "sarıklı", "meanings": ["Başına sarık sarmış olan, sarığı olan", "Müslüman din adamı, hoca"]}, {"word": "sarıkuyruk", "meanings": ["Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir tür balık"]}, {"word": "sarılaşma", "meanings": ["Sarılaşmak işi"]}, {"word": "sarılaşmak", "meanings": ["Sarı bir renk almak, sararmak"]}, {"word": "sarılgan", "meanings": ["Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu (sap, bitki), sarmaşan"]}, {"word": "sarılgan gövde", "meanings": ["Tutunup sarılmaya yarayan uzun sürgün"]}, {"word": "sarılı", "meanings": ["Üstünde sarı renk bulunan"]}, {"word": "sarılı", "meanings": ["Sarılmış olan"]}, {"word": "sarılık", "meanings": ["Sarı olma durumu", "Sarı renk", "Derinin, dokuların ve organizmadaki sıvıların sarı bir renk almasıyla beliren hastalık, karaciğer yangısı, hepatit", "Derinin sarı renk aldığı bir hastalık belirtisi"]}, {"word": "sarılış", "meanings": ["Sarılma işi"]}, {"word": "sarılışma", "meanings": ["Sarılışmak işi"]}, {"word": "sarılışmak", "meanings": ["Birbirlerine sarılmak"]}, {"word": "sarı lira", "meanings": ["Osmanlılar döneminde kullanılmış, 7 gram ağırlığında altın sikke"]}, {"word": "sarılma", "meanings": ["Sarılmak işi"]}, {"word": "sarılmak", "meanings": ["Sarma işi yapılmak", "Bir şeyin üzerine bir veya birkaç kez dolanmak", "Kollarını dolamak, kucaklamak", "Bütün gücü ile ele almak", "Hemen yapmaya koyulmak, girişmek", "Büyük bir istekle kendini vermek, benimsemek"]}, {"word": "sarılıp kundaklanmak", "meanings": ["yoğun etki altında kalmak"]}, {"word": "sarım", "meanings": ["Sarma işi", "Bir şeyi bir kez saracak miktar", "Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası"]}, {"word": "sarımlı", "meanings": ["Sarılmış, burgulu"]}, {"word": "sarımsak", "meanings": ["Zambakgillerden, 25-100 santimetre yüksekliğinde, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisi (Allium sativum)", "Bu bitkinin baharat olarak kullanılan dişli bölümü"]}, {"word": "sarımsak yemedim ki ağzım koksun", "meanings": ["`kötü bir iş yapmadım ki sonucundan korkayım, sorumlu olayım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sarımsak hardalı", "meanings": ["Sarımsak otu"]}, {"word": "sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış", "meanings": ["`insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sarımsaklama", "meanings": ["Sarımsaklamak işi"]}, {"word": "sarımsaklamak", "meanings": ["İçine sarımsak katmak"]}, {"word": "sarımsak otu", "meanings": ["Turpgillerden, beyaz, küçük çiçekli, ovulduğunda sarımsak kokusu veren bir bitki, sarımsak hardalı (Alliaria petolata)"]}, {"word": "sarımsaklı", "meanings": ["İçinde sarımsak bulunan"]}, {"word": "sarımtırak", "meanings": ["Sarımsı"]}, {"word": "sarınma", "meanings": ["Sarınmak işi"]}, {"word": "sarınmak", "meanings": ["Kendi üstüne sarmak"]}, {"word": "sarısalkım", "meanings": ["Baklagillerden, salkım durumunda sarı çiçekleri bulunan, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç (Laburnum anagyroides)"]}, {"word": "sarıpapatya", "meanings": ["Çiçekleri sarı renkli papatya"]}, {"word": "sarısabır", "meanings": ["Zambakgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, yaprakları oldukça yüksek bir sapın tepesinde rozet biçiminde toplanmış bulunan bir süs bitkisi, azvay (Aloe vera)", "Bu bitkinin etli ve kalın yapraklarından çıkarılan, kırmızımtırak esmer renkli, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir madde"]}, {"word": "sarı sendikacılık", "meanings": ["İşverenden yana olarak çalışma"]}, {"word": "sarı sendika", "meanings": ["İşverenden yana olan sendikal örgüt"]}, {"word": "sarı sıcak", "meanings": ["Türkiye'nin güney illerindeki yakıcı, çok bunaltıcı güneş ve sıcaklık"]}, {"word": "sarış", "meanings": ["Sarma işi"]}, {"word": "sarışın", "meanings": ["Sarı saçlı ve ak tenli (kimse)", "Sarıya yakın renkli"]}, {"word": "sarışınlık", "meanings": ["Sarışın olma durumu"]}, {"word": "sarışınca", "meanings": ["Sarışına yakın"]}, {"word": "sarı yağ", "meanings": ["Tereyağı"]}, {"word": "sarı yağız", "meanings": ["Kula cinsi at"]}, {"word": "sarıyonca", "meanings": ["Sarı yapraklı bir tür yonca"]}, {"word": "sarızambak", "meanings": ["Sarı çiçekli zambak"]}, {"word": "sari", "meanings": ["Hint kadınlarına özgü giysi", "Bu giysinin yapıldığı kumaş"]}, {"word": "sâri", "meanings": ["Başkasına geçen, geçici", "Bulaşıcı, bulaşık (hastalık)"]}, {"word": "sarih", "meanings": ["Açık, kolay anlaşılır, belli, belirgin, belgin"]}, {"word": "sarig", "meanings": ["Amerika'da yaşayan, genellikle yavrularını sırtında taşıyan keseli hayvanlardan bir tür sıçan (Didelphys dorsigera)"]}, {"word": "sarih meful", "meanings": ["Belirtili nesne"]}, {"word": "sarkaç", "meanings": ["Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül"]}, {"word": "sarkaçlamak", "meanings": ["Türlü tutuş ve duruşlar gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak"]}, {"word": "sarkaçlama", "meanings": ["Sarkaçlamak işi"]}, {"word": "sarkık", "meanings": ["Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek"]}, {"word": "sarkıklık", "meanings": ["Sarkık olma durumu"]}, {"word": "sarkıl", "meanings": ["Sarkaçla ilgili, hareketi sarkaç hareketine benzeyen"]}, {"word": "sarkıntılık", "meanings": ["Genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut"]}, {"word": "sarkıntı", "meanings": ["Aşağı doğru uzanan, sarkan şey", "Sataşma, takılma"]}, {"word": "sarkıntılık etmek (veya yapmak)", "meanings": ["sataşmak, laf atmak"]}, {"word": "sarkış", "meanings": ["Sarkma işi"]}, {"word": "sarkıntı olmak", "meanings": ["sataşmak, takılmak, musallat olmak"]}, {"word": "sarkıt", "meanings": ["Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi, damla taş, stalaktit"]}, {"word": "sarkıtma", "meanings": ["Sarkıtmak işi", "Sarkıt biçiminde süs"]}, {"word": "sarkıtmak", "meanings": ["Bir şeyin sarkmasını sağlamak", "Asmak, darağacına çekmek"]}, {"word": "sarkmak", "meanings": ["Aşağıya doğru uzamak veya uzanmak", "Karşı cins ile ilişki kurmayı veya arkadaş olmayı istemek", "Yolunu uzatmak, uğramak"]}, {"word": "sarkma", "meanings": ["Sarkmak işi"]}, {"word": "sarkom", "meanings": ["Kötücül bağ dokusu uru"]}, {"word": "sarma", "meanings": ["Sarmak işi", "Saran, içine alan şey, zarf", "Çevirme", "Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek", "Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk", "Sarılarak yapılan"]}, {"word": "sarmak", "meanings": ["Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek", "Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek", "Dolayında yer almak", "Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak", "Örtmek", "Kucaklamak", "Yumak yapmak", "Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak", "Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek", "Sarılıp tırmanmak", "Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak", "Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak", "Saldırmak, hücum etmek", "Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek", "Sözle saldırmak, tedirgin etmek", "Hoşuna gitmek, zevkini okşamak"]}, {"word": "sarıp sarmalamak", "meanings": ["sıkıca sarmak"]}, {"word": "sarmal", "meanings": ["Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen, helisel, helezonlu, helezoni", "İçinden çıkılmaz (durum)"]}, {"word": "sarma kafiye", "meanings": ["Bir dörtlüğün birinci ile dördüncü, ikinci ile üçüncü dizelerinin uyaklı olması (a b b a)"]}, {"word": "sarmalama", "meanings": ["Sarmalamak işi"]}, {"word": "sarmalanma", "meanings": ["Sarmalanmak işi"]}, {"word": "sarmalamak", "meanings": ["Sıkı sıkı sarmak"]}, {"word": "sarmalanmak", "meanings": ["Sarmalama işine konu olmak veya sarmalama işi yapılmak"]}, {"word": "sarman", "meanings": ["Azman, iri", "Sarı tüylü kedi"]}, {"word": "sarmaşan", "meanings": ["Sarılgan"]}, {"word": "sarmaş dolaş olmak", "meanings": ["birbirine sarılıp kucaklaşmak", "iç içe girmek, karman çorman olmak"]}, {"word": "sarmaş dolaş", "meanings": ["Birbirine sarılıp kucaklaşmış bir durumda"]}, {"word": "sarmaşma", "meanings": ["Sarmaşmak işi"]}, {"word": "sarmaşıkgiller", "meanings": ["Örnek bitkisi sarmaşık olan, iki çeneklilerden bir bitki familyası"]}, {"word": "sarmaşık", "meanings": ["Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki (Hedera helix)"]}, {"word": "sarmaşmak", "meanings": ["Birbirine sarılmak, kucaklaşmak"]}, {"word": "sarnıç", "meanings": ["Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı", "Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu"]}, {"word": "sarnıç gemisi", "meanings": ["Petrol, benzin gibi akaryakıtları taşımaya yarayan gemi"]}, {"word": "sarnıçlı", "meanings": ["Sarnıcı olan"]}, {"word": "sarnıç vagonu", "meanings": ["Akaryakıt taşımaya yarayan deposu olan vagon"]}, {"word": "sarpa sarmak (veya çekmek)", "meanings": ["güçlükler ortaya çıkmak, çözülmesi çok güç bir duruma gelmek"]}, {"word": "sarp", "meanings": ["Dik, çıkması ve geçilmesi güç (yer), yalman", "Güç, zor"]}, {"word": "sarpa", "meanings": ["İzmaritlerden, boyu 35 santimetre kadar olan bir Akdeniz balığı (Boops salpa)"]}, {"word": "sarpın", "meanings": ["Tahıl kuyusu, zahire ambarı, silo", "Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık"]}, {"word": "şarpi", "meanings": ["Altı düz, üçgen biçiminde tek direkli, iki yelkenli, iki kişilik tekne"]}, {"word": "sarplaşma", "meanings": ["Sarplaşmak işi"]}, {"word": "sarplık", "meanings": ["Sarp olma durumu"]}, {"word": "sarplaşmak", "meanings": ["Sarp bir duruma girmek"]}, {"word": "sarraf", "meanings": ["Kuyumcu", "Mesleği, değerli kâğıt ve metal paraları birbiriyle değiştirmek, tahvil alışverişi yapmak olan kimse"]}, {"word": "sarrafiye", "meanings": ["Sarraflık hakkı"]}, {"word": "sarraflık", "meanings": ["Sarrafın işi"]}, {"word": "sarsakça", "meanings": ["Sarsak bir biçimde, titreyerek"]}, {"word": "sarsak", "meanings": ["Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle güçsüz kalarak vücudu titrer gibi sarsılan (kimse)", "Değişken, sağlam olmayan"]}, {"word": "sarsaklık", "meanings": ["Sarsak olma durumu"]}, {"word": "sarsak sursak", "meanings": ["Sarsılarak, titreyerek"]}, {"word": "sarsalama", "meanings": ["Sarsalamak işi"]}, {"word": "sarsalamak", "meanings": ["Sarsmak"]}, {"word": "sarsık", "meanings": ["Sarsılmış"]}, {"word": "sarsılış", "meanings": ["Sarsılma işi"]}, {"word": "sarsılma", "meanings": ["Sarsılmak işi"]}, {"word": "sarsılmak", "meanings": ["Sarsma işine konu olmak", "Güçsüz durumda kalmak", "Beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek"]}, {"word": "sarsım", "meanings": ["Sarsma işi", "Tedirginlik"]}, {"word": "sarsıntı", "meanings": ["Sarsılma işi, birden sallanma", "Titreme, titreyiş", "Deprem", "Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri", "Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik", "Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum, sadme, travma"]}, {"word": "sarsıntı geçirmek", "meanings": ["beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek, üzülmek"]}, {"word": "sarsıntılı", "meanings": ["Sarsıntısı olan"]}, {"word": "sarsıntısız", "meanings": ["Sarsıntısı olmayan, sarsılmayan"]}, {"word": "sarsma", "meanings": ["Sarsmak işi"]}, {"word": "sarsmak", "meanings": ["Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek", "Zarar verecek yolda etkilemek"]}, {"word": "sarsış", "meanings": ["Sarsma işi"]}, {"word": "sası", "meanings": ["Küf ve çürük gibi kokan", "Kokuşmuş", "Tatsız"]}, {"word": "sası kokmak", "meanings": ["yiyecek bozulmak, çürümek"]}, {"word": "sasımak", "meanings": ["Kokuşmak, tefessüh etmek"]}, {"word": "sasıma", "meanings": ["Sasımak işi, tefessüh"]}, {"word": "sataşılma", "meanings": ["Sataşılmak işi"]}, {"word": "sataşkan", "meanings": ["Sataşan, saldırgan, mütecaviz"]}, {"word": "sataşma", "meanings": ["Sataşmak işi"]}, {"word": "sataşılmak", "meanings": ["Sataşma işine konu olmak"]}, {"word": "sataşmak", "meanings": ["Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak", "Sarkıntılık etmek"]}, {"word": "saten", "meanings": ["Atlas (I)", "Parlak, pamuklu kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "sathi", "meanings": ["Yüzeysel"]}, {"word": "sathileşme", "meanings": ["Yüzeyselleştirme"]}, {"word": "sathileşmek", "meanings": ["Yüzeyselleşmek"]}, {"word": "satıh", "meanings": ["Yüzey", "Görünen bölüm"]}, {"word": "sathileştirmek", "meanings": ["Yüzeyselleştirmek"]}, {"word": "sathileştirme", "meanings": ["Yüzeyselleştirme"]}, {"word": "satılık ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir", "meanings": ["`işe yaramaz sandığın bir malı satılığa çıkarırsan akla gelmeyen yerlerden onu arayanlar gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sathilik", "meanings": ["Yüzeysellik"]}, {"word": "satı", "meanings": ["Satma işi, satış", "Adanmış"]}, {"word": "satıya çıkarmak", "meanings": ["satışa çıkarmak"]}, {"word": "satıcı", "meanings": ["Alıcıya bir şey satan kimse"]}, {"word": "satıcılık", "meanings": ["Satıcı olma durumu", "Satıcının işi", "Küçük ölçüde ticaret yapma işi"]}, {"word": "satılık", "meanings": ["Satışa çıkarılmış olan"]}, {"word": "satılış", "meanings": ["Satılma işi"]}, {"word": "satılma", "meanings": ["Satılmak işi"]}, {"word": "satılığa çıkarmak", "meanings": ["satmak, satışa çıkarmak"]}, {"word": "satım", "meanings": ["Satış"]}, {"word": "satımcı", "meanings": ["Satım işini yapan (kimse)"]}, {"word": "satımlık", "meanings": ["Satıcının, mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik"]}, {"word": "satılmak", "meanings": ["Satma işi yapılmak", "Para veya çıkar karşılığı, gizlice karşı tarafa hizmet etmek"]}, {"word": "satın alma", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlarda gereksinim duyulan malları almaya yetkili birim", "Satın almak işi, mübayaa"]}, {"word": "satın almacı", "meanings": ["Satın alma işlerini yürüten kimse, mübayaacı"]}, {"word": "satır", "meanings": ["Bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan ve alt alta sıralanmış her bir dizi"]}, {"word": "satır", "meanings": ["Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü"]}, {"word": "satır başı", "meanings": ["Her satırın baş kısmı", "Konuşma vb.nde dikkat çekilen önemli nokta"]}, {"word": "satır satır", "meanings": ["Bütün satırların hepsini okuyarak, her satırla ilgilenerek", "Herhangi bir metni tamamıyla, bütünüyle", "İnceden inceye, dikkatlice"]}, {"word": "satır atmak", "meanings": ["herkesi öldürmek, kırıp geçirmek"]}, {"word": "satır sonu", "meanings": ["Her satırın son kısmı"]}, {"word": "satış", "meanings": ["Satma işi", "Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem, satım"]}, {"word": "satış yapmak", "meanings": ["satmak"]}, {"word": "programlamak", "meanings": ["Programa bağlamak, bir şeyin programını yapmak"]}, {"word": "satışa çıkarmak", "meanings": ["satmak için ortaya koymak"]}, {"word": "programlanmak", "meanings": ["Programlı duruma gelmek, programa bağlanmak"]}, {"word": "programlanma", "meanings": ["Programlanmak işi"]}, {"word": "programsız", "meanings": ["Belli bir programı olmayan", "Belli bir programa göre düzenlenmemiş, programa bağlanmamış"]}, {"word": "programlı", "meanings": ["Programı olan", "Programa bağlanmış, belli bir programa göre düzenlenmiş"]}, {"word": "proje", "meanings": ["Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı", "Gerçekleştirilmesi istenen tasarı", "Mal sahibinin isteğine göre yapılacak bir yapıyı, belli bir programa göre inşa edilecek bir yapı bütününü, bir makine veya bir kuruluşu plan durumunda gösteren çizim"]}, {"word": "proje yapmak", "meanings": ["tasarlamak"]}, {"word": "projeci", "meanings": ["Proje sahibi veya proje yapan kimse"]}, {"word": "projeksiyon", "meanings": ["Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünün oluşturulma işi, iz düşümü", "Bu yolla oluşturulan görüntü, iz düşümü", "Gösterim"]}, {"word": "projeksiyon tutmak", "meanings": ["bir konuyu aydınlatmak, açıklığa kavuşturmak"]}, {"word": "projektör ışığı", "meanings": ["Işıldağın etrafa saçtığı ışık"]}, {"word": "projektör", "meanings": ["Işıldak", "Yansıtım aygıtı"]}, {"word": "projektör ışığında olmak", "meanings": ["göz önünde bulunmak, ortada olmak"]}, {"word": "projelendirme", "meanings": ["Projelendirmek işi"]}, {"word": "proletarya", "meanings": ["Emekçi sınıfı"]}, {"word": "projelendirmek", "meanings": ["Proje durumuna getirmek, projesini hazırlamak"]}, {"word": "proleter", "meanings": ["Emekçi"]}, {"word": "proleterleşme", "meanings": ["Proleterleşmek durumu"]}, {"word": "prolog", "meanings": ["Ön deyiş"]}, {"word": "proleterleşmek", "meanings": ["Emeğe önem veren sınıfı geliştirmek"]}, {"word": "prometyum", "meanings": ["Atom numarası 61, atom ağırlığı 145 olan, nadir topraklar grubundan bir element (simgesi Pm)"]}, {"word": "promosyon", "meanings": ["Özendirme"]}, {"word": "promönat", "meanings": ["Gezinti yeri"]}, {"word": "propaganda", "meanings": ["Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca"]}, {"word": "propagandacı", "meanings": ["Propaganda yapan kimse"]}, {"word": "propagandacılık", "meanings": ["Propaganda yapma işi"]}, {"word": "prosedür", "meanings": ["İşlem", "Yöntem"]}, {"word": "propagandist", "meanings": ["Tanıtıcı"]}, {"word": "proses", "meanings": ["Süreç"]}, {"word": "prospektüs", "meanings": ["Tanıtmalık"]}, {"word": "prostat", "meanings": ["Erkeklerde idrar torbasının altında bulunan, siyeğin başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan, iç salgı da salgılayan bez, kestanecik", "Bu organda oluşan hastalık"]}, {"word": "prostela", "meanings": ["Önlük"]}, {"word": "prostelalı", "meanings": ["Önlüğü olan"]}, {"word": "protein", "meanings": ["Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde"]}, {"word": "protaktinyum", "meanings": ["Atom numarası 91, atom ağırlığı 231 olan, aktinit grubundan radyoaktif bir element (simgesi Pa)"]}, {"word": "proteinli", "meanings": ["Proteini olan"]}, {"word": "proteinsiz", "meanings": ["Proteini olmayan"]}, {"word": "Protestan", "meanings": ["Hristiyanlıkta reform hareketi sonucu doğan mezhep", "Bu mezhebe bağlı olan kimse"]}, {"word": "Protestanlık", "meanings": ["Protestan olma durumu", "Anglikan, Lüterci, Kalvenci gibi türlü kolları içine alan, papanın dinî başkanlığını ve Katolik kurallarını tanımayan kilise birliği"]}, {"word": "protesto", "meanings": ["Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme", "Herhangi bir davranışın haksız, yersiz, gereksiz görülerek onaylanmadığını bildiren resmî açıklama", "Değerli evrak niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belli hukuki sonuçlar doğuran bildirim"]}, {"word": "protesto çekmek", "meanings": ["protesto yollamak"]}, {"word": "protesto etmek", "meanings": ["itiraz etmek, reddetmek", "protesto yollamak"]}, {"word": "protezci", "meanings": ["Protez yapan kimse"]}, {"word": "protez", "meanings": ["Takma", "Ön ses türemesi"]}, {"word": "protezcilik", "meanings": ["Protez yapma işi"]}, {"word": "protojin", "meanings": ["Gnays yapısında, genellikle Alp dağlarında rastlanan bir granit"]}, {"word": "protokol", "meanings": ["Bir toplantı, oturum, soruşturma sonunda imzalanan belge", "Diplomatlar arasında yapılan anlaşma tutanağı", "Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmî törenlerde, devlet başkanları ile onların temsilcileri arasındaki görüşmelerde uygulanan kurallar", "Resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet"]}, {"word": "protokole dâhil", "meanings": ["resmî törenlere katılma hakkı olan (kimse)"]}, {"word": "protokolcü", "meanings": ["Protokol işleriyle uğraşan kimse", "Kurallara sıkı sıkıya bağlı olan kimse"]}, {"word": "proton", "meanings": ["Atom çekirdeğinde her biri (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik", "Hidrojen atomunun çekirdeği"]}, {"word": "protonema", "meanings": ["Yosun sporlarının çimlenmesinden oluşan iplik biçimindeki organ"]}, {"word": "protoplazma", "meanings": ["Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, yan sıvı, saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer"]}, {"word": "prototip", "meanings": ["İlk örnek", "Model"]}, {"word": "prova", "meanings": ["Bir şeyin amacına uygun, istenilen düzeyde olup olmadığını anlamak için yapılan deneme", "Bir giysiye son biçimini vermeden önce giysiyi giyecek kişinin üzerinde yapılan düzeltme", "Yazar veya düzeltmen tarafından üstünde düzeltmeler yapılan basılı metin"]}, {"word": "prova yapmak", "meanings": ["gözden geçirmek", "denemek", "oyunu sahnelemek için önceden denemek"]}, {"word": "prova etmek", "meanings": ["bir giysiye son biçimini vermeden önce giysiyi giyecek kişinin üzerinde düzeltmek", "oyunu sahnelemek için önceden tekrarlamak"]}, {"word": "providansiyalizm", "meanings": ["Kayracılık"]}, {"word": "provizyon", "meanings": ["Bir çekin para olarak karşılığı"]}, {"word": "provizyonsuz", "meanings": ["Bankada karşılığı olmayan (çek)"]}, {"word": "provokasyon", "meanings": ["Kışkırtma"]}, {"word": "provokatör", "meanings": ["Kışkırtmacı"]}, {"word": "provoke", "meanings": ["`Kışkırtmak` anlamındaki provoke etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "prozodi", "meanings": ["Bir şiir bestesinde, hece vurgularının müzik, vurgu ve yükselişleriyle iyice uyuşmuş olması", "Vurgu, durak, ezgi gibi ses bilgisi ögelerinin tamamı"]}, {"word": "prömiyer", "meanings": ["İlk gösteri"]}, {"word": "pruva", "meanings": ["Geminin veya sandalın ön tarafı, baş bölümü"]}, {"word": "pruva hattı", "meanings": ["Gemilerin birbirinin ardı sıra gitmek için aldıkları durum"]}, {"word": "psikanaliz", "meanings": ["Ruhsal çözümleme"]}, {"word": "psikanalizci", "meanings": ["Hastalarını psikanalizle tedavi eden hekim, psikanalist", "Psikanalizle uğraşan kimse, psikanalist"]}, {"word": "psikasteni", "meanings": ["Saplantıların çoğunun kökünde bulunan akıl ve ruh zayıflığı"]}, {"word": "psikiyatr", "meanings": ["Psikiyatri ile uğraşan uzman"]}, {"word": "psikiyatri", "meanings": ["Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı"]}, {"word": "psikolog", "meanings": ["Ruh bilimci"]}, {"word": "psikoloji", "meanings": ["Ruh bilimi, ruhiyat", "Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü", "Ruhsal", "Herhangi bir edebiyat ürününde, kişilerin kişiliklerini belirleyen duyuş, düşünüş, davranış biçimi"]}, {"word": "psikolojik", "meanings": ["Ruh bilimsel", "Ruhsal"]}, {"word": "psikolojik savaş", "meanings": ["Temeli propagandaya dayanan, karşı düşünceli grupların birbirlerini etkileyebilmek ve kendi düşüncelerini kabul ettirmek için aralarında tehdit, şantaj, yıldırma vb. psikolojik ögelerin kullanıldığı mücadele türü"]}, {"word": "psikolojizm", "meanings": ["Ruh bilimcilik"]}, {"word": "psikometri", "meanings": ["Ruh ölçümü"]}, {"word": "psikopat", "meanings": ["Topluma karşıt davranışlar sergileyen kişi"]}, {"word": "psikopati", "meanings": ["Topluma karşıt davranışlar sergileme biçiminde görülen kişilik bozukluğu"]}, {"word": "psikopatoloji", "meanings": ["Akıl ve ruh sağlığını inceleyen bilim"]}, {"word": "psikopatolojik", "meanings": ["Psikopatoloji ile ilgili"]}, {"word": "psikoterapi", "meanings": ["Hekimin hastayı etkilemek için kullandığı söz veya davranışa dayalı psikolojik yöntemlerin bütünü"]}, {"word": "psikoz", "meanings": ["Türlü sebeplerle kişiliğin bütünlük ve uyum gücünü geniş ölçüde yıkan ruhsal bozukluk", "Toplumsal bir sarsıntıya bağlı olarak doğan ruh durumu"]}, {"word": "psişik", "meanings": ["Ruhsal"]}, {"word": "Pt", "meanings": ["Platin elementinin simgesi"]}, {"word": "Pu", "meanings": ["Plütonyum elementinin simgesi"]}, {"word": "pityalin", "meanings": ["Nişastanın sindirilmesine yarayan, tükürükte bulunan bir enzim"]}, {"word": "puan", "meanings": ["Çeşitli sporlarda kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim", "Genellikle test biçimindeki sınavlarda cevaplandırılacak soruların sayı olarak değeri veya cevaplayanın başarı değeri", "Kumaşlardaki benek, nokta"]}, {"word": "puan almak (veya kazanmak)", "meanings": ["spor karşılaşmalarında başarılı bir oyun çıkararak kendine sayı sağlamak", "genellikle test biçimindeki sınavda herhangi bir puan elde etmek", "itibar kazanmak, takdir edilmek"]}, {"word": "puan toplamak", "meanings": ["puan kazanmak", "saygınlık sağlamak"]}, {"word": "puan hesabıyla yenmek", "meanings": ["rakibinin aldığından daha çok puan alarak oyunu kazanmış sayılmak"]}, {"word": "puan tutturmak", "meanings": ["gereken sayıda puan kazanmak", "sınavlarda istenen yere girebilmek için gerekli puanı elde etmek"]}, {"word": "puan vermek", "meanings": ["değer biçmek, not vermek", "boksta ve güreşte başarısız duruma düşmek"]}, {"word": "puanlamak", "meanings": ["Sorulara verilen cevapları puan olarak değerlendirmek, puan vermek"]}, {"word": "puanlandırma", "meanings": ["Puan vermek işi"]}, {"word": "puanlama", "meanings": ["Puanlamak işi"]}, {"word": "puanlandırmak", "meanings": ["Puan vermek"]}, {"word": "puanlı", "meanings": ["Üzerinde puan bulunan", "Puanı olan"]}, {"word": "puanlık", "meanings": ["Puan değerinde olan"]}, {"word": "puantaj", "meanings": ["Bir şeyin denetlendiğini veya görüldüğünü belirtmek için işaretleme, işaret koyma", "Bir etkinliğin puanla değerlendirilmesi"]}, {"word": "puantör", "meanings": ["Çalışanların giriş çıkış saatlerini işaretleyen kimse veya alet", "Spor karşılaşmalarında değerlendirme yapma amacıyla puan veren kimse"]}, {"word": "puding", "meanings": ["Meyve, bisküvi vb. ile yapılan bir tür sütlü tatlı", "Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle"]}, {"word": "pudralama", "meanings": ["Pudralamak işi"]}, {"word": "pudra", "meanings": ["Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz"]}, {"word": "pudralamak", "meanings": ["Pudra sürmek"]}, {"word": "pudralı", "meanings": ["Pudra sürülmüş olan (yüz, cilt)"]}, {"word": "pudralık", "meanings": ["Pudra kutusu, pudriyer"]}, {"word": "puf", "meanings": ["Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak", "Kaba, kabartılmış, yumuşak minder"]}, {"word": "pudra şekeri", "meanings": ["Dövülerek ince un durumuna getirilmiş şeker"]}, {"word": "pudriyer", "meanings": ["Pudralık"]}, {"word": "puf", "meanings": ["Bezginlik, usanç anlatan bir söz"]}, {"word": "puf böreği", "meanings": ["Mayalı hamurdan elde edilen yufkanın arasına peynir veya kıyma konularak yapılan ve tavada kızartılan bir tür börek"]}, {"word": "pufla", "meanings": ["Perde ayaklılardan, Kuzey Kutbu'na yakın yerlerde, İskandinavya kıyılarında yaşayan, ince ve yumuşak tüyleri için avlanan bir kuş (Somateria)", "Bu kuşun tüyleriyle doldurulmuş"]}, {"word": "pufla gibi", "meanings": ["çok yumuşak ve kabarık"]}, {"word": "puflama", "meanings": ["Puflamak işi"]}, {"word": "puflamak", "meanings": ["`Puf` diye ses çıkararak sıkıntı veya üzüntüsünü belli etmek"]}, {"word": "puhu", "meanings": ["Baykuşgillerden, orman, dağ ve kayalıklarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık 65 santimetre, sırtı koyu kahverengi bir tür kuş (Bubo bubo)"]}, {"word": "pul", "meanings": ["Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası", "Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık", "Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık", "Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık", "Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt", "Küçük ve ince tabakacıklar", "Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri", "Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık", "Akçeden küçük metal para"]}, {"word": "pul tutmak", "meanings": ["para kazanmaya başlamak"]}, {"word": "pula dönmek", "meanings": ["değersizleşmek"]}, {"word": "polat", "meanings": ["Çelik (I)"]}, {"word": "polat gibi", "meanings": ["çelik gibi, güçlü kuvvetli"]}, {"word": "pul biber", "meanings": ["Kurutulduktan sonra dövülmüş iri taneli kırmızıbiber"]}, {"word": "pulculuk", "meanings": ["Pul satma işi", "Pul derleyiciliği veya derleyenlere satma işi, pul koleksiyonculuğu, filateli"]}, {"word": "pulcu", "meanings": ["Pul satan kimse", "Pul derleyen veya derleyenlere pul satan kimse, pul koleksiyoncusu, filatelist"]}, {"word": "pullama", "meanings": ["Pullamak işi"]}, {"word": "pul kanatlılar", "meanings": ["Eklem bacaklılardan, kanatları geniş ve sayısız küçük pullarla örtülü, sıvıları emmek için hortum biçiminde ağzı olan, başkalaşmaya uğramış böcekleri, kelebekleri içine alan böcekler takımı, kelebekler"]}, {"word": "pullamak", "meanings": ["Üzerine pul yapıştırmak", "Süslemek"]}, {"word": "pullanma", "meanings": ["Pullanmak işi", "Dış derinin boynuzsu küçük pullar veya büyük geniş parçalar durumunda dökülmesi"]}, {"word": "pullanmak", "meanings": ["Zarf, mektup, evrak vb.nin üzerine pul yapıştırılmak", "Pul pul olmak"]}, {"word": "pullu", "meanings": ["Üzerine pul yapıştırılmış", "Üzerine pul işlenmiş", "Pulu olan"]}, {"word": "pulluk", "meanings": ["Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı"]}, {"word": "pullukçu", "meanings": ["Pulluk yapan, hazırlayan veya satan kimse"]}, {"word": "pullu sazan", "meanings": ["Bir tür balık"]}, {"word": "pulman", "meanings": ["Yatar koltuk", "Trenin yatabilen koltukları olan vagonu"]}, {"word": "pulsuz", "meanings": ["Pulu olmayan"]}, {"word": "pul şişe", "meanings": ["Yeşil camdan yapılan çok ince çeperli şişe"]}, {"word": "puluç", "meanings": ["Cinsel gücü olmayan (erkek)"]}, {"word": "puluçluk", "meanings": ["Puluç olma durumu"]}, {"word": "pumba", "meanings": ["Kabartılmış, yumuşak duruma getirilmiş"]}, {"word": "puma", "meanings": ["Kedigillerden, uzunluğu yaklaşık 120, kuyruğu 70 santimetre, sırtı kahverengi, karnı beyaz, Amerika'da yaşayan bir tür memeli, Yeni Dünya aslanı, dağ aslanı (Feis concolor)"]}, {"word": "punç", "meanings": ["Çay, şeker, tarçın, limon karışımına rom veya kanyak gibi damıtılmış alkollü bir içki katılarak yapılan ve buharlaşan alkolü yakıldıktan sonra içilen bir içki türü"]}, {"word": "punt", "meanings": ["Bir şey için uygun zaman, fırsat"]}, {"word": "punduna getirmek", "meanings": ["bir şeyi yapmak için uygun zamanı ve yeri seçmek"]}, {"word": "pundunu bulmak", "meanings": ["punduna getirmek"]}, {"word": "punto", "meanings": ["Matbaacılıkta, bilgisayarda harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad"]}, {"word": "puntolu", "meanings": ["Herhangi bir büyüklükte puntosu olan"]}, {"word": "pupa", "meanings": ["Geminin arkası, kıç"]}, {"word": "pupa yelken ilerlemek (veya gitmek)", "meanings": ["yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla", "alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan"]}, {"word": "puro", "meanings": ["Yaprak sigarası"]}, {"word": "pus", "meanings": ["Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis", "Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde", "Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası", "Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun", "Bazen meme başında oluşan kabuk"]}, {"word": "pus", "meanings": ["İnç"]}, {"word": "pusarık", "meanings": ["Puslu, puslanmış, sisli", "Serap"]}, {"word": "pusat", "meanings": ["Araç", "Silah, zırh vb. savaş aracı", "Giysi veya giysilik kumaş"]}, {"word": "pusatçı", "meanings": ["Orta oyununda şakşak ve tahta kılıç vb. kullanan oyuncu"]}, {"word": "pusatlı", "meanings": ["Pusatı olan", "Zırh giymiş"]}, {"word": "puset", "meanings": ["Elle sürülen, hafif, küçük çocuk arabası"]}, {"word": "pusetçi", "meanings": ["Puset yapan, satan veya onaran kimse"]}, {"word": "puslandırmak", "meanings": ["Puslu duruma getirmek"]}, {"word": "puslandırma", "meanings": ["Puslandırmak işi"]}, {"word": "puslanma", "meanings": ["Puslanmak işi"]}, {"word": "puslanmak", "meanings": ["Hava hafif sisli bir durum almak", "Buğulanmak"]}, {"word": "puslu", "meanings": ["Puslanmış, pusarık, hafif sisli", "Üzerinde pus bulunan"]}, {"word": "pusma", "meanings": ["Pusmak işi"]}, {"word": "pusu kurmak", "meanings": ["saldıracağı kimseye görünmemek için bir yerde gizlenip beklemek"]}, {"word": "pusu", "meanings": ["Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer"]}, {"word": "pusmak", "meanings": ["Sinmek", "Bir şeyi kendine siper edip saklanmak", "Ortalığı hafif sis kaplamak, pusarmak"]}, {"word": "pusuda beklemek", "meanings": ["gizlenerek saldırıya hazır durumda olmak"]}, {"word": "pusudan çıkmak", "meanings": ["kurulan pusudan kurtulmak", "kuracağı pusudan vazgeçmek"]}, {"word": "pusuya düşmek", "meanings": ["pusu kuran kimsenin saldırı alanı içine girmek"]}, {"word": "pusuya yatmak", "meanings": ["pusuda beklemek"]}, {"word": "pusucu", "meanings": ["Pusu kuran veya pusuya yatan kimse"]}, {"word": "pusula", "meanings": ["Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup, tezkere", "Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt"]}, {"word": "pusulayı şaşırmak", "meanings": ["güç bir duruma düşerek ne yapacağını bilememek", "doğru tutum ve davranıştan ayrılmak"]}, {"word": "pusula", "meanings": ["Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç, yön belirteci"]}, {"word": "pusulalı", "meanings": ["Pusulası olan"]}, {"word": "pusulama", "meanings": ["Pusulamak işi"]}, {"word": "pusulamak", "meanings": ["Pusu konumuna veya durumuna getirmek"]}, {"word": "pusulasız", "meanings": ["Pusulası olmayan"]}, {"word": "pusuluk", "meanings": ["Pusu kurulan yer"]}, {"word": "puşt olmak", "meanings": ["birinin ilencine uğrayıp kötüleşmek, mahvolmak", "bir işin uzmanı olmak"]}, {"word": "puşt", "meanings": ["Eş cinsel erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden erkek", "Ağır ve kaba sövgü sözü", "Güvenilmez, kalleş"]}, {"word": "pusval", "meanings": ["Yemenicilerin kullandığı ölçü"]}, {"word": "puştluk", "meanings": ["Puşt olma durumu", "Kalleşlik"]}, {"word": "put", "meanings": ["Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş", "Haç"]}, {"word": "put gibi", "meanings": ["sessiz, anlamsız bir bakışla ve kımıldamaksızın"]}, {"word": "put kesilmek", "meanings": ["sessiz ve hareketsiz bir durum almak"]}, {"word": "put", "meanings": ["Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik"]}, {"word": "putlaşmak", "meanings": ["Gereğinden çok değer kazanmak"]}, {"word": "putlaşma", "meanings": ["Putlaşmak işi"]}, {"word": "putlaştırma", "meanings": ["Putlaştırmak işi"]}, {"word": "putlaştırmak", "meanings": ["Bir şeyi olağanüstü görerek gereğinden çok değer vermek, put durumuna getirmek"]}, {"word": "putperest", "meanings": ["Puta tapan"]}, {"word": "putperestlik", "meanings": ["Fetişizm"]}, {"word": "püf", "meanings": ["Bir ateşi söndürmek veya canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses"]}, {"word": "putrel", "meanings": ["Yapılarda, demir yollarında kullanılan demir kiriş, bağlama"]}, {"word": "püf desen uçacak", "meanings": ["çok zayıf kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "püfkürme", "meanings": ["Püfkürmek işi"]}, {"word": "püfkürmek", "meanings": ["Üfleyerek püskürmek"]}, {"word": "püflemek", "meanings": ["Söndürmek veya soğutmak için üflemek"]}, {"word": "püfleme", "meanings": ["Püflemek işi"]}, {"word": "püf noktası", "meanings": ["Bir işin en ince, hassas ve önemli noktası"]}, {"word": "püfür püfür", "meanings": ["Rüzgâr hafif ve serin bir biçimde eserek"]}, {"word": "pülverizatör", "meanings": ["Püskürteç"]}, {"word": "pür", "meanings": ["Dolu (II)"]}, {"word": "pünez", "meanings": ["Raptiye"]}, {"word": "pür", "meanings": ["Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları"]}, {"word": "pürçek", "meanings": ["Şakaklardan sarkan saç, zülüf", "Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü, pürçük"]}, {"word": "pürçeklenme", "meanings": ["Pürçeklenmek işi"]}, {"word": "pürçeklenmek", "meanings": ["Pürçekli duruma gelmek, püsküllenmek"]}, {"word": "pürçük", "meanings": ["Pürçek"]}, {"word": "pürçekli", "meanings": ["Pürçeği olan"]}, {"word": "pürçüklü", "meanings": ["Pürçeği olan"]}, {"word": "pürçeksiz", "meanings": ["Pürçeği olmayan"]}, {"word": "püre", "meanings": ["Sebzeyi, eti ezerek veya süzgeçten geçirerek elde edilen ezme"]}, {"word": "püren", "meanings": ["Süpürge otu"]}, {"word": "pürhiddet", "meanings": ["Hiddetli"]}, {"word": "püriten", "meanings": ["Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren"]}, {"word": "pürmelal", "meanings": ["Hüzünlü, üzüntülü", "Sıkıntılı"]}, {"word": "pürtelaş", "meanings": ["Telaşlı", "Telaşlı olarak"]}, {"word": "pürneşe", "meanings": ["Neşeli"]}, {"word": "pürsıhhat", "meanings": ["Sıhhatli, sağlıklı"]}, {"word": "pürtük", "meanings": ["Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık"]}, {"word": "pürtüklenme", "meanings": ["Pürtüklenmek işi"]}, {"word": "pürtüklenmek", "meanings": ["Herhangi bir şeyin üzerinde pürtükler oluşmak"]}, {"word": "pürtüklü", "meanings": ["Pürtüğü olan"]}, {"word": "pürüz çıkarmak", "meanings": ["engel çıkarmak"]}, {"word": "pürüz", "meanings": ["Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur", "Engel, güçlük"]}, {"word": "pürüzalır", "meanings": ["Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet, rayba"]}, {"word": "pürüzlenme", "meanings": ["Pürüzlenmek işi"]}, {"word": "pürüzlenmek", "meanings": ["Pürüz oluşmak, pürüzlü duruma gelmek", "Ses boğuk ve bozuk çıkmak", "Bir iş, durum vb. karışık ve güç bir duruma gelmek"]}, {"word": "pürüzlü", "meanings": ["Pürüzü olan", "Boğuk ve bozuk (ses)", "Karışık, güç (durum, iş)"]}, {"word": "pürüzsüz", "meanings": ["Pürüzü olmayan", "Düzgün (ses)", "Hatasız, takılmadan"]}, {"word": "pürüzsüzlük", "meanings": ["Pürüzsüz olma durumu"]}, {"word": "püskül", "meanings": ["Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti"]}, {"word": "püskül kuyruklular", "meanings": ["Vücutları iki, üç tüysü uzantıyla sonuçlanan, kanatsız, ince, yumuşak, en bilinen türü gümüşçün olan böcekler takımı"]}, {"word": "püsküllü bela", "meanings": ["Büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey"]}, {"word": "püsküllü", "meanings": ["Püskülü olan, püskül takılmış olan"]}, {"word": "püskülsüz", "meanings": ["Püskülü olmayan"]}, {"word": "püskürme", "meanings": ["Püskürmek işi", "Sık ve tek tek benekler durumunda olan", "Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması, indifa"]}, {"word": "püskürmek", "meanings": ["Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak", "Yanardağ lav çıkarmak, indifa etmek", "Öfkeyi aniden dışarı vurmak"]}, {"word": "püskürteç", "meanings": ["Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi, pülverizatör", "Sprey"]}, {"word": "püskürtmek", "meanings": ["Püskürme işini yaptırmak", "Hızla ve savurtarak çıkarmak", "Fışkırtmak", "Geri dönmek zorunda bırakmak"]}, {"word": "püskürtme", "meanings": ["Püskürtmek işi", "Sulu boya püskürterek çeşitli tonlarda yüzeyler elde etme tekniği veya bu teknikle yapılmış resim", "Püskürtülerek yapılmış", "Sıçramış, fırlamış"]}, {"word": "püskürtme tabancası", "meanings": ["Vernik veya boya sıvılarını basınçlı hava yardımı ile püskürterek sürmekte kullanılan tabanca biçiminde araç"]}, {"word": "püskürtü", "meanings": ["Lav"]}, {"word": "püskürtülme", "meanings": ["Püskürtülmek işi"]}, {"word": "püskürtülmek", "meanings": ["Püskürtme işi yapılmak"]}, {"word": "püskürük", "meanings": ["Yanardağın püskürmesiyle ortaya çıkan"]}, {"word": "püsür", "meanings": ["Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü", "Can sıkıcı, istenmeyen kimse", "Tembel, kalpazan", "Karışık, dolaşık (ip, saç vb.)", "Karışık, kusurlu (iş)"]}, {"word": "püsürlü", "meanings": ["Püsürü olan, pürüzlü"]}, {"word": "pütür", "meanings": ["Küçük kabarcık"]}, {"word": "püsürsüz", "meanings": ["Püsürü olmayan, pürüzsüz"]}, {"word": "pütürlenme", "meanings": ["Pütürlenmek işi"]}, {"word": "pütürlenmek", "meanings": ["Pütürlü duruma gelmek"]}, {"word": "pütürlü", "meanings": ["Pütürü olan, pürüzlü, pürtüklü"]}, {"word": "pütürsüz", "meanings": ["Pütürü olmayan"]}, {"word": "pütürsüzlük", "meanings": ["Pütürsüz olma durumu"]}, {"word": "Rab", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "r, R", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi birinci sırasında yer alan ve Re adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, sürtünücü diş eti ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "Ra", "meanings": ["Radyum elementinin simgesi"]}, {"word": "rabbani", "meanings": ["Allah ile ilgili, Allah'a bağlı, ilahi, Allah'tan gelen", "Kalbini ve fikrini Allah'a bağlamış ve sadece onunla meşgul olan"]}, {"word": "Rabbena", "meanings": ["`Tanrı'mız!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Rabbena hakkı için", "meanings": ["ant içerken inandırmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "rabıt", "meanings": ["Bağ, bağlama", "Bağlaç"]}, {"word": "rabıta", "meanings": ["Bağlayan şey, bağ", "İki şeyi birbirine bağlayan ip", "İlgi, ilişki", "Birbirini tutma, tutarlık", "Düzen, sıra", "Birbirine geçmeli tahtadan bir döşeme türü", "Tarikatlarda müridin şeyhi aracılığıyla kalbini Allah'a bağlaması"]}, {"word": "rabıtasız", "meanings": ["Düzensiz, birbirini tutmaz", "Ağırbaşlı olmayan, tutarsız", "Bağlantısız", "Birbirine bağlı veya tutarlı olmadan"]}, {"word": "rabıtalı", "meanings": ["Düzgün, düzenli", "Sözünü bilen, tutarlı, ağırbaşlı", "Bağlantılı"]}, {"word": "rabıtasızlık", "meanings": ["Rabıtasız olma durumu"]}, {"word": "raca", "meanings": ["Hindistan'da prenslere verilen unvan"]}, {"word": "raci", "meanings": ["Geri dönen", "Dokunan, ilgilendiren, dayanan"]}, {"word": "racon kesmek", "meanings": ["görünüşe göre hüküm vermek", "gösteriş yapmak"]}, {"word": "racon", "meanings": ["Yol, yöntem, usul", "Gösteriş, fiyaka"]}, {"word": "raci olmak", "meanings": ["dokunmak, dayanmak, ilgilendirmek"]}, {"word": "radansa", "meanings": ["Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka"]}, {"word": "radar", "meanings": ["Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen, genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz", "Trafik polisleri tarafından kullanılan, taşıtların hızını saptamaya yarayan aygıt", "İçgüdü, seziş"]}, {"word": "radarcı", "meanings": ["Radar kullanan veya radarın bakım ve onarımıyla görevli kimse"]}, {"word": "radarcılık", "meanings": ["Radarcının görevi"]}, {"word": "radde", "meanings": ["Derece, kerte"]}, {"word": "radika", "meanings": ["Yaprakları salata olarak yenen baharlı, çok yıllık bir bitki (Taraxacum officinale)"]}, {"word": "radikalizm", "meanings": ["Köktencilik"]}, {"word": "radikal", "meanings": ["Kökten", "Köktenci"]}, {"word": "radikalleşme", "meanings": ["Radikalleşmek durumu"]}, {"word": "radikalleşmek", "meanings": ["Köktenci olmak", "Kesin durum almak"]}, {"word": "radon", "meanings": ["Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element (simgesi Rn)"]}, {"word": "radyan", "meanings": ["Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi", "Işın veya ısı yayan"]}, {"word": "radyasyon", "meanings": ["Işınım"]}, {"word": "radyatör", "meanings": ["Hava, su veya buharı ısıtmak veya soğutmak suretiyle meydana gelen sıcaklığı veya soğukluğu yayan, böylece ısıtma ve soğutmada kullanılan cihaz", "Bağlı bulunduğu motordaki ısı derecesinin yükselmesini önleyen soğutucu"]}, {"word": "radyatörcü", "meanings": ["Radyatör yapan, satan, onaran veya döşeyen usta"]}, {"word": "radyo", "meanings": ["Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi", "Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş", "Bu istasyonun yayınlarını alan araç"]}, {"word": "radyoaktif izotoplar", "meanings": ["Bazı hastalıkların tanısında ve iyileştirilmesinde yararlanılan radyoaktif maddeler"]}, {"word": "radyoaktif", "meanings": ["Işın etkin"]}, {"word": "radyoaktiflik", "meanings": ["Radyoaktif olma durumu"]}, {"word": "radyoaktivite", "meanings": ["Işın etkinlik"]}, {"word": "radyobiyoloji", "meanings": ["X ışınlarının canlı dokular üzerindeki etkisini inceleyen bilim, radyofizyoloji"]}, {"word": "radyoculuk", "meanings": ["Radyo yapma, onarma veya satma işi", "Radyo kuruluşlarını işletme ve yönetme işi"]}, {"word": "radyoelektrik", "meanings": ["Fiziğin elektromanyetik dalgaların araştırılması ve uygulanması ile ilgili bölümü"]}, {"word": "radyocu", "meanings": ["Radyo yapan, onaran veya satan kimse", "Radyoda görevli kimse", "Radyo yapılan veya onarılan yer"]}, {"word": "radyo etkinliği", "meanings": ["Işın etkinlik, radyoaktivite"]}, {"word": "radyoevi", "meanings": ["Radyo yayınlarının gerçekleştirildiği yapı"]}, {"word": "radyofoni", "meanings": ["Elektromanyetik dalgaların özelliklerinden yararlanarak sesleri ileten sistem"]}, {"word": "radyofonik", "meanings": ["Radyo ile ilgili, radyo ile yayımlanan"]}, {"word": "radyofonik ses", "meanings": ["Radyoda konuşma yapmaya uygun ses"]}, {"word": "radyofoto", "meanings": ["Fotoğraf, yazı vb. görüntülerin radyo dalgalarıyla uzaktan iletilmesini sağlayan sistem", "Bu sistemle alınan fotoğraf"]}, {"word": "radyogram", "meanings": ["Telsiz telgrafla verilen haber ve bunun yazılı olduğu kâğıt"]}, {"word": "radyografi", "meanings": ["Bir organ veya cismin biçimini X ışınlarından yararlanarak görüntüleme", "Bu teknikle alınan fotoğraf"]}, {"word": "radyoizotop", "meanings": ["Doğal bir elementin radyoaktif izotopu"]}, {"word": "radyokimya", "meanings": ["Radyoaktif cisimleri ve onların kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "radyolink", "meanings": ["Radyo, telefon, televizyon, teleks vb. iletişim araçlarının kablo bağlantısı olmaksızın, istasyonlar arasında veya stüdyo ile verici istasyon arasında yüksek frekanslı radyo dalgaları ile bağlantı kurmasına yarayan sistem"]}, {"word": "radyolog", "meanings": ["Işın bilimci"]}, {"word": "radyoloji", "meanings": ["Işın bilimi"]}, {"word": "radyometre", "meanings": ["Işınölçer"]}, {"word": "radyometrik", "meanings": ["Radyometri ile ilgili"]}, {"word": "radyometri", "meanings": ["Işıma şiddetinin ölçümü"]}, {"word": "radyoteknoloji", "meanings": ["Elektro filmi çekme tekniği"]}, {"word": "radyoskopi", "meanings": ["Bir organ veya cismin her türlü açıdan biçiminin ve hareketlerinin ışınlar altında incelenmesini sağlayan muayenesi"]}, {"word": "radyotelefon", "meanings": ["Telsiz telefon"]}, {"word": "radyotelgraf", "meanings": ["Telsiz telgraf"]}, {"word": "radyoterapi", "meanings": ["Işın tedavisi"]}, {"word": "radyum", "meanings": ["Atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 °C'de eriyen, 1898 yılında Pierre Curie ve eşi tarafından bulunan, soğukta suyu ayrıştıran, ışın etkinliği çok bir element (simgesi Ra)"]}, {"word": "raf", "meanings": ["Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha"]}, {"word": "rafa koymak (veya kaldırmak)", "meanings": ["savsaklamak, artık üstünde durmamak, ihmal etmek"]}, {"word": "rafadan", "meanings": ["Kaynar suda kabuğu ile az pişirilmiş (yumurta)"]}, {"word": "Rafızilik", "meanings": ["Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı"]}, {"word": "Rafızi", "meanings": ["Rafıziliği benimseyen kimse"]}, {"word": "rafinaj", "meanings": ["Arıtım"]}, {"word": "rafinatör", "meanings": ["Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi"]}, {"word": "rafine", "meanings": ["Kristalleştirme, damıtma gibi ayırma yöntemleriyle istenmeyen maddelerden arındırılmış (yağ, petrol vb.)", "Hassas, duygulu, nazik, ince, seçkin"]}, {"word": "rafineri", "meanings": ["Arıtımevi"]}, {"word": "rafit", "meanings": ["Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, iğne biçiminde billur madde"]}, {"word": "rafting", "meanings": ["343 sal yarışı"]}, {"word": "rağbet", "meanings": ["İstek, arzu, ilgi", "Beğenme, itibar"]}, {"word": "rafya", "meanings": ["Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye (Raphie)", "Bu palmiyenin dokuma işlerinde kullanılan lifleri", "Bu liflerden yapılan"]}, {"word": "rağbet etmek (veya göstermek)", "meanings": ["istemek, beğenmek, istekle karşılamak"]}, {"word": "rağbet görmek (veya kazanmak)", "meanings": ["istenilmek, beğenilmek, istekle karşılanmak"]}, {"word": "rağbetli", "meanings": ["İstek gören, rağbet gören, rağbet edilen"]}, {"word": "rağbetsiz", "meanings": ["İsteksiz, gönülsüz, rağbet etmeyen", "İstenilmeyen, rağbet edilmeyen"]}, {"word": "rağbetsizlik", "meanings": ["İsteksizlik, gönülsüzlük, rağbet etmeme", "İstenilmeme, rağbet edilmeme"]}, {"word": "rağmen", "meanings": ["Karşın"]}, {"word": "rahat", "meanings": ["İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur", "Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan", "Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen", "Aldırmaz, gamsız", "Kolay bir biçimde, kolaylıkla", "`Hazır ol` durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut"]}, {"word": "rahat batmak", "meanings": ["iyi bir durumdayken bu durumu olmayacak sebepler yüzünden bırakanlar için sitem yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "rahat bırakmak", "meanings": ["işine karışmamak"]}, {"word": "rahat bırakmamak (veya vermemek)", "meanings": ["tedirgin etmek"]}, {"word": "rahat durmak", "meanings": ["yaramazlık etmemek veya kımıldamamak"]}, {"word": "rahat etmek", "meanings": ["sıkıntısız durumda olmak, ferahlanmak, dinlenmek"]}, {"word": "rahat kıçına batmak", "meanings": ["bulunduğu rahat durumun değerini bilmemek"]}, {"word": "rahat olmak", "meanings": ["üzüntülü, sıkıntılı veya tedirgin durumda olmamak"]}, {"word": "rahat yüzü görmemek", "meanings": ["hiç rahat etmemek"]}, {"word": "rahata ermek", "meanings": ["rahatlamak"]}, {"word": "rahata kavuşmak", "meanings": ["rahatlamak"]}, {"word": "rahatı kaçmak", "meanings": ["rahatsız, tedirgin olmak, üzülmek"]}, {"word": "rahatına bakmak", "meanings": ["hiçbir şeye aldırış etmeyerek rahatını sağlamaya çalışmak"]}, {"word": "rahat döşeği", "meanings": ["Ölüyü kaldırıncaya değin içinde yatırdıkları döşek"]}, {"word": "rahatça", "meanings": ["(raha'tça) Rahat bir biçimde", "Rahat"]}, {"word": "rahat duruş", "meanings": ["Alıştırmalar arasında dinlenmek için eller arkaya dik olarak birleştirilmiş, bacaklar önde veya yana yarım adım duruşunda vücudun aldığı gevşek durum", "`Rahat` komutuyla geçilen duruş biçimi"]}, {"word": "rahatlama", "meanings": ["Rahatlamak işi, relaks"]}, {"word": "rahatlatma", "meanings": ["Rahatlatmak işi"]}, {"word": "rahatlamak", "meanings": ["Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak", "Sakinleşmek"]}, {"word": "rahatlatmak", "meanings": ["Rahatlamasını sağlamak, ferahlatmak"]}, {"word": "rahatlık", "meanings": ["Üzüntüsü, sıkıntısı, tedirginliği olmama durumu, rahat", "Yorgunluk veya sıkıntı vermeme durumu"]}, {"word": "rahatsız", "meanings": ["Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz", "Rahat kullanılmayan, sıkıntı, tedirginlik veren", "Hasta, keyifsiz"]}, {"word": "rahatsız etmek", "meanings": ["rahatını bozmak, rahatını, keyfini kaçırmak", "kısa süreli meşgul etmek"]}, {"word": "rahatsızlanma", "meanings": ["Rahatsızlanmak işi"]}, {"word": "rahatsız olmak", "meanings": ["rahatı bozulmak, keyfi kaçmak, sağlığı bozulmak"]}, {"word": "rahatsızlanmak", "meanings": ["Sağlığı bozulmak, hastalanmak, rahatsız olmak"]}, {"word": "rahatsızlık duymak", "meanings": ["tedirgin olmak, huzurunun ve rahatının kaçtığını hissetmek"]}, {"word": "rahatsızlık", "meanings": ["Rahatsız olma durumu, tedirginlik", "Hastalık"]}, {"word": "rahatsızlık vermek", "meanings": ["rahatını bozmak, rahatını, keyfini kaçırmak"]}, {"word": "rahibe", "meanings": ["Kadın rahip"]}, {"word": "rahibelik", "meanings": ["Rahibe olma durumu", "Rahibenin görevi"]}, {"word": "rahip", "meanings": ["Hristiyanlarda genellikle manastırda yaşayan evlenmemiş papaz, keşiş, karabaş"]}, {"word": "rahiplik", "meanings": ["Rahip olma durumu", "Rahibin görevi"]}, {"word": "rahman", "meanings": ["Herkese, her canlıya merhamet eden (Tanrı)"]}, {"word": "rahle", "meanings": ["Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, bazıları açılıp kapanabilen alçak, küçük masa"]}, {"word": "rahmani", "meanings": ["Tanrı ile ilgili, tanrısal"]}, {"word": "rahmet", "meanings": ["Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme", "Yağmur"]}, {"word": "rahmet okutmak", "meanings": ["biri, kötü bir kimseden daha kötü çıkmak"]}, {"word": "rahmet okumak", "meanings": ["Tanrı'nın merhamet ve bağışlaması için dua etmek"]}, {"word": "rahmet olsun canına", "meanings": ["`Allah rahmet eylesin` anlamında ölüler anılırken kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "rahmetli", "meanings": ["`Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş, bağışlanmış` anlamlarında ölmüş Müslümanları saygıyla anmak için ad veya unvanlarının başına getirilen bir söz", "Merhum, merhume"]}, {"word": "rahmetli olmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "rahmetlik", "meanings": ["Merhum, merhume"]}, {"word": "rahmetlik olmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "rahne", "meanings": ["Gedik"]}, {"word": "raht", "meanings": ["At takımı", "Yolda lazım olacak şeyler", "Döşeme vb. takımları", "Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı"]}, {"word": "rahvan", "meanings": ["Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan en yavaş koşma biçimi", "Bu biçimde koşan (binek hayvanı)", "Binek hayvanı bu biçimde koşarak"]}, {"word": "rakam", "meanings": ["Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri", "Bu işaretlerle yazılmış sayı", "Nicelik, miktar"]}, {"word": "rakamlı", "meanings": ["Rakamı olan, içinde rakam bulunan"]}, {"word": "rakamlamak", "meanings": ["Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak"]}, {"word": "rakamlama", "meanings": ["Rakamlamak işi"]}, {"word": "raket", "meanings": ["Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç, vuraç"]}, {"word": "rakı", "meanings": ["Üzüm, incir, erik vb. meyvelerin alkolle mayalanarak damıtılmasıyla elde edilen içki, aslansütü, imamsuyu"]}, {"word": "rakı bardağı", "meanings": ["Rakı içmek için özel olarak üretilen, dar ve uzunca bardak"]}, {"word": "rakıcılık", "meanings": ["Rakıcının işi"]}, {"word": "rakıcı", "meanings": ["Rakı yapan veya satan kimse", "Rakı içen kimse"]}, {"word": "raks", "meanings": ["Bir tür dans", "Salınım"]}, {"word": "rakım", "meanings": ["Yükselti"]}, {"word": "raks etmek", "meanings": ["oynamak, dans etmek"]}, {"word": "rakibe", "meanings": ["Kadın rakip"]}, {"word": "rakik", "meanings": ["İnce, narin", "Merhametli, yufka yürekli"]}, {"word": "rakip", "meanings": ["Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse"]}, {"word": "rakiplik", "meanings": ["Birbirine rakip olma durumu, rekabet"]}, {"word": "rakipsiz", "meanings": ["Daha üstünü, daha iyisi bulunamayan (kimse veya şey)"]}, {"word": "rakkas", "meanings": ["Sarkaç", "Raksı meslek edinmiş erkek"]}, {"word": "rakit", "meanings": ["Durgun (su)"]}, {"word": "rakkase", "meanings": ["Raksı meslek edinmiş kadın"]}, {"word": "rakkaslı", "meanings": ["Sarkacı olan"]}, {"word": "rakor", "meanings": ["Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası"]}, {"word": "rakorlu musluk", "meanings": ["Hortum bağlamak için kullanılan musluk"]}, {"word": "rallici", "meanings": ["Ralliye katılan yarışmacı"]}, {"word": "raks aksağı", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir küçük usul"]}, {"word": "ralli", "meanings": ["Yarışmacıların otomobille belli yolları izleyerek ve özel kurallara uyarak belirli bir yere ulaşmalarına dayanan otomobil yarışı"]}, {"word": "ram", "meanings": ["Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan"]}, {"word": "ram olmak", "meanings": ["boyun eğmek, itaat etmek"]}, {"word": "ram etmek", "meanings": ["boyun eğdirmek, itaat ettirmek"]}, {"word": "ramak", "meanings": ["`Bir şeyin olmasına çok az kalmak` anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer"]}, {"word": "ramazaniyelik", "meanings": ["Ramazanda iftar ve sahurda yenmek için alınan yiyecekler"]}, {"word": "Ramazan Bayramı", "meanings": ["Ay takvimine göre Şevval ayının ilk üç gününde kutlanan dinî bayram, Şeker Bayramı"]}, {"word": "ramazan", "meanings": ["Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay"]}, {"word": "ramazan keyfi", "meanings": ["Oruç tutan bazı kimselerde iftar saatine yakın görülen sinirlilik"]}, {"word": "ramazanlık", "meanings": ["Ramazan için ayrılmış (yiyecek)"]}, {"word": "ramazan pidesi", "meanings": ["Ramazan ayında özel olarak yaptırılan pide"]}, {"word": "ramazan topu", "meanings": ["Ramazan ayında sahur ve iftar vakitlerini halka duyurmak için atılan top"]}, {"word": "rami", "meanings": ["Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen değerli bir bitki (Boehmeria nivea)", "Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi"]}, {"word": "ramp ışığına çıkarmak", "meanings": ["bir oyunu sahnelemek"]}, {"word": "ramp", "meanings": ["Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer"]}, {"word": "rampa etmek", "meanings": ["taşıt bir yere, bir şeye veya bir başka taşıta yanaşmak", "birinin içki masasına çağrılmadığı hâlde oturmak"]}, {"word": "rampa", "meanings": ["Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü", "Özellikle istasyonlarda, vagonlara eşya yüklemek veya boşaltmak için yapılan, ambarın önünde bulunan set", "Bir vagonu raya sokmak veya raydan çıkarmak için kullanılan araç", "Füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek", "Bir geminin bir başka gemiye, dubaya, iskeleye veya sala değecek biçimde yanaşması", "İki ağacı veya takozları birbirine kenetlemek için kullanılan, uçları eğriltilmiş ve sivriltilmiş demir çubuk"]}, {"word": "rampacı", "meanings": ["Deniz savaşlarında, borda bordaya savaşıldığında karşı gemiden gelen saldırıları önleyen veya düşman gemisine atlayıp savaşan er"]}, {"word": "rampalama", "meanings": ["Rampalamak işi"]}, {"word": "rampalamak", "meanings": ["Rampa etmek"]}, {"word": "randa", "meanings": ["Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken"]}, {"word": "randevu", "meanings": ["Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma"]}, {"word": "rampalı", "meanings": ["Yokuşu olan"]}, {"word": "randevusu olmak", "meanings": ["belli bir saatte, belli bir yerde buluşmak için biriyle sözleşmiş olmak"]}, {"word": "randevu almak", "meanings": ["bir kimseden belli bir saat ve yerde buluşmak için söz almak, gün almak"]}, {"word": "randevu vermek", "meanings": ["belli bir saatte, belli bir yerde biriyle buluşmak için söz vermek"]}, {"word": "rant", "meanings": ["Getirim"]}, {"word": "randevucu", "meanings": ["Randevuevi işleten kimse"]}, {"word": "randevuculuk", "meanings": ["Randevucunun işi"]}, {"word": "randevuevi", "meanings": ["Gizli fuhuş amacıyla işletilen yer"]}, {"word": "randevulaşma", "meanings": ["Randevulaşmak işi"]}, {"word": "randevulaşmak", "meanings": ["İki veya daha çok kişi belli bir yerde veya zamanda buluşmak için sözleşmek"]}, {"word": "rantabilite", "meanings": ["Verimlilik"]}, {"word": "randıman", "meanings": ["Verim"]}, {"word": "randımanlı", "meanings": ["Verimli"]}, {"word": "rantabl", "meanings": ["Gelir getiren, kâr sağlayan, verimli, getirimli"]}, {"word": "rantçı", "meanings": ["Getirimci"]}, {"word": "ranza", "meanings": ["Gemi, tren, kışla, yatılı okul vb. yerlerde üst üste yapılan yatak yeri"]}, {"word": "rantçılık", "meanings": ["Getirimcilik"]}, {"word": "rantiye", "meanings": ["Getirimci"]}, {"word": "rap", "meanings": ["Ayakların yürürken çıkardığı ses"]}, {"word": "rap diye", "meanings": ["ansızın"]}, {"word": "rapor", "meanings": ["Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı, yazanak", "Anlatım, ifade", "Hastalığın tanısı, hastanın dinlenme durumu vb.ni gösteren, doktor veya doktorlar kurulu tarafından verilen yazı"]}, {"word": "rapor almak", "meanings": ["hasta olup olmadığını belirlemek amacıyla herhangi bir sağlık kuruluşundan belge almak", "sorumluluğu altındakilerden herhangi bir konuda bilgi almak"]}, {"word": "rapor etmek", "meanings": ["rapor vermek"]}, {"word": "raporcu", "meanings": ["Bir işi, bir konuyu inceleyerek onunla ilgili rapor vermekle görevli kimse"]}, {"word": "rapor vermek", "meanings": ["herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucu düşünce veya gözlemleri bildirmek"]}, {"word": "raporlama", "meanings": ["Raporlamak durumu"]}, {"word": "raporlamak", "meanings": ["Rapora bağlamak, rapor hâline getirmek"]}, {"word": "raporlu", "meanings": ["Raporu olan", "Hastalandığı için rapor alarak işinden ayrılmış olan", "Ruh sağlığının bozuk olduğunu bildiren raporu olan, kaçık"]}, {"word": "raportör", "meanings": ["Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye"]}, {"word": "raportörlük", "meanings": ["Raportör olma durumu"]}, {"word": "rappadak", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "rap rap", "meanings": ["Bir birliğin, yürüyüş düzenine girmiş bir topluluğun, uygun adım yürürken çıkardığı ses", "Ayağını yere sertçe vurarak"]}, {"word": "rapsodi", "meanings": ["İçinde, Homeros'un şiirlerindeki olaylardan birini işleyen şarkı veya parça", "Genellikle halk türkülerinden ve millî ezgilerden oluşturulmuş müzik eseri"]}, {"word": "rapten", "meanings": ["Bağlı olarak, tutturulmuş biçimde"]}, {"word": "raptetmek", "meanings": ["Bir şeyi bir yere iliştirmek, tutturmak"]}, {"word": "raptetme", "meanings": ["Raptetmek işi"]}, {"word": "raptiye", "meanings": ["Düz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt veya karton vb. şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç, pünez"]}, {"word": "raptiyeleme", "meanings": ["Raptiyelemek işi"]}, {"word": "raptiyelemek", "meanings": ["Raptiye ile tutturmak"]}, {"word": "raptiyelenme", "meanings": ["Raptiyelenmek işi"]}, {"word": "raptiyelenmek", "meanings": ["Raptiye ile tutturulmak"]}, {"word": "rasatçı", "meanings": ["Gözlemci"]}, {"word": "rasat", "meanings": ["Gözlem"]}, {"word": "rasathane", "meanings": ["Gözlemevi"]}, {"word": "rasıt", "meanings": ["Gözlemci"]}, {"word": "raspa", "meanings": ["Demir, tahta yüzeylerdeki boya, pas vb.ni çıkarma, pürüzleri gidermek amacıyla kullanılan iri dişli bir törpü", "Kunduracılıkta köselenin yüzünü sıyırmaya ve perdahlamaya yarayan alet"]}, {"word": "raspa etmek", "meanings": ["raspalamak"]}, {"word": "raspacı", "meanings": ["Raspa yapan kimse"]}, {"word": "rast gelmek", "meanings": ["düşünmediği, ummadığı hâlde karşılaşmak, rastlamak, tesadüf etmek", "düşünmediği veya düşülmediği hâlde payına düşmek", "atılan şey hedefi bulmak", "tesadüf etmek, denk gelmek"]}, {"word": "raspalama", "meanings": ["Raspalamak işi"]}, {"word": "raspalanma", "meanings": ["Raspalanmak işi"]}, {"word": "raspalamak", "meanings": ["Raspa kullanarak boyaları, pasları kazımak, pürüzleri gidermek veya iki yüzeyi birbirine yapıştırmak, oturtmak"]}, {"word": "raspalanmak", "meanings": ["Raspalama işine konu olmak"]}, {"word": "raspa taşı", "meanings": ["Gemi güvertelerini temizlemek için kullanılan sünger taşı"]}, {"word": "rast", "meanings": ["Doğru, düzgün", "Tesadüf", "Atılan şey hedefi vurma"]}, {"word": "rast gele!", "meanings": ["`işiniz rast gitsin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "rast getirmek", "meanings": ["rast gelmesini sağlamak", "kollamak, seçmek", "aranmakta olan bir şeyi veya kimseyi umulmadık bir yer ve zamanda bulmak", "Tanrı, uygun getirmek, başarılı kılmak"]}, {"word": "rast gitmek", "meanings": ["uygun düşmek, istenilen biçimde gelişmek"]}, {"word": "rast", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "rastgele", "meanings": ["Gelişigüzel", "(ra'stgele) Seçmeden, iyisini kötüsünü ayırmadan, gelişigüzel, lalettayin"]}, {"word": "rastık", "meanings": ["Kadınların kaşlarını veya saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya", "Sürme (II)"]}, {"word": "rastık çekmek", "meanings": ["rastık sürmek"]}, {"word": "rastıklı", "meanings": ["Rastık sürülmüş olan (kaş veya saç)"]}, {"word": "rastlama", "meanings": ["Rastlamak işi"]}, {"word": "rastlamak", "meanings": ["Bir kimse ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek", "Herhangi bir şeyle karşı karşıya gelmek", "Atılan şey hedefi bulmak, rast gelmek"]}, {"word": "rastlanmak", "meanings": ["Karşılaşılmak, rast gelinmek, tesadüf edilmek"]}, {"word": "rastlanma", "meanings": ["Rastlanmak işi"]}, {"word": "rastlantı", "meanings": ["Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf"]}, {"word": "rastlaşmak", "meanings": ["Birbiriyle karşılaşmak, birbirine rastlamak, tesadüf etmek", "Aynı zamanda olmak, üst üste gelmek"]}, {"word": "rastlaşma", "meanings": ["Rastlaşmak işi"]}, {"word": "rastlayış", "meanings": ["Rastlama işi"]}, {"word": "rasyonalist", "meanings": ["Akılcı"]}, {"word": "rasyonalizasyon", "meanings": ["Ussallaştırma"]}, {"word": "rasyonalizm", "meanings": ["Akılcılık"]}, {"word": "rasyonalite", "meanings": ["Ussallık"]}, {"word": "rasyonel", "meanings": ["Akla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü, ussal, hesaplı"]}, {"word": "raşe", "meanings": ["Titreyiş, ürkme"]}, {"word": "rasyonel sayı", "meanings": ["Tam veya kesirli sayıların ortak adı"]}, {"word": "raşi", "meanings": ["Rüşvet veren kimse"]}, {"word": "raşitik", "meanings": ["Raşitizm hastalığına yakalanmış (çocuk)"]}, {"word": "raşitizm", "meanings": ["Özellikle süt çocuklarında D vitamini eksikliği ile kalsiyum, fosfor eksikliğinden veya dengesizliğinden ileri gelen, biçim bozukluğuna sebep olan kemik hastalığı"]}, {"word": "rate", "meanings": ["Başarısız", "Yaşlı, verimsiz, geçimsiz (kimse)"]}, {"word": "ratanya", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, 20-40 santimetre yüksekliğinde, basit yapraklı, kökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık (Krameria triandra)"]}, {"word": "ratıp", "meanings": ["Yaş, nemli"]}, {"word": "raunt", "meanings": ["Boks vb. spor karşılaşmalarında devrelerden her biri"]}, {"word": "ravent", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, 1-2 metre yüksekliğinde, büyük yapraklı, beyaz çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Rheum officinale)"]}, {"word": "ray", "meanings": ["Tren, tramvay vb. taşıtlarda tekerleklerin üzerinde hareket ettiği demirden yol"]}, {"word": "raydan (veya rayından) çıkmak", "meanings": ["düzeni bozulmak, altüst olmak"]}, {"word": "rayiç", "meanings": ["Bir para biriminin veya malın satış ve sürüm değeri"]}, {"word": "rayına girmek", "meanings": ["bir iş, bir girişim düzene sokulmak, iyi bir duruma getirilmek"]}, {"word": "rayına oturtmak", "meanings": ["bir işi yoluna, yöntemine koymak, düzgün işler duruma getirmek"]}, {"word": "rayiç fiyat", "meanings": ["Piyasa fiyatı"]}, {"word": "rayiha", "meanings": ["Güzel koku"]}, {"word": "rayihalı", "meanings": ["Güzel kokulu"]}, {"word": "razı", "meanings": ["Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden"]}, {"word": "razakı", "meanings": ["Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli, şekeri çok bir tür üzüm"]}, {"word": "razı etmek", "meanings": ["kabul ettirmek"]}, {"word": "razmol", "meanings": ["İri, kepekli un"]}, {"word": "Rb", "meanings": ["Rubidyum elementinin simgesi"]}, {"word": "razı olmak (veya gelmek)", "meanings": ["uygun bulmak, beğenmek, benimsemek, istemek, kabul etmek"]}, {"word": "Re", "meanings": ["Renyum elementinin simgesi"]}, {"word": "re", "meanings": ["Gam (II) dizisinde do ile mi arasındaki ses"]}, {"word": "re", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi birinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "reaksiyon", "meanings": ["Tepki", "Tepkime", "Yanıt"]}, {"word": "reaksiyon göstermek", "meanings": ["tepkimek"]}, {"word": "realist", "meanings": ["Gerçekçi"]}, {"word": "reaktör", "meanings": ["Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan, iki ucu açık boru biçiminde itici", "Bir katalizör yardımıyla kimyasal tepkime yaparak üretim elde edilen endüstri kuruluşu"]}, {"word": "realist olmak", "meanings": ["gerçekçi olmak"]}, {"word": "realite", "meanings": ["Gerçeklik"]}, {"word": "realizm", "meanings": ["Gerçekçilik"]}, {"word": "reasürans", "meanings": ["İkili sigorta"]}, {"word": "reaya", "meanings": ["Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk", "Tanzimattan önce Osmanlı Devleti'nin Müslüman olmayan uyrukları", "Hristiyan"]}, {"word": "rebabi", "meanings": ["Rebap çalan kimse", "İnce, duygulu"]}, {"word": "rebap", "meanings": ["Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz"]}, {"word": "rebiyülevvel", "meanings": ["Ay takviminin üçüncü ayı, büyük mevlit ayı"]}, {"word": "rebiyülahir", "meanings": ["küçük mevlit ayı"]}, {"word": "recep", "meanings": ["Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi"]}, {"word": "recim", "meanings": ["Taşa tutma, taşa tutarak öldürme"]}, {"word": "recmetme", "meanings": ["Recmetmek işi"]}, {"word": "recmetmek", "meanings": ["Taşa tutmak, taşa tutarak öldürmek"]}, {"word": "reçel", "meanings": ["Meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla hazırlanan tatlı"]}, {"word": "reçelci", "meanings": ["Reçel yapan veya satan kimse"]}, {"word": "reçelcilik", "meanings": ["Reçelcinin işi"]}, {"word": "reçete", "meanings": ["Üzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt", "Yemek veya halk tedavisinde kullanılan ilaç tarifesi"]}, {"word": "reçellik", "meanings": ["Reçel yapmaya uygun veya reçel yapmak için ayrılmış olan (meyve)"]}, {"word": "reçete gibi", "meanings": ["okunaksız (yazı)", "kesin yargı ve çözüm bildiren"]}, {"word": "reçete yaptırmak", "meanings": ["reçetede yazılı olan ilaçları hazırlatmak veya satın almak"]}, {"word": "reçeteli", "meanings": ["Reçete karşılığında satılan (ilaç)"]}, {"word": "reçetesiz", "meanings": ["Reçete aranmaksızın satılan (ilaç)"]}, {"word": "reçine kanalı", "meanings": ["Genellikle çam türü ağaçlarda bulunan, başkesitte gözeneklere benzeyen küçük noktalar hâlinde görülen, içi reçine dolu bölüm"]}, {"word": "reçine", "meanings": ["Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı", "Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde"]}, {"word": "reçineli", "meanings": ["Özünde reçine bulunduran"]}, {"word": "reçine kesesi", "meanings": ["Bazı açık tohumlular ile benzerlerinde bulunan ve reçineli maddelerin birikmesine yarayan küçük kese"]}, {"word": "reçine yağı", "meanings": ["Reçineden çıkan yağ"]}, {"word": "redaksiyon", "meanings": ["Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getirme", "Yazı yazma, kaleme alma"]}, {"word": "redaktör", "meanings": ["Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse", "Yazı yazan, bir yazıyı kaleme alan kimse"]}, {"word": "redaktörlük", "meanings": ["Redaktörün görevi"]}, {"word": "reddedilme", "meanings": ["Reddedilmek durumu"]}, {"word": "reddedilmek", "meanings": ["Reddetme işine konu olmak"]}, {"word": "reddediş", "meanings": ["Reddetme işi"]}, {"word": "reddetme", "meanings": ["Reddetmek işi"]}, {"word": "reddetmek", "meanings": ["Verilen veya yapılması istenen bir şeyi kabul etmemek, geri çevirmek", "Aileden olan birini aileden bir kişi olarak saymamak, tanımamak", "Yalanlamak, çürütmek"]}, {"word": "reddeyleme", "meanings": ["Reddeylemek durumu"]}, {"word": "reddeylemek", "meanings": ["Reddetmek"]}, {"word": "reddiye", "meanings": ["Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı"]}, {"word": "reddolunma", "meanings": ["Reddolunmak durumu"]}, {"word": "reddolunmak", "meanings": ["Verilen veya yapılması istenen bir şey kabul edilmemek, geri çevrilmek"]}, {"word": "redevans", "meanings": ["Bir berat, lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık"]}, {"word": "redif", "meanings": ["Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek, yedek", "Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er"]}, {"word": "redingot", "meanings": ["Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun, çift sıra düğmeli, resmî erkek ceketi"]}, {"word": "redingotlu", "meanings": ["Redingot giymiş olan"]}, {"word": "redoks", "meanings": ["Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı"]}, {"word": "redresör", "meanings": ["Doğrultmaç"]}, {"word": "redüksiyon", "meanings": ["İndirgeme"]}, {"word": "reel", "meanings": ["Gerçek"]}, {"word": "reeskont", "meanings": ["Bir bankanın elinde bulundurduğu, vadesi gelmemiş senetlerin bir başka bankaya iskonto ettirmesi"]}, {"word": "refah", "meanings": ["Gönenç"]}, {"word": "refahlı", "meanings": ["Gönençli"]}, {"word": "refakat", "meanings": ["Arkadaşlık etme, birlikte bulunma", "Eşlik etme"]}, {"word": "refakatçi", "meanings": ["Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse", "Kılavuz, yol gösterici kimse"]}, {"word": "refakat etmek", "meanings": ["beraberinde gitmek, arkadaşlık etmek, eşlik etmek", "eşlik etmek"]}, {"word": "referandum", "meanings": ["Halk oylaması"]}, {"word": "referans", "meanings": ["Tavsiye mektubu", "Kaynak", "Tavsiye"]}, {"word": "refetme", "meanings": ["Refetmek işi"]}, {"word": "refetmek", "meanings": ["Yukarı kaldırmak", "Ortadan kaldırmak, gidermek"]}, {"word": "refik", "meanings": ["Arkadaş, dost", "Eş, koca, zevç"]}, {"word": "refika", "meanings": ["Eş, karı"]}, {"word": "refleks", "meanings": ["Tepke"]}, {"word": "refleks yayı", "meanings": ["Uyarının alınması, duyu siniri ile merkeze iletilmesi, merkezden verilen cevabın motor sinir ile kasa aktarılması sonucunda meydana gelen bir sinir sistemi mekanizması"]}, {"word": "reflektör", "meanings": ["Yansıtıcı"]}, {"word": "reformcu", "meanings": ["Düzeltmeci"]}, {"word": "reform", "meanings": ["Düzeltme"]}, {"word": "reformculuk", "meanings": ["Düzeltmecilik"]}, {"word": "reformist", "meanings": ["Düzeltmeci"]}, {"word": "reftiye", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Tanzimata kadar ihraç edilen maldan alınan vergi"]}, {"word": "refüj", "meanings": ["Orta kaldırım"]}, {"word": "Regaip Gecesi", "meanings": ["Hz. Muhammed'in ana rahmine düştüğü kabul edilen recep ayının ilk cuma gecesi"]}, {"word": "Regaip Kandili", "meanings": ["Regaip Gecesi kutlanan kandil"]}, {"word": "rehber", "meanings": ["Kılavuz", "Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil"]}, {"word": "reglan", "meanings": ["Omuzlardan geçerek boyna kadar uzanan (kol)", "Pelerinli bir çeşit palto"]}, {"word": "regresyon", "meanings": ["İki veya daha çok değişken arasında doğrusal bir ilişki olup olmadığının bulunması ve bu doğrusal ilişkinin bir doğrusal denklemle nasıl ifade edildiğinin gösterilmesi"]}, {"word": "reha", "meanings": ["Kurtuluş, kurtulma"]}, {"word": "regülatör", "meanings": ["Düzenleyici", "Ayarlayıcı"]}, {"word": "rehabilitasyon", "meanings": ["İyileştirme"]}, {"word": "rehavet", "meanings": ["Vücutta görülen gevşeklik, ağırlık, tembellik"]}, {"word": "rehavet çökmek (veya basmak)", "meanings": ["gevşeklik, ağırlık duymak ve uyumak istemek"]}, {"word": "rehberli", "meanings": ["Rehberi olan"]}, {"word": "rehberlik", "meanings": ["Kılavuzluk", "Öğrencilerinin sorunlarını öğrenerek onlara yardımda bulunma"]}, {"word": "rehberlik etmek", "meanings": ["yol göstermek, kılavuzluk etmek"]}, {"word": "rehber öğretmen", "meanings": ["Öğrencilerin özel durumlarıyla yakından ilgilenen ve öğrenciye, zorluklar karşısında yardımcı olan öğretmen"]}, {"word": "rehbersiz", "meanings": ["Rehberi olmayan"]}, {"word": "rehin", "meanings": ["Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey"]}, {"word": "rehin almak", "meanings": ["bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için bir kimseyi alıkoymak", "birini aşırı derecede meşgul etmek, oyalamak"]}, {"word": "rehin etmek", "meanings": ["rehin olarak vermek"]}, {"word": "rehin vermek", "meanings": ["borçlu daha sonradan almak üzere değerli bir şeyini alacaklıya vermek"]}, {"word": "rehine", "meanings": ["Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için güvence olarak ele geçirilen kimse, tutak"]}, {"word": "rehine koymak (veya vermek)", "meanings": ["borçlu daha sonradan almak üzere değerli bir şeyini alacaklıya vermek"]}, {"word": "reis", "meanings": ["Başkan", "Lider", "Küçük tekne kaptanı"]}, {"word": "reis bey", "meanings": ["Başkan"]}, {"word": "reis efendi", "meanings": ["Reisülküttap"]}, {"word": "reisicumhur", "meanings": ["Cumhurbaşkanı"]}, {"word": "reislik", "meanings": ["Başkanlık", "Küçük tekne kaptanlığı"]}, {"word": "reisülküttap", "meanings": ["XVII. yüzyıla kadar Osmanlılarda padişah divanı kâtiplerinin başı, reis efendi", "Tanzimattan önce Osmanlı Devleti'nin Dışişleri Bakanı"]}, {"word": "reji", "meanings": ["Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme", "Tekel idaresi"]}, {"word": "rejim", "meanings": ["Yönetme, düzenleme biçimi, düzen", "Diyet", "Bir devletin yönetim biçimi", "Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü"]}, {"word": "rekabetçi", "meanings": ["Rekabet yanlısı olan kimse, yarışçı, kompetitif"]}, {"word": "rejim yapmak", "meanings": ["sağlığı korumak veya zayıflamak amacıyla belirli yiyecekleri yemek"]}, {"word": "reji odası", "meanings": ["Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunun yönetildiği yer"]}, {"word": "rejisör", "meanings": ["Yönetmen"]}, {"word": "rejisörlük", "meanings": ["Rejisörün görevi, yönetmenlik"]}, {"word": "rejisörlük etmek", "meanings": ["tiyatro ve sinema sanatında yönetmenlik yapmak"]}, {"word": "rekabet", "meanings": ["Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış"]}, {"word": "rekabet etmek", "meanings": ["yarışmak"]}, {"word": "rekâket", "meanings": ["Kekemelik, pepemelik"]}, {"word": "rekât", "meanings": ["Namazda bir kıyam, bir rükû ve iki secdeden oluşan bölüm"]}, {"word": "reklam", "meanings": ["Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol", "Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb"]}, {"word": "reklam etmek", "meanings": ["herhangi bir kimseyi veya olayı, durumu açığa vurmak, ilan etmek, afişe etmek, ifşa etmek"]}, {"word": "reklam yapmak", "meanings": ["her türlü aracı kullanarak bir şeyi halka tanıtmak, ünlenmesini sağlamak"]}, {"word": "reklamcılık", "meanings": ["Reklamcının işi"]}, {"word": "reklamcı", "meanings": ["Reklam işi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "reklam kuşağı", "meanings": ["Reklamların yayımlandığı belirli zamanlar"]}, {"word": "reklam filmi", "meanings": ["Herhangi bir ürünü tanıtmak amacıyla çevrilen kısa metrajlı film"]}, {"word": "rekolte", "meanings": ["Tarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü"]}, {"word": "rekonstrüksiyon", "meanings": ["Yeniden kurma"]}, {"word": "reklam levhası", "meanings": ["Herhangi bir ürünü tanıtan, duvara, özel hazırlanmış çerçevelere veya yerlere yapıştırılan, asılan veya tutturulan ilan"]}, {"word": "rekor", "meanings": ["Bir spor dalında erişilmiş derecelerin en üstünü", "Daha önce elde edilmemiş olan sonucu aşan yeni sonuç"]}, {"word": "rekor kırmak", "meanings": ["eski rekoru aşıp yeni, üstün bir sonuç elde etmek"]}, {"word": "rekortmen", "meanings": ["Rekor kıran kimse"]}, {"word": "rekortmenlik", "meanings": ["Rekor kırma işi"]}, {"word": "rekreasyon", "meanings": ["İnsanların boş zamanlarında, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak katıldıkları etkinlikler", "Bir bölgeyi insanların eğlenme, dinlenme amacıyla kullanabilecekleri bir duruma getirme"]}, {"word": "rektör", "meanings": ["Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden, yönetimden, eğitim ve öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu profesör"]}, {"word": "rektörlük", "meanings": ["Rektörün görevi", "Rektörün makamı", "Rektör ve görevlilerinin çalıştığı bina"]}, {"word": "rektum", "meanings": ["Göden"]}, {"word": "rekzetme", "meanings": ["Rekzetmek işi"]}, {"word": "rekzetmek", "meanings": ["Dikmek, saplamak, kurmak"]}, {"word": "remel", "meanings": ["Aruz ölçülerinden biri", "Klasik Türk müziğinde bir usul"]}, {"word": "remil", "meanings": ["Kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakma", "Bu biçimde bakılan fal"]}, {"word": "remi", "meanings": ["Genellikle dört kişi arasında elli kâğıtlık bir deste ve iki jokerle oynanan bir iskambil oyunu"]}, {"word": "remil atmak (veya dökmek)", "meanings": ["kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakmak"]}, {"word": "remilci", "meanings": ["Kumla fala bakan kimse"]}, {"word": "remiz", "meanings": ["Simge"]}, {"word": "rencide", "meanings": ["İncinmiş, kalbi kırılmış"]}, {"word": "rencide etmek", "meanings": ["incitmek, kalbini kırmak"]}, {"word": "rencide olmak", "meanings": ["incinmek, kalbi kırılmak"]}, {"word": "rençper", "meanings": ["Tarla, bağ, bahçe, yapı ve toprak işlerinde ağır işleri gören gündelikçi, ırgat"]}, {"word": "rencidelik", "meanings": ["Rencide olma durumu"]}, {"word": "rençperlik", "meanings": ["Rençper olma durumu, rençperin işi, ırgatlık"]}, {"word": "rende", "meanings": ["Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmek, biçim vermek için marangozların kullandığı araç", "Üzerinde küçük delik ve kesici çıkıntıları bulunan, peynir, soğan, havuç vb.ni ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aleti", "Bu aletle ufak parçalara ayrılmış şey"]}, {"word": "rendeleme", "meanings": ["Rendelemek işi"]}, {"word": "rendelemek", "meanings": ["Rende ile pürüzlerini gidermek, istenilen biçimi vermek", "Rende ile ufak parçalara ayırmak"]}, {"word": "rendelenme", "meanings": ["Rendelenmek işi"]}, {"word": "rendelenmek", "meanings": ["Rendeleme işi yapılmak"]}, {"word": "rendesiz", "meanings": ["Rendesi olmayan, rendelenmemiş"]}, {"word": "rendeli", "meanings": ["Rendesi olan, rendelenmiş"]}, {"word": "rengârenk", "meanings": ["Çeşitli renkleri olan, renk renk"]}, {"word": "Ren geyiği", "meanings": ["Geyikgillerden, Kuzey Kutbu'na yakın soğuk bölgelerde koşum hayvanı olarak kullanılan ve etinden, sütünden, derisinden de yararlanılan evcil bir tür memeli (Flangifer tarandus)"]}, {"word": "renk", "meanings": ["Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum", "Nitelik", "Çeşitlilik"]}, {"word": "renk almak", "meanings": ["yeni bir renk kazanmak"]}, {"word": "renk gelmek", "meanings": ["renklenmek, canlanmak"]}, {"word": "renk katmak", "meanings": ["çeşitlilik kazandırmak, farklılık yaratmak"]}, {"word": "renk vermek", "meanings": ["çamaşır rengi solmak", "neşe, canlılık veya değişiklik kazandırmak", "açık etmek"]}, {"word": "renk vermemek", "meanings": ["duygularını, düşüncelerini veya başka bir durumunu belli etmemek, bir şeyi bildiği hâlde bilmez gibi görünmek"]}, {"word": "rengi solmak", "meanings": ["yüz, hastalık sebebiyle beyazlaşmak", "rengi atmak"]}, {"word": "rengi atmak (veya kaçmak veya uçmak)", "meanings": ["solmak", "korku, heyecan vb. sebeplerle benzi sararmak"]}, {"word": "rengini belli etmek", "meanings": ["yandaşlığını açıklamak, düşüncesini, eğilimini açığa vurmak"]}, {"word": "renkten renge girmek", "meanings": ["korkudan veya utançtan yüzünün rengi değişmek, sıkılmak"]}, {"word": "renk bilimi", "meanings": ["Rengi ve renk olaylarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "renk cümbüşü", "meanings": ["Türlü renklerin oluşturduğu karışım"]}, {"word": "renkçi", "meanings": ["Işığı, gölgeyi ve biçimleri renk yoluyla veren ressam", "Renklendiren kimse"]}, {"word": "renkgideren", "meanings": ["Bazı maddelerin rengini yok etmekte kullanılan kimyasal madde"]}, {"word": "renk körlüğü", "meanings": ["Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu, daltonizm, akromatopsi (Akromatopsi)"]}, {"word": "renk körü", "meanings": ["Renk körlüğüne tutulmuş kimse"]}, {"word": "renkleme", "meanings": ["Renklemek işi"]}, {"word": "renklendirme", "meanings": ["Renklendirmek işi", "Kimyasal işlemlerle tek renkli pozitif görüntüde değişik renkli sonuçlar elde etme"]}, {"word": "renklemek", "meanings": ["Boyamak, renk vermek"]}, {"word": "renklendirmek", "meanings": ["Bir şeyin renkli olmasını sağlamak", "Neşelendirmek, canlılık ve hareket kazandırmak"]}, {"word": "renklenme", "meanings": ["Renklenmek işi"]}, {"word": "renklenmek", "meanings": ["Renkli duruma gelmek", "Canlılık, hareket kazanmak"]}, {"word": "renkli basın", "meanings": ["Boyalı basın"]}, {"word": "renkli", "meanings": ["Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan", "Neşeli, canlı, ilgi çekici", "Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse)", "Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film"]}, {"word": "renkli işitme", "meanings": ["Ses duyumu sırasında göze birtakım renklerin görünmesi durumu"]}, {"word": "renklilik", "meanings": ["Renkli olma durumu"]}, {"word": "renkli televizyon", "meanings": ["Renkleri olduğu gibi ekrana yansıtan televizyon sistemi veya aleti"]}, {"word": "renkli film", "meanings": ["Renkleri yansıtan film"]}, {"word": "renkölçer", "meanings": ["Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç, kolorimetre"]}, {"word": "renk ölçme", "meanings": ["Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme, kolorimetri"]}, {"word": "renksemez", "meanings": ["Beyaz ışığı çözümlemeden veren, akromatik", "Hücrede boyayı kabul etmeyen"]}, {"word": "renkser", "meanings": ["Renklerle ilgili olan, kromatik"]}, {"word": "renksiz", "meanings": ["Rengi olmayan", "Solgun görünen, soluk", "Davranış ve düşünce yönünden belli bir niteliği olmayan"]}, {"word": "renktaşlık", "meanings": ["Aynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu", "Bir hayvanla yaşadığı ortamda renk benzerliği sağlayarak hayvanın görülmesini, hiç değilse insan gözüyle görülmesini zorlaştıran renk özdeşliği"]}, {"word": "renktaş", "meanings": ["Aynı renkte olanlardan her biri"]}, {"word": "renksizlik", "meanings": ["Renksiz olma durumu", "Kendini belirtecek, göze çarpıcı niteliği olmama durumu"]}, {"word": "renk yuvarı", "meanings": ["Güneş'in ışık yuvarını saran, yaklaşık 10.000 kilometre kalınlığındaki atmosfer katmanı, kromosfer"]}, {"word": "renyum", "meanings": ["Atom numarası 75, atom ağırlığı 186,2, yoğunluğu 21 olan ve 3150 °C'de eriyen, parlak beyaz renkte bir element (simgesi Re)"]}, {"word": "reorganizasyon", "meanings": ["Yeniden düzenlenme"]}, {"word": "reomür", "meanings": ["Suyun buz tutması 0 °C, kaynaması 80 °C olarak esas alınıp ikisi arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcaklık birimi"]}, {"word": "reosta", "meanings": ["Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç, dimmer"]}, {"word": "resen", "meanings": ["Kendi başına, kendiliğinden", "Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın"]}, {"word": "repertuvar", "meanings": ["Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi", "Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi", "Birikim", "Dağarcık"]}, {"word": "replik", "meanings": ["Oyuncunun sözü karşısındakine bırakırken söyleyeceği son söz", "Diğer oyuncunun sözüne göre verilmesi gereken karşılık"]}, {"word": "replik almak", "meanings": ["oyuncunun karşısındakinden kendi yapacağı espriye hazırlık mahiyetinde bir söz veya cümle almak"]}, {"word": "repo", "meanings": ["Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması", "Faiz"]}, {"word": "repocu", "meanings": ["Parasını repoyla değenlendiren kimse", "Bankada repo işiyle uğraşan görevli"]}, {"word": "resim", "meanings": ["Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri", "Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat", "Fotoğraf", "Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç", "Tören", "Açık gösterge, kesin sonuç"]}, {"word": "reprodüksiyon", "meanings": ["Çoğaltma"]}, {"word": "repoculuk", "meanings": ["Repocu olma durumu"]}, {"word": "resepsiyon", "meanings": ["Kabul, kabul etme", "Kabul töreni", "Kabul yeri", "Kabul yerinde çalışan kimselerin tümü"]}, {"word": "resesif", "meanings": ["Çekinik"]}, {"word": "reseptör", "meanings": ["Almaç"]}, {"word": "resesyon", "meanings": ["Durgunluk"]}, {"word": "resif", "meanings": ["Su düzeyindeki sıra kayalar"]}, {"word": "resim çekmek (veya çıkarmak)", "meanings": ["fotoğraf makinesiyle bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek"]}, {"word": "resim almak", "meanings": ["bir şeyin resmini yapmak", "resim çekmek", "vergi ödetmek"]}, {"word": "resim gibi", "meanings": ["çok güzel"]}, {"word": "resimci", "meanings": ["Fotoğrafçı", "Resim öğretmeni", "Nakkaş"]}, {"word": "resimlemek", "meanings": ["Bir yazının konusu ile ilgili resimleri o yazının uygun yerine koymak", "Herhangi bir konuyu resimlerle anlatmak"]}, {"word": "resimleme", "meanings": ["Resimlemek işi", "Resimlerle süsleme, illüstrasyon", "Kitap içindeki bir yazıyı açıklayan veya süsleyen resim, illüstrasyon"]}, {"word": "resimlendirme", "meanings": ["Resimlendirmek işi"]}, {"word": "resimlendirmek", "meanings": ["Resimlemek"]}, {"word": "resimleşme", "meanings": ["Resimleşmek işi"]}, {"word": "resimleşmek", "meanings": ["Resim durumuna gelmek"]}, {"word": "resimli", "meanings": ["İçinde resimler bulunan, musavver"]}, {"word": "resimlik", "meanings": ["Resim takmaya yarayan çerçeve", "Albüm"]}, {"word": "resim yazı", "meanings": ["Eski çağlarda, bazı uygar uluslarca kullanılan, nesnelerin yalınlaştırılmış resimlerine dayanan yazı, hiyeroglif"]}, {"word": "resimli roman", "meanings": ["Konusu bir dizi resimle anlatılan roman veya hikâye"]}, {"word": "resital", "meanings": ["Tek bir sanatçının tek bir çalgı ile verdiği konser", "Oyuncunun tek başına gösterdiği başarılı etkinlik"]}, {"word": "resmen", "meanings": ["Devlet adına, devletçe, resmî olarak", "Kanuna, yönteme uygun olarak, yöntemince", "Kesinlikle, açıkça, kesin olarak"]}, {"word": "resmetme", "meanings": ["Resmetmek işi"]}, {"word": "resmetmek", "meanings": ["Bir şeyin resmini çizmek", "İz yapmak, işlemek, nakşetmek"]}, {"word": "resmî", "meanings": ["Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı", "Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan, formel", "Samimi olmayan, teklifli, ciddi"]}, {"word": "resmî dil", "meanings": ["Devlet dili"]}, {"word": "resmî giysi", "meanings": ["Bazı bayram, toplantı, yemek vb.nde giyilmek zorunda olunan belli niteliklerdeki giysi, kıyafet, resmî elbise"]}, {"word": "resmî elbise", "meanings": ["Resmî giysi"]}, {"word": "resmikabul", "meanings": ["Kabul töreni"]}, {"word": "resmîleşmek", "meanings": ["Resmî bir duruma girmek"]}, {"word": "resmîleşme", "meanings": ["Resmîleşmek durumu"]}, {"word": "resmîleştirme", "meanings": ["Resmîleştirmek işi"]}, {"word": "resmîleştirmek", "meanings": ["Resmî bir duruma getirmek"]}, {"word": "resmîlik", "meanings": ["Resmî olma durumu, resmiyet, formellik"]}, {"word": "resmî nikâh", "meanings": ["Kanunlara uygun olarak nikâh memurunun kıydığı, devlet kayıtlarına geçen nikâh, medeni nikâh"]}, {"word": "resmiyet", "meanings": ["Resmîlik"]}, {"word": "resmiyete dökmek", "meanings": ["bir iş veya durumu resmî bir yola sokmak, resmî bir nitelik vermek"]}, {"word": "ressam", "meanings": ["Resim yapan sanatçı"]}, {"word": "ressamlık", "meanings": ["Ressam olma durumu", "Resim yapma sanatı"]}, {"word": "rest", "meanings": ["Pokerde, bir oyuncunun önündeki paranın tümü", "Karşı çıkış"]}, {"word": "rest çekmek", "meanings": ["oyuncu önündeki paranın tümünü ortaya koymak", "herhangi bir konuda sert ve kesin olarak son sözü söylemek"]}, {"word": "resti görmek", "meanings": ["ileri sürülen paranın miktarını kabul edip aynı miktarda parayı ortaya koymak"]}, {"word": "restitüsyon", "meanings": ["Yeniden tasarımlama"]}, {"word": "restleşme", "meanings": ["Restleşmek işi"]}, {"word": "restleşmek", "meanings": ["Karşılıklı restini görmek", "Karşı çıkmak"]}, {"word": "restoran", "meanings": ["Lokanta"]}, {"word": "restorasyon", "meanings": ["Yenileme"]}, {"word": "resul", "meanings": ["Kendisine kitap indirilmiş peygamber", "Haberci"]}, {"word": "retorik", "meanings": ["Güzel söz söyleme, hitabet sanatı", "Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat"]}, {"word": "restore", "meanings": ["`Eski ve değerli bir yapıyı onarıp eski durumuna getirmek` anlamındaki restore etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "resülmal", "meanings": ["Anamal"]}, {"word": "reşit", "meanings": ["Ergin"]}, {"word": "reşit olmak", "meanings": ["erginleşmek"]}, {"word": "ret", "meanings": ["Uygun bulmama, geri çevirme, kabul etmeme", "Aile bireylerinden birinin sorumluluğunu üstünden atma, varlığını tanımama, aileden saymama"]}, {"word": "reşme", "meanings": ["Hayvanın başlığı, yuları ve gemi", "Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme"]}, {"word": "retina", "meanings": ["Ağ tabaka"]}, {"word": "reva", "meanings": ["Yakışır, yerinde, uygun"]}, {"word": "reva görmek", "meanings": ["bir davranışı, bir olayı bir kimse için uygun görmek"]}, {"word": "revaç", "meanings": ["Sürüm"]}, {"word": "revaç bulmak", "meanings": ["geçerli ve değerli sayılmak"]}, {"word": "revak", "meanings": ["Üstü örtülü, önü açık yer, sundurma"]}, {"word": "revakiye", "meanings": ["Stoacılık"]}, {"word": "revalüasyon", "meanings": ["Değer katma"]}, {"word": "revan", "meanings": ["Giden, yürüyen"]}, {"word": "revani", "meanings": ["Yumurta ve irmikle yapılan, fırında kabarıp piştikten sonra üzerine şerbet dökülen bir tatlı türü, revani tatlısı"]}, {"word": "revanici", "meanings": ["Revani yapıp satan kimse"]}, {"word": "revanlaşma", "meanings": ["Revanlaşmak işi"]}, {"word": "revanicilik", "meanings": ["Revanicinin işi veya mesleği"]}, {"word": "reviş", "meanings": ["Gidiş, yürüyüş", "Üslup", "Tutum, yol"]}, {"word": "revanlaşmak", "meanings": ["Yürüyüp gitmek, uyum sağlamak"]}, {"word": "revir", "meanings": ["Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm"]}, {"word": "reverans", "meanings": ["Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket"]}, {"word": "revizyon", "meanings": ["Yeniden gözden geçirip düzeltme"]}, {"word": "revize", "meanings": ["`Düzeltmek, yenilemek` anlamındaki revize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "revizyoncu", "meanings": ["Revizyonculuk yanlısı, revizyonist"]}, {"word": "revizyonculuk", "meanings": ["Bir öğretinin, bir anayasanın, bir antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi için savaşan kimse veya yeniden gözden geçirmeyi gerektiren görüş, revizyonizm"]}, {"word": "revizyonist", "meanings": ["Revizyoncu"]}, {"word": "revnak vermek", "meanings": ["hoşluk, güzellik, renklilik katmak"]}, {"word": "revizyonizm", "meanings": ["Revizyonizm"]}, {"word": "revnak", "meanings": ["Parlaklık, göz alıcılık"]}, {"word": "revnaklı", "meanings": ["Revnakı olan, renkli, popüler, göz alıcı olan"]}, {"word": "revolver", "meanings": ["Altıpatlar"]}, {"word": "revü", "meanings": ["Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş, zengin görünümlü sahne gösterisi"]}, {"word": "rey", "meanings": ["Oy", "Düşünce, görüş, fikir"]}, {"word": "rey vermek", "meanings": ["oy kullanmak"]}, {"word": "reyhan", "meanings": ["Fesleğen"]}, {"word": "reye", "meanings": ["Çizgili çubuklu çizgileri olan (kumaş)"]}, {"word": "reyhani", "meanings": ["İnce nakışlı", "Arap harfleriyle yazılan bir yazı türü"]}, {"word": "reyon", "meanings": ["Bir mağazanın yalnız bir tür eşya satılan bölümü"]}, {"word": "rating", "meanings": ["343 değerlendirme"]}, {"word": "rezalet", "meanings": ["Toplumun duygularını inciten olay veya durum, kepazelik, maskaralık, rezillik"]}, {"word": "rezalet çıkarmak", "meanings": ["rezalet sayılacak bir durumun ortaya çıkmasına yol açmak"]}, {"word": "reze", "meanings": ["Menteşe", "Kapıyı içeriden ve dışarıdan açıp kapamaya yarayan ve başparmakla basılarak işletilen düzen"]}, {"word": "rezeksiyon", "meanings": ["Sağlam kısımları korumak ve gerekiyorsa o kısımların bağlantısını yeniden kurmak suretiyle bir organın bir parçasını kesip çıkarmak için yapılan cerrahi müdahale"]}, {"word": "rezede", "meanings": ["Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki, rezede çiçeği (Reseda luteola)"]}, {"word": "rezeleme", "meanings": ["Rezelemek işi"]}, {"word": "rezelemek", "meanings": ["Reze ile kapamak"]}, {"word": "rezene", "meanings": ["Maydanozgillerden, 1-1,5 metre yüksekliğinde, sarı çiçekli, yaprakları iplik biçiminde parçalı, hoş kokulu, baharatlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan, hekimlikte gaz söktürücü olarak yararlanılan çok yıllık otsu bir bitki (Foeniculum vulgare)"]}, {"word": "rezerv", "meanings": ["Saklanmış, biriktirilmiş şey", "Yedek, ihtiyat", "Yatağında veya havzasında bulunduğu hesaplanan, henüz işletilmemiş kömür, demir, petrol vb", "Çekince"]}, {"word": "rezervasyon", "meanings": ["Ayırtma"]}, {"word": "rezervuar", "meanings": ["Tuvaletlerde kullanılmaya yarayan su deposu"]}, {"word": "rezidans", "meanings": ["Yüksek devlet görevlileri, elçiler vb.nin oturmalarına ayrılan konut", "Saray konut"]}, {"word": "rezil", "meanings": ["Alçak, aşağılık"]}, {"word": "rezil etmek", "meanings": ["isteyerek veya istemeyerek birini çok utanacak güç bir duruma sokmak"]}, {"word": "rezil olmak", "meanings": ["çok utanacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "rezil rüsva olmak", "meanings": ["toplum içinde ayıplanacak bir duruma düşmek"]}, {"word": "rezili çıkmak", "meanings": ["çok eskimek, bozulmak, parçalanmak"]}, {"word": "rezilce", "meanings": ["Aşağılık, alçak bir nitelikte olan", "(rezi'lce) Rezil bir biçimde, rezilcesine"]}, {"word": "rezilleşmek", "meanings": ["Rezil duruma gelmek"]}, {"word": "rezillik", "meanings": ["Rezil olma durumu, rezalet"]}, {"word": "rezonans", "meanings": ["Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı", "Titreşim"]}, {"word": "Rh", "meanings": ["Rodyum elementinin simgesi"]}, {"word": "rezistans", "meanings": ["Direnç"]}, {"word": "rıh", "meanings": ["Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü"]}, {"word": "rıhdan", "meanings": ["Yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap"]}, {"word": "rıhtım", "meanings": ["Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer"]}, {"word": "rıza", "meanings": ["Razı olma, isteme, istek"]}, {"word": "rıza göstermek", "meanings": ["razı olmak, onamak, uygun bulmak"]}, {"word": "rızası olmak", "meanings": ["izni olmak, müsaadesi olmak"]}, {"word": "rızık", "meanings": ["Yiyecek, içecek şey, azık", "Tanrı'nın bütün yarattıklarına verdiği nimet"]}, {"word": "rızasını almak", "meanings": ["onayını almak, müsaadesini almak"]}, {"word": "rızkını çıkarmak", "meanings": ["günlük yiyecek parasını çıkarmak"]}, {"word": "riayet", "meanings": ["Uyma, boyun eğme", "Sayma, saygı, ağırlama, itibar etme"]}, {"word": "riayetkâr", "meanings": ["Uyan, saygı gösteren, riayet eden"]}, {"word": "riayet etmek", "meanings": ["uymak"]}, {"word": "riayetkâr olmak", "meanings": ["uymak, saygı göstermek, riayet etmek"]}, {"word": "riayetsiz", "meanings": ["Saygısız, kaba"]}, {"word": "riayetsizlik", "meanings": ["Saygısızlık", "Uymazlık"]}, {"word": "rica", "meanings": ["Dileyiş, dileme, dilek"]}, {"word": "rica etmek", "meanings": ["dilemek"]}, {"word": "ricada bulunmak", "meanings": ["rica etmek"]}, {"word": "ricacı", "meanings": ["Birinin adına ricada bulunan, bir şey isteyen (kimse)"]}, {"word": "rical", "meanings": ["Erkekler", "Yüksek makamlardaki devlet adamları"]}, {"word": "ricat", "meanings": ["Vazgeçme", "Gerileme, geri çekilme, geri kaçma"]}, {"word": "ricat etmek", "meanings": ["gerilemek, geri çekilmek"]}, {"word": "rika", "meanings": ["Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi"]}, {"word": "rikkat", "meanings": ["İncelik, naziklik"]}, {"word": "rikkat vermek", "meanings": ["duygulandırmak, etkilemek"]}, {"word": "rikkatli", "meanings": ["Nazik, kibar, ince"]}, {"word": "rimel", "meanings": ["Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara"]}, {"word": "rimelleme", "meanings": ["Rimellemek işi"]}, {"word": "rimellemek", "meanings": ["Göze rimel sürmek"]}, {"word": "rina", "meanings": ["Tırpana"]}, {"word": "rimelli", "meanings": ["Rimel sürülmüş (kirpik)"]}, {"word": "ring", "meanings": ["Üzerinde boks yapılan, çevresi kordonla çevrilmiş yer"]}, {"word": "ringa", "meanings": ["Kemikli balıklardan, ılık denizlerde büyük sürüler hâlinde dolaşan ve tütsü ile kurutulmuşu sıkça tüketilen, uskumru iriliğinde bir balık (Clupea harengus)"]}, {"word": "ring seferi", "meanings": ["Bir toplu taşıma aracının ilk ve son durağı aynı nokta olan seferi"]}, {"word": "rint", "meanings": ["Gönül eri", "Sarhoş, ayyaş kimse"]}, {"word": "risk", "meanings": ["Zarara uğrama tehlikesi, riziko"]}, {"word": "rintlik", "meanings": ["Rint olma durumu"]}, {"word": "risale", "meanings": ["Kitapçık"]}, {"word": "riske girmek (veya risk almak)", "meanings": ["zararı göze almak"]}, {"word": "ritim", "meanings": ["Dizem"]}, {"word": "riskli", "meanings": ["Riski olan"]}, {"word": "ritmik", "meanings": ["Dizemli"]}, {"word": "ritimli", "meanings": ["Dizemli"]}, {"word": "ritimsiz", "meanings": ["Dizemsiz"]}, {"word": "rivayet olunmak (veya edilmek)", "meanings": ["bir olay, bir haber vb. anlatılmak"]}, {"word": "riya", "meanings": ["İkiyüzlülük"]}, {"word": "rivayet", "meanings": ["Söylenti", "Bir olay, bir haber veya sözü nakletme"]}, {"word": "rivayet birleşik zamanı", "meanings": ["Yalın zamanlı bir kiple -miş ekinin birlikte kullanılmasından oluşan birleşik zaman: Gelmişmiş, gelecekmiş gibi"]}, {"word": "riyakâr", "meanings": ["İkiyüzlü"]}, {"word": "riyakârlık", "meanings": ["İkiyüzlülük"]}, {"word": "riyal", "meanings": ["Pesetanın dörtte biri değerinde İspanyol parası", "İran, Katar, Suudi Arabistan, Umman ve Yemen'de kullanılan para birimi"]}, {"word": "riyala", "meanings": ["Osmanlı donanmasında tuğamirale eş bir rütbe"]}, {"word": "riyaset", "meanings": ["Başkanlık"]}, {"word": "riyazi", "meanings": ["Matematik, geometri vb. bilimlerle ilgili olan"]}, {"word": "riyasız", "meanings": ["Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan", "İki yüzlü davranmadan"]}, {"word": "riyazet", "meanings": ["Nefsin isteklerini kırma"]}, {"word": "riyaziyat", "meanings": ["Matematik bilgisi"]}, {"word": "riyaziye", "meanings": ["Matematik"]}, {"word": "riyaziyeci", "meanings": ["Matematikçi, matematik öğretmeni"]}, {"word": "riyolit", "meanings": ["Granitle aynı kimyasal yapıda, içinde mikrolitler olan kayaç, liparit"]}, {"word": "robalı", "meanings": ["Robası olan"]}, {"word": "Rn", "meanings": ["Radon elementinin simgesi"]}, {"word": "riziko", "meanings": ["Risk"]}, {"word": "roba", "meanings": ["Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça"]}, {"word": "robot", "meanings": ["Belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç", "Başkasının buyruğu ile iş yapan, kendi akıl ve iradesini kullanmayan kimse"]}, {"word": "robotik", "meanings": ["Birtakım işlevlerde insanın yerini alabilecek düzeneklerin hazırlanmasıyla ilgili çalışma ve tekniklerin bütünü"]}, {"word": "robotlaşma", "meanings": ["Robotlaşmak durumu"]}, {"word": "robotlaşmak", "meanings": ["Başkasının buyruğu ile iş yaparak kendi akıl ve iradesini kullanmaz duruma gelmek"]}, {"word": "robotlaştırma", "meanings": ["Robotlaştırmak işi"]}, {"word": "roda", "meanings": ["Yöntemine uygun düzgün sarılmış halat yumağı"]}, {"word": "robotluk", "meanings": ["Robot gibi mekanik hareket etme durumu"]}, {"word": "robotlaştırmak", "meanings": ["Robot durumuna getirmek"]}, {"word": "rodaj", "meanings": ["Alıştırma"]}, {"word": "roka", "meanings": ["Turpgillerden, yaprakları salata gibi yenen, 20-40 santimetre yüksekliğinde, sebze olarak bahçelerde yetiştirilen, kokulu, bir iki yıllık bir bitki (Eruca sativa)"]}, {"word": "rodeo", "meanings": ["Bir binicinin yabani at, sığır veya boğa üzerinde durabilmesine dayanan Amerikan oyunu"]}, {"word": "roketatar", "meanings": ["Bazuka"]}, {"word": "rokfor", "meanings": ["Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir, rokfor peyniri"]}, {"word": "rodeocu", "meanings": ["Rodeo yapan kimse"]}, {"word": "rodyum", "meanings": ["Atom numarası 45, atom ağırlığı 102, 91, yoğunluğu 12,33 olan, 1970° C'de eriyen, gümüş renginde, sert, kırılgan bir element (simgesi Rh)"]}, {"word": "roket", "meanings": ["Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi", "Bir çeşit füze"]}, {"word": "rokfor peyniri", "meanings": ["Rokfor"]}, {"word": "rokoko", "meanings": ["XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu", "Bu üslupta olan"]}, {"word": "rol", "meanings": ["Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı", "Bir işte bir kimse veya şeyin üstüne düşen görev", "Gerçek olmayan davranış, gösteriş"]}, {"word": "rol kesmek", "meanings": ["yalan, uydurma söz söylemek veya içten olmayan davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "rol oynamak", "meanings": ["oyunda rol almak", "birinin bir işte önemli etkisi olmak", "davranışlarda içtenlik olmamak"]}, {"word": "rol almak", "meanings": ["bir oyunda görev almak", "biri, bir işte etkili olmak"]}, {"word": "rol yapmak", "meanings": ["davranışlarda içtenlik bulunmamak"]}, {"word": "rol çalmak", "meanings": ["oyun sırasında söz başka bir oyuncuda iken seyircinin ilgisini kendi üzerine çekmek", "birinin söyleyeceği sözü ondan önce söylemek"]}, {"word": "rolü olmak", "meanings": ["etkisi bulunmak"]}, {"word": "rolüne çıkmak", "meanings": ["oyunda belli bir kişiliği sahnede oynamak"]}, {"word": "rolcü", "meanings": ["Rol yapan kimse"]}, {"word": "rom", "meanings": ["Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun, melasla mayalandırılarak kurutulmasıyla oluşturulan alkollü sert içki"]}, {"word": "roman", "meanings": ["İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür", "Bu türde yazılmış eser"]}, {"word": "rolcülük", "meanings": ["Rol yapma durumu"]}, {"word": "Romalı", "meanings": ["Roma halkından olan kimse"]}, {"word": "romanı yazılmak", "meanings": ["romanlaşmak"]}, {"word": "romancı", "meanings": ["Roman yazarı"]}, {"word": "romancılık", "meanings": ["Roman yazma sanatı"]}, {"word": "romanesk", "meanings": ["Roman özelliği olan", "Romanla ilgili olan", "Duygusal, düşçü"]}, {"word": "romanlaştırmak", "meanings": ["Bir konuyu roman biçiminde yazmak"]}, {"word": "Romanoloji", "meanings": ["Romen dilleri bilimi"]}, {"word": "romanlaştırma", "meanings": ["Romanlaştırmak işi"]}, {"word": "romantik", "meanings": ["Davranışlarında duygu ve coşkunun aşırı ölçüde etkisi bulunan", "Romantizm ile ilgili", "Romantizm akımından olan yazar"]}, {"word": "romans", "meanings": ["Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü", "Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste"]}, {"word": "romantizm", "meanings": ["XVIII. yüzyıl sonunda başlayan, duygu, coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı", "Romantik ortam veya durum", "Duygusal eğilim"]}, {"word": "romantiklik", "meanings": ["Romantik olma durumu"]}, {"word": "romatizması tutmak", "meanings": ["romatizma ağrıları başlamak"]}, {"word": "Romanyalı", "meanings": ["Rumen"]}, {"word": "Romen", "meanings": ["Eski Roma halkından olan kimse", "Roma'ya ait, Roma ile ilgili"]}, {"word": "Romen rakamları", "meanings": ["Romalılardan kalma, sayıları göstermek için kullanılan, sırasıyla 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 rakamlarına karşılık gelen I, V, X, L, C, D ve M işaretleri"]}, {"word": "romatizma", "meanings": ["Kaslarda ve özellikle eklemlerde kendini gösteren ağrılı hastalıkların genel adı"]}, {"word": "rondela", "meanings": ["Sıkıştırılacak parça ile somun arasına konan ve bu somunun parça üzerine uyguladığı kuvveti iletmeye ve dağıtmaya yarayan küçük delikli pul"]}, {"word": "rosto", "meanings": ["Haşlandıktan sonra veya doğrudan doğruya kızartılarak pişirilen, dilim dilim kesilen et"]}, {"word": "rop", "meanings": ["Çoğu tek parça kadın giysisi"]}, {"word": "rot", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk"]}, {"word": "rostoluk", "meanings": ["Rosto yapmaya elverişli (et)"]}, {"word": "rota", "meanings": ["Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol", "Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol"]}, {"word": "rota kırmak", "meanings": ["rota çizgisinden ayrılmak"]}, {"word": "rota değiştirmek", "meanings": ["gidilen yolu değiştirmek", "tutumunu değiştirmek, izlediği yoldan ayrılmak"]}, {"word": "rotasyon", "meanings": ["Yer değiştirme"]}, {"word": "rotatif", "meanings": ["Büyük bir çabuklukla dönerek işleyen ve saatte binlerce adet baskı yapan bir tür basım makinesi"]}, {"word": "rotil", "meanings": ["Otomobilin ön düzeninde bulunan, her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçiminde bir parça"]}, {"word": "rotor", "meanings": ["Döneç"]}, {"word": "roza", "meanings": ["Bir tür pembe elmas", "Bu elmasla yapılan (takı)"]}, {"word": "rozbif", "meanings": ["Kızartılmak amacıyla hazırlanmış veya kızartılmış sığır eti parçası"]}, {"word": "rozet", "meanings": ["Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne", "Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça", "Kapı kolunun altına monte edilen metal parça", "Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi"]}, {"word": "röfle", "meanings": ["Saçı yer yer değişik tonlarda boyama işlemi", "Saçın yansıması, gölge"]}, {"word": "röfle yaptırmak (veya attırmak)", "meanings": ["saçı yer yer değişik tonlarda boyatmak"]}, {"word": "rölans", "meanings": ["Konken, poker vb. oyunlarda ortaya sürülmüş olan parayı artırmak için söylenen söz"]}, {"word": "rölanti", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı"]}, {"word": "rölantide durmak (veya çalışmak)", "meanings": ["motorlu taşıtlarda, motor boşta çalışmak"]}, {"word": "rölatif", "meanings": ["Göreceli"]}, {"word": "rölantiye almak", "meanings": ["motorlu taşıtlarda motoru boşa almak, boşta çalıştırmak", "herhangi bir işi yavaşlatmak"]}, {"word": "rölativist", "meanings": ["Göreci"]}, {"word": "rölativite", "meanings": ["Görelik"]}, {"word": "rölativizm", "meanings": ["Görecelik"]}, {"word": "röle", "meanings": ["Bir cismin veya bir gücün biçimini değiştirmeye yarayan alet, değiştirgeç, konvertisör"]}, {"word": "rölyef", "meanings": ["Kabartma"]}, {"word": "Rönesans", "meanings": ["XV. yüzyıldan başlayarak İtalya'da ve daha sonra diğer Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan, klasik İlk Çağ kültür ve sanatına dayanarak gelişen bilim ve sanat akımı"]}, {"word": "römork", "meanings": ["Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt"]}, {"word": "röportaj", "meanings": ["Konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı", "Radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program, mülakat"]}, {"word": "römorkör", "meanings": ["Yedeğinde özellikle deniz taşıtı götüren taşıt"]}, {"word": "röntgen", "meanings": ["Gama veya x ışınlarının miktar ölçümü birimi", "Herhangi bir organın durumunu tespit etmek için çekilen film"]}, {"word": "röntgen çekmek", "meanings": ["herhangi bir organın durumunu tespit etmek için film çekmek", "bir olayın bütün geçmişini ve durumunu belirlemek"]}, {"word": "röntgenci", "meanings": ["Röntgen ışınları uzmanı", "Kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek, dikizci"]}, {"word": "röntgencilik", "meanings": ["Röntgen ışınları uzmanlığı", "Kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı, dikizcilik"]}, {"word": "röntgenleme", "meanings": ["Röntgenlemek işi"]}, {"word": "röportajcılık", "meanings": ["Röportajcının işi"]}, {"word": "röntgenlemek", "meanings": ["Kadınları gizlice gözetlemek"]}, {"word": "röportajcı", "meanings": ["Röportaj yazan ve yapan kimse"]}, {"word": "röportör", "meanings": ["Röportaj yapan kimse"]}, {"word": "rötar", "meanings": ["Gecikme"]}, {"word": "rötarlı", "meanings": ["Gecikmeli, tehirli"]}, {"word": "rötuş", "meanings": ["Fotoğrafçılıkta resimleri basmadan önce negatif üzerinde düzeltme işi", "Düzeltmek amacıyla yapılan değiştirme"]}, {"word": "rötuş etmek (veya yapmak)", "meanings": ["kusurları gidermek amacıyla düzeltmek, değiştirmek"]}, {"word": "rötuşlamak", "meanings": ["Rötuş yapmak"]}, {"word": "rötuşçu", "meanings": ["Rötuş yapan kimse"]}, {"word": "rövanş", "meanings": ["Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun"]}, {"word": "rötuşlu", "meanings": ["Rötuş yapılmış, düzeltilmiş"]}, {"word": "rövanşı almak", "meanings": ["ikinci karşılaşmayı kazanmak", "kendine yapılan haksızlığın karşılığını vermek"]}, {"word": "Ru", "meanings": ["Rutenyum elementinin simgesi"]}, {"word": "ruam", "meanings": ["Sakağı"]}, {"word": "ruba", "meanings": ["Giysi, giyecek, urba"]}, {"word": "rubai", "meanings": ["Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir, dördül"]}, {"word": "rubidyum", "meanings": ["Atom numarası 37, atom ağırlığı 85,48, yoğunluğu 1,53 olan, 39 °C'de eriyen, çabuk oksitlenen, tütün, pancar vb. bitkilerde, maden sularında bulunan, potasyuma benzer kimyasal element (simgesi Rb)"]}, {"word": "ruble", "meanings": ["Beyaz Rusya ve Rusya Federasyonu'nda kullanılan para birimi"]}, {"word": "ruf", "meanings": ["Binaların en üst katında bulunan, açık veya kapalı eğlence yeri"]}, {"word": "Rufai", "meanings": ["Rufailik tarikatından olan kimse"]}, {"word": "Rufailer karışır", "meanings": ["`bu iş öyle karışık ki bunu kimse çözemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Rufailere karışmak", "meanings": ["psikolojik bunalıma düşüp günlük yaşamın gerçeklerinden uzaklaşmak, yaşamdan kopmak"]}, {"word": "Rufailik", "meanings": ["Ahmet Rifai'nin kurduğu Sünni bir tarikat"]}, {"word": "rugan", "meanings": ["Ayakkabı, çanta vb. yapımında kullanılan parlak deri", "Bu deriden yapılmış"]}, {"word": "ruh", "meanings": ["Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu", "En önemli nokta, öz", "Esans", "Duygu", "Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü"]}, {"word": "ruh gibi dolaşmak", "meanings": ["hiçbir şeyin farkında olmadan yaşamak"]}, {"word": "ruh kazandırmak (veya vermek)", "meanings": ["herhangi bir yeri veya şeyi canlı, hareketli, neşeli bir duruma getirmek"]}, {"word": "ruh gibi", "meanings": ["durgun, çevresiyle ilgilenmeyen, kendi hâlinde olan", "çok zayıf"]}, {"word": "ruhu (bile) duymamak", "meanings": ["haberi olmamak, anlamamak"]}, {"word": "ruhu karartmak", "meanings": ["sıkıntıya sokmak, bunaltmak"]}, {"word": "ruhu şad olsun!", "meanings": ["`ölüler sevinsin, mutlu olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ruhunu şad etmek", "meanings": ["ölmüş bir kimseyi anmak"]}, {"word": "ruhunu teslim etmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "ruhaniyet", "meanings": ["Ruhtan ibaret olma durumu", "Ölmüş kutsal bir kimsenin, bir inanışa göre sürüp gitmekte bulunan manevi gücü"]}, {"word": "ruhban", "meanings": ["Rahipler"]}, {"word": "ruhunda güneş açmak", "meanings": ["rahatlamak, huzura ermek", "sevinmek, neşelenmek, coşmak"]}, {"word": "ruhu (veya ruhunu) okşamak", "meanings": ["duygulara hoş gelecek biçimde konuşmak veya davranmak", "hoşa gitmek"]}, {"word": "ruhani", "meanings": ["Ruhla ilgili", "Din ve mezhep işlerini ele alan, bunlarla ilgili bulunan", "Dinle ilgili, dinî bir havası olan, manevi, cismani karşıtı"]}, {"word": "ruh bilgini", "meanings": ["Ruh bilimi uzmanı"]}, {"word": "ruhbaniyet", "meanings": ["Rahiplerin evlenmeyerek ve dünyadan el etek çekerek yaşamaları durumu", "Ruhbanlık"]}, {"word": "ruh bilimci", "meanings": ["Ruh bilimi ile uğraşan uzman, ruhiyatçı, psikolog"]}, {"word": "ruh bilimsel", "meanings": ["Ruh bilimi ile ilgili olan, psikolojik, psişik", "Ruhsal"]}, {"word": "ruh bilimi", "meanings": ["Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim, ruhiyat, psikoloji"]}, {"word": "ruhsal çöküntü", "meanings": ["Bunalım"]}, {"word": "ruhen", "meanings": ["Ruh bakımından, ruhça"]}, {"word": "ruh doktoru", "meanings": ["Ruh hekimi"]}, {"word": "ruh göçü", "meanings": ["Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürdüğü inancı, tenasüh, reenkarnasyon"]}, {"word": "ruh hastası", "meanings": ["Akıl hastalığına tutulmuş kişi", "Zaman zaman saldırgan davranışlar gösterebilen kimse"]}, {"word": "ruhi", "meanings": ["Ruhsal"]}, {"word": "ruh hekimliği", "meanings": ["Ruh hastalıklarının önlenmesi, tanısı ve tedavisi ile uğraşan uzmanlık dalı"]}, {"word": "ruhiyatçılık", "meanings": ["Ruh bilimi ile uğraşma"]}, {"word": "ruhiyat", "meanings": ["Ruh bilimi, psikoloji", "Psikolojik durum"]}, {"word": "ruhiyatçı", "meanings": ["Ruh bilimi uzmanı, psikolog"]}, {"word": "ruh hekimi", "meanings": ["Ruh hekimliği ile uğraşan uzman"]}, {"word": "ruh karmaşası", "meanings": ["Ruhsal sıkıntı"]}, {"word": "ruhlu", "meanings": ["Görünüşü veya ruhsal durumu herhangi bir nitelikte olan", "Canlı, etkili"]}, {"word": "ruh ölçümü", "meanings": ["Ruhsal süreçlerin ölçülmesinde kullanılan, araçları ve yöntemleri gerektiren bir ruh bilimi dalı, psikometri"]}, {"word": "ruhötesi", "meanings": ["Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan (alan), metapsişik"]}, {"word": "ruh sağlığı", "meanings": ["Ruhsal bakımdan sağlıklı olma"]}, {"word": "ruhsatiye", "meanings": ["Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi dolayısıyla alınan para"]}, {"word": "ruhsal", "meanings": ["Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik", "Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik"]}, {"word": "ruhsat", "meanings": ["İzin, müsaade", "İzin belgesi, ruhsatname"]}, {"word": "ruhsatname", "meanings": ["Belli etkinliklerde bulunabilmek, kamu hizmet ve mallarından yararlanabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma kaydıyla idarece verilen izin, ruhsat"]}, {"word": "ruhsatsız", "meanings": ["Yapılması, kullanılması vb. için gerekli izni olmayan, ruhsatı olmayan", "İzin almadan"]}, {"word": "ruhsatlı", "meanings": ["Yapılması ve kullanılması vb. için gerekli izni olan, ruhsatı olan"]}, {"word": "ruhsuz", "meanings": ["Cansız, güçsüz, etkisiz, miskin"]}, {"word": "ruhsuzlaştırma", "meanings": ["Ruhsuzlaştırmak işi"]}, {"word": "ruhsuzlaştırmak", "meanings": ["Ruhsuz duruma getirmek veya sokmak"]}, {"word": "ruhsuzlaşmak", "meanings": ["Ruhsuz duruma girmek"]}, {"word": "ruhsuzlaşma", "meanings": ["Ruhsuzlaşmak durumu"]}, {"word": "ruj", "meanings": ["Türlü renklerde dudak boyası"]}, {"word": "rujlama", "meanings": ["Rujlamak işi"]}, {"word": "ruhsuzluk", "meanings": ["Ruhsuz olma durumu"]}, {"word": "rulman", "meanings": ["Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile muylular arasına yerleştirilen parça"]}, {"word": "rulet", "meanings": ["Bir bilyenin, dönmekte bulunan derin tepside yazılı numaralarından ve siyah ile kırmızı renklerden birinin üzerinde durmasıyla kazananı belirten kumar aracı ve bununla oynanan kumar", "Pastacı, terzi vb.nin kullandığı dişli, küçük demir çark"]}, {"word": "rulo", "meanings": ["Dürülerek boru biçimi verilmiş deri veya kâğıt tomar", "Boya işlerinde kullanılan emici özelliğe sahip sünger veya sentetik silindir", "Silindir biçiminde, içine değişik malzeme konularak hazırlanmış (köfte, pasta, dondurma)"]}, {"word": "rujlamak", "meanings": ["Ruj sürmek"]}, {"word": "Rum", "meanings": ["Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse", "Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan, Roma yurttaşı haklarına sahip olan halk", "Anadolu"]}, {"word": "Rum ateşi", "meanings": ["Denizde veya karadaki savaşlarda Bizanslılarca kullanılan ve suda sönmeyen ateş, grejuva"]}, {"word": "rumba", "meanings": ["Küba'dan Amerika ve Avrupa'ya yayılan bir dans", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "Rumence", "meanings": ["Rumenlerin kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Rumca", "meanings": ["Rumların kullandığı, yeni Yunancanın bir lehçesi", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Rumlaşma", "meanings": ["Rumlaşmak durumu"]}, {"word": "Rumlaşmak", "meanings": ["Rum dilini ve kültürünü benimsemek"]}, {"word": "Rumelili", "meanings": ["Osmanlı Devleti zamanında Avrupa topraklarında yaşayan Türklerden olan kimse"]}, {"word": "Rumi", "meanings": ["Anadolu ile ilgili, Anadolu'ya bağlı, Anadolu'da yaşayan", "Bizans İmparatorluğu'na ve bu imparatorluğun egemenliği altındaki kimselere ilişkin"]}, {"word": "Rumlaştırma", "meanings": ["Rumlaştırmak işi"]}, {"word": "Rumlaştırmak", "meanings": ["Rum dilini ve kültürünü benimsetmek"]}, {"word": "rumuz", "meanings": ["Simge", "Gizli anlamları olan işaretler ve sözler"]}, {"word": "Rumluk", "meanings": ["Rum olma durumu"]}, {"word": "rumuzlu", "meanings": ["Rumuzu olan"]}, {"word": "rupi", "meanings": ["Hindistan, Mauritius, Nepal, Pakistan, Seyşeller ve Sri Lanka'da kullanılan para birimi"]}, {"word": "Rus", "meanings": ["Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimse, Moskof gâvuru"]}, {"word": "Rusça", "meanings": ["Rus dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Ruslaşmak", "meanings": ["Rus dilini ve kültürünü benimsemek"]}, {"word": "Ruslaşma", "meanings": ["Ruslaşmak durumu"]}, {"word": "Ruslaştırmak", "meanings": ["Rus dilini ve kültürünü benimsetmek"]}, {"word": "Ruslaştırma", "meanings": ["Ruslaştırmak işi"]}, {"word": "Rusluk", "meanings": ["Rus olma durumu"]}, {"word": "Rus ruleti", "meanings": ["Toplu tabancaya bir tek mermi konulup topun gelişigüzel döndürülmesi ve başa dayayıp tetiğin bir kez çekilmesiyle iki kişinin karşılıklı oynadığı ölüm oyunu"]}, {"word": "rustai", "meanings": ["Köylü"]}, {"word": "Rus salatası", "meanings": ["Patates, bezelye, pancar, havuç, hıyar turşusu, kapari, mayonez ile yapılan salata, Amerikan salatası"]}, {"word": "rutin", "meanings": ["Sıradanlık, çeşitlilik göstermeyen, alışılagelmiş düzen içinde yapılan", "Yapılması alışkanlık hâline gelmiş iş"]}, {"word": "rutherfordyum", "meanings": ["Kurçatovyum elementine Amerikalıların verdiği ad (simgesi Rf)"]}, {"word": "rutin dışına çıkmak", "meanings": ["bir şeyi her zamankinden farklı yapmak", "alışılmış olandan farklı davranmak"]}, {"word": "rutubet", "meanings": ["Nem"]}, {"word": "rutenyum", "meanings": ["Atom numarası 44, atom ağırlığı 101,07, yoğunluğu 12,3 olan, 2400 °C'de eriyen, sert ve kırılgan, havada kolayca oksitlenen bir element (simgesi Ru)"]}, {"word": "rutubetlendirme", "meanings": ["Rutubetlendirmek işi"]}, {"word": "rutubetlenme", "meanings": ["Rutubetlenmek işi"]}, {"word": "rutubetlendirmek", "meanings": ["Rutubetlenmesine yol açmak"]}, {"word": "rutubetsiz", "meanings": ["Rutubeti olmayan"]}, {"word": "rutubetli", "meanings": ["Rutubeti olan, nemli"]}, {"word": "rutubetlenmek", "meanings": ["Nemlenmek, ıslanmak"]}, {"word": "ruz", "meanings": ["Gün"]}, {"word": "ruzname", "meanings": ["Günlük olayların yazıldığı defter", "Gündem", "Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu defter"]}, {"word": "ruznamçe", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde defterdarlıkta günlük hadiselerin yazıldığı küçük defter"]}, {"word": "ruzname tutmak", "meanings": ["günlük olayları bir deftere yazıp toplamak"]}, {"word": "rücu", "meanings": ["Geri dönme, sözünü geri alma, cayma, tersinme", "Kayıtım"]}, {"word": "rücu etmek", "meanings": ["geri dönmek"]}, {"word": "rücu hakkı", "meanings": ["Bir kimsenin alacaklısına ödediği şeyi diğer birinden istemeye hakkı olması durumu"]}, {"word": "rüçhan hakkı", "meanings": ["Yasal olarak tanınan öncelik hakkı"]}, {"word": "rüfeka", "meanings": ["Arkadaşlar"]}, {"word": "rüesa", "meanings": ["Başkanlar"]}, {"word": "rükû", "meanings": ["Öne doğru eğilme", "Namazda elleri dizlere dayayıp öne doğru eğilme"]}, {"word": "rüçhan", "meanings": ["Üstünlük", "Yeğlik", "Öncelikli"]}, {"word": "rükün", "meanings": ["Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü", "Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri"]}, {"word": "rüküş", "meanings": ["Gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın)"]}, {"word": "rüküşlük", "meanings": ["Rüküş olma durumu"]}, {"word": "rüping sistemi", "meanings": ["Kapalı kazanlarda önce basıncı artırıp sonra düşürerek uygulanan ağaca koruyucu sıvı emdirme yöntemi"]}, {"word": "rüsum", "meanings": ["Vergiler"]}, {"word": "rüsup", "meanings": ["Çökelti"]}, {"word": "rustik", "meanings": ["Pencere üstlerine takılan ahşap korniş", "Köy evi veya köy görünüşü veren, kırsal"]}, {"word": "rüsumat", "meanings": ["Bazı mallardan devletçe alınan vergiler"]}, {"word": "rüsva", "meanings": ["Ayıplanacak durumda olan, rezil"]}, {"word": "rüsvalık", "meanings": ["Rüsva olma durumu"]}, {"word": "rüşeym", "meanings": ["Oğulcuk"]}, {"word": "rüşdünü ispat etmek", "meanings": ["kanunlara göre ergin sayılacak yaşa gelmiş olmak", "herhangi bir konuda yeterli seviyeye geldiğini göstermek"]}, {"word": "rüştiye", "meanings": ["Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumu"]}, {"word": "rüşvet", "meanings": ["Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar"]}, {"word": "rüşt", "meanings": ["Erginlik"]}, {"word": "rüşvet almak", "meanings": ["rüşvet olarak verilen parayı veya malı kabul etmek"]}, {"word": "rüşvet vermek", "meanings": ["bir görevliye bir işi yaptırmak için para veya mal vermek"]}, {"word": "rüşvet yemek", "meanings": ["bir işi yapmak için birinden rüşvet almak"]}, {"word": "rüşvetçi", "meanings": ["Rüşvet alarak iş gören kimse"]}, {"word": "rütbe", "meanings": ["Mertebe, derece, paye", "Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu derece, mevki"]}, {"word": "rütbeli", "meanings": ["Rütbesi olan"]}, {"word": "rüya", "meanings": ["Düş", "Gerçekleşmesi imkânsız durum, hayal", "Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey, umut"]}, {"word": "rüşvetçilik", "meanings": ["Rüşvetçi olma durumu"]}, {"word": "rüya gibi", "meanings": ["olağanüstü, harika, çok güzel"]}, {"word": "rüyasına (veya rüyalarına) girmek", "meanings": ["rüyasında görmek", "bir şeyden çok etkilenmek, çok korkmak"]}, {"word": "rüyası çıkmak", "meanings": ["görülen rüya gerçekleşmek"]}, {"word": "rüyasında bile görememek", "meanings": ["olacağını, gerçekleşeceğini düşünememek"]}, {"word": "rüyasında görse hayra yormamak", "meanings": ["hatır ve hayalinden geçirmemek, olacağına inanmamak"]}, {"word": "rüzgârdan nem kapmak", "meanings": ["en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak"]}, {"word": "rüyet", "meanings": ["Görme"]}, {"word": "rüzgâr", "meanings": ["Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, yel, bad", "Rüzgâr çizelgesinde hızı 17-21 deniz mili olan ve kuvveti 5 ile gösterilen esinti"]}, {"word": "rüzgâr almak", "meanings": ["yel esen bir yerde bulunmak"]}, {"word": "rüzgâr ekip fırtına biçmek", "meanings": ["yaptığı bir kötülüğün çok daha kötüsü ile karşılaşmak"]}, {"word": "rüzgâr gelecek delikleri tıkamak", "meanings": ["istenmeyen bir durum veya gelişmeye karşı her türlü önlemi almak"]}, {"word": "rüzgâr gibi", "meanings": ["çabucak"]}, {"word": "rüzgâr tutmamak", "meanings": ["rüzgâr etkilememek"]}, {"word": "rüzgârgülü", "meanings": ["Rüzgârların yönünü ve adını gösteren levha", "Kâğıdın özel bir biçimde katlanmasıyla yapılan ve rüzgârın etkisiyle dönen bir oyuncak"]}, {"word": "rüzgârlama", "meanings": ["Rüzgârlamak işi"]}, {"word": "rüzgâraltı", "meanings": ["Boca, orsa karşıtı"]}, {"word": "rüzgârlanma", "meanings": ["Rüzgârlanmak işi"]}, {"word": "rüzgârlamak", "meanings": ["Yel vermek", "Esmek, savurmak"]}, {"word": "rüzgârlanmak", "meanings": ["Yel esmeye başlamak", "Yele karşı durmak"]}, {"word": "rüzgârlı", "meanings": ["Rüzgâr alan, rüzgâra açık"]}, {"word": "rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu", "meanings": ["`rüzgârlı havada kuytu bir yer, yağmurlu bir havada da uyku tercih edilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "rüzgârlık", "meanings": ["Kapı üstlerine konulan eğik saçak biçimindeki örtme", "Rüzgârdan korunmak için giysilerin üstüne giyilen bir üstlük türü", "Yelkesen"]}, {"word": "rüzgârüstü", "meanings": ["Orsa, boca karşıtı"]}, {"word": "rüzgârsız", "meanings": ["Rüzgârı olmayan, rüzgâr tutmayan, yel esmeyen"]}, {"word": "S", "meanings": ["Kükürt elementinin simgesi"]}, {"word": "s, S", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi ikinci sırasında yer alan ve Se adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, sızıcı diş eti ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "saadet", "meanings": ["Mutluluk"]}, {"word": "saadet asrı", "meanings": ["Asrısaadet"]}, {"word": "saadethane", "meanings": ["Yüksek rütbeli kimselerin evi", "Mutlu ve huzur içinde yaşanılan yer"]}, {"word": "saadet zinciri", "meanings": ["Bir dizi mutluluk"]}, {"word": "saat bir (veya iki, üç ...) yönünde", "meanings": ["saat başlarını söyleyerek hedefi yön açısından belirlemek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "saat", "meanings": ["Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası", "Vakit, zaman", "Bir işin yapıldığı belli bir zaman", "Günün hangi anı olduğunu gösteren alet", "Sayaç"]}, {"word": "saat bu saat", "meanings": ["`ele geçen fırsattan yararlanmanın tam zamanı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "saat gibi", "meanings": ["tam bir düzgünlükte, tıkır tıkır"]}, {"word": "saat gibi işlemek", "meanings": ["aksamadan, ara vermeden çalışmak"]}, {"word": "saat on bir buçuğu çalmak", "meanings": ["yaşı çok ilerlemiş olmak"]}, {"word": "saat tutmak", "meanings": ["saate bakarak bir işin ne kadar sürdüğünü hesaplamak"]}, {"word": "saati çalmak", "meanings": ["bir şeyin vakti gelmek"]}, {"word": "saati saatine uymamak", "meanings": ["durumu, huyu sık sık değişmek"]}, {"word": "saat açısı", "meanings": ["Bir gök cisminin boylamının gözlemcinin boylamına göre kutupta yaptığı açı"]}, {"word": "saat ayarı", "meanings": ["Vaktin ve saatin düzenli akışını sağlamak amacıyla yapılan ayar"]}, {"word": "saat başı", "meanings": ["Her saatin ilk dakikası", "Saatte bir", "Çok sık bir biçimde, arka arkaya"]}, {"word": "saat başı galiba!", "meanings": ["bir toplantıda, herkesin dalıp sustuğunda bu durumu fark eden bir kimsenin söylediği söz"]}, {"word": "saat camı", "meanings": ["Saat kadranı ve rakamlarını dış etkilerden koruyan özel yapılmış cam"]}, {"word": "saat cebi", "meanings": ["Saat konulmak üzere pantolonlara, özellikle yeleklere yapılan cep"]}, {"word": "saatçi", "meanings": ["Saat yapan, onaran veya satan kimse"]}, {"word": "saat çiçeği", "meanings": ["Çarkıfelek"]}, {"word": "saatçilik", "meanings": ["Saatçinin işi"]}, {"word": "saat dilimi", "meanings": ["Greenwich başlangıç boylamından itibaren yeryüzünü yirmi dört parçaya ayıran, 150 dakikalık bölümlerden her biri"]}, {"word": "saat farkı", "meanings": ["Dünya'nın dönüşünden ve meridyen farklılığından oluşan zaman aralığı"]}, {"word": "saati saatine", "meanings": ["Tam vaktinde"]}, {"word": "saat kulesi", "meanings": ["Genellikle şehrin merkezinde yer alan, üzerinde saat bulunan kule"]}, {"word": "saatli bomba", "meanings": ["İstenilen saatte patlaması önceden ayarlanmış bomba"]}, {"word": "saatli", "meanings": ["Saati olan, saati bulunan"]}, {"word": "saatlik", "meanings": ["Belli bir saat süresince yapılan veya olan"]}, {"word": "saba", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "sabah", "meanings": ["Sabah ezanı", "Sabah namazı", "Sabahleyin", "Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman"]}, {"word": "sabah ola, hayrola", "meanings": ["`sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sabaha çıkmamak", "meanings": ["sabaha kadar yaşayamamak, sabahtan önce ölmek"]}, {"word": "sabahı sabah etmek", "meanings": ["sabahın olmasını uyumadan sabırsızlıkla beklemek"]}, {"word": "sabahı bulmak (veya etmek)", "meanings": ["sabahlamak", "bir şey sabaha kadar sürmek"]}, {"word": "sabaha kadar", "meanings": ["bütün gece boyunca"]}, {"word": "sabahı zor etmek", "meanings": ["bir türlü sabah olmamak"]}, {"word": "sabahlar (veya sabahışerifler) hayrolsun!", "meanings": ["günaydın!", "iş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenen bir söz"]}, {"word": "sabah kahvaltısı", "meanings": ["Sabah vakti yenilen yemek"]}, {"word": "sabaha doğru", "meanings": ["Sabaha karşı"]}, {"word": "sabahtan akşama kadar", "meanings": ["bütün gün boyunca"]}, {"word": "sabah akşam", "meanings": ["Her vakit, daima, sürekli, devamlı"]}, {"word": "sabahçı kahvesi", "meanings": ["Sabaha kadar açık kalan kahve", "Sabaha karşı açılan kahve"]}, {"word": "sabahçı", "meanings": ["Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse", "Uyumadan sabahı bulan kimse", "İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı"]}, {"word": "sabah ezanı", "meanings": ["Sabah namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan"]}, {"word": "sabah keyfi", "meanings": ["Sabahleyin geç kalkma, yatak keyfi yapma"]}, {"word": "satışa gelmek", "meanings": ["uydurma bir sebeple ortada bırakılmak"]}, {"word": "satış bedeli", "meanings": ["Satış fiyatı"]}, {"word": "satış değeri", "meanings": ["Bir malın satılabileceği fiyat"]}, {"word": "satış fiyatı", "meanings": ["Malın satılırken uygulanan ücreti, satış bedeli"]}, {"word": "satış ruhsatı", "meanings": ["Bir malın satılmasına ilişkin izin belgesi"]}, {"word": "satış merkezi", "meanings": ["Bir malın satıldığı ana merkez"]}, {"word": "satış mukavelesi", "meanings": ["Satış sözleşmesi"]}, {"word": "satış sözleşmesi", "meanings": ["Alım satım sırasında malın cinsi, miktarı ve ödeme şartlarını belirten yazılı anlaşma metni, satış mukavelesi, satış şartnamesi"]}, {"word": "satış sarayı", "meanings": ["Satış merkezi"]}, {"word": "satış yeri", "meanings": ["Bir malın satıldığı yer"]}, {"word": "satış şartnamesi", "meanings": ["Satış sözleşmesi"]}, {"word": "satir", "meanings": ["Yergi"]}, {"word": "satlıcan", "meanings": ["Zatülcenp"]}, {"word": "satirik", "meanings": ["Yergi ile ilgili, yergi niteliğinde olan"]}, {"word": "satma", "meanings": ["Satmak işi"]}, {"word": "satmak", "meanings": ["Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek", "Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak", "Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek", "Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek", "Bir yolunu bularak birinden ayrılmak"]}, {"word": "satıp savmak", "meanings": ["gereken parayı sağlamak için elindeki malı ucuza satıp tüketmek, yok pahasına elden çıkarmak"]}, {"word": "satranççı", "meanings": ["Satranç oynayan kimse"]}, {"word": "satranç", "meanings": ["İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun"]}, {"word": "satranççılık", "meanings": ["Satranççı olma durumu"]}, {"word": "satranç tahtası", "meanings": ["Üzerinde satranç oynanan altmış dört kareli tahta vb. yüzey"]}, {"word": "satrançlı", "meanings": ["Satranç tahtası gibi karelere ayrılmış bir biçimde çizilmiş veya basılmış olan, kareli"]}, {"word": "satranç takımı", "meanings": ["Satranç oyununda gerekli olan altmış dört kareli tahta, siyah ve beyaz on altışardan otuz iki taşın oluşturduğu takım"]}, {"word": "satranç vezni", "meanings": ["Halk şiirinde aruzun `müfteilün müfteilün müfteilün müfteilün` kalıbı"]}, {"word": "satrap", "meanings": ["Perslerde il yöneticisi, vali"]}, {"word": "satranç taşı", "meanings": ["Satrançta kullanılan taşlardan her biri"]}, {"word": "sav", "meanings": ["İleri sürülerek savunulan düşünce, iddia, dava", "Tanıtlanması gereken önerme, tez", "Haber, söz", "Atasözü"]}, {"word": "satsuma", "meanings": ["Kabuğu kolay soyulabilen, güzel kokulu bir tür mandalina"]}, {"word": "sattırmak", "meanings": ["Satma işini yaptırmak veya satma zorunda bırakmak"]}, {"word": "satvet", "meanings": ["Zorlu, sindirici güç"]}, {"word": "Satürn", "meanings": ["Güneş'e yakınlık bakımından altıncı sırada olan gezegen, Sekendiz, Zühal"]}, {"word": "sattırma", "meanings": ["Sattırmak işi"]}, {"word": "sauna", "meanings": ["Kuru buhar banyosu", "Bu banyonun bulunduğu yer"]}, {"word": "savacı", "meanings": ["Haberci", "Muştucu"]}, {"word": "sava", "meanings": ["Haber", "Muştu"]}, {"word": "savak", "meanings": ["Suyu başka yöne akıtmak için yapılan düzenek", "Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu", "Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen", "Aptal, salak"]}, {"word": "savaklama", "meanings": ["Savaklamak işi"]}, {"word": "savaklamak", "meanings": ["Suyu arklara salmak"]}, {"word": "savana", "meanings": ["Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar"]}, {"word": "savan", "meanings": ["Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim", "Yaygı, örtü", "Tropikal iklim bölgesinin tipik bitki örtüsü"]}, {"word": "savaş", "meanings": ["Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal", "Uğraşma, kavga, mücadele", "Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele"]}, {"word": "savaş açmak (veya ilan etmek)", "meanings": ["bir veya daha fazla devlete karşı savaş durumuna geçmek", "ortadan kaldırmak için uğraşmak"]}, {"word": "savaş vermek", "meanings": ["savaşmak"]}, {"word": "savaşçı", "meanings": ["Savaşan, savaş durumunda bulunan, muharip", "İyi veya çok savaşan, savaşkan, cengâver", "Savaşa katılan kimse"]}, {"word": "savaşım", "meanings": ["Herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası, mücadele"]}, {"word": "savaşçılık", "meanings": ["Savaşçı olma durumu"]}, {"word": "savaşımcı", "meanings": ["Savaşım veren kimse, mücadeleci"]}, {"word": "savaşım vermek", "meanings": ["bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek, mücadele etmek"]}, {"word": "savaşkan", "meanings": ["Savaşçı"]}, {"word": "savaşma", "meanings": ["Savaşmak işi, muharebe"]}, {"word": "savaşmak", "meanings": ["Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip çarpışmak, vuruşmak, muharebe etmek", "Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek", "Çaba sarf etmek"]}, {"word": "savat", "meanings": ["Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış"]}, {"word": "savatlamak", "meanings": ["Gümüş üstüne kurşunla kara nakışlar işlemek"]}, {"word": "savatlama", "meanings": ["Savatlamak işi"]}, {"word": "savatlı", "meanings": ["Savatı olan, savatlanmış"]}, {"word": "savca", "meanings": ["İddianame"]}, {"word": "savcılık", "meanings": ["Savcı olma durumu, müddeiumumilik", "Savcının görevi", "Savcının makamı", "Savcının görev yaptığı bina"]}, {"word": "savdırma", "meanings": ["Savdırmak işi"]}, {"word": "savcı", "meanings": ["Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli, müddeiumumi"]}, {"word": "savdırmak", "meanings": ["Savma işini yaptırmak"]}, {"word": "savı kanıtsama", "meanings": ["Bir şeyi yine kendisine dayanarak, kendisini kanıt göstererek tanıtlamaya çalışma"]}, {"word": "savılma", "meanings": ["Savılmak işi"]}, {"word": "savma", "meanings": ["Savmak işi"]}, {"word": "savılmak", "meanings": ["Savma işine konu olmak"]}, {"word": "savla", "meanings": ["Gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip"]}, {"word": "savlama", "meanings": ["Savlamak işi"]}, {"word": "savlayıcı", "meanings": ["Davacı"]}, {"word": "savlamak", "meanings": ["İddia etmek"]}, {"word": "savlet", "meanings": ["Şiddetli saldırı"]}, {"word": "savlet etmek", "meanings": ["saldırmak"]}, {"word": "savruk", "meanings": ["Aklını işine vermeyen, dikkatsiz", "Yersiz para harcayan, tutumsuz", "Düzensiz, dağınık"]}, {"word": "savmak", "meanings": ["İstenmeyen birini yanından uzaklaştırmak", "Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savuşturmak, defetmek", "Geçirmek", "Vakti geçmek", "İşleyip geçmek, etki etmek"]}, {"word": "savrukluk", "meanings": ["Savruk olma durumu"]}, {"word": "savrulma", "meanings": ["Savrulmak işi"]}, {"word": "savrulmak", "meanings": ["Savurma işi yapılmak", "Dağılmak, saçılmak"]}, {"word": "savruluş", "meanings": ["Savrulma işi"]}, {"word": "savruntu", "meanings": ["Savrulurken dökülen kırıntı"]}, {"word": "savsak", "meanings": ["İhmalkâr"]}, {"word": "savsaklamak", "meanings": ["Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak, ihmal etmek"]}, {"word": "savsaklama", "meanings": ["Savsaklamak işi, ihmal"]}, {"word": "savsaklanma", "meanings": ["Savsaklanmak işi"]}, {"word": "savsaklayış", "meanings": ["Savsaklama işi"]}, {"word": "savsaklanmak", "meanings": ["Savsaklama işine konu olmak, ihmal edilmek"]}, {"word": "savsama", "meanings": ["Savsaklama, ihmal"]}, {"word": "savsamak", "meanings": ["Savsaklamak, ihmal etmek"]}, {"word": "savulma", "meanings": ["Savulmak işi"]}, {"word": "savulmak", "meanings": ["Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak"]}, {"word": "savul! (veya savulun!)", "meanings": ["yol ver (yol verin), çekil (çekilin), dokunma (dokunmayın)"]}, {"word": "savunma", "meanings": ["Saldırıya karşı koyma, müdafaa", "Bir kişiyi, bir düşünceyi doğru, haklı göstermeyi amaçlayan yazı veya konuşma, savunu, müdafaaname", "Bir takımın, kalesini korumak için gösterdiği çaba, defans"]}, {"word": "savunma yapmak", "meanings": ["haklı olduğunu ortaya koymaya çalışmak", "oyunda rakip tarafın hücumlarına karşı koymak"]}, {"word": "savunmasını almak", "meanings": ["soruşturma sebebiyle suçlanan birisinin düşüncesine başvurmak"]}, {"word": "savunmak", "meanings": ["Herhangi bir saldırıya karşı koymak, saldırıya karşı korumak, müdafaa etmek", "Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak", "Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek", "Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak", "Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek"]}, {"word": "savunmalık", "meanings": ["Savunmaya yarar, tedafüi"]}, {"word": "savunmasız", "meanings": ["Savunma gücü olmayan"]}, {"word": "savunu", "meanings": ["Savunma"]}, {"word": "savunucu", "meanings": ["Bir şeyi savunan kimse, müdafi", "Savunma oyuncusu"]}, {"word": "savunuculuk", "meanings": ["Savunu yapma işi"]}, {"word": "savunulma", "meanings": ["Savunulmak işi"]}, {"word": "savunulmak", "meanings": ["Savunma işi yapılmak"]}, {"word": "savunuş", "meanings": ["Savunma işi"]}, {"word": "savurgan", "meanings": ["Tutumsuz"]}, {"word": "savurganca", "meanings": ["Tutumsuzca"]}, {"word": "savurganlık", "meanings": ["Tutumsuzluk"]}, {"word": "savurma", "meanings": ["Savurmak işi", "Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme"]}, {"word": "savurmak", "meanings": ["Havaya atıp dağıtmak, saçmak", "Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak", "Kaldırıp atmak, fırlatmak", "Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak", "Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek", "Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak", "Yalan, küfür vb. söylemek", "Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek"]}, {"word": "savurtma", "meanings": ["Savurtmak işi"]}, {"word": "savurtmak", "meanings": ["Savrulmasına sebep olmak, savrulmasını sağlamak"]}, {"word": "savurtuş", "meanings": ["Savurtma işi"]}, {"word": "savuşma", "meanings": ["Savuşmak işi"]}, {"word": "savuşmak", "meanings": ["Bulunduğu yerden aceleyle, gizlice veya dikkati çekmeden ayrılmak", "Hastalık veya başka kötü bir durum geçmek, iyileşmek"]}, {"word": "savuşup gitmek", "meanings": ["ilgi çekmeden gizlice, aceleyle ayrılmak"]}, {"word": "savuşturma", "meanings": ["Savuşturmak işi"]}, {"word": "savuşturmak", "meanings": ["Geçiştirmek, atlatmak"]}, {"word": "say", "meanings": ["Çalışma, emek", "Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelme"]}, {"word": "saya", "meanings": ["Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü", "Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören", "Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yer", "Kadın giysisi", "İş önlüğü"]}, {"word": "saya gezmek", "meanings": ["köy çocukları ramazanda veya özel günlerde çeşitli tekerlemeler söyleyip kapı kapı dolaşarak ufak tefek yiyecek toplamak"]}, {"word": "sayacı", "meanings": ["Ayakkabıların sayalarını hazırlayan kimse"]}, {"word": "sayacılık", "meanings": ["Sayacının işi"]}, {"word": "sayaç", "meanings": ["Hava gazı, elektrik, su vb.nin kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet, saat"]}, {"word": "saydam", "meanings": ["İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan", "Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt", "Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif", "Asetat", "Açık seçik, belirgin"]}, {"word": "saydamlaşma", "meanings": ["Saydamlaşmak işi, şeffaflaşma"]}, {"word": "saydamlaşmak", "meanings": ["Saydam bir duruma gelmek, şeffaflaşmak", "Belirgin, açık bir duruma gelmek"]}, {"word": "saydamlaştırmak", "meanings": ["Saydam duruma getirmek, şeffaflaştırmak"]}, {"word": "saydamlaştırma", "meanings": ["Saydamlaştırmak işi"]}, {"word": "saydamlık", "meanings": ["Saydam olma durumu, şeffaflık"]}, {"word": "saydamsız", "meanings": ["Saydam olmayan, ışığı geçirmeyen"]}, {"word": "saydam resim", "meanings": ["Kolay anlaşılabilen resim"]}, {"word": "saydamsızlık", "meanings": ["Saydam olmama durumu, ışığı geçirmeme özelliği"]}, {"word": "saydam tabaka", "meanings": ["Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar, kornea"]}, {"word": "saydırmak", "meanings": ["Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak", "Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak"]}, {"word": "saydırma", "meanings": ["Saydırmak işi"]}, {"word": "saye", "meanings": ["Gölge", "Koruma, yardım"]}, {"word": "sayeban", "meanings": ["Gölgelik"]}, {"word": "sayfa", "meanings": ["Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri, sahife", "Gazete, dergi vb. yayınlarda özel bir alan için ayrılmış bölüm", "Konu"]}, {"word": "sayfa bağlamak", "meanings": ["dizgide dökülen kurşun satırları bir sayfa düzeni içinde toplayarak sıkıca iple bağlamak"]}, {"word": "sayfalandırma", "meanings": ["Sayfalandırmak işi"]}, {"word": "sayfalık", "meanings": ["Herhangi bir sayıda sayfası olan", "Herhangi bir sayıda sayfaya sığabilen"]}, {"word": "sayfalandırmak", "meanings": ["Gazetecilikte, basımevinde dizilen yazılara sayfa düzeni vermek"]}, {"word": "sayfiye", "meanings": ["Yazlık, yazlık ev", "Şehre yakın kır kesimi"]}, {"word": "saygı", "meanings": ["Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram", "Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu"]}, {"word": "saygı duymak (veya beslemek)", "meanings": ["birine, bir şeye karşı saygı hissetmek"]}, {"word": "saygıdeğer", "meanings": ["Kendisine saygı gösterilmeye değer, muhterem"]}, {"word": "saygı göstermek", "meanings": ["saymak, değer vermek"]}, {"word": "saygı duruşu", "meanings": ["Saygı belirtmek için alınan hazır ol durumu"]}, {"word": "saygın", "meanings": ["Saygı gören, sayılan, hatırlı, itibarlı, muteber"]}, {"word": "saygınlık", "meanings": ["Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, itibar, prestij"]}, {"word": "saygılı", "meanings": ["Saygısı olan, saygı gösteren, hürmetli, hürmetkâr"]}, {"word": "saygısız", "meanings": ["Gereken saygıyı göstermeyen, saygısı olmayan, hürmetsiz"]}, {"word": "saygısızca", "meanings": ["Saygısız bir biçimde, saygısız olarak, hürmetsizce, terbiyesizce, laubaliyane"]}, {"word": "saygısızlık etmek", "meanings": ["saygısızca davranışta bulunmak veya söz sarf etmek"]}, {"word": "sayha", "meanings": ["Bağrış, çığlık"]}, {"word": "saygısızlık", "meanings": ["Saygısız olma durumu, hürmetsizlik", "Saygısızca davranış, hürmetsizlik"]}, {"word": "sayı", "meanings": ["Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz, adet", "Gazete, dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, nüsha", "Bir spor karşılaşmasında taraflardan her birinin başarı derecesini gösteren nicelik, skor"]}, {"word": "sayım suyum yok", "meanings": ["çocuk oyunlarında `kısa bir süre için oyun dışıyım` anlamında kullanılan bir söz", "çocuklar arasında bir işte şakaya yer verilmeyeceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "sayı hesabıyla", "meanings": ["bir spor yarışmasında bir sporcu veya takımın kazandığı sayı bakımından"]}, {"word": "sayısını Allah bilir", "meanings": ["`o kadar çok ki saymakla bitmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sayı boncuğu", "meanings": ["Basit sayma ve hesap işleri yapmakta kullanılan, her teline onar boncuk geçirilmiş hesap aracı, çörkü, abaküs"]}, {"word": "sayı farkı", "meanings": ["Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı, averaj"]}, {"word": "sayıcı", "meanings": ["Vergi almak için hayvan sayımı yapan kimse"]}, {"word": "sayıca", "meanings": ["Sayı bakımından, adetçe, adedî"]}, {"word": "sayı göstergesi", "meanings": ["Sayıları veya sayı durumunu gösteren levha, sayı levhası"]}, {"word": "sayıklamak", "meanings": ["Uykuda veya bir hastalığın verdiği dalgınlık sırasında anlamsız, tutarsız sözler söylemek", "İstediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek"]}, {"word": "sayıklama", "meanings": ["Sayıklamak işi"]}, {"word": "sayılama", "meanings": ["Sayılamak işi", "Sayımlama (II)"]}, {"word": "sayılamak", "meanings": ["Nesnelerin veya olayların niceliğini rakamlarla belirtmek"]}, {"word": "sayılma", "meanings": ["Sayılmak işi, ad, addedilme, addolunma"]}, {"word": "sayı levhası", "meanings": ["Sayı göstergesi"]}, {"word": "sayılı", "meanings": ["Herhangi bir sayısı olan", "Sayısı belli olan, sayılmış olan", "Az görülen, önemli, mahdut"]}, {"word": "sayılmak", "meanings": ["Sayma işine konu olmak, addedilmek"]}, {"word": "sayım", "meanings": ["Sayma işi, tadat"]}, {"word": "sayım bilimi", "meanings": ["İstatistik"]}, {"word": "sayımlama", "meanings": ["İstatistik"]}, {"word": "sayımlama", "meanings": ["Sayımlamak işi, sayılama"]}, {"word": "sayımlamak", "meanings": ["Sayım yapmak"]}, {"word": "sayımlamacı", "meanings": ["İstatistikçi"]}, {"word": "sayımlı", "meanings": ["Sayısı bulunan"]}, {"word": "sayımsal", "meanings": ["Sayımlama veya sayım bilimi ile ilgili olan"]}, {"word": "sayımsız", "meanings": ["Sayısız"]}, {"word": "sayım vergisi", "meanings": ["Her yıl tespit edilen hayvan sayısı üzerinden alınan vergi, ağnam"]}, {"word": "sayın", "meanings": ["Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz"]}, {"word": "sayısal", "meanings": ["Sayı ile ilgili, sayıya dayanan, numerik, dijital", "Sayıya dayanan konuları kapsayan (sınav)"]}, {"word": "sayısal loto", "meanings": ["Dönen bir küre içinden çekilecek toplar üzerine işaretlenmiş birden kırk dokuza kadar olan sayılardan altı tanesinin önceden tahmin edilmesine ve para yatırılmasına dayanan bir talih oyunu"]}, {"word": "sayısız", "meanings": ["Sayılmayacak kadar çok, pek çok, sayımsız"]}, {"word": "sayı sıfatı", "meanings": ["Adı sayı kavramı bakımından belirten sıfat"]}, {"word": "saykallama", "meanings": ["Saykallamak işi"]}, {"word": "sayısızlık", "meanings": ["Sayısız olma durumu"]}, {"word": "sayış", "meanings": ["Sayma işi"]}, {"word": "sayışma", "meanings": ["Sayışmak işi, takas", "Çocuk oyunlarında sayı sayarak ebeyi belirleme"]}, {"word": "sayışmak", "meanings": ["Ödeşmek, hesaplaşmak, hesabına saymak, takas etmek", "Çocuk oyunlarında sayı sayarak ebeyi belirlemek"]}, {"word": "saykal", "meanings": ["Maden, ayna vb. nesneleri parlatmak için kullanılan cila", "Cilalamakta kullanılan araç", "Bu cilayı yapan kimse"]}, {"word": "saykallamak", "meanings": ["Saykal kullanarak parlatmak, cilalamak"]}, {"word": "saylama", "meanings": ["Saylamak işi"]}, {"word": "saylamak", "meanings": ["Seçmek"]}, {"word": "saylav", "meanings": ["Milletvekili"]}, {"word": "saymaca", "meanings": ["Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, itibari, nominal", "(sa'ymaca) Sayarak"]}, {"word": "sayma", "meanings": ["Saymak işi, ad, tadat, addetme"]}, {"word": "saymak", "meanings": ["Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak", "Sayıları arka arkaya söylemek", "Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek", "Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek", "Varsaymak, tutmak, farz etmek", "Arka arkaya söylemek, sıralamak", "Ödemek, peşin vermek", "Geçer tutmak", "Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer vermek, hürmet etmek", "Önemsemek", "Gibi görmek, kabul etmek", "Hesaba katmak, dikkate almak"]}, {"word": "say beni, sayayım seni", "meanings": ["sev beni, seveyim seni"]}, {"word": "saymakla bitmemek (veya tükenmemek)", "meanings": ["pek çok olmak"]}, {"word": "sayıp dökmek", "meanings": ["ne var ne yok, hepsini söylemek"]}, {"word": "saymamazlık", "meanings": ["Saygı göstermeme durumu, saymazlık"]}, {"word": "sayman", "meanings": ["Bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip"]}, {"word": "saymanlık", "meanings": ["Hesap işlerinin görüldüğü yer, muhasiplik"]}, {"word": "sayrı", "meanings": ["Hasta"]}, {"word": "saymazlık", "meanings": ["Saymamazlık"]}, {"word": "sayrıl", "meanings": ["Hastalıkla ilgili, marazi"]}, {"word": "sayrılık", "meanings": ["Hastalık", "Aşırı düşkünlük, tutku"]}, {"word": "sayrılarevi", "meanings": ["Hastane"]}, {"word": "sayrımsak", "meanings": ["Gerçekte hasta olmadığı hâlde kendini hasta gösteren"]}, {"word": "sayrımsama", "meanings": ["Sayrımsamak işi, temaruz"]}, {"word": "sayrımsamak", "meanings": ["Gerçekte hasta olmadığı hâlde kendini hasta göstermek, temaruz etmek"]}, {"word": "sayvan", "meanings": ["Güneşten, yağmurdan korunmak için veya süs olarak bir şeyin üzerine çekilen dam saçağı gibi düz veya eğimli örtü", "Evlere bitişik, önü açık, direkler üzerine oturtulmuş, üzeri örtülü yer", "Kulak kepçesi"]}, {"word": "saz", "meanings": ["Genellikle su kıyılarında, bataklık yerlerde yetişen ince, açık sarı renkli kamış, hasır otu, kiliz, kofa", "Bu kamıştan yapılmış"]}, {"word": "saz", "meanings": ["Her tür müzik aracı, çalgı", "Türk halk müziğinde bağlama, cura, tar vb. mızraplı çalgıların genel adı", "Türk halk müziğinde kullanılan, gövdesi ağaçtan oyularak yapılmış, telli, uzun saplı çalgı, bağlama", "Birden çok çalgının bulunduğu takım", "Çalgılı eğlence yeri"]}, {"word": "sazak", "meanings": ["Kuvvetli esen rüzgâr", "Bataklık, sazlık", "Mersin"]}, {"word": "sazan", "meanings": ["Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio)", "Kolay kandırılan, aldatılabilen kimse"]}, {"word": "sazangiller", "meanings": ["Tatlı sularda yaşayan kılçıklı balıkların geniş bir familyası"]}, {"word": "saz benizli", "meanings": ["Solgun yüzlü"]}, {"word": "sazcılık", "meanings": ["Saz çalma veya yapıp satma işi"]}, {"word": "sazcı", "meanings": ["Saz çalan kimse, sazende", "Saz yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sazende", "meanings": ["Sazcı"]}, {"word": "saz eseri", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde yalnızca saz takımının çalması için bestelenen eser"]}, {"word": "sazevi", "meanings": ["Her türlü müzik aleti yapılan ve satılan yer", "Sazlı sözlü eğlence yeri"]}, {"word": "sazkayası", "meanings": ["Kayalık bölgelerde yaşayan bir tür balık"]}, {"word": "sazlı", "meanings": ["Saz çalınarak yapılan"]}, {"word": "sazlık", "meanings": ["Sazları (I) çok olan yer"]}, {"word": "sazlı sözlü", "meanings": ["Saz çalınarak yapılan (eğlence)"]}, {"word": "saz semaisi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde faslın en son çalınan sözsüz parçası"]}, {"word": "sazsız", "meanings": ["Sazı olmayan", "Eğlencesiz bir biçimde"]}, {"word": "saz şairi", "meanings": ["Halk ozanı"]}, {"word": "saz şiiri", "meanings": ["Halk edebiyatında genellikle saz eşliğinde söylenen şiir"]}, {"word": "saz takımı", "meanings": ["Ut, keman, kanun, bağlama vb. müzik araçlarını çalanların oluşturduğu çalgı takımı"]}, {"word": "saz tavuğu", "meanings": ["Genellikle bataklıklarda yaşayan, kuyruğunun altı beyaz, bacakları sarı, yüzü kırmızı renkte olan, ot ve sudaki küçük canlılarla beslenen bir tür tavuk (Gallinula chloropus)"]}, {"word": "Sb", "meanings": ["Antimon elementinin simgesi"]}, {"word": "Sc", "meanings": ["Skandiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Se", "meanings": ["Selenyum elementinin simgesi"]}, {"word": "seans", "meanings": ["Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi, oturum", "Bazı tedavi yöntemlerinin uygulanması için ayrılan süre", "Gösterim"]}, {"word": "sebat", "meanings": ["Sözünden veya kararlarından dönmeme, bir işi sonuna değin sürdürme, direşme"]}, {"word": "sebatlı", "meanings": ["Bir işi yılmadan sonuna kadar götüren, direşken, sebatkâr"]}, {"word": "sebat etmek (veya göstermek)", "meanings": ["sözünden veya kararından dönmemek, bir işi sonuna kadar götürmek, direşmek"]}, {"word": "sebatkâr", "meanings": ["Sebatlı"]}, {"word": "sebatsız", "meanings": ["Sebat etmeyen"]}, {"word": "sebayüdü", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin üçlü, öbürünün ikili gelmesi"]}, {"word": "sebatsızlık", "meanings": ["Sebatsız olma durumu"]}, {"word": "sebebiyet", "meanings": ["Bir şeye, bir olaya sebep olma, yol açma"]}, {"word": "sebebiyet vermek", "meanings": ["bir şeye, bir olaya sebep olmak, yol açmak"]}, {"word": "sebep olmak", "meanings": ["neden olmak, yol açmak"]}, {"word": "sebep olan sebepsiz kalsın", "meanings": ["herhangi bir kötü duruma yol açanların yoksul duruma düşmeleri istendiğinde kullanılan bir ilenme"]}, {"word": "sebep", "meanings": ["Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey"]}, {"word": "sebep bilimi", "meanings": ["Neden bilimi"]}, {"word": "sebeplenme", "meanings": ["Sebeplenmek işi"]}, {"word": "sebeplenmek", "meanings": ["Kendisine dolaylı olarak yarar sağlamak, yararlanmak"]}, {"word": "sebepli", "meanings": ["Sebebi olan"]}, {"word": "sebepli sebepsiz", "meanings": ["Hiçbir dayanağı yokken, sebebi olsun veya olmasın, nedenli nedensiz"]}, {"word": "sebepsiz kalmak", "meanings": ["yoksul bir duruma düşmek"]}, {"word": "sebepsiz", "meanings": ["Sebebi olmayan, nedensiz", "Bir sebebi olmadan"]}, {"word": "sebepsizce", "meanings": ["Bir sebebi olmaksızın"]}, {"word": "sebil", "meanings": ["Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu", "Genellikle camilere bitişik özel bir biçimde yapılmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş yapı, sebilhane", "Meyan kökü şerbetini bir hayır için dağıtma"]}, {"word": "sebilci", "meanings": ["Sokaklarda dolaşarak sebil dağıtan kimse", "Sebilde su dağıtmakla görevli kimse"]}, {"word": "sebil etmek", "meanings": ["bol bol vermek, dağıtmak"]}, {"word": "sebilhane", "meanings": ["Sebil"]}, {"word": "sebilhane bardağı gibi", "meanings": ["hoşa gitmeyen kalabalık (insan topluluğu)"]}, {"word": "sebze", "meanings": ["Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat"]}, {"word": "sebkihindi", "meanings": ["XVII. yüzyılda divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, hayal oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan süslü bir anlatım biçimi"]}, {"word": "sebzeci", "meanings": ["Sebze satan kimse, zerzevatçı"]}, {"word": "sebzecilik", "meanings": ["Sebzecinin yaptığı iş, zerzevatçılık"]}, {"word": "sebze çorbası", "meanings": ["İnce doğranmış soğanın yağda kavrulmasından sonra havuç, patates, maydanoz, pazı yaprağı, kereviz yaprağı ve pirinç karışımıyla pişirilmesi ve süzgeçten geçirilmesiyle hazırlanan karışımın süt ve yumurtayla çırpılması ve kısık ateşte kaynatılmasıyla yapılan bir çorba türü"]}, {"word": "sebzelik", "meanings": ["Sebze bahçesi", "Buzdolaplarında sebze konulan yer"]}, {"word": "seciye", "meanings": ["Yaradılış, huy, karakter"]}, {"word": "sebzevat", "meanings": ["Sebze"]}, {"word": "seccade", "meanings": ["Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post veya kumaştan yaygı, namazlık"]}, {"word": "seccadeci", "meanings": ["Seccade dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "secde", "meanings": ["Genellikle namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere getirerek alınan durum"]}, {"word": "secde etmek", "meanings": ["alnı, eli, ayakları, dizleri, ayak parmaklarını yere getirmek", "saygı göstermek"]}, {"word": "secdeye varmak (veya kapanmak)", "meanings": ["secde etmek"]}, {"word": "seci", "meanings": ["Nesirde yapılan uyak"]}, {"word": "seciyeli", "meanings": ["Sağlam karakterli, kendisine güvenilir (kimse)"]}, {"word": "seciyesiz", "meanings": ["Karakter sağlam olmayan, kendisine güvenilmeyen (kimse)"]}, {"word": "seciyesizlik", "meanings": ["Seciyesiz olma durumu"]}, {"word": "seçal", "meanings": ["Kafeterya, lokanta, büyük mağaza vb. yerlerde yemeği alma, parayı kasaya ödeme gibi bazı hizmetlerin alıcı tarafından yerine getirilmesi"]}, {"word": "seçenek", "meanings": ["Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem, tutum, alternatif, opsiyon"]}, {"word": "seçi", "meanings": ["Seçme işi", "Fark, ayrıntı"]}, {"word": "seçisine varmak", "meanings": ["ayrıntıyı anlamak"]}, {"word": "seçici", "meanings": ["Seçme işini yapan (kimse, kurul vb.)"]}, {"word": "seçici kurul", "meanings": ["Seçiciler kurulu"]}, {"word": "seçiciler kurulu", "meanings": ["Yarışma, sınav vb. etkinliklerde başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla oluşturulmuş geçici kurul, seçici kurul, jüri"]}, {"word": "seçicilik", "meanings": ["Seçici durumunda olma"]}, {"word": "seçiliş", "meanings": ["Seçilme işi"]}, {"word": "seçilme", "meanings": ["Seçilmek işi"]}, {"word": "seçilmek", "meanings": ["Seçme işine konu olmak"]}, {"word": "seçilmiş", "meanings": ["Seçerek ayrılmış, güzide", "Aynı cinsten olan nesneler arasından iyi ve seçkin olanlar çıktıktan sonra geride kalanlar", "Seçimle işbaşına gelen"]}, {"word": "seçim", "meanings": ["Seçme işi", "Kanunlar, yönetmelikler uyarınca bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme, intihap"]}, {"word": "seçim yapmak", "meanings": ["seçmek"]}, {"word": "seçim bölgesi", "meanings": ["Seçimlerde her muhtarlığa bağlı bölge"]}, {"word": "seçim çevresi", "meanings": ["Bir milletvekilinin seçilmiş olduğu bölge"]}, {"word": "seçimlik ders", "meanings": ["Seçmeli ders"]}, {"word": "seçim sandığı", "meanings": ["Seçimde oyların içine atıldığı sandık"]}, {"word": "seçim tutanağı", "meanings": ["Seçimlerde yetkili kurulca seçim sonuçlarının tespit edildiği resmî belge"]}, {"word": "seçim yasağı", "meanings": ["Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen ve seçim sırasında uyulması gereken yasaklar"]}, {"word": "seçiş", "meanings": ["Seçme işi"]}, {"word": "seçki", "meanings": ["Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser, güldeste, antoloji"]}, {"word": "seçkin", "meanings": ["Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, mümtaz, güzide, mutena", "Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup), elit"]}, {"word": "seçkincilik", "meanings": ["Seçkinci olma durumu"]}, {"word": "seçkinleşme", "meanings": ["Seçkinleşmek durumu"]}, {"word": "seçkinleşmek", "meanings": ["Seçkin duruma gelmek"]}, {"word": "seçkinlik", "meanings": ["Seçkin olma durumu, mümtazlık"]}, {"word": "seçme", "meanings": ["Seçmek işi, intihap, seleksiyon", "Seçkin, seçilmiş"]}, {"word": "seçmece", "meanings": ["Seçerek alınan veya satılan", "(se'çmece) Seçme şartı ile, seçerek"]}, {"word": "seçmeci", "meanings": ["Seçmecilik yanlısı olan (filozof, görüş vb.)"]}, {"word": "seçmecilik", "meanings": ["Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi, eklektizm, eklektiklik"]}, {"word": "seçme hakkı", "meanings": ["Bir sözleşme ile belirlenen ödeme biçimi yerine bir diğerini koyabilme yetkisi, muhayyerlik, hakkıhıyar", "Herhangi bir seçimde oy kullanabilme hakkı"]}, {"word": "seçmek", "meanings": ["Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak", "Birine oy vererek bir göreve getirmek", "Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek", "Ne olduğunu anlamak, fark etmek", "Farklı görmek, üstün görmek", "Tercihini bir yönde kullanmak", "Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek"]}, {"word": "seçmeli", "meanings": ["Seçilebilen", "Zorunlu olmayan, selektif"]}, {"word": "seçmeli ders", "meanings": ["Seçmeli olarak alınabilecek ders, seçimlik ders"]}, {"word": "seçmeli yemek", "meanings": ["Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek, alakart"]}, {"word": "seçmen", "meanings": ["Seçimde oy verme hakkı olan kimse, müntehip"]}, {"word": "seçmen kütüğü", "meanings": ["Seçmen listesi"]}, {"word": "seçmenlik", "meanings": ["Seçmen olma durumu"]}, {"word": "seçmesiz yemek", "meanings": ["Lokanta ve otellerde belirli bir para karşılığında verilen birkaç kap yemek, tabildot"]}, {"word": "seçtirme", "meanings": ["Seçtirmek işi"]}, {"word": "seçtirmek", "meanings": ["Seçme işini yaptırmak"]}, {"word": "seda", "meanings": ["Ses"]}, {"word": "sedalı", "meanings": ["Yumuşak"]}, {"word": "sedalılık", "meanings": ["Sedalı olma durumu"]}, {"word": "sedasız", "meanings": ["Sert"]}, {"word": "sedasızlık", "meanings": ["Sedasız olma durumu"]}, {"word": "sedef", "meanings": ["Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde", "Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş", "Sedef hastalığı"]}, {"word": "sedefçi", "meanings": ["Sedef üzerinde çalışan, sedef kullanarak eşya yapan kimse, sedefkâr"]}, {"word": "sedefçilik", "meanings": ["Sedefçinin işi, sedefkârlık"]}, {"word": "sedef hastalığı", "meanings": ["Deride, özellikle diz, dirsek veya kuyruksokumunda kızarıklık, pullanma ve deride dökülme ile beliren hastalık, sedef"]}, {"word": "sedef kakma", "meanings": ["Abanoz, maun, ceviz vb. değerli ahşapların üzerine değişik motifleri gömme yöntemiyle yapılan süsleme"]}, {"word": "sedefli", "meanings": ["Sedefle işlenmiş"]}, {"word": "sedefli kalker", "meanings": ["Süsleme işlerinde kullanılan, yumuşakçaların kavkılarının birbirleriyle kaynaşmasından oluşan bir mermer türü"]}, {"word": "sedef otu", "meanings": ["Sedef otugillerden, 50 santimetre kadar yükselebilen, özel kokulu, sarı çiçekli ve hekimlikte kullanılan, çok yıllık bir ağaççık (Ruta graveolens)"]}, {"word": "sedef otugiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi sedef otu ve alt familyası turunçgiller olan geniş bir bitki familyası"]}, {"word": "sedefsi", "meanings": ["Sedefi andıran, sedefe benzeyen, sedef gibi, sedefimsi"]}, {"word": "sedir", "meanings": ["Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası, divan"]}, {"word": "sedefsi bulut", "meanings": ["Zaman zaman atmosferin yüksek tabakalarında görülen stratosfer bulutu"]}, {"word": "sedimantasyon", "meanings": ["Tortu oluşması, çökelme", "Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılan bir tür kan muayenesi", "Tortulaşma"]}, {"word": "sedir", "meanings": ["Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı, dağ servisi (Cedrus)"]}, {"word": "sedye", "meanings": ["Hasta veya yaralı taşımaya yarayan katlanabilir hasta yatağı, teskere"]}, {"word": "sedyelik", "meanings": ["Sedye ile götürülebilecek durumda olan"]}, {"word": "sedyelik olmak", "meanings": ["ayakta duramayacak duruma gelmek"]}, {"word": "sefa geldin (veya geldiniz)", "meanings": ["`hoş geldin, hoş geldiniz` anlamında kullanılan ağırlama, karşılama sözü"]}, {"word": "sefa (veya sefalar) bulduk", "meanings": ["`sefa geldin, sefa geldiniz` sözüne `teşekkür ederim` anlamında karşılık olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "sefa", "meanings": ["Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma", "Eğlence, zevk, neşe"]}, {"word": "sefa geldine gitmek", "meanings": ["bir kente, bir mahalleye yeni gelen veya geziden dönen birine ziyarete gitmek"]}, {"word": "sefa sürmek", "meanings": ["rahat, sakin ve eğlenceli yaşamak"]}, {"word": "sefasına bakmak", "meanings": ["rahatına bakmak"]}, {"word": "sefahat", "meanings": ["Zevk ve eğlenceye düşkünlük, uçarılık", "Eğlence"]}, {"word": "sefasını sürmek", "meanings": ["bir durumun getirdiği, sağladığı olanaklardan yararlanmak"]}, {"word": "sefalet çekmek", "meanings": ["yoksul ve perişan yaşamak"]}, {"word": "sefalet", "meanings": ["Yoksulluk, yoksulluk sıkıntısı"]}, {"word": "sefaret", "meanings": ["Elçilik"]}, {"word": "sefarethane", "meanings": ["Elçilik"]}, {"word": "sefer", "meanings": ["Yolculuk", "Kez, defa, kere", "Genellikle ülke dışına yapılan askerî harekât, savaşa gitme, savaş"]}, {"word": "sefer etmek", "meanings": ["gezmek, gezinti yapmak, yolculuk etmek"]}, {"word": "sefere kalkmak", "meanings": ["yolculuğa başlamak"]}, {"word": "seferber", "meanings": ["Savaşa hazırlanmış veya girmiş (askerî birlik)"]}, {"word": "seferber etmek", "meanings": ["bir iş, bir amaç için bütün olanakları kullanmak"]}, {"word": "seferberlik", "meanings": ["Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlık ve önlemlerin tümü", "Bu durumun ilan edildiği veya savaşın sürdüğü dönem"]}, {"word": "seferberlik ilan etmek", "meanings": ["bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getirmek için gerekli duyuruyu yapmak"]}, {"word": "seferber olmak", "meanings": ["birçok kimse bir iş, bir amaç için bütün olanaklarıyla girişmek"]}, {"word": "seferî", "meanings": ["Yolculukla ilgili olan", "Savaşla ilgili olan, hazari karşıtı", "Yolculuk sebebiyle dinî açıdan kendisine bazı kolaylıklar sağlanan kimse"]}, {"word": "seferî durum", "meanings": ["Savaş ortamı, seferî hâl", "Yolculuk dolayısıyla namaz ve oruç ibadetinin yapılması konusunda dinen sağlanan kolaylık"]}, {"word": "seferlik", "meanings": ["Herhangi bir defaya yetecek miktarda olan"]}, {"word": "seferî hâl", "meanings": ["Seferî durum"]}, {"word": "sefer tası", "meanings": ["Yemek taşımakta kullanılan ve birbiri üzerine konulup bir sapa geçirilen kaplar veya bunlardan her biri"]}, {"word": "sefer tası gibi", "meanings": ["her katında birer odası olan (yüksek ev)"]}, {"word": "sefil", "meanings": ["Sefalet çeken, yoksul", "Alçak", "Yoksul veya alçak bir biçimde"]}, {"word": "sefih", "meanings": ["Zevk ve eğlenceye düşkün, uçarı"]}, {"word": "sefilane", "meanings": ["Sefilce"]}, {"word": "sefillik", "meanings": ["Yoksulluk", "Alçaklık"]}, {"word": "sefir", "meanings": ["Elçi"]}, {"word": "sefine", "meanings": ["Gemi"]}, {"word": "sefire", "meanings": ["Bayan elçi", "Elçi karısı"]}, {"word": "sefirikebir", "meanings": ["Büyükelçi"]}, {"word": "sefirlik", "meanings": ["Elçilik"]}, {"word": "segâh", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde si perdesi ve bu perdedeki makam"]}, {"word": "segman atmak", "meanings": ["aşınan segmanı değiştirmek"]}, {"word": "segman", "meanings": ["Yağ ve gaz sızıntısını önlemeye yarayan, motor pistonlarına yerleştirilen, dökme demirden yapılan halka"]}, {"word": "seğirdim", "meanings": ["Yaya koşusu", "Top atıldığında kundağın geri tepmesi", "Değirmene su veren oluğun eğimi", "Yeniçeri mutfaklarında kullanılan etleri taşıyan hayvanların ön ve arkalarında yürüyen yeniçeri"]}, {"word": "seğirdim yolu", "meanings": ["Kale bedenlerinde korunmalı yol", "Han odaları önündeki dar yol"]}, {"word": "seğirme", "meanings": ["Seğirmek işi"]}, {"word": "seğirmek", "meanings": ["Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak"]}, {"word": "seğirtmek", "meanings": ["Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşmak"]}, {"word": "seğirtme", "meanings": ["Seğirtmek işi", "Yem takılmadan kullanılan olta"]}, {"word": "seğmen", "meanings": ["Genellikle atlı olarak savaşa katılan, kendi içlerinde hiyerarşik bir düzen bulunan yarı askerî güvenlik gücü"]}, {"word": "seğrime", "meanings": ["Seğirme"]}, {"word": "seher", "meanings": ["Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı, seher vakti"]}, {"word": "seher yeli", "meanings": ["Seher vakti esen yel"]}, {"word": "sehim", "meanings": ["Hisse bedeli", "Pay, hisse", "Yüksek çelik binaların tepesinin sürekli olarak sağa sola yaylanması"]}, {"word": "sehiv", "meanings": ["Yanıltı"]}, {"word": "sehpa", "meanings": ["Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek, çatkı", "Küçük masa", "Darağacı", "Ressamın üzerinde çalıştığı tablosunu yerleştirdiği genellikle tahtadan yapılmış destek"]}, {"word": "sehven", "meanings": ["Dalgınlık veya unutkanlık sonucunda oluşan yanlışlıkla"]}, {"word": "sehpaya çekmek", "meanings": ["asarak öldürmek, darağacına çekmek, asmak"]}, {"word": "sek", "meanings": ["İçine su, başka bir içki veya bir sıvı karıştırılmamış (içki)", "İçine su veya bir başka içki karıştırmadan"]}, {"word": "sekant", "meanings": ["Kesen doğru"]}, {"word": "sekban", "meanings": ["Osmanlılarda, sınır boylarında görev yapan bir asker sınıfı", "Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir asker sınıfı"]}, {"word": "sekel", "meanings": ["Bir hastalıktan sonra yerleşip kalan işlev veya doku bozukluğu"]}, {"word": "sekbanbaşı", "meanings": ["Osmanlı ordusunda sekbanların komutanı"]}, {"word": "sekene", "meanings": ["Bir yerde oturanlar, sakinler"]}, {"word": "Sekendiz", "meanings": ["Satürn"]}, {"word": "seki", "meanings": ["Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set", "Oturulacak sedir biçiminde taş veya set", "Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça", "Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras"]}, {"word": "seki", "meanings": ["Sekil"]}, {"word": "sekilemek", "meanings": ["Bir yamacı ağaçlandırmak için sekiler (I) yapmak, teraslamak"]}, {"word": "sekileme", "meanings": ["Sekilemek işi, teraslama"]}, {"word": "sekili", "meanings": ["Sekisi olan"]}, {"word": "sekincilik", "meanings": ["Dingincilik"]}, {"word": "sekiş", "meanings": ["Sekme işi"]}, {"word": "sekiz", "meanings": ["Yediden sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 8 ve VIII rakamlarının adı", "Yediden bir artık"]}, {"word": "sekizer", "meanings": ["Sekiz sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine sekiz, her defasında sekizi bir arada olan"]}, {"word": "sekizgen", "meanings": ["Sekiz kenarlı çokgen", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "sekmek", "meanings": ["Tek veya iki ayak üzerinde sıçramak", "Tek veya iki ayak üzerinde sıçrayarak ilerlemek", "Atılan bir nesne bir yere dokunduktan sonra sıçrayarak gitmek", "Bir yere, bir cisme çarparak yön değiştirmek", "Aralık vermek"]}, {"word": "sekizinci", "meanings": ["Sekiz sayısının sıra sıfatı, sırada yedinciden sonra gelen"]}, {"word": "sekizli", "meanings": ["Kendinde sekiz sayısı bulunan", "Sekiz bölümden oluşan, müsemmen", "İskambil, domino vb. oyunlarda sekiz işaretini taşıyan kâğıt veya pul", "Türk müziğinde birbirini takip eden sekiz sesten oluşan ve tam bir makam meydana getiren dizi"]}, {"word": "sekizlik", "meanings": ["Sekizi bir arada, sekiz tane alabilen", "Birlik notanın sekizde biri"]}, {"word": "sekiztek", "meanings": ["Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde dörder küreği olan tekne"]}, {"word": "sekiz yüzlü", "meanings": ["Sekiz düzlem parçasıyla çevrelenmiş cisim"]}, {"word": "seklem", "meanings": ["Kıldan, yünden dokunmuş çuval", "On batman (un, vb.)"]}, {"word": "sekme", "meanings": ["Sekmek işi"]}, {"word": "sekmen", "meanings": ["Tabure", "Basamak"]}, {"word": "sekoya", "meanings": ["Kozalaklıların porsukgiller familyasından, Kaliforniya'da yetişen, 100-130 metre boyunda, büyük bir orman ağacı (Sequoia)"]}, {"word": "sekretarya", "meanings": ["Genel sekreterler tarafından yönetilen kurumlarda yönetim merkezi", "Bir konferansın kayıt, yönetim ve yazı işlerinin yürütüldüğü birim", "Bir kurum veya partide programlanmış ve rutin işlere ait süreçlerin yönlendirilmesinin, sevk ve idaresinin yapıldığı bölüm", "Bir şirkette sekreterlerin ve resepsiyon görevlilerinin oturduğu bölüm", "Yönetici asistanlığı"]}, {"word": "sekreterlik", "meanings": ["Sekreterin görevi, yazmanlık, kâtiplik", "Bir veya daha çok sekreterin çalıştığı yer, büro"]}, {"word": "seks", "meanings": ["Cinsiyet", "Cinsel ilişkide bulunma"]}, {"word": "sekreter", "meanings": ["Özel veya kamu kuruluşlarında belli bir makama, kişiye yardımcı olmak amacıyla haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli", "Özel kuruluşlarda veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse, yazman", "Gazetelerde sayfa düzenlemesini yapan kimse"]}, {"word": "seksapel", "meanings": ["Cinsel cazibe, cinsel çekicilik"]}, {"word": "seksek", "meanings": ["Zemine çeşitli şekiller çizildikten sonra taşları ayakla çizilen bölümler arasında sektirerek oynamaya dayalı bir çocuk oyunu"]}, {"word": "seksen", "meanings": ["Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 80 ve LXXX rakamlarının adı", "Sekiz kere on, yetmiş dokuzdan bir artık"]}, {"word": "seksen kapının ipini çekmek", "meanings": ["içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak"]}, {"word": "seksener", "meanings": ["Seksen sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her birine seksen, her defasında sekseni bir arada olan"]}, {"word": "sekseninci", "meanings": ["Seksen sayısının sıra sıfatı, sırada yetmiş dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "seksenlik", "meanings": ["İçinde seksen sayı bulunan", "Seksen yaşında olan"]}, {"word": "seksi", "meanings": ["Cinsel çekiciliği olan"]}, {"word": "seksiyon", "meanings": ["Bölüm", "Oturum"]}, {"word": "seksolog", "meanings": ["Cinsellik bilimci"]}, {"word": "seksoloji", "meanings": ["Cinsellik bilimi"]}, {"word": "sekstant", "meanings": ["Güneş'in, yıldızların açısal yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet"]}, {"word": "seksüel", "meanings": ["Cinsel"]}, {"word": "sekte", "meanings": ["Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi, durgu", "Bozukluk", "İnme, felç"]}, {"word": "sekte vermek", "meanings": ["kesintiye uğramak"]}, {"word": "sekte vurmak", "meanings": ["kesilmesine sebep olmak, kesintiye uğratmak"]}, {"word": "sekteye uğramak", "meanings": ["kesilmek, kesintiye uğramak"]}, {"word": "sekteye uğratmak", "meanings": ["kesmek, kesintiye uğratmak"]}, {"word": "sel", "meanings": ["Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su, su taşkını", "Hareket hâlindeki büyük kalabalık, yığın", "Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış", "Yoğunluk"]}, {"word": "sekter", "meanings": ["Başkalarının siyasi, dinî vb. düşüncelerine, inançlarına karşı çıkan, katı ve hoşgörüsüz davranan (kimse)", "Katı, hoşgörüsüz (düşünce, tutum)"]}, {"word": "sektirme", "meanings": ["Sektirmek işi"]}, {"word": "sel gibi akmak", "meanings": ["sıvılar için bol ve gür akmak", "zaman çabuk ve hızla geçmek", "insanlar kalabalık bir yığın hâlinde gitmek, yürümek"]}, {"word": "sel götürmek", "meanings": ["çok yağmur yağmak", "çok yağmurdan dolayı bir bölgede, yollar zor geçilir duruma gelmek"]}, {"word": "sel olup akmak", "meanings": ["gitmek"]}, {"word": "sekteikalp", "meanings": ["Kalbin durması, kalp sektesi, kalp krizi"]}, {"word": "sektirme pas", "meanings": ["Basketbolda topu sektirerek verilen pas"]}, {"word": "sel gider, kum kalır", "meanings": ["`geçici durumlara güvenmek doğru değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sektirmek", "meanings": ["Sekmesine sebep olmak"]}, {"word": "sektör", "meanings": ["Bölüm, kol, dal, kesim", "Aynı işi yapan topluluk", "Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketinin üzerindeki, veri ortamının önceden belirlenmiş açılı yer değiştirmesi sırasında manyetik kafaların erişebildiği, bir iz veya bant parçası"]}, {"word": "sel seli götürmek", "meanings": ["çok fazla sel olmak"]}, {"word": "sele gitmek", "meanings": ["sele kapılmak", "gereksiz yere telef olmak"]}, {"word": "selam (veya selamı) almak", "meanings": ["birinin selamlamasına karşılık vermek", "selam gönderilmiş olmak"]}, {"word": "sele kapılmak", "meanings": ["selle sürüklenip gitmek"]}, {"word": "selam", "meanings": ["Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba"]}, {"word": "selam etmek", "meanings": ["uzakta olan birine esenlik dilemek"]}, {"word": "selam (veya selama) durmak", "meanings": ["bir büyüğe, bir üste veya saygı duyulan bir şeye ayakta selam vermek"]}, {"word": "selam çakmak", "meanings": ["selam vermek"]}, {"word": "selam olsun", "meanings": ["`esenlik dileklerim ulaşsın` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "selam para, kelam para", "meanings": ["`her davranış para harcamaya bağlıdır` anlamında kullanılan bir söz", "`parayı her zaman ön planda tutma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "selam verdik, borçlu çıktık", "meanings": ["`küçük bir ilgi gösterdik, üzerimize büyük bir iş yüklendik` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "selam yollamak (veya salmak)", "meanings": ["birine esenleme haberi göndermek"]}, {"word": "selam söylemek", "meanings": ["selamını birine götürmesini söylemek", "birinin gönderdiği selamı başkasına iletmek"]}, {"word": "selamete çıkmak", "meanings": ["esenliğe kavuşmak, kurtulmak"]}, {"word": "selam vermek", "meanings": ["selamlamak", "başını sağ ve sol omuzlarına çevirerek namazı bitirmek"]}, {"word": "selamet", "meanings": ["Esen olma durumu, esenlik", "Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu, kurtuluş", "Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması"]}, {"word": "selametleme", "meanings": ["Selametlemek işi"]}, {"word": "selametlemek", "meanings": ["Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek"]}, {"word": "selamlama", "meanings": ["Selamlamak işi"]}, {"word": "selamlamak", "meanings": ["Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapmak, selam vermek, esenlemek"]}, {"word": "selamlanma", "meanings": ["Selamlanmak işi"]}, {"word": "selamlanmak", "meanings": ["Selamlama işi yapılmak"]}, {"word": "selamlaşma", "meanings": ["Selamlaşmak işi, esenleşme"]}, {"word": "selamlaşmak", "meanings": ["Birbirine selam vermek, esenleşmek", "Çok az tanışmak"]}, {"word": "selamlayış", "meanings": ["Selamlama işi"]}, {"word": "selamlık", "meanings": ["Saray, köşk veya konaklarda erkeklere ayrılan bölüm, harem karşıtı", "Osmanlı padişahları cuma namazını kılmak için camiye giderken yapılan tören"]}, {"word": "selam otu", "meanings": ["Maydanozgillerden, 1-2 metre boyunda, pis kokulu, hekimlikte kullanılan bir bitki (Levisticum)"]}, {"word": "selamı sabahı kesmek", "meanings": ["her türlü ilişkisine son vermek"]}, {"word": "selamsız", "meanings": ["Selam olmadan, selam verilmeden"]}, {"word": "selam sabah", "meanings": ["Selamlaşıp hatır sorma"]}, {"word": "selamünaleyküm", "meanings": ["`Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun` anlamında kullanılan bir selamlama sözü"]}, {"word": "selamsız sabahsız", "meanings": ["Selam vermeden"]}, {"word": "selamünaleyküm kör kadı", "meanings": ["aşırı tok sözlü kişiler için uyarma yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "selaset", "meanings": ["Akıcılık"]}, {"word": "selatin", "meanings": ["Sultanlar"]}, {"word": "selatin meyhanesi", "meanings": ["Büyük meyhane"]}, {"word": "selatin camisi", "meanings": ["Osmanlı padişahlarının, valide sultanların yaptırdığı, içinde padişahın namaz kılması için hünkâr mahfili bulunan büyük cami"]}, {"word": "selcik", "meanings": ["Küçük sel"]}, {"word": "Selçuklu", "meanings": ["XI. yüzyılda Orta Asya'da devlet ve imparatorluk kuran, çoğunluğunu Oğuzların oluşturduğu bir soy", "Bu soydan olan kimse", "Bu soyun kurduğu, XI. yüzyıldan XIII. yüzyılın sonuna kadar egemen olmuş bir Türk devleti"]}, {"word": "Selçuki", "meanings": ["Selçuklu"]}, {"word": "sele", "meanings": ["Yayvan, genişçe sepet"]}, {"word": "sele", "meanings": ["Bisikletin oturulacak yeri"]}, {"word": "sele", "meanings": ["Sere"]}, {"word": "selef", "meanings": ["Bir görevde, meslekte kendinden önce bulunan ve yerine geçilen kimse, öncel, halef karşıtı"]}, {"word": "selek", "meanings": ["Cömert"]}, {"word": "selektör", "meanings": ["Tahılı yabancı maddelerden ayırmak için kullanılan aygıt", "Taşıtlarda farların uzun ve kısa uzaklıkta yanmasını sağlayan araç"]}, {"word": "selen", "meanings": ["Ses, haber, bilgi"]}, {"word": "seleksiyon", "meanings": ["Seçme", "Ayıklanma"]}, {"word": "sölenterler", "meanings": ["Bitkimsi hayvanlardan deniz analarını, sifonluları ve mercanları içine alan önemli bir bölüm"]}, {"word": "selenyum", "meanings": ["Atom numarası 34, yoğunluğu 4,8 olan, 217 °C'de eriyen, ısı ve elektriği ileten, genellikle telsiz telefon, televizyon yapımında kullanılan bir element (simgesi Se)"]}, {"word": "sele zeytini", "meanings": ["Az tuzla hazırlanan bir çeşit zeytin"]}, {"word": "self-service", "meanings": ["343 seçal"]}, {"word": "selim", "meanings": ["Doğru, dürüst, kusursuz", "Sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan, iyicil (ur veya hastalık)"]}, {"word": "selika", "meanings": ["Güzel söyleme ve yazma yeteneği"]}, {"word": "selis", "meanings": ["Akıcı"]}, {"word": "selinti", "meanings": ["Yağış sebebiyle oluşan ufak sel", "Selin bıraktığı çer çöp"]}, {"word": "sellemehüsselam", "meanings": ["Ulu orta, çekinmeden, destursuz"]}, {"word": "selofan", "meanings": ["Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka"]}, {"word": "seloteyp", "meanings": ["Yapıştırma işlerinde kullanılan, ince, saydam, bir yüzü yapışkan şerit, selobant"]}, {"word": "selp", "meanings": ["Zorla alma, kapma", "Kaldırma, kaçırma, yok etme"]}, {"word": "selüloit", "meanings": ["Nitroselüloz ile kâfurdan oluşan, fotoğraf kâğıdı, sinema filmi, bilardo topu, tarak vb. şeylerin yapımında kullanılan plastik madde"]}, {"word": "selüloz", "meanings": ["Bitkilerde hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan kâğıt, yapay ipek ve patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan bir karbonhidrat (C6H10O5)"]}, {"word": "selülozik", "meanings": ["İçinde selüloz bulunan"]}, {"word": "selva", "meanings": ["Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlar"]}, {"word": "selvi", "meanings": ["Servi"]}, {"word": "selviçe", "meanings": ["Gemi armasında bulunan oynak halat"]}, {"word": "sem", "meanings": ["Zehir"]}, {"word": "sema", "meanings": ["Gök"]}, {"word": "semafor", "meanings": ["Demir yollarında gündüz mekanik olarak kırmızı bir kolla, gece kırmızı ışıkla işaret veren alet", "İki gemi veya gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu"]}, {"word": "sema", "meanings": ["İşitme, duyma", "Mevlevi dervişlerinin ney, nısfiye vb. çalgılar eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin"]}, {"word": "semah", "meanings": ["Alevi ve Bektaşi topluluklarında yaygın olan ve müzik eşliğinde uygulanan tören nitelikli oyun"]}, {"word": "semahane", "meanings": ["Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema yaptıkları özel bölüm"]}, {"word": "semahat", "meanings": ["Cömertlik"]}, {"word": "semai", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri", "Sekizer hece ölçüsüyle yazılmış olan halk şiiri türü", "Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen (söz)"]}, {"word": "semai kahvesi", "meanings": ["Halk şairlerinin toplandıkları, sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı, semai, mâni ve türkülerin okunduğu kahve"]}, {"word": "seman", "meanings": ["Diş köklerini kaplayan sert madde", "Bir metalle temas durumunda ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı elementlerden bir veya birçoğunu o metalin yüzeyine yayan madde"]}, {"word": "semantik", "meanings": ["Anlam bilimi", "Anlam bilimsel"]}, {"word": "semavi", "meanings": ["Gökle ilgili, göğe ilişkin"]}, {"word": "semaver", "meanings": ["Özellikle çay demlemekte kullanılan, içinde kömür yakacak ocağı bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç vb. metallerden yapılmış musluklu kap"]}, {"word": "semiyotik", "meanings": ["Gösterge bilimi", "Gösterge bilimi ile ilgili olan"]}, {"word": "sembol", "meanings": ["Simge"]}, {"word": "sembolik", "meanings": ["Simgesel"]}, {"word": "sembolist", "meanings": ["Simgeci"]}, {"word": "sembolleşme", "meanings": ["Simgeleşme"]}, {"word": "sembolizm", "meanings": ["Simgecilik"]}, {"word": "sembolleştirmek", "meanings": ["Simgeleştirmek"]}, {"word": "sembolleşmek", "meanings": ["Simgeleşmek"]}, {"word": "seme", "meanings": ["Sersem, ahmak, alık"]}, {"word": "sembolleştirme", "meanings": ["Simgeleştirme"]}, {"word": "semeleşme", "meanings": ["Semeleşmek durumu"]}, {"word": "semeleşmek", "meanings": ["Seme duruma gelmek"]}, {"word": "semen peyda etmek", "meanings": ["şişmanlamak"]}, {"word": "semen", "meanings": ["Semizlik"]}, {"word": "semendergiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan amfibyumlar sınıfının, kuyruklu hayvanları içine alan bir familyası"]}, {"word": "semer", "meanings": ["At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç", "Hamalların yük taşırken kullandığı deriden sırt yastığı, arkalık", "Yukaç"]}, {"word": "semender", "meanings": ["Semendergillerden, uzun gövdeli, dört bacaklı, kuyruklu, kertenkeleye benzeyen, birçok türü bulunan bir hayvan, salamandra (Salamandra)", "Ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi hayvan"]}, {"word": "semer vurmak", "meanings": ["semeri, yük hayvanının sırtına koyup bağlamak, semerlemek", "semer sırtı yaralamak"]}, {"word": "semeri devirmek", "meanings": ["eşek gibi kabaca yatmak"]}, {"word": "semerci", "meanings": ["Semer yapan veya satan kimse"]}, {"word": "semercilik", "meanings": ["Semercinin işi"]}, {"word": "semere", "meanings": ["Yemiş, meyve, ürün", "İstenilen sonuç, verim"]}, {"word": "semeresini vermek", "meanings": ["bir şey istenilen verimi, sonucu vermek"]}, {"word": "semereli", "meanings": ["Verimli"]}, {"word": "semerleme", "meanings": ["Semerlemek işi"]}, {"word": "semerlemek", "meanings": ["Semer vurmak"]}, {"word": "semerlenme", "meanings": ["Semerlenmek işi"]}, {"word": "semerlenmek", "meanings": ["Semerleme işi yapılmak, semer vurulmak"]}, {"word": "semerli", "meanings": ["Semeri olan (yük hayvanı)"]}, {"word": "semersiz", "meanings": ["Semeri olmayan (yük hayvanı)"]}, {"word": "seme tavuk", "meanings": ["Ahmak kimse"]}, {"word": "sem", "meanings": ["İşitme"]}, {"word": "semih", "meanings": ["Cömert"]}, {"word": "seminer", "meanings": ["Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı", "Üniversitelerde öğretim elemanının yönetimi altında öğrencilerin yaptıkları araştırmalarla ilgili rapor hazırlama, tartışma biçiminde yürütülen grup çalışması"]}, {"word": "semirgin", "meanings": ["Tembellikten yağ bağlayan, semiren (kimse)", "Semirmekten dolayı hareketleri ağırlaşmış (kimse)"]}, {"word": "semirme", "meanings": ["Semiz duruma gelme"]}, {"word": "semirmek", "meanings": ["Besili, yağlı bir duruma gelmek, semizlemek, şişmanlamak"]}, {"word": "semirtme", "meanings": ["Semirtmek işi"]}, {"word": "semirtmek", "meanings": ["Besili, yağlı bir duruma getirmek, semizletmek"]}, {"word": "semiyoloji", "meanings": ["Hastalıkların belirti ve işaretleriyle ilgilenen hekimlik dalı", "Gösterge bilimi"]}, {"word": "semiz", "meanings": ["Şişman", "Eti, yağı çok olan, tavlı"]}, {"word": "semizce", "meanings": ["Semiz gibi, semize yakın, semizi andıran"]}, {"word": "semizleme", "meanings": ["Semizlemek durumu"]}, {"word": "semizlemek", "meanings": ["Semiz duruma gelmek, semirmek"]}, {"word": "semizlenme", "meanings": ["Semizlenmek durumu"]}, {"word": "semizleşme", "meanings": ["Semizleşmek durumu"]}, {"word": "semizlenmek", "meanings": ["Semiz duruma gelmek, semiz olmak"]}, {"word": "semizleşmek", "meanings": ["Semiz duruma gelmek"]}, {"word": "semizlik", "meanings": ["Semiz olma durumu, tav, semen"]}, {"word": "semizotu", "meanings": ["Semizotugillerden, etli ve mayhoş yaprakları sebze olarak yenilen otsu bir bitki, semizot (Portulaca oleracea)"]}, {"word": "semizotugiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, semizotu, ipek çiçeği vb. bitkileri içine alan familya"]}, {"word": "sempati", "meanings": ["Sıcakkanlılık"]}, {"word": "sempati duymak (veya beslemek)", "meanings": ["birini sevimli, cana yakın bulmak"]}, {"word": "sempatisini kazanmak", "meanings": ["birinin sevgisini, ilgisini ve yakınlığını kazanmak"]}, {"word": "sempatik", "meanings": ["Sıcakkanlı", "Çok hoş, hoşa giden"]}, {"word": "sempatik sinir sistemi", "meanings": ["Yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sinir sisteminden biri"]}, {"word": "sempatizan", "meanings": ["Duygudaş"]}, {"word": "sempozyum", "meanings": ["Bilgi şöleni"]}, {"word": "semptom", "meanings": ["Belirti"]}, {"word": "semt", "meanings": ["Şehirde yerleşim bölgesi, yaka", "Yan, taraf, cihet, yön"]}, {"word": "semtine uğramamak", "meanings": ["bir yere özellikle gitmemek", "birini hiç aramamak, onunla ilgisini kesmek"]}, {"word": "semtürreis", "meanings": ["Başucu noktası"]}, {"word": "sen", "meanings": ["Teklik ikinci kişiyi gösteren söz"]}, {"word": "sen ağa ben ağa, koyunları (veya inekleri) kim sağa?", "meanings": ["işten kaçanlara söylenen bir söz"]}, {"word": "sen ben davası (veya kavgası)", "meanings": ["bir konuda anlaşmazlığa düşüldüğünü anlatan bir söz"]}, {"word": "sen bilirsin", "meanings": ["`nasıl uygun bulursan öyle yap` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sen giderken ben geliyordum", "meanings": ["`ben bu işi senden önce yaptım` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sen sağ, ben selamet", "meanings": ["iyi veya kötü bir sonuçla biten bir iş karşısında artık yapacak bir şey kalmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "sen zot ben zot, ata kim vere ot", "meanings": ["`herkes kendisini buyurucu durumda görür ve iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "senden", "meanings": ["birisi tarafında olan (kimse)"]}, {"word": "seninki can da benimki patlıcan mı?", "meanings": ["`senin canının değeri var da benimkinin değeri yok mu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "seni gidi seni (veya seni seni)", "meanings": ["yaramaz, haylaz, çapkın"]}, {"word": "sena", "meanings": ["Övme"]}, {"word": "senarist", "meanings": ["Senaryocu"]}, {"word": "senaryo", "meanings": ["Tiyatro oyunu, piyes, film, dizi film vb. eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin", "Bir olayı başka bir yöne, bir amaca ulaştırmak için uydurulan yalan"]}, {"word": "senaryocu", "meanings": ["Senaryo yazarı kimse, senarist"]}, {"word": "senaryoculuk", "meanings": ["Senaryo yazarlığı"]}, {"word": "senato", "meanings": ["Bazı ülkelerde yaş ve eğitimlerine göre seçilmiş parlamento üyelerinden oluşan meclis", "Üniversite yasasına göre seçilen ve rektör başkanlığında toplanan yüksek karar organı", "Senatörlerin toplandıkları yer", "Eski Roma'da özellikle soylulardan oluşan yöneticiler meclisi"]}, {"word": "senatör", "meanings": ["Senato üyesi"]}, {"word": "senatörlük", "meanings": ["Senatör olma durumu", "Senatörün görevi veya makamı"]}, {"word": "sendeleme", "meanings": ["Sendelemek işi"]}, {"word": "sendelemek", "meanings": ["Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, adımlarını şaşırmak", "Herhangi bir olay karşısında ne yapacağını şaşıracak kadar sarsılmak"]}, {"word": "sendik", "meanings": ["Bir birliğin, ortaklığın veya alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse"]}, {"word": "sendika", "meanings": ["İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik"]}, {"word": "sendikacı", "meanings": ["Sendikacılık yapan kimse"]}, {"word": "sendikacılık", "meanings": ["Aynı meslekte çalışan kimselerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak için birlik olmalarını amaçlayan akım, sendikalizm", "Sendikaların etkinliği, sendikalizm", "Toplum yaşamında sendikalara önemli bir görev yüklemek amacını güden öğreti, sendikalizm"]}, {"word": "sendikalaşmak", "meanings": ["Sendikalı duruma gelmek"]}, {"word": "sendikalaşma", "meanings": ["Sendikalaşmak işi"]}, {"word": "sendikal", "meanings": ["Sendika ile ilgili"]}, {"word": "sendikalaştırma", "meanings": ["Sendikalaştırmak işi"]}, {"word": "sendikalaştırmak", "meanings": ["Sendika hâlinde teşkilatlandırmak"]}, {"word": "sendikalı", "meanings": ["Sendika üyesi olan"]}, {"word": "sendikalizm", "meanings": ["Sendikacılık"]}, {"word": "sendikalist", "meanings": ["Sendikacı"]}, {"word": "sendikalılık", "meanings": ["Sendikalı olma durumu"]}, {"word": "sendikasız", "meanings": ["Sendika üyesi olmayan"]}, {"word": "sendrom", "meanings": ["Belirge", "Sıkıntı"]}, {"word": "sendikasızlık", "meanings": ["Sendikasız olma durumu"]}, {"word": "sene", "meanings": ["Yıl"]}, {"word": "Senegalli", "meanings": ["Senegal halkından olan kimse"]}, {"word": "seneikebise", "meanings": ["Artık yıl"]}, {"word": "senet", "meanings": ["Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt, belgit", "Dayanılan veya dayanılacak olan şey"]}, {"word": "senek", "meanings": ["Çam ağacından yapılmış su testisi"]}, {"word": "senelik", "meanings": ["Yıllık"]}, {"word": "senetli", "meanings": ["Senedi olan, senetle sağlamlaştırılmış olan"]}, {"word": "senetleşmek", "meanings": ["Birbirine senet vermek"]}, {"word": "senet vermek", "meanings": ["yazılı ve imzalı belge vermek"]}, {"word": "senetli sepetli", "meanings": ["Bir iş yazılı bir belgeye dayandırılarak (yapılmak)"]}, {"word": "senet sepet", "meanings": ["Senet yerine geçebilecek bir belge veya sözleşme"]}, {"word": "senetsiz", "meanings": ["Senedi olmayan, senede dayanmayan"]}, {"word": "senetsiz sepetsiz", "meanings": ["Senede veya sözleşmeye dayanmadan"]}, {"word": "senfoni", "meanings": ["Orkestra için bestelenmiş, birkaç bölümden oluşan uzun müzik eseri"]}, {"word": "senfonik", "meanings": ["Senfoni ile ilgili, senfoniye dayanan"]}, {"word": "senfoni orkestrası", "meanings": ["Senfonileri çalacak biçimde düzenlenmiş, üflemeli, telli, yaylı ve vurmalı çalgılardan oluşan büyük orkestra"]}, {"word": "senevi", "meanings": ["Yıllık"]}, {"word": "sengin semai", "meanings": ["Yürük semai"]}, {"word": "senit", "meanings": ["Hamur tahtası"]}, {"word": "senir", "meanings": ["İki dağ arasındaki sırt"]}, {"word": "senkretizm", "meanings": ["Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi"]}, {"word": "senkron", "meanings": ["Eş zaman, asenkron karşıtı"]}, {"word": "senkronik", "meanings": ["Eş zamanlı"]}, {"word": "senkroni", "meanings": ["Eş zamanlılık"]}, {"word": "senkronizasyon", "meanings": ["Eşleme"]}, {"word": "senli benli", "meanings": ["Aşırı derecede samimi", "Aşırı ölçüde samimi olarak, teklifsiz bir biçimde"]}, {"word": "senli benli olmak", "meanings": ["iç içe olmak, bütünleşmek", "aşırı ölçüde içten, teklifsiz olmak"]}, {"word": "senozoik", "meanings": ["Üçüncü Çağ"]}, {"word": "sensen", "meanings": ["Ağızdaki kokuları gidermek için çiğnenen baharlı bir madde"]}, {"word": "sentagma", "meanings": ["Dizim"]}, {"word": "sentaks", "meanings": ["Söz dizimi"]}, {"word": "sentetik", "meanings": ["Bileşimli"]}, {"word": "sentaktik", "meanings": ["Söz dizimsel"]}, {"word": "sentez", "meanings": ["Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim", "Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim"]}, {"word": "senyör", "meanings": ["Orta Çağda Avrupa'da toprağı olan derebeyi", "Fransa'da bir soyluluk unvanı"]}, {"word": "senyörlük", "meanings": ["Senyör olma durumu", "Senyörün toprağı"]}, {"word": "sepek", "meanings": ["Değirmen taşının ekseni"]}, {"word": "sepelemek", "meanings": ["Kısa süreler içinde ve serpinti hâlinde yağmak, dökülmek, serpelemek"]}, {"word": "sepet", "meanings": ["Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap", "Bu kabın aldığı ölçüde", "Bu kap biçiminde örülerek yapılmış", "Sazdan örülmüş balık kapanı", "Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm", "Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ"]}, {"word": "sepeleme", "meanings": ["Sepelemek işi"]}, {"word": "sepet havası çalmak", "meanings": ["işinden çıkarmak, sepetlemek", "yanından uzaklaştırmak, gitmesini sağlamak, sepetlemek"]}, {"word": "sepette pamuğu olmamak", "meanings": ["bilgisiz, boş kafalı olmak"]}, {"word": "sepetçi", "meanings": ["Sepet yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sepetçilik", "meanings": ["Sepet yapma veya satma işi"]}, {"word": "sepetçi söğüdü", "meanings": ["Söğütgillerden, yaprakları uzun, dalları sepet örmeye elverişli bir tür söğüt, ban ağacı, sorgun (Salix viminalis)"]}, {"word": "sepet kafalı", "meanings": ["Ahmak, alık"]}, {"word": "sepetkulpu", "meanings": ["Basık kemer veya tonoz"]}, {"word": "sepetlemek", "meanings": ["Meyve, sebze vb.ni sepete koymak, sepete yerleştirmek", "Başından savmak", "İşinden çıkarmak"]}, {"word": "sepetleme", "meanings": ["Sepetlemek işi"]}, {"word": "sepetlenme", "meanings": ["Sepetlenmek işi"]}, {"word": "sepetli", "meanings": ["Sepeti olan"]}, {"word": "sepetlenmek", "meanings": ["Sepetleme işi yapılmak", "Bir yerden uzaklaştırılmak, kovulmak"]}, {"word": "sepetlik", "meanings": ["Sepet yapmaya elverişli olan", "Yapılarda çıkıntı", "Göbek çevresindeki karın bölgesi"]}, {"word": "sepetli motosiklet", "meanings": ["Yan tarafında eşya ve yolcu taşımaya elverişli, tek tekerlekli sepeti bulunan motosiklet"]}, {"word": "sepet sandık", "meanings": ["İnce dallardan örülmüş ve çoğu meşin ile kaplanmış, sepete benzeyen sandık"]}, {"word": "sepetsiz", "meanings": ["Sepeti olmayan"]}, {"word": "sepet topu", "meanings": ["Basketbol"]}, {"word": "sepi", "meanings": ["Deri, post vb.ni kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü"]}, {"word": "sepici", "meanings": ["Sepi işini yapan kimse, tabak (II), debbağ"]}, {"word": "sepicilik", "meanings": ["Sepicinin işi, tabaklık, debagat"]}, {"word": "sepileme", "meanings": ["Sepilemek işi, tabaklama"]}, {"word": "sepilemek", "meanings": ["Deri, post vb.ni kullanılabilecek bir duruma getirmek için çeşitli işlemlerden geçirmek, uygulamak, tabaklamak"]}, {"word": "sepilenme", "meanings": ["Sepilenmek işi"]}, {"word": "sepilenmek", "meanings": ["Sepileme işi yapılmak, tabaklanmak"]}, {"word": "sepili", "meanings": ["Sepilenmiş, tabaklanmış (deri, post)"]}, {"word": "sepil sepil", "meanings": ["Yavaş yavaş"]}, {"word": "septik", "meanings": ["Kuşkucu"]}, {"word": "septisizm", "meanings": ["Kuşkuculuk"]}, {"word": "septisemi", "meanings": ["Kan zehirlenmesi"]}, {"word": "sepya", "meanings": ["Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya", "Bu boya ile yapılan (resim)"]}, {"word": "ser", "meanings": ["Baş, kafa", "Başkan, reis"]}, {"word": "ser verip sır vermemek", "meanings": ["ağzı sıkı olmak"]}, {"word": "serde ... var", "meanings": ["sözü edilen kimsedeki bir niteliği anlatan söz"]}, {"word": "ser", "meanings": ["Limonluk"]}, {"word": "sera", "meanings": ["Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer, limonluk, ser (II)"]}, {"word": "seracı", "meanings": ["Sera yapan kişi", "Serada turfanda sebze ve çiçek yetiştirip satan kimse"]}, {"word": "seracılık", "meanings": ["Seracının yaptığı iş", "Seracı olma durumu"]}, {"word": "serak", "meanings": ["Dik yerlerden inen buzullarda, derin yarılmalar sebebiyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi"]}, {"word": "seramik", "meanings": ["Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne", "Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan"]}, {"word": "seramikçilik", "meanings": ["Seramikçinin işi"]}, {"word": "serap", "meanings": ["Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık"]}, {"word": "seramikçi", "meanings": ["Seramikle uğraşan kimse"]}, {"word": "serapa", "meanings": ["Baştan başa"]}, {"word": "serasker", "meanings": ["Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin unvanı"]}, {"word": "serasker kapısı", "meanings": ["Seraskerin resmî görev yeri"]}, {"word": "seraskerlik", "meanings": ["Seraskerin görevi veya makamı"]}, {"word": "serazat", "meanings": ["Serbest, özgür", "Tasasız"]}, {"word": "serbaz", "meanings": ["Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)"]}, {"word": "serbest", "meanings": ["Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin", "Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür", "Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan", "Bazı kurallara bağlı olmayan", "Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan", "Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın)", "Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen", "Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde"]}, {"word": "serbest bırakmak", "meanings": ["tutuklu veya gözaltında bulunan birini serbest, özgür duruma getirmek, tahliye etmek", "kendi düşüncesi ve iradesine göre davranmasına izin vermek"]}, {"word": "serbest çalışmak", "meanings": ["bir işverene bağlı olmadan kendi adına kazanç sağlamak"]}, {"word": "serbest bölge", "meanings": ["Bir ülkenin gümrük sınırları dışında konuşlandırılan ve ticaret rejimi açısından kısmen veya tamamen gümrük mevzuatı dışındaki düzenlemelere tabi olan, uluslararası liman veya havaalanına yakın yerlerde kurulan bölge, açık bölge, serbest mıntıka"]}, {"word": "serbestçe", "meanings": ["Hareketlerine dikkat etmeyen", "(serbes'tçe) Serbest bir biçimde"]}, {"word": "serbest elektron", "meanings": ["Doğal elektrik yükünün oluşturduğu demetler"]}, {"word": "serbest enerji", "meanings": ["Kullanımı belli kurallara bağlı olmayan enerji"]}, {"word": "serbest güreş", "meanings": ["Sıkma, boğma, kol bükme, kafa vurma, ısırma vb. hareketler dışında vücudun her yanına oyun uygulanabilen bir güreş türü"]}, {"word": "serbestî", "meanings": ["Özgürlük"]}, {"word": "serbestleme", "meanings": ["Serbestlemek durumu"]}, {"word": "serbestlemek", "meanings": ["Sıkıcı bir durumdan veya kalabalıktan kurtulmak"]}, {"word": "serbestlik", "meanings": ["Serbest olma durumu", "İthalatı serbest bırakma, ithalata konulmuş miktar sınırlamalarını kaldırma, liberalizm, liberasyon"]}, {"word": "serbest mıntıka", "meanings": ["Serbest bölge"]}, {"word": "serbest meslek", "meanings": ["Kişisel çalışmaya, bilimsel ve mesleki bilgiye, uzmanlığa dayanan ve bir işverene bağlı olmadan kendi adına kazanç sağlamak için yapılan iş"]}, {"word": "serbest su", "meanings": ["Ağacın göze boşluğunda toplanan su"]}, {"word": "serbest vuruş", "meanings": ["Bir oyuncunun kural dışı davranışta bulunması üzerine, kural dışı davranışın yapıldığı noktadan karşı takım oyuncularının yaptığı vuruş, frikik"]}, {"word": "serbest yük", "meanings": ["Belli sınırlamalara bağlı kalmayan yük"]}, {"word": "serçe", "meanings": ["Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş (Passer domesticus)"]}, {"word": "serçeden korkan darı ekmez", "meanings": ["`tehlikeleri gözde büyüterek işe girişmekte çekingen davrananlar amaçlarına ulaşamazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "serçegiller", "meanings": ["Gagaları koni biçiminde, böcek, meyve vb. ile beslenen, örnek hayvanı serçe olan kuşlar sınıfı"]}, {"word": "serçe parmak", "meanings": ["Beş parmağın en küçüğü, küçük parmak"]}, {"word": "serçin", "meanings": ["Mekiğin parçalarından her biri", "Seçme, seçkin olan"]}, {"word": "serdar", "meanings": ["Başkomutan"]}, {"word": "serdengeçti", "meanings": ["Fedai"]}, {"word": "serdengeçtilik", "meanings": ["Fedailik"]}, {"word": "serdetme", "meanings": ["Serdetmek işi"]}, {"word": "serdümen", "meanings": ["Dümen kullanmakla görevli bilgili ve deneyimli tayfa", "Savaş gemilerinde çavuştan yüksek bir aşamada bulunan er"]}, {"word": "serenat", "meanings": ["Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası", "Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser"]}, {"word": "seremoni", "meanings": ["Tören", "Genellikle resmî yerlerde, resmî işlerde uyulması gereken kural, yol ve yöntemlerin tümü"]}, {"word": "serdirme", "meanings": ["Serdirmek işi"]}, {"word": "sere", "meanings": ["Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık, sele"]}, {"word": "serdirmek", "meanings": ["Serme işini yaptırmak"]}, {"word": "serdetmek", "meanings": ["İleri sürmek"]}, {"word": "seren", "meanings": ["Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder", "Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça"]}, {"word": "serencam", "meanings": ["Bir işin, bir olayın sonu, akıbet", "Başa gelen bir durum veya olay"]}, {"word": "serf", "meanings": ["Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle"]}, {"word": "seretan", "meanings": ["Yengeç"]}, {"word": "sergerde", "meanings": ["Kötü, olumsuz işlerde elebaşı", "Gönüllü askerlerin başı"]}, {"word": "sergi açmak", "meanings": ["sergilemek"]}, {"word": "sergen", "meanings": ["Raf", "Nesnelerin, insanlara gösterilmek, satılmak için sergilendiği camlı bölme veya yer, camekân, vitrin"]}, {"word": "sergi", "meanings": ["Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer", "Halkın gezip görmesi, tanıması için uygun biçimde yerleştirilmiş ürünlerin, sanat eserlerinin tümü", "Bir yerin, bir ülkenin veya çeşitli ülkelerin kendine özgü tarım, sanayi vb. ürünlerini tanıtmak için bunların uygun bir biçimde gösterildiği yer", "Yaygı, kilim"]}, {"word": "sergerdelik", "meanings": ["Elebaşılık", "Gönüllü asker olma durumu"]}, {"word": "sergi sermek", "meanings": ["kurutmak veya göstermek için bir şeyi düz bir yere yaymak"]}, {"word": "sergici", "meanings": ["Mallarını sergileyerek satan kimse"]}, {"word": "sergievi", "meanings": ["Sanat eserlerinin sergilenmesi için hazırlanmış yer"]}, {"word": "sergileniş", "meanings": ["Sergilenme işi"]}, {"word": "sergileme", "meanings": ["Sergilemek işi, teşhir, ekspozisyon"]}, {"word": "sergilemek", "meanings": ["Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek, teşhir etmek", "Vermek veya sunmak"]}, {"word": "sergilenme", "meanings": ["Sergilenmek işi"]}, {"word": "sergilenmek", "meanings": ["Sergileme işi yapılmak", "Oynanmak", "Verilmek veya sunulmak"]}, {"word": "sergin", "meanings": ["Serilmiş olan", "Yatan (hasta)"]}, {"word": "sergilik", "meanings": ["Sergi yeri", "İş yerlerinde, fuarlarda vb. yerlerde malların alıcılara gösterilmek üzere özel olarak hazırlanmış bölüm, stant", "Sergiye konulmaya uygun olan"]}, {"word": "sergileyiş", "meanings": ["Sergileme işi"]}, {"word": "sergin vermek", "meanings": ["hastalanıp yatağa yatmak"]}, {"word": "sergüzeştçi", "meanings": ["Maceracı"]}, {"word": "sergüzeşt", "meanings": ["Macera"]}, {"word": "serhat", "meanings": ["Sınır boyu"]}, {"word": "seri", "meanings": ["Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi"]}, {"word": "serigrafi", "meanings": ["İpek baskı"]}, {"word": "serian", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "seri", "meanings": ["Hızlı", "Hızlı bir biçimde"]}, {"word": "seriliş", "meanings": ["Serilme işi"]}, {"word": "serili", "meanings": ["Serilmiş, yayılmış"]}, {"word": "serilme", "meanings": ["Serilmek işi"]}, {"word": "serilmek", "meanings": ["Serme işi yapılmak", "Bir yere uzanıp yatmak"]}, {"word": "serilip serpilmek", "meanings": ["rahat bir biçimde yatmak", "gelişmek"]}, {"word": "serilip yatmak", "meanings": ["rahat bir biçimde yatmak"]}, {"word": "serin", "meanings": ["Az soğuk, ılık ile soğuk arası", "Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren"]}, {"word": "serim", "meanings": ["Serme işi", "Oyun, roman, hikâye, masal vb. anlatı türlerinde kişilerin ve çevrenin tanıtıldığı, konunun, olayın anlatılmaya başlandığı bölüm"]}, {"word": "serin gel!", "meanings": ["`sakin ol, soğukkanlı davran` anlamında kullanılan bir uyarma sözü"]}, {"word": "serin tutmak", "meanings": ["sıcaktan etkilenmeden daha soğuk bir durumda bulundurmak"]}, {"word": "serince", "meanings": ["Az serin, serine yakın"]}, {"word": "serinkanlı", "meanings": ["Soğukkanlı", "Soğukkanlı bir biçimde"]}, {"word": "serinkanlılık", "meanings": ["Soğukkanlılık"]}, {"word": "serinleme", "meanings": ["Serinlemek durumu"]}, {"word": "serinlenme", "meanings": ["Serinlenmek durumu"]}, {"word": "serinlenmek", "meanings": ["Serinlik duymak"]}, {"word": "serinleşme", "meanings": ["Serinleşmek durumu"]}, {"word": "serinlemek", "meanings": ["Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak, serinleşmek", "Hafif soğukluk duymak", "Biraz avunarak ferahlamak"]}, {"word": "serinletme", "meanings": ["Serinletmek işi"]}, {"word": "serinletmek", "meanings": ["Serin duruma getirmek, serinlik vermek"]}, {"word": "serinleşmek", "meanings": ["Serin duruma gelmek, serinlemek, serinlik vermek"]}, {"word": "serinlik", "meanings": ["Serin olma durumu", "Serin hava"]}, {"word": "serinlik vermek", "meanings": ["serin duruma getirmek", "acısını, sıkıntısını azaltmak, avundurmak", "rahatlatmak, huzura kavuşturmak"]}, {"word": "serkeş", "meanings": ["Kafa tutan, başkaldıran"]}, {"word": "seriş", "meanings": ["Serme işi"]}, {"word": "serkeşlik", "meanings": ["Kafa tutma, başkaldırma, dikbaşlılık"]}, {"word": "serkeşlik etmek", "meanings": ["kafa tutmak, başkaldırmak"]}, {"word": "serlevha", "meanings": ["Yazılarda başlık"]}, {"word": "sermaye", "meanings": ["Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal", "Varlık, servet", "Konu", "Genelev kadını"]}, {"word": "sermaye yapmak (veya etmek)", "meanings": ["iş yeri açmak için gereken parayı sağlamak"]}, {"word": "sermayeyi doğrultmak", "meanings": ["ticaret için ortaya konan anaparayı batırmadan işletmek ve para kazanmak"]}, {"word": "sermayeyi kediye yüklemek", "meanings": ["parasını yiyip bitirmek"]}, {"word": "sermayeci", "meanings": ["Anamalcı"]}, {"word": "sermayecilik", "meanings": ["Anamalcılık"]}, {"word": "sermayedar", "meanings": ["Sermayesi olan", "Anamalcı"]}, {"word": "sermayesiz", "meanings": ["Sermayesi olmayan"]}, {"word": "sermayesizlik", "meanings": ["Sermayesiz olma durumu"]}, {"word": "serme", "meanings": ["Sermek işi", "Sac ekmeği"]}, {"word": "sermek", "meanings": ["Kurutmak için asmak", "Göstermek amacıyla asmak veya yaymak", "Düz bir yere yaymak", "Açarak yaymak veya döşemek", "Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek veya hırpalamak", "Boşlamak, savsaklamak"]}, {"word": "sermest", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "sermest olmak", "meanings": ["çok hoşlanmak, kendinden geçmek"]}, {"word": "sermestlik", "meanings": ["Sarhoşluk"]}, {"word": "sermuharrir", "meanings": ["Başyazar"]}, {"word": "sermürettip", "meanings": ["Başdizgici"]}, {"word": "serpantin", "meanings": ["Eğlencelerde kullanmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan, savrulduğunda çözülen, renkli kâğıttan yapılmış ince ve uzun şerit", "Kalorifer tesisatında bükülmüş borularla yapılmış ısıtıcı", "Yılan taşı"]}, {"word": "serpeleme", "meanings": ["Serpelemek işi"]}, {"word": "serpelemek", "meanings": ["Seyrek damlalar durumunda yağmak", "Sürekli olarak ve az serpmek"]}, {"word": "serpici", "meanings": ["Su serpen veya su saçan alet"]}, {"word": "serpinti", "meanings": ["Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm", "Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar, çilenti", "Bir şeyin etkisi azalarak kalan veya gelen kısmı"]}, {"word": "serpiş", "meanings": ["Serpme işi"]}, {"word": "serpilme", "meanings": ["Serpilmek işi"]}, {"word": "serpilmek", "meanings": ["Serpme işine konu olmak", "Gelişmek, büyümek", "Yayılmak"]}, {"word": "serpiştirme", "meanings": ["Serpiştirme işi"]}, {"word": "serpme", "meanings": ["Serpmek işi", "Serpilmiş durumda olan", "Koni biçiminde, ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı, serpme ağ, tepeden inme"]}, {"word": "serpiştirmek", "meanings": ["Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpmek", "Gelişigüzel serpmek"]}, {"word": "serpmek", "meanings": ["Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak", "Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek", "Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpiştirmek", "Vermek, saçmak"]}, {"word": "serptirme", "meanings": ["Serptirmek işi"]}, {"word": "serpuş", "meanings": ["Başlık"]}, {"word": "sersefil", "meanings": ["Çok sefil olan, yoksul", "Çok perişan, üzgün", "Sefil, yoksul bir biçimde"]}, {"word": "serptirmek", "meanings": ["Serpme işini yaptırmak"]}, {"word": "sersefil olmak", "meanings": ["perişan, zavallı durumda olmak"]}, {"word": "sersem", "meanings": ["Herhangi bir sebeple bilinci ve duyguları zayıflamış olan", "Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan"]}, {"word": "sersem etmek", "meanings": ["sersemletmek"]}, {"word": "sersem gibi", "meanings": ["serseme yakışır biçimde"]}, {"word": "serseme dönmek", "meanings": ["sersem bir duruma gelmek, şaşkın bir duruma gelmek"]}, {"word": "sersem olmak", "meanings": ["serseme dönmek"]}, {"word": "sersemce", "meanings": ["Serseme benzer", "(serse'mce) Sersem bir biçimde, sersemcesine"]}, {"word": "serseme çevirmek", "meanings": ["sersem etmek"]}, {"word": "sersemleme", "meanings": ["Sersemlemek durumu"]}, {"word": "sersemlemek", "meanings": ["Sersem duruma gelmek"]}, {"word": "sersemletmek", "meanings": ["Sersemlemesine sebep olmak"]}, {"word": "sersemletme", "meanings": ["Sersemletmek işi"]}, {"word": "sersemlik", "meanings": ["Sersem olma durumu", "Sersemce iş"]}, {"word": "serseri", "meanings": ["Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse), hayta", "Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse)", "Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.)", "Amaçsız"]}, {"word": "sersem sepelek", "meanings": ["Sersem bir biçimde, sersemliği geçmeden"]}, {"word": "serserileşme", "meanings": ["Serserileşmek durumu"]}, {"word": "serserice", "meanings": ["Serseri gibi", "(serseri'ce) Serseri bir biçimde"]}, {"word": "serserilik", "meanings": ["Serseri olma durumu", "Serserice davranış"]}, {"word": "serseri mayın", "meanings": ["Belli bir hedefi olmayan, rastgele yerleştirilen mayın"]}, {"word": "serseri serseri", "meanings": ["Başıboş olarak, amaçsızca"]}, {"word": "sert çıkmak", "meanings": ["aşırı biçimde karşı durmak"]}, {"word": "sert", "meanings": ["Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı", "Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen", "Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı", "Güçlü kuvvetli", "Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı", "Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan", "Gönül kırıcı, katı, ters", "Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde", "Hırçın, öfkeli, hiddetli", "Titizlikle uygulanan, sıkı", "Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız"]}, {"word": "serserileşmek", "meanings": ["Serseri duruma gelmek, serseri olmak"]}, {"word": "serserilik yapmak (veya etmek)", "meanings": ["serserice davranmak, çevreye rahatsızlık vermek"]}, {"word": "sertabip", "meanings": ["Başhekim"]}, {"word": "sert buğday", "meanings": ["Kırma ve öğütmeye karşı daha dirençli olan, yoğunluğu diğer buğdaylara göre daha yüksek bulunan ve tane kesiti camsı görünen buğday"]}, {"word": "sert damak", "meanings": ["Damağın ön bölümü"]}, {"word": "sert doku", "meanings": ["Gergin görünümlü esnek doku"]}, {"word": "sertelme", "meanings": ["Sertelmek durumu"]}, {"word": "sertelmek", "meanings": ["Direnci artmak", "Sert, öfkeli bir durum almak, sertleşmek"]}, {"word": "sertifikasyon", "meanings": ["Onaylama"]}, {"word": "sertifikalı", "meanings": ["Sertifikası olan"]}, {"word": "sertifika", "meanings": ["Öğrenim belgesi", "Kişinin bilgi gerektiren herhangi bir konuda niteliğini gösteren belge"]}, {"word": "sertifikasız", "meanings": ["Sertifikası olmayan"]}, {"word": "sertlenme", "meanings": ["Sertlenmek durumu"]}, {"word": "sertlenmek", "meanings": ["Sert bir tavır almak, sertleşmek"]}, {"word": "sertleşmek", "meanings": ["Sert bir durum almak, katılaşmak", "Gücü artmak, zorlu bir durum almak", "Erkeklik organı, içindeki damarlara kan dolması ile birlikte sert ve dik duruma gelmek", "Bir kimsenin davranış veya sözleri sert, kırıcı olmak"]}, {"word": "sertleşme", "meanings": ["Sertleşmek işi", "İçindeki damarlara kan dolması ile birlikte erkeklik organının sert ve dik duruma gelmesi, ereksiyon"]}, {"word": "sertleştirici", "meanings": ["Kimyasal tepkimeli yapay reçine tutkalı ve verniklerinde, kuruma ve sertleşmeyi sağlamak için kullanılan, sıvı veya toz hâlinde olan kimyasal yardımcı madde"]}, {"word": "sertleştirme", "meanings": ["Sertleştirmek işi"]}, {"word": "sertleştirmek", "meanings": ["Sert bir duruma getirmek, sertleşmesine sebep olmak"]}, {"word": "sertlik", "meanings": ["Sert, katı olma durumu", "Sert, kırıcı, katı davranış, şiddet, husumet", "Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç"]}, {"word": "sert tabaka", "meanings": ["Göz akı", "Toprak yüzeyine yakın bir yerde bulunan, kökler ve suyun o bölüme girişini engelleyen yoğun tabaka"]}, {"word": "sert su", "meanings": ["Kireç derecesi yüksek su"]}, {"word": "sert zar", "meanings": ["Beyni saran zarların en dışta ve en sert olanı"]}, {"word": "serüvenci", "meanings": ["Maceracı"]}, {"word": "serüvencilik", "meanings": ["Maceracılık"]}, {"word": "serum", "meanings": ["Pıhtılaşma sonunda kandan ayrılan sıvı bölüm", "Mikroplu bir hastalığa veya zehirli bir maddeye karşı aşılanmış bir hayvanın özellikle atın kanından elde edilen sıvı madde", "Hücre yenilenmesini hızlandıran, deriyi besleyen, su kaybını, cildin solunumunu ve doğal savunmasını kuvvetlendiren sıvı"]}, {"word": "serüven", "meanings": ["Macera"]}, {"word": "serüvenli", "meanings": ["Maceralı"]}, {"word": "serüvensiz", "meanings": ["Macerasız"]}, {"word": "servet", "meanings": ["Varlık, zenginlik, mal mülk"]}, {"word": "servet sahibi", "meanings": ["Malı mülkü çok olan, varlıklı, zengin"]}, {"word": "servis etmek", "meanings": ["özel bir bilgi veya belgeyi haber kaynağı tarafından istenilen kurum veya kuruluşa göndermek"]}, {"word": "servilik", "meanings": ["Servisi çok olan yer"]}, {"word": "servi", "meanings": ["Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç, andız, selvi, servi ağacı (Cupressus sempenvirens)"]}, {"word": "servi boylu", "meanings": ["İnce ve uzun boylu (kız veya kadın)", "Sevgili"]}, {"word": "servigiller", "meanings": ["Kozalaklılardan, servi, ardıç, mazı vb. ağaçları içine alan, çiçekleri bir veya iki evcikli bir bitki familyası"]}, {"word": "servis", "meanings": ["Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti", "Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü", "Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer", "Burada görevli kimselerin tümü", "Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı", "Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer", "Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu"]}, {"word": "servis atmak", "meanings": ["voleybol, masa tenisi vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşunu yapmak"]}, {"word": "servis yapmak", "meanings": ["sofrada hizmet etmek ve yemeği dağıtmak"]}, {"word": "servise çıkmak", "meanings": ["ulaşım aracı ile öğrencileri, çalışanları gidecekleri yere taşımak", "servis yetkilisi onarım yapmak üzere çağrılan yere gitmek", "doktor hastaları durumlarını gözlemlemek üzere ziyaret etmek", "bir iş yerinde çay, kahve dağıtımı gibi hizmetleri yapmak üzere dolaşmak"]}, {"word": "servis arabası", "meanings": ["Bir iş yeri çalışanlarının veya öğrencilerin taşınması için hizmet veren araç, servis aracı", "Lokantalarda müşteriye hizmet vermek üzere kullanılan tekerlekli araba"]}, {"word": "servis asansörü", "meanings": ["Bir kurum ve kuruluşta hizmet içi kullanılan asansör", "İş yeri, ev vb. yerlerde sadece malzemeleri taşıyan asansör"]}, {"word": "servis aracı", "meanings": ["Servis arabası"]}, {"word": "servisçi", "meanings": ["Servis arabasını kullanan kimse", "Servis yapan kimse", "Servis atan kimse"]}, {"word": "servis istasyonu", "meanings": ["Motorlu taşıtların benzin aldığı, bakımlarının yapıldığı, gerektiğinde alışveriş de yapılan yer"]}, {"word": "servis otobüsü", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşun çalışanlarını taşımak için kullanılan otobüs"]}, {"word": "servis merdiveni", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşta yalnızca hizmet için kullanılan merdiven"]}, {"word": "servis tabağı", "meanings": ["Sofraya yemeğin getirildiği büyük tabak"]}, {"word": "servis kapısı", "meanings": ["Otel, büyük ev veya apartmanlarda hizmetlilerin ve satıcıların kullandığı ayrı kapı"]}, {"word": "servis takımı", "meanings": ["Yemek takımı"]}, {"word": "seryaver", "meanings": ["Başyaver"]}, {"word": "seryum", "meanings": ["Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)"]}, {"word": "seryumlu", "meanings": ["Birleşiminde seryum bulunan"]}, {"word": "serzeniş", "meanings": ["Yakınma"]}, {"word": "serzeniş etmek", "meanings": ["yakınmak"]}, {"word": "ses", "meanings": ["Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün", "Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim", "Duygu ve düşünce", "Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki", "Aralarında uyum bulunan titreşimler"]}, {"word": "serzenişte bulunmak", "meanings": ["yakınmak (II)"]}, {"word": "ses çıkarmamak (veya etmemek)", "meanings": ["bir şeyi hoş görerek karşı çıkmamak, itiraz etmemek"]}, {"word": "ses çıkmamak", "meanings": ["haber gelmemek"]}, {"word": "ses getirmek", "meanings": ["yaptığı işle, söylediği sözle dikkatleri çekmek ve kitleleri harekete geçirmek"]}, {"word": "ses etmek", "meanings": ["seslenmek"]}, {"word": "sesi ayyuka çıkmak", "meanings": ["çok yüksek sesle bağırmak"]}, {"word": "ses kesilmek", "meanings": ["ses, artık duyulmamak"]}, {"word": "sesi çıkmamak (veya kesilmek)", "meanings": ["bir şey söylemeyerek susmak"]}, {"word": "sesini çıkarmamak", "meanings": ["bir şey üzerindeki düşüncesini söylememek"]}, {"word": "ses vermek", "meanings": ["herhangi bir sesi çıkarmak", "bir çağrıya karşılık vermek"]}, {"word": "sesini kesmek", "meanings": ["söylemekteyken susmak"]}, {"word": "sesini kısmak", "meanings": ["sesini alçaltmak"]}, {"word": "sesini yükseltmek", "meanings": ["yüksek, öfkeli bir sesle söylemek"]}, {"word": "ses aygıtı", "meanings": ["Sesin meydana gelmesi için gerekli olan aletler bütünü, ses aleti"]}, {"word": "ses aleti", "meanings": ["Ses aygıtı"]}, {"word": "ses birimi", "meanings": ["Dildeki başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen ayırıcı özelliği bulunan ses ögesi, fonem"]}, {"word": "ses bilgisi", "meanings": ["Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu, fonetik"]}, {"word": "ses bilimi", "meanings": ["Sözlü dilde, anlam ayrımı oluşturan yakın ses birimlerini, dil yapısı bakımından inceleyen dil bilimi kolu, fonoloji"]}, {"word": "sesçi", "meanings": ["Radyoda, televizyonda ses kaydı yapan ve yayın sırasında ses düzenini ayarlayan teknik görevli"]}, {"word": "sesçil", "meanings": ["Sesleri bütün özellikleri ve ayrıntılarıyla gösteren, fonetik"]}, {"word": "sesçil alfabe", "meanings": ["Bir konuşmanın ses özelliklerini ayrıntılı olarak gösteren alfabe"]}, {"word": "sesçil yazım", "meanings": ["Kelimelerin seslendirilişteki değerlerini olduğu gibi yansıtan yazı"]}, {"word": "ses dalgaları", "meanings": ["Titreşim etkisiyle cisimlerde oluşan dalgalar"]}, {"word": "ses değişmesi", "meanings": ["Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan ses başkalaşması: jilet > cilet, kaçtı > kaştı, Necdet > Nejdet gibi"]}, {"word": "ses duvarı", "meanings": ["Havada ses hızına yakın bir hızla hareket eden bir cismin oluşturduğu aerodinamik olayların tümü"]}, {"word": "ses düşmesi", "meanings": ["Kelimede bir sesin kaybolması: ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma gibi"]}, {"word": "ses kuşağı", "meanings": ["Üzerinde bir veya birkaç ses yolu bulunan kuşak"]}, {"word": "ses kakışması", "meanings": ["Ses uyumsuzluğu"]}, {"word": "seslem", "meanings": ["Hece"]}, {"word": "sesleme", "meanings": ["Seslemek işi"]}, {"word": "seslemek", "meanings": ["Dinlemek, kulak vermek", "Çağırmak"]}, {"word": "seslendirme", "meanings": ["Seslendirmek işi", "Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi, dublaj"]}, {"word": "seslendiriş", "meanings": ["Seslendirme işi"]}, {"word": "seslendirmek", "meanings": ["Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak", "Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak", "Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek", "Bir müzik eserini okumak"]}, {"word": "seslenme", "meanings": ["Seslenmek işi", "Sözü birine veya birilerine yöneltme, hitap"]}, {"word": "sesleniş", "meanings": ["Seslenme işi"]}, {"word": "seslenmek", "meanings": ["Uzaktan bağırarak çağırmak, ünlemek", "Bir şey söylemek için sesini çıkarmak veya cevap vermek", "Sözü birine veya birilerine yöneltmek, birine karşı söylemek, hitap etmek"]}, {"word": "sesli film", "meanings": ["Görüntü eşliğinde sesi veren film"]}, {"word": "sesli", "meanings": ["Sesi olan, ses çıkaran", "Ses çıkararak", "Ünlü"]}, {"word": "seslik", "meanings": ["Her tür sesli belgenin saklandığı yer"]}, {"word": "seslikçi", "meanings": ["Arşivlenmiş ses belgelerini koruyan, gözeten görevli"]}, {"word": "sesli taş", "meanings": ["Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası, fonolit"]}, {"word": "sesli okuma", "meanings": ["Yüksek sesle okuma"]}, {"word": "sesli harf", "meanings": ["Ünlü"]}, {"word": "sesli uyumu", "meanings": ["Ünlü uyumu"]}, {"word": "ses organları", "meanings": ["Sesi çıkarmaya yarayan organların bütünü"]}, {"word": "ses perdesi", "meanings": ["Sesin alçak veya yüksek olması durumu"]}, {"word": "ses seda", "meanings": ["Haber, iz, alamet, belirti"]}, {"word": "ses seda çıkmamak", "meanings": ["haber çıkmamak", "hiçbir tepki görülmemek"]}, {"word": "ses seda yok", "meanings": ["`hiç haber gelmedi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sessiz", "meanings": ["Sesi olmayan, ses çıkarmayan", "Ses, gürültü çıkarmadan yapılan", "Ses olmayan", "Az konuşan, suskun", "Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse)", "Ses ve gürültü çıkarmadan", "Ünsüz"]}, {"word": "ses seda kesilmek (veya kalmamak)", "meanings": ["hiçbir ses duyulmamak"]}, {"word": "sessizce", "meanings": ["Sessiz bir biçimde, sessiz olarak, sessizcesine", "Tedirginlik çıkarmayarak"]}, {"word": "sessiz film", "meanings": ["Görüntü eşliğinde sesi vermeyen film"]}, {"word": "sessizleşmek", "meanings": ["Sessiz duruma gelmek, sessiz olmak"]}, {"word": "sessizleşme", "meanings": ["Sessizleşmek işi"]}, {"word": "sessiz harf", "meanings": ["Ünsüz"]}, {"word": "sessizliğe gömülmek", "meanings": ["sessiz duruma gelmek"]}, {"word": "sessizlik", "meanings": ["Ortalıkta gürültü olmama durumu, sükût"]}, {"word": "sessiz okuma", "meanings": ["Yüksek sesle değil, içinden okuma"]}, {"word": "sessiz sedasız", "meanings": ["Sakin, kendi hâlinde (kimse)", "Kimse duymadan, görmeden, sessiz ve gürültüsüz bir biçimde"]}, {"word": "sessiz yürüyüş", "meanings": ["Bir düşünce, davranış veya uygulamayı, yersiz bularak karşı çıkmak amacıyla sessiz olarak yapılan toplu yürüyüş"]}, {"word": "ses telleri", "meanings": ["Gırtlak duvarında her iki tarafta bulunan ve arasından geçen havanın titreşmesiyle sesin oluşmasını sağlayan organlar"]}, {"word": "sessiz uyumu", "meanings": ["Ünsüz uyumu"]}, {"word": "sesteş", "meanings": ["Söylenişleri aynı, anlam ve kökleri ayrı olan (kelimeler), eş adlı, eş sesli, homonim"]}, {"word": "ses türemesi", "meanings": ["Bir sözün aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi: urmak > vurmak, hükm > hüküm gibi"]}, {"word": "ses soluk", "meanings": ["Patırtı, gürültü", "Haber"]}, {"word": "sesi soluğu çıkmamak (veya kesilmek)", "meanings": ["sesi çıkmamak"]}, {"word": "ses uyumu", "meanings": ["Ünlü ve ünsüz uyumu"]}, {"word": "sesyayar", "meanings": ["Sesleri radyo dalgaları aracılığıyla yayma aleti"]}, {"word": "ses yolu", "meanings": ["Sesin oluşması için akciğerlerden gelen havanın gırtlak, burun veya ağızda izlediği yol", "Bir ses kuşağında yer alan, ses titreşimlerinin görüntülerini taşıyan bir veya birkaç dar yol"]}, {"word": "ses yitimi", "meanings": ["Ses tellerinin çeşitli sebeplerle işleyememesi yüzünden sesin kısılıp yok olması, afoni"]}, {"word": "set çekmek", "meanings": ["suyun akmasını, toprağın kaymasını önlemek için duvar yapmak", "bir işi, bir davranışı, bir isteği önlemek, engellemek"]}, {"word": "sesyazar", "meanings": ["Gramofon"]}, {"word": "ses yönetmeni", "meanings": ["Radyo ve televizyon yayınlarında ses düzenini sağlamakla görevli kimse, tonmayster"]}, {"word": "set", "meanings": ["Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar", "Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük", "Seki", "Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü"]}, {"word": "set", "meanings": ["Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü", "Takım, grup"]}, {"word": "setir", "meanings": ["Bir şeyi örtme, gizleme"]}, {"word": "seter", "meanings": ["Uzun tüylü İngiliz köpeği"]}, {"word": "setliç", "meanings": ["İç sürdürücü bir maden suyu", "Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata"]}, {"word": "setretme", "meanings": ["Setretmek işi"]}, {"word": "setre", "meanings": ["Düz yakalı, önü ilikli bir ceket türü"]}, {"word": "setretmek", "meanings": ["Bir şeyi örtmek, gizlemek"]}, {"word": "setriavret", "meanings": ["İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme"]}, {"word": "sevap", "meanings": ["Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül", "Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış"]}, {"word": "sevaba girmek", "meanings": ["sevap kazanmak"]}, {"word": "sevap kazanmak (veya işlemek)", "meanings": ["hayırlı bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "sevda", "meanings": ["Güçlü sevgi, aşk", "Aşırı ve güçlü tutku, istek"]}, {"word": "sevda çekmek", "meanings": ["birine tutkun olmak, aşk tutkusu içinde olmak"]}, {"word": "... sevdasına düşmek", "meanings": ["bir şeyi çok fazla istemek"]}, {"word": "sevdalanış", "meanings": ["Sevdalanma işi"]}, {"word": "sevdalanma", "meanings": ["Sevdalanmak işi"]}, {"word": "sevdalanmak", "meanings": ["Sevdaya tutulmak"]}, {"word": "sevdalı", "meanings": ["Sevdaya tutulmuş olan, tutkun, vurgun, âşık", "Bir şeye gereğinden çok düşkünlük gösteren, eğilim duyan"]}, {"word": "sevdirmek", "meanings": ["Sevmesini sağlamak"]}, {"word": "sevdirme", "meanings": ["Sevdirmek işi"]}, {"word": "sevecen", "meanings": ["Acıyarak ve koruyarak seven, şefkatli, müşfik"]}, {"word": "sevgi", "meanings": ["İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu"]}, {"word": "sevecenlik", "meanings": ["Acıyarak ve koruyarak sevme, şefkat, müşfiklik"]}, {"word": "sevgi beslemek", "meanings": ["sevgi duymak, sevmek"]}, {"word": "sevgili", "meanings": ["Sevilen ve âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan", "Sevgi ve bağlılık duyulan"]}, {"word": "sevgi seli", "meanings": ["Sevginin yoğun olarak sergilenmesi"]}, {"word": "sevgisiz", "meanings": ["Sevgisi olmayan", "Sevgi olmadan"]}, {"word": "sevici", "meanings": ["Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan kadın, ablacı, lezbiyen"]}, {"word": "sevi", "meanings": ["Aşk"]}, {"word": "sevilmek", "meanings": ["Sevgi duyulmak, sevgi beslenilmek", "Beğenilmek"]}, {"word": "seviliş", "meanings": ["Sevilme işi"]}, {"word": "sevilme", "meanings": ["Sevilmek işi"]}, {"word": "sevim", "meanings": ["Sevme işi, sevgi", "Bir kimsede, bir şeyde bulunan ve o kimse veya şeyi başkalarına sevdiren özellik"]}, {"word": "sevimli", "meanings": ["Hoşa gitme özelliği olan, hoşa giden, cana yakın, şirin, sempatik"]}, {"word": "sevimlileşme", "meanings": ["Sevimlileşmek işi"]}, {"word": "sevimlileşmek", "meanings": ["Sevimli duruma gelmek"]}, {"word": "sevinç", "meanings": ["İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku, meserret"]}, {"word": "sevimlileştirme", "meanings": ["Sevimlileştirmek işi"]}, {"word": "sevimlilik", "meanings": ["Sevimli olma durumu"]}, {"word": "sevimlileştirmek", "meanings": ["Sevimli duruma getirmek, sevimli olmasını sağlamak"]}, {"word": "sevimsiz", "meanings": ["Hoşa gitmeyen, antipatik", "Hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik yaratan"]}, {"word": "sevimsizleşme", "meanings": ["Sevimsizleşmek işi, antipatikleşme"]}, {"word": "sevimsizlik", "meanings": ["Sevimsiz olma durumu, antipati, antipatiklik"]}, {"word": "sevimsizleşmek", "meanings": ["Sevimsiz duruma gelmek, antipatikleşmek"]}, {"word": "sevinç yaşları (veya gözyaşları) dökmek", "meanings": ["sevinçten ağlamak"]}, {"word": "sevinci kursağında kalmak", "meanings": ["bir engel sebebiyle hayal kırıklığına uğramak"]}, {"word": "sevinçten (havalara) uçmak", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "sevinçli", "meanings": ["Sevinci olan ve sevinç veren, mesrur"]}, {"word": "sevincinden ağzı kulaklarına varmak", "meanings": ["çok sevinmek"]}, {"word": "sevinçsiz", "meanings": ["Sevinci olmayan, sevinç vermeyen", "Sevinci olmayan, sevinç vermeyen bir biçimde"]}, {"word": "sevindirme", "meanings": ["Sevindirmek işi"]}, {"word": "sevindirmek", "meanings": ["Sevinmesine yol açmak, sevinmesini sağlamak"]}, {"word": "seviniş", "meanings": ["Sevinme işi"]}, {"word": "sevinme", "meanings": ["Sevinmek işi"]}, {"word": "Sevir", "meanings": ["Boğa"]}, {"word": "sevinmek", "meanings": ["Sevinç duymak"]}, {"word": "seviş", "meanings": ["Sevme işi"]}, {"word": "sevişme", "meanings": ["Sevişmek işi"]}, {"word": "seviye", "meanings": ["Düzey"]}, {"word": "sevişmek", "meanings": ["Birbirini sevmek", "Cinsel ilişkide bulunmak, aşk yapmak"]}, {"word": "seviyeli", "meanings": ["Düzeyli", "Değeri yüksek olan", "Verimli bir biçimde"]}, {"word": "seviyesiz", "meanings": ["Düzeysiz"]}, {"word": "sevk", "meanings": ["Gönderme, götürme", "Sürükleme, itme"]}, {"word": "sevk etmek", "meanings": ["göndermek, götürmek", "sürüklemek, itmek"]}, {"word": "seviyesizlik", "meanings": ["Düzeysizlik"]}, {"word": "sevk olmak", "meanings": ["gönderilmek"]}, {"word": "seyahat", "meanings": ["Yolculuk", "Gezi"]}, {"word": "sevkitabii", "meanings": ["İçgüdü"]}, {"word": "sevkiyat", "meanings": ["Silahlı kuvvetlerde, personel, silah, araç, yiyecek vb. ikmal maddelerinin, stratejik ve taktik amaçlarla bir yerden başka bir yere gönderilmesi"]}, {"word": "sevkülceyş", "meanings": ["Strateji"]}, {"word": "sevme", "meanings": ["Sevmek işi"]}, {"word": "sevsinler!", "meanings": ["sevilmeyen, hoşa gitmeyen bir davranışta bulunan bir kimseye söylenen bir söz"]}, {"word": "sevmek", "meanings": ["Sevgi ve bağlılık duymak", "Birine sevgiyle bağlanmak, gönül vermek", "Çok hoşlanmak", "Okşamak", "Yerini, şartlarını uygun bulmak"]}, {"word": "seyahat etmek", "meanings": ["uzak yerleri gezerek görmek, yolculuk etmek"]}, {"word": "seyahatname", "meanings": ["Bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eser"]}, {"word": "seyek", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin üçlü, öbürünün birli gelmesi, üç bir"]}, {"word": "seyfiye", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra, yerine kurulan yeni ordu örgütünde görev yapan subayların oluşturduğu askerî sınıf"]}, {"word": "seyelan", "meanings": ["Akma, akıntı", "Akı"]}, {"word": "seyir", "meanings": ["Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş", "Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi", "Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi", "Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma", "Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa", "Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum"]}, {"word": "seyre çıkmak", "meanings": ["bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkmak", "eğlenmek üzere gözlemek, bakmak"]}, {"word": "seyre dalmak", "meanings": ["bir şeye kendini vererek bakmak"]}, {"word": "seyirci", "meanings": ["Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici", "İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici"]}, {"word": "seyirci kalmak (veya olmak)", "meanings": ["bir olay karşısında hiçbir tepki göstermeyerek işe karışmamak"]}, {"word": "seyirlik", "meanings": ["Seyir için olan"]}, {"word": "seyis", "meanings": ["At bakıcısı"]}, {"word": "seyirtme", "meanings": ["Seyirtmek işi"]}, {"word": "seyirlik oyun", "meanings": ["Seyirci önünde gösterilen, genellikle beceriye dayanan, eğlendirici nitelikteki oyun"]}, {"word": "seyirtmek", "meanings": ["Koşmak"]}, {"word": "seyislik", "meanings": ["At bakıcılığı"]}, {"word": "seyit", "meanings": ["Bir topluluğun ileri gelen kişisi", "Hz. Muhammed'in soyundan olan kimse"]}, {"word": "seylani", "meanings": ["Seylan taşı"]}, {"word": "Seylan taşı", "meanings": ["Yapısında alüminyum ve demir bulunan bir granat türü, seylani"]}, {"word": "seylap", "meanings": ["Su baskını, taşma, taşkın, feyezan"]}, {"word": "seyran", "meanings": ["Gezme, gezinme"]}, {"word": "seyrana çıkmak", "meanings": ["gezmeye, gezintiye çıkmak"]}, {"word": "seyran etmek (veya eylemek)", "meanings": ["gezmek, gezinmek, dolaşmak"]}, {"word": "seyranlık", "meanings": ["Gezinti yeri"]}, {"word": "seyredilme", "meanings": ["Seyredilmek işi"]}, {"word": "seyredilmek", "meanings": ["Seyretme işine konu olmak"]}, {"word": "seyrek", "meanings": ["Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı", "Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir", "Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda"]}, {"word": "seyrekçe", "meanings": ["Biraz seyrek, seyrek bir biçimde"]}, {"word": "seyrekleşmek", "meanings": ["Seyrek duruma gelmek, seyrelmek"]}, {"word": "seyrekleşme", "meanings": ["Seyrekleşmek durumu"]}, {"word": "seyrekleştiriş", "meanings": ["Seyrekleştirme işi"]}, {"word": "seyrekleştirme", "meanings": ["Seyrekleştirmek işi"]}, {"word": "seyrekleştirmek", "meanings": ["Seyrek duruma getirmek, aralamak, seyreltmek"]}, {"word": "seyreklik", "meanings": ["Seyrek olma durumu, nadirlik"]}, {"word": "seyrelme", "meanings": ["Seyrelmek işi"]}, {"word": "seyrelmek", "meanings": ["Seyrekleşmek"]}, {"word": "seyreltik", "meanings": ["Seyreltilmiş olan, derişik karşıtı"]}, {"word": "seyreltilme", "meanings": ["Seyreltilmek durumu"]}, {"word": "seyreltilmek", "meanings": ["Seyreltme işi yapılmak", "Bir sıvı, bir miktar su veya sıvı katılarak az yoğun duruma getirilmek"]}, {"word": "seyreltiklik", "meanings": ["Seyreltik olma durumu"]}, {"word": "seyreltme", "meanings": ["Seyreltmek işi, seyrekleştirme"]}, {"word": "seyreltmek", "meanings": ["Seyrekleştirmek", "Sıvıyı bir miktar su veya sıvı katarak az yoğun duruma getirmek"]}, {"word": "seyretme", "meanings": ["Seyretmek işi"]}, {"word": "seyretmek", "meanings": ["Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak", "Bir olaya karışmadan bakmak", "Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek", "Taşıt, ilerlemek, yol almak", "Hastalık vb. sürmek, devam etmek"]}, {"word": "seyret!", "meanings": ["beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "seyyah", "meanings": ["Gezgin, turist"]}, {"word": "seyrüsefer", "meanings": ["Trafik"]}, {"word": "seyyal", "meanings": ["Akışkan"]}, {"word": "seyyanen", "meanings": ["Eşit olarak"]}, {"word": "sezaryen", "meanings": ["Karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin alınmasına dayanan doğum yöntemi"]}, {"word": "seyyar", "meanings": ["Belli bir yeri olmayan, gezici, gezgin", "Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, portatif"]}, {"word": "seyyare", "meanings": ["Gezegen"]}, {"word": "seyyar satıcı", "meanings": ["Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse"]}, {"word": "seyyiat", "meanings": ["Kötülükler"]}, {"word": "seyyibe", "meanings": ["Dul (kadın)"]}, {"word": "seza", "meanings": ["Uygun, yaraşır, bir şeye değer"]}, {"word": "seyyie", "meanings": ["Kötülük", "Yanlış veya kötü bir davranış sonucu karşılaşılan kötü durum"]}, {"word": "sezaryenli", "meanings": ["Sezaryen ameliyatı olmuş (kadın veya doğum)"]}, {"word": "sezdiriş", "meanings": ["Sezdirme işi"]}, {"word": "sezdirme", "meanings": ["Sezdirmek işi"]}, {"word": "sezdirmek", "meanings": ["Sezmesine yol açmak, belli etmek, hissettirmek"]}, {"word": "sezgicilik", "meanings": ["Bilginin sezgiyle elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı"]}, {"word": "sezgi", "meanings": ["Sezme yeteneği, feraset", "Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması"]}, {"word": "sezgili", "meanings": ["Sezgi ile edinilen, sezgiye dayanan"]}, {"word": "sezgisel", "meanings": ["Sezgili"]}, {"word": "sezi", "meanings": ["Sezgi"]}, {"word": "sezilme", "meanings": ["Sezilmek durumu"]}, {"word": "sezilmek", "meanings": ["Bir şey, bir durum anlaşılmak, hissedilmek"]}, {"word": "sezindirme", "meanings": ["Sezindirmek işi"]}, {"word": "sezindirmek", "meanings": ["Sezinlemesini sağlamak, sezdirmek"]}, {"word": "sezinlemek", "meanings": ["Sezer gibi olmak, sezmek"]}, {"word": "sezinleyiş", "meanings": ["Sezinleme işi"]}, {"word": "sezinleme", "meanings": ["Sezinlemek işi, sezme"]}, {"word": "seziş", "meanings": ["Sezme işi"]}, {"word": "sezme", "meanings": ["Sezmek işi"]}, {"word": "sezmek", "meanings": ["Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek", "Anlamak, fark etmek"]}, {"word": "sezon", "meanings": ["Mevsim", "Belirli bir süre", "Genellikle sporda belli bir etkinlik süresi"]}, {"word": "sezü", "meanings": ["Mantar meşesi"]}, {"word": "sfagnum", "meanings": ["Bataklıklarda, nemli yerlerde kümeler durumunda yetişen, küçük yapraklı bir tür yosun (Sphagnum)"]}, {"word": "sezyum", "meanings": ["Atom numarası 55, atom ağırlığı 133, yoğunluğu 1,90 olan, 28 °C'de eriyen ve doğada ender rastlanan bir element (simgesi Cs)"]}, {"word": "sfenks", "meanings": ["Yunan mitolojisinde, geçen yolculara birtakım bilmeceler sorarak bilemeyenleri yuttuğuna inanılan efsanevi yaratık", "Mısır'da eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı, aslan vücutlu heykel"]}, {"word": "sıcacık", "meanings": ["Yeter derecede ve hoşa giden bir sıcaklığı olan", "İçten, samimi, sevimli"]}, {"word": "sıcağı sıcağına", "meanings": ["Hemen, anında, vakit geçirmeden"]}, {"word": "sıcak", "meanings": ["Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı", "Isısı yüksek olan, çok ısınmış", "Havadaki yüksek ısı", "Sıcak yer", "Hamam", "Dostça olan, sevgi dolu"]}, {"word": "sıcak bakmak", "meanings": ["anlayışla karşılamak, olumlu değerlendirmek, ilgi duymak"]}, {"word": "sıcak basmak (veya bastırmak)", "meanings": ["hava çok ısınmak"]}, {"word": "sıcak yüz göstermek", "meanings": ["yakınlık göstermek"]}, {"word": "sıcak olmak", "meanings": ["sıcak artmak"]}, {"word": "sıcakça", "meanings": ["Biraz sıcak, sıcağa yakın", "Sıcak bir biçimde"]}, {"word": "sıcak dalgası", "meanings": ["Atmosferde sıcaklığın yoğun olarak oluşması ve bir bölgeyi etkisi altına alması"]}, {"word": "sıcak harp", "meanings": ["Sıcak savaş"]}, {"word": "sıcakkanlı", "meanings": ["Normal vücut sıcaklığı, içinde bulundukları ortamın sıcaklığından bağımsız olan (hayvan)", "Sevimli, cana yakın, sempatik", "Herkesle çabuk anlaşan, çabuk dost olan"]}, {"word": "sıcakkanlılık", "meanings": ["Sıcakkanlı olma durumu", "Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması, cana yakınlık, sempati, sempatiklik"]}, {"word": "sıcak kuşak", "meanings": ["Oğlak ve Yengeç dönenceleri arasında kalan geniş bölge, ısı kuşak", "Yıllık sıcaklık ortalaması 20 ºC'nin üstünde olan iklim"]}, {"word": "sıcaklaşmak", "meanings": ["Sıcak duruma gelmek"]}, {"word": "sıcaklaşma", "meanings": ["Sıcaklaşmak işi"]}, {"word": "sıcaklaştırmak", "meanings": ["Sıcak duruma getirmek"]}, {"word": "sıcaklaştırma", "meanings": ["Sıcaklaştırmak işi"]}, {"word": "sıcaklık", "meanings": ["Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği, hararet", "Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi, suhunet", "Hamamlarda yıkanılan sıcak yer", "Sevgi, içtenlik ve sevimlilik"]}, {"word": "sıcaklıkölçer", "meanings": ["Havanın sıcaklığını veya vücudun ısısını ölçmeye, göstermeye yarayan araç, derece, termometre"]}, {"word": "sıcaklık seviyesi", "meanings": ["Bir noktadan başka bir noktaya ısıl enerji gitmesine yol açan sıcaklık derecesi"]}, {"word": "sıcak para", "meanings": ["Piyasaya yeni giren nakit para"]}, {"word": "sıcak savaş", "meanings": ["Silaha başvurularak yapılan savaş, sıcak harp"]}, {"word": "sıcak renkler", "meanings": ["Sarı, kırmızı ve turuncu renk ve bu renklerin tonları"]}, {"word": "sıcak sıcak", "meanings": ["Sıcak olarak"]}, {"word": "sıçan", "meanings": ["Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus)", "Küçük yaştaki hırsız"]}, {"word": "sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış", "meanings": ["`kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış` anlamında kullanılan bir söz", "`bir işi başaramayacak durumdayken bir iş daha yükleniyor` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıçan deliği aramak", "meanings": ["saklanacak bir yer aramak"]}, {"word": "sıçan deliği bin akçe", "meanings": ["`kaçıp saklanacak yer yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıçan deliğine paha biçilmez olmak", "meanings": ["`güç bir durumda sığınacak bir yer bulmakta güçlük çekmek` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıçan düşse başı yarılır", "meanings": ["`hiçbir şey yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıçana dönmek", "meanings": ["üstü başı çok ıslanmak"]}, {"word": "sıçandişi", "meanings": ["Giysi veya başka bir şey kenarını kıvırıp yapılan dikiş, antika"]}, {"word": "sıçangiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, sıçanları ve sıçanımsıları içine alan geniş bir familya"]}, {"word": "sıçanımsılar", "meanings": ["Bazı sınıflandırmalara göre, omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfının, kemiriciler takımının bir alt takımı"]}, {"word": "sıçan kırı", "meanings": ["Sıçanın tüyünün rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "sıçankulağı", "meanings": ["Farekulağı"]}, {"word": "sıçankuyruğu", "meanings": ["Delikleri genişletmek için kullanılan konik ve uzun bir törpü türü"]}, {"word": "sıçan yolu", "meanings": ["Lağım yolu veya buna benzer yer altı yolu"]}, {"word": "sıçanotu", "meanings": ["Arsenik"]}, {"word": "sıçırganlık", "meanings": ["Sıçırgan olma durumu"]}, {"word": "sıçırgan", "meanings": ["Sürgüne tutulup her yanı pisleten"]}, {"word": "sıçma", "meanings": ["Sıçmak işi"]}, {"word": "sıçmak", "meanings": ["Dışkıyı vücuttan dışarı atmak", "Bozmak, berbat etmek"]}, {"word": "sıçıp sıvamak", "meanings": ["öfkelenip kaba küfürlerle dolu sözler söylemek"]}, {"word": "sıçtı Cafer, bez getir", "meanings": ["birinin berbat bir iş gördüğünü anlatan bir söz"]}, {"word": "sıçrama", "meanings": ["Sıçramak işi", "Ayaklarla, birdenbire yeri teperek kısa süre havaya yükselme"]}, {"word": "sıçramak", "meanings": ["Ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya veya ileriye atılmak", "Bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birdenbire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak", "Yerinden koparak hızla, parçalar durumunda savrulmak", "Yayılmak, bir yerden başka bir yere geçmek"]}, {"word": "sıçratma", "meanings": ["Sıçratmak işi"]}, {"word": "sıçrama tahtası", "meanings": ["Araçtan atlamalarda, üzerine hızla basarak yükselme hızı kazanılan yaylı veya esnek tahtadan eğik yüzeyli araç", "Daha iyi bir duruma yükselmek için kendisinden yararlanılan kişi, olay veya durum"]}, {"word": "sıçratmak", "meanings": ["Sıçrama işini yaptırmak"]}, {"word": "sıçrayış", "meanings": ["Sıçrama işi"]}, {"word": "sıdk", "meanings": ["Doğruluk, gerçeklik", "İçten bağlılık"]}, {"word": "sıdkı sıyrılmak", "meanings": ["birine karşı duyulan güven ve inancı yitirmek", "birinden veya bir şeyden soğumak", "birinden veya bir şeyden bıkmak"]}, {"word": "sıfat-fiil", "meanings": ["Fiilden -en, -r, -ecek vb. eklerle türetilmiş ad ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler, ortaç, durum ortacı, partisip"]}, {"word": "sıfat", "meanings": ["Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal veya hukuki bakımdan yeri ve özelliği", "Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime, ön ad", "Yüz, kılık ve dış görünüş"]}, {"word": "sıfat-fiil grubu", "meanings": ["Sıfat-fiillerin cümlede birlikte kullanıldıkları kelimelerle oluşturduğu grup"]}, {"word": "sıfatlandırma", "meanings": ["Sıfatlandırmak işi"]}, {"word": "sıfatlandırmak", "meanings": ["Herhangi bir kimseye bir sıfat veya unvan vermek"]}, {"word": "sıfatlaştırma", "meanings": ["Sıfatlaştırmak işi"]}, {"word": "sıfatlaştırmak", "meanings": ["Bir sözü sıfat durumuna getirmek, sıfat olarak kullanmak"]}, {"word": "sıfat takımı", "meanings": ["Bir cümlede sıfatların oluşturduğu ayrı ayrı ögeler"]}, {"word": "sıfır", "meanings": ["Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0)", "Hiçbir değeri olmayan şey", "Olmayan, bulunmayan", "Kötü, başarısız, verimsiz", "Yeni, kullanılmamış"]}, {"word": "sıfat tamlaması", "meanings": ["Sıfatların kendilerinden sonra gelen bir adı niteleyerek veya belirterek kurduğu tamlama"]}, {"word": "sıfıra inmek", "meanings": ["bitmek, tükenmek, yok olmak", "futbol, hentbol vb. oyunlarda hücum oyuncusu rakip alanda bitiş çizgisine kadar gitmek"]}, {"word": "sığ", "meanings": ["Derinliği az, dibi yüzeyine yakın olan (göl, deniz, akarsu vb.)", "Ayrıntıya inemeyen, yeterli olmayan, yüzeyde kalan"]}, {"word": "sıfıra sıfır, elde var sıfır", "meanings": ["`bütün çalışmalar boşa gitti, istenilen sonuç elde edilemedi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıfırdan başlamak", "meanings": ["en baştan, hiçbir şeye sahip olmadan bir işe girişmek"]}, {"word": "sıfır çekmek", "meanings": ["halter yarışmalarındaki silkme ve koparma dallarında belirlenen ağırlığı kaldıramayıp elenmek", "öğrenci, sınavda hiçbir soruya cevap verememek"]}, {"word": "sıfırı tüketmek", "meanings": ["gücü kalmamak", "yoksul duruma gelmek, yoksullaşmak", "ölmek"]}, {"word": "sıfırcı", "meanings": ["Notu kıt olan öğretmenlere öğrencilerin taktığı ad"]}, {"word": "sıfırlama", "meanings": ["Sıfırlamak işi"]}, {"word": "sıfırlamak", "meanings": ["Bir denklemdeki bütün terimleri yalnız bir yanda toplayarak denklemin öbür yanını eşit duruma getirmek", "Sayma işlemi yapan bir göstergeyi sıfır sayısına getirmek", "Yok saymak, hiç yokmuş gibi düşünmek"]}, {"word": "yüzü kasap süngeriyle silinmiş", "meanings": ["`utanmayan, utanması sıkılması olmayan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yüzü kireç kesilmek", "meanings": ["yüzünde renk kalmamak"]}, {"word": "yüzü kireç gibi olmak (veya ağarmak)", "meanings": ["yüzünde renk kalmamak, rengi solmak"]}, {"word": "yüzü kızarmak", "meanings": ["utanmak"]}, {"word": "yüzü olmamak", "meanings": ["bir şeye dayanamamak", "cüret ve cesareti olmamak", "utanmak"]}, {"word": "yüzü seçilmemek", "meanings": ["açıkça tanınmamak, belli belirsiz görünmek"]}, {"word": "yüzü sıcak olmak", "meanings": ["çok sevilmek, hoşlanılmak"]}, {"word": "yüzü suyu hürmetine", "meanings": ["`birinin veya bir şeyin hatırına veya varlığına değer verildiği için` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yüzü suyuna", "meanings": ["yüzü suyu hürmetine"]}, {"word": "yüzü soğuk olmak", "meanings": ["ürkütücü olmak"]}, {"word": "yüzü tutmamak", "meanings": ["haklı da olsa karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek", "utanmak"]}, {"word": "yüzü yazılı kalmak", "meanings": ["kullanılmak, yenilmek için hazırlanmışken herhangi bir sebeple olduğu gibi dokunulmadan kalmak"]}, {"word": "yüzü yere gelmek (veya geçmek)", "meanings": ["çok utanmak"]}, {"word": "yüzünden akmak", "meanings": ["herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak"]}, {"word": "yüzünden kan damlamak", "meanings": ["çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak"]}, {"word": "yüzünden düşen bin parça olmak", "meanings": ["öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak"]}, {"word": "yüzünden okumak", "meanings": ["ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak", "herhangi bir durumu yüzünden anlamak"]}, {"word": "yüzüne bağırmak", "meanings": ["birine öfke ile saygısızca sözler söylemek"]}, {"word": "yüzüne bakılır olmak", "meanings": ["çirkin sayılmamak"]}, {"word": "yüzüne bakamaz olmak", "meanings": ["utanç, yüreksizlik vb. sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak"]}, {"word": "yüzüne bakılacak gibi olmak", "meanings": ["çok çirkin olmamak"]}, {"word": "yüzüne bakılmaz olmak", "meanings": ["çok çirkin olmak"]}, {"word": "yüzünün derisi yere geçmek", "meanings": ["yüzü yere gelmek"]}, {"word": "yüzüne bakmamak", "meanings": ["önem vermemek, ilgilenmemek", "darılmak, gücenmek"]}, {"word": "yüzüne bakmaya kıyamamak", "meanings": ["biri çok güzel olmak"]}, {"word": "yüzüne bir daha bakmamak", "meanings": ["darılıp konuşmamak"]}, {"word": "yüzüne duramamak", "meanings": ["dayanamamak, bir isteğe hayır diyememek, kıramamak"]}, {"word": "yüzüne gözüne bulaştırmak", "meanings": ["bir işi becerememek, bozmak"]}, {"word": "yüzüne gülmek", "meanings": ["dostmuş gibi görünmek", "dostluk göstermek, ilgi göstermek, alakalanmak", "temizliği, yeniliği dolayısıyla ferahlık vermek"]}, {"word": "yüzüne hasret kalmak", "meanings": ["birinden veya bir şeyden yoksun kalmak, özlemek"]}, {"word": "yüzüne kan gelmek", "meanings": ["sağlığı yerine gelmek, benzinin solgunluğu geçmek"]}, {"word": "yüzüne karşı", "meanings": ["bir kimsenin kendi önünde ve ondan çekinmeden"]}, {"word": "yüzüne su çarpmak", "meanings": ["yüzünü soğuk su ile yıkamak"]}, {"word": "yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır", "meanings": ["çok arsız ve onursuz kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yüzüne vurmak (veya çarpmak)", "meanings": ["ayıplayarak kusurunu yüzüne söylemek"]}, {"word": "yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek)", "meanings": ["yüzüne öfke ve hoşnutsuzluk gösteren bir biçim vermek"]}, {"word": "yüzünü ağartmak", "meanings": ["beğenilir iş yapmak, iş ve davranışlarıyla yakınlarının övünmesine sebep olmak"]}, {"word": "yüzünü duvara yapıştırmak", "meanings": ["ilgiyi kesmek"]}, {"word": "yüzünü gören cennetlik", "meanings": ["uzun süre görünmeyen kimseler için söylenen bir söz"]}, {"word": "yüzünü görmemek", "meanings": ["uzun süre görmemek", "gereksinim duyulan bir şeyi özlemek, ona hasret kalmak"]}, {"word": "yüzünü gözünü açmak", "meanings": ["bir çocuğa veya gence o zamana kadar bilmediği birtakım cinsel bilgiler vermek"]}, {"word": "yüzünü güldürmek", "meanings": ["birini mutlu etmek, birine iyilik etmek"]}, {"word": "yüzünü karartmak", "meanings": ["birine sinirlenerek somurtmak"]}, {"word": "yüzünü kızartmak (veya kızdırmak)", "meanings": ["onuruna, gururuna önem vermeden bir şey istemek, utançla, utanarak istemek"]}, {"word": "yüzünü kara çıkarmak", "meanings": ["birini utandırmak"]}, {"word": "yüzünü kızartmak", "meanings": ["bir kimsenin utanmasına sebep olmak, birini utanacak duruma düşürmek"]}, {"word": "yüzünü şeytan görsün", "meanings": ["sevilmeyen bir kimseye karşı duyulan nefreti belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yüzünü unutmak", "meanings": ["uzun süre görmemek, varlığına hasret kalmak"]}, {"word": "yüzüne yazmak", "meanings": ["gelinin yüzünü süslemek"]}, {"word": "yüzünü yere getirmek (veya geçirmek)", "meanings": ["utandırmak, mahcup duruma düşürmek"]}, {"word": "yüzünün derisi kalın", "meanings": ["utanması, arlanması olmayan"]}, {"word": "yüzünüze güller", "meanings": ["iğrenç bir şey anlatılırken söylenen bir söz"]}, {"word": "yüz akı", "meanings": ["Övünç kaynağı"]}, {"word": "yüz (veya yüzünün) akı ile çıkmak", "meanings": ["bir işi kendi saygınlığını yitirmeden eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek"]}, {"word": "yüz aklığı", "meanings": ["İftihar edilecek, onurlanacak durum"]}, {"word": "yüz aklığı göstermek", "meanings": ["bir işte başarıya ulaşmak"]}, {"word": "yüzbaşı", "meanings": ["Orduda rütbesi üsteğmenle binbaşı arasında olan subay"]}, {"word": "yüzbaşılık", "meanings": ["Yüzbaşı olma durumu", "Yüzbaşı rütbesi", "Yüzbaşının görevi"]}, {"word": "yüzbeyüz", "meanings": ["Yüz yüze"]}, {"word": "yüz binlerce", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "yüz binlik", "meanings": ["Yüz bin lira değerinde kâğıt para"]}, {"word": "yüzde", "meanings": ["Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik", "Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz"]}, {"word": "yüzdelik", "meanings": ["Yüzde"]}, {"word": "yüzde yüz", "meanings": ["Kesinlikle", "Tam olarak"]}, {"word": "yüzdürme", "meanings": ["Yüzdürmek işi"]}, {"word": "yüzdürmek", "meanings": ["Yüzmesini sağlamak veya yüzme işini yaptırmak", "Batmış veya karaya oturmuş tekneyi suyun yüzüne çıkarıp yüzer duruma getirmek"]}, {"word": "yüzdürmek", "meanings": ["Derisini çıkarttırmak, derisini soydurtmak"]}, {"word": "yüzdürülme", "meanings": ["Yüzdürülmek işi"]}, {"word": "yüzdürülmek", "meanings": ["Yüzdürme işine konu olmak veya yüzdürme işi yapılmak"]}, {"word": "yüze gülücü", "meanings": ["İkiyüzlü, riyakâr"]}, {"word": "yüzer", "meanings": ["Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı"]}, {"word": "yüze gülücülük", "meanings": ["Yüze gülücü olma durumu"]}, {"word": "yüzergezer", "meanings": ["Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen (araba, tank, uçak vb. araç), amfibi"]}, {"word": "yüzer havuz", "meanings": ["Denizde gemi onarımında kullanılan havuz"]}, {"word": "yüzerlik", "meanings": ["Yüz tanesi bir arada olan"]}, {"word": "yüzer top", "meanings": ["Şamandıra"]}, {"word": "yüzeyleşme", "meanings": ["Yüzeyleşmek işi"]}, {"word": "yüzey", "meanings": ["Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II)"]}, {"word": "yüzeyleşmek", "meanings": ["Derine inmemek, derinleşmemek, sathileşmek"]}, {"word": "yüzeysel", "meanings": ["Yüzey ile ilgili, sathi", "Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan, sathi"]}, {"word": "yüzey şekilleri", "meanings": ["Engebe"]}, {"word": "yüzgeç", "meanings": ["Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan organ", "Suda iyi yüzen (kimse veya hayvan)"]}, {"word": "yüzgeç ayaklılar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren, morslar ve foklar gibi denizde yaşayan, karada yüzgeçlerini ayak gibi kullanan alt takım"]}, {"word": "yüz görümlüğü", "meanings": ["Damadın düğün günü geline verdiği armağan"]}, {"word": "yüz kalıbı", "meanings": ["İnsan yüzüne alçı dökülerek alınmış kalıp"]}, {"word": "yüz göz", "meanings": ["`Biriyle gereksiz yere, aşırı derecede senli benli olmak` anlamındaki yüz göz olmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "yüz karası", "meanings": ["Utanılacak bir durum veya şey, yüz kiri"]}, {"word": "yüz kaplama", "meanings": ["Genellikle sert ve orta sert ağaçlardan biçilerek veya kesilerek elde edilen, kontratabla veya yonga levhalarının yüzlerine yapıştırılarak kullanılan, güzel desenli bir kaplama türü"]}, {"word": "yüz karası olmak", "meanings": ["utanılacak bir durum ortaya çıkmak"]}, {"word": "yüz kızartıcı suç", "meanings": ["İnsanlık onuruna yakışmayan suç"]}, {"word": "yüz kiri", "meanings": ["Yüz karası"]}, {"word": "yüzleme", "meanings": ["Yüzlemek işi"]}, {"word": "yüzlemek", "meanings": ["Kusurunu veya suçunu yüzüne karşı söyleyip birini utandırmak", "Şımartmak", "Yastık, yorgan vb.nin yüzlerini değiştirmek"]}, {"word": "yüzlemece", "meanings": ["Birinin yüzüne karşı", "Yüz yüze yapılan"]}, {"word": "yüzlenme", "meanings": ["Yüzlenmek işi"]}, {"word": "yüzlenmek", "meanings": ["Şımarmak, yüz bulmak"]}, {"word": "yüzler", "meanings": ["Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru üçüncü rakamının bulunduğu yer"]}, {"word": "yüzlerce", "meanings": ["Pek çok, çok sayıda"]}, {"word": "yüzleşme", "meanings": ["Yüzleşmek işi"]}, {"word": "yüzleşmece", "meanings": ["Yüz yüze gelerek"]}, {"word": "yüzleşmek", "meanings": ["Bir olayı ileri sürenle, inkâr eden kimseler yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak", "Yüz yüze gelmek", "Farkına varmak, iyice anlamak"]}, {"word": "yüzleştirme", "meanings": ["Yüzleştirmek işi"]}, {"word": "yüzleştirmek", "meanings": ["İki tarafın yüzleşmesini sağlamak"]}, {"word": "yüzlü", "meanings": ["Yüzü herhangi bir nitelikte olan", "Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse)"]}, {"word": "yüzlük", "meanings": ["Yüz lira değerinde olan para", "On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak", "Yüzü, yüz tanesi bir arada olan"]}, {"word": "yüzlük birimler bölüğü", "meanings": ["Yüzden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayılar bölüğü"]}, {"word": "yüzme", "meanings": ["Yüzmek işi", "Yüzme sporu"]}, {"word": "yüzme havuzu", "meanings": ["Spor, sağlık ve eğlence amacıyla yapılmış, belirli derinlikleri bulunan, suyla dolu olan yer"]}, {"word": "yüzmek", "meanings": ["Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak", "Yüzme sporu yapmak", "Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak", "Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak", "Dalgalanmak", "Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak"]}, {"word": "yüzmek", "meanings": ["Derisini çıkarmak, derisini soymak", "Çok para istemek"]}, {"word": "yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek", "meanings": ["uzun sürmüş bir işi bitirmek üzere olmak"]}, {"word": "yüznumara", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "yüz ölçümü", "meanings": ["Bir yerin veya bir şeyin yüzeyini ölçme, mesaha", "Bu ölçme sonunda ortaya çıkan miktar, mesaha"]}, {"word": "yüz sabunu", "meanings": ["Yüz yıkamak için kullanılan sabun"]}, {"word": "yüzsuyu", "meanings": ["Bir kimsenin onuru, haysiyeti"]}, {"word": "yüzsuyu dökmek", "meanings": ["onurunu sarsacak kadar çok yalvarmak"]}, {"word": "yüzsüz", "meanings": ["Yüzü olmayan", "Utanmaz, sıkılmaz, çekinmez, arsız"]}, {"word": "yüzsüzce", "meanings": ["Utanmaz, sıkılmaz bir biçimde"]}, {"word": "yüzsüzleşme", "meanings": ["Yüzsüzleşmek işi"]}, {"word": "yüzsüzleşmek", "meanings": ["Yüzsüz duruma gelmek, yüzsüz olmak"]}, {"word": "yüzsüzleştirme", "meanings": ["Yüzsüzleştirmek işi"]}, {"word": "yüzsüzleştirmek", "meanings": ["Yüzsüz duruma getirmek"]}, {"word": "yüzsüzlük", "meanings": ["Yüzsüz olma durumu, yüzsüzce davranış"]}, {"word": "yüzsüz yüzsüz", "meanings": ["Utanmaz ve pişkin bir biçimde"]}, {"word": "yüzü ak", "meanings": ["Suçu ve utanılacak bir durumu olmayan (kimse)"]}, {"word": "yüzü ak olsun", "meanings": ["`sağ olsun` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "yüzü asık", "meanings": ["Somurtkan, küskün (kimse)"]}, {"word": "yüzücü", "meanings": ["Yüzme sporu yapan kimse", "Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse", "Kasaplık hayvanların derilerini yüzen kimse", "Birini sömüren kimse"]}, {"word": "yüzücülük", "meanings": ["Yüzücü olma durumu"]}, {"word": "yüzük", "meanings": ["Parmağa geçirilen genellikle metal halka", "Yüzük oyunu"]}, {"word": "yüzük takmak", "meanings": ["nişanlanmak"]}, {"word": "yüzüğü geriye çevirmek", "meanings": ["evlenme sözünü geri almak, nişanı bozmak"]}, {"word": "yüzü kara", "meanings": ["Utanacak bir durumu olan (kimse)"]}, {"word": "yüzükoyun", "meanings": ["Yüzüstü"]}, {"word": "yüzük oyunu", "meanings": ["Fincanlar altına yüzük saklayarak oynanılan bir oyun, yüzük"]}, {"word": "yüzük parmağı", "meanings": ["Orta parmak ve serçe parmak arasındaki parmak, adsız parmak"]}, {"word": "yüzülme", "meanings": ["Yüzülmek işi"]}, {"word": "yüzülmek", "meanings": ["Yüzme işi yapılmak", "Derisi çıkarılmak", "Sömürülmek"]}, {"word": "yüzüncü", "meanings": ["Yüz sayısının sıra sıfatı, sırada doksan dokuzuncudan sonra gelen"]}, {"word": "yüzünden", "meanings": ["-den ötürü"]}, {"word": "yüzüstü", "meanings": ["Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun", "Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda"]}, {"word": "yüzü pek", "meanings": ["Birine söylenmesi güç olan şeyi sıkılmadan söyleyebilen veya kendisinden istenilen şeyleri rahatlıkla geri çevirebilen (kimse)"]}, {"word": "yüzüstü bırakmak", "meanings": ["birini yapayalnız, kimsesiz, kötü bir durumda bırakmak", "bir işi zamanında yapmayıp savsaklamak, olduğu gibi bırakmak, ihmal etmek"]}, {"word": "yüzüstü kalmak", "meanings": ["bir iş, zamanında yapılmayıp olduğu gibi bırakılmak", "bir iş bitirilmeden bırakılmak"]}, {"word": "yüzüş", "meanings": ["Yüzme işi"]}, {"word": "yüzü yumuşak", "meanings": ["Kendisinden istenilenleri geri çeviremeyen (kimse)"]}, {"word": "yüz yazısı", "meanings": ["Köylerde gelinin yüzüne yapıştırılan telli, pullu süsler"]}, {"word": "yüzyıl", "meanings": ["Yüzyıllık süre, asır", "İçinde yaşanılan zaman", "Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem"]}, {"word": "yüzyıllık", "meanings": ["Yaklaşık olarak sürerliği yüzyıl olan, asırlık"]}, {"word": "yüz yüze", "meanings": ["Karşı karşıya, vicahen"]}, {"word": "yüz yüze bakmak", "meanings": ["arada hatır gönül meselesi olduğu için karşılıklı ilişkiyi korumak zorunda bulunmak"]}, {"word": "yüz yüze gelmek", "meanings": ["birden karşılaşmak", "bir araya gelmek"]}, {"word": "yüz yüze getirmek", "meanings": ["karşı karşıya getirmek"]}, {"word": "yüz yüze kalmak", "meanings": ["aynı ortam içerisinde bulunmak"]}, {"word": "yüz yüze yaşamak", "meanings": ["sürekli olarak bir arada olmak zorunda bulunmak"]}, {"word": "z, Z", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi dokuzuncu sırasında yer alan ve Ze adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, diş eti sızıcısını gösterir"]}, {"word": "zaaf göstermek", "meanings": ["zayıflığı, yeteneksizliği ortaya çıkmak"]}, {"word": "zaaf", "meanings": ["Düşkünlük", "İrade zayıflığı", "Eksiklik, yetersizlik"]}, {"word": "zaafa kapılmak", "meanings": ["direnme gücü gösterememek"]}, {"word": "zaafa düşmek", "meanings": ["zaafa kapılmak"]}, {"word": "zaafa uğramak", "meanings": ["eksikliği, yetersizliği belli olmak"]}, {"word": "zabıt", "meanings": ["Tutanak"]}, {"word": "zabıt tutmak", "meanings": ["tutanak düzenlemek"]}, {"word": "zabıta", "meanings": ["Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim", "Belediye zabıtası"]}, {"word": "zabit", "meanings": ["Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan asker", "Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran"]}, {"word": "zabıtname", "meanings": ["Tutanak"]}, {"word": "zabitan", "meanings": ["Subaylar"]}, {"word": "zafer", "meanings": ["Savaşta kazanılan başarı", "Yengi", "Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı"]}, {"word": "zabitlik", "meanings": ["Zabit olma durumu"]}, {"word": "zaç", "meanings": ["Kükürtle demir bileşimlerinden biri"]}, {"word": "zaç yağı", "meanings": ["Sülfürik asit"]}, {"word": "zade", "meanings": ["Oğul, evlat", "Doğmuş"]}, {"word": "zadegân", "meanings": ["Soylular"]}, {"word": "zadegânlık", "meanings": ["Soyluluk"]}, {"word": "Zafer Bayramı", "meanings": ["30 Ağustos 1922'de kazanılan büyük zaferi kutlamak üzere yasayla kabul edilmiş olan resmî bayram"]}, {"word": "zafiyet", "meanings": ["Arıklık, zayıflık", "Bitkinlik"]}, {"word": "zafiyet geçirmek", "meanings": ["zayıflayıp iyice kuvvetten düşmek"]}, {"word": "zafran", "meanings": ["Safran"]}, {"word": "zağ", "meanings": ["Kılağı"]}, {"word": "zağanos", "meanings": ["Bir cins doğan"]}, {"word": "zağar", "meanings": ["Bir cins çoban köpeği"]}, {"word": "zağara", "meanings": ["Yakanın üzerine dikilen kürk"]}, {"word": "zahir", "meanings": ["Açık, belli", "Dış yüz, görünüş", "Kuşkusuz, elbette, şüphesiz"]}, {"word": "zağcı", "meanings": ["Kılağı yapan kimse"]}, {"word": "zağarlık", "meanings": ["Av köpeği gibi izleme"]}, {"word": "zağarcı", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde padişahın av köpeklerine bakan görevli"]}, {"word": "zağlama", "meanings": ["Kılağılama"]}, {"word": "zağcılık", "meanings": ["Kılağı yapma işi"]}, {"word": "zağlamak", "meanings": ["Bilemek"]}, {"word": "zağlı", "meanings": ["Kılağılı"]}, {"word": "zahîr", "meanings": ["Yardım eden, destekleyen, arka çıkan"]}, {"word": "zahirde", "meanings": ["Görünüşte"]}, {"word": "zahire", "meanings": ["Gerektiğinde kullanılmak için saklanan tahıl, aşlık"]}, {"word": "zahiren", "meanings": ["Görünüşte"]}, {"word": "zahirî", "meanings": ["Görünen, görünürdeki", "Yapmacık"]}, {"word": "zahit", "meanings": ["Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren (kimse)"]}, {"word": "zahmet", "meanings": ["Güçlük"]}, {"word": "zahmet çekmek", "meanings": ["güçlükle karşılaşmak, sıkıntıya katlanmak"]}, {"word": "zahmet etmek", "meanings": ["biri için yorulmak veya masrafa girmek", "çaba harcamak, gayret göstermek"]}, {"word": "zahmet olmak", "meanings": ["yapılan bir işten sıkıntı, yorgunluk duymak"]}, {"word": "zahmet olmazsa", "meanings": ["`rica ederim` yerine kullanılan bir nezaket sözü"]}, {"word": "zahmete girmek (veya katlanmak)", "meanings": ["zahmet etmek"]}, {"word": "zahmete sokmak", "meanings": ["birine yorgunluk vermek veya masraf ettirmek"]}, {"word": "zahmet vermek", "meanings": ["sıkıntı vermek"]}, {"word": "zahmetine değmek", "meanings": ["verilen emeği karşılamak"]}, {"word": "zahmetli", "meanings": ["Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç", "Sıkıntı veren"]}, {"word": "zahmetsiz", "meanings": ["Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, kolay, emeksiz", "Sıkıntı çekmeden, güçlükle karşılaşmadan"]}, {"word": "zahmetsiz rahmet olmaz", "meanings": ["`sıkıntı, güçlük çekmeden iyi ve güzel işler başarılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zahter", "meanings": ["Bir çeşit kekik (Thymus longicaulis)"]}, {"word": "zahmetsizce", "meanings": ["Zahmetsiz bir biçimde, kolay bir biçimde"]}, {"word": "zail", "meanings": ["Yok olan, ortadan kalkan", "Sürekli olmayan"]}, {"word": "zail olmak", "meanings": ["yok olmak, ortadan kalkmak"]}, {"word": "zait", "meanings": ["Çoğaltan, artıran", "Gereksiz, fazla", "Artı (+)"]}, {"word": "zam", "meanings": ["Bir şeyin fiyatını artırma, bindirim"]}, {"word": "zakkum", "meanings": ["Zakkumgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık, ağı ağacı, ağı çiçeği (Nerium oleander)"]}, {"word": "zakkumgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, zakkum, Cezayir menekşesi vb. türleri içine alan familya"]}, {"word": "zakkumlaşmak", "meanings": ["Çok acı bir duruma gelmek"]}, {"word": "zakkumlu", "meanings": ["Zakkumun zehri bulaşmış", "Acı veya üzüntü veren"]}, {"word": "zalim", "meanings": ["Acımasız ve haksız davranan, zulmeden"]}, {"word": "zalimlik", "meanings": ["Zalim olma durumu", "Zalimce davranış"]}, {"word": "zalimane", "meanings": ["Acımasızca"]}, {"word": "zam gelmek", "meanings": ["fiyatı artmak"]}, {"word": "zam görmek", "meanings": ["fiyatı artmak", "ücreti artmak"]}, {"word": "zam yapmak", "meanings": ["söz konusu fiyatı artırmak"]}, {"word": "zaman bırakmak", "meanings": ["bir iş için süre ayırmak"]}, {"word": "zaman", "meanings": ["Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit", "Bu sürenin belirli bir parçası, vakit", "Belirlenmiş olan an", "Çağ, mevsim", "Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit", "Dönem, devir", "Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram", "Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı", "Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri"]}, {"word": "zaman geçirmek", "meanings": ["oyalanmak"]}, {"word": "zaman almak", "meanings": ["sürmek, devam edip zamanı geçirmek"]}, {"word": "zaman kazanmak", "meanings": ["vakit kazanmak"]}, {"word": "zaman kollamak", "meanings": ["bir işin sırasını beklemek", "uygun bir fırsat beklemek"]}, {"word": "zaman öldürmek", "meanings": ["boş şeylerle vakit geçirmek"]}, {"word": "zaman vermek", "meanings": ["bir iş için belli bir süre ayırmak"]}, {"word": "zamana uymak", "meanings": ["davranışlarını içinde bulunulan günün şartlarına uydurmak"]}, {"word": "zaman tanımak", "meanings": ["bir iş için yeterli zaman vermek", "bitmeyen bir iş için süreyi uzatmak"]}, {"word": "zamanı avlamak", "meanings": ["uygun zamanı bulmak"]}, {"word": "zamanı dolmak", "meanings": ["bir iş için ayrılan süre sona ermek"]}, {"word": "zamanı geçmek", "meanings": ["o şey artık gerekli ve yerinde olmaktan çıkmak", "mevsimi geçmek"]}, {"word": "zamanı (veya zamanını) geçirmek", "meanings": ["bir işin yapılması için tanınan süreyi doldurmak"]}, {"word": "zaman ile yarışmak", "meanings": ["hızlı hareket etmek"]}, {"word": "zaman aşımı", "meanings": ["Süre aşımı"]}, {"word": "zaman belirteci", "meanings": ["Zaman zarfı"]}, {"word": "zaman bilimi", "meanings": ["Tarihsel olayların zamanını inceleme bilimi, kronoloji", "Gözlemlere dayanarak zaman ölçeğini belirleyen, tutulmaları, gezegenlerle ilgili önemli olayları, yıldızların yerlerini zaman sırasına göre veren bilim, kronoloji"]}, {"word": "zaman bilimsel", "meanings": ["Zaman bilimi ile ilgili olan, kronolojik"]}, {"word": "zaman birimi", "meanings": ["Tekrarlanan gök olaylarına dayanılarak seçilen zaman aralığı"]}, {"word": "zaman dizini", "meanings": ["Tarihsel olayların zaman bakımından sırası, kronoloji"]}, {"word": "zamane", "meanings": ["İçinde bulunulan zaman, dönem", "Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman"]}, {"word": "zamane adamı", "meanings": ["Günün adamı"]}, {"word": "zaman eki", "meanings": ["Fiillerde kullanılan ve zaman kavramı veren ek: -ecek (gel-eceğ-im), -miş (piş-miş-ti), -iyor (sev-iyor), -di (gel-di) vb"]}, {"word": "zamanla", "meanings": ["Aradan süre geçtikçe, giderek"]}, {"word": "zamanında", "meanings": ["Eskiden", "Tam vaktinde"]}, {"word": "zamanlama", "meanings": ["Zamanlamak işi"]}, {"word": "zamanlamak", "meanings": ["Bir konuda en iyi sonucu almak için en iyi, en uygun süreyi belirlemek", "Bir işin sürdürülmesi için zamanı planlamak"]}, {"word": "zamanlı", "meanings": ["Zamanı olan", "Uygun bir zamanda"]}, {"word": "zamanlı zamansız", "meanings": ["Vakitli vakitsiz"]}, {"word": "zamansız", "meanings": ["Uygun olmayan bir zamanda yapılan, vakitsiz", "Uygun olmayan bir zamanda"]}, {"word": "zaman zaman", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "zaman zarfı", "meanings": ["Bir fiilin anlamını zaman kavramı ile sınırlandıran zarf, zaman belirteci"]}, {"word": "zamazingo", "meanings": ["Zımbırtı", "Dost", "Metres"]}, {"word": "zambak", "meanings": ["Zambakgillerden, 90-100 santimetre yüksekliğinde, güzel ve iri çiçekli, çok yıllık bir süs bitkisi, top zambak (Lilium candidum)"]}, {"word": "Zambiyalı", "meanings": ["Zambiya halkından olan kimse"]}, {"word": "zambakgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, çiğdem, lale, soğan, pırasa, zambak vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "zamir", "meanings": ["Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl"]}, {"word": "zamk", "meanings": ["Akasya, kitre, sütleğen vb. ağaçların kabuklarından sızarak donan, eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan, renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte biçimsiz madde", "Bu maddenin yapıştırıcı olarak kullanılan eriyiği"]}, {"word": "zamk ağacı", "meanings": ["Akasya, mimoza gibi zamk veya reçineli zamka benzeyen maddeler veren okaliptus, zamk akasyası"]}, {"word": "zamk akasyası", "meanings": ["Zamk ağacı"]}, {"word": "zamkinos etmek", "meanings": ["kaçmak, savuşmak"]}, {"word": "zamkinos", "meanings": ["Zımbırtı", "Dost, metres", "Kaçma"]}, {"word": "zamkıarabi", "meanings": ["Arap zamkı"]}, {"word": "zamklama", "meanings": ["Zamklamak işi"]}, {"word": "zamklamak", "meanings": ["Zamk sürmek"]}, {"word": "zamklanma", "meanings": ["Zamklanmak işi"]}, {"word": "zamklanmak", "meanings": ["Zamklama işine konu olmak"]}, {"word": "zamklı", "meanings": ["Üstüne zamk sürülmüş"]}, {"word": "zamklı kâğıt", "meanings": ["Bir tarafı yapıştırılmak amacıyla zamklanmış kâğıt"]}, {"word": "zamlanmak", "meanings": ["Fiyatı yükselmek"]}, {"word": "zamme", "meanings": ["Ötre"]}, {"word": "zampara", "meanings": ["Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek), kadıncıl, keskin, zendost"]}, {"word": "zanaat", "meanings": ["İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat", "El ustalığı isteyen işler"]}, {"word": "zamparalık", "meanings": ["Zampara olma durumu, zendostluk", "Zamparaya yakışır davranış, zendostluk"]}, {"word": "zammetmek", "meanings": ["Katmak"]}, {"word": "zammetme", "meanings": ["Zammetmek işi"]}, {"word": "zan", "meanings": ["Sanı"]}, {"word": "zan altında bulunmak", "meanings": ["bir şeyle suçlanmak, sanık durumunda olmak"]}, {"word": "zamparalık etmek", "meanings": ["çapkınlık etmek, kadın peşinde koşmak"]}, {"word": "zannına düşmek", "meanings": ["sanmak"]}, {"word": "zanaatçı", "meanings": ["Belli bir zanaatla uğraşan, bir zanaatı meslek edinen emekçi, zanaatkâr"]}, {"word": "zanaatçılık", "meanings": ["Zanaatçı olma durumu, zanaatkârlık"]}, {"word": "zanaatkârlık", "meanings": ["Zanaatçılık"]}, {"word": "zanaatkâr", "meanings": ["Zanaatçı"]}, {"word": "zangırdama", "meanings": ["Zangırdamak işi, zıngırdama"]}, {"word": "zangırdamak", "meanings": ["Güçlü bir ses çıkararak titremek veya sallanmak, zıngırdamak"]}, {"word": "zangırdatma", "meanings": ["Zangırdatmak işi"]}, {"word": "zangırdatmak", "meanings": ["Zangırdamasına yol açmak"]}, {"word": "zangırtı", "meanings": ["Güçlü titremeyle oluşan sesin adı"]}, {"word": "zangır zangır", "meanings": ["`Aşırı bir biçimde titremek` anlamındaki zangır zangır titremek deyiminde geçen bir söz, zıngır zıngır, zıngıl zıngıl"]}, {"word": "zangoç", "meanings": ["Kilise hizmetini gören ve çan çalan kimse"]}, {"word": "zanka", "meanings": ["İki atlı kızak"]}, {"word": "zangoçluk", "meanings": ["Zangocun yaptığı iş"]}, {"word": "zanlı", "meanings": ["Şüpheli"]}, {"word": "zapt etmek", "meanings": ["zorla almak", "tutmak", "bir şeyi güç kullanarak önlemek", "yazıya geçirmek", "hatırında tutmak", "anlamak, kavramak, bütünüyle öğrenmek"]}, {"word": "zannetme", "meanings": ["Sanma"]}, {"word": "zannetmek", "meanings": ["Sanmak"]}, {"word": "zanneyleme", "meanings": ["Sanma"]}, {"word": "zanneylemek", "meanings": ["Sanmak"]}, {"word": "zannolunma", "meanings": ["Sanılma"]}, {"word": "zannolunmak", "meanings": ["Sanılmak"]}, {"word": "zapt", "meanings": ["Zor kullanarak ele geçirme", "Tutma, hâkim olma"]}, {"word": "zapt olunmak", "meanings": ["ele geçirilmek"]}, {"word": "zaptiye", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu", "Bu kuruluştan olan er, zaptiye memuru"]}, {"word": "zaptiye memuru", "meanings": ["Zaptiye"]}, {"word": "zapturapt", "meanings": ["Disiplin"]}, {"word": "zar", "meanings": ["İnce perde veya örtü", "İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper", "Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper"]}, {"word": "zapturapt altına almak", "meanings": ["düzeni ve disiplini sağlamak"]}, {"word": "zar gibi", "meanings": ["çok ince, saydam"]}, {"word": "zar", "meanings": ["Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı"]}, {"word": "zar almak", "meanings": ["oyunu kazanmak"]}, {"word": "zar atmak", "meanings": ["zarı hızla yuvarlamak", "kader ile oynamak, geleceği için plan uygulamak"]}, {"word": "zar atmak", "meanings": ["henüz başarısını kanıtlamamış biri için önceden olumlu düşünce belirtmek", "birinin ağzından laf alabilmek için onun düşüncesindeymiş gibi konuşmak"]}, {"word": "zar gelmek", "meanings": ["şansı iyi olmak"]}, {"word": "zar tutmak", "meanings": ["istediği sayıyı getirmek için zarı, atmadan önce parmaklar arasında düzene sokmak"]}, {"word": "zarını bozmak", "meanings": ["tavla oyununda oyuncu, yenilmesini yanına oturan kimseden bilmek", "atılan zarı karşıdaki oyuncu, eliyle karıştırmak"]}, {"word": "zarafet", "meanings": ["Zariflik"]}, {"word": "zar kesmek", "meanings": ["zarını bozmak"]}, {"word": "zarar", "meanings": ["Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat"]}, {"word": "zarar etmek", "meanings": ["maddi ve manevi bakımdan kayba uğramak"]}, {"word": "zarar çekmek", "meanings": ["zarara uğramak"]}, {"word": "zarar gelmek", "meanings": ["kötülük gelmek"]}, {"word": "zarar görmek", "meanings": ["kötü sonuca uğramak"]}, {"word": "zarar vermek", "meanings": ["kötülük etmek", "birinin parasal kayba uğramasına sebep olmak"]}, {"word": "zarara sokmak", "meanings": ["zarar vermek"]}, {"word": "zarara uğramak", "meanings": ["kötü bir durumla karşılaşmak", "parasal kayba uğramak"]}, {"word": "zararda olmak", "meanings": ["alışverişte kâr elde edememek", "kötü duruma düşmek"]}, {"word": "zararı olmamak", "meanings": ["kötülüğe yol açmamak"]}, {"word": "zararı dokunmak", "meanings": ["kötülüğe uğratmak"]}, {"word": "zararı yok", "meanings": ["özür dileyenlere karşılık olarak bağışlandığını, olayın pek önemli olmadığını bildirmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "zararına", "meanings": ["Zarar ederek"]}, {"word": "zararlı", "meanings": ["Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr"]}, {"word": "zararsız", "meanings": ["Zarar vermeyen, zararı dokunmayan, dokuncasız, ziyansız", "Oldukça iyi, ziyansız"]}, {"word": "zararlı çıkmak", "meanings": ["bir işin sonunda değerli sanılan bazı şeyleri yitirmek", "zarar etmek"]}, {"word": "zarcı", "meanings": ["Zar oyunu oynayan kimse"]}, {"word": "zarf", "meanings": ["Kap, kılıf, sarma", "İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese", "İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap", "Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç"]}, {"word": "zarf atmak", "meanings": ["dolandırıcı zarf vb. kullanarak bir tür para sızdırmak veya çarpmak", "karşısındakinin gerçek duygu ve düşüncelerini öğrenmek için kasıtlı olarak uygun sözler söylemek veya bazı davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "zarf-fiil grubu", "meanings": ["Birden fazla kelimeden oluşan zarf-fiil"]}, {"word": "zarfçı", "meanings": ["Tenha bir yolda yere içi doluymuş gibi görünen zarf veya cüzdan bırakan, sonra da bunları bulup alan kimseyi suçlayarak, tehdit ederek para sızdıran dolandırıcı, papelci", "Sokaklarda iskambil kâğıtlarıyla halkı dolandıran bir tür dolandırıcı, papelci"]}, {"word": "zarfçılık", "meanings": ["Zarfçının yaptığı iş, papelcilik", "Sokaklarda iskambil kâğıtlarıyla halkı dolandırma, papelcilik"]}, {"word": "zarflama", "meanings": ["Zarflamak işi"]}, {"word": "zarf-fiil", "meanings": ["Zarf olarak kullanılan fiil soyundan kelime, ulaç, durum ulacı, bağ-fiil, sıla sıygası"]}, {"word": "zarfında", "meanings": ["Belli bir sürede, belli bir süre içinde"]}, {"word": "zarflamak", "meanings": ["Zarf içine koymak"]}, {"word": "zarflanma", "meanings": ["Zarflanmak durumu"]}, {"word": "zarflanmak", "meanings": ["Zarf içine konulmak"]}, {"word": "zargana", "meanings": ["Uskumrumsugillerden, 40-60 santimetre boyunda, vücudu silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık (Belone belone)"]}, {"word": "zarif", "meanings": ["Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen, zarafetli", "Beğenilir ve nükteli (dil, konuşma vb.)", "Güzel, hoş, albenili", "Hoşa gider bir biçimde konuşan ve davranan"]}, {"word": "zarflı", "meanings": ["Zarfı olan"]}, {"word": "zari zari", "meanings": ["İnleyerek", "Hüngür hüngür"]}, {"word": "zariflik", "meanings": ["Zarif davranış veya zarif olma durumu, zarafet"]}, {"word": "zar kanatlılar", "meanings": ["Arı, karınca vb. eklem bacaklıları içine alan, kanatları zar gibi saydam ve az damarlı olan hayvanlar takımı"]}, {"word": "zarsı", "meanings": ["Zarı andıran, zara benzeyen, zar gibi, zarımsı"]}, {"word": "zat", "meanings": ["Kişi", "Kendi"]}, {"word": "zarta", "meanings": ["Yellenme"]}, {"word": "zart zurt etmek", "meanings": ["yüksekten atıp tutarak çıkışmak, kaba kuvvet gösterisinde bulunmak"]}, {"word": "zartayı çekmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "zaruret", "meanings": ["Zorunluluk", "Gereklilik", "Sıkıntı, yoksulluk, fakirlik"]}, {"word": "zart zurt", "meanings": ["Kendini önemli kişi olarak göstermek için yüksekten atıp tutarak çıkışma, kaba kuvvet gösterisi"]}, {"word": "zaruri", "meanings": ["Zorunlu", "Gerekli"]}, {"word": "zar zor", "meanings": ["Güçlükle", "İstemeyerek"]}, {"word": "zata mahsus", "meanings": ["Kişiye özel"]}, {"word": "zaten", "meanings": ["Doğrusu, doğrusunu isterseniz, esasen, zati"]}, {"word": "zatıaliniz", "meanings": ["`Saygın bir kişi olan siz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zatıalileri", "meanings": ["`Saygın bir kişi olan siz` anlamında kullanılan bir söz", "`Saygın bir kişi olan o` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zati", "meanings": ["Zaten"]}, {"word": "zatî", "meanings": ["Kendine özgü, kişiye ilişkin, kişisel, özel", "Özünlü"]}, {"word": "zat işleri", "meanings": ["Özlük işleri"]}, {"word": "zatülcenp", "meanings": ["Göğüs sancısı, ateş, titreme, öksürük vb. belirtilerle ortaya çıkan akciğer zarı yangısı, satlıcan"]}, {"word": "Zatülkürsi", "meanings": ["Altıkardeş"]}, {"word": "zatürre", "meanings": ["Ateş, öksürük ve balgamla beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı, batar"]}, {"word": "zavallılık", "meanings": ["Zavallı olma durumu"]}, {"word": "zavallı", "meanings": ["Acınacak kadar kötü durumda bulunan", "Gücü bir şeye yetmeyen, âciz"]}, {"word": "zaviye", "meanings": ["Köşe", "Küçük tekke", "Anlayış, görüş, bakış açısı", "Açı"]}, {"word": "zayıf", "meanings": ["Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan)", "Görevini yapacak yeterli gücü olmayan", "Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan", "Önemli, güvenilir olmayan", "Çok az", "Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan", "Başarısızlığı gösteren not", "Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz", "Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan"]}, {"word": "zaviyevi", "meanings": ["Açısal"]}, {"word": "zayıf yerinden (veya noktasından veya damarından) yakalamak", "meanings": ["güçsüz, eksik ve yanlış bir tutum ve davranışı yüzünden zor durumda bırakmak"]}, {"word": "zayıf düşmek", "meanings": ["zayıflamak", "güçsüzleşmek"]}, {"word": "zayıflama", "meanings": ["Zayıflamak işi"]}, {"word": "zayıflamak", "meanings": ["Zayıf duruma gelmek"]}, {"word": "paydaş", "meanings": ["Hissedar"]}, {"word": "paydos", "meanings": ["İşi veya çalışmayı geçici olarak bırakma", "Herhangi bir işi bıraktırmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "paydaşlı", "meanings": ["Birden fazla paydaşın malı olan, paylı, hisseli"]}, {"word": "paydaşlık", "meanings": ["Hissedarlık"]}, {"word": "paydos etmek", "meanings": ["işi durdurmak, çalışmayı bırakmak"]}, {"word": "paydos demek", "meanings": ["yapılmakta olan bir işi bırakmak"]}, {"word": "paydos vakti", "meanings": ["İşi bırakma zamanı"]}, {"word": "paydos borusu çalmak", "meanings": ["işi bırakma zamanının geldiğini boru sesi ile bildirmek"]}, {"word": "paye vermek", "meanings": ["değer, önem vermek"]}, {"word": "paydos borusu", "meanings": ["Paydos zamanının geldiğini bildiren boru sesi"]}, {"word": "payitaht", "meanings": ["Başşehir, başkent"]}, {"word": "payelendirme", "meanings": ["Payelendirmek işi"]}, {"word": "paye", "meanings": ["Rütbe", "Derece, aşama"]}, {"word": "payelendirmek", "meanings": ["Paye vermek, belli bir payeye ulaştırmak"]}, {"word": "payen", "meanings": ["Pagan"]}, {"word": "payet", "meanings": ["Giysi vb. işlemek için kullanılan küçük, pırıltılı pul"]}, {"word": "payidar kalmak (veya olmak)", "meanings": ["kalmak, yok olmamak, yaşamak"]}, {"word": "payidar", "meanings": ["Kalıcı, sonsuza kadar yaşayacak olan"]}, {"word": "paylamak", "meanings": ["Birine kusurundan ötürü sert sözler söylemek, azarlamak"]}, {"word": "paylama", "meanings": ["Paylamak işi, azar, azarlama, tekdir, tevbih, papara, saparta"]}, {"word": "paylanma", "meanings": ["Paylanmak işi"]}, {"word": "paylanmak", "meanings": ["Paylama işi yapılmak"]}, {"word": "paylaşılma", "meanings": ["Paylaşılmak işi"]}, {"word": "paylaşılmak", "meanings": ["Paylaşma işi yapılmak"]}, {"word": "paylaşma", "meanings": ["Paylaşmak işi"]}, {"word": "paylaşmak", "meanings": ["Aralarında bölüşmek, pay etmek, üleşmek", "Benimsemek, onaylamak"]}, {"word": "paylaştırma", "meanings": ["Paylaştırmak işi"]}, {"word": "paylaştırmak", "meanings": ["Herkese kendi payına düşeni aldırmak veya vermek"]}, {"word": "paylatma", "meanings": ["Paylatmak işi"]}, {"word": "paylı", "meanings": ["Hisseli, hissedarları olan"]}, {"word": "paylatmak", "meanings": ["Birinin, başkasını paylamasına sebep olmak"]}, {"word": "pazar", "meanings": ["Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer", "Belli bir şeyin satıldığı yer", "Alışveriş", "Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün"]}, {"word": "pipe-line", "meanings": ["343 boru hattı"]}, {"word": "payreks", "meanings": ["Isıya ve kimyasal etkilere dayanıklı bir cam türü"]}, {"word": "paytak", "meanings": ["Çarpık, eğri bacaklı", "Satranç oyununda piyade taşı"]}, {"word": "paytakça", "meanings": ["Biraz paytak, paytak gibi, paytağa benzer", "(payta'kça) Paytak bir biçimde"]}, {"word": "paytak adım", "meanings": ["İki yana sallanarak yürüme"]}, {"word": "paytaklık", "meanings": ["Paytak olma durumu"]}, {"word": "payton", "meanings": ["Fayton"]}, {"word": "pazar ola!", "meanings": ["satıcılara `satışın bol olsun` anlamında söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "pazara çıkarmak", "meanings": ["satılığa çıkarmak"]}, {"word": "pazarbaşı", "meanings": ["Pazarı yöneten, ona düzen veren kimse"]}, {"word": "pazarcı", "meanings": ["Değişik günlerde kurulan pazarlarda mal satan kimse"]}, {"word": "pazarcılık", "meanings": ["Pazarcının işi"]}, {"word": "pazar kayığı", "meanings": ["Eşya taşıyan büyük kayık"]}, {"word": "pazar kayığı gibi", "meanings": ["çok yüklenmiş (taşıt)"]}, {"word": "pazarlama", "meanings": ["Pazarlamak işi", "Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü"]}, {"word": "pazarlamacı", "meanings": ["Pazarlama işi ile uğraşan görevli, pazarlama uzmanı"]}, {"word": "pazarlamacılık", "meanings": ["Pazarlamacının işi"]}, {"word": "pazarlamak", "meanings": ["Bir ürünü, bir malı, bir hizmeti satacak uygun piyasa bulmak"]}, {"word": "pazarlanma", "meanings": ["Pazarlanmak işi"]}, {"word": "pazarlaşma", "meanings": ["Pazarlaşmak işi"]}, {"word": "pazarlanmak", "meanings": ["Satışa sunulmak"]}, {"word": "pazarlaşmak", "meanings": ["Bir fiyat üzerinde anlaşmak, pazarlık etmek"]}, {"word": "pazarlık", "meanings": ["Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme", "Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi", "Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılan görüşme"]}, {"word": "pazarlık etmek", "meanings": ["bir şeyin fiyatı üzerinde karşılıklı çekişmek", "görüşmek için belli şartlar ileri sürmek"]}, {"word": "pazarlığa girişmek", "meanings": ["pazarlık yapmaya başlamak"]}, {"word": "pazarlıkçı", "meanings": ["Pazarlık yapmayı seven kimse"]}, {"word": "pazarlığı pişirmek", "meanings": ["pazarlıkta uyuşma sağlayacak duruma gelmek"]}, {"word": "pazarlıklı", "meanings": ["Pazarlığı olan"]}, {"word": "pazarlıklı alışveriş", "meanings": ["Pazarlaşmak suretiyle yapılan alım satım"]}, {"word": "pazartesi", "meanings": ["Pazar ile salı arasındaki gün"]}, {"word": "pazar yeri", "meanings": ["Pazar kurulan yer", "Yabancı bir ülkenin mallarını satma olanağını sağladığı ülke"]}, {"word": "pazar yerine dönmek", "meanings": ["kalabalıklaşmak"]}, {"word": "pazı", "meanings": ["Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yaban pancarı, yabani ıspanak (Beta vulgaris varcicla)"]}, {"word": "pazı", "meanings": ["Kolun omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi"]}, {"word": "pazen", "meanings": ["Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez"]}, {"word": "pazı", "meanings": ["Bir ekmeklik hamur topağı, beze"]}, {"word": "pazı kemiği", "meanings": ["Kol kemiği"]}, {"word": "pazılı", "meanings": ["Pazısı olan"]}, {"word": "pazval", "meanings": ["Kunduracıların çalışırken kundurayı dizleri üzerinde tutmak için kullandıkları kayış"]}, {"word": "Pd", "meanings": ["Paladyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Pb", "meanings": ["Kurşun elementinin simgesi"]}, {"word": "pazvant", "meanings": ["Rumeli'de gece bekçisi"]}, {"word": "pe", "meanings": ["Türk alfabesinin yirminci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "peç", "meanings": ["Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak"]}, {"word": "peçe", "meanings": ["Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü, nikap", "Maske, sır, giz"]}, {"word": "peçeleme", "meanings": ["Peçelemek işi"]}, {"word": "peçelemek", "meanings": ["Bir şeyi örtmek", "Gizlemek", "Uzaktan seçilmesin diye bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı vb. şeyler örtmek, alalamak, kamufle etmek"]}, {"word": "peçeli", "meanings": ["Yüzünü örtmek için peçe takmış olan"]}, {"word": "peçelenmek", "meanings": ["Peçeleme işi yapılmak"]}, {"word": "peçelenme", "meanings": ["Peçelenmek işi"]}, {"word": "Peçenek", "meanings": ["VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk kavmi"]}, {"word": "Peçenekçe", "meanings": ["Peçenek Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "peçesiz", "meanings": ["Yüzünü örtmek için peçe takmamış olan"]}, {"word": "peçete", "meanings": ["Yemekte giysiyi korumak, ağız silmek için kullanılan ince, yumuşak kâğıt veya kumaş parçası"]}, {"word": "peçiç", "meanings": ["Zar yerine altı tane küçük deniz hayvanı kabuğu atılarak bunların açık taraflarının üste veya alta gelmelerine göre taş ilerleterek oynanan bir oyun"]}, {"word": "pedagog", "meanings": ["Eğitim bilimci"]}, {"word": "pedagoji", "meanings": ["Eğitim bilimi"]}, {"word": "pedagojik", "meanings": ["Eğitim bilimsel", "Eğitimsel"]}, {"word": "pedavra", "meanings": ["Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta, balar"]}, {"word": "pedal", "meanings": ["Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, ayaklık"]}, {"word": "pedavra gibi", "meanings": ["kaburga kemikleri sayılacak kadar zayıf (kimse)"]}, {"word": "pedavrası çıkmış", "meanings": ["pedavra gibi"]}, {"word": "peder", "meanings": ["Baba", "Papaz"]}, {"word": "pederşahi", "meanings": ["Ataerkil"]}, {"word": "pediyatri", "meanings": ["Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ilgili hekimlik dalı"]}, {"word": "pederşahilik", "meanings": ["Ataerkillik"]}, {"word": "pedikür", "meanings": ["Tırnakları kesip düzeltme, nasırları yumuşatma veya çıkarma gibi işlerle ilgili ayak bakımı"]}, {"word": "pedikürcü", "meanings": ["Pedikür yapan kimse"]}, {"word": "pedikürcülük", "meanings": ["Pedikürcünün işi"]}, {"word": "pedodonti", "meanings": ["Diş hekimliğinde çocuk dişlerinin tedavisine ağırlık veren uzmanlık alanı"]}, {"word": "pedoloji", "meanings": ["Çocuk bilimi", "Toprak bilimi"]}, {"word": "peganit", "meanings": ["Hidratlı doğal alüminyum fosfat"]}, {"word": "pegmatit", "meanings": ["Başlıca kuvars, feldspat ve Moskof camından oluşan, açık renkli bir tür magma taşı"]}, {"word": "pehlivan", "meanings": ["Güreşçi", "Boylu boslu ve güçlü kimse"]}, {"word": "pedometre", "meanings": ["Adımsayar"]}, {"word": "pehlivan duası", "meanings": ["Yağlı güreşte güreşe başlamadan önce cazgır tarafından söylenilen uyaklı sözler"]}, {"word": "pehlivanlık", "meanings": ["Pehlivan olma durumu", "Güreşçilik", "Güçlülük"]}, {"word": "pehlivan yakısı", "meanings": ["Keskin yakı"]}, {"word": "pehpeh", "meanings": ["Beğenme, şaşma anlatan bir söz"]}, {"word": "pehpehleme", "meanings": ["Pehpehlemek işi"]}, {"word": "pejmürde", "meanings": ["Eski püskü, yırtık", "Dağınık, perişan"]}, {"word": "pejoratif", "meanings": ["Küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli"]}, {"word": "pehpehlemek", "meanings": ["Pohpohlamak"]}, {"word": "pejmürdelik", "meanings": ["Pejmürde olma durumu"]}, {"word": "pek çok", "meanings": ["Yeterinden fazla, bir hayli"]}, {"word": "pek", "meanings": ["Sert, katı", "Sağlam, dayanıklı", "Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok", "Hızlı olarak"]}, {"word": "pek söylemek", "meanings": ["kırıcı ve sert konuşmak"]}, {"word": "peki", "meanings": ["Evet", "Pekâlâ"]}, {"word": "pekâlâ", "meanings": ["Benzerlerinden aşağı olmayan", "`Dediğin gibi olsun, öyle kabul edelim` anlamlarında bir söz, peki", "Kesinlikle", "Elbette", "Çok iyi"]}, {"word": "pek başlı", "meanings": ["İnatçı"]}, {"word": "pek canlı", "meanings": ["Dayanıklı"]}, {"word": "pekçe", "meanings": ["İyice"]}, {"word": "pekent", "meanings": ["Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel"]}, {"word": "pek doku", "meanings": ["Selüloz çeperleri değişik kalınlıkta hücrelerden oluşan, dalların dik durmasını sağlayan doku"]}, {"word": "pek gözlü", "meanings": ["Yılmaz, yürekli, gözü pek (kimse)"]}, {"word": "Pekin ördeği", "meanings": ["Çin kökenli özellikle Amerika'da yaşayan bir tür ördek"]}, {"word": "pekişme", "meanings": ["Pekişmek işi"]}, {"word": "pekişmek", "meanings": ["Sertleşmek, katılaşmak", "Sıkışmak, tıkanmak", "Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek"]}, {"word": "pekiştirme", "meanings": ["Pekiştirmek işi"]}, {"word": "pekiştirmek", "meanings": ["Sertleşmek, katılaştırmak", "Sağlamlaştırmak, tahkim etmek", "Güçlendirmek"]}, {"word": "pekiştirmeli", "meanings": ["Pekiştirilmiş olan"]}, {"word": "pekiştirmeli sıfat", "meanings": ["Türkçede çoğu kez sıfatın, bazen de adın ilk hecesindeki ünlünün, baştaki ünsüzle birlikte, -p, -m-, -r-, -s- ünsüzlerinden biriyle veya ünlü ile başlayan bir adın veya sıfatın yalnız -p- ünsüzüyle kapatılmasıyla ortaya çıkan hecenin, aynı sıfatın veya adın başına eklenmesiyle kurulan kelime"]}, {"word": "pekiştirmeli özne", "meanings": ["`Kendi` dönüşlü zamiriyle kuvvetlendirilmiş özne"]}, {"word": "pekiştirmeli zarf", "meanings": ["Pekiştirmeli kelime biçiminde kurulmuş zarf"]}, {"word": "pekitme", "meanings": ["Pekitmek işi, tekit"]}, {"word": "pekiyi", "meanings": ["Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan en yüksek başarı derecesi"]}, {"word": "pekitmek", "meanings": ["Güç vermek, güçlendirmek, tekit etmek", "Daha önce istenip de yerine getirilmemiş bir iş için yeniden resmî bir yazı yazmak, tekit etmek"]}, {"word": "pekmez gibi malın olsun, Antakya'dan sinek gelir", "meanings": ["`malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "pekleşme", "meanings": ["Pekleşmek işi"]}, {"word": "pekleşmek", "meanings": ["Sertleşmek, katılaşmak", "Kabız olmak", "Güçlenmek, sağlamlaşmak"]}, {"word": "pekleştirme", "meanings": ["Pekleştirmek işi"]}, {"word": "pekleştirmek", "meanings": ["Pekleşmesine yol açmak, pekleşme işini yaptırmak", "Güçlenmesini sağlamak"]}, {"word": "peklik", "meanings": ["Pek olma durumu", "Kabız", "Sağlamlık, dayanıklılık, direnç"]}, {"word": "peklik çekmek", "meanings": ["sürekli olarak güçlükle büyük abdest bozmak"]}, {"word": "pekmez", "meanings": ["Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi"]}, {"word": "pekmezcilik", "meanings": ["Pekmez yapma veya satma işi"]}, {"word": "pekmezci", "meanings": ["Pekmez yapan veya satan kimse"]}, {"word": "pekmez kaynatmak", "meanings": ["pekmez yapmak"]}, {"word": "pekmez helvası", "meanings": ["Eritilen tereyağında unun hafifçe kavrulmasından sonra pekmezle karıştırılmasıyla yapılan ve cevizle birlikte sunulan bir tatlı türü"]}, {"word": "pekmez köpüğü", "meanings": ["Pekmez kaynatılırken kazanın üzerinde oluşan tatlı köpük"]}, {"word": "pekmezkefi", "meanings": ["Kula ile doru arasında bir at donu", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "pekmezli", "meanings": ["Pekmezi olan veya içinde pekmez bulunan", "Tadı fazla olan, çok tatlı"]}, {"word": "pekmezlik", "meanings": ["Pekmez yapmak için ayrılmış", "Pekmez yapmaya elverişli", "Köy evlerinin yanında pekmez yapmak için kullanılan, şaraphane ve ocağı bulunan özel bina veya bölme"]}, {"word": "peksimet", "meanings": ["Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek"]}, {"word": "pekmez toprağı", "meanings": ["Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn"]}, {"word": "pektin", "meanings": ["Bitki dokularında bulunan renksiz, metil grubundan madde", "Göze zarının peltemsi kabuğu", "Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde"]}, {"word": "pektoral", "meanings": ["Göğse ait", "Göğse veya akciğer hastalıklarına ait, göğüs hastalıklarına ilişkin"]}, {"word": "pek yürekli", "meanings": ["Acıması olmayan, yüreksiz, merhametsiz (kimse)"]}, {"word": "pek yüzlü", "meanings": ["Karşısındakilerin kırılacağını bildiği hâlde duygularını veya isteklerini söylemekten çekinmeyen (kimse)", "Utanması olmayan, sıkılmaz (kimse)"]}, {"word": "peleme", "meanings": ["Irmaklarda işleyen, bir tür altı düz kayık"]}, {"word": "pelenk", "meanings": ["Pars"]}, {"word": "pelesenk", "meanings": ["Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu bir reçine", "Pelesenk ağacından elde edilen değerli kereste"]}, {"word": "pelesenk ağacı", "meanings": ["Kızıldeniz'in Afrika ve Asya kıyılarında yetişen ve kışın yapraklarını dökmeyen, değerli kerestesi kahverengi, mor veya esmer hatta vişneçürüğü olabilen, doğramacılıkta kullanılan bir ağaç (Commiphora opobalsamum)"]}, {"word": "pelte", "meanings": ["Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tatlı türü", "Bu kıvamda olan madde", "Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde", "Denizanası"]}, {"word": "pelerin", "meanings": ["Omuzlardan aşağı dökülen, geniş, kolsuz bir tür üstlük"]}, {"word": "pelikan", "meanings": ["Pelikangillerden, pembeye çalan beyaz tüylü, kanatları gri renkli, alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş, kaşıkçı kuşu (Pelecanus onocrotalus)"]}, {"word": "pelikansılar", "meanings": ["Bazı sınıflandırmalara göre, pelikangiller, karabatakgiller ve sümsükgiller familyalarını içine alan bir takım"]}, {"word": "pelikangiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanların kuşlar sınıfının, leyleksiler takımının bir alt familyası"]}, {"word": "pelikül", "meanings": ["Boş film, film şeridi"]}, {"word": "pelin", "meanings": ["Birleşikgillerden, yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, kokulu bir madde bulunan, hekimlikte kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki, pelin otu, acı pelin, akpelin (Artemisia absinthium)"]}, {"word": "pelit", "meanings": ["Meşe ağacı", "Bu ağacın meyvesi, palamut"]}, {"word": "pelte gibi", "meanings": ["çok gevşek", "çok yorgun"]}, {"word": "peltek diş ünsüzü", "meanings": ["Dil ucunun, ön dişlerin arasına girmesiyle oluşan ünsüzü"]}, {"word": "peltek", "meanings": ["Dilini dişlerinin arasına alır gibi konuşan ve bu yüzden s, z gibi sesleri kusurlu söyleyen (kimse)", "Tutuk, titrek (konuşma)", "Tutuk, titrek bir biçimde"]}, {"word": "peltekleşme", "meanings": ["Peltekleşmek işi"]}, {"word": "peltekleşmek", "meanings": ["Peltek duruma gelmek"]}, {"word": "pelteklik", "meanings": ["Peltek olma durumu, peltek konuşma"]}, {"word": "peltelenme", "meanings": ["Peltelenmek işi"]}, {"word": "peltelenmek", "meanings": ["Pelte kıvamında olmak"]}, {"word": "pelteleşme", "meanings": ["Pelteleşmek işi", "Bitkisel hücre zarlarındaki selülozun değişmesi ve jelatin kıvamını alması"]}, {"word": "pelür", "meanings": ["İnce ve yarı saydam bir kâğıt türü"]}, {"word": "pelteleşmek", "meanings": ["Pelte kıvamını almak", "Çok yorulmak", "Donuklaşmak, yumuşamak, ağırlaşmak"]}, {"word": "pelüş", "meanings": ["Bir yüzü uzun tüylü, yumuşak ve parlak, kadifeye benzer bir kumaş türü"]}, {"word": "pembe", "meanings": ["Beyaza biraz kırmızı karıştırılmasıyla oluşan açık renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "pembegemre", "meanings": ["Genellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişen, taneleri iri, kalın kabuklu, salkımı konik biçimde olan bir tür üzüm"]}, {"word": "pembekurt", "meanings": ["Pamuk ve bamya tarlalarında zarara yol açan kırmızımsı tırtıl"]}, {"word": "pembeleşme", "meanings": ["Pembeleşmek işi"]}, {"word": "pembeleşmek", "meanings": ["Pembe bir renk almak"]}, {"word": "pembeleştirmek", "meanings": ["Pembe bir duruma getirmek"]}, {"word": "pembeleştirme", "meanings": ["Pembeleştirmek işi"]}, {"word": "pembelik", "meanings": ["Pembe renginde olma"]}, {"word": "pembezar", "meanings": ["Genellikle gömlek yapımında kullanılan bir tür ince ve yumuşak bez", "Bu bezden yapılan"]}, {"word": "pena", "meanings": ["Mızrap"]}, {"word": "penaltı", "meanings": ["Ceza atışı", "Elemeli futbol maçlarının sonrasındaki eşitlik durumlarında takımların birbirlerine üstünlük sağlamaları için rakip kaleye en az beşer kez yaptığı vuruş"]}, {"word": "penaltı atışı", "meanings": ["Futbolda ceza alanı içinde penaltının kullanılması"]}, {"word": "penaltı noktası", "meanings": ["Penaltı atışının yapıldığı nokta"]}, {"word": "pencere açmak", "meanings": ["görüş açısı kazandırmak"]}, {"word": "pencere", "meanings": ["Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık"]}, {"word": "pencere eteği", "meanings": ["Pencere ile döşeme arasındaki bölüm"]}, {"word": "pencere kanadı", "meanings": ["Sabit veya menteşe yardımıyla açılıp kapanan pencere elemanı"]}, {"word": "pencereli", "meanings": ["Penceresi olan"]}, {"word": "pencüdü", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün ikili gelmesi, beş iki"]}, {"word": "pencik", "meanings": ["Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı", "Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi", "Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet"]}, {"word": "pencüse", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün üçlü gelmesi"]}, {"word": "pencüyek", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün birli gelmesi"]}, {"word": "pençe", "meanings": ["Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları", "Ayakkabının tabanındaki kösele", "Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç", "El"]}, {"word": "pençe vurmak", "meanings": ["pençelemek", "ayakkabıya pençe çekmek"]}, {"word": "pençe atmak", "meanings": ["yırtıcı hayvan ön ayaklarıyla saldırmak, vurmak", "gücüne güvenerek bir şeyi elde etmeye çalışmak"]}, {"word": "pençesine düşmek", "meanings": ["yakalanmak"]}, {"word": "pençelemek", "meanings": ["Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak", "Ayakkabıya pençe yapmak"]}, {"word": "pençeleme", "meanings": ["Pençelemek işi"]}, {"word": "pençeleşme", "meanings": ["Pençeleşmek işi"]}, {"word": "pençeleşmek", "meanings": ["Pençe pençeye gelmek, kavga etmek, dövüşmek", "Çok uğraşmak, mücadele etmek"]}, {"word": "pençeletme", "meanings": ["Pençeletmek işi"]}, {"word": "pençeli", "meanings": ["Pençesi olan", "Pençe vurulmuş (ayakkabı)", "Güçlü", "Sataşkan"]}, {"word": "pençeletmek", "meanings": ["Pençeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "pençe pençe", "meanings": ["Genişçe ve sık lekeler durumunda, yer yer kırmızı bir biçimde"]}, {"word": "pençe pençeye gelmek", "meanings": ["kıyasıya, öldürürcesine dövüşmek"]}, {"word": "pençesiz", "meanings": ["Pençesi olmayan"]}, {"word": "pendname", "meanings": ["Öğüt kitabı"]}, {"word": "pençgâh", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam"]}, {"word": "peneplen", "meanings": ["Yontuk düz"]}, {"word": "penes", "meanings": ["Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altın taklidi, sarı tenekeden pul"]}, {"word": "pengö", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar kullanılan Macar para birimi"]}, {"word": "penguen", "meanings": ["Penguengillerden, Güney Kutbu'nda yaşayan, sırtı kara, göğsü ak, iyi yüzen, deniz hayvanlarıyla beslenen, uçamayan, kısa kanatlı deniz kuşu (Aptenodytes patagonica)"]}, {"word": "penguengiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, kuşlar sınıfının penguenler takımının bir familyası"]}, {"word": "penguenler", "meanings": ["Penguengiller familyasını içine alan takım"]}, {"word": "peni", "meanings": ["Sterlinin yüzde biri değerindeki para birimi"]}, {"word": "penis", "meanings": ["Erkeklik organı"]}, {"word": "penisilin", "meanings": ["Mikroplu hastalıkların tedavisinde kullanılan bir antibiyotik türü"]}, {"word": "pentan", "meanings": ["Formülü C5H12 olan doymuş hidrokarbon"]}, {"word": "pense", "meanings": ["Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç", "Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens"]}, {"word": "pentatlon", "meanings": ["Eski Yunan'da koşu, uzun atlama, cirit atma, disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması", "Günümüzde uzun atlama, cirit atma, disk atma, 200 ve 1500 metre koşularını kapsayan atletizm yarışması"]}, {"word": "penuvar", "meanings": ["Bir tür sabahlık"]}, {"word": "pepe", "meanings": ["Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve ancak birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilen (kimse), pepeme"]}, {"word": "penye", "meanings": ["Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş", "Bu kumaştan yapılmış üst giysisi"]}, {"word": "pepeleme", "meanings": ["Pepelemek işi"]}, {"word": "pepelemek", "meanings": ["Pepe gibi konuşmak"]}, {"word": "pepelik", "meanings": ["Pepe olma durumu"]}, {"word": "pepeme", "meanings": ["Pepe"]}, {"word": "pepemelik", "meanings": ["Pepelik, rekâket"]}, {"word": "perçin", "meanings": ["İki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu"]}, {"word": "pepsin", "meanings": ["Mide mukozasının salgıladığı proteinli besinleri peptona çeviren enzim"]}, {"word": "pepton", "meanings": ["Vücutça özümlenebilecek duruma gelmiş proteinli besin"]}, {"word": "perakende", "meanings": ["Malların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı", "Bu biçimde alınan veya satılan", "Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan"]}, {"word": "perakendecilik", "meanings": ["Perakende olarak yapılan alışveriş"]}, {"word": "perakendeci", "meanings": ["Malını perakende olarak satan tüccar"]}, {"word": "perçem", "meanings": ["Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı", "Yele", "Kâkül"]}, {"word": "perçemli", "meanings": ["Perçemi, kâkülü olan"]}, {"word": "perçinleme", "meanings": ["Perçinlemek işi"]}, {"word": "perçinlemek", "meanings": ["Bir bağıntıyı perçinle tutturmak", "İki veya daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek", "Sağlamlaştırmak, güçlendirmek"]}, {"word": "perçinleniş", "meanings": ["Perçinlenme işi"]}, {"word": "perçinlenme", "meanings": ["Perçinlenmek işi"]}, {"word": "perçinlenmek", "meanings": ["Perçinleme işine konu olmak"]}, {"word": "perçinleşmek", "meanings": ["Arkadaşlık, dostluk ilişkileri çok güçlenmek, pekişmek, sağlamlaşmak"]}, {"word": "perçinleşme", "meanings": ["Perçinleşmek işi"]}, {"word": "perçinleştirme", "meanings": ["Perçinleştirmek işi"]}, {"word": "perçinleştirmek", "meanings": ["Perçinli duruma getirmek, perçinleşmeyi sağlamak, sağlamlaştırmak"]}, {"word": "perçinli", "meanings": ["Perçin yapılarak sağlamlaştırılmış"]}, {"word": "perçinleyiş", "meanings": ["Perçinleme işi"]}, {"word": "perçinsiz", "meanings": ["Perçin yapılmamış olan"]}, {"word": "perçin tabancası", "meanings": ["Levha olarak üretilmiş parçaları birbirine üst üste koyarak birleştirmek, kaynaştırmak için kullanılan el aleti"]}, {"word": "perdah", "meanings": ["Parlatma, parlaklık verme", "Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılan ikinci tıraş"]}, {"word": "perdah çekmek", "meanings": ["sakalı bir daha ve kıl çıkışının ters yönünde olmak üzere tıraş etmek"]}, {"word": "perdah vurmak (veya etmek)", "meanings": ["parlatmak"]}, {"word": "perdahçı", "meanings": ["Bazı parlatıcı maddelerle cila yapan kimse", "Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışan kimse"]}, {"word": "perdahçılık", "meanings": ["Perdahçının işi"]}, {"word": "perdahlama", "meanings": ["Perdahlamak işi"]}, {"word": "perdahlamak", "meanings": ["Aprelemek", "Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışmak", "Sövmek, küfretmek"]}, {"word": "perdahlanma", "meanings": ["Perdahlanmak işi"]}, {"word": "perdahlı", "meanings": ["Parlatılmış, perdah edilmiş"]}, {"word": "perdahlanmak", "meanings": ["Parlatılmak"]}, {"word": "perdahsız", "meanings": ["Parlatılmamış, perdahı olmayan"]}, {"word": "perde çekmek", "meanings": ["bir şeyin önüne perde germek", "gizlemek, örtmek"]}, {"word": "perde", "meanings": ["Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü", "Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey", "İki yeri birbirinden ayıran bölme", "Seste pes perde", "Doğruyu görmeye engel olan şey", "Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar", "Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi", "Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer", "Katarakt", "Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri"]}, {"word": "perde inmek", "meanings": ["gözde katarakt olmak", "gizlemek, örtmek", "bir tiyatro oyunu bitmek"]}, {"word": "perdelerini açmak", "meanings": ["tiyatro yeni mevsimde temsillerine başlamak"]}, {"word": "perde kurmak", "meanings": ["Karagöz oyununa başlamak"]}, {"word": "perde arkası", "meanings": ["Bir şeyin görünürde olmayan gizli yanı"]}, {"word": "perdelerini kapamak", "meanings": ["tiyatro tamamen kapanmak"]}, {"word": "perde ayaklılar", "meanings": ["Kaz, ördek, martı gibi suda yüzen ve parmakları arasında perde bulunan kuşlar takımı"]}, {"word": "perdecilik", "meanings": ["Perdecinin işi, perdedarlık"]}, {"word": "perdeci", "meanings": ["Perde satan veya diken kimse", "Sahne perdelerini açıp kapamakla görevli kimse", "Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli, perdedar"]}, {"word": "perdedar", "meanings": ["Perdeci"]}, {"word": "perdelemek", "meanings": ["Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek", "Bir durumun, bir olayın anlaşılmasına engel olmak, gizlemek", "Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engellemek"]}, {"word": "perdeleme", "meanings": ["Perdelemek işi"]}, {"word": "perdelenme", "meanings": ["Perdelenmek işi", "Söyleyişte sesin değişik bir perdeden çıkması"]}, {"word": "perdelenmek", "meanings": ["Perdeleme işine konu olmak"]}, {"word": "perdelik", "meanings": ["Perde yapmaya elverişli (kumaş)", "Perdeden oluşan"]}, {"word": "perdeli", "meanings": ["Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan", "Duvaklı", "Perde sağlamak için parmaklarla basılacak yerleri olan (çalgı)"]}, {"word": "perende", "meanings": ["Havada çark gibi dönerek atılan takla"]}, {"word": "perdeli pilav", "meanings": ["Tavuk eti, badem içi, pirinç, kuş üzümü, un ve yumurta kullanarak hazırlanan bir pilav türü"]}, {"word": "perdesi yırtık", "meanings": ["Utanmaz, arlanmaz (kimse), perdesi sıyrık"]}, {"word": "perdesiz", "meanings": ["Perdesi olmayan", "Utanmaz, hayâsız"]}, {"word": "perdesizlik", "meanings": ["Perdesi olmama durumu", "Utanmazlık, hayâsızlık"]}, {"word": "pereme", "meanings": ["Gondola benzeyen bir kayık"]}, {"word": "peremeci", "meanings": ["Pereme kullanan veya yapan kimse"]}, {"word": "perese", "meanings": ["Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi", "Durum, derece, kerte"]}, {"word": "perende atmak", "meanings": ["havada çark gibi dönerek takla atmak"]}, {"word": "perende atamamak (veya atılmamak)", "meanings": ["herhangi bir konuda birinden aşağı, beceriksiz olmak", "oyun çevirememek, aldatamamak"]}, {"word": "peresesine getirmek", "meanings": ["tam sırasını, uygun zamanını bulmak, biçimine getirmek"]}, {"word": "pereseye almak", "meanings": ["bir işi düşünmek, göz önüne almak"]}, {"word": "perestiş etmek", "meanings": ["sevmek"]}, {"word": "perestiş", "meanings": ["Tapınma", "Delicesine sevme"]}, {"word": "perestişkâr", "meanings": ["Tapınan", "Delicesine seven"]}, {"word": "pergel", "meanings": ["Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç, yayçizer"]}, {"word": "performans", "meanings": ["Başarım"]}, {"word": "perforaj", "meanings": ["Delme"]}, {"word": "pergelleri açmak", "meanings": ["uzun adımlarla yürümek"]}, {"word": "pergel hareketi", "meanings": ["Bir ayağı sabit kalarak kendi etrafında dönme hareketi"]}, {"word": "pergola", "meanings": ["Gölgelik"]}, {"word": "perhiz", "meanings": ["Diyet", "Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç"]}, {"word": "perhiz yapmak (veya etmek)", "meanings": ["sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla özel bir beslenme düzeni uygulamak"]}, {"word": "perhizkârlık", "meanings": ["Perhizkâr olma durumu"]}, {"word": "perhize çekmek", "meanings": ["perhizi titizlikle uygulamak"]}, {"word": "perhizkâr", "meanings": ["Sürekli olarak perhiz yapan (kimse)", "Perhiz yaparak"]}, {"word": "perhizli", "meanings": ["Perhiz yapan, perhizkâr"]}, {"word": "perhizsiz", "meanings": ["Perhiz yapmayan (kimse)"]}, {"word": "peri", "meanings": ["Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık", "Çok güzel, alımlı, becerikli kadın"]}, {"word": "peri gibi", "meanings": ["çok güzel"]}, {"word": "perileri bağdaşmak", "meanings": ["uyuşup anlaşmak, yıldızları barışmak"]}, {"word": "perisi hoşlanmamak", "meanings": ["yakınlık duymamak, ısınamamak"]}, {"word": "peribacası", "meanings": ["Kolayca aşınabilen taş ve kayalardan oluşmuş, sivri kule veya piramit görünüşlü, kiminin tepesinde külah veya tepsiyi andıran bir kaya parçası bulunan yeryüzü biçimi"]}, {"word": "peridot", "meanings": ["Olivin"]}, {"word": "pericik", "meanings": ["Kilit dili", "Peri hastalığı"]}, {"word": "peridotit", "meanings": ["Olivin ve piroksenden oluşmuş magma taşı"]}, {"word": "perili", "meanings": ["Kötü ruhlar bulunduğuna inanılan, tekin olmayan (yer)"]}, {"word": "perikart", "meanings": ["Kalbin üzerini saran zar"]}, {"word": "peri hastalığı", "meanings": ["Sara, isteri vb. hastalıklar, pericik"]}, {"word": "peri masalı", "meanings": ["Kahramanlarını perilerin oluşturduğu bir masal türü"]}, {"word": "peri masası", "meanings": ["Dik taşların üstüne yerleşmiş, masa biçimindeki yassı kaya"]}, {"word": "peripatetizm", "meanings": ["Aristotelesçilik"]}, {"word": "peri piramidi", "meanings": ["Bir taş yığını ile bunun altında kalmış topraktan oluşan, piramit biçiminde tümsek"]}, {"word": "perişan etmek", "meanings": ["dağıtmak, düzenini bozmak", "acınacak duruma getirmek"]}, {"word": "periskop", "meanings": ["Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin güvenli bir biçimde çevreyi araştırmasını sağlayan mercekli araç"]}, {"word": "perişan olmak", "meanings": ["dağılmak, düzeni bozulmak", "acınacak duruma gelmek"]}, {"word": "perişan", "meanings": ["Dağınık, düzensiz, karmakarışık", "Acınacak durumda olan, zavallı"]}, {"word": "perişanlık", "meanings": ["Perişan olma durumu"]}, {"word": "perişanlık vermek", "meanings": ["perişan duruma getirmek, perişan etmek"]}, {"word": "periton", "meanings": ["Karın zarı"]}, {"word": "peritonit", "meanings": ["Karın zarı yangısı"]}, {"word": "periyot", "meanings": ["Dönem", "Devir (II)"]}, {"word": "perki", "meanings": ["Tatlısu levreği (Perca fluviatilis)"]}, {"word": "periyodik", "meanings": ["Süreli", "Süreli yayın"]}, {"word": "perlit", "meanings": ["Erimiş sodyum, potasyum, alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan patlatılarak pudra hâline getirilmiş bulunan, hazır sıva, hafif levha yapımında, izolasyon işinde, yem maddelerinin preslenmesinde kullanılan yardımcı bir madde", "İnci taşı"]}, {"word": "perlon", "meanings": ["İlk olarak Almanya'da yapılan sentetik dokuma ipliği", "Bu iplikle dokunmuş kumaş"]}, {"word": "perlon fırça", "meanings": ["Boya işlerinde kullanılan perlondan yapılmış fırça"]}, {"word": "permanant", "meanings": ["Perma"]}, {"word": "permeçe", "meanings": ["Yedek olarak kullanılan ince halat"]}, {"word": "permanganat", "meanings": ["Potasyum permanganat"]}, {"word": "permiyen", "meanings": ["Birinci Çağın altıncı ve sonuncu dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları"]}, {"word": "peroksit", "meanings": ["Birleşiminde normal oksitlerden daha çok oksijen bulunan oksitlerin genel adı"]}, {"word": "permi", "meanings": ["Yazılı izin belgesi", "Kişilere özellikle dış ticaret için devletçe verilen izin", "Tren yolculuklarında kullanılan paso"]}, {"word": "peron", "meanings": ["Otobüs terminallerinde aracın yanaştığı, yolcuların inip binmesine yarayan bölüm", "Tren, tramvay, metro istasyonlarında yol boyunca uzanan, inilip binilen özel bölüm"]}, {"word": "persenk", "meanings": ["Pelesenk"]}, {"word": "peronospora", "meanings": ["Patates, pancar, asma ve daha başka bitkilerde mildiyu hastalığına yol açan mikroskobik mantar"]}, {"word": "personel", "meanings": ["Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri, bir iş yerinde çalışanların tümü", "Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler"]}, {"word": "perspektif", "meanings": ["Görünge", "Bakış açısı", "Nesneleri bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme sanatı"]}, {"word": "perşembe", "meanings": ["Çarşamba ile cuma arasındaki gün"]}, {"word": "perşembenin gelişi çarşambadan bellidir", "meanings": ["`bir işin sonunun nasıl olacağı şimdiki gidişinden belli olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "pertavsız", "meanings": ["Büyüteç"]}, {"word": "peruka", "meanings": ["Takma saç"]}, {"word": "perukar", "meanings": ["Berber"]}, {"word": "Perulu", "meanings": ["Peru halkından olan kimse"]}, {"word": "perva", "meanings": ["Çekinme, sakınma, korku"]}, {"word": "pervane", "meanings": ["Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek, kepenek (II)", "Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet, uskur", "Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman", "Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan"]}, {"word": "pervane olmak", "meanings": ["birinin yanında onun hizmetine hazır olduğunu gerekli gereksiz göstermek"]}, {"word": "pervane balığı", "meanings": ["Ay balığı"]}, {"word": "pervane kesilmek", "meanings": ["saygı duyduğu bir kişiye hizmet edebilmek için devamlı etrafında olmak, didinip durmak", "her isteği yapmak için çevrede dört dönmek", "dönüp durmak"]}, {"word": "pervaneci", "meanings": ["Selçuklu divanında bulunan, arazi defterlerine bakan görevli"]}, {"word": "pervaneli", "meanings": ["Pervanesi olan"]}, {"word": "pervanesiz", "meanings": ["Pervanesi olmayan"]}, {"word": "pervasız", "meanings": ["Çekinmez, sakınmaz, korkusuz (kimse), biperva", "Çekinmeden, sakınmadan, korkmadan, biperva"]}, {"word": "pervasızca", "meanings": ["Pervasız bir biçimde, çekinmeden, sakınmadan, pervasızcasına, bodoslama (II)"]}, {"word": "pervaz", "meanings": ["Kapı, pencere vb. yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça", "Giysilerin yaka, kol, etek vb. yerlerine veya kumaştan yapılmış diğer eşyaların kenarlarına geçirilmiş, dar, uzun parça", "Cilt kapağının iç tarafına konulan deri parçası", "Uçuş"]}, {"word": "pervasızlık", "meanings": ["Sakınmama, korkusuzluk"]}, {"word": "pes", "meanings": ["Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için veya birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "pervaz etmek", "meanings": ["uçmak"]}, {"word": "pes demek", "meanings": ["karşısındakinin kendisinden daha üstün olduğunu kabul etmek, boyun eğmek"]}, {"word": "pes etmek", "meanings": ["yenilgiyi kabul etmek, pes demek", "yenileceğini anlayıp sırtının yere gelmesini istemeyen pehlivan, yenildiğini kabul anlamına ya `pes ediyorum` demek veya hasmının kispetine eliyle vurarak işaret vermek", "birinin aşırı kurnazlığı karşısında ancak bu kadar olur inancına varmak"]}, {"word": "pes", "meanings": ["Hafif, yavaş sesle söylenen, pest, ince karşıtı"]}, {"word": "peseta", "meanings": ["İspanyol para birimi"]}, {"word": "pesek", "meanings": ["Diş kiri, diş pası"]}, {"word": "pesimizm", "meanings": ["Kötümserlik"]}, {"word": "pesimist", "meanings": ["Kötümser, optimist karşıtı"]}, {"word": "pesleşmek", "meanings": ["Ses hafif, yavaş duruma gelmek"]}, {"word": "peso", "meanings": ["Arjantin, Dominik Cumhuriyeti, Filipinler, Kolombiya, Küba, Meksika, Şili ve Uruguay para birimi"]}, {"word": "pespaye", "meanings": ["Alçak, soysuz, aşağılık"]}, {"word": "pespayelik", "meanings": ["Alçaklık, soysuzluk"]}, {"word": "pespembe", "meanings": ["Her yanı pembe, çok pembe"]}, {"word": "pest", "meanings": ["Pes (II)"]}, {"word": "pestenkerani", "meanings": ["Saçma"]}, {"word": "pestil", "meanings": ["İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi, bastık", "Çok yorgun, güçsüz", "Hasta", "Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka"]}, {"word": "pestil gibi", "meanings": ["kımıldayamayacak kadar güçsüz, bitkin bir biçimde"]}, {"word": "pestile çevirmek", "meanings": ["çok yormak"]}, {"word": "pestili çıkmak", "meanings": ["çok yorulmak"]}, {"word": "pestilini çıkarmak", "meanings": ["çok yormak", "çok dövmek"]}, {"word": "pesüs", "meanings": ["İçinde yağ yakılan toprak kandil"]}, {"word": "peşinde (veya peşinden) gitmek", "meanings": ["bir kimseyi izlemek", "düşünce ve görüşlerini benimsemek"]}, {"word": "peş", "meanings": ["Arka, art", "Elbisenin etek kısmı"]}, {"word": "peşinde dolaşmak (veya gezmek)", "meanings": ["bir amaçla birisini izlemek"]}, {"word": "peşinde (veya peşinden) koşmak", "meanings": ["elde etmek için uğraşmak"]}, {"word": "peşinde olmak", "meanings": ["birini veya bir şeyi çok istemek"]}, {"word": "peşinden sürüklemek", "meanings": ["birinin veya birçoklarının arkasından gelmesini sağlamak"]}, {"word": "peşinden yürümek", "meanings": ["birinin arkasından yürümek, gitmek", "bir kimseye her konuda uymak"]}, {"word": "peşine düşmek (veya gitmek)", "meanings": ["arkasından gitmek, izlemek", "bir isteğin gerçekleşmesini sağlamaya çalışmak"]}, {"word": "peşine takılmak", "meanings": ["ardından gitmek"]}, {"word": "peşine takmak", "meanings": ["yanında götürmek"]}, {"word": "peş", "meanings": ["Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası"]}, {"word": "peşini bırakmamak", "meanings": ["bir kimseyi veya şeyi izlemekten vazgeçmemek"]}, {"word": "peşin", "meanings": ["Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı", "Çalışmadan verilen (ücret, aylık)", "Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot", "Daha önce, önceden"]}, {"word": "peşinat", "meanings": ["Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para"]}, {"word": "peşinatsız", "meanings": ["Peşin para vermeden veya almadan"]}, {"word": "peşinci", "meanings": ["Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse"]}, {"word": "peşinen", "meanings": ["Peşin olarak, önceden"]}, {"word": "peşin cevap", "meanings": ["Sonradan söylenecek bir şeyi önceden bildirme"]}, {"word": "peşin fikir", "meanings": ["Ön yargı"]}, {"word": "peşin hüküm", "meanings": ["Ön yargı"]}, {"word": "peşin pazarlık", "meanings": ["Sonradan olacağı hatıra gelen şeyler üzerinde önceden konuşup anlaşma"]}, {"word": "peşin piyasa", "meanings": ["Peşin satışa bağlı alışveriş düzeni"]}, {"word": "peşin satış", "meanings": ["Bedeli peşin alınarak yapılan satış"]}, {"word": "peşin yargı", "meanings": ["Ön yargı"]}, {"word": "peşi peşine", "meanings": ["Arka arkaya"]}, {"word": "peşi sıra", "meanings": ["Ardınca"]}, {"word": "peşkeş", "meanings": ["Yaranmak amacıyla uygunsuz olarak verilen şey"]}, {"word": "peşkeş çekmek", "meanings": ["başkasının malını birine bağışlamak", "verilmemesi gereken bir şeyi uygunsuz bir amaçla veya yersiz olarak birine vermek"]}, {"word": "peşkirci", "meanings": ["Peşkir dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "peşkir", "meanings": ["Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu", "Yemek yerken kullanılan, el kurulanan, büyük mendil biçiminde pamuk veya keten bez, peçete"]}, {"word": "peşkircilik", "meanings": ["Peşkircinin işi"]}, {"word": "peşli", "meanings": ["Peş (II) eklenerek genişletilmiş (giysi)"]}, {"word": "peşmelba", "meanings": ["Çekirdeği çıkarılmış yarım şeftalinin genellikle vanilyalı veya kaymaklı dondurma üzerine oturtulması ve krema ile süslenmesiyle yapılan bir tür tatlı"]}, {"word": "peş peşe", "meanings": ["Arka arkaya"]}, {"word": "peşrev", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça", "Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri", "Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler"]}, {"word": "peştahta", "meanings": ["İş masası gibi kullanılan çekmece", "Sarrafların üzerinde para saydıkları tahta"]}, {"word": "peştamal kuşanmak", "meanings": ["peştamal giyinmek", "bir zanaatta ustalık kazanmak"]}, {"word": "peştamal", "meanings": ["Hamamda örtünmek için kullanılan ince dokuma", "İş yaparken bele bağlanan uzun, geniş dokuma", "Başa ve omuzlara örtülen dokuma"]}, {"word": "peştamallı", "meanings": ["Peştamalı olan"]}, {"word": "peştamallık", "meanings": ["Hava parası", "Peştamal olmaya yarayan (dokuma)"]}, {"word": "petek göz", "meanings": ["Eklem bacaklı hayvanlarda görülen, birçok görme hücresinden oluşan göz türü"]}, {"word": "Peştuca", "meanings": ["Afganistan'ın resmî dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "peştamalcılık", "meanings": ["Peştamalcının işi"]}, {"word": "petek", "meanings": ["Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu", "Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı", "Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör", "Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm", "Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı", "Arı kovanı"]}, {"word": "peştamalcı", "meanings": ["Peştamal, futa, havlu vb. dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "peştamalsız", "meanings": ["Peştamalı olmayan"]}, {"word": "petrol", "meanings": ["Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yer yağı"]}, {"word": "petrolcü", "meanings": ["Petrol arama, bulma işiyle uğraşan kimse", "Petrol ve türevlerini alıp satan kimse"]}, {"word": "petrol lambası", "meanings": ["İçinde petrol ürünleri yakılarak aydınlatmayı sağlayan araç", "Gaz yağı yakan aydınlatma aracı"]}, {"word": "peynirli pide", "meanings": ["Mayalanmış ve yağ ile yumurta karıştırarak hazırlanmış hamura peynir, maydanoz, yumurta eklenmesiyle hazırlanan bir pide türü"]}, {"word": "petrografi", "meanings": ["Taş bilimi"]}, {"word": "pet şişe", "meanings": ["Naylondan yapılmış içecek kabı"]}, {"word": "petroloji", "meanings": ["Yer biliminde kayaçların oluşum mekanizmalarını inceleyen uzmanlık alanı"]}, {"word": "petrol mavisi", "meanings": ["Koyu mavi ile koyu yeşil karışımı bir renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "petunya", "meanings": ["Patlıcangillerden, çeşitli renkte çiçekler açan, kokulu bir süs bitkisi (Petunia)"]}, {"word": "pey", "meanings": ["Bir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası"]}, {"word": "peyda etmek", "meanings": ["çıkarmak, oluşturmak, ortaya çıkarmak, edinmek"]}, {"word": "peyda", "meanings": ["Belli, açık, peydah"]}, {"word": "peyda olmak", "meanings": ["çıkmak, ortaya çıkmak, oluşmak"]}, {"word": "pey sürmek", "meanings": ["artırma ile satılan bir şey için önce bir miktar para vermek veya önermek", "rekabet etmek"]}, {"word": "pey akçesi", "meanings": ["Ön ödeme"]}, {"word": "peydahlama", "meanings": ["Peydahlamak işi"]}, {"word": "peydahlamak", "meanings": ["İstenmeyen veya uygun olmayan şeyler edinmek", "Ortaya çıkarmak, oluşturmak", "Meydana getirmek"]}, {"word": "peydahlanma", "meanings": ["Peydahlanmak işi"]}, {"word": "peydahlanmak", "meanings": ["Oluşmak"]}, {"word": "peyderpey", "meanings": ["Azar azar, bölüm bölüm, yavaş yavaş"]}, {"word": "peygamber", "meanings": ["İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse, yalvaç, yalavaç, elçi"]}, {"word": "peygamber ağacı", "meanings": ["Yabani kimyongillerden, Antil Adaları'nda ve Venezuela'da yetişen, 10-15 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, reçinesinden gayakol çıkarılan bir ağaç (Guaiacum of cicinale)"]}, {"word": "peygamber çiçeği", "meanings": ["Mavikantaron"]}, {"word": "peygamberdevesi", "meanings": ["Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 santimetre boyunda, düz kanatlı, çok obur böcek (Mantis religiosa)"]}, {"word": "peygamberlik", "meanings": ["Peygamber olma durumu, yalvaçlık, nübüvvet"]}, {"word": "peygamber üzümü", "meanings": ["Bir tür tatlı, iri üzüm"]}, {"word": "peyk", "meanings": ["Uydu", "Bir başkasına bağımlılığı olan"]}, {"word": "peyke", "meanings": ["Genellikle eski iş yerlerinde bulunan, duvara bitişik, alçak, tahta sedir"]}, {"word": "peyklik", "meanings": ["Peyk olma durumu, uyduluk"]}, {"word": "peyleme", "meanings": ["Peylemek işi"]}, {"word": "peylemek", "meanings": ["Bir şeyi önceden kendine ayırtmak", "Temin etmek, sağlamak", "Ismarlamak"]}, {"word": "peylenme", "meanings": ["Peylenmek işi"]}, {"word": "peylenmek", "meanings": ["Peyleme işi yapılmak"]}, {"word": "peynir", "meanings": ["Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin"]}, {"word": "peynir ekmek gibi", "meanings": ["çok revaçta, çok tutulan, beğenilen", "çok kolay biçimde", "çabucak"]}, {"word": "peynir ağacı", "meanings": ["Ebegümecigillerden, tropikal bölgelerde yetişen, kozalarında kısa lifli pamuk bulunan ağaç (Bombax criodendron)"]}, {"word": "peynirci", "meanings": ["Peynir yapan veya satan kimse"]}, {"word": "peynircilik", "meanings": ["Peynircinin işi"]}, {"word": "peynirhane", "meanings": ["Peynir yapılan yer"]}, {"word": "peynir dişi", "meanings": ["Bazen ileri yaşta çıkan dişlerden her biri, kuzu dişi"]}, {"word": "peynir helvası", "meanings": ["Rendelenmiş yağlı ve tuzsuz beyaz peynire, yumurta karıştırdıktan sonra un, yağ ve şeker eklenmesi ve kısık ateşte pişirilmesiyle yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "peynirleşmek", "meanings": ["Süt kesilmek, peynir durumuna gelmek"]}, {"word": "peynirleşme", "meanings": ["Peynirleşmek işi"]}, {"word": "peynirsiz", "meanings": ["İçine peynir konulmamış, peyniri olmayan"]}, {"word": "peynirli börek", "meanings": ["Maydanoz ve peynir karışımının yufkalar arasına serilmesiyle yapılan börek türü"]}, {"word": "peynirli", "meanings": ["İçine peynir konulmuş", "İçinde peynir bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri"]}, {"word": "peynir şekeri", "meanings": ["Ağızda kolayca eriyen, donuk beyaz bir şeker türü"]}, {"word": "peynir tatlısı", "meanings": ["Tuzsuz taze peynir ve irmikle yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "peyzaj", "meanings": ["Kır resmi", "Bir yerin doğal görünüşü"]}, {"word": "peyrev", "meanings": ["Başkasının izinden giden, izleyen kimse, izleyici"]}, {"word": "pezevenk", "meanings": ["Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse, dümbük, godoş, muhabbet tellalı, kavat, astik, dasnik", "Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden anlamında kullanılan sövgü sözü"]}, {"word": "pıhtı", "meanings": ["Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı"]}, {"word": "pezevenklik", "meanings": ["Pezevenk olma durumu, muhabbet tellallığı", "Pezevengin yaptığı iş, muhabbet tellallığı", "Yolsuz davranış"]}, {"word": "pH", "meanings": ["Bir sıvının asit veya bazlık derecesi, sertlik derecesi"]}, {"word": "pıhtılanma", "meanings": ["Pıhtılanmak işi"]}, {"word": "pıhtılanmak", "meanings": ["İçinde pıhtılar olmak"]}, {"word": "pıhtılaşmak", "meanings": ["Pıhtı durumuna gelmek"]}, {"word": "pıhtılaştırma", "meanings": ["Pıhtılaştırmak işi"]}, {"word": "pılı pırtı", "meanings": ["Eski eşya", "Eşya"]}, {"word": "pıhtılaştırmak", "meanings": ["Pıhtı durumuna getirmek"]}, {"word": "pıhtılaşma", "meanings": ["Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi"]}, {"word": "pınar", "meanings": ["Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak", "Bu suyun çıktığı yer, kaynak, memba", "Çeşme"]}, {"word": "pılı pırtı (veya pılıyı pırtıyı) toplamak", "meanings": ["gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak"]}, {"word": "pır", "meanings": ["Kuş kanatlarının çıkardığı ses", "Bir yerden kaçıp gitme düşüncesini anlatan bir söz"]}, {"word": "pırasa", "meanings": ["Zambakgillerden, sapından ve yapraklarından yararlanılan, çok yıllık bir kış sebzesi (Allium porrum)"]}, {"word": "pırasa bıyıklı", "meanings": ["Uzun, gür bıyıklı (kimse)"]}, {"word": "pırazvana", "meanings": ["Kılıç, bıçak vb. saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü"]}, {"word": "pırıldamak", "meanings": ["Işık saçmak, ışıldamak"]}, {"word": "pırıldakçı", "meanings": ["Pırıldak kullanmasını bilen ve bu işte çalışan kimse"]}, {"word": "pırıldak", "meanings": ["Işık açıp kapamak yoluyla işaretler vererek anlaşmayı sağlayan araç"]}, {"word": "pırıldama", "meanings": ["Pırıldamak işi"]}, {"word": "pırıl pırıl", "meanings": ["Çok parlak, çok ışıklı", "Çok temiz, tertemiz", "Çok yeni", "Parlak bir biçimde", "Birikimli, eksiği olmayan, geleceği parlak"]}, {"word": "pırıltı", "meanings": ["Pırıldayan şeyin yansıttığı ışık"]}, {"word": "pırıl pırıl olmak", "meanings": ["tertemiz olmak"]}, {"word": "pırlak", "meanings": ["Doğan, atmaca vb. yırtıcı kuşları yakalamada çağırtkan olarak kullanılan, avcılarca bir kafes içinde av yerine bırakılan kuş"]}, {"word": "pırlamak", "meanings": ["Kuş, herhangi bir şeyden ürküp uçmak", "İnsan, bulunduğu yerden koşarak hemen uzaklaşmak"]}, {"word": "pırıltılı", "meanings": ["Pırıltısı olan, parlak", "Süslü, özentili"]}, {"word": "pırlangıç", "meanings": ["Ses çıkararak dönen topaç"]}, {"word": "pırpı", "meanings": ["Yılan sokmasına karşı ilaç olduğuna inanılan bir taş türü, yılan taşı"]}, {"word": "pırlanta", "meanings": ["Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas", "Üzerinde bu elmas bulunan (yüzük vb.)"]}, {"word": "pırlanta gibi", "meanings": ["çok iyi nitelikleri olan, değerli, saf, temiz"]}, {"word": "pırlantalı", "meanings": ["Pırlantası olan"]}, {"word": "pırnallık", "meanings": ["Pırnal çalılığı"]}, {"word": "pırnal", "meanings": ["Kışın yapraklarını dökmeyen bir tür meşe çalısı (Quercus ilex)"]}, {"word": "pırpırı", "meanings": ["Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cübbe, pirpiri", "Bir tür Bizans altını", "Uçarı, hovarda"]}, {"word": "pırnal kömürü", "meanings": ["Çalıdan yapılan, kaliteli, iyi kömür"]}, {"word": "pır pır", "meanings": ["Genellikle kuş kanadının çıkardığı ses", "Çarpıntı sesi"]}, {"word": "pır pır etmek", "meanings": ["ışık yanıp sönmek", "heyecanlanmak"]}, {"word": "pırpırlama", "meanings": ["Pırpırlamak işi"]}, {"word": "pırpırlamak", "meanings": ["Yanıp sönmek"]}, {"word": "pırpıt", "meanings": ["Eski püskü, değersiz, işe yaramayan", "El tezgâhında dokunmuş kaba yünlü", "Pehlivanların güreşte kispet yerine giydikleri, kalın bezden yapılmış veya keçi kılından örülmüş don"]}, {"word": "pırpıtçı", "meanings": ["Pırpıt yapan kimse"]}, {"word": "pırtı", "meanings": ["Değersiz şey, eşya", "Eskimiş giysi", "Ufak tefek ev eşyası", "Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş"]}, {"word": "pırtlak", "meanings": ["Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak", "Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen"]}, {"word": "pırtlama", "meanings": ["Pırtlamak işi"]}, {"word": "pırtlamak", "meanings": ["Bulunduğu yerden kayıp dışarı çıkmak"]}, {"word": "pısırık", "meanings": ["Tutuk, sünepe, aşırı çekingen, yüreksiz ve beceriksiz, ezik, girgin karşıtı"]}, {"word": "pısırıklaşma", "meanings": ["Pısırıklaşmak işi"]}, {"word": "pısırıklaşmak", "meanings": ["Pısırık olmak, pısırık duruma gelmek"]}, {"word": "pısırıklık", "meanings": ["Pısırık olma durumu", "Pısırıkça davranış"]}, {"word": "pısmak", "meanings": ["Pusmak"]}, {"word": "pışpışlamak", "meanings": ["Bebeği kucakta yavaş yavaş sallayarak uyutmaya çalışmak", "Teselli etmek, avutmak"]}, {"word": "pışpışlama", "meanings": ["Pışpışlamak işi"]}, {"word": "pıt", "meanings": ["Çok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses"]}, {"word": "pıtırdama", "meanings": ["Pıtırdamak işi"]}, {"word": "pıtırdamak", "meanings": ["Pıtırtı çıkarmak, pıtırtı etmek"]}, {"word": "pıtırdatma", "meanings": ["Pıtırdatmak işi"]}, {"word": "pıtırdatmak", "meanings": ["Pıtırtı çıkarmasına yol açmak"]}, {"word": "pıtır pıtır", "meanings": ["Sık ve düzgün bir biçimde hafifçe ses çıkararak"]}, {"word": "pıtırtı", "meanings": ["Çok hafif patırtı, hafif gürültü"]}, {"word": "pıtırtı etmek", "meanings": ["çok hafif gürültü çıkmasına yol açmak"]}, {"word": "pıt pıt", "meanings": ["`Pıt` sesi çıkararak"]}, {"word": "pıt pıt atmak", "meanings": ["korku, heyecan vb. bir sebeple kalbi fazla çarpmak"]}, {"word": "pıtrak gibi", "meanings": ["üzerinde çok sayıda meyve bulunan (ağaç ve dal)", "çok sayıda, tanecikli"]}, {"word": "pianta", "meanings": ["Ayakkabı tabanının geniş bırakılan kenarı"]}, {"word": "pıtrak", "meanings": ["Dikenli tohumları hayvanların kıllarına ve insanların giysilerine takılan bir yıllık otsu bir bitki (Xantium spinosum)", "Çok taneli, sık"]}, {"word": "pıyrım pıyrım", "meanings": ["Çok eskimiş, çok yıpranmış"]}, {"word": "piç", "meanings": ["Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk, haramzade, veledizina", "Babası belli olmayan çocuk", "Her şeyin küçüğü, büyüğü ile aynı nitelikte olmayan", "Terbiyesiz, arsız çocuk", "Kalleş, kurnaz, kötü niyetli kimse", "Bir bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filiz"]}, {"word": "piç olmak", "meanings": ["tadı bozulmak", "boşa gitmek"]}, {"word": "piç etmek", "meanings": ["yapayım derken bozmak, çıkmaza sokmak", "tadını kaçırmak, tatsız bir durum yaratmak", "boş geçirmek, boşa harcamak"]}, {"word": "piç kurusu", "meanings": ["Soysuz ve yaramaz kimse"]}, {"word": "piçleşme", "meanings": ["Piçleşmek işi"]}, {"word": "piçleşmek", "meanings": ["Yozlaşıp bozulmak"]}, {"word": "piçuta", "meanings": ["Bir tür iri palamut balığı"]}, {"word": "piçlik", "meanings": ["Piç olma durumu", "Kalleşçe yapılan kötü davranış"]}, {"word": "pide", "meanings": ["Mayalı hamurdan yapılan, isteğe göre üzerine yumurta, kıyma, peynir, pastırma vb. konarak pişirilen, ince, yayvan yiyecek"]}, {"word": "pide gibi", "meanings": ["yamyassı"]}, {"word": "pideci", "meanings": ["Pide yapan veya satan kimse"]}, {"word": "pidecilik", "meanings": ["Pidecinin yaptığı iş"]}, {"word": "pideli", "meanings": ["Pidesi olan, pideyle yapılan"]}, {"word": "pikaj", "meanings": ["Bilgisayarda dizilen yazıları milimetrik kartona yapıştırıp düzenleme işi"]}, {"word": "pigment", "meanings": ["Boyar madde"]}, {"word": "pik", "meanings": ["Maça"]}, {"word": "pik", "meanings": ["Geminin kıç tarafındaki bayrak serenine açılan üçgen biçimindeki yelken"]}, {"word": "pikajcı", "meanings": ["Pikaj yapan kimse"]}, {"word": "pik", "meanings": ["Dökme demir"]}, {"word": "pijama", "meanings": ["İki parçadan oluşan yatak giysisi"]}, {"word": "pikajcılık", "meanings": ["Pikajcının yaptığı iş"]}, {"word": "pikap", "meanings": ["Küçük kamyon, kamyonet", "Elektrikle veya pille çalışan, plak dinlemekte kullanılan araç"]}, {"word": "pik boru", "meanings": ["Kalın demir veya dökme boru"]}, {"word": "piknik", "meanings": ["Yemek yemek, eğlenmek için açık alanda yapılan günübirlik gezinti", "Suyu, yeşilliği olan, gezinti yapılacak yer"]}, {"word": "pike", "meanings": ["Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi", "Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması", "Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma"]}, {"word": "pike", "meanings": ["Kabartmalı pamuklu kumaş", "Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "pike yapmak", "meanings": ["uçak dik biçimde inmek", "bilardoda, masaya dikey durumda tutulmuş isteka ile topa vurmak", "suya dalmak"]}, {"word": "piket", "meanings": ["İki, üç veya dört kişi arasında ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "piknik yapmak", "meanings": ["kırda yemek yemek ve gezinti yapmak"]}, {"word": "piknik alanı", "meanings": ["Piknik yapmaya elverişli geniş ve yeşil alan, piknik yeri"]}, {"word": "piko", "meanings": ["Kimi örtülerin veya çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir süs türü"]}, {"word": "piknometre", "meanings": ["Özgül ağırlığı ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "pikocu", "meanings": ["Piko yapan kimse", "Piko yapılan yer"]}, {"word": "pikoya vermek", "meanings": ["piko yapılması için bazı örtü, çarşaf, çamaşır vb.ni pikocuya götürmek"]}, {"word": "pikoculuk", "meanings": ["Pikocunun işi veya mesleği"]}, {"word": "pikrik asit", "meanings": ["Nitrik asidin anilin, ipek, yün vb. maddelere etkimesiyle elde edilen asit OH-C6H2(NO2)3"]}, {"word": "pili bitmek", "meanings": ["aşırı yaşlanmak", "gücü kuvveti kesilmek"]}, {"word": "pil", "meanings": ["Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç, batarya"]}, {"word": "pilaki", "meanings": ["İçine soğan, sarımsak, maydanoz, havuç vb. katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak yenen yemek", "Aptal, ahmak"]}, {"word": "pilav yiyen kaşığını yanında (veya belinde) taşır", "meanings": ["`bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için gereken aracı eli altında bulundurmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "pilav gibi", "meanings": ["dağınık (ev, dolap, masa)"]}, {"word": "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın", "meanings": ["`yararlı bir şeyi elde etmek için sonuna kadar uğraşılmalı, direnilmelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "pilav", "meanings": ["Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılan bir yemek"]}, {"word": "pilavlık", "meanings": ["Pilav yapmaya elverişli"]}, {"word": "piliç", "meanings": ["Tavuğun küçüğü, erginleşmemiş tavuk veya horoz", "Genç, güzel ve alımlı kız veya kadın"]}, {"word": "piling", "meanings": ["Cildin ölü hücrelerden arındırılması işlemi"]}, {"word": "pilli", "meanings": ["Pili olan, pille çalışan"]}, {"word": "pilot", "meanings": ["Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse", "Otomobil yarışlarında aracı kullanan kimse", "Deneme niteliğinde olan"]}, {"word": "pimpirik", "meanings": ["Gereksiz yere titizlik gösteren", "Kuşkucu", "Çok yaşlı ve güçsüz (kimse)", "Harap, bozuk, virane"]}, {"word": "pilotaj", "meanings": ["Bir hava taşıtını yönetme"]}, {"word": "pilot bölge", "meanings": ["Tarım, tıp, endüstri, eğitim gibi herhangi bir alanda bir çalışmanın denendiği veya uygulandığı bölge"]}, {"word": "pilot kabini", "meanings": ["Uçakların ön tarafında pilot ile uçuş teknisyeninin bulunduğu, uçağın yönetildiği özel bölüm, pilot köşkü, kokpit"]}, {"word": "pilot köşkü", "meanings": ["Pilot kabini"]}, {"word": "pilotluk", "meanings": ["Pilotun görevi"]}, {"word": "pim", "meanings": ["İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi", "Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti"]}, {"word": "pimini çekmek", "meanings": ["başkasına zarar verecek kötü bir olayı başlatmak"]}, {"word": "pinekleme", "meanings": ["Pineklemek işi"]}, {"word": "pineklemek", "meanings": ["Uyuklamak, uyuklar gibi hareketsiz kalmak", "Boşa zaman harcamak", "Bir yerde hiçbir iş yapmadan oturmak"]}, {"word": "pinel", "meanings": ["Rüzgârın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki araç"]}, {"word": "pines", "meanings": ["Yumuşakçalardan, midye biçiminde, ondan daha büyük kabuklu bir deniz hayvanı (Pinna nobilis)"]}, {"word": "pinpon", "meanings": ["Masa tenisi"]}, {"word": "pinhan", "meanings": ["Gizli, saklı, gizlenmiş"]}, {"word": "pinpon", "meanings": ["Yaşlı, çökmüş"]}, {"word": "pinti", "meanings": ["Aşırı derecede cimri, hasis"]}, {"word": "pintileşmek", "meanings": ["Pinti duruma gelmek"]}, {"word": "pintileşme", "meanings": ["Pintileşmek işi"]}, {"word": "pintilik", "meanings": ["Cimrilik"]}, {"word": "pipet", "meanings": ["Sıvıları, solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru", "Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, kamış"]}, {"word": "pipi", "meanings": ["Çocuk dilinde erkeklik organı"]}, {"word": "piramit", "meanings": ["Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram", "Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler", "Mısır firavunlarının mezarı, ehram"]}, {"word": "pipiriklenme", "meanings": ["Pipiriklenmek durumu"]}, {"word": "pipo", "meanings": ["Ucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen kısa, çubuk biçimindeki tütün içme aracı"]}, {"word": "pir aşkına", "meanings": ["`karşılık gözetmeden veya karşılık görmeden tam inançla, gerçek bir sevgi ile` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "pipiriklenmek", "meanings": ["Kuruntulu, vesveseli bir duruma düşmek"]}, {"word": "pir ol!", "meanings": ["`çok yaşa, var ol` anlamında kullanılan bir beğenme sözü"]}, {"word": "pire gibi", "meanings": ["çevik, çok hareketli, yerinde duramayan"]}, {"word": "pireyi deve yapmak", "meanings": ["önemsiz bir olayı büyütmek"]}, {"word": "pirelendirme", "meanings": ["Pirelendirmek işi"]}, {"word": "pirelendirmek", "meanings": ["Kuşkulandırmak, işkillendirmek, şüphelendirmek, huylandırmak"]}, {"word": "pir", "meanings": ["Yaşlı, koca, ihtiyar kimse", "Bir tarikat veya sanatın kurucusu", "Adamakıllı, iyice", "Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse, guru"]}, {"word": "piramidal", "meanings": ["Piramit biçiminde olan", "Piramitle ilgili"]}, {"word": "pire", "meanings": ["Pireler takımından, insanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan, iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan, küçük, asalak böcek (Pulex)"]}, {"word": "pire için yorgan yakmak", "meanings": ["pireye kızıp yorgan yakmak"]}, {"word": "pireye kızıp yorgan yakmak", "meanings": ["önemsiz bir durum karşısında kızarak kendisine daha büyük zarar verecek davranışta bulunmak"]}, {"word": "pireyi gözünden vurmak", "meanings": ["keskin nişancı olmak"]}, {"word": "pirelenme", "meanings": ["Pirelenmek işi"]}, {"word": "pirelenmek", "meanings": ["Üzerinde pire olmak", "Pirelerini ayıklamak", "İşkillenmek, huylanmak, kuşkulanmak"]}, {"word": "pirinç", "meanings": ["Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa)", "Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri"]}, {"word": "pireler", "meanings": ["İnsanlarla hayvanlarda dış asalağı olarak yaşayan, ağız yapıları kan emmeye elverişli, birçok familyaya ayrılan kanatlılar takımı"]}, {"word": "pirifâni", "meanings": ["İhtiyar kimse"]}, {"word": "pireli", "meanings": ["Pire bulunan", "Her şeyden bir anlam çıkaran, kuşkulu, işkilli, vesveseli"]}, {"word": "pirina", "meanings": ["Zeytinin, sıkıldıktan sonra yağ bakımından zenginliğini yitirmeyen, gübre veya hayvan yemi olarak kullanılan küspesi"]}, {"word": "pire otu", "meanings": ["Yüksekliği 25-50 santimetre olan, parçalı yapraklı, soluk veya koyu pembe çiçekli, böcekleri özellikle pireleri öldürmek amacıyla kullanılan otsu bir bitki, Oltu otu, pirekapan (Tanacetum coccineum)"]}, {"word": "pirinci (çok) su kaldırmamak (veya götürmemek)", "meanings": ["alıngan, çabuk darılır olmak, şakadan anlamamak"]}, {"word": "pirinç", "meanings": ["Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım", "Bu alaşımdan yapılmış"]}, {"word": "pirinç pilavı", "meanings": ["Pirinç ile yapılan pilav"]}, {"word": "piroksen", "meanings": ["Doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatlarına verilen ad"]}, {"word": "pirinç unu", "meanings": ["Kurutulmuş pirinç tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un"]}, {"word": "pirit", "meanings": ["Birçok doğal maden sülfürü ve özellikle demir ve bakır sülfürü"]}, {"word": "pirogravür", "meanings": ["Dağlama resim"]}, {"word": "pirinç çorbası", "meanings": ["Pirinç ile pişirilen çorba"]}, {"word": "pirometre", "meanings": ["Çok yüksek sıcaklıkları ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "pirometri", "meanings": ["Çok yüksek sıcaklıkları ölçme yöntemi"]}, {"word": "pirüpak", "meanings": ["Tertemiz, lekesiz"]}, {"word": "pirosfer", "meanings": ["Ateş küre"]}, {"word": "pirzolalık", "meanings": ["Pirzola yapmaya elverişli"]}, {"word": "piruhi", "meanings": ["Un, yumurta, tulum peyniri, tereyağı, et suyu ve ceviz içinden yapılan bir hamur yemeği"]}, {"word": "pirüpak olmak", "meanings": ["kirlerden arınıp tertemiz olmak", "tamamen kurtulmak, rahatlamak, huzura kavuşmak"]}, {"word": "pirzola", "meanings": ["Kasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölge", "Bu bölgeden dilimler hâlinde çıkarılan kemikli et parçası, kotlet"]}, {"word": "pis", "meanings": ["Leke, toz veya kirle kaplı olan, kirli, iğrendirici, murdar, mülevves", "Kendinde pislik olan veya pislenmiş olan", "Beğenilmeyecek durumda olan, kötü, zararlı", "Çirkin, sevimsiz olan", "İçinden çıkılması çok güç, karışık"]}, {"word": "pi sayısı", "meanings": ["Çember çevresinin uzunluğunun çapının uzunluğuna bölünmesi ile elde edilen sabit sayı (3,1416)"]}, {"word": "pisi", "meanings": ["Çocuk dilinde kedi"]}, {"word": "pisboğazlık", "meanings": ["Pisboğaz olma durumu", "Pisboğaza yakışır davranış"]}, {"word": "pisboğaz", "meanings": ["Eline geçeni zamansız ve ayırt etmeden yiyen (kimse)"]}, {"word": "pis bıyık", "meanings": ["Kılları gür olmayan ve biçime girmeyen bıyık", "Yakışıksız ve seviyesiz kimse"]}, {"word": "pisik", "meanings": ["Kedi"]}, {"word": "pisi balığı", "meanings": ["Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 santimetre kadar olan, sırtı pürtüklü, esmer renkli, yassı bir tür balık, pisi (Limanda limanda)"]}, {"word": "pisin", "meanings": ["Yüzme havuzu"]}, {"word": "pisipisi", "meanings": ["Çocuk dilinde kedi", "Halk oyunu oynarken giyilen, üzeri tüylü özel ayakkabı"]}, {"word": "piskoposluk", "meanings": ["Piskoposun yönettiği bölge", "Piskoposun oturduğu bina", "Piskoposun görevi"]}, {"word": "piskopos", "meanings": ["Katoliklerde, bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi"]}, {"word": "pisipisi otu", "meanings": ["Buğdaygillerden, tarla ve yol kenarlarında kendi kendine biten bir tür arpa (Hordeum murinum)"]}, {"word": "piskoposhane", "meanings": ["Piskoposluk"]}, {"word": "pisi pisine", "meanings": ["Boş yere, boşuna"]}, {"word": "pis lakırtı", "meanings": ["Pis söz"]}, {"word": "pisleme", "meanings": ["Pislemek işi"]}, {"word": "pislemek", "meanings": ["Büyük veya küçük abdestini etmek, kirletmek", "Pisletmek"]}, {"word": "pisletme", "meanings": ["Pisletmek işi"]}, {"word": "pislenme", "meanings": ["Pislenmek işi"]}, {"word": "pisletmek", "meanings": ["Pis duruma getirmek, kirletmek", "Kötü bir duruma sokmak"]}, {"word": "pislik", "meanings": ["Kir", "Dışkı, necaset", "Pis olma durumu, kirlilik", "Kötü, zararlı davranış veya iş", "Kötü durum", "Başkalarına zarar veren kimse"]}, {"word": "pislenmek", "meanings": ["Pis olmak, pisliğe bulaşmak, kirlenmek"]}, {"word": "pislik götürmek", "meanings": ["bir yer çok pis olmak"]}, {"word": "pislik parmağından (veya paçalarından) akmak", "meanings": ["çok kirli olmak"]}, {"word": "pis su", "meanings": ["Kirlenmiş su", "Ayakyolu, banyo, mutfak vb. yerlerden gelen kirlenmiş, suların karışımı, lağım suyu"]}, {"word": "pis söz", "meanings": ["Ayıp sayılan veya hakaret olarak kabul edilen, yakışık almayan söz, pis lakırtı"]}, {"word": "pis su tesisatı", "meanings": ["Pis suları yapıdan dışarı taşıyan boru ağı"]}, {"word": "pis su borusu", "meanings": ["İçinde pis su ve pisliklerin aktığı boru"]}, {"word": "pist", "meanings": ["Kediyi kovmak için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "pist", "meanings": ["Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer", "Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şerit", "Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer, yarışlık"]}, {"word": "piston", "meanings": ["Bazı araçlarda, motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir, itenek", "Kayırıcı"]}, {"word": "pistonlu", "meanings": ["Pistonu olan", "Arkalı"]}, {"word": "pisuvar", "meanings": ["Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik"]}, {"word": "pişdar", "meanings": ["Öncü", "Öncülük eden, önde giden kimse"]}, {"word": "pişeğen", "meanings": ["Kolay pişen"]}, {"word": "Pişekâr", "meanings": ["Orta oyununda Kavuklu ile karşılıklı konuşarak oyunu açan kimse"]}, {"word": "pişek", "meanings": ["Pişeğen"]}, {"word": "pişi", "meanings": ["Mayalı hamurdan yapılan, yağda kızartılarak pişirilen bir yiyecek türü"]}, {"word": "pişik", "meanings": ["Apış arası, koltuk altı gibi tenin birbirine sürtünen yerlerinde ter, idrar veya dışkının yakmasıyla oluşan kızartı"]}, {"word": "pişim", "meanings": ["Pişme işi", "Pişirim"]}, {"word": "pişirgeç", "meanings": ["Ocakta börek pişirmeye yarayan alet"]}, {"word": "pişirici", "meanings": ["Pişirmeyi sağlayan şey", "Fırınlarda ekmek veya herhangi bir şey pişirme işini yapan kimse"]}, {"word": "pişiriliş", "meanings": ["Pişirilme işi"]}, {"word": "pişirilmek", "meanings": ["Pişirme işine konu olmak"]}, {"word": "pişirilme", "meanings": ["Pişirilmek işi"]}, {"word": "pişirim", "meanings": ["Pişirme işi"]}, {"word": "pişirimlik", "meanings": ["Pişirilecek kadar olan"]}, {"word": "pişiriş", "meanings": ["Pişirme işi"]}, {"word": "pişirme", "meanings": ["Pişirmek işi"]}, {"word": "pişirmek", "meanings": ["Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek", "Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek", "Çalışarak öğrenmek", "Olgunlaştırmak", "Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak"]}, {"word": "pişirip kotarmak", "meanings": ["bir işi sonuçlandırmak, tamamlamak"]}, {"word": "pişirtmek", "meanings": ["Pişirme işini yaptırmak"]}, {"word": "pişirtme", "meanings": ["Pişirtmek işi"]}, {"word": "pişkin", "meanings": ["Gereğince pişmiş", "Çabuk pişen, pişeğen, pişek", "Saygısızca davranarak işini yürüten", "Yüzsüz", "Deneyimi olan, herhangi bir şeye alışmış olan, olgun"]}, {"word": "pişkince", "meanings": ["Biraz pişkin", "(pişki'nce) Pişkine yakışır bir biçimde"]}, {"word": "pişkinlik", "meanings": ["Pişkin olma durumu", "Pişkince davranış"]}, {"word": "pişkinliğe vurmak", "meanings": ["kötü bir davranışa veya söze aldırmamak"]}, {"word": "pişman", "meanings": ["Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen, nadim"]}, {"word": "pişman etmek", "meanings": ["pişman olmasını sağlamak"]}, {"word": "pişmaniye", "meanings": ["Telleri ince ince ayrılabilen bir helva türü"]}, {"word": "pişman olmak", "meanings": ["yaptığı bir işin yanlış veya uygunsuz sonuç verdiğini anlayarak üzülmek"]}, {"word": "pişmaniyeci", "meanings": ["Pişmaniye yapan veya satan kimse"]}, {"word": "pişmanlık", "meanings": ["Pişman olma durumu, nedamet"]}, {"word": "pişmanlık duymak (veya getirmek)", "meanings": ["pişman olmak"]}, {"word": "pişme", "meanings": ["Pişmek işi"]}, {"word": "pişmek", "meanings": ["Ateşte, fırında, kaynar suda veya yağda ısı etkisiyle yenilebilir duruma gelmek", "Isıtma sonucu belirli bir kullanıma uygun duruma gelmek", "Meyve olgun duruma gelmek", "Pişik oluşmak", "Bir konuyu iyice öğrenmek", "İşe alışıp beceri ve ustalık kazanmak, zorlukları göğüslemek", "Herhangi bir iş için konuşup hazırlanmak", "Bunalacak kadar sıcaklık duymak"]}, {"word": "pişmiş armut gibi eline düşmek", "meanings": ["olmuş armut gibi eline düşmek"]}, {"word": "pişmiş aşa (soğuk) su katmak", "meanings": ["yoluna girmiş olan bir işi bozmak"]}, {"word": "pişmiş kelle gibi sırıtmak", "meanings": ["dişlerini göstererek yersiz ve aptalca gülmek"]}, {"word": "pişmiş tavuğun başına gelmemek", "meanings": ["her türlü zarara, kötülüğe, felakete uğramak, çok sıkıntı çekmek"]}, {"word": "piyade", "meanings": ["Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf", "Bu sınıftan olan asker", "Piyon", "Bir çift kürekle yönetilen bir tür hafif kayık", "Yaya"]}, {"word": "pişpirik", "meanings": ["Bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "pişti", "meanings": ["Bir tür iskambil oyunu, pastra"]}, {"word": "pişti olmak", "meanings": ["bir ortamda birbirinden habersiz olarak aynı giyim kuşam içinde karşılaşmak", "istenmeyen birisiyle aynı ortamda karşılaşmak"]}, {"word": "piştov", "meanings": ["Osmanlı ordusunda bir süre kullanılan, paçavrayla sıkıştırılmış barutu horozunda bulunan çakmak taşı ile ateşleyip kurşun bilyeyi atan, kısa namlulu, tek atış yapılabilen bir tabanca türü"]}, {"word": "piti piti", "meanings": ["Zorlukla, yavaş yavaş"]}, {"word": "piton", "meanings": ["Boagillerden, Afrika ve Asya'da yaşayan, zehirsiz, çok güçlü ve büyük bir yılan (Python)"]}, {"word": "pitoresk", "meanings": ["Resimsi"]}, {"word": "piyale", "meanings": ["Şarap bardağı, içki kadehi"]}, {"word": "piyan", "meanings": ["Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge hastalığı"]}, {"word": "piyango", "meanings": ["Düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu", "Beklenmedik olay veya durum"]}, {"word": "piyango vurmak (veya çıkmak)", "meanings": ["piyangoda ikramiye kazanmak", "beklenmedik bir yerden büyük kazanç sağlamak"]}, {"word": "piyango çekmek", "meanings": ["talih oyunu için hazırlanmış kâğıtlardan birini bulunduğu yerden almak"]}, {"word": "piyangocu", "meanings": ["Piyango satılan yer veya piyango satan kimse"]}, {"word": "piyangoculuk", "meanings": ["Piyango satma veya düzenleme işi"]}, {"word": "piyangolu", "meanings": ["Şanslı, talihli kimse"]}, {"word": "piyanist", "meanings": ["Piyano çalan kimse"]}, {"word": "piyano", "meanings": ["Klavyeli, telli, değişik tuşlara basılarak çalınan ağır ve büyük çalgı", "Yavaş bir biçimde, sesleri hafifleterek"]}, {"word": "piyanocu", "meanings": ["Piyanoyu akort eden veya onaran kimse"]}, {"word": "piyanoculuk", "meanings": ["Piyanocunun işi"]}, {"word": "piyano menteşe", "meanings": ["Boy menteşe"]}, {"word": "piyasa", "meanings": ["Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar", "Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme", "Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat", "Arz ve talebin karşılaştığı alan", "Ortalık"]}, {"word": "piyasa etmek", "meanings": ["dolaşmak"]}, {"word": "piyasaya almamak", "meanings": ["önem vermemek, değersiz görmek"]}, {"word": "piyasaya çıkmak", "meanings": ["bir ürün satışa sunulmak", "fuhuş yapmak üzere müşteri aramak"]}, {"word": "piyasaya düşmek", "meanings": ["çok bulunur olmak", "kadın, kötü kadın olmak"]}, {"word": "piyasacı", "meanings": ["Piyasa yapan kimse"]}, {"word": "piyasa ekonomisi", "meanings": ["Üretimin bir plana göre değil, isteğe göre yapıldığı, fiyatının arz ve talebe göre belirlendiği ekonomi, planlı ekonomi karşıtı"]}, {"word": "piyata", "meanings": ["Yassı ve büyük yemek tabağı", "Yassı"]}, {"word": "piyata eğe", "meanings": ["Yassı olan eğe"]}, {"word": "piyata tabağı", "meanings": ["Düz ve büyük yemek tabağı"]}, {"word": "piyaz", "meanings": ["Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış, tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı, sirke dökülerek yapılan salata", "Kebap, ızgara köfte, balık vb.nin yanına konulan, ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan", "Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz"]}, {"word": "piyazcı", "meanings": ["Piyaz yapıp satan kimse", "Yüze gülücü, içten olmayan davranışlarda bulunan kimse"]}, {"word": "piyazcılık", "meanings": ["Piyazcının işi"]}, {"word": "piyazlama", "meanings": ["Piyazlamak işi"]}, {"word": "piyazlamak", "meanings": ["Eti pişirmeden birkaç saat önce soğan, karabiber, tarçın vb. baharatla ovup bir süre bırakmak", "Bir çıkar sağlamak amacıyla birini aşırı övmek"]}, {"word": "piyes", "meanings": ["Oyun"]}, {"word": "piyon", "meanings": ["Satrançta oyunun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taştan her biri, piyade", "Bir çıkar sağlamak için yararlanılan, istenildiği gibi kolayca kullanılabilen kimse"]}, {"word": "piyore", "meanings": ["Diş etinde görülen iltihap"]}, {"word": "pizolit", "meanings": ["Kalsiyum karbonat birleşimli, nohut büyüklüğünde, yuvarlağımsı kalsit tanecikleri veya bunların bağlanmasıyla taş durumuna geçen kireç taşı"]}, {"word": "pizza", "meanings": ["Genellikle domates, zeytin, peynir, mantar, çeşitli et ve sebze türlerinin üzerine konulmasıyla hazırlanıp fırında pişirilen pide"]}, {"word": "pizzacı", "meanings": ["Pizza yapan veya satan kimse"]}, {"word": "pizzacılık", "meanings": ["Pizzacının yaptığı iş"]}, {"word": "plaçka", "meanings": ["Çapul"]}, {"word": "plaj", "meanings": ["Kumsal"]}, {"word": "plaçkacı", "meanings": ["Çapulcu"]}, {"word": "plajiyoklaz", "meanings": ["Dilinimleri birbirine göre eğik bir durumda kalsiyum ve sodyum içeren feldspat"]}, {"word": "plak", "meanings": ["Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak", "Metal nesne, plaka"]}, {"word": "plak bozulmak", "meanings": ["can sıkmak, bıkkınlık verecek biçimde konuşmak, dırdır etmek"]}, {"word": "plaka", "meanings": ["Kamyon, otomobil vb. kara taşıtlarına takılan numara levhası", "Metal yaprak", "Plak"]}, {"word": "plakacı", "meanings": ["Plaka yapıp satan kimse"]}, {"word": "plakacılık", "meanings": ["Plakacının işi"]}, {"word": "plakçı", "meanings": ["Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse"]}, {"word": "plakasız", "meanings": ["Plakası olmayan"]}, {"word": "plakalı", "meanings": ["Üzerinde plaka bulunan"]}, {"word": "plakçılık", "meanings": ["Plakçının işi veya mesleği"]}, {"word": "plaket", "meanings": ["Onurluk", "Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha"]}, {"word": "plan", "meanings": ["Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen", "Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim", "Çekim", "Düşünce, niyet, maksat, tasavvur"]}, {"word": "plan kurmak", "meanings": ["bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek, tasarlamak", "bir düzen hazırlamak"]}, {"word": "plancı", "meanings": ["Plan hazırlayan veya yapan kimse"]}, {"word": "plançete", "meanings": ["Harita çıkarmaya yarayan bir alet"]}, {"word": "plancılık", "meanings": ["Plancının işi veya mesleği"]}, {"word": "planet", "meanings": ["Gezegen"]}, {"word": "planerit", "meanings": ["Hidratlı doğal alüminyum fosfat"]}, {"word": "planetaryum", "meanings": ["Gökevi"]}, {"word": "plankton", "meanings": ["Sularda bulunan ancak mikroskopla görülebilen yaratıklar topluluğu"]}, {"word": "planlama", "meanings": ["Planlamak işi", "Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi"]}, {"word": "planlamacı", "meanings": ["Planlama işlerinde çalışan, planlama yapan kimse"]}, {"word": "planlamacılık", "meanings": ["Planlamacının işi veya mesleği"]}, {"word": "planlamak", "meanings": ["Yapılacak bir işi belli plana göre düzenlemek"]}, {"word": "planlanma", "meanings": ["Planlanmak işi"]}, {"word": "planlanış", "meanings": ["Planlanma işi"]}, {"word": "planlanmak", "meanings": ["Planlama işi yapılmak"]}, {"word": "planlı", "meanings": ["Belirli bir plana göre yapılan, yürütülen, düzenlenen", "Önceden belirlenerek yapılan, ölçülü, hesaplı"]}, {"word": "planlı büyüme", "meanings": ["Planlı bir gelişmeyle mal ve hizmetlerin gittikçe bollaşması"]}, {"word": "planlı ekonomi", "meanings": ["Toplumun gereksinimlerinin karşılanması ve gelişmesi amacını güden ekonomi, piyasa ekonomisi karşıtı"]}, {"word": "planör", "meanings": ["Hava akımlarından yararlanarak uçan, uçağa benzer motorsuz hava taşıtı"]}, {"word": "plansız", "meanings": ["Belirli bir planı olmayan", "Önceden düşünülmeyen, ölçüsüz, hesapsız"]}, {"word": "planörcülük", "meanings": ["Planörcünün işi"]}, {"word": "planörcü", "meanings": ["Planör kullanan kimse"]}, {"word": "plantasyon", "meanings": ["Sanayide kullanılan kahve, kakao, kauçuk vb. bitkilerin geniş ölçüde yetiştirildiği işletme"]}, {"word": "plansız programsız", "meanings": ["Düzensiz, belli bir yönteme bağlı kalmayan", "Düzensiz, belli bir yönteme bağlı kalmaksızın"]}, {"word": "planya", "meanings": ["Büyük marangoz rendesi", "Rendeleme işi yapılan motorlu marangoz tezgâhı"]}, {"word": "planyacı", "meanings": ["Planya ile iş gören usta, planya ustası"]}, {"word": "planyalama", "meanings": ["Planyalamak işi"]}, {"word": "planyalamak", "meanings": ["Ağacı planya tezgâhında rendelemek"]}, {"word": "plase", "meanings": ["At yarışlarındaki müşterek bahislerde, sekiz atın katıldığı yarışlarda ilk üç, dört atın katıldığı yarışlarda ise ilk iki dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun", "Voleybol, tenis, masa tenisi vb. oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme", "Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme", "Basketbolda çembere doğru uzanarak topu yavaşça sepete bırakma"]}, {"word": "plase etmek", "meanings": ["topa kavisli gidecek biçimde vurmak"]}, {"word": "plasman", "meanings": ["Yatırım"]}, {"word": "plasenta", "meanings": ["Döl eşi"]}, {"word": "plaster", "meanings": ["Genellikle ciltteki yara vb. hasarların dış etkenlerden korunması veya tıbbi gereçlerin cilde sabitlenmesi için kullanılan yapışkan özellikte malzeme"]}, {"word": "plastik", "meanings": ["Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılan madde", "Bu maddeden yapılan"]}, {"word": "plastik ameliyat", "meanings": ["Plastik cerrahi"]}, {"word": "plastik cam", "meanings": ["Testere ile kesilebilen, rendelenebilen, esnek, cam görünüşünde saydam malzeme"]}, {"word": "plastik boru", "meanings": ["Plastikten yapılan boru"]}, {"word": "plastik cerrahi", "meanings": ["Vücut ve yüz bozukluklarını gidermek amacıyla yapılan cerrahi müdahale, plastik ameliyat"]}, {"word": "plastik sanatlar", "meanings": ["Heykel, seramik gibi üç boyutlu olan sanatlar"]}, {"word": "plastik tutkal", "meanings": ["Mobilyacılıkta kullanılan ağaç yapıştırıcı"]}, {"word": "plastomer plastik", "meanings": ["Isıtıldığında yumuşayan ve biçimlendirilebilen plastik türü"]}, {"word": "plastron", "meanings": ["Erkek giyiminde, gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça", "Kılıç oyunu oynarken kullanılan meşin göğüslük", "Kaplumbağanın kabuğunun karın tarafına verilen özel ad"]}, {"word": "platform", "meanings": ["Yüksekçe yer", "Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi", "Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü"]}, {"word": "plati", "meanings": ["Genellikle akvaryumlarda yetişen, değişik renklerde, uzunluğu yaklaşık 5 santimetre olan bir tatlı su balığı (Xiphophorus maculatus)"]}, {"word": "platin", "meanings": ["Atom numarası 78, atom ağırlığı 195,23, yoğunluğu 21,4 olan, 1755 °C'de eriyen, kolay işlenen, çok dayanıklı, değerli bir element (simgesi Pt)"]}, {"word": "plato", "meanings": ["Yayla", "Dekorun kurulduğu yer"]}, {"word": "Platonculuk", "meanings": ["Platon'un kurduğu, sonradan kendisine bağlı öğrencilerin geliştirdiği, duyu dünyasından ve zihin ürünlerinden farklı, kavranabilir bir gerçekliğin varlığını kabul eden öğreti, Platonizm"]}, {"word": "platonik", "meanings": ["Gerçekte var olmayan, düşte kalan, hep öyle kalması istenilen (aşk, sevgi ve ilgi), eflatuni"]}, {"word": "Platonizm", "meanings": ["Platonculuk"]}, {"word": "plaza", "meanings": ["İş merkezi"]}, {"word": "plazma", "meanings": ["Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı", "Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan"]}, {"word": "plebisit", "meanings": ["Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama", "Halk oylaması"]}, {"word": "pleybek", "meanings": ["Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması"]}, {"word": "plevra", "meanings": ["Akciğer zarı"]}, {"word": "pleybek yapmak", "meanings": ["pleybek işini gerçekleştirmek"]}, {"word": "pili", "meanings": ["Kumaş, kâğıt vb.nde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım, kırma"]}, {"word": "pilili", "meanings": ["Pilisi olan, kırmalı, pilise"]}, {"word": "pilisiz", "meanings": ["Pilisi olmayan"]}, {"word": "pliyosen", "meanings": ["Üçüncü Çağın en son dönemi"]}, {"word": "plonjon", "meanings": ["Dalış"]}, {"word": "plüralizm", "meanings": ["Çoğulculuk", "Çokçuluk"]}, {"word": "plüralist", "meanings": ["Çoğulcu", "Çokçu"]}, {"word": "plütokrasi", "meanings": ["Varsıl erki"]}, {"word": "Plüton", "meanings": ["1930 yılında keşfedilen, Güneş'e en uzak gezegen"]}, {"word": "plütonyum", "meanings": ["Atom numarası 94 olan, neptünyumdan elde edilen radyoaktif bir element (simgesi Pu)"]}, {"word": "plüviyometre", "meanings": ["Yağışölçer"]}, {"word": "Pm", "meanings": ["Prometyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Po", "meanings": ["Polonyum elementinin simgesi"]}, {"word": "podösüet", "meanings": ["Süet", "Süetten yapılan"]}, {"word": "pof", "meanings": ["Yere düşen kaba ve yumuşakça bir şeyin veya havası boşalan bir nesnenin çıkardığı ses"]}, {"word": "podyum", "meanings": ["Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer"]}, {"word": "pof diye", "meanings": ["pof sesi çıkararak"]}, {"word": "pofurdama", "meanings": ["Pofurdamak işi"]}, {"word": "pofurdamak", "meanings": ["Can sıkıntısı sebebiyle sesli nefes vermek"]}, {"word": "pofur pofur", "meanings": ["Sürekli bir biçimde `pof` sesi çıkararak", "Duman, bol ve sürekli biçimde çıkarak"]}, {"word": "pog", "meanings": ["Gür ve uzun (bıyık)"]}, {"word": "pogrom", "meanings": ["Soykırım"]}, {"word": "poğaça", "meanings": ["İçine peynir, kıyma vb. konarak hazırlanan bir tür tuzlu çörek"]}, {"word": "poğaçacı", "meanings": ["Poğaça yapan veya satan kimse"]}, {"word": "poğaçacılık", "meanings": ["Poğaçacının işi veya mesleği"]}, {"word": "pohpoh", "meanings": ["Pohpohlama işi"]}, {"word": "pohpohçu", "meanings": ["Pohpohlamaktan hoşlanan kimse"]}, {"word": "pohpohlama", "meanings": ["Pohpohlamak işi"]}, {"word": "pohpohlamak", "meanings": ["Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, koltuklamak, pehpehlemek"]}, {"word": "pohpohlanma", "meanings": ["Pohpohlanmak işi"]}, {"word": "poker", "meanings": ["Genellikle dört kişiyle ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "pohpohlanmak", "meanings": ["Pohpohlama işi yapılmak veya pohpohlama işine konu olmak"]}, {"word": "poker çevirmek", "meanings": ["poker oynamak"]}, {"word": "pokerci", "meanings": ["Poker oynayan kimse"]}, {"word": "pokercilik", "meanings": ["Poker oynama veya oynatma işi"]}, {"word": "polargı", "meanings": ["Polarıcı"]}, {"word": "polarıcı", "meanings": ["Işığı polarmaya yarayan alet, polargı"]}, {"word": "polarimetre", "meanings": ["Polarölçer"]}, {"word": "polarite", "meanings": ["Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik"]}, {"word": "polariskop", "meanings": ["Bir ışığın doğal veya polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan alet"]}, {"word": "polarimetri", "meanings": ["Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi"]}, {"word": "polarizasyon", "meanings": ["Kutuplanma", "Polarma"]}, {"word": "polarma", "meanings": ["Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü, polarizasyon", "Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi"]}, {"word": "polarma düzlemi", "meanings": ["Polarılmış ışıkta, ışık titreşimlerinin doğrultusunu belirleyen düzlem"]}, {"word": "polarmak", "meanings": ["Polarma olayına uğramak"]}, {"word": "polaroit", "meanings": ["Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak", "Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi", "Bu makineyle çekilen fotoğraf"]}, {"word": "polemik", "meanings": ["Söz dalaşı", "Kalem kavgası"]}, {"word": "polarölçer", "meanings": ["Bir ışığın polarma oranını ölçmeye yarayan alet, polarimetre"]}, {"word": "polemiğe girmek (veya girişmek)", "meanings": ["siyasi, bilimsel veya edebî konularda sert tartışmalar yapmak"]}, {"word": "polemiğe kaçmak", "meanings": ["konudan uzaklaşıp dalaşmak"]}, {"word": "polemikçi", "meanings": ["Polemik yapan kimse"]}, {"word": "polemikçilik", "meanings": ["Polemikçinin işi"]}, {"word": "poliandri", "meanings": ["Çok kocalılık"]}, {"word": "poliasit", "meanings": ["Birleşiminde birçok asit fonksiyonu bulunan madde"]}, {"word": "poliçe çekmek", "meanings": ["bir müşteriye ödeme yapması için bildiride bulunmak"]}, {"word": "poliçe", "meanings": ["Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri", "Sigorta senedi"]}, {"word": "polietilen", "meanings": ["Etilenin çeşitli yöntemlerle polimerleştirilmesinden elde edilen, dayanıklı, parlak, birçok kimyasal madde etkisiyle bozulmayan saydam katı"]}, {"word": "polifoni", "meanings": ["Çok seslilik"]}, {"word": "polifonik", "meanings": ["Çok sesli", "Çok seslilikle ilgili, çok sesliliğe ilişkin", "Çok yönlü"]}, {"word": "poligam", "meanings": ["Çok eşli"]}, {"word": "poligon", "meanings": ["Atış yeri", "Çokgen"]}, {"word": "poligami", "meanings": ["Çok eşlilik"]}, {"word": "polijini", "meanings": ["Çok karılılık"]}, {"word": "poliklinik", "meanings": ["Hastalıkların ön tanılarının ve hastaların ayakta tedavilerinin yapıldığı özel klinik"]}, {"word": "polimer", "meanings": ["Tekrarlanan yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı (birleşikler)"]}, {"word": "polimeri", "meanings": ["Polimerlik"]}, {"word": "polimerleşme", "meanings": ["Polimerleşmek işi"]}, {"word": "polimerleşme derecesi", "meanings": ["Bir plastiğin makromolekülünü hazırlamak için gerekli olan molekül sayısı"]}, {"word": "polimerleşmek", "meanings": ["Benzer veya farklı birçok küçük molekül `polimer` denilen büyük moleküller biçiminde birleşmek"]}, {"word": "polimerleştirme", "meanings": ["Polimerleştirmek işi"]}, {"word": "polimerleştirmek", "meanings": ["Bir maddeyi polimer durumuna dönüştürmek"]}, {"word": "polimerlik", "meanings": ["Biri, diğerinin polimeri olan iki molekül arasındaki bağıntı, polimeri"]}, {"word": "polip", "meanings": ["Sölenterlerden, toplu veya tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan", "Mukoza ile kaplı boşluklar içinde gelişen, yumuşak, telsel, genellikle saplı bir armut biçiminde ur"]}, {"word": "polis", "meanings": ["Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta", "Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu"]}, {"word": "polisaj", "meanings": ["Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi", "Parlaklık verme"]}, {"word": "polis arabası", "meanings": ["Polislerin görev sırasında kullandığı araba"]}, {"word": "polisevi", "meanings": ["Emniyet mensuplarının dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina"]}, {"word": "polis hafiyesi", "meanings": ["Dedektif"]}, {"word": "polisiye", "meanings": ["Konusu polisin ilgilendiği alanlarda olan (olay, roman, film vb.)"]}, {"word": "polisiye film", "meanings": ["Konusunu polisin görev alanına giren olaylardan seçen film"]}, {"word": "polisiye roman", "meanings": ["Konusunu polisin görev alanına giren olaylardan seçen roman"]}, {"word": "polis noktası", "meanings": ["Polisin karakol dışında konuşlandığı yer"]}, {"word": "polislik", "meanings": ["Polis olma durumu", "Polisin görevi"]}, {"word": "politeist", "meanings": ["Çok tanrıcı"]}, {"word": "politeizm", "meanings": ["Çok tanrıcılık"]}, {"word": "politik", "meanings": ["Siyasal", "Belli bi hedefe ulaşabilmek için uzlaşmayı, iyi geçinmeyi amaçlayan"]}, {"word": "politik davranmak", "meanings": ["belli bir amaca ulaşmak için uzlaşmaya, iyi geçinmeye önem vererek hareket etmek"]}, {"word": "politika", "meanings": ["Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa", "Davranış biçimi, düşünce yapısı", "Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme"]}, {"word": "politika gütmek", "meanings": ["politika izlemek"]}, {"word": "politika yapmak", "meanings": ["bir işi çözümlemek için politika yolunu kullanmak"]}, {"word": "politikacı", "meanings": ["Politika ile uğraşan kimse, siyasetçi", "Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan kimse, siyasetçi"]}, {"word": "politikacılık", "meanings": ["Politika ile uğraşma işi veya tutkusu"]}, {"word": "poliüretan", "meanings": ["Yoğunluğu çok düşük cam, vernik, kauçuk veya köpük görünüşündeki lastiğe benzeyen madde"]}, {"word": "polo", "meanings": ["At üzerinde sopayla oynanan bir tür top oyunu, çevgen"]}, {"word": "polka", "meanings": ["Bir tür Polonya dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "Polonez", "meanings": ["Polonyalı"]}, {"word": "Polonyalı", "meanings": ["Polonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Leh, Polonez"]}, {"word": "polonyum", "meanings": ["Atom numarası 84, atom ağırlığı 210 olan, ilk radyoaktif element (simgesi Po)"]}, {"word": "polyester", "meanings": ["Tahta üzerine sürüldüğünde koruyucu, parlak bir katman oluşturan poliasidin doymamış alkollere veya glikollere etkimesiyle elde edilen kimyasal madde"]}, {"word": "Pomak", "meanings": ["Rumeli'de Bulgarca konuşan bir Türk ve Müslüman topluluğu"]}, {"word": "Pomakça", "meanings": ["Pomak dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "pomat", "meanings": ["Yağlı ve kokulu merhem"]}, {"word": "pomel menteşe", "meanings": ["Yaprakları, milleri düz yaprak menteşelerden daha kalın ve mil yatakları palamut, mermi, yumurta ve silindir biçimlerinde olan menteşe"]}, {"word": "pompa", "meanings": ["Hava veya herhangi bir akışkanı bir yerden başka bir yere aktarmaya yarayan makine", "Bir kapta boşluk oluşturmak için o kaptaki havayı emmeye yarayan alet"]}, {"word": "pompaj", "meanings": ["Pompalama"]}, {"word": "pompalama", "meanings": ["Pompalamak işi"]}, {"word": "pompalamak", "meanings": ["Pompa ile şişirmek, tulumba ile suyu çekmek veya vermek", "Kızıştırmak, şiddetlendirmek, körüklemek"]}, {"word": "pompalanma", "meanings": ["Pompalanmak işi"]}, {"word": "pompalanmak", "meanings": ["Pompalama işi yapılmak"]}, {"word": "pompalı tüfek", "meanings": ["Havanın sıkıştırılması ve basıncının artmasıyla patlayıcı madde atan silah"]}, {"word": "pompalı silah", "meanings": ["Pompası olan, içindeki mermiyi mekanik olarak veya basınçlı hava yardımıyla fırlatan silah"]}, {"word": "pompalı", "meanings": ["Pompası olan"]}, {"word": "ponksiyon", "meanings": ["Vücudun herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak veya çekmek için içi boydan boya açık bir iğneyi batırma işi"]}, {"word": "ponje", "meanings": ["Düz, ince ve sık dokunmuş bir ipekli türü"]}, {"word": "ponpon", "meanings": ["Yuvarlak püskül", "Pudra sürmek için kullanılan yumuşak tüylü tuvalet gereci"]}, {"word": "ponton", "meanings": ["Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba", "Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba", "Tombaz"]}, {"word": "ponza", "meanings": ["Bazı yüzeylerin temizlenmesinde, mermerlerin parlatılmasında, ovma işlerinde kullanılan, çok gözenekli, çok hafif kaya, sünger taşı, ponza taşı"]}, {"word": "ponzalama", "meanings": ["Ponzalamak işi"]}, {"word": "ponzalamak", "meanings": ["Ponza ile silmek, ovmak, temizlemek"]}, {"word": "ponza taşı", "meanings": ["Ponza"]}, {"word": "pop", "meanings": ["Pop müzik"]}, {"word": "popçu", "meanings": ["Pop müzikle uğraşan kimse"]}, {"word": "popüler", "meanings": ["Halkın arasında yaşayan motiflere, ögelere yer veren, onlardan yararlanan, halkın zevkine uygun, halk tarafından tutulan", "Herkesçe tanınan, bilinen"]}, {"word": "popçuluk", "meanings": ["Popçunun işi"]}, {"word": "poplin", "meanings": ["Pamuk, keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir kumaş türü", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "pop müzik", "meanings": ["İngiliz ve Amerikalıların başlattıkları, hareketli, yerel motiflerden yararlanılarak yapılan, gençler arasında çok beğenilen bir müzik türü, pop"]}, {"word": "popo", "meanings": ["Kıç"]}, {"word": "popülarite", "meanings": ["Tutulma"]}, {"word": "popülarite kazanmak", "meanings": ["halk tarafından sevilmek, tutulmak"]}, {"word": "popülerlik", "meanings": ["Popüler olma durumu"]}, {"word": "popüler olmak", "meanings": ["ünlü olmak"]}, {"word": "popülizm", "meanings": ["Politik durumu dramatize ederek halkın ilgisini uyandırmak amacıyla yapılan politika", "Halk yardakçılığı"]}, {"word": "porfir", "meanings": ["Kayaç"]}, {"word": "porfirit", "meanings": ["Andezit birleşiminde bir tür püskürük taş"]}, {"word": "porno", "meanings": ["Amacı cinsel dürtülere yönelik olan, ahlaki değerlere aykırı düşen yayın, resim vb., pornografi", "Amacı cinsel dürtülere yönelik olan, ahlaki değerlere ters düşen"]}, {"word": "pornografi", "meanings": ["Porno"]}, {"word": "pornografik", "meanings": ["Porno ile ilgili olan"]}, {"word": "porselenci", "meanings": ["Porselen yapan veya satan kimse"]}, {"word": "porselen", "meanings": ["Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru", "Bu hamurdan yapılmış (tabak vb.)"]}, {"word": "porselencilik", "meanings": ["Porselencinin işi"]}, {"word": "porsiyon", "meanings": ["Herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar"]}, {"word": "porsuk ağacı", "meanings": ["Porsukgillerden, yaprakları iğne biçiminde, kışın yapraklarını dökmeyen bir orman ve süs ağacı (Taxus baccata)"]}, {"word": "porsuk", "meanings": ["Sansargillerden, su kıyılarında kazdıkları deliklerde yaşayan, ot ve etle beslenen, pis kokulu, memeli bir hayvan (Meles)", "Pörsümüş"]}, {"word": "porsukgiller", "meanings": ["Açık tohumlulardan, örneği porsuk ağacı olan bir familya"]}, {"word": "porsuma", "meanings": ["Pörsüme"]}, {"word": "porsumak", "meanings": ["Pörsümek"]}, {"word": "portakal", "meanings": ["Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)", "Bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi"]}, {"word": "portakal bahçesi", "meanings": ["Portakal yetiştirilen yer"]}, {"word": "portakallık", "meanings": ["Portakal bahçesi"]}, {"word": "portakal rengi", "meanings": ["Portakal kabuğunun rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "portakal suyu", "meanings": ["Portakal sıkılarak elde edilen su"]}, {"word": "portatif", "meanings": ["Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar", "Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan"]}, {"word": "portbagaj", "meanings": ["Otomobil, bisiklet vb. taşıtlarda eşya konacak yer, bagaj"]}, {"word": "Portekizce", "meanings": ["Hint-Avrupa dillerinden, Portekiz'de, Brezilya'da ve Portekiz uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "porte", "meanings": ["Bir işin genişlik, önem derecesi, etki alanı", "Değer, önem", "Bir iş için gereken para tutarı", "Üzerine veya arasına nota yazılan, aralıkları birbirine eşit, beş paralel çizgi, dizek"]}, {"word": "portbebe", "meanings": ["Bebekleri kucakta veya elde taşımak için kullanılan çanta"]}, {"word": "Portekizli", "meanings": ["Portekiz halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "portföy", "meanings": ["Banka, simsar veya bir aracı kuruluşun kendi elinde tuttuğu, istediği gibi tasarruf ettiği menkul değerler toplamı"]}, {"word": "portmanto", "meanings": ["Palto, şapka vb. şeyleri asmak için yapılmış, raflı, bazıları aynalı askılık"]}, {"word": "portmone", "meanings": ["Bozuk para cüzdanı"]}, {"word": "porto", "meanings": ["Portekiz'de yapılan ünlü bir şarap"]}, {"word": "portörlük", "meanings": ["Portör olma durumu"]}, {"word": "portör", "meanings": ["Taşıyıcı"]}, {"word": "portre", "meanings": ["Bir kimsenin yağlı boya, sulu boya, kara kalem vb. bir yolla yapılmış resmi", "Bir kimsenin, bir şeyin sözlü veya yazılı tasviri"]}, {"word": "portreci", "meanings": ["Portre ressamı"]}, {"word": "portrecilik", "meanings": ["Portrecinin işi"]}, {"word": "pos", "meanings": ["Gür ve uzun (bıyık)"]}, {"word": "posa", "meanings": ["Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı", "Tortu, çökelti", "Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık"]}, {"word": "posasını çıkarmak", "meanings": ["bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek", "birini çok dövmek"]}, {"word": "posalanma", "meanings": ["Posalanmak işi"]}, {"word": "posalanmak", "meanings": ["Tortu durumuna gelmek, tortulanmak"]}, {"word": "posalı", "meanings": ["Posası olan"]}, {"word": "posasız", "meanings": ["Posası olmayan"]}, {"word": "pos bıyık", "meanings": ["Uzun ve gür bıyık"]}, {"word": "pos bıyıklı", "meanings": ["Pos bıyığı olan"]}, {"word": "post", "meanings": ["Tüylü hayvan derisi", "Tarikatlarda şeyhlik makamı", "Makam", "Bazı deyimlerde `can` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "post elden gitmek", "meanings": ["öldürülmek", "bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak"]}, {"word": "post vermek", "meanings": ["canını vermek, ölmek"]}, {"word": "postu deldirmek", "meanings": ["kurşunla vurulmak", "ölmek"]}, {"word": "postu kurtarmak", "meanings": ["öldürülme tehlikesini atlatmak"]}, {"word": "postu sermek", "meanings": ["gittiği yerde uzun süre kalmak"]}, {"word": "postuna oturmak", "meanings": ["bir başkasının makamına geçmek"]}, {"word": "postuna saman doldurmak", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "postundan olmak", "meanings": ["bulunduğu makamı yitirmek"]}, {"word": "posta", "meanings": ["Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü", "Genellikle bu emanetleri götüren taşıt", "Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer", "Takım, kol", "Kez, defa, sefer", "Yirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri, vardiya", "Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü", "Hizmet nöbetinde bulunan er", "Vapur, tren, uçak vb. taşıtlarla yapılan yolculuk"]}, {"word": "posta etmek", "meanings": ["görevliler, birini resmî bir daireye götürmek", "birini, gönlü olmasa da bir kimseye teslim edip bir yere göndermek"]}, {"word": "posta koymak (veya atmak)", "meanings": ["birini korkutmak, gözdağı vermek"]}, {"word": "posta yapmak", "meanings": ["bir yere gidip gelmek, sefer yapmak"]}, {"word": "postayı kesmek", "meanings": ["ilgiyi kesmek", "bir şeyi yapmaktan vazgeçmek"]}, {"word": "postaya atmak (veya vermek)", "meanings": ["mektup, gazete, paket vb.ni gideceği yere ulaşması için posta kuruluşuna vermek, postalamak"]}, {"word": "postacı", "meanings": ["Mektup, gazete, havale, paket vb.ni gönderilen yere ulaştıran posta idaresi görevlisi"]}, {"word": "postacılık", "meanings": ["Posta işletme işi", "Postacının görevi"]}, {"word": "postane", "meanings": ["Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina"]}, {"word": "posta kartı", "meanings": ["Sert ve dayanıklı kâğıttan yapılan, bir tarafı haberleşme için ve diğer tarafının yarısı alıcının adresi, pul veya postalama işaretleri için ayrılmış bulunan, zarfsız postalanarak da kullanılan bir haberleşme malzemesi"]}, {"word": "posta kutusu", "meanings": ["Postanelerde veya halkın kolayca ulaşabileceği yerlerde bulunan mektup, kart vb. haberleşme evrakının konulduğu özel kutu"]}, {"word": "postal", "meanings": ["Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin", "Düşkün kadın"]}, {"word": "postalama", "meanings": ["Postalamak işi"]}, {"word": "postalamak", "meanings": ["Postaya vermek", "Herhangi bir sebeple birini yanından uzaklaştırmak"]}, {"word": "postalanma", "meanings": ["Postalanmak işi"]}, {"word": "postalanmak", "meanings": ["Postalama işi yapılmak"]}, {"word": "posta pulu", "meanings": ["Posta ile gönderilen şeylere yapıştırılan ve para karşılığında alınan pul"]}, {"word": "posta treni", "meanings": ["Genellikle ticari mal veya posta ulaşımını sağlayan tren"]}, {"word": "poster", "meanings": ["Duvara asılan büyük boy resim", "Bilimsel toplantılarda panolara asılan kısa bildiri"]}, {"word": "postiş", "meanings": ["Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç"]}, {"word": "post kavgası", "meanings": ["İktidarı veya bir makamı ele geçirme çekişmesi, yorgan kavgası"]}, {"word": "postlu", "meanings": ["Postu olan"]}, {"word": "postnişin", "meanings": ["Postta oturan, tekkenin şeyhi olan kimse"]}, {"word": "postrestant", "meanings": ["Alıcısı tarafından postaneden alınmak üzere gönderilen mektup veya paket"]}, {"word": "postsuz", "meanings": ["Postu olmayan"]}, {"word": "postulat", "meanings": ["Ön doğru"]}, {"word": "poşet", "meanings": ["Torba"]}, {"word": "poşetlemek", "meanings": ["Bir şeyi poşetin içine koyup paketlemek"]}, {"word": "poşetleme", "meanings": ["Poşetlemek işi"]}, {"word": "poşu", "meanings": ["Kenarları saçaklı ipek, pamuk, yün vb.nden yapılmış bir başörtüsü türü, dolama"]}, {"word": "poşulu", "meanings": ["Poşusu olan"]}, {"word": "pot", "meanings": ["Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım", "Poker vb. iskambil oyunlarında oyuncuların tümünce ortaya sürülen eşit miktardaki para veya fiş", "Yanlışlık, hata, gaf"]}, {"word": "pot gelmek", "meanings": ["sonu iyi olmamak, ters gelmek"]}, {"word": "pota", "meanings": ["İçinde maden eritilen kap"]}, {"word": "pot kırmak", "meanings": ["yersiz ve karşısındakine dokunacak söz söylemek, gaf yapmak"]}, {"word": "pot yapmak", "meanings": ["dikişte kabarıklık veya büzülme olmak"]}, {"word": "potalı", "meanings": ["Potası olan"]}, {"word": "pota", "meanings": ["Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek"]}, {"word": "potansiyel", "meanings": ["Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan, gizil", "Gelecekte oluşması, gelişmesi mümkün olan", "Kullanılmaya hazır (güç, yetenek)", "Gizil güç"]}, {"word": "potansiyel farkı", "meanings": ["Gerilim"]}, {"word": "potas", "meanings": ["Potasyum birleşiklerine verilen genel ad"]}, {"word": "potas kostik", "meanings": ["Potasyum hidroksit"]}, {"word": "potasyum hidroksit", "meanings": ["Akkor derecede uçucu olan, 360 °C'de eriyen, suda ısı açığa çıkararak çözünen, beyaz bir katı madde, potas kostik (KOH)"]}, {"word": "potasyum", "meanings": ["Atom numarası 19, atom ağırlığı 39,10, yoğunluğu 0,87 olan, 62,5 °C'de eriyen, 15 °C'de mum gibi yumuşak, soğukta sert ve kırılgan, potasyum hidroksit içinde bulunan bir element (simgesi K)"]}, {"word": "potasyum klorür", "meanings": ["Öbür potasyum birleşiklerinin çoğunun hazırlanmasında kullanılan, susuz durumda 768 °C'de eriyen, renksiz küpler biçiminde billurlaşan madde (KCI)"]}, {"word": "potasyum nitrat", "meanings": ["Güherçile"]}, {"word": "potasyum sülfat", "meanings": ["Potasyum klorür üstüne sülfürik asidin etkisiyle elde edilen, tarımda gübre olarak kullanılan madde (K2SO4)"]}, {"word": "potasyum sülfür", "meanings": ["Kükürtlü hidrojenin potasyum hidroksite etkimesiyle oluşan birleşik (KHS)"]}, {"word": "potin", "meanings": ["Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı"]}, {"word": "potkal", "meanings": ["Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe"]}, {"word": "potlanma", "meanings": ["Potlanmak işi"]}, {"word": "potlaç", "meanings": ["Kızılderililerin birbirlerine armağanlar verdikleri dinî bayram"]}, {"word": "potlanmak", "meanings": ["Pot yapmak, potu olmak, kıvrımı olmak"]}, {"word": "potpuri", "meanings": ["Karmaca"]}, {"word": "potuk", "meanings": ["Deve yavrusu", "Kırmalı ve geniş"]}, {"word": "potur", "meanings": ["Arka tarafında kırmaları çok, bacakları dar bir pantolon türü", "Kırmalı ve potlu"]}, {"word": "poturlu", "meanings": ["Potur giymiş olan"]}, {"word": "poyra", "meanings": ["Tekerleğin ortasındaki parmakların ve dingilin geçirildiği yuvarlak kısım, göbek"]}, {"word": "poy", "meanings": ["Tohumları kırmızıbibere benzeyen, 10-50 santimetre yüksekliğinde, karabiberle karıştırılarak pastırma çemeninde kullanılan bir bitki (Trigonella joenumgraecum)"]}, {"word": "poyraz", "meanings": ["Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr", "Kuzeydoğu 45°'lik yön"]}, {"word": "poyrazlamak", "meanings": ["Poyraz esmeye başlamak"]}, {"word": "poyrazlama", "meanings": ["Poyrazlamak işi"]}, {"word": "poz", "meanings": ["Resim ve fotoğrafta duruş", "Fotoğrafta objektifin açık kaldığı süre", "Fotoğraf makinesinde kullanılan filmde her bir kare", "Kurum, çalım"]}, {"word": "poz kesmek (veya yapmak)", "meanings": ["çalım atmak, afili görüntü vermek"]}, {"word": "poz vermek", "meanings": ["resim yaptırmak veya fotoğraf çektirmek için durum almak"]}, {"word": "pozitif", "meanings": ["Olumlu, negatif karşıtı", "Artı"]}, {"word": "pozisyon", "meanings": ["Konum", "Durum"]}, {"word": "pozitif bilimler", "meanings": ["Deney sonuçlarına dayanan bilim veya bilimler, müspet ilimler"]}, {"word": "pozitif elektrik", "meanings": ["Cam çubuğunun bir kumaşa sürtünmesi sonucu oluşan, artı (+) işaretiyle gösterilen elektrik", "Kişiler arasında olumlu etki"]}, {"word": "pozitif film", "meanings": ["Film üzerine alınan siyah beyaz görüntülerin, renklerinin aslına uygun olarak oluşmasını sağlamak için kopya yapılan düşük duyarlıkta film, kopya film"]}, {"word": "pozitif kutup", "meanings": ["Elektrik yükü artı (+) olan kutup"]}, {"word": "pozitif görüntü", "meanings": ["Renkli ve siyah beyaz filmlerde doğadaki renklerin asıllarına uygun olarak belirlendiği görüntü"]}, {"word": "pozitiflik", "meanings": ["Pozitif olma durumu", "Pozitif elektriklenme olayları gösteren bir cismin durumu"]}, {"word": "pozitif sayı", "meanings": ["Artı sayı"]}, {"word": "pozitivist", "meanings": ["Olgucu"]}, {"word": "pozitivizm", "meanings": ["Olguculuk"]}, {"word": "pozitron", "meanings": ["Bütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık, elektron karşıtı"]}, {"word": "pozitronyum", "meanings": ["Negatif bir elektronla bir pozitrondan oluşan, hidrojen atomuna benzeyen kararsız yapı"]}, {"word": "pozsuz", "meanings": ["Kurumsuz, çalımsız"]}, {"word": "pöç", "meanings": ["Kuyruk sokumu kemiği"]}, {"word": "pöçük", "meanings": ["Kuyruk sokumu, kuyruk"]}, {"word": "pöf", "meanings": ["İğrenme anlatan bir söz"]}, {"word": "pörsük", "meanings": ["Gevşeyip sarkmış, yıpranmış"]}, {"word": "pörsüklük", "meanings": ["Pörsük olma durumu"]}, {"word": "pörsüme", "meanings": ["Pörsümek işi, porsuma"]}, {"word": "pörsümek", "meanings": ["Gevşeyip sarkmak, porsumak"]}, {"word": "pörtlek", "meanings": ["Dışarıya doğru çıkık, patlak (göz)", "Cıvık şeylerin çatlayan kabuktan, delikten dışarıya çıkmış durumu"]}, {"word": "pörtleme", "meanings": ["Pörtlemek işi"]}, {"word": "pörtlemek", "meanings": ["Göz, çeşitli sebeplerle açılmak, dışarıya doğru fırlamak", "Meyve kabuğu yarılıp içi dışarıya doğru çıkmak"]}, {"word": "pösteki", "meanings": ["Koyun veya keçi postu"]}, {"word": "pöstekisini çıkarmak", "meanings": ["öldürmek, yok etmek"]}, {"word": "pösteki saymak", "meanings": ["içinden çıkılmaz bir iş yüklenip uğraşmak"]}, {"word": "pöstekisini sermek", "meanings": ["döverek kımıldamayacak duruma getirmek, pestilini çıkarmak"]}, {"word": "pöstekiyi kurtarmak", "meanings": ["hoş olmayan bir durumdan kurtulmak"]}, {"word": "pötifur", "meanings": ["Kuru hamurdan hazırlanan veya arasına krema doldurulan küçük pasta"]}, {"word": "pötikare", "meanings": ["Küçük kareli kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "Pr", "meanings": ["Praseodim elementinin simgesi"]}, {"word": "prafa", "meanings": ["İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü", "Yeğleme"]}, {"word": "pragmacılık", "meanings": ["Yararcılık"]}, {"word": "pragmacı", "meanings": ["Pragmacılığı kendine öğreti olarak kabul eden, pragmatist"]}, {"word": "pragmatist", "meanings": ["Pragmacı"]}, {"word": "pragmatizm", "meanings": ["Yararcılık"]}, {"word": "pranga", "meanings": ["Ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir"]}, {"word": "prangaya vurmak", "meanings": ["ayağına pranga bağlamak, zincire vurmak"]}, {"word": "pranga cezası", "meanings": ["Pranga ile cezalandırma"]}, {"word": "pranga kaçağı", "meanings": ["Azılı haydut"]}, {"word": "pranga mahkûmu", "meanings": ["Pranga cezası almış kimse"]}, {"word": "prangalı", "meanings": ["Prangaya vurulmuş"]}, {"word": "prangasız", "meanings": ["Prangası olmayan"]}, {"word": "praseodim", "meanings": ["Atom numarası 59, atom ağırlığı 140,92 olan, soluk sarı renkli bir element (simgesi Pr)"]}, {"word": "pratik", "meanings": ["Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı", "Kişide bir işi kolaylıkla yapabilme, bir şeyi uygulayabilme deneyimi, becerisi veya eğilimi bulunma", "Uygulamalı", "Uygulama", "Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi, teamül", "Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan"]}, {"word": "pratika", "meanings": ["Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni"]}, {"word": "pratikleşme", "meanings": ["Pratikleşmek işi"]}, {"word": "pratikleşmek", "meanings": ["Pratik duruma gelmek"]}, {"word": "pratiklik", "meanings": ["Pratik olma durumu"]}, {"word": "pratisyen", "meanings": ["Düz hekim"]}, {"word": "prefabrikasyon", "meanings": ["Ev, gemi vb. şeylerin önceden hazırlanmış bir plana göre, bir bütün olarak birleştirilmesi yöntemi"]}, {"word": "prefabrik", "meanings": ["Parçaları önceden hazırlanıp birleştirilerek oluşturulan, kurma"]}, {"word": "prefabrik konut", "meanings": ["Duvar, kapı, pencere ve diğer elemanları fabrikasyon olarak üretilen ve konutun yapılacağı beton platform üzerine monte edilen konut"]}, {"word": "prehistorik", "meanings": ["Tarih öncesine ilişkin veya bu dönemden kalma"]}, {"word": "prensip", "meanings": ["İlke"]}, {"word": "prehistorya", "meanings": ["Tarih öncesi"]}, {"word": "prekambriyen", "meanings": ["Kambriyen öncesi"]}, {"word": "prelüt", "meanings": ["Ses ve çalgı ile ilgili bir kompozisyona girişi sağlayan yazılı veya doğaçtan olan müzik parçası"]}, {"word": "prematüre", "meanings": ["Erkendoğan, günsüz"]}, {"word": "prens", "meanings": ["Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan", "Bir prensliğin başında bulunan kimse", "Bazı ülkelerde en yüksek soyluluk unvanı"]}, {"word": "prenses", "meanings": ["Hükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen unvan", "Hükümdar karısı"]}, {"word": "prenseslik", "meanings": ["Prenses olma durumu", "Prensesin görevi"]}, {"word": "prenslik", "meanings": ["Prens olma durumu", "Prensin görevi", "Bir prensin yönetiminde olan ülke"]}, {"word": "preparat", "meanings": ["Müstahzar"]}, {"word": "pres", "meanings": ["İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene, cendere", "Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç", "Baskı"]}, {"word": "pres yapmak", "meanings": ["karşı takımın oyun kurmasını baskı yaparak engellemek"]}, {"word": "presbit", "meanings": ["Presbitliğe uğramış (göz veya kimse)"]}, {"word": "presbiteryenlik", "meanings": ["Protestan mezhebinin demokratik kurallara göre kurulmuş bir kolu"]}, {"word": "presbiteryen", "meanings": ["Presbiteryenlikle ilgili"]}, {"word": "presçi", "meanings": ["Pres kullanan kimse"]}, {"word": "presbitlik", "meanings": ["Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu"]}, {"word": "presçilik", "meanings": ["Pres yapma, satma veya kullanma işi"]}, {"word": "prese", "meanings": ["Sıkıştırılmış, sıkılmış olan"]}, {"word": "prezantabl", "meanings": ["Sunulabilir durumda olan", "Derli toplu, düzenli", "Olumlu özellikleri bir arada bulunduran"]}, {"word": "presleme", "meanings": ["Presle sıkıştırma", "Kumaşları basınç altında tutarak yapılan işlem"]}, {"word": "presesyon", "meanings": ["Devinme olayı"]}, {"word": "preslenme", "meanings": ["Preslenmek işi"]}, {"word": "preslemek", "meanings": ["Presle sıkıştırmak"]}, {"word": "preslenmek", "meanings": ["Presleme işi yapılmak"]}, {"word": "prestij", "meanings": ["Saygınlık"]}, {"word": "prevantoryum", "meanings": ["Vücutlarına verem mikrobu girmesine rağmen henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kimselerin, vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu"]}, {"word": "prezantasyon", "meanings": ["Tanıtma"]}, {"word": "prezervatif", "meanings": ["Cinsel ilişkiyle geçebilecek hastalıklardan korunmak veya kadının hamile kalmasını önlemek için erkeklerin kullandığı ince, saydam bir tür kılıf, kondom, kaput (I)"]}, {"word": "prezante", "meanings": ["`Tanıtmak` anlamındaki prezante etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "prim", "meanings": ["İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para", "Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret", "Pay senetlerinin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artış"]}, {"word": "primadonna", "meanings": ["Başoyuncu"]}, {"word": "primat", "meanings": ["Maymun"]}, {"word": "primatlar", "meanings": ["Maymunlar"]}, {"word": "primitif", "meanings": ["İlkel"]}, {"word": "primitivizm", "meanings": ["İlkelcilik"]}, {"word": "printer", "meanings": ["343 yazıcı"]}, {"word": "prizma", "meanings": ["Işınları saptıran ve ayrıştıran, saydam maddeden yapılmış üçgen cisim", "Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden, yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim, menşur, biçme"]}, {"word": "probabilizm", "meanings": ["Olasıcılık"]}, {"word": "priz", "meanings": ["Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva"]}, {"word": "problem", "meanings": ["Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele", "Sorun", "Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken (kimse)"]}, {"word": "problem etmek", "meanings": ["dert etmek"]}, {"word": "problem olmak", "meanings": ["dert olmak"]}, {"word": "problem çıkarmak", "meanings": ["sorun çıkarmak"]}, {"word": "problematik", "meanings": ["Sorunsal"]}, {"word": "problemli", "meanings": ["Problemi olan"]}, {"word": "problemsiz", "meanings": ["Problemi olmayan"]}, {"word": "prodüksiyon", "meanings": ["Yapım"]}, {"word": "prodüktivite", "meanings": ["Üretkenlik"]}, {"word": "prodüktör", "meanings": ["Yapımcı", "Üretici"]}, {"word": "profil", "meanings": ["Yan", "İnsanın yüzünün yandan görünüşü", "Bir kişi veya eşya için ayırt edici özelliklerin bütünü", "Tutum veya eğilim", "Yanay"]}, {"word": "prodüktörlük", "meanings": ["Prodüktörün işi"]}, {"word": "profesörlük", "meanings": ["Profesör olma durumu", "Profesörün görevi"]}, {"word": "profesör", "meanings": ["Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi", "Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan unvan", "Bir işi en iyi bilen veya yapan kimse"]}, {"word": "profesyonel", "meanings": ["Bir işi kazanç sağlamak amacıyla yapan (kimse), amatör karşıtı", "Ustalaşmış, uzmanlaşmış"]}, {"word": "profesyonelleşme", "meanings": ["Profesyonelleşmek işi"]}, {"word": "profesyonelleşmek", "meanings": ["Profesyonel duruma gelmek"]}, {"word": "profesyonellik", "meanings": ["Profesyonel olma durumu"]}, {"word": "program", "meanings": ["İzlence", "Okullarda, haftanın belli günlerinde, belli saatlerde verilecek dersleri gösteren çizelge", "Tören, gösteri, gezi vb.nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt", "Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü", "Radyo ve televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri", "Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi", "Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı, yetişek"]}, {"word": "programcı", "meanings": ["Yapımcı", "Tiyatro, konser vb. yerlerde program satan veya dağıtan kimse", "Program yapan kimse"]}, {"word": "programcılık", "meanings": ["Program yapma veya hazırlama işi"]}, {"word": "programlama", "meanings": ["Programlamak veya programlaştırmak işi"]}, {"word": "sülün", "meanings": ["Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)"]}, {"word": "sülün gibi", "meanings": ["boylu boslu ve yürüyüşü güzel (kız veya kadın)"]}, {"word": "sülünlük", "meanings": ["Sülünlerin üretildiği ve yetiştirildiği yer"]}, {"word": "sülüngiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, tavuksular ve tavuklar alt takımına giren geniş bir familyası, tavukgiller"]}, {"word": "sülüs", "meanings": ["Üçte bir", "Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü yazı", "Erata yolculuklarda indirim sağlayan belge"]}, {"word": "sümbül", "meanings": ["Zambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 santimetre yüksekliğinde, çiçekleri keskin kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi (Hyacinthus orientalis)"]}, {"word": "sümbülteber", "meanings": ["Zambakgillerden, güzel kokulu, beyaz renkli bir çiçek (Polianthes)"]}, {"word": "sümbüli", "meanings": ["Yağmur yağdırmayan koyu renkli bulutlarla örtülü (hava)"]}, {"word": "sümbüle", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam"]}, {"word": "sümek", "meanings": ["Eğirilmek için temizlenmiş, taranmış yumak biçiminde yün"]}, {"word": "sümkürmek", "meanings": ["Soluğu burundan hızla vererek sümüğü dışarı atmak"]}, {"word": "sümkürme", "meanings": ["Sümkürmek işi"]}, {"word": "sümkürtmek", "meanings": ["Sümkürmesini sağlamak"]}, {"word": "sümmettedarik", "meanings": ["Son anda düşünülen"]}, {"word": "sümsük", "meanings": ["Sümsükgillerden, sivri gagalı, kısa bacaklı deniz kuşu (Sulabassana)"]}, {"word": "sümsükleşme", "meanings": ["Sümsükleşmek işi"]}, {"word": "sümsükgiller", "meanings": ["Leyleksiler takımının, kanatları, kuyrukları çok uzun deniz kuşları sınıfı"]}, {"word": "sümsükleşmek", "meanings": ["Uyuşuk duruma gelmek, miskinleşmek, pısırıklaşmak"]}, {"word": "sümter", "meanings": ["Kırmızımtırak, küçük taneli sert buğday"]}, {"word": "sümsüklük", "meanings": ["Sümsük olma durumu"]}, {"word": "sümük", "meanings": ["Sümük doku hücrelerinin ve üzerinde bulunan bezlerin, doku yüzünde nemli, akıcı, kaygan bir tabaka oluşturan salgısı"]}, {"word": "sümük doku", "meanings": ["Üzerinde çok sayıda ince memecik ve salgı bezi delikleri bulunan, iç organları kaplayan koruyucu doku, mukoza"]}, {"word": "sümüklü", "meanings": ["Sümüğü olan", "Burnundan sürekli sümük akan"]}, {"word": "sümüklü böcek", "meanings": ["Karından bacaklılardan, akciğerli, otçul ve kabuksuz yer yumuşakçası (Limax)"]}, {"word": "sümüksel", "meanings": ["Sümükle ilgili"]}, {"word": "sümüksü", "meanings": ["Sümük özelliğinde olan, sümüğe benzer, sümük gibi, sümüğümsü"]}, {"word": "sümüksü zar", "meanings": ["Burun boşluklarını yutağa kadar kaplayan sümük doku"]}, {"word": "sündürme", "meanings": ["Sündürmek işi", "Taze peynir ve şekerle yapılan bir tatlı"]}, {"word": "sündürmek", "meanings": ["Bir şeyi çekerek uzatmak, esnetmek"]}, {"word": "sündüs", "meanings": ["İpin yanı sıra altın ve gümüş tellerle dokunan, kaftan ve giysi dikiminde kullanılan bir tür ipekli kumaş"]}, {"word": "sünepelik", "meanings": ["Sünepe olma durumu"]}, {"word": "sünepe", "meanings": ["Kılıksız ve uyuşuk, sümsük (kimse)"]}, {"word": "süne", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan, esmer renkli, zararlı bir böcek (Eurigaster integriceps)"]}, {"word": "sünger", "meanings": ["Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan", "Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti", "Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci"]}, {"word": "sünger çekmek", "meanings": ["bir şeyi hiç olmamış saymak, silmek, silip atmak, unutmak"]}, {"word": "sünger geçirmek", "meanings": ["silip atmak, unutmak"]}, {"word": "sünger gibi", "meanings": ["çok yumuşak"]}, {"word": "sünger avcısı", "meanings": ["Denizden sünger çıkaran veya alıp satan kimse, süngerci"]}, {"word": "süngerci", "meanings": ["Sünger avcısı"]}, {"word": "sünger doku", "meanings": ["Yaprağın alt yüzünde bulunan seyrek hücreli, gözenekli ve az klorofilli özek doku"]}, {"word": "süngercilik", "meanings": ["Sünger avcılığı", "Sünger alıp satma işi"]}, {"word": "süngerler", "meanings": ["Vücutları içten dar ve uzun kanalcıklardan oluşan, dıştan bu kanalcıklara açılan deliklerle kaplı, çoğu kayalara tutunmuş olarak koloniler durumunda yaşayan hayvanlar takımı"]}, {"word": "süngerleşme", "meanings": ["Süngerleşmek işi"]}, {"word": "süngerli", "meanings": ["Süngerle döşenmiş veya süngerden yapılmış olan"]}, {"word": "süngerleşmek", "meanings": ["Sünger durumuna gelmek"]}, {"word": "süngersi", "meanings": ["Sünger gibi gözenekleri olan, süngere benzeyen, süngerimsi"]}, {"word": "sünger taşı", "meanings": ["Metal ve fil dişi parlatmakta kullanılan, çok gözenekli ve pürüzlü, ağırlığı az, sert bir yanardağ feldspatı"]}, {"word": "süngü", "meanings": ["Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kılıç biçiminde delici silah", "Mezar başına nişan olarak dikilen sırık", "Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlayan demir çubuk", "Kavlakları düşürmek için kullanılan sivri uçlu, uzun çelik çubuk"]}, {"word": "süngülemek", "meanings": ["Süngü batırmak", "Süngü ile ateşi karıştırıp külün ızgaradan aşağı dökülmesini sağlamak"]}, {"word": "süngüleme", "meanings": ["Süngülemek işi"]}, {"word": "süngülenme", "meanings": ["Süngülenmek işi"]}, {"word": "süngüleşme", "meanings": ["Süngüleşmek işi"]}, {"word": "süngülenmek", "meanings": ["Süngüleme işi yapılmak"]}, {"word": "süngülü", "meanings": ["Süngü takmış olan"]}, {"word": "süngüleşmek", "meanings": ["Birbirine süngü ile saldırmak"]}, {"word": "süngüsü düşük", "meanings": ["Sağlığı, esenliği bozuk", "Ataklığı, etkinliği, neşesi kalmamış"]}, {"word": "sünme", "meanings": ["Sünmek işi"]}, {"word": "sünmek", "meanings": ["Esnekliğini yitirerek gevşemek", "Kopmadan uzamak, gerilmek"]}, {"word": "sünnet", "meanings": ["Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz", "Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi", "Sünnet düğünü"]}, {"word": "sünnet etmek", "meanings": ["erkek çocukta erkeklik organının ucundaki deriyi çepeçevre kesmek"]}, {"word": "sünnet olmak", "meanings": ["sünnet edilmek"]}, {"word": "sünnetçi", "meanings": ["Çocukları sünnet eden kimse"]}, {"word": "sünnetçilik", "meanings": ["Sünnetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "sünnet çocuğu", "meanings": ["Sünnet edilmiş veya edilecek çocuk"]}, {"word": "sünnet düğünü", "meanings": ["Erkek çocukların sünneti sırasında yapılan eğlence"]}, {"word": "sünnet ehli", "meanings": ["Müslümanlıkta Hz. Muhammed'in koyduğu kuralları olduğu gibi uygulayan, onun izinden giden (kimse), ehlisünnet"]}, {"word": "sünnetleme", "meanings": ["Sünnetlemek işi"]}, {"word": "sünnetlemek", "meanings": ["Tabaktaki yemeği sıyırıp bitirmek"]}, {"word": "sünnetli", "meanings": ["Sünnet edilmiş olan"]}, {"word": "sünnetsiz", "meanings": ["Sünnet edilmemiş olan"]}, {"word": "sünnetlik", "meanings": ["Sünnet için hazırlanmış olan"]}, {"word": "Sünni", "meanings": ["Sünnet ehlinden olan kimse"]}, {"word": "süper", "meanings": ["Nitelik, nicelik ve derece bakımından üstün olan", "Belli bir normun üstünde olan"]}, {"word": "Sünnilik", "meanings": ["Kur'an'a ve Hz. Muhammed'in sünnetlerine göre davranmayı en doğru ve tek yol sayan, Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli mezhepleri"]}, {"word": "süper benzin", "meanings": ["Oktan indisi 100 ve 100'ün üzerinde olan, yüksek nitelikte benzin"]}, {"word": "süper çimento", "meanings": ["Yüksek dirençli, çabuk sertleşen çimento"]}, {"word": "süper lise", "meanings": ["Özel eğitim sistemi ile desteklenmiş lise"]}, {"word": "süpermarketçi", "meanings": ["Süpermarket işleten kimse"]}, {"word": "süpermarket", "meanings": ["Büyük mağaza"]}, {"word": "süpermarketçilik", "meanings": ["Süpermarketçinin işi veya mesleği"]}, {"word": "süprüntücü", "meanings": ["Herhangi bir yerin süprüntüsünü temizleyen kimse", "Her şeyin en kötüsünü alan veya satan kimse"]}, {"word": "süprüntü", "meanings": ["Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp, çer çöp", "Bayağı, aşağılık şey veya kimse"]}, {"word": "süprüntülük", "meanings": ["Çöplük"]}, {"word": "süpürgeci", "meanings": ["Süpürge yapan veya satan kimse", "Sokak süpürücüsü"]}, {"word": "süpürge", "meanings": ["Süpürme işinde kullanılan araç", "Elektrikli süpürge"]}, {"word": "süpürgecilik", "meanings": ["Süpürge alıp satma veya sokak süpürme işi"]}, {"word": "süpürge çalısı", "meanings": ["Süpürge otu"]}, {"word": "süpürge darısı", "meanings": ["Buğdaygillerden, sıcak bölgelerde yetişen ve çiçek saplarından süpürge yapılan, darıya benzeyen bir bitki"]}, {"word": "süpürge otu", "meanings": ["Fundagillerden, çiçekleri pembe, küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen, kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılan, çalı görünüşünde bir bitki, süpürge çalısı, funda, erika (Erica)"]}, {"word": "süpürgelik", "meanings": ["Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb", "Yapıların içinde, duvarların döşemeyle birleştiği yerde tabandan 10-15 santimetre yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer veya mozaik kuşak"]}, {"word": "süpürme", "meanings": ["Süpürmek işi"]}, {"word": "sürat", "meanings": ["Hızlılık, çabukluk, ivinti", "Hız"]}, {"word": "süpürmek", "meanings": ["Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek", "Çıkarıp atmak, kovmak", "Tüketmek, bitirmek"]}, {"word": "süpürtme", "meanings": ["Süpürtmek işi"]}, {"word": "süpürtmek", "meanings": ["Süpürme işini yaptırmak"]}, {"word": "süpürülme", "meanings": ["Süpürülmek işi"]}, {"word": "sürahi", "meanings": ["İçecek koymaya yarar, cam, plastik vb.nden yapılan kap"]}, {"word": "süpürülmek", "meanings": ["Süpürme işi yapılmak"]}, {"word": "süpürüş", "meanings": ["Süpürme işi"]}, {"word": "sürat katarı", "meanings": ["Hat üzerinde belli duraklarda duran, her yerde durmayan tren"]}, {"word": "süratle", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "süratlendirme", "meanings": ["Süratlendirmek işi"]}, {"word": "süratlendirmek", "meanings": ["Sürat vermek, hız kazandırmak, hızlandırmak"]}, {"word": "sürçülisan", "meanings": ["Dil sürçmesi"]}, {"word": "süratli", "meanings": ["Çabuk hareketlenen, çabuk giden, çabuk işleyen, hızlı"]}, {"word": "süratlenme", "meanings": ["Süratlenmek işi"]}, {"word": "süratlenmek", "meanings": ["Hızı artmak, hızlanmak"]}, {"word": "sürçme", "meanings": ["Sürçmek işi"]}, {"word": "sürçmek", "meanings": ["Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek", "Dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak, yanılmak"]}, {"word": "sürçtürmek", "meanings": ["Sürçme işini yaptırmak"]}, {"word": "sürçtürme", "meanings": ["Sürçtürmek işi"]}, {"word": "sürdürme", "meanings": ["Sürdürmek işi"]}, {"word": "sürdürüş", "meanings": ["Sürdürme işi"]}, {"word": "sürdürmek", "meanings": ["Sürme işini yaptırmak", "Devam ettirmek", "Bir durumun, bir şeyin sürmesini, olmasını sağlamak"]}, {"word": "süre", "meanings": ["Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet"]}, {"word": "sürdürüm", "meanings": ["Abonman"]}, {"word": "süre aşımı", "meanings": ["Bir işin üzerinden belirli bir zaman geçerek onun geçersiz kalması, zaman aşımı, müruruzaman"]}, {"word": "süredurum", "meanings": ["Bir cismin içinde bulunduğu düzgün hareket veya hareketsizlik durumunun sürüp gitmesi, hareketsizliğe veya hareketsizlikten harekete kendi başına geçememesi özelliği, atalet"]}, {"word": "süregelme", "meanings": ["Süregelmek işi"]}, {"word": "süreğen", "meanings": ["Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden, müzmin, kronik", "Uzun zamandan beri süren, müzmin, kronik", "Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık), müzmin, kronik, akut karşıtı"]}, {"word": "süreğenleşme", "meanings": ["Süreğenleşmek işi, müzminleşme"]}, {"word": "süreç", "meanings": ["Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses"]}, {"word": "süreduran", "meanings": ["Süredurum durumunda olan, atıl"]}, {"word": "süregelmek", "meanings": ["Başlangıcından beri aynı biçimde sürmek, devam etmek"]}, {"word": "süreğenleşmek", "meanings": ["Süreğen bir durum almak, müzminleşmek"]}, {"word": "sürek", "meanings": ["Süren, devam eden zaman", "Hızlı süren, hızlı giden", "Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü"]}, {"word": "sürek avı", "meanings": ["Birçok avcının katılmasıyla ve çoğu kez at üzerinde avı kuşatarak yapılan avlanma, sürgün avı"]}, {"word": "sürekli", "meanings": ["Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî", "Uzun süreli olarak, daima", "Yumuşak"]}, {"word": "sürekçi", "meanings": ["Davar alışverişiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "süreklilik ilkesi", "meanings": ["Her yerde sürekli bir gidiş olduğunu, doğada sıçramanın olmadığını, her şeyin bir bütün içinde örüldüğünü söyleyen temel ilke"]}, {"word": "süreksiz", "meanings": ["Az süren, devamsız", "Sert"]}, {"word": "süreksizlik", "meanings": ["Süreksiz olma durumu, devamsızlık"]}, {"word": "süreklilik", "meanings": ["Sürekli olma, kesintisiz olarak sürüp gitme durumu, devamlılık"]}, {"word": "süreölçen", "meanings": ["Süreölçeri kullanarak bir yarışta zamanı belirlemekle görevli kimse"]}, {"word": "süreli", "meanings": ["Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik"]}, {"word": "süre ölçümü", "meanings": ["Yarışlarda ve eğitimde harcanan süreyi ölçme"]}, {"word": "süreölçer", "meanings": ["Belirli bir işin, işlemin, yarışmanın veya teknik alanda belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet, kronometre"]}, {"word": "sürerlik", "meanings": ["Uzun sürme durumu"]}, {"word": "sürerlik fiili", "meanings": ["Bir fiile -e zarf-fiil ekiyle durmak, kalmak, görmek fiilleri getirilerek oluşturulan ve süreklilik kavramı veren birleşik fiil: Gidedurmak. Bakakalmak. Yapagörmek gibi"]}, {"word": "sürerlik görünümü", "meanings": ["Türkçede bir zarf-fiille yardımcı fiilin veya herhangi bir fiille durmak fiilinin birlikte kullanılmasından oluşan ve sürerlik kavramı veren görünüm"]}, {"word": "süresiz", "meanings": ["Süresi belirli olmayan", "Süresi belli olmayarak"]}, {"word": "süre sonu", "meanings": ["Bir işin bitirilmesi veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sona ermesi, vade bitimi, vade sonu"]}, {"word": "süreyazar", "meanings": ["Belirli bir işin kısa süresini çizerek belirleyen araç, kronograf"]}, {"word": "Süreyya", "meanings": ["Ülker"]}, {"word": "sürfe", "meanings": ["Kurtçuk"]}, {"word": "sürfile", "meanings": ["Seyrek ve çapraz (dikiş)"]}, {"word": "sürfile yapmak", "meanings": ["bir kumaşın tarazlanmaması için kenarına seyrek ve çapraz dikiş yapmak"]}, {"word": "sürfile makası", "meanings": ["Kumaş kenarlarını zikzaklı bir biçimde kesen ve sürfile yapılmasını gerektirmeyen bir makas türü"]}, {"word": "sürfile makinesi", "meanings": ["Sürfile işi yapan makine"]}, {"word": "sürgen doku", "meanings": ["Bitkilerde kök ve sapların gelişebilecek durumda olan uç bölümlerindeki, çok yüzlü, kolay üreyebilir hücrelerden oluşan bir doku türü, meristem"]}, {"word": "sürgit", "meanings": ["İlelebet"]}, {"word": "sürgit yapmak", "meanings": ["iş için uzatmak, sürdürüp durmak"]}, {"word": "sürgün", "meanings": ["Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse", "Sürülme işi, nefiy", "Bir kimsenin sürüldüğü yer", "Filiz", "İshal"]}, {"word": "sürgü", "meanings": ["Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme", "Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan", "Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala", "Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap", "Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama"]}, {"word": "sürgü kolu", "meanings": ["Tüfeklerde fişek sürüp kovan boşaltan sürgünün elle tutulan kolu"]}, {"word": "sürgüleme", "meanings": ["Sürgülemek işi"]}, {"word": "sürgülemek", "meanings": ["Sürgü sürerek kapamak", "Sürgü ile bastırarak düzeltmek"]}, {"word": "sürgülenme", "meanings": ["Sürgülenmek işi"]}, {"word": "sürgülenmek", "meanings": ["Sürgülemek işi yapılmak"]}, {"word": "sürgülü", "meanings": ["Sürgü kolu olan", "Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan"]}, {"word": "sürgün vermek", "meanings": ["filizlenmek"]}, {"word": "sürgün gitmek (veya olmak)", "meanings": ["sürgüne gönderilmek, sürgün cezasına uğramak", "olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak, ishal olmak"]}, {"word": "sürgüne göndermek", "meanings": ["ceza olarak bir yere sürmek"]}, {"word": "sürgün avı", "meanings": ["Sürek avı"]}, {"word": "sürme", "meanings": ["Sürmek işi", "Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü", "Masa ve dolapta küçük çekmece", "Sürülerek kullanılan"]}, {"word": "sürme", "meanings": ["Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is"]}, {"word": "sürme çekmek", "meanings": ["gözleri sürme ile boyamak"]}, {"word": "sürmeyi gözden çekmek", "meanings": ["gözden sürmeyi çekmek"]}, {"word": "sürmedan", "meanings": ["Sürmelik"]}, {"word": "sürmek", "meanings": ["Yönetip yürütmek, sevk etmek", "Devam etmek", "Önüne katıp götürmek", "Uzatmak, ileri doğru itmek", "Dokundurmak, değdirmek", "Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek", "Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek", "Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak", "Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak", "Herhangi bir durum içinde bulunmak", "Pulluk veya sabanla toprağı işlemek", "Olmaya devam etmek", "Zaman geçmek", "Zaman almak", "Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek", "Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak"]}, {"word": "sürüp gelmek", "meanings": ["eskiden beri devam etmek"]}, {"word": "sürmeleme", "meanings": ["Sürmelemek işi"]}, {"word": "sürüp gitmek", "meanings": ["eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek"]}, {"word": "sürmelemek", "meanings": ["Sürmeyi sürüp kapamak", "Göze sürme çekmek"]}, {"word": "sürmelenme", "meanings": ["Sürmelenmek işi"]}, {"word": "sürmeli", "meanings": ["Sürme ile boyanmış olan", "Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan"]}, {"word": "sürmelenmek", "meanings": ["Sürmeleme işi yapılmak"]}, {"word": "sürpriz", "meanings": ["Şaşırtı"]}, {"word": "sürme mantarıgiller", "meanings": ["Sürme mantarlarından bir familya"]}, {"word": "sürmelik", "meanings": ["Ağaç veya kemikten yapılan, içine göz sürmesi konulan küçük kap, sürmedan"]}, {"word": "sürme mantarları", "meanings": ["Bitkilerin, özellikle tahılların dokularında yaşayan sürme veya rastık denilen hastalığı yapan, bazitli asalak mantarlar takımı"]}, {"word": "sürmenaj", "meanings": ["Sürekli ve aşırı çalışmadan doğan yorgunluk, bitkinlik"]}, {"word": "sürmesiz", "meanings": ["Sürme ile boyalı olmayan", "Sürme ile boyalı olmaksızın"]}, {"word": "sürnatüralist", "meanings": ["Doğaüstücü"]}, {"word": "sürnatüralizm", "meanings": ["Doğaüstücülük"]}, {"word": "sürpriz yapmak", "meanings": ["birini, beklenmedik, şaşırtan, sevindiren veya üzen bir olayla karşılaştırmak"]}, {"word": "sürre", "meanings": ["Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar"]}, {"word": "sürrealist", "meanings": ["Gerçeküstücü"]}, {"word": "sürrealite", "meanings": ["Gerçeküstü"]}, {"word": "sürre alayı", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde her yıl recep ayının on ikisinde Hicaz'a gitmek üzere törenle yola çıkarılan ve padişahların armağanlarını taşıyan topluluk"]}, {"word": "sürrealizm", "meanings": ["Gerçeküstücülük"]}, {"word": "sürre emini", "meanings": ["Sürre alayını gideceği yere ulaştırmakla görevlendirilen kişi"]}, {"word": "sürsat", "meanings": ["Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerden savaş araç ve gereçlerini temin etmesi ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alması"]}, {"word": "sürşarj", "meanings": ["Bir sayının, kelimenin yerine geçmek için üzerine başka bir sayı veya kelime basma işi"]}, {"word": "sürtme", "meanings": ["Sürtmek işi"]}, {"word": "sürtme ağı", "meanings": ["Açık denizlerde iki gemiyle sürüklenerek kullanılan, iki kollu ve geniş torbalı balık ağı"]}, {"word": "sürtmek", "meanings": ["Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek", "Dokundurmak", "Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak"]}, {"word": "sürtük", "meanings": ["Vaktini çok gezerek geçiren, evinde oturmayan kadın", "Aynı anda birden fazla kişiyle gönül eğlendiren kadın", "Hayat kadını"]}, {"word": "sürtüp durmak", "meanings": ["yersiz, sebepsiz olarak durmadan dolaşmak"]}, {"word": "sürtükleşme", "meanings": ["Sürtükleşmek durumu"]}, {"word": "sürtükleşmek", "meanings": ["Sürtük durumuna gelmek"]}, {"word": "sürtüklük", "meanings": ["Sürtük olma durumu"]}, {"word": "sürtülme", "meanings": ["Sürtülmek işi"]}, {"word": "sürtülmek", "meanings": ["Sürtme işi yapılmak"]}, {"word": "sürtünme", "meanings": ["Sürtünmek işi", "Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu, delk"]}, {"word": "sürtünmek", "meanings": ["Geçerken değmek, sürünmek", "Başıboş, amaçsız dolaşmak", "Kavga etmek için sebep aramak"]}, {"word": "sürtünüp durmak", "meanings": ["çıkarı, kazancı için yaltaklanıp durmak"]}, {"word": "sürtünüş", "meanings": ["Sürtünme işi"]}, {"word": "sürtüş", "meanings": ["Sürtme işi"]}, {"word": "sürtüşme", "meanings": ["Sürtüşmek işi", "Anlaşmazlık, uyuşmazlık"]}, {"word": "sürtüşmek", "meanings": ["Birbirine sürtünmek", "Anlaşamamak, uyuşamamak"]}, {"word": "sürtüştürme", "meanings": ["Sürtüştürmek işi"]}, {"word": "sürtüştürmek", "meanings": ["İki şeyi birbirine sürtmek"]}, {"word": "sürur", "meanings": ["Sevinç"]}, {"word": "sürü", "meanings": ["Evcil hayvanlar topluluğu", "Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü", "Birlikte yaşayan hayvan topluluğu", "Yönlendirilebilen insan topluluğu"]}, {"word": "sürüden ayrılanı kurt kapar", "meanings": ["`birlikte olduğu topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapma yolunu tutan kimse dayanışmadan yoksun, koruyucusuz, desteksiz kalır ve zarara uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sürüden ayrılmak", "meanings": ["herkesin tuttuğu yolu bırakıp ayrı bir yol tutturmak, herkesin yaptığını yapmamak"]}, {"word": "sürüsüne bereket!", "meanings": ["pek çok, pek bol"]}, {"word": "sürücü", "meanings": ["Karada kullanılan motorlu araçları sürüp yöneten kimse, şoför"]}, {"word": "sürüyü güden kurdu görür", "meanings": ["`zor bir işe giren onun bütün sıkıntılarıyla karşılaşabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sürücü belgesi", "meanings": ["Taşıt sürücülerine ilgililerce verilen, araç kullanmada yeterli olmayı gösteren belge, ehliyet"]}, {"word": "sürücül", "meanings": ["Sürü durumunda yaşayan"]}, {"word": "sürücülük", "meanings": ["Sürücünün işi, şoförlük"]}, {"word": "sürükleme", "meanings": ["Sürüklemek işi"]}, {"word": "sürüklemek", "meanings": ["Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek", "Akarsu alıp götürmek", "İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek", "Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak", "Kötü bir duruma, sona doğru götürmek", "İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek"]}, {"word": "sürüklendirmek", "meanings": ["Sürüklenmesine yol açmak"]}, {"word": "sürükleniş", "meanings": ["Sürüklenme işi"]}, {"word": "sürüklendirme", "meanings": ["Sürüklendirmek işi"]}, {"word": "sürüklenmek", "meanings": ["Sürükleme işi yapılmak veya sürükleme işine konu olmak", "Kendi kendini sürüklemek", "Bir iş, sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelere uğramak", "Tekne, akıntı ve rüzgârın etkisiyle gelişigüzel hareket etmek, ilerlemek veya yol almak"]}, {"word": "sürüklenme", "meanings": ["Sürüklenmek işi"]}, {"word": "sürükletme", "meanings": ["Sürükletmek işi"]}, {"word": "sürükletmek", "meanings": ["Sürükleme işini yaptırmak"]}, {"word": "sürükleyici", "meanings": ["Sürükleme niteliği veya gücü olan, dinamo", "İlginin sürmesini sağlayan"]}, {"word": "sürükleyiş", "meanings": ["Sürükleme işi"]}, {"word": "sürülme", "meanings": ["Sürülmek işi", "Piyasaya çıkarılma"]}, {"word": "sürülmek", "meanings": ["Sürme işine konu olmak veya sürme işi yapılmak", "Bir yere sürülmek, gönderilmek"]}, {"word": "sürülüş", "meanings": ["Sürülme işi"]}, {"word": "sürüme", "meanings": ["Sürümek işi"]}, {"word": "sürüm", "meanings": ["Bir ticaret malının satılır olması, revaç", "Bir paranın geçer olması, tedavül", "Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon", "Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon", "Değişik biçim, versiyon"]}, {"word": "sürümek", "meanings": ["Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek, sürüklemek", "Hafif bir şeyi sürüklemek", "Herhangi bir sebepten dolayı güçlükle yürümek", "Bir şeyi peşine takmak, alıp götürmek"]}, {"word": "sürümlü", "meanings": ["Sürümü çok olan, çok satılan (mal)"]}, {"word": "sürüm sürüm", "meanings": ["`Yoksul ve perişan bir biçimde yaşamak` anlamındaki sürüm sürüm sürünmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "sürümsüz", "meanings": ["Sürümü olmayan, az satılan veya satılmayan (mal)"]}, {"word": "sürümsüzlük", "meanings": ["Sürümü olmama durumu"]}, {"word": "sürünceme", "meanings": ["Bir işin sonuçlanıncaya kadar boş yere uğradığı gecikmelerin tümü"]}, {"word": "sürüncemede bırakmak (veya tutmak)", "meanings": ["bir işi sonuçlanıncaya kadar boş yere geciktirmek, uzatmak"]}, {"word": "sürüncemede kalmak", "meanings": ["bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmek, uzamak, askıda kalmak, bir türlü sonuçlanamamak"]}, {"word": "süründürme", "meanings": ["Süründürmek işi"]}, {"word": "süründürmek", "meanings": ["Sürünme işini yaptırmak, sürünmesine sebep olmak", "Güçlük ve sıkıntıya uğratmak"]}, {"word": "süründürülme", "meanings": ["Süründürülmek işi"]}, {"word": "sürüngen", "meanings": ["Sürünerek giden (hayvan)", "Yere yatay olarak uzanan (sap veya kök)"]}, {"word": "süründürülmek", "meanings": ["Süründürme işi yapılmak"]}, {"word": "sürüngenler", "meanings": ["Omurgalıların, suda ve karada yaşayabilen yılan, kertenkele, kaplumbağa, timsah gibi yerde sürünerek veya yürüyerek ilerleyen sınıfı"]}, {"word": "sürünme", "meanings": ["Sürünmek işi", "Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi"]}, {"word": "sürünmek", "meanings": ["Karnı üzerinde sürünerek gitmek", "Kendi üzerine koku, krem vb. sürmek", "Bir şeye değerek geçmek, geçerken değmek", "Sürünme işine konu olmak", "Yoksul ve perişan yaşamak", "Başıboş, sahipsiz kalmak"]}, {"word": "sürünüş", "meanings": ["Sürünme işi"]}, {"word": "sürüş", "meanings": ["Sürme işi"]}, {"word": "sürü sepet", "meanings": ["Birçok"]}, {"word": "sürüştürme", "meanings": ["Sürüştürmek işi"]}, {"word": "sürüştürmek", "meanings": ["Sürekli olarak yavaş yavaş ve ovarak sürmek", "Özensizce, çabucak sürmek"]}, {"word": "sürütmek", "meanings": ["Sürüme işini yaptırmak"]}, {"word": "sürütme", "meanings": ["Sürütmek işi", "Deniz dibini taramaya yarar, demir bir çerçeveye geçirilmiş ağ", "Deniz içinde çekilerek balık avlamaya yarar bir olta türü"]}, {"word": "sürveyan", "meanings": ["Gözetmen, gözetici"]}, {"word": "Süryani", "meanings": ["Samilerin, Arami kolunun doğu bölümünde olan bir Hristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "Süryanice", "meanings": ["Süryani dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "süs", "meanings": ["Süslemeye, süslenmeye yarayan şey, bezek, süs püs", "Süsleme veya süslenme işi", "Anlamı zenginleştiren edebiyat sanatı", "Güzellik veren, güzelleştiren şey"]}, {"word": "süs için", "meanings": ["`yararlı olmak amacıyla değil, gerektiği için değil` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "süs bitkisi", "meanings": ["Yerleşim bölgesinde iç ve dış dekorasyonu sağlayan bitki"]}, {"word": "süsen", "meanings": ["Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam (İris germanica)"]}, {"word": "süsleme", "meanings": ["Süslemek işi, bezeme, donama, tezyin", "Süsleri yerleştirme biçimi veya sanatı", "Sanat eserlerinin yüzeyini süslemek için kullanılan motif, oyma vb"]}, {"word": "süsengiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, süsen, safran vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "süslemeci", "meanings": ["Süsleme sanatlarıyla uğraşan kimse"]}, {"word": "süslemecilik", "meanings": ["Süsleme sanatları", "Süslemeci olma durumu"]}, {"word": "süslemek", "meanings": ["Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek", "Söz oyunlarıyla güzelleştirmek", "Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak"]}, {"word": "süsleyip püslemek", "meanings": ["özenle, özen göstererek süslemek, göze çarpacak kadar süslemek, telleyip pullamak"]}, {"word": "süsleme sanatları", "meanings": ["Bir yapıyı, bir eşyayı kullanış amacıyla birlikte göze daha güzel göstermek için çeşitli türde yapılan estetik çalışmaların tümü, süslemecilik"]}, {"word": "süslendirme", "meanings": ["Süslendirmek işi"]}, {"word": "süslendirmek", "meanings": ["Süslenmesini sağlamak"]}, {"word": "süsleniş", "meanings": ["Süslenme işi"]}, {"word": "süslenme", "meanings": ["Süslenmek işi"]}, {"word": "süslenmek", "meanings": ["Süsleme işine konu olmak", "Kendini süslemek"]}, {"word": "süsletme", "meanings": ["Süsletmek işi"]}, {"word": "süsletmek", "meanings": ["Süsleme işini yaptırmak"]}, {"word": "süsleyici", "meanings": ["Süsleyen, dekoratif"]}, {"word": "süslü", "meanings": ["Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş", "Süslenmeye, süse çok düşkün olan"]}, {"word": "süslü püslü", "meanings": ["Göze çarpacak derecede süslü"]}, {"word": "süslü üslup", "meanings": ["Türlü edebî sanatlarla süslenmiş üslup"]}, {"word": "süsme", "meanings": ["Süsmek işi"]}, {"word": "süsmek", "meanings": ["Boynuzlu hayvan boynuzu ile vurmak, tos vurmak"]}, {"word": "süspansiyon", "meanings": ["Asıltı", "Bir otomobil şasisinin yayla sağlanmış esnekliği"]}, {"word": "süs püs", "meanings": ["Süs"]}, {"word": "süssüz", "meanings": ["Süsü olmayan, süslenmemiş, gösterişsiz, yalın, sade"]}, {"word": "süt", "meanings": ["Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını besledikleri, memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvı", "Bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz su", "Erkek balığın tohumu", "Benzin, mazot"]}, {"word": "süt çalmak", "meanings": ["bozuk süt, çocuğu hasta etmek"]}, {"word": "süt çekmek", "meanings": ["bir özelliği akrabalarına benzemek"]}, {"word": "süt dökmüş kedi gibi", "meanings": ["suçunu bilerek, bundan utanarak"]}, {"word": "süt gibi", "meanings": ["çok beyaz, çok temiz"]}, {"word": "süt vermek", "meanings": ["emzirmek"]}, {"word": "süt dökmüş kediye dönmek", "meanings": ["suçunu bilerek bundan utanmak"]}, {"word": "sütten çıkmış ak kaşık gibi olmak", "meanings": ["temiz, saf olmak"]}, {"word": "sütten ağzı yanmak", "meanings": ["bir olaydan gerekli dersi alarak uyanık davranmak"]}, {"word": "sütten ağzı yanan yoğurdu (veya ayranı) üfleyerek yer (veya içer)", "meanings": ["`bir olaydan gerekli dersi alan, sonra uyanık davranır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sütten kesmek", "meanings": ["emzirmeye son vermek"]}, {"word": "sütten kesilmek", "meanings": ["hastalık, üzüntü veya bebeğin emmemesi nedeniyle anneye süt gelmemek"]}, {"word": "sütüne havale etmek", "meanings": ["işi, beklenen biçimde yapmasını o kişinin vicdanına bırakmak"]}, {"word": "sütağacı", "meanings": ["Isırgangillerden, Güney Amerika ormanlarında yetişen, sütlü öz suyu çok olan bitki (Galactodendron)"]}, {"word": "sütüne kalmak", "meanings": ["insanlığına, namusuna kalmak"]}, {"word": "sütana", "meanings": ["Sütanne"]}, {"word": "sütanalık", "meanings": ["Sütannelik"]}, {"word": "sütanne", "meanings": ["Bir çocuğun, annesi dışında sütünü emmiş olduğu kadın, sütana, sütnine"]}, {"word": "sütannelik", "meanings": ["Sütanne olma durumu, sütanalık"]}, {"word": "süt asidi", "meanings": ["Laktik asit"]}, {"word": "süt beyaz", "meanings": ["Bembeyaz, çok beyaz", "Bu renkte olan"]}, {"word": "sütbaba", "meanings": ["Sütannenin kocası"]}, {"word": "süt çocuğu", "meanings": ["Sütle beslenen çocuk", "Davranışları dolayısıyla küçük olduğu düşünülen kimse"]}, {"word": "süt çorbası", "meanings": ["Süt, tuz, et suyu ve unun birlikte çırpılmasıyla hazırlanan çorba"]}, {"word": "sütçü", "meanings": ["Süt satan kimse", "Bol süt veren hayvan"]}, {"word": "sütçü beygiri gibi", "meanings": ["çok tembel ve miskin"]}, {"word": "sütçü beygiri gibi ayakta uyumak", "meanings": ["çok tembel ve miskin olmak"]}, {"word": "sütçülük", "meanings": ["Süt satma işi", "Sütten kaymak, tereyağı, yoğurt, peynir vb. ürünler elde etme işi"]}, {"word": "süt danası", "meanings": ["Yeni doğmuş, daha süt emen dana"]}, {"word": "süthane", "meanings": ["Süt ve süt ürünleri satılan yer"]}, {"word": "süt dişi", "meanings": ["Bebeğin beş veya altı aylıkken çıkarmaya başladığı, yedi yaşlarında kendiliğinden dökülen diş"]}, {"word": "süt kardeşi", "meanings": ["Aynı kadından süt emmiş, kardeş olmayan çocukların her biri"]}, {"word": "süt kırı", "meanings": ["Beyaz renkli at donu", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "sütkız", "meanings": ["Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği kız çocuk"]}, {"word": "süt kuzusu", "meanings": ["Doğumdan ikinci ayın sonuna kadar olan ve ana sütü emen erkek veya dişi kuzu", "Çok küçük çocuk, bebek, yavru", "Çok nazlı büyütülmüş kimse"]}, {"word": "sütleğengiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, sütleğen, kauçuk, manyok vb. önemli bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "sütleğen", "meanings": ["Sütleğengillerden, yaprak sap ve köklerinde süt görünüşlü, kekre ve yakıcı bir öz su bulunan, verdiği öz su türlerine göre hekimlikte ve sanayide kullanılan, yedi yüz kadar türü bilinen, bir veya çok yıllık bir bitki, Japon kaktüsü (Euphorbia)"]}, {"word": "sütlaç", "meanings": ["Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tatlı türü, sütlü"]}, {"word": "sütlendirme", "meanings": ["Sütlendirmek işi"]}, {"word": "sütlendirmek", "meanings": ["Sütün artmasını sağlamak"]}, {"word": "sütlenme", "meanings": ["Sütlenmek işi", "Boya filminin özellikle solventin hızlı uçması ve nemin etkisiyle matlaşması"]}, {"word": "sütliman", "meanings": ["Durgun, sakin", "Gürültüsüz, olaysız"]}, {"word": "sütlenmek", "meanings": ["Sütü gelmek, sütü çoğalmak, sütlü duruma gelmek"]}, {"word": "sütlü", "meanings": ["İçinde süt bulunan, sütle yapılan", "Süt veren, sağmal", "Taneleri sertleşmemiş, yumuşak taneli (mısır, buğday vb.)", "Sütlaç"]}, {"word": "sütlü kengel", "meanings": ["Deve dikeni"]}, {"word": "sütlüce", "meanings": ["Düğün çiçeği"]}, {"word": "sütlük", "meanings": ["Süt koymaya yarayan kap"]}, {"word": "sütlü ot", "meanings": ["Çuha çiçeğigillerden, yaprakları salata gibi yenilen bir bitki (Glaux maritima)"]}, {"word": "süt mavisi", "meanings": ["Çok açık mavi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "sütnine", "meanings": ["Sütanne"]}, {"word": "sütoğul", "meanings": ["Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasının da evlat olarak benimsediği erkek çocuk"]}, {"word": "süt otu", "meanings": ["Süt otugillerden, Kuzey Amerika'da yetişen, kökleri hekimlikte kullanılan otsu bir bitki (Polygala vulgaris)"]}, {"word": "sütölçer", "meanings": ["Sütün yoğunluğunu ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "süt otugiller", "meanings": ["Sarılgan gövdeli ot ve çalıları içine alan, iki çenekli, ayrı taç yapraklı çiçekli bitkiler familyası"]}, {"word": "sütre", "meanings": ["Perde, örtü", "Evde veya açık alanda namaz kılarken öne konulan nesne", "Düşman gözünden ve ateşinden korunmaya yarar doğal veya yapma siper"]}, {"word": "sütsüz", "meanings": ["İçinde süt bulunmayan, süt katılmadan yapılan", "Az süt veren", "Körpe olmayan, kart", "Kötü soydan gelen, sütü bozuk (kimse)"]}, {"word": "süvari", "meanings": ["Atlı", "Atlı asker", "Ticaret gemilerinde kaptanlık yapan kimse"]}, {"word": "sütsüzlük", "meanings": ["Sütü olmama durumu", "Kötü soydan gelme, sütü bozuk olma durumu", "Sütsüzce davranış"]}, {"word": "süt şekeri", "meanings": ["Laktoz"]}, {"word": "süt tozu", "meanings": ["Sütün özel yöntemlerle kurutularak toz durumuna getirilmiş biçimi"]}, {"word": "sütun", "meanings": ["Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon", "Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon", "Alt alta sıralanmış şeyler dizisi", "Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey", "Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey"]}, {"word": "sütü bozuk", "meanings": ["Kötü soydan gelen (kimse)", "Aşağılık, soysuz"]}, {"word": "sütununu açmak", "meanings": ["yer vermek, yayımlamak"]}, {"word": "süvari alayı", "meanings": ["Atlı askerlerden oluşan alay"]}, {"word": "sütun gibi", "meanings": ["düzgün biçimli (bacak)"]}, {"word": "süvari bölüğü", "meanings": ["Altı askerlerden oluşan bölük"]}, {"word": "süvarilik", "meanings": ["Süvari olma durumu", "Pantolonun dizine ve arkasına konulan parça"]}, {"word": "süveter", "meanings": ["Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak"]}, {"word": "süyüm", "meanings": ["İğneye geçirilen bir sap iplik"]}, {"word": "süzdürme", "meanings": ["Süzdürmek işi"]}, {"word": "süzgeç", "meanings": ["Sıvıları süzmeye yarayan araç, süzek", "Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek, süzek, filtre", "Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça"]}, {"word": "süyek", "meanings": ["Cebire"]}, {"word": "süzdürmek", "meanings": ["Süzme işini yaptırmak"]}, {"word": "süzek", "meanings": ["Süzgeç", "Işığın önüne konulan, ince kumaş veya tülden yarı saydam yayındırıcı"]}, {"word": "süzgeçten geçirmek", "meanings": ["ayrıntılı bir biçimde incelemek"]}, {"word": "süzgeçleme", "meanings": ["Süzgeçlemek işi"]}, {"word": "süzgeçli", "meanings": ["Süzgeci olan"]}, {"word": "süzgeçlemek", "meanings": ["Süzgeçten geçirmek"]}, {"word": "süzgü", "meanings": ["Delikli çanak", "Balıkçı kepçesi", "Fide sulamak için tenekeden yapılan, ucunda süzgeci olan kap"]}, {"word": "süzgün bakış", "meanings": ["Üst göz kapakları biraz kapalı bir biçimde nazlı, işveli bakış"]}, {"word": "süzgün", "meanings": ["Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş"]}, {"word": "süzgün göz", "meanings": ["Süzgün veya ölgün bakışlarla bakan göz"]}, {"word": "süzgünleşme", "meanings": ["Süzgünleşmek işi"]}, {"word": "süzgünleşmek", "meanings": ["Süzgün duruma gelmek"]}, {"word": "süzmek", "meanings": ["Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek", "Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak", "Gözle inceleyerek dikkatle bakmak", "Göz baygın ve anlamlı bakmak"]}, {"word": "süzülmek", "meanings": ["Süzme işine konu olmak", "Akmak", "Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek", "Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek", "İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek", "Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak", "Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek", "Yüzüne nazlı bir anlam vermek", "Çok zayıflamak"]}, {"word": "süzülüş", "meanings": ["Süzülme işi"]}, {"word": "süzük", "meanings": ["Zayıf, güçsüz, süzgün", "Süzgünleşmiş, süzülmüş"]}, {"word": "süzülme", "meanings": ["Süzülmek işi", "Bir kuşun kanat vurmadan yaptığı uçuş", "Bir uçağın motorunu boşa alarak veya durdurarak yaptığı uçuş"]}, {"word": "süzme", "meanings": ["Süzmek işi", "Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen", "Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse)", "Katışıksız, saf"]}, {"word": "süzgünlük", "meanings": ["Süzgün olma durumu"]}, {"word": "süzme yoğurt", "meanings": ["Bir torbaya konularak suyu süzülen yoğurt, kese yoğurdu, torba yoğurdu"]}, {"word": "şabanlaşmak", "meanings": ["Aptal, alık, şaşkın duruma gelmek, aptallaşmak"]}, {"word": "şabanlaşma", "meanings": ["Şabanlaşmak durumu"]}, {"word": "süzüm süzüm", "meanings": ["Kendini ağıra satarak, nazlanarak"]}, {"word": "süzüntü", "meanings": ["Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu", "Vücut suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı"]}, {"word": "şabanlık", "meanings": ["Aptallık"]}, {"word": "ş, Ş", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi üçüncü sırasında yer alan ve Şe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sızıcı tonsuz, diş eti-damak ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "şaban", "meanings": ["Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi"]}, {"word": "süzüm süzüm süzülmek", "meanings": ["kendini beğenmiş bir tavırla ağırbaşlı oturup çevreye bakmak"]}, {"word": "şablon", "meanings": ["Üzerindeki harf ve şekillerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal veya plastikten cetvel", "Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç", "Çok kez tekrarlandığından kanıksanmış basmakalıp örnek"]}, {"word": "şablon çıkarmak", "meanings": ["kullanılmak üzere örnek elde etmek"]}, {"word": "şabloncu", "meanings": ["Bir düşünceyi enine boyuna irdelemeden olduğu gibi benimseyen veya kabullenen kimse"]}, {"word": "şafak sökmek", "meanings": ["sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak"]}, {"word": "şablonculuk", "meanings": ["Şabloncu olma durumu"]}, {"word": "şad olmak", "meanings": ["sevinmek, memnun ve mutlu olmak"]}, {"word": "şadırvan", "meanings": ["Genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz"]}, {"word": "şad", "meanings": ["Sevinçli, neşeli"]}, {"word": "şad etmek", "meanings": ["neşelenmesini, sevinmesini sağlamak"]}, {"word": "Şafii", "meanings": ["İslamiyette dört Sünni mezhepten biri", "Bu mezhepten olan kimse"]}, {"word": "şafak", "meanings": ["Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık", "Askerler arasında terhis için kalan gün sayısından önce söylenen bir söz"]}, {"word": "Şafii köpeğine dönmek", "meanings": ["yüzü gözü çok kirli olmak"]}, {"word": "şafak atmak", "meanings": ["birden önemli bir durumla karşı karşıya olduğunu anlamak", "öfkelenmek", "korku ve telaşa kapılmak"]}, {"word": "Şafii köpeği gibi titremek", "meanings": ["çok titremek"]}, {"word": "şaful", "meanings": ["Bal konulan ufak tekne"]}, {"word": "şaft", "meanings": ["Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane bağlanan demir mil"]}, {"word": "Şafiilik", "meanings": ["Şafii olma durumu"]}, {"word": "şah", "meanings": ["Atın, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde ayakta durması"]}, {"word": "şahken şahbaz olmak", "meanings": ["bir kimsenin herhangi bir sebeple çirkinliği veya durumunun kötülüğü artmak"]}, {"word": "şah", "meanings": ["İran veya Afgan hükümdarı", "Satranç oyununda her yönde tek hane gidebilen en önemli taş", "Alevilik, Bektaşilikte pir", "Benzerlerine oranla en üstün, en güzel, en iyi"]}, {"word": "şaha kalkmak", "meanings": ["at ön ayaklarını yerden kesip arka ayakları üstünde durmak, şahlanmak", "taşkınlık göstermek, coşmak, kükremek"]}, {"word": "şehadet", "meanings": ["Tanıklık", "Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma"]}, {"word": "şehadet etmek", "meanings": ["herhangi bir konuda bildiği, gördüğü şeyleri söylemek"]}, {"word": "şehadet getirmek", "meanings": ["İslam'ın şartlarından `Tanrı'dan başka tapacak yoktur ve Hz. Muhammed onun kulu ve peygamberidir` anlamına gelen kelimeişehadet adını taşıyan Arapça sözü söylemek"]}, {"word": "şehadet şerbetini içmek", "meanings": ["şehit düşmek"]}, {"word": "şaheser", "meanings": ["Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser, başyapıt, başeser", "Değeri üstün olan, üstün nitelikli"]}, {"word": "şehadetname", "meanings": ["Diploma, sertifika", "Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge"]}, {"word": "şehadette bulunmak", "meanings": ["tanıklık etmek"]}, {"word": "şehadet parmağı", "meanings": ["İşaret parmağı"]}, {"word": "şahane", "meanings": ["Hükümdarla ilgili, hükümdara özgü olan", "Hükümdara yakışacak durumda olan", "Çok güzel, mükemmel, üstün nitelikli"]}, {"word": "şahap", "meanings": ["Akan yıldız"]}, {"word": "şahbaz", "meanings": ["İri bir tür akdoğan", "Çevik ve becerikli", "Yiğit, kahraman, mert (kimse)"]}, {"word": "şah damarı", "meanings": ["Boynun iki yanında, kanı başa taşıyan aort damarlarından her biri, gazel damarı", "En önemli nokta"]}, {"word": "şaheser yaratmak", "meanings": ["üstün, kalıcı niteliği olan bir eser ortaya koymak, çok önemli bir şey yapmak"]}, {"word": "şahıs", "meanings": ["Kişi"]}, {"word": "şahika", "meanings": ["Doruk, zirve", "En üst derece"]}, {"word": "şahin bakışlı", "meanings": ["Sert ve keskin bakışlı (kimse)"]}, {"word": "şahin", "meanings": ["Kartalgillerden, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarında yaşayan, 50-55 santimetre uzunluğunda yırtıcı bir kuş (Buteo buteo)"]}, {"word": "şahit", "meanings": ["Tanık"]}, {"word": "şahinci", "meanings": ["Padişahların av şahinlerini üretip besleyen kişi"]}, {"word": "şahit olmak", "meanings": ["tanık olmak"]}, {"word": "şahit tutmak", "meanings": ["birini tanık olarak göstermek"]}, {"word": "şahitli", "meanings": ["Tanıklı"]}, {"word": "şahitlik", "meanings": ["Tanıklık"]}, {"word": "şahitlik etmek", "meanings": ["tanıklık etmek"]}, {"word": "şahitsiz", "meanings": ["Tanıksız", "Tanıksız"]}, {"word": "şahlandırma", "meanings": ["Şahlandırmak işi"]}, {"word": "şahlandırmak", "meanings": ["Şahlanmasına sebep olmak"]}, {"word": "şahlanış", "meanings": ["Şahlanma işi"]}, {"word": "şahlanma", "meanings": ["Şahlanmak işi"]}, {"word": "şahlanmak", "meanings": ["At, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde durmak, şaha kalkmak", "Taşkınlık göstermek, coşmak, kükremek", "Parlamak, ışıldamak"]}, {"word": "şahlık", "meanings": ["Şah olma durumu", "Afgan ve İran hükümdarlığı", "Bir kimsenin saltanat dönemi"]}, {"word": "şahmeran", "meanings": ["Başı insan, gövdesi yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi yaratık"]}, {"word": "şahmerdan", "meanings": ["Vurucu ağırlığın, mekanik olarak yükselmesi ve düşmesi sonucu dövme işlemi yapan makine", "Bir yapının temel kazıklarını çakmakta kullanılan bir çeşit araç", "Çok ağır bir çeşit tokmak veya çekiç"]}, {"word": "şahmerdancı", "meanings": ["Şahmerdan kullanan kimse"]}, {"word": "şahne", "meanings": ["Anadolu ve İran'da devlet kurmuş halklarda devlet görevlisi"]}, {"word": "şahniş", "meanings": ["Şahnişin"]}, {"word": "şahnişin", "meanings": ["Eski Türk mimarisinde odanın karşı ön cephesinde yer alan üç yanı pencereli çıkma, şahniş"]}, {"word": "şahrem şahrem", "meanings": ["Herhangi bir şey parçalanmış, yarılmış olarak"]}, {"word": "şahsen", "meanings": ["Kendi (kendim, kendin ...), bizzat", "Tanışmadan, dış görünüşü ile, uzaktan"]}, {"word": "şahsi", "meanings": ["Kişisel"]}, {"word": "şahsiyat yapmak", "meanings": ["söz edilen konudan uzaklaşarak olumsuz yönleriyle kişiler üzerinde durmak"]}, {"word": "şahsiyat", "meanings": ["Kişiye ait işler", "Bir kimsenin özel hayatı üzerinde söylenen sözler"]}, {"word": "şahsiyet", "meanings": ["Kişilik, belirgin özellik", "Kişi"]}, {"word": "şahsiyata dökmek (veya sürüklemek)", "meanings": ["şahsiyat yapmak"]}, {"word": "şahsiyetli", "meanings": ["Kişilikli"]}, {"word": "şahsiyetlilik", "meanings": ["Kişiliklilik"]}, {"word": "şahsiyetsiz", "meanings": ["Kişiliksiz"]}, {"word": "şahsiyetsizlik", "meanings": ["Kişiliksizlik"]}, {"word": "şahtere", "meanings": ["Şahteregillerden, tarla ve yol kenarlarında yetişen, 20-40 santimetre yüksekliğinde çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki (Fumaria officinalis)"]}, {"word": "şaibe", "meanings": ["Art düşünce", "Hile", "Eksiklik, kusur, ayıp", "Kir, leke"]}, {"word": "şaibe altında kalmak (veya tutulmak)", "meanings": ["kusurlu, ayıplı, lekeli sayılmak"]}, {"word": "şahteregiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, şahtere vb. türleri içine alan küçük bir bitki familyası"]}, {"word": "şahtur", "meanings": ["İnce donanma gemilerinden biri"]}, {"word": "şairane", "meanings": ["Şaire yakışır biçimde, şair gibi, ozanca", "Şair niteliği taşıyan, ozanca"]}, {"word": "şaibeli", "meanings": ["Şaibesi olan"]}, {"word": "şair", "meanings": ["Şiir söyleyen veya yazan kimse, ozan", "Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu (kimse)"]}, {"word": "şairlik", "meanings": ["Şair olma durumu, ozanlık"]}, {"word": "şaire", "meanings": ["Kadın şair"]}, {"word": "şak diye", "meanings": ["ansızın"]}, {"word": "şairanelik", "meanings": ["Şaire yakışır bir biçimde, şair gibi davranma durumu, ozansılık"]}, {"word": "şak", "meanings": ["Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses"]}, {"word": "şaka", "meanings": ["Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife"]}, {"word": "şaka gibi gelmek", "meanings": ["bir türlü inanamamak"]}, {"word": "şaka etmek", "meanings": ["bir kimseye eğlenmek amacıyla takılmak"]}, {"word": "şaka götürmemek", "meanings": ["bir durum veya iş hafifsemeye, dikkatsizliğe gelmemek", "şakadan hoşlanmamak"]}, {"word": "şaka yapmak", "meanings": ["şaka niteliğinde bir şey yapmak veya söylemek"]}, {"word": "şaka söylemek", "meanings": ["bir şeyi, şaka yapmış olmak için söylemek"]}, {"word": "şaka kaldırmak", "meanings": ["şakaya dayanmak, katlanmak"]}, {"word": "şakası yok", "meanings": ["`hatır gönül tanımaz, gerekeni yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şakaya almak", "meanings": ["söylenilen gerçek sözü şaka gibi kabul etmek"]}, {"word": "şakaya gelmek", "meanings": ["şakaya katlanır olmak"]}, {"word": "şakaya gelmemek", "meanings": ["şakaya dayanamamak", "hafifsemeye, savsaklamaya gelmemek"]}, {"word": "şakaya getirmek", "meanings": ["ciddi bir şeyi açıktan açığa söyleyemeyip şaka görünümü vererek söylemek"]}, {"word": "şakaya sığınmak", "meanings": ["şakaya vurmak"]}, {"word": "şakaya vurmak", "meanings": ["ciddi bir söz veya davranışı şaka yoluyla geçiştirmek"]}, {"word": "şakayken kaka olmak", "meanings": ["el ve dil ile yapılan şakadan, hoş olmayan bir sonuç veya kavga çıkmak"]}, {"word": "şakayı kakaya çevirmek", "meanings": ["şakayken kaka olmak"]}, {"word": "şakacı", "meanings": ["Şaka yapmasını seven, şakalaşmadan hoşlanan, latifeci"]}, {"word": "şakacıktan", "meanings": ["Şakadan"]}, {"word": "şakacılık", "meanings": ["Şakacı olma durumu"]}, {"word": "şakadan", "meanings": ["Şaka olarak, şaka diye, şakacıktan, mahsus"]}, {"word": "şakakları ağarmak (veya beyazlanmak)", "meanings": ["yaşlanmak"]}, {"word": "şakakları atmak", "meanings": ["çok sinirlenmek"]}, {"word": "şakak", "meanings": ["Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge"]}, {"word": "şakalaşma", "meanings": ["Şakalaşmak işi"]}, {"word": "şakalaşmak", "meanings": ["Karşılıklı olarak şaka etmek, şaka yapmak"]}, {"word": "şaka maka", "meanings": ["Önemsemeyerek", "Farkında olmadan"]}, {"word": "şaka maka derken", "meanings": ["`işi ciddiye almadık ama` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şakasız", "meanings": ["Şaka yapmaksızın, ciddi olarak"]}, {"word": "şakayık", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi (Paeonia mascula)"]}, {"word": "şaka yollu", "meanings": ["Ciddi bir şeye şaka görünümü vererek"]}, {"word": "şakıldak", "meanings": ["Bir çeşit çocuk oyuncağı"]}, {"word": "şakıma", "meanings": ["Şakımak işi"]}, {"word": "şakırdama", "meanings": ["Şakırdamak işi"]}, {"word": "şakımak", "meanings": ["Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek, şakramak, terennüm etmek", "Çok konuşmak, çenesi düşmek", "Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak"]}, {"word": "şakırdamak", "meanings": ["`Şakır` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "şakırdatma", "meanings": ["Şakırdatmak işi"]}, {"word": "şakırdatmak", "meanings": ["Şakır şakır ses çıkartmak"]}, {"word": "şakır şukur", "meanings": ["Fazlaca şakırtı çıkararak"]}, {"word": "şakır şakır", "meanings": ["Sürekli olarak yağan yağmurun, ötüşen kuşların veya buna benzer hoşa giden şeylerin çıkardığı ses", "Bu sesi çıkararak (yağmak, ötmek vb.)", "Kolaylıkla, iyi bir biçimde, akıcı olarak", "Çok parlak ve ışıklı olarak"]}, {"word": "şakırtı", "meanings": ["Şakırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "şakırtılı", "meanings": ["Şakırtısı olan"]}, {"word": "şakırtısız", "meanings": ["Şakırtısı olmayan"]}, {"word": "şaklaban", "meanings": ["Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse"]}, {"word": "şaki", "meanings": ["Haydut"]}, {"word": "şakıyış", "meanings": ["Şakıma işi"]}, {"word": "şakirt", "meanings": ["Öğrenci, çırak"]}, {"word": "şakilik", "meanings": ["Haydutluk"]}, {"word": "şakkadak", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "şakketme", "meanings": ["Şakketmek işi"]}, {"word": "şakketmek", "meanings": ["Yarmak, parçalamak"]}, {"word": "şaklabanlık", "meanings": ["Şaklaban olma durumu"]}, {"word": "şaklama", "meanings": ["Şaklamak işi"]}, {"word": "şaklatma", "meanings": ["Şaklatmak işi"]}, {"word": "şaklamak", "meanings": ["`Şak` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "şaklatmak", "meanings": ["`Şak` diye ses çıkartmak"]}, {"word": "şakrak", "meanings": ["Şen, neşeli, hayat dolu", "Şen, neşeli, hayat dolu bir biçimde"]}, {"word": "şakrak kuşu", "meanings": ["İspinozgillerden, başı siyah, boynu kırmızı, ötücü bir kuş (Pyrrhula pyrrhula)"]}, {"word": "şakraklık", "meanings": ["Şakrak olma durumu"]}, {"word": "şakrama", "meanings": ["Şakramak işi"]}, {"word": "şakramak", "meanings": ["Şakımak"]}, {"word": "şak şak", "meanings": ["Eller birbirine vurulduğunda çıkan ses", "`Şak` sesi çıkararak"]}, {"word": "şakşak", "meanings": ["Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi `şak` diye ses çıkaran tahta maşa"]}, {"word": "şakşakçı", "meanings": ["Bir kimseyi veya onun yaptığı her şeyi doğru bularak öven ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışan kimse, alkışçı, zilli bebek", "Para karşılığında alkış tutan kimse, goygoycu", "Özellikle tiyatroda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse"]}, {"word": "şakşakçılık", "meanings": ["Şakşakçı olma durumu"]}, {"word": "şakul", "meanings": ["Çekül"]}, {"word": "şakuli", "meanings": ["Çekülle ilgili", "Düşey"]}, {"word": "şakulleme", "meanings": ["Şakullemek işi"]}, {"word": "şakullemek", "meanings": ["Çekülle düşey doğrultusuna bakmak", "Yoklamak"]}, {"word": "şal", "meanings": ["Genellikle Hindistan'da dokunan, özel motifleri olan değerli bir yün kumaş", "Kadınların omuzlarını örtmek için kullandıkları geniş atkı"]}, {"word": "şalaki", "meanings": ["Şal taklidi kumaş"]}, {"word": "şalak", "meanings": ["Büyümemiş karpuz"]}, {"word": "şale", "meanings": ["Uzun saçaklı çatısı olan alçak dağ konutu"]}, {"word": "şalgam", "meanings": ["Turpgillerden, yumru köklü bir bitki (Brassica rapa)", "Bu bitkinin insan ve hayvanlar için besin olarak kullanılan etli ve tatlı kökü", "Şalgam suyu"]}, {"word": "şali", "meanings": ["Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş"]}, {"word": "şal kuşak", "meanings": ["Şaldan yapılmış bele sarılan kuşak"]}, {"word": "şallak mallak", "meanings": ["Giyimi çok özensiz olarak", "Çıplak olarak"]}, {"word": "şallak", "meanings": ["Çıplak", "Giyimine özen göstermeyen kimse"]}, {"word": "sol", "meanings": ["Peru para birimi"]}, {"word": "şal örneği", "meanings": ["Şallarda görülen motiflerle bezenmiş (kumaş örtü, hırka)"]}, {"word": "şalter", "meanings": ["Anahtar", "Genellikle binaların girişine gelen elektrik akımını açıp kapamaya yarayan araç, şalt", "Gişe"]}, {"word": "şalupa", "meanings": ["Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal"]}, {"word": "şalvar", "meanings": ["Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü"]}, {"word": "şalvar gibi", "meanings": ["çok bol (pantolon)"]}, {"word": "şamalı", "meanings": ["Şama ile yapılmış"]}, {"word": "şama", "meanings": ["Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil"]}, {"word": "şalvarlı", "meanings": ["Şalvar giyinmiş olan (kimse)"]}, {"word": "şamama", "meanings": ["Güzel kokulu bir tür küçük kavun", "Kavuna benzer bir yıllık otsu ve sürüngen bir bitki (Cucumis dudaim)"]}, {"word": "şamama gibi", "meanings": ["ufak tefek, sevimli (kimse)"]}, {"word": "şaman", "meanings": ["Şamanlıkta büyü yapan, gelecekten haber verdiğine, ruhlarla ilişki kurarak hastalıkları iyileştirdiğine inanılan kimse, kam"]}, {"word": "şamandıra", "meanings": ["Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılan fıçı vb., yüzer top", "Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim", "Kapama düzenini sağlayan, metal veya plastikten yapılmış, suda yüzen top", "Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni"]}, {"word": "şamandıralama", "meanings": ["Şamandıralamak işi"]}, {"word": "Şamani", "meanings": ["Şamanist"]}, {"word": "Şamanist", "meanings": ["Şamanlığa inanmış kimse, Şamani"]}, {"word": "şamandıralamak", "meanings": ["Belli bir noktayı işaretlemek için bir şamandırayı zincirleriyle birlikte denize bırakmak"]}, {"word": "Şamanizm", "meanings": ["Şamanlık"]}, {"word": "Şamanlık", "meanings": ["Kuzey ve Orta Asya'da Türkler, diğer kıtalarda da başka topluluklar arasında günümüze kadar süregelen doğaya tapma, doğaüstü ruhlara inanma temeline dayalı din, Şamanizm"]}, {"word": "şamar", "meanings": ["Açık elle yüze vurulan tokat, beşkardeş"]}, {"word": "şamar atmak (veya indirmek)", "meanings": ["şamarlamak"]}, {"word": "şamar patlatmak", "meanings": ["aniden güçlü bir tokat atmak"]}, {"word": "şamarlamak", "meanings": ["Yüze açık elle vurmak, şamar atmak"]}, {"word": "şamarlama", "meanings": ["Şamarlamak işi"]}, {"word": "şamaroğlanı", "meanings": ["Adam yerine konulmayan, yerli yersiz azarlanan kimse"]}, {"word": "şamaroğlanına dönmek", "meanings": ["yerli yersiz azarlanmak"]}, {"word": "şamata", "meanings": ["Gürültü patırtı"]}, {"word": "şamata koparmak", "meanings": ["aniden gürültü patırtı çıkarmak"]}, {"word": "şamata etmek", "meanings": ["gürültü patırtı yapmak"]}, {"word": "şamatacı", "meanings": ["Gürültü patırtı yapan", "Ciddi olmayan"]}, {"word": "şambrel", "meanings": ["Otomobil iç lastiği"]}, {"word": "şambaba", "meanings": ["Bir tür hamur tatlısı, baba tatlısı, şambabası"]}, {"word": "şamatalı", "meanings": ["Gürültülü patırtılı", "Çok eğlenceli"]}, {"word": "şamdan", "meanings": ["Üzerine kandil, mum veya herhangi bir ışık kaynağı konulan yüksek tabla, mumluk, çırakma, şamdanlık"]}, {"word": "şamdancı", "meanings": ["Şamdan yapıp satan kimse", "Saraylarda aydınlatma işleriyle görevli kimse"]}, {"word": "şamdancılık", "meanings": ["Şamdancının işi veya mesleği"]}, {"word": "şamil", "meanings": ["İçine alan, kaplayan, kapsayan"]}, {"word": "Şam fıstığı", "meanings": ["Antep fıstığı"]}, {"word": "şampanya", "meanings": ["Açık renkli, tatlı ve köpüklü şarap"]}, {"word": "şampanya bardağı", "meanings": ["Şampanya içmeye ayrılmış özel, ince, uzun veya geniş tabanlı kısa bardak"]}, {"word": "şampanyalı", "meanings": ["Şampanya verilen"]}, {"word": "şampiyon", "meanings": ["Ulusal ve uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alan, birinci olan kimse veya takım, böke"]}, {"word": "şampiyona", "meanings": ["Şampiyonluk yarışması, bökelik", "Şampiyonluk, bökelik"]}, {"word": "şampiyonluk", "meanings": ["Şampiyon olma durumu, bökelik"]}, {"word": "şampuan", "meanings": ["Çoğunlukla saç yıkamakta kullanılan, kokulu ve bol köpüklü bir tür sıvı sabun"]}, {"word": "şampuanlama", "meanings": ["Şampuanlamak işi"]}, {"word": "şampuanlamak", "meanings": ["Şampuanla yıkamak"]}, {"word": "şan", "meanings": ["Ün", "Gösteriş, gösterişlilik"]}, {"word": "şan vermek", "meanings": ["ün salmak"]}, {"word": "şanına yedirememek", "meanings": ["yenilgiyi kabul edememek"]}, {"word": "şanına yakışmak", "meanings": ["şanından olmak"]}, {"word": "şanından olmak", "meanings": ["bir şey onun büyüklüğüne, karakterine uygun olmak, yaraşmak"]}, {"word": "şan", "meanings": ["İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi"]}, {"word": "şandel", "meanings": ["Futbolda topu karşı takımın kalecisinin üzerinden aşırtma"]}, {"word": "şandellemek", "meanings": ["Futbolda topu karşı takımın kalecinin üzerinden aşırtmak"]}, {"word": "şangırdamak", "meanings": ["Tabak, bardak vb. bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken gürültülü ve çınlayıcı ses çıkarmak"]}, {"word": "şandelleme", "meanings": ["Şandellemek işi"]}, {"word": "şangırdama", "meanings": ["Şangırdamak işi"]}, {"word": "şangırdatma", "meanings": ["Şangırdatmak işi"]}, {"word": "şangırdatmak", "meanings": ["Şangırdamasına sebep olmak"]}, {"word": "şangırtı", "meanings": ["Tabak, bardak, şişe vb.nin bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "şangır şungur", "meanings": ["Büyük bir şangırtı çıkararak"]}, {"word": "şanlı", "meanings": ["Tanınmış, ünlü", "Yüce, ulu, büyük"]}, {"word": "şanlı şöhretli", "meanings": ["Görkemli, etkileyici", "Çok ünlü"]}, {"word": "şanzıman", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda motorun yükünü azaltarak güç aktarma organlarına veren, arabanın istenen hızda hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu"]}, {"word": "şano", "meanings": ["Tiyatro sahnesi"]}, {"word": "şans", "meanings": ["Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek", "Bir olayın olabilirliği", "Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum"]}, {"word": "şans tanımak", "meanings": ["imkân vermek, fırsat vermek"]}, {"word": "şansa kalmak", "meanings": ["bir şeyin olabilmesi için çok az umut olmak"]}, {"word": "şansa bırakmak", "meanings": ["oluruna bırakmak"]}, {"word": "şansı dönmek", "meanings": ["talihi iyiyken kötü veya kötüyken iyi olmak"]}, {"word": "şansı yaver gitmek", "meanings": ["talihli olmak, bahtı açık olmak"]}, {"word": "şansız", "meanings": ["Ünsüz", "Gösterişsiz", "Kılıksız, kıyafetsiz"]}, {"word": "şanslı", "meanings": ["Talihi olan, talihli, ballı"]}, {"word": "şanslılık", "meanings": ["Şanslı olma durumu"]}, {"word": "şanson", "meanings": ["Kıta adı verilen ve şarkı gibi söylenen mısra dizisi", "Şarkı", "Melodi"]}, {"word": "şansölye", "meanings": ["Almanya ve Avusturya'da hükûmet başkanı"]}, {"word": "şansonet", "meanings": ["Küçük şanson, kısa türkü"]}, {"word": "şanssız", "meanings": ["Şansı olmayan"]}, {"word": "şansölyelik", "meanings": ["Şansölye olma durumu"]}, {"word": "şanssızlık", "meanings": ["Şanssız olma durumu"]}, {"word": "şantaj", "meanings": ["Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma"]}, {"word": "şantaj yapmak", "meanings": ["gözdağı vermek"]}, {"word": "şantajcı", "meanings": ["Şantaj yapan"]}, {"word": "şantajcılık", "meanings": ["Şantajcı olma durumu"]}, {"word": "şantiye", "meanings": ["Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer", "İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı", "Ev, fabrika, baraj vb.nin yapımının sürdüğü yer, yapı yeri", "Gemi tezgâhı"]}, {"word": "şantöz", "meanings": ["Kadın şarkıcı"]}, {"word": "şantör", "meanings": ["Erkek şarkıcı"]}, {"word": "şap", "meanings": ["İstekle öperken çıkan ses", "Birden yere düşme veya çarpma sırasında çıkan ses"]}, {"word": "şantung", "meanings": ["Genellikle yazlık giyim eşyası yapılan, üzerinde kendinden desenli çizgileri bulunan, ham ipekle dokunmuş kumaş"]}, {"word": "şap", "meanings": ["Alüminyum ve potasyum sülfatından veya amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde"]}, {"word": "şap gibi", "meanings": ["ağza alınmayacak kadar tuzlu"]}, {"word": "şap gibi donmak (veya kalmak)", "meanings": ["şaşırarak ses çıkarmayacak duruma gelmek"]}, {"word": "şap gibi yanmak", "meanings": ["ortada kalmak, destek bulamamak"]}, {"word": "şap", "meanings": ["İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası"]}, {"word": "şapa oturmak", "meanings": ["içinden çıkılması güç bir duruma düşmek"]}, {"word": "şapçı", "meanings": ["Şap yapan veya satan kimse"]}, {"word": "şapadanak", "meanings": ["Ansızın", "`Şap` diye ses çıkararak"]}, {"word": "şapçılık", "meanings": ["Şapçının yaptığı iş"]}, {"word": "şaphane", "meanings": ["Şap çıkarılan yer, şap ocağı"]}, {"word": "şapırdama", "meanings": ["Şapırdamak işi"]}, {"word": "şapırdatma", "meanings": ["Şapırdatmak işi"]}, {"word": "şap hastalığı", "meanings": ["Sığırlarda, ağız ve tırnaklar arasında kabarcıklar görünmesi ve yüksek ateşle beliren, genellikle arıza bırakan bulaşıcı hastalık"]}, {"word": "şapırdamak", "meanings": ["Öperken veya bir şey yerken `şap` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "şapırdatmak", "meanings": ["Öperken veya bir şey yerken `şap` diye ses çıkartmak"]}, {"word": "şapır şapır", "meanings": ["Acele ile yemek yeme veya üst üste öpme sırasında `şap şap` sesi çıkararak"]}, {"word": "şapır şupur", "meanings": ["Öperken veya yemek yerken çıkarılan `şap şup` sesi", "Öperken veya yemek yerken `şap şup` sesi çıkararak"]}, {"word": "şapırtı", "meanings": ["Öperken veya yemek yerken çıkan sesin adı"]}, {"word": "şapka", "meanings": ["Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık", "Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık", "Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan şapka biçimindeki organ", "Düzeltme işareti"]}, {"word": "şapkasını giymek (veya taşımak)", "meanings": ["kendi kimliğinin veya düşüncelerinin dışında başka birinin kimliğini geçici olarak taşımak veya onun düşünceleriyle ortaya çıkmak"]}, {"word": "şapka çıkarmak", "meanings": ["bir söz veya durum karşısında söyleyecek sözü kalmamak ve takdir etmek"]}, {"word": "şapkacı", "meanings": ["Şapka yapan veya satan kimse"]}, {"word": "şapkacılık", "meanings": ["Şapkacının işi"]}, {"word": "şapka işareti", "meanings": ["Düzeltme işareti"]}, {"word": "şapkalık", "meanings": ["Şapka koymaya yarayan şey veya yer", "Şapka yapmaya elverişli"]}, {"word": "şapkalı", "meanings": ["Şapka giymiş olan (kimse)", "Üzerinde düzeltme işareti bulunan (ünlü)", "Şapkası olan bitki"]}, {"word": "şapkasız", "meanings": ["Şapkası olmayan"]}, {"word": "şaplak", "meanings": ["`Şap` diye ses çıkaran tokat"]}, {"word": "şaplak atmak (veya indirmek)", "meanings": ["elin içiyle vurmak"]}, {"word": "şaplamak", "meanings": ["Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak"]}, {"word": "şaplamak", "meanings": ["`Şap` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "şaplama", "meanings": ["Şaplamak işi"]}, {"word": "şaplatma", "meanings": ["Şaplatmak işi"]}, {"word": "şaplamak", "meanings": ["Bir yapının tabanını ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak"]}, {"word": "şaplatmak", "meanings": ["`Şap` diye ses çıkartmak", "Sesli şamar vurmak"]}, {"word": "şappadak", "meanings": ["Ansızın", "Ani bir `şapırtı` sesi çıkararak"]}, {"word": "şaplı", "meanings": ["İçinde şap bulunan"]}, {"word": "şapşal", "meanings": ["Aptalca davranışlarda bulunan, alık (kimse)", "Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen", "Bol, dökük ve biçimsiz (giyecek)"]}, {"word": "şapşalca", "meanings": ["Şapşala yakışır bir biçimde"]}, {"word": "şapşalak", "meanings": ["Özensiz, düzensiz (kimse)"]}, {"word": "şapşallaşma", "meanings": ["Şapşallaşmak durumu"]}, {"word": "şapşallaşmak", "meanings": ["Şapşal duruma gelmek"]}, {"word": "şapşal yaka", "meanings": ["Dökümlü ve geniş yaka"]}, {"word": "şapşallık", "meanings": ["Şapşal olma durumu", "Şapşalca davranış"]}, {"word": "şap taşı", "meanings": ["Kızıldeniz'den çıkarılan, beyaza çalan renkte, pek çok dalı olan mercan türü"]}, {"word": "şap şap", "meanings": ["Şap sesi çıkararak üst üste (öpmek)"]}, {"word": "şarabi", "meanings": ["Kırmızı şarap rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "şarampol", "meanings": ["Kara yollarının kenarında yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm"]}, {"word": "şarap", "meanings": ["Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki, mey (I)"]}, {"word": "şarap bardağı", "meanings": ["Şarap içmek için özel olarak üretilen cam bardak"]}, {"word": "şarap çanağı", "meanings": ["Şarap içilen yayvan çanak"]}, {"word": "şarapçılık", "meanings": ["Şarapçının işi", "Şarapçı olma durumu"]}, {"word": "şarapçı", "meanings": ["Şarap yapan veya satan kimse", "Çok şarap içen, şaraba düşkün kimse"]}, {"word": "şarap fıçısı", "meanings": ["Şarabın dinlenmeye bırakıldığı büyük tahta fıçı"]}, {"word": "şarapnel", "meanings": ["Patladığında etrafa küçük parçalar saçan bir tür top mermisi"]}, {"word": "şaraphane", "meanings": ["Şarap yapılan yer", "Şarap satılan veya içirilen yer"]}, {"word": "şarap rengi", "meanings": ["Kırmızı şarabın rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "şarbon", "meanings": ["Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık, karakabarcık, karayanık, yanıkara"]}, {"word": "şarıldama", "meanings": ["Şarıldamak işi"]}, {"word": "şarıl şarıl", "meanings": ["Su veya yağmur, bol ve sesli bir biçimde (akmak, yağmak), şar şar"]}, {"word": "şarıldamak", "meanings": ["Su bol bol akarken `şarıltı` sesi çıkarmak"]}, {"word": "şarıltı", "meanings": ["Şarıldayan şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "şarj", "meanings": ["Yükleme"]}, {"word": "şarj etmek", "meanings": ["yüklemek", "bir şeyi anlamaya, kavramaya başlamak"]}, {"word": "şarjör", "meanings": ["Otomatik silahlarda, belli sayıda mermi taşıyan ve bu mermileri namluya arka arkaya sürmeye yarayan mekanizma"]}, {"word": "şark", "meanings": ["Doğu"]}, {"word": "Şark çıbanı", "meanings": ["Yurdumuzun Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, İran, Hindistan ve Kuzey Afrika'da insanların özellikle yüzünde veya kollarında görülen, iyileştiğinde iz bırakan bulaşıcı çıban, Urfa çıbanı, Halep çıbanı"]}, {"word": "şarkı söylemek", "meanings": ["belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okumak"]}, {"word": "şarkı", "meanings": ["Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi", "Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça", "Ezgi, müzik parçası, melodi, liet", "Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi"]}, {"word": "şarkıcı", "meanings": ["Şarkı söyleyen, şarkı söyleme yeteneği olan veya mesleği şarkı söylemek olan kimse, okuyucu, hanende, muganni, muganniye"]}, {"word": "şarkı tutturmak", "meanings": ["bir şarkının sözlerini veya sadece bestesini seslendirmek"]}, {"word": "şarkıcılık", "meanings": ["Şarkıcının işi veya mesleği"]}, {"word": "Şarki", "meanings": ["Doğu'yla ilgili, Doğu'ya özgü olan"]}, {"word": "Şarkiyatçı", "meanings": ["Doğu bilimci"]}, {"word": "Şarkiyat", "meanings": ["Doğu bilimi, oryantalizm"]}, {"word": "Şarkiyatçılık", "meanings": ["Doğu bilimleriyle uğraşma"]}, {"word": "Şarklı", "meanings": ["Doğulu"]}, {"word": "Şarklılık", "meanings": ["Doğululuk"]}, {"word": "şarküteri", "meanings": ["Peynir, zeytin, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin satıldığı dükkân veya büyük alışveriş merkezinin bir bölümü"]}, {"word": "şarlama", "meanings": ["Şarlamak işi"]}, {"word": "şarlamak", "meanings": ["Şarıldamak", "Bağırıp çağırmak, hakaret etmek"]}, {"word": "şarlatanca", "meanings": ["Şarlatana yakışır bir biçimde"]}, {"word": "şarlatan", "meanings": ["Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse", "Bilir geçinen kimse"]}, {"word": "şarlatanlık", "meanings": ["Şarlatan olma durumu", "Şarlatanca davranış"]}, {"word": "şart etmek", "meanings": ["`şart olsun` diyerek yemin etmek"]}, {"word": "şar şar", "meanings": ["Şarıl şarıl"]}, {"word": "şart", "meanings": ["Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul"]}, {"word": "şart koşmak", "meanings": ["önceden bir şarta bağlamak"]}, {"word": "şart olmak", "meanings": ["gerekmek, kaçınılmaz bir durum almak"]}, {"word": "şart olsun", "meanings": ["`nikâhım üzerine yemin ederim ki, öyle değilse veya bunu yapmazsa karım boş düşsün (olsun)` anlamında yemin olarak kullanılan bir söz", "yemin etmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "şart kipi", "meanings": ["Bir oluş ve kılışın şart biçiminde düşünüldüğünü anlatan, dilek görevi de yapan tasarlama kipi"]}, {"word": "şartlamak", "meanings": ["Kirlenmiş sayılan bir şeyi en az üç, en çok kırk kez sudan geçirip kirli sayılmaktan kurtarmak"]}, {"word": "şartlandırma", "meanings": ["Şartlandırmak işi, koşullandırma"]}, {"word": "şartlama", "meanings": ["Şartlamak işi"]}, {"word": "şartlanış", "meanings": ["Şartlanma işi, koşullanış"]}, {"word": "şartlandırmak", "meanings": ["Şartlanmasını sağlamak, koşullandırmak"]}, {"word": "şartlanma", "meanings": ["Şartlanmak işi, koşullanma"]}, {"word": "şartlanmak", "meanings": ["Önceden belirlenmiş şartlara göre uyarlanmak, koşullanmak"]}, {"word": "şartlaşma", "meanings": ["Şartlaşmak işi"]}, {"word": "şartlı birleşik cümle", "meanings": ["Bir esas cümle ile bu esas cümleye bağlı, fiili -sa \\/ -se ekini almış yan cümlenin oluşturduğu anlatım birliği"]}, {"word": "şartlı", "meanings": ["Şarta bağlı, koşullu, meşrut", "Şartlanmış olan, koşullu", "Şart etmiş olan (koca)"]}, {"word": "şartlı birleşik zaman", "meanings": ["Belli bir zaman eki almış yükleme -sa \\/ -se şart eki getirilerek oluşturulan şekil"]}, {"word": "şartlaşmak", "meanings": ["Bir veya birçok şartı karşılıklı kabul etmek"]}, {"word": "şartlı refleks", "meanings": ["Doğal olmayan, sonradan kazandırılan tepkenin bir uyaran karşısında ortaya çıkması biçiminde beliren tepke, koşullu tepke"]}, {"word": "şartname", "meanings": ["Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge"]}, {"word": "şartsız", "meanings": ["Şarta bağlı olmayan, koşulsuz", "Dinî bakımdan şartlanmamış"]}, {"word": "şartsız refleks", "meanings": ["Herhangi bir şartlandırma sürecinin başında belirli bir uyaranla sağlanan doğal tepke, koşulsuz tepke"]}, {"word": "şartsız şurtsuz", "meanings": ["Hiçbir şarta bağlı kalmaksızın"]}, {"word": "şasi", "meanings": ["Motorlu kara taşıtlarının iskelet bölümü", "Fotoğrafçılıkta içine duyarlı bir cam veya kâğıt konulan, yassı, ışık geçirmez kutu", "Yapı işlerinde sürme çerçeve"]}, {"word": "şase", "meanings": ["İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak"]}, {"word": "şaryo", "meanings": ["Bir aletin veya aracın hareketli parçası", "Yazı makinesinin kâğıt takılan, tuşlara vuruldukça ilerleyen bölümü", "Bazı avcı uçaklarının kalkışını sağlayan fırlatma düzeni", "Bir eğik düzlem boyunca arabaların taşınmasını sağlayan küçük vagon"]}, {"word": "şaşaa", "meanings": ["Görkem", "Parlaklık, parıltı"]}, {"word": "şaşaalı", "meanings": ["Görkemli", "Parıltılı"]}, {"word": "şaşakalma", "meanings": ["Şaşakalmak işi"]}, {"word": "şaşakalmak", "meanings": ["Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "şaşalama", "meanings": ["Şaşalamak işi"]}, {"word": "şaşalatma", "meanings": ["Şaşalatmak işi"]}, {"word": "şaşalatmak", "meanings": ["Şaşalamasına sebep olmak"]}, {"word": "şaşalamak", "meanings": ["Şaşkın bir duruma düşmek, şaşkınca davranmak, şaşırmak"]}, {"word": "şaşı", "meanings": ["Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz veya kimse)", "Gözlerini çarpıtarak"]}, {"word": "şaşı çakır demektense kör de de kurtul", "meanings": ["`dolaylı, dolambaçlı yollara başvuracağına gerçeği olduğu gibi söyle` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şaşılaşma", "meanings": ["Şaşılaşmak işi"]}, {"word": "şaşılaşmak", "meanings": ["Şaşı duruma gelmek, şaşı olmak"]}, {"word": "şaşılık", "meanings": ["Şaşı olma durumu", "Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu"]}, {"word": "şaşılmak", "meanings": ["Şaşkınlığa uğranılmak"]}, {"word": "şaşırış", "meanings": ["Şaşırma işi"]}, {"word": "şaşılma", "meanings": ["Şaşılmak işi"]}, {"word": "şaşırma", "meanings": ["Şaşırmak işi"]}, {"word": "şaşırmak", "meanings": ["Ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, içinden çıkamamak", "Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek", "Herhangi bir durum karşısında şaşkınlık duymak, hayret etmek"]}, {"word": "şaşırıp kalmak", "meanings": ["çok şaşırmak, büyük bir şaşkınlığa düşmek"]}, {"word": "şaşırtma", "meanings": ["Şaşırtmak işi"]}, {"word": "şaşırtmaca", "meanings": ["Şaşırtmak için yapılan oyun"]}, {"word": "şaşırtmak", "meanings": ["Şaşırmasına sebep olmak", "Yanıltmak", "Daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının veya çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek", "Şaşkınlaşmak, şaşmak"]}, {"word": "şaşkaloz", "meanings": ["Şaşı (kimse)", "Şaşkın (kimse)"]}, {"word": "şaşkın", "meanings": ["Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş", "Akılsız, sersem, budala"]}, {"word": "şaşkına çevirmek", "meanings": ["şaşırtmak"]}, {"word": "şaşkına dönmek", "meanings": ["beklenmedik bir durum karşısında şaşkınlaşmak"]}, {"word": "şaşkınca", "meanings": ["Şaşkın bir biçimde, şaşkıncasına"]}, {"word": "şaşkınlaşma", "meanings": ["Şaşkınlaşmak işi"]}, {"word": "şaşkınlık", "meanings": ["Şaşkın olma durumu", "Şaşkınca davranış"]}, {"word": "şaşlık", "meanings": ["Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden hazırlanmış bir yemek türü"]}, {"word": "şaşkınlaşmak", "meanings": ["Şaşkın bir duruma gelmek"]}, {"word": "şaşmak", "meanings": ["Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında şaşkın duruma gelmek, hayret etmek", "Yolundan sapmamak, gidişini değiştirmemek, veya yanılmamak", "Şaşırmak"]}, {"word": "şaşma", "meanings": ["Şaşmak işi"]}, {"word": "şaşmaz", "meanings": ["Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan"]}, {"word": "şat", "meanings": ["Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne"]}, {"word": "şatafat", "meanings": ["Görkem"]}, {"word": "şatafatlı", "meanings": ["Görkemli"]}, {"word": "şatafatsız", "meanings": ["Görkemsiz"]}, {"word": "şathiyat", "meanings": ["Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler"]}, {"word": "şathiye", "meanings": ["Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser", "Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü"]}, {"word": "şato", "meanings": ["Avrupa'da soylu kimselerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak", "Geniş toprağı olan büyük konut"]}, {"word": "şatır", "meanings": ["Neşeli, keyifli, şen", "Tören ve alaylarda padişahın, vezirin yanında yürüyen görevliler"]}, {"word": "şato gibi", "meanings": ["büyük, görkemli (yapı)"]}, {"word": "şavk", "meanings": ["Işık"]}, {"word": "şavalak", "meanings": ["Aptal, alık, sersem, budala"]}, {"word": "şavkı vurmak", "meanings": ["bir şeyin ışığı yansımak"]}, {"word": "şavkıma", "meanings": ["Şavkımak işi"]}, {"word": "şavkımak", "meanings": ["Işık saçmak, parlamak"]}, {"word": "şavul", "meanings": ["Şakul, çekül"]}, {"word": "şavullama", "meanings": ["Şavullamak işi"]}, {"word": "şavullamak", "meanings": ["Yoklamak veya kollamak", "Şakullemek", "Göz gezdirmek, araştırmak"]}, {"word": "şayan", "meanings": ["Uygun, yaraşır, değer, layık"]}, {"word": "şayak", "meanings": ["Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş", "Bu kumaştan yapılmış elbise"]}, {"word": "şayeste", "meanings": ["Uygun, yakışır"]}, {"word": "şayet", "meanings": ["Eğer"]}, {"word": "şayi", "meanings": ["Yaygın, yayılmış (söz veya haber)", "Bir şeyin her noktasıyla ilgisi bulunan (pay)"]}, {"word": "şayka", "meanings": ["Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi"]}, {"word": "şayia", "meanings": ["Yayılmış haber, yaygın söylenti, duyultu"]}, {"word": "şaz", "meanings": ["Ayrık, kural dışı, müstesna"]}, {"word": "şe", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "şeamet", "meanings": ["Uğursuzluk"]}, {"word": "şeamet tellallığı yapmak", "meanings": ["her olayı kötü ve sıkıntı yaratacak biçimde yorumlayıp dile getirmek"]}, {"word": "şeb", "meanings": ["Gece"]}, {"word": "şebabet", "meanings": ["Gençlik", "Gençlik yılları"]}, {"word": "şebboy", "meanings": ["Turpgillerden, güzel kokulu, dar yapraklı, değişik renkli çiçekleri olan, çok yıllık ve otsu bir süs bitkisi (Cheiranthus cheiri)"]}, {"word": "şecaat", "meanings": ["Yiğitlik"]}, {"word": "şebek", "meanings": ["Genellikle Afrika'nın dağlık bölgelerinde sürüler hâlinde yaşayan, değişik renklerde olan, uzun veya kısa kuyruklu türleri bulunan maymun", "Çirkin ve arsız (kimse)"]}, {"word": "şebekçi", "meanings": ["Şebek oynatan kimse"]}, {"word": "şebeke", "meanings": ["Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü, ağ", "Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı", "Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kimselerin tümü"]}, {"word": "şebiarus", "meanings": ["Düğün gecesi"]}, {"word": "şebekler", "meanings": ["Primatların alt takımı"]}, {"word": "şebiyelda", "meanings": ["En uzun gece"]}, {"word": "şebnem", "meanings": ["Çiy"]}, {"word": "şecere", "meanings": ["Soyağacı", "Atların soyunun yazılı olduğu çizelge"]}, {"word": "şecereci", "meanings": ["Şecere tutan kimse"]}, {"word": "şecereli", "meanings": ["Şeceresi olan, oldukça uzak bir ataya kadar dedeleri belli olan"]}, {"word": "şeci", "meanings": ["Yürekli, yiğit"]}, {"word": "şecerename", "meanings": ["Soyağacını gösteren kitap veya yazı"]}, {"word": "şedaraban", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir şet makam"]}, {"word": "şeddadi", "meanings": ["Çok büyük ve sağlam (yapı)"]}, {"word": "şedde", "meanings": ["Arap yazısında, iki kez okunması gereken ünsüzün üstüne konulan işaret"]}, {"word": "şeddeli", "meanings": ["Üzerinde şedde işareti bulunan veya yan yana iki tane imiş gibi okunan (harf)"]}, {"word": "şeddeli eşek", "meanings": ["Çok kaba ve yeteneksiz kimse"]}, {"word": "şedit", "meanings": ["Yeğin, şiddetli"]}, {"word": "şefaat etmek", "meanings": ["peygamber, birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için aracılık etmek"]}, {"word": "şefaat", "meanings": ["Birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık"]}, {"word": "şef", "meanings": ["Yetki ve sorumluluğu olan, yöneten kimse", "Önder, lider"]}, {"word": "şefaatçi", "meanings": ["Birisi için şefaatte bulunan, şefaat eden kimse"]}, {"word": "şefaatçilik", "meanings": ["Şefaatçi olma durumu"]}, {"word": "şeffaf", "meanings": ["Saydam"]}, {"word": "şeffaflaşma", "meanings": ["Saydamlaşma"]}, {"word": "şeffaflaşmak", "meanings": ["Saydamlaşmak"]}, {"word": "şeffaflık", "meanings": ["Saydamlık"]}, {"word": "şeffaflaştırmak", "meanings": ["Saydamlaştırmak"]}, {"word": "şefik", "meanings": ["Sevecen, şefkatli, müşfik"]}, {"word": "şeffaflaştırma", "meanings": ["Saydamlaştırma"]}, {"word": "şefkat", "meanings": ["Sevecenlik"]}, {"word": "şefkatli", "meanings": ["Sevecen", "Sevecen bir biçimde"]}, {"word": "şefkatlilik", "meanings": ["Sevecenlik"]}, {"word": "şefkatsiz", "meanings": ["Şefkati olmayan"]}, {"word": "şeflik", "meanings": ["Şefin yaptığı iş"]}, {"word": "şeftali", "meanings": ["Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, çiçekleri pembe renkli bir ağaç (Prunus persica)", "Bu ağacın tatlı ve sulu meyvesi"]}, {"word": "şefkatsizlik", "meanings": ["Şefkatsiz olma durumu"]}, {"word": "şehbender", "meanings": ["Konsolos"]}, {"word": "şehbenderlik", "meanings": ["Konsolosun yaptığı iş, konsolosluk", "Bu işin görüldüğü daire, konsolosluk"]}, {"word": "şehevi", "meanings": ["Erotik"]}, {"word": "şehir", "meanings": ["Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent, site"]}, {"word": "şehirci", "meanings": ["Şehircilik uzmanı, şehircilikle uğraşan kimse, kentçi"]}, {"word": "şehircilik", "meanings": ["Şehirlerin kurulmasında, düzenlenmesinde, güzelleştirilmesinde kullanılacak, uygulanacak yöntemleri, şehirlerle ilgili toplumsal, ekonomik vb. sorunları konu edinen bilim dalı, kentçilik, urbanizm"]}, {"word": "şehirler arası", "meanings": ["İki veya daha çok şehir arasında ulaşım, iletişim sağlayan, kentler arası"]}, {"word": "şehir coğrafyası", "meanings": ["Coğrafyanın yerleşme bölgelerinde şehrin yayıldığı yerin inceleme ve araştırılmasını konu edinen kolu"]}, {"word": "şehir hatları", "meanings": ["Şehir içi yolları", "Şehir içi ulaşımı"]}, {"word": "şehirleşme", "meanings": ["Şehirleşmek işi", "Özellikle sanayinin gelişmesi sonucu nüfusun şehirlerde toplanması ve şehir alanlarının genişlemesi süreci"]}, {"word": "şehirleşmek", "meanings": ["Köy, kasaba büyüyerek şehir durumuna gelmek, kentleşmek"]}, {"word": "şehirli", "meanings": ["Şehir halkından olan, kentli"]}, {"word": "şehirlileşme", "meanings": ["Şehirlileşmek işi"]}, {"word": "şehirlileşmek", "meanings": ["Şehre yerleşip şehir şartlarına uyar duruma gelmek"]}, {"word": "şehirlilik", "meanings": ["Şehirli olma durumu"]}, {"word": "şehir turu", "meanings": ["Bir şehri gezmek ve görmek amacıyla düzenlenen gezi"]}, {"word": "şehir rehberi", "meanings": ["Şehrin belli başlı yerlerini gösteren haritalı, açıklamalı kılavuz"]}, {"word": "şehit", "meanings": ["Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse"]}, {"word": "şehit düşmek (veya olmak)", "meanings": ["kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölmek"]}, {"word": "şehit edilmek", "meanings": ["kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda öldürülmek"]}, {"word": "şehitlik", "meanings": ["Şehit olma durumu", "Şehitlerin gömüldüğü mezarlık, meşhet"]}, {"word": "şehla", "meanings": ["Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı (göz)"]}, {"word": "şehname", "meanings": ["Hükümdarların niteliklerini, üstün başarılarını anlatan, mesnevi biçiminde yazılmış manzume", "Manzum olarak yazılmış tarih"]}, {"word": "şehnaz", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir makam adı"]}, {"word": "şehnameci", "meanings": ["Şehname yazarı", "Osmanlılarda vakanüvisliğin kuruluşundan önce devletin resmî tarih yazarı"]}, {"word": "şehremaneti", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim", "Belediye"]}, {"word": "şehnazbuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinin eski makamlarından birinin adı"]}, {"word": "şehremini", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde Tanzimata kadar saray ve devlet yapılarının onarımına, haremin gider ve aylık işlerine bakmakla yükümlü kimse", "Şehremanetinin başında bulunan kimse, belediye başkanı"]}, {"word": "şehriyâr", "meanings": ["Padişah, hükümdar"]}, {"word": "şehriye", "meanings": ["Çorba ve pilavda kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru"]}, {"word": "şehriye çorbası", "meanings": ["Yağ, tuz, su ve şehriyeden yapılan bir çorba türü"]}, {"word": "şehvani", "meanings": ["Erotik", "Şehvetli"]}, {"word": "şehvaniyet", "meanings": ["Erotizm"]}, {"word": "kösnül", "meanings": ["Erotik"]}, {"word": "şehvet", "meanings": ["Erkek ve dişinin birbirine karşı duydukları güçlü cinsel istek, kösnü", "Aşırı istek"]}, {"word": "şehvetperest", "meanings": ["Şehvete, cinsel isteklerine aşırı derecede düşkün olan"]}, {"word": "şehzadelik", "meanings": ["Şehzade olma durumu"]}, {"word": "şehzade", "meanings": ["Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san"]}, {"word": "şek", "meanings": ["Kuşku"]}, {"word": "şekavet", "meanings": ["Haydutluk"]}, {"word": "şekel", "meanings": ["İsrail para birimi"]}, {"word": "şeker gibi", "meanings": ["çok sevimli, güzel", "yumuşak huylu, yumuşak davranan"]}, {"word": "şeker", "meanings": ["Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı", "Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı", "Şeker hastalığı", "Sevimli, cana yakın ve güzel"]}, {"word": "şekeri kestirmek", "meanings": ["şeker şerbetine, limon suyu veya limon tuzu katarak kaynatıp koyulaşmasını sağlamak"]}, {"word": "şeker ağacı", "meanings": ["Vatanı Doğu Asya olup Güneydoğu Anadolu'da da yetişen, yeşilimsi, beyaz çiçekli bir ağaç (Hovenia dulcis)"]}, {"word": "şekerim!", "meanings": ["genellikle kadınların kullandığı sevgi bildiren bir seslenme sözü"]}, {"word": "şeker aktarması", "meanings": ["İşaretlerle iletişim kurma, gizlice haberleşme"]}, {"word": "Şeker Bayramı", "meanings": ["Ramazan Bayramı"]}, {"word": "şekerci", "meanings": ["Şeker ve şekerleme yapan veya satan kimse", "Şeker satılan yer"]}, {"word": "şekerciboyası", "meanings": ["Şekerciboyasıgillerden, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan, 2-3 metre yüksekliğinde, üzümsü meyvesinden şarapları boyamak için kırmızı boya çıkarılan çok yıllık bir bitki, Amerikan üzümü (Phytolacca americana)"]}, {"word": "şekercilik", "meanings": ["Şeker ve şekerleme yapma veya satma işi"]}, {"word": "şekerciboyasıgiller", "meanings": ["Ispanaklar takımına giren, şekerciboyası vb. bitkileri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "şeker fasulyesi", "meanings": ["Badıcı etli, tohumu yuvarlak ve beyaz bir tür fasulye"]}, {"word": "şeker kamışı", "meanings": ["Buğdaygillerden, çiçekleri salkım durumunda başakçıklar oluşturan, 10 metreye kadar uzayabilen, öz suyundan şeker çıkarılan bir bitki (Saccarum officinarum)"]}, {"word": "şeker hastalığı", "meanings": ["Kanda şeker düzeyinin normal değerlerin üzerine çıkması sonucu çok su içme, çok yemek yeme, çok idrar yapma ve idrarda şeker bulunması ile beliren hastalık, şeker, diyabet"]}, {"word": "şekerleme yapmak", "meanings": ["kısa bir süre uyumak, kestirmek"]}, {"word": "şekerleme", "meanings": ["Şekerlemek işi", "Toz şekerin içine meyve özleri konduktan sonra kaynatılmasıyla yapılan her türlü şeker", "Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma"]}, {"word": "şekerlemeci", "meanings": ["Şekerleme yapan veya satan kimse"]}, {"word": "şekerlemecilik", "meanings": ["Şekerlemecinin işi veya mesleği"]}, {"word": "şekerlemek", "meanings": ["İçine şeker koymak, şekerle tatlandırmak", "Kısa bir süre uyumak"]}, {"word": "şekerlenme", "meanings": ["Şekerlenmek işi"]}, {"word": "şekerli", "meanings": ["İçinde şeker bulunan", "Lezzetli, tatlı"]}, {"word": "şekerlenmek", "meanings": ["Şekerli eriyiklerin içindeki şeker, billur durumuna gelip ayrılmak"]}, {"word": "şekerleşme", "meanings": ["Şekerleşmek işi"]}, {"word": "şekerleşmek", "meanings": ["Nişastalı ve selülozlu maddeler, enzimlerin veya inorganik asitlerin etkisiyle mayalanabilir şekerler durumuna dönüşmek", "Bir kimse sevimli, hoşa gidecek bir duruma gelmek"]}, {"word": "şekerlik", "meanings": ["Şeker konulan kap", "Şeker yapmaya elverişli"]}, {"word": "şekerli kahve", "meanings": ["İçine şeker katılıp pişirilen kahve"]}, {"word": "şeker pancarı", "meanings": ["Ispanakgillerden, etli kökünden şeker elde edilen bir yıllık tarım bitkisi, kocabaş (Beta vulgaris var rapa)"]}, {"word": "şekerpare", "meanings": ["Çok tatlı bir tür kayısı", "Bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "şekerrenk", "meanings": ["Sarıya çalan renk", "Bu renkte olan", "İki kişi arasında dostluk ilişkilerinin bozuk olması"]}, {"word": "şekersiz", "meanings": ["Şekeri olmayan", "Şekeri az, tadı az olan", "Sade"]}, {"word": "şekil", "meanings": ["Biçim", "Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim", "Davranış biçimi, tutum, yol, tarz", "Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi", "Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi", "Anlatım biçimi", "Biçim", "Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim"]}, {"word": "şekil almak", "meanings": ["belli bir biçime girmek, biçimlenmek, şekillenmek"]}, {"word": "şekil ve şemail", "meanings": ["görünüş"]}, {"word": "şekil vermek", "meanings": ["belirli bir biçime girmesini sağlamak, biçimlendirmek, şekillendirmek"]}, {"word": "şekle sokmak (veya koymak)", "meanings": ["uygun bir biçime girmesini sağlamak", "herhangi bir biçimde sonuca ulaştırmak"]}, {"word": "şekil bilgisi", "meanings": ["Yapı bilgisi"]}, {"word": "şekilci", "meanings": ["Biçimci", "Bürokrat"]}, {"word": "şekilci olmak", "meanings": ["belli biçimler, kalıplar dışına çıkamamak"]}, {"word": "şekil değiştirme", "meanings": ["Dönüşüm"]}, {"word": "şekilcilik", "meanings": ["Biçimcilik"]}, {"word": "şekildaşlık", "meanings": ["Biçimleri aynı olma durumu"]}, {"word": "şekildaş", "meanings": ["Biçimleri aynı olanlardan her biri"]}, {"word": "şekillendirme", "meanings": ["Biçimlendirme"]}, {"word": "şekillendirmek", "meanings": ["Biçimlendirmek"]}, {"word": "şekillenme", "meanings": ["Biçimlenme"]}, {"word": "şekillenmek", "meanings": ["Biçimlenmek"]}, {"word": "şekilperest", "meanings": ["Biçimci"]}, {"word": "şekilli", "meanings": ["Şekli olan"]}, {"word": "şekilsizlik", "meanings": ["Şekilsiz olma durumu, biçimsizlik"]}, {"word": "şeklen", "meanings": ["Biçim bakımından, biçim yönünden"]}, {"word": "şekilsiz", "meanings": ["Belirli biçimi olmayan", "Biçimi bozuk"]}, {"word": "şeklî", "meanings": ["Biçimle ilgili, biçimsel, formel"]}, {"word": "şekva", "meanings": ["Şikâyet"]}, {"word": "şekvacı", "meanings": ["Şikâyetçi"]}, {"word": "şekvacı olmak", "meanings": ["şikâyet etmek, yakınmak"]}, {"word": "şelale", "meanings": ["Büyük çağlayan, çavlan"]}, {"word": "şelek", "meanings": ["Sırtta taşınan yük", "Boynuzunun biri kırık hayvan"]}, {"word": "şelf", "meanings": ["Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri"]}, {"word": "şem", "meanings": ["Mum, balmumu"]}, {"word": "şema", "meanings": ["Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim", "Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı"]}, {"word": "şemail", "meanings": ["Dış görünüş", "Huy, karakter"]}, {"word": "şemalaştırma", "meanings": ["Şemalaştırmak işi"]}, {"word": "şemalaştırmak", "meanings": ["Çizerek şema durumuna getirmek"]}, {"word": "şematik", "meanings": ["Şema biçiminde olan"]}, {"word": "şempanze", "meanings": ["Primatlardan, ayakları beş parmaklı, tek yavru doğuran, iyi tırmanıcı olan, ormanlarda yaşayan bir tür maymun (Pan troglodytes)"]}, {"word": "şems", "meanings": ["Güneş"]}, {"word": "şemse", "meanings": ["Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs"]}, {"word": "şemsî", "meanings": ["Güneşle ilgili"]}, {"word": "şemsiye", "meanings": ["Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya, güncek", "Genellikle plajlarda, bahçelerde kullanılan büyük güneşlik", "Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu"]}, {"word": "şemsiyeci", "meanings": ["Şemsiye yapan, satan veya onaran kimse"]}, {"word": "şemsiyecilik", "meanings": ["Şemsiyecinin işi veya mesleği"]}, {"word": "şemsiyelik", "meanings": ["Şemsiye koymaya yarayan, altında şemsiyelerden sızan suyun toplanması için özel kutusu olan, girişte bulunan mobilya", "Şemsiye yapmaya elverişli olan"]}, {"word": "şen olmak", "meanings": ["neşelenmek, sevinmek, mutlu olmak"]}, {"word": "şen", "meanings": ["Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden, sevinçli, neşeli", "Neşe veren, neşelendiren, eğlenceli", "Neşe belirtisi olan"]}, {"word": "şenaat", "meanings": ["İğrençlik, kötülük, alçaklık"]}, {"word": "şendere", "meanings": ["Kaplamacılıkta kullanılan ince tahta", "Fıçı kaburgası", "Tekir cinsinden bir balık"]}, {"word": "şenelme", "meanings": ["Şenelmek işi"]}, {"word": "şenelmek", "meanings": ["Boş bir yer, insanların yerleşmesiyle yurt durumuna gelmek, meskûn olmak", "Sevinmek, keyiflenmek, neşelenmek", "Bitki gelişmek, büyümek, serpilmek"]}, {"word": "şeneltme", "meanings": ["Şeneltmek işi"]}, {"word": "şeneltmek", "meanings": ["Şenelmiş duruma getirmek, meskûn kılmak"]}, {"word": "şeni", "meanings": ["Kötü, çirkin, alçakça, utanç verici"]}, {"word": "şeniyet", "meanings": ["Gerçeklik"]}, {"word": "şenlendirilme", "meanings": ["Şenlendirilmek işi"]}, {"word": "şenlendirilmek", "meanings": ["Şenlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "şenlendirme", "meanings": ["Şenlendirmek işi"]}, {"word": "şenlendirmek", "meanings": ["Şenlenmesini sağlamak, neşelendirmek"]}, {"word": "şenleniş", "meanings": ["Şenlenme işi"]}, {"word": "şenlenme", "meanings": ["Şenlenmek işi"]}, {"word": "şenlik", "meanings": ["Şen olma durumu, şetaret", "Belli günlerde yapılan, coşku veren eğlendirici gösterilerin tümü, bayram", "Festival", "Sevinç, neşe"]}, {"word": "şenlenmek", "meanings": ["Şen duruma gelmek, neşelenmek, gönlü açılmak", "Bayındır duruma gelmek", "Canlılık, hareket kazanmak"]}, {"word": "şenlik görmemiş", "meanings": ["terbiyesiz, görgüsüz (kimse)"]}, {"word": "şenlikli", "meanings": ["Eğlenceli (yer)", "Hareketli (yer)"]}, {"word": "şenliksiz", "meanings": ["Eğlenceli olmayan, eğlencesiz", "Hareketsiz (yer)"]}, {"word": "şen şakrak", "meanings": ["Çok neşeli, şakrak, şen şatır", "Çok neşeli, şakrak, şen şatır bir biçimde"]}, {"word": "şen şatır", "meanings": ["Şen şakrak"]}, {"word": "şepit", "meanings": ["Hamurdan çok ince açılarak sacda pişirilen ekmek"]}, {"word": "şer", "meanings": ["Kötülük, fenalık", "Kötü, fena"]}, {"word": "şerrine lanet", "meanings": ["kötü bir kimse ile uğraşmak istenilmediğini veya kaçınıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "şeran", "meanings": ["İslam hukuku açısından"]}, {"word": "şeri", "meanings": ["İslam hukukuyla ilgili"]}, {"word": "şerait", "meanings": ["Şartlar, koşullar"]}, {"word": "şerare", "meanings": ["Kıvılcım"]}, {"word": "şerbet gibi", "meanings": ["yumuşak, güzel (hava)"]}, {"word": "şerbet", "meanings": ["Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek", "Belli törenlerde konuklara sunulan şekerli içecek", "Bazı maddelerin suda eritilmişi", "Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek"]}, {"word": "şerbet içmek", "meanings": ["sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda şerbet içilerek tören yapmak"]}, {"word": "şerbetçi", "meanings": ["Şerbet yapan veya satan kimse", "Şerbet satılan yer"]}, {"word": "şerbetçilik", "meanings": ["Şerbet yapma ve satma işi"]}, {"word": "şerbetçi otu", "meanings": ["Yaprakları karşılıklı, sapı sarılgan olan, çiçekleri yumurtamsı kozalaklara dönüşen ve kozalaklarından bira yapımında yararlanılan çok yıllık ve otsu bir bitki (Humulus lupulus)"]}, {"word": "şerbetlemek", "meanings": ["Yılan vb. hayvanların sokmaması veya soktuğunda zehrin etkisiz olması için bir kimseyi afsunlamak", "Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu vermek"]}, {"word": "şerbetleme", "meanings": ["Şerbetlemek işi"]}, {"word": "şerbetlenme", "meanings": ["Şerbetlenmek işi"]}, {"word": "şerbetlenmek", "meanings": ["Yılan vb. hayvanların sokmaması veya soktuğunda zehrinin etkisiz olması için afsunlanmak", "Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu verilmek"]}, {"word": "şerbetli", "meanings": ["Şerbeti olan, şerbet katılmış olan", "Yılan, akrep vb. hayvanların sokmasından zarar görmeyen", "Kötü davranmayı, kötü işler yapmayı huy edinmiş olan", "Kendisine kötü davranılmasına alışmış olan"]}, {"word": "şerbetsiz", "meanings": ["Şerbeti olmayan", "Yılan vb. hayvanların sokmasına karşı şerbeti olmayan", "Şerbet verilmemiş olan"]}, {"word": "şerbetlik", "meanings": ["Şerbet yapmaya yarayan veya şerbet yapmak için ayrılmış olan"]}, {"word": "şerç", "meanings": ["Anüs"]}, {"word": "şeref", "meanings": ["Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur", "Toplumca benimsenmiş iyi şöhret"]}, {"word": "şeref vermek", "meanings": ["onurlandırmak, şereflendirmek"]}, {"word": "şerefe (veya şerefinize)", "meanings": ["içki içilirken kadeh kaldırarak karşısındakine değer verildiğini belirtmek için söylenen söz, sağlığına veya sağlığınıza"]}, {"word": "... şerefine", "meanings": ["... hatırı için, anısına"]}, {"word": "şerefe", "meanings": ["Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer"]}, {"word": "şeref kıtası", "meanings": ["Devlet başkanlarının, yüksek aşamada devlet adamları ve kumandanlarının karşılanma ve uğurlanmalarında hazır bulunan tören kıtası"]}, {"word": "şerefiye", "meanings": ["Bir yer bayındır duruma getirildiğinde çevrede bulunan mülklerin değeri arttığından, sahiplerinden belediyece alınan para", "Kooperatiflerde üst katlardaki evlerin veya caddeye bakan evlerin sahiplerinden alınan fazla ücret"]}, {"word": "şeref konuğu", "meanings": ["Bir toplantı, davet, balo vb.ne çağrılan konuklar arasında kendisine ayrıcalık tanınan, en çok değer ve önem verilen kişi, şeref misafiri"]}, {"word": "şereflendirme", "meanings": ["Şereflendirmek işi, onurlandırma"]}, {"word": "şereflendirmek", "meanings": ["Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etmek, onurlandırmak"]}, {"word": "şereflenmek", "meanings": ["Onurlanmak, teşerrüf etmek"]}, {"word": "şereflenme", "meanings": ["Şereflenmek işi, onurlanma, teşerrüf"]}, {"word": "şereflilik", "meanings": ["Şerefli olma durumu"]}, {"word": "şerefli", "meanings": ["Onurlu"]}, {"word": "şeref locası", "meanings": ["Tiyatro, sinema vb. yerlerde şeref konuklarına ayrılan özel loca"]}, {"word": "şeref misafiri", "meanings": ["Şeref konuğu"]}, {"word": "şeref salonu", "meanings": ["Havaalanı, saray vb. büyük yapılarda kral, başkan gibi kişilerin oturdukları veya önemli törenlerin, karşılamaların yapıldığı yer"]}, {"word": "şerefsiz", "meanings": ["Şereften yoksun olan, onursuz"]}, {"word": "şerefsizlik", "meanings": ["Şerefsiz olma, şerefini koruyamama durumu, onursuzluk"]}, {"word": "şeref sözü", "meanings": ["Namus sözü"]}, {"word": "şerefyap", "meanings": ["Şeref kazanan (kimse)"]}, {"word": "şeref tribünü", "meanings": ["Stadyum, hipodrom vb. açık seyir yerlerinde devlet başkanlarına, yüksek makamlardaki devlet adamlarına, komutanlara ve kulüp yöneticileri ile diğer yetkili kişilere ayrılmış özel koltuklu bölüm"]}, {"word": "şeref üyesi", "meanings": ["Onur üyesi"]}, {"word": "şerefyap olmak", "meanings": ["onur kazanmak"]}, {"word": "şeref yeri", "meanings": ["Bir toplantıda, özel saygı gösterilen kimse için ayrılmış yer"]}, {"word": "şergil", "meanings": ["Askıntı, baş belası"]}, {"word": "şerh", "meanings": ["Açma, ayırma", "Bir anlatım veya kitabı açıklama, yorumlama", "Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap", "Açık ve ayrıntılı anlatma"]}, {"word": "şerh düşmek (veya koymak)", "meanings": ["alınan karar veya kararlara karşı olumsuz yönde yazılı görüş bildirmek"]}, {"word": "şerh etmek", "meanings": ["açımlamak"]}, {"word": "şerha", "meanings": ["Dilim, parça", "Yara"]}, {"word": "şeriat", "meanings": ["Kur'an'daki ayetlere, Hz. Muhammed'in sözlerine dayanan İslam kanunu, İslam hukuku"]}, {"word": "şeriatın kestiği parmak acımaz", "meanings": ["`kanunların uygun gördüğü cezaya katlanmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şeriatçı", "meanings": ["Dinin esaslarını sadece dinî hayatta değil, hukuksal, ekonomik ve siyasal düzenlemelerde de geçerli kılmak isteyen, şeriat yanlısı kimse"]}, {"word": "şeriatçılık", "meanings": ["Şeriatçı olma durumu"]}, {"word": "şerif", "meanings": ["Kutsal, şerefli", "Soylu, temiz", "Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan olan kimse"]}, {"word": "şerif", "meanings": ["Büyük Britanya'da kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici", "Amerika Birleşik Devletleri'nde seçimle işbaşına gelen, hukuki yetkisi sınırlı olan yönetici"]}, {"word": "şerik", "meanings": ["Ortak"]}, {"word": "şeriklik", "meanings": ["Ortaklık"]}, {"word": "şerir", "meanings": ["Kötülükçü"]}, {"word": "şerirlik", "meanings": ["Kötülükçülük"]}, {"word": "şerit değiştirmek", "meanings": ["trafikte hız durumuna ve yol şartlarına göre belirli kurallar içinde bir yol şeridinden diğerine geçmek"]}, {"word": "şerit", "meanings": ["Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası", "Dar, uzun kıyı parçası", "Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası", "Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri", "Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan"]}, {"word": "şerit balığı", "meanings": ["Kurdele balığı"]}, {"word": "şeritçi", "meanings": ["Süs şeridi yapan veya satan kimse"]}, {"word": "şeritçilik", "meanings": ["Şeritçinin işi"]}, {"word": "şeritgiller", "meanings": ["Şeritler"]}, {"word": "şeritleme", "meanings": ["Şeritlemek işi"]}, {"word": "şeritlemek", "meanings": ["Şerit geçirmek, şeritle süslemek"]}, {"word": "şeritli", "meanings": ["Şeridi olan"]}, {"word": "şeritler", "meanings": ["Vücutları şerit biçiminde ve parçalı olan, asalak olarak insan veya hayvanların bağırsaklarında yaşayan yassı solucanlar takımı, şeritgiller"]}, {"word": "şerit makarna", "meanings": ["Uzun ve ince makarna"]}, {"word": "şerit metre", "meanings": ["Bezden yapılmış, sarılmaya uygun metre"]}, {"word": "şeritsiz", "meanings": ["Şeridi olmayan"]}, {"word": "şeriye", "meanings": ["İslam hukukuyla ilgili"]}, {"word": "şeriye mahkemeleri", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde fıkıh esasına göre yargılama yapan mahkemeler"]}, {"word": "şeş", "meanings": ["Altı"]}, {"word": "şeşi beş görmek", "meanings": ["yanlış görmek"]}, {"word": "şeşbeş", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beş gelmesi"]}, {"word": "şeşcihar", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün dört gelmesi"]}, {"word": "şeşüdü", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün iki gelmesi"]}, {"word": "şeşper", "meanings": ["Savaş araçlarından altı dilimli topuz"]}, {"word": "şeşüse", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün üç gelmesi"]}, {"word": "şeşyek", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün bir gelmesi"]}, {"word": "şet", "meanings": ["Sıkarak bağlama, sıkma", "Klasik Türk müziğinde bir makamı kendi perdelerinden daha tiz veya pes perdelerde çalma işi"]}, {"word": "şetaret", "meanings": ["Sevinç, şenlik, neşe"]}, {"word": "şetaretli", "meanings": ["Şetareti olan, neşeli, şen, cıvıl cıvıl"]}, {"word": "şetim", "meanings": ["Sövme, sövgü"]}, {"word": "şetlant", "meanings": ["Shetland Adaları'nda yetişen koyun türünün yününden yapılan kumaş, örgü vb"]}, {"word": "şevahit", "meanings": ["Şahitler, tanıklar"]}, {"word": "şev", "meanings": ["İnişli yer, bayır", "Eğik, meyilli"]}, {"word": "şevk", "meanings": ["İstek, heves"]}, {"word": "şevk vermek", "meanings": ["isteklendirmek"]}, {"word": "şevke gelmek", "meanings": ["isteği, hevesi artmak", "neşelenmek"]}, {"word": "şevke getirmek", "meanings": ["canlandırmak, isteğini artırmak"]}, {"word": "şevkefza", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde III. Selim tarafından düzenlenmiş bir birleşik makam"]}, {"word": "şevki kırılmak", "meanings": ["isteği, hevesi kalmamak"]}, {"word": "şevketli", "meanings": ["`Büyüklük, güç sahibi` anlamında padişahlara verilen bir san"]}, {"word": "şevket", "meanings": ["Büyüklük, ululuk, yücelik, heybet"]}, {"word": "şevksiz", "meanings": ["Şevki olmayan"]}, {"word": "şevkli", "meanings": ["Şevki olan"]}, {"word": "şevksizlik", "meanings": ["Şevksiz olma durumu"]}, {"word": "şevval", "meanings": ["Hicri takvime göre ramazandan sonra gelen ay, bayram ayı"]}, {"word": "şey", "meanings": ["Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz"]}, {"word": "şeytanılain", "meanings": ["Lanetlenmiş olan şeytan"]}, {"word": "şeyh", "meanings": ["Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse", "Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse", "Arap kabile ve aşireti başkanı"]}, {"word": "şeyhin kerameti kendinden menkul", "meanings": ["büyük işler gördüğünü söyleyen birinin sözüne inanılmadığını anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "şeyhülislam", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde, kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve genellikle din işlerinden sorumlu olan üye"]}, {"word": "şeyhlik", "meanings": ["Şeyh olma durumu, meşihat"]}, {"word": "şeyhülislam kapısı", "meanings": ["Şeyhülislamların görev yaptığı daire, fetvahane"]}, {"word": "şeyhülislamlık", "meanings": ["Şeyhülislam olma durumu", "Şeyhülislamın makamı"]}, {"word": "şeytan", "meanings": ["Hz. Âdem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin, iblis", "Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse", "Çok kurnaz, uyanık (kimse)"]}, {"word": "şeytan azapta gerek", "meanings": ["`sevilmeyen bir kimse zorluk içinde kaldığında bunu hak etmiştir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şeytan aldatmak", "meanings": ["bazı davranışlarda iradeli, güçlü davranamamak, nefsine uymak", "uyku hâlindeyken meni boşalmak, düş azmak"]}, {"word": "şeytan dürtmek", "meanings": ["durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "şeytan diyor ki", "meanings": ["yapılmaması gereken bir davranışı yapma isteği duyulduğunda söylenen bir söz"]}, {"word": "şeytan elini çekmiş", "meanings": ["uygunsuz bir iş yapacak veya kötülük düşünecek durumu olmayan çok yaşlı kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "şeytan kandırmak", "meanings": ["düş azmak, şeytan aldatmak"]}, {"word": "şeytan geçmiş gibi", "meanings": ["birkaç kişinin konuştuğu sırada kısa bir süre sessizlik olması durumunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "şeytan geçti", "meanings": ["şeytan geçmiş gibi"]}, {"word": "şeytan gibi", "meanings": ["çok zeki ve kurnaz"]}, {"word": "şeytan tüyü olmak", "meanings": ["kendini herkese kolaylıkla sevdirme özelliği bulunmak"]}, {"word": "şeytan kulağına kurşun", "meanings": ["aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde `nazar değmesin` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "şeytan görsün yüzünü", "meanings": ["sevilmeyen, görmek bile istenilmeyen kimse için söylenen bir söz"]}, {"word": "şeytana külahı (veya pabucu) ters giydirmek", "meanings": ["çok kurnaz olmak"]}, {"word": "şeytana parmak ısırtmak", "meanings": ["çok kötü ve çirkin bir şey yapmak"]}, {"word": "şeytana uymak", "meanings": ["doğru yoldan ayrılarak kötü bir şey yapmak", "günah işlemek"]}, {"word": "şeytanın bacağını (veya ayağını) kırmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple yapılmayan bir işe başlamak veya gidilmeyen bir yere gitmek", "uğursuzluğu, şanssızlığı, aksiliği yenmek"]}, {"word": "şeytanın gör dediği", "meanings": ["başkalarının göremediği, farkına varamadığı incelikler veya gerçekler"]}, {"word": "şeytanın işi yok", "meanings": ["`ne hikmetse, aksilik bu ya` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şeytanın arka bacağı (veya kıç bacağı veya art ayağı)", "meanings": ["çok akıllı ve yaramaz (çocuk)"]}, {"word": "şeytanın yattığı yeri bilmek", "meanings": ["bilinmesi ve hatırlanması güç şeyleri bilmek, çok kurnaz ve açıkgöz olmak"]}, {"word": "şeytanarabası", "meanings": ["Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu"]}, {"word": "şeytan bezi", "meanings": ["Erkek elbisesi yapımında kullanılan kadife dokunuşlu bir tür pamuk kumaş"]}, {"word": "şeytanca", "meanings": ["Şeytana yaraşan", "Şeytana yaraşır bir biçimde, kurnazca, kurnazlıkla, iblisçe, iblisane, şeytancasına"]}, {"word": "şeytan çekici", "meanings": ["Hareketli ve becerikli çocuk"]}, {"word": "şeytan elması", "meanings": ["Tatula"]}, {"word": "şeytanet", "meanings": ["Şeytanlık, kurnazlık"]}, {"word": "şeytani", "meanings": ["Şeytanca", "Şeytanla ilgili"]}, {"word": "şeytaniğnesi", "meanings": ["Şeytaniğnesigiller familyasına giren kız böceklerine verilen genel ad (Aeschna)"]}, {"word": "şeytaniğnesigiller", "meanings": ["Kız böcekleri takımına giren bir familya"]}, {"word": "şeytan kuşu", "meanings": ["Kurbağa ile beslenen, kuyruksuz bir cins büyük yarasa (Rhinolophus ferrum equinum)"]}, {"word": "şeytanlık", "meanings": ["Şeytan olma durumu", "Hile, kurnazlık"]}, {"word": "şeytanminaresi", "meanings": ["Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı"]}, {"word": "şeytanlık etmek", "meanings": ["şeytanca bir davranışta bulunmak, kurnazlık etmek"]}, {"word": "şeytan otu", "meanings": ["Maydanozgiller familyasından nemli yerlerde yetişen mavi çiçekli çok yıllık bir bitki (Seabiosa ukranica)"]}, {"word": "şeytansaçı", "meanings": ["Küsküt"]}, {"word": "şeytan şalgamı", "meanings": ["Kabakgillerden, iri ve etli, nişastadan oluşan, kök sapından müshil olarak yararlanılan, tırmanıcı bir süs bitkisi (Bryonia diocia)"]}, {"word": "şeytan örümceği", "meanings": ["Ördüğü ağı rüzgâra salarak onunla birlikte uzaklara giden bir cins örümcek", "Öğle sıcağında havada örümcek ağı gibi tel tel görünen güneş ışığı"]}, {"word": "şeytantersi", "meanings": ["Maydanozgillerden, Orta Asya'da ve Akdeniz ülkelerinde yetişen, kalın köklü, sarı çiçekli, pis kokulu bitki (Ferula assa-foetida)", "Bu bitkiden elde edilen ve hekimlikte kullanılan reçineli zamk"]}, {"word": "şeytan tırnağı", "meanings": ["Tırnağın yanında oluşan, rahatsız edici, sertleşip kalkmış üst deri"]}, {"word": "şeytan uçurtması", "meanings": ["Kâğıttan, bükülerek yapılmış üçgen biçiminde bir çeşit küçük uçurtma"]}, {"word": "şezlong", "meanings": ["Üzerine uzanılabilecek biçimde ayarlanan, döşeme yerine bez gerilen bir tür taşınabilir koltuk"]}, {"word": "şık", "meanings": ["Güzel, zarif, modaya uygun", "Güzel, modaya uygun giyinmiş olan", "Yerinde, uygun"]}, {"word": "şık", "meanings": ["Seçenek"]}, {"word": "şıkırdama", "meanings": ["Şıkırdamak işi"]}, {"word": "şıkırdamak", "meanings": ["Birbirine çarpan metal nesneler şıkırtı sesi çıkarmak", "Aydınlanmak, parlamak"]}, {"word": "şıkırdatma", "meanings": ["Şıkırdatmak işi"]}, {"word": "şıkırdatmak", "meanings": ["Şıkırtılı ses çıkartmak"]}, {"word": "şıkır şıkır", "meanings": ["Parlak, pırıl pırıl"]}, {"word": "şıkır şıkır oynamak", "meanings": ["canlı bir biçimde oynamak", "çok sevinmek"]}, {"word": "şıkırtı", "meanings": ["Şıkırdama sonucu çıkan sesin adı"]}, {"word": "şıklaşmak", "meanings": ["Şık duruma gelmek, şık olmak"]}, {"word": "şıklaşma", "meanings": ["Şıklaşmak işi"]}, {"word": "şıklaştırmak", "meanings": ["Şık duruma getirmek, şık olmasını sağlamak"]}, {"word": "şıklık", "meanings": ["Şık olma durumu"]}, {"word": "şıklaştırma", "meanings": ["Şıklaştırmak işi"]}, {"word": "şıldır şıldır", "meanings": ["Canlı, parlak (göz)", "Çok sulu", "Canlı, parlak bir biçimde", "Şırıl şırıl"]}, {"word": "şıkşık", "meanings": ["Çıngıraklı çocuk oyuncağı"]}, {"word": "şıllık", "meanings": ["Aşırı ve bayağı biçimde süslenip boyanmış kadın"]}, {"word": "şımarık", "meanings": ["Şımarmış, şımartılmış (kimse)", "Şımarmış bir biçimde"]}, {"word": "şımarıklık", "meanings": ["Şımarık olma durumu", "Şımarıkça davranış"]}, {"word": "şımarıkça", "meanings": ["Şımarık bir biçimde"]}, {"word": "şımarış", "meanings": ["Şımarma işi"]}, {"word": "şımarma", "meanings": ["Şımarmak işi"]}, {"word": "şımarmak", "meanings": ["Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "şımartılma", "meanings": ["Şımartılmak işi"]}, {"word": "şımartılmak", "meanings": ["Şımartma işine konu olmak"]}, {"word": "şımartma", "meanings": ["Şımartmak işi"]}, {"word": "şımartmak", "meanings": ["Şımarmasına yol açmak"]}, {"word": "şıngıl", "meanings": ["Bir salkımı oluşturan küçük salkımlardan her biri", "Küçük ve parlak süs"]}, {"word": "şıngırdama", "meanings": ["Şıngırdamak işi"]}, {"word": "şıngırtı", "meanings": ["Şıngırdama sonucu çıkan sesin adı"]}, {"word": "şıngır şıngır", "meanings": ["Şıngırdayarak"]}, {"word": "şıngırdamak", "meanings": ["Küçük şeyler bir yere çarpıp düşerken veya birbirine değerken çınlama sesi çıkarmak"]}, {"word": "şıpıdık", "meanings": ["Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç, şıpşıp"]}, {"word": "şıpırdama", "meanings": ["Şıpırdamak işi"]}, {"word": "şıpın işi", "meanings": ["Özensiz, çabucak yapılan iş"]}, {"word": "şıpırdamak", "meanings": ["Su vb. ara vermeksizin, damla damla akarken `şıp` sesi çıkarmak"]}, {"word": "şıpırtı", "meanings": ["Şıpırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "şıpır şıpır", "meanings": ["Şıpırdayarak"]}, {"word": "şıpka", "meanings": ["Torpillere karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan halattan örülmüş ağ"]}, {"word": "şıppadak", "meanings": ["Birdenbire ve beklenmeyen bir zamanda"]}, {"word": "şıpsevdi", "meanings": ["Görür görmez seven, âşık olan kimse"]}, {"word": "şıpsevdilik", "meanings": ["Şıpsevdi olma durumu"]}, {"word": "şıpşıp", "meanings": ["Şıpıdık"]}, {"word": "şıra", "meanings": ["Henüz mayalanmamış üzüm suyu", "Bazı meyve ve sebzelerin özü", "Süzülmüş afyon"]}, {"word": "şırak", "meanings": ["Bir nesne başka bir nesneye birdenbire, şiddetle çarptığında çıkan hışırtılı, sert ses"]}, {"word": "şıracı", "meanings": ["Şıra yapıp satan kimse", "Şıra satılan yer"]}, {"word": "şırakkadak", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "şıralı", "meanings": ["Tadı ve suyu bol"]}, {"word": "şıralık üzüm", "meanings": ["Şıra yapmak için ayrılmış üzüm"]}, {"word": "şırfıntı", "meanings": ["Seviyesi düşük, bayağı (kadın)"]}, {"word": "şırıldamak", "meanings": ["Su vb. akarken veya dökülürken şırıl şırıl ses çıkarmak, şırıltıyla akmak"]}, {"word": "şıraölçer", "meanings": ["Şıranın yoğunluğunu ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "şırıldama", "meanings": ["Şırıldamak işi"]}, {"word": "şırıl şırıl", "meanings": ["Su, sürekli ve ses çıkararak (akmak)"]}, {"word": "şırıltı", "meanings": ["Şırıldayan suyun çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "şırınga", "meanings": ["Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet", "Enjektör"]}, {"word": "şırınga etmek", "meanings": ["gaz veya sıvı bir maddeyi gözenekli başka bir maddenin içine şırınga ile doldurmak"]}, {"word": "şırınga yapmak", "meanings": ["şırınga ile vücuda gerekli yerinden ilaç vermek"]}, {"word": "şırıngalama", "meanings": ["Şırıngalamak işi veya durumu"]}, {"word": "şırlağan", "meanings": ["Susam yağı"]}, {"word": "şırıngalamak", "meanings": ["Şırınga etmek", "Birtakım düşünce veya duyguları bir başkasına benimsetmek, telkin etmek"]}, {"word": "şırlama", "meanings": ["Şırlamak işi", "Gaz veya sıvının dar bir delik, kanal vb.nden geçmesiyle duyulan ses"]}, {"word": "şırlamak", "meanings": ["Şırıl şırıl ses çıkararak akmak"]}, {"word": "şıvgın", "meanings": ["Budanmış yaşlı ağaçların budanan yerlerinden çıkan taze sürgün, çıvgın", "Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur, çıvgın"]}, {"word": "Şia", "meanings": ["İslamiyette Hz. Ali'ye yandaş olan kimseler", "Şiilik"]}, {"word": "şiar edinmek", "meanings": ["benimsemek, ilke olarak kabul etmek"]}, {"word": "şiar", "meanings": ["Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik, belgi", "Ülkü, düstur"]}, {"word": "şiddet göstermek", "meanings": ["kaba, sert davranmak"]}, {"word": "şiddet", "meanings": ["Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik", "Hız", "Bir hareketten doğan güç", "Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma", "Kaba güç", "Duygu veya davranışta aşırılık"]}, {"word": "şiber valf", "meanings": ["Suyu açıp kapamaya yarayan contasız vana"]}, {"word": "şiddete başvurmak", "meanings": ["kaba kuvvet kullanmak"]}, {"word": "şiddetlendirme", "meanings": ["Şiddetlendirmek işi"]}, {"word": "şiddetlendirmek", "meanings": ["Şiddetini giderek artırmak"]}, {"word": "şiddet olayı", "meanings": ["Çevreyi sindirmek için yaratılan olay veya girişilen hareket"]}, {"word": "şiddetlenmek", "meanings": ["Şiddeti giderek artmak, hızlanmak, azışmak"]}, {"word": "şiddetlenme", "meanings": ["Şiddetlenmek işi"]}, {"word": "şif", "meanings": ["Pamuk kozası", "Şırası alınmış üzüm posası"]}, {"word": "şiddetli", "meanings": ["Etkisi çok olan, zorlu", "Hızlı", "Aşırı", "Aşırı bir biçimde"]}, {"word": "şifa", "meanings": ["Bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma, onma"]}, {"word": "şifa bulmak", "meanings": ["iyi olmak, onmak"]}, {"word": "şifa niyetine", "meanings": ["bir kimseye ilaç verilirken `iyi olması, fayda sağlaması dileğiyle` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "solucan gibi", "meanings": ["solgun ve zayıf (kimse)"]}, {"word": "solucan", "meanings": ["Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad"]}, {"word": "solucan düşürücü", "meanings": ["Bağırsak kurtlarını öldürmeye veya organizmadan dışarı atmaya yarayan ilaç"]}, {"word": "solucanlar", "meanings": ["Halkalılardan, yer solucanı, tenya, askarit gibi vücutları uzun, yumuşak ve ayaksız hayvanları içine alan takım"]}, {"word": "solucan otu", "meanings": ["Birleşikgillerden, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetişen, 15-35 santimetre yüksekliğinde, yuvarlak yapraklı çiçekleri solucan düşürücü olarak kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki (Pelargonium endlicherianum)"]}, {"word": "soluğan", "meanings": ["Nefes darlığına tutulmuş", "Uzaklarda esen rüzgârdan sonra başlayan dalga hareketi", "Sık soluyan (hayvan)"]}, {"word": "soluğan etmek", "meanings": ["soluk soluğa bırakmak"]}, {"word": "soluk", "meanings": ["Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes", "Ciğerlere hava alıp verme", "Tarz"]}, {"word": "soluğu (bir yerde) almak", "meanings": ["bir yere hemen gitmek veya sığınmak"]}, {"word": "soluk almak", "meanings": ["havayı ciğerlere çekmek, nefes almak", "dinlenmek"]}, {"word": "soluk aldırmamak", "meanings": ["ara vermeden çalıştırmak, vakit bırakmamak"]}, {"word": "soluğu kesilmek (veya tutulmak)", "meanings": ["soluk almaz duruma gelmek", "aşırı heyecanlanmak", "gücü tükenmek"]}, {"word": "soluk borusu", "meanings": ["Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru, nefes borusu"]}, {"word": "soluk", "meanings": ["Rengi atmış olan, solmuş, uçuk", "Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık)", "Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne)"]}, {"word": "soluğunu kesmek", "meanings": ["bir şey çok heyecan veya korku vermek"]}, {"word": "soluk darlığı", "meanings": ["Soluk alamaz duruma gelme, nefes darlığı"]}, {"word": "soluk kesici", "meanings": ["Çok heyecan veya korku veren"]}, {"word": "soluklama", "meanings": ["Soluklamak durumu"]}, {"word": "soluklaşma", "meanings": ["Soluklaşmak durumu"]}, {"word": "soluklanmak", "meanings": ["Rahat bir biçimde soluk almak", "Dinlenmek"]}, {"word": "soluklanma", "meanings": ["Soluklanmak işi"]}, {"word": "soluklamak", "meanings": ["Soluk duruma gelmek"]}, {"word": "soluklaşmak", "meanings": ["Gerçek rengini yitirmek, rengi solmak"]}, {"word": "soluk soluğa", "meanings": ["Koşmaktan güçlükle soluk alarak, sık sık soluyarak, yorgun, bitkin veya telaşlı bir biçimde, nefes nefese"]}, {"word": "solukluk", "meanings": ["Soluk olma durumu", "Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu, şnorkel"]}, {"word": "soluk soluğa kalmak", "meanings": ["nefes alamayacak duruma gelmek, çok yorulmak"]}, {"word": "soluksuz", "meanings": ["Soluk alamayacak bir biçimde", "Ara vermeden"]}, {"word": "soluma", "meanings": ["Solumak işi"]}, {"word": "solumak", "meanings": ["Nefes alıp vermek", "Sık ve kesik soluk alıp vermek", "Zorlanmak, gücünün hepsini harcamak"]}, {"word": "soluksuzluk", "meanings": ["Soluksuz olma durumu", "Herhangi bir konuda sürekli verimli olamama"]}, {"word": "solungaç", "meanings": ["Suda yaşayan hayvanların solunum organı, galsame"]}, {"word": "solunma", "meanings": ["Solunmak işi"]}, {"word": "solunmak", "meanings": ["Soluk alıp vermek, teneffüs etmek"]}, {"word": "solunum", "meanings": ["Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs", "Bitkilerde geceleri oksijen alıp karbondioksit verme, gündüzleri ise karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket"]}, {"word": "solunum sistemi", "meanings": ["Organizmada solunumu sağlayan organların tümü, solunum aygıtı"]}, {"word": "solunum aygıtı", "meanings": ["Solunum sistemi"]}, {"word": "soluş", "meanings": ["Solma işi"]}, {"word": "solutma", "meanings": ["Solutmak işi"]}, {"word": "solutmak", "meanings": ["Solumasına sebep olmak"]}, {"word": "solüsyon", "meanings": ["Özellikle lastikleri yapıştırmakta kullanılan koyu, yapışkan madde", "Eriyik"]}, {"word": "soluyuş", "meanings": ["Soluma işi"]}, {"word": "som", "meanings": ["Rıhtımın su üstünde olan bölümü"]}, {"word": "som", "meanings": ["İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan, masif", "Katışıksız"]}, {"word": "som", "meanings": ["Somon balığı"]}, {"word": "som", "meanings": ["Kırgızistan para birimi"]}, {"word": "soma", "meanings": ["Cinsiyet hücreleri dışında, vücut hücrelerinin tümü"]}, {"word": "somak", "meanings": ["Hayvanlarda yüzün çıkıntılı ve az çok sivri olan ön bölümü", "Taneleri alınmış mısır koçanı"]}, {"word": "somaki", "meanings": ["Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer", "Bu mermerden yapılmış"]}, {"word": "Somalili", "meanings": ["Somali halkından olan kimse"]}, {"word": "somon", "meanings": ["Somon balığı"]}, {"word": "somata", "meanings": ["Bademden yapılan bir şerbet, badem sübyesi"]}, {"word": "somurmak", "meanings": ["Dudakları yapıştırıp kuvvetlice içine çekmek, emmek"]}, {"word": "somun", "meanings": ["Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık"]}, {"word": "somun", "meanings": ["Yuvarlak ve şişkin ekmek"]}, {"word": "somurma", "meanings": ["Somurmak işi"]}, {"word": "somurtkan", "meanings": ["Sürekli somurtan, asık suratlı, abus"]}, {"word": "somurtkanlık", "meanings": ["Somurtkan olma durumu"]}, {"word": "somurtmak", "meanings": ["Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak, surat asmak"]}, {"word": "somurtma", "meanings": ["Somurtmak işi"]}, {"word": "somurtuk", "meanings": ["Asık suratlı, yüzü gülmez, sıkıntılı, çekilmez"]}, {"word": "somurulmak", "meanings": ["Somurma işi yapılmak veya somurma işine konu olmak"]}, {"word": "somurtuş", "meanings": ["Somurtma işi"]}, {"word": "somurulma", "meanings": ["Somurulmak işi"]}, {"word": "somut", "meanings": ["Varlığı duyularla algılanabilen, müşahhas, konkre, soyut karşıtı", "Somut olan şey"]}, {"word": "somut isim", "meanings": ["Somut ad"]}, {"word": "somutlanmak", "meanings": ["Somut duruma gelmek"]}, {"word": "somutlanma", "meanings": ["Somutlanmak durumu"]}, {"word": "somutlaştırmak", "meanings": ["Somut duruma getirmek"]}, {"word": "somutlaşmak", "meanings": ["Somut duruma gelmek"]}, {"word": "somutlaştırma", "meanings": ["Somutlaştırmak işi"]}, {"word": "somutlaşma", "meanings": ["Somutlaşmak durumu"]}, {"word": "somutluk", "meanings": ["Somut olma durumu, müşahhaslık"]}, {"word": "son", "meanings": ["Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı", "En arkada bulunan", "Artık ondan ötesi veya başkası olmayan", "Uç, sınır", "Olanca", "Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet", "Ölüm", "Döl eşi"]}, {"word": "somya", "meanings": ["Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan yaylı kerevet"]}, {"word": "son bulmak", "meanings": ["bitmek, tükenmek"]}, {"word": "sona ermek", "meanings": ["son bulmak"]}, {"word": "son pişmanlık fayda vermez (veya etmez)", "meanings": ["`iş işten geçtikten sonra pişman olmanın yararı yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "son noktayı koymak", "meanings": ["bir işte en son sözü söylemek"]}, {"word": "son kozunu (veya kartını) oynamak", "meanings": ["elinde bulunan son imkânı kullanmak"]}, {"word": "son vermek", "meanings": ["bitirmek, sona erdirmek"]}, {"word": "sonunu almak", "meanings": ["bir işi bitirmek", "bir işin bittiğini görmek"]}, {"word": "sona kalan dona kalır", "meanings": ["`bir işte geç kalan istediği şeyi elde edemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sonu gelmek", "meanings": ["yok olmak, ölmek"]}, {"word": "sonu gelmemek", "meanings": ["bitmemek, tükenmemek"]}, {"word": "sonunu getirememek", "meanings": ["iyi başladığı bir işi başarıyla bitirememek", "başladığı bir işi bitirememek"]}, {"word": "son adam", "meanings": ["Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan, önündeki savunma oyuncularını kontrol eden, yöneten, yardımcı ve serbest hareket edebilen savunma oyuncusu, libero"]}, {"word": "sonar", "meanings": ["Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem", "Bu sistemden yararlanılarak yapılmış, denizaltılarda kullanılan cihaz"]}, {"word": "sonat", "meanings": ["Bir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri"]}, {"word": "son birim", "meanings": ["En sonda yer alan birim, marjinal"]}, {"word": "sonbahar", "meanings": ["Kuzey yarım kürede eylül, ekim ve kasım aylarını içine alan süre, güz, hazan, bağ bozumu", "Yaşlılık dönemi"]}, {"word": "soncul", "meanings": ["Son bulma özelliği olan"]}, {"word": "sonda", "meanings": ["Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç", "Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç", "Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç"]}, {"word": "sondaj yapmak", "meanings": ["sonda ile yoklamak, sondalamak", "bir durum, bir düşünceyle ilgili olarak yoklama yapmak, araştırmak"]}, {"word": "sondaj", "meanings": ["Sondalama", "Bir durum, bir düşünce ile ilgili olarak yapılan yoklama, araştırma"]}, {"word": "sondajcı", "meanings": ["Sondalamacı"]}, {"word": "sondaj kuyusu", "meanings": ["Sondaj çalışmalarının yapıldığı kuyu"]}, {"word": "sondalama", "meanings": ["Sondalamak işi, sondaj"]}, {"word": "sondalamacılık", "meanings": ["Sondalamacının işi, sondajcılık"]}, {"word": "sondalamacı", "meanings": ["Sondalama yapan kimse, sondajcı"]}, {"word": "sondalamak", "meanings": ["Suyun derinliğini sonda ile ölçmek", "Dip katmanların yapısını sonda kullanarak incelemek ve araştırmak", "Su, maden, petrol vb. araştırmaları için toprağın derinliklerine sonda sokmak"]}, {"word": "son derece", "meanings": ["Pek çok, çok fazla, son kerte"]}, {"word": "sone", "meanings": ["İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan, on dört dizeli bir Batı şiir türü"]}, {"word": "son ek", "meanings": ["Kelimelerin kök veya gövdesinin sonuna gelen ek"]}, {"word": "son vazife", "meanings": ["Son görev"]}, {"word": "son gürlüğü", "meanings": ["Bir kimsenin yaşlılığında kavuştuğu rahat, bolluk ve huzur"]}, {"word": "son kânun", "meanings": ["Ocak, kânunusani"]}, {"word": "sonlama", "meanings": ["Sonlamak işi"]}, {"word": "sonlamak", "meanings": ["Bitirmek, sonuçlandırmak, sona erdirmek, noktalamak"]}, {"word": "sonlu büyüklük", "meanings": ["Ölçüsü sonlu bir sayıyla ifade edilen büyüklük"]}, {"word": "sonlu", "meanings": ["Sonu olan, bitimli", "Sonu olan, sonsuz olmayan"]}, {"word": "son nefes", "meanings": ["Hayatın sonu"]}, {"word": "son nefesini vermek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "sonra", "meanings": ["Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı", "Daha uzak ve ileri bir yerde", "Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz", "Yoksa, aksi hâlde", "Arkadan gelen bölüm veya zaman"]}, {"word": "sonradan", "meanings": ["Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda, muahharan"]}, {"word": "sonradan gelen devlet devlet değildir", "meanings": ["`kişi yaşlandıktan sonra gelen zenginlik işe yaramaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sonradan görme", "meanings": ["Sonradan görmüş"]}, {"word": "sonradan görme, gâvurdan dönme", "meanings": ["`sonradan görme olan kimseler fazla iyi niteliklere sahip değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sonradan görmüş", "meanings": ["Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunan, sonradan görme"]}, {"word": "sonradan görmelik", "meanings": ["Sonradan görmüşlük"]}, {"word": "sonradan görmüşlük", "meanings": ["Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunma, sonradan görmelik"]}, {"word": "sonraları", "meanings": ["Sonraki zamanlarda"]}, {"word": "sonraki", "meanings": ["Sonra olan"]}, {"word": "sonrasız", "meanings": ["Sonsuz"]}, {"word": "sonrasızlık", "meanings": ["Sonsuzluk"]}, {"word": "sonsal", "meanings": ["Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi), aposteriori"]}, {"word": "son ses", "meanings": ["Bir kelime veya hecenin sonundaki ses"]}, {"word": "son ses düşmesi", "meanings": ["Söz sonundaki bir sesin yok olması"]}, {"word": "sonsuz", "meanings": ["Sonu olmayan, bitmeyen, ebedî", "Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan", "Çok", "Birçok", "Sonu ve sınırı olmayan şey", "Sonu olmayan, her niceliği aşabilen değişken (nicelik)"]}, {"word": "sonsuz küçük", "meanings": ["Sıfıra eşit olmamak şartıyla, herhangi bir sayıdan daha çok sıfıra yakın olabilen değişken"]}, {"word": "sonsuzlaşmak", "meanings": ["Sonsuz duruma gelmek, sonu olmamak"]}, {"word": "sonsuzlaşma", "meanings": ["Sonsuzlaşmak işi"]}, {"word": "sonsuzluk", "meanings": ["Sonsuz olma durumu", "Sonu olmayan gelecek zaman, ebediyet", "Sonu ve sınırı olmayan uzay"]}, {"word": "son teşrin", "meanings": ["Kasım, teşrinisani"]}, {"word": "son turfanda", "meanings": ["Bir meyve veya sebzenin mevsiminin sonunda alınan en son ürünü"]}, {"word": "sonuç", "meanings": ["Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice", "Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey", "Öz, özet", "Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor", "Yazının veya sözün bitim bölümü"]}, {"word": "sonuç almak", "meanings": ["bir işi bitirmek, sonuçlandırmak", "istenilen sonuca ulaşmak, verim almak"]}, {"word": "sonuç vermek", "meanings": ["sonuçlanmak"]}, {"word": "sonuç çıkarmak", "meanings": ["bir işlemi bitirip sonuca ulaşmak", "kesin bir karar veya görüşe varıp bunu bildirmek"]}, {"word": "sonuç karşılaşması", "meanings": ["Sonuç yarışması"]}, {"word": "sonuçlama", "meanings": ["Sonuçlamak işi"]}, {"word": "sonuçlamak", "meanings": ["Sonuca ulaştırmak, sonuçlandırmak, bitirmek", "Sonuç vermek", "Yol açmak"]}, {"word": "sonuçlandırma", "meanings": ["Sonuçlandırmak işi, neticelendirme"]}, {"word": "sonuçlandırmak", "meanings": ["Sonuca ulaştırmak, bitirmek, neticelendirmek, intaç etmek"]}, {"word": "sonuçlanış", "meanings": ["Sonuçlanma işi, neticeleniş"]}, {"word": "sonuçlanma", "meanings": ["Sonuçlanmak işi, neticelenme"]}, {"word": "sonuçlanmak", "meanings": ["Sonuca ulaştırılmak, sonuca bağlanmak, bitirilmek, neticelenmek, intaç edilmek"]}, {"word": "sonuç oyuncusu", "meanings": ["Maçın skorunda etkili olan oyuncu"]}, {"word": "sonuç takımı", "meanings": ["Maçlarda sonuç almasını bilen takım"]}, {"word": "sonuçsuz", "meanings": ["Sonuca ulaşamayan, sonuç vermeyen, neticesiz"]}, {"word": "sonuç yarışması", "meanings": ["Sonucu almak için yapılan yarış, sonuç karşılaşması"]}, {"word": "sonunda", "meanings": ["En son zamanda, nihayetinde"]}, {"word": "sonurgu", "meanings": ["Bir başlangıcın, bir olgunun, bir ilginin renkli ve zorunlu görülen sonucu, vargısı"]}, {"word": "sonurtu", "meanings": ["Birbirine bağlı iki önermeden ikincisi"]}, {"word": "sonuşmaz", "meanings": ["Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru, asimptot"]}, {"word": "son görev", "meanings": ["Bir akraba veya dostun ölümünde gerekli olan saygıyı gösterme, töreleri yerine getirme, son vazife"]}, {"word": "sopa", "meanings": ["Kalın değnek", "Dayak, kötek"]}, {"word": "sopa atmak (veya çekmek)", "meanings": ["dövmek"]}, {"word": "sopa yemek", "meanings": ["dövülmek, dayak yemek"]}, {"word": "sopanın altına yatırmak", "meanings": ["dövmek"]}, {"word": "sopalama", "meanings": ["Sopalamak işi"]}, {"word": "sopalamak", "meanings": ["Sopa ile vurmak, dövmek"]}, {"word": "sopalanma", "meanings": ["Sopalanmak işi"]}, {"word": "sopalanmak", "meanings": ["Sopa ile vurulmak, dövülmek"]}, {"word": "sopalı", "meanings": ["Elinde sopası olan"]}, {"word": "soprano", "meanings": ["Kadın veya çocuklarda en ince ses", "Sesi ince olan ses sanatçısı", "Bir çalgı topluluğunda en ince sesleri veren müzik araçları"]}, {"word": "sopsoğuk", "meanings": ["Çok soğuk"]}, {"word": "sordurma", "meanings": ["Sordurmak işi"]}, {"word": "sordurmak", "meanings": ["Sorma işini yaptırmak"]}, {"word": "sorgu", "meanings": ["Sorma işi", "Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'na göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı, istintak"]}, {"word": "sorguya çekmek", "meanings": ["bir suçla ilgili olarak soru sorup cevap istemek"]}, {"word": "sorguç", "meanings": ["Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy, tuğ, tepelik"]}, {"word": "sorguçlanmak", "meanings": ["Sorguç biçimiyle şekillenmiş gibi görünmek"]}, {"word": "sorguçsuz", "meanings": ["Sorgucu olmayan"]}, {"word": "sorguçlu", "meanings": ["Sorgucu olan"]}, {"word": "sorgu hâkimi", "meanings": ["Sorgu yargıcı"]}, {"word": "sorgulama", "meanings": ["Sorgulamak işi, isticvap"]}, {"word": "sorgulamak", "meanings": ["Suç niteliğinde bulunan bir sorun üzerine ilgili bulunanlara sorular sormak"]}, {"word": "sorgulanma", "meanings": ["Sorgulanmak işi"]}, {"word": "sorgulanış", "meanings": ["Sorgulanma işi"]}, {"word": "sorgulanmak", "meanings": ["Sorgulama işine konu olmak veya sorgulama işi yapılmak"]}, {"word": "sorgun", "meanings": ["Sepetçi söğüdü"]}, {"word": "sorgu sual", "meanings": ["Soruşturma"]}, {"word": "sorgu suale çekmek", "meanings": ["sorguya çekmek"]}, {"word": "sorgusuz", "meanings": ["Sorgu yapılmadan"]}, {"word": "sorgusuz sualsiz", "meanings": ["Soruşturmadan", "İzin almadan, sormadan"]}, {"word": "sorgu yargıcı", "meanings": ["Sanıkları sorguya çeken yargıç, sorgu hâkimi, müstantik"]}, {"word": "sorit", "meanings": ["Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım"]}, {"word": "sorma", "meanings": ["Sormak işi"]}, {"word": "sorması ayıp olmasın (veya sorması ayıp)", "meanings": ["sormak ayıp olmasın"]}, {"word": "sormaca", "meanings": ["Herhangi bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için düzenlenmiş ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi, anket"]}, {"word": "sormak", "meanings": ["Birine soru yönelterek herhangi bir konuda bilgi istemek, sual etmek", "Bir işin sorumluluğu kendisinde olmak, bir işten sorumlu bulunmak"]}, {"word": "sora sora Bağdat (veya Kâbe) bulunur", "meanings": ["`insan sora sora çok uzak yerleri bile bulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sorma! (veya sormayın! veya sorma gitsin!)", "meanings": ["çokluk, aşırılık ve kötü bir durum anlatan bir söz"]}, {"word": "sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir", "meanings": ["`bir kişinin nasıl bir insan olduğu konuşmasından belli olur, soyunu sopunu öğrenmeye gerek yoktur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sormak ayıp olmasın", "meanings": ["sorulması teklifsizlik sayılan bir şeyi sormadan önce özür dilemek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "sormak", "meanings": ["Dudakları uzatıp soluğu kuvvetle çekerek emmek"]}, {"word": "sormuk", "meanings": ["Çocuk emziği", "Tülbent içine lokum, şeker konularak küçük çocuklara verilen emzik biçiminde nesne"]}, {"word": "sorti", "meanings": ["Elektrik tesisatında lamba veya fiş konacak kolların her biri", "Çıkış"]}, {"word": "sorti yapmak", "meanings": ["uçak bir noktadan kalkıp başka bir noktaya inmek", "uçak bir noktaya çeşitli nedenlerle inişe geçip yeniden yükselmek"]}, {"word": "soru", "meanings": ["Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual", "Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual"]}, {"word": "soru sormak", "meanings": ["bir konu hakkında bilgi edinmek üzere soru yöneltmek"]}, {"word": "soru cümlesi", "meanings": ["Herhangi bir biçimde soru anlamı içeren cümle"]}, {"word": "soru işareti", "meanings": ["Soru cümlelerinin sonuna konulan noktalama işaretinin adı (?)"]}, {"word": "sorulma", "meanings": ["Sorulmak işi"]}, {"word": "sorulmak", "meanings": ["Sorma işine konu olmak"]}, {"word": "sorulu görünüm", "meanings": ["Soru biçimindeki bir fiilin bir başka fiilden önce gelerek zaman zarfı görevinde kullanılması"]}, {"word": "sorum", "meanings": ["Sorumluluk"]}, {"word": "soruma", "meanings": ["Sorumak işi"]}, {"word": "sorumak", "meanings": ["Emmek"]}, {"word": "sorumlu", "meanings": ["Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul, mesuliyetli"]}, {"word": "sorumlu tutmak", "meanings": ["sorumlu saymak, mesul olarak görmek"]}, {"word": "sorumluluk", "meanings": ["Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet"]}, {"word": "sorumluluk almak", "meanings": ["sorumluluk yüklenmek"]}, {"word": "sorumluluk düşmek", "meanings": ["sorumlu sayılmak, sorumlu olarak görülmek"]}, {"word": "sorumsuz", "meanings": ["Sorumlu olmayan, sorumluluk taşımayan, sorumluluk duygusu bulunmayan, düşünmeden hareket eden (kimse), mesuliyetsiz"]}, {"word": "sorumsuzca", "meanings": ["Sorumsuz bir biçimde, mesuliyetsizce"]}, {"word": "sorumsuzlaşma", "meanings": ["Sorumsuzlaşmak durumu"]}, {"word": "sorumsuzlaşmak", "meanings": ["Sorumsuzca davranmak"]}, {"word": "sorumsuzluk", "meanings": ["Sorumsuz olma durumu, mesuliyetsizlik", "Sorumsuzca davranış, mesuliyetsizlik"]}, {"word": "sorun", "meanings": ["Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem", "Sıkıntı veren durum, dert"]}, {"word": "sorun çıkarmak", "meanings": ["üzüntü verecek veya içinden güç çıkılır bir durum yaratmak"]}, {"word": "sorun etmek", "meanings": ["dert etmek"]}, {"word": "sorun olmak", "meanings": ["dert olmak"]}, {"word": "sorunsal", "meanings": ["Çözümü belli olmayan", "Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan, problematik"]}, {"word": "sorunlu", "meanings": ["Sorunu olan, meseleli, problemli"]}, {"word": "sorunsuz", "meanings": ["Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz"]}, {"word": "soru sıfatı", "meanings": ["Adı soru yoluyla belirten sıfat"]}, {"word": "soruşma", "meanings": ["Soruşmak işi"]}, {"word": "soruşmak", "meanings": ["Kurumak", "Çamaşır kurumaya başlamak"]}, {"word": "soruşmak", "meanings": ["Birine sormak"]}, {"word": "soruşturma", "meanings": ["Soruşturmak işi", "Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat"]}, {"word": "soruşturma açmak", "meanings": ["bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplamak, konuyu incelemek"]}, {"word": "soruşturmacı", "meanings": ["Soruşturma yapan kimse, soruşturucu, muhakkik"]}, {"word": "soruşturmacılık", "meanings": ["Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik"]}, {"word": "soruşturmak", "meanings": ["Öğrenilmek istenilen şeyi birçok kişiye inceden inceye sormak, araştırmak"]}, {"word": "soruşturma kurulu", "meanings": ["Herhangi bir konuda soruşturma yapmak üzere oluşturulmuş kurul, tahkikat komisyonu"]}, {"word": "sorutkan", "meanings": ["Somurtkan"]}, {"word": "soruşturucu", "meanings": ["Soruşturmacı"]}, {"word": "sorutma", "meanings": ["Sorutmak işi"]}, {"word": "sorutmak", "meanings": ["Somurtmak, surat asmak", "Ayakta durmak, dikilmek, beklemek"]}, {"word": "sosyal bilgiler", "meanings": ["Sosyal konuları içeren bilgiler"]}, {"word": "soru zamiri", "meanings": ["Yerini tuttuğu varlığı soru yoluyla temsil eden zamir"]}, {"word": "soru zarfı", "meanings": ["Fiillerin yer, yön, zaman, neden, nitelik ve derecelerini soru yoluyla açıklayan ve soru zamirlerinden yararlanılarak kurulan zarf"]}, {"word": "sos", "meanings": ["Bazı yemeklerin üzerine dökülen, domates, baharat vb. şeylerle yapılan karışım"]}, {"word": "sosyal", "meanings": ["Toplumsal"]}, {"word": "sosis", "meanings": ["Kıyılmış etin baharatla yoğurulduktan sonra ya tam ya da yarı pişirilerek hayvan bağırsağı içine doldurulmasıyla hazırlanan bir yiyecek türü"]}, {"word": "sosyal adalet", "meanings": ["Toplumun değişik kesimlerinde hayat standardı, gelir düzeyi vb. birtakım ölçülerin fırsat eşitliği çerçevesinde dikkate alınmasıyla sosyal alanda sağlanan denge durumu"]}, {"word": "sosyal antropoloji", "meanings": ["Kültürü bir bütün olarak inceleyen, kültür kalıpları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koyan bilim dalı"]}, {"word": "sosyal bilim", "meanings": ["Toplum olayları, insanın sosyal ve kültürel faaliyetleri konusunda araştırma ve inceleme yapan bilim"]}, {"word": "sosyal bünye", "meanings": ["Sosyal yapı"]}, {"word": "sosyal değerler", "meanings": ["Toplumun fertlerini birbirine yaklaştıran, bir arada tutan, toplumun devamını sağlayan temel yargılar, değerler"]}, {"word": "sosyal demokrasi", "meanings": ["Sosyal alanda emekçi toplum kesimlerinin çıkarlarının korunması ve üretimi artırmak yanında hakça bölüşümü de ön planda tutan sosyal ve siyasi akım"]}, {"word": "sosyal değişme", "meanings": ["Sosyal bakımdan söz konusu olan değişme"]}, {"word": "sosyal demokrat", "meanings": ["Sosyal demokrasi yanlısı olan kimse"]}, {"word": "sosyal düzen", "meanings": ["Sosyal yapı içerisinde belli yöntem, ilke veya yasalara göre oluşturulan düzen"]}, {"word": "sosyal devlet", "meanings": ["Ekonomik ve sosyal alanlarda bireylere sosyal güvenlik ve adalet sağlayıcı politikalar üreten devlet modeli"]}, {"word": "sosyal faaliyet", "meanings": ["Sosyal etkinlik"]}, {"word": "sosyal gelişme", "meanings": ["Sosyolojik bakımdan gözlenen değişme ve gelişme"]}, {"word": "sosyal güvenlik", "meanings": ["Sosyal sigorta, sosyal yardım vb. araçlarla halkın sosyal durumunu güvence altına alma"]}, {"word": "sosyal hayat", "meanings": ["İnsanın toplum içindeki yaşama biçimi, sosyal yaşam"]}, {"word": "sosyalist", "meanings": ["Toplumcu"]}, {"word": "sosyalistik", "meanings": ["Toplumculukla ilgili, toplumculuğa ait", "Toplumculuk yanlısı"]}, {"word": "sosyalizasyon", "meanings": ["Toplumsallaştırma"]}, {"word": "sosyalizm", "meanings": ["Toplumculuk"]}, {"word": "sosyal konut", "meanings": ["Dar gelirliler için özel olarak yapılmış, sağlığa uygun ucuz konut"]}, {"word": "sosyalleşme", "meanings": ["Toplumsallaşma"]}, {"word": "sosyalleşmek", "meanings": ["Toplumsallaşmak"]}, {"word": "sosyalleştirme", "meanings": ["Toplumsallaştırma"]}, {"word": "sosyalleştirmek", "meanings": ["Toplumsallaştırmak", "Toplum kurallarına göre davranacak biçimde eğitmek"]}, {"word": "sosyal oluşum", "meanings": ["Zaman içinde insanların oluşturduğu toplumla ilgili sosyal değişim"]}, {"word": "sosyal olgu", "meanings": ["Sosyal nitelikli olay"]}, {"word": "sosyal sigorta", "meanings": ["Bir işte ücret karşılığı çalışanların sağlığını, geleceğini güvence altına almak amacıyla kazançlarından bir bölümü kesilerek yapılan sigorta"]}, {"word": "sosyal psikoloji", "meanings": ["Toplumun insan davranışlarına etkisini konu edinen bilim dalı"]}, {"word": "sosyal tabaka", "meanings": ["Bir toplumda yaşama biçimi, maddi imkân, öğrenim durumu bakımlarından birbirine benzeyen kişilerin oluşturduğu sınıf, sosyal sınıf"]}, {"word": "sosyal yapı", "meanings": ["İçinde sosyal ilişkilerin, sosyal olayların meydana geldiği, sosyal grupların ve kurumların yer aldığı toplumun şekil ve çerçevesiyle ilgili dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlık, toplumsal yapı, sosyal bünye"]}, {"word": "sosyal yaşam", "meanings": ["Sosyal hayat"]}, {"word": "sosyal yardım", "meanings": ["Yoksul kimselere yiyecek, giyecek, yakacak, tedavi ve ilaç sağlanarak yapılan parasız yardım"]}, {"word": "sosyete", "meanings": ["Bir topluluktaki gelir düzeyi yüksek ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan topluluk", "Topluluk, toplum, cemiyet"]}, {"word": "sosyoekonomik", "meanings": ["Aynı anda hem toplumsal alanı hem ekonomik alanı veya aralarındaki ilişkileri ilgilendiren"]}, {"word": "sosyetik", "meanings": ["Sosyete ile ilgili", "Yüksek sınıfın yaşama biçimine özenen, asortik"]}, {"word": "sosyokültürel", "meanings": ["Aynı anda bir toplumu veya toplumsal bir grubu ve kendine özgü olan kültürü ilgilendiren"]}, {"word": "sosyolengüistik", "meanings": ["Dil, toplum ve kültür arasındaki ilişkileri konu edinen dil bilimi dalı"]}, {"word": "sosyolog", "meanings": ["Toplum bilimci"]}, {"word": "sosyolojizm", "meanings": ["Bütün sosyal bilimleri yalnız sosyolojinin bir dalı sayan ve bunların sadece sosyolojik metotlarla açıklanabileceğini söyleyen görüşün adı"]}, {"word": "sosyoloji", "meanings": ["Toplum bilimi"]}, {"word": "sote", "meanings": ["Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılan yemek"]}, {"word": "Sovyet", "meanings": ["1990 öncesi SSCB'ye özgü, sosyalist toplumun siyasal örgütlenme biçimlerinden biri olan danışma kurulu", "1990 öncesi SSCB halkından olan ve bu halka özgü olan kimse"]}, {"word": "sovhoz", "meanings": ["Sovyetler Birliği'nde devlet eliyle yönetilen tarım işletmesi"]}, {"word": "soy", "meanings": ["Bir atadan gelen kimselerin topluluğu, köken, sülale", "Cins, tür, çeşit", "İyi ve üstün nitelikleri bulunan", "Manzum söz"]}, {"word": "soya çekmek", "meanings": ["soyunun özelliklerini taşımak"]}, {"word": "soya", "meanings": ["Kökeni Çin ve Japonya'ya uzanan, protein değeri bakımından zengin bir tür fasulye, soya fasulyesi (Soia hispida)"]}, {"word": "soydur çeker, boktur kokar", "meanings": ["`her insan veya yaratık az çok soyuna benzer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "soya çekim", "meanings": ["Kalıtım"]}, {"word": "soyadı", "meanings": ["Herkesin ailece anılmasına yarayan öz adından sonraki adı, aile adı, aile ismi, soy ismi"]}, {"word": "soya fasulyesi", "meanings": ["Soya"]}, {"word": "soyağacı", "meanings": ["Bir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge, hayatağacı, soy kütüğü, şecere"]}, {"word": "soydaş", "meanings": ["Soyları bir olan bireylerden her biri"]}, {"word": "soydaşlık", "meanings": ["Soyları bir olma, bir soydan olma durumu, türdeşlik"]}, {"word": "soydurma", "meanings": ["Soydurmak işi"]}, {"word": "soydurmak", "meanings": ["Soyma işini yaptırmak"]}, {"word": "soy gazlar", "meanings": ["Asal gazlar"]}, {"word": "soygun", "meanings": ["Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık", "Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun"]}, {"word": "soyguncu", "meanings": ["Soygun yapan kimse"]}, {"word": "soygunculuk", "meanings": ["Soygun yapma, çapul"]}, {"word": "soyka", "meanings": ["Ölünün üzerinden çıkan giysi"]}, {"word": "soyka", "meanings": ["Tüyleri alacalı, bir tür küçük karga"]}, {"word": "soykırım", "meanings": ["Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme, jenosit, genosit, pogrom"]}, {"word": "soylu", "meanings": ["Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan (kimse), asaletli, asil, kerim", "İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen (kimse), necip, kişizade, asil", "Saygı uyandıran, yücelik taşıyan", "Soyu iyi nitelikli olan, iyi cins soydan gelen (at vb.)"]}, {"word": "soyluluk", "meanings": ["Soylu olma durumu, asillik, asilzadelik, zadegânlık, asalet, asaletlilik, necabet"]}, {"word": "soylu erki", "meanings": ["Ekonomik, toplumsal ve siyasi gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu yönetim biçimi, aristokrasi"]}, {"word": "soyma", "meanings": ["Soymak işi"]}, {"word": "soylu soplu", "meanings": ["Köklü ve tanınmış bir aileden olan"]}, {"word": "soyup soğana çevirmek", "meanings": ["hiçbir şey bırakmamacasına soymak", "hırsız bir yeri veya bir kişiyi adamakıllı soymak"]}, {"word": "soymak", "meanings": ["Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak", "Birinin giysilerini çıkarmak", "Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek"]}, {"word": "soy oluş", "meanings": ["Türlerin, ortaya çıktıkları zamandan bulundukları zamana kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin tümü, filogenez, birey oluş karşıtı"]}, {"word": "soymuk", "meanings": ["Damarlı bitkilerin kök, gövde ve yapraklarında, ongun besi suyunu ileten borularla, yakın hücrelerden ve bunların arasını dolduran özek dokudan oluşan tabaka", "Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara, yalamuk"]}, {"word": "soy sop", "meanings": ["Bütün soy ve hısımlar", "Döl, zürriyet"]}, {"word": "soysal", "meanings": ["Soyla ilgili"]}, {"word": "soysuz", "meanings": ["Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere", "Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere", "Kötü tanınmış, ahlaksız"]}, {"word": "soysuzca", "meanings": ["Soysuz bir biçimde, soysuza yakışırcasına"]}, {"word": "soysuzlaşma", "meanings": ["Soysuzlaşmak işi, dejenerasyon"]}, {"word": "soysuzlaşmak", "meanings": ["Biyolojik, toplumsal, doğal bozulmaya, dağılmaya uğramak, tefessüh etmek", "Yaşama biçimi ve görevlerinde gerilemek, bozulmak, yozlaşmak, tefessüh etmek"]}, {"word": "soysuzlaştırma", "meanings": ["Soysuzlaştırmak işi"]}, {"word": "soysuzlaştırmak", "meanings": ["Soysuz bir duruma getirmek"]}, {"word": "soysuzluk", "meanings": ["Soysuz olma durumu", "Soysuzca davranış"]}, {"word": "soytarı", "meanings": ["Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse, maskara", "Hileci, yaltak kimse, kaşmer"]}, {"word": "soytarılık", "meanings": ["Soytarı olma durumu, kaşmerlik, maskaralık", "Soytarıya yakışır davranış, kaşmerlik, maskaralık"]}, {"word": "soyulma", "meanings": ["Soyulmak işi"]}, {"word": "soyunma", "meanings": ["Soyunmak işi"]}, {"word": "soyulmak", "meanings": ["Soyma işine konu olmak"]}, {"word": "soyunup dökünmek", "meanings": ["sokak giysilerini çıkarıp ev içinde kullandığı rahat kılığını giymek"]}, {"word": "soyuntu", "meanings": ["Soyulup atılan şey", "Bir yer soyularak alınan"]}, {"word": "soyunmak", "meanings": ["Üstündeki giysilerin bir bölümünü veya tümünü çıkarmak", "Mevlevilikte tarikata girmek", "Kendini herhangi bir biçimde göstermeye, bir işi, bir mesleği yapmaya girişmek"]}, {"word": "soyunuş", "meanings": ["Soyunma işi"]}, {"word": "soyuş", "meanings": ["Soyma işi"]}, {"word": "soyut", "meanings": ["Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre", "Anlaşılması, kavranılması güç"]}, {"word": "soyut isim", "meanings": ["Soyut ad"]}, {"word": "soyutçuluk", "meanings": ["Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum, abstraksiyonizm"]}, {"word": "soyutlama", "meanings": ["Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma, tecrit, abstraksiyon"]}, {"word": "soyutlamak", "meanings": ["Bir şeye soyutlama işlemini uygulamak", "Bir kimseyi, durumu, düşünce vb.ni içinde bulunduğu toplum, durum veya düşünceden ayrı tutmak"]}, {"word": "soyutlaşmak", "meanings": ["Soyut duruma gelmek"]}, {"word": "soyutlaştırmak", "meanings": ["Soyut duruma getirmek"]}, {"word": "soyutluk", "meanings": ["Soyut olma durumu"]}, {"word": "soyut sayı", "meanings": ["Birimlerinin türü belirlenmemiş sayı, abstre sayı"]}, {"word": "söbe", "meanings": ["Biçimi yumurta gibi olan, beyzi, oval"]}, {"word": "söğürme", "meanings": ["Ateşte közlenerek hazırlanmış patlıcan"]}, {"word": "söğüş", "meanings": ["Soğuk olarak yenen haşlanmış et", "Üzerine yağ ve limon konulmadan ve birbirine karıştırılmadan yenen dilimlenmiş domates, salatalık vb"]}, {"word": "söğüşlemek", "meanings": ["Dolandırmak"]}, {"word": "söğüşlük", "meanings": ["Söğüş yapmaya elverişli (et veya sebze)"]}, {"word": "söğüt", "meanings": ["Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç (Salix)"]}, {"word": "söğütgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, söğüt, kavak vb. türleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "söğütlü", "meanings": ["Söğüt ağaçları bulunan (yer)"]}, {"word": "söğütlük", "meanings": ["Söğüt ağacı bol olan yer"]}, {"word": "sökel", "meanings": ["Sakat (kimse), malul", "Güçsüz", "Hasta"]}, {"word": "sökme", "meanings": ["Sökmek işi"]}, {"word": "söküp atmak", "meanings": ["gözden çıkarmak, kıymak, feda etmek"]}, {"word": "sökmek", "meanings": ["Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak veya gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak", "Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak", "Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek", "Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak", "Karışık bir yazıyı okumak", "Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak", "Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak", "Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek", "Okuyabilme becerisini kazanmak", "Geçmek, etki yapmak", "Gelmeye başlamak veya çıkagelmek"]}, {"word": "söktürme", "meanings": ["Söktürmek işi"]}, {"word": "söktürmek", "meanings": ["Sökme işini yaptırmak"]}, {"word": "sökük", "meanings": ["Sökülmüş", "Dikişi sökülmüş"]}, {"word": "sökük dikmek", "meanings": ["sökülmüş olan bir şeyi onarmak"]}, {"word": "sökükçü", "meanings": ["Sökük dikip yama yapan kimse"]}, {"word": "sökülme", "meanings": ["Sökülmek işi"]}, {"word": "sökülüş", "meanings": ["Sökülme işi"]}, {"word": "sökülmek", "meanings": ["Sökme işine konu olmak", "Parayı istemeyerek vermek, harcamak"]}, {"word": "söküm", "meanings": ["Sökme işi"]}, {"word": "sökün", "meanings": ["`Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek` anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer"]}, {"word": "söküntü", "meanings": ["Sökülen şeyin parçası", "Ağaçlık yerden açılan tarla"]}, {"word": "sökü otu", "meanings": ["Baklagillerden, kumlu topraklarda yetişen bir bitki (Ornithopus)"]}, {"word": "söküş", "meanings": ["Sökme işi"]}, {"word": "sölom", "meanings": ["Orta derinin iki tabakası arasında bulunan ve oğulcukta genel vücut boşluğunu oluşturan oyuk"]}, {"word": "sölpük", "meanings": ["Gevşeyip kendini koyuvermiş"]}, {"word": "sölomlular", "meanings": ["Bir vücut boşluğu bulunan hayvanlar"]}, {"word": "sölpüme", "meanings": ["Sölpümek işi"]}, {"word": "sölpümek", "meanings": ["Şişmanken zayıflamak", "Gevşemek, pörsümek"]}, {"word": "sömestir", "meanings": ["Yarıyıl"]}, {"word": "sömikok", "meanings": ["Taş kömürünün 500-600 °C'de damıtılmasıyla elde edilen kömür"]}, {"word": "sömürge", "meanings": ["Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke, müstemleke, koloni"]}, {"word": "sömürgeci", "meanings": ["Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke, müstemlekeci, kolonyalist", "Sömürgecilikle ilgili olan"]}, {"word": "sömürgeleşme", "meanings": ["Sömürge durumuna gelme, müstemlekeleşme"]}, {"word": "sömürgecilik", "meanings": ["Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik, kolonyalizm"]}, {"word": "sömürgeleşmek", "meanings": ["Sömürge durumuna gelmek, müstemlekeleşmek"]}, {"word": "sömürgeleştirme", "meanings": ["Sömürgeleştirmek işi, müstemlekeleştirme"]}, {"word": "sömürgeleştirmek", "meanings": ["Sömürge durumuna getirmek, sömürge yapmak, müstemlekeleştirmek"]}, {"word": "sömürgen", "meanings": ["Sömürücü"]}, {"word": "sömürgenlik", "meanings": ["Sömürgen olma durumu"]}, {"word": "sömürme", "meanings": ["Sömürmek işi"]}, {"word": "sömürmek", "meanings": ["Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak", "Bir ulus veya devlet, diğer bir ulusun veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak", "Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek, silip süpürmek", "Dudaklarını yapıştırarak soluğu ile çekip içmek", "Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak"]}, {"word": "sömürü", "meanings": ["Sömürme işi"]}, {"word": "sömürücü", "meanings": ["Sömürüyü gerçekleştiren (kimse), sömürgen, istismarcı"]}, {"word": "sömürücülük", "meanings": ["Sömürücü olma durumu"]}, {"word": "sömürülme", "meanings": ["Sömürülmek işi"]}, {"word": "sömürülmek", "meanings": ["Sömürme işine konu olmak"]}, {"word": "sömürüş", "meanings": ["Sömürme işi"]}, {"word": "söndürme", "meanings": ["Söndürmek işi"]}, {"word": "söndürmek", "meanings": ["Ateş ve ışığın yanmasına, aydınlatmasına son vermek", "Hava veya gaz ile şişirilmiş bir şeyin havasını veya gazını boşaltmak", "Tutku ve duyguları yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek"]}, {"word": "söndürücü", "meanings": ["Yangın söndürücü", "Yangınları söndürmeye yarayan"]}, {"word": "söndürülmek", "meanings": ["Söndürme işine konu olmak"]}, {"word": "söndürülme", "meanings": ["Söndürülmek işi"]}, {"word": "sönme", "meanings": ["Sönmek işi"]}, {"word": "sönmek", "meanings": ["Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak", "Parlaklığını, ışığını yitirmek", "Hava veya başka bir gaz ile şişirilmiş bir şeyin havası kaçıp şişkinliği inmek", "Yanardağ etkinliğini yitirmek", "Duygular dinmek, yatışmak, etkisini yitirmek", "Gerilemek, parlaklık ve önemini yitirmek", "Ses duyulmaz olmak", "Tükenmek, yok olmak, yitmek"]}, {"word": "sönük", "meanings": ["Sönmüş olan", "Parlaklığı, hızı az veya azalmış olan, etkisiz, zayıf", "Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik"]}, {"word": "sönüm", "meanings": ["Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi, itfa", "Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması, itfa"]}, {"word": "sönüklük", "meanings": ["Sönük olma durumu"]}, {"word": "sönümlemek", "meanings": ["Bir salınım hareketinin genliğini küçültmek, azaltmak, itfa etmek", "Bir borcu, her yıl ödenen taksitlerle belli zaman sonra ödemek, itfa etmek"]}, {"word": "sönümleme", "meanings": ["Sönümlemek işi"]}, {"word": "sönüm ayrımı", "meanings": ["Süresi gelmiş borç senetlerini ödemek amacıyla ayrılmış yedek para"]}, {"word": "sönümlü", "meanings": ["Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi)"]}, {"word": "sönümsüz", "meanings": ["Genliği hiçbir zaman sıfıra yaklaşmayan, her devirde beslenen (salınım hareketi), beslenen"]}, {"word": "sör", "meanings": ["Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın", "Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın"]}, {"word": "sörf", "meanings": ["Özel kayma aracı ve yelkenlisi ile denizde yapılan bir spor türü"]}, {"word": "sörfçü", "meanings": ["Sörf sporu yapan kimse"]}, {"word": "sövdürme", "meanings": ["Sövdürmek işi"]}, {"word": "sövdürmek", "meanings": ["Sövme işini yaptırmak veya sövmesine yol açmak"]}, {"word": "söve", "meanings": ["Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve", "Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar"]}, {"word": "söven", "meanings": ["Büyük sopa", "Çit yapmakta kullanılan büyük kazık"]}, {"word": "sövgü", "meanings": ["Sövmek için söylenen söz, sövme, küfür"]}, {"word": "sövgücü", "meanings": ["Söven, küfreden, sövücü"]}, {"word": "sövme", "meanings": ["Sövmek işi, sövgü, küfretme", "Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılan her türlü saldırı"]}, {"word": "sövmek", "meanings": ["Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek"]}, {"word": "sövüp saymak", "meanings": ["aralıksız küfürler sıralamak, uzun uzadıya söverek yermek"]}, {"word": "sövülme", "meanings": ["Sövülmek işi"]}, {"word": "sövülmek", "meanings": ["Sövme işine konu olmak"]}, {"word": "sövüntü", "meanings": ["Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz"]}, {"word": "sövüş", "meanings": ["Sövme işi"]}, {"word": "sövüşme", "meanings": ["Sövüşmek işi"]}, {"word": "sövüşmek", "meanings": ["Birbirine sövmek"]}, {"word": "söylem", "meanings": ["Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz", "Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade", "Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez"]}, {"word": "sövüştürme", "meanings": ["Sövüştürmek işi"]}, {"word": "sövüştürmek", "meanings": ["Birbirine sövdürmek"]}, {"word": "söyleme", "meanings": ["Söylemek işi"]}, {"word": "söylemesi ayıp", "meanings": ["utanılacak bir durumun açıklanması sırasında kullanılan bir söz"]}, {"word": "söylemek", "meanings": ["Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak", "Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak", "Yapılmasını istemek", "Türkü, şarkı vb. okumak", "Yazmak, düzmek", "Haber vermek", "Önceden bildirmek, tahmin etmek", "Sipariş etmek", "Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak"]}, {"word": "söylemediğini bırakmamak", "meanings": ["bir kimse veya bir konu ile ilgili olarak söylenmemesi gereken şeyleri söylemek"]}, {"word": "söyleyeceği olmak", "meanings": ["herhangi bir konuda kendisinin de diyecekleri bulunmak"]}, {"word": "söylemsemek", "meanings": ["Söyleniş özelliği taşımak", "Söylemeye özen göstermek"]}, {"word": "söylemseme", "meanings": ["Söylemsemek işi", "O anda söylüyormuş gibi yapma"]}, {"word": "söylence", "meanings": ["Efsane"]}, {"word": "söylenilme", "meanings": ["Söylenilmek işi"]}, {"word": "söylenilmek", "meanings": ["Söylenmek", "Herhangi biri söylenmek"]}, {"word": "söyleniş", "meanings": ["Söylenme işi", "Söyleyiş, telaffuz"]}, {"word": "söylenme", "meanings": ["Söylenmek işi"]}, {"word": "söyleşme", "meanings": ["Söyleşmek işi"]}, {"word": "söyleşmek", "meanings": ["Karşılıklı konuşmak, hasbihâl etmek, sohbet etmek", "Bir işin nasıl yapılması gerektiği konusunda konuşmak, müzakere etmek"]}, {"word": "söyleşi", "meanings": ["Arkadaşça, dostça karşılıklı konuşma, hasbihâl, sohbet", "Belli bir konuda alanla ilgili kişilerin katıldığı bilgilendirme toplantısı", "Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü, sohbet"]}, {"word": "söylenmek", "meanings": ["Söyleme işi yapılmak", "Kendi kendine konuşmak, kendi kendine bir şeyler söylemek", "Çıkışmak, azarlamak, eleştirmek", "Sızlanmak, yakınmak"]}, {"word": "söylenti", "meanings": ["Ağızdan ağıza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber, rivayet"]}, {"word": "söyletme", "meanings": ["Söyletmek işi"]}, {"word": "söyletmek", "meanings": ["Söylemesine yol açmak", "Söylemek zorunda bırakmak, itiraf ettirmek"]}, {"word": "söylev", "meanings": ["Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz, nutuk, hitabe"]}, {"word": "söylev vermek", "meanings": ["Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla coşkulu ve güzel söz söylemek"]}, {"word": "söyleyiş", "meanings": ["Söyleme işi", "Bir kelimenin ses, hece, ton ve vurgu bakımından söylenme biçimi, söyleniş, sesletim, telaffuz"]}, {"word": "söz almak", "meanings": ["konuşmak için toplantı başkanından izin almak, konuşmaya başlamak", "birinin bir işi yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak", "erkek tarafı oğullarıyla evlendirmek üzere kızın ailesinden olumlu cevap almak"]}, {"word": "söz", "meanings": ["Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil", "Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük", "Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi", "Kesinlik kazanmayan haber, söylenti", "Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme", "Müzik parçalarının yazılı metni, güfte"]}, {"word": "söz açmak", "meanings": ["bir konu üzerine konuşmaya başlamak"]}, {"word": "söz anlamaz", "meanings": ["laf anlamaz"]}, {"word": "söz anlatmak", "meanings": ["laf anlatmak"]}, {"word": "söz anlayan beri gelsin", "meanings": ["`hiçbiriniz laf anlamıyorsunuz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "söz atmak", "meanings": ["laf atmak"]}, {"word": "söz altında kalmamak", "meanings": ["bir kimsenin kendisine dokunan sözüne gereken cevabı vermek", "kendisini inciten, itham eden veya rahatsız bir duruma düşüren söze gereken karşılığı verip durumu düzeltmek"]}, {"word": "söz aramızda", "meanings": ["laf aramızda"]}, {"word": "söz ayağa düşmek", "meanings": ["bir sorun, karışmaları gerekmeyen veya yetkisiz ve sorumsuz kimselerin görüş bildirdikleri duruma gelmek"]}, {"word": "söz bir, Allah bir", "meanings": ["verilen sözden dönülmeyeceğini anlatan bir söz"]}, {"word": "söz çakmak", "meanings": ["laf çakmak"]}, {"word": "söz çıkarmak", "meanings": ["laf çıkarmak"]}, {"word": "söz çıkmak", "meanings": ["ortalıkta bir söylenti dolaşmak"]}, {"word": "söz dinlemek (veya tutmak)", "meanings": ["söylenen bir sözü, verilen bir öğüdü benimsemek, davranışlarını bunlara uydurmak"]}, {"word": "söz düşmemek", "meanings": ["başkalarının konuşmasından kendisine sıra gelmemek", "başkaları dururken kendisinin söz söylemesine gereklik bulunmamak", "birinin söz hakkı olmamak"]}, {"word": "söz geçirmek", "meanings": ["söylediğini, istediğini yaptırmak"]}, {"word": "söz düşürmek", "meanings": ["konuşmayı belli bir konuya getirmek"]}, {"word": "söz etmek", "meanings": ["bir şey üzerine konuşmak", "bir şeyin dedikodusunu yapmak"]}, {"word": "söz gelmek", "meanings": ["bir davranışından dolayı eleştiriye konu olmak, yerilmek"]}, {"word": "söz getirmek", "meanings": ["birinin eleştirilmesine sebep olmak", "bir kimseye söz gelmesine yol açmak"]}, {"word": "söz götürmek", "meanings": ["doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak", "dedikodu yapmak", "tahammül etmek, katlanmak"]}, {"word": "söz götürmez", "meanings": ["doğruluğu ve gerçekliği tartışılamayacak kadar açık olan, tersi savunulamayan"]}, {"word": "söz gümüşse sükût altındır", "meanings": ["`susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "söz olmak", "meanings": ["dedikodu yapılmak veya bir iş hoş karşılanmamak"]}, {"word": "söz işitmek", "meanings": ["laf işitmek"]}, {"word": "söz kaldıramamak", "meanings": ["onuruna dokunan söze dayanamayıp karşılık verir yaradılışta olmak"]}, {"word": "söz kesmek", "meanings": ["genellikle evlenmek için anlaşıp kesin karar vermek"]}, {"word": "söz sözü açmak", "meanings": ["bir konudan konuşurken hemen arkasından türlü konulara geçmek"]}, {"word": "söz taşımak", "meanings": ["laf taşımak"]}, {"word": "söz tutmak", "meanings": ["söz dinlemek"]}, {"word": "söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir", "meanings": ["`sözün insanlar üzerinde etkisi büyüktür; yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar, ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol açabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "söz vermek", "meanings": ["bir işi yapacağını kesinlikle bildirmek"]}, {"word": "söz yetiştirmek", "meanings": ["laf yetiştirmek"]}, {"word": "söz yok!", "meanings": ["`mükemmel, çok güzel, kusursuz, eleştirilecek bir tarafı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sözde kalmak", "meanings": ["yapılacağı bildirilmiş bir iş konuşulup gerçekleşmemek"]}, {"word": "sözden anlamak", "meanings": ["laftan anlamak"]}, {"word": "söze atılmak", "meanings": ["bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak"]}, {"word": "söze başlamak", "meanings": ["konuşmaya başlamak, bir konuya girmek"]}, {"word": "söze son vermek", "meanings": ["konuşmayı bitirmek"]}, {"word": "söze dalmak", "meanings": ["lafa dalmak"]}, {"word": "söze karışmak", "meanings": ["lafa karışmak"]}, {"word": "söze boğmak", "meanings": ["lafa boğmak"]}, {"word": "söze yatmak", "meanings": ["söz dinlemek"]}, {"word": "sözü ağzına tıkamak", "meanings": ["lafı ağzına tıkamak"]}, {"word": "sözü açılmak", "meanings": ["bir şey veya bir konu üzerinde konuşulmaya başlanmak"]}, {"word": "sözü ağzında bırakmak", "meanings": ["lafı ağzında bırakmak"]}, {"word": "sözü ağzında kalmak", "meanings": ["konuşmasını bitirememek"]}, {"word": "sözü ağzında gevelemek", "meanings": ["lafı ağzında gevelemek"]}, {"word": "sözü (veya sözünü) çevirmek", "meanings": ["lafı çevirmek"]}, {"word": "sözü ağzından almak", "meanings": ["lafı ağzından almak"]}, {"word": "sözü bağlamak", "meanings": ["lafı bağlamak"]}, {"word": "sözü dağıtmak", "meanings": ["konuşurken birçok konuya değinerek anlatmak isteği konudan uzaklaşmak"]}, {"word": "sözü dolandırmak", "meanings": ["lafı dolandırmak"]}, {"word": "sözü döndürüp dolaştırmak", "meanings": ["lafı döndürüp dolaştırmak"]}, {"word": "sözü edilmek", "meanings": ["adı anılmak, bahsedilmek", "önemli sayılmak"]}, {"word": "sözü geçmek", "meanings": ["kendisini kabul ettirmiş olmak, hatırı sayılmak", "adı anılmak, bahsedilmek"]}, {"word": "sözü kesmek", "meanings": ["konuşmasını bitirmeden susmak", "başkasının konuşmasını önlemek"]}, {"word": "sözü sohbeti yerinde", "meanings": ["güzel, oyalayıcı, kırmadan konuşan"]}, {"word": "sözü kısa kesmek", "meanings": ["lafı kısa kesmek"]}, {"word": "sözü mü olur?", "meanings": ["lafı mı olur?"]}, {"word": "sözü tartmak", "meanings": ["ölçülü konuşmak"]}, {"word": "sözü uzatmak", "meanings": ["lafı uzatmak"]}, {"word": "sözüm yabana", "meanings": ["sözüm meclisten dışarı"]}, {"word": "sözün ardı boşa çıkmak", "meanings": ["söz olumlu sonuca ulaşmamak"]}, {"word": "sözüm meclisten dışarı", "meanings": ["konuşma arasında çirkin veya uygunsuz bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "sözünde durmak", "meanings": ["verdiği sözü yerine getirmek, verdiği sözden dönmemek, verdiği sözü tutmak"]}, {"word": "sözünden çıkmamak", "meanings": ["birinin isteklerine, öğütlerine, sözlerine uyarak davranmak"]}, {"word": "sözünden dönmek", "meanings": ["verdiği sözü yerine getirmemek veya tutmamak"]}, {"word": "sözüne gelmek", "meanings": ["birinin söylediğini sonunda kabul etmek"]}, {"word": "sözünü (veya sözünüzü) balla kestim (veya kesiyorum)", "meanings": ["karşısındakinin konuşmasını kesip arada herhangi bir şey hatırlatmak istenildiğinde izin dilemek için söylenen bir söz"]}, {"word": "sözünü bilmek", "meanings": ["lafını bilmek"]}, {"word": "sözünü bağlamak", "meanings": ["konuşmasını bitirmek için son sözlerini söylemek"]}, {"word": "sözüne sadık kalmak", "meanings": ["verdiği söze bağlı olmak"]}, {"word": "sözünü esirgememek (veya sakınmamak)", "meanings": ["düşündüğünü, karşısındakini kıracak bir söz olsa bile söylemekten çekinmemek"]}, {"word": "sözünü bilmemek", "meanings": ["bir sözü, nereye varacağını düşünmeden söyleyemek"]}, {"word": "sözünü etmek", "meanings": ["birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak"]}, {"word": "sözünü geri almak", "meanings": ["üstüne aldığı bir işten vazgeçtiğini söylemek", "söylemiş olduğu bir sözde haksız olduğunu kabul ederek onun söylenmemiş sayılmasını istemek"]}, {"word": "sözünü tutmak", "meanings": ["verdiği sözü yerine getirmek"]}, {"word": "sözünü tutmak", "meanings": ["öğüdüne uymak"]}, {"word": "sözünü kesmek", "meanings": ["biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek"]}, {"word": "sözünü yemek", "meanings": ["lafını yemek"]}, {"word": "sözünü yabana atmamak", "meanings": ["lafını yabana atmamak"]}, {"word": "sözünü yedirmek", "meanings": ["lafını yedirmek"]}, {"word": "sözünün eri", "meanings": ["verdiği sözü ne olursa olsun yerine getiren kimse"]}, {"word": "söz başı", "meanings": ["Ön söz"]}, {"word": "sözcük", "meanings": ["Kelime"]}, {"word": "söz birliği", "meanings": ["Ağız birliği"]}, {"word": "söz birliği etmek", "meanings": ["ağız birliği etmek"]}, {"word": "söz bölüğü", "meanings": ["Anlatımın herhangi bir parçası"]}, {"word": "söz cambazı", "meanings": ["Söz söylemesini iyi bilen, ağzı laf yapan kimse"]}, {"word": "söz bölükleri", "meanings": ["Kelimelerin ad, sıfat, fiil, zamir, edat, bağlaç, zarf, ünlem diye adlandırılan türleri"]}, {"word": "söz cambazlığı", "meanings": ["Söz cambazı olma durumu"]}, {"word": "sözcü", "meanings": ["Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse"]}, {"word": "kelime türü", "meanings": ["Yapı, kavram, görev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış bulunan kelime türlerinden her biri, sözcük türü: Türkçede sekiz kelime türü vardır: isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem, fiil"]}, {"word": "kelime vurgusu", "meanings": ["Bir kelimede bir hecenin öteki hecelerden daha baskılı söylenişi, sözcük vurgusu"]}, {"word": "sözcülük", "meanings": ["Sözcü olma durumu"]}, {"word": "söz dağarcığı", "meanings": ["Söz varlığı"]}, {"word": "söz dalaşı", "meanings": ["Karşılıklı söz söyleme, sözle saldırma, polemik", "Siyaset, bilim, edebiyat vb. alanlarda yapılan karşılıklı sözlü tartışma, polemik"]}, {"word": "sözde", "meanings": ["Gerçekte öyle olmayıp öyle geçinen veya bilinen", "Sözüm ona, sanki, güya"]}, {"word": "sözde kalmak", "meanings": ["sadece söylenmek ama yapılmamak"]}, {"word": "sözde özne", "meanings": ["Edilgen fiilin özne görevini yüklenmiş nesnesi, dolaylı özne: Kapı açıldı cümlesindeki kapı sözde öznedir"]}, {"word": "söz dizimi", "meanings": ["Bir cümleyi oluşturan kelime türlerinin arasındaki ilişkileri inceleyen ve sınıflamalar yapan dil bilgisi kolu, cümle bilgisi, tümce bilgisi, nahiv, sentaks"]}, {"word": "söz dizimsel", "meanings": ["Söz dizimi ile ilgili olan, sentaktik"]}, {"word": "söz düellosu", "meanings": ["İki kişi arasında sözle yapılan tartışma, söz yarışı"]}, {"word": "söz ebesi", "meanings": ["Laf ebesi"]}, {"word": "söz ehli", "meanings": ["Konuşması istekle, zevkle dinlenen (kimse)"]}, {"word": "sözel", "meanings": ["Sözle ilgili, söze dayanan", "Sosyal konuları kapsayan (sınav)"]}, {"word": "sözel öğrenme", "meanings": ["Düşüncelerin açıklanması ve iletişim için gerekli anlama ve anlatma becerilerini elde etme işi"]}, {"word": "söz gelimi", "meanings": ["Söz gelişi"]}, {"word": "söz gelişi", "meanings": ["Bir düşünceyi açıklamak için örnek gösterileceğinde o örneğe giriş olarak söylenen bir söz, söz gelimi, söz misali, temsil, söz temsili, örneğin, mesela, bilfarz"]}, {"word": "söz gösterisi", "meanings": ["Toplumun ilgisini çeken, çeşitli konuların ele alındığı, karşılıklı şaka ve takılmalarla süslenen program, tolkşov"]}, {"word": "söz karışıklığı", "meanings": ["Bir kelimenin yerine bir başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, kelime karışıklığı, parafazi"]}, {"word": "söz kesimi", "meanings": ["Gençlerin evlenmeleri için ön anlaşma yapılması, sözlenme"]}, {"word": "söz konusu edilmek", "meanings": ["sözü edilmek, konuşulmak"]}, {"word": "söz konusu", "meanings": ["Sözü edilen, üzerinde konuşulan, bahis konusu, bahis mevzusu, mevzubahis"]}, {"word": "sözleşme", "meanings": ["Sözleşmek işi, kavil", "Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat", "Bu işlemi gösteren belge, mukavelename"]}, {"word": "söz konusu olmak", "meanings": ["üzerinde konuşulmak, bahis konusu olmak, bahis mevzusu olmak"]}, {"word": "sözlendirici", "meanings": ["Seslendirici"]}, {"word": "sözlendiricilik", "meanings": ["Sözlendiricinin işi, dublajcılık"]}, {"word": "sözlendirme", "meanings": ["Sözlendirmek işi"]}, {"word": "sözlendirmek", "meanings": ["Bir filmi görüntüleriyle eş zamanlı olarak sözlü duruma getirmek", "Yabancı bir filmin dilini başka bir dile çevirmek"]}, {"word": "sözlenme", "meanings": ["Sözlenmek işi"]}, {"word": "sözlenmek", "meanings": ["Evlenmek için anlaşarak kesin karar vermek"]}, {"word": "sözleşme yapmak", "meanings": ["bir sözleşmeyi yazılı olarak belirlemek, mukavele yapmak, kontrat yapmak"]}, {"word": "sözleşmek", "meanings": ["Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek, kavilleşmek, kavletmek", "Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak"]}, {"word": "sözleşmeli", "meanings": ["Sözleşmeye dayanan, sözleşme yapılan, mukaveleli, kontratlı", "Sözleşme yapılarak"]}, {"word": "sözleşmesiz", "meanings": ["Sözleşmeye dayanmayan, sözleşme yapılmamış olan, mukavelesiz, kontratsız", "Sözleşme yapılmayarak, sözleşme olmaksızın"]}, {"word": "sözleşme tutanağı", "meanings": ["Sözleşme şartlarını içeren belge"]}, {"word": "sözlü film", "meanings": ["Oyuncuların yalnız davranışlarını değil, konuşmalarını da veren film"]}, {"word": "sözlü", "meanings": ["Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, oral, yazılı karşıtı", "Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu"]}, {"word": "sözlük", "meanings": ["Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser, lügat"]}, {"word": "sözlük bilgisi", "meanings": ["Sözlükçülük"]}, {"word": "sözcük bilimci", "meanings": ["Sözcük bilimi uzmanı, leksikolog"]}, {"word": "sözlük birimi", "meanings": ["Sözlükte madde başı olarak yer alacak anlamlı söz varlığı, leksik birimi"]}, {"word": "sözlükçü", "meanings": ["Sözlük yazan ve hazırlayan kimse, lügatçi, leksikograf"]}, {"word": "sözlü soru önergesi", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinde sözlü olarak cevaplandırılması istenen soru"]}, {"word": "söz meydanı", "meanings": ["Serbestçe konuşulacak yer"]}, {"word": "sözlükçülük", "meanings": ["Bir dilin veya karşılıklı olarak daha fazla dilin söz varlığını sözlük biçiminde ortaya koymak üzere yöntemleri araştırma; sözlük hazırlama, yazma ilkelerini, kurallarını geliştirme ve uygulama alanına çıkarma işi, sözlük bilgisi, lügatçilik, leksikografi"]}, {"word": "söz rüşveti", "meanings": ["Bir çıkar sağlamak için bir kimseyi övme"]}, {"word": "söz misali", "meanings": ["Söz gelişi"]}, {"word": "söz sahibi", "meanings": ["Bir konuda bilgisi veya yetkisi olan (kimse)"]}, {"word": "söz sahibi olmak", "meanings": ["bir konuda konuşma yetkisi olmak"]}, {"word": "sözsüz", "meanings": ["Konuşmadan yapılan, kelimesiz ", "Sözleri olmaksızın çalınan (müzik), çalgısal, enstrümantal"]}, {"word": "sözsüz oyun", "meanings": ["Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, pandomim"]}, {"word": "söz ustası", "meanings": ["Söz söylemesini bilen veya ağzına söz yakışan kimse"]}, {"word": "söz temsili", "meanings": ["Söz gelişi"]}, {"word": "sözüm ona", "meanings": ["Sanki, güya"]}, {"word": "sözün kısası", "meanings": ["Kısacası"]}, {"word": "sözüne sahip", "meanings": ["Söylediğini yerine getiren, sözünü tutan"]}, {"word": "söz varlığı", "meanings": ["Bir dildeki sözlerin bütünü, söz hazinesi, söz dağarcığı, sözcük hazinesi, kelime hazinesi, kelime kadrosu, vokabüler"]}, {"word": "söz yarışı", "meanings": ["Söz düellosu"]}, {"word": "söz yazarı", "meanings": ["Müzik parçalarının metnini yazan kimse, güfteci"]}, {"word": "söz yitimi", "meanings": ["Beyinde meydana gelen bir hasar sonucunda kişinin anlama, konuşma, dinleme yeteneklerinde değişik oranlarda ortaya çıkan kaybolma nedeniyle ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı, afazi", "Konuşma güçlüğü"]}, {"word": "söz zinciri", "meanings": ["Dil birimlerinin birbirini izlemesinden doğan ve ardışıklığa dayanan düzen"]}, {"word": "spagetti", "meanings": ["Çeşitli soslarla yapılan İtalyan makarnası"]}, {"word": "spazm", "meanings": ["Özellikle kalp, mide, bağırsak ve kasların elde olmadan kasılması"]}, {"word": "spektroskop", "meanings": ["Tayfölçer"]}, {"word": "spektroskopi", "meanings": ["Tayf ölçümü"]}, {"word": "spekülasyon", "meanings": ["Vurgunculuk", "Saptırma", "Kurgu"]}, {"word": "spekülatör", "meanings": ["Vurguncu"]}, {"word": "spekülatif", "meanings": ["Kurgusal", "Saptırıcı"]}, {"word": "sperm", "meanings": ["Meni"]}, {"word": "sperma", "meanings": ["Meni", "Bir başı, bir gövdesi, hareket etmeye yarayan kuyruğu olan, yumurtadan çok küçük erkek eşey hücresi"]}, {"word": "sperma ana hücresi", "meanings": ["Erkek eşeylik organında atmıkları oluşturan ana hücre"]}, {"word": "spesiyal", "meanings": ["Özel"]}, {"word": "spermatozoit", "meanings": ["Er bezi borucuklarının ürettiği, atmığın içinde bulunan erkek döl hücresi, tohum"]}, {"word": "spesiyalist", "meanings": ["Uzman"]}, {"word": "spesiyalite", "meanings": ["Özellik"]}, {"word": "spiker", "meanings": ["Radyo ve televizyonda programları, haberleri sunan kimse"]}, {"word": "spikerlik", "meanings": ["Spiker olma durumu", "Spikerin yaptığı iş"]}, {"word": "spiral", "meanings": ["Sarmal biçiminde olan", "Döl yatağı içine konan, gebeliği önleyici sarmal biçiminde araç"]}, {"word": "spiril", "meanings": ["Sarmal biçiminde uzun ve kıvrık, bazıları titrek tüylerle kaplı, iplik biçimindeki bakterilerin genel adı"]}, {"word": "spiritüalizm", "meanings": ["Tinselcilik"]}, {"word": "sponsor", "meanings": ["Destekleyici"]}, {"word": "sponsorluk", "meanings": ["Destekleyicilik"]}, {"word": "spontane", "meanings": ["Anlık", "Kendiliğinden"]}, {"word": "spontaneizm", "meanings": ["Kendiliğindenlik"]}, {"word": "spor", "meanings": ["Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü", "Kullanışı rahat, kolay olan"]}, {"word": "spor", "meanings": ["Çiçeksiz bitkilerde üreme organı", "Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi"]}, {"word": "sporculuk", "meanings": ["Sporcu olma durumu"]}, {"word": "spor kesesi", "meanings": ["Çiçeksiz bitkilerde, içinde sporların bulunduğu küçük kese"]}, {"word": "sporcu", "meanings": ["Sporla uğraşan kimse"]}, {"word": "sporlanma", "meanings": ["Sporlanmak durumu"]}, {"word": "sporlanmak", "meanings": ["Spor oluşmak veya bakterilerde spora dönüşmek"]}, {"word": "spor loto", "meanings": ["Çeşitli sayıları veya futbol maçlarındaki beraberlikleri önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun"]}, {"word": "sporsever", "meanings": ["Her türlü spora ilgi duyan (kimse)"]}, {"word": "sporlular", "meanings": ["Bir hücrelilerin, omurgalı ve omurgasız hayvanlarda asalak olarak yaşayan, çok az hareket edebilen, sporla üreyen bir alt takımı"]}, {"word": "sportif", "meanings": ["Sporla ilgili"]}, {"word": "spor toto", "meanings": ["Futbol maçlarının sonuçlarını önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun"]}, {"word": "sportmen", "meanings": ["Sporcu", "Vücudu iyi gelişmiş", "Sporun gerektirdiği değerlere sahip olan (kimse)"]}, {"word": "spotçu", "meanings": ["Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse"]}, {"word": "spot", "meanings": ["Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü", "Tanıtımcık", "Peşin", "Işıntı"]}, {"word": "spot alım", "meanings": ["Fabrikalardan ve piyasalardan toptan ve vadeli senet karşılığında mal satın alma"]}, {"word": "spot lambası", "meanings": ["Işıntı lambası"]}, {"word": "spot mağaza", "meanings": ["Fabrikalardan toptan ve vadeli mal satın alarak bunları indirimli fiyatlarla peşin olarak satan iş yeri"]}, {"word": "spot satım", "meanings": ["Fabrikalardan ve piyasalardan toptan ve vadeli mal satma"]}, {"word": "sprey", "meanings": ["Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı", "Püskürtücü"]}, {"word": "Sr", "meanings": ["Stronsiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "stabilizasyon", "meanings": ["İstikrar"]}, {"word": "stabilize", "meanings": ["Silindirle sıkıştırılarak düz duruma getirilmiş (yol)", "İstikrarlı"]}, {"word": "stajyer", "meanings": ["Staj yapan kimse"]}, {"word": "stabilizatör", "meanings": ["Dengeleyici"]}, {"word": "stabilize etmek", "meanings": ["kararlı bir duruma getirmek, sağlamlaştırmak"]}, {"word": "stabilize yol", "meanings": ["Kum, çakıl veya mucur ve bağlayıcı olarak kil karışımıyla yapılan, silindirle sıkıştırılan yol"]}, {"word": "stadya", "meanings": ["Bir noktanın takeometreye olan uzaklığını ölçmek için, bu nokta üzerine düşey doğrultuda konan santimetrelere bölünmüş mira"]}, {"word": "stadyum", "meanings": ["Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat"]}, {"word": "standart", "meanings": ["Belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış, ölçün, ölçünlü, tek biçim", "Belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan, ölçün, ölçünlü", "Örnek veya temel olarak alınabilen, ölçün, ölçünlü", "Bir işletmede, bir ürünü, bir çalışma yöntemini, üretilecek miktarı, bütçenin para miktarını belirlemek için konulmuş kural"]}, {"word": "stagflasyon", "meanings": ["Durgun şişkinlik"]}, {"word": "staj", "meanings": ["Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi", "Bir kimsenin, meslek bilgisini artırmak için bir kurumun bir veya birçok bölümünde çalışarak geçirdiği dönem"]}, {"word": "stalagmit", "meanings": ["Dikit"]}, {"word": "stajyerlik", "meanings": ["Stajyer olma durumu"]}, {"word": "stalaktit", "meanings": ["Sarkıt"]}, {"word": "stand-by", "meanings": ["343 destek"]}, {"word": "standardizasyon", "meanings": ["Standartlaşma"]}, {"word": "standart dil", "meanings": ["Ölçünlü dil"]}, {"word": "standartlaşma", "meanings": ["Standartlaşmak durumu"]}, {"word": "standartlaşmak", "meanings": ["Standart duruma gelmek"]}, {"word": "standartlaştırmak", "meanings": ["Standart duruma getirmek"]}, {"word": "standartlaştırma", "meanings": ["Standartlaştırmak işi", "Nitelikte belirli düzeyi, kaliteyi, pazarlamada kolaylığı ve değer birliğini sağlamak amacıyla her tür üründen benzer nitelikte bulunanı ayırma"]}, {"word": "stant", "meanings": ["Sergilik", "At yarışlarında seyirci tribünü"]}, {"word": "star", "meanings": ["Yıldız"]}, {"word": "start", "meanings": ["343 çıkış, başlama"]}, {"word": "start almak", "meanings": ["343 başlamak"]}, {"word": "start vermek", "meanings": ["343 başlatmak"]}, {"word": "statü", "meanings": ["Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu", "Kadro bakımından bağlı olduğu durum, pozisyon", "Tüzük", "Heykel"]}, {"word": "starta geçmek", "meanings": ["343 başlamak"]}, {"word": "stat", "meanings": ["Stadyum"]}, {"word": "statik", "meanings": ["Duruk", "Gelişme, ilerleme göstermeyen"]}, {"word": "stafilokok", "meanings": ["Mikroskopta üzüm salkımlarına benzer kümeler durumunda görülen mikroplar"]}, {"word": "statolit", "meanings": ["Omurgalılarda, denge ve yönelimle ilgili işitme taşları"]}, {"word": "stator", "meanings": ["Duruk"]}, {"word": "statosist", "meanings": ["Statolitlerin içinde bulunduğu kesecik"]}, {"word": "sürer durum", "meanings": ["Statüko"]}, {"word": "stearik", "meanings": ["Bitkisel ve özellikle hayvansal stearin durumunda bulunan stearik asit (CH3-(CH2)16-CO2H)"]}, {"word": "stearin", "meanings": ["Gliserinin stearik asit esteri"]}, {"word": "sten", "meanings": ["Çapı 9 milimetre olan, İngiliz yapısı, hafif, kullanışı kolay bir tür makineli tüfek"]}, {"word": "sten", "meanings": ["Bir tonluk bir kütleye bir saniyede 1 metre hız artışı veren kuvvet ölçü birimi"]}, {"word": "steno", "meanings": ["Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi, stenografi", "Bu yazı yöntemini kullanarak herhangi bir metni konuşma hızıyla yazan kimse, stenograf"]}, {"word": "stenograf", "meanings": ["Steno"]}, {"word": "stenografi", "meanings": ["Steno"]}, {"word": "stenotip", "meanings": ["Stenografi için yapılmış yazı makinesi"]}, {"word": "step", "meanings": ["Bozkır"]}, {"word": "stepne", "meanings": ["Yedek lastik"]}, {"word": "steradyan", "meanings": ["Bir kürenin merkezini tepe olarak alan ve küre yüzeyi üzerinde, kenarı bu kürenin yarı çapına eşit bir kare kadar alan ayıran, uzay açıya eşit, uzay açı birimi (sr)"]}, {"word": "ster", "meanings": ["Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan, bir metreküpe eşit hacim ölçüsü birimi"]}, {"word": "stereografi", "meanings": ["Katı nesneleri bir düzlem üzerinde gösterme sanatı"]}, {"word": "stereofoni", "meanings": ["Kaydedilen veya radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekândaki dağılımına uygun olarak iletme tekniği, stereo"]}, {"word": "stereofonik", "meanings": ["Stereofoni ile ilgili olan"]}, {"word": "stereografik", "meanings": ["Stereografi ile ilgili"]}, {"word": "stereoskop", "meanings": ["Stereoskopik çiftlerin incelenmesinde kullanılan ve konuyu kabartma olarak gösteren optik alet"]}, {"word": "stereoskopik", "meanings": ["Stereoskopla ilgili olan"]}, {"word": "stereotip", "meanings": ["Basımcılıkta, matris kâğıdı kullanarak formaları, klişeleri ve metinleri çoğaltmaya yarayan yöntem", "Sosyal bir grubun içinde olan ve içinde bulunduğu grubu en iyi temsil eden özellikleri taşıyan, örnek gösterilebilecek kişi", "Basmakalıp (düşünce)"]}, {"word": "stereoskopik çift", "meanings": ["Stereoskopla incelemek için aynı görünüşün, farklı görüş noktalarından alınmış iki fotoğrafından oluşan bütün"]}, {"word": "steril", "meanings": ["Arınık", "Kısır"]}, {"word": "sterilizasyon", "meanings": ["Arınıklık"]}, {"word": "sterilize", "meanings": ["Bozulmasına yol açabilecek mikroorganizmalardan ve mayalardan sterilizasyon yöntemiyle arınmış olan (ürün vb.)", "Kısırlaştırılmış", "Arınık"]}, {"word": "sterilize etmek", "meanings": ["mikropsuzlaştırmak"]}, {"word": "sterlin", "meanings": ["Yüz peniden oluşan İngiliz para birimi, paunt"]}, {"word": "sterol", "meanings": ["Hayvanlarda, bitkilerde ve D vitamininde bulunan, genellikle karbon atomlarından oluşan, alkol niteliğinde organik bir madde"]}, {"word": "stetoskop", "meanings": ["Kalbin ve iç organların hareketleri ile meydana gelen sesleri dinlemeye yarayan araç"]}, {"word": "stilist", "meanings": ["Giyimçizer"]}, {"word": "steyşın", "meanings": ["Eşya konacak yeri aracın içine dâhil edilmiş binek otomobili"]}, {"word": "stil", "meanings": ["Üslup, biçem"]}, {"word": "stilistik", "meanings": ["Anlatım bilimi", "Üslupla ilgili"]}, {"word": "stilo", "meanings": ["Dolma kalem"]}, {"word": "stoacı", "meanings": ["Stoacılık yanlısı (kimse, görüş vb.)"]}, {"word": "stoacılık", "meanings": ["Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen Kıbrıslı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti, revakiye"]}, {"word": "stok", "meanings": ["Yığılım", "Yığımlık"]}, {"word": "stok etmek", "meanings": ["bir şeyi bir yere çok miktarda yığmak, biriktirmek, istif etmek"]}, {"word": "stoklama", "meanings": ["Stoklamak işi"]}, {"word": "stokçuluk", "meanings": ["Stokçu olma durumu, istifçilik"]}, {"word": "stokçu", "meanings": ["Stok yapan kimse, istifçi"]}, {"word": "stoklamak", "meanings": ["İhtiyacın üstünde bir malı aşırı miktarda yığmak"]}, {"word": "stopaj", "meanings": ["Ön kesinti"]}, {"word": "stop valf", "meanings": ["Sıhhi tesisatta suyu kesmeye yarayan contalı vana"]}, {"word": "stop lambası", "meanings": ["Otomobillerin arkasına yerleştirilen ve ayak frenine basıldığında yanan lamba"]}, {"word": "stor", "meanings": ["Ağaç, kumaş vb.nden yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde"]}, {"word": "strateji", "meanings": ["İzlem", "Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara destek vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı, sevkülceyş"]}, {"word": "storlu", "meanings": ["Storu bulunan"]}, {"word": "stratejik", "meanings": ["İzlemsel", "Önemli"]}, {"word": "stratigrafi", "meanings": ["Jeolojinin katmanları inceleyen kolu"]}, {"word": "stratosfer", "meanings": ["Kat yuvarı"]}, {"word": "streptokok", "meanings": ["Sıvı ortamda zincir biçimde koloniler oluşturan, çoğu zaman patojen olan bir mikrokok"]}, {"word": "stratus", "meanings": ["Katman bulut"]}, {"word": "streptomisin", "meanings": ["Verem basili, şarbon, difteri, veba, menenjit, zatürre vb. hastalıklara sebep olan mikroplara karşı kullanılan bir antibiyotik"]}, {"word": "stres atmak", "meanings": ["bir etkinlikte bulunarak gerginlikten, sıkıntıdan kurtulmak"]}, {"word": "stres", "meanings": ["Ruhsal gerilim"]}, {"word": "strese sokmak", "meanings": ["gerilime, sıkıntıya sokmak"]}, {"word": "strese girmek", "meanings": ["gerilmek, sıkıntıya girmek"]}, {"word": "streslenme", "meanings": ["Streslenmek durumu"]}, {"word": "striknin", "meanings": ["Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir"]}, {"word": "streslenmek", "meanings": ["Ruhsal yönden gerilimli duruma girmek veya gelmek"]}, {"word": "striptiz", "meanings": ["Genellikle gece kulüplerinde, pavyonlarda genç bir kadın oyuncunun müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri"]}, {"word": "stresli", "meanings": ["Stresi olan, stresi bulunan"]}, {"word": "striptizci", "meanings": ["Striptiz yapan kadın"]}, {"word": "stronsiyum", "meanings": ["Atom numarası 38, atom ağırlığı 87,63, yoğunluğu 2,6 olan, 771 °C'de eriyen, doğada bazı maden filizlerinde bulunan sarı bir element (simgesi Sr)"]}, {"word": "strüktür", "meanings": ["Yapı"]}, {"word": "strüktüralist", "meanings": ["Yapısalcı"]}, {"word": "strüktüralizm", "meanings": ["Yapısalcılık"]}, {"word": "su", "meanings": ["Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab", "Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu", "Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı", "Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı", "Yemeğin sıvı bölümü", "Kez", "Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik"]}, {"word": "strüktürel", "meanings": ["Yapısal"]}, {"word": "su almak", "meanings": ["suyu içine çekmek", "su yapmak", "gemiye içme suyu doldurmak", "herhangi bir organdan tedavi maksadıyla su boşaltmak", "bozukluk, yozlaşma başlamak"]}, {"word": "stüdyo", "meanings": ["Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda", "Fotoğrafçının çalıştığı oda, alan, fotoğrafçı işliği", "Sinema, televizyon ve radyo için film çekilen, ses alınan ve yayın yapılan yer", "Bir odalı daire"]}, {"word": "su basmak", "meanings": ["bir şey veya yer sular altında kalmak, her yanı suyla dolmak"]}, {"word": "su çekmek", "meanings": ["içine su almak", "alçak bir yerden tulumba vb. ile su çıkarmak"]}, {"word": "su dökmek", "meanings": ["küçük abdest bozmak"]}, {"word": "su etmek", "meanings": ["bir geminin içine herhangi bir yerinden su girmek veya su sızmak"]}, {"word": "su dökünmek", "meanings": ["yıkanmak"]}, {"word": "su gelmek", "meanings": ["doğumdan önce amniyon sıvısı döl yolundan akmak"]}, {"word": "su gibi", "meanings": ["çok ıslak"]}, {"word": "su gibi akmak", "meanings": ["zaman hızla geçmek", "para, yiyecek vb. bol bol gelmek"]}, {"word": "su gibi aziz ol!", "meanings": ["su getirenlere iyi dilek olarak söylenen bir söz"]}, {"word": "su gibi bilmek (veya okumak)", "meanings": ["yanlışsız bilmek veya okumak"]}, {"word": "su gibi ezberlemek", "meanings": ["yanlışsız okuyabilecek kadar ezberlemek"]}, {"word": "su gibi gitmek", "meanings": ["bol bol harcanmak"]}, {"word": "su gibi terlemek", "meanings": ["çok terlemek"]}, {"word": "su gibi olmak", "meanings": ["çok ıslanmak"]}, {"word": "su görmemiş", "meanings": ["çok kirli (yüz, el)"]}, {"word": "su götürür yeri olmamak", "meanings": ["başka türlü yorumlanacak bir yönü bulunmamak"]}, {"word": "su içinde", "meanings": ["en kötü şartlarda bile"]}, {"word": "su içinde kalmak", "meanings": ["çok terlemek", "çok ıslanmak"]}, {"word": "su iktiza etmek", "meanings": ["gusül gerekmek"]}, {"word": "su kaçırmak", "meanings": ["su sızdırmak", "baş ağrıtmak, can sıkmak"]}, {"word": "su kapmak", "meanings": ["yaralar azmak"]}, {"word": "su kesmek", "meanings": ["sulanmak"]}, {"word": "su koyuvermek", "meanings": ["sebze ve et pişerken suyunu salıvermek", "sözünde durmamak, cıvıtmak", "vazgeçmek", "beklenen görevi yapmamak"]}, {"word": "su katılmamış", "meanings": ["kendine özgü olan durumu koruyan, başka bir etkiyle değişmemiş, bozulmamış olan"]}, {"word": "su küçüğün, söz (veya sofra veya yemek) büyüğün", "meanings": ["büyüklerin sayılması, küçüklerin korunması gerektiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "su sabun görmemek", "meanings": ["çok kirli olmak"]}, {"word": "su uyur, düşman uyumaz", "meanings": ["`düşmana karşı her zaman uyanık davranmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "su yüzüne (veya üstüne) çıkmak", "meanings": ["görünür olmak"]}, {"word": "su vermek", "meanings": ["bitkileri sulamak", "hayvanlara su içirmek", "insanlara içmek için su getirmek"]}, {"word": "su yapmak", "meanings": ["gemi veya sandalın içine dibinden su girmek"]}, {"word": "su yürümek", "meanings": ["ilkbahara doğru ağaçlar tomurcuklanmaya başlamak"]}, {"word": "su yüzü görmemiş", "meanings": ["su görmemiş"]}, {"word": "su yüzüne çıkmak", "meanings": ["bir süre örtülü kalmış bir iş veya sorun aydınlanmak, belli olmak, meydana çıkmak"]}, {"word": "suda pişmiş", "meanings": ["kaynatılarak veya haşlanarak pişirilmiş"]}, {"word": "sudan çıkmış balığa dönmek", "meanings": ["herhangi bir sebeple ne yapacağını bilememek, çok şaşırmak"]}, {"word": "sudan geçirmek", "meanings": ["herhangi bir şeyi üstünkörü yıkamak", "sabunlu çamaşırı durulamak"]}, {"word": "sular kararmak", "meanings": ["akşam olmaya başlamak"]}, {"word": "sular seller gibi", "meanings": ["bir metni yanlışsız söyleyecek kadar"]}, {"word": "suya düşmek", "meanings": ["bir şeyin gerçekleşme olasılığı kalmamak"]}, {"word": "suya göstermek", "meanings": ["hafifçe yıkamak"]}, {"word": "suya götürüp susuz getirmek", "meanings": ["herhangi bir işte akıl, zekâ, deneyim ve kurnazlıkla bir diğerini alt etmek"]}, {"word": "suya sabuna dokunmamak", "meanings": ["sakıncalı konularla ilgilenmemek, bunlardan söz etmemek", "davranışlarını kimseyi incitmeyecek biçimde ayarlamak"]}, {"word": "suya salmak", "meanings": ["boşuna harcamak"]}, {"word": "suyu baştan (veya başından) kesmek", "meanings": ["işin aslı üzerinde kesin bir şey söyleyip ayrıntılarını konuşmaya gerek duymamak"]}, {"word": "suyu çıkmak", "meanings": ["çok söz edildiği veya üzerinde yerli yersiz durulduğu için değerini yitirmek, önemsizleşmek"]}, {"word": "suyu getiren de bir, testiyi kıran da", "meanings": ["testiyi kıran da bir, suyu getiren de"]}, {"word": "suyu görünce teyemmüm bozulur", "meanings": ["`bir zorunluluk dolayısıyla yapılmakta olan bir işin, bu zorunluluk ortadan kalktığında gereği gibi yapılmak için yeni baştan ele alınması gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "suyu ısınmak (veya kaynamak)", "meanings": ["işbaşından uzaklaştırılması yakın olmak", "kötü son yaklaşmak veya gelmek"]}, {"word": "suyu kesilmiş değirmene dönmek", "meanings": ["işlemez, yararsız duruma gelmek"]}, {"word": "suyu mu çıktı?", "meanings": ["`beğenilmeyecek nesini gördün?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "suyu nereden geliyor?", "meanings": ["`bir işi görmek için harcanan para hangi kaynaktan sağlanıyor?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "suyu seli kalmamak", "meanings": ["sulu yemek kaynaya kaynaya suyu azalmak"]}, {"word": "suyun akıntısına gitmek", "meanings": ["olayların veya durumun gelişmesine göre davranmak, uymak"]}, {"word": "suyun başı", "meanings": ["suyun çıktığı yer, kaynak", "bir işin asıl yetkililerinin bulunduğu yer", "en çok yarar sağlanacak yer"]}, {"word": "suyuna tirit", "meanings": ["baştan savma, değersiz, özensiz"]}, {"word": "suyuna gitmek", "meanings": ["suyunca gitmek"]}, {"word": "suyunca gitmek", "meanings": ["bir kimseyi sinirlendirmeyecek biçimde davranmak"]}, {"word": "suyunu çekmek", "meanings": ["yemek kaynayıp suyu kalmamak", "tükenmek"]}, {"word": "suyunu almak", "meanings": ["kaynatılan yiyeceğin suyunu ayırmak"]}, {"word": "su", "meanings": ["Sutaş"]}, {"word": "su akrebi", "meanings": ["Vücudu geniş ve yassı, durgun sularda yaşayan zehirli bir tür akrep"]}, {"word": "suyunun suyu", "meanings": ["tavşanın suyunun suyu"]}, {"word": "suare", "meanings": ["Gece gösterimi", "Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence, toplantı"]}, {"word": "sual", "meanings": ["Soru"]}, {"word": "sual etmek", "meanings": ["sormak"]}, {"word": "su altı", "meanings": ["Deniz, göl gibi su yüzeyinin altında kalan bölüm"]}, {"word": "su altı arkeolojisi", "meanings": ["Su altında gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar"]}, {"word": "su altı flaşı", "meanings": ["Suyun altında film çekmek için gerekli ışığı veren cihaz"]}, {"word": "su altı fotoğrafçılığı", "meanings": ["Su altında fotoğraf çekme mesleği veya işi"]}, {"word": "su altı işleri", "meanings": ["Dalgıçlık, balık adamlık, inci, midye, sünger avcılığı gibi deniz, göl ve akarsularda su altında çalışmayı gerektiren işler"]}, {"word": "su askıları", "meanings": ["Tatlı sularda yaşayan bir alg familyası"]}, {"word": "su aygırı", "meanings": ["Çift parmaklılardan, Afrika ırmakları boyunca yaşayan, çok iri yapılı ve geniş ağızlı memeli hayvan, hipopotam (Hippopotamus)"]}, {"word": "su aygırıgiller", "meanings": ["Örnek türü su aygırı olan memeli hayvanlar familyası, hipopotamgiller"]}, {"word": "su baldıranı", "meanings": ["Maydanozgillerden, su kıyılarında ve bataklıklarda yetişen, zehirli, otsu bir bitki, su rezenesi (Cicuta virosa)"]}, {"word": "su bardağı", "meanings": ["Su içmeye yarayan bardak"]}, {"word": "su basıncı", "meanings": ["Durgun bir su kütlesinin birim yüzeyini etkileyen yer çekimi"]}, {"word": "su baskını", "meanings": ["Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması, taşkın, taşma, seylap"]}, {"word": "subaşı", "meanings": ["Şehirlerin güvenlik işlerine bakan görevlilerin başı", "Acemi ocaklarında küçük aşamalı subay", "Osmanlılarda kapıkulu süvarileri arasından, savaş zamanı güvenlik işlerine bakmak, barış zamanı da vergi toplamak işleri için ayrılan kimse", "Rumeli'de çiftlik kâhyası"]}, {"word": "subasman", "meanings": ["Oturmalık"]}, {"word": "subay", "meanings": ["Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker"]}, {"word": "subaylık", "meanings": ["Subay olma durumu", "Subayın görevi"]}, {"word": "su bidonu", "meanings": ["Su taşımaya ve depolamaya yarayan bidon"]}, {"word": "su bilimci", "meanings": ["Su bilimi uzmanı, hidrolog"]}, {"word": "su bilimi", "meanings": ["Suların mekanik, fizik, kimya ve biyoloji bakımından özelliklerini inceleyen bilim, hidroloji"]}, {"word": "su bombası", "meanings": ["Su altı bombalarını atmaya yarayan alet"]}, {"word": "su borusu", "meanings": ["Suyu, su buharını bir yerden bir yere aktarmaya yarayan demir veya naylon boru"]}, {"word": "su biti", "meanings": ["Su piresi"]}, {"word": "su boyası", "meanings": ["Su ile eriyebilen ağaç boyası"]}, {"word": "su böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, küçük su birikintilerinde yaşayan, 18 milimetre uzunluğunda kahverengi bir böcek, hidrofil (Hydrophilus caraboides)"]}, {"word": "su bölümü çizgisi", "meanings": ["Komşu iki akarsuyun beslenme teknelerini ayıran çizgi"]}, {"word": "su böreği", "meanings": ["Fırına koymadan önce yufkaları suda haşlanan, katları arasına peynir, kıyma konarak hazırlanan bir börek türü"]}, {"word": "subra", "meanings": ["Koltukluk"]}, {"word": "sucu", "meanings": ["Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka"]}, {"word": "subye", "meanings": ["Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş vb.nden şerit"]}, {"word": "su cenderesi", "meanings": ["Lokomotiflerin su haznelerine veya tenderlerine su vermeye yarayan araç"]}, {"word": "subret", "meanings": ["Komedilerde hafifmeşrep genç kadın veya işveli hizmetçi rollerine çıkan kadın oyuncu"]}, {"word": "sucuk", "meanings": ["Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir yiyecek türü", "Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılan tatlı yiyecek"]}, {"word": "sucuk gibi olmak (veya ıslanmak)", "meanings": ["baştan aşağı ıslanmak"]}, {"word": "sucuğunu çıkarmak", "meanings": ["yormak", "çok dövmek"]}, {"word": "sucukçu", "meanings": ["Sucuk yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sucuklaşmak", "meanings": ["Ter, kir vb.nden dolayı sucuk rengini ve görünümünü almak"]}, {"word": "sucukçuluk", "meanings": ["Sucuk yapma ve satma işi"]}, {"word": "sucuklaşma", "meanings": ["Sucuklaşmak işi"]}, {"word": "sucul", "meanings": ["Suyu seven, suya düşkün", "Suyu çeken, hidrofil, hidrofilik"]}, {"word": "suculuk", "meanings": ["Sucunun yaptığı iş, sakalık"]}, {"word": "suç", "meanings": ["Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış", "Yasalara aykırı davranış, cürüm"]}, {"word": "suç işlemek", "meanings": ["yasaya, töreye aykırı bir davranışta veya harekette bulunmak"]}, {"word": "suç olmak", "meanings": ["suç sayılmak"]}, {"word": "suçundan geçmek", "meanings": ["suçunu bağışlamak"]}, {"word": "suçunu bağışlamak", "meanings": ["bir kimseye işlediği suçun cezasını vermemek"]}, {"word": "suç aleti", "meanings": ["Suçun işlendiği alet veya suçun işlenmesinde söz konusu olan alet"]}, {"word": "su çıkrığı", "meanings": ["Kuyudan su çıkarmaya yarayan çıkrık"]}, {"word": "suçiçeği", "meanings": ["Genellikle çocuklarda görülen döküntülü, bulaşıcı, salgın hastalık"]}, {"word": "suçlama", "meanings": ["Suçlamak işi, itham"]}, {"word": "suçlamak", "meanings": ["Bir kimsenin herhangi bir suç işlediğini öne sürmek, itham etmek"]}, {"word": "suçlandırılma", "meanings": ["Suçlandırılmak işi"]}, {"word": "suçlandırılmak", "meanings": ["Suç yüklendirilmek, itham ettirilmek"]}, {"word": "suçlandırma", "meanings": ["Suçlandırmak işi"]}, {"word": "suçlandırmak", "meanings": ["Suçlu olduğuna karar vermek, suçlu olduğunu ileri sürmek"]}, {"word": "suçlanma", "meanings": ["Suçlanmak işi"]}, {"word": "suçlanmak", "meanings": ["Suçlama işine konu olmak, itham edilmek"]}, {"word": "suçlayış", "meanings": ["Suçlama işi"]}, {"word": "suçlu", "meanings": ["Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim"]}, {"word": "suçlu olmak", "meanings": ["suçlu sayılmak"]}, {"word": "suçluluk", "meanings": ["Suçlu olma durumu, mücrimlik"]}, {"word": "suçsuzluk", "meanings": ["Suç işlememiş olma durumu"]}, {"word": "suçsuz", "meanings": ["Suçu olmayan, suç işlememiş olan, masum"]}, {"word": "suçluluk duygusu", "meanings": ["Kişinin ahlaki, dinî kuralları çiğnediğini sezmesi sonucu bilinçli veya bilinçsiz olarak kapıldığı ve kendisiyle ilgili değer yargılarını sarsan duygu, suçluluk hissi"]}, {"word": "su çulluğu", "meanings": ["Bataklık çulluğu"]}, {"word": "suçüstü", "meanings": ["Birini suç işlerken yakalama, cürmümeşhut, meşhut suç", "Suç işlerken"]}, {"word": "suçüstü yakalamak", "meanings": ["suç işleyeni suçu işlediği sırada veya hareketinden çok az önce yakalamak"]}, {"word": "suçüstü mahkemesi", "meanings": ["Failin suçüstü yakalandığı durumlarda duruşmasının görüldüğü mahkeme, meşhut cürümler mahkemesi"]}, {"word": "su damarı", "meanings": ["Su kaynağının kolları"]}, {"word": "suç yükleme", "meanings": ["Birine suç atma"]}, {"word": "sudak", "meanings": ["Levrekgillerden, tatlı sularda yaşayan, eti beyaz ve lezzetli bir balık (Lucioperca fluviatilis)"]}, {"word": "Sudanlı", "meanings": ["Sudan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "suflör", "meanings": ["Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan erkek"]}, {"word": "Sudan tavuğu", "meanings": ["Bir tür Beç tavuğu"]}, {"word": "su değirmeni", "meanings": ["Su gücü ile çalışan değirmen"]}, {"word": "su dolabı", "meanings": ["Bağ bahçe sulamak amacıyla bir eksen etrafında dikey biçimde dönerek bir akarsudan su aktarmaya yarayan düzenek, dolap"]}, {"word": "su deposu", "meanings": ["Binalarda su depolamaya yarayan araç", "Suyu küçük kapalı bir yapıda tutup yerleşim yerine dağıtan merkez"]}, {"word": "sufle", "meanings": ["Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma", "Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "su düzeyi", "meanings": ["Su yüksekliğinin durumu, su seviyesi"]}, {"word": "sufle etmek", "meanings": ["oyunculara, izleyicilere duyurmadan söyleyecekleri sözü veya cümleyi fısıldamak", "birine unuttuğu bir sözü veya cümleyi kimseye duyurmadan hatırlatmak"]}, {"word": "suflörlük", "meanings": ["Suflörün görevi"]}, {"word": "su hattı", "meanings": ["Su kesimi"]}, {"word": "su ısıtıcısı", "meanings": ["Su ısıtmaya yarayan alet"]}, {"word": "suibriği", "meanings": ["Suibriğigillerden, yaprakları almaşık, sapları uzun ve sülüksü, yaprak ayası ibrik biçiminde gelişmiş olan, sıcak ülkelerde yetişen, tırmanıcı bir bitki (Nepenthes destillatoria)"]}, {"word": "suibriğigiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, otuz kadar bitki türünü içine alan ve örnek bitkisi suibriği olan bir bitki familyası"]}, {"word": "suistimal", "meanings": ["Görev, yetki vb.ni kötüye kullanma"]}, {"word": "suistimal etmek", "meanings": ["kötüye kullanmak"]}, {"word": "suikast", "meanings": ["Gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma", "Bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme"]}, {"word": "suikastta parmağı olmak", "meanings": ["düzenlenen suikast olayında rol oynamak"]}, {"word": "suikastçı", "meanings": ["Suikast yapan kimse"]}, {"word": "suiniyet", "meanings": ["Kötü niyet"]}, {"word": "suizan", "meanings": ["Kötü san, kuşku"]}, {"word": "su kabağı", "meanings": ["Kabakgillerden, alt bölümü şişkin, birçok yerde kurutulup su kabı olarak kullanılan bir tür asma kabağı, kantar kabağı (Lagenaria vulgaris)"]}, {"word": "su kamışı", "meanings": ["Hasır otu"]}, {"word": "su kabı", "meanings": ["Su koymaya yarayan kap"]}, {"word": "su kamışıgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, su kamışı, su şeridi vb. türleri içine alan bir familya"]}, {"word": "su karanfili", "meanings": ["Ormanlarda, akarsu ve göl kenarlarında yetişen, 20-50 santimetre yüksekliğinde, sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Geum urbanum)"]}, {"word": "su kayağı", "meanings": ["Su üzerinde yapılan kayak sporu"]}, {"word": "su kaybı", "meanings": ["Vücutta ateş, ishal vb. sebeplerle suyun kaybolması"]}, {"word": "su keleri", "meanings": ["Kurbağagillerden, durgun sularda ve karada yaşayan bir tür küçük hayvan (Lophius)"]}, {"word": "su kemeri", "meanings": ["Üzerinde su yolu bulunan kemerli köprü"]}, {"word": "su kesesi", "meanings": ["Su bitkilerinde içi hava ile dolu bölüm"]}, {"word": "su kesimi", "meanings": ["Geminin su üstünde ve su altında kalan bölümlerinin kesiştiği yer, su hattı"]}, {"word": "su keteni", "meanings": ["Birleşikgillerden, sulak yerlerde yetişen, boyu 1,5 metre kadar olabilen, bir tür pembe çiçekli bitki, yaban keteni (Eupatorium cannabinum)"]}, {"word": "su kireci", "meanings": ["Suyun içinde çabucak katılaşan bir kireç türü"]}, {"word": "su korkusu", "meanings": ["Sudan korkma, hidrofobi"]}, {"word": "sukut", "meanings": ["Düşme"]}, {"word": "sukut etmek", "meanings": ["düşmek"]}, {"word": "sukutuhayal", "meanings": ["Hayal kırıklığı"]}, {"word": "su küre", "meanings": ["Su yuvarı"]}, {"word": "sulak", "meanings": ["Suyu olan, suyu bol (yer)", "Kuşlar için su konulan küçük kap"]}, {"word": "sulaklık", "meanings": ["Sulak olma durumu"]}, {"word": "sulama", "meanings": ["Sulamak işi", "Arklar veya savaklar yardımı ile su akıtarak herhangi bir toprak bölgesini kuraklıktan kurtarma"]}, {"word": "sulandırıcı", "meanings": ["Sulandırmayı sağlayan madde"]}, {"word": "sulamak", "meanings": ["Toprak, bitki, hayvan vb.ne su vermek", "Hayvana su vermek, suvarmak", "Para ödemek, vermek, harcamak"]}, {"word": "sulandırma", "meanings": ["Sulandırmak işi"]}, {"word": "sulandırmak", "meanings": ["Sulu duruma gelmesini sağlamak", "Su veya başka bir sıvı katıp karıştırarak yoğunluğunu azaltmak", "Ciddiyetini, ağırlığını kaybettirmek"]}, {"word": "sulanma", "meanings": ["Sulanmak işi", "Bazı nesnelerin, havanın nemini soğurarak çözünme özelliği"]}, {"word": "sulanmak", "meanings": ["Sulama işi yapılmak", "Sulu duruma gelmek", "Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma", "Göz yaşarmak", "Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek", "İmrendiğini açığa vurmak", "Birine karşı duyulan cinsel isteği kendisine sezdirmek, yeşillenmek"]}, {"word": "sularında", "meanings": ["Saat gibi kelimelerle birlikte yaklaşık zaman bildiren bir söz, raddelerinde"]}, {"word": "sulatma", "meanings": ["Sulatmak işi"]}, {"word": "sulfata", "meanings": ["Kinin sülfatı ve genel olarak kinin tuzu"]}, {"word": "sulatmak", "meanings": ["Sulama işini yaptırmak"]}, {"word": "sulh", "meanings": ["Barış"]}, {"word": "sulh olmak", "meanings": ["uzlaşmak"]}, {"word": "sulhçu", "meanings": ["Barışsever"]}, {"word": "sulhperver", "meanings": ["Barışsever"]}, {"word": "sulhsever", "meanings": ["Barışsever"]}, {"word": "sulp", "meanings": ["Bel kemiği, omurga", "Döl, nesil, zürriyet", "Katı"]}, {"word": "sulbünden gelmek", "meanings": ["bir kimsenin öz evladı olmak"]}, {"word": "sulta", "meanings": ["Otorite", "Yetke"]}, {"word": "sultan", "meanings": ["Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah", "Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan", "Bektaşi azizi", "Belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "sultan efendi", "meanings": ["Osmanlılarda padişahın kız kardeşleri ile kızlarına verilen unvan"]}, {"word": "sultani", "meanings": ["Sultanlara yaraşan veya sultanlarla ilgili", "1908'den sonra Osmanlı ülkelerinde, bugünkü lise dengi öğretim kurumu", "Mısır, Trablus ve Cezayir darphanelerinde basılan Osmanlı altını", "Çekirdeksiz bir tür üzüm"]}, {"word": "sultanibuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "sultani tembel", "meanings": ["Tembel, iş görmekten hoşlanmayan"]}, {"word": "sultanihüzzam", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "sultani tembellik", "meanings": ["Sultani tembel olma durumu"]}, {"word": "sultaniyegâh", "meanings": ["Klasik Türk müziği makamlarından biri"]}, {"word": "sultan kethüdası", "meanings": ["Padişahların ve şehzadelerin evlendirilen kızlarının dairelerindeki işlere bakan görevli"]}, {"word": "sultanlık", "meanings": ["Sultan olma durumu, padişahlık, saltanat", "Sultan sanını taşıyan bir İslam hükümdarının ülkesi", "Rahat yaşama durumu"]}, {"word": "sultanoğlu", "meanings": ["Padişah kızlarının, padişah soyundan olmayan kocalarından doğan erkek çocuğu"]}, {"word": "sulu", "meanings": ["Suyu olan, içinde su bulunan, koyu karşıtı", "Suyu çok olan", "İçine su katılmış, sulandırılmış olan", "Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan (kimse)"]}, {"word": "sulu boya", "meanings": ["Su ile karıştırılarak kullanılan bir boya", "Bu tür boya ile yapılan (resim)"]}, {"word": "sulu gözlü", "meanings": ["Çok önemsiz olaylarda bile gözyaşlarını tutamayan, ağlayan (kimse), gözü sulu, sulu göz"]}, {"word": "suluk zinciri", "meanings": ["At vb. hayvanların gemlerinin altına takılan küçük zincir"]}, {"word": "suluk", "meanings": ["Öğrencilerin okula su götürdükleri kap", "Kuş kafeslerinde su konan kap", "Tavukların su gereksinimlerini karşılamak üzere uzun, yuvarlak, küçük çanak veya damlalıklı biçimlerde değişik malzemeden yapılmış yarı otomatik veya otomatik düzen", "Büyükbaş hayvanların barındığı yerlerde su içmelerini kolaylaştıran küçük tekne veya havuz", "Yarışçıların su, glikozlu su, çay veya meyve suyu koymalarına yarayan kap", "Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı", "Oda içinde yıkanmak için ayrılmış küçük yer, gusülhane"]}, {"word": "sululaşma", "meanings": ["Sululaşmak işi"]}, {"word": "sululaşmak", "meanings": ["Yersiz, yavan şakalar yapmak", "Kadınlara tatsız iltifatlarda bulunmak"]}, {"word": "sululuk", "meanings": ["Sulu olma durumu", "Yersiz şakalar yapma veya kadınlara tatsız iltifatlarda bulunma durumu"]}, {"word": "sululuk etmek (veya yapmak)", "meanings": ["sululaşmak"]}, {"word": "sulu sepken", "meanings": ["Yağmurla karışık bir biçimde yağan (kar)", "Yağmurla karışık bir biçimde (kar yağmak)"]}, {"word": "sulu tarım", "meanings": ["Sulamaya dayalı tarım"]}, {"word": "sulu zırtlak", "meanings": ["Gereğinden fazla sulu", "Oyunlarda kuralları bozup mızıkçılık eden, ağlayan, kaçan (kimse)", "Limon"]}, {"word": "sumak", "meanings": ["Antep fıstığıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, kabuğu hekimlikte, yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç (Rhus coriaria)", "Bu ağacın, ekşilik vermek için dövülerek yemeklere katılan mercimeğe benzeyen meyvesi"]}, {"word": "sümen", "meanings": ["Üzerinde yazı yazmaya, arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık"]}, {"word": "sümen altı etmek", "meanings": ["bir evrakın işleme konulmasını engellemek", "bir işin yapılmasını geciktirmek"]}, {"word": "Sümer", "meanings": ["Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse"]}, {"word": "Sümerce", "meanings": ["Sümer dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "su mercimeği", "meanings": ["Su mercimeğigillerden, mercimeğe benzeyen yaprakları suların yüzünü kaplayan bir su bitkisi (Lemna)"]}, {"word": "su mercimeğigiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, örnek bitkisi su mercimeği olan, küçük bir bitki familyası"]}, {"word": "su mermeri", "meanings": ["Kaymak taşı"]}, {"word": "Sümerolog", "meanings": ["Sümer dili ve eserleri ile uğraşan bilim adamı"]}, {"word": "Sümeroloji", "meanings": ["Sümer dili ve eserlerini konu alan bilim dalı"]}, {"word": "sumsuk", "meanings": ["Yumruk", "Yumrukla vurma"]}, {"word": "sumsuklama", "meanings": ["Sumsuklamak işi"]}, {"word": "sumsuklamak", "meanings": ["Yumrukla vurmak, yumruklamak"]}, {"word": "su muhallebisi", "meanings": ["Nişasta, süt ve su karışımının pişirilip buzdolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "suni gübre", "meanings": ["Bitki kalıntılarının ticari gübre ile karıştırılmasından elde edilen gübre"]}, {"word": "suni kalp", "meanings": ["Yapay kalp"]}, {"word": "suni böbrek", "meanings": ["Yapay böbrek"]}, {"word": "suni tahta", "meanings": ["Sunta", "Odun lifi, yonga ve talaş levhalarının bir türü"]}, {"word": "suni teneffüs", "meanings": ["Yapay solunum"]}, {"word": "suna", "meanings": ["Erkek ördek", "Göl ördeği"]}, {"word": "suna gibi", "meanings": ["suna boylu"]}, {"word": "suni", "meanings": ["Yapay", "Yapmacık"]}, {"word": "suna boylu", "meanings": ["İnce ve uzun boylu"]}, {"word": "sunak", "meanings": ["Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa"]}, {"word": "su nanesi", "meanings": ["Yüksekliği 20-90 santimetre olan, kırmızımtırak renkli, az veya çok tüylü, yaprakları saplı ve kuvvetli kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki (Mentha aquatica)"]}, {"word": "sundurma", "meanings": ["Sundurmak işi", "Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılan ve arkası bir duvara verilen çatı", "Üstü kapalı balkon, evlerin önündeki taşlık"]}, {"word": "sundurmak", "meanings": ["Sunma işini yaptırmak", "Vermek"]}, {"word": "sungu", "meanings": ["Bir büyüğe sunulan armağan", "Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış"]}, {"word": "sungur", "meanings": ["Doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş"]}, {"word": "sunilik", "meanings": ["Yapaylık"]}, {"word": "suni solunum", "meanings": ["Yapay solunum"]}, {"word": "sunmak", "meanings": ["Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek, arz etmek, yollamak, göndermek, takdim etmek", "Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak", "Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı takdim etmek"]}, {"word": "sunma", "meanings": ["Sunmak işi"]}, {"word": "suntıraç", "meanings": ["Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç", "Saraçların derilere yiv açmakta kullandıkları, metalden U biçimindeki araç"]}, {"word": "sunta", "meanings": ["Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta"]}, {"word": "sunturlu", "meanings": ["Yaman, adamakıllı, dehşetli", "Gösterişli, görkemli"]}, {"word": "sunturlu küfür", "meanings": ["Çok kötü, berbat, ağza alınmaz söz"]}, {"word": "sunu", "meanings": ["Sunulan şey", "Ön söz, takdim", "Arz"]}, {"word": "sunu ve istem", "meanings": ["arz talep"]}, {"word": "sunucu", "meanings": ["Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse, takdimci, anonsör", "Bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar"]}, {"word": "sunulma", "meanings": ["Sunulmak işi"]}, {"word": "sunuculuk", "meanings": ["Sunucunun işi ve görevi"]}, {"word": "sunulmak", "meanings": ["Sunma işine konu olmak veya sunma işi yapılmak"]}, {"word": "sunuluş", "meanings": ["Sunulma işi"]}, {"word": "sunum", "meanings": ["Sunma işi", "Bir bildirinin çeşitli yollarla dinleyenlere aktarılması", "Lokma, parça"]}, {"word": "sunuş", "meanings": ["Sunma işi", "Büyüklere söylenilen söz, maruzat", "Ön söz"]}, {"word": "suoku", "meanings": ["Suokugillerden, bataklık bölgelerde ve su kenarlarında yetişen, kök sapları tazeyken acımtırak olan, kurutulduğunda yenebilen küçük bir bitki (Sagitteria)"]}, {"word": "suokugiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, örnek bitkisi suoku olan ve yetmiş kadar türü bilinen bir bitki familyası"]}, {"word": "su örümceği", "meanings": ["Su altında kendi ördüğü ipekten kese içinde yaşayan örümcek (Argyroneta aquatica)"]}, {"word": "suölçer", "meanings": ["Su vb. akışkanlara ilişkin derinliği ve ağırlığı, basıncı ölçmeye yarayan alet, hidrometre"]}, {"word": "su örümceğigiller", "meanings": ["Su örümceği ile yakın türleri kapsayan, suda çeşitli böceklerin üstünde veya yumuşakçaların solungaçlarında asalak olarak yaşayan böcekler familyası"]}, {"word": "sup", "meanings": ["Çikolata ile yapılan bir çeşit tatlı, supangle"]}, {"word": "supap", "meanings": ["Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak, sibop", "Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem, sibop"]}, {"word": "supangle", "meanings": ["Sup"]}, {"word": "supara", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde okul kitaplarının genel adı"]}, {"word": "superisi", "meanings": ["Çiçekleri tek eşeyli, gövdesi iki eşeyli olan su bitkisi"]}, {"word": "süphanallah", "meanings": ["`Tanrı'yı her türlü kusur, ayıp ve eksiklikten, insanlığa özgü niteliklerden uzak tutarım` anlamında kullanılan bir söz, fesüphanallah"]}, {"word": "su piresi", "meanings": ["Kabuklulardan, durgun sularda yaşayan bir hayvan, su biti (Daphnia pulex)"]}, {"word": "suples", "meanings": ["Güreşte hasmın sırtını yere getirmek için kendi üzerinden aşırılarak yapılan bir atma hareketi", "Esneklik"]}, {"word": "sur", "meanings": ["Kale duvarı"]}, {"word": "sur", "meanings": ["Uğur, alın yazısı, talih"]}, {"word": "surat", "meanings": ["Yüz (II)", "Somurtkanlık, asık yüzlülük", "Soğuk davranma"]}, {"word": "sura", "meanings": ["Yumuşak ince bir tür ipekli kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "surat asmak", "meanings": ["kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak"]}, {"word": "surat (veya suratı) bir karış", "meanings": ["öfkeli, kızgın ve somurtkan"]}, {"word": "surat etmek", "meanings": ["birine karşı küskün durmak, asık yüzlü olmak"]}, {"word": "surat kalmamak", "meanings": ["utanmaz duruma gelmek"]}, {"word": "surat mahkeme duvarı", "meanings": ["asık suratlı, kimseye gülmeyen, suskun duran", "utanması, sıkılması olmayan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "surata bak süngüye davran", "meanings": ["çok asık suratlı kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "suratı bir karış asılmak", "meanings": ["öfkelenmek, kızmak ve somurtmak"]}, {"word": "suratı değişmek", "meanings": ["bir kimseye karşı davranışı değişmek, daha sert bir durum almak"]}, {"word": "suratı kasap süngeriyle silinmiş", "meanings": ["`utanması, sıkılması kalmamış` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "suratı sirke satmak", "meanings": ["öfkeli, kızgın olduğu anlaşılmak"]}, {"word": "suratına indirmek", "meanings": ["tokat atmak"]}, {"word": "suratından düşen bin parça olmak", "meanings": ["öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak"]}, {"word": "suratını dağıtmak", "meanings": ["yüzüne zarar verecek biçimde dövmek"]}, {"word": "suratını ekşitmek (veya buruşturmak)", "meanings": ["yüzüne memnun olmadığını belirten bir anlam vermek"]}, {"word": "suratsız", "meanings": ["Somurtkan", "Çirkin", "Aksi, huysuz"]}, {"word": "surat düşkünü", "meanings": ["Çirkin yüzlü (kimse)"]}, {"word": "sure", "meanings": ["Kur'an'ın yüz on dört bölümünden her biri"]}, {"word": "suratsızlık", "meanings": ["Somurtkan olma durumu"]}, {"word": "suret", "meanings": ["Görünüş, biçim", "Yazı veya resim kopyası, nüsha", "Biçim, yol, tarz", "İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü", "Resim, fotoğraf", "Yüz, çehre"]}, {"word": "suret almak (veya çıkarmak)", "meanings": ["bir belgenin kopyasını çıkarmak"]}, {"word": "sureti haktan görünmek", "meanings": ["kendisini iyi niyetli imiş gibi göstermek", "birinin iyiliği için çalışıyor görünmek"]}, {"word": "suretine girmek", "meanings": ["bir şeyin görünüşüne, biçimine benzemek"]}, {"word": "sureta", "meanings": ["Görünüşe göre, görünüşte", "Yalandan"]}, {"word": "su rezenesi", "meanings": ["Su baldıranı"]}, {"word": "Suriyeli", "meanings": ["Suriye halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "susak", "meanings": ["Susamış olan, susayan", "Su kabağından yapılmış veya ağaçtan oyulmuş maşrapa", "Salak, aptal"]}, {"word": "su saati", "meanings": ["Su sayacı"]}, {"word": "susak ağızlı", "meanings": ["Anlamsız, boş konuşan (kimse)"]}, {"word": "susak burunlu", "meanings": ["İri, çirkin burunlu (kimse)"]}, {"word": "susaklık", "meanings": ["Susamış olma durumu", "Salaklık, aptallık"]}, {"word": "susallar", "meanings": ["Suda yaşayan bitki veya hayvan familyası"]}, {"word": "susam", "meanings": ["Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki (Sesamum indicum)", "Bu bitkinin yağ çıkarılan, öğütülerek tahin elde edilen ve simit vb.nin üzerine serpilen küçük sarımtırak tohumu", "Süsen"]}, {"word": "susama", "meanings": ["Susamak işi"]}, {"word": "susamgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, en önemli ve örnek bitkisi susam olan, küçük bir bitki familyası"]}, {"word": "susamak", "meanings": ["Su içme gereksinimi duymak", "Çok istemek, özlemek"]}, {"word": "susam helvası", "meanings": ["Kaynatılmış ağdalı şekerden yapılan ve susama bulanan bir tatlı türü"]}, {"word": "su samuru", "meanings": ["Sansargillerden, tüyleri koyu kahverengi, iyi yüzen, kürkü beğenilen, küçük bir tür hayvan, lutr (Lutra)"]}, {"word": "susarımsağı", "meanings": ["Kurtluca"]}, {"word": "susam yağı", "meanings": ["Susam tanelerinden çıkarılan yağ, şırlağan"]}, {"word": "su sarnıcı", "meanings": ["Su biriktirmeye yarayan yer altı su deposu"]}, {"word": "susatma", "meanings": ["Susatmak işi"]}, {"word": "susatmak", "meanings": ["Susamasına yol açmak, susuz bırakmak", "Zorluk, güçlük çıkarmak"]}, {"word": "su sayacı", "meanings": ["İçinden geçen suyun miktarını ölçen araç, su saati"]}, {"word": "susayış", "meanings": ["Susama işi"]}, {"word": "su seviyesi", "meanings": ["Su düzeyi"]}, {"word": "su sığırı", "meanings": ["Manda (I)"]}, {"word": "su sineği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, durgun sular üzerinde yaşayan, parlak yeşilimsi siyah renkli bir böcek (Hydrophilus)"]}, {"word": "susku", "meanings": ["Az konuşma, susma, sükût"]}, {"word": "suskun", "meanings": ["Çok az konuşan, sessiz, sakin olan, sükûti", "Sessiz, sakin bir biçimde"]}, {"word": "suskunlaşma", "meanings": ["Suskunlaşmak durumu"]}, {"word": "suskunlaşmak", "meanings": ["Suskun olmak"]}, {"word": "suskunlaştırma", "meanings": ["Suskunlaştırmak işi"]}, {"word": "suskunlaştırmak", "meanings": ["Suskun duruma getirmek"]}, {"word": "suskunluk", "meanings": ["Suskun olma durumu, sükûtilik"]}, {"word": "susma", "meanings": ["Susmak işi", "Türk nakışlarında bir iğne türü"]}, {"word": "susma hakkı", "meanings": ["Bir soruşturma sırasında sanığın, ceza yönünden aleyhine sonuç doğuracak sorulara cevap vermeme hakkı"]}, {"word": "susmak", "meanings": ["Konuşmasını kesmek", "Konuşmaktan kaçınmak", "Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak", "Etkisini göstermemek, tepki göstermemek"]}, {"word": "sus payı", "meanings": ["Susması, karşı gelmemesi veya bildiği bir sırrı yaymaması için birine verilen para vb. şey, susmalık, hakkısükût, sükût hakkı"]}, {"word": "susmalık", "meanings": ["Sus payı"]}, {"word": "suspus", "meanings": ["Susmuş, sinmiş", "Susmuş, sinmiş bir biçimde"]}, {"word": "suspus olmak", "meanings": ["susmak, sinmek, sesini hiç çıkarmamak"]}, {"word": "susta", "meanings": ["Köpeğin arka ayakları üzerinde durması"]}, {"word": "suspus etmek", "meanings": ["susturmak"]}, {"word": "susta durdurmak", "meanings": ["köpeği arka ayakları üzerinde durdurmak", "bir kimseyi veya birilerini yıldırmak"]}, {"word": "susta durmak", "meanings": ["köpek arka ayakları üzerinde durmak", "hazır durumda beklemek", "korktuğu bir kimsenin karşısında saygılı ve çekingen davranmak"]}, {"word": "susta", "meanings": ["Emniyet yayı"]}, {"word": "sustaya kalkmak", "meanings": ["köpek susta durmak"]}, {"word": "sustalı", "meanings": ["Sustası olan", "Emniyet yayı olan çakı"]}, {"word": "sustalı çakı", "meanings": ["Sustasına basılarak açılan, açıldıktan sonra sustasına basılmadıkça kapanmayan bir tür büyük çakı"]}, {"word": "susturmak", "meanings": ["Susmasını sağlamak, susmasına sebep olmak", "Verdiği karşılıkla veya yaptığı bir davranışla birini artık söz söyleyemeyecek bir duruma getirmek, ilzam etmek", "Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek, bastırmak"]}, {"word": "susturucu", "meanings": ["Susmasını sağlayan, susmasına sebep olan", "Patlamalı veya tepkili motorlarda, yanmış gazların dışarıya atılmasından doğan gürültüyü önlemeye, azaltmaya yarayan araç, egzoz", "Ateşli bir silahın patlama gürültüsünü azaltan sistem"]}, {"word": "susturma", "meanings": ["Susturmak işi, ilzam"]}, {"word": "susturulma", "meanings": ["Susturulmak işi"]}, {"word": "susturulmak", "meanings": ["Susması sağlanmak, konuşması önlenmek", "Aldığı karşılıkla artık söz söyleyemeyecek bir duruma düşürülmek"]}, {"word": "susuş", "meanings": ["Susma işi"]}, {"word": "susuz", "meanings": ["Suyu olmayan, suyu bulunmayan", "Suyu çok az olan", "Yağmursuz, kurak geçen", "Susamış olan", "Su olmadan"]}, {"word": "susuzluk", "meanings": ["Susuz olma durumu, kuraklık", "Susamış olma durumu"]}, {"word": "suşeridi", "meanings": ["Su kamışıgillerden, şeridi andıran, 1 metreye kadar uzayabilen, yaprakları açık yeşil renkte sucul bir bitki (Sparmanaum)"]}, {"word": "su tankeri", "meanings": ["Su taşımaya yarayan tanker"]}, {"word": "sut", "meanings": ["Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı"]}, {"word": "su tabakası", "meanings": ["Su ile kaplanmış yüzey"]}, {"word": "sutaş", "meanings": ["Bazı giysilerin yaka, kol, cep vb. yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit, su (II), suyolu"]}, {"word": "su taşkını", "meanings": ["Sel"]}, {"word": "su tavuğu", "meanings": ["Su tavuğugillerden, gri, kızıl karışımı tonda, benekli veya çizgili tüyleri olan bir kuş, kalinis (Fulica atra)"]}, {"word": "su tavuğugiller", "meanings": ["Bataklık ve su kıyılarında yaşayan, gagaları yandan basık, kanat ve kuyrukları kısa olan, su tavuğu, su yelvesi türlerini içine alan bir familya"]}, {"word": "su testisi", "meanings": ["Su koymaya yarayan topraktan yapılmış su kabı"]}, {"word": "su terazisi", "meanings": ["Basıncı çok olan suyun, basıncını azaltarak künklerin patlamasını önleyen, belli aralıklarla yapılmış, depo görevindeki kule", "İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu bir cam silindir ve bir tahta yataktan oluşan, düzlem veya doğruların yataylığını belirleyen alet, kabarcıklı düzeç, terazi, tesviyeruhu"]}, {"word": "su tedavisi", "meanings": ["Bazı hastalıkları su ile tedavi etme, hidroterapi"]}, {"word": "su teresi", "meanings": ["Turpgillerden, su kenarlarında yetişen, tereye benzeyen, çok yıllık ve otsu bir bitki (Nasturium officinale)"]}, {"word": "su testisi su yolunda kırılır", "meanings": ["`bir kişi amaç edindiği işte kazaya uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "su topu", "meanings": ["Topu karşı takımın kalesine sokmak temeline dayanan, yedi yüzücüden oluşan iki takım arasında havuzda oynanan spor türü"]}, {"word": "su tulumbası", "meanings": ["Kuyudan su çıkarmaya yarayan ve elle çalışan tulumba"]}, {"word": "su türbini", "meanings": ["Su gücünden yararlanmayı sağlayan bir makine sistemi"]}, {"word": "sütyencilik", "meanings": ["Sütyencinin işi"]}, {"word": "sütyen", "meanings": ["Göğüsleri dik tutup dolgun göstermek için kullanılan, saten, dantel vb. kumaşlardan yapılan kadın iç çamaşırı"]}, {"word": "su ürünleri", "meanings": ["Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ve hayvanlar ile bunların yumurtaları"]}, {"word": "sütyenci", "meanings": ["Sütyen diken ve satan kimse"]}, {"word": "suvarım", "meanings": ["Bir suvarmada veya sulamada verilen su miktarı"]}, {"word": "suvarma", "meanings": ["Suvarmak işi"]}, {"word": "suvarmak", "meanings": ["Hayvana su vermek, su içirmek"]}, {"word": "suvat", "meanings": ["Hayvan suvaracak yer"]}, {"word": "su yatağı", "meanings": ["İçi su ile dolu yatak"]}, {"word": "su yelvesi", "meanings": ["Su tavuğugillerden, sırtı yeşil kahverengi, karnı kara beyaz çizgili bir kuş (Rallus aquaticus)"]}, {"word": "su yılanı", "meanings": ["Su yılanıgillerden, uzunluğu 50 santimetre kadar olan, su kenarlarında ve bağlarda yaşayan bir sürüngen (Natrix natrix)"]}, {"word": "su yılanıgiller", "meanings": ["Örnek hayvanı su yılanı olan sürüngenler sınıfının bir familyası"]}, {"word": "su yılanları", "meanings": ["Sürüngenler sınıfının bazı zehirli ve zehirsiz yılanları kapsayan geniş bir bölümü"]}, {"word": "suyolu", "meanings": ["Sutaş", "Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı, filigran", "Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "su yolcu", "meanings": ["İstanbul'un su yollarının ve bunlara ilişkin kuruluşların bakım, onarım ve işletmesiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "su yolu", "meanings": ["Künk veya demir boru ile yapılmış oluk"]}, {"word": "su yolu yapmak", "meanings": ["bir yeri sık sık gidip gelinen yer durumuna getirmek"]}, {"word": "su yoncası", "meanings": ["Tacı beyaz salkım çiçekli çok yıllık su bitkisi"]}, {"word": "su yosunları", "meanings": ["Denizlerde, tatlı ve durgun sularda, genellikle su yüzeyinde yaşayan, yaprak veya tel biçiminde tallı bitkiler alt şubesi, algler"]}, {"word": "su yosunu", "meanings": ["Su yosunlarından, klorofilli bitki, alg"]}, {"word": "suyuk", "meanings": ["Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü"]}, {"word": "suyukçuluk", "meanings": ["Organizmadaki hastalık belirtilerini suyukların bozukluğuna bağlayan tıp öğretisi"]}, {"word": "suzidil", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "su yuvarı", "meanings": ["Denizlerin yeryüzünde oluşturduğu yuvar, su küre, hidrosfer"]}, {"word": "suzidilara", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "suzinak", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir basit makam"]}, {"word": "sübek", "meanings": ["Bazı yerlerde beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi veya sidiği bir kaba akıtacak boru"]}, {"word": "sübekli", "meanings": ["Sübeği olan"]}, {"word": "subjektif", "meanings": ["Öznel, objektif karşıtı"]}, {"word": "subjektivist", "meanings": ["Öznelci"]}, {"word": "subjektivite", "meanings": ["Öznellik"]}, {"word": "subjektiflik", "meanings": ["Subjektif olma durumu"]}, {"word": "süblime", "meanings": ["Süblimleştirme yoluyla elde edilen ürün", "Ak sülümen"]}, {"word": "subjektivizm", "meanings": ["Öznelcilik"]}, {"word": "süblimleşme", "meanings": ["Süblimleşmek işi"]}, {"word": "süblimleştirme", "meanings": ["Bir cismi katı durumdan doğrudan doğruya gaz durumuna dönüştürmeye dayanan işlem", "Bazı katı cisimleri ısıtarak buharlaştırdıktan sonra soğutma yoluyla yeniden katı durumda elde etmek için yapılan özel damıtma yöntemi"]}, {"word": "süblimleşmek", "meanings": ["Bir cisim, katı durumdan sıvı durumuna geçmeden doğrudan doğruya gaz durumuna dönüşmek"]}, {"word": "süblimleştirmek", "meanings": ["Bir cismi katı durumdan doğrudan doğruya gaz duruma dönüştürmek"]}, {"word": "sübut bulmak", "meanings": ["tanıtlanmak, ispat edilmek"]}, {"word": "sübut", "meanings": ["Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma"]}, {"word": "sübyan", "meanings": ["Çocuklar"]}, {"word": "sübvansiyon", "meanings": ["Destekleme"]}, {"word": "sübyan koğuşu", "meanings": ["Tutukevlerinde suçlu çocukların bulunduğu bölüm"]}, {"word": "sübye", "meanings": ["Mürekkep balığı", "Badem içi, ezilmiş sarımsak, kavun çekirdeği vb.nden yapılan boza koyuluğunda sıvı"]}, {"word": "sücut", "meanings": ["Secdeye varma, secde etme"]}, {"word": "südreme", "meanings": ["Südremek işi"]}, {"word": "südremek", "meanings": ["Sarhoş olmak, esrimek"]}, {"word": "süet", "meanings": ["Yumuşak, yüzü ince havlı bir deri türü, podösüet"]}, {"word": "süfli", "meanings": ["Aşağı, aşağılık, bayağı, adi", "Kılıksız, pis kılıklı, hırpani"]}, {"word": "süflileşme", "meanings": ["Süflileşmek işi"]}, {"word": "süflileşmek", "meanings": ["Süfli duruma gelmek, süfli olmak"]}, {"word": "Süheyl", "meanings": ["Güney yarım kürede bulunan parlak yıldız, Yıldırak"]}, {"word": "süflilik", "meanings": ["Süfli olma durumu"]}, {"word": "suhulet", "meanings": ["Kolaylık", "Yumuşaklık, naziklik", "Uygun ortam"]}, {"word": "süit", "meanings": ["Aynı tonda yazılmış şarkı biçimindeki dans müziği", "Otellerde değişik amaçlar için kullanılmak üzere donatılmış ve birden çok odaya sahip olan özel bölüm"]}, {"word": "suhunet", "meanings": ["Sıcaklık"]}, {"word": "süje", "meanings": ["Konu", "Özne"]}, {"word": "süklüm püklüm", "meanings": ["Suç işlemiş gibi utanç veya korku içinde büzülmüş", "Suç işlemiş gibi utanç veya korku içinde büzülmüş olarak"]}, {"word": "sükse", "meanings": ["Başarı", "İlgi çekecek durum"]}, {"word": "sükûti", "meanings": ["Suskun (kimse)"]}, {"word": "sükse yapmak", "meanings": ["başarı kazanmak", "ilgi çekecek bir durum yaratmak"]}, {"word": "sükûnetli", "meanings": ["Durgun, sakin, hareketsiz"]}, {"word": "sükûnet", "meanings": ["Durgunluk, dinginlik, hareketsizlik, sessizlik", "Huzur, rahat, sükûn", "Dinme, yatışma"]}, {"word": "sükût", "meanings": ["Susma, konuşmama, söz söylememe, sessizlik"]}, {"word": "sükûnet bulmak", "meanings": ["sakinleşmek, rahatlamak"]}, {"word": "sükûtla geçiştirmek", "meanings": ["sözü edilmesi gereken bir noktayı söylemeden atlamak, bile bile bir konuya değinmemek"]}, {"word": "sükût ikrardan gelir", "meanings": ["`susmak kabul etmek demektir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sükûtilik", "meanings": ["Sessizlik, suskunluk"]}, {"word": "sülale", "meanings": ["Soy, hısım akraba", "Ev, aile"]}, {"word": "sülfamit", "meanings": ["Mikroplara karşı etkili olan azotlu ve kükürtlü organik birleşimlerin ortak adı"]}, {"word": "sülf", "meanings": ["Kükürt"]}, {"word": "sülfatlama", "meanings": ["Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi"]}, {"word": "sülfat", "meanings": ["Sülfürik asidin tuzu veya esteri"]}, {"word": "sülfatlanma", "meanings": ["Bir akümülatörün levhaları üzerinde kurşun sülfat tabakasının oluşması"]}, {"word": "sülfatlaşma", "meanings": ["Doğal maden sülfürlerinin hava ve su etkisiyle yavaş yavaş sülfat durumuna dönüşmesi"]}, {"word": "sülfit", "meanings": ["Sülfürlü asit tuzu"]}, {"word": "sülfitleme", "meanings": ["Şarapçılıkta üzüm, elma veya armut şırasını kükürtdioksitle temizleme yöntemi"]}, {"word": "sülfür", "meanings": ["Kükürdün başka bir elementle yaptığı bileşik"]}, {"word": "sülfürimetre", "meanings": ["Bir maddedeki kükürt oranını tespit etmek için kullanılan alet"]}, {"word": "sülfürik", "meanings": ["Sülfürle ilgili"]}, {"word": "sülfürleme", "meanings": ["Kükürtle birleştirmek için yapılan işlem", "Kükürtleme"]}, {"word": "sülfürlemek", "meanings": ["Kükürtle birleştirmek"]}, {"word": "süline", "meanings": ["Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası, denizçakısı (Solen)"]}, {"word": "süluk", "meanings": ["Bir yola girme, bir yol tutma", "Bir tarikata girme"]}, {"word": "süluk etmek", "meanings": ["bir işe girmek", "bir tarikata girmek"]}, {"word": "sülüğen", "meanings": ["Erimiş kurşunun, bir hava akımında yükseltgenmesiyle üretilen, çok yoğun ve zehirli, pas önleyici astar boyaların hazırlanmasında kullanılan kırmızı boya"]}, {"word": "sülük", "meanings": ["Sülüklerden, tatlı sularda yaşayan, vücudunda yirmi iki sindirim kesesi olduğu için bir kezde ağırlığının sekiz katı kan emebilen, halk arasında bazı kan hastalıklarının tedavisinde yararlanılan hayvan (Hirudo medicinalis)", "Asma bıyığı"]}, {"word": "sülük vurmak", "meanings": ["tedavi amacıyla sülük yapıştırmak"]}, {"word": "sülük gibi", "meanings": ["çok sırnaşık, yapışkan (kimse)"]}, {"word": "sülükçü", "meanings": ["Sülük satan kimse", "Sülükle kan almayı meslek edinen kimse"]}, {"word": "sülükler", "meanings": ["Halkalılar takımından, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, uzun ve yassı vücutları otuz dört parçadan oluşmuş, gözleri gelişmemiş, iki çekmenli, kan emen türlerinde tükürük bezlerinin bir salgısı kanın pıhtılaşmasını önleyen bir enzim yapan asalaklar sınıfı"]}, {"word": "sülümen", "meanings": ["Ak sülümen"]}, {"word": "şifa vermek", "meanings": ["iyi etmek, sağlığına kavuşturmak"]}, {"word": "şifalar olsun", "meanings": ["aksıranlara, banyodan çıkanlara veya ilaç içenlere söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "şifahane", "meanings": ["Hastane"]}, {"word": "şifayı bulmak (veya kapmak)", "meanings": ["hastalanmak veya hastalığı artmak"]}, {"word": "şifahen", "meanings": ["Ağızdan, sözle söyleyerek"]}, {"word": "şifahi", "meanings": ["Sözlü, tahrirî karşıtı"]}, {"word": "şifalı", "meanings": ["Sağlığa yararlı olan"]}, {"word": "şifa otu", "meanings": ["Demet hâlinde çiçek açan ve küçük bir saraypatına benzeyen otsu bir bitki (Erigeron)"]}, {"word": "şifasız", "meanings": ["Şifası olmayan"]}, {"word": "şiflemek", "meanings": ["Pamuğu kozasından ayırmak", "Mısırı koçanından ayırmak"]}, {"word": "şifleme", "meanings": ["Şiflemek işi"]}, {"word": "şifonyer", "meanings": ["Çekmecelerine çamaşır konulan dolap"]}, {"word": "şifon", "meanings": ["İpek iplikle dokunmuş ince, şeffaf kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "şifre", "meanings": ["Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü, kod", "Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam"]}, {"word": "şifreyi çözmek", "meanings": ["bir şifrede kullanılan işaretlerin anlamını bulmak", "gizli bir olayı anlayıp açıklığa kavuşturmak"]}, {"word": "şifre anahtarı", "meanings": ["Şifrede kullanılan işaretleri gösteren liste"]}, {"word": "şifreci", "meanings": ["Metinleri şifreleyen kimse", "Şifreli bir metni çözen kimse"]}, {"word": "şifrelemek", "meanings": ["Bir metni şifreli duruma getirmek"]}, {"word": "şifreleme", "meanings": ["Şifrelemek işi"]}, {"word": "şifreli çanta", "meanings": ["Açılıp kapanması şifreli rakamlara bağlı olan, özel olarak yapılmış çanta"]}, {"word": "şifreli", "meanings": ["Şifresi olan", "Şifre ile yazılmış", "Ancak şifresi çözüldüğünde açılabilen"]}, {"word": "şifreli kasa", "meanings": ["Önceden belirlenmiş harf veya rakamlardan oluşan özel bir şifrenin uygulanması sonucunda açılıp kapanan kasa"]}, {"word": "şiir gibi", "meanings": ["çok güzel, çok hoş"]}, {"word": "şifreli hesap", "meanings": ["Gizli hesap"]}, {"word": "şifreli kilit", "meanings": ["Üstünde her birinde çepeçevre birçok harf yazılı bir sıra tekerlek bulunan, bunlar çevrilerek bilinen bir kelime ortaya çıkarıldığında açılabilen kilit"]}, {"word": "şifreli telgraf", "meanings": ["Metni şifreli olan ve bu şifre çözüldüğünde anlaşılabilen telgraf"]}, {"word": "Şii", "meanings": ["Şiilik mezhebinden olan kimse"]}, {"word": "Şiilik", "meanings": ["Hz. Muhammed'in ölümünden sonra, damadı Ali'nin ilk halife ve imametin ancak onun soyundan gelenlere ait olduğunu kabul edenlerin, Sünnilerden ayrılarak kurdukları mezhep, Şia"]}, {"word": "şiirce", "meanings": ["Mensur şiir"]}, {"word": "şiir", "meanings": ["Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk", "Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey"]}, {"word": "şiir defteri", "meanings": ["Yazılmış veya derlenmiş şiirlerin içinde bulunduğu defter"]}, {"word": "şiiriyet", "meanings": ["Şiir olma özelliği"]}, {"word": "şiir düzmek", "meanings": ["şiir yazmak veya söylemek"]}, {"word": "şiir kitabı", "meanings": ["İçeriği şiirlerle düzenlenmiş kitap"]}, {"word": "şikâr", "meanings": ["Av", "Avlanan hayvan", "Düşmandan ele geçirilen mal, ganimet"]}, {"word": "şiirleştirme", "meanings": ["Şiirleştirmek işi"]}, {"word": "şiirli", "meanings": ["Şiir havasında olan"]}, {"word": "şiirleştirmek", "meanings": ["Şiir durumuna getirmek"]}, {"word": "şikâyet etmek", "meanings": ["birinin yaptığı yanlış bir iş veya davranışı ilgili makama veya daha üst makamdakine bildirmek", "sızlanmak"]}, {"word": "şikâyet getirmek", "meanings": ["sızlanmak, yakınmak (II)"]}, {"word": "şikâyet", "meanings": ["Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı, sızlanma, sızıltı, yakınma (II), yakıntı"]}, {"word": "şiirsel", "meanings": ["Şiir niteliğinde olan"]}, {"word": "şike yapmak", "meanings": ["danışık spor karşılaşması yapmak", "bir çıkar karşılığı anlaşarak bir işi yapmak"]}, {"word": "şikâyette bulunmak", "meanings": ["yakınmak (II), şikâyet etmek"]}, {"word": "şikemperver", "meanings": ["Boğazına düşkün"]}, {"word": "şikâyetname", "meanings": ["Bir görevlinin, yanlış ve kötü hareketleriyle davranışlarını ilgili ve yetkili makama bildiren yazı, şikâyet mektubu"]}, {"word": "şikâyetçilik", "meanings": ["Şikâyetçi olma durumu"]}, {"word": "şike", "meanings": ["Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma", "Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma"]}, {"word": "şikâyetçi", "meanings": ["Sızlanan, sızıltısı olan, yakınan, şikâyet eden, şekvacı"]}, {"word": "şikeli", "meanings": ["Danışıklı (spor karşılaşması)"]}, {"word": "şikesiz", "meanings": ["Şikesi olmayan"]}, {"word": "şile", "meanings": ["Mercanköşk"]}, {"word": "Şile bezi", "meanings": ["Gecelik, gömlek, peçete yapımında kullanılan, bir tür ince, yıkanabilir pamuklu kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "şilem", "meanings": ["Briçte bir ekibin, en çok bir el vererek yaptığı oyun"]}, {"word": "şilin", "meanings": ["Avusturya para birimi", "Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti Kenya, Somali ve Uganda para birimi", "İngiliz lirasının yirmide biri olan para"]}, {"word": "şikeste", "meanings": ["Kırılmış, kırık", "Yenilmiş, yenik düşmüş", "Gücenmiş, kırgın, kederli"]}, {"word": "şilep", "meanings": ["Yük gemisi"]}, {"word": "şilepçilik", "meanings": ["Şilep işletmeciliği"]}, {"word": "şilt", "meanings": ["Üzerine genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazınmış veya basılmış olan ve armağan olarak bir kimse veya takıma verilen levha, ergilik"]}, {"word": "şimalî", "meanings": ["Kuzeyle ilgili, kuzeye özgü"]}, {"word": "şimal", "meanings": ["Kuzey"]}, {"word": "şilte", "meanings": ["Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek"]}, {"word": "şimdiden tezi yok", "meanings": ["vakit geçirmeden, hemen şimdi"]}, {"word": "şimdiye kadar (veya dek)", "meanings": ["şu ana kadar, bugüne gelinceye kadar"]}, {"word": "şimdi", "meanings": ["Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda", "Az sonra, yakında", "Az önce, biraz önce, demin", "Artık, bundan böyle, bu duruma göre"]}, {"word": "şimdicik", "meanings": ["Hemen şimdi, şu anda"]}, {"word": "şimdiki", "meanings": ["İçinde bulunulan anda olan veya yapılan, bu andaki, bu zamandaki"]}, {"word": "şimdikiler", "meanings": ["yeni kuşak, şimdiki gençler, yeniler"]}, {"word": "şimdiden", "meanings": ["İçinde bulunduğumuz zamandan başlayarak"]}, {"word": "şimdilerde", "meanings": ["Bugünlerde", "Bu sıralarda"]}, {"word": "şimdilik", "meanings": ["Şimdiki durumda veya zamanda, şimdiki zaman için, şu duruma göre"]}, {"word": "şimendifer", "meanings": ["Demir yolu", "Tren"]}, {"word": "şimdileyin", "meanings": ["Şimdiki zamanda"]}, {"word": "şimdi şimdi", "meanings": ["Ancak çok yakın bir zamandan beri"]}, {"word": "şimiotaksi", "meanings": ["Kimya göçümü"]}, {"word": "şimiotropizm", "meanings": ["Kimya doğrulumu"]}, {"word": "şimşek", "meanings": ["Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık, balkır, çakım, çakın, yalabık, yıldırak", "Parıltı"]}, {"word": "şimşeklenme", "meanings": ["Şimşeklenmek işi"]}, {"word": "şimşek gibi", "meanings": ["çok hızlı"]}, {"word": "şimşek çakmak", "meanings": ["şimşek oluşmak"]}, {"word": "şimşeklenmek", "meanings": ["Şimşek çakmak"]}, {"word": "şimşekleri üstüne çekmek", "meanings": ["sert eleştirilere hedef olmak"]}, {"word": "şimşek taşı", "meanings": ["Gök taşı"]}, {"word": "şimşekli", "meanings": ["Şimşek oluşan, şimşek çakan (hava)", "Gürültülü patırtılı, sinirli, tartışmalı"]}, {"word": "şimşirlik", "meanings": ["Sarayda babası ölmüş şehzadelerin yaşadığı yer, kafes"]}, {"word": "şimşir", "meanings": ["Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen veya bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık (Buxus sempervirens)", "Bu ağaççığın sert, düzgün sarı renkte kerestesi", "Bu keresteden yapılan"]}, {"word": "şimşirgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, örnek bitkisi şimşir olan ve şimşir türlerini içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "şinanay", "meanings": ["Sevinç, mutluluk, hoşnutluk, kıvanç belirten bir söz", "`Yok, kalmadı, tükendi` anlamında kullanılan bir söz", "İdare lambası", "Cicili bicili"]}, {"word": "şinik", "meanings": ["Tahıl için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek", "Bu miktarda olan"]}, {"word": "şinikleme", "meanings": ["Şiniklemek işi"]}, {"word": "şip", "meanings": ["Biz (III)"]}, {"word": "şiniklemek", "meanings": ["Şinikle tartmak, ölçmek"]}, {"word": "Şinto", "meanings": ["Doğaya ve atalar kültüne önem vermesiyle tanınan Japonların inanç sistemi"]}, {"word": "şiraze", "meanings": ["Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit", "Pehlivan kispetinin paçası"]}, {"word": "Şintoculuk", "meanings": ["Doğaya ve atalar kültüne önem vermesiyle tanınan Japonların inanç sistemini benimseme, Şintoizm"]}, {"word": "Şintoizm", "meanings": ["Şintoculuk"]}, {"word": "şipşak", "meanings": ["Çabucak", "Şipşakçı"]}, {"word": "şipşakçılık", "meanings": ["Şipşakçının yaptığı iş"]}, {"word": "şipşakçı", "meanings": ["Sokakta fotoğraf çekip beş on dakika içinde hazırlayıp satan fotoğrafçı, şipşak"]}, {"word": "şipşirin", "meanings": ["Çok sevimli, çok şirin, cana yakın"]}, {"word": "şirazeden çıkmak", "meanings": ["kitabın sırt bölümünde bulunan dikişin bozulması sebebiyle sayfalar dağılmak", "akıl dengesini kaybetmek"]}, {"word": "şirden", "meanings": ["Geviş getiren hayvanlarda, çiğnenmiş besinin bir kez daha mide sularıyla sindirildiği, dört bölümlü midenin dördüncü bölümü"]}, {"word": "şirin", "meanings": ["Sevimli, cana yakın, tatlı, hoş"]}, {"word": "şirinlik", "meanings": ["Şirin olma durumu, sevimlilik"]}, {"word": "şirk", "meanings": ["Eş koşma"]}, {"word": "şirket", "meanings": ["Ortaklık"]}, {"word": "şirk koşmak", "meanings": ["Tanrı'nın birden çok olduğunu söylemek, Tanrı'ya ortak tanımak, eş koşmak"]}, {"word": "şirketleşmek", "meanings": ["Şirket durumunu almak"]}, {"word": "şirketleşme", "meanings": ["Şirketleşmek işi"]}, {"word": "şirpençe", "meanings": ["Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin iltihaplanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların sebep olduğu bir kan çıbanı, kızılyara, aslanpençesi"]}, {"word": "şirret", "meanings": ["Kavga çıkarmaktan hoşlanan, edepsiz (kimse)"]}, {"word": "şirretçe", "meanings": ["Şirret bir biçimde"]}, {"word": "şirretleşme", "meanings": ["Şirretleşmek işi"]}, {"word": "şirretleşmek", "meanings": ["Huysuzlaşmak, edepsizleşmek"]}, {"word": "şirretlik", "meanings": ["Şirret olma durumu, yaygaracılık", "Şirretçe davranış"]}, {"word": "şirretlik etmek", "meanings": ["edepsizce davranmak"]}, {"word": "şiryan", "meanings": ["Atardamar"]}, {"word": "şist", "meanings": ["Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı", "Kömürle karışık bütün moloz maddelerinin bilimsel adı", "Kil taşı"]}, {"word": "şistleşme", "meanings": ["Şistleşmek işi"]}, {"word": "şistleşmek", "meanings": ["Kömüre karışmış moloz oranının çok olması yüzünden bir tabaka tümüyle işletilemez olmak"]}, {"word": "şistli", "meanings": ["Şist gibi yapraklı"]}, {"word": "şiş", "meanings": ["Şişmiş olan yer, şişlik", "Şişmiş, şişkin"]}, {"word": "şistlilik", "meanings": ["Bazı kayalara özgü olan dilimlere ayrılabilme durumu"]}, {"word": "şiş", "meanings": ["Bir ucu sivri, demir veya ağaçtan, bazen silah gibi kullanılabilen ince uzun çubuk", "Bu çubuğa veya şişe geçirilerek pişirilmiş olan et", "Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik vb.nden yapılan uzun çubuk"]}, {"word": "şişe", "meanings": ["İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap", "Bu kabın aldığı miktarda olan", "Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu"]}, {"word": "şişe çekmek (veya vurmak)", "meanings": ["ağrı dindirmek amacıyla içinde alev yakılarak havası seyreltilen özel bir şişeyi veya bardağı sırta yapıştırmak, vantuz çekmek"]}, {"word": "şişe", "meanings": ["Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta"]}, {"word": "şişek", "meanings": ["İki yaşındaki koyun", "Kuzulama dönemine girmiş veya doğurmuş koyun"]}, {"word": "şişeci", "meanings": ["Şişe alan veya satan kimse"]}, {"word": "şişeleme", "meanings": ["Şişelemek işi"]}, {"word": "şişelemek", "meanings": ["Şişeye doldurmak"]}, {"word": "şişelenmek", "meanings": ["Şişeye doldurulmak"]}, {"word": "şişelenme", "meanings": ["Şişelenmek işi"]}, {"word": "şişelik", "meanings": ["Şişe konulacak yer"]}, {"word": "şişhane", "meanings": ["Namlusu altı yivli tüfek veya top"]}, {"word": "şişinme", "meanings": ["Şişinmek işi"]}, {"word": "şişinmek", "meanings": ["Surat asmak, dargın durmak", "Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak", "Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek"]}, {"word": "şişirilme", "meanings": ["Şişirilmek işi"]}, {"word": "şişirilmek", "meanings": ["Şişirme işine konu olmak"]}, {"word": "şişiriş", "meanings": ["Şişirme işi"]}, {"word": "şişirmece", "meanings": ["Baştan savma, kötü (iş)"]}, {"word": "şişirme", "meanings": ["Şişirmek işi", "Şişirilmiş", "Baştan savma, kötü iş"]}, {"word": "şişirmek", "meanings": ["Şişkin bir duruma getirmek", "Abartmak", "Bir sözü veya yazıyı gereksiz yere uzatmak", "Baştan savma iş görmek"]}, {"word": "şişirtmek", "meanings": ["Şişirme işini yaptırmak"]}, {"word": "şişirtme", "meanings": ["Şişirtmek işi"]}, {"word": "şiş kebabı", "meanings": ["Şişe takılarak pişirilmiş kebap"]}, {"word": "şişkin", "meanings": ["Şişmiş, şişirilmiş"]}, {"word": "şişkinlik", "meanings": ["Şişkin olma durumu", "Kabarıklık, şişlik", "Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik", "Enflasyon"]}, {"word": "şişko", "meanings": ["Şişman", "Toplu, dolgun"]}, {"word": "şişkoluk", "meanings": ["Şişman olma durumu"]}, {"word": "şiş köfte", "meanings": ["Şişe geçirilerek hazırlanmış ve pişirilmiş köfte"]}, {"word": "şişleme", "meanings": ["Şişlemek işi"]}, {"word": "şişlemek", "meanings": ["Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak", "Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak"]}, {"word": "şişlenme", "meanings": ["Şişlenmek işi"]}, {"word": "şişlenmek", "meanings": ["Şişleme işine konu olmak"]}, {"word": "şişlik", "meanings": ["Şiş (II) olmaya elverişli"]}, {"word": "şişmanca", "meanings": ["Biraz şişman"]}, {"word": "şişman", "meanings": ["Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen (kimse), şişko, mülahham"]}, {"word": "şişmanlatma", "meanings": ["Şişmanlatmak işi"]}, {"word": "şişmanlama", "meanings": ["Şişmanlamak işi"]}, {"word": "şişmanlamak", "meanings": ["Şişman duruma gelmek"]}, {"word": "şişmanlatmak", "meanings": ["Şişmanlamasını sağlamak, şişman duruma getirmek", "Kalınlaştırmak"]}, {"word": "şişmanlık", "meanings": ["Şişman olma durumu"]}, {"word": "şişme", "meanings": ["Şişmek işi"]}, {"word": "şişmek", "meanings": ["İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek", "Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek", "Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak", "Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak", "Gururlanmak, büyüklenmek", "Utanmak, mahcup olmak", "Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak"]}, {"word": "şivekâr", "meanings": ["İşveli"]}, {"word": "şive", "meanings": ["Söyleyiş özelliği", "Tarz, tavır, üslup", "Naz, eda"]}, {"word": "şita", "meanings": ["Kış"]}, {"word": "şitaiye", "meanings": ["Divan edebiyatında kış mevsimini konu olarak işleyen şiir", "Bir kasidenin kışı anlatan giriş bölümü"]}, {"word": "şofben", "meanings": ["Gaz veya elektrikle çalışarak sıcak su sağlayan araç"]}, {"word": "şiveli", "meanings": ["Nazlı, edalı", "Konuşması şive özelliği taşıyan"]}, {"word": "şivesiz", "meanings": ["Konuşması şive özelliği taşımayan, ölçünlü dille konuşan"]}, {"word": "şivesizlik", "meanings": ["Şivesiz olma durumu"]}, {"word": "şizofren", "meanings": ["Şizofreniye tutulmuş kimse"]}, {"word": "şnitzel", "meanings": ["Dana veya tavuk etinin galeta ununa bulanıp kızartılması ile yapılan bir yemek türü", "Bu yemek için hazırlanmış, kemiksiz dana veya tavuk eti"]}, {"word": "şizofreni", "meanings": ["Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir ruh hastalığı"]}, {"word": "şnorkel", "meanings": ["Dizel motorlu denizaltının su altında uzun süre kalmasını sağlayan düzen", "Solukluk"]}, {"word": "şoför", "meanings": ["Sürücü (I)", "Mesleği araba kullanmak olan sürücü"]}, {"word": "şoför ağzı", "meanings": ["Şoförler arasında kullanılan ve kendilerine özgü deyim ve argoyu içeren konuşma tarzı"]}, {"word": "şoför koltuğu", "meanings": ["Taşıtlarda sürücünün oturduğu ön koltuk"]}, {"word": "şoförlük", "meanings": ["Şoför olma durumu, sürücülük", "Şoförün işi"]}, {"word": "şoför mahalli", "meanings": ["Ağır vasıtaların önünde yer alan, şoförün ve yanındakilerin oturması için düzenlenmiş bölüm"]}, {"word": "şoför okulu", "meanings": ["Sürücü kursu"]}, {"word": "şok", "meanings": ["Ani bir değişiklik sonucunda ortaya çıkan şaşkınlık", "Şaşırtıcı, alışılmamış, beklenmedik", "Kaza, beklenmeyen bir olay, bazı ilaç ve uyuşturucuların yarattığı fiziksel veya ruhsal olarak birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü"]}, {"word": "şoför muavini", "meanings": ["Genellikle otobüs, kamyon, minibüs vb. kara taşımacılığı yapan araçlarda şoföre veya yolculara yardım eden kimse"]}, {"word": "şoke", "meanings": ["`Birdenbire şaşırtmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak` anlamlarındaki şoke etmek ve `birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak` anlamlarındaki şoke olmak deyimlerinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "şokola", "meanings": ["Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek"]}, {"word": "şok tedavisi", "meanings": ["Beyinden gerilimli elektrik geçirme veya organizmanın dengesini sarsma yoluyla beyin işlevlerini uyarıcı bir tedavi yöntemi"]}, {"word": "şom", "meanings": ["Uğursuz"]}, {"word": "şopar", "meanings": ["Çingene çocuğu", "Şımarık, küstah, yaramaz"]}, {"word": "şoparlık", "meanings": ["Şopar gibi davranma"]}, {"word": "şom ağızlı", "meanings": ["Sürekli kötü şeylerden söz eden ve sözlerinin uğursuzluk getireceğinden korkulan (kimse), ağzı kara"]}, {"word": "şorlama", "meanings": ["Şorlamak işi"]}, {"word": "şorlamak", "meanings": ["Su vb. `şor` diye ses çıkararak akmak"]}, {"word": "şorolo", "meanings": ["Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek"]}, {"word": "şorololuk", "meanings": ["Şorolo olma durumu"]}, {"word": "şorolop", "meanings": ["Birdenbire ve hırsla (yutmak)", "Yalan"]}, {"word": "şort", "meanings": ["Paçaları dizlerin yukarısında olan kısa pantolon"]}, {"word": "şose", "meanings": ["Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılan yol"]}, {"word": "şoset", "meanings": ["Kısa çorap"]}, {"word": "şoson", "meanings": ["Kumaş veya ince deriden, çoğunlukla düz topuklu, ayağı bütünüyle saran ayakkabı"]}, {"word": "şöhret", "meanings": ["Ün", "Tanınmış, ünlü kimse"]}, {"word": "şov", "meanings": ["Gösteri"]}, {"word": "şov yapmak", "meanings": ["gösteri yapmak"]}, {"word": "şoven", "meanings": ["Şovenizmden yana olan kimse, görüş vb"]}, {"word": "şovenizm", "meanings": ["Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım"]}, {"word": "şovenlik", "meanings": ["Şoven olma durumu", "Şovence davranış"]}, {"word": "şöbiyet", "meanings": ["İnce yufkaların içine kaymak konulup üstüne dövülmüş fıstık serpilerek yapılan bir baklava türü"]}, {"word": "şovmen", "meanings": ["Gösteri adamı"]}, {"word": "şöhret salmak", "meanings": ["ünü yayılmak"]}, {"word": "şöhret bulmak (veya kazanmak)", "meanings": ["ün sahibi olmak, üne kavuşmak, ünlenmek"]}, {"word": "şöhreti dünyayı tutmak", "meanings": ["çok tanınmak"]}, {"word": "şöhret kapısı açılmak", "meanings": ["meşhur olmaya başlamak"]}, {"word": "şöhretli", "meanings": ["Ünlü"]}, {"word": "şöhret sahibi", "meanings": ["Ün kazanmış (kimse)"]}, {"word": "şövalye", "meanings": ["Eski Roma'da üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş", "Orta Çağ Avrupası'nda özel eğitimle yetişmiş, belli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı", "Derebeylik düzeninde soyluluk unvanlarının en alt basamağı", "Günümüzde Fransız hükûmetinin verdiği şeref belgesi ve nişanı"]}, {"word": "şöhretsiz", "meanings": ["Ünü olmayan, ünsüz"]}, {"word": "şölen", "meanings": ["Ziyafet", "Belli bir amaçla düzenlenen eğlence", "Sanat gösterisi", "Din töreni niteliğinde yemek toplantısı"]}, {"word": "şölen çekmek", "meanings": ["şölen düzenlemek, ziyafet vermek", "sanat gösterisinde bulunmak"]}, {"word": "şömine", "meanings": ["Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer, ocak"]}, {"word": "şömiz", "meanings": ["Gömlek", "Kitap kılıfı"]}, {"word": "şömizye", "meanings": ["Yakası erkek gömleğini andıran, uzun kollu, manşetli kadın bluzu"]}, {"word": "şövale", "meanings": ["Ressam sehpası"]}, {"word": "şövalyece", "meanings": ["Şövalye gibi, şövalyeye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "şövalyelik", "meanings": ["Şövalye olma durumu", "Şövalyenin bağlı olduğu derebeylik kurumu", "Gereğinden çok yüreklilik, atılganlık gösterme durumu"]}, {"word": "şövalye ruhlu", "meanings": ["Şövalye geleneği çerçevesinde yetişen (kimse)", "Gereğinden fazla yüreklilik ve atılganlık gösteren (kimse)"]}, {"word": "şövalye yüzüğü", "meanings": ["Kaşı kalın ve köşeli bir çeşit yüzük"]}, {"word": "şöyle", "meanings": ["Şunun gibi, şuna benzer biçimde", "Şu yolda, şu biçimde", "Aşağı yukarı"]}, {"word": "şöyle dursun", "meanings": ["bir işin gerçekleşmekten çok uzak bulunduğunu, ona bağlı daha kolay, daha basit bir şeyin bile gerçekleşmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "şöyle ki", "meanings": ["bir düşünceyi açıklamak için söylenecek sözlerin başına gelen bağlaç"]}, {"word": "şöyle bir", "meanings": ["Üstünkörü", "Kısa süreli"]}, {"word": "şöyle bir bakmak (veya göz atmak)", "meanings": ["kısaca bakmak"]}, {"word": "şöyle böyle", "meanings": ["Ne iyi ne kötü, orta derecede, acı tatlı, iyi kötü", "Aşağı yukarı, hemen hemen, yaklaşık olarak, acı tatlı, iyi kötü"]}, {"word": "şu bu", "meanings": ["Birtakım kimseler ve nesneler"]}, {"word": "şunun bunun", "meanings": ["herkesin, el âlemin", "kimliği belli olmayanın, adı sanı bilinmeyenin"]}, {"word": "şuna buna", "meanings": ["başkalarına"]}, {"word": "şunda bunda", "meanings": ["herkeste"]}, {"word": "şundan bundan", "meanings": ["belirsiz şeylerden"]}, {"word": "şunu bunu", "meanings": ["çeşitli nesneleri"]}, {"word": "şundan bundan konuşmak", "meanings": ["havadan sudan konuşmak"]}, {"word": "şunu bunu bilmemek", "meanings": ["itiraz dinlememek, mazeret kabul etmemek"]}, {"word": "şufa", "meanings": ["Ön alım"]}, {"word": "şufa hakkı", "meanings": ["Ön alım hakkı"]}, {"word": "şuh", "meanings": ["Neşeli ve serbest (kadın)"]}, {"word": "şuhluk", "meanings": ["Şuh olma durumu"]}, {"word": "şule", "meanings": ["Alev, yalım"]}, {"word": "şunca", "meanings": ["Epey, çok", "(şu'nca) Şu kadar, şu denli"]}, {"word": "şuncacık", "meanings": ["Şu kadarcık, birazcık"]}, {"word": "şura", "meanings": ["Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer"]}, {"word": "şûra", "meanings": ["Bir alanla ilgili olarak oluşturulan danışma kurulu"]}, {"word": "şuradan buradan", "meanings": ["birçok yerden, rastgele yerden", "her konudan"]}, {"word": "şuracık", "meanings": ["Yakın ve belirli bir yer"]}, {"word": "şuracıkta", "meanings": ["Yakın ve belirli bir yerde"]}, {"word": "şurada", "meanings": ["Şu yerde"]}, {"word": "şurada burada", "meanings": ["birçok yerde, rastgele yerde"]}, {"word": "şuralı", "meanings": ["Şu yerin halkından olan, şu yöreden olan"]}, {"word": "şuralı buralı", "meanings": ["Değişik yerlerden olan"]}, {"word": "şurup", "meanings": ["Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet", "Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek", "İçinde çok miktarda şeker bulunan koyu sıvı kıvamda olan ilaç"]}, {"word": "şurası", "meanings": ["Şu yer", "Şu"]}, {"word": "şut", "meanings": ["Futbolda bir oyuncunun topu kaleye sokmak için ayağıyla yaptığı sert ve hızlı vuruş"]}, {"word": "şut atmak (veya çekmek)", "meanings": ["topu sert ve hızlı bir biçimde kaleye atmak"]}, {"word": "şutlama", "meanings": ["Şutlamak işi"]}, {"word": "şutlamak", "meanings": ["Kovmak, kapı dışarı etmek"]}, {"word": "şuur", "meanings": ["Bilinç"]}, {"word": "şuuraltı", "meanings": ["Bilinçaltı"]}, {"word": "şuurlu", "meanings": ["Bilinçli"]}, {"word": "şuurluluk", "meanings": ["Bilinçlilik"]}, {"word": "şuursuz", "meanings": ["Bilinçsiz", "Bilinçsiz bir biçimde"]}, {"word": "şuursuzluk", "meanings": ["Bilinçsizlik"]}, {"word": "şüheda", "meanings": ["Şehitler"]}, {"word": "şükretme", "meanings": ["Şükretmek işi"]}, {"word": "şükran", "meanings": ["İyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık"]}, {"word": "şükretmek", "meanings": ["Tanrı'ya minnet duygusunu sunmak, şükreylemek", "Bir kimseye minnet duymak, gönülden borçlu olmak"]}, {"word": "şükreylemek", "meanings": ["Şükretmek"]}, {"word": "şükreyleme", "meanings": ["Şükreylemek işi"]}, {"word": "şükür", "meanings": ["Tanrı'ya duyulan minneti dile getirme", "Mutlu bir olay veya durumdan, yapılan bir iyilikten duyulan hoşnutluğu bildirme"]}, {"word": "şükürler olsun", "meanings": ["duyulan hoşnutluğu bildirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "şümul", "meanings": ["İçine alma, kaplama, kapsama", "Kaplam"]}, {"word": "şümullendirme", "meanings": ["Şümullendirme işi"]}, {"word": "şümullendirmek", "meanings": ["Etkisini, çevresini, kapsamını genişletmek, yaymak"]}, {"word": "şümullü", "meanings": ["Kapsamlı"]}, {"word": "şüphe bırakmamak", "meanings": ["kuşkuya sebep olan bütün ihtimalleri ortadan kaldırmak"]}, {"word": "şüphe etmek", "meanings": ["kuşkulanmak"]}, {"word": "şüphe", "meanings": ["Kuşku"]}, {"word": "şüphe uyanmak", "meanings": ["kuşku uyanmak"]}, {"word": "şüphe yok", "meanings": ["kuşku yok"]}, {"word": "şüpheye düşmek", "meanings": ["kuşkulanmak"]}, {"word": "şüpheye (veya şüphesine) kapılmak", "meanings": ["şüphe duymak"]}, {"word": "şüpheci", "meanings": ["Kuşkucu"]}, {"word": "şüphecilik", "meanings": ["Kuşkuculuk"]}, {"word": "şüphelendirme", "meanings": ["Kuşkulandırma"]}, {"word": "şüphelendirmek", "meanings": ["Kuşkulandırmak"]}, {"word": "şüpheleniş", "meanings": ["Kuşkulanış"]}, {"word": "şüphelenme", "meanings": ["Kuşkulanma"]}, {"word": "şüphelenmek", "meanings": ["Kuşkulanmak"]}, {"word": "şüpheli", "meanings": ["Kuşkulu", "Kendisinden şüphe edilen, kuşkulanılan, zanlı"]}, {"word": "Ta", "meanings": ["Tantal elementinin simgesi"]}, {"word": "şürekâ", "meanings": ["Ortaklar, şerikler", "Yandaşlar, taraftarlar, destekçiler"]}, {"word": "şüyu", "meanings": ["Herkesçe duyulma, yayılma"]}, {"word": "şüphesiz", "meanings": ["Şüphesi olmayan, kuşkusuz", "Kuşkusuz"]}, {"word": "şüyu bulmak", "meanings": ["herkes tarafından duyulmak, yayılmak"]}, {"word": "şüyuu vukuundan beter", "meanings": ["`bir şeyin dedikodusunun yapılması, onun gerçekleşmesinden daha kötüdür` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şvester", "meanings": ["Hemşire", "Kız kardeş"]}, {"word": "T", "meanings": ["Trityum elementinin simgesi"]}, {"word": "ta", "meanings": ["Dek, değin, kadar, beri vb. edatlarla birlikte kullanılarak bir fiilin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı veya sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatan bir söz"]}, {"word": "ta kendisi", "meanings": ["(ta kısa söylenir) o kimse, tastamam kendisi"]}, {"word": "taaccüp", "meanings": ["Şaşma"]}, {"word": "ta ki", "meanings": ["yeter ki, sonunda"]}, {"word": "taaccüp etmek", "meanings": ["hayrete düşmek, hayrette kalmak, şaşmak"]}, {"word": "taaddüt", "meanings": ["Çoğalma, sayısı artma"]}, {"word": "taaffün", "meanings": ["Kokuşma, pis kokma"]}, {"word": "taaffün etmek", "meanings": ["kokuşmak, pis kokmak"]}, {"word": "taahhüt", "meanings": ["Bir şey yapmayı üstüne alma, üstlenme"]}, {"word": "taahhüt etmek", "meanings": ["üstlenmek"]}, {"word": "taahhütlü", "meanings": ["Taahhüt edilmiş, üstlenilmiş olan", "Alındılı"]}, {"word": "taahhütlü mektup", "meanings": ["Kayba uğramadan yerine ulaştırılması posta idaresi tarafından kayda alınarak üstlenilmiş olan mektup"]}, {"word": "taalluk", "meanings": ["İlgisi olma, ilgisi bulunma, ilgi, ilinti"]}, {"word": "taahhütname", "meanings": ["Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt"]}, {"word": "taalluk etmek", "meanings": ["ilgili bulunmak, ilgili olmak, ilgilendirmek"]}, {"word": "taallukat", "meanings": ["Hısımlar, yakınlar"]}, {"word": "taam", "meanings": ["Yemek, yiyecek"]}, {"word": "taarruz", "meanings": ["Saldırı"]}, {"word": "taam etmek", "meanings": ["yemek yemek"]}, {"word": "taammüden", "meanings": ["Kasten", "İşlenecek bir suçu önceden planlayarak, planlı bir biçimde, tasarlayarak"]}, {"word": "taammüm", "meanings": ["Yayılma, genelleşme"]}, {"word": "taammüt", "meanings": ["Bir işi veya suçu bile bile, tasarlayarak yapma", "İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması"]}, {"word": "taammüm etmek", "meanings": ["yayılmak, genelleşmek"]}, {"word": "taannüt", "meanings": ["Direnme, ayak direme, inat etme, direnim"]}, {"word": "taannüt etmek", "meanings": ["direnmek, inat etmek, ayak diremek"]}, {"word": "taarruz etmek", "meanings": ["saldırmak"]}, {"word": "taassup", "meanings": ["Bağnazlık"]}, {"word": "taayyün", "meanings": ["Belli olma, ortaya çıkma, belirme"]}, {"word": "taayyün etmek", "meanings": ["belirmek"]}, {"word": "taayyüş", "meanings": ["Yaşama, geçinme"]}, {"word": "taba", "meanings": ["Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi, tütün rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tabaat", "meanings": ["Basımcılık"]}, {"word": "tababet", "meanings": ["Tıp", "Tıp bilgisi"]}, {"word": "tabak", "meanings": ["Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap", "Bu kabın alacağı miktarda olan"]}, {"word": "tabak gibi", "meanings": ["dümdüz ve açık (yer)"]}, {"word": "tabak", "meanings": ["Sepici"]}, {"word": "tabaka", "meanings": ["Katman", "Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt", "Derece", "Katman"]}, {"word": "tabak sevdiği deriyi taştan taşa (veya yerden yere) çalar", "meanings": ["`birinin yakınlarına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tabaka", "meanings": ["Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu"]}, {"word": "tabakalama", "meanings": ["Tabakalamak işi"]}, {"word": "tabakalamak", "meanings": ["Tabaka durumuna getirmek"]}, {"word": "tabakalanma", "meanings": ["Tabakaların birbiri üstüne veya birbiri ardınca sıralanışı"]}, {"word": "tabakalanmak", "meanings": ["Tabakalar durumuna gelmek"]}, {"word": "tabakasız", "meanings": ["Tabakası olmayan"]}, {"word": "tabakçı", "meanings": ["Tabak yapan veya satan kimse", "Lokanta vb. yerlerde bulaşık yıkayan kimse"]}, {"word": "tabakalı", "meanings": ["Tabakası olan, katmanlı"]}, {"word": "tabakhane", "meanings": ["Hayvan postunu kullanılacak duruma getirme işleminin yapıldığı yer, sepi yeri"]}, {"word": "tabaklama", "meanings": ["Tabaklamak işi"]}, {"word": "tabaklamak", "meanings": ["Hayvan postlarını kullanılabilecek duruma getirmek amacıyla değişik kimyasal maddelerle işlemek, terbiye etmek"]}, {"word": "tabaklanma", "meanings": ["Tabaklanmak işi"]}, {"word": "tabaklanmak", "meanings": ["Hayvan postları çeşitli kimyasal maddelerle işlenmek, terbiye edilmek"]}, {"word": "tabaklık", "meanings": ["Tabaklama, tabaklama işi, debagat"]}, {"word": "tabaklık", "meanings": ["Tabak koymaya yarayan ve üst üste birkaç kattan oluşan raf"]}, {"word": "taban", "meanings": ["Ayağın alt yüzü, aya", "Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı", "Ayakkabının alt bölümü", "Kaide", "Bir şeyin en alt bölümü", "Değerlendirmede en alt derece", "Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle", "Temel", "Bir ırmağın en derin olan orta yeri", "Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü", "Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi, kaide", "Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır", "Tarlanın düz ve verimli kesimi", "Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir"]}, {"word": "taban çıkmak (veya girmek veya koymak)", "meanings": ["futbolda topla oynayan oyuncunun hareketini engellemek için doğrudan doğruya tabanla müdahale etmek"]}, {"word": "tabanları yağlamak", "meanings": ["uzak bir yere yayan gitmeye hazırlanmak", "hızlıca koşmak, kaçmak"]}, {"word": "taban tepmek (veya patlatmak)", "meanings": ["uzun yol yürümek"]}, {"word": "taban yapmak", "meanings": ["fiyat, en aşağı duruma düşmek"]}, {"word": "taban tabana zıt (olmak)", "meanings": ["birbirine son derece aykırı"]}, {"word": "tabana kuvvet", "meanings": ["bir yere yayan gitmekten başka çare olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "tabana kuvvet kaçmak", "meanings": ["çok hızlı, koşarak kaçmak"]}, {"word": "tabanları kaldırmak", "meanings": ["koşarak kaçmak"]}, {"word": "tabanları patlamak", "meanings": ["çok yürümekten, çok ayakta durmaktan aşırı yorulmak"]}, {"word": "taban", "meanings": ["Huy bakımından", "Yaradılıştan"]}, {"word": "taban basma", "meanings": ["Güreşçinin bir ayağının tabanıyla hasmının ayağına basıp eliyle çenesinden veya omuzlarından tutarak çevirmesi"]}, {"word": "tabancaya davranmak", "meanings": ["ateş etmek için tabancayı bulunduğu yerden almaya kalkışmak"]}, {"word": "tabanca", "meanings": ["Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah", "Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç"]}, {"word": "tabanca boyası", "meanings": ["Tabanca ile yapılan boya"]}, {"word": "tabanca cilası", "meanings": ["Tabanca ile püskürterek yapılan cila"]}, {"word": "taban düzeyi", "meanings": ["Bir akarsuyun, aşındırma ile erişebileceği en alçak yer"]}, {"word": "taban fiyatı", "meanings": ["Bir mala resmî kuruluşlarca konulan fiyatın en alt sınırı, en düşük satış bedeli"]}, {"word": "taban halısı", "meanings": ["Tabana serilen büyük halı", "Bin liralık bütün kâğıt para"]}, {"word": "tabanlı", "meanings": ["Tabanı olan"]}, {"word": "tabanlık", "meanings": ["Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri, travers", "Ayağın rahat etmesi için ayakkabı içine yerleştirilen, keçe, deri veya kumaş parçası"]}, {"word": "tabansız", "meanings": ["Tabanı olmayan", "Yüreksiz, ödlek"]}, {"word": "tabansızlık", "meanings": ["Tabansız olma durumu", "Korkaklık, yüreksizlik"]}, {"word": "tabasbus", "meanings": ["Yaltaklık"]}, {"word": "tabela", "meanings": ["Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan, tahta veya sac parçası, levha", "Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge", "Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt"]}, {"word": "tabasbus etmek", "meanings": ["yaltaklanmak"]}, {"word": "tabanvay", "meanings": ["Yayan"]}, {"word": "tabi", "meanings": ["Bağımlı"]}, {"word": "tabelacı", "meanings": ["Tabela yazan kimse"]}, {"word": "tabelacılık", "meanings": ["Tabelacının işi"]}, {"word": "tabi", "meanings": ["Basıcı", "Yayımcı"]}, {"word": "tabetme", "meanings": ["Tabetmek işi"]}, {"word": "tabetmek", "meanings": ["Basmak"]}, {"word": "tab", "meanings": ["Bası"]}, {"word": "tabi olmak", "meanings": ["birinin kontrolü altına girmek, bir şeye veya bir kimseye bağlı olmak"]}, {"word": "tab", "meanings": ["Mizaç, huy, tabiat, karakter"]}, {"word": "tabi kılmak", "meanings": ["egemenliği altına almak, boyun eğdirmek, kendine uydurmak"]}, {"word": "tabiat", "meanings": ["Doğa", "Doğal özellik", "Huy, karakter", "Güzeli ayırma melekesi, zevk, beğeni", "İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu"]}, {"word": "tabiat bilgisi", "meanings": ["Okullarda doğa ile ilgili bilgileri içine alan dersin adı", "Bu dersin konularını içeren kitap"]}, {"word": "tabi tutmak", "meanings": ["tabi kılmak"]}, {"word": "tabiat bilimleri", "meanings": ["Doğa bilimleri"]}, {"word": "tabiatıyla", "meanings": ["Doğal bir biçimde, tabii olarak", "Kendiliğinden"]}, {"word": "tabiatsız", "meanings": ["Çirkin ve kaba şeylerden tedirgin olmayan, zevksiz (kimse)", "Huysuz, geçimsiz"]}, {"word": "tabiatsızlık", "meanings": ["Tabiatsız olma durumu"]}, {"word": "tabiatlı", "meanings": ["Herhangi bir yaradılışta, huyda olan"]}, {"word": "tabiatüstücülük", "meanings": ["Doğaüstücülük"]}, {"word": "tabiatüstü", "meanings": ["Doğaüstü"]}, {"word": "doğal afet", "meanings": ["İnsan eliyle önlenemeyen sel, fırtına, deprem, dolu vb. felaketlerin her biri", "Baş belası"]}, {"word": "tabii", "meanings": ["Doğada olan, doğada bulunan", "Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi", "Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan", "Yapmacık olmayan, doğal", "Katıksız, saf, doğal", "(ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak"]}, {"word": "tabiileşme", "meanings": ["Tabiileşmek işi"]}, {"word": "tabiilik", "meanings": ["Doğal olma durumu"]}, {"word": "tabiileşmek", "meanings": ["Tabii duruma gelmek"]}, {"word": "tabiiyet", "meanings": ["Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma, bağımlılık", "Uyrukluk"]}, {"word": "tabiiyetli", "meanings": ["Herhangi bir ülkenin uyruğunda olan, uyruklu"]}, {"word": "tabiiyetsiz", "meanings": ["Herhangi bir ülkenin uyruğu olmayan, uyruksuz"]}, {"word": "tabilik", "meanings": ["Yayımcılık"]}, {"word": "tabiiyetsizlik", "meanings": ["Tabiiyetsiz olma durumu, uyruksuzluk"]}, {"word": "tabip", "meanings": ["Hekim"]}, {"word": "tabiplik", "meanings": ["Hekimlik, doktorluk"]}, {"word": "tabir", "meanings": ["Rüya yorma, yorumlama", "Yorum", "Deyiş, anlatım, ifade", "Deyim"]}, {"word": "tabir etmek", "meanings": ["yorumlamak", "adlandırmak, ad verilmek, ifade etmek"]}, {"word": "tabiri (veya tabir) caizse", "meanings": ["`sözün özünü söylemek gerekirse` anlamında kullanılan bir söz", "`diğer bir deyişle, şöyle söylemek uygunsa` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tabirname", "meanings": ["Rüyaların yorumunu yapan kitap"]}, {"word": "tabl", "meanings": ["Davul"]}, {"word": "tabla", "meanings": ["Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi", "Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden veya tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık", "Bir şeyin düz ve geniş bölümü", "Küllük", "Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça", "Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü", "Makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri"]}, {"word": "tablakâr", "meanings": ["Tablacı", "Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli"]}, {"word": "tablalı", "meanings": ["Tablası olan", "Tepesi geniş ve daire biçiminde olan"]}, {"word": "tabildot", "meanings": ["Seçmesiz yemek, alakart karşıtı", "Birçok kişinin erzak sağlayıp kendilerine yemek pişirtmek için kurdukları ortaklık"]}, {"word": "tablet", "meanings": ["Düz ve yassı biçimli, çiğnenecek veya yutulacak madde", "Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge"]}, {"word": "tabliye", "meanings": ["Köprü yapımında ilk olarak yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm"]}, {"word": "tablo", "meanings": ["Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim", "Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi", "Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara", "Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü"]}, {"word": "tabu", "meanings": ["Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç", "Tekinsiz", "Yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış)"]}, {"word": "tabulaşma", "meanings": ["Tabulaşmak durumu"]}, {"word": "tabulaşmak", "meanings": ["Tabu kabul edilmek, tabu gibi görünmek, tabu değeri kazanmak, tabu durumuna getirilmek"]}, {"word": "taburcu", "meanings": ["Hastaneden çıkması kararlaştırılmış (hasta)"]}, {"word": "tabur", "meanings": ["Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği", "Küme, yığın, grup"]}, {"word": "taburcu etmek", "meanings": ["doktor hastayı yatarak tedavi gerekmediğinde hastaneden çıkarmak"]}, {"word": "tabure", "meanings": ["Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle"]}, {"word": "tabut", "meanings": ["Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç, sal(II), ölü salı", "İçine yumurta konan uzun sandık"]}, {"word": "tabutluk", "meanings": ["Camide boş tabutların konulduğu yer", "Ancak bir kişinin hareket etmeden ayakta durabileceği özel işkence bölmesi"]}, {"word": "tabütüvan", "meanings": ["Güç, kuvvet, takat"]}, {"word": "Tacik", "meanings": ["Tacikistan Cumhuriyeti'nde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "tabya", "meanings": ["Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı"]}, {"word": "Tacikçe", "meanings": ["Tacik dili", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "tacil", "meanings": ["Hızlandırma, çabuklaştırma, tezleştirme"]}, {"word": "tacil etmek", "meanings": ["hızlandırmak, çabuklaştırmak, tezleştirmek"]}, {"word": "tacir", "meanings": ["Ticaretle uğraşan kimse, tüccar"]}, {"word": "taciz", "meanings": ["Tedirgin etme, rahatsız etme"]}, {"word": "taciz olmak", "meanings": ["sıkıntı duymak, rahatsız olmak"]}, {"word": "taciz ateşi", "meanings": ["Hasmı tedirgin etmek için silahla açılan ateş"]}, {"word": "taciz etmek", "meanings": ["sıkıntı vermek, rahatsız etmek"]}, {"word": "tacizlik", "meanings": ["Tedirginlik verme"]}, {"word": "tacizlik etmek", "meanings": ["tedirgin etmek, can sıkmak"]}, {"word": "tacizlik getirmek", "meanings": ["tedirgin olmak", "usanç getirmek"]}, {"word": "tacizlik vermek", "meanings": ["tedirgin etmek", "usandırmak"]}, {"word": "taç", "meanings": ["Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık", "Gelinlerin başlarına takılan süs", "Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm", "Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi", "Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık"]}, {"word": "taç giymek", "meanings": ["tahta çıkmak", "kral veya kraliçe seçilmek"]}, {"word": "taç", "meanings": ["Yan"]}, {"word": "taç atışı", "meanings": ["Futbolda taca çıkan topun, karşı takım oyuncusu tarafından elle baş üzerinden geçirilip arkadan öne doğru oyun alanına atılması, yan atışı"]}, {"word": "taç beyit", "meanings": ["Gazelin en güzel beyti, şah beyit"]}, {"word": "taç giyme töreni", "meanings": ["Hükümdar olacak kimsenin başına tacını giydirerek hükümdarlığının resmen ilanı amacıyla düzenlenen tören"]}, {"word": "taçlanma", "meanings": ["Taçlanmak işi"]}, {"word": "taçlanmak", "meanings": ["Taç giymek", "Değerli bir duruma gelmek"]}, {"word": "taçlı", "meanings": ["Tacı olan", "Taç yaprağı olan"]}, {"word": "taçsız", "meanings": ["Tacı olmayan", "Taç yaprağı olmayan"]}, {"word": "taçsız kral", "meanings": ["Herhangi bir konuda büyük ün yapmış olan kimse"]}, {"word": "taçsızlar", "meanings": ["Çiçeklerinde taç bulunmayan bitki familyaları ve bitkiler"]}, {"word": "taç yaprağı", "meanings": ["Tacı oluşturan yaprakçıklardan her biri"]}, {"word": "taç yapraklı", "meanings": ["Taç yaprakları olan"]}, {"word": "tadat", "meanings": ["Sayma", "Sayım", "Sayarak yoklama yapma"]}, {"word": "tadat etmek", "meanings": ["saymak"]}, {"word": "tadada çıkmak", "meanings": ["yoklamaya katılmak üzere toplanmak"]}, {"word": "tadımlık", "meanings": ["Bir şeyin tadına bakmaya yeter miktarda olan", "Çok az"]}, {"word": "tadım", "meanings": ["Tat alma yetisi"]}, {"word": "tadilat", "meanings": ["Değişiklikler"]}, {"word": "tadilat yapmak", "meanings": ["değiştirmek"]}, {"word": "tadil teklifi", "meanings": ["Değiştirge"]}, {"word": "tafra satmak", "meanings": ["böbürlenmek, büyüklenmek, büyüklük taslamak"]}, {"word": "taflan", "meanings": ["Gülgillerden, 2-6 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz veya yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç, karayemiş ağacı, karayemiş (Prunus laurocerasus)"]}, {"word": "tafra", "meanings": ["Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma"]}, {"word": "tafracı", "meanings": ["Böbürlenen, yüksekten atan kimse"]}, {"word": "tafsilat", "meanings": ["Ayrıntı", "Ayrıntılı açıklama"]}, {"word": "tafsil", "meanings": ["Bir şeyi ayrıntılarıyla anlatma, açıklama"]}, {"word": "tafsilat vermek", "meanings": ["bir kimse, bir şey veya durumun özelliklerini, inceliklerini, ayrıntılarıyla anlatmak, uzun uzadıya anlatmak"]}, {"word": "tafsilata girmek", "meanings": ["ayrıntılar üzerinde durmak"]}, {"word": "tafsilatlı", "meanings": ["Ayrıntılı"]}, {"word": "tafta", "meanings": ["Bir tür sert, ipekli kumaş", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "tagaddi", "meanings": ["Beslenme"]}, {"word": "tagallüp", "meanings": ["Zorbalık"]}, {"word": "tagayyür etmek", "meanings": ["değişmek"]}, {"word": "tagayyür", "meanings": ["Değişme, başkalaşma"]}, {"word": "tağşiş", "meanings": ["Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma"]}, {"word": "tağşiş etmek", "meanings": ["karıştırmak"]}, {"word": "tağyir etmek", "meanings": ["değiştirmek, başkalaştırmak", "bozmak"]}, {"word": "tağyir", "meanings": ["Değiştirme, başkalaştırma", "Bozma"]}, {"word": "tahaccür", "meanings": ["Taşlaşma, taş kesilme"]}, {"word": "tahaccür etmek", "meanings": ["taşlaşmak"]}, {"word": "tahaffuz", "meanings": ["Barınma, korunma"]}, {"word": "tahaffuzhane", "meanings": ["Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu"]}, {"word": "tahakkuk", "meanings": ["Gerçekleşme, yerine gelme"]}, {"word": "tahakkuk ettirmek", "meanings": ["kurum, kuruluş veya kişilerin herhangi bir konuda ödemesi gereken miktarı belirlemek"]}, {"word": "tahakkuk etmek", "meanings": ["gerçekleşmek"]}, {"word": "tahakküm", "meanings": ["Baskı, zorbalık, hükmetme"]}, {"word": "tahakküm etmek", "meanings": ["baskı yapmak, zorbalık etmek, hükmetmek"]}, {"word": "tahammuz", "meanings": ["Ekşime"]}, {"word": "tahammül", "meanings": ["Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması", "İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma"]}, {"word": "tahammül etmek", "meanings": ["dayanmak, katlanmak, kaldırmak"]}, {"word": "tahammülfersa", "meanings": ["Dayanılmaz"]}, {"word": "tahammülsüz", "meanings": ["Tahammülü olmayan"]}, {"word": "tahammülsüzlük", "meanings": ["Tahammülsüz olma durumu"]}, {"word": "tahammür", "meanings": ["Mayalanma"]}, {"word": "tahammür etmek", "meanings": ["mayalanmak"]}, {"word": "taharet", "meanings": ["Temizlik, temiz olma", "Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra suyla temizlenme", "İslam dini inanışlarına uygun olarak yapılan temizlik"]}, {"word": "taharet almak", "meanings": ["temizlenmek"]}, {"word": "taharet bezi", "meanings": ["Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra kullanılan küçük kurulama bezi"]}, {"word": "taharet borusu", "meanings": ["Alafranga tuvaletlerde temizlenmek için suyun akmasını sağlayan kıvrımlı boru"]}, {"word": "taharetlenme", "meanings": ["Taharetlenmek işi"]}, {"word": "taharetlenmek", "meanings": ["Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra temizlenmek"]}, {"word": "taharri", "meanings": ["Arama, araştırma"]}, {"word": "taharri etmek", "meanings": ["araştırmak"]}, {"word": "taharri memuru", "meanings": ["Sivil polis"]}, {"word": "taharrüş", "meanings": ["Tırmalanma, kurcalanma, azdırılma"]}, {"word": "taharrüş etmek", "meanings": ["tırmalanmak, kurcalanmak, azdırılmak", "irkilmek"]}, {"word": "tahassun", "meanings": ["Korunmak için bir yere çekilme, sığınma"]}, {"word": "tahassür", "meanings": ["Özlem", "Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme, yanıp yakılma"]}, {"word": "tahassüs", "meanings": ["Duygulanma, duygulanım"]}, {"word": "tahaşşüt", "meanings": ["Yığınak"]}, {"word": "tahattur", "meanings": ["Hatırlama"]}, {"word": "tahattur etmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "tahavvül", "meanings": ["Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm"]}, {"word": "tahavvül etmek", "meanings": ["değişmek, dönüşmek"]}, {"word": "tahayyül", "meanings": ["Hayalde canlandırma"]}, {"word": "tahayyül etmek", "meanings": ["hayal etmek"]}, {"word": "tahdit", "meanings": ["Sınırlama, çevreleme, çevresini daraltma"]}, {"word": "tahdidat", "meanings": ["Sınırlamalar, kısıntılar"]}, {"word": "tahdit etmek", "meanings": ["sınırlamak"]}, {"word": "tahfif", "meanings": ["Hafifletme, yükünü azaltma"]}, {"word": "tahfif etmek", "meanings": ["hafifletmek"]}, {"word": "tahıl", "meanings": ["Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat"]}, {"word": "tahin", "meanings": ["Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu"]}, {"word": "tahkikat", "meanings": ["Soruşturma"]}, {"word": "tahin helvası", "meanings": ["Tahinin şekerle karıştırılmasıyla yapılan bir helva türü"]}, {"word": "tahinî", "meanings": ["Tahin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tahin rengi", "meanings": ["Kirli, koyu sarı renk, tahinî", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tahinli ekmek", "meanings": ["Mayalanmış hamurun 1-2 santimetre kalınlığında açılıp üzerine şekerlendirilmiş tahinin serilmesiyle elde edilen malzemenin fırında pişirilmesiyle yapılan bir ekmek türü"]}, {"word": "tahkik", "meanings": ["Soruşturma"]}, {"word": "tahirbuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "tahkik etmek", "meanings": ["soruşturmak"]}, {"word": "tahkikat komisyonu", "meanings": ["Soruşturma kurulu"]}, {"word": "tahkim", "meanings": ["Kuvvetlendirme, sağlamlaştırma", "Anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözülmesi yöntemi"]}, {"word": "tahkim etmek", "meanings": ["kuvvetlendirmek, sağlamlaştırmak"]}, {"word": "tahkime gitmek", "meanings": ["herhangi bir anlaşmazlığı, çözülmesini sağlamak için tahkim kuruluna taşımak"]}, {"word": "tahkimat", "meanings": ["Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme, hendek, siper vb. savunma tesisleri", "Maden yatağında açılan bir kanalın çökmesini önlemek amacıyla sağlamlaştırma"]}, {"word": "tahkimli", "meanings": ["Tahkim edilmiş olan"]}, {"word": "tahkir etmek", "meanings": ["aşağılamak, onur kırmak"]}, {"word": "tahkir", "meanings": ["Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma"]}, {"word": "tahkire uğramak", "meanings": ["hakaret görmek"]}, {"word": "tahkiye", "meanings": ["Bir olayı anlatmadaki düzen, anlatış düzeni", "Anlatı"]}, {"word": "tahkiye etmek", "meanings": ["hikâye etmek"]}, {"word": "tahlif", "meanings": ["Ant içirme, yemin ettirme"]}, {"word": "tahlil", "meanings": ["Çözümleme"]}, {"word": "tahlil etmek", "meanings": ["çözümlemek"]}, {"word": "tahlilden geçirmek", "meanings": ["gözden geçirmek"]}, {"word": "tahlilî", "meanings": ["Çözümlemeli"]}, {"word": "tahlis", "meanings": ["Kurtarma"]}, {"word": "tahlisiye", "meanings": ["Kurtarma, can kurtarma", "Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi", "Kaza sırasında kurtarma için kullanılan sandal"]}, {"word": "tahliye", "meanings": ["Boşaltma", "Tutukluyu serbest bırakma"]}, {"word": "tahliye etmek", "meanings": ["boşaltmak", "tutukluyu serbest bırakmak"]}, {"word": "tahmil", "meanings": ["Yükleme"]}, {"word": "tahmin", "meanings": ["Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama", "Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak olabilecek bir şeyi, bir olayı önceden kestirme, kestirim", "Önceden kestirilen, düşünülen şey"]}, {"word": "tahmin etmek", "meanings": ["yaklaşık olarak değerlendirmek, oranlamak", "kestirmek"]}, {"word": "tahribat", "meanings": ["Yıkıp bozma, harap etme"]}, {"word": "tahminen", "meanings": ["Yaklaşık olarak, aşağı yukarı"]}, {"word": "tahminî", "meanings": ["Oranlamaya, tahmine göre, kararlama, aşağı yukarı"]}, {"word": "tahrifat", "meanings": ["Bir şeyin aslını bozma, değiştirme"]}, {"word": "tahmis", "meanings": ["Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç dize katılması durumu, beşleme"]}, {"word": "tahmis", "meanings": ["Kahve vb. şeyleri kavurma", "Kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer"]}, {"word": "tahmisçi", "meanings": ["Kuru kahveci"]}, {"word": "tahnit", "meanings": ["Bozulmaması için ölüyü ilaçlama"]}, {"word": "tahra", "meanings": ["Bir tür eğri budama bıçağı"]}, {"word": "tahrif", "meanings": ["Bir şeyin aslını bozma, kalem oynatma, değiştirme"]}, {"word": "tahrif etmek", "meanings": ["bozmak, değiştirmek"]}, {"word": "tahrik", "meanings": ["Cinsel isteği, duyguları uyandırma, artırma", "Bir kimseyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma", "Yola çıkartma, hareket ettirme, kımıldatma"]}, {"word": "tahrik olmak", "meanings": ["cinsel isteği, duyguları uyanmak, artmak", "harekete geçmek"]}, {"word": "tahrikçi", "meanings": ["Tahrik eden kimse"]}, {"word": "tahrik etmek", "meanings": ["cinsel isteği, duyguları uyandırmak, artırmak", "harekete geçirmek, kışkırtmak", "yola çıkartmak, hareket ettirmek, kımıldatmak"]}, {"word": "tahrikât", "meanings": ["Kışkırtmalar"]}, {"word": "tahrikçilik", "meanings": ["Tahrikçinin işi"]}, {"word": "tahril", "meanings": ["Çizgi"]}, {"word": "tahrilli", "meanings": ["Çizgili", "Renkli bölümü çizgi çizgi olan (göz)"]}, {"word": "tahrip", "meanings": ["Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma"]}, {"word": "tahrip etmek", "meanings": ["yıkmak, kırıp dökmek, bozmak"]}, {"word": "tahripkâr", "meanings": ["Yıkıcı, yıkan, zarar veren, tahrip eden"]}, {"word": "tahrir", "meanings": ["Yazma, kitabet, kompozisyon"]}, {"word": "tahrirat", "meanings": ["Resmî bir daire tarafından yazılan yazılar ve mektuplar"]}, {"word": "tahsil", "meanings": ["Parayı alma, toplama", "Öğrenim"]}, {"word": "tahrirat kâtibi", "meanings": ["İlçede resmî yazı işleriyle görevli kimse"]}, {"word": "tahriren", "meanings": ["Yazıyla, yazılı olarak"]}, {"word": "tahrir heyeti", "meanings": ["Yazı kurulu"]}, {"word": "tahrirî", "meanings": ["Yazılı, yazı ile, şifahi karşıtı"]}, {"word": "tahriş", "meanings": ["Tırmalanma, tırmalama", "Yakarak kaşındırma"]}, {"word": "tahriş etmek", "meanings": ["tırmalamak, yakmak"]}, {"word": "tahriş olmak", "meanings": ["zedelenmek"]}, {"word": "tahsil etmek", "meanings": ["parayı toplamak", "öğrenim yapmak"]}, {"word": "tahsil görmek", "meanings": ["eğitim almak"]}, {"word": "tahsilat", "meanings": ["Alacakların toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması"]}, {"word": "tahsildar", "meanings": ["Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse, alımcı", "Vergi toplayan görevli, alımcı, vergici"]}, {"word": "tahsildarlık", "meanings": ["Tahsildarın görevi, alımcılık, vergicilik"]}, {"word": "tahsis etmek", "meanings": ["ayırmak, özgülemek"]}, {"word": "tahsisat", "meanings": ["Bir kimseye, bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para, ödenek"]}, {"word": "tahsis", "meanings": ["Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma"]}, {"word": "tahsisatımesture", "meanings": ["Örtülü ödenek"]}, {"word": "tahsisli", "meanings": ["Bir şeye özgü kılınmış, bir şeye ayrılmış"]}, {"word": "tahsisli yol", "meanings": ["Belediyece görevlendirilmiş toplu taşıma araçları için kentin ana caddelerinde ayrılmış yol şeridi"]}, {"word": "tahşiye", "meanings": ["Dipnot yazma, çıkma yapma"]}, {"word": "taht", "meanings": ["Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk", "Hükümdarlık makamı, hükümdarlık"]}, {"word": "tahta çıkmak", "meanings": ["hükümdar olmak"]}, {"word": "tahtaya kaldırmak", "meanings": ["öğrenciyi sözlü sınav için sınıftaki tahtanın önüne çağırmak"]}, {"word": "tahttan indirmek", "meanings": ["hükümdarlığına son vermek"]}, {"word": "tahta", "meanings": ["Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası", "Bu ağaçtan yapılmış", "Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç", "Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer", "Kara tahta", "Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh"]}, {"word": "tahtaya kalkmak", "meanings": ["öğrenci sınıfta kara tahta önüne çıkmak"]}, {"word": "tahta biti", "meanings": ["Tahtakurusu"]}, {"word": "tahtaboş", "meanings": ["Teras"]}, {"word": "Tahtacı", "meanings": ["Özellikle Toroslarda yaşayan Alevilere verilen ad"]}, {"word": "tahtacı", "meanings": ["Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi"]}, {"word": "tahtakuruları", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, pis kokulu, kan emici böcekler topluluğu"]}, {"word": "tahta kurdu", "meanings": ["Tahtadan yapılma eşyayı kemirerek delik deşik eden kın kanatlı böcek (Anobium punctatum)"]}, {"word": "tahtakurusu", "meanings": ["Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek, tahta biti (Cimex lectularius)"]}, {"word": "tahtalaşmak", "meanings": ["Tahta durumuna gelmek"]}, {"word": "tahtalaşma", "meanings": ["Tahtalaşmak işi"]}, {"word": "tahtalı", "meanings": ["Tahtası olan", "Tahtalı güvercin"]}, {"word": "tahta pamuk", "meanings": ["Döşemecilikte kullanılan bir dolgu ve örtü malzemesi"]}, {"word": "tahta perde", "meanings": ["İki yeri birbirinden ayıran tahta duvar"]}, {"word": "tahterevalli", "meanings": ["İki ucuna birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta veya metal araç, çöğüncek"]}, {"word": "tahteşşuur", "meanings": ["Bilinçaltı"]}, {"word": "tahtelbahir", "meanings": ["Denizaltı"]}, {"word": "tahvil", "meanings": ["Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet", "Değiştirme, çevirme, döndürme, dönüştürme"]}, {"word": "tahtırevan", "meanings": ["Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç"]}, {"word": "tahvil etmek", "meanings": ["dönüştürmek"]}, {"word": "tahvilat", "meanings": ["Tahviller"]}, {"word": "tak", "meanings": ["Tahta vb. bir şeye vurulduğunda veya silah patlayınca çıkan tok ve sert ses"]}, {"word": "tak", "meanings": ["Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer"]}, {"word": "tak etmek", "meanings": ["tak diye ses çıkarmak"]}, {"word": "taka", "meanings": ["Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi", "Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kullanılan bir söz"]}, {"word": "takacı", "meanings": ["Taka işleten kimse"]}, {"word": "takacılık", "meanings": ["Takacının işi"]}, {"word": "takaddüm", "meanings": ["Öncelik"]}, {"word": "takallüs", "meanings": ["Kasılma"]}, {"word": "takaddüm etmek", "meanings": ["öncesine gelmek, öncesinde yer almak"]}, {"word": "takanak", "meanings": ["Alacak", "Borç", "İlişki"]}, {"word": "takarrüp", "meanings": ["Yakınlaşma, yaklaşma, yanaşma"]}, {"word": "takallüs etmek", "meanings": ["kasılmak"]}, {"word": "takarrüp etmek", "meanings": ["yakınlaşmak, yaklaşmak, yanaşmak"]}, {"word": "takarrür", "meanings": ["Bir yerde karar kılma, yerleşme", "Karar verilme"]}, {"word": "takarrür etmek", "meanings": ["bir yerde karar kılmak, yerleşmek", "karar verilmek"]}, {"word": "takas", "meanings": ["Değişim", "İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi"]}, {"word": "takas etmek", "meanings": ["sayışmak, değiştirmek"]}, {"word": "takas tukas etmek", "meanings": ["takas etmek"]}, {"word": "takat getirmek", "meanings": ["dayanmak, katlanmak"]}, {"word": "takat", "meanings": ["Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet"]}, {"word": "takati kalmamak (veya kesilmek)", "meanings": ["gücü azalmak, bitmek"]}, {"word": "takati yetmemek", "meanings": ["gücü yeterli olmamak"]}, {"word": "takatli", "meanings": ["Güçlü, dayanıklı"]}, {"word": "takatsiz", "meanings": ["Takati kalmamış, yorgun argın, dermansız, kudretsiz, mecalsiz", "Takati kalmamış, yorgun argın, dermansız, kudretsiz, mecalsiz bir biçimde"]}, {"word": "takatsizlik", "meanings": ["Takatsiz olma durumu"]}, {"word": "takatsizlik duymak", "meanings": ["güçsüz ve kuvvetsiz kaldığını anlamak"]}, {"word": "takatuka", "meanings": ["Gürültü patırtı", "Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz", "Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak"]}, {"word": "takayyüt", "meanings": ["Bağlı olma, bağlanma", "Üstüne düşme, özen gösterme"]}, {"word": "takaza", "meanings": ["Azarlama, başa kakma"]}, {"word": "takaza etmek", "meanings": ["azarlamak, başa kakmak"]}, {"word": "takbih", "meanings": ["Çirkin görme, beğenmeme", "Kınama"]}, {"word": "takdir", "meanings": ["Beğenme, beğenip belirtme, değer verme", "Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini anlama", "Takdirname", "Değer biçme", "Kitle iletişim araçlarında izlenme oranı", "Yazgı"]}, {"word": "takbih etmek", "meanings": ["Kınamak"]}, {"word": "takdim", "meanings": ["Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme, sunma", "Tanıtma, tanıştırma", "Öne alma, önceye alma"]}, {"word": "takdim olunmak", "meanings": ["sunulmak", "tanıtılmak, tanıştırılmak"]}, {"word": "takdimci", "meanings": ["Tanıtmacı", "Sunucu"]}, {"word": "takdim etmek", "meanings": ["sunmak", "tanıtmak, tanıştırmak", "önceye almak, öne almak, öncelemek"]}, {"word": "takdimcilik", "meanings": ["Tanıtmacılık", "Sunuculuk"]}, {"word": "takdim tehir", "meanings": ["Çeşitli amaçlarla cümledeki ögelerin yerlerini değiştirme"]}, {"word": "takdir etmek (veya eylemek)", "meanings": ["beğenmek", "önemini, gerekliliğini, değerini anlamak", "değer biçmek, değerlendirmek"]}, {"word": "takdirini kazanmak", "meanings": ["bir kimse veya bir topluluk tarafından beğenilmek"]}, {"word": "takdir olunmak", "meanings": ["beğenilmek", "değeri, önemi, gereği anlaşılmak", "değeri biçilmek"]}, {"word": "takdir hakkı", "meanings": ["Kanunun belirlediği durumlarda yargıca tanınan değerlendirme serbestliği, takdir yetkisi"]}, {"word": "takdirkâr", "meanings": ["Takdir eden, beğenen"]}, {"word": "takdiriilahi", "meanings": ["Yazgı"]}, {"word": "takdis", "meanings": ["Kutsal sayma, kutsama"]}, {"word": "takdirname", "meanings": ["Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge, takdir", "Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, takdir"]}, {"word": "takdis etmek", "meanings": ["kutsamak"]}, {"word": "takeometre", "meanings": ["Düzenlenmiş arazinin yüz ölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet"]}, {"word": "takı", "meanings": ["Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü", "Kadınların ziynet eşyası, asım takım", "Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki", "Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler"]}, {"word": "takılgan", "meanings": ["İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan, muzip"]}, {"word": "takılganlık", "meanings": ["Takılgan olma durumu, muziplik"]}, {"word": "takılı kalmak", "meanings": ["bir iş bitmemek"]}, {"word": "takılış", "meanings": ["Takılma işi"]}, {"word": "takılı", "meanings": ["Takılmış, tutturulmuş, asılmış"]}, {"word": "takılma", "meanings": ["Takılmak işi"]}, {"word": "takılıp kalmak", "meanings": ["herhangi bir noktadan ayrılamamak"]}, {"word": "takılmak", "meanings": ["Takma işi yapılmak", "Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak", "Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek", "Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak", "Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak", "Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak", "Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak", "Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek", "Birinin sürekli peşinden gitmek"]}, {"word": "takım", "meanings": ["Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman", "Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk", "Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup", "Birbirini tamamlayan şeylerin tümü", "Sigara ağızlığı", "Takım elbise", "Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad", "Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk", "Bölüğü oluşturan birliklerden her biri", "Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik", "Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu", "Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri", "Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu"]}, {"word": "takım yapmak", "meanings": ["değişik parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturmak"]}, {"word": "takımada", "meanings": ["Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü"]}, {"word": "takım erki", "meanings": ["Oligarşi"]}, {"word": "takım tutmak", "meanings": ["spor takımlarından birine gönül vermek, onun taraftarı olmak"]}, {"word": "takım taklavat", "meanings": ["Araç gereçlerin bütünü", "Erkeğin cinsel organları"]}, {"word": "takımyıldız", "meanings": ["Gök küresinin ayrıldığı seksen sekiz parselden her biri"]}, {"word": "takınak", "meanings": ["Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce"]}, {"word": "takınaklı", "meanings": ["Takınakları olan (kimse)"]}, {"word": "takınma", "meanings": ["Takınmak işi"]}, {"word": "takınaklı davranış", "meanings": ["Bilince takılan ve bütün kurtulma uğraşılarına karşı direnen bir düşüncenin yarattığı davranış"]}, {"word": "takınaksız", "meanings": ["Takınağı olmayan (kimse)"]}, {"word": "takınmak", "meanings": ["Kendine takmak", "Bir nitelik veya durum almak"]}, {"word": "takıntı", "meanings": ["Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun", "Bütünlemeye kalınan ders", "Küçük, önemsiz borç", "Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük, obsesyon", "İlişki kurulan kimse"]}, {"word": "takıntılı", "meanings": ["Takıntısı olan, obsesif"]}, {"word": "takıntısız", "meanings": ["Takıntısı olmayan"]}, {"word": "takırdamak", "meanings": ["`Takırtı` sesi çıkarmak"]}, {"word": "takırdatmak", "meanings": ["Takırdamasına yol açmak, takırdamasına sebep olmak"]}, {"word": "takırdama", "meanings": ["Takırdamak işi"]}, {"word": "takırdatma", "meanings": ["Takırdatmak işi"]}, {"word": "takır takır", "meanings": ["Sert ve kuru, takır tukur", "Sert ve kuru bir ses çıkararak, takır tukur", "Sert ve kuru bir biçimde, takır tukur"]}, {"word": "takırtı", "meanings": ["Bir şeyin çıkardığı kuru ve sert ses"]}, {"word": "takır tukur", "meanings": ["Takır takır"]}, {"word": "takışma", "meanings": ["Takışmak işi"]}, {"word": "takışmak", "meanings": ["Birbirine takılmak", "Anlaşmazlığa düşmek, kavgaya tutuşmak, ağız kavgası yapmak"]}, {"word": "takıştırma", "meanings": ["Takıştırmak işi"]}, {"word": "takibat", "meanings": ["Kovuşturma"]}, {"word": "takıştırmak", "meanings": ["Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak"]}, {"word": "takiben", "meanings": ["Ardınca", "İzleyerek, hemen sonra"]}, {"word": "takigraf", "meanings": ["Hızölçer"]}, {"word": "takim", "meanings": ["Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma", "Mikrobundan arıtma"]}, {"word": "takimetre", "meanings": ["Hareket durumundaki bir cismin hızını ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "takip", "meanings": ["Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme", "Ardınca gitme veya gelme", "Kovuşturma", "İzinden gitme, uyma, izleme", "Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılan hareket"]}, {"word": "takibe vermek", "meanings": ["banka, alacağını hukuki yoldan tahsil edilebilmek için işi avukata havale etmek"]}, {"word": "takip etmek", "meanings": ["yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitmek, izlemek", "belli bir yöne gitmek", "uymak", "bir şeyi izlemek", "dikkatle dinlemek, anlamak", "kovuşturmak", "hemen arkasından gelmek", "izinden gitmek, uymak", "geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için arkasından gitmek"]}, {"word": "takipçi", "meanings": ["Takip eden, izleyen kimse"]}, {"word": "takipçilik", "meanings": ["Takipçinin işi"]}, {"word": "takipsiz", "meanings": ["Üzerinde durulmayan, takip edilmeyen", "Takip edilmeden"]}, {"word": "takipsizlik kararı", "meanings": ["Herhangi bir suçtan ötürü sanık durumunda olan bir kimse için kovuşturmadan vazgeçme kararı"]}, {"word": "takipsizlik", "meanings": ["Takipsiz olma durumu"]}, {"word": "takke", "meanings": ["İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş, çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık", "Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü"]}, {"word": "takkadak", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "takke düştü, kel göründü", "meanings": ["bir ayıbı örten şey ortadan kalktığı zaman gerçeğin ortaya çıktığını anlatan bir söz"]}, {"word": "takkeli", "meanings": ["Takkesi olan"]}, {"word": "takkesiz", "meanings": ["Takkesi olmayan"]}, {"word": "takla", "meanings": ["Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi", "Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma", "Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi"]}, {"word": "takla attırmak", "meanings": ["takla hareketini yaptırmak", "bir şeyi dilediği gibi beceriyle kullanabilmek", "birine istediği her şeyi yaptırmak"]}, {"word": "takla atmak", "meanings": ["takla hareketini yapmak", "kaza sonucu taşıtlar devrilip yuvarlanmak", "çok sevinmek", "bir kimseye yaranmak için onun hoşuna giden davranışlarda bulunmak, dalkavukluk etmek"]}, {"word": "takla böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, sırtüstü çevrildiğinde göğsündeki özel bir organın yardımıyla takla atarak düzgün durma yeteneğinde olan ve tel kurdu denilen kurtçukları dolayısıyla önem taşıyan böcek (Agriotes lineatus)"]}, {"word": "takla böcekleri", "meanings": ["Takla böceği türlerini içine alan kın kanatlılar familyası"]}, {"word": "taklacı", "meanings": ["Taklacı güvercin", "Dalavereci"]}, {"word": "taklidî", "meanings": ["Taklit yoluyla yapılan"]}, {"word": "taklidî kelime", "meanings": ["Yansıma"]}, {"word": "taklip", "meanings": ["Döndürme, çevirme", "Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme"]}, {"word": "taklip etmek", "meanings": ["bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirmek, evirmek"]}, {"word": "taklit", "meanings": ["Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma, öykünme", "Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme", "Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon"]}, {"word": "taklit etmek", "meanings": ["bir kimseye veya bir şeye benzemeye çalışmak, öykünmek", "birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenmek", "bir şeyin sahtesini, yalancısını yapmak, benzetmek"]}, {"word": "taklidini yapmak", "meanings": ["bir şeyin veya kimsenin konuşmasını, davranışını komik bir biçimde tekrarlamak", "öykünmek"]}, {"word": "taklitçi", "meanings": ["Bir şeyin benzerini yapan kimse, öykünmeci", "Birinin yaptıklarını, davranışlarını aynen yapmaya çalışan kimse, öykünmeci", "Birinin veya bir şeyin davranışlarını, konuşmalarını tekrarlayarak eğlendiren kimse, mukallit"]}, {"word": "taklitçilik", "meanings": ["Taklitçi olma durumu"]}, {"word": "takma", "meanings": ["Takmak işi", "Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear", "Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan (organ veya parça), protez"]}, {"word": "takma ad", "meanings": ["Kendi adından başka eğreti alınan ad, takma isim, mahlas"]}, {"word": "takma ayak", "meanings": ["Kesilen, kopan bir ayağın yerine takılmak üzere ağaç, plastik vb. bir maddeden özel olarak yapılmış ayak, takma bacak"]}, {"word": "takma bacak", "meanings": ["Takma ayak"]}, {"word": "takma diş", "meanings": ["Gerçek diş yerini tutabilecek biçimde yapılmış eğreti diş"]}, {"word": "takma isim", "meanings": ["Takma ad"]}, {"word": "takmak", "meanings": ["Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek", "Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek", "Ad, lakap koymak", "Kuşanmak", "Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek", "Biriyle olumsuz olarak uğraşmak", "Borç bırakmak", "Önemsemek, önem vermek, tınmak", "Sınavını başaramamak"]}, {"word": "takıp takıştırmak", "meanings": ["özenerek süslenmek"]}, {"word": "takma kirpik", "meanings": ["Daha güzel görünmek için dışarıdan takılan kirpik"]}, {"word": "takma kol", "meanings": ["Kesilen, kopan bir kolun yerine takılan yapma kol"]}, {"word": "takmamazlık", "meanings": ["Dikkate veya ciddiye almama, umursamama"]}, {"word": "takma saç", "meanings": ["Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç, peruk, peruka"]}, {"word": "takmazlık", "meanings": ["Takmama durumu"]}, {"word": "takoz", "meanings": ["Bir eşyanın altına kıpırdamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama, kıskı", "Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel", "Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası", "Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri", "Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası", "Kaba saba insan"]}, {"word": "takozlama", "meanings": ["Takozlamak işi"]}, {"word": "takoz koymak", "meanings": ["aracın hareketini önlemek için tekerleklerden birinin önüne veya arkasına takoz yerleştirmek, takoz atmak", "olacak işi engellemek"]}, {"word": "takozlamak", "meanings": ["Takoz koymak"]}, {"word": "takriben", "meanings": ["Aşağı yukarı, yaklaşık olarak"]}, {"word": "takrip", "meanings": ["Yaklaştırma"]}, {"word": "takribî", "meanings": ["Yaklaşık"]}, {"word": "takrir", "meanings": ["Yerleştirme, yerleştirilme", "Anlatma, ders verme", "Önerge", "Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını veya ipotek ettiğini söyleme"]}, {"word": "takrir etmek", "meanings": ["ders anlatmak"]}, {"word": "takrir vermek", "meanings": ["tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını veya ipotek ettiğini sözle ifade etmek", "önerge vermek"]}, {"word": "takriz", "meanings": ["Övme, övüş, bir eserin başına konulan yetkili bir kimsenin yazdığı, övücü tanıtma yazısı, beğence"]}, {"word": "taksa", "meanings": ["Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti"]}, {"word": "taksalı", "meanings": ["Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için parası, cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan (mektup)"]}, {"word": "taksa pulu", "meanings": ["Taksalı mektuplara yapıştırılan pul"]}, {"word": "taksi", "meanings": ["Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil"]}, {"word": "taksi çevirmek", "meanings": ["hareket hâlindeki taksiyi bir yere gitmek için durdurmak"]}, {"word": "taksici", "meanings": ["Taksi çalıştıran kimse"]}, {"word": "taksi", "meanings": ["Göçüm"]}, {"word": "taksicilik", "meanings": ["Taksicinin işi"]}, {"word": "taksim", "meanings": ["Parçalara bölme, bölüştürme", "Bölme", "Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle yaptığı müzik"]}, {"word": "taksim etmek", "meanings": ["bölmek, bölüştürmek, pay etmek", "kısa bir süre çalgı çalmak"]}, {"word": "taksimat", "meanings": ["Bölüntüler", "Bölme, bölüştürme işleri"]}, {"word": "taksimetre", "meanings": ["Taksilerde ödenecek ücreti gösteren sayaç"]}, {"word": "taksir", "meanings": ["Kısaltma, kısma", "Kusurda bulunma", "Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu"]}, {"word": "taksirli suç", "meanings": ["Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan, istemeyerek gerçekleştirilen suç"]}, {"word": "taksirli", "meanings": ["Kusurlu"]}, {"word": "taksirat", "meanings": ["Kusurlar, suçlar"]}, {"word": "taksit", "meanings": ["Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri"]}, {"word": "taksit ödemek (veya vermek)", "meanings": ["belli zamanlarda ödeme şartlarına bağlanmış bir paranın bir bölümünü vermek"]}, {"word": "taksite bağlamak", "meanings": ["bir şeyi belli aralıklarla, belli miktarlarda ödeme şartları ile almak veya satmak"]}, {"word": "taksitlendirme", "meanings": ["Taksitlendirmek işi"]}, {"word": "taksitlendirmek", "meanings": ["Taksitlere bağlamak"]}, {"word": "tak tak", "meanings": ["Vurma, çarpma sırasında çıkan ses", "`Tak` sesi çıkararak"]}, {"word": "taksonomi", "meanings": ["Sınıflandırılma ve bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünü"]}, {"word": "takt", "meanings": ["Yerinde konuşma veya davranma"]}, {"word": "taktir", "meanings": ["Damıtma"]}, {"word": "taktırma", "meanings": ["Taktırmak işi"]}, {"word": "taktırmak", "meanings": ["Takma işini yaptırmak"]}, {"word": "takti", "meanings": ["Kesme, parçalama", "Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma"]}, {"word": "takti etmek", "meanings": ["parçalara ayırmak", "aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırmak"]}, {"word": "taktik", "meanings": ["Türlü savaş araçlarını belli bir sonuca ulaşmak amacıyla etkili biçimde birleştirerek ve kullanarak kara, deniz veya hava savaşını yönetme sanatı", "Oyunlarda oyuncunun veya takımlardan herhangi birinin uygulayacağı oyun yöntemi", "İstenen sonuca ulaşmak amacıyla izlenen yol ve kullanılan yöntemlerin tümü"]}, {"word": "taktikçi", "meanings": ["Taktik uygulamasında becrikli olan kimse"]}, {"word": "taktik vermek", "meanings": ["çeşitli sorunlarda sonuca ulaşmak için yol ve yöntem göstermek"]}, {"word": "taktir etmek", "meanings": ["damıtmak"]}, {"word": "tak tuk", "meanings": ["Vurma, çarpma sırasında çıkan ses", "Vurma, çarpma sırasında `tak` sesi çıkararak"]}, {"word": "takunya", "meanings": ["Genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi, nalın"]}, {"word": "takunyacı", "meanings": ["Takunyacılık işini yapan kimse, nalıncı"]}, {"word": "takunyacılık", "meanings": ["Takunyacının işi veya mesleği, nalıncılık"]}, {"word": "takunyalı", "meanings": ["Takunyası olan, nalınlı", "Siyaseti dinî kurallara göre yapmak isteyen kimse"]}, {"word": "takunyasız", "meanings": ["Takunyası olmayan, nalınsız", "Takunyası olmaksızın"]}, {"word": "takva", "meanings": ["Allah'tan korkma", "Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme, züht"]}, {"word": "takvim", "meanings": ["Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem", "Bir yılın günlerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren, değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter", "Yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren program"]}, {"word": "takviye", "meanings": ["Sağlamlaştırma, kuvvetlendirme, berkitme, pekiştirme", "Yardımcı kuvvet, destek"]}, {"word": "takviye etmek", "meanings": ["sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek, desteklemek"]}, {"word": "takyit", "meanings": ["Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama"]}, {"word": "takyit etmek", "meanings": ["bağlı kılmak, bir davranışı kısıtlamak, birtakım şartlara bağlamak, kayıtlamak"]}, {"word": "tal", "meanings": ["Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı"]}, {"word": "talak", "meanings": ["Evliliğin sona ermesi, erkeğin karısını boşaması"]}, {"word": "talakat", "meanings": ["Kolayca düzgün söz söyleme durumu"]}, {"word": "talan", "meanings": ["Yağma"]}, {"word": "talandan geçmek", "meanings": ["yağmalanmak"]}, {"word": "talan etmek", "meanings": ["yağmalamak"]}, {"word": "talancı", "meanings": ["Talan eden kimse"]}, {"word": "talancılık", "meanings": ["Talancının yaptığı iş"]}, {"word": "talanlama", "meanings": ["Talanlamak işi"]}, {"word": "talaş", "meanings": ["Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar"]}, {"word": "talanlamak", "meanings": ["Dağıtmak"]}, {"word": "talaş böreği", "meanings": ["İçine pişirilmiş kuşbaşı et ve sebze konularak hazırlanan bir börek türü, talaş kebabı"]}, {"word": "talaş kebabı", "meanings": ["Talaş böreği"]}, {"word": "talaşlama", "meanings": ["Talaşlamak işi"]}, {"word": "talaşlamak", "meanings": ["Talaş dökmek"]}, {"word": "talaşlanma", "meanings": ["Talaşlanmak işi"]}, {"word": "talaşlanmak", "meanings": ["Talaş dökülmek"]}, {"word": "talaz", "meanings": ["Dalga, kasırga", "İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık"]}, {"word": "talazlanma", "meanings": ["Talazlanmak işi"]}, {"word": "talazlanmak", "meanings": ["Dalgalanmak", "İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak"]}, {"word": "talazlık", "meanings": ["Dalga serpintilerini önlemek için kayıkların küpeştesine baştan kıça doğru yerleştirilen tahta"]}, {"word": "talebe", "meanings": ["Öğrenci"]}, {"word": "talebelik", "meanings": ["Öğrencilik"]}, {"word": "talep", "meanings": ["Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, dileme, istem", "İstek"]}, {"word": "talep etmek", "meanings": ["istemek, istekte bulunmak"]}, {"word": "talep eylemek", "meanings": ["istemek"]}, {"word": "talepname", "meanings": ["İstek bildiren belge"]}, {"word": "tali", "meanings": ["İkinci derecede olan, ikincil"]}, {"word": "talih", "meanings": ["Şans"]}, {"word": "talihi yaver gitmek", "meanings": ["talihi iyi olmak, işi yolunda gitmek"]}, {"word": "talihin kucağına atılmak", "meanings": ["kendi kaderine boyun eğmek"]}, {"word": "talihine küsmek", "meanings": ["kötü bir durum veya olayla karşılaşıldığında yalnızca talihi suçlamak"]}, {"word": "talih kuşu", "meanings": ["Devlet kuşu"]}, {"word": "talihli", "meanings": ["Talihi iyi olan, bahtı açık olan, bahtlı, şanslı"]}, {"word": "talihsiz", "meanings": ["Talihi ters olan, talihi kötü olan, şanssız, bahtsız (kimse)"]}, {"word": "talihsizlik", "meanings": ["Talihsiz olma durumu, şanssızlık, bahtsızlık"]}, {"word": "talik", "meanings": ["Asma, yukarı kaldırma", "Bir işin yapılmasını herhangi bir şarta bağlı tutma", "Belli bir zamana bırakma, erteleme", "Arap alfabesinde geliştirilen, yatık olarak yazılan yazı türlerinden biri", "Bu tür yazı ile yazılmış"]}, {"word": "talimat", "meanings": ["Yönerge", "Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandan, başkan veya daire başkanları tarafından verilen, o hizmetle ilgili sorumluluk, düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar"]}, {"word": "talik etmek", "meanings": ["asmak", "bir işin yapılmasını sonraya bırakmak, ertelemek"]}, {"word": "talika", "meanings": ["Dört tekerlekli, üstü kapalı, yaylı bir tür at arabası"]}, {"word": "talil", "meanings": ["Sebep gösterme", "Tümdengelim"]}, {"word": "talim etmek", "meanings": ["öğretmek, bilgi kazandırmak"]}, {"word": "talim", "meanings": ["Öğretim", "Alıştırma", "Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi"]}, {"word": "talim etmek", "meanings": ["az para karşılığında çalışmak", "hep aynı şeyi yemek zorunda olmak"]}, {"word": "talimar", "meanings": ["Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme"]}, {"word": "talimat vermek", "meanings": ["üst düzeyde bulunan biri, yaptıracağı işle ilgili olarak görüşünü belirtmek, yol göstermek"]}, {"word": "talimatname", "meanings": ["Yönetmelik"]}, {"word": "talimgâh", "meanings": ["Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş"]}, {"word": "talimhane", "meanings": ["Eğitim alanı"]}, {"word": "talimname", "meanings": ["Savaşta uygulanan türlü manevraları, araç ve gereçlerin nasıl kullanılacağını, her sınıfın görev ve davranışını belirten kuralların toplandığı kitap"]}, {"word": "talimli", "meanings": ["Talim görmüş, eğitilmiş", "Alışık, eli yatkın"]}, {"word": "talip", "meanings": ["İsteyen, istekli", "Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kimseye bildiren erkek"]}, {"word": "talip olmak", "meanings": ["istemek"]}, {"word": "talip (veya talibi) çıkmak", "meanings": ["kız evlenme teklifi almak", "bir şeye istekliler bulunmak"]}, {"word": "talipli", "meanings": ["Talip olan, talip", "Talibi bulunan"]}, {"word": "talk", "meanings": ["Genellikle açık yeşil, toz durumundayken yağlı bir görünümde, özgül ağırlığı 2,7, sertliği 1 olan, hidratlı doğal magnezyum"]}, {"word": "talkım", "meanings": ["Ana sapın bir çiçekle sonuçlandığı, büyümeyi yan sapların sürdürdüğü bir tür uzama biçimi"]}, {"word": "talkın vermek", "meanings": ["ölü gömüldükten sonra mezar başında imam dinî sözler söylemek"]}, {"word": "talkın", "meanings": ["Ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın söylediği dinî sözler, telkin"]}, {"word": "talk pudrası", "meanings": ["Nişasta, bizmut, karbonat vb. ile karıştırılmasıyla yapılan, özellikle bebeklerin pişik gibi deri hastalıkları için kullanılan pudra"]}, {"word": "talk şist", "meanings": ["Talktan oluşmuş billur şist"]}, {"word": "tallı bitkiler", "meanings": ["Kök, gövde, yaprak gibi ana organlardan yoksun bulunan ve çoğu asalak veya çürükçül olarak yaşayan ilkel bitkiler topluluğu"]}, {"word": "tallahi", "meanings": ["Vallahi"]}, {"word": "taltif", "meanings": ["İyilik ederek gönül alma", "Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme"]}, {"word": "taltif etmek", "meanings": ["gönül okşamak", "birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirmek"]}, {"word": "talyum", "meanings": ["Atom numarası 81, atom ağırlığı 204,39, yoğunluğu 11,85 olan, 303 °C'de eriyen, fizik özellikleri bakımından kurşuna çok yaklaşan, tuzları ve bileşikleri zehirli bir element (simgesi Tl)"]}, {"word": "tam", "meanings": ["Eksiksiz, kesintisiz", "Bütün, tüm", "En elverişli, en uygun", "Tıpkı", "O sırada, o anda", "Gerçek, kusursuz", "Ehliyetli, yetkin", "Amerikan doları"]}, {"word": "tam adamına çatmak", "meanings": ["olumsuz bir davranış ve tutum içinde bulunan kimseyle karşı karşıya gelmek"]}, {"word": "tam gelmek (veya olmak)", "meanings": ["uygun gelmek, uymak"]}, {"word": "tam adamını bulmak (veya adamına düşmek)", "meanings": ["en uygun kişiyi seçmek", "en uygunsuz kişiyi seçmek"]}, {"word": "tam maaşla tekaüt (veya emekli)", "meanings": ["işi az, ödeneği çok olan bir işe yerleşenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "tam üstüne basmak", "meanings": ["kesin olarak belirlemek", "doğru olanı, istenileni bulmak"]}, {"word": "tam açı", "meanings": ["Açının bir kenarını, tepesi çevresinde döndürerek elde edilen açı"]}, {"word": "tamah", "meanings": ["Açgözlülük"]}, {"word": "tamah etmek", "meanings": ["açgözlü davranmak", "çok istemek"]}, {"word": "tamahkâr", "meanings": ["Açgözlü"]}, {"word": "tamahkârlık", "meanings": ["Açgözlülük"]}, {"word": "tam algı", "meanings": ["Bir tasarın veya algı içeriğinin bilinçli olarak kavranması"]}, {"word": "tamam", "meanings": ["Bütün, tüm", "Eksiksiz", "Yanlış ve yalan olmayan, doğru", "Tamamlanmış, bitmiş", "Evet", "Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "tamam bulmak", "meanings": ["bitmek, sona ermek"]}, {"word": "tamam gelmek", "meanings": ["bir şeye uygun düşmek"]}, {"word": "tamam mı?", "meanings": ["`oldu mu, anlaştık mı?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tamam olmak", "meanings": ["sona ermek, tamamlanmak"]}, {"word": "tamamı tamamına", "meanings": ["Tam tamına"]}, {"word": "tamamen", "meanings": ["Bütün olarak, büsbütün, baştan sona"]}, {"word": "tamamıyla", "meanings": ["Tam olarak, büsbütün, baştan sona, külliyen"]}, {"word": "tamamiyet", "meanings": ["Bütünlük"]}, {"word": "tamamlama", "meanings": ["Tamamlamak işi, tamlama, itmam"]}, {"word": "tamamlamak", "meanings": ["Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek", "Bitirmek"]}, {"word": "tamamlanış", "meanings": ["Tamamlanma işi"]}, {"word": "tamamlanma", "meanings": ["Tamamlanmak işi"]}, {"word": "tamamlatma", "meanings": ["Tamamlatmak işi"]}, {"word": "tamamlanmak", "meanings": ["Eksiksiz duruma getirilmek, tamam olmak, bütünlenmek", "Bitirilmek"]}, {"word": "tamamlatmak", "meanings": ["Eksiğini yerine koydurmak, bütünletmek", "Bitirmesini sağlamak"]}, {"word": "tam bakım merkezi", "meanings": ["Tam bakımın yapıldığı yer"]}, {"word": "tamamlayış", "meanings": ["Tamamlama işi"]}, {"word": "tamanit", "meanings": ["Doğal kalsiyum ve demir fosfat"]}, {"word": "tam asalak", "meanings": ["Toprağa ve özümlemeye bağlı bütün besinlerini konakçıdan sağlayan bitki asalağı"]}, {"word": "tam bakım yaptırmak", "meanings": ["sağlık yönünden genel bir yoklama yaptırmak"]}, {"word": "tam bakım", "meanings": ["Sağlık yönünden yapılan genel yoklama"]}, {"word": "tambur", "meanings": ["Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay veya mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı"]}, {"word": "tam bilet", "meanings": ["İndirimli olmayan bilet"]}, {"word": "tam bölen", "meanings": ["Bir nicelikte bir tam sayı kadar bulunan başka bir nicelik"]}, {"word": "tambura", "meanings": ["Türk halk müziğinde kullanılan, cura, bulgari, çöğür, bağlama gibi telli ve çalgıçla çalınan çalgıların genel adı"]}, {"word": "tamburacı", "meanings": ["Tambura çalan veya yapan kimse"]}, {"word": "tamburi", "meanings": ["Tambur çalan kimse"]}, {"word": "tam er", "meanings": ["Tam teçhizatlı asker"]}, {"word": "tam gaz", "meanings": ["Hızla, hızlı olarak"]}, {"word": "tam gün", "meanings": ["Yasalara göre kabul edilmiş olan bir iş günü süresi"]}, {"word": "tamik", "meanings": ["Derinleştirme"]}, {"word": "tamim", "meanings": ["Genelge, sirküler", "Genelleştirme", "Genelleme"]}, {"word": "tamim etmek", "meanings": ["genellemek"]}, {"word": "tamir", "meanings": ["Onarma, onarım", "Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma"]}, {"word": "tamir etmek", "meanings": ["onarmak", "yapılan bir yanlışı düzeltmeye çalışmak"]}, {"word": "tamir görmek", "meanings": ["onarılmak, düzeltilmek, yenilenmek"]}, {"word": "tamire vermek", "meanings": ["onarılmak için bir şeyi onaracak kimse veya yere vermek"]}, {"word": "tamirat", "meanings": ["Onarım"]}, {"word": "tamirci", "meanings": ["Bir şeyi onaran kimse, onarıcı", "Onarım yapılan yer"]}, {"word": "tamircilik", "meanings": ["Tamircinin işi"]}, {"word": "tamirhane", "meanings": ["Genellikle teknik araçların onarıldığı yer"]}, {"word": "tamir takımı", "meanings": ["Onarım işlerinde kullanılan araç ve gereçlerin hepsi veya bunları içinde bulunduran çanta", "Motorlu araçlarda karbüratörün yenilenmesinde kullanılan parçalar"]}, {"word": "tam kafiye", "meanings": ["Dize sonundaki kelimelerin son harfleri arasında bir sesli bir sessiz harf benzeşmesinden oluşan uyak"]}, {"word": "tamlama", "meanings": ["Bir adın başka bir ad, zamir veya sıfatla birlikte oluşturduğu kelime grubu, terkip: Evin kapısı. Bizim evimiz. Karlı dağlar gibi", "Tamamlama"]}, {"word": "tamlanan", "meanings": ["Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad, belirtilen, mevsuf: Evin önü. Öğretmenin kâhyası. Elma ağacı. Yeşil kitap gibi"]}, {"word": "tamlayan", "meanings": ["Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, zamir veya sıfat, belirten: Evin kapısı. Öğretmenin kitabı. Su yolu. Kırmızı defter gibi"]}, {"word": "tamlayan durumu", "meanings": ["Ad görevindeki sözün taşıdığı kavramı başka bir kavrama -ın \\/ -in \\/ -un \\/ -ün, -nın \\/ -nin \\/ -nun \\/ -nün ekiyle bağlayan durum, genitif: kitab-ın (kapağı), ev-in (damı), araba-nın (sileceği), okul-un (kapısı), yüz-ün (rengi) vb"]}, {"word": "tamlık", "meanings": ["Eksik olmama durumu, bütün", "Olgunluk"]}, {"word": "tam mesai", "meanings": ["Tam gün çalışma"]}, {"word": "tam otomatik", "meanings": ["Bütünüyle otomatik olan (araç)"]}, {"word": "tam pansiyon", "meanings": ["Konaklama tesislerinde oda, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri gibi hizmetlerin tamamının verildiği sistem"]}, {"word": "tampon", "meanings": ["Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir maddeden yapılmış büyük tıkaç", "Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak maddeyle dolu şey", "Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım", "Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı veya sterilize edilmiş pamuklu özel parça", "Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken"]}, {"word": "tampon bölge", "meanings": ["İki devlet arasında, hudut boyunca, askerden arındırılmış toprak parçası"]}, {"word": "tamponlamak", "meanings": ["Tampon koymak, yerleştirmek"]}, {"word": "tamponlama", "meanings": ["Tamponlamak işi"]}, {"word": "tampon devlet", "meanings": ["Coğrafi konumu bakımından, güçlü ve birbirine düşman iki devlet arasında bulunan devlet"]}, {"word": "tam sayı", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan tekler için kararlaşmış bulunan sayı, adedimürettep", "Kesirsiz sayı, adedimürettep"]}, {"word": "tam siper", "meanings": ["Hiçbir yeri görünmeyecek biçimde sipere yatma"]}, {"word": "tamtakır", "meanings": ["İçinde bulunması gereken şeylerden hiçbiri bulunmayan, bomboş"]}, {"word": "tamtakır olmak", "meanings": ["içinde gerekli hiçbir şey kalmamak"]}, {"word": "tamtakır kuru (veya kırmızı) bakır", "meanings": ["boş, bomboş"]}, {"word": "tam tarife", "meanings": ["İndirimsiz"]}, {"word": "tamtam", "meanings": ["Orkestrada yer alan bir tür Çin gongu", "Afrika yerlilerinin çaldığı davul", "Bazı olayları haber vermeye veya açıklamaya yarayan, davulla yapılan ses"]}, {"word": "tam tamına", "meanings": ["Bütünüyle, olduğu gibi, tamamı tamamına, tamı tamına"]}, {"word": "tamu", "meanings": ["Cehennem"]}, {"word": "tam yol", "meanings": ["Çok çabuk, yüksek hızda, süratli"]}, {"word": "tamzara", "meanings": ["Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu", "Bu oyunun müziği"]}, {"word": "tan", "meanings": ["Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, fecir"]}, {"word": "tan ağarmak (veya atmak veya sökmek)", "meanings": ["gün doğmaya başlamak, şafak sökmek"]}, {"word": "tandem", "meanings": ["İki kişilik bisiklet", "İki kişilik yamaç paraşütüyle yapılan uçuş", "Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan oyuncunun arkasındaki tek kişi", "Kürek sporunda ikişer kürek kullanılarak yapılan tekne yarışı kategorisi"]}, {"word": "tanassur", "meanings": ["Hristiyanlaşma"]}, {"word": "tandem oynamak", "meanings": ["kalecinin önünde savunmak amacıyla duran iki oyuncu paslaşarak oynamak"]}, {"word": "tandır", "meanings": ["Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü", "Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen"]}, {"word": "tandır alevi", "meanings": ["Tandırda meşe odununun çıkardığı yakıcı ve etkili alev"]}, {"word": "tandır böreği", "meanings": ["Tandırda pişirilen börek"]}, {"word": "tandır çöreği", "meanings": ["Tandırda pişirilen çörek"]}, {"word": "tandır ekmeği", "meanings": ["Tandırda pişirilen ekmek"]}, {"word": "tandırname", "meanings": ["Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal", "Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap"]}, {"word": "tane", "meanings": ["Herhangi bir sayıda olan şey, adet", "Bazı bitkilerin tohumu", "Çekirdekli küçük meyve"]}, {"word": "tandır kebabı", "meanings": ["Kuşbaşı et ve soğanla hazırlanarak tandırda pişirilen et yemeği"]}, {"word": "tane bağlamak", "meanings": ["meyve veya herhangi bir bitkinin tohumları tane durumuna gelmek"]}, {"word": "tanecik", "meanings": ["Küçük tane", "Çok küçük boyutlu madde, cisim"]}, {"word": "taneli", "meanings": ["Tanelerden oluşmuş", "Çeşitli boylarda tanesi olan"]}, {"word": "tanecikli", "meanings": ["Küçücük tanelerden oluşmuş", "Yüzeyi taneciklerle kaplı gibi görünen"]}, {"word": "taneciksiz", "meanings": ["Taneciği olmayan"]}, {"word": "tanecil", "meanings": ["Tahılla beslenen"]}, {"word": "taneleme", "meanings": ["Tanelemek işi"]}, {"word": "tanelemek", "meanings": ["Tanelerini ayırmak"]}, {"word": "tanelenme", "meanings": ["Tanelenmek işi"]}, {"word": "tanelenmek", "meanings": ["Tanelere ayrılmak", "Taneler oluşmak"]}, {"word": "tanen", "meanings": ["Birçok bitkisel maddede bulunan, deri tabaklamada, hekimlikte kullanılan, tadı buruk bir madde"]}, {"word": "tangırdama", "meanings": ["Tangırdamak işi"]}, {"word": "tangırdamak", "meanings": ["Madenî şeyler kuru ve gürültülü ses çıkarmak"]}, {"word": "tanı", "meanings": ["Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanılama, teşhis"]}, {"word": "tangırdatma", "meanings": ["Tangırdatmak işi"]}, {"word": "tangırdatmak", "meanings": ["Madenî şeyler kuru ve gürültülü ses çıkartmak"]}, {"word": "tangır tangır", "meanings": ["Boş nesnelere vurulduğunda çıkan kaba ve çınlayıcı ses", "Bu biçimde ses çıkararak"]}, {"word": "tanık", "meanings": ["Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit", "Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit"]}, {"word": "tangırtı", "meanings": ["Madenî şeylerin çıkardığı kuru ve gürültülü sesin adı"]}, {"word": "tangırtılı", "meanings": ["Tangırtısı olan, gürültülü"]}, {"word": "tangır tungur", "meanings": ["Genellikle boş nesnelerin yuvarlanırken çıkardığı kaba ve çınlayıcı ses", "Bu biçimde ses çıkararak"]}, {"word": "tango", "meanings": ["Özel ritimli ağır bir dans", "Bu dansın müziği", "Aşırı bir biçimde son modaya uyarak giyinmiş (kadın)"]}, {"word": "tanı koymak", "meanings": ["hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koymak"]}, {"word": "tanıdık", "meanings": ["Tanışılıp konuşulan (kimse), bildik, tanış", "Daha önceden bilinen, görülen, aşina"]}, {"word": "tanıdık çıkmak", "meanings": ["önceden birbirlerini tanımış olmak, tanış olmak", "bir şeyi daha önceden öğrenmiş, duymuş olmak"]}, {"word": "tanık olmak", "meanings": ["bir olayı görmek ve duymak, şahit olmak"]}, {"word": "tanıklama", "meanings": ["Tanıklamak işi"]}, {"word": "tanım", "meanings": ["Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif"]}, {"word": "tanıklamak", "meanings": ["Bir iddiayı tanıkla desteklemek, tanık göstermek"]}, {"word": "tanıklık", "meanings": ["Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet", "Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet"]}, {"word": "tanıklık etmek", "meanings": ["mahkemede, tanık olunan bir durumu söylemek, şahitlik etmek", "sosyal bir olayı, dönemi yaşamış olmak"]}, {"word": "tanık tepe", "meanings": ["Yatay veya bir yana eğimli katmanlardan oluşan bir yaylada, akarsu aşındırmasından az çok kurtulabilen ve aşınmadan önceki yüzeyin bir parçası olan tepecik"]}, {"word": "tanılama", "meanings": ["Tanılamak işi, tanı"]}, {"word": "tanılamak", "meanings": ["Teşhis etmek"]}, {"word": "tanılmak", "meanings": ["Tanınmak, bilinmek"]}, {"word": "tanıma", "meanings": ["Tanımak işi"]}, {"word": "tanımak", "meanings": ["Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak", "Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek", "Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak", "Bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek", "Varlığını kabul etmek", "Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak", "Sorumlu bilmek", "Bir şeyin yapılması, bitirilmesi için belli bir süre vermek"]}, {"word": "tanımamazlık", "meanings": ["343 tanımazlık"]}, {"word": "tanımazlık", "meanings": ["Tanımama durumu"]}, {"word": "tanımazlıktan gelmek", "meanings": ["bir kimseyi tanıdığı hâlde tanımıyormuş gibi davranmak"]}, {"word": "tanımlama", "meanings": ["Tanımlamak işi, tarif etme"]}, {"word": "tanımlamak", "meanings": ["Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtmek ve açıklamak, tarif etmek"]}, {"word": "tanımlanma", "meanings": ["Tanımlanmak işi"]}, {"word": "tanımlayış", "meanings": ["Tanımlama işi"]}, {"word": "tanımlanmak", "meanings": ["Tanımı yapılmak, tarif edilmek"]}, {"word": "tanınış", "meanings": ["Tanınma işi"]}, {"word": "tanınma", "meanings": ["Tanınmak işi"]}, {"word": "tanınmış", "meanings": ["Ünlü", "Herhangi bir özelliği ile ün kazanmış olan"]}, {"word": "tanınmak", "meanings": ["Kim veya ne olduğu bilinmek", "Herhangi bir özelliği ile bilinmek", "Hukuki yönden varlığı kabul edilmek"]}, {"word": "tanış", "meanings": ["Tanıdık (kimse veya yer)"]}, {"word": "tanısızlık", "meanings": ["Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen sinir sisteminin belirli bir yerindeki doku bozukluğundan ileri gelen algı kaybı veya yokluğu, agnosi, agnozi"]}, {"word": "tanış çıkmak", "meanings": ["daha önceden tanışmış olmak"]}, {"word": "tanışık", "meanings": ["Birbirini tanıyanlardan her biri"]}, {"word": "tanışıklık", "meanings": ["Birbiriyle tanışmış bulunma, birbirini tanımış olma durumu"]}, {"word": "tanışma", "meanings": ["Tanışmak işi"]}, {"word": "tanışış", "meanings": ["Tanışma işi"]}, {"word": "tanışmak", "meanings": ["Daha önce birbirini tanımayan kimseler birbirini tanır duruma gelmek"]}, {"word": "tanıt", "meanings": ["Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet", "Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci"]}, {"word": "tanıştırma", "meanings": ["Tanıştırmak işi, takdim"]}, {"word": "tanıtıcı", "meanings": ["Tanıtma işini yapan, tanıtan", "Piyasaya yeni çıkarılmış ilaç, kitap vb. şeyleri tanıtan kimse, propagandist"]}, {"word": "tanıştırmak", "meanings": ["Birbirini tanımayanların tanışmasını sağlamak, tanıtmak, takdim etmek"]}, {"word": "tanıtılış", "meanings": ["Tanıtılma işi"]}, {"word": "tanıtılma", "meanings": ["Tanıtılmak işi"]}, {"word": "tanıtılmak", "meanings": ["Tanıtma işine konu olmak, takdim edilmek"]}, {"word": "tanıtım", "meanings": ["Tanıtma işi, lansman"]}, {"word": "tanıtış", "meanings": ["Tanıtma işi"]}, {"word": "tanıtlama", "meanings": ["Tanıtlamak işi, ispatlama", "Öne sürülen bir iddianın doğruluğunu mantıksal yöntemle gösterme"]}, {"word": "tanıtlamak", "meanings": ["Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek, ispatlamak", "Muhakeme etme yoluyla veya tanık göstererek bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak"]}, {"word": "tanıtlanış", "meanings": ["Tanıtlanma işi"]}, {"word": "tanıtlanma", "meanings": ["Tanıtlanmak işi"]}, {"word": "tanıtlanmak", "meanings": ["Tanıtlama işi yapılmak veya tanıtlama işine konu olmak, ispatlanmak"]}, {"word": "tanıtlı", "meanings": ["Tanıtlanmış, tanıta dayanan"]}, {"word": "tanıtlayış", "meanings": ["Tanıtlama işi"]}, {"word": "tanıtma", "meanings": ["Tanıtmak işi, takdim, prezantasyon"]}, {"word": "tanıtmacı", "meanings": ["Tanıtma işiyle görevli kimse, takdimci"]}, {"word": "tanıtmacılık", "meanings": ["Tanıtmacının işi, takdimcilik"]}, {"word": "tanıtma filmi", "meanings": ["Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar, fragman"]}, {"word": "tanıtmalık", "meanings": ["İlaçların bileşimi, yan etkileri vb. ile nasıl kullanılacağını anlatan bilgileri içeren tanıtma yazısı, tarife, prospektüs"]}, {"word": "tanıtma yazısı", "meanings": ["Kitap, dergi, film vb. eserlerin özelliklerini genel çizgileriyle anlatan yazı", "Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste, jenerik"]}, {"word": "tanıtmak", "meanings": ["Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlamak", "Bir kişinin kim olduğunu başkasına bildirmek, tanıştırmak, takdim etmek, prezante etmek"]}, {"word": "tanıtsız", "meanings": ["Tanıtlanmamış, tanıta dayanmayan"]}, {"word": "tanin", "meanings": ["Tınlama"]}, {"word": "tanıyış", "meanings": ["Tanıma işi"]}, {"word": "taninli", "meanings": ["Tınlamalı"]}, {"word": "tanjant", "meanings": ["Başka bir çizgiye, eğriye veya yüzeye dokunan fakat onu kesmeyen çizgi, eğri veya yüzey", "Bir şeye yalnız bir noktada değen"]}, {"word": "tank", "meanings": ["Zırhlı ve silahlı, tekerlekleri paletli, motorlu savaş taşıtı", "Su, yakıt vb. sıvıları depolamaya yarayan araç"]}, {"word": "tankçı", "meanings": ["Tank kullanan veya tankla birlikte savaşan asker"]}, {"word": "tanker", "meanings": ["Petrol, benzin gibi akaryakıt ürünleriyle, sanayi ile ilgili yağ, şarap vb. sıvı maddeleri taşıyan gemi veya kamyon"]}, {"word": "tankerci", "meanings": ["Tankerle taşımacılık yapan kimse"]}, {"word": "tanlamak", "meanings": ["Şaşmak, şaşırmak"]}, {"word": "Tanrı'nın günü", "meanings": ["Allah'ın günü"]}, {"word": "Tanrı'ya şükür", "meanings": ["Allah'a şükür"]}, {"word": "tanksavar", "meanings": ["Tankları hedef olarak seçen ve onları etkisiz hâle getirmek için kullanılan silah"]}, {"word": "tanlama", "meanings": ["Tanlamak işi"]}, {"word": "tannan", "meanings": ["Tınlayan, çınlayan"]}, {"word": "Tanrı", "meanings": ["Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan"]}, {"word": "Tanrı aşkına", "meanings": ["Allah aşkına"]}, {"word": "Tanrı korusun", "meanings": ["Allah korusun"]}, {"word": "Tanrı yarattı dememek", "meanings": ["Allah yarattı dememek"]}, {"word": "tanrı bilimci", "meanings": ["Tanrı bilimiyle uğraşan kimse, ilahiyatçı, teolog"]}, {"word": "tanrı bilimi", "meanings": ["Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu, ilahiyat, teoloji"]}, {"word": "tanrıcılık", "meanings": ["Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma, teizm"]}, {"word": "tanrıça", "meanings": ["Çok tanrıcılıkta kadın tanrı, ilahe"]}, {"word": "Tanrı kayrası", "meanings": ["Tanrı'nın dünya işlerinde beliren iyilik ve bilgeliği"]}, {"word": "tanrılaşma", "meanings": ["Tanrılaşmak işi"]}, {"word": "tanrılaştırma", "meanings": ["Tanrılaştırmak işi"]}, {"word": "tanrılaşmak", "meanings": ["Tanrı durumuna gelmek"]}, {"word": "tanrılık", "meanings": ["Tanrıya özgü olan varlık, nitelik, uluhiyet"]}, {"word": "tanrılaştırmak", "meanings": ["Birini veya bir şeyi Tanrı diye tanımak, Tanrı yerine koymak", "Aşırı derecede övmek"]}, {"word": "tanrısal", "meanings": ["İlahi"]}, {"word": "Tanrı misafiri", "meanings": ["Tanınmayan, çağrılmadan kendiliğinden gelen konuk"]}, {"word": "tanrısallık", "meanings": ["Tanrısal olma durumu, uluhiyet"]}, {"word": "tanrısız", "meanings": ["Tanrısı olmayan, tanrı tanımayan, mülhit"]}, {"word": "tanrıtanımaz", "meanings": ["Tanrı'nın varlığını inkâr eden, ate, ateist"]}, {"word": "tanrısızlık", "meanings": ["Tanrısız olma durumu"]}, {"word": "tanrıtanımazlık", "meanings": ["Tanrı'nın varlığını inkâr eden öğreti, ateizm"]}, {"word": "Tanrı vergisi", "meanings": ["Sonradan elde edilmeyip yaratılıştan var olan nitelik, yetenek veya özellik, Allah vergisi"]}, {"word": "tansık", "meanings": ["İnsan aklının alamayacağı, şaşırtıcı, olağanüstü olay, mucize"]}, {"word": "tansiyometre", "meanings": ["Gerilimölçer"]}, {"word": "tansiyon", "meanings": ["Kan basıncı", "Gerilim"]}, {"word": "tansiyon ölçmek", "meanings": ["bir kimsenin özel bir aletle kan basıncını tespit etmek"]}, {"word": "tansiyonu düşürmek", "meanings": ["gerilimi azaltmak"]}, {"word": "tansiyonu çıkmak (veya fırlamak veya yükselmek)", "meanings": ["kan basıncı aniden yükselmek"]}, {"word": "tansiyonu yükseltmek", "meanings": ["gerilimi arttırmak"]}, {"word": "tansiyon düşürücü", "meanings": ["Atardamar basıncını düşüren ilaç"]}, {"word": "tantal", "meanings": ["Atom numarası 73, atom ağırlığı 180,88, yoğunluğu 16,6 olan, 3000 °C'ye doğru eriyen ve siyah bir toz durumunda elde edilen bir element (simgesi Ta)"]}, {"word": "tantana", "meanings": ["Görkem", "Gürültü patırtı, kuru gürültü", "Gereksiz, boş söz"]}, {"word": "tantana yapmak (veya etmek)", "meanings": ["kuru gürültü çıkarmak", "gereksiz yere, boşu boşuna konuşmak"]}, {"word": "tantanacı", "meanings": ["Kuru gürültü çıkaran kimse"]}, {"word": "tantanalı", "meanings": ["Görkemli", "Gürültülü, patırtılı"]}, {"word": "tantanasız", "meanings": ["Tantanası olmayan", "Görkemsiz"]}, {"word": "tan tun", "meanings": ["`Öldürülmek veya başı belaya uğramak` anlamına gelen tan tuna gitmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tan yeri", "meanings": ["Güneşin doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe aydınlanan yer"]}, {"word": "tan yeli", "meanings": ["Sabaha doğru çıkan hafif rüzgâr"]}, {"word": "tan yeri ağarmak", "meanings": ["sabah olmaya başlamak, ufku belli belirsiz bir aydınlık kaplamak"]}, {"word": "Tanzanyalı", "meanings": ["Tanzanya halkından olan kimse"]}, {"word": "tanzifat", "meanings": ["Belediyece yaptırılan temizlik işleri"]}, {"word": "tanzifat amelesi", "meanings": ["Temizlik işi yapan kimse"]}, {"word": "tanzifat arabası", "meanings": ["Temizlik arabası"]}, {"word": "tanzim", "meanings": ["Sıraya koyma, sıralama", "Düzenleme, düzen verme, yoluna koyma"]}, {"word": "tanzim olunmak", "meanings": ["sıralanmak", "düzenlenmek, düzen verilmek"]}, {"word": "tanzim etmek", "meanings": ["sıralamak", "düzenlemek, düzen vermek"]}, {"word": "Tanzimat", "meanings": ["Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem"]}, {"word": "Tanzimatçı", "meanings": ["Tanzimat hareketinde görev almış olan kimse", "Tanzimat yanlısı kimse"]}, {"word": "tanzim satışı", "meanings": ["Satıcı fiyatlarının yükselmesini önlemek, bazı malların tüketiciye ulaşmasını sağlamak için belediye veya başka kamu kuruluşları tarafından yapılan satış"]}, {"word": "tanzir", "meanings": ["Benzetme", "Divan edebiyatında bir şiiri örnek alarak ona benzer bir şiir yazma"]}, {"word": "tanzir etmek", "meanings": ["benzetmek", "divan edebiyatında bir şiirin benzerini yazmak"]}, {"word": "Taoizm", "meanings": ["Taoculuk", "Falcılık"]}, {"word": "tapa", "meanings": ["Şişe gibi dar delikleri tıkamaya yarayan mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç, tıpa", "Top mermisinin ucuna takılan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlık"]}, {"word": "tapalamak", "meanings": ["Şişe vb.nin ağzına tapa koymak, tıpalamak"]}, {"word": "tapalama", "meanings": ["Tapalamak işi, tıpalama"]}, {"word": "tapalanma", "meanings": ["Tapalanmak işi, tıpalanma"]}, {"word": "tapalanmak", "meanings": ["Tapa ile tıkanmak, tıpalanmak"]}, {"word": "tapalı", "meanings": ["Tapa konmuş olan, tıpalı"]}, {"word": "tapan", "meanings": ["Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen, ağaçtan geniş araç, sürgü"]}, {"word": "tapanlamak", "meanings": ["Tarlaya atılan tohumu örtmek için sürgü çekmek"]}, {"word": "tapanlama", "meanings": ["Tapanlamak işi"]}, {"word": "tapan çekmek", "meanings": ["tapanlamak"]}, {"word": "tapasız", "meanings": ["Tapa konmamış olan, tıpasız"]}, {"word": "tapı", "meanings": ["Tapınılan şey"]}, {"word": "tapıklama", "meanings": ["Tapıklamak işi"]}, {"word": "tapıklamak", "meanings": ["Birini beğenerek arkasını okşamak, tapışlamak", "Tıpışlamak"]}, {"word": "tapınak", "meanings": ["İçinde ibadet edilen, tapınılan yapı, mabet, ibadethane, ibadetgâh"]}, {"word": "tapıncak", "meanings": ["Put (I)"]}, {"word": "tapınış", "meanings": ["Tapınma işi"]}, {"word": "tapıncakçılık", "meanings": ["Fetişizm"]}, {"word": "tapınma", "meanings": ["Tapınmak işi"]}, {"word": "tapınmak", "meanings": ["Tapma işi yapılmak"]}, {"word": "tapırdama", "meanings": ["Tapırdamak işi"]}, {"word": "tapırdamak", "meanings": ["`Tapırtı` sesi çıkarmak"]}, {"word": "tapırtı", "meanings": ["Yürürken çıkan ayak sesini andırır sesin adı"]}, {"word": "tapış", "meanings": ["Tapma işi"]}, {"word": "tapışlama", "meanings": ["Tapışlamak işi"]}, {"word": "tapışlamak", "meanings": ["Tapıklamak", "Hamurun üzerini düzeltmek için hafif hafif vurarak elle sıvamak"]}, {"word": "tapışlanma", "meanings": ["Tapışlanmak işi"]}, {"word": "tapışlanmak", "meanings": ["Tapışlama işi yapılmak"]}, {"word": "tapi", "meanings": ["Pokerde kâğıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin fiş veya parasını ortaya sürdükten sonra önünde fişi veya parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz"]}, {"word": "tapi kalmak", "meanings": ["kumar oyunlarında fişsiz veya parasız kalmak"]}, {"word": "tapir", "meanings": ["Tapirgillerden, bir çeşidi Asya ve Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, 2 metre uzunluğunda, kısa hortumlu bir tür hayvan (Tapirus)"]}, {"word": "tapma", "meanings": ["Tapmak işi"]}, {"word": "tapirgiller", "meanings": ["Tek parmaklılardan tapir türlerini içine alan bir familya"]}, {"word": "tapmak", "meanings": ["İlah olarak tanınan varlığa karşı inancını ve bağlılığını belirli kurallar çerçevesinde göstermek", "Tutku ile sevmek, bağlanmak", "Birine çok değer vermek"]}, {"word": "tapon", "meanings": ["Niteliği düşük, eski, elde kalmış", "Bayağı (kimse)"]}, {"word": "taponcu", "meanings": ["Tapon mal alıp satan kimse"]}, {"word": "taptaze", "meanings": ["Çok taze", "Bozulmadan, değerinden bir şey yitirmeyerek"]}, {"word": "taptırma", "meanings": ["Taptırmak işi"]}, {"word": "taptırmak", "meanings": ["Tapmasını sağlamak"]}, {"word": "tapu", "meanings": ["Bir taşınmazın üstündeki mülkiyet hakkını gösteren belge", "Tapu işlerinin yürütüldüğü kuruluş"]}, {"word": "tapucu", "meanings": ["Tapu memuru"]}, {"word": "tapu kütüğü", "meanings": ["Bir taşınmazın üstündeki hak ve yükümlülüklerin yazıldığı resmî kütük, tapu sicili"]}, {"word": "tapulama", "meanings": ["Tapulamak işi"]}, {"word": "tapulamak", "meanings": ["Taşınmazlar ve bunlarla ilgili ipotek, şufa, irtifak gibi bazı hakları tapu kütüğüne geçirmek"]}, {"word": "tapulu", "meanings": ["Tapusu olan", "Emri altında, maiyetinde"]}, {"word": "tapu memuru", "meanings": ["Tapu kütüğü tutmakla görevli memur, tapucu"]}, {"word": "tapusuz", "meanings": ["Tapusu olmayan"]}, {"word": "tapyoka", "meanings": ["Manyok kökünden çıkarılan nişasta"]}, {"word": "tar", "meanings": ["Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü"]}, {"word": "taraba", "meanings": ["Tahta perde"]}, {"word": "taraf", "meanings": ["Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri", "Yön, yan, doğrultu", "Yöre, yer", "İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri", "Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi", "Bir şeyin belli bölümü, kısmı"]}, {"word": "taraf gözetmek", "meanings": ["birinden yana olmak"]}, {"word": "taraça", "meanings": ["Teras", "Toprak veya başka malzemeyle elde edilen, bir duvarla desteklenen yüksek düzlük", "Seki (I)"]}, {"word": "taraf (veya tarafını) tutmak", "meanings": ["birinden yana olmak, birinin görüş ve düşüncesini desteklemek"]}, {"word": "taraf çıkmak (veya olmak)", "meanings": ["taraf tutmak"]}, {"word": "tarafa olmak (veya çıkmak)", "meanings": ["birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek"]}, {"word": "tarafeyn", "meanings": ["İki taraf"]}, {"word": "tarafgir", "meanings": ["Bir tarafı kayıran, bir tarafı tutan"]}, {"word": "tarafgirlik", "meanings": ["Tarafgir oalma durumu"]}, {"word": "taraflı", "meanings": ["Yanı ve yönü olan", "Herhangi bir yöreden olan", "Yandaş"]}, {"word": "taraflılık", "meanings": ["Yandaşlık"]}, {"word": "tarafsız", "meanings": ["Yansız"]}, {"word": "tarafsız bölge", "meanings": ["Savaşta iki taraf yetkilileri veya kumandanları tarafından verilen kararla oluşturulan askerden arınmış bölge"]}, {"word": "tarafsızlaştırma", "meanings": ["Tarafsızlaştırmak işi, nötralizasyon"]}, {"word": "tarafsızlaştırmak", "meanings": ["Tarafsız duruma getirmek"]}, {"word": "taraftar", "meanings": ["Yandaş", "Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse"]}, {"word": "tarafsızlık", "meanings": ["Yansızlık"]}, {"word": "taraftarlık", "meanings": ["Yandaşlık"]}, {"word": "taraftarlık etmek", "meanings": ["bir tarafı tutmak, bir yanı desteklemek", "sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı olmak"]}, {"word": "tarak", "meanings": ["Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç", "Bahçıvanlıkta toprağın taşını ayıklamak için kullanılan, ucu bu biçimde olan araç, tırmık", "Dokuma tezgâhlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç", "Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik", "İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü", "Suda yaşayan hayvanlarda solungaç", "Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça (Pecten)"]}, {"word": "tarak vurmak", "meanings": ["taramak"]}, {"word": "tarakçı", "meanings": ["Tarak yapan veya satan kimse", "Taraklama işi yapan kimse"]}, {"word": "tarakçılık", "meanings": ["Tarakçının işi"]}, {"word": "tarak dubası", "meanings": ["Denizi taraklama işinde kullanılan dolaplı duba"]}, {"word": "tarak işi", "meanings": ["Tarak dişleri gibi yol yol yapılmış el işi"]}, {"word": "taraklama", "meanings": ["Taraklamak işi", "Bağ bahçe işlerinde taşları tarakla toplama, ayıklama", "Taşçı tarağı ile yapılan", "Ağaç gemilerde kaplamaların zedelenmesi durumunda, içeriye su girmemesi için omuzluktan su düzeyine kadar ıskarmozlar arasına uyumlu olarak yerleştirilen, ağaçtan yapılan pekiştirme"]}, {"word": "taraklamak", "meanings": ["Bağ, bahçe toprağının yüzünü tarakla düzeltmek", "Gereksiz maddelerden ayıklamak amacıyla araç geçirmek, taramak", "Yılankavi çizgilerle boyamak", "Tarar gibi yapmak"]}, {"word": "taraklı", "meanings": ["Tarağı olan", "Başında tarak bulunan (kuş veya kadın)", "Yol yol nakışlı", "Tarağı geniş olan (ayak)"]}, {"word": "taraklılar", "meanings": ["Sölenterlerin, saydam ve jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı"]}, {"word": "tarak otu", "meanings": ["Tarak otugillerden otsu bir bitki (Dipsacus)"]}, {"word": "taraksı kas", "meanings": ["Uyluğun üst bölümünde bulunan kas"]}, {"word": "tarak otugiller", "meanings": ["Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden bir familya"]}, {"word": "taralı", "meanings": ["Taranmış"]}, {"word": "taraksı", "meanings": ["Tarağı andıran, tarağa benzeyen, tarak gibi"]}, {"word": "taraksız", "meanings": ["Tarağı olmayan"]}, {"word": "tarama", "meanings": ["Taramak işi", "Balık yumurtası ile yapılan bir meze türü", "Gölgeleri yol yol ve çizgi çizgi olan (resim, harita)"]}, {"word": "taramak", "meanings": ["Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek", "Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak", "Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak", "Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek", "Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek", "Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek", "Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek", "Dikkatle bakmak, süzmek", "Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak", "Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılan inceleme"]}, {"word": "taranga", "meanings": ["Bir tür tatlı su balığı"]}, {"word": "taranış", "meanings": ["Taranma işi"]}, {"word": "sığa", "meanings": ["Kapasite"]}, {"word": "sığdırılma", "meanings": ["Sığdırılmak işi"]}, {"word": "sığamsal", "meanings": ["Besin maddelerinin sindirim kanalı içinde ilerlemesini sağlayan (hareket)"]}, {"word": "sığdırılmak", "meanings": ["Sığdırma işi yapılmak"]}, {"word": "sığdırış", "meanings": ["Sığdırma işi"]}, {"word": "sığdırma", "meanings": ["Sığdırmak işi"]}, {"word": "sığdırmak", "meanings": ["Bir şeyi bir kabın veya bir yerin içine aldırmak"]}, {"word": "sığın", "meanings": ["Alageyik"]}, {"word": "sığınılmak", "meanings": ["Sığınma işi yapılmak"]}, {"word": "sığınak", "meanings": ["Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak için sığınılacak yer, melce", "Özellikle hava bombardımanlarından korunmak için yapılmış yer", "Kötülüklerden koruyan, sığınılan kimse veya şey"]}, {"word": "sığınılma", "meanings": ["Sığınılmak işi"]}, {"word": "sığınık", "meanings": ["Sığınmacı"]}, {"word": "sığınış", "meanings": ["Sığınma işi"]}, {"word": "sığınma", "meanings": ["Sığınmak işi, iltica", "Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının arkasına sinme"]}, {"word": "sığınma cebi", "meanings": ["Kara yollarında araçların durmasına, beklemesine ayrılmış, yolun sağ tarafında yer alan bölüm, alan"]}, {"word": "sığınmacı", "meanings": ["Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi, sığınık, mülteci", "Yabancı bir ülkede iltica etmeden önce belirli bir süre kalan kimse"]}, {"word": "sığınmacılık", "meanings": ["Sığınmacı olma durumu"]}, {"word": "sığınma hakkı", "meanings": ["Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme, iltica hakkı"]}, {"word": "sığınmak", "meanings": ["Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek", "Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak", "Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek, iltica etmek", "Güvenmek, yardım istemek veya ummak"]}, {"word": "sığıntı", "meanings": ["Bulunduğu yerde kalması istenmeyen, varlığı gereksiz görülen kimse"]}, {"word": "sığırcı", "meanings": ["Sığır besleyen veya satan kimse", "Sığırtmaç"]}, {"word": "sığır", "meanings": ["Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı", "Anlayışsız, kaba saba kimse"]}, {"word": "sığırcık", "meanings": ["Serçegillerden, siyah renkli, uzun gagalı, serçeden iri, ötücü bir kuş, çoğurcuk, çekirge kuşu (Sturnus vulgaris)"]}, {"word": "sığırcılık", "meanings": ["Sığırcının işi veya mesleği"]}, {"word": "sığırdili", "meanings": ["Sığırdiligillerden, 30-60 santimetre yüksekliğinde, tüylü, çok yıllık ve otsu bir bitki, öküzdili (Anchusa officinalis)", "Cönk (I)"]}, {"word": "sığırdiligiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, sığırdili ve havacıva bitkilerini içine alan familya"]}, {"word": "sığır eti", "meanings": ["Sığırın kesilip parçalanmış eti"]}, {"word": "sığırgözü", "meanings": ["Öküzgözü(1)"]}, {"word": "sığır mantarı", "meanings": ["Sığır türünde görülen bir tür mantar"]}, {"word": "sığırkuyruğu", "meanings": ["Sıracagillerden, ülkemizde yabani olarak birçok türü yetişen, tüylü yapraklı, sarı çiçekli bir kır bitkisi (Verbascum)"]}, {"word": "sığırödü", "meanings": ["Kırlarda görülen bir tür çalı cinsi bitki"]}, {"word": "sığır sineği", "meanings": ["Yumurtalarını sığırın teni altına bırakan sinek, eğrice (Tabanus bovinus)"]}, {"word": "sığır tenyası", "meanings": ["Şerit"]}, {"word": "sığırtmaç", "meanings": ["Büyükbaş hayvan güden kimse, sığır çobanı, nahır"]}, {"word": "sığır şeridi", "meanings": ["Şerit"]}, {"word": "sığır vebası", "meanings": ["Sığırlarda yaygın olarak görülen bir tür veba"]}, {"word": "sığışmak", "meanings": ["Ancak sığmak, güçlükle sığmak"]}, {"word": "sığışma", "meanings": ["Sığışmak işi"]}, {"word": "sığıştırma", "meanings": ["Sığıştırmak işi"]}, {"word": "sığıştırmak", "meanings": ["Güçlükle sığdırmak"]}, {"word": "sığla", "meanings": ["Günlük ağacı"]}, {"word": "sığlaşma", "meanings": ["Sığlaşmak işi"]}, {"word": "sığlaşmak", "meanings": ["Sığ duruma gelmek"]}, {"word": "sığla yağı", "meanings": ["Günlük ağacının gövdesinden elde edilen, ülser tedavisinde, kozmetik ürünlerin yapımında kullanılan bir yağ"]}, {"word": "sığma", "meanings": ["Sığmak işi"]}, {"word": "sığlık", "meanings": ["Sığ olma durumu", "Sığ yer", "Yüzeyde kalma durumu, derine inmeme durumu"]}, {"word": "sığmak", "meanings": ["Bir kaba, bir yere bütünüyle girebilmek veya içinden geçebilmek", "Uygun olmak"]}, {"word": "sıhhat", "meanings": ["Sağlık, esenlik", "Doğruluk"]}, {"word": "sıhhatler olsun", "meanings": ["yıkananlara veya tıraş olanlara söylenen bir nezaket sözü"]}, {"word": "sıhhatli", "meanings": ["Sağlıklı"]}, {"word": "sıhhi imdat", "meanings": ["İlk yardım"]}, {"word": "sıhhi", "meanings": ["Sağlıkla ilgili, sağlığa yarar"]}, {"word": "sıhhi tesisatçı", "meanings": ["Yapılarda temiz ve atık su ile ilgili işleri yapan donanımcı"]}, {"word": "sıhhi tesisat", "meanings": ["Yapılarda temiz ve atık su veya ısınma ile ilgili donanım"]}, {"word": "sıhhi tesisatçılık", "meanings": ["Sıhhi tesisatçının işi veya mesleği"]}, {"word": "sıhhiye", "meanings": ["Sağlık işlerinin tümü"]}, {"word": "sıhhiyeci", "meanings": ["Sağlık memuru, sağlık görevlisi", "Orduda basit sağlık işleri görebilecek kadar bilgi ve deneyimi olan er, çavuş veya başçavuş"]}, {"word": "sıhri", "meanings": ["Evlilik yoluyla meydana gelen (akrabalık)"]}, {"word": "sıhriyet", "meanings": ["Evlenme sonucu oluşan yakınlık, dünürlük, hısımlık"]}, {"word": "sıhriyet peyda etmek", "meanings": ["hısımlık oluşturmak"]}, {"word": "sık", "meanings": ["Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı", "Çok bulunan, çok rastlanan", "Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla", "Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak"]}, {"word": "sıkacak", "meanings": ["Bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan araç", "Genellikle meyve sıkmak için kullanılan her tür araç"]}, {"word": "sıkboğaz", "meanings": ["Bir şey yaptırmak için `birini zorlamak, baskı yapmak` anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "sıkça", "meanings": ["Oldukça sık"]}, {"word": "sıkı", "meanings": ["Dar", "İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan", "Zorlu, güçlü ve etkili", "Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan", "İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı", "Yoğun", "Cimri", "Sıkıca, iyice", "Disiplin", "Zorlayıcı durum", "Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü", "Güçlü ve çabuk, hızlı"]}, {"word": "sıkı basmak", "meanings": ["güçlü davranmak, direnmek"]}, {"word": "sıkı durmak", "meanings": ["güçlü, dayanıklı olmak, dikkatli bulunmak"]}, {"word": "sıkı tutmak", "meanings": ["önem vermek", "sürekli olarak denetlemek, kontrol altında bulundurmak", "bir işte disiplinli olmak"]}, {"word": "sıkıdan geçirmek", "meanings": ["dayak atmak"]}, {"word": "sıkıya almak", "meanings": ["hareketlerini sınırlamak veya önlemler almak", "disiplin altına almak"]}, {"word": "sıkıya gelmek", "meanings": ["güç bir durumla karşılaşmak"]}, {"word": "sıkıysa", "meanings": ["kendine güveniyorsa, yürekliyse"]}, {"word": "sıkı ağızlı", "meanings": ["Gizli kalması gereken şeyleri başkasına söylemeyen, sır tutabilen, ketum"]}, {"word": "sıkı denetim", "meanings": ["Sansür"]}, {"word": "sıkıca", "meanings": ["Sıkı bir biçimde"]}, {"word": "sıkı doku", "meanings": ["Gözenekleri ve öz ışınları açıkça görünmeyen, yıl halkaları biçimde birbirinden ayrılamayan ağaçların dokusu"]}, {"word": "sıkı düzen", "meanings": ["Disiplin"]}, {"word": "sıkı fıkı", "meanings": ["Birbiriyle çok samimi", "İçli dışlı", "Yoğun", "Çok samimi bir biçimde"]}, {"word": "sıkılama", "meanings": ["Sıkılamak işi"]}, {"word": "sıkılamak", "meanings": ["Sıkı duruma getirmek", "Sıkıştırmak", "Dolma tüfek, tabanca vb. ateşli silahları ağızdan doldurup sıkıştırmak", "İyice tembih etmek", "Bunaltmak", "Zorlamak"]}, {"word": "sıkılanma", "meanings": ["Sıkılanmak durumu"]}, {"word": "sıkılgan", "meanings": ["Utangaç"]}, {"word": "sıkılanmak", "meanings": ["Sıkılama işi yapılmak"]}, {"word": "sıkılık", "meanings": ["Sıkı olma durumu", "Cimrilik"]}, {"word": "sıkılganlık", "meanings": ["Sıkılgan olma durumu"]}, {"word": "sıkılış", "meanings": ["Sıkılma işi"]}, {"word": "sıkılma", "meanings": ["Sıkılma işi", "Utanma ve çekinme duygusu, hicap"]}, {"word": "sıkılmaz", "meanings": ["Sıkılması olmayan, utanmaz, yüzsüz"]}, {"word": "sıkılmak", "meanings": ["Sıkma işi yapılmak", "Can sıkıntısı duymak", "Utanıp çekinmek", "Sıkıntıya düşmek"]}, {"word": "sıkınmak", "meanings": ["Kendini sıkmak, zorlamak"]}, {"word": "sıkıntı çekmek", "meanings": ["zorluk veya yoksulluk içinde yaşamak"]}, {"word": "sıkıntı vermek", "meanings": ["tedirgin etmek, bunaltmak"]}, {"word": "sıkıntıda olmak", "meanings": ["geçim darlığı çekmek"]}, {"word": "sıkınma", "meanings": ["Sıkınmak işi"]}, {"word": "sıkıntı basmak", "meanings": ["çok sıkılmak, can sıkıntısı duymak"]}, {"word": "sıkım", "meanings": ["Sıkma işi", "Avucun sıkıldığında alabildiği miktar", "Bir defada sıkılan miktar", "Ateşli silahlarda bir atış için yeterli olan miktar"]}, {"word": "sıkılmazlık", "meanings": ["Sıkılmaz olma durumu"]}, {"word": "sıkıntı", "meanings": ["İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet", "Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet", "Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı", "Bulunmama durumu", "Sorun, mesele, sendrom, problem"]}, {"word": "sıkıntısı olmak", "meanings": ["tedirgin, rahatsız eden bir durumda bulunmak", "işemesi gerekmek, sıkışmak"]}, {"word": "sıkıntıya düşmek", "meanings": ["darlık, yokluk içinde olmak"]}, {"word": "sıkıntıya gelememek", "meanings": ["güç işlere dayanamamak"]}, {"word": "sıkı sıkıya", "meanings": ["Çok sıkı olarak, sımsıkı", "İyice"]}, {"word": "sıkıntılı", "meanings": ["Sıkıntısı olan", "Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi"]}, {"word": "sıkıntısız", "meanings": ["Sıkıntısı olmayan", "Sıkıntı vermeyen, meşakkatsiz"]}, {"word": "sıkı sıkı", "meanings": ["İyice"]}, {"word": "sıkışık", "meanings": ["Sıkışmış bir durumda olan"]}, {"word": "sıkışıklık", "meanings": ["Sıkışık olma durumu"]}, {"word": "sıkışma", "meanings": ["Sıkışmak durumu"]}, {"word": "sıkışmak", "meanings": ["Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak", "İki şey arasında kalmak", "Yerinden oynamamak", "Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak", "Zor bir durumda kalmak", "Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak", "Tuvalet ihtiyacı gelmek"]}, {"word": "sıkıştırıcı", "meanings": ["Sıkıştırma işini yapan alet"]}, {"word": "sıkıştırış", "meanings": ["Sıkıştırma işi"]}, {"word": "sıkıştırılmak", "meanings": ["Sıkıştırma işi yapılmak"]}, {"word": "sıkıştırılma", "meanings": ["Sıkıştırılmak işi"]}, {"word": "sıkıştırma", "meanings": ["Sıkıştırmak işi"]}, {"word": "sıkıştırmak", "meanings": ["Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak", "Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak", "Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek", "Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak", "Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak", "Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak", "Zorlamak", "Sarkıntılık etmek"]}, {"word": "sıkıt", "meanings": ["Komprime"]}, {"word": "sıkkın", "meanings": ["Çok sıkılmış", "Sıkıntılı, bungun"]}, {"word": "sıklaşmak", "meanings": ["Sık duruma gelmek veya sıkça ortaya çıkmak, sık görülmek"]}, {"word": "sıklaştırma", "meanings": ["Sıklaştırmak işi"]}, {"word": "sıklaştırmak", "meanings": ["Sık duruma getirmek veya sıkça yapmak, sayısını artırmak"]}, {"word": "sıklet", "meanings": ["Ağırlık, yük", "Sıkıntı"]}, {"word": "sıklaştırılma", "meanings": ["Sıklaştırılmak işi"]}, {"word": "sıkkınlık", "meanings": ["Sıkkın olma durumu"]}, {"word": "sıklaşma", "meanings": ["Sıklaşmak işi"]}, {"word": "sıklaştırılmak", "meanings": ["Sıklaştırma işi yapılmak"]}, {"word": "sık sık", "meanings": ["Az aralıklarla", "Arası çok geçmeden, az aralıkla, sık olarak, sıkça"]}, {"word": "sıklık", "meanings": ["Sık olma durumu", "Sıkça geçme, kullanımı sık olma", "Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı, frekans"]}, {"word": "sıkma", "meanings": ["Sıkmak işi", "Bir tür pantolon veya şalvar", "Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek", "Sımsıkı bağlanmış", "Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal)", "Dar bir tür kadın yeleği"]}, {"word": "sıkma baş", "meanings": ["Kadınların ince bir kumaşla saçlarını sararak yaptıkları bir saç bağlama biçimi", "Bu biçimde taranan saçın bir örtüyle tamamen kapatılmış hâli"]}, {"word": "sıkmaç", "meanings": ["Kompresör"]}, {"word": "sıkıp suyunu çıkarmak", "meanings": ["sömürmek"]}, {"word": "sıkmak", "meanings": ["Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak", "Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak", "Dar gelmek", "Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek", "Silahla ateş etmek", "Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak", "Sıkıntı vermek", "Yalan söylemek"]}, {"word": "sıkmalık", "meanings": ["Sıkılmaya elverişli"]}, {"word": "sıla", "meanings": ["Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma", "Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer"]}, {"word": "sıla etmek", "meanings": ["sılaya gitmek"]}, {"word": "sılaya gitmek", "meanings": ["bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek", "anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek"]}, {"word": "sılacı", "meanings": ["Memleketine, doğup büyüdüğü yere dönerek yakınlarına kavuşan kimse"]}, {"word": "sıla özlemi", "meanings": ["Yurt özlemi"]}, {"word": "sıma", "meanings": ["Sımak durumu veya biçimi"]}, {"word": "sımak", "meanings": ["Kırmak, bozmak", "Yenmek, mağlup etmek"]}, {"word": "sıla sıygası", "meanings": ["Zarf-fiil"]}, {"word": "sımsıcak", "meanings": ["Pek sıcak, sıpsıcak", "Çok samimi, çok duygulu", "Çok sıcak olarak, sıcak bir biçimde"]}, {"word": "sımsıkı", "meanings": ["Çok sıkı", "Çok sıkı olarak, sıkı bir biçimde"]}, {"word": "sınaat", "meanings": ["Zanaat"]}, {"word": "sınai", "meanings": ["Sanayi ile ilgili, endüstriyel"]}, {"word": "sınamak", "meanings": ["Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak, denemek, tecrübe etmek", "Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini veya niteliğini yoklamak, imtihan etmek"]}, {"word": "sınama", "meanings": ["Sınamak işi, deneme, tecrübe"]}, {"word": "sınatma", "meanings": ["Sınatmak işi"]}, {"word": "sınanma", "meanings": ["Sınanmak işi"]}, {"word": "sınanmak", "meanings": ["Sınama işine konu olmak"]}, {"word": "sınatmak", "meanings": ["Sınama işini yaptırmak"]}, {"word": "sınav", "meanings": ["Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama, imtihan, test", "Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum"]}, {"word": "sınavda bırakmak", "meanings": ["sınavda başarısız saymak"]}, {"word": "sınav vermek", "meanings": ["sınavdan geçmek"]}, {"word": "sınavdan geçmek", "meanings": ["sınava girmek", "girilen sınavda başarılı olmak"]}, {"word": "sınava çekilmek", "meanings": ["birinin bilgisi ölçülmek"]}, {"word": "sınava girmek", "meanings": ["bir kimse, bir konu üzerindeki bilgisinin ölçülmesini sağlamak için yapılan yoklamada hazır bulunmak"]}, {"word": "sınayış", "meanings": ["Sınama işi"]}, {"word": "sıncan", "meanings": ["Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)"]}, {"word": "sındı", "meanings": ["Makas"]}, {"word": "sındırılma", "meanings": ["Sındırılmak işi"]}, {"word": "sındırmak", "meanings": ["Kırmak, parçalamak", "Yenerek bozmak, mağlup etmek", "Sindirmek"]}, {"word": "sındırılmak", "meanings": ["Sındırma işine konu olmak"]}, {"word": "sıngın", "meanings": ["Gözü korkmuş, sinmiş (kimse)", "Çekingen, ürkek", "Üzgün, düşünceli"]}, {"word": "sındırma", "meanings": ["Sındırmak işi"]}, {"word": "sınıf", "meanings": ["Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri", "Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler", "Derslik", "Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri", "Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü", "Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği", "Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas"]}, {"word": "sınıfta bırakmak", "meanings": ["sınıf geçmesine engel olmak"]}, {"word": "sınıfta çakmak", "meanings": ["sınıfta kalmak"]}, {"word": "sınıfta kalmak", "meanings": ["başarılı olamayan öğrenci, bir üst sınıfa geçemeyerek aynı sınıfta yeniden okumak", "herhangi bir işte başarısız olmak"]}, {"word": "sınıflama", "meanings": ["Bölümleme"]}, {"word": "sınıflandırma", "meanings": ["Sınıflandırmak işi"]}, {"word": "sınıflandırmak", "meanings": ["Bölümlendirmek", "Karşılaştırma esasına bağlı olarak tasnif yapmak"]}, {"word": "sınıflamak", "meanings": ["Bölümlemek"]}, {"word": "sınıflanış", "meanings": ["Bölümleniş"]}, {"word": "sınıflanma", "meanings": ["Bölümlenme"]}, {"word": "sınıflanmak", "meanings": ["Bölümlenmek"]}, {"word": "sınıflaşma", "meanings": ["Sınıflaşmak işi"]}, {"word": "sınıflaşmak", "meanings": ["Toplumda sınıf farkları oluşmak"]}, {"word": "sınıfsal", "meanings": ["Sınıfla ilgili"]}, {"word": "sınık", "meanings": ["Kırık, çıkık", "Yenilmiş, bozguna uğramış"]}, {"word": "sınıflı", "meanings": ["Sınıfı olan"]}, {"word": "sınıfsız", "meanings": ["Sınıfı olmayan", "Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan, lümpen", "Toplum içinde belli bir sınıfa girmeyen, lümpen"]}, {"word": "sınıkçı", "meanings": ["Kırıkçı"]}, {"word": "sınıkçılık", "meanings": ["Kırıkçılık"]}, {"word": "sınır", "meanings": ["İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut", "Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi", "Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç", "Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit", "Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit", "Uç, son"]}, {"word": "sınır çekmek (veya çizmek)", "meanings": ["sınırını belirtmek", "son vermek"]}, {"word": "sınırlarını (veya sınırını) zorlamak", "meanings": ["en son noktaya kadar çaba göstermek", "bütün gücünü en son noktaya kadar kullanmak"]}, {"word": "sınır açı", "meanings": ["Bir ortamdan gelip daha kırıcı başka bir ortama geçerken kırılan ışının oluşturabileceği en büyük açı"]}, {"word": "sınır boyu", "meanings": ["Ülke sınırları, hudut boyu"]}, {"word": "sınırdaş", "meanings": ["Ortak sınırları olanlardan her biri, hemhudut"]}, {"word": "sınırdaşlık", "meanings": ["Sınırdaş olma durumu"]}, {"word": "sınır dışı", "meanings": ["Ülke sınırlarının ötesi, hudut dışı"]}, {"word": "sınır karakolu", "meanings": ["Sınır bölgesinde görev yapan kolluk gücü"]}, {"word": "sınır dışı etmek", "meanings": ["bir kimseyi bulunduğu ülkede yaptığı yasa dışı eyleminden dolayı ülkenin sınırları ötesine çıkarmak"]}, {"word": "sınırlama", "meanings": ["Sınırlamak işi"]}, {"word": "sınırlandırmak", "meanings": ["Sınırlamak, hudutlandırmak"]}, {"word": "sınırlandırma", "meanings": ["Sınırlandırmak işi"]}, {"word": "sınırlamak", "meanings": ["Sınırını çizmek, sınırını belirtmek veya belirlemek", "Belli bir sınır içinde bırakmak, belirlemek"]}, {"word": "sınırlanış", "meanings": ["Sınırlanma işi"]}, {"word": "sınırlanma", "meanings": ["Sınırlanmak işi"]}, {"word": "sınırlanmak", "meanings": ["Sınır çekilmek", "Belli bir sınır içinde bırakılmak, belirlenmek"]}, {"word": "sınırlayış", "meanings": ["Sınırlamak işi"]}, {"word": "sınırlı", "meanings": ["Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu", "Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet", "Az sayıda"]}, {"word": "sınırlı ortaklık", "meanings": ["Belirli bir sermaye ile kurulan ortaklık"]}, {"word": "sınırlı doğru", "meanings": ["Başı ve sonu belli olan doğru"]}, {"word": "sınırlı sayı", "meanings": ["Sonsuz değerli olmayan sayı"]}, {"word": "sınırlı sorumluluk", "meanings": ["Borçlunun borcunu ödememesi durumunda, bütün mal varlığıyla değil de mal varlığının bir bölümüyle sorumlu olması durumu"]}, {"word": "sınırsız", "meanings": ["Sınırı olmayan, bir sınırla ayrılmamış olan, hudutsuz", "Çok sayıda", "Pek çok, sonsuz"]}, {"word": "sınırsız doğru", "meanings": ["Başı ve sonu olmayan doğru"]}, {"word": "sınırsız sayı", "meanings": ["Sonsuz değerli sayı"]}, {"word": "sınma", "meanings": ["Sınmak işi"]}, {"word": "sınır taşı", "meanings": ["Sınırı belirlemek için koyulan taş vb. madde"]}, {"word": "sınırsız sorumluluk", "meanings": ["Borçlunun borcunu ödememesi durumunda alacaklıya karşı bütün mal varlığıyla sorumlu olması durumu"]}, {"word": "sınmak", "meanings": ["Kırılmak, parçalanmak, bozulmak", "Yenilmek, bozguna uğramak"]}, {"word": "sıpa", "meanings": ["Eşek yavrusu", "Çocuk için sevgi ve şefkat duygularıyla kullanılan bir söz"]}, {"word": "sır", "meanings": ["Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik", "Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka"]}, {"word": "sır", "meanings": ["Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey", "Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem", "Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı", "Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem"]}, {"word": "sır tutmak (veya saklamak)", "meanings": ["bir sırrı açığa vurmamak, başkasına söylememek"]}, {"word": "sır vermek (veya sızdırmak)", "meanings": ["bir sırrı açığa vurmak, başkasına söylemek"]}, {"word": "sırra ermek", "meanings": ["gizli tutulan veya sır durumunda olan bir şeyi anlamak, kavramak"]}, {"word": "sırra kadem basmak", "meanings": ["bir kimse ortalıktan yok olmak, kaybolmak, ortalıkta görünmemek"]}, {"word": "sırrını açma dostuna, o da söyler dostuna", "meanings": ["`bir sır en yakın dosta bile söylenmemelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıra", "meanings": ["Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi", "Bu biçimdeki topluluğun durumu", "Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu", "Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman", "Nöbet", "Tahtadan oturak", "Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılan mobilya", "Düzen", "Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve `ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıra olmak", "meanings": ["düzenli bir biçimde sıra oluşturmak, dizilmek"]}, {"word": "sıra (veya sırasını) savmak", "meanings": ["sırayla yapılan bir işte sıra kendine geldiğinde gereğini yapmak"]}, {"word": "sırası düşmek", "meanings": ["uygun zamanı gelmek"]}, {"word": "sırası gelmek", "meanings": ["bir başkasından sonra sıra birinin veya bir şeyin olmak", "sırası düşmek"]}, {"word": "sırası gelmişken", "meanings": ["`fırsat düşmüşken, söz bu konudayken` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sırasına getirmek", "meanings": ["uygun zamanını, fırsatını bulmak"]}, {"word": "sırasına göre", "meanings": ["durumun gerektirdiği gibi"]}, {"word": "sıraya dizmek", "meanings": ["sıralamak", "bir topluluk içinde herkese aynı biçimde davranmak"]}, {"word": "sırasını kaybetmek", "meanings": ["çocuk veya bebek, hastalık veya başka bir sebep dolayısıyla uyku ve meme zamanını şaşırmak"]}, {"word": "sıraya koymak", "meanings": ["düzenlemek, sıralamak"]}, {"word": "sıracalı", "meanings": ["Sıracası olan"]}, {"word": "sıraca otu", "meanings": ["Sıracagillerden, birçok türünün kökleri hekimlikte kullanılan bir bitki (Scrophularia)"]}, {"word": "sıracı", "meanings": ["Dört kişilik saz heyeti", "Esas çalgı takımı gelmediğinde onların yerine saz çalan ve türkü okuyan kimse"]}, {"word": "sıradanlık", "meanings": ["Bayağılık"]}, {"word": "sıra dayağı", "meanings": ["Kişileri ayrım gözetmeksizin sırayla tek tek dövme"]}, {"word": "sıra dayağı çekmek", "meanings": ["birden çok kişiyi teker teker ve birbirinin ardı sıra dövmek"]}, {"word": "sıra dışı", "meanings": ["Alışılmışın dışında olan, olağan dışı, gayritabii, ekstrem", "Beklenmedik"]}, {"word": "sıralaç", "meanings": ["Klasör"]}, {"word": "sıracagiller", "meanings": ["Sıraca otu, bit otu, aslanağzı vb. bitkileri içine alan, iki çeneklilerden bir bitki familyası"]}, {"word": "sıradan", "meanings": ["Bayağı"]}, {"word": "sıraca", "meanings": ["Deride ve genellikle boyunda görülen, lenf düğümlerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü"]}, {"word": "sıradağ", "meanings": ["Ortak özellikler gösteren, aralarında uzunlamasına vadilerin bulunduğu dağlar dizisi"]}, {"word": "sıralama", "meanings": ["Sıralamak işi"]}, {"word": "sıralanış", "meanings": ["Sıralanma işi"]}, {"word": "sıralamak", "meanings": ["Birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek", "Art arda söylemek, sayıp dökmek", "Belirli bir düzene göre yerleştirmek veya düzenlemek, sıraya koymak", "Söylenecek, yazılacak, yapılacak şeylere zihinde gerekli düzeni vermek", "Aynı davranışı birbiri ardınca birçok kez yapmak", "Aynı davranışı birçok şey üstünde tekrarlamak", "Küçük çocuk tutunarak yürümeye başlamak, tutunarak yürümek"]}, {"word": "sıralanma", "meanings": ["Sıralanmak işi"]}, {"word": "sıralanmak", "meanings": ["Sıra oluşturacak biçimde yer almak", "Sıraya, düzene konulmak"]}, {"word": "sıralatmak", "meanings": ["Sıralama işini yaptırmak"]}, {"word": "sıralayıcı harf", "meanings": ["Bir tam çok terimlinin çeşitli terimlerinde, artan veya eksilen kuvvetlerine göre bu terimlerin dizildiği sırayı gösteren harf"]}, {"word": "sıralatma", "meanings": ["Sıralatmak işi"]}, {"word": "sıralayış", "meanings": ["Sıralama işi"]}, {"word": "sıralı", "meanings": ["Sıralanmış, düzenlenmiş, dizili", "Yere, zamana, konuya, yönteme uygun olan"]}, {"word": "sıralı oluş", "meanings": ["Birbirini takip etme, epigenez"]}, {"word": "sıralı sırasız", "meanings": ["Yer veya zaman uygunluğu gözetmeksizin"]}, {"word": "sıra malı", "meanings": ["Değeri ve özelliği olmayan mal"]}, {"word": "sıralı cümle", "meanings": ["Anlam yakınlığıyla bağlanmış cümlelerin oluşturduğu cümle, sıralı tümce"]}, {"word": "sıram sıram", "meanings": ["Sıra durumunda veya sıralanmış olan", "Sırası geldikçe"]}, {"word": "sıram sıram dizilmek", "meanings": ["sıra veya sıralar oluşturacak biçimde yan yana, arka arkaya gelmek"]}, {"word": "sırasıyla", "meanings": ["Sırası gelince, sırasına dikkat ederek, sıra izleyerek"]}, {"word": "sıra sayı sıfatı", "meanings": ["Bir şeyin diziliş veya aşamadaki sırasını bildiren sıfat"]}, {"word": "sırat köprüsü", "meanings": ["İslam inancına göre mahşer günü üstünden geçilecek olan köprü"]}, {"word": "sırat", "meanings": ["Sırat köprüsü", "Yol"]}, {"word": "sırat köprüsünden geçmek", "meanings": ["bir iş yaparken sıkıntılı, eziyetli durumlar içinde kalmak"]}, {"word": "sırasız", "meanings": ["Sırada olmayan, sırası olmayan, düzensiz", "Yere, zamana, konuya, yönteme uygun olmayan"]}, {"word": "sırdaş", "meanings": ["Birinin sırrını bilecek kadar ona yakın olan kimse, mahrem"]}, {"word": "sırça", "meanings": ["Cam", "Camdan yapılmış"]}, {"word": "sırdaşça", "meanings": ["Sırdaşa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "sırdaş olmak", "meanings": ["sırrını paylaşmak"]}, {"word": "sırdaşlık", "meanings": ["Sırdaş olma durumu"]}, {"word": "sırf", "meanings": ["Yalnızca", "Tümüyle, tamamen"]}, {"word": "sırık gibi", "meanings": ["uzun boylu"]}, {"word": "sırık", "meanings": ["Değnekten uzun ve kalınca ağaç"]}, {"word": "sırıkçı", "meanings": ["Atletizmde sırıkla atlayan sporcu"]}, {"word": "sırık domatesi", "meanings": ["Dalları sırıkla desteklenerek yetiştirilen, iri, düzgün ve etli meyve veren bir tür domates"]}, {"word": "sırık hamalı", "meanings": ["Taşınacak yükleri sırığa geçirerek omuzlarında taşıyan hamal"]}, {"word": "sırık fasulyesi", "meanings": ["Dalları sırıkla desteklenerek yetiştirilen, ince, uzun, kılçıksız bir tür fasulye"]}, {"word": "sırıkla atlama", "meanings": ["Sırıkla yüksek atlama"]}, {"word": "sırılsıklam", "meanings": ["Büsbütün ıslak, çok ıslak, sırsıklam"]}, {"word": "sırıklamak", "meanings": ["Fasulye, domates vb. bitkilerin tutunması, dallarının desteklenmesi için yanlarına sırık dikmek, hereklemek", "Aşırıp götürmek, çalmak"]}, {"word": "sırıklama", "meanings": ["Sırıklamak işi"]}, {"word": "sırılsıklam olmak", "meanings": ["çok ıslanmak"]}, {"word": "sırım", "meanings": ["Bazı işlerde sicim yerine kullanılan, ince ve uzun, esnek deri parçası"]}, {"word": "sırım gibi", "meanings": ["ince yapılı ve güçlü"]}, {"word": "sırıma", "meanings": ["Sırımak işi"]}, {"word": "sırıtık", "meanings": ["Sürekli olarak sırıtan"]}, {"word": "sırıtkan", "meanings": ["Sürekli sırıtan, sırıtma huyu olan"]}, {"word": "sırımak", "meanings": ["Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı dikmek", "Sağlam ve sıkıca dikmek"]}, {"word": "sırıtış", "meanings": ["Sırıtma işi"]}, {"word": "sırıtkanlık", "meanings": ["Sırıtkan olma durumu"]}, {"word": "sırıtma", "meanings": ["Sırıtmak işi"]}, {"word": "sırıtmak", "meanings": ["Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek, sırtarmak (I)", "Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı diktirmek", "Bütün çirkinliği ve kusuru ortaya çıkmak", "Göze batmak"]}, {"word": "sır kâtibi", "meanings": ["Kendisine gizli yazılar yazdırılan kimse"]}, {"word": "sır küpü", "meanings": ["Birçok sırrı bildiği hâlde hiçbirini açığa vurmayan kimse"]}, {"word": "sırlamak", "meanings": ["Bazı nesnelere, toprak kaplara sır (I) sürmek"]}, {"word": "sırlanma", "meanings": ["Sırlanmak durumu"]}, {"word": "sırlama", "meanings": ["Sırlamak işi"]}, {"word": "sırlanmak", "meanings": ["Sırlama işi yapılmak"]}, {"word": "sırlı", "meanings": ["Sır sürülmüş, sırı olan"]}, {"word": "sırma", "meanings": ["Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel", "Bu telden yapılmış veya bu tel gibi olan", "Rütbe gösteren şerit"]}, {"word": "sırmakeş", "meanings": ["Gümüş veya başka madenleri haddeden çekip sırma yapan kimse"]}, {"word": "sırmalı", "meanings": ["Sırma ile işlenmiş veya süslenmiş"]}, {"word": "sırmakeşhane", "meanings": ["Sırma yapılan yer"]}, {"word": "sırma saç", "meanings": ["Altın sarısı renginde saç"]}, {"word": "sırnaşık", "meanings": ["Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen (kimse)", "Rahatsız eden, sıkıntı veren", "Yapmacık"]}, {"word": "sırnaşıkça", "meanings": ["Sırnaşığa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "sırnaşıklık", "meanings": ["Sırnaşık olma durumu", "Sırnaşıkça davranış"]}, {"word": "sırnaşma", "meanings": ["Sırnaşmak işi"]}, {"word": "sırnaşış", "meanings": ["Sırnaşma işi"]}, {"word": "sırnaştırma", "meanings": ["Sırnaştırmak işi"]}, {"word": "sırnaştırmak", "meanings": ["Sırnaşıklık yapmasına sebep olmak"]}, {"word": "sırnaşmak", "meanings": ["Sırnaşıkça davranmak"]}, {"word": "Sırp", "meanings": ["Sırbistan'da yaşayan ve Slavların güney kolundan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Sırpça", "meanings": ["Sırpların kullandığı bir güney Slav dili, Sırp dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Sırplık", "meanings": ["Sırp olma durumu"]}, {"word": "sırretme", "meanings": ["Sırretmek işi"]}, {"word": "sırretmek", "meanings": ["Bir şeyi veya kimseyi akılalmaz bir biçimde ortadan yok etmek, görünmez kılmak"]}, {"word": "sırrolma", "meanings": ["Sırrolmak işi"]}, {"word": "sırsıklam", "meanings": ["Büsbütün ıslak, çok ıslak, sırılsıklam"]}, {"word": "sırrolmak", "meanings": ["Bir şey veya kimse akılalmaz bir biçimde ortadan yok olmak"]}, {"word": "sırsıklam olmak", "meanings": ["çok ıslanmak"]}, {"word": "sırsız", "meanings": ["Sır sürülmemiş, sırı olmayan"]}, {"word": "sırt", "meanings": ["Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm", "İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı", "Kesici araçların kesmeyen kenarı", "Dağların veya tepelerin üst bölümü", "İnsanın üstü", "Bir şeyin üstü, üst bölümü", "Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm"]}, {"word": "sırt (veya sırtını) çevirmek", "meanings": ["bir şeye veya birine önem vermemek", "bir şeyden veya bir kimseden desteğini, ilgisini kesmek", "birine darılmak"]}, {"word": "sırtı yere gelmek", "meanings": ["yenilmek, alt olmak"]}, {"word": "sırtı kaşınmak", "meanings": ["dayak yemeyi hak edecek davranışta bulunmak"]}, {"word": "sırtına almak", "meanings": ["yüklenmek, çuvalı sırtına aldı", "bir giyeceği giymek veya sırtına örtmek"]}, {"word": "sırtı yere gelmemek", "meanings": ["bir işte herhangi bir zorluk karşısında sarsılmamak, konumunu kaybetmemek, güçlü olmak"]}, {"word": "sırtına geçirmek", "meanings": ["bir şeyi giymek"]}, {"word": "sırtında yumurta küfesi olmamak", "meanings": ["eski düşünce ve yönünü kolayca değiştirmek veya sözünden caymakta sakınca görmemek"]}, {"word": "sırtından atmak", "meanings": ["başından savmak veya birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü üzerine almamak"]}, {"word": "sırtından bıçaklamak", "meanings": ["ihanet etmek"]}, {"word": "sırtından çıkarmak", "meanings": ["bir kimseye ödetmek"]}, {"word": "sırtından geçinmek", "meanings": ["geçimini bir kimseden sağlamak"]}, {"word": "sırtını dayamak (veya vermek)", "meanings": ["bir yere dayanmak, yaslanmak", "güçlü birine, bir yere güvenmek"]}, {"word": "sırtını dönmek", "meanings": ["sırt çevirmek"]}, {"word": "sırtını sıvazlamak", "meanings": ["birini desteklediğini göstermek"]}, {"word": "sırtından (para) kazanmak", "meanings": ["para kazanmak için birini kullanmak"]}, {"word": "sırtını yere getirmek", "meanings": ["güreşte hasmı sırtüstü yere yatırarak yenmek", "üstün gelmek"]}, {"word": "sırtar", "meanings": ["Kelergillerden bir tür balık"]}, {"word": "sırtarma", "meanings": ["Sırtarmak (I), (II) işi"]}, {"word": "sırtçılık", "meanings": ["Taşıyıcılık"]}, {"word": "sırtıkara", "meanings": ["Bir tür lüfer"]}, {"word": "sırtarmak", "meanings": ["Açıkta kalarak görünmek", "Karşı koymaya hazırlanmak", "Diklenmek, karşı koymak"]}, {"word": "sırtı pek", "meanings": ["Kalın giyinmiş"]}, {"word": "sırtı sıra", "meanings": ["Birinin arkasından, izinden"]}, {"word": "sırtı yufka", "meanings": ["İnce giyinmiş", "Etkili, güçlü, makam sahibi bir dayanağı, arkası veya yakını olmayan (kimse)"]}, {"word": "sırtlama", "meanings": ["Sırtlamak işi"]}, {"word": "sırtlamak", "meanings": ["Sırtına alıp yüklenmek", "Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak"]}, {"word": "sırtlan", "meanings": ["Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan, yeleli kurt (Hyaena)"]}, {"word": "sırt sırta", "meanings": ["Arka arkaya, sırtları birbirine değecek bir biçimde"]}, {"word": "sırtlangiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren birçok türü içine alan etçil hayvanlar familyası"]}, {"word": "sırtlık", "meanings": ["Sırt dayayacak yer"]}, {"word": "sırt sırta vermek", "meanings": ["iş birliği yapmak"]}, {"word": "sırtüstü", "meanings": ["Sırtı yerde olmak üzere"]}, {"word": "sırtüstü yatmak", "meanings": ["sırtı yere gelmek üzere yatmak", "hiçbir şey yapmamak", "çalışmadan rahat bir yaşam sürmek"]}, {"word": "sıska", "meanings": ["Çok zayıf ve kuru, kaknem, çelimsiz, arık", "Karın boşluğuna su dolmuş olan"]}, {"word": "sıska olmak", "meanings": ["karın boşluğuna su dolarak karnı şişmek", "aşırı zayıf olmak"]}, {"word": "sıskası çıkmak", "meanings": ["çok zayıflamak, sıskalaşmak"]}, {"word": "sıskalaşma", "meanings": ["Sıskalaşmak işi"]}, {"word": "sıskalık", "meanings": ["Sıska olma durumu"]}, {"word": "sıskalaşmak", "meanings": ["Sıska duruma gelmek"]}, {"word": "sıtma", "meanings": ["Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık, ısıtma, malarya"]}, {"word": "sıtma tutmak", "meanings": ["ateş ve ter nöbetleriyle titremeye başlamak"]}, {"word": "sıtmalanma", "meanings": ["Sıtmalanmak işi"]}, {"word": "sıtma bilimi", "meanings": ["Sıtma asalaklarını, sıtma sivrisineklerini, sıtma türlerini ve sıtmayla savaşı inceleyen asalak bilimi dalı"]}, {"word": "sıtmalanmak", "meanings": ["Sıtmaya tutulmak"]}, {"word": "sıtmalı", "meanings": ["Sıtmaya tutulmuş (kimse)", "Sıtmanın salgın denecek kadar çok görüldüğü (yer)"]}, {"word": "sıtma nöbeti", "meanings": ["Sıtma hastalığında karşılaşılan ateş ve titreme durumu"]}, {"word": "sıtmalık", "meanings": ["Sıtmaya çok yakalanılan yer"]}, {"word": "sıva", "meanings": ["Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç", "Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası"]}, {"word": "sıvacı", "meanings": ["Duvarları sıvayan kimse"]}, {"word": "sıva vurmak", "meanings": ["bir duvarı sıva kullanarak düzgünleştirmek, sıvamak"]}, {"word": "sıvacı kuşu", "meanings": ["Sıvacı kuşugillerden, Avrupa ve Asya ormanlarında yaşayan, 15 santimetre uzunluğunda ötücü bir kuş (Sitta europea)"]}, {"word": "sıvacı kuşugiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan, birçok türü bulunan ötücü kuşları içine alan bir familya"]}, {"word": "sıvalama", "meanings": ["Sıvalamak işi"]}, {"word": "sıvacılık", "meanings": ["Sıvacının işi"]}, {"word": "sıvalamak", "meanings": ["Sıva vurmak, sıvamak"]}, {"word": "sıvalı", "meanings": ["Sıva vurulmuş, sıva sürülmüş", "Sıvar gibi bulaşmış, sıvanmış"]}, {"word": "sıvalı", "meanings": ["Sıvanmış, kıvrılmış (giysi kolu)"]}, {"word": "sıvama", "meanings": ["Sıvamak işi", "Sıvanır gibi üstüne kaplanmış, örtülmüş veya çok sık takılmış", "Zemini hemen hiç görülmeyecek kadar kaplanmış, örtülmüş veya takılmış olarak", "Silme"]}, {"word": "sıvamak", "meanings": ["Sıva ile kaplamak, sıva vurmak", "Harcı bir yere vurmak", "Bulaştırmak", "Okşamak, sıvazlamak", "Küfretmek"]}, {"word": "sıvamak", "meanings": ["Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak"]}, {"word": "sıvanma", "meanings": ["Sıvanmak işi"]}, {"word": "sıvanmak", "meanings": ["Sıvama (I) işi yapılmak"]}, {"word": "sıvanmak", "meanings": ["Bir işe girişmek", "Sıvama (II) işi yapılmak", "İştahla yemek"]}, {"word": "sıvaşma", "meanings": ["Sıvaşmak durumu"]}, {"word": "sıvaştırma", "meanings": ["Sıvaştırmak işi"]}, {"word": "sıvaşmak", "meanings": ["Bulaşmak, üstüne sürülmek", "Sıvık veya sıvışık bir duruma gelmek"]}, {"word": "sıvatma", "meanings": ["Sıvatmak işi"]}, {"word": "sıvaştırmak", "meanings": ["Bulaştırmak, üstüne sürmek", "Sıvık veya sıvışık duruma getirmek"]}, {"word": "sıvatmak", "meanings": ["Sıvama işini yaptırmak"]}, {"word": "sıvazlama", "meanings": ["Sıvazlamak işi"]}, {"word": "sıvazlamak", "meanings": ["Bir şeyin üstünde yavaş yavaş, hafifçe el gezdirmek", "Okşamak"]}, {"word": "sıvazlatma", "meanings": ["Sıvazlatmak işi"]}, {"word": "sıvazlatmak", "meanings": ["Sıvazlama işini yaptırmak"]}, {"word": "sıvı", "meanings": ["Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit"]}, {"word": "sıvık", "meanings": ["Yumuşak kıvamlı, suyu fazla"]}, {"word": "sıvıklaştırmak", "meanings": ["Sıvık duruma getirmek"]}, {"word": "sıvıklaştırma", "meanings": ["Sıvıklaştırmak işi"]}, {"word": "sıvılaştırma", "meanings": ["Sıvılaştırmak işi"]}, {"word": "sıvılaştırmak", "meanings": ["Bir gazı sıvı durumuna dönüştürmek"]}, {"word": "sıvındırma", "meanings": ["Sıvındırmak işi"]}, {"word": "sıvındırmak", "meanings": ["Bir gazın veya buharın sıcaklık derecesini düşürmek, basıncını artırmak yoluyla onu sıvı durumuna getirmek"]}, {"word": "sıvınma", "meanings": ["Sıvınmak işi"]}, {"word": "sıvıölçer", "meanings": ["Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet, areometre"]}, {"word": "sıvınmak", "meanings": ["Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek"]}, {"word": "sıvırya", "meanings": ["Alabildiğine", "Sürekli olarak", "Birbiri ardı sıra"]}, {"word": "sıvışık", "meanings": ["Yapışıp bulaşan", "Bir kimsenin yanından ayrılmayarak insanı tedirgin eden (kimse)"]}, {"word": "sıvışma", "meanings": ["Sıvışmak işi"]}, {"word": "sıvışmak", "meanings": ["Bulaşmak, yayılmak, sıvaşmak", "Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak"]}, {"word": "sıyanet", "meanings": ["Koruma"]}, {"word": "sıvı yağ", "meanings": ["Havanın normal sıcaklığında sıvı durumunda bulunan her türlü yağ"]}, {"word": "sıyanet etmek", "meanings": ["korumak"]}, {"word": "sıyga", "meanings": ["Kip"]}, {"word": "sıygaya çekmek", "meanings": ["birine sorular sorup cevaplarını istemek"]}, {"word": "sıygı", "meanings": ["Hacim"]}, {"word": "sıyırga", "meanings": ["Harmanda sap toplamaya veya damlardan karı küremeye yarayan araç", "Kar küremekte kullanılan büyük kürek"]}, {"word": "sıyrık", "meanings": ["Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer", "Sıyrılmış yer", "Yüzeyinden bir parça sıyrılmış olan", "Utanması olmayan"]}, {"word": "sıyırma", "meanings": ["Sıyırmak işi"]}, {"word": "sıyırış", "meanings": ["Sıyırma işi"]}, {"word": "sıyırmak", "meanings": ["Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak", "Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak", "Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak", "Çekerek çıkarmak", "Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak", "Hafifçe dokunarak geçmek", "Akıl sağlığını kaybetmiş olmak", "Çekip kurtarmak"]}, {"word": "sıyırıp çıkarmak", "meanings": ["çekip kurtarmak"]}, {"word": "sıyırtmak", "meanings": ["Sıyırma işini yaptırmak"]}, {"word": "sıyrılış", "meanings": ["Sıyrılma işi"]}, {"word": "sıyırtma", "meanings": ["Sıyırtmak işi", "Bir tür balık yakalama yöntemi"]}, {"word": "sıyrılma", "meanings": ["Sıyrılmak işi"]}, {"word": "sıyrıntı", "meanings": ["Kapta kalan yemek, yemek artığı", "Bir bezden el ile koparılan uzunca parça", "Sıyrık"]}, {"word": "sıyrılmak", "meanings": ["Sıyırma işine konu olmak", "Bir yerden veya bir durumdan çıkmak, kurtulmak"]}, {"word": "sızak", "meanings": ["Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su, küçük pınar"]}, {"word": "sızdırılma", "meanings": ["Sızdırılmak işi"]}, {"word": "sızdırma", "meanings": ["Sızdırmak işi"]}, {"word": "sızdırmak", "meanings": ["Sızmasına yol açmak", "Haber, sır vb.ni duyurmak, yaymak", "Eritip süzerek temiz bir duruma getirmek", "Gizlice sokmak"]}, {"word": "sızıcı ünsüz", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın, ağız boşluğundaki hafif kapalı bir engele çarpıp sızması ile oluşan ünsüz"]}, {"word": "sızı", "meanings": ["Hafif ve ince ağrı", "Ruhsal acı, ızdırap"]}, {"word": "sızıldanma", "meanings": ["Mızırdanma"]}, {"word": "sızgıt", "meanings": ["Kavrulmuş et, kavurma"]}, {"word": "sızdırılmak", "meanings": ["Sızdırma işi yapılmak"]}, {"word": "sızıldanmak", "meanings": ["Mızırdanmak"]}, {"word": "sızılı", "meanings": ["Sızısı olan"]}, {"word": "sızıltı", "meanings": ["Sızlanma, yakınma, şekva, şikâyet", "Hoşnutsuzluk"]}, {"word": "sızıltısız", "meanings": ["Sızlanmadan, yakınmadan"]}, {"word": "sızım sızım", "meanings": ["`Aşırı derecede sızlamak, çok sızlamak` anlamındaki sızım sızım sızlamak, `çok sızlanmak` anlamındaki sızım sızım sızlanmak deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "sızıntı", "meanings": ["Sızan şey", "Deri veya mukozada beliren sıvı, akıntı"]}, {"word": "sızırma", "meanings": ["Sızırmak işi"]}, {"word": "sızış", "meanings": ["Sızma işi"]}, {"word": "sızırmak", "meanings": ["Sızdırmak, süzmek"]}, {"word": "sızıntılı", "meanings": ["Sızıntı yapan (hastalık)"]}, {"word": "sızlama", "meanings": ["Sızlamak işi"]}, {"word": "sızlamak", "meanings": ["Hafifçe ağrımak", "Yakınmak"]}, {"word": "sızlanış", "meanings": ["Sızlanma işi"]}, {"word": "sızlanma", "meanings": ["Sızlanmak işi, yakınmak, şikâyet, şekva, tazallüm"]}, {"word": "Si", "meanings": ["Silisyum elementinin simgesi"]}, {"word": "sızlanmak", "meanings": ["Kendine yapılan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak, yakınmak, şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek"]}, {"word": "sızlatma", "meanings": ["Sızlatmak işi"]}, {"word": "sızlatmak", "meanings": ["Sızlamasına sebep olmak"]}, {"word": "sızlayış", "meanings": ["Sızlama işi"]}, {"word": "sızma", "meanings": ["Sızmak işi", "Kapı, pencere aralıklarından oda havasının değişmesi", "Sızdırılmış"]}, {"word": "sızmak", "meanings": ["İnce aralıklardan veya gözeneklerden az miktarda ve belli olmadan yavaş yavaş akmak, çıkmak", "Gizli tutulan haber, sır vb. şeyler duyulmak, yayılmak", "Herhangi bir topluluğu, bir örgütü yolundan saptırmak için gizlice arasına girmek", "Gizlice, haber vermeden gitmek, sıvışmak", "İçki, yorgunluk vb. sebeplerle kendinden geçerek uyuyakalmak", "Düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek"]}, {"word": "sızıp kalmak", "meanings": ["çok içki içip veya çok yorulup uyuyakalmak"]}, {"word": "si", "meanings": ["Gam dizisinde la ile do arasındaki ses", "Bu sesi gösteren nota işareti"]}, {"word": "sibernetik", "meanings": ["Güdüm bilimi"]}, {"word": "sibernasyon", "meanings": ["Güdüm biliminden yararlanarak özellikle fabrikalardaki üretimin bilgisayarlar yardımıyla denetimi"]}, {"word": "sicil vermek", "meanings": ["sorumlu bir görevli, yanında çalışan birinin bir aşamaya gelmesinde yeterli olup olmadığını gereken makama bildirmek"]}, {"word": "sicil", "meanings": ["Resmî belgelerin kaydedildiği kütük", "Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumları", "Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumlarının işlendiği dosya"]}, {"word": "siciline işlemek", "meanings": ["bir çalışanın olumlu veya olumsuz davranışlarını siciline kaydetmek"]}, {"word": "Sicilyalı", "meanings": ["Sicilya halkından olan kimse"]}, {"word": "sicilli", "meanings": ["Sicile geçmiş, sicili defterine işlenmiş, müseccel", "Suçu sicile geçmiş, sabıkalı, müseccel"]}, {"word": "sicim", "meanings": ["Keten, kenevir vb. bitkilerin liflerinden yapılan ince ip, kınnap"]}, {"word": "sicim gibi", "meanings": ["damlaları ince bir sıra oluşturacak biçimde birbiri ardınca akan (yağmur, gözyaşı)"]}, {"word": "siderit", "meanings": ["İçinde yalnız demir ve nikel bulunan gök taşı", "Sideroz"]}, {"word": "sideroz", "meanings": ["Çoğunlukla kahverengi demir karbonat birleşimli demir cevheri, siderit"]}, {"word": "sidik", "meanings": ["İdrar"]}, {"word": "sidik borusu", "meanings": ["Sidiği böbreklerin her birinden sidik torbasına akıtan bir çift kanal"]}, {"word": "sidik kavuğu", "meanings": ["İdrar torbası"]}, {"word": "sidikli", "meanings": ["Üstüne sidik bulaşmış bulunan", "Sidiğini tutamayan, üstüne işeyen"]}, {"word": "sidiklik", "meanings": ["Canlılarda sidiğin atıldığı organ", "Pisuvar", "Tutukevlerinde ağır suç işleyen kimselerin cezalandırılmak üzere kapatıldıkları hücre"]}, {"word": "sidikli meşe", "meanings": ["Yanarken su çıkaran bir tür meşe"]}, {"word": "sidik söktürücü", "meanings": ["Sidiği artıran ilaç"]}, {"word": "sidik torbası", "meanings": ["İdrar torbası"]}, {"word": "sidik yarışı", "meanings": ["Önemsiz ve değersiz konularda inatlaşarak birbirinden üstün gelmeye çalışma"]}, {"word": "sidik yolu", "meanings": ["İdrar yolu"]}, {"word": "sidik zoru", "meanings": ["İdrar zoru"]}, {"word": "sif", "meanings": ["İthalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlun giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti"]}, {"word": "sifilis", "meanings": ["Frengi"]}, {"word": "sifon", "meanings": ["Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru", "Şose, demir yolu vb. yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için yapılan boru biçiminde kanal", "Pis su tesisatındaki kokuların yapıya yayılmasını önleyen araç", "Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek"]}, {"word": "sifonlamak", "meanings": ["Sifonu çekmek"]}, {"word": "sifonlular", "meanings": ["Yassı solungaçlılardan bir sınıf"]}, {"word": "sifonlama", "meanings": ["Sifonlamak işi"]}, {"word": "siftah", "meanings": ["İlk alışveriş", "İlk kez"]}, {"word": "siftah etmek", "meanings": ["esnaf sabahleyin ilk alışverişi yapmak", "bir işi ilk kez yapmak"]}, {"word": "siftahlama", "meanings": ["Siftahlamak işi"]}, {"word": "siftahlamak", "meanings": ["Bir şeyi ilk kez satmak, siftah etmek", "Turfanda bir şeyi ilk kez yemek"]}, {"word": "siftinlik", "meanings": ["Adi, bayağı, berbat"]}, {"word": "siftinme", "meanings": ["Siftinmek işi"]}, {"word": "sigala", "meanings": ["Sığla"]}, {"word": "siftinmek", "meanings": ["Oyalanmak, vakit geçirmek", "Bir yere sürtünerek kaşınmak"]}, {"word": "sigar", "meanings": ["Puro"]}, {"word": "sigara", "meanings": ["İnce kâğıda, kıyılmış tütün sarılarak hazırlanan, silindir biçiminde, ağızdan dumanı çekilen nesne"]}, {"word": "sigara (veya sigarasını) sarmak", "meanings": ["sigara kâğıdına tütün koyarak sigara yapmak"]}, {"word": "sigara içmek", "meanings": ["sigarayı bir ucundan yakıp öbür ucundan dumanını emerek içine çekmek"]}, {"word": "sigarayı tellendirmek (veya tüttürmek)", "meanings": ["keyifle sigara içmek"]}, {"word": "sigara böreği", "meanings": ["Yufka arasına peynir veya kıyma koyduktan sonra sigara gibi sarılıp tavada kızartılan börek"]}, {"word": "sigara böceği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, tütünden başka kiler ve mutfaklarda saklı birçok yiyecek maddesine düşkünlüğü ile tanınan böcek (Lasioderma serricorne)"]}, {"word": "sigaracı", "meanings": ["Sigara satan kimse"]}, {"word": "sigara kâğıdı", "meanings": ["Sigara sarmaya yarar çok ince kâğıt"]}, {"word": "sigara kâğıdı gibi", "meanings": ["çok ince"]}, {"word": "sigaralı", "meanings": ["Sigarası olan", "Sigara içilen"]}, {"word": "sigaralık", "meanings": ["Sigara konulan kap", "Sigara ağızlığı"]}, {"word": "sigarasız", "meanings": ["Sigarası olmayan", "Sigara içilmeyen", "Sigarası olmadan, sigara içmeden"]}, {"word": "sigara tabakası", "meanings": ["İçine sigara yerleştirilen, kapaklı, metalden, deriden vb. maddelerden yapılan kutu"]}, {"word": "sigara tablası", "meanings": ["Küllük"]}, {"word": "sigara tiryakisi", "meanings": ["Sigaraya aşırı düşkün olan kimse"]}, {"word": "sigorta atmak", "meanings": ["bir arıza sonucu sigortada elektrik akımı kesilmek"]}, {"word": "sigorta", "meanings": ["Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi", "Bu tür sözleşmeleri yapan şirket", "Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen"]}, {"word": "sigorta etmek", "meanings": ["bir şeyi, bir kimseyi ileride olabileceği düşünülen kazanın zararını gidermek için sigortaya bağlamak"]}, {"word": "sigorta olmak", "meanings": ["bir kimse veya bir şey ileride olabileceği düşünülen kazanın zararını gidermek için sigortaya bağlanmak"]}, {"word": "sigortası atmak", "meanings": ["çok sinirlenmek"]}, {"word": "sigortacı", "meanings": ["Belirli bir prim karşılığında, sigortalıya veya bir tazminattan yararlanacağı belirtilmiş olan kimseye, zarara uğraması durumunda belli bir para veya gelir ödemeyi üstlenen kimse"]}, {"word": "sigortalama", "meanings": ["Sigortalamak işi"]}, {"word": "sigortacılık", "meanings": ["Sigortacının işi"]}, {"word": "sigortalamak", "meanings": ["Sigorta yapmak", "Bir şeyi güven altına almak"]}, {"word": "sigortalanma", "meanings": ["Sigortalanmak işi"]}, {"word": "sigortalanmak", "meanings": ["Sigortalama işi yapılmak"]}, {"word": "sigortalı", "meanings": ["Sigorta edilmiş", "Sosyal sigorta kapsamına alınmış işçi", "Güven altına alınmış, sağlama bağlanmış"]}, {"word": "sigortalılık", "meanings": ["Sigortalı olma durumu"]}, {"word": "sigortasız", "meanings": ["Sigorta edilmemiş", "Sosyal sigorta kapsamına alınmamış işçi", "Güvence altına alınmamış, sağlama bağlanmamış"]}, {"word": "sigortasızlık", "meanings": ["Sigortasız olma durumu"]}, {"word": "siğil", "meanings": ["Deride, özellikle ellerde oluşan zararsız, pürtüklü küçük ur"]}, {"word": "siğil", "meanings": ["Odun yarmakta kullanılan ağaç veya demir kama"]}, {"word": "sik", "meanings": ["Erkeklik organı"]}, {"word": "siğil otu", "meanings": ["Kalınca yaprakları, çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot"]}, {"word": "sihir", "meanings": ["Büyü"]}, {"word": "sihirbaz", "meanings": ["Büyücü"]}, {"word": "sihirbazlık", "meanings": ["Büyücülük"]}, {"word": "sihirlenme", "meanings": ["Büyülenme"]}, {"word": "sihirlenmek", "meanings": ["Büyülenmek"]}, {"word": "sihirli", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "sikalar", "meanings": ["Açık tohumlulardan, parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen, yurdu Güney Asya olan, palmiyelere benzer ağaç ve ağaççıkları içine alan bir familya"]}, {"word": "sikatif", "meanings": ["Yükseltgenerek polimerleşmeye uygun olan", "Özellikle maden birleşiklerinden oluşan, katalitik özellikler taşıyan ve çabuk kurumasını sağlamak amacıyla boya, vernik ve yağlı boyalara az miktarda katılan madde"]}, {"word": "siklon", "meanings": ["Atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtına, kiklon"]}, {"word": "sikmek", "meanings": ["Erkek cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "sikke", "meanings": ["Madenî para", "Madenî paralara vurulan damga"]}, {"word": "sikke", "meanings": ["Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık"]}, {"word": "sikke", "meanings": ["Mevlevi dervişlerinin giydikleri yüksek ve tepesi düz keçe külah"]}, {"word": "sikkeleme", "meanings": ["Sikkelemek işi"]}, {"word": "sikkelemek", "meanings": ["Hayvanları sikkeye bağlamak", "Damgalatmak, mühürletmek"]}, {"word": "siklememek", "meanings": ["Değer ve önem vermemek, aldırış etmemek"]}, {"word": "siklamen", "meanings": ["Tavşankulağı", "Kırmızıya çalan eflatun renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "siktirici", "meanings": ["Bayağı, aşağılık, adi"]}, {"word": "siktirmek", "meanings": ["Defolup gitmek"]}, {"word": "siktir!", "meanings": ["`defol!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "siktir et!", "meanings": ["`aldırma, önem verme!` anlamında kullanılan bir söz", "`kov, defet!` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "siktirip gitmek", "meanings": ["başını alıp gitmek"]}, {"word": "silah", "meanings": ["Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç", "Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç", "Bir konuda etkili her şey"]}, {"word": "silah başına", "meanings": ["silah başı etmek için verilen komut"]}, {"word": "silah atmak", "meanings": ["silahtan mermileri boşaltmak"]}, {"word": "silah başı etmek", "meanings": ["askerlikte, verilen komut üzerine herkes görevi başına geçmek"]}, {"word": "silah çatmak", "meanings": ["silahları uç uca çapraz bir biçimde dayayarak durdurmak"]}, {"word": "silah patlamak", "meanings": ["silah ateş almak", "savaş başlamak"]}, {"word": "silah silaha girmek", "meanings": ["karşılıklı olarak ateş etmek"]}, {"word": "silah çekmek", "meanings": ["silahla vurmaya davranmak", "silahla vurmak"]}, {"word": "silaha davranmak", "meanings": ["kullanmak için silahına el atmak"]}, {"word": "silahaltı", "meanings": ["Askerlik görevi"]}, {"word": "silaha sarılmak", "meanings": ["silahtan güç almak"]}, {"word": "silahaltına almak", "meanings": ["askerlik görevine başlatmak"]}, {"word": "silahaltında bulunmak", "meanings": ["askerlik görevini yapmak"]}, {"word": "silahçı", "meanings": ["Silah yapan veya satan kimse"]}, {"word": "silahendaz", "meanings": ["Gereğinde karaya çıkarılan, özellikle tüfeklerle donatılmış deniz eri"]}, {"word": "silahhane", "meanings": ["Silahların saklandığı, korunduğu yer"]}, {"word": "silahlama", "meanings": ["Silahlamak işi"]}, {"word": "silahlandırma", "meanings": ["Silahlandırmak işi"]}, {"word": "silahlamak", "meanings": ["Silahlandırmak"]}, {"word": "silahlandırmak", "meanings": ["Silahlı duruma getirmek"]}, {"word": "silahlanma", "meanings": ["Silahlanmak işi", "Silahını veya silahlı kuvvetlerini çoğaltma ve güçlendirme"]}, {"word": "silahlanmak", "meanings": ["Silahlı duruma gelmek"]}, {"word": "silahlı", "meanings": ["Silahı olan"]}, {"word": "silahlık", "meanings": ["Kışlada erlerin silahlarını yerleştirip bıraktıkları yer", "Tabanca, bıçak vb. silahları yerleştirmek için kullanılmış olan, kat kat, enli, meşin kemer"]}, {"word": "silahtar", "meanings": ["Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse"]}, {"word": "silahsızlandırmak", "meanings": ["Silahsızlanmasına sebep olmak, silahsızlanmasını sağlamak, silahlarını bıraktırmak"]}, {"word": "silahsız", "meanings": ["Silahı olmayan", "Silahı olmadan"]}, {"word": "silahsızlandırma", "meanings": ["Silahsızlandırmak işi"]}, {"word": "silahsızlanma", "meanings": ["Genel barış ve güvenlik için silah gücünü, silah kuvvetlerini azaltma veya büsbütün ortadan kaldırma"]}, {"word": "silahsızlanmak", "meanings": ["Silahlanmaktan vazgeçmek"]}, {"word": "silahşor", "meanings": ["Silah kullanmada usta olan kimse", "Bir ideolojiyi bağnaz bir biçimde savunan kimse"]}, {"word": "silahtar ağa", "meanings": ["Osmanlı döneminde görevi sarayda padişahı korumak, törende padişahın kılıcını taşımak olan kimse"]}, {"word": "silahşorluk", "meanings": ["Silahşor olma durumu"]}, {"word": "sildirilme", "meanings": ["Sildirilmek işi"]}, {"word": "silaj", "meanings": ["Taze bitkilerin kıyılmış biçiminin bir siloda sıkıştırılarak korumaya ve saklamaya alınması yöntemi"]}, {"word": "sildirilmek", "meanings": ["Silme işi yaptırılmak"]}, {"word": "sildirme", "meanings": ["Sildirmek işi"]}, {"word": "sildirmek", "meanings": ["Silme işini yaptırmak"]}, {"word": "sildirtme", "meanings": ["Sildirtmek işi"]}, {"word": "sildirtmek", "meanings": ["Sildirme işini yaptırmak"]}, {"word": "silecek", "meanings": ["Yıkandıktan sonra kurulanmak için kullanılan büyük havlu, hamam havlusu", "Motorlu taşıtlarda ön camı silmeye, temizlemeye yarayan alet, silgeç", "Evlerde ayakkabıları temizlemek için kapı önlerine konulan bez, keçe vb. şey, paspas"]}, {"word": "sili", "meanings": ["Kilim, yünden dokunmuş yaygı"]}, {"word": "silgi", "meanings": ["Kalem veya daktiloyla yazılmış, çizilmiş şeyleri silmeye yarayan, birleşiminde kauçuk olan nesne", "Tebeşirle yazılmış şeyleri silmeye yarayan keçe, sünger veya kumaş parçaları", "Hamam takımı, havlu"]}, {"word": "sili", "meanings": ["Arı, temiz", "İffetli"]}, {"word": "silik", "meanings": ["Üstündeki yazı veya çizgiler silinmiş, bozulmuş, aşınmış olan", "Kendini gösteremeyen, dikkati çekmeyen veya önemli ve belirli olmayan", "Kendini gösteremeden"]}, {"word": "silikat", "meanings": ["Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. maddelerin birleşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz"]}, {"word": "silikleşme", "meanings": ["Silikleşmek işi"]}, {"word": "silikleştirmek", "meanings": ["Silik duruma getirmek"]}, {"word": "silikleşmek", "meanings": ["Silik duruma gelmek"]}, {"word": "siliklik", "meanings": ["Silik olma durumu"]}, {"word": "silikon", "meanings": ["Kapı, pencere vb.ndeki aralıkları örterek hava ve su geçmesini önlemek amacıyla kullanılan şeffaf ve yapışkan bir madde", "Güzel görünmek amacıyla çeşitli organlara eklenen madde"]}, {"word": "sililik", "meanings": ["Sili olma durumu, arılık, temizlik", "İffetlilik", "İsmet"]}, {"word": "silindir", "meanings": ["Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane", "Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi", "Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer", "Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç", "Silindir şapka"]}, {"word": "silindir gibi ezmek", "meanings": ["bir kimseyi her yönüyle güçsüz duruma getirmek"]}, {"word": "silindiraj", "meanings": ["Bir şeyin üzerinden silindir geçirme"]}, {"word": "silindirik", "meanings": ["Silindirle ilgili, silindir biçiminde"]}, {"word": "silindir kalıplama", "meanings": ["Plaka ve naylon benzeri ince levhaların silindir arasından geçirilerek üretilmeleri yöntemi"]}, {"word": "silindirsel", "meanings": ["Silindirle ilgili", "Silindir biçiminde olan, silindirik"]}, {"word": "silindirli", "meanings": ["Herhangi bir sayıda silindiri olan"]}, {"word": "silindirsel yüzey", "meanings": ["Doğrultman adı verilen düzlem bir eğriye dayanarak ve durağan bir doğruya paralel olarak yer değiştiren bir ana doğrunun çizdiği yüzey"]}, {"word": "siliniş", "meanings": ["Silinme işi"]}, {"word": "silinme", "meanings": ["Silinmek işi"]}, {"word": "silinmek", "meanings": ["Silme işine konu olmak", "Kendi kendini silmek", "Birden yok olmak, gözden kaybolmak"]}, {"word": "silinip gitmek", "meanings": ["bir şey birdenbire yok olmak veya unutulmak"]}, {"word": "silinti", "meanings": ["Bir yazının silinmiş olduğunu gösteren iz"]}, {"word": "silis", "meanings": ["Kum, çakmak taşı, kuvars vb. silisyumun oksijenli birleşimleri"]}, {"word": "silisçil", "meanings": ["Silisli yerde yetişen (bitki)"]}, {"word": "silisik asit", "meanings": ["Silikatların asitlerle birleşmesiyle elde edilen zayıf bir asit"]}, {"word": "silisiz", "meanings": ["İffetsiz"]}, {"word": "silisizlik", "meanings": ["İffetsizlik"]}, {"word": "silisli", "meanings": ["Yapısında veya birleşiminde silis bulunan"]}, {"word": "siliş", "meanings": ["Silme işi"]}, {"word": "silisyum", "meanings": ["Atom sayısı 14, atom ağırlığı 28,09, yoğunluğu 2,34 olan, 1420 °C'de eriyen, endüstride geniş ölçüde kullanılan ve doğada oksijenden sonra en bol bulunan element (simgesi Si)"]}, {"word": "silkeleme", "meanings": ["Silkelemek işi"]}, {"word": "silkelemek", "meanings": ["Üstündeki şeyleri düşürmek, kaydırmak için bir şeyi üst üste, birden silkmek", "Kuvvetle sarsmak", "Dövmek", "Sarsmak, etkilemek", "Yük olan, yük sayılan birinin geçim ve sorumluluğunu üstünden atmak"]}, {"word": "silkelenme", "meanings": ["Silkelenmek işi"]}, {"word": "silkelenmek", "meanings": ["Silkeleme işine konu olmak", "Ani bir hareket yaparak vücudu sarsılmak, silkinmek", "Elenmek"]}, {"word": "silkeleyiş", "meanings": ["Silkeleme işi"]}, {"word": "silki", "meanings": ["Uykuda sıçrama"]}, {"word": "silkindirme", "meanings": ["Silkindirmek işi"]}, {"word": "silkindirmek", "meanings": ["Silkinmesini sağlamak"]}, {"word": "silkiniş", "meanings": ["Silkinme işi"]}, {"word": "silkinme", "meanings": ["Silkinmek işi"]}, {"word": "silkinmek", "meanings": ["Üstünü silkmek", "Ani bir hareketle, korkuyla vücudu sarsılmak, silkelenmek", "Bir şeyi üstünden atmak, ondan kurtulmak"]}, {"word": "silkinip sıyrılmak", "meanings": ["kendine gelip kurtulmak"]}, {"word": "silkinti", "meanings": ["Ürkerek sıçramak", "Bitkilerde çiçek düşürme durumu"]}, {"word": "silkme", "meanings": ["Silkmek işi", "İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılan et yemeği", "Halterde ayakları açarak halteri önce omuz üstüne sonra baş üstüne, dirsekleri bükmeden kaldırma biçimi"]}, {"word": "silkmek", "meanings": ["Üstündeki şeyleri düşürmek veya temizlemek için bir şeyi kuvvetle sallamak, sarsmak", "Ani bir hareketle sarsmak"]}, {"word": "silkip atmak", "meanings": ["her türlü ilgisini kesmek"]}, {"word": "silktirme", "meanings": ["Silktirmek işi"]}, {"word": "silktirmek", "meanings": ["Silkme işini yaptırmak"]}, {"word": "sille", "meanings": ["Elin iç yüzüyle vurulan tokat"]}, {"word": "sille tokat", "meanings": ["Döverek, tokatlayarak", "Kazık"]}, {"word": "silme", "meanings": ["Silmek işi", "Ağzına kadar, sıvama, lebalep", "Baştan aşağı, tam olarak, tamamen", "Duvar, tavan vb. yerlerde yapılan kabartma kenar"]}, {"word": "silmece", "meanings": ["Ağzına kadar dolacak bir biçimde"]}, {"word": "silmek", "meanings": ["Bir şeyin ıslaklığını gidererek kuru duruma getirmek", "Üzerine genellikle bir bez sürterek tozlarını, kirlerini almak veya parlatmak", "Bir yazı, çizgi vb.ni kazıyarak veya sürterek yok etmek", "Tahta malzemeyi makineyle düzgün ve pürüzsüz hâle getirmek", "Üzerini çizerek atmak, yok etmek", "İlişkisini koparmak, yok saymak", "Üstünlük göstererek o alanda üstün olanları ikinci plana atmak", "Ortadan kaldırmak, yok etmek veya gidermek"]}, {"word": "silip atmak", "meanings": ["ilgi ve ilişkisini tamamen kesmek"]}, {"word": "silip süpürmek", "meanings": ["evi, ortalığı temizlemek", "ne var ne yoksa hepsini yemek", "ne var ne yok hepsini alıp götürmek veya yok etmek"]}, {"word": "silme tahtası", "meanings": ["Ölçeğe tepeleme doldurulan tahılın üst yüzeyinin ölçekle aynı düzeye getirilmesi için kullanılan tahta"]}, {"word": "silo", "meanings": ["Tahıl vb. ürünlerin korunduğu, saklandığı veya depolandığı, genellikle silindir biçiminde ambar"]}, {"word": "silolamak", "meanings": ["Tarım ürünlerini siloya koyup yığmak veya saklamak"]}, {"word": "silolama", "meanings": ["Silolamak işi"]}, {"word": "silsile", "meanings": ["Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra", "Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası"]}, {"word": "silsilename", "meanings": ["Bir kimsenin silsilesini gösteren çizelge"]}, {"word": "silüet", "meanings": ["Karaltı", "Gölge"]}, {"word": "silüryen", "meanings": ["Birinci Çağın ikinci dönemi ve bu dönemde oluşan yer katmanları"]}, {"word": "sim", "meanings": ["Gümüş", "Genellikle işlemelerde kullanılan, gümüş görünüşünde ve parlaklığında olan iplik vb", "Gümüş gibi parlayan"]}, {"word": "sim", "meanings": ["İşaret"]}, {"word": "simetrili", "meanings": ["Bakışımlı"]}, {"word": "simge", "meanings": ["Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, alem, remiz, rumuz, timsal, sembol"]}, {"word": "simetri", "meanings": ["Bakışım"]}, {"word": "simgeci", "meanings": ["Simgecilik yanlısı olan, sembolist"]}, {"word": "sima", "meanings": ["Yüz (II)", "Kimse, insan, tip"]}, {"word": "simetrik", "meanings": ["Bakışımlı"]}, {"word": "simetrisiz", "meanings": ["Bakışımsız"]}, {"word": "simgecilik", "meanings": ["Olayları yorumlamaya veya inançları anlatmaya yarayan simgeler sistemi, sembolizm", "Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve simge değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı, sembolizm"]}, {"word": "simgeleme", "meanings": ["Simgelemek durumu"]}, {"word": "simgelemek", "meanings": ["Simge durumuna getirmek"]}, {"word": "simgeleşmek", "meanings": ["Simge durumuna gelmek, sembolleşmek"]}, {"word": "simit", "meanings": ["Halka biçiminde, genellikle üzerine susam serpilmiş çörek", "Denizde kolayca yüzmeyi sağlayan halka biçiminde alet", "İnce bulgur, düğürcük"]}, {"word": "simgesel mantık", "meanings": ["Simgesel kalıplara verdiği önemli yerden dolayı çağdaş mantığa verilen ad"]}, {"word": "simgeleşme", "meanings": ["Simgeleşmek işi, sembolleşme"]}, {"word": "simgesel", "meanings": ["Simge ile ilgili, sembolik"]}, {"word": "simitçi", "meanings": ["Simit yapan veya satan kimse"]}, {"word": "simitçilik", "meanings": ["Simit yapma veya satma işi"]}, {"word": "simsar", "meanings": ["Komisyoncu"]}, {"word": "simsariye", "meanings": ["Komisyon"]}, {"word": "simsiyah", "meanings": ["Kapkara"]}, {"word": "simsarlık", "meanings": ["Komisyonculuk"]}, {"word": "simya", "meanings": ["Alşimi"]}, {"word": "simultane", "meanings": ["Anında"]}, {"word": "simyacı", "meanings": ["Alşimist"]}, {"word": "sin", "meanings": ["Mezar"]}, {"word": "sin", "meanings": ["Yaş (I)"]}, {"word": "sinagog", "meanings": ["Yahudilerin ibadet etmek için toplandıkları yer, havra"]}, {"word": "sinameki", "meanings": ["Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen, birçok türü bulunan bir bitki (Cassia)", "Bu bitkinin meyvesi", "Bu bitkinin bazı türlerinden elde edilen, hekimlikte ishal yapıcı olarak kullanılan madde", "Mızmız, sevimsiz, başkalarıyla ilişki kurmayan kimse"]}, {"word": "sinarit", "meanings": ["İzmaritgillerden, Marmara ve Akdeniz'de yaşayan, pullu, eti beğenilen bir balık (Dentex vulgaris)"]}, {"word": "sinameki gibi", "meanings": ["mızmız, sevimsiz, kimseyle ilişki kurmayan (kimse)"]}, {"word": "sindirim", "meanings": ["Besinlerin çeşitli enzimlerle eritilerek, parçalanarak ince bağırsakta emilebilir, kana karışabilir duruma gelmesi için uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişikliklerin bütünü, hazım"]}, {"word": "sinara", "meanings": ["Büyük zoka"]}, {"word": "sincabi", "meanings": ["Sincap rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "sincap", "meanings": ["Sincapgillerden, ağaçlarda yaşayan, genellikle meyveyle beslenen, çok tüylü, uzun kuyruklu, ince gövdeli bir hayvan, değin (II), çekelez (Sciurus vulgaris)"]}, {"word": "sincapgiller", "meanings": ["Kemirgen memeli hayvanları içine alan geniş bir familya"]}, {"word": "sindirilmek", "meanings": ["Sindirme işine konu olmak"]}, {"word": "sindirilme", "meanings": ["Sindirilmek işi"]}, {"word": "sindirme", "meanings": ["Sindirmek işi"]}, {"word": "sindirim aygıtı", "meanings": ["Sindirim sistemi"]}, {"word": "sindirim bilimci", "meanings": ["Sindirim sistemi hastalıkları hekimi, gastroenterolog"]}, {"word": "sindirim organları", "meanings": ["Sindirim aygıtı içinde yer alan organların bütünü"]}, {"word": "sindirim bilimi", "meanings": ["Tıbbın sindirim organları hastalıklarını inceleyen dalı, gastroenteroloji"]}, {"word": "sindirim sistemi", "meanings": ["Organizmada besin maddelerinin sindirilip emilmelerini ve geri kalan atıkların dışarı atılmalarını sağlayan organların bütünü, sindirim aygıtı"]}, {"word": "sindiriş", "meanings": ["Sindirme işi"]}, {"word": "sindirmek", "meanings": ["Sinmesini sağlamak veya sinmesine sebep olmak", "Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir duruma getirmek, hazmetmek", "Kendine mal etmek, anlayışla karşılayıp benimsemek"]}, {"word": "sineye çekmek", "meanings": ["kötü bir davranış, söz veya olaya ister istemez katlanmak"]}, {"word": "sine", "meanings": ["Göğüs", "Gönül, yürek", "Bağır, iç"]}, {"word": "sinek avlamak", "meanings": ["müşterisi olmayıp boş oturmak"]}, {"word": "sinek", "meanings": ["Çift kanatlılardan, birtakım uçucu böceklerin genel adı", "İskambil kâğıtlarının siyah renkte yoncayı andıranı, ispati"]}, {"word": "sinek küçüktür ama mide bulandırır", "meanings": ["önemsiz, küçük gibi görünen bir şeyin kötü ve olumsuz bir izlenim yarattığını anlatan bir söz"]}, {"word": "sinekten yağ çıkarmak (veya çıkartmak)", "meanings": ["olmayacak şeylerden yararlanmaya çalışmak"]}, {"word": "sinek ağırlık", "meanings": ["Sinek sıklet"]}, {"word": "sinekçil", "meanings": ["Serçegillerden, sinekle beslenen, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan bir kuş, sinekyutan (Muscicapa)"]}, {"word": "sinekkapangiller", "meanings": ["Sıcak ve ılıman bölgelerde, özellikle bataklıklarda böcekle beslenen bitkileri içine alan bir bitki familyası", "Omurgalı hayvanlardan çeşitli ötücü kuşları içine alan bir kuş familyası"]}, {"word": "sinekkaydı", "meanings": ["Özenle yapılmış"]}, {"word": "sinekkapan", "meanings": ["Droseragillerden, Kuzey Karolina bataklıklarında yetişen, yapraklarına konan sinekleri, böcekleri sıkıp emen bir bitki (Dionaea muscicapa)", "Böcekleri, özellikle sinekleri yakalayarak beslenen küçük ötücü kuşlar"]}, {"word": "sinek kuşu", "meanings": ["Serçegillerden, küçük, güzel bir tür kuş (Trochilus)"]}, {"word": "sineklenme", "meanings": ["Sineklenmek işi"]}, {"word": "sineklenmek", "meanings": ["Sineği çoğalmak", "Sineklerini kovmak"]}, {"word": "sinekler", "meanings": ["Birçok sinek türünü içine alan çift kanatlılar familyası"]}, {"word": "sineklik", "meanings": ["Sinekleri kovmaya yarayan ucu püsküllü değnek", "Sineklerin yapışması için üzerine yapışkan madde sürülmüş kâğıt", "Ucu yassı ve geniş plastik, tel vb.nden sinek öldürmek için kullanılan saplı araç", "Özellikle karasineklerin girmesini önlemek için dükkân kapısına takılan şerit, boncuk dizisi vb.nden yapılmış eğreti perde", "Sinekleri çok olan yer"]}, {"word": "sineksavar", "meanings": ["Sinekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten sprey"]}, {"word": "sinema", "meanings": ["Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi", "Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı", "Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat"]}, {"word": "sinek sıklet", "meanings": ["Boksta 48 kilogramdan 51 kilograma kadar olan ağırlık, sinek ağırlık"]}, {"word": "sinek mantarı", "meanings": ["Bir tür mantar"]}, {"word": "sinemacı", "meanings": ["Sinemanın çeşitli kollarından birinde çalışan kimse, filmci", "Film yapımcısı veya yönetmeni, filmci", "Sinema işleten kimse"]}, {"word": "sinemacılık", "meanings": ["Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürüm ve dağıtımını sağlamak amacıyla yapılan çalışmaların tümü, filmcilik, sinematografi", "Bu çalışmaları yapanların işi", "Sinema çalışmalarıyla ilgili konular"]}, {"word": "sinema endüstrisi", "meanings": ["Film yapımını, dağıtımını gerçekleştiren, sinema araçlarını üreten endüstri, sinema sanayisi"]}, {"word": "sinemalaştırmak", "meanings": ["Sinema durumuna getirmek"]}, {"word": "sinemaskop", "meanings": ["Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği"]}, {"word": "sinemasever", "meanings": ["Sinemayı seven, sinema sanatı, kültürü ve çalışmalarıyla ilgilenen (kimse)"]}, {"word": "sinema salonu", "meanings": ["Film gösterimi için seyircilere ayrılan geniş salon"]}, {"word": "sinema sanayisi", "meanings": ["Sinema endüstrisi"]}, {"word": "sinematek", "meanings": ["Sinema filmlerinin sanat, eğitim ve genellikle kültür amaçları göz önünde tutularak toplandığı, korunduğu yer veya kurum"]}, {"word": "sinematograf", "meanings": ["Görüntüleri film üzerine kaydetmeye yarayan araç"]}, {"word": "sinerama", "meanings": ["Mercekleri 27 milimetre aralıklı üç ayrı alıcının yan yana birleştirilip eşlemeli olarak çalıştırılmasıyla ortaya çıkan bir geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği"]}, {"word": "sinerji", "meanings": ["Artı güç", "Görevdaşlık", "Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç"]}, {"word": "singin", "meanings": ["Utangaç, sıkılgan"]}, {"word": "sinestezi", "meanings": ["Duyum ikiliği"]}, {"word": "sinerji yaratmak", "meanings": ["bir sonuca katkısı olabilecek birkaç etkeni bir arada harekete geçirerek güç elde etmek"]}, {"word": "sini", "meanings": ["Üzerinde yemek de yenilebilen, yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi"]}, {"word": "sinik", "meanings": ["Sinmiş, yılmış, pusmuş"]}, {"word": "sinik", "meanings": ["Sinizm taraftarı (kimse veya görüş), kinik"]}, {"word": "sinir", "meanings": ["Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet", "Rahatsız edici, hastalık derecesine varan aşırı duyarlılık", "Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği", "Hoşa gitmeyen, can sıkan", "Kas kirişi ve zarı"]}, {"word": "sinir kesilmek", "meanings": ["çok sinirlenmek, öfkelenmek"]}, {"word": "sinir sahibi olmak", "meanings": ["devamlı sinirlenir durumda olmak"]}, {"word": "siniri tutmak", "meanings": ["birdenbire sinirlenmek veya davranışlarını denetleyememek"]}, {"word": "siniri oynamak", "meanings": ["öfkelenmek, sinirlenmek"]}, {"word": "sinirleri altüst olmak", "meanings": ["sinirleri bozulmak, sinirlenip ne yapacağını şaşırmak"]}, {"word": "sinirine dokunmak", "meanings": ["hoşuna gitmemek, sinirlendirmek"]}, {"word": "sinirleri ayakta olmak", "meanings": ["çok sinirlenmiş veya öfkelenmiş bulunmak"]}, {"word": "sinirleri boşanmak", "meanings": ["sinirlenip kendini tutamayarak gülmek, ağlamak veya bağırmak"]}, {"word": "sinirleri bozulmak", "meanings": ["çok sinirlenmek, ne yapıp edeceğini bilmeden şaşkın, karmaşık bir duruma düşmek"]}, {"word": "sinirleri gergin olmak", "meanings": ["sinirlendirici yeni bir olay çıkarsa hemen tepki gösterecek durumda olmak"]}, {"word": "sinirleri gevşemek (veya yatışmak)", "meanings": ["sinirliyken ferahlamak, sakinleşmek"]}, {"word": "sinirleri gerilmek", "meanings": ["sinirlenmeye hazır bir durumda bulunmak"]}, {"word": "sinirlerine hâkim olmak", "meanings": ["davranışlarını ve kendini denetleyebilmek, soğukkanlı olmak"]}, {"word": "sinirlerini bozmak", "meanings": ["kızdırmak, sinirlendirmek"]}, {"word": "sinirlerini germek", "meanings": ["birini sinirlenmeye hazır bir duruma getirmek"]}, {"word": "sinir argınlığı", "meanings": ["Nevrasteni"]}, {"word": "sinir bilimi", "meanings": ["Sinir sistemini inceleyen tıp dalı, asabiye, nöroloji"]}, {"word": "sinir buhranı", "meanings": ["Ruhsal sıkıntı veya bunalım"]}, {"word": "sinir buhranı geçirmek", "meanings": ["bunalım içinde olmak"]}, {"word": "sinir buhranına tutulmak", "meanings": ["bunalım geçirmek"]}, {"word": "sinirce", "meanings": ["Nevroz"]}, {"word": "sinir doku", "meanings": ["Beyni ve sinirleri oluşturan ve nöron denilen hücrelerle örülmüş bulunan doku"]}, {"word": "sinir harbi", "meanings": ["Sinir savaşı"]}, {"word": "sinir hastalığı", "meanings": ["Sinir sistemiyle ilgili hastalıkların genel adı"]}, {"word": "sinir hastası", "meanings": ["Sinir hastalığına tutulmuş olan, nevropat"]}, {"word": "sinir ilacı", "meanings": ["Sinir sistemiyle ilgili bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan yatıştırıcı ilaç"]}, {"word": "sinir kanatlılar", "meanings": ["Saydam olan kanatları ağ biçiminde damarlarla örülü, dört kanatlı böcekler takımı"]}, {"word": "sinir küpüne çevirmek", "meanings": ["aşırı derecede sinirlendirmek"]}, {"word": "sinir küpü", "meanings": ["Çok sinirli"]}, {"word": "sinir küpüne dönmek", "meanings": ["aşırı derecede sinirlenmek"]}, {"word": "sinir küpü olmak", "meanings": ["aşırı derecede sinirli olmak"]}, {"word": "sinirleme", "meanings": ["Sinirlemek işi"]}, {"word": "sinirlemek", "meanings": ["Etin içindeki kas kirişlerini ve kalın zarları ayıklamak", "Savaşlarda, hasmın altındaki atın art ayak kirişlerini kılıçla kesmek", "Sindirmek, hazmetmek"]}, {"word": "sinirlendirme", "meanings": ["Sinirlendirmek işi"]}, {"word": "sinirlendirmek", "meanings": ["Sinirlenmesine sebep olmak"]}, {"word": "sinirleniş", "meanings": ["Sinirlenme işi"]}, {"word": "sinirlenmek", "meanings": ["Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkelenmek, köpürmek, feveran etmek"]}, {"word": "sinirlenme", "meanings": ["Sinirlenmek işi"]}, {"word": "sinirli", "meanings": ["İçinde sinir bulunan", "Kolayca ve çabuk sinirlenen, asabi"]}, {"word": "sinirlilik", "meanings": ["Sinirli olma durumu, asabilik, asabiyet", "Sinirli bir biçimde davranma, asabilik, asabiyet"]}, {"word": "sinir otları", "meanings": ["İki çenekli, çiçekli bitkiler takımı"]}, {"word": "sinir otu", "meanings": ["Sinir otugillerden, çiçekleri tek bir sapın ucunda başak durumunda, birçok yabani türü bulunan ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Plantago)"]}, {"word": "sinir otugiller", "meanings": ["Sinir otlarından, iki çenekli, bitişik taç yapraklı bitkiler familyası"]}, {"word": "sinirsel", "meanings": ["Sinirle ilgili, asabi"]}, {"word": "sinir savaşı", "meanings": ["Söz veya davranışlarla birbirini sinirlendirme, sinir harbi"]}, {"word": "sinir sistemi", "meanings": ["Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem"]}, {"word": "sinirsiz", "meanings": ["Siniri olmayan", "Kolayca sinirlenmeyen, sakin"]}, {"word": "sinirsizlik", "meanings": ["Sinirsiz olma durumu"]}, {"word": "sinir törpüsü", "meanings": ["Sinirleri, ruhsal durumu zayıflatan, yıpratan şey"]}, {"word": "siniş", "meanings": ["Sinme işi"]}, {"word": "kinizm", "meanings": ["Sinizm"]}, {"word": "sinsi", "meanings": ["Gizli ve kurnazca kötülük yapan", "Gizlilik ve kurnazlık belirten", "Gizlice başlayan, yavaş gelişen ve ağır sonuçlar doğurabilen (hastalık vb.)"]}, {"word": "sinsice", "meanings": ["Gizlice, belli etmeden yapılan", "(sinsi'ce) Belli etmeyerek, gizlice"]}, {"word": "sinle", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "sinlik", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "sinme", "meanings": ["Sinmek işi"]}, {"word": "sinmek", "meanings": ["Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak", "Korku, yılgınlık vb. sebeplerle konuşmamak, hareket etmemek veya tepki göstermemek", "Hiç çıkmayacak veya güç çıkacak biçimde işlemek, nüfuz etmek", "Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek"]}, {"word": "Sinolog", "meanings": ["Sinoloji bilgini"]}, {"word": "sinonim", "meanings": ["Eş anlamlı"]}, {"word": "Sinoloji", "meanings": ["Konu olarak Çin ile ilgili dil, uygarlık, tarih bilgilerini ele alan filoloji"]}, {"word": "sinüzit", "meanings": ["Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması"]}, {"word": "sinsileşme", "meanings": ["Sinsileşmek işi"]}, {"word": "sinsileşmek", "meanings": ["Sinsi duruma gelmek"]}, {"word": "sinsilik", "meanings": ["Sinsi olma durumu", "Sinsice davranış"]}, {"word": "sinsin", "meanings": ["Geceleyin, ateş çevresinde, genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu", "Bu oyunun müziği"]}, {"word": "sintigrafi", "meanings": ["Gama ışınları yayan radyoaktif bir izotopun organizma içindeki yolunu izlemek temeline dayanan tanı yöntemi"]}, {"word": "sintine", "meanings": ["Geminin içinde en alt bölüm"]}, {"word": "sinüs", "meanings": ["Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar", "Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı"]}, {"word": "sinüzoidal", "meanings": ["Sinüzoit ile ilgili olan"]}, {"word": "sinüzoit", "meanings": ["Bir çemberin, sıfır dereceden 360 dereceye kadar olan yaylarının sinüslerinin değişmelerini grafik ile gösteren devirli düzlem eğri"]}, {"word": "sinyal", "meanings": ["Bir şey bildirmek için verilen işaret", "Çevir sesi"]}, {"word": "sinyal almak", "meanings": ["işaret almak, belirtilerin farkına varmak"]}, {"word": "sinyal vermek", "meanings": ["bir şeyi işaretle bildirmek"]}, {"word": "sinyalizasyon", "meanings": ["Demir yolu, kara yolu ve limanlarda trafiği düzenleyen ışıklı sistem"]}, {"word": "sinyal lambası", "meanings": ["Genellikle motorlu taşıtlarda, taşıtın hangi yöne döneceğini gösteren lamba"]}, {"word": "sinyal müziği", "meanings": ["Radyo ve televizyonda programın başında çalınan müzik"]}, {"word": "sinyor", "meanings": ["İtalya'da `bay` anlamında kullanılan bir unvan"]}, {"word": "sipahi", "meanings": ["Osmanlılarda tımar sahibi bir sınıf atlı asker"]}, {"word": "sipariş etmek", "meanings": ["bir şeyin yapılmasını veya bir şeyin gönderilmesini istemek, ısmarlamak"]}, {"word": "sipariş vermek", "meanings": ["bir şeyin yapılmasını, getirilmesini veya gönderilmesini birine ısmarlamak"]}, {"word": "spastik", "meanings": ["Beyin zedelenmesi yüzünden kasları istemsiz olarak kasılan kimse"]}, {"word": "siper olmak", "meanings": ["birini veya bir şeyi korumak amacıyla kendini siper olarak kullanmak"]}, {"word": "siper almak", "meanings": ["bir şeyi veya bir yeri siper olarak kullanıp gizlenmek"]}, {"word": "sipere yatmak", "meanings": ["siper içine saklanmak, gizlenmek"]}, {"word": "siperisaika", "meanings": ["Yıldırımsavar"]}, {"word": "siperlenme", "meanings": ["Siperlenmek işi"]}, {"word": "siperlenmek", "meanings": ["Korunmak, saklanmak amacıyla bir yeri, bir şeyi kendine siper etmek veya siper altına, arkasına veya içine girmek"]}, {"word": "sipariş", "meanings": ["Bir şeyin yapılmasını, gönderilmesini, getirilmesini isteme, ısmarlama", "Yapılması ısmarlanan şey", "Birinin kendi maaşından kesilerek başkasına gönderdiği, ödediği aylık para"]}, {"word": "sipariş almak", "meanings": ["bir şeyin yapılması veya gönderilmesi kendisine ısmarlanmak"]}, {"word": "sipahilik", "meanings": ["Sipahi olma durumu", "Sipahinin görevi"]}, {"word": "siper", "meanings": ["Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer", "Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda", "Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılan çıkıntı, siperlik", "Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek", "Kuytu, korunulabilen"]}, {"word": "siper etmek", "meanings": ["kendini veya bir şeyi korumak amacıyla bir başka şeyi siper olarak kullanmak", "bir şey veya bir kimse için kendini tehlikeye atmak"]}, {"word": "siperli", "meanings": ["Siperi olan"]}, {"word": "siperlik", "meanings": ["Güneş ve yağmurun etkisinden korumak amacıyla şapka, kapı, lamba vb. şeylere yapılan koruyucu engel, siper, güneşlik", "Siper olma özelliği bulunan yer"]}, {"word": "sipolin", "meanings": ["Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü"]}, {"word": "sipsivri", "meanings": ["Çok sivri"]}, {"word": "sipsivri kalmak", "meanings": ["herkesin gitmesiyle yalnız kalmak", "ortada kalmak"]}, {"word": "sirayet etmek", "meanings": ["hastalık geçmek, bulaşmak", "yayılmak, dağılmak"]}, {"word": "sipsi", "meanings": ["Ağaç dallarından yapılan düdük", "Gemici düdüğü", "Zurnanın dudaklara gelen kamış bölümü"]}, {"word": "sirayet", "meanings": ["Hastalık başkalarına geçme, bulaşma", "Yayılma, dağılma"]}, {"word": "siren", "meanings": ["İtfaiye, cankurtaran ve polis araçlarında bulunan, tiz ses çıkaran uyarıcı alet", "Üst tarafı kız, alt tarafı balık olduğuna inanılan deniz kızı"]}, {"word": "sirk", "meanings": ["Eğitilmiş hayvanların ve cambazların gösteri yaptıkları genellikle kapalı yer"]}, {"word": "sirkat", "meanings": ["Çalma, hırsızlık"]}, {"word": "sirke", "meanings": ["Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası"]}, {"word": "sirkeci", "meanings": ["Sirke yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sirke", "meanings": ["Salatalara, yemeklere ekşilik vermek için kullanılan ekşimiş üzüm, elma, limon vb. suyu", "Birtakım kimyasal yöntemlerle hazırlanmış birleşiklerin ortak adı"]}, {"word": "sirkecilik", "meanings": ["Sirke yapma veya satma işi"]}, {"word": "sirkelenme", "meanings": ["Sirkelenmek işi"]}, {"word": "sirkeleşme", "meanings": ["Sirkeleşmek işi"]}, {"word": "sirkelenmek", "meanings": ["Birçok sirke türemek", "İçine sirke konmak"]}, {"word": "sirkeleşmek", "meanings": ["Sirke durumuna gelmek, ekşimek"]}, {"word": "sirkelik", "meanings": ["Sirke yapmaya yarar", "Sirke kabı"]}, {"word": "sirkeli", "meanings": ["Üzerinde veya içinde sirke oluşmuş olan", "İçinde sirke bulunan, içine sirke konmuş olan"]}, {"word": "sirkengebin", "meanings": ["Sirkeli bal şerbeti"]}, {"word": "sirken", "meanings": ["Yabani ıspanak (Chenopodium album)"]}, {"word": "sirkülasyon", "meanings": ["Dolanım", "Dolaşım"]}, {"word": "sirke sineği", "meanings": ["Eklem bacaklılardan, kısa duyargalı bir sinek (Drosophila)"]}, {"word": "sirküler", "meanings": ["Genelge", "Duyurum"]}, {"word": "sirmo", "meanings": ["Doğu Anadolu'da yetişen bir tür yabani sarımsak (Allium atrovilaceum, Allium vineale)"]}, {"word": "siroz", "meanings": ["Karaciğerin büyümesi veya işlevlerinin körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık"]}, {"word": "sirozlu", "meanings": ["Siroza tutulmuş olan"]}, {"word": "siroko", "meanings": ["Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgâr"]}, {"word": "sirrus", "meanings": ["Saçak bulut"]}, {"word": "sis", "meanings": ["Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman"]}, {"word": "sirto", "meanings": ["Türk müziğinde genellikle neşeli ve hareketli nağmeler içeren bir tür oyun havası", "Ayağın yere sürtülerek veya yerde kaydırılarak oynanmasına dayalı, kadın erkek beraber oynanan bir tür halk oyunu"]}, {"word": "sirtaki", "meanings": ["Kolların ve ayak hareketlerinin önemli olduğu, giderek hızlanan bir tür halk oyunu"]}, {"word": "sis bombası", "meanings": ["Sis oluşturmak için kullanılan bomba"]}, {"word": "sis lambası", "meanings": ["Sisli havalarda trafiği kolaylaştırmak için kullanılan, sarı ışık veren bir lamba"]}, {"word": "sislendirmek", "meanings": ["Sislenmesine sebep olmak, sisli duruma getirmek"]}, {"word": "sislendirme", "meanings": ["Sislendirmek işi"]}, {"word": "sis farı", "meanings": ["Otomobillerde sisli havalarda görüş mesafesini çoğaltan far"]}, {"word": "sislenme", "meanings": ["Sislenmek işi"]}, {"word": "sisli", "meanings": ["Üzerine sis inmiş olan, sislenmiş, bulanık"]}, {"word": "sislenmek", "meanings": ["Sisle kaplanmak, sise bürünmek, bulanmak"]}, {"word": "sismik", "meanings": ["Depremle ilgili"]}, {"word": "sismoloji", "meanings": ["Deprem bilimi"]}, {"word": "sismograf", "meanings": ["Depremyazar"]}, {"word": "sismolog", "meanings": ["Deprem bilimci"]}, {"word": "sis perdesi", "meanings": ["Ordunun hareketlerini düşmandan saklamak için istenilen bir yerde oluşturulan perde görünümünde sis", "Herhangi bir olayın gizli ve karanlık olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "sis perdesi aralanmak", "meanings": ["gizli ve karanlık noktalar ortaya çıkmak"]}, {"word": "sistem", "meanings": ["Düzen", "Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni", "Yol, yöntem", "Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat", "Model, tip", "Dizge"]}, {"word": "sistematik", "meanings": ["Sistemli"]}, {"word": "sistemleşme", "meanings": ["Sistemleşmek işi"]}, {"word": "sistemleşmek", "meanings": ["Sistemli duruma gelmek", "Sistem durumuna gelmek"]}, {"word": "sistemleştirmek", "meanings": ["Sistemli duruma getirmek", "Sistem durumuna getirmek"]}, {"word": "sistemleştirme", "meanings": ["Sistemleştirmek işi"]}, {"word": "sistemli", "meanings": ["Düzenli", "Belli ilkelere, kurallara uyan, dizgeli, sistematik"]}, {"word": "sistemsiz", "meanings": ["Düzensiz", "Belirli kural ve ilkelere uymayan, dizgesiz"]}, {"word": "sistemsizlik", "meanings": ["Sistemsiz olma durumu"]}, {"word": "sistireleme", "meanings": ["Sistirelemek işi"]}, {"word": "sistire", "meanings": ["Bir tahtanın üzerindeki ufak pürüzleri giderip onu dümdüz bir duruma getirmeye yarayan ince çelik lama"]}, {"word": "sistirelemek", "meanings": ["Düzgün bir yüzey elde etmek için ağaç vb. şeyleri sistireden geçirmek"]}, {"word": "sistol", "meanings": ["Kalp kasının kasılma devresi"]}, {"word": "sistit", "meanings": ["Genellikle bakterilerin sebep olduğu sidik torbası yangısı"]}, {"word": "sit", "meanings": ["Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı"]}, {"word": "sitayiş", "meanings": ["Övme"]}, {"word": "sitem", "meanings": ["Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme"]}, {"word": "site", "meanings": ["Genellikle belli meslek adamları için yapılmış veya belli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu, iş merkezi", "Şehir", "Kentlerde, belirli bir merkezden yönetilen, genellikle güvenliği sağlanmış toplu yerleşim merkezi", "İlk Çağda kendi yasalarıyla yönetilen bir veya birkaç kentten oluşan devlet", "Kişi veya kuruluşların genel ağda oluşturduğu değişik konulardaki bilgilendirici veya eğlendirici sayfalar"]}, {"word": "sitem etmek", "meanings": ["bir kimseye üzüldüğünü, kırıldığını öfkelenmeden belirtmek"]}, {"word": "sitemkâr", "meanings": ["Sitem edici, sitem eden"]}, {"word": "sitemde bulunmak", "meanings": ["sitem etmek"]}, {"word": "sitemli", "meanings": ["Sitem taşıyan"]}, {"word": "sitil", "meanings": ["Büyük bakraç, su kovası"]}, {"word": "sitoplazma", "meanings": ["Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını"]}, {"word": "sitrik asit", "meanings": ["Birçok meyve ve sebzede serbest durumda veya potasyum, kalsiyum tuzu olarak bulunan, hafifçe mayalanmış limon suyunun kaynar durumdaki kalsiyum karbonatla işlenmesinden elde edilen asit, limon asidi, limon tozu, limon tuzu"]}, {"word": "sitoloji", "meanings": ["Hücre bilimi"]}, {"word": "sitteisevir", "meanings": ["Öküz soğuğu"]}, {"word": "sitteisevir her saati bir devir", "meanings": ["`fırtına günlerinde hava her saat değişikliğe uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sitteisevir kapıyı çevirir", "meanings": ["kötü havalarda dışarı çıkmamayı öğütleyen bir söz"]}, {"word": "sittinsene", "meanings": ["Çok uzun zaman"]}, {"word": "sivil", "meanings": ["Askerî olmayan", "Asker sınıfından olmayan (kimse)", "Özel bir biçimde olmayan, üniforma olmayan (giysi)", "Üniforma veya özel giysi giymemiş olan (kimse)", "Resmî olmayan giysi", "Sivil polis", "Çıplak, çırılçıplak"]}, {"word": "sivilce", "meanings": ["İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban"]}, {"word": "sivilceli", "meanings": ["Sivilceleri olan (kimse)"]}, {"word": "sivil idare", "meanings": ["Sivil yönetim"]}, {"word": "sivilleşme", "meanings": ["Sivilleşmek durumu"]}, {"word": "sivilleşmek", "meanings": ["Sivil duruma gelmek"]}, {"word": "sivilleştirmek", "meanings": ["Sivil duruma getirmek"]}, {"word": "sivilleştirme", "meanings": ["Sivilleştirmek işi"]}, {"word": "sivillik", "meanings": ["Sivil olma durumu"]}, {"word": "sivil polis", "meanings": ["Emniyet teşkilatında görevi gereği üniformasız çalışan polis, sivil"]}, {"word": "sivil savunma", "meanings": ["Barışta doğal afetlere karşı, savaşta sıcak çatışma içinde sivil halkı korumaya yönelik önlemler bütünü"]}, {"word": "sivil yönetim", "meanings": ["Askerî açıdan bağımlı olmayan yönetim biçimi, sivil idare"]}, {"word": "sivri", "meanings": ["Ucu keskin ve batıcı olan", "Ucuna doğru gittikçe incelen", "Palamut", "Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı"]}, {"word": "sivri akıllı", "meanings": ["Acayip düşünceleri olan ve kimsenin aklını beğenmeyen (kimse), sivri fikirli"]}, {"word": "sivri biber", "meanings": ["Uzunca ve ince yeşilbiber"]}, {"word": "sivrifare", "meanings": ["Kurtçuk ve böceklerle beslenen ve bu bakımdan tarıma yararlı sayılan küçük bir memeli (Sorex araneus)"]}, {"word": "sivrileşme", "meanings": ["Sivrileşmek işi"]}, {"word": "sivrikuyruk", "meanings": ["Uzunluğu 3-12 milimetre olan, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucan, oksiyür"]}, {"word": "sivrileşmek", "meanings": ["Sivri duruma gelmek", "Genel tutum veya geleneklerin dışında davranmak", "Dikkat çekici sözler söylemek", "Kırıcı sözler söylemek"]}, {"word": "sivrileştirme", "meanings": ["Sivrileştirmek işi"]}, {"word": "sivrileştirmek", "meanings": ["Sivri duruma getirmek"]}, {"word": "sivrilme", "meanings": ["Sivrilmek işi"]}, {"word": "sivrilik", "meanings": ["Sivri olma durumu"]}, {"word": "sivriliş", "meanings": ["Sivrilme işi"]}, {"word": "sivrilmek", "meanings": ["Sivri duruma gelmek, sivrileşmek", "Başkalarını geride bırakıp yükselmek veya ün kazanmak"]}, {"word": "sivriltmek", "meanings": ["Sivri duruma getirmek"]}, {"word": "sivriltme", "meanings": ["Sivriltmek işi"]}, {"word": "sivrisinek", "meanings": ["Çift kanatlılardan, insan ve memeli hayvanların kanıyla beslenen, birçok türü bulunan ve bir türü sıtma mikrobu aşılayan, sulak, bataklık yerlerde çok üreyen ve bulaşıcı hastalıkları yayan uçucu böcek (Culexpipiens)"]}, {"word": "siya", "meanings": ["Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme"]}, {"word": "siyah beyaz", "meanings": ["Yalnız siyah çizgilerle kâğıdın beyazlığından oluşan resim veya bu iki rengi verecek gibi hazırlanmış klişe tekniği", "Tek renk temeline dayanan, siyahtan beyaza kadar çeşitli yoğunluk derecelerini gösteren film"]}, {"word": "siyah", "meanings": ["Kara (II), ak, beyaz karşıtı", "Bu renkte olan", "Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü"]}, {"word": "siyahımtırak", "meanings": ["Siyahımsı"]}, {"word": "siyah ırk", "meanings": ["Teninin rengi koyu siyah olan insan ırkı"]}, {"word": "siyahi", "meanings": ["Zenci"]}, {"word": "siyahlanma", "meanings": ["Siyahlanmak durumu"]}, {"word": "siyahlanmak", "meanings": ["Siyahlaşmak"]}, {"word": "siyahlaşma", "meanings": ["Siyahlaşmak işi"]}, {"word": "siyahlatma", "meanings": ["Siyahlatmak işi"]}, {"word": "siyahlaşmak", "meanings": ["Rengi karaya dönmek, kararmak"]}, {"word": "siyahlık", "meanings": ["Siyah olma durumu, kara renk", "Karanlık veya koyuluk"]}, {"word": "siyahlatmak", "meanings": ["Rengini karaya çevirmek, karartmak"]}, {"word": "siyakat", "meanings": ["Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü"]}, {"word": "siyak", "meanings": ["Sözün gelişi, anlatım biçimi"]}, {"word": "siyakusibak", "meanings": ["Sözdeki uygunluk ve tutarlılık, sibakusiyak"]}, {"word": "siyanür", "meanings": ["Hidrosiyanik asidin tuzu veya esteri olan çok güçlü bir zehir"]}, {"word": "siyasa", "meanings": ["Politika"]}, {"word": "siyasal", "meanings": ["Politika ile ilgili, siyasi, politik"]}, {"word": "siyasal parti", "meanings": ["Siyasi parti"]}, {"word": "siyaset", "meanings": ["Politika", "Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış"]}, {"word": "siyaset bilimi", "meanings": ["Siyasal kuramları ve bu kuramların uygulamalarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "siyasetçi", "meanings": ["Politikacı"]}, {"word": "siyasetçilik", "meanings": ["Siyasetçinin işi"]}, {"word": "siyaset meydanı", "meanings": ["Siyasi konularda çeşitli kesimlerden görüşlerin ortaya konduğu ve tartışıldığı yer veya ortam", "Ölüm cezalarının uygulandığı yer"]}, {"word": "siyasetname", "meanings": ["Siyaset bilimini anlatan ve bu konuda öğüt veren eser"]}, {"word": "siyasi ambargo", "meanings": ["Bir ülkeyi cezalandırmak amacıyla siyasi alanda yaptırım uygulama"]}, {"word": "siyasi", "meanings": ["Siyasal", "Siyasetçi, politikacı"]}, {"word": "siyasi harita", "meanings": ["Devlet ve ülke sınırlarını gösteren harita"]}, {"word": "siyasi coğrafya", "meanings": ["Devlet ile ülke arasındaki ilgiyi kuran ve inceleyen beşerî coğrafyanın bir kolu"]}, {"word": "siyasi parti", "meanings": ["Politik hayatın en önemli ögesi olan ve belli bir siyasi görüşü temsil eden parti, siyasal parti"]}, {"word": "siyasiyat", "meanings": ["Politika işleri"]}, {"word": "siyatik", "meanings": ["Kalça siniri", "Kalça sinirlerinde oluşan ağrılı hastalık"]}, {"word": "siyek", "meanings": ["Sidik torbasından başlayarak dışarıya kadar uzanan sidik yolunun son bölümü, üretra"]}, {"word": "siyenit", "meanings": ["Kuvarssız granit, ortoklaz, mika, hornblentten oluşan platonik kayaç"]}, {"word": "siyer", "meanings": ["Hz. Muhammed'in hayatını anlatan kitap"]}, {"word": "siyim siyim", "meanings": ["İnce ince, yavaş yavaş, siyem siyem, süyüm süyüm"]}, {"word": "siyme", "meanings": ["Siymek işi"]}, {"word": "siymek", "meanings": ["Kedi, köpek işemek"]}, {"word": "siyonist", "meanings": ["Siyonizmle ilgili", "Siyonizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "siyonizm", "meanings": ["XIX. yüzyıl sonlarında çeşitli ülkelerde Yahudilerce ortaya atılan, Filistin'de bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akım"]}, {"word": "siz", "meanings": ["Çokluk ikinci kişi zamiri", "Bir kişiye saygı ve incelik belirtisi olarak kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "siz sağ olun", "meanings": ["`ne yapalım, ziyanı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "siz bilirsiniz", "meanings": ["`nasıl istersiniz öyle olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sizden", "meanings": ["karşı taraftan olan (kimse)"]}, {"word": "sizden iyi olmasın", "meanings": ["birinin, orada bulunmayan bir kimseyi överken karşısındakine söylediği bir nezaket sözü"]}, {"word": "size doyum olmaz", "meanings": ["bir yerden ayrılırken söylenen bir nezaket sözü"]}, {"word": "size (veya sizlere) ömür", "meanings": ["bir kimsenin öldüğünü bildirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "skandiyum", "meanings": ["Atom numarası 21, atom ağırlığı 44,96 olan, az rastlanan bir element (simgesi Sc)"]}, {"word": "skandal", "meanings": ["Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay"]}, {"word": "skavut", "meanings": ["Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi"]}, {"word": "ski", "meanings": ["Kayak"]}, {"word": "skeç", "meanings": ["Güldürü niteliğinde kısa oyun"]}, {"word": "skif", "meanings": ["İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı"]}, {"word": "skink", "meanings": ["Skinkgillerden, çöl bölgelerinde, kurak bölgelerde yaşayan bir tür sürüngen (Scincus)"]}, {"word": "skinkgiller", "meanings": ["Omurgalı hayvanların sürüngenler sınıfından, üzerleri pullarla örtülü, küçük vücutlu hayvanları içine alan bir familya"]}, {"word": "Slav", "meanings": ["Rus, Beyaz Rus, Ukraynalı, Leh, Sırp, Hırvat, Sloven, Bulgar, Slovak ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ortak ad"]}, {"word": "Slavistik", "meanings": ["Slav dili, tarihi ve kültürüyle ilgilenen bilim dalı"]}, {"word": "skor", "meanings": ["Sonuç", "Sayı"]}, {"word": "Slavist", "meanings": ["Slavistik alanında çalışan bilgin"]}, {"word": "skleroz", "meanings": ["İçindeki katılgan dokunun artmasından dolayı bir organ veya dokunun patolojik sertleşmesi"]}, {"word": "skolastik", "meanings": ["İnanç ve bilgiyi kiliseyle, özellikle Aristoteles'in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi", "Bu felsefe ile ilgili olan", "Orta Çağ yöntemlerine uygun, eski"]}, {"word": "slalom", "meanings": ["Kayak sporunda bayraklarla işaretlenmiş birtakım dönemeçlerden oluşan pist üzerinde yapılan bir yarış türü"]}, {"word": "Slavca", "meanings": ["Slav dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "slogan", "meanings": ["Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz, motto", "Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya söz"]}, {"word": "Slavlaşmak", "meanings": ["Slav gibi davranmak"]}, {"word": "Slavlık", "meanings": ["Slav olma durumu"]}, {"word": "slayt", "meanings": ["Saydam"]}, {"word": "slogancı", "meanings": ["Slogan hazırlayan veya atan (kimse)"]}, {"word": "slip", "meanings": ["Paçasız ve sıkıca saracak biçimde dikilmiş erkek donu"]}, {"word": "slogan atmak", "meanings": ["sloganı bağırarak söylemek"]}, {"word": "sloganlaşma", "meanings": ["Sloganlaşma işi"]}, {"word": "slogancılık", "meanings": ["Slogancının işi"]}, {"word": "sloganlaşmak", "meanings": ["Slogan durumuna gelmek"]}, {"word": "sloganlaştırma", "meanings": ["Sloganlaştırmak işi"]}, {"word": "sloganlaştırmak", "meanings": ["Slogan durumuna getirmek"]}, {"word": "Slovak", "meanings": ["Slovakya'da oturan Slav halkı ve bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Slovakça", "meanings": ["Slovakların kullandığı Slav dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Slovakyalı", "meanings": ["Slovakya halkından olan kimse"]}, {"word": "Sloven", "meanings": ["Slavların güney kolundan bir ulus veya bu ulustan olan kimse, İsloven"]}, {"word": "Slovence", "meanings": ["Slovenlerin kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Slovenyalı", "meanings": ["Slovenya halkından olan kimse"]}, {"word": "Sm", "meanings": ["Samaryum elementinin simgesi"]}, {"word": "smaç", "meanings": ["Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma, küt (III)", "Basketbolda yakın mesafeden topu sertçe sepete geçirme"]}, {"word": "smaçör", "meanings": ["Voleybolda topu file üzerinde karşı alana doğru yukarıdan aşağıya sertçe vuran oyuncu, kütör"]}, {"word": "smokin", "meanings": ["Özel günlerde erkeklerin giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi"]}, {"word": "Sn", "meanings": ["Kalay elementinin simgesi"]}, {"word": "snobizm", "meanings": ["Züppelik"]}, {"word": "snop", "meanings": ["Züppe"]}, {"word": "snopluk", "meanings": ["Züppelik"]}, {"word": "soba", "meanings": ["İçinde kömür, odun veya gaz yakılan, elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı"]}, {"word": "sobacılık", "meanings": ["Sobacının işi veya mesleği"]}, {"word": "sobacı", "meanings": ["Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse"]}, {"word": "sobalık", "meanings": ["Sobaya girebilecek büyüklükte olan", "Soba yapmaya elverişli olan", "Sobanın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "sobe", "meanings": ["Genellikle kovalamaca, saklambaç vb. çocuk oyunlarında, ebeden önce davranıp daha önce kararlaştırılmış yere ulaşıldığında söylenen söz"]}, {"word": "sobeleme", "meanings": ["Sobelemek işi"]}, {"word": "sobelemek", "meanings": ["`Sobe` diyerek ebeden önce kararlaştırılmış yere ulaşıldığını bildirmek", "Yakalamak"]}, {"word": "soda", "meanings": ["Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su", "Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz"]}, {"word": "sodyum", "meanings": ["Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0,971 olan, 97,5 °C'de eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir element (simgesi Na)"]}, {"word": "sodyum bikarbonat", "meanings": ["Özellikle kabartma tozu olarak kullanılan madde, karbonat (NaHCO3)"]}, {"word": "sodyum florit", "meanings": ["Metalürjide, eczacılıkta kullanılan kristal madde (NaF)"]}, {"word": "sodyum fosfat", "meanings": ["Eczacılıkta, hekimlikte kullanılan fosforik asidin sodyumlu tuzu (NaH2, NaHPO4, Na3PO4)"]}, {"word": "sodyum hidroksit", "meanings": ["Sabun yapımında kullanılan, 320 °C'de eriyen kuvvetli bir baz, sut kostik (NaOH)"]}, {"word": "sodyum karbonat", "meanings": ["Sabun yapımında, temizlik işlerinde kullanılan, güçlü bir alkali tuz (Na2CO3)"]}, {"word": "sodyum hiposülfit", "meanings": ["Fotoğrafçılıkta, eczacılıkta kullanılan, suda eriyebilen kristal madde (Na2S2O4)"]}, {"word": "sodyum klorür", "meanings": ["Tuz"]}, {"word": "sodyumlu", "meanings": ["Birleşiminde sodyum bulunan"]}, {"word": "sodyum nitrat", "meanings": ["Gübre yapımında, eti korumada kullanılan madde (NaNO3)"]}, {"word": "sodyum sülfat", "meanings": ["Tekstil, kâğıt, cam sanayisinde kullanılan madde (Na2SO4)"]}, {"word": "sof", "meanings": ["Bir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş", "Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş"]}, {"word": "sufi", "meanings": ["Mutasavvıf"]}, {"word": "sofa", "meanings": ["Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer, hol"]}, {"word": "sufilik", "meanings": ["Sufi olma durumu"]}, {"word": "sofist", "meanings": ["Bilgici", "Safsatacı, yanıltıcı"]}, {"word": "sofistik", "meanings": ["Sofistlere özgü", "Safsatalı, yanıltmalı"]}, {"word": "sofistike", "meanings": ["Yapmacık", "Yanıltıcı", "Karmaşık", "Karmaşık"]}, {"word": "sofistlik", "meanings": ["Sofist olma durumu"]}, {"word": "sufiyane", "meanings": ["Tasavvufla ilgili veya mutasavvıflara yakışır biçimde olan"]}, {"word": "sofizm", "meanings": ["Bilgicilik"]}, {"word": "sofra", "meanings": ["Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu", "Birlikte yemek yiyenlerin tümü", "Genellikle tekerlek biçiminde, üzerinde yemek de yenebilen ayaklı hamur tahtası", "Halı göbeğinde daire biçimindeki çiçekli bölüm", "Anüs"]}, {"word": "sofra donatmak", "meanings": ["sofraya bol ve türlü yiyecekler koymak"]}, {"word": "sofra (veya sofrayı) kurmak", "meanings": ["yemek yemek için sofra takımını dizmek ve yiyecekleri hazırlamak"]}, {"word": "sofrayı kaldırmak (veya toplamak)", "meanings": ["yemek yendikten sonra masa, sini vb.ni temizlemek"]}, {"word": "sofra bezi", "meanings": ["Sofranın altına serilen yaygı"]}, {"word": "sofra başı", "meanings": ["Sofranın etrafı, yemek yeme yeri"]}, {"word": "sofracı", "meanings": ["Saraylarda sofrayı kurma, kaldırma, yemeği dağıtma vb. işlerle görevlendirilmiş kimse"]}, {"word": "sofra duası", "meanings": ["Yemek sonunda yapılan dua"]}, {"word": "sofralık", "meanings": ["Sofrada yemeye yarayan"]}, {"word": "sofra örtüsü", "meanings": ["Sofra kurulurken masanın üzerine serilen örtü"]}, {"word": "sofrası açık", "meanings": ["Konuklarını yemeğe alıkoymayı seven, sofrasında konuk eksik olmayan (kimse)"]}, {"word": "sofra tahtası", "meanings": ["Yerde yemek yeneceği zaman üzerine sofra takımı konan alçak masa"]}, {"word": "sofra takımı", "meanings": ["Yemek yerken kullanılan çatal, bıçak, tabak, örtü, peçete vb. şeylerin tümü"]}, {"word": "softa", "meanings": ["Medrese öğrencisi", "İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad", "Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse", "Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse"]}, {"word": "softaca", "meanings": ["Softaya yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "softalaşma", "meanings": ["Softalaşmak işi"]}, {"word": "softalaşmak", "meanings": ["Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanmak, softa durumuna gelmek"]}, {"word": "softalık", "meanings": ["Softa olma durumu"]}, {"word": "sofu", "meanings": ["Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan (kimse)"]}, {"word": "sofuca", "meanings": ["Sofuya yaraşır biçimde"]}, {"word": "sofuluk", "meanings": ["Sofu olma durumu", "Sofuca davranma"]}, {"word": "soğancı", "meanings": ["Soğan yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "soğan", "meanings": ["Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa)", "Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü"]}, {"word": "soğancık", "meanings": ["Yalın kat yaprakla sarılı, besin bakımından zengin küçük soğan", "Sarımsak dişi", "Beyinle omurilik arasında kalan son bölge"]}, {"word": "soğan çiçeği", "meanings": ["Fulya"]}, {"word": "soğanlama", "meanings": ["Soğanlamak işi"]}, {"word": "soğanlamak", "meanings": ["Soğan katmak"]}, {"word": "soğanlı", "meanings": ["İçinde soğan bulunan, içine soğan doğranmış olan, soğanla pişirilmiş olan"]}, {"word": "soğansı", "meanings": ["Soğanı andıran, soğana benzeyen, soğan gibi, soğanımsı"]}, {"word": "soğrulma", "meanings": ["Soğurulma"]}, {"word": "Soğdca", "meanings": ["Orta Asya'da Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil, Soğdakça", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "soğrulmak", "meanings": ["Soğurulmak"]}, {"word": "soğuk", "meanings": ["Isısı düşük olan, sıcak karşıtı", "Üşütecek derecede ısısı olan", "Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu", "Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz", "Sevimsiz veya yersiz, antipatik", "Cinsel istek duymayan", "İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek"]}, {"word": "soğrumsama", "meanings": ["Yüze soğurma"]}, {"word": "soğuk almak", "meanings": ["üşüyerek hastalanmak, üşütmek"]}, {"word": "soğuk çalmak", "meanings": ["soğuk, bitkiye zarar vermek"]}, {"word": "soğuk çıkmak", "meanings": ["hava soğumak"]}, {"word": "soğuk duş etkisi yapmak", "meanings": ["ansızın bildirilen tatsız bir haber olumsuz bir tepki yaratmak"]}, {"word": "soğuk durmak", "meanings": ["ilgisiz, sevimsiz davranmak"]}, {"word": "soğuk düşmek (veya kaçmak)", "meanings": ["söz, davranış vb. yersiz ve sevimsiz olmak"]}, {"word": "soğuk ter dökmek (veya basmak veya boşanmak)", "meanings": ["korkmak, heyecanlanmak, bunalmak, gerilmek"]}, {"word": "soğuk vurmak (veya yakmak)", "meanings": ["soğuk etkisiyle bitki kurumak"]}, {"word": "soğuk algınlığı", "meanings": ["Sıklıkla virüslerin yol açtığı, beden ısısında yükselme, burun akıntısı ile ortaya çıkan solunum yolu hastalığı"]}, {"word": "soğuk bez", "meanings": ["Keten ipliğinden yapılmış, tülbende benzeyen bir tür ince, seyrek bez"]}, {"word": "soğuk büfe", "meanings": ["Bazı toplantılarda, ayakta yenilmek için soğuk yiyecek ve içeceklerle hazırlanmış masa"]}, {"word": "soğukça", "meanings": ["Soğuğa yakın", "(soğu'kça) Soğuk bir biçimde"]}, {"word": "soğuk dalgası", "meanings": ["Soğuk havanın yoğun bir biçimde gelmesi"]}, {"word": "soğuk damga", "meanings": ["Mürekkep kullanılmadan baskı ile yapılan kabartma damga"]}, {"word": "soğuk harp", "meanings": ["Soğuk savaş"]}, {"word": "soğuk hava deposu", "meanings": ["Bozulabilen yiyeceklerin konulduğu, sürekli olarak soğutulan depo"]}, {"word": "soğuk ısırması", "meanings": ["Soğuğun etkisiyle parmaklarda, kulak kenarlarında oluşan kırmızı, kaşındırıcı şiş"]}, {"word": "soğukkanlı", "meanings": ["Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan (kimse), serinkanlı, itidal sahibi"]}, {"word": "soğukkanlı olmak", "meanings": ["kolayca, öfke, telaş ve heyecana kapılmamak"]}, {"word": "soğuklama", "meanings": ["Soğuklamak işi"]}, {"word": "soğukkanlı hayvanlar", "meanings": ["Vücut ısıları yaşadıkları ortamın ısısına göre değişen hayvanlar"]}, {"word": "soğukkanlılık", "meanings": ["Soğukkanlı olma durumu, serinkanlılık"]}, {"word": "soğuklamak", "meanings": ["Üşüterek hastalanmak, soğuk almak"]}, {"word": "soğuklaşma", "meanings": ["Soğuklaşmak işi"]}, {"word": "soğuklaşmak", "meanings": ["Soğumak", "İlgisiz, isteksiz, soğuk davranmak", "Bir şey sevimsiz bir durum almak"]}, {"word": "soğuklaştırma", "meanings": ["Soğuklaştırmak işi"]}, {"word": "soğuklaştırmak", "meanings": ["Soğuk duruma getirmek"]}, {"word": "soğukluk", "meanings": ["Soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet", "Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler", "Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer", "Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik", "Sevimsiz olma durumu, antipati", "Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması", "Cinsel istek duymama durumu"]}, {"word": "soğuk nevale", "meanings": ["İnsanlara yaklaşmayan, söz veya davranışları soğuk olan sevimsiz kimse"]}, {"word": "soğuk renkler", "meanings": ["Mavi, lacivert, mor ve bu renklerin tonları"]}, {"word": "soğuk savaş", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Doğu ve Batı Bloklarının zaman zaman savaş çıkarma tehditlerinin bütün dünyada yarattığı gerginlik, soğuk harp", "İki kişi arasında fazla belli edilmeden yaşanan çekişme"]}, {"word": "soğuk şaka", "meanings": ["Hoş karşılanmayan, yersiz nükte veya sözle yapılan şaka"]}, {"word": "soğulma", "meanings": ["Soğulmak işi"]}, {"word": "soğulmak", "meanings": ["Suyu veya sütü çekilerek pörsümek", "Irmak, kuyu, pınar vb. yerlerde su çekilip yok olmak"]}, {"word": "soğuma", "meanings": ["Soğumak işi"]}, {"word": "soğumak", "meanings": ["Isısını hızla veya yavaş yavaş yitirerek soğuk duruma gelmek", "Birine veya bir şeye duyulan istek, sevgi ve ilgi kalmamak"]}, {"word": "soğurma", "meanings": ["Soğurmak işi, absorbe", "Bir ortamın ışık enerjisini belli nicelikte emmesi olayı"]}, {"word": "soğurmak", "meanings": ["Bir madde, bir sıvıyı içine çekmek", "Katı veya sıvı bir madde soğurma yoluyla bir gazı içine almak, emmek, massetmek, absorbe etmek"]}, {"word": "soğuruş", "meanings": ["Soğurma işi"]}, {"word": "soğuşma", "meanings": ["Soğuşmak işi"]}, {"word": "soğuşmak", "meanings": ["Toprak su soğurup tavlanmak"]}, {"word": "soğutkan", "meanings": ["Sıcaklığı azaltan, soğutma özelliği olan", "Soğutmaç, soğutucu"]}, {"word": "soğutma", "meanings": ["Soğutmak işi"]}, {"word": "soğutmaç", "meanings": ["Soğutucu"]}, {"word": "soğutmak", "meanings": ["Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak", "Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak, dondurmak"]}, {"word": "soğutucu", "meanings": ["Soğutma özelliği olan, frigorifik", "Buzdolabı", "Bir makine veya yapıda, aşırı ısınmayı önlemek için yer alan düzen, soğutmaç"]}, {"word": "soğutulma", "meanings": ["Soğutulmak işi"]}, {"word": "soğutulmak", "meanings": ["Soğutma işine konu olmak"]}, {"word": "soğutuş", "meanings": ["Soğutma işi"]}, {"word": "soğuyuş", "meanings": ["Soğuma işi"]}, {"word": "sohbet", "meanings": ["Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme, söyleşi, yârenlik, hasbihâl", "Söyleşi"]}, {"word": "sohbet etmek", "meanings": ["dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yârenlik etmek, hasbihâl etmek"]}, {"word": "sohbet ustası", "meanings": ["Konuşması zevkle dinlenen ve doyurucu olan, dinleyicileri âdeta büyüleyen kimse"]}, {"word": "sokak", "meanings": ["İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol"]}, {"word": "sokağa atmak", "meanings": ["birini düşkün, yoksul kalacak biçimde evden, iş yerinden uzaklaştırmak veya kovmak", "para, eşya vb.ni boş yere harcamak"]}, {"word": "sokağa çıkmak", "meanings": ["gezmek veya bir iş görmek için evden çıkmak"]}, {"word": "sokağa (veya sokaklara) dökülmek", "meanings": ["herhangi bir sebeple dışarı çıkmak", "gösteri, protesto gibi amaçlarla insanlar sokaklara, meydanlara inmek"]}, {"word": "sokağa (veya sokaklara) düşmek", "meanings": ["kadın kötü yola saparak orta malı olmak", "bir şey çoğalıp değerini yitirmek", "sükûneti, huzuru evin dışında aramak"]}, {"word": "sokakta kalmak", "meanings": ["sığınacak yeri olmamak, bakacak kimsesi bulunmamak"]}, {"word": "sokak kadını", "meanings": ["Kötü yola düşmüş kadın veya kız, sokak kızı"]}, {"word": "sokak çocuğu", "meanings": ["Vaktini genellikle sokaklarda geçirip eğitimden yoksun kalmış çocuk", "Evi ve yakınlarından yoksun, sokaklarda yaşayan çocuk"]}, {"word": "sokaktan toplamak", "meanings": ["kolayca sağlamak, masrafsız ve zahmetsiz elde etmek"]}, {"word": "sokak kapısı", "meanings": ["Evin sokağa açılan kapısı"]}, {"word": "sokak kızı", "meanings": ["Sokak kadını"]}, {"word": "soket", "meanings": ["Kısa çorap"]}, {"word": "sokma", "meanings": ["Sokmak işi"]}, {"word": "sokmak", "meanings": ["İçine veya arasına girmesini sağlamak", "Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak", "Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak", "Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek", "Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek", "Belli etmeden kötü bir malı vermek", "Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek", "Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek"]}, {"word": "sokra", "meanings": ["Güverte döşemelerinde iki ağacın uç uca gelmesiyle oluşan aralık"]}, {"word": "sokman", "meanings": ["Bir çeşit uzun konçlu çizme"]}, {"word": "sokranma", "meanings": ["Sokranmak işi"]}, {"word": "sokranmak", "meanings": ["Söylenmek, homurdanmak"]}, {"word": "sokturma", "meanings": ["Sokturmak işi"]}, {"word": "sokturmak", "meanings": ["Sokma işini yaptırmak"]}, {"word": "soku", "meanings": ["Taş dibek", "Dibekte, havanda tahıl dövmeye yarayan tokmak"]}, {"word": "sokulgan", "meanings": ["Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren"]}, {"word": "sokulganlık", "meanings": ["Sokulgan olma durumu"]}, {"word": "sokulma", "meanings": ["Sokulmak işi"]}, {"word": "sokulu", "meanings": ["Sokulmuş olan", "Sokulmuş olarak"]}, {"word": "sokuluş", "meanings": ["Sokulma işi"]}, {"word": "sokulmak", "meanings": ["Sokma işine konu olmak", "Girmek", "Yanaşmak, yaklaşmak"]}, {"word": "sokum", "meanings": ["Lokma", "Yufka ekmeğinden yapılan dürüm"]}, {"word": "sokur", "meanings": ["Köstebek", "İçeriye batmış", "Bir gözü kör"]}, {"word": "sokuşma", "meanings": ["Sokuşmak işi"]}, {"word": "sokuş", "meanings": ["Sokma işi"]}, {"word": "sokuşmak", "meanings": ["Dar bir yere sokulmak", "Usulcacık araya girmek"]}, {"word": "sokuşturma", "meanings": ["Sokuşturmak işi"]}, {"word": "sol", "meanings": ["Vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sağ karşıtı", "Bu taraftaki yön", "Sosyalizme yakın görüşte olan grup", "Boksta sol yumrukla vuruş"]}, {"word": "sokuşturmak", "meanings": ["Dar bir yere zorla veya iterek sokmak", "Belli etmeden kötü bir malı vermek", "Bir sözü kırıcı olmak amacıyla tekrar tekrar söylemek"]}, {"word": "sol eli beklemek", "meanings": ["yemeğe beklenilen birine, yemeğe başlandığını anlatmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "sol tarafından kalkmak", "meanings": ["aksiliği, huysuzluğu, tersliği üzerinde olmak", "işleri ters gitmek, iyi gününde olmamak"]}, {"word": "sol yapmak", "meanings": ["`direksiyonu sola doğru çevirmek, sola yöneltmek` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sola kaymak", "meanings": ["siyasette ve ekonomide sol görüşleri benimsemek"]}, {"word": "sol", "meanings": ["Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses", "Bu sesi gösteren nota işareti"]}, {"word": "sol açık", "meanings": ["Futbolda sol başta bulunan oyuncu"]}, {"word": "solak", "meanings": ["Genellikle sol elini kullanan kimse", "Yeniçeri Ocağının, padişahın gözeticiliğini yapan asker sınıfı"]}, {"word": "sol anahtarı", "meanings": ["Portedeki notaların sol yüksekliğinde olacağını gösteren işaret"]}, {"word": "solaklık", "meanings": ["Solak olma durumu"]}, {"word": "solaryum", "meanings": ["Güneşletici", "Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş"]}, {"word": "solcu", "meanings": ["Sol görüşlü partilerin yandaşı olan (kimse)"]}, {"word": "sol bek", "meanings": ["Bir takımın savunmasının sol yönünde yer alan oyuncusu"]}, {"word": "soldurma", "meanings": ["Soldurmak işi"]}, {"word": "solculuk", "meanings": ["Solcu olma durumu"]}, {"word": "soldurmak", "meanings": ["Solmasına sebep olmak"]}, {"word": "solgun", "meanings": ["Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş"]}, {"word": "solfej", "meanings": ["Müzik ezgilerinin nota adları ile ses ve süre değerlerine uygun bir biçimde söylenmesi", "Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması"]}, {"word": "solgunlaşma", "meanings": ["Solgunlaşmak işi"]}, {"word": "solgunlaşmak", "meanings": ["Solgun duruma gelmek"]}, {"word": "solgunluk", "meanings": ["Solgun olma durumu"]}, {"word": "sol haf", "meanings": ["Orta sahanın solunda oynayan oyuncu"]}, {"word": "sol iç", "meanings": ["Futbolda, sol açıkla santrfor arasında görev yapan hücum oyuncusu"]}, {"word": "solidarist", "meanings": ["Dayanışmacı"]}, {"word": "solidarizm", "meanings": ["Dayanışmacılık"]}, {"word": "solipsizm", "meanings": ["Tekbencilik"]}, {"word": "solist", "meanings": ["Bir müzik eserini tek başına çalan, söyleyen sanatçı, solocu"]}, {"word": "solistlik", "meanings": ["Solistin görevi, soloculuk"]}, {"word": "sollama", "meanings": ["Sollamak işi"]}, {"word": "sollamak", "meanings": ["Bir taşıt, önünden gitmekte olan taşıtın solundan geçmek"]}, {"word": "sollama yapmak", "meanings": ["343 sollamak"]}, {"word": "solluk", "meanings": ["Sol görüşe sahip olma durumu"]}, {"word": "sollayış", "meanings": ["Sollama işi"]}, {"word": "solma", "meanings": ["Solmak işi", "Isı, kızılötesi ışınlar ve kimyasal reaksiyonlar sonunda pigmentlerin renklerini yitirmesi"]}, {"word": "solo", "meanings": ["Bir müzik parçasının bir kişi tarafından söylenmesi veya çalınması"]}, {"word": "solmak", "meanings": ["Rengini yitirmek, rengi uçmak", "Tazeliğini, diriliğini veya parlaklığını yitirmek"]}, {"word": "solocu", "meanings": ["Solist"]}, {"word": "sol şerit", "meanings": ["Trafikte yolun veya caddenin sol tarafında yer alan yol çizgilerinin oluşturduğu bölüm"]}, {"word": "solo yapmak (veya atmak)", "meanings": ["bir müzik parçasını tek başına söylemek veya çalmak"]}, {"word": "ticaret filosu", "meanings": ["Aynı bayrak altında çalışan her türden ticaret gemilerinin tümü"]}, {"word": "ticaretgâh", "meanings": ["Ticaret yeri, ticarete elverişli yer"]}, {"word": "ticaret gemisi", "meanings": ["Devlet veya özel sermayece işletilen, ticaret amacıyla kullanılan gemi"]}, {"word": "ticarethane", "meanings": ["Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer"]}, {"word": "ticaret işletmesi", "meanings": ["Kazanç sağlamak amacıyla çalışan işletme"]}, {"word": "ticaret limanı", "meanings": ["Dış ülkelerle alışverişin yapıldığı liman"]}, {"word": "ticaret mahkemesi", "meanings": ["Ticaret davalarına bakan mahkeme"]}, {"word": "ticaret odası", "meanings": ["Tüccarlar arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı tüccarlarla ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için kanun ile kurulan tüzel kişiliğe sahip kurum"]}, {"word": "ticaret sicili", "meanings": ["Ticaret mahkemelerinin bulunduğu yerlerde ticari işlemlerin kayıt ve tescil edildiği ve herkesin yararlanabileceği resmî kütük"]}, {"word": "ticari", "meanings": ["Ticaretle ilgili, ticarete ilişkin"]}, {"word": "ticari ataşe", "meanings": ["Ticaret ataşesi"]}, {"word": "ticari dava", "meanings": ["Ticaret mahkemesinin görev alanına giren davalar"]}, {"word": "ticarileşmek", "meanings": ["Ticari duruma gelmek", "Sadece kâr amacı gütmek"]}, {"word": "ticari tüketim", "meanings": ["Ticaret mallarının tüketilmesi"]}, {"word": "tifdruk", "meanings": ["Oyulmuş bakır kalıplarla yapılan, renkli fotoğraf baskılarına elverişli bir baskı tekniği"]}, {"word": "ticari unvan", "meanings": ["Ticarethanelerin kullanmak zorunda oldukları ad veya unvan"]}, {"word": "tifo", "meanings": ["Kirli sularda, bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan, mikroplarla oluşan, ortalama üç hafta süren, ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı, karahumma"]}, {"word": "tiftik", "meanings": ["Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü, moher", "Bu yünden yapılan"]}, {"word": "tiftik keçisi", "meanings": ["Uzun, kıvırcık ve ipek gibi yumuşak kılları olan, evcil bir tür keçi, Ankara keçisi"]}, {"word": "tiftiklenme", "meanings": ["Tiftiklenmek işi"]}, {"word": "tiftiklenmek", "meanings": ["Kumaşın telleri birbirinden ayrılmak, kabarmak, tiftik tiftik olmak"]}, {"word": "tiftik tiftik", "meanings": ["Telleri birbirinden ayrılıp kabarmış"]}, {"word": "tiftik tiftik olmak", "meanings": ["kumaşın telleri birbirinden ayrılmak, çok eskimek"]}, {"word": "tifüs", "meanings": ["Bitle geçen, ortalama on beş gün süren, vücutta pembe lekelerle beliren, ateşli ve tehlikeli bir hastalık, lekeli humma"]}, {"word": "ti işareti", "meanings": ["Borazanla `ti` sesi çıkararak verilen işaret"]}, {"word": "tik", "meanings": ["Herhangi bir kas kümesinin irade dışı hareketi", "Alışkanlıkla sık sık tekrarlanan gülünç, sıkıcı söz, el, kol, yüz hareketi veya bir davranış biçimi"]}, {"word": "tik ağacı", "meanings": ["Çift çeneklilerden, kaplamada kerestesinden yararlanılan, doğal rengi sarı, zamanla havada kendiliğinden koyulaşan bir sıcak iklim ağacı (Tectona grandis)", "Bu ağacın tahtasından yapılan"]}, {"word": "tikel", "meanings": ["Kısmi", "Bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan, cüzi, tümel karşıtı"]}, {"word": "tike", "meanings": ["Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim"]}, {"word": "tiksindirici", "meanings": ["Tiksinilecek durumda olan, menfur"]}, {"word": "tikel önerme", "meanings": ["Konunun kapsamına giren bütün bireyler için değil de bazıları için belli bir şey bildiren önerme"]}, {"word": "tiksindirmek", "meanings": ["Tiksinmesine yol açmak"]}, {"word": "tiksindirme", "meanings": ["Tiksindirmek işi"]}, {"word": "tiksinilmek", "meanings": ["Tiksinme işine konu olmak"]}, {"word": "tiksinilme", "meanings": ["Tiksinilmek işi"]}, {"word": "tilki gibi", "meanings": ["kurnaz (kimse)"]}, {"word": "tiksiniş", "meanings": ["Tiksinme işi"]}, {"word": "tiksinme", "meanings": ["Tiksinmek işi, ikrah, istikrah, nefret"]}, {"word": "tiksinmek", "meanings": ["Bir şey, bir kimse, bir düşünce, bir durum vb.ni kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak, ikrah etmek, istikrah etmek"]}, {"word": "tiksinti", "meanings": ["Tiksinme işi, tiksinme, nefret"]}, {"word": "tik tak", "meanings": ["Genellikle saatin çalışırken çıkardığı ses"]}, {"word": "tilki", "meanings": ["Köpekgillerden, uzunluğu 90, kuyruğu 30 santimetre kadar, ırklarına göre çeşitli renklerde olan, ağız ve burnu uzun ve sivri, kümes hayvanlarına zarar veren, kürkü beğenilen bir tür memeli (Vulpes)", "Bu hayvanın postundan yapılan manto vb", "Çok kurnaz"]}, {"word": "tilavet", "meanings": ["Kur'an'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma"]}, {"word": "tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider", "meanings": ["`bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır", "meanings": ["`bir kişi ne kadar farklı yerlerde yaşarsa yaşasın, ne kadar farklı işlerle uğraşırsa uğraşsın, bağlı bulunduğu çevreye veya işe dönmek zorunda kalır` anlamında kullanılan bir söz", "`meslek veya alışkanlık gereği olan sonuçtan kaçınılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tilkikuyruğu", "meanings": ["Hoşkuran", "Uzun salkımlı bir çeşit üzüm", "Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi"]}, {"word": "tilkileşme", "meanings": ["Tilkileşmek işi"]}, {"word": "tilkileşmek", "meanings": ["Kurnazlaşmak"]}, {"word": "tilkilik", "meanings": ["Kurnazlık veya kurnazca davranış"]}, {"word": "tilki uykusuna vermek", "meanings": ["uyuyormuş gibi yaparak fırsat kollamak"]}, {"word": "tilki uykusu", "meanings": ["Yarı uyanık biçimdeki uyku, hemen uyanılabilen uyku"]}, {"word": "tilki uykusuna yatmak", "meanings": ["uyuyormuş gibi yaparak fırsat kollamak"]}, {"word": "tilki üzümü", "meanings": ["İt üzümü"]}, {"word": "tilmiz", "meanings": ["Öğrenci"]}, {"word": "tilmizlik", "meanings": ["Öğrencilik"]}, {"word": "tim", "meanings": ["Güvenlik güçlerinde belirli bir iş veya hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik"]}, {"word": "timbal", "meanings": ["Üstü deri ile kaplı, bakırdan yapılan, küre biçiminde bir davul türü"]}, {"word": "tinsel", "meanings": ["Maddeyle ilgisi olmayan, manevi olan, spiritüel", "Manevi, özdeksel karşıtı"]}, {"word": "timsahlar", "meanings": ["Örneği timsah olan sürüngenler takımı"]}, {"word": "timsah", "meanings": ["Sürüngenlerden, sıcak bölgelerin akarsularında yaşayan, kalın derili, uzun kuyruklu, iri bir hayvan (Crocodilus)", "Bu hayvanın derisinden yapılan"]}, {"word": "timsal", "meanings": ["Simge"]}, {"word": "timsal olmak", "meanings": ["simge durumuna gelmek"]}, {"word": "timüs", "meanings": ["Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi, özden"]}, {"word": "tin", "meanings": ["Ruh", "Birtakım fizikötesi kurucularının, gerçeği ve evreni açıklamak için her şeyin özü, temeli veya yapıcısı olarak benimsedikleri madde dışı varlık"]}, {"word": "tiner", "meanings": ["İnceltici"]}, {"word": "tinselcilik", "meanings": ["Bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu veya salt bir tasarım olduğunu ileri süren fizikötesi öğreti, spiritüalizm"]}, {"word": "tin tin", "meanings": ["Sessiz, patırtısız bir biçimde"]}, {"word": "tip", "meanings": ["Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek", "Tür, çeşit", "İlgi çekici, değişik (kimse)", "Hikâye, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî eserlerde kişi kadrosu içinde yer alan ve belli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi", "Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi"]}, {"word": "tipi", "meanings": ["Kar fırtınası"]}, {"word": "tipleme", "meanings": ["Tiplemek işi"]}, {"word": "tiplemek", "meanings": ["Belirli bir tipin bütün çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak"]}, {"word": "tipoloji", "meanings": ["İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi"]}, {"word": "tiraj", "meanings": ["Baskı sayısı"]}, {"word": "tipileme", "meanings": ["Tipilemek işi"]}, {"word": "tipilemek", "meanings": ["Kar tipiye çevirmek"]}, {"word": "tipik", "meanings": ["Bir kimseyi veya nesneyi niteleyen, karakteristik", "Çok özgün olan"]}, {"word": "tipili", "meanings": ["Kar fırtınalı"]}, {"word": "tipografi", "meanings": ["Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi, tipografya", "Basım"]}, {"word": "tipografya", "meanings": ["Tipografi"]}, {"word": "tiramola", "meanings": ["Geminin rüzgârüstüne veya rüzgâraltına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme, bazısını germe işlemi", "Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatma işi"]}, {"word": "tiran", "meanings": ["Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse", "Acımasız, gaddar, despot"]}, {"word": "tirbuşon", "meanings": ["Burgu"]}, {"word": "tirfillenmek", "meanings": ["Havı dökülmek"]}, {"word": "tirendaz", "meanings": ["Ok atan", "Becerikli, elinden iş gelir", "Özenli"]}, {"word": "tirfil", "meanings": ["Bir tür yonca"]}, {"word": "tire", "meanings": ["Kısa çizgi", "Uzun çizgi"]}, {"word": "tire", "meanings": ["Dikişte kullanılan pamuk ipliği", "Pamuk ipliğinden yapılmış"]}, {"word": "tirat", "meanings": ["Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça", "Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi", "Uzun ve tumturaklı konuşma"]}, {"word": "tirfillenme", "meanings": ["Tirfillenmek işi"]}, {"word": "tirildeme", "meanings": ["Tirildemek işi"]}, {"word": "tirhos", "meanings": ["Taze sardalya balığı"]}, {"word": "tirhos vohozu", "meanings": ["Sardalya balığının küçüğü"]}, {"word": "tirhandil", "meanings": ["Yelken ve kürekle yürütülen ve genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif tekne türü"]}, {"word": "tirit", "meanings": ["Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek", "Yemeğin suyu", "Yaşlı ve zayıf (kimse)"]}, {"word": "tiril tiril", "meanings": ["Titrer gibi dalgalanan, ince (kumaş, elbise)", "Tertemiz", "Tir tir"]}, {"word": "tirildemek", "meanings": ["Titremek"]}, {"word": "tirit gibi", "meanings": ["yerinden kımıldayamayacak kadar ihtiyar (kimse)"]}, {"word": "tiridi çıkmak", "meanings": ["iyice ihtiyarlamak, çok yaşlanmak"]}, {"word": "tiridine banmak", "meanings": ["yemeğin suyuna banmak"]}, {"word": "tiritlenme", "meanings": ["Tiritleşme"]}, {"word": "tiritleşmek", "meanings": ["Çok yaşlanıp gücü kalmamak, tiritlenmek"]}, {"word": "tiritlenmek", "meanings": ["Tiritleşmek"]}, {"word": "tiritleşme", "meanings": ["Tiritleşmek işi, tiritlenme"]}, {"word": "tiriz", "meanings": ["Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası", "Ensiz tahta", "Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış kenarlarına takılan, tahtadan veya halat örgüsüyle yapılmış çıkıntı"]}, {"word": "tirle", "meanings": ["Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç"]}, {"word": "tirokalsitonin", "meanings": ["Tiroit bezinden salgılanan, kandaki kalsiyumu azaltan hormon"]}, {"word": "tirlin", "meanings": ["Mürekkeple çizgi çizmeye yarayan, türlü kalınlıklarda gereç", "Mürekkebin daha çabuk kurumasını sağlayan madde"]}, {"word": "tiroit", "meanings": ["Tiroit bezi"]}, {"word": "tiroksin", "meanings": ["Tiroit hormonlarının ilk keşfedileni"]}, {"word": "tirşe gözlü", "meanings": ["Gözü tirşe renkli olan"]}, {"word": "tirsi", "meanings": ["Hamsigillerden, yumurtalarını tatlı sulara bırakan bir tür balık (Alosa alosa)"]}, {"word": "tirpidin", "meanings": ["Ufak bahçe çapası"]}, {"word": "tirşe", "meanings": ["Yeşil ile mavi arası renk", "Bu renkte olan", "Parşömen"]}, {"word": "tirşeleşme", "meanings": ["Tirşeleşmek işi"]}, {"word": "tir tir", "meanings": ["`Çok üşümek, çok korkmak` anlamlarındaki tir tir titremek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tirşeleşmek", "meanings": ["Tirşe rengine dönüşmek"]}, {"word": "tiryak", "meanings": ["Bitkisel, hayvansal ve madensel maddelerin karışımından yapılan macun, panzehir"]}, {"word": "tiryakilik", "meanings": ["Tiryaki olma durumu, iptila"]}, {"word": "tiryaki", "meanings": ["Afyon, tütün, kahve, çay vb. keyif veren maddelere alışmış olan (kimse)", "Bir şeye çok alışmış, kendine huy edinmiş", "Karagöz oyununda yaşlı ve afyon içmeye alışmış kimse"]}, {"word": "tiryakisi olmak", "meanings": ["bir şeye veya birine çok düşkün olmak"]}, {"word": "tişört", "meanings": ["Genellikle kısa kollu, pamuklu spor giysi"]}, {"word": "titizlenme", "meanings": ["Titizlenmek işi"]}, {"word": "titiz", "meanings": ["Çok dikkat ve özenle davranan veya böyle davranılmasını isteyen (kimse), memnun edilmesi güç, müşkülpesent", "Temizliğe aşırı düşkün olan (kimse)"]}, {"word": "titizce", "meanings": ["Titiz bir biçimde"]}, {"word": "titan", "meanings": ["Atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, yoğunluğu 4,5 olan, 1675 °C'ye doğru eriyen, özellikleri bakımından silisyumla kalaya yaklaşan, parlak beyaz renkli, basit element (simgesi Ti)"]}, {"word": "titizlenmek", "meanings": ["Çok dikkat ve özenle davranmak veya böyle davranılmasını istemek, titiz olmak, titizlik göstermek", "Öfkelenmek, huysuzlanmak, rahatsız olmak"]}, {"word": "titizleşmek", "meanings": ["Titizlenmek"]}, {"word": "titizleşme", "meanings": ["Titizleşmek işi"]}, {"word": "titizlik", "meanings": ["Titiz olma, titizce davranma durumu"]}, {"word": "titizlik göstermek", "meanings": ["titizlenmek"]}, {"word": "titr", "meanings": ["San"]}, {"word": "titrekleşme", "meanings": ["Titrekleşmek işi"]}, {"word": "titrek", "meanings": ["Titreyen, lerzan"]}, {"word": "titrekleşmek", "meanings": ["Titrek duruma gelmek"]}, {"word": "titreklik", "meanings": ["Titrek olma durumu"]}, {"word": "titrem", "meanings": ["Ton"]}, {"word": "titreme", "meanings": ["Titremek işi"]}, {"word": "titreme gelmek", "meanings": ["titremeye başlamak, titremeye tutulmak"]}, {"word": "titremek", "meanings": ["Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak", "Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak", "Ses kısık ve kesik çıkmak", "Çok üşümek", "Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak", "Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak"]}, {"word": "titremlemek", "meanings": ["Konuşmada, düşünce veya duyuştan gelen yumuşaklık ve sertlik özelliklerini belirtmek için tonları düzenlemek"]}, {"word": "titremleme", "meanings": ["Titremlemek işi"]}, {"word": "titreşim", "meanings": ["Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans", "Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz"]}, {"word": "titreşimli", "meanings": ["Titreşim yapan veya titreşim oluşturan", "Yumuşak"]}, {"word": "titreşimsiz", "meanings": ["Titreşim yapmayan veya titreşim oluşturmayan", "Sert"]}, {"word": "titreşme", "meanings": ["Titreşmek işi"]}, {"word": "titreşmek", "meanings": ["Her yanı titremek", "Titreşim durumunda olmak, ihtizaz etmek"]}, {"word": "titreştirme", "meanings": ["Titreştirmek işi"]}, {"word": "titretme", "meanings": ["Titretmek işi"]}, {"word": "titreştirmek", "meanings": ["Her yanı titretmek", "Titreşim durumuna getirmek"]}, {"word": "titretmek", "meanings": ["Titremesine yol açmak", "Korku salmak"]}, {"word": "titretiş", "meanings": ["Titretme işi"]}, {"word": "tiyatro", "meanings": ["Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer", "Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup", "Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü"]}, {"word": "titreyiş", "meanings": ["Titreme işi"]}, {"word": "tiyatrocu", "meanings": ["Tiyatro oyuncusu", "Tiyatro işleten, tiyatro sahibi kimse"]}, {"word": "tiyatrolaştırmak", "meanings": ["Yazılı bir eseri oyun durumuna getirmek"]}, {"word": "tiyatroculuk", "meanings": ["Tiyatro sanatçılığı", "Tiyatro işletme işi"]}, {"word": "tiz", "meanings": ["İnce, keskin (ses)"]}, {"word": "tizleşme", "meanings": ["Tizleşmek işi"]}, {"word": "tizleşmek", "meanings": ["Ses, tiz bir durum almak"]}, {"word": "Tm", "meanings": ["Tulyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Tl", "meanings": ["Talyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Togolu", "meanings": ["Togo halkından olan kimse"]}, {"word": "Toharca", "meanings": ["Orta Asya'da kullanılmış olan eski bir Hint-Avrupa dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "toht", "meanings": ["Çoban köpeklerinin boynuna takılan dikenli demir halka, tasma"]}, {"word": "tuğrul", "meanings": ["Çakırdoğan"]}, {"word": "tohum", "meanings": ["Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane", "Soy sop, döl, nesil, sülale", "Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey", "Spermatozoit"]}, {"word": "tohuma kaçmak", "meanings": ["üreme veya üretme gücü kalmamak", "yaşlanmak, evlenme çağı geçip kartlaşmak"]}, {"word": "tohumu dökülmek", "meanings": ["geçirdiği büyük bir korku dolayısıyla dölden kesilmek"]}, {"word": "tohumcu", "meanings": ["Tohum yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "tohumculuk", "meanings": ["Tohumcunun işi"]}, {"word": "tohumlamak", "meanings": ["Döllemek", "Dişi bir hayvanı, erkeğinden alınan tohumla yapay olarak döllemek"]}, {"word": "tohumlama", "meanings": ["Döllemek işi"]}, {"word": "tohumlanma", "meanings": ["Tohumlanmak işi"]}, {"word": "tohumlanmak", "meanings": ["Tohumlu duruma gelmek"]}, {"word": "tohumlu", "meanings": ["Tohumu olan", "Tohumla üreyen"]}, {"word": "tohumluk", "meanings": ["Bitki yetiştirmede kullanılan tane, çekirdek, kök, sap vb.nin bütünü", "Tohum saklanan yer", "Tohum için ayrılan"]}, {"word": "tohumlu bitkiler", "meanings": ["Bitkiler dünyasının büyük bir şubesi, çiçekli bitkiler"]}, {"word": "tohum zarı", "meanings": ["Tohumu dıştan sararak onu koruma altına alan zar"]}, {"word": "tok", "meanings": ["Açlığını gidermiş, doymuş, aç karşıtı", "Sık ve kalın dokunmuş (kumaş)", "Kalın ve gür (ses)", "Sevgi, sevecenlik, başarı, para, mal vb. şeyleri elde etmiş ve bunlara kavuşmuş olan"]}, {"word": "tok açın hâlinden bilmez", "meanings": ["`varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tok evin aç kedisi", "meanings": ["gereksinimi olmadığı hâlde açgözlülük eden"]}, {"word": "toka etmek", "meanings": ["el sıkışmak", "karşılıklı iki parçayı getirip birbirine dayamak", "kadeh tokuşturmak", "vermek"]}, {"word": "tok tutmak", "meanings": ["açlığı uzun süre giderme veya doyurma özelliği olmak"]}, {"word": "toka", "meanings": ["Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık", "Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç"]}, {"word": "toka", "meanings": ["El sıkışma", "İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma"]}, {"word": "tokaç", "meanings": ["Çamaşır yıkarken kullanılan, tahtadan, yassı tokmak"]}, {"word": "tokaçlama", "meanings": ["Tokaçlamak işi"]}, {"word": "tokaçlanma", "meanings": ["Tokaçlanmak işi"]}, {"word": "tokaçlamak", "meanings": ["Çamaşırı tokaçla dövmek"]}, {"word": "tokalaşma", "meanings": ["Tokalaşmak işi"]}, {"word": "tokalı", "meanings": ["Tokası olan, toka takılmış olan"]}, {"word": "tokaçlanmak", "meanings": ["Çamaşır tokaçla dövülmek"]}, {"word": "tokalaşmak", "meanings": ["Birbirinin elini sıkmak, el sıkışmak"]}, {"word": "tokat", "meanings": ["İnsana el içi ile vuruş"]}, {"word": "tokat aşk etmek (veya eylemek)", "meanings": ["hızla vurmak"]}, {"word": "tokat atmak (veya patlatmak)", "meanings": ["el içi ile vurmak", "dolandırmak"]}, {"word": "tokat", "meanings": ["Hayvan ağılı", "Tarla, bahçe veya mandıra kapısı"]}, {"word": "tokat (veya tokadı) yemek", "meanings": ["kendine tokat vurulmak", "yenilgiye uğramak", "dolandırılmak"]}, {"word": "tokatçılık", "meanings": ["Dolandırıcılık"]}, {"word": "tokatlama", "meanings": ["Tokatlamak işi"]}, {"word": "tokatçı", "meanings": ["Dolandırıcı"]}, {"word": "tokatlamak", "meanings": ["Tokat atmak", "Bir kimseyi dolandırmak, hile yoluyla parasını almak"]}, {"word": "tokatlanma", "meanings": ["Tokatlanmak işi"]}, {"word": "tokatlanmak", "meanings": ["Tokat atılmak"]}, {"word": "tokgözlü", "meanings": ["Gözü malda olmayan, gözü tok, açgözlü karşıtı"]}, {"word": "tokgözlülük", "meanings": ["Tokgözlü olma durumu"]}, {"word": "tokmak", "meanings": ["Ağaçtan yapılmış iri çekiç", "Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça", "Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz", "Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç", "Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç"]}, {"word": "tokluk", "meanings": ["Tok olma durumu"]}, {"word": "toklu", "meanings": ["Bir yıllık kuzu"]}, {"word": "tokmakbaş", "meanings": ["Kaya balığı"]}, {"word": "tokmak gibi", "meanings": ["tıkız etli"]}, {"word": "tokmakçı", "meanings": ["Jigolo"]}, {"word": "tokmaklama", "meanings": ["Tokmaklamak işi"]}, {"word": "tokmaklamak", "meanings": ["Tokmakla vurmak"]}, {"word": "toksikoman", "meanings": ["Dıştan sağlanan her türlü maddeye, özellikle toksik bir maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan, vücudunda bu maddenin yarattığı olağanüstü etkilerin arayışı içinde olan kişi"]}, {"word": "toksikoloji", "meanings": ["Zehirle, onların organizmaya olan etkileriyle ve zehirlerin belirlenmesiyle uğraşan bilim dalı"]}, {"word": "toksikolog", "meanings": ["Toksikoloji ile uğraşan kimse"]}, {"word": "toksikomani", "meanings": ["Uyuşturucu madde tutkunluğu"]}, {"word": "toksin", "meanings": ["Canlı organizmalarda görülen zehir"]}, {"word": "tok sözlülük", "meanings": ["Tok sözlü olma durumu"]}, {"word": "tokurcun", "meanings": ["Dokurcun"]}, {"word": "tokurdama", "meanings": ["Tokurdamak işi"]}, {"word": "tok sözlü", "meanings": ["Hatır ve gönül dinlemeden, hiçbir şeyden çekinmeden konuşan"]}, {"word": "tokurdatma", "meanings": ["Tokurdatmak işi"]}, {"word": "tokurdamak", "meanings": ["Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak"]}, {"word": "tokurdatmak", "meanings": ["Tokurdama işini yaptırmak"]}, {"word": "tokurtu", "meanings": ["Tokurdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "tokuşma", "meanings": ["Tokuşmak işi"]}, {"word": "tokuşmak", "meanings": ["İki şey birbirine çarpmak, çarpışmak", "Kafa kafaya vuruşmak"]}, {"word": "tokuşturma", "meanings": ["Tokuşturmak işi"]}, {"word": "tokuşturmak", "meanings": ["Birbirine dokundurmak, çarpıştırmak"]}, {"word": "tokuz", "meanings": ["Sık ve kalınca, tok (kumaş)"]}, {"word": "tokyo", "meanings": ["Genellikle plastikten yapılmış bir terlik türü"]}, {"word": "tol", "meanings": ["Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey", "Yayla veya bahçe kulübesi", "Küçük köy"]}, {"word": "tolerans", "meanings": ["Hoşgörü", "İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı", "Yüksek dozda verilen herhangi bir ilaca karşı vücudun gösterdiği dayanma gücü", "Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilacın etkilerinin giderek azalması durumu"]}, {"word": "toleranslı", "meanings": ["Hoşgörülü"]}, {"word": "toleranssız", "meanings": ["Hoşgörüsüz"]}, {"word": "toleranssızlık", "meanings": ["Hoşgörüsüzlük"]}, {"word": "tolga", "meanings": ["Miğfer"]}, {"word": "tolgasız", "meanings": ["Tolgası olmayan"]}, {"word": "tolgalı", "meanings": ["Tolgası olan"]}, {"word": "tolüen", "meanings": ["Maden kömürü katranında benzinle birlikte bulunan, eritici ve leke çıkarıcı olarak kullanılan, yanabilir sıvı hidrokarbür (CH)"]}, {"word": "tomak", "meanings": ["Ağaçtan yapılmış top", "Ağaçtan yapılmış gürz", "Bir tür kalın ve ağır çizme"]}, {"word": "tomar", "meanings": ["Dürülerek boru biçimi verilmiş deriler veya kâğıtlar", "Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk"]}, {"word": "tombalacı", "meanings": ["Tombala çektirerek para kazanan kimse"]}, {"word": "tombala", "meanings": ["Torbadan numaralı taşlar çekilerek üzerinde numara yazılı kâğıtlarla oynanan bir talih oyunu", "Bu oyunda kartın tamamı doldurulduğunda kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz"]}, {"word": "tombak", "meanings": ["Kuyumculukta kullanılan, % 80 bakır, % 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım", "Bu alaşımdan yapılmış"]}, {"word": "tombalacılık", "meanings": ["Tombalacının işi"]}, {"word": "tombala çekmek", "meanings": ["tombala oynamak"]}, {"word": "tombalak", "meanings": ["Kısa boylu, şişman, tıknaz ve tombulca"]}, {"word": "tombaz", "meanings": ["Irmaklarda işleyen, altı düz kayık", "Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba, ponton"]}, {"word": "tombilik", "meanings": ["Küçük ton balığı"]}, {"word": "tombilya", "meanings": ["Tombik"]}, {"word": "tombik", "meanings": ["Kuzey Afrika kıyılarında avlanan bir çeşit orkinosun yavrusu, tombilya"]}, {"word": "tombul", "meanings": ["Yuvarlak", "Şişman, etine dolgun"]}, {"word": "tombulca", "meanings": ["Biraz tombul"]}, {"word": "tombullaşma", "meanings": ["Tombullaşmak işi"]}, {"word": "tombulluk", "meanings": ["Tombul olma durumu"]}, {"word": "tombullaşmak", "meanings": ["Tombul duruma gelmek, şişmanlamak"]}, {"word": "tomografi", "meanings": ["Bir organ veya organizma kesitinin röntgenle filmini çekme yöntemi"]}, {"word": "tomruğa atmak", "meanings": ["tutukevine koymak"]}, {"word": "tomruğa vermek", "meanings": ["işkence aracına suçlunun ayaklarını geçirmek"]}, {"word": "tomruk", "meanings": ["Ağacın kesilerek silindir biçimine getirilmiş gövdesi", "İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi", "Ayak ve ellere geçirilip bağlanan iki parça kütükten meydana gelen işkence aleti", "Tutukevi"]}, {"word": "tomruklama", "meanings": ["Tomruklamak işi"]}, {"word": "tomruklamak", "meanings": ["Tomruk durumuna getirmek"]}, {"word": "tomruklanma", "meanings": ["Tomruklanmak işi"]}, {"word": "tomruklanmak", "meanings": ["Tomruk durumuna gelmek"]}, {"word": "tomurcuk", "meanings": ["Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz", "Çiçek açacak gonca"]}, {"word": "tomurcuklanma", "meanings": ["Tomurcuklanmak işi", "Baş vermek, meydana çıkmaya hazır olmak"]}, {"word": "tomurcuklanmak", "meanings": ["Tomurcuk oluşmak"]}, {"word": "tonga", "meanings": ["Hile, düzen, tuzak"]}, {"word": "tomurmak", "meanings": ["Ağacı dibinden kesmek", "Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak", "Şişip kabarmak"]}, {"word": "tomurma", "meanings": ["Tomurmak işi"]}, {"word": "ton", "meanings": ["Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı", "Bin kilogramlık ağırlık birimi"]}, {"word": "tonilatoluk", "meanings": ["Herhangi bir tonilato hacminde olan"]}, {"word": "ton", "meanings": ["İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi", "Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması", "Bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi", "Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem"]}, {"word": "tonaj", "meanings": ["Bir taşıtın alabildiği ton miktarı", "Bir ticaret gemisinin iç hacminin hesaplanmasıyla bulunan taşıma kapasitesi"]}, {"word": "tonalite", "meanings": ["Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği", "İnsan sesinin rengi"]}, {"word": "ton balığı", "meanings": ["Uskumrugillerden, boyu 2,5 metre kadar olabilen, eti yenir bir balık, istavrit azmanı, orkinos (Thunnus)"]}, {"word": "tonilato", "meanings": ["Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan, bir tona eşit birim"]}, {"word": "tongaya basmak (veya düşmek)", "meanings": ["kendisini kötü bir duruma düşürmek için hazırlanan bir düzene uğramak, tuzağa düşmek"]}, {"word": "tonik", "meanings": ["Organları uyaran ve güçlendiren ilaç", "Bazı içkilere katılan sıvı madde", "Cilt bakımında kullanılan, yüze ve boyna sürülen losyon"]}, {"word": "tonluk", "meanings": ["Belli bir ton ağırlığında olan"]}, {"word": "tonmayster", "meanings": ["Ses yönetmeni"]}, {"word": "top", "meanings": ["Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne", "Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça", "Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı", "Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı", "Yuvarlak biçimde olan, toparlak", "Tamamen, bütünüyle", "Homoseksüel erkek", "Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah"]}, {"word": "tonton", "meanings": ["Sevimli, hoş (kimse)"]}, {"word": "tonoz", "meanings": ["Tuğla ve harçla örülmüş, alttan obruk, yarım silindir biçiminde tavan örtüsü", "Bir kemerin aralıksız devam etmesiyle oluşan örtü biçimi"]}, {"word": "top etmek", "meanings": ["bir şeyi yığın durumuna getirmek"]}, {"word": "top gibi gürlemek", "meanings": ["gürültülü bir biçimde bağırmak veya konuşmak"]}, {"word": "top (veya topu) atmak", "meanings": ["batkınlığa uğramak, iflas etmek", "sınıfta kalmak"]}, {"word": "top gibi patlamak", "meanings": ["birden gelen şaşırtıcı ve ürkütücü haber duyulmak"]}, {"word": "top sürmek", "meanings": ["kısa vuruşlarla, topu kaçırmadan karşı takımın kalesine veya potasına doğru götürmek"]}, {"word": "top yuvarlaktır", "meanings": ["`karşılaşma bitmeden sonuç belli olmaz, değişebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "topa çıkmak", "meanings": ["rakibin topu rahatça kullanmasına engel olmak için topa hamle etmek"]}, {"word": "top yapmak", "meanings": ["topu rakibe kaptırmadan takım oyuncuları arasında dolaştırmak, topa daha uzun süre sahip olmak"]}, {"word": "topu dikmek", "meanings": ["topu ayakla hızlı bir biçimde havaya doğru atmak", "ölmek"]}, {"word": "topu atmak", "meanings": ["iflas etmek", "sınıfta kalmak"]}, {"word": "topa tutmak", "meanings": ["üzerine topla ateş etmek", "kötü eleştiri amaçlı saldırmak"]}, {"word": "topu taca atmak (veya bırakmak)", "meanings": ["karşılaşmada topu yan çizgi dışına çıkarmak", "konuşulan konuyu saptırmak"]}, {"word": "topaç", "meanings": ["Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak veya kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak", "Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç", "Kayık küreğinin toparlakça yeri", "Toparlak sepet veya küçük küfe"]}, {"word": "topaç gibi", "meanings": ["vücutça toplu ve sağlıklı (çocuk)"]}, {"word": "topaççı", "meanings": ["Topaç yapan veya satan kimse"]}, {"word": "top ağaç", "meanings": ["Gövdesi yüksekçe bir yerden kesilerek dallandırılan ağaç"]}, {"word": "topak", "meanings": ["Yuvarlak biçimde olan nesne, toparlak", "Yufka açmak için avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası", "Bu biçim verilmiş şey", "Hayvanlarda, parmakların ardında topuğu andıran çıkıntı", "Şişe veya kadeh"]}, {"word": "topaklamak", "meanings": ["Toz veya küçük parçalar durumundaki bir şeyi kütle veya yığın biçiminde birleştirmek"]}, {"word": "topaklama", "meanings": ["Topaklamak işi"]}, {"word": "topaklanma", "meanings": ["Topaklanmak işi"]}, {"word": "topal", "meanings": ["Bacağındaki sakatlık sebebiyle seker gibi veya iki adımda bir, bir yana eğilerek yürüyen (insan veya hayvan)", "Ayaklarından biri kısa olan (nesne)"]}, {"word": "topaklanmak", "meanings": ["Topak durumuna gelmek"]}, {"word": "topal eşekle kervana katılmak (veya karışmak)", "meanings": ["yetkisi ve yeteneği olmadığı hâlde önemli bir işe katılmaya yeltenmek"]}, {"word": "topallama", "meanings": ["Topallamak işi"]}, {"word": "topalak", "meanings": ["Hünnapgillerden, yapraklarından yeşil boya çıkarılan bir bitki (Rhamnus clorophorus globosus)"]}, {"word": "topallamak", "meanings": ["Bacağındaki sakatlık sebebiyle seker gibi veya iki adımda, bir yana eğilerek yürümek", "İşler gerektiği gibi yürümemek, aksamak"]}, {"word": "topallayış", "meanings": ["Topallama işi"]}, {"word": "topallık", "meanings": ["Topal olma durumu"]}, {"word": "topaltı", "meanings": ["Kale toplarının koruması altındaki yer", "Kale ile korunan bir şehrin yakın çevresi"]}, {"word": "top arabası", "meanings": ["Sahra topunun oturtulmuş bulunduğu tekerlekli taşıt"]}, {"word": "toparlacık", "meanings": ["Çok yuvarlak", "Kısa boylu ve şişman (kimse)"]}, {"word": "toparlakça", "meanings": ["Toparlağa yakın bir biçimde olan"]}, {"word": "toparlak sayı", "meanings": ["Yuvarlak sayı"]}, {"word": "toparlak", "meanings": ["Top cephanesi taşıyan araba", "Top biçiminde olan, yuvarlak, kürevi"]}, {"word": "toparlak hesap", "meanings": ["Yuvarlak hesap"]}, {"word": "toparlama", "meanings": ["Toparlamak işi"]}, {"word": "toparlamak", "meanings": ["Bir araya getirmek, toplu bir duruma sokmak", "Neler üzerinde durulacağını hatırlayıp bir araya getirmeye çalışmak", "Şaşkın durumdan kurtulup kendine gelmek", "Çekidüzen vermek"]}, {"word": "toparlanış", "meanings": ["Toparlanma işi"]}, {"word": "toparlanma", "meanings": ["Toparlanmak işi"]}, {"word": "topatan", "meanings": ["Güzel kokulu, sarı renkte, uzunca bir tür kavun"]}, {"word": "toparlanmak", "meanings": ["Toparlama işine konu olmak veya toparlama işi yapılmak", "Para yönünden durumunu düzeltmek", "Gelişmek, daha iyi duruma gelmek", "Sağlığı düzelmek", "Etkilenilen herhangi bir şeyden kurtulmaya başlanmak", "Bir işi, bir hareketi yapmaya hazır duruma gelmek"]}, {"word": "toparlayıcı krem", "meanings": ["Esnekliğini yitirmiş cildi sıkıştırıp düzelten krem türü"]}, {"word": "topaz", "meanings": ["Alüminyum silikatı ve florinden oluşan, kahverengi veya soluk sarı renkte değerli taş"]}, {"word": "top atımı", "meanings": ["Top atma işi"]}, {"word": "topbaş", "meanings": ["Anadolu'da özellikle Tokat yöresinde yetiştirilen açık renkli, orta boy yapraklı ve tatlı içimli bir tütün türü"]}, {"word": "topçeker", "meanings": ["Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi, gambot", "Top çeken (hayvan veya araç)"]}, {"word": "top çam", "meanings": ["Yaklaşık 1,5 metre boyunda olan, fazla büyümeyen, yuvarlak biçimde bir tür çam"]}, {"word": "topçuluk", "meanings": ["Topçu olma durumu"]}, {"word": "topçu", "meanings": ["Topların kullanılışı, bakımı üzerine yetiştirilen asker sınıfı", "Futbolcu", "Sınıfta kalmış öğrenci"]}, {"word": "tophane", "meanings": ["Top yapılan, top dökülen yer", "Topçu askerinin eğitildiği yer"]}, {"word": "topik", "meanings": ["Tahin, nohut, patates ve soğanla yapılan meze"]}, {"word": "top kandil", "meanings": ["Birçok kandilin birleştirilmesiyle yapılmış avize"]}, {"word": "topla", "meanings": ["Üç parmaklı dirgen"]}, {"word": "toplam", "meanings": ["Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn"]}, {"word": "toplaç", "meanings": ["Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç, kolektör"]}, {"word": "toplama", "meanings": ["Toplamak işi", "Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği", "Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem", "Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş", "Toplanarak bir araya getirilmiş"]}, {"word": "toplama işareti", "meanings": ["Toplama işlemini gösteren “+” işareti"]}, {"word": "topla!", "meanings": ["taşıtlarda sürücünün direksiyonu gideceği yöne çevirmesini söylemek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "toplamak", "meanings": ["Bir araya getirmek", "Devşirmek", "Devşirip kaldırmak", "Dağınıklıktan kurtarmak", "Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek", "Artırıp biriktirmek", "Hizmete çağırmak", "Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak", "Şişmanlamak, kilo almak", "Çıban, yara irinlenmek", "Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak"]}, {"word": "toplama kampı", "meanings": ["Düşman olan milletten sivil halkın, savaş tutsaklarının veya siyasi tutukluların topluca tutuldukları yer, temerküz kampı"]}, {"word": "toplanan", "meanings": ["Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri"]}, {"word": "toplanık", "meanings": ["Toplanmış durumda olan"]}, {"word": "toplanılma", "meanings": ["Toplanılmak işi"]}, {"word": "toplanılmak", "meanings": ["Toplama işi yapılmak"]}, {"word": "toplanış", "meanings": ["Toplanma işi"]}, {"word": "toplanma", "meanings": ["Toplanmak işi"]}, {"word": "toplanmak", "meanings": ["Toplama işine konu olmak", "Bir araya gelmek", "Toplantı yapmak", "Kendine çekidüzen vermek", "Seyahat etmek, taşınmak vb. için hazırlanmak", "Şişmanlamak"]}, {"word": "toplantı", "meanings": ["Birden çok kimsenin belirli amaçlarla bir araya gelmesi, içtima", "Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin her biri", "Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma"]}, {"word": "toplantı salonu", "meanings": ["Toplantıların yapıldığı geniş mekân"]}, {"word": "toplantı yeri", "meanings": ["Toplantının yapıldığı yer veya merkez"]}, {"word": "toplardamar", "meanings": ["Kirli kanın vücudun her yanından kalbe gitmesini sağlayan damar, vena, verit"]}, {"word": "toplaşma", "meanings": ["Toplaşmak işi"]}, {"word": "toplaşmak", "meanings": ["Toplanmak", "Top durumuna gelmek"]}, {"word": "toplatılma", "meanings": ["Toplatılmak işi"]}, {"word": "toplatma", "meanings": ["Toplatmak işi"]}, {"word": "toplatılmak", "meanings": ["Toplama işi yaptırılmak", "Yasa dışı olarak satılan mallar satıcılardan alınmak"]}, {"word": "toplatmak", "meanings": ["Toplama işini yaptırmak"]}, {"word": "toplayış", "meanings": ["Toplama işi"]}, {"word": "toplu", "meanings": ["Topu olan", "Hepsi bir arada bulunan, toplanmış", "Bir arada, bütün, kombine", "Düzenlenmiş, dağınık olmayan", "Topunu, tamamını, bütününü içine alan", "Vücutça dolgun"]}, {"word": "topluca", "meanings": ["Vücutça biraz dolgun", "(toplu'ca) Toplu olarak, beraber"]}, {"word": "toplu çalışma", "meanings": ["Bir konu, bir iş için gerçekleştirilen birlikte çalışma, toplu çalışım"]}, {"word": "toplu çalışım", "meanings": ["Toplu çalışma"]}, {"word": "toplum", "meanings": ["Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet", "Topluluk"]}, {"word": "toplu konut", "meanings": ["Önceden planlanmış belli bir yerleşim bölgesinde, vatandaşa devletin açtığı kredi yardımları ve katkılarıyla oluşturulan yapılar bütünü"]}, {"word": "toplu iğne", "meanings": ["Başında küçük bir toparlak bulunan iğne"]}, {"word": "topluluk", "meanings": ["Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet", "Aynı yerde bulunan insan kalabalığı", "Sanatçı grubu", "Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme", "Vücudun dolgun olma durumu", "Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl"]}, {"word": "topluluk adı", "meanings": ["Birlik kavramı taşıyan topluluğa verilen ad, topluluk ismi: Ordu, alay, tabur, sürü gibi"]}, {"word": "topluluk ismi", "meanings": ["Topluluk adı"]}, {"word": "topluluk eki", "meanings": ["Adlarda sayı bakımından topluluk ve birliktelik gösteren ek"]}, {"word": "toplum bilimci", "meanings": ["Toplum bilimi bilgini, içtimaiyatçı, sosyolog"]}, {"word": "topluluk sayısı", "meanings": ["Topluluğu meydana getiren sayı"]}, {"word": "toplum bilimi", "meanings": ["Toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bilim dalı, içtimaiyat, sosyoloji"]}, {"word": "toplumcu gerçekçi", "meanings": ["Toplumcu gerçekçilik yanlısı olan"]}, {"word": "toplum bilimsel", "meanings": ["Toplum bilimiyle ilgili olan, sosyolojik"]}, {"word": "toplumcu gerçekçilik", "meanings": ["Toplumsal olayları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişme süreci içinde irdeleyen roman türü", "Toplumsal olayları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişme süreci içinde irdeleme"]}, {"word": "toplumculuk", "meanings": ["Toplumsal refahı devlet inisiyatifinin getireceğini savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, hür teşebbüsü devletin ve sendikaların baskısı altında tutmaya çalışan, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran siyasi öğreti, sosyalistlik, sosyalizm, erkincilik karşıtı"]}, {"word": "toplumdaş", "meanings": ["Aynı topluma bağlı bireylerin her biri"]}, {"word": "toplum felsefesi", "meanings": ["Toplumcu görüşe dayalı düşünce ve değerlendirme"]}, {"word": "toplumlar arası", "meanings": ["Birçok toplumu ilgilendiren"]}, {"word": "toplum dışı", "meanings": ["Toplumun dışında kalan", "Toplum kurallarına uymayan ve toplumun dışında kalan kimse"]}, {"word": "toplumlaşma", "meanings": ["Toplumlaşmak durumu"]}, {"word": "toplumlaşmak", "meanings": ["Toplum durumuna gelmek"]}, {"word": "toplum polisi", "meanings": ["Toplumsal olayları izlemek ve denetlemek amacıyla oluşturulmuş polis birimi ve polisiye güç"]}, {"word": "toplumsal", "meanings": ["Toplumla ilgili, topluma ilişkin, içtimai, maşerî, sosyal"]}, {"word": "toplumsal bilim", "meanings": ["Toplum bilimi"]}, {"word": "toplumsal bunalım", "meanings": ["Toplumun genel olarak içinde bulunduğu sıkıntılı durum"]}, {"word": "toplumsal değer", "meanings": ["Toplumun her katmanı tarafından benimsenen ve savunulan değer"]}, {"word": "toplumsal dayanışma", "meanings": ["Toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesi"]}, {"word": "toplumsal değişme", "meanings": ["Toplumun siyasal, sosyal ve ekonomik gelişme ve değişmelere paralel olarak gösterdiği eğilim"]}, {"word": "toplumsal denge", "meanings": ["Bir toplumun başlıca kesimlerinin geniş ölçüde bir uyum içinde bulunmasını sağlayan toplum ve kültür bakımından bütünleşme"]}, {"word": "toplumsal gelişme", "meanings": ["Toplumun bütün olarak değişmesi ve gelişmesi"]}, {"word": "toplumsallaşma", "meanings": ["Bireyin kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci, sosyalleşme"]}, {"word": "toplumsal ilişki", "meanings": ["Toplumun değişik ögelerinin karşılıklı etkileşimi ve ilişkisi"]}, {"word": "toplumsallaşmak", "meanings": ["Birey kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanmak, toplumla bütünleşmek, sosyalleşmek"]}, {"word": "toplumsallaştırma", "meanings": ["Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma, sosyalizasyon", "Toplumun değer yargılarına uygun duruma getirme, sosyalizasyon"]}, {"word": "toplumsallaştırmak", "meanings": ["Toplum yararına çalışır duruma getirmek", "Toplumun değer yargılarına uygun duruma getirmek"]}, {"word": "topoğrafik", "meanings": ["Topoğrafyayla ilgili"]}, {"word": "toplumsal yapı", "meanings": ["Sosyal yapı"]}, {"word": "toplu sözleşme", "meanings": ["İş kanununa göre, işverenle bir yerde çalışan işçiler arasındaki çalışma şartlarını ve ücretleri düzenlemek amacıyla işçilerin bağlı olduğu sendika ile işveren arasında belli bir süre için imzalanan anlaşma"]}, {"word": "toplum yapısı", "meanings": ["Sosyal hayattaki irili ufaklı pek çok sayıda sosyal grubun meydana getirdiği yapı"]}, {"word": "toplu tabanca", "meanings": ["Mermileri şarjöre değil bir eksen etrafında dönen top içerisine yerleştirilen tabanca"]}, {"word": "toplu taşıma", "meanings": ["Bir şehir halkının ulaşım gereksiniminin, çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını sağlayan ulaşım sistemi"]}, {"word": "toplu taşımacılık", "meanings": ["Toplu taşıma yapma durumu"]}, {"word": "topoğrafya haritası", "meanings": ["Büyük ölçekli olan ve yeryüzü biçimlerini ayrıntılarıyla gösteren harita, topoğrafik harita"]}, {"word": "topoğrafik harita", "meanings": ["Topoğrafya haritası"]}, {"word": "topoğraf", "meanings": ["Topoğrafya uzmanı"]}, {"word": "topoğrafya", "meanings": ["Bir kara parçasının doğal engebe ve özelliklerini kâğıt üzerinde çizgilerle gösterme işi"]}, {"word": "topoloji", "meanings": ["Geometrik cisimlerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarını, biçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı"]}, {"word": "top patlıcan", "meanings": ["Bir tür yuvarlak ve etli patlıcan"]}, {"word": "topolojik", "meanings": ["Topoloji ile ilgili olan"]}, {"word": "toprak", "meanings": ["Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü", "Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış", "Arazi, tarla", "Memleketli", "Kara", "Ülke"]}, {"word": "toprak çekmek", "meanings": ["bir yerdeki toprağı başka bir yere taşımak", "ölmek"]}, {"word": "toprak doyursun gözünü", "meanings": ["gözünü toprak doyursun"]}, {"word": "toprak olmak", "meanings": ["ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği için artık çürümüş olmak, toprağa karışmış olmak", "ölmek"]}, {"word": "toprak paklar", "meanings": ["`bir kimsenin yaptığı kötülükler ancak ölmesiyle son bulur` anlamına kullanılan bir söz"]}, {"word": "toprağa bakmak", "meanings": ["ölümü yakın görünmek"]}, {"word": "toprağa düşmek", "meanings": ["ölüp gömülmek"]}, {"word": "toprağa vermek", "meanings": ["ölüyü gömmek"]}, {"word": "toprağı bol olsun", "meanings": ["Müslüman olmayanlar için `ruhu sükûn içinde olsun` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "toprağı çekmiş", "meanings": ["sürekli olarak yaşadığı yerden kısa bir süre kalmak üzere gittiği başka bir yerde ölenler için söylenen bir söz"]}, {"word": "toprakbastı", "meanings": ["Ayakbastı"]}, {"word": "toprağına ağır gelmesin", "meanings": ["bir ölünün aleyhinde konuşulduğunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "toprak bilimci", "meanings": ["Toprak bilimi uzmanı, pedolog"]}, {"word": "toprak bilimi", "meanings": ["Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim, pedoloji"]}, {"word": "toprak boya", "meanings": ["İçinde demir oksidi bulunan renk, kiremit kırmızısı", "Minerallerden elde edilen boyar madde"]}, {"word": "toprak kayması", "meanings": ["Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakalarının gevşemesi sonucu üst tabakanın yerinden oynayarak hareket etmesi, kayşa, göçü, heyelan"]}, {"word": "toprak köleliği", "meanings": ["Toprağa bağlı kölelik düzeni"]}, {"word": "toprak kölesi", "meanings": ["Toprağa bağlı köle"]}, {"word": "topraklama", "meanings": ["Topraklamak işi", "Elektrik devresinde veya elektrikle çalışan bir araçta bir ucu toprakla birleştirme işi"]}, {"word": "topraklamak", "meanings": ["Üzerini toprakla örtmek"]}, {"word": "topraklandırma", "meanings": ["Topraklandırmak işi"]}, {"word": "topraklandırmak", "meanings": ["Bir kimseyi işletip geçinmesi için toprak sahibi yapmak"]}, {"word": "topraklaşmak", "meanings": ["Toprak durumuna gelmek"]}, {"word": "topraklaşma", "meanings": ["Topraklaşmak işi"]}, {"word": "topraklı", "meanings": ["İçine toprak karışmış", "Ekecek toprağı olan (köylü)"]}, {"word": "topraksı", "meanings": ["Toprağı andıran, toprağa benzeyen, toprak gibi"]}, {"word": "toprak rengi", "meanings": ["Toprağın sarı veya yeşile çalan rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "toprak sıçanı", "meanings": ["Sıçangiller familyasından, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, ekin tarlalarına zarar veren, küçük boylu bir tür sıçan"]}, {"word": "topraksız", "meanings": ["İçinde toprak bulunmayan", "Ekecek toprağı olmayan (köylü)"]}, {"word": "top sağır", "meanings": ["Sağırlığı ileri derecede olan"]}, {"word": "top sakal", "meanings": ["Çene bölgesinde yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan, uzun ve gür sakal", "Uzun ve gür sakalı alttan yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan (kimse)"]}, {"word": "top sakallı", "meanings": ["Top sakalı olan"]}, {"word": "toptan", "meanings": ["Büyük ölçüde, çok miktarda yapılan (alışveriş), perakende karşıtı", "Toplu bir biçimde olan, global", "Toplu bir biçimde"]}, {"word": "toptancılık", "meanings": ["Toptancı olma durumu"]}, {"word": "toptancı", "meanings": ["Toptan satış yapan tüccar"]}, {"word": "top tekniği", "meanings": ["Oyuncunun topla dilediği gibi oynayabilmesi, topu kullanabilme becerisi"]}, {"word": "top tüfek", "meanings": ["Türlü silahlar"]}, {"word": "topuk", "meanings": ["Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü", "Ökçe", "Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku veya cevher kütlesi"]}, {"word": "topuk çalmak", "meanings": ["yürürken ayakların iç kemikleri birbirine çarpmak"]}, {"word": "topuk kapmak", "meanings": ["dalmak"]}, {"word": "topuk vurmak", "meanings": ["selamlamadan önce ayak topuklarını yan yana getirmek"]}, {"word": "topuk demiri", "meanings": ["Kapı menteşelerinin altta kalan erkek bölümü"]}, {"word": "topukdöven", "meanings": ["Etekleri yere kadar uzanan kadın giysisi"]}, {"word": "topuk kemiği", "meanings": ["Ayağın alt ve arka kısmında bulunan kemik"]}, {"word": "topuklama", "meanings": ["Topuklamak işi"]}, {"word": "topuklamak", "meanings": ["Mahmuzlamak", "Topukla pas atmak", "Bir taşıtın hızını artırmak"]}, {"word": "topukla!", "meanings": ["`hızla git` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "topuklu", "meanings": ["Yüksek ökçeli"]}, {"word": "topuksuz", "meanings": ["Ökçe yüksekliği az olan"]}, {"word": "topur", "meanings": ["Kestanenin dikenli olan dış kabuğu", "Fındığın dışındaki yeşil kabuk"]}, {"word": "toput", "meanings": ["Çökelti"]}, {"word": "topu topu", "meanings": ["Toplam olarak", "Aşağı yukarı, hemen hemen"]}, {"word": "topuz", "meanings": ["Ucu top biçiminde eski bir silah", "Top biçiminde toplanmış saç", "Bir şeyin elle tutulabilen çıkıntısı"]}, {"word": "topuz gibi", "meanings": ["kısa ve tıknaz (kimse)"]}, {"word": "topuzlu", "meanings": ["Topuzu olan"]}, {"word": "topuzlu kilit", "meanings": ["Kilit sistemini bünyesinde bulunduran kapı kolu"]}, {"word": "topyekûn", "meanings": ["Eksiksiz, toplam, toplu olarak"]}, {"word": "top zambak", "meanings": ["Zambak"]}, {"word": "tor", "meanings": ["Sık gözlü ağ"]}, {"word": "tor", "meanings": ["İşe alışkın olmayan, yabani", "Toy, acemi kimse", "Olgunlaşmamış, ham", "Çekingen, utangaç"]}, {"word": "tor", "meanings": ["Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim"]}, {"word": "torak", "meanings": ["Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet", "Çökelek"]}, {"word": "toraman", "meanings": ["İri yapılı (genç)"]}, {"word": "torba", "meanings": ["Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç", "Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet", "Vücutta meydana gelen şişlik", "Er bezi, husye, testis"]}, {"word": "torbaya koymak", "meanings": ["sağlamak, elde etmek"]}, {"word": "torba çay", "meanings": ["Sallama çay"]}, {"word": "torba kadro", "meanings": ["Gereğinde yetkilinin uygun göreceği yerlerde ve miktarlarda kullanılmak için saklı bulundurulan kadroların tümü"]}, {"word": "torbalama", "meanings": ["Torbalamak işi"]}, {"word": "torbalamak", "meanings": ["Torbaya koymak"]}, {"word": "torbalanmak", "meanings": ["Torbalama işi yapılmak", "Gevşeyip sarkmak"]}, {"word": "torbalanma", "meanings": ["Torbalanmak işi"]}, {"word": "torba yoğurdu", "meanings": ["Süzme yoğurt"]}, {"word": "toreador", "meanings": ["Boğa güreşçisi", "Arenada boğa güreşine katılan herkes"]}, {"word": "torero", "meanings": ["Boğa güreşçisi"]}, {"word": "torik", "meanings": ["İri palamut balığı (Palemye sarda)"]}, {"word": "torlak", "meanings": ["Genç, toy", "Henüz evcilleşmemiş, alışmamış (hergele)", "Derviş"]}, {"word": "torluk", "meanings": ["Toyluk, acemilik"]}, {"word": "torna", "meanings": ["Ağaç veya metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgâh"]}, {"word": "tornacılık", "meanings": ["Tornacının işi veya mesleği"]}, {"word": "tornado", "meanings": ["Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli siklon"]}, {"word": "tornacı", "meanings": ["Torna işi yapan kimse, torna işçisi"]}, {"word": "tornalama", "meanings": ["Tornalamak işi"]}, {"word": "tornalamak", "meanings": ["Torna ile işlemek"]}, {"word": "tornalanma", "meanings": ["Tornalanmak işi"]}, {"word": "tornalanmak", "meanings": ["Torna ile işlenilmek"]}, {"word": "tornalı", "meanings": ["Tornada işlenmiş", "Tornalanmış parçalarla yapılmış"]}, {"word": "tornet", "meanings": ["Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı"]}, {"word": "tornavida", "meanings": ["Vidaları söküp takmakta kullanılan, ucu düz veya yıldız biçiminde alet"]}, {"word": "tornistan", "meanings": ["Geminin pervanesini ters yönde çevirme", "Ters yüz etme"]}, {"word": "tornistan etmek", "meanings": ["gemi geri dönmek", "bir giyeceği ters yüz etmek"]}, {"word": "torpido", "meanings": ["Otomobillerde, içinde sürücü için gerekli şeylerin bulunduğu kapaklı küçük bölme, torpido gözü", "Torpido bot", "Torpil"]}, {"word": "torpido bot", "meanings": ["Torpil atmaya yarar, küçük ve çok hızlı giden savaş gemisi, torpido"]}, {"word": "torpido gözü", "meanings": ["Torpido"]}, {"word": "torpil", "meanings": ["Genellikle bayramlarda çocukların eğlence aracı olarak kullandığı yanıcı madde", "Savaş gemilerinde su altı silahı olarak kullanılan büyük bomba, torpido", "Bir kimseyi kayırma işi", "Kayırıcı"]}, {"word": "torpilci", "meanings": ["Torpil ile uğraşan kimse"]}, {"word": "torpil balığı", "meanings": ["Tırpanayı andıran ve başındaki bir organdan elektrik çıkararak başka balıkları öldüren, yavru doğurucu bir balık, uyuşturan balığı (Raia torpedo)"]}, {"word": "torpillenme", "meanings": ["Torpillenmek işi"]}, {"word": "torpilleme", "meanings": ["Torpillemek işi"]}, {"word": "torpillemek", "meanings": ["Torpille batırmak", "Sınıfta kalmak"]}, {"word": "torpillenmek", "meanings": ["Torpilleme işi yapılmak"]}, {"word": "torpilli", "meanings": ["Torpili bulunan", "Kayıranı olan"]}, {"word": "tortop", "meanings": ["Bütünüyle top biçiminde, yusyuvarlak (olan)"]}, {"word": "tortop olmak", "meanings": ["top biçimine girmek"]}, {"word": "tortul", "meanings": ["Tortu niteliğinde olan", "Tortullaşma sonucu oluşmuş"]}, {"word": "tortu", "meanings": ["Çökelti", "Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı", "Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri", "Kalıntı"]}, {"word": "tortulanma", "meanings": ["Tortulanmak işi"]}, {"word": "tortulanmak", "meanings": ["Tortu durumuna gelmek"]}, {"word": "tortulaşma", "meanings": ["Tortulaşmak durumu", "Deniz, göl, akarsu veya karalarda katı maddelerin çökelmesi olayı, sedimantasyon"]}, {"word": "tortulaşmak", "meanings": ["Tortu durumuna gelmek", "Sıvının dibinde tortu oluşmak"]}, {"word": "tortul bilimi", "meanings": ["Yer biliminin tortulları inceleyen kolu"]}, {"word": "tortullaşmak", "meanings": ["Tortulaşmak"]}, {"word": "tortullaşma", "meanings": ["Tortulaşma"]}, {"word": "tortulu", "meanings": ["Tortusu olan"]}, {"word": "tortusuz", "meanings": ["Tortusu olmayan"]}, {"word": "torum", "meanings": ["Deve yavrusu"]}, {"word": "torun", "meanings": ["Bir kimseye göre çocuğunun çocuğu", "Aynı soydan gelenlerden her biri", "Takip eden, benimseyen, seven kimse", "Acemi er"]}, {"word": "torun tosun (veya torba) sahibi olmak", "meanings": ["torunu olmak", "yaşlı olmak"]}, {"word": "torunlar", "meanings": ["sonraki döller, kuşaklar"]}, {"word": "toryum", "meanings": ["Atom numarası 90, atom ağırlığı yaklaşık 232 olan, yoğunluğu 112,6 olan, 1700 °C'de eriyen, kurşun renginde, havada bozulmaz, atom enerjisi kaynağı olarak kullanılan radyoaktif bir element (simgesi Th)"]}, {"word": "tos", "meanings": ["Alın veya boynuzla vuruş"]}, {"word": "tos vurmak", "meanings": ["alın veya boynuzla vurmak, süsmek"]}, {"word": "tosbağa", "meanings": ["Kaplumbağa"]}, {"word": "toslama", "meanings": ["Toslamak işi"]}, {"word": "toslamak", "meanings": ["Tos vurmak", "Taşıt ön kısmını bir yere veya bir başka taşıta hafifçe çarpmak", "Önündeki cismi görmeyerek hızla ona çarpmak", "Para vermek", "Birine rastlamak, rastgelmek", "Takılmak"]}, {"word": "toslaşma", "meanings": ["Toslaşmak işi"]}, {"word": "toslaşmak", "meanings": ["Birbirine tos vurmak"]}, {"word": "tostçu", "meanings": ["Tost yapan veya satan kimse"]}, {"word": "tost", "meanings": ["İçine peynir, sucuk vb. konularak özel makinesiyle gevretilip kızartılmış ekmek"]}, {"word": "tostoparlak", "meanings": ["Bütünüyle toparlak"]}, {"word": "tost ekmeği", "meanings": ["Tost yapmada kullanılan ekmek"]}, {"word": "tosun", "meanings": ["Danalıktan yeni çıkmış genç boğa", "Sağlıklı, tıknaz delikanlı"]}, {"word": "tosun gibi", "meanings": ["tıknazca ve gürbüz"]}, {"word": "tosuncuk", "meanings": ["Olması gerekenden daha iri doğmuş çocuk", "Çok iri insan veya hayvan"]}, {"word": "total", "meanings": ["Bütünsel"]}, {"word": "totaliter", "meanings": ["Demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu, bütün yetkilerin bir elde veya küçük bir yönetici grubunun elinde toplandığı demokratik olmayan (devlet düzeni), bütüncül"]}, {"word": "totalitarizm", "meanings": ["Totaliter rejim ve kuram"]}, {"word": "totem", "meanings": ["İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne, ongun(II)"]}, {"word": "totemizm", "meanings": ["Totemcilik"]}, {"word": "totemcilik", "meanings": ["Bir toteme inanma üzerine kurulu toplumsal bir birlik, dinî uygulama biçimi, ongunculuk, totemizm"]}, {"word": "toto", "meanings": ["Kıç, popo"]}, {"word": "toto", "meanings": ["Spor toto"]}, {"word": "toy", "meanings": ["Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan", "Deneyimsiz, acemi, çaylak"]}, {"word": "toy", "meanings": ["Toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü bir kuş (Otis tarda)"]}, {"word": "toy", "meanings": ["Ziyafet"]}, {"word": "toyca", "meanings": ["Toya yakışır bir biçimde, acemice"]}, {"word": "toyaka", "meanings": ["Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası"]}, {"word": "toycu", "meanings": ["Toy veren kimse, düğüncü"]}, {"word": "toydan", "meanings": ["Bir tür iri toy kuşu"]}, {"word": "toyga", "meanings": ["Toyga çorbası"]}, {"word": "toyga çorbası", "meanings": ["Anadolu'ya özgü, yoğurt, buğday, nohut, tereyağı ve nane ile yapılan bir çorba türü, toyga"]}, {"word": "toygiller", "meanings": ["Kuşlar sınıfının, örnek hayvanı toy olan bir takımı"]}, {"word": "toyluk etmek", "meanings": ["toyca davranışta bulunmak"]}, {"word": "toygar", "meanings": ["Tarla kuşu, turgay"]}, {"word": "toyluk", "meanings": ["Toy (I) olma durumu, acemilik", "Toyca davranış, acemilik"]}, {"word": "toynak", "meanings": ["At, eşek vb. tek tırnaklı hayvanların tırnağı"]}, {"word": "toynaklılar", "meanings": ["At, eşek, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan memeli hayvanlar takımı"]}, {"word": "toz", "meanings": ["Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak", "Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde", "Bu durumda olan"]}, {"word": "toz almak", "meanings": ["bir yerin tozunu temizlemek"]}, {"word": "toz etmek", "meanings": ["ezip harap etmek, ortadan kaldırmak"]}, {"word": "toz kondurmamak", "meanings": ["bir şeyde herhangi bir kusurun varlığını kabul etmemek, bir şeyi kusursuz göstermek"]}, {"word": "tozdan dumandan ferman okunmamak", "meanings": ["ortalık çok karışık olmak"]}, {"word": "toz koparmak", "meanings": ["toz kaldırmak"]}, {"word": "toz olmak", "meanings": ["toz durumuna gelmek", "kaybolup gitmek, kaçmak, uzaklaşmak"]}, {"word": "tozu dumana katmak", "meanings": ["ortalığı altüst etmek", "toz kaldırarak hızla gitmek veya kaçmak"]}, {"word": "tozunu almak (veya atmak veya silkelemek veya silkmek)", "meanings": ["bir şeyi silerek tozdan temizlemek", "dövmek, hırpalamak"]}, {"word": "tozan", "meanings": ["İncecik toz tanesi", "Tozu çok olan yer"]}, {"word": "tozarma", "meanings": ["Tozarmak işi"]}, {"word": "toz bezi", "meanings": ["Toz almakta kullanılan bez"]}, {"word": "tozarmak", "meanings": ["Toz durumuna girmek, tozlaşmak"]}, {"word": "toz boya", "meanings": ["Sulandırılarak kullanılan, çeşitli renkte toz durumundaki boya"]}, {"word": "toz bulutu", "meanings": ["Havada oluşan yoğun toz"]}, {"word": "toz duman", "meanings": ["Yerden kalkarak havayı kaplayan yoğun toz"]}, {"word": "toz fırçası", "meanings": ["Toz almak veya tozu temizlemek için kullanılan yumuşak kıllı fırça"]}, {"word": "tozkoparan", "meanings": ["Çok rüzgârlı (yer)"]}, {"word": "tozlanma", "meanings": ["Tozlanmak işi", "Tozlaşma"]}, {"word": "tozlanmak", "meanings": ["Tozlu olmak, üstüne toz konmak"]}, {"word": "tozlaşma", "meanings": ["Tozlaşmak işi", "Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması, döllenme, tozlanma, alogami"]}, {"word": "tozlaşmak", "meanings": ["Toz durumuna girmek, tozarmak"]}, {"word": "tozlu", "meanings": ["Toza bulanmış veya tozu olan"]}, {"word": "tozluk", "meanings": ["Pantolonun paçasını tozdan korumak için ayakkabının üzerine geçirilip düğmelenen veya dizden aşağı uzanarak ayağın üstünü örten dar paçalık, getr"]}, {"word": "tozpembe", "meanings": ["Açık pembe renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tozpembe görmek", "meanings": ["aşırı iyimser olmak"]}, {"word": "toz sabun", "meanings": ["Toz durumuna getirilmiş sabun"]}, {"word": "toz şeker", "meanings": ["Ufak billur biçiminde şeker"]}, {"word": "tozuma", "meanings": ["Tozumak işi, tozma"]}, {"word": "toz toprak", "meanings": ["Toz ve toprak yığını"]}, {"word": "tozumak", "meanings": ["Toz havalanarak çevreye yayılmak, tozumak"]}, {"word": "tozuntu", "meanings": ["Tozumakla havaya kalkıp uçan tozlar"]}, {"word": "tozutma", "meanings": ["Tozutmak işi"]}, {"word": "tozutmak", "meanings": ["Toz kaldırmak, çevreye toz yaymak", "Kar, toz gibi savurmak", "Böbürlenmek, yüksekten konuşup söylediği sözü yerine getirmemek, palavra atmak, mangalda kül bırakmamak", "Aklını yitirmek"]}, {"word": "töhmet", "meanings": ["Birine yüklenen, işlenildiği sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama"]}, {"word": "töhmetlendirme", "meanings": ["Töhmetlendirmek durumu"]}, {"word": "töhmetlendirmek", "meanings": ["Töhmet altında bırakmak, suçlandırmak"]}, {"word": "töhmet altında kalmak", "meanings": ["suçu işlediği düşünülmek"]}, {"word": "töhmetli", "meanings": ["Suçlanmış", "Kabahatli"]}, {"word": "tökezleme", "meanings": ["Tökezlemek işi"]}, {"word": "tökezlemek", "meanings": ["Yürürken ayağı bir yere çarpıp sendelemek", "Güçlük ve engellerle karşılaşmak"]}, {"word": "tökezlenme", "meanings": ["Tökezlenmek işi"]}, {"word": "tökezlenmek", "meanings": ["Tökezleme işi yapılmak"]}, {"word": "tökezmek", "meanings": ["Tökezlemek"]}, {"word": "törel", "meanings": ["Töreye uygun olan", "Töre ile ilgili"]}, {"word": "tör", "meanings": ["Başköşe"]}, {"word": "töreli", "meanings": ["Törel"]}, {"word": "tömbeki", "meanings": ["Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü, nargile tütünü (Nicotiana persica)"]}, {"word": "töre", "meanings": ["Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet", "Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap"]}, {"word": "töreci", "meanings": ["Töreyi ilke edinen, töreyi amaç olarak alan kimse"]}, {"word": "töre bilimi", "meanings": ["Yarar, iyi, kötü vb. sorunları inceleyen, töre ile ilgili bir davranış yasası geliştirilen, neyin uğrunda savaşılmaya değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve hangisinin kötü olduğu gibi sorunları kendine konu edinen bilim, ahlak bilimi, ilmiahlak, ahlakiyat, etik"]}, {"word": "töre dışı", "meanings": ["Töreyle hiçbir ilgisi bulunmayan, töre ile ilgili yanı olmayan, ahlak dışı"]}, {"word": "töre dışıcılık", "meanings": ["Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı, ahlak dışıcılık, amoralizm"]}, {"word": "törelcilik", "meanings": ["Ahlakçılık"]}, {"word": "törellik", "meanings": ["Topluluk yaşamını, insan davranışlarını düzenleyerek insanların birbirlerine ve topluma karşı ödevlerini belirleyen kural ve ölçüler bütünü, ahlakilik"]}, {"word": "törelsiz", "meanings": ["Töreye aykırı"]}, {"word": "tören", "meanings": ["Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim", "Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı, merasim, seremoni"]}, {"word": "tören düzeni", "meanings": ["Tören yapılacak yerde oluşturulan düzen, protokol"]}, {"word": "törenli", "meanings": ["Törenle yapılan, merasimli"]}, {"word": "törensel", "meanings": ["Törenle ilgili"]}, {"word": "töresel", "meanings": ["Törel"]}, {"word": "töretanımaz", "meanings": ["Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan, immoral", "Töre kurallarına aykırı olan"]}, {"word": "törpü", "meanings": ["Ağaç, kurşun, kalay vb. yumuşak metallerin kabasını almaya yarayan, dişleri uzun ve aralıklı olan eğe", "Bir şeyin yüzündeki pürüzleri gidermek, düzgünleştirmek için kullanılan kısa, ince, pürtüklü eğe"]}, {"word": "töretanımazlık", "meanings": ["Toplumca benimsenmiş töre ile ilgili değerleri değiştirmek isteyen öğretilerin genel adı, immoralizm"]}, {"word": "törpüleme", "meanings": ["Törpülemek işi"]}, {"word": "törpülemek", "meanings": ["Törpü ile düzeltmek", "Sivri noktalarını gidermek", "İnceltmek, terbiye etmek"]}, {"word": "törpülenme", "meanings": ["Törpülenmek işi"]}, {"word": "törpülenmek", "meanings": ["Törpüleme işi yapılmak"]}, {"word": "törpülü", "meanings": ["Törpülenmiş"]}, {"word": "tövbe etmek", "meanings": ["bir günah veya suçu bir daha yapmamaya söz vermek"]}, {"word": "tös", "meanings": ["Hayvanı töskürtmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "töskürme", "meanings": ["Töskürmek işi"]}, {"word": "töskürmek", "meanings": ["Hayvan geri geri gitmek", "Düşman geri çekilmek"]}, {"word": "tövbekâr", "meanings": ["Günah sayılacak bir işten vazgeçmiş olan, bir daha yapmamaya karar vermiş olan (kimse)", "Tövbeli"]}, {"word": "töskürtme", "meanings": ["Töskürtmek işi"]}, {"word": "töskürtmek", "meanings": ["Hayvanı geri geri yürütmek", "Düşmanı püskürtmek"]}, {"word": "töskürü", "meanings": ["Geri geri, gerisin geriye"]}, {"word": "tövbe", "meanings": ["İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme"]}, {"word": "tövbeler olsun! (veya tövbesi!)", "meanings": ["bir kimsenin herhangi bir işten çok pişman olarak tekrarlamama kararı aldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "tövbesini bozmak", "meanings": ["tövbe ettiği herhangi bir işe, duruma yeniden dönmek"]}, {"word": "tövbekâr olmak", "meanings": ["tövbe etmek"]}, {"word": "tövbe ayları", "meanings": ["Büyük tövbe ayı ve küçük tövbe ayı"]}, {"word": "tövbeli", "meanings": ["Tövbe etmiş olan, tövbekâr", "Kötü alışkanlıklarından vazgeçmiş"]}, {"word": "tözcülük", "meanings": ["Bir veya birçok tözün varlığını öne süren öğretilerin genel adı"]}, {"word": "töz", "meanings": ["Kök, asıl, cevher", "Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram, cevher"]}, {"word": "tözel", "meanings": ["Tözle ilgili"]}, {"word": "Trabzon hurması", "meanings": ["Abanozgillerden, 15 metre kadar yükselebilen büyük bir ağaç (Diospyros kaki)", "Bu ağacın elma büyüklüğünde, turuncu renkte, hamken kekre olan, olgunlaştığında tatlılaşan meyvesi, Japon hurması"]}, {"word": "tradisyon", "meanings": ["Gelenek"]}, {"word": "trafik", "meanings": ["Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt tarafından kullanılması, gidiş geliş, seyrüsefer", "Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü", "Yoğunluk", "Önemli görevlerde bulunan kişilerin bir yere gidiş gelişi"]}, {"word": "trafik kilitlenmek", "meanings": ["herhangi bir sebepten dolayı araç yolu tıkanmak, işlemez duruma gelmek"]}, {"word": "trafik akımı", "meanings": ["Trafik akışı"]}, {"word": "trafik akışı", "meanings": ["Trafikteki araçların kurallara uygun bir biçimde, sıkışıklığa meydan vermeden hareket etmesi, trafik akımı"]}, {"word": "trafikçi", "meanings": ["Trafik polisi"]}, {"word": "trafik işaretleri", "meanings": ["Trafiği düzenlemek amacıyla gerekli yerlere konulan özel işaretli levhaların tümü"]}, {"word": "trafik lambası", "meanings": ["Taşıtların ve yayaların karayollarındaki geçişini düzenleyen ışık sistemi"]}, {"word": "trafo", "meanings": ["Dönüştürücü", "Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği şehrin şebekesinde kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer"]}, {"word": "tragedya", "meanings": ["Trajedi"]}, {"word": "trahom", "meanings": ["Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık"]}, {"word": "trajedi", "meanings": ["Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri, facia, tragedya, ağlatı", "Facia"]}, {"word": "trajik", "meanings": ["Trajedi ile ilgili", "Çok acıklı, feci"]}, {"word": "trajikleşme", "meanings": ["Trajikleşmek durumu"]}, {"word": "trajikleşmek", "meanings": ["Trajik duruma gelmek"]}, {"word": "trajikomedi", "meanings": ["Acıklı komedi"]}, {"word": "trajikomik", "meanings": ["Hem acıklı hem de güldürücü özelliği olan"]}, {"word": "trake", "meanings": ["Soluk borusu", "Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları"]}, {"word": "trakeliler", "meanings": ["Eklem bacaklıların, solungaç yerine özel bir soluk borusu taşıyan takımı"]}, {"word": "trakit", "meanings": ["Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldspat türü"]}, {"word": "traksiyon", "meanings": ["Çekim", "Kırık kol veya bacağı yataktan yukarıya doğru kaldıran araç"]}, {"word": "traktör", "meanings": ["Arkasına römork takılabilen, çift sürmek, yük taşımak vb. işlerde kullanılan motorlu iş makinesi"]}, {"word": "traktörcü", "meanings": ["Traktörle taşıyıcılık yapan kimse", "Traktör kullanan sürücü"]}, {"word": "trakunya", "meanings": ["Çarpan balığı"]}, {"word": "trampa", "meanings": ["Değişim"]}, {"word": "trampa etmek", "meanings": ["değiştirmek"]}, {"word": "trampet", "meanings": ["İki değnek ile çalınan küçük davul"]}, {"word": "trampetçi", "meanings": ["Trampet çalan kimse"]}, {"word": "trampet çalmak", "meanings": ["trampete değnekle vurarak ses çıkartmak"]}, {"word": "trampetçilik", "meanings": ["Trampetçinin işi"]}, {"word": "tramplen", "meanings": ["Yüzme sporunda, suya yüksekten atlamada kullanılan bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtası", "Kayakta, atlamayı yapan sporcuya gerekli hızı sağlayan, özel olarak düzenlenmiş eğik alan"]}, {"word": "tramvay", "meanings": ["Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı"]}, {"word": "tramvay hattı", "meanings": ["Tramvayın üzerinde hareket ettiği demir rayların döşendiği tahsisli yol"]}, {"word": "trança", "meanings": ["İzmaritgillerden, özellikle sıcak denizlerde yaşayan, pullu, esmer renkli, beyaz etli, kemikli bir balık (Pagrus ehrenbergii)"]}, {"word": "transandantal", "meanings": ["Deneyüstü"]}, {"word": "trans", "meanings": ["Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman girdikleri özel hipnoz durumu", "Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme"]}, {"word": "transa geçmek (veya girmek)", "meanings": ["kendinden geçmek, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçmek"]}, {"word": "transandantalizm", "meanings": ["Deneyüstücülük"]}, {"word": "transatlantik", "meanings": ["Atlantik Okyanusu'nu aşan", "Atlantik Okyanusu'nu aşarak Avrupa ve Amerika arasında çalışan gemi"]}, {"word": "transfer", "meanings": ["Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürme", "Aktarma", "Alma"]}, {"word": "transformasyon", "meanings": ["Dönüşüm"]}, {"word": "transfüzyon", "meanings": ["Kan ve kan ürünlerinin damar yoluyla vücuda verilmesi"]}, {"word": "transformatör", "meanings": ["Dönüştürücü"]}, {"word": "transformizm", "meanings": ["Dönüşümcülük"]}, {"word": "transistör", "meanings": ["Germanyum veya silisyum elementlerinin yarı iletkenlik özelliklerinden yararlanılarak imal edilen, elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan, sağlam yapılı ve uzun ömürlü alet"]}, {"word": "transit", "meanings": ["Bir yerden dinlenmeden, beklemeden, durmadan (geçmek)", "Geçici", "Malların bir ülkenin topraklarından gümrüksüz geçmesi"]}, {"word": "transit geçmek", "meanings": ["bir yerden, dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçmek", "mal gümrüksüz geçmek", "sürücü, trafik kurallarına uymamak"]}, {"word": "transkripsiyon", "meanings": ["Çeviri yazı"]}, {"word": "transplantasyon", "meanings": ["Organ nakli", "Bitki nakli"]}, {"word": "transmisyon", "meanings": ["Elektrikli taşıtlarda dingilin motora göre gerek dikey gerek yatay düzende hareket etmesini sağlayan organ"]}, {"word": "transport", "meanings": ["Bir yerden başka bir yere taşıma, iletme, nakil", "Taşımacılık, nakliyat"]}, {"word": "transliterasyon", "meanings": ["Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması, harf çevirisi"]}, {"word": "tranş", "meanings": ["İnek veya dana budunun orta bölümü"]}, {"word": "trap", "meanings": ["Hendek, tuzak", "Sahnede yerde bulunan kapak"]}, {"word": "trapez", "meanings": ["Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı", "Trapezci"]}, {"word": "trapezci", "meanings": ["Trapezle gösteri yapan sanatçı, trapez"]}, {"word": "tras", "meanings": ["Volkanik tüf"]}, {"word": "trata", "meanings": ["Torbalı balık ağı"]}, {"word": "travers", "meanings": ["Tabanlık"]}, {"word": "travma", "meanings": ["Sarsıntı", "Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme"]}, {"word": "traverten", "meanings": ["Birtakım kaynak sularının dibinde biriken, kalkerli veya silisli tortu, pamuk taşı"]}, {"word": "travmatoloji", "meanings": ["Sarsıntı bilimi"]}, {"word": "tremolit", "meanings": ["İçinde magnezyum, kalsiyum, demir ve alüminyum bulunan, amfibol grubundan doğal silikat"]}, {"word": "tren", "meanings": ["Demir yolunda yolcu ve yük taşımakta kullanılan, bir veya birkaç lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi, katar, şimendifer"]}, {"word": "treni kaçırmak", "meanings": ["bir şeyi elde etme, bir işi gerçekleştirme fırsatını ve imkânını yitirmek"]}, {"word": "trençkot", "meanings": ["İçi astarlı, kemerli, su geçirmez pardösü, yağmurluk"]}, {"word": "trençkotlu", "meanings": ["Trençkotu olan"]}, {"word": "trend", "meanings": ["343 eğilim"]}, {"word": "treyler", "meanings": ["Traktör veya kamyonlara, genellikle yük taşımalarını sağlamak için takılan araba"]}, {"word": "triyas", "meanings": ["İkinci Çağın yaklaşık kırk beş milyon yıllık dönemi"]}, {"word": "tribün", "meanings": ["Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm, sekilik", "Burada oturan seyirciler"]}, {"word": "tribünlere oynamak", "meanings": ["iş yapmadığı hâlde kendini iş yapıyor gibi göstermek"]}, {"word": "triftong", "meanings": ["Üçüz ünlü"]}, {"word": "triko", "meanings": ["Örülerek dokunan bir cins yün kumaş", "Bu kumaştan yapılan"]}, {"word": "trigonometrik", "meanings": ["Trigonometri ile ilgili"]}, {"word": "trigonometri", "meanings": ["Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu, müsellesat"]}, {"word": "trikotaj", "meanings": ["Örme işleri"]}, {"word": "trikosefal", "meanings": ["Kırbaç kurdu"]}, {"word": "trikotajcı", "meanings": ["Örme işleri yapan kimse"]}, {"word": "trikotajcılık", "meanings": ["Trikotajcının işi"]}, {"word": "trilyoner", "meanings": ["Trilyon sahibi olan kimse", "Çok zengin kimse"]}, {"word": "trilyonerlik", "meanings": ["Trilyoner olma durumu"]}, {"word": "trilyonluk", "meanings": ["Niceliği trilyonla ölçülen", "Zenginliği trilyon değerinde olan"]}, {"word": "trilyon", "meanings": ["Milyar kere bin, 1.000.000.000.000", "Bu sayının adı"]}, {"word": "trinketa", "meanings": ["Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken"]}, {"word": "tripleks", "meanings": ["Üç katlı"]}, {"word": "tripoli", "meanings": ["Ufalandığında toz, madenî eşya, taş, mermer, cam vb.ni temizlemeye ve parlatmaya yarayan silisli kaya"]}, {"word": "triportör", "meanings": ["Eşya taşımak için bir kasası bulunan, çoğu kez motorlu, üç tekerlekli küçük taşıt, üçteker"]}, {"word": "triptik", "meanings": ["Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi"]}, {"word": "trişin", "meanings": ["Ergin durumda olan, domuzdan başka, insanlarla birçok memelinin ince bağırsağında yaşayan, ipsiler cinsinden bir solucan (Trichinella spiralis)"]}, {"word": "triton", "meanings": ["Trityumun, bir protondan ve iki nötrondan oluşan atom çekirdeği"]}, {"word": "trityum", "meanings": ["Atom ağırlığı 3 olan radyoaktif hidrojen izotopu"]}, {"word": "trok", "meanings": ["Değişim"]}, {"word": "trol", "meanings": ["Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı"]}, {"word": "trolcü", "meanings": ["Trol ile balık avlayan kimse"]}, {"word": "troleybüs", "meanings": ["Şehir içi yollarda, bir hava hattından elektrik akımı alarak çalışan otobüs, telli otobüs, boynuzlu"]}, {"word": "tromboncu", "meanings": ["Trombon çalan kimse"]}, {"word": "tromp", "meanings": ["Binanın bir bölümünü tutmaya yarayan köşe kubbesi"]}, {"word": "trombon", "meanings": ["Sürgü kolunun hareketiyle değişik yükseklikte seslerin elde edildiği nefesli çalgı"]}, {"word": "trompet", "meanings": ["Bir ağızlık ve kendi üstüne kıvrılmış silindir bir borudan oluşan nefesli çalgı"]}, {"word": "trompetçi", "meanings": ["Trompet çalan kimse"]}, {"word": "tropik", "meanings": ["Dönenceye ait"]}, {"word": "tropika", "meanings": ["Dönence", "Tropikal kuşak"]}, {"word": "tropikal", "meanings": ["Tropika ile ilgili, tropika bölgesinden olan"]}, {"word": "tropikal bölge", "meanings": ["Tropikal kuşak"]}, {"word": "tropikal bitki", "meanings": ["Tropikal iklim kuşağında yetişen gür bitki örtüsü"]}, {"word": "tropikal kuşak", "meanings": ["İki tropika arasında bulunan sıcak kuşak, tropikal bölge, tropika"]}, {"word": "tropikal iklim", "meanings": ["Dönenceler arasında kalan bölgelerde görülen, yazların yağışlı, kışların kurak geçtiği bir iklim türü"]}, {"word": "tropikal orman", "meanings": ["Tropikal kuşağın nemli havasında ve bölgelerinde oluşan orman"]}, {"word": "tropizm", "meanings": ["Yönelim"]}, {"word": "troplar", "meanings": ["Antik Çağ kuşkucularının var olan şeyler hakkında nesnel bilgi edinebilmenin imkânsızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler"]}, {"word": "troposfer", "meanings": ["Atmosferin 11 kilometrelik ilk katmanı"]}, {"word": "trotinet", "meanings": ["Bir ayakla üzerine binilip öbür ayakla yeri teperek yol alınan ve bir yönetme kolu ile arka arkaya iki tekerleği bulunan çocuk oyuncağı"]}, {"word": "troyka", "meanings": ["Rusya'da, üç atla çekilen kızak veya araba", "Üçlü"]}, {"word": "tretuvar", "meanings": ["Yaya kaldırımı"]}, {"word": "tröst", "meanings": ["Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği"]}, {"word": "trup", "meanings": ["Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu"]}, {"word": "truakar", "meanings": ["Kısa manto", "Kol boyu dirsek ile bilek arasında olan (kadın giysisi)"]}, {"word": "trük", "meanings": ["Sinema veya tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri"]}, {"word": "tu", "meanings": ["Tuh"]}, {"word": "tuvalet (veya tuvaletini) yapmak", "meanings": ["sidik veya dışkıyı vücuttan dışarı atmak"]}, {"word": "tuvalet", "meanings": ["İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane", "Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi", "Gece kıyafeti", "Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne", "Sidik veya dışkı"]}, {"word": "Tuba", "meanings": ["Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç"]}, {"word": "tuvaletçi", "meanings": ["Tuvalet işleten kimse"]}, {"word": "tufan", "meanings": ["Nuh Peygamber zamanında yağan ve bütün dünyayı su altında bırakan şiddetli yağmur", "Şiddetli yağmur", "Çok yoğun veya şiddetli şey"]}, {"word": "tuba", "meanings": ["Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan nefesli çalgı"]}, {"word": "tufeyli", "meanings": ["Asalak", "Salaş, virane, yıkık"]}, {"word": "tufeylilik", "meanings": ["Tufeyli olma durumu"]}, {"word": "tugay", "meanings": ["Alayla tümen arasındaki askerî birlik, liva"]}, {"word": "tuğ", "meanings": ["Sorguç", "Padişahların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy veya püskül biçimindeki süs"]}, {"word": "tuğamirallik", "meanings": ["Tuğamiral rütbesi", "Tuğamiralin makamı ve görevi"]}, {"word": "tuğbay", "meanings": ["Tugay komutanlığı yapan albay"]}, {"word": "tuğamiral", "meanings": ["Deniz kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümamiral arasında bulunan amiral"]}, {"word": "tuğbaylık", "meanings": ["Tuğbayın görevi"]}, {"word": "tuğgeneral", "meanings": ["Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümgeneral arasında bulunan general, liva, mirliva"]}, {"word": "tuğgenerallik", "meanings": ["Tuğgeneral olma durumu", "Tuğgeneralin rütbesi, mirlivalık", "Tuğgeneralin görevi, mirlivalık"]}, {"word": "tuğla", "meanings": ["Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi"]}, {"word": "tuğlacı", "meanings": ["Tuğla yapan veya satan kimse"]}, {"word": "tuğla harmanı", "meanings": ["Tuğla yapılan yer"]}, {"word": "tuğlu", "meanings": ["Tuğu olan"]}, {"word": "tuğlacılık", "meanings": ["Tuğlacının yaptığı iş"]}, {"word": "tuğra", "meanings": ["Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret", "Tura"]}, {"word": "tuğra çekmek", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde ferman, berat ve resmî belgelere tuğra koymak"]}, {"word": "tuğrakeş", "meanings": ["Nişancı"]}, {"word": "tuğrakeşlik", "meanings": ["Nişancılık"]}, {"word": "tuh", "meanings": ["`Yazıklar olsun, vah vah` anlamlarında aşağılama amacıyla söylenen bir söz, tu"]}, {"word": "tuğyan", "meanings": ["Akarsuyun taşması, kabarması"]}, {"word": "tuhaf", "meanings": ["Acayip", "Şaşılacak, garip", "Güldürücü", "Gülünç", "Anlaşılmaz", "Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz"]}, {"word": "tuhafına gitmek", "meanings": ["bir şeyi tuhaf bulmak"]}, {"word": "tuhafiye", "meanings": ["Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler"]}, {"word": "tuhafiyeci", "meanings": ["Tuhafiye satan kimse"]}, {"word": "tuhafiyecilik", "meanings": ["Tuhafiyecinin işi"]}, {"word": "tuhaflaşma", "meanings": ["Tuhaflaşmak işi"]}, {"word": "tuhaflaşmak", "meanings": ["Tuhaf olmak, tuhaf duruma gelmek", "Şaşırmak", "Başkalaşmak, huyu değişmek"]}, {"word": "tu kaka", "meanings": ["Berbat, kötü, fena durumda olduğu belirtildiğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "tuhaflık", "meanings": ["Tuhaf olma durumu, yabansılık, garabet", "Tuhaf davranış"]}, {"word": "tuhaflık etmek", "meanings": ["güldürecek şeyler yapmak"]}, {"word": "tu kaka olmak", "meanings": ["hafife alınıp bir kenara itilmek, önem verilmemek, kötülenmek"]}, {"word": "tu kaka etmek", "meanings": ["hafife alıp bir kenara itmek, önem vermemek, kötülemek"]}, {"word": "tul", "meanings": ["Boylam", "Uzunluk"]}, {"word": "tulani", "meanings": ["Uzunlamasına"]}, {"word": "tul derecesi", "meanings": ["Boylam"]}, {"word": "tuluat yapmak", "meanings": ["doğaçlamak"]}, {"word": "tulu", "meanings": ["Güneşin doğması, doğuşu"]}, {"word": "tuluatçı", "meanings": ["Tuluat yapan sanatçı"]}, {"word": "tuluat", "meanings": ["Doğaçlama"]}, {"word": "tuluatçılık", "meanings": ["Tuluatçı olma durumu"]}, {"word": "tuluat tiyatrosu", "meanings": ["Doğaçlama tiyatro"]}, {"word": "tuluk", "meanings": ["Tulum"]}, {"word": "tulum", "meanings": ["Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi", "Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı, gayda", "Tüp", "Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi", "Şişman, tombul"]}, {"word": "tulum çıkarmak", "meanings": ["hayvanın derisini yarmadan çıkarmak", "çoğunluk sistemine dayalı seçimlerde bir partinin listesindeki bütün adaylar seçimi kazanmak"]}, {"word": "tulum çıkmak", "meanings": ["amacını eksiksiz elde etmek"]}, {"word": "tulumba", "meanings": ["Sıvıları alçak yerlerden çekmeye veya yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç", "Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye veya herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç"]}, {"word": "tulum gibi", "meanings": ["her yanı şiş, şişman"]}, {"word": "tulumbacı", "meanings": ["Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse", "Tulumba yapan, satan veya onaran kimse", "Külhanbeyi"]}, {"word": "tulumbacılık", "meanings": ["Tulumbacı olma durumu"]}, {"word": "tulumba kolu", "meanings": ["Tulumbadan su çıkarmak için tulumbaya basmayı sağlayan uzun demir kol"]}, {"word": "tulumba tatlısı", "meanings": ["Özel bir makinede ince, uzun, oluklu bir biçim verilmiş hamur tatlısı"]}, {"word": "tulumcuk", "meanings": ["İç kulakta, yarım daire kanallarına bağlı küçük kese", "Bitkilerde yüzmeyi kolaylaştıran, tulum biçiminde küçük kese"]}, {"word": "tumba", "meanings": ["Altüst etme, altüst olma", "Çocuk dilinde, yatağa atlama"]}, {"word": "tulum peyniri", "meanings": ["Tuluma basılarak yapılan bir beyaz peynir türü"]}, {"word": "tulumlular", "meanings": ["Gömleklilerden, vücutları torba biçiminde kalın bir gömlekle örtülü olan deniz hayvanları takımı, tulumsular"]}, {"word": "tulumsular", "meanings": ["Tulumlular"]}, {"word": "tulup", "meanings": ["Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk"]}, {"word": "tulyum", "meanings": ["Atom numarası 69, atom ağırlığı 168,9, yoğunluğu 9,3 olan, yaklaşık 1500 °C'de eriyen nadir bir element (simgesi Tm)"]}, {"word": "tumağı", "meanings": ["Nezle"]}, {"word": "tumba etmek", "meanings": ["sandalı, omurgası yukarı gelecek biçimde çevirmek", "araba veya vagonu ters çevirerek boşaltmak"]}, {"word": "tumbadız", "meanings": ["Kısa boylu ve şişman"]}, {"word": "tuman", "meanings": ["Don, şalvar"]}, {"word": "tumşuk", "meanings": ["Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası"]}, {"word": "tumturak", "meanings": ["Gösteriş, debdebe", "Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma"]}, {"word": "tumturak yapmak", "meanings": ["vurgulamak, önemini belirtmek, etkili olmasını sağlamak"]}, {"word": "tumturaklı", "meanings": ["Anlama bir şey katmayan, bir anlam bildirmeyen ancak kulağa hoş gelen, gösterişli"]}, {"word": "tun", "meanings": ["Gizli yer, köşe bucak"]}, {"word": "tunç bilekli", "meanings": ["Kolu, bileği çok güçlü"]}, {"word": "tunç", "meanings": ["Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı, bronz", "Bu alaşımdan yapılan"]}, {"word": "tundan tuna atmak", "meanings": ["bir kişiyi uzaklara sürüp dolaştırmak"]}, {"word": "tunç kafiye", "meanings": ["Dize sonundaki kelimelerin son harfleri arasında üç sesten fazla ses benzeşmesiyle veya biri diğerinin içinde bir kelime oluşturacak tarzda yapılan uyak"]}, {"word": "tunçlama", "meanings": ["Tunçlamak işi"]}, {"word": "tunçlamak", "meanings": ["Tunç durumuna getirmek"]}, {"word": "tunçlaşma", "meanings": ["Tunçlaşmak işi"]}, {"word": "tunçlaşmak", "meanings": ["Tunç rengini almak"]}, {"word": "tunçlaştırma", "meanings": ["Tunçlaştırmak işi"]}, {"word": "tunçlaştırmak", "meanings": ["Bir sembolü tunçtan yapılmış bir heykelle canlandırmak", "Tunç rengi kazandırmak"]}, {"word": "tungsten", "meanings": ["Volfram"]}, {"word": "tundra", "meanings": ["Kutuplara yakın bölgelerin bitki örtüsü", "Bu bitkilerle kaplı geniş alan, kutup bozkırı"]}, {"word": "Tunguz", "meanings": ["Doğu Sibirya'da yaşayan, avcılık ve balıkçılıkla geçinen, yarı göçebe bir topluluk"]}, {"word": "Tunguzca", "meanings": ["Tunguz dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "tun tun", "meanings": ["Gizlice, kimse görmeksizin"]}, {"word": "tun tun kaçmak", "meanings": ["gizlice kaybolmak"]}, {"word": "tur", "meanings": ["Dolaşma", "Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş", "Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan seyahat"]}, {"word": "Tunuslu", "meanings": ["Tunus halkından olan kimse"]}, {"word": "tur atlamak", "meanings": ["spor karşılaşmalarında çok puan toplayarak veya kurada kazanarak bir sonraki tura katılma hakkını kazanmak"]}, {"word": "tur bindirmek", "meanings": ["uzun mesafeli pist yarışlarında hızlı olanlar, yavaş olanları bir veya daha fazla tur geride bırakmak", "üstün gelmek, fark atmak"]}, {"word": "tur atmak", "meanings": ["dolaşmak, dolaşıp gelmek, dönmek", "şampiyon olunca veya galip gelince takım oyuncuları seyircileri selamlayarak sahada dolaşmak"]}, {"word": "tura çıkmak", "meanings": ["gezinti yapmak"]}, {"word": "turu geçmek", "meanings": ["elemeli karşılaşmalarda bir üst tura yükselmek"]}, {"word": "tura", "meanings": ["Tuğra", "Metal paranın resimli yüzü", "Halat gibi örülmüş iplik çilesi", "Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil", "Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan veya yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu"]}, {"word": "turaç", "meanings": ["Sülüngillerden, uzunluğu 34 santimetre olan, soyu azalmış bir tür kuş (Tetrao francolinus)"]}, {"word": "turalama", "meanings": ["Turalamak işi"]}, {"word": "Turan", "meanings": ["Turancıların dünyadaki bütün Türkleri birleştirerek kurmayı amaçladıkları ülkenin adı", "Türklerin Orta Asya'daki en eski yurtları"]}, {"word": "turalamak", "meanings": ["İplik çilelerini turalarına ayırmak", "Bazı oyunlarda, tura ile vurmak", "Turlamak"]}, {"word": "Turancı", "meanings": ["Turancılık yanlısı (kimse, görüş vb.), panturanist"]}, {"word": "Turancılık", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım, Panturanizm"]}, {"word": "Turani", "meanings": ["Turanlı"]}, {"word": "Turanlı", "meanings": ["Orta Asya'da yaşamış olan halk veya bu halkın soyundan olan kimse, Turani"]}, {"word": "turbalık", "meanings": ["Göl ve bataklıklarda yetişen bitkilerin, özellikle sfagnumun çürümesi ve kömürleşmesiyle oluşan turba yatağı"]}, {"word": "turba", "meanings": ["Az çok kömürleşmiş bitkilerden oluşan yakıt"]}, {"word": "turfa", "meanings": ["Az bulunur, eski, nadir", "Değeri düşük, işe yaramaz", "Acayip, tuhaf"]}, {"word": "turbo", "meanings": ["Havayı veya havaya katılmış bir karışımı, düzenli ve amaca uygun olarak üfleyen"]}, {"word": "turfa olmak", "meanings": ["değerini yitirmek, çürümek"]}, {"word": "turfalama", "meanings": ["Turfalamak işi"]}, {"word": "turfalamak", "meanings": ["Değer vermemek"]}, {"word": "turfanda", "meanings": ["Mevsimin başında ilk yetişen (meyve, sebze)", "Yeni, ilk kez ortaya çıkan"]}, {"word": "turfanda meyvecilik", "meanings": ["Mevsiminin dışında yapılan meyve yetiştiriciliği"]}, {"word": "turfandacı", "meanings": ["Turfanda şeyler yetiştirip satan kimse"]}, {"word": "turfandalık", "meanings": ["Turfanda meyve veya sebze yetiştirilen tarla"]}, {"word": "turfandacılık", "meanings": ["Turfandacı olma durumu"]}, {"word": "turfanda sebzecilik", "meanings": ["Mevsiminin dışında yapılan sebze yetiştiriciliği"]}, {"word": "turna", "meanings": ["Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş (Grus grus)"]}, {"word": "turgay", "meanings": ["Toygar"]}, {"word": "turgor", "meanings": ["Hücrenin çok su çekerek şişmesi, öz suyunun kıvamının azalması"]}, {"word": "turist", "meanings": ["Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla geziye çıkan kimse, gezgin, gezmen, seyyah"]}, {"word": "turizm", "meanings": ["Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi", "Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü"]}, {"word": "turnayı gözünden vurmak", "meanings": ["umulmadık bir kazanç veya çıkar sağlama imkânı ele geçirmek"]}, {"word": "turizmci", "meanings": ["Turizm işleriyle uğraşan kimse"]}, {"word": "turistik", "meanings": ["Turizmle ilgili olan", "Turistlerin gereksinimlerini karşılama amacı gözeten, turistleri ilgilendirici niteliği olan"]}, {"word": "turlamak", "meanings": ["Tur atmak, dolaşmak, dönüp durmak, turalamak"]}, {"word": "turnaayağı", "meanings": ["Düğün çiçeği"]}, {"word": "turna balığı", "meanings": ["Tatlı sularda yaşayan yırtıcı bir balık (Esox lucius)"]}, {"word": "turnacı", "meanings": ["Yeniçeri Ocağında padişahla ava giden, av köpeklerine ve tazılara bakan, turna taşıyan bir sınıf asker"]}, {"word": "turnagiller", "meanings": ["Turna ve telli turnayı içine alan bir familya"]}, {"word": "turna katarı", "meanings": ["Arka arkaya ve teker teker dizilmiş durumda olan turna kümesi"]}, {"word": "turnagagası", "meanings": ["Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda turna gagasına benzer ince uzun bir uç bulunan, yaprakları güzel kokulu bir bitki, dönbaba (Geranium robertianum)"]}, {"word": "turnageçidi", "meanings": ["Baharda esen bir fırtına"]}, {"word": "turnagözü", "meanings": ["Berrak ve parlak sarı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "turna kırı", "meanings": ["Kırmızımtırak gri", "Bu renkte olan"]}, {"word": "turne", "meanings": ["Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi"]}, {"word": "turnike", "meanings": ["İnsanların teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan, uçlarından biri çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç"]}, {"word": "turno", "meanings": ["Tek dilli, bir tekerlekli makara"]}, {"word": "turnusol boyası", "meanings": ["Bazların etkisiyle maviye, asitlerin etkisiyle kırmızıya dönüşen, bir tür yosundan elde edilen mavi boya"]}, {"word": "turnusol", "meanings": ["Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi"]}, {"word": "turnuva", "meanings": ["Oyuncu veya takımlar arasında sırayla yapılan yarışma dizisi"]}, {"word": "turnusol kâğıdı", "meanings": ["Turnusol boyasından yapılan ayıraç kâğıt"]}, {"word": "tur operatörü", "meanings": ["Tur düzenleyen kişi"]}, {"word": "turp", "meanings": ["Turpgillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri beyaz, sarı, mor renkli bir bitki (Raphanus sativus)", "Bu bitkinin yenilen etli, yumru kökü"]}, {"word": "turp gibi", "meanings": ["sağlığı yerinde"]}, {"word": "turp filizi", "meanings": ["Turp rengi"]}, {"word": "turpun sıkısından seyreği iyidir", "meanings": ["`görüşmeyi, konuşmayı sıklaştırmamak doğrudur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "turpgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, turp, hardal, lahana, karnabahar, kaşık otu vb. bitkileri içine alan geniş bir familya"]}, {"word": "turp otu", "meanings": ["Turp cinsi bir ot"]}, {"word": "turp salatası", "meanings": ["Turpun rendelenmesi ile yapılan salata"]}, {"word": "turşu", "meanings": ["Tuzlu suda, sirkede bırakılarak özel bir kıvama getirilmiş sebze veya meyve", "Bitkin, yorgun"]}, {"word": "turşu gibi olmak", "meanings": ["çok yorgun düşmek"]}, {"word": "turşu kurmak (veya yapmak)", "meanings": ["turşuluk sebze veya meyveleri kavanoz, fıçı vb.ne yerleştirmek"]}, {"word": "turşu olmak", "meanings": ["yiyecek bozulmak, ekşimek", "güçsüzleşmek, bitkinleşmek"]}, {"word": "turşusu çıkmak", "meanings": ["çok yorulmak", "ezilmek, parçalanmak"]}, {"word": "turşuya dönmek", "meanings": ["çok yorulmak, bitkinleşmek"]}, {"word": "turşusunu kurmak", "meanings": ["`bir şeyin elden çıkarılması gerektiği hâlde buna bir türlü kıyamamak` anlamında kınama yollu söylenen bir söz"]}, {"word": "turşu balığı", "meanings": ["Turşusu kurulan bir tür balık"]}, {"word": "turşucu", "meanings": ["Turşu yapan veya satan kimse"]}, {"word": "turşuculuk", "meanings": ["Turşunun işi"]}, {"word": "turşuluk", "meanings": ["Turşu yapmaya elverişli"]}, {"word": "turta", "meanings": ["Üzeri yufka kaplı, meyveli veya kakaolu bir pasta türü"]}, {"word": "turşulaşmak", "meanings": ["İyice ezilmek, turşu gibi olmak", "Yorgunluktan hareket edemez duruma gelmek"]}, {"word": "turşulaşma", "meanings": ["Turşulaşmak işi"]}, {"word": "turşu suyu", "meanings": ["Turşunun içilebilir nitelikteki ekşimsi ve kekremsi suyu"]}, {"word": "turuncu", "meanings": ["Turunç rengi, kızıl sarı renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "turunculaşma", "meanings": ["Turunculaşmak işi"]}, {"word": "turunculaşmak", "meanings": ["Turuncu bir renge girmek"]}, {"word": "turunç", "meanings": ["Turunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç, narenç (Citrus aurantium amara)", "Bu ağacın portakala benzeyen, suyu acımtırak meyvesi"]}, {"word": "turunçgiller", "meanings": ["Sedef otugillerin, turunç, portakal, limon, mandalina vb.ni içine alan bir alt familyası, narenciye"]}, {"word": "tuşlama", "meanings": ["Tuşlamak işi"]}, {"word": "tuş", "meanings": ["Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı", "Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi", "Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi"]}, {"word": "tuşlamak", "meanings": ["Telefonun tuşlarına basmak"]}, {"word": "tutacak", "meanings": ["Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti, tutaç, tutak"]}, {"word": "tutaç", "meanings": ["Laboratuvar maşası", "Tutacak"]}, {"word": "tutak", "meanings": ["Bir şeyin tutulacak yeri", "Tutacak", "Kabza", "Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri", "Rehine"]}, {"word": "tutam", "meanings": ["Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan"]}, {"word": "tutamaç", "meanings": ["Bir şeyin tutulup çekilecek yeri", "Tutunacak yer, tutamak", "Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç"]}, {"word": "tutamaçlı", "meanings": ["Tutamacı olan"]}, {"word": "tutamak", "meanings": ["Tutamaç", "Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey"]}, {"word": "tutamaksız", "meanings": ["Tutunacak, dayanacak, güvenecek şeyi olmayan"]}, {"word": "tutamlama", "meanings": ["Tutamlamak işi"]}, {"word": "tutamlamak", "meanings": ["Bir tutam almak"]}, {"word": "tutamlık", "meanings": ["Herhangi bir tutam miktarında olan"]}, {"word": "tutam tutam", "meanings": ["Tutulacak kadar birçoğu bir arada olan"]}, {"word": "tutanak", "meanings": ["Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname", "Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası", "Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata"]}, {"word": "tutar", "meanings": ["Nicelik bakımından bir şeyin bütünü", "Para miktarı, meblağ"]}, {"word": "tutarağı tutmak", "meanings": ["huysuzluğu depreşmek, aşırı istekte bulunmak"]}, {"word": "tutarak", "meanings": ["Sara"]}, {"word": "tutarlı", "meanings": ["Aralarında çelişki bulunmayan, her bakımdan uyumlu, insicamlı"]}, {"word": "tutarlık", "meanings": ["Uygunluk, insicam", "Anlatımın konuyla bağdaşması, insicam"]}, {"word": "tutarlılık", "meanings": ["Tutarlı olma durumu, insicamlılık"]}, {"word": "tutarsız", "meanings": ["Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan, insicamsız"]}, {"word": "tutkal", "meanings": ["Deri, kıkırdak vb. hayvansal maddelerden elde edilen, katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta, kâğıt vb. yapıştırmaya yarayan madde"]}, {"word": "tutkal gibi", "meanings": ["sırnaşık ve yapışkan (kimse)"]}, {"word": "tutarsızlık", "meanings": ["Tutarsız olma durumu, insicamsızlık"]}, {"word": "tutkalcı", "meanings": ["Tutkallama işiyle uğraşan işçi"]}, {"word": "tutkallamak", "meanings": ["Tutkal sürmek, tutkalla yapıştırmak"]}, {"word": "tutkallama", "meanings": ["Tutkallamak işi"]}, {"word": "tutkallı", "meanings": ["Tutkal sürülmüş", "İçinde tutkal bulunan"]}, {"word": "tutkalsız", "meanings": ["Tutkal sürülmemiş", "İçinde tutkal bulunmayan"]}, {"word": "tutkal şerbeti", "meanings": ["İçine çok az eritilmiş tutkal katılan ılık su"]}, {"word": "tutkulaşma", "meanings": ["Tutkulaşmak işi"]}, {"word": "tutku", "meanings": ["İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras", "Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç", "Aşırı düşkünlük"]}, {"word": "tutkuya kapılmak", "meanings": ["aşırı istek ve eğilim içinde olmak"]}, {"word": "tutkulu", "meanings": ["Tutkusu olan, ihtiraslı"]}, {"word": "tutkulaşmak", "meanings": ["Tutku durumuna gelmek"]}, {"word": "tutkun", "meanings": ["Gönül vermiş, meftun, meclup", "Bir şeye alışmış, bağlanmış, düşkün"]}, {"word": "tutkun olmak", "meanings": ["âşık olmak, sevdalanmak"]}, {"word": "tutkunluk", "meanings": ["Tutkun olma durumu, meftuniyet, meftunluk"]}, {"word": "tutma", "meanings": ["Tutmak işi", "Destekleme", "Yanaşma", "Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj"]}, {"word": "tutmaç", "meanings": ["Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılan yoğurtlu çorba"]}, {"word": "tutmak", "meanings": ["Elde bulundurmak, ele almak", "Ele geçirmek, yakalamak", "Avlamak", "Yanında bulundurmak, alıkoymak", "Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek", "Kaplamak", "Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak", "Denetimi ve yetkisi altına almak", "Desteklemek, birinden yana çıkmak", "Benimsemek, beğenmek", "Gereğini yapmak, yerine getirmek", "Uygun gelmek, çelişmez olmak", "Kapatmak, sarmak", "Hizmetine almak veya kiralamak", "Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek", "Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak", "Ulaşmak, varmak", "Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak", "Uğramak", "Herhangi bir durumda bulundurmak", "Varsaymak, farz etmek", "Hedef olarak almak", "Alacağa veya vereceğe saymak", "Yaklaştırmak", "Kullanmak", "Bağlamak", "Beklenen sonucu vermek", "İş görebilmek", "Sürmek, zaman almak", "Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak", "Bir şeyi kullanması için uzatmak", "Sunmak", "İşgal etmek", "İzlemek", "Bırakmamak", "Sarmak, bürümek", "Asılmak, kuvvetlice sarılmak", "Bir kimsenin yerini almak", "Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek", "Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak", "Bir yerde kalmasını sağlamak", "Bir sanat eseri geniş ilgi görmek", "Biriktirmek, tasarruf etmek", "Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj", "Başlamak", "Bir şey düşünmek", "Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak"]}, {"word": "tut ki", "meanings": ["varsay ki"]}, {"word": "tut kelin perçeminden", "meanings": ["çözümü güçlük gösteren bir durum karşısında söylenen bir söz"]}, {"word": "tuttuğu altın olsun", "meanings": ["`her işin olumlu gitsin, refah içinde yaşa` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tuttuğunu koparmak", "meanings": ["becerikli olmak, giriştiği her işte başarı sağlamak"]}, {"word": "tuttuğu dal elinde kalmak", "meanings": ["dayandığı, güvendiği kimse veya şey önemini yitirerek işe yaramaz duruma gelmek"]}, {"word": "tutmalık", "meanings": ["Tutmaya yarayan nesne", "Krampon"]}, {"word": "tutsak", "meanings": ["Savaşta ele geçen düşman, esir", "Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan", "Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse"]}, {"word": "tutsak düşmek", "meanings": ["esir olmak, hükmü altına girmek"]}, {"word": "tutsak olmak", "meanings": ["savaşta düşmanın eline geçmek", "bir kimsenin veya nesnenin müptelası olmak"]}, {"word": "tutsaklık", "meanings": ["Tutsak olma durumu, esirlik, esaret"]}, {"word": "tutturabildiğine", "meanings": ["Kabul ettirebildiğince, belli bir fiyatı olmaksızın (satmak)"]}, {"word": "tutturaç", "meanings": ["Bir şeyin bağlanıp tutturulduğu nesne"]}, {"word": "tutturgaç", "meanings": ["Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç, ataş"]}, {"word": "tutturmalık", "meanings": ["Kopça, düğme gibi iki şeyi birbirine tutturmaya yarayan nesne"]}, {"word": "tutturma", "meanings": ["Tutturmak işi"]}, {"word": "tutturmak", "meanings": ["Tutmasını sağlamak", "Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak", "Aklına koyup direnmek, ısrar etmek", "Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak", "Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek", "Takip etmek"]}, {"word": "tutturuş", "meanings": ["Tutturma işi"]}, {"word": "tutu", "meanings": ["Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek"]}, {"word": "tutuya bırakmak (veya koymak)", "meanings": ["bir taşınmazı borcun ödeneceğine güvence olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlu alacaklıya vermek, ipotek vermek"]}, {"word": "tutucu", "meanings": ["Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse), muhafazakâr, konservatör", "Durmalı çıkışlarda, bisikletçiye yardım eden kişi"]}, {"word": "tutuculaşmak", "meanings": ["Tutuculuk yapmak"]}, {"word": "tutukevi", "meanings": ["Tutukluların kapatıldığı yer, tomruk, dam (I), tevkifhane"]}, {"word": "tutuculuk", "meanings": ["Tutucu olma durumu", "Özellikle siyasal ve toplumsal düzeni olduğu gibi sürdürme görüşü, tutumu, anlayışı, muhafazakârlık"]}, {"word": "tutuk", "meanings": ["Akıcı, rahat konuşamayan", "Eski işlevini göremez duruma gelmiş", "Olması gereken gibi olmayan", "Bir organ hareket edemez olmuş", "Kısılmış, kesik", "Tutuklu", "Kapalı, tıkalı", "Sıkıntılı", "Durgun, çekingen, sıkılgan"]}, {"word": "tutuklama", "meanings": ["Tutuklamak işi, tevkif"]}, {"word": "tutuklamak", "meanings": ["Kanun yoluyla hürriyeti kısıtlayarak bir yere kapatmak, tevkif etmek"]}, {"word": "tutuklanış", "meanings": ["Tutuklanma işi"]}, {"word": "tutuklanma", "meanings": ["Tutuklanmak işi"]}, {"word": "tutuklanmak", "meanings": ["Tutuklama işine konu olmak"]}, {"word": "tutuklatma", "meanings": ["Tutuklatmak işi"]}, {"word": "tutuklatmak", "meanings": ["Tutuklama işini yaptırmak"]}, {"word": "tutuklu", "meanings": ["Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse), tutuk, mevkuf"]}, {"word": "tutukluk", "meanings": ["Tutuk olma durumu, konuşma korkusu", "Düzgün işlememe durumu"]}, {"word": "tutukluk yapmak", "meanings": ["silah çalışmaz olmak", "aksamak, doğru dürüst veya istenen ölçüde gitmemek"]}, {"word": "tutukluluk", "meanings": ["Tutuklu olma durumu, mevkufluk, mevkufiyet"]}, {"word": "tutuksuz", "meanings": ["Tutuklanmadan yargılanan", "Tutuklanmadan"]}, {"word": "tutulmuş", "meanings": ["Engellenmiş", "Ele geçirilmiş"]}, {"word": "tutulma", "meanings": ["Tutulmak işi", "Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite", "Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı"]}, {"word": "tutulmak", "meanings": ["Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak", "Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak", "Ünlü olmak, meşhur olmak", "Tutuk duruma gelmek", "Kapatılmak, sarılmak", "Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak", "Birine tutkun olmak, sevmek", "Yakalanmak", "Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak"]}, {"word": "tutulmuş para", "meanings": ["Kontrol altına alınmış para, bloke para"]}, {"word": "tutulum", "meanings": ["Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire, ekliptik"]}, {"word": "tutulu", "meanings": ["Tutulmuş", "Tutu olarak alınmış, ipotekli"]}, {"word": "tutuluş", "meanings": ["Tutulma işi"]}, {"word": "tutum", "meanings": ["Tutulan yol, tavır", "Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi"]}, {"word": "tutumluluk", "meanings": ["Tutumlu olma durumu"]}, {"word": "tutumlu", "meanings": ["Aşırı harcamalardan kaçınan, idareli, muktesit"]}, {"word": "tutumsuz", "meanings": ["Aşırı harcamalar yapan, savurgan, müsrif"]}, {"word": "tutumsuzluk", "meanings": ["Tutumsuz olma durumu, müsriflik, savurganlık"]}, {"word": "tutunmak", "meanings": ["Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak", "Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak", "Kendini kabul ettirmek, kendine bir yer sağlamak", "Kendi üzerine koymak, kullanmak"]}, {"word": "tutunma", "meanings": ["Tutunmak işi"]}, {"word": "tutunacak bir dal aramak", "meanings": ["güvenilecek, dayanılacak bir insana ihtiyaç duymak"]}, {"word": "tutunacak dalı olmak", "meanings": ["güveneceği bir kimse veya şey bulunmak"]}, {"word": "tutunuş", "meanings": ["Tutunma işi"]}, {"word": "tuturuk", "meanings": ["Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. şeyler", "Çok ekşi"]}, {"word": "tutuşma", "meanings": ["Tutuşmak işi"]}, {"word": "tutuş", "meanings": ["Tutma işi"]}, {"word": "tutuşturma", "meanings": ["Tutuşturmak işi"]}, {"word": "tutuşmak", "meanings": ["Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak", "Bir işe başlamak, girişmek", "Yanmaya başlamak, ateş almak", "Kızarmak, kızıllaşmak", "Telaşlanmak"]}, {"word": "tutuşturmak", "meanings": ["Tutuşmalarını veya tutuşmasını sağlamak", "Karşısındakinin isteyip istemediğini düşünmeksizin ansızın vermek", "Coşturmak, çok heyecanlandırmak"]}, {"word": "Tuvaca", "meanings": ["Tuva Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "tuvalet masası", "meanings": ["Kadınların süslenmek, taranmak, makyaj yapmak amacıyla kullandıkları aynalı bir masa türü"]}, {"word": "tutya", "meanings": ["Çinko", "Sürme"]}, {"word": "tuvalet kâğıdı", "meanings": ["Tuvalette temizlenmek için kullanılan, özel olarak hazırlanmış ince kâğıt"]}, {"word": "tuval", "meanings": ["Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir veya pamuklu kaba kumaş", "Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo"]}, {"word": "tuvalet takımı", "meanings": ["Tuvalet veya makyaj malzemeleri bulunan çanta veya kutu"]}, {"word": "tuvalet sabunu", "meanings": ["Tuvalette temizlik için kullanılan sabun"]}, {"word": "tuyuğ", "meanings": ["Mâni biçiminde aruzla yazılmış manzume"]}, {"word": "tuz", "meanings": ["Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu madde", "Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim, sodyum klorür (NaCl)"]}, {"word": "tuz biber ekmek", "meanings": ["üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak"]}, {"word": "tuzu olmak", "meanings": ["katkısı olmak"]}, {"word": "tuz (veya tuzla) buz olmak", "meanings": ["cam türünden şeyler onarılamayacak biçimde kırılmak, dağılmak, paramparça olmak"]}, {"word": "tuz (veya tuzla) buz etmek", "meanings": ["cam türünden şeyleri onarılmayacak biçimde kırmak, paramparça etmek"]}, {"word": "tuzak", "meanings": ["Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek", "Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo"]}, {"word": "tuzak (veya tuzağı) kurmak", "meanings": ["bir şeyi yakalamak için düzenek hazırlamak", "birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için düzen hazırlamak, komplo kurmak"]}, {"word": "tuzağa düşmek", "meanings": ["birileri tarafından hazırlanan kötü bir duruma uğramak, oyuna gelmek"]}, {"word": "tuzaklama", "meanings": ["Tuzaklamak işi"]}, {"word": "tuzakçı", "meanings": ["Tuzak kuran kimse"]}, {"word": "tuzaklanmak", "meanings": ["Tuzak durumuna getirilmek", "Tuzak kurulmak"]}, {"word": "tuzaklamak", "meanings": ["Tuzak kurmak, tuzağa düşürmek"]}, {"word": "tuzcu", "meanings": ["Tuz satan kimse"]}, {"word": "tuzcul", "meanings": ["Tuzlu toprakları seven (bitki)"]}, {"word": "tuzla", "meanings": ["Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer, memleha", "Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler", "Tuzlak"]}, {"word": "tuzlak", "meanings": ["Otları tuzlu olan veya ot bitmeyen, çorak, verimsiz (yer), tuzla"]}, {"word": "tuzlama", "meanings": ["Tuzlamak işi", "İşkembe ile yapılan bir yemek türü", "Tuzlanarak hazırlanan"]}, {"word": "tuzlamak", "meanings": ["Tuza yatırmak veya üstüne tuz ekmek"]}, {"word": "tuzlayayım da kokmayasın (veya kokma)", "meanings": ["birine, düşüncesinde aldandığını ve aklının bir şeye ermediğini anlatmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "tuzlanma", "meanings": ["Tuzlanmak işi"]}, {"word": "tuzlanmak", "meanings": ["Tuzlama işi yapılmak"]}, {"word": "tuzlayış", "meanings": ["Tuzlama işi"]}, {"word": "tuzluya mal olmak (veya oturmak veya patlamak)", "meanings": ["çok para vererek satın almak, çok pahalı gelmek"]}, {"word": "tuzlu", "meanings": ["Tuzu olan", "Yapılışında tuz bulunan, tuzu çok olan", "Çok pahalı"]}, {"word": "tuzlu balgam", "meanings": ["Birtakım deri hastalıklarının ortak adı", "Egzama"]}, {"word": "tuzluk", "meanings": ["İçine tuz konulan kap", "Atlarda gözün üstündeki, insanlarda köprücük kemiğinin ardındaki çukur yer", "Otlayan hayvanların tuz gereksinimini karşılamak üzere, öğütülmüş kaya tuzlarının, yağmurdan korunmasını ve hayvanların rahatça yararlanmasını sağlayan üstü kapalı yer"]}, {"word": "tuzluluk", "meanings": ["Tuzlu olma durumu", "Bir litre suda erimiş bulunan tuzların gram olarak belirlenmesi"]}, {"word": "tuz ruhu", "meanings": ["Hidroklorik asit"]}, {"word": "tuzsuz", "meanings": ["Tuzu olmayan veya tuzu az olan", "Tatsız şakalar yapan (kimse)"]}, {"word": "tuzu kuru", "meanings": ["Bir işten zarar görmeyen, kazancı yolunda olan (kimse)"]}, {"word": "tüberküloz", "meanings": ["Verem"]}, {"word": "tüberkülin", "meanings": ["Veremin tanı ve tedavisinde yararlanılan, verem mikrobu kültüründen elde edilen bir sıvı"]}, {"word": "tüccar", "meanings": ["Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse, tacir"]}, {"word": "tüccarlaşmak", "meanings": ["Tüccar durumuna gelmek", "Tüccar gibi davranmak"]}, {"word": "tüccarlık", "meanings": ["Tüccar olma durumu"]}, {"word": "tüf", "meanings": ["Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı"]}, {"word": "tüfek", "meanings": ["Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah"]}, {"word": "tüfek atmak", "meanings": ["tüfekle ateş etmek"]}, {"word": "tüfek çatmak", "meanings": ["askerlerin dinlenme sırasında tüfeklerini, dipçikleri üzerinde üçerli olarak birbirine dayamak"]}, {"word": "tüfekçi", "meanings": ["Tüfek yapan, onaran veya satan kimse", "Padişah ve sarayı korumakla görevli olan", "Savaş gereçleri, silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kimse"]}, {"word": "tüfekçilik", "meanings": ["Tüfek yapma veya onarma işi", "Tüfek satıcılığı"]}, {"word": "tüfekhane", "meanings": ["Tüfek yapılan yer"]}, {"word": "tüfeklik", "meanings": ["Kışla gibi yerlerde tüfekleri düzenli bir biçimde koymak için yapılmış yer", "Tüfek kılıfı"]}, {"word": "tüh", "meanings": ["`Vah vah` anlamında pişmanlık bildiren bir seslenme sözü, tü", "`Yazıklar olsun` anlamında kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "tükenik", "meanings": ["Bitmiş, tükenmiş", "Çok azalmış bir biçimde"]}, {"word": "tükeniş", "meanings": ["Tükenme işi"]}, {"word": "tüketim", "meanings": ["Tüketme işi", "Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması, yoğaltım, istihlak, üretim karşıtı"]}, {"word": "tükenme", "meanings": ["Tükenmek işi"]}, {"word": "tükenmek", "meanings": ["Bitmek, sona ermek, kalmamak", "Güçsüzleşmek, bitkinleşmek, yılgınlaşmak", "Verimliliğini yitirmek, söyleyecek sözü kalmamak"]}, {"word": "tükenmez", "meanings": ["Tükenmeyen, bitmeyen", "Sonsuz", "Tükenmez kalem", "Bir kapta ekşitilen ve alındıkça su eklenerek çoğaltılan üzüm veya üzüm, elma, armut karışımı bir içecek türü", "Bir tür peynirli çorba"]}, {"word": "tükenmez kalem", "meanings": ["Ucunda küçük bir bilyesi bulunan ve içi özel bir mürekkeple dolu ince bir borucuktan oluşan kalem türü, tükenmez"]}, {"word": "tükenmişlik", "meanings": ["Gücünü yitirmiş olma, çaba göstermeme durumu"]}, {"word": "tükenmezlik", "meanings": ["Tükenmez olma durumu"]}, {"word": "tüketme", "meanings": ["Tüketmek işi"]}, {"word": "tüketici", "meanings": ["Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse, müstehlik, üretici karşıtı", "Bitiren, mahveden"]}, {"word": "tüketmek", "meanings": ["Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek, yoğaltmak", "Güçsüzleştirmek, bezdirmek", "Yürüyerek aşmak, bitirmek"]}, {"word": "tükürme", "meanings": ["Tükürmek işi"]}, {"word": "tükürmek", "meanings": ["Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak", "Ağzındakini dudakları arasına getirip dışarı vermek", "Ağız yoluyla dışarı çıkarmak"]}, {"word": "tükürdüğünü yalamak", "meanings": ["verdiği sözden benliğini küçülterek geri dönmek"]}, {"word": "tükürük", "meanings": ["Tükürük bezlerinin ağza akan salgısı"]}, {"word": "tükürük bezleri", "meanings": ["Dil, çene ve kulak altında bulunan, tükürük salgılayan üç çift bez"]}, {"word": "tükürüğünü yutmak", "meanings": ["imrenip ağzı sulanmak"]}, {"word": "tükürük hokkası", "meanings": ["İçine tükürülen kap"]}, {"word": "tükürükleme", "meanings": ["Tükürüklemek işi"]}, {"word": "tükürüklemek", "meanings": ["Tükürükle ıslatmak"]}, {"word": "tükürüklenme", "meanings": ["Tükürüklenmek işi"]}, {"word": "tükürüklenmek", "meanings": ["Tükürükleme işine konu olmak"]}, {"word": "tükürük otu", "meanings": ["Zambakgillerden, 20-30 santimetre yüksekliğinde, küçük, beyaz veya sarı çiçekli, otsu ve çok yıllık bir bitki (Ornithogalum umbellatum)"]}, {"word": "tülbent", "meanings": ["İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez", "Bu bezden yapılmış başörtüsü"]}, {"word": "tül", "meanings": ["Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma", "Bu dokumadan yapılmış"]}, {"word": "tülbentçi", "meanings": ["Tülbent satan kimse"]}, {"word": "tüllenmek", "meanings": ["Tül görünümü almak"]}, {"word": "tüm", "meanings": ["Bir şeyin bütünü, tamamı, hepsi", "Yarım olmayan, bütün, eksiksiz"]}, {"word": "tümamiral", "meanings": ["Deniz kuvvetlerinde, rütbesi tuğamiralle koramiral arasında bulunan amiral"]}, {"word": "tüm", "meanings": ["Tümsek"]}, {"word": "tümamirallik", "meanings": ["Tümamiral rütbesi", "Tümamiralin makamı ve görevi"]}, {"word": "tüm başkalaşma", "meanings": ["Böceklerde, kurtçuk ve koza evresi geçiren başkalaşma türü"]}, {"word": "tümbek", "meanings": ["Tümsek"]}, {"word": "tüm başlılar", "meanings": ["Kemikleri kıkırdak olan, solungaç yarıkları bir deri kıvrımı ile örtülü omurgalı balıklar takımı"]}, {"word": "tümce", "meanings": ["Cümle"]}, {"word": "tümden", "meanings": ["Tümüyle, bütünüyle"]}, {"word": "tümel", "meanings": ["Belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan, külli", "Bütün kapsamıyla alınmış olan (önerme), külli, tikel karşıtı"]}, {"word": "tümdengelim", "meanings": ["Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu, talil, dedüksiyon"]}, {"word": "tümel kavram", "meanings": ["Kapsamına aldığı bütün nesneleri gösteren kavram"]}, {"word": "tümel önerme", "meanings": ["Konunun kapsamına giren bütün bireyler için belli bir şey bildiren önerme"]}, {"word": "tümen", "meanings": ["Tugayla kolordu arasında yer alan birlik, fırka", "On bin erden oluşan asker kuvveti", "Büyük küme, yığın", "On bin"]}, {"word": "tümevarım", "meanings": ["Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem, istikra, endüksiyon"]}, {"word": "tümgeneral", "meanings": ["Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi tuğgeneralle korgeneral arasında bulunan general, ferik (II)"]}, {"word": "tümgenerallik", "meanings": ["Tümgeneral olma durumu", "Tümgeneralin rütbesi", "Tümgeneralin görevi"]}, {"word": "tüm kirpikliler", "meanings": ["Kirpikli bir hücrelilerin alt sınıfı"]}, {"word": "tümleç", "meanings": ["Tümleyen şey, mütemmim", "Genellikle fiilin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan, herhangi bir ad durumunda bulunan, edat alan ad veya tamlama, meful, mütemmim"]}, {"word": "tümleme", "meanings": ["Tümlemek işi"]}, {"word": "tümlemek", "meanings": ["Tüm durumuna getirmek, tamamlamak, ikmal etmek"]}, {"word": "tümlenme", "meanings": ["Tümlenmek işi"]}, {"word": "tümlenmek", "meanings": ["Tüm durumuna gelmek"]}, {"word": "tümler", "meanings": ["Tümleyen, mütemmim"]}, {"word": "tümler açı", "meanings": ["Bir dar açıyı dik açı değerine çıkaran açı, tümey"]}, {"word": "tümörlenmek", "meanings": ["Tümörleşmek"]}, {"word": "tümör", "meanings": ["Ur"]}, {"word": "tümörleşme", "meanings": ["Tümörleşmek işi, tümörlenme"]}, {"word": "tümörleşmek", "meanings": ["Tümör durumuna gelmek, tümörlenmek"]}, {"word": "tüm sayı", "meanings": ["Bir derneğin, örgütün bütün üyelerinin oluşturduğu toplam üye sayısı"]}, {"word": "tümsek", "meanings": ["Küçük tepe, tüm (II), tümbek", "Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik"]}, {"word": "tümsekleşme", "meanings": ["Tümsekleşmek işi, tümselme"]}, {"word": "tümsekleşmek", "meanings": ["Tümsek durumuna gelmek, tümselmek"]}, {"word": "tümsekli", "meanings": ["Tümseği olan", "Dışbükey"]}, {"word": "tümselme", "meanings": ["Tümsekleşme"]}, {"word": "tümselmek", "meanings": ["Tümsekleşmek"]}, {"word": "tüm tanrıcılık", "meanings": ["Tanrı ile evreni bir kılan, her şeyi tanrı olarak gören öğretilerin genel adı, kamu tanrıcılık, panteizm"]}, {"word": "tüm tanrıcı", "meanings": ["Tüm tanrıcılık yanlısı olan, kamu tanrıcı, panteist"]}, {"word": "tümür", "meanings": ["Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı"]}, {"word": "tün", "meanings": ["Gece"]}, {"word": "tünaydın", "meanings": ["Öğleden akşama kadar geçen süre içinde karşılaşıldığında kullanılan bir selamlama sözü"]}, {"word": "tünek", "meanings": ["Kuş, tavuk, horoz vb.nin üzerinde tünedikleri dal veya sırık"]}, {"word": "tünekleme", "meanings": ["Tüneklemek işi"]}, {"word": "tüneklemek", "meanings": ["Tünemek"]}, {"word": "tünel geçmek", "meanings": ["aklını yaptığı işe vermemek"]}, {"word": "tünel", "meanings": ["Bir yandan öbür yana geçebilmek için yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol", "Çevresi kapalı yol"]}, {"word": "tünelin sonunda ışık görünmek", "meanings": ["sıkıntılı durumdan kurtulmak için çare belirmek"]}, {"word": "tünemek", "meanings": ["Kuşlar, kanatlı evcil hayvanlar, uyumak için bir dala veya sırığa konmak", "Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak"]}, {"word": "tüneme", "meanings": ["Tünemek işi"]}, {"word": "tünmek", "meanings": ["Hava kararıp gece olmak"]}, {"word": "tüplerini bağlatmak", "meanings": ["döllenmeyi engellemek amacıyla fallop tüpünü operasyonla kapatmak"]}, {"word": "tüp", "meanings": ["Laboratuvarlarda türlü işlerde kullanılan, bir ucu kapalı cam boru", "İçine krem, diş macunu, ilaç vb. maddeler konulan, bir ucu burgu kapaklı, plastik veya metal boru", "Akışkan maddelerin konulduğu, genellikle silindir biçiminde, içi boş, ağzı özel tapalı kap", "Fallop tüpü"]}, {"word": "tüp bebek", "meanings": ["Üreme organlarındaki rahatsızlıklar yüzünden ana rahminin dışında yumurtanın döllenmesi ve sonra ana rahmine yerleştirilmesi sonucunda doğan bebek"]}, {"word": "tüpçü", "meanings": ["Tüp gaz satan veya dağıtan kimse"]}, {"word": "tüp gaz", "meanings": ["İçine yüksek basınçla sıvılaştırılmış petrol gazı ve bütan gazı doldurulan, ısınmada ve mutfakta kullanılan tüp"]}, {"word": "tüp geçit", "meanings": ["Nehirlerin, kanalların, denizlerin iki yakasını su altından bağlayarak ulaşımı sağlayan yol", "Büyük caddelerde yayaların karşıdan karşıya geçişini kolaylaştırmak amacıyla yolu üstten birbirine bağlayan kapalı yaya geçidi"]}, {"word": "tüpleme", "meanings": ["Tüplemek işi"]}, {"word": "tüplemek", "meanings": ["Tüpe doldurmak"]}, {"word": "tüplü", "meanings": ["Tüpü olan", "Tüp içinde yetiştirilen"]}, {"word": "tüplük", "meanings": ["Laboratuvarlarda cam tüpleri koymaya yarayan tahta veya metal tabla"]}, {"word": "tür", "meanings": ["Çeşit, cins", "Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm, janr", "Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram", "Türlü"]}, {"word": "türap", "meanings": ["Toprak, toz"]}, {"word": "türban", "meanings": ["İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü"]}, {"word": "türbe", "meanings": ["Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı"]}, {"word": "türbedar", "meanings": ["Türbede hizmet gören, türbeyi bekleyen kimse, türbe bekçisi"]}, {"word": "türbe eriği", "meanings": ["Gülgillerden, kırmızı, tatlı, küçük çekirdekli, etinden kolay sıyrılabilen bir tür erik"]}, {"word": "türbin", "meanings": ["Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve birtakım özel düzenler yardımıyla dönerek çalışan araç"]}, {"word": "türbülans", "meanings": ["Burgaç"]}, {"word": "türbülansa girmek", "meanings": ["çalkantılı hava içerisinde sarsılarak yol almak"]}, {"word": "türdeşlik", "meanings": ["Aynı türden olma durumu, soydaşlık"]}, {"word": "türdeş", "meanings": ["Türleri bir olanlardan her biri"]}, {"word": "türe", "meanings": ["Adalet"]}, {"word": "türel", "meanings": ["Adalet ile ilgili olan"]}, {"word": "türedi", "meanings": ["Kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir duruma gelmiş (kimse), yerden bitme, zıpçıktı", "Nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı belirsiz, gerçek bir değeri olmayan"]}, {"word": "türeme", "meanings": ["Türemek işi", "Aynı kökten çıkma, iştikak"]}, {"word": "türemek", "meanings": ["Oluşmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak", "Parçalanıp çoğalmak, üremek", "Çoğalmak", "Bir kökten çıkmak"]}, {"word": "türeme ünlü", "meanings": ["Kelimenin aslında bulunmayan, iç veya ön seste beliren ünlü: azm > azim, Rum > Urum, gepgenç > gepegenç gibi"]}, {"word": "türemiş fiil", "meanings": ["Yapım eki ile türetilmiş fiil: baş-la-mak, güzel-le-ş-mek, dur-ak-la-mak gibi"]}, {"word": "türeme ünsüz", "meanings": ["Kelimenin aslında bulunmayan, ön veya iç seste beliren ünsüz: urmak > vurmak, fiat > fiyat gibi"]}, {"word": "türemiş isim", "meanings": ["Türemiş ad"]}, {"word": "türemiş sıfat", "meanings": ["Yapım ekiyle türetilmiş sıfat: akıl-lı (çocuk), sarı-şın (kız) gibi"]}, {"word": "türemiş kelime", "meanings": ["Yapım ekiyle türetilmiş kelime: süz-geç, ver-gi gibi"]}, {"word": "türemiş zarf", "meanings": ["Yapım ekiyle türetilmiş zarf: ilk-in, akşam-leyin, gelmek-sizin, sürünür-cesine gibi"]}, {"word": "türetme", "meanings": ["Türetmek işi", "Ad ve fiillerin kök veya gövdelerine yapım eki getirilerek kelime kurma, iştikak: Göz-lük-çü, söyle-n-ti, sev-gi gibi", "Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma, ihtira"]}, {"word": "türetme eki", "meanings": ["Ad veya fiil köklerine getirilerek yeni söz varlıkları yapan ek"]}, {"word": "türev", "meanings": ["Türemiş veya üretilmiş şey", "Yapım ekiyle kurulmuş kelime, müştak: Sev-gi, sev-in-mek, göz-lük gibi", "Bir madde üzerinde yapılan kimyasal işlemler sonucu elde edilen bir başka madde", "Değişken artması sıfıra giderken, fonksiyonun artmasının değişken artmasına oranının limiti"]}, {"word": "türetmek", "meanings": ["Oluşturmak, ortaya çıkarmak, yaratmak, meydana çıkarmak"]}, {"word": "türeyiş", "meanings": ["Türeme işi"]}, {"word": "Türk", "meanings": ["Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse", "Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse"]}, {"word": "Türk aksağı", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir küçük usul"]}, {"word": "telin etmek", "meanings": ["lanetlemek, kargımak"]}, {"word": "telkin etmek", "meanings": ["aşılamak"]}, {"word": "telin mitingi", "meanings": ["Herhangi bir siyasi veya sosyal olayı lanetlemek için gerçekleştirilen protestolu gösteri"]}, {"word": "telis", "meanings": ["Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval"]}, {"word": "tel kadayıf", "meanings": ["Özel kalıplardan ince tel biçiminde dökülerek sıcak sac üzerinde kurutulan hamur", "Bu hamurdan yapılan tatlı"]}, {"word": "tel kafes", "meanings": ["Tellerle örülmüş kafes"]}, {"word": "telkâri", "meanings": ["Tel durumundaki gümüşü, altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş", "Gümüş veya altını ince teller durumuna getirip örerek yapılan (takı vb.)", "Gümüş veya altın tellerden yapılmış motiflerle süslü"]}, {"word": "telkin", "meanings": ["Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama", "Talkın", "Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi"]}, {"word": "telkih", "meanings": ["Aşılama"]}, {"word": "tel kurdu", "meanings": ["Ekin ve sebze köklerini kemirerek büyük zararlara yol açması sebebiyle tarım için çok zararlı tarla böceği kurtçuklarına verilen ad"]}, {"word": "tel küf", "meanings": ["Vücutta hemen bütün dokularda yerleşebilen asalak bir tür mantar (Sporotrichum schnecki)"]}, {"word": "tel küflüce", "meanings": ["Tel küften ileri gelen ilkel mantar hastalığı"]}, {"word": "tellak", "meanings": ["Hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek"]}, {"word": "tellaklık", "meanings": ["Tellağın yaptığı iş"]}, {"word": "tellal", "meanings": ["Herhangi bir şeyi, olayı veya bir şeyin satılacağını halka duyurmak için çarşıda, pazarda yüksek sesle bağıran kimse, çağırtmaç", "Satışlarda aracılık eden kimse"]}, {"word": "tellal çağırtmak", "meanings": ["bir haber, bir istek vb.ni tellal aracılığıyla duyurmak"]}, {"word": "tellaliye", "meanings": ["Tellallık"]}, {"word": "tellallık", "meanings": ["Tellalın yaptığı iş", "Tellala verilen ücret veya yüzdelik, tellaliye"]}, {"word": "telleme", "meanings": ["Tellemek (I), (II) işi"]}, {"word": "tellemek", "meanings": ["Tel geçirmek, tel takmak", "Tel ile süslemek", "Tencere, çaydanlık vb.ni tel ile ovarak temizlemek"]}, {"word": "telleyip pullamak", "meanings": ["birçok süsle süslemek", "değerinden çok övmek"]}, {"word": "tellemek", "meanings": ["Telgraf çekmek"]}, {"word": "tellendirme", "meanings": ["Tellendirmek işi"]}, {"word": "tellenme", "meanings": ["Tellenmek işi"]}, {"word": "tellenmek", "meanings": ["Tel takınmak", "Telle çevrilmek"]}, {"word": "tellendirmek", "meanings": ["Sigara, nargile, çubuk vb.ni keyifle tüttürerek içmek"]}, {"word": "tellenmek", "meanings": ["Telgraf çekilmek"]}, {"word": "telli", "meanings": ["Teli olan", "Teller takınmış, telle süslenmiş"]}, {"word": "telli balıkçıl", "meanings": ["Başında ok biçiminde bir tel demeti bulunan balıkçıl, okar"]}, {"word": "tellice", "meanings": ["Tek kadın tarafından oynanan bir oyun türü"]}, {"word": "telli çalgılar", "meanings": ["Telli sazlar"]}, {"word": "telli turna", "meanings": ["Turnagillerden, su kıyılarında yaşayan, uzunluğu 85 santimetre olan, vücudu gümüşi, başı ve boynu kara, büyük bir kuş (Anthropoides virgo)"]}, {"word": "telli duvaklı", "meanings": ["Duvakla ve telle süslenmiş olan (gelin)"]}, {"word": "telli pullu", "meanings": ["Zevksiz bir biçimde süslenmiş (şey veya kimse)"]}, {"word": "tellür", "meanings": ["Atom numarası 52, atom ağırlığı 127,60, yoğunluğu 6,24 olan, 450 °C'de eriyen, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Te)"]}, {"word": "telmih", "meanings": ["Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme, açıkça söylememe", "Bir dizede veya beyitte bilinen bir olay, bir atasözü, fıkra vb.ni hatırlatma sanatı, anıştırma"]}, {"word": "telmih etmek", "meanings": ["üstü kapalı, imalı bir biçimde anlatmak"]}, {"word": "tel örgü", "meanings": ["Dikenli tellerden yapılmış engel"]}, {"word": "telsi", "meanings": ["Çok ince telciklerden oluşan"]}, {"word": "telsiz", "meanings": ["Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç"]}, {"word": "telsiz", "meanings": ["Teli olmayan"]}, {"word": "telsiz bağlantısı", "meanings": ["İki telsiz arasında kurulan haberleşme bağlantısı"]}, {"word": "telsizci", "meanings": ["Genellikle gemilerde, uçaklarda karayla gemi, yerle uçak arasında ve daha başka gemi ve uçaklarla telsiz bağlantısı kurmakla görevli kimse"]}, {"word": "telsizcilik", "meanings": ["Telsizcinin görevi"]}, {"word": "telsiz telgraf", "meanings": ["Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf düzeni, radyotelgraf"]}, {"word": "tel şehriye", "meanings": ["Açılan hamurun ince tel biçiminde kesilip kurutulmasıyla elde edilen ve genellikle çorbası yapılan bir yiyecek türü"]}, {"word": "tel tel", "meanings": ["Tel biçiminde olan", "Ayrı ayrı teller durumunda"]}, {"word": "tel tel dökülmek", "meanings": ["dağılıp gitmek", "çok başarısız olmak"]}, {"word": "teltikli", "meanings": ["Hatalı, kusurlu"]}, {"word": "teltik", "meanings": ["Yanlış, hata"]}, {"word": "teltiksiz", "meanings": ["Hatasız, kusursuz"]}, {"word": "telve", "meanings": ["Fincanın dibine çöken kahve tortusu"]}, {"word": "telvis", "meanings": ["Kirletme, pisletme"]}, {"word": "telvis etmek", "meanings": ["kirletmek, pisletmek"]}, {"word": "telyazı", "meanings": ["Telgraf"]}, {"word": "tem", "meanings": ["Tema"]}, {"word": "tel zımba", "meanings": ["Kâğıtları birbirine tutturmaya yarayan teli basan araç"]}, {"word": "temadi", "meanings": ["Sürme, sürüp gitme, uzama"]}, {"word": "temadi etmek", "meanings": ["sürmek, uzamak, sürüp gitmek"]}, {"word": "temaruz", "meanings": ["Sayrımsama"]}, {"word": "temaruz etmek", "meanings": ["sayrımsamak"]}, {"word": "temas", "meanings": ["Değme (I), dokunma (I), dokunuş (I), değinti", "Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet", "Değinme, sözünü etme, bahsetme", "Gidip gelme, ulaşım, bağlantı", "Dokunma"]}, {"word": "temas etmek", "meanings": ["dokunmak, değmek", "değinmek, sözünü etmek, bahsetmek"]}, {"word": "temas kurmak", "meanings": ["ilişkiye geçmek, bağlantı sağlamak"]}, {"word": "temas etmek", "meanings": ["görüşüp konuşmak", "cinsel ilişkide bulunmak"]}, {"word": "temasta bulunmak", "meanings": ["temas etmek"]}, {"word": "temasa geçmek", "meanings": ["arada bir bağlantı kurmak, görüşme yapmak"]}, {"word": "temasa gelmek", "meanings": ["buluşup görüşmek"]}, {"word": "temaşa", "meanings": ["Hoşlanarak bakma, seyretme", "Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey", "Gezme, seyir", "Oyun, temsil, piyes, tiyatro"]}, {"word": "temaşa etmek", "meanings": ["seyretmek, bakmak"]}, {"word": "temaşa sanatı", "meanings": ["Oyun, temsil, piyes, tiyatro, sahne sanatları"]}, {"word": "temayüz", "meanings": ["Başkalarına göre üstün duruma gelme, sivrilme, seçkinleşme"]}, {"word": "temayül", "meanings": ["Bir tarafa eğilme, meyletme", "Eğilim", "Yönseme", "Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma"]}, {"word": "temayüz etmek", "meanings": ["sivrilmek, seçkinleşmek"]}, {"word": "tembel", "meanings": ["İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç", "Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ)"]}, {"word": "tembele iş buyur, sana akıl öğretsin", "meanings": ["kendisinden bir konuda yardımcı olması istendiğinde yardım edeceği yerde çözüm yolları gösteren kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "tembelce", "meanings": ["Tembel bir biçimde, tembelcesine"]}, {"word": "tembelhane", "meanings": ["İçinde bulunanların çalışmaya karşı isteksiz davrandıkları yer"]}, {"word": "tembelleşme", "meanings": ["Tembelleşmek işi"]}, {"word": "tembelleştirme", "meanings": ["Tembelleştirmek işi"]}, {"word": "tembelleştirmek", "meanings": ["Tembel olmasına sebep olmak"]}, {"word": "tembelleşmek", "meanings": ["Tembel duruma gelmek"]}, {"word": "tembellik", "meanings": ["Tembel olma durumu, atalet", "Tembelce davranış, atalet"]}, {"word": "tembellik etmek", "meanings": ["tembelce davranmak"]}, {"word": "tembelliği tutmak", "meanings": ["tembelleşmek"]}, {"word": "tembih", "meanings": ["Bir şeyin belli biçimde ve yolda yapılmasını söyleme, bunu üsteleyerek hatırlatma, uyarı, uyarma", "Uyarım"]}, {"word": "tembih etmek", "meanings": ["bir şeyin belli biçimde ve yolla yapılmasını istemek, söylemek, uyarmak"]}, {"word": "tembihatta bulunmak", "meanings": ["uyarmak"]}, {"word": "tembihat", "meanings": ["Tembihler, uyarılar"]}, {"word": "tembihleme", "meanings": ["Tembihlemek işi"]}, {"word": "tembihlemek", "meanings": ["Uyarmak, hatırlatmak, tembih etmek"]}, {"word": "tembihlenme", "meanings": ["Tembihlenmek işi"]}, {"word": "tembihlenmek", "meanings": ["Tembihleme işi yapılmak, tembih edilmek"]}, {"word": "tembihli", "meanings": ["Uyarılmış, hatırlatılmış, tembih edilmiş"]}, {"word": "tembul", "meanings": ["Hindistan'da yetişen, tırmanıcı bir tür biber ağacı (Piper betle)"]}, {"word": "temdit", "meanings": ["Uzatma, sürdürme"]}, {"word": "temcit", "meanings": ["Recep, şaban ve ramazan ayları süresince, sabah ezanından sonra minarelerden okunan ve Allah'ın ululuğunu belirten dua"]}, {"word": "temdit etmek", "meanings": ["uzatmak, sürdürmek"]}, {"word": "temeddüh", "meanings": ["Kendini övme, övünme"]}, {"word": "temeddüh etmek", "meanings": ["övünmek"]}, {"word": "temek", "meanings": ["Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan kapaklı veya kapaksız delik, pencere"]}, {"word": "temeddün", "meanings": ["Uygarlaşma, medenileşme"]}, {"word": "temel", "meanings": ["Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü", "Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur", "En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz", "Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler"]}, {"word": "temel atmak", "meanings": ["bir yapının temellerini yapmaya başlamak", "herhangi bir işe başlamak, girişmek, bir şeyin gelişmesinin, büyümesinin başlangıcını oluşturmak"]}, {"word": "temel tutmak", "meanings": ["temelin kazılacağı zemin sağlam olmak", "sürüp gidecek bir duruma gelmek, kökleşmek, yerleşmek"]}, {"word": "temel kakmak", "meanings": ["bulunduğu yerden kolay kolay ayrılacak gibi olmamak"]}, {"word": "temel bilimler", "meanings": ["Değişik bilim alanlarının fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi temel bilgilerini içeren bilim dalları"]}, {"word": "temel cümle", "meanings": ["Birleşik veya girişik cümlelerde, yan cümle, ara cümle ve iç cümlelerin bağlı olduğu asıl yargıyı belirten cümle, temel tümce"]}, {"word": "temel çivisi", "meanings": ["Yapı işlerinde kullanılan büyük çivi"]}, {"word": "temel direği", "meanings": ["Binalarda yerin altında bulunan büyük, kalın direk"]}, {"word": "temel duruş", "meanings": ["Bir jimnastik alıştırmasına başlamak için vücudun dayanak yüzeyine göre aldığı, değişen ilk durum"]}, {"word": "temel eğitim", "meanings": ["İlköğretimi kapsayan eğitim sistemi"]}, {"word": "temel duvarı", "meanings": ["Temeli oluşturan duvarlar"]}, {"word": "temel haklar", "meanings": ["Kişiye bağlı dokunulmaz, devredilmez hak ve özgürlükler"]}, {"word": "temel harf", "meanings": ["Kanunla kabul edilmiş yeni Türk alfabesindeki harflerin tamamı"]}, {"word": "temel kazısı", "meanings": ["Temel atmak için yapılan kazı işleri"]}, {"word": "temellendirme", "meanings": ["Temellendirmek işi"]}, {"word": "temellendirmek", "meanings": ["Temel tutmasını sağlamak, yerleştirmek", "Süreklilik ve kalıcılık kazandırmak"]}, {"word": "temellenmek", "meanings": ["Temel tutmak"]}, {"word": "temellenme", "meanings": ["Temellenmek işi"]}, {"word": "temelleşmek", "meanings": ["Temel tutmak, yerleşmek", "Sürekli ve kalıcı bir duruma girmek"]}, {"word": "temelleşme", "meanings": ["Temelleşmek işi"]}, {"word": "temelleştirme", "meanings": ["Temelleştirmek işi"]}, {"word": "temelli", "meanings": ["Herhangi bir nitelikte temeli olan", "Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî", "(te'melli) Sürekli olarak", "Büsbütün, tamamen"]}, {"word": "temelleştirmek", "meanings": ["Temel tutmasını, yerleşmesini sağlamak", "Süreklilik kazandırmak, kalıcı bir duruma getirmek, temelli olmasını sağlamak"]}, {"word": "temelli senatör", "meanings": ["Belli bir süreye bağlı olmadan atanmış senatör"]}, {"word": "temellük", "meanings": ["Kendine mal etme"]}, {"word": "temel öğretim", "meanings": ["Temel eğitimin uygulanması"]}, {"word": "temel sayılar", "meanings": ["Asıl sayılar"]}, {"word": "temel önerme", "meanings": ["Değişik önermelerin özünü oluşturan önerme"]}, {"word": "temelsiz", "meanings": ["Temeli olmayan", "Gerçek veya sağlam olmayan, asılsız, yanlış", "Asılsız olarak, gerçeğe aykırı bir biçimde"]}, {"word": "temel taşı", "meanings": ["Bir yapının temeline konan taş", "Bir şeye temel olan öge veya kişi, dayanak, esas, ana direk"]}, {"word": "temel tümce", "meanings": ["Temel cümle"]}, {"word": "temenna", "meanings": ["Öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam"]}, {"word": "temenna etmek", "meanings": ["öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek selam vermek"]}, {"word": "temenni", "meanings": ["Bir şeyin gerçekleşmesini dileme", "Dilek"]}, {"word": "temenni etmek", "meanings": ["dilemek"]}, {"word": "temennide bulunmak", "meanings": ["dilemek"]}, {"word": "temerküz", "meanings": ["Bir yerde toplanma"]}, {"word": "temerküz etmek", "meanings": ["bir yerde, noktada toplanmak, derişmek, merkezlenmek"]}, {"word": "temerküz kampı", "meanings": ["Toplama kampı"]}, {"word": "temerrüt", "meanings": ["Dikkafalılık, kafa tutma, direnme", "Ek faiz ödememe durumu", "Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme, direnim"]}, {"word": "temerrüt etmek", "meanings": ["kafa tutmak"]}, {"word": "temerrüde düşmek", "meanings": ["ödenmesi hâlâ mümkün olan borcu ödememekte direnmek"]}, {"word": "temettü", "meanings": ["Kazanç"]}, {"word": "temessül", "meanings": ["Benzeşme", "Özümleme"]}, {"word": "temettü hissesi", "meanings": ["Kâr payı"]}, {"word": "temevvüç", "meanings": ["Dalgalanma"]}, {"word": "temeyyüz", "meanings": ["Kendini gösterme, sivrilme"]}, {"word": "temeyyüz etmek", "meanings": ["kendini göstermek, sivrilmek"]}, {"word": "temhir", "meanings": ["Mühürleme"]}, {"word": "temin", "meanings": ["Korkusunu giderme, inanç verme", "Sağlama, elde etme", "Gerçekleştirme"]}, {"word": "temin etmek", "meanings": ["korkusunu gidermek, güven vermek", "sağlamak, elde etmek, tedarik etmek"]}, {"word": "teminat", "meanings": ["Güvence"]}, {"word": "teminat altına almak", "meanings": ["güvence altına almak"]}, {"word": "teminat vermek", "meanings": ["güvence vermek"]}, {"word": "teminat akçesi", "meanings": ["Artırma ve eksiltmeye girenlerden garanti karşılığı alınan para"]}, {"word": "teminatlı", "meanings": ["Teminatı olan"]}, {"word": "teminat mektubu", "meanings": ["Bir kimsenin belirli bir işi yapabileceğine ilişkin, bankalarca verilen para güvencesini içeren belge"]}, {"word": "teminatsız", "meanings": ["Teminatı olmayan"]}, {"word": "temiz", "meanings": ["Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı (I), pak, münezzeh, hijyen, hijyenik", "Özenle yapılmış", "Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan", "Ahlakça lekesiz, necip, nezih", "Sabıkasız", "Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde"]}, {"word": "teminat senedi", "meanings": ["Ticari kuruluşların kullanabilecekleri krediye karşılık olarak bankalarda bulundurdukları müşteri çeki ve senetleri"]}, {"word": "temiz tutmak", "meanings": ["bir şeyi kirletmeden, bozmadan kullanmak, temiz olmasına özen göstermek"]}, {"word": "temiz bir dayak atmak", "meanings": ["adamakıllı dövmek"]}, {"word": "temiz bir dayak yemek", "meanings": ["adamakıllı dayak yemek"]}, {"word": "temiz iş altı ayda çıkar", "meanings": ["`doğru dürüst yapılması istenen iş uzun zaman ister` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "temize çekmek", "meanings": ["bir yazının karalamasını temiz olarak yazmak", "yaşanılan hoş olmayan olayları unutmak"]}, {"word": "temize çıkmak", "meanings": ["aklanmak"]}, {"word": "temize havale etmek", "meanings": ["uzayıp giden bir işi bitirivermek", "yiyeceği yiyip bitirmek", "kısa yoldan çözümlemek, çabucak bitirmek", "ortadan kaldırmak, öldürmek", "kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak"]}, {"word": "temiz kâğıdı", "meanings": ["Bir otomobilin fabrika çıkış belgesi"]}, {"word": "temiz kan", "meanings": ["Atardamarlarda dolaşan, akciğerlerden aldığı oksijeni taşıyarak vücudun her yanına giden kan"]}, {"word": "temizleme", "meanings": ["Temizlemek işi", "Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı"]}, {"word": "temizlemek", "meanings": ["Temiz duruma getirmek, arıtmak, paklamak", "Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak", "Bitirmek, tüketmek", "Öldürmek, yok etmek", "Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak", "Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek"]}, {"word": "temizleniş", "meanings": ["Temizlenme işi"]}, {"word": "temizlenme", "meanings": ["Temizlenmek işi"]}, {"word": "temizlenmek", "meanings": ["Temiz duruma gelmek, arınmak, paklanmak", "Sakıncalı bir durum, iş düzelmek, bitmek", "Kadınlarda aybaşı durumu sona ermek", "Ortadan kaldırılmak, öldürülmek", "Kumarda öbür oyuncu veya oyuncularca bütün parası alınmak"]}, {"word": "temizletmek", "meanings": ["Temizleme işini yaptırmak"]}, {"word": "temizletme", "meanings": ["Temizletmek işi"]}, {"word": "temizleyici", "meanings": ["Buhar makineleri aracılığıyla temizleme işini yapan kimse", "Bu işin yapıldığı yer", "Temizleme özelliği olan"]}, {"word": "temizleyiş", "meanings": ["Temizleme işi"]}, {"word": "temizlik", "meanings": ["Temiz olma durumu, arılık (I), saffet, nezafet", "Temiz durma veya tutma durumu", "Temizleme işi", "Ortadan kaldırma, yok etme, öldürme"]}, {"word": "temizlik yapmak", "meanings": ["temizlemek", "zararlı şeyleri yok etmek", "öldürmek"]}, {"word": "temizlikçi", "meanings": ["Temizlik işini yapan kimse"]}, {"word": "temizlikçi kadın", "meanings": ["Ev, iş yeri vb. yerlerde ücret karşılığı temizlik işleri yapan kadın"]}, {"word": "temizlikçilik", "meanings": ["Temizlikçi olma durumu"]}, {"word": "temizlik malzemesi", "meanings": ["Temizlik için kullanılan sabun, deterjan, süpürge, çeşitli boy ve ebatta fırça, bez vb. gereçlerin tümü"]}, {"word": "temiz pak", "meanings": ["Çok temiz", "Tertemiz bir biçimde"]}, {"word": "temiz para", "meanings": ["Kesintiden veya masraflardan sonra elde kalan para miktarı", "Hileye başvurmadan kazanılan para"]}, {"word": "temiz raporu", "meanings": ["Bir kimsenin herhangi bir hastalığı olmadığını gösteren rapor", "Bir şeyin bozuk olmadığını gösteren rapor"]}, {"word": "temiz yürekli", "meanings": ["İçi dışı bir olan, kalbi temiz olan"]}, {"word": "temiz yüreklilik", "meanings": ["Temiz yürekli olma durumu"]}, {"word": "temkin", "meanings": ["Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma"]}, {"word": "temkinsiz", "meanings": ["Davranışlarında ölçülü olmayan"]}, {"word": "temkinli", "meanings": ["Davranışlarında ölçülü olan"]}, {"word": "temkinsizlik", "meanings": ["Temkinsiz olma durumu"]}, {"word": "temlik", "meanings": ["Mülk olarak verme", "Bir hakkın diğer bir kimseye geçirilmesi"]}, {"word": "temlik etmek", "meanings": ["bir malı bir kimseye mülk olarak vermek"]}, {"word": "temmuz", "meanings": ["Yılın yedinci ayı, orak ayı"]}, {"word": "temlikname", "meanings": ["Bir hakkın diğer bir kimseye geçirildiğini gösteren belge"]}, {"word": "tempo tutmak", "meanings": ["el çırparak veya el ve ayaklarını bir yere vurarak bir müziğe eşlik etmek"]}, {"word": "tempo", "meanings": ["Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızı", "Ölçünün ayrılmış olduğu zamanlardan her biri, vuruş", "Vücut alıştırmalarının belirli süre içinde tekrarlanma hızı", "Gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı, tarz"]}, {"word": "tempolu", "meanings": ["Temposu olan", "Temposu hızlı olan"]}, {"word": "temposuz", "meanings": ["Temposu olmayan", "Temposu bozuk olan"]}, {"word": "temrin", "meanings": ["Alıştırma"]}, {"word": "temren", "meanings": ["Cirit ucu"]}, {"word": "temriye", "meanings": ["Deride yer yer küme durumundaki birtakım kabartılarla kendini gösteren hastalık", "Kara yosunu"]}, {"word": "temsil", "meanings": ["Birinin veya bir topluluğun adına davranma", "Oyun", "Söz gelişi", "Özümleme"]}, {"word": "temsilci", "meanings": ["Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil", "Benzerlerine örnek olan kimse veya şey", "Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı olmayan kimse"]}, {"word": "temsil etmek", "meanings": ["hak ve görev bakımından bir kimse veya topluluğun adına davranmak", "bir eseri sahnede oynamak", "belirgin özellikleriyle yansıtmak, sembolü olmak"]}, {"word": "temsilcilik", "meanings": ["Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranma görevi", "Temsilcinin makamı ve görevi, mümessillik"]}, {"word": "temsilî", "meanings": ["Bir şeyi göz önünde canlandıran, temsille ilgili"]}, {"word": "temsilî resim", "meanings": ["Tahayyülde canlandırılmış resim"]}, {"word": "temyiz", "meanings": ["Ayırt etme", "Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol"]}, {"word": "tema", "meanings": ["Asıl konu, temel motif, ana konu", "Öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu, düşünce, görüş, tem, ana konu", "Bir besteyi oluşturan temel motif, ana konu"]}, {"word": "temyiz etmek", "meanings": ["ayırt etmek", "mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden Yargıtay, Askerî Yargıtay veya Danıştayda incelenmesini istemek"]}, {"word": "temyize gitmek", "meanings": ["mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesi için Yargıtay, Askerî Yargıtay veya Danıştaya başvurmak"]}, {"word": "ten", "meanings": ["İnsan vücudunun dış yüzü, cilt", "Vücut"]}, {"word": "tenafür", "meanings": ["Ses uyumsuzluğu"]}, {"word": "tenakus", "meanings": ["Azalma, eksilme"]}, {"word": "tenakuz", "meanings": ["Çelişme, çelişki"]}, {"word": "tenakuza düşmek", "meanings": ["birbiriyle çelişen sözler söylemek", "çelişkiye düşmek"]}, {"word": "tenasüh", "meanings": ["Ruh göçü"]}, {"word": "tenasüp", "meanings": ["Birbirine uyma, yakışma, aralarında uygunluk bulunma, oran, orantı", "Birbirleriyle ilgili söz veya kavramların dizelerde toplanması sanatı"]}, {"word": "tenasül", "meanings": ["Üreme"]}, {"word": "tenazur", "meanings": ["Bakışım"]}, {"word": "tenasüpsüz", "meanings": ["Tenasüp olmayan, aralarında uygunluk, düzgünlük bulunmayan"]}, {"word": "tencere dibin kara, seninki benden kara", "meanings": ["`kötülük, kusur yönünden sen benden daha betersin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tencere", "meanings": ["İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap"]}, {"word": "tencere tava, herkeste bir hava", "meanings": ["`herkes kendi bildiği gibi davranıyor, ortada düşünce birliği kalmamış` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş", "meanings": ["`hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tenceresi (veya tencereleri) kaynamak", "meanings": ["geçimleri az çok yerinde olmak"]}, {"word": "tencerede pişirip kapağında yemek", "meanings": ["geçinme konusunda var olanla yetinmek"]}, {"word": "tenceresi kaynarken, maymunu oynarken", "meanings": ["geçimi yolunda, keyfi yerindeyken"]}, {"word": "tender", "meanings": ["Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon"]}, {"word": "teneffüs", "meanings": ["Solunum", "Temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara"]}, {"word": "tendürüst", "meanings": ["Dinç, sağlam"]}, {"word": "teneffüs etmek", "meanings": ["soluk almak"]}, {"word": "teneffüshane", "meanings": ["Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe"]}, {"word": "tenekeci", "meanings": ["Tenekeden kap ve öteberi yapan, tenekeden yapılmış malzemeyi onaran kimse"]}, {"word": "teneke", "meanings": ["Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac", "Bu sacdan yapılmış", "Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap", "Bu kabın aldığı miktarda olan"]}, {"word": "tenekecilik", "meanings": ["Tenekecinin yaptığı iş"]}, {"word": "tenekelemek", "meanings": ["Teneke kutuya doldurmak"]}, {"word": "tenevvür", "meanings": ["Aydınlanma"]}, {"word": "teneke mahallesi", "meanings": ["Damlarının çoğu teneke kaplı, derme çatma evlerden oluşan mahalle"]}, {"word": "teneşir", "meanings": ["Üzerinde ölü yıkanan ayaklı tahta, salacak, teneşir tahtası"]}, {"word": "teneşir paklamak", "meanings": ["yaşarken kirli işlere bulaşan kimseler için tek çıkar yol ölüm olmak"]}, {"word": "teneşire gelesi", "meanings": ["`gebersin` anlamında kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "teneşir horozu", "meanings": ["Çok zayıf kimse, teneşir kargası"]}, {"word": "teneşirlik", "meanings": ["Cami avlularında teneşir ve tabut konulan yer", "Teneşir yapmaya yarayan tahta", "Kötü huyunu ölünceye kadar sürdüren (kimse)", "Ölmek üzere olan (hasta)"]}, {"word": "tenevvü", "meanings": ["Çeşitlilik"]}, {"word": "tenevvür etmek", "meanings": ["aydınlanmak"]}, {"word": "tenezzüh", "meanings": ["Gezinti"]}, {"word": "tenezzül", "meanings": ["Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme", "Alçak gönüllü gösterme"]}, {"word": "tenezzül etmek", "meanings": ["alçak gönüllülük göstermek", "kendi durumuna, düzeyine aykırı düşen bir şeyi veya işi kabul etmek", "herhangi bir şeyi yapmaya istekli olmamak"]}, {"word": "ten fanilası", "meanings": ["Doğrudan doğruya ten üzerine giyilen ince fanila"]}, {"word": "tenge", "meanings": ["Kazakistan'ın para birimi"]}, {"word": "tenha", "meanings": ["Issız", "Kalabalık olmayan", "Yalnız, tek"]}, {"word": "tenha kalmak", "meanings": ["ıssızlaşmak", "yalnız kalmak"]}, {"word": "tenhaca", "meanings": ["Kalabalık olmayan"]}, {"word": "tenhalaşma", "meanings": ["Tenhalaşmak işi"]}, {"word": "tenhalaşmak", "meanings": ["Yalnız kalmak", "Tenha duruma gelmek, boşalmak, ıssızlaşmak"]}, {"word": "tenhalık", "meanings": ["Tenha olma durumu", "Boş ve ıssız (yer)"]}, {"word": "tenis", "meanings": ["Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun, alan topu"]}, {"word": "tenis kortu", "meanings": ["Kort"]}, {"word": "tenisçi", "meanings": ["Tenis oynayan kimse"]}, {"word": "tenkidî", "meanings": ["Eleştirmeli, eleştirili"]}, {"word": "tenkil", "meanings": ["Uzaklaştırma", "Herkese örnek olacak bir ceza verme", "Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma"]}, {"word": "tenkil etmek", "meanings": ["düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırmak"]}, {"word": "tenkis", "meanings": ["Azaltma, eksiltme"]}, {"word": "tenkis etmek", "meanings": ["azaltmak, eksiltmek"]}, {"word": "tenkit", "meanings": ["Eleştirme, eleştiri", "Eleştiri"]}, {"word": "tenkisat", "meanings": ["Azaltmalar, eksiltmeler"]}, {"word": "tenkit etmek", "meanings": ["eleştirmek"]}, {"word": "tenkit", "meanings": ["Noktalama"]}, {"word": "tenkitçi", "meanings": ["Eleştirmen"]}, {"word": "tenkitçilik", "meanings": ["Eleştirmenlik"]}, {"word": "tenkiye", "meanings": ["Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme", "Bu iş için kullanılan araç"]}, {"word": "tennure", "meanings": ["Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz, yakasız, yırtmaçlı, beli kırmalı, uzun ve geniş giysi"]}, {"word": "ten rengi", "meanings": ["İnsan teninin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tensik", "meanings": ["Düzenleme, düzeltme, yoluna koyma"]}, {"word": "tenor", "meanings": ["En tiz erkek sesi", "Sesi böyle olan şarkıcı, sanatçı"]}, {"word": "tensik etmek", "meanings": ["düzeltmek"]}, {"word": "tensikat", "meanings": ["Düzen vermeler, düzenlemeler", "Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri"]}, {"word": "tensil", "meanings": ["Ağacın düşen yapraklarını toplayıp dibine gömme"]}, {"word": "tensip", "meanings": ["Yaraştırma"]}, {"word": "tensip etmek", "meanings": ["uygun bulmak, uygun görmek, münasip görmek"]}, {"word": "tente", "meanings": ["Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez, naylon vb.nden yapılmış örtü"]}, {"word": "tenteli", "meanings": ["Tentesi olan"]}, {"word": "tentene", "meanings": ["Dantel"]}, {"word": "tenteneli", "meanings": ["Dantelli"]}, {"word": "tentenesiz", "meanings": ["Dantelsiz"]}, {"word": "tentesiz", "meanings": ["Tentesi olmayan"]}, {"word": "tentür", "meanings": ["Alkolün bir veya birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç"]}, {"word": "tentürdiyot", "meanings": ["Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik veya sıyrığa sürülen iyot tentürü"]}, {"word": "tenvir", "meanings": ["Aydınlatma", "Bilgi verme, aydınlatma"]}, {"word": "tenvirat", "meanings": ["Aydınlatma"]}, {"word": "tenvir etmek", "meanings": ["ışıklandırmak, aydınlatmak", "bilgi vermek, aydınlatmak"]}, {"word": "tenya", "meanings": ["Şerit"]}, {"word": "tenzih", "meanings": ["Arılama, kusur kondurmama", "Allah'ın bütün kusurlardan uzak olduğuna inanma"]}, {"word": "tenzih etmek", "meanings": ["kusurlu ve kabahatli olmadığını, kötü vasıflardan soyutlandırıldığını, dışında tutulduğunu bildirmek"]}, {"word": "tenzil", "meanings": ["İndirme, azaltma, çıkartma", "Aşağılama"]}, {"word": "tenzil etmek", "meanings": ["indirmek", "aşağılatmak"]}, {"word": "tenzilat", "meanings": ["İndirim"]}, {"word": "tenzilat yapmak", "meanings": ["indirim yapmak"]}, {"word": "tenzilatlı", "meanings": ["İndirimli"]}, {"word": "tenzilatsız", "meanings": ["İndirimsiz"]}, {"word": "teogoni", "meanings": ["Tanrıların meydana gelişi hakkında bilgi"]}, {"word": "teokrasi", "meanings": ["Siyasi iktidarın, Tanrı'nın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal, siyasi düzen, din erki"]}, {"word": "teokratik", "meanings": ["Teokrasiye dayanan"]}, {"word": "teolog", "meanings": ["Tanrı bilimci"]}, {"word": "teoloji", "meanings": ["Tanrı bilimi"]}, {"word": "teori", "meanings": ["Kuram"]}, {"word": "teorem", "meanings": ["Kanıtlanabilen bilimsel önerme", "Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin veya özelliğin bildirimi"]}, {"word": "teorik", "meanings": ["Kuramsal"]}, {"word": "tepe", "meanings": ["Bir şeyin en üstteki bölümü", "Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası", "Birinin yanı başı, baş ucu", "Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü", "Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi", "Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri", "İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası", "Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri"]}, {"word": "tepeden bakmak", "meanings": ["küçümsemek"]}, {"word": "tepesi atmak", "meanings": ["birdenbire öfkeye kapılmak, öfkelenmek"]}, {"word": "tepesi üstü", "meanings": ["başı yere gelmek üzere, tepetakla"]}, {"word": "tepesinde bitmek", "meanings": ["istenmediği hâlde birinin yanına gelip ayrılmak istememek, türlü isteklerle canını sıkmak, rahatsız etmek", "ansızın yanına gelmek"]}, {"word": "tepesinde havan dövmek", "meanings": ["üst katta oturan biri, gürültü yaparak alt kattakini rahatsız etmek"]}, {"word": "tepesinde değirmen çevirmek", "meanings": ["tepesinde havan dövmek"]}, {"word": "tepesinden kaynar sular dökülmek", "meanings": ["başından aşağı kaynar sular dökülmek"]}, {"word": "tepesine dikilmek", "meanings": ["başına dikilmek"]}, {"word": "tepesine binmek (veya çıkmak)", "meanings": ["genellikle kendinden daha güçsüz kimseleri ezmek, kötü davranmak", "çocuk, şımarıklık ederek istediğini yaptırmaya çalışmak"]}, {"word": "tepesinin tası atmak", "meanings": ["birdenbire çok sinirlenmek"]}, {"word": "tepe açısı", "meanings": ["Eksenden dikey kesitte yumuşakça çenetlerinin uç kısmında oluşan açı"]}, {"word": "tepe aşağı", "meanings": ["Baş aşağı"]}, {"word": "tepe camı", "meanings": ["Tavanda veya tavana yakın yerde, tepeye yakın bulunan camlı pencere"]}, {"word": "tepesi aşağı gitmek", "meanings": ["işleri bozulup büyük zarara uğramak"]}, {"word": "tepecik", "meanings": ["Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler", "Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu"]}, {"word": "tepeden inme", "meanings": ["Beklenmedik, şaşırtıcı", "Yüksek bir makamdan çıkan (buyruk)", "Serpme"]}, {"word": "tepeden inmeci", "meanings": ["Tepeden inme taraftarı, jakoben"]}, {"word": "tepeden inmecilik", "meanings": ["Egemen güçlerin, toplumun çıkarına birtakım görüşleri, uygulamaları topluma benimsetmesine dayanan akım, jakobenizm"]}, {"word": "tepeden tırnağa süzmek", "meanings": ["herhangi bir sebeple birine dikkatlice bakmak"]}, {"word": "tepeden tırnağa", "meanings": ["Bütünüyle", "Baştan aşağı, her yanıyla, tepeden ayağa"]}, {"word": "tepegöz", "meanings": ["Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç", "Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen (kimse)", "Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen (kimse)", "Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu (Cyclops strenuus)"]}, {"word": "tepegözler", "meanings": ["Birçok türü, önemli solucan türlerine ara konakçılık eden, duyargaları tek kollu, beşinci çift ayakları körelmiş kabuklular familyası"]}, {"word": "tepe lambası", "meanings": ["Cankurtaran, itfaiye gibi trafikte geçiş üstünlüğüne sahip araçların ve kurtarıcı gibi yardımcı araçların üzerinde bulunan, aralıklarla renkli ışık yayan lamba"]}, {"word": "tepeleme", "meanings": ["Tepelemek işi", "Tepe biçimi verecek veya kenarlarından taşacak kadar, tepelemesine"]}, {"word": "tepelemek", "meanings": ["Ayakları altında ezmek", "Bozguna uğratmak, hırpalamak", "Kıyasıya dövmek", "Öldürmek"]}, {"word": "tepelenme", "meanings": ["Tepelenmek işi"]}, {"word": "tepeletme", "meanings": ["Tepeletmek işi"]}, {"word": "tepelenmek", "meanings": ["Tepeleme işi yapılmak"]}, {"word": "tepeletmek", "meanings": ["Tepeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "tepeli", "meanings": ["Tepesi olan", "Başında sorguç, hotoz vb. bir süs bulunan (kuş)"]}, {"word": "tepeli akbaba", "meanings": ["Güney Amerika'da, genellikle sazlık göllerde yaşayan, siyah beyaz tüylü, büyük boylu, boynu ve başı çıplak, erkeklerinde koyu kırmızı tepelik bulunan yırtıcı kuş, kondor (Vultur gryphus)"]}, {"word": "tepeli dalgıç", "meanings": ["Dalgıç kuşlarından, başında kara tüylerden bir tepelik bulunan, sazlık göllerde yaşayan bir kuş, elmabaş (Podiceps cristatus)"]}, {"word": "tepeli bülbül", "meanings": ["Tepesi tüylü bir tür bülbül"]}, {"word": "tepeli deve kuşu", "meanings": ["Uçma yeteneği olmayan, Yeni Gine ve Avustralya'da yaşayan bir tür deve kuşu"]}, {"word": "tepelik", "meanings": ["Tepesi çok olan (yer)", "Bir yapının veya bir mobilyanın en yukarısına süs olarak yapılan bölüm", "Anadolu'da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla, bazı değerli taşlarla süslü başlık", "Sorguç"]}, {"word": "tepeli horoz", "meanings": ["İbiği iri ve yüksek dövüşçü horoz"]}, {"word": "tepeli deve kuşugiller", "meanings": ["Deve kuşu familyasından olan kuş türü"]}, {"word": "tepeli köstebek", "meanings": ["Burun deliklerinin çevresinde dokunma organı görevi yapan dokunaçları bulunan, uzun kuyruklu köstebek"]}, {"word": "tepeli patka", "meanings": ["Orta Anadolu'da yaşayan dalıcı ördek"]}, {"word": "tepeli tarla kuşu", "meanings": ["Tepeli, uzun kuyruklu, at dışkıları arasında beslenen tarla kuşu, tepeli toygar"]}, {"word": "tepeli tavuk", "meanings": ["Tepeli tavukgillerden, Güney Amerika'da yaşayan, ağaçlara tırmanan bir tür tavuk (Opisthocomus hoazin)"]}, {"word": "tepeli tavukgiller", "meanings": ["Tavuksular takımının bir familyası"]}, {"word": "tepesiz", "meanings": ["Tepesi olmayan"]}, {"word": "tepetakla", "meanings": ["Başı aşağı gelecek biçimde, tepetaklak"]}, {"word": "tepetakla etmek (veya devirmek)", "meanings": ["birinin toplumsal veya ekonomik durumunu bozmak"]}, {"word": "tepetakla gitmek (veya yuvarlanmak)", "meanings": ["hızlı bir biçimde toplumsal ve ekonomik durumu bozulmak"]}, {"word": "tepe üstü", "meanings": ["Trafikte karşı yoldan gelen aracın görülmediği en yüksek nokta", "Bir tepenin zirvesi"]}, {"word": "tephir", "meanings": ["Buharlaşma, buharlaştırma", "Buğulama, buğuya tutma, etüvden geçirme"]}, {"word": "tephirhane", "meanings": ["Buğuevi"]}, {"word": "tepi", "meanings": ["Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek, içtepi, itki"]}, {"word": "tepik", "meanings": ["Tekme"]}, {"word": "tepikleme", "meanings": ["Tepiklemek işi"]}, {"word": "tepiklemek", "meanings": ["Binek hayvanını yürütmek için ayakla vurmak, tekmelemek", "Otomobilin gaz pedalına sonuna kadar basmak"]}, {"word": "tepilme", "meanings": ["Tepilmek işi"]}, {"word": "tepilmek", "meanings": ["Tepme işi yapılmak", "Geri çevrilmek"]}, {"word": "tepindirmek", "meanings": ["Tepinmesine yol açmak"]}, {"word": "tepiniş", "meanings": ["Tepinme işi"]}, {"word": "tepinme", "meanings": ["Tepinmek işi"]}, {"word": "tepinmek", "meanings": ["Ayaklarını hızla yere veya bir şeye üst üste vurmak", "Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak", "Gürültü etmek", "Direnmek"]}, {"word": "tepir", "meanings": ["Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan, kıldan veya kamıştan yapılmış elek"]}, {"word": "tepirleme", "meanings": ["Tepirlemek işi"]}, {"word": "tepirlemek", "meanings": ["Tahılın taşını ayırmak, elemek"]}, {"word": "tepiş", "meanings": ["Tepme işi"]}, {"word": "tepişme", "meanings": ["Tepişmek işi"]}, {"word": "tepişmek", "meanings": ["Birbirini tepmek", "İtişip kakışmak"]}, {"word": "tepke", "meanings": ["Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği, yansı, refleks", "Dıştan veya içten gelen bir uyarım sonucunda organizmada tepkilere yol açan istemsiz sinir etkinliği, refleks"]}, {"word": "tepki", "meanings": ["Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon", "Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış", "Karşılık verme"]}, {"word": "tepki çekmek", "meanings": ["olumsuz, sert bir eleştiriyle karşı karşıya kalmak"]}, {"word": "tepki duymak", "meanings": ["bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek, tepki koymak"]}, {"word": "tepki göstermek", "meanings": ["bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek, tepki koymak"]}, {"word": "tepki koymak", "meanings": ["bir düşünce veya harekete karşı çıkmak"]}, {"word": "tepki vermek", "meanings": ["herhangi bir etkiye karşı söz veya davranışla karşılık vermek"]}, {"word": "tepkide bulunmak", "meanings": ["tepki göstermek"]}, {"word": "tepkili", "meanings": ["Tepkisi olan", "Tepki gücü ile çalışan"]}, {"word": "tepkili uçak", "meanings": ["Jet"]}, {"word": "tepkime", "meanings": ["Birbirini etkileyen maddeler arasında ortaya çıkan durum, reaksiyon, teamül"]}, {"word": "tepkimeye girmek", "meanings": ["bir cisim etkisi altında kaldığı bir şeye karşı tepki vermek"]}, {"word": "tepkimek", "meanings": ["Bir madde etkisi altında kaldığı bir şeye karşı tepki göstermek"]}, {"word": "tepkisel", "meanings": ["Tepkiyle ilgili, tepkiye ait"]}, {"word": "tepkisel davranış", "meanings": ["Dış çevreden gelen bir uyarının etkisiyle ortaya çıkan bir davranış"]}, {"word": "tepkisiz", "meanings": ["Tepkisi olmayan, tepki vermeyen", "Tepki gücü ile çalışmayan", "Uyaranlara karşın herhangi bir karşılık vermeyen"]}, {"word": "tepkisizlik", "meanings": ["Tepkisiz olma durumu"]}, {"word": "tepmek", "meanings": ["Hayvan, ayağıyla vurmak", "Üzerine basarak sıkıştırmak", "Çokça yürümek", "Silah ateşlendiğinde arkaya baskı yapmak", "Değerini anlamamak veya kestirememek, geri çevirmek", "Yeniden ortaya çıkmak, tazelenmek, depreşmek"]}, {"word": "tepme", "meanings": ["Tepmek işi", "Tekme", "Suda çiğnenerek keçeleştirilen yünden dokunmuş (kumaş, keçe vb.)"]}, {"word": "teptim keçe oldu, sivrilttim külah oldu", "meanings": ["bir şeyi işine geldiği gibi gösterenler veya yorumlayanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "tepe tepe kullanmak", "meanings": ["sağlamlığına güvenilen şeyleri yıpranacağını düşünmeden, esirgemeden, sakınmadan hoyratça kullanmak"]}, {"word": "tepserme", "meanings": ["Tepsermek işi"]}, {"word": "tepsermek", "meanings": ["Kuruyup çatlamak"]}, {"word": "tepsi", "meanings": ["Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap", "İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap", "Bu kap biçiminde olan", "Bir kabın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "ter", "meanings": ["Derinin gözeneklerinden sızan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan, renksiz, tuzlu sıvı, arak (I)"]}, {"word": "ter alıştırmak", "meanings": ["terinin biraz kurumasını beklemek"]}, {"word": "ter atmak", "meanings": ["vücudu rahatlatmak amacıyla aşırı derecede terlemek"]}, {"word": "ter basmak", "meanings": ["sıkıntı veya heyecandan dolayı çok terlemek"]}, {"word": "ter boşanmak", "meanings": ["hastalık, sıkıntı veya heyecandan dolayı çok terlemek"]}, {"word": "ter dökmek", "meanings": ["çok terlemek", "bir iş yapmak için zahmet çekmek"]}, {"word": "tere batmak", "meanings": ["çok terlemek"]}, {"word": "terini soğutmak", "meanings": ["terinin kurumasını bekleyerek dinlenmek"]}, {"word": "terakki", "meanings": ["İlerleme, yükselme, gelişme", "İlerleme"]}, {"word": "terakki etmek", "meanings": ["ilerlemek"]}, {"word": "terakki göstermek", "meanings": ["geliştiğini, ilerlediğini ortaya koymak"]}, {"word": "terakkiperver", "meanings": ["İlerici"]}, {"word": "teraküm", "meanings": ["Birikme, yığılma"]}, {"word": "teraküm etmek", "meanings": ["birikmek, yığılmak"]}, {"word": "terane", "meanings": ["Ezgi, makam, nağme", "Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz"]}, {"word": "teravi", "meanings": ["343 teravih"]}, {"word": "terapi", "meanings": ["Tedavi"]}, {"word": "teras", "meanings": ["Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer, ayazlık, taraça", "Damın, genellikle çamaşır sermeye yarayan ve üstü çinko ile döşeli bulunan düz bölümü, tahtaboş", "Seki"]}, {"word": "teraslama", "meanings": ["Sekileme"]}, {"word": "teraslamak", "meanings": ["Sekilemek"]}, {"word": "teraslanma", "meanings": ["Sekilenme"]}, {"word": "teraslanmak", "meanings": ["Sekilenmek"]}, {"word": "teravih", "meanings": ["Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz, teravih namazı"]}, {"word": "Terazi", "meanings": ["Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı"]}, {"word": "teravih namazı", "meanings": ["Teravih"]}, {"word": "terazi", "meanings": ["Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan", "Elektronik tartma aracı", "İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık", "Su terazisi", "Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu"]}, {"word": "teraziye vurmak", "meanings": ["iyice tartarak düşünmek"]}, {"word": "terazilemek", "meanings": ["Cambazlıkta kol veya sırık yardımıyla denge sağlamak", "Bir şeyin ağırlığını elle yoklamak"]}, {"word": "terazileme", "meanings": ["Terazilemek işi"]}, {"word": "terbi", "meanings": ["Dördün", "Dörtleme"]}, {"word": "terbiye", "meanings": ["Eğitim", "Görgü", "Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma", "Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme", "Hayvanı alıştırma"]}, {"word": "terbiye almak (veya görmek)", "meanings": ["belli bir eğitimle, görgüyle yetişmek"]}, {"word": "terbiyesini bozmak", "meanings": ["terbiyesizlik etmek"]}, {"word": "terbiye etmek", "meanings": ["eğitmek", "tabaklamak", "et vb. maddeleri yumuşaması için belirli şeylerin içinde bir süre bekletmek", "çorba vb. yemeklere yoğunlaşması ve daha çok lezzetli duruma gelmesi için süt, yumurta vb. katmak"]}, {"word": "terbiyesini vermek", "meanings": ["sert sözlerle terbiyesizliğini kendisine anlatmak"]}, {"word": "terbiyeci", "meanings": ["Eğitimci"]}, {"word": "terbiye", "meanings": ["Araba hayvanlarının dizginleri"]}, {"word": "terbiyelemek", "meanings": ["Eğitmek", "Çeşitli katkı maddeleriyle yemeği lezzetli duruma getirmek"]}, {"word": "terbiyeli", "meanings": ["Topluluk kurallarına uygun olarak davranan, müeddep", "Terbiye işlemi yapılmış (yemek)"]}, {"word": "terbiyeli maymun gibi", "meanings": ["çok saygılı, çekingen, itaatkâr"]}, {"word": "terbiyeli köfte", "meanings": ["Kıyma, ekmek içi, soğan, maydanoz ve baharat karışımının unlandıktan sonra kaynamakta olan su ve tuz içinde pişirilmesi ve limon suyu ile yumurtanın çırpılarak azar azar üzerine dökülmesiyle yapılan bir köfte türü", "Çeşitli katkı maddeleriyle lezzetli hâle getirilen köfte"]}, {"word": "terbiyeli çorba", "meanings": ["Çeşitli katkı maddeleriyle lezzetli hâle getirilen çorba"]}, {"word": "terbiyelilik", "meanings": ["Terbiyeli olma durumu"]}, {"word": "terbiyesizce", "meanings": ["Terbiyesiz", "(terbiyesi'zce) Terbiyesiz bir biçimde, saygısızca, terbiyesizcesine"]}, {"word": "terbiyesiz", "meanings": ["Terbiyesi olmayan", "Topluluk kurallarına aykırı davranan"]}, {"word": "tercih etmek", "meanings": ["yeğlemek"]}, {"word": "terbiyesizleşme", "meanings": ["Terbiyesizleşmek işi"]}, {"word": "terbiyesizleşmek", "meanings": ["Terbiyesizce davranışlarda bulunmak, edepsizleşmek"]}, {"word": "terbiyesizlik", "meanings": ["Terbiyesiz olma durumu", "Terbiyesizce davranış"]}, {"word": "terbiyesizlik etmek (veya yapmak)", "meanings": ["toplum kurallarına, görgü kurallarına aykırı davranışta bulunmak"]}, {"word": "terbiyevi", "meanings": ["Eğitimsel"]}, {"word": "terbiyum", "meanings": ["Atom numarası 65, atom ağırlığı 159 olan, az bulunan bir element (simgesi Tb)"]}, {"word": "tercih", "meanings": ["Yeğleme"]}, {"word": "tercihen", "meanings": ["Yeğleyerek, yeğleme yolu ile"]}, {"word": "terciibent", "meanings": ["Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan manzume biçimi"]}, {"word": "tercüman", "meanings": ["Çevirmen", "Göze görünen bir olayın, durumun veya biçimin anlamını dile getirmek"]}, {"word": "tercüman olmak", "meanings": ["başkasının düşüncesini ve duygusunu bildirmek, dile getirmek, anlatmak"]}, {"word": "tercümanlık", "meanings": ["Çevirmenlik"]}, {"word": "tercüme", "meanings": ["Çeviri"]}, {"word": "tercüme etmek", "meanings": ["çeviri yapmak"]}, {"word": "tercümeihâl", "meanings": ["Öz geçmiş"]}, {"word": "terebentin", "meanings": ["Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine, terementi"]}, {"word": "tere", "meanings": ["Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki (Lepidium sativum)"]}, {"word": "tereci", "meanings": ["Tere yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "tereciye tere satmak", "meanings": ["birine çok iyi bildiği bir şeyi öğretmeye kalkmak"]}, {"word": "tereddi", "meanings": ["Yozlaşma"]}, {"word": "tereddüt", "meanings": ["Kararsızlık, duraksama, ikircik, ikirciklik"]}, {"word": "tereddi etmek", "meanings": ["soysuzlaşmak, yozlaşmak"]}, {"word": "tereddüt etmek", "meanings": ["kararsız davranmak, duraksamak"]}, {"word": "tereddütlü", "meanings": ["Tereddüdü olan, duraksamalı", "Tereddüde yol açan"]}, {"word": "tereddütsüz", "meanings": ["Tereddüdü olmayan, duraksamasız", "Tereddüde yol açmayan", "Kararlı olarak, duraksamadan"]}, {"word": "terek", "meanings": ["Evlerin veya dükkânların yüksekçe yerinde bulunan raf", "Başlık veya şapkanın öndeki çıkıntılı bölümü, terek"]}, {"word": "tereke", "meanings": ["Miras"]}, {"word": "terekküp", "meanings": ["Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma, bileşme"]}, {"word": "terekküp etmek", "meanings": ["birkaç şeyden oluşmak, bileşmek"]}, {"word": "terelelli", "meanings": ["Hafif ve hoppa"]}, {"word": "terementi", "meanings": ["Terebentin"]}, {"word": "terennüm", "meanings": ["Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme", "Kuş şakıma, ötme", "Anlatma, ifade etme"]}, {"word": "terennüm etmek", "meanings": ["güzel ve alçak sesle şarkı söylemek", "anlatmak, ifade etmek"]}, {"word": "teres", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "teressüp", "meanings": ["Çökelme"]}, {"word": "teressüp etmek", "meanings": ["dibe çökmek"]}, {"word": "terettüp", "meanings": ["Gerekme, icap etme", "İş vb. için gerekme, ait olma"]}, {"word": "terettüp etmek", "meanings": ["gerekmek", "ödev olarak üzerine düşmek"]}, {"word": "tereyağı", "meanings": ["Sütten çıkarılan yemeklik yağ, sağyağ, sadeyağ, sarı yağ"]}, {"word": "tereyağı gibi", "meanings": ["çok yumuşak (elma, armut)"]}, {"word": "tereyağından kıl çeker gibi", "meanings": ["her türlü mecburiyetten, mükellefiyetten ve sorumluluktan kolayca sıyrılarak", "bir işi kolayca yaparak, becerikli bir biçimde"]}, {"word": "terfi", "meanings": ["Derece, makam bakımından yükselme", "Yükseltme"]}, {"word": "terfi etmek", "meanings": ["bir görevde derecesi yükselmek"]}, {"word": "terfien", "meanings": ["Terfi ederek, yükselerek"]}, {"word": "terfih", "meanings": ["Ferahlatma, rahat yaşamasını sağlama, gönendirme"]}, {"word": "terfih etmek", "meanings": ["iyileştirmek, ferahlatmak, gönendirmek"]}, {"word": "terfik", "meanings": ["Bir kimseyi arkadaş olarak yanına alma", "Arkadaş olarak yanına bir kimse verilme"]}, {"word": "terfik etmek", "meanings": ["yanına katmak, yanına almak"]}, {"word": "tergal", "meanings": ["Terilen", "Bu iplikten yapılmış"]}, {"word": "terhin", "meanings": ["Rehin olarak bırakma, rehine koyma, tutuya koyma"]}, {"word": "terhin etmek", "meanings": ["rehin olarak bırakmak, rehine koymak, tutuya koymak"]}, {"word": "terhis", "meanings": ["Askerlik ödevini bitirenleri ordudan bırakma"]}, {"word": "terhis olmak", "meanings": ["askerlik görevini bitirmek"]}, {"word": "terhis etmek", "meanings": ["askerlik görevini bitirenleri bırakmak", "bırakmak, terk etmek"]}, {"word": "terilen", "meanings": ["Yapay polyester lifleri veya ipliği, tergal", "Bu liften yapılan"]}, {"word": "terim", "meanings": ["Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah", "Geleneksel mantıkta özne veya yüklem", "Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri", "Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri", "Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had"]}, {"word": "terk", "meanings": ["Bırakma, ayrılma", "Vazgeçme", "Bakmama, ihmal etme"]}, {"word": "terk etmek", "meanings": ["bırakmak, ayrılmak", "salıvermek, vazgeçmek", "bakmamak, ihmal etmek"]}, {"word": "terki", "meanings": ["Eyerin arka bölümü", "Binek hayvanının sağrısı"]}, {"word": "terkisine almak", "meanings": ["üzerinde bulunduğu atın sağrısına bindirmek"]}, {"word": "terkibî", "meanings": ["Tamlama ile ilgili"]}, {"word": "terkibibent", "meanings": ["Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi"]}, {"word": "terkin", "meanings": ["Yazılmış bir şeyi çizerek silme"]}, {"word": "terkin etmek", "meanings": ["yazılmış bir şeyi çizerek silmek"]}, {"word": "terkip etmek", "meanings": ["birleştirmek, bir araya getirmek"]}, {"word": "terkip", "meanings": ["Birleşim, birleştirme, bir araya getirme", "Tamlama", "Bileşim"]}, {"word": "terleme", "meanings": ["Terlemek işi", "Yaprakların gözeneklerinden buhar biçiminde su kaybetmeleri"]}, {"word": "terletmek", "meanings": ["Terlemesine sebep olmak", "Sıkıntıya düşürmek, çokça yormak"]}, {"word": "terletme", "meanings": ["Terletmek işi"]}, {"word": "terlemek", "meanings": ["Ter çıkarmak, ter dökmek", "İçindeki suyu ter biçiminde sızdırmak", "Bir şeyin üzerinde buhar olarak yoğunlaşmak", "Bir iş yaparken yorulmak veya o işi çok emek harcayarak güçlükle başarmak"]}, {"word": "terleyiş", "meanings": ["Terleme işi"]}, {"word": "terli", "meanings": ["Terlemiş olan"]}, {"word": "terlikçi", "meanings": ["Terlik yapan veya satan kimse"]}, {"word": "terlikçilik", "meanings": ["Terlik yapma veya satma işi"]}, {"word": "terlik", "meanings": ["Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ayak giysisi", "Beyaz patiskadan dikilen veya yünden örülen takke, başlık"]}, {"word": "termal", "meanings": ["Sıcak kaplıca suyu", "Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb"]}, {"word": "terliksi", "meanings": ["Terlik biçiminde olan", "Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, bir hücreli hayvan (Paramaecium)"]}, {"word": "terme", "meanings": ["Bir tür yaban turpu"]}, {"word": "termik", "meanings": ["Isıl", "Isının üretilmesini, iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı"]}, {"word": "termik santral", "meanings": ["Yakıtla oluşan ısıdan elektrik üreten santral"]}, {"word": "terminal", "meanings": ["Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı veya son bıraktığı yer", "Bir veri iletişim ortamında veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi veya donanım birimleri topluluğu"]}, {"word": "terminoloji", "meanings": ["Terimler dizgesi", "Terim bilimi"]}, {"word": "termit", "meanings": ["Akkarınca"]}, {"word": "termitler", "meanings": ["Akkarıncalar"]}, {"word": "termiye", "meanings": ["İki çenekliler sınıfının baklagiller familyasından beyaz çiçekleri olan, acı olan taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen bir yıllık otsu bitki, acı bakla, delice bakla, gâvur baklası, koyun baklası, kurt baklası, Mısır baklası, yaban baklası, Yahudi baklası (Lupinus termis)"]}, {"word": "termodinamik", "meanings": ["Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu"]}, {"word": "termoelektrik çifti", "meanings": ["Isı enerjisini doğrudan doğruya elektrik enerjisine dönüştürebilen iki metalden oluşan pil, termoelektrik pil"]}, {"word": "termoelektrik", "meanings": ["Isı enerjisi ile elektrik enerjisi arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu"]}, {"word": "termoelektrik maşa", "meanings": ["Çok küçük nesnelerin sıcaklığını ölçmekte kullanılan, seri olarak bağlı iki elemandan oluşan maşa"]}, {"word": "termoelektrik pil", "meanings": ["Termoelektrik çifti"]}, {"word": "termofor", "meanings": ["Kauçuk vb. maddelerden yapılan, içi su veya kimyasal bir madde ile doldurularak ısının aynı düzeyde kalmasını sağlayan kap"]}, {"word": "termokimya", "meanings": ["Tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı"]}, {"word": "termometre", "meanings": ["Sıcaklıkölçer"]}, {"word": "termonükleer", "meanings": ["Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, hafif elementler arasında doğan (çekirdeksel tepkime)"]}, {"word": "termoplast", "meanings": ["Sıcakta biçim verilmeye elverişli, soğukta oldukça sert olan, kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi"]}, {"word": "termos", "meanings": ["Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen, aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan, içine konan sıvının ısısını uzun süre koruyan kap"]}, {"word": "termosfer", "meanings": ["Isı yuvarı"]}, {"word": "termosifon", "meanings": ["Sıcak su elde edilen, bir kazan ve içindeki borulardan oluşmuş araç"]}, {"word": "termostat", "meanings": ["Isıdenetir"]}, {"word": "terörizm", "meanings": ["Yıldırıcılık"]}, {"word": "terörist", "meanings": ["Yıldırıcı"]}, {"word": "terörcü", "meanings": ["Yıldırıcı"]}, {"word": "ters", "meanings": ["Gerekli olan duruma karşıt, zıt", "Bir şeyin içe gelen yanı, arkası", "Kesici bir aletin kesmeyen yanı", "Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz", "Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert", "Bir şeyin aksi, karşıtı"]}, {"word": "terör", "meanings": ["Yıldırı"]}, {"word": "ters anlamak", "meanings": ["yanlış yorumlamak, doğru anlam vermemek"]}, {"word": "ters düşmek", "meanings": ["aykırı durumda olmak, karşıt olmak"]}, {"word": "tersi dönmek", "meanings": ["şaşırıp bulunduğu ve gideceği yeri kestirememek"]}, {"word": "ters gitmek", "meanings": ["bir iş doğru ve düzgün yürümemek, sorun çıkmak"]}, {"word": "tersinden okumak", "meanings": ["yanlış anlamak", "olayı veya bir sanat eserini farklı biçimde değerlendirmek, yorumlamak"]}, {"word": "tersine çevirmek", "meanings": ["içini dışına çevirmek"]}, {"word": "ters tarafından kalkmak", "meanings": ["sol tarafından kalkmak"]}, {"word": "tersine dönmek", "meanings": ["beklenildiği, umulduğu gibi gerçekleşmemek, aksi olmak"]}, {"word": "tersine gitmek", "meanings": ["istenildiği gibi gerçekleşmemek, iyi sonuç vermemek", "bir işten veya bir durumdan hoşlanmamak"]}, {"word": "ters", "meanings": ["Hayvan pisliği"]}, {"word": "ters açı", "meanings": ["Birinin kenarları öbürünün kenarlarının uzantısından oluşan açılardan her biri"]}, {"word": "tersaneli", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde deniz subayı ve eri"]}, {"word": "tersane", "meanings": ["Gemi yapılan yer, gemilik, tezgâh"]}, {"word": "tersane sergisi", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde tersanede çalışanların alacaklarını gösteren çizelge"]}, {"word": "tersbeşik", "meanings": ["Sırtüstü yatışta kollarla, bükülü durumdaki dizleri kavrayarak sırt üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma, yuvarlanma"]}, {"word": "tersane kethüdası", "meanings": ["Tersanede kaptan paşadan sonra gelen en yüksek aşamalı ve en yetkili Osmanlı subayı"]}, {"word": "ters evirme", "meanings": ["Olumlu veya olumsuz olan bir önermenin konusunun tersini, yüklem ve yüklemin tersini konu yapma"]}, {"word": "tersim", "meanings": ["Resmini yapma"]}, {"word": "tersinir", "meanings": ["Bir olayın ortaya çıkma şartlarındaki sonsuz küçük bir değişikliğin etkisiyle herhangi bir anda yön değiştirebilen (kimyasal, fiziksel ve mekanik dönüşüm)"]}, {"word": "tersine", "meanings": ["Beklenilenin, umulanın aksine, karşıt olarak, bilakis, aksine"]}, {"word": "tersim etmek", "meanings": ["resmetmek"]}, {"word": "tersinmek", "meanings": ["Geri dönmek, rücu etmek", "Hiddetlenmek, aksilik etmek"]}, {"word": "tersinme", "meanings": ["Tersinmek işi"]}, {"word": "tersinirlik", "meanings": ["Tersinir bir olayın özelliği"]}, {"word": "tersin tersin", "meanings": ["Ters olarak"]}, {"word": "tersiyer", "meanings": ["Üçüncül"]}, {"word": "terslemek", "meanings": ["Hayvanlar pislemek"]}, {"word": "terslemek", "meanings": ["Bir kimseye gönül kırıcı, sert söz söylemek veya gönül kırıcı davranmak, azarlamak"]}, {"word": "terslenmek", "meanings": ["Tersleme işine konu olmak", "Aksilik etmek, terslik göstermek"]}, {"word": "tersleşme", "meanings": ["Tersleşmek işi"]}, {"word": "tersleme", "meanings": ["Terslemek işi"]}, {"word": "terslenme", "meanings": ["Terslenmek işi"]}, {"word": "tersleşmek", "meanings": ["Terslik etmek, zıt davranmak"]}, {"word": "terslik", "meanings": ["Ters olma durumu", "Tersçe davranış", "Aksilik"]}, {"word": "ters pers", "meanings": ["Düzelemeyecek kadar ters bir biçimde"]}, {"word": "terslik etmek", "meanings": ["zıt davranmak"]}, {"word": "ters yüz çevirmek", "meanings": ["ters yüzüne çevirmek"]}, {"word": "ters pers olmak", "meanings": ["yüzükoyun düşmek", "fena hâlde bozulmak"]}, {"word": "ters yüz dönmek", "meanings": ["ters yüzüne dönmek"]}, {"word": "ters yüz", "meanings": ["Gerisin geriye, ters yüzü"]}, {"word": "ters yüz etmek", "meanings": ["bir süre kullanılmış olan giysilerin içini dışına çevirmek", "değiştirmek", "işleri bozmak", "şüpheli duruma sokmak"]}, {"word": "ters yüz geri dönmek", "meanings": ["gittiği bir yerden istediğini elde edemeden dönmek"]}, {"word": "ters yüzüne çevirmek", "meanings": ["geri döndürmek"]}, {"word": "ters yüzüne dönmek", "meanings": ["geri gitmek, geri dönüp gitmek"]}, {"word": "tertemiz", "meanings": ["Çok temiz, her yanı temiz, arı sili, pirüpak", "Kötülük düşünmeyen, günahsız, lekesiz, suçsuz"]}, {"word": "ter ter", "meanings": ["`Direnmek, istememek, inat etmek, sinirlenmek` anlamlarındaki ter ter tepinmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tertibat", "meanings": ["Düzen, düzenleniş", "Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılan ön hazırlıklar"]}, {"word": "tertibat almak", "meanings": ["olacağı düşünülen sakıncalı bir duruma, harekete karşı hazırlık yapmak"]}, {"word": "tertip", "meanings": ["Uygun bir sıraya, düzene koyma, sıralama", "Düzenleniş, sıralanış biçimi, kombinasyon", "Düzenleme", "Doktorun hastaya verdiği ilaç düzeni", "Dizgi", "Hile, düzen, komplo", "Askere alınma dönemi"]}, {"word": "tertip etmek", "meanings": ["düzenlemek, hazırlamak"]}, {"word": "tertipçi", "meanings": ["Tertip eden, düzenleyen kimse", "Bir amaca ulaşmak için kötü bir hareket veya durum düzenleyen kimse"]}, {"word": "tertip olunmak", "meanings": ["düzenlenmek"]}, {"word": "tertibe düşürmek", "meanings": ["zarar verici bir eyleme, komploya uğratmak"]}, {"word": "tertipleme", "meanings": ["Tertiplemek işi"]}, {"word": "tertiplemek", "meanings": ["Sıraya, düzene koymak, düzenli bir biçim vermek", "Toplantı, seminer vb. düzenlemek, hazırlamak", "Hile, düzen, komplo hazırlamak"]}, {"word": "tertiplenme", "meanings": ["Tertiplenmek işi"]}, {"word": "tertiplenmek", "meanings": ["Sıraya konulmak, düzene sokulmak", "Düzenlenmek, hazırlanmak"]}, {"word": "tertipli", "meanings": ["Düzenli, derli toplu, yerli yerinde", "Dağınıklıktan hoşlanmayan, düzenli (kimse)", "Düzenli, derli toplu bir biçimde", "Önceden düzenlenmiş, hazırlanmış"]}, {"word": "tertipsiz", "meanings": ["Dağınık, düzene konmamış, düzensiz", "Savruk, dağınık, intizamsız (kimse)", "Düzensiz bir biçimde"]}, {"word": "tertiplilik", "meanings": ["Tertipli olma durumu"]}, {"word": "tertipsizlik", "meanings": ["Tertipsiz olma durumu"]}, {"word": "terütaze", "meanings": ["Çok taze, körpe", "Dinç bir biçimde"]}, {"word": "terviç", "meanings": ["Bir düşünceyi tutma, destekleme"]}, {"word": "terviç etmek", "meanings": ["bir düşünceyi tutmak, desteklemek"]}, {"word": "terzi", "meanings": ["Giysi biçip diken kimse, dikişçi", "Giysi dikilen yer, terzihane"]}, {"word": "terzi kendi söküğünü dikemez", "meanings": ["`insanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine yapamazlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "terzihane", "meanings": ["Giysi biçilip dikilen yer, terzi dükkânı"]}, {"word": "terzil", "meanings": ["Küçük düşürme"]}, {"word": "terzilik", "meanings": ["Terzinin yaptığı iş, dikişçilik"]}, {"word": "tesadüf", "meanings": ["Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi", "Rastlantı, rast geliş"]}, {"word": "terzil etmek", "meanings": ["küçük düşürmek, rezil etmek"]}, {"word": "tesadüf etmek", "meanings": ["rastlamak, rast gelmek"]}, {"word": "tesadüfen", "meanings": ["Rast gelerek, rastlantı sonucu olarak"]}, {"word": "tesadüfi", "meanings": ["Rastlantısal"]}, {"word": "tesahup", "meanings": ["Benimseme, sahip çıkma", "Arkadaşlık etme"]}, {"word": "tesalüp", "meanings": ["İki şeyin birbiri üzerine çapraz biçimde gelmesi", "Sinir ve damarların birbirinin üzerinden çapraz olarak geçmesi"]}, {"word": "tesahup etmek", "meanings": ["benimsemek, sahip çıkmak", "arkadaşlık etmek"]}, {"word": "tesanüt", "meanings": ["Omuzdaşlık", "Dayanışma"]}, {"word": "tescil", "meanings": ["Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme, kütüğe geçirme", "Bir taşınmazın üzerinde bir ayni hakkın kurulması için tapu kütüğüne yapılması gerekli kayıt"]}, {"word": "tescil etmek", "meanings": ["bir şeyi bir yere kaydederek resmîleştirmek, kütüğe geçirmek"]}, {"word": "tescilli", "meanings": ["Tescil edilmiş, resmen kayıtlı"]}, {"word": "tescilsiz", "meanings": ["Tescil edilmemiş"]}, {"word": "tesdis", "meanings": ["Sayısını altıya çıkarma veya altıya bölme", "Bir gazelin her beytine dört dize ekleyerek altılı duruma getirme"]}, {"word": "teselli", "meanings": ["Avunma, avuntu, avunç", "Piyangoda büyük ikramiyeyi kaybeden en yakın numaralara yapılan ödeme"]}, {"word": "teselli bulmak", "meanings": ["avunmak"]}, {"word": "teselli etmek (veya vermek)", "meanings": ["avutmak, avundurmak"]}, {"word": "teselli mükâfatı", "meanings": ["Bir yarışma vb.nde kazanamayana onu yüreklendirmek amacıyla verilen ödül"]}, {"word": "tesellisiz", "meanings": ["Teselli edilemeyen"]}, {"word": "tesellüm", "meanings": ["Verilen bir şeyi alma, teslim alma"]}, {"word": "tesellüm etmek", "meanings": ["verilen bir şeyi almak"]}, {"word": "teselsül", "meanings": ["Zincirleme", "Birbirine bağlı, birbiri ile ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra, silsile", "Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması"]}, {"word": "teselsül etmek", "meanings": ["kesintisiz, zincirleme sürüp gitmek"]}, {"word": "tesettür", "meanings": ["Kadınların kapalı bir biçimde giyinmesi"]}, {"word": "teshir etmek", "meanings": ["büyülemek", "kendine bağlamak, kendine hayran bırakmak"]}, {"word": "tesettürlü", "meanings": ["Kapalı kıyafetler giyinen (kadın)"]}, {"word": "teshir etmek", "meanings": ["ele geçirmek, fethetmek"]}, {"word": "teseyyüp", "meanings": ["Kayıtsızlık, tembellik, ihmalcilik"]}, {"word": "teshil", "meanings": ["Kolaylaştırma"]}, {"word": "teshil etmek", "meanings": ["kolaylaştırmak, kolaylık sağlamak"]}, {"word": "teshin", "meanings": ["Isıtma"]}, {"word": "teshin etmek", "meanings": ["ısıtmak"]}, {"word": "teshir", "meanings": ["Büyü yapma", "Büyüleme, kendine bağlama"]}, {"word": "tesis", "meanings": ["Yapma, kurma, temelini atma", "Kuruluş"]}, {"word": "tesis etmek", "meanings": ["kurmak, ortaya çıkarmak, oluşturmak"]}, {"word": "teshir", "meanings": ["Ele geçirme, zapt etme"]}, {"word": "tesir", "meanings": ["Etki"]}, {"word": "tesir etmek", "meanings": ["etki etmek"]}, {"word": "tesirli", "meanings": ["Etkili"]}, {"word": "tesirini göstermek", "meanings": ["etkisini göstermek"]}, {"word": "teskere", "meanings": ["Sedye", "Yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç"]}, {"word": "tesir bırakmak", "meanings": ["etki bırakmak"]}, {"word": "tesirsiz", "meanings": ["Etkisiz"]}, {"word": "tesisat", "meanings": ["Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü, döşem, donanım"]}, {"word": "tesisatçı", "meanings": ["Tesisatı döşeyen kimse, döşeyici, döşemci"]}, {"word": "tesisatçılık", "meanings": ["Tesisatçının yaptığı iş, döşeyicilik, döşemcilik"]}, {"word": "tesit", "meanings": ["Kutlama"]}, {"word": "tesit etmek", "meanings": ["kutlamak"]}, {"word": "teskin", "meanings": ["Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma"]}, {"word": "teskin etmek", "meanings": ["acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırmak, dindirmek"]}, {"word": "teslim", "meanings": ["Bir şeyi sahibine verme", "Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme", "Bırakma, devretme, terk etme", "Teslim ol veya teslim oluyorum sözü", "Gerçek olduğunu kabul etme, doğrulama", "Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça"]}, {"word": "teslim olmak", "meanings": ["üstün bir güç karşısında mücadeleden vazgeçip yenilgiyi kabul etmek", "kendini teslim etmek", "kadın, bir erkeğe kendini vermek"]}, {"word": "teslim etmek", "meanings": ["bir şeyi sahibine vermek", "bir şeyin kullanımını, korunmasını veya mülkiyetini vermek, bırakmak, devretmek, terk etmek", "gerçek olduğunu söylemek", "bir kadın, bir erkeğe kendini vermek"]}, {"word": "teslim almak", "meanings": ["teslim edilen bir şeyi almak", "tutsak almak"]}, {"word": "teslimatçı", "meanings": ["Teslimat işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "teslim bayrağı çekmek", "meanings": ["yenilgiyi kabul etmek", "çekişme sonunda, karşısındakinin istediğini yapmaya razı olduğunu bildirmek"]}, {"word": "teslimat", "meanings": ["Teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar", "Teslim etme işi"]}, {"word": "teslimiyet", "meanings": ["Teslim olma, kendini verme, boyun eğme"]}, {"word": "teslimiyet göstermek", "meanings": ["birinin isteğini olduğu gibi kabul etmek"]}, {"word": "teslim taşı", "meanings": ["Bektaşilerin sembol olarak kullandıkları on iki köşeli yassı taş"]}, {"word": "teslim tesellüm", "meanings": ["Biri verip öteki alma, verme ve alma"]}, {"word": "teslis", "meanings": ["Üçe çıkarma, üçleme", "Hristiyanlıkta Tanrı, İsa ve Kutsal Ruh'un aynı kişi olmaları inancı, üçleme"]}, {"word": "tesmiye etmek", "meanings": ["adlandırmak"]}, {"word": "tesmiye", "meanings": ["Adlandırma, ad koyma, ad verme"]}, {"word": "tespih", "meanings": ["`Süphanallah` sözünü söyleme", "Belirli dinî sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan, türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış, genellikle otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşmuş dizi"]}, {"word": "tespihe dizer gibi dizmek", "meanings": ["futbolda, rakip takımın oyuncuları arasından birer birer geçip gitmek"]}, {"word": "tespit", "meanings": ["Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama", "Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme", "Belirleme", "Sabitleme"]}, {"word": "tespih çekmek", "meanings": ["tespihin tanelerini birer birer iki parmak arasından geçirmek", "Allah'ın adını zikrederek ibadet etmek", "tespih tanelerini çeşitli maddelerden imal etmek veya aynı boyda düzenlemek"]}, {"word": "tespih ağacı", "meanings": ["Tespih ağacıgillerden, Hindistan'da ve Avrupa'nın sıcak bölgelerinde yetişen, meyvesi zehirli, kabukları ateş düşürücü bir ağaç, tespih çalısı, Çin leylağı (Melia azedarach)"]}, {"word": "tespih ağacıgiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, tespih ağacı ve maun ağacı ile benzer cinsleri içine alan bir bitki familyası"]}, {"word": "tespih böceği", "meanings": ["Kabuklulardan, karada, nemli yerlerde yaşayan, 15 milimetre uzunluğunda, dokunulduğunda top biçimini alan, yemek artıkları, kök ve meyvelerle beslenen bir tür böcek (Armadillidium vulgare)"]}, {"word": "tespih böcekleri", "meanings": ["Örnek hayvanı tespih böceği olan kabuklular takımı"]}, {"word": "tespihçi", "meanings": ["Tespih yapan veya satan kişi"]}, {"word": "tespihli", "meanings": ["Tespihi olan", "Üzerinde bir sıraya dizilmiş tespih taneleri gibi yuvarlakları olan"]}, {"word": "tespit etmek", "meanings": ["bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirmek, oynamaz duruma getirmek, saptamak", "bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde göstermek", "belirlemek", "sabitlemek"]}, {"word": "tesri", "meanings": ["Çabuklaştırma, hızlandırma"]}, {"word": "tesri etmek", "meanings": ["çabuklaştırmak, hızlandırmak"]}, {"word": "test", "meanings": ["Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama", "Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü", "Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama", "Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması"]}, {"word": "test etmek", "meanings": ["denemek, ölçmek", "sınamak, yoklamak", "yemeği tatmak"]}, {"word": "testere", "meanings": ["Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç"]}, {"word": "testere balığı", "meanings": ["Testere balığıgillerden, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan, burnu uzun ve iki yanı testere gibi dişli olan, köpek balığına benzer iri bir balık, marangoz balığı (Pristis pristis)"]}, {"word": "testere balığıgiller", "meanings": ["Gövdesi basık, ağzı testere biçiminde, örnek cinsi testere balığı olan bir köpek balığı familyası"]}, {"word": "testerelemek", "meanings": ["Testere ile kesmek"]}, {"word": "testereleme", "meanings": ["Testerelemek işi"]}, {"word": "testereli", "meanings": ["Testere biçiminde dişleri olan"]}, {"word": "testi", "meanings": ["Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılan su kabı", "Bu kabın alabileceği miktarda olan"]}, {"word": "testi gibi", "meanings": ["büyük ve sarkık (meme)"]}, {"word": "testi kırılsa da kulpu elde kalır", "meanings": ["`zarar da etse varlıklı bir kimse büsbütün yoksul kalmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "testi kırılmadan", "meanings": ["iş işten geçmeden"]}, {"word": "testiyi kıran da bir, suyu getiren de", "meanings": ["`görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "testicilik", "meanings": ["Testicinin işi"]}, {"word": "testici", "meanings": ["Testi yapan veya satan kimse"]}, {"word": "testi kabağı", "meanings": ["Su kabağı"]}, {"word": "testilik", "meanings": ["Evlerin iç avlularına su dolu testileri koymak için yapılan delikli tahta raf", "Testi yapımında kullanılan"]}, {"word": "testis", "meanings": ["Er bezi"]}, {"word": "testosteron", "meanings": ["Erkek cinsiyet hormonu"]}, {"word": "tesvit", "meanings": ["Karalama, müsvedde yapma"]}, {"word": "tesviye", "meanings": ["Düz duruma getirme, düzleme", "Ödeme, verme", "Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt"]}, {"word": "tesviye aleti", "meanings": ["Düzeç"]}, {"word": "tesviye etmek", "meanings": ["düzlemek", "ödemek, vermek"]}, {"word": "tesviyeci", "meanings": ["Metal, tahta vb. maddelerden yapılmış parçaları istenilen biçime sokmak için işleyerek düzelten zanaatçı"]}, {"word": "tesviyecilik", "meanings": ["Tesviyecinin işi veya mesleği"]}, {"word": "teşbih", "meanings": ["Benzetme"]}, {"word": "tesviyeruhu", "meanings": ["Su terazisi"]}, {"word": "teşbih etmek", "meanings": ["benzetmek"]}, {"word": "teşbihte hata olmaz (veya olmasın)", "meanings": ["`yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi, saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "teşci etmek", "meanings": ["cesaret vermek, cesaretlendirmek, yüreklendirmek"]}, {"word": "teşci", "meanings": ["Cesaret verme, cesaretlendirme, yüreklendirme"]}, {"word": "teşdit", "meanings": ["Şiddetini artırma, güç verme", "Sağlamlaştırma"]}, {"word": "teşebbüs", "meanings": ["Girişim, girişme"]}, {"word": "teşebbüse geçmek", "meanings": ["bir işi yapmak için davranmak, girişmek"]}, {"word": "teşebbüs etmek", "meanings": ["girişmek, el atmak"]}, {"word": "teşebbüsü ele almak", "meanings": ["öne atılıp bir işi yönetmeye başlamak"]}, {"word": "teşehhüt", "meanings": ["Namazda oturarak `ettehiyyatü` duasını okuma"]}, {"word": "teşekkül etmek", "meanings": ["belirmek, belli bir biçim almak, oluşmak", "kuruluş olarak oluşmak"]}, {"word": "teşehhüt miktarı", "meanings": ["Çok kısa bir süre"]}, {"word": "teşekkül", "meanings": ["Belli bir varlık ve biçim kazanma, oluşma,oluşum", "Kurulma", "Örgüt"]}, {"word": "teşekkür", "meanings": ["Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma", "Teşekkürname"]}, {"word": "teşekkür etmek", "meanings": ["hoşnutluğunu anlatmak"]}, {"word": "teşerrüf etmek", "meanings": ["onurlanmak, şereflenmek, şeref duymak"]}, {"word": "teşerrüf", "meanings": ["Bir kimse ile tanışmaktan onurlanma, şereflenme, şeref duyma"]}, {"word": "teşevvüş", "meanings": ["Karışıklık"]}, {"word": "teşhir", "meanings": ["Gösterme", "Sergileme", "Herkese duyurma, dile düşürme", "Bir hükümlüyü ceza olarak halka gösterme"]}, {"word": "teşhir etmek", "meanings": ["göstermek", "sergilemek", "herkese duyurmak, dile düşürmek", "bir hükümlüyü ceza olarak halka göstermek"]}, {"word": "teşhirci", "meanings": ["Göstermeci"]}, {"word": "teşhircilik", "meanings": ["Göstermecilik"]}, {"word": "teşhis ve intak", "meanings": ["Kişileştirme"]}, {"word": "teşhis", "meanings": ["Kim ve ne olduğunu anlama, tanıma, seçme", "Belirleme", "Kişileştirme", "Tanı"]}, {"word": "teşhis etmek (veya koymak)", "meanings": ["kim ve ne olduğunu anlamak, tanımak, seçmek", "elde bulunan verilere, belgelere göre bir durumun sebeplerini, niteliklerini tespit etmek", "bulgularına bakarak hastalığın ne olduğunu tespit etmek"]}, {"word": "teşkil", "meanings": ["Oluşturma, ortaya çıkarma, meydana getirme", "Oluşum", "Örgütleme"]}, {"word": "teşkil etmek", "meanings": ["oluşturmak, ortaya çıkarmak"]}, {"word": "teşkilat", "meanings": ["Örgüt"]}, {"word": "teşkilatçı", "meanings": ["Örgütçü"]}, {"word": "teşkilatçılık", "meanings": ["Örgütçülük"]}, {"word": "teşkilatlandırılma", "meanings": ["Örgütlendirilme"]}, {"word": "teşkilatlandırma", "meanings": ["Örgütleme, örgütlendirme"]}, {"word": "teşkilatlandırılmak", "meanings": ["Örgütlendirilmek"]}, {"word": "teşkilatlandırmak", "meanings": ["Örgütlemek, örgütlendirmek"]}, {"word": "teşkilatlanmak", "meanings": ["Örgütlenmek"]}, {"word": "teşkilatlanma", "meanings": ["Örgütlenme"]}, {"word": "teşkilatlı", "meanings": ["Örgütlü"]}, {"word": "teşkilatsız", "meanings": ["Örgütsüz", "Örgütsüz bir biçimde"]}, {"word": "teşkilatsızlık", "meanings": ["Örgütsüzlük"]}, {"word": "teşmil", "meanings": ["Kapsamına alma, genişletme, yayma"]}, {"word": "teşmil etmek", "meanings": ["kapsamını genişletmek, kapsamına almak"]}, {"word": "teşne olmak", "meanings": ["çok istekli görünmek"]}, {"word": "teşne", "meanings": ["Susamış", "Çok istekli"]}, {"word": "teşrif", "meanings": ["Bir yeri onurlandırma, şereflendirme", "Gelmesiyle bir yeri onurlandırma"]}, {"word": "teşri", "meanings": ["Yasama"]}, {"word": "teşrif etmek", "meanings": ["şereflendirmek, onurlandırmak", "bir yere gelmek"]}, {"word": "teşrifat", "meanings": ["Resmî günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin makam ve mevki sıralarına göre kabulü", "Kurallara göre davranma"]}, {"word": "teşrifatçılık", "meanings": ["Teşrifatçı olma durumu", "Teşrifata önem verme durumu"]}, {"word": "teşrifatçı", "meanings": ["Resmî günlerde tören ve çağrılarda çağrılıları kurallara göre karşılamakla ve ağırlamakla görevli kimse"]}, {"word": "teşrih etmek", "meanings": ["açımlamak"]}, {"word": "teşrihhane", "meanings": ["Otopsi yapılan yer", "Tıp fakültelerinde anatomi dersi yapılan yer"]}, {"word": "teşrii", "meanings": ["Yasamalı"]}, {"word": "teşrih", "meanings": ["Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatma, açımlama", "Anatomi", "İskelet"]}, {"word": "teşrii kuvvet", "meanings": ["Yasama gücü"]}, {"word": "teşrii masuniyet", "meanings": ["Yasama dokunulmazlığı"]}, {"word": "teşrik", "meanings": ["Yaptığı bir işe bir kimseyi ortak etme"]}, {"word": "teşrikimesai", "meanings": ["Bir gaye uğruna kurulan çalışma ortaklığı, birlikte çalışma, iş birliği"]}, {"word": "teşri kuvveti", "meanings": ["Yasama gücü"]}, {"word": "teşrin", "meanings": ["Yılın onuncu ve on birinci aylarına verilen ortak ad"]}, {"word": "teşrinisani", "meanings": ["Kasım"]}, {"word": "teşrinievvel", "meanings": ["Ekim"]}, {"word": "teşt", "meanings": ["Çamaşır leğeni"]}, {"word": "teşvik", "meanings": ["İsteklendirme, özendirme", "Bir kimseyi kötü bir iş yapması için kışkırtma"]}, {"word": "teşvik etmek", "meanings": ["isteklendirmek, özendirmek", "bir kimseyi kötü bir iş yapması için kandırmak, kışkırtmak"]}, {"word": "teşvikçi", "meanings": ["Özendiren, isteklendiren, kışkırtan kimse, teşvikkâr"]}, {"word": "teşvikkâr", "meanings": ["Teşvikçi"]}, {"word": "teşyi", "meanings": ["Uğurlama"]}, {"word": "teşyi etmek", "meanings": ["uğurlamak, geçirmek"]}, {"word": "teşviş", "meanings": ["Karıştırma, bulandırma"]}, {"word": "tetabuk", "meanings": ["Uyma, uygun gelme"]}, {"word": "tetanos", "meanings": ["İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık, kazıklı humma"]}, {"word": "tetabuk etmek", "meanings": ["uymak, uygun gelmek"]}, {"word": "tetebbu", "meanings": ["Bir şeyi iyice inceleme, onunla ilgili bilgi edinme, araştırma"]}, {"word": "tetebbu etmek", "meanings": ["inceleme yapmak, araştırmak"]}, {"word": "tetik", "meanings": ["Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça"]}, {"word": "tetiğe basmak (veya dokunmak)", "meanings": ["ateş etmek"]}, {"word": "tetiği çekmek", "meanings": ["tetiğe basmak"]}, {"word": "tetik", "meanings": ["Çabuk davranan, çevik, dikkatli, uyanık", "Dikkat ve özen gerektiren, nazik"]}, {"word": "tetik davranmak", "meanings": ["anında, çok çabuk davranmak"]}, {"word": "tetik bulunmak", "meanings": ["tetikte bulunmak"]}, {"word": "tetik durmak", "meanings": ["hazır ve uyanık bulunmak"]}, {"word": "tetik üstünde beklemek", "meanings": ["hazır, dikkatli, uyanık bulunmak, tetikte olmak"]}, {"word": "tetiğini bozmamak", "meanings": ["soğukkanlılığını bozmamak, telaş göstermeyerek durumunu değiştirmemek"]}, {"word": "tetikçi", "meanings": ["Kiralık katil"]}, {"word": "tetikte (veya tetik) olmak (veya beklemek veya bulunmak veya durmak)", "meanings": ["her an uyanık ve hazır bulunmak"]}, {"word": "tetikçilik", "meanings": ["Tetikçi olma durumu"]}, {"word": "tetikleşmek", "meanings": ["Tetik duruma gelmek"]}, {"word": "tetikleşme", "meanings": ["Tetikleşmek işi"]}, {"word": "tetiklik", "meanings": ["Tetik (II) olma durumu"]}, {"word": "tetir", "meanings": ["Cevizin yeşil kabuğu ve yaprağı", "Yeşil ceviz kabuğu, nar vb. bitkilerin bıraktığı kalıcı boya lekesi"]}, {"word": "tetkik etmek", "meanings": ["incelemek", "araştırmak"]}, {"word": "tetkik", "meanings": ["İnceleme", "Araştırma"]}, {"word": "tetkikat", "meanings": ["Araştırmalar", "İncelemeler"]}, {"word": "tevabi", "meanings": ["Tabi olanlar, maiyet"]}, {"word": "tevafuk", "meanings": ["Birbirine uyma, uygun gelme"]}, {"word": "tevafuk etmek", "meanings": ["birbirine uymak, uygun gelmek"]}, {"word": "tevahhuş", "meanings": ["Ürkme, ürküntü"]}, {"word": "tevahhuş etmek", "meanings": ["ürkmek"]}, {"word": "tevakki", "meanings": ["Sakınma, korunma, çekinme"]}, {"word": "tevakki etmek", "meanings": ["sakınmak, korunmak, çekinmek"]}, {"word": "tevakkuf", "meanings": ["Durma, duraklama, eğleşme", "Bağlı olma, ilgili olma"]}, {"word": "tevakkuf etmek", "meanings": ["durmak, eğleşmek, eğlenmek"]}, {"word": "tevali", "meanings": ["Arası kesilmeksizin sürme", "Art arda gelme, ardı arası kesilmeme, sürüp gitme"]}, {"word": "tevali etmek", "meanings": ["arkası gelmek, sürüp gitmek"]}, {"word": "tevarüs", "meanings": ["Bir kimseden miras kalma, mirasa konma", "Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme"]}, {"word": "tevarüs etmek", "meanings": ["mal vb. miras olarak birinden diğerine kalmak", "kalıtım yoluyla birinden diğerine geçmek"]}, {"word": "tevazu", "meanings": ["Alçak gönüllülük"]}, {"word": "tevatür", "meanings": ["Bir haberin ağızdan ağıza yayılması, yaygın söylenti", "Bir haberi, yalan olarak söylenmiş bir söz üzerine birleşmeleri mümkün olmayan ve her zaman kendilerine güvenilen kimselerin bildirmeleri"]}, {"word": "tevazulu", "meanings": ["Alçak gönüllü"]}, {"word": "tevazün", "meanings": ["Birbirine denk olma, dengede bulunma"]}, {"word": "teveccüh", "meanings": ["Bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme", "Güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma, sevme"]}, {"word": "tevbih", "meanings": ["Paylama"]}, {"word": "tevcih", "meanings": ["Yöneltme", "Aşama, makam, mevki verme, terfi ettirme"]}, {"word": "tevcih etmek", "meanings": ["yöneltmek, çevirmek", "aşama, makam, mevki vermek, terfi ettirmek"]}, {"word": "tevdi", "meanings": ["Verme, bırakma"]}, {"word": "tevdiat", "meanings": ["Banka vb. yerlere para, senet yatırma"]}, {"word": "tevdi etmek", "meanings": ["vermek, bırakmak"]}, {"word": "tevdiatta bulunmak", "meanings": ["para yatırmak"]}, {"word": "teveccüh etmek", "meanings": ["bir yere yönelmek"]}, {"word": "teveccühünüz", "meanings": ["`iyi görüşünüz, iyi değerlendirmeniz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "teveccüh göstermek", "meanings": ["güler yüz göstermek"]}, {"word": "tevehhüm", "meanings": ["Kuruntuya düşme"]}, {"word": "tevek", "meanings": ["Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı", "Üzüm kütüğü, çotuk"]}, {"word": "tevekkel", "meanings": ["Her şeyi oluruna bırakan"]}, {"word": "tevekkeli", "meanings": ["Boşuna, boş yere, sebepsiz olarak"]}, {"word": "tevekkül", "meanings": ["Herhangi bir işte elinden geleni yapıp daha sonrasını Allah'a bırakma"]}, {"word": "tevekkül etmek", "meanings": ["herhangi bir işte elinden geleni yapıp daha sonrasını Allah'a bırakmak"]}, {"word": "tevekleme", "meanings": ["Teveklemek işi"]}, {"word": "teveklemek", "meanings": ["Üzüm kütüklerinde dip ve gövdeden fışkıran gereksiz sürgünleri temizlemek"]}, {"word": "tevessül etmek", "meanings": ["başlamak, girişmek"]}, {"word": "tevellüt", "meanings": ["İnsanın doğumu, doğduğu zaman"]}, {"word": "tevellütlü", "meanings": ["Doğumlu"]}, {"word": "teverrüm", "meanings": ["Verem olma"]}, {"word": "teverrüm etmek", "meanings": ["vereme yakalanmak, verem olmak"]}, {"word": "tevessü", "meanings": ["Genişleme, yayılma"]}, {"word": "tevessü etmek", "meanings": ["genişlemek, yayılmak"]}, {"word": "tevettür", "meanings": ["Gergin duruma gelme, gerilme", "Gerilim"]}, {"word": "tevessül", "meanings": ["Başlama, girişme"]}, {"word": "tevhit", "meanings": ["Allah'ın birliğine inanma, bir sayma, bir olarak bakma", "Tek tanrıcılık", "Divan edebiyatında Allah'ı övmek için yazılan manzume", "Birkaç şeyi bir araya getirme, birleştirme"]}, {"word": "tevfikan", "meanings": ["Uyarak, uygun olarak, -e göre"]}, {"word": "tevhit etmek", "meanings": ["Allah'ın bir olduğunu söylemek", "birleştirmek, bir araya getirmek"]}, {"word": "tevhit ehli", "meanings": ["Allah'ın birliğine inananlar"]}, {"word": "tevil", "meanings": ["Çevri"]}, {"word": "tevil etmek", "meanings": ["söz veya davranışa başka bir anlam vermek"]}, {"word": "tevil götürmek", "meanings": ["söz veya davranışa başka bir anlam verebilmek"]}, {"word": "tevki", "meanings": ["Padişah fermanlarına çekilen tuğra", "Bu tuğrayı taşıyan ferman"]}, {"word": "tevkici", "meanings": ["Nişancı"]}, {"word": "tevkif", "meanings": ["Durdurma", "Bir suç dolayısıyla birini tutuklama"]}, {"word": "tevkif etmek", "meanings": ["tutuklamak"]}, {"word": "tevkifhane", "meanings": ["Tutukevi"]}, {"word": "tevkil etmek", "meanings": ["birini vekil etmek"]}, {"word": "tevkil", "meanings": ["Vekil etme"]}, {"word": "tevlit", "meanings": ["Doğurma, doğurtma", "Sebep olma, oluşturma"]}, {"word": "tevlit etmek", "meanings": ["doğurmak, doğurtmak", "sebep olmak, oluşturmak"]}, {"word": "tevliyet", "meanings": ["Vakıf mallarına bakma görevi"]}, {"word": "tevriye", "meanings": ["Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı"]}, {"word": "Tevrat", "meanings": ["Hz. Musa'ya indirilen ve Tanrı buyruklarını kapsayan, Musevilerin din kitabı, Ahd-i Atik"]}, {"word": "tevsi", "meanings": ["Genişletme, yayma"]}, {"word": "tevsi etmek", "meanings": ["genişletmek, yaymak"]}, {"word": "tevsik", "meanings": ["Belgeleme"]}, {"word": "tevsik etmek", "meanings": ["belgelemek"]}, {"word": "tevşih", "meanings": ["Akrostiş"]}, {"word": "tevzi", "meanings": ["Dağıtma, üleştirme"]}, {"word": "tevzi etmek", "meanings": ["dağıtmak, üleştirmek"]}, {"word": "tevziat", "meanings": ["Dağıtmalar, üleştirmeler"]}, {"word": "tevzi bürosu", "meanings": ["Dağıtım işleri ile uğraşan büro"]}, {"word": "teyakkuza geçmek", "meanings": ["dikkatli ve tetikte olmak"]}, {"word": "teyakkuz", "meanings": ["Uyanıklık"]}, {"word": "teyel", "meanings": ["Seyrek ve eğreti dikiş"]}, {"word": "teyel yapmak (veya atmak)", "meanings": ["dikilecek parçaları birbirine teyelle tutturmak", "kumaşın üzerinde dikilecek yerleri teyelle belirtmek"]}, {"word": "teyel ipliği", "meanings": ["Teyel yapmakta kullanılan iplik"]}, {"word": "teyellemek", "meanings": ["İki parçayı eğreti olarak seyrek dikişle elde dikmek, ilintilemek, ilgilemek"]}, {"word": "teyelleme", "meanings": ["Teyellemek işi"]}, {"word": "teyellenme", "meanings": ["Teyellenmek işi"]}, {"word": "teyellenmek", "meanings": ["Kumaş teyelle tutturulmak, üzerine teyel yapılmak"]}, {"word": "teyemmüm", "meanings": ["Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma"]}, {"word": "tez", "meanings": ["Çabuk olan, süratli", "Süratli bir biçimde"]}, {"word": "tez", "meanings": ["Sav", "Üniversitelerde öğrencilerin veya öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser"]}, {"word": "teyelli", "meanings": ["Teyelle tutturulmuş, teyellenmiş", "Üzerine teyel atılmış"]}, {"word": "teyit", "meanings": ["Gerçekleme"]}, {"word": "teyit etmek", "meanings": ["gerçeklemek"]}, {"word": "teyp", "meanings": ["Manyetik bir bant üzerine sesleri kaydeden ve okuyan aygıt"]}, {"word": "teybe almak", "meanings": ["söylenilen söz, müzik vb.ni teyp makinesindeki banda geçirmek"]}, {"word": "teyze", "meanings": ["Annenin kız kardeşi, ana yarısı", "Anne yaşıtı kadınlara söylenen bir seslenme sözü"]}, {"word": "teyzezade", "meanings": ["Teyzenin oğlu"]}, {"word": "tezahürat", "meanings": ["Bağırıp çağırarak, alkışlayıp tempo tutarak yapılan gösteri", "Hastalıklarda belirtiler"]}, {"word": "tezahür", "meanings": ["Belirme, görünme, gözükme, ortaya çıkma, oluşma", "Belirti"]}, {"word": "tezahür etmek", "meanings": ["belirmek"]}, {"word": "tezat", "meanings": ["Karşıtlık, karşıt olma, zıtlık, çelişki, kontrast, antagonizma", "Anlatımda birbirine karşıt iki sözü yan yana kullanma"]}, {"word": "tezatlı", "meanings": ["Birbirinin karşıtı olan, karşıtlı, çelişkili, kontrastlı"]}, {"word": "tezada düşmek", "meanings": ["bir sözü öbürünü tutmamak"]}, {"word": "tezayüt", "meanings": ["Çoğalma, artma"]}, {"word": "tezayüt etmek", "meanings": ["çoğalmak, artmak"]}, {"word": "tezce", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "tez canlı", "meanings": ["Aceleci"]}, {"word": "tezek", "meanings": ["Yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır dışkısı", "Sıkışmış, kuru toprak parçası, kesek"]}, {"word": "tezekkür", "meanings": ["Bir sorunu konuşma", "Hatırlama, hatıra getirme"]}, {"word": "tezellül", "meanings": ["Aşağılanma"]}, {"word": "tezelzül", "meanings": ["Sarsılma, sallanma"]}, {"word": "tezene", "meanings": ["Mızrap"]}, {"word": "tezgâh", "meanings": ["Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa", "Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe", "Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı", "Tersane", "Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol"]}, {"word": "tezevvüç etmek", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "tezevvüç", "meanings": ["Evlenme"]}, {"word": "tezgâh açmak", "meanings": ["seyyar satıcı, herhangi bir yere tezgâhını kurmak"]}, {"word": "tezgâhı kurmak", "meanings": ["işe başlamak üzere çalışma araçlarını hazırlamak, çalışmaya başlamak", "yasal olmayan bir işi gerçekleştirebilmek için yalan dolanla aldatmaya, kandırmaya çalışmak"]}, {"word": "tezgâhlama", "meanings": ["Tezgâhlamak işi"]}, {"word": "tezgâhlamak", "meanings": ["Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek", "Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek", "Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak"]}, {"word": "tezgâhlanma", "meanings": ["Tezgâhlanmak işi"]}, {"word": "tezkere", "meanings": ["Pusula(II)", "Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt", "Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge"]}, {"word": "tezgâhtar", "meanings": ["Kahve, gazino, mağaza vb. yerlerde tezgâhta duran, satış yapan kimse"]}, {"word": "tezgâhlanmak", "meanings": ["Tezgâhlama işine konu olmak"]}, {"word": "tezgâhtar ağzı", "meanings": ["Bir şeyi beğendirmek için fazlaca konuşma, gereksiz övme"]}, {"word": "tezgâhtarlık", "meanings": ["Tezgâhtar olma durumu, tezgâhtarın işi"]}, {"word": "tezgâhtarlık etmek", "meanings": ["bir şeyi beğendirmeye çalışmak için fazlaca konuşmak, lüzumsuz yere övmek, methetmek"]}, {"word": "tezhip", "meanings": ["Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi, yaldızlama", "Süsleme, bezeme"]}, {"word": "tezhipçi", "meanings": ["Tezhip yapan kimse"]}, {"word": "tezkere almak", "meanings": ["askerlik görevini tamamlayarak bunu bildiren bir belge almak"]}, {"word": "tezkere bırakmak", "meanings": ["askerlik görevini bitirdiği hâlde orduda çalışmasını sürdürmek, orduda kalmak"]}, {"word": "tezkeresini eline vermek", "meanings": ["işine son vermek, kovmak"]}, {"word": "tezkereci", "meanings": ["Askerlik ödevini tamamlamış, terhis olmuş er", "Dava özetlerini yazan görevli", "Tezkere yazarı"]}, {"word": "tezkiye", "meanings": ["Temize çıkarma, aklama", "Bir kimsenin iyi bir insan olduğunu kendisini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma"]}, {"word": "tezkiyesini düzeltmek", "meanings": ["ahlakça kötü tanınmışken durumunu düzeltmek"]}, {"word": "tezkiyesi bozuk", "meanings": ["Doğruluğuna güvenilmez (kimse)"]}, {"word": "tezleme", "meanings": ["Tezlemek işi"]}, {"word": "tezlemek", "meanings": ["Bir şeyi çabuklaştırmak"]}, {"word": "tezleşme", "meanings": ["Tezleşmek işi"]}, {"word": "tezleştirme", "meanings": ["Tezleştirmek işi"]}, {"word": "tezleşmek", "meanings": ["Çabukluk kazanmak, çabuklaşmak"]}, {"word": "tezli", "meanings": ["Tezi olan, bir iddia ileri süren"]}, {"word": "tezleştirmek", "meanings": ["Bir işi çabuklaştırmak, acele ettirmek"]}, {"word": "tezlik", "meanings": ["Tez olma durumu"]}, {"word": "tezlik eylemi", "meanings": ["Tezlik fiili"]}, {"word": "tezlik fiili", "meanings": ["Bir fiile -i zarf-fiil ekiyle vermek fiili getirilerek oluşturulan ve çabukluk, kolaylık, yardım kavramı veren birleşik fiil, tezlik eylemi: Söyleyivermek, yapıvermek gibi"]}, {"word": "tezvir", "meanings": ["Yalan dolan, dedikodu", "Ara bozma ve özellikle kötülük amacıyla yapılan kovculuk"]}, {"word": "tezvir çıkarmak", "meanings": ["birisi hakkında kovculuk etmek"]}, {"word": "tezvirat", "meanings": ["Yalan dolan şeyler, kovculuklar"]}, {"word": "tezyif", "meanings": ["Bir şeyi değersiz, adi, bayağı, aşağılık göstermeye çalışma, küçültmek isteme", "Alay etme, eğlenme"]}, {"word": "tezyif etmek", "meanings": ["aşağılamak", "alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "tezyin", "meanings": ["Süsleme"]}, {"word": "tezyin etmek", "meanings": ["süslemek"]}, {"word": "tezyinat", "meanings": ["Bezekler, süsler"]}, {"word": "tezyinî", "meanings": ["Bezemecilikle, süslemecilikle ilgili"]}, {"word": "tezyinî sanat", "meanings": ["Süsleme sanatı"]}, {"word": "tezyit", "meanings": ["Çoğaltma, artırma"]}, {"word": "tezyit etmek", "meanings": ["çoğaltmak, artırmak"]}, {"word": "Th", "meanings": ["Toryum elementinin simgesi"]}, {"word": "tıbben", "meanings": ["Tıpla ilgili olarak, tıbba göre"]}, {"word": "tıbbi", "meanings": ["Tıpla ilgili, hekimlikle ilgili"]}, {"word": "tıbbiye", "meanings": ["Doktor yetiştiren öğretim kuruluşu, tıp fakültesi"]}, {"word": "tıbbiyeli", "meanings": ["Tıp fakültesinde okuyan öğrenci"]}, {"word": "tıgala", "meanings": ["Hekimlikte kullanılan, sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve öz su"]}, {"word": "tıfıl", "meanings": ["Küçük çocuk", "Acemi, toy", "Zayıf, ufak tefek"]}, {"word": "tığ", "meanings": ["Dantel veya yün örmekte kullanılan, ucu çengelli kısa şiş", "Biz (II)", "Demirci ve tesviyecilerin delikleri büyütmek veya eşit duruma getirmek için kullandıkları takım"]}, {"word": "tığ gibi", "meanings": ["ince, zayıf, sağlam ve çevik (kimse)"]}, {"word": "tığ", "meanings": ["Kılıç"]}, {"word": "tık", "meanings": ["İnce ve küçük bir nesne ile sert bir yere vurulduğunda çıkan ses"]}, {"word": "tık yok", "meanings": ["hiç ses, hareket veya tepki gelmediğinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "tıka basa", "meanings": ["Çok sıkıştırarak, boş kalmayacak biçimde"]}, {"word": "tıka basa yemek", "meanings": ["mideye sıkıntı verecek kadar çok yemek"]}, {"word": "tıka basa doldurmak", "meanings": ["doldururken çok bastırıp sıkıştırmak"]}, {"word": "tıkaç", "meanings": ["Herhangi bir şeyin delik veya ağzını tıkamaya yarayan nesne"]}, {"word": "tıkaçlama", "meanings": ["Tıkaçlamak işi"]}, {"word": "tıkaçlamak", "meanings": ["Tıkaçla tıkamak"]}, {"word": "tıkaçlanma", "meanings": ["Tıkaçlanmak işi"]}, {"word": "tıkaçlanmak", "meanings": ["Tıkaçlama işi yapılmak"]}, {"word": "tıkaçlı", "meanings": ["Tıkacı olan, tıkaçlanmış"]}, {"word": "tıkalı", "meanings": ["Kapanmış, herhangi bir şeyin geçmesine imkân vermeyen, tıkanmış"]}, {"word": "tıkama", "meanings": ["Tıkamak işi"]}, {"word": "tıkaçsız", "meanings": ["Tıkacı olmayan, tıkaçlanmamış"]}, {"word": "tıkamak", "meanings": ["Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak", "Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek"]}, {"word": "tıkanık", "meanings": ["Tıkanmış olan"]}, {"word": "tıkanıklık", "meanings": ["Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu", "Soluğun kesilir gibi olması"]}, {"word": "tıkanma", "meanings": ["Tıkanmak işi"]}, {"word": "tıkanmak", "meanings": ["Tıkama işine konu olmak", "İştahı kalmayıp yemek yiyememek", "Soluk alamamak, soluğu kesilmek"]}, {"word": "tıkatmak", "meanings": ["Tıkama işini yaptırmak"]}, {"word": "tıkatma", "meanings": ["Tıkatmak işi"]}, {"word": "tıkılma", "meanings": ["Tıkılmak işi"]}, {"word": "tıkılmak", "meanings": ["Tıkma işi yapılmak", "Dar, sıkıntılı bir yerde bulunmak, sıkışmak", "Hapsedilmek"]}, {"word": "tıkım", "meanings": ["Ağzın alabileceği büyüklükte lokma"]}, {"word": "tıkınma", "meanings": ["Tıkınmak işi"]}, {"word": "tıkınmak", "meanings": ["Eline geçen yiyeceği oburca yemek", "Yemek yemek"]}, {"word": "tıkır", "meanings": ["Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses", "Para"]}, {"word": "tıkırı yolunda olmak (veya gitmek)", "meanings": ["varlıklı olmak, parasal yönden sıkıntısı olmamak"]}, {"word": "tıkırını yoluna koymak", "meanings": ["geçim düzenini iyi olarak sağlamak"]}, {"word": "tıkırdama", "meanings": ["Tıkırdamak işi"]}, {"word": "tıkırdamak", "meanings": ["`Tıkır tıkır` ses çıkarmak, tıkırtı yapmak"]}, {"word": "tıkırdatma", "meanings": ["Tıkırdatmak işi"]}, {"word": "tıkırdatmak", "meanings": ["Tıkırdamasını sağlamak, tıkırdamasına sebep olmak", "Yemeği bir taşım kaynatmak"]}, {"word": "tıkırtı", "meanings": ["Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "tıkır tıkır", "meanings": ["Düzenli bir biçimde, ara vermeden, aksamadan"]}, {"word": "tıkışık", "meanings": ["Tıkışmış olan"]}, {"word": "tıkışıklık", "meanings": ["Tıkışık olma durumu", "Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, izdiham"]}, {"word": "tıkışma", "meanings": ["Tıkışmak işi"]}, {"word": "tıkışmak", "meanings": ["Birlikte bir yere tıkılmak"]}, {"word": "tıkış tıkış", "meanings": ["Sıkışık bir durumda"]}, {"word": "tıkıştırmak", "meanings": ["Boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak, tıka basa sokmak", "Acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak", "İyice çiğnemeden yutarak yemek"]}, {"word": "tıkıştırma", "meanings": ["Tıkıştırmak işi"]}, {"word": "tıkız", "meanings": ["Tıknaz", "Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış, sıkı", "Yoğunluğu çok, katı"]}, {"word": "tıkızlaşma", "meanings": ["Tıkızlaşmak işi"]}, {"word": "tıkızlaşmak", "meanings": ["Tıkız duruma gelmek"]}, {"word": "tıkızlık", "meanings": ["Tıkız olma durumu"]}, {"word": "tıklatma", "meanings": ["Tıklatmak işi"]}, {"word": "tıklatmak", "meanings": ["`Tık` sesi çıkararak hafifçe vurmak"]}, {"word": "tıklım tıklım", "meanings": ["Ağzına kadar, boş yer kalmayacak biçimde, tıklım tıkış, lebalep"]}, {"word": "tıkma", "meanings": ["Tıkmak işi"]}, {"word": "tıkmak", "meanings": ["İterek, zorla, aceleyle sokmak", "Sokmak"]}, {"word": "tıknaz", "meanings": ["Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız"]}, {"word": "tıknazlık", "meanings": ["Tıknaz olma durumu"]}, {"word": "tıknefes", "meanings": ["Herhangi bir sebeple solunum sıkıntısı olan, güçlükle, kesik kesik nefes alan"]}, {"word": "tıknefes olmak", "meanings": ["nefesi tıkanmak, nefes darlığı olmak"]}, {"word": "tıknefeslik", "meanings": ["Tıknefes olma durumu"]}, {"word": "tıksırık", "meanings": ["Tıksırırken çıkan ses"]}, {"word": "tıksırıklı", "meanings": ["Tıksırığı olan", "Rahatsız"]}, {"word": "tıksırma", "meanings": ["Tıksırmak işi"]}, {"word": "tıksırmak", "meanings": ["Ağız kapalıyken hafifçe aksırmak"]}, {"word": "tılsım", "meanings": ["Doğaüstü işler yapabileceğine inanılan güç", "Büyülü olduğuna inanılan muska vb. şey", "Çare, önlem"]}, {"word": "tık tık", "meanings": ["`Tık` sesi çıkararak"]}, {"word": "tılsımlı", "meanings": ["Tılsımı olan"]}, {"word": "tımar", "meanings": ["Binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizleme", "Ağaç bakımı", "Yara bakımı"]}, {"word": "tımar etmek", "meanings": ["yaralara bakmak, iyileştirmek, tımarlamak", "binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizlemek, tımarlamak"]}, {"word": "tımar", "meanings": ["Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak"]}, {"word": "tımarcı", "meanings": ["Tımar sahibi"]}, {"word": "tımarcı", "meanings": ["Tımar yapan kimse", "Pansumancı"]}, {"word": "tımarhane", "meanings": ["Akıl hastanesi"]}, {"word": "tımarhane kaçkını", "meanings": ["Delice işler yapan kimse"]}, {"word": "tımarhane kaçkını gibi", "meanings": ["kılıksız"]}, {"word": "tımarlama", "meanings": ["Tımarlamak işi"]}, {"word": "tımarhanelik", "meanings": ["Tımarhaneye kapatılmasını gerektirecek kadar akıl hastası olan"]}, {"word": "tımarlamak", "meanings": ["Tımar etmek"]}, {"word": "tımarlı", "meanings": ["Tımar edilmiş (binek hayvanı)", "Bakılmış, tedavi edilmiş (yara veya hasta)", "Bakılmış, işlenmiş (ağaç, toprak vb.)"]}, {"word": "tımarlı", "meanings": ["Tımar (II) sahibi olan kimse"]}, {"word": "tımtıkız", "meanings": ["Çok tıkız"]}, {"word": "tın", "meanings": ["Tınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi"]}, {"word": "tınaz", "meanings": ["Dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığını", "Yığın"]}, {"word": "tınaz makinesi", "meanings": ["Tınaz durumundaki ekinleri savurarak yabancı nesneleri ayıran makine"]}, {"word": "tıngadak", "meanings": ["Birdenbire, aniden ses çıkararak"]}, {"word": "tıngır", "meanings": ["Metal bir nesne sert bir yüzeye düştüğü zaman çıkan ses", "Parasız, züğürt", "Boş", "Para"]}, {"word": "tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç", "meanings": ["`çalışmalarımla başkalarına yarar sağlıyorum ancak bundan kendim yararlanmıyorum` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tıngırdama", "meanings": ["Tıngırdamak işi"]}, {"word": "tıngırdamak", "meanings": ["Metal nesneler kuru bir ses çıkarmak, tıngıldamak"]}, {"word": "tıngırdatma", "meanings": ["Tıngırdatmak işi"]}, {"word": "tıngırdatmak", "meanings": ["Tıngırtı çıkarmak, tıngıldatmak", "Çalgıyı biraz çalabilmek, tıngıldatmak"]}, {"word": "tıngırtı", "meanings": ["Tıngırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "tıngır mıngır", "meanings": ["Kuru, çınlamalı ve yankılı bir sesle", "Yavaş, düzenli bir biçimde"]}, {"word": "tıngır tıngır", "meanings": ["Birbirine çarpan metal eşya sürekli ses çıkararak", "Bomboş (yer)"]}, {"word": "tını", "meanings": ["Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği", "Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir cismin aynı yükseklikte çıkan sesinden ayırt ettiren özellik, tınnet", "Söyleniş biçimi, vurgusu"]}, {"word": "tınma", "meanings": ["Tınmak durumu"]}, {"word": "tınlamak", "meanings": ["`Tın` sesi biraz sürüp gitmek, çınlamak"]}, {"word": "tınlama", "meanings": ["Tınlamak işi"]}, {"word": "tınmak", "meanings": ["Ses çıkarmak", "Önemsemek, önem vermek, dikkate almak, takmak"]}, {"word": "tınnet", "meanings": ["Tınlama, çınlama", "Tını"]}, {"word": "tıntın", "meanings": ["Boş, bomboş", "Bilgisiz, cahil"]}, {"word": "tıp", "meanings": ["Hastalıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel çalışmaların tümü, tababet"]}, {"word": "tıpa", "meanings": ["Tapa"]}, {"word": "tıpalama", "meanings": ["Tapalama"]}, {"word": "tıpalamak", "meanings": ["Tapalamak"]}, {"word": "tıpalanma", "meanings": ["Tapalanma"]}, {"word": "tıpalanmak", "meanings": ["Tapalanmak"]}, {"word": "tıpalı", "meanings": ["Tapalı"]}, {"word": "tıpatıp", "meanings": ["Tastamam, eksiksiz, tamamen, her bakımdan uygun, birbirinin aynı bir biçimde, tıpkısının aynısı, aynısının tıpkısı, tıpkı tıpkısına, tıpkısı tıpkısına"]}, {"word": "tıpasız", "meanings": ["Tapasız"]}, {"word": "tıpatıp uymak", "meanings": ["her yönüyle uygun olmak, benzemek"]}, {"word": "tıpırdama", "meanings": ["Tıpırdamak işi"]}, {"word": "tıpırdamak", "meanings": ["Yürürken tıpır tıpır ses çıkarmak", "Hafif hafif vurmak"]}, {"word": "tıpırdatma", "meanings": ["Tıpırdatmak işi"]}, {"word": "tıpırdatmak", "meanings": ["Yürürken veya parmakları bir yere vururken `tıpır tıpır` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "tıpırtı", "meanings": ["Tıpırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "tıpışlama", "meanings": ["Tıpışlamak işi"]}, {"word": "tıpır tıpır", "meanings": ["Hafif ve düzenli biçimde ses çıkararak"]}, {"word": "tıpış tıpış", "meanings": ["Kısa adımlarla çabuk yürüyerek"]}, {"word": "tıpışlamak", "meanings": ["Çocuğu uyutmak veya susturmak için arkasına yavaş yavaş vurmak, tapıklamak"]}, {"word": "tıpış tıpış yürümek", "meanings": ["kısa adımlarla çabuk yürümek", "ister istemez bir yere gitmek veya bir yerden ayrılmak"]}, {"word": "tıpı tıpına", "meanings": ["Tastamam, aynen"]}, {"word": "tıpkı", "meanings": ["Bir şeyin eşi, benzeri, aynı", "Tıpatıp, tamamıyla"]}, {"word": "tıpkıbasım", "meanings": ["Bir yazı, desen, tablo vb.nin fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı, faksimile"]}, {"word": "tıpkıçekim", "meanings": ["Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi, fotokopi", "Bu yöntemle elde edilen kopya, fotokopi"]}, {"word": "tıp tıp", "meanings": ["Küçük ve hafif bir biçimde"]}, {"word": "tır", "meanings": ["Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon"]}, {"word": "tırabzan", "meanings": ["Merdiven korkuluğu"]}, {"word": "tırabzan babası", "meanings": ["Merdiven başlarında bulunan, parmaklığı desteklemeye yarayan, kalın, yuvarlak taşlı dayanak", "Babalık ödevini yapmayan kimse"]}, {"word": "tırak", "meanings": ["Kırılan kuru bir şeyin çıkardığı ses"]}, {"word": "tıraş", "meanings": ["Saç veya sakalı kesme işi, yülüme", "Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme", "Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal", "Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma", "Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz"]}, {"word": "tıraş etmek", "meanings": ["tıraş işini yapmak", "bıkkınlık verecek kadar uzun konuşmak"]}, {"word": "tıraş olmak", "meanings": ["erkek saçını, sakalını kesmek veya berberde kestirmek"]}, {"word": "tıraşa tutmak", "meanings": ["birini bıkkınlık verici uzun konuşmalarla oyalamak"]}, {"word": "tıraşı gelmek (veya uzamak)", "meanings": ["saçı, sakalı tıraş edilecek duruma gelmek"]}, {"word": "tıraşçı", "meanings": ["Palavracı", "Karşısındakini bıktırıncaya kadar lafa tutma huyu olan kimse"]}, {"word": "tıraş bıçağı", "meanings": ["Erkeklerin yüzlerindeki kılları kesmek için kullandıkları, çelikten yapılmış ince bıçak, jilet, ustura"]}, {"word": "tıraş fırçası", "meanings": ["Sakal tıraşı olurken yüze sabun sürmeye yarayan fırça"]}, {"word": "tıraş köpüğü", "meanings": ["Tıraş olmayı kolaylaştıran özel hazırlanmış köpük"]}, {"word": "tıraş kremi", "meanings": ["Tıraştan sonra deriyi yumuşak tutmak için sürülen krem"]}, {"word": "tıraşlama", "meanings": ["Tıraşlamak işi"]}, {"word": "tıraşlamak", "meanings": ["Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek", "Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak", "Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak"]}, {"word": "tıraşlanmak", "meanings": ["Tıraşlama işi yapılmak"]}, {"word": "tıraşlı", "meanings": ["Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş, matruş", "Tıraşı uzamış", "Yontulmuş"]}, {"word": "tıraş losyonu", "meanings": ["Tıraştan sonra deriyi canlandırıcı, özel kokulu kolonya"]}, {"word": "tıraş makinesi", "meanings": ["Tıraş etmeye yarayan araç veya aygıt"]}, {"word": "tıraş sabunu", "meanings": ["Tıraşı kolaylaştırmak, sert kılları yumuşatmak için kullanılan sabun"]}, {"word": "tıraşsız", "meanings": ["Saçı veya sakalı uzamış, tıraşı gelmiş", "Yontulmamış (taş vb. sert nesne)"]}, {"word": "tıraş tası", "meanings": ["Tıraş suyunun konulduğu, içinde tıraş bıçağının, fırçanın çalkalandığı metal veya plastik tas"]}, {"word": "tırhallı", "meanings": ["Aynı şartlar altında bulunanların aynı durumda olduklarını anlatmak için söylenen tırhallı, hep bir hâlli deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tırık", "meanings": ["Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses"]}, {"word": "tırık tırak", "meanings": ["Art arda gelen kuru ve hafif bir biçimde ses çıkararak"]}, {"word": "tırıl", "meanings": ["Çıplak ve zayıf", "Parasız, züğürt"]}, {"word": "tırıllama", "meanings": ["Tırıllamak işi"]}, {"word": "tırıllamak", "meanings": ["Çıplak veya parasız kalmak"]}, {"word": "tırınk", "meanings": ["Sert bir yüzeye çarpan para vb. metal bir nesnenin çıkardığı ses"]}, {"word": "tırıs", "meanings": ["Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü"]}, {"word": "tırıs gitmek", "meanings": ["koşmaya yakın hızlı yürümek"]}, {"word": "tırıs tırıs", "meanings": ["Hızlı bir biçimde", "Utanmış, mahcup, ezik bir biçimde"]}, {"word": "tırkaz", "meanings": ["Kapı mandalı, sürgü"]}, {"word": "tırısa kalkmak (veya geçmek)", "meanings": ["tırıs gitmeye başlamak"]}, {"word": "tırkazlanma", "meanings": ["Tırkazlanmak işi"]}, {"word": "tırkazlamak", "meanings": ["Tırkazı sürmek"]}, {"word": "tırmalama", "meanings": ["Tırmalamak işi, cırlama"]}, {"word": "tırmalamak", "meanings": ["Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak, tırnaklamak, tırmıklamak, cırmalamak", "Rahatsız etmek"]}, {"word": "tırmalanma", "meanings": ["Tırmalanmak işi"]}, {"word": "tırmalanmak", "meanings": ["Tırmalama işine konu olmak"]}, {"word": "tırmanma", "meanings": ["Tırmanmak işi", "Özel araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme", "Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim", "Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi"]}, {"word": "tırmanış", "meanings": ["Tırmanma işi"]}, {"word": "tırmanmak", "meanings": ["El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak", "Yokuş, merdiven vb. çıkmak", "Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek", "Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek", "Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak"]}, {"word": "tırmanma şeridi", "meanings": ["Kara yollarında, yokuşlarda ağır araçlara ayrılmış en sağdaki şerit"]}, {"word": "tırmık", "meanings": ["Tırnak beresi", "Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç"]}, {"word": "tırmıklama", "meanings": ["Tırmıklamak işi"]}, {"word": "tırmıklamak", "meanings": ["Tırmalamak", "Üzerinde tırmık çekerek toprağı işlemek"]}, {"word": "tırmıklanma", "meanings": ["Tırmıklanmak işi"]}, {"word": "tırmıklanmak", "meanings": ["Tırmıklama işine konu olmak"]}, {"word": "tırnak", "meanings": ["İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka", "Kanca gibi araçların kıvrık yeri", "Gemi demirinin ucundaki yassı parça", "Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar", "Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılan dişlerin her biri", "Kanun çalmakta kullanılan mızrap", "Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski", "Tırnak işareti"]}, {"word": "tırnak göstermek", "meanings": ["korkutmak, gözdağı vermek"]}, {"word": "tırnak kadar", "meanings": ["çok küçük", "çok az"]}, {"word": "tırnak sürüştürmek", "meanings": ["kavgayı körüklemek"]}, {"word": "tırnak takmak", "meanings": ["kötülük yapmak için bahane aramak"]}, {"word": "tırnağına değmemek", "meanings": ["değerce ondan çok aşağı olmak"]}, {"word": "tırnağı olamamak", "meanings": ["birinden değerce çok aşağı olmak"]}, {"word": "tırnaklarını sökmek", "meanings": ["elindeki güçten yoksun bırakmak, etkisini yok etmek"]}, {"word": "tırnak besleyicisi", "meanings": ["Ojeden önce sürülen, tırnakları besleyen ve kırılmasını önleyen bir ürün"]}, {"word": "tırnakçı", "meanings": ["Para bozdurmak için gelerek kasadaki veya tezgâh üzerindeki parayı çalan kimse", "Verilmesi gereken bir paranın el çabukluğu ile eksik ödenmesi", "Osmanlı Devleti'nde her perşembe günü padişahın tırnaklarını kesip temizleyen kimse"]}, {"word": "tırnak işareti", "meanings": ["Bir metnin içinde başkasından aktarılan yazı veya sözlerin başına ve sonuna konulan noktalama işaretinin adı (`...`), tırnak"]}, {"word": "tırnaklama", "meanings": ["Tırnaklamak işi"]}, {"word": "tırnaklamak", "meanings": ["Tırmalamak", "Tırnaklarını geçirerek yolmaya, kazımaya veya çekmeye çalışmak"]}, {"word": "tırnaklanma", "meanings": ["Tırnaklanmak işi"]}, {"word": "tırnaklanmak", "meanings": ["Tırnaklama işine konu olmak"]}, {"word": "tırnaklık", "meanings": ["Bir kutunun kapağı üzerinde bulunan ve kapağın tırnakla çekilip açılmasını sağlayan yanlamasına çentik", "Tırnak yeri", "Namlunun üzerinde bulunan kertik"]}, {"word": "tırnaklı", "meanings": ["Tırnağı olan"]}, {"word": "tırnak makası", "meanings": ["El ve ayak tırnaklarını kesmeye yarayan araç"]}, {"word": "tırnaksı", "meanings": ["Tırnağı andıran, tırnağa benzeyen, tırnak gibi"]}, {"word": "tırnak yeri", "meanings": ["Çakı gibi açılıp kapanabilen şeyler üzerine tırnakla kolayca açabilmek için yapılmış kertik"]}, {"word": "tırnaksı kemik", "meanings": ["Göz çukurunun iç çeperinde bulunan, küçük, dört köşe ince bir çift kemik"]}, {"word": "tırpan", "meanings": ["Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak", "Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılan bir oyun"]}, {"word": "tırpandan geçirmek", "meanings": ["tırpanlamak"]}, {"word": "tırpan atmak", "meanings": ["tırpanlamak"]}, {"word": "tırpana", "meanings": ["Öz kedi balığıgillerden, yan kanatları vücuduna yapışık, uzun kuyruklu, iri bir balık, rina (Raja batis)"]}, {"word": "tırpancı", "meanings": ["Tırpanla ekin biçen kimse"]}, {"word": "tırpanlama", "meanings": ["Tırpanlamak işi"]}, {"word": "tırpanlamak", "meanings": ["Tırpanla biçmek", "Bir topluluğu yok etmek, kırıp geçirmek", "İstemediği kişilerin görevlerine son vermek", "Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya girişmek"]}, {"word": "tırpanlanma", "meanings": ["Tırpanlanmak işi"]}, {"word": "tırtıkçı", "meanings": ["Yankesici"]}, {"word": "tırtık", "meanings": ["Çentik"]}, {"word": "tırpanlanmak", "meanings": ["Tırpanlama işine konu olmak veya tırpanlama işi yapılmak"]}, {"word": "tırtıkçılık", "meanings": ["Tırtıkçı olma durumu"]}, {"word": "tırtıklama", "meanings": ["Tırtıklamak işi"]}, {"word": "tırtıklamak", "meanings": ["Aşırmak, çalmak"]}, {"word": "tırtıklı", "meanings": ["Tırtığı olan"]}, {"word": "tırtıl", "meanings": ["Yumurtadan çıkan kelebek kurtçuklarının ilk durumu"]}, {"word": "tırtıl", "meanings": ["Çevresinde kertikler bulunan ve işlenecek parça üzerine bastırılarak bu kertiklerin izini parçaya basmaya yarayan çelik disk", "Pulların veya metal paraların kenarındaki kertikleri oluşturan çıkıntılardan her biri", "Palet", "Bir şeyin kenarına çizilen zincir gibi çiçeklerden yapılan süs", "Maraş işi veya diğer elbise nakışlarında kullanılan altın, gümüş gereç"]}, {"word": "tırtıl kesmek", "meanings": ["bir şeyin yanlarını diş diş kesmek"]}, {"word": "tırtıl çekmek", "meanings": ["henüz yumuşak olan bir parçayı metal bir tırtılla süslemek"]}, {"word": "tırtıllanma", "meanings": ["Tırtıllanmak işi"]}, {"word": "tırtıllanmak", "meanings": ["Tırtıl üşüşmek"]}, {"word": "tırtıllı", "meanings": ["Kenarlarında tırtıl olan"]}, {"word": "tırtıllı bıçak", "meanings": ["Sebzeleri süslü ve kolay kesmek için kullanılan mutfak bıçağı"]}, {"word": "tırtılsı", "meanings": ["Tırtılı andıran, tırtıla benzeyen, tırtıl gibi, tırtılımsı", "Söğüt, kavak, fındık vb. bitkilerin tırtılı andıran çiçek durumları"]}, {"word": "tırtır", "meanings": ["Zar kanatlılardan, uzun gövdeli, uzun duyargalı, kurtçuk evresini tarım bitkilerine zarar veren böcekler üzerinde geçiren bir tür böcek (Ichneumon)"]}, {"word": "tıs", "meanings": ["Kaz, kedi, yılan vb.nin çıkardığı ses"]}, {"word": "tıs yok", "meanings": ["bir yerde hiç ses olmadığını belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "tıs kesilmek", "meanings": ["sessiz kalmak"]}, {"word": "tıslama", "meanings": ["Tıslamak işi"]}, {"word": "tıslamak", "meanings": ["Kaz, kedi, yılan `tıs` diye ses çıkarmak", "`Tıs` diye ses çıkarmak", "Ağır yük altında iniltiye benzer sesler çıkarmak", "Haksızlığını anlayıp susmak, sesi soluğu kesmek"]}, {"word": "tıslayış", "meanings": ["Tıslama işi"]}, {"word": "tıynet", "meanings": ["Yaradılış, huy, maya"]}, {"word": "Ti", "meanings": ["Titan elementinin simgesi"]}, {"word": "tiye almak", "meanings": ["biriyle alay etmek, eğlenmek"]}, {"word": "ti", "meanings": ["Bir tören sırasında, askerleri bir araya toplamak, törenin başladığını bildirmek vb. amaçlarla çalınan borazanın çıkardığı tiz ses"]}, {"word": "tıynetsiz", "meanings": ["Kötü huylu"]}, {"word": "Tibetçe", "meanings": ["Tibet dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Tibetli", "meanings": ["Tibet halkından olan kimse"]}, {"word": "Tibet öküzü", "meanings": ["Yak"]}, {"word": "ti borusu", "meanings": ["Ti işareti veren boru"]}, {"word": "ticaret ataşesi", "meanings": ["Yurt dışında ticaret işleri ve hareketleriyle ilgilenmek üzere görevlendirilen memur, ticari ataşe"]}, {"word": "Ticani", "meanings": ["Kuzey Afrika'da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikattan olan kimse"]}, {"word": "Ticanilik", "meanings": ["Ticani tarikatı", "Ticani olma durumu"]}, {"word": "ticaret", "meanings": ["Ürün, mal vb. alım satımı", "Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği", "Bu etkinlikle ilgili bilim", "Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr"]}, {"word": "ticaret borsası", "meanings": ["Ticaret mallarının işlem gördüğü borsa"]}, {"word": "ticaret coğrafyası", "meanings": ["Bir ülkenin ticaretle ilgili her türlü ilişkisini ve bunun nedenlerini inceleyen coğrafya bilimi"]}, {"word": "donsuzluk", "meanings": ["Donsuz olma durumu"]}, {"word": "konusuzluk", "meanings": ["Konusuz olma durumu"]}, {"word": "kurgusuzluk", "meanings": ["Kurgusuz olma durumu"]}, {"word": "kurşunsuzluk", "meanings": ["Kurşunsuz olma durumu"]}, {"word": "ufuksuzluk", "meanings": ["Ufulsuz olma durumu"]}, {"word": "mikropsuzluk", "meanings": ["Mikropsuz olma durumu"]}, {"word": "uğultusuzluk", "meanings": ["Uğultusuz olma durumu"]}, {"word": "ulussuzluk", "meanings": ["Ulussuz olma durumu"]}, {"word": "formülsüzlük", "meanings": ["Formulsüz olma durumu"]}, {"word": "güdümsüzlük", "meanings": ["Güdümsüz olma durumu"]}, {"word": "ömürsüzlük", "meanings": ["Ömürsüz olma durumu"]}, {"word": "işsiz güçsüzlük", "meanings": ["İşsiz güçsüz olma durumu"]}, {"word": "sansürsüzlük", "meanings": ["Sansürsüz olma durumu"]}, {"word": "tevekkülsüzlük", "meanings": ["Tevekkülsüz olma durumu"]}, {"word": "sözsüzlük", "meanings": ["Sözsüz olma durumu"]}, {"word": "tüysüzlük", "meanings": ["Tüysüz olma durumu"]}, {"word": "ünsüzlük", "meanings": ["Ünsüz olma durumu"]}, {"word": "yüksüzlük", "meanings": ["Yüksüz olma durumu"]}, {"word": "bulunmazlık", "meanings": ["Bulunmaz olma durumu"]}, {"word": "kurşungeçirmezlik", "meanings": ["Kurşun geçirmez olma durumu"]}, {"word": "kavranılmazlık", "meanings": ["Kavranılmaz olma durumu"]}, {"word": "aşındırıcılık", "meanings": ["Aşındırıcı olma durumu"]}, {"word": "akımcılık", "meanings": ["Akımcı olma durumu"]}, {"word": "ayarcılık", "meanings": ["Ayarcı olma durumu"]}, {"word": "baharcılık", "meanings": ["Baharatçılık"]}, {"word": "baskıncılık", "meanings": ["Baskıncının yaptığı iş"]}, {"word": "Batılılaşmacılık", "meanings": ["Batılılaşmacı olma durumu"]}, {"word": "başyargıcılık", "meanings": ["Başhakemlik"]}, {"word": "bavcılık", "meanings": ["Bavcının yaptığı iş"]}, {"word": "bayındırcılık", "meanings": ["Bayındırcının yaptığı iş"]}, {"word": "birinci kemancılık", "meanings": ["Birinci kemancı olma durumu"]}, {"word": "büryancılık", "meanings": ["Büryancının yaptığı iş"]}, {"word": "bozmacılık", "meanings": ["Bozmacının yaptığı iş"]}, {"word": "curacılık", "meanings": ["Curacının yaptığı iş"]}, {"word": "çakıcılık", "meanings": ["Bıçakçılık"]}, {"word": "çalışmacılık", "meanings": ["Çalışmacı olma durumu"]}, {"word": "çakmacılık", "meanings": ["Çakmacının yaptığı iş"]}, {"word": "çırpıcılık", "meanings": ["Çırpıcının yaptığı iş"]}, {"word": "çalmacılık", "meanings": ["Çalmacının yaptığı iş"]}, {"word": "fincancılık", "meanings": ["Fincancının yaptığı iş"]}, {"word": "fiyakacılık", "meanings": ["Fiyakacı olma durumu"]}, {"word": "gırnatacılık", "meanings": ["Klarnetçilik"]}, {"word": "gönül okşayıcılığı", "meanings": ["Gönül okşayıcısı olma durumu"]}, {"word": "ikramcılık", "meanings": ["İkramcı olma durumu"]}, {"word": "humbaracılık", "meanings": ["Humbaracı olma durumu"]}, {"word": "ihtikârcılık", "meanings": ["Vurgunculuk"]}, {"word": "ilancı", "meanings": ["Ticari bir amaçla geniş topluluklara tanıtılmak istenen bir şeyi basın ve yayım yoluyla duyuran"]}, {"word": "insancılık", "meanings": ["İnsancıllık"]}, {"word": "kaftancılık", "meanings": ["Kaftancının yaptığı iş"]}, {"word": "karalamacılık", "meanings": ["Karalamacı olma durumu, iftiracılık, müfterilik, fassallık"]}, {"word": "karavanacılık", "meanings": ["Karavanacı olma durumu"]}, {"word": "kavalcılık", "meanings": ["Kavalcının yaptığı iş"]}, {"word": "kavurmacılık", "meanings": ["Kavurmacının yaptığı iş"]}, {"word": "kehribarcılık", "meanings": ["Kehribarcının yaptığı iş"]}, {"word": "kırkıcılık", "meanings": ["Kırkıcının yaptığı iş, kırkımcılık"]}, {"word": "kırkımcılık", "meanings": ["Kırkıcılık"]}, {"word": "komedyenlik", "meanings": ["Komedyen olma durumu"]}, {"word": "laternacılık", "meanings": ["Laternacının yaptığı iş"]}, {"word": "mantıcılık", "meanings": ["Mantıcının yaptığı iş"]}, {"word": "mayıncılık", "meanings": ["Mayıncının yaptığı iş"]}, {"word": "mübayaacılık", "meanings": ["Satın almacılık"]}, {"word": "satın almacılık", "meanings": ["Satın almacının yaptığı iş, mübayaacılık"]}, {"word": "mekâncılık", "meanings": ["Mekâncı olma durumu"]}, {"word": "sığırtmaçlık", "meanings": ["Sığırtmacın yaptığı iş, nahırcılık"]}, {"word": "nahırcılık", "meanings": ["Sığırtmaçlık"]}, {"word": "operacılık", "meanings": ["Opera sanatçılığı"]}, {"word": "orkestracılık", "meanings": ["Orkestracının yaptığı iş"]}, {"word": "sevdacılık", "meanings": ["Sevdacı olma durumu"]}, {"word": "sırcılık", "meanings": ["Sırcı olma durumu"]}, {"word": "yaptırımcılık", "meanings": ["Yaptırımcı olma durumu"]}, {"word": "yılancılık", "meanings": ["Yılancının yaptığı iş"]}, {"word": "yıldırmacılık", "meanings": ["Yıldırıcılık"]}, {"word": "gramercilik", "meanings": ["Gramerci olma durumu"]}, {"word": "iğcilik", "meanings": ["İğcinin yaptığı iş"]}, {"word": "harbicilik", "meanings": ["Doğruculık"]}, {"word": "midecilik", "meanings": ["Mideci olma durumu"]}, {"word": "muharebeci", "meanings": ["Muharebe yapan kimse"]}, {"word": "sıhhiyecilik", "meanings": ["Sıhhiyeci olma durumu"]}, {"word": "muhaberecilik", "meanings": ["Muhabereci olma durumu"]}, {"word": "şahincilik", "meanings": ["Şahincinin yaptığı iş"]}, {"word": "tatilcilik", "meanings": ["Tatilci olma durumu"]}, {"word": "terbiyecilik", "meanings": ["Eğitimcilik"]}, {"word": "züccaciyecilik", "meanings": ["Züccaciyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "coşumculuk", "meanings": ["Coşumcu olma durumu"]}, {"word": "judoculuk", "meanings": ["Judocunun yaptığı iş"]}, {"word": "mezar soygunculuğu", "meanings": ["Mezar soyguncusunun yaptığı iş, kefen soyuculuk, nebbaşlık"]}, {"word": "kefen soyuculuk", "meanings": ["Mezar soygunculuğu"]}, {"word": "nebbaşlık", "meanings": ["Mezar soygunculuğu"]}, {"word": "kolpoculuk", "meanings": ["Dalaverecilik"]}, {"word": "konuşuculuk", "meanings": ["Konuşucu olma durumu"]}, {"word": "konduculuk", "meanings": ["Gecekonduculuk"]}, {"word": "müvesvislik", "meanings": ["Kuruntuculuk"]}, {"word": "kuruntuculuk", "meanings": ["Kuruntucu olma durumu, müvesvislik, işkillilik, vesvesecilik"]}, {"word": "vesveseci", "meanings": ["Kuruntucu"]}, {"word": "vesvesecilik", "meanings": ["Kuruntuculuk"]}, {"word": "maratonculuk", "meanings": ["Maratoncu olma durumu"]}, {"word": "marulculuk", "meanings": ["Marulcunun yaptığı iş"]}, {"word": "pusuculuk", "meanings": ["Pusucunun yaptığı iş"]}, {"word": "muhakkiklik", "meanings": ["Muhakkik olma durumu", "Soruşturmacılık"]}, {"word": "soruşturuculuk", "meanings": ["Soruşturmacılık"]}, {"word": "tuğculuk", "meanings": ["Tuğcunun yaptığı iş"]}, {"word": "taburculuk", "meanings": ["Taburcu olma durumu"]}, {"word": "hoşgörücülük", "meanings": ["Hoşgörürlülük"]}, {"word": "öşürcülük", "meanings": ["Öşürcünün yaptığı iş"]}, {"word": "üzücülük", "meanings": ["Üzücü olma durumu"]}, {"word": "bardakçılık", "meanings": ["Bardakçının yaptığı iş"]}, {"word": "başakçılık", "meanings": ["Başakçının yaptığı iş"]}, {"word": "fütuhatçılık", "meanings": ["Fütuhatçı olma durumu"]}, {"word": "kabakçılık", "meanings": ["Kabakçının yaptığı iş"]}, {"word": "ıskatçılık", "meanings": ["Iskatçı olma durumu"]}, {"word": "kalıtçılık", "meanings": ["Kalıtçı olma durumu, vârislik"]}, {"word": "vârislik", "meanings": ["Kalıtçılık"]}, {"word": "mirasçılık", "meanings": ["Kalıtçılık", "Mirasçı olma durumu"]}, {"word": "kayışçılık", "meanings": ["Kayışçının yaptığı iş", "Kayışçı olma durumu"]}, {"word": "kaymakçılık", "meanings": ["Kaymakçının yaptığı iş"]}, {"word": "kılıççılık", "meanings": ["Kılıççının yaptığı iş"]}, {"word": "levazımatçılık", "meanings": ["Levazımatçının yaptığı iş"]}, {"word": "mezatçılık", "meanings": ["Mezatçının yaptığı iş"]}, {"word": "meşrubatçılık", "meanings": ["Meşrubatçının yaptığı iş"]}, {"word": "nazariyatçılık", "meanings": ["Kuramcılık"]}, {"word": "pazarlıkçılık", "meanings": ["Pazarlıkçı olma durumu"]}, {"word": "rasatçılık", "meanings": ["Gözlemcilik"]}, {"word": "teslimatçılık", "meanings": ["Teslimatçının yaptığı iş"]}, {"word": "tokmakçılık", "meanings": ["Jigololuk"]}, {"word": "varakçılık", "meanings": ["Varakçının yaptığı iş"]}, {"word": "toprakçılık", "meanings": ["Toprakçı olma durumu"]}, {"word": "yakıtçılık", "meanings": ["Yakıtçının yaptığı iş"]}, {"word": "böcekçi", "meanings": ["Böcek üretip satan kimse"]}, {"word": "demetçilik", "meanings": ["Demetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "maarifçilik", "meanings": ["Maarifçi olma durumu"]}, {"word": "maceraperestlik", "meanings": ["Maceracılık"]}, {"word": "sürekçilik", "meanings": ["Sürekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "telhisçilik", "meanings": ["Telhisçinin yaptığı iş"]}, {"word": "sergüzeştçilik", "meanings": ["Maceracılık"]}, {"word": "trafikçilik", "meanings": ["Trafik polisliği"]}, {"word": "günlükçülük", "meanings": ["Günlükçü olma durumu"]}, {"word": "kökçülük", "meanings": ["Kökçünün yaptığı iş"]}, {"word": "mütecanislik", "meanings": ["Bağdaşıklık"]}, {"word": "barışçıllık", "meanings": ["Barışseverlik"]}, {"word": "sertabiplik", "meanings": ["Başhekimlik"]}, {"word": "sulhperverlik", "meanings": ["Barışseverlik"]}, {"word": "hanımlaşma", "meanings": ["Hanımlaşmak durumu"]}, {"word": "hanımlaşmak", "meanings": ["Hanım durumuna gelmek"]}, {"word": "efendileşme", "meanings": ["Efendileşmek durumu"]}, {"word": "efendileşmek", "meanings": ["Efendi duruma gelmek"]}, {"word": "söyleşici", "meanings": ["Söyleşi yapan kimse", "Kendisiyle söyleşi yapılan kimse"]}, {"word": "Millî Misak", "meanings": ["Misakımillî"]}, {"word": "solunum yetmezliği", "meanings": ["Herhangi bir nedenle solunum işlevinin yetersiz olması veya yaşamın devamı için gerekli olan oksijenin vücuda alınamaması"]}, {"word": "böbrek yetmezliği", "meanings": ["Böbreklerin yeterince işlev görememesi"]}, {"word": "karaciğer yetmezliği", "meanings": ["Karaciğerin yeterince işlev görememesi"]}, {"word": "vınlayış", "meanings": ["Vınlama işi"]}, {"word": "kırışmaca", "meanings": ["Karşılıklı olarak birbirini öldürme", "Paylaşma"]}, {"word": "elense", "meanings": ["Güreşte, kolunu hasmın boynuna getirip başparmağı gırtlağa, dört parmağı da enseye geçirerek hasmı yıkmaya dayalı bir oyun"]}, {"word": "elense çekmek (veya etmek)", "meanings": ["güreşte, kolunu hasmın boynuna getirip başparmağı gırtlağa, dört parmağı da enseye geçirerek hasmı yıkmak amacıyla çekmek", "yenmek, mağlup etmek"]}, {"word": "yancık", "meanings": ["Genellikle çobanların kullandığı azık torbası"]}, {"word": "davgana", "meanings": ["İnce, dar boyunlu küçük testi, toprak sürahi"]}, {"word": "mütehayyil", "meanings": ["Hayale dalmış"]}, {"word": "mah", "meanings": ["Ay"]}, {"word": "hapis oyunu", "meanings": ["Pulların zar atıldıkça yerleştirildiği bir tür tavla oyunu"]}, {"word": "meh", "meanings": ["Ay"]}, {"word": "akıtaç", "meanings": ["Dren"]}, {"word": "iş önlüğü", "meanings": ["Önlük"]}, {"word": "horoz bakışı", "meanings": ["Dik ve ters bakış"]}, {"word": "ateş düşürücü", "meanings": ["Yükselen vücut sıcaklığını düşürülmesini sağlayan ilaç veya madde"]}, {"word": "kumrugöğsü", "meanings": ["Açık gri renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "devre kesici", "meanings": ["Devrenin aşırı yüklenmesi durumunda akımı kesen araç"]}, {"word": "hökelek", "meanings": ["Çalım, kurum, gösteriş"]}, {"word": "hökelekli", "meanings": ["Çalımlı, kurumlu, gösterişli"]}, {"word": "ereksiyon", "meanings": ["Sertleşme"]}, {"word": "içine kapanık", "meanings": ["İçe kapanık"]}, {"word": "içine kapanıklık", "meanings": ["İçe kapanıklık"]}, {"word": "içe kapalılık", "meanings": ["İçe kapalı olma durumu"]}, {"word": "içe kapalı", "meanings": ["Dış dünyaya karşı ilgi ve ilişkisi güçsüz, içine kapanık (ülke, topluluk vb.)"]}, {"word": "gecenin köründe", "meanings": ["Gecenin ilerleyen saatlerinde"]}, {"word": "sabahın köründe", "meanings": ["Sabahın erken saatlerinde"]}, {"word": "gecenin körü", "meanings": ["Gecenin ilerlemiş saati"]}, {"word": "abraşlık", "meanings": ["Abraş olma durumu"]}, {"word": "absürtlük", "meanings": ["Saçmalık"]}, {"word": "tuzluca", "meanings": ["Tuzu gereğinden fazla olan"]}, {"word": "acımtıraklık", "meanings": ["Acımsılık"]}, {"word": "çukurca", "meanings": ["Biraz çukur, az çukur"]}, {"word": "sarımtıraklık", "meanings": ["Sarımtırak olma durumu"]}, {"word": "ekşimtıraklık", "meanings": ["Ekşimtırak olma durumu"]}, {"word": "acımsılık", "meanings": ["Acımsı olma durumu, acımtıraklık"]}, {"word": "insansılık", "meanings": ["İnsansı olma durumu, insanımsılık"]}, {"word": "insanımsılık", "meanings": ["İnsansılık"]}, {"word": "kırmızımsılık", "meanings": ["Kırmızımsı olma durumu"]}, {"word": "sarımsılık", "meanings": ["Sarımsı olma durumu"]}, {"word": "tatlımsılık", "meanings": ["Tatlımsı olma durumu"]}, {"word": "bihaberlik", "meanings": ["Habersizlik"]}, {"word": "bitaplık", "meanings": ["Yorgunluk"]}, {"word": "bizarlık", "meanings": ["Bizar olma durumu"]}, {"word": "bivefalık", "meanings": ["Vefasızlık"]}, {"word": "yekparelik", "meanings": ["Yekpare olma durumu"]}, {"word": "kemankeşlik", "meanings": ["Okçuluk"]}, {"word": "cefakeşlik", "meanings": ["Cefakeş olma durumu"]}, {"word": "devasalık", "meanings": ["Devasa olma durumu"]}, {"word": "sekbanlık", "meanings": ["Sekban olma durumu"]}, {"word": "nadidelik", "meanings": ["Nadide olma durumu"]}, {"word": "hemcinslik", "meanings": ["Hemcins olma durumu"]}, {"word": "hemdertlik", "meanings": ["Hemdert olma durumu"]}, {"word": "hemhâllik", "meanings": ["Hemhâl olma durumu"]}, {"word": "hempalık", "meanings": ["Omuzdaşlık"]}, {"word": "hemhudutluk", "meanings": ["Hemhudut olma durumu"]}, {"word": "hodpesentlik", "meanings": ["Bencilik"]}, {"word": "müşkülpesentlik", "meanings": ["Müşkülpesent olma durumu"]}, {"word": "merdümgirizlik", "meanings": ["Merdümgiriz olma durumu"]}, {"word": "naçarlık", "meanings": ["Naçar olma durumu"]}, {"word": "naçizlik", "meanings": ["Naçiz olma durumu"]}, {"word": "namağlupluk", "meanings": ["Namağlup olma durumu"]}, {"word": "namevcutluk", "meanings": ["Namevcut olma durumu"]}, {"word": "sersefillik", "meanings": ["Sersefil olma durumu"]}, {"word": "şekilperestlik", "meanings": ["Şekilperest olma durumu"]}, {"word": "şehvetperestlik", "meanings": ["Şehvetperest olma durumu"]}, {"word": "cumhuriyetperverlik", "meanings": ["Cumhuriyetçilik"]}, {"word": "hayalperverlik", "meanings": ["Hayalcilik"]}, {"word": "hayırperverlik", "meanings": ["Hayırseverlik"]}, {"word": "hürriyetperverlik", "meanings": ["Hürriyetçilik"]}, {"word": "menfaatperverlik", "meanings": ["Çıkarcılık"]}, {"word": "şikemperverlik", "meanings": ["Şikemperver olma durumu"]}, {"word": "terakkiperverlik", "meanings": ["İlericilik"]}, {"word": "cihanşinaslık", "meanings": ["Cihanşinas olma durumu"]}, {"word": "nimetşinaslık", "meanings": ["Değerbilirlik"]}, {"word": "musikişinaslık", "meanings": ["Musikişinas olma durumu"]}, {"word": "vazifeşinaslık", "meanings": ["Vazifeşinas olma durumu"]}, {"word": "âlemşümullük", "meanings": ["Evrensellik"]}, {"word": "cihanşümullük", "meanings": ["Evrensellik"]}, {"word": "acındırış", "meanings": ["Acındırma işi"]}, {"word": "adanış", "meanings": ["Adanma iş"]}, {"word": "adatış", "meanings": ["Adatma işi"]}, {"word": "adımlanmak", "meanings": ["Adımlama işi yapılmak"]}, {"word": "adımlanma", "meanings": ["Adımlanmak işi"]}, {"word": "afallayış", "meanings": ["Afallama durumu"]}, {"word": "ağarış", "meanings": ["Ağarma işi"]}, {"word": "akıtılış", "meanings": ["Akıtılma işi"]}, {"word": "ağrıtış", "meanings": ["Ağrıtma işi"]}, {"word": "aklayış", "meanings": ["Aklama işi"]}, {"word": "aklanış", "meanings": ["Aklanma işi"]}, {"word": "aldatılış", "meanings": ["Aldatılma işi"]}, {"word": "algılatış", "meanings": ["Algılatma işi"]}, {"word": "alıkonuluş", "meanings": ["Alıkonulma işi"]}, {"word": "alıkoyuş", "meanings": ["Alıkoyma işi"]}, {"word": "aralanış", "meanings": ["Aralanma işi"]}, {"word": "aratılış", "meanings": ["Aratılma işi"]}, {"word": "aranış", "meanings": ["Aranma işi"]}, {"word": "artırılış", "meanings": ["Artırılma işi"]}, {"word": "arttırılış", "meanings": ["Arttırılma işi"]}, {"word": "arzulayış", "meanings": ["Arzulama durumu"]}, {"word": "arzulanış", "meanings": ["Arzulanma durumu"]}, {"word": "aşındırış", "meanings": ["Aşındırma işi"]}, {"word": "aşırış", "meanings": ["Aşırma işi"]}, {"word": "avuçlatma", "meanings": ["Avuçlatmak işi"]}, {"word": "atfediş", "meanings": ["Atfetme işi"]}, {"word": "atayış", "meanings": ["Atama işi"]}, {"word": "avuçlatmak", "meanings": ["Avuçlama işini yaptırmak"]}, {"word": "avunuş", "meanings": ["Avunma işi"]}, {"word": "ayıklanış", "meanings": ["Ayıklanma işi"]}, {"word": "ayılış", "meanings": ["Ayılma işi"]}, {"word": "azaltılış", "meanings": ["Azaltılma işi"]}, {"word": "azaltış", "meanings": ["Azaltma işi"]}, {"word": "azarlanış", "meanings": ["Azarlanma işi"]}, {"word": "azdırış", "meanings": ["Azdırma işi"]}, {"word": "azlediliş", "meanings": ["Azledilme işi"]}, {"word": "azlediş", "meanings": ["Azletme işi"]}, {"word": "bahsediş", "meanings": ["Bahsetme işi"]}, {"word": "bahsediliş", "meanings": ["Bahsedilme işi"]}, {"word": "başkaldırış", "meanings": ["Başkaldırma işi"]}, {"word": "bahşediş", "meanings": ["Bahşetme işi"]}, {"word": "bakılış", "meanings": ["Bakılma işi"]}, {"word": "başarılış", "meanings": ["Başarılma işi"]}, {"word": "başlanış", "meanings": ["Başlanma işi"]}, {"word": "beceriş", "meanings": ["Becerme işi"]}, {"word": "başvuruş", "meanings": ["Başvurma işi"]}, {"word": "bekleniş", "meanings": ["Beklenme işi"]}, {"word": "besteleyiş", "meanings": ["Besteleme işi"]}, {"word": "beleyiş", "meanings": ["Beleme işi"]}, {"word": "besteleniş", "meanings": ["Bestelenme işi"]}, {"word": "bıçaklanış", "meanings": ["Bıçaklanma işi"]}, {"word": "bıktırış", "meanings": ["Bıktırma işi"]}, {"word": "bildiriliş", "meanings": ["Bildirilme işi"]}, {"word": "biçimlendiriliş", "meanings": ["Biçimlendirilme işi"]}, {"word": "bileyiş", "meanings": ["Bileme işi"]}, {"word": "biletiş", "meanings": ["Biletme işi"]}, {"word": "bileniş", "meanings": ["Bilenme işi"]}, {"word": "bindiriliş", "meanings": ["Bindirilme işi"]}, {"word": "biliniş", "meanings": ["Bilinme işi"]}, {"word": "bindiriş", "meanings": ["Bindirme işi"]}, {"word": "bölümleyiş", "meanings": ["Bölümleme işi"]}, {"word": "burkuluş", "meanings": ["Burkulma işi"]}, {"word": "bulunduruş", "meanings": ["Bulundurma işi"]}, {"word": "buyuruş", "meanings": ["Buyurma işi"]}, {"word": "buzlanış", "meanings": ["Buzlanma işi"]}, {"word": "bütünleniş", "meanings": ["Bütünlenme işi"]}, {"word": "büyükleniş", "meanings": ["Büyüklenme işi"]}, {"word": "canlandırış", "meanings": ["Canlandırma işi"]}, {"word": "canlandırılış", "meanings": ["Canlandırılma işi"]}, {"word": "cevaplanış", "meanings": ["Cevaplanma işi, yanıtlanış"]}, {"word": "cevaplayış", "meanings": ["Cevaplama işi, yanıtlayış"]}, {"word": "cezalandırış", "meanings": ["Cezalandırma işi"]}, {"word": "cezalandırılış", "meanings": ["Cezalandırılma işi"]}, {"word": "coşuş", "meanings": ["Coşma işi"]}, {"word": "cezbediş", "meanings": ["Cezbetme işi"]}, {"word": "çıkartış", "meanings": ["Çıkartma işi"]}, {"word": "çöktürülüş", "meanings": ["Çöktürülme işi"]}, {"word": "dağıtılış", "meanings": ["Dağıtılma işi"]}, {"word": "deliniş", "meanings": ["Delinme işi"]}, {"word": "devralış", "meanings": ["Devralma işi"]}, {"word": "devrediş", "meanings": ["Devretme işi"]}, {"word": "dileyiş", "meanings": ["Dileme işi, rica"]}, {"word": "dillendiriş", "meanings": ["Dillendirme işi"]}, {"word": "dillendiriliş", "meanings": ["Dillendirilme işi"]}, {"word": "dinletiş", "meanings": ["Dinletme işi"]}, {"word": "diriltiş", "meanings": ["Diriltme işi"]}, {"word": "doğranış", "meanings": ["Doğranma işi"]}, {"word": "doğrulayış", "meanings": ["Doğrulama işi"]}, {"word": "doğruluş", "meanings": ["Doğrulma işi"]}, {"word": "doğrultuş", "meanings": ["Doğrultma işi"]}, {"word": "dokunduruş", "meanings": ["Dokundurma işi"]}, {"word": "dolayış", "meanings": ["Dolama işi"]}, {"word": "donanış", "meanings": ["Donanma işi"]}, {"word": "döküş", "meanings": ["Dökme işi"]}, {"word": "döktürüş", "meanings": ["Döktürme işi"]}, {"word": "duraklatış", "meanings": ["Duraklatma işi"]}, {"word": "dökünüş", "meanings": ["Dökünme işi"]}, {"word": "duyuluş", "meanings": ["Duyulma işi"]}, {"word": "duyuruş", "meanings": ["Duyurma işi"]}, {"word": "düşleyiş", "meanings": ["Düşleme işi"]}, {"word": "düzeliş", "meanings": ["Düzelme işi"]}, {"word": "düzenleyiş", "meanings": ["Düzenleme işi"]}, {"word": "düzenleniş", "meanings": ["Düzenlenme işi"]}, {"word": "ekiliş", "meanings": ["Ekilme işi"]}, {"word": "eğitiş", "meanings": ["Eğitme işi"]}, {"word": "eğitiliş", "meanings": ["Eğitilme işi"]}, {"word": "ekleyiş", "meanings": ["Ekleme işi"]}, {"word": "ekleniş", "meanings": ["Eklenme işi"]}, {"word": "eleyiş", "meanings": ["Eleme işi"]}, {"word": "eleniş", "meanings": ["Elenme işi"]}, {"word": "eleştiriş", "meanings": ["Eleştirme işi"]}, {"word": "elleyiş", "meanings": ["Elleme işi"]}, {"word": "emrediş", "meanings": ["Emretme işi"]}, {"word": "eleştiriliş", "meanings": ["Eleştirilme işi"]}, {"word": "engelleniş", "meanings": ["Engellenme işi"]}, {"word": "esirgeniş", "meanings": ["Esirgenme işi"]}, {"word": "eskiyiş", "meanings": ["Eskime işi"]}, {"word": "eşitleniş", "meanings": ["Eşitlenme işi"]}, {"word": "etiketleniş", "meanings": ["Etikletlenme işi"]}, {"word": "etkileniş", "meanings": ["Etkilenme işi"]}, {"word": "etkileyiş", "meanings": ["Etkileme işi"]}, {"word": "yararlanış", "meanings": ["Yararlanma işi, faydalanış"]}, {"word": "faydalanış", "meanings": ["Yararlanış"]}, {"word": "feshediliş", "meanings": ["Feshedilme işi"]}, {"word": "fethediş", "meanings": ["Fethetme işi"]}, {"word": "geceleyiş", "meanings": ["Geceleme işi"]}, {"word": "gecikiş", "meanings": ["Gecikme işi"]}, {"word": "geçiniş", "meanings": ["Geçinme işi"]}, {"word": "genişleyiş", "meanings": ["Genişleme işi"]}, {"word": "genişletiş", "meanings": ["Genişletme işi"]}, {"word": "getiriliş", "meanings": ["Getirilme işi"]}, {"word": "gevşetiş", "meanings": ["Gevşetme işi"]}, {"word": "gideriliş", "meanings": ["Giderilme iş"]}, {"word": "gideriş", "meanings": ["Giderme işi"]}, {"word": "gölgeleniş", "meanings": ["Gölgelenme işi"]}, {"word": "göğüsleşmek", "meanings": ["Kavgada göğüs göğüse gelmek"]}, {"word": "epsem", "meanings": ["Ses çıkarmayan, susan"]}, {"word": "göğüsleşme", "meanings": ["Göğüsleşmek işi"]}, {"word": "kılıçlaşma", "meanings": ["Kılıçlaşmak işi"]}, {"word": "yerdeş", "meanings": ["Memleketli"]}, {"word": "kılıçlaşmak", "meanings": ["Kılıçla dövüşmek"]}, {"word": "yalaza", "meanings": ["Alev"]}, {"word": "aktivasyon", "meanings": ["Etkinleştirme"]}, {"word": "arz talep dengesi", "meanings": ["Üretimin talebe uygun miktarda planlanması"]}, {"word": "otuz kere", "meanings": ["Pek çok, tekrar tekrar, çok kez, defalarca"]}, {"word": "milyon kere", "meanings": ["Pek çok, tekrar tekrar, çok kez, defalarca"]}, {"word": "şalt", "meanings": ["Şalter"]}, {"word": "adım cümlesi", "meanings": ["Halk oyunundaki zayıf veya güçlü hareketler ile figürlerin birleşimi"]}, {"word": "ödegeç", "meanings": ["Belli bir miktara kadar yapılacak ödemelerde imza ve şifre gerektirmeden kartla ödeme yapma işlemi"]}, {"word": "vurgu oyun", "meanings": ["Halk oyunlarında gösterinin temasını belirten ana oyun"]}, {"word": "sahne dengesi", "meanings": ["Halk oyunlarında sahnenin konumuna ve ölçülerine göre oyunları estetik görünümde sergileme tekniği ile seyircinin görüş açısının bilinçli olarak ortaya çıkması"]}, {"word": "destek oyun", "meanings": ["Halk oyunlarında adım ve biçimsel yapı açısından doruk noktaya ulaşmayı sağlayan oyunu pekiştiren ikincil oyun"]}, {"word": "parlama noktası", "meanings": ["Alevlenme noktası"]}, {"word": "alevlenme noktası", "meanings": ["Herhangi bir maddenin buharının açık alevde yanabileceği en küçük sıcaklık derecesi, parlama noktası"]}, {"word": "ön buharlaşma", "meanings": ["Fırınlanmış boyalarda, boyanın fırınlanmasından önce açık havada belirli bir süre bekletilerek içindeki çözücünün kısmen uçması"]}, {"word": "fırın boya", "meanings": ["Kuruma ve sertleşmesi genellikle 80 derecenin üzerinde olan boya türü"]}, {"word": "metalik boya", "meanings": ["Bakır, alüminyum, bronz vb. metalik tozların eklenmesiyle parlak görünüş veren özel boya türü"]}, {"word": "melamin reçinesi", "meanings": ["Melamin formaldehitten elde edilen ve özellikle fırın boyalarda kullanılan sentetik reçine türü"]}, {"word": "jelleşme", "meanings": ["Jelleşmek işi"]}, {"word": "karışabilirlik", "meanings": ["Gaz veya sıvı çözeltilerin birbirleriyle bulanıklık, çökme veya jelleşme yapmadan karışabilmesi özelliği"]}, {"word": "jelleşmek", "meanings": ["Jel durumuna gelmek"]}, {"word": "elektrokaplama", "meanings": ["Kaplanacak malzemenin suyla inceltilmiş boyayla dolu depoda elektrot olarak kullanıldığı bir boya uygulama yöntemi"]}, {"word": "çimento boya", "meanings": ["Suyla karıştırılarak hemen kullanılabilen çimento esaslı toz boya"]}, {"word": "ses bilimci", "meanings": ["Ses bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "Zaza", "meanings": ["Ön Asya'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "Zazaca", "meanings": ["Zazaların kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "çapraz sorgulama", "meanings": ["Çapraz sorgu"]}, {"word": "pes sesli", "meanings": ["Sesi pes olan"]}, {"word": "bir tutamlık", "meanings": ["Bir tutam"]}, {"word": "pürtüksüz", "meanings": ["Pürtüğü olmayan"]}, {"word": "öyleyse", "meanings": ["O hâlde"]}, {"word": "hakkâklik", "meanings": ["Oymacılık"]}, {"word": "intihar bombacısı", "meanings": ["Canlı bomba"]}, {"word": "humuslu", "meanings": ["İçinde humus bulunan"]}, {"word": "humussuz", "meanings": ["İçinde humus bulunmayan"]}, {"word": "kilsiz", "meanings": ["İçinde kil bulunmayan"]}, {"word": "kaskolu", "meanings": ["Kaskosu bulunan"]}, {"word": "kaskosuz", "meanings": ["Kaskosu bulunmayan"]}, {"word": "kaskocu", "meanings": ["Kasko işlemlerini yapan kimse veya kuruluş"]}, {"word": "kaskoculuk", "meanings": ["Kaskocu olma durumu"]}, {"word": "askerlik çağı", "meanings": ["Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününden başlayarak 41 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününde biten dönem"]}, {"word": "yedek asker", "meanings": ["Askerliğinin bitiminden çağ dışı oluncaya kadar geçen süre içinde bulununan görev"]}, {"word": "asker hastanesi", "meanings": ["Sadece er ve eratın tedavi gördüğü sağlık kuruluşu"]}, {"word": "askerî hastane", "meanings": ["Bütün askerlerin ve aile bireylerinin tedavi edildiği sağlık kuruluşu"]}, {"word": "askerî güç", "meanings": ["Bir ülkenin sahip olduğu silahlı kuvvetlerin bütünü", "Küçük veya büyük askerî birlik"]}, {"word": "sala", "meanings": ["343 sela"]}, {"word": "boya filmi", "meanings": ["Reçine, dolgu malzemesi ve pigmentten oluşan, boyanın uygulandığı yüzeye yapışan, onu dış etkenlerden ve korozyondan koruyan tabaka"]}, {"word": "diyetsiz", "meanings": ["İçinde diyet bulunmayan"]}, {"word": "diyetli", "meanings": ["İçinde diyet bulunan"]}, {"word": "manevralı", "meanings": ["Manevra yapılan"]}, {"word": "manevrasız", "meanings": ["Manevra yapılmayan"]}, {"word": "şalter panosu", "meanings": ["Bir binadaki elektrik tesisatının kontrol altında tutulması için kullanılan ana kesici bölümü"]}, {"word": "dolgu maddesi", "meanings": ["Boyada uygulama ve film oluşturma özelliklerini ayarlamak ve boyaya bazı fiziksel özellikler eklemek için kullanılan talk, barit ve kalsit gibi mineral tozu"]}, {"word": "referans elektrot", "meanings": ["Potansiyeli zaman içerisinde değişmeyen elektrot"]}, {"word": "asit katalizör", "meanings": ["Kimyasal reaksiyonları hızlandıran veya sentetik reçinelerin sertleştirilmesinde kullanılan organik veya inorganik asitler ile bunların tuzları"]}, {"word": "bölgesel aşındırma", "meanings": ["Bir alaşım içinde bulunan metallerin homojen dağılmamasının sebep olduğu pas türü, alaşım korozyonu"]}, {"word": "alaşım korozyonu", "meanings": ["Bölgesel aşındırma"]}, {"word": "anot başlığı", "meanings": ["Anotun kabloya bağlandığı uçta bulunan ve elektrik yalıtımını sağlayan kapak"]}, {"word": "aralık korozyonu", "meanings": ["Dar bir çelik veya çatlak çevresinde veya bunların içerisinde ortaya çıkan bir paslanma türü"]}, {"word": "anot kablosu", "meanings": ["Dış etkilere dayanıklı plastikle kaplanmış, anotu akım veren sisteme bağlayan bakır tel"]}, {"word": "akım azalışı", "meanings": ["Akım uygulanan noktadan başlayarak boru hattı boyunca boru potansiyelinin ve borudan geçen akımın azalması"]}, {"word": "boru akımı", "meanings": ["Boru kaplamasının açık yerlerinden boruya girerek boru üzerinden akım uygulanan noktaya doğru akan ve anot yatağından toprağa geçen pozitif elektirik"]}, {"word": "çukur korozyonu", "meanings": ["Metal yüzeyinde belli bir bölgede daha hızlı yayılan pas üzerinden oluşan pas çukuru"]}, {"word": "devre voltajı", "meanings": ["Galvanik anotlu sistemlerde, anot ve zemin potansiyeli ile sistem potansiyeli arasındaki fark, devre potansiyeli"]}, {"word": "gaz korozyonu", "meanings": ["Metal yüzeyinde sadece gazların pas oluşmasına yol açması"]}, {"word": "devre potansiyeli", "meanings": ["Devre voltajı"]}, {"word": "elektrot reaksiyonu", "meanings": ["Elektrolit ve metal ara yüzeyinde yük transferini sağlayan kimyasal reaksiyon"]}, {"word": "kaynak korozyonu", "meanings": ["Kaynak yapılan bölgelerde yüksek sıcaklıktan etkilenen metalin veya kaynağın dolgu maddesinin pası"]}, {"word": "grafitli korozyon", "meanings": ["Gri dökme demir bileşiminde bulunan grafitli karbon etkisiyle oluşan bölgesel pas türü"]}, {"word": "korozyon derinliği", "meanings": ["Metalin korozyondan etkilenen bir yüzeyi ile metalin orijinal yüzeyi arasındaki dik uzaklık"]}, {"word": "korozyon akımı", "meanings": ["Bir elektrot reaksiyonu ile oluşan ve paslanmaya yol açan akım"]}, {"word": "koruyucu kaplama", "meanings": ["Paslanmaya karşı koruma amacı ile metal yüzeyine uygulanan malzemelerin oluşturduğu kabuk"]}, {"word": "yarı hücre", "meanings": ["Elektrot ile onun temas ettiği elektolitten oluşan sistem"]}, {"word": "taşıma sayısı", "meanings": ["Bir iyon tarafından taşınan akımın geçen toplam akım miktarına olan oranı"]}, {"word": "tersinir elektrot", "meanings": ["Potansiyeli çok az ölçüde azaltıldığı veya çoğaltıldığı zaman elektrot reaksiyonu her iki yönde de yürüyebilen elektrot"]}, {"word": "görülüş", "meanings": ["Görülme işi"]}, {"word": "yerel korozyon", "meanings": ["Anot ve katot bölgeleri birbirinden tam olarak ayrılmış hâldeki paslanma"]}, {"word": "götürülüş", "meanings": ["Götürülme işi"]}, {"word": "gözlemleyiş", "meanings": ["Gözlemleme işi"]}, {"word": "gözüküş", "meanings": ["Gözükme işi"]}, {"word": "gururlanış", "meanings": ["Gururlanma işi"]}, {"word": "gruplanış", "meanings": ["Gruplanma işi"]}, {"word": "güçlendiriş", "meanings": ["Güçlendirme işi"]}, {"word": "güldürüş", "meanings": ["Güldürme işi"]}, {"word": "gümleyiş", "meanings": ["Gümleme işi"]}, {"word": "gülümsetiş", "meanings": ["Gülümsetme işi"]}, {"word": "güncellenme", "meanings": ["Güncellenmek işi"]}, {"word": "güncelleniş", "meanings": ["Güncellenme işi"]}, {"word": "güncellenmek", "meanings": ["Güncel duruma getirilmek"]}, {"word": "hallediş", "meanings": ["Halletme işi"]}, {"word": "üstat", "meanings": ["Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse", "Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "hallediliş", "meanings": ["Halledilme işi"]}, {"word": "halloluş", "meanings": ["Hallolma işi"]}, {"word": "hapsediş", "meanings": ["Hapsetme işi"]}, {"word": "hamdediş", "meanings": ["Hamdetme işi"]}, {"word": "üstünü görmek", "meanings": ["gebeyken aybaşı olmak"]}, {"word": "üstünüze afiyet (veya sağlık)", "meanings": ["hastalıktan söz ederken karşısındakinin o hastalığa tutulmaması dileğiyle söylenen söz"]}, {"word": "üst alize", "meanings": ["Alizelere karşıt olarak her iki yarı kürede Ekvator bölgelerinden kutuplara doğru 3-10 kilometre yükseklerde esen yel"]}, {"word": "üstatlık", "meanings": ["Üstat olma durumu"]}, {"word": "üst baş", "meanings": ["Giyecekler, giysiler, giyim kuşam, kılık"]}, {"word": "üstü başı dökülmek", "meanings": ["giyecekleri çok eski olmak"]}, {"word": "üstünden başından akmak", "meanings": ["durumu belirgin bir biçimde anlaşılmak"]}, {"word": "üstüne başına etmek", "meanings": ["ağır bir biçimde sövmek"]}, {"word": "üst bitken", "meanings": ["Başka bir bitkinin üzerinde biten ancak asalak olmayan (bitki), epifit"]}, {"word": "üstçavuş", "meanings": ["Orduda astsubaylığın ikinci aşaması olan, çavuşla başçavuş arasındaki görevli"]}, {"word": "üstçavuşluk", "meanings": ["Üstçavuş olma durumu", "Üstçavuşun rütbesi", "Üstçavuşun görevi"]}, {"word": "üst çene", "meanings": ["Çenenin üst bölümü, üst dudağın bulunduğu yöndeki çene", "Mengenenin V biçimli, üzerinde yiv ve setler bulunan çenesi"]}, {"word": "üst deri", "meanings": ["Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı, epiderm", "Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka, epiderm"]}, {"word": "üst dudak", "meanings": ["Dudaklardan üstte bulunanı", "Eklem bacaklı hayvanlarda ağız parçalarını örten bir uzantı, karından bacaklılarda ağız bölgesinin dış yanı"]}, {"word": "üst diş", "meanings": ["Üst damak üzerinde sıralanan dişlerin her biri"]}, {"word": "üste", "meanings": ["`Fazladan vermek, ödemek` anlamındaki üste vermek, `fiyatı artırmak eklemek, katmak` anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz", "`Başarmak, becermek` anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "üsteğmen", "meanings": ["Orduda rütbesi teğmenle yüzbaşı arasında olan subay"]}, {"word": "üsteğmenlik", "meanings": ["Üsteğmen olma durumu", "Üsteğmenin rütbesi", "Üsteğmenin görevi"]}, {"word": "üstel", "meanings": ["Üstü olan"]}, {"word": "üsteleme", "meanings": ["Üstelemek işi, tekit"]}, {"word": "üstelemek", "meanings": ["Bir düşünce veya istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek, tekit etmek", "Hastalık yeniden ortaya çıkmak, depreşmek, nüks etmek", "Bir isteği, bir buyruğu tekrarlamak, tekit etmek", "Bir şeyin üstüne eklenmek, katılmak, inzimam etmek"]}, {"word": "üstelenmek", "meanings": ["Üsteleme işine konu olmak"]}, {"word": "üstenci", "meanings": ["Yüklenici"]}, {"word": "üstelenme", "meanings": ["Üstelenmek işi"]}, {"word": "üstelik", "meanings": ["Üste verilen şey, fark", "Güçlü, kuvvetli, sağlam", "Ayrıca, bir de, bundan başka"]}, {"word": "üstencilik", "meanings": ["Yüklenicilik, müteahhitlik"]}, {"word": "üstenme", "meanings": ["Üstenmek işi, taahhüt"]}, {"word": "üstenmek", "meanings": ["Bir iş yapmayı üstüne almak, taahhüt etmek"]}, {"word": "üst geçiş", "meanings": ["Bir yıldızın ufuk üzerinde en yüksek noktadan geçiş durumu, yücelim"]}, {"word": "üst güverte", "meanings": ["Gemilerde güvertenin yüksekte kalan bölümü"]}, {"word": "üst geçit", "meanings": ["Trafik akışını kesmemek için bir yolun üstünden geçirilen köprü biçiminde üstü açık geçit"]}, {"word": "üst kat", "meanings": ["Bulunulan yere göre bir üst daire ve bölüm"]}, {"word": "üst küme", "meanings": ["İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi"]}, {"word": "üstlenim", "meanings": ["Üstlenme işi"]}, {"word": "üstlenme", "meanings": ["Üstlenmek işi, deruhte"]}, {"word": "üstlenmek", "meanings": ["Üstüne almak, yüklenmek, deruhte etmek"]}, {"word": "üstlük", "meanings": ["Üst olma durumu", "En üste giyilen uzunca giysi"]}, {"word": "üst perdeden", "meanings": ["Yüksekten"]}, {"word": "üst perdeden konuşmak", "meanings": ["üstünlük taslayarak söz söylemek"]}, {"word": "üst sınıf", "meanings": ["Bir üst sınıf veya ileri sınıf", "Toplumda sosyal ve ekonomik açıdan ileri düzeyde olan insan topluluğu"]}, {"word": "üstsubay", "meanings": ["Binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki subaylara verilen genel ad"]}, {"word": "üstübeç", "meanings": ["Boyacılıkta kullanılan zehirli, bazik kurşun karbonat"]}, {"word": "üst tarafı", "meanings": ["Olup olacağı, sonuç olarak"]}, {"word": "üst tabaka", "meanings": ["İleri gelenler sınıfı"]}, {"word": "üstü kapalı", "meanings": ["Açık ve kesin olmayan", "Açık ve kesin olmayan bir biçimde"]}, {"word": "üstübeç macunu", "meanings": ["Üstübeç veya tutkaldan, dövülmüş tebeşir tozu ile hazırlanan onarma macunu"]}, {"word": "üstün", "meanings": ["Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan", "Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik"]}, {"word": "üstün olmak (veya gelmek)", "meanings": ["benzerlerinden daha yüksek düzeyde olmak"]}, {"word": "üstün bulmak (veya görmek)", "meanings": ["bir şeyi veya kimseyi başkasından daha değerli bulmak veya görmek"]}, {"word": "üstün", "meanings": ["Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha"]}, {"word": "üstün tutmak", "meanings": ["bir kimseye, bir şeye başkasından daha çok değer vermek"]}, {"word": "üstüne", "meanings": ["İlişkin, üzerine, dair", "Hesabına", "-e göre, uygun olarak", "-den sonra", "Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "üstüne üstlük", "meanings": ["Fazla olarak, fazladan"]}, {"word": "üstünkörü", "meanings": ["İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, baştan savma yapılan", "(üstü'nkörü) İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan savma, eğreti, öylesine, üstten"]}, {"word": "üstünleşme", "meanings": ["Üstünleşmek durumu"]}, {"word": "üstünleşmek", "meanings": ["Üstün duruma gelmek"]}, {"word": "üstünlük", "meanings": ["Üstün olma durumu, faikiyet, rüçhan, avantaj"]}, {"word": "üstünlük duygusu", "meanings": ["Kişinin kendini bazı yönlerden veya genellikle insanların çoğundan üstün görmesi, üstünlük hissi, üstünlük karmaşası, üstünlük kompleksi"]}, {"word": "üstünlük derecesi", "meanings": ["En, çok zarflarıyla sıfat veya başka zarfların nitelik ve nicelik bakımından kazandıkları en üstün anlam"]}, {"word": "üstünlük karmaşası", "meanings": ["Üstünlük duygusu"]}, {"word": "üstünlük kompleksi", "meanings": ["Üstünlük duygusu"]}, {"word": "üstün yapım", "meanings": ["Çok büyük giderlerle çevrilen, kalabalık oyuncu kadrosuna sahip, göz kamaştırıcı süs ve giysili, büyük reklamlarla piyasaya sürülen ancak sanat yönünden genellikle büyük bir değer taşımayan film"]}, {"word": "üstün zekâ", "meanings": ["Çabuk, iyi, kıvrak bir zekâ"]}, {"word": "üstün zekâlılık", "meanings": ["Üstün zekâlı olma durumu"]}, {"word": "üstün zekâlı", "meanings": ["Üstün zekâya sahip olan"]}, {"word": "üstüpü", "meanings": ["Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir"]}, {"word": "üstüpüleme", "meanings": ["Üstüpülemek işi"]}, {"word": "üst üste", "meanings": ["Çok kalabalık, sıkışık", "Birbirinin üstüne konulmuş bir biçimde", "Birbiri arkasından"]}, {"word": "üst üste gelmek", "meanings": ["çakışmak"]}, {"word": "üstüpülemek", "meanings": ["Üstüpü ile silmek veya temizlemek"]}, {"word": "üstüvane", "meanings": ["Silindir"]}, {"word": "üstüvani", "meanings": ["Silindir biçiminde olan"]}, {"word": "üstyapı", "meanings": ["Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü", "Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı", "Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü", "Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı"]}, {"word": "üşenç", "meanings": ["Üşenme, üşengeçlik"]}, {"word": "üşengeç", "meanings": ["Çok üşenen, tembel, üşengen"]}, {"word": "üşengenlik", "meanings": ["Üşengen olma durumu"]}, {"word": "üşengeçlik", "meanings": ["Üşengeç olma durumu, tekâsül"]}, {"word": "üşenme", "meanings": ["Üşenmek işi"]}, {"word": "üşenmek", "meanings": ["Kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak, erinmek"]}, {"word": "üşme", "meanings": ["Üşmek işi"]}, {"word": "üşmek", "meanings": ["Üşüşmek"]}, {"word": "üşüme", "meanings": ["Üşümek iş"]}, {"word": "üşüntü etmek", "meanings": ["üşüşmek"]}, {"word": "üşümek", "meanings": ["Isı yokluğundan, azlığından veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak"]}, {"word": "üşüntü", "meanings": ["Toplanma, üşüşme, üşüşüp bir araya gelme"]}, {"word": "üşüntü köpekler mandayı paralar", "meanings": ["`birlikten güç doğar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "üşürme", "meanings": ["Üşürmek işi"]}, {"word": "üşüşme", "meanings": ["Üşüşmek işi"]}, {"word": "ütmek", "meanings": ["Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek", "Taze buğday veya mısırı ateşe tutup pişirmek"]}, {"word": "ütmek", "meanings": ["Oyunda yenerek bir şey kazanmak, utmak"]}, {"word": "üşürmek", "meanings": ["Üşme işini yaptırmak, saldırtmak"]}, {"word": "üşüşmek", "meanings": ["Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek, üşmek"]}, {"word": "üşütmek", "meanings": ["Üşümesine sebep olmak", "Üşüyüp hasta olmak, soğuk almak", "Delirmek, aklını yitirmek"]}, {"word": "üşütme", "meanings": ["Üşütmek durumu"]}, {"word": "üşütük", "meanings": ["Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)"]}, {"word": "ütme", "meanings": ["Ütmek işi", "Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır"]}, {"word": "ütopik", "meanings": ["Hayalî"]}, {"word": "ütopist", "meanings": ["Hayalci"]}, {"word": "ütopya", "meanings": ["Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce"]}, {"word": "ütopyacı", "meanings": ["Ütopyalara inanan", "Ütopyalar ileri süren"]}, {"word": "ütü", "meanings": ["Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç", "Bu araçla yapılan iş"]}, {"word": "ütü altlığı", "meanings": ["Ütü yapılırken ütünün altına konulan ateşe dayanıklı veya yanmaz madde"]}, {"word": "ütü bezi", "meanings": ["Ütülenen şeyin yanmaması için üzerine serilen, nemli veya kuru olarak kullanılan ince pamuklu bez"]}, {"word": "ütücü", "meanings": ["İşi kumaş, giysi, çamaşır vb. ütülemek olan kimse"]}, {"word": "ütüleme", "meanings": ["Ütülemek işi"]}, {"word": "ütücülük", "meanings": ["Ütücü olma durumu"]}, {"word": "ütülemek", "meanings": ["Ütü ile buruşukluklarını gidermek", "Alevde tüylerini veya kabuğunu yakıp gidermek"]}, {"word": "ütülenme", "meanings": ["Ütülenmek işi"]}, {"word": "ütülenmek", "meanings": ["Ütüleme işine konu olmak"]}, {"word": "ütülme", "meanings": ["Ütülmek işi"]}, {"word": "ütülmek", "meanings": ["Oyunda, yenilmek, kaybetmek"]}, {"word": "ütülü", "meanings": ["Ütülenmiş, ütü ile buruşuklukları giderilmiş"]}, {"word": "ütü masası", "meanings": ["Üzerinde ütü yapılan yüksek ayaklı araç, ütü tahtası"]}, {"word": "ütü makinesi", "meanings": ["Sıcaklık veren bir levha ile bunun üzerinde çamaşırı sıkıştırmak için bir pedalla döndürülen, silindirden yapılmış makine"]}, {"word": "ütüsüz", "meanings": ["Ütülenmemiş veya ütüsü bozulmuş"]}, {"word": "ü, Ü", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi altıncı sırasında yer alan ve Ü adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, dar, yuvarlak ünlüyü gösterir"]}, {"word": "ütü tahtası", "meanings": ["Ütü masası"]}, {"word": "üvendire", "meanings": ["Çifte koşulan öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna nodul çakılmış uzun değnek, gönder"]}, {"word": "üvey", "meanings": ["Yalnız yasaca akraba sayılan, aralarında kan bağı bulunmayan, öz olmayan", "Kendisine kötü davranılan"]}, {"word": "üvey ana", "meanings": ["Üvey anne"]}, {"word": "üvey baba", "meanings": ["Öz olmayan baba, babalık", "Çocuğuna kötü davranan baba"]}, {"word": "üvey çocuk", "meanings": ["Üvey evlat"]}, {"word": "üvey evlat", "meanings": ["Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan evlat, üvey çocuk", "Kötü davranılan kimse"]}, {"word": "üvey evlat muamelesi yapmak", "meanings": ["dışlamak", "kötü davranmak"]}, {"word": "üvey evlat gibi tutmak (veya saymak)", "meanings": ["horlamak, haksızlık etmek, iyi davranmamak"]}, {"word": "üveyik", "meanings": ["Güvercinlerden, korularda yaşayan, eti için avlanan, boz renkli bir kuş (Streptopelia turtur)"]}, {"word": "üvey kız", "meanings": ["Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan kız çocuk"]}, {"word": "üvey kardeş", "meanings": ["Anaları veya babaları ayrı olan kardeşlerden her biri"]}, {"word": "üveyme", "meanings": ["Üveymek işi"]}, {"word": "üveymek", "meanings": ["Güvercin, kumru vb. kuşlar, göğüslerinden ötmek"]}, {"word": "üvey oğul", "meanings": ["Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan erkek çocuk"]}, {"word": "üvez", "meanings": ["Gülgillerden, orta boylu bir ağaç (Pirus sorbus)", "Bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi"]}, {"word": "üvez", "meanings": ["Sivrisineğe benzer bir böcek"]}, {"word": "üye", "meanings": ["Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri, aza", "Omurgalılarda, kol ve bacaklar, uzuv"]}, {"word": "üye olmak", "meanings": ["bir kuruluşa üye olarak girmek"]}, {"word": "üye aidatı", "meanings": ["Üyelik aidatı"]}, {"word": "üyelik", "meanings": ["Üye olma durumu"]}, {"word": "üyelik dondurmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple bir üyenin bağlı olduğu kuruluşun çalışmalarında yer almasını veya toplantılarda bulunmasını belirli bir süre için engellemek"]}, {"word": "üyeliği düşmek", "meanings": ["üye olma niteliğini kaybetmek"]}, {"word": "üyelik aidatı", "meanings": ["Bir kurum ve kuruluşa üye olurken ve üyelik sırasında yıllık olarak ödenen önceden belirlenmiş ücret, üye aidatı"]}, {"word": "üzengi", "meanings": ["Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka"]}, {"word": "üye tam sayısı", "meanings": ["Bir meclisi, derneği veya kurulu oluşturan üyelerin toplamı olan sayı"]}, {"word": "üzengi kemiği", "meanings": ["Orta kulakta üzengiye benzeyen küçük bir kemik"]}, {"word": "üzengileme", "meanings": ["Üzengilemek işi"]}, {"word": "üzengilemek", "meanings": ["Koşturmak için hayvana üzengi ile vurmak"]}, {"word": "üzengilenme", "meanings": ["Üzengilenmek işi"]}, {"word": "üzengilenmek", "meanings": ["Hayvan, üzengi ile vurulmak"]}, {"word": "üzengi taşı", "meanings": ["Bir kemerin iki yanında ayaklar üzerine gelen ilk taş"]}, {"word": "üzere", "meanings": ["Amacıyla", "Şartıyla", "Neredeyse", "Gibi"]}, {"word": "üzeri", "meanings": ["Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı", "Bir şeyin dış yüzü, yüzey", "Vücut, beden", "Artan, geriye kalan bölüm", "Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz"]}, {"word": "üzerinden atlamak", "meanings": ["bir şeyi ödev edinmemek"]}, {"word": "üzerinden atmak", "meanings": ["sıkıntı veren bir iş veya durumdan kurtulmak", "işi başkasına devretmek"]}, {"word": "üzerinden dökülmek", "meanings": ["bol ve biçimsiz olmak"]}, {"word": "üzerinde", "meanings": ["Üstünde", "... ile ilgili, üzerine"]}, {"word": "üzerinde durmak", "meanings": ["bir işe önem vermek, bir işle yakından, sürekli ilgilenmek"]}, {"word": "üzerinde tesir bırakmak", "meanings": ["kişilik"]}, {"word": "üzerinde etkisi olmak", "meanings": ["bir kimsenin kişiliğinin oluşumunda etkin olmak"]}, {"word": "üzerinde kalmak", "meanings": ["mal veya iş, artırma sırasında bir kimsenin olmak", "istenmeyen şey birine yüklenmek, sorumluluğuna bırakılmak"]}, {"word": "üzerine", "meanings": ["Üstüne", "Hakkında", "-den dolayı", "-den sonra", "-den daha üstün"]}, {"word": "üzerine almak", "meanings": ["bir işi görev edinmek, deruhte etmek", "bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak", "eşinin üstüne bir başkasıyla evlenmek"]}, {"word": "üzerine alınmak", "meanings": ["üstüne alınmak"]}, {"word": "üzerine atmak", "meanings": ["üstüne atmak"]}, {"word": "üzerine bir bardak (soğuk) su içmek", "meanings": ["üstüne bir bardak su içmek"]}, {"word": "üzerine bir iki güneş doğmak", "meanings": ["üstüne bir iki güneş doğmak"]}, {"word": "üzerine çekmek", "meanings": ["üstüne çekmek"]}, {"word": "üzerine çökmek", "meanings": ["duygu, durum vb. bastırmak, kaplamak"]}, {"word": "üzerine çullanmak", "meanings": ["üstüne çullanmak"]}, {"word": "üzerine düşmek", "meanings": ["üstüne düşmek"]}, {"word": "üzerine koymak", "meanings": ["üstüne koymak"]}, {"word": "üzerine oturmak", "meanings": ["üstüne oturmak"]}, {"word": "üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi", "meanings": ["üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi"]}, {"word": "üzerine titremek", "meanings": ["üstüne titremek"]}, {"word": "üzerine toz kondurmamak", "meanings": ["üstüne toz kondurmamak"]}, {"word": "üzerine tuz biber ekmek", "meanings": ["üstüne tuz biber ekmek"]}, {"word": "üzerine üzerine gitmek", "meanings": ["üstüne üstüne gitmek"]}, {"word": "üzerine tüy dikmek", "meanings": ["yaşanan durumu veya olayı daha da kötüleştirmek"]}, {"word": "üzerine varmak", "meanings": ["üstüne varmak"]}, {"word": "üzerine yaptırmak", "meanings": ["üstüne yaptırmak"]}, {"word": "üzerine vazife olmamak", "meanings": ["üstüne vazife olmamak"]}, {"word": "üzerine yatmak", "meanings": ["üstüne yatmak"]}, {"word": "üzerine yıkmak", "meanings": ["üstüne yıkmak"]}, {"word": "üzerine yok", "meanings": ["üstüne yok"]}, {"word": "üzerine yüklenmek", "meanings": ["üstüne yüklenmek"]}, {"word": "üzerine yürümek", "meanings": ["üstüne yürümek"]}, {"word": "üzerinize afiyet (veya sağlık)", "meanings": ["üstünüze afiyet"]}, {"word": "üzerlik", "meanings": ["Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki (Peganum harmala)", "Bu bitkinin tohumlarından yapılan nazarlık veya süs olarak kullanılan eşya"]}, {"word": "üzgü", "meanings": ["Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı, eziyet, eza, cefa"]}, {"word": "üzgülü", "meanings": ["Üzgü veren, eziyetli"]}, {"word": "üzgün", "meanings": ["Üzülmüş, üzüntü duymuş, mahzun, melul, meyus, mükedder"]}, {"word": "üzgün balığı", "meanings": ["Kaya balığıgillerden, kemikli, küçük bir balık (Collionymus İyra)"]}, {"word": "üzgünlük", "meanings": ["Üzgün olma durumu, neşesizlik"]}, {"word": "üzgüsüz", "meanings": ["Üzgü vermeyen, eziyetsiz"]}, {"word": "üzlük", "meanings": ["Topraktan yapılmış, kulpsuz, küçük çömlek"]}, {"word": "üzme", "meanings": ["Üzmek işi"]}, {"word": "üzmek", "meanings": ["Üzüntü vermek", "Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak"]}, {"word": "üzre", "meanings": ["343 üzere"]}, {"word": "üzücü", "meanings": ["Üzüntü veren, acıklı"]}, {"word": "üzülme", "meanings": ["Üzülmek durumu"]}, {"word": "üzüm", "meanings": ["Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi"]}, {"word": "üzülmek", "meanings": ["Üzme işine konu olmak", "Üzüntü duymak, kaygılanmak"]}, {"word": "üzüm üzüme baka baka kararır", "meanings": ["`her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler, birbirlerine huy aşılar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "üzümün çöpü armudun sapı var demek", "meanings": ["her şeyde bir eksiklik bulmak, güç beğenir olmak"]}, {"word": "üzümünü ye de bağını sorma", "meanings": ["`yararlandığın şeyin nereden geldiğini araştırma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "üzümcü", "meanings": ["Üzüm yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "üzümcülük", "meanings": ["Üzümcünün işi"]}, {"word": "üzüm hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş üzüm, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "üzüm kompostosu", "meanings": ["Yaş üzüm, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "üzümlü kek", "meanings": ["İçine üzüm konularak yapılan kek", "Kolay aldatılabilen ve oyunlarda kolay yenilen kimse"]}, {"word": "üzüm pekmezi", "meanings": ["Üzümün önce çiğnenerek, ezilerek şıra durumuna getirilmesi sonra kazanda şeker ve üzüm topağı ile kaynatılması sonucu elde edilen pekmez"]}, {"word": "üzüm salkımı", "meanings": ["Üzüm tanelerinin dizi dizi bulunduğu salkım"]}, {"word": "üzüm suyu", "meanings": ["Üzümün sıkılması sonucu elde edilen meyve suyu"]}, {"word": "üzüm şekeri", "meanings": ["Glikoz"]}, {"word": "üzümsüz", "meanings": ["İçinde üzüm olmayan"]}, {"word": "üzüm şırası", "meanings": ["Üzümün ezilerek suyunun çıkarılması ve dinlendirilmesi ile elde edilen şıra, dinlendirilmiş üzüm suyu"]}, {"word": "üzünç", "meanings": ["Üzüntü"]}, {"word": "üzüm üzüm", "meanings": ["Anlamlarını pekiştirmek için üzmek ve üzülmek fiillerine getirilen bir söz"]}, {"word": "üzünçlü", "meanings": ["Üzüntülü"]}, {"word": "vaadinde durmak", "meanings": ["vaadini tutmak"]}, {"word": "üzüntü", "meanings": ["Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, gam(I), teessür"]}, {"word": "üzüntü vermek", "meanings": ["tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açmak"]}, {"word": "üzüntülü", "meanings": ["Üzüntüsü olan, acılı, müteessir", "Üzüntü veren", "Üzüntülü bir biçimde, üzüntülü olarak"]}, {"word": "üzüntüsüz", "meanings": ["Üzüntüsü olmayan, sıkıntısız, acısız", "Üzüntüsüz bir biçimde, üzüntüsü olmadan"]}, {"word": "v, V", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi yedinci sırasında yer alan ve Ve adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, diş-dudak ünsüzünü gösterir", "Romen rakamları dizisinde 5 sayısını gösteren işaret"]}, {"word": "vaat", "meanings": ["Bir işi yerine getirmek için verilen söz"]}, {"word": "vaatte bulunmak", "meanings": ["söz vermek"]}, {"word": "vaadini tutmak", "meanings": ["verdiği sözü yerine getirmek"]}, {"word": "vaaz etmek", "meanings": ["cami, mescit vb. yerlerde dinî konuşma yapmak"]}, {"word": "vaaz", "meanings": ["Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma"]}, {"word": "vabeste", "meanings": ["Bağlı"]}, {"word": "vaaz vermek", "meanings": ["vaaz etmek"]}, {"word": "vacip", "meanings": ["İslam dinine göre yapılması gerekli olan", "Yapılması gerekli olan"]}, {"word": "vacip olmak", "meanings": ["İslam dinine göre yapılması gerekli olmak", "yapılması gerekli olmak"]}, {"word": "vade", "meanings": ["Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre, mühlet, mehil"]}, {"word": "vadesi gelmek (veya dolmak)", "meanings": ["süresi dolmak, zamanı gelmek", "ömrü sona ermek, eceli gelmek"]}, {"word": "vadesi yetmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "vade bitimi", "meanings": ["Süre sonu"]}, {"word": "vadetmek", "meanings": ["Bir işi yerine getireceğine söz vermek", "Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umut vermek"]}, {"word": "vadeli", "meanings": ["Vadesi olan", "Süresi sınırlanmış"]}, {"word": "vadeli hesap", "meanings": ["Belirli bir süre için açılmış banka hesabı, vadeli mevduat"]}, {"word": "vadeli satış", "meanings": ["Karşılığı ileride ödenmek üzere yapılan satış"]}, {"word": "vadesiz", "meanings": ["Vadesi olmayan", "Süresi sınırlandırılmamış"]}, {"word": "vadesiz hesap", "meanings": ["Süresi belirlenmemiş, paranın istenildiği zaman çekilebilmesine imkân tanıyan banka hesabı, vadesiz mevduat"]}, {"word": "vade sonu", "meanings": ["Süre sonu"]}, {"word": "vadetme", "meanings": ["Vadetmek işi"]}, {"word": "vadi", "meanings": ["İki dağ arasındaki çukurca arazi veya geçit, koyak", "Çalışma alanı, tutulan yol, benimsenen tarz"]}, {"word": "vah", "meanings": ["`Yazık` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "vadiye dökülmek", "meanings": ["sohbet belirli bir konuya kaymak"]}, {"word": "vaftiz", "meanings": ["Hristiyanlıkta doğduktan kısa bir süre sonra çocuğa ilk günahını silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem"]}, {"word": "vaftizhane", "meanings": ["Vaftiz yapılan yer"]}, {"word": "vajina", "meanings": ["Döl yolu"]}, {"word": "vagon", "meanings": ["Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı"]}, {"word": "vagonet", "meanings": ["Yana veya arkaya doğru devrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon"]}, {"word": "vagotoni", "meanings": ["Bir sinirsel rahatsızlık türü"]}, {"word": "vahamet", "meanings": ["Güçlük, korkulacak tehlikeli durum"]}, {"word": "vaha", "meanings": ["Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı tarım veya yerleşme bölgesi"]}, {"word": "vahamet kesbetmek", "meanings": ["gittikçe zorlaşmak, tehlikeli ve korkulacak bir durum almak"]}, {"word": "vahdaniyet", "meanings": ["Tanrı'nın birliği, bir olması"]}, {"word": "vahdet", "meanings": ["Bir olma, tek olma, birlik, teklik"]}, {"word": "vahdetivücut", "meanings": ["Varlık birliği"]}, {"word": "vahi", "meanings": ["Boş, saçma"]}, {"word": "vahim", "meanings": ["Ağır, korkulu, çok tehlikeli, vahametli"]}, {"word": "vahiy", "meanings": ["Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi", "Bu biçimde bildirilen buyruk"]}, {"word": "vahit", "meanings": ["Bir, tek"]}, {"word": "vahşet", "meanings": ["Yabani, vahşi olma durumu", "Korku, ürküntü", "Issızlık, yalnızlık"]}, {"word": "vahşi", "meanings": ["Yabani", "Yırtıcı (hayvan)", "Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse)"]}, {"word": "vahşice", "meanings": ["Vahşi bir biçimde, vahşicesine, vahşiyane"]}, {"word": "vahşi hayvan", "meanings": ["Ehlîleştirilmemiş hayvan, yabani hayvan"]}, {"word": "vahşileşme", "meanings": ["Yabanileşme"]}, {"word": "vahşileşmek", "meanings": ["Yabanileşmek", "Durdurulamamak, zapt edilememek"]}, {"word": "vahşilik", "meanings": ["Yabani olma durumu, yabanilik"]}, {"word": "vahşi orman", "meanings": ["İnsan ayağı değmemiş büyük orman"]}, {"word": "vahvahlanma", "meanings": ["Vahvahlanmak işi"]}, {"word": "vahşiyane", "meanings": ["Vahşice"]}, {"word": "vahvahlanmak", "meanings": ["Acınmak, yakınmak"]}, {"word": "vakar", "meanings": ["Ağırbaşlılık"]}, {"word": "vahyolunmak", "meanings": ["Vahiy gelmek"]}, {"word": "vahyolunma", "meanings": ["Vahyolunmak işi"]}, {"word": "vaiz", "meanings": ["İbadet yerlerinde öğüt niteliğinde dinî konuşmalar yapan kimse, öğütçü"]}, {"word": "vaizlik", "meanings": ["Vaizin yaptığı iş"]}, {"word": "vaka", "meanings": ["Olay, hadise"]}, {"word": "vakanüvislik", "meanings": ["Vakanüvisin görevi"]}, {"word": "vakanüvis", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi"]}, {"word": "vakarlı", "meanings": ["Ağırbaşlı"]}, {"word": "vakıa", "meanings": ["Olgu"]}, {"word": "vakarsız", "meanings": ["Ağırbaşlı olmayan, onursuz"]}, {"word": "vakayiname", "meanings": ["Günü gününe yazılmış olayları içine alan eser, kronik"]}, {"word": "vaketa", "meanings": ["İnek derisinden bir tür ince meşin"]}, {"word": "vakfe", "meanings": ["Durma, duraklama"]}, {"word": "vakfetmek", "meanings": ["Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak", "Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek"]}, {"word": "vakfetme", "meanings": ["Vakfetmek işi"]}, {"word": "vakfiye", "meanings": ["Bir vakfın şartlarını bildiren belge, vakıfname"]}, {"word": "vakıf", "meanings": ["Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para", "Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer", "Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş"]}, {"word": "vakıf kurmak", "meanings": ["belli bir hizmeti görmek için vakıf oluşturmak"]}, {"word": "vâkıf", "meanings": ["Bilen, farkında olan", "Bir şeyi vakıf durumuna getiren"]}, {"word": "vâkıf olmak", "meanings": ["bilmek, öğrenmek"]}, {"word": "vakıf arazisi", "meanings": ["Bir vakfın mülkiyeti içinde olan arazi"]}, {"word": "vakıf malı", "meanings": ["Vakfa devlet veya kişilerden devredilen ve üçüncü şahısların kullanması mümkün olmayan mal"]}, {"word": "vakıf senedi", "meanings": ["Bir vakfın oluşumunu belgeleyen senet"]}, {"word": "vakıfname", "meanings": ["Vakfiye"]}, {"word": "vakit nakittir", "meanings": ["`zaman çok değerlidir, boş yere harcanmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "vakıf toprağı", "meanings": ["Vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi"]}, {"word": "vaki", "meanings": ["Olan, olmuş"]}, {"word": "vaki değil", "meanings": ["`daha önce böyle bir şey olmadı, gerçekleşmedi, görülmedi` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "vaki olmak", "meanings": ["vuku bulmak, gerçekleşmek"]}, {"word": "vakit geçirmek", "meanings": ["oyalanmak, uğraşmak"]}, {"word": "vakit", "meanings": ["Zaman", "Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler", "Çağ", "Belirlenmiş olan zaman", "Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde `iken` anlamı veren bir söz", "Geçim, para bakımından elverişli durum"]}, {"word": "vakit kazanmak", "meanings": ["bir şeye ayrılan süreyi azaltmak", "karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak"]}, {"word": "vakit öldürmek", "meanings": ["zamanı yararsız, gereksiz işlerle veya iş yapmadan geçirmek"]}, {"word": "vakit saat aramamak", "meanings": ["zamana hiç aldırmamak"]}, {"word": "vakti gelmek", "meanings": ["ölmek üzere olmak, ölümü yaklaşmak", "zamanı gelmek, süresi dolmak"]}, {"word": "vakti olmak", "meanings": ["yapılması için yeterli zaman bulunmak"]}, {"word": "vakti olmamak", "meanings": ["bir kimse veya iş için ayıracak zamanı olmamak"]}, {"word": "vakti saati gelince", "meanings": ["zamanı gelince"]}, {"word": "vaktini almak (veya yemek)", "meanings": ["epey zaman harcanmasını gerektirmek"]}, {"word": "vakitler hayrolsun", "meanings": ["`vaktinizi güzel geçirin, mutlu olun` anlamında kullanılan bir selamlama sözü"]}, {"word": "vaktini şaşmamak", "meanings": ["her şeyi tam zamanında yapmak"]}, {"word": "vakitli", "meanings": ["Zamanında yapılan, zamanında olan"]}, {"word": "vakitli vakitsiz", "meanings": ["Uygun zaman gözetmeden, gelişigüzel, rastgele zamanlarda, zamanlı zamansız"]}, {"word": "vakitsiz", "meanings": ["Uygun bir zamanda olmayan", "Vakti, zamanı gelmeden"]}, {"word": "vakitsiz öten horozun başını keserler", "meanings": ["`her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "vaklama", "meanings": ["Vaklamak işi"]}, {"word": "vaks", "meanings": ["Bal mumunun sanayide mat yüzeyleri parlak ve kaygan duruma getiren türü"]}, {"word": "vaklamak", "meanings": ["`Vak` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "vakta ki", "meanings": ["Ne zaman ki, -diği zaman"]}, {"word": "vaktiyle", "meanings": ["Zamanında, uygun zamanda", "Bir zamanlar", "Oldukça eski bir zamanda"]}, {"word": "vaktizamanında", "meanings": ["Vaktiyle"]}, {"word": "vakum", "meanings": ["Havası alınmış", "Basıncı düşürülmüş"]}, {"word": "vakumlama", "meanings": ["Vakumlamak işi"]}, {"word": "vakumlamak", "meanings": ["Bozulmaması için bazı yiyeceklerin paketinin havasını, boşluğunu almak", "Bazı eşyaların fazla yer tutmaması için havasını, boşluğunu almak", "Vakumla temizlik yapmak"]}, {"word": "vakur", "meanings": ["Ağırbaşlı"]}, {"word": "vakvak", "meanings": ["Çocuk dilinde ördek"]}, {"word": "vak vak", "meanings": ["Ördeğin çıkardığı ses"]}, {"word": "vakvaklamak", "meanings": ["Ördek `vak vak` diye ses çıkararak bağırmak"]}, {"word": "vakvaklama", "meanings": ["Vakvaklamak işi"]}, {"word": "vale", "meanings": ["İskambil kâğıtlarında bacak", "Otellerde görevli acemi ve genç eleman"]}, {"word": "valf", "meanings": ["Vana"]}, {"word": "valide", "meanings": ["Anne"]}, {"word": "vali", "meanings": ["Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi, ilbay", "Satrap"]}, {"word": "valide sultan", "meanings": ["Padişahın annesine verilen unvan"]}, {"word": "valilik", "meanings": ["Vali olma durumu", "Valinin görevi", "Valinin makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin tümü", "İl, vilayet"]}, {"word": "vallahi", "meanings": ["`Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için` anlamında kullanılan bir yemin sözü, billahi, tallahi, vallaha"]}, {"word": "valiz", "meanings": ["Genellikle yolculukta içine çamaşır vb. eşya konulan küçük el bavulu"]}, {"word": "vallahi billahi", "meanings": ["`Allah'a ant olsun ki` anlamında kullanılan bir yemin sözü, vallahi tallahi"]}, {"word": "vallahi tallahi", "meanings": ["Vallahi billahi"]}, {"word": "vals", "meanings": ["Bir tür salon dansı", "Bazı besteciler tarafından yalnızca çalınmak için hazırlanmış beste türü", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "vals yapmak", "meanings": ["vals müziği ile dans etmek"]}, {"word": "vamp", "meanings": ["Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın"]}, {"word": "vampir", "meanings": ["İnsanların kanını emdiğine inanılan yaratık", "Yarasalardan, Yeni Dünya'nın tropik bölgelerinde yaşayan, kuyruksuz, kahverengi tüylü, arka bacakları yürümeye ve sıçramaya çok uygun, kan emici bir tür memeli (Vampyrus spectrum)"]}, {"word": "vana", "meanings": ["Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet, valf"]}, {"word": "Vandal", "meanings": ["Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı", "Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk"]}, {"word": "vanadyum", "meanings": ["Atom numarası 23, atom ağırlığı 50,942, yoğunluğu 6,11 olan ve 1710 °C'de eriyen beyaz bir element (simgesi V)"]}, {"word": "Vandalizm", "meanings": ["Vandal olma yanlısı, Vandallık"]}, {"word": "Vandallık", "meanings": ["Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkma düşünce ve davranışı"]}, {"word": "vanilya", "meanings": ["Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki (Vanilla planifolia)", "Bu bitkinin tatlılara güzel koku vermek için kullanılan meyvesi"]}, {"word": "Van kedisi", "meanings": ["Van ve yöresinde yaşayan göz renkleri farklı, beyaz tüylü kedi"]}, {"word": "vantilatör", "meanings": ["Sıcak ve durgun havayı dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen alet", "Bazı tarım alet veya makinelerinde tohumları savurmak, temizlemek için içeriye hava çeken alet", "Motorlu taşıtların iç havasını değiştirmeye yarayan düzen", "Mekanik veya elektronik bir aletin soğutma düzeneği"]}, {"word": "vantrilok", "meanings": ["Karnından konuşan"]}, {"word": "vantuz çekmek", "meanings": ["şişe çekmek"]}, {"word": "vantuz", "meanings": ["Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alet, çekmen"]}, {"word": "vapur", "meanings": ["Su buharı gücüyle çalışan gemi"]}, {"word": "vapurculuk", "meanings": ["Vapur işletme işi"]}, {"word": "var", "meanings": ["Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı", "Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz", "Elde bulunan her şey"]}, {"word": "var yok", "meanings": ["belli bir ölçüye ya ulaşır ya ulaşmaz, herhangi bir ölçüye, miktara yakın, olduğu bile kuşkulu"]}, {"word": "vapurdumanı", "meanings": ["Koyu gri renk, füme", "Bu renkte olan"]}, {"word": "var ol!", "meanings": ["yaşa!"]}, {"word": "var olmak", "meanings": ["sağ olmak, yaşamak"]}, {"word": "varla yok arası", "meanings": ["belli belirsiz"]}, {"word": "var etmek", "meanings": ["meydana getirmek"]}, {"word": "varsa ... yoksa ...", "meanings": ["başına getirildiği kelimenin her şeyin üstünde tutulduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "varagele", "meanings": ["Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç", "Belirsizlik"]}, {"word": "varagele bombardımanı", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çok sık uyguladığı bombardıman yöntemi"]}, {"word": "varagele botu", "meanings": ["İki nokta arasında ulaşımı sağlayan bot"]}, {"word": "varagele halatı", "meanings": ["İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip"]}, {"word": "varagele kayığı", "meanings": ["İki nokta arasında ulaşımı ve haberleşmeyi sağlayan kayık"]}, {"word": "varak", "meanings": ["Yaprak", "Yazılı kâğıt, varaka", "Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak, altın varak, gümüş varak"]}, {"word": "varaka", "meanings": ["Varak"]}, {"word": "varakçı", "meanings": ["Varakla süs yapan zanaatkâr"]}, {"word": "varaklama", "meanings": ["Varaklamak işi"]}, {"word": "varaklamak", "meanings": ["Varak yapıştırarak süslemek"]}, {"word": "varaklanmak", "meanings": ["Varaklama işine konu olmak"]}, {"word": "varakpare", "meanings": ["Kâğıt parçası", "Mektup, name"]}, {"word": "varaklı", "meanings": ["Varağı olan, varaklanmış"]}, {"word": "varda", "meanings": ["`Dikkat et, savul, destur` anlamlarında bir seslenme sözü"]}, {"word": "varan", "meanings": ["Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz"]}, {"word": "vardabandıra", "meanings": ["Özellikle savaş gemilerinde işaret alıp vermekte usta er"]}, {"word": "vardakosta", "meanings": ["Kıyıları koruyan gemi", "İri yarı ve gösterişli (kadın)"]}, {"word": "vardela", "meanings": ["Yaklaşık 3 santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit"]}, {"word": "vardırma", "meanings": ["Vardırmak işi"]}, {"word": "vardırmak", "meanings": ["Varmasına yol açmak, götürmek"]}, {"word": "vardiya", "meanings": ["Posta", "Gemilerde beklenen nöbet", "Gemide nöbet yeri"]}, {"word": "vardiyacı", "meanings": ["Vardiya ile çalışan kimse"]}, {"word": "vareste", "meanings": ["Kurtulmuş", "Uzak"]}, {"word": "vareste kalmak", "meanings": ["bir şeyi yapıp yapmamakta özgür bırakılmak"]}, {"word": "vareste tutmak (veya kılmak)", "meanings": ["bir şeyi yapıp yapmamakta özgür bırakmak"]}, {"word": "vargel", "meanings": ["Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası"]}, {"word": "vargel tezgâhı", "meanings": ["Madenî parçaların üzerindeki kabalıkları almak için kullanılan makine"]}, {"word": "vargı", "meanings": ["Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç"]}, {"word": "var gücüyle", "meanings": ["Olanca gücüyle, var kuvvetiyle"]}, {"word": "varılma", "meanings": ["Varılmak işi"]}, {"word": "varış", "meanings": ["Varma işi", "Bir yarışın son bulduğu yer, finiş"]}, {"word": "varılmak", "meanings": ["Herhangi bir yere ulaşılmak"]}, {"word": "varış çizgisi", "meanings": ["Bir yarışın son noktasını belirleyen çizgi"]}, {"word": "varidat", "meanings": ["Gelirler"]}, {"word": "varidatçı", "meanings": ["Devletin gelir işlerini yürüten görevli"]}, {"word": "varide", "meanings": ["Gelen şey", "Gelen evrak"]}, {"word": "varis", "meanings": ["Toplardamar genişlemesi, ordubozan"]}, {"word": "varil", "meanings": ["Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap", "Bu kabın içine aldığı madde miktarı", "Petrol ölçü birimi (158,8l litre)"]}, {"word": "vâris", "meanings": ["Kalıtçı"]}, {"word": "varisli", "meanings": ["Varis rahatsızlığı olan (kimse)"]}, {"word": "varlık", "meanings": ["Var olma durumu, mevcudiyet", "Var olan her şey", "Para, mal, mülk, zenginlik, variyet", "Önemli, yararlı, değerli şey", "Ömür, hayat", "Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon", "Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey"]}, {"word": "vârisli", "meanings": ["Vârisi olan"]}, {"word": "vârissiz", "meanings": ["Vârisi olmayan", "Vâris olmadan"]}, {"word": "varit", "meanings": ["Olabileceği akla gelen"]}, {"word": "varit olmak", "meanings": ["geçerli durumda bulunmak"]}, {"word": "variyetli", "meanings": ["Zengin"]}, {"word": "variyet", "meanings": ["Varlık, zenginlik"]}, {"word": "var kuvvetiyle", "meanings": ["Var gücüyle"]}, {"word": "varlık göstermek", "meanings": ["kendinden beklenilen görevi yerine getirmek, beğenilir bir iş yapmak"]}, {"word": "varlık içinde yaşamak", "meanings": ["bolluk içinde sıkıntısız yaşamak"]}, {"word": "varlığa darlık olmaz", "meanings": ["`zengin olanın gücü her şeye yeter` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "varlıkta darlık çekmek", "meanings": ["herhangi bir engel yüzünden elindeki imkândan yararlanamamak"]}, {"word": "varlık bilimi", "meanings": ["Konu olarak eski Yunan felsefesinden beri ele alınan ve Aristoteles'in ilk felsefe adını verdiği, var olanların özü üzerine araştırma yapan bilim, ontoloji"]}, {"word": "varlık birliği", "meanings": ["Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü, vahdetivücut"]}, {"word": "varlıklılık", "meanings": ["Zenginlik"]}, {"word": "varlıklı", "meanings": ["Zengin"]}, {"word": "varlık nedeni", "meanings": ["Varlık sebebi"]}, {"word": "varlık sebebi", "meanings": ["Var oluşun sebeplerini irdeleyen ve araştıran düşünce, varlık nedeni"]}, {"word": "varlıksız", "meanings": ["Yoksul"]}, {"word": "varma", "meanings": ["Varmak işi"]}, {"word": "varmak", "meanings": ["Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak", "Belli bir duruma veya düzeye gelmek", "Hoş olmayan bir sona ermek", "Bir şeyi iyice anlamak veya duymak", "Acımadan, çekinmeden yapmak", "Kadın, evlenmek", "Bir durumdan başka duruma geçmek"]}, {"word": "var (veya varın veya varsın veya varsınlar)", "meanings": ["istersen (isterse...) gibi konuşulan iş üzerinde bir kimseyi serbest bırakmayı anlatan bir söz", "`var kıyas et, varın hesap edin` biçiminde, bu kıyas ve hesabın vereceği önemli sonuca dikkat çekmek için kullanılan bir söz", "önüne getirildiği cümleye ısrarlı istek düşüncesi katarak `tek` anlamında kullanılan bir söz", "`haydi` anlamında kendisinden sonra kullanılan fiilin yapılması gerektiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "varoluş", "meanings": ["Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu, mevcudiyet, öz karşıtı"]}, {"word": "varıncaya kadar", "meanings": ["ne varsa her şeyi"]}, {"word": "varoluşçu", "meanings": ["Varoluşçuluk yanlısı, egzistansiyalist"]}, {"word": "varoluşçuluk", "meanings": ["Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm"]}, {"word": "varoş", "meanings": ["Kent veya kasabada kenar mahalle"]}, {"word": "varsağı", "meanings": ["Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma"]}, {"word": "varsayım", "meanings": ["Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce, faraziye, hipotez"]}, {"word": "varsayımlı", "meanings": ["Varsayıma dayanan"]}, {"word": "varsayımsal", "meanings": ["Bir varsayıma dayanan, farazi, hipotetik"]}, {"word": "varsıl", "meanings": ["Parası, malı çok olan, zengin, yoksul karşıtı"]}, {"word": "varsıl erki", "meanings": ["Zenginler iktidarı, zenginlerin yönetimi, bey erki, zengin erki, plütokrasi"]}, {"word": "varsıllaşma", "meanings": ["Varsıllaşmak durumu"]}, {"word": "varsıllaşmak", "meanings": ["Zengin duruma gelmek"]}, {"word": "varsıllık", "meanings": ["Zengin olma durumu, zenginlik"]}, {"word": "varta", "meanings": ["Tehlikeli durum"]}, {"word": "varyant", "meanings": ["Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol", "Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir eserin, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, değişke", "Bir dil içindeki her türlü çeşitlenme"]}, {"word": "vartadan atlamak", "meanings": ["zor bir durumdan kurtulmak"]}, {"word": "vartayı atlatmak", "meanings": ["tehlikeli bir durumdan kurtulmak"]}, {"word": "varyasyon", "meanings": ["Değişik biçim, varyete", "Değişim", "Çeşitleme", "Bir dil içindeki çeşitler"]}, {"word": "varyemez", "meanings": ["Cimri"]}, {"word": "vasıf", "meanings": ["Nitelik"]}, {"word": "varyete", "meanings": ["Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri", "Varyasyon"]}, {"word": "varyeteci", "meanings": ["Varyete yapan kimse"]}, {"word": "varyetecilik", "meanings": ["Varyetecinin yaptığı iş"]}, {"word": "varyos", "meanings": ["Balyoz"]}, {"word": "vasati", "meanings": ["Ortalama"]}, {"word": "vasat", "meanings": ["Orta", "Ortam"]}, {"word": "vasektomi", "meanings": ["Kısırlaştırma"]}, {"word": "vasıfsız", "meanings": ["Niteliği olmayan, niteliksiz"]}, {"word": "vasıflandırma", "meanings": ["Nitelendirme"]}, {"word": "vasıflandırmak", "meanings": ["Nitelendirmek"]}, {"word": "vasıflanma", "meanings": ["Nitelenme"]}, {"word": "vasıflanmak", "meanings": ["Nitelenmek"]}, {"word": "vasıflı", "meanings": ["Nitelikli"]}, {"word": "vasıflı işçi", "meanings": ["Nitelikli işçi"]}, {"word": "vasıfsız işçi", "meanings": ["Niteliksiz işçi"]}, {"word": "vasıl", "meanings": ["Ulaşan, varan"]}, {"word": "vasıl olmak", "meanings": ["ulaşmak, varmak"]}, {"word": "vasıta", "meanings": ["Araç", "Aracı", "Aracılık", "Taşıt"]}, {"word": "vasıta hâli", "meanings": ["Adın belirttiği nesnenin vasıta olarak kullanıldığını, fiile vasıta olduğunu belirtmek için kullanılan hâl, enstrümantal"]}, {"word": "vasi", "meanings": ["Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse", "Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse"]}, {"word": "vasıtalı", "meanings": ["Araçlı", "Dolaylı"]}, {"word": "vasıtalık", "meanings": ["Aracılık"]}, {"word": "vasıtalı vergi", "meanings": ["Vergi yükü, vergiyi verenden başka biri aracılığıyla oluşan vergi"]}, {"word": "vasıtasıyla", "meanings": ["Aracılığıyla"]}, {"word": "vasıtasız", "meanings": ["Araçsız", "Doğrudan"]}, {"word": "vasıtasızlık", "meanings": ["Vasıtasız olma durumu"]}, {"word": "vasıtasız vergi", "meanings": ["Vergi mükellefi önceden bilinen vergi"]}, {"word": "vâsi", "meanings": ["Geniş", "Engin"]}, {"word": "vatan", "meanings": ["Yurt"]}, {"word": "vasilik", "meanings": ["Vasi olma durumu, vasinin yaptığı iş, vesayet"]}, {"word": "vasiyet", "meanings": ["Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey", "Vasiyetname"]}, {"word": "vasistas", "meanings": ["Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm"]}, {"word": "vasiyet etmek", "meanings": ["öldükten sonra herhangi bir şeyin yapılmasını istemek"]}, {"word": "vasiyetname", "meanings": ["Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu belge, vasiyet"]}, {"word": "vaşak", "meanings": ["Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, kürkünden yararlanılan, yırtıcı bir hayvan (Lynx lynx)"]}, {"word": "vat", "meanings": ["Saniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi"]}, {"word": "vatan tutmak", "meanings": ["yurt edinmek"]}, {"word": "vatan borcu", "meanings": ["Askerlik"]}, {"word": "vatandaş", "meanings": ["Yurttaş"]}, {"word": "vatandaşlık", "meanings": ["Yurttaşlık"]}, {"word": "vatandaşlıktan çıkarılmak", "meanings": ["yurttaşlık hakları elinden alınmak"]}, {"word": "vatan haini", "meanings": ["Vatanın yüksek çıkarlarını hiçe sayarak onun aleyhinde iş gören kimse"]}, {"word": "vatan hainliği", "meanings": ["Vatan haini olma durumu"]}, {"word": "vatani", "meanings": ["Yurtsal"]}, {"word": "vatani görev", "meanings": ["Askerlik hizmeti, vatani vazife"]}, {"word": "vatani vazife", "meanings": ["Vatani görev"]}, {"word": "vatanlaştırma", "meanings": ["Vatanlaştırmak işi"]}, {"word": "vatanlaştırmak", "meanings": ["Vatan durumuna getirmek"]}, {"word": "vatanperver", "meanings": ["Yurtsever"]}, {"word": "vatanperverlik", "meanings": ["Yurtseverlik"]}, {"word": "vatansever", "meanings": ["Yurtsever"]}, {"word": "vatanseverlik", "meanings": ["Yurtseverlik"]}, {"word": "vatansız", "meanings": ["Vatanı olmayan, haymatlos"]}, {"word": "vatka", "meanings": ["Giysilerde, omuzların dik durmasını sağlamak amacıyla içine konulan parça"]}, {"word": "vatman", "meanings": ["Tramvay sürücüsü"]}, {"word": "vatlık", "meanings": ["Herhangi bir vat gücünde olan"]}, {"word": "vatsaat", "meanings": ["Gücü bir vat olan bir makinenin bir saatte yapacağı iş"]}, {"word": "vatoz", "meanings": ["Köpek balıklarından, sırtında büyük dikenleri olan, kuma gömülü olarak yaşayan bir balık (Raja clavata)"]}, {"word": "vaveyla", "meanings": ["Çığlık"]}, {"word": "vaveyla koparmak", "meanings": ["çığlık atmak"]}, {"word": "vay", "meanings": ["Şaşma anlatan bir söz", "Ağrı, acı vb. duyguları anlatan bir söz", "Yönelme durumu eki almış bir kelime ile kullanıldığında bir şeyin veya bir kimsenin kötü bir sonuca uğrayacağını anlatan bir söz"]}, {"word": "vay anam! (veya anasını! veya canına!)", "meanings": ["`çok şaşılacak şey` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "vay sen misin?", "meanings": ["herhangi bir söz veya davranışın öfke yarattığını anlatan bir söz"]}, {"word": "vaybabamcı", "meanings": ["Kalabalıkta hızla çarptığı kişiye kazayla çarptığını söyleyip özür dilerken karşısındakinin cüzdanını çekip alan kimse"]}, {"word": "vayvaycı", "meanings": ["Yaygaracı"]}, {"word": "vaybabamcılık", "meanings": ["Vaybabamcının işi"]}, {"word": "vazetmek", "meanings": ["Koymak"]}, {"word": "vayvaycılık", "meanings": ["Yaygaracılık"]}, {"word": "vazedilme", "meanings": ["Vazedilmek durumu"]}, {"word": "vazedilmek", "meanings": ["Ortaya konulmak", "Yerleştirilmek"]}, {"word": "vazelin", "meanings": ["Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 °C'de eriyen bir tür mineral yağ"]}, {"word": "vazelinlemek", "meanings": ["Vazelin sürmek"]}, {"word": "vazetme", "meanings": ["Vazetmek işi"]}, {"word": "vazgeçilmek", "meanings": ["Vazgeçme işi yapılmak, feragat edilmek"]}, {"word": "vazgeçilme", "meanings": ["Vazgeçilmek durumu"]}, {"word": "vazgeçirme", "meanings": ["Vazgeçirmek işi"]}, {"word": "vazgeçirmek", "meanings": ["Vazgeçme işini yaptırmak"]}, {"word": "vazgeçme", "meanings": ["Vazgeçmek durumu"]}, {"word": "vazgeçmek", "meanings": ["Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak", "Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak", "Niyetten veya karardan dönmek, caymak"]}, {"word": "vazgelmek", "meanings": ["Vazgeçmek"]}, {"word": "vazıh", "meanings": ["Açık, aydın, belli"]}, {"word": "vazıh olmak", "meanings": ["açık durumda bulunmak, anlaşılır biçimde görünmek"]}, {"word": "vazııkanun", "meanings": ["Yasa koyucu"]}, {"word": "vazife etmek", "meanings": ["görev bilmek"]}, {"word": "vazife", "meanings": ["Ödev", "Görev", "Günlük ücret, yevmiye"]}, {"word": "vazife görmek", "meanings": ["bir görevi yerine getirmek, sürdürmek"]}, {"word": "vazifesi mi?", "meanings": ["umurunda değil"]}, {"word": "vazifesinden olmak", "meanings": ["bir şey bir kimsenin görevleri arasında olmak"]}, {"word": "vazife kurbanı", "meanings": ["Görev şehidi"]}, {"word": "vaziyet", "meanings": ["Durum, tavır, hâl", "Konum"]}, {"word": "vazifelendirilme", "meanings": ["Vazifelendirilmek işi"]}, {"word": "vazifelendirme", "meanings": ["Vazifelendirmek işi"]}, {"word": "vazifelendirilmek", "meanings": ["Vazife verilmek, görevlendirilmek, ödevlendirilmek"]}, {"word": "vazifelendirmek", "meanings": ["Ödevlendirmek", "Görevlendirmek"]}, {"word": "vazifeli", "meanings": ["Görevli", "Ödevli"]}, {"word": "vazife şehidi", "meanings": ["Görev şehidi"]}, {"word": "ve", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "vazifeşinas", "meanings": ["Ödevine, işine bağlı, ödevcil"]}, {"word": "ve", "meanings": ["İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz"]}, {"word": "vebal", "meanings": ["Günah"]}, {"word": "vaziyet almak", "meanings": ["belli bir durum veya davranış biçimini benimsemek, tavır almak, tavır takınmak", "karşı çıkmak"]}, {"word": "vaziyeti kurtarmak", "meanings": ["herhangi bir güç durumdan sıyrılmak"]}, {"word": "... vaziyeti takınmak", "meanings": ["herhangi bir tavır takınmak"]}, {"word": "vazo", "meanings": ["Çiçek koymak için kullanılan, cam, toprak, porselen vb. maddelerden ve çeşitli madenlerden yapılan, türlü boyut ve biçimlerde olabilen kap"]}, {"word": "vazolunma", "meanings": ["Vazolunmak işi"]}, {"word": "vazolunmak", "meanings": ["Konulmak"]}, {"word": "veba", "meanings": ["Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık, taun", "Bazı hayvan hastalıkları"]}, {"word": "vebal altında kalmak", "meanings": ["manevi sorumluluk yüklenmek"]}, {"word": "vebali boynuna", "meanings": ["`ben karışmam, sorumluluk sana veya ona düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "vebalı", "meanings": ["Vebaya yakalanmış olan"]}, {"word": "vecibe", "meanings": ["Ödev, boyun borcu"]}, {"word": "vecize", "meanings": ["Özdeyiş"]}, {"word": "ve benzeri", "meanings": ["Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz, vesaire"]}, {"word": "veca", "meanings": ["Ağrı"]}, {"word": "vecih", "meanings": ["Yüz, çehre"]}, {"word": "vect", "meanings": ["Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme, esrime"]}, {"word": "vecde gelmek", "meanings": ["kendinden geçecek kadar coşmak, bir şey karşısında sonsuz heyecan duymak, esrimek"]}, {"word": "vecde kapılmak", "meanings": ["coşmak, kendinden geçmek"]}, {"word": "veçhe", "meanings": ["Yön"]}, {"word": "veciz", "meanings": ["Kısa ve etkili (ifade, söz), lakonik"]}, {"word": "veçhişebeh", "meanings": ["Benzetme yönü"]}, {"word": "veda", "meanings": ["Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme"]}, {"word": "veda etmek", "meanings": ["vedalaşmak, esenleşmek", "sevilen bir şeyle olan ilgisini kesmek"]}, {"word": "vedalaşma", "meanings": ["Vedalaşmak işi"]}, {"word": "vedalaşmak", "meanings": ["Ayrılırken birbirine esenlik dilemek, esenleşmek"]}, {"word": "vedia", "meanings": ["Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan eşya, inam, emanet", "Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme"]}, {"word": "vefa", "meanings": ["Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı"]}, {"word": "vefakâr", "meanings": ["Vefası olan, sevgisi geçici olmayan, hakikatli, vefalı"]}, {"word": "vefakârlık", "meanings": ["Vefalı olma durumu"]}, {"word": "vefalı", "meanings": ["Vefakâr"]}, {"word": "vefasız", "meanings": ["Vefası olmayan, sevgisi çabuk geçen, hakikatsiz, bivefa"]}, {"word": "vefasızlık", "meanings": ["Vefasız olma durumu, hakikatsizlik, bivefalık"]}, {"word": "vefat", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "vefat etmek", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "vefat ilmühaberi", "meanings": ["Ölüm kâğıdı"]}, {"word": "vehme kapılmak (veya düşmek)", "meanings": ["yersiz korkuya, yanlış düşünceye kapılmak"]}, {"word": "vehim", "meanings": ["Kuruntu"]}, {"word": "vehleten", "meanings": ["İlk anda", "Ansızın"]}, {"word": "vehimli", "meanings": ["Vehim içinde olan, vehme kapılan"]}, {"word": "vehmetme", "meanings": ["Vehmetmek işi"]}, {"word": "vehmetmek", "meanings": ["Yersiz korkuya, kuşkuya düşmek, kuruntuya kapılmak, evhamlanmak"]}, {"word": "vejetalin", "meanings": ["Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ"]}, {"word": "vejetaryen", "meanings": ["Etyemez"]}, {"word": "vejetalizm", "meanings": ["Yalnız bitkisel gıda maddelerine yer veren beslenme rejimi"]}, {"word": "vejetarizm", "meanings": ["Sağlığı koruma veya tedavi amacıyla yapılan, süt, tereyağı, yumurta, bal vb. hayvansal gıda maddelerinin de yer aldığı beslenme rejimi"]}, {"word": "vejetaryenlik", "meanings": ["Etyemezlik"]}, {"word": "vejetasyon", "meanings": ["Ur", "Bitki örtüsü"]}, {"word": "vekâlet", "meanings": ["Vekillik", "Bakanlık"]}, {"word": "vekâlet etmek", "meanings": ["birinin yerine bakmak, görevini üstlenmek"]}, {"word": "vekâleten", "meanings": ["Vekil olarak, asaleten karşıtı"]}, {"word": "vekâlet ücreti", "meanings": ["Vekâlet verilen işlerde o işi yapana ödenen ücret"]}, {"word": "vekâletname", "meanings": ["Bir kimsenin vekil olduğunu bildiren, noterlik tarafından onaylanmış belge"]}, {"word": "vekil", "meanings": ["Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse", "Milletvekili", "Bir görevde, asıl görevlinin yerine bakan kimse", "Bakan"]}, {"word": "vekilharç", "meanings": ["Kesedar"]}, {"word": "vekilharçlık", "meanings": ["Vekilharç olma durumu", "Vekilharç makamı"]}, {"word": "vekillik", "meanings": ["Vekil olma durumu, asalet karşıtı", "Birinin yerine iş görme yetkisi, naiplik", "Bakanlık"]}, {"word": "vekillik etmek", "meanings": ["birinin yerine bakmak, görevini üstlenmek"]}, {"word": "vekil vükela", "meanings": ["İleri gelenler"]}, {"word": "vektör", "meanings": ["Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi", "Büyüklüğü ile yönü olan nicelik", "Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı veya omurgasız taşıyıcı canlı"]}, {"word": "velayet", "meanings": ["Velilik", "Otorite", "Yetke"]}, {"word": "velhasıl", "meanings": ["Kısacası"]}, {"word": "veladet", "meanings": ["Doğum, doğma, doğuş"]}, {"word": "velayetname", "meanings": ["Tarikat ileri gelenlerinin hayatlarını ve menkıbelerini anlatan kitap"]}, {"word": "velense", "meanings": ["Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye"]}, {"word": "veledizina", "meanings": ["Piç"]}, {"word": "velespit", "meanings": ["Bisiklet"]}, {"word": "velet", "meanings": ["Oğul, çocuk", "Çocukları paylarken kullanılan bir söz"]}, {"word": "velev ki", "meanings": ["İsterse, olsa da, kaldı ki, hatta, her ne kadar"]}, {"word": "velhasılıkelam", "meanings": ["Sözün kısası"]}, {"word": "veliaht", "meanings": ["Bir hükümdarın ölümünden veya tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kimse", "Herhangi bir göreve veya makama geleceği beklenilen kimse"]}, {"word": "veli", "meanings": ["Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse, ege, iye", "Ermiş"]}, {"word": "velvele", "meanings": ["Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan"]}, {"word": "veliahtlık", "meanings": ["Veliaht olma durumu"]}, {"word": "velilik", "meanings": ["Veli olma durumu, velinin görev ve ödevi, velayet"]}, {"word": "velinimet", "meanings": ["Birine, etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse, ana"]}, {"word": "veliyullah", "meanings": ["Veli"]}, {"word": "velur", "meanings": ["Kadife"]}, {"word": "velut", "meanings": ["Doğurgan", "Çok eser ortaya koyan, verimli"]}, {"word": "velveleye vermek", "meanings": ["gereksiz telaşa ve heyecana düşürmek"]}, {"word": "velvele kopmak", "meanings": ["büyük gürültü çıkmak"]}, {"word": "velveleci", "meanings": ["Gürültücü"]}, {"word": "vena", "meanings": ["Toplardamar"]}, {"word": "Venezuelalı", "meanings": ["Venezuela halkından olan kimse"]}, {"word": "Venüs", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "venüsçarığı", "meanings": ["Salepgillerden, esmer kırmızımtırak renkte olan, çiçekleri çarığa benzeyen, güzel bir süs bitkisi (Ceypripedium calceolus)"]}, {"word": "veranda", "meanings": ["Camlı taraça", "Üstü kapalı ve çevresi camlı balkon"]}, {"word": "veraset", "meanings": ["Kalıtım", "Mirasta hak sahibi olma"]}, {"word": "veraset ilamı", "meanings": ["Bir kimsenin, bir miras bırakanın mirasçısı olduğunu gösteren ve mahkemeden alınan resmî belge"]}, {"word": "veraset ve intikal vergisi", "meanings": ["Ölenin vârislerine kalan mal ve paradan alınan vergi"]}, {"word": "verdi", "meanings": ["Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı", "Bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı"]}, {"word": "verdirme", "meanings": ["Verdirmek işi"]}, {"word": "verdirmek", "meanings": ["Verme işini yaptırmak, vermesini sağlamak"]}, {"word": "vere", "meanings": ["Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi"]}, {"word": "verecek", "meanings": ["Birine verilmesi gereken para, borç, alacak karşıtı"]}, {"word": "verecekli", "meanings": ["Birine vereceği olan, borçlu, alacaklı karşıtı", "Birinden para yönünden veya iyilik vb. yardımlar görerek borçlanan (kimse), medyun"]}, {"word": "verem", "meanings": ["Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz", "Bu hastalığa tutulmuş, veremli"]}, {"word": "verem etmek", "meanings": ["çok üzmek, dert sahibi yapmak"]}, {"word": "verem olmak", "meanings": ["verem hastalığına yakalanmak", "sabırsızca davranmak"]}, {"word": "veremli", "meanings": ["Vereme tutulmuş, müteverrim"]}, {"word": "verese", "meanings": ["Mirasçılar"]}, {"word": "veresiye", "meanings": ["Karşılığı sonra ödenmek üzere, peşin karşıtı", "Özensiz, gönülsüz, önem vermeden"]}, {"word": "veresiye almak", "meanings": ["malı parasını daha sonra vermek şartıyla almak"]}, {"word": "veresiye vermek", "meanings": ["malı parasını daha sonra almak şartıyla vermek"]}, {"word": "verev", "meanings": ["Bir köşeden karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış veya konulmuş olan"]}, {"word": "veresiyeci", "meanings": ["Veresiye iş gören kimse"]}, {"word": "vergi", "meanings": ["Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para", "Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik"]}, {"word": "vergiye bağlamak", "meanings": ["bir kimse veya şeyden vergi almak", "bir yerden, bir kimseden yasal olmayan yollardan para almak, haraç almak"]}, {"word": "veresiyecilik", "meanings": ["Veresiyeci olma durumu"]}, {"word": "vergi kaçırmak", "meanings": ["bildirimde bulunmamak veya eksik bildirim sonucu ödemesi gereken vergiyi ödememek"]}, {"word": "vergi beyannamesi", "meanings": ["Vergi mükellefinin bir vergi döneminde sağladığı kazancı bildirir belge"]}, {"word": "vergicilik", "meanings": ["Tahsildarlık"]}, {"word": "vergi dairesi", "meanings": ["Vergi mükelleflerini tespit eden, beyannameleri denetleyen ve vergiyi toplayan resmî daire"]}, {"word": "vergi kaçağı", "meanings": ["Bildirimde bulunmama veya eksik bildirim sonucu ortaya çıkan vergi geliri kaybı"]}, {"word": "vergi kaçakçılığı", "meanings": ["Vergi kaçırma işi"]}, {"word": "vergi dilimi", "meanings": ["Vergisi alınacak kazançların oranlarını belirlemek üzere hangi gelir toplamının hangi oranda vergilendirileceğini gösteren dilimlerden her biri"]}, {"word": "vergici", "meanings": ["Tahsildar"]}, {"word": "vergi iadesi", "meanings": ["Mükellefin yaptığı ihracattan geri alınan vergi indirimi", "Memurların, işçilerin ve emeklilerin belirli süreler sonunda kurumlarına sundukları fiş ve makbuzlar üzerinden kendilerine geri verilen bir miktar para"]}, {"word": "vergi kaçakçısı", "meanings": ["Vergi kaçıran kimse"]}, {"word": "vergilemek", "meanings": ["Vergi koymak"]}, {"word": "vergileme", "meanings": ["Vergilemek işi"]}, {"word": "vergilendirme", "meanings": ["Vergilendirmek işi"]}, {"word": "vergilendirilmek", "meanings": ["Vergilendirme işi yapılmak"]}, {"word": "vergilendirilme", "meanings": ["Vergilendirilmek işi"]}, {"word": "vergilendirmek", "meanings": ["Bir kimseyi veya bir şeyi vergiye bağlamak"]}, {"word": "vergili", "meanings": ["Vergisi olan, vergi ödenen", "Verimli", "Hayırsever"]}, {"word": "vergi matrahı", "meanings": ["Bir vergi döneminde verginin alınacağı meblağ"]}, {"word": "vergi muafiyeti", "meanings": ["Vergi verme dışında bırakılma"]}, {"word": "vergisiz", "meanings": ["Vergisi olmayan, vergi ödenmeyen"]}, {"word": "vergi yükümlüsü", "meanings": ["Vergi vermek zorunda olan gerçek veya tüzel kişi, vergi mükellefi"]}, {"word": "veri", "meanings": ["Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done", "Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler", "Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları", "Bilgi, data", "Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey", "Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi"]}, {"word": "vergi rekortmeni", "meanings": ["Bir yılın sonunda en çok vergi veren kimse"]}, {"word": "veri bankası", "meanings": ["Belli bir konudaki verilerin derlenip biriktirilmesini ve ilgililer tarafından kolay bir biçimde erişilmesini sağlayan bilgi ortamı"]}, {"word": "verici", "meanings": ["Veren, verme yanlısı olan kimse", "Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse", "Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı", "Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse, donör"]}, {"word": "veri dosyası", "meanings": ["Verilerin sistemli bir biçimde toplandığı belgeler bütünü"]}, {"word": "veri işlem", "meanings": ["Bilgi işlem"]}, {"word": "veriliş", "meanings": ["Verilme işi"]}, {"word": "verilmek", "meanings": ["Verme işine konu olmak"]}, {"word": "verile emri", "meanings": ["Devlet dairelerinde, ödemenin yapılabilmesi için yetkilinin verdiği izin yazısı, ita emri"]}, {"word": "verilme", "meanings": ["Verilmek işi"]}, {"word": "verilmiş sadakası olmak", "meanings": ["büyük bir tehlike veya kaza atlatıldığında söylenen bir söz"]}, {"word": "verim", "meanings": ["Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman", "Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere", "Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran"]}, {"word": "verim düşürmek", "meanings": ["verimli olmaya engel olmak"]}, {"word": "verimkâr", "meanings": ["Verimli"]}, {"word": "verimli", "meanings": ["Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr", "Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli", "Çok yazan, velut"]}, {"word": "verimlilik", "meanings": ["Verimli olma durumu, verimkârlık, mümbitlik", "Yatırılmış sermayenin, bir kuruluşun veya bir yatırımın gelir sağlayabilme olanağı, rantabilite"]}, {"word": "verimsiz", "meanings": ["Verimi olmayan veya az olan, yetersiz"]}, {"word": "verimsizleşme", "meanings": ["Verimsizleşmek durumu"]}, {"word": "verimsizleşmek", "meanings": ["Verimsiz duruma gelmek"]}, {"word": "verimsizlik", "meanings": ["Verimsiz olma durumu"]}, {"word": "veri ortamı", "meanings": ["Verilerin bir araya getirildiği yer veya durum"]}, {"word": "veriş", "meanings": ["Verme işi"]}, {"word": "vermek", "meanings": ["Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek", "Bırakmak veya bağışlamak", "Ondan bilmek, atfetmek", "Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek", "Döndürmek, çevirmek, yöneltmek", "Herhangi bir duruma yol açmak", "Satmak", "Kızı, kadını biriyle evlendirmek", "Ödemek", "Yaymak", "Bitki ve ağaç, ürün üretmek", "Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak", "Hepsini herhangi bir duruma sokmak", "Sahip olmasını sağlamak", "Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek", "Tespit etmek", "Kazandırmak, katmak", "Ayırmak, harcamak", "Dayamak", "Doğurmak", "Cinsel yönden kendisini kullandırmak", "Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur"]}, {"word": "veriştirme", "meanings": ["Veriştirmek işi"]}, {"word": "veriştirmek", "meanings": ["Çok fazla söylemek", "İyice çıkışmak, ağzına geleni söylemek"]}, {"word": "verit", "meanings": ["Toplardamar"]}, {"word": "veri tabanı", "meanings": ["Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı"]}, {"word": "veri toplama", "meanings": ["Verileri bir araya getirme"]}, {"word": "verkaç", "meanings": ["Futbol, hentbol ve basketbolda topa sahip oyuncunun yakındaki bir arkadaşına pas verip boş bir alana kaçarak tekrar topu alması"]}, {"word": "verme", "meanings": ["Vermek işi"]}, {"word": "ver elini ...", "meanings": ["ansızın verilen bir kararla yola çıkıldığını anlatan bir söz"]}, {"word": "vermut", "meanings": ["Birçok bitki eklenerek özel koku verilmiş, tatlı, bir tür beyaz şarap"]}, {"word": "vermeyince (veya vermemiş) mabut, neylesin Sultan Mahmut", "meanings": ["şanssız kişiler için söylenen bir söz"]}, {"word": "vernik", "meanings": ["İnce bir tabaka olarak uygulandıktan sonra saydam biçimde katı duruma gelen, kuruyan yağlar, reçine ve çözücüden oluşan kaplama malzemesi"]}, {"word": "verip veriştirmek", "meanings": ["ağzına geleni söylemek"]}, {"word": "vernikleme", "meanings": ["Verniklemek işi"]}, {"word": "verniklemek", "meanings": ["Vernik sürmek"]}, {"word": "verniklenme", "meanings": ["Verniklenmek işi"]}, {"word": "verniklenmek", "meanings": ["Vernikleme işi yapılmak, vernik sürülmek"]}, {"word": "verniye", "meanings": ["Doğrusal veya dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen"]}, {"word": "veronika", "meanings": ["Yavşan otu"]}, {"word": "veryansın", "meanings": ["`Acımadan, hiçbir şey düşünmeden saldırmak, yok etmek, bol bol harcamak veya acımasızca söylemek` anlamlarındaki veryansın etmek deyiminde geçer"]}, {"word": "versiyon", "meanings": ["Yorum", "Sürüm"]}, {"word": "vesaik", "meanings": ["Belgeler, vesikalar"]}, {"word": "vesaire", "meanings": ["Ve benzeri"]}, {"word": "vesait", "meanings": ["Araçlar, vasıtalar"]}, {"word": "vesayet", "meanings": ["Vasilik"]}, {"word": "vesika", "meanings": ["Belge"]}, {"word": "vesikaya bağlamak", "meanings": ["mevcudu yeteri kadar bulunmayan ancak çok talep edilen bir şeyi belge karşılığı vermek"]}, {"word": "vesikacı", "meanings": ["Vesika işleriyle uğraşan kimse"]}, {"word": "vesikacılık", "meanings": ["Vesikacının yaptığı iş"]}, {"word": "vesikalı", "meanings": ["Belgesi olan", "Genelevde çalışmak için elinde resmî izin kâğıdı bulunan (kadın)"]}, {"word": "vesikalık", "meanings": ["Vesikalık fotoğraf", "Vesika için gerekli olan"]}, {"word": "vesikalık fotoğraf", "meanings": ["Resmî belge için gerekli olan, yüzün belirgin olarak seçildiği, belli ölçülerdeki fotoğraf, vesika fotoğrafı, vesikalık, vesikalık resim"]}, {"word": "vesikalık resim", "meanings": ["Vesikalık fotoğraf"]}, {"word": "vesikasız", "meanings": ["Vesikası olmayan"]}, {"word": "vesile", "meanings": ["Sebep, bahane", "Elverişli durum, fırsat"]}, {"word": "vesile bulmak", "meanings": ["sebep yaratmak, bahane göstermek"]}, {"word": "vesile aramak", "meanings": ["bir fırsatını kollamak"]}, {"word": "vesile olmak", "meanings": ["uygun ortam oluşmak"]}, {"word": "vesselam", "meanings": ["`İşte o kadar, son söz şudur` anlamlarında kullanılan bir söz", "`Kısacası` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "vestiyer", "meanings": ["Otel, lokanta vb. yerlerde veya evlerde şapka, palto, pardösü gibi eşyayı bırakmak ve korumak için ayrılmış yer, askılık"]}, {"word": "vestiyerci", "meanings": ["Vestiyerde çalışan kimse"]}, {"word": "veston", "meanings": ["Erkek ceketi"]}, {"word": "vesveseye düşmek", "meanings": ["kuruntuya kapılmak"]}, {"word": "vesvese", "meanings": ["Kuruntu"]}, {"word": "vesveseli", "meanings": ["Kuruntulu"]}, {"word": "veteriner", "meanings": ["Veteriner hekim"]}, {"word": "veteriner hekimliği", "meanings": ["Veterinerlik"]}, {"word": "veterinerlik", "meanings": ["Veteriner olma durumu, veteriner hekimliği, baytarlık", "Veterinerin işi, veteriner hekimliği, baytarlık"]}, {"word": "veto", "meanings": ["Karşı çıkma, engelleme, reddetme"]}, {"word": "vetire", "meanings": ["Süreç", "Üslup, tarz", "Burun deliklerini ayıran zar"]}, {"word": "veto hakkı", "meanings": ["Belli bir alanda yetki sahibinin öneri veya kararı reddetme hakkı"]}, {"word": "veto etmek", "meanings": ["reddetmek, kabul etmemek"]}, {"word": "veya", "meanings": ["Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut", "Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "veto yemek", "meanings": ["engellenmek, reddedilmek"]}, {"word": "veyahut", "meanings": ["Yahut"]}, {"word": "vezaret", "meanings": ["Vezirlik"]}, {"word": "vezikül", "meanings": ["İçi su dolu kabarcık"]}, {"word": "vezin", "meanings": ["Tartı", "Ölçü"]}, {"word": "vezinli", "meanings": ["Ölçülü", "Tartılı"]}, {"word": "vezinsiz", "meanings": ["Ölçüsü olmayan", "Tartısız"]}, {"word": "vezir", "meanings": ["Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse", "Satrançta, her yöne gidebilen, önemce ikinci sırada gelen taş, ferz"]}, {"word": "vezirlik", "meanings": ["Vezir olma durumu, vezaret"]}, {"word": "veziriazam", "meanings": ["Sadrazam"]}, {"word": "vezirparmağı", "meanings": ["Bir tür hamur tatlısı"]}, {"word": "vezne", "meanings": ["Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alınıp verilen yer", "Terazi"]}, {"word": "vezir vüzera", "meanings": ["İleri gelenler"]}, {"word": "vezneci", "meanings": ["Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alıp veren görevli, veznedar", "Terazi yapan veya satan kimse"]}, {"word": "veznedar", "meanings": ["Vezneci"]}, {"word": "veznecilik", "meanings": ["Veznecinin yaptığı iş"]}, {"word": "veznedarlık", "meanings": ["Veznedarın görevi", "Banka vb. kurum ve kuruluşlarda veznenin bulunduğu yer"]}, {"word": "vıcık", "meanings": ["Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış"]}, {"word": "vıcıklama", "meanings": ["Vıcıklamak işi"]}, {"word": "vıcıklamak", "meanings": ["Sulu veya yumuşak şeyleri avuç içinde ezmek, vıcık duruma getirmek"]}, {"word": "vıcıklık", "meanings": ["Vıcık olma durumu"]}, {"word": "vıcık vıcık", "meanings": ["Kıvamı çok gevşemiş, yumuşamış, sulu", "Ciddi olmayan, özden yoksun olan, değersiz"]}, {"word": "vıcırdama", "meanings": ["Vıcırdamak işi"]}, {"word": "vıcırdaşma", "meanings": ["Vıcırdaşmak işi"]}, {"word": "vıcırdamak", "meanings": ["Serçe gibi kuşlar ötmek", "Böcek kıvıl kıvıl oynaşmak, hareket etmek"]}, {"word": "vıcırdaşmak", "meanings": ["Hep birlikte vıcırdamak"]}, {"word": "vıdı vıdı", "meanings": ["Türlü sebeplerle yerli yersiz çok konuşmayı huy edinmiş (kimse)"]}, {"word": "vık vık", "meanings": ["İnce ses çıkararak"]}, {"word": "vıdı vıdı etmek", "meanings": ["çevresini rahatsız edecek biçimde yerli yersiz çok konuşmak"]}, {"word": "vınıltı", "meanings": ["Vınlayan bir şeyin çıkardığı sesin adı"]}, {"word": "vınlama", "meanings": ["Vınlamak işi"]}, {"word": "vınlamak", "meanings": ["Dönerken veya düz bir doğrultuda hızla hareket ederken `vın` diye ses çıkarmak"]}, {"word": "vırıldama", "meanings": ["Vırıldamak işi, vırlama"]}, {"word": "vırıldamak", "meanings": ["Usandıracak, sinirlendirecek biçimde durmadan konuşmak, vırlamak"]}, {"word": "vırıltı", "meanings": ["Vırıldama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "vırlama", "meanings": ["Vırıldama"]}, {"word": "vırlamak", "meanings": ["Vırıldamak"]}, {"word": "vırt zırt", "meanings": ["Sık sık, ikide birde"]}, {"word": "vır vır", "meanings": ["Usandırıcı, sinirlendirici bir biçimde durmadan konuşma"]}, {"word": "vır vır etmek", "meanings": ["usandırıcı, sinirlendirici bir biçimde durmadan konuşmak"]}, {"word": "vırvırcı", "meanings": ["Can sıkacak kadar çok konuşan kimse"]}, {"word": "vız", "meanings": ["Böcek uçarken veya atılan bir şey hızla geçerken çıkan ses"]}, {"word": "vız gelmek", "meanings": ["pek önemsiz görünmek"]}, {"word": "vız gelip tırıs gitmek", "meanings": ["önemsememek, aldırış etmemek"]}, {"word": "vızıldama", "meanings": ["Vızıldamak işi"]}, {"word": "vızıldamak", "meanings": ["`Vız` diye ses çıkarmak", "Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınmak, sızlanmak"]}, {"word": "vızıldanma", "meanings": ["Vızıldanmak işi"]}, {"word": "vızıldanmak", "meanings": ["Yakınmak, sızlanmak"]}, {"word": "vızır vızır", "meanings": ["Hiç ara vermeksizin, sürekli bir biçimde"]}, {"word": "vızıltı", "meanings": ["Vızıldama sesi", "Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma"]}, {"word": "vızlama", "meanings": ["Vızlamak durumu"]}, {"word": "vızvız böceği", "meanings": ["Vızıldayarak uçan bir tür böcek"]}, {"word": "vızlamak", "meanings": ["Vızıldamak"]}, {"word": "vibrasyon", "meanings": ["Titreşim"]}, {"word": "vibratör", "meanings": ["Titreşim yaratan araç"]}, {"word": "vibriyo", "meanings": ["Koleraya neden olan virgül biçimindeki bakteri"]}, {"word": "vicahen", "meanings": ["Yüz yüze"]}, {"word": "vicahi", "meanings": ["Yüz yüze olan veya yapılan"]}, {"word": "vicdan", "meanings": ["Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç"]}, {"word": "vicdani", "meanings": ["Vicdanla ilgili olan, vicdana dayanan"]}, {"word": "vicdanen", "meanings": ["Vicdan bakımından"]}, {"word": "vicdanlı", "meanings": ["Vicdanı olan"]}, {"word": "vicdansız", "meanings": ["Vicdanı olmayan"]}, {"word": "vicdansızca", "meanings": ["Vicdansıza yakışan", "(vicdansı'zca) Vicdansız bir biçimde, vicdansızcasına"]}, {"word": "vicdansızlık", "meanings": ["Vicdansız olma durumu", "Vicdansızca davranış"]}, {"word": "vida", "meanings": ["Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi"]}, {"word": "vidaları gevşemek", "meanings": ["kendini tutamayıp çok gülmek"]}, {"word": "vidala", "meanings": ["Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi"]}, {"word": "vidalama", "meanings": ["Vidalamak işi"]}, {"word": "vidalamak", "meanings": ["Vida ile tutturmak"]}, {"word": "vidalanma", "meanings": ["Vidalanmak işi"]}, {"word": "vidalanmak", "meanings": ["Vidalama işine konu olmak"]}, {"word": "vidalı", "meanings": ["Vidası olan", "Vida ile tutturulmuş"]}, {"word": "vidanjör", "meanings": ["Boşaltıcı"]}, {"word": "vidasız", "meanings": ["Vidası olmayan"]}, {"word": "video", "meanings": ["Manyetik bantlar üzerinde yer alan veya sayısal olarak derlenmiş hareketli resimler dizisi", "Videoteyp"]}, {"word": "videocu", "meanings": ["Video alıp satan veya onaran kimse"]}, {"word": "videobant", "meanings": ["Televizyon yayınlarının kaydedildiği, bir kasete sarılı şerit"]}, {"word": "videoculuk", "meanings": ["Videocunun işi"]}, {"word": "videokaset", "meanings": ["Üzerinde kayıtlı olanı video aracılığıyla ekrana yansıtabilen kaset"]}, {"word": "vido", "meanings": ["Oyunda kazanılacak parayı iki katına çıkarma"]}, {"word": "videoteyp", "meanings": ["Hem görüntü hem de ses kaydedebilen, daha önce kasete kaydedilmiş görüntü ve sesleri ekrana yansıtan aygıt, video"]}, {"word": "vido çekmek", "meanings": ["oyundaki kazanılacak sayıyı veya parayı iki katına çıkarmayı teklif etmek"]}, {"word": "vidoyu görmek", "meanings": ["vidoyu kabul etmek"]}, {"word": "vidolu", "meanings": ["Vido ile oynanan"]}, {"word": "vidosuz", "meanings": ["Vido ile oynanmayan"]}, {"word": "Vietnamlı", "meanings": ["Vietnam halkından olan kimse"]}, {"word": "vigla", "meanings": ["Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer, çanaklık"]}, {"word": "vikaye", "meanings": ["Koruma"]}, {"word": "vikaye etmek", "meanings": ["korumak"]}, {"word": "vikont", "meanings": ["Batı ülkelerinde baron ile kont arasında bir soyluluk unvanı"]}, {"word": "vikontes", "meanings": ["Kadın vikont veya vikont karısı"]}, {"word": "viladi", "meanings": ["Doğuştan (olan)"]}, {"word": "vilayet", "meanings": ["İl", "Valilik"]}, {"word": "vilayet binası", "meanings": ["Şehrin valilik makamı ile idari ve adli kurumlarının bulunduğu yapı"]}, {"word": "villa", "meanings": ["Yazlıkta veya şehir dışında, bahçeli, müstakil ev"]}, {"word": "vinç", "meanings": ["Ağır yük kaldırmaya ve bir yere taşımaya yarayan araç"]}, {"word": "vinter", "meanings": ["Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçimindeki balık ağı"]}, {"word": "vinyet", "meanings": ["Bir kitabın sayfalarını süsleyen başlık, süslü harf gibi motif"]}, {"word": "vira", "meanings": ["Arasız", "Maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut"]}, {"word": "vira etmek", "meanings": ["toplamak, almak"]}, {"word": "viraj", "meanings": ["Dönemeç"]}, {"word": "viraj almak", "meanings": ["virajı dönmek"]}, {"word": "virajlı", "meanings": ["Virajı olan"]}, {"word": "virajsız", "meanings": ["Virajı olmayan, düz"]}, {"word": "viran", "meanings": ["Yıkık, harap"]}, {"word": "viran olmak", "meanings": ["viran duruma gelmek, haraplaşmak"]}, {"word": "virane", "meanings": ["Yıkılmış veya çok harap olmuş yapı", "Yıkılmış veya yanmış olan yapılardan geriye kalan, yıkıntı"]}, {"word": "viraneye çevirmek", "meanings": ["yıkıntı durumuna getirmek"]}, {"word": "viranelik", "meanings": ["Ev yıkıntıları bulunan yer"]}, {"word": "viranlaşma", "meanings": ["Viranlaşmak durumu"]}, {"word": "viranlaşmak", "meanings": ["Viran duruma gelmek"]}, {"word": "viranlık", "meanings": ["Viran yer"]}, {"word": "virdizeban", "meanings": ["Dile dolama, dilden düşürmeme"]}, {"word": "virgül", "meanings": ["Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konulan, kısa bir durmayı göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı (,)"]}, {"word": "virdizeban etmek", "meanings": ["dile dolamak, dilden düşürmemek"]}, {"word": "viroloji", "meanings": ["Virüsleri inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "virt", "meanings": ["Dinî bir sözü sürekli tekrarlama", "Çok tekrarlama, diline dolama"]}, {"word": "virt etmek", "meanings": ["diline dolamak, sürekli olarak söylemek"]}, {"word": "virtüözlük", "meanings": ["Virtüöz olma durumu"]}, {"word": "virtüöz", "meanings": ["Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı", "Herhangi bir işte usta olan kimse"]}, {"word": "virüs", "meanings": ["Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit", "Veri girişi yoluyla bilgisayarlara yüklenen, sistemin veya programların bozulmasına, veri kaybına veya olağan dışı çalışmasına neden olan yazılım"]}, {"word": "visal", "meanings": ["Kavuşma"]}, {"word": "visamiral", "meanings": ["Amirallikten bir önceki rütbede olan deniz subayı"]}, {"word": "viski", "meanings": ["Tahıllar malt yapılarak şekerlendirildikten ve gereği kadar mayalandıktan sonra damıtılarak elde edilen alkollü içki"]}, {"word": "viski bardağı", "meanings": ["Viski içmek için kullanılan özel bardak"]}, {"word": "viskonsül", "meanings": ["Yardımcı konsolos"]}, {"word": "viskoz", "meanings": ["Selüloz türevlerinin üretiminde kullanılan koloidal selüloz çözeltisi"]}, {"word": "viskozite", "meanings": ["Bir maddenin ağdalı, koyu kıvamlı olma durumu, ağdalık"]}, {"word": "viskozite değeri", "meanings": ["Akıcılık ölçeği olarak kullanılan kabın deliğinden 100 santimetreküp sıvının boşalma süresinin saniye olarak miktarı"]}, {"word": "vişne", "meanings": ["Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)", "Bu ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi, ekşi kiraz"]}, {"word": "vişnap", "meanings": ["Vişne şurubu"]}, {"word": "vişneçürüğü", "meanings": ["Çürük vişne rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "vişne hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş vişne, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "vişneli ekmek", "meanings": ["Vişne ve ekmekle yapılan bir çeşit tatlı"]}, {"word": "vişne reçeli", "meanings": ["Taze vişne, şeker ve suyun kaynatılarak koyu kıvama getirilmesi sonucu yapılan reçel"]}, {"word": "vişne suyu", "meanings": ["Vişneden çıkarılan su"]}, {"word": "vişne şurubu", "meanings": ["Taze vişneden yapılan şurup, vişne şerbeti"]}, {"word": "vitamin", "meanings": ["Besinlerde bulunan, vücutta genellikle yapılmayan, yağda veya suda çözünebilme özelliği olan, eksikliği veya fazlalığı çeşitli hastalıklara yol açan maddelere verilen genel ad"]}, {"word": "vitaminli", "meanings": ["Vitamini olan"]}, {"word": "vitaminsiz", "meanings": ["Vitamini olmayan"]}, {"word": "vitaminsizlik", "meanings": ["Vitamin eksikliğinden veya yetersizliğinden doğan patolojik olayların hepsi"]}, {"word": "vitellüs", "meanings": ["Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin hepsi"]}, {"word": "vites", "meanings": ["Otomobillerin çekiş ve hızını ayarlamaya yarayan dişliler düzeni"]}, {"word": "vites değiştirmek", "meanings": ["otomobilin çekiş ve hızını değiştirmek"]}, {"word": "vitese takmak", "meanings": ["motorlu taşıtlarda vites kolunu uygun duruma getirip aracı kalkışa hazır durumda tutmak"]}, {"word": "vites büyütmek", "meanings": ["aracın hızını artırmak için daha yüksek vitese geçmek", "işleri hızlandırmak"]}, {"word": "vites küçültmek", "meanings": ["aracın hızını azaltmak için daha düşük vitese geçmek", "işleri yavaşlatmak"]}, {"word": "vites dişlisi", "meanings": ["Otomobillerde vites koluna bağlı ve hareket iletişimini sağlayan dişli takımı"]}, {"word": "vitesten atmak", "meanings": ["çok kızmak"]}, {"word": "vites kolu", "meanings": ["Motorlu taşıtların dişlilerini birbirine geçirmeye yarayan manivela"]}, {"word": "vites kutusu", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda, şanzımana yön veren dişlilerin bulunduğu yuva"]}, {"word": "vitesli", "meanings": ["Vitesi olan"]}, {"word": "vitir", "meanings": ["Vitir namazı"]}, {"word": "vitray", "meanings": ["Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçalarından oluşan, saydam pencere süslemesi veya resim"]}, {"word": "vitrin", "meanings": ["Bir dükkân veya mağazanın dışarıdan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri, sergen", "İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap"]}, {"word": "vitrinleme", "meanings": ["Vitrinlemek işi"]}, {"word": "vitrinlemek", "meanings": ["Vitrin durumuna getirmek"]}, {"word": "viya", "meanings": ["Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme", "Belirli bir doğrultu verildikten sonra gemiyi aynı doğrultuda tutması için dümenciye verilen komut"]}, {"word": "viyadük", "meanings": ["Köprü yol"]}, {"word": "viyak", "meanings": ["Bebeğin ağlarken çıkardığı ses"]}, {"word": "viyaklama", "meanings": ["Viyaklamak işi"]}, {"word": "viyaklamak", "meanings": ["`Viyak` diye ses çıkararak bağırmak, ağlamak"]}, {"word": "viyak viyak", "meanings": ["Viyaklayarak"]}, {"word": "viyola", "meanings": ["Kemana benzer, kemandan büyük bir çalgı, alto"]}, {"word": "viyolacı", "meanings": ["Viyola çalan kimse, viyolonist"]}, {"word": "viyolonist", "meanings": ["Viyolacı"]}, {"word": "viziyer", "meanings": ["Kasket siperi"]}, {"word": "viyolonselci", "meanings": ["Viyolonsel yapan veya satan kimse", "Viyolonsel çalan sanatçı, viyolonselist"]}, {"word": "viyolonsel", "meanings": ["Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli bir orkestra çalgısı, çello"]}, {"word": "viyolonselist", "meanings": ["Viyolonselci"]}, {"word": "vize", "meanings": ["Bazı resmî kâğıtlara `görülmüştür` anlamında konulan işaret ve bu işareti koyma işi", "Ara sınav", "Bir ülkeye girmek veya bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin"]}, {"word": "vize almak", "meanings": ["elçilikten veya konsolosluktan bir ülkeye giriş izni almak"]}, {"word": "vize sınavı", "meanings": ["Ara sınav"]}, {"word": "vizite", "meanings": ["Hekimin hastanedeki hastaları dolaşıp yoklaması", "Muayene için hekime ödenen ücret"]}, {"word": "vizon", "meanings": ["Sansargillerden, kürkü çok beğenilen bir tür memeli, mink (Mustela vison)", "Bu hayvanın kürkünden yapılan"]}, {"word": "vizon kürk", "meanings": ["Vizon derisinden yapılan iyi işlenmiş kürk"]}, {"word": "vizyon", "meanings": ["Görünüm", "Ülkü", "Sağgörü", "Gösterim", "İleri görüş"]}, {"word": "vodvil", "meanings": ["Hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, şarkılara da yer verilen hafif güldürü", "Meyhanelerde söylenen neşeli, alaylı, taşlamalı şarkı"]}, {"word": "vokabüler", "meanings": ["Söz varlığı", "Küçük sözlük"]}, {"word": "vokal", "meanings": ["Sesle ilgili", "İyi işlenmiş, düzenlenmiş ses"]}, {"word": "vokal", "meanings": ["Ünlü"]}, {"word": "vokalist", "meanings": ["Müzik türlerinde solisti arka planda destekleyen kimse", "Bir müzik topluluğunda şarkı söyleyen kimse"]}, {"word": "voli", "meanings": ["Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları", "Vurgun, kazanç, kâr"]}, {"word": "vokal müzik", "meanings": ["Şarkı, opera, oratoryo gibi insan sesi için yapılmış beste"]}, {"word": "voli vurmak", "meanings": ["vurgun vurmak"]}, {"word": "vokal uyumu", "meanings": ["Ünlü uyumu"]}, {"word": "volan", "meanings": ["Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek", "Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs"]}, {"word": "vole", "meanings": ["Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma"]}, {"word": "voleybolcu", "meanings": ["Voleybol oynayan kimse"]}, {"word": "voleybol", "meanings": ["Altışar kişilik iki takım arasında, bir alan ortasında gerilmiş olan ağ üzerinden topun karşılıklı olarak elle oynanması oyunu, uçan top"]}, {"word": "volfram", "meanings": ["Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3 olan, sert, 3482 °C'de eriyebilen bir element, tungsten (simgesi W)"]}, {"word": "voli çevirmek", "meanings": ["voli ile balık avlamak", "tuzağa düşürmek"]}, {"word": "voli ağı", "meanings": ["Kayıkla denize salındıktan sonra her iki kolunun halatlarıyla karaya çekilen balık ağı"]}, {"word": "volkanik", "meanings": ["Volkanla ilgili", "Volkan özelliği taşıyan", "Yanardağın püskürmesi sonucu oluşan"]}, {"word": "volontarizm", "meanings": ["İstenççilik"]}, {"word": "volt", "meanings": ["Elektromotor gücün veya gerilimin birimi"]}, {"word": "voltaya geçmek", "meanings": ["volta atmaya başlamak"]}, {"word": "voltaj", "meanings": ["Gerilim"]}, {"word": "voltasını almak", "meanings": ["kaçmak, savuşmak", "çekilmek, gitmek"]}, {"word": "volkan", "meanings": ["Yanardağ"]}, {"word": "volta", "meanings": ["Bir halatı bir yere bir kez dolama veya babalara yöntemince sarma", "Zincirin demire veya iki zincirin birbirine dolanması", "Geminin rüzgâra karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması", "Sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma"]}, {"word": "volta vurmak", "meanings": ["gemi zikzak yapmak", "bir aşağı bir yukarı dolaşmak"]}, {"word": "volta atmak", "meanings": ["bir aşağı bir yukarı dolaşmak"]}, {"word": "voltametre", "meanings": ["Bir elektrotta, açığa çıkan madde miktarına göre devreden geçen elektrik miktarını ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "voltamper", "meanings": ["Dalgalı gerilimde, 1 volt olan bir gerilim altında 1 amperlik akımın ürettiği güç birimi"]}, {"word": "voyvoda", "meanings": ["Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri unvan"]}, {"word": "vonoz", "meanings": ["Kolyoz, uskumru, sardalya vb. küçük balıkların ufağı"]}, {"word": "vombat", "meanings": ["Keselilerden, Avustralya'da yaşayan, ağır gövdeli, kısa bacaklı hayvan (Phascolomys ursinus)"]}, {"word": "votka", "meanings": ["Tahıl tanelerinin damıtılmasıyla elde edilen alkollü içki"]}, {"word": "voltmetre", "meanings": ["Bir elektrik devresindeki gizil güç farkını volt cinsinden ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "voyvo", "meanings": ["Alay ederek sataşmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "voyvodalık", "meanings": ["Voyvoda egemenliği", "Voyvodanın egemenliği altındaki ülke"]}, {"word": "vuku", "meanings": ["Olma, meydana gelme"]}, {"word": "vuku bulmak", "meanings": ["olmak, meydana gelmek"]}, {"word": "vukuat", "meanings": ["Polisi ilgilendiren olay veya olaylar", "Olanlar, olan bitenler"]}, {"word": "vukuflu", "meanings": ["Bilgisi olan"]}, {"word": "vukufsuz", "meanings": ["Bilgisiz"]}, {"word": "vukuf", "meanings": ["Anlama, bilme, bilgi", "Biliş"]}, {"word": "vukufsuzluk", "meanings": ["Bilgisizlik"]}, {"word": "vulva", "meanings": ["Ferç"]}, {"word": "vuraç", "meanings": ["Raket"]}, {"word": "vurgu", "meanings": ["Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı, aksan"]}, {"word": "vurdulu kırdılı", "meanings": ["Hareketli, şiddet içeren, maceraya ve dövüşmeye ağırlık veren"]}, {"word": "vurdumduymaz", "meanings": ["Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü"]}, {"word": "vurdumduymaz kör ayvaz", "meanings": ["duygusuz"]}, {"word": "vurdumduymazlık", "meanings": ["Aldırmazlık, aldırışsızlık, umursamazlık"]}, {"word": "vurdumduymazlıktan gelmek", "meanings": ["aldırış etmemek, umursamamak, önem vermemek"]}, {"word": "vurdurma", "meanings": ["Vurdurmak işi"]}, {"word": "vurdurmak", "meanings": ["Vurmasına yol açmak", "Vurmasını sağlamak"]}, {"word": "vurgulama", "meanings": ["Vurgulamak işi"]}, {"word": "vurgulamak", "meanings": ["Vurgu ile söylemek", "Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek", "Belirlemek, damgasını vurmak"]}, {"word": "vurgulu", "meanings": ["Vurgu ile söylenen", "Üstünde önemle durularak, dikkat çekilerek"]}, {"word": "vurgun (veya vurgunu) vurmak", "meanings": ["yolsuzluk yaparak kısa sürede büyük kazanç elde etmek"]}, {"word": "vurgulu hece", "meanings": ["Bir kelimede vurgunun bulunduğu hece"]}, {"word": "vurgun", "meanings": ["Kolayca ve haksız ele geçen kazanç", "Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar", "Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm", "Silahla yaralanmış olan", "Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun"]}, {"word": "vurguncu", "meanings": ["Para dalgalanmalarından yararlanarak kolay yoldan kazanç elde eden, alavereci, muhtekir, ihtikârcı, spekülatör", "Yolsuz bir biçimde kazanç elde eden"]}, {"word": "vurgun yemek", "meanings": ["vurgun sonucu ölmek veya sakat kalmak"]}, {"word": "vurgunculuk etmek", "meanings": ["haksız kazanç sağlamak için uğraşmak"]}, {"word": "vurgunluk", "meanings": ["Vurgun olma, gönül kaptırma durumu"]}, {"word": "vurgunculuk", "meanings": ["İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak haksız kazanç sağlama, alaverecilik, ihtikâr, ihtikârcılık, spekülasyon, spekülatörlük"]}, {"word": "vurgusuz", "meanings": ["Vurgu ile söylenmeyen"]}, {"word": "vurgusuz hece", "meanings": ["Bir kelimede vurgu bulunmayan hece"]}, {"word": "vurgu uzunluğu", "meanings": ["Bir kelimede vurgulu hecenin uzunluğu"]}, {"word": "vurma", "meanings": ["Vurmak işi"]}, {"word": "vurmalı sazlar", "meanings": ["Davul, zil, timbal, tef gibi vurularak çalınan çalgılar, vurmalı çalgılar, perküsyon"]}, {"word": "vurmak", "meanings": ["Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak", "Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak", "Etkisi bir yere kadar uzanmak", "Duyulmak, hissedilmek", "Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek", "Olumsuz yönde etkilemek", "Hızla değmek, çarpmak", "Sürmek", "Takmak, koymak, bağlamak", "Bağlama, ilişkilendirmek", "Olduğundan başka biçimde görünmek", "Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak", "Uygulamak, basmak, koymak", "Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak", "Amaçladığı şeye rast getirmek", "Hızla çarpmak", "Silahla yaralamak, öldürmek", "Dokunmak, hasta etmek", "Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek", "Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak", "Piyango vb. çıkmak, isabet etmek", "Desteklemek, dayamak", "Çıkmak", "Sırtına, omzuna yerleştirmek", "Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak", "Tavla oyununda pulu kırmak", "Manevi olarak yaralamak", "İçki içmek", "Kadeh tokuşturmak", "Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak", "Çarpma işlemini yapmak"]}, {"word": "vur abalıya", "meanings": ["bütün özverinin yumuşak huylu kişiye yüklenmesi, sessiz, güçsüz kişinin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi durumunda söylenen bir söz"]}, {"word": "vur patlasın, çal oynasın", "meanings": ["aşırı zevk ve eğlenceyi anlatan bir söz"]}, {"word": "vur aşağı tut yukarı", "meanings": ["uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek"]}, {"word": "vur dediyse öldür demedi", "meanings": ["bir dileği yerine getirirken aşırılığa düşen için söylenen bir söz"]}, {"word": "vurduğu yerden ses gelmek", "meanings": ["çok kuvvetli vurmak, eli ağır olmak"]}, {"word": "vurdukça tozumak", "meanings": ["üzerinde çalışıldıkça, işlendikçe işi artmak"]}, {"word": "vurup kafayı yatmak (veya uyumak)", "meanings": ["uykusu geldiğinde hemen yatmak"]}, {"word": "vurmalı çalgılar", "meanings": ["Vurmalı sazlar"]}, {"word": "vurtut", "meanings": ["Silahla yaratılan kargaşalık", "Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek"]}, {"word": "vuru", "meanings": ["Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen atım hareketi"]}, {"word": "vurucu", "meanings": ["Silah attığında hedefini vuran", "Etkileyici"]}, {"word": "vurucu güç", "meanings": ["Silah gücü yüksek, özel eğitim görmüş askerî birlik, vurucu tim", "Sivil bir kuruluş içinde etkili silahlarla donatılan birlik"]}, {"word": "vurucu tim", "meanings": ["Vurucu güç"]}, {"word": "vuruk", "meanings": ["Çarpık, çarpılmış"]}, {"word": "vurulma", "meanings": ["Vurulmak işi"]}, {"word": "vurulmak", "meanings": ["Vurma işine konu olmak", "Âşık olmak, gönül kaptırmak, sevdalanmak"]}, {"word": "vuruntu", "meanings": ["Ateşleme bozukluğu veya yanmanın sıra dışı olması sebebiyle bir motorun içinden gelen gürültü"]}, {"word": "vuruluş", "meanings": ["Vurulma işi"]}, {"word": "vurunmak", "meanings": ["Kendine vurmak", "Giyinmek, örtünmek", "Koymak"]}, {"word": "vuruş", "meanings": ["Vurma işi", "Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp", "Tempo", "Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik"]}, {"word": "vuruşkan", "meanings": ["Dövüşken"]}, {"word": "vuruşkanlık", "meanings": ["Dövüşkenlik"]}, {"word": "vuruşma", "meanings": ["Vuruşmak işi"]}, {"word": "vuruşmak", "meanings": ["Birbirini vurmak, dövüşmek", "Savaşmak, çarpışmak"]}, {"word": "vuslata ermek", "meanings": ["kavuşmak"]}, {"word": "vusul", "meanings": ["Ulaşma, varma"]}, {"word": "vuslat", "meanings": ["Sevgiliye kavuşma"]}, {"word": "vuzuh", "meanings": ["Açık olma durumu, açıklık, aydınlık", "Açıklık"]}, {"word": "vusul bulmak", "meanings": ["ulaşmak, varmak"]}, {"word": "vuzuhsuz", "meanings": ["Belirsiz"]}, {"word": "vuzuhsuzluk", "meanings": ["Belirsizlik"]}, {"word": "vücut", "meanings": ["İnsan veya hayvan gövdesi, beden", "Var olma, varlık"]}, {"word": "vücut vermek", "meanings": ["vücuda getirmek"]}, {"word": "vücut yapmak", "meanings": ["kas geliştirici hareket ve sporlarda bedeni güçlü duruma getirmek"]}, {"word": "vücut bulmak", "meanings": ["oluşmak"]}, {"word": "vücuda getirmek", "meanings": ["meydana getirmek, var etmek"]}, {"word": "vücuda gelmek", "meanings": ["ortaya çıkmak, oluşmak, meydana gelmek, olmak"]}, {"word": "vücuttan düşmek", "meanings": ["zayıflamak"]}, {"word": "vücudunu ortadan kaldırmak", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "vücut ısısı", "meanings": ["Vücut sıcaklığı"]}, {"word": "vücutlu", "meanings": ["Vücudu iri ve şişman olan"]}, {"word": "vükela", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde bakanlar, vekiller"]}, {"word": "vulgarize", "meanings": ["Herkesin anlayacağı düzeyde olan"]}, {"word": "vüsat", "meanings": ["Genişlik", "Uzam"]}, {"word": "vürut", "meanings": ["Geliş, gelme"]}, {"word": "Y", "meanings": ["İtriyum elementinin simgesi"]}, {"word": "vüzera", "meanings": ["Vezirler"]}, {"word": "ya", "meanings": ["`Ey, hey` anlamlarında bir seslenme sözü", "Evet"]}, {"word": "ya Allah", "meanings": ["bir işe başlarken güç kazanmak için söylenen bir söz"]}, {"word": "y, Y", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi sekizinci sırasında yer alan ve Ye adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, sürtünücü ön damak ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "ya Rabbi (veya Rab)", "meanings": ["Tanrı'm, Allah'ım"]}, {"word": "ya sabır", "meanings": ["katlanılması güç durumlarda sabır gerektiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "ya sabır çekmek", "meanings": ["bir sıkıntıya ses çıkarmadan veya ona karşı bir şey yapmadan katlanmak"]}, {"word": "ya", "meanings": ["Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz", "Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz", "Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz", "Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz", "Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz", "Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde `hele, özellikle` anlamlarında kullanılan bir söz", "Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz", "Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya"]}, {"word": "ya ya ya şa şa şa", "meanings": ["karşılaşmalarda sporcuların veya seyircilerin yaşa veya yaşasın sözü yerine kullandıkları bir söz"]}, {"word": "yabalamak", "meanings": ["Yaba ile atmak veya savurmak"]}, {"word": "yaba", "meanings": ["Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı"]}, {"word": "yabalama", "meanings": ["Yabalamak işi"]}, {"word": "yaban", "meanings": ["İnsan yaşamayan ıssız yer", "Vahşi olan, evcil olmayan canlı", "Kendi kendine yetişen bitki", "Aile ocağından uzak olan yer", "Issız", "Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse"]}, {"word": "yabana atmak", "meanings": ["önem vermemek, önemsiz görmek"]}, {"word": "yabana gitmek", "meanings": ["tanınmayan, bilinmeyen biriyle, bir yabancıyla evlendirilmek", "bulunduğu yerden başka bir yere yaşamak için gitmek", "boşa gitmek, boşa harcanmak"]}, {"word": "yabana söylemek", "meanings": ["saçma sözler söylemek, boşa konuşmak"]}, {"word": "yaban arısı", "meanings": ["Zar kanatlıların yaban arısıgiller familyasından, arıya benzeyen, iğneli bir böcek, sarıca (Vespa vulgaris)"]}, {"word": "yaban arısıgiller", "meanings": ["Toplu olarak yaşayan iğneli yaban arıları familyası"]}, {"word": "yaban armudu", "meanings": ["Ahlat (I)"]}, {"word": "yabancı gelmek", "meanings": ["tanımamak"]}, {"word": "yabancı", "meanings": ["Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi", "Başka bir milletle ilgili olan", "Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge", "Tanınmayan, bilinmeyen, yad", "Aynı türden, aynı çeşitten olmayan", "Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan", "Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan"]}, {"word": "yaban asması", "meanings": ["Akasma"]}, {"word": "yabancı gibi durmak", "meanings": ["bir işe karışmamak, ilgi göstermemek, çekinmek"]}, {"word": "yabancı saymak (veya tutmak)", "meanings": ["yabancı gibi görmek, yabancı olarak benimsemek"]}, {"word": "yabancısı olmamak", "meanings": ["tanıdık, bildik olmak"]}, {"word": "yabancı dil", "meanings": ["Ana dilin dışında olan dillerden her biri", "Ana dilin dışında öğrenilen uzmanlık dili"]}, {"word": "yabancı çıta", "meanings": ["Kirişli birleştirmelerde iki tarafa açılan yuvaya uygun ölçü ve biçimde hazırlanmış ince, dar parça"]}, {"word": "yabancılamak", "meanings": ["Yabancı gibi görmek, kendinden saymamak, yadırgamak"]}, {"word": "yabancılama", "meanings": ["Yabancılamak işi"]}, {"word": "yabancıl", "meanings": ["Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş, egzotik"]}, {"word": "yabancılaşma", "meanings": ["Yabancılaşmak işi", "Belli tarihsel şartlarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin, bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen olan ögelerin değişik biçimde kavranması"]}, {"word": "yabancılaşmak", "meanings": ["Tanımaz, bilmez duruma gelmek, yabancı olmak, bigâne düşmek", "Alışamamak, yadırgamak, yabancılık çekmek"]}, {"word": "yabancılaştırma", "meanings": ["Yabancılaştırmak işi"]}, {"word": "yabancılık", "meanings": ["Yabancı olma durumu, bigânelik"]}, {"word": "yabancılaştırmak", "meanings": ["Yabancı duruma getirmek"]}, {"word": "yabancılık çekmek", "meanings": ["bir iş veya çevrede yabancı olmaktan doğan güçlüklere uğramak"]}, {"word": "yabancılık duymak", "meanings": ["bir kimseye, bir şeye alışamamak"]}, {"word": "yabancıllık", "meanings": ["Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma, egzotizm, egzotiklik"]}, {"word": "yabancı saha", "meanings": ["Dış saha"]}, {"word": "yaban defnesi", "meanings": ["İki çeneklilerden, çiçekleri beyaz, sarı veya pembe renkli, orman ve çayırlarda yetişen bir süs bitkisi (Daphne pontica)"]}, {"word": "yaban domuzu", "meanings": ["Domuzgillerden, domuzdan iri, bağ ve bahçelere zarar veren saldırgan, yabani bir hayvan (Sus scrofa)"]}, {"word": "yaban enginarı", "meanings": ["Bir tür deve dikeni"]}, {"word": "yaban fesleğeni", "meanings": ["Yer fesleğeni"]}, {"word": "yaban eriği", "meanings": ["Çakal eriği"]}, {"word": "yaban eşeği", "meanings": ["Atgillerden, Hazar Denizi dolaylarında yaşayan, eşeğe çok benzeyen yaban hayvanı (Equus onager)"]}, {"word": "yaban gülü", "meanings": ["Gülgillerden, çiçekleri soluk pembe, beyaz, yemişi parlak kırmızı renkte bir bitki, yabani gül (Rosa canina)"]}, {"word": "yaban havucu", "meanings": ["Maydanozgillerden, kökleri yenebilen, hayvan yemi olarak da kullanılan, yıllık veya çok yıllık otsu bir bitki, karakavza (Pastinaca sativa)"]}, {"word": "yabanıl", "meanings": ["İlkel yaşayan (kimse), yabani, vahşi", "İnsan bakımı ile yetişmemiş (bitki)", "Evcil olmayan (hayvan), vahşi"]}, {"word": "yabanıllaşma", "meanings": ["Yabanileşme"]}, {"word": "yabanıllaşmak", "meanings": ["Yabanileşmek"]}, {"word": "yabanıllık", "meanings": ["Yabanıl olma durumu, vahşilik, vahşet"]}, {"word": "yabani akdiken", "meanings": ["Hünnapgillerden, yaprakları almaşık, kırmızı renkli yemişi olan bir bitki (Rhamnus frangula)"]}, {"word": "yabani", "meanings": ["Doğada yaşayan, evcil olmayan (hayvan), evcil karşıtı", "Doğada kendiliğinden yetişen (bitki)", "Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat (kimse)"]}, {"word": "yabanice", "meanings": ["Yabani bir biçimde"]}, {"word": "yabani enginar", "meanings": ["Kenger"]}, {"word": "yabani gül", "meanings": ["Yaban gülü"]}, {"word": "yabani hayvan", "meanings": ["Ehlîleşmemiş, vahşi ve yırtıcı hayvanların genel adı"]}, {"word": "yabani kimyon", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, Doğu Anadolu'da yetişen, beyaz veya turuncu çiçekli, çok yıllık, otsu bir bitki (Zygophyllum fabago)"]}, {"word": "yabani ıspanak", "meanings": ["Pazı (I)"]}, {"word": "yabani kimyongiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, yabani kimyon, peygamber ağacı vb. bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "yabani kiraz", "meanings": ["Ana vatanı Türkiye olan bir tür kiraz (Cerasus microcarpa)"]}, {"word": "yabani lahana", "meanings": ["Turpgillerden, kumlu yerlerde yetişen ve sebze gibi yenen bir bitki"]}, {"word": "yabanileşme", "meanings": ["Yabanileşmek işi, yabanıllaşma"]}, {"word": "yabanileşmek", "meanings": ["Yabani duruma gelmek, yabanıllaşmak, vahşileşmek"]}, {"word": "yabanilik", "meanings": ["Yabani olma durumu, yabanıllık", "Yabanice davranış"]}, {"word": "yabani marul", "meanings": ["Sarı çiçekli, beyaz sütlü, 50-150 santimetre yüksekliğinde, iki yıllık otsu bir bitki, eşek marulu, yağ marulu (Lactuca serriola)"]}, {"word": "yabani menekşe", "meanings": ["Menekşe çiçeğinin yabani bir türü"]}, {"word": "yabani mercanköşk", "meanings": ["Mercanköşk çiçeğinin yabani bir türü, farekulağı (Origanum vulgare)"]}, {"word": "yaban inciri", "meanings": ["Dutgillerden, Mısır'da yetişen ve kerestesi eski Mısırlılarca mumyalara sanduka yapmakta kullanılmış olan bir ağaç, yabani incir", "Bu ağacın meyvesi"]}, {"word": "yabani turp", "meanings": ["Yaban turpu"]}, {"word": "yaban kazı", "meanings": ["Ördekler familyasından, sazlık alanlarda yaşayan ve yalnız bitki ile beslenen büyük ve göçücü bir kuş, sakar meke (Anser anser)"]}, {"word": "yaban keçisi", "meanings": ["Anadolu'nun dağlık bölgelerinde yaşayan, uzun ve kıvrık boynuzlu bir tür keçi"]}, {"word": "yaban kedisi", "meanings": ["Kedigillerden, kırçıl renkli, 60 santimetre uzunluğunda bir tür memeli (Felis silvestris)"]}, {"word": "yaban koyunu", "meanings": ["Boynuzlugillerden, Kuzeydoğu Asya, Avrupa ve Anadolu'da yaşayan, büyük boynuzları olan bir tür koyun, argali, muflon (Ovis ammon)"]}, {"word": "yaban keteni", "meanings": ["Su keteni"]}, {"word": "yaban maydanozu", "meanings": ["Baldıranın maydanoza benzeyen bazı türlerine verilen ad"]}, {"word": "yabanlık", "meanings": ["Bayram gibi önemli günlerde veya konukların yanına çıkarken giyilen yeni giysi, kişilik, adamlık", "Ekilmemiş, işlenmemiş toprak"]}, {"word": "yaban mersini", "meanings": ["Fundagillerden, çiçekleri beyaz veya pembe, yaprakları taneli bir bitki, keçi yemişi, çobanüzümü (Vaccinium myrtillus)"]}, {"word": "yaban nanesi", "meanings": ["Yabani bir tür nane"]}, {"word": "yaban ördeği", "meanings": ["Ördekgillerden, evcil ördeğe benzeyen, yeşil boyunlu bir tür ördek (Anas boschas)"]}, {"word": "yaban pancarı", "meanings": ["Pazı (I)"]}, {"word": "yaban pazısı", "meanings": ["Iştır"]}, {"word": "yabansılık", "meanings": ["Yabansı olma durumu, tuhaflık"]}, {"word": "yabansımak", "meanings": ["Yabansı bulmak, garip ve tuhaf bulmak"]}, {"word": "yabansıma", "meanings": ["Yabansımak işi"]}, {"word": "yabansı", "meanings": ["Acayip", "Abartılı, görülmemiş, duyulmamış"]}, {"word": "yaban sümbülü", "meanings": ["Kedi nanesi"]}, {"word": "yad", "meanings": ["Yabancı"]}, {"word": "yaban tavşanı", "meanings": ["Ada tavşanı"]}, {"word": "yaban teresi", "meanings": ["Horozcuk otu"]}, {"word": "yabantırak", "meanings": ["Sulak yerlerde yetişen bir tür dereotu (Anethum graveolens)"]}, {"word": "yaban turpu", "meanings": ["Turpgillerden, kökü ve yaprakları baharlı, beyaz çiçek açan bir bitki, acırga, yabani turp (Raphanus raphanistrum)"]}, {"word": "yabgu", "meanings": ["Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı", "Hükümdar"]}, {"word": "yaban yasemini", "meanings": ["Patlıcangillerden, sulak yerlerde ve çit kenarlarında yetişen, mor çiçekli, çok yıllık bir bitki (Solanum dulcamara)"]}, {"word": "yâd", "meanings": ["Anma", "Hatır, zihin"]}, {"word": "yâd etmek", "meanings": ["anmak, hatırlamak"]}, {"word": "yâdını uyandırmak", "meanings": ["birini hatırlatmak"]}, {"word": "ya da", "meanings": ["Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz"]}, {"word": "yad el", "meanings": ["Yabancı yer, gurbet"]}, {"word": "yad estetik", "meanings": ["Estetiğe aykırı"]}, {"word": "yad erklik", "meanings": ["Dışarıdan gelen yasa veya buyruğa göre davranma, özerklik karşıtı", "Bir topluluğun yabancı kimseler tarafından yöneltilmesi durumu"]}, {"word": "yad gerekircilik", "meanings": ["Belirlenmezcilik"]}, {"word": "yad gerekirci", "meanings": ["Belirlenmezci"]}, {"word": "yadımlama", "meanings": ["Canlı protoplazmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması, yıkım, katabolizma, özümleme karşıtı"]}, {"word": "yadırgama", "meanings": ["Yadırgamak işi"]}, {"word": "yadırgamak", "meanings": ["Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak"]}, {"word": "yadırganma", "meanings": ["Yadırganmak işi"]}, {"word": "yadırganmak", "meanings": ["Yadırgama işi yapılmak"]}, {"word": "yadsımak", "meanings": ["Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini söylemek, yaptığını saklamak, inkâr etmek", "İlgili, bağlı bulunduğu bir şeye yabancı kalmak", "Var olan bir şeyi yok saymak, yokumsamak"]}, {"word": "yadırgatmak", "meanings": ["Yadırgama işini yaptırmak, yadırgamasına yol açmak"]}, {"word": "yadigâr", "meanings": ["Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi, andaç"]}, {"word": "yadırgatma", "meanings": ["Yadırgatmak işi"]}, {"word": "yadigâr bırakmak", "meanings": ["hatırlanmak için arkasında bir kimseyi veya bir nesneyi bırakmak"]}, {"word": "yadigâr kalmak", "meanings": ["bir olayı, bir kimseyi hatırlatan bir nesne, bir özellik bırakılmış olmak"]}, {"word": "yadigâr olmak", "meanings": ["hatıra olarak kalmak"]}, {"word": "yadsıma", "meanings": ["Yadsımak işi, yokumsama, inkâr", "Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme, nefiy"]}, {"word": "yadsınma", "meanings": ["Yadsınmak işi"]}, {"word": "yadsınmak", "meanings": ["Yadsıma işi yapılmak"]}, {"word": "yafta", "meanings": ["Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası", "Kişiye isnat edilen haksız suçlama"]}, {"word": "yaftayı yapıştırmak", "meanings": ["yanlış biçimde değerlendirip tanıtmak"]}, {"word": "Yafa portakalı", "meanings": ["Kalın kabuklu, çekirdekli bir portakal türü"]}, {"word": "yaftalama", "meanings": ["Yaftalamak işi"]}, {"word": "yaftalamak", "meanings": ["Yafta asmak", "Etiketlemek", "Duyurmak, ilan etmek"]}, {"word": "yaftalanmak", "meanings": ["Yafta asılmak veya yapıştırılmak", "Tanınmak, nitelenmek, şöhret bulmak"]}, {"word": "yağ bal olsun", "meanings": ["`yenen, içilen şeyler helal ve afiyet olsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yağ bağlamak", "meanings": ["üzerine yağ birikmek", "semirmek"]}, {"word": "yağ", "meanings": ["Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde", "Vazelin, mazot gibi yağları andıran ve sanayide kullanılan bir mineral madde", "Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde", "Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde", "Abartılı övgü"]}, {"word": "yağ basmak", "meanings": ["büyük bir kaba yağ yerleştirmek", "çok yağlanmak, semirmek"]}, {"word": "yağ çekmek (veya yapmak)", "meanings": ["gereksiz biçimde övmek, dalkavukluk etmek"]}, {"word": "yağ gibi kaymak", "meanings": ["kızak, taşıt vb. sarsılmadan hızla gitmek"]}, {"word": "yağ yedirmek", "meanings": ["yağı bir şeyin içine azar azar ekleyerek belli olmaz duruma getirmek"]}, {"word": "yağ yakmak", "meanings": ["tavada yağı çok ısıtmak", "dalkavukluk etmek"]}, {"word": "yağar", "meanings": ["Yağmur"]}, {"word": "yağa bala batırmak", "meanings": ["bol bol yedirip içirmek, çok iyi ağırlamak"]}, {"word": "yağ bezi", "meanings": ["Yağ bezleri"]}, {"word": "yağ bezleri", "meanings": ["İçinde yağ bulunan veya yağ salgılayan bezler, yağ bezi"]}, {"word": "yağcı", "meanings": ["Yağ çıkaran veya satan kimse", "Makineleri yağlayan kimse", "Dalkavuk"]}, {"word": "yağcılık", "meanings": ["Yağ çıkarma veya satma işi", "Makineyi yağlama işi", "Dalkavukluk"]}, {"word": "yağdanlık", "meanings": ["Makineleri yağlamakta kullanılan, ince, uzun bir borusu olan yağ kabı", "Dalkavuk"]}, {"word": "yağcılık etmek", "meanings": ["gereksiz biçimde övmek, dalkavukluk etmek"]}, {"word": "yağdırılma", "meanings": ["Yağdırılmak işi"]}, {"word": "yağdırmak", "meanings": ["Yağmasını sağlamak", "Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak", "Vermek, söylemek", "Bol miktarda vermek, sağlamak", "Çok sayıda ortaya koymak, sürmek"]}, {"word": "yağdırma", "meanings": ["Yağdırmak işi"]}, {"word": "yağdırılmak", "meanings": ["Yağdırma işi yapılmak"]}, {"word": "yağ doku", "meanings": ["Vücutta yağ tabakalarını oluşturan doku"]}, {"word": "yağhane", "meanings": ["Bitkisel ve hayvansal yağ elde edilen yer"]}, {"word": "yağ hücresi", "meanings": ["Özünde yağ bulunan hücre, liposit"]}, {"word": "yağı", "meanings": ["Düşman, hasım"]}, {"word": "yağılaşma", "meanings": ["Yağılaşmak işi"]}, {"word": "yağılaşmak", "meanings": ["Düşman olarak karşı karşıya gelmek, savaşa tutuşmak"]}, {"word": "yağır", "meanings": ["Sırt, arka, iki kürek arası", "Atın omuzları arasındaki yer", "Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara", "Kel"]}, {"word": "yağılık", "meanings": ["Düşmanlık"]}, {"word": "yağış", "meanings": ["Yağma işi", "Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı", "Yağan yağmur veya kar miktarı", "Yağmur"]}, {"word": "yağış düzeni", "meanings": ["Yıllık ortalama yağış tutarının aylara veya mevsimlere dağılışı"]}, {"word": "yağış göstergesi", "meanings": ["Yağış durumunu ölçen ve gösteren alet"]}, {"word": "yağış haritası", "meanings": ["Bölgelere göre yağış yoğunluğunu ve türünü gösteren harita"]}, {"word": "yağışlı", "meanings": ["Yağışı olan", "Yağışı çokça olan"]}, {"word": "yağışölçer", "meanings": ["Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet, yağmurölçer, plüviyometre"]}, {"word": "yağışsızlık", "meanings": ["Yağış olmama durumu, kuraklık"]}, {"word": "yağışsız", "meanings": ["Yağışı olmayan, kurak"]}, {"word": "yağız", "meanings": ["Esmer", "Doru", "Yiğit"]}, {"word": "yağız doru", "meanings": ["Kızıla çalan siyah tüyleri olan (at)"]}, {"word": "yağ kesesi", "meanings": ["Vücudun değişik yerlerinde oluşan beze"]}, {"word": "yağlama", "meanings": ["Yağlamak işi", "Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek"]}, {"word": "yağlamak", "meanings": ["Yağ sürmek", "Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek", "Dalkavukça övmek, yağ çekmek"]}, {"word": "yağ kutusu", "meanings": ["Makine ve otomobil aksamında yağ gereksinimini karşılayan kutu"]}, {"word": "yıkama yağlama", "meanings": ["Genellikle benzin istasyonlarında bulunan, otomobillerin yağ kontrollerini ve temizliğini yapan servis"]}, {"word": "yağlayıp ballandırmak", "meanings": ["çok överek anlatmak"]}, {"word": "yağlanma", "meanings": ["Yağlanmak işi"]}, {"word": "yağ lambası", "meanings": ["Taşıtlarda yağ seviyesi düştüğünde uyarmaya yarayan lamba"]}, {"word": "yağlanmak", "meanings": ["Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak", "Yağ oluşmak", "Yağdan kirlenmek", "Yağ sürünmek"]}, {"word": "taranma", "meanings": ["Taranmak işi"]}, {"word": "tarantı", "meanings": ["Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler"]}, {"word": "taranmak", "meanings": ["Tarama işi yapılmak", "Kendi başını taramak", "Dikkatlice bir şey aramak"]}, {"word": "tarassut", "meanings": ["Gözleme, gözetleme, dikkatle bakma"]}, {"word": "tarassut etmek", "meanings": ["gözlemek, gözetlemek"]}, {"word": "taraş", "meanings": ["Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden toplanan üründen artakalanlar"]}, {"word": "taraşlama", "meanings": ["Taraşlamak işi"]}, {"word": "taraşlamak", "meanings": ["Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden kaldırılan üründen artakalanları toplamak"]}, {"word": "taratış", "meanings": ["Taratma işi"]}, {"word": "taratma", "meanings": ["Taratmak işi"]}, {"word": "taratmak", "meanings": ["Tarama işini yaptırmak"]}, {"word": "tarator", "meanings": ["Ceviz içi, sarımsak, tuz, ekmek içi, sirke ve tahinin limon suyu ile çırpılmasından sonra kıyılmış maydanozla hazırlanan salça veya sos"]}, {"word": "taravet", "meanings": ["Tazelik"]}, {"word": "taravetli", "meanings": ["Körpe, taze"]}, {"word": "tarayış", "meanings": ["Tarama işi"]}, {"word": "tarazlamak", "meanings": ["Tezgâhtan çıkan kumaşın tarazlarını ayıklamak"]}, {"word": "tarazlama", "meanings": ["Tarazlamak işi"]}, {"word": "taraz", "meanings": ["İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik"]}, {"word": "tarazlanmak", "meanings": ["Kumaşın üzeri tel tel ipliklerle kaplanmak, iplikleri kabarmak", "Saç dağınık, karışık olmak, tel tel kabarmak", "Deri pütür pütür olmak", "Çatallaşmak"]}, {"word": "tarazlanma", "meanings": ["Tarazlanmak işi"]}, {"word": "tarçın", "meanings": ["Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç (Cinnamomum)", "Bu ağacın, içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla baharat gibi kullanılan kabuğu"]}, {"word": "tarçıni", "meanings": ["Tarçın rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tardiye", "meanings": ["Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası"]}, {"word": "tarh", "meanings": ["Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer", "Vergi koyma", "Çıkarma"]}, {"word": "taret", "meanings": ["Gemilerde veya kalelerde, topçu mevzilerinde topun makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule"]}, {"word": "tarhana çorbası", "meanings": ["İçine tarhana katılarak hazırlanan çorba, tarhana"]}, {"word": "tarhana", "meanings": ["İçine domates, biber, soğan, kokulu otlar, süt veya yoğurt katılan, bulgur, mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur vb.nden yapılan çorba malzemesi", "Tarhana çorbası"]}, {"word": "tarh etmek", "meanings": ["bir sayıyı bir sayıdan çıkarmak", "vergilendirmek, vergi koymak"]}, {"word": "tarhanalık", "meanings": ["Tarhana yapmaya ayrılmış"]}, {"word": "tarhun", "meanings": ["Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan, güzel kokulu bir bitki (Artemisia dracunculus)"]}, {"word": "tarım", "meanings": ["Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması, ziraat, kültür"]}, {"word": "tarımcı", "meanings": ["Tarım işleriyle uğraşan kimse, ziraatçı", "Tarım mühendisi veya teknisyeni, ziraatçı"]}, {"word": "tarımcılık", "meanings": ["Tarım işleriyle uğraşma, ziraatçılık"]}, {"word": "tarımsal", "meanings": ["Tarımla ilgili, zirai"]}, {"word": "tarım coğrafyası", "meanings": ["Beslenme, giyinme vb. gereksinimlerin ve tarımla ilgili verilerin gösterildiği veya konu edildiği coğrafya bilimi"]}, {"word": "tarif", "meanings": ["Tanım", "Bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme", "Bir şeyin bulunduğu yeri, çevre ile ilgisini belirterek açıklama"]}, {"word": "tarif etmek", "meanings": ["tanımlamak", "bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtmek", "bir şeyin bulunduğu yeri, çevre ile ilgisini belirterek açıklamak"]}, {"word": "tarife gelmemek", "meanings": ["açıklanması güç olmak"]}, {"word": "tarife", "meanings": ["Fiyat gösteren çizelge", "Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge", "Tanıtmalık"]}, {"word": "tarifeli", "meanings": ["Belli bir tarifeye göre olan"]}, {"word": "tarifesiz", "meanings": ["Tarifesi olmayan"]}, {"word": "tarifli", "meanings": ["Tarifi olan"]}, {"word": "tarifname", "meanings": ["Bir işin yapılışını, bir aletin çalışmasını açıklayan yazı veya broşür"]}, {"word": "tarih", "meanings": ["Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz", "Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim", "Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı", "Tarih kitabı", "Tarih dersi"]}, {"word": "tarifsiz", "meanings": ["Tarifi olmayan", "Tarif edilemeyen, tarif edilemez"]}, {"word": "tarih atmak (veya koymak)", "meanings": ["bir şeyin üzerine tarih yazmak"]}, {"word": "tarih düşürmek", "meanings": ["önemli sayılan bir olayın, çoğunlukla nazım biçiminde söylenen sözlerle, ebcet hesabına göre tarihini belirtmek"]}, {"word": "tarihe geçmek", "meanings": ["önemi bakımından unutulmayacak bir durum kazanmak"]}, {"word": "tarihe karışmak", "meanings": ["unutulmak, yalnız adı kalmak"]}, {"word": "tarihçe", "meanings": ["Bir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi"]}, {"word": "tarihçi", "meanings": ["Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse, müverrih", "Tarih öğretmeni"]}, {"word": "tarihçilik", "meanings": ["Tarihçinin işi"]}, {"word": "tarihî", "meanings": ["Tarihsel", "Tarihe geçmiş", "Unutulmayan, anılma değeri olan"]}, {"word": "tarihî coğrafya", "meanings": ["Coğrafyanın tarihî yönünü ve gelişmesini ele alan ve inceleyen coğrafya kolu"]}, {"word": "tarihî eser", "meanings": ["Tarihsel bir konuyu işleyen eser", "Uzun zaman önce meydana getirilmiş ve tarihî değeri olan eser"]}, {"word": "tarihî film", "meanings": ["Tarihsel bir konuyu işleyen film"]}, {"word": "tarihî maddecilik", "meanings": ["Tarihsel özdekçilik"]}, {"word": "tarihî roman", "meanings": ["Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman, tarihsel roman"]}, {"word": "tarihî maddeci", "meanings": ["Tarihsel özdekçi"]}, {"word": "tarihî tiyatro", "meanings": ["Tarihsel bir konuyu veya tarihe mal olmuş bir şahsiyeti işleyen tiyatro eseri"]}, {"word": "tarihlendirme", "meanings": ["Tarihlendirmek işi"]}, {"word": "tarihli", "meanings": ["Herhangi bir tarihi taşıyan, günlü"]}, {"word": "tarihlendirmek", "meanings": ["Tarihini belirtmek, belirlemek"]}, {"word": "tarihsel", "meanings": ["Tarihe dair, tarihle ilgili, tarihî"]}, {"word": "tarih öncesi", "meanings": ["Yazının bulunmasından önceki çağlar", "Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim, prehistorya"]}, {"word": "tarihsel roman", "meanings": ["Tarihî roman"]}, {"word": "tarihsiz", "meanings": ["Tarihi yazılmamış, yazıldığı gün, ay veya yıl belirtilmemiş, günsüz", "Uzun bir geçmişi olmayan"]}, {"word": "tarik", "meanings": ["Yol"]}, {"word": "tarikat", "meanings": ["Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri"]}, {"word": "tarikatçı", "meanings": ["Tarikatları yaymak ve yaşatmak isteyen, o yolda çalışan kimse", "Bir tarikata bağlı olan kimse"]}, {"word": "tarikatçılık", "meanings": ["Tarikatçı olma durumu"]}, {"word": "tariz", "meanings": ["Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, taşlama"]}, {"word": "tariz etmek", "meanings": ["sataşmak, dokundurmak"]}, {"word": "tarla", "meanings": ["Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası", "Deniz hayvanlarının çok olduğu yer"]}, {"word": "tarizde bulunmak", "meanings": ["sözle sataşmak, taşlamak"]}, {"word": "tarla açmak", "meanings": ["çalıları, ağaçları, taşları kaldırarak veya ormanlık bölgede ağaç keserek, yakarak bir yeri sürülüp ekilir duruma getirmek"]}, {"word": "tarlada izi olmayanın harmanda sözü (veya yüzü) olmaz", "meanings": ["`kendini işe vermeyenden, bir iş üretmeyenden hayır gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden almalı", "meanings": ["`tarlanın taşlısı, evlenilecek kızın kardeşlisi halk arasında daha yeğ tutulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tarlanın taşlısı, karının (veya kadının) saçlısı", "meanings": ["`kadının saçlı olanı, tarlanın taşlı olanı halk arasında daha yeğ tutulur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tarla faresi", "meanings": ["Sıçangillerden, 10 santimetre uzunluğunda, toprağı oyup yuva yapan, ekinlere zarar veren bir tür fare, tarla sıçanı (Microtus arvalis)"]}, {"word": "tarlakoz", "meanings": ["Bir tür küçük manyat ağı"]}, {"word": "tarla kuşugiller", "meanings": ["Ötücü kuşlardan, örnek hayvanı tarla kuşu olan bir familya"]}, {"word": "tarla kuşu", "meanings": ["Tarla kuşugillerden, tarlalarda yuva yapan, uzunluğu 20 santimetre, sırtı kahverengi, karnı beyaz olan, küçük, ötücü kuş, çayır kuşu, toygar (Alauda arvensis)"]}, {"word": "tarla sıçanı", "meanings": ["Tarla faresi"]}, {"word": "tarlatan", "meanings": ["Kabarık görüntü vermek için değişik malzemelerle yapılan bir tür iç giysisi"]}, {"word": "tump", "meanings": ["Toprak parçası, toprak seti, yığını"]}, {"word": "tarpan", "meanings": ["Atgillerden, soyu tükenmiş olan, küçük, çevik bir yaban atı (Equus gmelini)"]}, {"word": "tart", "meanings": ["Kovma, çıkarma"]}, {"word": "tart", "meanings": ["Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta"]}, {"word": "tartaklama", "meanings": ["Tartaklamak işi"]}, {"word": "tartaklamak", "meanings": ["Çekerek ve iterek hırpalamak"]}, {"word": "tartaklanış", "meanings": ["Tartaklanma işi"]}, {"word": "tartaklanma", "meanings": ["Tartaklanmak işi"]}, {"word": "tartaklayış", "meanings": ["Tartaklama işi"]}, {"word": "tartaklanmak", "meanings": ["Tartaklama işine maruz kalmak, hırpalanmak"]}, {"word": "tartak martak", "meanings": ["`Kazıp dağıtmak, darmadağın etmek` anlamındaki tartak martak etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tartarak yenme", "meanings": ["Yağlı güreşte, rakibini kucağına alıp ayaklarını yerden keserek üç adım taşıma veya yarım çember dönüşü durumuna getirerek onu yenik saydırma"]}, {"word": "tartarat", "meanings": ["Tartarik asit tuzu"]}, {"word": "tartarik", "meanings": ["Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan (madde)"]}, {"word": "tartarik asit", "meanings": ["Pastacılıkta, kumaş basmacılığında, bazı içkilerin hazırlanmasında, fotoğrafçılıkta kullanılan, izomerli kristal organik bileşik (C4H6O6)"]}, {"word": "tartıcı", "meanings": ["Tartı aletiyle tartan kimse"]}, {"word": "tartıl", "meanings": ["Tartıya dayanan"]}, {"word": "tartı", "meanings": ["Ağırlık", "Tartma aleti, çeki", "Oran, ölçü, karar", "Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip"]}, {"word": "tartılı", "meanings": ["Tartılmış", "Ölçülü, dengeli"]}, {"word": "tartılış", "meanings": ["Tartılma işi"]}, {"word": "tartılma", "meanings": ["Tartılmak işi"]}, {"word": "tartılmak", "meanings": ["Tartma işi yapılmak veya tartma işine konu olmak", "Kendini tartmak"]}, {"word": "tartım", "meanings": ["Dizem"]}, {"word": "tartısız", "meanings": ["Tartılmamış", "Ölçüsüz, dengesiz"]}, {"word": "tartımlı", "meanings": ["Dizemli"]}, {"word": "tartış", "meanings": ["Tartma işi"]}, {"word": "tartışılma", "meanings": ["Tartışılmak işi"]}, {"word": "tartışma", "meanings": ["Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma", "Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme, atışma, ağız dalaşı, dil dalaşı, dil kavgası, ağız kavgası, münakaşa", "Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma"]}, {"word": "tartışılmak", "meanings": ["Tartışma işi yapılmak"]}, {"word": "tartışma götürmek", "meanings": ["bir konu tartışılabilir olmak"]}, {"word": "tartışmaya girmek", "meanings": ["münakaşa etmeye başlamak"]}, {"word": "tartışmacı", "meanings": ["Bir konu ile ilgili ayrı görüşleri savunan kimselerin her biri"]}, {"word": "tartışmak", "meanings": ["Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak", "Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek", "Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak"]}, {"word": "tartışmalı", "meanings": ["Tartışma yapılan", "Tartışılmakta olan, kesinleşmemiş"]}, {"word": "tartma", "meanings": ["Tartmak işi", "Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme"]}, {"word": "tartmak", "meanings": ["Bir şeyin birim cinsten ağırlığını bulmak", "Bir şeyi avuç içinde sallayarak ağırlığını kestirmeye çalışmak", "Binek hayvanlarının dizginlerini çekmek", "Bir şeyin bütün sonuçlarını düşünmek, hesap etmek", "Dikkatle incelemek, değer biçmek"]}, {"word": "tarttırma", "meanings": ["Tarttırmak işi"]}, {"word": "tarttırmak", "meanings": ["Tartma işini yaptırmak"]}, {"word": "tartura", "meanings": ["Çıkrıkçı çarkı"]}, {"word": "tarumar", "meanings": ["Dağınık, karışık, perişan"]}, {"word": "tarumar olmak", "meanings": ["dağılmak, karışmak, perişan olmak"]}, {"word": "tarumar etmek", "meanings": ["dağıtmak, karıştırmak, perişan etmek"]}, {"word": "tarziye", "meanings": ["Yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma"]}, {"word": "tarz", "meanings": ["Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr", "Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi", "Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept", "Biçim, yol"]}, {"word": "tarziye vermek", "meanings": ["gönül almaya çalışmak, özür dilemek"]}, {"word": "tas", "meanings": ["Genellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap", "Bu kabın alacağı miktarda olan", "Başa giyilen metal koruyucu"]}, {"word": "tas gibi", "meanings": ["saçsız, dazlak", "çok düz, açık", "ayan beyan ortada olan"]}, {"word": "tasa çekmek", "meanings": ["kaygılanmak, üzüntü içinde olmak, üzülmek"]}, {"word": "tasa etmek", "meanings": ["üzülmek, kaygıya kapılmak"]}, {"word": "tasa", "meanings": ["Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam(I)", "Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu"]}, {"word": "tasalanma", "meanings": ["Tasalanmak işi"]}, {"word": "tasası sana mı düştü?", "meanings": ["`sen karışma, seni ilgilendirmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tasasına düşmek", "meanings": ["derdine düşmek"]}, {"word": "tasalanmak", "meanings": ["Bir şeyi kendine tasa etmek, üzülmek, kaygılanmak, endişelenmek"]}, {"word": "tasalı", "meanings": ["Tasası olan, kaygılı, endişeli"]}, {"word": "tasallut", "meanings": ["Musallat olma, saldırma", "Sarkıntılık"]}, {"word": "tasallüp", "meanings": ["Katılaşma"]}, {"word": "tasallut etmek", "meanings": ["sarkıntılık etmek"]}, {"word": "tasar", "meanings": ["Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan"]}, {"word": "tasannu", "meanings": ["Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme, yapmacık"]}, {"word": "tasar çizim", "meanings": ["Tasarım"]}, {"word": "tasarı", "meanings": ["Olması veya yapılması istenen bir şeyin zihinde aldığı biçim", "Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha"]}, {"word": "tasar çizimci", "meanings": ["Tasarımcı"]}, {"word": "tasarı geometri", "meanings": ["Uzaydaki tasavvur edilmiş biçimleri iz düşümleriyle gösteren geometri"]}, {"word": "tasarım", "meanings": ["Zihinde canlandırılan biçim, tasavvur", "Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, tasar çizim, dizayn", "Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn", "Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası"]}, {"word": "tasarımcı", "meanings": ["Tasarım yapan kimse, tasar çizimci, dizayncı"]}, {"word": "tasarımlamak", "meanings": ["Bir şeyin biçimini zihinde canlandırmak"]}, {"word": "tasarımlı", "meanings": ["Tasarımlanmış, zihinde canlandırılarak biçim verilmiş, dizaynlı, edimsel karşıtı"]}, {"word": "tasarımlama", "meanings": ["Tasarımlamak işi"]}, {"word": "tasarlamak", "meanings": ["Bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini düşünmek, zihinde hazırlamak", "Bir taşın, bir ağacın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak"]}, {"word": "tasarlama", "meanings": ["Tasarlamak işi"]}, {"word": "tasarlanış", "meanings": ["Tasarlanma işi"]}, {"word": "tasarlanmak", "meanings": ["Tasarlama işi yapılmak"]}, {"word": "tasarlanma", "meanings": ["Tasarlanmak işi"]}, {"word": "tasarlayış", "meanings": ["Tasarlama işi"]}, {"word": "tasarruf etmek", "meanings": ["bir malın sahibi olmak, onu istediği gibi kullanmak", "bir şeyi dikkatli ve idareli kullanmak", "para biriktirmek", "kısmak"]}, {"word": "tasarruf", "meanings": ["Bir şeyi istediği gibi kullanma yetkisi, kullanım", "Tutum", "Para biriktirme, artırım"]}, {"word": "tasarruf bonosu", "meanings": ["Maaş gibi kazançlarla bazı satışlarda devletin borçlanması yolu ile yapılan kesintiye karşılık verilen ve üzerinde faiz kuponları bulunan senet"]}, {"word": "tasarruflu", "meanings": ["Parasını ölçülü, dikkatli harcayan", "Az masraflı"]}, {"word": "tasasız", "meanings": ["Tasası, derdi olmayan, kaygısız", "Hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen, gamsız", "Hiçbir şeyi kendine dert edinmeden"]}, {"word": "tasasız olmak", "meanings": ["dertsiz olmak"]}, {"word": "tasasızlık", "meanings": ["Tasasız olma durumu"]}, {"word": "tasavvuf", "meanings": ["Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım", "Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti, İslam gizemciliği"]}, {"word": "tasavvur", "meanings": ["Göz önüne getirme, hayal etme, zihinde canlandırma", "Tasarım", "Düşünce, amaç, niyet, maksat, plan"]}, {"word": "tasavvufi", "meanings": ["Tasavvufla ilgili, tasavvufa ait"]}, {"word": "tasfiye", "meanings": ["Arıtma, ayıklama, temizleme", "Özleştirme", "Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon", "Türlü sebeplerle birçok kimsenin görevine son verme"]}, {"word": "tasavvur etmek", "meanings": ["zihinde canlandırmak, göz önüne getirmek"]}, {"word": "tasdi", "meanings": ["Can sıkma, baş ağrıtma, tedirgin etme"]}, {"word": "tasdik", "meanings": ["Doğrulama", "Onay, onaylama"]}, {"word": "tasdik etmek", "meanings": ["doğrulamak", "onaylamak"]}, {"word": "tasdikli", "meanings": ["Onaylanmış", "Doğrulanmış, geçerli, onaylı, tasdik edilmiş"]}, {"word": "tasdikname", "meanings": ["Verilen onayı gösteren belge", "Okulunu bitirmeden ayrılan öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge", "Başka bir öğrenim kurumuna geçen öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge"]}, {"word": "tasfiye etmek", "meanings": ["arıtmak, temizlemek", "bir ticaret kuruluşunu kapatmak", "yok etmek, ortadan kaldırmak", "işine son vermek"]}, {"word": "tasdiksiz", "meanings": ["Onaylanmamış", "Doğrulanmamış"]}, {"word": "tasfiyeci", "meanings": ["Herhangi bir toplumsal olgudan yabancı ögelerin ayıklanması taraftarı olan kimse", "Özleştirmeci"]}, {"word": "tasfiyehane", "meanings": ["Arıtımevi"]}, {"word": "tashih", "meanings": ["Düzeltme, düzelti"]}, {"word": "tasgir", "meanings": ["Küçültme, ufak duruma getirme"]}, {"word": "tashih etmek", "meanings": ["düzeltmek, doğrultmak"]}, {"word": "tasım", "meanings": ["Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir uslamlama yolu, kıyas"]}, {"word": "tasımlama", "meanings": ["Tasımlamak işi", "Bir konuyu, nesneyi zihinde biçimlendirme, tasmim"]}, {"word": "tasımsal", "meanings": ["Tasımla ilgili"]}, {"word": "tasımlamak", "meanings": ["Bir işin tasarısını hazırlamak, tasmim etmek"]}, {"word": "tas kebabı", "meanings": ["Yağsız kuşbaşı etlerin üzerine tas kapatılıp pirinç, soğan, patates vb. malzeme ile hazırlanan bir yemek türü", "İnce doğranmış soğanın kuşbaşı etle salça, karabiber ve patatesle birlikte kısık ateşte pişirilmesi ile hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "tasnif", "meanings": ["Bölümleme"]}, {"word": "tasnif etmek", "meanings": ["bölümlemek"]}, {"word": "taslak", "meanings": ["Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma", "Eskiz", "Usta olmadığı hâlde kendini ustaymış gibi göstermeye çalışan kimse"]}, {"word": "taslama", "meanings": ["Taslamak işi"]}, {"word": "taslamak", "meanings": ["Taşçılıkta bir taşın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak", "Kendinde olmayan bir özelliği varmış gibi göstermek", "Gözetlemek, gizlice izlemek"]}, {"word": "tasma", "meanings": ["Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ", "Nalın ve terliğin ayağı tutan üstteki meşin bölümü"]}, {"word": "tasmim", "meanings": ["Tasımlama"]}, {"word": "tasmim etmek", "meanings": ["tasımlamak"]}, {"word": "tasni", "meanings": ["Yapma, suni", "Düzme, uydurma, yakıştırma", "Yapıntı"]}, {"word": "tasniflemek", "meanings": ["Bölümlemek"]}, {"word": "tasrif", "meanings": ["Çekim"]}, {"word": "tasrih", "meanings": ["Belirtme"]}, {"word": "tasrif etmek", "meanings": ["çekmek, çekimlemek"]}, {"word": "tasrih etmek", "meanings": ["açıkça belirtmek"]}, {"word": "tasvip etmek", "meanings": ["bir düşünce veya davranışın doğru olduğunu belirtmek, onamak, uygun bulmak"]}, {"word": "tastamam", "meanings": ["Çok uygun, tıpatıp", "Bütünüyle, tamamıyla"]}, {"word": "tasvip", "meanings": ["Bir düşünce veya davranışın doğru olduğunu belirtme, onama, uygun bulma"]}, {"word": "tasvip görmek", "meanings": ["birinin bir düşünce veya davranışı başkalarınca uygun, yerinde bulunmak"]}, {"word": "tasvir gibi", "meanings": ["çok güzel (kimse)"]}, {"word": "tasvir", "meanings": ["Betimleme", "Betim", "Resim"]}, {"word": "tasvir etmek", "meanings": ["betimlemek", "resmini yapmak"]}, {"word": "tasvirî dil bilgisi", "meanings": ["Betimsel dil bilgisi"]}, {"word": "taş atmak", "meanings": ["birine dolaylı olarak iğneleyici, dokunacak bir söz söylemek"]}, {"word": "tasvirî", "meanings": ["Tasvir niteliğinde olan, tasvirle ilgili, betimlemeli, betimsel, deskriptif"]}, {"word": "taş", "meanings": ["Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde", "Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş", "Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme", "Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme", "Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher", "Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri", "Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde", "Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça", "Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz"]}, {"word": "taş atıp kolu yorulmamak", "meanings": ["bir kazancı hiç yorulmadan sağlamak"]}, {"word": "taş attın da kolun mu yoruldu?", "meanings": ["`bu kazancı hiç yorulmadan elde ettin` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "taş çatlasa", "meanings": ["bütün olanakların kullanılmış olmasına karşın", "ne olursa olsun", "en fazla"]}, {"word": "taş çıkarmak (veya çıkartmak)", "meanings": ["biri ötekinden özellik, yetenek vb. bakımından üstün olmak"]}, {"word": "taş düşürmek", "meanings": ["böbrekte oluşan kum ve taşları vücuttan atmak"]}, {"word": "taş kesilmek", "meanings": ["çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilememek, sesini çıkaramaz olmak"]}, {"word": "taş kırdırmak", "meanings": ["böbrek taşlarını çeşitli yollarla parçalara ayırarak vücuttan atmak"]}, {"word": "taş gibi", "meanings": ["çok sert, çok katı", "çok sağlam", "hareketsiz", "vücudu diri, taze (kadın)"]}, {"word": "taş koymak", "meanings": ["engelleyecek biçimde davranmak"]}, {"word": "taş sürmek", "meanings": ["satranç, dama, domino vb. oyunlarda taşlardan birini oynatmak"]}, {"word": "taş yağar kıyamet koparken", "meanings": ["telaşlı ve tehlikeli zamanları anlatan bir söz"]}, {"word": "taş taş üstünde bırakmamak", "meanings": ["baştan başa yıkıp yerle bir etmek"]}, {"word": "taşa çekmek", "meanings": ["bileği taşında kılağılamak"]}, {"word": "taşa tutmak", "meanings": ["üst üste taş atmak, aralıksız taşlamak", "zımparalamak amacıyla çok hızla dönen bileği taşına hafifçe dokundurmak, pürüzlerini almak, düzgünleştirmek"]}, {"word": "taş yerinde ağırdır", "meanings": ["herkesin, her şeyin kendi çevresinde önem taşıdığını anlatan bir söz"]}, {"word": "taşı gediğine koymak", "meanings": ["gerekli bir sözü tam zamanında ve yerinde söyleyerek karşısındaki kimseyi susturmak, zekice davranmak"]}, {"word": "taşı ölçeyim", "meanings": ["kırık, ezik, yara vb. durumlar anlatılırken bir kimsenin vücudu üzerinde yer gösterildiğinde `benden uzak olsun` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "taşı sıksa suyunu çıkarır", "meanings": ["`çok güçlü biridir, her zorluğun üstesinden gelir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "taşın altına elini koymak", "meanings": ["elini taşın altına koymak"]}, {"word": "taşı toprağı altın olmak", "meanings": ["arazisi çok değerli olmak", "her türlü zenginliğe, olanağa, fırsata sahip olmak"]}, {"word": "taşlar yerine oturmak", "meanings": ["her şey yerli yerinde olmak", "her makama, işin veya görevin gereklerine uygun kişi yerleşmek"]}, {"word": "taşaklı", "meanings": ["Taşağı olan", "Sözünü geçirir, tuttuğunu koparır, yiğit"]}, {"word": "taşak", "meanings": ["Er bezi, erkeklik bezi, haya"]}, {"word": "taş arabası", "meanings": ["Aptal, sersem"]}, {"word": "taş bademi", "meanings": ["Kabuğu çok sert bir tür badem"]}, {"word": "taş balığı", "meanings": ["Gölge balığıgillerden, Akdeniz'de yaşayan, vücudu yassı, pullu, eti lezzetli bir balık, işkine (Sciaena umbra)"]}, {"word": "taş baskı", "meanings": ["Taş basması"]}, {"word": "taş basmacı", "meanings": ["Taş basması ile uğraşan kimse"]}, {"word": "taş basması", "meanings": ["Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı, resim, taş baskı, litografya", "Bu basım yöntemi, taş baskı"]}, {"word": "taş bebek", "meanings": ["Genellikle alçı vb.nden yapılmış oyuncak bebek", "Yaşı ilerlemiş olmasına karşın genç görünen kimse"]}, {"word": "taş bebek gibi", "meanings": ["çok güzel fakat genellikle soğuk ve donuk (kadın)"]}, {"word": "taş bilimi", "meanings": ["Taşların yapısını inceleyen bilim, litoloji, petrografi"]}, {"word": "taş böceği", "meanings": ["Kabuğu katır boncuğuna benzeyen bir yumuşakça (Cypraea)"]}, {"word": "taşçı", "meanings": ["Taş yontan, satan veya taş ocağından taş çıkaran kimse"]}, {"word": "taşçıl", "meanings": ["Taşı andıran, taş gibi", "Taşlar ve kayalar üzerinde veya taşlı topraklarda yetişen"]}, {"word": "taşçılık", "meanings": ["Taşçı olma durumu", "Her türlü yapıda kullanılacak taşları kesme, biçimlendirme sanatı"]}, {"word": "taşçı tarağı", "meanings": ["Mozaik sıvayı taramak için kullanılan dişli çelik kalem"]}, {"word": "Taş Devri", "meanings": ["İnsanın ortaya çıkışı ve taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitiğin sonuna kadar geçen tarih öncesi dönem"]}, {"word": "taş dolgu", "meanings": ["Taş ile yapılmış dolgu"]}, {"word": "taşemen", "meanings": ["Taşemengillerden, suda yaşayan, çok ilkel yapılı omurgalı hayvan (Petromyzon)"]}, {"word": "taş döşeme", "meanings": ["Geniş yüzeyli taşlarla yapılmış döşeme"]}, {"word": "taşemengiller", "meanings": ["Taşemenleri içine alan, yuvarlak ağızlı omurgalı hayvanlar familyası"]}, {"word": "taşeron", "meanings": ["Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici"]}, {"word": "taşeronluk", "meanings": ["Taşeronun yaptığı iş"]}, {"word": "taşıl bilimi", "meanings": ["Taşıllara dayanarak jeolojik devirlerde yeryüzünde yaşamış varlıkları, yerin geçmişini inceleyen bilim dalı, paleontoloji"]}, {"word": "taşıl", "meanings": ["Fosil"]}, {"word": "taşıllaşma", "meanings": ["Fosilleşme"]}, {"word": "taşıllaşmak", "meanings": ["Fosilleşmek"]}, {"word": "taşıllı", "meanings": ["İçinde taşıl bulunan, fosilli"]}, {"word": "taşım", "meanings": ["Yemeğin taşacak kadar kaynaması"]}, {"word": "taşıma su ile değirmen dönmez", "meanings": ["`işi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "taşımacı", "meanings": ["Başkalarının eşyasını istenilen yere taşımayı sağlayan kimse, nakliyeci, nakliyatçı"]}, {"word": "taşıma", "meanings": ["Taşımak işi"]}, {"word": "taşımak", "meanings": ["Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek", "Üstünde bulundurmak", "Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek", "Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak", "Giymek", "Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak", "Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek", "Duymak, hissetmek"]}, {"word": "taşımacılık", "meanings": ["İnsan, mal vb.nin çeşitli araçlarla bir yerden bir yere taşınması işi, nakliyecilik, nakliyat, transport"]}, {"word": "taşımlık", "meanings": ["Taşma süresi, taşacak kadar"]}, {"word": "taşınabilir", "meanings": ["Taşınır"]}, {"word": "taşınır", "meanings": ["Taşınabilen (eşya)", "Para, çek, senet, tahvil vb. değerli kâğıt, taşınabilir, menkul"]}, {"word": "taşınma", "meanings": ["Taşınmak işi"]}, {"word": "taşınış", "meanings": ["Taşınma işi"]}, {"word": "taşınmak", "meanings": ["Taşıma işi yapılmak", "Başka bir yere gitmek, göçmek", "Bir yere sık sık gitmek"]}, {"word": "taşıntı", "meanings": ["Sel ile taşınmış taş, toprak"]}, {"word": "taşınmaz", "meanings": ["Taşınamayan", "Ev, tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul"]}, {"word": "taşırmak", "meanings": ["Taşmasına yol açmak"]}, {"word": "taşırma", "meanings": ["Taşırmak işi"]}, {"word": "taşıt", "meanings": ["Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta"]}, {"word": "taşıtmak", "meanings": ["Taşıma işini yaptırmak"]}, {"word": "taşıyıcı", "meanings": ["Taşıma işini yapan kimse veya şey", "Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, sırtçı, hamal", "Aktarıcı", "Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan, portör"]}, {"word": "taşıtçı", "meanings": ["Taşıt kullanan kimse, sürücü", "Taşıt yapan, satan veya onaran kimse"]}, {"word": "taşıyış", "meanings": ["Taşıma işi"]}, {"word": "taşikardi", "meanings": ["Kalp atım sayısının dakikada 100 atımın üstüne çıkması"]}, {"word": "taş iliği", "meanings": ["Taşların yapraklar durumunda ayrılmasını sağlayan ara katmanı"]}, {"word": "taş kalpli", "meanings": ["Merhametsiz"]}, {"word": "taş kalplilik", "meanings": ["Merhametsizlik"]}, {"word": "taşkın", "meanings": ["Taşmış bir durumda olan", "Su baskını, seylap, feyezan", "Aşırı"]}, {"word": "taşkınlık", "meanings": ["Taşkın olma durumu", "Taşkınca davranış"]}, {"word": "taşkınca", "meanings": ["Biraz taşkın", "(taşkı'nca) Taşkın, aşırı bir biçimde"]}, {"word": "taşkıran", "meanings": ["Taşkıran otu"]}, {"word": "taşkıran çiçeği", "meanings": ["Taşkırangillerden, 2500 metreden yukarı yerlerde sert kayaları yarıp yetişen bir çiçek (Leontopodium alpinum)"]}, {"word": "taşkırangiller", "meanings": ["Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi taşkıran otu olan bir familya"]}, {"word": "taşkıran otu", "meanings": ["Taşkırangillerden, bazı türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen, saplarının parçalanmasıyla üreyen bir bitki, taşkıran (Saxifraga)"]}, {"word": "taş kömürü", "meanings": ["Jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğrayarak büyük bir kalori gücü kazanan, bitki fosillerinden oluşan doğal yakıt, maden kömürü"]}, {"word": "taş küre", "meanings": ["Taş yuvarı"]}, {"word": "taşlamacı", "meanings": ["Taşlama işiyle uğraşan usta", "Yergici"]}, {"word": "taşlama", "meanings": ["Taşlamak işi", "Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama", "Alaylı halk şiiri", "Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, tariz", "Hakaret"]}, {"word": "taşlamacılık", "meanings": ["Taşlama ustasının yaptığı iş"]}, {"word": "taşlamak", "meanings": ["Taş atmak, taşa tutmak", "Bir şeyin içindeki taşları ayıklamak", "Taş vb. nesnelerle kumaşı beyazlatmak veya parlatmak", "Metal bir parçayı zımpara ile törpüleyerek yuvasına alıştırmak", "Taş döşemek", "Üstü kapalı, iğneleyici söz söylemek"]}, {"word": "taşlanma", "meanings": ["Taşlanmak işi"]}, {"word": "taşlanmak", "meanings": ["Taşlama işi yapılmak", "Taşa tutulmak"]}, {"word": "taşlanmış ipek", "meanings": ["İpekten dokunmuş kumaşın birtakım kimyasal işlemlerden geçirilerek dayanıklı ve parlak duruma getirilmiş biçimi"]}, {"word": "taşlaşma", "meanings": ["Taşlaşmak durumu"]}, {"word": "taşlaşmak", "meanings": ["Taş durumuna gelmek", "Çok şaşırarak bir şey yapamaz, konuşamaz duruma gelmek, donakalmak"]}, {"word": "taşlatma", "meanings": ["Taşlatmak işi"]}, {"word": "taşlatmak", "meanings": ["Taş attırmak, taşa tutturmak"]}, {"word": "taş levreği", "meanings": ["Gölge balığı"]}, {"word": "taşlı", "meanings": ["İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.)", "Üzerinde taş bulunan", "Üzerinde süs taşı bulunan"]}, {"word": "taşlık", "meanings": ["Taşı bol, taşlı (yer)", "Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb", "Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı (II), konsa"]}, {"word": "taşma", "meanings": ["Taşmak işi", "Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplama, su baskını"]}, {"word": "taşmak", "meanings": ["Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak", "Akarsu, yatağından çıkarak çevresini kaplamak", "Bir yere veya şeye sığmamak", "İnsan, nesne vb. çokça bulunmak, sayısı artmak", "Öfke, sabırsızlık veya heyecan yüzünden kendini tutamamak"]}, {"word": "taş nanesi", "meanings": ["Yüksekliği 10-50 santimetre olan, tüylü ve çok yıllık bir bitki (Micromeria fruticosa)"]}, {"word": "taş ocağı", "meanings": ["Yapı işlerinde kullanılacak taşların çıkarıldığı yer"]}, {"word": "taş mantarı", "meanings": ["Bir tür mantar"]}, {"word": "taş pamuğu", "meanings": ["Asbest"]}, {"word": "taş pudra", "meanings": ["Süslenmek için kullanılan pudra ve krem karışımı katı madde"]}, {"word": "taşra", "meanings": ["Bir ülkenin başkenti veya en önemli şehirleri dışındaki yerlerin hepsi, dışarlık"]}, {"word": "taşra ağzı", "meanings": ["Bir ülkede, yazı dilinin dayandığı belirli bir şehrin konuşması dışında kalan bölge ağzılarının her biri"]}, {"word": "taşralı", "meanings": ["Taşra halkından olan (kimse), dışarlıklı"]}, {"word": "taşralı kalmak", "meanings": ["bir kimse taşrada edindiği görgü, örf ve âdetleri büyükşehre gelince bırakmamak"]}, {"word": "taşsarımsağı", "meanings": ["Genç yaprakları soğan yerine kullanılan bir tür bitki (Allium scorodoprasum)"]}, {"word": "taşsız", "meanings": ["Taşı olmayan"]}, {"word": "taş toprak", "meanings": ["Yüzeyi taş ve toprakla kaplı alan"]}, {"word": "taş tahta", "meanings": ["Kayağan taştan yapılmış hesap tahtası"]}, {"word": "taş yağı", "meanings": ["Gaz yağı"]}, {"word": "taş yuvarı", "meanings": ["Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar, taş küre, litosfer"]}, {"word": "taş yürekli", "meanings": ["Merhametsiz"]}, {"word": "Tat", "meanings": ["Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar", "Hazar Denizi kıyısında, İran Azerbaycanı sınırında yaşayan, İran soyundan olan bir topluluğun adı"]}, {"word": "taş yüreklilik", "meanings": ["Merhametsizlik"]}, {"word": "tat", "meanings": ["Canlıların besinlerdeki uçucu olmayan bileşikleri damak, boğaz ve dil yüzeyindeki mukoza noktaları aracılığıyla algıladığı duyum", "Tatlılık", "Hoşa giden durum, lezzet, zevk"]}, {"word": "tat kazanmak", "meanings": ["belli bir tada kavuşmak, olgunlaşmak, tatlanmak", "hoşa gidecek, zevk alınacak duruma gelmek"]}, {"word": "tat almak", "meanings": ["tadı algılamak", "bir şeyden hoşlanmak, zevk almak"]}, {"word": "tat vermek", "meanings": ["acı, tatlı, ekşi vb. bir tat kazandırmak", "hoşa giden bir duruma sebep olmak", "bıktırmak"]}, {"word": "tadı damağında kalmak", "meanings": ["yenen bir şeyin tadını unutamamak", "hoşa giden, zevk alınan bir şeyi unutamamak"]}, {"word": "tadı kaçmak (veya gitmek)", "meanings": ["tatsız bir duruma gelmek, tadını yitirmek", "bir şey hoşa gidecek yönlerini yitirmek"]}, {"word": "tadı gelmek", "meanings": ["tat kazanmak"]}, {"word": "tadı tuzu kalmamak (veya bozulmak)", "meanings": ["yemek, lezzeti gitmek, tatsızlaşmak", "eski zevki kalmamak, yavanlaşmak"]}, {"word": "tadına bakmak", "meanings": ["ağzına alıp tadını denemek, test etmek", "başından geçmiş olmak"]}, {"word": "tadı tuzu yok", "meanings": ["zevksiz, yavan"]}, {"word": "tadına varmak", "meanings": ["bir şeydeki ince güzelliği kavramak"]}, {"word": "tadına doyum olmamak", "meanings": ["bir şeyin tadı çok beğenilmek", "herhangi bir şey çok beğenilmek"]}, {"word": "tadında bırakmak", "meanings": ["aşırılığa kaçmamak", "güzel giden bir şeyi tatsız bir duruma sokacak ölçüsüzlüğe vardırmamak"]}, {"word": "tadını almak", "meanings": ["bir şeyin ne tatta olduğunu anlamak", "bir şeyin güzelliğini bilir olmak, zevkine varmak"]}, {"word": "tadından yenmemek", "meanings": ["çok tatlı, çok hoşa gider olmak"]}, {"word": "tadını kaçırmak", "meanings": ["güzel giden bir şeyi tatsız bir duruma sokacak ölçüsüzlüğe vardırmak"]}, {"word": "tadını bulmak", "meanings": ["tadı yerine gelmek"]}, {"word": "tadını çıkarmak", "meanings": ["bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlardan yeterince yararlanmak"]}, {"word": "tat alma duyusu", "meanings": ["Ağza konulan nesnelerin tadını anlamaya yarayan duyu, tat duyusu"]}, {"word": "tadını tuzunu bulmak", "meanings": ["kıvamına gelmek, beklenen ölçülere ulaşmak"]}, {"word": "tat alma organı", "meanings": ["Dil"]}, {"word": "Tatar", "meanings": ["Tataristan'da, Batı Sibirya'da ve Rusya Federasyonu'nun değişik bölgelerinde yaşayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse"]}, {"word": "tatar arabası", "meanings": ["Posta arabası"]}, {"word": "tatar", "meanings": ["Postayı süren kimse"]}, {"word": "Tatar böreği", "meanings": ["Haşlanmış yufka parçalarına yoğurt ve kıyma katılıp üzerine kızgın yağ gezdirilmesiyle yapılan yemek"]}, {"word": "tatar ağası", "meanings": ["Posta görevi yapan tatarların amiri", "Beceriksiz, başarısız, dikkate alınmayan"]}, {"word": "Tatarca", "meanings": ["Tatar Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "tatarcık", "meanings": ["Sıcak ülkelerde, özellikle Akdeniz çevresinde yaşayan, türlü hastalıklara yol açan küçük bir sinek, yakarca (Phlebotomus)", "Şiddetli karın ağrısı"]}, {"word": "tatarcık humması", "meanings": ["Tatarcıklarla insana geçen, şiddetli ateş ve baş ağrısı ile beliren bir hastalık"]}, {"word": "Tatarlaşmak", "meanings": ["Tatar gibi davranmak"]}, {"word": "tatbik etmek", "meanings": ["uygulamak"]}, {"word": "tatbikat", "meanings": ["Uygulama", "Asker birliklerini savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi, manevra"]}, {"word": "tatbik", "meanings": ["Uygulama"]}, {"word": "tatbikatçı", "meanings": ["Uygulayıcı"]}, {"word": "tatbikî", "meanings": ["Uygulamalı"]}, {"word": "tatbik imzası", "meanings": ["Bir kimsenin, resmî makamlara sunulan ve onlar tarafından tanınan imzası"]}, {"word": "tatbik mührü", "meanings": ["Bir kimsenin, resmî makamlarca tanınmış olan mührü"]}, {"word": "tat duyusu", "meanings": ["Tat alma duyusu"]}, {"word": "tatil olmak", "meanings": ["kapanmak, ara verilmek"]}, {"word": "tatil etmek", "meanings": ["okul, iş yeri vb.ni kapatmak, çalışmasına ara vermek", "başka bir güne, zamana erteleyerek çalışmaya ara vermek"]}, {"word": "tatil yapmak", "meanings": ["tatile çıkmak", "işe ara verip dinlenmek"]}, {"word": "tatil", "meanings": ["Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre, dinlenme", "Okul, meclis, adliye vb. kuruluşların çalışmasını durdurduğu veya kapalı bulunduğu dönem", "Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre"]}, {"word": "tatile girmek", "meanings": ["belirli bir süre için çalışmalara ara vermek"]}, {"word": "tatil köyü", "meanings": ["Turistlerin veya ülke insanlarının dinlenmesine uygun bir yerde kurulmuş olan ve evleri gerektiğinde belirli bir süre dinlenmek isteyenlere kiralanan yerleşim yeri"]}, {"word": "tatlandırma", "meanings": ["Tatlandırmak işi"]}, {"word": "tatlandırmak", "meanings": ["Tat vermek, tadını kazanmasını sağlamak"]}, {"word": "tatlanma", "meanings": ["Tatlanmak işi"]}, {"word": "tatlanmak", "meanings": ["Tat kazanmak, tadı gelmek, olgunlaşmak"]}, {"word": "tatlı", "meanings": ["Şeker tadında olan", "Acı olmayan, acı karşıtı", "Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek", "İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren", "Sevimli, hoş", "Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla"]}, {"word": "tatlı canından etmek", "meanings": ["öldürmek"]}, {"word": "tatlı canından olmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "tatlı canını sıkmak", "meanings": ["gereksiz şeylere üzülmek ve bunları dert edinmek"]}, {"word": "tatlı yerinde bırakmak (veya kesmek)", "meanings": ["bir işi can sıkıcı bir duruma sokmadan sona erdirmek"]}, {"word": "tatlıya bağlamak", "meanings": ["kavgalı bir işi gönül hoşluğuyla bitirmek"]}, {"word": "tatlıca", "meanings": ["Biraz tatlı, az tatlı", "(tatlı'ca) Hoş, yumuşak bir biçimde"]}, {"word": "tatlıcı", "meanings": ["Tatlı yapan veya satan kimse", "Tatlı satılan yer", "Tatlıyı seven kimse"]}, {"word": "tatlı dil", "meanings": ["Gönül alıcı söz, tatlı söz"]}, {"word": "tatlı bela", "meanings": ["Sevildikleri için verdikleri sıkıntı ve üzüntülere katlanılan kimse, tatlı kaçık"]}, {"word": "tatlıcılık", "meanings": ["Tatlı yapıp satma işi"]}, {"word": "tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır", "meanings": ["`gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tatlı dilli", "meanings": ["Güzel, kandırıcı, gönül alıcı konuşan, tatlı sözlü"]}, {"word": "tatlılaşma", "meanings": ["Tatlılaşmak işi"]}, {"word": "tatlılaşmak", "meanings": ["Tatlı duruma gelmek, tat kazanmak", "Sevimli, hoşa giden bir durum almak"]}, {"word": "tatlılaştırmak", "meanings": ["Tatlı bir duruma getirmek"]}, {"word": "tatlılık", "meanings": ["Tatlı olma durumu", "Sevimlilik, hoşluk, şirinlik"]}, {"word": "tatlılı", "meanings": ["Tatlısı olan, içinde tatlı bulunan"]}, {"word": "tatlılaştırma", "meanings": ["Tatlılaştırmak işi"]}, {"word": "tatlılıkla", "meanings": ["Tatlı dille, anlayışla, hoşgörü göstererek, iyilikle"]}, {"word": "tatlı limon", "meanings": ["Suyu tatlı olan bir limon türü"]}, {"word": "tatlımsı", "meanings": ["Tatlıyı andıran, tatlıya benzeyen, tatlı gibi"]}, {"word": "tatlı sert", "meanings": ["Ne çok sert ne çok yumuşak (söz, davranış)"]}, {"word": "tatlısıyla tuzlusuyla", "meanings": ["Eksiksiz bir biçimde"]}, {"word": "tatlı söz", "meanings": ["Tatlı dil"]}, {"word": "tatlı su", "meanings": ["Acı veya tuzlu olmayan, içilebilen su"]}, {"word": "tatlı sözlü", "meanings": ["Tatlı dilli"]}, {"word": "tatlısu Frengi", "meanings": ["Levanten"]}, {"word": "tatlısu gelinciği", "meanings": ["Tatlı sularda biten bir tür gelincik"]}, {"word": "tatlısu ıstakozu", "meanings": ["Kerevit"]}, {"word": "tatlısu kayası", "meanings": ["Tatlı sularda yaşayan bir çeşit balık, karabalık, yeşilsazan"]}, {"word": "tatlısu kefali", "meanings": ["Sazangillerden, uzunluğu 80 santimetre olan, eti kılçıklı bir balık (Leuciscus cephalus)"]}, {"word": "tatlısu levreği", "meanings": ["Akarsularda, göllerde yaşayan, uzunluğu 30-50 santimetre olan, sırtı yüzgeçli, beyaz etli bir balık, aklevrek (Perca fluviatilis)"]}, {"word": "tatlı sülümen", "meanings": ["Cıva birleşimlerinden, hekimlikte kullanılan zehirli bir madde, kalomel"]}, {"word": "tatma", "meanings": ["Tatmak işi"]}, {"word": "tatmak", "meanings": ["Dil yardımıyla bir şeyin tadının nasıl olduğunu anlamak", "Bir şeyden az miktarda yemek veya içmek", "Duymak, hissetmek"]}, {"word": "tatmin", "meanings": ["İstenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlama, gönül doygunluğuna erme, doyum", "Cinsel isteklerini giderme", "Doygunluk"]}, {"word": "tatmin etmek", "meanings": ["karşısındakinin cinsel isteklerini gidermek", "karşısındakine güven vererek onu istenilen bir biçimde hoşnut etmek", "doyurmak"]}, {"word": "tatminkâr", "meanings": ["Tatmin eden, tatmin edici özellikte olan, uygun, doyurucu"]}, {"word": "tatmin olmak", "meanings": ["istediği bir şeye ulaşarak hoşnut olmak, rahatlamak, doyurulmak", "cinsel isteklerini gidermek", "doyurucu bulmak"]}, {"word": "tatminsiz", "meanings": ["Tatmin olmayan"]}, {"word": "tatminsizlik", "meanings": ["Tatmin olmama durumu"]}, {"word": "tatsal", "meanings": ["Tat alma duyusu ile ilgili"]}, {"word": "tatsız", "meanings": ["Tadı iyi olmayan, lezzetsiz", "Tadı olmayan, sası", "Basit, sıradan", "Hoşa gitmeyen, can sıkan", "Sohbeti hoş olmayan veya geçimsizlik çıkaran (kimse)", "Hoşa gitmeyen bir biçimde"]}, {"word": "tatsızlaşma", "meanings": ["Tatsızlaşmak işi"]}, {"word": "tatsızlaşmak", "meanings": ["Tadı azalmak, tadı kalmamak", "Tatsızlık etmeye veya tatsız bir durum almaya başlamak"]}, {"word": "tatsızlık", "meanings": ["Tatsız olma durumu", "Hoşa gitmeyen, can sıkan davranış veya durum"]}, {"word": "tatsızlık çıkarmak", "meanings": ["hoşa gitmeyen, can sıkıcı, gergin bir duruma sebep olmak"]}, {"word": "tatsız tuzsuz", "meanings": ["Yavan, lezzetsiz", "Çok tatsız"]}, {"word": "tattırma", "meanings": ["Tattırmak işi"]}, {"word": "tattırmak", "meanings": ["Tatma işini yaptırmak, tadına baktırmak", "Duyurmak, hissettirmek"]}, {"word": "tatula", "meanings": ["Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki, şeytan elması, boru çiçeği (Datura stramonium)"]}, {"word": "taun", "meanings": ["Veba"]}, {"word": "tav", "meanings": ["İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu", "Hayvanlarda besili olma durumu", "En uygun durum ve zaman", "Hazır olma"]}, {"word": "tav vermek", "meanings": ["gereken ve uygun nemi sağlamak", "en uygun duruma getirmek"]}, {"word": "tav olmak", "meanings": ["kanmak", "tam olarak istediği olmasa da kabul etmek"]}, {"word": "tava gelmek", "meanings": ["toprak sürülecek duruma gelmek", "hazır hâle gelmek", "yola gelmek", "kanmak"]}, {"word": "tavı kaçmak (veya geçmek)", "meanings": ["uygun zamandan yararlanamamak"]}, {"word": "tava getirmek", "meanings": ["gereği kadar ısıtmak", "olayları istenilen duruma getirmek", "bir işin yapılabilmesi en uygun zamanı seçmek", "kandırmak"]}, {"word": "tavına getirmek", "meanings": ["işi en uygun duruma getirmek"]}, {"word": "tavını bulmak", "meanings": ["iş vb. için en uygun şartları yakalamak"]}, {"word": "tava", "meanings": ["Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap", "Bu kapta pişmiş yemek", "Maden eritilen saplı pota", "Kireç karıştırılan tekne", "Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm", "Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık", "Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü"]}, {"word": "tava böreği", "meanings": ["Yufkanın içine peynir, maydonoz vb. konularak tavada pişirilen bir börek türü"]}, {"word": "tava ekmeği", "meanings": ["Tavada pişirilen ekmek"]}, {"word": "tavaf etmek", "meanings": ["bir şeyin çevresini dolaşmak", "İslam dininde hac ve umre sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dolaşmak"]}, {"word": "tavaf", "meanings": ["İslam dininde hac sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dönme", "Bir şeyin çevresini dolaşma", "Kutsal bir yeri ziyaret etme"]}, {"word": "tavalık", "meanings": ["Tavada pişirilmeye uygun (et, balık, midye)"]}, {"word": "tavan", "meanings": ["Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı", "Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat", "Çatı kiremidi"]}, {"word": "tavan yapmak", "meanings": ["Menkul Kıymetler Borsasında işlem görmekte olan hisse senedinin değeri en üst düzeye ulaşmak", "sinir, heyecan vb. en üst düzeye çıkmak"]}, {"word": "tavan aralığı", "meanings": ["Tavan arası"]}, {"word": "tavana vurmak", "meanings": ["tavan yapmak"]}, {"word": "tavan başına çökmek (veya yıkılmak)", "meanings": ["beklenmeyen bir durum karşısında şaşırıp kalmak"]}, {"word": "tavan arası", "meanings": ["Bir yapının tavanı ile çatısı arasında kalan bölüm, tavan aralığı, çatı arası"]}, {"word": "tavan fiyatı", "meanings": ["Bir mala resmî kuruluşlarca belirlenen fiyatın üst sınırı"]}, {"word": "tavan penceresi", "meanings": ["Binalarda veya evlerde tavan kısmında bulunan pencere"]}, {"word": "tavan süpürgesi", "meanings": ["Tavandaki örümcek ağlarını temizlemek için kullanılan uzun saplı süpürge"]}, {"word": "tavattun", "meanings": ["Yurt edinme"]}, {"word": "tavassut etmek", "meanings": ["aracılık etmek"]}, {"word": "tavassut", "meanings": ["Aracılık, ara bulma, aracılık etme"]}, {"word": "tavattun etmek", "meanings": ["yurt edinmek"]}, {"word": "tavazzuh", "meanings": ["Açıklık kazanma, aydınlanma"]}, {"word": "tavazzuh etmek", "meanings": ["aydınlanmak, açıklık kazanmak, belirli duruma gelmek"]}, {"word": "tavcı", "meanings": ["Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kimse", "Yurt dışından geldiğini söyleyerek üzerindeki değeri düşük altın veya mücevherleri çok değerli gösterip dolandırıcılık yapan kimse"]}, {"word": "tavcılık", "meanings": ["Tavcı olma durumu", "Tavcının işi"]}, {"word": "tavhane", "meanings": ["Limonluk", "Yoksulların sığındığı sıcak yer"]}, {"word": "tavernacı", "meanings": ["Taverna işleten kimse"]}, {"word": "taverna", "meanings": ["Çalgılı meyhane"]}, {"word": "tavır almak (veya takınmak)", "meanings": ["belli bir durum veya davranış biçimini benimsemek, vaziyet almak"]}, {"word": "tavır almak (veya takınmak veya koymak)", "meanings": ["mesafeli davranmak, uzak durmak"]}, {"word": "tavır", "meanings": ["Durum, vaziyet (I), hâl", "Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış", "Kişiden beklenen davranış biçimi"]}, {"word": "tavik", "meanings": ["Geciktirme, tehir", "Alıkoyma"]}, {"word": "taviz", "meanings": ["Ödün"]}, {"word": "taviz vermek", "meanings": ["ödün vermek"]}, {"word": "tavizcilik", "meanings": ["Ödüncülük"]}, {"word": "tavizci", "meanings": ["Ödüncü"]}, {"word": "tavla", "meanings": ["Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun", "Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu"]}, {"word": "tavla", "meanings": ["At ahırı"]}, {"word": "tavlacı", "meanings": ["At beslenen tavlaya bakan kimse"]}, {"word": "tavlacı", "meanings": ["Tavla oyununa düşkün kimse"]}, {"word": "tavla atmak", "meanings": ["tavla oynamak"]}, {"word": "tavlama", "meanings": ["Tavlamak işi"]}, {"word": "tavlanma", "meanings": ["Tavlanmak işi"]}, {"word": "tavlamak", "meanings": ["İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek", "Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak", "Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak", "Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek"]}, {"word": "tavlanmak", "meanings": ["Tavlama işi yapılmak", "Hayvan semirmek, şişmanlamak"]}, {"word": "tavlı", "meanings": ["Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş", "Semiz, şişman (hayvan)"]}, {"word": "tavsamak", "meanings": ["Bir iş, bir durum vb. gücünü, hızını kaybetmek, yavaşlamak, gevşemek"]}, {"word": "tavsama", "meanings": ["Tavsamak işi"]}, {"word": "tavsatma", "meanings": ["Tavsatmak işi"]}, {"word": "tavsız", "meanings": ["Tavlanmamış, tav verilmemiş"]}, {"word": "tavsif", "meanings": ["Nitelendirme, niteliklerini söyleme"]}, {"word": "tavsatmak", "meanings": ["Tavsamasına sebep olmak, yavaşlatmak, gevşetmek"]}, {"word": "tavsif etmek", "meanings": ["nitelendirmek, niteliklerini söylemek"]}, {"word": "tavsiye", "meanings": ["Öğütleme, yol gösterme", "Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme, referans"]}, {"word": "tavsiye etmek", "meanings": ["bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını öğütlemek, salık vermek", "bir iş için bir kimseyi salık vermek, önermek"]}, {"word": "tavsiyeli", "meanings": ["Kayırılması istenen, kayırılan"]}, {"word": "tavsiye mektubu", "meanings": ["Birinin işe uygun olduğunu, işe alınmasını bildirmek amacıyla yazılmış mektup, tavsiyename, referans"]}, {"word": "tavsiyesiz", "meanings": ["Kayırılmayan"]}, {"word": "tavsiyename", "meanings": ["Tavsiye mektubu"]}, {"word": "tavşan dağa küsmüş de dağın haberi olmamış", "meanings": ["`önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tavşan boku gibi (ne kokar ne bulaşır)", "meanings": ["ne yararı ne de zararı olan (kimse)"]}, {"word": "tavşan", "meanings": ["Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, kemirgen, postundan yararlanılan bir tür memeli (Lepus europeus)", "Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi diğer atletlerin önünde koşan atlet"]}, {"word": "tavşana kaç, tazıya tut demek", "meanings": ["iki tarafı, karşıt olan davalarında birbirlerine karşı kışkırtmak, ikili oynamak"]}, {"word": "tavşanı araba ile avlamak", "meanings": ["işini telaşsız ve soğukkanlılıkla görmek"]}, {"word": "tavşanın suyunun suyu", "meanings": ["iki şey arasındaki ilginin çok uzak olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "tavşan", "meanings": ["Değerli ağaçlar üzerine ince oymalar işleyen sanatçı, tahta oymacısı"]}, {"word": "tavşanayağı", "meanings": ["Demir yollarında iki rayın kesişme noktasında bulunan parçalardan her biri"]}, {"word": "tavşanağzı", "meanings": ["Pembe renkli bir tür çiçek"]}, {"word": "tavşanbıyığı", "meanings": ["Bir tür yonca"]}, {"word": "tavşan anahtarı", "meanings": ["Maymuncuk"]}, {"word": "tavşancıl", "meanings": ["Çoğu tavşan avlamakla beslenen kartal, akbaba vb. yırtıcı kuş"]}, {"word": "tavşancı", "meanings": ["Tavşan yetiştiren kimse", "Tavşan satan kimse"]}, {"word": "tavşancılık", "meanings": ["Tavşancının işi veya mesleği"]}, {"word": "tavşancıl otu", "meanings": ["Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen, körpesi bazı yerlerde hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki (Heracleum)"]}, {"word": "tavşan dudak", "meanings": ["Doğuştan üst dudağı yarık olan (kimse), yarık dudak"]}, {"word": "tavşan eti", "meanings": ["Tavşanın kesilip parçalanmış pembemsi eti"]}, {"word": "tavşankanı", "meanings": ["Parlak ve koyu kırmızı renk", "Bu renkte olan", "Tam kıvamında demlenmiş (çay)"]}, {"word": "tavşangiller", "meanings": ["Örnek hayvanı tavşan olan kemirgenlerden bir familya"]}, {"word": "tavşankulağı", "meanings": ["Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki, buhurumeryem, siklamen (Cyclamen coum)"]}, {"word": "tavşanlık", "meanings": ["Tavşan üretmeye elverişli yer", "Değerli ağaçlarla ince işler yapma sanatı", "Atletizm yarışlarında rekor kırması beklenen atletin önünde koşup tempoyu yüksek tutan atletin yaptığı iş"]}, {"word": "tavşanmemesi", "meanings": ["Yüksekliği 30-100 santimetre olan, kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaççık (Ruscus aculeatus)"]}, {"word": "tavşan uykusu", "meanings": ["Çabuk uyanılabilen uyku, kuş uykusu"]}, {"word": "tavşan yürekli", "meanings": ["Çok ürkek, korkak"]}, {"word": "tavuk", "meanings": ["Sülüngillerden, eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı (Gallus)"]}, {"word": "tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış", "meanings": ["`başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tavuk gibi", "meanings": ["erken yatıp uyuyan"]}, {"word": "tavuk ayağı yemek", "meanings": ["gevezelik etmek, dedikodu yapmak"]}, {"word": "tavuk balığı", "meanings": ["Mezgit"]}, {"word": "tavuk biti", "meanings": ["Kümes hayvanlarında bulunan ve kümesleri saran bir tür bit"]}, {"word": "tavukçu", "meanings": ["Tavuk besleyicisi", "Tavuk satan kimse", "Kesilmiş tavuk satıcısı"]}, {"word": "tavuk eti", "meanings": ["Tavuğun kesilip parçalanmış eti", "Tavuğun beyaz ve yumuşak eti gibi olan"]}, {"word": "tavukçuluk", "meanings": ["Tavukçunun işi veya mesleği"]}, {"word": "tavukgiller", "meanings": ["Sülüngiller"]}, {"word": "tavukgötü", "meanings": ["Siğil"]}, {"word": "tavukkarası", "meanings": ["Gece körlüğü"]}, {"word": "tavukgöğsü", "meanings": ["Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "tavuk köftesi", "meanings": ["Haşlanıp ince kıyılmış tavuk etine ekmek içi, soğan, maydanoz, yumurta ve baharat eklenmesinden sonra hazırlanan karışımın yoğrulup galeta ununa bulanarak yağda kızartılmasıyla yapılan bir köfte türü"]}, {"word": "tavukpençesi", "meanings": ["Tropikal bölgelerin karakteristik çim bitkisi"]}, {"word": "tavuklar", "meanings": ["Tavuksular takımının bir alt takımı"]}, {"word": "tavuk kümesi", "meanings": ["Tavukların korunması ve bakımı için yapılmış özel kümes"]}, {"word": "tavuksular", "meanings": ["Tavukları ve tepeli tavukları içine alan bir takım"]}, {"word": "tavuk yahnisi", "meanings": ["Domates, patates, soğan karışımına tavuğun katılması ve kısık ateşte pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "tavuk suyu", "meanings": ["Tavuk etinin haşlanmasıyla elde edilen su"]}, {"word": "tavulga", "meanings": ["Kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bir tür söğüt"]}, {"word": "tavus", "meanings": ["Tavus kuşu"]}, {"word": "tavus kuşu", "meanings": ["Sülüngillerden, erkeğinin tüyleri uzun, kuyruğu parlak, güzel renkli, acı ve tiz sesli, süs hayvanı olarak beslenen bir kuş, tavus (Pavo)"]}, {"word": "tay", "meanings": ["Üç yaşına kadar olan at yavrusu"]}, {"word": "tavus tüyü", "meanings": ["Erkek tavus kuşunun renkli ve gösterişli tüyü"]}, {"word": "tay", "meanings": ["Denk, eşit, eş", "Hayvanın bir yanındaki yük"]}, {"word": "tavuskuyruğu", "meanings": ["Sarhoş kusmuğu"]}, {"word": "tavus yeşili", "meanings": ["Tavusun kuyruğunda görülen yeşil, zümrüt yeşili", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tavzif etmek", "meanings": ["vazifelendirmek, görevlendirmek"]}, {"word": "tavzif", "meanings": ["Vazifelendirme, görevlendirme, iş verme"]}, {"word": "tavzih", "meanings": ["Açıklama, aydınlatma"]}, {"word": "tavzih etmek", "meanings": ["açıklamak, aydınlatmak"]}, {"word": "taya", "meanings": ["Dadı"]}, {"word": "tay gelmek", "meanings": ["denk, eşit olmak"]}, {"word": "tayalık", "meanings": ["Dadılık"]}, {"word": "tayfa", "meanings": ["Gemide türlü işlerde çalıştırılan sefer işçisi", "Bu sefer işçilerinin topluluğu", "Zeytin toplayan işçi", "Bir adamın yanında bulunan yardakçılar, koşuntu"]}, {"word": "taydaş", "meanings": ["Akran"]}, {"word": "tayf", "meanings": ["Görüntü, hayalet, ruh", "Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü"]}, {"word": "tayfölçer", "meanings": ["Işın tayflarını incelemeye yarayan alet, spektroskop"]}, {"word": "tayf ölçümü", "meanings": ["Işın tayflarının incelenmesi, spektroskopi"]}, {"word": "tayfun", "meanings": ["Okyanuslarda, Çin Denizi ile Hint Denizi'nde görülen, Dünya'nın dönüş yönüne zıt olarak doğudan batıya doğru oluşan, güçlü kasırga"]}, {"word": "tayga", "meanings": ["Orman kuşağı, kozalaklı orman bitki örtüsü"]}, {"word": "taygeldi", "meanings": ["İkinci kez evlenen kadının beraberinde getirdiği çocuk veya çocuklar"]}, {"word": "tayın bedeli", "meanings": ["Bir aylık asker azığının karşılığı olan para"]}, {"word": "tayın", "meanings": ["Asker azığı", "Asker ekmeği", "Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek"]}, {"word": "taylamak", "meanings": ["Kısrak doğurmak"]}, {"word": "tayin etmek", "meanings": ["kararlaştırmak", "atamak", "belli etmek, göstermek", "belirlemek"]}, {"word": "tayin", "meanings": ["Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme, kararlaştırma", "Atama"]}, {"word": "tayini çıkmak", "meanings": ["atanmak"]}, {"word": "tayinsiz", "meanings": ["Tayine bağlı olmayan"]}, {"word": "tayinli", "meanings": ["Tayine bağlı olan"]}, {"word": "taylak", "meanings": ["At veya deve yavrusu"]}, {"word": "tayip", "meanings": ["Kınama"]}, {"word": "Taylorculuk", "meanings": ["İş verimini artıracak yolda işçiliği düzenlemek için Taylor tarafından ileri sürülen yöntem"]}, {"word": "tay tay", "meanings": ["`Emekleme döneminde, henüz yürüyemeyen çocuk ayakları üzerinde durmak` anlamındaki tay tay durmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tayt", "meanings": ["Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir pantolon türü", "Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giysi"]}, {"word": "tay tay arabası", "meanings": ["Küçük çocukları yürümeye alıştıran dört tekerlekli araç, yürüteç"]}, {"word": "tayyar", "meanings": ["Uçucu"]}, {"word": "tayyare", "meanings": ["Uçak"]}, {"word": "tayyareci", "meanings": ["Pilot"]}, {"word": "tayyarecilik", "meanings": ["Tayyarecinin işi"]}, {"word": "tayyetme", "meanings": ["Tayyetmek işi"]}, {"word": "tayyetmek", "meanings": ["Çıkarmak", "Aradan çıkarmak, yok etmek"]}, {"word": "tayyör", "meanings": ["Ceket ve etekten oluşan kadın giysisi"]}, {"word": "tazallüm", "meanings": ["Sızlanma, yakınma"]}, {"word": "tazallüm etmek", "meanings": ["sızlanmak, yakınmak"]}, {"word": "tazammun", "meanings": ["Kapsama, içine alma, içerme", "İçlem"]}, {"word": "tazammun etmek", "meanings": ["içermek"]}, {"word": "tazarru", "meanings": ["Yakarma"]}, {"word": "taze", "meanings": ["Bozulmamış, bayatlamamış olan", "Dinç, yıpranmamış, yorulmamış", "Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı", "Yeni, zamanı geçmemiş", "Genç kadın"]}, {"word": "tazarruda bulunmak", "meanings": ["Tanrı'ya yakarmak"]}, {"word": "taze ot görmüş eşek gibi", "meanings": ["iştahlanmış bir biçimde"]}, {"word": "tazece", "meanings": ["Tazeye yakın, taze gibi"]}, {"word": "taze fasulye", "meanings": ["Fasulye bitkisinin taze ve turfanda olanı", "Bu sebzeden yapılan yemeğin adı"]}, {"word": "tazeleme", "meanings": ["Tazelemek işi"]}, {"word": "tazelenme", "meanings": ["Tazelenmek işi"]}, {"word": "tazelenmek", "meanings": ["Tazeleme işi yapılmak", "Taze duruma gelmek, tazelik kazanmak"]}, {"word": "tazeleşme", "meanings": ["Tazeleşmek işi"]}, {"word": "tazelemek", "meanings": ["Yenisiyle veya tazesiyle değiştirmek", "Bazı yiyecekleri, bayatlamışken kaynatıp taze duruma getirmek", "Bir işi bir daha yapmak, tekrarlamak", "Unutulmuş bir duygu veya bir düşünceyi yeniden canlandırmak"]}, {"word": "tazeleşmek", "meanings": ["Taze bir durum almak, canlanmak, gençleşmek"]}, {"word": "tazelik", "meanings": ["Taze olma durumu, körpelik, taravet", "Dinç, diri, canlı olma durumu"]}, {"word": "taze para", "meanings": ["İş gücünü güçlendirmek amacıyla farklı kaynaklardan sağlanan para"]}, {"word": "tazı", "meanings": ["Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)"]}, {"word": "tazı o tazı ama çulu değişmiş", "meanings": ["`tanıdığımız sıradan kişi işbaşına geçmiş` anlamında kullanılan bir söz", "`giyim kuşamını düzeltmiş olduğu için tanınmaz olmuş` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tazı gibi", "meanings": ["çok zayıf ve ince kemikli (kimse)", "çok hızlı (kimse)"]}, {"word": "tazıya dönmek", "meanings": ["çok zayıflamak", "sırılsıklam olmak"]}, {"word": "tazıcı", "meanings": ["Tazı yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "tazılaşma", "meanings": ["Tazılaşmak işi"]}, {"word": "tazılaşmak", "meanings": ["Tazı gibi zayıflayıp incelmek"]}, {"word": "tazim", "meanings": ["Saygı gösterme, ululama"]}, {"word": "tazim etmek", "meanings": ["saygı göstermek, ululamak"]}, {"word": "tazip etmek", "meanings": ["sıkıntıya sokmak"]}, {"word": "tazip", "meanings": ["Sıkıntıya sokma, üzme"]}, {"word": "tazimat", "meanings": ["Yüksek saygı"]}, {"word": "taziye", "meanings": ["Ölen kimsenin yakınlarına başsağlığı dileme, taziyet"]}, {"word": "taziz", "meanings": ["Sevgi ile anma"]}, {"word": "tazmin", "meanings": ["Zararı ödeme"]}, {"word": "tazmin etmek", "meanings": ["zararı ödemek"]}, {"word": "tazminat", "meanings": ["Zarar karşılığı ödenen para, ödence"]}, {"word": "tazyik", "meanings": ["Sıkıştırma, darlaştırma", "Manevi baskı, zorlama, zarara sokma", "Basınç"]}, {"word": "tazyik etmek", "meanings": ["zorlamak, baskı yapmak", "sıkıştırmak"]}, {"word": "Tb", "meanings": ["Terbiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "teamül", "meanings": ["Bir yerde öteden beri olagelen davranış", "Tepkime", "İş, davranış"]}, {"word": "Tc", "meanings": ["Teknetyum elementinin simgesi"]}, {"word": "T cetveli", "meanings": ["Bir kenarını çizim yapılan yüzeyin kenarına dayayıp diğer kenarıyla birbirine paralel yatay çizgiler çizmeye yarayan T biçimindeki cetvel"]}, {"word": "te", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "teadül", "meanings": ["Birbirine denk olma, denkleşme, denklik"]}, {"word": "teakup", "meanings": ["Art arda gelme"]}, {"word": "teali", "meanings": ["Yükselme, yücelme"]}, {"word": "teakup etmek", "meanings": ["birbiri ardınca gelmek"]}, {"word": "tearuz", "meanings": ["Çatışma, birbirine ters düşme"]}, {"word": "teamül hukuku", "meanings": ["Örf ve âdete dayanan hukuk", "Örf ve âdet durumuna gelmiş, yazılı olarak tespit edilmemiş hukuk"]}, {"word": "teati", "meanings": ["Karşılıklı alıp verme"]}, {"word": "teati etmek", "meanings": ["karşılıklı alıp vermek"]}, {"word": "teavün", "meanings": ["Yardımlaşma"]}, {"word": "tebaa", "meanings": ["Uyruk"]}, {"word": "tebahhur etmek", "meanings": ["buharlaşmak, uçmak"]}, {"word": "tebahhur", "meanings": ["Su, sıvı vb. kaynayıp buhar olma, buğulaşma, buharlaşma, uçma"]}, {"word": "tebaiyet", "meanings": ["Kanun, buyruk vb.ne uyma", "Devlete veya güçlü kişiye bağlanma"]}, {"word": "tebarüz", "meanings": ["Belirme, görünme"]}, {"word": "tebarüz etmek", "meanings": ["belirmek, görünmek"]}, {"word": "tebcil", "meanings": ["Yüceltme, ululama"]}, {"word": "tebcil etmek", "meanings": ["yüceltmek, ululamak"]}, {"word": "tebdil", "meanings": ["Değiştirme"]}, {"word": "tebelleş etmek", "meanings": ["birini veya bir şeyi birinin başına bela etmek"]}, {"word": "tebdil gezmek", "meanings": ["tanınmamak için kılık değiştirerek gezmek", "değişik görüntüde olmak"]}, {"word": "tebdil etmek", "meanings": ["değiştirmek"]}, {"word": "tebdilihava", "meanings": ["Hava değişimi"]}, {"word": "tebeddül", "meanings": ["Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme"]}, {"word": "tebeddülat", "meanings": ["Değişiklikler, değişmeler"]}, {"word": "tebdili şaşmak", "meanings": ["ne yapacağını bilememek, telaşa kapılmak"]}, {"word": "tebelleş", "meanings": ["İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan"]}, {"word": "tebelleş olmak", "meanings": ["bir kimsenin veya şeyin başına dert olmak, musallat olmak"]}, {"word": "tebellüğ etmek", "meanings": ["bir bildirimi almak"]}, {"word": "tebellüğ", "meanings": ["Bildirimi alma"]}, {"word": "tebellür", "meanings": ["Billurlaşma", "Belirme"]}, {"word": "tebellür etmek", "meanings": ["billurlaşmak", "belirmek"]}, {"word": "teberru etmek", "meanings": ["bağışlamak"]}, {"word": "teber", "meanings": ["Balta", "Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta", "Meşin kesmek için kullanılan araç"]}, {"word": "teberru", "meanings": ["Bağış"]}, {"word": "teberrük", "meanings": ["Uğur sayma"]}, {"word": "teberrüken", "meanings": ["Uğur sayarak, mutlu olsun diye"]}, {"word": "teberrüz ettirmek", "meanings": ["belirtmek"]}, {"word": "teberrüz", "meanings": ["Meydana çıkma, görünme"]}, {"word": "tebessüm", "meanings": ["Gülümseme"]}, {"word": "tebeşir", "meanings": ["Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya", "Bu maddeden yapılan, kara tahta, duvar vb. yüzeylere yazı yazmak için kullanılan, beyaz veya renkli çubuk"]}, {"word": "tebeşirleşme", "meanings": ["Bir dokunun kalınlığında tebeşire benzer katı birikintilerin oluşması"]}, {"word": "tebessüm etmek", "meanings": ["gülümsemek"]}, {"word": "tebeşirli", "meanings": ["Tebeşir ile yazılmış"]}, {"word": "tebeşirsiz", "meanings": ["Tebeşir ile yazılmamış"]}, {"word": "tebeyyün", "meanings": ["Belli olma"]}, {"word": "tebeyyün etmek", "meanings": ["belli olmak, ortaya çıkmak"]}, {"word": "tebligat", "meanings": ["Bildirim"]}, {"word": "tebligatta bulunmak", "meanings": ["bildirim yayımlamak, bildirimden haberdar etmek, bildirim göndermek"]}, {"word": "tebliğ olunmak", "meanings": ["bildirilmek"]}, {"word": "tebliğ etmek", "meanings": ["bildirmek"]}, {"word": "tebliğ", "meanings": ["Bildirme", "Haber verme", "Bildiri"]}, {"word": "tebrik", "meanings": ["Kutlama", "Tebrik kartı"]}, {"word": "tebrik etmek", "meanings": ["kutlamak"]}, {"word": "tebriye", "meanings": ["Aklama, temize çıkarma"]}, {"word": "tebriye etmek", "meanings": ["aklamak"]}, {"word": "tebşir etmek", "meanings": ["sevinilecek bir haber vermek, müjdelemek, muştulamak"]}, {"word": "tebşir", "meanings": ["Müjdeleme, muştulama"]}, {"word": "tebyiz etmek", "meanings": ["temize çekmek"]}, {"word": "tebyiz", "meanings": ["Bir yazı ile ilgili taslağı temize çekme"]}, {"word": "tecahül etmek", "meanings": ["bilmez gibi görünmek, bilmezlenmek"]}, {"word": "tecahül", "meanings": ["Bilmez gibi görünme, bilmezlikten gelme"]}, {"word": "tecahülüarif", "meanings": ["Bilmezlikten gelme"]}, {"word": "tecahülüarifane", "meanings": ["Tecahülüarif"]}, {"word": "tecanüs", "meanings": ["Bir bütünü oluşturan ögeler arasında uyum bulunması durumu"]}, {"word": "tecahülüarifaneden gelmek", "meanings": ["bilmez gibi davranmak"]}, {"word": "tecavüz etmek", "meanings": ["başkasının hakkına el uzatmak", "saldırmak, hücum etmek", "namusa sataşmak", "aşmak, geçmek"]}, {"word": "tecavüzkâr", "meanings": ["Saldırgan, saldırıcı"]}, {"word": "tecdit", "meanings": ["Yenileme, tazeleme"]}, {"word": "tecavüz", "meanings": ["Saldırı", "Namusuna saldırma, sarkıntılık", "Başkasının hakkına el uzatma", "Aşma, ötesine geçme"]}, {"word": "tecavüze uğramak", "meanings": ["tecavüzle karşı karşıya kalmak"]}, {"word": "teceddüt", "meanings": ["Yenilik"]}, {"word": "tecelli", "meanings": ["Belirme, görünme, ortaya çıkma, zuhur etme, meydana çıkma", "Tanrı'nın insanlarda ve doğada görünmesi", "Alın yazısı, kader"]}, {"word": "tecelli etmek", "meanings": ["belirmek, görünmek, ortaya çıkmak, zuhur etmek, meydana çıkmak"]}, {"word": "tecemmu", "meanings": ["Yığınak"]}, {"word": "tecennün", "meanings": ["Çıldırma, delirme, aklını oynatma"]}, {"word": "tecerrüt etmek", "meanings": ["sıyrılmak, soyutlanmak"]}, {"word": "tecerrüt", "meanings": ["Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma"]}, {"word": "tecennün etmek", "meanings": ["çıldırmak, delirmek"]}, {"word": "tecessüm", "meanings": ["Boyut kazanma, cisimlenme", "Görünmeye başlama, belirme", "Göz önüne gelme, canlanma"]}, {"word": "tecessüm etmek", "meanings": ["boyut kazanmak, cisimlenmek", "görünmeye başlamak, belirmek", "canlanmak"]}, {"word": "tecessüs", "meanings": ["Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma", "Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı"]}, {"word": "tecezzi", "meanings": ["Parçalara ayrılma, ayrılma, bölünme"]}, {"word": "tecrit", "meanings": ["Ayırma, ayrı bir tarafta tutma", "Soyutlama", "Yalıtım", "Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma"]}, {"word": "tecil", "meanings": ["Erteleme"]}, {"word": "tecimevi", "meanings": ["Ticarethane"]}, {"word": "tecil etmek", "meanings": ["ertelemek"]}, {"word": "tecezzi etmek", "meanings": ["bölünmek, parçalara ayrılmak"]}, {"word": "tecrübe etmek", "meanings": ["denemek, sınamak", "deneyim kazanmak"]}, {"word": "tecrübe", "meanings": ["Deneyim", "Deney", "Görgü"]}, {"word": "tecrit etmek", "meanings": ["herkesten veya her şeyden ayırmak, bir kenara koymak", "soyutlamak", "yalıtmak"]}, {"word": "tecrübe tahtasına dönmek", "meanings": ["üst üste başarısız denemelere konu olmak"]}, {"word": "tecrübe tahtasına çevirmek", "meanings": ["üst üste başarısız denemelere konu etmek"]}, {"word": "tecrübelilik", "meanings": ["Tecrübeli olma durumu"]}, {"word": "tecrübeli", "meanings": ["Tecrübesi olan, görmüş geçirmiş"]}, {"word": "tecrübesiz", "meanings": ["Tecrübesi olmayan"]}, {"word": "tecrübi", "meanings": ["Deneye dayanan, deneme ile ilgili, deneysel"]}, {"word": "tecrübesizlik", "meanings": ["Tecrübesiz olma durumu"]}, {"word": "tecvit", "meanings": ["Kelimelerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması", "Kur'an'ın doğru okunmasını sağlayan bilim", "Bu bilim üzerine yazılmış kitap"]}, {"word": "tecviz", "meanings": ["Yapılmasını uygun bulma, izin verme"]}, {"word": "tecviz etmek", "meanings": ["uygun bulmak, izin vermek"]}, {"word": "tecziye", "meanings": ["Cezalandırma"]}, {"word": "teçhil", "meanings": ["Birinin bir konuda bilgisizliğini söyleme, bilmezleme"]}, {"word": "tecziye etmek", "meanings": ["cezalandırmak"]}, {"word": "teçhiz", "meanings": ["Donatma, donatım"]}, {"word": "teçhil etmek", "meanings": ["birinin bilgisizliğini göstermek, bilmezlemek"]}, {"word": "teçhiz etmek", "meanings": ["donatmak"]}, {"word": "tedafüi", "meanings": ["Savunma ile ilgili olan, savunmalık"]}, {"word": "tedahülde kalmak", "meanings": ["ödenmeden birikmek"]}, {"word": "tedahül", "meanings": ["Birbirinin içine girme", "Ödemede gecikme", "Yığılıp kalma, birikme"]}, {"word": "teçhizat", "meanings": ["Silah dışındaki savaş gereçleri, donatı"]}, {"word": "tedai", "meanings": ["Çağrışım"]}, {"word": "tedarik", "meanings": ["Araştırıp bulma, sağlama, elde etme", "Hazırlık"]}, {"word": "tedarikte bulunmak", "meanings": ["hazırlık yapmak"]}, {"word": "tedarik etmek", "meanings": ["bulmak, sağlamak"]}, {"word": "tedarikli", "meanings": ["Hazırlıklı", "Her şeyi önceden sağlamış olarak, hazırlıklı bir biçimde"]}, {"word": "tedarikleme", "meanings": ["Tedariklemek işi"]}, {"word": "tedariklemek", "meanings": ["Sağlamak, tedarik etmek"]}, {"word": "tedariksiz", "meanings": ["Önceden gereken şeyleri sağlamamış olan, hazırlıksız", "Önceden gereken şeyleri sağlamadan, hazırlıksız bir biçimde"]}, {"word": "tedbir", "meanings": ["Önlem", "Hazırlık"]}, {"word": "tedavi", "meanings": ["Çeşitli yöntemlerle hastalığı iyi etme, iyileştirme, sağaltım, sağaltma, terapi", "Aksayan bir şeyi düzeltme, iyileştirme"]}, {"word": "tedbir almak", "meanings": ["önlem almak", "hazırlanmak"]}, {"word": "tedavi etmek", "meanings": ["ilaçla iyileştirmek, sağaltmak", "düzeltmek"]}, {"word": "tedavi görmek (veya olmak)", "meanings": ["iyileşmek amacıyla sağlık uygulamalarından geçmek"]}, {"word": "tedavül", "meanings": ["Dolanım"]}, {"word": "tedavülden kalkmak", "meanings": ["para artık kullanılmamak", "bir uygulama gelenek vb. için geçerliliğini yitirmek"]}, {"word": "tedavüle çıkarmak", "meanings": ["parayı piyasaya çıkarmak"]}, {"word": "tedavülde olmak", "meanings": ["para vb. geçerli olmak, sürümde bulunmak", "bir uygulama gelenek vb. için geçerli olmak"]}, {"word": "tedbirli", "meanings": ["Önceden hazırlıklı davranan, önlemini zamanında alan, müdebbir", "Hazırlıklı bir biçimde, önceden düşünerek"]}, {"word": "tedbirsiz", "meanings": ["Önceden hazırlıklı davranmayan, önlemini zamanında almayan", "Hazırlıksız bir biçimde, önceden düşünmeyerek"]}, {"word": "tedbirsizce", "meanings": ["Tedbirsiz bir biçimde, tedbirsiz olarak"]}, {"word": "tedbirsizlik", "meanings": ["Tedbirsiz olma durumu", "Tedbirsizce davranış"]}, {"word": "tedenni etmek", "meanings": ["gerilemek, düşmek"]}, {"word": "tedenni", "meanings": ["Gerileme, düşme"]}, {"word": "tedfin", "meanings": ["Gömme"]}, {"word": "tedhiş", "meanings": ["Yıldırı"]}, {"word": "tedhişçi", "meanings": ["Yıldırıcı"]}, {"word": "tedhişçilik", "meanings": ["Yıldırıcılık"]}, {"word": "tedhişli", "meanings": ["Yıldırı dolu"]}, {"word": "tedhişsiz", "meanings": ["Yıldırısı olmayan"]}, {"word": "tedip etmek", "meanings": ["yola getirmek, uslandırmak, terbiye etmek"]}, {"word": "tedip", "meanings": ["Uslandırma, yola getirme, terbiye etme"]}, {"word": "tedirgin", "meanings": ["Rahatı, huzuru kaçmış, bizar"]}, {"word": "tedirgin etmek", "meanings": ["rahatını, huzurunu kaçırmak"]}, {"word": "tedirgin olmak", "meanings": ["rahatı, huzuru kaçmak"]}, {"word": "tedirginleşme", "meanings": ["Tedirginleşmek durumu"]}, {"word": "tedirginleşmek", "meanings": ["Tedirgin olmak"]}, {"word": "tedirginlik", "meanings": ["Tedirgin olma durumu", "Gök cisimlerinin, genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi sebebiyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık, sarsım"]}, {"word": "tediye etmek", "meanings": ["ödemek"]}, {"word": "tediye", "meanings": ["Para vb. bir şey verme, ödeme", "Gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme"]}, {"word": "tediye emri", "meanings": ["Ödeme emri"]}, {"word": "tedricî", "meanings": ["Derece derece, yavaş yavaş olan"]}, {"word": "tedricen", "meanings": ["Azar azar, giderek, gittikçe"]}, {"word": "tedricî olarak", "meanings": ["giderek"]}, {"word": "tedriç", "meanings": ["Derece derece ilerleme, kerteleme"]}, {"word": "tedris", "meanings": ["Ders verme, öğretme, öğretim"]}, {"word": "tedrisat", "meanings": ["Öğretim"]}, {"word": "tedvir etmek", "meanings": ["çevirmek, döndürmek", "yönetmek., çekip çevirmek"]}, {"word": "tedvin etmek", "meanings": ["derlemek"]}, {"word": "tedvin", "meanings": ["Derleme"]}, {"word": "tedvir", "meanings": ["Çevirme", "Yönetme, çekip çevirme"]}, {"word": "teeddüp", "meanings": ["Utanma"]}, {"word": "teeddüp etmek", "meanings": ["utanmak, sıkılmak"]}, {"word": "teehhül etmek", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "teehhül", "meanings": ["Evlenme"]}, {"word": "teemmül", "meanings": ["Bir işi ayrıntılarıyla düşünme, düşünüp taşınma"]}, {"word": "teehhür", "meanings": ["Gecikme"]}, {"word": "teenni", "meanings": ["İlerisini düşünerek acelesiz iş görme, ağır davranma"]}, {"word": "teessüf", "meanings": ["Acınma, yazıklanma"]}, {"word": "teessüf ederim!", "meanings": ["yazıklar olsun!"]}, {"word": "teessüf etmek", "meanings": ["acımak, üzülmek, yazıklanmak", "kınamak"]}, {"word": "teessür", "meanings": ["Üzüntü", "Duygulanım"]}, {"word": "teessür etmek", "meanings": ["üzülmek, acımak"]}, {"word": "teessüs etmek", "meanings": ["kurulmak, ortaya çıkmak"]}, {"word": "teessür göstermek", "meanings": ["üzüntüsünü açığa vurmak"]}, {"word": "teeyyüt", "meanings": ["Doğru çıkma, gerçeklenme"]}, {"word": "teessüs", "meanings": ["Kurulma, ortaya çıkma", "Yerleşme, temelleşme, kökleşme"]}, {"word": "teeyyüt etmek", "meanings": ["doğru çıkmak, gerçeklenmek"]}, {"word": "tef", "meanings": ["Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı"]}, {"word": "tef çalsan oynayacak", "meanings": ["karmakarışık olan eşyalar için söylenen bir söz"]}, {"word": "tefe koymak", "meanings": ["biri hakkında alaylı dedikodu yapmak"]}, {"word": "tefe koyup çalmak", "meanings": ["tefe koymak"]}, {"word": "tefarik", "meanings": ["Genellikle kırmızı, beyaz ve mor kumaştan dikilen, gömlek ve şalvardan oluşan, kol ağızları, paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi", "Yüksekliği 60-100 santimetre olan, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki (Pogostemon patchouly)"]}, {"word": "tefavüt", "meanings": ["Ayırıcı özellik, farklılık"]}, {"word": "tefahür", "meanings": ["Övünme"]}, {"word": "tefavüt etmek", "meanings": ["farklı duruma getirmek"]}, {"word": "tefcir", "meanings": ["Akaçlama"]}, {"word": "tefe", "meanings": ["Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça"]}, {"word": "tefeci", "meanings": ["El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse, faizci, murabahacı"]}, {"word": "tefecilik", "meanings": ["Tefecinin işi, faizcilik, murabaha, murabahacılık"]}, {"word": "tefehhüm", "meanings": ["Anlama"]}, {"word": "tefekkür", "meanings": ["Düşünme, düşünüş"]}, {"word": "tefekkür etmek", "meanings": ["düşünmek"]}, {"word": "tefekküre dalmak", "meanings": ["derin düşünmek, düşünceye dalmak"]}, {"word": "tefeli", "meanings": ["Sık dokunmuş (bez)"]}, {"word": "teferruat", "meanings": ["Ayrıntı"]}, {"word": "teferruatlı", "meanings": ["Ayrıntılı"]}, {"word": "teferrüt", "meanings": ["Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma", "Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme"]}, {"word": "teferrüç", "meanings": ["Açılma, ferahlama", "Gezinti"]}, {"word": "tefessüh", "meanings": ["Çürüme, bozulma, kokuşma", "Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma, kokuşma"]}, {"word": "tefessüh etmek", "meanings": ["çürümek, kokuşmak", "kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulmak, kokuşmak"]}, {"word": "tefevvuk", "meanings": ["Üstünlük, üstün gelme"]}, {"word": "tefevvuk etmek", "meanings": ["üstün gelmek, bastırmak"]}, {"word": "tefeyyüz", "meanings": ["Yükselme, ilerleme", "Feyzalma"]}, {"word": "tefeyyüz etmek", "meanings": ["yükselmek, ilerlemek"]}, {"word": "tefhim", "meanings": ["Anlatma, bildirme"]}, {"word": "tefhim etmek", "meanings": ["anlatmak, bildirmek"]}, {"word": "tefrik", "meanings": ["Ayırma, ayırt etme"]}, {"word": "tefrik etmek", "meanings": ["ayırmak, ayırt etmek"]}, {"word": "tefrika", "meanings": ["Gazete veya dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi", "Bu biçimde yayımlanan", "İkilik"]}, {"word": "tefrika çıkarmak", "meanings": ["birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık yaratmak"]}, {"word": "tefrika etmek", "meanings": ["yazı dizisi, roman vb.ni gazete ve dergilerde bölümler hâlinde yayımlamak"]}, {"word": "tefrika roman", "meanings": ["Süreli yayınlarda her gün bir bölümü yayımlanan roman"]}, {"word": "tefriş etmek", "meanings": ["döşemek"]}, {"word": "tefrişat", "meanings": ["Döşeme işleri", "Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü"]}, {"word": "tefriş", "meanings": ["Döşeme işi", "Bir yeri gerekli eşya ile döşeme"]}, {"word": "tefsir", "meanings": ["Yorumlama", "Yorum", "Kur'an'ın surelerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma, yorumlama", "Kur'an'ın surelerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma, yorumlama bilimi", "Kur'an'ın surelerini açıklayan eser"]}, {"word": "tefrit", "meanings": ["Herhangi bir konuda geride kalma, yeterli ölçüde olmama durumu, ifrat karşıtı"]}, {"word": "tefsir etmek", "meanings": ["yorumlamak"]}, {"word": "teftih", "meanings": ["Açma", "Geğirme"]}, {"word": "teftiş", "meanings": ["Denetleme"]}, {"word": "teftiş heyeti", "meanings": ["Denetleme kurulu"]}, {"word": "teftiş etmek", "meanings": ["denetlemek"]}, {"word": "teftiş kurulu", "meanings": ["Denetleme kurulu"]}, {"word": "tegafül", "meanings": ["Anlamazlıktan gelme"]}, {"word": "tefviz", "meanings": ["Bir işi bir kimsenin üzerinde bırakma, ihale", "Dağıtma", "Bir taşınmaz malı bilinen değeri karşılığı bir kimseye verme"]}, {"word": "tegafül etmek", "meanings": ["anlamazlıktan gelmek"]}, {"word": "teganni", "meanings": ["Şarkı söyleme"]}, {"word": "teganni etmek", "meanings": ["şarkı söylemek"]}, {"word": "teğelti", "meanings": ["Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe"]}, {"word": "teğet", "meanings": ["Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru, mümas"]}, {"word": "teğet geçmek", "meanings": ["yakınından geçmek", "bir konuya üstünkörü dokunmak"]}, {"word": "teğmenlik", "meanings": ["Teğmen olma durumu, mülazımlık", "Teğmenin rütbesi", "Teğmenin görevi"]}, {"word": "teğmen", "meanings": ["Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay, mülazım"]}, {"word": "tehdit", "meanings": ["Gözdağı"]}, {"word": "tehacüm", "meanings": ["Birlikte ve birden hücum etme, saldırma", "Üşüşme, bir yere toplaşma"]}, {"word": "tehalüf", "meanings": ["Aykırılık"]}, {"word": "tehalüf etmek", "meanings": ["birbirine aykırı olmak"]}, {"word": "tehalük", "meanings": ["Can atma, çok isteme"]}, {"word": "tehalük etmek", "meanings": ["can atmak, çok istemek"]}, {"word": "tehcir", "meanings": ["Göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme"]}, {"word": "tehcir etmek", "meanings": ["bir yerden göç ettirmek, sürmek"]}, {"word": "tehdit etmek", "meanings": ["gözdağı vermek", "tehlikeli bir durum yaratmak"]}, {"word": "tehdit savurmak", "meanings": ["korkutmak, gözdağı vermek"]}, {"word": "tehditsiz", "meanings": ["Tehdidi bulunmayan, tehditten uzak"]}, {"word": "tehevvür", "meanings": ["Çok kızma, öfkelenme, köpürme"]}, {"word": "tehlike", "meanings": ["Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum, muhatara", "Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum"]}, {"word": "tehevvür etmek", "meanings": ["çok kızmak, öfkelenmek, köpürmek"]}, {"word": "teheyyüç", "meanings": ["Coşma, heyecanlanma"]}, {"word": "tehir", "meanings": ["Sonraya bırakma, erteleme", "Geciktirme"]}, {"word": "tehi", "meanings": ["Boş"]}, {"word": "tehlikeye düşürmek", "meanings": ["sıkıntı, üzüntü veya zarar oluşturacak bir duruma sokmak"]}, {"word": "tehir etmek", "meanings": ["ertelemek"]}, {"word": "tehirli", "meanings": ["Geciktirilmiş", "Ertelenmiş", "Gecikmeli, rötarlı", "Gecikmiş bir biçimde"]}, {"word": "tehirsiz", "meanings": ["Tehiri olmayan, gecikmesiz", "Gecikmesi olmadan, gecikmeden"]}, {"word": "tehlike atlatmak", "meanings": ["büyük zarar ve sıkıntılara yol açacak bir olayı savuşturmak"]}, {"word": "tehlike çanları çalmak", "meanings": ["kötü bir durumun ortaya çıkacağı belli olmaya başlamak"]}, {"word": "tehlike yaratmak", "meanings": ["tehlike oluşturmak"]}, {"word": "tehlikeye atılmak", "meanings": ["zarar ve sıkıntılara yol açacak bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "tehlikeli", "meanings": ["Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı"]}, {"word": "tehlikesiz", "meanings": ["Tehlikesi olmayan"]}, {"word": "tehyiç", "meanings": ["Coşturma, heyecanlandırma"]}, {"word": "tehyiç etmek", "meanings": ["coşturmak, heyecanlandırmak"]}, {"word": "tehzil", "meanings": ["Alaya alma", "Ciddi bir esere alay tarzında nazire yazma, şakalı bir anlatıma çevirme"]}, {"word": "tein", "meanings": ["Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde"]}, {"word": "teizm", "meanings": ["Tanrıcılık"]}, {"word": "tek", "meanings": ["Eşi olmayan, biricik, yegâne", "Kadeh içinde belirli ölçüde olan (içki)", "Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri", "Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar", "Yalnızca", "Hiç, hiçbir", "İki ile bölünemeyen (sayı)"]}, {"word": "tek elden", "meanings": ["bir kimsenin, bir yerin veya bir merkezin yönetiminde olarak"]}, {"word": "tek dalmak", "meanings": ["güreşte karşı güreşçinin tek bacağını kapmak"]}, {"word": "tek geçmek", "meanings": ["sadece onunla ilgilenmek, sadece ona önem vermek"]}, {"word": "tek kale oynamak", "meanings": ["futbolda rakibi kendi sahasına sıkıştırıp sürekli hücum etmek", "bir işte sadece kendi düşüncelerini ve kurallarını geçerli saymak"]}, {"word": "tek kürekle mehtaba çıkmak", "meanings": ["eksik hazırlıkla bir işe kalkışmak", "beceriksizce alay etmeye kalkışmak"]}, {"word": "tek sıra olmak", "meanings": ["sıraya girmek, sıralanmak"]}, {"word": "tek", "meanings": ["Sessiz, hareketsiz, uslu"]}, {"word": "tek durmak", "meanings": ["uslu durmak, yaramazlık etmemek, sessiz kalmak"]}, {"word": "tek durmamak", "meanings": ["bir taraf öbür tarafa karşı bazı hareket ve çalışmalar içinde bulunmak", "yaramazlık, çapkınlık vb. yapmak"]}, {"word": "tekabül", "meanings": ["Karşılık olma, karşılama, yerini tutma", "Karşı olum"]}, {"word": "tekabül etmek", "meanings": ["karşılık olmak, karşılamak, bir şeyin yerini tutmak"]}, {"word": "tek adam", "meanings": ["Teklik özelliğini gösteren kimse", "Lider"]}, {"word": "tekâlif", "meanings": ["Teklifler", "Vergiler, salmalar"]}, {"word": "tekâmül", "meanings": ["Olgunluk, olgunlaşma", "Gelişim, gelişme", "Evrim"]}, {"word": "tek anlamlı", "meanings": ["Tek anlamı olan (kelime veya kavram)"]}, {"word": "tekâmül etmek", "meanings": ["olgunlaşmak", "evrim geçirmek, gelişmek"]}, {"word": "tek anlamlılık", "meanings": ["Tek anlamlı olma durumu"]}, {"word": "tekâpu", "meanings": ["Dalkavukluk etme, birinin her dediğini, her yaptığını onaylama"]}, {"word": "tekâsüf", "meanings": ["Bir araya gelme, toplanma, sıkışma", "Yoğun duruma gelme, yoğunlaşma"]}, {"word": "tekâsüf etmek", "meanings": ["toplanmak", "yoğunlaşmak"]}, {"word": "tekaüdiye", "meanings": ["Emekli aylığı"]}, {"word": "tekâsül", "meanings": ["Üşengeçlik"]}, {"word": "tekaüt olmak", "meanings": ["emekli olmak, emekliye ayrılmak"]}, {"word": "tekaüt", "meanings": ["Emekliye ayrılma", "Emekli"]}, {"word": "tekaüt ikramiyesi", "meanings": ["Emekli ikramiyesi"]}, {"word": "tekaütlük", "meanings": ["Emeklilik"]}, {"word": "tekaüt maaşı", "meanings": ["Emekli aylığı"]}, {"word": "tek başına", "meanings": ["Kendi kendine, yalnız olarak, münferiden"]}, {"word": "tekbenci", "meanings": ["Tekbencilik yanlısı olan"]}, {"word": "tekbencilik", "meanings": ["`Yalnız ben varım, benden başka her şey yalnızca benim tasarımımdır` diyen, öznel beni bilinç içerikleriyle birlikte tek gerçek, tek var olarak kabul eden görüş, solipsizm"]}, {"word": "tek biçim", "meanings": ["Standart"]}, {"word": "tekbir", "meanings": ["Müslümanlıkta Tanrı'nın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve `Allahuekber` sözü ile başlayan dua"]}, {"word": "tek çekirdekli", "meanings": ["Yalnız bir çekirdeği olan (hücre)"]}, {"word": "tekbir getirmek", "meanings": ["Müslümanlıkta Tanrı'nın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve `Allahuekber` sözü ile başlayan duayı okumak"]}, {"word": "tek çekirdekliler", "meanings": ["Yalnız bir çekirdeği olan hücreliler"]}, {"word": "tek çenekli", "meanings": ["Tek çeneği olan"]}, {"word": "tek çenekliler", "meanings": ["Buğdaygiller, zambakgiller, palmiyeler, salepgiller, ananasgiller, muzgiller gibi bitkilerin önemli bir sınıfı"]}, {"word": "tek çeneklilik", "meanings": ["Tek çenekli olma durumu"]}, {"word": "tekçi", "meanings": ["Tekçilik taraflısı olan, tekçilikle ilgisi olan, birci, monist"]}, {"word": "tekçilik", "meanings": ["Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü, çokçuluk karşıtı, bircilik, monizm", "Gerçekliğin herhangi bir organ gibi bölünmez bir bütün olduğuna ve bağımsız parçaları bulunmadığına inanan öğreti, bircilik, monizm"]}, {"word": "tek delikliler", "meanings": ["Kuşlar gibi yumurtlayarak üreyen, dışkılığı olan memeliler takımı"]}, {"word": "tekdir", "meanings": ["Azarlama, paylama"]}, {"word": "tekdir etmek", "meanings": ["azarlamak, paylamak"]}, {"word": "tekdüze", "meanings": ["Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden, tek örnek, muttarit, yeknesak, monoton", "(te'kdüze) Değişmeyerek, aynı biçimde tekrar edilerek, bitevi, biteviye"]}, {"word": "tekdüzeleşme", "meanings": ["Tekdüzeleşmek işi"]}, {"word": "tekdüzeleşmek", "meanings": ["Tekdüze bir duruma gelmek"]}, {"word": "teke", "meanings": ["Erkek keçi", "Bir tür karides", "Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve"]}, {"word": "tekdüzelik", "meanings": ["Tekdüze olma durumu, yeknesaklık, biteviyelik, monotonluk"]}, {"word": "tekeden süt çıkarmak", "meanings": ["olamayacak şeyleri olur duruma getirmek"]}, {"word": "tekebbür", "meanings": ["Kibirlenme, büyüklenme, çalım, kurum"]}, {"word": "teke dikeni", "meanings": ["Patlıcangiller familyasından yüksek çalı biçiminde dikenli bitki"]}, {"word": "tekeffül", "meanings": ["Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma, yükümlenme", "Kefil olma"]}, {"word": "tekeffül etmek", "meanings": ["yükümlenmek", "kefil olmak"]}, {"word": "tekel", "meanings": ["Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum, inhisar, monopol", "Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu, inhisar, monopol", "Bir kişi veya kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç"]}, {"word": "tekeline (veya tekellerine) almak", "meanings": ["bir şeye tek başına sahip olmak, inhisarına almak, patentini almak", "fikir, sanat vb. alanda kendi görüşünü hâkim kılmak"]}, {"word": "tekel bayisi", "meanings": ["Tekel ürünlerinin satıldığı iş yeri"]}, {"word": "tekelinde olmak", "meanings": ["herhangi bir şey tekeli altında bulunmak, elinde tutmak, inhisarında olmak"]}, {"word": "tekelci anamalcılık", "meanings": ["Ana sermayenin merkezleşme eğiliminden doğan tekelleşme aşaması"]}, {"word": "tekelci", "meanings": ["Tekel kuran ve bu tekeli kabul ettiren kimse, inhisarcı", "Tekel görevlisi", "Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan"]}, {"word": "tekelcilik", "meanings": ["Tekelci olma durumu, inhisarcılık"]}, {"word": "tekelleşme", "meanings": ["Tekelleşmek işi"]}, {"word": "tekelleştirme", "meanings": ["Tekelleştirmek işi"]}, {"word": "tekelleşmek", "meanings": ["Tekel durumuna gelmek"]}, {"word": "tekellüf", "meanings": ["Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma", "Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş"]}, {"word": "tekellüm", "meanings": ["Söyleme, konuşma"]}, {"word": "tekelleştirmek", "meanings": ["Tekel durumuna getirmek"]}, {"word": "tekel maddesi", "meanings": ["Tekel ürünleri arasında satışa sunulmuş madde"]}, {"word": "tekemmül", "meanings": ["Olgunlaşma, yetkinleşme"]}, {"word": "tekemmül etmek", "meanings": ["olgunlaşmak, yetkinleşmek, erginleşmek"]}, {"word": "teker meker yuvarlanmak", "meanings": ["döne döne yuvarlanmak", "iyi durumda olan bir kişi durumunu birdenbire yitirmek"]}, {"word": "tekerine (veya tekerinin önüne) taş koymak", "meanings": ["tekere çomak sokmak"]}, {"word": "teker", "meanings": ["Tekerlek", "Tekerlek biçimde olan", "İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça", "Bir gök cisminin daire biçiminde görünen yüzeyi", "Cismin gökyüzü üzerindeki iz düşümü"]}, {"word": "tek erkçi", "meanings": ["Monarşist"]}, {"word": "tekere çomak sokmak", "meanings": ["birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak"]}, {"word": "tek erkçilik", "meanings": ["Monarşizm"]}, {"word": "tek erklik", "meanings": ["Monarşi"]}, {"word": "tekerlek", "meanings": ["Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember, teker", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur", "meanings": ["`sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tekerlekçi", "meanings": ["Araba tekerliği yapan kimse"]}, {"word": "tekerlekçilik", "meanings": ["Tekerlekçinin işi veya mesleği"]}, {"word": "tekerlekli", "meanings": ["Tekerleği olan, tekerli"]}, {"word": "tekerlekli koltuk", "meanings": ["Tekerlekli sandalye"]}, {"word": "tekerlekli sandalye", "meanings": ["Sakatların bir yere gidebilmek için kullandıkları tekerlekleri olan oturma aracı, tekerlekli koltuk"]}, {"word": "tekerlek pabucu", "meanings": ["Arabaların, yokuş inerken hızlanmalarını önlemek amacıyla tekerlek altına sürülen ve arabaya zincirle bağlı bulunan demir parçası"]}, {"word": "tekerleme", "meanings": ["Tekerlemek işi", "Çoğunlukla basmakalıp söz", "Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı", "Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan `Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.` gibi uyaklı giriş veya ara sözler", "Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı", "Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler"]}, {"word": "tekerlenme", "meanings": ["Tekerlenmek işi"]}, {"word": "tekerlenmek", "meanings": ["Yuvarlanmak, dönmek", "Durumu bozulmak, kötüye gitmek", "Uğraşmak, peşinde koşmak, yuvarlanıp gitmek"]}, {"word": "tekerlemek", "meanings": ["Yuvarlamak, döndürmek"]}, {"word": "tekerli", "meanings": ["Tekeri olan, tekerlekli"]}, {"word": "tekerrür etmek", "meanings": ["tekrarlanmak"]}, {"word": "teker teker", "meanings": ["Birer birer, ayrı ayrı"]}, {"word": "tekerrür", "meanings": ["Tekrarlanma"]}, {"word": "tekesakalı", "meanings": ["Birleşikgillerden, kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki (Tragopogon porrifolius)"]}, {"word": "tekesemek", "meanings": ["Dişi keçi çiftleşmek için teke istemek"]}, {"word": "tekessür etmek", "meanings": ["çoğalmak, artmak"]}, {"word": "tekessür", "meanings": ["Çoğalma, artma"]}, {"word": "tek eşli", "meanings": ["Eşi bir tek olan, tek evli, monogam"]}, {"word": "teke tek", "meanings": ["Bire karşı bir, yeke yek"]}, {"word": "tek eşlilik", "meanings": ["Kadının veya erkeğin karşı cinsten yalnız bir kişiyle evlenebilmesini onaylayan, birden çok kadınla veya erkekle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi, tek evlilik, monogami"]}, {"word": "tek evli", "meanings": ["Tek eşli"]}, {"word": "tek evlilik", "meanings": ["Tek eşlilik"]}, {"word": "tekevvün", "meanings": ["Oluş, var olma, doğuş"]}, {"word": "tekfin", "meanings": ["Kefenleme"]}, {"word": "tek fazlı", "meanings": ["Bir fazı bulunan (elektrik sistemi)"]}, {"word": "tekfir etmek", "meanings": ["birini kâfir saymak"]}, {"word": "tekfin etmek", "meanings": ["kefenlemek"]}, {"word": "tekfir", "meanings": ["Kâfir sayma"]}, {"word": "tekir", "meanings": ["Barbunyaya (I) benzeyen bir balık (Mugil surmulletus)", "Postu siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde veya boz olan (kedi)"]}, {"word": "tekfur", "meanings": ["Bizans İmparatorluğu zamanında vali düzeyinde olan yöneticilerle Anadolu ve Rumeli'deki Hristiyan beylerine verilen ad"]}, {"word": "tek hücreli", "meanings": ["Bir hücreli"]}, {"word": "tekfurluk", "meanings": ["Tekfur olma durumu", "Tekfurun yönetimi altında bulunan yer"]}, {"word": "tekil", "meanings": ["Teklik"]}, {"word": "tekinsiz", "meanings": ["Tekin olmayan, uğursuz", "Güvenilir olmayan, muammalı (kişi, yer)", "Belli davranış veya sözlerin bir toplumca, bir toplumsal grupça tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması, tabu"]}, {"word": "tekin", "meanings": ["Boş, içinde kimse bulunmayan", "Güvenilir (kişi, yer)", "İçinde doğaüstü varlıklar bulunmadığına inanılan (yer)", "Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu"]}, {"word": "tekillik", "meanings": ["Tekil olma durumu"]}, {"word": "tekit", "meanings": ["Kuvvetleştirme, sağlamlaştırma", "Üsteleme"]}, {"word": "tekit etmek", "meanings": ["kuvvetleştirmek, sağlamlaştırmak, pekiştirmek", "üstelemek"]}, {"word": "tekke", "meanings": ["Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh", "İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer", "Esrar içilen üstü kapalı yer", "Hapishane"]}, {"word": "tekkeyi bekleyen çorbayı içer", "meanings": ["`bir şeyi elde etmek için bazı sıkıntılara katlanmak gerekir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tek kişilik", "meanings": ["Tek kişinin kullanabileceği, tek kişiye göre, tek kişi için olan", "tek kişinin yapacağı (iş)"]}, {"word": "tekleme", "meanings": ["Teklemek işi"]}, {"word": "tekleşme", "meanings": ["Tek duruma gelme", "Ünsüz tekleşmesi"]}, {"word": "teklemek", "meanings": ["Sık fideleri seyrekleştirmek", "Motorda pistonun biri çalışmamak", "Tabanca bozulup tutukluk yapmak", "Kalp düzenli çalışmamak", "Kekelemek"]}, {"word": "tekleşmek", "meanings": ["Tek özellik göstermek", "Tek duruma gelmek"]}, {"word": "teklif", "meanings": ["Yapması için birinden bir iş isteme", "İncelenmek veya kabul edilmek için bir şey sunma, önerme, öneri"]}, {"word": "teklif etmek", "meanings": ["öne sürmek", "evlenme, arkadaşlık isteğinde bulunmak", "önermek, öneride bulunmak"]}, {"word": "teklifli", "meanings": ["Kendisiyle samimi, içli dışlı olunmayan, resmî"]}, {"word": "teklifsiz", "meanings": ["Samimi, içli dışlı, sıkı fıkı", "Samimi, içli dışlı, sıkı fıkı bir biçimde"]}, {"word": "teklifsiz konuşma", "meanings": ["Senli benli, samimi, resmî olmadan konuşma ve davranma"]}, {"word": "teklif tekellüf", "meanings": ["Samimi olmama, resmî olma durumu, teklifli olma"]}, {"word": "teklifsizce", "meanings": ["Teklifsiz bir biçimde, içten olarak"]}, {"word": "teklifsizlik", "meanings": ["Teklifsiz olma durumu", "Teklifsizce davranış"]}, {"word": "teklik", "meanings": ["Tek, bir olma durumu", "Kelimelerde bir varlığı veya çekimli fiillerde bir kişiyi bildiren biçim, tekil, müfret, çoğul, çokluk karşıtı: öğrenci-y-im, ev-i-m, gel-di-m vb", "Lira"]}, {"word": "tek liste", "meanings": ["Seçimde muhalefeti olmayan liste", "Yenilecek yemeklerin ne olduğu önceden belirlenip gelen müşterilere aynı yemeklerin verildiği uygulama, fiks menü"]}, {"word": "tekme", "meanings": ["Ayakla vuruş", "Hayvanın art ayağıyla vurması, çifte"]}, {"word": "tekmeleme", "meanings": ["Tekmelemek işi"]}, {"word": "tekme atmak (veya vurmak)", "meanings": ["ayakla bir yere sertçe vurmak", "çifte atmak", "ihanet etmek", "yarı yolda bırakmak", "terk etmek"]}, {"word": "tekmelemek", "meanings": ["Tekme vurmak, tekme atmak", "Nankörce davranmak"]}, {"word": "tekme yemek", "meanings": ["birinin ayağından darbe almak", "ihanete uğramak", "yarı yolda bırakılmak", "terk edilmek"]}, {"word": "tekme tokat girişmek", "meanings": ["dayak atmak"]}, {"word": "tekmelenme", "meanings": ["Tekmelenmek işi"]}, {"word": "tekmelenmek", "meanings": ["Tekme vurulmak"]}, {"word": "tekmil almak", "meanings": ["üst, birliğin o andaki durumunu bildiren sözlü bilgiyi asttan almak"]}, {"word": "tekmil vermek", "meanings": ["ast, bir iş ve durum hakkında üste bilgi vermek", "ast, üstüne künyesini söylemek"]}, {"word": "tekmil", "meanings": ["Tamamlama, bitirme", "Bütün, tüm", "Eksiksiz", "Tamamıyla", "Tekmil haberi"]}, {"word": "tekmil haberi", "meanings": ["Askerlikte astın üste verdiği sözlü rapor, tekmil", "Bir işin tamamlanmış olduğu haberi, tekmil"]}, {"word": "tekmil olmak", "meanings": ["tamamlanmak"]}, {"word": "tekmilleme", "meanings": ["Tekmillemek işi"]}, {"word": "tekmillemek", "meanings": ["Tamamlamak, bütünlemek, bitirmek"]}, {"word": "tekne", "meanings": ["Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap", "Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü", "Bir tür küçük deniz taşıtı", "Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü", "Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı", "Havza", "Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası"]}, {"word": "tekneci", "meanings": ["Tekne, özellikle deniz teknesi yapan ve satan kimse", "Sokaklarda balık satan kimse"]}, {"word": "teknecilik", "meanings": ["Teknecinin işi"]}, {"word": "tekne kazıntısı", "meanings": ["Kişilerin yaşları ilerlediğinde doğan çocukları"]}, {"word": "teknetyum", "meanings": ["Atom numarası 43, atom ağırlığı yaklaşık 98 olan, yapay olarak elde edilen radyoaktif element, mazuryum (simgesi Tc)"]}, {"word": "teknik", "meanings": ["Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi", "Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama", "Bu uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin", "Yol, beceri, yöntem"]}, {"word": "teknikçi", "meanings": ["Bir işin bilim yönünden çok, uygulama ve pratik yönü ile uğraşan kimse, teknik adam, teknisyen, tekniker", "Film yapımının herhangi bir teknik kolunda çalışan usta işçi"]}, {"word": "teknik eğitim", "meanings": ["Mekanik alandaki uğraşlara, sanayi ile ilgili işlere veya uygulamalı bilim alanlarına ilişkin eğitim"]}, {"word": "teknik lise", "meanings": ["Teknik alanlarda eğitim vererek öğrenciyi yükseköğretim kurumlarına hazırlayan ortaöğretim kurumu"]}, {"word": "tekniker", "meanings": ["Teknikçi"]}, {"word": "teknik okul", "meanings": ["Öğrencileri teknik alanlarda yetiştiren okul"]}, {"word": "teknik üniversite", "meanings": ["Ağırlıklı olarak teknikle ilgili öğretimin yapıldığı yükseköğretim kurumu"]}, {"word": "teknik öğretim", "meanings": ["Bir tekniğin veya teknik yöntem ve becerilerin kazandırılmasına ağırlık veren öğretim"]}, {"word": "teknokrasi", "meanings": ["Sanayi, ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil, uzmanlar, teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan sistem"]}, {"word": "teknisyen", "meanings": ["Teknikçi"]}, {"word": "teknokrat", "meanings": ["Teknokrasiden yana olan", "Teknokrasi içerisinde yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar, teknisyen, iktisatçı vb. elemanların ortak adı", "Ekonomik mekanizmaların teorik incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı veya memur"]}, {"word": "tek örnek", "meanings": ["Tekdüze"]}, {"word": "teknolojik", "meanings": ["Teknoloji ile ilgili"]}, {"word": "teknoloji", "meanings": ["Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi", "İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü"]}, {"word": "tek parmaklılar", "meanings": ["Memeliler sınıfının otçul, geviş getirmeyen, beş parmaklı fil, üç parmaklı gergedan, tapir veya bir parmaklı toynaklıları içine alan alt takımı, tek tırnaklılar"]}, {"word": "tek partili", "meanings": ["Tek partiye dayanan (siyasi hayat)"]}, {"word": "tekrar", "meanings": ["Aynı olayın, işin, hareketin yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması", "Bir konuşma veya yazıda aynı düşünceyi, kelimeyi birçok defa söyleme", "Bir daha, yine, yeniden, gene"]}, {"word": "tekrar etmek", "meanings": ["yeni baştan söylemek veya yapmak", "bir iş, olay vb. yeniden ortaya çıkmak, tekrarlanmak"]}, {"word": "tekrarlama", "meanings": ["Tekrarlamak işi"]}, {"word": "tekrarlatma", "meanings": ["Tekrarlatmak işi, yineletme"]}, {"word": "tekrarlanma", "meanings": ["Tekrarlanma işi, yinelenme, tekerrür"]}, {"word": "tekrarlamak", "meanings": ["Bir işi bir kez daha yapmak, yinelemek, tekrar etmek"]}, {"word": "tekrarlatmak", "meanings": ["Tekrar ettirmek, yeni baştan yaptırmak, yineletmek"]}, {"word": "tekrarlı", "meanings": ["Üst üste veya tekrar tekrar yapılan, yinelemeli, tekrar edilen, mükerrer"]}, {"word": "tek renkli", "meanings": ["Tek rengi olan", "Yalnız basit bir renk veren (ışık)"]}, {"word": "tekrir etmek", "meanings": ["tekrarlamak"]}, {"word": "tekrir", "meanings": ["Tekrar etme, yeniden söyleme", "Bir yazıda, bir şiirde sözü veya kavramı anlatımı pekiştirmek amacıyla sık sık tekrar etme sanatı"]}, {"word": "tek sayı", "meanings": ["1, 3, 5, 7, 9 gibi kesirsiz olarak 2'ye bölünemeyen sayılar"]}, {"word": "tek seçici", "meanings": ["Herhangi bir seçimde tek yetkili olan kimse", "Bir takıma girecek sporcuların seçiminde yetkili olan kimse"]}, {"word": "tek sesli", "meanings": ["Benzer seslerin kullanılmasıyla yapılan (müzik vb.)", "Değişik düşünceler dile getirilemeyen (ortam, toplum)"]}, {"word": "tek seslilik", "meanings": ["Tek sesli olma durumu"]}, {"word": "teksif", "meanings": ["Yoğunlaştırma, sıklaştırma, koyulaştırma"]}, {"word": "teksif etmek", "meanings": ["yoğunlaştırmak"]}, {"word": "teksir", "meanings": ["Çoğaltma"]}, {"word": "teksir etmek", "meanings": ["yazıyı çoğaltmak"]}, {"word": "teksir makinesi", "meanings": ["Çoğaltma makinesi"]}, {"word": "teksir kâğıdı", "meanings": ["Saman kâğıdı", "Çoğaltma makinesinde kullanılan baskı kâğıdı"]}, {"word": "tekst", "meanings": ["Metin"]}, {"word": "tekstil", "meanings": ["Dokuma", "Dokumacılık"]}, {"word": "tek tanrıcı", "meanings": ["Tek tanrıcılığa inanan, monoteist"]}, {"word": "tekstilci", "meanings": ["Tekstil işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "tek tanrıcılık", "meanings": ["İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması, monoteizm", "Evreni, doğayı ve toplumu yaratıp yöneten, her şeye gücü yeten tek bir tanrı bulunduğuna inanma ve ona tapınma, tevhit"]}, {"word": "tek taraflı", "meanings": ["Bir yanı, tarafı olan", "Tek bakış açısı olan, tek yanlı, tek yönlü"]}, {"word": "tektonik", "meanings": ["Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi kolu"]}, {"word": "tek tırnak işareti", "meanings": ["Çift tırnak içinde verilen bir alıntıda yer alan bir başka sözü belirlemek için kullanılan noktalama işaretinin adı ('... ')"]}, {"word": "tekvando", "meanings": ["El ve kol vuruşlarından çok, ayak ve tekme tekniklerine önem veren, Uzak Doğu'ya özgü dövüş sanatı"]}, {"word": "tek tük", "meanings": ["Az, seyrek", "Az, seyrek olarak"]}, {"word": "tekvin", "meanings": ["Oluşturma, var etme, yaratış, yaratma"]}, {"word": "tek yanlı", "meanings": ["Tek taraflı"]}, {"word": "tekvin etmek", "meanings": ["yaratmak"]}, {"word": "tek yönlü yol", "meanings": ["Üzerinde trafiğin yalnız bir yönde hareket edebildiği kara yolu"]}, {"word": "tekzip", "meanings": ["Yalanlama"]}, {"word": "tekzip etmek", "meanings": ["yalanlamak, doğru olmadığını açıklamak"]}, {"word": "tek yumurta ikizi", "meanings": ["Tek yumurtada döllenen ikizler", "Bu ikizlerden her biri"]}, {"word": "tel çekmek", "meanings": ["telle çevirmek, tel germek"]}, {"word": "tel", "meanings": ["Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne", "Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan", "Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne", "İnsan saçını oluşturan ipçik", "Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri, lif"]}, {"word": "teller takmak", "meanings": ["sevincini aşırı davranışlarla gösterenler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "tel takınmak", "meanings": ["teller takmak"]}, {"word": "teli kırmak", "meanings": ["bağlı bulunduğu kuruluşlarla ilişkisini kesmek"]}, {"word": "tel", "meanings": ["Telgraf"]}, {"word": "tela", "meanings": ["Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez"]}, {"word": "tel çekmek", "meanings": ["telgraf çekmek"]}, {"word": "telaffuz", "meanings": ["Söyleyiş", "Boğumlanma"]}, {"word": "telaffuz etmek", "meanings": ["söylemek"]}, {"word": "telaffuz organları", "meanings": ["Seslerin söz durumuna gelmesini sağlayan organlar"]}, {"word": "telaffuz cihazı", "meanings": ["Bir dildeki söz varlıklarının doğru ve düzgün telaffuzunu gösteren alet"]}, {"word": "telafi", "meanings": ["Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama, yerine koyma"]}, {"word": "telaki", "meanings": ["Buluşma, kavuşma"]}, {"word": "telafi etmek", "meanings": ["ziyan olan veya elden çıkan bir şeyin yerini doldurmak, karşılamak"]}, {"word": "telakki", "meanings": ["Anlayış", "Kabul etme, sayma"]}, {"word": "telakki olunmak", "meanings": ["sayılmak, öyle kabul edilmek"]}, {"word": "telakki etmek", "meanings": ["saymak, öyle kabul etmek, öyle anlamak"]}, {"word": "telalamak", "meanings": ["İki kumaş parçası arasına tela koymak"]}, {"word": "telalama", "meanings": ["Telalamak işi"]}, {"word": "telaş", "meanings": ["Herhangi bir sebeple acelecilik", "Kaygı, tasa, sıkıntı", "Şaşkınlıktan doğan karışıklık, kargaşa"]}, {"word": "telaşe", "meanings": ["Telaş"]}, {"word": "telaş etmek", "meanings": ["sıkıntı duyarak acele etmek, endişelenmek, telaşlanmak"]}, {"word": "telaş almak", "meanings": ["herhangi bir sebeple heyecanlanmak, endişelenmek, acele etmek"]}, {"word": "telaş göstermek", "meanings": ["telaşını belli etmek"]}, {"word": "telaşa gelmek", "meanings": ["bir iş telaş sırasında yapılmak"]}, {"word": "telaşa düşmek", "meanings": ["telaşlanmak"]}, {"word": "telaşına dalmak", "meanings": ["herhangi bir şeyle ilgili olarak heyecan içinde, aceleyle, sıkıntıyla davranmak"]}, {"word": "telaşa vermek", "meanings": ["davranış ve hareketleriyle çevresindekileri heyecana, aceleye, sıkıntıya sokmak"]}, {"word": "telaşe müdürü", "meanings": ["Çok telaşlı veya çevresini telaşa veren kimse, telaşe nazırı"]}, {"word": "telaşlandırma", "meanings": ["Telaşlandırmak işi"]}, {"word": "telaşlandırmak", "meanings": ["Telaşlanmasına sebep olmak"]}, {"word": "telaşlanış", "meanings": ["Telaşlanma işi"]}, {"word": "telaşlanma", "meanings": ["Telaşlanmak işi"]}, {"word": "telaşlanmak", "meanings": ["Sıkıntı duyarak acele etmek, endişelenmek, telaş etmek"]}, {"word": "telaşlı", "meanings": ["Telaş eden, telaşa düşen, pürtelaş", "Aceleci"]}, {"word": "telaşlılık", "meanings": ["Telaşlı olma durumu"]}, {"word": "telaşsız", "meanings": ["Telaş etmeyen, telaş göstermeyen, soğukkanlı", "Soğukkanlılıkla, şaşırmadan"]}, {"word": "telaşsızlık", "meanings": ["Telaşsız olma durumu"]}, {"word": "telatin", "meanings": ["Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi"]}, {"word": "tel cambazı", "meanings": ["Tel üzerinde yürüyen, çeşitli akrobatik hareketler yapan cambaz", "Çok kaypak davranan kimse"]}, {"word": "tel çivi", "meanings": ["Telden yapılan çivi"]}, {"word": "telcik", "meanings": ["Çok ince tel", "Köklerin en ince uç bölümleri", "Erkek organda başçığı taşıyan ince bölüm", "Sinir veya kas hücrelerinin sitoplazmasında bulunan ince iplikçikler"]}, {"word": "tel dikiş", "meanings": ["Telle yapılan dikiş"]}, {"word": "tel dokuma", "meanings": ["Telle örülmüş dokuma"]}, {"word": "tel dolap", "meanings": ["Yanları ve kapağı ince delikli telden yapılmış dolap"]}, {"word": "telef etmek", "meanings": ["hayvanı öldürmek", "mahvetmek, yok etmek"]}, {"word": "telef", "meanings": ["Hayvanı yok etme, öldürme", "Boş yere harcama, yıpratma"]}, {"word": "telef olmak", "meanings": ["hayvan, ölmek", "mahvolmak"]}, {"word": "telefat", "meanings": ["Hastalık, afet vb. sebeplerle hayvanların toplu ölümü"]}, {"word": "teleferik", "meanings": ["Birbirinden uzak iki yüksek yer arasında, havada gerilmiş bir veya birkaç çelik halat üzerinde kayarak hareket eden asılı taşıt"]}, {"word": "telefon", "meanings": ["Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek", "Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt"]}, {"word": "telefon etmek (veya açmak)", "meanings": ["birini telefonla aramak ve bir şey söylemek"]}, {"word": "telefoncu", "meanings": ["Telefon düzeni kuran veya telefon onaran kimse", "Özellkle cep telefonu alıp satan kimse", "Santral memuru, santralci"]}, {"word": "telefonculuk", "meanings": ["Telefon kuruculuğu veya onarıcılığı", "Telefon santrali memurluğu"]}, {"word": "telefon direği", "meanings": ["Telefon tellerinin aktarımı için dikilen ağaç veya metal direk"]}, {"word": "telefon hattı", "meanings": ["Telefon tesisini ve iletişimini sağlayan tel örgü ağı"]}, {"word": "telefon kabini", "meanings": ["Telefon kulübesi"]}, {"word": "telefon kartı", "meanings": ["Telefon edebilmek için kullanılan, manyetik gücü ile telefon makinesini çalıştıran kart"]}, {"word": "telefon kulübesi", "meanings": ["Şehir veya mahallelerin belli yerlerinde telefon edilebilecek özel yer, telefon kabini"]}, {"word": "telefonlaşma", "meanings": ["Telefonlaşmak işi"]}, {"word": "telefonlaşmak", "meanings": ["Birbiriyle telefonda konuşmak"]}, {"word": "telefonometre", "meanings": ["Telefon konuşmalarının süresini ve sayısını gösteren sayaç"]}, {"word": "telefon santrali", "meanings": ["Aynı merkeze bağlı ve iletişim akışı için giriş ve çıkışın otomatik olarak yapılmasını sağlayan sistem", "Bu sistemin kurulu bulunduğu yer"]}, {"word": "telefotografi", "meanings": ["Fotoğraf, resim, yazı vb. durağan görüntülerin elektrik akımıyla uzaklara iletilmesi yolu"]}, {"word": "telek", "meanings": ["Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy"]}, {"word": "telekart", "meanings": ["Telefon etmek için kullanılan kart"]}, {"word": "teleke", "meanings": ["Uzun ve sert kanat telekleri"]}, {"word": "telekız", "meanings": ["Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın"]}, {"word": "telekinezi", "meanings": ["Uza devim"]}, {"word": "telekomünikasyon", "meanings": ["Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması, uz iletişim"]}, {"word": "telekonferans", "meanings": ["Ses ve görüntünün uzağa iletilmesi yoluyla katılanların bir arada olmamalarına karşın birbirleriyle konuşup görüşebildikleri elektronik konferans türü"]}, {"word": "teleks", "meanings": ["Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni"]}, {"word": "telem", "meanings": ["Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç"]}, {"word": "teleksçi", "meanings": ["Teleks görevlisi"]}, {"word": "teleme", "meanings": ["Teleme peyniri"]}, {"word": "teleme peyniri", "meanings": ["Tuzsuz ve yumuşak bir peynir türü, teleme"]}, {"word": "teleme peyniri gibi", "meanings": ["tombul ve beyaz tenli (kadın)"]}, {"word": "teleobjektif", "meanings": ["Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan, çok uzun odaklı mercek türü"]}, {"word": "telemetre", "meanings": ["İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç", "Uzaklık gösteren değerlerin aktarılmasına yarayan araç", "Fotoğraf makinelerinde, çekimi yapılacak nesneye olan uzaklığı belirterek bunun ayarını yapan düzen"]}, {"word": "telepati", "meanings": ["Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama, uza duyum"]}, {"word": "teleoloji", "meanings": ["Erek bilimi"]}, {"word": "teleskop", "meanings": ["Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt, gözlemci, ırakgörür"]}, {"word": "telepatik", "meanings": ["Telepati ile ilgili"]}, {"word": "teleradar", "meanings": ["Televizyon aracılığıyla radar görüntüsü alma işi"]}, {"word": "teles", "meanings": ["Yıpranmış, hırpalanmış bir biçimde telleri, lifleri meydana çıkmış"]}, {"word": "telesime", "meanings": ["Telesimek durumu"]}, {"word": "telesimek", "meanings": ["Yorulmak, güçsüz kalmak, yorgunluktan bayılacak duruma gelmek", "Zayıflamak"]}, {"word": "telesinema", "meanings": ["Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz", "Televizyonda filmleri iletme ve yansıtma işi ile uğraşan bölüm"]}, {"word": "telesiyej", "meanings": ["Kayakçıları veya turistleri sürekli hareket hâlindeki bir kabloya asılı oturma yerlerinde taşıyan bir teleferik türü"]}, {"word": "televizyon", "meanings": ["Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı"]}, {"word": "televizyon alıcısı", "meanings": ["Televizyon"]}, {"word": "televizyon bandrolü", "meanings": ["Televizyon alıcısı ile birlikte verilen ve alıcının vergisinin ödenmiş olduğunu gösteren belge"]}, {"word": "televizyoncu", "meanings": ["Televizyon satan kimse", "Televizyon onarıcısı", "Televizyon kuruluşunda çalışan görevli kimse"]}, {"word": "televizyonculuk", "meanings": ["Televizyon yapma, onarma veya satma işi", "Televizyoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "televizyon filmi", "meanings": ["Televizyonda gösterilmek için hazırlanmış film"]}, {"word": "televizyon programı", "meanings": ["Televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri"]}, {"word": "televizyon oyunu", "meanings": ["Televizyonda gösterilmek için hazırlanmış oyun"]}, {"word": "tel fırça", "meanings": ["Tel ile yapılmış sert fırça"]}, {"word": "televizyon yayını", "meanings": ["Televizyon verici istasyonlarının aracılığıyla alıcılara ulaştırılan yayın düzeni"]}, {"word": "televizyon verici istasyonu", "meanings": ["Televizyon yayını yapmak üzere donatılmış her türlü hareketli veya sabit tesis"]}, {"word": "telfin", "meanings": ["Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası, takoz"]}, {"word": "telgraf", "meanings": ["İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni", "Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt"]}, {"word": "telgrafçı", "meanings": ["Telgraf gönderen görevli"]}, {"word": "telgraf çekmek", "meanings": ["telgrafla haber göndermek, tellemek"]}, {"word": "telgrafçılık", "meanings": ["Telgrafçı olma durumu", "Telgrafçının yaptığı iş"]}, {"word": "telgrafhane", "meanings": ["Telgraf aracılığıyla haberleşmeyi sağlayan resmî kuruluş"]}, {"word": "telgraf direği", "meanings": ["Telgraf hattını aktarmada kullanılan ağaç veya metal direk"]}, {"word": "telgraf çiçeği", "meanings": ["Bir çeneklilerden, boğumlu sarkık dallı, yaprakları etli, uçları sivri, bazı türlerinde yaprakların alt ve üst yüzü mor ve gümüşi yollu, beyaz, mavi veya pembe çiçekli bir süs bitkisi (Tradescantia)"]}, {"word": "telgraf teli", "meanings": ["Telgraf iletişimini sağlayan tel"]}, {"word": "tel halat", "meanings": ["Telden yapılan kalın halat"]}, {"word": "telhis", "meanings": ["Özet, özetleme, kısaltma", "Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet olarak yazıp padişaha sunduğu kâğıt"]}, {"word": "telhis etmek", "meanings": ["özetlemek"]}, {"word": "telhisçi", "meanings": ["Padişaha sunulacak işlerin özetini çıkarmakla görevli kimse"]}, {"word": "telif", "meanings": ["Uzlaştırma", "Kitap yazma", "Telif hakkı", "Yazarın kendisinin kaleme aldığı"]}, {"word": "telif etmek", "meanings": ["uzlaştırmak", "kitap yazmak"]}, {"word": "telif hakkı", "meanings": ["Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi, telif, yazar hakkı, röyalti"]}, {"word": "telin", "meanings": ["Lanet okuma, lanetleme, kargıma, kargış"]}, {"word": "dermansızca", "meanings": ["Bitkince"]}, {"word": "dilotu", "meanings": ["`Çok konuşmak` anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "abasızlık", "meanings": ["Abasız olma durumu"]}, {"word": "akıntısızlık", "meanings": ["Akıntısız olma durumu"]}, {"word": "alakasızcasına", "meanings": ["İlgisizce"]}, {"word": "aldırışsızca", "meanings": ["Aldırışsız bir biçimde"]}, {"word": "ilgisizcesine", "meanings": ["İlgisizce"]}, {"word": "amaçsızcasına", "meanings": ["Amaçsızca"]}, {"word": "ambalajsızlık", "meanings": ["Ambalajsız olma durumu"]}, {"word": "anlamsızcasına", "meanings": ["Anlamsızca"]}, {"word": "anlaşmasızlık", "meanings": ["Anlaşmasız olma durumu"]}, {"word": "anlayışsızcasına", "meanings": ["Anlayışsızca"]}, {"word": "avantajsızlık", "meanings": ["Avantajsız olma durumu"]}, {"word": "avantasızlık", "meanings": ["Avantasız olma durumu"]}, {"word": "ayaksızlık", "meanings": ["Ayaksız olma durumu"]}, {"word": "ayıpsızlık", "meanings": ["Ayıpsız olma durumu"]}, {"word": "bacaksızlık", "meanings": ["Bacaksız olma durumu"]}, {"word": "bacasızlık", "meanings": ["Bacasız olma durumu"]}, {"word": "badanasızlık", "meanings": ["Badanasız olma durumu"]}, {"word": "bağımsızcasına", "meanings": ["Bağımsızca"]}, {"word": "bahçıvansızlık", "meanings": ["Bahçıvansız olma durumu"]}, {"word": "bahtsızca", "meanings": ["Bahtsız bir biçimde, bahtsızcasına"]}, {"word": "bahtsızcasına", "meanings": ["Bahtsızca"]}, {"word": "balgamsızlık", "meanings": ["Balgamsız olma durumu"]}, {"word": "balıksızlık", "meanings": ["Balıksız olma durumu"]}, {"word": "baskısızlık", "meanings": ["Baskısız olma durumu"]}, {"word": "baskısızca", "meanings": ["Baskısız bir biçimde, baskısızcasına"]}, {"word": "baskısızcasına", "meanings": ["Baskısızca"]}, {"word": "belasızlık", "meanings": ["Belasız olma durumu"]}, {"word": "bıyıksızlık", "meanings": ["Bıyıksız olma durumu"]}, {"word": "bilgisayarsızlık", "meanings": ["Bilgisayarsız olma durumu"]}, {"word": "cansızca", "meanings": ["Cansız bir biçimde, cansızcasına"]}, {"word": "cansızcasına", "meanings": ["Cansızca"]}, {"word": "çabasızca", "meanings": ["Çabasız bir biçimde, çabasızcasına"]}, {"word": "çabasızcasına", "meanings": ["Çabasızca"]}, {"word": "çatışmasızca", "meanings": ["Çatışmasız bir biçimde"]}, {"word": "çikolatasızlık", "meanings": ["Çikolatasız olma durumu"]}, {"word": "dalgasızlık", "meanings": ["Dalgasız olma durumu"]}, {"word": "damsızlık", "meanings": ["Damsız (I), (II) olma durumu"]}, {"word": "dalgasızca", "meanings": ["Dalgasız bir biçimde"]}, {"word": "cezasızca", "meanings": ["Cezasız bir biçimde"]}, {"word": "detaysızlık", "meanings": ["Ayrıntısızlık"]}, {"word": "ayrıntısızlık", "meanings": ["Ayrıntısız olma durumu, detaysızlık"]}, {"word": "ayrıntısızca", "meanings": ["Ayrıntısız bir biçimde, detaysızca"]}, {"word": "detaysızca", "meanings": ["Ayrıntısızca"]}, {"word": "duasızlık", "meanings": ["Duasız olma durumu"]}, {"word": "duraksızlık", "meanings": ["Duraksız olma durumu"]}, {"word": "duyarsızca", "meanings": ["Duyarsız bir biçimde"]}, {"word": "esassızlık", "meanings": ["Esassız olma durumu"]}, {"word": "ezansızlık", "meanings": ["Ezansız olma durumu"]}, {"word": "farksızca", "meanings": ["Farksız bir biçimde"]}, {"word": "faturasızlık", "meanings": ["Faturasız olma durumu"]}, {"word": "müenneslik", "meanings": ["Dişillik"]}, {"word": "dizayncılık", "meanings": ["Tasarımcılık"]}, {"word": "tasarımsız", "meanings": ["Tasarım yapılmamış, dizaynsız"]}, {"word": "dizaynsız", "meanings": ["Tasarımsız"]}, {"word": "dizaynlı", "meanings": ["Tasarımlı"]}, {"word": "tasarımsızlık", "meanings": ["Tasarımsız olma durumu"]}, {"word": "düz paçalı", "meanings": ["Paçası düz paça biçiminde olan"]}, {"word": "düz paça", "meanings": ["Kumaşın içe katlanarak dikilmesiyle oluşturulan paça türü"]}, {"word": "duble paçalı", "meanings": ["Paçası duble paça biçiminde olan"]}, {"word": "adı belirsizlik", "meanings": ["Adı belirsiz olma durumu"]}, {"word": "ağzı büyüklük", "meanings": ["Ağzı büyük olma durumu"]}, {"word": "ağzı kalabalıklık", "meanings": ["Ağzı kalabalık olma durumu"]}, {"word": "kalabalıklık", "meanings": ["Kalabalık olma durumu"]}, {"word": "ağzı karalık", "meanings": ["Ağzı kara olma durumu"]}, {"word": "ağzı kenetlilik", "meanings": ["Ağzı kenetli olma durumu"]}, {"word": "ağzı kilitlilik", "meanings": ["Ağzı kilitli olma durumu"]}, {"word": "başı açıklık", "meanings": ["Başı açık olma durumu"]}, {"word": "kilitlilik", "meanings": ["Kilitli olma durumu"]}, {"word": "başı bağlılık", "meanings": ["Başı bağlı olma durumu"]}, {"word": "başı diklik", "meanings": ["Başı dik olma durumu"]}, {"word": "başı dinçlik", "meanings": ["Başı dinç olma durumu"]}, {"word": "başı yumuşaklık", "meanings": ["Başı yumuşak olma durumu"]}, {"word": "başına buyrukluk", "meanings": ["Başına buyruk olma durumu"]}, {"word": "çenesi düşüklük", "meanings": ["Çenesi düşük olma durumu"]}, {"word": "canı sıkkınlık", "meanings": ["Canı sıkkın olma durumu"]}, {"word": "dili uzunluk", "meanings": ["Dili uzun olma durumu"]}, {"word": "ensesi kalınlık", "meanings": ["Ensesi kalın olma durumu"]}, {"word": "dili yatkınlık", "meanings": ["Dili yatkın olma durumu"]}, {"word": "gönlü darlık", "meanings": ["Gönlü dar olma durumu"]}, {"word": "gönlü bolluk", "meanings": ["Gönlü bol olma durumu"]}, {"word": "gönlü tokluk", "meanings": ["Gönlü tok olma durumu"]}, {"word": "gönlü yaralılık", "meanings": ["Gönlü yaralı olma durumu"]}, {"word": "gönlü zenginlik", "meanings": ["Gönlü zengin olma durumu"]}, {"word": "kafası boşluk", "meanings": ["Kafası boş olma durumu"]}, {"word": "kanı bozukluk", "meanings": ["Kanı bozuk olma durumu"]}, {"word": "karı ağızlılık", "meanings": ["Karı ağızlı olma durumu"]}, {"word": "karısı ağızlılık", "meanings": ["Karı ağızlılık"]}, {"word": "karısı köylülük", "meanings": ["Karısı köylü olma durumu"]}, {"word": "karnı açlık", "meanings": ["Karnı aç olma durumu"]}, {"word": "karnı tokluk", "meanings": ["Karnı tok olma durumu"]}, {"word": "kolu uzunluk", "meanings": ["Kolu uzun olma durumu"]}, {"word": "kulağı deliklik", "meanings": ["Kulağı delik olma durumu"]}, {"word": "niyeti bozukluk", "meanings": ["Niyeti bozuk olma durumu"]}, {"word": "sırtı peklik", "meanings": ["Sırtı pek olma durumu"]}, {"word": "sütü bozukluk", "meanings": ["Sütü bozuk olma durumu"]}, {"word": "tuzu kuruluk", "meanings": ["Tuzu kuru olma durumu"]}, {"word": "tüyü bozukluk", "meanings": ["Tüyü bozuk olma durumu"]}, {"word": "ufku darlık", "meanings": ["Ufku dar olma durumu"]}, {"word": "ufku genişlik", "meanings": ["Ufku geniş olma durumu"]}, {"word": "uğuru açıklık", "meanings": ["Uğuru açık olma durumu"]}, {"word": "yüreği katılık", "meanings": ["Yüreği katı olma durumu"]}, {"word": "yüreği peklik", "meanings": ["Yüreği pek olma durumu"]}, {"word": "yüreği temizlik", "meanings": ["Yüreği temiz olma durumu"]}, {"word": "yüreği yaralılık", "meanings": ["Yüreği yaralı olma durumu"]}, {"word": "yüreği yanıklık", "meanings": ["Yüreği yanık olma durumu"]}, {"word": "yüreği yufkalık", "meanings": ["Yüreği yufka olma durumu"]}, {"word": "yüzü asıklık", "meanings": ["Yüzü asık olma durumu"]}, {"word": "yüzü aklık", "meanings": ["Yüzü ak olma durumu"]}, {"word": "yüzü karalık", "meanings": ["Yüzü kara olma durumu"]}, {"word": "yüzü peklik", "meanings": ["Yüzü pek olma durumu"]}, {"word": "yüzü yumuşaklık", "meanings": ["Yüzü yumuşak olma durumu"]}, {"word": "çizerlik", "meanings": ["Karikatürcülük"]}, {"word": "karikatüristlik", "meanings": ["Karikatürcülük"]}, {"word": "sivri fikirlilik", "meanings": ["Sivri fikirli olma durumu"]}, {"word": "faydasızca", "meanings": ["Faydasız bir biçimde"]}, {"word": "formatsızlık", "meanings": ["Formatsız olma durumu"]}, {"word": "gamsızca", "meanings": ["Gamsız bir biçimde"]}, {"word": "garazsızca", "meanings": ["Garazsız bir biçimde"]}, {"word": "gazsızlık", "meanings": ["Gazsız olma durumu"]}, {"word": "hafızasızlık", "meanings": ["Hafızasız olma durumu"]}, {"word": "günahsızca", "meanings": ["Günahsız bir biçimde"]}, {"word": "harçsızlık", "meanings": ["Harçsız olma durumu"]}, {"word": "hasarsızca", "meanings": ["Hasarsız bir biçimde"]}, {"word": "hatırsızca", "meanings": ["Hatırsız bir biçimde"]}, {"word": "hatasızca", "meanings": ["Hatasız bir biçimde"]}, {"word": "hayırsızca", "meanings": ["Hayırsız bir biçimde"]}, {"word": "hazımsızca", "meanings": ["Hazımsız bir biçimde"]}, {"word": "hazırlıksızlık", "meanings": ["Hazırlıksız olma durumu"]}, {"word": "hazırlıksızca", "meanings": ["Hazırlıksız bir biçimde"]}, {"word": "heyecansızca", "meanings": ["Heyecansız bir biçimde"]}, {"word": "hırsızca", "meanings": ["Hırsıza yakışır bir biçimde, hırsızcasına"]}, {"word": "hırsızcasına", "meanings": ["Hırsızca"]}, {"word": "hınçlılık", "meanings": ["Hınçlı olma durumu"]}, {"word": "hilafsızca", "meanings": ["Hilafsız bir biçimde"]}, {"word": "ıpıssızlık", "meanings": ["Ipıssız olma durumu"]}, {"word": "ıssızca", "meanings": ["Issız bir biçimde"]}, {"word": "iddiasızca", "meanings": ["İddiasız bir biçimde"]}, {"word": "iddialılık", "meanings": ["İddialı olma durumu"]}, {"word": "iddialıca", "meanings": ["İddialı bir biçimde"]}, {"word": "idmanlılık", "meanings": ["İdmanlı olma durumu, antrenmanlılık"]}, {"word": "ihlassızca", "meanings": ["İhlassız bir biçimde"]}, {"word": "ihlaslıca", "meanings": ["İhlaslı bir biçimde"]}, {"word": "ihlaslılık", "meanings": ["İhlaslı olma durumu"]}, {"word": "ihtiraslılık", "meanings": ["İhtiraslı olma durumu"]}, {"word": "ihtiraslıca", "meanings": ["İhtiraslı bir biçimde"]}, {"word": "ihtiyaçlılık", "meanings": ["İhtiyaçlı olma durumu"]}, {"word": "ihtiyaçsızlık", "meanings": ["İhtiyaçsız olma durumu"]}, {"word": "ihtiyarsızca", "meanings": ["İhtiyarsız bir biçimde"]}, {"word": "ihtiyaçsızca", "meanings": ["İhtiyaçsız bir biçimde"]}, {"word": "ihtiyatlıca", "meanings": ["İhtiyatlı bir biçimde"]}, {"word": "ihtiyatsızca", "meanings": ["İhtiyatsız bir biçimde"]}, {"word": "iktidarlılık", "meanings": ["İktidarlı olma durumu"]}, {"word": "iktidarsızca", "meanings": ["İktidarsız bir biçimde"]}, {"word": "iktisatlılık", "meanings": ["İktisatlı olma durumu"]}, {"word": "imanlıca", "meanings": ["İmanlı bir biçimde"]}, {"word": "imanlılık", "meanings": ["İmanlı olma durumu"]}, {"word": "imansızca", "meanings": ["İmansız bir biçimde"]}, {"word": "imkânsızca", "meanings": ["İmkânsız bir biçimde"]}, {"word": "imtiyazlıca", "meanings": ["İmtiyazlı bir biçimde"]}, {"word": "imtiyazsızca", "meanings": ["İmtiyazsız bir biçimde"]}, {"word": "imtiyazlılık", "meanings": ["İmtiyazlı olma durumu"]}, {"word": "imtizaçlı", "meanings": ["Uyumlu"]}, {"word": "imtizaçsızlık", "meanings": ["Uyumsuzluk"]}, {"word": "imzasızlık", "meanings": ["İmzasız olma durumu"]}, {"word": "inançlıca", "meanings": ["İnançlı bir biçimde"]}, {"word": "inançsızca", "meanings": ["İnançsız bir biçimde"]}, {"word": "insaflıca", "meanings": ["İnsaflı bir biçimde"]}, {"word": "insanlılık", "meanings": ["İnsanlı olma durumu"]}, {"word": "insansızlık", "meanings": ["İnsansız olma durumu"]}, {"word": "intizamlılık", "meanings": ["İntizamlı olma durumu"]}, {"word": "intizamlıca", "meanings": ["İntizamlı bir biçimde"]}, {"word": "intizamsızca", "meanings": ["İntizamsız bir biçimde"]}, {"word": "irtibatlılık", "meanings": ["Bağlantılılık"]}, {"word": "yeteneklice", "meanings": ["Yetenekli bir biçimde"]}, {"word": "yeteneksizce", "meanings": ["Yeteneksiz bir biçimde"]}, {"word": "istikrarlıca", "meanings": ["Dengelice"]}, {"word": "dengelice", "meanings": ["Dengeli bir biçimde, istikrarlıca"]}, {"word": "istikrarsızca", "meanings": ["Dengesizce"]}, {"word": "dengesizce", "meanings": ["Dengesiz bir biçimde, istikrarsızca"]}, {"word": "istisnalı", "meanings": ["İstisnası olan"]}, {"word": "istisnasızca", "meanings": ["İstisnasız bir biçimde"]}, {"word": "istisnasızlık", "meanings": ["İstisnasız olma durumu"]}, {"word": "itibarlılık", "meanings": ["İtibarlı olma durumu"]}, {"word": "iştahlıca", "meanings": ["İştahlı bir biçimde"]}, {"word": "iştahsızca", "meanings": ["İştahsız bir biçimde"]}, {"word": "itibarlıca", "meanings": ["İtibarlı bir biçimde"]}, {"word": "itibarsızca", "meanings": ["İtibarsız bir biçimde"]}, {"word": "itikatlılık", "meanings": ["İtikatlı olma durumu"]}, {"word": "itinalılık", "meanings": ["Özenlilik"]}, {"word": "özenlilik", "meanings": ["Özenli olma durumu, itinalılık"]}, {"word": "itinasızca", "meanings": ["Özensizce"]}, {"word": "itinalıca", "meanings": ["Özenlice"]}, {"word": "özenlice", "meanings": ["Özenli bir biçimde, itinalıca"]}, {"word": "özensizce", "meanings": ["Özensiz bir biçimde, itinasızca"]}, {"word": "itirazcılık", "meanings": ["İtirazcı olma durumu"]}, {"word": "itirazlı", "meanings": ["İtiraz edilmiş olan"]}, {"word": "itirazsızlık", "meanings": ["İtirazsız olma durumu"]}, {"word": "itirazsızca", "meanings": ["İtirazsız bir biçimde"]}, {"word": "ödünlülük", "meanings": ["Ödünlü olma durumu, ivazlılık"]}, {"word": "ivazlılık", "meanings": ["Ödünlülük"]}, {"word": "ivazsızca", "meanings": ["Ödünsüzce"]}, {"word": "ivazsızlık", "meanings": ["Ödünsüzlük"]}, {"word": "kadınlılık", "meanings": ["Kadınlı olma durumu"]}, {"word": "ödünsüzce", "meanings": ["Ödünsüz bir biçimde, ivazsızca"]}, {"word": "kadınsızlık", "meanings": ["Kadınsız olma durumu"]}, {"word": "kafalıca", "meanings": ["Kafalı bir biçimde"]}, {"word": "kafasızca", "meanings": ["Kafasız bir biçimde"]}, {"word": "kalıplıca", "meanings": ["Kalıplı olan"]}, {"word": "kaldırımsızlık", "meanings": ["Kaldırımsız olma durumu"]}, {"word": "kalımsızlık", "meanings": ["Kalımsız olma durumu"]}, {"word": "kalıplılık", "meanings": ["Kalıplı olma durumu"]}, {"word": "kalıpsızca", "meanings": ["Kalıpsız bir biçimde"]}, {"word": "kalıpsızlık", "meanings": ["Kalıpsız olma durumu"]}, {"word": "soloculuk", "meanings": ["Solistlik"]}, {"word": "meselesizlik", "meanings": ["Sorunsuzluk"]}, {"word": "kanatlılık", "meanings": ["Kanatlı olma durumu"]}, {"word": "tanrı bilimcilik", "meanings": ["Tanrı bilimcinin yaptığı iş, ilahiyatçılık"]}, {"word": "kanatsızlık", "meanings": ["Kanatsız olma durumu"]}, {"word": "kapılılık", "meanings": ["Kapılı olma durumu"]}, {"word": "kaplılık", "meanings": ["Kaplı olma durumu"]}, {"word": "kapısızlık", "meanings": ["Kapısız olma durumu"]}, {"word": "kapsızlık", "meanings": ["Kapsız olma durumu"]}, {"word": "kararlıca", "meanings": ["Kararlı bir biçimde"]}, {"word": "kararsızca", "meanings": ["Kararsız bir biçimde"]}, {"word": "kargaşalılık", "meanings": ["Kargaşalı olma durumu"]}, {"word": "kargaşasızlık", "meanings": ["Kargaşasız olma durumu"]}, {"word": "karlılık", "meanings": ["Karlı olma durumu"]}, {"word": "kârlılık", "meanings": ["Kârlı olma durumu"]}, {"word": "kârlıca", "meanings": ["Kârlı bir biçimde"]}, {"word": "karlıca", "meanings": ["Karlı bir biçimde"]}, {"word": "karsız", "meanings": ["Karı olmayan"]}, {"word": "karsızlık", "meanings": ["Karsız olma durumu"]}, {"word": "karşılıklılık", "meanings": ["Karşılıklı olma durumu, mütekabiliyet"]}, {"word": "kârsızca", "meanings": ["Kârsız bir biçimde"]}, {"word": "karşılıksızlık", "meanings": ["Karşılıksız olma durumu"]}, {"word": "karşılıksızca", "meanings": ["Karşılıksız bir biçimde"]}, {"word": "kartsızlık", "meanings": ["Kartsız olma durumu"]}, {"word": "karşılıklıca", "meanings": ["Karşılıklı bir biçimde"]}, {"word": "kasıtlılık", "meanings": ["Kasıtlı olma durumu"]}, {"word": "kasıtsızlık", "meanings": ["Kasıtsız olma durumu"]}, {"word": "kasıtsızca", "meanings": ["Kasıtsız bir biçimde"]}, {"word": "kasıtlıca", "meanings": ["Kasıtlı bir biçimde"]}, {"word": "kassızlık", "meanings": ["Kassız olma durumu"]}, {"word": "kaslılık", "meanings": ["Kaslı olma durumu"]}, {"word": "katıksızlık", "meanings": ["Katıksız olma durumu"]}, {"word": "katıksızca", "meanings": ["Katıksız bir biçimde"]}, {"word": "katışıklı", "meanings": ["İçine başka şeyler karışmış olan"]}, {"word": "katışıklılık", "meanings": ["Katışıklı olma durumu"]}, {"word": "katışıksızlık", "meanings": ["Katışıksız olma durumu"]}, {"word": "katkılılık", "meanings": ["Katkılı olma durumu"]}, {"word": "katkısızca", "meanings": ["Katkısız bir biçimde"]}, {"word": "katkısızlık", "meanings": ["Katkısız olma durumu"]}, {"word": "kavgalılık", "meanings": ["Kavgalı olma durumu"]}, {"word": "kavgasızca", "meanings": ["Kavgasız bir biçimde"]}, {"word": "kavrayışlılık", "meanings": ["Kavrayışlı olma durumu"]}, {"word": "kaygılılık", "meanings": ["Kaygılı olma durumu"]}, {"word": "kaygılıca", "meanings": ["Kaygılı bir biçimde"]}, {"word": "kayıtlılık", "meanings": ["Kayıtlı olma durumu"]}, {"word": "kazançlılık", "meanings": ["Kazançlı olma durumu"]}, {"word": "kazançsızlık", "meanings": ["Kazançsız olma durumu"]}, {"word": "kazasızlık", "meanings": ["Kazasız olma durumu"]}, {"word": "kazasızca", "meanings": ["Kazasız bir biçimde"]}, {"word": "kenarlılık", "meanings": ["Kenarlı olma durumu"]}, {"word": "kenarsızlık", "meanings": ["Kenarsız olma durumu"]}, {"word": "kılçıklılık", "meanings": ["Kılçıklı olma durumu"]}, {"word": "kılçıksızlık", "meanings": ["Kılçıksız olma durumu"]}, {"word": "kılıfsızlık", "meanings": ["Kılıfsız olma durumu"]}, {"word": "kılıksızca", "meanings": ["Kılıksız bir biçimde"]}, {"word": "kılıklılık", "meanings": ["Kılıklı olma durumu"]}, {"word": "kıllılık", "meanings": ["Kıllı olma durumu"]}, {"word": "kılsızlık", "meanings": ["Kılsız olma durumu"]}, {"word": "kıllıca", "meanings": ["Kıllı bir biçimde"]}, {"word": "kınasızlık", "meanings": ["Kınasız olma durumu"]}, {"word": "kınlılık", "meanings": ["Kınlı olma durumu"]}, {"word": "kınsızlık", "meanings": ["Kınsız olma durumu"]}, {"word": "kıpırtısızlık", "meanings": ["Kıpırtısız olma durumu"]}, {"word": "kıpırtısızca", "meanings": ["Kıpırtısız bir biçimde"]}, {"word": "kırışıklılık", "meanings": ["Kırışıklı olma durumu"]}, {"word": "kırışıksızlık", "meanings": ["Kırışıksız olma durumu"]}, {"word": "kıvamlıca", "meanings": ["Kıvamlı bir biçimde"]}, {"word": "kıvamlılık", "meanings": ["Kıvamlı bir biçimde"]}, {"word": "kıvamsızlık", "meanings": ["Kıvamsız bir biçimde"]}, {"word": "kıvrımlılık", "meanings": ["Kıvrımlı olma durumu"]}, {"word": "kitaplı", "meanings": ["Kitabı olan"]}, {"word": "kıvrımsızlık", "meanings": ["Kıvrımsız olma durumu"]}, {"word": "kitaplılık", "meanings": ["Kitaplı olma durumu"]}, {"word": "kitaplıca", "meanings": ["Kitaplı bir biçimde"]}, {"word": "kitapsızca", "meanings": ["Kitapsız bir biçimde"]}, {"word": "kocalılık", "meanings": ["Kocalı olma durumu"]}, {"word": "kolasızlık", "meanings": ["Kolasız olma durumu"]}, {"word": "kolalılık", "meanings": ["Kolalı olma durumu"]}, {"word": "korunaklılık", "meanings": ["Korunaklı olma durumu"]}, {"word": "korunaksızlık", "meanings": ["Korunaksız olma durumu"]}, {"word": "kravatsızlık", "meanings": ["Kravatsız olma durumu"]}, {"word": "kravatlılık", "meanings": ["Kravatlı olma durumu"]}, {"word": "kravatlıca", "meanings": ["Kravatlı bir biçimde"]}, {"word": "kravatsızca", "meanings": ["Kravatsız bir biçimde"]}, {"word": "kulaksızlık", "meanings": ["Kulaksız olma durumu"]}, {"word": "kullanımlılık", "meanings": ["Kullanımlı olma durumu"]}, {"word": "kullanımsızlık", "meanings": ["Kullanımsız olma durumu"]}, {"word": "kurallılık", "meanings": ["Kurallı olma durumu"]}, {"word": "kurallıca", "meanings": ["Kurallı bir biçimde"]}, {"word": "kuralsızca", "meanings": ["Kuralsız bir biçimde"]}, {"word": "maaşlılık", "meanings": ["Maaşlı olma durumu"]}, {"word": "maaşsızlık", "meanings": ["Maaşsız olma durumu"]}, {"word": "maksatlılık", "meanings": ["Maksatlı olma durumu"]}, {"word": "maksatlıca", "meanings": ["Maksatlı bir biçimde"]}, {"word": "maksatsızca", "meanings": ["Maksatsız bir biçimde"]}, {"word": "makyajsızca", "meanings": ["Makyajsız bir biçimde"]}, {"word": "manalılık", "meanings": ["Manalı olma durumu"]}, {"word": "manasızcasına", "meanings": ["Manasızca"]}, {"word": "mantıklıca", "meanings": ["Mantıklı bir biçimde"]}, {"word": "mantıklılık", "meanings": ["Mantıklı olma durumu, mantıksallık"]}, {"word": "mantıksızcasına", "meanings": ["Mantıksızca"]}, {"word": "manzarasızlık", "meanings": ["Manzarasız olma durumu"]}, {"word": "analistlik", "meanings": ["Çözümleyicilik"]}, {"word": "tahlilcilik", "meanings": ["Çözümleyicilik"]}, {"word": "süreğenleştirme", "meanings": ["Süreğenleştirmek durumu, müzminleştirme"]}, {"word": "süreğenleştirmek", "meanings": ["Süreğen duruma getirmek, müzminleştirmek"]}, {"word": "kavakçı", "meanings": ["Kavak yetiştiren kimse"]}, {"word": "küfesiz", "meanings": ["Küfesi olmayan"]}, {"word": "küfeli", "meanings": ["Küfesi olan"]}, {"word": "kanyoncu", "meanings": ["Kanyonculuk sporuyla ilgilenen kimse"]}, {"word": "kesenekçilik", "meanings": ["Kesenekçinin yaptığı iş, kesimcilik, iltizamcılık, mültezimlik"]}, {"word": "mültezimlik", "meanings": ["Kesenekçilik"]}, {"word": "iltizamcılık", "meanings": ["Kesenekçilik"]}, {"word": "grafik tasarımcısı", "meanings": ["Herhangi bir durumu yazı, biçim, desen veya çizgilerle gösteren kimse, grafikçi, grafiker"]}, {"word": "grafik tasarımcılığı", "meanings": ["Grafik tasarımcısının yaptığı iş, grafikçilik, grafikerlik"]}, {"word": "aletsiz", "meanings": ["Aleti olmayan veya aletle yapılmayan"]}, {"word": "klimasız", "meanings": ["Kliması olmayan"]}, {"word": "klimalı", "meanings": ["Kliması olan"]}, {"word": "kafeinli", "meanings": ["İçinde kafein bulunan"]}, {"word": "kafeinsiz", "meanings": ["İçinde kafein bulunmayan"]}, {"word": "hüsranlı", "meanings": ["Hüsran içinde bulunan"]}, {"word": "hüsransız", "meanings": ["Hüsran içinde bulunmayan"]}, {"word": "farbalı", "meanings": ["Farbası olan"]}, {"word": "farbasız", "meanings": ["Farbası olmayan"]}, {"word": "lama", "meanings": ["Küçük maden veya cam şerit"]}, {"word": "merdiven altı üretim", "meanings": ["Yasal olmayan yollarla yapılan üretim"]}, {"word": "mücavir alan", "meanings": ["Bir şehrin gelişmesi bakımından gerekli görüldüğünde kullanılabilecek olan belediye sınırlarına komşu alan"]}, {"word": "net", "meanings": ["Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "sigara ağızlığı", "meanings": ["Zararını azaltmak amacıyla içilirken sigaranın takıldığı ahşap, plastik vb. maddelerden yapılmış araç, sigaralık"]}, {"word": "sikme", "meanings": ["Sikmek işi"]}, {"word": "topkadife", "meanings": ["Kadife çiçeği"]}, {"word": "silintili", "meanings": ["Silintisi olan"]}, {"word": "toplumsal küme", "meanings": ["Türlü etkileşimlerle bir arada bulunan,birden çok sayıda bireyden oluşan toplumsal birim"]}, {"word": "kese yoğurdu", "meanings": ["Süzme yoğurt"]}, {"word": "toplumsal baskı", "meanings": ["Belli bir topluluk içinde süregelen bir değeri gerçekleştirmek için bireylere veya topluluklara o konudaki tutumlarını, davranışlarını değiştirmeleri için yapılan baskı"]}, {"word": "uçaklı", "meanings": ["Uçağı olan", "Uçakla yapılan"]}, {"word": "durmalı çıkış", "meanings": ["Bisiklet yarışlarında bir yardımcının kol itişiyle yapılan çıkış"]}, {"word": "uçaksız", "meanings": ["Uçağı olmayan", "Uçak kullanılmadan yapılan"]}, {"word": "uykucu Mahmut", "meanings": ["Uykuyu çok seven, çok uyuyan kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "uçarıca", "meanings": ["Uçarıya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "kapiş", "meanings": ["`Anladın mı?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "uzay aracı", "meanings": ["Araştırma yapmak üzere uzaya gönderilen insanlı veya insansız araçların ortak adı"]}, {"word": "uzi", "meanings": ["Kısa sürede birçok mermi atabilen, isabet oranı düşük, tek elle de kullanılabilen bir tür makineli tüfek"]}, {"word": "üç adım atlama", "meanings": ["Gelişme koşusunun verdiği hızla tek ayak üzerinde sıçrayıp aynı ayak üzerine düştükten sonra dingin bacakla bir adım atarak yine bu bacakla üçüncü sıçramayı yapmak kuralına bağlı olarak vücudu yerden koparıp üç sıçrama ile uzağa kondurma, üç adım", "Üç adımda en uzağa atlamak amacıyla yarışılan atletizm dalı, üç adım"]}, {"word": "gelişme koşusu", "meanings": ["Atma veya atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla yarışçının hız kazanmak için yaptığı koşu"]}, {"word": "üç buutlu", "meanings": ["Üç boyutlu"]}, {"word": "vergi oranı", "meanings": ["Alınacak verginin yüzde olarak niceliğini gösteren sayı"]}, {"word": "son hızla", "meanings": ["Olanca hız kullanılanarak"]}, {"word": "sosyal antropolog", "meanings": ["Sosyal antropoloji uzmanı"]}, {"word": "şah beyit", "meanings": ["Taç beyit"]}, {"word": "şahincibaşı", "meanings": ["Osmanlı döneminde şahincilerin başı olan kimse"]}, {"word": "şahinleşme", "meanings": ["Şahinleşmek durumu"]}, {"word": "şahinleşmek", "meanings": ["Herhangi bir düşünce konusunda keskinleşmek, sertleşmek, katı bir durum sergilemek"]}, {"word": "şeddeleme", "meanings": ["Şeddelemek işi"]}, {"word": "şehriye pilavı", "meanings": ["Şehriye ile yapılan pilav"]}, {"word": "şeddelemek", "meanings": ["Şeddeli duruma getirmek"]}, {"word": "şirazesi bozuk", "meanings": ["Akli dengesi yerinde olmayan (kimse)"]}, {"word": "çeltikli", "meanings": ["İçinde çeltik olan"]}, {"word": "çeltiksiz", "meanings": ["İçinde çeltik bulunmayan"]}, {"word": "Rumen", "meanings": ["Romanya halkından olan kimse, Romanyalı", "Romanya'yla ilgili, Romanya'ya ait olan"]}, {"word": "tamamlayıverme", "meanings": ["Tamamlayıvermek işi"]}, {"word": "tamamlayıvermek", "meanings": ["Çabucak bitirmek, tamamlamak"]}, {"word": "tarazlı", "meanings": ["Tarazı olan"]}, {"word": "tarazsız", "meanings": ["Tarazı olmayan"]}, {"word": "tazekan", "meanings": ["Bir kuruluşu canlandırabilecek yeni kişi veya kişiler"]}, {"word": "tek tanrılı", "meanings": ["İnandığı tek bir tanrı olan"]}, {"word": "kirlihanım", "meanings": ["Dik büyüyen çiçekleri sarı, kırmızı, beyaz, pembe vb. renklerde olan, tek yıllık bir süs bitkisi (Zinnia)"]}, {"word": "çok tanrılı", "meanings": ["Birden fazla tanrıya inanan"]}, {"word": "antroponimi", "meanings": ["Kişi adlarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "mecazımürsel", "meanings": ["Benzetme ilgisi bulunmaksızın, neden sonuç gibi türlü ilişkilerle bir sözcüğün başka bir sözcük yerinde kullanılması sanatı, ad aktarması"]}, {"word": "kötümserleştirmek", "meanings": ["Kötümser duruma getirmek, karamsarlaştırmak"]}, {"word": "ad aktarması", "meanings": ["Mecazımürsel"]}, {"word": "kötümserleştirme", "meanings": ["Kötümserleştirmek durumu, karamsarlaştırma"]}, {"word": "kasap havası", "meanings": ["Marmara Bölgesi'nde özellikle Trakya'da düğünlerde oynanan bir tür halk oyunu"]}, {"word": "karşı düşünce", "meanings": ["Karşı görüş"]}, {"word": "tın tın ötmek", "meanings": ["içinde bir şey olmamak, boş olmak", "parasız, züğürt olmak"]}, {"word": "tın tın", "meanings": ["Bilgisiz, cahil, akılsız", "Parasız, züğürt", "İçinde bir şey olmayan (yer)"]}, {"word": "viyolo", "meanings": ["343 viyola"]}, {"word": "yağmurca", "meanings": ["Dağ keçisi"]}, {"word": "volanlı", "meanings": ["Volanı olan"]}, {"word": "birleşikgiller", "meanings": ["Bitişik yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan, kimi cinsleri uçucu yağ veya süt taşıyan bir familya"]}, {"word": "yalbırdak", "meanings": ["Yarı çıplak"]}, {"word": "yanaz", "meanings": ["Ters, huysuz (kimse)"]}, {"word": "yanazlık", "meanings": ["Yanaz olma durumu"]}, {"word": "yankıca", "meanings": ["Başkasının söylediği sözleri yankı gibi yineleme"]}, {"word": "yapadurma", "meanings": ["Yapadurmak işi"]}, {"word": "yankıcıl", "meanings": ["Yankıdan yararlanarak yönünü bulan (hayvan)"]}, {"word": "yapadurmak", "meanings": ["Yapmayı sürdürmek"]}, {"word": "yapışkan balığı", "meanings": ["Başındaki yapışkan bölümle, çeşitli cisimlere tutunarak yaşayan, yaklaşık 1 metre uzunluğunda bir tür balık (Echeneis naucrafes)"]}, {"word": "yaptırımcı", "meanings": ["Yaptırım gücü bulunan"]}, {"word": "yaptırımlı", "meanings": ["Yaptırımı olan"]}, {"word": "yaptırımsız", "meanings": ["Yaptırımı olmayan"]}, {"word": "oley", "meanings": ["Yaşa"]}, {"word": "yaş dağılımı", "meanings": ["Bir toplumu oluşturan kimselerin yaşlara göre sayısal dağılımı"]}, {"word": "yavaş çekim", "meanings": ["Hızı düşürülerek çekilmiş görüntü", "Ağır hareket eden (kimse)"]}, {"word": "yayın alanı", "meanings": ["Bir radyo veya televizyonun vericisinin kaspadığı alan"]}, {"word": "yazboz", "meanings": ["İskambil, okey vb. oyunlarda sonuçların yazıldığı kâğıt"]}, {"word": "yıldız tornavida", "meanings": ["Yıldız biçimindeki vidaları söküp takmakta kullanılan ucu yıldız şeklinde tornavida"]}, {"word": "dokuzluk", "meanings": ["Dokuzu bir arada, dokuz taneden oluşmuş, dokuz tane alabilen"]}, {"word": "yüzdeci", "meanings": ["Çalışılan yerden ücret yerine kazançtan yüzde hesabına göre pay alan kimse"]}, {"word": "yuka", "meanings": ["Zayıf, ince, hafif", "Dayanıksız", "Derin olmayan, sığ"]}, {"word": "zili", "meanings": ["Enine ve boyuna motifleri olan, daha çok yolluk olarak kullanılan kilim"]}, {"word": "başkentli", "meanings": ["Başkentte oturan (kimse), başşehirli", "Başkentte doğan (kimse), başşehirli"]}, {"word": "başşehirli", "meanings": ["Başkentli"]}, {"word": "başvezirlik", "meanings": ["Başvezir olma durumu"]}, {"word": "bidonculuk", "meanings": ["Bidoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "gidedurmak", "meanings": ["Gitmek"]}, {"word": "otodidaktik", "meanings": ["Öz öğrenim"]}, {"word": "gidedurma", "meanings": ["Gidedurmak işi"]}, {"word": "yazadurma", "meanings": ["Yazadurmak işi"]}, {"word": "yazadurmak", "meanings": ["Yazmak"]}, {"word": "çöreotu", "meanings": ["Çörek otu"]}, {"word": "ciyaklatma", "meanings": ["Cıyaklatma"]}, {"word": "ciyaklatmak", "meanings": ["Cıyaklatmak"]}, {"word": "evlat acısı", "meanings": ["Çocuğu ölen kişinin duyduğu üzüntü, ciğer acısı, ciğer yarası"]}, {"word": "cızıldatmak", "meanings": ["Cızırdatmak"]}, {"word": "cızıldatma", "meanings": ["Cızırdatma"]}, {"word": "vurgulanma", "meanings": ["Vurgulanmak işi"]}, {"word": "başkentlilik", "meanings": ["Başkentli olma durumu, başşehirlilik"]}, {"word": "ön yargısız", "meanings": ["Ön yargıları olmayan, ön yargı ile karar vermeyen"]}, {"word": "piyanistlik", "meanings": ["Piyanistin işi"]}, {"word": "vurgulanmak", "meanings": ["Vurgulama işi yapılmak"]}, {"word": "başşehirlilik", "meanings": ["Başkentlilik"]}, {"word": "ön yargılılık", "meanings": ["Ön yargılı olma durumu"]}, {"word": "dikenli yüzgeçliler", "meanings": ["Kemiksi balıklar takımının bir alt familyası (Acanthodii)"]}, {"word": "ön yargısızlık", "meanings": ["Ön yargısız olma durumu"]}, {"word": "övülebilme", "meanings": ["Övülebilmek işi"]}, {"word": "oylumsuzluk", "meanings": ["Hacimsizlik"]}, {"word": "teorisyenlik", "meanings": ["Kuramcılık"]}, {"word": "süreğenlik", "meanings": ["Süreğen olma durumu, müzminlik"]}, {"word": "madikçilik", "meanings": ["Madikçi olma durumu"]}, {"word": "lostracılık", "meanings": ["Lostracının yaptığı iş"]}, {"word": "litografyacılık", "meanings": ["Litografyacının yaptığı iş"]}, {"word": "kılıfçılık", "meanings": ["Kılıfçının yaptığı iş"]}, {"word": "kokoşluk", "meanings": ["Kokoş olma durumu"]}, {"word": "kokotluk", "meanings": ["Kokot olma durumu"]}, {"word": "koltuk düşkünlüğü", "meanings": ["Koltuk düşkünü olma durumu"]}, {"word": "konaklayış", "meanings": ["Konaklama işi"]}, {"word": "külahçılık", "meanings": ["Külahçının yaptığı iş"]}, {"word": "kuru yemişçilik", "meanings": ["Kuru yemişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "icraatçılık", "meanings": ["İcraatçı olma durumu"]}, {"word": "akımlı", "meanings": ["Akımı olan"]}, {"word": "akımsız", "meanings": ["Akımı olmayan"]}, {"word": "alüminli", "meanings": ["Alümin içeren"]}, {"word": "arkadaşsız", "meanings": ["Arkadaşı olmayan", "Arkadaş olmadan"]}, {"word": "amonyaklı", "meanings": ["Amonyak içeren"]}, {"word": "amperlik", "meanings": ["Herhangi bir amper ölçüsünde olan"]}, {"word": "arkadaşsızlık", "meanings": ["Arkadaşsız olma durumu"]}, {"word": "arsacık", "meanings": ["Küçük arsa"]}, {"word": "asitli", "meanings": ["İçinde asit bulunan"]}, {"word": "asitsiz", "meanings": ["İçinde asit bulunmayan"]}, {"word": "belirsizce", "meanings": ["Belirsiz bir biçimde"]}, {"word": "bağnazca", "meanings": ["Bağnaza yakışır bir biçimde olan"]}, {"word": "betonlu", "meanings": ["İçinde beton bulunan"]}, {"word": "belitlenebilmek", "meanings": ["Belitlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belitlenebilme", "meanings": ["Belitlenebilmek işi"]}, {"word": "biberci", "meanings": ["Biber yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "bibercilik", "meanings": ["Bibercinin yaptığı iş"]}, {"word": "bilgice", "meanings": ["Bilgi bakımından"]}, {"word": "birtakımı", "meanings": ["Bazısı, kimi"]}, {"word": "boyunduruklu", "meanings": ["Boyunduruğu olan"]}, {"word": "bölümlü", "meanings": ["Bölümü olan"]}, {"word": "bülbülsüz", "meanings": ["Bülbülü olmayan"]}, {"word": "çanakçık", "meanings": ["Küçük çanak"]}, {"word": "cümlelik", "meanings": ["Cümleden oluşan"]}, {"word": "dizeli", "meanings": ["Dizesi olan"]}, {"word": "dizelik", "meanings": ["Dizeden oluşan"]}, {"word": "dolaplı", "meanings": ["Dolabı olan"]}, {"word": "doyumsuzca", "meanings": ["Doyumsuz bir biçimde"]}, {"word": "duşlu", "meanings": ["Duşu olan"]}, {"word": "dolapsız", "meanings": ["Dolabı olmayan"]}, {"word": "dökülü", "meanings": ["Dökülmüş"]}, {"word": "duşsuz", "meanings": ["Duşu olmayan"]}, {"word": "düzlemli", "meanings": ["Düzlemi olan"]}, {"word": "duyargalı", "meanings": ["Duyargası olan", "Duyarga kullanan, sensörlü"]}, {"word": "eksenli", "meanings": ["Ekseni olan"]}, {"word": "elektronlu", "meanings": ["Elektronu olan"]}, {"word": "elektronsuz", "meanings": ["Elektronu olmayan"]}, {"word": "elemanlı", "meanings": ["Elemanı olan"]}, {"word": "eksiksizce", "meanings": ["Eksiksiz bir biçimde"]}, {"word": "elemansız", "meanings": ["Elemanı olmayan"]}, {"word": "elemeli", "meanings": ["Eleme yapılan"]}, {"word": "elemesiz", "meanings": ["Eleme yapılmayan"]}, {"word": "esersiz", "meanings": ["Eseri olmayan"]}, {"word": "esersizlik", "meanings": ["Esersiz olma durumu"]}, {"word": "eşkıyaca", "meanings": ["Eşkıyaya yakışır", "Eşkıyaya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "faturalandırılmak", "meanings": ["Faturalandırma işi yapılmak"]}, {"word": "faturalandırılma", "meanings": ["Faturalandırılmak işi"]}, {"word": "geğirebilme", "meanings": ["Geğirebilmek işi"]}, {"word": "fidanca", "meanings": ["Fidana benzeyen, fidanı andıran"]}, {"word": "geğirebilmek", "meanings": ["Geğirme ihtimali bulunmak", "Geğirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gereksizce", "meanings": ["Gereksiz bir biçimde"]}, {"word": "görüntüsüz", "meanings": ["Görüntüsü olmayan"]}, {"word": "glikozlu", "meanings": ["İçinde glikoz bulunan"]}, {"word": "görüntülü", "meanings": ["Görüntüsü olan"]}, {"word": "görünüşlü", "meanings": ["Herhangi bir biçimde görünüşü olan"]}, {"word": "hacimce", "meanings": ["Hacim bakımından"]}, {"word": "grafitli", "meanings": ["Grafit içren"]}, {"word": "hidrojenli", "meanings": ["Hidrojen içeren"]}, {"word": "hususuyla", "meanings": ["Özellikle"]}, {"word": "iyotlu", "meanings": ["İyot içeren"]}, {"word": "irinsiz", "meanings": ["İrin toplamamış, cerahatsiz"]}, {"word": "kakavanca", "meanings": ["Kakavana yakışır (davranış)", "Kakavana yakışır bir biçimde (davranmak)"]}, {"word": "kalpsizce", "meanings": ["Merhametsizce"]}, {"word": "kaltabanca", "meanings": ["Kaltabana yakışır (davranış)", "Kaltabana yakışır bir biçimde (davranmak)"]}, {"word": "karbonsuz", "meanings": ["Karbon içermeyen", "Karbon olmadan"]}, {"word": "kaşsız", "meanings": ["Kaşı olmayan"]}, {"word": "kederlilik", "meanings": ["Kederli olma durumu"]}, {"word": "kelimelik", "meanings": ["Kelimeden oluşan"]}, {"word": "kazılı", "meanings": ["Kazılmış"]}, {"word": "kesitli", "meanings": ["Kesiti olan"]}, {"word": "kepazece", "meanings": ["Kepazeye yakışır", "Kepazeye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "kızaklı", "meanings": ["Kızağı olan"]}, {"word": "kıskaçlı", "meanings": ["Kıskacı olan"]}, {"word": "korkuluklu", "meanings": ["Korkuluğu olan"]}, {"word": "korkuluksuz", "meanings": ["Korkuluğu olmayan"]}, {"word": "kozalaklı", "meanings": ["Kozalağı olan"]}, {"word": "kristalli", "meanings": ["Kristali olan"]}, {"word": "kuleli", "meanings": ["Kulesi olan"]}, {"word": "mafsallı", "meanings": ["Mafsalı olan"]}, {"word": "maydanozlu", "meanings": ["İçinde maydanoz bulunan"]}, {"word": "manşetli", "meanings": ["Manşeti olan"]}, {"word": "mekanizmalı", "meanings": ["Mekanizması olan"]}, {"word": "meyvemsi", "meanings": ["Meyve gibi, meyveyi andıran"]}, {"word": "minderli", "meanings": ["Minderi olan"]}, {"word": "mindersiz", "meanings": ["Minderi olmayan"]}, {"word": "mizahlı", "meanings": ["Mizah içeren"]}, {"word": "mizahsız", "meanings": ["Mizah içermeyen"]}, {"word": "moleküllü", "meanings": ["Molekül içeren"]}, {"word": "motorsuz", "meanings": ["Motoru olmayan"]}, {"word": "motosikletli", "meanings": ["Motosikleti olan", "Motosiklet kullanan"]}, {"word": "mücevherli", "meanings": ["Mücevher takınmış olan"]}, {"word": "müzisyenlik", "meanings": ["Müzisyenin yaptığı iş"]}, {"word": "namlulu", "meanings": ["Namlusu olan"]}, {"word": "nişastalı", "meanings": ["Nişasta içeren"]}, {"word": "oksijensiz", "meanings": ["Bileşiminde oksijen içermeyen"]}, {"word": "namlusuz", "meanings": ["Namlusu olmayan"]}, {"word": "nişastasız", "meanings": ["Nişasta içermeyen"]}, {"word": "onursuzca", "meanings": ["Onursuz bir biçimde"]}, {"word": "ortoklazlı", "meanings": ["Ortoklaz içeren"]}, {"word": "ozonlu", "meanings": ["Bileşiminde ozon bulunan"]}, {"word": "ölçüsüzce", "meanings": ["Ölçüsüz bir biçimde"]}, {"word": "pelerinli", "meanings": ["Pelerini olan"]}, {"word": "peltemsi", "meanings": ["Pelteyi andıran, pelte gibi olan"]}, {"word": "pervazlı", "meanings": ["Pervazı olan"]}, {"word": "pervazsız", "meanings": ["Pervazı olmayan"]}, {"word": "pirinçli", "meanings": ["İçinde prinç bulunan"]}, {"word": "pirinçsiz", "meanings": ["İçinde prinç olmayan"]}, {"word": "protestolu", "meanings": ["Protesto yapılan"]}, {"word": "protestosuz", "meanings": ["Protesto yapılmayan"]}, {"word": "pürüzlülük", "meanings": ["Pürüzlü olma durumu"]}, {"word": "pulsu", "meanings": ["Pula benzeyen, pul gibi olan"]}, {"word": "raflı", "meanings": ["Rafı olan"]}, {"word": "rafsız", "meanings": ["Rafı olmayan"]}, {"word": "safrasız", "meanings": ["Safra konulmamış"]}, {"word": "salkımlı", "meanings": ["Salkımı olan"]}, {"word": "salyamsı", "meanings": ["Salya gibi olan, salyayı andıran"]}, {"word": "sanatsız", "meanings": ["Sanatı olmayan"]}, {"word": "savaşkanlık", "meanings": ["Savaşkan olma durumu"]}, {"word": "sanatsızlık", "meanings": ["Sanatsız olma durumu"]}, {"word": "sayaçlı", "meanings": ["Sayaç takılmış olan"]}, {"word": "sayaçsız", "meanings": ["Sayaç takılmamış olan"]}, {"word": "sebzeli", "meanings": ["İçinde sebze bulunan"]}, {"word": "sebzesiz", "meanings": ["İçinde sebze bulunmayan"]}, {"word": "seçenekli", "meanings": ["Seçeneği olan"]}, {"word": "seçeneksiz", "meanings": ["Seçeneği olmayan"]}, {"word": "seçeneklilik", "meanings": ["Seçenekli olma durumu"]}, {"word": "seçeneksizlik", "meanings": ["Seçeneksiz olma durumu"]}, {"word": "selülozlu", "meanings": ["Bileşiminde selüloz içeren"]}, {"word": "seyyahlık", "meanings": ["Seyyah olma durumu"]}, {"word": "silikatlı", "meanings": ["İçinde silikat bulunan"]}, {"word": "sınırsızca", "meanings": ["Sınırsız bir biçimde"]}, {"word": "sodalı", "meanings": ["İçinde soda bulunan"]}, {"word": "sipersiz", "meanings": ["Siperi olmayan"]}, {"word": "sofalı", "meanings": ["Sofası olan"]}, {"word": "sofasız", "meanings": ["sofası olmayan"]}, {"word": "solungaçlı", "meanings": ["Solungacı olan"]}, {"word": "susamlı", "meanings": ["Susamı olan"]}, {"word": "susamsız", "meanings": ["Susamı olmayan"]}, {"word": "sürüsüz", "meanings": ["Sürüsü olmayan"]}, {"word": "şakalı", "meanings": ["Şaka içeren, içinde şaka bulunan"]}, {"word": "şamdanlı", "meanings": ["Şamdanı olam"]}, {"word": "şamdansız", "meanings": ["Şamdanı olmayan"]}, {"word": "şıkırtılı", "meanings": ["Şıkırtısı olan"]}, {"word": "şişkince", "meanings": ["Biraz şişkin olan"]}, {"word": "tabancalı", "meanings": ["Tabancası olan"]}, {"word": "tabancasız", "meanings": ["Tabancası olmayan"]}, {"word": "taksitli", "meanings": ["Taksit yapılan"]}, {"word": "taksitsiz", "meanings": ["Taksit yapılmayan"]}, {"word": "tarçınlı", "meanings": ["İçinde tarçın bulunan"]}, {"word": "tarçınsız", "meanings": ["İçinde tarçın bulunmayan"]}, {"word": "tekerleksiz", "meanings": ["Tekerleği olmayan"]}, {"word": "tepelikli", "meanings": ["Tepeliği olan"]}, {"word": "telekli", "meanings": ["Teleği olan"]}, {"word": "tetikli", "meanings": ["Tetiği (I) olan"]}, {"word": "turistlik", "meanings": ["Turist olma durumu"]}, {"word": "törensiz", "meanings": ["Törenle yapılmayan, merasimsiz"]}, {"word": "tutkusuzluk", "meanings": ["Tutkusuz olma durumu"]}, {"word": "tüfekli", "meanings": ["Tüfeği olan"]}, {"word": "tüfeksiz", "meanings": ["Tüfeği olmayan"]}, {"word": "unsu", "meanings": ["Un gibi olan, unu andıran"]}, {"word": "uygunsuzca", "meanings": ["Uygunsuz bir biçimde"]}, {"word": "vesveselilik", "meanings": ["Kuruntululuk"]}, {"word": "vesvesesiz", "meanings": ["Kuruntusuz"]}, {"word": "vinçli", "meanings": ["Vinci olan"]}, {"word": "vesvesesizlik", "meanings": ["Kuruntusuzluk"]}, {"word": "yaldızsız", "meanings": ["Üzerine yaldız sürülmemiş, yaldızla süslenmemiş", "Aldatmayan, göz boyamayan"]}, {"word": "yaltakça", "meanings": ["Yaltağa yakışır", "Yaltağa yakışır bir biçimde"]}, {"word": "yanlışsız", "meanings": ["Yanlışı olmayan", "Yanlıştan uzak bir biçimde"]}, {"word": "yanlışsızlık", "meanings": ["Yanlışsız olma durumu"]}, {"word": "yapağılı", "meanings": ["Yapağısı olan"]}, {"word": "yaprakçıklı", "meanings": ["Yaprakçığı olan"]}, {"word": "yardımcısız", "meanings": ["Yardımcı olmadan"]}, {"word": "yaraşırlık", "meanings": ["Yaraşır olma durumu"]}, {"word": "yargılamasız", "meanings": ["Yargılama yapılmadan"]}, {"word": "yaysız", "meanings": ["Yayı olmayan"]}, {"word": "yorumlu", "meanings": ["Yorum içeren"]}, {"word": "yorumsuzluk", "meanings": ["Yorumsuz olma durumu"]}, {"word": "yüksüksü", "meanings": ["Yüksüğe benzer, yüksüğü andıran"]}, {"word": "yüzeyli", "meanings": ["Yüzeyi olan"]}, {"word": "zarfsız", "meanings": ["Zarfı olmayan", "Zarfa konulmadan"]}, {"word": "zırdelilik", "meanings": ["Zırdeli olma durumu"]}, {"word": "ağacık", "meanings": ["Ağalara sevgiyle yaklaşıldığında söylenen bir söz"]}, {"word": "bazitli", "meanings": ["Baziti olan"]}, {"word": "geçkince", "meanings": ["Yaşı biraz ilerlemiş olan"]}, {"word": "gramajlı", "meanings": ["Gramajı olan"]}, {"word": "hayalsiz", "meanings": ["Hayal edemeyen, hayali olmayan"]}, {"word": "huyluluk", "meanings": ["Huylu olma durumu"]}, {"word": "imtihansız", "meanings": ["Sınavsız"]}, {"word": "sınavsız", "meanings": ["Sınav yapılmadan, sınava girmedem, imtihansız"]}, {"word": "indükleçli", "meanings": ["İndükleci olan"]}, {"word": "incili", "meanings": ["İnci takınmış olan"]}, {"word": "inekli", "meanings": ["İneği olan"]}, {"word": "konakçılık", "meanings": ["Konakçı olma durumu"]}, {"word": "nüfuslu", "meanings": ["Herhangi bir nüfusa sahip olan"]}, {"word": "odunlu", "meanings": ["Odunu olan"]}, {"word": "oksitli", "meanings": ["Bileşiminde oksit bulunan"]}, {"word": "plajiyoklazlı", "meanings": ["Plajiyoklaz içeren"]}, {"word": "sevdasız", "meanings": ["Sevdaya tutulmamış, sevdası olmayan"]}, {"word": "sedirli", "meanings": ["Sediri (I) olan"]}, {"word": "sutlu", "meanings": ["Bileşiminde sut bulunan"]}, {"word": "şarkılı", "meanings": ["İçinde şarkı bulunan"]}, {"word": "tahsilli", "meanings": ["Tahsil görmüş olan"]}, {"word": "tepkimeli", "meanings": ["Tepkimesi olan"]}, {"word": "terimli", "meanings": ["Terimi olan"]}, {"word": "yargılı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde yargısı olan", "Yargı bildiren"]}, {"word": "yoğunluklu", "meanings": ["Yoğunluğu olan"]}, {"word": "zarımsı", "meanings": ["Zarsı"]}, {"word": "onarıverme", "meanings": ["Onarıvermek işi"]}, {"word": "onarıvermek", "meanings": ["Çabucak onarmak"]}, {"word": "bir örneklik", "meanings": ["Bir örnek olma durumu"]}, {"word": "yapılagelme", "meanings": ["Yapılagelmek işi"]}, {"word": "işletilebilmek", "meanings": ["İşletilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "işletilebilme", "meanings": ["İşletilebilmek işi"]}, {"word": "öğleye doğru", "meanings": ["Öğle vaktine yakın bir zamanda"]}, {"word": "destegül", "meanings": ["Mevlevi dervişlerinin giydiği kollu cepken ve uzun cüppeye verilen ad"]}, {"word": "akademisyenlik", "meanings": ["Akademisyen olma durumu"]}, {"word": "türlü türlü", "meanings": ["Çeşit çeşit"]}, {"word": "bakışlı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde bakışı olan"]}, {"word": "harabiyet", "meanings": ["Haraplık"]}, {"word": "vallaha", "meanings": ["Vallahi"]}, {"word": "ahududu şerbeti", "meanings": ["Ahududu özü ile yapılan bir şerbet türü"]}, {"word": "ikindiye doğru", "meanings": ["İkindi vaktine yakın bir zamanda"]}, {"word": "donanmasız", "meanings": ["Donanması olmayan", "Donanması olmadan"]}, {"word": "elbise askısı", "meanings": ["Askı"]}, {"word": "donanmasızlık", "meanings": ["Donanmasız olma durumu"]}, {"word": "ordusuzluk", "meanings": ["Ordusuz olma durumu"]}, {"word": "avaze", "meanings": ["Avaz"]}, {"word": "şerefeli", "meanings": ["Şerefesi olan (minare)"]}, {"word": "süpürgeli", "meanings": ["Süpürgesi olan"]}, {"word": "şerefesiz", "meanings": ["Şerefesi olmayan (minare)"]}, {"word": "süpürgesiz", "meanings": ["Süpürgesi olmayan"]}, {"word": "sertçe", "meanings": ["Sert bir biçimde"]}, {"word": "parlayıveriş", "meanings": ["Parlayıverme işi"]}, {"word": "leylaklı", "meanings": ["İçinde leylak bulunan"]}, {"word": "suçlanış", "meanings": ["Suçlanma işi"]}, {"word": "iş adamlığı", "meanings": ["İş adamı olma durumu"]}, {"word": "eğelenmek", "meanings": ["Eğeleme işi yapılmak"]}, {"word": "eğelenme", "meanings": ["Eüelenmek işi"]}, {"word": "halledilme", "meanings": ["Halledilmek işi"]}, {"word": "halledilmek", "meanings": ["Halletme işine konu olmak"]}, {"word": "terbiyece", "meanings": ["Terbiye bakımından"]}, {"word": "tıklatılma", "meanings": ["Tıklatılmak işi"]}, {"word": "tıklatılmak", "meanings": ["Tıklatma işi yapılmak"]}, {"word": "şeneltilme", "meanings": ["Şeneltilmek işi"]}, {"word": "şeneltilmek", "meanings": ["Şeneltme işine konu olmak"]}, {"word": "kahrolabilme", "meanings": ["Kahrolabilmek durumu"]}, {"word": "kahrolabilmek", "meanings": ["Kahrolma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "gereksiz yere", "meanings": ["Boş yere, gerek yokken, lüzumsuz yere"]}, {"word": "kaptırış", "meanings": ["Kaptırma işi"]}, {"word": "öz kaynak", "meanings": ["Dışarıdan yardım almadan kendi imkânları kullanılarak sağlanan maddi varlık", "Hissedarların sermaye olarak işletmeye yatırdıkları varlıklar ile işletmenin dağıtılmayan kârları toplamından oluşan sermaye, diğer bir deyişle şirket varlıkları toplam değerinden borçların düşürülmesiyle hesaplanan net varlıklar"]}, {"word": "acıma duygusu", "meanings": ["Kişinin karşılaştığı üzücü herhangi bir durum üzerine acıma duyması, acıma hissi"]}, {"word": "makine parkı", "meanings": ["Bir işletmenin yüklendiği işi yapabilmesi için sahip olduğu araç ve gerecin bütünü"]}, {"word": "ekvatoral iklim", "meanings": ["Yıl boyunca yaz koşullarının yaşandığı, yıllık sıcaklık farkının az olduğu bir iklim türü"]}, {"word": "muson iklimi", "meanings": ["Yazların sıcak ve bol yağışlı, kışlarınsa ılık ve kurak geçtiği bir iklim türü"]}, {"word": "ılıman kuşak", "meanings": ["Yıllık sıcaklık ortalamalarının 20 ºC'nin altında ve sıcaklık farklarının belirgin olduğu, dört mevsimin yaşandığı bir iklim türü"]}, {"word": "okyanus iklimi", "meanings": ["Orta kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgârlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim türü"]}, {"word": "Akdeniz iklimi", "meanings": ["Yazların sıcak ve kurak, kışların ılık ve yağışlı geçtiği iklim türü"]}, {"word": "step iklimi", "meanings": ["Orta kuşak karalarının iç kısmında görülen, kar yağışı ve don olayının fazla yaşandığı, ilkbaharın yağışlı, yazların kurak geçtiği bir iklim türü"]}, {"word": "tundra iklimi", "meanings": ["Yazların çok kısa ve serin, kışların çok uzun ve soğuk geçtiği bir iklim türü"]}, {"word": "kutup iklimi", "meanings": ["Sıcaklığın yıl boyunca 0 ºC'nin altında, yağışın az ve kar biçiminde olduğu bir iklim türü"]}, {"word": "konvansiyonel yağış", "meanings": ["Isınan havanın yükselerek soğumasıyla oluşan yağış"]}, {"word": "çinkolu", "meanings": ["İçinde çinko bulunduran"]}, {"word": "çinkosuz", "meanings": ["İçinde çinko bulundurmayan"]}, {"word": "üstünlük hissi", "meanings": ["Üstünlük duygusu"]}, {"word": "acıma hissi", "meanings": ["Acıma duygusu"]}, {"word": "aşağılık hissi", "meanings": ["Aşağılık duygusu"]}, {"word": "suçluluk hissi", "meanings": ["Suçluluk duygusu"]}, {"word": "görmüşlük hissi", "meanings": ["Görmüşlük duygusu"]}, {"word": "alakalılık", "meanings": ["İlgililik"]}, {"word": "alemdarlık", "meanings": ["Alemdarın yaptığı iş", "Alemdar olma durumu"]}, {"word": "hissedarlık", "meanings": ["Hissedar olma durumu, paydaşlık"]}, {"word": "çuhadarlık", "meanings": ["Çuhadar olma durumu"]}, {"word": "kasadarlık", "meanings": ["Kasadarın yaptığı iş"]}, {"word": "kesedarlık", "meanings": ["Kesedarın yaptığı iş"]}, {"word": "mühürdarlık", "meanings": ["Mühürdarın yaptığı iş"]}, {"word": "manidarlık", "meanings": ["Anlamlılık"]}, {"word": "ünlülük", "meanings": ["Ünlü olma durumu, namdarlık, şöhretlilik"]}, {"word": "namdarlık", "meanings": ["Ünlülük"]}, {"word": "perdedarlık", "meanings": ["Perdecilik"]}, {"word": "serdarlık", "meanings": ["Başkomutanlık"]}, {"word": "türbedarlık", "meanings": ["Türbedarın yaptığı iş", "Türbedar olma durumu"]}, {"word": "akıtılma", "meanings": ["Akıtılmak işi"]}, {"word": "akıtılmak", "meanings": ["Akıtma işi yapılmak"]}, {"word": "amirsiz", "meanings": ["Amiri olmayan"]}, {"word": "amirsizlik", "meanings": ["Amirsiz olma durumu"]}, {"word": "aşikârlık", "meanings": ["Aşikâr olma durumu"]}, {"word": "azimkârlık", "meanings": ["Azimkâr olma durumu"]}, {"word": "cefakârlık", "meanings": ["Cefakâr olma durumu"]}, {"word": "davetkârlık", "meanings": ["Davetkâr olma durumu"]}, {"word": "halaskârlık", "meanings": ["Kurtarıcılık"]}, {"word": "hamurkârlık", "meanings": ["Hamurculuk"]}, {"word": "hürmetkârlık", "meanings": ["Saygılılık"]}, {"word": "saygılılık", "meanings": ["Saygılı olma durumu, hürmetkârlık"]}, {"word": "itaatlilik", "meanings": ["İtaatli olma durumu, itaatkârlık"]}, {"word": "itaatkârlık", "meanings": ["İtaatlilik"]}, {"word": "müzmin bekârlık", "meanings": ["Müzmin bekâr olma durumu"]}, {"word": "namuskârlık", "meanings": ["Namusluluk"]}, {"word": "Pişekârlık", "meanings": ["Pişakârın yaptığı iş"]}, {"word": "sebatlılık", "meanings": ["Sebatlı olma durumu, sebatkârlık, direşkenlik"]}, {"word": "sebatkârlık", "meanings": ["Sebatlılık"]}, {"word": "sedefkârlık", "meanings": ["Sedefçilik"]}, {"word": "sitemkârlık", "meanings": ["Sitemkâr olma durumu"]}, {"word": "tahripkârlık", "meanings": ["Tahripkâr olma durumu"]}, {"word": "isteklilik", "meanings": ["İstekli olma durumu, talepkârlık"]}, {"word": "takdirkârlık", "meanings": ["Takdirkâr olma durumu"]}, {"word": "talepkârlık", "meanings": ["İsteklilik"]}, {"word": "tatminkârlık", "meanings": ["Tatminkâr olma durumu"]}, {"word": "tecavüzkârlık, -ğı", "meanings": ["Tecavüzkâr olma durumu"]}, {"word": "tehditkârlık", "meanings": ["Tehditkâr olma durumu"]}, {"word": "tövbekârlık", "meanings": ["Tövbekâr olma durumu"]}, {"word": "verimkârlık", "meanings": ["Verimlilik"]}, {"word": "ateşbazlık", "meanings": ["Ateşbazın yaptığı iş"]}, {"word": "dilbazlık", "meanings": ["Dilbaz olma durumu"]}, {"word": "hilebazlık", "meanings": ["Hilecilik"]}, {"word": "kuşbazlık", "meanings": ["Kuşbazın yaptığı iş"]}, {"word": "karındaşlık", "meanings": ["Kardeşlik"]}, {"word": "okuldaşlık", "meanings": ["Okuldaş olma durumu"]}, {"word": "ibriktarlık", "meanings": ["İbriktarın yaptığı iş"]}, {"word": "giriftzenlik", "meanings": ["Giriftzenin yaptığı iş"]}, {"word": "neyzenlik", "meanings": ["Neyzenin yaptığı iş"]}, {"word": "kudümzenlik", "meanings": ["Kudümzenin yaptığı iş"]}, {"word": "semazenlik", "meanings": ["Semazen olma durumu"]}, {"word": "zurnazenlik", "meanings": ["Zurnacılık"]}, {"word": "alayımsı", "meanings": ["Alaysı"]}, {"word": "anıtımsı", "meanings": ["Anıtsı"]}, {"word": "aptalımsı", "meanings": ["Aptalsı"]}, {"word": "buğdayımsı", "meanings": ["Buğdaysı"]}, {"word": "insanımsı", "meanings": ["İnsansı"]}, {"word": "hardalımsı", "meanings": ["Hardalsı"]}, {"word": "kâğıdımsı", "meanings": ["Kâğıtsı"]}, {"word": "karnavalsı", "meanings": ["Karnavalımsı"]}, {"word": "kızılsı", "meanings": ["Kızılımsı"]}, {"word": "mantarımsı", "meanings": ["Mantarsı"]}, {"word": "kozalağımsı", "meanings": ["Kozalaksı"]}, {"word": "tırtılımsı", "meanings": ["Tırtılsı"]}, {"word": "yıldızımsı", "meanings": ["Yıldızsı"]}, {"word": "bezimsi", "meanings": ["Bezsi"]}, {"word": "çembersi", "meanings": ["Çemberimsi"]}, {"word": "çengelimsi", "meanings": ["Çengelsi"]}, {"word": "çileğimsi", "meanings": ["Çileksi"]}, {"word": "dikenimsi", "meanings": ["Dikensi"]}, {"word": "ekmeğimsi", "meanings": ["Ekmeksi"]}, {"word": "eşeğimsi", "meanings": ["Eşeksi"]}, {"word": "ipeğimsi", "meanings": ["İpeksi"]}, {"word": "ipliğimsi", "meanings": ["İpliksi"]}, {"word": "madenimsi", "meanings": ["Madensi"]}, {"word": "kemiğimsi", "meanings": ["Kemiksi"]}, {"word": "merdivenimsi", "meanings": ["Merdivensi"]}, {"word": "piramidimsi", "meanings": ["Piramitsi"]}, {"word": "süngerimsi", "meanings": ["Süngersi"]}, {"word": "zeytinimsi", "meanings": ["Zeytinsi"]}, {"word": "betonumsu", "meanings": ["Betonsu"]}, {"word": "eflatunsu", "meanings": ["Eflatunumsu"]}, {"word": "maymunumsu", "meanings": ["Maymunsu"]}, {"word": "muzumsu", "meanings": ["Muzsu"]}, {"word": "sümüğümsü", "meanings": ["Sümüksü"]}, {"word": "sütümsü", "meanings": ["Sütsü"]}, {"word": "abartılılık", "meanings": ["Abartılı olma durumu"]}, {"word": "adalılık", "meanings": ["Adalı olma durumu"]}, {"word": "ak sakallılık", "meanings": ["Ak sakallı olma durumu"]}, {"word": "ak saçlılık", "meanings": ["Ak saçlı olma durumu"]}, {"word": "alacalılık", "meanings": ["Alacalı olma durumu"]}, {"word": "andavallıca", "meanings": ["Andavallıya yakışan", "Biraz andavallı, andavallıya benzer"]}, {"word": "antrenmanlılık", "meanings": ["İdmanlılık"]}, {"word": "arızalılık", "meanings": ["Arızalı olma durumu"]}, {"word": "aşılılık", "meanings": ["Aşılı olma durumu"]}, {"word": "ayıplılık", "meanings": ["Ayıplı olma durumu"]}, {"word": "ayran ağızlılık", "meanings": ["Ayran ağızlı olma durumu"]}, {"word": "ayrıntılılık", "meanings": ["Ayrıntılı olma durumu, detaylılık"]}, {"word": "badem bıyıklılık", "meanings": ["Badem bıyıklı olma durumu"]}, {"word": "bet suratlılık", "meanings": ["Bet suratlı olma durumu"]}, {"word": "bal dudaklılık", "meanings": ["Bal dudaklı olma durumu"]}, {"word": "bıyıklılık", "meanings": ["Bıyıklı olma durumu"]}, {"word": "cafcaflılık", "meanings": ["Cafcaflı olma durumu"]}, {"word": "çaplılık", "meanings": ["Çaplı olma durumu"]}, {"word": "çatık suratlılık", "meanings": ["Çatık yüzlülük"]}, {"word": "çatık yüzlülük", "meanings": ["Çatık yüzlü olma durumu, çatık suratlılık"]}, {"word": "dağlılık", "meanings": ["Dağlı olma durumu"]}, {"word": "çember sakallılık", "meanings": ["Çember sakallı olma durumu"]}, {"word": "davalılık", "meanings": ["Davalı olma durumu"]}, {"word": "detaylılık", "meanings": ["Ayrıntılılık"]}, {"word": "dili bağlılık", "meanings": ["Dili bağlı olma durumu"]}, {"word": "dibek kafalılık", "meanings": ["Dibek kafalı olma durumu"]}, {"word": "dili zifirlik", "meanings": ["Dili zifir olma durumu"]}, {"word": "dili bozukluk", "meanings": ["Dili bozuk olma durumu"]}, {"word": "dokuz canlılık", "meanings": ["Dokuz canlı olma durumu"]}, {"word": "diplomalılık", "meanings": ["Diplomalı olma durumu"]}, {"word": "efkârlılık", "meanings": ["Efkârlı olma durumu"]}, {"word": "eli açıklık", "meanings": ["Cömertlik"]}, {"word": "eli ağırlık", "meanings": ["Eli ağır olma durumu, ağırellilik"]}, {"word": "eli ayağı düzgünlük", "meanings": ["Eli ayağı düzgün olma durumu"]}, {"word": "eli bayraklılık", "meanings": ["Eli bayraklı olma durumu"]}, {"word": "eli belindelik", "meanings": ["Eli belinde olma durumu"]}, {"word": "eli bolluk", "meanings": ["Eli bol olma durumu"]}, {"word": "eli böğründelik", "meanings": ["Eli böğründe olma durumu"]}, {"word": "eli boşluk", "meanings": ["Eli boş olma durumu"]}, {"word": "eli çabukluk", "meanings": ["Eli çabuk olma durumu"]}, {"word": "eli darlık", "meanings": ["Eli dar olma durumu"]}, {"word": "eli mahkûmluk", "meanings": ["Eli mahkûm olma durumu"]}, {"word": "eli maşalılık", "meanings": ["Eli maşalı olma durumu"]}, {"word": "eline çabukluk", "meanings": ["Eline çabuk olma durumu"]}, {"word": "eline ayağına çabukluk", "meanings": ["Eline ayağına çabuk olma durumu"]}, {"word": "eli sopalılık", "meanings": ["Eli sopalı olma durumu"]}, {"word": "esaslılık", "meanings": ["Esaslı olma durumu"]}, {"word": "esrarlılık", "meanings": ["Esrarlı (II) olma durumu"]}, {"word": "eş anlılık", "meanings": ["Eş zamanlılık"]}, {"word": "eş başkanlık", "meanings": ["Eş başkan olma durumu"]}, {"word": "eş değerlilik", "meanings": ["Eş değerli olma durumu"]}, {"word": "eş eksenlilik", "meanings": ["Eş eksenli olma durumu"]}, {"word": "eşeysellik", "meanings": ["Cinsellik"]}, {"word": "et kafalılık", "meanings": ["Et kafalı olma durumu"]}, {"word": "etraflılık", "meanings": ["Etraflı olma durumu"]}, {"word": "eş merkezlilik", "meanings": ["Eş merkezli olma durumu"]}, {"word": "faydalılık", "meanings": ["Yararlılık"]}, {"word": "fiyakalılık", "meanings": ["Fiyakalı olma durumu"]}, {"word": "fiyatlılık", "meanings": ["Fiyatlı olma durumu"]}, {"word": "gazlılık", "meanings": ["Gazlı olma durumu"]}, {"word": "günahlılık", "meanings": ["Günahlı olma durumu"]}, {"word": "hasarlılık", "meanings": ["Hasarlı olma durumu"]}, {"word": "hastalıklılık", "meanings": ["Hastalıklı olma durumu"]}, {"word": "hafızalılık", "meanings": ["Hafızalı olma durumu"]}, {"word": "hatalılık", "meanings": ["Hatalı olma durumu"]}, {"word": "hatırlılık", "meanings": ["Hatırlı olma durumu"]}, {"word": "havalılık", "meanings": ["Havalı olma durumu"]}, {"word": "hayırlılık", "meanings": ["Hayırlı olma durumu"]}, {"word": "hazımlılık", "meanings": ["Hazımlı olma durumu"]}, {"word": "ihtişamlılık", "meanings": ["Görkemlilik"]}, {"word": "hazırlıklılık", "meanings": ["Hazırlıklı olma durumu"]}, {"word": "ikiz anlamlılık", "meanings": ["İkiz anlamlı olma durumu"]}, {"word": "iri yapılılık", "meanings": ["İri yapılı olma durumu"]}, {"word": "kapsamlılık", "meanings": ["Kapsamlı olma durumu, şümullülük"]}, {"word": "kasabalılık", "meanings": ["Kasabalı olma durumu"]}, {"word": "masraflılık", "meanings": ["Masraflı olma durumu"]}, {"word": "masrafsızlık", "meanings": ["Masrafsız olma durumu"]}, {"word": "olanaklılık", "meanings": ["Olanaklı olma durumu"]}, {"word": "okunaklılık", "meanings": ["Okunaklı olma durumu"]}, {"word": "maymun iştahlılık", "meanings": ["Maymun iştahlı olma durumu"]}, {"word": "okunaksızlık", "meanings": ["Okunaksız olma durumu"]}, {"word": "oranlılık", "meanings": ["Oranlı olma durumu"]}, {"word": "orantılılık", "meanings": ["Orantılı olma durumu"]}, {"word": "orta yaşlılık", "meanings": ["Orta yaşlı olma durumu"]}, {"word": "örümcek kafalılık", "meanings": ["Örümcek kafalı olma durumu"]}, {"word": "paralılık", "meanings": ["Paralı olma durumu"]}, {"word": "paslılık", "meanings": ["Paslı olma durumu"]}, {"word": "parasız yatılılık", "meanings": ["Parasız yatılı olma durumu"]}, {"word": "planlılık", "meanings": ["Planlı olma durumu"]}, {"word": "programlılık", "meanings": ["Programlı olma durumu"]}, {"word": "randımanlılık", "meanings": ["Randımanlı olma durumu"]}, {"word": "sabıkalılık", "meanings": ["Sabıkalı olma durumu"]}, {"word": "sabırlılık", "meanings": ["Sabırlı olma durumu"]}, {"word": "sağlıklılık", "meanings": ["Sağlıklı olma durumu, sıhhatlilik"]}, {"word": "Osmancık", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "sakıncalılık", "meanings": ["Sakıncalı olma durumu"]}, {"word": "Osmaneli", "meanings": ["Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Osmangazi", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Otlukbeli", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ovacık", "meanings": ["Karabük iline bağlı ilçelerden biri", "Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ödemiş", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Özalp", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ömerli", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Özvatan", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Palu", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pamukova", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pasinler", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Patnos", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pazar", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri", "Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pazarcık", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pazarlar", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pazaryeri", "meanings": ["Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pazaryolu", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pehlivanköy", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pendik", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Perşembe", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pertek", "meanings": ["Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pervari", "meanings": ["Siirt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pınarbaşı", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri", "Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Piraziz", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pınarhisar", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Polateli", "meanings": ["Kilis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Polatlı", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Posof", "meanings": ["Ardahan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pozantı", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pütürge", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pülümür", "meanings": ["Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Refahiye", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Reşadiye", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Reyhanlı", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Safranbolu", "meanings": ["Karabük iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Saimbeyli", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Salıpazarı", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Salihli", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Samandağ", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sapanca", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sandıklı", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Samsat", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Saray", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri", "Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Saraydüzü", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Saraykent", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarayköy", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarayönü", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıgöl", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıcakaya", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıkamış", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıkaya", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıoğlan", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıveliler", "meanings": ["Karaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıyer", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıyahşi", "meanings": ["Aksaray iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Saruhanlı", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sason", "meanings": ["Batman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarız", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Savur", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Savaştepe", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Seferihisar", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Seben", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Selçuk", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Selendi", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Selçuklu", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Selim", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Senirkent", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Serik", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Serinhisar", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Seydiler", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Seydişehir", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sındırgı", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Seyitgazi", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Seyhan", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Silifke", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Silivri", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Silvan", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Silopi", "meanings": ["Şırnak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Simav", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sincan", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sincik", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sinanpaşa", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sivaslı", "meanings": ["Uşak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Siverek", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sivrice", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sivrihisar", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Solhan", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Soma", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sorgun", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Söğüt", "meanings": ["Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Söğütlü", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Söke", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sulakyurt", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sultanbeyli", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sultandağı", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Suluova", "meanings": ["Amasya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sultanhisar", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sulusaray", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sumbas", "meanings": ["Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sungurlu", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Suruç", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Susurluk", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Susuz", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Suşehri", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Süloğlu", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sürmene", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sütçüler", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şabanözü", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şahinbey", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şalpazarı", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şaphane", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şarkışla", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şarkikaraağaç", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şarköy", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şavşat", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şebinkarahisar", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şefaatli", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şehitkâmil", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şemdinli", "meanings": ["Hakkâri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şenpazar", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şenkaya", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şereflikoçhisar", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şile", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şiran", "meanings": ["Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şirvan", "meanings": ["Siirt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şişli", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Şuhut", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Talas", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Taraklı", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tarsus", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Taşkent", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Taşköprü", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Taşlıçay", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Taşova", "meanings": ["Amasya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tatvan", "meanings": ["Bitlis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tavas", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tavşanlı", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tekkeköy", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tefenni", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tekman", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tercan", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Terme", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Termal", "meanings": ["Yalova iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tire", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tirebolu", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tonya", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tomarza", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Toprakkale", "meanings": ["Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Torbalı", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Torul", "meanings": ["Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tortum", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tosya", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tufanbeyli", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Turgutlu", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Turhal", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tut", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tutak", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tuzla", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tuzluca", "meanings": ["Iğdır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tuzlukçu", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Türkeli", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Türkoğlu", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Uğurludağ", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ula", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ulaş", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ulubey", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri", "Uşak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Uluborlu", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Uludere", "meanings": ["Şırnak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ulukışla", "meanings": ["Niğde iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Urla", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ulus", "meanings": ["Bartın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Uzundere", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ümraniye", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Uzunköprü", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ünye", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ürgüp", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Üsküdar", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Vakfıkebir", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Üzümlü", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Varto", "meanings": ["Muş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Vezirköprü", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Vize", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Viranşehir", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yağlıdere", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yahşihan", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yahyalı", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yakakent", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yalıhüyük", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yalvaç", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yapraklı", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yatağan", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yavuzeli", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yayladağı", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yayladere", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yazıhan", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yedisu", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yenice", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri", "Karabük iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yeniçağa", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yenifakılı", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yenimahalle", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yenipazar", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri", "Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yenişarbademli", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yenişehir", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri", "Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri", "Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yeşilhisar", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yerköy", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yeşilli", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yeşilova", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yeşilyurt", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri", "Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yığılca", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yıldırım", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yıldızeli", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yunak", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yumurtalık", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yusufeli", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yomra", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yüksekova", "meanings": ["Hakkâri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yüreğir", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Zara", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Zeytinburnu", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Adıyamanlı", "meanings": ["Adıyaman ilinden olan kimse"]}, {"word": "Zile", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Afyonkarahisarlı", "meanings": ["Afyonkarahisar ilinden olan kimse"]}, {"word": "Adanalı", "meanings": ["Adana ilinden olan kimse"]}, {"word": "Ağrılı", "meanings": ["Ağrı ilinden olan kimse"]}, {"word": "Amasyalı", "meanings": ["Amasya ilinden olan kimse"]}, {"word": "Ankaralı", "meanings": ["Ankara ilinden olan kimse"]}, {"word": "Antalyalı", "meanings": ["Antalya ilinden olan kimse"]}, {"word": "Artvinli", "meanings": ["Artvin ilinden olan kimse"]}, {"word": "Aydınlı", "meanings": ["Aydın ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bilecikli", "meanings": ["Bilecik ilinden olan kimse"]}, {"word": "Balıkesirli", "meanings": ["Balıkesir ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bingöllü", "meanings": ["Bingöl ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bitlisli", "meanings": ["Bitlis ilinden olan kimse"]}, {"word": "Burdurlu", "meanings": ["Burdur ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bolulu", "meanings": ["Bolu ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bursalı", "meanings": ["Bursa ilinden olan kimse"]}, {"word": "Çorumlu", "meanings": ["Çorum ilinden olan kimse"]}, {"word": "Çankırılı", "meanings": ["Çankırı ilinden olan kimse"]}, {"word": "Çanakkaleli", "meanings": ["Çanakkale ilinden olan kimse"]}, {"word": "Denizlili", "meanings": ["Denizli ilinden olan kimse"]}, {"word": "Diyarbakırlı", "meanings": ["Diyarbakır ilinden olan kimse"]}, {"word": "Edirneli", "meanings": ["Edirne ilinden olan kimse"]}, {"word": "Elâzığlı", "meanings": ["Elâzığ ilinden olan kimse"]}, {"word": "Erzurumlu", "meanings": ["Erzurum ilinden olan kimse"]}, {"word": "Eskişehirli", "meanings": ["Eskişehir ilinden olan kimse"]}, {"word": "Erzincanlı", "meanings": ["Erzincan ilinden olan kimse"]}, {"word": "Gaziantepli", "meanings": ["Gaziantep ilinden olan kimse"]}, {"word": "Giresunlu", "meanings": ["Giresun ilinden olan kimse"]}, {"word": "Gümüşhaneli", "meanings": ["Gümüşhane ilinden olan kimse"]}, {"word": "Hakkârili", "meanings": ["Hakkâri ilinden olan kimse"]}, {"word": "Ispartalı", "meanings": ["Isparta ilinden olan kimse"]}, {"word": "Mersinli", "meanings": ["Mersin ilinden olan kimse"]}, {"word": "İzmirli", "meanings": ["İzmir ilinden olan kimse"]}, {"word": "İstanbullu", "meanings": ["İstanbul ilinden olan kimse"]}, {"word": "Karslı", "meanings": ["Kars ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kastamonulu", "meanings": ["Kastamonu ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kayserili", "meanings": ["Kayseri ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kırklarelili", "meanings": ["Kırklareli ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kırşehirli", "meanings": ["Kırşehir ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kocaelili", "meanings": ["Kocaeli ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kütahyalı", "meanings": ["Kütahya ilinden olan kimse"]}, {"word": "Konyalı", "meanings": ["Konya ilinden olan kimse"]}, {"word": "Hataylı", "meanings": ["Hatay ilinden olan kimse"]}, {"word": "Malatyalı", "meanings": ["Malatya ilinden olan kimse"]}, {"word": "Manisalı", "meanings": ["Manisa ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kahramanmaraşlı", "meanings": ["Kahramanmaraş ilinden olan kimse"]}, {"word": "Mardinli", "meanings": ["Mardin ilinden olan kimse"]}, {"word": "Muğlalı", "meanings": ["Muğla ilinden olan kimse"]}, {"word": "Nevşehirli", "meanings": ["Nevşehir ilinden olan kimse"]}, {"word": "Muşlu", "meanings": ["Muş ilinden olan kimse"]}, {"word": "Ordulu", "meanings": ["Ordu ilinden olan kimse"]}, {"word": "Niğdeli", "meanings": ["Niğde ilinden olan kimse"]}, {"word": "Rizeli", "meanings": ["Rize ilinden olan kimse"]}, {"word": "Samsunlu", "meanings": ["Samsun ilinden olan kimse"]}, {"word": "Sakaryalı", "meanings": ["Sakarya ilinden olan kimse"]}, {"word": "Siirtli", "meanings": ["Siirt ilinden olan kimse"]}, {"word": "Sinoplu", "meanings": ["Sinop ilinden olan kimse"]}, {"word": "Sivaslı", "meanings": ["Sivas ilinden olan kimse"]}, {"word": "Tekirdağlı", "meanings": ["Tekirdağ ilinden olan kimse"]}, {"word": "Trabzonlu", "meanings": ["Trabzon ilinden olan kimse"]}, {"word": "Tokatlı", "meanings": ["Tokat ilinden olan kimse"]}, {"word": "Tuncelili", "meanings": ["Tunceli ilinden olan kimse"]}, {"word": "Şanlıurfalı", "meanings": ["Şanlıurfa ilinden olan kimse"]}, {"word": "Uşaklı", "meanings": ["Uşak ilinden olan kimse"]}, {"word": "Vanlı", "meanings": ["Van ilinden olan kimse"]}, {"word": "Yozgatlı", "meanings": ["Yozgat ilinden olan kimse"]}, {"word": "Zonguldaklı", "meanings": ["Zonguldak ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bayburtlu", "meanings": ["Bayburt ilinden olan kimse"]}, {"word": "Aksaraylı", "meanings": ["Aksaray ilinden olan kimse"]}, {"word": "Karamanlı", "meanings": ["Karaman ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kırıkkaleli", "meanings": ["Kırıkkale ilinden olan kimse"]}, {"word": "Batmanlı", "meanings": ["Batman ilinden olan kimse"]}, {"word": "Şırnaklı", "meanings": ["Şırnak ilinden olan kimse"]}, {"word": "Bartınlı", "meanings": ["Bartın ilinden olan kimse"]}, {"word": "Ardahanlı", "meanings": ["Ardahan ilinden olan kimse"]}, {"word": "Iğdırlı", "meanings": ["Iğdır ilinden olan kimse"]}, {"word": "dank", "meanings": ["`Bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak` anlamında dank etmek veya dank demek birleşik fiillerinde kullanılır"]}, {"word": "abi", "meanings": ["343 ağabey"]}, {"word": "Yalovalı", "meanings": ["Yalova ilinden olan kimse"]}, {"word": "Karabüklü", "meanings": ["Karabük ilinden olan kimse"]}, {"word": "Kilisli", "meanings": ["Kilis ilinden olan kimse"]}, {"word": "Osmaniyeli", "meanings": ["Osmaniye ilinden olan kimse"]}, {"word": "ölçülük", "meanings": ["Ölçü olma durumu"]}, {"word": "Düzceli", "meanings": ["Düzce ilinden olan kimse"]}, {"word": "toprakçı", "meanings": ["Toprağa önem veren, toprağa bağlı kimse", "Geçimini topraktan sağlayan kimse"]}, {"word": "me", "meanings": ["Türk alfabesinin on altıncı harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "tezkire", "meanings": ["Divan şairlerinin hayatlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren eser"]}, {"word": "me", "meanings": ["Koyun, kuzu vb. hayvanların çıkardığı ses"]}, {"word": "halıhane", "meanings": ["Halı dokunan yer"]}, {"word": "Adanalılık", "meanings": ["Adanalı olma durumu"]}, {"word": "Adıyamanlılık", "meanings": ["Adıyamanlı olma durumu"]}, {"word": "Afyonkarahisarlılık", "meanings": ["Afyonkarahisarlı olma durumu"]}, {"word": "Ağrılılık", "meanings": ["Ağrılı olma durumu"]}, {"word": "Amasyalılık", "meanings": ["Amasyalı olma durumu"]}, {"word": "Ankaralılık", "meanings": ["Ankaralı olma durumu"]}, {"word": "Antalyalılık", "meanings": ["Antalyalı olma durumu"]}, {"word": "Artvinlilik", "meanings": ["Artvinli olma durumu"]}, {"word": "Aydınlılık", "meanings": ["Aydınlı olma durumu"]}, {"word": "Balıkesirlilik", "meanings": ["Balıkesirli olma durumu"]}, {"word": "Bileciklilik", "meanings": ["Bilecikli olma durumu"]}, {"word": "Bingöllülük", "meanings": ["Bingöllü olma durumu"]}, {"word": "Bitlislilik", "meanings": ["Bitlisli olma durumu"]}, {"word": "Bolululuk", "meanings": ["Bolulu olma durumu"]}, {"word": "Burdurluluk", "meanings": ["Burdurlu olma durumu"]}, {"word": "Bursalılık", "meanings": ["Bursalı olma durumu"]}, {"word": "Çanakkalelilik", "meanings": ["Çanakkaleli olma durumu"]}, {"word": "Çankırılılık", "meanings": ["Çankırılı olma durumu"]}, {"word": "Çorumluluk", "meanings": ["Çorumlu olma durumu"]}, {"word": "Denizlililik", "meanings": ["Denizlili olma durumu"]}, {"word": "Elâzığlılık", "meanings": ["Elâzığlı olma durumu"]}, {"word": "Diyarbakırlılık", "meanings": ["Diyarbakırlı olma durumu"]}, {"word": "Erzincanlılık", "meanings": ["Erzincanlı olma durumu"]}, {"word": "Erzurumluluk", "meanings": ["Erzurumlu olma durumu"]}, {"word": "Edirnelilik", "meanings": ["Edirneli olma durumu"]}, {"word": "Eskişehirlilik", "meanings": ["Eskişehirli olma durumu"]}, {"word": "Gazianteplilik", "meanings": ["Gaziantepli olma durumu"]}, {"word": "Giresunluluk", "meanings": ["Giresunlu olma durumu"]}, {"word": "Gümüşhanelilik", "meanings": ["Gümüşhaneli olma durumu"]}, {"word": "Hakkârililik", "meanings": ["Hakkârili olma durumu"]}, {"word": "Hataylılık", "meanings": ["Hataylı olma durumu"]}, {"word": "Ispartalılık", "meanings": ["Ispartalı olma durumu"]}, {"word": "Mersinlilik", "meanings": ["Mersinli olma durumu"]}, {"word": "İstanbulluluk", "meanings": ["İstanbullu olma durumu"]}, {"word": "Karslılık", "meanings": ["Karslı olma durumu"]}, {"word": "İzmirlilik", "meanings": ["İzmirli olma durumu"]}, {"word": "Kastamonululuk", "meanings": ["Kastamonulu olma durumu"]}, {"word": "Kayserililik", "meanings": ["Kayserili olma durumu"]}, {"word": "Kırklarelililik", "meanings": ["Kırklarelili olma durumu"]}, {"word": "Kocaelililik", "meanings": ["Kocaelili olma durumu"]}, {"word": "Kırşehirlilik", "meanings": ["Kırşehirli olma durumu"]}, {"word": "Konyalılık", "meanings": ["Konyalı olma durumu"]}, {"word": "Malatyalılık", "meanings": ["Malatyalı olma durumu"]}, {"word": "Kütahyalılık", "meanings": ["Kütahyalı olma durumu"]}, {"word": "Manisalılık", "meanings": ["Manisalı olma durumu"]}, {"word": "Kahramanmaraşlılık", "meanings": ["Kahramanmaraşlı olma durumu"]}, {"word": "Mardinlilik", "meanings": ["Mardinli olma durumu"]}, {"word": "Muğlalılık", "meanings": ["Muğlalı olma durumu"]}, {"word": "Muşluluk", "meanings": ["Muşlu olma durumu"]}, {"word": "Nevşehirlilik", "meanings": ["Nevşehirli olma durumu"]}, {"word": "Rizelilik", "meanings": ["Rizeli olma durumu"]}, {"word": "Ordululuk", "meanings": ["Ordulu olma durumu"]}, {"word": "Sakaryalılık", "meanings": ["Sakaryalı olma durumu"]}, {"word": "Samsunluluk", "meanings": ["Samsunlu olma durumu"]}, {"word": "Siirtlilik", "meanings": ["Siirtli olma durumu"]}, {"word": "Sinopluluk", "meanings": ["Sinoplu olma durumu"]}, {"word": "Sivaslılık", "meanings": ["Sivaslı olma durumu"]}, {"word": "Tekirdağlılık", "meanings": ["Tekirdağlı olma durumu"]}, {"word": "Trabzonluluk", "meanings": ["Trabzonlu olma durumu"]}, {"word": "Tokatlılık", "meanings": ["Tokatlı olma durumu"]}, {"word": "Tuncelililik", "meanings": ["Tuncelili olma durumu"]}, {"word": "Şanlıurfalılık", "meanings": ["Şanlıurfalı olma durumu"]}, {"word": "Uşaklılık", "meanings": ["Uşaklı olma durumu"]}, {"word": "Vanlılık", "meanings": ["Vanlı olma durumu"]}, {"word": "Yozgatlılık", "meanings": ["Yozgatlı olma durumu"]}, {"word": "Zonguldaklılık", "meanings": ["Zonguldaklı olma durumu"]}, {"word": "Bayburtluluk", "meanings": ["Bayburtlu olma durumu"]}, {"word": "Aksaraylılık", "meanings": ["Aksaraylı olma durumu"]}, {"word": "Karamanlılık", "meanings": ["Karamanlı olma durumu"]}, {"word": "Kırıkkalelilik", "meanings": ["Kırıkkaleli olma durumu"]}, {"word": "Batmanlılık", "meanings": ["Batmanlı olma durumu"]}, {"word": "Şırnaklılık", "meanings": ["Şırnaklı olma durumu"]}, {"word": "Bartınlılık", "meanings": ["Bartınlı olma durumu"]}, {"word": "Ardahanlılık", "meanings": ["Ardahanlı olma durumu"]}, {"word": "Iğdırlılık", "meanings": ["Iğdırlı olma durumu"]}, {"word": "Yalovalılık", "meanings": ["Yalovalı olma durumu"]}, {"word": "Karabüklülük", "meanings": ["Karabüklü olma durumu"]}, {"word": "Kilislilik", "meanings": ["Kilisli olma durumu"]}, {"word": "Osmaniyelilik", "meanings": ["Osmaniyeli olma durumu"]}, {"word": "Düzcelilik", "meanings": ["Düzceli olma durumu"]}, {"word": "belgegeçerletme", "meanings": ["Belgegeçerletmek işi"]}, {"word": "sosyal etkinlik", "meanings": ["Bilgilendirme, yardımlaşma, eğlendirme gibi toplum veya grup yararına düzenlenen etkinlik, sosyal faaliyet"]}, {"word": "sosyalistlik", "meanings": ["Toplumculuk"]}, {"word": "tofu", "meanings": ["Soya eti"]}, {"word": "soya loru", "meanings": ["Soya eti"]}, {"word": "soya eti", "meanings": ["Soya fasulyesinden elde edilen, beyaz peynire benzeyen, kolesterol içermeyen bir yiyecek türü, soya loru, tofu"]}, {"word": "soya filizi", "meanings": ["Soyanın besleyici değeri yüksek olduğu için çorba ve salatalarda kullanılan yeni sürmüş küçük dalları"]}, {"word": "soya yağı", "meanings": ["Soyadan elde edilen, hafif tatlı ve kokusuz bir yağ türü"]}, {"word": "miso", "meanings": ["Tuzlu ve zengin çeşnili bir tür tatlandırıcı"]}, {"word": "deneyimlilik", "meanings": ["Deneyimli olma durumu"]}, {"word": "sudan sebep", "meanings": ["Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak sebep"]}, {"word": "sudan cevap", "meanings": ["Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak cevap"]}, {"word": "sudan bahane", "meanings": ["Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak bahane"]}, {"word": "saplantısız", "meanings": ["Saplantısı olmayan", "Saplantısı olmadan"]}, {"word": "gerek ... gerek ...", "meanings": ["Kelimeleri, kelime öbeklerini, görevdeş ögeleri birleştirme, eşitlik, istenileni seçme vb. anlamlar katarak bağlayan kelime"]}, {"word": "erkek berberi", "meanings": ["Berber"]}, {"word": "maddiyatçı", "meanings": ["Paraya, mala çok önem veren kimse"]}, {"word": "maddiyatçılık", "meanings": ["Maddiyatçı olma durumu"]}, {"word": "pes perdeden konuşmak", "meanings": ["alçak ve kalın sesle konuşmak", "alttan alarak, yumuşak bir dil kullanarak konuşmak"]}, {"word": "pes perde", "meanings": ["Alçak ve kalın ses"]}, {"word": "ön hekim", "meanings": ["Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri"]}, {"word": "intern", "meanings": ["343 ön hekim"]}, {"word": "irite", "meanings": ["`Sinirlendirmek, rahatsız etmek` ve tıp alanında `tahriş etmek, kaşındırmak` anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "ön hekimlik", "meanings": ["Ön hekim olma durumu"]}, {"word": "intranet", "meanings": ["343 yerel ağ"]}, {"word": "yerel ağ", "meanings": ["Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, sınırlaması ve yöneticisi olan sadece kurum veya iş yeri içinde kullanılan bilgi iletişim ağı, iç ağ"]}, {"word": "kurtarımcılık", "meanings": ["Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi, irredantizm"]}, {"word": "kurtarımcı", "meanings": ["Kurtarımcılık yanlısı olan, irredantist"]}, {"word": "irredantist", "meanings": ["Kurtarımcı"]}, {"word": "şerit perde", "meanings": ["İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni, jaluzi"]}, {"word": "toplu caz", "meanings": ["Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları"]}, {"word": "jam-session", "meanings": ["343 toplu caz"]}, {"word": "yüzey bilimi", "meanings": ["Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim, jeomorfoloji"]}, {"word": "yüzey bilimci", "meanings": ["Yüzey bilimi ile uğraşan, jeomorfolog"]}, {"word": "soy yapısı", "meanings": ["Bir canlının genlerinin bütünü, genotip"]}, {"word": "su kızağı", "meanings": ["Su üzerinde gidebilen altı kızak biçiminde motosiklet", "Bu araçla yapılan spor dalı"]}, {"word": "jet ski", "meanings": ["343 su kızağı"]}, {"word": "kumanda kolu", "meanings": ["Genellikle bilgisayar oyunlarında oyunu yönetebilmek için kullanılan özel bir araç"]}, {"word": "joy-stick", "meanings": ["343 kumanda kolu"]}, {"word": "doğa yürüyüşü", "meanings": ["Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler"]}, {"word": "kalifikasyon", "meanings": ["Niteliklilik"]}, {"word": "niteliklilik", "meanings": ["Nitelikli olma durumu, kalitelilik, kalifikasyon"]}, {"word": "kalitatif", "meanings": ["Nitel"]}, {"word": "kantitatif", "meanings": ["Nicel"]}, {"word": "kantite", "meanings": ["Nicelik"]}, {"word": "güvenmelik", "meanings": ["Sözleşme yapılırken, taraflardan birinin diğerine işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası, kapora"]}, {"word": "güvenmelik vermek", "meanings": ["bir kimseye pazarlığında anlaşılmış bir paranın küçük bir bölümünü önceden vermek, kapora vermek"]}, {"word": "kimyasal tedavi", "meanings": ["Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi, kemoterapi"]}, {"word": "kökleşik", "meanings": ["Alışılmış olan, yenilik getirmeyen, geleneksel, klasik"]}, {"word": "kliklemek", "meanings": ["Tıklamak"]}, {"word": "klikleme", "meanings": ["Tıklamak işi"]}, {"word": "kesyap", "meanings": ["Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim, kolaj"]}, {"word": "sıtmagörmemiş", "meanings": ["Gür ve kalın (ses)"]}, {"word": "Niğdelilik", "meanings": ["Niğdeli olma durumu"]}, {"word": "beli büküklük", "meanings": ["Beli bükük olma durumu"]}, {"word": "aç karnına", "meanings": ["Mide boşken, henüz bir şey yiyip içmemişken"]}, {"word": "adlı adıyla", "meanings": ["Herkesin bilip tanıdığı bir biçimde"]}, {"word": "aksi takdirde", "meanings": ["Aksi hâlde"]}, {"word": "aksi hâlde", "meanings": ["Yoksa, öyle olmazsa, aksi takdirde"]}, {"word": "ayağına çabuk", "meanings": ["Bir yere alışılandan daha kısa sürede gidip gelen"]}, {"word": "alay malay", "meanings": ["Hep birden, birlikte", "Olduğu gibi, gelişigüzel"]}, {"word": "buğusu üstünde", "meanings": ["Çok sıcak"]}, {"word": "çöpten çelebi", "meanings": ["Çok zayıf, güçsüz kişi"]}, {"word": "deve yürekli", "meanings": ["Çok korkak (kimse)"]}, {"word": "deve yüreklilik", "meanings": ["Deve yürekli olma durumu"]}, {"word": "bir kalemde", "meanings": ["Toptan"]}, {"word": "beyhude yere", "meanings": ["Boşuna"]}, {"word": "dağarcığı yüklü", "meanings": ["Bilgisi çok olan, bilgili"]}, {"word": "çarpanlara ayırma", "meanings": ["Bir sayıyı veya cebirsel anlatımı, iki veya daha çok çarpanın çarpımı durumuna getirme"]}, {"word": "dakikası dakikasına", "meanings": ["Tam olarak"]}, {"word": "dalgacı Mahmut", "meanings": ["Yapılması gerekli bir işi benimsemeyen kimse, kaytarıcı"]}, {"word": "çok geçmeden", "meanings": ["Kısa bir süre sonra"]}, {"word": "yöre", "meanings": ["Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un"]}, {"word": "uzmanlık belgesi", "meanings": ["Tıpta belirli bir alanda eğitimden ve sınavlardan geçip başarılı bulunanlara verilen belge"]}, {"word": "tokmak tokmak", "meanings": ["Etli, kalın bir biçimde"]}, {"word": "top top", "meanings": ["Birçok topu bir arada bulunan (kumaş vb.)", "Top biçiminde olarak, yuvarlak yuvarlak"]}, {"word": "torbada keklik", "meanings": ["Çantada keklik"]}, {"word": "ayda yılda bir", "meanings": ["Çok seyrek olarak"]}, {"word": "ide", "meanings": ["Düşünce"]}, {"word": "dipsiz testi", "meanings": ["Eline geçen para veya malı hesapsızca, boş yere harcayan"]}, {"word": "ev hanımı", "meanings": ["Ev kadını"]}, {"word": "ev kadınlığı", "meanings": ["Ev kadını olma durumu, ev hanımlığı"]}, {"word": "ev hanımlığı", "meanings": ["Ev kadınlığı"]}, {"word": "onlar", "meanings": ["O şahıs zamirinin çokluk biçimi"]}, {"word": "harcatmak", "meanings": ["Harcamasına yol açmak"]}, {"word": "şunlar", "meanings": ["Şu zamirinin çokluk biçimi"]}, {"word": "harcatma", "meanings": ["Harcatmak işi"]}, {"word": "harcatılma", "meanings": ["Harcatılmak işi"]}, {"word": "harcanılma", "meanings": ["Harcanılmak işi"]}, {"word": "harcatılmak", "meanings": ["Harcatma işi yapılmak"]}, {"word": "harcanılmak", "meanings": ["Harcanma işi yapılmak"]}, {"word": "uygulatma", "meanings": ["Uygulatmak işi"]}, {"word": "kovalatma", "meanings": ["Kovalatmak işi"]}, {"word": "kovalatmak", "meanings": ["Kovalama işini yaptırmak"]}, {"word": "uygulatmak", "meanings": ["Uygulama işini yaptırmak"]}, {"word": "uygulatılma", "meanings": ["Uygulatılmak işi"]}, {"word": "uygulatılmak", "meanings": ["Uygulatma işi yapılmak"]}, {"word": "uysallaştırma", "meanings": ["Uysallaştırmak işi"]}, {"word": "uysallaştırmak", "meanings": ["Uysal duruma getirmek"]}, {"word": "yankılatma", "meanings": ["Yankılatmak işi"]}, {"word": "yankılatmak", "meanings": ["Yankılama işini yaptırmak"]}, {"word": "yalanlatmak", "meanings": ["Yalanlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yalanlatma", "meanings": ["Yalanlatmak işi"]}, {"word": "yararlandırma", "meanings": ["Yararlandırmak işi, faydalandırma"]}, {"word": "yararlandırılma", "meanings": ["Yararlandırılmak işi, faydalandırılma"]}, {"word": "yararlandırmak", "meanings": ["Yararlanma işini yaptırmak, faydalandırmak"]}, {"word": "yararlandırılmak", "meanings": ["Yararlanma işi yaptırılmak, faydalandırılmak"]}, {"word": "yasaklatma", "meanings": ["Yasaklatmak işi"]}, {"word": "yasaklatmak", "meanings": ["Yasaklama işini yaptırmak"]}, {"word": "yasallaştırma", "meanings": ["Yasallaştırmak işi"]}, {"word": "yargılatmak", "meanings": ["Yargılama işini yaptırmak"]}, {"word": "yasallaştırmak", "meanings": ["Yasal duruma getirmek"]}, {"word": "yıkattırma", "meanings": ["Yıkattırmak işi"]}, {"word": "yıkattırmak", "meanings": ["Yıkatma işini yaptırmak"]}, {"word": "yıpratılma", "meanings": ["Yıpratılmak işi"]}, {"word": "yoldurtmak", "meanings": ["Yoldurma işini yaptırmak"]}, {"word": "yollatma", "meanings": ["Yollatmak işi"]}, {"word": "yıpratılmak", "meanings": ["Yıpratma işi yapılmak"]}, {"word": "yoldurtma", "meanings": ["Yoldurtmak işi"]}, {"word": "yollatmak", "meanings": ["Yollama işini yaptırmak"]}, {"word": "yorumlatmak", "meanings": ["Yorumlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yorumlatma", "meanings": ["Yorumlatmak işi"]}, {"word": "yudumlatma", "meanings": ["Yudumlatmak işi"]}, {"word": "yudumlatmak", "meanings": ["Yudumlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yuhalatma", "meanings": ["Yuhalatmak işi"]}, {"word": "böldürtme", "meanings": ["Böldürtmek işi"]}, {"word": "yuhalatmak", "meanings": ["Yuhalama işini yaptırmak"]}, {"word": "böldürtmek", "meanings": ["Böldürme işini yaptırmak"]}, {"word": "cisimlendirme", "meanings": ["Cisimlendirmek işi"]}, {"word": "yemek takımı", "meanings": ["Sofrada yeme ve içme için kullanılan tabak, bardak, tuzluk vb.nden oluşan takım, servis takımı"]}, {"word": "cisimlendirmek", "meanings": ["Cisimlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "derletme", "meanings": ["Derletmek işi"]}, {"word": "derletmek", "meanings": ["Derleme işini yaptırmak"]}, {"word": "destekletme", "meanings": ["Destekletmek işi"]}, {"word": "destekletmek", "meanings": ["Destekleme işini yaptırmak"]}, {"word": "devirtme", "meanings": ["Devirtmek işi"]}, {"word": "erteletme", "meanings": ["Erteletmek işi"]}, {"word": "devirtmek", "meanings": ["Devirme işini yaptırmak"]}, {"word": "erteletmek", "meanings": ["Erteleme işini yaptırmak"]}, {"word": "garantiletme", "meanings": ["Garantiletmek işi"]}, {"word": "garantiletmek", "meanings": ["Garantileme işini yaptırmak"]}, {"word": "gerdirtme", "meanings": ["Gerdirtmek işi"]}, {"word": "gerdirtmek", "meanings": ["Gerdirme işini yaptırmak"]}, {"word": "görüntülenme", "meanings": ["Görüntülenmek işi"]}, {"word": "görüntülenmek", "meanings": ["Görüntüleme işine konu olmak"]}, {"word": "görüntületme", "meanings": ["Görüntületmek işi"]}, {"word": "görüntületmek", "meanings": ["Görüntüleme işini yaptırmak"]}, {"word": "gülümsetme", "meanings": ["Gülümsetmek işi"]}, {"word": "gülümsetmek", "meanings": ["Gülümsemesine yol açmak"]}, {"word": "önemsetme", "meanings": ["Önemsetmek işi"]}, {"word": "önemsetmek", "meanings": ["Önemseme işini yaptırmak"]}, {"word": "önerilme", "meanings": ["Önerilmek işi"]}, {"word": "önerilmek", "meanings": ["Önerme işine konu olmak"]}, {"word": "örgütleşme", "meanings": ["Örgütleşmek durumu"]}, {"word": "örgütleşmek", "meanings": ["Örgüt durumuna gelmek"]}, {"word": "örtüştürme", "meanings": ["Örtüştürmek işi"]}, {"word": "ötelenmek", "meanings": ["Öteleme işi yapılmak"]}, {"word": "örtüştürmek", "meanings": ["Örtüşme işini yaptırmak"]}, {"word": "öteletme", "meanings": ["Öteletmek işi"]}, {"word": "öteletmek", "meanings": ["Öteleme işini yaptırmak"]}, {"word": "tıngırı yolunda", "meanings": ["Kazancı iyi"]}, {"word": "yalımı alçak", "meanings": ["Yüreksiz"]}, {"word": "parça başına", "meanings": ["Her parça için"]}, {"word": "öksüz anası", "meanings": ["Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten kadın"]}, {"word": "öksüz babası", "meanings": ["Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten erkek"]}, {"word": "mesabesinde", "meanings": ["Yerinde, değerinde, hükmünde"]}, {"word": "muvacehesinde", "meanings": ["Bir durum karşısında"]}, {"word": "namına", "meanings": ["Adına, kendisine", "Yerine, olarak"]}, {"word": "nefsine düşkün", "meanings": ["Bencil", "Dünya nimetlerine, bedensel hazlara düşkün"]}, {"word": "kırk kere", "meanings": ["Pek çok kez"]}, {"word": "dayaklık", "meanings": ["Destek olarak kullanılan şey"]}, {"word": "gök boylamı", "meanings": ["Sağ açıklık"]}, {"word": "sağ açıklık", "meanings": ["Bir gök cisminin ilkbahar noktasından itibaren gök eşleği boyunca ölçülen açısal uzaklığı, açılım, gök boylamı"]}, {"word": "Avcı", "meanings": ["Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion"]}, {"word": "Cebbar", "meanings": ["Avcı"]}, {"word": "Orion", "meanings": ["Avcı"]}, {"word": "dik açıklık", "meanings": ["Bir gök cisminin gök eşleğinden olan açısal uzaklığı, yükselim"]}, {"word": "hava gemisi", "meanings": ["Havada yolcu taşımaya yarayan, sert gövdeye sahip, gazla yükselen ve pervanelerle hareket eden araç, zeplin"]}, {"word": "korona", "meanings": ["Güneş tacı"]}, {"word": "kirlikartopu", "meanings": ["Kuyruklu yıldız"]}, {"word": "Kurt", "meanings": ["Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız"]}, {"word": "öğlen çemberi", "meanings": ["Meridyen çemberi"]}, {"word": "Yedikızkardeş", "meanings": ["Ülker"]}, {"word": "gezegen yılı", "meanings": ["Bir gezegenin Güneş çevresindeki dolanım süresi"]}, {"word": "zıt anlamlılık", "meanings": ["Karşıt anlamlılık"]}, {"word": "erkek Fatma", "meanings": ["Erkek gibi davranışları olan kadın"]}, {"word": "geyikler kırkımında", "meanings": ["Hiçbir zaman"]}, {"word": "gırtlağına düşkün", "meanings": ["Çok yiyip içen"]}, {"word": "götten bacaklı", "meanings": ["Kısa boylu"]}, {"word": "hırsız malı", "meanings": ["Çalıntı mal"]}, {"word": "ilmek", "meanings": ["Değmek, dokunmak"]}, {"word": "durup dinlenmeden", "meanings": ["Arası kesilmeksizin, arka arkaya, sürekli olarak"]}, {"word": "dünden bugüne", "meanings": ["Çabucak", "Sanatçının özellikle ilk dönemlerinde meydana getirdiği eserlerinden oluşmuş (sergi), retrospektif"]}, {"word": "dünden ölmüş", "meanings": ["Çalışma hevesi kalmamış (kimse)"]}, {"word": "düttürü Leylâ", "meanings": ["Tuhaf, dar ve kısa giyinmiş kadın"]}, {"word": "elifi elifine", "meanings": ["Tam, tam olarak, noktası noktasına"]}, {"word": "dünya görmüş", "meanings": ["Çok gezmiş, çok yer görmüş", "Deneyimli"]}, {"word": "elinin körü", "meanings": ["Bıktırıcı, usandırıcı durum karşısında kullanılan bir azarlama sözü"]}, {"word": "en azından", "meanings": ["En azı ile, hiç olmazsa"]}, {"word": "en aşağı", "meanings": ["Hiç olmazsa, hiç değilse"]}, {"word": "göz kamaştırıcı", "meanings": ["Gözün kamaşmasına, bir süre göremez duruma gelmesine yol açan (ışık)", "Muhteşem, çok güzel, parlak, görkemli"]}, {"word": "hep bir ağızdan", "meanings": ["Toplu olarak (söylemek, konuşmak)"]}, {"word": "haddinden fazla", "meanings": ["Gereğinden çok, aşırı"]}, {"word": "kan pahasına", "meanings": ["Yaralanmayı veya ölümü göze alarak"]}, {"word": "saatinde", "meanings": ["Önceden belirlenen, düşünülen vakitte"]}, {"word": "sefa pezevengi", "meanings": ["Zevk ve eğlenceye düşkün kimse"]}, {"word": "sudan ucuz", "meanings": ["Çok ucuz, bedava"]}, {"word": "sahiplendirme", "meanings": ["Sahiplendirmek işi"]}, {"word": "sahiplendirmek", "meanings": ["Sahiplenme işini yaptırmak"]}, {"word": "sahneletme", "meanings": ["Sahneletmek işi"]}, {"word": "sahneletmek", "meanings": ["Sahneleme işini yaptırmak"]}, {"word": "kekleme", "meanings": ["Keklemek işi"]}, {"word": "keklemek", "meanings": ["Kandırmak"]}, {"word": "ruhumücerret", "meanings": ["Katışık ve karışık olmayan ruh"]}, {"word": "fakruzaruret", "meanings": ["İleri derecede yoksulluk"]}, {"word": "yönlendirilme", "meanings": ["Yönlendirilmek işi"]}, {"word": "yönlendirilmek", "meanings": ["Yönlendirme işi yapılmak"]}, {"word": "tertipletme", "meanings": ["Tertipletmek işi"]}, {"word": "tertipletmek", "meanings": ["Tertipleme işini yaptırmak"]}, {"word": "sevindirilme", "meanings": ["Sevindirilmek işi"]}, {"word": "sergiletme", "meanings": ["Sergiletmek işi"]}, {"word": "sevindirilmek", "meanings": ["Sevindirme işi yapılmak"]}, {"word": "sergiletmek", "meanings": ["Sergileme işini yaptırmak"]}, {"word": "anadan görme", "meanings": ["Geleneksel"]}, {"word": "anası danası", "meanings": ["Soyu sopu, bütün aile"]}, {"word": "anası kılıklı", "meanings": ["Görüş, davranış, huy vb. bakımından annesine benzeyen"]}, {"word": "pabuçtan aşağı", "meanings": ["Aşağılık (kimse)"]}, {"word": "moralman", "meanings": ["Moral bakımından"]}, {"word": "güdüleme", "meanings": ["Güdülemek işi, motivasyon"]}, {"word": "motive", "meanings": ["`İsteklendirmek, güdülemek` anlamındaki motive etmek, `isteklenmek, güdülenmek` anlamındaki motive olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "güdülemek", "meanings": ["Amaçlanan davranışa yönelirken bireye güç vermek, hedefe yoğunlaştırmak"]}, {"word": "multimilyarder", "meanings": ["Çok zengin kimse"]}, {"word": "güdülenme", "meanings": ["Güdülenmek işi"]}, {"word": "nekrofili", "meanings": ["Ölü sevicilik"]}, {"word": "ölü sevicilik", "meanings": ["Ölü sevici olma durumu, nekrofili"]}, {"word": "nekrofil", "meanings": ["Ölü sevici"]}, {"word": "ölü sevici", "meanings": ["Ölü seven, ölü ile cinsel ilişkide bulunan, nekrofil"]}, {"word": "Neonazizm", "meanings": ["Nazizmi yeni bir tarzda ifade etme politikası"]}, {"word": "Neonazi", "meanings": ["Neonazizm yanlısı"]}, {"word": "neofaşist", "meanings": ["Neofaşizmi benimseyen kimse"]}, {"word": "neofaşizm", "meanings": ["İkinci Dünya Savaşı'ndan ortaya çıkan faşizm"]}, {"word": "neoklasik", "meanings": ["Neoklasisizm yanlısı", "Neoklasisizm anlayışıyla ortaya konmuş (eser)"]}, {"word": "neoklasisizm", "meanings": ["Sembolizme karşı XX. yüzyılın başında ortaya çıkan, klasik üslubu canlandırmaya yönelik edebî akım", "Avrupa ve Amerika'da XVIII-XIX. yüzyıllarda Eski Yunan üslup ve tezyinatını geniş ölçüde kullanan mimari"]}, {"word": "telaro", "meanings": ["İp iskelesi"]}, {"word": "ip iskelesi", "meanings": ["Temel uygulaması için yapı tabanının bir metre kadar dışına çepeçevre çekilen ahşap çerçeve, telaro"]}, {"word": "diş plağı", "meanings": ["Diş taşının oluşumuna sebep olan tabaka"]}, {"word": "markalaşma", "meanings": ["Markalaşmak işi"]}, {"word": "avcı kuş", "meanings": ["Şahin, doğan, kartal, atmaca vb. gibi başka hayvanları yakalamakta usta olan kuş, alıcı kuş"]}, {"word": "markalaşmak", "meanings": ["Ürün marka durumuna gelmek", "Kişi, kurum vb. marka durumuna gelmek, marka olmak"]}, {"word": "avcı kuşu", "meanings": ["Ava alıştırılan ve avcılara yardım eden kuş"]}, {"word": "şeytantırnağı", "meanings": ["Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki (Phyteuma)"]}, {"word": "tıpkı tıpkısına", "meanings": ["Tıpatıp"]}, {"word": "temel direk", "meanings": ["Bir şeyin dayandığı, güç aldığı en önemli öge, nesne veya kişi"]}, {"word": "tıpkısı tıpkısına", "meanings": ["Tıpatıp"]}, {"word": "kutup bozkırı", "meanings": ["Tundra"]}, {"word": "antiplak", "meanings": ["Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde"]}, {"word": "bakteri plağı", "meanings": ["Üzerinde bakteri bulunduran diş plağı"]}, {"word": "su basmanı", "meanings": ["343 subasman"]}, {"word": "levent", "meanings": ["Dokuma tezgâhlarında üzerine çözgü ipliği veya ham kumaş sarılan, takılıp çıkarılabilen, ahşap veya metalden yapılmış, makara biçiminde büyük silindir"]}, {"word": "hıyaroğluhıyar", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "itoğluit", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "eşekoğlueşek", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "hayvanoğluhayvan", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "hamdetmek", "meanings": ["Tanrı'ya şükretmek"]}, {"word": "hamdetme", "meanings": ["Hamdetmek işi"]}, {"word": "tardetmek", "meanings": ["Uzaklaştırmak, savmak"]}, {"word": "tardetme", "meanings": ["Tardetmek işi"]}, {"word": "parkometre", "meanings": ["Parkmetre"]}, {"word": "abandırabilme", "meanings": ["Abandırabilmek işi"]}, {"word": "abandırabilmek", "meanings": ["Abandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "abandırıverme", "meanings": ["Abandırıvermek işi"]}, {"word": "abandırıvermek", "meanings": ["Çabucak abanmasını sağlamak"]}, {"word": "abanıverme", "meanings": ["Abanıvermek işi"]}, {"word": "abanıvermek", "meanings": ["Ansızın, çabucak abanmak"]}, {"word": "irsaliye faturası", "meanings": ["Gönderme belgesinde bulunan bilgileri de içeren fatura"]}, {"word": "komün hayatı", "meanings": ["Harcamalar için gelirleri birleştirerek yaşanılan ortak hayat"]}, {"word": "komün", "meanings": ["Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk"]}, {"word": "at arabası", "meanings": ["Çeşitli yükleri taşımak için kullanılan, dört tekerlekli, at koşulmuş taşıt"]}, {"word": "mikropsuzlaştırma", "meanings": ["Mikropsuzlaştırmak işi, sterilleştirme"]}, {"word": "mikropsuzlaştırmak", "meanings": ["Mikroplardan arındırmak, sterilleştirmek"]}, {"word": "sterilleştirme", "meanings": ["Mikropsuzlaştırma"]}, {"word": "sterilleştirmek", "meanings": ["Mikropsuzlaştırmak"]}, {"word": "yığılım", "meanings": ["Yığılma işi", "Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü, istif, stok", "Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, istif, stok", "Organizmada zararlı maddelerin birikmesi"]}, {"word": "biyodizel", "meanings": ["Kolza, ayçiçeği, soya gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir ürün"]}, {"word": "ahırdaş", "meanings": ["Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar, eküri"]}, {"word": "eküri", "meanings": ["Ahırdaş"]}, {"word": "toprak altı", "meanings": ["Toprağın içi"]}, {"word": "arak", "meanings": ["Çalma"]}, {"word": "Divanhane", "meanings": ["Kubbealtı"]}, {"word": "slip", "meanings": ["Ödeme belgesi"]}, {"word": "hayallemek", "meanings": ["Hayal etmek"]}, {"word": "hayalleme", "meanings": ["Hayallemek işi"]}, {"word": "ideografi", "meanings": ["Kavram yazı sistemi"]}, {"word": "ideogram", "meanings": ["Kavram yazı"]}, {"word": "kamu görevlisi", "meanings": ["Devlet hizmetinde çalışan kişi, kamu personeli"]}, {"word": "ikibuçukluk", "meanings": ["Top toplayıcı"]}, {"word": "bugünlük yarınlık", "meanings": ["Çok kısa bir sürede yapılan veya yapılabilecek olan", "Kısa bir süre içinde"]}, {"word": "demir para", "meanings": ["Madenî para"]}, {"word": "kapı karşı komşu", "meanings": ["Kapı komşu"]}, {"word": "acıkara", "meanings": ["Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm"]}, {"word": "kükürtdioksit", "meanings": ["Yoğunluğu 2,3 olan, renksiz, boğucu kokulu ağır bir gaz"]}, {"word": "gemre", "meanings": ["Son turfanda yetişen, sert kabuklu bir tür siyah üzüm"]}, {"word": "abanozlaşıvermek", "meanings": ["Çabucak abanozlaşmak"]}, {"word": "abanozlaşıverme", "meanings": ["Abanozlaşıvermek durumu"]}, {"word": "abanozlaştırma", "meanings": ["Abanozlaştırmak işi"]}, {"word": "abanozlaştırmak", "meanings": ["Abanoz gibi olmasını sağlamak"]}, {"word": "abanozlaştırıverme", "meanings": ["Abanozlaştırıvermek işi"]}, {"word": "abanozlaştırıvermek", "meanings": ["Çabucak abanozlaşmasını sağlamak"]}, {"word": "abanozlaştırabilme", "meanings": ["Abanozlaştırabilmek işi"]}, {"word": "abanozlaştırabilmek", "meanings": ["Abanozlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Abanozlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "abartabilmek", "meanings": ["Bir şeyi olduğundan daha abartılı bir biçimde anlatma eğiliminde olmak"]}, {"word": "abartabilme", "meanings": ["Abartabilmek durumu"]}, {"word": "abartılabilme", "meanings": ["Abartılabilmek durumu"]}, {"word": "abartılabilmek", "meanings": ["Abartılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "abartılış", "meanings": ["Abartılma durumu"]}, {"word": "abazanlaşma", "meanings": ["Abazanlaşmak durumu"]}, {"word": "abideleştirilme", "meanings": ["Anıtlaştırılma"]}, {"word": "abazanlaşmak", "meanings": ["Cinsel ilişkiden uzun süre uzak kalmış olmak"]}, {"word": "abideleştirilmek", "meanings": ["Anıtlaştırılmak"]}, {"word": "abidemsi", "meanings": ["Anıtsı"]}, {"word": "abukça", "meanings": ["Abuk bir biçimde"]}, {"word": "abuklama", "meanings": ["Saçmalama"]}, {"word": "abuklamak", "meanings": ["Saçmalamak"]}, {"word": "abuklaşma", "meanings": ["Saçmalaşma"]}, {"word": "saçmalaştırma", "meanings": ["Saçmalaştırmak işi, abuklaştırma"]}, {"word": "abuklaştırma", "meanings": ["Saçalaştırma"]}, {"word": "saçmalaştırmak", "meanings": ["Saçmalaşmasını sağlamak, saçma duruma getirmek, abuklaştırmak"]}, {"word": "abuklaşmak", "meanings": ["Saçmalaşmak"]}, {"word": "abuklaştırmak", "meanings": ["Saçmalaştırmak"]}, {"word": "abukluk", "meanings": ["Saçmalık"]}, {"word": "acayipleşebilme", "meanings": ["Acayipleşebilmek durumu"]}, {"word": "acayipleşebilmek", "meanings": ["Acayipleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aceleleşmek", "meanings": ["Çabuklaşmak"]}, {"word": "acayipleşivermek", "meanings": ["Çabucak acayipleşmek"]}, {"word": "acayipleşiverme", "meanings": ["Acayipleşivermek durumu"]}, {"word": "aceleleşme", "meanings": ["Çabuklaşma"]}, {"word": "acemileşebilme", "meanings": ["Acemileşebilmek durumu"]}, {"word": "acemileşebilmek", "meanings": ["Acemileşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "acemileşivermek", "meanings": ["Acemi olmamasına karşın acemi gibi davranmak"]}, {"word": "acemileşiverme", "meanings": ["Acemileşivermek durumu"]}, {"word": "acıkabilmek", "meanings": ["Acıkma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "acıkabilme", "meanings": ["Acıkabilmek işi"]}, {"word": "acıkıverme", "meanings": ["Acıkıvermek durumu"]}, {"word": "acıkıvermek", "meanings": ["Çabucak acıkmak"]}, {"word": "acılaşabilme", "meanings": ["Acılaşabilmek işi"]}, {"word": "acılaşabilmek", "meanings": ["Acılaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "acılaşıvermek", "meanings": ["Çabucak acılaşmak"]}, {"word": "acılaşıverme", "meanings": ["Acılaşıvermek durumu"]}, {"word": "acılaştırabilmek", "meanings": ["Acılaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Acılaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "acılaştırabilme", "meanings": ["Acılaştırabilmek işi"]}, {"word": "acılaştırılmak", "meanings": ["Acı duruma getirilmek"]}, {"word": "acılaştırılma", "meanings": ["Acılaştırılmak işi veya durumu"]}, {"word": "acımasızlaşabilme", "meanings": ["Acımasızlaşabilmek durumu"]}, {"word": "acımasızlaşabilmek", "meanings": ["Acımasız duruma gelme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "acımasızlaşmak", "meanings": ["Acımasız duruma gelmek, acımamak"]}, {"word": "acımasızlaşma", "meanings": ["Acımasızlaşmak durumu"]}, {"word": "acındırabilmek", "meanings": ["Acındırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Acındırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "acındırabilme", "meanings": ["Acındırabilmek işi"]}, {"word": "acındırılmak", "meanings": ["Acındırma işine konu olmak"]}, {"word": "acındırılma", "meanings": ["Acındırılmak işi"]}, {"word": "acıtabilmek", "meanings": ["Acıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Acıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "acınış", "meanings": ["Acınma işi"]}, {"word": "acıtabilme", "meanings": ["Acıtabilmek işi"]}, {"word": "acıtılmak", "meanings": ["Acıtma işine konu olmak"]}, {"word": "acıtılma", "meanings": ["Acıtılmak işi"]}, {"word": "acıtıvermek", "meanings": ["Çabucak acıtmak"]}, {"word": "acıtıverme", "meanings": ["Acıtıvermek işi"]}, {"word": "âcizleşebilmek", "meanings": ["Âciz bir duruma düşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "acıyabilme", "meanings": ["Acıyabilmek durumu"]}, {"word": "acıyabilmek", "meanings": ["Acıma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Acıma becerisi bulunmak"]}, {"word": "âcizleşebilme", "meanings": ["Âcizleşebilmek durumu"]}, {"word": "âcizleşmek", "meanings": ["Âciz duruma gelmek"]}, {"word": "âcizleşme", "meanings": ["Âcizleşmek durumu"]}, {"word": "acyoculuk", "meanings": ["Acyocu olma durumu"]}, {"word": "açabilmek", "meanings": ["Açma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Açmayı becermek"]}, {"word": "açadurma", "meanings": ["Açadurmak işi"]}, {"word": "açadurmak", "meanings": ["Açmayı sürdürmek"]}, {"word": "açabilme", "meanings": ["Açabilmek işi"]}, {"word": "açgözlüce", "meanings": ["Açgözlüye yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "açgözlüleşmek", "meanings": ["Açgözlü duruma gelmek"]}, {"word": "açgözlüleşme", "meanings": ["Açgözlüleşmek durumu"]}, {"word": "açgözlüleşebilmek", "meanings": ["Açgözlü olma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "açgözlüleşebilme", "meanings": ["Açgözlüleşebilmek durumu"]}, {"word": "açıklanabilirlik", "meanings": ["Açıklanabilir olma durumu"]}, {"word": "açıklanabilir", "meanings": ["Anlaşılır duruma getirilebilen"]}, {"word": "açıklanabilmek", "meanings": ["Anlaşılır bir duruma getirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "açıklanabilme", "meanings": ["Açıklanabilmek işi"]}, {"word": "açıklanış", "meanings": ["Açıklanma işi"]}, {"word": "açıklaştırabilmek", "meanings": ["Daha açık bir duruma getirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "açıklaştırılmak", "meanings": ["Açıklaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "açıklaştırabilme", "meanings": ["Açıklaştırabilmek işi"]}, {"word": "açıklaştırılma", "meanings": ["Açıklaştırılmak işi"]}, {"word": "açıklatabilmek", "meanings": ["Açıklamasını veya açıklanmasını sağlamak"]}, {"word": "açıklatabilme", "meanings": ["Açıklatabilmek işi"]}, {"word": "açıklayabilmek", "meanings": ["Açıklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Açıklama becerisi bulunmak"]}, {"word": "açıklayabilme", "meanings": ["Açıklayabilmek işi"]}, {"word": "açıklayıverme", "meanings": ["Açıklayıvermek işi"]}, {"word": "açıklayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kolayca açıklamak"]}, {"word": "açıklıkla", "meanings": ["Açık bir biçimde, açık olarak"]}, {"word": "açılabilme", "meanings": ["Açılabilmek işi"]}, {"word": "açılabilmek", "meanings": ["Açılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "açılıvermek", "meanings": ["Çabucak ve ansızın açılmak"]}, {"word": "açılıverme", "meanings": ["Açılıvermek işi"]}, {"word": "açımlanış", "meanings": ["Açımlanma işi"]}, {"word": "açıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak açmak"]}, {"word": "açımlayış", "meanings": ["Açımlama işi"]}, {"word": "açıverme", "meanings": ["Açıvermek işi"]}, {"word": "açkıcılık", "meanings": ["Açkıcının yaptığı iş"]}, {"word": "açkılatılma", "meanings": ["Açkılatılmak işi"]}, {"word": "açkılatılmak", "meanings": ["Açkılatma işine konu olmak"]}, {"word": "açtırılmak", "meanings": ["Açtırma işi yaptırılmak"]}, {"word": "adayabilme", "meanings": ["Adayabilmek işi"]}, {"word": "adayış", "meanings": ["Adama işi"]}, {"word": "açtırabilmek", "meanings": ["Açmasını veya açılmasını sağlamak", "Açtırmaya becerisi bulunmak"]}, {"word": "açtırabilme", "meanings": ["Açtırabilmek işi"]}, {"word": "açtırılma", "meanings": ["Açtırılmak işi"]}, {"word": "açtırış", "meanings": ["Açtırma işi"]}, {"word": "adayabilmek", "meanings": ["Adama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Adama becerisi bulunmak"]}, {"word": "adımlayabilmek", "meanings": ["Adımlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Adımlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "adımlayabilme", "meanings": ["Adımlayabilmek işi"]}, {"word": "adileşebilmek", "meanings": ["Adileşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "adımlayış", "meanings": ["Adımlama işi"]}, {"word": "adlandırabilmek", "meanings": ["Adlandırma, ad verme ihtimali bulunmak", "Adlandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "adileşebilme", "meanings": ["Adileşebilmek durumu"]}, {"word": "adileşivermek", "meanings": ["Çabucak bayağı bir duruma gelmek"]}, {"word": "adileşiverme", "meanings": ["Adileşivermek durumu"]}, {"word": "adlandırabilme", "meanings": ["Adlandırabilmek işi"]}, {"word": "adlandırılabilmek", "meanings": ["Adlandırılma, ad verilme ihtimali bulunmak, isimlendirilebilmek"]}, {"word": "adlandırış", "meanings": ["Adlandırma işi, isimlendiriş"]}, {"word": "adlandırılabilme", "meanings": ["Adlandırılabilmek işi, isimlendirilebilme"]}, {"word": "adlandırılış", "meanings": ["Adlandırılma işi, isimlendiriliş"]}, {"word": "adlandırım", "meanings": ["Adlandırma işi"]}, {"word": "adlandırıvermek", "meanings": ["Çabucak adlandırmak, ad koymak, isimlendirivermek"]}, {"word": "adlandırıverme", "meanings": ["Adlandırıvermek işi, isimlendiriverme"]}, {"word": "adsal", "meanings": ["Adla ilgili, ad niteliğinde olan"]}, {"word": "affedebilme", "meanings": ["Bağışlayabilme"]}, {"word": "affedilebilmek", "meanings": ["Bağışlanabilmek"]}, {"word": "affediş", "meanings": ["Bağışlayış"]}, {"word": "affedilebilme", "meanings": ["Bağışlanabilme"]}, {"word": "affediliş", "meanings": ["Bağışlanış"]}, {"word": "affettirebilmek", "meanings": ["Bağışlanmayı sağlama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "affettirebilme", "meanings": ["Affettirebilmek işi"]}, {"word": "affettiriş", "meanings": ["Bağışlatış"]}, {"word": "affolunabilmek", "meanings": ["Bağışlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "affolunabilme", "meanings": ["Affolunabilmek işi"]}, {"word": "ağaçlandırabilme", "meanings": ["Ağaçlandırabilmek işi"]}, {"word": "ağaçlandırabilmek", "meanings": ["Bir yeri fidanlar dikerek ağaçlı duruma getirme ihtimali bulunmak", "Ağaçlandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ağaçlandırış", "meanings": ["Ağaçlandırma işi"]}, {"word": "ağaçsıl", "meanings": ["Ağaçla ilgili olan", "Ağaç türünden olan"]}, {"word": "ağaçlandırılış", "meanings": ["Ağaçlandırılma işi"]}, {"word": "ağarabilmek", "meanings": ["Ağarma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "ağarabilme", "meanings": ["Ağarabilmek işi"]}, {"word": "ağarıvermek", "meanings": ["Çabucak ağarmak"]}, {"word": "ağarıverme", "meanings": ["Ağarıvermek işi"]}, {"word": "ağartabilmek", "meanings": ["Ağarmasını sağlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ağartmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ağartabilme", "meanings": ["Ağartabilmek işi"]}, {"word": "ağdalanış", "meanings": ["Ağdalanma durumu"]}, {"word": "ağartılış", "meanings": ["Ağartılıma işi"]}, {"word": "ağdalaşabilmek", "meanings": ["Ağda durumuna gelme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "ağdalaşabilme", "meanings": ["Ağdalaşabilmek işi"]}, {"word": "ağdalaşıvermek", "meanings": ["Çabucak ağda durumuna gelmek"]}, {"word": "ağdalaşıverme", "meanings": ["Ağdalaşıvermek işi"]}, {"word": "ağdalaştırılmak", "meanings": ["Ağda durumuna getirilmek"]}, {"word": "ağdalaştırılma", "meanings": ["Ağdalaştırılmak işi"]}, {"word": "ağırlanabilme", "meanings": ["Ağırlanabilmek işi"]}, {"word": "ağırlanabilmek", "meanings": ["Ağırlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "ağırlanış", "meanings": ["Ağırlanma işi"]}, {"word": "ağırlaştırabilmek", "meanings": ["Ağırlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ağırlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ağırlaşabilmek", "meanings": ["Ağırlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ağırlaşabilme", "meanings": ["Ağırlaşabilmek işi"]}, {"word": "ağırlaştırılabilmek", "meanings": ["Ağırlaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ağırlaştırılmak", "meanings": ["Ağırlaştırma işi yapılmak"]}, {"word": "ağırlaştırabilme", "meanings": ["Ağırlaştırabilmek işi"]}, {"word": "ağırlaştırılabilme", "meanings": ["Ağırlaştırılabilmek işi"]}, {"word": "ağırlaştırılma", "meanings": ["Ağırlaştırılmak işi"]}, {"word": "ağırlatabilmek", "meanings": ["Ağırlatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ağırlayabilmek", "meanings": ["Ağırlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ağırlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "ağırlatabilme", "meanings": ["Ağırlatabilmek işi"]}, {"word": "ağırlayabilme", "meanings": ["Ağırlayabilmek işi"]}, {"word": "ağırlıksız", "meanings": ["Ağırlığı olmayan"]}, {"word": "ağırlayış", "meanings": ["Ağırlama işi"]}, {"word": "ağıtsal", "meanings": ["Ağıtla ilgili, ağıt özelliği taşıyan"]}, {"word": "ağzı peklik", "meanings": ["Ağzı pek olma durumu"]}, {"word": "ağlatabilmek", "meanings": ["Ağlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ağlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ağlatabilme", "meanings": ["Ağlatabilmek işi"]}, {"word": "ağlayabilmek", "meanings": ["Ağlama ihtimali bulunmak", "Ağlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "ağlayabilme", "meanings": ["Ağlayabilmek işi"]}, {"word": "ağlayıverme", "meanings": ["Ağlayıvermek işi"]}, {"word": "ağlayıvermek", "meanings": ["Çabucak ağlamak, ağlamayı alışkanlık edinmek"]}, {"word": "ağrıtabilmek", "meanings": ["Ağrıtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ağrıtabilme", "meanings": ["Ağrıtabilmek işi"]}, {"word": "ağrıyabilmek", "meanings": ["Ağrıma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ağrıyabilme", "meanings": ["Ağrıyabilmek işi"]}, {"word": "ahlakilik", "meanings": ["Törellik"]}, {"word": "ağrıyış", "meanings": ["Ağrıma işi"]}, {"word": "ahlayış", "meanings": ["Ahlama işi"]}, {"word": "ahmaklaşabilmek", "meanings": ["Ahmaklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "ahmaklaşabilme", "meanings": ["Ahmaklaşabilmek işi"]}, {"word": "ahmaklaştırabilmek", "meanings": ["Ahmaklaştırma ihtimali bulunmak", "Ahmaklaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ahmaklaştırabilme", "meanings": ["Ahmaklaştırabilmek işi"]}, {"word": "akabilme", "meanings": ["Akabilmek işi"]}, {"word": "ahrazlık", "meanings": ["Ahraz olma durumu"]}, {"word": "akabilmek", "meanings": ["Akma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "akçalamak", "meanings": ["Bir girişim için gereken parayı, krediyi sağlamak, finanse etmek"]}, {"word": "akçalanmak", "meanings": ["Parayla desteklenmek, finanse edilmek"]}, {"word": "akçalama", "meanings": ["Akçalamak işi"]}, {"word": "akçalanma", "meanings": ["Akçalanmak işi"]}, {"word": "irrasyonalist", "meanings": ["Us dışıcı"]}, {"word": "akıllanabilmek", "meanings": ["Akıllanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Akıllanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "us dışıcı", "meanings": ["Us dışıcılık yanlısı olan (kimse), akıl dışıcı, irrasyonalist"]}, {"word": "akıl dışılık", "meanings": ["Akıl dışı olma durumu"]}, {"word": "akıllanabilme", "meanings": ["Akıllanabilmek durumu"]}, {"word": "akıllanış", "meanings": ["Akıllanma durumu"]}, {"word": "akıllanıvermek", "meanings": ["Çabucak aklı başına gelmek"]}, {"word": "akıllanıverme", "meanings": ["Akıllanıvermek durumu"]}, {"word": "akıllanmaz", "meanings": ["Düzelmesi, yola gelmesi imkânsız (kimse)"]}, {"word": "akılsızca", "meanings": ["Akılsıza yakışan", "(akılsı'zca) Akılsıza yaraşır bir biçimde, akılsızcasına"]}, {"word": "akıllanmazlık", "meanings": ["Akıllanmaz olma durumu"]}, {"word": "akıtabilmek", "meanings": ["Akmasını sağlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Akıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "akıtabilme", "meanings": ["Akıtabilmek işi"]}, {"word": "akıtıvermek", "meanings": ["Çabucak akmasını sağlamak"]}, {"word": "akıtıverme", "meanings": ["Akıtıvermek işi"]}, {"word": "akıtış", "meanings": ["Akıtma işi"]}, {"word": "akıverme", "meanings": ["Akıvermek işi"]}, {"word": "akıvermek", "meanings": ["Çabucak akmak"]}, {"word": "akkorlaşmak", "meanings": ["Akkor durumuna gelmek"]}, {"word": "akkorlaşma", "meanings": ["Akkorlaşmak durumu"]}, {"word": "akkorlaştırmak", "meanings": ["Akkor durumuna getirmek"]}, {"word": "akkorlaştırma", "meanings": ["Akkorlaştırmak işi"]}, {"word": "akkorlaştırılmak", "meanings": ["Akkor durumuna getirilmek"]}, {"word": "akkorlaştırılma", "meanings": ["Akkorlaştırılmak işi"]}, {"word": "aklanabilme", "meanings": ["Aklanabilmek işi"]}, {"word": "aklanabilmek", "meanings": ["Aklanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aklayıvermek", "meanings": ["Çabucak aklamak"]}, {"word": "aklayabilme", "meanings": ["Aklayabilmek işi"]}, {"word": "aklayabilmek", "meanings": ["Aklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aklamaya gücü yetmek"]}, {"word": "aklayıverme", "meanings": ["Aklayıvermek işi"]}, {"word": "aksatabilmek", "meanings": ["Aksatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aksatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aksatabilme", "meanings": ["Aksatabilmek işi"]}, {"word": "aksatılmak", "meanings": ["Aksamasına yol açılmak"]}, {"word": "aksatılma", "meanings": ["Aksatılmak işi"]}, {"word": "aksayabilmek", "meanings": ["Aksama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aksatılış", "meanings": ["Aksatılma işi"]}, {"word": "aksayabilme", "meanings": ["Aksayabilmek işi"]}, {"word": "aksedebilmek", "meanings": ["Aksetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aksedebilme", "meanings": ["Aksedebilmek işi"]}, {"word": "aksettirebilme", "meanings": ["Aksettirebilmek işi"]}, {"word": "aksediş", "meanings": ["Aksetme işi"]}, {"word": "aksettirebilmek", "meanings": ["Aksettirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aksettirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "aksettirilmek", "meanings": ["Aksetmesi sağlanmak"]}, {"word": "aksettirilme", "meanings": ["Aksettirilmek işi"]}, {"word": "aksettiriliş", "meanings": ["Aksettirilme işi"]}, {"word": "aksettiriş", "meanings": ["Aksettirme işi"]}, {"word": "aksırabilmek", "meanings": ["Aksırma ihtimali veya imkânı bulunmak, hapşırabilmek", "Aksırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "aksırabilme", "meanings": ["Aksırabilmek işi, hapşırabilme"]}, {"word": "aksırıvermek", "meanings": ["Beklenmedik bir zamanda aksırmak, hapşırıvermek"]}, {"word": "aksırtabilmek", "meanings": ["Aksırtma etkisi veya ihtimali bulunmak, hapşırtabilmek", "Aksırtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aksırtabilme", "meanings": ["Aksırtabilmek işi, hapşırtabilme"]}, {"word": "aksırıverme", "meanings": ["Aksırıvermek işi, hapşırıverme"]}, {"word": "aktarabilmek", "meanings": ["Aktarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aktarma becerisi bulunmak"]}, {"word": "aktarılabilmek", "meanings": ["Aktarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aktarabilme", "meanings": ["Aktarabilmek işi"]}, {"word": "aktarılabilme", "meanings": ["Aktarılabilmek işi"]}, {"word": "aktarılış", "meanings": ["Aktarılma işi"]}, {"word": "aktarılıvermek", "meanings": ["Çabucak aktarılmak"]}, {"word": "aktarıvermek", "meanings": ["Çabucak aktarmak"]}, {"word": "aktarılıverme", "meanings": ["Aktarılıvermek işi"]}, {"word": "aktarıverme", "meanings": ["Aktarıvermek işi"]}, {"word": "aktifleşebilmek", "meanings": ["Aktif duruma gelme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aktifleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "aktifleşebilme", "meanings": ["Aktifleşebilmek işi"]}, {"word": "alabilmek", "meanings": ["Alma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Almaya gücü yetmek", "Alma becerisi bulunmak"]}, {"word": "alabilme", "meanings": ["Alabilmek işi"]}, {"word": "alçaklaşabilmek", "meanings": ["Alçaklaşma eğilimi veya ihtimali bulunmak"]}, {"word": "albenisizlik", "meanings": ["Alımsızlık"]}, {"word": "alçaklaşabilme", "meanings": ["Alçaklaşabilmek işi"]}, {"word": "alçalabilmek", "meanings": ["Alçalma eğilimi veya ihtimali bulunmak"]}, {"word": "alçalabilme", "meanings": ["Alçalabilmek işi"]}, {"word": "alçalıvermek", "meanings": ["Beklenmedik bir anda ve kısa sürede alçalmak"]}, {"word": "alçaltabilmek", "meanings": ["Alçaltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alçaltmaya gücü yetmek"]}, {"word": "alçalıverme", "meanings": ["Alçalıvermek işi"]}, {"word": "alçaltabilme", "meanings": ["Alçaltabilmek işi"]}, {"word": "alçaltılış", "meanings": ["Alçaltılma işi"]}, {"word": "alçaltılmak", "meanings": ["Alçak duruma getirilmek"]}, {"word": "alçaltılma", "meanings": ["Alçaltılmak işi"]}, {"word": "alçaltıverme", "meanings": ["Alçaltıvermek işi"]}, {"word": "alçaltıvermek", "meanings": ["Çabucak alçaltmak"]}, {"word": "alçıcılık", "meanings": ["Alçıcının yaptığı iş"]}, {"word": "alçılayabilmek", "meanings": ["Alçılama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alçılama becerisi bulunmak"]}, {"word": "alçılayabilme", "meanings": ["Alçılayabilmek işi"]}, {"word": "alçılayıverme", "meanings": ["Alçılayıvermek işi"]}, {"word": "alçılayıvermek", "meanings": ["Çabucak alçılamak"]}, {"word": "aldanabilmek", "meanings": ["Aldanma eğilimi veya ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aldanabilme", "meanings": ["Aldanabilmek işi"]}, {"word": "aldanıvermek", "meanings": ["Çabucak, kolaylıkla aldanmak"]}, {"word": "aldanıverme", "meanings": ["Aldanıvermek işi"]}, {"word": "aldanmaz", "meanings": ["Aldatılamayan, aldanmayan (kimse), kurt"]}, {"word": "aldatabilmek", "meanings": ["Aldatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aldatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "aldatabilme", "meanings": ["Aldatabilmek işi"]}, {"word": "aldanmazlık", "meanings": ["Aldanmaz olma durumu"]}, {"word": "aldatılabilmek", "meanings": ["Aldatılmaya eğilimli olmak, kolayca aldatılmak, aldatılma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aldatılabilme", "meanings": ["Aldatılabilmek işi"]}, {"word": "aldatıvermek", "meanings": ["Çabucak aldatmak"]}, {"word": "aldatıverme", "meanings": ["Çabucak aldatmak"]}, {"word": "aldırabilme", "meanings": ["Aldırabilmek işi"]}, {"word": "aldırabilmek", "meanings": ["Aldırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aldırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aldırılabilmek", "meanings": ["Aldırılma ihtimali veya imkânı bulunmak, kolayca aldırılmak"]}, {"word": "aldırılabilme", "meanings": ["Aldırılabilmek işi"]}, {"word": "aldırılmak", "meanings": ["Aldırma işi yapılmak"]}, {"word": "aldırılma", "meanings": ["Aldırılmak işi"]}, {"word": "aldırtabilmek", "meanings": ["Aldırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aldırtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aldırtabilme", "meanings": ["Aldırtabilmek işi"]}, {"word": "alevlendirebilmek", "meanings": ["Alevlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alevlendirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "alevlendirilmek", "meanings": ["Alevlendirme işine konu olmak"]}, {"word": "alevlendirebilme", "meanings": ["Alevlendirebilmek işi"]}, {"word": "alevlendiriş", "meanings": ["Alevlendirme işi"]}, {"word": "alevlendirilme", "meanings": ["Alevlendirilmek işi"]}, {"word": "alevlenebilmek", "meanings": ["Alevlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "alevlenebilme", "meanings": ["Alevlenebilmek işi"]}, {"word": "alevleniş", "meanings": ["Alevlenme işi"]}, {"word": "alevlenivermek", "meanings": ["Çabucak alevlenmek"]}, {"word": "alevleniverme", "meanings": ["Alevlenivermek işi"]}, {"word": "algılanabilirlik", "meanings": ["Algılanabilir olma durumu"]}, {"word": "algılanabilmek", "meanings": ["Algılanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "algılanabilir", "meanings": ["Duyular yardımıyla varlığı anlaşılabilir olan"]}, {"word": "algılanabilme", "meanings": ["Algılanabilmek işi"]}, {"word": "algılanış", "meanings": ["Algılanma durumu"]}, {"word": "algılatılmak", "meanings": ["Algılatma işine konu olmak"]}, {"word": "algılatılma", "meanings": ["Algılatılmak işi"]}, {"word": "algılatabilme", "meanings": ["Algılatabilmek işi"]}, {"word": "algılayabilme", "meanings": ["Algılayabilmek işi"]}, {"word": "algılatabilmek", "meanings": ["Algılatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Algılatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "algılayabilmek", "meanings": ["Algılama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Algılama becerisi bulunmak"]}, {"word": "algılayış", "meanings": ["Algılama durumu"]}, {"word": "algılayıvermek", "meanings": ["Çabucak algılamak"]}, {"word": "alıkça", "meanings": ["Alık benzeri", "(alı'kça) Alık olana yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "alıklaşabilme", "meanings": ["Alıklaşabilmek işi"]}, {"word": "alıklaşıverme", "meanings": ["Alıklaşıvermek işi"]}, {"word": "algılayıverme", "meanings": ["Algılayıvermek durumu"]}, {"word": "alıklaşabilmek", "meanings": ["Alıklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "alıklaşıvermek", "meanings": ["Çabucak alıklaşmak"]}, {"word": "alıklaştırılmak", "meanings": ["Alıklaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "alıklaştırılma", "meanings": ["Alıklaştırılmak işi"]}, {"word": "alıkoyabilmek", "meanings": ["Alıkoyma yetkisi veya ihtimali bulunmak", "Alıkoymaya gücü yetmek"]}, {"word": "alıkonulabilmek", "meanings": ["Alıkonulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "alıkonulabilme", "meanings": ["Alıkonulabilmek işi"]}, {"word": "alıkoyabilme", "meanings": ["Alıkoyabilmek işi"]}, {"word": "alımsız", "meanings": ["Çekici olmayan, cazibesiz, albenisiz"]}, {"word": "alımsızlık", "meanings": ["Alımsız olma durumu, albenisizlik, cazibesizlik"]}, {"word": "cazibesizlik", "meanings": ["Alımsızlık"]}, {"word": "çekişilmek", "meanings": ["Çekişme işine konu olmak"]}, {"word": "pekişilmek", "meanings": ["Pekişme işine konu olmak"]}, {"word": "çekişilme", "meanings": ["Çekişilmek işi"]}, {"word": "çekişilmeyince pekişilmez", "meanings": ["`düşünceler karşılıklı tartışılmadan sağlam bir anlaşma ve uzlaşma ortaya çıkmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "çobansız", "meanings": ["Çobanı olmayan"]}, {"word": "pekişilme", "meanings": ["Pekişilmek işi"]}, {"word": "alınabilmek", "meanings": ["Alınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çobansız koyunu kurt kapar", "meanings": ["`yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alınabilme", "meanings": ["Alınabilmek işi"]}, {"word": "alındısız", "meanings": ["Alındığını belirten herhangi bir belge verilmeyen"]}, {"word": "alınganlaşmak", "meanings": ["Daha alıngan bir duruma gelmek"]}, {"word": "alınganlaşabilme", "meanings": ["Alınganlaşabilmek işi"]}, {"word": "alınganlaşma", "meanings": ["Alınganlaşmak durumu"]}, {"word": "alınganlaşabilmek", "meanings": ["Alınganlaşma eğiliminde olmak veya alınganlaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "alınış", "meanings": ["Alınma işi"]}, {"word": "alıntılanma", "meanings": ["Alıntılanmak işi"]}, {"word": "alıntılanmak", "meanings": ["Alıntılama işine konu olmak"]}, {"word": "alıntılanabilmek", "meanings": ["Alıntılanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "alıntılanabilme", "meanings": ["Alıntılanabilmek işi"]}, {"word": "alıntılanış", "meanings": ["Alıntılanma işi"]}, {"word": "alışabilmek", "meanings": ["Alışma yeteneği veya ihtimali bulunmak", "Alışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "alıntılayabilmek", "meanings": ["Alıntılama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alıntılama becerisi bulunmak"]}, {"word": "alıntılayabilme", "meanings": ["Alıntılayabilmek işi"]}, {"word": "alışabilme", "meanings": ["Alışabilmek işi"]}, {"word": "alışagelmek", "meanings": ["Alışılmış olmak"]}, {"word": "alışagelme", "meanings": ["Alışagelmek işi"]}, {"word": "alışılmadık", "meanings": ["Alışılmamış, az görülen, olağanüstü"]}, {"word": "alışılabilme", "meanings": ["Alışılabilmek işi"]}, {"word": "alışılagelme", "meanings": ["Alışılagelmek işi"]}, {"word": "alışılabilmek", "meanings": ["Alışılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "alışılagelmek", "meanings": ["Alışılmış olmak"]}, {"word": "alışıvermek", "meanings": ["Çabucak alışmak"]}, {"word": "alışıverme", "meanings": ["Alışıvermek işi"]}, {"word": "alışmış", "meanings": ["Alışkın"]}, {"word": "alışmış kursak bulamacını ister", "meanings": ["`kişi, yararlanmaya alıştığı şeyden yoksun kalmak istemez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alışmış kudurmuştan beterdir", "meanings": ["`alışılan bir şeyden kolayca vazgeçilmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "alışmışlık", "meanings": ["Alışkanlık"]}, {"word": "alıştırabilmek", "meanings": ["Alıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "alıştırabilme", "meanings": ["Alıştırabilmek işi"]}, {"word": "alıştırılmak", "meanings": ["Alıştırma işine konu olmak"]}, {"word": "alıştırılma", "meanings": ["Alıştırılmak işi"]}, {"word": "alıştırılış", "meanings": ["Alıştırılma işi"]}, {"word": "alıştırış", "meanings": ["Alıştırma işi"]}, {"word": "alıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın almak"]}, {"word": "alıverme", "meanings": ["Alıvermek işi"]}, {"word": "alkışlanabilme", "meanings": ["Alkışlanabilmek işi"]}, {"word": "alkışlanabilmek", "meanings": ["Alkışlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "alkışlanış", "meanings": ["Alkışlanma işi"]}, {"word": "alkışlatabilmek", "meanings": ["Alkışlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alkışlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "alkışlatabilme", "meanings": ["Alkışlatabilmek işi"]}, {"word": "alkışlayış", "meanings": ["Alkışlama işi"]}, {"word": "alkışlayabilme", "meanings": ["Alkışlayabilmek işi"]}, {"word": "alkışlayabilmek", "meanings": ["Alkışlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Alçıklaşmaya gücü yetmek"]}, {"word": "alkışlayıverme", "meanings": ["Alkışlayıvermek işi"]}, {"word": "alkışlayıvermek", "meanings": ["Hiç düşünmeksizin alkışlamak"]}, {"word": "altsız", "meanings": ["Altı olmayan", "Belden alt kısmında giysi olmayan"]}, {"word": "amaçlaştırmak", "meanings": ["Amaç durumuna getirmek"]}, {"word": "amaçlaştırma", "meanings": ["Amaçlaştırmak işi"]}, {"word": "ambarlanmak", "meanings": ["Ambarlama işine konu olmak"]}, {"word": "ambarlatmak", "meanings": ["Ambarlama işini yaptırmak"]}, {"word": "ambarlanma", "meanings": ["Ambarlanmak durumu"]}, {"word": "ambarlatma", "meanings": ["Ambarlatmak işi"]}, {"word": "amca kızı", "meanings": ["Amcanın kızı, emmi kızı"]}, {"word": "amca oğlu", "meanings": ["Amcanın oğlu, emmi oğlu"]}, {"word": "amipleşmek", "meanings": ["Amipler gibi bölünerek çoğalmak"]}, {"word": "amipleşme", "meanings": ["Amipleşmek işi"]}, {"word": "amiyanelik", "meanings": ["Amiyane olma durumu"]}, {"word": "anabilmek", "meanings": ["Anma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "amorfluk", "meanings": ["Biçimsizlik"]}, {"word": "anacıllık", "meanings": ["Anacıl olma durumu"]}, {"word": "anabilme", "meanings": ["Anabilmek işi"]}, {"word": "anayasallaşmak", "meanings": ["Yürürlükte olan anayasaya uygun duruma gelmek"]}, {"word": "anayasallaşma", "meanings": ["Anayasallaşmak durumu"]}, {"word": "anayasallaştırmak", "meanings": ["Yürürlükte olan anayasaya uygun duruma getirmek"]}, {"word": "anayasallaştırma", "meanings": ["Anayasallaştırmak işi"]}, {"word": "anestezik", "meanings": ["Eter, kloroform gibi uyuşturma özelliği olan"]}, {"word": "angutlaşmak", "meanings": ["Angut duruma gelmek, ahmaklaşmak, bönleşmek"]}, {"word": "angutlaşma", "meanings": ["Angutlaşmak durumu"]}, {"word": "angutça", "meanings": ["Anguda yaraşır bir biçimde, ahmakça, bönce"]}, {"word": "anılabilmek", "meanings": ["Anılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anılabilme", "meanings": ["Anılabilmek işi"]}, {"word": "anılık", "meanings": ["İçine hatıraların yazıldığı defter, hatıra defteri", "Anı özelliği taşıyan"]}, {"word": "anımsanabilmek", "meanings": ["Anımsanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anılış", "meanings": ["Anılma işi"]}, {"word": "anımsanabilme", "meanings": ["Anımsanabilmek işi"]}, {"word": "anımsanış", "meanings": ["Anımsanma işi, hatırlanış"]}, {"word": "anımsatabilme", "meanings": ["Anımsatabilmek işi"]}, {"word": "anımsatabilmek", "meanings": ["Anımsatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anımsatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "hatırlanabilme", "meanings": ["Anımsanabilme"]}, {"word": "hatırlanış", "meanings": ["Anımsanış"]}, {"word": "anımsatılma", "meanings": ["Anımsatılmak işi, hatırlatılma"]}, {"word": "hatırlanabilmek", "meanings": ["Anımsanabilmek"]}, {"word": "anımsatılmak", "meanings": ["Anımsatma işine konu olmak, hatırlatılmak"]}, {"word": "hatırlatılmak", "meanings": ["Anımsatılmak"]}, {"word": "anımsatış", "meanings": ["Anımsatma işi, hatırlatış"]}, {"word": "hatırlatılma", "meanings": ["Anımsatılma"]}, {"word": "hatırlatış", "meanings": ["Anımsatış"]}, {"word": "anımsayış", "meanings": ["Anımsama işi, hatırlayış"]}, {"word": "anımsayıvermek", "meanings": ["Aniden anımsamak, hatırlayıvermek"]}, {"word": "hatırlayıvermek", "meanings": ["Anımsayıvermek"]}, {"word": "hatırlayış", "meanings": ["Anımsayış"]}, {"word": "anımsayıverme", "meanings": ["Anımsayıvermek işi, hatırlayıverme"]}, {"word": "hatırlayıverme", "meanings": ["Anımsayıverme"]}, {"word": "anımsayabilmek", "meanings": ["Anımsama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anımsama becerisi bulunmak"]}, {"word": "anımsayabilme", "meanings": ["Anımsayabilmek işi, hatırlayabilmek"]}, {"word": "hatırlayabilmek", "meanings": ["Anımsayabilmek"]}, {"word": "hatırlayabilme", "meanings": ["Anımsayabilme"]}, {"word": "anıştırılma", "meanings": ["Anıştırılmak işi"]}, {"word": "anıştırmalı", "meanings": ["İçinde anıştırma bulunan, üstü kapalı (davranış, söz)"]}, {"word": "anıtlaşabilmek", "meanings": ["Anıtlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anıştırılmak", "meanings": ["Anıştırmak işine konu olmak"]}, {"word": "anıtlaşabilme", "meanings": ["Anıtlaşabilmek işi"]}, {"word": "anıtsallık", "meanings": ["Anıtsal olma durumu", "Görkemlilik"]}, {"word": "anızlı", "meanings": ["Üstünde anız bulunan (tarla)", "Henüz anız durumunda olan (tarla)"]}, {"word": "anıverme", "meanings": ["Anıvermek işi"]}, {"word": "animatörlük", "meanings": ["Canlandırıcılık"]}, {"word": "anlamca", "meanings": ["Anlam bakımından, mealen, manaca"]}, {"word": "anıvermek", "meanings": ["Ansızın, çabucak anmak"]}, {"word": "anlamlandırabilmek", "meanings": ["Anlamlı duruma getirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anlamlandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "anlamaklık", "meanings": ["Anlama, kavrama"]}, {"word": "anlamlandırabilme", "meanings": ["Anlamlandırabilmek işi"]}, {"word": "anlamlandırılabilmek", "meanings": ["Anlamlı duruma getirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anlamlandırılış", "meanings": ["Anlamlandırılma işi"]}, {"word": "anlamlandırılabilme", "meanings": ["Anlamlandırılabilmek işi"]}, {"word": "anlamlandırılma", "meanings": ["Anlamlandırılmak işi"]}, {"word": "anlamlandırılmak", "meanings": ["Anlamlandırma işine konu olmak"]}, {"word": "anlamsızlaşabilme", "meanings": ["Anlamsızlaşabilmek işi"]}, {"word": "anlamsızlaşabilmek", "meanings": ["Anlamsızlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anlamsızlaştırabilmek", "meanings": ["Anlamsızlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anlamsızlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "anlamsızlaştırabilme", "meanings": ["Anlamsızlaştırabilmek işi"]}, {"word": "anlamsızlaştırılmak", "meanings": ["Anlamsız duruma getirilmek"]}, {"word": "anlamsızlaştırılma", "meanings": ["Anlamsızlaştırılmak durumu"]}, {"word": "anlaşabilmek", "meanings": ["Anlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anlaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "anlaşabilme", "meanings": ["Anlaşabilmek durumu"]}, {"word": "anlaşılabilmek", "meanings": ["Anlaşılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anlaşılabilme", "meanings": ["Anlaşılabilmek durumu"]}, {"word": "anlaşıvermek", "meanings": ["Çabucak anlaşmak"]}, {"word": "anlaşıverme", "meanings": ["Anlaşıvermek durumu"]}, {"word": "anlaşmasız", "meanings": ["Anlaşması olmayan, anlaşmaya dayanmayan", "Anlaşma yapılmadan"]}, {"word": "anlaştırabilmek", "meanings": ["Anlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "anlatabilme", "meanings": ["Anlatabilmek işi"]}, {"word": "anlaştırabilme", "meanings": ["Anlaştırabilmek işi"]}, {"word": "anlatabilmek", "meanings": ["Anlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "anlatılabilmek", "meanings": ["Anlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anlatılabilme", "meanings": ["Anlatılabilmek işi"]}, {"word": "anlatılış", "meanings": ["Anlatılma işi"]}, {"word": "anlatımsal", "meanings": ["Anlatımla ilgili"]}, {"word": "anlatısal", "meanings": ["Anlatı özelliği taşıyan, anlatıyla ilgili"]}, {"word": "anlatımsallık", "meanings": ["Anlatımsal olma durumu"]}, {"word": "anlatıvermek", "meanings": ["Çabucak anlatmak"]}, {"word": "anlayabilmek", "meanings": ["Anlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Anlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "anlatıverme", "meanings": ["Anlatıvermek işi"]}, {"word": "anlayabilme", "meanings": ["Anlayabilmek durumu"]}, {"word": "anlayışsızlaşmak", "meanings": ["Anlayışsız duruma gelmek, anlayış göstermez olmak"]}, {"word": "anlayışsızlaşma", "meanings": ["Anlayışsızlaşmak durumu"]}, {"word": "anlayıvermek", "meanings": ["Çabucak anlamak"]}, {"word": "addedilebilmek", "meanings": ["Sayılabilmek"]}, {"word": "anlayıverme", "meanings": ["Anlayıvermek işi"]}, {"word": "addedilebilme", "meanings": ["Sayılabilme"]}, {"word": "affedebilmek", "meanings": ["Bağışlayabilmek"]}, {"word": "akdedebilmek", "meanings": ["Akdetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Akdetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "akdedebilme", "meanings": ["Akdedebilmek işi"]}, {"word": "anlıkçı", "meanings": ["Anlıkçılık yanlısı olan"]}, {"word": "anonimleşmek", "meanings": ["Anonim bir duruma gelmek"]}, {"word": "antikalaşmak", "meanings": ["Antika duruma gelmek", "Tuhaflaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek"]}, {"word": "anonimleştirmek", "meanings": ["Anonim bir duruma gelmesini sağlamak"]}, {"word": "anonimleşme", "meanings": ["Anonimleşmek durumu"]}, {"word": "anonimleştirme", "meanings": ["Anonimleştirmek işi"]}, {"word": "antikalaşma", "meanings": ["Antikalaşmak durumu"]}, {"word": "antimonlu", "meanings": ["İçinde antimon bulunan"]}, {"word": "antipatikleşmek", "meanings": ["Sevimsizleşmek"]}, {"word": "antipatikleştirme", "meanings": ["Sevimsizleştirme"]}, {"word": "apaşlık", "meanings": ["Haytalık"]}, {"word": "antipatikleşme", "meanings": ["Sevimsizleşme"]}, {"word": "antipatikleştirmek", "meanings": ["Sevimsizleştirmek"]}, {"word": "apseli", "meanings": ["Apse durumuna gelmiş olan"]}, {"word": "aptallaşabilmek", "meanings": ["Elinde olmadan aptal bir duruma gelme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aptallaşabilme", "meanings": ["Aptallaşabilmek durumu"]}, {"word": "aptallaştırılmak", "meanings": ["Aptal duruma getirilmek"]}, {"word": "araklanmak", "meanings": ["Araklama işine konu olmak"]}, {"word": "aptallaştırılma", "meanings": ["Aptallaştırılmak durumu"]}, {"word": "araçsal", "meanings": ["Araçla ilgili olan", "Araç özelliği taşıyan"]}, {"word": "araçsallık", "meanings": ["Araçsal olma durumu"]}, {"word": "araklanma", "meanings": ["Araklanmak işi"]}, {"word": "araklayabilmek", "meanings": ["Araklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Araklamaya gücü yetmek"]}, {"word": "araklayabilme", "meanings": ["Araklayabilmek işi"]}, {"word": "araklayıvermek", "meanings": ["Çabucak araklamak"]}, {"word": "aralayabilme", "meanings": ["Aralayabilmek işi"]}, {"word": "araklayıverme", "meanings": ["Araklayıvermek işi"]}, {"word": "aralayabilmek", "meanings": ["Aralama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aralamaya gücü yetmek"]}, {"word": "aralayıvermek", "meanings": ["Çabucak aralamak"]}, {"word": "aralayıverme", "meanings": ["Aralayıvermek işi"]}, {"word": "aranabilmek", "meanings": ["Aranma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aranabilme", "meanings": ["Aranabilmek işi"]}, {"word": "araştırabilme", "meanings": ["Araştırabilmek işi"]}, {"word": "araştırabilmek", "meanings": ["Araştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Araştırmaya gücü yetmek", "Araştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "araştırılabilmek", "meanings": ["Araştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "araştırılış", "meanings": ["Araştırılma işi"]}, {"word": "araştırış", "meanings": ["Araştırma işi"]}, {"word": "araştırılabilme", "meanings": ["Araştırılabilmek işi"]}, {"word": "denetim noktası", "meanings": ["Denetleme yapılan yer"]}, {"word": "check-point", "meanings": ["343 denetim noktası"]}, {"word": "varlık kartı", "meanings": ["Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart"]}, {"word": "chip card", "meanings": ["343 varlık kartı"]}, {"word": "birlikte yaşama", "meanings": ["Birlikte oturma, bir arada yaşama"]}, {"word": "cohabitation", "meanings": ["343 birlikte yaşama"]}, {"word": "ışıl ışıl yanmak", "meanings": ["parlamak"]}, {"word": "hem İsa'yı hem de Musa'yı memnun etmek", "meanings": ["istekleri birbirine karşıt olan iki kişiyi birden hoşnut edecek bir davranışta bulunmak"]}, {"word": "ışıl ışıl", "meanings": ["Parıltılı, ışıltılı", "Titrek ve parlak ışık saçarak"]}, {"word": "bitli kokuş", "meanings": ["Üstü başı kirli, vücut temizliğine bakmayan (kadın)"]}, {"word": "sermuharrirlik", "meanings": ["Başyazarlık"]}, {"word": "sermürettiplik", "meanings": ["Başdizgicilik"]}, {"word": "meşrubat", "meanings": ["İçecek"]}, {"word": "onur kıtası", "meanings": ["Tören birliği"]}, {"word": "hem ... hem ...", "meanings": ["Birden fazla özne, tümleç veya fiili birlikte kabul etmek için, bunlardan önce yer alan kelimelerin başlarına getirilen tekrarlı bağlaç, ne ... ne ... karşıtı"]}, {"word": "hem kaçar hem davul çalar", "meanings": ["`işi yapmaktan çekindiği hâlde yine de yapar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "hem kel hem fodul", "meanings": ["yetenekli olmadığı hâlde üstünlük taslayanlar için kullanılan bir söz"]}, {"word": "hem nalına hem mıhına", "meanings": ["karşıt olan iki yanı destekleyerek"]}, {"word": "hem ziyaret hem ticaret", "meanings": ["biriyle görüşmeye giden kimsenin, bu gidişten yararlanarak başka bir işi de yapması durumunda kullanılan bir söz"]}, {"word": "hem suçlu hem güçlü", "meanings": ["`gerçek suçlu kendi olduğu hâlde başkalarını suçlayan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "yüksünülme", "meanings": ["Yüksünülmek işi"]}, {"word": "konfigürasyon", "meanings": ["Yapılandırma"]}, {"word": "yüksünülmek", "meanings": ["Yüksünme işi yapılmak"]}, {"word": "ilk devre", "meanings": ["İlk yarı"]}, {"word": "öğretim elemanı", "meanings": ["Yüksek öğretimde eğitim öğretim faaliyetlerini yürüten öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi"]}, {"word": "korner vuruşu", "meanings": ["Köşe atışı"]}, {"word": "perma", "meanings": ["Saçların uzun süre dalgalı veya kıvırcık kalmasını sağlamak için uygulanan işlem, permanant"]}, {"word": "menkıbevi", "meanings": ["Efsanevi"]}, {"word": "pozitif ayrımcılık", "meanings": ["Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülen belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak onları destekleme"]}, {"word": "eğitim kurumu", "meanings": ["Öğrencilerin eğitim ve öğretimlerinin yapıldığı yer"]}, {"word": "kolonyalı mendil", "meanings": ["El ve yüz temizliğinde kullanılmak üzere özel olarak nemlendirilmiş ve hoş koku verilmiş ambalajlı mendil, ıslak mendil"]}, {"word": "beylik tabanca", "meanings": ["Ordu veya emniyet mensuplarına görev dolayısıyla verilen tabanca"]}, {"word": "ıslak mendil", "meanings": ["Kolonyalı mendil"]}, {"word": "hardal gazı", "meanings": ["Deriyi tahriş ederek solunum yollarını ve gözleri etkileyen, yiyeceklerle birlikte alınması durumunda yemek borusu ve bağırsaklarda ağır yaralar açan kimyasal silah"]}, {"word": "mermi çekirdeği", "meanings": ["Ateşli silahlarda kovan içerisinde bulunan barutun yanması ile namludan hedefe giden metal parça"]}, {"word": "soket", "meanings": ["Bir elektrik kablosunun ucunu oluşturan ve onu yapının bir bölümüne bağlayan parça"]}, {"word": "yarı saha", "meanings": ["Yarı alan"]}, {"word": "konuşma çizgisi", "meanings": ["Uzun çizgi"]}, {"word": "soy kırımı", "meanings": ["343 soykırım"]}, {"word": "yazılı soru önergesi", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinde yazılı olarak cevaplandırılması istenen soru"]}, {"word": "toner", "meanings": ["Bilgisayar yazıcısı veya fotokopi makinesinde kullanılan toz durumundaki mürekkep"]}, {"word": "yakmak", "meanings": ["Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek"]}, {"word": "melezlenmek", "meanings": ["Melezleme işi yapılmak"]}, {"word": "melezlenme", "meanings": ["Melezlenmek işi"]}, {"word": "tekeseme", "meanings": ["Tekesemek işi"]}, {"word": "onomatopeik", "meanings": ["Yansımalı"]}, {"word": "jullük", "meanings": ["Bir jul değerinde olan"]}, {"word": "dörtköşe", "meanings": ["Keyifli, sevinçli"]}, {"word": "dörtköşe olmak", "meanings": ["çok keyiflenmek, çok zevk almak"]}, {"word": "nesilden nesile", "meanings": ["Kuşaktan kuşağa, kuşaklar boyunca"]}, {"word": "bağrılma", "meanings": ["Bağrılmak işi"]}, {"word": "bağrılmak", "meanings": ["Bağırma işi yapılmak"]}, {"word": "hayalperver", "meanings": ["Hayalci"]}, {"word": "laklama", "meanings": ["Laklamak işi"]}, {"word": "kristallenme", "meanings": ["Kristallenmek işi"]}, {"word": "kristallenmek", "meanings": ["Kristal duruma gelmek"]}, {"word": "kristallendirme", "meanings": ["Kristallendirmek işi"]}, {"word": "kristallendirmek", "meanings": ["Kristal duruma getirmek"]}, {"word": "kristallendirilme", "meanings": ["Kristallendirilmek işi"]}, {"word": "yüksek tabaka", "meanings": ["Yüksek sosyete"]}, {"word": "kristallendirilmek", "meanings": ["Kristal duruma getirilmek"]}, {"word": "Amerikanizm", "meanings": ["Amerikancılık"]}, {"word": "Amerikancılık", "meanings": ["Amerikancı olma durumu, Amerikanizm"]}, {"word": "rumi", "meanings": ["Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz, yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme"]}, {"word": "çılbır", "meanings": ["Yulara takılan ip veya zincir"]}, {"word": "plaj çantası", "meanings": ["Plajda gerekli olan malzemelerin konulduğu çanta"]}, {"word": "vekâleten atama", "meanings": ["Vekâleten atamak işi"]}, {"word": "vekâleten atanma", "meanings": ["Vekâleten atanmak işi"]}, {"word": "sözlü saldırı", "meanings": ["Kişi veya kişileri rahatsız etmek amacıyla söz ile sataşma, laf atma"]}, {"word": "mamografi", "meanings": ["Memenin filmini çeken özel cihaz"]}, {"word": "soluk benizli", "meanings": ["Sağlık sorunu sebebiyle yüzünün rengi solmuş olan"]}, {"word": "soluk benizlilik", "meanings": ["Soluk benizli olma durumu"]}, {"word": "yetkili servis", "meanings": ["Ticari kuruluşların çeşitli bölgelerde kendilerini temsil etmeleri amacıyla görevlendirdikleri işletme", "Alıcıların aldıkları ürünleri kurma, bakımlarını yapma, meydana gelen bozuklukları giderme gibi görevleri olan işletme"]}, {"word": "üryani eriği", "meanings": ["İnce kabuklu bir tür erik, üryani"]}, {"word": "önemsemezlik", "meanings": ["Önem vermezlik, mühimsemezlik"]}, {"word": "soğurulmak", "meanings": ["Soğurma işi yapılmak, absorbe olmak"]}, {"word": "anında", "meanings": ["Çabucak", "Aynı anda, o anda yapılan, simultane"]}, {"word": "soğurulma", "meanings": ["Soğurulmak işi"]}, {"word": "muasırlık", "meanings": ["Çağdaşlık"]}, {"word": "asrileştirme", "meanings": ["Çağdaşlaştırma"]}, {"word": "mutaassıplık", "meanings": ["Bağnazlık"]}, {"word": "asrileştirmek", "meanings": ["Çağdaşlaştırmak"]}, {"word": "kurukafa", "meanings": ["Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek (Acherantia adrophos)"]}, {"word": "caydırılma", "meanings": ["Caydırılmak işi"]}, {"word": "basiretlilik", "meanings": ["Basiretli olma durumu, sağgörülülük"]}, {"word": "hafıza yitimi", "meanings": ["Bellek yitimi"]}, {"word": "bilinç kaybı", "meanings": ["Sinir sistemindeki bir arıza sebebiyle bilincin yitirilmesi"]}, {"word": "mutaassıplaşma", "meanings": ["Mutaassıplaşmak işi"]}, {"word": "mutaassıplaşmak", "meanings": ["Mutaassıp duruma gelmek"]}, {"word": "fanatikleşme", "meanings": ["Fanatikleşmek işi"]}, {"word": "fanatikleşmek", "meanings": ["Fanatik duruma gelmek"]}, {"word": "azimlilik", "meanings": ["Azimli olma durumu"]}, {"word": "yüzyıllarca", "meanings": ["Yüzlerce yıl, asırlarca"]}, {"word": "durup dururken", "meanings": ["Gereği veya nedeni yokken", "Ansızın"]}, {"word": "sokaktaki adam", "meanings": ["Genellikle kamuoyunun görüşünü dile getirdiğine inanılan herhangi bir kişi", "Belirgin bir özelliği olmayan, sıradan adam"]}, {"word": "Acem işi", "meanings": ["Döşemelik kumaşların üzerine renkli ipek iplikle işlenen, yer yer altın veya gümüş boncuklarla süslenmiş nakış"]}, {"word": "acıkış", "meanings": ["Acıkma durumu"]}, {"word": "açık hava müzesi", "meanings": ["Açık havadan etkilenmeyecek etnografik eserlerin, evlerin, işlik vb. sivil yapıların sergilendiği bir bölgede kurulan üstü açık müze"]}, {"word": "sağkol", "meanings": ["Birinin çok güvendiği kimse"]}, {"word": "makromolekül", "meanings": ["İçinde genellikle pek çok kere tekrarlanan atom gruplarından meydana gelmiş bir veya birçok yapısal motif bulunan molekül"]}, {"word": "modernist", "meanings": ["Modernizm yanlısı kimse"]}, {"word": "trakeit", "meanings": ["Nefes borusunun iltihaplanması"]}, {"word": "siyanojen", "meanings": ["Suda çözünebilen, 1,8 yoğunluğunda olan, -21 0C'de sıvılaşan zehirli, keskin kokulu, renksiz bir gaz (simgesi Cy)"]}, {"word": "biyotop", "meanings": ["Biyolojik ortam"]}, {"word": "iyodoiyodür", "meanings": ["İyot ve potasyum iyodür bileşimi"]}, {"word": "ondalık sistem", "meanings": ["Temel birimlerin katları ve askatları, bu birimlerin ondalık kuvvetleri olan uzunluk ve ağırlık ölçümlerinde kullanılan sistem, desimal", "Tabanı 10 olan normal sayma sayılarından oluşan sistem, desimal"]}, {"word": "termograf", "meanings": ["Sıcaklıkyayar"]}, {"word": "yoğun disk", "meanings": ["Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı, disk"]}, {"word": "üzengili", "meanings": ["Üzengisi bulunan"]}, {"word": "vakit kaybetmeden", "meanings": ["Hemen, derhâl"]}, {"word": "vicdan azabı", "meanings": ["Yapılan bir işten dolayı duyulan acı, üzüntü"]}, {"word": "karabulut", "meanings": ["Sıkıntı, felaket"]}, {"word": "vicdan azabı çekmek (veya duymak)", "meanings": ["yapılan bir işten dolayı üzülmek, pişmanlık duymak"]}, {"word": "kaldırım mühendisliği", "meanings": ["İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşma"]}, {"word": "yirmi milyonluk", "meanings": ["Yirmi milyon liralık kâğıt para"]}, {"word": "bir milyonluk", "meanings": ["Bir milyon liralık para"]}, {"word": "koordinatörlük", "meanings": ["Eş güdümcülük"]}, {"word": "eş güdümcülük", "meanings": ["Eş güdümcünün yaptığı iş, koordinatörlük"]}, {"word": "kıvrımsız", "meanings": ["Kıvrımı olmayan"]}, {"word": "kıtlamak", "meanings": ["Isırmak", "İncitmek"]}, {"word": "vesair", "meanings": ["Diğer"]}, {"word": "haberleşilme", "meanings": ["Haberleşilmek işi"]}, {"word": "haberleşilmek", "meanings": ["Haberleşme işi yapılmak"]}, {"word": "eveleme develeme", "meanings": ["Eveleme geveleme"]}, {"word": "boğazına düşkün", "meanings": ["Yiyip içmeyi çok seven (kimse), şikemperver"]}, {"word": "evelemek gevelemek", "meanings": ["Bir sözü tam söylememek, ağzının içinde mırıldanmak, evelemek develemek"]}, {"word": "eveleme geveleme", "meanings": ["Evelemek gevelemek işi, eveleme develeme"]}, {"word": "gide gele", "meanings": ["Aynı yere sürekli gidip gelerek"]}, {"word": "dededen kalma", "meanings": ["Dedenin miras olarak bıraktığı (mal, mülk, eşya)"]}, {"word": "dil ebeliği", "meanings": ["Laf ebeliği"]}, {"word": "söz ebeliği", "meanings": ["Laf ebeliği"]}, {"word": "çaprazlamasına", "meanings": ["Çaprazlama"]}, {"word": "dampersiz", "meanings": ["Damperi olmayan"]}, {"word": "beyefendilik", "meanings": ["Beyefendi olma durumu"]}, {"word": "horoz ibiği", "meanings": ["Horozun tepesinde bulunan etli kırmızı kısım"]}, {"word": "kundaklatmak", "meanings": ["Kundaklama işini yaptırmak"]}, {"word": "hentbolculuk", "meanings": ["Hentbolcunun yaptığı iş"]}, {"word": "haylama", "meanings": ["Haylamak işi"]}, {"word": "ağızcıl", "meanings": ["Ağızla ilgili olan, oral"]}, {"word": "alpaka", "meanings": ["Alman gümüşü"]}, {"word": "altıparmak", "meanings": ["Ayrı renkte altı yolu olan kumaş", "Bu kumaştan yapılan gelin giysisi"]}, {"word": "ağzı büyük", "meanings": ["Yüksekten konuşan, hava atan"]}, {"word": "arzusuz", "meanings": ["İsteği, hevesi olmayan"]}, {"word": "kesici kılıç", "meanings": ["Eskrimde kullanılan bir kılıç türü"]}, {"word": "delici kılıç", "meanings": ["Eskrimde kullanılan delici özelliğe sahip bir kılıç türü, epe"]}, {"word": "otçullar", "meanings": ["Bitki yiyerek beslenen canlılar, otoburlar"]}, {"word": "otoburlar", "meanings": ["Otçullar"]}, {"word": "astarsız", "meanings": ["Astarı olmayan"]}, {"word": "herbivor", "meanings": ["Otobur"]}, {"word": "tapon mal", "meanings": ["Niteliği düşük, eski mal"]}, {"word": "fazlasıyla", "meanings": ["Olağandan, gerekenden çok, pek çok, ziyadesiyle"]}, {"word": "yüreği ağzında", "meanings": ["Korku ve heyecan dolu bir durumda"]}, {"word": "yürekler acısı", "meanings": ["Çok acıklı"]}, {"word": "zağsız", "meanings": ["Kılağısız"]}, {"word": "zannedilme", "meanings": ["Sanılma"]}, {"word": "zannedilmek", "meanings": ["Sanılmak"]}, {"word": "zıhsız", "meanings": ["Zıhı olmayan"]}, {"word": "yakınma", "meanings": ["Yakınmak (II) işi, şikâyet"]}, {"word": "kartonpiyerli", "meanings": ["Kartonpiyeri olan"]}, {"word": "eko", "meanings": ["Yankı"]}, {"word": "kartonpiyersiz", "meanings": ["Kartonpiyeri olmayan"]}, {"word": "yokoğluyok", "meanings": ["Aranıp da bulunmayan kimse veya şey için kullanılan bir söz"]}, {"word": "yurt özlemi", "meanings": ["Yurttan ayrı kalındığında duyulan özlem, sıla özlemi, daüssıla"]}, {"word": "delepme", "meanings": ["Delepmek durumu"]}, {"word": "bıçaksırtı", "meanings": ["Çok az fark, çok yakın aralık"]}, {"word": "bileylemek", "meanings": ["Bilemek"]}, {"word": "başağrısı", "meanings": ["Sürekli sıkıntı yaratan durum veya kimse", "Sıkıntı"]}, {"word": "bileyleme", "meanings": ["Bileylemek işi"]}, {"word": "sütlü kahve", "meanings": ["Süt karıştırılarak yapılan kahve", "Açık kahverengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "başağrısı olmak", "meanings": ["sıkıntı vermek, uğraştırmak"]}, {"word": "büyüsüz", "meanings": ["Büyüsü olmayan, sihirsiz"]}, {"word": "özümsetme", "meanings": ["Özümsetmek işi"]}, {"word": "butik otel", "meanings": ["Seçkin müşterileri için kendilerini evlerinde hissedebilecekleri konforu sağlayan, oda sayısı az, şık bir otel türü"]}, {"word": "guguk", "meanings": ["`Tek başına kalmak veya oturmak` anlamında kullanılan guguk gibi kalmak veya guguk gibi oturmak deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "özümsetmek", "meanings": ["Özümseme işini yaptırmak"]}, {"word": "özelleştirilme", "meanings": ["Özelleştirilmek işi"]}, {"word": "özendirilme", "meanings": ["Özendirilmek işi"]}, {"word": "özendirilmek", "meanings": ["Özendirme işi yapılmak"]}, {"word": "meraklılık", "meanings": ["Meraklı olma durumu"]}, {"word": "özelleştirilmek", "meanings": ["Özelleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "ilişkinlik", "meanings": ["İlişkin olma durumu, aidiyet"]}, {"word": "mahrumluk", "meanings": ["Yoksunluk"]}, {"word": "ehvenlik", "meanings": ["Ehven olma durumu, ehveniyet"]}, {"word": "çavma", "meanings": ["Çavmak işi"]}, {"word": "çimme", "meanings": ["Çimmek işi"]}, {"word": "yüz para", "meanings": ["İki buçuk kuruş", "Çok az (para)"]}, {"word": "manyaklaştırma", "meanings": ["Manyaklaştırmak işi"]}, {"word": "manyaklaştırmak", "meanings": ["Manyak duruma getirmek"]}, {"word": "lekeletme", "meanings": ["Lekeletmek işi"]}, {"word": "legalleştirme", "meanings": ["Legalleştirmek işi"]}, {"word": "lekeletmek", "meanings": ["Lekeli duruma getirmek"]}, {"word": "legalleştirmek", "meanings": ["Legal duruma getirmek"]}, {"word": "kibirlilik", "meanings": ["Kibirli olma durumu, mütekebbirlik"]}, {"word": "on para etmemek", "meanings": ["hiçbir değeri olmamak"]}, {"word": "on para", "meanings": ["Çok az (para)"]}, {"word": "on paraya on takla (veya taklak) atmak", "meanings": ["az bir miktar kazanabilmek için bile onursuzca bir sürü şey yapmak"]}, {"word": "beş para almamak", "meanings": ["hiç para almamak"]}, {"word": "beş para", "meanings": ["Çok az para"]}, {"word": "on para on aslanın ağzında", "meanings": ["`para kazanmak çok güçleşti` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "beş para etmez", "meanings": ["`hiçbir değeri yok, işe yaramaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kataloglatma", "meanings": ["Kataloglatmak işi"]}, {"word": "isabetlilik", "meanings": ["İsabetli olma durumu"]}, {"word": "kataloglatmak", "meanings": ["Katalog durumuna getirtmek"]}, {"word": "ızdırapsızlık", "meanings": ["Izdırapsız olma durumu"]}, {"word": "şeytan kırmızısı", "meanings": ["Kırmızının parlak bir türü", "Bu renkte olan"]}, {"word": "hiddetsiz", "meanings": ["Kızgın, öfkeli olmayan"]}, {"word": "hiddetlilik", "meanings": ["Hiddetli olma durumu"]}, {"word": "hiddetsizlik", "meanings": ["Hiddetsiz olma durumu"]}, {"word": "dendroloji", "meanings": ["Ağaç bilimi"]}, {"word": "ağaç bilimi", "meanings": ["Botaniğin ağaçları inceleyen dalı, dendroloji"]}, {"word": "moher", "meanings": ["Tiftik", "Tiftikten yapılan"]}, {"word": "akor", "meanings": ["Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması"]}, {"word": "tunik", "meanings": ["Pantolon veya etek üzerine giyilen, dizlere kadar inen üst giysisi"]}, {"word": "grogi", "meanings": ["Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör", "Sendelemiş"]}, {"word": "sürme", "meanings": ["Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık"]}, {"word": "hararetlilik", "meanings": ["Hararetli olma durumu"]}, {"word": "sahleplik", "meanings": ["Saleplik"]}, {"word": "pikolo", "meanings": ["Büyüklüğü 5 milimetreden küçük fındık içi"]}, {"word": "Amerikan İngilizcesi", "meanings": ["Amerikanca"]}, {"word": "İngiliz İngilizcesi", "meanings": ["İngilizce"]}, {"word": "tensil sahası", "meanings": ["Ağaçların düşen yapraklarının toplandığı alan"]}, {"word": "lamelif", "meanings": ["Dolambaçlı", "Eğri büğrü, çarpık"]}, {"word": "top toplayıcı", "meanings": ["Futbol maçlarında oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse, ikibuçukluk (I)", "Maçlarda oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse"]}, {"word": "ıklaya sıklaya", "meanings": ["Ikına sıkına"]}, {"word": "her dem taze", "meanings": ["Yaşlı olduğu hâlde genç görünen", "Yıl boyunca yeşil yapraklı olan (bitki)"]}, {"word": "çalılı", "meanings": ["Çalısı olan"]}, {"word": "dantelli", "meanings": ["Danteli olan, tenteneli"]}, {"word": "dantelsiz", "meanings": ["Danteli olmayan, tentenesiz"]}, {"word": "dekan yardımcılığı", "meanings": ["Dekan yardımcısı olma durumu"]}, {"word": "eletme", "meanings": ["Eletmek işi"]}, {"word": "eletmek", "meanings": ["Eleme işini yaptırmak"]}, {"word": "jaluzili", "meanings": ["Jaluzisi olan"]}, {"word": "jaluzisiz", "meanings": ["Jaluzisi olmayan"]}, {"word": "körlenme", "meanings": ["Körlenmek işi"]}, {"word": "oğlaklama", "meanings": ["Oğlaklamak işi"]}, {"word": "ön ödemeli", "meanings": ["Ön ödemesi olan"]}, {"word": "ön ödemesiz", "meanings": ["Ön ödemesi olmayan"]}, {"word": "raptiyeletme", "meanings": ["Raptiyeletmek işi"]}, {"word": "raptiyeletmek", "meanings": ["Raptiyeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "rezilleşme", "meanings": ["Rezilleşmek işi"]}, {"word": "rötuşlatma", "meanings": ["Rötuşlatmak işi"]}, {"word": "rötuşlatmak", "meanings": ["Rötuşlama işini yaptırmak"]}, {"word": "yapakçılık", "meanings": ["Yapağıcılık"]}, {"word": "zekâsızlık", "meanings": ["Zekâsız olma durumu"]}, {"word": "zararsızlık", "meanings": ["Zararsız olma durumu"]}, {"word": "zehirletme", "meanings": ["Zehirletmek işi"]}, {"word": "zehirletmek", "meanings": ["Zehirleme işini yaptırmak"]}, {"word": "zekâsız", "meanings": ["Zeki olmayan"]}, {"word": "okullar arası", "meanings": ["Birçok okul ile ilgili olan"]}, {"word": "sırlı", "meanings": ["Sırrı olan"]}, {"word": "sırsız", "meanings": ["Sırrı olmayan, açık, gizliliği bulunmayan"]}, {"word": "kartlık", "meanings": ["Kart konulan gereç"]}, {"word": "lila rengi", "meanings": ["Açık eflatun", "Bu renkte olan"]}, {"word": "alkolmetre", "meanings": ["Alkolölçer"]}, {"word": "taç kapı", "meanings": ["Büyük bir yapının görkemli biçimde süslenmiş girişi"]}, {"word": "önoloji", "meanings": ["Şarapla ve şarap yapımıyla ilgilenen bilim dalı"]}, {"word": "beyin fırtınası", "meanings": ["Kişilerin bir araya gelip herhangi bir konuyla ilgili düşüncelerini tartışmaksızın açıklayarak birbirleriyle fikir alışverişinde bulunmaları"]}, {"word": "milli", "meanings": ["Mil içeren"]}, {"word": "meyan", "meanings": ["Şarkıların makam geçişlerinin yapıldığı ve melodik hareketin nakarata bağlandığı bölüm"]}, {"word": "milsiz", "meanings": ["Mil içermeyen"]}, {"word": "darboğaz", "meanings": ["Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum", "Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum"]}, {"word": "ön içki", "meanings": ["İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, açar, aperitif"]}, {"word": "Batı", "meanings": ["Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı", "Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika"]}, {"word": "spiritüel", "meanings": ["Tinsel"]}, {"word": "Garp", "meanings": ["Batı"]}, {"word": "Doğu", "meanings": ["Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı", "Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü", "Bu yönde olan, Şarki"]}, {"word": "Şark", "meanings": ["Doğu"]}, {"word": "yirmilik diş", "meanings": ["Akıl dişi"]}, {"word": "çatallı iğne", "meanings": ["Çengelli iğne"]}, {"word": "foş", "meanings": ["Suyun ani ve fazla miktarda dökülmesi sırasında çıkan ses"]}, {"word": "damsız", "meanings": ["Yanında bayan olmadan"]}, {"word": "çeneye kuvvet", "meanings": ["Konuşma gücüyle, durmadan konuşup söyleyerek"]}, {"word": "dayak", "meanings": ["Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda", "Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü"]}, {"word": "sizli bizli", "meanings": ["Resmî olarak, samimi olmaksızın"]}, {"word": "sofra tuzu", "meanings": ["İyot bakımından zenginleştirilmiş, ince toz hâline getirilmiş tuz"]}, {"word": "göbeksiz", "meanings": ["Göbeği olmayan"]}, {"word": "tahıl ambarı", "meanings": ["Tahılın çok yetiştirildiği yer"]}, {"word": "sökün avı", "meanings": ["Kuşların, özellikle kekliklerin göç zamanı yapılan av"]}, {"word": "Doğululaştırma", "meanings": ["Doğululaştırmak işi"]}, {"word": "Doğululaştırmak", "meanings": ["Doğulu duruma getirmek"]}, {"word": "Şarkçı", "meanings": ["Doğucu"]}, {"word": "Şarkçılık", "meanings": ["Doğuculuk"]}, {"word": "Şarklılaşma", "meanings": ["Doğululaşma"]}, {"word": "Şarklılaşmak", "meanings": ["Doğululaşmak"]}, {"word": "dörtçeker", "meanings": ["Çekiş gücünü ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda eşit olarak dağıtan sistem"]}, {"word": "selanik", "meanings": ["Atkı, hırka vb.nde kullanılan bir tür örgü biçimi"]}, {"word": "önden çekişli", "meanings": ["Motor gücü sadece ön tekerleklere aktarılan (taşıt)"]}, {"word": "geri bildirim", "meanings": ["Gönderilen bilgi veya talimatın alıcıda yaptığı etkiye ilişkin edinilen bilgi, dönüt", "Yapılan bir davranışın, düzenlemenin sonucu hakkında insanın çevreden edindiği bilgi"]}, {"word": "dönüt", "meanings": ["Geri bildirim"]}, {"word": "demir leblebi", "meanings": ["Başa çıkılması güç kimse", "Başarılması çok güç iş"]}, {"word": "beyaz yakalı", "meanings": ["Üretim sürecinde bedensel gücüyle çalışmayıp düşünsel etkinlikte bulunan, maaş veya ücret karşılığında çalışan memur, teknik personel"]}, {"word": "mavi yakalı", "meanings": ["Üretim sürecine bedensel gücüyle katılarak maaş veya ücret karşılığı çalışan kişi"]}, {"word": "nanoteknoloji", "meanings": ["Maddenin atomik veya moleküler boyutta işlenerek mikroskobik boyutta ürünlerin üretilmesi yöntemi"]}, {"word": "verinti", "meanings": ["Bir dilden başka bir dile verilen söz"]}, {"word": "tevfik", "meanings": ["Allah'ın yardımına kavuşma"]}, {"word": "tombik", "meanings": ["Küçük ve şişman çocuk"]}, {"word": "ölçünlü dil", "meanings": ["Kuralları sözlüklerde ve yazım kılavuzlarında tespit edilmiş, eğitim, hukuk, basın yayın alanları ile resmî yazışmalarda kullanılan, işlev ve geçerlilik alanı geniş, sosyal sınıf ve yerel iz taşımayan dil türü, standart dil"]}, {"word": "toparlağımsı", "meanings": ["Top biçiminde olan"]}, {"word": "dancing", "meanings": ["343 dans salonu"]}, {"word": "kapik", "meanings": ["Köpek"]}, {"word": "dayı oğlu", "meanings": ["Dayının oğlu, dayızade"]}, {"word": "tansiyometri", "meanings": ["Gerilim ölçümü"]}, {"word": "ağız ünsüzü", "meanings": ["Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünsüz"]}, {"word": "akışmasız", "meanings": ["Akışma özelliği olmayan"]}, {"word": "yordurmak", "meanings": ["Yorulmasını sağlamak"]}, {"word": "antitonal", "meanings": ["Tona uygun olmayan"]}, {"word": "kavala", "meanings": ["Genellikle Arapların kullandığı, kamıştan yapılan üflemeli bir tür çalgı"]}, {"word": "neyçe", "meanings": ["Küçük ney", "Dokumacıların kullandığı küçük kamış"]}, {"word": "çözünürlük", "meanings": ["Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon", "Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği"]}, {"word": "uzaktan", "meanings": ["Uzak yerden", "Şahsen"]}, {"word": "uzaktan bakmak (veya seyirci kalmak)", "meanings": ["seyirci gibi davranıp karışmamak"]}, {"word": "uzaktan merhaba", "meanings": ["Yakın ahbaplık bulunmadığını veya istenmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "uykusu derin", "meanings": ["Uykusu ağır"]}, {"word": "tartma", "meanings": ["Başörtüsü, yemeni"]}, {"word": "uykusu derin olmak", "meanings": ["uykusu ağır olmak"]}, {"word": "tartma tartmak", "meanings": ["başörtüsü takmak"]}, {"word": "pırpır", "meanings": ["Tek veya çift motorlu küçük uçak"]}, {"word": "soluk almadan", "meanings": ["Büyük bir dikkatle", "Durmaksızın, sürekli"]}, {"word": "akrobatik", "meanings": ["Cambazlık ile ilgili"]}, {"word": "anamnezi", "meanings": ["Anamnez"]}, {"word": "ansiklopedist", "meanings": ["Ansiklopedici", "Geniş, derin bilgisi olan"]}, {"word": "boğma rakı", "meanings": ["İncir, dut, kuru üzümün mayalandıktan sonra ilkel araçlarla damıtılmasıyla elde edilen, alkol derecesi yüksek bir rakı türü"]}, {"word": "bir dikişte", "meanings": ["Ara vermeden (içmek)"]}, {"word": "fıslatma", "meanings": ["Fıslatmak işi"]}, {"word": "dejavu", "meanings": ["Bir yeri daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu"]}, {"word": "ekspres", "meanings": ["Özel ulak"]}, {"word": "koruma görevlisi", "meanings": ["Koruma"]}, {"word": "medikal", "meanings": ["Tıbba ait, tıpla ilgili", "İyileştiren, sağaltan"]}, {"word": "aldırmamazlık", "meanings": ["343 aldırmazlık"]}, {"word": "patoz", "meanings": ["Harman işini yapan makine"]}, {"word": "almazlık", "meanings": ["Almama, kabul etmeme durumu"]}, {"word": "saraciye", "meanings": ["Deri, muşamba vb.nden yapılan bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün", "Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün yapma işi"]}, {"word": "detaysız", "meanings": ["Ayrıntısız"]}, {"word": "detaylı", "meanings": ["Ayrıntılı"]}, {"word": "detaylandırılma", "meanings": ["Ayrıntılandırılma"]}, {"word": "detaylandırılmak", "meanings": ["Ayrıntılandırılmak"]}, {"word": "bin kere", "meanings": ["Bin kez"]}, {"word": "modernizm", "meanings": ["Çağdaşlık", "Çağdaşlaşma akımı"]}, {"word": "bin kez", "meanings": ["Pek çok kere, bin kere"]}, {"word": "somnambulizm", "meanings": ["Uyurgezerlik"]}, {"word": "dilenemez dilenci", "meanings": ["Yoksulluğa düştüğü hâlde durumunu kimseye açmayan kimse"]}, {"word": "dişiyle tırnağıyla", "meanings": ["Bütün gücünü kullanarak", "Sıkıntılara katlanarak"]}, {"word": "dip dibe", "meanings": ["Yan yana sıkışmış olarak"]}, {"word": "glasyolojist", "meanings": ["Buzul bilimci"]}, {"word": "kuyruklu yıldız başı", "meanings": ["Kuyruklu yıldızın önde giden yuvarlak parçası"]}, {"word": "kuyruklu yıldız çekirdeği", "meanings": ["Kuyruklu yıldız başının ortasında yıldıza benzeyen parlak nokta"]}, {"word": "kuyruklu yıldız saçı", "meanings": ["Kuyruklu yıldız çekirdeğini saran ışıklı gaz yuvarı"]}, {"word": "nakil aracı", "meanings": ["Taşıt"]}, {"word": "paranoit", "meanings": ["Paranoya ile ilgili", "Paranoyaya tutulmuş"]}, {"word": "park sayacı", "meanings": ["Parkmetre"]}, {"word": "rölöve", "meanings": ["Eski bir sanat eserinin, bir yapının çizilerek veya boyanarak hazırlanan kopyası", "Bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma"]}, {"word": "pürmüz", "meanings": ["Genellikle metalleri lehimlemede kullanılan, güçlü alev çıkaran, benzin veya gazla çalışan araç"]}, {"word": "pürüzlemek", "meanings": ["Yapılarda sıva, alçı veya boyanın daha iyi tutmasını sağlamak amacıyla yüzeyi pürüzlü duruma getirmek"]}, {"word": "pürüzleme", "meanings": ["Pürüzlemek işi"]}, {"word": "Anzak", "meanings": ["Birinci Dünya Savaşı sırasında kurulan, Avustralya veya Yeni Zelanda birliklerinin ortak adı"]}, {"word": "eskalasyon", "meanings": ["İhalelerde sözleşme fiyatının maliyetlerdeki artışa göre güncellenmesi"]}, {"word": "oksidasyon", "meanings": ["Paslanma", "Paslandırma"]}, {"word": "okside", "meanings": ["`Paslandırmak` anlamındaki okside etmek, `paslanmak` anlamındaki okside olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "kanalize", "meanings": ["`Yönlendirmek, bir düzene koymak` anlamındaki kanalize etmek, `yönlenmek, bir düzene konulmak` anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "kadraj", "meanings": ["Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntüyü çerçeve içine alma"]}, {"word": "arkeometri", "meanings": ["İnsanlığın kültür tarihini anlamada arkeologlara yardımcı olabilmek için antik eserlerin ve materyallerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi"]}, {"word": "arkeometrik", "meanings": ["Arkeometri ile ilgili"]}, {"word": "iglu", "meanings": ["Kubbe biçiminde Eskimo kulübesi"]}, {"word": "elk", "meanings": ["Kuzey Avrupa'da yaşayan, geniş dallı boynuzları olan, iri bir tür geyik"]}, {"word": "günısı", "meanings": ["Güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmeye yarayan düzenek"]}, {"word": "akrilik", "meanings": ["Renksiz, keskin kokulu asitler", "Bu asitler kullanılarak yapılan"]}, {"word": "abanış", "meanings": ["Abanma işi"]}, {"word": "ağmak", "meanings": ["Yükselmek, yukarı doğru çıkmak"]}, {"word": "aklımda", "meanings": ["Lades oyununa katılanlardan biri ötekine bir şey verirken karşıdakinin `unutmadım` anlamında söylediği söz"]}, {"word": "abe", "meanings": ["Seslenmek ve dikkati çekmek için özellikle Rumeli'de kullanılan bir söz"]}, {"word": "lutilik", "meanings": ["Oğlancılık"]}, {"word": "ablavutlaşma", "meanings": ["Ablavutlaşmak durumu"]}, {"word": "ablavut", "meanings": ["Bön, aptal, sersem (kimse)"]}, {"word": "ablavutlaşmak", "meanings": ["Ablavut duruma gelmek"]}, {"word": "ablavutluk", "meanings": ["Ablavut olma durumu"]}, {"word": "uymacı", "meanings": ["Uymacılık yanlısı olan, konformist"]}, {"word": "konformist", "meanings": ["Uymacı"]}, {"word": "uyaroğlu", "meanings": ["Bulunduğu ortama ve koşullara kolaylıkla uyum sağlayan kimse"]}, {"word": "viral", "meanings": ["Virüslerle ilgili"]}, {"word": "antiviral", "meanings": ["Virüsün çoğalmasını engelleyen"]}, {"word": "abosa", "meanings": ["Gemide hareket hâlindeki halatın veya zincirin bir an durdurulması için verilen komut"]}, {"word": "keyfi yolunda", "meanings": ["Keyfi yerinde"]}, {"word": "hazır kahve", "meanings": ["Granül hâline getirilen kahveye sıcak su veya süt eklenerek hazırlanan içecek"]}, {"word": "absent", "meanings": ["Pelinden yapılan sert bir içki"]}, {"word": "abstraksiyon", "meanings": ["Soyutlama"]}, {"word": "abusluk", "meanings": ["Abus olma durumu"]}, {"word": "aceleten", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "abuzambak", "meanings": ["Garip sözler söyleyen, tuhaf hareketlerde bulunan (kimse)"]}, {"word": "heple hiç ilkesi", "meanings": ["Tür, cins vb. evrensel bir konu üzerinde ileri sürülen olumlu, olumsuz bir yargının, o tür veya cinsin bütün bireyleri için doğru olması ilkesi"]}, {"word": "Siyam kedisi", "meanings": ["Uzak Doğu'ya özgü, mavi gözlü bir tür kedi"]}, {"word": "Siyam ikizleri", "meanings": ["Birbirine yapışık doğan ikizler, siyam ikizi"]}, {"word": "Siyam ikizi", "meanings": ["Siyam ikizleri"]}, {"word": "montür", "meanings": ["Çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve", "Vazo, duvar saati, ayna vb. eşyayı korumak veya kullanışını kolaylaştırmak için yapılan metal, bronz, gümüş çerçeve veya örgü"]}, {"word": "cam elyafı", "meanings": ["Çok ince, bükülebilir, ısı ve ses yalıtımında kullanılan koruyucu madde, cam lifi, cam yünü"]}, {"word": "yazmak", "meanings": ["Yaymak, sermek", "Açmak"]}, {"word": "cam lifi", "meanings": ["Cam elyafı"]}, {"word": "yazma", "meanings": ["Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez", "Bu bezden yapılmış"]}, {"word": "eksilti", "meanings": ["Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı, elips"]}, {"word": "eksiltili", "meanings": ["Kısalmış"]}, {"word": "umur", "meanings": ["İşler"]}, {"word": "dakika başı", "meanings": ["Çok sık bir biçimde, arka arkaya"]}, {"word": "geri besleme", "meanings": ["Bir düzeneğin çıktısından alınan kuvvetin veya bilginin bir bölüğünün o düzeneğin girdisi ile bağlaşımı"]}, {"word": "bahçe katı", "meanings": ["Apartmanların bahçe hizasında olan katı"]}, {"word": "geri dönüşüm", "meanings": ["Atıkların yeniden değerlendirilmesi durumu"]}, {"word": "geri dönüşümlü", "meanings": ["Geri dönüşümü olan"]}, {"word": "geri dönüşümsüz", "meanings": ["Geri dönüşümü olmayan"]}, {"word": "zamir", "meanings": ["İçyüz"]}, {"word": "acemi birliği", "meanings": ["Acemi askerlere eğitim yaptırılan yer", "Acemi erlerden oluşan birlik"]}, {"word": "eğik yazı", "meanings": ["Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi, yatık yazı, italik"]}, {"word": "ironik", "meanings": ["İroniye dayalı"]}, {"word": "Hüda", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "dil", "meanings": ["İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban", "Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi", "Belli mesleklere özgü dil", "Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı", "Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak"]}, {"word": "dil tutmak", "meanings": ["sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak"]}, {"word": "İlahî", "meanings": ["Ey Allah'ım"]}, {"word": "indirimsiz", "meanings": ["Fiyatında değer düşürümü yapılmamış, tenzilatsız, iskontosuz"]}, {"word": "doğrucu Davut", "meanings": ["Her şeyin doğrusunu yapmayı veya söylemeyi huy edinmiş kimse"]}, {"word": "sürdürümleme", "meanings": ["Sürdürümlemek işi"]}, {"word": "sürdürümlemek", "meanings": ["Abone etmek"]}, {"word": "sürdürümlenmek", "meanings": ["Abone olmak"]}, {"word": "sürdürümlenme", "meanings": ["Sürdürümlenmek işi"]}, {"word": "sürdürümcü", "meanings": ["Abone"]}, {"word": "sekilik", "meanings": ["Tribün"]}, {"word": "toplum dışılama", "meanings": ["Aforoz"]}, {"word": "bulunak", "meanings": ["Adres"]}, {"word": "toplum dışılamak", "meanings": ["Aforoz etmek"]}, {"word": "Batılıca", "meanings": ["Alafranga"]}, {"word": "engelleyim", "meanings": ["Ambargo"]}, {"word": "Doğuluca", "meanings": ["Alaturka"]}, {"word": "yerinel", "meanings": ["Alegorik"]}, {"word": "yüzde işareti", "meanings": ["Oranlamanın yüz sayısı ile yapıldığını gösteren işaret (%)"]}, {"word": "düzenleyim", "meanings": ["Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi, amenajman", "Doğal kaynakların işletilmesi, amenajman"]}, {"word": "amfibik", "meanings": ["İki yaşamlı"]}, {"word": "iki yaşamlı", "meanings": ["Hem suyun içinde hem karada yaşayabilen, amfibik"]}, {"word": "hamsi ezmesi", "meanings": ["Genellikle hamsi, bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme, ançüez"]}, {"word": "kargaşacılık", "meanings": ["Kargaşacı olma durumu, anarşistlik", "Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti, anarşizm"]}, {"word": "yüklenti", "meanings": ["Angarya"]}, {"word": "çalışım", "meanings": ["İdman"]}, {"word": "anjanbuman", "meanings": ["Dizenin son kelimesiyle sonraki dizeyi başlatma sanatı"]}, {"word": "etnografik", "meanings": ["Etnografya ile ilgili"]}, {"word": "hissolunma", "meanings": ["Hissolunmak durumu"]}, {"word": "aslında", "meanings": ["Asıl olarak, esasen, esasta, haddizatında"]}, {"word": "hissedilme", "meanings": ["Hissedilmek işi"]}, {"word": "hissolunmak", "meanings": ["Hissedilmek"]}, {"word": "elektronik imza", "meanings": ["Sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan, özel bir araçla oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini ve imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan imza"]}, {"word": "kolon", "meanings": ["Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü"]}, {"word": "ıslak imza", "meanings": ["Kişinin kâğıt üzerine kalemle attığı imza"]}, {"word": "kolonyalizm", "meanings": ["Sömürgecilik"]}, {"word": "kraker", "meanings": ["Bir tür gevrek ve tuzlu bisküvi"]}, {"word": "monşer", "meanings": ["`Azizim, dostum` anlamında kullanılan bir seslenme sözü", "Davranışlarında Batı özentisi içinde bulunan"]}, {"word": "monarşik", "meanings": ["Monarşi ile ilgili"]}, {"word": "aromaterapi", "meanings": ["Koku tedavisi"]}, {"word": "background", "meanings": ["343 art alan", "343 arka plan", "343 art yetişim"]}, {"word": "yörekent", "meanings": ["Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, banliyö"]}, {"word": "art yetişim", "meanings": ["Art alan"]}, {"word": "kitap düşkünlüğü", "meanings": ["Kitap düşkünü olma durumu, bibliyomani"]}, {"word": "kitap düşkünü", "meanings": ["Hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse, bibliyoman"]}, {"word": "yoldüzler", "meanings": ["Dozer"]}, {"word": "dengelem", "meanings": ["Bilanço"]}, {"word": "cash card", "meanings": ["343 nakit kartı"]}, {"word": "casting", "meanings": ["343 oyuncu kadrosu"]}, {"word": "compact disc", "meanings": ["343 yoğun disk"]}, {"word": "oyuncu kadrosu", "meanings": ["Televizyon ve sinema dizi ve filmlerinde oynayan oyuncuların tümü", "Bir takımı oluşturan oyuncuların tümü"]}, {"word": "check-out", "meanings": ["343 çıkış işlemi"]}, {"word": "çıkış işlemi", "meanings": ["Konaklama yerlerinden ayrılırken yapılan işlem"]}, {"word": "kahveevi", "meanings": ["Kahve içilen yer"]}, {"word": "ilk çeyrek", "meanings": ["Basketbolda onar dakikalık bölümlerden birincisi"]}, {"word": "son çeyrek", "meanings": ["Basketbolda onar dakikalık bölümlerden dördüncüsü"]}, {"word": "dart", "meanings": ["343 oklama"]}, {"word": "isim babası", "meanings": ["Bir ürüne veya bir kavrama ilk defa ad veren kişi"]}, {"word": "geoteknik", "meanings": ["İnşaat mühendisliğinin temel yapımında kullanılmak üzere zeminin davranış özelliklerini inceleyen alt uzmanlık alanı"]}, {"word": "bozunma", "meanings": ["Bozunmak işi"]}, {"word": "istatistiksel", "meanings": ["İstatistiğe dayanan, sayımlamalı, istatistiki"]}, {"word": "dejenerasyon", "meanings": ["Yozlaşma", "Soysuzlaşma", "Bozunum"]}, {"word": "bozunum", "meanings": ["Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması, dejenerasyon", "Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı, dejenerasyon"]}, {"word": "bozunmak", "meanings": ["Birleşik bir madde, daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılmak", "Işın etkin bir çekirdek, ışınım salarak değişikliğe uğramak"]}, {"word": "hesap belgesi", "meanings": ["Bankalarda çekilen veya yatırılan para karşılığında verilen belge, dekont", "Alınmış veya ödenmiş olan tutarın dökümü, dekont"]}, {"word": "demarke", "meanings": ["Sıyrılmış, boşta kalmış"]}, {"word": "demarke olmak", "meanings": ["sıyrılmak, boşta kalmak"]}, {"word": "demoralizasyon", "meanings": ["Moral çöküntüsü"]}, {"word": "moralist", "meanings": ["Ahlakçı"]}, {"word": "demo", "meanings": ["Tanıtım gösterisi"]}, {"word": "demoralize", "meanings": ["Morali bozulmuş"]}, {"word": "demoralize etmek", "meanings": ["moralini bozmak"]}, {"word": "demoralize olmak", "meanings": ["morali bozulmak"]}, {"word": "deplase", "meanings": ["`Yerini değiştirmek` anlamındaki deplase etmek, `yeri değişmek.` anlamındaki deplase olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "dış saha", "meanings": ["Spor takımlarının kendi sahaları dışında oynaması durumu, deplasman", "Sporcuların daha önce oynamadıkları veya rakip takımla karşılaşma yapmak üzere geldikleri rakip takımın sahası, yabancı saha, deplasman"]}, {"word": "iç saha", "meanings": ["Spor takımlarının kendi sahası"]}, {"word": "dış sahaya gitmek (veya çıkmak)", "meanings": ["spor takımları kendi şehirleri dışında maç yapmaya gitmek"]}, {"word": "dezenformasyon", "meanings": ["Bilgi çarpıtma"]}, {"word": "devalüe", "meanings": ["`Değerini düşürmek` anlamındaki devalüe etmek, `değeri düşürülmek` anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "atlatma haber", "meanings": ["Rakip yayın kuruluşu atlatılarak yapılan haber"]}, {"word": "yazdırım", "meanings": ["Dikte"]}, {"word": "gasilhane", "meanings": ["Ölü yıkama yeri"]}, {"word": "yıldırmacı", "meanings": ["Yıldırıcı"]}, {"word": "sıyırgı", "meanings": ["Lüle taşı işlemeciliğinde kullanılan bir bıçak türü"]}, {"word": "destekleyici", "meanings": ["Bilim, sanat, kültür veya spor alanlarında yapılacak herhangi bir etkinliğin maddi yönünü üstlenen kimse veya kurum, sponsor", "Destekleyen"]}, {"word": "patal", "meanings": ["Lüle taşı"]}, {"word": "aktaş", "meanings": ["Lüle taşı"]}, {"word": "bilmeceli", "meanings": ["Bilmecesi olan"]}, {"word": "bultak", "meanings": ["Bir ile üç yaş grubu için oluşturulmuş, üzerinde çeşitli biçimlerin ve uygun parçalarının bulunduğu zekâ oyunu"]}, {"word": "sosis yaka", "meanings": ["Örüldükten sonra dışarıya doğru kıvrılan ve sosis biçimini andıran yaka"]}, {"word": "seslendirici", "meanings": ["Seslendirme işini yapan kimse, sözlendirici, dublajcı"]}, {"word": "Amasya'nın bardağı, biri olmazsa biri daha", "meanings": ["`ele geçirilmeyen veya kaçan bir şeye üzülmek boştur çünkü her zaman benzeri sağlanabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Adana", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Abana", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altınyayla", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri", "Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Afyonkarahisar", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Adıyaman", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Ağrı", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Amasya", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Ankara", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti"]}, {"word": "Balıkesir", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Antalya", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bilecik", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Artvin", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Aydın", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bingöl", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bitlis", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bolu", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Çankırı", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Burdur", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Çanakkale", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Çorum", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bursa", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Denizli", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Diyarbakır", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Edirne", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Elâzığ", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Eskişehir", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Erzurum", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Gaziantep", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Erzincan", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Giresun", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Gümüşhane", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Hakkâri", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Isparta", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Hatay", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "İzmir", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "İstanbul", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Mersin", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kars", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kastamonu", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kayseri", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Konya", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kırşehir", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kırklareli", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kocaeli", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kütahya", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Malatya", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Manisa", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kahramanmaraş", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Nevşehir", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Muş", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Muğla", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Niğde", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Mardin", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Ordu", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Rize", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Sakarya", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Samsun", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Sinop", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Sivas", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Siirt", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Tekirdağ", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Tokat", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Trabzon", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Tunceli", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Uşak", "meanings": ["Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Van", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Yozgat", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Şanlıurfa", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Zonguldak", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bayburt", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Aksaray", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kırıkkale", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Batman", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Ardahan", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Bartın", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Şırnak", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Iğdır", "meanings": ["Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Yalova", "meanings": ["Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Karabük", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Kilis", "meanings": ["Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Osmaniye", "meanings": ["Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Düzce", "meanings": ["Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "Acıpayam", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Acıgöl", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Adaklı", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Adilcevaz", "meanings": ["Bitlis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Adalar", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Afşin", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ağaçören", "meanings": ["Aksaray iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ağlı", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ağlasun", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ağın", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ahırlı", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ahlat", "meanings": ["Bitlis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ahmetli", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akçaabat", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akçadağ", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akçakale", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akçakent", "meanings": ["Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akçakoca", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akdağmadeni", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akhisar", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akıncılar", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akkışla", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akköy", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akkuş", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akören", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akpınar", "meanings": ["Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aksu", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri", "Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akseki", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akşehir", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akyaka", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akyazı", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Akyurt", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alaca", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alacakaya", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alaçam", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aladağ", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alanya", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Almus", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aliağa", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alpu", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altınekin", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alaplı", "meanings": ["Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alaşehir", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altındağ", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altınova", "meanings": ["Yalova iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altınözü", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altıntaş", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Altunhisar", "meanings": ["Niğde iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Alucra", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Amasra", "meanings": ["Bartın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Anamur", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Andırın", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Araban", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Araç", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Araklı", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aralık", "meanings": ["Iğdır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ardanuç", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arapgir", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ardeşen", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arhavi", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arguvan", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arıcak", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Armutlu", "meanings": ["Yalova iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arpaçay", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arsin", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Asarcık", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Artova", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aslanapa", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aşkale", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Atabey", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Atkaracalar", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Avanos", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ayancık", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Avcılar", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ayaş", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aybastı", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aydıncık", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri", "Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aydınlar", "meanings": ["Siirt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aydıntepe", "meanings": ["Bayburt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ayrancı", "meanings": ["Karaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ayvalık", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ayvacık", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri", "Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "emprovizasyon", "meanings": ["Doğaçlama"]}, {"word": "e-mail", "meanings": ["343 elektronik posta"]}, {"word": "Azdavay", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "emprovize", "meanings": ["Doğaçlama"]}, {"word": "endirekt atış", "meanings": ["Çift vuruş"]}, {"word": "Babadağ", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bafra", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Babaeski", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bağcılar", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bahçelievler", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bahçe", "meanings": ["Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bahçesaray", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bahşılı", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bakırköy", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Balâ", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Balçova", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Balışeyh", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Baklan", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Balya", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Banaz", "meanings": ["Uşak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bandırma", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Baskil", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Başçiftlik", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Başkale", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Başmakçı", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Başyayla", "meanings": ["Karaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Battalgazi", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bayat", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri", "Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bayındır", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Baykan", "meanings": ["Siirt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bayramören", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bayrampaşa", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bayramiç", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bekilli", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Belen", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bergama", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Besni", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beşikdüzü", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beşiktaş", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beyağaç", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beşiri", "meanings": ["Batman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beydağ", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beylikova", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beykoz", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beyoğlu", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beypazarı", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beyşehir", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beytüşşebap", "meanings": ["Şırnak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Biga", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bigadiç", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Birecik", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bismil", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bodrum", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Boğazkale", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Boğazlıyan", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bolvadin", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bor", "meanings": ["Niğde iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Borçka", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bornova", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozcaada", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Boyabat", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozkır", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bucak", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozdoğan", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozova", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozkurt", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri", "Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Boztepe", "meanings": ["Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozüyük", "meanings": ["Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bozyazı", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Buca", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Buharkent", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bulancak", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bulanık", "meanings": ["Muş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Buldan", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Burhaniye", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bünyan", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Büyükçekmece", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Büyükorhan", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ceylânpınar", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Cide", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Cihanbeyli", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ceyhan", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Cumayeri", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Cizre", "meanings": ["Şırnak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çağlayancerit", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çal", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çamardı", "meanings": ["Niğde iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çameli", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çaldıran", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çamaş", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çamlıhemşin", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çamlıdere", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çamlıyayla", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çamoluk", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çan", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çanakçı", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çandır", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çankaya", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çarşamba", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çarşıbaşı", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çardak", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çat", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çatalca", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çatak", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çatalzeytin", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çay", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çavdarhisar", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çavdır", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çatalpınar", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çaybaşı", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çayeli", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çaycuma", "meanings": ["Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çayıralan", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çayırlı", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çaykara", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çekerek", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çelebi", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çelikhan", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çeltik", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çeltikçi", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çemişgezek", "meanings": ["Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çerkeş", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çermik", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çerkezköy", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çıldır", "meanings": ["Ardahan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çeşme", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çınarcık", "meanings": ["Yalova iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çınar", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çiçekdağı", "meanings": ["Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çifteler", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çiğli", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çiftlikköy", "meanings": ["Yalova iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çiftlik", "meanings": ["Niğde iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çilimli", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çivril", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çine", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çobanlar", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çorlu", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çumra", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çukurca", "meanings": ["Hakkâri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çubuk", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çüngüş", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Daday", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dalaman", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Damal", "meanings": ["Ardahan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Darende", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Datça", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dargeçit", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Delice", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dazkırı", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Demirköy", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Demirci", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Demirözü", "meanings": ["Bayburt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Derebucak", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Derbent", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dereli", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Derepazarı", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Derik", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Derince", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Derinkuyu", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dernekpazarı", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Develi", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Devrek", "meanings": ["Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Devrekâni", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Didim", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dicle", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Digor", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dikili", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dikmen", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dinar", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Divriği", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Diyadin", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğanhisar", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dodurga", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğankent", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğanşar", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğanşehir", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğanyol", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğubeyazıt", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Doğanyurt", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Domaniç", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dörtdivan", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dörtyol", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dumlupınar", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Durağan", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dursunbey", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Düziçi", "meanings": ["Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Düzköy", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "çalgısal", "meanings": ["Sözsüz"]}, {"word": "son söz", "meanings": ["Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm, son deyiş, hatime, epilog"]}, {"word": "eskortluk", "meanings": ["Araçlarla koruma işi"]}, {"word": "eskortluk etmek", "meanings": ["araçlarla korumak"]}, {"word": "espiyonaj", "meanings": ["Casusluk"]}, {"word": "belgeçleme", "meanings": ["Belgeçlemek işi"]}, {"word": "sıra işi", "meanings": ["Değeri fazla olmayan"]}, {"word": "belgeçlemek", "meanings": ["Belgegeçerlemek"]}, {"word": "belgeçletme", "meanings": ["Belgeçletmek işi"]}, {"word": "belgeçletmek", "meanings": ["Belgegeçerletmek"]}, {"word": "belgegeçerletmek", "meanings": ["Belgegeçerle göndertmek"]}, {"word": "fakslatmak", "meanings": ["Belgegeçerletmek, belgeçletmek"]}, {"word": "fakslatma", "meanings": ["Belgegeçerletme işi"]}, {"word": "belgeç", "meanings": ["Belgegeçer"]}, {"word": "fast break", "meanings": ["343 hızlı hücum"]}, {"word": "fiction", "meanings": ["343 kurgu"]}, {"word": "figürasyon", "meanings": ["Biçimleme"]}, {"word": "first lady", "meanings": ["343 başbayan"]}, {"word": "başbayan", "meanings": ["Devlet büyüklerinin eşi"]}, {"word": "first-class", "meanings": ["343 birinci sınıf"]}, {"word": "fitness", "meanings": ["343 sağlıklı yaşam"]}, {"word": "formel eğitim", "meanings": ["Örgün eğitim"]}, {"word": "toplu tartışma", "meanings": ["Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı, forum"]}, {"word": "gümrüksüz mağaza", "meanings": ["Gümrük vergisi ödenmesi gerekmeyen malların satışının yapıldığı mağaza"]}, {"word": "free-shop", "meanings": ["343 gümrüksüz mağaza"]}, {"word": "dinlenmelik", "meanings": ["Bir gösteri veya toplantı binasında, temsil veya toplantı aralarında kullanılan dinlenme yeri, fuaye"]}, {"word": "ön gösterim", "meanings": ["Bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterimi, gala"]}, {"word": "güvenceci", "meanings": ["Garantör"]}, {"word": "Eceabat", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eflâni", "meanings": ["Karabük iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Edremit", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri", "Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eğil", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eğirdir", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Elbistan", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ekinözü", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Elbeyli", "meanings": ["Kilis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eldivan", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eleşkirt", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Elmadağ", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Elmalı", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Emet", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Emirdağ", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eminönü", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Emirgazi", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Enez", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erbaa", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erciş", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erdek", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erdemli", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ereğli", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri", "Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ergani", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erfelek", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ermenek", "meanings": ["Karaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eruh", "meanings": ["Siirt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erzin", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Esenler", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eskil", "meanings": ["Aksaray iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eskipazar", "meanings": ["Karabük iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eşme", "meanings": ["Uşak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Espiye", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Türk biberi", "meanings": ["Kırmızıbiber"]}, {"word": "Türkçe", "meanings": ["Genel Türk dili", "Türkiye Türkçesi"]}, {"word": "Türkçeci", "meanings": ["Okullarda Türkçe dersi veren öğretmen", "Türkçecilik ilkesini benimsemiş kimse"]}, {"word": "Türkçecilik", "meanings": ["Türk dilini yabancı kurallardan ve kelimelerden arındırma akımı"]}, {"word": "Türkçeleşme", "meanings": ["Türkçeleşmek durumu"]}, {"word": "Türkçeleşmek", "meanings": ["Türkçe niteliğini kazanmak"]}, {"word": "Türkçeleştirme", "meanings": ["Türkçeleştirmek işi"]}, {"word": "Türkçeleştirmek", "meanings": ["Türkçeleşmesini sağlamak", "Yabancı dilden Türkçeye çevirmek"]}, {"word": "Türkçülük", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ortaya çıkan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım, Pantürkizm"]}, {"word": "Türkçü", "meanings": ["Türkçülük akımını benimseyen, Pantürkist"]}, {"word": "Türkiyat", "meanings": ["Türklük bilimi"]}, {"word": "türkkıyması", "meanings": ["Yumuşak, esnek ve dayanıklı bir sünger türü, ipek süngeri, türkkupası"]}, {"word": "türkkupası", "meanings": ["Türkkıyması"]}, {"word": "Türkleşme", "meanings": ["Türkleşmek durumu"]}, {"word": "Türkleşmek", "meanings": ["Türk olmak, Türk dilini ve Türklüğü benimsemek"]}, {"word": "Türkleştirme", "meanings": ["Türkleştirmek işi"]}, {"word": "Türkleştirmek", "meanings": ["Türk dilini ve Türklüğü benimsetmek, Türkleşmesini sağlamak"]}, {"word": "Türklük", "meanings": ["Türk olma durumu", "Türklere özgü nitelik", "Türklerin meydana getirdiği topluluk"]}, {"word": "Türklük bilgisi", "meanings": ["Türklük bilimi"]}, {"word": "Türkmen", "meanings": ["Türkmenistan Cumhuriyeti'nde ve Irak'ta yaşayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse", "Yörük"]}, {"word": "Türkmence", "meanings": ["Türkmen Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Türk meşesi", "meanings": ["Ülkemizde yetişen bir tür meşe (Quercus cerris)"]}, {"word": "Türkolog", "meanings": ["Türklük bilimi uzmanı"]}, {"word": "Türkoloji", "meanings": ["Türklük bilimi"]}, {"word": "turkuaz", "meanings": ["Yeşile çalan mavi renkte değerli bir taş, turkuaz mavisi, turkuaz yeşili, firuze", "Bu taşın rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "turkuaz yeşili", "meanings": ["Turkuaz", "Bu renkte olan"]}, {"word": "türkü", "meanings": ["Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume"]}, {"word": "türkü çağırmak (veya çığırmak)", "meanings": ["türkü söylemek"]}, {"word": "türkü tutturmak", "meanings": ["türkü söylemek"]}, {"word": "türkü söylemek", "meanings": ["ezgisiyle bir türküyü seslendirmek"]}, {"word": "türkü yakmak", "meanings": ["türkü sözünü bestelemek"]}, {"word": "türküsünü çağırmak", "meanings": ["bir kimsenin hoşuna gidecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak"]}, {"word": "türkücülük", "meanings": ["Türkücünün işi"]}, {"word": "türkücü", "meanings": ["Türkü söyleyen kimse, okuyucu"]}, {"word": "türküleme", "meanings": ["Türkülemek işi"]}, {"word": "türkülemek", "meanings": ["Türküsünü söylemek, türkü yakmak"]}, {"word": "türküleşme", "meanings": ["Türküleşmek durumu"]}, {"word": "türküleşmek", "meanings": ["Türkü durumuna gelmek"]}, {"word": "türküleştirme", "meanings": ["Türküleştirmek işi"]}, {"word": "türküleştirmek", "meanings": ["Türkü durumuna getirmek"]}, {"word": "türüm", "meanings": ["Varlıkların oluşumu", "Bütün var olanların Tanrı'dan, ondan hiçbir şey eksiltmeksizin çıkması"]}, {"word": "türlü", "meanings": ["Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif", "Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek"]}, {"word": "türümcülük", "meanings": ["Evrenin türüm ile ilgili olarak oluştuğunu ileri sürenlerin öğretisi"]}, {"word": "türüz otu", "meanings": ["Hanımeligillerden, sarı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu ve tırmanıcı bir süs bitkisi (Leonicera japonica)"]}, {"word": "tütme", "meanings": ["Tütmek işi"]}, {"word": "tütsü", "meanings": ["Dinî törenlerde veya çevrenin güzel kokmasını sağlamak amacıyla yakılan kokulu madde, buhur", "İçki"]}, {"word": "tütmek", "meanings": ["Duman veya buhar çıkarmak", "Dumanı geri vermek", "Yaşamak, varlığını sürdürmek", "İyi veya kötü kokmak"]}, {"word": "tütsü yapmak", "meanings": ["dinî törenlerde kokulu madde yakmak", "et, balık vb. yiyecekleri dumana tutmak"]}, {"word": "tütsü gözü", "meanings": ["Çadırlarda duman çıkmasını sağlayan delik"]}, {"word": "tütsülemek", "meanings": ["Türlü amaçlarla bir yeri tütsü dumanıyla doldurmak, tütsü yapmak", "Et, balık vb. yiyecekleri odun veya saman dumanına tutmak"]}, {"word": "tütsüleme", "meanings": ["Tütsülemek işi"]}, {"word": "tütsülenme", "meanings": ["Tütsülenmek işi"]}, {"word": "tütsülenmek", "meanings": ["Tütsüleme işi yapılmak", "Tütsüye benzeyen dumana tutulmak", "Uyuşturucu madde kullanmak"]}, {"word": "tütsülü", "meanings": ["Tütsü yapılmış (yer, kimse veya yiyecek)", "Bulanık, karışık", "Uyuşturucu madde veya alkol içmiş olan"]}, {"word": "tütsülük", "meanings": ["Tütsü kabı, buhurdan, buhurluk"]}, {"word": "tüttürme", "meanings": ["Tüttürmek işi"]}, {"word": "tüttürmek", "meanings": ["Tütmesini, duman çıkarmasını sağlamak, duman çıkarmak", "Sigara, pipo içmek"]}, {"word": "tütün", "meanings": ["Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum)", "Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı", "Duman"]}, {"word": "tütün sarmak", "meanings": ["sigara kâğıdına tütün koyup sigara yapmak"]}, {"word": "tütün içmek", "meanings": ["tütünü yakıp dumanını içine çekmek"]}, {"word": "tütünü tepesinden çıkmak", "meanings": ["dumanı tepesinden çıkmak"]}, {"word": "tütün balığı", "meanings": ["Tütsü ile kurutulmuş balık"]}, {"word": "tütününü tüttürmek", "meanings": ["ev ve aile düzeninin sürmesini sağlamak"]}, {"word": "tütüncü", "meanings": ["Tütün yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "tütüncülük", "meanings": ["Tütün yetiştiriciliği veya satıcılığı"]}, {"word": "tütünlük", "meanings": ["Tütün ekilen yer, tütün tarlası", "Hayvanın sırt bölgesinden çıkarılan pastırmalık et", "Sırtın kuyruğa yakın yerinden yapılmış en gevrek pastırma"]}, {"word": "tütün rengi", "meanings": ["Taba", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tüvana", "meanings": ["Kuvvetli, dinç, canlı"]}, {"word": "tüveyç", "meanings": ["Çiçek tacı"]}, {"word": "tüy", "meanings": ["İnsan ve hayvan derisi üzerinde bulunan ince, kısa, yumuşak ve sık uzantılar", "Kuşların gövdesini örten ince ve tel gibi uzantıların her biri veya tamamı", "Bazı bitki ve meyvelerle bazı dokumalar üzerinde görülen ince, kısa, yumuşak ve sık uzantılar"]}, {"word": "tüvit", "meanings": ["Taranmış yünden yapılan, çoğu iki renkte, spor giyecekler yapımında kullanılan kumaş türü", "Bu kumaştan yapılmış"]}, {"word": "tüy atmak", "meanings": ["hayvan tüyünü değiştirmek"]}, {"word": "tüy dikmek", "meanings": ["kötü bir durum almış bir işi büsbütün kötü bir duruma sokmak"]}, {"word": "tüy gibi", "meanings": ["çok hafif"]}, {"word": "tüyleri diken diken olmak", "meanings": ["üşümekten veya korkmaktan vücuttaki kılların dipleri kabarıp kıllar dikilmek"]}, {"word": "tüy düzmek", "meanings": ["hayvanın tüyü düzelmek", "iyi bir yaşayışa kavuştuğunu belirtecek biçimde güzel giyinmek"]}, {"word": "tüylerini diken diken etmek", "meanings": ["korkutmak, tiksindirmek"]}, {"word": "tüyleri ürpermek", "meanings": ["kötü bir olay, soğuk, gıcıklanma vb. sebeplerle korku veya tiksinti duymak"]}, {"word": "tüyüne dokunmamak", "meanings": ["dokunacak, zarar verecek en ufak bir davranışta bulunmamak"]}, {"word": "tüy ağırlık", "meanings": ["Tüy sıklet"]}, {"word": "tüydürme", "meanings": ["Tüydürmek işi"]}, {"word": "tüydürmek", "meanings": ["Çalmak, aşırmak", "Uzaklaştırmak"]}, {"word": "tüylendirmek", "meanings": ["Tüylenmesine yol açmak"]}, {"word": "tüylendirme", "meanings": ["Tüylendirmek işi"]}, {"word": "tüylenme", "meanings": ["Tüylenmek işi"]}, {"word": "tüylenmek", "meanings": ["Tüy çıkmak, üzerinde tüyler oluşmak", "Para sahibi olmak"]}, {"word": "tüylü", "meanings": ["Tüyü olan", "Uzun tüyleri olan kilim"]}, {"word": "tüylü meşe", "meanings": ["Yaprakları tüylü olan bir tür meşe"]}, {"word": "tüylü dalak otu", "meanings": ["Yüksekliği 10-40 santimetre olan, yatık veya dik, gri veya beyaz tüylü, çok yıllık bir tür dalak otu, acı yavşan (Teucrium polium)"]}, {"word": "tüyme", "meanings": ["Tüymek işi"]}, {"word": "tüymek", "meanings": ["Kaçmak"]}, {"word": "tüyo", "meanings": ["Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi", "Sınavda başkasından yardım görme veya bir kaynaktan yararlanma, kopya", "Yarış öncesinde belirlenen veya tahmin edilen yarışmacı hakkında verilen gizli bilgi"]}, {"word": "tüyo vermek", "meanings": ["herhangi bir konuda gizli bilgi vermek"]}, {"word": "tüy sıklet", "meanings": ["57 kiloda dövüşen boksör, tüy ağırlık", "En az kilo ile yarışa sokulan at", "Zayıf, çelimsiz (kimse)"]}, {"word": "tüysüz", "meanings": ["Tüyü olmayan", "Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış", "Acemi"]}, {"word": "tüy tüs", "meanings": ["Tüy"]}, {"word": "tüyü bozuk", "meanings": ["Sarışın veya saçı sakalı seyrek (kimse)"]}, {"word": "tüze", "meanings": ["Hukuk"]}, {"word": "tüzel", "meanings": ["Hukukla ilgili, hukuki, hukuksal", "Hükümle ilgili, hükmi"]}, {"word": "tüzel kişi", "meanings": ["Hukuk bakımından bireylerin veya malların topluluğundan doğan ve tek bir kişi sayılan varlık"]}, {"word": "tüzük", "meanings": ["Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi, nizamname, statü"]}, {"word": "tüzel kişilik", "meanings": ["Tüzel kişi olma durumu, hükmi şahsiyet"]}, {"word": "tvist", "meanings": ["Özellikle gençler arasında 1961 yılında yaygınlık kazanan çok hızlı ritmi olan bir dans", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "U", "meanings": ["Uranyum elementinin simgesi"]}, {"word": "ubudiyet", "meanings": ["Kulluk"]}, {"word": "uca", "meanings": ["Kuyruk sokumu kemiği"]}, {"word": "u, U", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi beşinci sırasında yer alan ve U adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, dar, yuvarlak ünlüyü gösterir"]}, {"word": "uca", "meanings": ["Yüce"]}, {"word": "ucun ucun", "meanings": ["Uç uca, ucu ucuna", "Azar azar", "Yavaş yavaş", "Yan gözle"]}, {"word": "ucube", "meanings": ["Çok acayip, şaşılacak kadar çirkin olan"]}, {"word": "ucuz", "meanings": ["Fiyatı yüksek olmayan, pahası az, düşük fiyatlı, pahalı karşıtı", "Az emekle elde edilen", "Bayağı"]}, {"word": "ucu ucuna", "meanings": ["Ancak, en son kertede"]}, {"word": "ucuz atlatmak (veya kurtulmak)", "meanings": ["zor veya tehlikeli durumdan az zararla sıyrılmak"]}, {"word": "ucuz etin yahnisi yavan (veya tatsız) olur", "meanings": ["`ucuza mal olan şeyler niteliksizdir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ucuz alan, pahalı alır", "meanings": ["`ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ucuz pahalı dememek", "meanings": ["yüksek veya düşük fiyatlı olduğuna bakmamak"]}, {"word": "ucuza çıkmak", "meanings": ["yaptırılan bir şey az masrafla elde edilmek"]}, {"word": "ucuza gitmek", "meanings": ["basit, kolay, önemsiz olarak değerlendirilmek"]}, {"word": "ucuza kapatmak", "meanings": ["ucuza almak, fırsatı değerlendirmek"]}, {"word": "ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti", "meanings": ["`ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı şeylerin de pahalılığından korkulmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ucuzcu", "meanings": ["Malını ucuz satan", "Her şeyin ucuzunu arayan"]}, {"word": "ucuz halkçılık", "meanings": ["Halkçılığı basit ve kolay yoldan yapma işi"]}, {"word": "ucuzlama", "meanings": ["Ucuzlamak durumu"]}, {"word": "ucuzlamak", "meanings": ["Fiyatı inmek", "Kolaylıkla elde edilir ve duyulur olmak"]}, {"word": "ucuzlatılmak", "meanings": ["Ucuzlatma işi yapılmak"]}, {"word": "ucuzlatılma", "meanings": ["Ucuzlatılmak işi"]}, {"word": "ucuzlatmak", "meanings": ["Fiyatını indirmek", "Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek"]}, {"word": "ucuzluk", "meanings": ["Ucuz olma durumu", "Yasal bir işlemle her şeyin asıl fiyatından ucuza satıldığı dönem"]}, {"word": "ucuzlatma", "meanings": ["Ucuzlatmak işi"]}, {"word": "uç vermek", "meanings": ["çıban baş vermek", "bitki bitmek, sürmek", "ortaya çıkmak", "gelişme, büyüme başlangıcı göstermek"]}, {"word": "uç", "meanings": ["Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası", "Bir şeyin baş veya son noktası", "Bir şeyin kenarı", "Dış kenar, periferi", "Bir uzaklığın son noktası", "Bir şeyin başı, tepesi", "Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılan madde", "Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem", "Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak"]}, {"word": "ucu bucağı yok (veya kayıp)", "meanings": ["başı sonu olmayan, sınırsız, sonsuz"]}, {"word": "ucu bucağı olmamak (veya görünmemek)", "meanings": ["başı sonu olmamak"]}, {"word": "ucu (herhangi birine) dokunmak", "meanings": ["birine olumsuz etkisi veya zararı gelmek"]}, {"word": "ucu ortası belli olmamak", "meanings": ["iş neresinden başlanacağı kestirilemez durumda olmak"]}, {"word": "ucunda (bir şey) bulunmak", "meanings": ["kötü bir şeye sebep olmak"]}, {"word": "ucundan tutmak", "meanings": ["bir şeyle meşgul olmak, katkı sağlamak, yardımcı olmak", "bir işi yeterince ilgilenmeden, önemsemeden yapmak"]}, {"word": "ucunu bulmak", "meanings": ["sona erdirmek, kolayını bulmak"]}, {"word": "ucunu kaçırmak", "meanings": ["iş kötüye girmek, çıkmaza girmek"]}, {"word": "uçak", "meanings": ["Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı, tayyare"]}, {"word": "uçaksavar", "meanings": ["Hava hedeflerine karşı kullanılan silahlara verilen genel ad"]}, {"word": "uçan daire", "meanings": ["Ne olduğu, nereden geldiği bilinmeyen, başka gezegenlerden uçup gelerek dünyamızda görüldüğü sanılan, yassı biçimli uçan araç"]}, {"word": "uçan top", "meanings": ["Voleybol"]}, {"word": "uçankale", "meanings": ["Stratejik amaçlarla İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılmış olan Amerikan ağır bombardıman uçağı"]}, {"word": "uçara atmak", "meanings": ["uçmakta olan kuşu vurmaya çalışmak"]}, {"word": "uçar", "meanings": ["Uçan, uçucu"]}, {"word": "uçarı", "meanings": ["Ele avuca sığmaz (kimse)", "Kendini çeşitli eğlencelere vermiş (kimse), sefih"]}, {"word": "uçarılık", "meanings": ["Uçarı olma durumu", "Uçarıya yakışır davranış, sefahat"]}, {"word": "uçar kefal", "meanings": ["Turna balığıgillerden, kefale benzer, uzun kanatlı, eti beğenilen bir balık (Exocoetus)"]}, {"word": "uç beyi", "meanings": ["Uçların sivil ve askerî yönetiminden sorumlu olan görevli"]}, {"word": "uç beyliği", "meanings": ["Uç beyinin görevi veya makamı", "Uç beyinin yönetimi altındaki sancak"]}, {"word": "uçkun", "meanings": ["Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım"]}, {"word": "uçkuruna gevşek (veya düşkün) olmak", "meanings": ["cinsel isteklerin tutkunu olmak"]}, {"word": "uçkur", "meanings": ["Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ", "Cinsel duygu veya ilişki"]}, {"word": "uçkuruna sağlam olmak", "meanings": ["cinsel isteklerin tutkunu olmamak, namuslu olmak"]}, {"word": "uçkurlu", "meanings": ["Uçkuru olan"]}, {"word": "uçkurluk", "meanings": ["Uçkur geçirilen katlanmış kenar", "Bayrağın arka kenarında bulunan ve içinden ip geçirilip tutturulan beyaz bezden kenarlık", "Uçkur geçirmeye yarayan çubuk"]}, {"word": "uçkurutan", "meanings": ["Turunçgillerden, özellikle limonlarda gelişerek dal uçlarının kurumasına yol açan ve birkaç yıl içinde ağacın ölmesine sebep olan bir tür mantar"]}, {"word": "uçlanmak", "meanings": ["Uçlu duruma gelmek", "Vermek"]}, {"word": "uçlanma", "meanings": ["Uçlanmak durumu"]}, {"word": "uçlu", "meanings": ["Ucu olan, ucu çıkan", "Filtreli (sigara)"]}, {"word": "uçma", "meanings": ["Uçmak işi"]}, {"word": "uçan kuşa borcu olmak", "meanings": ["pek çok kişiye borçlu olmak"]}, {"word": "uçmak", "meanings": ["Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak", "Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak", "Sıvı, gaz veya buhar durumuna geçmek", "Rengi solmak", "Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek", "Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak", "Belirmek", "Patlayıcı madde ile parçalanmak", "Uçar gibi dalgalanmak", "Çok hızlı gitmek", "Hava yolu ile gitmek", "Yok olmak, ortadan kaybolmak", "Çok sevinmek", "Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak", "Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek", "Aşırılmak", "Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek"]}, {"word": "uçan kuştan medet ummak", "meanings": ["çok sıkıntıda kalıp en ufak bir yardımın herhangi bir yerden gelmesini beklemek, sıkıntılı bir durumdan kurtulmak için her türlü çareye başvurmak"]}, {"word": "uçup gitmek", "meanings": ["kaybolmak, yok olmak"]}, {"word": "uçsuz", "meanings": ["Ucu, sonu olmayan"]}, {"word": "uçsuz bucaksız", "meanings": ["Sonu görülmeyecek kadar geniş olan", "Çok fazla, pek çok"]}, {"word": "uçmak", "meanings": ["Cennet"]}, {"word": "uçtan uca", "meanings": ["Bir baştan bir başa"]}, {"word": "uçtuuçtu", "meanings": ["Birkaç kişi arasında oynanan ve uçmayan şeyleri de uçar gibi göstererek şaşırtma temeline dayanan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "uç uca", "meanings": ["Bir şeyin son noktasıyla, ikinci bir şeyin baş noktasını birbirine ekleyerek"]}, {"word": "uç uca gelmek", "meanings": ["ancak yetişmek"]}, {"word": "uçucu", "meanings": ["Uçma yeteneği veya özelliği olan", "Düşük sıcaklıkta hızla buharlaşma özelliği olan", "Pilot"]}, {"word": "uçuculuk", "meanings": ["Uçucu olma durumu"]}, {"word": "uçuç böceği", "meanings": ["Uğur böceği"]}, {"word": "uçuk", "meanings": ["Uçmuş, soluk", "Açık (renk)", "Hafif, belirsiz", "Abartılı, çok yüksek, çok fazla", "Deli dolu"]}, {"word": "uçuk", "meanings": ["Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık"]}, {"word": "uçuklamak", "meanings": ["Uçuk (II) oluşmak"]}, {"word": "uçuklama", "meanings": ["Uçuklamak işi"]}, {"word": "uçuklaşma", "meanings": ["Uçuklaşmak durumu"]}, {"word": "uçuklaşmak", "meanings": ["Rengi soluklaşmak"]}, {"word": "uçun", "meanings": ["Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı"]}, {"word": "uçurma", "meanings": ["Uçurmak işi"]}, {"word": "uçurmak", "meanings": ["Uçma işini yaptırmak", "Hızlı götürmek, hızlı sürmek", "Gizlice alıp gitmek"]}, {"word": "uçurtma", "meanings": ["Uçurtmak işi", "Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak"]}, {"word": "uçurulma", "meanings": ["Uçurulmak işi"]}, {"word": "uçurtmak", "meanings": ["Uçma işini yaptırmak, uçmasına yol açmak"]}, {"word": "uçurulmak", "meanings": ["Uçurma işi yapılmak"]}, {"word": "uçurum", "meanings": ["Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar", "Felaketli sonuç", "Büyük fark, ayrılık"]}, {"word": "uçurumlaşmak", "meanings": ["Uçurum durumuna gelmek"]}, {"word": "uçurumun kenarından dönmek", "meanings": ["büyük bir tehlikeden son anda kurtulmak"]}, {"word": "uçuşma", "meanings": ["Uçuşmak durumu"]}, {"word": "uçuş", "meanings": ["Uçma işi"]}, {"word": "uçuşmak", "meanings": ["Hep birlikte uçmak", "Havada gidip gelerek dolaşmak", "Kendini duyurmak"]}, {"word": "udi", "meanings": ["Ut çalan çalgıcı, utçu"]}, {"word": "U dönüşü", "meanings": ["Yüz seksen derecelik bir dönüş", "Herhangi bir konuya ait düşüncelerini tamamen değiştirmiş olma durumu"]}, {"word": "U dönüşü yapmak", "meanings": ["yüz seksen derecelik bir dönüş yapmak", "önceden sahip olduğu bir düşünceden farklı bir düşünceyi savunmaya başlamak"]}, {"word": "uf", "meanings": ["Acı, sızı duyulduğunda veya sıkıntılı bir durumda söylenen bir söz"]}, {"word": "uf olmak", "meanings": ["çocuk dilinde acımak", "çocuk dilinde yaralanmak"]}, {"word": "ufacık tefecik", "meanings": ["Kısa boylu ve zayıf, küçük yapılı, çelimsiz"]}, {"word": "ufacık", "meanings": ["Çok ufak, küçücük"]}, {"word": "ufak", "meanings": ["Boyutları normalden küçük", "Yaşça daha küçük olan", "Makam, derece bakımından geri olan", "Kısa bir süre", "Önemsiz, çok az"]}, {"word": "ufak at da civcivler yesin", "meanings": ["çok yalan söyleyen veya olayları abartan kişilere inandırıcı olmadığını belirtmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "ufakça", "meanings": ["Oldukça ufak, ufarak"]}, {"word": "ufaklık", "meanings": ["Ufak olma durumu", "Küçük çocuk", "Bozuk para", "Çocuklar için kullanılan bir seslenme sözü", "Bit"]}, {"word": "ufak para", "meanings": ["Bozuk para"]}, {"word": "ufaktan ufağa", "meanings": ["Azar azar, yavaş yavaş"]}, {"word": "ufak tefek", "meanings": ["Gerekli küçük eşya, araç gereç", "Çok yer kaplamayan, küçük", "Kısa ve zayıf", "Sönük, zayıf", "Çok gerekli olmayan, önemsiz"]}, {"word": "ufalama", "meanings": ["Ufalamak işi"]}, {"word": "ufalamak", "meanings": ["Kırarak, ovarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak", "Hırpalamak"]}, {"word": "ufalanma", "meanings": ["Ufalanmak işi"]}, {"word": "ufalanmak", "meanings": ["Ufalama işi yapılmak, ufak parçalara ayrılmak"]}, {"word": "ufalayıcı", "meanings": ["Ufalama işini yapan", "Pis suda bulunan iri maddelerin ufalanmasını sağlayan alet"]}, {"word": "ufalma", "meanings": ["Ufalmak durumu"]}, {"word": "ufalmak", "meanings": ["Büyükken daha ufak duruma gelmek, küçülmek", "Büzülmek, küçülmek", "Küçülmek, değersiz duruma gelmek"]}, {"word": "ufaltma", "meanings": ["Ufaltmak işi"]}, {"word": "ufaltmak", "meanings": ["Büyük olan bir şeyi daha küçük duruma getirmek, küçültmek"]}, {"word": "ufarak", "meanings": ["Biraz ufak"]}, {"word": "ufki", "meanings": ["Yatay"]}, {"word": "ufku geniş", "meanings": ["İleriyi görebilen, bakış açısı geniş olan (kimse)"]}, {"word": "uflama", "meanings": ["Uflamak işi"]}, {"word": "uflayıp puflamak", "meanings": ["sürekli olarak uflamak"]}, {"word": "uflamak", "meanings": ["Acı, sızı duyarak uf demek"]}, {"word": "ufku daralmak", "meanings": ["ileriyi görememek, bakış açısı geniş olmamak"]}, {"word": "ufuk", "meanings": ["Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer, çevren", "Çekülün gösterdiği dikey çizgi ile gözlemci üzerinden geçen düzlem, göz erimi", "Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü, ihata", "Çevre, dolay"]}, {"word": "ufunet", "meanings": ["Pis koku", "İrin, cerahat"]}, {"word": "ufkunu genişletmek", "meanings": ["görüş alanını genişletmek, daha geniş, daha fazla bilgi ve görüş edinmek"]}, {"word": "ufunetlenme", "meanings": ["Ufunetlenmek işi"]}, {"word": "ufunetlenmek", "meanings": ["Yara irinlenmek"]}, {"word": "Ugandalı", "meanings": ["Uganda halkından olan kimse"]}, {"word": "uğra", "meanings": ["Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un"]}, {"word": "uğrak", "meanings": ["Çok uğranılan yer", "Yol uğrağı"]}, {"word": "uğralama", "meanings": ["Uğralamak işi"]}, {"word": "uğralamak", "meanings": ["Uğra serpmek"]}, {"word": "uğrama", "meanings": ["Uğramak işi"]}, {"word": "uğramak", "meanings": ["Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak", "Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek", "Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak", "Kötü duruma konu olmak", "Yaklaşmak", "Cin, peri çarpmak"]}, {"word": "uğranma", "meanings": ["Uğranmak işi"]}, {"word": "uğranmak", "meanings": ["Uğrama işi yapılmak"]}, {"word": "uğraş", "meanings": ["Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet", "Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet", "Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele"]}, {"word": "uğraşı", "meanings": ["Uğraşılan şey, meşgale", "Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş, düşkü, hobi"]}, {"word": "uğraşılma", "meanings": ["Uğraşılmak işi"]}, {"word": "uğraşma", "meanings": ["Uğraşmak işi"]}, {"word": "uğraşılmak", "meanings": ["Uğraşma işi yapılmak"]}, {"word": "uğraşmak", "meanings": ["Bir iş üzerinde sürekli çalışmak", "Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek", "Zamanını bir işe verme durumunda kalmak", "Savaşmak", "Birine kötü davranmak"]}, {"word": "uğraştırma", "meanings": ["Uğraştırmak işi"]}, {"word": "uğraştırmak", "meanings": ["Uğraşmasına yol açmak"]}, {"word": "uğratma", "meanings": ["Uğratmak işi"]}, {"word": "uğrulama", "meanings": ["Uğrulamak işi"]}, {"word": "uğratmak", "meanings": ["Uğrama işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak", "Savmak, çıkmak, dışarı atmak, kovmak"]}, {"word": "uğru", "meanings": ["Hırsız"]}, {"word": "uğrulamak", "meanings": ["Hırsızlıkla ele geçirmek, çalmak, sirkat etmek"]}, {"word": "uğruluk", "meanings": ["Uğrunun yaptığı iş, hırsızlık, sirkat"]}, {"word": "uğrun", "meanings": ["Gizlice"]}, {"word": "uğuldama", "meanings": ["Uğuldamak işi"]}, {"word": "uğrunda", "meanings": ["Önünde"]}, {"word": "uğultu", "meanings": ["Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi", "Zaman zaman duyulan rahatsız edici, boğuk ses"]}, {"word": "uğuldamak", "meanings": ["Sürekli gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses çıkmak", "Kişinin zaman zaman duyduğu rahatsız edici, boğuk ses"]}, {"word": "uğultulu", "meanings": ["Uğultusu olan, uğultu çıkaran"]}, {"word": "uğul uğul", "meanings": ["Uğuldayarak"]}, {"word": "uğunmak", "meanings": ["Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak", "Ağlaya ağlaya bayılmak", "Soluğu tıkanmak", "İsteksiz davranmak, savsaklamak"]}, {"word": "uğur", "meanings": ["Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı", "Bu nitelikte olduğuna inanılan şey", "İyi nitelik, meymenet, kadem", "Talih, şans"]}, {"word": "uğur getirmek", "meanings": ["iyilik, şans, talih, bereket getirmek"]}, {"word": "uğur", "meanings": ["Hedef, amaç, erek, gaye, yol"]}, {"word": "uğur ola! (veya uğurlar olsun!)", "meanings": ["yolun açık olsun! anlamında söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "uğur böcekleri", "meanings": ["Örneği uğur böceği olan, etçil ve otçul türleri içine alan kın kanatlılar familyası"]}, {"word": "uğur böceği", "meanings": ["Vücudu yarım küre biçiminde, turuncu, kırmızı renkli, üzerinde yedi tane kara nokta bulunan kın kanatlı böcek, gelin böceği, hanım böceği, uçuç böceği (Coccinella septempunctata)"]}, {"word": "uğurlama", "meanings": ["Uğurlamak işi"]}, {"word": "uğurlamak", "meanings": ["Gideni esenlik ve sevgi dilekleriyle geçirmek, yolcu etmek, teşyi etmek"]}, {"word": "uğurlanış", "meanings": ["Uğurlanma işi"]}, {"word": "uğurlanma", "meanings": ["Uğurlanmak işi"]}, {"word": "uğurlanmak", "meanings": ["Uğurlama işi yapılmak"]}, {"word": "uğurlayış", "meanings": ["Uğurlama işi"]}, {"word": "uğurlu kademli olsun", "meanings": ["mutlu bir olay dolayısıyla söylenen bir iyi dilek sözü"]}, {"word": "uğurlu", "meanings": ["Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutlu, tekin, kademli, meymenetli, mübarek"]}, {"word": "uhde", "meanings": ["Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev", "Sorumluluk"]}, {"word": "uğurluk", "meanings": ["Uğur sayılan kimse, hayvan veya nesne, maskot"]}, {"word": "uğursama", "meanings": ["Uğursamak durumu"]}, {"word": "uğursamak", "meanings": ["Herhangi bir olguyu veya nesneyi uğur saymak"]}, {"word": "uğursuz", "meanings": ["Kendinde uğursuzluk bulunan, yomsuz, kadersiz, meymenetsiz, menhus, musibet, meşum, şom"]}, {"word": "uğursuzluk", "meanings": ["Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç, kademsizlik, meymenetsizlik, nuhuset, şeamet, şomluk"]}, {"word": "uğuru açık", "meanings": ["Talihli, şanslı (kimse)"]}, {"word": "uğut", "meanings": ["Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek"]}, {"word": "uhdesinde olmak", "meanings": ["üstünde olmak, sorumluluğu altında olmak"]}, {"word": "uhdesinden gelmek", "meanings": ["becermek, başarmak"]}, {"word": "ukde", "meanings": ["Düğüm, yumru", "İçe dert olan şey"]}, {"word": "uhdesine almak", "meanings": ["bir işi üstüne almak, yapacağına söz vermek, sorumluluğu altına almak"]}, {"word": "uhrevi", "meanings": ["Öbür dünya ile ilgili, ahiret ile ilgili, dünyevi karşıtı"]}, {"word": "ukala", "meanings": ["Kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse)"]}, {"word": "uhuvvet", "meanings": ["Kardeşlik"]}, {"word": "ukalaca", "meanings": ["Ukala bir biçimde"]}, {"word": "ukala dümbeleği", "meanings": ["Aklı ermediği hâlde her konuda fikir yürüten, bilir bilmez her şeye karışan kimse"]}, {"word": "ukalalık", "meanings": ["Ukala olma durumu", "Ukalaca davranış"]}, {"word": "uknum", "meanings": ["Hipostaz"]}, {"word": "Ukraynalı", "meanings": ["Ukrayna halkından olan kimse"]}, {"word": "ukubet", "meanings": ["Ceza", "Çok çirkin"]}, {"word": "ulaç", "meanings": ["Zarf-fiil"]}, {"word": "Ulah", "meanings": ["Romanya'nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad"]}, {"word": "Ulahça", "meanings": ["Ulah dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "ulak", "meanings": ["Haberci"]}, {"word": "ulak çıkarmak", "meanings": ["haberci göndermek, posta çıkarmak"]}, {"word": "ulam", "meanings": ["Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tümü, makule, kategori", "Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri, nicelik, nitelik, bağıntı, makule, kategori"]}, {"word": "ulama", "meanings": ["Ulamak işi", "Ulanan parça, ek, katkı, ilave", "Konuşmada art arda gelen kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bir hece oluşturacak biçimde bağlanarak söylenmesi, bağlama: Ayırt etmek, tertip etmek, art arda gibi", "Ulanmış"]}, {"word": "ulan", "meanings": ["Ey", "Öfke ve nefret anlatan bir seslenme sözü"]}, {"word": "ulanma", "meanings": ["Ulanmak işi"]}, {"word": "ulamak", "meanings": ["Eklemek, katmak, ilave etmek"]}, {"word": "ulanmak", "meanings": ["Ulama işi yapılmak"]}, {"word": "ulaşılma", "meanings": ["Ulaşılmak işi"]}, {"word": "ulantı", "meanings": ["Ulanan şey"]}, {"word": "ulaşılmak", "meanings": ["Ulaşma işi yapılmak"]}, {"word": "ulu", "meanings": ["Erdemleri bakımından çok büyük, yüce", "Çok yüksek, çok büyük olan (şey)"]}, {"word": "ulaşım", "meanings": ["Ulaşma işi", "Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas", "Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma"]}, {"word": "ulaşma", "meanings": ["Ulaşmak işi"]}, {"word": "ulaşmak", "meanings": ["Varmak, gelmek", "Elde etmek, erişmek", "Yetişmek", "Birbirine katılmak, dökülmek"]}, {"word": "ulaştırma", "meanings": ["Ulaştırmak işi", "İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü, münakalat", "Orduda malzeme ve personel taşıma işlerini sağlayan sınıf"]}, {"word": "ulaştırmak", "meanings": ["Ulaşmasını sağlamak"]}, {"word": "ulema", "meanings": ["Bilginler", "Sarıklı din bilginleri"]}, {"word": "ulemalık", "meanings": ["Bilginlik, âlimlik"]}, {"word": "ulufe", "meanings": ["Osmanlılarda kapıkulu askerlerine, saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücret"]}, {"word": "ulufe vermek (veya dağıtmak)", "meanings": ["Osmanlılarda askerî ve sivil kuruluşlardaki görevlilere üç ayda bir verilen ücreti dağıtmak", "yerli yersiz bol keseden para harcamak"]}, {"word": "uluhiyet", "meanings": ["Tanrılık sıfatı, Allahlık vasfı"]}, {"word": "ulufeci", "meanings": ["Yeniçerilikte bir sınıf süvari askeri"]}, {"word": "ululamak", "meanings": ["Ağırlamak", "Ulu tutmak, ulu saymak"]}, {"word": "ululama", "meanings": ["Ululamak işi"]}, {"word": "ululanma", "meanings": ["Ululanmak işi"]}, {"word": "ululanmak", "meanings": ["Ululamak işi yapılmak", "Büyüklenmek, kibirlenmek"]}, {"word": "ululuk", "meanings": ["Büyüklük, büyük olma durumu, yücelik, izzet"]}, {"word": "ulum", "meanings": ["Bilimler, ilimler"]}, {"word": "uluma", "meanings": ["Ulumak işi"]}, {"word": "ulumak", "meanings": ["Köpek, kurt, çakal vb. hayvanlar uzun, iniltili, ağlar gibi bir ses çıkarmak", "İnsan iniltili ses çıkararak boğuk boğuk ağlamak"]}, {"word": "ulu orta", "meanings": ["Açıktan açığa", "Herkesin içinde aleni bir biçimde, çekinmeksizin"]}, {"word": "ulus", "meanings": ["Millet"]}, {"word": "ulusallaştırma", "meanings": ["Millîleştirme"]}, {"word": "ulusal", "meanings": ["Millî"]}, {"word": "ulusallaştırmak", "meanings": ["Ulusal bir nitelik vermek, millîleştirmek"]}, {"word": "ulusallık", "meanings": ["Milliyet, millîlik"]}, {"word": "ulusçu", "meanings": ["Milliyetçi"]}, {"word": "ulusçuluk", "meanings": ["Milliyetçilik"]}, {"word": "uluslararasıcı", "meanings": ["Uluslararasındaki ilişkileri benimseyen, uluslararasındaki ilişkilerden yana olan, milletlerarasıcı, beynelmilelci, enternasyonalci, enternasyonalist"]}, {"word": "uluslararası", "meanings": ["Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan, milletlerarası, beynelmilel, enternasyonal"]}, {"word": "uluslararasıcılık", "meanings": ["Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma, milletlerarasıcılık, beynelmilelcilik, enternasyonalcilik, enternasyonalizm"]}, {"word": "ulussever", "meanings": ["Ulusunu seven (kimse), milliyetperver"]}, {"word": "ulusseverlik", "meanings": ["Ulussever olma durumu, milliyetperverlik"]}, {"word": "ulutmak", "meanings": ["Ulumasını sağlamak"]}, {"word": "ulvi", "meanings": ["Yüce", "Eşsiz, benzersiz özellikler taşıyan", "Gökle ilgili olan, semavi"]}, {"word": "ulviyet", "meanings": ["Yücelik"]}, {"word": "umacı gibi", "meanings": ["korkunç ve çirkin görünüşlü"]}, {"word": "umacı", "meanings": ["Öcü"]}, {"word": "umar", "meanings": ["Çare"]}, {"word": "umarsızlık", "meanings": ["Umarsız olma durumu, çaresizlik"]}, {"word": "umarsız", "meanings": ["Çaresiz, çıkar yolu olmayan", "Çaresiz bir biçimde, çıkar yolu olmaksızın"]}, {"word": "umde", "meanings": ["İlke"]}, {"word": "umdurma", "meanings": ["Umdurmak işi"]}, {"word": "umdurmak", "meanings": ["Umma durumunu yaratmak, ummasını sağlamak"]}, {"word": "ummak", "meanings": ["Bir şeyin olmasını istemek, beklemek", "Sanmak, tahmin etmek"]}, {"word": "umma", "meanings": ["Ummak işi"]}, {"word": "umre", "meanings": ["Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme"]}, {"word": "umman", "meanings": ["Okyanus"]}, {"word": "ummadığın taş baş yarar", "meanings": ["`küçük veya önemsiz şeyler de çoğu kez büyük etkiler yapabilir` anlamında kullanılan bir söz", "`elinden bir şey gelmez sanılan kişi kendisinden beklenilmeyen önemli işler yapabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "umu", "meanings": ["Umut, istek, arzu"]}, {"word": "umulma", "meanings": ["Umulmak durumu"]}, {"word": "umulmak", "meanings": ["Umma durumu yaratılmak veya umma durumuna konu olmak"]}, {"word": "umum", "meanings": ["Bütün, tüm, kamu", "Herkes, halk, ahali"]}, {"word": "umumhane", "meanings": ["Genelev"]}, {"word": "umumi", "meanings": ["Genel"]}, {"word": "umumi af", "meanings": ["Genel af"]}, {"word": "umumi coğrafya", "meanings": ["Genel coğrafya"]}, {"word": "umumi efkâr", "meanings": ["Kamuoyu"]}, {"word": "umumi heyet", "meanings": ["Yönetim kurulu"]}, {"word": "umur", "meanings": ["Aldırış etme, önem verme"]}, {"word": "umumi kâtip", "meanings": ["Genel sekreter"]}, {"word": "umumi kongre", "meanings": ["Genel kongre"]}, {"word": "umumi vekâletname", "meanings": ["Genel vekâletname"]}, {"word": "umumiyetle", "meanings": ["Genellikle"]}, {"word": "umum müdür", "meanings": ["Genel müdür"]}, {"word": "umumiyet", "meanings": ["Genellik"]}, {"word": "umum müdürlük", "meanings": ["Genel müdürlük"]}, {"word": "umurumda değil", "meanings": ["`beni hiç ilgilendirmiyor` anlamında söylenen bir söz"]}, {"word": "umurumun teki", "meanings": ["bir işe ilgi gösterilmediğini anlatan bir söz"]}, {"word": "umurunda olmamak", "meanings": ["aldırmamak"]}, {"word": "umursama", "meanings": ["Umursamak durumu"]}, {"word": "umursamaz", "meanings": ["Umursamayan, aldırış etmeyen"]}, {"word": "umursamazca", "meanings": ["Umursamaz bir biçimde, umursamazcasına"]}, {"word": "umursamak", "meanings": ["Aldırış etmek, önem vermek"]}, {"word": "umursamazlık", "meanings": ["Umursamama, aldırış etmeme durumu"]}, {"word": "umursanma", "meanings": ["Umursanmak durumu"]}, {"word": "umursanmak", "meanings": ["Umursama durumuna konu olmak"]}, {"word": "umut", "meanings": ["Ummaktan doğan duygu, ümit", "Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit", "Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit"]}, {"word": "umut bağlanmak", "meanings": ["olmasını, olacağını ummak"]}, {"word": "umut etmek", "meanings": ["ummak, beklemek"]}, {"word": "umut beslemek", "meanings": ["bir şeyin olabileceğini beklemek, ummak"]}, {"word": "umut bırakmak", "meanings": ["bir kimsede umut uyandırmak, umut vermek"]}, {"word": "umut kesmek", "meanings": ["umudunu kesmek", "bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak"]}, {"word": "umut uyanmak", "meanings": ["umut doğmak, umut belirmek"]}, {"word": "umut serpmek", "meanings": ["umutlandırmak"]}, {"word": "umut vermek (veya vadetmek)", "meanings": ["bir kimsede umut uyandırmak, bir kimseye güven vermek"]}, {"word": "umuda düşmek", "meanings": ["gerçekleşeceğine inanmak, umut etmek"]}, {"word": "umuda kapılmak", "meanings": ["olacağını düşünmek, hayal etmek"]}, {"word": "umudu kırılmak", "meanings": ["bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak"]}, {"word": "umudu boşa çıkmak", "meanings": ["beklentisi, umudu gerçekleşmemek, hayal kırıklığına uğramak"]}, {"word": "umudu sönmek", "meanings": ["umudu kalmamak"]}, {"word": "umudu (veya umudunu) üzmek", "meanings": ["umudu kesmek"]}, {"word": "umudunu kesmek", "meanings": ["artık olacağını beklememek"]}, {"word": "umudunu kırmak", "meanings": ["umut kesmesine yol açmak"]}, {"word": "umut ışığı", "meanings": ["Umutlandırıcı belirti"]}, {"word": "umutlandırma", "meanings": ["Umutlandırmak işi, ümitlendirme"]}, {"word": "umut kapısı", "meanings": ["İstenilen, arzu edilen bir şeyin gerçekleşmesi beklentisiyle özlenen durum, ümit kapısı"]}, {"word": "umutlandırmak", "meanings": ["Umut vermek, umutlanmasına yol açmak, ümitlendirmek"]}, {"word": "umutlanma", "meanings": ["Umutlanmak durumu, ümitlenme"]}, {"word": "umutlanmak", "meanings": ["Bir şeyin olmasını inançla beklemek, ümitlenmek"]}, {"word": "umutlu", "meanings": ["Umudu olan, umut besleyen, ümitli, ümitvar"]}, {"word": "umutsuz", "meanings": ["Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit", "Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz"]}, {"word": "umutsuzluk", "meanings": ["Umutsuz olma durumu, ümitsizlik, meyusiyet"]}, {"word": "umutsuzluğa düşmek (veya kapılmak)", "meanings": ["umudu kalmamak, güveni sarsılmak, olumsuzluğa sürüklenmek"]}, {"word": "un", "meanings": ["Öğütülerek toz durumuna getirilmiş tahıl ve başka besin maddeleri"]}, {"word": "ununu elemek, eleğini asmak", "meanings": ["`geri kalan ömrü süresince yapacak önemli bir işi kalmamak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "un ufak etmek", "meanings": ["çok ufak kırıntılar durumuna getirmek, parçalamak"]}, {"word": "un ufak olmak", "meanings": ["çok ufak kırıntılar durumuna gelmek, parçalanmak"]}, {"word": "uncu", "meanings": ["Un satan kimse"]}, {"word": "unculuk", "meanings": ["Un alıp satma işi"]}, {"word": "un çorbası", "meanings": ["Un ve suyun karıştırılarak pişirilmesinden sonra süt ve yumurta sarısıyla terbiye edilmesi yoluyla yapılan çorba"]}, {"word": "un helvası", "meanings": ["Unun yağ içinde kavrulmasından sonra içine şeker şerbeti katılarak hazırlanan bir helva türü"]}, {"word": "unlama", "meanings": ["Unlamak işi"]}, {"word": "unlamak", "meanings": ["Una bulamak, üzerine un serpmek", "Un bulaştırmak"]}, {"word": "unlanma", "meanings": ["Unlanmak durumu"]}, {"word": "unlanmak", "meanings": ["Una bulanmak", "Una bulaştırılmak"]}, {"word": "unluk", "meanings": ["Değirmende unun biriktiği yer", "Ekmek fırınlarında unların bulunduğu bölüm, un deposu", "Un yapılmaya elverişli, temizlenmiş (buğday)"]}, {"word": "unsur", "meanings": ["Öge"]}, {"word": "unutkan", "meanings": ["Çok unutan, unutma huyu olan"]}, {"word": "unutkanlık", "meanings": ["Unutkan olma durumu"]}, {"word": "unvan", "meanings": ["San"]}, {"word": "unutma", "meanings": ["Unutmak durumu"]}, {"word": "unutmabeni", "meanings": ["İki çeneklilerden, küçük mavi çiçekler açan bir bitki (Myosotis palustris)"]}, {"word": "unutturma", "meanings": ["Unutturmak işi"]}, {"word": "unutmak", "meanings": ["Aklında kalmamak, hatırlamamak", "Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak", "Bir şeyi yapamaz duruma gelmek", "Bağışlamak", "Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak", "Hatırdan, gönülden çıkarmak"]}, {"word": "unutturmak", "meanings": ["Unutmasına yol açmak veya unutmasını sağlamak"]}, {"word": "unutulma", "meanings": ["Unutulmak durumu"]}, {"word": "unutulmak", "meanings": ["Unutma işine konu olmak"]}, {"word": "unvanlı", "meanings": ["Unvanı olan"]}, {"word": "upuslu", "meanings": ["Çok uslu"]}, {"word": "upuygun", "meanings": ["Çok uygun, tastamam"]}, {"word": "ur", "meanings": ["Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru, bağa, tümör, neoplazma, Çingene ahtapotu, vejetasyon"]}, {"word": "upuzun", "meanings": ["Çok uzun", "Tamamıyla uzanmış bir durumda"]}, {"word": "urağan", "meanings": ["Beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına"]}, {"word": "Ural-Altay", "meanings": ["Ural dilleriyle Altay dillerinin oluşturduğu dil grubu"]}, {"word": "uran", "meanings": ["Sanayi"]}, {"word": "Uranüs", "meanings": ["Güneş'e uzaklık sırasında yedinci olan ve Güneş çevresindeki dolanımını seksen dört yılda tamamlayan gezegen"]}, {"word": "uranyum", "meanings": ["Atom numarası 92, atom ağırlığı 238,03, yoğunluğu 18,7 olan, 1800 °C'ye doğru eriyen, demir görünüşünde, nükleer enerji elde etmede kullanılan bir element (simgesi U)"]}, {"word": "uray", "meanings": ["Belediye"]}, {"word": "urba", "meanings": ["Giysi"]}, {"word": "Urban", "meanings": ["Çöl Arapları"]}, {"word": "Urduca", "meanings": ["Pakistan'da kullanılan resmî dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Urfa çıbanı", "meanings": ["Şark çıbanı"]}, {"word": "Urfa kebabı", "meanings": ["Koyun kıyması, domates, soğan, tuz ve baharat karışımıyla oluşturulan köftenin şişlere parmak uzunluğunda dizilerek kömür ateşinde pişirilmesiyle yapılan bir kebap türü"]}, {"word": "Urfa peyniri", "meanings": ["Urfa ve yöresinde özel yöntemlerle hazırlanan yumruk biçiminde bir peynir türü"]}, {"word": "urgan", "meanings": ["Keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat"]}, {"word": "urgancı", "meanings": ["Urgan yapan veya satan kimse"]}, {"word": "ur kaplama", "meanings": ["Ağacın urlarından elde edilen ve çok kıymetli olan bir kaplama türü"]}, {"word": "urgancılık", "meanings": ["Urgancının yaptığı iş"]}, {"word": "urlaşma", "meanings": ["Urlaşmak durumu"]}, {"word": "urodel", "meanings": ["Kuyruklular"]}, {"word": "urlaşmak", "meanings": ["Ur durumuna gelmek"]}, {"word": "Uruguaylı", "meanings": ["Uruguay halkından olan kimse"]}, {"word": "uruk", "meanings": ["Soy, sülale"]}, {"word": "urup", "meanings": ["Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü", "Bir şeyin dörtte biri, çeyrek"]}, {"word": "us", "meanings": ["Akıl"]}, {"word": "usuna getirmek", "meanings": ["aklına getirmek"]}, {"word": "usanç", "meanings": ["Usanma duygusu, bıkma, bıkkınlık, melal"]}, {"word": "usanç getirmek", "meanings": ["usanacak duruma gelmek"]}, {"word": "usanç vermek", "meanings": ["usandırmak, bıktırmak"]}, {"word": "usançlık", "meanings": ["Usanma durumunda olma, bıkma"]}, {"word": "usançlık getirmek", "meanings": ["iyice bıkmak, tamamen usanmak"]}, {"word": "usandırma", "meanings": ["Usandırmak işi"]}, {"word": "usandırmak", "meanings": ["Usanmasına yol açmak"]}, {"word": "usangın", "meanings": ["Usanmış, bıkmış", "Usanmış, bıkmış bir biçimde"]}, {"word": "usanılma", "meanings": ["Usanılmak durumu"]}, {"word": "usanılmak", "meanings": ["Usanma işi yapılmak"]}, {"word": "usanma", "meanings": ["Usanmak durumu"]}, {"word": "usanmak", "meanings": ["Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır duruma gelmek, bıkmak, bezmek"]}, {"word": "usare", "meanings": ["Öz su"]}, {"word": "usa vurma", "meanings": ["Bilinen veya doğru olarak kabul edilen belirli önermelerden başka önermeler çıkarma, uslamlama, muhakeme", "Anlık"]}, {"word": "usçu", "meanings": ["Akılcı", "Aklını kullanmasını bilen"]}, {"word": "us dışı", "meanings": ["Aklın alamayacağı, aklın dışında kalan, akıl dışı, irrasyonel"]}, {"word": "us dışıcılık", "meanings": ["Yaşamda ve bilgilerde us dışı ögelere tek yanlı olarak ağırlık veren, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş, akıl dışıcılık, irrasyonalizm"]}, {"word": "uskumru", "meanings": ["Uskumrugillerden, sıcak ve ılık denizlerde sürü durumunda yaşayan, çizgili bir deniz balığı (Scomber scombrus)"]}, {"word": "uskumru dolması", "meanings": ["Bir tür uskumru yemeği"]}, {"word": "uskumrugiller", "meanings": ["Açık denizlerde yaşayan, mekik biçiminde uzun gövdeli, örnek hayvanı uskumru olan bir balık familyası"]}, {"word": "uskur", "meanings": ["Pervane"]}, {"word": "uskumrumsugiller", "meanings": ["Örnek hayvanı kırlangıç balığı ve zargana olan, kemikli balıklar takımının kefaller alt takımına giren bir familya"]}, {"word": "uskurlu", "meanings": ["Uskuru olan"]}, {"word": "uslamlama", "meanings": ["Usa vurma"]}, {"word": "uskuru", "meanings": ["Cıvata ve somunlardaki yiv"]}, {"word": "uslanma", "meanings": ["Uslanmak durumu"]}, {"word": "uslamlamak", "meanings": ["Usa vurmak"]}, {"word": "uslanmak", "meanings": ["Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek", "Herhangi bir olaydan ders almak, aklı başına gelmek"]}, {"word": "uslu", "meanings": ["Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı", "Uysal bir biçimde", "Akıllı, zeki"]}, {"word": "uslu durmak (veya oturmak)", "meanings": ["yaramazlık etmemek"]}, {"word": "uslu akıllı", "meanings": ["Olgun, ağırlığı ve değeri olan (kimse)", "Olgun bir biçimde"]}, {"word": "us pahası", "meanings": ["Akıl dışı yapılan bir iş sonucu uğranılan zarar"]}, {"word": "usluluk", "meanings": ["Uslu olma durumu"]}, {"word": "ussal", "meanings": ["Akla uygun, yalnız akla dayanan, akli, rasyonel"]}, {"word": "ussallaştırma", "meanings": ["Herhangi bir işi veya davranışı akla uygun kılma, rasyonalizasyon"]}, {"word": "ussallık", "meanings": ["Akla dayalı olanın niteliği, rasyonalite", "Bir amaca en etkin biçimde ulaştıracak araçları kullanmayı gerektiren tutum"]}, {"word": "usta", "meanings": ["Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse", "Zanaat öğreticisi", "Zanaatçılar için unvan", "Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir", "Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi", "Akıl veren veya öğreten kimse"]}, {"word": "usta elinden çıkmak", "meanings": ["işinin ehli olan bir kimse tarafından yapılmak"]}, {"word": "usta olmak", "meanings": ["usta duruma gelmek"]}, {"word": "ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur", "meanings": ["babamın adı Hıdır, elimden gelen budur"]}, {"word": "ustabaşı", "meanings": ["Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse"]}, {"word": "usta işi", "meanings": ["Eli uz, işinin ehli olan bir kimse tarafından yapılan"]}, {"word": "ustaca", "meanings": ["Ustaya yakışan", "(usta'ca) El uzluğu ile, ustalıkla, ustacasına", "(usta'ca) Kurnazlıkla"]}, {"word": "ustalaşma", "meanings": ["Ustalaşmak durumu"]}, {"word": "ustalaşmak", "meanings": ["Bir işi yapmakta usta durumuna gelmek"]}, {"word": "ustalık", "meanings": ["Usta olma durumu", "Beceriklilik, el uzluğu, maharet"]}, {"word": "ustalıklı", "meanings": ["Ustalıkla yapılmış"]}, {"word": "ustunç", "meanings": ["Taşınabilir cerrah araçları takımı"]}, {"word": "ustalıkla", "meanings": ["Ustaca", "Kurnazca"]}, {"word": "ustura", "meanings": ["Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü"]}, {"word": "usul", "meanings": ["Kökler, asıllar", "Bir kimsenin ana, baba, dede ve nineleri"]}, {"word": "ustura tutunmak", "meanings": ["vücuttaki istenmeyen kılları temizlemek"]}, {"word": "usul", "meanings": ["Bir amaca erişmek için izlenen düzenli yol, tutulan yol, yöntem, tarz", "Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol, metot", "Bir yasama veya idare işleminin hazırlanması, yapılması veya yürürlüğe konması sırasında uyulması gereken hükümler ve izlenecek yollar", "Klasik Türk müziğinde tempo"]}, {"word": "usturayı kayışa çekmek", "meanings": ["usturanın kılağısını almak için berber kayışına sürtmek"]}, {"word": "ustura taşı", "meanings": ["Ustura bilemek için kullanılan taşın yapıldığı bir tür sert şist"]}, {"word": "usturlap", "meanings": ["Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç"]}, {"word": "usturpa", "meanings": ["İnce bir halatın ucuna bir kurşun parçası bağlanarak yapılan bir çeşit kırbaç"]}, {"word": "usturmaça", "meanings": ["Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık"]}, {"word": "usturuplu", "meanings": ["Yerli yerinde, işlevine uygun bir biçimde", "Derli toplu, ustalıklı, işlevine uygun bir biçimde olan"]}, {"word": "usulüne uydurmak", "meanings": ["yapılamayacak bir şeyi bir yolunu bulup yapabilmek"]}, {"word": "usul tutmak", "meanings": ["dümtekle tempo tutmak"]}, {"word": "usulca", "meanings": ["Sessiz bir biçimde", "Yavaşça"]}, {"word": "usulcacık", "meanings": ["Yavaşça, belli etmeden, usullacık, yavaşçacık"]}, {"word": "usuldan", "meanings": ["Yavaşça, sessizce"]}, {"word": "usulsüz", "meanings": ["Yöntemsiz", "Yasalara aykırı olan"]}, {"word": "usullacık", "meanings": ["Usulcacık"]}, {"word": "usulsüzlük", "meanings": ["Yöntemsizlik", "Yolsuzluk"]}, {"word": "uşak", "meanings": ["Çocuk", "Herhangi bir bölgenin halkından olan erkek", "Erkek hizmetçi", "Tayfa"]}, {"word": "uşakkapan", "meanings": ["Bebekleri alıp götürdüğü söylenen bir cins akbaba"]}, {"word": "uşaklık", "meanings": ["Uşak olma durumu", "Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet"]}, {"word": "uşaklık etmek", "meanings": ["bir kimseye hizmet veya kulluk etmek", "kendi çıkarı için yasal veya ahlaki olmasa bile başkasının her dediğini yapmak zorunda olmak"]}, {"word": "uşkun", "meanings": ["Karabuğdaygillerden, yaprakları yürek biçiminde, kökü dıştan sincabi ve içten sarı renkte olan bir tür ravent (Rheum rhaponticum)"]}, {"word": "uşşak", "meanings": ["Türk müziğinde ana makamlardan biri"]}, {"word": "ut", "meanings": ["Klasik Türk müziği araçlarından, iri karınlı, kirişli, mızrapla çalınan bir çalgı"]}, {"word": "ut açıcı", "meanings": ["Göstermeci"]}, {"word": "utana sıkıla", "meanings": ["Çok utanıp sıkılarak, utanıp sıkılmış bir biçimde"]}, {"word": "ut açıcılık", "meanings": ["Göstermecilik"]}, {"word": "utanç duymak", "meanings": ["utanmak"]}, {"word": "utanç", "meanings": ["Utanma, hicap"]}, {"word": "utanç vermek", "meanings": ["utandırmak, utanmasına yol açmak"]}, {"word": "utancından yerin dibine girmek", "meanings": ["istenilen biçimde ve nitelikte olmama karşısında üzüntü duymak, aşırı utanmak"]}, {"word": "utancından yere geçmek", "meanings": ["çok utanmak"]}, {"word": "utanç duygusu", "meanings": ["Utanma duygusu"]}, {"word": "utandırma", "meanings": ["Utandırmak işi"]}, {"word": "utandırmak", "meanings": ["Utanmasına yol açmak, utanacak bir duruma düşürmek, mahcup etmek"]}, {"word": "utangaç", "meanings": ["Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup"]}, {"word": "utangaçlık", "meanings": ["Sıkılganlık, mahcubiyet"]}, {"word": "utanma", "meanings": ["Utanmak durumu, arlanma, teeddüp"]}, {"word": "utangan", "meanings": ["Utangaç"]}, {"word": "utanış", "meanings": ["Utanma işi"]}, {"word": "utanma duygusu", "meanings": ["İnsanın ruh dünyasında oluşan çekinme duygusu, utanç duygusu"]}, {"word": "utananın oğlu kızı olmamış", "meanings": ["`bir şeyi elde etmek için çalışmalı, tembel tembel oturmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "utanmak", "meanings": ["Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, mahcup olmak", "Sıkılmak", "Çekinmek"]}, {"word": "utanmaz", "meanings": ["Utanması olmayan, sıkılmaz, yüzsüz, arsız"]}, {"word": "utanıp sıkılmadan", "meanings": ["yüzsüzce, utanmadan"]}, {"word": "Utarit", "meanings": ["Merkür"]}, {"word": "utanmazlık", "meanings": ["Utanmaz olma durumu, yüzsüzlük, arsızlık"]}, {"word": "utanmazca", "meanings": ["Utanmaz bir biçimde yapılan", "(utanma'zca) Utanmaksızın, utanmaz bir biçimde, utanmazcasına"]}, {"word": "utçu", "meanings": ["Ut yapan veya satan kimse", "Udi"]}, {"word": "utku", "meanings": ["Yengi"]}, {"word": "utkulu", "meanings": ["Muzaffer"]}, {"word": "utma", "meanings": ["Utmak işi"]}, {"word": "utlu", "meanings": ["İffetli"]}, {"word": "utmak", "meanings": ["Yenmek", "Ütmek (II)"]}, {"word": "utulmak", "meanings": ["Utma işi yapılmak veya utma işine konu olmak"]}, {"word": "utulma", "meanings": ["Utulmak işi"]}, {"word": "ut yeri", "meanings": ["Edep yeri"]}, {"word": "uvertür", "meanings": ["Operada, perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça", "Pokerde oyuna başlayabilmek için gerekli el"]}, {"word": "uvertür yapmak", "meanings": ["bir şeye giriş niteliğinde söz söylemek veya davranışta bulunmak"]}, {"word": "uyaklı", "meanings": ["Uyağı bulunan, kafiyeli, mukaffa"]}, {"word": "uyak", "meanings": ["Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler, kafiye"]}, {"word": "uyaksız", "meanings": ["Uyağı bulunmayan, kafiyesiz"]}, {"word": "uyanık", "meanings": ["Uyumamış, bidar", "Uykudan uyanmış", "Açıkgöz, kurnaz, cingöz", "Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan, müteyakkız", "Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili"]}, {"word": "uyandırma", "meanings": ["Uyandırmak işi", "Anıları zihinde yeniden canlandırma"]}, {"word": "uyandırmak", "meanings": ["Uyanmasına yol açmak", "Çıra, lamba, soba vb. ışık veren şeyleri yakmak, tutuşturmak", "Üstü küllenmiş ateşi yeniden canlandırmak", "Herhangi bir sebeple dernekteki üyeliğin dondurulmasından vazgeçerek çalışmalara katılmasına izin vermek", "Aklını başına toplamasını sağlamak, gözünü açmak"]}, {"word": "uyanıklaşmak", "meanings": ["Uyanık duruma gelmek"]}, {"word": "uyanıklık", "meanings": ["Uyanık olma durumu, anıklık, saklık, teyakkuz"]}, {"word": "uyanış", "meanings": ["Uyanma işi", "Uyanma, intibah", "Avrupa'da özellikle İtalya'da XV. yüzyılda başlayan genel sosyoloji ve felsefe öğretileri bütünü, Rönesans", "Bilgisizlikten kurtulma durumu"]}, {"word": "uyanma", "meanings": ["Uyanmak durumu, intibah", "Uyku durumundan çıkma"]}, {"word": "uyanmak", "meanings": ["Uyku durumundan çıkmak", "Bitkiler canlanıp yeşermeye başlamak", "Belirmek, ortaya çıkmak, depreşmek", "Gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek", "Bilgisizlikten kurtulmak", "Cinsel yönden hazır duruma gelmek"]}, {"word": "uyaran", "meanings": ["Uyarma işini yapan (kimse veya şey), münebbih", "Organizmada uyarım yaratan, uyarıcı", "Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç, uyarıcı"]}, {"word": "uyarcılık", "meanings": ["Uyarcı olma durumu"]}, {"word": "uyarıcı", "meanings": ["Uyarma özelliği olan, uyaran, münebbih"]}, {"word": "uyarı", "meanings": ["Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme, ikaz, ihtar, tembih", "Organizmada uyarım yaratan güç"]}, {"word": "uyarılma", "meanings": ["Uyarılmak işi"]}, {"word": "uyarım", "meanings": ["Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki, tembih", "Bir uyarma sebebiyle herhangi bir kasta, salgı bezinde olan açık veya gizli değişme"]}, {"word": "uyarılmak", "meanings": ["Uyarma işine konu olmak", "Uyandırılmak"]}, {"word": "uyarlama", "meanings": ["Uyarlamak işi, adaptasyon", "Bir eseri çevrildiği dilin, konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına uydurma", "Birbirine uydurma", "Uyarlanmış, adapte edilmiş"]}, {"word": "uyarış", "meanings": ["Uyarma işi"]}, {"word": "uyarınca", "meanings": ["Gereğince"]}, {"word": "uyarlamak", "meanings": ["Birbirine herhangi bir bakımdan uyar duruma getirmek, intibak ettirmek", "Edebî eserleri, sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirmek, adapte etmek", "Bir yabancı eseri, kişi ve yer adlarını değiştirerek yerli bir eser durumuna getirmek, adapte etmek"]}, {"word": "uyarlanmak", "meanings": ["Uyarlama işi yapılmak, adapte olunmak, alınmak"]}, {"word": "uyarlanma", "meanings": ["Uyarlanmak işi"]}, {"word": "uyarlayıcı", "meanings": ["Uyarlama işini yapan kimse", "Adaptör"]}, {"word": "uyarlık", "meanings": ["Uygun olma durumu, uygunluk"]}, {"word": "uyarma", "meanings": ["Uyarmak işi, ihtar, tembih", "Bir duyu organını, bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi"]}, {"word": "uyarmak", "meanings": ["Bir kimseye bir davranışta bulunmasını veya bulunmamasını söylemek, ikaz etmek", "Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak", "Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak", "Öğütle yola getirmeye çalışmak", "Uyandırmak"]}, {"word": "uyarma komutu", "meanings": ["Jimnastikteki komutun alıştırma için uyarıcı nitelikteki ilk ve uzunca bölümü"]}, {"word": "uyarsız", "meanings": ["Uygun davranışta bulunmayan, uyumlu görünmeyen (kimse)"]}, {"word": "uyartı", "meanings": ["Uyarmak için söylenen söz, uyarı, ihtar", "Uyaran kimse veya şey"]}, {"word": "uydu", "meanings": ["Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, peyk", "Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç", "İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse)"]}, {"word": "uydulaşma", "meanings": ["Uydulaşmak durumu"]}, {"word": "uydulaşmak", "meanings": ["Uydu durumuna gelmek"]}, {"word": "uydulaştırmak", "meanings": ["Uydu durumuna getirmek"]}, {"word": "uyduruk", "meanings": ["Aslı olmayan, uydurma", "Derme çatma, işe yaramaz", "İpe sapa gelmez"]}, {"word": "uyduluk", "meanings": ["Uydu olma durumu, peyklik"]}, {"word": "uydurmaca", "meanings": ["Düzmece, sahte, yalan yanlış (bilgi, haber)"]}, {"word": "uydurmacı", "meanings": ["Palavracı"]}, {"word": "uydurma", "meanings": ["Uydurmak işi", "Şişirme haber", "Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme", "Yeni bir biçim verilmiş"]}, {"word": "uydurmacılık", "meanings": ["Palavracılık"]}, {"word": "uydurmak", "meanings": ["Uymasını sağlamak", "Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak", "Elde etmek, sağlamak, bulmak", "Cinsel birleşmede bulunmak, becermek"]}, {"word": "uydurmasyon", "meanings": ["343 uydurma"]}, {"word": "uydurukçu", "meanings": ["Bazı şeyleri uydurarak anlatan kimse"]}, {"word": "uydurulma", "meanings": ["Uydurulmak işi"]}, {"word": "uydurulmak", "meanings": ["Uydurma işi yapılmak"]}, {"word": "uygar", "meanings": ["Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan, medeni", "Kültürlü, eğitimli, görgü kurallarına uyan, medeni (kimse)"]}, {"word": "uygarlaşma", "meanings": ["Uygar duruma gelme, medenileşme, temeddün"]}, {"word": "uygarlaşmak", "meanings": ["Uygar duruma gelmek, medenileşmek"]}, {"word": "uygarlık", "meanings": ["Uygar olma durumu, medeniyet, medenilik", "Bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümü, medeniyet"]}, {"word": "uygulama", "meanings": ["Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik", "Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik", "Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik", "Yürütüm"]}, {"word": "uygulamak", "meanings": ["Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirmek, tatbik etmek", "Üst üste getirmek, üstüne koymak, tatbik etmek"]}, {"word": "uygulamalı", "meanings": ["Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbikî, pratik, amelî, kuramsal karşıtı"]}, {"word": "uygulamalı bilimler", "meanings": ["Uygulamaya ağırlık veren bilim dalları"]}, {"word": "uygulamalı dil bilimi", "meanings": ["Dil biliminin uygulamalı araştırmaya yönelik bilim dalı"]}, {"word": "uygulamalı ruh bilimi", "meanings": ["Ruh biliminin insan üzerinde gerçekleştirmeye yönelik psikolojik araştırmalarını konu alan bilim dalı"]}, {"word": "uygulanabilirlik", "meanings": ["Yapılabilirlik"]}, {"word": "uygulanış", "meanings": ["Uygulanma işi"]}, {"word": "uygulanma", "meanings": ["Uygulanmak işi"]}, {"word": "uygulanmak", "meanings": ["Uygulama işine konu olmak"]}, {"word": "uygulayıcı", "meanings": ["Uygulayan, gereğini yapan, tatbikatçı"]}, {"word": "uygulayım", "meanings": ["Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik", "Bu uygulamaya ilişkin", "Genel anlamda bir işin doğru yolu yordamı, yöntemi"]}, {"word": "uygulayımcı", "meanings": ["Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse, tekniker, teknikçi, teknisyen, teknokrat", "Bilimsel, teknik bilgi ve verileri, işe ve yapıma dönüştüren kimse"]}, {"word": "uygun", "meanings": ["Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip", "Elverişli, yarar, müsait, muvafık", "Orantılı, oranlı"]}, {"word": "uygulayım bilimi", "meanings": ["Teknoloji"]}, {"word": "uygun bulmak", "meanings": ["yakışır, yaraşır görmek"]}, {"word": "uygun düşmek", "meanings": ["yakışmak, yaraşmak, elverişli olmak"]}, {"word": "uygun gelmek", "meanings": ["yakışmak, yaraşmak", "elverişli olmak", "uymak"]}, {"word": "uygun görmek", "meanings": ["yakışır, yaraşır görmek, elverişli bulmak"]}, {"word": "uygun olmak", "meanings": ["isabetli, yerinde olmak", "bağdaşmak", "sakıncalı görülmemek"]}, {"word": "uygun adım", "meanings": ["Adım atışta birliği gerektiren, grup olarak yapılan bir yürüyüş türü", "Birbirine uyan adım atarak"]}, {"word": "uygunluk", "meanings": ["Uygun olma durumu, yakışık, mutabakat, mukarenet", "Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı, agreman", "Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile adın, cins ve sayı bakımından birbirine uyması: Öğretmen geldi. Öğrenciler ödevlerini yapmışlar gibi", "Eşitlik"]}, {"word": "uygun katmanlaşma", "meanings": ["Bir katman oluşturan tortuların dümdüz ve birbirine paralel olarak yığılması"]}, {"word": "uygunsuz", "meanings": ["Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz, namünasip", "Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan"]}, {"word": "uygunsuzluk", "meanings": ["Yakışmayan davranış, uymazlık, yakışıksızlık", "Kötü durum, kötü davranış"]}, {"word": "Uygur", "meanings": ["Orta Asya'da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan bir Türk kolu ve bu koldan olan kimse", "Doğu Türkistan'da yaşayan Türk soylu halk ve bu halktan olan kimse"]}, {"word": "Uygurca", "meanings": ["Eski Uygur Türkçesi", "Uygur Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "uyku", "meanings": ["Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu", "Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık", "Doğada görülen sükûnet durumu", "Gerçeği görememe, aymazlık"]}, {"word": "uyku basmak (veya bastırmak)", "meanings": ["çok uykusu gelmek"]}, {"word": "uyku (veya uykusunu) çekmek", "meanings": ["iyice uyumak"]}, {"word": "uyku dağıtmak", "meanings": ["uyumasına engel olmak"]}, {"word": "uyku durak yok", "meanings": ["`dinlenme imkânı yok` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "uyku gözünden akmak", "meanings": ["çok uykusu gelmek"]}, {"word": "uyku kestirmek", "meanings": ["kısa bir süre uyumak"]}, {"word": "uyku tutmamak", "meanings": ["uyuyamamak"]}, {"word": "uyku vermek (veya getirmek)", "meanings": ["uyuma isteği duyurmak, uyutucu özelliği olmak"]}, {"word": "uykuda olmak", "meanings": ["yürütülmemek, olduğu gibi durmak"]}, {"word": "uykusu açılmak (veya dağılmak)", "meanings": ["uykulu durumu geçmek"]}, {"word": "uykusu başına sıçramak", "meanings": ["uyuyamadığı için sersemleşmek", "uykusunu iyi alamadığından hırçınlaşmak"]}, {"word": "uyku nedir bilmeden", "meanings": ["dinlenme imkânı bulamadan"]}, {"word": "uykusu bölünmek", "meanings": ["yeterince uyumadan uyanmak veya uyandırılmak"]}, {"word": "uykusu gelmek", "meanings": ["uyuma isteği duymak"]}, {"word": "uykusu kaçmak", "meanings": ["uyumak amacıyla yatmışken herhangi bir sebeple uyuyamamak", "kaygılanmak, tedirgin olmak"]}, {"word": "uykusunu almak", "meanings": ["uykusunu tam olarak uyumak"]}, {"word": "uykuya dalmak", "meanings": ["uyumaya başlamak"]}, {"word": "uykuya varmak", "meanings": ["uyumak", "sükûnet, sessizlik, hareketsizlik içine girmek"]}, {"word": "uyku semesi", "meanings": ["Uyku sersemi"]}, {"word": "uykuya yatmak", "meanings": ["uyumak için yatmak"]}, {"word": "uyku hastalığı", "meanings": ["Normalden çok uyuma hastalığı"]}, {"word": "uykucu", "meanings": ["Uykuyu seven, çok uyuyan kimse"]}, {"word": "uyku ilacı", "meanings": ["Rahat uyuyabilmek için kullanılan ilaç"]}, {"word": "uykulu", "meanings": ["Uyku gereksinimi olan", "Uyku sersemi olan", "Uyku sersemi olarak"]}, {"word": "uyku saati", "meanings": ["Yatma ve uyuma vakti"]}, {"word": "uykuluk", "meanings": ["Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ortak ad", "Kundaktaki çocukların avucunda biriken kir", "Karaciğer", "Dalak"]}, {"word": "uyku sersemi", "meanings": ["Uyku sersemliği olan (kimse), uyku semesi"]}, {"word": "uyku sersemliği", "meanings": ["Uykunun verdiği ağırlık ve baş dönmesi"]}, {"word": "uykusu ağır", "meanings": ["Uyurken kolayca uyanmayan (kimse), uykusu derin"]}, {"word": "uyku seti", "meanings": ["Uyku takımı"]}, {"word": "uykusu ağır olmak", "meanings": ["uykudan zor uyanmak"]}, {"word": "uylaşmak", "meanings": ["Birbiriyle uyuşmak, uzlaşmak, anlaşmak"]}, {"word": "uykusu hafif", "meanings": ["Küçük bir sesten hemen uyanan (kimse)"]}, {"word": "uykusuz", "meanings": ["Uyumamış veya uykusunu alamamış", "Uyumadan, uykusunu almadan"]}, {"word": "uykusuz kalmak", "meanings": ["uyuyamamak"]}, {"word": "uyma", "meanings": ["Uymak işi, intibak, riayet, tebaiyet, tevafuk"]}, {"word": "uykusuzluk", "meanings": ["Uyku uyuyamama veya uyumamış olma durumu"]}, {"word": "uymak", "meanings": ["Ölçüleri birbirini tutmak", "Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek", "Zevke, anlayışa uygun düşmek", "Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek", "Bağlı kalmak, tabi olmak", "Uygun düşmek, münasip olmak"]}, {"word": "uyku tulumu", "meanings": ["Uyumak amacıyla içine girilen tulum biçimindeki yatak", "Çok uyuyan kimse"]}, {"word": "uylaşma", "meanings": ["Uylaşmak işi"]}, {"word": "uylaşım", "meanings": ["Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma"]}, {"word": "uyluk", "meanings": ["Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü"]}, {"word": "uyluk kemiği", "meanings": ["Uyluğun iskeletini oluşturan kemik"]}, {"word": "uymaca", "meanings": ["Uyuşma, uzlaşma"]}, {"word": "uymacılık", "meanings": ["Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara, kesin olmayan katı kalıplara, eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma, konformizm"]}, {"word": "uymazlık", "meanings": ["Aykırılık, başkalık, beis, mugayeret"]}, {"word": "uymaz", "meanings": ["Aykırı, başka türlü, mugayir"]}, {"word": "uyruk", "meanings": ["Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu, tebaa", "Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan kimse, tebaa"]}, {"word": "uyruğuna girmek", "meanings": ["bir devletin yönetimini kabul etmek", "bir kimsenin etkisi altında kalmak, ona bağlanmak"]}, {"word": "uyruklu", "meanings": ["Bir devletin yönetimi altında olan"]}, {"word": "uyrukluk", "meanings": ["Uyruk olma durumu, tabiiyet"]}, {"word": "uyruksuz", "meanings": ["Herhangi bir devletin uyruğunda olmayan"]}, {"word": "uysal", "meanings": ["Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı", "Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı bir biçimde"]}, {"word": "uyruksuzluk", "meanings": ["Uyruksuz olma durumu"]}, {"word": "uysalca", "meanings": ["Uysal bir biçimde"]}, {"word": "uysallaşma", "meanings": ["Uysallaşmak durumu"]}, {"word": "uysallaşmak", "meanings": ["Uysal duruma gelmek, uysal olmak"]}, {"word": "uysallık", "meanings": ["Uysal olma durumu", "Uysalca davranış"]}, {"word": "uyuklama", "meanings": ["Uyuklamak işi"]}, {"word": "uyulma", "meanings": ["Uyulmak işi"]}, {"word": "uyuklamak", "meanings": ["Oturduğu yerde hafif uykuya dalmak, ımızganmak"]}, {"word": "uyulmak", "meanings": ["Uyma işi yapılmak"]}, {"word": "uyum", "meanings": ["Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk", "Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon", "Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat", "Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni"]}, {"word": "uyuma", "meanings": ["Uyumak durumu"]}, {"word": "uyuntu", "meanings": ["Uyuşuk, tembel, miskin"]}, {"word": "uyuyan yılanın kuyruğuna basmak", "meanings": ["kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek"]}, {"word": "uyumak", "meanings": ["Uyku durumunda olmak", "İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak", "İşlem görmemek, durgun kalmak, el sürülmemek", "Çevresindeki olayları fark etmemek, görmemek"]}, {"word": "uyumlu", "meanings": ["Uyumu olan, ahenkli, mevzun, imtizaçlı"]}, {"word": "uyunma", "meanings": ["Uyunmak durumu"]}, {"word": "uyumsuzluk", "meanings": ["Uyumsuz olma durumu, ahenksizlik, imtizaçsızlık"]}, {"word": "uyumsuz", "meanings": ["Uyumu olmayan, ahenksiz, imtizaçsız", "Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan (olaylar), asenkron"]}, {"word": "uyunmak", "meanings": ["Uyuma işi yapılmak"]}, {"word": "uyur", "meanings": ["Uyuyan", "Durgun (su)"]}, {"word": "uyurgezer", "meanings": ["Uykusu sırasında konuşan, yürüyen (kimse), sairfilmenam"]}, {"word": "uyurgezerlik", "meanings": ["Uyurgezer olma durumu, somnambulizm"]}, {"word": "uyur uyanık", "meanings": ["Yarı uyur yarı uyanık, yarı uykulu bir biçimde"]}, {"word": "uyuşkan", "meanings": ["Herkesle veya her şeyle kolayca uyuşabilen"]}, {"word": "uyuşma", "meanings": ["Uzlaşma"]}, {"word": "uyuşmak", "meanings": ["Soğuk, basınç vb. yüzünden vücudun bir yerinde, duygu ve hareket geçici olarak azalmak"]}, {"word": "uyuşmak", "meanings": ["Her konuda birbirine uymak, imtizaç etmek", "Bir iş, düşünce, görüş vb. üzerinde anlaşmaya varmak, uzlaşmak, mutabık kalmak"]}, {"word": "uyuşmazlık", "meanings": ["Uyuşmama durumu", "Son sesi -k olan bir sözcüğe -k ile biten bir ek getirildiğinde ilk -k sesinin düşmesi olayı: küçükcük > küçücük gibi"]}, {"word": "uyuşmazlık mahkemesi", "meanings": ["Üyeleri Danıştay ve Yargıtay tarafından seçilen ve çeşitli mahkemeler arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olan mahkeme"]}, {"word": "uyuşturma", "meanings": ["Uyuşturmak işi"]}, {"word": "uyuşturan balığı", "meanings": ["Torpil balığı"]}, {"word": "uyuşturmak", "meanings": ["Uyuşmasını sağlamak, hissedemez duruma getirmek"]}, {"word": "uyuşturmak", "meanings": ["Anlaşmalarını sağlamak"]}, {"word": "uyuşturucu", "meanings": ["Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde), narkotik", "Hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan"]}, {"word": "uyuşturucu madde", "meanings": ["Morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren madde"]}, {"word": "uyuşturulma", "meanings": ["Uyuşturulmak işi"]}, {"word": "uyuşukluk", "meanings": ["Uyuşuk olma durumu"]}, {"word": "uyuşturulmak", "meanings": ["Uyuşturma işi yapılmak, hissedemez duruma getirilmek"]}, {"word": "uyuşuk", "meanings": ["Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş, uyuşmuş", "Gevşek, tembel, sünepe, uyuntu"]}, {"word": "uyuşum", "meanings": ["Uyuşma durumu, uyuşurluk", "İki çekim arasında hareket, anlam, ışık, dekor, donatım, oyun bakımlarından aykırılık olmama durumu"]}, {"word": "uyuşurluk", "meanings": ["Uyuşum"]}, {"word": "uyutmak", "meanings": ["Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek", "Acı, keder vb.ni hafifletmek", "İlgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak", "Aldatmak, kandırmak"]}, {"word": "uyutma", "meanings": ["Uyutmak işi"]}, {"word": "uyutulma", "meanings": ["Uyutulmak işi"]}, {"word": "uyutulmak", "meanings": ["Uyutma işine konu olmak"]}, {"word": "uyuz", "meanings": ["Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı", "Bu hastalığa tutulmuş olan", "Düşük nitelikli, değersiz (mal)", "Hoşlanılmayan, sevimsiz kimse", "Parası olmayan, züğürt kimse", "Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse"]}, {"word": "uyuyuş", "meanings": ["Uyuma işi"]}, {"word": "uyuz olmak", "meanings": ["uyuz hastalığına yakalanmak", "birine, bir şeye sinirlenmek"]}, {"word": "uyuz etmek", "meanings": ["sinirlendirmek"]}, {"word": "uyuz böceği", "meanings": ["Uyuz böceklerinden, uyuz hastalığına yol açan örümceğimsilerden bir tür (Sarcoptes scabiei)"]}, {"word": "uyuz böcekleri", "meanings": ["Memelilerde ve kuşlarda asalak olarak yaşayan, uyuz hastalığına yol açan böcekler familyası"]}, {"word": "uyuz ilacı", "meanings": ["Uyuz hastalığına karşı koruyucu olarak kullanılan bir ilaç türü"]}, {"word": "uyuzlaşma", "meanings": ["Uyuzlaşmak işi"]}, {"word": "uyuzlaşmak", "meanings": ["Tüyleri döküldüğü için çirkin bir görünüş almak", "Beceriksizleşmek, pısırıklaşmak", "Kılıksızlaşmak", "Beğenilmeyen davranış ve tutumlar sergilemeye başlamak"]}, {"word": "uyuzlu", "meanings": ["Uyuz hastalığı olan (kimse), uyuz"]}, {"word": "uyuzluk", "meanings": ["Uyuz olma durumu", "Beceriksizlik, pısırıklık", "Parasızlık"]}, {"word": "uyuz merhemi", "meanings": ["Uyuz için kullanılan bir merhem türü"]}, {"word": "uyuz otu", "meanings": ["Hekimlikte uyuza karşı kullanılan çiçekli bitki, kum otu (Scabiosa rotata)"]}, {"word": "uyuz sineği", "meanings": ["Kın kanatlılardan, tarıma zararı dokunan böceklerle beslenen bir sinek (Cicindela)"]}, {"word": "uza devim", "meanings": ["Fiziksel etkili medyumların gerçekleştirdiği öne sürülen olaylardan biri olan, nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi, telekinezi"]}, {"word": "uzak", "meanings": ["Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı", "Arada çok zaman bulunan", "Eli, gücü veya hükmü yetişmez", "İhtimali az olan", "Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan", "Yakın olmayan yer"]}, {"word": "uzak durmak", "meanings": ["yaklaşmamak, karışmamak"]}, {"word": "uza duyum", "meanings": ["Telepati"]}, {"word": "uzak düşmek", "meanings": ["uzak olmak, uzak bulunmak"]}, {"word": "uzak kalmak", "meanings": ["uzakta bulunmak"]}, {"word": "uzak tutmak", "meanings": ["uzakta kalmasını sağlamak"]}, {"word": "uzağı görmek", "meanings": ["ileride ne olacağını kestirmek"]}, {"word": "uzaklara gitmek", "meanings": ["konudan ayrılmak", "gözleri dalmak, dalıp gitmek"]}, {"word": "uzak akraba", "meanings": ["Yakınlığı, ilgi derecesi az olan akraba, uzaktan akraba, dış kapının manadalı"]}, {"word": "uzak benzeşme", "meanings": ["Bir kelimede bir sesin uzakta bulunan başka bir sesi etkilemesi: Etmek > ekmek, tepme > tekme gibi"]}, {"word": "uzak benzeşmezlik", "meanings": ["Bir kelimede yan yana bulunmayan iki aynı sesten birinin değişikliğe uğraması: Kehribar > kehlibar, fincan > filcan gibi"]}, {"word": "Uzak Doğu", "meanings": ["Asya'nın doğu ve güneydoğusu"]}, {"word": "uzak göçüşme", "meanings": ["Yan yana bulunmayan ünsüzlerin yer değiştirmesi, uzak metatez: ödünç > öndüç, lanet > nalet, zerdali > zeldari vb"]}, {"word": "uzak görüşlü", "meanings": ["Uzak görüş sahibi olan (kimse)"]}, {"word": "uzak görüşlülük", "meanings": ["İleride, gelecekte olabilecekleri düşünme ve sezme gücü"]}, {"word": "uzaklanma", "meanings": ["Uzaklanmak durumu veya biçimi"]}, {"word": "uzaklanmak", "meanings": ["Nazlanmak"]}, {"word": "uzaklaşılma", "meanings": ["Uzaklaşılmak durumu"]}, {"word": "uzaklaşılmak", "meanings": ["Uzaklaşma işi yapılmak"]}, {"word": "uzaklaşmak", "meanings": ["Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek", "Yabancılaşmak, ilgisi azalmak"]}, {"word": "uzaklaşma", "meanings": ["Uzaklaşmak durumu"]}, {"word": "uzaklaştırılma", "meanings": ["Uzaklaştırılmak işi"]}, {"word": "uzaklaştırılmak", "meanings": ["Uzaklaşması sağlanmak", "Görevden alınmasını sağlamak"]}, {"word": "uzaklaştırma", "meanings": ["Uzaklaştırmak işi"]}, {"word": "uzaklaştırmak", "meanings": ["Uzağa götürmek", "Çıkarmak, ayırmak", "Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak"]}, {"word": "uzaklık", "meanings": ["Uzak olma durumu, ıraklık", "İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe"]}, {"word": "uzak metatez", "meanings": ["Uzak göçüşme"]}, {"word": "uzaksamak", "meanings": ["Uzak saymak, istibat etmek"]}, {"word": "uzaksama", "meanings": ["Uzaksamak işi, istibat"]}, {"word": "uzaktan uzağa", "meanings": ["Çok uzakta", "Birazcık, az buçuk, tam olmayarak", "İlgisi az olan"]}, {"word": "uzaktan yakından", "meanings": ["Herhangi bir bakımdan"]}, {"word": "uzam", "meanings": ["Algılanan nesnelerin temel niteliği", "Bir nesnenin uzayda kapladığı yer, vüsat"]}, {"word": "uzama", "meanings": ["Uzamak işi"]}, {"word": "uzamak", "meanings": ["Uzun duruma gelmek, boyu büyümek", "Çok zaman tutmak, uzun sürmek"]}, {"word": "uza!", "meanings": ["`defol git, kaybol` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "uzanılma", "meanings": ["Uzanılmak durumu"]}, {"word": "uzanım", "meanings": ["Nitelik, özellik, ölçü, boyut", "Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı", "Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı"]}, {"word": "uzanılmak", "meanings": ["Uzanma işi yapılmak"]}, {"word": "uzanış", "meanings": ["Uzanma işi"]}, {"word": "uzanma", "meanings": ["Uzanmak işi"]}, {"word": "uzanmak", "meanings": ["Boylu boyunca yatmak", "Gitmek", "Bir alana yayılmak", "Bir şey boyunca sıralanmak", "Yetişmek, ulaşmak", "Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak", "Sarkıntılık etmek"]}, {"word": "uzantı", "meanings": ["Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm", "Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası"]}, {"word": "uzatılma", "meanings": ["Uzatılmak işi"]}, {"word": "uzatılmak", "meanings": ["Uzatma işi yapılmak"]}, {"word": "uzatım", "meanings": ["Uzatma işi"]}, {"word": "uzatış", "meanings": ["Uzatma işi"]}, {"word": "uzatma", "meanings": ["Uzatmak işi, temdit", "Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası", "Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı", "Ünlülerin uzun söylenişi", "Oyun içerisindeki duraklama dakikaları", "Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek"]}, {"word": "uzatmaları oynamak", "meanings": ["bir görevde son zamanlarını yaşamak", "oyunda uzatma dakikalarını oynamak", "ölmek üzere olmak"]}, {"word": "uzatmak", "meanings": ["Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak", "Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek", "Bir şeyi vermek için birine yöneltmek", "Germek", "Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek", "Vermek, göndermek", "Süreyi artırmak, temdit etmek"]}, {"word": "uzatmayalım", "meanings": ["kısacası"]}, {"word": "uzatmalı", "meanings": ["Süresi uzatılan"]}, {"word": "uzatmalı çavuş", "meanings": ["Uzman çavuş"]}, {"word": "uzatmalı nişanlı", "meanings": ["Nişanlılık süresi gereğinden çok uzamış olan kadın veya erkek"]}, {"word": "uzatmalı sevgili", "meanings": ["Evlenmeye karar veremeyip çok uzun süre sevgili olarak kalan kadın veya erkek"]}, {"word": "uzay", "meanings": ["Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân", "Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk"]}, {"word": "uzay adamı", "meanings": ["Uzay gemisini uzayda yöneten kimse, astronot, kozmonot"]}, {"word": "uzay adamlığı", "meanings": ["Uzay adamı olma durumu"]}, {"word": "uzay eğrisi", "meanings": ["Bütün noktaları aynı düzlem üzerinde bulunmayan eğri"]}, {"word": "uzay gemisi", "meanings": ["Uzaya gitmek için yapılmış taşıt, mekik"]}, {"word": "uzay hukuku", "meanings": ["Ulusların uzayla ilgili sorunlarının ele alan uluslararası gelenek hukuku"]}, {"word": "uzay geometri", "meanings": ["Hacimli biçimleri inceleyen geometri"]}, {"word": "uzay istasyonu", "meanings": ["Uzay çalışmalarının yapıldığı, içinde insanların yer çekimi olmayan ortamlarda çalışabildiği yapay uydu, uzay üssü"]}, {"word": "uzaylı", "meanings": ["Uzayda yaşadığı varsayılan (canlı)", "Olaylardan, söylenenlerden habersiz olan"]}, {"word": "uzay kapsülü", "meanings": ["Füzenin gürültüsüne ve hava ile sürtünmeden doğan sıcaklığa karşı yalıtılmış, insan veya malzeme taşınan, roketlerin ucunda bulunan küçük ve hafif kapalı yer"]}, {"word": "uzay pilotu", "meanings": ["Uzay araçlarını kullanan pilot"]}, {"word": "uzay savaşı", "meanings": ["Uzay çalışmalarında öne geçme yarışı", "Uzayla ilgili geliştirilen modern tekniğin imkânlarını askerî ve siyasi amaçlarla kullanarak ülkeler arasında üstünlük sağlama mücadelesi"]}, {"word": "uzay taşı", "meanings": ["Gök taşı"]}, {"word": "uzay üssü", "meanings": ["Uzay istasyonu"]}, {"word": "uzay uçuşu", "meanings": ["Uzay gemisi ile Dünya'dan uzaklaşıp uzaya çıkma"]}, {"word": "uzgören", "meanings": ["Uzgörür"]}, {"word": "uz iletişim", "meanings": ["Telekomünikasyon"]}, {"word": "uzgörür", "meanings": ["Gerçeği önceden görebilen, ileri görüşlü olan, uzgören"]}, {"word": "uzlaşı", "meanings": ["Uzlaşma"]}, {"word": "uzlaşılma", "meanings": ["Uzlaşılmak işi"]}, {"word": "uzlaşılmak", "meanings": ["Uzlaşma işi yapılmak"]}, {"word": "uzlaşmacı", "meanings": ["Uzlaşma sağlayan kimse", "Uzlaşmacılıktan yana olan kimse"]}, {"word": "uzlaşma", "meanings": ["Uzlaşmak durumu, uyuşma (II), uzlaşı, uzlaşım, mutabakat, konsensüs"]}, {"word": "uzlaşmacılık", "meanings": ["Çıkarlarından, düşüncelerinden ödünler vererek uzlaşma sağlama siyaseti"]}, {"word": "uzlaşmak", "meanings": ["Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak"]}, {"word": "uzlaşmalı", "meanings": ["Aralarında uzlaşma bulunan"]}, {"word": "uzlaşmaz", "meanings": ["Uzlaşmayan, uzlaşma yanlısı olmayan"]}, {"word": "uzlaşmazlık", "meanings": ["Anlaşmaya, uzlaşmaya yanaşmama durumu"]}, {"word": "uzlaştırıcı", "meanings": ["Uzlaşmayı sağlayan kimse, ara bulucu"]}, {"word": "uzlaştırma", "meanings": ["Uzlaştırmak işi"]}, {"word": "uzlaştırmak", "meanings": ["Uzlaşmalarını sağlamak"]}, {"word": "uzlaştırma kurulu", "meanings": ["Toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların uyuşmazlığa düşmeleri durumunda, uzlaşma sağlamak amacı ile grev ve lokavt kanununa göre oluşturulan, kararlarının yaptırım gücü olmayan kurul"]}, {"word": "uzlet", "meanings": ["Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama"]}, {"word": "uzluk", "meanings": ["Ustalık, işinin eri olma durumu, hazakat, ehliyet"]}, {"word": "uzman", "meanings": ["Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse), mütehassıs, kompetan", "Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse, spesiyalist", "Bilirkişi"]}, {"word": "uzman çavuş", "meanings": ["Lise ve dengi okullardan mezun olduktan sonra özel bir eğitim sonunda başarılı olarak astsubaylıktan bir alt basamaktaki asker rütbesini alan kimse, uzatmalı çavuş"]}, {"word": "uzman doktor", "meanings": ["Bir tıp dalında gerekli ihtisası görüp uzmanlık belgesini alan doktor, uzman hekim"]}, {"word": "uzman hekim", "meanings": ["Uzman doktor"]}, {"word": "uzmanlaşma", "meanings": ["Uzman durumuna gelme"]}, {"word": "uzmanlaşmak", "meanings": ["Uzman durumuna gelmek, uzman olmak"]}, {"word": "uzo", "meanings": ["Yunan rakısı"]}, {"word": "uzmanlık", "meanings": ["Uzman olma durumu, uzmanın görevi, mütehassıslık, ihtisas, kompetanlık"]}, {"word": "uzun", "meanings": ["İki ucu arasında fazla uzaklık olan, maksi, kısa karşıtı", "Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren", "Ayrıntılı", "Ayrıntılı olarak, derinlemesine"]}, {"word": "uzun etmek", "meanings": ["tartışmayı sürdürmek", "aşırı gitmek"]}, {"word": "uzun kulaktan haber almak", "meanings": ["uzaktan uzağa haber almak"]}, {"word": "uzun lafın (veya sözün) kısası", "meanings": ["kısacası, özet olarak"]}, {"word": "uzun oturmak", "meanings": ["uzanarak oturmak, yarı yatmış durumda oturmak", "yatmak"]}, {"word": "uzun araç", "meanings": ["Normal bir yük aracından daha uzun olan, çok eşya taşımak için kullanılan taşıt"]}, {"word": "uzun bacaklılar", "meanings": ["Sulak yerlerde yaşayan, uzun bacaklı kuşlar takımı"]}, {"word": "uzun atlama", "meanings": ["Vücudun, bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğine uzağa konması", "Bu yolla en uzağa atlamaya dayalı atletizm dalı"]}, {"word": "uzun boylu", "meanings": ["Boyu uzun olan", "Uzun süre", "Derinlemesine, ayrıntılarıyla"]}, {"word": "uzun çizgi", "meanings": ["Karşılıklı konuşmada, konuşanın değiştiğini göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı, konuşma çizgisi, tire (II) ( - )"]}, {"word": "uzun diş", "meanings": ["Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan ve bir ek bileziğiyle bir ters somunu alacak uzunlukta açılmış vida"]}, {"word": "uzunca", "meanings": ["Biraz uzun", "(uzu'nca) Uzun olarak, bol zamanlı"]}, {"word": "uzunçalar", "meanings": ["Üzerine seslerin düşük devirle kaydedildiği büyük boyutlu plak", "Bir sanatçının eserlerinin bir bölümünün yer aldığı kaset, albüm"]}, {"word": "uzun dalga", "meanings": ["Dalga boyu 1000-2000 metre arasında değişen radyo dalgası"]}, {"word": "uzuneşek", "meanings": ["Eğilmiş ve biri ötekinin arkasına tutunmuş birkaç kişinin üzerinden atlanılarak oynanan bir oyun"]}, {"word": "uzun etek", "meanings": ["Etek boyu dizin altında olan giysi, maksi", "Şapşal, sallapati"]}, {"word": "uzun far", "meanings": ["Uzun mesafeyi aydınlatma gücüne sahip otomobil farı"]}, {"word": "uzun hava", "meanings": ["Türk halk müziğinde, belirli bir karakteri olmayan, bölgesel ögelerin etkisi altında gelişerek özellik kazanmış, yanık bir biçimde okunan türkü"]}, {"word": "uzun hikâye", "meanings": ["Ayrıntılı olayları ve kişi kadrosu geniş olan hikâye türü, uzun öykü", "Anlatması uzun sürecek olan, ayrıntıları çok konu", "Bir konu anlatılmak istenmediğinde geçiştirmek amacıyla söylenen bir söz"]}, {"word": "uzun hece", "meanings": ["İçinde uzun ünlü bulunan hece: Âdet, kâtip gibi"]}, {"word": "uzun hayvan", "meanings": ["Yılan"]}, {"word": "uzun kafalı", "meanings": ["Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse), dolikosefal"]}, {"word": "uzun kulaklı", "meanings": ["Eşek"]}, {"word": "uzunkuyruk", "meanings": ["Bir tür iskete kuşu"]}, {"word": "uzunlamasına", "meanings": ["Ene dik olarak, boyuna, tulani"]}, {"word": "uzun levrek", "meanings": ["Kemirici balıklar takımından, 50-100 santimetre boyunda, Avrupa tatlı sularında yaşayan etçil ve yırtıcı bir balık (Lucioperca sandra)"]}, {"word": "uzunluk", "meanings": ["Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı", "İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü, tul", "Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı, boy, en karşıtı", "Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği", "Süre yönünden uzun olma durumu"]}, {"word": "uzun ömürlü", "meanings": ["Yaşadığı, var olduğu süre çok uzun olan", "Uzun süren"]}, {"word": "uzun öykü", "meanings": ["Uzun hikâye"]}, {"word": "uzunluk ölçüsü", "meanings": ["Uzunluğu ölçmek için kullanılan metre, yarda vb. herhangi bir birim"]}, {"word": "uzun sesli", "meanings": ["Uzun ünlü"]}, {"word": "uzun uzadıya", "meanings": ["Uzatarak, derinleştirerek, genişleterek, ayrıntılarıyla"]}, {"word": "uzun ünlü", "meanings": ["Ses süresi uzun olan ünlü, uzun sesli, uzun vokal: Âlem, âdet gibi"]}, {"word": "uzun vokal", "meanings": ["Uzun ünlü"]}, {"word": "uzun yol sürücüsü", "meanings": ["Uzun mesafeli yollarda ağır vasıta kullanan sürücü, uzun yol şoförü"]}, {"word": "uzuv", "meanings": ["Organ", "Üye", "Parça", "Unsur"]}, {"word": "uzun yol şoförü", "meanings": ["Uzun yol sürücüsü"]}, {"word": "uzvi", "meanings": ["Organik"]}, {"word": "uzvi kimya", "meanings": ["Organik kimya"]}, {"word": "uzviyet", "meanings": ["Organizma"]}, {"word": "ücra", "meanings": ["Çok uçta, kenarda veya kıyıda köşede olan"]}, {"word": "ücret", "meanings": ["İş gücünün karşılığı olan para veya mal", "Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para"]}, {"word": "ücretli", "meanings": ["Ücretle çalıştırılan kimse", "Ücret karşılığı yapılan"]}, {"word": "üç", "meanings": ["İkiden sonra gelen sayının adı", "Bu sayıyı gösteren 3 ve III rakamlarının adı", "İkiden bir artık"]}, {"word": "ücretsiz", "meanings": ["Bir karşılık ödemeden alınan", "Parasız olarak"]}, {"word": "üç aşağı beş yukarı", "meanings": ["yaklaşık olarak, az bir farkla"]}, {"word": "üç aşağı beş yukarı dolaşmak", "meanings": ["kararsızlık içinde, düşünerek, bir karara varmaya çalışarak gezinmek"]}, {"word": "üç günlük ömür", "meanings": ["ömrün kısalığını anlatan bir söz"]}, {"word": "üç maymunu oynamak", "meanings": ["gördüğü ve duyduğu bir olay hakkında görmemiş, duymamış ve söylememiş olduğunu belirtmek"]}, {"word": "üç nalla bir ata kaldı", "meanings": ["eline önemsiz bir imkân geçtiğinde büyük işlerin düşüne kapılanlar için söylenen bir söz"]}, {"word": "üçayak", "meanings": ["Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen", "Sacayağı", "Bir halay türü"]}, {"word": "üç adım", "meanings": ["Üç adım atlama"]}, {"word": "üç aylar", "meanings": ["Ay takviminde recep, şaban ve ramazan aylarına verilen toplu ad"]}, {"word": "üç aylık", "meanings": ["Üç ayda bir ödenen emekli aylığı"]}, {"word": "üç beş", "meanings": ["Nicelik yönünden az"]}, {"word": "üçe beşe bakmamak", "meanings": ["fiyat üzerinde küçük farkları önemsememek"]}, {"word": "üç bir", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin bir, öbürünün üç benekli olan yüzünün üste gelmesi, seyek"]}, {"word": "üç birlik kuralı", "meanings": ["Klasik tiyatroda yer, zaman ve konu birliğini esas alan kural"]}, {"word": "üç boyutlu", "meanings": ["Eninden ve boyundan başka derinliği de olan, üç buutlu"]}, {"word": "üç buçuk atmak", "meanings": ["çok korkmak"]}, {"word": "üç buçuk", "meanings": ["Yarım yamalak, üstünkörü", "Değersiz, kıymetsiz"]}, {"word": "üçbudak", "meanings": ["İzmir'de üretilen bir tütün türü"]}, {"word": "üç durum yasası", "meanings": ["Toplumun Tanrı bilimi, fizikötesi ve tanıtlı olmak üzere üç durumdan geçerek geliştiğini savunan Auguste Comte yasası, üç hâl kanunu"]}, {"word": "üç düzlemli", "meanings": ["İki düzlem kesiştikten sonra üçüncü bir düzlemi eğik olarak kestiğinde ortaya çıkan (açı)"]}, {"word": "üçer", "meanings": ["Üç sayısının üleştirme sayı sıfatı", "Her defasında üçü bir arada olan, her birine üç"]}, {"word": "üçer beşer", "meanings": ["Yaklaşık üçü, beşi bir arada olarak, küme küme"]}, {"word": "üç etek", "meanings": ["Genellikle köylü kadınlarının giydiği üç ayrı etekten oluşmuş özel bir giysi"]}, {"word": "üçgen piramit", "meanings": ["Tabanı üçgen olan piramit"]}, {"word": "üçgen", "meanings": ["Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi, müselles", "Bu biçimde olan"]}, {"word": "üçgül", "meanings": ["Bir tür yonca"]}, {"word": "üçgen prizma", "meanings": ["Tabanı üçgen olan prizma"]}, {"word": "üç hâl kanunu", "meanings": ["Üç durum yasası"]}, {"word": "üç iki", "meanings": ["Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin üçlü, öbürünün ikili gelmesi, sebayüdü"]}, {"word": "üçkâğıt", "meanings": ["Oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyun", "Hile, düzen, dolap"]}, {"word": "üçkâğıda bağlamak (veya getirmek)", "meanings": ["karşısındakini şaşırtarak aldatmak"]}, {"word": "üçkâğıtçılık", "meanings": ["Üçkâğıtçının işi", "Yalancılık, düzencilik, dolandırıcılık"]}, {"word": "üçkâğıtçı", "meanings": ["Üçkâğıt oyunu oynatan kimse", "Yalancı, dolandırıcı, hileci, düzenci kimse"]}, {"word": "üç katlı", "meanings": ["Üç katı olan, tripleks"]}, {"word": "üçleme", "meanings": ["Üçlemek işi", "Üçü bir arada bükülmüş", "Bentleri üçer dizeli olan türkü", "Bir yazarın, konu ve fikrî yapı olarak birbirini izleyen üç eseri, triloji", "Teslis", "Bir oyuncunun aynı karşılaşmada üç sayı yapması durumu"]}, {"word": "üçlemek", "meanings": ["Üçe çıkarmak", "Ürünün üçte birine karşılık, toprağını kiraya vermek", "Tarlayı üç kez sürmek"]}, {"word": "üçler", "meanings": ["Halkın inançlarına göre üç kişilik ermişler topluluğu"]}, {"word": "üçleşme", "meanings": ["Üçleşmek işi"]}, {"word": "üçleşmek", "meanings": ["Üçe çıkmak, bir veya ikiyken üç olmak"]}, {"word": "üçlü bahis", "meanings": ["At yarışlarında aynı koşuda ilk üçü tahmin etmeye yönelik müşterek bahis oyunu"]}, {"word": "üçlü ganyan", "meanings": ["At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen üç koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun"]}, {"word": "üçlü", "meanings": ["Üç parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden üç tane bulunan, müselles, troyka", "Üç kişiden oluşmuş", "İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde üç işareti veya noktası bulunan kâğıt veya pul", "Üç ses veya çalgı için düzenlenmiş müzik parçası, trio", "Bu parçayı çalan üç kişilik müzik topluluğu, trio"]}, {"word": "üçlük", "meanings": ["Üç tanesi bir arada bulunan, üç tane alabilen, üç taneden oluşmuş", "Basketbolda ceza alanı dışından atılan topun potaya geçirilmesi sonucu kazanılan üç sayı değerindeki atış"]}, {"word": "üç nokta", "meanings": ["Tamamlanmamış cümlelerin sonuna veya başına yan yana konulan noktalama işaretinin adı (...)"]}, {"word": "üçtaş", "meanings": ["Üç taşla oynanan bir tür çocuk oyunu"]}, {"word": "üçteker", "meanings": ["İkisi arkada, biri önde üç tekerleği olan, çocukların düşmeden binmesi için yapılmış araç", "Triportör"]}, {"word": "üçten dokuza", "meanings": ["İslam hukukuna göre kocanın üçerli aralıklarla üç kez `boş ol` sözünü tekrarlayıp boşanma konusundaki kararlılığını göstererek karısını boşaması"]}, {"word": "üçüncü", "meanings": ["Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen"]}, {"word": "üçüncül", "meanings": ["Organik bir birleşiğin formülünde öbür üç karbon atomuna bağlı olan (karbon atomu), tersiyer", "Bir hastalığın belirli iki devresinden sonra oluşan (belirtiler)"]}, {"word": "üçüncülük", "meanings": ["Üçüncü olma durumu"]}, {"word": "Üçüncü Çağ", "meanings": ["Yeryüzünün yaklaşık altmış milyon yıllık çağı, senozoik"]}, {"word": "üçüncü dünya ülkeleri", "meanings": ["Hemen hepsi eski sömürgeler olan, ulusal bağımsızlıklarını kazanmış veya bu uğurda mücadele veren Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri"]}, {"word": "üçüncünün olmazlığı", "meanings": ["Birinin yalanladığı, ötekinin doğruladığı iki önermeden birinin doğru olması gerektiğini, üçüncü bir ihtimalin söz konusu olmayacağını anlatan yasa"]}, {"word": "üçüz", "meanings": ["Üçü bir arada doğan (çocuk)", "Üçlü, üç yanlı, üç kollu, üç parçalı"]}, {"word": "üdeba", "meanings": ["Yazarlar, edipler"]}, {"word": "üçüzlü", "meanings": ["Üçüzleri olan (ana)", "Üçü bir arada olan"]}, {"word": "üfleç", "meanings": ["Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç, hamlaç", "Laboratuvarlarda yüksek ısı elde edilen araç, hamlaç"]}, {"word": "üfleme", "meanings": ["Üflemek işi"]}, {"word": "üflemek", "meanings": ["Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek, üfürmek", "Yanmakta olan bir şeyi söndürmek veya canlandırmak için soluk vermek", "Nefesli çalgıları çalmak"]}, {"word": "üflemeli", "meanings": ["Üflenerek çalınan (çalgı), nefesli"]}, {"word": "üflemeli sazlar", "meanings": ["Üflenerek seslendirilen müzik araçları, üflemeli çalgılar, nefesli sazlar"]}, {"word": "üflenme", "meanings": ["Üflenmek işi"]}, {"word": "üfürme", "meanings": ["Üfürmek işi"]}, {"word": "üflenmek", "meanings": ["Üfleme işi yapılmak"]}, {"word": "üfürmek", "meanings": ["Üflemek", "Üfleyerek bulunduğu yerden uzaklaştırmak", "Esmek", "Üfleyerek çalmak", "Abartarak konuşmak"]}, {"word": "uful", "meanings": ["Yıldızın batması", "Ölme"]}, {"word": "üfürük", "meanings": ["Üfürülerek verilen soluk", "Üfürükçülerin hastaların üstüne okuyarak üfürdükleri soluk"]}, {"word": "üfürükçü", "meanings": ["Okuyup üfleyerek hastalıkları iyileştirdiğine inanılan kimse"]}, {"word": "üfürükçülük", "meanings": ["Üfürükçünün işi"]}, {"word": "üğrüm", "meanings": ["Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım, nütasyon"]}, {"word": "üleş", "meanings": ["Pay"]}, {"word": "üleşme", "meanings": ["Üleşmek işi"]}, {"word": "üleşilme", "meanings": ["Üleşilmek işi"]}, {"word": "üleşilmek", "meanings": ["Üleşme işi yapılmak"]}, {"word": "üleşmek", "meanings": ["Bölüşmek, paylaşmak"]}, {"word": "üleştirilme", "meanings": ["Üleştirilmek işi"]}, {"word": "üleştirilmek", "meanings": ["Üleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "ülke", "meanings": ["Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket", "Devlet", "Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge"]}, {"word": "üleştirim", "meanings": ["Üleştirme işi", "Toplumsal ürünün ticari etkinlikler aracılığıyla tüketicilere dağıtılması"]}, {"word": "üleştirme", "meanings": ["Üleştirmek işi, bölüştürme, dağıtma, tevzi"]}, {"word": "üleştirmek", "meanings": ["Pay ederek dağıtmak, bölüştürmek", "Herkesin payını kendisine vermek, bölüp dağıtmak, tevzi etmek"]}, {"word": "üleştirme sıfatı", "meanings": ["Paylaştırma kavramı veren, -ar, -er, -şer ekiyle sağlanan sıfat: Otuzar kitap. Birer elma. İkişer kalem. Altışar lira gibi"]}, {"word": "ülkü", "meanings": ["Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal", "İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon", "Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal"]}, {"word": "ülfet", "meanings": ["Alışma", "Tanışma, görüşme", "Dostluk, ahbaplık"]}, {"word": "ülfet etmek", "meanings": ["tanışmak, görüşüp konuşmak, sohbet etmek"]}, {"word": "ülger", "meanings": ["Şeftali vb.nin üzerinde bulunan ince tüy", "Hav (I)", "Özdeyiş"]}, {"word": "ülke açmak", "meanings": ["bir ülkeyi savaşarak almak, fethetmek"]}, {"word": "ülkeler arası", "meanings": ["İki veya daha çok ülke arasında oluşan, gerçekleşen"]}, {"word": "ülkeler coğrafyası", "meanings": ["Yeryüzündeki değişik yerlerin olaylarıyla coğrafya arasındaki ilintiyi araştıran ve coğrafyanın en geniş kolunu oluşturan bilim dalı"]}, {"word": "Ülker", "meanings": ["Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi, Yedikızkardeş, Süreyya, Pervin"]}, {"word": "ülkücü", "meanings": ["Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan, idealist"]}, {"word": "ülkücülük", "meanings": ["Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü, idealizm"]}, {"word": "ülküdaş", "meanings": ["Aynı ülküye bağlı olanlardan her biri"]}, {"word": "ülküleştirilme", "meanings": ["Ülküleştirilmek işi"]}, {"word": "ülküleştirilmek", "meanings": ["Ülküleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "ülküleştirme", "meanings": ["Ülkü durumuna getirme, idealleştirme"]}, {"word": "ülküleştirmek", "meanings": ["Ülkü durumuna getirmek, idealleştirmek"]}, {"word": "ülküsel", "meanings": ["Ülkü ile ilgili, ideal"]}, {"word": "ülser", "meanings": ["Yara", "Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara, karha"]}, {"word": "ümera", "meanings": ["Beyler, amirler", "Üstsubaylar"]}, {"word": "ültimatom", "meanings": ["Bir devletin başka bir devlete verdiği ve hiçbir tartışma veya karşı koymaya yer bırakmaksızın, tanıdığı sürede isteklerinin yerine getirilmesini istediği nota", "Uyulması gereken kuralları kesin bir dille anlatma"]}, {"word": "ültimatom vermek", "meanings": ["nota vermek, istekleri sert bir biçimde bildirmek"]}, {"word": "ültimatomsu", "meanings": ["Ültimatomu andıran, ültimatoma benzeyen, ültimatom gibi"]}, {"word": "ultramodern", "meanings": ["Düşünce, eğilim, üslup için en üst sınırda olan, çok modern olan"]}, {"word": "ultrason", "meanings": ["Yansılanım"]}, {"word": "ultraviyole", "meanings": ["Morötesi"]}, {"word": "ülüş", "meanings": ["Kesilen hayvanın etinden alınan pay"]}, {"word": "ümit (veya ümidini) bağlamak", "meanings": ["umut bağlamak"]}, {"word": "ümit", "meanings": ["Umut"]}, {"word": "ümit beslemek", "meanings": ["umut beslemek"]}, {"word": "ümit bırakmak", "meanings": ["umut bırakmak"]}, {"word": "ümit etmek", "meanings": ["umut etmek"]}, {"word": "ümit kesmek", "meanings": ["umut kesmek"]}, {"word": "ümit serpmek", "meanings": ["umut serpmek"]}, {"word": "ümit uyanmak", "meanings": ["umut uyanmak"]}, {"word": "ümit vermek", "meanings": ["umut vermek"]}, {"word": "ümide düşmek", "meanings": ["umuda düşmek"]}, {"word": "ümide kapılmak", "meanings": ["umuda kapılmak"]}, {"word": "ümidi boşa çıkmak", "meanings": ["umudu boşa çıkmak"]}, {"word": "ümidi kırılmak", "meanings": ["umudu kırılmak"]}, {"word": "ümidi sönmek", "meanings": ["umudu sönmek"]}, {"word": "ümidini kesmek", "meanings": ["umudunu kesmek"]}, {"word": "ümidini kırmak", "meanings": ["umudunu kırmak"]}, {"word": "ümit dünyası", "meanings": ["Umut dünyası"]}, {"word": "ümit kapısı", "meanings": ["Umut kapısı"]}, {"word": "ümitlendirme", "meanings": ["Umutlandırma"]}, {"word": "ümitlendirmek", "meanings": ["Umutlandırmak"]}, {"word": "ümitleniş", "meanings": ["Umutlanış"]}, {"word": "ümitlenme", "meanings": ["Umutlanma"]}, {"word": "ümitlenmek", "meanings": ["Umutlanmak"]}, {"word": "ümitli", "meanings": ["Umutlu", "Verim beklenen"]}, {"word": "ümitsiz", "meanings": ["Umutsuz"]}, {"word": "ümitsizlik", "meanings": ["Umutsuzluk"]}, {"word": "ümmet", "meanings": ["Hz. Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü"]}, {"word": "ümitsizliğe düşmek", "meanings": ["umutsuzluğa düşmek"]}, {"word": "ümmetçi", "meanings": ["Ümmetçilik yanlısı olan (kimse, görüş vb.)"]}, {"word": "ümmetçilik", "meanings": ["Bir İslam topluluğu olarak kalmak amacını güdenlerin görüşü"]}, {"word": "ümmi", "meanings": ["Okuyup yazması olmayan"]}, {"word": "ümmilik", "meanings": ["Ümmi olma durumu"]}, {"word": "ümük", "meanings": ["Boğaz", "Gırtlak"]}, {"word": "ümran", "meanings": ["Bayındırlık"]}, {"word": "ümüğünü sıkmak", "meanings": ["ümüğüne sarılmak"]}, {"word": "ümüğüne sarılmak (veya basmak)", "meanings": ["bir iş için birini çok sıkıştırmak"]}, {"word": "ün", "meanings": ["Ses", "Herkesçe bilinme, tanınma durumu, san, şöhret, şan"]}, {"word": "ün almak (veya kazanmak veya salmak veya yapmak)", "meanings": ["ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak"]}, {"word": "üne kavuşmak", "meanings": ["ün kazanmak, şöhret bulmak"]}, {"word": "üniforma", "meanings": ["Aynı işi yapanların giydikleri, tüzükle belirtilmiş, bir örnek giysi", "Silahlı kuvvetlerin resmî giysisi"]}, {"word": "ünik", "meanings": ["Tek, eşi olmayan"]}, {"word": "üniformalı", "meanings": ["Üniforması olan, üniforma giymiş olan (kimse)", "Üniforma giyerek"]}, {"word": "üniversal", "meanings": ["Evrensel"]}, {"word": "ünite", "meanings": ["Birlik, birleşmiş olma durumu", "Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, birim", "Dersin bölümlerinden her biri", "Birim", "Bir görevi, işi sürekli olarak yapmak üzere oluşturulmuş birlik"]}, {"word": "üniversite", "meanings": ["Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu, darülfünun"]}, {"word": "üniversiteler arası", "meanings": ["Birçok üniversite ile ilgili olan"]}, {"word": "üniversiteli", "meanings": ["Üniversite öğrencisi"]}, {"word": "ünlem", "meanings": ["Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb", "Ünlem işareti"]}, {"word": "ünlemek", "meanings": ["Yüksek sesle çağırmak", "Yüksek sesle bildirmek"]}, {"word": "ünleme", "meanings": ["Ünlemek işi"]}, {"word": "ünlenme", "meanings": ["Ünlenmek işi"]}, {"word": "ünlem işareti", "meanings": ["Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma vb. duyguları anlatan, bir doğa sesini yansıtan kelime veya cümlelerin sonuna konulan noktalama işaretinin adı, ünlem (!)"]}, {"word": "ünlenmek", "meanings": ["Çağrılmak, yüksek sesle bildirilmek", "Ün sahibi olmak, ün kazanmak, meşhur olmak"]}, {"word": "ünletme", "meanings": ["Ünletmek işi"]}, {"word": "ünletmek", "meanings": ["Bağırtmak, çağırtmak"]}, {"word": "ünlü", "meanings": ["Ün salmış olan, tanınmış, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar, anlı şanlı", "Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sesli, sesli harf, vokal: a, e, ı, i, o, ö, u, ü"]}, {"word": "ünlü benzeşmesi", "meanings": ["Ünlü uyumu"]}, {"word": "ünlü çatışması", "meanings": ["Eklemelerde veya birleştirmelerde iki ünlünün yan yana gelmesi: Ne ise > neyse, ne asıl > nasıl vb"]}, {"word": "ünlü düşmesi", "meanings": ["Çeşitli sebeplerle kelimenin iç veya son ünlüsünden birinin düşmesi: oyun > oyunamak, oynamak vb"]}, {"word": "ünlü kaynaşması", "meanings": ["Birleşik kelimelerde yan yana gelen iki ünlünün kaynaşması: Sütlü aş > sütlaç"]}, {"word": "ünlü kısalması", "meanings": ["Aslında uzun olan bir ünlünün zamanla kısalması: Cân > can, hâzır > hazır, beyâz > beyaz"]}, {"word": "ünlü uyumu", "meanings": ["Türkçede, kelimelerdeki ünlülerin incelik, kalınlık veya düzlük, yuvarlaklık bakımlarından birbirine benzemesi, ünlü benzeşmesi, vokal uyumu, ahenk kaidesi"]}, {"word": "ünlü türemesi", "meanings": ["Ses özelliklerine veya birbirleriyle birleşme şartlarına uygun olarak kelimenin önüne, içine veya sonuna ünlü getirilmesi: scarpina > iskarpin, ruza > oruç, limon > ilimon vb"]}, {"word": "ünsiyet", "meanings": ["Alışkanlık"]}, {"word": "ünsiyet peyda etmek", "meanings": ["dostluk, arkadaşlık kurmak, samimi olmak"]}, {"word": "ünsüz", "meanings": ["Ünü olmayan, şöhretsiz", "Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz, sessiz harf, konson, konsonant"]}, {"word": "ünsüz benzeşmesi", "meanings": ["Yan yana gelen iki ünsüzün boğumlanma nitelikleri bakımından bir uyum içine girmesi: Anbar > ambar, çenber > çember"]}, {"word": "ünsüz düşmesi", "meanings": ["Kaynaşma sırasında ekte veya kelimede bulunan ünsüzlerin birinin düşmesi: Alçak-cık > alçacık"]}, {"word": "ünsüz uyumu", "meanings": ["Türkçede sert ünsüzle biten bir kelimeye c d g ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde ekin başındaki ünsüzün sertleşmesi, ünsüz benzeşmesi, sessiz uyumu: Açık-ça, sepet -te, bıç-kı vb"]}, {"word": "ürat", "meanings": ["Sidik asidi tuzu"]}, {"word": "Ürdünlü", "meanings": ["Ürdün halkından olan kimse"]}, {"word": "urbanizm", "meanings": ["Şehircilik"]}, {"word": "üre", "meanings": ["Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde", "Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan temel gereçlerden beyaz, billursu toz, kaorit tutkalı"]}, {"word": "ürem", "meanings": ["Faiz, getiri"]}, {"word": "üreme", "meanings": ["Üremek işi", "Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül"]}, {"word": "üremek", "meanings": ["Canlı, doğup çoğalmak", "Yetişmek", "Çoğalmak, artmak"]}, {"word": "üreme organları", "meanings": ["Organizmada üreme görevi için birlikte oluşmuş organlar bütünü"]}, {"word": "üremi", "meanings": ["Ürenin idrarla çıkmayıp kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık"]}, {"word": "üreteç", "meanings": ["Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt, jeneratör, dinamo"]}, {"word": "üretici", "meanings": ["Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici, müstahsil, prodüktör, tüketici karşıtı", "Üretim sağlayan"]}, {"word": "üretici alan", "meanings": ["Maddi refahın yaratılması, dağılımı ve değişimi konularını kapsayan ekonomik etkinliklerin tümü"]}, {"word": "üreticilik", "meanings": ["Üreticinin işi", "Üretici olma durumu"]}, {"word": "üretici olmayan alan", "meanings": ["Sonucunda maddi ürünlerin değil, hizmetlerin doğduğu etkinlikleri kapsayan üretim alanı"]}, {"word": "üretilme", "meanings": ["Üretilmek işi"]}, {"word": "üretilmek", "meanings": ["Üretme işi yapılmak"]}, {"word": "üretim", "meanings": ["Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı"]}, {"word": "üretim araçları", "meanings": ["Üretim sürecinde kullanılan iş, araç ve gereçlerin bütünü"]}, {"word": "üretim artığı", "meanings": ["Ekonomide üretim fazlalığı"]}, {"word": "üretimevi", "meanings": ["Fabrika"]}, {"word": "üretim biçimi", "meanings": ["Toplum hayatında insanların yaşamları için gerekli olan şeyleri elde etmelerinin tarih içinde gösterdiği türlü düzenlemeler olan kölecilik, sermayecilik, toplumculuk vb.nin her biri"]}, {"word": "üretim güçleri", "meanings": ["Bir toplumdaki insan ögesi, üretim araçları, üretim deneyleri ve alışkanlıklarının bütünü"]}, {"word": "üretim ilişkileri", "meanings": ["Toplum hayatında maddi zenginliklerin üretimi, değişimi ve dağılımı süreci içinde toplum üyeleri arasında ortaya çıkan ve insan bilincinden bağımsız olarak var olan nesnel, maddi ilişkiler"]}, {"word": "üretim kooperatifi", "meanings": ["Anamalı olmayan işçilere kendi aralarında ortaklık kurma imkânı sağlayan kooperatif sistemi"]}, {"word": "üretimlik", "meanings": ["Fabrika"]}, {"word": "üretimsel", "meanings": ["Üretimle ilgili"]}, {"word": "üretiş", "meanings": ["Üretme işi"]}, {"word": "üretkenlik", "meanings": ["Üretken olma durumu", "Verilen emeğe ve yapılan masrafa oranla üretilen miktar, ürün verme gücü, prodüktivite"]}, {"word": "üretken", "meanings": ["Üretme gücü olan, çok üreten"]}, {"word": "üretme", "meanings": ["Üretmek işi"]}, {"word": "üretmek", "meanings": ["Aynı türden canlıları çoğaltmak", "Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek", "Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek"]}, {"word": "üreyiş", "meanings": ["Üreme işi"]}, {"word": "ürik asit", "meanings": ["Suda çok az eriyen, soda ve amonyakla birleştiğinde kısmen eriyebilen, asit ve nötr tuzlar oluşturan asit (C5H4N4O3)"]}, {"word": "ürkek", "meanings": ["Çok ürken, korkuya çabuk kapılan", "Çekingen"]}, {"word": "ürkekleşme", "meanings": ["Ürkekleşmek durumu"]}, {"word": "ürkekçe", "meanings": ["Ürkek", "(ürke'kçe) Ürkek bir biçimde"]}, {"word": "ürkekleşmek", "meanings": ["Ürkek duruma gelmek"]}, {"word": "ürkeklik", "meanings": ["Ürkek olma durumu", "Ürkekçe davranış"]}, {"word": "ürkme", "meanings": ["Ürkmek işi, tevahhuş"]}, {"word": "ürkmek", "meanings": ["Bir şeyden korkup sıçramak, tevahhuş etmek", "Şaşkınlık ve korku duymak", "Ağaç meyve vermemek", "Çekinmek"]}, {"word": "ürkü", "meanings": ["Topluluğu saran ortak korku, panik"]}, {"word": "ürküntü", "meanings": ["Ürkme duygusu, tevahhuş"]}, {"word": "ürküntü vermek", "meanings": ["ürkütmek"]}, {"word": "ürkünç", "meanings": ["Ürkme, çekinme duygusu veren"]}, {"word": "ürküntülü", "meanings": ["Ürküntü veren"]}, {"word": "ürküsüz", "meanings": ["Ürkü vermeyen"]}, {"word": "ürpermek", "meanings": ["Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme", "Korkmak"]}, {"word": "ürküş", "meanings": ["Ürkme işi"]}, {"word": "ürkütme", "meanings": ["Ürkütmek işi"]}, {"word": "ürolog", "meanings": ["İdrar yolu hastalıkları hekimi, bevliyeci"]}, {"word": "ürkütmek", "meanings": ["Ürküntü vermek", "Korkutup kaçırmak", "Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek", "Korkutmak", "Kuşkulandırmak"]}, {"word": "üroloji", "meanings": ["Böbrek ve idrar yolları hastalıkları, erkek üreme sistemi bozukluklarıyla uğraşan bilim dalı, bevliye"]}, {"word": "ürperme", "meanings": ["Ürpermek işi"]}, {"word": "ürperiş", "meanings": ["Ürperme işi"]}, {"word": "ürperti", "meanings": ["Ürperme duygusu"]}, {"word": "ürperti vermek", "meanings": ["korkutmak"]}, {"word": "ürpertili", "meanings": ["Titreşimli"]}, {"word": "ürpertme", "meanings": ["Ürpertmek işi"]}, {"word": "ürpertmek", "meanings": ["Ürperti vermek"]}, {"word": "ürtiker", "meanings": ["Kurdeşen"]}, {"word": "ürüme", "meanings": ["Ürümek işi"]}, {"word": "ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir", "meanings": ["beceriksiz kimselerin iyilik yapayım derken zarara yol açtıklarını anlatan bir söz"]}, {"word": "üryan", "meanings": ["Çıplak"]}, {"word": "ürümek", "meanings": ["Havlamak"]}, {"word": "ürüyen köpek ısırmaz", "meanings": ["`bağırıp çağırarak başkalarını korkutmak isteyen kimseden zarar gelmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ürün", "meanings": ["Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul", "Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey", "Eser", "Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey"]}, {"word": "ürün yelpazesi", "meanings": ["Üretilen maddelerin, değişik ve yaygın çok çeşitlilik durumu"]}, {"word": "ürüşme", "meanings": ["Ürüşmek işi"]}, {"word": "ürüşmek", "meanings": ["Hep birden ürümek"]}, {"word": "üryani", "meanings": ["Üryani eriği"]}, {"word": "üslup", "meanings": ["Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz", "Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği, biçem, stil", "Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil"]}, {"word": "üs", "meanings": ["Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır"]}, {"word": "üsera", "meanings": ["Esirler, köleler"]}, {"word": "üs", "meanings": ["Kök, asıl, temel, esas", "Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, atölyeleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli veya geçici olarak konaklanılan yer", "Bir askerî harekâtta birliklerin gereksinim duyduğu her türlü gerecin toplandığı, dağıtıldığı bölge"]}, {"word": "üsküf", "meanings": ["Yüksek aşamadaki yeniçeri subaylarının giydikleri, yarısı arkaya sarkan uzun bir sarık"]}, {"word": "üsküre", "meanings": ["Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak"]}, {"word": "üslenme", "meanings": ["Üslenmek işi"]}, {"word": "üslenmek", "meanings": ["Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek"]}, {"word": "üslupçu", "meanings": ["Üslubu beğenilen yazar"]}, {"word": "üslupçuluk", "meanings": ["Üsluba gösterilen aşırı özen"]}, {"word": "üsluplaştırma", "meanings": ["Üsluplaştırmak işi"]}, {"word": "üsluplaştırmak", "meanings": ["Doğal biçimlerin görünüş özelliklerini yitirmeden yalınlaştırılması ile motif oluşturmak"]}, {"word": "üsluplu", "meanings": ["Üslubu olan"]}, {"word": "üslupsuz", "meanings": ["Üslubu olmayan"]}, {"word": "üslupsuzluk", "meanings": ["Üslupsuz olma durumu"]}, {"word": "üst", "meanings": ["Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı", "Bir şeyin görülen yanı, yüzü", "Bir şeyin dış yüzü, yüzey", "Giyecek, giysi", "Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk", "Vücut, beden", "Artan, geriye kalan bölüm", "Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan", "Öte, arka", "Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan"]}, {"word": "üst başı", "meanings": ["yukarı yanı, yukarıda olan bölümü"]}, {"word": "üst çıkmak (veya gelmek)", "meanings": ["yenmek"]}, {"word": "üstten bakmak", "meanings": ["kibirli, gururlu bir biçimde"]}, {"word": "üste çıkmak", "meanings": ["suçlu olduğu hâlde karşısındakini suçlamak", "zeytinyağı gibi üste çıkmak"]}, {"word": "üstü kalsın", "meanings": ["hesaptan artakalan az miktardaki paranın alınmaması, bahşiş olarak bırakılması sırasında söylenen bir söz"]}, {"word": "üstüme (veya üstümüze veya üstünüze) sağlık (veya iyilik sağlık veya şifalar)", "meanings": ["`Tanrı esirgesin, üstümden uzak olsun` anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü", "şaşma, şaşkınlık belirtmek için kullanılan bir söz", "kötü bir durumdan söz ederken konuşanın dinleyene söylediği iyi dilek sözü"]}, {"word": "üstünde durmak", "meanings": ["bir işe önem vermek, bir işle yakından ve sürekli ilgilenmek"]}, {"word": "üstünde hakkı olmak", "meanings": ["birinde emeği, iyiliği, hakkı bulunmak"]}, {"word": "üstünde kalmak", "meanings": ["mal, artırma sonucunda bir kimsenin olmak", "suçlanmak"]}, {"word": "üstündeki üstünde, başındaki başında", "meanings": ["`üstündekinden başka hiçbir şey kalmadan` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "üstünden akmak", "meanings": ["bir durumu çok belli olmak"]}, {"word": "üstünden atmak", "meanings": ["bir şeyi ödev olarak kabul etmemek", "bir şeyin kendi üzerinde bıraktığı etkiyi kaldırmak"]}, {"word": "üstünden dökülmek", "meanings": ["giysi, giyecek bol ve biçimsiz olmak, yakışmamak"]}, {"word": "üstünden geçmek", "meanings": ["daha önceden yapılmış bir işi, denetlemek amacıyla yeniden gözden geçirmek"]}, {"word": "üstünden geçmek", "meanings": ["ırzına geçmek"]}, {"word": "üstünden (şu kadar zaman) geçmek", "meanings": ["aradan herhangi bir zaman geçmek"]}, {"word": "üstünden kibarlık akmak", "meanings": ["aşırı derecede kibar davranmak"]}, {"word": "üstünden silindir gibi geçmek", "meanings": ["perişan etmek, çok yormak"]}, {"word": "üstüne almak", "meanings": ["bir işi yapmaya söz vermek, ödev alınmak"]}, {"word": "üstüne alınmak", "meanings": ["bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak"]}, {"word": "üstüne atmak", "meanings": ["bir suçu birine yüklemek"]}, {"word": "üstüne basmak", "meanings": ["yerinde bir düşünce ileri sürmek", "iyice belirtmek"]}, {"word": "üstüne bir bardak (soğuk) su içmek", "meanings": ["bir işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, o işten vazgeçmek"]}, {"word": "üstüne bir iki güneş doğmak", "meanings": ["sabah yataktan geç kalkmak"]}, {"word": "üstüne çekmek", "meanings": ["kendi üzerine almak, muhatap olmak"]}, {"word": "üstüne düşmek", "meanings": ["bir kimseyle veya bir şeyle çok ilgilenmek"]}, {"word": "üstüne fenalık gelmek", "meanings": ["aşırı derecede sıkılmak, pek bunalmak"]}, {"word": "üstüne çullanmak", "meanings": ["saldırarak üzerine abanmak"]}, {"word": "üstüne geçirmek", "meanings": ["bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak", "evlat edinmek"]}, {"word": "üstüne gelmek", "meanings": ["bir şey yapılırken veya konuşulurken çıkagelmek"]}, {"word": "üstüne gül koklamamak", "meanings": ["sevdiği birinden başkasını sevmemek"]}, {"word": "üstüne gitmek", "meanings": ["bir işe el atmak, karışmak", "üstüne doğru gitmek", "bir şeyi ısrarlı bir biçimde yapmak", "bir işi yapmak için kişiyi zorlamak"]}, {"word": "üstüne güneş doğmamak", "meanings": ["güneş doğmadan önce kalkmak"]}, {"word": "üstüne kalmak", "meanings": ["güçlükler birinin omuzlarına yüklenmek"]}, {"word": "üstüne kuma gelmek", "meanings": ["kocası, başka bir kadın almak"]}, {"word": "üstüne kapanmak", "meanings": ["belli bir işi aralıksız bir biçimde yapmak"]}, {"word": "üstüne koymak", "meanings": ["katmak, eklemek"]}, {"word": "üstüne kuş kondurmak", "meanings": ["olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapmak"]}, {"word": "üstüne olmamak", "meanings": ["daha üstü, iyisi bulunmamak"]}, {"word": "üstüne oturmak", "meanings": ["hakkı yokken bir şeyi kendisine mal etmek"]}, {"word": "üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi", "meanings": ["tembel, uyuşuk, cansız, miskin", "çok derin bir biçimde", "hareketsiz bir biçimde"]}, {"word": "üstüne sevmek", "meanings": ["birini severken bir başkasını daha sevmek"]}, {"word": "üstüne perde çekmek", "meanings": ["isteyerek örtmek, gizlemek"]}, {"word": "üstüne toz kondurmamak", "meanings": ["bir şeyin veya bir kimsenin kusurlu olabileceğini kabul etmemek"]}, {"word": "üstüne titremek", "meanings": ["bir şeye veya kimseye sevgi, özen göstermek"]}, {"word": "üstüne tuz biber ekmek", "meanings": ["üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak"]}, {"word": "üstüne üstüne gitmek", "meanings": ["çekinmeden sonucu tehlikeli olabilecek bir şeyle uğraşmak, yılmamak"]}, {"word": "üstüne vazife olmamak", "meanings": ["görevi olmamak, o görev kendini ilgilendirmemek"]}, {"word": "üstüne varmak", "meanings": ["bir şey yapmasını baskı yaparak istemek", "saldırmak", "kadın evli bir erkekle evlenmek"]}, {"word": "üstüne yatmak", "meanings": ["hakkı yokken bir şeyi kendine mal etmek, bir şeyi alıp vermemek"]}, {"word": "üstüne yıkılmak", "meanings": ["yamanmak"]}, {"word": "Evren", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "üstüne yaptırmak", "meanings": ["bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak"]}, {"word": "üstüne yıkmak", "meanings": ["kendisinin de sorumlu olduğu bir işin ağırlığını başkalarına yüklemek", "kendi suçunu başkasına yüklemek"]}, {"word": "üstüne yok", "meanings": ["`bundan daha iyisi olamaz, hepsinden iyisi bu` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Fatih", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "üstüne yürümek", "meanings": ["korkutmak, yıldırmak amacıyla saldıracakmış gibi yapmak"]}, {"word": "üstüne yüklenmek", "meanings": ["saldırmak", "ısrar etmek"]}, {"word": "Etimesgut", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Evciler", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eynesil", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ezine", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Eyüp", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Fatsa", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Feke", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Felâhiye", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ferizli", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Fethiye", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Fındıklı", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Finike", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Foça", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gaziemir", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gaziosmanpaşa", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gazipaşa", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gebze", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gediz", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gelendost", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gemerek", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gelibolu", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gemlik", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Genç", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gercüş", "meanings": ["Batman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gerede", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gerger", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Germencik", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gerze", "meanings": ["Sinop iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gevaş", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Geyve", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gökçebey", "meanings": ["Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Göksun", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölcük", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölbaşı", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri", "Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Göle", "meanings": ["Ardahan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölhisar", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölköy", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölmarmara", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölova", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölpazarı", "meanings": ["Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gölyaka", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gömeç", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gördes", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gönen", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri", "Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Görele", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Göynücek", "meanings": ["Amasya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güce", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Göynük", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güçlükonak", "meanings": ["Şırnak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gülağaç", "meanings": ["Aksaray iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gülnar", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güdül", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gülşehir", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gülyalı", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gümüşhacıköy", "meanings": ["Amasya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gümüşova", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gündoğmuş", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güney", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güneysu", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güngören", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güneysınır", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Günyüzü", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gürgentepe", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gürpınar", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güroymak", "meanings": ["Bitlis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gürün", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gürsu", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güzelbahçe", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Güzelyurt", "meanings": ["Aksaray iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hacıbektaş", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hacılar", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hafik", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Halfeti", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hani", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Halkapınar", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hadim", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hamamözü", "meanings": ["Amasya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hamur", "meanings": ["Ağrı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Han", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hanak", "meanings": ["Ardahan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Harmancık", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hasanbeyli", "meanings": ["Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Harran", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hanönü", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hasankeyf", "meanings": ["Batman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hasköy", "meanings": ["Muş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hassa", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Havran", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Havsa", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Havza", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Haymana", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hayrabolu", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hayrat", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hazro", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hekimhan", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hemşin", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hendek", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hınıs", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hilvan", "meanings": ["Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hisarcık", "meanings": ["Kütahya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hizan", "meanings": ["Bitlis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hocalar", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Honaz", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hopa", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Horasan", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hüyük", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Hozat", "meanings": ["Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ilgaz", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ilgın", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ilıca", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İbradı", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İdil", "meanings": ["Şırnak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İhsangazi", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İhsaniye", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İkizce", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İkizdere", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İliç", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İmamoğlu", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İmranlı", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Gökçeada", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İncesu", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İnebolu", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İncirliova", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İnegöl", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İnhisar", "meanings": ["Bilecik iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İnönü", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İpsala", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İscehisar", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İskenderun", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İslâhiye", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İskilip", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İspir", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İvrindi", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İyidere", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İznik", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "köpoğlu", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "tatbilir", "meanings": ["Yiyecek ve içecek konusunda uzmanlık ölçüsünde bilgisi bulunan, tadına bakan ve lezzetini değerlendiren (kimse), gurme", "Malzemesinden pişiriliş veya yapılış yöntemine kadar özenle hazırlanmış yiyecek veya içecekten anlayan (kimse), gurme"]}, {"word": "haute-couture", "meanings": ["343 özel dikiş"]}, {"word": "özel dikiş", "meanings": ["Genellikle bir tane dikilen ve özel kesimlere sahip giysi"]}, {"word": "subasar", "meanings": ["Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek, hidrofor"]}, {"word": "su bilgisi", "meanings": ["Bir bölgedeki bütün yer altı ve yer üstü sularına ait bilgi, hidrografi"]}, {"word": "yüksek teknoloji", "meanings": ["Yüksek düzeyde uygulanan teknoloji, ileri teknoloji"]}, {"word": "high-tech", "meanings": ["343 yüksek teknoloji"]}, {"word": "ileri teknoloji", "meanings": ["Yüksek teknoloji"]}, {"word": "cemşat", "meanings": ["Basketbolda rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak atılan şut"]}, {"word": "buzlu çay", "meanings": ["Soğuk olarak ikram edilen bir çay türü"]}, {"word": "ice-tea", "meanings": ["343 buzlu çay"]}, {"word": "hukşat", "meanings": ["Çengel atış"]}, {"word": "Kabadüz", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kabataş", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kadıköy", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kadınhanı", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kadirli", "meanings": ["Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kadışehri", "meanings": ["Yozgat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kâğıthane", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kağızman", "meanings": ["Kars iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kâhta", "meanings": ["Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kale", "meanings": ["Denizli iline bağlı ilçelerden biri", "Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kalecik", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kalkandere", "meanings": ["Rize iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kaman", "meanings": ["Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kandıra", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kangal", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karaburun", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karacabey", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karacasu", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karaçoban", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karakeçili", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karakoçan", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karaisalı", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karahallı", "meanings": ["Uşak iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karakoyunlu", "meanings": ["Iğdır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karamanlı", "meanings": ["Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karamürsel", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karapınar", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karasu", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karapürçek", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karataş", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karatay", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karayazı", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kargı", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karkamış", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karlıova", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karpuzlu", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Karşıyaka", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kaş", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kartal", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kavak", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kavaklıdere", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kaynarca", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kaynaşlı", "meanings": ["Düzce iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kâzımkarabekir", "meanings": ["Karaman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kahramankazan", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keçiborlu", "meanings": ["Isparta iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keban", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keçiören", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keles", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kelkit", "meanings": ["Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kemah", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kemaliye", "meanings": ["Erzincan iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kemalpaşa", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kemer", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri", "Burdur iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kepsut", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keskin", "meanings": ["Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kestel", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keşan", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Keşap", "meanings": ["Giresun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kıbrısçık", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kırkağaç", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kırıkhan", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kınık", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kızılırmak", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kızılcahamam", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kızılören", "meanings": ["Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kızıltepe", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kiğı", "meanings": ["Bingöl iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kiraz", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kocaköy", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kocaali", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kocasinan", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Koçarlı", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kofçaz", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Konak", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Korgan", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Korgun", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Korkut", "meanings": ["Muş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Korkuteli", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Körfez", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kovancılar", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kozaklı", "meanings": ["Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Koyulhisar", "meanings": ["Sivas iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kozan", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Köprübaşı", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri", "Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Köprüköy", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kozluk", "meanings": ["Batman iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Köse", "meanings": ["Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Köşk", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kula", "meanings": ["Manisa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kulu", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kuluncak", "meanings": ["Malatya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kulp", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Köyceğiz", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kumlu", "meanings": ["Hatay iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kumru", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kumluca", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kurşunlu", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kurtalan", "meanings": ["Siirt iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kurucaşile", "meanings": ["Bartın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kuşadası", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Küçükçekmece", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Lâçin", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Lice", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Küre", "meanings": ["Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Lâdik", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kuyucak", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Lalapaşa", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kürtün", "meanings": ["Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Maçka", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Lüleburgaz", "meanings": ["Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Lâpseki", "meanings": ["Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Maden", "meanings": ["Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Maltepe", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Malkara", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mahmudiye", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Malazgirt", "meanings": ["Muş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Marmara Ereğlisi", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Marmara", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Manyas", "meanings": ["Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mazgirt", "meanings": ["Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mazıdağı", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Manavgat", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mamak", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Marmaris", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mecitözü", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Menderes", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Melikgazi", "meanings": ["Kayseri iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Menemen", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Meram", "meanings": ["Konya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Meriç", "meanings": ["Edirne iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mengen", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Merzifon", "meanings": ["Amasya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mesudiye", "meanings": ["Ordu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mihalıççık", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mihalgazi", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Midyat", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Milâs", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mucur", "meanings": ["Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mudanya", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mudurnu", "meanings": ["Bolu iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Muradiye", "meanings": ["Van iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Muratlı", "meanings": ["Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Musabeyli", "meanings": ["Kilis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Murgul", "meanings": ["Artvin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mut", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mutki", "meanings": ["Bitlis iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nallıhan", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Narlıdere", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mustafakemalpaşa", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Narman", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Niksar", "meanings": ["Tokat iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nazilli", "meanings": ["Aydın iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nazımiye", "meanings": ["Tunceli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nilüfer", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nurdağı", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nizip", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nurhak", "meanings": ["Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Of", "meanings": ["Trabzon iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Nusaybin", "meanings": ["Mardin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Oğuzlar", "meanings": ["Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Oğuzeli", "meanings": ["Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Oltu", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Olur", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ondokuzmayıs", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Orhaneli", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Orta", "meanings": ["Çankırı iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ortaca", "meanings": ["Muğla iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Orhangazi", "meanings": ["Bursa iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ortaköy", "meanings": ["Aksaray iline bağlı ilçelerden biri", "Çorum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "araştırıvermek", "meanings": ["Çabucak araştırmak"]}, {"word": "araştırıverme", "meanings": ["Araştırıvermek işi"]}, {"word": "aratabilmek", "meanings": ["Aratma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aratmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aratılmak", "meanings": ["Aratma işine konu olmak"]}, {"word": "aratabilme", "meanings": ["Aratabilmek işi"]}, {"word": "aratılma", "meanings": ["Aratılmak işi"]}, {"word": "arayabilmek", "meanings": ["Arama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aramaya gücü yetmek", "Arama becerisi bulunmak"]}, {"word": "arayabilme", "meanings": ["Arayabilmek işi"]}, {"word": "arayıvermek", "meanings": ["Çabucak aramak"]}, {"word": "arayıverme", "meanings": ["Arayıvermek işi"]}, {"word": "argolaştırmak", "meanings": ["Argo özelliği kazandırmak"]}, {"word": "ardıllık", "meanings": ["Ardıl olma durumu"]}, {"word": "argolaştırma", "meanings": ["Argolaştırmak durumu"]}, {"word": "arılaştırılmak", "meanings": ["Arılaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "arılaştırılma", "meanings": ["Arılaştırılmak işi"]}, {"word": "arınabilmek", "meanings": ["Arınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "arınabilme", "meanings": ["Arınabilmek işi"]}, {"word": "arındırabilmek", "meanings": ["Arındırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Arındırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "arındırılma", "meanings": ["Arındırılmak işi"]}, {"word": "arındırabilme", "meanings": ["Arındırabilmek işi"]}, {"word": "arındırılmak", "meanings": ["Arındırma işine konu olmak"]}, {"word": "arınmışlık", "meanings": ["Arınmış olma durumu"]}, {"word": "arınmış", "meanings": ["Arı (I) duruma gelmiş olan"]}, {"word": "arıtabilmek", "meanings": ["Arıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Arıtmaya gücü yetmek", "Arıtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "arıtabilme", "meanings": ["Arıtabilmek işi"]}, {"word": "arıtılmak", "meanings": ["Arıtma işine konu olmak"]}, {"word": "arızalanabilme", "meanings": ["Arızalanabilmek işi"]}, {"word": "arızalanabilmek", "meanings": ["Arızalanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "arıtılma", "meanings": ["Arıtılmak işi"]}, {"word": "arızalanıvermek", "meanings": ["Çabucak arıza yapmak"]}, {"word": "arıtılış", "meanings": ["Arıtılma işi"]}, {"word": "arlanmazca", "meanings": ["Arlanmaza yakışır bir biçimde"]}, {"word": "arızalanıverme", "meanings": ["Arızalanıvermek işi"]}, {"word": "arlılık", "meanings": ["Arlı olma durumu"]}, {"word": "arsızlaşabilme", "meanings": ["Arsızlaşabilmek işi"]}, {"word": "arsızlaştırmak", "meanings": ["Arsız bir duruma getirmek, arsızlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "arsızlaşabilmek", "meanings": ["Arsızlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "arsenikli", "meanings": ["İçinde arsenik bulunan"]}, {"word": "arsızlaştırma", "meanings": ["Arsızlaştırmak işi"]}, {"word": "arşivlenebilme", "meanings": ["Arşivlenebilmek işi"]}, {"word": "arşivlenebilmek", "meanings": ["Arşive koyulma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "arşivletmek", "meanings": ["Arşivlenmesini sağlamak"]}, {"word": "arşivletme", "meanings": ["Arşivletmek işi"]}, {"word": "artabilmek", "meanings": ["Artma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "arşivleyebilmek", "meanings": ["Arşive koyma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Arşivlemeye gücü yetmek", "Arşivleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "arşivleyebilme", "meanings": ["Arşivleyebilmek işi"]}, {"word": "artabilme", "meanings": ["Artabilmek işi"]}, {"word": "artımlılık", "meanings": ["Artımlı olma durumu"]}, {"word": "artırabilmek", "meanings": ["Artırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Artırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "artırabilme", "meanings": ["Artırabilmek işi"]}, {"word": "artırılabilmek", "meanings": ["Artırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "artırış", "meanings": ["Artırma işi"]}, {"word": "artırılabilme", "meanings": ["Artırılabilmek işi"]}, {"word": "artırmalı", "meanings": ["Artırma yoluyla yapılan (satış)"]}, {"word": "Aryanist", "meanings": ["Aryanizm yanlısı olan kimse"]}, {"word": "arzulanma", "meanings": ["Arzulanmak durumu"]}, {"word": "arzulanmak", "meanings": ["İstenmek, kendisine istek duyulmak"]}, {"word": "arzulatma", "meanings": ["Arzulatmak durumu"]}, {"word": "arzulatmak", "meanings": ["Arzu duyulmasını sağlamak"]}, {"word": "arzulayabilme", "meanings": ["Arzulayabilmek işi"]}, {"word": "arzulayabilmek", "meanings": ["Arzulama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "asaletli", "meanings": ["Soylu"]}, {"word": "asfaltlanabilmek", "meanings": ["Asfaltlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "asfaltlatabilmek", "meanings": ["Asfaltlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Asfaltlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "asfaltlanabilme", "meanings": ["Asfaltlanabilmek işi"]}, {"word": "asfaltlatabilme", "meanings": ["Asfaltlatabilmek işi"]}, {"word": "asfaltlatma", "meanings": ["Asfaltlatmak işi"]}, {"word": "asfaltlayabilme", "meanings": ["Asfaltlayabilmek işi"]}, {"word": "asfaltlayabilmek", "meanings": ["Asfaltlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Asfaltlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "asfaltlatmak", "meanings": ["Asfaltlama işini yaptırmak"]}, {"word": "asabilmek", "meanings": ["Asma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Asmaya gücü yetmek"]}, {"word": "asabilme", "meanings": ["Asabilmek işi"]}, {"word": "asılabilmek", "meanings": ["Asılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "asılabilme", "meanings": ["Asılabilmek işi"]}, {"word": "asılanış", "meanings": ["Asılanma işi"]}, {"word": "askerîleştirilme", "meanings": ["Askerîleştirilmek işi"]}, {"word": "askerîleştirilmek", "meanings": ["Askerîleştirme işine konu olmak"]}, {"word": "aslanlaşmak", "meanings": ["Yiğitleşmek, korkusuz duruma gelmek"]}, {"word": "aslanlaşma", "meanings": ["Aslanlaşmak durumu"]}, {"word": "astırabilmek", "meanings": ["Astırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Astırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "astırabilme", "meanings": ["Astırabilmek işi"]}, {"word": "astırılmak", "meanings": ["Astırma işine konu olmak"]}, {"word": "astırılma", "meanings": ["Astırılmak işi"]}, {"word": "astırıverme", "meanings": ["Astırıvermek işi"]}, {"word": "astırıvermek", "meanings": ["Çabucak astırmak"]}, {"word": "asıvermek", "meanings": ["Çabucak asmak"]}, {"word": "asıverme", "meanings": ["Asıvermek işi"]}, {"word": "aşabilmek", "meanings": ["Aşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aşmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aşabilme", "meanings": ["Aşabilmek işi"]}, {"word": "aşağılanabilme", "meanings": ["Aşağılanabilmek işi"]}, {"word": "aşağılanabilmek", "meanings": ["Aşağılanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aşağılanış", "meanings": ["Aşağılanma durumu"]}, {"word": "aşağılaşabilmek", "meanings": ["Aşağılaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aşağılaşabilme", "meanings": ["Aşağılaşabilmek işi"]}, {"word": "aşağılayabilme", "meanings": ["Aşağılayabilmek işi"]}, {"word": "aşağılayabilmek", "meanings": ["Aşağılama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aşağılayış", "meanings": ["Aşağılama durumu"]}, {"word": "aşağısanmak", "meanings": ["Aşağısama işine konu olmak"]}, {"word": "aşağısanma", "meanings": ["Aşağısanmak durumu"]}, {"word": "aşılabilmek", "meanings": ["Aşılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aşamalılık", "meanings": ["Aşamalı olma durumu"]}, {"word": "aşılabilme", "meanings": ["Aşılabilmek işi"]}, {"word": "aşılanış", "meanings": ["Aşılanma işi"]}, {"word": "aşılatabilme", "meanings": ["Aşılatabilmek işi"]}, {"word": "aşılatabilmek", "meanings": ["Aşılatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aşılatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aşılatılma", "meanings": ["Aşılatılmak işi"]}, {"word": "aşılayabilmek", "meanings": ["Aşılama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aşılamaya gücü yetmek"]}, {"word": "aşılayabilme", "meanings": ["Aşılayabilmek işi"]}, {"word": "aşınabilmek", "meanings": ["Aşınma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aşılatılmak", "meanings": ["Aşılatma işine konu olmak"]}, {"word": "aşınabilme", "meanings": ["Aşınabilmek işi"]}, {"word": "aşındırabilmek", "meanings": ["Aşındırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aşındırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aşındırabilme", "meanings": ["Aşındırabilmek işi"]}, {"word": "aşındırılış", "meanings": ["Aşındırılma işi"]}, {"word": "aşındırılmak", "meanings": ["Aşındırma işine konu olmak"]}, {"word": "aşındırılma", "meanings": ["Aşındırılmak işi"]}, {"word": "aşınıverme", "meanings": ["Aşınıvermek işi"]}, {"word": "aşınış", "meanings": ["Aşınma işi"]}, {"word": "aşınıvermek", "meanings": ["Çabucak aşınmak"]}, {"word": "aşınmaz", "meanings": ["Kolaylıkla yıpranmayan, aşınmayan"]}, {"word": "aşınmazlık", "meanings": ["Aşınmaz olma durumu"]}, {"word": "aşırılabilmek", "meanings": ["Aşırılma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "aşırabilmek", "meanings": ["Aşırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aşırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aşırılabilme", "meanings": ["Aşırılabilmek işi"]}, {"word": "aşıvermek", "meanings": ["Çabucak aşmak"]}, {"word": "aşırıverme", "meanings": ["Aşırıvermek işi"]}, {"word": "aşırıvermek", "meanings": ["Çabucak aşırmak"]}, {"word": "aşırabilme", "meanings": ["Aşırabilmek işi"]}, {"word": "aşıverme", "meanings": ["Aşıvermek işi"]}, {"word": "atabilmek", "meanings": ["Atma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Atmaya gücü yetmek", "Atma becerisi bulunmak"]}, {"word": "atabilme", "meanings": ["Atabilmek işi"]}, {"word": "aşkınlık", "meanings": ["Aşkın olma durumu"]}, {"word": "atanabilme", "meanings": ["Atanabilmek işi"]}, {"word": "atanabilmek", "meanings": ["Atanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ateşlenebilmek", "meanings": ["Ateşlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "atanış", "meanings": ["Atanma işi"]}, {"word": "ateşlenebilme", "meanings": ["Ateşlenebilmek işi"]}, {"word": "ateşleniş", "meanings": ["Ateşlenme işi"]}, {"word": "atfedilmek", "meanings": ["Atfetme işine konu olmak"]}, {"word": "ateşleyivermek", "meanings": ["Çabucak ateşlemek"]}, {"word": "ateşleyiverme", "meanings": ["Ateşleyivermek işi"]}, {"word": "atfedebilmek", "meanings": ["Atfetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "atfedilme", "meanings": ["Atfedilmek işi"]}, {"word": "atfedebilme", "meanings": ["Atfedebilmek işi"]}, {"word": "ateşleyebilmek", "meanings": ["Ateşleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ateşlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "ateşleyebilme", "meanings": ["Ateşleyebilmek işi"]}, {"word": "atılabilme", "meanings": ["Atılabilmek işi"]}, {"word": "atılganlaşmak", "meanings": ["Atılgan duruma gelmek"]}, {"word": "atılabilmek", "meanings": ["Atılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "atılganlaşma", "meanings": ["Atılganlaşmak durumu"]}, {"word": "atılıvermek", "meanings": ["Ansızın, çabucak atılmak"]}, {"word": "atılıverme", "meanings": ["Atılıvermek işi"]}, {"word": "atışabilmek", "meanings": ["Atışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Atışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "atışabilme", "meanings": ["Atışabilmek işi"]}, {"word": "atıştırabilme", "meanings": ["Atıştırabilmek işi"]}, {"word": "atıştırabilmek", "meanings": ["Atıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Atıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "atıştırış", "meanings": ["Atıştırma işi"]}, {"word": "atıştırıvermek", "meanings": ["Çabucak atıştırmak"]}, {"word": "atıverme", "meanings": ["Atıvermek işi"]}, {"word": "atıvermek", "meanings": ["Ansızın, çabucak atmak"]}, {"word": "atıştırıverme", "meanings": ["Atıştırıvermek işi"]}, {"word": "atlatabilme", "meanings": ["Atlatabilmek işi"]}, {"word": "atlatabilmek", "meanings": ["Atlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Atlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "atlatılabilmek", "meanings": ["Atlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "atlatılabilme", "meanings": ["Atlatılabilmek işi"]}, {"word": "atlatılış", "meanings": ["Atlatılma işi"]}, {"word": "atlatış", "meanings": ["Atlatma işi"]}, {"word": "atlayabilme", "meanings": ["Atlayabilmek işi"]}, {"word": "atlayabilmek", "meanings": ["Atlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Atlamaya gücü yetmek", "Atlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "atlayış", "meanings": ["Atlama işi"]}, {"word": "atlayıvermek", "meanings": ["Çabucak atlamak"]}, {"word": "atlayıverme", "meanings": ["Atlayıvermek işi"]}, {"word": "attırılmak", "meanings": ["Attırma işine konu olmak"]}, {"word": "attırılma", "meanings": ["Attırılmak işi"]}, {"word": "attırış", "meanings": ["Attırma işi"]}, {"word": "avallaşmak", "meanings": ["Aval duruma gelmek"]}, {"word": "avalca", "meanings": ["Avala yakışır bir biçimde"]}, {"word": "avallaşma", "meanings": ["Avallaşmak durumu"]}, {"word": "avamca", "meanings": ["Avama yakışır bir biçimde"]}, {"word": "avantalı", "meanings": ["İçinde emeksiz kazanç bulunan", "Avanta alarak"]}, {"word": "avantasız", "meanings": ["İçinde emeksiz kazanç bulunmayan", "Avanta almadan"]}, {"word": "attırabilmek", "meanings": ["Attırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Attırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "attırabilme", "meanings": ["Attırabilmek işi"]}, {"word": "avlanabilmek", "meanings": ["Avlanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Avlanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "avlanabilme", "meanings": ["Avlanabilmek işi"]}, {"word": "avlanış", "meanings": ["Avlanma işi"]}, {"word": "avlayabilmek", "meanings": ["Avlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Avlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "avlayabilme", "meanings": ["Avlayabilmek işi"]}, {"word": "avlayış", "meanings": ["Avlama işi"]}, {"word": "avlayıverme", "meanings": ["Avlayıvermek işi"]}, {"word": "avlayıvermek", "meanings": ["Çabucak avlamak"]}, {"word": "avuçlanmak", "meanings": ["Avuçlama işine konu olmak"]}, {"word": "avuçlanma", "meanings": ["Avuçlanmak işi"]}, {"word": "avuçlayabilme", "meanings": ["Avuçlayabilmek işi"]}, {"word": "avuçlayabilmek", "meanings": ["Avuçlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Avuçlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "avuçlayış", "meanings": ["Avuçlama işi"]}, {"word": "avuçlayıvermek", "meanings": ["Çabucak avuçlamak"]}, {"word": "avunabilmek", "meanings": ["Avunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "avuçlayıverme", "meanings": ["Avuçlayıvermek işi"]}, {"word": "avunabilme", "meanings": ["Avunabilmek işi"]}, {"word": "avutabilmek", "meanings": ["Avutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Avutma becerisi bulunmak"]}, {"word": "avunuvermek", "meanings": ["Çabucak avunmak"]}, {"word": "avunuverme", "meanings": ["Avunuvermek işi"]}, {"word": "avutabilme", "meanings": ["Avutabilmek işi"]}, {"word": "avutuluş", "meanings": ["Avutulma işi"]}, {"word": "avutuş", "meanings": ["Avutma işi"]}, {"word": "avutuvermek", "meanings": ["Çabucak avutmak"]}, {"word": "avutuverme", "meanings": ["Avutuvermek işi"]}, {"word": "ayaklanabilme", "meanings": ["Ayaklanabilmek işi"]}, {"word": "ayaklanabilmek", "meanings": ["Ayaklanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayaklanmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ayaklandırabilmek", "meanings": ["Ayaklandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayaklandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ayaklandırabilme", "meanings": ["Ayaklandırabilmek işi"]}, {"word": "ayaklandırılabilmek", "meanings": ["Ayaklandırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayaklandırılabilme", "meanings": ["Ayaklandırılabilmek işi"]}, {"word": "ayaklandırılmak", "meanings": ["Ayaklanması sağlanmak"]}, {"word": "ayaklandırılma", "meanings": ["Ayaklandırılmak işi"]}, {"word": "ayaklanış", "meanings": ["Ayaklanma işi"]}, {"word": "ayaklanıvermek", "meanings": ["Çabucak ayaklanmak"]}, {"word": "ayaklanıverme", "meanings": ["Ayaklanıvermek işi"]}, {"word": "ayaktaşlık", "meanings": ["Omuzdaşlık"]}, {"word": "ayarlanabilmek", "meanings": ["Ayarlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayarlanış", "meanings": ["Ayarlanma işi"]}, {"word": "ayarlanabilme", "meanings": ["Ayarlanabilmek işi"]}, {"word": "ayarlatabilmek", "meanings": ["Ayarlatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayarlatabilme", "meanings": ["Ayarlatabilmek işi"]}, {"word": "ayarlayıvermek", "meanings": ["Çabucak ayarlamak"]}, {"word": "ayarlayabilmek", "meanings": ["Ayarlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayarlamaya gücü yetmek", "Ayarlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayarlayabilme", "meanings": ["Ayarlayabilmek işi"]}, {"word": "ayarlayış", "meanings": ["Ayarlama işi"]}, {"word": "ayartabilme", "meanings": ["Ayartabilmek işi"]}, {"word": "ayarlayıverme", "meanings": ["Ayarlayıvermek işi"]}, {"word": "ayartabilmek", "meanings": ["Ayartma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayartılabilmek", "meanings": ["Ayartılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayartılış", "meanings": ["Ayartılma işi"]}, {"word": "ayartış", "meanings": ["Ayartma işi"]}, {"word": "ayartılabilme", "meanings": ["Ayartılabilmek işi"]}, {"word": "aydınlanabilmek", "meanings": ["Aydınlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aydınlanabilme", "meanings": ["Aydınlanabilmek işi"]}, {"word": "aydınlanıvermek", "meanings": ["Çabucak aydınlanmak"]}, {"word": "aydınlanış", "meanings": ["Aydınlanma işi veya durumu"]}, {"word": "aydınlanıverme", "meanings": ["Aydınlanıvermek işi"]}, {"word": "aydınlaşmak", "meanings": ["Aydın niteliği kazanmak"]}, {"word": "aydınlaşma", "meanings": ["Aydınlaşmak durumu"]}, {"word": "aydınlatabilmek", "meanings": ["Aydınlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Aydınlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "aydınlatabilme", "meanings": ["Aydınlatabilmek işi"]}, {"word": "aydınlatış", "meanings": ["Aydınlatma işi"]}, {"word": "aydınlatılış", "meanings": ["Aydınlatılma işi"]}, {"word": "aydınlatıvermek", "meanings": ["Çabucak aydınlatmak"]}, {"word": "aydınlatıverme", "meanings": ["Aydınlatıvermek işi"]}, {"word": "ayıklanabilmek", "meanings": ["Ayıklanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayıklanabilme", "meanings": ["Ayıklanabilmek işi"]}, {"word": "ayıklanıvermek", "meanings": ["Çabucak ayıklanmak"]}, {"word": "ayıklatabilmek", "meanings": ["Ayıklatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayıklatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayıklanıverme", "meanings": ["Ayıklanıvermek işi"]}, {"word": "ayıklatabilme", "meanings": ["Ayıklatabilmek işi"]}, {"word": "ayıklayabilmek", "meanings": ["Ayıklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayıklama becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayıklayabilme", "meanings": ["Ayıklayabilmek işi"]}, {"word": "ayılabilmek", "meanings": ["Ayılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayıklayıvermek", "meanings": ["Çabucak ayıklamak"]}, {"word": "ayıklayıverme", "meanings": ["Ayıklayıvermek işi"]}, {"word": "ayılabilme", "meanings": ["Ayılabilmek işi"]}, {"word": "ayılaşmak", "meanings": ["Kaba saba, görgüsüz biri durumuna gelmek"]}, {"word": "ayılaşma", "meanings": ["Ayılaşmak durumu"]}, {"word": "ayıltabilmek", "meanings": ["Ayıltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayıltma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayıltabilme", "meanings": ["Ayıltabilmek işi"]}, {"word": "ayıltılmak", "meanings": ["Ayıltma işine konu olmak"]}, {"word": "ayıplayabilmek", "meanings": ["Ayıplama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayıltılma", "meanings": ["Ayıltılmak işi"]}, {"word": "ayıplayabilme", "meanings": ["Ayıplayabilmek işi"]}, {"word": "ayırabilmek", "meanings": ["Ayırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayırabilme", "meanings": ["Ayırabilmek işi"]}, {"word": "ayırış", "meanings": ["Ayırma işi"]}, {"word": "ayırıvermek", "meanings": ["Çabucak ayırmak"]}, {"word": "ayırıverme", "meanings": ["Ayırıvermek işi"]}, {"word": "ayırtabilmek", "meanings": ["Ayırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayırtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayırtabilme", "meanings": ["Ayırtabilmek işi"]}, {"word": "ayırtılma", "meanings": ["Ayırtılmak işi"]}, {"word": "ayırtılmak", "meanings": ["Ayırtma işine konu olmak"]}, {"word": "aylarca", "meanings": ["Çok uzun bir süre"]}, {"word": "aylıkçılık", "meanings": ["Aylıkçı olma durumu"]}, {"word": "aymazlaşabilmek", "meanings": ["Aymazlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aymazlaşabilme", "meanings": ["Aymazlaşabilmek işi"]}, {"word": "ayrıcalıklılık", "meanings": ["Ayrıcalıklı olma durumu"]}, {"word": "ayrıcalıksızlık", "meanings": ["Ayrıcalıksız olma durumu"]}, {"word": "ayrılabilmek", "meanings": ["Ayrılma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayrılma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayrılıvermek", "meanings": ["Çabucak ayrılmak"]}, {"word": "ayrılabilme", "meanings": ["Ayrılabilmek işi"]}, {"word": "ayrılıverme", "meanings": ["Ayrılıvermek işi"]}, {"word": "ayrımsanmak", "meanings": ["Ayrımsama işine konu olmak"]}, {"word": "ayrımsanma", "meanings": ["Ayrımsanmak işi"]}, {"word": "ayrımsayış", "meanings": ["Ayrımsama işi"]}, {"word": "ayrıntıcı", "meanings": ["Ayrıntıya önem veren (kimse)"]}, {"word": "ayrıntıcılık", "meanings": ["Ayrıntıcı olma durumu"]}, {"word": "ayrıntılandırmak", "meanings": ["Ayrıntılı bir duruma getirmek, detaylandırmak"]}, {"word": "ayrıntılandırış", "meanings": ["Ayrıntılandırma işi"]}, {"word": "ayrıntılandırma", "meanings": ["Ayrıntılandırmak işi, detaylandırma"]}, {"word": "ayrıntılandırabilmek", "meanings": ["Ayrıntılandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayrıntılandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayrıntılandırabilme", "meanings": ["Ayrıntılandırabilmek işi"]}, {"word": "ayrıntılandırılma", "meanings": ["Ayrıntılandırılmak işi, detaylandırılma"]}, {"word": "ayrıntılandırılmak", "meanings": ["Ayrıntılandırma işine konu olmak, detaylandırılmak"]}, {"word": "ayrışabilme", "meanings": ["Ayrışabilmek işi"]}, {"word": "ayrıştırabilmek", "meanings": ["Ayrıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ayrıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ayrışabilmek", "meanings": ["Ayrışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ayrıştırabilme", "meanings": ["Ayrıştırabilmek işi"]}, {"word": "aysarlık", "meanings": ["Aysar olma durumu"]}, {"word": "ayyaşlaşmak", "meanings": ["Ayyaş bir duruma gelmek"]}, {"word": "ayyaşlaşma", "meanings": ["Ayyaşlaşmak işi"]}, {"word": "azalabilmek", "meanings": ["Azalma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "azalabilme", "meanings": ["Azalabilmek işi"]}, {"word": "azabilme", "meanings": ["Azabilmek işi"]}, {"word": "azabilmek", "meanings": ["Azma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Azma becerisi bulunmak"]}, {"word": "azalış", "meanings": ["Azalma işi"]}, {"word": "azaltabilme", "meanings": ["Azaltabilmek işi"]}, {"word": "azaltabilmek", "meanings": ["Azaltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Azaltma becerisi bulunmak"]}, {"word": "azaltılabilmek", "meanings": ["Azaltılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "azaltılabilme", "meanings": ["Azaltılabilmek işi"]}, {"word": "azapsız", "meanings": ["Sıkıntı, acı vermeyen"]}, {"word": "azarlanabilmek", "meanings": ["Azarlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "azarlanabilme", "meanings": ["Azarlanabilmek işi"]}, {"word": "azaplı", "meanings": ["Sıkıntı, acı veren"]}, {"word": "azarlayabilmek", "meanings": ["Azarlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Azarlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "azarlayabilme", "meanings": ["Azarlayabilmek işi"]}, {"word": "azarlayış", "meanings": ["Azarlama işi"]}, {"word": "azarlayıvermek", "meanings": ["Hemen azarlamak"]}, {"word": "azarlayıverme", "meanings": ["Azarlayıvermek işi"]}, {"word": "azdırabilmek", "meanings": ["Azdırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Azdırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "azdırabilme", "meanings": ["Azdırabilmek işi"]}, {"word": "azgınlaştırmak", "meanings": ["Azgın duruma getirmek"]}, {"word": "azgınlaştırma", "meanings": ["Azgınlaştırmak işi"]}, {"word": "azımsanabilmek", "meanings": ["Azımsanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "azımsanabilme", "meanings": ["Azımsanabilmek işi"]}, {"word": "azımsanmak", "meanings": ["Azımsama işine konu olmak"]}, {"word": "azımsayabilmek", "meanings": ["Azımsama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "azımsayabilme", "meanings": ["Azımsayabilmek işi"]}, {"word": "azımsanma", "meanings": ["Azımsanmak işi"]}, {"word": "azımsayış", "meanings": ["Azımsama durumu"]}, {"word": "azış", "meanings": ["Azma işi"]}, {"word": "azıtabilmek", "meanings": ["Azıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Azıtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "azledilebilmek", "meanings": ["Azledilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "azıtabilme", "meanings": ["Azıtabilmek işi"]}, {"word": "azledilebilme", "meanings": ["Azledilebilmek işi"]}, {"word": "babalanabilmek", "meanings": ["Babalanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Babalanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "babalanabilme", "meanings": ["Babalanabilmek işi"]}, {"word": "babayiğitçe", "meanings": ["Babayiğide yakışır bir biçimde"]}, {"word": "bacasız", "meanings": ["Bacası olmayan"]}, {"word": "bağdaşabilmek", "meanings": ["Bağdaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağdaştırabilmek", "meanings": ["Bağdaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağdaşabilme", "meanings": ["Bağdaşabilmek işi"]}, {"word": "bağdaştırabilme", "meanings": ["Bağdaştırabilmek işi"]}, {"word": "bağdaştırılmak", "meanings": ["Bağdaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "bağdaştırılma", "meanings": ["Bağdaştırılmak işi"]}, {"word": "bağdaştırılabilmek", "meanings": ["Bağdaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağdaştırılabilme", "meanings": ["Bağdaştırılabilmek işi"]}, {"word": "bağıcılık", "meanings": ["Büyücülük"]}, {"word": "bağımlılaşabilmek", "meanings": ["Bağımlılaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağımlılaşabilme", "meanings": ["Bağımlılaşabilmek işi"]}, {"word": "bağımlılaştırmak", "meanings": ["Bağımlı duruma getirmek"]}, {"word": "bağımlılaştırma", "meanings": ["Bağımlılaştırmak işi"]}, {"word": "bağımlılaştırılmak", "meanings": ["Bağımlı bir duruma getirilmek"]}, {"word": "bağımlılaştırılma", "meanings": ["Bağımlılaştırılmak işi"]}, {"word": "bağımsızlaşabilmek", "meanings": ["Bağımsızlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağımsızlaşabilme", "meanings": ["Bağımsızlaşabilmek işi"]}, {"word": "bağımsızlaştırabilmek", "meanings": ["Bağımsızlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağımsızlaştırabilme", "meanings": ["Bağımsızlaştırabilmek işi"]}, {"word": "bağırabilmek", "meanings": ["Bağırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bağırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bağırabilme", "meanings": ["Bağırabilmek işi"]}, {"word": "bağırganlık", "meanings": ["Bağırgan olma durumu"]}, {"word": "bağırıvermek", "meanings": ["Ansızın, birdenbire bağırmak"]}, {"word": "bağırıverme", "meanings": ["Bağırıvermek işi"]}, {"word": "bağırtabilmek", "meanings": ["Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bağırtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bağırtabilme", "meanings": ["Bağırtabilmek işi"]}, {"word": "bağışlanabilmek", "meanings": ["Bağışlanma ihtimali veya imkânı bulunmak, affedilebilmek"]}, {"word": "bağışlanabilme", "meanings": ["Bağışlanabilmek işi, affedilebilme"]}, {"word": "bağışlanış", "meanings": ["Bağışlanma işi, affediliş"]}, {"word": "bağışlatabilmek", "meanings": ["Bağışlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bağışlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bağışlatabilme", "meanings": ["Bağışlatabilmek işi"]}, {"word": "bağışlatılmak", "meanings": ["Bağışlatma işine konu olmak"]}, {"word": "bağışlatılma", "meanings": ["Bağışlatılmak işi"]}, {"word": "bağışlatış", "meanings": ["Bağışlatma işi, affettiriş"]}, {"word": "bağışlayabilmek", "meanings": ["Bağışlama ihtimali veya imkânı bulunmak, affedebilmek", "Bağışlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "bağışlayabilme", "meanings": ["Bağışlayabilmek işi, affedebilme"]}, {"word": "bağışlayış", "meanings": ["Bağışlama işi, affediş"]}, {"word": "bağışlayıvermek", "meanings": ["Çabucak bağışlamak"]}, {"word": "bağışlayıverme", "meanings": ["Bağışlayıvermek işi"]}, {"word": "bağıtlamak", "meanings": ["Sözleşmeyle sonuçlandırmak"]}, {"word": "bağıtlama", "meanings": ["Bağıtlamak işi"]}, {"word": "bağıtlanabilmek", "meanings": ["Bağıtlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağıtlanabilme", "meanings": ["Bağıtlanabilmek işi"]}, {"word": "bağıtlanış", "meanings": ["Bağıtlanma işi"]}, {"word": "bağıtlayabilmek", "meanings": ["Bağıtlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağıtlayabilme", "meanings": ["Bağıtlayabilmek işi"]}, {"word": "bağıtlayış", "meanings": ["Bağıtlama işi"]}, {"word": "bağlanabilmek", "meanings": ["Bağlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağlanabilme", "meanings": ["Bağlanabilmek işi"]}, {"word": "bağlanıvermek", "meanings": ["Çabucak bağlanmak"]}, {"word": "bağlanıverme", "meanings": ["Bağlanıvermek işi"]}, {"word": "bağlantılılık", "meanings": ["Bağlantılı olma durumu, irtibatlılık"]}, {"word": "bağlatabilmek", "meanings": ["Bağlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bağlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bağlatabilme", "meanings": ["Bağlatabilmek işi"]}, {"word": "bağlayabilme", "meanings": ["Bağlayabilmek işi"]}, {"word": "bağlayabilmek", "meanings": ["Bağlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bağlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "bağlayış", "meanings": ["Bağlama işi"]}, {"word": "bağlayıvermek", "meanings": ["Çabucak bağlamak"]}, {"word": "bağlayıverme", "meanings": ["Bağlayıvermek işi"]}, {"word": "bağnazlaştırılmak", "meanings": ["Bağnazlaşması sağlanmak"]}, {"word": "bağnazlaştırılma", "meanings": ["Bağnazlaştırılmak işi"]}, {"word": "bağnazlaştırmak", "meanings": ["Bağnazlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "bağnazlaştırma", "meanings": ["Bağnazlaştırmak işi"]}, {"word": "bağrışabilme", "meanings": ["Bağrışabilmek işi"]}, {"word": "bağrışabilmek", "meanings": ["Bağrışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bakabilmek", "meanings": ["Bakma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bakma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bakabilme", "meanings": ["Bakabilmek işi"]}, {"word": "bakadurmak", "meanings": ["Bakma işini sürdürmek"]}, {"word": "bakadurma", "meanings": ["Bakadurmak işi"]}, {"word": "bakakalış", "meanings": ["Bakakalma işi"]}, {"word": "bakılabilmek", "meanings": ["Bakılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bakılabilme", "meanings": ["Bakılabilmek işi"]}, {"word": "bakınabilmek", "meanings": ["Bakınma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bakınma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bakınabilme", "meanings": ["Bakınabilmek işi"]}, {"word": "bakınış", "meanings": ["Bakınma işi"]}, {"word": "bakışabilmek", "meanings": ["Bakışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bakışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bakışabilme", "meanings": ["Bakışabilmek işi"]}, {"word": "bakışıvermek", "meanings": ["Çabucak bakışmak"]}, {"word": "bakışıverme", "meanings": ["Bakışıvermek işi"]}, {"word": "Acara", "meanings": ["Acar"]}, {"word": "Afgan", "meanings": ["Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Aramice", "meanings": ["Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "arap", "meanings": ["Fotoğrafın negatifi", "Fellah"]}, {"word": "arap gibi olmak", "meanings": ["simsiyah olmak, kararmak"]}, {"word": "arap olayım", "meanings": ["söylenen bir şeyin doğruluğuna inandırmak için `söylediğim söz doğru değilse kararayım, esmerleşeyim` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Alayuntlu", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Alkaevli", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "bağrışa çağrışa", "meanings": ["Büyük gürültü ederek, bağırıp çağırarak"]}, {"word": "banka kartı", "meanings": ["Banka işlemleri için otomatik makinede kullanılan özel şifreli kart, ödeme kartı"]}, {"word": "bedavadan", "meanings": ["Bedava olarak, cabadan, bedava, bedavasına, bedavaya"]}, {"word": "bedavasına", "meanings": ["Bedavadan"]}, {"word": "bedavaya", "meanings": ["Bedavadan"]}, {"word": "belirsizlik sıfatı", "meanings": ["Adları yaklaşık, kabataslak belirten sıfat, belgisiz sıfat: bazı, birkaç, her, birtakım, filan vb"]}, {"word": "belirsizlik zamiri", "meanings": ["Adın yerini belirsiz, kabataslak tutan zamir, belgisiz zamir: bazısı, birkaçı, birçoğu, azı, herkes, biri vb"]}, {"word": "Begdili", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Bügdüz", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Beçene", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "biyolojici", "meanings": ["Okulda biyoloji dersini veren öğretmen"]}, {"word": "Çiğil", "meanings": ["Eski Türk boylarından biri"]}, {"word": "Bayındır", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Bayat", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Kınık", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "İğdir", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Yıva", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Yüregir", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Salur", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Çavuldur", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Çepni", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Kargın", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Yaparlu", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Kızık", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Karaevli", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Yazır", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Kayı", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "gabya yelkeni", "meanings": ["Ana yelkenler üzerindeki yelkenler"]}, {"word": "gadretme", "meanings": ["Gadretmek işi"]}, {"word": "gâhice", "meanings": ["Zaman zaman"]}, {"word": "gazel damarı", "meanings": ["Şah damarı"]}, {"word": "gıyabi hüküm", "meanings": ["Kendi yokken arkasından verilen hüküm"]}, {"word": "geçmez", "meanings": ["Kullanımı olmayan", "Değerini yitirmiş"]}, {"word": "gıyabi tutuklama", "meanings": ["Kişinin yokluğunda alınan tutuklama kararı"]}, {"word": "gölleşme", "meanings": ["Gölleşmek durumu"]}, {"word": "gösterme hakkı", "meanings": ["Sinema, tiyatro, konser vb. görsel sanatlarda telif hakkı"]}, {"word": "gövdesizlik", "meanings": ["Gövdesi olmama durumu"]}, {"word": "gözyaşı memesi", "meanings": ["Gözün iç açısındaki kırmızı çıkıntı"]}, {"word": "gusletme", "meanings": ["Gusletmek işi"]}, {"word": "güçlü kuvvetli", "meanings": ["Sağlığı, gücü, kuvveti yerinde olan", "Maddi ve manevi bakımlardan gücü, destekçisi olan, torpili olan"]}, {"word": "graben", "meanings": ["Çöküntü hendeği"]}, {"word": "Halaç", "meanings": ["İran'ın güneydoğusundaki bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse"]}, {"word": "hamsili pilav", "meanings": ["Hazırlanan iç pilavın üzerine ayıklanıp temizlenmiş hamsilerin konulması ve fırında pişirilmesiyle yapılan bir pilav türü"]}, {"word": "hapazlama", "meanings": ["Avuçlama"]}, {"word": "harfitarif", "meanings": ["Tanımlık"]}, {"word": "Harput köftesi", "meanings": ["Kıyma, ince bulgur ve fesleğen benzeri değişik baharatlarla hazırlanan sulu yemek"]}, {"word": "hayat felsefesi", "meanings": ["Hayatı anlama ve algılama biçimi, yaşam felsefesi"]}, {"word": "hayat hikâyesi", "meanings": ["Bir kişinin hayatı boyunca geçirdiği önemli olaylar ve evrelerin bütünü", "Öz geçmiş"]}, {"word": "hayat seviyesi", "meanings": ["Yaşam düzeyi"]}, {"word": "hayat şartları", "meanings": ["Hayat boyunca karşılaşılabilecek her türlü sosyal ve ekonomik durum, yaşam koşulları"]}, {"word": "hayat tarzı", "meanings": ["Yaşayış biçimi"]}, {"word": "heykelleştirme", "meanings": ["Heykelleştirmek işi"]}, {"word": "hezaren", "meanings": ["Bambu"]}, {"word": "horst", "meanings": ["Merdiven biçimli fay serisindeki iki tektonik çukur arasında veya bir tektonik çukurun iki yanında yükselen kısım"]}, {"word": "iftar zamanı", "meanings": ["İftar vakti"]}, {"word": "iadeiziyaret", "meanings": ["Daha önce yapılan ziyarete ziyaretle karşılık verme"]}, {"word": "isimlendirme", "meanings": ["Adlandırma"]}, {"word": "imaret", "meanings": ["İmarethane"]}, {"word": "kablolu", "meanings": ["Kablosu olan", "Kablo aracılığıyla işlevini yapan (araç, gereç)"]}, {"word": "kaçamak yol", "meanings": ["Kişinin bir sorundan kendisini kurtarmak için gelişigüzel ileri sürdüğü özür"]}, {"word": "kadim dost", "meanings": ["Eski dost"]}, {"word": "kakaolu", "meanings": ["İçinde kakao bulunan"]}, {"word": "kara fırın", "meanings": ["İçinde odun yakılmak suretiyle ekmek pişirilen, yüksek ateşe dayanıklı tuğlalardan yapılmış ve pişirme süresi modern fırınlardan daha uzun olan fırın, taş fırın"]}, {"word": "karalahana çorbası", "meanings": ["Karalahana yapraklarının ince ince kıyılmasından sonra tereyağı, kuru fasulye, mısır yarması ve baharat ile pişirilmesiyle hazırlanan sulu bir yemek"]}, {"word": "kara su", "meanings": ["Ağır akan su"]}, {"word": "karısı köylü", "meanings": ["Karısının yakınlarını benimseyip kendi yakınlarını unutan (erkek)", "Kılıbık"]}, {"word": "karşılaştırmalı edebiyat", "meanings": ["Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli edebiyatlar arasındaki ilişkileri, benzerlikleri tespit etmeyi amaçlayan bilim dalı, mukayeseli edebiyat"]}, {"word": "karşılıksız aşk", "meanings": ["Kişinin kendince yarattığı aşk, tek yanlı aşk"]}, {"word": "katbekat", "meanings": ["Kat kat"]}, {"word": "kast", "meanings": ["Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri"]}, {"word": "kesik kesik", "meanings": ["Kısa kısa", "Ara vererek"]}, {"word": "kıyım kıyım", "meanings": ["İnce ince"]}, {"word": "kısıkça", "meanings": ["Biraz kısılmış"]}, {"word": "kısmi felç", "meanings": ["Vücudun bir bölümünün felçli duruma gelmesi"]}, {"word": "kıymalı pide", "meanings": ["Etli pide"]}, {"word": "kiraz reçeli", "meanings": ["Kirazın şeker ile kaynatılması sonucu elde edilen reçel"]}, {"word": "kireç fabrikası", "meanings": ["Kireci işleyip satışa hazır duruma getiren işletme"]}, {"word": "kocakarı masalı", "meanings": ["Avutucu ve eğlendirici nitelikli masal"]}, {"word": "kokpit", "meanings": ["Pilot kabini"]}, {"word": "kopyalamak", "meanings": ["Aynısını veya benzerini çoğaltmak", "İşletim sistemlerinde bir verinin veya dosyanın eşinin yapılması", "Geliştirilmiş özel yöntemlerle bir canlının benzerini yapmak, klonlamak"]}, {"word": "kopyalanmak", "meanings": ["Özdeşleşmek, bütünleşmek"]}, {"word": "konuk sanatçı", "meanings": ["Asıl programda olmayan, program dışı etkinliğe katılan sanatçı"]}, {"word": "konut fonu", "meanings": ["Toplu konut yapımı için devletçe oluşturulan fon"]}, {"word": "korner direği", "meanings": ["Futbolda köşe atışının yapılacağı yeri belirleyen bayraklı direk"]}, {"word": "koyun koyuna", "meanings": ["Birbirine sarılmış bir durumda"]}, {"word": "kökten dinci", "meanings": ["Kökten dincilik yanlısı olan, fundamentalist"]}, {"word": "kökten dincilik", "meanings": ["Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti, fundamentalizm", "Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika'da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım, fundamentalizm"]}, {"word": "kurutmalı", "meanings": ["Kurutma sistemi olan"]}, {"word": "kuruyasıca", "meanings": ["İşe yaramaz, kötü", "`Mahvolsun, ölsün` anlamlarında bir ilenme sözü"]}, {"word": "külhanbeyi ağzı", "meanings": ["Külhanbeyine yakışır biçimde konuşma, küllük ağzı"]}, {"word": "kutulu", "meanings": ["Kutusu olan"]}, {"word": "küreleme", "meanings": ["Kürelemek işi"]}, {"word": "küreme", "meanings": ["Küremek işi"]}, {"word": "küremek", "meanings": ["Kürekle atıp temizlemek, kürelemek, kürümek"]}, {"word": "lavabo bataryası", "meanings": ["Lavabolarda kullanılan birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım"]}, {"word": "lavtacı", "meanings": ["Lavta (I) çalan kimse"]}, {"word": "lavtacılık", "meanings": ["Lavtacının yaptığı iş"]}, {"word": "le", "meanings": ["Türk alfabesinin on beşinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "leşçil", "meanings": ["Leşle beslenen (hayvan)"]}, {"word": "liman cüzdanı", "meanings": ["Gemi adamlarının özel kimlik belgesi yerine seferlerde kullandıkları küçük defter"]}, {"word": "limon tuzu", "meanings": ["Sitrik asit"]}, {"word": "narven", "meanings": ["Karaağaç"]}, {"word": "notalamak", "meanings": ["Bir eseri notaya almak"]}, {"word": "mahsusen", "meanings": ["Özellikle"]}, {"word": "mercan balığı", "meanings": ["Mercan"]}, {"word": "meriyet", "meanings": ["Yürürlük"]}, {"word": "Mesket Türkleri", "meanings": ["Ahıska Türkleri"]}, {"word": "meri", "meanings": ["Geçerli"]}, {"word": "motamot", "meanings": ["Kelimesi kelimesine, aynen", "Hiç değiştirmeden"]}, {"word": "mikalı", "meanings": ["Yapımında mika maddesi kullanılan"]}, {"word": "ocakeşeği", "meanings": ["Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç"]}, {"word": "motamot çeviri", "meanings": ["Aslına bağlı kalınarak yapılan çeviri"]}, {"word": "palmiyelik", "meanings": ["Palmiyesi çok olan yer"]}, {"word": "pot yeri", "meanings": ["Kötü dikiş yüzünden elbisede oluşan kıvrım veya büzülme yeri"]}, {"word": "ritüel", "meanings": ["Ayin", "Âdet hâline gelmiş"]}, {"word": "Roman", "meanings": ["Çingene"]}, {"word": "Romen dilleri", "meanings": ["Latinceden türemiş yaşayan diller"]}, {"word": "proforma fatura", "meanings": ["Bir malın satın alınmasını sağlayabilmek amacıyla ödemenin önceden yapılması için kesilen fatura"]}, {"word": "ruhbanlık", "meanings": ["Ruhban olma durumu, ruhbaniyet", "Ruhban sınıfı"]}, {"word": "şambabası", "meanings": ["Şambaba", "Sorumluluğu olmayan, hayırsız baba"]}, {"word": "şıralık", "meanings": ["Şıra olmaya elverişli (meyve)"]}, {"word": "Şor", "meanings": ["Batı Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğunun adı"]}, {"word": "Şorca", "meanings": ["Şor Türkçesi"]}, {"word": "takiye yapmak", "meanings": ["olduğundan farklı görünmek", "sakınmak, çekinmek"]}, {"word": "Ural dilleri", "meanings": ["Fince, Macarca ve Samoyetçeden oluşan dil grubu"]}, {"word": "takiye", "meanings": ["Mezhep belirtmeme, gizleme", "Olduğundan farklı görünme", "Sakınma, çekinme"]}, {"word": "tanımlık", "meanings": ["Arapçada addan önce gelerek onun belirli olduğunu gösteren elif ve lam harfleri, harfitarif"]}, {"word": "tanrı", "meanings": ["Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah"]}, {"word": "tarsin", "meanings": ["Sağlamlaştırma"]}, {"word": "tarsin etmek", "meanings": ["sağlamlaştırmak"]}, {"word": "Tatar çorbası", "meanings": ["Hafifçe kavrulmuş una soğan, domates, patates vb. malzeme eklenmesiyle yapılan bir çorba türü"]}, {"word": "tavuk sarması", "meanings": ["Haşlanmış havuç, kabak ve tavuk göğsüyle hazırlanan, üzerine salça ve yoğurtlu sos dökülerek servisi yapılan bir yemek"]}, {"word": "tavukyelpazesi", "meanings": ["Tavuk bifteğinin pişirilmesinden sonra domates, biber ve sarımsağın beşamel sosla karıştırılarak tavuğun üzerine dökülmesiyle hazırlanan bir yemek"]}, {"word": "taylama", "meanings": ["Taylamak işi"]}, {"word": "tedviren", "meanings": ["Yönetmekle görevli olarak"]}, {"word": "telesekreter", "meanings": ["Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç"]}, {"word": "Teleütçe", "meanings": ["Teleüt Türkçesi", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Teleüt", "meanings": ["Batı Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu"]}, {"word": "trafik müfettişi", "meanings": ["Trafiği düzenleme konusunda polislere yardımcı olan ve bu işi fahri olarak yapan kimse"]}, {"word": "Troçkici", "meanings": ["Troçkiciliği benimsemiş veya Troçkicilik yanlısı"]}, {"word": "Troçkicilik", "meanings": ["Troçki'nin düşüncelerine dayanan sosyalist akım"]}, {"word": "Türkiye Türkçesi", "meanings": ["Türkiye'de, Balkanlarda, Avrupa'da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, Irak ve Suriye'nin bazı bölgelerinde kullanılan Türk dili"]}, {"word": "sabahlatma", "meanings": ["Sabahlatmak işi"]}, {"word": "serbest kart", "meanings": ["Giriş kartı"]}, {"word": "seneidevriye", "meanings": ["Yıl dönümü"]}, {"word": "Soğdakça", "meanings": ["Soğdca"]}, {"word": "sözcük hazinesi", "meanings": ["Söz varlığı"]}, {"word": "son deyiş", "meanings": ["Son söz"]}, {"word": "sözcük türü", "meanings": ["Kelime türü"]}, {"word": "sözcük vurgusu", "meanings": ["Kelime vurgusu"]}, {"word": "sultan böreği", "meanings": ["Yufka aralarına hafifçe pişirilmiş kuşbaşı et, soğan ve dil peyniri katılarak fırında hazırlanan bir börek"]}, {"word": "virman", "meanings": ["Para aktarımı"]}, {"word": "sut kostik", "meanings": ["Sodyum hidroksit"]}, {"word": "ünsüz türemesi", "meanings": ["Kelime içine veya başına bir ünsüzün eklenmesi"]}, {"word": "zaman ayarlı", "meanings": ["Belirli bir ana ayarlanmış olan"]}, {"word": "zam paketi", "meanings": ["Çeşitli tüketim mallarına veya ücretlere toplu olarak yapılan zam"]}, {"word": "zamane çocuğu", "meanings": ["Çokbilmiş, akıllı çocuk"]}, {"word": "üst deri altı", "meanings": ["Üst derinin altında bulunan hücre katmanı"]}, {"word": "üzüm sirkesi", "meanings": ["Üzüm suyundan yapılan sirke"]}, {"word": "ünsüz göçüşmesi", "meanings": ["Göçüşme"]}, {"word": "ademiyet", "meanings": ["Yokluk"]}, {"word": "ünsüz ikizleşmesi", "meanings": ["Bazı sözlerin iç seslerinde türlü sebeplerle aynı ünsüzün iki defa söylenmesi, ikizleşme: döşek > döşşek, ışık > ışşık vb"]}, {"word": "aerobik", "meanings": ["Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılan bir jimnastik türü"]}, {"word": "yanında", "meanings": ["Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle"]}, {"word": "yemek duası", "meanings": ["Yemek yedikten sonra Allah'a şükretmek için edilen dua"]}, {"word": "Yeni Dünya aslanı", "meanings": ["Puma"]}, {"word": "yer çöküntüsü", "meanings": ["Çöküntü hendeği"]}, {"word": "açgöz", "meanings": ["Açgözlü"]}, {"word": "açıklama cümlesi", "meanings": ["Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha iyi açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle"]}, {"word": "adımsayar", "meanings": ["Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre"]}, {"word": "aklı sıra", "meanings": ["Aklınca"]}, {"word": "Ahıska Türkleri", "meanings": ["Gürcistan'ın Türkiye sınırlarına yakın bölgelerinde yaşamış olan ancak İkinci Dünya Savaşı sonlarında Sovyetler Birliği'nin değişik bölgelerine sürülen Türkler, Mesket Türkleri"]}, {"word": "Altayistik", "meanings": ["Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı"]}, {"word": "Altayca", "meanings": ["Altay Türkçesi", "Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil", "Bu Türkçeyle yazılmış olan"]}, {"word": "Altayist", "meanings": ["Altayistik ile uğraşan kimse"]}, {"word": "amentü", "meanings": ["Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları"]}, {"word": "ana deniz bilimi", "meanings": ["Deniz bilimi"]}, {"word": "anılaşma", "meanings": ["Anılaşmak durumu"]}, {"word": "anırtma", "meanings": ["Anırtmak işi"]}, {"word": "aparma", "meanings": ["Aparmak işi"]}, {"word": "beleşten", "meanings": ["Para ödemeden veya karşılık olarak, beleşe"]}, {"word": "Asyalılık", "meanings": ["Asyalı olma durumu"]}, {"word": "Arabistik", "meanings": ["Arap dili ve kültürü araştırmaları"]}, {"word": "bilakayduşart", "meanings": ["Kayıtsız ve şartsız olarak, herhangi bir kısıtlama olmaksızın"]}, {"word": "briketçilik", "meanings": ["Briketçinin yaptığı iş"]}, {"word": "Cumhuriyet Bayramı", "meanings": ["29 Ekim 1923'te kurulan cumhuriyeti kutlamak üzere yasayla kabul edilmiş olan bayram, ulusal bayram"]}, {"word": "çadır çanağı", "meanings": ["Çadır direğinin ucunda, çadır bezini tutmaya yarayan oyuk ağaç"]}, {"word": "çağırım", "meanings": ["Çağırma işi", "Ruh çağırma sırasında seans"]}, {"word": "çakırdikenlik", "meanings": ["Çakırdikeni bol olan yer"]}, {"word": "çakaralmaz", "meanings": ["Basit, ilkel çakmak", "Basit, ilkel tabanca", "Kalitesiz", "İşe yaramayacak durumda olan, bozuk"]}, {"word": "çalışma gezisi", "meanings": ["İş gezisi"]}, {"word": "çamaşır sodası", "meanings": ["Beyaz çamaşırların yoğun veya asitli kirlerini eritmek için kullanılan sodyum karbonat"]}, {"word": "çalı kakıcı", "meanings": ["Eşkıya bozuntusu"]}, {"word": "çamaşır takımı", "meanings": ["Fanila, atlet ve dondan oluşan iç giyim"]}, {"word": "çatal don", "meanings": ["Paçaları diz üstünde kalan don"]}, {"word": "çengel atış", "meanings": ["Basketbolda çembere yan durarak tek elle baş üzerinden geçirilerek atılan şut, hukşat"]}, {"word": "ekstre", "meanings": ["Öz(I)", "Hesap özeti", "Özüt"]}, {"word": "ebedî uyku", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "ebedî uykuya dalmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "eltieltiyeküstü", "meanings": ["Birbirine ters duran iki çiçekten oluşan dokuma veya nakış motifi"]}, {"word": "eğitim fakültesi", "meanings": ["Öğretmen yetiştirmek için kurulmuş yükseköğretim kurumu"]}, {"word": "edat grubu", "meanings": ["Edat tümleci"]}, {"word": "ekarte", "meanings": ["`Saf dışı etmek, konu dışında tutmak` anlamındaki ekarte etmek, saf dışı edilmek, konu dışında tutulmak` anlamındaki ekarte olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "ek ders", "meanings": ["Haftalık zorunlu ders yükünün dışında kalan ders"]}, {"word": "eklesil", "meanings": ["Üniversitelerde öğrencilerin ders seçme veya bırakma işlemi"]}, {"word": "eli maşalı", "meanings": ["Kavgacı, şirret, dayak atmayı seven (kimse)"]}, {"word": "el telefonu", "meanings": ["Cep telefonu"]}, {"word": "eskülabi", "meanings": ["Üstü kapalı"]}, {"word": "evelemek develemek", "meanings": ["Eveleme gevelemek"]}, {"word": "eşkin", "meanings": ["Filiz"]}, {"word": "erkek işi", "meanings": ["Yalnızca erkeğin yapabileceği, daha çok güç, kuvvet isteyen zahmetli iş"]}, {"word": "evlatlı", "meanings": ["Evladı olan"]}, {"word": "daldan dala", "meanings": ["Oradan oraya, düzensiz, kararsız bir biçimde"]}, {"word": "evlatsız", "meanings": ["Evladı olmayan", "Evlat olmadan"]}, {"word": "daldan dala konmak", "meanings": ["sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek"]}, {"word": "deist", "meanings": ["Deizm yanlısı"]}, {"word": "deizm", "meanings": ["Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş"]}, {"word": "demirsiz", "meanings": ["Demiri bulunmayan, içinde demir olmayan"]}, {"word": "deniz kızı", "meanings": ["Denize yakın kayalıklar üzerinde şarkı söyleyen, başı ve göğsü kadın biçiminde, belden aşağısı balık kuyruklu olduğu varsayılan doğaüstü yaratık"]}, {"word": "denizkulağı", "meanings": ["Yassı kabuklu, içi sedefli, 10 santimetre uzunluğunda bir deniz yumuşakçası (Haliotis)"]}, {"word": "dert babası", "meanings": ["Herkesin derdini rahatlıkla, çekinmeden, bir çözüm yolu bulabilir ümidiyle anlattığı kimse"]}, {"word": "devetüyü", "meanings": ["Deve tüyü rengi, açık kahverengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "deniz kurdu", "meanings": ["Deneyimli, eski denizci, usta denizci"]}, {"word": "devlet bakanı", "meanings": ["Bazı resmî kuruluşların yönetimini başbakan adına üstlenen hükûmet üyesi"]}, {"word": "dış ticaret açığı", "meanings": ["Yabancı ülkelerden alınan malların satılandan daha fazla olması sonunda ortaya çıkan borç tutarı"]}, {"word": "dilaltı", "meanings": ["Genellikle kalp hastalıklarında hızlı ve kesin etki sağlamak için dilin altına konularak emilen ilaç", "Tavuklarda görülen bir hastalık"]}, {"word": "didon sakallı", "meanings": ["Yalnız çenesinde sivri sakalı olan, didona sakallı"]}, {"word": "Doğululaşmak", "meanings": ["Doğu yaşayışını benimsemek"]}, {"word": "dünyaevi", "meanings": ["Evlilik"]}, {"word": "dünyaevine girmek", "meanings": ["evlenmek"]}, {"word": "dünya görüşlü", "meanings": ["Dünya görüşü olan"]}, {"word": "fallus", "meanings": ["Erkeklik organı"]}, {"word": "fakir cevher", "meanings": ["İçindeki madenin oranı düşük olan maden cevheri"]}, {"word": "folyo kâğıdı", "meanings": ["Yiyecekleri korumak ve saklamak için kullanılan, ince, şeffaf kâğıt"]}, {"word": "faredişi", "meanings": ["Bir iğne veya boncuk oyası türü"]}, {"word": "şıp", "meanings": ["Düşen su damlasının çıkardığı ses"]}, {"word": "formüle", "meanings": ["`Bir düşünceye bir anlatım biçimi vermek` anlamında kullanılan formüle etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "şıp diye", "meanings": ["`şıp` sesi çıkararak", "ansızın", "hemen"]}, {"word": "geniş görüşlü", "meanings": ["Konuları çok yönlü değerlendiren (kimse)"]}, {"word": "gönendirilme", "meanings": ["Gönderilmek işi"]}, {"word": "geniş görüşlülük", "meanings": ["Konuları çok yönlü değerlendirme"]}, {"word": "haletme", "meanings": ["Haletmek işi"]}, {"word": "haletmek", "meanings": ["Tahttan indirmek"]}, {"word": "Hanbeli", "meanings": ["İslamiyette dört Sünni mezhepten biri", "Bu mezhepten olan kimse"]}, {"word": "haptetmek", "meanings": ["Karşısındakini susturmak, cevap veremez durumunda bırakmak"]}, {"word": "haptetme", "meanings": ["Haptetmek işi"]}, {"word": "harf çevirisi", "meanings": ["Transliterasyon"]}, {"word": "hayat kadını", "meanings": ["Para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadın, orta malı, kaldırım çiçeği, kaldırım süpürgesi, kaldırım yosması, kötü kadın, sürtük, paçoz"]}, {"word": "iç güveyilik", "meanings": ["İç güveyi olma durumu"]}, {"word": "imza sirküleri", "meanings": ["Bir resmî daire veya ticari kuruluşta imza atmaya yetkili kimselerin imza örneklerini öncelik sırasına göre içeren imza belgesi"]}, {"word": "iki yüzlü", "meanings": ["İki tarafı olan", "İki taraflı kullanılan"]}, {"word": "İranistik", "meanings": ["İran dili ve kültürü araştırmaları"]}, {"word": "İranist", "meanings": ["İran dili ve kültürü ile uğraşan kimse"]}, {"word": "ince sıva", "meanings": ["Kaba sıva üzerine ince kum ve çimento karışımıyla yapılan düzgün sıva"]}, {"word": "isimlik", "meanings": ["Üzerine ad yazılan şey"]}, {"word": "işaretsiz", "meanings": ["İşareti olmayan"]}, {"word": "işgüzarca", "meanings": ["İşgüzara yakışacak bir biçimde"]}, {"word": "itçe", "meanings": ["Terbiyesiz bir biçimde"]}, {"word": "kabul kredisi", "meanings": ["Kabulün vadesinden önce poliçeyi kabul eden bankaya belirli bir tarihte belirli bir tutarın ödeneceğine dair anlaşmadan sonra bankanın açtığı kredi"]}, {"word": "kaça", "meanings": ["Ne kadar bir para, değer karşılığında?"]}, {"word": "kaça patlamak?", "meanings": ["ne kadara mal olmak, fiyatı ne olmak?"]}, {"word": "kaçta", "meanings": ["Ne zaman?"]}, {"word": "kafadan kontak", "meanings": ["Düşüncesiz, mantıksız iş gören"]}, {"word": "kafası boş", "meanings": ["Cahil"]}, {"word": "kafası bulutlu", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "kafası iyi", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "kafası çatlak", "meanings": ["Yarı deli, aptal (kimse)"]}, {"word": "kafası kontak", "meanings": ["Deli, çıldırmış, çılgın (kimse)"]}, {"word": "kafası küflü", "meanings": ["Çağının gerisinde kalmış, gerici"]}, {"word": "kafası örümcekli", "meanings": ["Düşüncesiz, kaba, anlayışsız (kimse)", "Gerici"]}, {"word": "kafası tembel", "meanings": ["Alık, budala, basireti olmayan (kimse)"]}, {"word": "kafası kıyak", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "kaldırım kabadayılığı", "meanings": ["Adi ve basit, seviyesiz, yersiz veya gereksiz güç gösterisi"]}, {"word": "kaldırım kabadayısı", "meanings": ["Basit, seviyesiz veya ucuz kahramanlık gösterisinde bulunan kimse"]}, {"word": "kale çizgisi", "meanings": ["Futbol vb. top oyunlarında, oyun alanının sınırlarını gösteren ve kale hizasında olan çizgi"]}, {"word": "kale vuruşu", "meanings": ["Futbolda topun karşı takım oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına çıkarılması sonucunda, genellikle kaleci aracılığıyla oyuna yeniden başlanması için yapılan atış"]}, {"word": "kalite riski", "meanings": ["Alıcının, varış yerine gelen malının kalitesi için yüklendiği riziko"]}, {"word": "kambiyo cirosu", "meanings": ["Döviz kurunun, poliçenin ciro edilmesi ile sabit duruma getirilmesi"]}, {"word": "kambiyo ajanı", "meanings": ["Borsalarda müşterilerin alım ve satım yapmalarını sağlayan kişi veya kuruluş"]}, {"word": "kambiyo senedi", "meanings": ["Poliçenin birinci kopyası veya aslı"]}, {"word": "kapalı bölge", "meanings": ["Ulaşım, ekonomi, nüfus hareketleri ve iletişim bakımından dışarıyla bağlantısı bulunmayan yer"]}, {"word": "kara düzen", "meanings": ["Halk müziğinde bağlama çalış türlerinden biri", "Düzensiz, karışık"]}, {"word": "karavel", "meanings": ["Çift motorlu bir uçak türü"]}, {"word": "karşı oy", "meanings": ["Kırmızı oy", "Muhalefet etme, karşı gelme"]}, {"word": "kaşık havası", "meanings": ["Orta Anadolu bölgesinde kaşık çalınarak oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği"]}, {"word": "katalitik soba", "meanings": ["Tüp gaz ile çalışan, ısıtma amacıyla kullanılan bir soba türü, katalitik"]}, {"word": "kavletme", "meanings": ["Kavletmek işi"]}, {"word": "kavletmek", "meanings": ["Sözleşmek, anlaşmak, söz kesmek"]}, {"word": "kazan dairesi", "meanings": ["Gemi veya çok katlı yapılarda ısıtma sisteminin yer aldığı bölüm"]}, {"word": "kederleniş", "meanings": ["Kederlenme işi"]}, {"word": "kemakân", "meanings": ["Önceden olduğu gibi, eskisi gibi"]}, {"word": "kırkyıllık", "meanings": ["Çok eski, köklü"]}, {"word": "kırkyıllık Yani, olur mu Kâni", "meanings": ["`eskimiş bir alışkanlık kolay kolay değişmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kola çıkma", "meanings": ["Kamu düzenini korumak için, kolluk kuvvetlerinin şehir çevresinde atla dolaşması"]}, {"word": "kolektifleşmek", "meanings": ["Ortaklaşmak"]}, {"word": "kot", "meanings": ["Temel ile zemin arasındaki yükseklik"]}, {"word": "kolektifleştirme", "meanings": ["Ortaklaştırma"]}, {"word": "konut kredisi", "meanings": ["Konut almak için banka vb. kurumlardan belli bir vadeye yayılmış olarak ödünç alınan para, emlak kredisi"]}, {"word": "arttırmak", "meanings": ["Artırma işi yapılmak", "Yükseltmek"]}, {"word": "kuluçkahane", "meanings": ["Kuluçkalık"]}, {"word": "kulyuç", "meanings": ["Geniş ve derin ağızlı mağara"]}, {"word": "kuruş", "meanings": ["Kurma işi"]}, {"word": "kuşdili", "meanings": ["Bir tür dişbudak"]}, {"word": "küçük çapta", "meanings": ["Belirli bir ölçüde", "Yaygın olmayan"]}, {"word": "arttırma", "meanings": ["Arttırmak işi"]}, {"word": "antroponim", "meanings": ["Kişi adı"]}, {"word": "baba bucağı", "meanings": ["Baba ocağı"]}, {"word": "defneyaprağı", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının, hanigiller familyasından lüferin küçük boylularına verilen özel bir ad (Pomatomus saltatrix)"]}, {"word": "peygamber dikeni", "meanings": ["Deve dikeni"]}, {"word": "meryemana dikeni", "meanings": ["Deve dikeni"]}, {"word": "laf cambazı", "meanings": ["Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyen kimse, demagog"]}, {"word": "laforizma", "meanings": ["Çok bilinen sözleri veya atasözlerini günün gereklerine göre değiştirme: `Akılsız başın cezasını ayaklar çeker` atasözünün `akılsız başın cezasını halklar çeker` biçimi bir laforizmadır"]}, {"word": "Leninci", "meanings": ["Leninciliği benimsemiş veya Lenincilik yanlısı, Leninist"]}, {"word": "Leninist", "meanings": ["Leninci"]}, {"word": "Lenincilik", "meanings": ["Lenin'in düşüncelerine dayanan bir akım, Leninizm"]}, {"word": "Leninizm", "meanings": ["Lenincilik"]}, {"word": "masöz", "meanings": ["Bayan masajcı"]}, {"word": "makyaj takımı", "meanings": ["Makyaj için gerekli olan malzemeleri bir arada bulunduran set"]}, {"word": "mayınlı", "meanings": ["Mayını olan, mayınlanmış yer"]}, {"word": "mayınsız", "meanings": ["Mayını olmayan, mayınlanmamış yer"]}, {"word": "mefruşatçılık", "meanings": ["Mefruşatçının işi"]}, {"word": "memnunca", "meanings": ["Memnun gibi, az çok memnun", "Memnun bir biçimde"]}, {"word": "meşaleci", "meanings": ["Ortalığı aydınlatmak için çıra vb. yakmakla görevli kimse"]}, {"word": "mendilsiz", "meanings": ["Mendili olmayan"]}, {"word": "metafor", "meanings": ["Mecaz"]}, {"word": "meydanda", "meanings": ["Ortada, ortalıkta, belli(II), açık, aşikâr"]}, {"word": "müge", "meanings": ["İnci çiçeği"]}, {"word": "meydanda bırakmak", "meanings": ["açıkta, evsiz barksız bırakmak", "ortada, herkesin gözü önünde bırakmak"]}, {"word": "mütevelli heyeti", "meanings": ["Bir vakfın veya bir kuruluşun yönetim işlerinin doğrudan bağlı bulunduğu kurul"]}, {"word": "nalınsız", "meanings": ["Takunyasız"]}, {"word": "nikelsiz", "meanings": ["Birleşiminde nikel bulunmayan", "Nikelle kaplanmamış"]}, {"word": "icabında", "meanings": ["Gerekince, gerekirse"]}, {"word": "hâlihazırda", "meanings": ["Bugünlerde, son zamanlarda", "Şimdi, şu anda"]}, {"word": "azit", "meanings": ["Azothidrik asit HN3 teki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleşikler"]}, {"word": "aziziye", "meanings": ["Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamlarının giydiği fes"]}, {"word": "hilafıhakikat", "meanings": ["Gerçek dışı"]}, {"word": "azol", "meanings": ["Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı"]}, {"word": "azonal", "meanings": ["Yeryüzünün herhangi bir noktasında enleme bağlı olmaksızın meydana gelen olay"]}, {"word": "azotölçer", "meanings": ["Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt, azotometre"]}, {"word": "ordövr tabağı", "meanings": ["İçine genellikle soğuk mezelerin konduğu özel olarak hazırlanmış tabak"]}, {"word": "ozonosfer", "meanings": ["Ozon yuvarı"]}, {"word": "ezan saati", "meanings": ["Ezan vakti"]}, {"word": "ölüm orucu", "meanings": ["Herhangi bir amaca ulaşmak için sonunda ölümü bile göze alarak tutulan oruç"]}, {"word": "ezelî takdir", "meanings": ["Yazgı"]}, {"word": "ezgiç", "meanings": ["Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet"]}, {"word": "ezme boya", "meanings": ["Yağ veya başka bir maddeyle ezilerek hamur durumuna getirilmiş boya"]}, {"word": "ezofori", "meanings": ["İki gözde görme bozukluğu"]}, {"word": "ezoterik", "meanings": ["İçrek"]}, {"word": "hüsnüteveccüh", "meanings": ["Sevgi ve saygıyla yakınlık gösterme"]}, {"word": "hüveyda", "meanings": ["Besbelli, açıkça, meydanda, aşikâr"]}, {"word": "hüzzam beşlisi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde birleşik makamların beşlilerinden biri"]}, {"word": "ıstampa resim", "meanings": ["Ağaç, bakır vb. yüzeylere oyulan ve tuvale basılan resim sanatı"]}, {"word": "ıstampalama", "meanings": ["Istampalamak işi"]}, {"word": "ıstampalamak", "meanings": ["Ham madeni sıcakta veya soğukta istenilen kalıba sokarak şekillendirmek"]}, {"word": "ıstakozluk", "meanings": ["Istakozları saklamak için deniz kıyısında yapılan özel bölüm veya havuz"]}, {"word": "ıstakoz ağı", "meanings": ["Kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan küçük ağ"]}, {"word": "ışık aylası", "meanings": ["Herhangi bir gök cismini çevreleyen ışıklı halka"]}, {"word": "ışık çanağı", "meanings": ["Sahneyi aydınlatmak için değişik açılardan ışığın gelmesini sağlayan çukur madenî yansıtıcı"]}, {"word": "ışık bacası", "meanings": ["Işığın yapıların içine iyice girebilmesi için yapılan baca"]}, {"word": "ışık aynası", "meanings": ["Fotoğrafçılıkta ışığı yansıtmak için ışık kaynağının önüne konulan nesne"]}, {"word": "ışık eğrisi", "meanings": ["Değişken bir yıldızın parlaklığının zamana göre değişimi gösteren grafik"]}, {"word": "ışık gölge", "meanings": ["Resimde ışıklı ve gölgeli bölümlerin birbirine göre dağılımını gösteren kısımlar"]}, {"word": "ışık hızı", "meanings": ["Işığın bir saniyede aldığı yol"]}, {"word": "ızdırapsız", "meanings": ["Izdırabı olmayan, acı veya üzüntü vermeyen"]}, {"word": "ışık göçüm", "meanings": ["Bitkilerde protoplazmanın ışığa gösterdiği tepki"]}, {"word": "ışıkkesen", "meanings": ["Karanlık odalara girip çıkarken bu yerlere ışık sızmasını önleyen düzen"]}, {"word": "ışıl", "meanings": ["Işıklı", "Işıldayan, parlak"]}, {"word": "ışık korkusu", "meanings": ["Bazı canlıların ışıktan korkma duygusu"]}, {"word": "ışılatma", "meanings": ["Işılatmak işi"]}, {"word": "ışılak", "meanings": ["Parıltı"]}, {"word": "ışılatmak", "meanings": ["Parıldatmak"]}, {"word": "ışınlandırma", "meanings": ["Işınlandırmak işi"]}, {"word": "ışınlı", "meanings": ["Işın veren, ışın saçan"]}, {"word": "ışıtım", "meanings": ["İçine yağ konularak ucundaki fitil sayesinde ışık elde edilen kandil"]}, {"word": "ışınım akısı", "meanings": ["Birim düzeyden birim zamana geçen ışınım"]}, {"word": "ışınım dengesi", "meanings": ["Bir yüzeyin aldığı ve yaydığı ışınımın denkliği"]}, {"word": "ışınım alıcısı", "meanings": ["Işınıma karşı duyarlı araç veya gereç"]}, {"word": "ışınlandırmak", "meanings": ["İnsan, hayvan veya herhangi bir materyal röntgen, gama, nötron vb. ışınların etkisinde kalmak"]}, {"word": "ışınım basıncı", "meanings": ["Işınımın yayılma doğrultusuna dik birim yüzeye birim zamanda yüklediği itme gücü"]}, {"word": "ıydiye", "meanings": ["Bayram kutlaması", "Bayramlarda din ve devlet büyüklerine sunulan kaside"]}, {"word": "ıtır yaprağı", "meanings": ["Süsleme sanatında ıtır yaprağı biçiminde oluşturulan ve kullanılan motif"]}, {"word": "ızgara yatağı", "meanings": ["Katı yakıtlı madenî bir ocağın, içine ızgaranın yerleştirildiği kısmı"]}, {"word": "ızgara parmaklığı", "meanings": ["Yüzen cisimleri ve yaprakları tutmak için, bir barajda, yükleme odasında basınçlı boru ağzının önüne eğik olarak yerleştirilen demir parmaklık"]}, {"word": "pekmezköpüğü", "meanings": ["Açık kahverengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "ızgara köfte", "meanings": ["Kıyma ve özel baharatların karıştırılıp yoğrulmasıyla hazırlanan, ızgarada pişirilen bir köfte türü"]}, {"word": "ıttırat", "meanings": ["Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma"]}, {"word": "ızgara demiri", "meanings": ["Kazan ızgarasını meydana getiren demir çubuklardan her biri"]}, {"word": "pısırıkça", "meanings": ["Pısırık gibi, pısırığa yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "piknik tip", "meanings": ["Orta boylu, şişmanca, geniş ve yumuşak yüzlü, kalınca boyunlu, yukarı doğru daralan şişkin göğüslü ve iri göbekli kimse"]}, {"word": "püritenlik", "meanings": ["Püriten olma durumu", "Ahlaki, siyasi vb. konularda katı taassup"]}, {"word": "potansiyel suçlu", "meanings": ["Suçlu işleme ihtimali olan kimse"]}, {"word": "pürizm", "meanings": ["Özleştirmecilik"]}, {"word": "putrelli", "meanings": ["Putreli olan"]}, {"word": "püskürtücü", "meanings": ["Püskürtme işini yapan araç, sprey"]}, {"word": "püskülcük", "meanings": ["Güneş kursunun bazı tek renkli resimlerinde görülen parlak bulut"]}, {"word": "püskürtüş", "meanings": ["Püskürtme işi"]}, {"word": "püstül", "meanings": ["İrinle dolu kabarcık veya sivilce"]}, {"word": "kalkınma hızı", "meanings": ["Belirli iki tarih arasında ekonomideki büyüme veya gelişme durumu"]}, {"word": "kenarın dilberi", "meanings": ["Kibarlığa özenen, görgüsü az kadın"]}, {"word": "kalp aksesi", "meanings": ["Kalp krizi"]}, {"word": "kefen parası", "meanings": ["Ölüm durumunda gerekli masrafların görülmesi için ayrılmış para"]}, {"word": "püskürtme makinesi", "meanings": ["Püskürteç"]}, {"word": "püskürük taş", "meanings": ["Püskürük külte"]}, {"word": "püskürme benli", "meanings": ["Bir arada irili ufaklı benleri olan"]}, {"word": "püskürük külte", "meanings": ["Yanardağından püskürme sonucu katılaşmış duruma gelen taş, püskürük taş"]}, {"word": "lüknet", "meanings": ["Dilde pelteklik, tutukluk durumu"]}, {"word": "lük boyası", "meanings": ["Kırmızı boya"]}, {"word": "lük", "meanings": ["Boyacılıkta kullanılan Hint zamkı"]}, {"word": "lügol", "meanings": ["Yüz birim suya bir birim iyodo-iyodür katılarak oluşturulan güçlü bir çözelti"]}, {"word": "lümensaat", "meanings": ["Işık miktarı birimi lümenlik ışık akısıyla 1 saatte yayılan ışık ölçüsü"]}, {"word": "lüpletme", "meanings": ["Lüpletmek işi"]}, {"word": "lüks baskı", "meanings": ["Kitapların iyi cins kâğıt ve özel ciltli kapaklara basılan biçimi"]}, {"word": "lüks hayat", "meanings": ["Fazla masraf gerektiren şaşaalı, gösterişli ve göz kamaştırıcı yaşama biçimi"]}, {"word": "lüks koltuk", "meanings": ["Salonun arka ve yan taraflarında özel bölmelerde yer alan ve ücreti farklı olan koltuk"]}, {"word": "lüks mevki", "meanings": ["Birinci mevki"]}, {"word": "lüks tarife", "meanings": ["İyi hizmet verilen yerlerde uygulanan, normal fiyattan yüksek olan ücret"]}, {"word": "lütufkârane", "meanings": ["İyilikle davranarak"]}, {"word": "sanat eri", "meanings": ["Sanatçı"]}, {"word": "sarıağı", "meanings": ["Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki, sifin, zifin (Rhododendron luteun)"]}, {"word": "selzede", "meanings": ["Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse"]}, {"word": "seyyar hastane", "meanings": ["Harekâtta veya acil durumlarda kullanılmak üzere yapılan, gezgin hastane", "İlk yardım çantası niteliğinde sağlık malzemesinin bulunduğu dolap veya çanta"]}, {"word": "scoreboard", "meanings": ["343 sayı göstergesi"]}, {"word": "söylevci", "meanings": ["Bir topluluk karşısında konuşan kimse"]}, {"word": "oynaşlık", "meanings": ["Oynaşın yaptığı iş"]}, {"word": "sükûn", "meanings": ["Sükûnet"]}, {"word": "oynaşlık etmek", "meanings": ["toplumda hoş karşılanmayan ilişkilerde bulunmak"]}, {"word": "oyuklu", "meanings": ["Oyuğu olan, oyukları bulunan"]}, {"word": "oyun sahası", "meanings": ["Oyun alanı"]}, {"word": "ozonlayıcı", "meanings": ["Ozonlama cihazı"]}, {"word": "ozonlama cihazı", "meanings": ["Ozonlanmış oksijen elde etmeye yarayan, duyarlı bir alet, ozonlayıcı"]}, {"word": "ozon yuvarı", "meanings": ["Atmosferin 15-40 kilometre arasında bulunan tabakası, ozonosfer"]}, {"word": "ozon tedavisi", "meanings": ["Lokal veya genel banyo, pansuman veya iğneyle ozon ve oksijen vererek yapılan tedavi"]}, {"word": "oyun alanı", "meanings": ["Çocukların oynayabilmesi için özel olarak hazırlanmış bölüm, yer", "Karşılaşmaların yapıldığı yer, oyun sahası"]}, {"word": "ozonür", "meanings": ["Ozonun çift bağlı organik maddelerle meydana getirdiği katılma bileşiği"]}, {"word": "ragbi", "meanings": ["On beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun"]}, {"word": "rakı meclisi", "meanings": ["Rakı veya başka içki içilip yemekler, mezeler yiyerek vakit geçirilen, çalınıp söylenerek eğlenilen toplantı, rakı âlemi"]}, {"word": "reenkarnasyon", "meanings": ["Ruh göçü"]}, {"word": "roze", "meanings": ["Bir tür pembe şarap, gül şarabı"]}, {"word": "seğrimek", "meanings": ["Seğirmek"]}, {"word": "sütuncuk", "meanings": ["Gövdesi klasik sütunlardan ince ve uzun olan küçük sütun"]}, {"word": "süvari polisi", "meanings": ["Atlı polis"]}, {"word": "süvari sınıfı", "meanings": ["Harekât ve manevra yeteneğini at üstünde gerçekleştiren, aynı zamanda piyade gibi de görev yapan askerî sınıf"]}, {"word": "süveyda", "meanings": ["Kalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek", "Kalpteki gizli günah"]}, {"word": "süzme bal", "meanings": ["Peteklerden süzülerek elde edilen bal"]}, {"word": "süzgeç gagalılar", "meanings": ["Ördek, kaz, flaman vb. perde ayaklı kuşları içine alan alt takım"]}, {"word": "talakıselase", "meanings": ["Mecelle'ye göre, kocanın ayrı ayrı üç kez veya bir arada üç kez karısını boşadığını bildirmesiyle gerçekleşen boşanma"]}, {"word": "t, T", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi dördüncü sırasında yer alan ve Te adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, patlayıcı diş ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "vizyon sahibi", "meanings": ["Geniş görüşlü, ileri görüşlü, ufku geniş (kimse)"]}, {"word": "varissiz", "meanings": ["Varisi olmayan"]}, {"word": "tanıtma kartı", "meanings": ["Kimlik"]}, {"word": "toponimi", "meanings": ["Yer adı bilimi"]}, {"word": "terbiyeleme", "meanings": ["Terbiyelemek işi"]}, {"word": "tez beri", "meanings": ["Kolaylıkla", "Çabucak"]}, {"word": "turlama", "meanings": ["Turlamak işi"]}, {"word": "tez vakit", "meanings": ["Tez vakitte"]}, {"word": "tümörlenme", "meanings": ["Tümörleşme"]}, {"word": "leksik birimi", "meanings": ["Sözlük birimi"]}, {"word": "yaka kartı", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlara dışarıdan gelen kimselerin ziyaretçi olduğunu veya kurum içinde görevli personelin kimliğini göstermek için yakaya takılan resmî kart"]}, {"word": "yalavaç", "meanings": ["Peygamber"]}, {"word": "yük katarı", "meanings": ["Yük treni"]}, {"word": "yedialtmışbeşlik", "meanings": ["Namlusu 7,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü"]}, {"word": "zeytinyağlı", "meanings": ["İçine zeytinyağı katılan"]}, {"word": "üvey anne", "meanings": ["Öz olmayan anne, analık, üvey ana, cicianne", "Çocuğuna kötü davranan anne"]}, {"word": "ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli", "meanings": ["`buranın şartlarına uymalı veya buradan ayrılmalı` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ya ... ya ...", "meanings": ["Birinden birinin olacağı sanılan iki iş için kullanılan bir söz", "Birinden birinin seçilmesi gereken durumlarda kullanılan bir söz", "Cümlede eş görevli ögeler arasında ya ... ya ..., ya ... veya, ya ... yahut biçimlerinde tekrarlanarak kullanılan bir söz"]}, {"word": "ya deve ya deveci (veya deve üstündeki hacı)", "meanings": ["`ilerisi için verdiğim sözden korkmuyorum, o zamana kadar şartlar değişebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ya devlet başa ya kuzgun leşe", "meanings": ["`sonunda büyük bir başarıya ulaşmak için yok olma tehlikesi bile göze alınır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ya huyundan ya suyundan", "meanings": ["bazı özellikleri olduğu gibi bir yerden, bir kimseden almış kimseler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "ya herrü ya merrü", "meanings": ["zor, tehlikeli bir durum karşısında `ne olursa olsun` gibi kötü ihtimalin de göze alındığını anlatan bir söz"]}, {"word": "yakasız mintan", "meanings": ["Kefen"]}, {"word": "vesika fotoğrafı", "meanings": ["Vesikalık fotoğraf"]}, {"word": "fehmetme", "meanings": ["Fehmetmek işi"]}, {"word": "laptop", "meanings": ["343 dizüstü"]}, {"word": "zirzopça", "meanings": ["Zıpırca"]}, {"word": "asaleten atama", "meanings": ["Asaleten atamak işi"]}, {"word": "mihenk taşı", "meanings": ["Altın, gümüş vb. madenlerin ayarını anlamak için sürtüldükleri bir tür taş, mihenk, denek taşı"]}, {"word": "ayakta tedavi", "meanings": ["Hastanın yatağa yatırılması gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapılan tedavi"]}, {"word": "icra kuvveti", "meanings": ["Yürütme gücü"]}, {"word": "çoğaltan", "meanings": ["Çarpan"]}, {"word": "Es", "meanings": ["Aynştaynyum elementinin simgesi"]}, {"word": "akortsuzlaşmak", "meanings": ["Akordu bozulmak"]}, {"word": "akortlamak", "meanings": ["Akort etmek"]}, {"word": "sent", "meanings": ["Doların yüzde biri değerinde para birimi"]}, {"word": "tefahhus", "meanings": ["İnceden inceye araştırma"]}, {"word": "gülibrişim", "meanings": ["İpek ağacı"]}, {"word": "ipek gülü", "meanings": ["İpek ağacı"]}, {"word": "gümüşi akasya", "meanings": ["Mimoza"]}, {"word": "tülü", "meanings": ["Uzun tüylü, özel güreşlerde yararlanılan erkek deve"]}, {"word": "fikirleşme", "meanings": ["Fikirleşmek işi"]}, {"word": "fikirleştirmek", "meanings": ["Fikrî yanını geliştirmek, olgunlaştırmak"]}, {"word": "fikirleşmek", "meanings": ["Bir konuyu karşılıklı olarak tartışıp görüş alışverişinde bulunmak"]}, {"word": "fikirleştirme", "meanings": ["Fikirleştirmek işi"]}, {"word": "baklava börek", "meanings": ["Bir başka şeyle karşılaştırıldığında çok kolay ve zevkli olan iş"]}, {"word": "baklava börek olsa yemem", "meanings": ["fazlasıyla tok olunduğunda söylenen bir söz"]}, {"word": "tekiden", "meanings": ["Tekit ederek, tekit yoluyla, üsteleyerek, yineleyerek"]}, {"word": "kulak sadakası", "meanings": ["Duyulan ve öğrenilen bilgilerin bir bölümünün başkalarına aktarılması"]}, {"word": "çultutmaz", "meanings": ["Giysi ve mal değeri bilmeyen, derbeder, serseri, avare (kimse)"]}, {"word": "kuş uçumu", "meanings": ["Kuş uçuşu"]}, {"word": "Acem kılıcı gibi", "meanings": ["her iki tarafı da idare edebilen, güvenilmez (kimse)"]}, {"word": "Acem kılıcı", "meanings": ["İki tarafı keskin olan kılıç"]}, {"word": "anık", "meanings": ["Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki, dağ reyhanı (Ziziphora)"]}, {"word": "dağ reyhanı", "meanings": ["Anık (II)"]}, {"word": "servi ağacı", "meanings": ["Servi"]}, {"word": "betimlemeli", "meanings": ["Tasvirî"]}, {"word": "tıpkısı", "meanings": ["Aynı"]}, {"word": "kan ayaklı", "meanings": ["Çaresiz, zavallı", "Yoksul", "Kanı ayaklı"]}, {"word": "teleskobik", "meanings": ["Teleskop aracılığıyla yapılan", "Birbiri içine girebilen, boyu uzayıp kısalabilen araç"]}, {"word": "pavlonya", "meanings": ["Vatanı Orta Çin, 10-15 metre boyunda, 1 metre çapında, yaprakları gri yeşil renkli tüylü, çiçekleri güzel kokulu, pembe, mor, açık eflatun renginde, salkım biçiminde, dekoratif bir ağaç (Paulownia tomentosa)"]}, {"word": "akçakesme", "meanings": ["Kesme"]}, {"word": "Mihalıççık peyniri", "meanings": ["Uzun ve büyük kalıplar hâlinde hazırlanan, çok tuzlu ve gözenekli sert bir peynir türü"]}, {"word": "Afyon kaymağı", "meanings": ["Afyon yöresine özgü bir kaymak türü"]}, {"word": "katılımcı", "meanings": ["Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb., iştirakçi", "Herhangi bir toplantıda yöneticiden söz alıp konuşmaya katılan kişi"]}, {"word": "yundusuz", "meanings": ["Aklı kıt"]}, {"word": "östrojen tedavisi", "meanings": ["Menopoz sırasında ve daha sonraki yıllarda kalp, kemik ve damarlar üzerinde meydana gelebilecek olumsuz etkileri önleyen bir tedavi"]}, {"word": "alerjen", "meanings": ["Alerjiye sebep olan herhangi bir madde"]}, {"word": "sezonluk", "meanings": ["Belirli bir süre içinde uygulanan", "Mevsimlik"]}, {"word": "guru", "meanings": ["Brahmacı eğitimde, yüksek kasttan gençleri ve öğrencileri yetiştiren, manevi gücünün en yüksek noktada olduğuna inanılan kimse", "Pir"]}, {"word": "gürpedek", "meanings": ["Ansızın"]}, {"word": "kumlaştırmak", "meanings": ["Kum tanecikleri durumuna getirmek"]}, {"word": "kumlaştırma", "meanings": ["Kumlaştırmak işi"]}, {"word": "büyütken", "meanings": ["Büyümeye yol açan"]}, {"word": "Yeni Zelandalı", "meanings": ["Yeni Zelanda halkından olan kimse"]}, {"word": "Tayvanlı", "meanings": ["Tayvan halkından olan kimse"]}, {"word": "kısma ad", "meanings": ["Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma, kısaltmalı kelime, akronim: İLESAM, ASELSAN gibi"]}, {"word": "akronim", "meanings": ["Kısma ad"]}, {"word": "mersin ağacı", "meanings": ["Mersin"]}, {"word": "karayemiş", "meanings": ["Taflan"]}, {"word": "tespih çalısı", "meanings": ["Tespih ağacı"]}, {"word": "karayemiş ağacı", "meanings": ["Taflan"]}, {"word": "sofora", "meanings": ["Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, 15-20 metre boy atabilen, 1 metre eninde gövdeye ulaşabilen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç (Sophora japonica)"]}, {"word": "yapay ipek", "meanings": ["Sonradan elde edilmiş ipek, suni ipek"]}, {"word": "bilasebep", "meanings": ["Sebepsiz yere, hiçbir sebep olmadan, gereksizce"]}, {"word": "Hasandede üzümü", "meanings": ["Kırıkkale çevresinde ve özellikle Hasandede yöresinde yetiştirilen, beyaz renkli, yuvarlak, seyrek taneli, iri çekirdekli, sulu, uzun ve etli bir tür üzüm"]}, {"word": "yağ mantısı", "meanings": ["Hamuru kalın ve çay tabağı büyüklüğünde bohçalar hâlinde hazırlanan, bol yağlı olarak pişirilen bir mantı türü"]}, {"word": "Siirt battaniyesi", "meanings": ["Tiftik keçisinin tüyünden dokunan, uzun tüyleri çeşitli yönlere yatırılarak desenler elde edilen bir battaniye türü"]}, {"word": "Tonya yağı", "meanings": ["Besin değeri yüksek, hafif ve hoş kokulu, koyu sarı renkli bir tereyağı türü, Trabzon yağı"]}, {"word": "Yuva kavunu", "meanings": ["Koyu renkli, kalın kabuklu, dayanıklı ve tatlı bir tür kavun"]}, {"word": "Trabzon yağı", "meanings": ["Tonya yağı"]}, {"word": "Değirmendere fındığı", "meanings": ["İnce kabuklu, uzunca, yağı az ve taze taze tüketilen bir tür fındık"]}, {"word": "ferik elması", "meanings": ["Ferik (I)"]}, {"word": "bakıntı", "meanings": ["Temel gereksinimleri karşılama"]}, {"word": "maltalık", "meanings": ["Malta taşı ile kaplı sofa, avlu"]}, {"word": "suni ipek", "meanings": ["Yapay ipek"]}, {"word": "ağaç serçesi", "meanings": ["Dağ serçesi"]}, {"word": "ağaç yılanı", "meanings": ["Su yılanıgillerden, 120 santimetre uzunluğunda, ağaçlar üzerinde yaşayan bir tür yılan"]}, {"word": "acı pelin", "meanings": ["Pelin"]}, {"word": "pelin otu", "meanings": ["Pelin"]}, {"word": "akpelin", "meanings": ["Pelin"]}, {"word": "köygöçüren", "meanings": ["Üzeri zeytin yeşili veya kirli sarımsı yeşil renkli, sapı beyaz, üst kısmında derimsi bir halka ve dip kısmında belirgin çanakçık bulunan, meşe ve kayın ağaçlarının altında biten, en tehlikeli zehirli bir tür mantar, evcikkıran (Phalloides)"]}, {"word": "Hint leylağı", "meanings": ["Oya ağacı"]}, {"word": "evcikkıran", "meanings": ["Köygöçüren"]}, {"word": "oya ağacı", "meanings": ["Doğal olarak Çin ve Japonya'da yetişen, en çok 6-7 metre boyunda, gövde kabuğu kavlar hâlinde dökülen, çiçekleri kırmızı, beyaz veya lavanta renginde, dekoratif amaçlı olarak yetiştirilen bir ağaç, Hint leylağı (Lagerstromeia indica)"]}, {"word": "Çin çamı", "meanings": ["Mabet ağacı"]}, {"word": "ışığan", "meanings": ["Kışın yapraklarını dökmeyen, 3 metre boyunda, yaprakları sivri dikenli, beyaz çiçekli, meyvesi parlak kırmızı renkli bir tür çalı (Ilex colchica)"]}, {"word": "mabet ağacı", "meanings": ["Dünyadaki tohumlu bitkilerin en eskisi ve yaşlısı olup yaşayan fosil olarak adlandırılan, 30-40 metre boyunda 2-3 metre çapında, sonbaharda altın sarısı yapraklarıyla dekoratif bir görünüm sergileyen, dona ve hava kirliliğine karşı dayanıklı bir süs ağacı, Çin çamı (Ginkgo biloba)"]}, {"word": "demircik", "meanings": ["Dişbudak"]}, {"word": "her dem", "meanings": ["Her zaman"]}, {"word": "kuş iğdesi", "meanings": ["İğdegillerden, 60-80 yıl ömürlü, zeytin yaprağını andıran, ince yapraklı, dikenli, meyveleri zeytin iriliğinde, dekoratif amaçlı olarak yetiştirilen bir ağaç (Elaeagnus angustifolia)"]}, {"word": "deliboynuz", "meanings": ["Erguvan"]}, {"word": "karagürgen", "meanings": ["Gürgen"]}, {"word": "develik", "meanings": ["Defne"]}, {"word": "dağ servisi", "meanings": ["Sedir (II)"]}, {"word": "sandal ağacı", "meanings": ["Koca yemiş"]}, {"word": "elektrolit dengesi", "meanings": ["Hücre içi ve dışı sıvılarında madensel iyonların uygun yoğunlukta bulunması"]}, {"word": "kızılsöğüt", "meanings": ["Kızılağaç"]}, {"word": "boş kafalı", "meanings": ["Akılsız, bilgisiz"]}, {"word": "soğancılık", "meanings": ["Soğan yetiştirme veya satma işi"]}, {"word": "bitmişi", "meanings": ["Bir şeyin son fiyatı"]}, {"word": "patatesçi", "meanings": ["Patates yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "patatesçilik", "meanings": ["Patates yetiştirme veya satma işi"]}, {"word": "reçina", "meanings": ["Reçine ile yapılan bir tür alkollü içki"]}, {"word": "kıyıdaş", "meanings": ["Aynı denizde kıyısı olan ülke veya şehirlerden her biri, sahildar"]}, {"word": "hapazlamacılık", "meanings": ["Hapazlamacı olma durumu"]}, {"word": "hapazlamacı", "meanings": ["Yasal olmayan yoldan kazanç elde eden kimse"]}, {"word": "çocuklamak", "meanings": ["Doğurmak, dünyaya getirmek"]}, {"word": "sahildar", "meanings": ["Kıyıdaş"]}, {"word": "tedarikçi", "meanings": ["Gerekli malzemeyi sağlayan kimse"]}, {"word": "çocuklama", "meanings": ["Çocuklamak işi"]}, {"word": "tedarikçilik", "meanings": ["Tedarikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kan pahası", "meanings": ["Diyet (I)"]}, {"word": "eriştelik", "meanings": ["Erişte yapmaya yarayan", "Kıyılarda deniz yosunlarının hareketi engelleyecek biçimde çok olduğu yer"]}, {"word": "enterfon", "meanings": ["İç telefon donanımı"]}, {"word": "donatısız", "meanings": ["Donatısı olmayan"]}, {"word": "donatılı", "meanings": ["Donatısı olan"]}, {"word": "dreç", "meanings": ["Ağlı kepçe, tarama ağı"]}, {"word": "kâr marjı", "meanings": ["Ortaklıkların ürünlerini satışta göz önünde tuttukları kâr oranı"]}, {"word": "on milyonluk", "meanings": ["On milyon liralık kâğıt para"]}, {"word": "dilden dile", "meanings": ["Sözlü bir biçimde"]}, {"word": "dilden dile aktarılmak", "meanings": ["sözlü olarak yayılmak"]}, {"word": "dilden dile dolaşmak", "meanings": ["birçok kişi tarafından konuşulmak"]}, {"word": "aç açına", "meanings": ["Aç olarak, bir şey yemeden"]}, {"word": "dilden dile geçmek", "meanings": ["kişiler arasında çok konuşulur olmak"]}, {"word": "paratiroit bezi", "meanings": ["Tiroit bezinin yanında yer alan, kandaki kalsiyum düzeyinin normalde tutulmasını denetleyen hormonu salgılayan bez"]}, {"word": "zıt anlamlı", "meanings": ["Karşıt anlamlı"]}, {"word": "ruhsatlandırmak", "meanings": ["Ruhsat vermek"]}, {"word": "balçıklaşmak", "meanings": ["Balçık durumuna gelmek"]}, {"word": "ruhsatlandırma", "meanings": ["Ruhsatlandırmak işi"]}, {"word": "balçıklaşma", "meanings": ["Balçıklaşmak durumu"]}, {"word": "sağ selamet", "meanings": ["Sağ salim"]}, {"word": "mozalak", "meanings": ["Olgunlaşmamış, eğri büğrü meyve"]}, {"word": "sövücü", "meanings": ["Sövgücü"]}, {"word": "yerel televizyon", "meanings": ["Belirli bir bölgeye yayın yapan televizyon kanalı"]}, {"word": "tereyağlı", "meanings": ["Tereyağı ile yapılmış"]}, {"word": "lebdeğmez", "meanings": ["Saz şiirinde b, f, m, p, v dudaksıl sesleri kullanılmadan söylenen koşma türü, dudakdeğmez"]}, {"word": "dudakdeğmez", "meanings": ["Lebdeğmez"]}, {"word": "yamaç paraşütü", "meanings": ["Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılan paraşüt, parapent", "Bu paraşüt ile yapılan spor türü, parapent"]}, {"word": "yağ çubuğu", "meanings": ["Motorlu araçlarda motorun yağ seviyesini kontrol etmeye yarayan ve özel göstergesi bulunan ince çubuk"]}, {"word": "alamerikan", "meanings": ["Amerikan usulü"]}, {"word": "güzeşte", "meanings": ["Geçmiş, geçen"]}, {"word": "dökme gaz", "meanings": ["Yakıt olarak kullanılmak üzere konutlardaki veya iş yerlerindeki depolara doldurulan sıvılaştırılmış gaz"]}, {"word": "dökme çimento", "meanings": ["Hazır beton yapma yerlerinde kullanılmak üzere torbalanmadan özel araçlarla taşınan çimento"]}, {"word": "agrega", "meanings": ["Katışmaç"]}, {"word": "hazır beton", "meanings": ["Yapı işlerinde kullanılmak üzere beton santrallerinde hazırlandıktan sonra karmaçlarla taşınan karışım"]}, {"word": "beton santrali", "meanings": ["Yıldız biçiminde bölümlenmiş, içinde çeşitli irilikte kum ve çakıl bulunan gereçleri, tamburda su ve çimento ile karıştırarak hazır beton üreten yapım yeri"]}, {"word": "tambur", "meanings": ["Silindir biçiminde kap"]}, {"word": "tambur majör", "meanings": ["Bando takımının çaldığı parçayı, yürüyüşünü, ritmini elindeki asa ile yönlendiren kimse"]}, {"word": "kurtarmacılık", "meanings": ["Kurtarmacının işi veya mesleği"]}, {"word": "kurtarmacı", "meanings": ["Arızalanan veya kaza yapan araçlara yardımda bulunan kimse"]}, {"word": "kınalı kuzu", "meanings": ["Genellikle alnına kına yakılmış kuzu veya koyun", "Askere gönderilen gençlere verilen ad", "Sevgi belirtmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "sivilize", "meanings": ["Medenileşmiş, uygar"]}, {"word": "kuş evi", "meanings": ["Kuşların barınmalarını ve korunmalarını sağlamak için saray, köşk vb. konutların duvarlarına veya bahçelerindeki büyük ağaçların dallarına özel olarak yapılan yuva"]}, {"word": "ufarakça", "meanings": ["Oldukça ufak veya küçük"]}, {"word": "kaynaklı", "meanings": ["Belli bir kaynaktan gelen", "Kaynak yapılmış"]}, {"word": "kuşgözü", "meanings": ["Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere"]}, {"word": "chat", "meanings": ["343 sanal sohbet"]}, {"word": "taşlanmış kot", "meanings": ["Sert bir yüzeye sürtülerek yer yer rengi açılmış ve kullanılmış görünümü verilmiş kumaş"]}, {"word": "ön eleme", "meanings": ["Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılan eleme"]}, {"word": "limuzin", "meanings": ["İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü"]}, {"word": "bilgisayar masası", "meanings": ["Bilgisayar ve eklentilerinin yer aldığı masa"]}, {"word": "depozitolu", "meanings": ["Depozitosu olan"]}, {"word": "düzlek yapı", "meanings": ["Yatay duruşlu tabakaların geniş yer tuttuğu düzlük"]}, {"word": "depozitosuz", "meanings": ["Depozitosu olmayan"]}, {"word": "uzlaşım", "meanings": ["Uzlaşma"]}, {"word": "fiskos sehpası", "meanings": ["Etrafına iki sandalye veya koltuk konabilen yuvarlak sehpa, fiskos masası"]}, {"word": "ön rapor", "meanings": ["Esas rapora dayanak olmak üzere hazırlanmış olan ön bilgi yazısı"]}, {"word": "pinpon masası", "meanings": ["Üzerinde masa tenisi oynanan masa"]}, {"word": "fiskos masası", "meanings": ["fiskos sehpası"]}, {"word": "bilardo masası", "meanings": ["Üzerinde bilardo oynanan, yeşil çuha kaplı, delikli veya deliksiz masa"]}, {"word": "kontörlü", "meanings": ["Kontörü bulunan"]}, {"word": "kontuar", "meanings": []}, {"word": "kontörlü telefon", "meanings": ["Konuşma süresini gösteren sayaçlı telefon"]}, {"word": "hesap makinesi", "meanings": ["Birçok sayısal işlemi yapmaya yarayan araç"]}, {"word": "ezgileşmek", "meanings": ["Ezgi durumuna gelmek"]}, {"word": "can havliyle", "meanings": ["Ölüm korkusundan doğan güçlü bir tepki ile"]}, {"word": "ezgileşme", "meanings": ["Ezgileşmek işi"]}, {"word": "ezgileştirmek", "meanings": ["Ezgileşme işini yaptırmak"]}, {"word": "ezgileştirme", "meanings": ["Ezgileştirmek işi"]}, {"word": "akne", "meanings": ["Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce"]}, {"word": "iç spiker", "meanings": ["Televizyon ekranında görülmeyen, sesi duyulan sunucu"]}, {"word": "anchorman", "meanings": ["343 ana haber sunucusu"]}, {"word": "manti", "meanings": ["Sakalı çıkmamış genç oğlan"]}, {"word": "derin devlet", "meanings": ["Devletin çıkarlarını gözetip kolladığı öne sürülen, göz önünde olmayan örtülü güç"]}, {"word": "bandana", "meanings": ["Başı değişik biçimlerde bağlamak amacıyla kullanılan büyük mendil"]}, {"word": "çeldirici", "meanings": ["Test sınavında, sorunun cevapları arasında doğruya en yakın görünen ancak yanlış olan şık"]}, {"word": "au pair", "meanings": ["343 bakıcı"]}, {"word": "malcılık", "meanings": ["Malcının yaptığı iş"]}, {"word": "çeldirmek", "meanings": ["Çelme işini yaptırmak", "Yanılmasına yol açmak"]}, {"word": "çeldirme", "meanings": ["Çeldirmek işi"]}, {"word": "tezelden", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "malcı", "meanings": ["Mal alıp satan kimse"]}, {"word": "metal yorulması", "meanings": ["Metallerin molekül yapısında yük, direnç ve titreşim nedeniyle bozukluk oluşması"]}, {"word": "yırtımcı", "meanings": ["Manifaturacı"]}, {"word": "yırtım", "meanings": ["Basma kumaş vb. dokuma"]}, {"word": "yırtımcılık", "meanings": ["Yırtımcının işi"]}, {"word": "kumrucu", "meanings": ["Kumru yapan veya satan kimse"]}, {"word": "cikcik", "meanings": ["Beyaz kum midyesi", "Acemi, bir işe yeni başlayan"]}, {"word": "buşon", "meanings": ["Şişeyi kapatmaya yarayan tapa"]}, {"word": "pamuk helvası", "meanings": ["Toz şekerin çok sıcak bir ortamda hızlı bir biçimde döndürülüp pamuklaşmasından oluşan bir tatlı türü, pamuk şekeri"]}, {"word": "kuver", "meanings": ["Lokantalarda yemeklerin servisinden önce masaya serilen örtü", "Bu örtüyle birlikte çatal, bıçak, kaşık, şamdan, tuzluk vb. şeylerin servise sunulmasından dolayı alınan ücret"]}, {"word": "hapır hapır", "meanings": ["Hapır hupur"]}, {"word": "istatistiki", "meanings": ["İstatistiksel"]}, {"word": "sayımlamalı", "meanings": ["İstatistiksel"]}, {"word": "kara bahtlı", "meanings": ["Yaşayışı, hayatı sürekli kötü, mutsuz, bahtlı karşıtı"]}, {"word": "köpürgen", "meanings": ["Gerekli gereksiz, hızlı, aralıksız ve bıktırıcı biçimde konuşan"]}, {"word": "kuşaklanmak", "meanings": ["Kuşaklama işine konu olmak", "Çepeçevre sarılmak"]}, {"word": "üzenti", "meanings": ["Manevi hazdan yoksunluk"]}, {"word": "kuşaklanma", "meanings": ["Kuşaklanmak durumu"]}, {"word": "afal", "meanings": ["Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez"]}, {"word": "beslenme yetersizliği", "meanings": ["Çeşitli güçlükler ve yokluklar yüzünden vücuda gerekli olan gıdaların yerinde ve zamanında alınamaması durumu"]}, {"word": "çengüçağanak", "meanings": ["Çalgı çağanak"]}, {"word": "duran top", "meanings": ["Atış yapmak üzere bekletilen ve hareketsiz olan futbol topu"]}, {"word": "yeterli beslenme", "meanings": ["Vücudun yaşaması ve çalışmasını sürdürebilmesi için gerekli enerjinin karbonhidrat, yağ ve proteinlerden sağlanması işi"]}, {"word": "bağlantı doku", "meanings": ["Hücreleri ve çeşitli dokuları bir arada tutarak destek ve bağlama görevi yapan hücreler topluluğu"]}, {"word": "beslenme sorunu", "meanings": ["Eğitim yetersizliği, ekonomik güçlükler, gıda üretimi ve dağıtımı, teknolojisindeki düzensizlikler sebebiyle ortaya çıkan olumsuz durum"]}, {"word": "dengesiz beslenme", "meanings": ["Büyüme, gelişme ve sağlık durumlarının bozulması veya gereğinden çok besin alarak aşırı şişmanlama dolayısıyla ortaya çıkan sağlık bozukluğu"]}, {"word": "hipofiz", "meanings": ["Beynin alt bölümünde bulunan, salgısını kana vererek fizyolojik olaylarda önemli rol oynayan sinirsel organ"]}, {"word": "protein yetersizliği", "meanings": ["Yeterli protein alınmaması veya düşük kaliteli proteinlerin alınması sonucu ortaya çıkan, büyümeyi engelleyen, hastalıkların ağır seyretmesine yol açan, kan hücrelerinin yapımını geciktiren ve kansızlığa sebep olan dengesiz beslenme"]}, {"word": "Flamenko", "meanings": ["Endülüs halk müziği"]}, {"word": "mineralsiz", "meanings": ["İçinde mineral bulunmayan"]}, {"word": "mineralli", "meanings": ["İçinde mineral bulunan", "İçinde mineralleşmiş tabakalar ve cevherler bulunan (kaya veya arazi parçası)"]}, {"word": "kümes hayvanları", "meanings": ["Etinden, tüyünden, yumurtasından yararlanmak üzere yetiştirilip beslenen tavuk, kaz, ördek, hindi vb. evcil hayvanlar"]}, {"word": "inorganik öge", "meanings": ["Besinlere koruyucu olarak eklenen asit türü"]}, {"word": "organik öge", "meanings": ["Besinlere koruyucu olarak eklenen organik asitler ve bunların tuzları"]}, {"word": "antioksidan", "meanings": ["Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde", "Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde"]}, {"word": "çamaşır kazanı", "meanings": ["İçinde çamaşır kaynatılan kazan"]}, {"word": "çamaşır azgını", "meanings": ["Çok yıkanmaktan dolayı hırpalanmış, eskimiş, örselenmiş"]}, {"word": "erkân minderi", "meanings": ["Ev ve konaklarda seçkin konukların oturması için yapılmış yer minderi"]}, {"word": "Cm", "meanings": ["Küriyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Kiril", "meanings": ["Kiril alfabesi"]}, {"word": "meryemanakandili", "meanings": ["Zayıf yanan ışık"]}, {"word": "Md", "meanings": ["Mendelevyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Ne", "meanings": ["Neon elementinin simgesi"]}, {"word": "Np", "meanings": ["Neptünyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Rf", "meanings": ["Kurçatovyum elementinin Amerikalılar tarafından adlandırılan Rutherfordyum biçiminin simgesi"]}, {"word": "andıç", "meanings": ["Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not"]}, {"word": "yakalı", "meanings": ["Boynu üzerinde manto yakasına benzeyen tüyleri bulunan bir tür güvercin"]}, {"word": "yakamozlu", "meanings": ["Yakamozu olan"]}, {"word": "çömlek hamuru", "meanings": ["Çanak çömlek yapımında kullanılan özlü kil veya çamur"]}, {"word": "eylemlilik", "meanings": ["Eylemli olma durumu"]}, {"word": "acımak", "meanings": ["Acılı, ağrılı olmak"]}, {"word": "acıyan uyumuş, acıkan uyumamış", "meanings": ["`her türlü sıkıntıya katlanılır, açlığa katlanılmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "acımak", "meanings": ["Merhamet etmek", "Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek"]}, {"word": "aba", "meanings": ["Abla", "Anne"]}, {"word": "dekan yardımcısı", "meanings": ["Fakültelerde dekana yardım eden öğretim üyesi"]}, {"word": "göbüt", "meanings": ["Yuvarlak, yassı, içine yumurta vb. malzemeler konan ekmek"]}, {"word": "rektör yardımcısı", "meanings": ["Üniversitelerde rektöre yardım eden öğretim üyesi"]}, {"word": "idare amiri", "meanings": ["Kurum veya kuruluşlarda yönetim birimlerinden sorumlu kimse"]}, {"word": "idare meclisi", "meanings": ["Yönetim kurulu"]}, {"word": "seyreltici", "meanings": ["Seyreltmeyi sağlayan madde"]}, {"word": "kalp hastası", "meanings": ["Sürekli kalp rahatsızlığı çeken kimse"]}, {"word": "suma", "meanings": ["İlk damıtılan ve içinde anason bulunmayan rakı"]}, {"word": "bal dudak", "meanings": ["Bal dudaklı"]}, {"word": "ayva göbekli", "meanings": ["Göbeği çukur olan (kimse)"]}, {"word": "ateşe dayanıklı", "meanings": ["Aşırı ısıdan zarar görmeyen"]}, {"word": "gerekli gereksiz", "meanings": ["Yersiz bir biçimde"]}, {"word": "zelber", "meanings": ["Büyük yük üzerine konulan küçük yük"]}, {"word": "mevsimsel", "meanings": ["Mevsimlik"]}, {"word": "yatılı bölge okulu", "meanings": ["Yerleşim yerleri dağınık olan bölgelerde çocuklara eğitim ve öğretim olanağı sağlamak amacıyla belli bir merkezde yatılı ve gündüzlü açılmış olan eğitim kurumu"]}, {"word": "astik", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "dasnik", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "godoş", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "ballama", "meanings": ["Ballamak işi"]}, {"word": "perforjeli", "meanings": ["Perforjesi olan"]}, {"word": "ballamak", "meanings": ["Bal sürmek"]}, {"word": "notlandırmak", "meanings": ["Not vermek"]}, {"word": "notlandırma", "meanings": ["Notlandırmak işi"]}, {"word": "nazlaşmak", "meanings": ["Karşılıklı olarak naz yapmak"]}, {"word": "nazlaşma", "meanings": ["Nazlaşmak işi"]}, {"word": "tasarrufçu", "meanings": ["Birikimci"]}, {"word": "birikimci", "meanings": ["Tasarruf yapan, para vb. değerli şeyleri biriktiren kimse"]}, {"word": "birikimcilik", "meanings": ["Birikimci olma durumu"]}, {"word": "tasarrufçuluk", "meanings": ["Birikimcilik"]}, {"word": "sör", "meanings": ["İngiliz soyluluk unvanı"]}, {"word": "nöroşirürjiyen", "meanings": ["Beyin cerrahı"]}, {"word": "nöroşirürji", "meanings": ["Beyin cerrahisi"]}, {"word": "bulgurlanmak", "meanings": ["Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrılmak"]}, {"word": "ayak perde", "meanings": ["Âşık sazındaki sap üzerinde olan en sonuncu perde"]}, {"word": "fasık", "meanings": ["Allah'ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen", "Kötülük eden, fesatçı"]}, {"word": "saldırtma", "meanings": ["Saldırtmak işi"]}, {"word": "saldırtmak", "meanings": ["Saldırma işini yaptırmak"]}, {"word": "şöylece", "meanings": ["Şu biçimde, tam şöyle"]}, {"word": "şu", "meanings": ["Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı niteleyen söz", "Biraz uzakta olan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan söz, şurası"]}, {"word": "şöylesine", "meanings": ["Tam şöyle, şu biçimde", "İş olsun diye, gelişigüzel, öylesine"]}, {"word": "şu denli", "meanings": ["çok, fazla"]}, {"word": "şu günlerde (veya sırada)", "meanings": ["çok uzak olmayan bir zamanda", "içinde yaşadığımız günlerde"]}, {"word": "şu kadar", "meanings": ["şunca"]}, {"word": "şu kadar ki", "meanings": ["ancak, bununla birlikte, ne var ki"]}, {"word": "şuna bak!", "meanings": ["hafifsemek veya kınamak için söylenen bir söz"]}, {"word": "şundan", "meanings": ["şu nedenle"]}, {"word": "şunun şurası", "meanings": ["küçümseme, azımsama anlatan bir söz"]}, {"word": "internet", "meanings": ["343 genel ağ"]}, {"word": "şua", "meanings": ["Işın"]}, {"word": "şusu busu", "meanings": ["belirsiz mal varlığı"]}, {"word": "şube", "meanings": ["Bir kurumun, bir kuruluşun alt mevkilerindeki iş yerlerinden her biri", "Okullarda aynı düzeydeki sınıflardan her biri", "Dal", "Kol"]}, {"word": "şubat", "meanings": ["Yılın ikinci ayı, gücük ay"]}, {"word": "lavuk", "meanings": ["Gereksiz konuşan (kimse)", "Önemsiz konular üzerinde fazlaca duran, hareketleri ve sözlerinde meymenet olmayan (kimse)"]}, {"word": "flu", "meanings": ["Tam olarak belli olmayan", "Fotoğrafta net olmayan görüntü"]}, {"word": "makina", "meanings": ["343 makine"]}, {"word": "iç uyak", "meanings": ["Beyitlerin dize ortasındaki kelimeleri arasında kullanılan uyak, iç kafiye"]}, {"word": "üniter", "meanings": ["Birlikçi, birlikten yana, birleştirici (siyaset)", "Merkeziyetçi"]}, {"word": "genel ağ", "meanings": ["Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı, internet"]}, {"word": "agresif", "meanings": ["Saldırgan"]}, {"word": "bilgisayar ağı", "meanings": ["Kaynaklarını paylaşmak üzere birbirine bağlanmış iki veya daha fazla bilgisayarın oluşturduğu yapı"]}, {"word": "tetikleme", "meanings": ["Tetiklemek işi"]}, {"word": "Burak", "meanings": ["Hz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki biniti"]}, {"word": "boyoz", "meanings": ["Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir börek türü"]}, {"word": "empati", "meanings": ["Duygudaşlık"]}, {"word": "pragmatik", "meanings": ["Yararcı"]}, {"word": "payandalık", "meanings": ["Destek görevinde bulunma"]}, {"word": "payandalık etmek", "meanings": ["destek görevinde bulunmak"]}, {"word": "diz yastığı", "meanings": ["Taşıtlarda kaza anında diz bölümüne gelebilecek çarpmaların sonuçlarını azaltmaya yönelik hava basınçlı yastık"]}, {"word": "sivil toplum örgütü", "meanings": ["Sivil toplum kuruluşu"]}, {"word": "sivil toplum kuruluşu", "meanings": ["Toplumdaki çeşitli sorunları bağımsız olarak ele alıp kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma görevi yapan, öneriler sunan her türlü birlik, sivil toplum örgütü"]}, {"word": "aile hekimi", "meanings": ["Aile doktoru"]}, {"word": "aile doktoru", "meanings": ["Bir ailenin bireylerinin sağlık işleriyle özel olarak ilgilenen doktor, aile hekimi"]}, {"word": "eylem planı", "meanings": ["Bir işin amacına uygun bir biçimde gerçekleştirilebilmesi veya bir durumun daha ileriye götürülebilmesi için yapılan düzenleme"]}, {"word": "aile hekimliği", "meanings": ["Ailenin sağlık sorunlarını genel olarak ele alan hekimlik dalı"]}, {"word": "dorse", "meanings": ["Kara taşıma araçlarındaki kasa"]}, {"word": "büstiyer", "meanings": ["Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük"]}, {"word": "dekoder", "meanings": ["Çözücü"]}, {"word": "mozerella", "meanings": ["İnek sütünden yapılan, küçük, yağlı, yuvarlak biçimde kızartılarak da yenilen bir peynir türü"]}, {"word": "light", "meanings": ["343 yeğni"]}, {"word": "afet istasyonu", "meanings": ["Afet zamanında yardım ve kurtarma malzemelerinin kolay dağıtılabilmesi için mahallelere yerleştirilen, ısıya, ışığa ve suya dayanaklı konteyner"]}, {"word": "hidrotermal", "meanings": ["Şifalı sıcak su kaynağı"]}, {"word": "kesatlaşmak", "meanings": ["İşlerde, satışlarda azalmak"]}, {"word": "kesatlaşma", "meanings": ["Kesatlaşmak durumu"]}, {"word": "maskulen", "meanings": ["Erkeksi"]}, {"word": "feminen", "meanings": ["Kadınsı"]}, {"word": "yayın organı", "meanings": ["İletişim araçları", "Ait olduğu kuruluşların bilgi ve düşüncelerini yayımlayan televizyon, radyo, dergi ve gazete"]}, {"word": "kategorize", "meanings": ["`Sınıflamak, ayıklamak` anlamlarındaki kategorize etmek birleşik fiilinde kullanılır"]}, {"word": "insülin iğnesi", "meanings": ["Kanda şeker oranını düzenlemek amacıyla yapılan iğne"]}, {"word": "pasivize", "meanings": ["`Etkisizleştirmek, edilgen duruma getirmek` anlamındaki pasivize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "sprint", "meanings": ["Uzun mesafe koşularında son 100 veya 200 metrelerde yapılan atak", "100 veya 200 metre koşulan bir yarış türü"]}, {"word": "kenter", "meanings": ["Atın hızlı ve düzenli gidişi"]}, {"word": "domuzbağı", "meanings": ["Başın el ve ayaklarla birlikte hareket edemeyeceği biçimde bağlanmasıyla yapılan işkence biçimi"]}, {"word": "sprinter", "meanings": ["Atletizmde 100 ve 200 metre koşularına katılan atlet"]}, {"word": "galop", "meanings": ["At yarışında veya hazırlık çalışmasında atın yaptığı derece"]}, {"word": "galop yapmak", "meanings": ["at yarışında veya hazırlık çalışmasında iyi bir derece elde etmek"]}, {"word": "hazırlık çalışması", "meanings": ["Alıştırma"]}, {"word": "derbi", "meanings": ["Aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun", "Büyük takımlar arasında oynanan oyun", "Yılda bir kez yapılan, üç yaşına gelmiş atların katıldığı yarış"]}, {"word": "yedi cet", "meanings": ["Yedi göbek"]}, {"word": "yeke yek", "meanings": ["Teke tek"]}, {"word": "mıncık", "meanings": ["`Ezilerek içi dışına çıkmak` anlamındaki mıncığı çıkmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "gezdirici", "meanings": ["Gezdiren kimse", "Seyyar satıcı"]}, {"word": "esir almaca", "meanings": ["Karşı takım oyuncularını tutsak ederek kazanılan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "teknik adam", "meanings": ["Teknikçi", "İlgili olduğu spor dalında teknik açıdan uzmanlığı bulunan kişi"]}, {"word": "beşibirarada", "meanings": ["Beşibirlik"]}, {"word": "teknik direktör", "meanings": ["Spor takımının oyuncularını kurduğu düzene göre oynatan, oyuncularla spor kulübü arasında ilişkileri düzenleyen kişi"]}, {"word": "konuşma engelli", "meanings": ["İşitemediği için söz söyleme alışkanlığı edinememiş (kimse)"]}, {"word": "görme engelli", "meanings": ["Görme duyusu olmayan (kimse), görmez, gözsüz, kör, âmâ"]}, {"word": "kamera şakası", "meanings": ["İzleyenleri eğlendirmek amacıyla, önceden hazırlanan bir oyunun, gizli bir yere konmuş kamera aracılığıyla, habersiz kişiler tarafından oynanması"]}, {"word": "efsus", "meanings": ["Yazık, eyvah"]}, {"word": "basılmak", "meanings": ["Uygunsuz durumda yakalanmak"]}, {"word": "müteselsilen", "meanings": ["Zincirleme olarak"]}, {"word": "yeşil kart", "meanings": ["Hiçbir sosyal güvencesi olmayan yoksul vatandaşlara devletin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmaları için verilen kart"]}, {"word": "kırmızı plaka", "meanings": ["Bakanlar Kurulu üyelerine ve bazı üst düzey yöneticilere tahsis edilen makam araçlarına ait plaka"]}, {"word": "yeşil pasaport", "meanings": ["Dördüncü dereceden itibaren devlet memurlarına, eş ve çocuklarına verilen hususi pasaport"]}, {"word": "kırmızı bülten", "meanings": ["Uluslararası polis örgütünün dünya çapında aradığı suçlular için yayımladığı arama ve yakalama emri"]}, {"word": "kırmızı pasaport", "meanings": ["Ülkesini yurt dışında temsil etmekle görevlendirilen kimselere belirli süreler için verilen pasaport"]}, {"word": "apartmak", "meanings": ["Aparma işini yaptırmak"]}, {"word": "bostan gölgeliği", "meanings": ["Bağ ve bahçelerde gölgelenmek veya yağmurdan korunmak için yapılan, üstü örtülü, basit gölgelik"]}, {"word": "salatüselam", "meanings": ["Hz. Peygambere ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan dua"]}, {"word": "tetiklemek", "meanings": ["Harekete geçirmek"]}, {"word": "kuut", "meanings": ["Namazın oturularak kılınan kısmı", "Oturma"]}, {"word": "yemekçilik", "meanings": ["Yemekçinin yaptığı iş", "Yemekçi olma durumu"]}, {"word": "oryantasyon", "meanings": ["Yönlendirme", "Uyumlanma", "Eğitme"]}, {"word": "popülist", "meanings": ["Halk yardakçısı"]}, {"word": "nümismat", "meanings": ["Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "nümismatik", "meanings": ["Eski para ve madalyaların tarihi ve tanımıyla uğraşan bilim"]}, {"word": "ombudsman", "meanings": ["343 kamu denetçisi"]}, {"word": "kamu denetçisi", "meanings": ["Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum"]}, {"word": "entropi", "meanings": ["İstatistik kurallarına göre yönlendirilen bir haber kaynağının haber içeriklerinin oranı"]}, {"word": "anal", "meanings": ["Anüsle ilgili", "Anüs yoluyla"]}, {"word": "oral", "meanings": ["Ağızcıl", "Sözlü", "Ağız yoluyla", "Söze dayanan"]}, {"word": "Aborjin", "meanings": ["Avustralya yerlisi"]}, {"word": "aktutma", "meanings": ["Albümin işeme"]}, {"word": "abuk subuk", "meanings": ["Abuk sabuk"]}, {"word": "say", "meanings": ["Düz, ince, yassı taş"]}, {"word": "denyo", "meanings": ["Dengesiz, deli bozuk", "Sersem, budala", "Emanet, rehin, tutu"]}, {"word": "yan dal", "meanings": ["Yükseköğretimde öğrencinin temel alan yanında devam ettiği ikincil alan"]}, {"word": "sözce", "meanings": ["Söz bakımından"]}, {"word": "aselbent ağacı", "meanings": ["Tropikal bölgelerde yetişen ve gövdesinden reçine elde edilen ağaç"]}, {"word": "güllabi", "meanings": ["Kurnaz, açıkgöz"]}, {"word": "tandem paraşütü", "meanings": ["İki kişilik yamaç paraşütü"]}, {"word": "tandem filtre", "meanings": ["Birbirine aktarmalı yapıda oluşturulan ikiz filtre"]}, {"word": "semen", "meanings": ["Satım sözleşmesinde alıcının borcu"]}, {"word": "ödence", "meanings": ["Tazminat"]}, {"word": "termin", "meanings": ["Belirlenmiş zaman, randevu"]}, {"word": "ödence davası", "meanings": ["Tazminat davası"]}, {"word": "etik bilimi", "meanings": ["Ahlak bilimi, etik"]}, {"word": "seri katil", "meanings": ["Aynı tarzda ve çok sayıda cinayet işleyen kimse"]}, {"word": "katılımcı demokrasi", "meanings": ["Toplumun kişileri ve kurumlarıyla geniş katılımının sağlandığı demokratik yapılanma"]}, {"word": "statükocu", "meanings": ["Süregelen durumu korumaya meyilli olan", "Değişime direnen"]}, {"word": "küfürleşmek", "meanings": ["Karşılıklı sövmek"]}, {"word": "küfürleşme", "meanings": ["Küfürleşmek işi"]}, {"word": "hapsolmak", "meanings": ["Bulunduğu yerden dışarı çıkamamak"]}, {"word": "hapsolma", "meanings": ["Hapsolmak durumu"]}, {"word": "kişiselleştirmek", "meanings": ["Kişiye özel duruma getirmek", "Bilişim teknolojisinde kullanılan araçları kişiye özgü duruma getirmek", "Bir kişiye mal etmek, bağlamak", "Söz edilen konudan uzaklaşarak olumsuz yönleriyle kişiler üzerinde durmak"]}, {"word": "kişiselleştirme", "meanings": ["Kişiselleştirmek işi"]}, {"word": "tek pas", "meanings": ["Oyuncunun kendisine gelen topu bekletmeden en uygun durumda olan arkadaşına vererek karşı takımın oyun kurmasını engellediği pas"]}, {"word": "tek pas yapmak", "meanings": ["kendisine gelen topu bekletmeden en uygun durumda olan arkadaşına vererek karşı takımın oyun kurmasını engellemek"]}, {"word": "ezelî rekabet", "meanings": ["Kişi, kurum veya takımlar arasında süregelen çekişme"]}, {"word": "ekran koruyucu", "meanings": ["Bilgisayarda monitörün uzun süre kullanılmadan açık kalması durumunda devreye giren ve monitörün ömrünün azalmasını engelleyen yazılım"]}, {"word": "kesintisiz güç kaynağı", "meanings": ["Bilgisayarda elektrik kesildiğinde devreye giren, bilgisayar ile ona bağlı donanımlara belirli bir süre güç sağlayan araç"]}, {"word": "enerji kaynağı", "meanings": ["Güç kaynağı"]}, {"word": "makyör", "meanings": ["İyi görüntü sağlamak, belli bir tip yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişim yapan erkek"]}, {"word": "makyöz", "meanings": ["İyi görüntü sağlamak, belli bir tip yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişim yapan kadın"]}, {"word": "suflöz", "meanings": ["Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan kadın"]}, {"word": "tıklamak", "meanings": ["Bir yere hafifçe vurarak `tık` sesi çıkarmak", "Bilgisayarda, ağ sayfalarında bağlantılara ulaşmak amacıyla fare ile düğmeye veya bağlantı adresine dokunmak, kliklemek"]}, {"word": "tıklanmak", "meanings": ["Tıklama işine konu olmak"]}, {"word": "tıklanma", "meanings": ["Tıklanmak işi"]}, {"word": "tıklama", "meanings": ["Tıklamak işi, klikleme"]}, {"word": "araç telefonu", "meanings": ["Taşıtlar için geliştirilmiş telefon, mobil telefon"]}, {"word": "epilasyon", "meanings": ["Vücutta istenmeyen tüyleri alma"]}, {"word": "mobil telefon", "meanings": ["Araç telefonu", "Cep telefonu"]}, {"word": "kesin kayıt", "meanings": ["Belli bir düzeyi, puanı tutturan ve belirlenen şartları yerine getiren adaylar için yapılan kayıt"]}, {"word": "ön kayıt", "meanings": ["Kesin kabul ve kayıt işlemlerinden önce aday başvurularının kabulü"]}, {"word": "çalıştay", "meanings": ["Bilim adamlarının ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı"]}, {"word": "buğuz", "meanings": ["Kin besleme, nefret etme"]}, {"word": "buğzetme", "meanings": ["Buğzetmek durumu"]}, {"word": "buğzetmek", "meanings": ["Kin beslemek, nefret etmek"]}, {"word": "yönetişim", "meanings": ["Resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımı"]}, {"word": "efileme", "meanings": ["Efilemek işi"]}, {"word": "efildemek", "meanings": ["Rüzgâr yavaş bir biçimde ve serin olarak esmek"]}, {"word": "efildeme", "meanings": ["Efildemek işi"]}, {"word": "efilemek", "meanings": ["Efil efil esmek"]}, {"word": "pert", "meanings": ["Değersizleşme, zarar"]}, {"word": "pert olmak", "meanings": ["taşıt hurdaya çıkmak"]}, {"word": "perte çıkmak", "meanings": ["taşıt hurdaya çıkmak"]}, {"word": "viyol", "meanings": ["Satış sırasında yumurtayı korumayı amaçlayan, atık malzemeden yapılmış özel kap"]}, {"word": "elibelinde", "meanings": ["Halı ve kilimlere yapılan, ellerini beline koymuş insan figürünü andıran bir motif türü, eliböğründe, koçboynuzu"]}, {"word": "degajman", "meanings": ["Degaj"]}, {"word": "degaje", "meanings": ["Serbest, geniş", "Açık"]}, {"word": "degaj", "meanings": ["Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman"]}, {"word": "degaje yaka", "meanings": ["Dökümlü, hafif açık, serbest yaka"]}, {"word": "degaj yapmak", "meanings": ["futbolda kaleci topu sert bir vuruşla gücü yettiğince uzağa atmak"]}, {"word": "V yaka", "meanings": ["`V` harfi biçiminde olan yaka"]}, {"word": "seküler", "meanings": ["Yüzyıllık, yüzyılda bir olan"]}, {"word": "bisiklet yaka", "meanings": ["Kazak ve süveterlerde bulunan yuvarlak yaka"]}, {"word": "Türk eli", "meanings": ["Türklerin yaşadığı toprak"]}, {"word": "selobant", "meanings": ["Seloteyp"]}, {"word": "dümbük", "meanings": ["Pezevenk"]}, {"word": "ensest", "meanings": ["Aile içi yasak ilişki"]}, {"word": "embesil", "meanings": ["Budala, aptal, ahmak"]}, {"word": "erişilebilirlik", "meanings": ["Genel ağda bir sayfanın ulaşılabilir olması"]}, {"word": "tarayıcı", "meanings": ["Kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran araç", "Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçiren veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit eden kimse"]}, {"word": "gün ışığı", "meanings": ["Aydınlık"]}, {"word": "tümleşik", "meanings": ["Bütünleşik"]}, {"word": "gün ışığına çıkmak", "meanings": ["açıklığa kavuşmak, aydınlanmak"]}, {"word": "panikatak", "meanings": ["Aşırı korku, heyecan dolayısıyla saldırgan, telaşlı davranışta bulunma veya içine kapanma"]}, {"word": "stabil", "meanings": ["Dayanıklı, sağlam", "Dengeli", "Düz (I)", "Oturmuş", "Kararlı, değişmez"]}, {"word": "finansal", "meanings": ["Mali"]}, {"word": "finans", "meanings": ["Para, mal", "Mali işler"]}, {"word": "fil dişi kule", "meanings": ["Kendini toplumdan soyutlayan insanın, kendi içinde oluşturduğu dünya"]}, {"word": "fil dişi kuleye çekilmek", "meanings": ["herkesi küçümseyip kendisine özgü dünyasına çekilmek"]}, {"word": "fil dişi kuleden bakmak", "meanings": ["herkesi küçümseyip kendini farklı görmek"]}, {"word": "Düldül", "meanings": ["Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen binek hayvanının adı"]}, {"word": "diz üstü çökmek", "meanings": ["dizleri yere gelecek biçimde eğilmek veya oturmak"]}, {"word": "diz üstü", "meanings": ["Boyu dizlerin üst kısmına gelen (etek, pantolon, çorap vb.)", "Dizleri yere gelecek biçimde"]}, {"word": "çetrefillilik", "meanings": ["Çetrefilli olma durumu"]}, {"word": "Kur'an-ı Kerim", "meanings": ["Kur'an"]}, {"word": "İlah", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "yanlık", "meanings": ["Kahvaltıda ve diğer öğünlerde ana yiyeceğin yanında verilen çerez türü veya domates, salatalık vb. yiyecekler"]}, {"word": "başüstüne", "meanings": ["Bir isteğin, buyruğun hemen yerine getirileceğini bildiren söz, oldu"]}, {"word": "baş altı", "meanings": ["Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş derecenin ikincisi"]}, {"word": "balıketi", "meanings": ["Balıketinde"]}, {"word": "makro", "meanings": ["Büyük, geniş, mikro karşıtı"]}, {"word": "çıt çıt", "meanings": ["Birbiri ardınca çıkan çıtırtılı ses"]}, {"word": "bakla çiçeği", "meanings": ["Sarımtırak eflatuna çalan beyaz renkte bir bitki"]}, {"word": "ölme hakkı", "meanings": ["İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı, ötanazi"]}, {"word": "ötanazi", "meanings": ["Ölme hakkı"]}, {"word": "aydan aya", "meanings": ["Her ay"]}, {"word": "ön ayak", "meanings": ["Hayvanlarda vücudun önünde bulunan ayaklardan her biri"]}, {"word": "pisi pisi", "meanings": ["Kedileri çağırmak için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "mikro", "meanings": ["Küçük, dar, makro karşıtı"]}, {"word": "megastar", "meanings": ["343 başyıldız"]}, {"word": "kök boyası", "meanings": ["Kökboyasının köklerinden elde edilen kırmızımsı sarı bir boya, kök kırmızısı, alizarin"]}, {"word": "taze soğan", "meanings": ["Zambakgillerden, salata ve yemeklere tat vermek için kök yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan, acımsı, keskin kokulu sebze, yeşilsoğan, göksoğan"]}, {"word": "iki tek", "meanings": ["`İçki içmek` anlamına gelen iki tek atmak veya iki tek içmek deyimlerinde geçer"]}, {"word": "yeşilfasulye", "meanings": ["Taze fasulye"]}, {"word": "her hâlde", "meanings": ["Kesinlikle"]}, {"word": "göksoğan", "meanings": ["Taze soğan"]}, {"word": "yeşilsoğan", "meanings": ["Taze soğan"]}, {"word": "oydaşma", "meanings": ["Düşünce birliği içerisinde olma"]}, {"word": "oydaşmak", "meanings": ["Düşünce birliği içerisinde olmak"]}, {"word": "müzmin bekâr", "meanings": ["Evlilik çağını geçmiş olup da henüz evlenmemiş olan kimse", "Evlenmeyi düşünmeyen kimse"]}, {"word": "müstakilen", "meanings": ["Bağımsız olarak"]}, {"word": "muhannet", "meanings": ["Alçak, korkak, namert"]}, {"word": "obez", "meanings": ["Çok şişman"]}, {"word": "sal", "meanings": ["Tabut"]}, {"word": "obezite", "meanings": ["Çok şişmanlık"]}, {"word": "etfal", "meanings": ["Çocuklar"]}, {"word": "süt taşı", "meanings": ["Süt kaynatılırken taşmaması için tencerenin içine konulan bombeli, yuvarlak, camdan yapılmış araç"]}, {"word": "analog", "meanings": ["Benzer, eş"]}, {"word": "ketenpereye gelmek", "meanings": ["dolandırılmak"]}, {"word": "ketenpereye getirmek", "meanings": ["dolandırmak"]}, {"word": "ketenpere", "meanings": ["Dolandırıcılık"]}, {"word": "sucuklu yumurta", "meanings": ["Kavrulmuş sucuğun üzerine yumurta kırılarak yapılan bir çeşit yemek"]}, {"word": "nevbahar", "meanings": ["İlkbahar", "Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam"]}, {"word": "gülşen", "meanings": ["Gül bahçesi"]}, {"word": "kombine bilet", "meanings": ["Sezonluk alınan bilet"]}, {"word": "kombine", "meanings": ["Toplu", "Bir spor dalında değişik türdeki yarışmaların sonuçlarına göre birleştirilmiş derecelendirme, toplam puana göre değerlendirme"]}, {"word": "kombinasyon", "meanings": ["Birleştirme", "Tertip"]}, {"word": "keyfekeder", "meanings": ["Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen"]}, {"word": "pastel renk", "meanings": ["Soluk, mat olan renk"]}, {"word": "pastelci", "meanings": ["Pastel boya ile resim yapan ressam"]}, {"word": "uyumluluk", "meanings": ["Uyumlu olma durumu, uyarlılık"]}, {"word": "gübürlük", "meanings": ["Çöplük"]}, {"word": "gübürcü", "meanings": ["Çöpçü"]}, {"word": "gübür", "meanings": ["Çöp, süprüntü"]}, {"word": "daru", "meanings": ["İlaç"]}, {"word": "abstre sanat", "meanings": ["Soyut sanat"]}, {"word": "soyut sanat", "meanings": ["Soyut gerçeği yansıtan sanat, abstre sanat"]}, {"word": "açık gri", "meanings": ["Grinin bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "açık kırmızı", "meanings": ["Kırmızının bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "metalik renk", "meanings": ["Parlak renk"]}, {"word": "sucuklu", "meanings": ["İçinde sucuk bulunan", "İçinde sucuk bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri"]}, {"word": "kılkuyruk", "meanings": ["Ördekgillerden, uzunluğu 55-65 santimetre, kuyruğu sivri, tüyleri ak yeşil karışık, gagası, ayakları mavi bir tür kuş (Anas acuta)"]}, {"word": "dağ kavağı", "meanings": ["Titrek kavak"]}, {"word": "prime time", "meanings": ["343 altın saatler"]}, {"word": "altın saatler", "meanings": ["Televizyonun en çok izlendiği saatler"]}, {"word": "belirtke", "meanings": ["Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem", "Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü", "Gösterge"]}, {"word": "uzlaştırıcılık", "meanings": ["Ara buluculuk"]}, {"word": "azıtılmak", "meanings": ["Azıtma işine konu olmak"]}, {"word": "aybaşılı", "meanings": ["Âdet görmüş (kadın)"]}, {"word": "simülasyon", "meanings": ["Benzetim", "Öğrence"]}, {"word": "benzetim", "meanings": ["Taklit etme, benzerini yapma, simülasyon"]}, {"word": "cin çalığı", "meanings": ["Dış görünüşü çirkin olan kimse"]}, {"word": "dinlenmek", "meanings": ["Dinleme işine konu olmak", "Önemsenmek, öğüdü yerine getirilmek"]}, {"word": "dinlenme", "meanings": ["Dinlenmek (II) işi"]}, {"word": "kahkaha fırtınası", "meanings": ["Kahkaha tufanı"]}, {"word": "kahkaha tufanı", "meanings": ["Toplu olarak atılan kahkaha"]}, {"word": "kahkaha tufanı kopmak", "meanings": ["birdenbire toplu olarak kahkaha atmak"]}, {"word": "kağnı arabası", "meanings": ["Kağnı"]}, {"word": "kadroculuk", "meanings": ["Kadrocu olma durumu"]}, {"word": "kadrocu", "meanings": ["Kendi düşüncesine yakın düşüncede olan insanları kadrosunda toplayan"]}, {"word": "kaçışılmak", "meanings": ["Kaçışma işine konu olmak"]}, {"word": "kaç kaç", "meanings": ["Sayı bakımından nasıl, kaça kaç"]}, {"word": "bazasız", "meanings": ["Bazası olmayan"]}, {"word": "bazalı", "meanings": ["Bazası olan"]}, {"word": "baş havlusu", "meanings": ["Banyodan sonra saçı kurulamak için kullanılan havlu"]}, {"word": "ayak havlusu", "meanings": ["Ayağı yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu"]}, {"word": "plaj havlusu", "meanings": ["Yüzüldükten sonra kurulanmak için kullanılan havlu"]}, {"word": "yüz havlusu", "meanings": ["Yüzü yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu"]}, {"word": "kayısı reçeli", "meanings": ["Taze kayısı, şeker ve suyun kaynatılarak koyu kıvama getirilmesi sonucu elde edilen reçel"]}, {"word": "katır inadı", "meanings": ["Fazla inatçı olma durumu"]}, {"word": "silgeç", "meanings": ["Silecek"]}, {"word": "tahta kaşık", "meanings": ["Genellikle şimşir ağacından yapılan, yemek pişirirken, yerken veya halk oyunlarında kullanılan kaşık"]}, {"word": "tatlı kaşığı", "meanings": ["Tatlı yerken kullanılan çorba kaşığından küçük kaşık"]}, {"word": "kasık fıtığı", "meanings": ["Kasık bölgesinde oluşan fıtık, kasık çatlağı, yarımlık"]}, {"word": "kaçınık", "meanings": ["Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen (kimse)"]}, {"word": "pimpirikli", "meanings": ["Gereksiz yere titizlik gösteren", "Kuşkucu"]}, {"word": "keş", "meanings": ["Aptal"]}, {"word": "keş", "meanings": ["Ayyaş", "Esrarkeş"]}, {"word": "kelalaka", "meanings": ["`İlgisi yok, ne ilgisi var` anlamlarında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ketebe kaydı", "meanings": ["El yazması kitaplarda yazarın adını verdiği yer"]}, {"word": "kırk paralık", "meanings": ["Oldukça değersiz"]}, {"word": "kırkyılda bir", "meanings": ["Çok seyrek olarak", "Uzun süre sonunda"]}, {"word": "kırkyılın başı", "meanings": ["Çok uzun süre içinde bir kez"]}, {"word": "geçmez not", "meanings": ["Eğitim ve öğretimde başarısızlığı gösteren not"]}, {"word": "gün gülü", "meanings": ["Gelincik"]}, {"word": "yaka paça", "meanings": ["Zorla, isteği dışında"]}, {"word": "geçer not", "meanings": ["Eğitim ve öğretimde başarıyı gösteren not, geçer"]}, {"word": "yaka paça etmek (veya götürmek)", "meanings": ["hiçbir itiraz dinlemeden ve zorla, apar topar götürmek"]}, {"word": "polen", "meanings": ["Çiçek tozu"]}, {"word": "âlemci", "meanings": ["Eğlenceyi seven, her fırsatta eğlenen kimse"]}, {"word": "katavaşya", "meanings": ["Göçücü balıkların kışa doğru Karadeniz'den Akdeniz'e geçmesi, anavaşya karşıtı"]}, {"word": "alacak verecek", "meanings": ["Alışveriş ilişkisi"]}, {"word": "alacağı vereceği kalmamak (veya olmamak)", "meanings": ["ilişkisi kesilmek"]}, {"word": "güvenlik şeridi", "meanings": ["Otoyollarda kesiksiz çizgiyle belirlenen ve en sağ şeritte bulunan, acil durumlarda cankurtaran, itfaiye, polis vb. araçların gidebilmesi için ayrılmış yol bölümü, emniyet şeridi", "Suç kanıtlarının kaybolmaması için güvenlik güçlerinin olay yerini çevirdiği şerit"]}, {"word": "elmek", "meanings": ["Elektronik posta"]}, {"word": "e-posta", "meanings": ["Elektronik posta"]}, {"word": "çevrim içi", "meanings": ["Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olma"]}, {"word": "on-line", "meanings": ["343 çevrim içi"]}, {"word": "hazırun cetveli", "meanings": ["Bir toplantıya katılanları gösteren liste"]}, {"word": "hazırun", "meanings": ["Bir toplantıya katılanlar", "Bir yerde o anda bulunanlar"]}, {"word": "basınç duyumu", "meanings": ["Deri yüzeyine kas veya eklem bölgelerine uygulanan bir gücün yarattığı duyu"]}, {"word": "basınç tedavisi", "meanings": ["Vurgun rahatsızlığında ortalama atmosfer basıncının üstünde bir basınç bulunan özel bir odada uygulanan iyileştirme yöntemi"]}, {"word": "hemoroitli", "meanings": ["Basurlu"]}, {"word": "hemoroit", "meanings": ["Basur"]}, {"word": "kesyapıştır", "meanings": ["Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden yok edip başka bir yere taşıma işlemi"]}, {"word": "kov", "meanings": ["Sivrisinek vb. hayvanların ısırmasından korunmak için vücuda sürülen özel sıvı"]}, {"word": "kovboyluk", "meanings": ["Kovboy olma durumu"]}, {"word": "kot", "meanings": ["Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek"]}, {"word": "ahım şahım", "meanings": ["Beğenilecek, değer verilecek nitelikte"]}, {"word": "ahım şahım olmamak", "meanings": ["beğenilecek, değer verilecek nitelikte olmamak"]}, {"word": "bilardo topu", "meanings": ["Bilardo oyununda kullanılan fil dişinden yapılmış özel bir top"]}, {"word": "bilardo salonu", "meanings": ["Bilardo oyununun oynatıldığı yer"]}, {"word": "bilardo sopası", "meanings": ["İsteka"]}, {"word": "beyzbol sopası", "meanings": ["Beyzbol oyununda kullanılan özel bir sopa"]}, {"word": "başa baş noktası", "meanings": ["Bir yabancı paranın veya değerli kâğıdın piyasa değeri ile üstünde yazılı değerin aynı olması durumu"]}, {"word": "baştan", "meanings": ["Başından alarak, bir kez daha, yeniden"]}, {"word": "baştan savma", "meanings": ["Üstünkörü"]}, {"word": "başı havada", "meanings": ["Sevinçli (kimse)", "Kibirli, gururlu (kimse)"]}, {"word": "başına buyruk", "meanings": ["Kimseden izin almaksızın dilediği gibi davranan (kimse), failimuhtar"]}, {"word": "başı yukarıda", "meanings": ["Kibirli, kendini beğenmiş (kimse)"]}, {"word": "başı yerde", "meanings": ["Utangaç, mahcup (kimse)", "Suçlu, kabahatli"]}, {"word": "başı kalabalık", "meanings": ["Yanında bir işi konuşamayacak kadar çok insan olan (kimse)"]}, {"word": "başı önünde", "meanings": ["Uslu, çevrede gözü olmayan (kimse)"]}, {"word": "başmüezzin", "meanings": ["Birden çok müezzin bulunan camilerde en kıdemli müezzin"]}, {"word": "başlama atışı", "meanings": ["Basketbolda oyuna başlarken topun hakem tarafından havaya atılması", "Voleybol, tenis ve masa tenisi oyunlarında ilk servis"]}, {"word": "başı bütün", "meanings": ["Eşi hayatta olan (kadın veya erkek)"]}, {"word": "orta hakem", "meanings": ["Futbol karşılaşmasını yöneten hakem"]}, {"word": "pamuk otu", "meanings": ["Papirüs familyasından, bataklıklarda yetişen bir bitki, bataklık keteni (Eriophorum)"]}, {"word": "yabani sarımsak", "meanings": ["Zambakgillerden, kırlarda yetişen, koyu yeşil yaprakları bahar olarak kullanılan çok yıllık bir tür bitki, köpek sarımsağı, köpek soğanı"]}, {"word": "körüklü otobüs", "meanings": ["Körükle birbirine bağlanan iki parçadan oluşan ve şehir içi toplu taşımacılığında kullanılan otobüs"]}, {"word": "kravat iğnesi", "meanings": ["Kravatın sağa sola hareketini engellemek amacıyla kravatla gömleği birbirine tutturan aksesuar"]}, {"word": "şehir kulübü", "meanings": ["Kentteki ileri gelenlerin yemek yemek ve çeşitli oyunlar oynayarak eğlenmek amacıyla bir araya geldiği yer"]}, {"word": "köylük yer", "meanings": ["Köy"]}, {"word": "uzaktan kumandalı", "meanings": ["Uzaktan kumandası olan"]}, {"word": "uzaktan kumandasız", "meanings": ["Uzaktan kumandası olmayan"]}, {"word": "kumandasız", "meanings": ["Kumandası olmayan"]}, {"word": "kumandalı", "meanings": ["Kumandası olan"]}, {"word": "şans oyunu", "meanings": ["Talih oyunu"]}, {"word": "maharetlilik", "meanings": ["Beceriklilik"]}, {"word": "spor kulübü", "meanings": ["Özellikle gençlerin değişik spor etkinliklerinde bulunmaları amacıyla ilgili devlet kurumuna kayıt ve tescilini yaptırmış kuruluş"]}, {"word": "beğenir", "meanings": ["Beğenme duygusu olan"]}, {"word": "beğenirlilik", "meanings": ["Beğenir olma durumu, beğenirlik"]}, {"word": "beğenili", "meanings": ["Beğenisi olan"]}, {"word": "beğenisiz", "meanings": ["Beğenisi olmayan"]}, {"word": "her bir", "meanings": ["Sayılabilen şeylerin ayrı ayrı hepsi, beher (I)"]}, {"word": "savunma oyuncusu", "meanings": ["Kalecinin önünde yer alan, kaleyi savunan oyunculardan her biri, savunucu, bek (II)"]}, {"word": "ötelemek", "meanings": ["Öteye götürmek", "Belli olmayan bir süre ertelemek"]}, {"word": "ayran ağızlı", "meanings": ["Ayran budalası", "Boşboğaz, geveze"]}, {"word": "sırıkla yüksek atlama", "meanings": ["Atletizmde, eldeki sırıktan güç kazanarak belirli yükseklikteki çıtayı aşmak için yapılan bir yarışma türü, sırıkla atlama"]}, {"word": "kafadan", "meanings": ["Zihinden, belleğini kullanarak"]}, {"word": "kafadan atmak", "meanings": ["bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, uydurmak, yalan söylemek"]}, {"word": "Ankara taşı", "meanings": ["Plajiyoklazlı bir yanardağ kültesi, andezit"]}, {"word": "aşermek", "meanings": ["Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek"]}, {"word": "Ankara çiğdemi", "meanings": ["Açık sarı renkli çiçekleri olan, parlak sarı yapraklı bir tür çiğdem"]}, {"word": "angora tavşanı", "meanings": ["Ankara tavşanı"]}, {"word": "Ankara tavşanı", "meanings": ["Parlak, ince, ipeksi, uzun, beyaz renkli tüylü, özel olarak üretilen bir tür tavşan, angora tavşanı"]}, {"word": "angora", "meanings": ["Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan (giysi)"]}, {"word": "kitap fuarı", "meanings": ["Çeşitli kurum ve yayınevlerinin katıldığı, değişik etkinliklerin düzenlendiği ve satışların yapıldığı büyük sergi yeri"]}, {"word": "kokar ağaç", "meanings": ["Sedef otugillerden, Avrupa'ya Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığı için bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç, kokak ağaç, aylandız (Ailanthus glandulosa)"]}, {"word": "kontörlük", "meanings": ["Belirli sayıda kontör bulunduran"]}, {"word": "kartlı", "meanings": ["Kartı olan"]}, {"word": "kartsız", "meanings": ["Kartı bulunmayan"]}, {"word": "kartlı telefon", "meanings": ["Kontör yüklenerek kullanılan cep telefonu"]}, {"word": "faturalı hat", "meanings": ["Bağlı bulunulan işletme tarafından faturalandırılan cep telefonu hattı"]}, {"word": "saha amiri", "meanings": ["Saha komiseri"]}, {"word": "faturasız hat", "meanings": ["Bağlı bulunulan işletme tarafından fatura gönderilmeden, kontör satın alınarak kullanılan cep telefonu hattı"]}, {"word": "mercimek pilavı", "meanings": ["Yeşil mercimek, kıyma, ince bulgur ve tereyağıyla yapılan bir pilav türü"]}, {"word": "bilgileşim", "meanings": ["Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma, bilsat"]}, {"word": "binde bir", "meanings": ["Nadir, az bulunan", "Seyrek"]}, {"word": "zamlı", "meanings": ["Fiyatı arttırılmış, bindirimli"]}, {"word": "bir çırpıda", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "bir daha", "meanings": ["İkinci kez", "Yeniden, tekrar", "Asla"]}, {"word": "bir daha mı", "meanings": ["asla"]}, {"word": "bir defada", "meanings": ["Ara vermeksizin"]}, {"word": "bir derece", "meanings": ["Biraz"]}, {"word": "bir ağızdan", "meanings": ["Hep birlikte, beraberce, hep birden"]}, {"word": "bir dereceye kadar", "meanings": ["bir noktaya veya bir sınıra kadar"]}, {"word": "bu gidişle", "meanings": ["Bu biçimde, bu tarzda"]}, {"word": "bu cümleden", "meanings": ["Bunlar arasında, bunlar gibi"]}, {"word": "bu gözle", "meanings": ["Bu anlayışla"]}, {"word": "bu haysiyetle", "meanings": ["Bu bakımdan"]}, {"word": "bu kabîl", "meanings": ["Bu gibi, bu türlü, bu kabîlden"]}, {"word": "bu kabîlden", "meanings": ["Bu kabîl"]}, {"word": "bu türlü", "meanings": ["Böyle, bu biçimde"]}, {"word": "bu yüzden", "meanings": ["Bundan dolayı"]}, {"word": "reaktif", "meanings": ["Ayıraç, belirteç"]}, {"word": "bu meyanda", "meanings": ["Bu arada"]}, {"word": "kumaşlı terzi", "meanings": ["Diktiği giysilerin kumaşını da satan terzi"]}, {"word": "kumaşsız terzi", "meanings": ["Kumaş satmayıp müşteri tarafından getirilen kumaşla giysi diken terzi"]}, {"word": "kum ocağı", "meanings": ["Yapı işlerinde kullanılacak kumun çıkarıldığı yer"]}, {"word": "hediye kuponu", "meanings": ["Yapılan alışverişin belli bir oranına karşılık gelecek miktarda ödülü gösteren basılı kâğıt"]}, {"word": "kura efradı", "meanings": ["Kura neferleri"]}, {"word": "hediye çeki", "meanings": ["Alışverişten sonra hediye yerine geçmek amacıyla verilen özel çek"]}, {"word": "kurumsallaşma", "meanings": ["Kurumsallaşmak durumu"]}, {"word": "kurusıkı atıcı", "meanings": ["Korkutmak veya yıldırmak amacıyla aslı olmayan söz söyleyen"]}, {"word": "kurusıkı atıcılık", "meanings": ["Kurusıkı atıcı olma durumu"]}, {"word": "kodlama", "meanings": ["Harfleme"]}, {"word": "harflemek", "meanings": ["Harf harf söylemek, kodlamak"]}, {"word": "kodlamak", "meanings": ["Harflemek"]}, {"word": "harfleme", "meanings": ["Harflemek işi, kodlama"]}, {"word": "kod adı", "meanings": ["Kimliği gizlemek için kullanılan takma ad, kod ismi"]}, {"word": "kod", "meanings": ["Harf", "Şifre"]}, {"word": "güney küre", "meanings": ["Güney Kutbu'ndan Ekvator'a kadar olan bölge"]}, {"word": "kuş yemi", "meanings": ["Kuşlara yedirilen çeşitli tahıl taneleri, dane"]}, {"word": "kuzey küre", "meanings": ["Kuzey Kutbu'ndan Ekvator'a kadar olan bölge"]}, {"word": "köpek soğanı", "meanings": ["Yabani sarımsak"]}, {"word": "kucak kucak", "meanings": ["Bol bol", "Kucaklanabilecek miktarda olan"]}, {"word": "menevişleme", "meanings": ["Menevişlemek işi"]}, {"word": "ipildemek", "meanings": ["Parlak bir ışıkla yanmak, bir sönüp bir parlamak"]}, {"word": "ipildeme", "meanings": ["İpildemek işi"]}, {"word": "menevişlemek", "meanings": ["Bir yüzeyde renk dalgalanmaları oluşturmak"]}, {"word": "kültür merkezi", "meanings": ["Kültüre ve kültürün gelişimine hizmet etmek amacıyla kurulmuş opera, tiyatro, sergi vb. etkinliklerin yapıldığı yer, kültür sarayı, kültür sitesi"]}, {"word": "kültür mantarı", "meanings": ["Yemek için özel olarak üretilen mantar"]}, {"word": "bir tomar", "meanings": ["Pek çok, fazla"]}, {"word": "bir tutam", "meanings": ["Çok az, bir tutamlık"]}, {"word": "kürk hayvanı", "meanings": ["Kürkü için üretilen veya avlanan hayvan"]}, {"word": "bir küme", "meanings": ["Pek çok, fazla"]}, {"word": "bölüm başkanı", "meanings": ["Üniversitede bir bölümün yönetim işleri ile eğitim, öğretim, araştırma faaliyetlerinden sorumlu öğretim üyesi, kürsü başkanı"]}, {"word": "bir anda", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "bir lahzada", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "gözyaşı kemiği", "meanings": ["Göz çukurunun ön kısmındaki ince, ufak, zarımsı kemik"]}, {"word": "lazer ışını", "meanings": ["Tıpta, haberleşmede ve sanayide kullanılan çok kuvvetli ve toplu ışık"]}, {"word": "lüzumsuz yere", "meanings": ["Gereksiz yere"]}, {"word": "bir elden", "meanings": ["Aynı kimse tarafından", "Bir merkezden"]}, {"word": "bir tahtada", "meanings": ["Bir defada, yekten"]}, {"word": "bir türlü", "meanings": ["Tekrarlı kullanıldığında işin yapılmasının da yapılmamasının da aynı derecede kötü olduğunu belirten bir söz", "Hiçbir şekilde, hiçbir yolla"]}, {"word": "bir yandan", "meanings": ["Bir taraftan, hem ... hem"]}, {"word": "bir yığın", "meanings": ["Birçok, pek çok"]}, {"word": "bir yanda", "meanings": ["Bir tarafta, hem ... hem"]}, {"word": "ulaçlı birleşik zaman", "meanings": ["Zarf-fiil eki almış fiille `bilmek, durmak, görmek, kalmak, vermek, yazmak` fiillerinin oluşturduğu birleşik fiil: gidebilmek, yazadurmak, yapmayagörmek, bakakalmak, söyleyivermek, düşeyazmak gibi"]}, {"word": "tasvirî fiil", "meanings": ["Zarf-fiil ekiyle oluşturulan birleşik fiil"]}, {"word": "geniş paça", "meanings": ["Pantolonların normal ölçüyü aşan genişlikteki paçası, bol paça"]}, {"word": "dar paça", "meanings": ["Eni normal ölçüden daha dar olan pantolon veya şalvar paçası"]}, {"word": "filateli", "meanings": ["Pulculuk"]}, {"word": "bundan böyle", "meanings": ["Artık, bundan sonra"]}, {"word": "filatelist", "meanings": ["Pulcu"]}, {"word": "bahis mevzusu", "meanings": ["Söz konusu"]}, {"word": "balıkçı kahvesi", "meanings": ["Genellikle balıkçıların devam ettiği kahvehane"]}, {"word": "bahis mevzusu olmak", "meanings": ["söz konusu olmak"]}, {"word": "cadı kazanı", "meanings": ["Dedikodunun, fesadın, kargaşanın çok olduğu yer"]}, {"word": "cadı kazanı gibi kaynamak", "meanings": ["dedikodu, kargaşa çok olmak"]}, {"word": "can çabası", "meanings": ["Varlığını kanıtlamak amacıyla gösterilen aşırı gayret"]}, {"word": "can sıkıntısı", "meanings": ["Yapılacak bir iş olmaması ve hiçbir şeyle oyalanma imkânı bulunmaması sebebiyle duyulan tedirginlik, bunalım"]}, {"word": "candan yürekten", "meanings": ["İçtenlikle"]}, {"word": "erinleşmek", "meanings": ["Ergenleşmek"]}, {"word": "açık kestane", "meanings": ["Kestane renginin bir veya birkaç ton açığı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "erinleşme", "meanings": ["Ergenleşme"]}, {"word": "yol haritası", "meanings": ["Belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü"]}, {"word": "se", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi ikinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "ye", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi sekizinci harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "ze", "meanings": ["Türk alfabesinin yirmi dokuzuncu harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "taşizm", "meanings": ["Lekecilik"]}, {"word": "lep", "meanings": ["Dudak", "Kenar"]}, {"word": "limon bahçesi", "meanings": ["Limonluk"]}, {"word": "Letonca", "meanings": ["Letonya'da kullanılan dil, Letçe", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "mavra", "meanings": ["Gevezelik", "Palavra"]}, {"word": "kümeye çıkma", "meanings": ["Takımların sonraki sezonda bir üst kümeye yükselmesi, lige çıkma"]}, {"word": "hâl dili", "meanings": ["Düşüncelerini duruşuyla, davranışlarıyla anlatma"]}, {"word": "liste dışı", "meanings": ["Herhangi bir seçimde listeye girememiş olan kimse veya şey"]}, {"word": "yaptırım gücü", "meanings": ["Kanun, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlayan güç"]}, {"word": "liste dışı kalmak", "meanings": ["listede yer alamamak"]}, {"word": "çemiş", "meanings": ["Sıska, zayıf (kimse)", "Görgüsüz, kaba (kimse)"]}, {"word": "kara yas", "meanings": ["Aşırı bir biçimde üzüntüye kapılma"]}, {"word": "mavra atmak (veya sıkmak)", "meanings": ["gevezelik etmek", "palavra atmak"]}, {"word": "meşruluk", "meanings": ["Geçerli olma durumu, meşruiyet"]}, {"word": "kara yasa bürünmek", "meanings": ["aşırı üzülmek", "derin derin düşünmek"]}, {"word": "ahbap çavuş ilişkisi", "meanings": ["Karşılıklı çıkarları gözeterek kurulan yakın ilişki"]}, {"word": "didingen", "meanings": ["Çok gayret eden"]}, {"word": "ahbap çavuşlar", "meanings": ["Sürekli birlikte görülen ve birbirine çok bağlı olan arkadaşlar"]}, {"word": "beraberinde", "meanings": ["Yanında"]}, {"word": "dişçi koltuğu", "meanings": ["Diş hekimi muayenehanesinde bulunan, aşağı, yukarı ve geriye hareket eden, birtakım donanımlara sahip özel koltuk"]}, {"word": "maddeleme", "meanings": ["Maddelemek işi"]}, {"word": "magnezit", "meanings": ["Lüle taşı"]}, {"word": "maddelemek", "meanings": ["Madde madde yazmak"]}, {"word": "didon sakal", "meanings": ["Yalnız çenede olan sivri sakal"]}, {"word": "gümüş gol", "meanings": ["Normal süresi berabere biten elemeli futbol maçının birinci veya ikinci uzatma süresinde atılan ancak devreyi sona erdirmeyen gol"]}, {"word": "madde madde", "meanings": ["Maddeler hâlinde sıralayarak"]}, {"word": "altın gol", "meanings": ["Elemeli futbol maçında uzatma süresinde atıldığında oyunu bitiren gol"]}, {"word": "çember sakallı", "meanings": ["Çember sakalı olan (kimse)"]}, {"word": "maden kirası", "meanings": ["Maden işletilsin veya işletilmesin devlete verilen para"]}, {"word": "maden bilimi", "meanings": ["Mineral bilimi"]}, {"word": "maden kuyusu", "meanings": ["Maden ocağı"]}, {"word": "madenselleşmek", "meanings": ["Madensel özellik kazanmak"]}, {"word": "maderzat", "meanings": ["Anadan doğma"]}, {"word": "magmasal", "meanings": ["Magmatik"]}, {"word": "magnezyum karbonat", "meanings": ["Magnezit ve özellikle kalsiyum ve magnezyum karbonat tuzu olan dolomit biçiminde madde (MgCO3)"]}, {"word": "magnezyumlu", "meanings": ["Özünde magnezyum bulunduran, magnezyum içeren"]}, {"word": "mağara resmi", "meanings": ["Tarih öncesi insanların mağara duvarlarına yaptıkları resim"]}, {"word": "mağara sesi", "meanings": ["Derin, boğuk ve korkmuş vurgulu ses"]}, {"word": "mağazacı", "meanings": ["Mağazası olan veya mağaza işleten kimse", "Depo bekçisi"]}, {"word": "mahmuz çiçeği", "meanings": ["İki çenekliler familyasından Akdeniz bölgesinde yetişen kırmızı, pembe veya beyaz çiçekler açan iki yıllık otsu bir bitki (Centranthus)"]}, {"word": "mahfi", "meanings": ["Saklanmış, gizli"]}, {"word": "mahremlik", "meanings": ["Mahrem olma durumu"]}, {"word": "makadamlamak", "meanings": ["Makadamla kaplamak"]}, {"word": "makrome", "meanings": ["Kalın iplikle elde örülmüş iş"]}, {"word": "maktu fiyat", "meanings": ["Kesin fiyat"]}, {"word": "mahzunane", "meanings": ["Mahzunca"]}, {"word": "mahya şenliği", "meanings": ["Batı Trakya'da et ve pilav yemeğinin topluca yenmesi geleneği"]}, {"word": "makadamlama", "meanings": ["Makadamlamak işi"]}, {"word": "makyajlama", "meanings": ["Makyajlamak işi"]}, {"word": "maktel", "meanings": ["Cinayet işlenen yer"]}, {"word": "malen", "meanings": ["Malca"]}, {"word": "mali cebir", "meanings": ["Paraya ilişkin konuları esas alan bilim dalı"]}, {"word": "Malikilik", "meanings": ["Maliki mezhebi"]}, {"word": "manaca", "meanings": ["Anlamca"]}, {"word": "Maltalı", "meanings": ["Malta adası halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Maltız"]}, {"word": "mancınık işi", "meanings": ["Kozadan ipek sağlama işi"]}, {"word": "mali senet", "meanings": ["Mali belge"]}, {"word": "mandacılık", "meanings": ["Mandacı yanlısı tutum"]}, {"word": "mandolinci", "meanings": ["Mandolin yapan, satan veya çalan kimse"]}, {"word": "manevra fişeği", "meanings": ["Askerî harekâtta kullanılan ve kurusıkı atım yapan fişek"]}, {"word": "mangal yürekli", "meanings": ["Korkusuz, gereğinden fazla cesur, gözünü daldan budaktan esirgemeyen, gözü pek olan kimse"]}, {"word": "Manicilik", "meanings": ["İranlı düşünür Mani'nin III. yüzyılda kurduğu ve iyilik kötülük esasına dayalı dinî öğreti, Manihaizm"]}, {"word": "mantar meşesi", "meanings": ["Batı Akdeniz bölgesinde yetişen bir tür meşe, sezü (Quercus suber)"]}, {"word": "mantarsı", "meanings": ["Mantarı andıran, mantara benzeyen, mantar gibi, mantarımsı"]}, {"word": "mantar kent", "meanings": ["Nüfusu hızla artan yerleşim bölgesi"]}, {"word": "Maocu", "meanings": ["Maoculuğu benimsemiş veya Maoculuk yanlısı olan"]}, {"word": "Maoculuk", "meanings": ["Çin lideri Mao Çe-Tung'un düşüncelerine dayanan Marksist akım"]}, {"word": "marabacılık", "meanings": ["Ortakçılık"]}, {"word": "marjinal", "meanings": ["Aykırı", "Son birim"]}, {"word": "mecnunca", "meanings": ["Çılgın bir biçimde, delice, deli gibi, mecnuncasına, mecnunane"]}, {"word": "medenici", "meanings": ["Medeni hukuk dersini veren öğretim üyesi"]}, {"word": "medenileştirme", "meanings": ["Uygarlaştırma"]}, {"word": "medenileştirmek", "meanings": ["Uygarlaştırmak"]}, {"word": "mekanikleştiricilik", "meanings": ["Makine insan ikilemini model alan maddeci kuram"]}, {"word": "mekân zarfı", "meanings": ["Yer zarfı"]}, {"word": "mekik diplomasisi", "meanings": ["Bir sorunun çözümü için devletler arasında gerçekleştirilen, seri biçiminde yapılan diplomatik temaslar"]}, {"word": "mekik oyası", "meanings": ["Dantel"]}, {"word": "melezleştirme", "meanings": ["Melezleştirmek işi"]}, {"word": "melezleştirmek", "meanings": ["Melez duruma getirmek"]}, {"word": "melul mahzun", "meanings": ["Çok üzgün, sıkıntılı, ağlamaklı bir biçimde"]}, {"word": "menfilik", "meanings": ["Olumsuzluk"]}, {"word": "menisküs", "meanings": ["Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapıda oluşan yaralanma"]}, {"word": "mercancı", "meanings": ["Mercan avlayan kimse", "Mercan işleyen kimse"]}, {"word": "mercaniğnesi", "meanings": ["Soldan sağa ve köşelerde birer düğüm oluşturarak yapılan zikzak işleme"]}, {"word": "mercanlı", "meanings": ["İçinde mercan bulunduran"]}, {"word": "mercan teknesi", "meanings": ["Mercan avlamak için yapılan özel bir tekne türü"]}, {"word": "mercan tespih", "meanings": ["Mercandan yapılan, değerli tespih"]}, {"word": "merdivensi", "meanings": ["Merdiveni andıran, merdivene benzeyen, merdiven gibi, merdivenimsi"]}, {"word": "merdivenkovası", "meanings": ["Dönerek çıkılan merdivenlerde yukarıdan aşağıya bakıldığında ortada görülen boşluk"]}, {"word": "merhameten", "meanings": ["Acıyarak, merhamet ederek"]}, {"word": "merkezkaçlama", "meanings": ["Bir karışımın bileşenlerini merkezkaç kuvvetle ayırma işlemi"]}, {"word": "merkezî idare", "meanings": ["Merkezî yönetim"]}, {"word": "merkezleme", "meanings": ["Merkezlemek işi"]}, {"word": "merkezlemek", "meanings": ["Merkezleştirmek"]}, {"word": "meşhut cürümler mahkemesi", "meanings": ["Suçüstü mahkemesi"]}, {"word": "mesafelik", "meanings": ["Herhangi bir uzaklıkta olan"]}, {"word": "merkezleştirme", "meanings": ["Merkezleştirmek işi"]}, {"word": "merkezleştirmek", "meanings": ["Merkez durumuna getirmek, merkezlemek"]}, {"word": "mevlit alayı", "meanings": ["Hz. Muhammed'in doğum günü olarak benimsenen Rebiyülevvelin on ikinci günü düzenlenen tören"]}, {"word": "mevlit şekeri", "meanings": ["Mevlit okunduktan sonra dağıtılan, özel olarak yapılmış şeker"]}, {"word": "mevlut", "meanings": ["Yeni doğmuş çocuk"]}, {"word": "mızraplı", "meanings": ["Telleri bir mızrap veya parmakla çalınan (saz)"]}, {"word": "minyatürleştirme", "meanings": ["Minyatürleştirmek işi"]}, {"word": "minibüsçülük", "meanings": ["Minibüs işletme işi"]}, {"word": "minnettarane", "meanings": ["Minnettarca"]}, {"word": "minyatürleştirmek", "meanings": ["Bir şeyin küçük bir kopyasını, benzerini veya modelini oluşturmak"]}, {"word": "mirat", "meanings": ["Ayna"]}, {"word": "Misakımillî", "meanings": ["Erzurum ve Sivas kongrelerinde tespit edilip Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de kabul edilen ve milletçe sonuna kadar uygulanmasına karar verilen altı maddelik millî sözleşme, Millî Misak"]}, {"word": "mitleşme", "meanings": ["Mitleşmek durumu"]}, {"word": "miskinane", "meanings": ["Miskince"]}, {"word": "mopet", "meanings": ["Bir tür küçük motosiklet"]}, {"word": "mitleşmek", "meanings": ["Mit durumuna gelmek"]}, {"word": "mobil", "meanings": ["Hareketli, taşınabilir", "Parçalar hâlinde yapılmış olup hava hareketleriyle kımıldayan heykel"]}, {"word": "mobilize", "meanings": ["Hareketli"]}, {"word": "mobilize etmek", "meanings": ["harekete geçirmek"]}, {"word": "muahezename", "meanings": ["Eleştiri yazısı ve kitabı"]}, {"word": "mualla", "meanings": ["Yüksek, yüce"]}, {"word": "muahharen", "meanings": ["Sonradan"]}, {"word": "muhalefet şerhi", "meanings": ["Karşı olma yazısı, muhalefet gerekçesi"]}, {"word": "saadetle", "meanings": ["`Güle güle` anlamında kullanılan bir esenleme sözü"]}, {"word": "münasebetli münasebetsiz", "meanings": ["Yakışık alsın almasın, yerli yersiz"]}, {"word": "saadetli", "meanings": ["Mutlu", "Osmanlı döneminde korgeneral ile albay arasındaki rütbeli subaylara ve bu derecedeki vezirlere verilen unvan"]}, {"word": "saat dairesi", "meanings": ["Bir yıldızdan ve göğün kutuplarından geçen büyük daire"]}, {"word": "saba", "meanings": ["Sabah yeli"]}, {"word": "sabahyıldızı", "meanings": ["Afrika'da yetişen sert ve kaba dokulu, turuncu sarı renkli ağaç (Nauclea didemichii)"]}, {"word": "sababuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "sabitkadem", "meanings": ["Süreklilik gösteren", "Sözüne sadık, sözünü tutan ve yerine getiren"]}, {"word": "sabreyleme", "meanings": ["Sabreylemek işi"]}, {"word": "sabuh", "meanings": ["Sabah vakti içilen içki"]}, {"word": "sabreylemek", "meanings": ["Sabretmek"]}, {"word": "sabun balığı", "meanings": ["Atlas Okyanusu kıyılarında yaşayan ve bol miktarda mukus salgılayan küçük balık (Rypticus saponacens)"]}, {"word": "sabun ağacı", "meanings": ["Öz suyu köpüren ağaç (Sapindaceae)"]}, {"word": "saç örgüsü", "meanings": ["Nakış işlerinde bir motif adı, bölük"]}, {"word": "saçmalaşma", "meanings": ["Saçmalaşmak durumu veya işi, abuklaşma"]}, {"word": "sağ çıkarma", "meanings": ["Boksta sağ elle yumruk atma"]}, {"word": "sağ kanat", "meanings": ["Futbol ve hentbolda hücum alanının sağ tarafı"]}, {"word": "sağlam para", "meanings": ["Uluslararası para piyasasında kolaylıkla değiştirilebilen ve kuru devamlı koruyan veya yükselen para, sağ para"]}, {"word": "sağım makinesi", "meanings": ["Sağmal hayvanların sütünü sağmaya yarayan ve emme sistemi ile çalışan alet"]}, {"word": "sağlık memuru", "meanings": ["Pansuman, iğne vurma vb. işler yapan kimse"]}, {"word": "sahil boyu", "meanings": ["Deniz kıyısı"]}, {"word": "sahileştirme", "meanings": ["Sahileştirmek işi"]}, {"word": "sahileştirmek", "meanings": ["Gerçek bir durum almasını sağlamak, gerçekleştirmek"]}, {"word": "sahil şeridi", "meanings": ["Deniz kıyısı boyunca uzanan düzenli alan"]}, {"word": "sakallı kartal", "meanings": ["İri vücutlu, güçlü ve gagası çengelli yırtıcı kuş (Gypaetus barbatus)"]}, {"word": "sahlep", "meanings": ["Salep"]}, {"word": "sakametli", "meanings": ["Kötü, bozuk"]}, {"word": "sakkarometre", "meanings": ["Sakkarozölçer"]}, {"word": "sakar otu", "meanings": ["Yuvarlak başlı, pembe veya beyaz çiçekli çalı tipi bir bitki (Dorycnium)"]}, {"word": "sakkarozölçer", "meanings": ["Sakkaroza göre derecelenen ve bir sıvının kuruluğunu tespit eden yoğunlukölçer, sakkarometre"]}, {"word": "sakınımlı", "meanings": ["İhtiyatlı, tedbirli"]}, {"word": "sakınım", "meanings": ["Herhangi bir tehlikeye karşı alınan önlem, ihtiyat, tedbir"]}, {"word": "sakin sakin", "meanings": ["Durgun, dingin olarak", "Heyecan, telaş, kızgınlık göstermeden", "Uslu uslu"]}, {"word": "salgılı", "meanings": ["Salgı çıkaran veya üreten"]}, {"word": "salgılayıcı", "meanings": ["Salgı üreten organ veya doku"]}, {"word": "sam", "meanings": ["Rus yapısı, karadan havaya güdümlü silah"]}, {"word": "samuray", "meanings": ["Japon derebeyinin hizmetindeki savaşçı"]}, {"word": "samur kürk", "meanings": ["Sansar veya sincap derisinden yapılan kürk"]}, {"word": "sandalyelik", "meanings": ["Sandalyeden zedelenmemesi için duvara çakılan ince uzun tahta kaplama", "Sandalye yapmaya elverişli olan (ağaç)"]}, {"word": "sandalyesiz", "meanings": ["Sandalyesi olmayan", "Koltuktan inmiş, koltuğunu kaybetmiş"]}, {"word": "sandalyeli", "meanings": ["Sandalyesi olan"]}, {"word": "sanrısal", "meanings": ["Sanrıya ilişkin"]}, {"word": "Sanskritçe", "meanings": ["Sanskrit"]}, {"word": "santimetrelik", "meanings": ["Belli bir santimetre uzunluğunda olan", "Dalga boyu bir ile on santimetre arasında değişen radyo dalgaları gölgesi"]}, {"word": "santra çizgisi", "meanings": ["Futbolda santra yuvarlağını ortadan ikiye bölen, üzerinde santra noktası bulunan çizgi"]}, {"word": "santra noktası", "meanings": ["Futbol sahasının ortasında bulunan, oyunun başlatıldığı nokta, santra"]}, {"word": "saraypatı", "meanings": ["Güzel çiçekleri için yetiştirilen bir süs bitkisi (Callistephus sinensis)"]}, {"word": "santra yuvarlağı", "meanings": ["Orta yuvarlak"]}, {"word": "sarban", "meanings": ["Deveci"]}, {"word": "sarbanbaşı", "meanings": ["Padişahların develerine bakan devecilerin başı"]}, {"word": "sarbanlık", "meanings": ["Devecilik"]}, {"word": "sayesinde", "meanings": ["Aracılığıyla, yardımıyla"]}, {"word": "sarılıklı", "meanings": ["Sarılık olan (kimse)"]}, {"word": "sayesinde sayeban olmak", "meanings": ["istenilen bir şeyi başkasının aracılığıyla elde etmek"]}, {"word": "sayfalamak", "meanings": ["Bilgisayarda sayfalara ayrılmış bir bellek kullanma düzenine dayalı sistemi uygulamak", "Gazete, dergi vb. yayınlarda sayfa düzeni yapmak"]}, {"word": "sayfa ekran", "meanings": ["Kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla görüntü ekranının bütününü kaplayan bilgi"]}, {"word": "sayfalama", "meanings": ["Sayfalamak işi, mizanpaj"]}, {"word": "sayfalanmış program", "meanings": ["Sayfalar hâlinde düzenlenmiş program"]}, {"word": "sayılı fırtına", "meanings": ["Toplumun görgü kurallarına uygun davranan, hak arayan, yiğit kimse"]}, {"word": "saz rengi", "meanings": ["Soluk, uçuk sarı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "sazendelik", "meanings": ["Çalgıcılık, saz sanatçılığı"]}, {"word": "sedefkâr", "meanings": ["Sedefçi"]}, {"word": "seçimlik", "meanings": ["İsteğe bağlı, seçmeli olan"]}, {"word": "sazkâr", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "sedyeci", "meanings": ["Sedye taşıyan kimse"]}, {"word": "seferli", "meanings": ["Sefere giden veya sefere çıkan"]}, {"word": "sefihane", "meanings": ["Alçakça"]}, {"word": "semazen", "meanings": ["Semada dönen derviş"]}, {"word": "segâh perdesi", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde orta sekizlinin yirmi ikinci perdesi"]}, {"word": "serbest nazım", "meanings": ["Ölçü, uyak gibi klasik ve bağlayıcı kuralları bir kenara iten şiir tarzı"]}, {"word": "semazenbaşı", "meanings": ["Mevlevilikte semayı yöneten dede"]}, {"word": "sermaye piyasası", "meanings": ["Hisse ve tahvil alım satımının yapıldığı, kanunla düzenlenmiş ticaret merkezi"]}, {"word": "sermayeli", "meanings": ["Sermayesi olan"]}, {"word": "sere serpe", "meanings": ["Serbest, rahat bir biçimde, çekinmeden"]}, {"word": "sermestane", "meanings": ["Sarhoşça"]}, {"word": "ses kirişleri", "meanings": ["Gırtlak duvarında ikisi sağda, ikisi solda bulunan ve havanın geçmesiyle titreşerek ses çıkaran dört kıvrım"]}, {"word": "sermestî", "meanings": ["Sarhoşluk"]}, {"word": "sevk pusulası", "meanings": ["Askerlik kararı alınarak birliğine gönderilecek askerin durumunu bildiren ve askerlik şubeleri tarafından verilen belge"]}, {"word": "seyahat acentesi", "meanings": ["Yolculuk bileti satılan ticari kuruluş", "Geziyle ilgili hizmetleri düzenleyen ticari kuruluş"]}, {"word": "seyreyleme", "meanings": ["Seyreylemek işi"]}, {"word": "seyreylemek", "meanings": ["Bir şeyi seyretmek, geriden gözlemek"]}, {"word": "seyreyle gümbürtüyü", "meanings": ["`çıkacak olayları gör, ibretle seyret` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "sıcaklıkyayar", "meanings": ["Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz, termograf"]}, {"word": "sırsıklam âşık", "meanings": ["Sırılsıklam âşık"]}, {"word": "sıkıyönetim", "meanings": ["Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim, örfi idare"]}, {"word": "sırtçı", "meanings": ["Taşıyıcı"]}, {"word": "silikatlama", "meanings": ["Silikatlamak işi"]}, {"word": "silgiç", "meanings": ["Silmeye yarayan alet, silecek"]}, {"word": "silikatlaşma", "meanings": ["Bir maden oksidin silisle birleşerek silikat durumunu alması"]}, {"word": "silikatlamak", "meanings": ["Kireç, taş, tahta vb. maddeleri sertleştirmek üzere silikata batırmak"]}, {"word": "silikleştirme", "meanings": ["Silikleştirmek işi"]}, {"word": "silikoz", "meanings": ["Silis tozu içinde çalışan işçilerin yakalandıkları akciğer hastalığı"]}, {"word": "silindir şapka", "meanings": ["Resmî törenlerde sivillerin giydiği, silindir biçiminde siyah şapka"]}, {"word": "silisseven", "meanings": ["Silisli toprakları seven (bitki)"]}, {"word": "silmeci", "meanings": ["Silme işini yapan usta"]}, {"word": "silme kalıbı", "meanings": ["İnce madenî plaka üzerine oyulan ve taş yüzeyinde silme işlemini ayarlamaya yarayan alet"]}, {"word": "silme makinesi", "meanings": ["Profil, kaval çubuk vb. maddelerin silme işleminde kullanılan makine"]}, {"word": "simetrisizlik", "meanings": ["Bakışımsızlık"]}, {"word": "snack-bar", "meanings": ["343 atıştırma yeri"]}, {"word": "sinekoloji", "meanings": ["Hayvan ve bitki topluluklarını inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "sinekromi", "meanings": ["Filmlerin renklendirilmesi ile ilgili sinema kolu"]}, {"word": "sinekyutan", "meanings": ["Sinekçil"]}, {"word": "sinema sanatçısı", "meanings": ["Sinema yapımında emeği geçen sanatçı"]}, {"word": "sinema perdesi", "meanings": ["Film görüntüsünün yansıtıldığı bez veya plastik maddeden yapılmış beyaz satıh"]}, {"word": "sinema tekniği", "meanings": ["Bir sinema filmini yaratmada kullanılan teknik araçlarla ilgili yöntem"]}, {"word": "sineroman", "meanings": ["Sinema için kaleme alınan roman"]}, {"word": "sinirleri kuvvetli", "meanings": ["Kolayca, çabuk heyecanlanmayan veya sinirlenmeyen"]}, {"word": "sinirleri zayıf", "meanings": ["Kolayca, çabuk heyecanlanan veya sinirlenen"]}, {"word": "sirke ruhu", "meanings": ["Asetik asit"]}, {"word": "siparişçi", "meanings": ["Sipariş veren kimse"]}, {"word": "sistemik", "meanings": ["Sayısal ve ekonomik konulara belli sistemler çerçevesinde bakan"]}, {"word": "sistemcilik", "meanings": ["Toplum biliminde etkileşim alanlarını çeşitli sistemlere ayıran bilim yöntemi"]}, {"word": "sistireci", "meanings": ["Sistire yapan kimse"]}, {"word": "sit alanı", "meanings": ["Sit bütünlüğünü veya onun bir parçasını üzerinde bulunduran yer"]}, {"word": "sitayişkâr", "meanings": ["Övücü, öven"]}, {"word": "siya siya", "meanings": ["Yavaş yavaş"]}, {"word": "siya siya gitmek", "meanings": ["geri geri gitmek"]}, {"word": "siyanürik", "meanings": ["İçinde siyanür bulunan asit"]}, {"word": "siyanürleme", "meanings": ["Siyanürlemek işi"]}, {"word": "siyaseten", "meanings": ["Siyaset bakımından, siyaset açısından"]}, {"word": "siyanürlemek", "meanings": ["Siyanürden geçirmek"]}, {"word": "slalomcu", "meanings": ["Slalom yapan kimse"]}, {"word": "Slavlar", "meanings": ["Slav dilleri alanında yaşayan etnik grup"]}, {"word": "Slavlaşma", "meanings": ["Slavlaşmak durumu"]}, {"word": "soğurgan", "meanings": ["Emen, soğuran"]}, {"word": "soğumölçer", "meanings": ["Soğuma durumunu ölçmeye yarayan alet"]}, {"word": "soğurmalı", "meanings": ["Soğurma yoluyla çalışan"]}, {"word": "soğurganlık", "meanings": ["Bir madde veya enerjiyi soğurma gücü, yeteneği"]}, {"word": "soğurucu", "meanings": ["Soğurma özelliği gösteren madde"]}, {"word": "sol eğilimli", "meanings": ["Dünya görüşü solculuğa yatkın olan"]}, {"word": "somon balığı", "meanings": ["Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık, som (III), somon (Salmo salar)"]}, {"word": "soru eki", "meanings": ["Cümleye soru anlamı veren ek"]}, {"word": "sosyal bilimler", "meanings": ["Toplum olaylarını, insanın sosyal ve kültürel faaliyetlerini inceleyen bilimlerin ortak adı"]}, {"word": "sosluk", "meanings": ["Sos konulmak için kullanılan kap"]}, {"word": "sosyal ilişki", "meanings": ["Birbirlerinden haberi olan, en az iki insan arasında bir süre devam eden, anlamlı, belirli amaçları bulunan sosyal bağ"]}, {"word": "sosyal olay", "meanings": ["İnsanlar arası ilişkilerden doğan ve bir defa olup biten sosyal oluşum"]}, {"word": "sosyal statü", "meanings": ["Bir sosyal pozisyonunun diğer sosyal pozisyona göre işgal ettiği durum"]}, {"word": "sözlükçe", "meanings": ["Herhangi bir bilim dalının söz varlığını içeren sözlük"]}, {"word": "spermasızlık", "meanings": ["Sperma salgısının yokluğu"]}, {"word": "spesifik", "meanings": ["Özellikli"]}, {"word": "suç duyurusu", "meanings": ["İşlenen suçu resmî makamlara bildirme, duyurma"]}, {"word": "suç duyurusunda bulunmak", "meanings": ["ilgiliye, ilgili makama suçu bildirmek"]}, {"word": "sükût hakkı", "meanings": ["Sus payı"]}, {"word": "suni peyk", "meanings": ["Yapma uydu"]}, {"word": "sülfürik asit", "meanings": ["Suda çözünerek büyük bir ısı açığa çıkaran, şurup kıvamında, renksiz, kokusuz, 10 °C'de katılaşan bir sıvı, kara boya, zaç yağı"]}, {"word": "sürü sürü", "meanings": ["Pek çok"]}, {"word": "ufak çapta", "meanings": ["Küçük olan", "Önemsiz"]}, {"word": "ufku dar", "meanings": ["İleriyi göremeyen, bakış açısı geniş olmayan (kimse)"]}, {"word": "ulam ulam", "meanings": ["Sıra sıra"]}, {"word": "ufuk çizgisi", "meanings": ["Göz eriminin, geçen yatay düzlemle kesiştiği çizgi"]}, {"word": "uzak görüş", "meanings": ["İleride olabilecekleri düşünme ve sezme"]}, {"word": "uranyumlu", "meanings": ["İçinde uranyum bulunan (alaşım)"]}, {"word": "usantı", "meanings": ["Usanç, usanma durumu"]}, {"word": "nafile yere", "meanings": ["Boş yere, boşu boşuna"]}, {"word": "naif", "meanings": ["Saf, deneyimsiz", "Güzel sanatların özellikle resim alanında kendi kendini yetiştirmiş sanatçısı veya onun yapıtı", "Kendi kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı", "Acemice yapılan"]}, {"word": "nakış makinesi", "meanings": ["Nakış işlemek üzere özel olarak yapılmış makine"]}, {"word": "naklettirme", "meanings": ["Naklettirmek işi"]}, {"word": "Nakşilik", "meanings": ["Nakşibendilik"]}, {"word": "naklettirmek", "meanings": ["Nakil işini yaptırmak, nakledilmesini sağlamak"]}, {"word": "namuskâr", "meanings": ["Namuslu"]}, {"word": "nankörleşme", "meanings": ["Nankörleşmek durumu"]}, {"word": "namahremlik", "meanings": ["Namahrem olma durumu"]}, {"word": "nar balinası", "meanings": ["Narval"]}, {"word": "narenç", "meanings": ["Turunç"]}, {"word": "narsist kompleksi", "meanings": ["Kendini sevme özelliğini ön plana çıkarma işi"]}, {"word": "nasihat yollu", "meanings": ["Öğüde benzer bir biçimde"]}, {"word": "natür", "meanings": ["Doğa"]}, {"word": "nasihatname", "meanings": ["Dinî konularda öğüt veren eser"]}, {"word": "narval", "meanings": ["Atlas Okyanusu'nun Antartika bölgesinde yaşayan bir tür balina, nar balinası (Monodon monoceros)"]}, {"word": "nazal", "meanings": ["Genizsil"]}, {"word": "nazariyeci", "meanings": ["Kuramcı"]}, {"word": "nazım birimi", "meanings": ["Şiirde en küçük anlam bütünlüğünü sağlayan ve kendi içinde bağımsız dize topluluğu"]}, {"word": "nazım türü", "meanings": ["İçeriğine ve konusuna göre şiirin kendi içinde ayrılan ve adlandırılan her bir türü"]}, {"word": "Nazileştirme", "meanings": ["Nazileştirmek işi"]}, {"word": "neden sonra", "meanings": ["Aradan bir hayli zaman geçince", "İş işten geçtikten sonra"]}, {"word": "Nazileştirmek", "meanings": ["Propaganda yolu ile Nazizm yanlısı yapmak"]}, {"word": "nazmen", "meanings": ["Şiir olarak"]}, {"word": "nedenli nedensiz", "meanings": ["Sebepli sebepsiz"]}, {"word": "nekais", "meanings": ["Eksiklikler, noksanlıklar"]}, {"word": "nekrotik", "meanings": ["Nekroz görünümünde veya durumunda olan"]}, {"word": "neme gerek", "meanings": ["Neme lazım"]}, {"word": "nesnesel", "meanings": ["Nesneye ilişkin"]}, {"word": "nemlilik", "meanings": ["Nemli olma durumu"]}, {"word": "nesim", "meanings": ["Hafif yel, esinti"]}, {"word": "nesnesiz", "meanings": ["Nesnesi olmayan", "Belli bir nesneye dayanmayan ruhsal durum"]}, {"word": "netleştirme", "meanings": ["Netleştirmek işi"]}, {"word": "nevabuselik", "meanings": ["Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam"]}, {"word": "nikâh şekeri", "meanings": ["Nikâh töreninde davetlilere dağıtılmak üzere özel olarak yaptırılan şeker"]}, {"word": "noktalama işareti", "meanings": ["Cümle veya yan cümledeki türlü ögeleri birbirinden ayırmaya yarayan, nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru işareti, ünlem işareti, parantez vb. işaretlerden her biri"]}, {"word": "normallik", "meanings": ["Normal olma durumu"]}, {"word": "normalleştirmek", "meanings": ["Normal duruma getirmek"]}, {"word": "normalleştirme", "meanings": ["Normalleştirmek işi"]}, {"word": "notalama", "meanings": ["Notalamak işi, notasyon", "Seslerin ve icranın işaretleri olarak belirlenen şekiller bütünü, notasyon", "Halk oyunlarındaki hareketlerin işaret ve şekil olarak yazılması, notasyon"]}, {"word": "notam", "meanings": ["Havacılar ve pilotlar için yayımlanan bülten"]}, {"word": "nurlandırma", "meanings": ["Nurlandırmak işi"]}, {"word": "nurlandırmak", "meanings": ["Nur gibi yapmak, parlak ve tertemiz bir duruma getirmek"]}, {"word": "taaşşuk", "meanings": ["Karşılıklı âşık olma"]}, {"word": "tadil", "meanings": ["Değişiklik"]}, {"word": "tankercilik", "meanings": ["Tankercinin işi veya mesleği"]}, {"word": "taksit taksit", "meanings": ["Taksitlere bağlanarak", "Az az, bölüm bölüm, kısım kısım"]}, {"word": "tadil etmek", "meanings": ["değiştirmek"]}, {"word": "tariflendirme", "meanings": ["Tariflendirmek işi"]}, {"word": "tariflendirmek", "meanings": ["Tarifini yapmak"]}, {"word": "tarihsel özdekçi", "meanings": ["Tarihsel özdekçilik yanlısı olan, tarihî maddeci"]}, {"word": "tarihsel özdekçilik", "meanings": ["Toplumsal gelişmenin özdeksel yapıya dayandığını savunan Marksçı görüş"]}, {"word": "tasarımlanma", "meanings": ["Tasarımlanmak durumu"]}, {"word": "tart suçu", "meanings": ["Disiplin suçuyla belli süreler için okuldan veya meslekten uzaklaştırılma"]}, {"word": "tasarımlanmak", "meanings": ["Tasarımlama işi yapılmak"]}, {"word": "timing", "meanings": ["343 zamanlama"]}, {"word": "taziyet", "meanings": ["Taziye"]}, {"word": "teessürat", "meanings": ["Acılar, üzüntüler, sıkıntılar"]}, {"word": "taziyetname", "meanings": ["Başsağlığı dileme yazısı"]}, {"word": "tehditkâr", "meanings": ["Tehdit edici"]}, {"word": "tekercik", "meanings": ["Bilgisayarda oluşturulmuş, yazılmış bilgileri saklamak, bir başka yere aktarmak amacıyla kullanılan araç"]}, {"word": "tehiriicra", "meanings": ["Yürütmenin durdurulması"]}, {"word": "teknokratçılık", "meanings": ["Teknokrat yanlısı olma durumu", "Teknokratların iktidarı"]}, {"word": "tekli", "meanings": ["Tek yataklı otel odası", "Bir sanatçının tek eserinin veya o eserin değişik yorumlarının kaydedildiği kaset, plak vb"]}, {"word": "tekrar tekrar", "meanings": ["Üst üste, ardı ardına"]}, {"word": "tekraren", "meanings": ["Tekrar tekrar, tekrarlanarak, defalarca"]}, {"word": "tekrarlanmak", "meanings": ["Tekrar edilmek, yinelenmek"]}, {"word": "telefon rehberi", "meanings": ["Belirli il, ilçe veya kurumdaki telefon numaralarının sahiplerini alfabetik sıraya göre gösteren kitap"]}, {"word": "telyazısı", "meanings": ["Telgrafla gönderilen yazı"]}, {"word": "telmihen", "meanings": ["Telmih yoluyla, ima ederek"]}, {"word": "temsilî istiare", "meanings": ["Alegorik anlatım"]}, {"word": "tematik", "meanings": ["Bir tema etrafında oluşan"]}, {"word": "tenkitli", "meanings": ["Eleştirmeli"]}, {"word": "teorisyen", "meanings": ["Kuramcı"]}, {"word": "tepebaşı", "meanings": ["Siyah pullarla işlenmiş kumaş veya giysi"]}, {"word": "tepeli toygar", "meanings": ["Tepeli tarla kuşu"]}, {"word": "tepkin", "meanings": ["Tepkime özelliği olan, tepkiyen"]}, {"word": "tepkinlik", "meanings": ["Tepkin olma durumu"]}, {"word": "ter bezi", "meanings": ["Derinin içinde bulunan ve ter salgılayan bez"]}, {"word": "tercihane", "meanings": ["Terciibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent"]}, {"word": "terkiphane", "meanings": ["Terkibibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent"]}, {"word": "termikleştirme", "meanings": ["Termikleştirmek işi"]}, {"word": "termikleştirmek", "meanings": ["Yüksek enerji nötronlarını termik nötron durumuna getirmek için yavaşlatmak"]}, {"word": "ters yüzü", "meanings": ["Ters yüz"]}, {"word": "ters ters bakmak", "meanings": ["düşmanca ve öfkeli bir biçimde bakmak"]}, {"word": "ters ters", "meanings": ["Ters", "Ters bir biçimde"]}, {"word": "ters yüzü geri dönmek", "meanings": ["gerisin geriye gitmek", "gittiği bir yerden istediğini elde edemeden dönmek"]}, {"word": "testere çaprazı", "meanings": ["Testerenin ağzını açmak için kullanılan alet"]}, {"word": "teslimiyetçi", "meanings": ["Boyun eğme eğiliminde olan, kabullenmiş"]}, {"word": "think-tank", "meanings": ["343 beyin takımı"]}, {"word": "tığlık", "meanings": ["İçine tığ konulan kutu veya kap"]}, {"word": "tıkamalı", "meanings": ["Tıkaması olan, tıkaçlı"]}, {"word": "tıngıldama", "meanings": ["Tıngıldamak durumu veya biçimi"]}, {"word": "tıngıldatma", "meanings": ["Tıngıldatmak işi"]}, {"word": "tıngıldatmak", "meanings": ["Tıngırdatmak"]}, {"word": "tıngıldamak", "meanings": ["Tıngırdamak"]}, {"word": "tınmaz melaike", "meanings": ["Kendi hâlinde, sessiz kimse"]}, {"word": "tırkazlama", "meanings": ["Tırkazlamak işi"]}, {"word": "tırkazlanmak", "meanings": ["Tırkazlama işi yapılmak"]}, {"word": "tırkazlatma", "meanings": ["Tırkazlatmak işi"]}, {"word": "tırkazlatmak", "meanings": ["Tırkazlama işini yaptırmak, sürgületmek"]}, {"word": "tırmanıcılar", "meanings": ["İki parmağı öne, iki parmağı arkaya dönük tırmanma özelliği olan gugukgiller, papağangiller vb. kuşlar takımı, tırmananlar"]}, {"word": "tırmananlar", "meanings": ["Tırmanıcılar"]}, {"word": "tırnak derisi", "meanings": ["Tırnakların etrafında bulunan ince deri"]}, {"word": "tırnakçılık", "meanings": ["Tırnakçının yaptığı iş"]}, {"word": "tırnak kemiği", "meanings": ["Tırnağı taşıyan parmak ucundaki kemik"]}, {"word": "tırnaklatma", "meanings": ["Tırnaklatmak işi"]}, {"word": "tırnaklatmak", "meanings": ["Tırnaklama işini yaptırmak"]}, {"word": "tırpanlatmak", "meanings": ["Tırpanlama işini yaptırmak"]}, {"word": "tırpanlatma", "meanings": ["Tırpanlatmak işi"]}, {"word": "tırtıklanma", "meanings": ["Tırtıklanmak durumu"]}, {"word": "tırtık tırtık", "meanings": ["Pürüzlü, düz olmayan, çentikli"]}, {"word": "tırtıklanmak", "meanings": ["Tırtıklama işine konu olmak", "Seyrekleşmek"]}, {"word": "tırtıklatmak", "meanings": ["Tırtıklama işini yaptırmak"]}, {"word": "tırtıklatma", "meanings": ["Tırtıklatmak işi"]}, {"word": "tipo", "meanings": ["Kurşundan dökülmüş harflerin bir araya getirilmesiyle yapılan bir baskı türü"]}, {"word": "tikellik", "meanings": ["Tikel olma durumu"]}, {"word": "Tibet sığırı", "meanings": ["Yak"]}, {"word": "tipocu", "meanings": ["Basımevlerinde tipo baskısıyla uğraşan kimse"]}, {"word": "ticaret merkezi", "meanings": ["Çeşitli ürünlerin ve malların pazarlandığı, ticari ilişkilerin kurulduğu yer"]}, {"word": "tipleşme", "meanings": ["Tipleşmek durumu"]}, {"word": "tipleştirme", "meanings": ["Tipleştirmek işi"]}, {"word": "tipleşmek", "meanings": ["Tip özelliğini kazanmak veya roman, oyun vb.de temsilcilik görevini üstlenmek"]}, {"word": "tipleştirmek", "meanings": ["Tip özelliği vermek veya kazandırmak"]}, {"word": "tipolojik", "meanings": ["Tipolojiye ilişkin"]}, {"word": "tipolojik tasnif", "meanings": ["İnsan tiplerini sınıflandırma", "Hikâye, roman ve tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî eserlerin kişi kadrosunu tipleşme özelliğine göre tasnif etme"]}, {"word": "tonsuzlaşma", "meanings": ["Ses tellerinin ciğerlerden gelen havayı titreştirmemesi ve ton vermemesi"]}, {"word": "tomahavk", "meanings": ["Amerikan yapısı güdümlü füzelerin bir türü", "Kuzey Amerikalı Kızılderililerinin kullandığı savaş baltası"]}, {"word": "tonlulaşma", "meanings": ["Ünsüzlerin boğumlanması sırasında, ciğerlerden gelen havaya ses tellerinin titreşerek ton vermesi"]}, {"word": "tonlu vurgu", "meanings": ["Hem yüksek hem yeğin hem de dinamik vurgu"]}, {"word": "topaklaşma", "meanings": ["Topaklaşmak durumu", "Bir bütünü oluşturan parçacıkların bir araya toplanması sonucu oluşan durum"]}, {"word": "topaklaşmak", "meanings": ["Topak durumunu almak"]}, {"word": "topbaş balık", "meanings": ["Kefal"]}, {"word": "topaklaştırmak", "meanings": ["Bir maddenin, bir cevherin en küçük parçalarını birbirine yapışık duruma getirmek"]}, {"word": "toplumlaştırmak", "meanings": ["Toplumculuk ilkeleri çerçevesinde topluma mal etmek"]}, {"word": "toplumiçincilik", "meanings": ["Toplummerkezcilik"]}, {"word": "toplumlaştırma", "meanings": ["Toplumlaştırmak işi"]}, {"word": "toplumsal bütünleşme", "meanings": ["Toplumda amaçların izlenmesinde beliren duygu ve davranışlardaki birlikteliğin geliştirilmesi", "Ortaklaşa amaçların izlenmesinde duygu ve davranışlarda ortak ölçümün geliştirilmesi"]}, {"word": "toplumsal davranış", "meanings": ["Toplumun değişik katmanlarında ve bireyleri arasında sağlanan iletişim etkinliği ve ilişkileri"]}, {"word": "toplumsal çözülme", "meanings": ["Birbirine bağlı kişiler veya gruplar arasında amaca ulaştıracak görevlerin yapılamaması sebebiyle ilişkilerin bozulması"]}, {"word": "toplumsal farklılaşma", "meanings": ["Kişi veya gruplarda farklı özelliklerin topluca meydana getirilmesi, tanınması ve benimsenmesi"]}, {"word": "top mermisi", "meanings": ["Top ile atılan sivri uçlu, silindir biçiminde mermi"]}, {"word": "toprakçıl", "meanings": ["Toprakta yaşayan hayvan türü"]}, {"word": "toprak hukuku", "meanings": ["Toprak üzerindeki mülkiyet rejimini, toprağın işletilmesiyle ilgili hususları düzenleyen hukuk"]}, {"word": "toprak çimento", "meanings": ["Çimento ve su katılarak sıkıştırılmış toprak"]}, {"word": "top sürme", "meanings": ["Topu kısa aralıklarla sürükleyerek veya yere vurarak karşı tarafın kalesine veya potasına doğru götürme"]}, {"word": "torbalı", "meanings": ["Torbası olan", "Torbaya konulmuş olan"]}, {"word": "tornalatma", "meanings": ["Tornalatmak işi"]}, {"word": "tornalatmak", "meanings": ["Tornadan geçirtmek, torna yaptırmak"]}, {"word": "tozlaştırma", "meanings": ["Tozlaştırmak işi"]}, {"word": "tradisyonel", "meanings": ["Geleneksel"]}, {"word": "tozlaştırmak", "meanings": ["Toz durumuna getirmek"]}, {"word": "tropik kuşu", "meanings": ["Tropik kuşugiller familyasından pembemsi tüylü, kuyruğunda iki teleği olan deniz kuşu"]}, {"word": "tubeless", "meanings": ["343 içsiz"]}, {"word": "tugrik", "meanings": ["Moğolistan'da kullanılan bir para birimi"]}, {"word": "tuğralı", "meanings": ["Tuğrası olan"]}, {"word": "tuğcu", "meanings": ["Osmanlı döneminde savaşlarda padişahın tuğlarını taşıyan kimse"]}, {"word": "tüberkülin testi", "meanings": ["Bir kimsede tüberküloz bulunup bulunmadığını anlamak amacıyla deri altına tüberkülin aşılama"]}, {"word": "tulumcu", "meanings": ["Tulum çalan veya yapan kimse"]}, {"word": "tüccarlaşma", "meanings": ["Tüccarlaşmak durumu"]}, {"word": "tümeller", "meanings": ["Cins, tür, ayrım, özellik ve ilineği içeren kavramlar"]}, {"word": "tümen tümen", "meanings": ["Pek çok, binlerce"]}, {"word": "Türkçesi", "meanings": ["Açıkçası"]}, {"word": "kalavra", "meanings": ["Ölçeksiz ayakkabı, yemeni", "Deriden yapılmış eşya"]}, {"word": "Türki", "meanings": ["Türkle ilgili", "Türkçe"]}, {"word": "kalavrahane", "meanings": ["Kundura atölyesi"]}, {"word": "kalaybalık", "meanings": ["Balık avlamada oltanın ucuna yerleştirilen madde"]}, {"word": "kalayhane", "meanings": ["Kalaycının çalıştığı yer", "Kalay işlerinin yapıldığı yer"]}, {"word": "kalçıncı", "meanings": ["Kalçın yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kale bedeni", "meanings": ["Kalenin burçları arasında yer alan üstü mazgal ve siperlerle örülmüş kalın duvar"]}, {"word": "kalem kömürü", "meanings": ["İyi cins mangal kömürü"]}, {"word": "kalem erbabı", "meanings": ["Yazar"]}, {"word": "kalem pil", "meanings": ["İnce, uzun ve küçük pil"]}, {"word": "kalem şuarası", "meanings": ["Divan şiiri tarzından etkilenen okuryazar halk şairi"]}, {"word": "kalıtsallık", "meanings": ["Kalıtsal olma durumu"]}, {"word": "kalibraj", "meanings": ["Ayarlama"]}, {"word": "kalkışılmak", "meanings": ["Kalkışma işine konu olmak"]}, {"word": "kala kala", "meanings": ["Bütünü, olup olacağı", "En sonunda"]}, {"word": "kalkışılma", "meanings": ["Kalkışılmak durumu"]}, {"word": "kalotip", "meanings": ["Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi"]}, {"word": "kalp çarpıntısı", "meanings": ["Kalbin düzensiz veya hızlı çalışması"]}, {"word": "kalp yarası", "meanings": ["Yürek yarası"]}, {"word": "kalp acısı", "meanings": ["Yürek acısı"]}, {"word": "kaldırım taşı", "meanings": ["Kaldırım döşemeye elverişli olan sert bir taş türü"]}, {"word": "kalpaklık", "meanings": ["Kalpak yapmaya elverişli"]}, {"word": "kalp akçe", "meanings": ["Sahte metal veya kâğıt para", "Yaramaz kimse"]}, {"word": "kaltakçı", "meanings": ["Kaltak yapan kimse"]}, {"word": "kalp kası", "meanings": ["Kalbin ana duvarını çeviren ve düzenli hareket edebilen kas örgüsü, miyokart"]}, {"word": "kamış kemiği", "meanings": ["Baldırın arka tarafında yer alan ince, uzun kemik"]}, {"word": "kalsiyum fosfat", "meanings": ["Üç kalsiyum atomu içeren ve formülü Ca3(PO4)2. olan fosfat"]}, {"word": "kampanacı", "meanings": ["Düzenbaz, hilekâr, sahtekâr"]}, {"word": "kamu güvenliği", "meanings": ["Bir devlette zabıta hizmetleriyle halka sağlanan can ve mal güvenliği"]}, {"word": "kamu hizmeti", "meanings": ["Devlet ve öteki kamu tüzel kişileri tarafından halkın genel ve ortak gereksinimlerinin karşılanması"]}, {"word": "kamu kurumu", "meanings": ["Belirli kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla oluşturulan kamu tüzel kişisi"]}, {"word": "Kanadalı", "meanings": ["Kanada halkından olan kimse"]}, {"word": "Kanada geyiği", "meanings": ["Kuzey Amerika'da yaşayan bir tür iri gövdeli geyik (Cervus Canadensis)"]}, {"word": "kanadiyen", "meanings": ["Kanadalı tuzak avcılarının ceketlerine benzeyen içi kürklü veya pamuklu, şal yakalı, kemerli kruvaze ceket", "Yaz aylarında giyilen bol ve geniş dikimli astarsız hafif ceket"]}, {"word": "kancalanma", "meanings": ["Kancalanmak durumu"]}, {"word": "kancıl", "meanings": ["Kanda yaşayan asalak"]}, {"word": "kandamlası", "meanings": ["Asya ve Avrupa'da ılıman bölgelerde yetişen kırmızı veya sarı çiçekli otsu bir bitki (Adonis)"]}, {"word": "kandidoz", "meanings": ["Pamukçuk"]}, {"word": "Kangal köpeği", "meanings": ["Anadolu'da Sivas bölgesinde yetiştirilen, burnu ve ağzı siyah, kulakları düşük, kuyruğu sırtına doğru düzgün kıvrım yaparak duran ve çok tutulan bir tür köpek"]}, {"word": "kangrenleştirme", "meanings": ["Kangrenleştirmek durumu veya biçimi"]}, {"word": "kanıtlandırma", "meanings": ["Kanıtlandırmak işi"]}, {"word": "kan grubu", "meanings": ["Bireyde serum ve alyuvarların taşıdığı antijen veya antikorların türüne göre ayırıcı özellikler taşıyan grup"]}, {"word": "kanıtlandırmak", "meanings": ["Bir düşünceyi, bir savı yeterli delillerle doğrulamak, belgelemek ve açıklamak"]}, {"word": "kan otu", "meanings": ["Gelincikgiller familyasından kan kırmızı renkte çok yıllık zehirli bir bitki"]}, {"word": "kanserleştirme", "meanings": ["Kanserleştirmek durumu"]}, {"word": "Kantçılık", "meanings": ["Kant felsefesi öğretisi"]}, {"word": "kansız ameliyat", "meanings": ["Kesi yapılmaksızın lazer vb. yöntemlerle gerçekleştirilen ameliyat"]}, {"word": "kantarlık", "meanings": ["Kantar ölçüsünde olan"]}, {"word": "Kantçı", "meanings": ["Kant felsefesi yanlısı olan"]}, {"word": "kanun maddesi", "meanings": ["Kanun, tüzük ve yönetmeliklerinin ayrı ayrı hükümlerini gösteren bölüm, bent, fıkra"]}, {"word": "kapak tahtası", "meanings": ["Biçilen tomruğun tahtalarından en dışta kalan parçası"]}, {"word": "kapak takımı", "meanings": ["Alafranga tuvaletin üstündeki kapak, oturak ve vidaların bütünü"]}, {"word": "kapancı", "meanings": ["Kapanın başında bulunan görevli, tartıcı"]}, {"word": "kapı duvar", "meanings": ["Ses seda çıkmaması durumu", "Başvurulduğunda yanıt alınamayan kimse veya yer", "Aldırmaz, vurdumduymaz kimse"]}, {"word": "kapitalistleşme", "meanings": ["Kapitalistleşmek durumu"]}, {"word": "kapı perdesi", "meanings": ["Rüzgâr ve soğuktan korunmak için kalın kumaştan veya deriden yapılmış örtü, perde"]}, {"word": "kapitalistleştirme", "meanings": ["Kapitalistleştirmek işi"]}, {"word": "kapitalizasyon", "meanings": ["Anaparaya dönüştürme işi"]}, {"word": "kaplamsal", "meanings": ["Kavramla ilgili bütün özellikleri bir arada bulunduran"]}, {"word": "kaplamsallık", "meanings": ["Kaplamsal olma özelliği"]}, {"word": "kaplan derisi", "meanings": ["Deri sanayisinde çok tutulan ve kadın giysisi yapımında kullanılan deri"]}, {"word": "kapsayıcı", "meanings": ["Bütün özellikleri ve incelikleri içine alan tanım, kısır döngü karşıtı"]}, {"word": "kapuçin", "meanings": ["Latin çiçeği"]}, {"word": "kara kuvvetleri", "meanings": ["Bir ülkeyi karadan gelecek saldırı ve tehlikeye karşı korumak amacı ile kurulan askerî teşkilat", "Silahlı kuvvetler içinde yer alan kara ordularının tümü"]}, {"word": "kara iklimi", "meanings": ["Yazların sıcak ve kurak, kışların soğuk ve kar yağışlı geçtiği, günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının belirgin olduğu iklim, karasal iklim"]}, {"word": "kara mili", "meanings": ["1609 metre uzunluğundaki bir ölçü birimi"]}, {"word": "kara vapuru", "meanings": ["Demir yolu taşıtı"]}, {"word": "kara yeli", "meanings": ["Yaz geceleri karadan denize doğru esen yel"]}, {"word": "karaca kemiği", "meanings": ["Kol kemiği"]}, {"word": "karamsarlaştırma", "meanings": ["Kötümserleştirme"]}, {"word": "karamsarlaştırmak", "meanings": ["Kötümserleştirmek"]}, {"word": "karaya", "meanings": ["Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki"]}, {"word": "karasal iklim", "meanings": ["Kara iklimi"]}, {"word": "kar baykuşu", "meanings": ["İskandinavya ve kuzey kürede yaşayan koyu renk benekli büyük baykuş (Nyctes scandica)"]}, {"word": "kardeş kardeş", "meanings": ["Dostlukla, dostça, sevgiyle", "Eşit olarak"]}, {"word": "kare kare", "meanings": ["Kareli olarak"]}, {"word": "karıklama", "meanings": ["Meralarda yüzey akışını önlemek ve toprak nemini uzun süre koruyarak vejetasyonu geliştirmek için 1-1,5 metre aralıklarla 10-15 santimetre kesitinde tesviye eğrilerine paralel küçük hendeklerin açılması"]}, {"word": "karıklamak", "meanings": ["Karık (II) açmak"]}, {"word": "karım köylü", "meanings": ["Karısı köylü"]}, {"word": "karıncasever", "meanings": ["Karınca yiyerek beslenen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek"]}, {"word": "karınca yuvası", "meanings": ["Karıncaların barındığı yer"]}, {"word": "karınca yuvası gibi", "meanings": ["çok kalabalık"]}, {"word": "karınca yuvası gibi kaynamak", "meanings": ["çok kalabalık ve hareketli olmak"]}, {"word": "karından ayaklılar", "meanings": ["Karından bacaklılar"]}, {"word": "karın zarı iltihabı", "meanings": ["Karın zarı yangısı"]}, {"word": "karides ağı", "meanings": ["Karides avlamakta kullanılan bir ağ türü"]}, {"word": "kar ispinozu", "meanings": ["Asya ve Avrupa'nın yüksek yerlerinde, karlık bölgelerde yaşayan serçeye benzer küçük ötücü kuş (Montifringilla nivalis)"]}, {"word": "karşılaştırmacı", "meanings": ["Karşılaştırmalı edebiyat veya dil bilimi uzmanı"]}, {"word": "kar sapanı", "meanings": ["Kayarken kayak uçlarını birbirine yaklaştırma, arka uçlarını ise birbirinden uzaklaştırmayla sağlanan frenleme durumu"]}, {"word": "kartoncu", "meanings": ["Karton işi", "Karton eşya yapan veya satan kimse"]}, {"word": "kartonlama", "meanings": ["Kartonlamak işi"]}, {"word": "kartonlamak", "meanings": ["Karton yerleştirmek veya kartonla kaplamak"]}, {"word": "kasidehan", "meanings": ["Kaside okumayı meslek edinmiş kimse"]}, {"word": "kaslaşma", "meanings": ["Kaslaşmak durumu"]}, {"word": "kaslaşmak", "meanings": ["Kas durumuna gelmek"]}, {"word": "kaşeleme", "meanings": ["Kaşelemek işi"]}, {"word": "kaşelenme", "meanings": ["Kaşelenmek durumu"]}, {"word": "kaşeletme", "meanings": ["Kaşeletmek işi"]}, {"word": "kaşlama", "meanings": ["Kaşlamak işi"]}, {"word": "kaşlamak", "meanings": ["Yüzüğün taşını kaşa oturtmak"]}, {"word": "katı kalpli", "meanings": ["Merhametsiz"]}, {"word": "katı kalpli olmak", "meanings": ["olan bitenden etkilenmemek, duygusuzlaşmak"]}, {"word": "katıltma", "meanings": ["Katıltmak işi"]}, {"word": "katmer katmer", "meanings": ["Kat kat, üst üste", "Kat kat, üst üste bir biçimde"]}, {"word": "kavga adamı", "meanings": ["Düşünce ve inançlarını son kerteye kadar hararetle savunan kimse"]}, {"word": "kayıkçı kavgası", "meanings": ["Sonucu olmayan, bıktırıcı münakaşa"]}, {"word": "kaynana ağzı", "meanings": ["İleri geri veya yersiz konuşma, gereksiz dedikodu yapma"]}, {"word": "kefeli", "meanings": ["Kefesi olan"]}, {"word": "kefenci", "meanings": ["Cenaze gereçleri satan kimse", "Zorba"]}, {"word": "kemik rengi", "meanings": ["Beyaz ile krem rengi arasında olan renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kemik bilimci", "meanings": ["Kemik bilimi uzmanı, osteolog"]}, {"word": "kemik zarı", "meanings": ["Kemikleri kapsayan beyazımsı ve sedef renginde zar"]}, {"word": "kemoterapi", "meanings": ["Kimyasal tedavi"]}, {"word": "kenevir yağı", "meanings": ["Kenevir ağacından yapılan yağ"]}, {"word": "kenger", "meanings": ["Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki, eşek dikeni, kengel (Cynara cardunculus)"]}, {"word": "kenger sakızı", "meanings": ["Kenger sütünden yapılan bir sakız türü, çengel sakızı, kengel sakızı"]}, {"word": "vaktikerahet", "meanings": ["Kerahet vakti"]}, {"word": "kerkes", "meanings": ["Akbaba"]}, {"word": "kese çiçeği", "meanings": ["Süs için yetiştirilen ve demet olarak çiçek açan bitki (Ceanothus)"]}, {"word": "keseletme", "meanings": ["Keseletmek işi"]}, {"word": "kesik Kerem", "meanings": ["Âşık Kerem'in ezgilerinde görülen yanık türkü dalı"]}, {"word": "kesme taş", "meanings": ["Yola dizilmek amacıyla veya bir yapı için biçimlendirilmiş taş"]}, {"word": "keşideci", "meanings": ["Çek veya poliçe düzenleyen ve imzalayan kimse"]}, {"word": "keşleme", "meanings": ["Keşlemek durumu"]}, {"word": "keşlemek", "meanings": ["Aldırış etmemek, önem vermemek, ciddiye almamak"]}, {"word": "keşmekeşlik", "meanings": ["Karışıklık, halledilmesi, içinden çıkılması zor durum"]}, {"word": "keşşaflık", "meanings": ["İzcilik"]}, {"word": "kethüdalık", "meanings": ["Kethüdanın yaptığı iş"]}, {"word": "kezalik", "meanings": ["Keza"]}, {"word": "Kıbrıslı", "meanings": ["Kıbrıs halkından olan kimse"]}, {"word": "kıkırdak bilimi", "meanings": ["Kıkırdakları inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "kılbaz", "meanings": ["Dalkavuk"]}, {"word": "kıldırtmak", "meanings": ["Kıldırma işini yaptırmak", "Namaz kılma işini yaptırmak"]}, {"word": "kıldırtma", "meanings": ["Kıldırtmak işi"]}, {"word": "kılıç alayı", "meanings": ["Kılıç kuşanma"]}, {"word": "kılıç pabucu", "meanings": ["Kılıç kınının aşağı kısmı"]}, {"word": "kılıfçı", "meanings": ["Kılıflama işini yapan kimse", "Kılıf yapan ve satan kimse"]}, {"word": "kılkapan", "meanings": ["Kehribar"]}, {"word": "kıl otu", "meanings": ["Dağlık çayırlarda yetişen ince ve sert yapraklı bir bitki (Nardus)"]}, {"word": "kıl yumağı", "meanings": ["Saç yeme alışkanlığı olan kimselerin midesinde oluşan ur"]}, {"word": "kırbacık", "meanings": ["Tulumcuk"]}, {"word": "kırçıllaşmak", "meanings": ["Kırçıl duruma gelmek"]}, {"word": "kıracak", "meanings": ["Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet"]}, {"word": "kır gülü", "meanings": ["Çorak bölgelerde biten ve gün gülüne benzeyen bir tür çiçek (Fumana)"]}, {"word": "kırçıllaşma", "meanings": ["Kırçıllaşmak durumu"]}, {"word": "kırık hava", "meanings": ["Hareketli ve canlı oyun melodisi ve türküsü"]}, {"word": "kırıtım kırıtım", "meanings": ["Kırıtarak"]}, {"word": "kırk basması", "meanings": ["Doğumdan sonraki kırk gün içinde çocuğun ateşli bir hastalığa yakalanması"]}, {"word": "kırkbudak", "meanings": ["Bektaşilikte erenler meydanına konulan kırk kollu büyük şamdan"]}, {"word": "kırmızımtırak", "meanings": ["Kırmızımsı"]}, {"word": "kısas", "meanings": ["Kıssalar, hikâyeler, öyküler"]}, {"word": "kırkımcı", "meanings": ["Kırkıcı"]}, {"word": "kısmet ağacı", "meanings": ["Bütün sıcak ülkelerde sık rastlanan tırmanıcı ve iri gövdeli ağaç (Clerodendron)"]}, {"word": "kıvamlaştırıcı", "meanings": ["Sıvı bir maddeyi kıvamına getirmeyi sağlayan alet"]}, {"word": "kıvamlaştırma", "meanings": ["Kıvamlaştırmak işi"]}, {"word": "kıvamlaştırmak", "meanings": ["Bir maddeyi sıvıdan ayırarak kıvamlı duruma getirmek"]}, {"word": "kıymalı börek", "meanings": ["Soğan ve çeşitli baharatlar katılmasıyla hazırlanan kavrulmuş kıymanın iç olarak kullanıldığı börek türü"]}, {"word": "kıymalı makarna", "meanings": ["İçinde kavrulmuş kıyma bulunan makarna yemeği"]}, {"word": "kızılçam", "meanings": ["Uzun boylu bir tür çam", "Bir tür orman ağacı"]}, {"word": "kızılcık reçeli", "meanings": ["Kızılcık meyvesinden şeker katılarak yapılan reçel türü"]}, {"word": "kıymalı yumurta", "meanings": ["İçine kavrulmuş kıyma konularak hazırlanan yumurtalı yemek"]}, {"word": "kibarlar âlemi", "meanings": ["Yüksek sosyete"]}, {"word": "kibar lokması", "meanings": ["Gösterişli, görkemli durum veya ortam"]}, {"word": "kibarzade", "meanings": ["Soylu bir aileden gelen çocuk"]}, {"word": "kifafınefis", "meanings": ["Yaşamaya yetecek kadar olan rızık"]}, {"word": "kilise çanı", "meanings": ["Kiliselerde saat başlarında ve dinî törenlerde çalınan büyük çan"]}, {"word": "kilise hukuku", "meanings": ["Kilisenin kuruluşunu ve iç düzenini sağlayan kurallar"]}, {"word": "kilitletmek", "meanings": ["Kilitlenmesini sağlamak"]}, {"word": "kilitletme", "meanings": ["Kilitletmek işi"]}, {"word": "kilolu", "meanings": ["Ağır", "Şişman"]}, {"word": "kimyasal savaş", "meanings": ["Kimyasal madde ve silahların kullanıldığı savaş"]}, {"word": "kimyasal silah", "meanings": ["İnsan, hayvan ve bitkiler üzerinde zehirli maddelerle ölümcül olaylara neden olan silah"]}, {"word": "kirtikli", "meanings": ["Kenarları girintili çıkıntılı olan"]}, {"word": "kira bedeli", "meanings": ["Kiralanan mal için ödenen karşılık"]}, {"word": "koca koca", "meanings": ["Büyük büyük", "Büyük, iri parçalı"]}, {"word": "koç", "meanings": ["Çalıştırıcı", "Kişilerin liderlik veya yöneticilik özelliklerini, becerilerini geliştirmeye yönelik, belli bir amacı hedefleyerek daha etkili sonuçlara ulaşmasını sağlamak için çalışan kimse"]}, {"word": "Koch basili", "meanings": ["Alman hekimi R. Koch'un bulduğu verem hastalığına yol açan bir basil"]}, {"word": "kodifikasyon", "meanings": ["Düzenleme"]}, {"word": "kol ağzı", "meanings": ["Giysi kolunun uç bölümü"]}, {"word": "kol değirmeni", "meanings": ["Bulgur, yarma vb. tahılların öğütülmesinde kullanılan, kol gücü ile çalışan taş değirmen"]}, {"word": "kol kapağı", "meanings": ["Giysi ve gömlek kolunun bileği örten bölümü"]}, {"word": "konsept", "meanings": ["Kavram", "Anlayış, görüş", "Tarz", "Düzen"]}, {"word": "kolay kolay", "meanings": ["Kolayca"]}, {"word": "kolayda", "meanings": ["Kolay bulunabilir yerde, el altında"]}, {"word": "kompoze", "meanings": ["`Ögelerini birleştirmek, bütünleştirmek, yeniden oluşturmak` anlamlarındaki kompoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "kompetitif", "meanings": ["Rekabetçi"]}, {"word": "koniklik", "meanings": ["Konik olma durumu"]}, {"word": "konferansçılık", "meanings": ["Konuşmacılık"]}, {"word": "kona göçe", "meanings": ["Yolculukta konaklayarak, geziye zaman zaman ara vererek"]}, {"word": "kontör yüklemek", "meanings": ["cep telefonuna konuşma süresi yüklemek"]}, {"word": "kontör", "meanings": ["Belirli bir sürenin bir birim olarak kabul edildiği ve telefonda toplam konuşma süresinin kaç birim olduğunu sayısal olarak gösteren araç", "Telefon, gaz, su vb.nde tüketim birimi"]}, {"word": "kontrolcü", "meanings": ["Kontrol yapan, denetçi, kontrolör"]}, {"word": "kontrpiyede kalmak", "meanings": ["futbolda kaleci ters tarafa gitmek veya hamle yapmak", "beklediği sonuca ulaşamamak", "düşüncelerini açıklayamamaktan ötürü zor durumda kalmak"]}, {"word": "kontrpiye", "meanings": ["Sporcunun yanılma hareketi"]}, {"word": "korku damarı", "meanings": ["Kasıklarda olduğu sanılan, korkuyu atlatmak için sıkılması gerektiğine inanılan damar"]}, {"word": "korlaşma", "meanings": ["Korlaşmak durumu veya biçimi"]}, {"word": "koruma ünsüzü", "meanings": ["Bağlayıcı ünsüz"]}, {"word": "koşun koşun", "meanings": ["Dizi dizi, sıra sıra"]}, {"word": "korunumlu", "meanings": ["Mekanik enerjisini değişmez kılan (sistem)"]}, {"word": "koyverme", "meanings": ["Koyuverme"]}, {"word": "koyu koyu", "meanings": ["İyice koyu (renk)", "Uzun uzun, derinden derine"]}, {"word": "koyu koyu düşünmek", "meanings": ["uzun uzun veya derin derin düşünmek"]}, {"word": "koyuvermek", "meanings": ["Bir yere bırakmak, koymak", "Oluruna bırakmak", "Salmak"]}, {"word": "koz helvası", "meanings": ["Koz helva"]}, {"word": "köhneleşme", "meanings": ["Köhneleşmek durumu"]}, {"word": "kök saplı", "meanings": ["İnci çiçeği veya eğrelti gibi çok yıllık kök sapı bulunan bitki"]}, {"word": "köhneleşmek", "meanings": ["Köhne duruma gelmek"]}, {"word": "kökten çiçekli", "meanings": ["Çiçekleri kök saptan veya kök yanından süren bitki çeşitleri"]}, {"word": "köksüzlük", "meanings": ["Köksüz olma durumu"]}, {"word": "köleci", "meanings": ["Karıncaların başka türlerin yuvalarını talan etmesi durumu"]}, {"word": "köpekoğluköpek", "meanings": ["Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse", "Hakaret içeren bir seslenme sözü"]}, {"word": "köreltme", "meanings": ["Köreltmek işi"]}, {"word": "köreltmek", "meanings": ["Körelmesini sağlamak", "Dumura uğratmak", "Yeteneğini kaybettirmek"]}, {"word": "köşe dönmeci", "meanings": ["Köşe dönücü"]}, {"word": "kriz masası", "meanings": ["Bir afetin zararlarını belirlemek ve yardım çalışmalarını yürütmek amacıyla geçici bir süre için uzmanlardan oluşturulan kurul"]}, {"word": "Allah taksimi", "meanings": ["Herhangi bir konuda eşitlik gözetilmeden yapılan paylaştırma, kul taksimi karşıtı"]}, {"word": "kulis çalışması", "meanings": ["Kulis faaliyeti"]}, {"word": "kulüpler arası", "meanings": ["Birçok kulübün takımlarını karşı karşıya getiren (sportif faaliyet)"]}, {"word": "kumbaşı", "meanings": ["Kumsal"]}, {"word": "kumandan gemisi", "meanings": ["Kumandanın komuta ettiği donanma gemisi"]}, {"word": "kumaşçılık", "meanings": ["Kumaşçının yaptığı iş"]}, {"word": "kumkayası", "meanings": ["Sıcak ve ılık denizlerde ve özellikle kayalık yerlerde yaşayan kemikli balık (Neogobius)"]}, {"word": "kum engereği", "meanings": ["Özellikle Balkanlarda görülen üçgen kafalı iri engerek (Vipera ammodytes)"]}, {"word": "kurt yeniği", "meanings": ["Ağaçta kurt tarafından kemirilerek oluşturulan oyuk"]}, {"word": "kuruş kuruş", "meanings": ["Kuruşu kuruşuna"]}, {"word": "kurtayağı tozu", "meanings": ["Kurtayağının sporlu başaklarından elde edilen, hekimlikte kullanılan sarı bir toz"]}, {"word": "kutu kutu", "meanings": ["1'den 10'a kadar sayıların gizlice yazılıp tahmin edilmesine dayanan ve iki çocuk arasında oynanan bir oyun"]}, {"word": "kuzguni siyah", "meanings": ["Çok koyu, kara renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kuzu kuzu", "meanings": ["Hiç ses çıkarmadan, karşı gelmeden, uysal bir biçimde"]}, {"word": "küçük abdest", "meanings": ["İdrar"]}, {"word": "küçük abdesti gelmek", "meanings": ["idrar yapma ihtiyacı duymak"]}, {"word": "küçük Hindistan cevizi", "meanings": ["İki çeneklilerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Myristica frangrans)", "Bu ağacın özellikle et yemekleri ile çorbalarda baharat olarak kullanılan ceviz biçimindeki yemişi, müskat"]}, {"word": "kürek kürek", "meanings": ["Kürekler dolusu, pek çok"]}, {"word": "inebolukütüğü", "meanings": ["Karadeniz'de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna"]}, {"word": "yağ küpü", "meanings": ["Yağ tulumu"]}, {"word": "yad eller", "meanings": ["Baba ocağından uzak yerler, gurbet", "Yabancı kimseler, yabancılar"]}, {"word": "yağlama yağı", "meanings": ["Hareket eden yüzeylerde sürtünmeyi azaltmak amacıyla kullanılan genellikle rafine edilmiş bir yağ türü", "Motor ve makine parçalarının yağlanmasında kullanılan madde"]}, {"word": "yağlı kuyruk", "meanings": ["Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak", "Kolayca sömürülecek iş veya kişi"]}, {"word": "Yahudi Arapçası", "meanings": ["Arap ülkelerinde yaşayan Yahudilerin konuşup yazdıkları, ölçünlü olmayan Arapça"]}, {"word": "Yahudi Almancası", "meanings": ["Almanya'dan çıkarılan Yahudilerin konuştuğu Almanca, Yiddiş"]}, {"word": "yağlı müşteri", "meanings": ["Bol paralı, çok alışveriş yapan müşteri"]}, {"word": "yağlı harç", "meanings": ["İçinde bol miktarda kireç veya çimento bulunan harç"]}, {"word": "Yahudi tapınağı", "meanings": ["Sinagog"]}, {"word": "yakarı", "meanings": ["Yakarış"]}, {"word": "yakınlarda", "meanings": ["Yakın yerlerde, çevrede", "Son zamanlarda"]}, {"word": "yakında", "meanings": ["Yakın bir yerde", "Çok geçmeden", "Son günlerde"]}, {"word": "yalan dünya", "meanings": ["Geçici, ölümlü hayat, yalancı dünya"]}, {"word": "yalan yanlış", "meanings": ["Gerçek olmayan, yanlış şeylerle dolu", "Üstünkörü, karmakarışık", "Doğru, düzgün olmasına önem verilmeyerek"]}, {"word": "yalapşap", "meanings": ["Yalap şalap"]}, {"word": "yalancı şahit", "meanings": ["Yalancı tanık"]}, {"word": "yaltak", "meanings": ["Dalkavuk"]}, {"word": "yalın sıfat", "meanings": ["Birleşik olmayan ve yapım eki almamış sıfat"]}, {"word": "yamalma", "meanings": ["Yamalmak işi"]}, {"word": "yanaşık düzen", "meanings": ["Kişi veya araçların birbirinin yanında ve aynı hizada düzenli duruşu, yanaşık nizam"]}, {"word": "yapağıcı", "meanings": ["Yapağı alıp satan kimse, yapakçı"]}, {"word": "yapak yağı", "meanings": ["Yapağının yıkanması sırasında asit karışımı elde edilen yağlı madde"]}, {"word": "yapaylaşma", "meanings": ["Yapaylaşmak durumu"]}, {"word": "yaprak yaprak", "meanings": ["Kat kat, üst üste yığılmış olan"]}, {"word": "yanlamasına", "meanings": ["Yan olarak, yana yatmış biçimde, yan yan"]}, {"word": "yapak", "meanings": ["Yapağı"]}, {"word": "yapaylaştırma", "meanings": ["Yapaylaştırmak işi"]}, {"word": "yaprak böceği", "meanings": ["Sebze ve meyvelere zarar veren böceklerin genel adı, yaprak kurdu"]}, {"word": "yaprakçıl", "meanings": ["Yaprakla beslenen hayvan"]}, {"word": "yaprak kurbağası", "meanings": ["Yeşilbağa"]}, {"word": "yararlanılma", "meanings": ["Yararlanılmak durumu, faydalanılma"]}, {"word": "yararlanılmak", "meanings": ["Yararlanma işi yapılmak, faydalanılmak"]}, {"word": "yan hakem", "meanings": ["Yardımcı hakem"]}, {"word": "yardımcı kitap", "meanings": ["Eğitimde esas dersleri konuları bakımından açıklayan kitap"]}, {"word": "yardımcı doçent", "meanings": ["Üniversitede doktora sonrası öğretim üyeliğinin ilk basamağında olan öğretim üyesi"]}, {"word": "yardım sandığı", "meanings": ["Sosyal yardımlaşmayı güçlendirmek amacıyla kurulan dernek veya kurum"]}, {"word": "yargı alanı", "meanings": ["Yargı çevresi"]}, {"word": "yargı denetimi", "meanings": ["Yargı düzeninin sağlanması amacıyla yargı kurulları veya organları tarafından gerçekleştirilen denetim"]}, {"word": "yargıevi", "meanings": ["Mahkeme"]}, {"word": "yargı yetkisi", "meanings": ["Yargılama gücünü veren yetki"]}, {"word": "yarı başkanlık", "meanings": ["Başkanlık rejimi ile parlamenter sistemi birleştirmeyi hedefleyen siyasi rejim"]}, {"word": "yarı iletken", "meanings": ["Elektrik akımını tam iletmeyen (metal dışı madde)"]}, {"word": "yarı finalist", "meanings": ["Yarı finale yükselen sporcu veya takım"]}, {"word": "yarı kurak", "meanings": ["Yeterince su alamayan coğrafi bölge"]}, {"word": "yarı kübik", "meanings": ["Parabol"]}, {"word": "yarım boy", "meanings": ["Resimde belden yukarısı", "At yarışlarında bir atın bedeninin yarısı kadar olan mesafe"]}, {"word": "yarma kütüğü", "meanings": ["Üzerinde balta ile odun yarmak için yapılan kalın kütük"]}, {"word": "yasallaşma", "meanings": ["Yasallaşmak durumu"]}, {"word": "yassı balıklar", "meanings": ["Kemikli balıklar takımı"]}, {"word": "yassılaşmak", "meanings": ["Yassı duruma gelmek, yassı olmak, yassılmak"]}, {"word": "yassılaşma", "meanings": ["Yassılaşmak işi, yassılma"]}, {"word": "yassıltma", "meanings": ["Yassıltmak işi"]}, {"word": "yassıltmak", "meanings": ["Yassı duruma getirmek, yassılaştırmak"]}, {"word": "yassılaştırma", "meanings": ["Yassılaştırmak işi"]}, {"word": "yassılaştırmak", "meanings": ["Yassı duruma getirmek"]}, {"word": "yastamak", "meanings": ["Dayamak, yaslamak"]}, {"word": "yastama", "meanings": ["Yastamak işi"]}, {"word": "yaşama çabası", "meanings": ["Canlı varlıkların bulundukları çevrenin her türlü zorluğu karşısında yaşayabilmek için verdikleri savaş, yaşama uğraşısı"]}, {"word": "yastıklı", "meanings": ["Yastığı olan"]}, {"word": "yaşama sevinci", "meanings": ["Maddi, manevi mutluluk içinde yaşama", "Durumundan, yaşantısından memnun olma duygusu"]}, {"word": "yaşama uğraşısı", "meanings": ["Yaşama çabası"]}, {"word": "yaşanma", "meanings": ["Yaşanmak işi"]}, {"word": "yaşanmak", "meanings": ["Yaşama işi yapılmak"]}, {"word": "yavaş yavaş", "meanings": ["Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil", "Azar azar", "Gitgide"]}, {"word": "yavuzlanma", "meanings": ["Yavuzlanmak durumu"]}, {"word": "yayık yayık", "meanings": ["Heceleri uzatarak (konuşmak)"]}, {"word": "yavuzlanmak", "meanings": ["Yavuz gibi olmak, yavuz durumuna gelmek", "Sertleşmek, çetinleşmek, kabadayılaşmak"]}, {"word": "yayılmacılık", "meanings": ["Emperyalizm"]}, {"word": "yayla salatası", "meanings": ["Yeşil salata"]}, {"word": "yaylı tambur", "meanings": ["Yayla çalınan bir tambur türü"]}, {"word": "yayvan yayvan", "meanings": ["Sesleri yayarak, uzatarak"]}, {"word": "yazarçizer", "meanings": ["Yazarlıkla uğraşan (kimse)"]}, {"word": "yeleli kurt", "meanings": ["Sırtlan"]}, {"word": "yelpirdeme", "meanings": ["Yelpirdemek işi"]}, {"word": "yemek salonu", "meanings": ["Yemek odası"]}, {"word": "yeni yazı", "meanings": ["1 Kasım 1928'de kabul edilen, Latin alfabesi sistemine dayanan Türk alfabesi"]}, {"word": "yemlik arpa", "meanings": ["Hayvanlara yiyecek olarak verilen bir tür arpa"]}, {"word": "yeni yeni", "meanings": ["Yeni olarak, bugünlerde, çok yakınlarda"]}, {"word": "yenilerde", "meanings": ["Yakın geçmişte"]}, {"word": "yer yer", "meanings": ["Zaman zaman", "Birçok yerde"]}, {"word": "yeni yıl", "meanings": ["Yaşanılan yıldan bir sonraki yıl, yeni sene"]}, {"word": "yeraltı dünyası", "meanings": ["Yasal olmayan, kirli ve karanlık işlerin gerçekleştirildiği ortam"]}, {"word": "yer yuvarı", "meanings": ["Yerküre"]}, {"word": "yıkık dökük", "meanings": ["Harabeye benzeyen, harabeye dönmüş"]}, {"word": "yeşilimtırak", "meanings": ["Yeşilimsi"]}, {"word": "yılan kavı", "meanings": ["Yılan gömleği"]}, {"word": "yıllar yılı", "meanings": ["Uzun yıllardan beri"]}, {"word": "yıllarca", "meanings": ["Yıllar boyu, birçok yıl, senelerce"]}, {"word": "yıldızsı", "meanings": ["Yıldızı andıran, yıldıza benzeyen, yıldız gibi, yıldızımsı"]}, {"word": "yıllıklı", "meanings": ["Ücreti yılda bir verilen, yıllıkçı"]}, {"word": "Yiddiş", "meanings": ["Yahudi Almancası"]}, {"word": "yiğitleşmek", "meanings": ["Yiğitlik etmek, cesaret göstermek, yiğitlenmek"]}, {"word": "yiğitleşme", "meanings": ["Yiğitleşmek işi, yiğitlenme"]}, {"word": "yolüstü", "meanings": ["Yolun hemen kenarı"]}, {"word": "yorgan kavgası", "meanings": ["Bir şeyden çıkar sağlama konusunda anlaşmazlığa düşme", "Post kavgası"]}, {"word": "yosmaca", "meanings": ["Yosmaya yaraşır bir biçimde, yosma gibi"]}, {"word": "yudum yudum", "meanings": ["Azar azar"]}, {"word": "yumak yumak", "meanings": ["Yuvarlak bir biçimde"]}, {"word": "yumuşak yüzlü", "meanings": ["Kendisinden istenilen bir şeyi geri çeviremeyen, hayır diyemeyen (kimse)"]}, {"word": "yuvaya dönüş", "meanings": ["Eski yerine, görevine veya aile ocağına dönüş"]}, {"word": "yuvar yuvar", "meanings": ["Yuvarlanır gibi"]}, {"word": "yüklem birliği", "meanings": ["Yüklem grubu"]}, {"word": "yülünme", "meanings": ["Yülünmek işi"]}, {"word": "yüz kere", "meanings": ["Pek çok, tekrar tekrar, çok kez, defalarca"]}, {"word": "yüze soğurma", "meanings": ["Bir gazın veya sıvının, bir katının içine yüzeysel olarak girmesi, soğrumsama"]}, {"word": "yüzlü yüzlü", "meanings": ["Utanmadan, sıkılmadan, çekinmeden"]}, {"word": "O", "meanings": ["Oksijen elementinin simgesi"]}, {"word": "o saat", "meanings": ["Hemen, o anda, o saatte"]}, {"word": "o sırada", "meanings": ["İçinde bulunulan zamanda"]}, {"word": "objektivist", "meanings": ["Nesnelci"]}, {"word": "od ocak", "meanings": ["Mal, mülk, maddi zenginlik"]}, {"word": "odun bilimi", "meanings": ["Odunun yapısını, fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı, ksiloloji"]}, {"word": "oduncul", "meanings": ["Odunla beslenen böcek"]}, {"word": "ofsetçi", "meanings": ["Ofsetle uğraşan"]}, {"word": "oksijen çadırı", "meanings": ["Hava geçirmeyen bir dokumadan veya plastikten yapılan, bir kimseyi normal havadan ayırıp saf oksijen veya karbojen etkisi altında bulundurmaya yarayan alet"]}, {"word": "oksijenlenmek", "meanings": ["Oksijen ile birleşmek", "Özünde oksijen bulunmak"]}, {"word": "oğul oğul", "meanings": ["Gruplar hâlinde, bölük bölük"]}, {"word": "okuma kitabı", "meanings": ["Okuma becerisini kazandırmak amacıyla hazırlanan ve içinde değişik metinler bulunan kitap"]}, {"word": "okutturma", "meanings": ["Okutturmak işi"]}, {"word": "okutturmak", "meanings": ["Okutma işini yaptırmak"]}, {"word": "olimpik", "meanings": ["Olimpiyatlarla ilgili, olimpiyat ölçülerinde olan"]}, {"word": "Oltu otu", "meanings": ["Pire otu"]}, {"word": "oluk oluk", "meanings": ["Pek çok"]}, {"word": "oluşumcu", "meanings": ["Oluşumculuk yanlısı olan"]}, {"word": "oluşumculuk", "meanings": ["İnsanın ruh dünyasında oluşan ve gelişen bir durumun yaşla geliştiğini ileri süren görüş"]}, {"word": "omuz eklemi", "meanings": ["Kol kemiğinin başını kürek kemiğinin yuva çukuruyla birleştiren eklem"]}, {"word": "on paralık", "meanings": ["Değeri çok az veya değersiz, hiç"]}, {"word": "on paralık etmek", "meanings": ["birine hakarette bulunmak", "birini kötü duruma düşürmek"]}, {"word": "on parasız", "meanings": ["Parası olmayan", "Parası olmaksızın"]}, {"word": "onaşmak", "meanings": ["Karşılıklı rıza göstermek, razı olmak"]}, {"word": "onculayın", "meanings": ["Ona göre, onun gibi"]}, {"word": "on birli", "meanings": ["Dizeleri on bir heceli şiir", "Bentleri on bir dizeden oluşan manzume", "On bir dereceyle ayrılan iki noktanın aralığı"]}, {"word": "onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar", "meanings": ["`zamanında olduğunda büyük yarar sağlayacak bir durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "onmadık", "meanings": ["Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan", "Bereketsiz"]}, {"word": "ontolojizm", "meanings": ["Tanrı bilgisinin insan için doğal olduğunu ileri süren kuram"]}, {"word": "opalleşme", "meanings": ["Saydam bir camın, özündeki kristallerin çökmesiyle opal renge girmesi"]}, {"word": "optimal", "meanings": ["En uygun"]}, {"word": "optikçi", "meanings": ["Gözlükçü"]}, {"word": "doğru orantılı", "meanings": ["Birbirine bağlı olan ve biri arttığında öteki de artan"]}, {"word": "ordu komutanı", "meanings": ["Bir orduya komuta eden ve genellikle orgeneral rütbesinde olan asker"]}, {"word": "ordu merkezi", "meanings": ["Ordu karargâhının bulunduğu yer"]}, {"word": "organikçi", "meanings": ["Organik kimya uzmanı"]}, {"word": "orman evi", "meanings": ["Orman koruma memurunun evi", "Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için orman bölgelerinde yapılmış ev"]}, {"word": "ortanın sağı", "meanings": ["Ilımlı siyasi görüşe göre, sosyal alanla ilgili sosyal yapıyı koruma veya olduğu gibi sürdürme eğiliminde bulunan partilerin benimsedikleri görüş"]}, {"word": "ortanın solu", "meanings": ["Ilımlı siyasi görüşe göre, sosyal alanla ilgili köklü değişimleri gerçekleştirmek çabasında bulunan partilerin benimsedikleri görüş"]}, {"word": "orunlama", "meanings": ["Bir konunun yerine onunla benzerlikleri olan bir başka konuyu anlatma"]}, {"word": "ortak gider", "meanings": ["Kat mülkiyetinde her dairenin aylık giderlere eşit ölçüde katılma payı"]}, {"word": "Osmani", "meanings": ["Osmanlılarla ilgili"]}, {"word": "Osmanlıcacılık", "meanings": ["Osmanlı Türkçesinden yana olan kimsenin tutumu"]}, {"word": "Osmanlı Türkçesi", "meanings": ["XIII-XX. yüzyıllar arasında Anadolu'da ve Osmanlı Devleti'nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan Türk dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "Osmanlıcılık", "meanings": ["Osmanlılık düşüncesini benimseyen ve yayan düşünce akımı"]}, {"word": "otomatiklik", "meanings": ["Otomatik olma durumu"]}, {"word": "osmiyumlu", "meanings": ["Bileşiminde osmiyum içeren (madde)"]}, {"word": "oturma belgesi", "meanings": ["Bazı ülkelerde çalışan veya ticaret yapan kimselere verilen oturma izni belgesi"]}, {"word": "otomatikman", "meanings": ["Otomatik olarak"]}, {"word": "oturma izni", "meanings": ["Resmî makamlarca belli bir bölgede oturmak üzere verilen izin", "Yabancı bir ülkede çalışan veya ticaret yapan kimselere o ülkenin resmî makamlarınca belli bir bölgede oturmak üzere verilen izin"]}, {"word": "oya çiçeği", "meanings": ["Koyu menekşe veya pembe renkte çiçekler açan süs bitkisi (Lagerstroemia indica)"]}, {"word": "oylum oylum", "meanings": ["Oymalı, girintili çıkıntılı bir biçimde"]}, {"word": "oyumlama", "meanings": ["Oyumlamak durumu veya biçimi"]}, {"word": "oyumlamak", "meanings": ["Bitki kök salmak, tutmak"]}, {"word": "oyunlaştırılma", "meanings": ["Oyunlaştırılmak işi"]}, {"word": "oyunlaştırılmak", "meanings": ["Oyun biçimine getirilmek"]}, {"word": "ozalitçi", "meanings": ["Ozalit yapan veya çıkaran kimse"]}, {"word": "ozonlaşma", "meanings": ["Ozonlaşmak durumu"]}, {"word": "ozonlaşmak", "meanings": ["Ozon durumuna gelmek"]}, {"word": "ozonlaştırıcı", "meanings": ["Ozonlu oksijen veya hava hazırlayan alet"]}, {"word": "ozonoliz", "meanings": ["Ozonla ayrışma"]}, {"word": "ozonoskop", "meanings": ["Ozonun varlığını tespit etmeye yarayan düzenek"]}, {"word": "ozonometre", "meanings": ["Ozonölçer"]}, {"word": "ozonölçer", "meanings": ["Atmosferdeki ozon niceliğini tespit etmeye yarayan alet, ozonometre"]}, {"word": "ozon ölçüm", "meanings": ["Havada ve oksijen içindeki ozonu ölçme işi"]}, {"word": "ozuga", "meanings": ["Tropikal Afrika ve ormanlık alanlarda yetişen ince dokulu bir tür ağaç (Saccoglottis gabonensis)"]}, {"word": "öbeklenme", "meanings": ["Öbeklenmek durumu veya biçimi"]}, {"word": "öbeklenmek", "meanings": ["Öbek durumuna gelmek, öbek öbek olmak"]}, {"word": "öbekleşme", "meanings": ["Öbekleşmek durumu"]}, {"word": "öbekleşmek", "meanings": ["Bir grup oluşturmak, öbek durumunu almak"]}, {"word": "ödemli", "meanings": ["Ödemi olan"]}, {"word": "öke", "meanings": ["Deha sahibi kimse, dâhi"]}, {"word": "ökelik", "meanings": ["Öke olma durumu"]}, {"word": "ökse kuşu", "meanings": ["Saka kuşu"]}, {"word": "öksürük tıksırık", "meanings": ["Sık sık öksürme"]}, {"word": "ölçekli", "meanings": ["Ölçek farkıyla aynı bütünü veren geometrik şekil veya eleman"]}, {"word": "ölçü bilimi", "meanings": ["Ağırlıkları ve ölçüleri inceleyen bilim dalı, metroloji"]}, {"word": "ölçü bilimci", "meanings": ["Ölçü bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "ölçülendirme", "meanings": ["Ölçülendirmek işi"]}, {"word": "ölçülen", "meanings": ["Bir ölçme işlemine imkân sağlayan fiziksel büyüklük"]}, {"word": "ölçülendirmek", "meanings": ["Ölçme işlemlerini bir düzlem üzerine aktarmak"]}, {"word": "ölçümlü", "meanings": ["Metre veya metreyi temel olarak alan ölçülerle ilgili, metrik"]}, {"word": "ölçün", "meanings": ["Standart"]}, {"word": "ölçünlü", "meanings": ["Standart"]}, {"word": "önemsizce", "meanings": ["Önemli sayılmayacak kadar"]}, {"word": "ücretlendirme", "meanings": ["Ücretlendirmek işi", "Posta işlemlerinde taşıma ücretlerinin önceden ödenmesi"]}, {"word": "örgütsüzlük", "meanings": ["Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu, teşkilatsızlık"]}, {"word": "örtüş", "meanings": ["Örtme işi"]}, {"word": "örtüşme", "meanings": ["Örtüşmek durumu veya biçimi"]}, {"word": "öte gün", "meanings": ["Geçen gün, yakın günlerden birinde"]}, {"word": "öyle öyle", "meanings": ["Böylece", "Yavaş yavaş"]}, {"word": "reji masası", "meanings": ["Rejisörün oyunu yönlendirdiği yer"]}, {"word": "rekreasyon alanı", "meanings": ["İnsanların boş zamanlarında, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak etkinlik yapabilecekleri yer", "İnsanların eğlenme, dinlenme amacıyla kullanabilecekleri bir duruma getirilen yer"]}, {"word": "ücretlendirme makinesi", "meanings": ["Posta işlemlerinde zarfların üstüne pul yerine ücreti gösteren damga basan makine"]}, {"word": "ücretlendirmek", "meanings": ["Bir malın, bir işin ücretini, rayicini belirlemek"]}, {"word": "ücretlilik", "meanings": ["Ücretlinin yaşama biçimi", "İş gücünün veya emeğin ücretle karşılanması"]}, {"word": "üç beyaz", "meanings": ["Un, şeker ve yağı anlatan bir söz"]}, {"word": "üç başlı", "meanings": ["Üç başı olan"]}, {"word": "üç boyutlu film", "meanings": ["Görüntüsü en ve boydan başka derinlik duygusu da uyandıran, özel gözlüklerle izlenen film"]}, {"word": "üççeyrek", "meanings": ["Çocuklar için yapılan keman"]}, {"word": "üççatal", "meanings": ["Büyük balıkları avlamak için kullanılan ucu üç çatallı zıpkın"]}, {"word": "üçkat", "meanings": ["Bir kumaş örgüsünde üç ipliğin bir iplik yerine kullanılması"]}, {"word": "üçerli", "meanings": ["Üçer üçer sıralanmış", "Her biri üç birimden oluşan"]}, {"word": "üç parmaklı", "meanings": ["Bir ayağında üç parmak bulunan (hayvan)"]}, {"word": "üçüncü kişi", "meanings": ["Fiil çekiminde teklik ve çokluk üçüncü şahıs biçimi, gaip"]}, {"word": "üçüzleme", "meanings": ["Bir dizenin hem ritmik hem anlam olarak üç ayrı öbek oluşturması"]}, {"word": "ülkesel", "meanings": ["Ülkeye ilişkin"]}, {"word": "ülkesellik", "meanings": ["Ülkeye ilişkin olma durumu"]}, {"word": "ündeş", "meanings": ["Benzer sesle biten söz veya cümle"]}, {"word": "ündeşlik", "meanings": ["Ses benzerliği veya birliği"]}, {"word": "üremik", "meanings": ["Üremiyle ilgili olan"]}, {"word": "üremsel", "meanings": ["Üremeye ilişkin"]}, {"word": "ürokültür", "meanings": ["İdrardan alınan örnekle yapılan bakteri kültürü"]}, {"word": "üzengi kayışı", "meanings": ["Eyerin sağına ve soluna takılan üzengi demirini özel toka ile eyere bağlayan kayış"]}, {"word": "üzengisiz", "meanings": ["Üzengisi bulunmayan", "Üzengi olmaksızın"]}, {"word": "üzüm asması", "meanings": ["Üzüm çubuğunun ve dallarının asılarak yetiştirilmesi sonucu oluşturulan asma"]}, {"word": "üzümgüneşi", "meanings": ["İnce uzun gövdeli, ön kanatlı ve ince duyargalı küçük kelebek"]}, {"word": "üzüm kurusu", "meanings": ["Kuru üzüm"]}, {"word": "vahametli", "meanings": ["Vahim"]}, {"word": "tahnit sanatı", "meanings": ["İçi doldurulmuş süs hayvanı maketi yapma sanatı"]}, {"word": "vakit vakit", "meanings": ["Belli olmayan zamanlarda, ara sıra, zaman zaman"]}, {"word": "serendi", "meanings": ["Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler"]}, {"word": "varaklanma", "meanings": ["Varaklanmak durumu"]}, {"word": "varlık bilimci", "meanings": ["Varlık bilimi uzmanı"]}, {"word": "vatansızlık", "meanings": ["Vatansız olma durumu"]}, {"word": "vatvat", "meanings": ["Dağ kırlangıcı", "Yarasa"]}, {"word": "virolog", "meanings": ["Viroloji uzmanı"]}, {"word": "vergi mükellefi", "meanings": ["Vergi yükümlüsü"]}, {"word": "vaz", "meanings": ["Konma, konulma"]}, {"word": "zahitlik", "meanings": ["Zahit olma durumu"]}, {"word": "zakkumlaşma", "meanings": ["Zakkumlaşmak durumu"]}, {"word": "zamandaş", "meanings": ["Aynı zamanda yapılanlardan veya gerçekleşenlerden her biri"]}, {"word": "zaman tüneli", "meanings": ["Bilim kurguda değişik zamanlar arasında geçişin sağlandığına inanılan yer"]}, {"word": "zamk hastalığı", "meanings": ["Ağacın veya bitkinin bol miktarda zamk salgılaması sonucu ortaya çıkan hastalık"]}, {"word": "zarifçe", "meanings": ["Zarife yakışır bir biçimde, hoşça, güzelce, zarifane"]}, {"word": "zamlanma", "meanings": ["Zamlanmak işi"]}, {"word": "zarifane", "meanings": ["Zarifçe"]}, {"word": "zekâ testi", "meanings": ["Bir kimsenin zihin gücü ve kabiliyetini ölçmek için hazırlanmış olan test"]}, {"word": "zılgıtlanma", "meanings": ["Zılgıtlanmak durumu"]}, {"word": "zekâ yeteneği", "meanings": ["Bir kimsenin zihin gücü ve kabiliyeti"]}, {"word": "zekice", "meanings": ["Zeki olan", "Zeki olarak, zekiye uygun bir biçimde"]}, {"word": "zendostluk", "meanings": ["Zamparalık"]}, {"word": "zenginleşme", "meanings": ["Zenginleşmek durumu"]}, {"word": "zevküsefa", "meanings": ["Eğlenme, eğlence"]}, {"word": "zırhlı yayın", "meanings": ["Kemikli balıklar takımının yayın balığıgiller familyasından bir tür balık, zırhlı balık"]}, {"word": "zenginleşmek", "meanings": ["Zengin duruma gelmek, mallanmak"]}, {"word": "zeybek havası", "meanings": ["Zeybek", "Kısa ve net konuşma"]}, {"word": "zıvanalı vida", "meanings": ["Zıvanası olan vida"]}, {"word": "zihince", "meanings": ["Zihin bakımından, zihnen"]}, {"word": "zilli bebek", "meanings": ["Şakşakçı"]}, {"word": "zorsunma", "meanings": ["Zorsunmak durumu"]}, {"word": "zorunluluk", "meanings": ["Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma, mecburluk, mecburiyet, mecburilik, zaruret, ıztırar, zorunluk, zarurilik"]}, {"word": "parmak parmak", "meanings": ["Parmak biçiminde", "Parmaklayarak"]}, {"word": "züğürtleşmek", "meanings": ["Züğürt durumuna gelmek"]}, {"word": "züğürtleşme", "meanings": ["Züğürtleşmek işi"]}, {"word": "şak", "meanings": ["Yarma, yarılma", "Yarık, çatlak"]}, {"word": "şartınca", "meanings": ["Gereği gibi"]}, {"word": "şırak şırak", "meanings": ["`Şırak` sesi çıkararak"]}, {"word": "saatlerce", "meanings": ["Uzun süre"]}, {"word": "saha avantajı", "meanings": ["Bir spor karşılaşmasında yarışmanın yapıldığı alanı tanıma ve seyirci desteğine sahip olma imkânı"]}, {"word": "salto", "meanings": ["Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu"]}, {"word": "salto atmak", "meanings": ["rakibe salto oyunu uygulamak"]}, {"word": "ekü", "meanings": ["Avro"]}, {"word": "testi kebabı", "meanings": ["İçi et ve sebze ile doldurulmuş ve ağzı hamurla sıvanmış testinin ocak veya fırına verilmesi yoluyla pişirilen bir kebap türü"]}, {"word": "toplumsal yardım", "meanings": ["Toplum bireyleri arasında ve toplumlar arasında kurulan yardımlaşma", "Toplumsal içerikli yardım"]}, {"word": "tost makinesi", "meanings": ["Tost yapmaya yarayan, elektrikle veya gazla ısıtılan araç"]}, {"word": "verevine", "meanings": ["Verev biçimi verilerek"]}, {"word": "vıcır vıcır", "meanings": ["Vıcırdaşarak"]}, {"word": "vız vız", "meanings": ["Vızıldama sesi"]}, {"word": "yabani incir", "meanings": ["İncir ağacının yabani türü", "Yaban inciri"]}, {"word": "yapsatçı", "meanings": ["Bina yapıp satan kimse"]}, {"word": "yayla kekiği", "meanings": ["Mercanköşk"]}, {"word": "yel yepelek", "meanings": ["Yel yeperek"]}, {"word": "yerden temenna", "meanings": ["Yerden selam"]}, {"word": "yısa yısa", "meanings": ["Olsun olsun, en çok"]}, {"word": "yük odası", "meanings": ["Yüklük"]}, {"word": "çalışma dolabı", "meanings": ["Üst yüzeyinde çalışma tablası bulunan, ön yüzeyinde kapak ve çekmeceleri olan mobilya"]}, {"word": "grup mobilya", "meanings": ["Benzer yapı ve görünüşteki elemanların kendi aralarında üst üste veya yan yana konulmasıyla elde edilen bir sistem mobilya"]}, {"word": "küreyici", "meanings": ["Cevher veya posayı, sabit bir makara üzerinden dönüş yapan sonsuz halat aracılığıyla arkaya doğru küreyen mekanik düzen"]}, {"word": "kitap dolabı", "meanings": ["Ön yüzü açık, yatay ve dikey bölümleri olan bazı türlerinde çekmece de bulunan, kitap koymaya yarayan mobilya"]}, {"word": "kolçaklı sandalye", "meanings": ["Taşıyıcı kısımları masif malzemeden yapılan, oturma yüzeyi ve arkalığı genellikle elastik olan tek kişinin oturabileceği mobilya"]}, {"word": "oturma mobilyası", "meanings": ["Boyutları ve şekli insan vücudunun ölçülerine uygun olan ve rahat oturmayı sağlayan, oturma yüzeyi elastik veya elastik olmayan malzemeden yapılan mobilya"]}, {"word": "yatak mobilya", "meanings": ["Boyutları ve şekli insan vücudunun ölçülerine uygun olan ve rahat yatmayı sağlayan, yatma yüzeyi elastik malzemeden yapılmış mobilya"]}, {"word": "ağaç mobilya", "meanings": ["Oturma, yemek yeme, çalışma, yatma vb. işlerin yapılmasında kolaylık ve rahatlık sağlayan, parçalarının büyük çoğunluğu masif, lifli, yongalı ve tabakalı ağaç malzemeden yapılan, taşınabilir veya sabit olarak kullanılan eşya"]}, {"word": "sahil çizgisi", "meanings": ["Kıyısal bölgede denizin sakin olduğu devrede suyun kara ile birleştiği hat"]}, {"word": "okyanus çukuru", "meanings": ["3000-4000 metre derinlikten 6000-7000 metre derinliğe kadar devam eden deniz dibi çukuru"]}, {"word": "mercan resifi", "meanings": ["Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 °C'nin üzerinde bulunan bölgelerde, kıtasal kenardaki adaların sığ sahillerinde, kalkerli bitkisel ve hayvansal organizmaların yığılımı"]}, {"word": "dalga periyodu", "meanings": ["Dalgaların arka arkaya iki tepesinin belli bir noktadan geçiş süresi"]}, {"word": "dalga hızı", "meanings": ["Dalga boyunun dalga periyoduna oranı"]}, {"word": "esmer şeker", "meanings": ["Kristal şeker yapımı sırasında kristallerin santrifüj ile ayrılmasından sonra kalan şurubun kristallendirilmesi sonucu elde edilen, genellikle kraker ve bisküvilerde kullanılan, çok ince kristalli, koyu renkli, kokulu bir şeker"]}, {"word": "ekşi maya", "meanings": ["Bir önceki ekşi veya mayalı hamurdan alınıp bir süre fermente edildikten sonra yeni yapılmış bir hamuru mayalamak amacıyla kullanılan maya"]}, {"word": "pike", "meanings": ["İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık"]}, {"word": "yumuşak buğday", "meanings": ["Kırma ve öğütmeye karşı direnci daha az olan, öğütüldüğünde genelde daha ince un meydana getiren ve tane kesiti unsu yapıda, beyaz renkte ve mat görünüşlü olan buğday"]}, {"word": "buğday unu", "meanings": ["Yabancı maddelerinden temizlenmiş ve tavlanmış buğdayların tekniğine uygun olarak öğütülmesiyle elde edilen bir ürün"]}, {"word": "brahma", "meanings": ["İri yapılı, bacakları tüylü, paçalı bir tavuk ırkı"]}, {"word": "minorka", "meanings": ["Genellikle siyah tüylü, balta veya gül ibikli yumurta tavuğu"]}, {"word": "koşin", "meanings": ["Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı"]}, {"word": "imroz", "meanings": ["Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir tür koyun"]}, {"word": "eper", "meanings": ["Işığa karşı bakıldığında kâğıt tabakasının yapısal görünümü"]}, {"word": "ivesi", "meanings": ["Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, başı kahverengi, kirli sarı veya siyah olan, vücudu beyaz, yapağısı kaba ve karışık olan, süt verimi yüksek bir tür koyun"]}, {"word": "herik", "meanings": ["Karadeniz'in geçit bölgelerinde yetiştirilen, beyaz renkli, kaba ve karışık yapağılı bir tür koyun"]}, {"word": "güney karamanı", "meanings": ["Siyahtan kül rengine kadar değişen renklerde, kuyrukları diğer karamanlara göre daha küçük, kuzularından bukleli post alınabilen ve Batı Toroslar bölgesinde yetiştirilen bir tür koyun"]}, {"word": "morkaraman", "meanings": ["Kızıldan mora kadar değişen renklerde, göz, ağız, burun etrafı daha açık, baş ve ayaklar vücuduna göre daha koyu renkte, kaba karışık yapağılı Doğu Anadolu bölgesi ile kuzeydoğu illerimizde yetiştirilen bir tür koyun"]}, {"word": "akkaraman", "meanings": ["Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun"]}, {"word": "gren", "meanings": ["Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi"]}, {"word": "karbonizasyon", "meanings": ["Hayvansal lifler içinde bulunan bitkisel kısımların veya selülozik liflerin giderilmesi için asitlerle sıcaklık etkisi altında işlem görmesi"]}, {"word": "pergament kâğıdı", "meanings": ["Sülfürik asitli işlem ile sürekli doku oluşturularak yüzey sertliği arttırılmış ve organik sıvıların genellikle belirli katı yağların, sıvı yağların ve gres yağının kâğıda nüfuz etmesine karşı yüksek derecede dayanıklılık kazandırılmış kâğıt"]}, {"word": "kenar bobini", "meanings": ["Kâğıtçılıkta üretimin maksimum makine genişliğinde olmasını sağlayabilmek için ana bobinlerin yanında üretilen dar, tekrar hamurlaştırmanın dışında kullanıma imkân sağlayacak genişlikteki bobin"]}, {"word": "yüzme kesesi", "meanings": ["Balıklarda, iç organların üzerinde bulunan ve su içinde balığın dengede durmasını sağlayan tek veya iki bölmeli balon biçiminde organ"]}, {"word": "atık kâğıt", "meanings": ["Kullanıldıktan sonra kâğıt, karton üretimi veya kâğıt hamuru yapımında tekrar kullanılan kâğıt veya karton parçaları"]}, {"word": "katkı maddesi", "meanings": ["Petrol ürünlerine katıldığı zaman bunlara istenilen özellikleri sağlayan veya doğal özelliklerini kuvvetlendiren uygun bir madde", "Herhangi bir karışıma ilave edilen madde"]}, {"word": "inhibitör", "meanings": ["Engelleyici"]}, {"word": "silindir yağı", "meanings": ["Yüksek viskoziteli ve parlama noktası yüksek olan, buhar makinelerinin valf ve silindirlerini yağlamak amacıyla kullanılan bir yağlama yağı"]}, {"word": "iğ yağı", "meanings": ["Yüksek hızlı ve az yüklü parçaların yağlanmasında kullanılan, düşük viskoziteli bir yağ"]}, {"word": "bölmeç", "meanings": ["Ambalaj içinde bulunan malları birbirinden ayırmaya yarayan koruyucu parça"]}, {"word": "bardo", "meanings": ["Aygır ile dişi eşek çiftleşmesinden üretilen hayvan"]}, {"word": "çevirme ağı", "meanings": ["Balık sürülerinin önce çevrelerinin sarılması, sonra ağın altının kapatılması yoluyla kaçmalarını önleyerek avlamayı sağlayan bir ağ türü"]}, {"word": "çarpılı", "meanings": ["Çarpı işareti konmuş", "Bir tür olta iğnesi"]}, {"word": "olta iğnesi", "meanings": ["Olta takımının ucuna takılan ve biçimlerine göre değişik adlarla anılan küçük çengel"]}, {"word": "av yasağı", "meanings": ["Yılın av dönemi dışında kalan zamanda konulan yasak"]}, {"word": "av dönemi", "meanings": ["Av hayvanlarının avlanmasının serbest olduğu yılın belirli bölümü, av mevsimi, av sezonu, avlanma dönemi, avlanma mevsimi, avlanma sezonu", "Av araçlarının kullanılmasının serbest olduğu yılın belirli bölümü, av mevsimi, avlanma mevsimi, av sezonu"]}, {"word": "av mevsimi", "meanings": ["Av dönemi"]}, {"word": "habitus", "meanings": ["Bitkinin yerindeki durumu, dallanması, köklerinin toprak içerisindeki dağılmasını belirten morfolojik görünüş"]}, {"word": "habitat", "meanings": ["Yerleşme, oturma", "Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt"]}, {"word": "kalsiyum oksit", "meanings": ["Susuz veya sönmemiş kireç"]}, {"word": "kalsiyum klorür", "meanings": ["Hidroklorik asidin kimyasal formülü CaCl2 olan kalsiyum tuzu ve bunun hidratlaştırılmış biçimi"]}, {"word": "kalsiyum karbonat", "meanings": ["En az % 38 kalsiyum içeren bir ürün"]}, {"word": "demir sülfat", "meanings": ["Sülfürik asidin kimyasal formülü Fe2(SO4)3 olan demir tuzu ve bunun hidrojenle işlenmiş biçimi"]}, {"word": "iyotlu tuz", "meanings": ["Homojen karıştırılmış en az % 0,007 iyot içeren yemek tuzu (NaCl)"]}, {"word": "demir oksit", "meanings": ["Demirin hem doğada görülen hem de sentetik olarak yapılan, değişik kimyasal değer ve renkte bulunabilen oksit biçimi"]}, {"word": "bakır oksit", "meanings": ["Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakırın oksit biçimi"]}, {"word": "kan unu", "meanings": ["Kıl, mide enzimleri, idrar vb. maddeden, temiz, taze hayvan kanından normal işlemle elde edilmiş, genellikle koyu, siyaha benzer bir renkte, suda çözünmeyen, kurutulmuş bir ürün"]}, {"word": "et unu", "meanings": ["Karada yaşayan memeli hayvanların deri, tırnak, boynuz ve kemikleri ile mide, bağırsak muhteviyatı ayrıldıktan sonra geriye kalan et ve diğer yumuşak dokularının veya kansız ve kemiksiz mezbaha artıklarının usulüne göre pişirilip pres edilerek yağları alınıp öğütülmesi ile elde edilen bir ürün"]}, {"word": "kültüre alma", "meanings": ["Küf mantarı çeşitleri ve bakteri gibi mikroorganizmaların bir kültür ortamında üretilmesi işlemi"]}, {"word": "şlempe", "meanings": ["Tanelerin, melasın fermantasyonuyla veya damıtma yoluyla alkolün alınmasından sonra geriye kalan çok sulu hâldeki lapa"]}, {"word": "kültür ortamı", "meanings": ["Besi yeri"]}, {"word": "rasyon", "meanings": ["Bir hayvanın 24 saatlik bir periyot için besin maddeleri ve enerji gereksinimini sağlayan toplam yem miktarı"]}, {"word": "kök doğrayıcısı", "meanings": ["Yedek besin maddelerini köklerinde toplayan, pancar, şalgam vb. kök yemlerin doğranması için kullanılan, bazen temizleme kafesi de bulunan özel bir alet"]}, {"word": "kesif yem", "meanings": ["Sindirilebilir besin maddeleri yüksek, selülozu düşük yem"]}, {"word": "ıslatma suyu", "meanings": ["Bazı maddelerin çeşitli amaçlarla işlenmesinde kullanıldıktan sonra değişik yöntemlerle ayrılan ve çözünmüş besin maddeleri içeren sıvı"]}, {"word": "fitin", "meanings": ["Fitik asidin C6H6[OPO(OH)2]6, bir tuzu olan, fosforu tek mideliler tarafından değerlendirilemeyen organik bir bileşik"]}, {"word": "bitiriş yemi", "meanings": ["Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değeri daha yüksek olan karma yem"]}, {"word": "balast yem", "meanings": ["Çok büyük miktarda ham selüloz ve dolayısıyla yoğun yemlerden çok daha düşük sindirilebilir besin maddeleri ihtiva eden, hayvanlara tokluk hissi vermek amacıyla kullanılan yem"]}, {"word": "amonyaklamak", "meanings": ["Bazı yemleri amonyak veya bir amonyum bileşiği ile karıştırmak, doyurmak"]}, {"word": "amonyaklama", "meanings": ["Amonyaklamak işi"]}, {"word": "ambarda kurutma", "meanings": ["Kapalı bir yerde, güçlü bir vantilatör kullanılarak sağlanan hava akımı ile yeşil ve sulu yemlerin kurutulması"]}, {"word": "kaplamalı mobilya", "meanings": ["Yüzeyleri ağaç, plastik vb. levhalarla kaplanmış mobilya"]}, {"word": "stil mobilya", "meanings": ["Antika mobilyanın özelliklerini kısmen yansıtan ve teknolojik gelişmelerden yararlanılarak üretilen mobilya"]}, {"word": "modern mobilya", "meanings": ["Antika, taklit, stil mobilyaların dışında kalan ve genellikle düz hatlardan meydana gelen mobilya"]}, {"word": "antika mobilya", "meanings": ["Eski dönemlerde imal edilmiş olup ana hatlarında herhangi bir değişiklik yapılmayan ve belli bir ekole göre adlandırılan mobilya"]}, {"word": "taklit mobilya", "meanings": ["Antika mobilyanın özelliklerini aynen uygulayarak sonradan yapılan mobilya"]}, {"word": "iskelet mobilya", "meanings": ["Oturma grubuna giren koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilyanın masif ağaç malzemeden yapılan esas taşıyıcı kısımları"]}, {"word": "orta masası", "meanings": ["Değişik sayıdaki kısa ayaklar üzerine yatay olarak yerleştirilmiş tablası olan, genellikle oturma grubu ile kullanılan mobilya"]}, {"word": "oturma grubu", "meanings": ["Koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilyalardan oluşan takım"]}, {"word": "besi merası", "meanings": ["Besleme değeri oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğinde kesime gönderilecek hayvanların fazla ağırlık kazanmalarını sağlamak için otlatıldıkları doğal veya yapay verimli mera"]}, {"word": "otlatma sistemi", "meanings": ["Bir meradan beklenen en fazla yararı, özellikle bitki örtüsüne bir zarar vermeden elde etmek ve bununla birlikte meranın her tarafının aynı derecede otlatılmasını sağlamak için uygulanan bir otlatma planı"]}, {"word": "piçsinek", "meanings": ["Bir tür olta iğnesi"]}, {"word": "devamlı otlatma", "meanings": ["Bir meranın otlatma mevsimi içerisinde bitkilere dinlenme imkânı verilmeden aralıksız bir biçimde hayvanlara otlatılması"]}, {"word": "sık otlatma", "meanings": ["Otlayan hayvanların, genellikle koyun ve keçilerin, mera üzerinde sürü hâlinde, birbirlerine çok yakın bir biçimde çobanlar tarafından otlatılması"]}, {"word": "mera bitkileri", "meanings": ["Meralarda kendiliğinden yetişen veya yetiştirilen, yem değeri olan veya olmayan tüm bitki türleri"]}, {"word": "seyrek otlatma", "meanings": ["Otlayan hayvanların, genellikle koyun ve keçilerin, mera üzerine seyrek bir biçimde dağıtılarak, birbirini rahatsız etmeden çobanlar tarafından otlatılması"]}, {"word": "yem verimi", "meanings": ["Belirli genişlikteki bir alanın, belirli bir süre içerisinde ürettiği yeşil ot, doğal veya yapay biçimde kurutulmuş kuru ot veya kuru madde miktarı"]}, {"word": "tahıl yemi", "meanings": ["Henüz olgunlaşmamışken kuru ot, silo yemi, kıyılmış yeşil yem olarak kullanılmak üzere biçilen veya biçilmeden otlatılan tahıllar"]}, {"word": "yaş kesim", "meanings": ["Tabandan sızma veya toplanma suretiyle yer altından sulanan veya çoğu zaman ıslak durumda olan arazi"]}, {"word": "anahtar bitkiler", "meanings": ["Mera üzerinde çok bulunan ve bunların doğru bir biçimde otlatılmaları ile tüm meranın doğru bir şekilde otlanmış olacağı kabul edilen bitki türleri"]}, {"word": "densimetre", "meanings": ["Bitkilerin dış kısımları ile toprak üzerinde kapladıkları alanı çeşitli büyüklüklerdeki halkalar yardımı ile ölçen bir alet"]}, {"word": "kaşınma kazığı", "meanings": ["Çeşitli böcek, sinek ve arılar tarafından rahatsız edilen hayvanların kaşınarak rahatlamaları için meranın elverişli yerlerine dikilen ve üzerlerine antiseptik maddeli gres yağı sürülen kazık"]}, {"word": "deneme hayvanı", "meanings": ["Meranın verimi veya mera üzerinde uygulanan ıslah ve düzenleyim işlemlerinin etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla otlatılan ve canlı ağırlık artışı veya süt verimi devamlı biçimde ölçülen hayvan"]}, {"word": "açık ağıl", "meanings": ["Koyunların ve keçilerin barındırıldıkları üstü açık, etrafı taş duvar veya çitlerle çevrili basit barınak"]}, {"word": "alt ırk", "meanings": ["Aynı ırk içinde yetiştirme amacına ve çevreye bağlı kalınarak değişime uğratılmış ve bu yolla ırk içinde özellikle fizyolojik nitelikleri bakımından kalıtsal sapma gösteren hayvan topluluğu"]}, {"word": "akompanyatör", "meanings": ["Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse"]}, {"word": "yatık çit", "meanings": ["Kışı çok soğuk geçen ve çok kar yağan bölgelerde, tellerin kopmasını önlemek üzere, kullanılmadığı zaman çit kazıklarından çıkartılarak yere yayılan ve gerektiği zaman yine çit kazıklarına takılan tel çit"]}, {"word": "gözleme", "meanings": ["Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması"]}, {"word": "abdesthane", "meanings": ["Tuvalet"]}, {"word": "abdestbozan otu", "meanings": ["Gülgillerden, almaşık yapraklı, yeşilimsi veya kan kırmızı çiçekler açan, idrar söktürmede ve kan dindirmede kullanılan bir bitki (Poterium spinosum)"]}, {"word": "alçak yaylak", "meanings": ["Devamlı oturma bölgesinde, normal tahıl ziraatı yapılan alanların bitişiğinde olan, genellikle deniz seviyesinden 900-1200 metre yükseklikteki yaylak"]}, {"word": "ağ torba", "meanings": ["Genişliği 25, uzunluğu 50 santimetre olan, ağdan yapılmış, kırmızı yosunları suya dalarak avlamada kullanılan, ip ve kayıktaki makara yardımı ile suyun yüzeyine çıkıp inebilen bir torba"]}, {"word": "abdestli", "meanings": ["Abdest almış (kimse)", "Abdesti bozulmamış olan (kimse)", "İyi adam", "Abdest alarak, abdest almış olarak"]}, {"word": "abdestlik", "meanings": ["Abdest alınacak yer", "Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü"]}, {"word": "abdestsiz", "meanings": ["Abdest almamış olan (kimse)", "Abdesti bozulmuş olan (kimse)", "Kötü adam", "Abdest almadan, abdest almaksızın"]}, {"word": "abdestsiz yere basmamak", "meanings": ["dinî kurallara titizlikle bağlı olmak"]}, {"word": "acılılık", "meanings": ["Acılı olma durumu"]}, {"word": "ad bilimi", "meanings": ["Dil biliminin adlar, özellikle kişi adları üzerinde duran ve onları köken bilgisi, tarihsel gelişim, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen dalı"]}, {"word": "adacık", "meanings": ["Küçük ada"]}, {"word": "addedilme", "meanings": ["Sayılma"]}, {"word": "ağaç minesi", "meanings": ["Mine çiçeğigillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kırmızı, mor çiçekli bir ağaççık (Lantana)"]}, {"word": "akılsallaştırmak", "meanings": ["Bir şeyi akılsal duruma getirmek"]}, {"word": "alamana ağı", "meanings": ["Kıyılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayığı tarafından kullanılan, uzunluğu 200-250, genişliği 7-25 kulaç olan büyük ağ"]}, {"word": "enterostomi", "meanings": ["Bağırsak düğümünün kesilip alınması"]}, {"word": "Arabizasyon", "meanings": ["Araplaştırma"]}, {"word": "ayazlandırma", "meanings": ["Ayazlandırmak işi"]}, {"word": "ocak katı", "meanings": ["Belirli bir düzeyde hazırlanmış galeri ağının tümü"]}, {"word": "armoniler", "meanings": ["Frekansı, ana sesin frekansının tam katı olan sesler"]}, {"word": "kilit sarma", "meanings": ["İki veya daha çok bağ boyundurukları altına karşılıklı olarak atılmış ve birbirine fırçalarla bağlanmış olan bir çift sarma"]}, {"word": "kör baca", "meanings": ["Herhangi bir çıkışı bulunmayan baca"]}, {"word": "kuyu topuğu", "meanings": ["Kuyunun yapısını, kuyu başındaki tesisleri, çökme sırasında oluşabilecek hasara veya zarara karşı korumak amacıyla kuyu çevresinde bırakılan güvenlik topuğu"]}, {"word": "karakaş", "meanings": ["Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun"]}, {"word": "sivriç", "meanings": ["Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 metre boyunda çelik çubuk"]}, {"word": "sıktırma", "meanings": ["Sıktırmak işi", "Tahkimat birimlerinin oynamasını veya kaymasını önlemek amacıyla birim ile arazi arasında kalan boşluklara sıkıştırılan bir takoz türü"]}, {"word": "süven", "meanings": ["Bozuk ve gevşek arazide veya göçük açmada bağ direklerinin üst ve yanından arazi içine çakılarak sürülen ucu sivri direk veya kama"]}, {"word": "yastık takoz", "meanings": ["Direk başı ile tavan arasına yerleştirilen, tavanın yükünü direğe ileten ve esneklik sağlayan küçük ağaç parçası"]}, {"word": "taban lağımı", "meanings": ["Eğimli bir cevher yatağının tabanındaki tabakalar içinde ve cevher yatağı doğrultusuna paralel olarak sürülen lağım türü"]}, {"word": "karadavar", "meanings": ["Her yaştaki kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü"]}, {"word": "kırçıllık", "meanings": ["Kırçıl olma durumu", "Koyu at donları üzerine ak kılların tek tek dağılması"]}, {"word": "koyu kır", "meanings": ["Kırlaşmanın ilk devresinde meydana gelen koyu renkli at donu", "Bu renkte olan (at)"]}, {"word": "kıyı tırmığı", "meanings": ["Buğdaygillerin hasadında yararlanılan tırmık benzeri, dişleri metal ve sapı daha uzun olan, kayalar üzerindeki kökü zayıf deniz yosunlarının kıyı boyunca yapılan hasadında kullanılan bir alet"]}, {"word": "jersey", "meanings": ["Sarı ve kahverengiden esmere kadar değişen renkte, et tutmayan, kemikleri belirgin bir kültür ırkı sığırı"]}, {"word": "yosun külü", "meanings": ["Yosunların yakılmasından elde edilen, cam ve sabun sanayisinde kullanılan, soda ve iyot üretiminde değerlendirilen deniz yosunu ürünü"]}, {"word": "su mantarları", "meanings": ["Klorofilleri olmadığından su içindeki bozulmuş organik madde üzerinde saprofit veya su canlıları üzerinde parazit olarak yaşayan su bitkileri"]}, {"word": "su bitkileri", "meanings": ["Tek hücreli veya hücre toplulukları olan, suya uyum gösteren, Schizomycetes sınıfından, suda yaşayan bitki ve hayvanların ölülerinde saprofit ve su canlılarında parazit olarak yaşayan su bitkiler"]}, {"word": "dalgıç tüpü", "meanings": ["Dalgıçların su altında uzun süre kalmaları için solunum yapmalarını sağlayan tüp"]}, {"word": "dalgıç gözlüğü", "meanings": ["Su altında görmeyi sağlayan ve içine su girmeyecek biçimde yapılmış gözlük"]}, {"word": "dalgıç elbisesi", "meanings": ["Dalgıçların su altında hareketlerini engellemeden vücutlarını çeşitli etkenlerden korumak için özel olarak yapılmış elbise"]}, {"word": "voli yeri", "meanings": ["Denizlerde ve iç sularda su ürünleri avlanmasına elverişli, kıyıya bitişik ve sınırları belli su alanları"]}, {"word": "kıyı balıkçılığı", "meanings": ["Kıyıdan fazla uzaklaşmadan bir gün içinde avlanıp limana dönme biçiminde yapılan avcılık"]}, {"word": "asıda olmak (veya kalmak)", "meanings": ["bir işe son verilmeyip öylece bırakılmış olmak"]}, {"word": "ası", "meanings": ["Asma işi", "Afiş"]}, {"word": "kerteles", "meanings": ["Bir tür deve olan teke ile iki hörgüçlü erkek devenin geriye melezlenmesiyle elde edilen bir tür deve"]}, {"word": "kıl keçisi", "meanings": ["Vücut rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir tür keçi, karakeçi"]}, {"word": "suni çayır", "meanings": ["Rutubetli veya sulanabilen topraklarda buğdaygil ve baklagil yem bitkilerinin bir karışım olarak yetiştirildiği çayır"]}, {"word": "orman çayırı", "meanings": ["Orman içerisindeki açıklıklarda veya orman ağaçlarının altında yetişen doğal çayır"]}, {"word": "biçenek", "meanings": ["Her yıl belirli bir süre otlatıldıktan sonra yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayır"]}, {"word": "kuru çayır", "meanings": ["Yaz aylarında bitkilerinin çoğunun kuruduğu doğal çayır"]}, {"word": "dağ çayırı", "meanings": ["Dağlık bölgelerde derin ve rutubetli toprağa sahip alanlarda gelişen doğal çayır"]}, {"word": "yaş çayır", "meanings": ["Bütün yaz mevsimi boyunca yaş ve rutubetli olan topraklarda gelişen, üç köşeli otlar ve sazların da bulunduğu doğal çayır"]}, {"word": "yayla çayırı", "meanings": ["Yaylalarda derin ve rutubetli toprağa sahip alanlarda gelişen doğal çayır"]}, {"word": "yağmur kapanı", "meanings": ["Meyilli alanlarda plastik örtüler, asfaltlanmış kanaviçe, galvanizli sac, asfalt ve daha birçok benzeri maddeyle kaplanarak yağmur sularının toplanıp depo edildiği ve hayvanların içme suyu gereksinimlerinin karşılandığı basit su toplama düzeni"]}, {"word": "yüksek yaylak", "meanings": ["Orman sınırının üzerinde, en az 1600 metre yükseklikte bulunan otlak"]}, {"word": "mutlak mera", "meanings": ["Kendiliğinden gelişen ve otlatmaya elverişli bir bitki örtüsünü üzerinde taşıyan mera"]}, {"word": "orta yaylak", "meanings": ["Devamlı oturulan ve normal tahıl tarımı yapılan bölge sınırının üstündeki, genellikle deniz seviyesinden 1200-1600 metre yükseklikteki yaylak"]}, {"word": "ön yaylak", "meanings": ["Esas yaylaktan daha aşağıda bulunan, çıkarken veya inerken bir süre hayvan otlatılan ve bir miktar ot biçilip kurutulan yaylak"]}, {"word": "budalacasına", "meanings": ["Budalaca"]}, {"word": "tavlandırmak", "meanings": ["Tavlanmasını sağlamak", "Hayvanı semirtmek, şişmanlatmak", "Beslemek"]}, {"word": "arıtma ünitesi", "meanings": ["Doğal gaz üretim kuyularından toplama hatlarıyla gelen gazın içerisindeki hidrojen sülfür, karbondioksit, su buharı vb. hidrokarbon bileşiği olmayan gazların doğal gazdan ayrıldığı birim"]}, {"word": "ana sayaç", "meanings": ["Belirli bir yerleşim birimine veya bir şehre verilen toplam elektrik, su ve gazın ölçülmesi amacıyla, ana dağıtım boru hattı başlangıcına tesis edilen sayaç sistemi"]}, {"word": "akma sınırı", "meanings": ["Malzemenin belirli bir gerilme uygulanmasıyla sınırlı ve kalıcı deformasyona uğraması veya belirlenen toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti"]}, {"word": "ana kök", "meanings": ["Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğün toprağa dalarak gelişmesi sonucu oluşan ilk kök"]}, {"word": "ana dal", "meanings": ["Ağaç, ağaççık veya çalılarda gövdeden ilk çıkan ve bitkinin çatısını oluşturan dal", "Yükseköğretimde öğrencinin devam ettiği temel alan"]}, {"word": "nikâhlık", "meanings": ["Nikâha uygun olan"]}, {"word": "ercik", "meanings": ["Çiçek tozu üreten ve on tanesi çeşitli biçimde birleşerek erkek organı meydana getiren çiçek kısmı"]}, {"word": "saksafonculuk", "meanings": ["Saksafoncunun işi"]}, {"word": "sıpsıcak", "meanings": ["Pek sıcak, cana yakın, sımsıcak"]}, {"word": "nişanlık", "meanings": ["Nişan töreni için", "Belirti, işaret"]}, {"word": "kalkancık", "meanings": ["Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça"]}, {"word": "iç kavuz", "meanings": ["Buğdaygil çiçeğinin erkek ve dişi organlarını içerisinde tutan ve başakçık eksenine aşağıdan ve dış taraftan bağlanmış olan kavuz"]}, {"word": "dış kavuz", "meanings": ["Buğdaygillerde başakçığın en altında, bazı türlerde çiçeğin bütün organlarını içerisine alacak bir biçimde gelişmiş olan kavuz"]}, {"word": "malç", "meanings": ["Toprak ve rutubet muhafazası amaçları ile çayır ve mera üzerine bırakılan veya başka yerlerden getirilip serpilen her türlü bitki artığı"]}, {"word": "yaprakçık", "meanings": ["Baklagillerde basit, üçlü ve bileşik yaprakları oluşturan küçük yapraklar, yapracık"]}, {"word": "yarma aşı", "meanings": ["Bitki veya ağaçlarda, kalın çaplı anacın tepesi düzgün biçimde kesildikten ve perdahlandıktan sonra, tam orta yerinden 4-5 santimetre derinliğinde açılan yarığa bir kalem yerleştirilerek yapılan bir aşı"]}, {"word": "kakma aşı", "meanings": ["Tepesi düzgün kesilmiş ağacın bir kenarında açılan üçgen biçimindeki yarığa, ucu aynı şekilde yontulmuş kalemin yerleştirilip aşı bağı ile bağlanması ve aşı macunu ile örtülmesi biçiminde uygulanan bir kalem aşısı"]}, {"word": "uyur göz", "meanings": ["Normal durumlarda sürmeyip uyur vaziyette kalan fakat gerektiğinde sürerek dal, yaprak oluşturan tomurcuk"]}, {"word": "koltuk gözü", "meanings": ["Sürgün ve genç dalların yaprak saplarının koltuğunda bulunan tomurcuk"]}, {"word": "tepe tomurcuğu", "meanings": ["Dalların ucunda bulunup o dalların uzamalarını sağlayan tomurcuk"]}, {"word": "doruk dal", "meanings": ["Aşıdan gelişen sürgünün dik uzaması ile oluşan ve ağacın gövdesini meydana getiren dal"]}, {"word": "kılcal kök", "meanings": ["Ana kök, saçak kök ve yan köklerden çıkan ikincil, üçüncü kökler üzerinde bulunan ince kıl şeklindeki emici kök parçaları"]}, {"word": "kıyılık", "meanings": ["Sayanın kenarlarını sağlamlaştırmak ve güzelleştirmek için dikilen şerit biçimindeki parça"]}, {"word": "yağıltı", "meanings": ["Derideki yağ ve ter bezleri tarafından salgılanan, lifleri bir kılıf gibi sararak dış tesirlerden koruyan madde"]}, {"word": "stor kapak", "meanings": ["İnce çıtaların esnek bir yüzeye yan yana dizilmesiyle yapılan ve kıvrılarak açılıp kapanan kapak"]}, {"word": "karteks dolabı", "meanings": ["Bilgi kartlarının bulunduğu kutu ve çekmecelerin içinde saklandığı, ayrıca ön kısmı düz veya stor kapak ile kilitlenebilen mobilya"]}, {"word": "kan serumu", "meanings": ["Kanın çökmesinden sonra üstünde kalan sıvı kısmı"]}, {"word": "çöz yağı", "meanings": ["Karın boşluğundaki sindirim organları üzerinde bulunan ve onların üzerinden sıyrılarak veya kesilerek alınan yağ"]}, {"word": "hukuki metroloji", "meanings": ["Metrolojinin, hukuki konuların gerektirdiği durumlarda, ölçme metotları, ölçme birimleri ve ölçme aletleri ile ilgili olan kısmı"]}, {"word": "trafik şeridi", "meanings": ["Taşıtların bir dizi hâlinde güvenle seyredebilmeleri için taşıt yolunun işaretle ayrılmış bir bölümü"]}, {"word": "kavşak adası", "meanings": ["Kavşak içindeki hareketleri düzenleyen, üçgen, daire, dörtgen, damla vb. şekillerde olabilen ve dış kenarları bordür taşı ile sınırlandırılmış yapı"]}, {"word": "gaz dedektörü", "meanings": ["Boru hatlarıyla taşınan gazın kontrol edilen ortamda bulunup bulunmadığını tespit eden cihaz"]}, {"word": "çek valf", "meanings": ["Depodaki suyun geri kaçmasını önlemek için kullanılan araç, çek vana", "İçinden gaz, buhar ve yakıt akışının geçmesine bir yönde izin veren, ters yönde akışını otomatik olarak kapayan ve durduran vana, çek vana"]}, {"word": "sayaç takımı", "meanings": ["Sayaç giriş tarafının gaz servis hattına, çıkış tarafının tüketici yakıt hattına bağlanması amacıyla kurulan boru donanımı ve boru bağlantı parçaları"]}, {"word": "tüketici sayacı", "meanings": ["Harcanmak üzere tüketim mahalline sevk edilen gazı ölçmekte kullanılan cihaz"]}, {"word": "çek vana", "meanings": ["Çek valf"]}, {"word": "işletme şirketi", "meanings": ["Gaz, su, elektrik vb. hattını veya donanımını işleten şahıs, firma, halk şirketi veya kuruluş"]}, {"word": "şalt binası", "meanings": ["Gaz boru hattı ve ana dağıtım boru hattında, boru donanımı veya vana, basınç regülatörü vb. boru donanım elemanlarını korumak için yer altında inşa edilen bina", "Geniş bir alanda bulunan tesislerin elektrik donanımlarını kontrol altında tutan yapı"]}, {"word": "deniz geçişi", "meanings": ["Denizden geçen gaz boru hattının deniz altında kalan kısmı"]}, {"word": "bazlamaç", "meanings": ["Bazlama"]}, {"word": "beklenmez", "meanings": ["Beklenmeyen, umulmayan durumda olan"]}, {"word": "biçki dikiş kursu", "meanings": ["Terzilik mesleğini öğretmek amacıyla verilen kurs"]}, {"word": "büryan yağı", "meanings": ["Tandırda susuz pişirilerek yapılan kebaptan çıkan yağ"]}, {"word": "bir başına", "meanings": ["Tek başına", "Başkasının yardımı olmaksızın"]}, {"word": "bitkisel yağ", "meanings": ["Bitkilerden değişik yöntemler kullanılarak elde edilen yağ"]}, {"word": "bulgurlama", "meanings": ["Bulgurlamak işi"]}, {"word": "camgöz", "meanings": ["Deniz kıyısına yakın yaşayan, yanlarında veya sırtında beyaz lekeleri bulunan, gözü parlak olan, eti yenebilen bir tür köpek balığı (Galeius canis)"]}, {"word": "cam göz", "meanings": ["Gözü takma olan"]}, {"word": "cayırdatma", "meanings": ["Cayırdatmak işi"]}, {"word": "cazipleşme", "meanings": ["Cazipleşmek durumu"]}, {"word": "cazipleşmek", "meanings": ["Cazip duruma gelmek"]}, {"word": "cazipleştirmek", "meanings": ["Cazip duruma getirmek"]}, {"word": "cazipleştirme", "meanings": ["Cazipleştirmek durumu"]}, {"word": "Ce", "meanings": ["Seryum elementinin simgesi"]}, {"word": "ce", "meanings": ["Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "ce", "meanings": ["Kucak çocuklarını, bebekleri eğlendirmek için çıkarılan ses"]}, {"word": "ce demeye mi geldin?", "meanings": ["`bu kadar az oturmaya mı geldin?` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "cehdetme", "meanings": ["Cehdetmek işi"]}, {"word": "cemetme", "meanings": ["Cemetmek işi"]}, {"word": "cevretme", "meanings": ["Cevretmek işi"]}, {"word": "cevretmek", "meanings": ["Eziyet etmek"]}, {"word": "cık", "meanings": ["`Yok, olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "contalama", "meanings": ["Contalamak işi"]}, {"word": "ciğer sotesi", "meanings": ["Sote"]}, {"word": "Cu", "meanings": ["Bakır elementinin simgesi"]}, {"word": "cuk", "meanings": ["`Tam yerine denk gelmek, uygun gelmek, yakışmak` anlamlarındaki cuk oturmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "dış bellek", "meanings": ["Bilgisayarın yalnızca giriş çıkış kanallarını kullanarak erişebildiği bellek"]}, {"word": "manyetik kart", "meanings": ["Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolandığı mıknatıslanabilir bir alan olan kart"]}, {"word": "manyetik tambur", "meanings": ["Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan dik bir dairesel silindir"]}, {"word": "manyetik kaset", "meanings": ["Manyetik kartuş"]}, {"word": "manyetik şerit", "meanings": ["Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan bir şerit"]}, {"word": "manyetik kartuş", "meanings": ["Bir koruyucu içinde bulunan ve koruyucusundan çıkarmaksızın kullanılabilir manyetik şerit ve koruyucu bileşim, manyetik kaset"]}, {"word": "iç bellek", "meanings": ["Bilgisayarın giriş çıkış kanalları kullanılmaksızın erişebildiği bellek"]}, {"word": "manyetik disk", "meanings": ["Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka, manyetik"]}, {"word": "petrifikasyon", "meanings": ["Taşlaşma, taş olma"]}, {"word": "iç kuyu", "meanings": ["Yer altında, ocak katları arasında bulunan ve ağzı yer üstüne açılmayan kuyu türü"]}, {"word": "kalsifikasyon", "meanings": ["Kireç taşı durumuna dönüşme"]}, {"word": "ç, Ç", "meanings": ["Türk alfabesinin dördüncü sırasında yer alan ve Çe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, katışık, diş-diş eti ünsüzünü gösterir"]}, {"word": "çanak ağızlı", "meanings": ["Büyük ağızlı", "Sır saklamaz"]}, {"word": "çanak yalayıcı", "meanings": ["Dalkavuk"]}, {"word": "çanak yalayıcılık", "meanings": ["Dalkavukluk"]}, {"word": "çarliston marka", "meanings": ["Yeni icat, az bulunur, antika"]}, {"word": "çarliston marka kereste", "meanings": ["Az bulunan kereste", "Haddini bilmez, terbiyesiz"]}, {"word": "çarpıştırma", "meanings": ["Çarpıştırmak işi"]}, {"word": "çarıklı erkânıharp", "meanings": ["Kurnaz veya uyanık köylü"]}, {"word": "çarşaf çarşaf", "meanings": ["Olabildiğince uzun"]}, {"word": "çatıldama", "meanings": ["Çatıldamak durumu"]}, {"word": "çe", "meanings": ["Türk alfabesinin dördüncü harfinin adı, okunuşu"]}, {"word": "çengüçegane", "meanings": ["Saz eğlentisi"]}, {"word": "çöküntü hendeği", "meanings": ["Yer kabuğunun birbirine paralel olarak uzanan kırıkları veya basamaklı kırık dizileri arasındaki çökmüş bölümü, yer çöküntüsü, graben"]}, {"word": "çöl tavuğu", "meanings": ["Çöl tavuğugillerden, çöllerde yaşayan, uzun gövdeli, çarpık bacaklı, kanatları ve kuyrukları sivri, iyi uçan bir tür kuş"]}, {"word": "çığlık çığlığa", "meanings": ["Çığlık atarak, bağırıp çağırarak"]}, {"word": "çörek otu", "meanings": ["Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri sapının ucunda bulunan otsu bir bitki, karacaot, çöreotu (Nigella damascena)", "Bu bitkinin hamur işlerine lezzet ve koku vermek için ekilen, susam iriliğindeki siyah tohumu, çöreotu"]}, {"word": "çirişçi çanağı", "meanings": ["Çiriş hazırlamakta kullanılan derin kap"]}, {"word": "abartmasız", "meanings": ["Abartısız"]}, {"word": "abartış", "meanings": ["Abartma durumu"]}, {"word": "abasız", "meanings": ["Aba giymemiş olan"]}, {"word": "abeslik", "meanings": ["Abes olma durumu"]}, {"word": "abiye", "meanings": ["Gece kıyafeti"]}, {"word": "abdallık", "meanings": ["Abdal olma durumu"]}, {"word": "ablaklık", "meanings": ["Ablak olma durumu"]}, {"word": "acıyış", "meanings": ["Acıma durumu"]}, {"word": "acıtış", "meanings": ["Acıtma işi"]}, {"word": "ağlatış", "meanings": ["Ağlatma işi"]}, {"word": "aksatış", "meanings": ["Aksatma işi"]}, {"word": "aksayış", "meanings": ["Aksama işi"]}, {"word": "aktarış", "meanings": ["Aktarma işi"]}, {"word": "alçaltış", "meanings": ["Alçaltma işi"]}, {"word": "arıtış", "meanings": ["Arıtma işi"]}, {"word": "arınış", "meanings": ["Arınma işi"]}, {"word": "aratış", "meanings": ["Aratma işi"]}, {"word": "asılış", "meanings": ["Asılma işi"]}, {"word": "camekânsız", "meanings": ["Camekânı olmayan"]}, {"word": "cankurtaran sandalı", "meanings": ["Deniz kazalarında veya gemi batmak üzereyken insanları kurtarmaya yarayan motorlu, kürekli sandal, filika"]}, {"word": "cankurtaranlık", "meanings": ["Cankurtaran olma durumu"]}, {"word": "cankurtaran şamandırası", "meanings": ["Denize düşenlerin kolayca belirlenip kurtarılmaları için denize bırakılan ve kazaya uğrayanların bulup kendilerini göstermeleri için kullanılan, parlak renkli, fosforlu şamandıra"]}, {"word": "cari masraf", "meanings": ["Belirli bir dönemde yapılan harcamalar"]}, {"word": "carsız", "meanings": ["Car (II) giymemiş olan"]}, {"word": "cembiyesiz", "meanings": ["Cembiyesi olmayan"]}, {"word": "cepleme", "meanings": ["Ceplemek işi"]}, {"word": "ceplemek", "meanings": ["Kazanmak, cebine indirmek"]}, {"word": "deccal", "meanings": ["Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse)"]}, {"word": "dehdeh", "meanings": ["Çocuk dilinde at"]}, {"word": "demir perde", "meanings": ["Sahne ile izleyicilerin bulunduğu salonu yangın tehlikesinde birbirinden ayıran, demirden yapılmış perde"]}, {"word": "derinden", "meanings": ["En ince ayrıntısına kadar, etraflıca", "Pek belli olmayan uzak bir yerden", "İçten"]}, {"word": "detaylandırma", "meanings": ["Ayrıntılandırma"]}, {"word": "dikdörtgensel", "meanings": ["Dikdörtgen benzeri, dikdörtgen gibi"]}, {"word": "diploma", "meanings": ["Bir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya unvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge, icazetname, şehadetname"]}, {"word": "domuzuna", "meanings": ["İnat olsun diye, inadına", "İyiden iyiye, adamakıllı"]}, {"word": "dramatikleşme", "meanings": ["Dramatikleşmek durumu"]}, {"word": "düğün yahnisi", "meanings": ["Hafifçe kavrulan bol soğan içinde kemikli kuzu etinin ağır ateşte pişirilmesiyle hazırlanan, az sulu yemek türü"]}, {"word": "düş gücü", "meanings": ["Hayal gücü"]}, {"word": "ekşi elma", "meanings": ["Sert, sulu ve şeker oranı düşük bir tür elma"]}, {"word": "elden", "meanings": ["Doğrudan", "Başkasıyla"]}, {"word": "damar aktarma", "meanings": ["Köprüleme"]}, {"word": "elden almak", "meanings": ["bir malı pazara çıkarılmadan sahibinden doğrudan satın almak", "herhangi bir şeyi biriyle yüz yüze görüşerek almak"]}, {"word": "elbasan tavası", "meanings": ["Önceden haşlanarak hazırlanmış yağsız etin üzerine yoğurt ve çırpılmış yumurta karışımının dökülüp fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek"]}, {"word": "elcik", "meanings": ["Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılan kaplama"]}, {"word": "et sotesi", "meanings": ["Sote"]}, {"word": "façalı", "meanings": ["Havalı, gösterişli"]}, {"word": "ferik", "meanings": ["Kümes hayvanlarının civcivlikten çıkmış yavrusu, piliç", "Bir tür gevrek elma, ferik elması"]}, {"word": "fırtına uğrağı", "meanings": ["Fırtınanın çok olduğu yer"]}, {"word": "ferişte", "meanings": ["Melek"]}, {"word": "format atmak (veya çekmek)", "meanings": ["biçimlendirmek"]}, {"word": "format", "meanings": ["Biçim (II)", "Boyut"]}, {"word": "formatlı", "meanings": ["Bilgisayarda kullanılabilir duruma getirilmiş", "Bilgisayarda zararlı ögelerden temizlenmiş (disket)"]}, {"word": "formatlama", "meanings": ["Formatlamak işi"]}, {"word": "Döger", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "formatlamak", "meanings": ["Biçimlendirmek"]}, {"word": "Dodurga", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Eğmür", "meanings": ["Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri"]}, {"word": "Doğu Türkçesi", "meanings": ["Hazar Denizi'nin ve Türkmenistan'ın doğusunda kalan Türklerin kullandığı dil"]}, {"word": "dolgun ücret", "meanings": ["Yüksek ve tatmin edici ücret, dolgun maaş"]}, {"word": "dolgun maaş", "meanings": ["Dolgun ücret"]}, {"word": "keçi sakallı", "meanings": ["Keçi sakalı olan"]}, {"word": "Avar", "meanings": ["Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk"]}, {"word": "dörtlü final", "meanings": ["Dört takımın katılımı ile oynanan final maçları"]}, {"word": "sepetçi kavağı", "meanings": ["Çalık kavak"]}, {"word": "iş saati", "meanings": ["Çalışma saati"]}, {"word": "çap", "meanings": ["Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı", "Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde"]}, {"word": "dalgalı kur", "meanings": ["Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesi olmaksızın belirlenmesi"]}, {"word": "sabit kur", "meanings": ["Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesiyle belirlenmesi"]}, {"word": "çeyrek altın", "meanings": ["Ata liranın dörtte biri, çeyrek"]}, {"word": "yarım altın", "meanings": ["Ata liranın yarısı, yarımlık"]}, {"word": "sekülarizm", "meanings": ["Dünyacılık"]}, {"word": "dünyacılık", "meanings": ["Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti, sekülarizm"]}, {"word": "sekülarist", "meanings": ["Dünyacı"]}, {"word": "dünyacı", "meanings": ["Dünyacılık yanlısı kimse, sekülarist"]}, {"word": "daldalanmak", "meanings": ["Gölgeli yere saklanmak"]}, {"word": "daldalanma", "meanings": ["Daldalanmak işi"]}, {"word": "dağdan inme", "meanings": ["Dağ adamı"]}, {"word": "çiğ çiğ", "meanings": ["Çiğ olarak, çiğ bir biçimde"]}, {"word": "dar darına", "meanings": ["Darı darına"]}, {"word": "yaban çileği", "meanings": ["Dağ çileği"]}, {"word": "çiğ çiğ yemek", "meanings": ["bir kimseye parça parça edecek derecede öfke duymak"]}, {"word": "pedolog", "meanings": ["Çocuk bilimci", "Toprak bilimci"]}, {"word": "çok yanlı", "meanings": ["Farklı görüş açılarını içeren"]}, {"word": "çok yönlü", "meanings": ["İkiden çok yönü olan, çok taraflı", "Birçok konuda bilgi ve çalışması olan"]}, {"word": "amalgam", "meanings": ["Malgama"]}, {"word": "iç sürme", "meanings": ["İshal"]}, {"word": "Tokat kebabı", "meanings": ["Tokat yöresine özgü, domates, biber, patlıcan ve etle özel fırınlarda yapılan bir kebap türü"]}, {"word": "çırçır", "meanings": ["Cırcır böceği"]}, {"word": "malulen emekli", "meanings": ["Hastalığı veya sakatlığı dolayısıyla erken emekli edilmiş kimse"]}, {"word": "tasvirci", "meanings": ["Betimlemeci"]}, {"word": "magazin dünyası", "meanings": ["Genellikle eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerin içinde bulunduğu çevre veya ortam"]}, {"word": "magazin basını", "meanings": ["Yazısı az, resmi bol, genellikle eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerin yaşantılarıyla ilgili haber ve yorumlara yer veren yayın"]}, {"word": "cankulağı", "meanings": ["Çok yakın dost, sırdaş"]}, {"word": "cankulağı ile dinlemek", "meanings": ["çok dikkatli dinlemek"]}, {"word": "can pahasına", "meanings": ["Canını vererek veya tehlikeye koyarak"]}, {"word": "arkadaş canlısı", "meanings": ["Arkadaşlığa değer veren, arkadaşlarına çok düşkün (kimse), dost canlısı"]}, {"word": "dost canlısı", "meanings": ["Arkadaş canlısı"]}, {"word": "cüce aynası", "meanings": ["Nesneleri olduğundan küçük gösteren ayna"]}, {"word": "cehennem sıcağı", "meanings": ["Aşırı sıcak"]}, {"word": "marjinalleşme", "meanings": ["Aykırılaşma"]}, {"word": "marjinallik", "meanings": ["Marjinal olma durumu"]}, {"word": "marjinalleşmek", "meanings": ["Aykırılaşmak"]}, {"word": "mavracı", "meanings": ["Geveze", "Palavracı"]}, {"word": "mavnacılık", "meanings": ["Mavna işletmeciliği"]}, {"word": "medyunuşükran", "meanings": ["Teşekkür borçlu"]}, {"word": "medyunuşükran olmak", "meanings": ["teşekkür borçlu olmak"]}, {"word": "kırmalık", "meanings": ["Melezlik"]}, {"word": "melisa ruhu", "meanings": ["Baygınlığa karşı iyi gelen oğul otu özü"]}, {"word": "varsayılmak", "meanings": ["Bir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak"]}, {"word": "denk", "meanings": ["Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri", "Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya", "Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler"]}, {"word": "varsaymak", "meanings": ["Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce üretebilmek için onu olmuş veya olacak saymak, farz etmek"]}, {"word": "varsay ki", "meanings": ["`bunları hesaba katmasak da` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "varsayma", "meanings": ["Varsaymak işi"]}, {"word": "varsayılma", "meanings": ["Varsayılmak işi"]}, {"word": "vadolunmak", "meanings": ["Bir iş yerine getirilmek üzere söz verilmek"]}, {"word": "vadolunma", "meanings": ["Vadolunmak işi"]}, {"word": "şapirograf", "meanings": ["Daktiloda, mumlu kâğıda karbon şeritsiz olarak yazılan yazıyı ispirtolu çoğaltma tekniğiyle basan ve elle çalıştırılan makine"]}, {"word": "denk yapmak", "meanings": ["denk durumuna getirmek"]}, {"word": "devleşme", "meanings": ["Devleşmek işi veya durumu"]}, {"word": "dıştan evlilik", "meanings": ["Dış evlilik"]}, {"word": "dışarıdan evlenme", "meanings": ["Dış evlilik"]}, {"word": "çalışma kampı", "meanings": ["Herhangi bir suçtan tutuklu bulunan kimselerin, ceza süresi boyunca değişik amaçlı işlerde, toplu olarak çalıştırıldıkları yer"]}, {"word": "medine dilencisi", "meanings": ["Üstü başı perişan, kötü giyimli kimse"]}, {"word": "esir kampı", "meanings": ["Savaşta tutsak olanların toplu olarak gözetim altında bulunduruldukları yer"]}, {"word": "yaz okulu", "meanings": ["Çocuk ve gençlerin belirli spor etkinliklerinde eğitilmelerinin ve iyi vakit geçirmelerinin sağlandığı yer", "Yüksekokul veya üniversitelerde gerekli krediyi toplamak veya kalınan derslerin verilebilmesi amacıyla yaz mevsiminde açılan ders programı"]}, {"word": "dirsek dirseğe", "meanings": ["Çok sıkışık bir durumda, yan yana"]}, {"word": "diyet uzmanı", "meanings": ["Kişinin sağlığını korumak ve düzeltmek amacıyla beslenmesini düzene koymasını sağlayan kişi, diyetisyen"]}, {"word": "diyaliz makinesi", "meanings": ["Kan diyalizi yapmaya yarayan araç"]}, {"word": "eser miktarda", "meanings": ["Belli belirsiz miktarda, çok az ölçüde"]}, {"word": "doktorculuk", "meanings": ["Çocukların hasta ve doktor rolüne girerek oynadıkları oyun, doktorluk"]}, {"word": "ikide bir", "meanings": ["Sıklıkla, sürekli, ikide birde"]}, {"word": "kombili", "meanings": ["Kombi tesisatı döşenmiş"]}, {"word": "beşon", "meanings": ["Kalınlığı beşe on santimetre ölçülerinde olan kereste"]}, {"word": "ayrımlamak", "meanings": ["Ayrım yapmak"]}, {"word": "onbeşli", "meanings": ["Rumi takvime göre, 1899 veya 1900 yılında doğanlar arasından Birinci Dünya Savaşı'na çağrılan (kimse)"]}, {"word": "sekizçifte", "meanings": ["Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde sekizer küreği olan tekne"]}, {"word": "ondörtlük", "meanings": ["On dört mermi atan bir tabanca türü"]}, {"word": "yüzbeşlik", "meanings": ["Topçulukta ağır bombardımanda kullanılan bir top türü"]}, {"word": "ılıkçıl", "meanings": ["Ortalama 15 °C sıcaklıkta yaşayan bitki, mezoterm"]}, {"word": "sertap", "meanings": ["Mıklebin açıkta duran kısmı"]}, {"word": "mıgır", "meanings": ["Küçük, işe yaramaz (oyun kâğıdı veya eşya)"]}, {"word": "mıgırlık", "meanings": ["Mıgır olma durumu"]}, {"word": "mıncık", "meanings": ["Kedi, köpek vb. hayvanların pençesi"]}, {"word": "mıncık mıncık", "meanings": ["Yapışkan ve kaygan bir duruma gelmiş", "Yağ, çamur vb. yapışkan şeyleri birbirine karıştırarak"]}, {"word": "mezoterm", "meanings": ["Ilıkçıl"]}, {"word": "mırıltılı", "meanings": ["Alçak ve anlaşılmaz sesli"]}, {"word": "mırlanmak", "meanings": ["Mırıldanmak"]}, {"word": "mırlanma", "meanings": ["Mırlanmak işi"]}, {"word": "Mısır anasonu", "meanings": ["Diş otu"]}, {"word": "Mısır yasemini", "meanings": ["Yasemin"]}, {"word": "kurt baklası", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "koyun baklası", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "delice bakla", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "başlık parası", "meanings": ["Bazı bölgelerde, evlenirken damadın kaynatasına ödemesi gereken para veya mal, başlık"]}, {"word": "yaban baklası", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "gâvur baklası", "meanings": ["Termiye"]}, {"word": "mihnetli", "meanings": ["Sıkıntılı, eziyetli olan", "Sıkıntı, eziyet çeken (kimse)"]}, {"word": "mihnetsiz", "meanings": ["Sıkıntısız, eziyetsiz olan", "Emek verilmeden elde edilen"]}, {"word": "mikrocerrahi", "meanings": ["Mikroskop altında çok özel araçlarla yapılan ameliyat"]}, {"word": "mikrodalga fırın", "meanings": ["Elektromanyetik dalga ile yiyecekleri kısa sürede pişiren veya ısıtan fırın"]}, {"word": "mikroekonomi", "meanings": ["Ekonomik etkinlikleri ve hesapların kapsayabileceği nicelikleri inceleyen ekonomi dalı"]}, {"word": "Rumi takvim", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde 1678'den sonra maliye işlemlerinde kullanılan miladi takvimden on üç gün geri olan bir güneş takvimi"]}, {"word": "hava mili", "meanings": ["1852 metrelik bir uzunluk ölçüsü"]}, {"word": "milim milim", "meanings": ["En ince ölçümlerle"]}, {"word": "hicri tarih", "meanings": ["Hicri takvimin belirttiği tarih"]}, {"word": "makroekonomi", "meanings": ["Bütüncü ekonomi"]}, {"word": "makroekonomik", "meanings": ["Makroekonomi ile ilgili olan"]}, {"word": "mikroekonomik", "meanings": ["Mikroekonomi ile ilgili olan"]}, {"word": "el altında", "meanings": ["Kolayca alınabilecek yerde, hazırda"]}, {"word": "el altından", "meanings": ["Gizlice"]}, {"word": "eli koynunda kalmak", "meanings": ["çaresiz kalmak"]}, {"word": "eli koynunda", "meanings": ["Boş, işsiz (kimse)", "Çaresiz (kimse)"]}, {"word": "önünde sonunda", "meanings": ["Mutlaka", "Nihayetinde, en sonunda"]}, {"word": "evvel bahar", "meanings": ["İlkbahar"]}, {"word": "fazladan", "meanings": ["Alışılana ek olarak, alışılandan çok, bol bol, çok çok"]}, {"word": "geri çekilme", "meanings": ["Savaşı daha elverişli şartlarda sürdürmek amacıyla bir askerî birliğin başka bir mevzi veya bölgeye hareket etmesi, ricat", "Vazgeçme"]}, {"word": "çekik gözlü", "meanings": ["Gözleri şakaklara doğru gerilmiş olan, çekik göz"]}, {"word": "geriden geriye", "meanings": ["Gizlice, sinsice", "Uzaktan, yakın bir ilgi göstermeyerek"]}, {"word": "güngörmez", "meanings": ["Güneş ışığı almayan (yer)"]}, {"word": "gün günden", "meanings": ["Günden güne"]}, {"word": "günü geçmiş", "meanings": ["Eski tarihli", "Son kullanma tarihi dolmuş olan (yiyecek), bayat", "Aybaşı olmamış"]}, {"word": "günün birinde", "meanings": ["Bilinmedik bir zamanda"]}, {"word": "hacısı hocası", "meanings": ["Kim varsa, herkes, hepsi"]}, {"word": "iki gözüm", "meanings": ["Okşayıcı bir seslenme sözü"]}, {"word": "cemevi", "meanings": ["Alevilerin toplanma yeri"]}, {"word": "cem", "meanings": ["Toplama, bir araya getirme", "Çokluk", "Toplama"]}, {"word": "cem ayini", "meanings": ["Mevlevi ve Bektaşi tekkelerinde kadın ve erkeğin birlikte katıldığı, dinî müzikli sohbet töreni, ayinicem"]}, {"word": "cedelleşme", "meanings": ["Cedelleşmek işi, becelleşme, cebelleşme"]}, {"word": "cedelleşmek", "meanings": ["Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek", "Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek"]}, {"word": "isot", "meanings": ["Kırmızı, acı biber"]}, {"word": "katamaran", "meanings": ["Birbirine paralel tutulmuş iki ağaç kütükten yapılan tekne", "Birbirine bağlanmış iki tekneden oluşan ve gezi tekneciliğinde kullanılan deniz taşıtı"]}, {"word": "vinterize", "meanings": ["`Vinterizasyon işleminden geçirmek` anlamındaki vinterize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "vinterizasyon", "meanings": ["Kademeli olarak soğutulan ve düşük sıcaklıklarda yavaşça karıştırılıp bekletilerek elde edilen donmuş asitlerin süzülerek yağdan uzaklaştırılması"]}, {"word": "cedel", "meanings": ["Tartışma, çekişme, münakaşa etme"]}, {"word": "montajlamak", "meanings": ["Kurgulamak"]}, {"word": "çevirge", "meanings": ["Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem"]}, {"word": "montgomer", "meanings": ["Mont"]}, {"word": "montajlama", "meanings": ["Kurgulama"]}, {"word": "moral eğitim merkezi", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlarda moral eğitiminin verildiği yer"]}, {"word": "off-line", "meanings": ["343 çevrim dışı"]}, {"word": "murahhas aza", "meanings": ["Murahhas üye"]}, {"word": "çevrim dışı", "meanings": ["Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olmama"]}, {"word": "mükemmelleşmek", "meanings": ["Mükemmel duruma gelmek"]}, {"word": "muşmula suratlı", "meanings": ["Asık suratlı olan (kimse)"]}, {"word": "murahhas üye", "meanings": ["Yetkili olan üye, murahhas aza"]}, {"word": "mükemmelleşme", "meanings": ["Mükemmelleşmek durumu"]}, {"word": "mükemmelleştirmek", "meanings": ["Mükemmel duruma getirmek"]}, {"word": "mükemmelleştirme", "meanings": ["Mükemmelleştirmek durumu"]}, {"word": "misket", "meanings": ["Ankara ve çevresinde oynanan bir tür halk oyunu", "Bu oyunun müziği"]}, {"word": "ilk planda", "meanings": ["Önce, en önde", "Başlangıçta"]}, {"word": "yastıkaltı", "meanings": ["Banka veya bir başka yere yatırılmak yerine evde, iş yerinde saklanan taşınabilir (değer)"]}, {"word": "nabız yoklaması", "meanings": ["Düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için yapılan ön araştırma"]}, {"word": "dümen yelpazesi", "meanings": ["Geminin ileri veya geri hareketinden meydana gelen su akıntısının baskı yaptığı dümen yüzeyi"]}, {"word": "Nakşi", "meanings": ["Nakşibendi"]}, {"word": "namus borcu", "meanings": ["Mutlaka yerine getirilmesi, ödenmesi gereken görev, borç"]}, {"word": "fikirdeş", "meanings": ["Oydaş"]}, {"word": "androsefal", "meanings": ["Sadece başı insan başına benzeyen (hayvan)"]}, {"word": "iç acısı", "meanings": ["Yürek acısı"]}, {"word": "kana kan istemek", "meanings": ["kısas yapılmasını istemek"]}, {"word": "kanuncu", "meanings": ["Kanun yapan", "Kanunu uygulayan"]}, {"word": "kana kan", "meanings": ["Kısasa kısas"]}, {"word": "kanun layihası", "meanings": ["Yasa tasarısı"]}, {"word": "kastarlanma", "meanings": ["Kastarlanmak işi"]}, {"word": "kastarlanmak", "meanings": ["Kastar işi yapılmak"]}, {"word": "termal kamera", "meanings": ["Canlıların yaydığı vücut ısısından yararlanarak hareketlerini tespit edip yerlerini belirleyen kamera"]}, {"word": "korakor", "meanings": ["Sporda beden gücünü kullanarak", "Bütün gücünü kullanarak"]}, {"word": "çekme halatı", "meanings": ["Bozulmuş, kaza yapmış araçları çekmeye yarayan ip, plastik, zincir veya halattan yapılmış alet"]}, {"word": "nefesi kuvvetli", "meanings": ["Okuduğu dualar etkili olan (kimse)"]}, {"word": "kendi adına", "meanings": ["Yalnız kendi için, kendi hesabına"]}, {"word": "kendi payına", "meanings": ["Kendi adına, kendine göre"]}, {"word": "keramet sahibi", "meanings": ["Keramet gösterebilen (kimse)"]}, {"word": "kıssadan hisse", "meanings": ["Anlatılan bir hikâyeden, olaydan alınacak ders"]}, {"word": "kıssadan hisse almak (veya çıkarmak)", "meanings": ["anlatılan bir hikâyeden, olaydan ders almak"]}, {"word": "kötü haber", "meanings": ["Kara haber"]}, {"word": "kira sözleşmesi", "meanings": ["Kiralama işinde karşılıklı yükümlülükleri belirten resmî belge, kira kontratı"]}, {"word": "koro hâlinde", "meanings": ["Toplu bir durumda, hep birlikte", "Gürültülü bir biçimde"]}, {"word": "kötü haber tez duyulur", "meanings": ["kara haber tez duyulur"]}, {"word": "kucakta", "meanings": ["Henüz yürüyemeyen, küçük (çocuk)"]}, {"word": "kul kethüdası", "meanings": ["Kul kâhyası"]}, {"word": "küt", "meanings": ["Smaç"]}, {"word": "laf kalabalığı", "meanings": ["Üzerinde konuşulan konuyla, esasla veya sorunla ilgisi olmayan boş söz yığını"]}, {"word": "edepsizcesine", "meanings": ["Edepsizce"]}, {"word": "terbiyesizcesine", "meanings": ["Terbiyesizce"]}, {"word": "emekçi sınıfı", "meanings": ["Emeğini sermayeciye satarak geçimini sağlayanların oluşturduğu toplum kesimi, proletarya"]}, {"word": "avro", "meanings": ["Avrupa Birliği'nin ortak para birimi, ekü"]}, {"word": "çöp vergisi", "meanings": ["Çevre temizlik vergisi"]}, {"word": "çevre temizlik vergisi", "meanings": ["Belediyenin mücavir alan sınırları içinde bulunan ve katı atık toplama hizmetinden yararlanan konut ve iş yeri sahiplerinden alınan vergi, çöp vergisi"]}, {"word": "daraş", "meanings": ["Dar, kasvetli (yer)"]}, {"word": "nispet i'si", "meanings": ["Nispet eki"]}, {"word": "nifak tohumu", "meanings": ["`Huzursuzluk, ara bozma sebebi olacak şeyleri yapmak` anlamındaki nifak tohumu ekmek (veya saçmak) deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "hâletinez", "meanings": ["Nez hâli"]}, {"word": "nisa", "meanings": ["Kadın"]}, {"word": "mayın arama tarama gemisi", "meanings": ["Deniz içine döşenmiş mayınları bulmaya yarayan bir aygıtla donanmış gemi"]}, {"word": "nisan bir şakası", "meanings": ["Nisan bir"]}, {"word": "nisan bir", "meanings": ["Nisan ayının birinci gününde yapılan aldatma veya şaka, nisanbalığı, nisan bir şakası"]}, {"word": "nispetle", "meanings": ["Nispeten"]}, {"word": "devlet nişanı", "meanings": ["Gördükleri önemli işlerden dolayı kişileri onurlandırmak için devletçe verilen anmalık, nişan"]}, {"word": "keskin nişancı", "meanings": ["Silahla hedeflediği noktayı ustalıkla vuran kişi"]}, {"word": "nispi çoğunluk", "meanings": ["Bir oylamada yarışan kişi, liste veya görüşlerden birinin, diğerlerinin ayrı ayrı elde ettiklerinden daha çok oy alması yoluyla sağlanan çoğunluk"]}, {"word": "mesail", "meanings": ["Sorunlar"]}, {"word": "padişah divanı", "meanings": ["Osmanlılarda padişah, sadrazam ve bazı yüksek rütbeli devlet görevlilerinin oluşturduğu meclis ve meclisin çalıştığı yer, Divanıhümayun"]}, {"word": "ulusal gelir", "meanings": ["Millî gelir"]}, {"word": "nükleik asit", "meanings": ["Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri"]}, {"word": "temcit pilavı gibi (ısıtıp ısıtıp öne sürmek)", "meanings": ["bir şeyi birçok kez tekrarlamak"]}, {"word": "temcit pilavı", "meanings": ["İftardan kalan ve sahurda ısıtılan pilav", "Bıktırırcasına tekrar edilen söz"]}, {"word": "oburcasına", "meanings": ["Oburca"]}, {"word": "enam", "meanings": ["İçinde Kur'an'dan bazı ayet ve surelerin bulunduğu dua kitabı"]}, {"word": "oksijenlenme", "meanings": ["Oksijenlenmek işi"]}, {"word": "diş doktoru", "meanings": ["Diş hekimi"]}, {"word": "birinci mevki", "meanings": ["Ulaşım araçlarında normal tarifeden daha pahalı olan ve daha iyi hizmet verilen mevki, lüks mevki"]}, {"word": "birinci sınıf", "meanings": ["Öğretim kurumlarında ilk yıl", "Kaliteli, mükemmel, kusursuz"]}, {"word": "ikinci sınıf", "meanings": ["Öğretim kurumlarında ikinci yıl", "Değeri düşük, değersiz, sıradan"]}, {"word": "olaylama", "meanings": ["Roman, hikâye, tiyatro eseri vb. edebî türlerde olayları oluşturma, yansıtma"]}, {"word": "güvenlik engeli", "meanings": ["Müze, sergi vb. yerlerde gerildiği yerin gerisine geçişi yasaklayan ip, naylon, zincir vb. maddelerden yapılmış engel"]}, {"word": "yayıncılık", "meanings": ["Yayımcılık"]}, {"word": "oldum olasıya", "meanings": ["Oldum olası"]}, {"word": "erken bahar", "meanings": ["İlkbahar"]}, {"word": "cağ kebabı", "meanings": ["Oltu kebabı"]}, {"word": "Arap alfabesi", "meanings": ["Genellikle Müslümanlar tarafından kullanılan, sağdan sola doğru yazılan alfabe"]}, {"word": "opsiyonsuz", "meanings": ["Seçme süresi olmayan", "İsteğe bağlı olmayan"]}, {"word": "opsiyonlu", "meanings": ["Seçme süresi olan", "İsteğe bağlı"]}, {"word": "optik okuyucu", "meanings": ["Kalem ile işaretlenen belgelerdeki bilgileri, laboratuvar, sınav sonuçları vb.ni okuyan ve bilgisayara aktaran aygıt"]}, {"word": "opsiyonlu sözleşme", "meanings": ["Oyuncuların kesin bir süre için imzalayarak yaptırımlarına bağlı kaldıkları, süresi bittiğinde her iki tarafın koşullarda anlaşması durumunda takım tarafından ek bir süreyle uzatılan sözleşme"]}, {"word": "evvel ahir", "meanings": ["Önünde sonunda"]}, {"word": "rembetiko", "meanings": ["Nüfus mübadelesi sonucu, Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden Rumların orada oluşturdukları müzik türü"]}, {"word": "ses uyumsuzluğu", "meanings": ["Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi, kakışma, ses kakışması, tenafür, kakofoni"]}, {"word": "evvelleri", "meanings": ["Önceleri"]}, {"word": "hayat öpücüğü", "meanings": ["Yapay solunum"]}, {"word": "lacerem", "meanings": ["Elbette"]}, {"word": "belgegeçerleme", "meanings": ["Belgegeçerlemek işi"]}, {"word": "temerrüt faizi", "meanings": ["Borcun zamanında ödenememesi sonucu daha sonra ödenen ek faiz"]}, {"word": "orman koruma memuru", "meanings": ["Ormancı"]}, {"word": "bağ evi", "meanings": ["Bağ (II) içerisine yapılarak yaz aylarında kalınan ev"]}, {"word": "orostopol", "meanings": ["Orospu çocuğu"]}, {"word": "korpus", "meanings": ["Konu külliyatı"]}, {"word": "belgegeçerlemek", "meanings": ["Bir yazıyı belgegeçer ile başka bir yere göndermek, belgeçlemek, fakslamak"]}, {"word": "büyük orta", "meanings": ["Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri"]}, {"word": "küçük orta", "meanings": ["Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri"]}, {"word": "Osmanlıcacı", "meanings": ["Osmanlı Türkçesi dersi veren kimse", "Osmanlı Türkçesini kullanmaktan yana olan kimse"]}, {"word": "Osmanlı kadını", "meanings": ["Otoriter kadın"]}, {"word": "hesap pusulası", "meanings": ["Hesap"]}, {"word": "oy pusulası", "meanings": ["Seçimlerde adaylara veya partilere ait özel şekilleri içeren, üzerine oya ait işaret konulan resmî belge, oy kâğıdı"]}, {"word": "sesletim", "meanings": ["Söyleyiş"]}, {"word": "oy kâğıdı", "meanings": ["Oy pusulası"]}, {"word": "Osmanlı tokadı", "meanings": ["Sert ve etkili tokat", "Sert ve etkili uyarı", "Ezici üstünlük"]}, {"word": "Osmanlı tokadı atmak", "meanings": ["bir kimseye sert ve etkili bir biçimde tokat atmak", "sert ve etkili bir biçimde uyarmak", "bir kimseye üstünlüğünü kabul ettirmek"]}, {"word": "Osmanlı tokadı yemek", "meanings": ["sert ve etkili bir biçimde tokat atılmak", "sert ve etkili bir biçimde uyarılmak", "bir kimsenin üstünlüğünü kabul etmek"]}, {"word": "fason üretim", "meanings": ["Malzemesi marka sahibi tarafından karşılanarak başka bir firmaya yaptırılan üretim, fason imalat"]}, {"word": "fason mal", "meanings": ["Fason"]}, {"word": "yıpranma payı", "meanings": ["Yıpratıcı işlerde çalışanların yaptıkları ağır ve tehlikeli işten dolayı fiilî hizmet yıllarına eklenen süre, fiilî hizmet zammı", "Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay, aşınma payı, amortisman"]}, {"word": "gümrük kolcusu", "meanings": ["Gümrüklerce gözaltında bulundurulması gerekli görülen eşya ve yolcularla beraber bulunmak, tartı, sayım ve muayene memurlarına yardım etmek vb. işlerle görevli kişi, dideban"]}, {"word": "fiil tasrifi", "meanings": ["Fiil çekimi"]}, {"word": "kamusal alan", "meanings": ["Kamuya ait, kamu ile ilgili işlerin yapıldığı yer"]}, {"word": "yazı karakteri", "meanings": ["Bilgisayarda birbiriyle uyumlu büyüklüğe ve biçime sahip, belirli bir özelliği olan harfler dizisi, font (II)", "Elle yazılan yazının kendine özgü biçimi"]}, {"word": "okuma vakti", "meanings": ["Okuma saati"]}, {"word": "ihtimalli", "meanings": ["Olasılı"]}, {"word": "öbürleri", "meanings": ["Ötekiler, öbür kişiler veya şeyler, diğerleri"]}, {"word": "ötekileri", "meanings": ["Ötede bulunanlar, diğerleri, başkaları"]}, {"word": "ödünçleşme", "meanings": ["Ödünçleşmek işi"]}, {"word": "öbür gün", "meanings": ["Yarından sonraki gün"]}, {"word": "alıcı ödemeli", "meanings": ["Taşıma ücreti alıcı tarafından ödenen (gönderi)"]}, {"word": "ödünçleşmek", "meanings": ["Karşılıklı ödünç alıp vermek"]}, {"word": "ödünçlenme", "meanings": ["Ödünçlenmek işi"]}, {"word": "ödünçleme", "meanings": ["Ödünçlemek işi, ariyet"]}, {"word": "ödünçlenmek", "meanings": ["Ödünç alıp vermek"]}, {"word": "epeyice", "meanings": ["Epey"]}, {"word": "alçı levha", "meanings": ["Duvarda ve tavanda düzgünlük sağlamak amacıyla iç mekânlarda kullanılan, alçı ve diğer katkı maddeleriyle sıkıştırılmış levha, alçıpan", "Tavan süslemelerinde kullanılan ve çeşitli desenleri olan alçıdan yapılmış kalıp"]}, {"word": "cıvalı zar", "meanings": ["Bir yüzü ağır olacak biçimde yapılmış, hileli zar, öküz"]}, {"word": "ilk yardım çantası", "meanings": ["Ecza çantası"]}, {"word": "geçici işçi", "meanings": ["Kısa süre için çalıştırılan kadrosuz işçi"]}, {"word": "gaz pedalı", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda aracın hızını ayarlamaya yarayan aygıt"]}, {"word": "ölüevi", "meanings": ["Bir ferdi veya yakını ölmüş olan aile"]}, {"word": "geçiş önceliği", "meanings": ["Geçiş üstünlüğü"]}, {"word": "dinlenilme", "meanings": ["Dinlenilmek işi"]}, {"word": "ölüevi gibi", "meanings": ["üzüntülü, sessiz"]}, {"word": "dinlenilmek", "meanings": ["Dinlenme işi yapılmak"]}, {"word": "öncüller kümesi", "meanings": ["Bir tasımda sonuçtan önce gelen önermelerin tümü"]}, {"word": "öncüller", "meanings": ["Bir tasımda yargıya ulaştıran ilk iki önerme"]}, {"word": "prediksiyon", "meanings": ["Kehanet"]}, {"word": "açıktan atama", "meanings": ["Açıktan atamak işi, açıktan tayin"]}, {"word": "östaki tüpü", "meanings": ["Östaki borusu"]}, {"word": "yerinden yönetimci", "meanings": ["Yerinden yönetim yanlısı olan, ademimerkeziyetçi"]}, {"word": "parapsikoloji", "meanings": ["Doğaüstü olayları araştıran, telepati, gaipten haber alma, duyu dışı algılama, geleceği görebilme vb. olayları inceleyen ruh bilimi"]}, {"word": "paraşütçü birlikler", "meanings": ["Paraşütle iniş yapmak için yetiştirilmiş asker birlikleri, paraşüt birlikleri"]}, {"word": "Dingo", "meanings": ["`Girenin çıkanın belli olmadığı yer` anlamındaki Dingo'nun ahırı sözünde geçer"]}, {"word": "hava taşıtı", "meanings": ["Hava taşımacılığında kullanılan insanlı veya insansız her türlü araç, hava aracı"]}, {"word": "yüklenici", "meanings": ["Başkası için yapı ve ticaretle ilgili bir işi yapmayı üstüne alan kimse, müteahhit, üstenci"]}, {"word": "yüklenicilik", "meanings": ["Yüklenicinin yaptığı iş"]}, {"word": "ağzı havada", "meanings": ["Çevresindekilerden habersiz, alık, şaşkın (kimse)"]}, {"word": "Çingene ahtapotu", "meanings": ["Ur"]}, {"word": "Çingene pavuryası", "meanings": ["Yengecin küçüğü"]}, {"word": "ağzı kulaklarında", "meanings": ["Çok sevinçli, mutlu (kimse)"]}, {"word": "al bayrak", "meanings": ["Türk bayrağı"]}, {"word": "voltajlı", "meanings": ["Voltajı olan"]}, {"word": "al sancak", "meanings": ["Türk bayrağı"]}, {"word": "Allah aşkına", "meanings": ["Ant vermek veya yalvarmak için `Allah'ını seversen` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "Bulgurlu", "meanings": ["`Bu kadar süslenmeye gerek yok`anlamındaki Bulgurlu'ya gelin mi gidecek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "Ebussuut", "meanings": ["`Çok kapalı giyinen kız veya kadın` anlamındaki Ebussuut Efendi'nin gelini gibi ve `eskiye çok bağlı, tutucu` anlamındaki Ebussuut Efendi'nin torunu deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "gelinlik kız", "meanings": ["Evlenme çağına gelmiş kız çocuğu"]}, {"word": "ergenlik çağı", "meanings": ["Ergenlik"]}, {"word": "ilk gençlik", "meanings": ["Ergenlik çağı", "Deneyimsizlik, toyluk"]}, {"word": "genel yazmanlık", "meanings": ["Genel sekreterlik"]}, {"word": "gezici kütüphane", "meanings": ["Halka eğitim ve öğretim amacıyla götürülen kitaplık hizmeti"]}, {"word": "gözü yolda", "meanings": ["Sürekli bir şeyi bekleyen (kimse)"]}, {"word": "gözü yüksekte", "meanings": ["Bulunduğu durumdan çok üstün olan bir duruma ulaşma amacı güden (kimse)"]}, {"word": "gözü yüksekte (veya yükseklerde) olmak", "meanings": ["bulunduğu durumdan çok üstün olan bir duruma ulaşma amacını gütmek"]}, {"word": "gözü yolda (veya yollarda) kalmak (veya olmak)", "meanings": ["birinin gelmesini merak, istek veya özlemle beklemek"]}, {"word": "kişi başına", "meanings": ["Adam başına"]}, {"word": "adam başına", "meanings": ["Her bir bireye, her birine, kişi başına, adam başı"]}, {"word": "eş anlı", "meanings": ["Eş zamanlı"]}, {"word": "sivri dil", "meanings": ["İğneleyici ve kırıcı söz"]}, {"word": "sivri dillilik", "meanings": ["Sivri dilli olma durumu"]}, {"word": "sivri dilli", "meanings": ["İğneleyici ve kırıcı söz söyleyen (kimse)"]}, {"word": "papyon kravat", "meanings": ["Papyon"]}, {"word": "papaya ağacı", "meanings": ["Amerika'nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyvesi olan ağaç, papaya (Carica papaya)"]}, {"word": "papağanlaşma", "meanings": ["Papağanlaşmak durumu"]}, {"word": "papağanlaşmak", "meanings": ["Başkasından duyduklarını düşünmeksizin aynen tekrarlamak"]}, {"word": "lümpen", "meanings": ["Sınıfsız", "Ayaktakımı"]}, {"word": "palamar gözü", "meanings": ["Geminin baş ve kıç kısımlarında bulunan palamar halatlarına mahsus delik"]}, {"word": "kelleci", "meanings": ["Kelleyi pişiren veya satan kimse"]}, {"word": "kabul resmi", "meanings": ["Kabul töreni"]}, {"word": "zürefa", "meanings": ["Kibarlar, nazikler"]}, {"word": "sarmısak", "meanings": ["343 sarımsak"]}, {"word": "zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü", "meanings": ["`daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "perküsyon", "meanings": ["Vurmalı sazlar", "Tanı için parmak veya alet kullanılarak vurup dinlemekle yapılan muayene"]}, {"word": "sekans", "meanings": ["Belirli bir süre içinde arka arkaya giden şeyler, dizi", "Bir bütün meydana getiren planlar dizisi", "Bir melodi veya ritim motifinin gamın değişik derecelerinde tekrarı"]}, {"word": "teneffüs zili", "meanings": ["Okullarda dersin bittiğini bildiren zil sesi"]}, {"word": "pazubent", "meanings": ["Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak, kolçak", "Kol muskası"]}, {"word": "pazubentli", "meanings": ["Pazubendi olan veya pazubent takan"]}, {"word": "selülit", "meanings": ["Bağ dokusu iltihabı"]}, {"word": "gül kurusu", "meanings": ["Kurutulmuş gül yaprağı"]}, {"word": "penaltı sahası", "meanings": ["Ceza alanı"]}, {"word": "penaltı alanı", "meanings": ["Ceza alanı"]}, {"word": "dürtücü kılıç", "meanings": ["Eskrimde kullanılan, namlusu düz ve yuvarlak, ucu düğmeli kılıç, flöre"]}, {"word": "ksiloloji", "meanings": ["Odun bilimi"]}, {"word": "vizör", "meanings": ["Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç"]}, {"word": "arada bir", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "çok yanlılık", "meanings": ["Çok yanlı olma durumu"]}, {"word": "ara yerde", "meanings": ["Arada"]}, {"word": "kanka", "meanings": ["Kardeş kadar yakın olan kimse"]}, {"word": "azaltılma", "meanings": ["Azaltılmak işi"]}, {"word": "azaltılmak", "meanings": ["Azaltma işi yapılmak"]}, {"word": "altın böcek", "meanings": ["Böcekler sınıfının kınkanatlılar takımından, yeşil kırmızı renkleri olan eklem bacaklı bir tür böcek, gül böceği"]}, {"word": "humor", "meanings": ["Gülmece", "Alay, dalga geçme, hafife alma, boş verme"]}, {"word": "stent", "meanings": ["Tıkanmakta olan veya açılmış damara bir daha tıkanmaması için konan araç"]}, {"word": "gümrahlaşma", "meanings": ["Gümrahlaşmak işi"]}, {"word": "gümrahlaşmak", "meanings": ["Bitki aşırı derecede büyümek", "Su deli dolu akmak", "Ses gür, yüksek, kuvvetli olmak", "Saç uzun, sık ve dalgalı olmak"]}, {"word": "oylumluca", "meanings": ["Hacimlice"]}, {"word": "oylumsuz", "meanings": ["Hacimsiz"]}, {"word": "haddikifayeyi bulmak", "meanings": ["yeterince olmak"]}, {"word": "haddikifaye", "meanings": ["Yeterlik derecesi"]}, {"word": "hakemli", "meanings": ["Hakemi olan"]}, {"word": "hakemli dergi", "meanings": ["Yazıları hakemin denetiminden geçtikten ve onaylandıktan sonra yayımlanan dergi"]}, {"word": "korozyon", "meanings": ["Aşındırma"]}, {"word": "halk ekmeği", "meanings": ["Belediyelerce indirimli fiyata satılan ekmek"]}, {"word": "halk günü", "meanings": ["Vali, belediye başkanı vb.nin sorunlarını dinlemek için halkla görüştüğü gün", "Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinin düzenledikleri ucuz matine, halk matinesi"]}, {"word": "Yahudi tavlası", "meanings": ["Kız tavlası"]}, {"word": "kız tavlası", "meanings": ["Belli bir düzene göre sıralanmış pulların gelen zara göre önce kendi hanesinde yayılması ve sonra toplanmasıyla oynanan tavla oyunu, Yahudi tavlası"]}, {"word": "oydaşlık", "meanings": ["Düşünce birliği içerisinde olma"]}, {"word": "hangi biri", "meanings": ["Çok olanlardan hangisi"]}, {"word": "hapishane kaçkını", "meanings": ["Kılık kıyafetine dikkat etmeyen, bakımsız, perişan (kimse)", "Görüntüsü itibarıyla insanı tedirgin eden, güven vermeyen (kimse)"]}, {"word": "harimiismet", "meanings": ["Kutsal sayılan, korunulan yer, ocak"]}, {"word": "hatim duası", "meanings": ["Kur'an'ın tamamı okunduktan sonra yapılan dua"]}, {"word": "hapishane kaçkını gibi", "meanings": ["kılık kıyafetine dikkat etmeyen (kimse)"]}, {"word": "haram lokma", "meanings": ["Toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak elde edilen şey"]}, {"word": "desimal", "meanings": ["Ondalık sistem"]}, {"word": "hamdolsun", "meanings": ["`Tanrı'ya şükürler olsun` anlamında hoşnutluk anlatan bir söz"]}, {"word": "tebdilimekân", "meanings": ["Yer değiştirme"]}, {"word": "tebdilimekânda ferahlık vardır", "meanings": ["sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere giderek huzur sağlanacağını bildiren bir söz"]}, {"word": "silsileimeratip", "meanings": ["Rütbe sıralaması"]}, {"word": "kemaliafiyet", "meanings": ["Ağız tadı"]}, {"word": "tenzilirütbe", "meanings": ["Rütbe indirimi"]}, {"word": "rütbe indirimi", "meanings": ["Daha alt bir göreve getirilme"]}, {"word": "er kişi", "meanings": ["Erkek"]}, {"word": "rütbe sıralaması", "meanings": ["Büyükten küçüğe, küçükten büyüğe makam ve rütbe sırası"]}, {"word": "hatun kişi", "meanings": ["Kadın"]}, {"word": "havai hat", "meanings": ["Maden işletmeciliği, haberleşme, dağcılık vb. alanlarda ulaşımı sağlamak için bir hat boyunca dikilmiş direkler arasına gerilen tel, yol"]}, {"word": "kablosuz", "meanings": ["Kablosu olmayan", "Kablo olmaksızın bağlantı sağlayan (araç, gereç)"]}, {"word": "triatlon", "meanings": ["Yüzme, koşu ve bisiklet yarışından oluşan atletizm dalı", "Slalom, tüfekle ateş, kayak yarışlarından oluşan spor dalı"]}, {"word": "günlük konuşma", "meanings": ["Konuşma dili"]}, {"word": "havsalası dar", "meanings": ["Anlama kabiliyeti olmayan, anlayışı kıt (kimse)", "Hoşgörüsü olmayan (kimse)"]}, {"word": "duyultu", "meanings": ["Şayia"]}, {"word": "telli otobüs", "meanings": ["Troleybüs"]}, {"word": "diya", "meanings": ["Slayt"]}, {"word": "ev sahipliği", "meanings": ["Ev sahibi olma durumu", "Konukları ağırlama durumu"]}, {"word": "ev sahipliği yapmak", "meanings": ["konukları güler yüzlü davranıp iyi ağırlamak", "herhangi bir toplantının veya etkinliğin düzenlenmesi için gerekli hazırlıkları üstlenerek gerçekleştirmek"]}, {"word": "lastikli lakırtı", "meanings": ["Lastikli söz"]}, {"word": "teokrat", "meanings": ["Teokrasiye dayanan iktidar sahibi kimse"]}, {"word": "makferlanlı", "meanings": ["Makferlan giymiş olan"]}, {"word": "arka plan", "meanings": ["Bir şeyin gerisindeki görünüm, geri plan", "Önemsiz, değersiz"]}, {"word": "arka plana kaymak", "meanings": ["arka planda kalmak"]}, {"word": "arka plana itilmek", "meanings": ["gözden düşmek", "önemini yitirmek, değersizleşmek"]}, {"word": "paunt", "meanings": ["Sterlin"]}, {"word": "mermer", "meanings": ["Beyaz ve ince bir tür bez"]}, {"word": "multimedya", "meanings": ["Çoklu ortam"]}, {"word": "çoklu ortam", "meanings": ["Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam, multimedya"]}, {"word": "dişe diş", "meanings": ["Kısasa kısas", "Var olan bütün gücünü kullanarak"]}, {"word": "multimilyoner", "meanings": ["Çok zengin kimse"]}, {"word": "neoplatonizm", "meanings": ["Yeni Platonculuk"]}, {"word": "kaytan bıyık", "meanings": ["İnce ve uzun bir bıyık türü"]}, {"word": "bakımlı erkek", "meanings": ["Görünüşe, giyimine kuşamına özen gösteren erkek, metroseksüel"]}, {"word": "metroseksüel", "meanings": ["Bakımlı erkek"]}, {"word": "harem selamlık", "meanings": ["Kadın ve erkeğin ayrı ayrı oturması", "Kadın ve erkeğin ayrı ayrı oturduğu yer"]}, {"word": "harem selamlık olmak", "meanings": ["bir yerde kadın erkek ayrı oturmak"]}, {"word": "Türk Cumhuriyetleri", "meanings": ["Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden Türk soylu Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan devletleri"]}, {"word": "bağrı kara", "meanings": ["Bağrı yanık"]}, {"word": "peydah", "meanings": ["Peyda"]}, {"word": "peydah olmak", "meanings": ["peyda olmak"]}, {"word": "yengen", "meanings": ["Yemesi hoş nesne", "İçine salam, sucuk, kaşar, ketçap, mayonez, turşu vb. konularak hazırlanan tost"]}, {"word": "postmodernizm", "meanings": ["Modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra XX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı", "Günümüz mimarisinde işlevsel olmayı bir tarafa bırakıp değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğiliminde olan üslup"]}, {"word": "postmodern", "meanings": ["Postmodernizm yanlısı", "Postmodernizme ait olan"]}, {"word": "sıla hastalığı", "meanings": ["Memlekete, aile ve akrabalara duyulan aşırı özlem"]}, {"word": "popüler bilim", "meanings": ["Toplumun her kesiminin anlayacağı bir dille ve biçimle yapılan bilim"]}, {"word": "piknik yeri", "meanings": ["Piknik alanı"]}, {"word": "pikolo", "meanings": ["Normal bir flütün bir oktav tizine ayarlanmış küçük flüt"]}, {"word": "pirsing", "meanings": ["Vücudun herhangi bir yerine süs amacıyla takılan metal halka, kanca, top vb"]}, {"word": "pimpiriklik", "meanings": ["Pimpirik olma durumu"]}, {"word": "pimpiriklik etmek", "meanings": ["pimpirikçe davranmak"]}, {"word": "pimpiriklenme", "meanings": ["Pimpiriklenmek durumu"]}, {"word": "pimpirikçe", "meanings": ["Pimpirikli bir biçimde"]}, {"word": "pimpiriklenmek", "meanings": ["Kuşkulanmak", "Gereksiz yere titizlik göstermek"]}, {"word": "pirana", "meanings": ["Genellikle Güney Amerika'da rastlanan, grup hâlinde avlanan ve avını kısa sürede iskeleti kalıncaya kadar yiyen yırtıcı balık"]}, {"word": "piromani", "meanings": ["Yangın çıkarma hastalığı"]}, {"word": "Oltu tozu", "meanings": ["Pire otunun kurutulup toz durumuna getirilmesiyle pire öldürücü olarak kullanılan toz"]}, {"word": "pisik otu", "meanings": ["Çok yıllık, 25-50 santimetre yüksekliğinde, kokusu kuvvetli, koyu mor çiçekli, yaprakları çorba ve yemeklere koku vermek için kullanılan otsu bir bitki, nezle otu (Nepeta racemosa)"]}, {"word": "pirpirim", "meanings": ["Semizotu"]}, {"word": "helikopter pisti", "meanings": ["Helikopterin iniş kalkış yaptığı özel alan, heliport"]}, {"word": "pitikare", "meanings": ["Pötikare"]}, {"word": "piyasa yeri", "meanings": ["Alışverişin çok olduğu yer", "Fuhuş yapmak üzere müşteri aranan yer"]}, {"word": "pide fırını", "meanings": ["Özellikle pide pişirip satan fırın"]}, {"word": "piston vida", "meanings": ["İş makinelerinde vida biçiminde olan ve taşıyıcı görevi yapan pistona benzer araç"]}, {"word": "simit fırını", "meanings": ["Simit pişirip satan fırın, simitçi fırını"]}, {"word": "simitçi fırını", "meanings": ["Simit fırını"]}, {"word": "rakun", "meanings": ["Kuzey Amerika'da, ağaçlarda yaşayan, kafası tilkiye benzeyen, uzun kuyruğu alaca halkalı, boyu yaklaşık 90, kuyruğu 30 santimetre olan kürklü hayvan (Procyon lotor)"]}, {"word": "kartografya", "meanings": ["Haritacılık"]}, {"word": "peyapey", "meanings": ["Art arda, peş peşe"]}, {"word": "ekvatoral", "meanings": ["Gök cisimlerinin sağ açıklık ve dik açıklıklarını temel alan kurgu"]}, {"word": "enformatik", "meanings": ["Bilişim"]}, {"word": "dar", "meanings": ["Ev"]}, {"word": "hipnotizmacı", "meanings": ["Hipnotizma ile uğraşan kimse"]}, {"word": "hipnotizmalı", "meanings": ["Hipnotizma edilmiş (kimse)"]}, {"word": "sinematik", "meanings": ["Kinematik"]}, {"word": "lim", "meanings": ["Küçük limon"]}, {"word": "kalamazo", "meanings": ["Banka, ticarethane vb. yerlerde kullanılan ve cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen defter"]}, {"word": "hırsız çekmecesi", "meanings": ["Çalışma masasının gizli bölmesi"]}, {"word": "atılı", "meanings": ["Atılmış, ertelenmiş, tehirli"]}, {"word": "atılı bulunmak", "meanings": ["ertelenmiş olmak"]}, {"word": "mikroklima", "meanings": ["Dar iklim bölgesi"]}, {"word": "bir çuval dolusu", "meanings": ["Çok fazla"]}, {"word": "hırsız", "meanings": ["Oltadaki asıl iğnenin yanına takılan özel iğne"]}, {"word": "baş üstü dolabı", "meanings": ["Uçaklarda, otobüslerde el bagajını koymaya yarayan kapaklı dolap"]}, {"word": "at hırsızı", "meanings": ["Kılık kıyafeti ve davranışları güven vermeyen kimse"]}, {"word": "kabin amiri", "meanings": ["Uçuş sırasında kabinin uçuş güvenliği ve yönetiminden kaptana karşı sorumlu olan hostes"]}, {"word": "deniz hırsızı", "meanings": ["Korsan"]}, {"word": "hiç yoktan", "meanings": ["Hiçbir sebep veya zorunluluk yokken, sebepsiz olarak"]}, {"word": "hürmetlice", "meanings": ["Saygılıca"]}, {"word": "hürmetsizce", "meanings": ["Saygısızca"]}, {"word": "hürmetkârane", "meanings": ["Saygılıca"]}, {"word": "ırktaşlık", "meanings": ["Irktaş olma durumu"]}, {"word": "şaşkın şavalak", "meanings": ["Şaşkın şaşkın"]}, {"word": "saftirik", "meanings": ["Saf, budala, acemi, saftaron, saftorik"]}, {"word": "mikrokozmos", "meanings": ["Uzayda dünya ve insanın durumu", "Küçük canlıların dünyası"]}, {"word": "söve", "meanings": ["Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları"]}, {"word": "yemin töreni", "meanings": ["Güvenlik görevlilerinin, askerlerin veya bir makama seçilenlerin göreve başlamadan önce edecekleri yemin için düzenlenen tören"]}, {"word": "eman", "meanings": ["Radyoaktif cisimlerde ölçü birimi"]}, {"word": "saftorik", "meanings": ["Saftirik"]}, {"word": "seçim kampanyası", "meanings": ["Seçim öncesinde adayların seçilme şansını artırabilmek amacıyla yaptığı çalışma"]}, {"word": "dramaturji", "meanings": ["Oyun yazma ve yönetme bilgisi"]}, {"word": "matematisyen", "meanings": ["Matematikle uğraşan kimse"]}, {"word": "intelijans", "meanings": ["Aydın, seçkin kimse"]}, {"word": "idol", "meanings": ["Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne", "Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse"]}, {"word": "Amentü", "meanings": ["Arapça `inandım` anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan `Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma`yı dile getiren söz"]}, {"word": "adam sendecilik", "meanings": ["Adam sendeci olma durumu"]}, {"word": "klinik vaka", "meanings": ["Hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gereken hastalık", "Üzerinde durulması, araştırılması gereken konu", "Ruhsal rahatsızlığı olan kimse"]}, {"word": "marinat", "meanings": ["Av hayvanlarının, balığın ve diğer et türlerinin daha lezzetli olması ve yumuşaması için baharatlardan hazırlanan bir sos türü"]}, {"word": "müskat", "meanings": ["Küçük Hindistan cevizi"]}, {"word": "amor", "meanings": ["Aşk"]}, {"word": "boylu gıcır", "meanings": ["Gövdesi odunsu, yaprakları üç köşeli, beyaz, sarımsı yeşil çiçekleri olan, üzümsü meyvesi kırmızı renkli, boyu 20 metre kadar olabilen, tırmanıcı çalı görünüşünde bir bitki (Smilax excelca)"]}, {"word": "konsome", "meanings": ["Et suyu ile kemiklerin birlikte kaynatılmasından ve yağının alınmasından sonraki durumu"]}, {"word": "kruton", "meanings": ["Yağda veya fırında kızartılan küçük küp biçimindeki ekmek parçası"]}, {"word": "frape", "meanings": ["Buzlu veya dondurulmuş olarak sunulan içki, meşrubat"]}, {"word": "flambe", "meanings": ["Aleve tutarak pişirme yöntemi"]}, {"word": "fizikçe", "meanings": ["Fizik bakımından"]}, {"word": "eskalop", "meanings": ["İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti"]}, {"word": "adsız sansız", "meanings": ["Adı anılmayan, bilinmeyen"]}, {"word": "kimyaca", "meanings": ["Kimya bakımından"]}, {"word": "mahcubane", "meanings": ["Mahcupça"]}, {"word": "ziyalı", "meanings": ["Işıklı"]}, {"word": "cazbantçı", "meanings": ["Cazcı"]}, {"word": "it dalaşı", "meanings": ["İki ülkeye ait savaş uçaklarının birbiri çevresinde burgu gibi dönüşlerle taciz için manevra yapması"]}, {"word": "ziyasız", "meanings": ["Işıksız"]}, {"word": "saleplik", "meanings": ["İçinde salep bulunan veya salep dağıtmaya yarayan özel kap", "Salep yapımında kullanılan"]}, {"word": "bozalık", "meanings": ["İçinde boza bulunan veya boza dağıtmaya yarayan özel kap", "Boza yapmada kullanılan"]}, {"word": "sulantı", "meanings": ["Sulanma, cinsel isteği gösterme, asılma"]}, {"word": "ahuvah", "meanings": ["Ah vah"]}, {"word": "dil adası", "meanings": ["Bir dilin veya ağzın yayıldığı alanda farklı bir dil veya ağız özelliği bulunan küçük bölge"]}, {"word": "tutkusal", "meanings": ["Tutkulu, aşırı bağlı veya düşkün"]}, {"word": "çıtırbom", "meanings": ["Türedi, ehliyetsiz"]}, {"word": "ayağı bağlı", "meanings": ["Serbest hareket edemeyen"]}, {"word": "polimerleştirilme", "meanings": ["Polimerleştirilmek işi"]}, {"word": "özene bezene", "meanings": ["Özenli bir biçimde, itina ile"]}, {"word": "polimerleştirilmek", "meanings": ["Bir madde polimer durumuna dönüştürülmek"]}, {"word": "profil boru", "meanings": ["Demircilerin korkuluk vb. şeylerin yapımında kullandıkları içi boş demir boru"]}, {"word": "tahaccüm", "meanings": ["Büyüme"]}, {"word": "vazelinli", "meanings": ["İçinde vazelin olan"]}, {"word": "çukurlaştırma", "meanings": ["Çukurlaştırmak işi"]}, {"word": "vazelinsiz", "meanings": ["İçinde vazelin bulunmayan"]}, {"word": "elverdiğince", "meanings": ["İmkân dâhilinde olduğu sürece"]}, {"word": "çukurlaştırmak", "meanings": ["Çukur duruma getirmek"]}, {"word": "sırma saçlı", "meanings": ["Saçları altın sarısı renginde olan"]}, {"word": "dinceltme", "meanings": ["Dinceltmek işi"]}, {"word": "yanı başı", "meanings": ["Yakını, hemen yanı, omuz başı"]}, {"word": "dinceltmek", "meanings": ["Canlılığını, dinçliğini, zindeliğini sağlamak"]}, {"word": "kuralı", "meanings": ["Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker)"]}, {"word": "yutmak", "meanings": ["Haksız olarak kendine mal etmek, zorbalıkla elinden almak", "Oyunda bir şey kazanmak"]}, {"word": "viglacı", "meanings": ["Savaş ve ticaret gemilerinde gönderler üzerinde nöbet tutan kimse"]}, {"word": "Türkvari", "meanings": ["Türk tarzı içeren, Türk işi olan"]}, {"word": "cuşuhuruş", "meanings": ["Coşkunluk"]}, {"word": "garsiyat", "meanings": ["Ağaç dikmeler, ağaçlandırmalar"]}, {"word": "delikleşmek", "meanings": ["Delikler, girintiler oluşmak"]}, {"word": "uğur boncuğu", "meanings": ["Nazar boncuğu"]}, {"word": "uğur", "meanings": ["Ön veya yan"]}, {"word": "pelesenk", "meanings": ["Konuşurken gereksiz tekrarlanan söz, persenk"]}, {"word": "zar", "meanings": ["Car (II)"]}, {"word": "terazilenme", "meanings": ["Terazilenmek durumu"]}, {"word": "delikleşme", "meanings": ["Delikleşmek işi"]}, {"word": "terazilenmek", "meanings": ["Dengelenmek", "Düşmemek için dengeyi korumak"]}, {"word": "uğur parası", "meanings": ["Zenginlik ve iyilik getireceğine inanılarak birisinden alınan para"]}, {"word": "içi boş", "meanings": ["İçinde bir şey bulunmayan", "Önemsiz, değersiz"]}, {"word": "popülasyon", "meanings": ["Varlık", "Nüfus"]}, {"word": "içi dışı bir", "meanings": ["Düşündüğünü açıkça söyleyen, gizli bir düşüncesi olmayan, ikiyüzlü olmayan, özü sözü bir"]}, {"word": "içi fesat", "meanings": ["Her an kötülük düşünen"]}, {"word": "içi çıfıt çarşısı", "meanings": ["Her işte aklından türlü kötülükler geçiren"]}, {"word": "başakortçu", "meanings": ["Müzik aletlerini akort edenlerin başı"]}, {"word": "hafifmeşreplik", "meanings": ["Hafifmeşrep olma durumu"]}, {"word": "dayamsız döşemsiz", "meanings": ["Yaşamak için gerekli olan nesneler olmayan (yer)"]}, {"word": "Osmanlıca", "meanings": ["Osmanlının tavrı ve hareketleri gibi"]}, {"word": "devre arası", "meanings": ["Futbol, basketbol vb.nde karşılaşma sırasında dinlenme süresi", "Ligin birinci döneminin bitiminde verilen dinlenme süresi"]}, {"word": "rayiç bedel", "meanings": ["Piyasa fiyatı"]}, {"word": "intifada", "meanings": ["Filistin halkının başkaldırısı"]}, {"word": "piyasa değeri", "meanings": ["Piyasa fiyatı"]}, {"word": "piyasa bedeli", "meanings": ["Piyasa fiyatı"]}, {"word": "orta kaldırım", "meanings": ["Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya daha kolay geçmesi için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım, refüj"]}, {"word": "piyasa fiyatı", "meanings": ["Bir para biriminin veya malın sürüm değeri, piyasa bedeli, piyasa değeri, rayiç bedel, rayiç fiyat"]}, {"word": "reji asistanı", "meanings": ["Yönetmen yardımcısı"]}, {"word": "reji kolcusu", "meanings": ["Tekel idaresine bağlı kolluk kuvvetleri"]}, {"word": "rejisörlük odası", "meanings": ["Reji odası"]}, {"word": "mafya çizgisi", "meanings": ["Takım elbisenin kumaşında bulunan, ince, dikey çizgi"]}, {"word": "çizgi hakemi", "meanings": ["Voleybolda topun veya ayağın çizgiye temas durumunu belirlemekle görevli hakem"]}, {"word": "tellaliye resmi", "meanings": ["Yerel yönetimlerde duyuru işi için alınan ve yönetmeliklerle belirlenmiş vergi"]}, {"word": "ambiyans", "meanings": ["Hava"]}, {"word": "açık durum", "meanings": ["Güreşte vücudun dizler bükülü, ayaklar açık, dirsekler gövdeye yakın, kollar yarı gergin olarak aldığı durum"]}, {"word": "ace", "meanings": ["343 servis sayısı"]}, {"word": "ajitatör", "meanings": ["Körükleyici"]}, {"word": "ajite", "meanings": ["`Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak` anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve `çırpıntıya uğramak` anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz"]}, {"word": "akreditasyon", "meanings": ["Denklik"]}, {"word": "tarih yanılgısı", "meanings": ["Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma, anakronizm"]}, {"word": "önceden satış", "meanings": ["Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış, alivre"]}, {"word": "markajcı", "meanings": ["Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izleyen, tutan"]}, {"word": "aşınma payı", "meanings": ["Yıpranma payı"]}, {"word": "hikâyecik", "meanings": ["Kısa veya özlü anlatımı olan hikâye, fıkra, anekdot"]}, {"word": "ansambl", "meanings": ["Topluluk"]}, {"word": "antagonizm", "meanings": ["Düşmanlık"]}, {"word": "ağaç parkı", "meanings": ["Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan, arboretum"]}, {"word": "hoş koku", "meanings": ["Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku, aroma"]}, {"word": "asist yapmak", "meanings": ["sayı veya gol pası vermek"]}, {"word": "asist", "meanings": ["Sayı veya gol pası"]}, {"word": "artikülasyon", "meanings": ["Boğumlanma"]}, {"word": "şişirme haber", "meanings": ["Uydurma, gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber, uydurma, asparagas"]}, {"word": "boyutlandırmak", "meanings": ["Boyut kazandırmak"]}, {"word": "terdit", "meanings": ["Yazıda beklenmedik bir sonuçla karşılaşma"]}, {"word": "likit fon", "meanings": ["Hem yatırım fonu almak hem de istenildiği anda nakit olarak kullanmak amacıyla oluşturulan fon türü"]}, {"word": "sanal kart", "meanings": ["Banka tarafından verilen bir karta bağlı olarak çalışan, kişiye özel olarak belirlenen ve değişebilen limit içinde genel ağ ortamında alışveriş yapmayı sağlayan şifreli kart"]}, {"word": "artı para", "meanings": ["Banka tarafından müşteri hesabı için öngörülen limitten belirli bir miktar daha fazlasını kullanma imkânı veren tutar, acil ihtiyaç kredisi"]}, {"word": "acil ihtiyaç kredisi", "meanings": ["Artı para"]}, {"word": "ferdî kaza sigortası", "meanings": ["Deprem dâhil her yerde oluşacak kaza sonunda ortaya çıkan sakatlık, hastalık veya ölüm dolayısıyla ödenecek para tutarını belirleyen sözleşme"]}, {"word": "alışveriş sigortası", "meanings": ["Kredi kartı ile satın alınan eşyanın belirli bir sürede hasara uğraması veya çalınması durumunda poliçe maddelerine göre sağlanan güvence"]}, {"word": "ana menü", "meanings": ["Bankamatikte işleme başlandıktan sonra ekrana gelen görüntülerin ilki"]}, {"word": "asgari tutar", "meanings": ["Kredi kartıyla yapılan toplam harcamanın bir ay içinde en az ödenmesi gereken bölümü"]}, {"word": "borsa işlemi", "meanings": ["Müşteri talimatıyla hisse senedi, hazine bonosu, fon belgesi, poliçe vb. değerlerin aracı kuruluş tarafından alım satım ve devir işi"]}, {"word": "bütçe dengesi", "meanings": ["Gelirin gidere eşit olma durumu", "Devletin bütün gelir toplamının gider toplamına eşit olma durumu"]}, {"word": "borsa üyesi", "meanings": ["Sermaye Piyasası Kurulu tarafından borsa işlemlerinde aracılık yapmasına izin verilen kuruluş"]}, {"word": "değişmez maliyet", "meanings": ["Toplam faiz, komisyon, kira ve emlak vergisi, amortisman, genel imalat, yönetim ve satış masrafları vb. ögelerin belirli bir dönem içindeki değişmeyen maliyeti"]}, {"word": "değişken maliyet", "meanings": ["Belirli bir dönem içindeki toplam ham madde, vasıtasız işçilik, enerji tüketimi, fabrika malzemesi, amortisman ve komisyon ögelerinin değişiminden oluşan maliyet"]}, {"word": "data", "meanings": ["Veri", "Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri"]}, {"word": "devlet tahvili", "meanings": ["Devletin aldığı genellikle uzun vadeli borçlar karşılığında özel ve tüzel kişilere verdiği ve sahibinin devletten alacaklı olduğunu gösteren kıymetli kâğıt veya belge"]}, {"word": "normal fiyat", "meanings": ["Maliyet fiyatı"]}, {"word": "doğal fiyat", "meanings": ["Maliyet fiyatı"]}, {"word": "dolanım hızı", "meanings": ["Paranın herhangi bir işlem sonunda el değiştirme temposu"]}, {"word": "efektif fiyat", "meanings": ["Alıcının bir mal karşılığı olarak ödediği bedel"]}, {"word": "döviz işlemi", "meanings": ["Yerli paranın herhangi bir yabancı paraya veya yabancı bir paranın yerli paraya çevrilmesi işi"]}, {"word": "emlak kredisi", "meanings": ["Konut kredisi"]}, {"word": "hazine bonosu", "meanings": ["Maliyenin her yıl bütçe kanunu ile aldığı yetkiye dayanarak aynı kanunla belirlenen sınırı aşmamak üzere çıkardığı ve bankalara iskonto ettirdiği en çok bir yıl vadeli borç senedi"]}, {"word": "pay senedi", "meanings": ["Hisse senedi"]}, {"word": "idari bütçe", "meanings": ["Devlet giderlerinin, devletin siyasi ve idari kuruluşuna göre dağıtılması sonucunda oluşan bütçe türü"]}, {"word": "iç borçlanma", "meanings": ["Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt içinde piyasaya tahvil, bono vb. sürerek borç alma işi"]}, {"word": "bayrak bilimi", "meanings": ["Bayrak, sancak, flama vb. simgelerin ölçüsü, biçimi, cinsi ve kullanımı ile ilgili kuralları koyan bilim dalı, veksilloloji"]}, {"word": "portal", "meanings": ["Ana kapı", "Kapı"]}, {"word": "veksilloloji", "meanings": ["Bayrak bilimi"]}, {"word": "ileri karakol", "meanings": ["Keşif ve gözetleme amacıyla sınıra yakın, en uç noktada bulunan birlik"]}, {"word": "ileri gözetleyici", "meanings": ["Düşman birliklerini bulunduğu noktadan gözetleyerek bombardımanın başarılı yapılması için gerekli koordinatları veren kişi"]}, {"word": "ekvator", "meanings": ["Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim"]}, {"word": "mucizevi", "meanings": ["Olağanüstü niteliklere sahip"]}, {"word": "Meksika dalgası", "meanings": ["Seyircilerin tribünde bir dalga görüntüsü verecek biçimde gruplar hâlinde ve birbiri ardınca hızla kollarını yukarıya doğru kaldırıp ayağa kalkmaları ve tekrar oturmaları biçiminde yaptıkları hareket"]}, {"word": "travesti", "meanings": ["Kadın gibi giyinip süslenen eşcinsel"]}, {"word": "yeşil dalga", "meanings": ["Trafikte belirli bir hızda gidilmesi durumunda sürekli olarak yeşil ışığa denk gelme"]}, {"word": "Kürtçe", "meanings": ["Kürtlerin kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "transseksüel", "meanings": ["Hormon tedavisi görüp ameliyat olarak cinsiyet değiştiren"]}, {"word": "biseksüel", "meanings": ["Hem kendi cinsini hem de karşı cinse ilgi duyan"]}, {"word": "heteroseksüel", "meanings": ["Karşı cinsi arzulayan"]}, {"word": "defihacet", "meanings": ["Küçük veya büyük abdest bozma"]}, {"word": "defihacet etmek", "meanings": ["küçük veya büyük abdest bozmak"]}, {"word": "Haremeyn", "meanings": ["Müslümanlarca kutsal sayılan Mekke ve Medine şehirleri"]}, {"word": "gayriresmî", "meanings": ["Devletin koyduğu kurallar dışında kalan"]}, {"word": "derogasyon", "meanings": ["Ayrıklık"]}, {"word": "farkındalık", "meanings": ["Farkında olma durumu"]}, {"word": "polar", "meanings": ["Kutup"]}, {"word": "polis karakolu", "meanings": ["Güvenliği sağlamakla görevli polislerin görev yaptığı bina, merkez"]}, {"word": "jandarma karakolu", "meanings": ["Güvenliği sağlamakla görevli jandarmanın görev yaptığı bina"]}, {"word": "karakol hattı", "meanings": ["Sınırda bulunan karakolların oluşturduğu hat"]}, {"word": "popüler müzik", "meanings": ["Pop müzik"]}, {"word": "pöhrenk", "meanings": ["Künk"]}, {"word": "print etmek", "meanings": ["343 çıktı almak"]}, {"word": "print", "meanings": ["343 baskı", "343 çıktı"]}, {"word": "Mikâil", "meanings": ["Tanrı buyruğu ile, insanların rızkını dağıtmakla ve doğa olaylarının gerçekleşmesini sağlamakla görevli melek"]}, {"word": "Cebrail", "meanings": ["Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri"]}, {"word": "promil", "meanings": ["Kandaki alkol miktarını gösteren birim"]}, {"word": "ensar", "meanings": ["Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler"]}, {"word": "promosyonlu", "meanings": ["Promosyon ihtiva eden", "Özendirmek amacıyla yapılan"]}, {"word": "icma", "meanings": ["Toplama", "İslam bilginlerinin bir konuda fikir birliği etmeleri"]}, {"word": "Hüma", "meanings": ["Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan talih kuşu"]}, {"word": "radyofonik piyes", "meanings": ["Radyo oyunu"]}, {"word": "hırızma", "meanings": ["Hızma"]}, {"word": "mezmur", "meanings": ["Makamla okunan Zebur suresi"]}, {"word": "Simurg", "meanings": ["Anka"]}, {"word": "görünge", "meanings": ["Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü, perspektif"]}, {"word": "yapılandırma", "meanings": ["Yapılandırmak işi", "Bilgisayar sisteminin özellikle fiziksel birimlerini gösterme, konfigürasyon"]}, {"word": "yapılandırmak", "meanings": ["Yapılı duruma getirmek", "Oluşturmak", "Düzenlemek"]}, {"word": "yapılanmak", "meanings": ["Yapı özelliği kazanmak, oluşmak"]}, {"word": "yapılanma", "meanings": ["Yapılanmak işi", "Oluşum", "Düzenleme"]}, {"word": "küfranlık", "meanings": ["Nankörlük"]}, {"word": "küfranlık etmek", "meanings": ["nankörlük etmek"]}, {"word": "burun direği", "meanings": ["Burnun kemiği"]}, {"word": "burnunun direği sızlamak", "meanings": ["maddi veya manevi çok acı duymak, çok üzülmek"]}, {"word": "burnunun direğini kırmak", "meanings": ["çok pis bir koku yayarak tedirgin etmek"]}, {"word": "burnunun direği kırılmak (veya düşmek)", "meanings": ["çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak"]}, {"word": "edim bilimi", "meanings": ["Dille onu algılayan insan arasındaki ilişkiyi inceleyen dil bilimi dalı"]}, {"word": "muhtevalı", "meanings": ["İçerikli"]}, {"word": "dış hat", "meanings": ["İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yerinin dışarıyla bağlantısını sağlayan haberleşme ağı"]}, {"word": "ileri gelen", "meanings": ["Bir topluluğun önemli, sözü dinlenir, saygın kişisi"]}, {"word": "iç hat", "meanings": ["İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yeri içindeki bağlantıyı sağlayan haberleşme ağı"]}, {"word": "iltifatkâr", "meanings": ["Güler yüz gösteren, hoş davranan, mültefit"]}, {"word": "ilk göz ağrısı", "meanings": ["İlk çocuk", "İlk sevilen, âşık olunan kimse"]}, {"word": "battıçıktı", "meanings": ["Alt geçit", "Su kanallarında suyun engeli geçmesi için yapılan düzenek"]}, {"word": "tıkırında", "meanings": ["Yolunda, düzen içinde"]}, {"word": "indibindi", "meanings": ["Dolmuş taşımacılığında belli bir alan içinde yapılan en kısa yolculuk"]}, {"word": "tıkırında gitmek (veya olmak veya yürümek)", "meanings": ["işler yolunda ve düzenli gitmek"]}, {"word": "kızlı erkekli", "meanings": ["Kız erkek karışık", "Kız erkek karışık olarak"]}, {"word": "dolmalık biber", "meanings": ["Dolma biber"]}, {"word": "kalamata zeytini", "meanings": ["Kalamata"]}, {"word": "absorbe", "meanings": ["Soğurma"]}, {"word": "absorbe olmak", "meanings": ["soğurulmak"]}, {"word": "absorbe etmek", "meanings": ["soğurmak"]}, {"word": "kamet", "meanings": ["Farz olan namazdan önce okunan iç ezan"]}, {"word": "kameti artırmak", "meanings": ["yüksek sesle konuşmak", "ortalığı velveleye vermek"]}, {"word": "göz altı", "meanings": ["Yüzde gözlerin hemen altında bulunan bölüm"]}, {"word": "kamet getirmek", "meanings": ["farz namazına durmak için iç ezan okumak"]}, {"word": "burnu büyük", "meanings": ["Kibirli (kimse)"]}, {"word": "kayıt kabul", "meanings": ["Bir yere başvuranların kayıt işlemini yapma", "Kayıt işleminin yapıldığı yer"]}, {"word": "kazayağı", "meanings": ["Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium)"]}, {"word": "kazayağı", "meanings": ["Açık turuncu renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "katiyetle", "meanings": ["Kesinlikle"]}, {"word": "gülgüli", "meanings": ["Gül renginde olan"]}, {"word": "uçman", "meanings": ["Pilot"]}, {"word": "kopyalayapıştır", "meanings": ["Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi"]}, {"word": "sabaha karşı", "meanings": ["Gecenin sabaha yakın zamanında, sabaha doğru"]}, {"word": "Peştu", "meanings": ["Afgan halkı"]}, {"word": "infaz memuru", "meanings": ["Yargıca suçu sabit olan kişilerin yakalanarak haklarında verilmiş olan kararın yerine getirilmesini sağlayan güvenlik memuru"]}, {"word": "infaz masası", "meanings": ["Yargıca suçu sabit olan kişilerin yakalanarak haklarında verilmiş olan kararın yerine getirilmesini sağlayan güvenlik birimi"]}, {"word": "infazcı", "meanings": ["Öldürme veya cezalandırma işini yapan kimse"]}, {"word": "zıkkımın kökü", "meanings": ["Kızgınlık anında söylenen bir söz"]}, {"word": "zıkkımın kökünü (veya pekini veya dibini) ye!", "meanings": ["sunulan yiyeceği beğenmeyenlere söylenen bir söz"]}, {"word": "insani yardım", "meanings": ["Doğal afet zamanlarında insanın temel gereksinimleri olan sağlık, barınma vb. konularda yapılan yardım", "İyilik olsun diye yapılan herhangi bir yardım"]}, {"word": "enkaz eldiveni", "meanings": ["Kalın kumaş ve deri karışımından yapılan ve enkaz kaldırmada kullanılan eldiven"]}, {"word": "deprem konteyneri", "meanings": ["Doğal afet zamanlarında kullanılmak üzere gereksinim duyulabilecek çadır, battaniye, ilk yardım ve kurtarma malzemelerini barındıran, yerleşim merkezlerinde belirli noktalara konulan özel büyük dolap"]}, {"word": "ameliyat eldiveni", "meanings": ["Ameliyat sırasında kullanılan genellikle kauçuktan yapılmış, ince eldiven"]}, {"word": "toz maskesi", "meanings": ["Tozların boğaz yoluna kaçmasını engellemek amacıyla kullanılan özel maske"]}, {"word": "ikaz yeleği", "meanings": ["Doğal afet zamanlarında enkaz kaldırılırken görevlilerin her an görülebilmeleri için giydikleri, fosforlu şeritleri bulunan yelek", "Güvenlik görevlilerin giydiği fosforlu şeritleri bulunan, özel yelek"]}, {"word": "düğmük", "meanings": ["Düğüm"]}, {"word": "düğmük atmak", "meanings": ["düğümlemek"]}, {"word": "çağla yeşili", "meanings": ["Olmamış, ham olan yeşil meyvenin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "yetmiş iki millet", "meanings": ["Bütün insanlar"]}, {"word": "oy", "meanings": ["Çeşitli duyguları anlatmak için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "dış kapının mandalı", "meanings": ["uzak akraba", "önemsiz, değersiz"]}, {"word": "dış kapı", "meanings": ["Binayı sokaktan ayıran giriş kapısı"]}, {"word": "enjekte etmek", "meanings": ["iç itmek"]}, {"word": "yakaza", "meanings": ["Uyanıklık"]}, {"word": "evrilme", "meanings": ["Evrilmek işi"]}, {"word": "evrilmek", "meanings": ["Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek"]}, {"word": "kolpocu", "meanings": ["Dalavereci"]}, {"word": "kolpo", "meanings": ["Bilardo oyununda vuruş", "Dalavere"]}, {"word": "kolpoya düşmek (veya gelmek)", "meanings": ["oyuna gelmek"]}, {"word": "ana konu", "meanings": ["Tema"]}, {"word": "enjekte", "meanings": ["İç itilmiş"]}, {"word": "apostrof", "meanings": ["Kesme işareti"]}, {"word": "yükleme boşaltma", "meanings": ["Bir malın taşıma araçlarına yüklenmesi ve taşıttan boşaltılması"]}, {"word": "ring hattı", "meanings": ["Bir toplu taşıma aracının ilk ve son durağının aynı nokta olduğu hat"]}, {"word": "ritim saz", "meanings": ["Bir müzik eserinin icrası sırasında ritmi belirgin olarak veren saz"]}, {"word": "numerik", "meanings": ["Sayısal", "Sayı bakımından"]}, {"word": "psikiyatrist", "meanings": ["343 psikiyatr"]}, {"word": "kalender meşrep", "meanings": ["Düşünce ve davranışlarında kalender olan (kimse)"]}, {"word": "romanlaşmak", "meanings": ["Roman durumuna gelmek"]}, {"word": "romanlaşma", "meanings": ["Romanlaşmak durumu"]}, {"word": "Romanolog", "meanings": ["Romen dilleri uzmanı, Romanist"]}, {"word": "röfleli", "meanings": ["Değişik tonlarda boyanmış (saç)"]}, {"word": "rölyefli", "meanings": ["Kabartmalı"]}, {"word": "eli dar", "meanings": ["Maddi olarak sıkıntıda olan (kimse)"]}, {"word": "ruhban sınıfı", "meanings": ["Rahiplerin oluşturduğu dinsel sınıf"]}, {"word": "eli dar (veya darda) olmak", "meanings": ["para sıkıntısı içinde olmak"]}, {"word": "eli kulağında", "meanings": ["Nerede ise olacak, çok yakında olması beklenilen"]}, {"word": "eli şakağında", "meanings": ["Düşünceli, kaygılı olan (kimse)"]}, {"word": "eli ayağı düzgün", "meanings": ["Bedence kusursuz olan, sakat olmayan (kimse)", "İffetli, namuslu (kimse)"]}, {"word": "eli yüzü düzgün", "meanings": ["Yüzüne bakılır, güzel (kimse)"]}, {"word": "potasyum permanganat", "meanings": ["Mikrop öldürücü olarak kullanılan, suda eriyiği menekşe renginde bulunan madde, permanganat"]}, {"word": "beş parasız kalmak", "meanings": ["harcayacak parası olmamak"]}, {"word": "betimlemeli dil bilgisi", "meanings": ["Betimsel dil bilgisi"]}, {"word": "beş parasız", "meanings": ["Yoksul"]}, {"word": "bocuk domuzuna dönmek", "meanings": ["çok semiz ve besili olmak"]}, {"word": "bocuk", "meanings": ["Ortodokslarca kutlanan İsa'nın doğum yortusu"]}, {"word": "boğaz tokluğuna", "meanings": ["Karın tokluğuna"]}, {"word": "hava tahmincisi", "meanings": ["Havanın gelecek gün veya hafta içindeki durumunu birtakım verilere dayanıp yaklaşık olarak ortaya koyan ve bunu haber kanallarına ileten kimse, meteorolog"]}, {"word": "okuma bayramı", "meanings": ["Öğrenimin ilk yılında öğrencilerin okumaya başlamasını kutlamak amacıyla yapılan tören"]}, {"word": "nefis izzeti", "meanings": ["Kişinin öz saygısı, kişiliği, yüceliği, onuru, izzetinefis"]}, {"word": "sineyimillet", "meanings": ["Halk içi, halk kucağı"]}, {"word": "sineyimillete dönmek", "meanings": ["bulunduğu makamı veya görevi terk edip halktan biri olmak", "halk oylamasına başvurmak"]}, {"word": "çıkkınlaşmak", "meanings": ["Kabarmak, şişmek"]}, {"word": "çıkkın", "meanings": ["Kabarık, şişkin"]}, {"word": "canı cebinde", "meanings": ["Zayıf ahlaklı (kimse)"]}, {"word": "canı sıkkın", "meanings": ["Keyfi kaçmış (kimse)", "Keyfi kaçmış bir biçimde"]}, {"word": "cibin", "meanings": ["Sinek"]}, {"word": "çam yarması", "meanings": ["İri yarı, koca gövdeli (kimse), çam bölmesi"]}, {"word": "çam bölmesi", "meanings": ["Çam yarması"]}, {"word": "müddea", "meanings": ["İddia edilen"]}, {"word": "tevkifat", "meanings": ["Para konusunda kesintiler", "Tutuklamalar"]}, {"word": "runik yazı", "meanings": ["Run harflerinin kullanıldığı eski bir Germen yazısı", "Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı sistemi"]}, {"word": "yeni Türk harfleri", "meanings": ["Türkiye Cumhuriyeti'nde 1928'den sonra Arap harfleri yerine kullanılmaya başlanan harfler"]}, {"word": "Latin harfleri", "meanings": ["Eski Roma dönemindeki yazı sistemine dayanan harflerin her biri"]}, {"word": "Göktürk harfleri", "meanings": ["Genellikle VI-VIII. yüzyıllarda Orhun ve Yenisey bölgesindeki yazıtlarda kullanılan, Göktürklere özgü harfler"]}, {"word": "çevre felaketi", "meanings": ["Çevre kirliliğinin aşırı boyutlara varması"]}, {"word": "rüzgârölçer", "meanings": ["Yelölçer"]}, {"word": "Uygur harfleri", "meanings": ["Uygurlara özgü, VIII. yüzyıldan sonra kullanılan harfler"]}, {"word": "dandik", "meanings": ["Düşük nitelikli", "Düzmece"]}, {"word": "girişimsel", "meanings": ["Girişimle ilgili", "Kapalı olan damarları açmak, sten takmak vb. tedavilerde iğne ile yapılan işlem biçimi"]}, {"word": "kırtlama", "meanings": ["Kıtlama"]}, {"word": "kısacası", "meanings": ["Kısa söylemek gerekirse, sözün kısası, elhasıl, velhasıl, hasılıkelam"]}, {"word": "kıtlama şekeri", "meanings": ["Küçük parçalara ayrılarak çay içerken kullanılan sert şeker"]}, {"word": "kesbî", "meanings": ["Sonradan elde edinilmiş, sonradan kazanılmış"]}, {"word": "çene yarıştırma", "meanings": ["Karşılıklı gevezelik etme, karşılıklı çene çalma"]}, {"word": "kolonyal", "meanings": ["Sömürgeyle ilgili", "Sömürgede yaşayan"]}, {"word": "çiçeği burnunda", "meanings": ["Yeni", "Çok taze, yeni koparılmış"]}, {"word": "çil", "meanings": ["Yeni ve parlak (para veya altın)"]}, {"word": "penceresiz", "meanings": ["Penceresi olmayan"]}, {"word": "dar", "meanings": ["Yurt"]}, {"word": "eline ağır", "meanings": ["Elinden çabuk iş çıkmayan (kimse)"]}, {"word": "eline ayağına çabuk", "meanings": ["Hamarat, titiz, çalışkan (kimse)"]}, {"word": "eliyle", "meanings": ["Aracılığıyla"]}, {"word": "eteği belinde", "meanings": ["Kıvrak ve hamarat (kadın)"]}, {"word": "elçekli", "meanings": ["Elçeği olan"]}, {"word": "fi tarihinde", "meanings": ["Oldukça eski bir zamanda, bir zamanlar"]}, {"word": "sağ kol", "meanings": ["Ordunun sağ tarafındaki kısım"]}, {"word": "safçasına", "meanings": ["Safça"]}, {"word": "fen bilimleri", "meanings": ["Fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı"]}, {"word": "sağlık bilimleri", "meanings": ["Tıp, diş hekimliği, veterinerlik, eczacılık, hemşirelik vb. sağlık konularıyla ilgilenen bilim dallarının ortak adı"]}, {"word": "seleklik", "meanings": ["Selek olma durumu"]}, {"word": "sağlık kontrolü", "meanings": ["Muayeneden sonra hastalığın seyrinin kontrolü", "Belli bir bölgede yaşayan kimselerin genel sağlık denetlemelerinin yapılması"]}, {"word": "gıcırı bükme", "meanings": ["Hemen yetiştirilen, iletilen", "Zoraki", "Yersiz, anlamsız", "Zorla ve çabucak"]}, {"word": "sahne sanatları", "meanings": ["Gösteriye dayalı tiyatro, orta oyunu, dans vb. sanat dalları"]}, {"word": "formüllü", "meanings": ["Formülü olan"]}, {"word": "gönlü yaralı", "meanings": ["Aşkta karşılık görmeyen (kimse)"]}, {"word": "göz göz", "meanings": ["Üzerinde birçok göz, delik bulunan"]}, {"word": "göz göz olmak", "meanings": ["üzerinde birçok göz, delik oluşmak veya bulunmak"]}, {"word": "göz önünde", "meanings": ["Apaçık, belirgin, aşikâr olarak"]}, {"word": "göz (veya gözünün) önünde olmak", "meanings": ["sürekli denetimi altında bulunmak", "unutmamak, olduğu gibi hatırlamak", "gündemde yer almak", "kolayca ulaşılabilecek bir yerde bulunmak"]}, {"word": "göz önünde tutmak (veya bulundurmak)", "meanings": ["herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını hesaba katmak, dikkate almak"]}, {"word": "gözü önünde", "meanings": ["yanında, yakınında"]}, {"word": "güçbeğenir", "meanings": ["Her şeyden hoşlanmayan, zorlukla karar veren, müşkülpesent"]}, {"word": "gıcırdatılmak", "meanings": ["Gıcırdatma işi yapılmak"]}, {"word": "gıcırdatılma", "meanings": ["Gıcırdatılmak işi"]}, {"word": "helmeleşme", "meanings": ["Helmeleşmek durumu"]}, {"word": "helmeleşmek", "meanings": ["Helme durumuna gelmek"]}, {"word": "sebze meyve toptancısı", "meanings": ["Kabzımal"]}, {"word": "Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu", "meanings": ["bir şeye tam güvenmeyip ileride ne olacağı konusunda bilgi sahibi olunamadığı durumlarda kullanılan bir söz"]}, {"word": "kapıda", "meanings": ["Gelmek üzere"]}, {"word": "zalimce", "meanings": ["Acımasız", "(zali'mce) Acımasızca"]}, {"word": "Yalova kaymakamı", "meanings": ["Kendini önemli kişi sanan kimse"]}, {"word": "Agop", "meanings": ["`Aptal aptal bakmak` anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "kirli çamaşır", "meanings": ["Kirlenmiş giyecek", "Yasal olmayan, saklı, gizli iş"]}, {"word": "kirli çamaşırlarını ortaya dökmek", "meanings": ["birinin ayıp, kusur veya suçlarını açıklamak, söylemek"]}, {"word": "Karaman", "meanings": ["Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri"]}, {"word": "İsa", "meanings": ["`İyilik edeyim derken kimseyi memnun edemedi` anlamındaki İsa'yı küstürdü, Muhammed'i memnun edemedi atasözünde geçen bir söz"]}, {"word": "poşet çay", "meanings": ["Sallama çay"]}, {"word": "yeşil salata", "meanings": ["Küçük küçük doğranan marul, kıvırcık, aysberg, taze soğan, nane, tere ve salatalığa yağ ve limon karışımı eklenerek yapılan salata, yayla salatası"]}, {"word": "sallama çay", "meanings": ["Torbacık içinde sıcak suya daldırılarak yapılan çay, poşet çay, torba çay, daldırma çay"]}, {"word": "salon bitkileri", "meanings": ["Kapalı mekânlarda yetiştirilen, kaktüs, kauçuk, eltieltiyeküstü vb. süs bitkileri"]}, {"word": "sambacı", "meanings": ["Samba yapan kimse", "Brezilyalı futbolcu"]}, {"word": "sandık gözlemcisi", "meanings": ["Yapılan seçimin kurallara uygun olup olmadığını sandık başında kontrol eden parti temsilcisi, sandık müşahidi"]}, {"word": "salsa", "meanings": ["Bir tür Güney Amerika dansı", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "sandık müşahidi", "meanings": ["Sandık gözlemcisi"]}, {"word": "seçmen listesi", "meanings": ["Seçmen adlarının yazılı olduğu liste, seçmen kütüğü"]}, {"word": "valör", "meanings": ["Değer", "Geçerlik", "Anlam"]}, {"word": "sandık çevresi", "meanings": ["Seçimlerde aynı sandığa oy atacak kişilerin tümü"]}, {"word": "püsürüklük", "meanings": ["Pısırıklık"]}, {"word": "suzeni", "meanings": ["Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir nakış türü"]}, {"word": "masabaşında", "meanings": ["Uygulamaya yönelik olup olmadığına bakmaksızın tartışarak, konuşarak, görüşerek"]}, {"word": "barut kabağı", "meanings": ["Kurutulduktan sonra içine barut konulan küçük su kabağı, barutluk"]}, {"word": "kapan", "meanings": ["Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer"]}, {"word": "don", "meanings": ["At kılının rengi"]}, {"word": "dil yarası", "meanings": ["Gönül yarası"]}, {"word": "Köktürk", "meanings": ["Göktürk"]}, {"word": "pasta", "meanings": ["Otomobillerin gerçek renklerini ortaya çıkarmak ve parlatmak için kullanılan özel karışım"]}, {"word": "pasta çekmek", "meanings": ["otomobilleri pasta ile parlatmak"]}, {"word": "buz pateni", "meanings": ["Buzla kaplı zemin üzerinde yapılan buz sporlarında kullanılan, altı çelik bıçaklı, özel ayakkabı", "Bu ayakkabı ile yapılan kayma sporu, patinaj"]}, {"word": "buz hokeyi", "meanings": ["Altışar kişilik iki takım arasında, buzla kaplı bir alanda, küçük, yassı, sert bir diski sopalarla vurup kaydırmaya dayanan bir tür oyun"]}, {"word": "buz dansı", "meanings": ["Buzla kaplı bir zeminde zorunlu figürler ve serbest danslarla yapılan bir spor dalı"]}, {"word": "öz ısı", "meanings": ["Isınma ısısı"]}, {"word": "çobanüzümü", "meanings": ["Yaban mersini"]}, {"word": "bunsuz", "meanings": ["Bu olmaksızın"]}, {"word": "ciklet", "meanings": ["Sakız"]}, {"word": "libero", "meanings": ["Son adam"]}, {"word": "tutarga", "meanings": ["Sara"]}, {"word": "tutarıklı", "meanings": ["Saralı"]}, {"word": "ihraççı", "meanings": ["İhracatçı", "Hisse senedi, tahvil vb. kıymetli kâğıtları dış piyasaya satmaya yetkili kuruluş"]}, {"word": "sargı bezi", "meanings": ["Keten veya pamuk ipliğinden üretilen ve mikroplardan arındırılmış şerit biçiminde kesilmiş, vücudun belli bir bölgesini sarmak için yapılmış bağ"]}, {"word": "sifin", "meanings": ["Sarıağı"]}, {"word": "zifin", "meanings": ["Sarıağı"]}, {"word": "sarımsaklanmak", "meanings": ["Sarımsaklama işine konu olmak"]}, {"word": "sarımsaklanma", "meanings": ["Sarımsaklanmak işi"]}, {"word": "karyağdılı", "meanings": ["Üstünde beyaz benekler bulunan"]}, {"word": "artçı sarsıntı", "meanings": ["Artçı deprem"]}, {"word": "satır arası", "meanings": ["Yazı satırlarının arasında kalan mesafe", "Dolaylı anlatım"]}, {"word": "böle", "meanings": ["Teyze kızı", "Amca, dayı, hala çocuğu"]}, {"word": "gönderim", "meanings": ["Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge"]}, {"word": "kayıt dışı ekonomi", "meanings": ["Kayda geçirilmeyerek devletten gizlenen ve bu nedenle denetlenemeyen ticari işlem"]}, {"word": "kayıt dışı", "meanings": ["Herhangi bir biçimde yazılı belgesi olmayan, kayda geçmemiş"]}, {"word": "dizelge", "meanings": ["Liste"]}, {"word": "beşamel", "meanings": ["Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılan bir sos türü"]}, {"word": "espresso", "meanings": ["Kaynatılarak koyu kıvamlı duruma getirilen sert İtalyan kahvesi"]}, {"word": "kapuçino", "meanings": ["Kremalı, sütlü İtalyan kahvesi"]}, {"word": "suşi", "meanings": ["İnce şerit biçimindeki yosun tabakasının içine çiğ balık, yağsız, tuzsuz haşlanmış pirinç ve özel baharat karışımının konulmasıyla hazırlanan Japon yemeği"]}, {"word": "sake", "meanings": ["Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı"]}, {"word": "Şavak peyniri", "meanings": ["Bir tür tulum peyniri"]}, {"word": "tekila", "meanings": ["Sert bir Meksika içkisi"]}, {"word": "savatlanma", "meanings": ["Savatlanmak işi"]}, {"word": "bozulaşmak", "meanings": ["Develer bir arada bağırmak"]}, {"word": "bozulaşma", "meanings": ["Bozulaşmak işi"]}, {"word": "savatlanmak", "meanings": ["Savatlama işi yapılmak"]}, {"word": "dobra", "meanings": ["İyi, güzel", "Anlaşılır", "Açık sözlü"]}, {"word": "şeytan taşlama", "meanings": ["Hac görevini yerine getiren Müslümanların, Mina adlı yerde Kurban Bayramı'nın birinci, ikinci ve üçüncü günü şeytana yedişer adet taş atmaları", "Gereksiz işlerle uğraşıp asıl yapacağı işe vakit bulamama"]}, {"word": "yorgun mermi", "meanings": ["Havaya sıkıldıktan sonra hızını kaybederek yere düşen mermi"]}, {"word": "serseri kurşun", "meanings": ["Kör kurşun"]}, {"word": "maganda kurşunu", "meanings": ["Serseri kurşun"]}, {"word": "adı sanı olmak", "meanings": ["bilinmek, tanınmak, ünlü olmak"]}, {"word": "adı sanı", "meanings": ["Bir kimsenin kimliği"]}, {"word": "adı belirsiz", "meanings": ["Ünü olmayan, tanınmayan, kim ve ne olduğu bilinmeyen"]}, {"word": "adı üstünde", "meanings": ["Adından da belli olduğu gibi"]}, {"word": "adına", "meanings": ["Bir şeyin veya bir kimsenin namına, hesabına, yerine"]}, {"word": "adıyla sanıyla", "meanings": ["Bilinen ün ve niteliğiyle, ismiyle cismiyle"]}, {"word": "adam adama savunma", "meanings": ["Futbol, basketbol, hentbol vb. oyunlarda karşı takımdan tutmakla görevli olduğu oyuncuyu kollamaya, rahat hareket etmesini ve sayı yapmasını engellemeye dayalı savunma biçimi"]}, {"word": "adam kıtlığında", "meanings": ["Adam yokluğunda"]}, {"word": "akla yatkın", "meanings": ["Uygun, akıllıca, makul"]}, {"word": "akla yakın", "meanings": ["Aklın benimseyebileceği, aklın kabul edebileceği nitelikte olan"]}, {"word": "adam yokluğunda", "meanings": ["İşe yarar kimselerin bulunmadığı durumda, adam kıtlığında"]}, {"word": "akla zarar", "meanings": ["Karşılaşılan olumsuz durum üzerine hayret ve şaşkınlık bildiren bir söz, akla ziyan, akıllara seza, akıllara şifa, akıllara zarar, akıllara ziyan"]}, {"word": "akla ziyan", "meanings": ["Akla zarar", "Şaşırtan"]}, {"word": "akıllara zarar", "meanings": ["Akla zarar"]}, {"word": "akıllara ziyan", "meanings": ["Akla zarar"]}, {"word": "aklı başında", "meanings": ["Sürekli akıllı davranan", "Doğru dürüst, kusursuz, akıllı başlı"]}, {"word": "aklı başında olmamak", "meanings": ["iyi düşünebilir durumda olmamak"]}, {"word": "aklı tam ayar", "meanings": ["Akıllı"]}, {"word": "ana kuyu", "meanings": ["Bir ocakta ana çıkış ve havalandırmada kullanılan kuyu"]}, {"word": "art elden", "meanings": ["Birini oyalayıp ondan gizli olarak"]}, {"word": "ay parçası", "meanings": ["Çok güzel (kadın veya kız)"]}, {"word": "ayağı üzengide", "meanings": ["Hemen yola çıkmak üzere olan"]}, {"word": "ayağı uğurlu", "meanings": ["Geldiği yere uğur getirdiğine inanılan (kimse)"]}, {"word": "ayıp yerler", "meanings": ["Vücutta örtülü tutulması gereken yerler"]}, {"word": "kaba su", "meanings": ["Kireçli, içilemeyen ve sabunu köpürtmeyen su"]}, {"word": "iç göç", "meanings": ["Bir ülke sınırları içinde genellikle küçük yerleşim bölgelerinden büyük kentlere geçici veya sürekli kalmak üzere göç etme"]}, {"word": "iç ısı", "meanings": ["Yer yuvarlağının içindeki ısı"]}, {"word": "hiposantır", "meanings": ["Deprem ocağı"]}, {"word": "deprem ocağı", "meanings": ["Deprem dalgalarının başladığı nokta, hiposantır"]}, {"word": "geodezi", "meanings": ["Yer yuvarlağının büyüklüğü ve biçimi ile ilgili ölçme yollarını ve haritaların yapılmasında temel değerleri veren bilim dalı"]}, {"word": "göl bilimi", "meanings": ["Göllerde araştırma yapan bilim dalı, limnoloji"]}, {"word": "fön", "meanings": ["Sıcak veya soğuk hava üfleyen bir aletle saçı kurutup biçim vererek tarama", "Sıcak, kuru ve sert esen bir rüzgâr türü"]}, {"word": "fitocoğrafya", "meanings": ["Bitki coğrafyası"]}, {"word": "fön çekmek", "meanings": ["aletle saçı kurutup biçim vererek taramak"]}, {"word": "çoklu", "meanings": ["İçinde birden çok işlev barındıran"]}, {"word": "belediye zabıtası", "meanings": ["Kanunlarla belediyeye verilmiş emir ve yasakları belediye sınırları içerisinde takip etmekle görevli kolluk kuvveti, belediye polisi"]}, {"word": "kefen soyucu", "meanings": ["Mezar soyguncusu"]}, {"word": "ölü soyucu", "meanings": ["Mezar soyguncusu"]}, {"word": "mezar soyguncusu", "meanings": ["Ölüyle birlikte gömülen değerli eşyaları çalan kimse, ölü soyucu, kefen soyucu, nebbaş"]}, {"word": "nebbaş", "meanings": ["Mezar soyguncusu"]}, {"word": "büyümseme", "meanings": ["Büyükseme"]}, {"word": "kar topu", "meanings": ["Elle top biçiminde sıkıştırılmış, eğlence amacıyla karşılıklı atılan kar topağı"]}, {"word": "deprem ortası", "meanings": ["Depremin gerçekleşmesine neden olan fay kırılmasının tam olarak gerçekleştiği yer, merkez üs, episantır"]}, {"word": "erupsiyon", "meanings": ["Yanardağın püskürmesi"]}, {"word": "episantır", "meanings": ["Deprem ortası"]}, {"word": "deniz yüksekliği", "meanings": ["Yeryüzünün bir noktasının deniz yüzeyine olan dikine uzaklığı"]}, {"word": "dazkır", "meanings": ["Ot bitmeyen, tuzlu, kıraç, kurak, yarı bozkır, yarı çöl özelliği gösteren yer"]}, {"word": "dazkırlaşmak", "meanings": ["Doğal olaylar veya insanların etkisiyle yeryüzü bölgesi çıplaklaşmak ve kelleşmek"]}, {"word": "dazkırlaşma", "meanings": ["Dazkırlaşmak durumu"]}, {"word": "dalga oyuğu", "meanings": ["Dik kıyılarda yarın alt bölümünde bulunan, dalgaların çarparak oydukları in biçimli oyuk"]}, {"word": "dağ bilimi", "meanings": ["Yeryüzü biçimlerini genellikle de dağların özelliklerini ve dış görünüşlerini inceleyen bilim, orografya"]}, {"word": "çöküntü gölü", "meanings": ["Yer altındaki mağaraların ve oyukların tavanlarının çökmesiyle meydana gelen çanaklarda suların birikmesiyle ortaya çıkan göl"]}, {"word": "çökerti sekisi", "meanings": ["İçinde erimiş maddelerin bulunduğu sularda çökertilerin oluşturduğu basamak"]}, {"word": "çökerti", "meanings": ["Su içinde yüzer veya erimiş durumda bulunan maddelerin elverişli koşullar altında dibe çökerek tortullaşması olayı"]}, {"word": "çöl iklimi", "meanings": ["Yıllık yağış oranının çok düşük, gece ile gündüz arasındaki ısı farkının fazla olduğu iklim"]}, {"word": "orografya", "meanings": ["Dağ bilimi"]}, {"word": "bulancak", "meanings": ["Genellikle bulanık akan su"]}, {"word": "briz", "meanings": ["Meltem"]}, {"word": "artık göl", "meanings": ["Önceden denizken kurumalar, çekilmeler yüzünden göl durumuna gelmiş yer"]}, {"word": "agronomi", "meanings": ["Çiftçilikle ilgili bilgilerin araştırıldığı bilim dalı"]}, {"word": "aeroloji", "meanings": ["Hava araştırmaları bilimi"]}, {"word": "fenoloji", "meanings": ["Belirti bilimi"]}, {"word": "belirti bilimi", "meanings": ["Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim, fenoloji"]}, {"word": "başı dertte", "meanings": ["Çözülmesi güç, sıkıntılı bir durumda olan"]}, {"word": "bayramda seyranda", "meanings": ["Seyrek olarak, ara sıra"]}, {"word": "bayramdan bayrama", "meanings": ["Seyrek olarak, ara sıra"]}, {"word": "bazısı", "meanings": ["Birtakımı, kimi, kimisi"]}, {"word": "bayramlık ağız", "meanings": ["`Kaba konuşmak, küfretmek` anlamlarında bayramlık ağzını açmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "bey kardeş", "meanings": ["Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "boncuk boncuk", "meanings": ["Yuvarlak", "Boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda"]}, {"word": "bugüne bugün", "meanings": ["Bilindiği gibi", "Bu durumda"]}, {"word": "bugün yarın", "meanings": ["Çok yakında, nerede ise"]}, {"word": "bulgurlu", "meanings": ["Bulguru olan"]}, {"word": "bugünlerde", "meanings": ["İçinde bulunduğumuz zamanda, bu birkaç gün içinde"]}, {"word": "canıyürekten", "meanings": ["Canıgönülden"]}, {"word": "matruşka", "meanings": ["Özellikle Rusya'dan dünyaya yayılan, tahtadan yapılmış iç içe bebeklerden oluşan süs eşyası"]}, {"word": "canıgönülden", "meanings": ["İçtenlikle, çok isteyerek, canıyürekten"]}, {"word": "sever", "meanings": ["Seven (kimse)"]}, {"word": "oryantiring", "meanings": ["Yönbul"]}, {"word": "atanmış", "meanings": ["Atama ile işbaşına gelen"]}, {"word": "seçilme hakkı", "meanings": ["Herhangi bir seçimde seçilebilme hakkı"]}, {"word": "yönbul", "meanings": ["Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu, oryantiring"]}, {"word": "sedef kakmalı", "meanings": ["Sedef kakması olan"]}, {"word": "sekilenmek", "meanings": ["Seki durumuna getirilmek, teraslanmak"]}, {"word": "sekil", "meanings": ["At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık, seki (II)"]}, {"word": "sekitmek", "meanings": ["Sektirmek"]}, {"word": "sekitme", "meanings": ["Sekitme işi"]}, {"word": "öfkesi burnunda", "meanings": ["Çok öfkeli (kimse)"]}, {"word": "önünden", "meanings": ["-den biraz önce"]}, {"word": "öksemek", "meanings": ["Özlemek, göreceği gelmek, istemek"]}, {"word": "örgüleme", "meanings": ["Örgülemek işi"]}, {"word": "örgülemek", "meanings": ["Örgü durumuna getirmek", "Düzenlemek"]}, {"word": "mücahede", "meanings": ["Çalışma, gayret", "Kutsal ülküler uğruna savaşma"]}, {"word": "müstehap", "meanings": ["Hoşa giden, sevilen, beğenilen", "Dinen emredilmediği hâlde yapıldığında sevap kazandıran davranış"]}, {"word": "hilkat garibesi", "meanings": ["Bedeninde doğuştan normal olmayan gariplikler bulunan kimse", "Acayip, garip, tuhaf şey"]}, {"word": "efdal", "meanings": ["Erdemli", "Yeğ tutulan, tercih edilen"]}, {"word": "kündekâri", "meanings": ["Kakmacılık"]}, {"word": "sıcaklama", "meanings": ["Sıcaklamak işi"]}, {"word": "fıtır sadakası", "meanings": ["Fitre"]}, {"word": "sıcaklamak", "meanings": ["Sıcaktan bunalmak"]}, {"word": "milletleşme", "meanings": ["Milletleşmek durumu"]}, {"word": "uluslaşma", "meanings": ["Uluslaşmak durumu"]}, {"word": "uluslaşmak", "meanings": ["Milletleşmek"]}, {"word": "milletleşmek", "meanings": ["Millet durumuna gelmek"]}, {"word": "fırsat eşitliği", "meanings": ["Sunulan olanaklardan herkesin ayrım yapılmaksızın eşit biçimde yararlanması"]}, {"word": "müebbet hapis", "meanings": ["Ömür boyu süren hapis cezası"]}, {"word": "bütünleşik", "meanings": ["Birbiriyle bağlantılı duruma getiren, tümleşik"]}, {"word": "sersemleşme", "meanings": ["Sersemleşmek durumu"]}, {"word": "sersemleşmek", "meanings": ["Sersem duruma gelmek"]}, {"word": "gizli servis", "meanings": ["İstihbarat servisi"]}, {"word": "ünsüz tekleşmesi", "meanings": ["Bir kelimenin içindeki çift ünsüzden birinin düşmesi, tekleşme: kassap > kasap, sarraç > saraç vb"]}, {"word": "set üstü ocak", "meanings": ["Alt bölümünde fırın yerine bulaşık veya çamaşır makinesi gibi beyaz eşya bulunan ocak"]}, {"word": "hatasıyla sevabıyla", "meanings": ["Yanlışlarıyla doğrularıyla, her şeyiyle"]}, {"word": "sevap", "meanings": ["Doğru"]}, {"word": "sevabına", "meanings": ["Maddi karşılık beklemeden sadece sevap kazanmak üzere"]}, {"word": "timsah gözyaşları", "meanings": ["Sahte gözyaşları"]}, {"word": "iş gezisi", "meanings": ["Karşılıklı iş ilişkilerini düzenlemek amacıyla bir ülke veya şehre yapılan seyahat, çalışma gezisi, iş seyahati"]}, {"word": "iş seyahati", "meanings": ["İş gezisi"]}, {"word": "açığa alma", "meanings": ["Açığa almak işi"]}, {"word": "açmacılık", "meanings": ["Açmacının yaptığı iş"]}, {"word": "adam sendeci", "meanings": ["Önemsemeyen, vurdumduymaz davranışlar içinde olan"]}, {"word": "borazan kuşu", "meanings": ["Güney Amerika'da yaşayan, mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş, agami"]}, {"word": "ağır aksak", "meanings": ["Yavaş", "Kesintili, düzensiz", "Yavaş ve düzensiz bir biçimde", "Klasik Türk müziğinde bir usul"]}, {"word": "donanma gecesi", "meanings": ["Bayramlarda, sevinçli günlerde bayrak, ışık kullanılarak, havai fişek atılarak yapılan şenlik, donanma, donanma şenliği"]}, {"word": "akva", "meanings": ["Bir tür sırmalı ve köstekli bıçak"]}, {"word": "ana rahmi", "meanings": ["Döl yatağı"]}, {"word": "ana rahmine düşmek", "meanings": ["döl yatağında cenin oluşmak"]}, {"word": "araz", "meanings": ["İlinek", "Belirti"]}, {"word": "atbaşı", "meanings": ["Eşit, birlikte, başa baş"]}, {"word": "atbaşı (beraber) gitmek (veya gelmek)", "meanings": ["eşit durumda olmak"]}, {"word": "rahleitedris", "meanings": ["Birinin bilgisi ve görgüsü altında alınan eğitim"]}, {"word": "rahleitedrisinden geçmek", "meanings": ["birinden eğitim almak"]}, {"word": "çantada keklik", "meanings": ["Ele geçirilmesi, elde edilmesi kolay olan, torbada keklik"]}, {"word": "çoktan", "meanings": ["Çok zaman önce, çok zamandan beri, öteden beri, uzun süreden beri"]}, {"word": "dersbaşı", "meanings": ["Öğrencilerin tatil sonrası yeni öğretime başlaması"]}, {"word": "dersbaşı etmek (veya yapmak)", "meanings": ["tatil sonrası öğrenciler yeni öğretime başlamak"]}, {"word": "durmuş oturmuş", "meanings": ["Olgun, davranışları tutarlı (kimse)", "Derli toplu", "Aşırılığa kaçmamış"]}, {"word": "dikbaşlılık", "meanings": ["Dikbaşlı olma durumu, dikkafalılık"]}, {"word": "dile kolay", "meanings": ["Anlatılması kolay ancak yapılması veya katlanılması çok güç"]}, {"word": "durmuş oturmuşluk", "meanings": ["Durmuş oturmuş olma durumu"]}, {"word": "eski göz ağrısı", "meanings": ["Eski sevgili"]}, {"word": "klonlamak", "meanings": ["Kopyalamak"]}, {"word": "kardan adam", "meanings": ["Eğlenmek amacıyla insana benzetilerek yapılan kardan heykel"]}, {"word": "panelist", "meanings": ["Panelde konuşmacı olan kimse"]}, {"word": "kimi vakit", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "diyafon", "meanings": ["İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç"]}, {"word": "belirtke tablosu", "meanings": ["Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin bulunduğu tablo"]}, {"word": "muvafakatname", "meanings": ["İzin verildiğine ilişkin üzerinde bilgi bulunan yazılı belge"]}, {"word": "slap", "meanings": ["Büyük yassı levha"]}, {"word": "klonlama", "meanings": ["Kopyalama"]}, {"word": "klon", "meanings": ["Kopya"]}, {"word": "atlama çizgisi", "meanings": ["Tek adım veya üç adım atlama yarışmalarında sıçramadan önce ayağın son olarak konulduğu çizgi"]}, {"word": "adam adama", "meanings": ["Gölge gibi izleyerek", "Bir oyunda tutmakla görevli olduğu rakibi yakından takip ederek"]}, {"word": "Karadeniz", "meanings": ["Çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan `Karadeniz'de gemilerin mi battı?` deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "kök hücre", "meanings": ["İnsan vücudunu oluşturan, sınırsız bölünme, her türlü vücut hücresine dönüşme ve yeni görevler üstlenme imkânına sahip ana hücre"]}, {"word": "nanobakteri", "meanings": ["Son derece küçük bakteri"]}, {"word": "takometre", "meanings": ["Hızölçer", "Kameraya takılan ve çekim sırasında geçen kare sayısını ölçen aygıt"]}, {"word": "takograf", "meanings": ["Hızölçer"]}, {"word": "bâtın", "meanings": ["İç", "Gizli, görünmeyen"]}, {"word": "avunulma", "meanings": ["Avunulma işi"]}, {"word": "geri kafalılık", "meanings": ["Geri kafalı olma durumu"]}, {"word": "geri zekâlılık", "meanings": ["Geri zekâlı olma durumu"]}, {"word": "avunulmak", "meanings": ["Avunma işi yapılmak"]}, {"word": "ürkütülmek", "meanings": ["Ürkütme işi yapılmak"]}, {"word": "ürkütülme", "meanings": ["Ürkütülmek işi"]}, {"word": "yarı resmî", "meanings": ["Tam resmî olmayan"]}, {"word": "ürkütülüş", "meanings": ["Ürkütülme işi"]}, {"word": "jiletlemek", "meanings": ["Vücudun çeşitli yerlerini jiletle kesmek"]}, {"word": "jiletleme", "meanings": ["Jiletlemek işi"]}, {"word": "fokus", "meanings": ["Odak"]}, {"word": "bungunluk", "meanings": ["Sıkıntı"]}, {"word": "aynılaşma", "meanings": ["Aynılaşmak durumu"]}, {"word": "aynılaşmak", "meanings": ["Aynı, benzer duruma gelmek"]}, {"word": "eninde sonunda", "meanings": ["Önünde sonunda"]}, {"word": "sahihlik", "meanings": ["Gerçeklik"]}, {"word": "sorgu kutusu", "meanings": ["Genel ağda sorgulanacak, aranacak sözün yazıldığı küçük kutu"]}, {"word": "sıra saygı", "meanings": ["Geleneklere uygun olarak karşılıklı gösterilen saygı"]}, {"word": "sıra gecesi", "meanings": ["Güneydoğu Anadolu'da genellikle kış gecelerinde her hafta bir kişinin evinde olmak üzere yapılan sazlı sözlü eğlence"]}, {"word": "töre cinayeti", "meanings": ["Bazı bölgelerde geleneksel anlayışlara uymama sebebiyle genellikle genç kız veya kadınların ailesinin kararıyla yine aileden biri tarafından öldürülmesi, namus cinayeti"]}, {"word": "sıra saygı gözetmek", "meanings": ["karşılıklı saygı göstermek"]}, {"word": "namus cinayeti", "meanings": ["Ahlak ve onuruna ters düşen bir durumdan kurtulmak için işlenen cinayet", "Töre cinayeti"]}, {"word": "akıl kârı", "meanings": ["Akla uygun olan, akla yatkın olan"]}, {"word": "akıl kârı olmamak", "meanings": ["akıllı bir kişinin yapacağı iş olmamak"]}, {"word": "müjgân", "meanings": ["Kirpik"]}, {"word": "akrep", "meanings": ["Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio)"]}, {"word": "akrep gibi", "meanings": ["her fırsatta sözleriyle başkalarını inciten veya onlara kötülük eden"]}, {"word": "tek taraflılık", "meanings": ["Tek taraflı olma durumu"]}, {"word": "sıkı fıkılık", "meanings": ["Sıkı fıkı olma durumu"]}, {"word": "tek yanlılık", "meanings": ["Tek yanlı olma durumu"]}, {"word": "tek yönlülük", "meanings": ["Tek yönlü olma durumu"]}, {"word": "tek yönlü", "meanings": ["Tek yönü olan", "Tek taraflı"]}, {"word": "çok yönlülük", "meanings": ["Çok yönlü olma durumu, çok taraflılık"]}, {"word": "çok taraflılık", "meanings": ["Çok yönlülük"]}, {"word": "çok taraflı", "meanings": ["Çok yönlü"]}, {"word": "ansiklopedik bilgi", "meanings": ["Ansiklopedide yer alacak nitelikte olan ayrıntılı bilgi"]}, {"word": "toplaşık", "meanings": ["Bir araya getirilmiş, toplu hâle getirilmiş"]}, {"word": "ara konakçılık", "meanings": ["Ara konakçı olma durumu"]}, {"word": "tırıvırı", "meanings": ["Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi"]}, {"word": "askerlik şubesi", "meanings": ["Yurttaşları askere alma işiyle görevli birim"]}, {"word": "tırı vırı", "meanings": ["Değersiz, boş"]}, {"word": "altın adam", "meanings": ["Başarılı kimse", "Şampiyonalarda altın madalya alan kimse"]}, {"word": "altın yürekli", "meanings": ["İyi niyetli, merhametli (kimse)"]}, {"word": "altın yürekli olmak", "meanings": ["çok iyi niyetli, merhametli olmak"]}, {"word": "baptist", "meanings": ["Protestan mezhebine bağlı kimse"]}, {"word": "bayıltılmak", "meanings": ["Bayıltma işi yapılmak"]}, {"word": "bayıltılma", "meanings": ["Bayıltılmak işi"]}, {"word": "âlemcilik", "meanings": ["Âlemci olma durumu"]}, {"word": "alemcilik", "meanings": ["Alemcinin yaptığı iş"]}, {"word": "harabi", "meanings": ["Meyhaneye giden, âlemci"]}, {"word": "ön proje", "meanings": ["Bir projenin hazırlanmış ilk biçimi"]}, {"word": "ilk tasarım", "meanings": ["Bir tasarımın hazırlanmış ilk biçimi"]}, {"word": "mânicilik", "meanings": ["Mâni söyleme işi"]}, {"word": "mânici", "meanings": ["Mâni söyleyen kimse"]}, {"word": "heterodoks", "meanings": ["Kabul edilmiş din kurallarına aykırı", "Aykırı düşüncelere veya ilkelere saplanmış"]}, {"word": "genelci", "meanings": ["Genele uygun davranan kimse"]}, {"word": "olgusal", "meanings": ["Olguya ilişkin"]}, {"word": "genelcilik", "meanings": ["Genelci olma durumu"]}, {"word": "olgusallık", "meanings": ["Olgusal olma durumu"]}, {"word": "Caferilik", "meanings": ["Caferi olma durumu"]}, {"word": "efektif satış", "meanings": ["Bir yabancı para biriminin ulusal para birimi türünden belirlenen fiyatıyla satışı"]}, {"word": "efektif alış", "meanings": ["Bir yabancı para biriminin ulusal para birimi türünden belirlenen fiyatıyla alımı"]}, {"word": "efektif kur", "meanings": ["Efektif dövizin ulusal para birimi karşılığı"]}, {"word": "efektif talep", "meanings": ["Bir malı satın alma gücüne sahip olanın satın alma gücü ile desteklenen isteği"]}, {"word": "efektif döviz", "meanings": ["Yabancı ülkelerin nakit biçimindeki para birimi"]}, {"word": "çeşme başı", "meanings": ["Çeşmenin etrafı"]}, {"word": "pınar başı", "meanings": ["Pınarın etrafı"]}, {"word": "geniş çaplı", "meanings": ["Ayrıntılı, bütün yönleri içine alan", "Derinlemesine, bütün yönleriyle"]}, {"word": "merkez parti", "meanings": ["Görüş açısından uç noktalarda olmayan siyasi kuruluş"]}, {"word": "sıradanlaşmak", "meanings": ["Bayağılaşmak"]}, {"word": "sıradanlaşma", "meanings": ["Bayağılaşma"]}, {"word": "elimine", "meanings": ["`Elemek` anlamındaki elimine etmek, `elenmek` anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "eliminasyon", "meanings": ["Eleme"]}, {"word": "ucubik", "meanings": ["Çok acayip, garip, uçuk kaçık"]}, {"word": "folyo", "meanings": ["Folyo kâğıdı"]}, {"word": "Ahfeş", "meanings": ["`Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak` anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "ahi", "meanings": ["Kardeş"]}, {"word": "aktüelleşme", "meanings": ["Güncelleşme"]}, {"word": "aktüelleştirme", "meanings": ["Güncelleştirme"]}, {"word": "alaylı", "meanings": ["Gösterişli, görkemli, debdebeli"]}, {"word": "Allahsız", "meanings": ["Tanrı'yı tanımayan, Tanrı'nın varlığına inanmayan, Tanrısız"]}, {"word": "allahsızlık", "meanings": ["Acımasız olma, insafsız olma, vicdansız olma"]}, {"word": "arifane", "meanings": ["Yiyeceği ortaklaşa sağlanan (toplantı)"]}, {"word": "arifane ile", "meanings": ["ortaklaşa"]}, {"word": "askısız", "meanings": ["Askısı olmayan"]}, {"word": "beş beter", "meanings": ["Besbeter"]}, {"word": "baharatlandırma", "meanings": ["Baharatlandırmak işi"]}, {"word": "basmakalıplaşma", "meanings": ["Basmakalıplaşmak durumu"]}, {"word": "başbayilik", "meanings": ["Başbayi olma durumu", "Başbayinin yaptığı iş"]}, {"word": "başdümencilik", "meanings": ["Başdümenci olma durumu", "Başdümencinin yaptığı iş"]}, {"word": "başeksperlik", "meanings": ["Başeksper olma durumu", "Başeksperin yaptığı iş"]}, {"word": "başgardiyanlık", "meanings": ["Başgardiyan olma durumu", "Başgardiyanın yaptığı iş"]}, {"word": "başhakemlik", "meanings": ["Başhakem olma durumu, başyargıcılık", "Başhakemin yaptığı iş, başyargıcılık"]}, {"word": "başhosteslik", "meanings": ["Başhostes olma durumu", "Başhostesin yaptığı iş"]}, {"word": "başimamlık", "meanings": ["Başimam olma durumu", "Başimamın yaptığı iş"]}, {"word": "başkaldırmak", "meanings": ["Ayaklanmak, isyan etmek", "İyice coşmak, kabarmak"]}, {"word": "bayatsıma", "meanings": ["Bayatsıma durumu"]}, {"word": "başkaldırı", "meanings": ["Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma, isyan", "Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme"]}, {"word": "beberuhi", "meanings": ["Sevimsiz, budala, bücür erkek"]}, {"word": "Bedevi", "meanings": ["Bedevilik tarikatından olan derviş"]}, {"word": "Bedevilik", "meanings": ["XIII. yüzyılda kurulan bir Sünni tarikatı"]}, {"word": "bestecilik", "meanings": ["Bestecinin yaptığı iş, bestekârlık, kompozitörlük"]}, {"word": "beyazlatılma", "meanings": ["Beyazlatılmak işi"]}, {"word": "yan yol", "meanings": ["Otoyolların kenarında, yerleşim alanları arasında gidiş gelişi sağlayan, ayrılmış özel yol"]}, {"word": "çakra", "meanings": ["İnsan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları"]}, {"word": "şıp şıp", "meanings": ["`Şıp` sesi çıkararak"]}, {"word": "âdem", "meanings": ["İnsan, insanoğlu, adam"]}, {"word": "akortsuzlaşma", "meanings": ["Akortsuzlaşmak durumu"]}, {"word": "akortsuzlaştırma", "meanings": ["Akortsuzlaştırmak işi"]}, {"word": "azıtılma", "meanings": ["Azıtılmak işi"]}, {"word": "amatörce", "meanings": ["Amatör gibi", "(amatö'rce) Amatörün yapabileceği bir biçimde"]}, {"word": "bellenme", "meanings": ["Bellenmek (I) işi"]}, {"word": "bellenme", "meanings": ["Bellenmek (II) işi"]}, {"word": "Bizans oyunu", "meanings": ["Alavere dalavere"]}, {"word": "bulanıklaştırma", "meanings": ["Bulanıklaştırmak işi"]}, {"word": "bunma", "meanings": ["Bunmak durumu"]}, {"word": "burunlama", "meanings": ["Burunlamak işi"]}, {"word": "çengellenme", "meanings": ["Çengellenmek durumu"]}, {"word": "buydurma", "meanings": ["Buydurmak işi"]}, {"word": "çıfıt", "meanings": ["Hileci, düzenbaz"]}, {"word": "çıfıtlık", "meanings": ["Hilekârlık, düzenbazlık"]}, {"word": "çıfıtlık etmek", "meanings": ["hile yapmak, düzenbazlık etmek"]}, {"word": "çitilme", "meanings": ["Çitilmek işi"]}, {"word": "birçokları", "meanings": ["Çok sayıda olan kimse veya şey"]}, {"word": "çoksama", "meanings": ["Çoksamak işi"]}, {"word": "denklenme", "meanings": ["Denklenmek işi"]}, {"word": "dehletme", "meanings": ["Dehletmek işi"]}, {"word": "dinçlenme", "meanings": ["Dinçlenmek durumu"]}, {"word": "filmleştirme", "meanings": ["Filmleştirmek işi"]}, {"word": "Finlandiyalı", "meanings": ["Finlandiya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Frenkleştirme", "meanings": ["Frenkleştirmek işi"]}, {"word": "gerçeğe uygun", "meanings": ["Gerçeğe uyan"]}, {"word": "geçersizleştirme", "meanings": ["Geçersizleştirmek durumu"]}, {"word": "gömüleme", "meanings": ["Gömülemek işi"]}, {"word": "göyme", "meanings": ["Göymek işi"]}, {"word": "güllabicilik", "meanings": ["Güllabinin (I) yaptığı iş", "Güllabi (II) olma durumu"]}, {"word": "haçlama", "meanings": ["Haçlamak işi"]}, {"word": "hüsnütalil", "meanings": ["Herhangi bir olayı, asıl sebebinden daha başka bir sebebin genellikle de daha güzel bir sebebin sonucu olarak gösterme sanatı"]}, {"word": "ilişkilendirme", "meanings": ["İlişkilendirmek işi"]}, {"word": "ilsizleşme", "meanings": ["İlsizleşmek durumu"]}, {"word": "kamçılaşma", "meanings": ["Kamçılaşmak durumu"]}, {"word": "kanserleştirmek", "meanings": ["Bir organı kanser durumuna getirmek"]}, {"word": "joker", "meanings": ["Bazı kâğıt veya taş oyunlarında istenen kartın veya taşın yerine konabilen kart", "Her işe yarayan (kimse)", "Her yerde kullanılabilen"]}, {"word": "Kavuklu", "meanings": ["Orta oyununda hikâyeyi anlatıp asıl görevi üstlenen, espri ve komiklik yapan kişi"]}, {"word": "kementleme", "meanings": ["Kementlemek işi"]}, {"word": "konutlanma", "meanings": ["Konutlanmak durumu"]}, {"word": "kurumsallaştırma", "meanings": ["Kurumsallaştırmak işi"]}, {"word": "Mevla'sına kavuşmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "kutlulama", "meanings": ["Kutlulamak işi"]}, {"word": "kurumsallaştırmak", "meanings": ["Kurumlaşmasını sağlamak"]}, {"word": "Malezyalı", "meanings": ["Malezya halkından olan kimse"]}, {"word": "Letonyalı", "meanings": ["Letonya halkından olan kimse"]}, {"word": "masallaştırma", "meanings": ["Masallaştırmak işi"]}, {"word": "Mevla", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "Moldovalı", "meanings": ["Moldova halkından olan kimse"]}, {"word": "ruziklenme", "meanings": ["Ruziklenmek durumu"]}, {"word": "öyküleştirme", "meanings": ["Öyküleştirmek işi"]}, {"word": "Millî Mücadele", "meanings": ["I. Dünya Savaşı sonunda düşman işgaline karşı Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla tam bağımsızlık amacına yönelik olarak başlatılan, işgalcilerin ve iş birlikçilerinin yenilgisi sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Lozan Antlaşması ile sonuçlanan askerî ve siyasi dönem"]}, {"word": "sahiplenme", "meanings": ["Sahiplenmek işi"]}, {"word": "sekilenme", "meanings": ["Sekilenmek durumu, teraslanma"]}, {"word": "semerletme", "meanings": ["Semerletmek işi"]}, {"word": "semerletmek", "meanings": ["Semer taktırmak"]}, {"word": "senetleşme", "meanings": ["Senetleşmek işi"]}, {"word": "sonuçlandırılma", "meanings": ["Sonuçlandırılmak işi, neticelendirilme"]}, {"word": "soyutlaşma", "meanings": ["Soyutlaşmak durumu"]}, {"word": "sonuçlandırılmak", "meanings": ["Sonuca ulaştırılmak, neticelendirilmek"]}, {"word": "soyutlaştırma", "meanings": ["Soyutlaştırmak durumu"]}, {"word": "destekçi", "meanings": ["Destek veren, destek olan kimse"]}, {"word": "ker", "meanings": ["Kuvvet, kudret"]}, {"word": "böcekçilik", "meanings": ["Böcekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "hücreli", "meanings": ["Hücresi olan"]}, {"word": "tepindirme", "meanings": ["Tepindirmek işi"]}, {"word": "tıraşlanma", "meanings": ["Tıraşlanmak işi"]}, {"word": "ticani", "meanings": ["Yobaz, gerici"]}, {"word": "ticanilik", "meanings": ["Yobazlık, aşırı gericilik"]}, {"word": "tutkallanma", "meanings": ["Tutkallanmak durumu"]}, {"word": "tutkallanmak", "meanings": ["Tutkallı duruma gelmek"]}, {"word": "uğunma", "meanings": ["Uğunmak işi"]}, {"word": "üstsüz", "meanings": ["Belden üst kısmında giysi olmayan", "Üstü olmayan"]}, {"word": "ütületme", "meanings": ["Ütületmek işi"]}, {"word": "vasıflılık", "meanings": ["Vasıflı olma durumu"]}, {"word": "ütületmek", "meanings": ["Ütülü duruma getirtmek"]}, {"word": "vırıldanma", "meanings": ["Vırıldanmak işi"]}, {"word": "vasıfsızlık", "meanings": ["Niteliksiz olma durumu"]}, {"word": "vırıldanmak", "meanings": ["Kendi kendine sürekli konuşmak"]}, {"word": "yenilikçilik", "meanings": ["Yenilikçi olma durumu"]}, {"word": "yasma", "meanings": ["Yasmak işi"]}, {"word": "yosunlaşma", "meanings": ["Yosunlaşmak durumu"]}, {"word": "tavizkâr", "meanings": ["Ödüncü"]}, {"word": "yosunlaşmak", "meanings": ["Yosunlu duruma gelmek"]}, {"word": "gözeli", "meanings": ["Gözesi olan"]}, {"word": "bunsuz", "meanings": ["Sıkıntısız"]}, {"word": "terapist", "meanings": ["Tedavici"]}, {"word": "canı burnunda", "meanings": ["Çok yorgun ve bezgin"]}, {"word": "cebel", "meanings": ["Dağ"]}, {"word": "transparan", "meanings": ["Şeffaf"]}, {"word": "aklıevvellik", "meanings": ["Aklıevvel olma durumu"]}, {"word": "cönk", "meanings": ["Saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri, uzunlamasına açılan, deri kaplı defter, sığırdili"]}, {"word": "cihetiyle", "meanings": ["-den dolayı, -den ötürü, sebebiyle"]}, {"word": "öğle arası", "meanings": ["Öğle tatili"]}, {"word": "çifte kavrulmuşluk", "meanings": ["Çifte kavrulmuş olma durumu"]}, {"word": "açığa alınma", "meanings": ["Açığa alınmak işi"]}, {"word": "aforozlanma", "meanings": ["Aforozlanmak işi"]}, {"word": "aforozlanmak", "meanings": ["Aforozlama işi yapılmak"]}, {"word": "aklıselimlik", "meanings": ["Aklıselim olma durumu"]}, {"word": "aksesuarcılık", "meanings": ["Aksesuarcının yaptığı iş", "Aksesuarcı olma durumu"]}, {"word": "albenisiz", "meanings": ["Alımsız"]}, {"word": "alkolsüz", "meanings": ["Alkolü olmayan", "Alkol içilmeyen", "Alkol içmeksizin"]}, {"word": "alevsiz", "meanings": ["Alevi olmayan"]}, {"word": "ambalajlanmak", "meanings": ["Ambalajlı duruma gelmek"]}, {"word": "ambalajlanma", "meanings": ["Ambalajlanmak durumu"]}, {"word": "andavallılık", "meanings": ["Andavallı olma durumu"]}, {"word": "angaryacılık", "meanings": ["Angaryacı olma durumu"]}, {"word": "anıtlı", "meanings": ["Anıtı olan"]}, {"word": "anıtsız", "meanings": ["Anıtı olmayan"]}, {"word": "bahsedebilmek", "meanings": ["Bahsetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bahsetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bahsedebilme", "meanings": ["Bahsedebilmek işi"]}, {"word": "bahşedebilmek", "meanings": ["Bahşetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bahşedebilme", "meanings": ["Bahşedebilmek işi"]}, {"word": "balgamsı", "meanings": ["Balgamı andıran, balgama benzeyen, balgam gibi"]}, {"word": "balkanlık", "meanings": ["Sıradağlarla kaplı olan (yer)"]}, {"word": "ballandırış", "meanings": ["Ballandırma işi"]}, {"word": "baltalanabilmek", "meanings": ["Baltalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "baltalanabilme", "meanings": ["Baltalanabilmek işi"]}, {"word": "baltalanış", "meanings": ["Baltalanma işi"]}, {"word": "baltalanmak", "meanings": ["Baltalama işine konu olmak"]}, {"word": "baltalanma", "meanings": ["Baltalanmak işi"]}, {"word": "baltalayabilmek", "meanings": ["Baltalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "baltalayabilme", "meanings": ["Baltalayabilmek işi"]}, {"word": "baltalayış", "meanings": ["Baltalama işi"]}, {"word": "baltalayıvermek", "meanings": ["Çabucak baltalamak"]}, {"word": "baltalayıverme", "meanings": ["Baltalayıvermek işi"]}, {"word": "balyalatmak", "meanings": ["Balyalama işini yaptırmak"]}, {"word": "balyalatma", "meanings": ["Balyalatmak işi"]}, {"word": "balyalayabilmek", "meanings": ["Balyalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Balyalama becerisi bulunmak"]}, {"word": "balyalayabilme", "meanings": ["Balyalayabilmek işi"]}, {"word": "balyozlatmak", "meanings": ["Balyozlama işini yaptırmak"]}, {"word": "balyozlatma", "meanings": ["Balyozlatmak işi"]}, {"word": "banabilmek", "meanings": ["Banma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "banabilme", "meanings": ["Banabilmek işi"]}, {"word": "bandajlanmak", "meanings": ["Bandajlama işine konu olmak"]}, {"word": "bandajlanma", "meanings": ["Bandajlanmak işi"]}, {"word": "bandırabilmek", "meanings": ["Bandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bandırabilme", "meanings": ["Bandırabilmek işi"]}, {"word": "bakıvermek", "meanings": ["Çabucak bakmak"]}, {"word": "bakıverme", "meanings": ["Bakıvermek işi"]}, {"word": "bakayazmak", "meanings": ["Bakacak gibi olmak"]}, {"word": "bakayazma", "meanings": ["Bakayazmak işi"]}, {"word": "baktırabilmek", "meanings": ["Baktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Baktırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "baktırabilme", "meanings": ["Baktırabilmek işi"]}, {"word": "bantlayabilmek", "meanings": ["Bantlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bantlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "bantlayabilme", "meanings": ["Bantlayabilmek işi"]}, {"word": "barbarlaşabilmek", "meanings": ["Barbarlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Barbarlaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "barbarlaşabilme", "meanings": ["Barbarlaşabilmek işi"]}, {"word": "barınabilmek", "meanings": ["Barınma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Barınma becerisi bulunmak"]}, {"word": "barınabilme", "meanings": ["Barınabilmek işi"]}, {"word": "barındırabilmek", "meanings": ["Barındırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Barındırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "barındırabilme", "meanings": ["Barındırabilmek işi"]}, {"word": "barındırılabilmek", "meanings": ["Barındırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "barındırılabilme", "meanings": ["Barındırılabilmek işi"]}, {"word": "barındırılma", "meanings": ["Barındırılmak işi"]}, {"word": "barındırılmak", "meanings": ["Barındırma işine konu olmak"]}, {"word": "barınış", "meanings": ["Barınma işi"]}, {"word": "barışabilmek", "meanings": ["Barışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "barışabilme", "meanings": ["Barışabilmek işi"]}, {"word": "barıştırabilme", "meanings": ["Barıştırabilme işi"]}, {"word": "barıştırılmak", "meanings": ["Barıştırma işine konu olmak"]}, {"word": "barıştırabilmek", "meanings": ["Barıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Barıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "barıştırılma", "meanings": ["Barıştırılma işi"]}, {"word": "basabilmek", "meanings": ["Basma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Basma becerisi bulunmak"]}, {"word": "basabilme", "meanings": ["Basabilmek işi"]}, {"word": "basıklaşmak", "meanings": ["Basık bir duruma gelmek"]}, {"word": "basıklaşma", "meanings": ["Basıklaşmak işi"]}, {"word": "basılabilme", "meanings": ["Basılabilmek işi"]}, {"word": "basılabilmek", "meanings": ["Basılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "basıvermek", "meanings": ["Çabucak basmak"]}, {"word": "basitleşebilmek", "meanings": ["Basitleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "basıverme", "meanings": ["Basıvermek işi"]}, {"word": "basitleşebilme", "meanings": ["Basitleşebilmek işi"]}, {"word": "basitleştirebilmek", "meanings": ["Basitleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Basitleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "basitleştirebilme", "meanings": ["Basitleştirebilmek işi"]}, {"word": "basitleştirilmek", "meanings": ["Basit bir duruma getirilmek"]}, {"word": "basitleştirilme", "meanings": ["Basitleştirilmek işi"]}, {"word": "basketçilik", "meanings": ["Basketbolculuk"]}, {"word": "baskılamak", "meanings": ["Baskı altına almak"]}, {"word": "baskılama", "meanings": ["Baskılamak işi"]}, {"word": "baskılanmak", "meanings": ["Baskı altına alınmak"]}, {"word": "baskılanma", "meanings": ["Baskılanmak işi"]}, {"word": "baskınlık", "meanings": ["Baskın olma durumu, başatlık, hâkimlik, dominantlık"]}, {"word": "bastırabilmek", "meanings": ["Bastırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bastırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bastırabilme", "meanings": ["Bastırabilmek işi"]}, {"word": "bastırılış", "meanings": ["Bastırılma işi"]}, {"word": "bastırış", "meanings": ["Bastırma işi"]}, {"word": "bastırıvermek", "meanings": ["Çabucak bastırmak"]}, {"word": "bastırıverme", "meanings": ["Bastırıvermek işi"]}, {"word": "başaklanış", "meanings": ["Başaklanma işi"]}, {"word": "başarabilmek", "meanings": ["Başarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Başarma becerisi bulunmak"]}, {"word": "başarabilme", "meanings": ["Başarabilmek işi"]}, {"word": "başarılılık", "meanings": ["Başarılı olma durumu"]}, {"word": "başarış", "meanings": ["Başarma işi"]}, {"word": "başarıvermek", "meanings": ["Çabucak başarmak"]}, {"word": "başarıverme", "meanings": ["Başarıvermek işi"]}, {"word": "başdenetçi", "meanings": ["En üst düzeydeki denetçi, başmurakıp"]}, {"word": "başdenetçilik", "meanings": ["Başdenetçi olma durumu, başmurakıplık", "Başdenetçinin yaptığı iş, başmurakıplık"]}, {"word": "denetmen", "meanings": ["Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse, müfettiş"]}, {"word": "denetmenlik", "meanings": ["Denetmen olma durumu, denetmenim görevi, müfettişlik"]}, {"word": "başdenetmen", "meanings": ["En üst düzeydeki denetmen, başmüfettiş"]}, {"word": "başdenetmenlik", "meanings": ["Başdenetmen olma durumu, başmüfettişlik", "Başdenetmenin yaptığı iş, başmüfettişlik"]}, {"word": "başmüezzinlik", "meanings": ["Başmüezzin olma durumu", "Başmüezzinin yaptığı iş"]}, {"word": "başkalaşabilmek", "meanings": ["Başkalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Başkalaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sebebiyle", "meanings": ["Nedeniyle"]}, {"word": "başkalaşabilme", "meanings": ["Başkalaşabilmek işi"]}, {"word": "başkaldırabilmek", "meanings": ["Başkaldırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Başkaldırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "başkaldırabilme", "meanings": ["Başkaldırabilmek işi"]}, {"word": "başlanabilme", "meanings": ["Başlanabilmek işi"]}, {"word": "başlanabilmek", "meanings": ["Başlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "başlatabilmek", "meanings": ["Başlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Başlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "başlatabilme", "meanings": ["Başlatabilmek işi"]}, {"word": "başlatılabilmek", "meanings": ["Başlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "başlatılabilme", "meanings": ["Başlatılabilmek işi"]}, {"word": "başlatış", "meanings": ["Başlatma işi"]}, {"word": "başlatıvermek", "meanings": ["Çabucak başlatmak"]}, {"word": "başlatıverme", "meanings": ["Başlatıvermek işi"]}, {"word": "başlayabilmek", "meanings": ["Başlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Başlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "başlayabilme", "meanings": ["Başlayabilmek işi"]}, {"word": "başlayıcılık", "meanings": ["Başlayıcı olma durumu"]}, {"word": "başlayıvermek", "meanings": ["Çabucak başlamak"]}, {"word": "başlayıverme", "meanings": ["Başlayıvermek işi"]}, {"word": "rahatlıkla", "meanings": ["Rahat bir biçimde, kolaylıkla"]}, {"word": "sakınılmak", "meanings": ["Sakınma işine konu olmak"]}, {"word": "sakınılan göze çöp batar", "meanings": ["`üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "faydalanılmak", "meanings": ["Yararlanılmak"]}, {"word": "sakınılma", "meanings": ["Sakınılmak işi"]}, {"word": "sırasında", "meanings": ["Gerekince, yerinde ve zamanında"]}, {"word": "tarafından", "meanings": ["...-ınca", "Aracılığıyla", "Türünden, çeşidinden"]}, {"word": "faydalanılma", "meanings": ["Yararlanılma"]}, {"word": "faydalandırmak", "meanings": ["Yararlandırmak"]}, {"word": "faydalandırma", "meanings": ["Yararlandırma"]}, {"word": "faydalandırılmak", "meanings": ["Yararlandırılmak"]}, {"word": "faydalandırılma", "meanings": ["Yararlandırılma"]}, {"word": "laka", "meanings": ["Yol üzerinde oluşan çukur"]}, {"word": "kuvvetle", "meanings": ["Güçlü ve sağlam bir biçimde", "Üzerinde durarak, direnerek"]}, {"word": "nazarında", "meanings": ["Birinin düşüncesine göre, birinin gözünde"]}, {"word": "kuvvetle muhtemel", "meanings": ["büyük olasılıkla"]}, {"word": "tonla", "meanings": ["Tonlarca"]}, {"word": "yıllığına", "meanings": ["Bir yıl için"]}, {"word": "başvurabilmek", "meanings": ["Başvurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Başvurma becerisi bulunmak"]}, {"word": "başvurulabilmek", "meanings": ["Başvurulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "başvurabilme", "meanings": ["Başvurabilmek işi"]}, {"word": "başvurulabilme", "meanings": ["Başvurulabilmek işi"]}, {"word": "batabilmek", "meanings": ["Batma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Batma becerisi bulunmak"]}, {"word": "batabilme", "meanings": ["Batabilmek işi"]}, {"word": "baterici", "meanings": ["Bateri çalan kimse"]}, {"word": "Batılılaşabilmek", "meanings": ["Batılılaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Batılılaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "Batılılaşabilme", "meanings": ["Batılılaşabilmek durumu"]}, {"word": "Batılılaştırılmak", "meanings": ["Batılılaştırma işine konu olmak"]}, {"word": "Batılılaşmacı", "meanings": ["Batılılaşmak yanlısı olan (kişi, görüş)"]}, {"word": "Batılılaştırılma", "meanings": ["Batılılaştırılmak durumu"]}, {"word": "batırabilmek", "meanings": ["Batırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Batırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "batırabilme", "meanings": ["Batırabilmek işi"]}, {"word": "batırılabilmek", "meanings": ["Batırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "batırılabilme", "meanings": ["Batırılabilmek işi"]}, {"word": "batırılış", "meanings": ["Batırılma işi"]}, {"word": "batırış", "meanings": ["Batırma işi"]}, {"word": "batırıvermek", "meanings": ["Ansızın batırmak"]}, {"word": "batırıverme", "meanings": ["Batırıvermek işi"]}, {"word": "batıvermek", "meanings": ["Ansızın batmak"]}, {"word": "batıverme", "meanings": ["Batıvermek işi"]}, {"word": "bayılabilmek", "meanings": ["Bayılma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bayılma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bayılabilme", "meanings": ["Bayılabilmek durumu"]}, {"word": "bayındırlaştırabilme", "meanings": ["Bayındırlaştırabilmek işi"]}, {"word": "bayılış", "meanings": ["Bayılma işi"]}, {"word": "bayındırlaştırabilmek", "meanings": ["Bayındırlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bayılayazmak", "meanings": ["Bayılacak gibi olmak"]}, {"word": "bayraklaşabilmek", "meanings": ["Bayraklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bayılayazma", "meanings": ["Bayılayazmak işi"]}, {"word": "bayraklaşabilme", "meanings": ["Bayraklaşabilmek durumu"]}, {"word": "bayraklaştırılmak", "meanings": ["Bayrak durumuna getirilmek"]}, {"word": "bayraklaştırma", "meanings": ["Bayraklaştırmak durumu"]}, {"word": "bayraklaştırılma", "meanings": ["Bayraklaştırılmak durumu"]}, {"word": "bayraklaştırmak", "meanings": ["Bayrak durumuna getirmek"]}, {"word": "becerebilmek", "meanings": ["Becerme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Becerme gücü bulunmak"]}, {"word": "bayramlaşabilmek", "meanings": ["Bayramlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bayramlaşabilme", "meanings": ["Bayramlaşabilmek işi"]}, {"word": "becerebilme", "meanings": ["Becerebilmek işi"]}, {"word": "beceriksizleşmek", "meanings": ["Beceriksiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "beceriksizleşme", "meanings": ["Beceriksizleşmek işi"]}, {"word": "becerilmek", "meanings": ["Becerme işine konu olmak"]}, {"word": "beceriverme", "meanings": ["Becerivermek işi"]}, {"word": "becerivermek", "meanings": ["Çabucak becermek"]}, {"word": "becerilme", "meanings": ["Becerilmek işi"]}, {"word": "beğendirebilmek", "meanings": ["Beğendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Beğendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "beğendirebilme", "meanings": ["Beğendirebilmek işi"]}, {"word": "beğendirilmek", "meanings": ["Beğendirme işine konu olmak"]}, {"word": "beğenebilmek", "meanings": ["Beğenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "beğeniliş", "meanings": ["Beğenilme işi veya durumu"]}, {"word": "beğenebilme", "meanings": ["Beğenebilmek işi"]}, {"word": "beğeniverme", "meanings": ["Beğenivermek işi"]}, {"word": "beğendirilme", "meanings": ["Beğendirilmek işi"]}, {"word": "beğenivermek", "meanings": ["Çabucak beğenmek"]}, {"word": "bekiniş", "meanings": ["Bekinme işi"]}, {"word": "beklenebilmek", "meanings": ["Beklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bekletilebilmek", "meanings": ["Bekletilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bekletebilmek", "meanings": ["Bekletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "beklenebilme", "meanings": ["Beklenebilmek işi"]}, {"word": "bekletebilme", "meanings": ["Bekletebilmek işi"]}, {"word": "bekletiliş", "meanings": ["Bekletilme işi"]}, {"word": "bekletilebilme", "meanings": ["Bekletilebilmek işi"]}, {"word": "bekletiş", "meanings": ["Bekletme işi"]}, {"word": "bekletivermek", "meanings": ["Bekletmek"]}, {"word": "bekleyebilme", "meanings": ["Bekleyebilmek işi"]}, {"word": "bekleyedurmak", "meanings": ["Beklemesini sürdürmek"]}, {"word": "bekleyebilmek", "meanings": ["Bekleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bekleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bekleyekoyma", "meanings": ["Bekleyekoymak işi"]}, {"word": "bekleyedurma", "meanings": ["Bekleyedurmak işi"]}, {"word": "bekleyekoymak", "meanings": ["Beklemesini sürdürmek"]}, {"word": "bekleyivermek", "meanings": ["Beklemek"]}, {"word": "bekletiverme", "meanings": ["Bekletivermek işi"]}, {"word": "bekleyiverme", "meanings": ["Bekleyivermek işi"]}, {"word": "belgelendirebilmek", "meanings": ["Belgelendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belgelendirebilme", "meanings": ["Belgelendirebilmek işi"]}, {"word": "belgelendirilebilme", "meanings": ["Belgelendirilebilmek işi"]}, {"word": "belgelendirilmek", "meanings": ["Belgelendirme işi yapılmak"]}, {"word": "belgelendirilebilmek", "meanings": ["Belgelendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belgelendirilme", "meanings": ["Belgelendirilmek işi"]}, {"word": "belgelendiriliş", "meanings": ["Belgelendirilme işi"]}, {"word": "belgelendiriş", "meanings": ["Belgelendirme işi"]}, {"word": "belgelenebilmek", "meanings": ["Belgelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belgelenebilme", "meanings": ["Belgelenebilmek işi"]}, {"word": "belgeleyebilmek", "meanings": ["Belgeleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belgeleyebilme", "meanings": ["Belgeleyebilmek işi"]}, {"word": "belgeleyivermek", "meanings": ["Çabucak belgelemek"]}, {"word": "belgeleyiverme", "meanings": ["Belgeleyivermek işi"]}, {"word": "belgelikçi", "meanings": ["Belgelik görevlisi veya uzmanı, arşivci"]}, {"word": "belgelikçilik", "meanings": ["Belgelikçinin yaptığı iş, arşivcilik"]}, {"word": "belgesizlik", "meanings": ["Belgesiz olma durumu"]}, {"word": "belgesiz", "meanings": ["Belgesi olmayan"]}, {"word": "belirebilmek", "meanings": ["Belirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belirme gücü bulunmak"]}, {"word": "belirebilme", "meanings": ["Belirebilmek işi"]}, {"word": "belirginleşebilmek", "meanings": ["Belirginleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belirginleşme gücü bulunmak"]}, {"word": "belirginleşebilme", "meanings": ["Belirginleşebilmek işi"]}, {"word": "belirginleştirebilmek", "meanings": ["Belirginleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belirginleştirilebilme", "meanings": ["Belirginleştirilebilmek işi"]}, {"word": "belirginleştirebilme", "meanings": ["Belirginleştirebilmek işi"]}, {"word": "belirginleştirilebilmek", "meanings": ["Belirginleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belirginleştirilmek", "meanings": ["Belirgin bir duruma getirilmek"]}, {"word": "belirginleştirilme", "meanings": ["Belirginleştirilmek işi"]}, {"word": "beliriş", "meanings": ["Belirme işi"]}, {"word": "belirivermek", "meanings": ["Ansızın belirmek"]}, {"word": "beliriverme", "meanings": ["Belirivermek işi"]}, {"word": "belirlenebilme", "meanings": ["Belirlenebilmek işi"]}, {"word": "belirlenebilmek", "meanings": ["Belirlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belirleniş", "meanings": ["Belirlenme işi"]}, {"word": "belirleyebilme", "meanings": ["Belirleyebilmek işi"]}, {"word": "belirleyebilmek", "meanings": ["Belirleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belirleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "belirleyiş", "meanings": ["Belirleme işi"]}, {"word": "belirleyivermek", "meanings": ["Çabucak belirlemek"]}, {"word": "belirleyiverme", "meanings": ["Belirleyivermek işi"]}, {"word": "belirsizleşebilmek", "meanings": ["Belirsizleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belirsizleşme gücü bulunmak"]}, {"word": "belirsizleşebilme", "meanings": ["Belirsizleşebilmek işi"]}, {"word": "belirsizleşmek", "meanings": ["Belirsiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "belirsizleştirebilmek", "meanings": ["Belirsizleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belirsizleşme", "meanings": ["Belirsizleşmek durumu"]}, {"word": "belirsizleştirebilme", "meanings": ["Belirsizleştirebilmek işi"]}, {"word": "belirsizleştirilebilmek", "meanings": ["Belirsizleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belirsizleştirilebilme", "meanings": ["Belirsizleştirilebilmek işi"]}, {"word": "belirsizleştirilmek", "meanings": ["Belirsiz bir duruma getirilmek"]}, {"word": "belirsizleştirmek", "meanings": ["Belirsiz bir duruma getirmek"]}, {"word": "belirsizleştirilme", "meanings": ["Belirsizleştirilmek işi"]}, {"word": "belirtebilmek", "meanings": ["Belirtme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belirtme becerisi bulunmak"]}, {"word": "belirsizleştirme", "meanings": ["Belirsizleştirmek işi"]}, {"word": "belirtebilme", "meanings": ["Belirtebilmek işi"]}, {"word": "belirtilebilmek", "meanings": ["Belirtilme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belirtme gücü bulunmak"]}, {"word": "belirtilebilme", "meanings": ["Belirtilebilmek işi"]}, {"word": "bellekli", "meanings": ["Belleği olan"]}, {"word": "belirtiliş", "meanings": ["Belirtilme işi"]}, {"word": "belleksiz", "meanings": ["Belleği olmayan"]}, {"word": "belirtiş", "meanings": ["Belirtme işi"]}, {"word": "belleksizlik", "meanings": ["Belleksiz olma durumu"]}, {"word": "bellenebilmek", "meanings": ["Bellenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bellenebilme", "meanings": ["Bellenebilmek işi"]}, {"word": "belletebilmek", "meanings": ["Belletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belletme becerisi bulunmak"]}, {"word": "belletilebilme", "meanings": ["Belletilebilmek işi"]}, {"word": "belletebilme", "meanings": ["Belletebilmek işi"]}, {"word": "belletilebilmek", "meanings": ["Belletilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "belletilmek", "meanings": ["Belletme işine konu olmak"]}, {"word": "belletilme", "meanings": ["Belletilmek işi"]}, {"word": "belleyebilmek", "meanings": ["Belleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Belleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "belleyebilme", "meanings": ["Belleyebilmek işi"]}, {"word": "belleyivermek", "meanings": ["Çabucak bellemek"]}, {"word": "belleyiş", "meanings": ["Belleme işi"]}, {"word": "belleyiverme", "meanings": ["Belleyivermek işi"]}, {"word": "bencilleşebilmek", "meanings": ["Bencilleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bencilleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "beneklenebilmek", "meanings": ["Beneklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bencilleşebilme", "meanings": ["Bencilleşebilmek işi"]}, {"word": "beneklenivermek", "meanings": ["Çabucak beneklenmek"]}, {"word": "beneklenebilme", "meanings": ["Beneklenebilmek işi"]}, {"word": "bengileştirmek", "meanings": ["Bengileşmesini sağlamak"]}, {"word": "benekleniverme", "meanings": ["Beneklenivermek işi"]}, {"word": "benimsenebilmek", "meanings": ["Benimsenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bengileştirme", "meanings": ["Bengileştirmek işi"]}, {"word": "benimsenebilme", "meanings": ["Benimsenebilmek işi"]}, {"word": "benimseniş", "meanings": ["Benimsenme işi"]}, {"word": "benimsenivermek", "meanings": ["Çabucak benimsenmek"]}, {"word": "benimseniverme", "meanings": ["Benimsenivermek işi"]}, {"word": "benimsetebilmek", "meanings": ["Benimsetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Benimsetme gücü bulunmak"]}, {"word": "benimsetebilme", "meanings": ["Benimsetebilmek işi"]}, {"word": "benimsetilebilmek", "meanings": ["Benimsetilme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Benimsetilme gücü bulunmak"]}, {"word": "benimsetilebilme", "meanings": ["Benimsetilebilmek işi"]}, {"word": "benimsetilmek", "meanings": ["Benimsetme işine konu olmak"]}, {"word": "benimsetiliş", "meanings": ["Benimsetilme işi"]}, {"word": "benimsetilme", "meanings": ["Benimsetilmek işi"]}, {"word": "benimsetiş", "meanings": ["Benimsetme işi"]}, {"word": "benimseyebilmek", "meanings": ["Benimseme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Benimseme gücü bulunmak"]}, {"word": "benimseyebilme", "meanings": ["Benimseyebilmek işi"]}, {"word": "benimseyivermek", "meanings": ["Çabucak benimsemek"]}, {"word": "benimseyiverme", "meanings": ["Benimseyivermek işi"]}, {"word": "benzersizleşmek", "meanings": ["Benzersiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "benzersizleşme", "meanings": ["Benzersizleşmek işi"]}, {"word": "benzetebilmek", "meanings": ["Benzetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Benzetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "benzetilebilmek", "meanings": ["Benzetilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "benzetilebilme", "meanings": ["Benzetilebilmek işi"]}, {"word": "benzetmeli", "meanings": ["İçinde benzetme bulunan"]}, {"word": "benzeyebilmek", "meanings": ["Benzeme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Benzeme becerisi bulunmak"]}, {"word": "Berberice", "meanings": ["Berberilerin kullandığı dil", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "benzeyebilme", "meanings": ["Benzeyebilmek işi"]}, {"word": "berduşluk", "meanings": ["Berduş olma durumu"]}, {"word": "bereketlenebilmek", "meanings": ["Bereketlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bereketlenebilme", "meanings": ["Bereketlenebilmek işi"]}, {"word": "bereketsizleşmek", "meanings": ["Bereketsiz duruma gelmek"]}, {"word": "bereketsizleşme", "meanings": ["Bereketsizleşmek işi"]}, {"word": "berelenebilmek", "meanings": ["Berelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bereleyebilmek", "meanings": ["Bereleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bereleme gücü bulunmak"]}, {"word": "berelenebilme", "meanings": ["Berelenebilmek işi"]}, {"word": "bereleyebilme", "meanings": ["Bereleyebilmek işi"]}, {"word": "berkitilme", "meanings": ["Berkitilmek işi"]}, {"word": "berkitilmek", "meanings": ["Berkitme işine konu olmak"]}, {"word": "berraklaştırabilmek", "meanings": ["Berraklaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "berraklaştırabilme", "meanings": ["Berraklaştırabilmek işi"]}, {"word": "berraklaşabilmek", "meanings": ["Berraklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "berraklaştırılmak", "meanings": ["Berrak bir duruma getirilmek"]}, {"word": "berraklaşabilme", "meanings": ["Berraklaşabilmek işi"]}, {"word": "berraklaştırılma", "meanings": ["Berraklaştırılmak işi"]}, {"word": "beslenebilme", "meanings": ["Beslenebilmek işi"]}, {"word": "beslenebilmek", "meanings": ["Beslenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Beslenme becerisi bulunmak"]}, {"word": "besleniş", "meanings": ["Beslenme işi"]}, {"word": "besletebilmek", "meanings": ["Besletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Besletme gücü bulunmak"]}, {"word": "besletebilme", "meanings": ["Besletebilmek işi"]}, {"word": "besleyebilme", "meanings": ["Besleyebilmek işi"]}, {"word": "besleyebilmek", "meanings": ["Besleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Besleme gücü bulunmak"]}, {"word": "besleyiş", "meanings": ["Besleme işi"]}, {"word": "bestekârlık", "meanings": ["Bestecilik"]}, {"word": "kompozitörlük", "meanings": ["Bestecilik"]}, {"word": "bestelenebilmek", "meanings": ["Bestelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bestelenebilme", "meanings": ["Bestelenebilmek işi"]}, {"word": "besteleyebilmek", "meanings": ["Besteleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Besteleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "besteleyebilme", "meanings": ["Besteleyebilmek işi"]}, {"word": "besteleyivermek", "meanings": ["Çabucak bestelemek"]}, {"word": "besteleyiverme", "meanings": ["Besteleyivermek işi"]}, {"word": "beterleşebilmek", "meanings": ["Beterleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "beterleşebilme", "meanings": ["Beterleşebilmek işi"]}, {"word": "betimlenebilmek", "meanings": ["Betimlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "betimlenebilme", "meanings": ["Betimlenebilmek işi"]}, {"word": "betimleyebilmek", "meanings": ["Betimleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Betimleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "betimleyebilme", "meanings": ["Betimleyebilmek işi"]}, {"word": "betimleyiş", "meanings": ["Betimleme işi"]}, {"word": "betimleyivermek", "meanings": ["Çabucak betimlemek"]}, {"word": "betimleyiverme", "meanings": ["Betimleyivermek işi"]}, {"word": "beyazlatabilmek", "meanings": ["Beyazlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Beyazlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "beyazlatabilme", "meanings": ["Beyazlatabilmek işi"]}, {"word": "beyhudeleştirmek", "meanings": ["Gereksizleştirmek, anlamsızlaştırmak"]}, {"word": "beyhudeleştirme", "meanings": ["Beyhudeleştirmek işi"]}, {"word": "beyhudeleşmek", "meanings": ["Gereksizleşmek, anlamsızlaşmak"]}, {"word": "beyhudeleşme", "meanings": ["Beyhudeleşmek işi"]}, {"word": "bezdirebilmek", "meanings": ["Bezdirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bezdirme gücü bulunmak"]}, {"word": "beynamazlık", "meanings": ["Beynamaz olma durumu"]}, {"word": "bezdirebilme", "meanings": ["Bezdirebilmek işi"]}, {"word": "bezdirilebilmek", "meanings": ["Bezdirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bezdirilebilme", "meanings": ["Bezdirilebilmek işi"]}, {"word": "bezebilmek", "meanings": ["Bezme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bezebilme", "meanings": ["Bezebilmek işi"]}, {"word": "bezenebilmek", "meanings": ["Bezenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bezilebilmek", "meanings": ["Bezilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bezenebilme", "meanings": ["Bezenebilmek işi"]}, {"word": "bezilebilme", "meanings": ["Bezilebilmek işi"]}, {"word": "beziş", "meanings": ["Bezme işi"]}, {"word": "bıçaklayabilmek", "meanings": ["Bıçaklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bıçaklama gücü bulunmak"]}, {"word": "bıçaklayabilme", "meanings": ["Bıçaklayabilmek işi"]}, {"word": "bıçaklayış", "meanings": ["Bıçaklama işi"]}, {"word": "bıçaklayıvermek", "meanings": ["Çabucak bıçaklamak"]}, {"word": "bıçaklayıverme", "meanings": ["Bıçaklayıvermek işi"]}, {"word": "bıçkıcılık", "meanings": ["Bıçkıcının yaptığı iş"]}, {"word": "bıçkınca", "meanings": ["Bıçkına yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "bıkabilmek", "meanings": ["Bıkma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bıkabilme", "meanings": ["Bıkabilmek işi"]}, {"word": "bıkılabilmek", "meanings": ["Bıkılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bıkılabilme", "meanings": ["Bıkılabilmek işi"]}, {"word": "bıkıvermek", "meanings": ["Çabucak bıkmak"]}, {"word": "bıkıverme", "meanings": ["Bıkıvermek işi"]}, {"word": "bıktırabilmek", "meanings": ["Bıktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bıktırma gücü bulunmak"]}, {"word": "bıktırabilme", "meanings": ["Bıktırabilmek işi"]}, {"word": "bıktırılabilmek", "meanings": ["Bıktırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bıktırılabilme", "meanings": ["Bıktırılabilmek işi"]}, {"word": "bıktırılmak", "meanings": ["Bıktırma işine konu olmak"]}, {"word": "bıktırılma", "meanings": ["Bıktırılmak işi"]}, {"word": "bırakabilmek", "meanings": ["Bırakma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bırakma gücü bulunmak"]}, {"word": "bırakabilme", "meanings": ["Bırakabilmek işi"]}, {"word": "bırakılabilmek", "meanings": ["Bırakılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bırakılabilme", "meanings": ["Bırakılabilmek işi"]}, {"word": "bırakılış", "meanings": ["Bırakılma işi"]}, {"word": "bırakılıvermek", "meanings": ["Ansızın ve çabucak bırakılmak"]}, {"word": "bırakılıverme", "meanings": ["Bırakılıvermek işi"]}, {"word": "bırakıvermek", "meanings": ["Ansızın ve çabucak bırakmak"]}, {"word": "bırakıverme", "meanings": ["Bırakıvermek işi"]}, {"word": "bıraktırabilmek", "meanings": ["Bıraktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bıraktırma gücü bulunmak"]}, {"word": "zayıflatma", "meanings": ["Zayıflatmak işi"]}, {"word": "zayıflatmak", "meanings": ["Zayıf olmasına yol açmak"]}, {"word": "zayıflayış", "meanings": ["Zayıflama işi"]}, {"word": "zayıflık", "meanings": ["Zayıf olma durumu"]}, {"word": "zayıf nahif", "meanings": ["Çok zayıf"]}, {"word": "zayıf sesli", "meanings": ["Sesi pek duyulmayan"]}, {"word": "zayi", "meanings": ["Kaybolma, yitme", "Kayıp", "Yok olmuş, elden çıkmış, mahvolmuş", "İşe yaramayan, yararsız, boş"]}, {"word": "zayi etmek", "meanings": ["yitirmek, kaybetmek"]}, {"word": "zayi olmak", "meanings": ["yitmek, kaybolmak"]}, {"word": "zayiat", "meanings": ["Yitikler, kayıplar"]}, {"word": "zayiat vermek", "meanings": ["kayba uğramak, zarar ziyan görmek"]}, {"word": "zayiçe", "meanings": ["Yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelge"]}, {"word": "zeamet", "meanings": ["Tımar"]}, {"word": "zayiçesine bakmak", "meanings": ["bir inanışa göre, yıldızlara bakarak birinin gelecekteki talihini anlamak"]}, {"word": "zeban", "meanings": ["Dil (II)"]}, {"word": "zebani", "meanings": ["Cehennem bekçisi", "Zebella"]}, {"word": "zebercet", "meanings": ["Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat, krizolit"]}, {"word": "zebella", "meanings": ["İri yarı kimse"]}, {"word": "zebun", "meanings": ["Güçsüz, zayıf, âciz"]}, {"word": "zebra", "meanings": ["Tek parmaklılardan, ata benzeyen, derisi çizgili, Afrika'da yaşayan memeli hayvan (Equus zebra)"]}, {"word": "zebun kalmak", "meanings": ["güçsüz, zavallı durumda bulunmak"]}, {"word": "zebun etmek", "meanings": ["güçsüz bırakmak, zavallı duruma düşürmek veya getirmek"]}, {"word": "zebun olmak", "meanings": ["güçsüz duruma düşmek"]}, {"word": "zebunu olmak", "meanings": ["birini çok sevmek, ona aşırı düşkün olmak"]}, {"word": "zebunküş", "meanings": ["Güçsüze acımayan, zavallıları ezen"]}, {"word": "zebunküşlük", "meanings": ["Zebunküş olma durumu"]}, {"word": "zebunlaşmak", "meanings": ["Zebun bir duruma gelmek, zayıflamak"]}, {"word": "zebunlaşma", "meanings": ["Zebunlaşmak durumu"]}, {"word": "zebunluk", "meanings": ["Zebun olma durumu"]}, {"word": "zecir", "meanings": ["Yaptırmama, yasaklama", "Zorlama", "Eziyet etme"]}, {"word": "Zebur", "meanings": ["Tanrı tarafından Hz. Davut'a gönderilen kutsal kitap"]}, {"word": "zecren", "meanings": ["Yasaklayarak", "Zorla", "Eziyet ederek"]}, {"word": "zecrî", "meanings": ["Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan"]}, {"word": "zedeleme", "meanings": ["Zedelemek işi"]}, {"word": "zedelemek", "meanings": ["Hafifçe yaralamak", "Zarar vermek"]}, {"word": "zedeleniş", "meanings": ["Zedelenme işi"]}, {"word": "zedelenme", "meanings": ["Zedelenmek işi"]}, {"word": "zedeli", "meanings": ["Zedelenmiş"]}, {"word": "zedelenmek", "meanings": ["Vurma, çarpma, delme sonucu berelenmek, ezilmek", "Zarar görmek"]}, {"word": "zedesiz", "meanings": ["Zedelenmemiş"]}, {"word": "zefir", "meanings": ["Genellikle gömlek yapımında kullanılan, çizgili, ince, pamuklu bir kumaş türü"]}, {"word": "zehap", "meanings": ["Sanma, sanı, zannetme"]}, {"word": "zehaba (veya zehabına) kapılmak", "meanings": ["kuruntuya düşmek, vesveselenmek"]}, {"word": "zehapta bulunmak", "meanings": ["vesveseye kapılmak, kuruntu içinde olmak"]}, {"word": "zehir gibi", "meanings": ["çok acı", "çok soğuk (hava)", "çok becerikli, usta", "çok üstün", "çok iyi"]}, {"word": "zehir", "meanings": ["Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem", "Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı"]}, {"word": "zehir kesilmek", "meanings": ["çok acı ve yakıcı olmak", "ortalık ümit, sıkıntılı bir durum olmak"]}, {"word": "zehir saçmak", "meanings": ["çevreye kötü propaganda yapmak veya insanları olumsuz davranışlara yönlendirmek, tahrik etmek, ortalığı karıştırmak"]}, {"word": "zehirleme", "meanings": ["Zehirlemek işi, ağılama"]}, {"word": "zehir hafiye", "meanings": ["Kimseye göz açtırmayan, sert yaradılışlı kimse", "Olayları en ince veya gizli noktalarına kadar bilen veya araştıran kimse"]}, {"word": "zehirlemek", "meanings": ["Öldürmek amacıyla yedirme, içirme vb. yollarla zehir vermek, ağılamak", "Birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak"]}, {"word": "zehirlenme", "meanings": ["Zehirlenmek durumu, ağılanma", "Yılan, arı vb. sokması sonucu görülen hastalık"]}, {"word": "zehirlenmek", "meanings": ["Zehirleme işi yapılmak veya zehirleme işine konu olmak, ağılanmak", "Zehre maruz kalmak", "Zararlı düşünceler edinmek"]}, {"word": "zehirli", "meanings": ["Zehri olan", "Zararlı (duygu, düşünce vb.)"]}, {"word": "zehirli gaz", "meanings": ["Zehirleyici özelliği bulunan gaz"]}, {"word": "zehirlilik", "meanings": ["Zehirli olma durumu"]}, {"word": "zehirsiz", "meanings": ["Zehri olmayan"]}, {"word": "zehir zemberek", "meanings": ["Son derece sert, hakaret dolu", "Son derece ağır, sert bir biçimde", "Son derece acı"]}, {"word": "zehir zıkkım", "meanings": ["Son derece acı"]}, {"word": "zehir zıkkım olsun", "meanings": ["nankörler için kullanılan bir ilenme sözü"]}, {"word": "zehretme", "meanings": ["Zehretmek durumu"]}, {"word": "zehretmek", "meanings": ["Tatsızlık çıkarıp üzüntüye yol açmak, bunaltmak, acı vermek, sıkmak, üzmek"]}, {"word": "zehrolma", "meanings": ["Zehrolmak durumu"]}, {"word": "zehrolmak", "meanings": ["Zevk almak umulurken üzüntü ile karşılaşmak"]}, {"word": "zekâ bölümü", "meanings": ["Bir kimsenin zihin gücünün hangi düzeyde bulunduğunu gösteren değer"]}, {"word": "zekâ", "meanings": ["İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset"]}, {"word": "zekâ geriliği", "meanings": ["Türlü sebeplerle zihnin görevini yapmakta gösterdiği sürekli yavaşlama, duraklama ve gerileme durumu"]}, {"word": "zekât", "meanings": ["Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören, İslam'ın beş şartından biri"]}, {"word": "zekât vermek", "meanings": ["Müslümanlıkta, sahip olunan mal ve paranın kırkta birlik payını sadaka olarak dağıtmak"]}, {"word": "zekâvet", "meanings": ["Çabuk anlama ve kavrama, zeyreklik"]}, {"word": "zekâ yaşı", "meanings": ["Bir zekâ testinden elde edilen puanın, o zekâ testinin ortalamasına göre gösterdiği yer"]}, {"word": "zeker", "meanings": ["Erkeklik organı"]}, {"word": "Zekeriya sofrası", "meanings": ["Bir dileğin gerçekleşmesi için kırk çeşit yiyecekle hazırlanan sofra"]}, {"word": "zeki", "meanings": ["Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek", "Çabuk ve kolay kavrayan", "Zekâ varlığı gösteren"]}, {"word": "zelil", "meanings": ["Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan"]}, {"word": "zelil etmek", "meanings": ["aşağılamak, hor görmek, önem ve değer vermemek"]}, {"word": "zelil olmak", "meanings": ["hor görülmek, aşağılanmak"]}, {"word": "zelve", "meanings": ["Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk"]}, {"word": "zelzele", "meanings": ["Deprem"]}, {"word": "zem", "meanings": ["Bir kimseyi kötüleme, yerme, yergi"]}, {"word": "zemberek", "meanings": ["Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm, yay", "Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği", "Hayvan sırtında taşınabilen küçük top", "Çelik veya pirinçten yapılmış ok"]}, {"word": "zemberek gibi", "meanings": ["birdenbire, aniden"]}, {"word": "zemberek kurulmak", "meanings": ["durum kızışmak"]}, {"word": "zembereği boşalmak (veya boşanmak)", "meanings": ["zembereği kurulmaz duruma gelmek", "kendini tutamayarak uzun uzun ve sesli gülmek"]}, {"word": "zemberek kutusu", "meanings": ["Zembereği muhafaza etmek için yapılan kutu"]}, {"word": "zemberekçi", "meanings": ["Yeniçerilerin zemberek kullananı"]}, {"word": "zemberekli", "meanings": ["Zembereği olan"]}, {"word": "zemberek otu", "meanings": ["Atkuyruğu"]}, {"word": "zembil", "meanings": ["Hasırdan örülmüş saplı torba"]}, {"word": "zembil otu", "meanings": ["Buğdaygillerden, ayrık otuna benzeyen, çorak yerlerde yetişen bitki (Briza)"]}, {"word": "zemheri", "meanings": ["Kara kış"]}, {"word": "zemheri zürefası", "meanings": ["Kışın ince giysi ile gezen kimse"]}, {"word": "zemin", "meanings": ["Taban, döşeme, yer", "Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk", "Temel, dayanak", "Ortam", "Yeryüzü, dünya"]}, {"word": "zemin hazırlamak", "meanings": ["uygun ortam yaratmak"]}, {"word": "zemin ve zamana uygun", "meanings": ["konuya, içinde bulunulan şartlara uygun"]}, {"word": "zemin katı", "meanings": ["Giriş katı"]}, {"word": "zeminlik", "meanings": ["Yer altı barınağı"]}, {"word": "zeminli", "meanings": ["Zemini olan"]}, {"word": "zemmetme", "meanings": ["Zemmetmek işi"]}, {"word": "zemmetmek", "meanings": ["Yermek, kınamak, kötülemek, çekiştirmek"]}, {"word": "zemzem", "meanings": ["Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu, zemzem suyu"]}, {"word": "zemzem kuyusuna işemek", "meanings": ["ünlü olsun, adı anılsın diye herkesi iğrendirip kızdıran kötü bir iş yapmak"]}, {"word": "zemzemle yıkanmış olmak", "meanings": ["biri, ötekine göre çok iyi nitelikte olmak"]}, {"word": "zen", "meanings": ["Kadın"]}, {"word": "zemzem suyu ile yıkanmak", "meanings": ["hiçbir suçu veya günahı olmamak"]}, {"word": "zemzem suyu", "meanings": ["Zemzem"]}, {"word": "zencefil", "meanings": ["Zencefilgillerden, Hindistan ve Malezya'da yetişen, yaklaşık 100 santimetre yüksekliğinde, kamış görünüşünde otsu bir bitki (Zingiber officinale)", "Bu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz"]}, {"word": "zencefilgiller", "meanings": ["Bir çeneklilerden, zencefil, kakule, zerdeçal gibi güzel kokulu bitkileri içine alan bir familya"]}, {"word": "zenci", "meanings": ["Siyah ırktan olan kimse, siyahi"]}, {"word": "zencirek", "meanings": ["Cilt kapağındaki ince çizgiler"]}, {"word": "zengin", "meanings": ["Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı", "Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan", "Verimli", "Gösterişli", "Çok, bol"]}, {"word": "zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır", "meanings": ["`zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zendost", "meanings": ["Zampara"]}, {"word": "zengin etmek", "meanings": ["çok mal ve para sahibi yapmak"]}, {"word": "zenginin malı züğürdün çenesini yorar", "meanings": ["birinin zenginliğinden çok söz etmenin gereksizliğini, yersizliğini belirtmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "zengin olmak", "meanings": ["çok mal ve para edinmek"]}, {"word": "zengin erki", "meanings": ["Varsıl erki"]}, {"word": "zengin kafiye", "meanings": ["Dizelerdeki uyaklarda ikiden çok ses arasındaki uyumluluk"]}, {"word": "zenginleştirmek", "meanings": ["Zengin duruma getirmek, zenginleşmesini sağlamak"]}, {"word": "zenginleme", "meanings": ["Zenginlemek durumu"]}, {"word": "zenginleştirme", "meanings": ["Zenginleştirmek işi"]}, {"word": "zenginlemek", "meanings": ["Zengin duruma gelmek"]}, {"word": "zenne", "meanings": ["Kadın", "Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu"]}, {"word": "zenginlik", "meanings": ["Zengin olma durumu, varlıklılık"]}, {"word": "zenneye çıkmak", "meanings": ["orta oyununda erkek oyuncu, kadın rolüne çıkmak"]}, {"word": "zenneci", "meanings": ["Kadın eşyası satan kimse"]}, {"word": "zephiye", "meanings": ["Kesimevinde kesilen hayvanlar için kasapların ödedikleri vergi"]}, {"word": "zennelik", "meanings": ["Zenne rolü", "Kadınlara yarar (eşya)"]}, {"word": "zeplin", "meanings": ["Hava gemisi"]}, {"word": "zer", "meanings": ["Altın"]}, {"word": "zeravent", "meanings": ["Lohusa otu"]}, {"word": "zerdali", "meanings": ["Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü (Armeniaca vulgaris)", "Bu ağacın sarı, etli ve tadı acı, çekirdekli meyvesi"]}, {"word": "zerde", "meanings": ["Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi"]}, {"word": "zerdeçal", "meanings": ["Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki, Hint safranı (Curcuma longa)"]}, {"word": "zerdeva", "meanings": ["Ağaç sansarı (Martes)"]}, {"word": "Zerdüştçülük", "meanings": ["Hz. İsa'dan önce VII. yüzyılda Zerdüşt tarafından düzenlendiği ileri sürülen, temel ilkeleri, iyilik (aydınlık) ve kötülük (karanlık) olan din"]}, {"word": "zerk etmek", "meanings": ["iç itmek"]}, {"word": "zerk", "meanings": ["İç itim"]}, {"word": "zerre", "meanings": ["Çok küçük parçacık", "0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi"]}, {"word": "zerresi (veya zerre kadar eseri) kalmamak (veya olmamak veya yok)", "meanings": ["hiç bulunmamak, tükenmek, yok olmak"]}, {"word": "zerre kadar", "meanings": ["bir parça, çok az", "hiç"]}, {"word": "zerrin", "meanings": ["Altından yapılmış", "Fulya", "Altın rengi, sarı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "zerzevat", "meanings": ["Sebze", "Küçük, önemsiz nesneler"]}, {"word": "zerzevatçı", "meanings": ["Zerzevat satan kimse, sebzeci"]}, {"word": "zerzevatçılık", "meanings": ["Zerzevatçının işi, sebzecilik"]}, {"word": "zevahir", "meanings": ["Görünüm"]}, {"word": "zevahiri kurtarmak", "meanings": ["görünüşü kurtarmak"]}, {"word": "zeval bulmak", "meanings": ["bozulup yok olmak, çökmek"]}, {"word": "zeval", "meanings": ["Yok olma, yok edilme", "Suç, kabahat, sorumluluk", "Bozulma", "Öğle"]}, {"word": "zeval vermemek", "meanings": ["yok etmemek, sona erdirmemek"]}, {"word": "zevale yüz tutmak", "meanings": ["bozulmaya, alçalmaya, yok olmaya başlamak"]}, {"word": "zevalsiz", "meanings": ["Yok olmayan, ortadan kalkmayan, bitmeyen, kalımlı"]}, {"word": "zeval vakti", "meanings": ["Öğle vakti"]}, {"word": "zevale ermek", "meanings": ["zeval bulmak"]}, {"word": "zevalî", "meanings": ["Zeval ile ilgili"]}, {"word": "zevali olmak", "meanings": ["zararı olmak, zararı dokunmak"]}, {"word": "zevalî saat", "meanings": ["Öğle vakti 12.00'yi başlangıç olarak alan saat"]}, {"word": "zevat", "meanings": ["Kişiler, zatlar"]}, {"word": "zevcelik", "meanings": ["Zevce olma durumu, karılık, eşlik"]}, {"word": "zevç", "meanings": ["Koca"]}, {"word": "zevce", "meanings": ["Karı"]}, {"word": "zeveban etmek", "meanings": ["ergimek"]}, {"word": "zevk etmek", "meanings": ["eğlenmek"]}, {"word": "zevk", "meanings": ["Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz", "Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni", "Tat, lezzet", "Eğlence"]}, {"word": "zevk almak (veya duymak)", "meanings": ["hoşlanmak, beğenmek"]}, {"word": "zeveban", "meanings": ["Ergime"]}, {"word": "zevk için", "meanings": ["yalnız eğlenmek için", "alay etmek için"]}, {"word": "zevkinde olmak", "meanings": ["zevkine bakmak"]}, {"word": "zevkine ermek (veya varmak)", "meanings": ["zevkini çıkarmak"]}, {"word": "zevkini okşamak", "meanings": ["bir şeyden hoşlanmak"]}, {"word": "zevkine gitmek", "meanings": ["hoşuna gitmek"]}, {"word": "zevkini çıkarmak", "meanings": ["bir şeyden olabildiği kadar zevk almak"]}, {"word": "zevki çıkmak", "meanings": ["hoşa gitmek"]}, {"word": "zevkine bakmak", "meanings": ["yalnız kendi eğlencesini düşünmek"]}, {"word": "zevkten dörtköşe olmak", "meanings": ["çok sevinip keyiflenmek, aşırı zevk duymak"]}, {"word": "zevkli gelmek", "meanings": ["eğlenceli olduğunu düşünmek"]}, {"word": "zevklenme", "meanings": ["Zevklenmek durumu"]}, {"word": "zevkli", "meanings": ["Beğenilen, hoşa giden", "Beğenisi olan (kimse)"]}, {"word": "zevkiselim", "meanings": ["En yüksek zevk"]}, {"word": "zevk ehli", "meanings": ["Güzel veya çirkin hükmünü verdiren duyguya sahip, zevkli (kimse), ehlizevk"]}, {"word": "zevkli geçmek", "meanings": ["eğlenceli bir biçimde sürmek"]}, {"word": "zevklenmek", "meanings": ["Zevk duymak, hoşlanmak", "Bir kimse ile alay etmek, eğlenmek", "Haz alınacak, güzel bir duruma gelmek"]}, {"word": "zevksiz", "meanings": ["Beğenilmeyen, hoşa gitmeyen", "Beğenisi olmayan (kimse)", "Beğenilmez, hoşa gitmez bir biçimde"]}, {"word": "zevzekçe", "meanings": ["Gevezeye yakışan, geveze gibi", "(zevze'kçe) Gevezeye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "zevzek", "meanings": ["Geveze", "Saçma sapan şeylerle uğraşan"]}, {"word": "zevksizlik", "meanings": ["Zevksiz olma durumu"]}, {"word": "zevzeklenme", "meanings": ["Gevezelenme"]}, {"word": "zevzeklik", "meanings": ["Gevezelik"]}, {"word": "zevzeklik etmek", "meanings": ["gevezelik etmek"]}, {"word": "zevzeklenmek", "meanings": ["Gevezelenmek"]}, {"word": "zeybek", "meanings": ["Batı Anadolu efesi", "Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü, zeybek havası"]}, {"word": "zeyrek", "meanings": ["Anlayışlı, uyanık, zeki"]}, {"word": "zeyreklik", "meanings": ["Zekilik"]}, {"word": "zeytinci", "meanings": ["Zeytin ağacı yetiştiren kimse", "Zeytin satan kimse"]}, {"word": "zeyil", "meanings": ["Ek", "Bir yazıya ek olarak katılan parça", "Bir eseri tamamlamak için sonradan yazılan ek eser"]}, {"word": "zeyrek", "meanings": ["Keten tohumu"]}, {"word": "zeytincilik", "meanings": ["Zeytincinin yaptığı iş", "Zeytinci olma durumu"]}, {"word": "zeytin", "meanings": ["Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-20 metre yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü bir ağaç (Olea europaea)", "Bu ağacın tazeyken yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi", "Bu ağaçtan yapılmış, bu ağaçla kaplanmış"]}, {"word": "zeytin dalı", "meanings": ["Zeytin ağacının dalı", "Barışın simgesi"]}, {"word": "zeytingiller", "meanings": ["İki çeneklilerden, zeytin, leylak, dişbudak, yasemin vb. bitkileri içine alan ağaç veya ağaççıklar familyası"]}, {"word": "zeytin güvesi", "meanings": ["Pul kanatlılar takımından parlak gri renkli olup zeytinin yaprak, çiçek ve tanelerini kemiren zararlı bir böcek"]}, {"word": "zeytin ezmesi", "meanings": ["İşlenmiş zeytinin ezilmesi ile yapılan yiyecek"]}, {"word": "zeytin dalı uzatmak", "meanings": ["barış için ilk adımı atmak"]}, {"word": "zeytinli", "meanings": ["Üzerinde veya içinde zeytin olan"]}, {"word": "zeytin kurdu", "meanings": ["Kınkanatlılar takımından, kahverengi veya siyah renkte zeytine musallat olan ve onların kurumasına yol açan zararlı bir böcek"]}, {"word": "zeytinlik", "meanings": ["Zeytin yetiştirilen alan", "Zeytini çok olan yer"]}, {"word": "zeytin rengi", "meanings": ["Koyu gri ve siyah arası bir renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "zeytinsi", "meanings": ["Zeytini andıran, zeytine benzeyen, zeytin gibi, zeytinimsi"]}, {"word": "zeytin sineği", "meanings": ["Meyve sineğigiller familyasından olup zeytin tanelerine musallat olan zararlı bir böcek"]}, {"word": "zeytinsiz", "meanings": ["Üzerinde veya içinde zeytin olmayan"]}, {"word": "zeytinsi meyve", "meanings": ["Erik, kiraz, kayısı, badem vb. tek çekirdekli meyvelerin genel adı"]}, {"word": "zeytinyağı", "meanings": ["Zeytin tanelerinden çıkarılan bitkisel yağ"]}, {"word": "zeytinyağı gibi üste çıkmak", "meanings": ["bir sorunda haksız olduğunu kabul etmemek, ustalıkla kendini haklı çıkarmaya çalışmak"]}, {"word": "zeytinyağlı dolma", "meanings": ["Malzemesi zeytinyağı ile pişirilip hazırlanan dolma, yalancı dolma"]}, {"word": "zeytinyağlı sarma", "meanings": ["Malzemesi zeytinyağı ile pişirilen sarma"]}, {"word": "zeytuni", "meanings": ["Zeytin rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "zıbarmak", "meanings": ["Ölmek, gebermek", "Uyumak, çok içip sızmak"]}, {"word": "zıbarma", "meanings": ["Zıbarmak işi"]}, {"word": "zıbın", "meanings": ["Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi", "Kolsuz kadın giysisi"]}, {"word": "zıddiyet", "meanings": ["Karşıtlık", "Geçimsizlik, çekemezlik, birbini sevmeme"]}, {"word": "zıh", "meanings": ["Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan", "Marangoz işlerinde ince kenar pervazı", "Sayfa çevresine çekilen çizgi"]}, {"word": "zıhlama", "meanings": ["Zıhlamak işi"]}, {"word": "zıhlamak", "meanings": ["Kenarına zıh geçirmek"]}, {"word": "zıhlanma", "meanings": ["Zıhlanmak işi"]}, {"word": "zıhlanmak", "meanings": ["Zıhlamak işi yapılmak"]}, {"word": "zıkkımlanma", "meanings": ["Zıkkımlanmak işi"]}, {"word": "zıhlı", "meanings": ["Zıhı olan"]}, {"word": "zıkkım", "meanings": ["Zehir, ağı", "İçki ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar için kullanılan bir söz", "Sıkıntı veren kimse veya şey"]}, {"word": "zıkkımlanmak", "meanings": ["Bir şeyler yemek", "İçki veya sigara içmek"]}, {"word": "zılgıt", "meanings": ["Korkutma, çıkışma, gözdağı, azarlama", "Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bazı yerlerinde genellikle düğünlerde eğlenmek amacıyla dili ağız içinde değişik bir biçimde oynatarak ahenkli bir ses çıkarma"]}, {"word": "zılgıtlanmak", "meanings": ["Zılgıt yemek, azar işitmek"]}, {"word": "zılgıt yemek", "meanings": ["azar işitmek"]}, {"word": "zılgıt vermek", "meanings": ["korkutmak, çıkışmak, azarlamak, gözdağı vermek"]}, {"word": "zımba", "meanings": ["Delgeç", "Delgeçle açılan delik"]}, {"word": "zımbalama", "meanings": ["Zımbalamak işi"]}, {"word": "zımbalamak", "meanings": ["Bir şeyin üzerinde zımba ile delik açmak", "Bıçaklamak, bıçakla vurmak, öldürmek"]}, {"word": "zımbalanma", "meanings": ["Zımbalanmak işi"]}, {"word": "zımbalanmak", "meanings": ["Zımbalama işi yapılmak"]}, {"word": "zımbalatmak", "meanings": ["Zımba ile delik açtırmak"]}, {"word": "zımbalı defter", "meanings": ["Kolay koparılabilsin diye yapraklarının dibi zımbalanmış olan defter"]}, {"word": "zımbalatma", "meanings": ["Zımbalatmak işi"]}, {"word": "zımbırdatmak", "meanings": ["Telli bir çalgıyı acemice çalmak", "Herhangi bir şeyden çirkin ve kulağı tırmalayan sesler çıkarmak"]}, {"word": "zımbırdatma", "meanings": ["Zımbırdatmak işi"]}, {"word": "zımbalı", "meanings": ["Zımbası olan"]}, {"word": "zımbırtı", "meanings": ["Telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin sesin adı", "Bu çirkin sesi çıkaran şey", "Adı hatırlanmayan veya söylenmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz, zırıltı, zamazingo, zamkinos"]}, {"word": "zımnen", "meanings": ["Üstü kapalı bir biçimde, dolaylı olarak"]}, {"word": "zımparalama", "meanings": ["Zımparalamak işi"]}, {"word": "zımni", "meanings": ["Kapalı olarak yapılan veya söylenen, dolayısıyla anlatılan, kapalı, gizli", "İçerik"]}, {"word": "zımnında", "meanings": ["Dolayısıyla, için"]}, {"word": "zımpara", "meanings": ["Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya"]}, {"word": "zımpara kâğıdı", "meanings": ["Maden, tahta ve daha başka şeylerin yüzünü aşındırıp düzeltmeye ve parlatmaya yarar, üstüne zımpara tozu yapıştırılmış kalınca kâğıt"]}, {"word": "zıngadak", "meanings": ["Birdenbire ve sarsıntıyla"]}, {"word": "zımparalamak", "meanings": ["Zımpara kâğıdı sürerek bir şeyin yüzeyindeki pürüzleri yok etmek"]}, {"word": "zımparalanma", "meanings": ["Zımparalanmak işi"]}, {"word": "zımparalanmak", "meanings": ["Zımparalama işi yapılmak"]}, {"word": "zındık", "meanings": ["Tanrı'ya ve ahirete inanmayan (kimse)"]}, {"word": "zımpara taşı", "meanings": ["Yüzeylerinden biri üzerinde çalışılan ve düzlemsel yüzeyleri düzeltmede kullanılan taşlama taşı"]}, {"word": "zımpara tozu", "meanings": ["Taş kesme çarklarının üzerine yapıştırılan maden tozu"]}, {"word": "zındıklık", "meanings": ["Zındık olma durumu"]}, {"word": "zıngıldama", "meanings": ["Zıngıldamak işi"]}, {"word": "zıngıldamak", "meanings": ["Zangırdamak", "Elden çıkmak"]}, {"word": "zıngıl zıngıl", "meanings": ["Zangır zangır"]}, {"word": "zıngırdama", "meanings": ["Zangırdama"]}, {"word": "zıngırdamak", "meanings": ["Zangırdamak"]}, {"word": "zıngırdatma", "meanings": ["Zıngırdatmak işi"]}, {"word": "zıngırtı", "meanings": ["Zangırdama sırasında çıkan sesin adı"]}, {"word": "zınk diye durmak", "meanings": ["birdenbire durmak"]}, {"word": "zınk", "meanings": ["`Birdenbire durmak` anlamındaki zınk diye durmak deyiminde geçer"]}, {"word": "zıngırdatmak", "meanings": ["Zangırdamasına sebep olmak, titretmek"]}, {"word": "zıp", "meanings": ["Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses"]}, {"word": "zıngır zıngır", "meanings": ["Zangır zangır"]}, {"word": "zıp diye çıkmak", "meanings": ["beklenmeyen bir zamanda ortaya çıkmak"]}, {"word": "zıpır", "meanings": ["Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz, delişmen, zırtapoz, zirzop"]}, {"word": "zıpçıktı", "meanings": ["Görgüsüz, fırsatçı kimse", "Türedi"]}, {"word": "zıpka", "meanings": ["Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur"]}, {"word": "zıpkın", "meanings": ["Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak"]}, {"word": "zıpırlık", "meanings": ["Zıpır olma durumu, delişmenlik, zirzopluk, zırtapozluk"]}, {"word": "zıpkıncı", "meanings": ["Zıpkınla balık avlayan kimse"]}, {"word": "zıpkınlama", "meanings": ["Zıpkınlamak işi"]}, {"word": "zıpkınlamak", "meanings": ["Zıpkınla vurmak"]}, {"word": "zıpkınlanma", "meanings": ["Zıpkınlanmak işi"]}, {"word": "zıplamak", "meanings": ["Bir yere çarpıp yukarı fırlamak", "Sevinçten veya oyun yapmak için bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak"]}, {"word": "zıplama", "meanings": ["Zıplamak işi"]}, {"word": "zıpkınlanmak", "meanings": ["Zıpkınlamak işi yapılmak"]}, {"word": "zıplatma", "meanings": ["Zıplatmak işi"]}, {"word": "zıppadak", "meanings": ["Beklenilmeyen, uygun olmayan bir sırada"]}, {"word": "zıplatmak", "meanings": ["Zıplama işini yaptırmak, hoplatmak, sıçratmak"]}, {"word": "zıpzıp", "meanings": ["Bilye", "Bir yerinden lastik bir bağla asılmış, içi talaş dolu hafif bir top olan çocuk oyuncağı"]}, {"word": "zırcahil", "meanings": ["Çok cahil"]}, {"word": "zırdeli", "meanings": ["Aşırı deli, çılgın"]}, {"word": "zıp zıp", "meanings": ["`Çok sevinmek` anlamındaki zıp zıp zıplamak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "zırhlandırmak", "meanings": ["Zırhla kaplamak", "Zırh giydirmek", "Kuvvetlendirip sağlamlaştırmak"]}, {"word": "zırhlandırma", "meanings": ["Zırhlandırmak işi"]}, {"word": "zırh", "meanings": ["Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi", "Savaş gemilerinin veya bazı araçların dışına kaplanılan çelik levha", "Herhangi bir yeri, aracı vb.ni kuvvetlendiren, zararlı etkilerden koruyan özel madde"]}, {"word": "zırhlanma", "meanings": ["Zırhlanmak durumu"]}, {"word": "zırhlanmak", "meanings": ["Zırh giymek", "Zırh kuşatılmak"]}, {"word": "zırhlı araç", "meanings": ["Savaşta veya savaş dışında güvenliği sağlamak için zırh ile kaplanmış araç"]}, {"word": "zırhlı", "meanings": ["Zırh giymiş veya zırh kaplanmış", "Büyük bir bölümü mermilere ve uçak bombalarına karşı bir zırhla korunmuş, genellikle büyük tonajlı açık deniz gemisi"]}, {"word": "zırhlı balık", "meanings": ["Zırhlı yayın"]}, {"word": "zırhlı başlılar", "meanings": ["Omurgalı hayvanlardan amfibyumların bir takımı"]}, {"word": "zırhlı birlik", "meanings": ["Hareket yeteneği yüksek, ateş gücüne sahip, zırhla korunan savaş araçlarıyla donatılmış silahlı kara kuvveti, zırhlı güç, zırhlı kuvvet"]}, {"word": "zırhlı güç", "meanings": ["Zırhlı birlik"]}, {"word": "zırhlı kuvvet", "meanings": ["Zırhlı birlik"]}, {"word": "zırhsız", "meanings": ["Zırhı olmayan"]}, {"word": "zırıldamak", "meanings": ["Durmaksızın söylenerek hoşnutsuzluğunu açığa vurmak", "Sürekli ağlamak"]}, {"word": "zırıldama", "meanings": ["Zırıldamak işi"]}, {"word": "zırıldanma", "meanings": ["Zırıldanmak işi"]}, {"word": "zırıltı çıkarmak", "meanings": ["anlaşmazlık sebebiyle kavga etmek"]}, {"word": "zırıldanmak", "meanings": ["Zırıldamak"]}, {"word": "zırıltı", "meanings": ["Zırıldama sırasında çıkan sesin adı", "Zımbırtı", "Can sıkan veya hoşa gitmeyen ses çıkaran nesne", "Anlaşmazlık sebebiyle çıkan kavga, geçimsizlik"]}, {"word": "zırıl zırıl", "meanings": ["Bolca"]}, {"word": "zırlama", "meanings": ["Zırlamak işi"]}, {"word": "zırlak", "meanings": ["Sürekli zırlayan"]}, {"word": "zırlamak", "meanings": ["Zırıldamak"]}, {"word": "zırlatma", "meanings": ["Zırlatmak işi"]}, {"word": "zırnık", "meanings": ["Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası", "Arsenik"]}, {"word": "zırnık (bile) koklatmamak", "meanings": ["en ufak bir şey vermekten kaçınmak"]}, {"word": "zırlatmak", "meanings": ["Zırlamasına sebep olmak"]}, {"word": "zırnık (bile) vermemek", "meanings": ["en ufak bir şey vermemek"]}, {"word": "zırtapoz", "meanings": ["Zıpır"]}, {"word": "zırtapozluk", "meanings": ["Zıpırlık"]}, {"word": "zırt fırt", "meanings": ["Zırt pırt"]}, {"word": "zırtlak", "meanings": ["Yavan, tatsız"]}, {"word": "zırt zırt", "meanings": ["Zırt pırt"]}, {"word": "zırt pırt", "meanings": ["İkide birde, uygunsuzca, yerli yersiz, gereksiz yere, zırt fırt, zırt zırt"]}, {"word": "zırva", "meanings": ["Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız söz"]}, {"word": "zırva tevil götürmez", "meanings": ["saçma olan bir düşünceyi döndürme, çevirme yolu ile savunmaya kalkışanlara söylenen bir söz"]}, {"word": "zırvalama", "meanings": ["Zırvalamak işi"]}, {"word": "zır zır", "meanings": ["Bıktırıcı ve sürekli bir ses çıkararak"]}, {"word": "zıt", "meanings": ["Karşıt, ters"]}, {"word": "zıt gitmek", "meanings": ["birine karşı sürekli ters davranmak, istediklerinin tersini yapmak"]}, {"word": "zıt kutup", "meanings": ["Farklı durum ve yapıda olan (kimse)"]}, {"word": "zıddı olmak", "meanings": ["bir şey birini tedirgin etmek, hoşuna gitmemek"]}, {"word": "zırvalamak", "meanings": ["Boş ve anlamsız sözler söylemek, saçmalamak"]}, {"word": "zıddına basmak (veya gitmek)", "meanings": ["sinirlendirmek, sinirini bozmak"]}, {"word": "zıtlanmak", "meanings": ["Ters, karşı davranmak, zıtlaşmak"]}, {"word": "zıtlanma", "meanings": ["Zıtlanmak işi"]}, {"word": "zıtlaşma", "meanings": ["Zıtlaşmak işi"]}, {"word": "zıtlaşmak", "meanings": ["Birbirine karşı ters davranmak", "Birbirine karşıt olmak"]}, {"word": "zıvanadan çıkarmak", "meanings": ["sinirlendirmek, öfkelendirmek"]}, {"word": "zıtlık", "meanings": ["Karşıtlık"]}, {"word": "zıvana", "meanings": ["İki ucu açık küçük boru", "Bir kilit dilinin yerleşmesi için açılmış delik", "Pipo veya sigara ağızlığının sap bölümü"]}, {"word": "zıvanadan çıkmak", "meanings": ["çok sinirlenmek, öfkelenmek", "aklını yitirmek, çılgın gibi davranmak", "denetlenemez duruma gelmek"]}, {"word": "zıvanalı", "meanings": ["Zıvanası olan"]}, {"word": "zıvanalı sigara", "meanings": ["Bir ucunda kartondan zıvana bulunan sigara", "İçinde esrar bulunan sigara"]}, {"word": "zıvanasız", "meanings": ["Zıvanası olmayan", "Kaçık"]}, {"word": "zıypak", "meanings": ["Kaygan"]}, {"word": "zibidilik", "meanings": ["Zibidi olma durumu"]}, {"word": "zibidi", "meanings": ["Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan", "Yersiz ve zamansız davranışları olan kimse"]}, {"word": "zifafa girmek", "meanings": ["gerdeğe girmek"]}, {"word": "zifaf", "meanings": ["Gerdek"]}, {"word": "zifir", "meanings": ["Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir"]}, {"word": "zifirî", "meanings": ["Çok koyu"]}, {"word": "zifos", "meanings": ["Yerden sıçrayan çamur", "Yararsız, boş"]}, {"word": "zifirî karanlık", "meanings": ["Çok koyu karanlık"]}, {"word": "zifos atmak", "meanings": ["sataşmak", "kara sürmek, iftira atmak"]}, {"word": "zift", "meanings": ["Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde, karasakız"]}, {"word": "zift yesin", "meanings": ["`ne yerse yesin` anlamında öfke bildiren bir söz"]}, {"word": "zift gibi", "meanings": ["çok acı", "simsiyah"]}, {"word": "ziftin pekini yesin", "meanings": ["zift yesin"]}, {"word": "ziftleme", "meanings": ["Ziftlemek işi"]}, {"word": "ziftlenme", "meanings": ["Ziftlenmek işi"]}, {"word": "ziftlemek", "meanings": ["Zift sürmek, ziftle kaplamak"]}, {"word": "ziftlenmek", "meanings": ["Zift sürülmek, ziftle kaplanmak", "Bir işten kendine yolsuz kazanç sağlamak", "Yemek"]}, {"word": "zigot", "meanings": ["Erkek ve dişi gametin birleşmesiyle oluşan döllenmiş hücre"]}, {"word": "zihaf", "meanings": ["Aruzla yazılmış şiirlerde uzun bir ünlünün ölçü gereğince kısa okunması, imale karşıtı"]}, {"word": "zihayat", "meanings": ["Canlı, neşeli, hayat dolu"]}, {"word": "zihin açmak", "meanings": ["zihni daha iyi çalışır duruma getirmek"]}, {"word": "zihin", "meanings": ["Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü", "Bellek, an", "Anlayış, kavrayış", "Bilinç, dimağ"]}, {"word": "zihinde (veya zihninde) yer etmek", "meanings": ["çıkmamak üzere belleğe yerleşmek"]}, {"word": "zihin yormak", "meanings": ["bir konuda çok düşünmek, kafa yormak"]}, {"word": "zihni açılmak", "meanings": ["kavrayışı, anlayışı çoğalmak"]}, {"word": "zihni boşalmak", "meanings": ["kafası rahat ve dingin olmak"]}, {"word": "zihni bulanmak (veya karışmak)", "meanings": ["düşünürken olaylar arasındaki bağlantıyı yitirmek", "ne yapacağını şaşırmak"]}, {"word": "zihni takılmak", "meanings": ["yanlış bir kanıya takılıp kalmak", "çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak"]}, {"word": "zihnine yerleştirmek", "meanings": ["unutulmayacak biçimde aklında tutmak"]}, {"word": "zihnine girmek", "meanings": ["düşüncesini değiştirmesine yol açmak"]}, {"word": "zihnini bozmak", "meanings": ["sürekli olarak aynı şeyi düşünmek"]}, {"word": "zihnini altüst etmek", "meanings": ["düşüncelerini karmakarışık duruma getirmek"]}, {"word": "zihnini bulandırmak", "meanings": ["kuşkuya düşürmek"]}, {"word": "zihnini çelmek", "meanings": ["bir kimseyi yanıltmak, yanlış yola sürüklemek", "baştan çıkarmak"]}, {"word": "zihnini kurcalamak (veya tırmalamak)", "meanings": ["bir şey sık sık hatırlanıp insanı düşündürmek", "çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak"]}, {"word": "zihnini oynatmak", "meanings": ["çıldırmak, delirmek"]}, {"word": "zihnini dağıtmak", "meanings": ["gerektiği gibi düşünmemek"]}, {"word": "zihinsel", "meanings": ["Zihinle ilgili, zihnî"]}, {"word": "zihnini toplamak", "meanings": ["kendine gelmek, sağlıklı düşünmeye başlamak"]}, {"word": "zihin açıklığı", "meanings": ["Doğru düşünme gücü, zihin berraklığı"]}, {"word": "zihin berraklığı", "meanings": ["Zihin açıklığı"]}, {"word": "zihin bulanıklığı", "meanings": ["Zihin karışıklığı"]}, {"word": "zihin hesabı", "meanings": ["Matematik işlemlerinin doğrudan doğruya akıldan yapıldığı hesap"]}, {"word": "zihnen", "meanings": ["Zihince"]}, {"word": "zikir", "meanings": ["Anma, söyleme, sözünü etme", "Bir tarikata bağlı olanların Tanrı'nın adını art arda söylemesi"]}, {"word": "zihin jimnastiği", "meanings": ["Bazı zihinsel yetileri çevikleştirmek için yapılan alıştırmaların tümü"]}, {"word": "zihin karışıklığı", "meanings": ["Düşünme sırasında düşünceler arasındaki bağlantının yok olması, zihin bulanıklığı"]}, {"word": "zihin yorgunluğu", "meanings": ["Zihnin aşırı derecede yorulması"]}, {"word": "zihnî", "meanings": ["Zihinsel"]}, {"word": "zihniye", "meanings": ["Anlıkçılık"]}, {"word": "zihniyet", "meanings": ["Anlayış"]}, {"word": "zikıymet", "meanings": ["Değerli, kıymetli"]}, {"word": "zikri geçmek", "meanings": ["anılmak, adı geçmek"]}, {"word": "zikredilmek", "meanings": ["Adı anılmak"]}, {"word": "zikretme", "meanings": ["Zikretmek işi"]}, {"word": "zikredilme", "meanings": ["Zikredilmek durumu"]}, {"word": "zikrolunma", "meanings": ["Zikrolunmak durumu"]}, {"word": "zikretmek", "meanings": ["Adını söylemek, sözünü söylemek, anmak", "Okunması âdet olan duaları ve Kur'an ayetlerini sürekli tekrarlamak"]}, {"word": "zikrolunmak", "meanings": ["Adı geçmek, söylenmek"]}, {"word": "zikzak", "meanings": ["Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi", "Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık", "Karşılıklı"]}, {"word": "zikzak yapmak", "meanings": ["sık sık sağa sola yön değiştirmek", "sık sık düşünce değiştirmek"]}, {"word": "zikzak dikişi", "meanings": ["Nakışta ve terzilikte zikzak biçiminde yapılan dikiş"]}, {"word": "zikzaklı", "meanings": ["Zikzak biçiminde olan"]}, {"word": "zikzak makinesi", "meanings": ["Zikzak dikişi yapan makine"]}, {"word": "zil takıp oynamak", "meanings": ["çok sevindiğini belli etmek"]}, {"word": "zil", "meanings": ["İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç", "Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne"]}, {"word": "zilhicce", "meanings": ["Ay takviminin on ikinci ayı, kurban ayı"]}, {"word": "zilkade", "meanings": ["Ay takviminin on birinci ayı"]}, {"word": "zillete düşmek", "meanings": ["hor görülmek, aşağılanmak"]}, {"word": "zilli", "meanings": ["Zili olan, üstünde zili bulunan", "Edepsiz, eli maşalı, şirret (kadın)"]}, {"word": "zillet", "meanings": ["Hor görülme, aşağılanma"]}, {"word": "zilsiz", "meanings": ["Zili olmayan"]}, {"word": "zilli maşa", "meanings": ["Uçlarına zil takılmış maşa biçiminde bir çalgı", "Edepsiz, şirret"]}, {"word": "zilsiz oynamak", "meanings": ["çok sevindiğini belli etmek"]}, {"word": "zilyetlik", "meanings": ["Zilyet olma durumu, eldecilik"]}, {"word": "zilyet", "meanings": ["Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse, eldeci"]}, {"word": "zilzurna olmak", "meanings": ["çok içip sarhoş olarak kendini bilemeyecek duruma gelmek"]}, {"word": "zilzurna", "meanings": ["Kendini bilmeyecek ölçüde olan", "Aşırı sarhoş bir biçimde"]}, {"word": "zimamdar", "meanings": ["Yönetici, işbaşında bulunan kimse"]}, {"word": "zimmet", "meanings": ["Üstünde olan şey", "Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya", "Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para", "Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü"]}, {"word": "zimmetine geçirmek", "meanings": ["bir hesabı birinin borcuna eklemek"]}, {"word": "zimmet çıkarmak", "meanings": ["eksik veya yanlış yapılan bir işlemden dolayı kişiye fazladan ödenen miktarı belirlemek ve ödemesini sağlamak için bildirimde bulunmak"]}, {"word": "zimmi", "meanings": ["İslam devleti tebaasında olan ve haraç veren Hristiyanlar, Yahudiler", "Zimmete ilişkin"]}, {"word": "zimmetine geçirmek", "meanings": ["emanet edilmiş para veya eşyayı kendine mal etmek"]}, {"word": "zina", "meanings": ["Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki"]}, {"word": "zincifre", "meanings": ["Kırmızı renkli doğal cıva sülfür", "Kırmızı kurşun oksidin veya sülüğenin eski adı"]}, {"word": "zincir", "meanings": ["Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ", "Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi", "Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet", "Altın veya gümüşten yapılmış takı", "Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ"]}, {"word": "zincir gibi", "meanings": ["art arda sıralanmış şey"]}, {"word": "zincir vurmak", "meanings": ["elini ayağını bağlamak", "özgürlüğünü elinden almak"]}, {"word": "zincire vurmak", "meanings": ["prangaya vurmak"]}, {"word": "zincirleme", "meanings": ["Zincirlemek işi", "Birbirini izleyen, art arda gelen, müteselsil, teselsül"]}, {"word": "zincirlemek", "meanings": ["Zincirle bağlamak", "Art arda, peş peşe gelmek"]}, {"word": "zincirleme isim tamlaması", "meanings": ["Zincirleme ad tamlaması"]}, {"word": "zincirleme kaza", "meanings": ["Üç veya daha çok aracın trafik kazasına karışması durumu"]}, {"word": "zincirleme sıfat tamlaması", "meanings": ["Bir sıfat tamlamasına çoğu kez `-li` bazen de `-siz` veya 3. kişi iyelik eki getirilerek kurulan ikinci bir sıfat tamlaması"]}, {"word": "zincirlenme", "meanings": ["Zincirlenmek durumu"]}, {"word": "zincirleme tepkime", "meanings": ["Art arda birden fazla tepkimenin oluşması durumu"]}, {"word": "zincirlenmek", "meanings": ["Zincirle bağlanmak", "Birbirine sıkıca bağlanmak", "Art arda, peş peşe sıralanmak"]}, {"word": "zindan etmek", "meanings": ["bir yeri yaşanmaz, huzursuz, rahatsız, zevk alınmaz bir duruma getirmek"]}, {"word": "zincirli", "meanings": ["Zinciri olan", "Zincirle bağlı olan"]}, {"word": "zindan", "meanings": ["Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer", "Çok karanlık ve sıkıntılı yer"]}, {"word": "zindan kesilmek", "meanings": ["çok karanlık duruma gelmek", "çok sıkıcı ve içinde yaşanmaz duruma gelmek"]}, {"word": "zindan gibi", "meanings": ["karanlık veya iç sıkıcı (yer)"]}, {"word": "zindan olmak", "meanings": ["yaşanmaz, huzursuz, rahatsız, zevk alınmaz duruma gelmek"]}, {"word": "zindancı", "meanings": ["Zindan bekçisi"]}, {"word": "zindandelen", "meanings": ["Palamut balığının iki kilodan ağır olanı"]}, {"word": "zinde kuvvet", "meanings": ["Taze kuvvet", "Güçlü, donanımlı, yıpranmamış, etkili kişi veya kurum"]}, {"word": "zinde", "meanings": ["Dinç, canlı, diri, sağlam"]}, {"word": "zinde tutmak", "meanings": ["genç ve diri kalmasını sağlamak"]}, {"word": "zindeleşme", "meanings": ["Zindeleşmek durumu"]}, {"word": "zindeleşmek", "meanings": ["Zinde duruma gelmek"]}, {"word": "zindelik", "meanings": ["Dinçlilik, canlılık, sağlamlık"]}, {"word": "zira", "meanings": ["Çünkü"]}, {"word": "zinhar", "meanings": ["Asla"]}, {"word": "ziraatçı", "meanings": ["Tarımcı"]}, {"word": "ziraat", "meanings": ["Tarım"]}, {"word": "zirai", "meanings": ["Tarımsal"]}, {"word": "ziraatçılık", "meanings": ["Tarımcılık"]}, {"word": "zirai işletme", "meanings": ["Tarımla ilgili işleri düzenleyen kuruluş"]}, {"word": "zirkonyum", "meanings": ["Atom numarası 40, atom ağırlığı 91,22, yoğunluğu 6,25, siyah toz biçiminde bir element (simgesi Zr)"]}, {"word": "zirkon", "meanings": ["Zirkonyumun doğal durumunda bulunan, renksiz, sarı, yeşil, kahverengi türleri olan doğal ve saydam, değerli taş", "Erime noktası 2700 °C'ye yaklaşan, ateşe çok dayanıklı, beyaz renkli, katı, zirkonyum birleşiği (ZrO2)"]}, {"word": "zirve", "meanings": ["Doruk", "Bir işte ulaşılan en üst aşama"]}, {"word": "zirveye çıkmak", "meanings": ["dağın doruğuna ulaşmak", "en üst düzeyde ilgi çekmek, herkes tarafından konuşulur olmak"]}, {"word": "zirve konferansı", "meanings": ["Doruk toplantısının oluşturduğu konferans"]}, {"word": "zirzoplaşma", "meanings": ["Zirzoplaşmak durumu"]}, {"word": "zirzop", "meanings": ["Zıpır"]}, {"word": "zirve toplantısı", "meanings": ["Doruk toplantısı"]}, {"word": "zirzoplaşmak", "meanings": ["Uygunsuz, yakışıksız davranmak"]}, {"word": "zirzopluk etmek", "meanings": ["uygunsuz, yakışıksız davranışlarda bulunmak"]}, {"word": "zirzopluk", "meanings": ["Zıpırlık"]}, {"word": "ziyadesiyle", "meanings": ["Fazlasıyla"]}, {"word": "zivircik", "meanings": ["Akdeniz bölgesinde yetişen, 100-300 santimetre yüksekliğinde, kuvvetli kokulu bir çalı (Anagyris foetida)"]}, {"word": "ziya", "meanings": ["Işık"]}, {"word": "ziyade olsun!", "meanings": ["yemekte bulunanlara veya yemeğe buyurun diyenlere `artsın, çoğalsın` anlamında söylenen bir nezaket sözü"]}, {"word": "ziyade", "meanings": ["Çok, daha çok, daha fazla"]}, {"word": "ziyadar", "meanings": ["Işıklı"]}, {"word": "ziyadeleşme", "meanings": ["Çoğalma"]}, {"word": "ziyadeleşmek", "meanings": ["Çoğalmak"]}, {"word": "ziyafet", "meanings": ["Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy (II)"]}, {"word": "... ziyafeti çekmek", "meanings": ["herhangi bir şeyi en iyi biçimde başarmak, herhangi bir yönüyle doyurmak"]}, {"word": "ziyafet çekmek (veya vermek)", "meanings": ["konukları yemekli ağırlamak"]}, {"word": "ziyan", "meanings": ["Zarar"]}, {"word": "ziyan olmak", "meanings": ["boşuna harcanmak, zarar görmek"]}, {"word": "ziyan etmek", "meanings": ["yersiz, boş yere harcamak", "zarara uğratmak"]}, {"word": "ziyan zebil olmak", "meanings": ["boşuna, boş yere harcanmak"]}, {"word": "ziyanı yok", "meanings": ["özür dileyenlere karşılık olarak bağışlandığını, olayın pek önemli olmadığını bildirmek için söylenen bir söz"]}, {"word": "ziyankâr", "meanings": ["Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan"]}, {"word": "ziyankârlık", "meanings": ["Ziyankâr olma durumu"]}, {"word": "ziyansız", "meanings": ["Zararsız"]}, {"word": "ziyaret", "meanings": ["Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme", "Bir yeri görmeye gitme"]}, {"word": "ziyaret etmek", "meanings": ["birini görmeye gitmek", "bir yeri görmeye gitmek"]}, {"word": "ziyaretçi", "meanings": ["Ziyaret eden, ziyarete giden kimse"]}, {"word": "ziyaretgâh", "meanings": ["Ziyaret yeri"]}, {"word": "ziynet", "meanings": ["Süs, bezek"]}, {"word": "zloti", "meanings": ["Polonya para birimi"]}, {"word": "Zn", "meanings": ["Çinko elementinin simgesi"]}, {"word": "Zodyak", "meanings": ["Gök küresinde Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık takımyıldızlarının eşit aralıklarla dağıldığı kuşak, Burçlar Kuşağı"]}, {"word": "zoka", "meanings": ["Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası", "Aldatıcı şey, tuzak, hile"]}, {"word": "zokayı yutmak", "meanings": ["aldatılıp zarara sokulmak"]}, {"word": "zom", "meanings": ["Çok sarhoş", "Olgun (kimse)"]}, {"word": "zom olmak", "meanings": ["çok sarhoş olmak"]}, {"word": "zona", "meanings": ["Deride, sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerle beliren, mikroplu bir hastalık"]}, {"word": "zonklama", "meanings": ["Zonklamak işi"]}, {"word": "zonklamak", "meanings": ["Vücudun bir yeri nabız atışı gibi, kesik kesik ağrımak veya sancımak"]}, {"word": "zonklatma", "meanings": ["Zonklatmak işi"]}, {"word": "zonklatmak", "meanings": ["Zonklamasına yol açmak, zonklamasına sebep olmak"]}, {"word": "zoolog", "meanings": ["Hayvan bilimci"]}, {"word": "zonk", "meanings": ["`Zonklamak` anlamındaki zonk zonk atmak, `vücudun bir yeri çok zonklamak` anlamındaki zonk zonk zonklamak deyimlerinde geçer"]}, {"word": "zoospor", "meanings": ["Suda yaşayan mantarlarda ve su yosunlarında bulunan, selüloz zardan yoksun, üzerindeki iki veya daha çok titrek tüyle hareket eden üreme hücresi"]}, {"word": "zootekni", "meanings": ["Evcil hayvanları üretme ve yetiştirme bilimi"]}, {"word": "zooloji", "meanings": ["Hayvan bilimi"]}, {"word": "zor", "meanings": ["Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı", "Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık", "Yüküm, mecburiyet", "Baskı", "Güçlükle", "`Yapamazsın` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zor gelmek", "meanings": ["bir işin yapılması birine güç gelmek"]}, {"word": "zor kullanmak", "meanings": ["bir işin yapılması için her türlü baskıya başvurmak"]}, {"word": "zor oyunu bozar", "meanings": ["hile, güç kullanarak düzenlenen oyun boşa çıkarıldığında söylenen bir söz"]}, {"word": "zora binmek", "meanings": ["iş ancak zor kullanılmakla sonuçlanacak bir hâl almak", "zorlaşmak"]}, {"word": "zoru olmak", "meanings": ["kendisini zorlayan bir durumu, bir sıkıntısı olmak, sorunu bulunmak, güçlüğü olmak"]}, {"word": "zora gelememek", "meanings": ["baskıya, sıkıntıya veya sıkı bir çalışmaya dayanamamak, katlanamamak"]}, {"word": "zora koşmak", "meanings": ["güçlük çıkarmak"]}, {"word": "zorun ne?", "meanings": ["`amacın ne, ne istiyorsun?` anlamında kullanılan bir söz", "`neden kendini bu kadar zorluyorsun` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zoruna gitmek", "meanings": ["onuruna dokunmak, gücüne gitmek"]}, {"word": "zorunda bırakmak", "meanings": ["yapmaya mecbur etmek"]}, {"word": "zoraki", "meanings": ["İstemeyerek yapılan", "İstemeye istemeye, istemeyerek, zorla"]}, {"word": "zorunda kalmak (veya olmak)", "meanings": ["kesinlikle yapması gerekmek, yapmaya mecbur olmak"]}, {"word": "zor alıma çarpmak", "meanings": ["kişi mallarına devlet adına yasal olarak el koymak, müsadere etmek"]}, {"word": "zor alım", "meanings": ["İşlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve bu mülkiyetin bir başka kuruluşa devredilmesi, müsadere", "Tanzimattan önce herhangi bir kişiye ait mallara padişah adına el konulması, müsadere"]}, {"word": "zorba", "meanings": ["Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan (kimse), müstebit, mütegallibe, despot, diktatör"]}, {"word": "zorbaca", "meanings": ["Zorbaya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "zorbalık", "meanings": ["Zorbaca davranışta bulunma, müstebitlik"]}, {"word": "zorbalık etmek", "meanings": ["zorba gibi davranmak"]}, {"word": "zorca", "meanings": ["Biraz zor", "(zo'rca) Zor bir biçimde"]}, {"word": "zor bela", "meanings": ["Güçlükle"]}, {"word": "zorgulu", "meanings": ["Davranışları uygunsuz ve yersiz olmasına karşın bunları yapmak için önüne geçilmez bir zorgu duyan (kimse)"]}, {"word": "zorgu", "meanings": ["Kişinin eğilimi ve isteğine uymayan iş ve davranışlara zorlanması veya bu özellikteki davranışları göstermesi"]}, {"word": "zorla", "meanings": ["Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori", "İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki"]}, {"word": "zorla güzellik olmaz", "meanings": ["`kişiye, beğenmediği şey zorla beğendirilemez` anlamında kullanılan bir söz", "`bir iş insana zor kullanılarak yaptırılamaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zorlamak", "meanings": ["Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek", "Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak", "Üstelemek, ısrar etmek"]}, {"word": "zorlama", "meanings": ["Zorlamak işi, zecir", "Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk", "Zorlanarak sağlanan, cebrî", "İçten gelmeyen"]}, {"word": "zorlamasız", "meanings": ["Kolay, içten"]}, {"word": "zorlanış", "meanings": ["Zorlanma işi"]}, {"word": "zorlanma", "meanings": ["Zorlanmak işi"]}, {"word": "zorlanmak", "meanings": ["Zorlama işi yapılmak"]}, {"word": "zorlaşma", "meanings": ["Zorlaşmak durumu"]}, {"word": "zorlaşmak", "meanings": ["Zor duruma gelmek, güçleşmek"]}, {"word": "zorlaştırmak", "meanings": ["Zor duruma getirmek, güçleştirmek"]}, {"word": "zorlaştırma", "meanings": ["Zorlaştırmak işi"]}, {"word": "zorlayıcı", "meanings": ["Zorlayan, mücbir"]}, {"word": "zorlayış", "meanings": ["Zorlama işi"]}, {"word": "zorlu", "meanings": ["Güçlü, kuvvetli, şiddetli", "Tuttuğunu koparan, baskı yapabilecek ölçüde güçlü (kimse)", "Zor, güç yapılan", "Zorbalık yapan"]}, {"word": "zorluk", "meanings": ["Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma, güçlük, zahmet"]}, {"word": "zorluk çıkarmak (veya göstermek)", "meanings": ["bir şeyin yapılmasını engellemek için çeşitli sorunlar yaratmak"]}, {"word": "zorlukla", "meanings": ["Zor bir biçimde, güçlükle"]}, {"word": "zorunlu", "meanings": ["Kesin olarak gereksinim duyulan, zaruri, mecburi, ıztırari", "Doğal olarak kaçınılması imkânsız olan, olumsal karşıtı"]}, {"word": "zorunlu olarak", "meanings": ["kendi isteğinin dışında"]}, {"word": "zorunlu kılmak", "meanings": ["mecbur etmek"]}, {"word": "zorsunmak", "meanings": ["Yüksünmek, yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek"]}, {"word": "zuhur etmek", "meanings": ["ortaya çıkmak, görünmek, belirmek"]}, {"word": "zorunlu emeklilik", "meanings": ["Yasalarda şartları belirlenmiş mecburi emeklilik"]}, {"word": "zorunluk", "meanings": ["Zorunluluk", "Olayların iç ve özlerindeki düzenlilik, yasaya bağlılık ve yapı gereği, belli şartlar altında ortaya çıkması kaçınılmaz olan şey", "İnsanın, doğanın ve toplumun nesnel yasalarına bağımlı olması durumu"]}, {"word": "zorunlu öğrenim", "meanings": ["İlköğretim"]}, {"word": "zorunlu sigorta", "meanings": ["Trafik sigortası, deprem sigortası gibi yaptırılması zorunlu olan sigorta"]}, {"word": "zoru zoruna", "meanings": ["Zorluk çekerek"]}, {"word": "Zr", "meanings": ["Zirkonyum elementinin simgesi"]}, {"word": "zuhur", "meanings": ["Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma"]}, {"word": "zuhurat", "meanings": ["Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular"]}, {"word": "zuhuri", "meanings": ["Orta oyununda taklitçi"]}, {"word": "zuhuri kolu", "meanings": ["Orta oyunu takımı"]}, {"word": "zula", "meanings": ["Kaçak ve yasak şeylerin saklandığı gizli yer"]}, {"word": "zula etmek", "meanings": ["çalmak, aşırmak", "gizlemek, saklamak"]}, {"word": "zulaya atmak", "meanings": ["bir şeyi gizli bir yere koymak"]}, {"word": "zulmetme", "meanings": ["Zulmetmek işi"]}, {"word": "zulmetmek", "meanings": ["Eziyet etmek, işkence etmek"]}, {"word": "zulmet", "meanings": ["Karanlık"]}, {"word": "zulüm", "meanings": ["Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa"]}, {"word": "zulüm görmek", "meanings": ["kendisine eziyet edilmek"]}, {"word": "zum", "meanings": ["Optik kaydırma"]}, {"word": "zum yapmak", "meanings": ["zumlamak"]}, {"word": "zurna", "meanings": ["Ağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı"]}, {"word": "zurna gibi", "meanings": ["dar (pantolon)"]}, {"word": "züccaciye", "meanings": ["Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış eşya", "Cam, porselen ile ilgili"]}, {"word": "zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına", "meanings": ["`rastgele yapılan plansız işlerde yöntem, kural aranmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "zurnanın zırt dediği yer", "meanings": ["sürdürülmekte olan bir işin en can alıcı noktası"]}, {"word": "zurnacı", "meanings": ["Zurna çalan kimse, zurnazen"]}, {"word": "zurnacının karşısında limon yemek gibi", "meanings": ["birinin zihni çelinip işini göremeyecek duruma getirildiği anlatılırken söylenen bir söz"]}, {"word": "zurnacılık", "meanings": ["Zurnacının yaptığı iş, zurnazenlik"]}, {"word": "zurnazen", "meanings": ["Zurnacı"]}, {"word": "zübde", "meanings": ["Öz (I)"]}, {"word": "züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir", "meanings": ["`uyuz olup kaşınmak insanı çok rahatsız eder ama züğürtlükten dolayı ne yapacağını düşünmek daha çok rahatsız eder` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "züğürtleme", "meanings": ["Züğürtlemek işi"]}, {"word": "züht", "meanings": ["Takva"]}, {"word": "züğürt", "meanings": ["Parasız, yoksul, meteliksiz olan (kimse)"]}, {"word": "züğürtlemek", "meanings": ["Parasız, meteliksiz kalmak, züğürt duruma gelmek"]}, {"word": "züğürtlük", "meanings": ["Parasızlık, parasız kalma durumu, meteliksizlik"]}, {"word": "züğürt tesellisi", "meanings": ["Kötü sonuçlanmış bir işte, çok önemsiz iyi bir yan bularak sevinme"]}, {"word": "Zühal", "meanings": ["Satürn"]}, {"word": "Zühre", "meanings": ["Çoban Yıldızı"]}, {"word": "zührevi hastalık", "meanings": ["Frengi, belsoğukluğu vb. cinsel ilişkilerle bulaşan hastalık"]}, {"word": "zühul", "meanings": ["İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme"]}, {"word": "zükâm", "meanings": ["Nezle"]}, {"word": "zül", "meanings": ["Alçalma, düşkünlük", "Ayıplanacak şey"]}, {"word": "zül saymak (veya addetmek)", "meanings": ["bir olay veya sözü küçültücü, alçaltıcı, aşağılayıcı olarak değerlendirmek"]}, {"word": "zülal", "meanings": ["Saf, tatlı su"]}, {"word": "zülfaris", "meanings": ["Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği (Phaseolus caracalla)"]}, {"word": "Zülfikar", "meanings": ["Hz. Muhammed'in Hz. Ali'ye armağan ettiği, ucu ikiye ayrılmış kılıç"]}, {"word": "zülfüyâr", "meanings": ["Zülüf"]}, {"word": "zülfüyâre dokunmak", "meanings": ["hatırlı, güçlü bir kimseyi veya bir makamı gücendirmek, darılmasına yol açmak", "birine zarar veya sıkıntı vermek", "sıkıntı verecek, sorun olacak konulara girmek"]}, {"word": "zülüflü", "meanings": ["Zülfü olan"]}, {"word": "zülüf", "meanings": ["Şakaklardan sarkan saç lülesi", "Sevgilinin saçı, zülfüyâr"]}, {"word": "zümre", "meanings": ["Topluluk, takım, grup, camia", "Tür, cins"]}, {"word": "zümre edebiyatı", "meanings": ["Seçkin kesimlere hitap eden edebiyat"]}, {"word": "zümrüdi", "meanings": ["Zümrüt yeşili", "Bu renkte olan"]}, {"word": "zümre toplantısı", "meanings": ["Aynı dersi okutan branş öğretmenlerinin ders konularını veya öğrenci sorunlarını ele aldığı kurul"]}, {"word": "Zümrüdüanka", "meanings": ["Anka"]}, {"word": "Zümrüdüanka gibi", "meanings": ["hayal ürünü olan veya adı olup da kendi var olmayan (iyi ve güzel şeyler)"]}, {"word": "zümrüt", "meanings": ["Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı, doğal alüminyum ve berilyum silikatı", "Bu taştan yapılan", "Koyu yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "zümrüt gibi", "meanings": ["yemyeşil"]}, {"word": "zümrütlenme", "meanings": ["Zümrütlenmek durumu"]}, {"word": "zümrütlenmek", "meanings": ["Yeşil duruma gelmek, yeşillenmek"]}, {"word": "zümrüt yeşili", "meanings": ["Koyu yeşil", "Bu renkte olan"]}, {"word": "züppe", "meanings": ["Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan", "Seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen, snop"]}, {"word": "züppece", "meanings": ["Züppeye yakışır bir biçimde"]}, {"word": "züppeleşme", "meanings": ["Züppeleşmek durumu"]}, {"word": "züppeleşmek", "meanings": ["Giyiniş, söz söyleyiş, düşünüş, dil vb.nde, toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçmak, züppe olmak"]}, {"word": "züppeleştirme", "meanings": ["Züppeleştirmek işi"]}, {"word": "zürriyet", "meanings": ["Döl, soy sop, sulp", "Çocuk"]}, {"word": "züppeleştirmek", "meanings": ["Züppe durumuna getirmek"]}, {"word": "züppelik", "meanings": ["Züppeye yakışır davranış, snopluk, snobizm"]}, {"word": "züppelik etmek", "meanings": ["züppece davranmak"]}, {"word": "zürafa", "meanings": ["Geviş getiren memelilerden, Afrika'da yaşayan, çok uzun boylu ve boyunlu, derisi benekli, ot yiyen hayvan (Giraffa camelopardalis)", "Bir boncuk oyası türü"]}, {"word": "zürafa gibi", "meanings": ["ince, uzun boylu, uzun boyunlu (kimse)"]}, {"word": "zürafagiller", "meanings": ["Örnek hayvanı zürafa olan, geviş getiren memeliler familyası"]}, {"word": "zürra", "meanings": ["Çiftçiler"]}, {"word": "züyuf", "meanings": ["Ayarı düşük para, sikke veya akçe, züyuf akçe"]}, {"word": "züyuf akçe", "meanings": ["Züyuf"]}, {"word": "u borusu", "meanings": ["U harfi biçiminde yapılmış boru"]}, {"word": "ucuzca", "meanings": ["Ucuz olarak, ucuz bir biçimde"]}, {"word": "uçukluk", "meanings": ["Uçuk olma durumu"]}, {"word": "uçurumlaşma", "meanings": ["Uçurumlaşmak durumu"]}, {"word": "ufak ufak", "meanings": ["Küçük küçük, hafif hafif", "Küçük parçalar durumunda", "Yavaş yavaş"]}, {"word": "ucuzuna", "meanings": ["Ucuz olarak, ucuzca"]}, {"word": "ulutma", "meanings": ["Ulutmak işi"]}, {"word": "urbalı", "meanings": ["Giysili"]}, {"word": "ut", "meanings": ["Utanma duygusu"]}, {"word": "uyanıklaşma", "meanings": ["Uyanıklaşmak durumu"]}, {"word": "uyarcı", "meanings": ["Uygun davranışta bulunan, uyumlu görünen kimse"]}, {"word": "uyuşturulmak", "meanings": ["Anlaşmaları sağlanılmak"]}, {"word": "uygulamalı toplum bilimi", "meanings": ["Toplum biliminin uygulamaya yönelik araştırma dalı"]}, {"word": "uykulu uykulu", "meanings": ["Uykudan yeni kalkmışken, uyku sersemliği üzerindeyken"]}, {"word": "uz", "meanings": ["İyi, güzel", "İşe yatkın, becerikli, mahir"]}, {"word": "uz", "meanings": ["Masallarda az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik tekerlemesinde `uzak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "uzun dişli", "meanings": ["Tamahkâr, açgözlü, hırslı"]}, {"word": "uzun uzun", "meanings": ["Uzun süre, uzun olarak, uzunca", "Uzatarak", "Uzun bir biçimde"]}, {"word": "rabıt edatı", "meanings": ["Bağlaç"]}, {"word": "radyoaktifleştirme", "meanings": ["Bir elementi radyoaktif duruma getirme"]}, {"word": "radyoelektronik", "meanings": ["Elektroniğin radyoelektriğe uygulanması"]}, {"word": "raddelerinde", "meanings": ["Sularında"]}, {"word": "radyoelektriksel", "meanings": ["Radyoelektriğe ilişkin"]}, {"word": "radyofizik", "meanings": ["Radyoelektriğe ilişkin olayları inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "radyofizyoloji", "meanings": ["Radyobiyoloji"]}, {"word": "radyo gazetesi", "meanings": ["Radyo aracılığıyla yayımlanan haber, yorum ve röportajların tümü"]}, {"word": "radyo istasyonu", "meanings": ["Radyo vericilerinin bulunduğu merkez", "Radyoda alınan veya bulunan her bir yayın"]}, {"word": "radyo muhabiri", "meanings": ["Radyo haberlerini ve röportajlarını hazırlayan gazeteci"]}, {"word": "radyo oyunu", "meanings": ["Radyoda seslendirilmek üzere yazılan oyun, radyofonik piyes"]}, {"word": "radyo taksi", "meanings": ["Telsiz telefon ağı ile bir şirkete veya durağa bağlı olarak çalışan taksi"]}, {"word": "rahîm", "meanings": ["Koruyan, acıyan, merhamet eden (Tanrı)", "Koruyarak, acıyarak, merhamet ederek"]}, {"word": "radyo yayını", "meanings": ["Doğrudan kamuya seslenen ve sesli programları yayan iletişim aracı"]}, {"word": "rakı âlemi", "meanings": ["Rakı meclisi"]}, {"word": "ramazan davulu", "meanings": ["Ramazan günlerinde oruç tutacakları sahura kaldırmak için mahalle aralarında çalınan davul"]}, {"word": "rasyonelleşmek", "meanings": ["Rasyonel duruma gelmek"]}, {"word": "rasyonelleşme", "meanings": ["Rasyonelleşmek durumu"]}, {"word": "rasyonelleştirme", "meanings": ["Rasyonelleştirmek işi"]}, {"word": "rasyonelleştirmek", "meanings": ["Rasyonel duruma getirmek"]}, {"word": "raşelenmek", "meanings": ["Titremek, ürpermek"]}, {"word": "raşelenme", "meanings": ["Raşelenmek durumu"]}, {"word": "remilcilik", "meanings": ["Remilcinin işi"]}, {"word": "renklendirici", "meanings": ["Renk veren madde", "Fotoğrafçılıkta renk yaratma işlemini yapan alet", "Şeker, pasta, dondurma vb. besinlere organik veya inorganik olarak eklenen madde"]}, {"word": "rezede çiçeği", "meanings": ["Rezede"]}, {"word": "resmigeçit", "meanings": ["Geçit töreni"]}, {"word": "riyakârane", "meanings": ["Riyakârca"]}, {"word": "ritmik sayma", "meanings": ["Bir kural dâhilinde sayı aralıklarını değiştirmeden ileri, geri sayma"]}, {"word": "rol çatışması", "meanings": ["Toplumun statülere bağlı olarak beklediği veya buyurduğu iki veya daha fazla şey karşısında ferdin gösterdiği çelişik istekler, davranışlar"]}, {"word": "rol iflası", "meanings": ["Buyrukların veya beklentilerin yönelttiği durumda ortaya çıkan davranışsızlık"]}, {"word": "Romanist", "meanings": ["Romanolog"]}, {"word": "rotatifçi", "meanings": ["Rotatifte çalışan kimse"]}, {"word": "rötuşlama", "meanings": ["Rötuşlamak işi"]}, {"word": "benzin göstergesi", "meanings": ["Benzinle çalışan motorlu araçlarda benzinin düzeyini gösteren alet"]}, {"word": "mazot göstergesi", "meanings": ["Mazotla çalışan araçlarda mazotun düzeyini gösteren alet"]}, {"word": "gaz göstergesi", "meanings": ["Sıvılaştırılmış petrol gazı ile çalışan motorlu araçlarda gazın düzeyini gösteren alet"]}, {"word": "yağ göstergesi", "meanings": ["Motorlu araçlarda yağın olup olmadığını gösteren alet"]}, {"word": "yalakalık", "meanings": ["Dalkavukluk"]}, {"word": "yalakalık etmek", "meanings": ["yaranmak amacıyla aşırı derecede dalkavukluk etmek"]}, {"word": "imlik", "meanings": ["Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası"]}, {"word": "font", "meanings": ["Yazı karakteri"]}, {"word": "otelgarni", "meanings": ["Apart otel"]}, {"word": "dizüstü bilgisayar", "meanings": ["Dizüstü"]}, {"word": "setik", "meanings": ["İnce bulgur"]}, {"word": "uyku takımı", "meanings": ["Çarşaf, yastık kılıfı, nevresim ve yorgandan oluşan yatak eşyası, uyku seti"]}, {"word": "uydu kent", "meanings": ["Ana kente bağlantılı olarak kurulan ve onun yükünü azaltmak amacıyla çevresinde oluşturulan yerleşim yeri"]}, {"word": "yürütmeyi durdurma", "meanings": ["Bir mahkemece verilen bir kararın yerine getirilmesinin geçici olarak geri bırakılması"]}, {"word": "zeyilname", "meanings": ["Ek poliçe"]}, {"word": "heliport", "meanings": ["Helikopter pisti"]}, {"word": "ek poliçe", "meanings": ["Sigorta bedelinin yükseltilmesi durumunda önceden hazırlanmış bir poliçeye ek olarak düzenlenen belge, zeyilname"]}, {"word": "akçasal", "meanings": ["Parasal"]}, {"word": "ön ödeme", "meanings": ["Bir alacağın gerçekleşmesinden önce verilen belirli bir miktar, pey akçesi"]}, {"word": "para birimi", "meanings": ["Bir devletin para için kabul ettiği değer ve eder ölçüsü"]}, {"word": "para dolaşımı", "meanings": ["Dolanım"]}, {"word": "paramnezi", "meanings": ["Kelimelerin anlamlarını ve kullanışlarını unutma sonucu oluşan bellek zayıflığı"]}, {"word": "rambursman", "meanings": ["Geri ödeme", "Ödeme emrini vermesi gereken bankanın talimatına göre akreditif bedelini ödeyen aracı banka"]}, {"word": "geri ödeme", "meanings": ["Alınan bir borcun ödenmesi, rambursman"]}, {"word": "para arzı", "meanings": ["Bir ülkede dolaşımdaki para hacmi"]}, {"word": "rögar", "meanings": ["Kanalizasyona inmek, bakım ve onarım yapmak üzere yol düzeyinde kapağı bulunan özel baca"]}, {"word": "etoloji", "meanings": ["Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde ve deney düzeneğine sokmadan karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "reeksport", "meanings": ["Bir ülkeden alınan malın başka bir ülkeye satılması"]}, {"word": "halüsinasyon", "meanings": ["Sanrı"]}, {"word": "halüsinasyon görmek", "meanings": ["gerçekte olmayan birtakım olayları yaşadığını sanmak"]}, {"word": "şuara", "meanings": ["Şairler"]}, {"word": "belirge", "meanings": ["Birlikte bulunduklarında belli bir hastalığı işaret eden belirti ve bulgular bütünü, sendrom"]}, {"word": "sılayırahim", "meanings": ["Anne, baba ve akrabayı ziyaret etme"]}, {"word": "Sih", "meanings": ["Hindistan'ın Pencap bölgesinde yaşayan bir topluluk"]}, {"word": "yakın takip", "meanings": ["Birini her bakımdan incelemek için izleme"]}, {"word": "yakın takibe almak", "meanings": ["yakın takip işini yapmak"]}, {"word": "bodyguard", "meanings": ["343 koruma"]}, {"word": "yakın koruma", "meanings": ["Önemli kişi, kurum veya kuruluşları her türlü saldırıya karşı koruma işi", "Önemli kişileri her türlü saldırıya karşı korumakla görevli kimse"]}, {"word": "sigorta primi", "meanings": ["Sigortacının sağlamış olduğu güvenceye karşılık olarak sigortalının ödediği ücret"]}, {"word": "sigorta poliçesi", "meanings": ["Sigortalı ile sigorta şirketi arasında tarafların karşılıklı hak ve borçlarını gösteren ve sözleşmenin kanıtlanması amacıyla düzenlenen belge"]}, {"word": "su tası", "meanings": ["Çeşmelerden su içmeye yarar, özel yapılmış kap"]}, {"word": "Türk kahvesi", "meanings": ["Cezve ile kısık ateşte, şekerli orta veya sade olarak pişirilen kahve"]}, {"word": "tashihikarar", "meanings": ["Mahkemece alınan kararın düzeltilmesi"]}, {"word": "teknik şartname", "meanings": ["İhalenin teknik özelliklerini içeren şartname"]}, {"word": "tatlandırıcı", "meanings": ["Yiyecek ve içeceklere tat vermek için kullanılan (madde)", "Çay, yiyecek vb.ne tat vermesi için kullanılan madde"]}, {"word": "eksibisyonizm", "meanings": ["Göstermecilik"]}, {"word": "şah mat", "meanings": ["Satranç oyununda yenme"]}, {"word": "profiterol", "meanings": ["Arasında krema bulunan özel yuvarlak toplar üzerine sıcak çikolata dökülerek yapılan bir tatlı türü"]}, {"word": "kup", "meanings": ["Dondurma ve sütlü tatlıların konulduğu kap"]}, {"word": "leasing", "meanings": ["343 kiralama"]}, {"word": "link hattı", "meanings": ["İki nokta arasında haberleşmeyi sağlayan sistem"]}, {"word": "mecburi hizmet", "meanings": ["Bursu veren kuruluşun hizmetinde zorunlu olarak belli bir süre çalışma"]}, {"word": "mano", "meanings": ["Kumar oynatan kişinin kazançtan aldığı pay"]}, {"word": "taşınır değer", "meanings": ["Senet, bono, tahvil, hisse senedi vb. belge"]}, {"word": "menkul kıymetler", "meanings": ["Senet, bono, tahvil, hisse senedi vb. taşınır değerler"]}, {"word": "musaddak", "meanings": ["Onaylı"]}, {"word": "müterakki vergi", "meanings": ["Matrah arttıkça oranı yükselen vergi"]}, {"word": "müteselsil kefil", "meanings": ["Borcun yerine getirilmesinde aynen borçlu gibi borcun ödenmesini üstlenen kimse"]}, {"word": "müteselsil borç", "meanings": ["Birden çok borçlunun, her birinin ayrı ayrı tamamından sorumlu bulundukları borç"]}, {"word": "elektromekanik", "meanings": ["Mekanik ögelerden oluşan ve bunların hareketiyle elektrikli unsurlara bağlı olarak uzakta bulunan aletlerin çalışmasını ve kontrolünü sağlayan tertibat"]}, {"word": "otel faresi", "meanings": ["Otel, motel vb. yerlerde hırsızlık yapan kimse"]}, {"word": "muzır yayın", "meanings": ["Pedagojik açıdan belli bir yaş altındaki çocuklara zararlı olan kitap, gazete, dergi vb. yayın"]}, {"word": "ağız ağıza", "meanings": ["Ağzına kadar, tamamen"]}, {"word": "iyilikbilmez", "meanings": ["İyilik gördüğü kimseye hainlik yapan, aldığı yardımı inkâr eden, nankör, tuz ekmek düşmanı"]}, {"word": "ağız ağıza vermek (veya konuşmak)", "meanings": ["iki kişi birbirine pek yakın durarak başkaları işitmeyecek bir biçimde konuşmak"]}, {"word": "Abaza peyniri", "meanings": ["İnek sütünden yapılan ve yassı biçimde dilimlenen bir kaşar peyniri türü"]}, {"word": "açık kart", "meanings": ["Açık çek"]}, {"word": "açık görüş", "meanings": ["Cezaevlerinde yatanlarla yakınlarının belirli günlerde, aralarında herhangi bir fiziksel engel olmaksızın yaptıkları görüşme biçimi"]}, {"word": "Taoculuk", "meanings": ["Çin'de Tao'nun öğretisini ilke edinen felsefe ve din sistemi, Taoizm"]}, {"word": "acele posta", "meanings": ["Özel ücreti olan ve alıcısına hızlı bir biçimde teslim edilen posta"]}, {"word": "açık büfe", "meanings": ["Yiyecek ve içeceklerin serbestçe seçilip alındığı servis düzeni", "Bu düzende yapılan"]}, {"word": "açık raf", "meanings": ["Kitaplıklarda ve mağazalarda kitapların ve malların kolaylıkla seçilebilmesini sağlamak üzere yapılmış sergen"]}, {"word": "telefon diplomasisi", "meanings": ["Devletler arası ilişkilerde telefon aracılığıyla kurulan görüşme yolu"]}, {"word": "açık alan", "meanings": ["Şehrin gürültüsünden uzak, insanların dinlenebilecekleri çeşitli bitkilerle kaplı yer", "Geniş, kapalı olmayan yer"]}, {"word": "açlık kan şekeri", "meanings": ["Aç karnına ölçülen kandaki glikoz miktarı"]}, {"word": "halı saha", "meanings": ["Futbol oynanmak üzere zemini halı vb. özel bir maddeyle kaplı ve etrafı tel örgüyle çevrili alan"]}, {"word": "açıklık politikası", "meanings": ["Siyasette açık, şeffaf olma, glasnost"]}, {"word": "açık piyasa", "meanings": ["Fiyatların tamamen arz ve talebe göre belirlendiği piyasa"]}, {"word": "mantalite", "meanings": ["Anlayış"]}, {"word": "ağır kusur", "meanings": ["Kazalarda dikkatsizlikten ve özensizlikten dolayı işlenen büyük hata"]}, {"word": "ağır hasta", "meanings": ["İyileşmesi güç olan hastalığa yakalanmış kimse"]}, {"word": "ağır hava", "meanings": ["Kirlilik veya rutubet oranı yüksek olan hava", "Düşük ve yavaş tempoda çalınan ezgi veya oynanan oyun"]}, {"word": "uzaktan kumanda etmek", "meanings": ["kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirmek"]}, {"word": "uzaktan kumanda", "meanings": ["Televizyon, müzik seti vb. aletleri, otomobil, oyuncak otomobil vb. araçları belli bir uzaklıktan çalıştırmaya yarayan kablosuz alet", "Kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirme"]}, {"word": "beherglas", "meanings": ["Silindir biçiminde cam deney çubuğu, beher (II)"]}, {"word": "beher", "meanings": ["Beherglas"]}, {"word": "ajan provokatör", "meanings": ["Kışkırtıcı ajan"]}, {"word": "aksiyoner", "meanings": ["Hisse sahibi, hissedar"]}, {"word": "alan araştırması", "meanings": ["Bir olayın veya durumun bilimsel amaçlarla yerinde incelenmesi"]}, {"word": "gümüş varak", "meanings": ["Varak"]}, {"word": "ambalajsız", "meanings": ["Ambalajlanmamış", "Ambalajlanmamış bir biçimde"]}, {"word": "ambalajlı", "meanings": ["Ambalajlanmış", "Ambalajlanmış bir biçimde"]}, {"word": "iniş takımları", "meanings": ["Uçağın yere inişini sağlayan donanımlar"]}, {"word": "anafilaksi", "meanings": ["Aşırı duyarlık"]}, {"word": "aşırı duyarlık", "meanings": ["Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki, anafilaksi"]}, {"word": "animatör", "meanings": ["Canlandırıcı"]}, {"word": "aracı banka", "meanings": ["Kredi kullanma işlemlerinde bir başka banka adına işlemleri yapan banka"]}, {"word": "arama bülteni", "meanings": ["Güvenlik güçleri tarafından yurt içinde ve dışında, kayıp kişi veya eşyaların bulunabilmesi için yayımlanan bülten"]}, {"word": "arama ruhsatı", "meanings": ["Yer altındaki maden ve petrol arama işleri için verilen izin"]}, {"word": "arama izni", "meanings": ["Yasa dışı ilişkilerle ilgili olarak delil toplamak, zanlı veya suçlu kişileri yakalamak için mahkemece güvenlik güçlerine verilen resmî izin"]}, {"word": "arazi aracı", "meanings": ["Her türlü arazide kullanılabilecek biçimde ve güçte yapılmış motorlu araç"]}, {"word": "arsa payı", "meanings": ["Kat mülkiyeti söz konusu olduğu yerlerde bağımsız bölümlere tahsis edilen mülkiyet payı"]}, {"word": "artçı şok", "meanings": ["Artçı deprem"]}, {"word": "artçı deprem", "meanings": ["Asıl depremden sonra meydana gelen şiddet ve büyüklük bakımından daha küçük olan deprem, artçı sarsıntı, artçı şok"]}, {"word": "askıcı", "meanings": ["Askı yapan veya satan kimse", "Kahve ocaklarında çay, kahve vb. dağıtan kimse"]}, {"word": "avanproje", "meanings": ["Ön proje"]}, {"word": "av tezkeresi", "meanings": ["Avcılara verilen izin belgesi"]}, {"word": "avcı çantası", "meanings": ["Kara avında avcının avını koyduğu ağ biçiminde çanta"]}, {"word": "av hayvanı", "meanings": ["Etinden, postundan yararlanmak amacıyla veya zararlı olduğu için avlanan vahşi hayvan"]}, {"word": "avantüriyer", "meanings": ["Serüvene atılan, maceracı (kadın)"]}, {"word": "fiskal", "meanings": ["Hazineye ilişkin", "Vergiye ilişkin"]}, {"word": "bağımsız bölüm", "meanings": ["Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, bir binanın ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli ve bağımsız mülkiyete konu olan özel bölümü"]}, {"word": "balotaj kurulu", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlarda yeni üyelerin alınmasına karar veren kurul"]}, {"word": "çizgi im", "meanings": ["Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket, barkod"]}, {"word": "baz morfin", "meanings": ["Uyuşturucu madde yapımında kullanılan açık kahverengi toz"]}, {"word": "bazofobi", "meanings": ["Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı", "Yürürken düşme korkusu"]}, {"word": "borsa aracısı", "meanings": ["Borsada kendi adını kullanarak kişi, kurum ve kuruluşlar hesabına alım satım yapan kimse, borsa komisyoncusu"]}, {"word": "broker", "meanings": ["343 borsa simsarı"]}, {"word": "borsa komisyoncusu", "meanings": ["Borsa aracısı"]}, {"word": "saha komiseri", "meanings": ["Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü tarafından oyun alanlarını düzenlemek üzere görevlendirilen yetkili, komiser"]}, {"word": "hükûmet komiseri", "meanings": ["Kurum ve kuruluşların toplantılarının yasalara uygun biçimde yapılmasını denetlemek üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından atanan memur"]}, {"word": "borsa komiseri", "meanings": ["Borsalarda günlük alım satım işlemlerini, fiyat dalgalanmalarını denetlemek üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından atanan görevli"]}, {"word": "ikinci el", "meanings": ["Kullanılmış (araç vb.), elden düşme"]}, {"word": "birinci el", "meanings": ["Kaynaktan çıkma, aslından çıkma"]}, {"word": "birinci elden kaynağa gitmek", "meanings": ["bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak"]}, {"word": "bey", "meanings": ["Satma, satış"]}, {"word": "barbutçu", "meanings": ["Barbut oynayan kimse"]}, {"word": "domates dolması", "meanings": ["Dolma"]}, {"word": "kabak dolması", "meanings": ["Sakız kabağının içi oyularak kıyma veya çeşitli sebze doldurulmasıyla yapılan bir yemek türü"]}, {"word": "biber dolması", "meanings": ["Dolma"]}, {"word": "lahana sarması", "meanings": ["Sarma"]}, {"word": "büyüme hızı", "meanings": ["İş gücü, doğal kaynaklar, donanım vb. temel değişkenlerin bir arada yoğrulması sonunda bir önceki yıla oranla adam başına düşen gerçek gelir artış hızı"]}, {"word": "cari kur", "meanings": ["Piyasada arz ve talep sonucu belirlenen kur", "Bir kambiyo işleminin yapıldığı anda söz konusu olan kur"]}, {"word": "cari gider", "meanings": ["Yatırım ve transfer ödemesi niteliğinde olmayan kamu harcamaları"]}, {"word": "iş hacmi", "meanings": ["Ticari kuruluşlarda bir yıl içinde yapılan işlemlerin toplam değeri, ciro"]}, {"word": "çalışma ruhsatı", "meanings": ["Çalışma izni"]}, {"word": "çıkmazlık", "meanings": ["İkilem"]}, {"word": "çalışma izni", "meanings": ["Bir konuda iş yapmak için resmî kuruluşlardan alınan izin, çalışma ruhsatı"]}, {"word": "çoğunluk sistemi", "meanings": ["Çok partili sistemlere göre bir seçim bölgesinde en çok oy alan partinin seçimi kazanması"]}, {"word": "dalgalı borçlar", "meanings": ["Devletin bir bütçe dönemi içinde gelirlerin giderleri karşılamadığı zamanlarda sağlamış olduğu kısa vadeli krediler"]}, {"word": "davranış bozukluğu", "meanings": ["İnsan davranışlarının ruhsal dengesizlik nedeniyle normal seyrinin dışına çıkması"]}, {"word": "defi", "meanings": ["Taraflardan birinin kendisine açılan davada borçtan kurtulmak için başvurduğu her türlü yol"]}, {"word": "defin ruhsatı", "meanings": ["Ölünün gömülmesi için belediye veya hükûmet doktorundan alınan izin"]}, {"word": "denge fiyatı", "meanings": ["Piyasalarda arz ve talep miktarlarının eşitlendiği fiyat"]}, {"word": "depolitizasyon", "meanings": ["Grup, kurum veya eylemin siyasal niteliğini yitirmesi"]}, {"word": "developer", "meanings": ["343 yıkamaç"]}, {"word": "doğallıkla", "meanings": ["Doğal olarak, tabii"]}, {"word": "yıkamaç", "meanings": ["Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti"]}, {"word": "dikey geçiş", "meanings": ["İki yıllık yüksekokullardan mezun olanların, belirli koşulları yerine getirerek fakültelerde okuma hakkı elde etmesi"]}, {"word": "domuz derisi", "meanings": ["Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan bir tür sağlam deri"]}, {"word": "münavebeli", "meanings": ["Nöbetleşe"]}, {"word": "döviz kuru", "meanings": ["Yabancı paranın millî paraya karşı değeri"]}, {"word": "el ilanı", "meanings": ["El ile dağıtılan yazılı duyuru"]}, {"word": "duvar yazısı", "meanings": ["Duvarlara yazılan her türlü yazı", "Duvarlara yazılan, genellikle politik içerikli slogan", "Duvarlara özel yazı teknikleri kullanılarak yazılan yazı, grafiti"]}, {"word": "ilan panosu", "meanings": ["Duyurumluk"]}, {"word": "duvar ilanı", "meanings": ["Sokak ve caddelere bakan duvarlara yapıştırılarak veya asılarak yapılan duyuru", "Şehir meydanlarında büyük binaların duvarlarına yansıtılarak yapılan duyuru"]}, {"word": "ehlikitap", "meanings": ["Kitap ehli"]}, {"word": "billboard", "meanings": ["343 duyurumluk"]}, {"word": "gece öğretimi", "meanings": ["Yükseköğretim kurumlarında gece yapılan öğretim"]}, {"word": "ekstern öğrenci", "meanings": ["Devam zorunluluğu olmayan yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrenci"]}, {"word": "açık lise", "meanings": ["Liselerde uygulanan açık öğretim biçimi"]}, {"word": "epilepsi", "meanings": ["Sara"]}, {"word": "Yakın Şark", "meanings": ["Yakın Doğu"]}, {"word": "enflasyonist", "meanings": ["Enflasyonla ilgili, enflasyona dayanan, enflasyona bağlı"]}, {"word": "epileptik", "meanings": ["Sara hastalığı ile ilgili"]}, {"word": "fahri konsolos", "meanings": ["Dışişleri mensubu olmamasına rağmen büyükelçisi bulunmayan ülkelerde o yabancı memleketin işlerini yapan ve çıkarlarını gözeten tanınmış kimse"]}, {"word": "final-four", "meanings": ["343 dörtlü final"]}, {"word": "faiz haddi", "meanings": ["Elde tutulmak istenen para miktarı ile memleketteki para stokunu eşitleyen fiyat", "Faiz oranı"]}, {"word": "faiz oranı", "meanings": ["Kredi işlemlerinin kısa, orta ve uzun vadeli olmasına, kredi tiplerine ve sermaye piyasası, para piyasası vb. piyasa biçimlerine bağlı farklılıklardan oluşan ve para sahibinin üretimden aldığı pay oranı, faiz haddi"]}, {"word": "fason imalat", "meanings": ["Fason üretim"]}, {"word": "factoring", "meanings": ["343 alacaklandırma"]}, {"word": "yoksulluk belgesi", "meanings": ["Devletin sağladığı nakdî ve ayni yardımlardan yararlanmak üzere mahalle muhtarları tarafından düzenlenen ve muhtaç olanlara verilen belge"]}, {"word": "fehim", "meanings": ["Anlama, kavrama"]}, {"word": "sermaye mal", "meanings": ["Bir ticari kuruluşun para, mal ve malzeme varlığının tümü"]}, {"word": "fehmetmek", "meanings": ["Anlamak, kavramak"]}, {"word": "fennî muayene", "meanings": ["Motorlu araçların belli sürelerde teknik yönden yapılan denetimi"]}, {"word": "gece körlüğü", "meanings": ["Beslenmede A vitamini yetersizliğinden ortaya çıkan bir hastalık belirtisi, tavukkarası"]}, {"word": "geçici plaka", "meanings": ["Motorlu taşıtlara trafiğe çıkabilmeleri için esas plaka alınıncaya kadar verilen plaka"]}, {"word": "fütürolog", "meanings": ["Gelecek bilimci"]}, {"word": "geçici teminat", "meanings": ["İhalelere katılanların yatırmak zorunda olduğu teminat"]}, {"word": "gelir ortaklığı", "meanings": ["Köprü, baraj vb. kamu yapılarının gelirlerine gerçek ve tüzel kişilerin belirli şartları yerine getirerek ortak olması"]}, {"word": "görevsizlik kararı", "meanings": ["Yargıcın bir davada mahkemeyi yetkisiz bulması"]}, {"word": "gümrük birliği", "meanings": ["Belli ülkeler arasında gümrük vergilerini kaldıran, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamalarını öngören ekonomik bütünleşme"]}, {"word": "gümrük tarifesi", "meanings": ["İthal edilen mallar üzerinden alınması gereken vergi miktarı veya oranlarını gösteren liste"]}, {"word": "hakkımüktesep", "meanings": ["Kazanılmış hak"]}, {"word": "müktesep hak", "meanings": ["Kazanılmış hak"]}, {"word": "berdel", "meanings": ["Ailenin kız ve erkek çocuğunun diğer ailenin kız ve erkek çocuğuyla karşılıklı olarak aynı zamanda evlendirilmesi"]}, {"word": "hayalî ihracat", "meanings": ["Mal ihraç ediyormuş gibi göstererek alınan fatura karşılığının vergi iadesini haksız olarak devletten tahsil etme"]}, {"word": "kazanılmış hak", "meanings": ["Yürürlükte olan hükümlere göre bir kimse yararına sabit olan hak, müktesep hak, hakkımüktesep"]}, {"word": "korumacılık", "meanings": ["Ekonomik gücü yükseltmek için ulusal ekonominin gümrük tarifeleri ile dış rekabete karşı korunmasını savunan görüş, himayecilik"]}, {"word": "single", "meanings": ["343 tekli"]}, {"word": "bazofil", "meanings": ["Baz veya bazik alkali özelliği üstün olan bitki", "Baz veya bazik boyalara karşı eğilimi olan"]}, {"word": "beden işçisi", "meanings": ["Beden gücü ile çalışan kimse"]}, {"word": "bekleme süresi", "meanings": ["Evliliği sona ermiş kadının yeniden evlenebilmesi için aradan geçmesi gereken süre", "Görüşme kararının alınması ile görüşmenin yapıldığı ana kadar geçen süre"]}, {"word": "asaleten atanma", "meanings": ["Asaleten atanmak işi"]}, {"word": "âşıklı", "meanings": ["Âşığı olan", "Çok seven, düşkün, tutkun"]}, {"word": "anlaşılan", "meanings": ["Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen"]}, {"word": "aromalı", "meanings": ["Hoş kokulu, aromatik"]}, {"word": "tavuklu", "meanings": ["İçinde tavuk eti bulunan"]}, {"word": "angutluk", "meanings": ["Ahmaklık, bönlük"]}, {"word": "alttan alta", "meanings": ["Gizlice, el altından"]}, {"word": "Almansever", "meanings": ["Alman yanlısı, Alman dostu, Germanofil"]}, {"word": "aktüellik", "meanings": ["Güncellik"]}, {"word": "aktüelleşmek", "meanings": ["Güncelleşmek"]}, {"word": "aktüelleştirmek", "meanings": ["Güncelleştirmek"]}, {"word": "bayram gazetesi", "meanings": ["Dinî bayram günlerinde Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayımlanan özel gazete"]}, {"word": "liyan", "meanings": ["Yabani ormanlarda yetişen parazit sarmaşığı"]}, {"word": "tatlandırıcılı", "meanings": ["İçinde tatlandırıcı bulunan"]}, {"word": "anafordan", "meanings": ["Yolsuzluk yaparak"]}, {"word": "anamnez", "meanings": ["Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi, anamnezi"]}, {"word": "gümüş yıl", "meanings": ["Eşlerin evliliklerinin yirmi beşinci yılı"]}, {"word": "gümüş kaplama", "meanings": ["Herhangi bir metalin gümüş ile örtülmüş biçimi"]}, {"word": "ayak tabanı", "meanings": ["Aya"]}, {"word": "atlaya zıplaya", "meanings": ["Atlayarak", "İstekle, isteyerek"]}, {"word": "çoksatar", "meanings": ["En çok satılan yayın"]}, {"word": "iddia makamı", "meanings": ["Savcılık makamı"]}, {"word": "iadeiitibar", "meanings": ["Yitirilen saygınlığı yeniden elde etme"]}, {"word": "ihkakıhak", "meanings": ["Bir hakkı hukuk kurallarına uygun bir biçimde teslim etme"]}, {"word": "imza çizelgesi", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlarda çalışanların veya görevlilerin devam durumunu gösteren çizelge"]}, {"word": "ihzar müzekkeresi", "meanings": ["Mahkemece yapılan çağrıya uymayanların kolluk gücüyle mahkemeye gelmesini sağlamak için verilen yazılı emir"]}, {"word": "iskân belgesi", "meanings": ["Yeni yapılarda oturulabilirlik belgesi"]}, {"word": "hıfzetme", "meanings": ["Hıfzetmek işi"]}, {"word": "hıfzetmek", "meanings": ["Saklamak", "Aklında tutmak, bellemek, ezberlemek"]}, {"word": "rekiz", "meanings": ["Dikme, saplama, kurma"]}, {"word": "kabalacılık", "meanings": ["Kabala (I) yanlısı sanat akımı"]}, {"word": "kaşe", "meanings": ["Kalın, kışlık bir tür yün kumaş"]}, {"word": "katıksız hapis", "meanings": ["Suçlu eri yalnızca ekmek ve su vererek hapsetme"]}, {"word": "kati teminat", "meanings": ["İhaleyi kazanan firmadan istenen teminat"]}, {"word": "kat irtifakı", "meanings": ["Bir binanın üstüne kat yapma iznini veren hak"]}, {"word": "kayıtlı sermaye", "meanings": ["Anonim şirketlerin ticaret siciline kaydedilmiş sermayeleri"]}, {"word": "konsinye satış", "meanings": ["Satasıya"]}, {"word": "kefalet mektubu", "meanings": ["Bir işin yapılması için birisinin kefil olduğunu, güvence verdiğini belirten belge"]}, {"word": "kefalet senedi", "meanings": ["Gemi veya malın salıverilmesi ve serbest bırakılması için verilen belge"]}, {"word": "kılavuz gemisi", "meanings": ["Boğaz vb. geçişi tehlikeli yerlerden büyük gemilerin kolaylıkla geçişini sağlamak için yol gösteren gemi, kılavuz"]}, {"word": "kılavuz kaptan", "meanings": ["Bir devletin kılavuz alınması zorunlu olan sularında gemilere yol gösteren kimse, kılavuz"]}, {"word": "sektörel", "meanings": ["Bölüm, kol, dal, kesim ile ilgili"]}, {"word": "sürmanşet", "meanings": ["Gazetelerin birinci sayfasındaki logonun üzerinde kullanılan başlık"]}, {"word": "konsolide borç", "meanings": ["Kısa vadeli olarak planlanıp daha sonra orta veya uzun vadeli duruma çevrilen borç"]}, {"word": "kütör", "meanings": ["Smaçör"]}, {"word": "laka", "meanings": ["Lak"]}, {"word": "lakacı", "meanings": ["Lakçı"]}, {"word": "laklamak", "meanings": ["Laka veya vernik sürmek"]}, {"word": "hâl tercümesi", "meanings": ["Öz geçmiş"]}, {"word": "İhlas", "meanings": ["Kur'an surelerinden biri"]}, {"word": "ferforje", "meanings": ["Kapılara, pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir"]}, {"word": "kildan", "meanings": ["İçine sabun, lif, kese, kına, kil konan bakırdan yapılmış kap"]}, {"word": "perforje", "meanings": ["Delik açma"]}, {"word": "azimkâr", "meanings": ["İradeli, gayretli, istençli, kararlı"]}, {"word": "az gelişmiş", "meanings": ["Gelişmesi gecikmiş olan", "Eğitim düzeyi düşük kalmış, üretimi genellikle ilkel tarıma dayanan, doğal kaynaklarını gereğince değerlendiremeyen (ülke)"]}, {"word": "aynştaynyum", "meanings": ["Atom sayısı 99 olan, uranyumun sürekli ısınmasıyla veya termonükleer tepkimeler sırasında oluşan yapay element (simgesi Es)"]}, {"word": "böğrülce", "meanings": ["Börülce"]}, {"word": "kınalı bamya", "meanings": ["Trakya'da yetişen baş tarafı kızıl renkte bir cins bamya"]}, {"word": "ruziklenmek", "meanings": ["Sefil bir biçimde gün geçirmek veya geçinip gitmek"]}, {"word": "ropdöşambır", "meanings": ["Erkeklerin evin içinde kıyafetlerinin üzerine giydikleri üstlük"]}, {"word": "run", "meanings": ["III-XIII. yüzyıllarda İngiliz İskandinav dillerinde kullanılan alfabenin harflerinin her biri", "Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türünün harflerinden her biri"]}, {"word": "ruzuşeb", "meanings": ["Gece gündüz", "Sürekli"]}, {"word": "runik", "meanings": ["Run harfleriyle yazılmış"]}, {"word": "rütbesiz", "meanings": ["Rütbesi olmayan, kıdemsiz"]}, {"word": "tabanı yarık", "meanings": ["Korkak, güven vermeyen (kimse)"]}, {"word": "tabii hukuk", "meanings": ["İnsanın doğuştan sahip olduğuna inanılan haklarını ele alan hukuk"]}, {"word": "rahim", "meanings": ["Döl yatağı"]}, {"word": "tahta göğüs", "meanings": ["Tahta göğüslü"]}, {"word": "tahta göğüslü", "meanings": ["Göğsü küçük olan, tahta göğüs"]}, {"word": "tahtacılık", "meanings": ["Tahtacı olma durumu"]}, {"word": "tahtalıköy", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "tahtalıköyü boylamak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "takım oyunu", "meanings": ["Basketbol, voleybol gibi takım hâlinde oynanan oyun", "Paylaşılarak ve ortaklaşa yapılan iş"]}, {"word": "takdir yetkisi", "meanings": ["Takdir hakkı"]}, {"word": "takım takım", "meanings": ["Küçük topluluklar hâlinde"]}, {"word": "tane tane", "meanings": ["Teker teker"]}, {"word": "tamı tamına", "meanings": ["Tam tamına"]}, {"word": "tantuni", "meanings": ["Kuşbaşından daha küçük et parçalarının soğan, biber, maydanoz, domates vb. ile bir sac üzerinde pişirilmesi sonunda hazırlanan kebap türü"]}, {"word": "tane tane söylemek (veya konuşmak)", "meanings": ["acele etmeden, seslerin hakkını vererek herkesin anlayabileceği gibi konuşmak"]}, {"word": "tapu sicili", "meanings": ["Tapu kütüğü"]}, {"word": "tasnifleme", "meanings": ["Tasniflemek işi"]}, {"word": "tastir etmek", "meanings": ["yazmak", "satır biçiminde dizmek"]}, {"word": "taşıtma", "meanings": ["Taşıtmak işi"]}, {"word": "tastir", "meanings": ["Yazı yazma", "Satır dizme"]}, {"word": "taş ekmek", "meanings": ["İçi taş döşeli fırında pişmiş olan ekmek"]}, {"word": "tat", "meanings": ["Dilsiz"]}, {"word": "tatlı tatlı", "meanings": ["Güzel, hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla, güzel güzel"]}, {"word": "teberli", "meanings": ["Teberi olan"]}, {"word": "tebessümsüz", "meanings": ["Tebessüm etmeyen, tebessümü olmayan"]}, {"word": "tecimen", "meanings": ["Tacir, tüccar"]}, {"word": "tebersiz", "meanings": ["Teberi olmayan"]}, {"word": "tebessümlü", "meanings": ["Tebessüm eden, tebessümü olan"]}, {"word": "tecim", "meanings": ["Ticaret"]}, {"word": "tecvitli", "meanings": ["Tecvidi olan, tecvidi ortaya koyan"]}, {"word": "tefeül", "meanings": ["Fal açma, fala bakma", "Uğur sayma, hayra yorma"]}, {"word": "tefeül etmek", "meanings": ["fala bakmak, fal açmak"]}, {"word": "teleksçilik", "meanings": ["Teleksçinin işi veya mesleği"]}, {"word": "tek heceli dil", "meanings": ["Çince ve Tibetçe gibi kelimeleri tek heceden oluşan dil"]}, {"word": "tektaş", "meanings": ["Sadece bir pırlantası veya elması olan (yüzük, küpe)"]}, {"word": "telaşe nazırı", "meanings": ["Telaşe müdürü"]}, {"word": "telgraf üslubu", "meanings": ["Kısa ve özlü anlatım"]}, {"word": "telsiz telefon", "meanings": ["Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon, radyotelefon"]}, {"word": "temkinlice", "meanings": ["Temkinli olarak, temkinli bir biçimde"]}, {"word": "tenekeleme", "meanings": ["Tenekelemek işi"]}, {"word": "teneşir kargası", "meanings": ["Teneşir horozu"]}, {"word": "teneşir tahtası", "meanings": ["Teneşir"]}, {"word": "tespihçilik", "meanings": ["Tespihçinin işi veya mesleği"]}, {"word": "terörcülük", "meanings": ["Yıldırıcılık"]}, {"word": "tespihli silme", "meanings": ["Üzerinde bir sıraya dizilmiş tespih taneleri gibi yuvarlakları olan silme"]}, {"word": "tezgâhçı", "meanings": ["Tezgâh yapıp satan kimse", "Aldatmak, kandırmak için yasal olmayan yollara başvuran kimse"]}, {"word": "tezgâh mengenesi", "meanings": ["İş yerlerinde sabit tezgâha bağlanan ve boru, demir vb.ni kesme işlerinde kullanılan bir mengene türü"]}, {"word": "tezgâhçılık", "meanings": ["Tezgâhçı olma durumu"]}, {"word": "tezyifkâr", "meanings": ["Aşağılayıcı, adi, kötü, bayağı"]}, {"word": "tıkımlanma", "meanings": ["Tıkımlanmak işi"]}, {"word": "tıkımlanmak", "meanings": ["Eline geçeni çok çabuka yemek"]}, {"word": "tırsma", "meanings": ["Tırsmak durumu"]}, {"word": "tırsmak", "meanings": ["Ürkmek, korkmak, çekinmek"]}, {"word": "ticarileşme", "meanings": ["Ticarileşmek işi"]}, {"word": "titrek kavak", "meanings": ["Avrupa, Kuzey Afrika, Ön Asya, Kafkasya, Sibirya, Japonya ve Türkiye'nin orman bölgelerinde yetişen, çalı veya ağaççık hâlinde bir tür kavak, acı kavak, dağ kavağı (Populus tremula)"]}, {"word": "tiyatrolaştırma", "meanings": ["Tiyatrolaştırmak işi"]}, {"word": "tok tok yürümek", "meanings": ["kendinden emin, heybetli bir biçimde yürümek"]}, {"word": "tok tok", "meanings": ["Kalın ve gür sesle"]}, {"word": "torpilcilik", "meanings": ["Torpilcinin işi"]}, {"word": "toparlak rakam", "meanings": ["Yuvarlak sayı"]}, {"word": "tostçuluk", "meanings": ["Tostçunun işi"]}, {"word": "tuvalet ispirtosu", "meanings": ["Hekimlikte, temizlik amacıyla kullanılan binde 966'sı saf, geri kalanı su olan ispirto"]}, {"word": "tutarık", "meanings": ["Sara"]}, {"word": "turizmcilik", "meanings": ["Turizmcinin işi veya mesleği"]}, {"word": "tutkalcılık", "meanings": ["Tutkalcının işi"]}, {"word": "tüllenme", "meanings": ["Tüllenmek işi"]}, {"word": "tutuculaşma", "meanings": ["Tutuculaşmak durumu"]}, {"word": "tutulmazlık", "meanings": ["Tutulmaz olma durumu"]}, {"word": "tutsak pazarı", "meanings": ["Tutsakların köle gibi alınıp satıldığı yer, esir pazarı"]}, {"word": "tutulmaz", "meanings": ["Yakalanmaz, ele avuca gelmez"]}, {"word": "tüpçülük", "meanings": ["Tüpçünün işi"]}, {"word": "Türkkâri", "meanings": ["Türk yapımı, Türk yapısını andıran"]}, {"word": "ufunetlendirme", "meanings": ["Ufunetlendirmek işi"]}, {"word": "ufunetlendirmek", "meanings": ["İrinlenmesine neden olmak", "Düzenini bozmak, illetli hâle getirmek"]}, {"word": "mücevher mahfazası", "meanings": ["Mücevher kutusu"]}, {"word": "kuşak bağlama", "meanings": ["Düğün sırasında baba veya başka bir aile büyüğü tarafından gelinin beline kırmızı kurdele dolama", "Tarikatlarda, medreselerde belli bir düzeye gelen öğrencilere kuşak takma töreni, kemer bağlama", "Karate, judo gibi Uzak Doğu sporlarında aşama kaydetme"]}, {"word": "bol bolamat", "meanings": ["Bol bol, döke saça"]}, {"word": "mücevher kutusu", "meanings": ["Mücevherlerin saklandığı küçük kapalı kutu, mücevher mahfazası"]}, {"word": "çirkefli", "meanings": ["İğrenç ve pis durumda bulunan"]}, {"word": "meyancılık", "meanings": ["Aracılık eden kimsenin durumu"]}, {"word": "koltuğa girme", "meanings": ["Düğün sırasında gelinin damadın koluna girmesini sağlama merasimi"]}, {"word": "gayret kuşağı", "meanings": ["Babaevinden çıkarken aile büyükleri veya erkek kardeşlerinden biri tarafından gelinin beline dolanan kırmızı kuşak"]}, {"word": "meyancılık etmek", "meanings": ["Aracılık etmek"]}, {"word": "kuru laf", "meanings": ["Gerçekle ilgisi olmayan, değer taşımayan boş söz, kuru söz"]}, {"word": "deniz otobüsü", "meanings": ["Feribottan daha hızlı giden, yolcularla birlikte araçları da kapalı mekânda taşıyan bir deniz taşıtı"]}, {"word": "yolcu gemisi", "meanings": ["Yolcu taşımak üzere yapılmış deniz taşıtı"]}, {"word": "rindane", "meanings": ["Rintçe", "Rintçe"]}, {"word": "maymunlaştırmak", "meanings": ["Birini, kendi düşünceleriyle değil başkalarının yönlendirmesiyle hareket eder duruma getirmek"]}, {"word": "hayvanlaştırma", "meanings": ["Hayvanlaştırmak durumu"]}, {"word": "hayvanlaştırmak", "meanings": ["Hayvan durumuna getirmek"]}, {"word": "katolunmak", "meanings": ["Kesilmek"]}, {"word": "katolunma", "meanings": ["Katolunmak durumu"]}, {"word": "patates sufle", "meanings": ["Yumurta çırpıldıktan sonra patates ezmesi karıştırılarak kabarıncaya kadar pişirilen yemek"]}, {"word": "maymunlaştırma", "meanings": ["Maymunlaştırmak durumu"]}, {"word": "Hanya", "meanings": ["`Bir işin gerçek yönünü anlayarak aklı başına gelmek, akıllanmak` anlamındaki Hanya'yı Konya'yı anlamak (veya bilmek, görmek) deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "Bornova misketi", "meanings": ["Genellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında yetişen, kokulu, beyaz renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "kıl payı", "meanings": ["Hemen hemen, neredeyse", "Son anda"]}, {"word": "padişahi", "meanings": ["Padişah ile ilgili, padişaha ait"]}, {"word": "Yalova misketi", "meanings": ["Ege ve Akdeniz bölgelerinde sofralık olarak üretilen, beyaz renkli, oval ve iri taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "kurander", "meanings": ["Hava akımı, cereyan"]}, {"word": "dirsizlik", "meanings": ["Dirlik düzenlikten uzak durum"]}, {"word": "Panislamcı", "meanings": ["Panislamizm yanlısı olan"]}, {"word": "Panislamcılık", "meanings": ["Panislamizm akımını benimseme"]}, {"word": "pankartlı", "meanings": ["Pankartı olan veya pankart bulunduran"]}, {"word": "para pul", "meanings": ["Para, para niteliğinde olan şey"]}, {"word": "panoramik", "meanings": ["Genel görünümlü"]}, {"word": "para pul tutmamak", "meanings": ["hesabını bilmemek, birikim yapmamak"]}, {"word": "papara", "meanings": ["Orta oyununda zurna"]}, {"word": "para basma", "meanings": ["Piyasaya yeni para çıkarma", "Çok para kazanma, işleri iyi gitme"]}, {"word": "papaz balığıgiller", "meanings": ["Ilıman denizlerde yaşayan kemikli balıklar familyası"]}, {"word": "para cezası", "meanings": ["İşlenen bir suçun para karşılığının devlete ödenmesini öngören ceza"]}, {"word": "paralel akım", "meanings": ["Bir paralel bağlantıdan geçen akım"]}, {"word": "paralizi", "meanings": ["İnme"]}, {"word": "parametreleme", "meanings": ["Parametrelemek işi"]}, {"word": "paralojik", "meanings": ["Mantığa uymayan", "Yanıltıcı"]}, {"word": "parametrelemek", "meanings": ["Parametreli bir eğri veya yüzey belirlemek"]}, {"word": "paraşüt kulesi", "meanings": ["Paraşütle atlama eğitiminin yapıldığı kule"]}, {"word": "paraşütlü", "meanings": ["Paraşütü olan"]}, {"word": "paratüberküloz", "meanings": ["Geviş getirenlerde aside dirençli bir bakterinin sebep olduğu hastalık"]}, {"word": "pare pare", "meanings": ["Parça parça"]}, {"word": "parfümcülük", "meanings": ["Parfümcünün işi"]}, {"word": "parfümcü", "meanings": ["Parfümeri ürünleri üreten veya satan kimse"]}, {"word": "parıldayıcı", "meanings": ["Parıldama özelliği veya niteliği bulunan madde"]}, {"word": "parkeleme", "meanings": ["Parkelemek işi"]}, {"word": "parkelemek", "meanings": ["Parke ile döşemek"]}, {"word": "parkeletme", "meanings": ["Parkeletmek işi"]}, {"word": "parkeletmek", "meanings": ["Parke ile döşetmek"]}, {"word": "park saati", "meanings": ["Parkmetre"]}, {"word": "parselletme", "meanings": ["Parselletmek işi"]}, {"word": "parmaksı", "meanings": ["Elin parmaklarını andırır biçimde olan"]}, {"word": "paspasçılık", "meanings": ["Paspasçının işi"]}, {"word": "parselletmek", "meanings": ["Parsellere ayırtmak", "Paylaştırmak"]}, {"word": "paspaslatma", "meanings": ["Paspaslatmak işi"]}, {"word": "paspaslatmak", "meanings": ["Paspas yaptırmak"]}, {"word": "pasta kalıbı", "meanings": ["İçinde pasta hamurunun pişirildiği değişik biçimlerdeki kalıp"]}, {"word": "pastav makinesi", "meanings": ["Kumaş toplarını üst üste katlayarak yığan alet"]}, {"word": "pastiş", "meanings": ["Başka sanatçıların eserlerini taklit yoluyla meydana getirilen sanat eseri", "Bir ekolün özelliklerine göre meydana getirilmiş eser"]}, {"word": "pastişçi", "meanings": ["Pastiş yapan kimse"]}, {"word": "paşa paşa", "meanings": ["Uslu uslu, güzel güzel", "İstese de istemese de"]}, {"word": "patates böceği", "meanings": ["Patates ve patlıcangillere dadanan sarı ve kızıl renkli böcek"]}, {"word": "patates püresi", "meanings": ["Haşlanmış ve ezilmiş patatesi süt, yağ ve et suyu ile karıştırarak elde edilen yiyecek"]}, {"word": "patent damgası", "meanings": ["Altın, gümüş vb. maddelerin altına vurulan ve oranını belirten damga"]}, {"word": "patlıcan kızartması", "meanings": ["Kabuğu soyulduktan sonra ince dilimlenmiş patlıcanın sıvı yağda yapılan kızartması"]}, {"word": "patlıcan oturtması", "meanings": ["Dilimlenmiş ve kızartılmış patlıcan üzerine kavrulmuş kıyma, domates ve sebze eklenerek pişirilen yemek"]}, {"word": "pattadan", "meanings": ["Pattadak"]}, {"word": "payansızlık", "meanings": ["Sonsuzluk"]}, {"word": "pazarlıksız", "meanings": ["Pazarlık yapılmadan"]}, {"word": "pederane", "meanings": ["Babaya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "pediyatrik", "meanings": ["Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ilgili"]}, {"word": "pehlivanane", "meanings": ["Pehlivanca"]}, {"word": "pek pek", "meanings": ["Olsa olsa, en üstün olarak"]}, {"word": "pekiştirme ünlüsü", "meanings": ["Pekiştirmeli kelimelerde kavramı güçlendirmek için türeyen ünlü: Yap-a-yalnız, çep-e-çevre, güp-e-gündüz gibi"]}, {"word": "pens", "meanings": ["Giysilerde bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm", "Kıskaç biçiminde iğne", "Pense"]}, {"word": "perdesi sıyrık", "meanings": ["Perdesi yırtık"]}, {"word": "perde perde", "meanings": ["Yavaş yavaş"]}, {"word": "peren", "meanings": ["Ülker yıldızı"]}, {"word": "peri oyunu", "meanings": ["Olağanüstü ögelere ve büyüye ağırlık veren bir tür sahne eseri"]}, {"word": "perlitli", "meanings": ["Özünde perlit bulunduran"]}, {"word": "peruk", "meanings": ["Takma saç"]}, {"word": "Pervin", "meanings": ["Ülker"]}, {"word": "peşin peşin", "meanings": ["Önceden benimsenmiş olarak"]}, {"word": "petrokimya", "meanings": ["Petrolden organik kimyasal ürünler elde etmede kullanılan sanayi dalı"]}, {"word": "petek dokuma", "meanings": ["Üzerinde küçük petek motifleri bulunan pamuklu dokuma"]}, {"word": "petek güvesi", "meanings": ["Arı kovanlarında peteklere zarar veren iki asalağın adı"]}, {"word": "petrokimyacı", "meanings": ["Petrokimya dalında uzmanlaşmış kimse"]}, {"word": "peygamberane", "meanings": ["Peygamberce"]}, {"word": "peygambervari", "meanings": ["Peygamber gibi", "Peygamberce"]}, {"word": "peygamber balığı", "meanings": ["Dülger balığı"]}, {"word": "pıllım pıllım", "meanings": ["Köhne ve eskimiş"]}, {"word": "pırlama", "meanings": ["Pırlamak işi"]}, {"word": "pıllım pıllım olmak", "meanings": ["köhneleşmek"]}, {"word": "pışt", "meanings": ["Islıklı ses"]}, {"word": "pışt demek", "meanings": ["rahatsız edici bir söz söylemek"]}, {"word": "pigme", "meanings": ["Boy ortalaması 150 santimetrenin altında olan Afrika kökenli bir zenci topluluğun bireyi"]}, {"word": "piknik tüpü", "meanings": ["Boyutu küçük bütan gazı tüpü"]}, {"word": "piknikçi", "meanings": ["Piknik yapan kimse", "Piknik yapmayı seven kimse"]}, {"word": "piramitçik", "meanings": ["Eski Mısır piramitlerinde ve dikili taşlarında tepelik olarak yer alan küçük piramit"]}, {"word": "piramitsi", "meanings": ["Piramide benzeyen, piramidi andıran, piramidimsi"]}, {"word": "piramitli", "meanings": ["Piramit biçiminde olan"]}, {"word": "pirekapan", "meanings": ["Pire otu"]}, {"word": "pirekıran", "meanings": ["Pireyi yok etmeye ve öldürmeye yarayan ilaç"]}, {"word": "pirinç örgü", "meanings": ["İlmekleri bir ters bir düz örüp arka sırayı da buna uygun örme biçimi"]}, {"word": "pirinçsi", "meanings": ["Pirinci andıran, pirince benzeyen, pirinç gibi"]}, {"word": "pis pis", "meanings": ["Hoşa gitmeyecek bir biçimde"]}, {"word": "pis pis düşünmek", "meanings": ["derin ve üzüntülü düşünceye dalmak"]}, {"word": "pis pis gülmek (veya sırıtmak)", "meanings": ["başkalarını kızdıracak, sinirlendirecek biçimde gülmek"]}, {"word": "pişpirikçi", "meanings": ["Pişpirik oynayan kimse"]}, {"word": "pis pis bakmak", "meanings": ["karşısındakini rahatsız edici ve sinirli bir biçimde bakmak"]}, {"word": "pislikçil", "meanings": ["Dışkısal"]}, {"word": "pislik böceği", "meanings": ["Bok böceği"]}, {"word": "plaseleme", "meanings": ["Plaselemek işi"]}, {"word": "plaselemek", "meanings": ["Topu kavisli vuruşla ileri göndermek"]}, {"word": "plastikçi", "meanings": ["Plastik işi yapan kimse"]}, {"word": "plastikçilik", "meanings": ["Plastikçinin işi veya mesleği"]}, {"word": "plazma kimyası", "meanings": ["Plazmayı kimyasal açıdan inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "Platoncu", "meanings": ["Platonculuk yanlısı olan"]}, {"word": "plazmalaştırma", "meanings": ["Plazmalaştırmak işi"]}, {"word": "plazmalaştırmak", "meanings": ["Bir gazı plazmaya dönüştürmek"]}, {"word": "pofurdatma", "meanings": ["Pofurdatmak işi"]}, {"word": "pofurdatmak", "meanings": ["Pofurdamasına sebep olmak"]}, {"word": "potalı atış", "meanings": ["Basketbolda topu potaya çarptırarak çembere sokma"]}, {"word": "pozitif hukuk", "meanings": ["Belli imkân ve zamanda konulmuş kurallar birliği"]}, {"word": "pratikte", "meanings": ["Günlük yaşayışta, uygulamada"]}, {"word": "pürdikkat", "meanings": ["Çok dikkatli", "Dikkatli bir biçimde"]}, {"word": "pötibör", "meanings": ["Çifte fırınlanmış, tereyağlı, dikdörtgen biçiminde, kenarları tırtıklı bir bisküvi türü"]}, {"word": "programlaştırma", "meanings": ["Programlaştırmak işi"]}, {"word": "prezidyum", "meanings": ["Bütün yetkilerini eski S.S.C.B. Anayasası'na özgü bir tarzda kullanan örgüt", "Başkanlık divanı, konseyi"]}, {"word": "programlaştırmak", "meanings": ["Bir işin programını yaptırmak"]}, {"word": "pul pul", "meanings": ["Küçük tabakalar biçiminde"]}, {"word": "pul pul dökülmek", "meanings": ["küçük ve ince tabakalar hâlinde dökülmek"]}, {"word": "pul pul olmak", "meanings": ["küçük ve ince tabakalar hâlinde olmak"]}, {"word": "pürdikkat kesilmek", "meanings": ["çok dikkat etmek"]}, {"word": "pütür pütür", "meanings": ["Üzerinde pek çok pütür bulunan", "Sertleşip çatlamış"]}, {"word": "kabadayılaşma", "meanings": ["Kabadayılaşmak işi"]}, {"word": "kabadayılaşmak", "meanings": ["Kabadayı gibi davranmak, kabadayılık etmek"]}, {"word": "kabahatlilik", "meanings": ["Kabahatli olma durumu"]}, {"word": "kabarcıklı düzeç", "meanings": ["Su terazisi"]}, {"word": "kabartıcı", "meanings": ["Kabartma maddesi, kabartma tozu"]}, {"word": "kabartmalı", "meanings": ["Kabartması olan"]}, {"word": "Kabotaj Bayramı", "meanings": ["Deniz ticaretini teşvik amacıyla 1 Temmuz'da kutlanan bayram"]}, {"word": "kabotaj gemisi", "meanings": ["Kabotaj hattında çalışan gemi"]}, {"word": "kabuk bilimi", "meanings": ["Kabukları inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "kaçışılma", "meanings": ["Kaçışılmak durumu"]}, {"word": "kademe kademe", "meanings": ["Basamak basamak, derece derece"]}, {"word": "kademeleme", "meanings": ["Kademelemek işi"]}, {"word": "kademelemek", "meanings": ["Kademeli bir biçimde düzenlemek"]}, {"word": "kademelenme", "meanings": ["Kademelenmek durumu"]}, {"word": "kademelenmek", "meanings": ["Kademeli duruma gelmek"]}, {"word": "kademelendirme", "meanings": ["Kademelendirmek işi"]}, {"word": "kademelendirmek", "meanings": ["Kademeli duruma getirmek"]}, {"word": "kadındüğmesi", "meanings": ["Süs bitkisi olarak yetiştirilen, düğme biçiminde çiçek açan otsu bir bitki"]}, {"word": "kadın hastalıkları", "meanings": ["Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı, nisaiye, jinekoloji", "Hastanelerde kadın hastalıkları ile ilgili bölüm"]}, {"word": "kadınsal", "meanings": ["Kadına özgü ve kadınla ilgili"]}, {"word": "kadınsılaşma", "meanings": ["Kadınsılaşmak durumu"]}, {"word": "kadimî", "meanings": ["Sürekli"]}, {"word": "Kadiriye", "meanings": ["Kadirilik"]}, {"word": "kadrolaşma", "meanings": ["Kadrolaşmak işi"]}, {"word": "kadrolaşmak", "meanings": ["Kadrolara, aynı görüşü paylaşan insanları toplamak, yerleştirmek"]}, {"word": "kadmiyumlu", "meanings": ["İçinde kadmiyum bulunan"]}, {"word": "kadüklük", "meanings": ["Kadük olma durumu"]}, {"word": "kâffesi", "meanings": ["Bütünü, hepsi, tamamı"]}, {"word": "kâfiristan", "meanings": ["Kâfir ülkesi, Müslüman olmayanların yaşadığı yer"]}, {"word": "kahve dibeği", "meanings": ["Kahve çekirdeklerini dövmeye ve çöplerini ayıklamaya yarayan içi oyuk taş veya ağaç kap"]}, {"word": "kahve kaşığı", "meanings": ["Kahve karıştırmak için yapılan ve kullanılan küçük kaşık"]}, {"word": "kahve makinesi", "meanings": ["Kahve çeken veya öğüten makine", "Kahve pişirmek için üretilen elektrikli aygıt"]}, {"word": "kaimelik", "meanings": ["Kâğıt para cüzdanı"]}, {"word": "kahve tabağı", "meanings": ["Kahve fincanının altına konulmak üzere yapılmış tabak"]}, {"word": "kakım", "meanings": ["Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan, as (I), ermin (Mustela erminea)"]}, {"word": "kakırca", "meanings": ["Fındık faresi adıyla bilinen küçük memeli hayvan"]}, {"word": "kalafatçılar", "meanings": ["Tersane halkını oluşturan bölüklerden her biri"]}, {"word": "ufunetli", "meanings": ["İçinde irin, cerahat olan"]}, {"word": "üçgensel bölge", "meanings": ["Üçgenin sınırladığı düzlemsel bölge"]}, {"word": "kalanlı bölme", "meanings": ["Bölünenden artanın, sıfırdan farklı bir sayı olduğu bölme işlemi"]}, {"word": "ufunetsiz", "meanings": ["İçinde irin, cerahat olmayan"]}, {"word": "ülen", "meanings": ["Ulan"]}, {"word": "üleştirimli tüze", "meanings": ["Ödül ve cezanın herkesin hakkına göre üleştirilmesi temeline dayanan tüze"]}, {"word": "üşengen", "meanings": ["Üşengeç"]}, {"word": "ümmetçe", "meanings": ["Ümmet olarak"]}, {"word": "ümranlı", "meanings": ["Bayındır, gelişmiş"]}, {"word": "ürünlü", "meanings": ["Ürünü olan"]}, {"word": "ürünsüz", "meanings": ["Ürünü olmayan", "Eseri olmadan, esersiz bir biçimde"]}, {"word": "üstadane", "meanings": ["Üstatça"]}, {"word": "üstünseme", "meanings": ["Üstünsemek durumu"]}, {"word": "üzümlü", "meanings": ["İçinde üzüm olan"]}, {"word": "üstünsemek", "meanings": ["Üstün, iyi, yeğlenir olduğuna inanmak"]}, {"word": "vadeli mevduat", "meanings": ["Vadeli hesap"]}, {"word": "vadesiz mevduat", "meanings": ["Vadesiz hesap"]}, {"word": "vakitçe", "meanings": ["Vakit bakımından, vakte göre"]}, {"word": "vardacı", "meanings": ["Varda işini sesle veya araçla yapan kimse"]}, {"word": "vazelinleme", "meanings": ["Vazelinlemek işi"]}, {"word": "vücutça", "meanings": ["Vücut bakımından, vücudun durumuna göre"]}, {"word": "maaş bordrosu", "meanings": ["Çalışanların bir aylık hizmet bedelini, vergi matrahını ve kesintileri ile aylık net ücretini gösteren cetvel"]}, {"word": "vesaitinakliye", "meanings": ["Taşımada kullanılan araçlar"]}, {"word": "maaşsız", "meanings": ["Aylıksız"]}, {"word": "macunluk", "meanings": ["İçine macun konulmaya yarayan özel kap"]}, {"word": "maç maç", "meanings": ["Bir şeyi çiğnerken `maç` diye ses çıkararak"]}, {"word": "madalyoncu", "meanings": ["Madalyon yapan veya satan kimse"]}, {"word": "maça kızı", "meanings": ["İskambil destesinde maça dizisinde yer alan kız", "Bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "bıraktırılabilme", "meanings": ["Bıraktırılabilmek işi"]}, {"word": "bıraktırabilme", "meanings": ["Bıraktırabilmek işi"]}, {"word": "bıraktırılabilmek", "meanings": ["Bıraktırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bıraktırılmak", "meanings": ["Bırakması sağlanmak"]}, {"word": "bıraktırılma", "meanings": ["Bıraktırılmak işi"]}, {"word": "bibilik", "meanings": ["Halalık"]}, {"word": "halalık", "meanings": ["Hala olma durumu, bibilik", "Halaya yakışan davranış"]}, {"word": "biçebilmek", "meanings": ["Biçme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Biçme gücü bulunmak"]}, {"word": "biçilebilmek", "meanings": ["Biçilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biçebilme", "meanings": ["Biçebilmek işi"]}, {"word": "biçilebilme", "meanings": ["Biçilebilmek işi"]}, {"word": "biçiliş", "meanings": ["Biçilme işi"]}, {"word": "biçimce", "meanings": ["Biçim bakımından, biçim yönünden"]}, {"word": "biçimlendirebilmek", "meanings": ["Biçimlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Biçimlendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "biçimlendirebilme", "meanings": ["Biçimlendirebilmek işi"]}, {"word": "biçimlendiriş", "meanings": ["Biçimlendirme işi"]}, {"word": "biçimlendirilebilmek", "meanings": ["Biçimlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biçimlenebilmek", "meanings": ["Biçimlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biçimlendirilebilme", "meanings": ["Biçimlendirilebilmek işi"]}, {"word": "biçimlenebilme", "meanings": ["Biçimlenebilmek işi"]}, {"word": "biçimleniş", "meanings": ["Biçimlenme işi"]}, {"word": "biçimlenivermek", "meanings": ["Çabucak biçimlenmek"]}, {"word": "biçimleniverme", "meanings": ["Biçimlenivermek işi"]}, {"word": "biçimlilik", "meanings": ["Biçimli olma durumu"]}, {"word": "biçimsizleşebilme", "meanings": ["Biçimsizleşebilmek işi"]}, {"word": "biçimsizleşebilmek", "meanings": ["Biçimsizleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biçimsizleştirebilmek", "meanings": ["Biçimsizleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biçimsizleştirebilme", "meanings": ["Biçimsizleştirebilmek işi"]}, {"word": "biçimsizleştirilmek", "meanings": ["Biçimsiz duruma getirilmek, biçimi bozdurulmak"]}, {"word": "biçimsizleştirme", "meanings": ["Biçimsizleştirmek işi"]}, {"word": "biçimsizleştirmek", "meanings": ["Biçimsiz duruma getirmek, biçimini bozmak"]}, {"word": "biçimsizleştirilme", "meanings": ["Biçimsizleştirilmek işi"]}, {"word": "biçivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak biçmek"]}, {"word": "biçiverme", "meanings": ["Biçivermek işi"]}, {"word": "biçtirebilmek", "meanings": ["Biçtirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Biçtirme gücü bulunmak"]}, {"word": "biçtirebilme", "meanings": ["Biçtirebilmek işi"]}, {"word": "biçtirilmek", "meanings": ["Biçilmesi sağlanmak"]}, {"word": "biçtirilme", "meanings": ["Biçtirilmek işi"]}, {"word": "biçtirivermek", "meanings": ["Çabucak biçtirmek"]}, {"word": "biçtiriverme", "meanings": ["Biçtirivermek işi"]}, {"word": "bildirebilmek", "meanings": ["Bildirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bildirilebilme", "meanings": ["Bildirilebilmek işi"]}, {"word": "bildirilebilmek", "meanings": ["Bildirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bildirebilme", "meanings": ["Bildirebilmek işi"]}, {"word": "bildirivermek", "meanings": ["Çabucak bildirmek"]}, {"word": "bildiriverme", "meanings": ["Bildirivermek işi"]}, {"word": "bilebilmek", "meanings": ["Bilme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bilme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bilebilme", "meanings": ["Bilebilmek işi"]}, {"word": "bilenebilmek", "meanings": ["Bilenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bilenebilme", "meanings": ["Bilenebilmek işi"]}, {"word": "bileşiklik", "meanings": ["Bileşik olma durumu"]}, {"word": "biletebilmek", "meanings": ["Biletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biletebilme", "meanings": ["Biletebilmek işi"]}, {"word": "biletilmek", "meanings": ["Biletme işine konu olmak"]}, {"word": "biletilme", "meanings": ["Biletilmek işi"]}, {"word": "bileyazmak", "meanings": ["Bilecek gibi olmak"]}, {"word": "bileyazma", "meanings": ["Bileyazmak işi"]}, {"word": "bileyebilmek", "meanings": ["Bileme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bileme gücü bulunmak", "Bileme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bileyebilme", "meanings": ["Bileyebilmek işi"]}, {"word": "bileyivermek", "meanings": ["Çabucak bilemek"]}, {"word": "bileyiverme", "meanings": ["Bileyivermek işi"]}, {"word": "bilgeleşebilmek", "meanings": ["Bilgeleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bilgeleşmek", "meanings": ["Bilge durumuna gelmek"]}, {"word": "bilgeleşebilme", "meanings": ["Bilgeleşebilmek işi"]}, {"word": "bilgeleşme", "meanings": ["Bilgeleşmek işi"]}, {"word": "bilgeleştirmek", "meanings": ["Bilge durumuna gelmesini sağlamak"]}, {"word": "bilgeleştirme", "meanings": ["Bilgeleştirmek işi"]}, {"word": "bilgilendirebilmek", "meanings": ["Bilgilendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bilgilendirme gücü bulunmak"]}, {"word": "bilgilendirebilme", "meanings": ["Bilgilendirebilmek işi"]}, {"word": "bilgilendirilebilmek", "meanings": ["Bilgilendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bilgilendirilebilme", "meanings": ["Bilgilendirilebilmek işi"]}, {"word": "bilgilendiriş", "meanings": ["Bilgilendirme işi"]}, {"word": "bilgilenebilmek", "meanings": ["Bilgilenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bilgilenebilme", "meanings": ["Bilgilenebilmek işi"]}, {"word": "bilgileniş", "meanings": ["Bilgilenme işi"]}, {"word": "bilginleşmek", "meanings": ["Bilgin durumuna gelmek"]}, {"word": "bilginleşme", "meanings": ["Bilginleşmek durumu"]}, {"word": "bilgisayarlı", "meanings": ["Bilgisayarı olan, bilgisayarla iş gören", "Bilgisayardan yararlanılarak yapılan"]}, {"word": "bilgisizleşmek", "meanings": ["Bilgisiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "bilgisizleşme", "meanings": ["Bilgisizleşmek işi"]}, {"word": "bilim kurgucu", "meanings": ["Bilim kurgusal eserler ortaya koyan kimse"]}, {"word": "bilim dışılık", "meanings": ["Bilim dışı olma durumu"]}, {"word": "bilimleştirmek", "meanings": ["Bilim durumuna getirmek, bilim özelliği kazandırmak"]}, {"word": "bilim kurguculuk", "meanings": ["Bilim kurgucunun yaptığı iş"]}, {"word": "bilimleştirme", "meanings": ["Bilimleştirmek işi"]}, {"word": "bilimselleşme", "meanings": ["Bilimselleşmek işi"]}, {"word": "bilimselleşmek", "meanings": ["Bilimsel bir nitelik kazanmak"]}, {"word": "bilimsever", "meanings": ["Bilimi seven, bilimle uğraşan (kimse)"]}, {"word": "bilimseverlik", "meanings": ["Bilimsever olma durumu"]}, {"word": "bilinçlendirebilmek", "meanings": ["Bilinçlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak şuurlandırabilmek", "Bilinçlendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bilinçlendiriş", "meanings": ["Bilinçlendirme işi, şuurlandırış"]}, {"word": "bilinçlendirebilme", "meanings": ["Bilinçlendirebilmek işi, şuurlandırabilme"]}, {"word": "bilinçlendirilebilmek", "meanings": ["Bilinçlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak, şuurlandırılabilmek"]}, {"word": "bilinçlendirilmek", "meanings": ["Bilinçli bir duruma getirilmek, bilinçlenmesi sağlanmak, şuurlandırılmak"]}, {"word": "bilinçlendirilebilme", "meanings": ["Bilinçlendirilebilmek işi, şuurlandırılabilme"]}, {"word": "bilinçlendirilme", "meanings": ["Bilinçlendirilmek işi, şuurlandırılma"]}, {"word": "bilinçlenebilme", "meanings": ["Bilinçlenebilmek işi, şuurlanabilme"]}, {"word": "bilinçlenebilmek", "meanings": ["Bilinçlenme ihtimali veya imkânı bulunmak, şuurlanabilmek"]}, {"word": "bilinçleniş", "meanings": ["Bilinçlenme işi, şuurlanış"]}, {"word": "bilinçsizce", "meanings": ["Bilinçsize yakışır bir biçimde olan, şuursuzca", "(bilinçsi'zce) Bilinçsiz bir biçimde, şuursuzca"]}, {"word": "bilinçsizleşebilmek", "meanings": ["Bilinçsizleşme ihtimali veya imkânı bulunmak, şuursuzlaşabilmek"]}, {"word": "bilinçsizleşebilme", "meanings": ["Bilinçsizleşebilmek işi, şuursuzlaşabilme"]}, {"word": "bilinçsizleşmek", "meanings": ["Bilincini yitirmek, bilinçsiz bir duruma gelmek, şuursuzlaşmak"]}, {"word": "bilinebilme", "meanings": ["Bilinebilmek işi"]}, {"word": "bilinçsizleşme", "meanings": ["Bilinçsizleşmek işi, şuursuzlaşma"]}, {"word": "bilinebilmek", "meanings": ["Bilinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bilinegelmek", "meanings": ["Önceden beri bilinmek"]}, {"word": "bilinegelme", "meanings": ["Bilinegelmek işi"]}, {"word": "bilisizce", "meanings": ["Bilisize uygun bir biçimde"]}, {"word": "biliverme", "meanings": ["Bilivermek işi"]}, {"word": "bilivermek", "meanings": ["Çabucak bilmek"]}, {"word": "billurlaşabilmek", "meanings": ["Billurlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Billurlaşma gücü bulunmak"]}, {"word": "billurlaştırabilmek", "meanings": ["Billurlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "billurlaşabilme", "meanings": ["Billurlaşabilmek işi"]}, {"word": "bindirilebilmek", "meanings": ["Bindirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "billurlaştırabilme", "meanings": ["Billurlaştırabilmek işi"]}, {"word": "bindirilebilme", "meanings": ["Bindirilebilmek işi"]}, {"word": "bindirebilmek", "meanings": ["Bindirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bindirme gücü bulunmak"]}, {"word": "bindirebilme", "meanings": ["Bindirebilmek işi"]}, {"word": "binivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak binmek"]}, {"word": "bir başınalık", "meanings": ["Bir başına olma durumu"]}, {"word": "biniverme", "meanings": ["Binivermek işi"]}, {"word": "bir paralık etmek", "meanings": ["çok utanacak, işe yaramaz bir duruma düşürmek"]}, {"word": "bir paralık", "meanings": ["Beş paralık"]}, {"word": "birahanecilik", "meanings": ["Birahanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "bireyleşebilmek", "meanings": ["Bireyleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bireyleşebilme", "meanings": ["Bireyleşebilmek işi"]}, {"word": "bireyselleşmek", "meanings": ["Bireye özgü bir duruma gelmek"]}, {"word": "bireyselleşme", "meanings": ["Bireyselleşmek işi"]}, {"word": "bireyselleştirilmek", "meanings": ["Bireysel olması sağlanmak"]}, {"word": "bireyselleştirilme", "meanings": ["Bireyselleştirilmek işi"]}, {"word": "biriciklik", "meanings": ["Biricik olma durumu"]}, {"word": "birikebilmek", "meanings": ["Birikme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "birikebilme", "meanings": ["Birikebilmek işi"]}, {"word": "birikivermek", "meanings": ["Çabucak birikmek"]}, {"word": "birikiverme", "meanings": ["Birikivermek işi"]}, {"word": "biriktirebilmek", "meanings": ["Biriktirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Biriktirme gücü bulunmak"]}, {"word": "biriktirebilme", "meanings": ["Biriktirebilmek işi"]}, {"word": "biriktirilebilme", "meanings": ["Biriktirilebilmek işi"]}, {"word": "biriktirilebilmek", "meanings": ["Biriktirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "biriktiriş", "meanings": ["Biriktirme işi"]}, {"word": "birlenmek", "meanings": ["Tek duruma getirilmek"]}, {"word": "birlenme", "meanings": ["Birlenmek işi"]}, {"word": "birleşebilmek", "meanings": ["Birleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Birleşme gücü bulunmak", "Birleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "birleşebilme", "meanings": ["Birleşebilmek işi"]}, {"word": "birleşivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın birleşmek"]}, {"word": "birleşilebilmek", "meanings": ["Birleşilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "birleşiverme", "meanings": ["Birleşivermek işi"]}, {"word": "birleşilebilme", "meanings": ["Birleşilebilmek işi"]}, {"word": "birleştirebilmek", "meanings": ["Birleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Birleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "birleştirilebilmek", "meanings": ["Birleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "birleştirebilme", "meanings": ["Birleştirebilmek işi"]}, {"word": "birleştirilebilme", "meanings": ["Birleştirilebilmek işi"]}, {"word": "birleştiriliş", "meanings": ["Birleştirilme işi"]}, {"word": "birleştiriş", "meanings": ["Birleştirme işi"]}, {"word": "birleştirivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın birleştirmek"]}, {"word": "birleştiriverme", "meanings": ["Birleştirivermek işi"]}, {"word": "bitebilmek", "meanings": ["Bitme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bitebilme", "meanings": ["Bitebilmek işi"]}, {"word": "bitirebilmek", "meanings": ["Bitirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bitirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "bitirebilme", "meanings": ["Bitirebilmek işi"]}, {"word": "bitirilebilmek", "meanings": ["Bitirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bitirilebilme", "meanings": ["Bitirilebilmek işi"]}, {"word": "bitiriliş", "meanings": ["Bitirilme işi"]}, {"word": "bitirilivermek", "meanings": ["Çabucak bitirilmek"]}, {"word": "bitirivermek", "meanings": ["Çabucak bitirmek"]}, {"word": "bitiriliverme", "meanings": ["Bitirilivermek işi"]}, {"word": "bitiriverme", "meanings": ["Bitirivermek işi"]}, {"word": "bitiriş", "meanings": ["Bitirme işi"]}, {"word": "bitişebilmek", "meanings": ["Bitişme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bitişebilme", "meanings": ["Bitişebilmek işi"]}, {"word": "bitişiş", "meanings": ["Bitişme işi"]}, {"word": "bitiştirebilmek", "meanings": ["Bitiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bitiştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bitiştirebilme", "meanings": ["Bitiştirebilmek işi"]}, {"word": "bitiştirilebilmek", "meanings": ["Bitiştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bitiştirilebilme", "meanings": ["Bitiştirilebilmek işi"]}, {"word": "bitiştiriliş", "meanings": ["Bitiştirilme işi"]}, {"word": "bitiştiriş", "meanings": ["Bitiştirme işi"]}, {"word": "bitiştiriverme", "meanings": ["Bitiştirivermek işi"]}, {"word": "bitiştirivermek", "meanings": ["Çabucak bitiştirmek"]}, {"word": "bitivermek", "meanings": ["Çabucak bitmek", "Beklenmedik bir anda ortaya çıkmak"]}, {"word": "bitiverme", "meanings": ["Bitivermek işi"]}, {"word": "bitlenebilmek", "meanings": ["Bitlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bitkince", "meanings": ["Bitkin bir biçimde, dermansızca"]}, {"word": "bitlenebilme", "meanings": ["Bitlenebilmek işi"]}, {"word": "bitlenivermek", "meanings": ["Çabucak bitlenmek"]}, {"word": "bitleniverme", "meanings": ["Bitlenivermek işi"]}, {"word": "bloklu", "meanings": ["Blokları olan, bloklardan oluşan"]}, {"word": "blöfçülük", "meanings": ["Blöfçü olma durumu"]}, {"word": "bocalatış", "meanings": ["Bocalatma işi"]}, {"word": "bocalatabilme", "meanings": ["Bocalatabilmek işi"]}, {"word": "bocalatabilmek", "meanings": ["Bocalatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bocalayabilmek", "meanings": ["Bocalama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "bocalayabilme", "meanings": ["Bocalayabilmek işi"]}, {"word": "bocalayış", "meanings": ["Bocalama işi"]}, {"word": "bodurlaştırmak", "meanings": ["Bodur duruma getirmek"]}, {"word": "bodurlaştırma", "meanings": ["Bodurlaştırmak işi"]}, {"word": "boğabilmek", "meanings": ["Boğma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boğmaya gücü yetmek"]}, {"word": "boğabilme", "meanings": ["Boğabilmek işi"]}, {"word": "boğazlanabilmek", "meanings": ["Boğazlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boğazlanabilme", "meanings": ["Boğazlanabilmek işi"]}, {"word": "boğazlatabilme", "meanings": ["Boğazlatabilmek işi"]}, {"word": "boğazlatabilmek", "meanings": ["Boğazlatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boğazlatılmak", "meanings": ["Boğazı kesilerek öldürülmesi sağlanmak"]}, {"word": "boğazlatılma", "meanings": ["Boğazlatılmak işi"]}, {"word": "boğazlayabilme", "meanings": ["Boğazlayabilmek işi"]}, {"word": "boğazlayabilmek", "meanings": ["Boğazlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boğazlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "boğazlayıverme", "meanings": ["Boğazlayıvermek işi"]}, {"word": "boğazlayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın boğazlamak"]}, {"word": "boğazsızlık", "meanings": ["Boğazsız olma durumu"]}, {"word": "boğdurabilmek", "meanings": ["Boğdurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boğdurmaya gücü yetmek"]}, {"word": "boğdurabilme", "meanings": ["Boğdurabilmek işi"]}, {"word": "boğduruverme", "meanings": ["Boğduruvermek işi"]}, {"word": "boğduruvermek", "meanings": ["Çabucak boğdurmak"]}, {"word": "boğuklaşabilmek", "meanings": ["Boğuklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "boğuklaşabilme", "meanings": ["Boğuklaşabilmek işi"]}, {"word": "boğuklaştırmak", "meanings": ["Boğuklaşmasına sebep olmak"]}, {"word": "boğuklaştırma", "meanings": ["Boğuklaştırmak işi"]}, {"word": "boğulabilmek", "meanings": ["Boğulma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "boğulabilme", "meanings": ["Boğulabilmek işi"]}, {"word": "boğuluvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın boğulmak"]}, {"word": "boğuluverme", "meanings": ["Boğuluvermek işi"]}, {"word": "boğuluş", "meanings": ["Boğulma işi"]}, {"word": "boğumlanabilmek", "meanings": ["Boğumlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "boğumlanabilme", "meanings": ["Boğumlanabilmek işi"]}, {"word": "boğumlanış", "meanings": ["Boğumlanma işi"]}, {"word": "boğuşabilme", "meanings": ["Boğuşabilmek işi"]}, {"word": "boğuşabilmek", "meanings": ["Boğuşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boğuşmaya gücü yetmek"]}, {"word": "boğuverme", "meanings": ["Boğuvermek işi"]}, {"word": "boğuvermek", "meanings": ["Çabucak boğmak"]}, {"word": "bohçalanma", "meanings": ["Bohçalanmak işi"]}, {"word": "bohçalanmak", "meanings": ["Bohçaya konulmak"]}, {"word": "bohçalatmak", "meanings": ["Bohçaya koydurmak"]}, {"word": "bohçalatma", "meanings": ["Bohçalatmak işi"]}, {"word": "bolarabilmek", "meanings": ["Bolarma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boktanlık", "meanings": ["Boktan olma durumu"]}, {"word": "bollaşabilme", "meanings": ["Bollaşabilmek işi"]}, {"word": "bolarabilme", "meanings": ["Bolarabilmek işi"]}, {"word": "bollaşabilmek", "meanings": ["Bollaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bollaşıverme", "meanings": ["Bollaşıvermek işi"]}, {"word": "bollaşıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın bollaşmak"]}, {"word": "bollaştırabilmek", "meanings": ["Bollaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bollaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bollaştırabilme", "meanings": ["Bollaştırabilmek işi"]}, {"word": "bollaştırılabilmek", "meanings": ["Bollaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bollaştırılabilme", "meanings": ["Bollaştırılabilmek işi"]}, {"word": "bollaştırılma", "meanings": ["Bollaştırılmak işi"]}, {"word": "bollaştırılmak", "meanings": ["Bollaşması sağlanmak"]}, {"word": "bombalanabilmek", "meanings": ["Bombalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bombalanabilme", "meanings": ["Bombalanabilmek işi"]}, {"word": "bombalatabilmek", "meanings": ["Bombalatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bombalatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bombalanış", "meanings": ["Bombalanma işi"]}, {"word": "bombalatabilme", "meanings": ["Bombalatabilmek işi"]}, {"word": "bombalatılmak", "meanings": ["Bombalanması sağlanmak"]}, {"word": "bombalayabilmek", "meanings": ["Bombalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bombalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "bombalatılma", "meanings": ["Bombalatılmak işi"]}, {"word": "bombalayış", "meanings": ["Bombalama işi"]}, {"word": "bombalayabilme", "meanings": ["Bombalayabilmek işi"]}, {"word": "bombalayıverme", "meanings": ["Bombalayıvermek işi"]}, {"word": "bombalayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın bombalamak"]}, {"word": "bombelenebilmek", "meanings": ["Bombelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bombelenebilme", "meanings": ["Bombelenebilmek işi"]}, {"word": "bombelenmek", "meanings": ["Üzerinde bombe oluşmak"]}, {"word": "bombelenme", "meanings": ["Bombelenmek işi"]}, {"word": "bonkörce", "meanings": ["Bonköre yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "bonkörleşebilmek", "meanings": ["Bonkörleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bonkörleşebilme", "meanings": ["Bonkörleşebilmek işi"]}, {"word": "bonkörleşmek", "meanings": ["Bonkörce davranmaya başlamak"]}, {"word": "bonkörleşme", "meanings": ["Bonkörleşmek işi"]}, {"word": "bonservisli", "meanings": ["Bonservisi olan (kimse)"]}, {"word": "borçlanabilmek", "meanings": ["Borçlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "borçlanabilme", "meanings": ["Borçlanabilmek işi"]}, {"word": "borçlandırabilmek", "meanings": ["Borçlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "borçlandırabilme", "meanings": ["Borçlandırabilmek işi"]}, {"word": "borçlandırılabilmek", "meanings": ["Borçlandırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "borçlandırılabilme", "meanings": ["Borçlandırılabilmek işi"]}, {"word": "borçlandırış", "meanings": ["Borçlandırma işi"]}, {"word": "borçlanış", "meanings": ["Borçlanma işi"]}, {"word": "boşalabilmek", "meanings": ["Boşalma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boşalma gücü bulunmak"]}, {"word": "boşalabilme", "meanings": ["Boşalabilmek işi"]}, {"word": "boşalış", "meanings": ["Boşalma işi"]}, {"word": "boşalıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın boşalmak"]}, {"word": "boşalıverme", "meanings": ["Boşalıvermek işi"]}, {"word": "boşaltabilmek", "meanings": ["Boşaltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boşaltmaya gücü yetmek"]}, {"word": "boşaltabilme", "meanings": ["Boşaltabilmek işi"]}, {"word": "boşaltılabilmek", "meanings": ["Boşaltılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boşaltılış", "meanings": ["Boşaltılma işi"]}, {"word": "boşaltılabilme", "meanings": ["Boşaltılabilmek işi"]}, {"word": "boşaltılıvermek", "meanings": ["Çabucak boşaltılmak"]}, {"word": "boşaltılıverme", "meanings": ["Boşaltılıvermek işi"]}, {"word": "boşaltıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın boşaltmak"]}, {"word": "boşaltış", "meanings": ["Boşaltma işi"]}, {"word": "boşaltıverme", "meanings": ["Boşaltıvermek işi"]}, {"word": "boşanabilmek", "meanings": ["Boşanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boşanabilme", "meanings": ["Boşanabilmek işi"]}, {"word": "boşandırılmak", "meanings": ["Boşanması sağlanmak"]}, {"word": "boşandırılma", "meanings": ["Boşandırılmak işi"]}, {"word": "boşanılmak", "meanings": ["Boşanma işi yapılmak"]}, {"word": "boşanış", "meanings": ["Boşanma işi"]}, {"word": "boşanılma", "meanings": ["Boşanılmak işi"]}, {"word": "boşanıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın boşanmak"]}, {"word": "boşatabilmek", "meanings": ["Boşatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boşatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "boşanıverme", "meanings": ["Boşanıvermek işi"]}, {"word": "boşatabilme", "meanings": ["Boşatabilmek işi"]}, {"word": "boşatılabilme", "meanings": ["Boşatılabilmek işi"]}, {"word": "boşatılabilmek", "meanings": ["Boşaltılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boşatılmak", "meanings": ["Boşaltma işine konu olmak"]}, {"word": "boşatılma", "meanings": ["Boşatılmak işi"]}, {"word": "boşayabilmek", "meanings": ["Boşama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boşamaya gücü yetmek"]}, {"word": "boşayıvermek", "meanings": ["Çabucak boşamak"]}, {"word": "boşayabilme", "meanings": ["Boşayabilmek işi"]}, {"word": "boşayıverme", "meanings": ["Boşayıvermek işi"]}, {"word": "boşlaşmak", "meanings": ["Boş bir duruma gelmek"]}, {"word": "boşunalık", "meanings": ["Gereksizlik, hiçlik"]}, {"word": "boşlaşma", "meanings": ["Boşlaşmak işi"]}, {"word": "boşvermiş", "meanings": ["Aldırmaz, umursamaz (kimse)"]}, {"word": "boşvermişlik", "meanings": ["Boşvermiş olma durumu"]}, {"word": "boyanış", "meanings": ["Boyanma işi"]}, {"word": "boyanabilmek", "meanings": ["Boyanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boyanabilme", "meanings": ["Boyanabilmek işi"]}, {"word": "boyanıvermek", "meanings": ["Çabucak boyanmak"]}, {"word": "boyatabilme", "meanings": ["Boyatabilmek işi"]}, {"word": "boyanıverme", "meanings": ["Boyanıvermek işi"]}, {"word": "boyatabilmek", "meanings": ["Boyatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boyatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "boyatılabilmek", "meanings": ["Boyatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boyatılış", "meanings": ["Boyatılma işi"]}, {"word": "boyatılabilme", "meanings": ["Boyatılabilmek işi"]}, {"word": "boyatış", "meanings": ["Boyatma işi"]}, {"word": "boyayış", "meanings": ["Boyama işi"]}, {"word": "boyatıvermek", "meanings": ["Çabucak boyatmak"]}, {"word": "boyayıvermek", "meanings": ["Çabucak boyamak"]}, {"word": "boyatıverme", "meanings": ["Boyatıvermek işi"]}, {"word": "boyayıverme", "meanings": ["Boyayıvermek işi"]}, {"word": "boylanabilmek", "meanings": ["Boylanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boylanıvermek", "meanings": ["Çabucak boylanmak"]}, {"word": "boylanabilme", "meanings": ["Boylanabilmek işi"]}, {"word": "boylatmak", "meanings": ["Boylama işini yaptırmak"]}, {"word": "boylanıverme", "meanings": ["Boylanıvermek işi"]}, {"word": "boylatma", "meanings": ["Boylatmak işi"]}, {"word": "boylayabilmek", "meanings": ["Boylama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boylayabilme", "meanings": ["Boylayabilmek işi"]}, {"word": "boyluluk", "meanings": ["Uzun boylu olma durumu"]}, {"word": "boynuzlayabilmek", "meanings": ["Boynuzlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boynuzlayabilme", "meanings": ["Boynuzlayabilmek işi"]}, {"word": "boysuzluk", "meanings": ["Kısa boylu olma durumu"]}, {"word": "boynuzlayış", "meanings": ["Boynuzlama işi"]}, {"word": "boyutlandırılmak", "meanings": ["Boyut kazanması sağlanmak"]}, {"word": "boyutlandırılma", "meanings": ["Boyutlandırılmak işi"]}, {"word": "boyutlandırış", "meanings": ["Boyutlandırma işi"]}, {"word": "boyutlandırılış", "meanings": ["Boyutlandırılma işi"]}, {"word": "boyutluluk", "meanings": ["Boyutlu olma durumu"]}, {"word": "boyutlanış", "meanings": ["Boyutlanma işi"]}, {"word": "bozabilmek", "meanings": ["Bozma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bozmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bozabilme", "meanings": ["Bozabilmek işi"]}, {"word": "bozarabilmek", "meanings": ["Bozarma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "bozarabilme", "meanings": ["Bozarabilmek işi"]}, {"word": "bozarış", "meanings": ["Bozarma işi"]}, {"word": "bozulabilmek", "meanings": ["Bozulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bozulabilme", "meanings": ["Bozulabilmek işi"]}, {"word": "bozuluvermek", "meanings": ["Çabucak bozulmak"]}, {"word": "bozuluverme", "meanings": ["Bozuluvermek işi"]}, {"word": "bozuş", "meanings": ["Bozma işi"]}, {"word": "bozuşabilmek", "meanings": ["Bozuşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bozuşabilme", "meanings": ["Bozuşabilmek işi"]}, {"word": "bozuşuvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın bozuşmak"]}, {"word": "bozuşuverme", "meanings": ["Bozuşuvermek işi"]}, {"word": "bozuvermek", "meanings": ["Çabucak bozmak"]}, {"word": "bozuverme", "meanings": ["Bozuvermek işi"]}, {"word": "böbürlenebilmek", "meanings": ["Böbürlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "böbürlenebilme", "meanings": ["Böbürlenebilmek işi"]}, {"word": "böbürleniş", "meanings": ["Böbürlenme işi"]}, {"word": "böceklenebilmek", "meanings": ["Böceklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "böceklenebilme", "meanings": ["Böceklenebilmek işi"]}, {"word": "böğürebilmek", "meanings": ["Böğürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Böğürme becerisi bulunmak"]}, {"word": "böğürebilme", "meanings": ["Böğürebilmek işi"]}, {"word": "böğürüvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın böğürmek"]}, {"word": "böğürüverme", "meanings": ["Böğürüvermek işi"]}, {"word": "böldürebilmek", "meanings": ["Böldürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Böldürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "böldürebilme", "meanings": ["Böldürebilmek işi"]}, {"word": "böldürülmek", "meanings": ["Bölünmesi sağlanmak"]}, {"word": "böldürülme", "meanings": ["Böldürülmek işi"]}, {"word": "bölebilmek", "meanings": ["Bölme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bölmeye gücü yetmek", "Bölme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bölebilme", "meanings": ["Bölebilmek işi"]}, {"word": "bölgeselleşmek", "meanings": ["Bölgesel bir nitelik kazanmak"]}, {"word": "bölgeselleşme", "meanings": ["Bölgeselleşmek işi"]}, {"word": "bölümlendiriliş", "meanings": ["Bölümlendirilme işi"]}, {"word": "bölümlendirilmek", "meanings": ["Bölümlendirme işi yapılmak"]}, {"word": "bölümlendirilme", "meanings": ["Bölümlendirilmek işi"]}, {"word": "bölüşebilmek", "meanings": ["Bölüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bölüşebilme", "meanings": ["Bölüşebilmek işi"]}, {"word": "bölüştürebilme", "meanings": ["Bölüştürebilmek işi"]}, {"word": "bölüştürebilmek", "meanings": ["Bölüştürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bölüştürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "bölüştürülebilmek", "meanings": ["Bölüştürülebilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bozdurabilmek", "meanings": ["Bozdurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bozdurmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bölüştürülebilme", "meanings": ["Bölüştürülebilmek işi"]}, {"word": "bozdurabilme", "meanings": ["Bozdurabilmek işi"]}, {"word": "bozduruş", "meanings": ["Bozdurma işi"]}, {"word": "bozdurulabilme", "meanings": ["Bozdurulabilmek işi"]}, {"word": "bölüştürüvermek", "meanings": ["Çabucak bölüştürmek"]}, {"word": "bozdurulabilmek", "meanings": ["Bozdurulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bölüştürüverme", "meanings": ["Bölüştürüvermek işi"]}, {"word": "bölüşülebilmek", "meanings": ["Bölüşülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bölüşülebilme", "meanings": ["Bölüşülebilmek işi"]}, {"word": "bölüşüvermek", "meanings": ["Çabucak bölüşmek"]}, {"word": "bölüşüverme", "meanings": ["Bölüşüvermek işi"]}, {"word": "budaksız", "meanings": ["Budağı bulunmayan (ağaç vb.)"]}, {"word": "budalalaştırmak", "meanings": ["Budala bir duruma gelmesine yol açmak"]}, {"word": "budalalaştırma", "meanings": ["Budalalaştırmak işi"]}, {"word": "nameci", "meanings": ["Mektup yazan kimse"]}, {"word": "insanlı", "meanings": ["Çevresinde, içinde insan bulunan"]}, {"word": "insansız", "meanings": ["İçinde insan bulunmayan"]}, {"word": "ahiretlik", "meanings": ["Ahretlik"]}, {"word": "aşarcı", "meanings": ["Aşar toplayan kişi"]}, {"word": "aşarcılık", "meanings": ["Aşarcının yaptığı iş"]}, {"word": "nasipli", "meanings": ["Nasibi olan, kısmetli", "Her istediğine kolayca ulaşan"]}, {"word": "nasiplilik", "meanings": ["Nasipli olma durumu"]}, {"word": "nasipsiz", "meanings": ["Nasibi olmayan, kısmetsiz", "İstediğine ulaşamayan"]}, {"word": "nasipsizlik", "meanings": ["Nasipsiz olma durumu"]}, {"word": "kara paracılık", "meanings": ["Kara paracı olma durumu"]}, {"word": "kara paracı", "meanings": ["Kara parayla uğraşan kimse"]}, {"word": "paracılık", "meanings": ["Paracı olma durumu"]}, {"word": "paracı", "meanings": ["Parayı seven (kimse)"]}, {"word": "köşe dönmecilik", "meanings": ["Köşe dönücülük"]}, {"word": "kulağı kesik", "meanings": ["Görmüş geçirmiş, deneyimi fazla olan, uyanık"]}, {"word": "imarcılık", "meanings": ["İmarcının yaptığı iş"]}, {"word": "imarcı", "meanings": ["İmarla uğraşan kimse", "İmar etmeyi iş edinen kimse"]}, {"word": "kulağı kesiklik", "meanings": ["Kulağı kesik olma durumu"]}, {"word": "ödeme belgesi", "meanings": ["Kredi kartı ile satın alınan mal veya hizmet karşılığında bankanın yetki verdiği iş yeri tarafından düzenlenen, satın alanca imzalanan, ödeme taahhüdünü gösteren belge, slip(II)"]}, {"word": "ek kart", "meanings": ["Banka müşterisinin kendi hesabından kart aracılığıyla harcama yetkisi verdiği ve kendisiyle birlikte müşterek ve müteselsil borçlu olan kişinin kullandığı kart"]}, {"word": "ödeme kartı", "meanings": ["Banka kartı"]}, {"word": "ululaşma", "meanings": ["Ululaşmak işi"]}, {"word": "ululaşmak", "meanings": ["Ulu duruma gelmek"]}, {"word": "vibrasyon tecridi", "meanings": ["Titreşim önleyici"]}, {"word": "ara eleman", "meanings": ["Meslek liselerinin, meslek yüksekokullarının veya halk eğitim merkezlerinin yetiştirdiği işçi"]}, {"word": "titreşim önleyici", "meanings": ["Yapılarda hidrofor, elektrik motoru, boyler üniteleri, kalorifer kazanı vb. araçların titreşimleriyle etrafa zarar vermemeleri için yapılan yalıtım, vibrasyon tecridi"]}, {"word": "perde duvar", "meanings": ["Yapıda statik ve dinamik yüklere karşı direnç sağlamak üzere kolonların devamı olan duvarlarda duvar yerine konulan, özel beton duvar"]}, {"word": "etriye", "meanings": ["Dikme kiriş bağlantılarında direnci sağlayan sargı"]}, {"word": "kütük demir", "meanings": ["Demir çelik fabrikalarında, izabe tesislerinde maden cevherinden veya hurdadan döküm sonu elde edilen ham kütle, kütük"]}, {"word": "nervürlü demir", "meanings": ["Nervürlü çelik"]}, {"word": "çubuk demir", "meanings": ["İnşaatlarda kullanılan, üzerinde yiv bulunmayan demir"]}, {"word": "nervürlü çelik", "meanings": ["Direnci artıran, üzerinde çıkıntılar bulunan, dişli demir çubuk, nervürlü demir"]}, {"word": "hasır çelik", "meanings": ["İnşaatlarda düz yüzeylere atılacak betonun içine konulan, hasır biçiminde örülmüş malzeme, hasır demir"]}, {"word": "hasır demir", "meanings": ["Hasır çelik"]}, {"word": "bir lahza", "meanings": ["Kısa bir süre"]}, {"word": "bir lahzacık", "meanings": ["Kısa bir süre"]}, {"word": "dalay lama", "meanings": ["Lamaların (II) en büyüğü"]}, {"word": "latalı", "meanings": ["Latası olan"]}, {"word": "latasız", "meanings": ["Latası olmayan"]}, {"word": "Mağribî", "meanings": ["Batılı"]}, {"word": "sıcak çekme", "meanings": ["Demir çelik fabrikaları, izabe tesisleri vb. iş yerlerinde kütük demirlerini sıcak olarak tavlama derecesinde biçimlendirme ve haddeleme"]}, {"word": "gökşin", "meanings": ["Maviye yakın renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "Mağrip", "meanings": ["Afrika'nın Mısır dışındaki kuzey ülkeleri"]}, {"word": "iyilikbilmezlik", "meanings": ["İyilikbilmez olma durumu"]}, {"word": "itirafçılık", "meanings": ["İtirafçı olma durumu"]}, {"word": "ihtirassız", "meanings": ["İhtirası olmayan"]}, {"word": "marifetiyle", "meanings": ["Aracılığıyla"]}, {"word": "marpuççuluk", "meanings": ["Marpuççu olma durumu"]}, {"word": "marjsız", "meanings": ["Marjı olmayan"]}, {"word": "içten pazarlıklılık", "meanings": ["İçten pazarlıklı olma durumu"]}, {"word": "dansçılık", "meanings": ["Dansçının yaptığı iş"]}, {"word": "dış vurumculuk", "meanings": ["Dışa vurumculuk"]}, {"word": "dolapçılık", "meanings": ["Dolapçı olma durumu", "Dolapçının yaptığı iş"]}, {"word": "dramaturgluk", "meanings": ["Dramaturg olma durumu"]}, {"word": "duyumcu", "meanings": ["Duyumculuk yanlısı"]}, {"word": "dış borçlanma", "meanings": ["Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt dışındaki kuruluşlardan borç alma işi"]}, {"word": "dirim kurgusal", "meanings": ["Biyoloji ve elektronikle ilgili olan, biyonik"]}, {"word": "iç borç", "meanings": ["Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt içinde piyasaya sürdüğü tahvil, bono vb. ile aldığı borç"]}, {"word": "masajcılık", "meanings": ["Masajcı olma durumu"]}, {"word": "masaüstü yayıncı", "meanings": ["Masaüstü yayıncılık yapan kimse"]}, {"word": "usul", "meanings": ["Alçak sesle", "Yavaş bir biçimde"]}, {"word": "memesiz", "meanings": ["Memesi olmayan"]}, {"word": "memleketsiz", "meanings": ["Memleketi olmayan"]}, {"word": "memleketsizlik", "meanings": ["Memleketsiz olma durumu"]}, {"word": "bu merkezde", "meanings": ["Bu yolda, bu durumda olan"]}, {"word": "harbici", "meanings": ["Doğrucu"]}, {"word": "ulusal ekonomi", "meanings": ["Bir milletin kendine özgü ekonomi siyaseti, millî ekonomi, millî iktisat"]}, {"word": "ulusal savunma", "meanings": ["Bir milletin kendine özgü savunma yöntemi, millî savunma, millî müdafaa"]}, {"word": "silo yemi", "meanings": ["Su yönünden zengin, dayanıklılığı düşük, her tür kaba yemin silo kabı adı verilen kaplarda, havasız ortamda, belli bir süre süt asidi bakterileri mayalanmasına tabi tutulmaları sonucu elde edilen yem"]}, {"word": "tahkim kurulu", "meanings": ["Anlaşmazlıkları çözmek üzere oluşturulmuş hakem heyeti"]}, {"word": "teşekkürname", "meanings": ["Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, teşekkür"]}, {"word": "tahlisiye sandalı", "meanings": ["Kaza sırasında yolcuların kurtarılması için gemi güvertesinde bulundurulan sandal"]}, {"word": "Bağdat", "meanings": ["`Karnını doyurmak` anlamındaki Bağdat'ı tamir etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "tınlamalı", "meanings": ["`Tın` sesi çıkaran", "Ahenkli, ritmik"]}, {"word": "kalma durumu", "meanings": ["Bulunma durumu"]}, {"word": "üflemeli çalgılar", "meanings": ["Üflemeli sazlar"]}, {"word": "yaylı çalgılar", "meanings": ["Yaylı sazlar"]}, {"word": "vurmalı", "meanings": ["Vurularak çalınan (çalgı)"]}, {"word": "laga luga", "meanings": ["`Boş konuşmak` anlamındaki laga luga etmek (veya yapmak) deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "denim", "meanings": ["Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş"]}, {"word": "elektrikli süpürge", "meanings": ["Elektrik enerjisi ile çalışan süpürge, elektrik süpürgesi, süpürge"]}, {"word": "ilahi", "meanings": ["Tanrı'yı övmek, ona dua etmek için yazılıp makamla okunan nazım"]}, {"word": "dışarılık", "meanings": ["Dışarlık"]}, {"word": "kardeşli", "meanings": ["Kardeşi olan"]}, {"word": "kardeşsiz", "meanings": ["Kardeşi olmayan"]}, {"word": "tas tarak", "meanings": ["`Gitmek üzere bütün eşyasını toplamak` anlamındaki tası tarağı toplamak deyiminde geçer"]}, {"word": "tartar", "meanings": ["Suda eriyen, alkol ve eterde erimeyen, asit tadında beyaz bir tuz", "Şarap tortusu", "Diş taşı"]}, {"word": "moskof", "meanings": ["Acımasız, zalim"]}, {"word": "pürist", "meanings": ["Özleştirmeci"]}, {"word": "batimetre", "meanings": ["Derinlikölçer"]}, {"word": "batimetri", "meanings": ["Derinlik ölçümü"]}, {"word": "geri geri", "meanings": ["Geriye doğru, arka arka, götün götün, kıçın kıçın"]}, {"word": "geri geri çekilmek", "meanings": ["arka arka gitmek"]}, {"word": "taşımalı eğitim", "meanings": ["İlköğretim öğrencilerinin köy vb. yerleşim yerlerinden okulun bulunduğu daha büyük merkezlere araçlarla taşınması yoluyla yapılan eğitim"]}, {"word": "tatarı", "meanings": ["Tam pişmemiş"]}, {"word": "tazyiksiz", "meanings": ["Tazyiki olmayan"]}, {"word": "tebeşirleme", "meanings": ["Tebeşirlemek işi"]}, {"word": "tebeşirlemek", "meanings": ["Tebeşir tozu ile kirletmek"]}, {"word": "tebeşirlenme", "meanings": ["Tebeşirlenmek işi", "Boya filminde bağlayıcının hava koşulları etkisiyle bozulması sonucunda kolayca ufalanabilir, tozlu bir yüzey oluşturması"]}, {"word": "tebeşirlenmek", "meanings": ["Tebeşir tozu ile kirlenmek"]}, {"word": "tebrik kartı", "meanings": ["Bayram vb.ni kutlamak için gönderilen kart, tebrik"]}, {"word": "bir nefes", "meanings": ["Bir an, kısa bir süre"]}, {"word": "tebrik mesajı", "meanings": ["Herhangi bir olayı kutlamak için gönderilen mesaj"]}, {"word": "o yolda", "meanings": ["Öyle, o gidiş ve düzenle"]}, {"word": "nevi şahsına münhasır", "meanings": ["Kendine özgü davranış ve karakteri olan (kimse)"]}, {"word": "o hâlde", "meanings": ["Demek oluyor ki, öyleyse"]}, {"word": "o bu", "meanings": ["Bazı kimseler ve nesneler"]}, {"word": "onu bunu bırak", "meanings": ["`bahane arama, mazeret ileri sürme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "onluk bozma", "meanings": ["Onluğu, on tane birliğe çevirme"]}, {"word": "orman dizisi", "meanings": ["Orman kuşağı"]}, {"word": "ortada", "meanings": ["Sonucu belli olmayan (karşılaşma)", "Topluluk içinde, arasında", "Görünür yerde, göz önünde"]}, {"word": "ortada fol yok yumurta yok", "meanings": ["fol yok yumurta yok"]}, {"word": "ortada bırakmak", "meanings": ["birini çok güç bir durumdayken terk etmek"]}, {"word": "ortada kalmak", "meanings": ["yersiz kalmak, barınacak yer bulamamak", "güç bir durumda veya iki şey arasında kalmak", "bir şeyi hiç kimse üzerine almamak"]}, {"word": "katılımcılık", "meanings": ["Katılımcı olma durumu"]}, {"word": "ortada olmak", "meanings": ["Bir iş yapması gereken kişi belli olmamak"]}, {"word": "tavlama derecesi", "meanings": ["Demir çelik işletmelerinde kütük demirin şekillendirilmesi veya haddelenmesi için en uygun ısı ve nem oranı"]}, {"word": "kar yükü", "meanings": ["Yağan kar miktarının binalarda yaptığı baskı gücü"]}, {"word": "rüzgâr yükü", "meanings": ["Bir bölgede görülen rüzgârın binalarda oluşturduğu sarsma gücü"]}, {"word": "başkemancı", "meanings": ["Orkestranın yönetici durumunda olan kemancısı"]}, {"word": "birinci kemancı", "meanings": ["Orkestrada keman çalan, şeften sonraki ikinci kişi", "Bir işte en önemli görevi üstlenen kimse"]}, {"word": "bireysel emeklilik", "meanings": ["Bireylerin geleceklerini garanti altına almak için bankalar veya çeşitli finans kurumları aracılığıyla yaptıkları tasarruf"]}, {"word": "randevusuz", "meanings": ["Randevusu olmayan", "Randevu almadan"]}, {"word": "randevulu", "meanings": ["Randevusu bulunan", "Randevu alarak"]}, {"word": "battallaşma", "meanings": ["Battallaşmak işi"]}, {"word": "battallaşmak", "meanings": ["Battal duruma gelmek"]}, {"word": "battal boy", "meanings": ["Normalden daha büyük ölçüde olan"]}, {"word": "boyutlanma", "meanings": ["Boyutlanmak işi"]}, {"word": "akman", "meanings": ["Bozulmamış, saf, temiz"]}, {"word": "boyutlanmak", "meanings": ["Boyut kazanmak"]}, {"word": "kümbetlenme", "meanings": ["Kümbetlenmek işi"]}, {"word": "kümbetlenmek", "meanings": ["Kümbet biçimini almak"]}, {"word": "gri pasaport", "meanings": ["Belli bir görev için yurt dışına çıkanlar için verilen geçici pasaport"]}, {"word": "lacivert pasaport", "meanings": ["Yurt dışına çıkmak için verilen pasaport"]}, {"word": "bölgelemek", "meanings": ["Bölgelere ayırmak"]}, {"word": "bölgeleme", "meanings": ["Bölgelemek işi"]}, {"word": "boyutlama", "meanings": ["Boyutlamak işi"]}, {"word": "boyutlamak", "meanings": ["Boyutları belirlemek, ortaya koymak"]}, {"word": "aforizm", "meanings": ["Özdeyiş"]}, {"word": "hafif makineli", "meanings": ["Elde taşınabilen mitralyöz"]}, {"word": "ağır makineli", "meanings": ["Kundak üzerine oturtulmuş, mermisi özel boyutlarda olan, etkili ateş gücüne sahip tüfek veya top"]}, {"word": "zürriyetli", "meanings": ["Dölü olan, soyu olan", "Çocuk sahibi olan"]}, {"word": "zürriyetsiz", "meanings": ["Dölü olmayan, soyu olmayan", "Çocuk sahibi olmayan"]}, {"word": "kımıltısız", "meanings": ["Kımıltısı bulunmayan, kıpırdamayan"]}, {"word": "kımıltılı", "meanings": ["Kımıltısı bulunan, kıpırdayan"]}, {"word": "kırmızı nokta", "meanings": ["Televizyonda şiddet veya cinsellik içeren programların belli bir yaşın altındakilere izlettirilmemesini belirten işaret"]}, {"word": "kırmızı çizgi", "meanings": ["Pasaport kontrolü sırasında geçilmesi yasak olan bölgeyi belirleyen çizgi", "Belli bir konuda taraflar arasında kabul edilebilir son nokta"]}, {"word": "katılma belgesi", "meanings": ["Kişinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona ne kadar pay ile katıldığını gösteren kıymetli evrak"]}, {"word": "katılım belgesi", "meanings": ["Kongre, bilgi şöleni vb. çalışmalara katılanlara, katıldıklarına ilişkin olarak düzenleyenler tarafından verilen belge"]}, {"word": "ekipman yatırımı", "meanings": ["Bir iş için gereken elemanları yetiştirmek, eğitmek için yapılan yatırım"]}, {"word": "gaz beton", "meanings": ["Kuvarsit, sünger taşı vb. malzeme kullanılarak tuğla biçimi verilmiş beton yapı malzemesi"]}, {"word": "çatal yürek", "meanings": ["Çatal yürekli"]}, {"word": "çatal yürekli", "meanings": ["Cesur, korkusuz, çatal yürek"]}, {"word": "yükçeker", "meanings": ["Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç"]}, {"word": "çatal yüreklilik", "meanings": ["Çatal yürekli olma durumu"]}, {"word": "transporter", "meanings": ["343 yükçeker"]}, {"word": "sarmal metot", "meanings": ["Sarmal yöntem"]}, {"word": "sarmal yöntem", "meanings": ["Herhangi bir çalışmada basitten karmaşığa giden işlemler bütünü, sarmal metot"]}, {"word": "kimileyin", "meanings": ["Bazen, bazı zaman"]}, {"word": "alt başlık", "meanings": ["Herhangi bir yazıda alt bölümün başlığı"]}, {"word": "davranım", "meanings": ["Davranış"]}, {"word": "cillop", "meanings": ["Parlak, pürüzsüz, tertemiz", "Yeni"]}, {"word": "arayüz", "meanings": ["Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa"]}, {"word": "cillop gibi", "meanings": ["parlak, pürüzsüz, tertemiz"]}, {"word": "ekliptik", "meanings": ["Tutulum"]}, {"word": "epidemik", "meanings": ["Salgın hastalıkla ilgili"]}, {"word": "içselleştirme", "meanings": ["İçselleştirmek işi"]}, {"word": "içselleştirmek", "meanings": ["Özümsemek"]}, {"word": "ekliptik düzlem", "meanings": ["Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin yüzeyi"]}, {"word": "ergonomik", "meanings": ["Kullanışlı", "Elverişli"]}, {"word": "ikaz lambası", "meanings": ["Taşıtlarda ısı, benzin, yağ vb.ndeki aksamalarla ilgili sürücüyü uyaran ışıklı gösterge"]}, {"word": "föy", "meanings": ["Kısa bilgileri içeren belge"]}, {"word": "parnasizm", "meanings": ["`Sanat sanat içindir` ilkesini benimseyen, genellikle şiirde kendini gösteren bir edebiyat akımı"]}, {"word": "dembedem", "meanings": ["Zaman zaman"]}, {"word": "satanist", "meanings": ["Şeytana tapan kimse"]}, {"word": "satanistlik", "meanings": ["Satanist olma durumu"]}, {"word": "parnasyen", "meanings": ["Parnasizm yanlısı"]}, {"word": "işaret fişeği", "meanings": ["Bulunduğu yeri belli etmek için havaya atılan, renkli ışık saçan fişek"]}, {"word": "satanizm", "meanings": ["Şeytana tapma"]}, {"word": "erksiz", "meanings": ["Erki olmayan"]}, {"word": "eksiz", "meanings": ["Eki olmayan"]}, {"word": "gravyer peyniri", "meanings": ["Gravyer"]}, {"word": "ateşten gömlek", "meanings": ["Acı, üzüntü veren, dayanılmaz, sıkıntılı durum"]}, {"word": "esmer buğday", "meanings": ["Koyu renkli bir cins buğday"]}, {"word": "kalıcı makyaj", "meanings": ["Özellikle dudak, göz çevresi ve kaşların belirginleştirilmesi amacıyla kişiye özel olarak seçilmiş renklerin iğne yardımıyla üst deriye zerk edilmesiyle yapılan ve çok uzun süre ciltte kalan makyaj"]}, {"word": "tam ekmek", "meanings": ["Geleneksel mayalama tekniği ile üretilen, kepeği alınmamış ekmek"]}, {"word": "yönetici özeti", "meanings": ["Görüşülecek konularda toplantı öncesi yöneticiye sunulan, kısaltılmış açıklamalardan oluşan bilgi notu"]}, {"word": "zengin ekmek", "meanings": ["İçine çeşitli vitaminlerin eklendiği, kepeği alınmamış ekmek"]}, {"word": "esmer un", "meanings": ["Esmer buğdaydan elde edilen un"]}, {"word": "kerkinme", "meanings": ["Kerkinmek işi"]}, {"word": "guguk guguk", "meanings": ["Birisiyle eğlenmek ve onu kızdırmak için çocukların çıkardıkları ses"]}, {"word": "fortçuluk", "meanings": ["Fortçu olma durumu"]}, {"word": "hala kızı", "meanings": ["Halanın kızı"]}, {"word": "kerkinmek", "meanings": ["Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünmek, sarkıntılık etmek"]}, {"word": "büküç", "meanings": ["Köşe"]}, {"word": "fortçu", "meanings": ["Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse"]}, {"word": "emmi kızı", "meanings": ["Amca kızı"]}, {"word": "çağrıştırma", "meanings": ["Çağrıştırmak işi"]}, {"word": "boynu eğri", "meanings": ["Boynu bükük"]}, {"word": "boynu eğri olmak", "meanings": ["herhangi bir sebeple birine karşı direnecek veya söz söyleyecek durumda olmamak"]}, {"word": "asortik", "meanings": ["Giysilerini birbirine uygun giyen", "Sosyetik"]}, {"word": "dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir", "meanings": ["`dağ başında kışın fırtına eksik olmadığı gibi kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar eksik olmaz` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağ başından duman eksik olmaz", "meanings": ["`büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "dağ başı", "meanings": ["Dağın zirvesi, doruğu", "Issız yer"]}, {"word": "dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün el için", "meanings": ["`yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "perukçu", "meanings": ["Peruk yapan, hazırlayan veya satan kimse"]}, {"word": "perukçuluk", "meanings": ["Perukçunun işi veya mesleği"]}, {"word": "paylaşımcı", "meanings": ["Paylaşım içinde olan"]}, {"word": "mağazacılık", "meanings": ["Mağazacı olma durumu"]}, {"word": "örüntü", "meanings": ["Olay veya nesnelerin düzenli bir biçimde birbirini takip ederek gelişmesi"]}, {"word": "paylaşım", "meanings": ["Paylaşma işi"]}, {"word": "moskofluk", "meanings": ["Acımasızca davranış"]}, {"word": "paylaşımcılık", "meanings": ["Paylaşımcı olma durumu"]}, {"word": "mahfazasız", "meanings": ["Mahfazası olmayan"]}, {"word": "milföy hamuru", "meanings": ["Çeşitli pastaların yapımında kullanılan, ince açılmış, yağlı bir hamur türü, milföy"]}, {"word": "mühimmat deposu", "meanings": ["Savaş gereçlerinin saklandığı yer"]}, {"word": "kundak", "meanings": ["Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez", "Bu bezle sarılmış bebek", "Saçları yemeninin içine alıp bağlama", "Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey"]}, {"word": "kalbiselim", "meanings": ["Temiz kalpli olan"]}, {"word": "egzozculuk", "meanings": ["Egzozcunun yaptığı iş"]}, {"word": "dudaklı", "meanings": ["Dudağı olan"]}, {"word": "dudaksız", "meanings": ["Dudağı olmayan"]}, {"word": "falçatalı", "meanings": ["Falçatası olan"]}, {"word": "futbolculuk", "meanings": ["Futbolcunun yaptığı iş"]}, {"word": "hatırşinaslık", "meanings": ["Hatırşinas olma durumu"]}, {"word": "jakuzili", "meanings": ["Jakuzisi olan"]}, {"word": "jokeyli", "meanings": ["Jokeyi olan"]}, {"word": "jakuzisiz", "meanings": ["Jakuzisi olmayan"]}, {"word": "jeokimyacı", "meanings": ["Jeokimya ile uğraşan kimse"]}, {"word": "jokeylik", "meanings": ["Jokey olma durumu"]}, {"word": "jokeysiz", "meanings": ["Jokeyi olmayan"]}, {"word": "aleni tadat", "meanings": ["Açık sayım"]}, {"word": "dubniyum", "meanings": ["Atom numarası 105, atom ağırlığı 262 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen, kaliforniyum ile azot atomlarının reaksiyonu sonucu elde edilen yapay bir element (simgesi Db)"]}, {"word": "siborgiyum", "meanings": ["Atom numarası 106, atom ağırlığı 266 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen, kaliforniyum ile oksijen ve kaliforniyum ile neon atomlarının reaksiyonu sonucu elde edilen yapay bir element (simgesi Sg)"]}, {"word": "hassiyum", "meanings": ["Atom numarası 108, atom ağırlığı 269 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element (simgesi Hs)"]}, {"word": "metneryum", "meanings": ["Atom numarası 109, atom ağırlığı 268 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element (simgesi Mt)"]}, {"word": "bohriyum", "meanings": ["Atom numarası 107, atom ağırlığı 264 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element (simgesi Bh)"]}, {"word": "ruentgeniyum", "meanings": ["Atom numarası 111, atom ağırlığı 272 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element (simgesi Rg)"]}, {"word": "darmstadtiyum", "meanings": ["Atom numarası 110, atom ağırlığı 271 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element (simgesi Ds)"]}, {"word": "Rg", "meanings": ["Ruentgeniyum elementinin imgesi"]}, {"word": "Mt", "meanings": ["Metneryum elementinin simgesi"]}, {"word": "Ds", "meanings": ["Darmstadtiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Hs", "meanings": ["Hassiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Sg", "meanings": ["Siborgiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Bh", "meanings": ["Bohriyum elementinin simgesi"]}, {"word": "üstyapısal", "meanings": ["Üstyapı ile ilgili"]}, {"word": "Db", "meanings": ["Dubniyum elementinin simgesi"]}, {"word": "altyapısal", "meanings": ["Altyapı ile ilgili"]}, {"word": "yeraltı", "meanings": ["Gizli ve yasa dışı", "Alışılmışın dışında olan, aykırı"]}, {"word": "bordomsu", "meanings": ["Rengi bordoyu andıran, bordoya benzeyen, bordomtırak"]}, {"word": "bordomtırak", "meanings": ["Bordomsu"]}, {"word": "göğümsü", "meanings": ["Rengi gök rengini andıran, gök rengine benzeyen"]}, {"word": "kahverengimsi", "meanings": ["Rengi kahverengiyi andıran, kahverengiye benzeyen"]}, {"word": "turkuazımsı", "meanings": ["Rengi turkuazı andıran"]}, {"word": "kızılımsı", "meanings": ["Rengi kızılı andıran, kızıla benzeyen, kızıl gibi, kızılsı, kızılımtırak"]}, {"word": "kızılımtırak", "meanings": ["Kızılımsı"]}, {"word": "eflatunumsu", "meanings": ["Rengi eflatunu andıran, eflatuna benzeyen, eflatunsu"]}, {"word": "turuncumsu", "meanings": ["Rengi turuncuyu andıran, turuncuya benzeyen, turuncumtırak"]}, {"word": "turuncumtırak", "meanings": ["Turuncumsu"]}, {"word": "grimtırak", "meanings": ["Grimsi"]}, {"word": "karamsı", "meanings": ["Rengi karayı andıran, karaya benzeyen, kara gibi"]}, {"word": "grimsi", "meanings": ["Rengi griyi andıran, griye benzeyen, grimtırak"]}, {"word": "neftimsi", "meanings": ["Rengi neftîyi andıran, neftîye benzeyen"]}, {"word": "laciverdimsi", "meanings": ["Rengi laciverdi andıran, laciverde benzeyen"]}, {"word": "pembemtırak", "meanings": ["Pembemsi"]}, {"word": "bozumsu", "meanings": ["Rengi bozu andıran, boza benzeyen"]}, {"word": "tekel ürünleri", "meanings": ["Devlet tarafından üretimi yapılan içki, sigara vb. maddeler"]}, {"word": "tehditli", "meanings": ["Tehdidi bulunan"]}, {"word": "Kâbe", "meanings": ["Mekke'de bulunan, Müslümanlarca kıble olarak kabul edilen ve hac ibadeti yapılırken tavaf edilen kutsal yer", "Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer"]}, {"word": "Rihter ölçeği", "meanings": ["Depremin büyüklüğünü ve şiddetini belirleyen gösterge"]}, {"word": "yüzeyselleşmek", "meanings": ["Yüzeysel duruma gelmek, sathileşmek"]}, {"word": "yüzeyselleşme", "meanings": ["Yüzeyselleşmek durumu"]}, {"word": "yüzeyselleştirme", "meanings": ["Yüzeyselleştirmek durumu"]}, {"word": "yüzeyselleştirmek", "meanings": ["Yüzeysel duruma getirmek, sathileştirmek"]}, {"word": "sübvanse", "meanings": ["`Para yardımı yapmak, desteklemek` anlamındaki sübvanse etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "Şebiarus", "meanings": ["Mevlâna'nın ölüm yıl dönümü olan 17 Aralık'ta düzenlenen tören"]}, {"word": "sinematografi", "meanings": ["Sinemacılık"]}, {"word": "sutyen", "meanings": ["343 sütyen"]}, {"word": "sinematografik", "meanings": ["Sinemaya ilişkin, sinemayla ilgili"]}, {"word": "eurobond", "meanings": ["343 avrovil"]}, {"word": "avrovil", "meanings": ["Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi"]}, {"word": "karnı kara", "meanings": ["Kötü yürekli (kimse)"]}, {"word": "iç yüz", "meanings": ["Bir şeyin iç tarafı"]}, {"word": "mâniasız", "meanings": ["Engelsiz"]}, {"word": "dayı kızı", "meanings": ["Dayının kızı"]}, {"word": "aşkmerdiveni", "meanings": ["Eğrelti otu"]}, {"word": "şu hâlde", "meanings": ["Öyleyse, bu durum karşısında, sonuç olarak denilebilir ki"]}, {"word": "meditasyon", "meanings": ["Dalınç"]}, {"word": "despot", "meanings": ["Ortodoks Rumların din başkanları"]}, {"word": "yurtsuzluk", "meanings": ["Yurtsuz olma durumu"]}, {"word": "polonez", "meanings": ["Bir tür dans", "Bu dansın müziği"]}, {"word": "yasakçılık", "meanings": ["Yasakçı olma durumu"]}, {"word": "tanzimat", "meanings": ["İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı"]}, {"word": "üniformasız", "meanings": ["Üniforması olmayan", "Üniforma giymeksizin"]}, {"word": "yemcilik", "meanings": ["Yemci olma durumu"]}, {"word": "sence", "meanings": ["Sana göre, senin düşüncene göre"]}, {"word": "sizce", "meanings": ["Size göre, sizin düşüncenizce"]}, {"word": "tıynetli", "meanings": ["İyi huylu"]}, {"word": "tekstilcilik", "meanings": ["Tekstilci olma durumu"]}, {"word": "teferruatsız", "meanings": ["Ayrıntısız"]}, {"word": "teolojik", "meanings": ["Tanrı bilimiyle ilgili"]}, {"word": "tedbirlilik", "meanings": ["Tedbirli olma durumu"]}, {"word": "tartımsız", "meanings": ["Dizemsiz"]}, {"word": "talimsiz", "meanings": ["Talim görmemiş"]}, {"word": "tahinli", "meanings": ["İçinde tahin bulunan"]}, {"word": "tahinsiz", "meanings": ["İçinde tahin bulunmayan"]}, {"word": "şömizsiz", "meanings": ["Şömizi olmayan"]}, {"word": "şereflendirilmek", "meanings": ["Şereflendirme işi yapılmak"]}, {"word": "şömizli", "meanings": ["Şömizi olan"]}, {"word": "şereflendirilme", "meanings": ["Şereflendirilmek durumu"]}, {"word": "şamatacılık", "meanings": ["Şamatacı olma durumu"]}, {"word": "striptizcilik", "meanings": ["Striptizci olma durumu"]}, {"word": "sümkürtme", "meanings": ["Sümkürtmek işi"]}, {"word": "statükoculuk", "meanings": ["Statükocu olma durumu"]}, {"word": "sordurtma", "meanings": ["Sordurtmak işi"]}, {"word": "sportmenlik", "meanings": ["Sportmen olma durumu"]}, {"word": "sonlandırılma", "meanings": ["Sonlandırılmak işi"]}, {"word": "sonlandırılmak", "meanings": ["Sonlandırma işi yapılmak"]}, {"word": "sordurtmak", "meanings": ["Sordurmasını sağlamak"]}, {"word": "sonlandırmak", "meanings": ["Sona erdirmek"]}, {"word": "sonlandırma", "meanings": ["Sonlandırmak işi"]}, {"word": "sonlandırış", "meanings": ["Sonlandırma işi"]}, {"word": "sonlanış", "meanings": ["Sonlanma işi"]}, {"word": "sonlanma", "meanings": ["Sonlanmak işi"]}, {"word": "sonlanmak", "meanings": ["Sona ermek"]}, {"word": "sigarasızlık", "meanings": ["Sigarasız olma durumu"]}, {"word": "sinemalaştırma", "meanings": ["Sinemalaştırmak işi"]}, {"word": "servisçilik", "meanings": ["Servisçi olma durumu"]}, {"word": "semeresiz", "meanings": ["Sonuçsuz"]}, {"word": "tepeüstü", "meanings": ["Baş aşağı"]}, {"word": "tepeüstü düşmek", "meanings": ["başının üzerine düşmek, yuvarlanmak"]}, {"word": "rujsuz", "meanings": ["Ruj sürülmemiş"]}, {"word": "rujlu", "meanings": ["Ruj sürülmüş"]}, {"word": "rimelsiz", "meanings": ["Rimel sürülmemiş (kirpik)"]}, {"word": "Kuvayımilliye", "meanings": ["Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanların İzmir'i işgal etmeleri ve Anadolu'da ilerlemeleri üzerine kurulan ve onlara karşı savaşan millî teşkilat"]}, {"word": "kondor", "meanings": ["Tepeli akbaba"]}, {"word": "filar", "meanings": ["Hafif bir terlik"]}, {"word": "filarlı", "meanings": ["Fiları olan"]}, {"word": "sizinki", "meanings": ["Sizin olan, sizinle ilgili olan", "Yakın çevrede olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz"]}, {"word": "benimki", "meanings": ["Benim olan, benimle ilgili olan", "Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz", "Yakın çevrede olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz"]}, {"word": "seninki", "meanings": ["Senin olan, seninle ilgili olan", "Yanındakinin karısından veya kocasından söz ederken kullanılan söz", "Yakın çevrede olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz"]}, {"word": "filarsız", "meanings": ["Fiları olmayan"]}, {"word": "onunki", "meanings": ["Onun olan, onunla ilgili olan", "Üçüncü kişinin karısından veya kocasından söz ederken kullanılan söz"]}, {"word": "onlarınki", "meanings": ["Onların olan, onlarla ilgili olan"]}, {"word": "ağlayıcılık", "meanings": ["Ağıtçılık"]}, {"word": "anayasacılık", "meanings": ["Anayasacı olma durumu", "Anayasacının yaptığı iş"]}, {"word": "algılayıcılık", "meanings": ["Algılayıcı olma durumu"]}, {"word": "başkemancılık", "meanings": ["Başkemancı olma durumu", "Başkemancının yaptığı iş"]}, {"word": "bulaşıcılık", "meanings": ["Bulaşıcı olma durumu"]}, {"word": "bakımcılık", "meanings": ["Bakımcının yaptığı iş"]}, {"word": "arayıcılık", "meanings": ["Arayıcı olma durumu"]}, {"word": "cuntacılık", "meanings": ["Cuntacı olma durumu"]}, {"word": "dalyancılık", "meanings": ["Dalyancının yaptığı iş"]}, {"word": "destancılık", "meanings": ["Destancının yaptığı iş"]}, {"word": "elmacılık", "meanings": ["Elmacının yaptığı iş"]}, {"word": "fetvacılık", "meanings": ["Fetvacının yaptığı iş", "Fetvacı olma durumu"]}, {"word": "dükkâncılık", "meanings": ["Dükkâncının yaptığı iş"]}, {"word": "göz alıcılık", "meanings": ["Göz alıcı olma durumu"]}, {"word": "halkacılık", "meanings": ["Halkacının yaptığı iş"]}, {"word": "icracılık", "meanings": ["İcracının yaptığı iş"]}, {"word": "intikamcılık", "meanings": ["İntikamcı olma durumu"]}, {"word": "kapsayıcılık", "meanings": ["Kapsayıcı olma durumu"]}, {"word": "kartpostalcılık", "meanings": ["Kartpostalcının yaptığı iş"]}, {"word": "keskin nişancılık", "meanings": ["Keskin nişancı olma durumu"]}, {"word": "kasacılık", "meanings": ["Kasacının yaptığı iş"]}, {"word": "kaytarıcılık", "meanings": ["Kaytarıcı olma durumu, kaytarmacılık"]}, {"word": "kollayıcılık", "meanings": ["Koruyuculuk"]}, {"word": "konuşmacılık", "meanings": ["Konuşmacı olma durumu, hatiplik, konferansçılık"]}, {"word": "külhancılık", "meanings": ["Külhancı olma durumu"]}, {"word": "masalcılık", "meanings": ["Masalcı olma durumu"]}, {"word": "medyacılık", "meanings": ["Medyacı olma durumu"]}, {"word": "onarıcılık", "meanings": ["Onarıcı olma durumu"]}, {"word": "planyacılık", "meanings": ["Planyacı olma durumu"]}, {"word": "raspacılık", "meanings": ["Raspacı olma durumu"]}, {"word": "piyasacılık", "meanings": ["Piyasacı olma durumu"]}, {"word": "ricacılık", "meanings": ["Ricacı olma durumu"]}, {"word": "saçmacılık", "meanings": ["Saçmacı olma durumu"]}, {"word": "sağlamcılık", "meanings": ["Sağlamcı olma durumu"]}, {"word": "saptırıcılık", "meanings": ["Saptırıcı olma durumu"]}, {"word": "sambacılık", "meanings": ["Sambacı olma durumu"]}, {"word": "seyyar satıcılık", "meanings": ["Seyyar satıcı olma durumu"]}, {"word": "sıfırcılık", "meanings": ["Sıfırcı olma durumu"]}, {"word": "sayıcılık", "meanings": ["Sayıcının yaptığı iş"]}, {"word": "sondajcılık", "meanings": ["Sondalamacılık"]}, {"word": "şıracılık", "meanings": ["Şıracı olma durumu"]}, {"word": "tablacılık", "meanings": ["Tablacı olma durumu"]}, {"word": "tanıtıcılık", "meanings": ["Tanıtıcı olma durumu"]}, {"word": "tartışmacılık", "meanings": ["Tartışmacı olma durumu"]}, {"word": "tırpancılık", "meanings": ["Tırpancı olma durumu"]}, {"word": "tantanacılık", "meanings": ["Tantanacı olma durumu", "Kavga ediyormuş gibi davranarak dikkat dağıtıp hırsızlık yapma yöntemi"]}, {"word": "taşıyıcılık", "meanings": ["Taşıyıcı olma durumu, sırtçılık, hamallık, yükçülük", "Taşıyıcının yaptığı iş, yükçülük"]}, {"word": "uyarıcılık", "meanings": ["Uyarıcı olma durumu"]}, {"word": "ütopyacılık", "meanings": ["Ütopyacı olma durumu"]}, {"word": "vırvırcılık", "meanings": ["Vırvırcı olma durumu"]}, {"word": "yanıltıcılık", "meanings": ["Yanıltıcı olma durumu"]}, {"word": "yasaklayıcılık", "meanings": ["Yasaklayıcı olma durumu"]}, {"word": "yancılık", "meanings": ["Yancı olma durumu"]}, {"word": "yansıtıcılık", "meanings": ["Yansıtıcı olma durumu"]}, {"word": "yarışmacılık", "meanings": ["Yarışmacı olma durumu"]}, {"word": "yatırımcılık", "meanings": ["Yatırımcı olma durumu"]}, {"word": "yatıştırıcılık", "meanings": ["Yatıştırıcı olma durumu"]}, {"word": "yazıncılık", "meanings": ["Edebiyatçılık"]}, {"word": "yıkımcılık", "meanings": ["Yıkımcı olma durumu"]}, {"word": "analizcilik", "meanings": ["Analizcinin yaptığı iş"]}, {"word": "zıpkıncılık", "meanings": ["Zıpkıncı olma durumu"]}, {"word": "yumuşatıcılık", "meanings": ["Yumuşatıcı olma durumu"]}, {"word": "zorlayıcılık", "meanings": ["Zorlayıcı olma durumu"]}, {"word": "aprecilik", "meanings": ["Aprecinin yaptığı iş"]}, {"word": "ardiyecilik", "meanings": ["Ardiyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "asabiyecilik", "meanings": ["Asabiyeci olma durumu"]}, {"word": "belgecilik", "meanings": ["Belgecinin yaptığı iş"]}, {"word": "besleyicilik", "meanings": ["Besleyici olma durumu"]}, {"word": "tasarımcılık", "meanings": ["Tasarımcı olma durumu, tasar çizimcilik, dizayncılık"]}, {"word": "belleticilik", "meanings": ["Belletici olma durumu", "Belleticinin yaptığı iş"]}, {"word": "ateşleyicilik", "meanings": ["Ateşleyici olma durumu"]}, {"word": "betimlemecilik", "meanings": ["Betimlemeci olma durumu, tasvircilik"]}, {"word": "biçkicilik", "meanings": ["Biçkicinin yaptığı iş"]}, {"word": "bilişimcilik", "meanings": ["Bilişimcinin yaptığı iş"]}, {"word": "ciğercilik", "meanings": ["Ciğercinin yaptığı iş"]}, {"word": "çözümleyicilik", "meanings": ["Çözümleyici olma durumu,tahlilcilik, analistlik"]}, {"word": "delicilik", "meanings": ["Delici olma durumu"]}, {"word": "cincilik", "meanings": ["Cincinin yaptığı iş"]}, {"word": "düzenlemecilik", "meanings": ["Düzenlemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "düzenleyicilik", "meanings": ["Düzenleyicinin yaptığı iş"]}, {"word": "ekicilik", "meanings": ["Ekicinin yaptığı iş"]}, {"word": "erkencilik", "meanings": ["Erkenci olma durumu"]}, {"word": "ezicilik", "meanings": ["Ezici olma durumu"]}, {"word": "evet efendimcilik", "meanings": ["Evet efendimci olma durumu"]}, {"word": "eskrimcilik", "meanings": ["Eskrimci olma durumu"]}, {"word": "esirgeyicilik", "meanings": ["Esirgeyici olma durumu"]}, {"word": "felsefecilik", "meanings": ["Felsefeci olma durumu", "Felsefecinin yaptığı iş"]}, {"word": "frezecilik", "meanings": ["Frezecinin yaptığı iş"]}, {"word": "gelip geçicilik", "meanings": ["Gelip geçici olma durumu"]}, {"word": "gidicilik", "meanings": ["Gidici olma durumu"]}, {"word": "görüşmecilik", "meanings": ["Görüşmeci olma durumu"]}, {"word": "güftecilik", "meanings": ["Güftecinin yaptığı iş"]}, {"word": "grevcilik", "meanings": ["Grevci olma durumu"]}, {"word": "göstericilik", "meanings": ["Göstericinin yaptığı iş", "Gösterici olma durumu"]}, {"word": "gözeticilik", "meanings": ["Gözeticinin yaptığı iş", "Gözetici olma durumu"]}, {"word": "haddecilik", "meanings": ["Haddecinin yaptığı iş"]}, {"word": "hamburgercilik", "meanings": ["Hamburgercinin yaptığı iş"]}, {"word": "hamlecilik", "meanings": ["Atılımcılık"]}, {"word": "hazır yiyicilik", "meanings": ["Hazır yiyici olma durumu"]}, {"word": "haybecilik", "meanings": ["Haybeci olma durumu"]}, {"word": "hüllecilik", "meanings": ["Hülleci olma durumu"]}, {"word": "hergelecilik", "meanings": ["Hergelecinin yaptığı iş"]}, {"word": "heybecilik", "meanings": ["Heybecinin yaptığı iş"]}, {"word": "ilgi çekicilik", "meanings": ["İlgi çekici olma durumu"]}, {"word": "imgecilik", "meanings": ["İmgeci olma durumu"]}, {"word": "incelemecilik", "meanings": ["İncelemeci olma durumu"]}, {"word": "inceleyicilik", "meanings": ["İnceleyici olma durumu"]}, {"word": "işkencecilik", "meanings": ["İşkenceci olma durumu"]}, {"word": "işlemcilik", "meanings": ["İşlemci olma durumu"]}, {"word": "izleyicilik", "meanings": ["İzleyici olma durumu"]}, {"word": "karatecilik", "meanings": ["Karatecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kandilcilik", "meanings": ["Kandilcinin yaptığı iş"]}, {"word": "kesicilik", "meanings": ["Kesici olma durumu", "Kesicinin yaptığı iş"]}, {"word": "kesimcilik", "meanings": ["Kesenekçilik"]}, {"word": "kestanecilik", "meanings": ["Kestanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kıraathanecilik", "meanings": ["Kıraathanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kuru temizleyicilik", "meanings": ["Kuru temizleyici olma durumu"]}, {"word": "latifecilik", "meanings": ["Latifeci olma durumu"]}, {"word": "makinecilik", "meanings": ["Makineci olma durumu"]}, {"word": "mukabelecilik", "meanings": ["Mukabeleci olma durumu"]}, {"word": "mücadelecilik", "meanings": ["Mücadeleci olma durumu"]}, {"word": "mültecilik", "meanings": ["Mülteci olma durumu"]}, {"word": "müjdecilik", "meanings": ["Müjdeci olma durumu"]}, {"word": "mürtecilik", "meanings": ["Mürteci olma durumu"]}, {"word": "müzakerecilik", "meanings": ["Müzakereci olma durumu"]}, {"word": "pişiricilik", "meanings": ["Pişirici olma durumu"]}, {"word": "narenciyecilik", "meanings": ["Narenciyeci olma durumu"]}, {"word": "öykünmecilik", "meanings": ["Öykünmeci olma durumu"]}, {"word": "pişmaniyecilik", "meanings": ["Pişmaniyecinin işi"]}, {"word": "projecilik", "meanings": ["Projeci olma durumu"]}, {"word": "rallicilik", "meanings": ["Rallici olma durumu"]}, {"word": "resimcilik", "meanings": ["Resimci olma durumu"]}, {"word": "sergicilik", "meanings": ["Sergici olma durumu"]}, {"word": "sevicilik", "meanings": ["Sevici olma durumu, ablacılık, lezbiyenlik, lezbiyenizm"]}, {"word": "seyircilik", "meanings": ["Seyirci olma durumu"]}, {"word": "söylevcilik", "meanings": ["Söylevci olma durumu"]}, {"word": "sürükleyicilik", "meanings": ["Sürükleyici olma durumu"]}, {"word": "şifrecilik", "meanings": ["Şifreci olma durumu"]}, {"word": "tasvircilik", "meanings": ["Tasvirci olma durumu, betimlemecilik"]}, {"word": "tek seçicilik", "meanings": ["Tek seçici olma durumu"]}, {"word": "temizleyicilik", "meanings": ["Temizleyici olma durumu"]}, {"word": "tiksindiricilik", "meanings": ["Tiksindirici olma durumu"]}, {"word": "tezkerecilik", "meanings": ["Tezkereci olma durumu"]}, {"word": "törecilik", "meanings": ["Töreci olma durumu"]}, {"word": "tüketicilik", "meanings": ["Tüketici olma durumu"]}, {"word": "vericilik", "meanings": ["Verici olma durumu"]}, {"word": "yenicilik", "meanings": ["Yenici olma durumu"]}, {"word": "yetiştiricilik", "meanings": ["Yetiştirici olma durumu"]}, {"word": "yevmiyecilik", "meanings": ["Gündelikçilik"]}, {"word": "çözücülük", "meanings": ["Çözücü olma durumu"]}, {"word": "düşündürücülük", "meanings": ["Düşündürücü olma durumu"]}, {"word": "güdücülük", "meanings": ["Güdücü olma durumu", "Güdücünün yaptığı iş"]}, {"word": "güldürücülük", "meanings": ["Güldürücü olma durumu"]}, {"word": "gürültücülük", "meanings": ["Gürültücü olma durumu, velvelecilik, kavaracılık"]}, {"word": "öldürücülük", "meanings": ["Öldürücü olma durumu"]}, {"word": "kostümcülük", "meanings": ["Kostümcünün yaptığı iş"]}, {"word": "kontrolcülük", "meanings": ["Kontrolcünün yaptığı iş"]}, {"word": "ötücülük", "meanings": ["Ötücü olma durumu"]}, {"word": "övücülük", "meanings": ["Övgücülük"]}, {"word": "radyatörcülük", "meanings": ["Radyatörcü olma durumu"]}, {"word": "petrolcülük", "meanings": ["Petrolcü olma durumu"]}, {"word": "traktörcülük", "meanings": ["Traktörcü olma durumu"]}, {"word": "yürütücülük", "meanings": ["Yürütücü olma durumu"]}, {"word": "bağışçılık", "meanings": ["Bağışçı olma durumu"]}, {"word": "ağızlıkçılık", "meanings": ["Ağızlıkçının yaptığı iş"]}, {"word": "icapçılık", "meanings": ["İcapçının yaptığı iş"]}, {"word": "icatçılık", "meanings": ["İcatçı olma durumu"]}, {"word": "ilahiyatçılık", "meanings": ["Tanrı bilimcilik"]}, {"word": "kasnakçılık", "meanings": ["Kasnakçının yaptığı iş"]}, {"word": "kazıkçılık", "meanings": ["Kazıkçı olma durumu"]}, {"word": "nifakçılık", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "kıyakçılık", "meanings": ["Kıyakçının yaptığı iş", "Kıyakçı olma durumu"]}, {"word": "mukaddesatçılık", "meanings": ["Mukaddesatçı olma durumu"]}, {"word": "sabahçılık", "meanings": ["Sabahçı olma durumu"]}, {"word": "saltanatçılık", "meanings": ["Saltanatçı olma durumu"]}, {"word": "silahçılık", "meanings": ["Silahçı olma durumu"]}, {"word": "suikastçılık", "meanings": ["Suikastçı olma durumu"]}, {"word": "tankçılık", "meanings": ["Tankçı olma durumu"]}, {"word": "tuzakçılık", "meanings": ["Tuzakçı olma durumu"]}, {"word": "davetçilik", "meanings": ["Davetçi olma durumu"]}, {"word": "yazlıkçılık", "meanings": ["Yazlıkçı olma durumu"]}, {"word": "destekçilik", "meanings": ["Destekçi olma durumu"]}, {"word": "direnişçilik", "meanings": ["Direnişçi olma durumu"]}, {"word": "elektronikçilik", "meanings": ["Elektronikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "fişekçilik", "meanings": ["Fişekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "istatistikçilik", "meanings": ["İstatistikçi olma durumu"]}, {"word": "iş birlikçilik", "meanings": ["İş birlikçi olma durumu"]}, {"word": "iştirakçilik", "meanings": ["İştirakçi olma durumu", "İştirakçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kafesçilik", "meanings": ["Kafesçinin yaptığı iş", "Kafesçi olma durumu"]}, {"word": "kireççilik", "meanings": ["Kireççinin yaptığı iş"]}, {"word": "klarnetçilik", "meanings": ["Klarnetçinin yaptığı iş, gırnatacılık"]}, {"word": "klikçilik", "meanings": ["Hizipçilik"]}, {"word": "lastikçilik", "meanings": ["Lastikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "matematikçilik", "meanings": ["Matematikçi olma durumu"]}, {"word": "menfaatçilik", "meanings": ["Çıkarcılık"]}, {"word": "meşrutiyetçilik", "meanings": ["Meşrutiyetçi olma durumu"]}, {"word": "mozaikçilik", "meanings": ["Mozaikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "optikçilik", "meanings": ["Optikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ozalitçilik", "meanings": ["Ozalitçinin yaptığı iş"]}, {"word": "refakatçilik", "meanings": ["Refakatçi olma durumu"]}, {"word": "rekabetçilik", "meanings": ["Rekabetçi olma durumu"]}, {"word": "tertipçilik", "meanings": ["Tertipçi olma durumu"]}, {"word": "teslimiyetçilik", "meanings": ["Teslimiyetçi olma durumu"]}, {"word": "teşvikçilik", "meanings": ["Teşvikçi olma durumu"]}, {"word": "tezhipçilik", "meanings": ["Tezhipçi olma durumu"]}, {"word": "trompetçilik", "meanings": ["Trompetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "tuvaletçilik", "meanings": ["Tuvaletçi olma durumu"]}, {"word": "tülbentçilik", "meanings": ["Tülbentçinin işi"]}, {"word": "yedekçilik", "meanings": ["Yedekçinin yaptığı iş, kolancılık"]}, {"word": "yemişçilik", "meanings": ["Yemişçi olma durumu"]}, {"word": "ziyaretçilik", "meanings": ["Ziyaretçi olma durumu"]}, {"word": "bavulculuk", "meanings": ["Bavulcunun yaptığı iş"]}, {"word": "dokuyuculuk", "meanings": ["Dokumacılık"]}, {"word": "doyuruculuk", "meanings": ["Doyurucu olma durumu"]}, {"word": "gecekonduculuk", "meanings": ["Gecekonducu olma durumu, konduculuk", "Gecekonducunun yaptığı iş, konduculuk"]}, {"word": "jetonculuk", "meanings": ["Jetoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "kabloculuk", "meanings": ["Kablocunun yaptığı iş"]}, {"word": "kanunculuk", "meanings": ["Kanuncunun yaptığı iş"]}, {"word": "kavunculuk", "meanings": ["Kavuncunun yaptığı iş"]}, {"word": "koşuculuk", "meanings": ["Koşucunun yaptığı iş"]}, {"word": "kopuzculuk", "meanings": ["Kopuzcunun yaptığı iş"]}, {"word": "kumculuk", "meanings": ["Kumcunun yaptığı iş"]}, {"word": "limonculuk", "meanings": ["Limoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "okuyuculuk", "meanings": ["Okuyucu olma durumu"]}, {"word": "orgculuk", "meanings": ["Orgcunun yaptığı iş"]}, {"word": "tuzculuk", "meanings": ["Tuzcunun işi"]}, {"word": "rodeoculuk", "meanings": ["Rodeocu olma durumu"]}, {"word": "uykuculuk", "meanings": ["Uykucu olma durumu"]}, {"word": "ucuzculuk", "meanings": ["Ucuzcu olma durumu"]}, {"word": "uyuşturuculuk", "meanings": ["Uyuşturucu olma durumu"]}, {"word": "voleybolculuk", "meanings": ["Voleybolcu olma durumu"]}, {"word": "vuruculuk", "meanings": ["Vurucu olma durumu"]}, {"word": "pusulacık", "meanings": ["Üstüne hatırlanması gereken notlar yazılan, kendinden yapışkanı olan küçük kâğıt"]}, {"word": "öz belirtim", "meanings": ["Kendini yönetme hakkını belirleme, selfdeterminasyon"]}, {"word": "duyulmamışlık", "meanings": ["Duyulmamış olma durumu"]}, {"word": "düelloculuk", "meanings": ["Düellocu olma durumu"]}, {"word": "yolcu treni", "meanings": ["Kısa veya uzun mesafelerde işleyip bütün ana istasyon ve duraklarda duran ve yolcu taşıyan tren"]}, {"word": "karma tren", "meanings": ["Yolcu vagonlarının arkasında yük vagonları bulunan, bütün istasyon ve duraklarda duran tren"]}, {"word": "sansız", "meanings": ["Sanı, ünü olmayan"]}, {"word": "çubukçuluk", "meanings": ["Çubukçunun yaptığı iş"]}, {"word": "sulhçuluk", "meanings": ["Barışseverlik"]}, {"word": "dövüşçülük", "meanings": ["Dövüşçü olma durumu"]}, {"word": "uydurukçuluk", "meanings": ["Uydurukçu olma durumu"]}, {"word": "usçuluk", "meanings": ["Akılcılık"]}, {"word": "gümüşçülük", "meanings": ["Gümüşçünün yaptığı iş"]}, {"word": "öğütçülük", "meanings": ["Öğütçü olma durumu"]}, {"word": "sörfçülük", "meanings": ["Sörfçü olma durumu"]}, {"word": "alacaklılık", "meanings": ["Alacaklı olma durumu"]}, {"word": "alaylılık", "meanings": ["Alaylı olma durumu"]}, {"word": "ayaklılık", "meanings": ["Ayaklı olma durumu"]}, {"word": "avantajlılık", "meanings": ["Avantajlı olma durumu"]}, {"word": "aldırışsızlık", "meanings": ["Aldırışsız olma durumu"]}, {"word": "amansızlık", "meanings": ["Amansız olma durumu"]}, {"word": "antrenmansızlık", "meanings": ["İdmansızlık"]}, {"word": "arızasızlık", "meanings": ["Arızasız olma durumu"]}, {"word": "arabasızlık", "meanings": ["Arabasız olma durumu"]}, {"word": "asılsızlık", "meanings": ["Asılsız olma durumu"]}, {"word": "aşısızlık", "meanings": ["Aşısız olma durumu"]}, {"word": "azıksızlık", "meanings": ["Azıksız olma durumu"]}, {"word": "cevapsızlık", "meanings": ["Cevapsız olma durumu, yanıtsızlık"]}, {"word": "cezasızlık", "meanings": ["Cezasız olma durumu"]}, {"word": "çapsızlık", "meanings": ["Çapsız olma durumu"]}, {"word": "tınlatma", "meanings": ["Tınlatmak işi"]}, {"word": "rastlantısal", "meanings": ["Rastlantı ile ilgili, tesadüfi"]}, {"word": "tınlatmak", "meanings": ["Tınlamasına yol açmak"]}, {"word": "tireleme", "meanings": ["Tirelemek işi"]}, {"word": "tirelemek", "meanings": ["Bir yazıya tire (II) koymak"]}, {"word": "tiroit bezi", "meanings": ["Gırtlağın ön ve alt bölümünde bulunan, çok damarlı, salgısını kana veren bir bez, kalkan bezi, tiroit"]}, {"word": "kadınımsı", "meanings": ["Kadınsı"]}, {"word": "erkeğimsi", "meanings": ["Erkeksi"]}, {"word": "masalımsı", "meanings": ["Masalsı"]}, {"word": "masalsı", "meanings": ["Masalı andıran, masala benzeyen, masal gibi, masalımsı"]}, {"word": "külahsı", "meanings": ["Külahı andıran, külaha benzeyen, külah gibi, külahımsı"]}, {"word": "külahımsı", "meanings": ["Külahsı"]}, {"word": "eskimsi", "meanings": ["Eskiyi andıran, eskiye benzeyen, eski gibi"]}, {"word": "taşsı", "meanings": ["Taşı andıran, taşa benzeyen, taş gibi, taşımsı"]}, {"word": "taşımsı", "meanings": ["Taşsı"]}, {"word": "bitkimsi", "meanings": ["Bitkiyi andıran, bitkiye benzeyen, bitki gibi"]}, {"word": "resimsi", "meanings": ["Resmi andıran, resme benzeyen, resim gibi", "Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş), pitoresk"]}, {"word": "şeytanımsı", "meanings": ["Şeytansı"]}, {"word": "şeytansı", "meanings": ["Şeytanı andıran, şeytana benzeyen, şeytan gibi, şeytanımsı"]}, {"word": "yenimsi", "meanings": ["Yeniyi andıran, yeniye benzeyen, yeni gibi"]}, {"word": "balkonsu", "meanings": ["Balkonu andıran, balkona benzeyen, balkon gibi, balkonumsu"]}, {"word": "balkonumsu", "meanings": ["Balkonsu"]}, {"word": "baklamsı", "meanings": ["Baklayı andıran, baklaya benzeyen, bakla gibi"]}, {"word": "odunsu", "meanings": ["Odunu andıran, oduna benzeyen, odun gibi, odunumsu", "Kaba, iri, heybetli"]}, {"word": "gümüşümsü", "meanings": ["Gümüşsü"]}, {"word": "altınımsı", "meanings": ["Altınsı"]}, {"word": "altınsı", "meanings": ["Altını andıran, altına benzeyen, altın gibi, altınımsı"]}, {"word": "bakırsı", "meanings": ["Bakırı andıran, bakıra benzeyen, bakır gibi, bakırımsı"]}, {"word": "bakırımsı", "meanings": ["Bakırsı"]}, {"word": "kurşunumsu", "meanings": ["Kurşunsu"]}, {"word": "kurşunsu", "meanings": ["Kurşunu andıran, kurşuna benzeyen, kurşun gibi, kurşunumsu"]}, {"word": "çinkomsu", "meanings": ["Çinkoyu andıran, çinkoya benzeyen, çinko gibi"]}, {"word": "demirsi", "meanings": ["Demiri andıran, demire benzeyen, demir gibi, demirimsi"]}, {"word": "kromsu", "meanings": ["Kromu andıran, kroma benzeyen, krom gibi"]}, {"word": "demirimsi", "meanings": ["Demirsi"]}, {"word": "kalaysı", "meanings": ["Kalayı andıran, kalaya benzeyen, kalay gibi"]}, {"word": "nikelsi", "meanings": ["Nikeli andıran, nikele benzeyen, nikel gibi"]}, {"word": "zımparamsı", "meanings": ["Zımparayı andıran, zımparaya benzeyen, zımpara gibi"]}, {"word": "tuzsu", "meanings": ["Tuzu andıran, tuza benzeyen, tuz gibi, tuzumsu"]}, {"word": "tuzumsu", "meanings": ["Tuzsu"]}, {"word": "kükürtsü", "meanings": ["Kükürdü andıran, kükürde benzeyen, kükürt gibi, kükürdümsü"]}, {"word": "kükürdümsü", "meanings": ["Kükürtsü"]}, {"word": "mermersi", "meanings": ["Mermeri andıran, mermere benzeyen, mermer gibi, mermerimsi"]}, {"word": "mermerimsi", "meanings": ["Mermersi"]}, {"word": "kirecimsi", "meanings": ["Kireçsi"]}, {"word": "kireçsi", "meanings": ["Kireci andıran, kirece benzeyen, kireç gibi, kirecimsi"]}, {"word": "kömürsü", "meanings": ["Kömürü andıran, kömüre benzeyen, kömür gibi, kömürümsü"]}, {"word": "kömürümsü", "meanings": ["Kömürsü"]}, {"word": "kumsu", "meanings": ["Kumu andıran, kuma benzeyen, kum gibi"]}, {"word": "mikamsı", "meanings": ["Mikayı andıran, mikaya benzeyen, mika gibi"]}, {"word": "kilsi", "meanings": ["Kili andıran, kile benzeyen, kil gibi"]}, {"word": "yakutumsu", "meanings": ["Yakutu andıran, yakuta benzeyen, yakut gibi"]}, {"word": "elmasımsı", "meanings": ["Elması andıran, elmasa benzeyen, elmas gibi"]}, {"word": "sedefimsi", "meanings": ["Sedefsi"]}, {"word": "zümrütsü", "meanings": ["Zümrüdü andıran, zümrüde benzeyen, zümrüt gibi"]}, {"word": "platinsi", "meanings": ["Platini andıran, platine benzeyen, platin gibi, platinimsi"]}, {"word": "platinimsi", "meanings": ["Platinsi"]}, {"word": "gagamsı", "meanings": ["Gagayı andıran, gagaya benzeyen, gaga gibi"]}, {"word": "billurumsu", "meanings": ["Billursu"]}, {"word": "boynuzumsu", "meanings": ["Boynuzsu"]}, {"word": "kabuğumsu", "meanings": ["Kabuksu"]}, {"word": "hamurumsu", "meanings": ["Hamursu"]}, {"word": "karpuzumsu", "meanings": ["Karpuzsu"]}, {"word": "karpuzsu", "meanings": ["Karpuzu andıran, karpuza benzeyen, karpuz gibi, karpuzumsu"]}, {"word": "kavunumsu", "meanings": ["Kavunsu"]}, {"word": "armutsu", "meanings": ["Armudu andıran, armuda benzeyen, armut gibi, armudumsu"]}, {"word": "armudumsu", "meanings": ["Armutsu"]}, {"word": "çileksi", "meanings": ["Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi, çileğimsi"]}, {"word": "elmamsı", "meanings": ["Elmayı andıran, elmaya benzeyen, elma gibi"]}, {"word": "eriksi", "meanings": ["Eriği andıran, eriğe benzeyen, erik gibi"]}, {"word": "kayısımsı", "meanings": ["Kayısıyı andıran, kayısıya benzeyen, kayısı gibi"]}, {"word": "limonumsu", "meanings": ["Limonsu"]}, {"word": "limonsu", "meanings": ["Limonu andıran, limona benzeyen, limon gibi, limonumsu"]}, {"word": "portakalsı", "meanings": ["Portakalı andıran, portakala benzeyen, portakal gibi, portakalımsı"]}, {"word": "portakalımsı", "meanings": ["Portakalsı"]}, {"word": "muzsu", "meanings": ["Muzu andıran, muza benzeyen, muz gibi, muzumsu"]}, {"word": "ıspanağımsı", "meanings": ["Ispanağı andıran, ıspanağa benzeyen, ıspanak gibi"]}, {"word": "şeftalimsi", "meanings": ["Şeftaliyi andıran, şeftaliye benzeyen, şeftali gibi"]}, {"word": "üzümsü", "meanings": ["Üzümü andıran, üzüme benzeyen, üzüm gibi"]}, {"word": "lahanamsı", "meanings": ["Lahanayı andıran, lahanaya benzeyen, lahana gibi"]}, {"word": "marulumsu", "meanings": ["Marulu andıran, marula benzeyen, marul gibi"]}, {"word": "patatesimsi", "meanings": ["Patatesi andıran, patatese benzeyen, patates gibi"]}, {"word": "fasulyemsi", "meanings": ["Fasulyeyi andıran, fasulyeye benzeyen, fasulye gibi"]}, {"word": "soğanımsı", "meanings": ["Soğansı"]}, {"word": "bibersi", "meanings": ["Biberi andıran, bibere benzeyen, biber gibi, biberimsi"]}, {"word": "arpamsı", "meanings": ["Arpayı andıran, arpaya benzeyen, arpa gibi"]}, {"word": "biberimsi", "meanings": ["Bibersi"]}, {"word": "ekmeksi", "meanings": ["Ekmeği andıran, ekmeğe benzeyen, ekmek gibi, ekmeğimsi"]}, {"word": "bulgursu", "meanings": ["Bulguru andıran, bulgura benzeyen, bulgur gibi, bulgurumsu"]}, {"word": "bulgurumsu", "meanings": ["Bulgursu"]}, {"word": "merceksi", "meanings": ["Merceği andıran, merceğe benzeyen, mercek gibi"]}, {"word": "mercimeksi", "meanings": ["Mercimeği andıran, mercimeğe benzeyen, mercimek gibi"]}, {"word": "susamsı", "meanings": ["Susamı andıran, susama benzeyen, susam gibi"]}, {"word": "peynirimsi", "meanings": ["Peynirsi"]}, {"word": "peynirsi", "meanings": ["Peyniri andıran, peynire benzeyen, peynir gibi, peynirimsi"]}, {"word": "sütsü", "meanings": ["Sütü andıran, süte benzeyen, süt gibi, sütümsü"]}, {"word": "yağsı", "meanings": ["Yağı andıran, yağa benzeyen, yağ gibi, yağımsı"]}, {"word": "tavuksu", "meanings": ["Tavuğu andıran, tavuğa benzeyen, tavuk gibi"]}, {"word": "yağımsı", "meanings": ["Yağsı"]}, {"word": "horozsu", "meanings": ["Horozu andıran, horoza benzeyen, horoz gibi, horozumsu"]}, {"word": "horozumsu", "meanings": ["Horozsu"]}, {"word": "bademsi", "meanings": ["Bademi andıran, bademe benzeyen, badem gibi"]}, {"word": "cevizimsi", "meanings": ["Cevizi andıran, cevize benzeyen, ceviz gibi"]}, {"word": "bahçemsi", "meanings": ["Bahçeyi andıran, bahçeye benzeyen, bahçe gibi"]}, {"word": "tarlamsı", "meanings": ["Tarlayı andıran, tarlaya benzeyen, tarla gibi"]}, {"word": "dilsi", "meanings": ["Dili andıran, dile benzeyen, dil gibi"]}, {"word": "yüreksi", "meanings": ["Yüreği andıran, yüreğe benzeyen, yürek gibi"]}, {"word": "kolsu", "meanings": ["Kolu andıran, kola benzeyen, kol gibi"]}, {"word": "çiçeksi", "meanings": ["Çiçeği andıran, çiçeğe benzeyen, çiçek gibi, çiçeğimsi"]}, {"word": "çiçeğimsi", "meanings": ["Çiçeksi"]}, {"word": "ağacımsı", "meanings": ["Ağaçsı"]}, {"word": "ayaksı", "meanings": ["Ayağı andıran, ayağa benzeyen, ayak gibi"]}, {"word": "betonsu", "meanings": ["Betonu andıran, betona benzeyen, beton gibi, betonumsu"]}, {"word": "iliksi", "meanings": ["İliği andıran, iliğe benzeyen"]}, {"word": "kirpiksi cisim", "meanings": ["Gözdeki damar tabakasının ön dış bölümü"]}, {"word": "mememsi", "meanings": ["Memeyi andıran, memeye benzeyen, meme gibi"]}, {"word": "basamaksı", "meanings": ["Basamağı andıran, basamağa benzeyen, basamak gibi"]}, {"word": "nohutsu", "meanings": ["Nohudu andıran, nohuda benzeyen, nohut gibi"]}, {"word": "tuzlumsu", "meanings": ["Tuzluyu andıran, tuzluya benzeyen, tuzlu gibi"]}, {"word": "mizahsı", "meanings": ["Mizahı andıran, mizaha benzeyen, mizah gibi, mizahımsı"]}, {"word": "mizahımsı", "meanings": ["Mizahsı"]}, {"word": "aslanımsı", "meanings": ["Aslansı"]}, {"word": "aslansı", "meanings": ["Aslanı andıran, aslana benzeyen, aslan gibi, aslanımsı"]}, {"word": "filsi", "meanings": ["Fili andıran, file benzeyen, fil gibi"]}, {"word": "tilkimsi", "meanings": ["Tilkiyi andıran, tilkiye benzeyen, tilki gibi"]}, {"word": "eşeksi", "meanings": ["Eşeği andıran, eşeğe benzeyen, eşek gibi, eşeğimsi"]}, {"word": "hikâyemsi", "meanings": ["Hikâyeyi andıran, hikâyeye benzeyen, hikâye gibi"]}, {"word": "destanımsı", "meanings": ["Destansı"]}, {"word": "fıkramsı", "meanings": ["Fıkrayı andıran, fıkraya benzeyen, fıkra gibi"]}, {"word": "şiirsi", "meanings": ["Şiiri andıran, şiire benzeyen, şiirimsi"]}, {"word": "şiirimsi", "meanings": ["Şiirsi"]}, {"word": "gazelimsi", "meanings": ["Gazeli andıran, gazele benzeyen, gazel gibi"]}, {"word": "rubaimsi", "meanings": ["Rubaiyi andıran, rubaiye benzeyen, rubai gibi"]}, {"word": "romansı", "meanings": ["Romanı andıran, romana benzeyen, roman gibi, romanımsı"]}, {"word": "şarkımsı", "meanings": ["Şarkıyı andıran, şarkıya benzeyen, şarkı gibi"]}, {"word": "romanımsı", "meanings": ["Romansı"]}, {"word": "hayvansı", "meanings": ["Hayvanı andıran, hayvana benzeyen, hayvan gibi, hayvanımsı"]}, {"word": "hayvanımsı", "meanings": ["Hayvansı"]}, {"word": "şairimsi", "meanings": ["Şairi andıran, şaire benzeyen, şair gibi, ozansı"]}, {"word": "devasızlık", "meanings": ["Devasız olma durumu"]}, {"word": "yazarımsı", "meanings": ["Yazarı andıran, yazara benzeyen, yazar gibi"]}, {"word": "dumansızlık", "meanings": ["Dumansız olma durumu"]}, {"word": "faydasızlık", "meanings": ["Yararsızlık"]}, {"word": "garazsızlık", "meanings": ["Garazsız olma durumu"]}, {"word": "hatasızlık", "meanings": ["Hatasız olma durumu"]}, {"word": "idmansızlık", "meanings": ["İdmansız olma durumu, antrenmansızlık"]}, {"word": "iktisatsızlık", "meanings": ["İktisatsız olma durumu"]}, {"word": "ihtirassızlık", "meanings": ["İhtirassız olma durumu"]}, {"word": "imtiyazsızlık", "meanings": ["İmtiyazsız olma durumu"]}, {"word": "istidatsızlık", "meanings": ["Yeteneksizlik"]}, {"word": "kârsızlık", "meanings": ["Kârsız olma durumu"]}, {"word": "irtibatsızlık", "meanings": ["Bağlantısızlık"]}, {"word": "kavrayışsızlık", "meanings": ["Kavrayışsız olma durumu"]}, {"word": "kitapsızlık", "meanings": ["Kitapsız olma durumu"]}, {"word": "kuralsızlık", "meanings": ["Kuralsız olma durumu"]}, {"word": "maksatsızlık", "meanings": ["Maksatsız olma durumu"]}, {"word": "makyajsızlık", "meanings": ["Makyajsız olma durumu"]}, {"word": "malumatsızlık", "meanings": ["Malumatsız olma durumu"]}, {"word": "on parasızlık", "meanings": ["On parasız olma durumu"]}, {"word": "orantısızlık", "meanings": ["Orantısız olma durumu"]}, {"word": "plansızlık", "meanings": ["Plansız olma durumu"]}, {"word": "programsızlık", "meanings": ["Programsız olma durumu"]}, {"word": "sabıkasızlık", "meanings": ["Sabıkasız olma durumu"]}, {"word": "saçsızlık", "meanings": ["Saçsız olma durumu"]}, {"word": "savunmasızlık", "meanings": ["Savunmasız olma durumu"]}, {"word": "sıkıntısızlık", "meanings": ["Sıkıntısız olma durumu"]}, {"word": "sınırsızlık", "meanings": ["Sınırsız olma durumu, hudutsuzluk"]}, {"word": "silahsızlık", "meanings": ["Silahsız olma durumu"]}, {"word": "standartsızlık", "meanings": ["Standartsız olma durumu"]}, {"word": "şartsızlık", "meanings": ["Şartsız olma durumu, koşulsuzluk"]}, {"word": "yanıtsızlık", "meanings": ["Cevapsızlık"]}, {"word": "ananesizlik", "meanings": ["Ananesiz olma durumu"]}, {"word": "zamansızlık", "meanings": ["Zamansız olma durumu"]}, {"word": "azimsizlik", "meanings": ["Azimsiz olma durumu"]}, {"word": "beyinsizlik", "meanings": ["Beyinsiz olma durumu"]}, {"word": "denetimsizlik", "meanings": ["Denetimsiz olma durumu"]}, {"word": "desteksizlik", "meanings": ["Desteksiz olma durumu"]}, {"word": "dirençsizlik", "meanings": ["Dirençsiz olma durumu"]}, {"word": "eğitimsizlik", "meanings": ["Eğitimsiz olma durumu"]}, {"word": "eksiksizlik", "meanings": ["Eksiksiz olma durumu"]}, {"word": "ehemmiyetsizlik", "meanings": ["Önemsizlik"]}, {"word": "elektriksizlik", "meanings": ["Elektriksiz olma durumu"]}, {"word": "evsizlik", "meanings": ["Evsiz olma durumu"]}, {"word": "erkeksizlik", "meanings": ["Erkeksiz olma durumu"]}, {"word": "ferasetsizlik", "meanings": ["Ferasetsiz olma durumu"]}, {"word": "gerekçesizlik", "meanings": ["Gerekçesiz olma durumu"]}, {"word": "gayesizlik", "meanings": ["Gayesiz olma durumu"]}, {"word": "gerilimsizlik", "meanings": ["Gerilimsiz olma durumu"]}, {"word": "gölgesizlik", "meanings": ["Gölgesiz olma durumu"]}, {"word": "güvencesizlik", "meanings": ["Güvencesiz olma durumu, garantisizlik"]}, {"word": "hacimsizlik", "meanings": ["Hacimsiz olma durumu, oylumsuzluk"]}, {"word": "hilesizlik", "meanings": ["Hilesiz olma durumu"]}, {"word": "hünersizlik", "meanings": ["Hünersiz olma durumu"]}, {"word": "himayesizlik", "meanings": ["Himayesiz olma durumu"]}, {"word": "idealsizlik", "meanings": ["İdealsiz olma durumu"]}, {"word": "ipsizlik", "meanings": ["İpsiz olma durumu"]}, {"word": "ilişiksizlik", "meanings": ["İlişiksiz olma durumu"]}, {"word": "isabetsizlik", "meanings": ["İsabetsiz olma durumu"]}, {"word": "işaretsizlik", "meanings": ["İşaretsiz olma durumu"]}, {"word": "isimsizlik", "meanings": ["Adsızlık"]}, {"word": "kafiyesizlik", "meanings": ["Uyaksızlık"]}, {"word": "kaidesizlik", "meanings": ["Kaidesiz olma durumu"]}, {"word": "kadersizlik", "meanings": ["Kadersiz olma durumu"]}, {"word": "kedersizlik", "meanings": ["Kedersiz olma durumu"]}, {"word": "kemiksizlik", "meanings": ["Kemiksiz olma durumu"]}, {"word": "kesintisizlik", "meanings": ["Kesintisiz olma durumu"]}, {"word": "kibirsizlik", "meanings": ["Kibirsiz olma durumu"]}, {"word": "kinsizlik", "meanings": ["Kinsiz olma durumu"]}, {"word": "kredisizlik", "meanings": ["Kredisiz olma durumu"]}, {"word": "kişiliksizlik", "meanings": ["Kişiliksiz olma durumu, şahsiyetsizlik"]}, {"word": "komplekssizlik", "meanings": ["Komplekssiz olma durumu"]}, {"word": "lekesizlik", "meanings": ["Lekesiz olma durumu"]}, {"word": "limitsizlik", "meanings": ["Limitsiz olma durumu"]}, {"word": "külfetsizlik", "meanings": ["Külfetsiz olma durumu"]}, {"word": "mazeretsizlik", "meanings": ["Mazeretsiz olma durumu"]}, {"word": "maliyetsizlik", "meanings": ["Maliyetsiz olma durumu"]}, {"word": "milliyetsizlik", "meanings": ["Milliyetsiz olma durumu"]}, {"word": "mukavemetsizlik", "meanings": ["Mukavemetsiz olma durumu"]}, {"word": "mürüvvetsizlik", "meanings": ["Mürüvvetsiz olma durumu"]}, {"word": "nedensizlik", "meanings": ["Nedensiz olma durumu"]}, {"word": "neticesizlik", "meanings": ["Sonuçsuzluk"]}, {"word": "nihayetsizlik", "meanings": ["Nihayetsiz olma durumu"]}, {"word": "ölçeksizlik", "meanings": ["Ölçeksiz olma durumu"]}, {"word": "öfkesizlik", "meanings": ["Öfkesiz olma durumu"]}, {"word": "proteinsizlik", "meanings": ["Proteinsiz olma durumu"]}, {"word": "problemsizlik", "meanings": ["Problemsiz olma durumu"]}, {"word": "rakipsizlik", "meanings": ["Rakipsiz olma durumu"]}, {"word": "rehbersizlik", "meanings": ["Rehbersiz olma durumu"]}, {"word": "ritimsizlik", "meanings": ["Ritimsiz olma durumu"]}, {"word": "rutubetsizlik", "meanings": ["Rutubetsiz olma durumu"]}, {"word": "sevgisizlik", "meanings": ["Sevgisiz olma durumu"]}, {"word": "stressizlik", "meanings": ["Stressiz olma durumu"]}, {"word": "sünnetsizlik", "meanings": ["Sünnetsiz olma durumu"]}, {"word": "süresizlik", "meanings": ["Süresiz olma durumu"]}, {"word": "tehlikesizlik", "meanings": ["Tehlikesiz olma durumu"]}, {"word": "temelsizlik", "meanings": ["Temelsiz olma durumu"]}, {"word": "töresizlik", "meanings": ["Töresiz olma durumu"]}, {"word": "vakitsizlik", "meanings": ["Vakitsiz olma durumu"]}, {"word": "vazifesizlik", "meanings": ["Vazifesiz olma durumu"]}, {"word": "zürriyetsizlik", "meanings": ["Zürriyetsiz olma durumu"]}, {"word": "boyutsuzluk", "meanings": ["Boyutsuz olma durumu"]}, {"word": "bulutsuzluk", "meanings": ["Bulutsuz olma durumu"]}, {"word": "coşkusuzluk", "meanings": ["Coşkusuz olma durumu"]}, {"word": "çulsuzluk", "meanings": ["Çulsuz olma durumu"]}, {"word": "dostsuzluk", "meanings": ["Dostsuz olma durumu"]}, {"word": "fütursuzluk", "meanings": ["Fütursuz olma durumu"]}, {"word": "kuşkusuzluk", "meanings": ["Kuşkusuz olma durumu, şüphesizlik"]}, {"word": "kurumsuzluk", "meanings": ["Kurumsuz olma durumu"]}, {"word": "nursuzluk", "meanings": ["Nursuz olma durumu"]}, {"word": "sonuçsuzluk", "meanings": ["Sonuçsuz olma durumu"]}, {"word": "sorunsuzluk", "meanings": ["Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik"]}, {"word": "temposuzluk", "meanings": ["Temposuz olma durumu"]}, {"word": "tutuksuzluk", "meanings": ["Tutuksuz olma durumu"]}, {"word": "tuzsuzluk", "meanings": ["Tuzsuz olma durumu"]}, {"word": "yağmursuzluk", "meanings": ["Yağmursuz olma durumu"]}, {"word": "alkolsüzlük", "meanings": ["Alkolsüz olma durumu"]}, {"word": "dönüşsüzlük", "meanings": ["Dönüşsüz olma durumu"]}, {"word": "düşsüzlük", "meanings": ["Düşsüz olma durumu"]}, {"word": "golsüzlük", "meanings": ["Golsüz olma durumu"]}, {"word": "gözsüzlük", "meanings": ["Gözsüz olma durumu"]}, {"word": "gürültüsüzlük", "meanings": ["Gürültüsüz olma durumu"]}, {"word": "ödünsüzlük", "meanings": ["Ödünsüz olma durumu, ivazsızlık"]}, {"word": "ölçütsüzlük", "meanings": ["Ölçütsüz olma durumu"]}, {"word": "süssüzlük", "meanings": ["Süssüz olma durumu"]}, {"word": "ürünsüzlük", "meanings": ["Ürünsüz olma durumu"]}, {"word": "yönsüzlük", "meanings": ["Yönsüz olma durumu"]}, {"word": "gönüldaşlık", "meanings": ["Gönüldaş olma durumu"]}, {"word": "kadehdaşlık", "meanings": ["Kadehdaş olma durumu"]}, {"word": "ülküdaşlık", "meanings": ["Ülküdaş olma durumu"]}, {"word": "zamandaşlık", "meanings": ["Zamandaş olma durumu"]}, {"word": "denktaşlık", "meanings": ["Denktaş olma durumu"]}, {"word": "kenttaşlık", "meanings": ["Kenttaş olma durumu"]}, {"word": "düşündeşlik", "meanings": ["Düşündeş olma durumu"]}, {"word": "yöndeşlik", "meanings": ["Yöndeş olma durumu"]}, {"word": "sesteşlik", "meanings": ["Sesteş olma durumu, eş adlılık, eş seslilik"]}, {"word": "alışılmamışlık", "meanings": ["Alışılmamış olma durumu"]}, {"word": "atanmışlık", "meanings": ["Atanmış olma durumu"]}, {"word": "kalıplaşmışlık", "meanings": ["Kalıplaşmış olma durumu"]}, {"word": "kullanılmışlık", "meanings": ["Kullanılmış olma durumu"]}, {"word": "az gelişmişlik", "meanings": ["Az gelişmiş olma durumu"]}, {"word": "tanınmışlık", "meanings": ["Tanınmış olma durumu"]}, {"word": "gelişmişlik", "meanings": ["Gelişmiş olma durumu"]}, {"word": "görülmemişlik", "meanings": ["Görülmemiş olma durumu"]}, {"word": "işitilmemişlik", "meanings": ["İşitilmemiş olma durumu"]}, {"word": "seçilmişlik", "meanings": ["Seçilmiş olma durumu"]}, {"word": "yetişmişlik", "meanings": ["Yetişmiş olma durumu"]}, {"word": "dondurulmuşluk", "meanings": ["Dondurulmuş olma durumu"]}, {"word": "olmuşluk", "meanings": ["Olmuş olma durumu"]}, {"word": "kokmuşluk", "meanings": ["Kokmuş olma durumu"]}, {"word": "tutulmuşluk", "meanings": ["Tutulmuş olma durumu"]}, {"word": "ölmüşlük", "meanings": ["Ölmüş olma durumu"]}, {"word": "inanılmazlık", "meanings": ["İnanılmaz olma durumu"]}, {"word": "kaçınılmazlık", "meanings": ["Kaçınılmaz olma durumu"]}, {"word": "olamazlık", "meanings": ["Olamaz olma durumu"]}, {"word": "paslanmazlık", "meanings": ["Paslanmaz olma durumu"]}, {"word": "benzemezlik", "meanings": ["Benzemez olma durumu"]}, {"word": "şaşmazlık", "meanings": ["Şaşmaz olma durumu"]}, {"word": "bilinemezlik", "meanings": ["Bilinemez olma durumu"]}, {"word": "geçmezlik", "meanings": ["Geçmez olma durumu"]}, {"word": "görünmezlik", "meanings": ["Görünmez olma durumu"]}, {"word": "varyemezlik", "meanings": ["Varyemez olma durumu"]}, {"word": "tanıdıklık", "meanings": ["Tanıdık olma durumu"]}, {"word": "ıkıntı", "meanings": ["Ikınma işi"]}, {"word": "bildiklik", "meanings": ["Bildik olma durumu"]}, {"word": "millîleştirilme", "meanings": ["Millîleştirilmek işi"]}, {"word": "kocaman", "meanings": ["Çok iri, büyük, koca", "Yaşça büyük olan"]}, {"word": "altıncı", "meanings": ["Altın alıp satan kimse"]}, {"word": "ana haber sunucusu", "meanings": ["Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu"]}, {"word": "canına düşkün", "meanings": ["Kendine iyi bakan, kendini koruyan (kimse)"]}, {"word": "alacaklandırıcı", "meanings": ["Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş"]}, {"word": "para aktarımı", "meanings": ["Banka hesabındaki birikimin belli bir miktarının başka bir hesaba aktarılması, aktarma, virman", "Bir işletme veya kişinin hesabındaki paranın bir bölümünün başka bir hesaba aktarılması için bankaya verdiği ödeme emri"]}, {"word": "factor", "meanings": ["343 alacaklandırıcı"]}, {"word": "boku bokuna", "meanings": ["Boşu boşuna, yok yere"]}, {"word": "boktan", "meanings": ["Temelsiz, derme çatma, yararsız"]}, {"word": "bok püsür", "meanings": ["Hoşa gitmeyen, can sıkan şey ve onun ayrıntı ve pürüzleri"]}, {"word": "boğaz derdi", "meanings": ["Geçim için uğraşma", "Yemek pişirme, hazırlama sıkıntıları"]}, {"word": "başka biri", "meanings": ["Diğer bir kimse"]}, {"word": "başta", "meanings": ["İlk olarak", "Özellikle"]}, {"word": "başta gitmek", "meanings": ["en ileri durumda bulunmak"]}, {"word": "başta gelmek", "meanings": ["önde olmak, üstün durumda olmak"]}, {"word": "bakarak", "meanings": ["Göre"]}, {"word": "az daha", "meanings": ["Az kalsın, neredeyse"]}, {"word": "aslı astarı", "meanings": ["İçyüzü, gerçek şekli, aslı faslı"]}, {"word": "aslı astarı olmamak", "meanings": ["gerçekliği, doğruluğu bulunmamak"]}, {"word": "kornetçilik", "meanings": ["Kornetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "ah vah", "meanings": ["İnleme, sızlanma, ahuvah"]}, {"word": "ahı gitmek vahı kalmak", "meanings": ["iyice zayıflamak, iş göremez duruma gelmek", "çok yaşlanmış olmak"]}, {"word": "ah vah etmek (veya demek)", "meanings": ["pişman olmak"]}, {"word": "akşamdan", "meanings": ["Henüz akşam iken"]}, {"word": "akşamdan kalmış (veya kalma)", "meanings": ["geceki sarhoşluğun mahmurluğunu taşıyan"]}, {"word": "akşamdan kavur, sabaha savur", "meanings": ["kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz", "söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz"]}, {"word": "akşamdan sonra merhaba", "meanings": ["iş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilginin yararlı olmayacağını belirten bir söz"]}, {"word": "kolesterollü", "meanings": ["Kolesterolü yüksek olan"]}, {"word": "kolesterolsüz", "meanings": ["Kolesterolü yüksek olmayan"]}, {"word": "pleistosen", "meanings": ["Buzul Çağı"]}, {"word": "sefalı", "meanings": ["Şenlikli, eğlenceli"]}, {"word": "sefasız", "meanings": ["Şenliği, eğlencesi olmayan"]}, {"word": "sırılsıklam âşık", "meanings": ["Delicesine sevdalı, tutkun kimse, sırsıklam âşık"]}, {"word": "sibakusiyak", "meanings": ["Siyakusibak"]}, {"word": "şahnişinli", "meanings": ["Şahnişini olan"]}, {"word": "kendirci", "meanings": ["Kendir yetiştiren kimse"]}, {"word": "kenevirci", "meanings": ["Kenevir yetiştiren kimse"]}, {"word": "alt yanı", "meanings": ["Alt tarafı"]}, {"word": "alt tarafı", "meanings": ["Olup olacağı, alt yanı, altı üstü"]}, {"word": "cicimama", "meanings": ["Toy delikanlının düşüp kalktığı yaşça kendisinden büyük kadın"]}, {"word": "alt yanı çıkmaz sokak", "meanings": ["sonu gelmeyen, sonuç alınamayan işler için söylenen bir söz"]}, {"word": "arkası yufka", "meanings": ["Soğuğa karşı gereği gibi giyinmemiş (kimse)"]}, {"word": "ayıkma", "meanings": ["Ayıkmak işi"]}, {"word": "pürçüksüz", "meanings": ["Pürçeği olmayan"]}, {"word": "kör kandil", "meanings": ["Aşırı derecede sarhoş, gök kandil"]}, {"word": "uzatma işareti", "meanings": ["Düzeltme işareti"]}, {"word": "niteliksiz işçi", "meanings": ["İstenilen nitelikleri taşımayan, iyi yetişmemiş, vasıfsız işçi"]}, {"word": "ölüm kâğıdı", "meanings": ["Bir kişinin öldüğüne ilişkin verilen belge, vefat ilmühaberi"]}, {"word": "üçtelli", "meanings": ["Üç teli olan saz"]}, {"word": "rektör yardımcılığı", "meanings": ["Rektör yardımcısı olma durumu"]}, {"word": "işbaşında eğitim", "meanings": ["Hizmet içi eğitim"]}, {"word": "Abbas", "meanings": ["`Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse` anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "limbo", "meanings": ["Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tekne türü", "Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi"]}, {"word": "pek çoğu", "meanings": ["Yeterinden fazlası"]}, {"word": "pısma", "meanings": ["Pusma"]}, {"word": "pirpiri", "meanings": ["Pırpırı"]}, {"word": "puansız", "meanings": ["Puanı olmayan"]}, {"word": "sabit fikirli", "meanings": ["Saplantılı"]}, {"word": "rahim", "meanings": ["Acıma, esirgeme"]}, {"word": "sabit fikirlilik", "meanings": ["Sabit fikirli olma durumu"]}, {"word": "pesleşme", "meanings": ["Pesleşmek durumu"]}, {"word": "görmüş geçirmiş", "meanings": ["Görgülü, geçmişte iyi günler yaşamış, güngörmüş, deneyimli"]}, {"word": "umurgörmüş", "meanings": ["Önemli görevlerde bulunmuş (kimse)", "Görgülü, olgun (kimse)", "Deneyimi çok olan"]}, {"word": "abajursuz", "meanings": ["Abajuru olmayan"]}, {"word": "abidik gubidik", "meanings": ["Abuk sabuk"]}, {"word": "ablacılık", "meanings": ["Sevicilik"]}, {"word": "ablacı", "meanings": ["Sevici"]}, {"word": "babadan kalma", "meanings": ["Babanın miras olarak bıraktığı (mal, mülk, eşya)"]}, {"word": "baba dostu", "meanings": ["Çok eski, hayırlı aile dostu", "Hiçbir yardımda bulunmayan, hayırsız çıkan eski tanıdık kimse"]}, {"word": "baba soylu", "meanings": ["Baba soyluluğa ilişkin olan, baba soyluluğa dayanan"]}, {"word": "baba soyluluk", "meanings": ["Soyun, mirasın, sosyal statünün öncelikle veya sadece baba tarafından belirlendiği aile düzeni"]}, {"word": "baba diyarı", "meanings": ["Soyun, kökenin bulunduğu yer"]}, {"word": "baba yarısı", "meanings": ["Amca"]}, {"word": "baba tarafı", "meanings": ["Ailenin baba yönünden akrabaları"]}, {"word": "baba yerli", "meanings": ["Baba yerliliğe ilişkin olan, baba yerliliğe dayanan"]}, {"word": "baba yerlilik", "meanings": ["Yeni evli çiftin, erkeğin ailesinin yanında yaşamasına dayanan evlilik düzeni"]}, {"word": "baca dolgusu", "meanings": ["Eski veya sönmüş bir yanardağ bacasının bulunduğu yerde, aşınma sonucu ortaya çıkmış sert kayaçlardan oluşan tepe"]}, {"word": "baca kaşı", "meanings": ["Bir şöminenin, ocağın üstündeki taş veya taştan raf"]}, {"word": "baca fırıldağı", "meanings": ["Bacanın tepesine yerleştirilen ve çıkmakta olan dumanın içeri dönmesini engellemek için rüzgâra göre yön değiştiren dirsekli boru"]}, {"word": "bağırsak düğümlenmesi", "meanings": ["İnce veya kalın bağırsağın bir bölümünün bağırsak askısı çevresinde besin geçişini engelleyecek bir biçimde dönerek bükülmesi"]}, {"word": "bağda", "meanings": ["Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek"]}, {"word": "bağırsak düşüklüğü", "meanings": ["Bağ gevşemesi sonucunda kalın bağırsağın aşağı doğru sarkma durumu"]}, {"word": "bağışık serum", "meanings": ["Bulaşıcı hastalıklara yol açan mikroorganizmalara veya zehirli maddelere karşı bileşiminde özgül etkili antikorlar bulunan kan serumu, antiserum"]}, {"word": "bağırsak gazı", "meanings": ["Yemek yerken yutulan havadan veya besinlerin sindirimi sırasında açığa çıkan gazlardan oluşan ve bağırsaklarda biriken uçucu madde"]}, {"word": "bağıtsız", "meanings": ["Sözleşmesi olmayan"]}, {"word": "baca kürsüsü", "meanings": ["Çatının üstünde kalan ve üzerine baca külahı oturtulan baca bölümü, baca tomurcuğu"]}, {"word": "baca külahı", "meanings": ["Bacanın dumanı çekişini güçlendirmek amacıyla baca deliğinin üzerine yerleştirilen ve genellikle sacdan yapılan parça"]}, {"word": "baca şapkası", "meanings": ["Bacaya yağmur, kar veya rüzgâr girmemesi için baca külahının üzerine yerleştirilen kapak"]}, {"word": "baca tomurcuğu", "meanings": ["Baca kürsüsü"]}, {"word": "bademsiz", "meanings": ["İçinde badem bulunmayan"]}, {"word": "etek pisliği", "meanings": ["Yasal olmayan, yolsuz ilişki"]}, {"word": "eteği temiz", "meanings": ["İffetli, namuslu (kadın)"]}, {"word": "eteği arı", "meanings": ["Namuslu, iffetli"]}, {"word": "eteğine pis", "meanings": ["Aşırı cinsel arzu duyan, şehvetli, tatmin olmayan"]}, {"word": "etek taşı", "meanings": ["Alaturka tuvalette taşın arka bölümü"]}, {"word": "eteğine eğri", "meanings": ["İffetsiz, kötü (kadın)"]}, {"word": "etekserpen", "meanings": ["Kıyafeti toplu olmayan, pasaklı"]}, {"word": "etek belde", "meanings": ["Bir işi yapmaya hazır olan"]}, {"word": "etek bağı", "meanings": ["Kadınların iç giysilerinin çarşaf altından görünmemesi için bellerine bağladıkları ince kuşak"]}, {"word": "etek etek", "meanings": ["Bol bol, pek çok"]}, {"word": "sabahın körü", "meanings": ["Sabahın erken saati"]}, {"word": "akşam vakti", "meanings": ["Akşamleyin"]}, {"word": "yatsı vakti", "meanings": ["Yatsı", "Akşam vaktinden sabah vaktine kadar geçen süre"]}, {"word": "sabah vakti", "meanings": ["Sabahleyin"]}, {"word": "bu seferlik", "meanings": ["Bu defalık, bu kezlik"]}, {"word": "Kitab-ı Mukaddes", "meanings": ["Tevrat, Zebur, İncil'e verilen ortak ad"]}, {"word": "Karamürsel sepeti", "meanings": ["Önemsiz kimse veya şey"]}, {"word": "Karamürsel sepeti sanmak", "meanings": ["bir kimse veya şeyi ufak, önemsiz saymak"]}, {"word": "solda sıfır", "meanings": ["Hiçbir değeri ve önemi olmayan, benzerleriyle karşılaştırıldığında değersizliği daha iyi anlaşılan"]}, {"word": "solda sıfır kalmak", "meanings": ["anlamı olmamak, değersiz olmak", "sönük kalmak"]}, {"word": "sonradan olma", "meanings": ["Başkasına kıyasla yeni olan, yeni ortaya çıkan"]}, {"word": "osteolog", "meanings": ["Kemik bilimci"]}, {"word": "kan zehirlenmesi", "meanings": ["Kanda hastalık yapan bakteri, virüs vb.lerin bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık, septisemi"]}, {"word": "söz sırası", "meanings": ["Bir toplulukta konuşma yapma zamanı"]}, {"word": "sözünübilmez", "meanings": ["Bir sözü, nereye varacağını düşünmeden söyleyen, patavatsız"]}, {"word": "sugötürmez", "meanings": ["Başka bir yoruma elverişli olmayan, kesin, sözgötürmez"]}, {"word": "sözgötürmez", "meanings": ["Sugötürmez"]}, {"word": "Hollanda kavağı", "meanings": ["Akkavak"]}, {"word": "köknar reçinesi", "meanings": ["Köknar sakızı"]}, {"word": "ödeme emri", "meanings": ["Ödemelerin yapılabilmesi için yetkili makamca verilen emir, tediye emri"]}, {"word": "söz hazinesi", "meanings": ["Söz varlığı"]}, {"word": "triloji", "meanings": ["Üçleme"]}, {"word": "şahıs eki", "meanings": ["Kişi eki"]}, {"word": "aidiyet eki", "meanings": ["İlgi eki"]}, {"word": "işaret zamiri", "meanings": ["Gösterme zamiri"]}, {"word": "ayrılma durumu", "meanings": ["Çıkma durumu"]}, {"word": "tören birliği", "meanings": ["Devlet büyüklerini, yüksek makamlardaki kumandanları karşılamak ve uğurlamakla görevli birlik, ihtiram birliği, ihtiram kıtası, onur kıtası"]}, {"word": "Seretan", "meanings": ["Yengeç"]}, {"word": "idrar torbası", "meanings": ["Vücuttan dışarıya atılacak olan idrarın toplandığı bölüm, sidik kavuğu, sidik torbası, kavuk, mesane", "Hastalarda idrarın bir boru aracılığıyla vücut dışında toplanmasına yarayan plastik maddeden üretilmiş torba"]}, {"word": "göreci", "meanings": ["Bağıntıcılık yanlısı olan, bağıntıcı, rölativist"]}, {"word": "bilmezlikten gelme", "meanings": ["Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı, tecahülüarif"]}, {"word": "günde", "meanings": ["Her gün"]}, {"word": "kankırmızı", "meanings": ["Yaman"]}, {"word": "seneye", "meanings": ["Gelecek sene"]}, {"word": "aerolojik", "meanings": ["Aeroloji ile ilgili"]}, {"word": "sabaha", "meanings": ["Yarın sabah"]}, {"word": "aktinolojik", "meanings": ["Aktinoloji ile ilgili"]}, {"word": "astrolojik", "meanings": ["Astroloji ile ilgili"]}, {"word": "anesteziyolojik", "meanings": ["Anestezi bilimsel"]}, {"word": "biyometeorolojik", "meanings": ["Biyometeoroloji ile ilgili"]}, {"word": "dermatolojik", "meanings": ["Dermatoloji ile ilgili"]}, {"word": "diyalektolojik", "meanings": ["Lehçe bilimsel"]}, {"word": "embriyolojik", "meanings": ["Embriyoloji ile ilgili"]}, {"word": "elektrobiyolojik", "meanings": ["Elektrobiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "endokrinolojik", "meanings": ["İç salgı bilimsel"]}, {"word": "epidemiyolojik", "meanings": ["Epidemiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "entomolojik", "meanings": ["Böcek bilimsel"]}, {"word": "epistemolojik", "meanings": ["Bilgi kuramı ile ilgili"]}, {"word": "etolojik", "meanings": ["Etoloji ile ilgili"]}, {"word": "etiyolojik", "meanings": ["Neden bilimsel, sebep bilimsel"]}, {"word": "farmakolojik", "meanings": ["İlaç bilimi ile ilgili"]}, {"word": "fenolojik", "meanings": ["Belirti bilimsel"]}, {"word": "fenomenolojik", "meanings": ["Görüngü bilimsel", "Olay bilimsel"]}, {"word": "fitopatolojik", "meanings": ["Fitopatoloji ile ilgili"]}, {"word": "fonolojik", "meanings": ["Ses bilimsel"]}, {"word": "frenolojik", "meanings": ["Frenoloji ile ilgili"]}, {"word": "fütürolojik", "meanings": ["Gelecek bilimsel"]}, {"word": "gastroenterolojik", "meanings": ["Sindirim bilimi ile ilgili"]}, {"word": "grafolojik", "meanings": ["Grafoloji ile ilgili"]}, {"word": "helmintolojik", "meanings": ["Kurt bilimi ile ilgili"]}, {"word": "hematolojik", "meanings": ["Kan bilimi ile ilgili"]}, {"word": "hepatolojik", "meanings": ["Hepatoloji ile ilgili"]}, {"word": "hidrobiyolojik", "meanings": ["Hidrobiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "hidrojeolojik", "meanings": ["Hidrojeoloji ile ilgili"]}, {"word": "hidrolojik", "meanings": ["Su bilimi ile ilgili"]}, {"word": "immünolojik", "meanings": ["Bağışıklık bilimsel"]}, {"word": "histolojik", "meanings": ["Doku bilimsel"]}, {"word": "jinekolojik", "meanings": ["Kadın hastalıkları ile ilgili"]}, {"word": "jeomorfolojik", "meanings": ["Yüzey bilimi ile ilgili"]}, {"word": "kanserolojik", "meanings": ["Kanser bilimsel"]}, {"word": "karakterolojik", "meanings": ["Karakteroloji ile ilgili"]}, {"word": "kardiyolojik", "meanings": ["Kardiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "klimatolojik", "meanings": ["İklim bilimi ile ilgili"]}, {"word": "kraniyolojik", "meanings": ["Kraniyoloji ile ilgili"]}, {"word": "kriminolojik", "meanings": ["Suç bilimsel"]}, {"word": "kriptolojik", "meanings": ["Kriptoloji ile ilgili"]}, {"word": "ksilolojik", "meanings": ["Odun bilimsel"]}, {"word": "kültürel antropolojik", "meanings": ["Kültürel antropoloji ile ilgili"]}, {"word": "leksikolojik", "meanings": ["Sözcük bilimi ile ilgili"]}, {"word": "letarjik", "meanings": ["Letarji ile ilgili"]}, {"word": "limnolojik", "meanings": ["Göl bilimsel"]}, {"word": "litolojik", "meanings": ["Taş bilimsel"]}, {"word": "metrolojik", "meanings": ["Metroloji ile ilgili"]}, {"word": "mikolojik", "meanings": ["Mantar bilimi ile ilgili"]}, {"word": "mikrobiyolojik", "meanings": ["Mikrobiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "minerolojik", "meanings": ["Mineral bilimsel", "Maden bilimsel"]}, {"word": "müzikolojik", "meanings": ["Müzik bilimi ile ilgili"]}, {"word": "nekrolojik", "meanings": ["Nekroz bilimi ile ilgili"]}, {"word": "nöroşirürjik", "meanings": ["Beyin cerrahisi ile ilgili"]}, {"word": "nörolojik", "meanings": ["Sinir bilimsel"]}, {"word": "nükleer enerjik", "meanings": ["Nükleer enerji ile ilgili"]}, {"word": "oftalmolojik", "meanings": ["Göz bilimsel"]}, {"word": "onkolojik", "meanings": ["Onkoloji ile ilgili"]}, {"word": "ornitolojik", "meanings": ["Kuş bilimi ile ilgili"]}, {"word": "osteolojik", "meanings": ["Kemik bilimsel"]}, {"word": "paleontolojik", "meanings": ["Taşıl bilimsel"]}, {"word": "parazitolojik", "meanings": ["Asalak bilimsel"]}, {"word": "parapsikolojik", "meanings": ["Parapsikoloji ile ilgili"]}, {"word": "pedolojik", "meanings": ["Çocuk bilimsel", "Toprak bilimsel"]}, {"word": "petrolojik", "meanings": ["Petroloji ile ilgili"]}, {"word": "radyobiyolojik", "meanings": ["Radyobiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "radyolojik", "meanings": ["Radyoloji ile ilgili"]}, {"word": "seksolojik", "meanings": ["Cinsellik bilimsel"]}, {"word": "semiyolojik", "meanings": ["Semiyoloji ile ilgili"]}, {"word": "sinerjik", "meanings": ["Görevdaşlık ile ilgili"]}, {"word": "sinekolojik", "meanings": ["Sinekoloji ile ilgili"]}, {"word": "sismolojik", "meanings": ["Deprem bilimsel"]}, {"word": "sitolojik", "meanings": ["Hücre bilimsel"]}, {"word": "sosyal psikolojik", "meanings": ["Sosyal psikoloji ile ilgili"]}, {"word": "sosyal antropolojik", "meanings": ["Sosyal antropoloji ile ilgili"]}, {"word": "sosyolojik", "meanings": ["Toplum bilimsel"]}, {"word": "Sümerolojik", "meanings": ["Sümeroloji ile ilgili"]}, {"word": "teleolojik", "meanings": ["Erek bilimsel"]}, {"word": "terminolojik", "meanings": ["Terimler dizgesi ile ilgili"]}, {"word": "toksikolojik", "meanings": ["Toksikoloji ile ilgili"]}, {"word": "travmatolojik", "meanings": ["Sarsıntı bilimsel"]}, {"word": "ürolojik", "meanings": ["Üroloji ile ilgili"]}, {"word": "zoolojik", "meanings": ["Hayvan bilimsel"]}, {"word": "virolojik", "meanings": ["Viroloji ile ilgili"]}, {"word": "Türkolojik", "meanings": ["Türklük bilimi ile ilgili"]}, {"word": "Hindolojik", "meanings": ["Hindoloji ile ilgili"]}, {"word": "antolojik", "meanings": ["Seçki ile ilgili"]}, {"word": "deontolojik", "meanings": ["Ödev bilimsel"]}, {"word": "siyem siyem", "meanings": ["Siyim siyim"]}, {"word": "siyem siyem ağlamak", "meanings": ["hafif hafif, ince ince, durmadan gözyaşı dökmek"]}, {"word": "siyem siyem yağmak", "meanings": ["yağmur, kar ince ince yağmak"]}, {"word": "tıpkısının aynısı", "meanings": ["Tıpatıp"]}, {"word": "topu", "meanings": ["Hepsi"]}, {"word": "tuşa getirmek", "meanings": ["güreşte hasmı sırtüstü yere sermek", "yenmek, mağlup etmek"]}, {"word": "tuş olmak", "meanings": ["güreşte sırtı yere gelmek", "yenilmek"]}, {"word": "tuş", "meanings": ["Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi"]}, {"word": "tuşlamak", "meanings": ["Güreşte tuşa getirmek, tuşla yenmek"]}, {"word": "tuz ekmek düşmanı", "meanings": ["İyilikbilmez"]}, {"word": "tuz ekmek hakkı", "meanings": ["Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse üzerindeki manevi hakkı"]}, {"word": "Nasrettin Hoca", "meanings": ["`Her yanı açık olduğu hâlde yalnız bir girişi bulunan veya kilitli olan yer` anlamındaki Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "uğrunda", "meanings": ["Amacında, yolunda"]}, {"word": "ütüsü üzerinde", "meanings": ["Yeni ütülenmiş"]}, {"word": "üstten", "meanings": ["Üstünkörü"]}, {"word": "üç otuzunda", "meanings": ["Çok yaşlı (kimse)"]}, {"word": "her hâlükârda", "meanings": ["Kesinlikle, her koşulda"]}, {"word": "vaktinde", "meanings": ["Önceden belirlenen, düşünülen vakitte"]}, {"word": "vitir namazı", "meanings": ["Yatsı namazından sonra kılınan üç rekât namaz, vitir"]}, {"word": "bir defalık", "meanings": ["Bir kerelik"]}, {"word": "otistik", "meanings": ["İçe yönelik olan"]}, {"word": "yedi kat el", "meanings": ["Çok yabancı"]}, {"word": "yedi mahalle", "meanings": ["Herkes", "Bütün çevre", "Çok uzak yer"]}, {"word": "yüzü yerde", "meanings": ["Alçak gönüllü (kimse)"]}, {"word": "yedi gömlek uzak", "meanings": ["Soyca veya yakınlık bakımından bir hayli uzak"]}, {"word": "yedek subaylık", "meanings": ["Yedek subay olma durumu", "Yedek subayın rütbesi", "Yedek subayın görevi"]}, {"word": "otobur", "meanings": ["Otla beslenen (hayvan), otçul, bitkicil, herbivor"]}, {"word": "semitik", "meanings": ["Yahudi"]}, {"word": "semitizm", "meanings": ["Yahudi taraftarlığı"]}, {"word": "antisemitik", "meanings": ["Yahudi karşıtı olan"]}, {"word": "tabilik", "meanings": ["Tabi (I) olma durumu"]}, {"word": "hamt", "meanings": ["Tanrı'ya şükretme"]}, {"word": "çağrı belgesi", "meanings": ["Mahkeme tarafından dava edene, edilene veya tanıklara gönderilen belge, çağrı kâğıdı, celp, celp kâğıdı, celpname"]}, {"word": "çağrı kâğıdı", "meanings": ["Çağrı belgesi"]}, {"word": "edimsiz", "meanings": ["Edimi olmayan"]}, {"word": "arz cazibesi", "meanings": ["Yer çekimi"]}, {"word": "tazminat davası", "meanings": ["Manevi zarar ve ziyanın ödenmesini kapsayan şahsi dava, manevi tazminat, ödence davası"]}, {"word": "ders programı", "meanings": ["Öğretim programı"]}, {"word": "edimselcilik", "meanings": ["Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti, aktüalizm"]}, {"word": "alacaklandırma", "meanings": ["Alacaklandırmak işi"]}, {"word": "barbunya", "meanings": ["Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye"]}, {"word": "alacaklandırmak", "meanings": ["Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek"]}, {"word": "hiç kimse", "meanings": ["Bir kişi bile, kimsecik"]}, {"word": "hortumlamak", "meanings": ["Yasa dışı yollarla zimmetine para veya mal geçirmek"]}, {"word": "hortumlama", "meanings": ["Hortumlamak işi"]}, {"word": "hortumlatma", "meanings": ["Hortumlatmak işi"]}, {"word": "hortumlatmak", "meanings": ["Hortumlamasına yol açmak"]}, {"word": "hortumlanmak", "meanings": ["Hortumlama işi yapılmak"]}, {"word": "hortumlanma", "meanings": ["Hortumlanmak işi"]}, {"word": "ha ... ha ...", "meanings": ["Neredeyse, hemen yakında"]}, {"word": "ha bugün ha yarın", "meanings": ["neredeyse, kısa bir süre içinde"]}, {"word": "ha Hoca Ali ha Ali Hoca", "meanings": ["değişik gibi gösterilen iki şeyin, gerçekte aynı olduğunu anlatan bir söz"]}, {"word": "boa yılanı", "meanings": ["Boagillerden, yalnız Güney Amerika'da yaşayan, zehirsiz, çok iri, güçlü bir yılan, boa (Boa constrictor)"]}, {"word": "çadır kent", "meanings": ["Olağanüstü durumlarda afet bölgelerinde kurulan çadırlardan oluşan geçici yerleşim yeri"]}, {"word": "bilim insanı", "meanings": ["Bilim adamı"]}, {"word": "dernekevi", "meanings": ["Bir dernek veya kuruluşun üyelerinin buluşmaları için ayrılmış yer, lokal"]}, {"word": "diye", "meanings": ["Herhangi bir yargıya vararak", "Niteleyerek", "Diyerek"]}, {"word": "erkekevi", "meanings": ["Oğlanevi"]}, {"word": "arada sırada", "meanings": ["Ara sıra"]}, {"word": "takat sınırı", "meanings": ["Dayanma gücü"]}, {"word": "o saatte", "meanings": ["O saat"]}, {"word": "taat", "meanings": ["Allah'ın buyruklarını yerine getirme, ibadet etme"]}, {"word": "kuple", "meanings": ["Bir şarkıyı meydana getiren ve bir nakaratla sona eren bölümlerden her biri"]}, {"word": "lisans sözleşmesi", "meanings": ["Firmanın, geliştirdiği teknolojiyi başkalarının kullanabilmesi için verdiği izin belgesi"]}, {"word": "uçuk kaçık", "meanings": ["Deli dolu"]}, {"word": "Demokles", "meanings": ["`Her an gerçekleşebilecek tehlike` anlamındaki Demokles'in kılıcı deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "dizek", "meanings": ["Porte"]}, {"word": "mahzunca", "meanings": ["Mahzun bir biçimde, üzgün olarak, mahzunane"]}, {"word": "mahcupça", "meanings": ["Mahcup bir biçimde, mahcubane"]}, {"word": "masumca", "meanings": ["Suçsuz, temiz, masum bir biçimde, masumcasına, masumane"]}, {"word": "mesutça", "meanings": ["Mesut bir biçimde, mesut olarak, mesudane"]}, {"word": "minnettarca", "meanings": ["Minnet duyarak, minnettarane"]}, {"word": "muzafferce", "meanings": ["Üstün bir biçimde, zafer kazanmışa yaraşır bir biçimde, muzafferane"]}, {"word": "pehlivanca", "meanings": ["Pehlivana yakışır bir biçimde, pehlivanca, yiğitçe, pehlivanane"]}, {"word": "peygamberce", "meanings": ["Peygambere yaraşır bir biçimde, peygamberane"]}, {"word": "rintçe", "meanings": ["Rinde yakışan", "(ri'ntçe) Rint gibi, rinde yakışır bir biçimde, rindane"]}, {"word": "riyakârca", "meanings": ["İkiyüzlülükle, riyakârcasına, riyakârane"]}, {"word": "sadıkça", "meanings": ["Sadığa yaraşır bir biçimde, sadıkane"]}, {"word": "sanatkârca", "meanings": ["Sanatçıya yakışır bir biçimde, sanatkârane"]}, {"word": "sefilce", "meanings": ["Sefile yakışır bir biçimde, sefilane"]}, {"word": "sarhoşça", "meanings": ["Sarhoş bir biçimde, sarhoş olarak, sermestane"]}, {"word": "üstatça", "meanings": ["Üstat gibi, üstadın yaptığına benzer bir biçimde, üstadane"]}, {"word": "uyaksızlık", "meanings": ["Uyaksız olma durumu, kafiyesizlik"]}, {"word": "üçler yediler kırklar", "meanings": ["Halk inançlarında yaşayan ermişler topluluğu"]}, {"word": "uyuşma", "meanings": ["Uyuşmak (I) işi"]}, {"word": "vakumlu", "meanings": ["Vakumlanmış"]}, {"word": "vantilatör kayışı", "meanings": ["Taşıtlarda motor gücünü vantilatöre aktararak dönmesini sağlayan kayış"]}, {"word": "vın", "meanings": ["Vınlama sesi"]}, {"word": "antagonist", "meanings": ["Düşman"]}, {"word": "antidumping", "meanings": ["343 karşı düşürüm"]}, {"word": "hoş kokulu", "meanings": ["Hoş kokusu olan, aromalı, aromatik"]}, {"word": "tüytop", "meanings": ["Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun"]}, {"word": "denetim pulu", "meanings": ["Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket, bandrol", "Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket, bandrol"]}, {"word": "benchmarking", "meanings": ["343 bilgileşim"]}, {"word": "boarding card", "meanings": ["343 uçuş kartı"]}, {"word": "bloke para", "meanings": ["Tutulmuş para"]}, {"word": "uçuş kartı", "meanings": ["Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart"]}, {"word": "nakit kartı", "meanings": ["Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart"]}, {"word": "catering", "meanings": ["343 yemek hizmeti"]}, {"word": "change", "meanings": ["343 para değişimi"]}, {"word": "check-in", "meanings": ["343 giriş işlemi"]}, {"word": "giriş işlemi", "meanings": ["Otelde kalınacak odanın, uçakta oturulacak yerin belirlenmesi"]}, {"word": "budanabilmek", "meanings": ["Budanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "budanabilme", "meanings": ["Budanabilmek işi"]}, {"word": "budatabilmek", "meanings": ["Budatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Budatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "budayabilmek", "meanings": ["Budama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Budamaya gücü yetmek"]}, {"word": "budatabilme", "meanings": ["Budatabilmek işi"]}, {"word": "budayış", "meanings": ["Budama işi"]}, {"word": "budayabilme", "meanings": ["Budayabilmek işi"]}, {"word": "açık düşmek", "meanings": ["Herhangi bir sebeple bir filodan veya istenilen yerden uzakta kalmak"]}, {"word": "güle oynaya", "meanings": ["Sevinerek, neşe ile"]}, {"word": "saplantılılık", "meanings": ["Saplantılı olma durumu"]}, {"word": "saplantısızlık", "meanings": ["Saplantısız olma durumu"]}, {"word": "sevdalılık", "meanings": ["Sevdalı olma durumu"]}, {"word": "sevdasızlık", "meanings": ["Sevdasız olma durumu"]}, {"word": "sivri akıllılık", "meanings": ["Sivri akıllı olma durumu"]}, {"word": "şanlılık", "meanings": ["Şanlı olma durumu"]}, {"word": "sınırlılık", "meanings": ["Sınırlı olma durumu"]}, {"word": "silahlılık", "meanings": ["Silahlı olma durumu"]}, {"word": "şartlılık", "meanings": ["Şartlı olma durumu"]}, {"word": "şom ağızlılık", "meanings": ["Şom ağızlı olma durumu"]}, {"word": "tabiatlılık", "meanings": ["Tabiatlı olma durumu"]}, {"word": "şatafatlılık", "meanings": ["Görkemlilik"]}, {"word": "takıntılılık", "meanings": ["Takıntılı olma durumu, obsesiflik"]}, {"word": "uzaylılık", "meanings": ["Uzaylı olma durumu"]}, {"word": "tez canlılık", "meanings": ["Tez canlı olma durumu"]}, {"word": "takıntısızlık", "meanings": ["Takıntısız olma durumu"]}, {"word": "tumturaklılık", "meanings": ["Tumturaklı olma durumu"]}, {"word": "vefalılık", "meanings": ["Vefalı olma durumu"]}, {"word": "vakarlılık", "meanings": ["Vakarlı olma durumu"]}, {"word": "vicdanlılık", "meanings": ["Vicdanlı olma durumu"]}, {"word": "yağışlılık", "meanings": ["Yağışlı olma durumu"]}, {"word": "yarayışlılık", "meanings": ["Yararlılık"]}, {"word": "yaralılık", "meanings": ["Yaralı olma durumu"]}, {"word": "yapılılık", "meanings": ["Yapılı olma durumu"]}, {"word": "yarayışsızlık", "meanings": ["Yararsızlık"]}, {"word": "yarım akıllılık", "meanings": ["Yarım akıllı olma durumu"]}, {"word": "yasaklılık", "meanings": ["Yasaklı olma durumu"]}, {"word": "yasaksızlık", "meanings": ["Yasaksız olma durumu"]}, {"word": "yaslılık", "meanings": ["Yaslı olma durumu, matemlilik"]}, {"word": "zanlılık", "meanings": ["Zanlı olma durumu"]}, {"word": "yatılılık", "meanings": ["Yatılı olma durumu"]}, {"word": "zararlılık", "meanings": ["Zararlı olma durumu"]}, {"word": "asaletlilik", "meanings": ["Soyluluk"]}, {"word": "bahriyelilik", "meanings": ["Bahriyeli olma durumu"]}, {"word": "belirtililik", "meanings": ["Belirtili olma durumu"]}, {"word": "beneklilik", "meanings": ["Benekli olma durumu"]}, {"word": "bilgililik", "meanings": ["Bilgili olma durumu"]}, {"word": "cazibelilik", "meanings": ["Cazibeli olma durumu"]}, {"word": "cüretlilik", "meanings": ["Cüretli olma durumu"]}, {"word": "cilvelilik", "meanings": ["Cilveli olma durumu"]}, {"word": "cilvesizlik", "meanings": ["Cilvesiz olma durumu"]}, {"word": "cüsselilik", "meanings": ["Cüsseli olma durumu"]}, {"word": "çenelilik", "meanings": ["Çeneli olma durumu"]}, {"word": "cüretsizlik", "meanings": ["Cüretsiz olma durumu"]}, {"word": "çizgililik", "meanings": ["Çizgili olma durumu"]}, {"word": "çenesizlik", "meanings": ["Çenesiz olma durumu"]}, {"word": "çok hücrelilik", "meanings": ["Çok hücreli olma durumu"]}, {"word": "demlilik", "meanings": ["Demli olma durumu"]}, {"word": "desteklilik", "meanings": ["Destekli olma durumu"]}, {"word": "dış merkezlilik", "meanings": ["Dış merkezli olma durumu"]}, {"word": "dinlilik", "meanings": ["Dinli olma durumu"]}, {"word": "dillilik", "meanings": ["Dilli olma durumu"]}, {"word": "disiplinlilik", "meanings": ["Disiplinli olma durumu"]}, {"word": "düzeylilik", "meanings": ["Düzeyli olma durumu"]}, {"word": "edeplilik", "meanings": ["Edepli olma durumu"]}, {"word": "eğilimlilik", "meanings": ["Eğilimli olma durumu"]}, {"word": "eğilimsizlik", "meanings": ["Eğilimsiz olma durumu"]}, {"word": "eğimlilik", "meanings": ["Eğimli olma durumu"]}, {"word": "eğimsizlik", "meanings": ["Eğimsiz olma durumu"]}, {"word": "eğitimlilik", "meanings": ["Eğitimli olma durumu"]}, {"word": "emniyetlilik", "meanings": ["Emniyetli olma durumu"]}, {"word": "ehliyetlilik", "meanings": ["Ehliyetli olma durumu"]}, {"word": "endişelilik", "meanings": ["Endişeli olma durumu"]}, {"word": "esprililik", "meanings": ["Esprili olma durumu"]}, {"word": "eşlilik", "meanings": ["Eşli olma durumu"]}, {"word": "etkileşimlilik", "meanings": ["Etkileşimli olma durumu, interaktiflik"]}, {"word": "etkileşimsizlik", "meanings": ["Etkileşimsiz olma durumu"]}, {"word": "etkileşimsiz", "meanings": ["Etkileşimi olmayan"]}, {"word": "gediklilik", "meanings": ["Gedikli olma durumu"]}, {"word": "felçlilik", "meanings": ["Felçli olma durumu"]}, {"word": "gizemlilik", "meanings": ["Gizemli olma durumu, esrarengizlik"]}, {"word": "gayelilik", "meanings": ["Gayeli olma durumu"]}, {"word": "gizemsizlik", "meanings": ["Gizemsiz olma durumu"]}, {"word": "görecelilik", "meanings": ["Göreceli olma durumu"]}, {"word": "göbeklilik", "meanings": ["Göbekli olma durumu"]}, {"word": "gövdelilik", "meanings": ["Gövdeli olma durumu"]}, {"word": "güvenlilik", "meanings": ["Güvenli olma durumu"]}, {"word": "hacimlilik", "meanings": ["Hacimli olma durumu"]}, {"word": "haşmetlilik", "meanings": ["Görkemlilik"]}, {"word": "harbiyelilik", "meanings": ["Harbiyeli olma durumu"]}, {"word": "hakikatlilik", "meanings": ["Hakikatli olma durumu"]}, {"word": "haysiyetlilik", "meanings": ["Haysiyetli olma durumu"]}, {"word": "hislilik", "meanings": ["Hisli olma durumu"]}, {"word": "heybetlilik", "meanings": ["Heybetli olma durumu"]}, {"word": "hizmetlilik", "meanings": ["Odacılık"]}, {"word": "hünerlilik", "meanings": ["Hünerli olma durumu"]}, {"word": "ikirciklilik", "meanings": ["İkircikli olma durumu"]}, {"word": "ilintililik", "meanings": ["İlintili olma durumu"]}, {"word": "idarelilik", "meanings": ["İdareli olma durumu"]}, {"word": "ilişiklilik", "meanings": ["İlişikli olma durumu"]}, {"word": "ilişkililik", "meanings": ["İlişkili olma durumu"]}, {"word": "illetlilik", "meanings": ["İlletli olma durumu"]}, {"word": "insaniyetlilik", "meanings": ["İnsaniyetli olma durumu"]}, {"word": "iradelilik", "meanings": ["İradeli olma durumu"]}, {"word": "isimlilik", "meanings": ["Adlılık"]}, {"word": "istemlilik", "meanings": ["İstemli olma durumu"]}, {"word": "adlılık", "meanings": ["Adlı olma durumu, isimlilik"]}, {"word": "istençlilik", "meanings": ["İstençli olma durumu"]}, {"word": "işvelilik", "meanings": ["İşveli olma durumu"]}, {"word": "izinlilik", "meanings": ["İzinli olma durumu"]}, {"word": "kalitelilik", "meanings": ["Niteliklilik"]}, {"word": "kanaatlilik", "meanings": ["Kanaatkârlık"]}, {"word": "kaprislilik", "meanings": ["Kaprisli olma durumu"]}, {"word": "karakterlilik", "meanings": ["Karakterli olma durumu"]}, {"word": "sıkıntılılık", "meanings": ["Sıkıntılı olma durumu, kasvetlilik"]}, {"word": "kasvetlilik", "meanings": ["Sıkıntılılık"]}, {"word": "kentlilik", "meanings": ["Kentli olma durumu"]}, {"word": "keyiflilik", "meanings": ["Keyifli olma durumu"]}, {"word": "kısmetlilik", "meanings": ["Kısmetli olma durumu"]}, {"word": "kinlilik", "meanings": ["Kindarlık"]}, {"word": "kireçlilik", "meanings": ["Kireçli olma durumu"]}, {"word": "komplekslilik", "meanings": ["Kompleksli olma durumu"]}, {"word": "kolejlilik", "meanings": ["Kolejli olma durumu"]}, {"word": "kudretlilik", "meanings": ["Kudretli olma durumu"]}, {"word": "kuvvetlilik", "meanings": ["Kuvvetli olma durumu"]}, {"word": "liselilik", "meanings": ["Liseli olma durumu"]}, {"word": "liyakatlilik", "meanings": ["Liyakatli olma durumu"]}, {"word": "mahallelilik", "meanings": ["Mahalleli olma durumu"]}, {"word": "malulen emeklilik", "meanings": ["Malulen emekli olma durumu"]}, {"word": "marifetlilik", "meanings": ["Marifetli olma durumu"]}, {"word": "mangal yüreklilik", "meanings": ["Mangal yürekli olma durumu"]}, {"word": "matemlilik", "meanings": ["Yaslılık"]}, {"word": "memleketlilik", "meanings": ["Memleketli olma durumu"]}, {"word": "mekteplilik", "meanings": ["Mektepli olma durumu"]}, {"word": "merhametlilik", "meanings": ["Merhametli olma durumu"]}, {"word": "mesafelilik", "meanings": ["Mesafeli olma durumu"]}, {"word": "metanetlilik", "meanings": ["Metanetli olma durumu, metînlik"]}, {"word": "meyilsizlik", "meanings": ["Meyilsiz olma durumu"]}, {"word": "meyillilik", "meanings": ["Meyilli olma durumu"]}, {"word": "meymenetlilik", "meanings": ["Uğurluluk"]}, {"word": "uğurluluk", "meanings": ["Uğurlu olma durumu, meymenetlilik"]}, {"word": "meziyetlilik", "meanings": ["Meziyetli olma durumu"]}, {"word": "nefeslilik", "meanings": ["Nefesli olma durumu"]}, {"word": "mülkiyelilik", "meanings": ["Mülkiyeli olma durumu"]}, {"word": "neşelilik", "meanings": ["Neşeli olma durumu"]}, {"word": "orta hâllilik", "meanings": ["Orta hâlli olma durumu"]}, {"word": "otoritesiz", "meanings": ["Emretme, yaptırma gücüne sahip olmayan (kimse)"]}, {"word": "otoritesizlik", "meanings": ["Otoritesiz olma durumu"]}, {"word": "öfkelilik", "meanings": ["Öfkeli olma durumu"]}, {"word": "önceliklilik", "meanings": ["Öncelikli olma durumu"]}, {"word": "özentililik", "meanings": ["Özentili olma durumu"]}, {"word": "özentisizlik", "meanings": ["Özentisiz olma durumu"]}, {"word": "hasretlilik", "meanings": ["Özlemlilik"]}, {"word": "özlemlilik", "meanings": ["Özlemli olma durumu, hasretlilik"]}, {"word": "hasretsiz", "meanings": ["Özlemsiz"]}, {"word": "hasretsizlik", "meanings": ["Özlemsizlik"]}, {"word": "özlemsiz", "meanings": ["Özlemi olmayan, özlemeyen, hasretsiz"]}, {"word": "özlemsizlik", "meanings": ["Özlemsiz olma durumu, hasretsizlik"]}, {"word": "özverililik", "meanings": ["Özverili olma durumu, fedakârlık"]}, {"word": "iddialı", "meanings": ["Bir iddiası olan", "Abartılı", "Kendine çok güvenen"]}, {"word": "sanat danışmanı", "meanings": ["Sanatsal etkinliklerde yol göstermek, yönlendirmek amacıyla görevlendirilmiş uzman kişi"]}, {"word": "özverisizlik", "meanings": ["Özverisiz olma durumu"]}, {"word": "masacık", "meanings": ["Küçük masa"]}, {"word": "sanat danışmanlığı", "meanings": ["Sanat danışmanının yaptığı iş"]}, {"word": "arzıendam", "meanings": ["`Boy göstermek, ortaya çıkmak, görünmek` anlamlarındaki arzıendam etmek, arzıendam eylemek birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "pimpiriklilik", "meanings": ["Pimpirikli olma durumu"]}, {"word": "problemlilik", "meanings": ["Problemli olma durumu"]}, {"word": "risklilik", "meanings": ["Riskli olma durumu"]}, {"word": "risksizlik", "meanings": ["Risksiz olma durumu"]}, {"word": "risksiz", "meanings": ["Riski olmayan"]}, {"word": "ritimlilik", "meanings": ["Ritimli olma durumu"]}, {"word": "rutubetlilik", "meanings": ["Rutubetli olma durumu"]}, {"word": "rütbelilik", "meanings": ["Rütbeli olma durumu"]}, {"word": "saadetlilik", "meanings": ["Saadetli olma durumu"]}, {"word": "saadetsizlik", "meanings": ["Mutsuzluk"]}, {"word": "saadetsiz", "meanings": ["Mutsuz"]}, {"word": "salahiyetlilik", "meanings": ["Yetkililik"]}, {"word": "senli benlilik", "meanings": ["Senli benli olma durumu"]}, {"word": "sahiplilik", "meanings": ["Sahipli olma durumu"]}, {"word": "sevgililik", "meanings": ["Sevgili olma durumu"]}, {"word": "sevinçlilik", "meanings": ["Sevinçli olma durumu"]}, {"word": "sevinçsizlik", "meanings": ["Sevinçsiz olma durumu"]}, {"word": "seviyelilik", "meanings": ["Seviyeli olma durumu"]}, {"word": "sezgililik", "meanings": ["Sezgili olma durumu"]}, {"word": "sezgisizlik", "meanings": ["Sezgisiz olma durumu"]}, {"word": "sezgisiz", "meanings": ["Sezgi ile edinilmeyen, sezgiye dayanmayan"]}, {"word": "sıhhatlilik", "meanings": ["Sağlıklılık"]}, {"word": "sıhhatsiz", "meanings": ["Sağlıksız"]}, {"word": "sıhhatsizlik", "meanings": ["Sağlıksızlık"]}, {"word": "büyülülük", "meanings": ["Büyülü olma durumu, sihirlilik"]}, {"word": "sihirsiz", "meanings": ["Büyüsüz"]}, {"word": "sihirlilik", "meanings": ["Büyülülük"]}, {"word": "sistemlilik", "meanings": ["Düzenlilik", "Sistemli olma durumu, sistematiklik, dizgelilik"]}, {"word": "sihirsizlik", "meanings": ["Büyüsüzlük"]}, {"word": "büyüsüzlük", "meanings": ["Büyüsüz olma durumu, sihirsizlik"]}, {"word": "sitemlilik", "meanings": ["Sitemli olma durumu"]}, {"word": "sitemsiz", "meanings": ["Sitem taşımayan"]}, {"word": "sitemsizlik", "meanings": ["Sitemsiz olma durumu"]}, {"word": "sözleşmelilik", "meanings": ["Sözleşmeli olma durumu"]}, {"word": "sözleşmesizlik", "meanings": ["Sözleşmesiz olma durumu"]}, {"word": "streslilik", "meanings": ["Stresli olma durumu"]}, {"word": "süratlilik", "meanings": ["Süratli olma durumu"]}, {"word": "süratsizlik", "meanings": ["Süratsiz olma durumu"]}, {"word": "sünnetlilik", "meanings": ["Sünnetli olma durumu"]}, {"word": "sürelilik", "meanings": ["Süreli olma durumu"]}, {"word": "tanıklı", "meanings": ["Tanığı olan, şahitli"]}, {"word": "tanıksız", "meanings": ["Tanığı olmayan, şahitsiz", "Tanık olmadan, şahitsiz"]}, {"word": "tanıklılık", "meanings": ["Tanıklı olma durumu, şahitlilik"]}, {"word": "tanıksızlık", "meanings": ["Tanıksız olma durumu, şahitsizlik"]}, {"word": "şahitlilik", "meanings": ["Tanıklılık"]}, {"word": "şahitsizlik", "meanings": ["Tanıksızlık"]}, {"word": "şekerlilik", "meanings": ["Şekerli olma durumu"]}, {"word": "şehvetlilik", "meanings": ["Şehvetli olma durumu"]}, {"word": "şevklilik", "meanings": ["Şevkli olma durumu"]}, {"word": "şiddetlilik", "meanings": ["Şiddetli olma durumu"]}, {"word": "şöhretlilik", "meanings": ["Ünlülük"]}, {"word": "taliplilik", "meanings": ["Talipli olma durumu"]}, {"word": "tehlikelilik", "meanings": ["Tehlikeli olma durumu"]}, {"word": "teklilik", "meanings": ["Tekli olma durumu"]}, {"word": "tek partililik", "meanings": ["Tek partili olma durumu"]}, {"word": "tek renklilik", "meanings": ["Tek renkli olma durumu"]}, {"word": "temellilik", "meanings": ["Temelli olma durumu"]}, {"word": "tepkililik", "meanings": ["Tepkili olma durumu"]}, {"word": "terlilik", "meanings": ["Terli olma durumu"]}, {"word": "tıbbiyelilik", "meanings": ["Tıbbiyeli olma durumu"]}, {"word": "sensiz", "meanings": ["Sen olmaksızın"]}, {"word": "sizsiz", "meanings": ["Siz olmaksızın"]}, {"word": "bensiz", "meanings": ["Ben olmaksızın"]}, {"word": "bizsiz", "meanings": ["Biz olmaksızın"]}, {"word": "onlarsız", "meanings": ["Onlar olmaksızın"]}, {"word": "basın danışmanı", "meanings": ["Kişi veya kuruluşların görsel ve yazılı basınla iletişimini sağlayarak her türlü etkinliğini duyuran uzman"]}, {"word": "iletişim uzmanı", "meanings": ["Kurum ve kuruluşlarda yönetimle ilgili işlemlerin ve kararların iletişim kanallarıyla kamuoyuna bildirilmesini sağlayan ve geri bildirimlerini değerlendiren kimse, iletişimci"]}, {"word": "basın danışmanlığı", "meanings": ["Basın danışmanının yaptığı iş"]}, {"word": "iletişim uzmanlığı", "meanings": ["İletişim uzmanının yaptığı iş, iletişimcilik"]}, {"word": "iletişimci", "meanings": ["İletişim uzmanı"]}, {"word": "iletişimcilik", "meanings": ["İletişim uzmanlığı"]}, {"word": "batçık", "meanings": ["Alt geçit"]}, {"word": "konuşur", "meanings": ["Bir dili ana dili olarak konuşan kimse"]}, {"word": "dağ isketesi", "meanings": ["Fanta"]}, {"word": "kaçış rampası", "meanings": ["Virajı ve eğimi çok olan kara yollarında teknik nedenlerle zor durumda kalan aracın kaza yapmasını engellemek amacıyla yolun sağ tarafına kumdan yapılan yokuş"]}, {"word": "dayanaklılık", "meanings": ["Dayanaklı olma durumu"]}, {"word": "torpillilik", "meanings": ["Torpilli olma durumu"]}, {"word": "titreşimlilik", "meanings": ["Titreşimli olma durumu"]}, {"word": "titreşimsizlik", "meanings": ["Titreşimsiz olma durumu"]}, {"word": "torpilsizlik", "meanings": ["Torpilsiz olma durumu"]}, {"word": "uzun vadelilik", "meanings": ["Uzun vadeli olma durumu"]}, {"word": "üniversitelilik", "meanings": ["Üniversiteli olma durumu"]}, {"word": "variyetsiz", "meanings": ["Yoksul"]}, {"word": "variyetsizlik", "meanings": ["Variyetsiz olma durumu"]}, {"word": "yeminlilik", "meanings": ["Yeminli olma durumu"]}, {"word": "vazifelilik", "meanings": ["Vazifeli olma durumu"]}, {"word": "yerlilik", "meanings": ["Yerli olma durumu"]}, {"word": "zahmetlilik", "meanings": ["Zahmetli olma durumu"]}, {"word": "yetkililik", "meanings": ["Yetkili olma durumu"]}, {"word": "zevklilik", "meanings": ["Zevkli olma durumu"]}, {"word": "adi suçluluk", "meanings": ["Adi suçlu olma durumu"]}, {"word": "çocukluluk", "meanings": ["Çocuklu olma durumu"]}, {"word": "arzululuk", "meanings": ["Arzulu olma durumu"]}, {"word": "forsluluk", "meanings": ["Forslu olma durumu"]}, {"word": "gururluluk", "meanings": ["Gururlu olma durumu"]}, {"word": "kadroluluk", "meanings": ["Kadrolu olma durumu"]}, {"word": "huzurluluk", "meanings": ["Huzurlu olma durumu"]}, {"word": "kiloluluk", "meanings": ["Kilolu olma durumu"]}, {"word": "kurumluluk", "meanings": ["Kurumlu olma durumu"]}, {"word": "kuşkululuk", "meanings": ["Kuşkulu olma durumu"]}, {"word": "metotluluk", "meanings": ["Metotlu olma durumu"]}, {"word": "lüzumluluk", "meanings": ["Lüzumlu olma durumu"]}, {"word": "nüfuzluluk", "meanings": ["Nüfuzlu olma durumu", "Erklilik"]}, {"word": "nurluluk", "meanings": ["Nurlu olma durumu"]}, {"word": "okulluluk", "meanings": ["Okullu olma durumu"]}, {"word": "onurluluk", "meanings": ["Onurlu olma durumu"]}, {"word": "oruçluluk", "meanings": ["Oruçlu olma durumu"]}, {"word": "sorunluluk", "meanings": ["Sorunlu olma durumu"]}, {"word": "uykululuk", "meanings": ["Uykulu olma durumu"]}, {"word": "tasarrufluluk", "meanings": ["Tasarruflu olma durumu"]}, {"word": "uzun boyluluk", "meanings": ["Uzun boylu olma durumu"]}, {"word": "gözlüklülük", "meanings": ["Gözlüklü olma durumu"]}, {"word": "gözlüksüzlük", "meanings": ["Gözlüksüz olma durumu"]}, {"word": "köklülük", "meanings": ["Köklü olma durumu"]}, {"word": "hüzünlülük", "meanings": ["Hüzünlü olma durumu, hazinlik"]}, {"word": "nur yüzlülük", "meanings": ["Nur yüzlü olma durumu"]}, {"word": "küflülük", "meanings": ["Küflü olma durumu"]}, {"word": "başörtülülük", "meanings": ["Başörtülü olma durumu"]}, {"word": "görklülük", "meanings": ["Görklü olma durumu"]}, {"word": "örtülülük", "meanings": ["Örtülü olma durumu"]}, {"word": "tesettürlülük", "meanings": ["Tesettürlü olma durumu"]}, {"word": "sözlülük", "meanings": ["Sözlü olma durumu"]}, {"word": "tereddütsüzlük", "meanings": ["Tereddütsüz olma durumu"]}, {"word": "sürümlülük", "meanings": ["Sürümlü olma durumu"]}, {"word": "paragözlülük", "meanings": ["Paragözlük"]}, {"word": "şümullülük", "meanings": ["Kapsamlılık"]}, {"word": "paragözlük", "meanings": ["Paragöz olma durumu, paragözlülük"]}, {"word": "üzüntüsüzlük", "meanings": ["Üzüntüsüz olma durumu"]}, {"word": "vazoluk", "meanings": ["Vazo yapmaya elverişli malzeme", "Vazo konmaya uygun yer"]}, {"word": "aralı", "meanings": ["Aralıklı"]}, {"word": "aracısız", "meanings": ["Aracı olmadan yapılan, doğrudan, direkt", "Aracı olmadan, doğrudan, direkt"]}, {"word": "aşırılaşmak", "meanings": ["Aşırı duruma gelmek"]}, {"word": "tekilacı", "meanings": ["Tekila yapıp satan kimse"]}, {"word": "aşırılaşma", "meanings": ["Aşırılaşmak durumu"]}, {"word": "aşırılaştırmak", "meanings": ["Aşırı duruma getirmek"]}, {"word": "aşırılaştırma", "meanings": ["Aşırılaştırmak durumu, büyütürlük"]}, {"word": "aracısızlık", "meanings": ["Aracısız olma durumu"]}, {"word": "elemansızlık", "meanings": ["Elemansız olma durumu"]}, {"word": "aylıksız", "meanings": ["Aylık almayan (kimse), maaşsız"]}, {"word": "noksansızlık", "meanings": ["Noksansız olma durumu"]}, {"word": "namazsızlık", "meanings": ["Namazsız olma durumu"]}, {"word": "selamsızlık", "meanings": ["Selamsız olma durumu"]}, {"word": "puansızlık", "meanings": ["Puansız olma durumu"]}, {"word": "unvansızlık", "meanings": ["Unvansız olma durumu"]}, {"word": "bahanesizlik", "meanings": ["Bahanesiz olma durumu"]}, {"word": "yardımsızlık", "meanings": ["Yardımsız olma durumu"]}, {"word": "zamsızlık", "meanings": ["Zamsız olma durumu"]}, {"word": "ailesizlik", "meanings": ["Ailesiz olma durumu"]}, {"word": "delilsizlik", "meanings": ["Delilsiz olma durumu"]}, {"word": "bahçesizlik", "meanings": ["Bahçesiz olma durumu"]}, {"word": "davetsizlik", "meanings": ["Davetsiz olma durumu"]}, {"word": "deneysizlik", "meanings": ["Deneysiz olma durumu"]}, {"word": "ekmeksizlik", "meanings": ["Ekmeksiz olma durumu"]}, {"word": "eğlencesizlik", "meanings": ["Eğlencesiz olma durumu"]}, {"word": "etiketsizlik", "meanings": ["Etiketsiz olma durumu"]}, {"word": "içeriksizlik", "meanings": ["İçeriksiz olma durumu"]}, {"word": "emeksizlik", "meanings": ["Emeksiz olma durumu"]}, {"word": "içkisizlik", "meanings": ["İçkisiz olma durumu"]}, {"word": "indirimsizlik", "meanings": ["İndirimsiz olma durumu"]}, {"word": "kasavetsizlik", "meanings": ["Kasavetsiz olma durumu"]}, {"word": "kökensizlik", "meanings": ["Kökensiz olma durumu"]}, {"word": "mesnetsizlik", "meanings": ["Mesnetsiz olma durumu"]}, {"word": "şaibesizlik", "meanings": ["Şaibesiz olma durumu"]}, {"word": "tarifsizlik", "meanings": ["Tarifsiz olma durumu"]}, {"word": "tarihsizlik", "meanings": ["Tarihsiz olma durumu"]}, {"word": "tedariksizlik", "meanings": ["Tedariksiz olma durumu"]}, {"word": "tesellisizlik", "meanings": ["Tesellisiz olma durumu"]}, {"word": "tıynetsizlik", "meanings": ["Tıynetsiz olma durumu"]}, {"word": "tövbesizlik", "meanings": ["Tövbesiz olma durumu"]}, {"word": "yemeksizlik", "meanings": ["Yemeksiz olma durumu"]}, {"word": "ücretsizlik", "meanings": ["Ücretsiz olma durumu"]}, {"word": "yeminsizlik", "meanings": ["Yeminsiz olma durumu"]}, {"word": "zehirsizlik", "meanings": ["Zehirsiz olma durumu"]}, {"word": "zahmetsizlik", "meanings": ["Zahmetsiz olma durumu"]}, {"word": "zevalsizlik", "meanings": ["Zevalsiz olma durumu"]}, {"word": "banyosuzluk", "meanings": ["Banyosuz olma durumu"]}, {"word": "destursuzluk", "meanings": ["Destursuz olma durumu"]}, {"word": "hapsoluş", "meanings": ["Hapsolma işi"]}, {"word": "hapsediliş", "meanings": ["Hapsedilme işi"]}, {"word": "harcanış", "meanings": ["Harcanma işi"]}, {"word": "hareketleniş", "meanings": ["Hareketlenme işi"]}, {"word": "harmanlayış", "meanings": ["Harmanlama işi"]}, {"word": "harmanlanış", "meanings": ["Harmanlanma işi"]}, {"word": "hasrediş", "meanings": ["Hasretme işi"]}, {"word": "hazmediş", "meanings": ["Hazmetme işi"]}, {"word": "havalanış", "meanings": ["Havalanma işi"]}, {"word": "hayıflanış", "meanings": ["Hayıflanma işi"]}, {"word": "hissediş", "meanings": ["Hissetme işi"]}, {"word": "hicvediş", "meanings": ["Hicvetme işi"]}, {"word": "heceleyiş", "meanings": ["Heceleme işi"]}, {"word": "hissettiriş", "meanings": ["Hissettirme işi"]}, {"word": "hortlayış", "meanings": ["Hortlama işi"]}, {"word": "hükmediş", "meanings": ["Hükmetme işi"]}, {"word": "ısırış", "meanings": ["Isırma işi"]}, {"word": "ıskalayış", "meanings": ["Iskalama işi"]}, {"word": "ısmarlayış", "meanings": ["Ismarlama işi"]}, {"word": "ilikleniş", "meanings": ["İliklenme işi"]}, {"word": "ısmarlanış", "meanings": ["Ismarlanma işi"]}, {"word": "inciniş", "meanings": ["İncinme işi"]}, {"word": "indiriliş", "meanings": ["İndirilme işi"]}, {"word": "inildeyiş", "meanings": ["İnildeme işi"]}, {"word": "irdeleyiş", "meanings": ["İrdeleme işi"]}, {"word": "irdeleniş", "meanings": ["İrdelenme işi"]}, {"word": "işaretleyiş", "meanings": ["İşaretleme işi"]}, {"word": "işitiliş", "meanings": ["İşitilme işi"]}, {"word": "işeyiş", "meanings": ["İşeme işi"]}, {"word": "işaretleniş", "meanings": ["İşaretlenme işi"]}, {"word": "kaçınış", "meanings": ["Kaçınma işi"]}, {"word": "kabulleniş", "meanings": ["Kabullenme işi"]}, {"word": "işletiliş", "meanings": ["İşletilme işi"]}, {"word": "kakılış", "meanings": ["Kakılma işi"]}, {"word": "kahrediş", "meanings": ["Kahretme işi"]}, {"word": "kanıtlayış", "meanings": ["Kanıtlama işi"]}, {"word": "kapaklanış", "meanings": ["Kapaklanma işi"]}, {"word": "kaktırış", "meanings": ["Kaktırma işi"]}, {"word": "kapsayış", "meanings": ["Kapsama işi"]}, {"word": "kapayış", "meanings": ["Kapama işi"]}, {"word": "katediş", "meanings": ["Katetme işi"]}, {"word": "katlediş", "meanings": ["Katletme işi"]}, {"word": "kavranış", "meanings": ["Kavranma işi"]}, {"word": "kaybediliş", "meanings": ["Kaybedilme işi"]}, {"word": "kaydediş", "meanings": ["Kaydetme işi"]}, {"word": "kaybediş", "meanings": ["Kaybetme işi"]}, {"word": "kaynatış", "meanings": ["Kaynatma işi"]}, {"word": "keşfediş", "meanings": ["Keşfetme işi"]}, {"word": "keşfediliş", "meanings": ["Keşfedilme işi"]}, {"word": "kıldırış", "meanings": ["Kıldırma işi"]}, {"word": "kıpırdanış", "meanings": ["Kıpırdanma işi"]}, {"word": "nanelik", "meanings": ["İçine nane konulan kap"]}, {"word": "çomaklı", "meanings": ["Elinde veya üstünde çomak bulunan"]}, {"word": "kıpırdayış", "meanings": ["Kıpırdama işi"]}, {"word": "çomaksız", "meanings": ["Elinde veya üstünde çomak bulunmayan"]}, {"word": "kamyonlu", "meanings": ["Kamyonu olan veya bulunan"]}, {"word": "kıl kurt", "meanings": ["Soğuktan, nemden canlıların ciğerlerinde, nefes borularında olan ince uzun bir kurt"]}, {"word": "kamyonsuz", "meanings": ["Kamyonu olmayan veya bulunmayan"]}, {"word": "hasrolmak", "meanings": ["Bir şeyin bütünü birine, bir şeye ayrılmak, verilmek"]}, {"word": "hasrolma", "meanings": ["Hasrolmak işi"]}, {"word": "kozmik oda", "meanings": ["Yetkili görevlilerin girebildiği ve çalışabildiği, içinde ülke için çok önemli belgelerin bulunduğu yer"]}, {"word": "yüksek kan basıncı", "meanings": ["Hipertansiyon"]}, {"word": "kırpış", "meanings": ["Kırpma işi"]}, {"word": "kıstırış", "meanings": ["Kıstırma işi"]}, {"word": "kıyaslayış", "meanings": ["Kıyaslama işi"]}, {"word": "kıstırılış", "meanings": ["Kıstırılma işi"]}, {"word": "kızartılış", "meanings": ["Kızartılma işi"]}, {"word": "kızartış", "meanings": ["Kızartma işi"]}, {"word": "kilitleniş", "meanings": ["Kilitlenme işi"]}, {"word": "kirleniş", "meanings": ["Kirlenme işi"]}, {"word": "kollayış", "meanings": ["Kollama işi"]}, {"word": "koparılış", "meanings": ["Koparılma işi"]}, {"word": "kopartılış", "meanings": ["Kopartılma işi"]}, {"word": "kodlayış", "meanings": ["Kodlama işi"]}, {"word": "çocuk felci", "meanings": ["Genellikle çocuklarda görülen ateş, kırıklık, baş ağrısı, kas ağrıları, ense sertliği, bulantı ve kusma ile aniden başlayıp ileri durumlarda özellikle bacak kaslarında felce kadar gidebilen bulaşıcı hastalık"]}, {"word": "Akdeniz", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Toroslar", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Mezitli", "meanings": ["Mersin iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "kirletiş", "meanings": ["Kirletme işi"]}, {"word": "konuluş", "meanings": ["Konulma işi"]}, {"word": "kopartış", "meanings": ["Kopartma işi"]}, {"word": "koşturuş", "meanings": ["Koşturma işi"]}, {"word": "korkutuş", "meanings": ["Korkutma işi"]}, {"word": "kotarış", "meanings": ["Kotarma işi"]}, {"word": "korkuş", "meanings": ["Korkma işi"]}, {"word": "kopyalanış", "meanings": ["Kopyalanma işi"]}, {"word": "kopuş", "meanings": ["Kopma işi"]}, {"word": "kotarılış", "meanings": ["Kotarılma işi"]}, {"word": "korunuş", "meanings": ["Korunma işi"]}, {"word": "koyuluş", "meanings": ["Koyulma işi"]}, {"word": "kurgulayış", "meanings": ["Kurgulama işi"]}, {"word": "koyuş", "meanings": ["Koyma işi"]}, {"word": "kurtarılış", "meanings": ["Kurtarılma işi"]}, {"word": "listelenme", "meanings": ["Listelenmek işi"]}, {"word": "kurgulanış", "meanings": ["Kurgulanma işi"]}, {"word": "küfrediş", "meanings": ["Küfretme işi"]}, {"word": "lanetleniş", "meanings": ["Lanetlenme işi"]}, {"word": "mahvediş", "meanings": ["Mahvetme işi"]}, {"word": "listelenmek", "meanings": ["Liste durumuna getirilmek"]}, {"word": "mahvoluş", "meanings": ["Mahvolma işi"]}, {"word": "mayalanış", "meanings": ["Mayalanma işi"]}, {"word": "listeleniş", "meanings": ["Listelenme işi"]}, {"word": "menediliş", "meanings": ["Menedilme işi"]}, {"word": "menediş", "meanings": ["Menetme işi"]}, {"word": "methediş", "meanings": ["Methetme işi"]}, {"word": "mevzileniş", "meanings": ["Mevzilenme işi"]}, {"word": "meylediş", "meanings": ["Meyletme işi"]}, {"word": "miyavlayış", "meanings": ["Miyavlama işi"]}, {"word": "mühürleyiş", "meanings": ["Mühürleme işi"]}, {"word": "naklediliş", "meanings": ["Nakledilme işi"]}, {"word": "mühürleniş", "meanings": ["Mühürlenme işi"]}, {"word": "naklediş", "meanings": ["Nakletme işi"]}, {"word": "morartış", "meanings": ["Morartma işi"]}, {"word": "nitelendiriş", "meanings": ["Nitelendirme işi"]}, {"word": "noktalanış", "meanings": ["Noktalanma işi"]}, {"word": "nitelendiriliş", "meanings": ["Nitelendirilme işi"]}, {"word": "okşanış", "meanings": ["Okşanma işi"]}, {"word": "onaylatış", "meanings": ["Onaylatma işi"]}, {"word": "onaylayış", "meanings": ["Onaylama işi"]}, {"word": "odaklanış", "meanings": ["Odaklanma işi"]}, {"word": "onurlandırış", "meanings": ["Onurlandırma işi"]}, {"word": "osuruş", "meanings": ["Osurma işi"]}, {"word": "oyalanış", "meanings": ["Oyalanma işi"]}, {"word": "ödeyiş", "meanings": ["Ödeme işi"]}, {"word": "ödüllendiriş", "meanings": ["Ödüllendirme işi"]}, {"word": "öğretiliş", "meanings": ["Öğretilme işi"]}, {"word": "öğreniliş", "meanings": ["Öğrenilme işi"]}, {"word": "öneriliş", "meanings": ["Önerilme işi"]}, {"word": "öldürülüş", "meanings": ["Öldürülme işi"]}, {"word": "öpülüş", "meanings": ["Öpülme işi"]}, {"word": "örtülüş", "meanings": ["Örtülme işi"]}, {"word": "öteleniş", "meanings": ["Ötelenme işi"]}, {"word": "övünüş", "meanings": ["Övünme işi"]}, {"word": "öykünüş", "meanings": ["Öykünme işi"]}, {"word": "özümleyiş", "meanings": ["Özümleme işi"]}, {"word": "özleniş", "meanings": ["Özlenme işi"]}, {"word": "özetleniş", "meanings": ["Özetlenme işi"]}, {"word": "özümseyiş", "meanings": ["Özümseme işi"]}, {"word": "patlatılış", "meanings": ["Patlatılma işi"]}, {"word": "patlatış", "meanings": ["Patlatma işi"]}, {"word": "paylayış", "meanings": ["Paylama işi"]}, {"word": "pazarlayış", "meanings": ["Pazarlama işi"]}, {"word": "perdeleniş", "meanings": ["Perdelenme işi"]}, {"word": "pazarlanış", "meanings": ["Pazarlanma işi"]}, {"word": "planlayış", "meanings": ["Planlama işi"]}, {"word": "pompalanış", "meanings": ["Pompalanma işi"]}, {"word": "postalatmak", "meanings": ["Postalama işini yaptırmak"]}, {"word": "postalatma", "meanings": ["Postalatmak işi"]}, {"word": "programlanış", "meanings": ["Programlanma işi"]}, {"word": "postalanış", "meanings": ["Postalanma işi"]}, {"word": "püskürüş", "meanings": ["Püskürme işi"]}, {"word": "rahatlayış", "meanings": ["Rahatlama işi"]}, {"word": "rendeleniş", "meanings": ["Rendelenme işi"]}, {"word": "resmediş", "meanings": ["Resmetme işi"]}, {"word": "sabahlayış", "meanings": ["Sabahlama işi"]}, {"word": "sabrediş", "meanings": ["Sabretme işi"]}, {"word": "saçmalayış", "meanings": ["Saçmalama işi"]}, {"word": "sahipleniş", "meanings": ["Sahiplenme işi"]}, {"word": "sahneleniş", "meanings": ["Sahnelenme işi"]}, {"word": "sarartış", "meanings": ["Sarartma işi"]}, {"word": "sarınış", "meanings": ["Sarınma işi"]}, {"word": "sarmalayış", "meanings": ["Sarmalama işi"]}, {"word": "savuruş", "meanings": ["Savurma işi"]}, {"word": "sarmalanış", "meanings": ["Sarmalanma işi"]}, {"word": "sayılış", "meanings": ["Sayılma işi"]}, {"word": "sayıklayış", "meanings": ["Sayıklama işi"]}, {"word": "sendeleyiş", "meanings": ["Sendeleme işi"]}, {"word": "sektiriş", "meanings": ["Sektirme işi"]}, {"word": "serbestleşme", "meanings": ["Serbestleşmek işi"]}, {"word": "serbestleşmek", "meanings": ["Serbest duruma gelmek"]}, {"word": "seslendirilme", "meanings": ["Seslendirilmek işi"]}, {"word": "seslendirilmek", "meanings": ["Seslendirme işi yapılmak"]}, {"word": "seziliş", "meanings": ["Sezilme işi"]}, {"word": "seyrediliş", "meanings": ["Seyredilme işi"]}, {"word": "sırtarış", "meanings": ["Sırtarma işi"]}, {"word": "sınanış", "meanings": ["Sınanma işi"]}, {"word": "sıvayış", "meanings": ["Sıvama işi"]}, {"word": "sırtlayış", "meanings": ["Sırtlama işi"]}, {"word": "sıvanış", "meanings": ["Sıvanma işi"]}, {"word": "sıvatış", "meanings": ["Sıvatma işi"]}, {"word": "sıvazlayış", "meanings": ["Sıvazlama işi"]}, {"word": "soluklanış", "meanings": ["Soluklanma işi"]}, {"word": "silkeleniş", "meanings": ["Silkelenme işi"]}, {"word": "sorgulayış", "meanings": ["Sorgulama işi"]}, {"word": "soruluş", "meanings": ["Sorulma işi"]}, {"word": "soyuluş", "meanings": ["Soyulma işi"]}, {"word": "soyutlanış", "meanings": ["Soyutlanma işi"]}, {"word": "sömürülüş", "meanings": ["Sömürülme işi"]}, {"word": "söndürüş", "meanings": ["Söndürme işi"]}, {"word": "sönüş", "meanings": ["Sönme işi"]}, {"word": "sulanış", "meanings": ["Sulanma işi"]}, {"word": "susturuş", "meanings": ["Susturma işi"]}, {"word": "söndürülüş", "meanings": ["Söndürülme işi"]}, {"word": "süsleyiş", "meanings": ["Süsleme işi"]}, {"word": "şekillendiriş", "meanings": ["Şekillendirme işi"]}, {"word": "şekilleniş", "meanings": ["Şekillenme işi"]}, {"word": "şerefleniş", "meanings": ["Şereflenme işi"]}, {"word": "şifreletme", "meanings": ["Şifreletmek işi"]}, {"word": "şekillendiriliş", "meanings": ["Şekillendirilme işi"]}, {"word": "şifrelenme", "meanings": ["Şifrelenmek işi"]}, {"word": "şifrelenmek", "meanings": ["Bir metin şifreli duruma getirilmek"]}, {"word": "şifreletmek", "meanings": ["Bir metin şifreli duruma getirtilmek"]}, {"word": "şutlanma", "meanings": ["Şutlanmak işi"]}, {"word": "şutlanmak", "meanings": ["Kovulmak, kapı dışarı edilmek"]}, {"word": "şükrediş", "meanings": ["Şükretme işi"]}, {"word": "tazeleyiş", "meanings": ["Tazeleme işi"]}, {"word": "tanımlanış", "meanings": ["Tanımlanma işi"]}, {"word": "taşıtış", "meanings": ["Taşıtma işi"]}, {"word": "tazeleniş", "meanings": ["Tazelenme işi"]}, {"word": "tekmeletme", "meanings": ["Tekmeletmek işi"]}, {"word": "tekmeletmek", "meanings": ["Tekme attırmak, tekme vurdurmak"]}, {"word": "terletiş", "meanings": ["Terletme işi"]}, {"word": "tersleyiş", "meanings": ["Tersleme işi"]}, {"word": "tersleniş", "meanings": ["Terslenme işi"]}, {"word": "tertipleniş", "meanings": ["Tertiplenme işi"]}, {"word": "tıkanış", "meanings": ["Tıkanma işi"]}, {"word": "tıkılış", "meanings": ["Tıkılma işi"]}, {"word": "tıkınış", "meanings": ["Tıkınma işi"]}, {"word": "tıklatış", "meanings": ["Tıklatma işi"]}, {"word": "tıklayış", "meanings": ["Tıklama işi"]}, {"word": "tırmalayış", "meanings": ["Tırmalama işi"]}, {"word": "toparlayış", "meanings": ["Toparlama işi"]}, {"word": "toslayış", "meanings": ["Toslama işi"]}, {"word": "tüketiş", "meanings": ["Tüketme işi"]}, {"word": "tükürüş", "meanings": ["Tükürme işi"]}, {"word": "tümleyiş", "meanings": ["Tümleme işi"]}, {"word": "tümleniş", "meanings": ["Tümlenme işi"]}, {"word": "tüneyiş", "meanings": ["Tüneme işi"]}, {"word": "tütsületme", "meanings": ["Tütsületmek işi"]}, {"word": "tütsületmek", "meanings": ["Tütsüleme işini yaptırmak"]}, {"word": "tüttürüş", "meanings": ["Tüttürme işi"]}, {"word": "ucuzlatış", "meanings": ["Ucuzlatma işi"]}, {"word": "uçuklayış", "meanings": ["Uçuklama işi"]}, {"word": "uçuruş", "meanings": ["Uçurma işi"]}, {"word": "ufalanış", "meanings": ["Ufalanma işi"]}, {"word": "ufalış", "meanings": ["Ufalma durumu"]}, {"word": "uğranış", "meanings": ["Uğranma işi"]}, {"word": "uğrayış", "meanings": ["Uğrama işi"]}, {"word": "uğratış", "meanings": ["Uğratma işi"]}, {"word": "uğuldayış", "meanings": ["Uğuldama işi"]}, {"word": "ulayış", "meanings": ["Ulama işi"]}, {"word": "ulanış", "meanings": ["Ulanma işi"]}, {"word": "ululayış", "meanings": ["Ululama işi"]}, {"word": "uluyuş", "meanings": ["Uluma işi"]}, {"word": "umursayış", "meanings": ["Umursama durumu"]}, {"word": "umuş", "meanings": ["Umma işi"]}, {"word": "unutuluş", "meanings": ["Unutulma durumu"]}, {"word": "unutuş", "meanings": ["Unutma durumu"]}, {"word": "unutturuş", "meanings": ["Unutturma durumu"]}, {"word": "usanış", "meanings": ["Usanma durumu"]}, {"word": "usandırış", "meanings": ["Usandırma işi"]}, {"word": "uyandırış", "meanings": ["Uyandırma işi"]}, {"word": "uyandırılış", "meanings": ["Uyandırılma işi"]}, {"word": "uyarılış", "meanings": ["Uyarılma işi"]}, {"word": "uyduruş", "meanings": ["Uydurma işi"]}, {"word": "uyarlayış", "meanings": ["Uyarlama işi"]}, {"word": "uyarlanış", "meanings": ["Uyarlanma işi"]}, {"word": "uyduruluş", "meanings": ["Uydurulma işi"]}, {"word": "uygulayış", "meanings": ["Uygulama işi"]}, {"word": "uygulatış", "meanings": ["Uygulatma işi"]}, {"word": "uyuklayış", "meanings": ["Uyuklama işi"]}, {"word": "uyutuluş", "meanings": ["Uyutulma işi"]}, {"word": "üfleyiş", "meanings": ["Üfleme işi"]}, {"word": "üfürüş", "meanings": ["Üfürme işi"]}, {"word": "üfleniş", "meanings": ["Üflenme işi"]}, {"word": "ürkütüş", "meanings": ["Ürkütme işi"]}, {"word": "ünleniş", "meanings": ["Ünlenme işi veya durumu"]}, {"word": "üsteleyiş", "meanings": ["Üsteleme işi"]}, {"word": "üsleniş", "meanings": ["Üslenme işi"]}, {"word": "üsteleniş", "meanings": ["Üstelenme işi"]}, {"word": "üretiliş", "meanings": ["Üretilme işi"]}, {"word": "üstleniş", "meanings": ["Üstlenme işi"]}, {"word": "üşeniş", "meanings": ["Üşenme işi"]}, {"word": "üzülüş", "meanings": ["Üzülme durumu"]}, {"word": "ütüleniş", "meanings": ["Ütülenme işi"]}, {"word": "vakfediliş", "meanings": ["Vakfedilme işi"]}, {"word": "vakfediş", "meanings": ["Vakfetme işi"]}, {"word": "vakumlanma", "meanings": ["Vakumlanmak işi"]}, {"word": "varılış", "meanings": ["Varılma işi"]}, {"word": "vakumlanmak", "meanings": ["Vakumlama işi yapılmak"]}, {"word": "varsayış", "meanings": ["Varsayma işi"]}, {"word": "vazediş", "meanings": ["Vazetme işi"]}, {"word": "vazediliş", "meanings": ["Vazedilme işi"]}, {"word": "vurgulanış", "meanings": ["Vurgulanma işi"]}, {"word": "vazgeçiş", "meanings": ["Vazgeçme işi"]}, {"word": "vurgulayış", "meanings": ["Vurgulama işi"]}, {"word": "yadırgayış", "meanings": ["Yadırgama işi"]}, {"word": "yadırganış", "meanings": ["Yadırganma işi"]}, {"word": "yağlayış", "meanings": ["Yağlama işi"]}, {"word": "yağlanış", "meanings": ["Yağlanma işi"]}, {"word": "yağmalanış", "meanings": ["Yağmalanma işi"]}, {"word": "yakalayış", "meanings": ["Yakalama işi"]}, {"word": "yakılış", "meanings": ["Yakılma işi"]}, {"word": "yalanlayış", "meanings": ["Yalanlama işi"]}, {"word": "yalanlanış", "meanings": ["Yalanlanma işi"]}, {"word": "yalpalayış", "meanings": ["Yalpalama işi"]}, {"word": "yanıtlayış", "meanings": ["Cevaplayış"]}, {"word": "yanıtlanış", "meanings": ["Cevaplanış"]}, {"word": "yankılanış", "meanings": ["Yankılanış"]}, {"word": "yansıyış", "meanings": ["Yansıma işi"]}, {"word": "yansıtış", "meanings": ["Yansıtma işi"]}, {"word": "yapılanış", "meanings": ["Yapılanma işi"]}, {"word": "yaralayış", "meanings": ["Yaralama işi"]}, {"word": "yapılandırış", "meanings": ["Yapılandırma işi"]}, {"word": "yarayış", "meanings": ["Yarama işi"]}, {"word": "yargılayış", "meanings": ["Yargılama işi"]}, {"word": "yardırış", "meanings": ["Yardırma işi"]}, {"word": "yaslanış", "meanings": ["Yaslanma işi"]}, {"word": "yasaklayış", "meanings": ["Yasaklama işi"]}, {"word": "yaşanılış", "meanings": ["Yaşanılma işi"]}, {"word": "yaşatış", "meanings": ["Yaşatma işi"]}, {"word": "yaşanış", "meanings": ["Yaşanma işi veya durumu"]}, {"word": "yaşlanış", "meanings": ["Yaşlanma durumu"]}, {"word": "yatırış", "meanings": ["Yatırma işi"]}, {"word": "yatılış", "meanings": ["Yatılma işi"]}, {"word": "yavaşlayış", "meanings": ["Yavaşlama işi"]}, {"word": "yavaşlatış", "meanings": ["Yavaşlatma işi"]}, {"word": "yayımlayış", "meanings": ["Yayımlama işi"]}, {"word": "yazdırış", "meanings": ["Yazdırma işi"]}, {"word": "yayımlanış", "meanings": ["Yayımlanma işi"]}, {"word": "yediriş", "meanings": ["Yedirme işi"]}, {"word": "yeğleyiş", "meanings": ["Yeğleme durumu"]}, {"word": "yediriliş", "meanings": ["Yedirilme işi"]}, {"word": "yeğleniş", "meanings": ["Yeğlenme durumu"]}, {"word": "yenileyiş", "meanings": ["Yenileme işi"]}, {"word": "yetiriş", "meanings": ["Yetirme işi"]}, {"word": "yetiniş", "meanings": ["Yetinme durumu"]}, {"word": "yenileniş", "meanings": ["Yenilenme işi"]}, {"word": "yığılış", "meanings": ["Yığılma işi"]}, {"word": "yıpratış", "meanings": ["Yıpratma işi"]}, {"word": "yıpranış", "meanings": ["Yıpranma işi"]}, {"word": "yoklayış", "meanings": ["Yoklama işi"]}, {"word": "zikrediliş", "meanings": ["Zikredilme işi"]}, {"word": "zikrediş", "meanings": ["Zikretme işi"]}, {"word": "yollayış", "meanings": ["Yollama işi"]}, {"word": "yollanış", "meanings": ["Yollanma işi"]}, {"word": "zıbarış", "meanings": ["Zıbarma işi"]}, {"word": "yoruluş", "meanings": ["Yorulma işi"]}, {"word": "yorumlanış", "meanings": ["Yorumlanma işi"]}, {"word": "yöneltiş", "meanings": ["Yöneltme işi"]}, {"word": "yönlendiriş", "meanings": ["Yönlendirme işi"]}, {"word": "yönlendiriliş", "meanings": ["Yönlendirilme işi"]}, {"word": "yöneltiliş", "meanings": ["Yöneltilme işi"]}, {"word": "yudumlayış", "meanings": ["Yudumlama işi"]}, {"word": "yumuşayış", "meanings": ["Yumuşama işi veya durumu"]}, {"word": "yutuş", "meanings": ["Yutma işi"]}, {"word": "yutuluş", "meanings": ["Yutulma işi"]}, {"word": "yuvarlayış", "meanings": ["Yuvarlama işi"]}, {"word": "yüceltiş", "meanings": ["Yüceltme işi"]}, {"word": "yüceltiliş", "meanings": ["Yüceltilme durumu"]}, {"word": "yükleniş", "meanings": ["Yüklenme işi"]}, {"word": "yükseltiş", "meanings": ["Yükseltme işi"]}, {"word": "yükseltiliş", "meanings": ["Yükseltilme işi"]}, {"word": "yürütüş", "meanings": ["Yürütme işi"]}, {"word": "zannediş", "meanings": ["Sanış"]}, {"word": "sanış", "meanings": ["Sanma işi, zannediş"]}, {"word": "zehirleniş", "meanings": ["Zehirlenme işi"]}, {"word": "Arifiye", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Adapazarı", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Arnavutköy", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Atakum", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Ataşehir", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Aziziye", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bağlar", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Başakşehir", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Başiskele", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Bayraklı", "meanings": ["İzmir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Beylikdüzü", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Canik", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çekmeköy", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çayırova", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Çukurova", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Darıca", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Demre", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Dilovası", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Döşemealtı", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Erenler", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Esenyurt", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İlkadım", "meanings": ["Samsun iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "İzmit", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kartepe", "meanings": ["Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kayapınar", "meanings": ["Diyarbakır illine bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Kepez", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Konyaaltı", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Muratpaşa", "meanings": ["Antalya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Odunpazarı", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Palandöken", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Pursaklar", "meanings": ["Ankara iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sancaktepe", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sarıçam", "meanings": ["Adana iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Serdivan", "meanings": ["Sakarya iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sultangazi", "meanings": ["İstanbul iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Sur", "meanings": ["Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Yakutiye", "meanings": ["Erzurum iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "Tepebaşı", "meanings": ["Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri"]}, {"word": "uygarlaştırma", "meanings": ["Uygar duruma getirme, medenileştirme"]}, {"word": "uygarlaştırmak", "meanings": ["Uygar duruma getirmek, medenileştirmek"]}, {"word": "mütemmim cüz", "meanings": ["Bütünü oluşturan tamamlayıcı parça", "Ayrılmaz parça"]}, {"word": "damar görüntüleme", "meanings": ["Damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması, anjiyo, anjiyografi"]}, {"word": "toplumsal bilinç", "meanings": ["Bir toplumdaki ruhsal etkinliklerin veya ruhsal durumların bütünü", "Kişinin toplumdaki sorumluluğunun farkında olması"]}, {"word": "doku ekimi", "meanings": ["Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için doku yerleştirme, implant"]}, {"word": "süğme", "meanings": ["Süğmek işi, süvme"]}, {"word": "süğmek", "meanings": ["Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek, süvmek", "Dal üstünde sürgün vermek, süvmek"]}, {"word": "süvme", "meanings": ["Süğme"]}, {"word": "at gözlüklü", "meanings": ["Çevresinde olup bitenleri iyi algılayamayan, değerlendiremeyen (kimse)"]}, {"word": "süvmek", "meanings": ["Süğmek"]}, {"word": "at gözlüklülük", "meanings": ["At gözlüklü olma durumu"]}, {"word": "av sezonu", "meanings": ["Av dönemi"]}, {"word": "avlanma dönemi", "meanings": ["Av dönemi"]}, {"word": "avlanma sezonu", "meanings": ["Av dönemi"]}, {"word": "avlanma mevsimi", "meanings": ["Av dönemi"]}, {"word": "lakayt", "meanings": ["343 lakayıt"]}, {"word": "kuş lastiği", "meanings": ["Sapan"]}, {"word": "yatak başlığı", "meanings": ["Yatağın baş tarafına yaslanılmak üzere takılan metal, tahta, kumaş vb. malzemeden yapılmış nesne"]}, {"word": "imdat kolu", "meanings": ["Tehlike anında yolcuların aracı durdurabilmesi veya kapıları açabilmesi için görünür bir yerde bulunan durdurma veya açma kolu"]}, {"word": "imdat çekici", "meanings": ["Tehlike anında aracın camını kırıp dışarı çıkabilmek için aracın görünür bir yerinde bulundurulan kırma aleti"]}, {"word": "imdat freni", "meanings": ["Tehlike anında yolcuların aracı durdurabilmesi için görünür bir yerde bulunan fren"]}, {"word": "kar fırtınası", "meanings": ["Şiddetli rüzgârın yağan karı sağa sola savurmasıyla oluşan fırtına, tipi"]}, {"word": "teknokent", "meanings": ["Bilişim alanında belirli bir üniversitenin veya enstitünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım üreten, geliştiren şirketlerden oluşan alan"]}, {"word": "amele yanığı", "meanings": ["Güneşin etkisiyle vücudun giysi dışında kalan bölümlerinde oluşan yanık"]}, {"word": "teknopark", "meanings": ["Teknokent"]}, {"word": "aculluk", "meanings": ["Acul olma durumu"]}, {"word": "açgözlük", "meanings": ["Açgöz olma durumu"]}, {"word": "afiflik", "meanings": ["İffetlilik"]}, {"word": "açısallık", "meanings": ["Açısal olma durumu"]}, {"word": "açık ağızlılık", "meanings": ["Açık ağızlı olma durumu"]}, {"word": "afifelik", "meanings": ["İffetlilik"]}, {"word": "agâhlık", "meanings": ["Agâh olma durumu"]}, {"word": "ağaçlılık", "meanings": ["Ağaçlı olma durumu"]}, {"word": "ağababalık", "meanings": ["Ağababa olma durumu"]}, {"word": "ağlamaklık", "meanings": ["Ağlamaklı olma durumu"]}, {"word": "ağlaklık", "meanings": ["Ağlak olma durumu"]}, {"word": "ağrılılık", "meanings": ["Ağrılı olma durumu"]}, {"word": "ağır aksaklık", "meanings": ["Ağır aksak olma durumu"]}, {"word": "akıldan yoksunluk", "meanings": ["Akıldan yoksun olma durumu"]}, {"word": "akımsızlık", "meanings": ["Akımsız olma durumu"]}, {"word": "akillik", "meanings": ["Akil olma durumu"]}, {"word": "akışlılık", "meanings": ["Akışlı olma durumu"]}, {"word": "akutluk", "meanings": ["Akut olma durumu"]}, {"word": "aklı kıtlık", "meanings": ["Aklı kıt olma durumu"]}, {"word": "alkoliklik", "meanings": ["Alkolik olma durumu"]}, {"word": "alenilik", "meanings": ["Aleni olma durumu"]}, {"word": "alternatiflik", "meanings": ["Alternatif olma durumu"]}, {"word": "amadelik", "meanings": ["Amade olma durumu"]}, {"word": "anındalık", "meanings": ["Anında olma durumu"]}, {"word": "anayasallık", "meanings": ["Anayasal olma durumu"]}, {"word": "anilik", "meanings": ["Ani olma durumu"]}, {"word": "anlamsallık", "meanings": ["Anlamsal olma durumu"]}, {"word": "anlatısallık", "meanings": ["Anlatısal olma durumu"]}, {"word": "anonimlik", "meanings": ["Anonim olma durumu"]}, {"word": "apayrılık", "meanings": ["Apayrı olma durumu"]}, {"word": "ariflik", "meanings": ["Arif olma durumu"]}, {"word": "artıklık", "meanings": ["Artık olma durumu"]}, {"word": "asıllık", "meanings": ["Asıl olma durumu"]}, {"word": "asıllılık", "meanings": ["Asıllı olma durumu"]}, {"word": "asallık", "meanings": ["Asal olma durumu"]}, {"word": "asortiklik", "meanings": ["Asortik olma durumu", "Sosyetiklik"]}, {"word": "askıntılık", "meanings": ["Askıntı olma durumu"]}, {"word": "avallık", "meanings": ["Aval olma durumu"]}, {"word": "atletiklik", "meanings": ["Atletik olma durumu"]}, {"word": "Avrupailik", "meanings": ["Avrupai olma durumu"]}, {"word": "bağırtkanlık", "meanings": ["Bağırtkan olma durumu"]}, {"word": "banilik", "meanings": ["Bani olma durumu"]}, {"word": "basbayağılık", "meanings": ["Basbayağı olma durumu"]}, {"word": "batıllık", "meanings": ["Batıl olma durumu"]}, {"word": "battallık", "meanings": ["Battal olma durumu"]}, {"word": "bedensellik", "meanings": ["Bedensel olma durumu"]}, {"word": "bedavalık", "meanings": ["Bedava olma durumu"]}, {"word": "bediilik", "meanings": ["Bedii olma durumu"]}, {"word": "beleşlik", "meanings": ["Beleş olma durumu"]}, {"word": "bembeyazlık", "meanings": ["Bembeyaz olma durumu"]}, {"word": "benzeşiklik", "meanings": ["Benzeşik olma durumu"]}, {"word": "betimsellik", "meanings": ["Betimsel olma durumu"]}, {"word": "besbellilik", "meanings": ["Besbelli olma durumu"]}, {"word": "beyinsellik", "meanings": ["Beyinsel olma durumu"]}, {"word": "bilişsellik", "meanings": ["Bilişsel olma durumu"]}, {"word": "birleşiklik", "meanings": ["Birleşik olma durumu"]}, {"word": "biteklik", "meanings": ["Bitek olma durumu"]}, {"word": "bitirimlik", "meanings": ["Bitirim olma durumu"]}, {"word": "dalyaraklık", "meanings": ["Dalyarak olma durumu"]}, {"word": "daimîlik", "meanings": ["Daimî olma durumu"]}, {"word": "dairesellik", "meanings": ["Dairesel olma durumu"]}, {"word": "dallamalık", "meanings": ["Dallama olma durumu"]}, {"word": "bitkisellik", "meanings": ["Bitkisel olma durumu"]}, {"word": "boğazına düşkünlük", "meanings": ["Boğazına düşkün olma durumu"]}, {"word": "burkukluk", "meanings": ["Burkuk olma durumu"]}, {"word": "bomboşluk", "meanings": ["Bomboş olma durumu"]}, {"word": "canı tezlik", "meanings": ["Canı tez olma durumu"]}, {"word": "cazibedarlık", "meanings": ["Cazibedar olma durumu"]}, {"word": "cenabetlik", "meanings": ["Cenabet olma durumu"]}, {"word": "ceberutluk", "meanings": ["Ceberut olma durumu"]}, {"word": "cevvallik", "meanings": ["Cevval olma durumu"]}, {"word": "cıbıllık", "meanings": ["Cıbıl olma durumu"]}, {"word": "cıbıldaklık", "meanings": ["Cıbıldak olma durumu"]}, {"word": "cırtlaklık", "meanings": ["Cırtlak olma durumu"]}, {"word": "çakışıklık", "meanings": ["Çakışık olma durumu"]}, {"word": "çatık çehrelilik", "meanings": ["Çatık çehreli olma durumu"]}, {"word": "çevresellik", "meanings": ["Çevresel olma durumu"]}, {"word": "çekik gözlülük", "meanings": ["Çekik gözlü olma durumu"]}, {"word": "daimlik", "meanings": ["Daim olma durumu"]}, {"word": "deformelik", "meanings": ["Deforme olma durumu"]}, {"word": "dekoltelik", "meanings": ["Dekolte olma durumu"]}, {"word": "denyoluk", "meanings": ["Denyo olma durumu"]}, {"word": "kuşkulanabilme", "meanings": ["Kuşkulanabilmek işi, şüphelenebilme"]}, {"word": "güvenilebilme", "meanings": ["Güvenilebilmek durumu"]}, {"word": "güvenilebilmek", "meanings": ["Güvenilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sakarinsiz", "meanings": ["Sakarini olmayan", "Sakarin olmaksızın"]}, {"word": "sakarinli", "meanings": ["Sakarini olan"]}, {"word": "panjurlu", "meanings": ["Panjuru olan"]}, {"word": "panjursuz", "meanings": ["Panjuru olmayan"]}, {"word": "üfleyivermek", "meanings": ["Aniden üflemek"]}, {"word": "üfleyiverme", "meanings": ["Üfleyivermek işi"]}, {"word": "kuruyuvermek", "meanings": ["Çabucak kurumak"]}, {"word": "çullanıvermek", "meanings": ["Aniden çullanmak"]}, {"word": "kuruyuverme", "meanings": ["Kuruyuvermek işi"]}, {"word": "konuluvermek", "meanings": ["Çabucak konmak"]}, {"word": "çullanıverme", "meanings": ["Çullanıvermek işi"]}, {"word": "konuluverme", "meanings": ["Konuluvermek işi"]}, {"word": "devlet sanatçısı", "meanings": ["Sanata olan katkıları ve yaptıkları hizmetler sonucunda bazı sanatçılara devlet tarafından verilen unvan"]}, {"word": "sıfır beden", "meanings": ["Normalden çok fazla zayıf olan"]}, {"word": "battal beden", "meanings": ["Normalden büyük olan"]}, {"word": "aciliyet", "meanings": ["İvedi olma durumu"]}, {"word": "acillik", "meanings": ["Acil olma durumu", "Acil servise gitme durumunda olan"]}, {"word": "muzluk", "meanings": ["Muz yetiştirilen bahçe"]}, {"word": "lengüist", "meanings": ["Dil bilimci"]}, {"word": "vişnelik", "meanings": ["Vişne yetiştirilen bahçe"]}, {"word": "armutluk", "meanings": ["Armut yetiştirilen bahçe"]}, {"word": "kan gazı", "meanings": ["Genellikle solunum sıkıntısı çeken kimselerin kanında oksijen yerine bulunan karbondioksit"]}, {"word": "binebilmek", "meanings": ["Binme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Binme gücü bulunmak"]}, {"word": "binebilme", "meanings": ["Binebilmek işi"]}, {"word": "yaşanılabilmek", "meanings": ["Yaşanılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaşanılabilme", "meanings": ["Yaşanılabilmek durumu"]}, {"word": "yetebilme", "meanings": ["Yetebilmek durumu"]}, {"word": "iç güveyi", "meanings": ["İç güveyisi"]}, {"word": "kaybedivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın kaybetmek"]}, {"word": "yağıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak yağmak"]}, {"word": "kaybediverme", "meanings": ["Kaybedivermek işi"]}, {"word": "yağıverme", "meanings": ["Yağıvermek işi"]}, {"word": "sırıtıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak sırıtmak"]}, {"word": "uzatıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak uzatmak"]}, {"word": "sırıtıverme", "meanings": ["Sırıtıvermek işi"]}, {"word": "uzatıverme", "meanings": ["Uzatıvermek işi"]}, {"word": "dumanı üstünde", "meanings": ["Çok taze (sebze, meyve, yemek vb.)", "Çok yeni, üzerinden çok zaman geçmemiş", "Genç"]}, {"word": "tesirsizlik", "meanings": ["Etkisizlik"]}, {"word": "başlangıçta", "meanings": ["İlk zaman, ilk dönem"]}, {"word": "tasdiklemek", "meanings": ["Onaylamak"]}, {"word": "tasdikleme", "meanings": ["Onaylama"]}, {"word": "tasdikleniş", "meanings": ["Onaylanış"]}, {"word": "tasdiklenmek", "meanings": ["Onaylanmak"]}, {"word": "tasdiklenme", "meanings": ["Onaylanma"]}, {"word": "tasdikletebilmek", "meanings": ["Onaylatabilmek"]}, {"word": "tasdikletebilme", "meanings": ["Onaylatabilme"]}, {"word": "tasdikletmek", "meanings": ["Onaylatmak"]}, {"word": "tasdiklettirme", "meanings": ["Onaylattırma"]}, {"word": "tasdikletme", "meanings": ["Onaylatma"]}, {"word": "tasdikleyebilmek", "meanings": ["Onaylayabilmek"]}, {"word": "tasdiklettirmek", "meanings": ["Onaylattırmak"]}, {"word": "tasdikleyebilme", "meanings": ["Onaylayabilme"]}, {"word": "onaylatılma", "meanings": ["Onaylatılmak işi, tasdikletilme"]}, {"word": "onaylatılmak", "meanings": ["Onaylatma işi yapılmak, tasdikletilmek"]}, {"word": "tasdikletilme", "meanings": ["Onaylatılma"]}, {"word": "onaylattırılma", "meanings": ["Onaylattırılmak işi, tasdiklettirilme"]}, {"word": "tasdikletilmek", "meanings": ["Onaylatılmak"]}, {"word": "onaylattırılmak", "meanings": ["Onaylattırma işi yapılmak, tasdiklettirilmek"]}, {"word": "tasdiklettirilme", "meanings": ["Onaylattırılma"]}, {"word": "kömürsüzlük", "meanings": ["Kömürsüz olma durumu"]}, {"word": "tasdiklettirilmek", "meanings": ["Onaylattırılmak"]}, {"word": "konducu", "meanings": ["Gecekonducu"]}, {"word": "ateşsizlik", "meanings": ["Ateşsiz olma durumu"]}, {"word": "didinilme", "meanings": ["Didinilmek işi"]}, {"word": "didinilmek", "meanings": ["Didinme işi yapılmak"]}, {"word": "tutçek", "meanings": ["Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet, lavta, forseps"]}, {"word": "yasaksız", "meanings": ["Yasak konulmamış (kimse veya şey)"]}, {"word": "karalamacı", "meanings": ["Birine işlemediği bir suçu veya kendisinde bulunmayan bir ayıbı yükleyen, iftiracı, müfteri, fassal"]}, {"word": "hâkimevi", "meanings": ["Hâkimlik hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina"]}, {"word": "hekimevi", "meanings": ["Sağlık personelinin dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina"]}, {"word": "yordama", "meanings": ["Yordamak işi"]}, {"word": "muhdes", "meanings": ["Yeni kurulan, sonradan oluşturulan", "Yapının özgün biçimlerine uygun olmayan sonradan yapılmış bölümler"]}, {"word": "yordamak", "meanings": ["Bilinen veya gözlenen durumlardan yola çıkarak bilinmeyen veya gözlenmeyen durumlar hakkında tahminde bulunmak"]}, {"word": "nigâhban", "meanings": ["Gözleyen, bekçi"]}, {"word": "gün boyu", "meanings": ["Bütün gün"]}, {"word": "gensel", "meanings": ["Genlerden gelen"]}, {"word": "süregitme", "meanings": ["Süregitmek işi"]}, {"word": "kötücüllük", "meanings": ["Kötücül olma durumu"]}, {"word": "süregitmek", "meanings": ["Aynı biçimde devam etmek"]}, {"word": "iyicillik", "meanings": ["İyicil olma durumu, iyi huyluluk"]}, {"word": "şıngırdatma", "meanings": ["Şıngırdatmak işi"]}, {"word": "şıngırdatmak", "meanings": ["Şıngırdama işini yaptırmak"]}, {"word": "kanatılma", "meanings": ["Kanatılmak işi"]}, {"word": "kanatılmak", "meanings": ["Kanatma işi yapılmak"]}, {"word": "soyunma odası", "meanings": ["Spor merkezlerinde veya alışveriş mağazalarında giyinip soyunmak için özel olarak hazırlanmış oda"]}, {"word": "aslanlı", "meanings": ["Aslan bulunan"]}, {"word": "çekme kapı", "meanings": ["İp veya başka malzemelerle çekilerek açılıp kapanan bir kapı türü"]}, {"word": "yol harçlığı", "meanings": ["Bir kimseye yolculuk sırasında kullanması için verilen para", "Yolculuk sırasında kullanılacak para"]}, {"word": "şafak pembesi", "meanings": ["Güneşin doğduğu anda görülen pembelik", "Bu renkte olan"]}, {"word": "alnı açıklık", "meanings": ["Alnı açık olma durumu"]}, {"word": "alnı açık", "meanings": ["Hesap verebilecek durumda olan, dürüst"]}, {"word": "dikkatlice", "meanings": ["Dikkatli bir biçimde"]}, {"word": "tepetaklak", "meanings": ["Tepetakla"]}, {"word": "radikallik", "meanings": ["Radikal olma durumu"]}, {"word": "yayalaştırmak", "meanings": ["Yolu araç trafiğine kapatıp sadece yayaların kullanımına açmak"]}, {"word": "çemberimsi", "meanings": ["Çembere benzeyen, çemberi andıran, çember gibi, çembersi"]}, {"word": "yayalaştırma", "meanings": ["Yayalaştırmak işi"]}, {"word": "çıtçıtçı", "meanings": ["Giyim sanayisinde giysilere çıtçıt diken kimse"]}, {"word": "temizlemeci", "meanings": ["Giyim sanayisinde kumaş, ip vb. dikiş artıklarını temizleyen kimse"]}, {"word": "fermuarcı", "meanings": ["Giyim sanayisinde giysilere fermuar diken kimse"]}, {"word": "kemerci", "meanings": ["Kemer yapıp satan kimse", "Giyim sanayisinde giysilerdeki kemer bölümünde yer alan köprüleri diken kimse"]}, {"word": "çıtçıtçılık", "meanings": ["Çıtçıtçının yaptığı iş"]}, {"word": "fermuarcılık", "meanings": ["Fermuarcının yaptığı iş"]}, {"word": "temizlemecilik", "meanings": ["Temizlemecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kemercilik", "meanings": ["Kemercinin yaptığı iş"]}, {"word": "derslikli", "meanings": ["Dersliği olan"]}, {"word": "dürümcü", "meanings": ["Dürüm yapan veya satan kimse"]}, {"word": "dürümcülük", "meanings": ["Dürümcünün yaptığı iş"]}, {"word": "künefeci", "meanings": ["Künefe yapan veya satan kimse"]}, {"word": "künefecilik", "meanings": ["Künefecinin yaptığı iş"]}, {"word": "gönül bulantısı", "meanings": ["Sıkıntı veya üzüntü"]}, {"word": "rüzgâr erozyonu", "meanings": ["Aşırı rüzgâr esen yerlerde yüzey toprağının kaybı"]}, {"word": "tomarlamak", "meanings": ["Tomar durumuna getirmek"]}, {"word": "tomarlama", "meanings": ["Tomarlamak durumu"]}, {"word": "tomar tomar", "meanings": ["Tomar durumunda olan", "Pek çok"]}, {"word": "tomarla", "meanings": ["Pek çok", "(toma'rla) Çok fazla bir biçimde"]}, {"word": "tomarlanma", "meanings": ["Tomarlanmak durumu"]}, {"word": "tomarlanmak", "meanings": ["Tomar durumuna getirilmek"]}, {"word": "tomarlatma", "meanings": ["Tomarlatmak işi"]}, {"word": "grafikçi", "meanings": ["Grafik tasarımcısı"]}, {"word": "tomarlatmak", "meanings": ["Tomar durumuna getirilmek"]}, {"word": "grafiker", "meanings": ["Grafik tasarımcısı"]}, {"word": "grafikçilik", "meanings": ["Grafik tasarımcılığı"]}, {"word": "grafikerlik", "meanings": ["Grafik tasarımcılığı"]}, {"word": "grafik sanatları", "meanings": ["Özgün sanat eserlerinin kopyasını levha, blok vb. üzerine oyarak, çizerek basma sanatlarının tümü", "Resim, yağlı boya, baskı sanatları"]}, {"word": "çiğ köfteci", "meanings": ["Çiğ köfte yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çiğ köftecilik", "meanings": ["Çiğ köftecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kalite kontrolcü", "meanings": ["Kalite kontrolü yapan kimse"]}, {"word": "kalite kontrolcülük", "meanings": ["Kalite kontrolcünün yaptığı iş"]}, {"word": "acısıyla tatlısıyla", "meanings": ["Hayatta karşılaşılabilen iyi kötü bütün yönleriyle"]}, {"word": "iyisiyle kötüsüyle", "meanings": ["Hayatta karşılaşılabilen iyi kötü bütün yönleriyle"]}, {"word": "eğrisiyle doğrusuyla", "meanings": ["Her şeyiyle"]}, {"word": "sudan", "meanings": ["Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan"]}, {"word": "asma tavan", "meanings": ["Betonarme, çelik veya ahşap tavan iskeleti altında çeşitli tesisatın döşenebilmesi için birtakım boşlukları bulunan tavan biçimi"]}, {"word": "ham bez", "meanings": ["Fabrikadan çıkmış, işlenmemiş kumaş"]}, {"word": "yolculama", "meanings": ["Yolculamak işi"]}, {"word": "yolculamak", "meanings": ["Uğurlamak"]}, {"word": "tonlarca", "meanings": ["Çok miktarda olan, tonla"]}, {"word": "meslek yaşamı", "meanings": ["Bir mesleği yaparken geçirilen süre"]}, {"word": "küçük boy", "meanings": ["Normal ölçülerden daha küçük"]}, {"word": "mızraklık", "meanings": ["Mızrak konulan yer", "Mızrak yapılmaya uygun"]}, {"word": "itinayla", "meanings": ["Özen göstererek"]}, {"word": "suratlı", "meanings": ["Yüzü ...-yı andıran"]}, {"word": "iştahla", "meanings": ["Büyük bir istekle"]}, {"word": "kar beyaz", "meanings": ["Bembeyaz, çok beyaz", "Bu renkte olan"]}, {"word": "iğne oyalı", "meanings": ["İğne oyası olan"]}, {"word": "süpürüverme", "meanings": ["Süpürüvermek işi"]}, {"word": "süpürüvermek", "meanings": ["Hızlıca süpürmek", "Atmak"]}, {"word": "inatla", "meanings": ["Ayak direyerek"]}, {"word": "mükemmeliyetçi", "meanings": ["Aşırı titiz davranan kimse", "Ahlaki olgunluğa erişmeyi amaç edinen kimse", "Mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf eden kimse"]}, {"word": "mükemmeliyetçilik", "meanings": ["Mükemmeliyetçi olma durumu", "Hayatta en önemli amacın ahlaki olgunluğa erişmek olduğunu savunan kuram"]}, {"word": "emniyet şeridi", "meanings": ["Güvenlik şeridi"]}, {"word": "mükemmeliyet merkezi", "meanings": ["Çeşitli bilim ve endüstri alanlarında araştırma geliştirme çalışmalarının merkezîleştirilmesi amacıyla kurulan birim"]}, {"word": "uzay sondası", "meanings": ["Dünya'nın çekim alanından kurtulup gök cisimlerine, gezegenler veya galaksiler arası uzay boşluğuna gönderilerek veri toplamaya yarayan uzay aracı", "Bu aracın gerçekleştirdiği eylem"]}, {"word": "kapalı devre yayını", "meanings": ["Belirli bir alan içerisinde hedef kitleye ulaştırmak üzere genellikle kablo bağlantısı ile yapılan ses ve görüntü yayını"]}, {"word": "ilek", "meanings": ["İncirin döllenmesini sağlayan sinek"]}, {"word": "mavi bayrak", "meanings": ["Deniz, kumsal ve çevresinin istenilen temizlikte olması dolayısıyla verilen uluslararası belgeye sahip olunduğunu gösteren bayrak"]}, {"word": "kat görevlisi", "meanings": ["Otellerde odaların, katların temizliğinden ve gerekli malzemelerin temininden sorumlu olan kimse"]}, {"word": "katçı", "meanings": ["Kat görevlisi"]}, {"word": "Şarkkâri", "meanings": ["Doğu örneklerine benzer"]}, {"word": "ivedilikle", "meanings": ["Çabukça, acele olarak"]}, {"word": "hayretle", "meanings": ["Şaşkın bir biçimde"]}, {"word": "donanma şenliği", "meanings": ["Donanma gecesi"]}, {"word": "amcacık", "meanings": ["Amca sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi"]}, {"word": "tozluklu", "meanings": ["Üzerinde tozluk bulunan"]}, {"word": "tozluksuz", "meanings": ["Üzerinde tozluk olmayan", "Tozluğu olmadan"]}, {"word": "gocuksuz", "meanings": ["Üzerinde gocuk olmayan", "Gocuğu olmadan"]}, {"word": "didon", "meanings": ["Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm"]}, {"word": "almazlanma", "meanings": ["Almazlanmak işi"]}, {"word": "almazlanmak", "meanings": ["Almak istememek"]}, {"word": "dolamaç", "meanings": ["Dolambaçlı yol"]}, {"word": "romatizmasız", "meanings": ["Romatizması olmayan"]}, {"word": "orak işi", "meanings": ["Orakla ekin, ot vb. biçme"]}, {"word": "mukavemetçilik", "meanings": ["Mukavemetçi olma durumu"]}, {"word": "sivri fikirli", "meanings": ["Sivri akıllı"]}, {"word": "sırtlanmak", "meanings": ["Sırtlamak işi yapılmak", "Sorumluluk almak, üstüne almak"]}, {"word": "sırtlanma", "meanings": ["Sırtlanmak işi"]}, {"word": "püfürdetmek", "meanings": ["Dumanını havaya savurarak içmek"]}, {"word": "püfürdetme", "meanings": ["Püfürdetmek işi"]}, {"word": "yaşam savaşı", "meanings": ["Yaşama çabası"]}, {"word": "diplomatik yol", "meanings": ["Diplomasi alanında tutulan yöntem, belirlenen tarz"]}, {"word": "sosyal konum", "meanings": ["İnsanın toplum içindeki durumu, makamı, yeri"]}, {"word": "kolayına", "meanings": ["Kolay olarak, kolaylıkla"]}, {"word": "tevekküllü", "meanings": ["Tevekkülü olan"]}, {"word": "tevekkülsüz", "meanings": ["Tevekkülü olmayan"]}, {"word": "kalpten", "meanings": ["Yürekten"]}, {"word": "allah", "meanings": ["Herhangi bir işte başarılı olmuş, en üst dereceye ulaşmış kimse"]}, {"word": "allahı çok, insanı az bir yer", "meanings": ["pek ıssız ve kuytu bir yer"]}, {"word": "ay hâli", "meanings": ["Aybaşı"]}, {"word": "hareket hastalığı", "meanings": ["Gemi, uçak veya arabada yapılan seyahat sırasında mide bulantısı ve sıkıntı biçiminde görülen bir tür rahatsızlık, taşıt tutması"]}, {"word": "sıskaca", "meanings": ["Biraz sıska"]}, {"word": "taşıt tutması", "meanings": ["Hareket hastalığı"]}, {"word": "acve", "meanings": ["Medine'de yetişen, koyu renkli, tombul çekirdekli iyi cins bir tür hurma"]}, {"word": "zekât keçisi", "meanings": ["Yetersiz", "Zayıf"]}, {"word": "irkilti", "meanings": ["İrkinti"]}, {"word": "olabildiğince", "meanings": ["Olabildiği kadar", "Olduğu kadar", "Yeterince"]}, {"word": "nah", "meanings": ["İşte"]}, {"word": "kolçaklı", "meanings": ["Kolçağı olan"]}, {"word": "file bekçisi", "meanings": ["Kaleci"]}, {"word": "göbeklice", "meanings": ["Biraz göbekli"]}, {"word": "file bekçiliği", "meanings": ["Kalecilik"]}, {"word": "yapı adası", "meanings": ["Birbirine bitişik büyük yapılar, blok"]}, {"word": "aksiyon potansiyeli", "meanings": ["Etkinleşebilir gizil güç"]}, {"word": "erişilebilir gizil güç", "meanings": ["Vücutta bir kas kasılırken, sinirden akım geçerken duyarlı bir aygıtla belirlenebilen düşük güç"]}, {"word": "sitotoksik", "meanings": ["Hücrelerin yapı ve işleyişinde hasara veya hücre ölümüne sebep olan (madde)"]}, {"word": "etkinleştirici", "meanings": ["Herhangi bir organın daha verimli çalışmasını veya herhangi bir aracın daha iyi iş görmesini sağlayan madde"]}, {"word": "izge", "meanings": ["Çeşitlilik"]}, {"word": "livata", "meanings": ["Oğlancılık"]}, {"word": "tedbiren", "meanings": ["Önlem olarak, önlem amacıyla"]}, {"word": "gizli reklam", "meanings": ["Yayıncı tarafından programlarda sezdirme yoluyla herhangi bir unvan veya markayı çağrıştırabilecek biçimde yapılan tanıtım"]}, {"word": "bilinçaltı reklam", "meanings": ["İzleyicilerin bilinçaltıyla algılayabilecekleri kadar kısa görüntüler kullanılarak yapılan tanıtım"]}, {"word": "sanal reklam", "meanings": ["Gerçek mekânda bulunmadığı hâlde elektronik görüntü sistemleri kullanılarak görüntü üzerine yansıtılan reklam"]}, {"word": "melodili", "meanings": ["Melodisi olan"]}, {"word": "melodisiz", "meanings": ["Melodisi olmayan"]}, {"word": "ölürcesine", "meanings": ["Ölesiye"]}, {"word": "dört başı mamur", "meanings": ["Her bakımdan istenildiği gibi olan", "Eksiksiz, kusursuz"]}, {"word": "tepeden ayağa", "meanings": ["Tepeden tırnağa"]}, {"word": "özelliksiz", "meanings": ["Kendine özgü özelliği bulunmayan"]}, {"word": "irdelenme", "meanings": ["İrdelenmek işi"]}, {"word": "irdelenmek", "meanings": ["İrdeleme işine konu olmak"]}, {"word": "ışıldayış", "meanings": ["Işıldama işi"]}, {"word": "kantarlı küfür", "meanings": ["Ağır sövgü"]}, {"word": "bir keresinde", "meanings": ["Bir zamanlar"]}, {"word": "elektrik kaçağı", "meanings": ["Bir telden kaçan akım"]}, {"word": "vahimleşme", "meanings": ["Vahimleşmek durumu"]}, {"word": "vahimleşmek", "meanings": ["Vahim duruma gelmek"]}, {"word": "pabuç dilli", "meanings": ["Çok konuşan", "İleri geri, patavatsızca konuşan"]}, {"word": "pabuç dillilik", "meanings": ["Pabuç dilli olma durumu"]}, {"word": "fallop tüpü", "meanings": ["Döl yatağının üst köşesinden yumurtalığa kadar uzanan, yaklaşık 10 santimetre uzunluğundaki boru, fallop borusu"]}, {"word": "öğrenim düzeyi", "meanings": ["Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla başarılan öğrenim aşaması"]}, {"word": "fallop borusu", "meanings": ["Fallop tüpü"]}, {"word": "uterus", "meanings": ["Döl yatağı"]}, {"word": "Havva", "meanings": ["Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk kadın, Havva Ana"]}, {"word": "yitiş", "meanings": ["Yitmek işi"]}, {"word": "düzeltiş", "meanings": ["Düzeltmek işi"]}, {"word": "öncesiz sonrasız", "meanings": ["Başlangıcı ve sonu olmayan"]}, {"word": "kan kardeşliği", "meanings": ["Kan kardeşi olma durumu"]}, {"word": "süt kardeşliği", "meanings": ["Süt kardeşi olma durumu"]}, {"word": "süt izni", "meanings": ["Çalışan kadına doğum yaptıktan sonra bebeğini emzirebilmesi için gün içinde kanunen verilen izin"]}, {"word": "doğum izni", "meanings": ["Çalışan kadınlara doğum öncesi başlayıp doğumdan sonraki belli bir süreye kadar verilen yasal izin"]}, {"word": "sabırla", "meanings": ["Sabrederek, sabır göstererek"]}, {"word": "sap sapa", "meanings": ["Erkek erkeğe"]}, {"word": "popüler kültür", "meanings": ["Belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel ögelerin bütünü"]}, {"word": "profesyonelce", "meanings": ["Profesyonel bir biçimde"]}, {"word": "uyarlılık", "meanings": ["Uyumluluk"]}, {"word": "uyarlı", "meanings": ["Uyumlu"]}, {"word": "ağız tadıyla", "meanings": ["Huzurlu bir biçimde, rahatlık içinde"]}, {"word": "bağırış", "meanings": ["Bağırma işi"]}, {"word": "çıkış tüneli", "meanings": ["Soyunma odalarından sahaya güven içinde giriş çıkışı sağlayan kapalı geçit"]}, {"word": "şükrolsun", "meanings": ["Duyulan hoşnutluğu bildirmek için kullanılan bir söz"]}, {"word": "Müselman", "meanings": ["Müslüman"]}, {"word": "kör karanlık", "meanings": ["Çok karanlık"]}, {"word": "yaşam dolu", "meanings": ["Hayat dolu"]}, {"word": "tıklım tıkış", "meanings": ["Tıklım tıklım"]}, {"word": "tıkıştırılmak", "meanings": ["Üst üste serilmek"]}, {"word": "tıkıştırılma", "meanings": ["Tıkıştırılmak işi"]}, {"word": "çıplak maaş", "meanings": ["Çıplak ücret"]}, {"word": "tahlilci", "meanings": ["Çözümleyici"]}, {"word": "çatalkara", "meanings": ["Bir tür kara üzüm"]}, {"word": "örmeli", "meanings": ["Örülerek yapılmış"]}, {"word": "kırmızılı", "meanings": ["Üstünde kırmızı renk bulunan"]}, {"word": "evlenilme", "meanings": ["Evlenilmek işi"]}, {"word": "evlenilmek", "meanings": ["Evlenme işi yapılmak"]}, {"word": "çöpatlamaz", "meanings": ["Gözünden hiçbir şey kaçmayacak kadar titiz ve dikkatli olan, aldatılamaz"]}, {"word": "dolmacı", "meanings": ["Dolma yapan veya satan kimse", "Hileci"]}, {"word": "dolmacılık", "meanings": ["Dolmacının yaptığı iş"]}, {"word": "ödetilmek", "meanings": ["Ödetme işi yapılmak"]}, {"word": "alınlı", "meanings": ["Alnı olan"]}, {"word": "ödetilme", "meanings": ["Ödetilmek işi"]}, {"word": "ihtikârcı", "meanings": ["Vurguncu"]}, {"word": "krem rengi", "meanings": ["Krem", "Bu renkte olan"]}, {"word": "bu takım", "meanings": ["Bunun gibi, buna benzer"]}, {"word": "seher vakti", "meanings": ["Seher"]}, {"word": "bakımdan", "meanings": ["Yönden, açıdan"]}, {"word": "çekirdekten yetişme", "meanings": ["Herhangi bir işte, meslekte, küçük yaştan veya ilk kademeden başlayarak yetişmiş"]}, {"word": "bir tuhaf olmak", "meanings": ["garipleşmek, acayipleşmek", "şaşırmak, ne yapacağını bilememek"]}, {"word": "işverenlik", "meanings": ["İşveren olma durumu"]}, {"word": "bir tuhaf", "meanings": ["Olağan dışı, garip, acayip"]}, {"word": "bir tuhaflık", "meanings": ["Bir tuhaf olma durumu"]}, {"word": "ev kadını", "meanings": ["Dışarıda herhangi bir işte çalışmayıp kendi ev işlerini gören kadın, ev hanımı"]}, {"word": "her neyse", "meanings": ["Ne olursa olsun, ne kadar ise, tutarı ne ise", "Konuyu kapatalım, olan olmuş, uzatmayalım"]}, {"word": "biçimlemek", "meanings": ["Biçimlendirmek"]}, {"word": "kayıtsızlaşmak", "meanings": ["İlgisiz kalmak"]}, {"word": "kayıtsızlaşma", "meanings": ["Kayıtsızlaşmak durumu"]}, {"word": "her nedense", "meanings": ["Nedense"]}, {"word": "her ne hikmetse", "meanings": ["Nedense"]}, {"word": "her ne kadar", "meanings": ["Başına getirildiği şartlı cümledeki yargının doğru veya doğal görüldüğünü fakat bunun yeterli olmadığını anlatan bir söz"]}, {"word": "her nasılsa", "meanings": ["Nedense"]}, {"word": "usulen", "meanings": ["Yöntemine uygun olarak", "Formalite icabı"]}, {"word": "bir süre", "meanings": ["Kısa bir müddet, bir müddet", "Belirsiz bir müddet, bir müddet"]}, {"word": "o dakika", "meanings": ["O anda, hemen"]}, {"word": "bohçacı kadın", "meanings": ["Gezerek bohça içinde dokuma eşya satan kadın, bohçacı"]}, {"word": "bir ayak evvel", "meanings": ["Bir an önce"]}, {"word": "bir ayak önce", "meanings": ["Bir an önce"]}, {"word": "kavuksuz", "meanings": ["Kavuk giymemiş"]}, {"word": "belli belirsizlik", "meanings": ["Belli belirsiz olma durumu"]}, {"word": "yaşam kavgası", "meanings": ["Hayat mücadelesi"]}, {"word": "rutinleşme", "meanings": ["Rutinleşmek durumu"]}, {"word": "rutinleşmek", "meanings": ["Bir şey sürekli olarak aynı biçimde yapılmak"]}, {"word": "ince düşüncelilik", "meanings": ["İnce düşünceli olma durumu"]}, {"word": "ince düşünceli", "meanings": ["Ayrıntılı bir biçimde düşünen"]}, {"word": "görmüş geçirmişlik", "meanings": ["Görmüş geçirmiş olma durumu"]}, {"word": "gecikmişlik", "meanings": ["Gecikmiş olma durumu"]}, {"word": "efsuncu", "meanings": ["Büyücü"]}, {"word": "sütunlu", "meanings": ["Sütunu olan"]}, {"word": "efsunculuk", "meanings": ["Büyücülük"]}, {"word": "sütninelik", "meanings": ["Sütnine olma durumu"]}, {"word": "rötuşsuz", "meanings": ["Rötuş yapılmamış, düzeltilmemiş"]}, {"word": "pohpohçuluk", "meanings": ["Pohpohçu olma durumu"]}, {"word": "şehirdaş", "meanings": ["Aynı şehirde oturan kimse"]}, {"word": "kurutuvermek", "meanings": ["Çabucak kurutmak", "Yok etmek"]}, {"word": "kurutuverme", "meanings": ["Kurutuvermek işi"]}, {"word": "kanıverme", "meanings": ["Kanıvermek durumu"]}, {"word": "kanıvermek", "meanings": ["Kanmak"]}, {"word": "kaldırtıverme", "meanings": ["Kaldırtıvermek işi"]}, {"word": "ak saçlı", "meanings": ["Saçı ağarmış", "Yaşlı"]}, {"word": "kaldırtıvermek", "meanings": ["Kaldırıvermek"]}, {"word": "çizgileştirme", "meanings": ["Çizgileştirmek işi"]}, {"word": "çizgileştirmek", "meanings": ["Yazılı duruma getirmek"]}, {"word": "hatuncuk", "meanings": ["Küçük hatun", "Zavallı hatun"]}, {"word": "dövmesiz", "meanings": ["Dövmesi olmayan"]}, {"word": "ahududu şurubu", "meanings": ["Ahududu özü ile hazırlanan içecek"]}, {"word": "dövmeli", "meanings": ["Dövmesi olan"]}, {"word": "delikli demir", "meanings": ["Tüfek"]}, {"word": "akıllılaşma", "meanings": ["Akıllılaşmak durumu"]}, {"word": "akıllılaşmak", "meanings": ["Akıllı duruma gelmek"]}, {"word": "müzikleştirmek", "meanings": ["Müzik durumuna getirmek"]}, {"word": "müzikleştirme", "meanings": ["Müzikleştirmek işi"]}, {"word": "idareimaslahatçılık", "meanings": ["İdareimaslahatçı olma durumu"]}, {"word": "parmak adam", "meanings": ["Çok kısa boylu kimse"]}, {"word": "parmak çocuk", "meanings": ["Çok küçük doğmuş çocuk"]}, {"word": "celallilik", "meanings": ["Celalli olma durumu"]}, {"word": "efsunlu", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "ettirilmek", "meanings": ["Ettirme işi yapılmak"]}, {"word": "ettirilme", "meanings": ["Ettirilmek işi"]}, {"word": "amaçsızca", "meanings": ["Amaçsız bir biçimde, amaçsızcasına"]}, {"word": "zıplayış", "meanings": ["Zıplama işi"]}, {"word": "hassasiyetli", "meanings": ["Duyarlıklı"]}, {"word": "başkeşiş", "meanings": ["Başrahip"]}, {"word": "başkeşişlik", "meanings": ["Başrahiplik"]}, {"word": "zarafetli", "meanings": ["Zarif"]}, {"word": "dipsizlik", "meanings": ["Dipsiz olma durumu"]}, {"word": "favorili", "meanings": ["Favorisi uzun olan"]}, {"word": "dişilik organı", "meanings": ["Dişinin çiftleşme organı, am"]}, {"word": "favorisiz", "meanings": ["Favorisi olmayan"]}, {"word": "millî dil", "meanings": ["Ulusal dil"]}, {"word": "ulusal dil", "meanings": ["Bilinen bir tarihten beri bir ulusun bireyleri arasında kullandıkları iletişim aracı, millî dil"]}, {"word": "devlet dili", "meanings": ["Bir devletin sınırları içerisinde yönetimde, hukukta, eğitimde ve ticarette gerek sözlü gerekse yazılı iletişimde kullanılan, genellikle kanunla belirlenen dil, resmî dil"]}, {"word": "organik bağ", "meanings": ["Bir teşkilat veya tüzel kişilikle arada bulunan ilişki", "İş birliği veya çıkar ilişkisi sonucunda karşılıklı yarara dayanan ilişki"]}, {"word": "merkez üs", "meanings": ["Deprem ortası"]}, {"word": "zarılanmak", "meanings": ["İçli içli ağlamak"]}, {"word": "kankalık", "meanings": ["Kanka olma durumu"]}, {"word": "zarılanma", "meanings": ["Zarılanmak işi"]}, {"word": "geçerlenmek", "meanings": ["Geçerliliği onaylanmak"]}, {"word": "geçerlenme", "meanings": ["Geçerlenmek işi"]}, {"word": "gürsoluk", "meanings": ["Nefes nefese"]}, {"word": "öle dirile", "meanings": ["Güçlükle"]}, {"word": "reklam ajansı", "meanings": ["Bir ticari kuruluşu tanıtan, onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağlayan iş kolu"]}, {"word": "çakmaklamak", "meanings": ["Düvenin altına sert taş veya keskin demir parçaları çakmak"]}, {"word": "çakmaklama", "meanings": ["Çakmaklamak işi"]}, {"word": "kirletebilme", "meanings": ["Kirletebilmek işi"]}, {"word": "kirletebilmek", "meanings": ["Kirletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "anımsatılabilme", "meanings": ["Anımsatılabilmek işi"]}, {"word": "karınca sabrı", "meanings": ["Yoğun biçimde gösterilen sabır"]}, {"word": "kartalgözü", "meanings": ["Gözlem amacıyla kullanılan insansız uçak", "Tenis, voleybol vb. oyunlarda topun oyun alanı içinde kalıp kalmadığını uzaktan çekimle belirleyen kamera"]}, {"word": "ulusal bayram", "meanings": ["Cumhuriyet Bayramı"]}, {"word": "resmî bayram", "meanings": ["23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı'ndan her biri"]}, {"word": "dinî bayram", "meanings": ["Kökeni ve kuralları dine dayanan ve o dinin mensuplarınca kutlanan gün veya günler"]}, {"word": "su parkı", "meanings": ["Değişik boyutlardaki havuzlar ile bunların çevresine yerleştirilen farklı biçimlerdeki su kaydırağı oyuncaklarından oluşan eğlence yeri"]}, {"word": "su kaydırağı", "meanings": ["Su parklarında, su ile çalışan ve kayılarak bir havuza düşme temeline dayanan oyuncakların genel adı"]}, {"word": "biyoçeşitlilik", "meanings": ["Deniz ve kara sularındaki ekolojik ortamda yer alan canlılarda gözlenen değişkenlik"]}, {"word": "ışık kirliliği", "meanings": ["Işık kaynağının, konumu, yeri, yönü, zamanı ve yoğunluğu bakımından yanlış ve uygunsuz biçimde kullanılması"]}, {"word": "yangın topu", "meanings": ["Duvara belirli aralıklarla yerleştirilen, yangın anında ısının belirli bir sıcaklığa ulaşmasıyla patlayarak yangını söndürmeye yarayan düzenek"]}, {"word": "tendon", "meanings": ["Kiriş"]}, {"word": "veteriner hekim", "meanings": ["Hayvan hastalıklarını tedavi eden uzman, veteriner, baytar"]}, {"word": "övünedurmak", "meanings": ["Sürekli övünmek"]}, {"word": "övünedurma", "meanings": ["Övünedurmak işi"]}, {"word": "hafifsenmek", "meanings": ["Hafifsemek işi yapılmak"]}, {"word": "perperişan", "meanings": ["Çok kötü bir durumda"]}, {"word": "müziksel", "meanings": ["Müzik özellikleri taşıyan"]}, {"word": "uzuvca", "meanings": ["Organ bakımından"]}, {"word": "ruhça", "meanings": ["Ruhen"]}, {"word": "beleşe", "meanings": ["Beleşten"]}, {"word": "çatlatılış", "meanings": ["Çatlatılma işi"]}, {"word": "yapılagelmek", "meanings": ["Uzun süreden beri yapılıyor olmak"]}, {"word": "hafifsenme", "meanings": ["Hafifsenmek işi"]}, {"word": "akıldane", "meanings": ["Akıl veren kimse"]}, {"word": "akıldanelik", "meanings": ["Akıldane olma durumu"]}, {"word": "sayıltı", "meanings": ["Bir araştırmada, mevcut araştırma sürecini ve sonucunu önemli ölçüde etkileyeceği düşünülen, araştırıcının gerekçeli kabulleri"]}, {"word": "günsüz", "meanings": ["Erkendoğan"]}, {"word": "Karamanlı Türkçesi", "meanings": ["Türkçenin, Karaman ve yöresinde yaşayan Ortodoks Hristiyanlar tarafından konuşulan, Yunan alfabesi ile yazılan ağzı, Karamanlıca"]}, {"word": "Karamanlıca", "meanings": ["Karamanlı Türkçesi"]}, {"word": "tümey", "meanings": ["Tümler açı"]}, {"word": "bütey", "meanings": ["Bütünler açı"]}, {"word": "kabartıvermek", "meanings": ["Çabucak kabartmak"]}, {"word": "kabartıverme", "meanings": ["Kabartıverme işi"]}, {"word": "süreklileştirme", "meanings": ["Süreklileştirmek işi"]}, {"word": "süreklileştirmek", "meanings": ["Sürekli duruma getirmek"]}, {"word": "bir müddet", "meanings": ["Bir süre"]}, {"word": "günler günü", "meanings": ["Günlerce"]}, {"word": "artsız arasız", "meanings": ["Ara vermeksizin"]}, {"word": "gecelik entari", "meanings": ["Erkeklerin pijama yerine giydiği uzun, düz üstlük"]}, {"word": "çıkış yeri", "meanings": ["Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta", "Yarışa başlama noktası"]}, {"word": "pardösülü", "meanings": ["Pardösüsü olan"]}, {"word": "pardösüsüz", "meanings": ["Pardösüsü olmayan", "Pardösüsü olmayarak"]}, {"word": "handikaplı", "meanings": ["Engeli olan"]}, {"word": "handikapsız", "meanings": ["Engeli olmayan"]}, {"word": "bürokratlaşma", "meanings": ["Bürokratlaşmak işi"]}, {"word": "bürokratlaşmak", "meanings": ["Bürokrat durumuna gelmek"]}, {"word": "az sonra", "meanings": ["Kısa bir süre sonra, birazdan"]}, {"word": "akşam akşam", "meanings": ["Uygunsuz bir zamanda"]}, {"word": "gece gece", "meanings": ["Uygunsuz bir zamanda"]}, {"word": "arazi taraması", "meanings": ["Güvenlik güçlerinin belli bir bölgede tehlike oluşturabilecek patlayıcı vb. maddeleri özel araçlarla araması"]}, {"word": "yüzey araştırması", "meanings": ["Arkeolojik yerleşimlerin bulunması, belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanması"]}, {"word": "erişilebilme", "meanings": ["Erişilebilmek işi"]}, {"word": "erişilebilmek", "meanings": ["Erişilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ısrarcı", "meanings": ["Israr eden"]}, {"word": "ısrarcılık", "meanings": ["Israrcı olma durumu"]}, {"word": "pastel boya", "meanings": ["Pastel"]}, {"word": "pastel kalem", "meanings": ["Boya maddelerinin katı bir hamur olana kadar tebeşir ve suyla karıştırılmasıyla oluşturulan, çubuk biçiminde boya, pastel boya, pastel"]}, {"word": "topal kapı", "meanings": ["Kanatlarından birinin yerinde, altında duvar üstünde pencere olan kapı"]}, {"word": "kâseifağfur", "meanings": ["Çin porseleninden kapılmış çanak"]}, {"word": "bahsolunmak", "meanings": ["Söz edilmek"]}, {"word": "silkilmek", "meanings": ["Silkme işi yapılmak"]}, {"word": "silkilme", "meanings": ["Silkilmek işi"]}, {"word": "bahsolunma", "meanings": ["Bahsolunmak işi"]}, {"word": "üfürüm", "meanings": ["Kalbin kanı damarlara pompalaması sırasında, zarında veya kapakçığında bulunan delik yüzünden ortaya çıkan normal dışı ses"]}, {"word": "yastıklamak", "meanings": ["Otururken dayanmak için arkasına yastık koymak", "Sürülen tarlanın iki başına ters yönde birkaç çizgi çekmek", "Kömürü ocakta yastık durumuna getirmek, yığmak"]}, {"word": "boy", "meanings": ["`Özlü, güzel sözler söyledi` anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz"]}, {"word": "Karay", "meanings": ["Karaim"]}, {"word": "kaymaca", "meanings": ["Kayılarak oynanan bir çocuk oyunu"]}, {"word": "der demez", "meanings": ["Hemen, o sırada"]}, {"word": "çıplak gözle", "meanings": ["Görmeye yardımcı olacak hiçbir araç kullanmaksızın"]}, {"word": "baş baş", "meanings": ["Çocukların `Allah'a ısmarladık` anlamında ellerini başlarına götürmelerini sağlamak için söylenen bir söz"]}, {"word": "devletle", "meanings": ["`Güle güle` anlamında kullanılan bir esenleme sözü"]}, {"word": "patroniçe", "meanings": ["İş sahibi kadın"]}, {"word": "İspanyol paça", "meanings": ["Dizden itibaren genişleyen pantolon paçası"]}, {"word": "duble paça", "meanings": ["Kumaşın dışa katlanarak dikilmesiyle oluşturulan paça türü"]}, {"word": "boru paça", "meanings": ["Genişliği diz bölümüyle aynı olan pantolon paçası"]}, {"word": "deveci armudu", "meanings": ["Dayanıklı, sert ve iri bir tür armut"]}, {"word": "yelkenkanat", "meanings": ["Sert bir iskeleti olan, hava akımlarına dayanıklı, motorlu veya motorsuz tek kişilik uçuş aracı"]}, {"word": "cıvıklı", "meanings": ["Bel ve kaburga etlerinin domates, soğan ve biberle karıştırılıp fırında pişirilmesiyle yapılan bir pide türü"]}, {"word": "kuru boya", "meanings": ["Resim yapmaya yarayan çeşitli renklerde olan kalem"]}, {"word": "perde arkasında", "meanings": ["Perde arkasından"]}, {"word": "Şaman", "meanings": ["Şamanlığa mensup olan kimse"]}, {"word": "perde arkasından", "meanings": ["Olayı yönetenin kendisi olduğunu belli etmeyerek, gizliden gizliye, perde arkasında"]}, {"word": "alıç marmeladı", "meanings": ["Alıç ve şekerden yapılan ezme"]}, {"word": "koparabilme", "meanings": ["Koparabilmek işi"]}, {"word": "kopartabilmek", "meanings": ["Kopartma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kopartmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kopartabilme", "meanings": ["Kopartabilmek işi"]}, {"word": "kopuvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kopmak"]}, {"word": "kopuverme", "meanings": ["Kopuvermek işi"]}, {"word": "kopabilme", "meanings": ["Kopabilmek işi"]}, {"word": "kopyalayabilme", "meanings": ["Kopyalayabilmek işi"]}, {"word": "kopabilmek", "meanings": ["Kopma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "korkabilmek", "meanings": ["Korkma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "kopyalayabilmek", "meanings": ["Kopyalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "korkabilme", "meanings": ["Korkabilmek işi"]}, {"word": "korkutabilmek", "meanings": ["Korkutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Korkutma becerisi bulunmak"]}, {"word": "korkutabilme", "meanings": ["Korkutabilmek işi"]}, {"word": "koruyabilme", "meanings": ["Koruyabilmek işi"]}, {"word": "korunabilmek", "meanings": ["Korunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koruyabilmek", "meanings": ["Koruma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Korumaya gücü yetmek", "Koruma becerisi bulunmak"]}, {"word": "korunabilme", "meanings": ["Korunabilmek işi"]}, {"word": "koşabilmek", "meanings": ["Koşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Koşmaya gücü yetmek", "Koşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "koşabilme", "meanings": ["Koşabilmek işi"]}, {"word": "koşuvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak koşmak"]}, {"word": "koşuverme", "meanings": ["Koşuvermek işi"]}, {"word": "kotarabilmek", "meanings": ["Kotarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kotarma becerisi bulunmak"]}, {"word": "koşturabilmek", "meanings": ["Koşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Koşturmaya gücü yetmek", "Koşturma becerisi bulunmak"]}, {"word": "koşturabilme", "meanings": ["Koşturabilmek işi"]}, {"word": "kovalayabilmek", "meanings": ["Kovalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kovalayabilme", "meanings": ["Kovalayabilmek işi"]}, {"word": "kovabilmek", "meanings": ["Kovma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kovabilme", "meanings": ["Kovabilmek işi"]}, {"word": "kovdurabilmek", "meanings": ["Kovdurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koydurabilmek", "meanings": ["Koydurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koydurabilme", "meanings": ["Koydurabilmek işi"]}, {"word": "kovdurabilme", "meanings": ["Kovdurabilmek işi"]}, {"word": "koyabilmek", "meanings": ["Koyma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koyabilme", "meanings": ["Koyabilmek işi"]}, {"word": "koyulaştırabilmek", "meanings": ["Koyulaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koyulaştırabilme", "meanings": ["Koyulaştırabilmek işi"]}, {"word": "koyulabilmek", "meanings": ["Koyulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kucaklayıverme", "meanings": ["Kucaklayıvermek işi"]}, {"word": "koyulabilme", "meanings": ["Koyulabilmek işi"]}, {"word": "kucaklayıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kucaklamak"]}, {"word": "kucaklayabilme", "meanings": ["Kucaklayabilmek işi"]}, {"word": "kucaklayabilmek", "meanings": ["Kucaklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kucaklama gücü bulunmak"]}, {"word": "kucaklaşabilmek", "meanings": ["Kucaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kucaklaşabilme", "meanings": ["Kucaklaşabilmek işi"]}, {"word": "kullandırabilmek", "meanings": ["Kullanmasına izin vermek", "Kullandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kullandırma gücü bulunmak"]}, {"word": "kullanabilmek", "meanings": ["Kullanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kullanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kullanabilme", "meanings": ["Kullanabilmek işi"]}, {"word": "kullandırabilme", "meanings": ["Kullandırabilmek işi"]}, {"word": "kullanıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kolaylıkla kullanmak"]}, {"word": "kullanıverme", "meanings": ["Kullanıvermek işi"]}, {"word": "kurcalayabilmek", "meanings": ["Kurcalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kurcalayabilme", "meanings": ["Kurcalayabilmek işi"]}, {"word": "kurdurabilmek", "meanings": ["Kurdurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kurdurma gücü bulunmak"]}, {"word": "kuruvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa zamanda kurmak"]}, {"word": "kurdurabilme", "meanings": ["Kurdurabilmek işi"]}, {"word": "kuruverme", "meanings": ["Kuruvermek işi"]}, {"word": "kurabilme", "meanings": ["Kurabilmek işi"]}, {"word": "kurabilmek", "meanings": ["Kurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kurma gücü bulunmak", "Kurma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kurtarılabilmek", "meanings": ["Kurtarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kurtarılabilme", "meanings": ["Kurtarılabilmek işi"]}, {"word": "kurtarabilmek", "meanings": ["Kurtarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kurtarma gücü bulunmak", "Kurtarma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kurtarabilme", "meanings": ["Kurtarabilmek işi"]}, {"word": "kurtuluvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kurtulmak"]}, {"word": "kurtulabilmek", "meanings": ["Kurtulma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kurtulma gücü bulunmak", "Kurtulma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kurtuluverme", "meanings": ["Kurtuluvermek işi"]}, {"word": "kuruyabilmek", "meanings": ["Kuruma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kurtulabilme", "meanings": ["Kurtulabilmek işi"]}, {"word": "kuruyabilme", "meanings": ["Kuruyabilmek işi"]}, {"word": "kurutabilmek", "meanings": ["Kurutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kurutma gücü bulunmak"]}, {"word": "kurutulabilmek", "meanings": ["Kurutulması ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kurutabilme", "meanings": ["Kurutabilmek işi"]}, {"word": "kurutulabilme", "meanings": ["Kurutulabilmek işi"]}, {"word": "kusuverme", "meanings": ["Kusuvermek işi"]}, {"word": "kusuvermek", "meanings": ["Ansızın kusmak"]}, {"word": "kusabilmek", "meanings": ["Kusma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kusma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kusabilme", "meanings": ["Kusabilmek işi"]}, {"word": "kusayazmak", "meanings": ["Kusacak gibi olmak"]}, {"word": "kusayazma", "meanings": ["Kusayazmak işi"]}, {"word": "kusturabilmek", "meanings": ["Kusturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kusturma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kusturabilme", "meanings": ["Kusturabilmek işi"]}, {"word": "kuşanabilmek", "meanings": ["Kuşanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kuşanabilme", "meanings": ["Kuşanabilmek işi"]}, {"word": "kuşatabilmek", "meanings": ["Kuşatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kuşatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kuşatabilme", "meanings": ["Kuşatabilmek işi"]}, {"word": "kutlayabilmek", "meanings": ["Kutlama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "kutlayabilme", "meanings": ["Kutlayabilmek işi"]}, {"word": "manalandırabilmek", "meanings": ["Manalandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "manalandırabilme", "meanings": ["Manalandırabilmek işi"]}, {"word": "meşrulaşabilmek", "meanings": ["Meşru duruma gelebilmek"]}, {"word": "meşrulaşabilme", "meanings": ["Meşrulaşabilmek işi"]}, {"word": "meşrulaştırabilmek", "meanings": ["Meşrulaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "meşrulaştırabilme", "meanings": ["Meşrulaştırabilmek işi"]}, {"word": "mırıldanabilmek", "meanings": ["Mırıldanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Mırıldanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "mırıldanabilme", "meanings": ["Mırıldanabilmek işi"]}, {"word": "nazlanabilmek", "meanings": ["Nazlanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Nazlanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "nazlanabilme", "meanings": ["Nazlanabilmek işi"]}, {"word": "nişanlayabilmek", "meanings": ["Nişanlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "nişanlayabilme", "meanings": ["Nişanlayabilmek işi"]}, {"word": "noktalayabilmek", "meanings": ["Noktalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Noktalama gücü bulunmak"]}, {"word": "noktalayabilme", "meanings": ["Noktalayabilmek işi"]}, {"word": "odaklayabilmek", "meanings": ["Odaklama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "odaklayabilme", "meanings": ["Odaklayabilmek işi"]}, {"word": "odaklanabilmek", "meanings": ["Odaklanma imkânı olmak", "Odaklanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "odaklanabilme", "meanings": ["Odaklanabilmek işi"]}, {"word": "okşayabilmek", "meanings": ["Okşama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "okuyuvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede okumak"]}, {"word": "okşayabilme", "meanings": ["Okşayabilmek işi"]}, {"word": "okuyuverme", "meanings": ["Okuyuvermek işi"]}, {"word": "okuyabilmek", "meanings": ["Okuma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "okuyabilme", "meanings": ["Okuyabilmek işi"]}, {"word": "okunabilmek", "meanings": ["Okunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "okunabilme", "meanings": ["Okunabilmek işi"]}, {"word": "okutabilmek", "meanings": ["Okutma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "okutabilme", "meanings": ["Okutabilmek işi"]}, {"word": "okutturabilmek", "meanings": ["Okutturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "okutturabilme", "meanings": ["Okutturabilmek işi"]}, {"word": "olgunlaşabilme", "meanings": ["Olgunlaşabilmek işi"]}, {"word": "olgunlaşabilmek", "meanings": ["Olgunlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "olgunlaştırabilmek", "meanings": ["Olgunlaştırma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "olgunlaştırabilme", "meanings": ["Olgunlaştırabilmek işi"]}, {"word": "olabilmek", "meanings": ["Olma, gerçekleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "olabilme", "meanings": ["Olabilmek işi veya durumu"]}, {"word": "oluvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede olmak"]}, {"word": "oluverme", "meanings": ["Oluvermek işi veya durumu"]}, {"word": "olagelme", "meanings": ["Olagelmek işi veya durumu"]}, {"word": "olayazmak", "meanings": ["Az kalsın olmak"]}, {"word": "olagelmek", "meanings": ["Öteden beri sürüp gelmek", "Hep belli bir biçimde olmak"]}, {"word": "olayazma", "meanings": ["Olayazmak işi"]}, {"word": "oluşabilmek", "meanings": ["Oluşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "olunabilmek", "meanings": ["Olunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "olunabilme", "meanings": ["Olunabilmek işi veya durumu"]}, {"word": "oluşabilme", "meanings": ["Oluşabilmek işi"]}, {"word": "oluşturuvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede oluşturmak"]}, {"word": "oluşturuverme", "meanings": ["Oluşturuvermek işi"]}, {"word": "oluşturabilme", "meanings": ["Oluşturabilmek işi"]}, {"word": "oluşturabilmek", "meanings": ["Oluşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Oluşturmaya gücü yetmek"]}, {"word": "oluşturulabilmek", "meanings": ["Oluşturulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oluşturulabilme", "meanings": ["Oluşturulabilmek işi"]}, {"word": "omuzlayabilmek", "meanings": ["Omuzlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "omuzlayabilme", "meanings": ["Omuzlayabilmek işi"]}, {"word": "onayabilmek", "meanings": ["Onama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "onarabilmek", "meanings": ["Onarma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "onayabilme", "meanings": ["Onayabilmek işi"]}, {"word": "onarabilme", "meanings": ["Onarabilmek işi"]}, {"word": "onaylayabilme", "meanings": ["Onaylayabilmek işi, tasdikleyebilme"]}, {"word": "onaylatabilmek", "meanings": ["Onaylatma ihtimali veya imkânı bulunmak, tasdikletebilmek"]}, {"word": "onaylayabilmek", "meanings": ["Onaylama ihtimali veya imkânı bulunmak, tasdikleyebilmek"]}, {"word": "onaylatabilme", "meanings": ["Onaylatabilmek işi, tasdikletebilme"]}, {"word": "oranlayabilmek", "meanings": ["Oranlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oranlayabilme", "meanings": ["Oranlayabilmek işi"]}, {"word": "ortalayabilmek", "meanings": ["Ortalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ortalayabilme", "meanings": ["Ortalayabilmek işi"]}, {"word": "otlatabilmek", "meanings": ["Otlatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "otlatabilme", "meanings": ["Otlatabilmek işi"]}, {"word": "oturakalmak", "meanings": ["Oturup kalmak", "Yerleşmek"]}, {"word": "oturakalma", "meanings": ["Oturakalmak işi"]}, {"word": "oturabilmek", "meanings": ["Oturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oturtabilmek", "meanings": ["Oturtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oturabilme", "meanings": ["Oturabilmek işi"]}, {"word": "oturtabilme", "meanings": ["Oturtabilmek işi"]}, {"word": "oyalayabilmek", "meanings": ["Oyalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oyalanabilmek", "meanings": ["Oyalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oyalayabilme", "meanings": ["Oyalayabilmek işi"]}, {"word": "oyalanabilme", "meanings": ["Oyalanabilmek işi"]}, {"word": "oylayabilmek", "meanings": ["Oylama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oyuvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede oymak"]}, {"word": "oylayabilme", "meanings": ["Oylayabilmek işi"]}, {"word": "oyuverme", "meanings": ["Oyuvermek işi"]}, {"word": "oyabilme", "meanings": ["Oyabilmek işi"]}, {"word": "oynayıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak oynamak"]}, {"word": "oyabilmek", "meanings": ["Oyma ihtimali bulunmak", "Oymaya gücü yetmek"]}, {"word": "oynayıverme", "meanings": ["Oynayıvermek işi"]}, {"word": "oynayabilmek", "meanings": ["Oynama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oynayabilme", "meanings": ["Oynayabilmek işi"]}, {"word": "oynatıverme", "meanings": ["Oynatıvermek işi"]}, {"word": "oynatıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak oynatmak"]}, {"word": "palazlanabilmek", "meanings": ["Palazlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "oynatabilmek", "meanings": ["Oynatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "palazlanabilme", "meanings": ["Palazlanabilmek işi"]}, {"word": "oynatabilme", "meanings": ["Oynatabilmek işi"]}, {"word": "parçalayabilmek", "meanings": ["Parçalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Parçalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "parçalayabilme", "meanings": ["Parçalayabilmek işi"]}, {"word": "parlayabilmek", "meanings": ["Parlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "parlayabilme", "meanings": ["Parlayabilmek işi"]}, {"word": "arkası yarın", "meanings": ["Tamamı daha sonra konuşulmak üzere yarım bırakılan"]}, {"word": "dizel motoru", "meanings": ["Ateşleme işi buji yerine havanın sıkıştırılması sonucu elde edilen ısıdan yararlanılarak yapılan bir motor türü"]}, {"word": "patlatabilmek", "meanings": ["Patlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Patlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "parlatabilmek", "meanings": ["Parlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Parlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "parlatabilme", "meanings": ["Parlatabilmek işi"]}, {"word": "pataklayabilmek", "meanings": ["Pataklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Pataklamaya gücü yetmek"]}, {"word": "pataklayabilme", "meanings": ["Pataklayabilmek işi"]}, {"word": "patlayabilmek", "meanings": ["Patlama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "patlatabilme", "meanings": ["Patlatabilmek işi"]}, {"word": "patlayabilme", "meanings": ["Patlayabilmek işi"]}, {"word": "paylaşıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede paylaşmak"]}, {"word": "paylaşıverme", "meanings": ["Paylaşıvermek işi"]}, {"word": "paylaşabilmek", "meanings": ["Paylaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "paylaşabilme", "meanings": ["Paylaşabilmek işi"]}, {"word": "paylaştırabilmek", "meanings": ["Paylaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Paylaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "paylaştırabilme", "meanings": ["Paylaştırabilmek işi"]}, {"word": "pazarlayabilmek", "meanings": ["Pazarlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Pazarlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "pazarlayabilme", "meanings": ["Pazarlayabilmek işi"]}, {"word": "pıhtılaşabilmek", "meanings": ["Pıhtılaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "pıhtılaşabilme", "meanings": ["Pıhtılaşabilmek işi"]}, {"word": "planlayabilmek", "meanings": ["Planlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Planlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "planlayabilme", "meanings": ["Planlayabilmek işi"]}, {"word": "pompalayabilmek", "meanings": ["Pompalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Pompalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "pompalayabilme", "meanings": ["Pompalayabilmek işi"]}, {"word": "postalayabilmek", "meanings": ["Postalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "programlayabilme", "meanings": ["Programlayabilmek işi"]}, {"word": "programlayabilmek", "meanings": ["Programlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Programlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "postalayabilme", "meanings": ["Postalayabilmek işi"]}, {"word": "puanlayabilmek", "meanings": ["Puanlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "puanlayabilme", "meanings": ["Puanlayabilmek işi"]}, {"word": "rahatlayabilmek", "meanings": ["Rahatlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "rahatlayabilme", "meanings": ["Rahatlayabilmek işi"]}, {"word": "rahatlatabilmek", "meanings": ["Rahatlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Rahatlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "rahatlatabilme", "meanings": ["Rahatlatabilmek işi"]}, {"word": "rastlayıverme", "meanings": ["Rastlayıvermek işi"]}, {"word": "rastlayıvermek", "meanings": ["Birdenbire rastlamak"]}, {"word": "rastlayabilmek", "meanings": ["Rastlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "rastlayabilme", "meanings": ["Rastlayabilmek işi"]}, {"word": "rastlaşabilmek", "meanings": ["Rastlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "rastlaşabilme", "meanings": ["Rastlaşabilmek işi"]}, {"word": "rastlanabilmek", "meanings": ["Rastlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "rastlanabilme", "meanings": ["Rastlanabilmek işi"]}, {"word": "rahatlayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede rahatlamak"]}, {"word": "sabahlayabilmek", "meanings": ["Sabahlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sabahlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "rahatlayıverme", "meanings": ["Rahatlayıvermek işi"]}, {"word": "sabahlayabilme", "meanings": ["Sabahlayabilmek işi"]}, {"word": "saçılıvermek", "meanings": ["Birdenbire saçılmak"]}, {"word": "saçılıverme", "meanings": ["Saçılıvermek işi"]}, {"word": "saçılabilmek", "meanings": ["Saçılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saçılabilme", "meanings": ["Saçılabilmek işi"]}, {"word": "saçabilmek", "meanings": ["Saçma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Saçmaya gücü yetmek"]}, {"word": "saçabilme", "meanings": ["Saçabilmek işi"]}, {"word": "saçıvermek", "meanings": ["Çabucak ve kısa sürede saçmak"]}, {"word": "saçıverme", "meanings": ["Saçıvermek işi"]}, {"word": "saçmalayabilme", "meanings": ["Saçmalayabilmek işi"]}, {"word": "saçmalayabilmek", "meanings": ["Saçmalama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "sağlayabilme", "meanings": ["Sağlayabilmek işi"]}, {"word": "sağlayabilmek", "meanings": ["Sağlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sağlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "sağlanabilme", "meanings": ["Sağlanabilmek işi"]}, {"word": "sağlanabilmek", "meanings": ["Sağlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sağabilmek", "meanings": ["Sağma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sağabilme", "meanings": ["Sağabilmek işi"]}, {"word": "sağıvermek", "meanings": ["Çabucak sağmak"]}, {"word": "sağıverme", "meanings": ["Sağıvermek işi"]}, {"word": "sakınabilme", "meanings": ["Sakınabilmek işi"]}, {"word": "hardal yakısı", "meanings": ["Halk hekimliğinde, kâğıda yapıştırılan hardal tozunun nemlendirilip ağrılı yere uygulanması biçiminde kullanılan ağrı giderici malzeme"]}, {"word": "sakınabilmek", "meanings": ["Sakınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "alçılı sargı", "meanings": ["Vücudun herhangi bir bölümünde hareketi önleme amacıyla kalsiyum sülfat tozu, hidrofil bez ile hazırlanan ve su karıştırıldığında sertleşme özelliği olan tıbbi destek malzemesi"]}, {"word": "varis çorabı", "meanings": ["Bacaklarda ilgili bölgeye basınç veya destek uygulamak amacıyla kullanılan özel olarak üretilmiş tıbbi malzeme"]}, {"word": "yara bandı", "meanings": ["Yara üzerine yapıştırılan, özel olarak hazırlanmış, ilaçlı, küçük şerit"]}, {"word": "nasır yakısı", "meanings": ["Nasırı tedavi etmek amacıyla hazırlanmış ilaçlı bant"]}, {"word": "boşaltıcı", "meanings": ["Foseptikteki pis suları çekmeye yarayan makine, vidanjör"]}, {"word": "valüasyon", "meanings": ["Değerleme"]}, {"word": "dızdız", "meanings": ["Ağustos böceklerinin çıkardığı ses", "Büve"]}, {"word": "küpkök", "meanings": ["Küpü verilen bir sayıya eşit olan sayı"]}, {"word": "bir defacık", "meanings": ["Bir kerelik"]}, {"word": "bir gün evvel", "meanings": ["Bir an önce, olabildiği kadar çabuk"]}, {"word": "bir an evvel", "meanings": ["Bir an önce"]}, {"word": "deve hamuru", "meanings": ["Yenilmesi ve sindirilmesi güç yiyecek"]}, {"word": "bir gün önce", "meanings": ["Bir an önce"]}, {"word": "müteaddi", "meanings": ["Geçişli, lazım karşıtı"]}, {"word": "vücut dili", "meanings": ["Beden dili"]}, {"word": "modern mantık", "meanings": ["Kavramları kelimelerle değil göstergelerle göstererek işlem yapan, matematiğe dayalı mantık, lojistik"]}, {"word": "arama motoru", "meanings": ["Kullanıcıların, aradıkları bilgiye ulaşmalarını sağlamak için genel ağ üzerindeki ağ sitelerini başlıklarına, açıklamalarına, anahtar kelimelerine ve içeriklerine göre bir dizin olarak sıralayan sistem"]}, {"word": "beden dili", "meanings": ["Duygu ve düşüncelerin yüz ifadesi, beden duruşu vb. yollarla anlatıldığı iletişim biçimi, vücut dili"]}, {"word": "teknolog", "meanings": ["Teknoloji üzerinde çalışan kimse"]}, {"word": "korumacı", "meanings": ["Koruma işini yapan kimse", "Kanunlarla bir dala destek olan kurum, kuruluş veya düzen"]}, {"word": "dendrolojik", "meanings": ["Ağaç bilimsel"]}, {"word": "glasyolojik", "meanings": ["Buzul bilimsel"]}, {"word": "nanoteknolojik", "meanings": ["Nanoteknoloji ile ilgili"]}, {"word": "önolog", "meanings": ["Şarapla ve şarap yapımıyla ilgilenen kimse"]}, {"word": "nevrozlu", "meanings": ["Nevroz hastalığına yakalanmış"]}, {"word": "proktolojik", "meanings": ["Proktolji ile ilgili"]}, {"word": "başkaldırıcı", "meanings": ["Başkaldıran, isyan eden, asi, isyancı, isyankâr"]}, {"word": "başkaldırıcılık", "meanings": ["Başkaldırıcı olma durumu, asilik, isyancılık, isyankârlık"]}, {"word": "toleranslılık", "meanings": ["Hoşgörülülük"]}, {"word": "hoşgörülülük", "meanings": ["Hoşgörülü olma, hoşgörü ile davranma durumu, hoşgörücülük, hoşgörürlük, müsamahakârlık, toleranslılık"]}, {"word": "sürücü", "meanings": ["Çoban, güdücü", "Sürü yetiştiren kimse"]}, {"word": "tavizkârlık", "meanings": ["Ödüncülük"]}, {"word": "göz doktoru", "meanings": ["Göz hastalıkları doktoru, gözcü"]}, {"word": "kök örnek", "meanings": ["Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi, arketip"]}, {"word": "ödüncülük", "meanings": ["Ödüncü olma durumu, tavizcilik, tavizkârlık"]}, {"word": "çocuk doktoru", "meanings": ["Çocuk sağlığı ve hastalıkları doktoru, çocukçu"]}, {"word": "çatıcı", "meanings": ["Çatı işlerini yapan kimse"]}, {"word": "hayat düzeyi", "meanings": ["Yaşam düzeyi"]}, {"word": "vara yoğa", "meanings": ["Her şeye"]}, {"word": "varı yoğu", "meanings": ["Bir kimsenin sahip olduğu her şey"]}, {"word": "sahteletme", "meanings": ["Sahteletmek işi"]}, {"word": "organik ürün", "meanings": ["Geliştirici veya olgunlaştırıcı bir kimyasal madde kullanılmadan doğal ortamda yetiştirilen ürün"]}, {"word": "sahteletmek", "meanings": ["Sahtesini yaptırmak, yasa dışı kopyasını çıkartmak"]}, {"word": "sahteleme", "meanings": ["Sahtelemek işi"]}, {"word": "sahtelemek", "meanings": ["Sahtesini yapmak, yasa dışı kopyasını çıkarmak"]}, {"word": "servis sayısı", "meanings": ["Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis"]}, {"word": "saklayabilmek", "meanings": ["Saklama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saklayabilme", "meanings": ["Saklayabilmek işi"]}, {"word": "saklanabilme", "meanings": ["Saklanabilmek durumu"]}, {"word": "saklanıvermek", "meanings": ["Çabucak saklanmak"]}, {"word": "saklanıverme", "meanings": ["Saklanıvermek işi"]}, {"word": "saklanabilmek", "meanings": ["Saklanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saldırabilmek", "meanings": ["Saldırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saldırabilme", "meanings": ["Saldırabilmek işi"]}, {"word": "saldırıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak saldırmak"]}, {"word": "saldırıverme", "meanings": ["Saldırıvermek işi"]}, {"word": "saldırtabilmek", "meanings": ["Saldırtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saldırtabilme", "meanings": ["Saldırtabilmek işi"]}, {"word": "salınabilme", "meanings": ["Salınabilmek işi"]}, {"word": "salınabilmek", "meanings": ["Salınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sallayabilmek", "meanings": ["Sallama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sallayıvermek", "meanings": ["Ansızın sallamak"]}, {"word": "sallayabilme", "meanings": ["Sallayabilmek işi"]}, {"word": "sallayıverme", "meanings": ["Sallayıvermek işi"]}, {"word": "sallanabilmek", "meanings": ["Sallanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sallanabilme", "meanings": ["Sallanabilmek işi"]}, {"word": "salabilmek", "meanings": ["Salma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "salabilme", "meanings": ["Salabilmek işi"]}, {"word": "sanabilmek", "meanings": ["Sanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sanabilme", "meanings": ["Sanabilmek işi"]}, {"word": "sanıvermek", "meanings": ["Sanmak"]}, {"word": "sanıverme", "meanings": ["Sanıvermek işi"]}, {"word": "saplayabilmek", "meanings": ["Saplama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saplayabilme", "meanings": ["Saplayabilmek işi"]}, {"word": "saplanabilmek", "meanings": ["Saplanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saplanabilme", "meanings": ["Saplanabilmek işi"]}, {"word": "sapabilmek", "meanings": ["Sapma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sapıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak sapmak"]}, {"word": "sapıverme", "meanings": ["Sapıvermek işi"]}, {"word": "sapabilme", "meanings": ["Sapabilmek işi"]}, {"word": "saptayabilmek", "meanings": ["Saptama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saptanabilmek", "meanings": ["Saptanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saptayabilme", "meanings": ["Saptayabilmek işi"]}, {"word": "saptanabilme", "meanings": ["Saptanabilmek işi"]}, {"word": "saptırabilmek", "meanings": ["Saptırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarılabilme", "meanings": ["Sarılabilmek işi"]}, {"word": "sarılabilmek", "meanings": ["Sarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "saptırabilme", "meanings": ["Saptırabilmek işi"]}, {"word": "sarınabilme", "meanings": ["Sarınabilmek işi"]}, {"word": "sarınabilmek", "meanings": ["Sarınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarkıtabilmek", "meanings": ["Sarkıtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarkıtabilme", "meanings": ["Sarkıtabilmek işi"]}, {"word": "sarkabilmek", "meanings": ["Sarkma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarkabilme", "meanings": ["Sarkabilmek işi"]}, {"word": "sarıverme", "meanings": ["Sarıvermek işi"]}, {"word": "sarıvermek", "meanings": ["Çabucak sarmak"]}, {"word": "sarabilme", "meanings": ["Sarabilmek işi"]}, {"word": "sarsabilmek", "meanings": ["Sarsma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarabilmek", "meanings": ["Sarma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarsabilme", "meanings": ["Sarsabilmek işi"]}, {"word": "sataşabilmek", "meanings": ["Sataşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sataşabilme", "meanings": ["Sataşabilmek işi"]}, {"word": "satılabilme", "meanings": ["Satılabilmek işi"]}, {"word": "satılabilmek", "meanings": ["Satılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "satıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede satmak"]}, {"word": "satıverme", "meanings": ["Satıvermek işi"]}, {"word": "satabilmek", "meanings": ["Satma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "satabilme", "meanings": ["Satabilmek işi"]}, {"word": "sattırabilmek", "meanings": ["Sattırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "savaşabilmek", "meanings": ["Savaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "savaşabilme", "meanings": ["Savaşabilmek işi"]}, {"word": "sattırabilme", "meanings": ["Sattırabilmek işi"]}, {"word": "savabilmek", "meanings": ["Savma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "savabilme", "meanings": ["Savabilmek işi"]}, {"word": "savrulabilmek", "meanings": ["Savrulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "savrulabilme", "meanings": ["Savrulabilmek işi"]}, {"word": "savunabilmek", "meanings": ["Savunma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Savunmaya gücü yetmek"]}, {"word": "savunabilme", "meanings": ["Savunabilmek işi"]}, {"word": "savurabilmek", "meanings": ["Savurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "savurabilme", "meanings": ["Savurabilmek işi"]}, {"word": "savuşuvermek", "meanings": ["Çabucak savuşmak"]}, {"word": "savuşuverme", "meanings": ["Savuşuvermek işi"]}, {"word": "savuşturabilmek", "meanings": ["Savuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "savuşturabilme", "meanings": ["Savuşturabilmek işi"]}, {"word": "saydırabilmek", "meanings": ["Saydırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sayılabilme", "meanings": ["Sayılabilmek işi, addedilebilme"]}, {"word": "sayılabilmek", "meanings": ["Sayılma ihtimali veya imkânı bulunmak, addedilebilmek"]}, {"word": "sayıvermek", "meanings": ["Çabucak saymak"]}, {"word": "saydırabilme", "meanings": ["Saydırabilmek işi"]}, {"word": "sayıverme", "meanings": ["Sayıvermek işi"]}, {"word": "sayabilmek", "meanings": ["Sayma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sayabilme", "meanings": ["Sayabilmek işi"]}, {"word": "selamlayabilmek", "meanings": ["Selamlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "selamlaşabilme", "meanings": ["Selamlaşabilmek işi"]}, {"word": "selamlaşabilmek", "meanings": ["Selamlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sıçabilmek", "meanings": ["Sıçma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıçmaya gücü yetmek"]}, {"word": "selamlayabilme", "meanings": ["Selamlayabilmek işi"]}, {"word": "sıçabilme", "meanings": ["Sıçabilmek işi"]}, {"word": "sıçrayabilmek", "meanings": ["Sıçrama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıçrama becerisi bulunmak"]}, {"word": "sıçrayabilme", "meanings": ["Sıçrayabilmek işi"]}, {"word": "sıçratabilmek", "meanings": ["Sıçratma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sıçratabilme", "meanings": ["Sıçratabilmek işi"]}, {"word": "sığdırıverme", "meanings": ["Sığdırıvermek işi"]}, {"word": "sığdırabilmek", "meanings": ["Sığdırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sığdırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sığdırıvermek", "meanings": ["Kolayca sığdırmak"]}, {"word": "sığdırabilme", "meanings": ["Sığdırabilmek işi"]}, {"word": "sığınıvermek", "meanings": ["Çabucak sığınmak"]}, {"word": "sığınıverme", "meanings": ["Sığınıvermek işi"]}, {"word": "sığınabilmek", "meanings": ["Sığınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sığınabilme", "meanings": ["Sığınabilmek işi"]}, {"word": "sığıştırabilme", "meanings": ["Sığıştırabilmek işi"]}, {"word": "sığıştırabilmek", "meanings": ["Sığıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sığıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sığabilmek", "meanings": ["Sığma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sığabilme", "meanings": ["Sığabilmek işi"]}, {"word": "sıkışabilmek", "meanings": ["Sıkışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıkışma özelliği bulunmak"]}, {"word": "sıkışabilme", "meanings": ["Sıkışabilmek işi"]}, {"word": "sıkıştırabilmek", "meanings": ["Sıkıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıkıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sıkıştırabilme", "meanings": ["Sıkıştırabilmek işi"]}, {"word": "sıklaştırabilmek", "meanings": ["Sıklaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıklaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sıklaştırabilme", "meanings": ["Sıklaştırabilmek işi"]}, {"word": "sıkabilmek", "meanings": ["Sıkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıkmaya gücü yetmek"]}, {"word": "sıkabilme", "meanings": ["Sıkabilmek işi"]}, {"word": "sınayabilmek", "meanings": ["Sınama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sınayabilme", "meanings": ["Sınayabilmek işi"]}, {"word": "sınanabilmek", "meanings": ["Sınanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sınanabilme", "meanings": ["Sınanabilmek işi"]}, {"word": "sıralayabilmek", "meanings": ["Sıralama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıralama becerisi bulunmak"]}, {"word": "sıralayabilme", "meanings": ["Sıralayabilmek işi"]}, {"word": "pentür", "meanings": ["Boyama"]}, {"word": "sabırsızca", "meanings": ["Sabırsız bir biçimde"]}, {"word": "idrar kesesi", "meanings": ["İdrar torbası"]}, {"word": "idrar yolu", "meanings": ["İdrar torbaları ve siyeğin ortak adı"]}, {"word": "ayırt", "meanings": ["Fark"]}, {"word": "ayırt etmek", "meanings": ["Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlamak, tefrik etmek, temyiz etmek"]}, {"word": "akıldan yoksun", "meanings": ["Aklını gereği gibi kullanamayan"]}, {"word": "ayrı gayrı", "meanings": ["İnsan ilişkilerindeki resmiyet"]}, {"word": "ayrısı gayrısı olmamak", "meanings": ["birbirinden hiçbir şey esirgemeyecek durumda olmak, samimi olmak"]}, {"word": "işaret dili", "meanings": ["İşitme engellilerin kendi aralarında iletişim kurarken el ve yüz hareketlerini kullanarak oluşturdukları görsel dil"]}, {"word": "parmak alfabesi", "meanings": ["İşitme engellilerce kullanılmak üzere her harf için parmakların değişik durum alması ile oluşturulan alfabe"]}, {"word": "rahim içi araç", "meanings": ["Uzun süreli doğum kontrolü sağlayan araç"]}, {"word": "beşik ölümü", "meanings": ["Sıklıkla 1-6 ay arasındaki sağlıklı bebeklerde görülen, otopsi yapılmasına karşın ölüm sebebinin aydınlatılamadığı, beklenmedik bebek kaybı"]}, {"word": "sargaç", "meanings": ["Korse"]}, {"word": "tansiyon aleti", "meanings": ["Ölçümün yapıldığı andaki kan basıncı değerlerini gösteren alet"]}, {"word": "dü", "meanings": ["İki"]}, {"word": "se", "meanings": ["Üç"]}, {"word": "lutiye", "meanings": ["Çalgı onaran veya yapıp satan kimse"]}, {"word": "can suyu", "meanings": ["Yeni dikilen fide veya fidanlara verilen az miktardaki ilk su"]}, {"word": "orkestra çukuru", "meanings": ["Opera vb. müzikli gösterilerde izleyenlerin sahneyi görmesini engellemeyecek biçimde en öndeki koltuk sırası ile sahne arasında bulunan, orkestranın yer aldığı boşluk"]}, {"word": "canlı bomba", "meanings": ["Üzerindeki patlayıcı maddeleri suikast yapmak amacıyla patlatarak kullanan kimse"]}, {"word": "samimiyetle", "meanings": ["Karşısındakine güvenerek, kendine yakın bularak", "Doğru bir biçimde"]}, {"word": "falçatasız", "meanings": ["Falçatası olmayan", "Falçata olmadan"]}, {"word": "Şimalli", "meanings": ["Kuzeyli"]}, {"word": "sükûnetle", "meanings": ["Metin bir biçimde", "Kargaşasız bir biçimde"]}, {"word": "günlüğüne", "meanings": ["Bir gün için"]}, {"word": "tek yön", "meanings": ["Araçlara gitmeleri için sadece bir istikamette izin verilen yol", "Karşıdan trafik akışının olmadığı yol"]}, {"word": "haftalığına", "meanings": ["Bir hafta için"]}, {"word": "aylığına", "meanings": ["Bir ay için"]}, {"word": "anahtar sözcük", "meanings": ["Anahtar kelime"]}, {"word": "girift tezyinat", "meanings": ["Girişik bezeme"]}, {"word": "tiz ses", "meanings": ["İnce ses"]}, {"word": "gömme ayak", "meanings": ["Yarım ayak"]}, {"word": "ayak atışı", "meanings": ["Oyuncu çocukların iki takıma ayrılmasını sağlama amacıyla iki kaptan çocuğun ayaklarını boylamasına veya enlemesine karşılıklı yere koyarak eş seçmeleri"]}, {"word": "acımasızcasına", "meanings": ["Acımasızca"]}, {"word": "ahlaksızcasına", "meanings": ["Ahlaksızca"]}, {"word": "akıllıcasına", "meanings": ["Akıllıca"]}, {"word": "aslancasına", "meanings": ["Aslanca"]}, {"word": "amansızcasına", "meanings": ["Amansızca"]}, {"word": "arsızcasına", "meanings": ["Arsızca"]}, {"word": "barbarcasına", "meanings": ["Barbarca"]}, {"word": "canavarcasına", "meanings": ["Canavarca"]}, {"word": "fedakârcasına", "meanings": ["Fedakârca"]}, {"word": "fütursuzcasına", "meanings": ["Fütursuzca"]}, {"word": "gaddarcasına", "meanings": ["Gaddarca"]}, {"word": "düşmancasına", "meanings": ["Düşmanca"]}, {"word": "haksızcasına", "meanings": ["Haksızca"]}, {"word": "hayvancasına", "meanings": ["Hayvanca"]}, {"word": "hayâsızcasına", "meanings": ["Hayâsızca"]}, {"word": "hunharcasına", "meanings": ["Hunharca"]}, {"word": "hınzırcasına", "meanings": ["Hınzırca"]}, {"word": "insafsızcasına", "meanings": ["İnsafsızca"]}, {"word": "insancasına", "meanings": ["İnsanca"]}, {"word": "kahramancasına", "meanings": ["Kahramanca"]}, {"word": "kadıncasına", "meanings": ["Kadınca"]}, {"word": "kibarcasına", "meanings": ["Kibarca"]}, {"word": "kurnazcasına", "meanings": ["Kurnazca"]}, {"word": "masumcasına", "meanings": ["Masumca"]}, {"word": "mecnuncasına", "meanings": ["Mecnunca"]}, {"word": "namussuzcasına", "meanings": ["Namussuzca"]}, {"word": "şaşkıncasına", "meanings": ["Şaşkınca"]}, {"word": "riyakârcasına", "meanings": ["Riyakârca"]}, {"word": "şeytancasına", "meanings": ["Şeytanca"]}, {"word": "pervasızcasına", "meanings": ["Pervasızca"]}, {"word": "umursamazcasına", "meanings": ["Umursamazca"]}, {"word": "ustacasına", "meanings": ["Ustaca"]}, {"word": "utanmazcasına", "meanings": ["Utanmazca"]}, {"word": "vicdansızcasına", "meanings": ["Vicdansızca"]}, {"word": "acemicesine", "meanings": ["Acemice"]}, {"word": "akılsızcasına", "meanings": ["Akılsızca"]}, {"word": "bencilcesine", "meanings": ["Bencilce"]}, {"word": "askercesine", "meanings": ["Askerce"]}, {"word": "böncesine", "meanings": ["Bönce"]}, {"word": "cahilcesine", "meanings": ["Cahilce"]}, {"word": "canicesine", "meanings": ["Canice"]}, {"word": "derbedercesine", "meanings": ["Derbederce"]}, {"word": "haincesine", "meanings": ["Haince"]}, {"word": "efendicesine", "meanings": ["Efendice"]}, {"word": "nankörcesine", "meanings": ["Nankörce"]}, {"word": "merhametsizcesine", "meanings": ["Merhametsizce"]}, {"word": "özgürcesine", "meanings": ["Özgürce"]}, {"word": "rezilcesine", "meanings": ["Rezilce"]}, {"word": "sersemcesine", "meanings": ["Sersemce"]}, {"word": "sessizcesine", "meanings": ["Sessizce"]}, {"word": "tembelcesine", "meanings": ["Tembelce"]}, {"word": "vahşicesine", "meanings": ["Vahşice"]}, {"word": "zalimcesine", "meanings": ["Acımasızca"]}, {"word": "çaresizcesine", "meanings": ["Çaresizce"]}, {"word": "altın rengi", "meanings": ["Altın sarısı, dore", "Bu renkte olan"]}, {"word": "demir rengi", "meanings": ["Gri", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fındık rengi", "meanings": ["Fındıkkabuğu"]}, {"word": "erguvan rengi", "meanings": ["Eflatunla kırmızı arası renk, erguvani", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fıstık rengi", "meanings": ["Sarıya çalan açık yeşil renk", "Bu renkte olan"]}, {"word": "filiz rengi", "meanings": ["Asma filizinin rengi, açık yeşil renk, filizi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "kimyon rengi", "meanings": ["Kahverengiye çalan yeşil renk, kimyoni", "Bu renkte olan"]}, {"word": "leylak rengi", "meanings": ["Leylak çiçeğinin rengi, leylaki", "Bu renkte olan"]}, {"word": "limon rengi", "meanings": ["Yeşile çalan açık sarı, limoni"]}, {"word": "nohut rengi", "meanings": ["Kirli veya donuk sarı renk, nohudi"]}, {"word": "sincap rengi", "meanings": ["Kahverengi ile kurşun rengi arasında olan renk, sincabi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tarçın rengi", "meanings": ["Sarı ile kahverengi arası bir renk, tarçıni", "Bu renkte olan"]}, {"word": "dışkılamak", "meanings": ["Dışkıyı dışarı atmak"]}, {"word": "ruh hastalığı", "meanings": ["Akıl hastalığı"]}, {"word": "dizileme", "meanings": ["Dizilemek işi"]}, {"word": "akıl hastalığı", "meanings": ["Düşünme, anlama, kavrama, karar verme, önlem alma vb. yeteneklerdeki eksiklik, ruh hastalığı"]}, {"word": "ruhsal gerilim", "meanings": ["Ameliyat şoku, travma, soğuk, coşku vb. etkenlerin organizmada oluşturduğu bozuklukların tümü, stres"]}, {"word": "kopya film", "meanings": ["Pozitif film"]}, {"word": "pitsikato", "meanings": ["Yaylı sazlarda tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi"]}, {"word": "Filipince", "meanings": ["Filipin adaları halkının kullandığı dil"]}, {"word": "lime lime", "meanings": ["Parça parça"]}, {"word": "Malezyaca", "meanings": ["Malezya halkının kullandığı dil"]}, {"word": "nişasta şekeri", "meanings": ["Patates, mısır vb. nişastalı tarım ürünlerinden elde edilen şeker, dekstroz"]}, {"word": "lime lime olmak", "meanings": ["parçalanmak"]}, {"word": "lime lime etmek", "meanings": ["parçalamak"]}, {"word": "giyim gösterisi", "meanings": ["Defile"]}, {"word": "pul koleksiyoncusu", "meanings": ["Pulcu"]}, {"word": "İskoçya ipliği", "meanings": ["İnce ve sağlam pamuk ipliği, fildekoz"]}, {"word": "pul koleksiyonculuğu", "meanings": ["Pulculuk"]}, {"word": "iç etek", "meanings": ["Kadınların giysi altına giydikleri etek, jüpon"]}, {"word": "sağlık havuzu", "meanings": ["İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz, jakuzi"]}, {"word": "boğa güreşçisi", "meanings": ["Boğa güreşi yapan kimse, matador, toreador, torero"]}, {"word": "patlak gözlü", "meanings": ["Patlak göz"]}, {"word": "Hitlercilik", "meanings": ["Nazizim"]}, {"word": "kef", "meanings": ["Kaynayan pekmezin, pişen etin üstünde oluşan köpük"]}, {"word": "ruhsal çözümleme", "meanings": ["Freud'un geliştirdiği, insanın uyumlu veya uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan, bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi, psikanaliz"]}, {"word": "simgeleştirilme", "meanings": ["Simgeleştirilmek işi, sembolleştirilme"]}, {"word": "at bakıcısı", "meanings": ["Ata bakan, tımar eden kimse, seyis"]}, {"word": "simgeleştirilmek", "meanings": ["Simgeleştirme işine konu olmak, sembolleştirilmek"]}, {"word": "çekmen", "meanings": ["Vantuz"]}, {"word": "çift yumurta ikizi", "meanings": ["İki ayrı yumurtada döllenen ikizler"]}, {"word": "açıklattırma", "meanings": ["Açıklattırmak işi"]}, {"word": "açıklattırmak", "meanings": ["Açıklatma işini yaptırmak"]}, {"word": "aklatma", "meanings": ["Aklatmak işi"]}, {"word": "algılattırma", "meanings": ["Algılattırmak işi"]}, {"word": "araştırtmak", "meanings": ["Araştırma işini yaptırmak"]}, {"word": "algılattırmak", "meanings": ["Algılatma işini yaptırmak"]}, {"word": "aklatmak", "meanings": ["Aklama işini yaptırmak"]}, {"word": "araştırtma", "meanings": ["Araştırtmak işi"]}, {"word": "arattırmak", "meanings": ["Aratma işini yaptırmak"]}, {"word": "arattırma", "meanings": ["Arattırmak işi"]}, {"word": "artırtma", "meanings": ["Artırtmak işi"]}, {"word": "artırtmak", "meanings": ["Artırma işini yaptırmak"]}, {"word": "arttırtma", "meanings": ["Arttırtmak işi"]}, {"word": "arttırtmak", "meanings": ["Arttırma işini yaptırmak"]}, {"word": "atlattırmak", "meanings": ["Atlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "atlattırma", "meanings": ["Atlattırmak işi"]}, {"word": "attırtmak", "meanings": ["Attırma işini yaptırmak"]}, {"word": "attırtma", "meanings": ["Attırtmak işi"]}, {"word": "Avrupalılaştırmak", "meanings": ["Avrupalılaşmasını sağlamak"]}, {"word": "azalttırma", "meanings": ["Azalttırmak işi"]}, {"word": "azalttırmak", "meanings": ["Azaltma işini yaptırmak"]}, {"word": "azıttırma", "meanings": ["Azıttırmak işi"]}, {"word": "azıttırmak", "meanings": ["Azıtma işin yaptırmak"]}, {"word": "Avrupalılaştırma", "meanings": ["Avrupalılaştırmak durumu"]}, {"word": "azlettirme", "meanings": ["Azlettirmek işi"]}, {"word": "azlettirmek", "meanings": ["Azletme işini yaptırmak"]}, {"word": "bağlattırma", "meanings": ["Bağlattırmak işi"]}, {"word": "bağırttırmak", "meanings": ["Bağırtma işini yaptırmak"]}, {"word": "bağlattırmak", "meanings": ["Bağlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "bağırttırma", "meanings": ["Bağırttırmak işi"]}, {"word": "bahşettirme", "meanings": ["Bahşettirmek işi"]}, {"word": "bahşettirmek", "meanings": ["Bahşetme işini yaptırmak"]}, {"word": "baktırtma", "meanings": ["Baktırtmak işi"]}, {"word": "baktırtmak", "meanings": ["Baktırma işini yaptırmak"]}, {"word": "banlatma", "meanings": ["Banlatmak işi"]}, {"word": "banlattırma", "meanings": ["Banlattırmak işi"]}, {"word": "banlatmak", "meanings": ["Banlama işini yaptırmak"]}, {"word": "banlattırmak", "meanings": ["Banlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "bastırtmak", "meanings": ["Bastırma işini yaptırmak"]}, {"word": "bastırtma", "meanings": ["Bastırtmak işi"]}, {"word": "başartma", "meanings": ["Başartmak işi"]}, {"word": "başartmak", "meanings": ["Başarma işini yaptırmak"]}, {"word": "başkaldırtma", "meanings": ["Başkaldırtmak işi"]}, {"word": "başkaldırtmak", "meanings": ["Başkaldırma işini yaptırmak"]}, {"word": "batırtma", "meanings": ["Batırtmak işi"]}, {"word": "başlattırma", "meanings": ["Başlattırmak işi"]}, {"word": "başlattırmak", "meanings": ["Başlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "batırtmak", "meanings": ["Batırma işini yaptırmak"]}, {"word": "becertmek", "meanings": ["Becerme işini yaptırmak"]}, {"word": "becertme", "meanings": ["Becertmek işi"]}, {"word": "beğendirtmek", "meanings": ["Beğendirme işini yaptırmak"]}, {"word": "beğendirtme", "meanings": ["Beğendirtmek işi"]}, {"word": "belgeletme", "meanings": ["Belgeletmek işi"]}, {"word": "belgeletmek", "meanings": ["Belgeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "belirletme", "meanings": ["Belirletmek işi"]}, {"word": "belirletmek", "meanings": ["Belirleme işini yaptırmak"]}, {"word": "bellettirmek", "meanings": ["Belletme işini yaptırmak"]}, {"word": "bellettirme", "meanings": ["Bellettirmek işi"]}, {"word": "benimsettirmek", "meanings": ["Benimsetme işini yaptırmak"]}, {"word": "benimsettirme", "meanings": ["Benimsettirmek işi"]}, {"word": "bereketlendirme", "meanings": ["Bereketlendirmek işi"]}, {"word": "bereketlendirmek", "meanings": ["Bereketlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "betonlaştırma", "meanings": ["Betonlaştırmak işi"]}, {"word": "beyazlaştırma", "meanings": ["Beyazlaştırmak işi"]}, {"word": "betonlaştırmak", "meanings": ["Betonlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "beyazlaştırmak", "meanings": ["Beyazlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "bıraktırtma", "meanings": ["Bıraktırtmak işi"]}, {"word": "bezletme", "meanings": ["Bezletmek işi"]}, {"word": "bezletmek", "meanings": ["Bezleme işini yaptırmak"]}, {"word": "bıraktırtmak", "meanings": ["Bıraktırma işini yaptırmak"]}, {"word": "bildirtme", "meanings": ["Bildirtmek işi"]}, {"word": "bitirtme", "meanings": ["Bitirtmek işi"]}, {"word": "bildirtmek", "meanings": ["Bildirme işini yaptırmak"]}, {"word": "bitirtmek", "meanings": ["Bitirme işini yaptırmak"]}, {"word": "boşlatma", "meanings": ["Boşlatmak işi"]}, {"word": "boşlatmak", "meanings": ["Boşlama işini yaptırmak"]}, {"word": "boyattırma", "meanings": ["Boyattırmak işi"]}, {"word": "boyattırmak", "meanings": ["Boyatma işini yaptırmak"]}, {"word": "bozartma", "meanings": ["Bozartmak işi"]}, {"word": "bozartmak", "meanings": ["Bozarma işini yaptırmak"]}, {"word": "bozuşturmak", "meanings": ["Bozuşma işini yaptırmak"]}, {"word": "bozuşturma", "meanings": ["Bozuşturmak işi"]}, {"word": "budaklandırma", "meanings": ["Budaklandırmak işi"]}, {"word": "bronzlaştırma", "meanings": ["Bronzlaştırmak işi"]}, {"word": "bronzlaştırmak", "meanings": ["Bronzlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "budaklandırmak", "meanings": ["Budaklanmasını sağlamak"]}, {"word": "büründürme", "meanings": ["Büründürmek işi"]}, {"word": "büyüttürme", "meanings": ["Büyüttürmek işi"]}, {"word": "büyüttürmek", "meanings": ["Büyütme işini yaptırmak"]}, {"word": "büründürmek", "meanings": ["Bürünme işini yaptırmak"]}, {"word": "canavarlaştırmak", "meanings": ["Canavar durumuna getirmek"]}, {"word": "canavarlaştırma", "meanings": ["Canavarlaştırmak durumu"]}, {"word": "cemaatleştirmek", "meanings": ["Cemaatleşme durumuna getirmek"]}, {"word": "cemaatleştirme", "meanings": ["Cemaatleştirmek işi"]}, {"word": "cisimleştirme", "meanings": ["Cisimleştirmek işi"]}, {"word": "cüretlendirme", "meanings": ["Cüretlendirmek işi"]}, {"word": "cisimleştirmek", "meanings": ["Cisimleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "cüretlendirmek", "meanings": ["Cüretlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "çalıştırtma", "meanings": ["Çalıştırtmak işi"]}, {"word": "çaprazlaştırma", "meanings": ["Çaprazlaştırmak işi"]}, {"word": "çalıştırtmak", "meanings": ["Çalıştırma işini yaptırmak"]}, {"word": "çaprazlaştırmak", "meanings": ["Çaprazlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "çekindirme", "meanings": ["Çekindirmek işi"]}, {"word": "çekindirmek", "meanings": ["Çekinme işini yaptırmak"]}, {"word": "çektirtme", "meanings": ["Çektirtmek işi"]}, {"word": "çektirtmek", "meanings": ["Çektirme işini yaptırmak"]}, {"word": "çeliştirme", "meanings": ["Çeliştirmek işi"]}, {"word": "çeliştirmek", "meanings": ["Çelişme işini yaptırmak"]}, {"word": "çevirttirme", "meanings": ["Çevirttirmek işi"]}, {"word": "çevirttirmek", "meanings": ["Çevirtme işini yaptırma"]}, {"word": "çıkarttırma", "meanings": ["Çıkarttırmak işi"]}, {"word": "çıkarttırmak", "meanings": ["Çıkartma işini yaptırmak"]}, {"word": "çoğalttırma", "meanings": ["Çoğalttırmak işi"]}, {"word": "çoğalttırmak", "meanings": ["Çoğaltma işini yaptırmak"]}, {"word": "çöktürtmek", "meanings": ["Çöktürme işini yaptırmak"]}, {"word": "çöktürtme", "meanings": ["Çöktürtmek işi"]}, {"word": "çözüştürmek", "meanings": ["Çözüşme işini yaptırmak"]}, {"word": "çözüştürme", "meanings": ["Çözüştürmek işi"]}, {"word": "dağıttırma", "meanings": ["Dağıttırmak işi"]}, {"word": "daralttırma", "meanings": ["Daralttırmak işi"]}, {"word": "dağıttırmak", "meanings": ["Dağıtma işini yaptırmak"]}, {"word": "daralttırmak", "meanings": ["Daraltma işini yaptırmak"]}, {"word": "deldirtmek", "meanings": ["Deldirme işini yaptırmak"]}, {"word": "deldirtme", "meanings": ["Deldirtmek işi"]}, {"word": "delilendirme", "meanings": ["Delilendirmek işi"]}, {"word": "denetlettirme", "meanings": ["Denetlettirmek işi"]}, {"word": "delilendirmek", "meanings": ["Delilenme işini yaptırmak"]}, {"word": "denetlettirmek", "meanings": ["Denetletme işini yaptırmak"]}, {"word": "denettirme", "meanings": ["Denettirmek işi"]}, {"word": "denettirmek", "meanings": ["Denetme işini yaptırmak"]}, {"word": "deriştirme", "meanings": ["Deriştirmek işi"]}, {"word": "deriştirmek", "meanings": ["Derişme işini yaptırmak"]}, {"word": "derlendirme", "meanings": ["Derlendirmek işi"]}, {"word": "derlendirmek", "meanings": ["Derlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "dışlaştırtma", "meanings": ["Dışlaştırtmak işi"]}, {"word": "dışlaştırtmak", "meanings": ["Dışlaştırma işini yaptırmak"]}, {"word": "diletme", "meanings": ["Diletmek işi"]}, {"word": "diletmek", "meanings": ["Dilenme işini yaptırmak"]}, {"word": "dindirtme", "meanings": ["Dindirtmek işi"]}, {"word": "dokundurtmak", "meanings": ["Dokundurma işini yaptırmak"]}, {"word": "dokundurtma", "meanings": ["Dokundurtmak işi"]}, {"word": "dindirtmek", "meanings": ["Dindirme işini yaptırmak"]}, {"word": "dolgunlaştırma", "meanings": ["Dolgunlaştırmak işi"]}, {"word": "döktürtme", "meanings": ["Döktürtmek işi"]}, {"word": "dolgunlaştırmak", "meanings": ["Dolgunlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "döktürtmek", "meanings": ["Döktürme işini yaptırmak"]}, {"word": "döllendirme", "meanings": ["Döllendirmek işi"]}, {"word": "döndürtme", "meanings": ["Döndürtmek işi"]}, {"word": "döllendirmek", "meanings": ["Döllenme işini yaptırmak"]}, {"word": "döndürtmek", "meanings": ["Döndürme işini yaptırmak"]}, {"word": "duraksatma", "meanings": ["Duraksatmak işi"]}, {"word": "duraksatmak", "meanings": ["Duraksama işini yaptırmak"]}, {"word": "duralatma", "meanings": ["Duralatmak işi"]}, {"word": "duralatmak", "meanings": ["Duralama işini yaptırmak"]}, {"word": "durulaştırma", "meanings": ["Durulaştırmak işi"]}, {"word": "durulaştırmak", "meanings": ["Durulaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "duyurtmak", "meanings": ["Duyurma işini yaptırmak"]}, {"word": "duyurtma", "meanings": ["Duyurtmak işi"]}, {"word": "düşmanlaştırma", "meanings": ["Düşmanlaştırmak işi"]}, {"word": "düşmanlaştırmak", "meanings": ["Düşmanlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "düşürttürme", "meanings": ["Düşürttürmek işi"]}, {"word": "düşürttürmek", "meanings": ["Düşürtme işini yaptırmak"]}, {"word": "düzdürme", "meanings": ["Düzdürmek işi"]}, {"word": "düzelttirme", "meanings": ["Düzelttirmek işi"]}, {"word": "düzdürmek", "meanings": ["Düzme işini yaptırmak"]}, {"word": "düzelttirmek", "meanings": ["Düzeltme işini yaptırmak"]}, {"word": "düzenletme", "meanings": ["Düzenletmek işi"]}, {"word": "düzenletmek", "meanings": ["Düzenleme işini yaptırmak"]}, {"word": "düzenlettirme", "meanings": ["Düzenlettirmek işi"]}, {"word": "düzleştirme", "meanings": ["Düzleştirmek işi"]}, {"word": "düzenlettirmek", "meanings": ["Düzenletme işini yaptırmak"]}, {"word": "düzleştirmek", "meanings": ["Düzleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "edeplendirme", "meanings": ["Edeplendirmek işi"]}, {"word": "edeplendirmek", "meanings": ["Edeplenme işini yaptırmak"]}, {"word": "edilgenleştirtme", "meanings": ["Edilgenleştirtmek işi"]}, {"word": "edilgenleştirtmek", "meanings": ["Edilgenleştirme işini yaptırmak"]}, {"word": "edindirmek", "meanings": ["Edinme işini yaptırmak"]}, {"word": "edindirme", "meanings": ["Edindirmek işi"]}, {"word": "eğdirtme", "meanings": ["Eğdirtmek işi"]}, {"word": "eklemlendirme", "meanings": ["Eklemlendirmek işi"]}, {"word": "eğdirtmek", "meanings": ["Eğdirme işini yaptırmak"]}, {"word": "ellettirme", "meanings": ["Ellettirmek işi"]}, {"word": "eklemlendirmek", "meanings": ["Eklemlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "ellettirmek", "meanings": ["Elletme işini yaptırmak"]}, {"word": "endişelendirme", "meanings": ["Endişelendirmek işi"]}, {"word": "endişelendirmek", "meanings": ["Endişelenme işini yaptırmak"]}, {"word": "erkekleştirme", "meanings": ["Erkekleştirmek işi"]}, {"word": "ertelettirme", "meanings": ["Ertelettirmek işi"]}, {"word": "erkekleştirmek", "meanings": ["Erkekleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "esinlendirme", "meanings": ["Esinlendirmek işi"]}, {"word": "ertelettirmek", "meanings": ["Erteletme işini yaptırmak"]}, {"word": "esinlendirmek", "meanings": ["Esinlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "etkileştirme", "meanings": ["Etkileştirmek işi"]}, {"word": "etkileştirmek", "meanings": ["Etkileşme işini yaptırmak"]}, {"word": "ettirtme", "meanings": ["Ettirtmek işi"]}, {"word": "ettirtmek", "meanings": ["Ettirme işini yaptırmak"]}, {"word": "faturalandırma", "meanings": ["Faturalandırmak işi"]}, {"word": "faturalandırmak", "meanings": ["Faturalama işini yaptırmak"]}, {"word": "fazlalaştırma", "meanings": ["Çoğaltma"]}, {"word": "fazlalaştırmak", "meanings": ["Çoğaltmak"]}, {"word": "fethettirme", "meanings": ["Fethettirmek işi"]}, {"word": "fethettirmek", "meanings": ["Fethetme işini yaptırmak"]}, {"word": "feyizlendirme", "meanings": ["Feyizlendirmek işi"]}, {"word": "filizlendirme", "meanings": ["Filizlendirmek işi"]}, {"word": "feyizlendirmek", "meanings": ["Feyizlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "formatlatma", "meanings": ["Formatlatmak işi"]}, {"word": "filizlendirmek", "meanings": ["Filizlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "gayretlendirme", "meanings": ["Gayretlendirmek işi"]}, {"word": "formatlatmak", "meanings": ["Formatlama işini yaptırmak"]}, {"word": "gayretlendirmek", "meanings": ["Gayretlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "geğirtme", "meanings": ["Geğirtmek işi"]}, {"word": "geğirtmek", "meanings": ["Geğirme işini yaptırmak"]}, {"word": "getirttirme", "meanings": ["Getirttirmek işi"]}, {"word": "genişlettirme", "meanings": ["Genişlettirmek işi"]}, {"word": "genişlettirmek", "meanings": ["Genişletme işini yaptırmak"]}, {"word": "getirttirmek", "meanings": ["Getirtme işini yaptırmak"]}, {"word": "girdirme", "meanings": ["Girdirmek işi"]}, {"word": "girdirmek", "meanings": ["Girme işini yaptırmak"]}, {"word": "gruplaştırma", "meanings": ["Gruplaştırmak işi"]}, {"word": "gururlandırmak", "meanings": ["Gururlanmasına yol açmak, gururlanmasını sağlamak"]}, {"word": "gruplaştırmak", "meanings": ["Gruplaşmasına yol açmak"]}, {"word": "güldürtme", "meanings": ["Güldürtmek işi"]}, {"word": "gururlandırma", "meanings": ["Gururlandırmak işi"]}, {"word": "güncelletme", "meanings": ["Güncelletmek işi"]}, {"word": "güldürtmek", "meanings": ["Gülmesine yol açmak"]}, {"word": "güncelletmek", "meanings": ["Güncelleme işini yaptırmak"]}, {"word": "güneşlendirme", "meanings": ["Güneşlendirmek işi"]}, {"word": "güvendirme", "meanings": ["Güvendirmek işi"]}, {"word": "güneşlendirmek", "meanings": ["Güneşlenmesini sağlamak"]}, {"word": "güvendirmek", "meanings": ["Güvenmesini sağlamak"]}, {"word": "haberleştirme", "meanings": ["Haberleştirmek işi"]}, {"word": "haberleştirmek", "meanings": ["Haberleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "hallettirme", "meanings": ["Hallettirmek işi"]}, {"word": "hallettirmek", "meanings": ["Halletmesini sağlamak"]}, {"word": "hazırlattırma", "meanings": ["Hazırlattırmak işi"]}, {"word": "hazırlattırmak", "meanings": ["Hazırlatmasını sağlamak"]}, {"word": "hislendirme", "meanings": ["Hislendirmek işi"]}, {"word": "hislendirmek", "meanings": ["Hislenmesine yol açmak"]}, {"word": "hissettirtme", "meanings": ["Hissettirtmek işi"]}, {"word": "hissettirtmek", "meanings": ["Hissettirmesine sebep olmak"]}, {"word": "hoşlandırma", "meanings": ["Hoşlandırmak işi"]}, {"word": "hoşlandırmak", "meanings": ["Hoşlanmasına yol açmak"]}, {"word": "iktidarsızlaştırma", "meanings": ["İktidarsızlaştırmak işi"]}, {"word": "iktidarsızlaştırmak", "meanings": ["İktidarsızlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "ilkeleştirme", "meanings": ["İlkeleştirmek işi"]}, {"word": "ilkeleştirmek", "meanings": ["İlke durumuna getirmek"]}, {"word": "imkânsızlaştırma", "meanings": ["İmkânsızlaştırmak işi"]}, {"word": "imkânsızlaştırmak", "meanings": ["Îmkânsız duruma getirmek, olanaksızlaştırmak"]}, {"word": "incelettirme", "meanings": ["İncelettirmek işi"]}, {"word": "incelettirmek", "meanings": ["İnceletmesini sağlamak"]}, {"word": "irileştirme", "meanings": ["İrileştirmek işi"]}, {"word": "irileştirmek", "meanings": ["İrileşmesine yol açmak"]}, {"word": "istettirme", "meanings": ["İstettirmek işi"]}, {"word": "istettirmek", "meanings": ["İstetmesini sağlamak"]}, {"word": "işlettirme", "meanings": ["İşlettirmek işi"]}, {"word": "işlettirmek", "meanings": ["İşletmesini sağlamak"]}, {"word": "itibarsızlaştırma", "meanings": ["İtibarsızlaştırmak işi"]}, {"word": "itibarsızlaştırmak", "meanings": ["İtibarsız duruma getirmek"]}, {"word": "izlettirme", "meanings": ["İzlettirmek işi"]}, {"word": "izlettirmek", "meanings": ["İzletmesini sağlamak"]}, {"word": "kabullendirme", "meanings": ["Kabullendirmek işi"]}, {"word": "kabullendirmek", "meanings": ["Kabullenmesini sağlamak"]}, {"word": "kaçındırma", "meanings": ["Kaçındırmak işi"]}, {"word": "kaçındırmak", "meanings": ["Kaçınmasına yol açmak"]}, {"word": "kadınlaştırma", "meanings": ["Kadınlaştırmak işi"]}, {"word": "kadınlaştırmak", "meanings": ["Kadınlaşmasına yol açmak"]}, {"word": "kadrolaştırma", "meanings": ["Kadrolaştırmak işi"]}, {"word": "kadrolaştırmak", "meanings": ["Kadrolaşmasını sağlamak"]}, {"word": "kahramanlaştırma", "meanings": ["Kahramanlaştırmak işi"]}, {"word": "kahramanlaştırmak", "meanings": ["Kahramanlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kaktırma", "meanings": ["Kaktırmak işi"]}, {"word": "kaktırmak", "meanings": ["Kakma işini yaptırmak"]}, {"word": "kalabalıklaştırma", "meanings": ["Kalabalıklaştırmak işi"]}, {"word": "kalınlaştırtma", "meanings": ["Kalınlaştırtmak işi"]}, {"word": "kalabalıklaştırmak", "meanings": ["Kalabalıklaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kalınlaştırtmak", "meanings": ["Kalınlaştırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kalıplaştırmak", "meanings": ["Kalıplaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kalıplaştırma", "meanings": ["Kalıplaştırmak işi"]}, {"word": "kamplaştırma", "meanings": ["Kamplaştırmak işi"]}, {"word": "kamplaştırmak", "meanings": ["Kamplaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kamusallaştırma", "meanings": ["Kamusallaştırmak işi"]}, {"word": "kamusallaştırmak", "meanings": ["Kamusallaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kanıksatma", "meanings": ["Kanıksatmak işi"]}, {"word": "kanıksatmak", "meanings": ["Kanıksama işini yaptırmak"]}, {"word": "kaplattırma", "meanings": ["Kaplattırmak işi"]}, {"word": "kaplattırmak", "meanings": ["Kaplatma işini yaptırmak"]}, {"word": "kapsatma", "meanings": ["Kapsatmak işi"]}, {"word": "kapsatmak", "meanings": ["Kapsatma işini yaptırmak"]}, {"word": "karmaşıklaştırmak", "meanings": ["Karmaşıklaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "karmaşıklaştırma", "meanings": ["Karmaşıklaştırmak işi"]}, {"word": "kastırma", "meanings": ["Kastırmak işi"]}, {"word": "kastırmak", "meanings": ["Kasma işini yaptırmak"]}, {"word": "kaşıtmak", "meanings": ["Kaşıma işini yaptırmak"]}, {"word": "kaşıtma", "meanings": ["Kaşıtmak işi"]}, {"word": "kaşıttırma", "meanings": ["Kaşıttırmak işi"]}, {"word": "anormalleştirme", "meanings": ["Anormalleştirmek işi"]}, {"word": "anormalleştirmek", "meanings": ["Anormal duruma getirmek"]}, {"word": "antrenörlü", "meanings": ["Çalıştırıcılı"]}, {"word": "antrenörsüz", "meanings": ["Çalıştırıcısız"]}, {"word": "antsız", "meanings": ["Ant içilmemiş"]}, {"word": "arabasız", "meanings": ["Arabası olmayan", "Araba olmaksızın"]}, {"word": "argolu", "meanings": ["İçinde argo söz bulunan", "Argo kullanarak (konuşmak)"]}, {"word": "argosuz", "meanings": ["İçinde argo söz bulunmayan", "Argo kullanmayarak (konuşmak)"]}, {"word": "arşivlenme", "meanings": ["Arşivlenmek işi"]}, {"word": "arşivlenmek", "meanings": ["Arşiv yapılmak"]}, {"word": "askıcılık", "meanings": ["Askıcının yaptığı iş"]}, {"word": "atılımcılık", "meanings": ["Atılımcı olma durumu, hamlecilik"]}, {"word": "aşırmacı", "meanings": ["Başkasına ait olan bir şeyi izinsiz alan kimse", "Başka bir yazarın eserinden konu veya biçim alan kimse"]}, {"word": "avareleştirme", "meanings": ["Avareleştirmek işi"]}, {"word": "avareleştirmek", "meanings": ["Avare duruma getirmek"]}, {"word": "ayırttırma", "meanings": ["Ayırttırmak işi"]}, {"word": "ayırttırmak", "meanings": ["Ayırtma işini yaptırmak"]}, {"word": "aymazlaşma", "meanings": ["Aymazlaşmak durumu"]}, {"word": "aymazlaşmak", "meanings": ["Aymaz duruma gelmek"]}, {"word": "ayrıntısız", "meanings": ["Ayrıntısı olmayan, teferruatsız, detaysız"]}, {"word": "azıksız", "meanings": ["Azığı olmayan"]}, {"word": "azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında olur", "meanings": ["`ileride gereksinim duyacağı şeyleri zamanında hazırlamayan kişi, hazırlık yapan diğer insanlardan yardım bekler` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "azimsiz", "meanings": ["Azmi olmayan", "Kararsız"]}, {"word": "dediği dedik", "meanings": ["Her istediğini yaptıran, söylediği sözden dönmeyen (kimse)"]}, {"word": "dediğim dedik, öttürdüğüm (veya çaldığım) düdük", "meanings": ["bir insanın sözünde direndiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "babaannelik", "meanings": ["Babaanne olma durumu", "Babaanneye yakışan davranış"]}, {"word": "anneannelik", "meanings": ["Anneanne olma durumu", "Anneanneye yakışan davranış"]}, {"word": "bahçıvansız", "meanings": ["Bahçıvanı olmayan"]}, {"word": "barizleştirme", "meanings": ["Barizleştirmek durumu"]}, {"word": "balgamsız", "meanings": ["Balgamı olmayan"]}, {"word": "barizleştirmek", "meanings": ["Bariz duruma getirmek"]}, {"word": "battaniyesiz", "meanings": ["Battaniyesi olmayan"]}, {"word": "bavulsuz", "meanings": ["Bavulu olmayan"]}, {"word": "benzeştirmek", "meanings": ["Benzer duruma getirmek"]}, {"word": "benzeştirme", "meanings": ["Benzeştirmek işi"]}, {"word": "bilgilendirilme", "meanings": ["Bilgilendirilmek işi"]}, {"word": "bilgilendirilmek", "meanings": ["Bilgilendirme işi yapılmak"]}, {"word": "bilgisayarlaşma", "meanings": ["Bilgisayarlaşmak durumu"]}, {"word": "biriktirilmek", "meanings": ["Biriktirme işi yapılmak"]}, {"word": "biriktirilme", "meanings": ["Biriktirilmek işi"]}, {"word": "birleştirilme", "meanings": ["Birleştirilmek işi"]}, {"word": "birleştirilmek", "meanings": ["Birleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "bitiştirilme", "meanings": ["Bitiştirilmek işi"]}, {"word": "bitiştirilmek", "meanings": ["Bitiştirilme işi yapılmak"]}, {"word": "borusuz", "meanings": ["Borusu olmayan"]}, {"word": "boyunlandırma", "meanings": ["Boyunlandırmak durumu"]}, {"word": "boyunsuz", "meanings": ["Boynu olmayan"]}, {"word": "bölmesiz", "meanings": ["Bölme ile ayrılmamış"]}, {"word": "bölüştürülme", "meanings": ["Bölüştürülmek işi"]}, {"word": "briyantinsiz", "meanings": ["Briyantin sürülmemiş"]}, {"word": "bölüştürülmek", "meanings": ["Bölüştürme işi yapılmak"]}, {"word": "bulandırılma", "meanings": ["Bulandırılmak işi"]}, {"word": "bulandırma", "meanings": ["Bulandırmak işi"]}, {"word": "bulatma", "meanings": ["Bulatmak işi"]}, {"word": "bulundurulma", "meanings": ["Bulundurulmak işi"]}, {"word": "bulundurulmak", "meanings": ["Bulundurma işi yapılmak"]}, {"word": "bungunlaştırma", "meanings": ["Bungunlaştırmak durumu"]}, {"word": "bungunlaşma", "meanings": ["Bungunlaşmak durumu"]}, {"word": "bungunlaşmak", "meanings": ["Sıkıntılı duruma gelmek"]}, {"word": "büyümsemek", "meanings": ["Büyüksemek"]}, {"word": "bürgüsüz", "meanings": ["Bürgüsü olmayan"]}, {"word": "burcuma", "meanings": ["Burcumak işi"]}, {"word": "cazibeleştirme", "meanings": ["Cazibeleştirmek işi"]}, {"word": "cevaplanma", "meanings": ["Cevaplanmak işi, yanıtlanma"]}, {"word": "cevaplanmak", "meanings": ["Cevaplama işi yapılmak, yanıtlanmak"]}, {"word": "cızırtısız", "meanings": ["Cızırdamayan, cızırtısı olmayan"]}, {"word": "coşkusuz", "meanings": ["Coşkusu olmayan"]}, {"word": "curcunasız", "meanings": ["Gürültüsüz, şamatasız"]}, {"word": "çapkıma", "meanings": ["Çapkımak işi"]}, {"word": "çarşısız", "meanings": ["Çarşısı olmayan"]}, {"word": "çatalsız", "meanings": ["Çatalı olmayan"]}, {"word": "çatırtısız", "meanings": ["Çatırtısı olmayan"]}, {"word": "çeliksiz", "meanings": ["Çeliği olmayan"]}, {"word": "çemensiz", "meanings": ["Çemeni olmayan"]}, {"word": "çepelsiz", "meanings": ["İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunmayan"]}, {"word": "çentiksiz", "meanings": ["Üzerinde çentik bulunmayan"]}, {"word": "çerçevelettirme", "meanings": ["Çerçevelettirmek işi"]}, {"word": "çepersiz", "meanings": ["Çeperi olmayan"]}, {"word": "çerçevelettirmek", "meanings": ["Çerçeveleme işini yaptırmak"]}, {"word": "çervişsiz", "meanings": ["Çervişi olmayan"]}, {"word": "çeşnisiz", "meanings": ["Çeşnisi olmayan"]}, {"word": "çetrefilleştirme", "meanings": ["Çetrefilleştirmek işi"]}, {"word": "çetrefilleştirmek", "meanings": ["Çetrefil duruma getirmek"]}, {"word": "çırasız", "meanings": ["Çırası olmayan"]}, {"word": "çıkkınlaşma", "meanings": ["Çıkkınlaşmak işi"]}, {"word": "çiftesiz", "meanings": ["Çiftesi bulunmayan", "Çifte atmayan"]}, {"word": "çikolatasız", "meanings": ["Çikolatası olmayan"]}, {"word": "çızıktırma", "meanings": ["Çiziktirme"]}, {"word": "çirişsiz", "meanings": ["Çiriş sürülmemiş"]}, {"word": "çiziksiz", "meanings": ["Çiziği olmayan"]}, {"word": "çöğme", "meanings": ["Çöğmek işi"]}, {"word": "çökerme", "meanings": ["Çökermek işi"]}, {"word": "çömme", "meanings": ["Çömmek işi"]}, {"word": "çuhasız", "meanings": ["Çuhası olmayan"]}, {"word": "dilseverlik", "meanings": ["Dilsever olma durumu"]}, {"word": "dili yatkın", "meanings": ["Yabancı bir dili kolaylıkla öğrenme yeteneği olan"]}, {"word": "Dimyat", "meanings": ["`Aşırı hırs göstererek elindekini de yitirmek` anlamındaki Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "dip bucak", "meanings": ["Ayrıntılı bir biçimde"]}, {"word": "davranılma", "meanings": ["Davranılmak işi"]}, {"word": "davranılmak", "meanings": ["Davranma işi yapılmak"]}, {"word": "debdebesiz", "meanings": ["Debdebesi olmayan"]}, {"word": "değişimsiz", "meanings": ["Değişme özelliği göstermeyen"]}, {"word": "delikanlılaşma", "meanings": ["Delikanlılaşmak işi"]}, {"word": "delikanlılaşmak", "meanings": ["Delikanlı olmak", "Delikanlı gibi davranmak"]}, {"word": "desturlu", "meanings": ["İzni olan"]}, {"word": "dinamikleştirme", "meanings": ["Dinamikleştirmek"]}, {"word": "dinamikleştirmek", "meanings": ["Dinamik duruma getirmek"]}, {"word": "dincelme", "meanings": ["Dincelmek işi"]}, {"word": "dingilsiz", "meanings": ["Dingili olmayan"]}, {"word": "dinli", "meanings": ["Dinî inancı olan"]}, {"word": "dipçikletme", "meanings": ["Dipçikletmek işi"]}, {"word": "dipçikletmek", "meanings": ["Dipçikleme işini yaptırmak"]}, {"word": "diplomasızlık", "meanings": ["Diplomasız olma durumu"]}, {"word": "direksiz", "meanings": ["Direği olmayan"]}, {"word": "divaneleştirme", "meanings": ["Divaneleştirmek işi"]}, {"word": "ditilme", "meanings": ["Ditilmek işi"]}, {"word": "divaneleştirmek", "meanings": ["Divane duruma getirmek"]}, {"word": "dizdirilme", "meanings": ["Dizdirilmek işi"]}, {"word": "dizdirilmek", "meanings": ["Dizdirme işi yapılmak"]}, {"word": "doğaseverlik", "meanings": ["Doğasever olma durumu"]}, {"word": "doğrusuz", "meanings": ["Doğrusu olmayan"]}, {"word": "doygunlaşma", "meanings": ["Doygunlaşmak işi"]}, {"word": "döşeksiz", "meanings": ["Döşeği olmayan"]}, {"word": "dramatikleştirme", "meanings": ["Dramatikleştirmek işi"]}, {"word": "dualı", "meanings": ["İçinde dua olan", "Kendisine dua edilmiş olan"]}, {"word": "dramatikleştirmek", "meanings": ["Dramatik duruma getirmek"]}, {"word": "duasız", "meanings": ["Dua okumayan, dua etmeyen"]}, {"word": "doğru orantı", "meanings": ["Birbirine bağlı olan ve biri arttığında öteki de artan iki büyüklük arasındaki bağıntı"]}, {"word": "doymak", "meanings": ["İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak", "Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak", "Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak"]}, {"word": "efsanesiz", "meanings": ["Efsanesi olmayan"]}, {"word": "eğilimsiz", "meanings": ["Eğilimi olmayan"]}, {"word": "elletme", "meanings": ["Elletmek işi"]}, {"word": "elletmek", "meanings": ["Elleme işini yaptırmak"]}, {"word": "endazeli", "meanings": ["Ölçülü"]}, {"word": "endeksletme", "meanings": ["Endeksletmek işi"]}, {"word": "endeksletmek", "meanings": ["Endekse bağlatmak"]}, {"word": "engelletme", "meanings": ["Engelletmek işi"]}, {"word": "engelletmek", "meanings": ["Engel olmak"]}, {"word": "enseletmek", "meanings": ["Enseleme işini yaptırmak"]}, {"word": "enseletme", "meanings": ["Enseletmek işi"]}, {"word": "eriştirilme", "meanings": ["Eriştirilmek işi"]}, {"word": "eriştirilmek", "meanings": ["Eriştirme işi yapılmak"]}, {"word": "eş güdümlülük", "meanings": ["Eş güdümlü olma durumu"]}, {"word": "etiketletme", "meanings": ["Etiketletmek işi"]}, {"word": "etiketletmek", "meanings": ["Etiketleme işini yaptırmak"]}, {"word": "evirtme", "meanings": ["Evirtmek işi"]}, {"word": "evrenselleştirilme", "meanings": ["Evrenselleştirilmek işi"]}, {"word": "evrenselleştirilmek", "meanings": ["Evrensel duruma getirilmek"]}, {"word": "eyerletme", "meanings": ["Eyerletmek işi"]}, {"word": "eyerletmek", "meanings": ["Eyerleme işi yaptırılmak"]}, {"word": "ezberlettirme", "meanings": ["Ezberlettirmek işi"]}, {"word": "ezberlettirmek", "meanings": ["Ezberleme işi yaptırmak"]}, {"word": "eyitme", "meanings": ["Eyitmek işi"]}, {"word": "burnu havada", "meanings": ["Çok kibirli"]}, {"word": "façetasız", "meanings": ["Üzerinde façetaları bulunmayan"]}, {"word": "faturalatma", "meanings": ["Faturalatmak işi"]}, {"word": "faturalatmak", "meanings": ["Faturalama işini yaptırmak"]}, {"word": "facialaştırma", "meanings": ["Facialaştırmak işi"]}, {"word": "falakasız", "meanings": ["Falakası olmayan"]}, {"word": "feracesiz", "meanings": ["Ferace giymemiş olan"]}, {"word": "facialaştırmak", "meanings": ["Facia durumuna getirmek"]}, {"word": "feyzalma", "meanings": ["Feyzalmak işi"]}, {"word": "fırfırsız", "meanings": ["Fırfırı olmayan"]}, {"word": "fısfıslatma", "meanings": ["Fısfıslatmak işi"]}, {"word": "fısfıslatmak", "meanings": ["Koku, ilaç vb. sıvıları püskürttürmek"]}, {"word": "fıslatmak", "meanings": ["Fıslama işini yaptırmak"]}, {"word": "fıstıklama", "meanings": ["Fıstıklamak işi"]}, {"word": "fişletme", "meanings": ["Fişletmek işi"]}, {"word": "fişeksiz", "meanings": ["İçinde fişeği bulunmayan"]}, {"word": "figürsüz", "meanings": ["Figürü olmayan"]}, {"word": "fişletmek", "meanings": ["Fişleme işini yaptırmak"]}, {"word": "fiyaskolu", "meanings": ["Fiyasko veren"]}, {"word": "fişsiz", "meanings": ["Fişi olmayan"]}, {"word": "fiyaskosuz", "meanings": ["Fiyasko vermeyen"]}, {"word": "fosfatlatma", "meanings": ["Fosfatlatmak işi"]}, {"word": "formatsız", "meanings": ["Bilgisayarda kullanılabilir duruma getirilmemiş", "Bilgisayarda zararlı ögelerden temizlenmemiş (disket)"]}, {"word": "formülsüz", "meanings": ["Formülü olmayan"]}, {"word": "fosfatsız", "meanings": ["İçinde fosfat olmayan"]}, {"word": "fosfatlatmak", "meanings": ["Fosfatlama işini yaptırmak"]}, {"word": "betelenme", "meanings": ["Betelenmek işi"]}, {"word": "bir düzine", "meanings": ["Çok", "12 adet olan"]}, {"word": "gacırtısız", "meanings": ["Gacırtısı olmayan"]}, {"word": "gacırtılı", "meanings": ["Gacırtısı olan"]}, {"word": "gametsiz", "meanings": ["Gameti olmayan"]}, {"word": "galvanizsiz", "meanings": ["Galvanizlenmemiş"]}, {"word": "galericilik", "meanings": ["Galericinin yaptığı iş"]}, {"word": "gamlandırma", "meanings": ["Gamlandırmak işi"]}, {"word": "garipsenme", "meanings": ["Garipsenmek işi"]}, {"word": "gamlandırmak", "meanings": ["Gamlı duruma getirmek"]}, {"word": "garipsenmek", "meanings": ["Garipseme işi yapılmak"]}, {"word": "gazapsız", "meanings": ["Öfkeli, kızgın, hiddetli olmayan"]}, {"word": "gececilik", "meanings": ["Gececi olma durumu"]}, {"word": "garnitürsüz", "meanings": ["Garnitürü olmayan"]}, {"word": "gardıropçuluk", "meanings": ["Giydiricilik"]}, {"word": "geleneksiz", "meanings": ["Geleneği olmayan, geleneklere dayanmayan"]}, {"word": "genelme", "meanings": ["Genelmek işi"]}, {"word": "gergisiz", "meanings": ["Gergisi olmayan"]}, {"word": "gerillalaşma", "meanings": ["Gerillalaşmak işi"]}, {"word": "gırgırlatmak", "meanings": ["Gırgırlama işini yaptırmak"]}, {"word": "gırgırlatma", "meanings": ["Gırgırlatmak işi"]}, {"word": "gizletme", "meanings": ["Gizletmek işi"]}, {"word": "golcülük", "meanings": ["Golcü olma durumu"]}, {"word": "golfçülük", "meanings": ["Golfçünün yaptığı iş"]}, {"word": "gizletmek", "meanings": ["Gizleme işini yaptırmak"]}, {"word": "gollü", "meanings": ["Golü olan"]}, {"word": "golsüz", "meanings": ["Golü olmayan"]}, {"word": "göğüslenme", "meanings": ["Göğüslenmek işi"]}, {"word": "gondolculuk", "meanings": ["Gondolcunun yaptığı iş"]}, {"word": "göğüslenmek", "meanings": ["Göğüsleme işi yapılmak"]}, {"word": "gönüllendirme", "meanings": ["Gönüllendirmek işi"]}, {"word": "gönüllendirmek", "meanings": ["Gönüllenmesine sebep olmak"]}, {"word": "gördürtme", "meanings": ["Gördürtmek işi"]}, {"word": "gördürtmek", "meanings": ["Gördürme işini yaptırmak"]}, {"word": "gurklama", "meanings": ["Gurklamak işi"]}, {"word": "gübreletmek", "meanings": ["Gübreleme işini yaptırmak"]}, {"word": "gübreletme", "meanings": ["Gübreletmek işi"]}, {"word": "gümbürtüsüz", "meanings": ["Gümbürtüsü olmayan"]}, {"word": "güdümsüz", "meanings": ["Güdümü olmayan"]}, {"word": "günülenme", "meanings": ["Günülenmek işi"]}, {"word": "günülenmek", "meanings": ["Günüleme işi yapılmak"]}, {"word": "güreştirilme", "meanings": ["Güreştirilmek işi"]}, {"word": "güreştirilmek", "meanings": ["Güreştirme işi yapılmak"]}, {"word": "gürleştirme", "meanings": ["Gürleştirmek işi"]}, {"word": "gürleştirmek", "meanings": ["Gürleşme işi yaptırılmak"]}, {"word": "ecel şerbeti", "meanings": ["`Ölmek` anlamındaki ecel şerbeti içmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "eğri çehreli", "meanings": ["Asık suratlı"]}, {"word": "eğri yüzlü", "meanings": ["Asık suratlı"]}, {"word": "asık surat", "meanings": ["Asık suratlı"]}, {"word": "ekmek kırıntısı", "meanings": ["Ekmek ufağı"]}, {"word": "vaziyet", "meanings": ["El koyma"]}, {"word": "vaziyet etmek", "meanings": ["el koymak"]}, {"word": "el", "meanings": ["Yakınların dışında kalan kimse, yabancı"]}, {"word": "el ağzına bakan, karısını tez boşar", "meanings": ["`kişi, özel hayatı ile ilgili ciddi konularda başkasının düşüncesiyle değil kendi düşünceleriyle karar vermelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el arı düşman gayreti", "meanings": ["`dosta düşmana karşı küçük düşmemek için çaba gösterme` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el beğenmezse yer beğensin", "meanings": ["`beğenilmeyen bir kimse olmaktansa ölmek daha iyidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el elin aynasıdır", "meanings": ["`kişi kendi özelliklerini zaman zaman yabancıdan öğrenir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el elin eşeğini türkü çağırarak arar", "meanings": ["`insanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el elin nesine, gülerek gider yasına", "meanings": ["`bir kimsenin acısı, başkalarının umurunda değildir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el eliyle yılan tutulur", "meanings": ["`kişi kendi işini kendisi yapmalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el için ağlayan gözden olur", "meanings": ["`başkası için yapılacak fedakârlığın bir sınırı vardır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el için kuyu kazan, evvela kendisi düşer", "meanings": ["`başkasına tuzak hazırlayan kimse, bu tuzağa ondan önce kendisi düşer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el için yanma nâra, yak çubuğunu bak keyfine", "meanings": ["`başkalarının derdini kendine sorun yapıp da kendi rahatını ve düzenini bozma` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el ile gelen düğün bayram", "meanings": ["`herkese birden gelen sıkıntı ve felakete katlanmak, yalnızca bir kişiye gelene katlanmaktan daha kolaydır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el kazanıyla aş kaynamaz", "meanings": ["`önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "el iyisi olmak", "meanings": ["yakın çevresine değil, yabancılara yardımcı olmayı sevmek"]}, {"word": "el kazanıyla aş kaynatmak", "meanings": ["başkasının hazırladığı imkânları kendi hesabına kullanarak iş çevirmek"]}, {"word": "el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır", "meanings": ["`deneyimsiz kişi kendisinin herkesten üstün olduğunu, her işi yapabileceğini sanır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz", "meanings": ["`kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "elden vefa, zehirden şifa", "meanings": ["`zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "ele güne karşı", "meanings": ["yabancılara, herkese karşı"]}, {"word": "ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı", "meanings": ["`kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eli belinde", "meanings": ["Kavgaya hazır olduğunu belirten (kimse)"]}, {"word": "elin ağzı torba değil ki büzesin", "meanings": ["`başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "eli böğründe", "meanings": ["Başarısız, zavallı (kimse)"]}, {"word": "eli böğründe kalmak", "meanings": ["başarısızlığa uğramak, bir şey yapamaz duruma düşmek"]}, {"word": "haberlilik", "meanings": ["Haberli olma durumu"]}, {"word": "haberdarlık", "meanings": ["Haberdar olma durumu"]}, {"word": "halkasız", "meanings": ["Halkası olmayan"]}, {"word": "Hanbelilik", "meanings": ["Hanbeli olma durumu"]}, {"word": "hançerletme", "meanings": ["Hançerletmek işi"]}, {"word": "hançerletmek", "meanings": ["Hançerleme işini yaptırmak"]}, {"word": "haresiz", "meanings": ["Haresi olmayan"]}, {"word": "hasarsız", "meanings": ["Hasarı olmayan"]}, {"word": "hasetçilik", "meanings": ["Kıskançlık"]}, {"word": "hasarsızlık", "meanings": ["Hasarsız olma durumu"]}, {"word": "hecelettirme", "meanings": ["Hecelettirmek işi"]}, {"word": "hecelettirmek", "meanings": ["Heceletme işini yaptırmak"]}, {"word": "helezonsuz", "meanings": ["Helezonu olmayan"]}, {"word": "hedeflenme", "meanings": ["Hedeflenmek durumu"]}, {"word": "hesaplattırmak", "meanings": ["Hesaplamasını sağlamak"]}, {"word": "hesaplattırma", "meanings": ["Hesaplattırmak işi"]}, {"word": "hırıltısız", "meanings": ["Hırıltı çıkarmayan, hırıltısı olmayan"]}, {"word": "hissesiz", "meanings": ["Hissesi olmayan"]}, {"word": "ısrarlılık", "meanings": ["Israrlı olma durumu"]}, {"word": "iadesiz", "meanings": ["İadesi olmayan"]}, {"word": "iğneletme", "meanings": ["İğneletmek işi"]}, {"word": "iğneletmek", "meanings": ["İğne vurdurmak"]}, {"word": "ihlassız", "meanings": ["İhlası yerinde ve sağlam olmayan (kimse)"]}, {"word": "ihlassızlık", "meanings": ["İhlassız olma durumu"]}, {"word": "ilintisiz", "meanings": ["İlgisi, ilişkisi, bağı, ilintisi olmayan"]}, {"word": "isimlendirilme", "meanings": ["Adlandırılma"]}, {"word": "ikramiyesiz", "meanings": ["İkramiyesi olmayan"]}, {"word": "ileri görüşlülük", "meanings": ["İleri görüşlü olma durumu"]}, {"word": "isimlendirilmek", "meanings": ["Adlandırılmak"]}, {"word": "ispiyonlanma", "meanings": ["İspiyonlanmak durumu, gammazlanma"]}, {"word": "ispiyonlanmak", "meanings": ["İspiyon işi yapılmak, gammazlanmak"]}, {"word": "ispiyonlatma", "meanings": ["İspiyonlatmak işi"]}, {"word": "ispiyonlatmak", "meanings": ["İspiyonlamasını sağlamak"]}, {"word": "istihzasız", "meanings": ["İstihzası olmayan"]}, {"word": "işaretletmek", "meanings": ["İşaretlemesini sağlamak"]}, {"word": "işaretletme", "meanings": ["İşaretletmek işi"]}, {"word": "savmacılık", "meanings": ["Savmacının işi"]}, {"word": "savmacı", "meanings": ["Savma işi yapan kimse"]}, {"word": "severlik", "meanings": ["Sever olma durumu"]}, {"word": "ayrımcılık", "meanings": ["Ayrımcı olma durumu"]}, {"word": "ayrımcı", "meanings": ["Ayrım yapan kimse"]}, {"word": "sahiplenmek", "meanings": ["Bir şeye sahip çıkmak", "Korumak, arka çıkmak, gözetmek"]}, {"word": "parmaklı", "meanings": ["Parmağı olan"]}, {"word": "yüzgeçli", "meanings": ["Yüzgeci olan"]}, {"word": "biyokimyasal", "meanings": ["Biyokimya ile ilgili"]}, {"word": "denetme", "meanings": ["Denetmek işi"]}, {"word": "denetmek", "meanings": ["Denemesini sağlamak"]}, {"word": "bilmiş", "meanings": ["Her şeyi bilir geçinen, bilgiçlik taslayan"]}, {"word": "gelişmiş", "meanings": ["Gelişme gösteren, ümranlı"]}, {"word": "Güney Kutbu", "meanings": ["İki kutuptan Ekvator'un güney tarafında yer alan kutup bölgesi"]}, {"word": "erce", "meanings": ["Erken, erken olarak"]}, {"word": "er ekmeği, meydan ekmeği", "meanings": ["`kadın, kocasının kazancını rahatça yer` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "er ekmeği", "meanings": ["Kocanın getirdiği ekmek", "Sahur yemeği"]}, {"word": "jelatinsiz", "meanings": ["Jelatinle kaplanmamış"]}, {"word": "jiletli", "meanings": ["Jileti olan"]}, {"word": "jiletsiz", "meanings": ["Jileti olmayan"]}, {"word": "jöleli", "meanings": ["Jölesi olan"]}, {"word": "jölesiz", "meanings": ["Jölesi olmayan"]}, {"word": "kâbussuz", "meanings": ["Kâbusu olmayan"]}, {"word": "kanaatsiz", "meanings": ["Elindeki ile yetinmeyen"]}, {"word": "kanaatsizlik", "meanings": ["Kanaatsiz olma durumu"]}, {"word": "kandilsiz", "meanings": ["Kandili olmayan"]}, {"word": "kanıtsız", "meanings": ["Kanıtı olmayan"]}, {"word": "kaskolama", "meanings": ["Kaskolamak işi"]}, {"word": "kapasitesizlik", "meanings": ["Kapasitesiz olma durumu"]}, {"word": "karıncasız", "meanings": ["Karıncası olmayan"]}, {"word": "karmaşıklık", "meanings": ["Karmaşık olma durumu", "Hastalık sırasında ortaya çıkan ve hastalığın temel özellikleriyle ilişkili olmayan her türlü olumsuz sağlık olayı veya süreci, ihtilat, komplikasyon", "İlaçların doğurabileceği yan etki, ihtilat, komplikasyon"]}, {"word": "kaskolamak", "meanings": ["Kasko yapmak"]}, {"word": "kaskolatma", "meanings": ["Kaskolatmak işi"]}, {"word": "kaskolatmak", "meanings": ["Kasko yaptırmak"]}, {"word": "kasvetsizlik", "meanings": ["Kasvetsiz olma durumu"]}, {"word": "kaşelettirme", "meanings": ["Kaşelettirmek işi"]}, {"word": "kaşıklatma", "meanings": ["Kaşıklatmak işi"]}, {"word": "kaşelettirmek", "meanings": ["Kaşeletme işini yaptırmak"]}, {"word": "kaşesiz", "meanings": ["Kaşesi olmayan"]}, {"word": "katıştırılma", "meanings": ["Katıştırılmak işi"]}, {"word": "kaşıklatmak", "meanings": ["Kaşıklama işini yaptırmak"]}, {"word": "katıştırılmak", "meanings": ["Katıştırma işi yaptırılmak"]}, {"word": "katranlatma", "meanings": ["Katranlatmak işi"]}, {"word": "katranlatmak", "meanings": ["Katranlama işini yaptırmak"]}, {"word": "katransız", "meanings": ["Katranı olmayan"]}, {"word": "kavaracılık", "meanings": ["Gürültücülük"]}, {"word": "kavatlık", "meanings": ["Pezevenklik"]}, {"word": "kavissiz", "meanings": ["Kavisi olmayan"]}, {"word": "kavkısız", "meanings": ["Kavkısı olmayan"]}, {"word": "kavramlaştırma", "meanings": ["Kavramlaştırmak işi"]}, {"word": "kavramlaştırmak", "meanings": ["Kavram durumuna getirmek"]}, {"word": "kazdırılma", "meanings": ["Kazdırılmak işi"]}, {"word": "kazdırtma", "meanings": ["Kazdırtmak işi"]}, {"word": "kazdırılmak", "meanings": ["Kazdırma işine konu olmak"]}, {"word": "kefesiz", "meanings": ["Kefesi olmayan"]}, {"word": "kazdırtmak", "meanings": ["Kazdırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kazıntısız", "meanings": ["Kazıntısı olmayan"]}, {"word": "kelepçesiz", "meanings": ["Kelepçesi olmayan", "Kelepçe takılı olmadan"]}, {"word": "kepekçilik", "meanings": ["Kepekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kepeksiz", "meanings": ["Kepeği olmayan"]}, {"word": "keratinsiz", "meanings": ["Keratini olmayan"]}, {"word": "kesesiz", "meanings": ["Kesesi olmayan"]}, {"word": "kertiksiz", "meanings": ["Kertiği olmayan"]}, {"word": "kıkırdaksız", "meanings": ["Yapısında kıkırdak bulunmayan"]}, {"word": "kırmacılık", "meanings": ["Kırmacının yaptığı iş"]}, {"word": "kıymıksız", "meanings": ["Üzerinde veya içinde kıymık bulunmayan"]}, {"word": "kininsiz", "meanings": ["İçinde kinin bulunmayan"]}, {"word": "klasikleştirme", "meanings": ["Klasikleştirmek işi"]}, {"word": "klasikleştirmek", "meanings": ["Klasik duruma getirmek"]}, {"word": "kodlatma", "meanings": ["Kodlatmak işi"]}, {"word": "kodlatmak", "meanings": ["Kodlama işini yaptırmak"]}, {"word": "klavyesiz", "meanings": ["Klavyesi olmayan"]}, {"word": "kuçuşma", "meanings": ["Kuçuşmak işi"]}, {"word": "kokartsız", "meanings": ["Kokart takmamış olan"]}, {"word": "kolasız", "meanings": ["Kolası olmayan"]}, {"word": "koklatılma", "meanings": ["Koklatılmak işi"]}, {"word": "koklatılmak", "meanings": ["Koklama işine konu olmak"]}, {"word": "kolaylaştırılma", "meanings": ["Kolaylaştırılmak işi"]}, {"word": "kolaylaştırılmak", "meanings": ["Kolaylaştırma işini yaptırılmak"]}, {"word": "kolonyasız", "meanings": ["Kolonyası olmayan"]}, {"word": "komikleştirme", "meanings": ["Komikleştirmek işi"]}, {"word": "komikleştirmek", "meanings": ["Komik duruma getirmek"]}, {"word": "komplekssiz", "meanings": ["Kompleksi olmayan"]}, {"word": "komploculuk", "meanings": ["Komplocu olma durumu"]}, {"word": "kopyalanma", "meanings": ["Kopyalanmak işi"]}, {"word": "kostümsüz", "meanings": ["Kostümü olmayan"]}, {"word": "köyleştirme", "meanings": ["Köyleştirmek işi"]}, {"word": "kullanımlı", "meanings": ["Kullanımı kolay olan"]}, {"word": "kullanımsız", "meanings": ["Kullanımı kolay olmayan"]}, {"word": "kullanışlılık", "meanings": ["Kullanışlı olma durumu"]}, {"word": "kullanışsızlık", "meanings": ["Kullanışsız olma durumu"]}, {"word": "kurşunlatma", "meanings": ["Kurşunlatmak işi"]}, {"word": "kurşunlatmak", "meanings": ["Kurşunlama işini yaptırmak"]}, {"word": "küpsüz", "meanings": ["Küpü olmayan"]}, {"word": "ufuklu", "meanings": ["Ufku olan"]}, {"word": "ufuksuz", "meanings": ["Ufku olmayan"]}, {"word": "uluslu", "meanings": ["Ulusu olan"]}, {"word": "ulussuz", "meanings": ["Ulusu olmayan"]}, {"word": "yokuşlu", "meanings": ["Yokuşu olan"]}, {"word": "yokuşsuz", "meanings": ["Yokuşu olmayan"]}, {"word": "butlu", "meanings": ["Budu olan"]}, {"word": "butsuz", "meanings": ["Budu olmayan"]}, {"word": "buutlu", "meanings": ["Boyutu olan"]}, {"word": "buutsuz", "meanings": ["Boyutu olmayan"]}, {"word": "dokulu", "meanings": ["Dokusu olan"]}, {"word": "dokusuz", "meanings": ["Dokusu olmayan"]}, {"word": "parmaksız", "meanings": ["Parmağı olmayan"]}, {"word": "zapping", "meanings": ["343 geçgeç"]}, {"word": "macunlatma", "meanings": ["Macunlatmak işi"]}, {"word": "madalyasızlık", "meanings": ["Madalyasız olma durumu"]}, {"word": "macunlatmak", "meanings": ["Macunlama işini yaptırmak"]}, {"word": "maddileştirmek", "meanings": ["Maddi duruma getirmek"]}, {"word": "maddileştirme", "meanings": ["Maddileştirmek işi"]}, {"word": "madenselleşme", "meanings": ["Madenselleşmek durumu"]}, {"word": "makassız", "meanings": ["Makası olmayan"]}, {"word": "maşalanma", "meanings": ["Maşalanmak işi"]}, {"word": "mahzursuz", "meanings": ["Sakıncası olmayan"]}, {"word": "mavileştirme", "meanings": ["Mavileştirmek işi"]}, {"word": "manyetosuz", "meanings": ["Manyetosu olmayan"]}, {"word": "mavileştirmek", "meanings": ["Mavi duruma getirmek"]}, {"word": "namıdiğer", "meanings": ["Diğer bir deyişle", "Öteki adı ile"]}, {"word": "mayonezsiz", "meanings": ["Mayonezi olmayan, mayonez katılmamış"]}, {"word": "medeniyetçi", "meanings": ["Medeniyet yanlısı olan kimse"]}, {"word": "mermerleştirme", "meanings": ["Mermerleştirmek işi"]}, {"word": "mermerleştirmek", "meanings": ["Mermer durumuna getirmek"]}, {"word": "meylettirmek", "meanings": ["Meyletme işini yaptırmak"]}, {"word": "meylettirme", "meanings": ["Meylettirmek işi"]}, {"word": "meziyetsiz", "meanings": ["Beğenilmeyen, üstün nitelikleri bulunmayan"]}, {"word": "mızmızlaşma", "meanings": ["Mızmızlaşmak işi"]}, {"word": "mızmızlaşmak", "meanings": ["Mızmız duruma gelmek"]}, {"word": "mikroplaşma", "meanings": ["Mikroplaşmak işi"]}, {"word": "millîleştirme", "meanings": ["Millîleştirmek işi"]}, {"word": "mikroplaşmak", "meanings": ["Mikrop duruma gelmek", "Kötülük yapar duruma gelmek"]}, {"word": "minesiz", "meanings": ["Minesi olmayan"]}, {"word": "millîleştirilmek", "meanings": ["Millî duruma getirilmek"]}, {"word": "minyatürleşme", "meanings": ["Minyatürleşmek durumu"]}, {"word": "minyatürleşmek", "meanings": ["Minyatür duruma gelmek"]}, {"word": "mizanpajlı", "meanings": ["Mizanpaj yapılan, mizanpajı olan"]}, {"word": "mizanpajsız", "meanings": ["Mizanpajı olmayan"]}, {"word": "molalı", "meanings": ["Mola verilen", "Mola verilerek"]}, {"word": "monotonlaştırma", "meanings": ["Monotonlaştırmak işi"]}, {"word": "monotonlaştırmak", "meanings": ["Monoton duruma getirmek"]}, {"word": "muasırlaştırmak", "meanings": ["Çağdaşlaştırmak"]}, {"word": "muasırlaştırma", "meanings": ["Çağdaşlaştırma"]}, {"word": "muhatarasız", "meanings": ["Tehlikesiz"]}, {"word": "mumyalatma", "meanings": ["Mumyalatmak işi"]}, {"word": "mumyalatmak", "meanings": ["Mumya durumuna getirmek"]}, {"word": "muşambalı", "meanings": ["Muşambası olan"]}, {"word": "muşambasız", "meanings": ["Muşambası olmayan"]}, {"word": "müesseseleştirme", "meanings": ["Müesseseleştirmek durum"]}, {"word": "mutmainlik", "meanings": ["Mutmain olma durumu"]}, {"word": "müesseseleştirmek", "meanings": ["Müessese durumuna getirmek"]}, {"word": "mürşitlik", "meanings": ["Mürşit olma durumu"]}, {"word": "müsteşriklik", "meanings": ["Müsteşrik olma durumu"]}, {"word": "mürekkepsiz", "meanings": ["Mürekkebi olmayan"]}, {"word": "müziklendirme", "meanings": ["Müziklendirmek durumu"]}, {"word": "müzikseverlik", "meanings": ["Müziksever olma durumu"]}, {"word": "ocuma", "meanings": ["Ocumak işi"]}, {"word": "yutum", "meanings": ["Yutma işi"]}, {"word": "Eros", "meanings": ["Yunan mitolojisinde aşk tanrısının adı"]}, {"word": "onaşma", "meanings": ["Onaşmak durumu"]}, {"word": "orantısız", "meanings": ["Orantısı olmayan"]}, {"word": "ödeneksiz", "meanings": ["Ödeneği olmayan"]}, {"word": "ödeneksizlik", "meanings": ["Ödeneksiz olma durumu"]}, {"word": "ödüllendirilme", "meanings": ["Ödüllendirilmek işi"]}, {"word": "ödüllendirilmek", "meanings": ["Ödüllendirme işi yapılmak"]}, {"word": "ölçütlü", "meanings": ["Ölçütü olan"]}, {"word": "ölçeksiz", "meanings": ["Ölçeği olmayan"]}, {"word": "ölçütsüz", "meanings": ["Ölçütü olmayan"]}, {"word": "ölümsüzleştirilme", "meanings": ["Ölümsüzleştirilmek işi"]}, {"word": "ölümsüzleştirilmek", "meanings": ["Ölümsüz duruma getirilmek"]}, {"word": "özverisiz", "meanings": ["Özveri ile davranmayan, özverisi olmayan"]}, {"word": "accelerando", "meanings": ["Gittikçe hızlanarak"]}, {"word": "adacyo", "meanings": ["Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste"]}, {"word": "affettuoso", "meanings": ["Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak"]}, {"word": "agitato", "meanings": ["Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "allegretto", "meanings": ["Allegrodan biraz daha ağır bir biçimde (çalınarak)"]}, {"word": "allegro", "meanings": ["Canlı, neşeli ve hızlı bir biçimde (çalınarak)"]}, {"word": "amabile", "meanings": ["Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "andante", "meanings": ["Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "andantino", "meanings": ["Andanteden daha canlı, daha hızlı bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "animato", "meanings": ["Canlı bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "appassionato", "meanings": ["Coşkun bir biçimde"]}, {"word": "arioso", "meanings": ["Dramatik ve lirik bakımdan yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı ezgi"]}, {"word": "kreşendo", "meanings": ["Çalgıların giderek daha yüksek ses verecek biçimde çalınma durumu"]}, {"word": "büğlü", "meanings": ["Küçük büğlü, soprano büğlü, alto büğlü, bariton büğlü olarak dört türü bulunan, bakırdan, perdeli veya pistonlu müzik araçlarının adı"]}, {"word": "çembalo", "meanings": ["Klavsen"]}, {"word": "dekreşendo", "meanings": ["Sesi gittikçe kısarak (çalmak)"]}, {"word": "duetto", "meanings": ["Bir kadın ve bir erkek sesin sözleri dönüşümlü olarak okudukları hafif müzik parçası"]}, {"word": "diminuendo", "meanings": ["Müzik parçasının başında `>` işaretiyle gösterilen nota terimi", "(diminue'ndo) Sesi gittikçe azaltarak (söylemek, çalmak)"]}, {"word": "fortissimo", "meanings": ["Bazı bölümler çok güçlü bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "forte", "meanings": ["Güçlü bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "fortepiano", "meanings": ["Önce güçlü daha sonra hafif bir biçimde (çalınmak)"]}, {"word": "intermezzo", "meanings": ["Serbest bir biçimde yazılmış olan ve kendi kendine bir bütün oluşturan müzik eseri"]}, {"word": "kapriçyo", "meanings": ["Çalgı veya ses için bestelenmiş, serbest biçimde parça"]}, {"word": "larghetto", "meanings": ["Bir parça largodan çabuk ve hafif çalınarak", "Bu biçimde çalınan müzik parçası"]}, {"word": "largo", "meanings": ["Bir parçanın ağır ve görkemli çalınarak veya söylenerek", "Bu ağırlıkta çalınan müzik parçası"]}, {"word": "legato", "meanings": ["Bir parçanın notalarını ara vermeden birbirine bağlayarak (söylemek veya çalmak)"]}, {"word": "libretto", "meanings": ["Bir operanın sözlerinin yazılı bulunduğu kitap", "Bir pandomimi veya baleyi açıklayan kitap"]}, {"word": "maestoso", "meanings": ["Bir parça görkemli bir biçimde ve ağır tempoyla çalınarak", "Bu tempo ile çalınan parça", "Eğlenceli müzik parçası"]}, {"word": "lento", "meanings": ["Ağır bir biçimde (çalınmak)", "Bu tempoda çalınan parça"]}, {"word": "maestro", "meanings": ["Besteci", "Orkestra şefi"]}, {"word": "parçalattırma", "meanings": ["Parçalattırmak işi"]}, {"word": "parçalattırmak", "meanings": ["Parçalatma işini yaptırmak"]}, {"word": "parlaklaştırmak", "meanings": ["Parlak duruma getirmek"]}, {"word": "parlaklaştırma", "meanings": ["Parlaklaştırmak işi"]}, {"word": "partisiz", "meanings": ["Partisi olmayan"]}, {"word": "peçeteli", "meanings": ["Peçetesi olan"]}, {"word": "payandasız", "meanings": ["Payandası olmayan"]}, {"word": "paylaştırılma", "meanings": ["Paylaştırılmak işi"]}, {"word": "paylaştırılmak", "meanings": ["Paylaşma işi yaptırılmak"]}, {"word": "peçetesiz", "meanings": ["Peçetesi olmayan"]}, {"word": "pırlantasız", "meanings": ["Pırlantası olmayan"]}, {"word": "pisleşme", "meanings": ["Pisleşmek durumu"]}, {"word": "pisleşmek", "meanings": ["Pis duruma gelmek"]}, {"word": "poşetlenme", "meanings": ["Poşetlenmek işi"]}, {"word": "poşetletmek", "meanings": ["Poşetleme işini yaptırmak"]}, {"word": "poşetletme", "meanings": ["Poşetletmek işi"]}, {"word": "poşetlenmek", "meanings": ["Poşetleme işi yapılmak"]}, {"word": "poşusuz", "meanings": ["Poşusu olmayan"]}, {"word": "pratikleştirme", "meanings": ["Pratikleştirmek işi"]}, {"word": "pratikleştirmek", "meanings": ["Pratik duruma getirmek"]}, {"word": "profesyonelleştirmek", "meanings": ["Profesyonel duruma getirmek"]}, {"word": "profesyonelleştirme", "meanings": ["Profesyonelleştirmek işi"]}, {"word": "promosyonsuz", "meanings": ["Promosyonu olmayan"]}, {"word": "projelendirilmek", "meanings": ["Proje durumuna getirilmek"]}, {"word": "projelendirilme", "meanings": ["Projelendirilmek işi"]}, {"word": "laikleştirilme", "meanings": ["Laikleştirilmek durumu"]}, {"word": "laikleştirilmek", "meanings": ["Laik duruma getirilmek"]}, {"word": "lakacılık", "meanings": ["Lakçılık"]}, {"word": "lakerdacılık", "meanings": ["Lakerdacının yaptığı iş"]}, {"word": "lakçılık", "meanings": ["Lakçının işi, lakacılık"]}, {"word": "latekssiz", "meanings": ["Özünde lateks bulundurmayan"]}, {"word": "radikalleştirme", "meanings": ["Radikalleştirme işi"]}, {"word": "lastiksiz", "meanings": ["Lastiği olmayan"]}, {"word": "radikalleştirmek", "meanings": ["Radikal duruma getirmek"]}, {"word": "rakamsız", "meanings": ["Rakamı olmayan"]}, {"word": "randımansız", "meanings": ["Randımanı olmayan"]}, {"word": "raporsuz", "meanings": ["Raporu olmayan"]}, {"word": "gayya", "meanings": ["Gayya kuyusu"]}, {"word": "sabitleştirilmek", "meanings": ["Sabit duruma getirilmek"]}, {"word": "sabitleştirilme", "meanings": ["Sabitleştirilmek işi"]}, {"word": "sadeleştirilme", "meanings": ["Sadeleştirilmek işi"]}, {"word": "sadeleştirilmek", "meanings": ["Sadeleştirme işi yapılmak"]}, {"word": "saflaştırılma", "meanings": ["Saflaştırılmak işi"]}, {"word": "saflaştırılmak", "meanings": ["Saf (II) duruma getirilmek"]}, {"word": "sağlamlaştırılmak", "meanings": ["Sağlam duruma getirilmek"]}, {"word": "sağlamlaştırılma", "meanings": ["Sağlamlaştırılmak işi"]}, {"word": "sancısız", "meanings": ["Sancısı olmayan", "Sıkıntısız"]}, {"word": "sahipli", "meanings": ["Bir kimsenin malı olan", "Koruyucusu, gözeteni bulunan"]}, {"word": "mezzosoprano", "meanings": ["Soprano ile kontralto arasında kadın sesi", "Sesi böyle olan sanatçı"]}, {"word": "moderato", "meanings": ["Tek başına kullanıldığında orta hızda bir tempoyu belirten bir söz", "Başka bir terimle birlikte kullanıldığında gösterilen temponun biraz yavaşlatılması gerektiğini anlatan bir söz"]}, {"word": "aktüer", "meanings": ["İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse"]}, {"word": "aktüeryal", "meanings": ["Sigorta risklerine ve istatistiklere dayanan"]}, {"word": "sansürsüz", "meanings": ["Sansürü olmayan"]}, {"word": "deodorant", "meanings": ["Vücudun belli bölgelerinden hoş olmayan kokuların çıkmaması için sıkılarak kullanılan güzel kokulu madde"]}, {"word": "dedantör", "meanings": ["Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt"]}, {"word": "ayrıyeten", "meanings": ["343 ayrıca"]}, {"word": "abartısızlık", "meanings": ["Abartısız olma durumu"]}, {"word": "abdestlilik", "meanings": ["Abdestli olma durumu"]}, {"word": "abdestsizlik", "meanings": ["Abdestsiz olma durumu"]}, {"word": "abur cuburluk", "meanings": ["Abur cubur olma durumu"]}, {"word": "acıklılık", "meanings": ["Acıklı olma durumu"]}, {"word": "açıklayıcılık", "meanings": ["Açıklayıcı olma durumu"]}, {"word": "acısızlık", "meanings": ["Acısız olma durumu"]}, {"word": "açık saçıklık", "meanings": ["Açık saçık olma durumu"]}, {"word": "açık seçiklik", "meanings": ["Açık seçik olma durumu"]}, {"word": "adillik", "meanings": ["Adil olma durumu"]}, {"word": "adli tabiplik", "meanings": ["Adli tabip olma durumu", "Adli tabibin çalıştığı yer"]}, {"word": "adli polislik", "meanings": ["Adli polisin yaptığı iş"]}, {"word": "ekolog", "meanings": ["Ekolojiyle uğraşan kimse, ekoloji uzmanı"]}, {"word": "ekoloji uzmanı", "meanings": ["Ekolog"]}, {"word": "ekolojizm", "meanings": ["Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı"]}, {"word": "sakızcı", "meanings": ["Sakız yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sakızcılık", "meanings": ["Sakızcının işi ve mesleği"]}, {"word": "sarılaştırma", "meanings": ["Sarılaştırmak işi"]}, {"word": "sarılaştırmak", "meanings": ["Sarı duruma getirmek"]}, {"word": "sarımsaklatma", "meanings": ["Sarımsaklatmak işi"]}, {"word": "sarımsaklatmak", "meanings": ["Sarımsaklı duruma getirmek"]}, {"word": "sembolleştirilme", "meanings": ["Simgeleştirilme"]}, {"word": "sembolleştirilmek", "meanings": ["Simgeleştirilmek"]}, {"word": "serpiştirilmek", "meanings": ["Serpiştirme işine konu olmak"]}, {"word": "serpiştirilme", "meanings": ["Serpiştirilmek işi"]}, {"word": "sesletme", "meanings": ["Sesletmek işi"]}, {"word": "sesletmek", "meanings": ["Sesleme işini yaptırmak"]}, {"word": "sevimsizleştirme", "meanings": ["Sevimsizleştirmek durumu, antipatikleştirme"]}, {"word": "sevimsizleştirmek", "meanings": ["Sevimsiz duruma getirmek, antipatikleştirmek"]}, {"word": "sıkılaştırma", "meanings": ["Sıkılaştırmak işi"]}, {"word": "sıradanlaştırma", "meanings": ["Bayağılaştırma"]}, {"word": "sıradanlaştırmak", "meanings": ["Bayağılaştırmak"]}, {"word": "sıkılaştırmak", "meanings": ["Sıkı duruma getirmek"]}, {"word": "sızısız", "meanings": ["Sızısı olmayan", "Sızı olmaksızın"]}, {"word": "silahlandırılma", "meanings": ["Silahlandırılmak işi"]}, {"word": "silahlandırılmak", "meanings": ["Silahlandırma işine konu olmak"]}, {"word": "simgeleştirme", "meanings": ["Simgeleştirmek işi, sembolleştirme"]}, {"word": "simgeleştirmek", "meanings": ["Bir olayı, bir insan veya bir duyguyu sembollere başvurarak anlatmak, sembolleştirmek"]}, {"word": "sorguçlanma", "meanings": ["Sorguçlanmak durumu"]}, {"word": "sulandırılma", "meanings": ["Sulandırılmak işi"]}, {"word": "stressiz", "meanings": ["Stresi olmayan, stresi bulunmayan"]}, {"word": "sulandırılmak", "meanings": ["Sulandırma işi yapılmak"]}, {"word": "sündürülme", "meanings": ["Sündürülmek işi"]}, {"word": "sündürülmek", "meanings": ["Sündürme işi yapılmak"]}, {"word": "süngüsüz", "meanings": ["Süngüsü olmayan"]}, {"word": "süngersiz", "meanings": ["Süngeri olmayan"]}, {"word": "korist", "meanings": ["Koro ile birlikte şarkı söyleyen kimse"]}, {"word": "sürgüsüz", "meanings": ["Sürgüsü olmayan"]}, {"word": "süratsiz", "meanings": ["Sürati olmayan"]}, {"word": "şaibesiz", "meanings": ["Şaibesi olmayan"]}, {"word": "şampanyasız", "meanings": ["Şampanya verilmeyen"]}, {"word": "şarıltılı", "meanings": ["Şarıltısı olan"]}, {"word": "şarıltısız", "meanings": ["Şarıltısı olmayan"]}, {"word": "şarjörsüz", "meanings": ["Şarjörü olmayan"]}, {"word": "şarjörlü", "meanings": ["Şarjörü olan"]}, {"word": "şartlandırılmak", "meanings": ["Şartlandırma işi yapılmak, koşullandırılmak"]}, {"word": "şartlandırılma", "meanings": ["Şartlandırılmak işi, koşullandırılma"]}, {"word": "şaşaasız", "meanings": ["Görkemsiz", "Parıltısı olmayan"]}, {"word": "şehirlileştirme", "meanings": ["Şehirlileştirmek işi"]}, {"word": "şeffaflaştırılma", "meanings": ["Saydamlaştırılma"]}, {"word": "şeffaflaştırılmak", "meanings": ["Saydamlaştırılmak"]}, {"word": "şehirlileştirmek", "meanings": ["Şehirli duruma getirmek"]}, {"word": "şehvetsiz", "meanings": ["Cinsel isteği olmayan"]}, {"word": "şekerleştirme", "meanings": ["Şekerleştirmek durumu"]}, {"word": "şekerleştirmek", "meanings": ["Şekerli duruma getirmek"]}, {"word": "şekillendirilme", "meanings": ["Biçimlendirilme"]}, {"word": "şekillendirilmek", "meanings": ["Biçimlendirilmek"]}, {"word": "şekilleşme", "meanings": ["Biçimlenme"]}, {"word": "şekilleşmek", "meanings": ["Biçimlenmek"]}, {"word": "şimşeksiz", "meanings": ["Şimşeği olmayan"]}, {"word": "şırasız", "meanings": ["Şırası olmayan"]}, {"word": "şişletme", "meanings": ["Şişletmek işi"]}, {"word": "şişletmek", "meanings": ["Şişleme işini yaptırmak"]}, {"word": "tabakçılık", "meanings": ["Tabakçı olma durumu"]}, {"word": "tabiileştirmek", "meanings": ["Doğal duruma getirmek"]}, {"word": "tabiileştirme", "meanings": ["Tabiileştirmek işi"]}, {"word": "tabulaştırma", "meanings": ["Tabulaştırmak işi"]}, {"word": "taksitlendirilme", "meanings": ["Taksitlendirilmek işi"]}, {"word": "taksitlendirilmek", "meanings": ["Taksitli duruma getirilmek"]}, {"word": "tabulaştırmak", "meanings": ["Tabu durumuna getirmek"]}, {"word": "tanesiz", "meanings": ["Tanesi olmayan"]}, {"word": "tanılma", "meanings": ["Tanılmak işi"]}, {"word": "tanısız", "meanings": ["Tanısı olmayan"]}, {"word": "presto", "meanings": ["Çabuk, çok çabuk bir tempo ile", "Bu tempo ile çalınan müzik parçası"]}, {"word": "V", "meanings": ["Vanadyum elementinin simgesi"]}, {"word": "trio", "meanings": ["Üçlü"]}, {"word": "Ha", "meanings": ["Hahniyum elementinin simgesi"]}, {"word": "Fm", "meanings": ["Fermiyum elementinin simgesi"]}, {"word": "ordu donatım", "meanings": ["Silahlı kuvvetlerin savaş araç gereç vb. gereksinimlerini sağlamakla görevli sınıf"]}, {"word": "Bk", "meanings": ["Berkelyum elementinin simgesi"]}, {"word": "tasfiyecilik", "meanings": ["Tasfiyeci olma durumu", "Özleştirmecilik"]}, {"word": "tartışmasız", "meanings": ["Tartışma götürmez"]}, {"word": "Tatarlaşma", "meanings": ["Tatarlaşmak durumu"]}, {"word": "tavlandırma", "meanings": ["Tavlandırmak işi"]}, {"word": "tazeletme", "meanings": ["Tazeletmek işi"]}, {"word": "tazeletmek", "meanings": ["Taze duruma getirmek"]}, {"word": "tembihsiz", "meanings": ["Uyarılmamış, hatırlatılmamış, tembih edilmemiş"]}, {"word": "tekrarsız", "meanings": ["Tekrarı olmayan, yinelemesiz"]}, {"word": "torpilsiz", "meanings": ["Torpili olmayan", "Torpil olmaksızın"]}, {"word": "tenkitsiz", "meanings": ["Eleştirmesiz"]}, {"word": "tokasız", "meanings": ["Tokası olmayan"]}, {"word": "tevazusuz", "meanings": ["Tevazusu olmayan"]}, {"word": "tokatlatma", "meanings": ["Tokatlatmak işi"]}, {"word": "tokatlatmak", "meanings": ["Tokatlama işini yaptırmak"]}, {"word": "torbasız", "meanings": ["Torbası olmayan"]}, {"word": "tökezme", "meanings": ["Tökezmek işi"]}, {"word": "tökezletme", "meanings": ["Tökezletmek işi"]}, {"word": "tökezletmek", "meanings": ["Tökezleme işini yaptırmak"]}, {"word": "törpületmek", "meanings": ["Törpüleme işini yaptırmak"]}, {"word": "töresiz", "meanings": ["Töresi olmayan"]}, {"word": "törpüsüz", "meanings": ["Törpülenmemiş"]}, {"word": "törpületme", "meanings": ["Törpületmek işi"]}, {"word": "tövbesiz", "meanings": ["Tövbe etmemiş"]}, {"word": "tutkusuz", "meanings": ["Tutkusu olmayan, ihtirassız"]}, {"word": "tuzaklanma", "meanings": ["Tuzaklanmak işi"]}, {"word": "tünme", "meanings": ["Tünmek işi"]}, {"word": "uçkursuz", "meanings": ["Uçkuru olmayan"]}, {"word": "uğultusuz", "meanings": ["Uğultusu olmayan"]}, {"word": "uydulaştırma", "meanings": ["Uydulaştırmak durumu"]}, {"word": "uygulayıcılık", "meanings": ["Uygulayıcı olma durumu"]}, {"word": "uygulayımcılık", "meanings": ["Uygulayımcı olma durumu"]}, {"word": "ürkülü", "meanings": ["Ürkü veren"]}, {"word": "ürküntüsüz", "meanings": ["Ürküntü vermeyen"]}, {"word": "vasıflandırılma", "meanings": ["Nitelendirilme"]}, {"word": "vazifesiz", "meanings": ["Ödevi, görevi olmayan"]}, {"word": "vasıflandırılmak", "meanings": ["Nitelendirilmek"]}, {"word": "vazgelme", "meanings": ["Vazgeçme"]}, {"word": "verimsizleştirme", "meanings": ["Verimsizleştirmek durumu"]}, {"word": "verimsizleştirmek", "meanings": ["Verimsiz duruma getirmek"]}, {"word": "vurunma", "meanings": ["Vurunmak işi"]}, {"word": "vestiyercilik", "meanings": ["Vestiyerci olma durumu"]}, {"word": "yünsüz", "meanings": ["Yünü olmayan"]}, {"word": "tamlamak", "meanings": ["Tamlama oluşturmak", "Tamamlamak"]}, {"word": "yaftalanma", "meanings": ["Yaftalanmak işi"]}, {"word": "yıprama", "meanings": ["Yıpramak işi"]}, {"word": "yarayışsız", "meanings": ["Yararsız"]}, {"word": "yonulma", "meanings": ["Yontulma"]}, {"word": "yöreselleştirme", "meanings": ["Yöreselleştirmek işi"]}, {"word": "yöreselleştirmek", "meanings": ["Yöresel duruma getirmek"]}, {"word": "yüpürme", "meanings": ["Yüpürmek işi"]}, {"word": "yüzleştirilme", "meanings": ["Yüzleştirilmek işi"]}, {"word": "yüzleştirilmek", "meanings": ["Yüzleşme işi yaptırılmak"]}, {"word": "yüzsüzleştirilme", "meanings": ["Yüzsüzleştirilmek işi"]}, {"word": "zamsız", "meanings": ["Fiyatı arttırılmamış"]}, {"word": "yüzsüzleştirilmek", "meanings": ["Yüzsüzleşme işi yaptırılmak"]}, {"word": "adsızlık", "meanings": ["Adsız olma durumu, isimsizlik"]}, {"word": "agresiflik", "meanings": ["Saldırgan olma durumu"]}, {"word": "ağaçsızlık", "meanings": ["Ağaçsız olma durumu"]}, {"word": "ağdacılık", "meanings": ["Ağdacının yaptığı iş"]}, {"word": "ağdalılık", "meanings": ["Ağdalı olma durumu"]}, {"word": "ağrısızlık", "meanings": ["Ağrısız olma durumu"]}, {"word": "ağzı açıklık", "meanings": ["Ağzı açık olma durumu"]}, {"word": "ağzı bozukluk", "meanings": ["Ağzı bozuk olma durumu"]}, {"word": "ağzı gevşeklik", "meanings": ["Ağzı gevşek olma durumu"]}, {"word": "ağzı sıkılık", "meanings": ["Ağzı sıkı olma durumu, sır saklama, ketumiyet, ketumluk"]}, {"word": "ahestelik", "meanings": ["Aheste olma durumu"]}, {"word": "akıllara seza", "meanings": ["Akla zarar"]}, {"word": "akıntısız", "meanings": ["Akıntısı olmayan"]}, {"word": "akla yakınlık", "meanings": ["Akla yakın olma durumu"]}, {"word": "akla yatkınlık", "meanings": ["Akla yatkın olma durumu"]}, {"word": "akliyecilik", "meanings": ["Akliyecinin yaptığı iş", "Akliyeci olma durumu"]}, {"word": "sıvazlanma", "meanings": ["Sıvazlanmak işi"]}, {"word": "sıvazlanmak", "meanings": ["Sıvazlama işi yapılmak"]}, {"word": "şişmanlaşma", "meanings": ["Şişmanlaşmak işi"]}, {"word": "şişmanlaşmak", "meanings": ["Şişman duruma gelmek"]}, {"word": "dış ses", "meanings": ["Sinema ve televizyonda görüntüsü olmayan kişiye ait söz"]}, {"word": "su topçu", "meanings": ["Su topu oynayan kimse"]}, {"word": "hanut", "meanings": ["Özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzde"]}, {"word": "hanutçu", "meanings": ["Hanut karşılığında turistleri belirli dükkânlara götüren kimse"]}, {"word": "hanutçuluk", "meanings": ["Hanutçunun yaptığı iş"]}, {"word": "hüsnüzan", "meanings": ["İyi niyet"]}, {"word": "hüsnüzan etmek", "meanings": ["iyi niyet beslemek"]}, {"word": "bilişsel", "meanings": ["Bilişle ilgili, zekânın işleyişiyle ilgili, kognitif"]}, {"word": "kognitif", "meanings": ["Bilişsel"]}, {"word": "doğal gaz sayacı", "meanings": ["Gaz sayacı"]}, {"word": "fizik tedavi uygulayıcısı", "meanings": ["Fizik tedavi yapan kimse"]}, {"word": "gündüzki", "meanings": ["Gündüz olan"]}, {"word": "geçici işçilik", "meanings": ["Geçici işçi olma durumu"]}, {"word": "geçişlilik", "meanings": ["Geçişli olma durumu"]}, {"word": "geçişsizlik", "meanings": ["Geçişsiz olma durumu"]}, {"word": "gelişimci", "meanings": ["Gelişim gösteren kimse", "İlerleyen kimse"]}, {"word": "gen", "meanings": ["Geniş"]}, {"word": "gelişkinlik", "meanings": ["Gelişkin olma durumu"]}, {"word": "gelişimcilik", "meanings": ["Gelişimci olma durumu"]}, {"word": "geniş gönüllülük", "meanings": ["Geniş gönüllü olma durumu"]}, {"word": "geniş ufukluluk", "meanings": ["Geniş ufuklu olma durumu"]}, {"word": "geniş yüreklilik", "meanings": ["Geniş yürekli olma durumu"]}, {"word": "gerillalık", "meanings": ["Gerilla olma durumu"]}, {"word": "bir gıdım", "meanings": ["Çok az miktarda"]}, {"word": "muhabbet tellallığı", "meanings": ["Pezevenklik"]}, {"word": "godoşluk", "meanings": ["Pezevenklik"]}, {"word": "dümbüklük", "meanings": ["Pezevenklik"]}, {"word": "nüks etmek", "meanings": ["hastalık veya başka bir durum yeniden ortaya çıkmak, depreşmek, üstelemek"]}, {"word": "Edirnekâri", "meanings": ["Tahta üzerine boya ve altın yaldız ile yapılan nakış"]}, {"word": "tutam", "meanings": ["Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti (II), lot"]}, {"word": "lot", "meanings": ["Tutam (II)"]}, {"word": "Gotça", "meanings": ["Gotların dili", "Bu dille yazılmış olan"]}, {"word": "nüks", "meanings": ["Bir durumun veya olayın yeniden ortaya çıkması"]}, {"word": "celbetme", "meanings": ["Celbetmek işi"]}, {"word": "eli bol", "meanings": ["Cömert"]}, {"word": "celbetmek", "meanings": ["Kendine çekmek", "Getirtmek"]}, {"word": "kesbetme", "meanings": ["Kesbetmek işi"]}, {"word": "gasbetme", "meanings": ["Gasbetmek işi"]}, {"word": "kesbetmek", "meanings": ["Kazanmak, elde etmek"]}, {"word": "gasbetmek", "meanings": ["Bir şeyi zorla, izinsiz almak"]}, {"word": "selbetme", "meanings": ["Selbetmek işi"]}, {"word": "selbetmek", "meanings": ["Zorla almak, kapmak", "Kaldırma, kaçırma, yok etme"]}, {"word": "dercetmek", "meanings": ["Almak, toplamak"]}, {"word": "dercetme", "meanings": ["Dercetmek işi"]}, {"word": "görme engellilik", "meanings": ["Görme engelli olma durumu, körlük, âmâlık"]}, {"word": "göz bilimci", "meanings": ["Göz bilimiyle uğraşan kimse, oftalmolog"]}, {"word": "mortgage", "meanings": ["343 tutulu satış"]}, {"word": "tutulu satış", "meanings": ["Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması, tutsat"]}, {"word": "kollayıcı", "meanings": ["Koruyucu"]}, {"word": "gözü açlık", "meanings": ["Gözü aç olma durumu"]}, {"word": "gözü açıklık", "meanings": ["Gözü açık olma durumu"]}, {"word": "göz açıklığı", "meanings": ["Gözü açık olma durumu"]}, {"word": "gözü bağlılık", "meanings": ["Gözü bağlı olma durumu"]}, {"word": "gözü karalık", "meanings": ["Gözü kara olma durumu"]}, {"word": "gözü kapalılık", "meanings": ["Gözü kapalı olma durumu"]}, {"word": "gözü peklik", "meanings": ["Gözü pek olma durumu"]}, {"word": "gözü sululuk", "meanings": ["Gözü sulu olma durumu"]}, {"word": "gözü tokluk", "meanings": ["Gözü tok olma durumu"]}, {"word": "aktarıcılık", "meanings": ["Aktarıcının yaptığı iş"]}, {"word": "alakadarlık", "meanings": ["İlgililik"]}, {"word": "alerjili", "meanings": ["Alerjisi olan"]}, {"word": "alerjisiz", "meanings": ["Alerjisi olmayan"]}, {"word": "alkışlatma", "meanings": ["Alkışlatmak işi"]}, {"word": "alışılmışlık", "meanings": ["Alışılmış olma durumu"]}, {"word": "alkışlatmak", "meanings": ["Alkışlama işini yaptırmak"]}, {"word": "alternatifli", "meanings": ["Seçenekli"]}, {"word": "alternatifsiz", "meanings": ["Seçeneksiz"]}, {"word": "alternatiflilik", "meanings": ["Seçeneklilik"]}, {"word": "alternatifsizlik", "meanings": ["Seçeneksizlik"]}, {"word": "altın yüreklilik", "meanings": ["Altın yürekli olma durumu"]}, {"word": "andavallık", "meanings": ["Andavallılık"]}, {"word": "anlaşılmazlık", "meanings": ["Anlaşılmaz olma durumu"]}, {"word": "antidemokratiklik", "meanings": ["Antidemokratik olma durumu"]}, {"word": "antiemperyalistlik", "meanings": ["Antiemperyalist olma durumu"]}, {"word": "antikapitalistlik", "meanings": ["Antikapitalist olma durumu"]}, {"word": "antikomünistlik", "meanings": ["Antikomünist olma durumu"]}, {"word": "antipatiklik", "meanings": ["Sevimsizlik"]}, {"word": "antisemitlik", "meanings": ["Antisemit olma durumu"]}, {"word": "antisemitistlik", "meanings": ["Antisemitist olma durumu"]}, {"word": "arbedeci", "meanings": ["Gürültülü kavga yapan, patırtı çıkaran kimse"]}, {"word": "arkasızlık", "meanings": ["Arkasız olma durumu"]}, {"word": "arlanmazlık", "meanings": ["Arlanmaz olma durumu"]}, {"word": "armadorluk", "meanings": ["Armador olma durumu"]}, {"word": "armasız", "meanings": ["Arma bulunmayan"]}, {"word": "aromasız", "meanings": ["Aroması olmayan"]}, {"word": "art niyetli", "meanings": ["Art niyeti olan, art niyet besleyen"]}, {"word": "art niyetlilik", "meanings": ["Art niyetli olma durumu"]}, {"word": "asansörcülük", "meanings": ["Asansörcünün işi"]}, {"word": "asık suratlılık", "meanings": ["Asık suratlı olma durumu"]}, {"word": "aslan yüreklilik", "meanings": ["Aslan yürekli olma durumu"]}, {"word": "ateşe dayanıklılık", "meanings": ["Ateşe dayanıklı olma durumu"]}, {"word": "assolistlik", "meanings": ["Assolist olma durumu"]}, {"word": "asosyallik", "meanings": ["Asosyal olma durumu"]}, {"word": "ateşperestlik", "meanings": ["Ateşperest olma durumu"]}, {"word": "ayakçılık", "meanings": ["Ayakçının yaptığı iş"]}, {"word": "ayran gönüllülük", "meanings": ["Ayran gönüllü olma durumu"]}, {"word": "ayırıcılık", "meanings": ["Ayırıcı olma durumu"]}, {"word": "azmanlık", "meanings": ["Azman olma durumu"]}, {"word": "babasızlık", "meanings": ["Yetimlik"]}, {"word": "badem bıyıklı", "meanings": ["Badem bıyığı olan"]}, {"word": "bacılık", "meanings": ["Bacı olma durumu", "Bacı kadar sevilen kadın"]}, {"word": "bademcilik", "meanings": ["Bademcinin yaptığı iş"]}, {"word": "badireli", "meanings": ["Badiresi olan"]}, {"word": "bağlaşımsız", "meanings": ["Aralarında karşılıklı destek ve bağımlılık bulunmayan"]}, {"word": "badiresiz", "meanings": ["Badiresi olmayan"]}, {"word": "bağlayıcılık", "meanings": ["Bağlayıcı olma durumu"]}, {"word": "bahisçilik", "meanings": ["Bahisçi olma durumu"]}, {"word": "bahtlılık", "meanings": ["Bahtlı olma durumu"]}, {"word": "bakar körlük", "meanings": ["Bakar kör olma durumu"]}, {"word": "balalık", "meanings": ["Bala olma durumu"]}, {"word": "bakilik", "meanings": ["Baki olma durumu"]}, {"word": "baldırı çıplaklık", "meanings": ["Baldırı çıplak olma durumu"]}, {"word": "dördüncülük", "meanings": ["Dördüncü olma durumu"]}, {"word": "beşincilik", "meanings": ["Beşinci olma durumu"]}, {"word": "altıncılık", "meanings": ["Altıncının yaptığı iş"]}, {"word": "yedincilik", "meanings": ["Yedinci olma durumu"]}, {"word": "sekizincilik", "meanings": ["Sekizinci olma durumu"]}, {"word": "dokuzunculuk", "meanings": ["Dokuzuncu olma durumu"]}, {"word": "onunculuk", "meanings": ["Onuncu olma durumu"]}, {"word": "bol keseden", "meanings": ["Bol bol, ölçüsüz bir biçimde"]}, {"word": "baletlik", "meanings": ["Balet olma durumu"]}, {"word": "bandrolsüz", "meanings": ["Bandrolü olmayan"]}, {"word": "bankerzedelik", "meanings": ["Bankerzede olma durumu"]}, {"word": "bariyersiz", "meanings": ["Bariyeri olmayan"]}, {"word": "bariyerli", "meanings": ["Bariyeri olan"]}, {"word": "barizlik", "meanings": ["Bariz olma durumu"]}, {"word": "barkodlu", "meanings": ["Barkodu olan"]}, {"word": "barkodsuz", "meanings": ["Barkodu olmayan"]}, {"word": "basamaksız", "meanings": ["Basamağı olmayan", "Basamak olmadan"]}, {"word": "basmakalıplık", "meanings": ["Basmakalıp olma durumu"]}, {"word": "başefendilik", "meanings": ["Başefendi olma durumu"]}, {"word": "bateristlik", "meanings": ["Baterist olma durumu"]}, {"word": "başyardımcılık", "meanings": ["Başyardımcı olma durumu", "Başyardımcının yaptığı iş"]}, {"word": "baykuşluk", "meanings": ["Baykuş olma durumu"]}, {"word": "bayrakçılık", "meanings": ["Bayrakçının yaptığı iş"]}, {"word": "bedelsizlik", "meanings": ["Bedelsiz olma durumu"]}, {"word": "belirtisizlik", "meanings": ["Belirtisiz olma durumu"]}, {"word": "bedhahlık", "meanings": ["Bedhah olma durumu"]}, {"word": "beğenilirlik", "meanings": ["Beğenilir olma durumu"]}, {"word": "besteletmek", "meanings": ["Besteleme işini yaptırmak"]}, {"word": "besteletme", "meanings": ["Besteletmek işi"]}, {"word": "beş parasızlık", "meanings": ["Beş parasız olma durumu"]}, {"word": "bilmişlik", "meanings": ["Bilmiş olma durumu"]}, {"word": "betonculuk", "meanings": ["Betoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "bitimlilik", "meanings": ["Bitimli olma durumu"]}, {"word": "biraderlik", "meanings": ["Birader olma durumu"]}, {"word": "bitimsizlik", "meanings": ["Bitimsiz olma durumu"]}, {"word": "bitirmişlik", "meanings": ["Bitirmiş olma durumu"]}, {"word": "borsa aracılığı", "meanings": ["Borsa aracısı olma durumu"]}, {"word": "borsa komiserliği", "meanings": ["Borsa komiseri olma durumu"]}, {"word": "borsa simsarlığı", "meanings": ["Borsa simsarı olma durumu"]}, {"word": "borsa komisyonculuğu", "meanings": ["Borsa komisyoncusu olma durumu"]}, {"word": "boş kafalılık", "meanings": ["Boş kafalı olma durumu"]}, {"word": "başkahramanlık", "meanings": ["Başkahraman olma durumu"]}, {"word": "bölgesellik", "meanings": ["Bölgesel olma durumu"]}, {"word": "boynu büküklük", "meanings": ["Boynu bükük olma durumu"]}, {"word": "bölüntülü", "meanings": ["Bölüntüsü olan"]}, {"word": "bölüntüsüz", "meanings": ["Bölüntüsü olmayan"]}, {"word": "bölütsüz", "meanings": ["Bölütlere, halkalara ayrılmamış olan"]}, {"word": "bukalemunluk", "meanings": ["Bukalemun olma durumu"]}, {"word": "buluculuk", "meanings": ["Bulucu olma durumu"]}, {"word": "bulvarlı", "meanings": ["Bulvarı olan"]}, {"word": "burnu büyüklük", "meanings": ["Burnu büyük olma durumu"]}, {"word": "butaforculuk", "meanings": ["Butaforcunun yaptığı iş"]}, {"word": "buyrukçuluk", "meanings": ["Buyrukçu olma durumu"]}, {"word": "can alıcılık", "meanings": ["Can alıcı olma durumu"]}, {"word": "cananlık", "meanings": ["Canan olma durumu"]}, {"word": "canciğerlik", "meanings": ["Canciğer olma durumu"]}, {"word": "cin fikirlilik", "meanings": ["Cin fikirli olma durumu"]}, {"word": "çatık çehreli", "meanings": ["Çatık yüzlü"]}, {"word": "çevrintili", "meanings": ["Çevrintisi olan"]}, {"word": "çocuk ruhluluk", "meanings": ["Çocuk ruhlu olma durumu"]}, {"word": "dar görüşlülük", "meanings": ["Dar görüşlü olma durumu, kısa görüşlülük"]}, {"word": "dava vekilliği", "meanings": ["Dava vekili olma durumu"]}, {"word": "demokratiklik", "meanings": ["Demokratik olma durumu"]}, {"word": "deccallık", "meanings": ["Deccal olma durumu"]}, {"word": "dildaşlık", "meanings": ["Dildaş olma durumu"]}, {"word": "dirayetlilik", "meanings": ["Dirayetli olma durumu"]}, {"word": "evdeşlik", "meanings": ["Evdeş olma durumu"]}, {"word": "globalleştirme", "meanings": ["Küreselleştirme"]}, {"word": "formalitesiz", "meanings": ["Formalitesi olmayan"]}, {"word": "globalleştirmek", "meanings": ["Küreselleştirmek"]}, {"word": "küreselleştirme", "meanings": ["Küreselleştirmek işi"]}, {"word": "goşistlik", "meanings": ["Goşist olma durumu"]}, {"word": "küreselleştirmek", "meanings": ["Küreselleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "cayırtılı", "meanings": ["Cayırtısı olan"]}, {"word": "cingözlük", "meanings": ["Cingöz olma durumu"]}, {"word": "çatık suratlı", "meanings": ["Çatık yüzlü"]}, {"word": "alengir", "meanings": ["Hile, düzen, tuzak", "Gösteriş, fiyaka"]}, {"word": "hayvanseverlik", "meanings": ["Hayvansever olma durumu"]}, {"word": "hayvansever", "meanings": ["Hayvanları seven, haklarını koruyan, onlara iyi davranan"]}, {"word": "çevrintisiz", "meanings": ["Çevrintisi olmayan"]}, {"word": "çok partililik", "meanings": ["Çok partili olma durumu"]}, {"word": "dar kafalılık", "meanings": ["Dar kafalı olma durumu"]}, {"word": "dayanılmazlık", "meanings": ["Dayanılmaz olma durumu"]}, {"word": "dediğim dedikçilik", "meanings": ["Dediğim dedikçi olma durumu"]}, {"word": "denetimcilik", "meanings": ["Denetimci olma durumu"]}, {"word": "bordrolu", "meanings": ["Bordrosu olan"]}, {"word": "bordrosuz", "meanings": ["Bordrosu olmayan"]}, {"word": "dindaşlık", "meanings": ["Dindaş olma durumu"]}, {"word": "dizicilik", "meanings": ["Dizicinin yaptığı iş"]}, {"word": "eli sıkılık", "meanings": ["Cimrilik"]}, {"word": "gamzesiz", "meanings": ["Gamzesi olmayan"]}, {"word": "gamzeli", "meanings": ["Gamzesi olan"]}, {"word": "cazırtılı", "meanings": ["Cazırtısı olan"]}, {"word": "çağrıcılık", "meanings": ["Çağrıcının yaptığı iş"]}, {"word": "cazırtısız", "meanings": ["Cazırtısı olmayan"]}, {"word": "çifte standartlık", "meanings": ["Çifte standart olma durumu"]}, {"word": "çatık yüzlü", "meanings": ["Yüzü asık olan, çatık çehreli, çatık suratlı"]}, {"word": "çok sözlülük", "meanings": ["Çok sözlü olma durumu"]}, {"word": "dedikodulu", "meanings": ["Dedikodusu olan"]}, {"word": "darmadağınlık", "meanings": ["Darmadağın olma durumu, darmadağınıklık"]}, {"word": "dedikodusuz", "meanings": ["Dedikodusu olmayan"]}, {"word": "dili tutukluk", "meanings": ["Dili tutuk olma durumu"]}, {"word": "eli uzunluk", "meanings": ["Eli uzun olma durumu"]}, {"word": "ceketsiz", "meanings": ["Ceketi olmayan"]}, {"word": "ceketli", "meanings": ["Ceketi olan"]}, {"word": "çekiniklik", "meanings": ["Çekinik olma durumu"]}, {"word": "çok ulusluluk", "meanings": ["Çok uluslu olma durumu"]}, {"word": "çifte standartsız", "meanings": ["Çifte standardı olmayan"]}, {"word": "çifte standartlı", "meanings": ["Çifte standardı olan"]}, {"word": "darmadağınıklık", "meanings": ["Darmadağınlık"]}, {"word": "dayatmacılık", "meanings": ["Dayatmacı olma durumu"]}, {"word": "depolatma", "meanings": ["Depolatmak işi"]}, {"word": "dini bütünlük", "meanings": ["Dini bütün olma durumu"]}, {"word": "eli yatkınlık", "meanings": ["Eli yatkın olma durumu"]}, {"word": "depolatmak", "meanings": ["Depolama işini yaptırmak"]}, {"word": "doymuşluk", "meanings": ["Doymuş olma durumu"]}, {"word": "fiyonklu", "meanings": ["Fiyongu olan"]}, {"word": "fiyonksuz", "meanings": ["Fiyongu olmayan"]}, {"word": "geyşalık", "meanings": ["Geyşa olma durumu"]}, {"word": "çarpmalı", "meanings": ["Çarpma yapılabilen"]}, {"word": "çarpmasız", "meanings": ["Çarpma yapılamayan"]}, {"word": "çelişkenlik", "meanings": ["Çelişken olma durumu"]}, {"word": "çok yüzlülük", "meanings": ["Çok yüzlü olma durumu"]}, {"word": "çifte vatandaş", "meanings": ["İki ayrı devlet vatandaşlığına sahip olan kimse"]}, {"word": "darmadumanlık", "meanings": ["Darmaduman olma durumu"]}, {"word": "dayaksız", "meanings": ["Dayağı olmayan"]}, {"word": "değişmezlik", "meanings": ["Değişmez olma durumu"]}, {"word": "doyumluluk", "meanings": ["Doyumlu olma durumu"]}, {"word": "elitlik", "meanings": ["Elit olma durumu"]}, {"word": "cımbızcılık", "meanings": ["Cımbızcının yaptığı iş"]}, {"word": "gizemsellik", "meanings": ["Gizemsel olma durumu, mistiklik"]}, {"word": "çatıcılık", "meanings": ["Çatıcı olma durumu", "Çatıcının yaptığı iş"]}, {"word": "çelişkisizlik", "meanings": ["Çelişkisiz olma durumu"]}, {"word": "çocuk bakıcılığı", "meanings": ["Çocuk bakıcısı olma durumu"]}, {"word": "dar gelirlilik", "meanings": ["Dar gelirli olma durumu"]}, {"word": "davacılık", "meanings": ["Davacı olma durumu"]}, {"word": "dikkafalılık", "meanings": ["Dikbaşlılık"]}, {"word": "anasonlu", "meanings": ["Anasonu olan"]}, {"word": "eğri sözlü", "meanings": ["Sözü kötü olan"]}, {"word": "esprisiz", "meanings": ["Esprisi olmayan", "Espri yapamayan"]}, {"word": "formaliteli", "meanings": ["Formalitesi olan"]}, {"word": "gladyatörlük", "meanings": ["Gladyatör olma durumu"]}, {"word": "abuk subukluk", "meanings": ["Saçmalık"]}, {"word": "alavere dalavere", "meanings": ["Hile"]}, {"word": "alavere dalavere yapmak (veya çevirmek)", "meanings": ["hileli, düzenli bir iş yapmak, yalanla dolanla iş görmek"]}, {"word": "anketörlük", "meanings": ["Anketçilik"]}, {"word": "anasonsuz", "meanings": ["Anasonu olmayan"]}, {"word": "apartma", "meanings": ["Apartmak işi"]}, {"word": "avanta", "meanings": ["Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç"]}, {"word": "sulhseverlik", "meanings": ["Barışseverlik"]}, {"word": "Hak", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "sinemaseverlik", "meanings": ["Sinemasever olma durumu"]}, {"word": "Hakk'ın rahmetine kavuşmak (veya Hakk'a kavuşmak veya Hakk'a yürümek)", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "sporseverlik", "meanings": ["Sporsever olma durumu"]}, {"word": "edebiyatseverlik", "meanings": ["Edebiyatsever olma durumu"]}, {"word": "sanatseverlik", "meanings": ["Sanatsever olma durumu"]}, {"word": "güçbeğenirlik", "meanings": ["Güçbeğenir olma durumu"]}, {"word": "habeş", "meanings": ["Derisinin rengi çok koyu esmer olan (kimse)"]}, {"word": "çiçekseverlik", "meanings": ["Çiçeksever olma durumu"]}, {"word": "Hak getire", "meanings": ["`yoktur, bulunmaz, ne arar` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "halka dönüklük", "meanings": ["Halka dönük olma durumu"]}, {"word": "har gür", "meanings": ["Tartışıp çekişme"]}, {"word": "harcetme", "meanings": ["Harcetmek işi"]}, {"word": "harcetmek", "meanings": ["Harcama yapmak"]}, {"word": "haremlik selamlık", "meanings": ["343 harem selamlık"]}, {"word": "hav", "meanings": ["Köpeğin çıkardığı ses"]}, {"word": "etkileşimli", "meanings": ["Etkileşimi olan, interaktif"]}, {"word": "onurluk", "meanings": ["Bir başarıyı veya durumu ödüllendirmek amacıyla verilen türlü biçimlerde levha, plaket"]}, {"word": "interaktif", "meanings": ["Etkileşimli"]}, {"word": "şuurlanmak", "meanings": ["Bilinçlenmek"]}, {"word": "şuurlanma", "meanings": ["Bilinçlenme"]}, {"word": "dürüm ekmeği", "meanings": ["Dürüm yapmakta kullanılan ekmek"]}, {"word": "gönlü dar", "meanings": ["İçi sıkıntılı olan (kimse)"]}, {"word": "kruvaziyer", "meanings": ["Büyük gezinti gemisi"]}, {"word": "oylaşma", "meanings": ["Müzakere"]}, {"word": "oylaşmak", "meanings": ["Müzakere etmek"]}, {"word": "alyan", "meanings": ["Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet"]}, {"word": "alyan anahtarı", "meanings": ["Alyan"]}, {"word": "haymana beygiri", "meanings": ["`İşsiz güçsüz dolaşmak` anlamındaki haymana beygiri gibi dolaşmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "aruz vezni", "meanings": ["Hecelerin uzunluk ve kısalık, kapalılık veya açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan divan edebiyatı nazım ölçüsü, aruz, aruz ölçüsü"]}, {"word": "Lokman Hekim", "meanings": ["Tadı güzel olan şeyler için kullanılan Lokman Hekim'in ye dediği deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "içgörü", "meanings": ["Kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneği"]}, {"word": "helalühoş", "meanings": ["Yapılmış bir iyilikten, yardımdan söz edilirken buna pişman olunmadığını anlatmak için söylenen helalühoş olsun cümlesinde geçen bir söz"]}, {"word": "sesli duyuru", "meanings": ["Bir durumu, bir haberi sesli bir biçimde bildirme, anons"]}, {"word": "nüdist", "meanings": ["Her yerde çıplak gezmeyi savunan kimse"]}, {"word": "nüdizm", "meanings": ["Her yerde çıplak yaşamayı savunan bir anlayış"]}, {"word": "streç", "meanings": ["Esnek", "Çeşitli maddelerin havayla etkileşimini ortadan kaldırmak amacıyla sarıldığı şeffaf paketleme malzemesi"]}, {"word": "bovling", "meanings": ["Özel olarak üretilmiş topla, bir bant üzerinde arkalı önlü dizilmiş kukaları uzaktan devirme amacına dayalı bir oyun türü"]}, {"word": "homojenleşmek", "meanings": ["Bağdaşıklaşmak"]}, {"word": "homojenleşme", "meanings": ["Bağdaşıklaşma"]}, {"word": "homojenleştirmek", "meanings": ["Bağdaşıklaştırmak"]}, {"word": "homojenleştirme", "meanings": ["Bağdaşıklaştırma"]}, {"word": "izafi değer", "meanings": ["Bağıl değer"]}, {"word": "hemfikirlik", "meanings": ["Hemfikir olma durumu"]}, {"word": "heriflik", "meanings": ["Herif olma durumu, herife yakışır davranışta bulunma"]}, {"word": "hesapçılık", "meanings": ["Hesapçı olma durumu, hesabilik"]}, {"word": "hesaplılık", "meanings": ["Hesaplı olma durumu"]}, {"word": "heveslendirme", "meanings": ["İsteklendirme"]}, {"word": "heveslendirmek", "meanings": ["İsteklendirmek"]}, {"word": "heveslilik", "meanings": ["Hevesli olma durumu"]}, {"word": "hevessizlik", "meanings": ["Hevessiz olma durumu"]}, {"word": "bir hoşluk", "meanings": ["Bir hoş olma durumu"]}, {"word": "hoyrat", "meanings": ["Güneydoğu Anadolu'da ve Irak'taki Türkler arasında tek başına söylenen bir tür ezgili deyiş"]}, {"word": "Hu", "meanings": ["Tanrı"]}, {"word": "bir hoşluğu olmak", "meanings": ["garip veya tuhaf bir durumda olmak"]}, {"word": "irtibatlı", "meanings": ["Bağlantılı"]}, {"word": "bloksuz ülkeler", "meanings": ["Bağlantısız ülkeler"]}, {"word": "irtibatsız", "meanings": ["Bağlantısız"]}, {"word": "müttefiklik", "meanings": ["Müttefik olma durumu"]}, {"word": "müşterek bahisçi", "meanings": ["Oyunlarda ve at yarışlarında yarışın sonuçlarını tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse, bahisçi"]}, {"word": "ihtiyat kuvvetleri", "meanings": ["Savaş sırasında harekâtın gelişmesine etkide bulunmak için her an savaşa girebilecek biçimde hazır bulundurulan birlikler"]}, {"word": "ikide birde", "meanings": ["İkide bir"]}, {"word": "paternalizm", "meanings": ["Babacılık"]}, {"word": "tazyikli", "meanings": ["Tazyiki olan"]}, {"word": "tazyikli su", "meanings": ["Basınçlı su"]}, {"word": "iri iri", "meanings": ["Büyük, çok iri"]}, {"word": "iri yapılı", "meanings": ["Uzun boylu ve etine dolgun (kimse), iri kıyım, iri yarı"]}, {"word": "işe uygunluk", "meanings": ["İşe uygun olma durumu"]}, {"word": "iyi kalplilik", "meanings": ["İyi kalpli olma durumu"]}, {"word": "iyi yüreklilik", "meanings": ["İyi yürekli olma durumu"]}, {"word": "iyi niyetlilik", "meanings": ["İyi niyetli olma durumu"]}, {"word": "iyi niyetli", "meanings": ["İyi niyet sahibi"]}, {"word": "bâtıni", "meanings": ["İçrek"]}, {"word": "mankurt", "meanings": ["Ulusal kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan"]}, {"word": "mankurtlaşma", "meanings": ["Mankurtlaşmak durumu"]}, {"word": "mankurtlaşmak", "meanings": ["Ulusal kimlikten uzaklaşmak, içinde bulunduğu topluma yabancılaşmak"]}, {"word": "aybaşı", "meanings": ["Belirli yaşlar arasında kadınların ayda bir döl yatağından kan gelmesi durumu, ay hâli, âdet"]}, {"word": "devegözü", "meanings": ["İri ve siyah taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "ay başı", "meanings": ["Ayın ilk günü, ay dönümü", "Ücret veya maaş alınan gün"]}, {"word": "mezaristan", "meanings": ["Mezarlık"]}, {"word": "botanikçilik", "meanings": ["Botanikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "boruculuk", "meanings": ["Borucunun yaptığı iş"]}, {"word": "biseksüellik", "meanings": ["Biseksüel olma durumu"]}, {"word": "zimmetli", "meanings": ["Zimmet edilmiş"]}, {"word": "bol kepçeden", "meanings": ["Çok fazla", "Gereksiz olarak"]}, {"word": "zimmetleme", "meanings": ["Zimmetlemek işi"]}, {"word": "zimmetlemek", "meanings": ["Herhangi bir şeyi bir kimsenin üzerine emanet olarak kaydetmek"]}, {"word": "zumlamak", "meanings": ["Bir nesnenin görüntüsünü büyütmek için objektifin odak uzaklığını değiştirmek, zum yapmak", "Bir konunun belirli bir noktasına yoğunlaşmak"]}, {"word": "zumlama", "meanings": ["Zumlamak işi"]}, {"word": "esericedit", "meanings": ["Resmî yazışmalarda kullanılan, büyük boy yazı kâğıdı, esericedit kâğıdı"]}, {"word": "etkileyicilik", "meanings": ["Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç, karizma, karizmatiklik"]}, {"word": "çiçek çocukları", "meanings": ["Çağdaş toplumu eleştiren, özgürlük hareketlerini destekleyen, kendine özgü düşüncelerini sergileyen gençlik kesimi"]}, {"word": "derbederce", "meanings": ["Derbedere yakışır bir biçimde, derbedercesine"]}, {"word": "silah arkadaşı", "meanings": ["Birlikte savaşanlardan her biri", "Aynı ülküyü benimseyen kimseler"]}, {"word": "doyum noktası", "meanings": ["İstek ve gereksinimlerin en üst sınırı"]}, {"word": "doyma noktası", "meanings": ["Doyuma ulaşma sınırı"]}, {"word": "anadan üryan", "meanings": ["Çırılçıplak"]}, {"word": "anadan doğma", "meanings": ["Çırılçıplak", "Doğuştan"]}, {"word": "gümrük kapısı", "meanings": ["Yurt dışına gidiş veya yurt dışından dönüş sırasında gümrük işlemlerinin yapıldığı yer, sınır kapısı"]}, {"word": "sınır kapısı", "meanings": ["Gümrük kapısı"]}, {"word": "zigon", "meanings": ["İç içe geçen sehpa, zigon sehpa"]}, {"word": "çayağacı", "meanings": ["Tavla vb. oyunlarda sürekli yenilip bir şeyler ısmarlamak zorunda kalan kimse"]}, {"word": "zigon sehpa", "meanings": ["Zigon"]}, {"word": "oluru", "meanings": ["Pazarlıkta olabilecek en düşük fiyat", "Bir işin yapılabilmesini sağlayacak çıkar yol"]}, {"word": "manga", "meanings": ["Japon çizgi romanı"]}, {"word": "anime", "meanings": ["Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi"]}, {"word": "şarlatanlaşma", "meanings": ["Şarlatanlaşmak işi"]}, {"word": "şart şurt tanımamak", "meanings": ["kendini hiçbir şarta bağlı saymamak"]}, {"word": "şarlatanlaşmak", "meanings": ["Şarlatanca davranmak"]}, {"word": "şart şurt", "meanings": ["Her türlü koşul, kural"]}, {"word": "kabalacılık", "meanings": ["Kabalacının (II) yaptığı iş"]}, {"word": "kaçın kurası", "meanings": ["Kolay kolay aldanmayacak kadar görmüş geçirmiş kimse", "Uyanık"]}, {"word": "kafadan gayrimüsellah", "meanings": ["Akılsız, aklında bozukluk olan"]}, {"word": "kahrolsun", "meanings": ["`Yok olsun, mahvolsun` anlamlarında bir ilenme sözü, yaşasın karşıtı"]}, {"word": "kalın sesli", "meanings": ["Sesi kalın olan"]}, {"word": "kalın seslilik", "meanings": ["Kalın sesli olma durumu"]}, {"word": "kanepe", "meanings": ["Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek"]}, {"word": "kantarı belinde", "meanings": ["Gözü açık, aldatılmaz (kimse)"]}, {"word": "kapı bir komşu", "meanings": ["Bitişikte oturan komşu", "Aynı kapıdan giriş çıkış yapan komşulardan her biri"]}, {"word": "siyahımsı", "meanings": ["Rengi siyahı andıran, siyaha benzeyen, siyahımtırak"]}, {"word": "mavimsi", "meanings": ["Rengi maviyi andıran, maviye benzeyen, mavimtırak"]}, {"word": "sarımsı", "meanings": ["Rengi sarıyı andıran, sarıya benzeyen, sarımtırak"]}, {"word": "yeşilimsi", "meanings": ["Rengi yeşili andıran, yeşile benzeyen, yeşilimtırak"]}, {"word": "kırmızımsı", "meanings": ["Rengi kırmızıyı andıran, kırmızıya benzeyen, kırmızı gibi, kırmızımtırak"]}, {"word": "pembemsi", "meanings": ["Rengi pembeyi andıran, pembeye benzeyen, pembemtırak"]}, {"word": "beyazımsı", "meanings": ["Rengi beyazı andıran, beyaza benzeyen, beyaz gibi, beyazımtırak"]}, {"word": "karnı tok", "meanings": ["Maddi olarak herhangi bir eksiği olmayan", "Söylenilen sözlere kanmayan, önem vermeyen (kimse)"]}, {"word": "esmerimsi", "meanings": ["Esmere çalan, esmer gibi"]}, {"word": "karun", "meanings": ["Çok zengin kimse"]}, {"word": "karnı tok sırtı pek olmak", "meanings": ["geçimi iyi olmak, para sıkıntısı olmamak"]}, {"word": "kaşe", "meanings": ["Damga, mühür", "Belirlenmiş sürelerde çalışanlara ödenen ücret"]}, {"word": "katı kalplilik", "meanings": ["Merhametsizlik"]}, {"word": "katı yüreklilik", "meanings": ["Merhametsizlik"]}, {"word": "kayda değerlik", "meanings": ["Kayda değer olma durumu"]}, {"word": "katmerli katmerli", "meanings": ["Üst üste ve ara vermeden, aşırı bir biçimde"]}, {"word": "kayınbabalık", "meanings": ["Kayınbaba olma durumu"]}, {"word": "kayınbiraderlik", "meanings": ["Kayınbirader olma durumu"]}, {"word": "kayınpederlik", "meanings": ["Kayınpeder olma durumu"]}, {"word": "kayınvalidelik", "meanings": ["Kayınvalide olma durumu"]}, {"word": "kaz kafalılık", "meanings": ["Kaz kafalı olma durumu"]}, {"word": "keçi sakallılık", "meanings": ["Keçi sakallı olma durumu"]}, {"word": "keloğlan", "meanings": ["Bir ailenin koruyuculuğuna veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocuk"]}, {"word": "kemik yalayıcılık", "meanings": ["Dalkavukluk"]}, {"word": "kızevi naz evi", "meanings": ["`kız tarafı nazlı olur` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "kısa ünlülü", "meanings": ["Kısa ünlüsü olan"]}, {"word": "kızevi", "meanings": ["Evlenme sürecinde kız tarafı"]}, {"word": "döşlü", "meanings": ["Döşü olan"]}, {"word": "tanımaz", "meanings": ["Tanımayan"]}, {"word": "görüşlü", "meanings": ["Görüşü olan"]}, {"word": "ocaksız", "meanings": ["Ocağı olmayan"]}, {"word": "belasız", "meanings": ["Bela içermeyen"]}, {"word": "bucaklı", "meanings": ["Bucağı olan"]}, {"word": "bucaksız", "meanings": ["Bucağı olmayan"]}, {"word": "küreksiz", "meanings": ["Küreği olmayan"]}, {"word": "kürekli", "meanings": ["Küreği olan"]}, {"word": "sualsiz", "meanings": ["Suali olmayan"]}, {"word": "sualli", "meanings": ["Suali olan"]}, {"word": "döşemli", "meanings": ["Döşemi olan"]}, {"word": "döşemsiz", "meanings": ["Döşemi olmayan"]}, {"word": "zekâlılık", "meanings": ["Zeki olma durumu"]}, {"word": "kafalılık", "meanings": ["Kafalı olma durumu"]}, {"word": "tahminci", "meanings": ["Tahmin eden kimse"]}, {"word": "zekâlı", "meanings": ["Zeki olan"]}, {"word": "evvellik", "meanings": ["Evvel olma durumu"]}, {"word": "selimlik", "meanings": ["Selim olma durumu"]}, {"word": "niyetlilik", "meanings": ["Niyetli olma durumu"]}, {"word": "engellilik", "meanings": ["Engelli olma durumu"]}, {"word": "kalıplık", "meanings": ["Kalıp yapmaya veya koymaya yarayan şey"]}, {"word": "niyetsizlik", "meanings": ["Niyetsiz olma durumu"]}, {"word": "büküklük", "meanings": ["Bükük olma durumu"]}, {"word": "alıcılık", "meanings": ["Alıcı olma durumu"]}, {"word": "ruhluluk", "meanings": ["Ruha sahip olma durumu"]}, {"word": "fikirlilik", "meanings": ["Fikirli olma durumu"]}, {"word": "görüşlülük", "meanings": ["Görüşü olma durumu"]}, {"word": "partililik", "meanings": ["Partili olma durumu"]}, {"word": "görüşsüzlük", "meanings": ["Görüşü olmama durumu"]}, {"word": "partisizlik", "meanings": ["Partisiz olma durumu"]}, {"word": "standartlık", "meanings": ["Standart olma durumu"]}, {"word": "standartlı", "meanings": ["Standardı olan"]}, {"word": "standartsız", "meanings": ["Standardı olmayan"]}, {"word": "yüzlülük", "meanings": ["Yüzlü olma durumu"]}, {"word": "gelirli", "meanings": ["Geliri olan"]}, {"word": "dumanlılık", "meanings": ["Dumanlı olma durumu"]}, {"word": "gelirsiz", "meanings": ["Geliri olmayan"]}, {"word": "gelirsizlik", "meanings": ["Gelirsiz olma durumu"]}, {"word": "gelirlilik", "meanings": ["Gelirli olma durumu"]}, {"word": "kalplilik", "meanings": ["Kalpli olma durumu"]}, {"word": "seslilik", "meanings": ["Sesli olma durumu"]}, {"word": "validelik", "meanings": ["Valide olma durumu"]}, {"word": "pederlik", "meanings": ["Peder olma durumu"]}, {"word": "ünsüzlü", "meanings": ["İçinde ünsüz harf bulunan (söz)"]}, {"word": "sakallılık", "meanings": ["Sakallı olma durumu"]}, {"word": "sakalsızlık", "meanings": ["Sakalsız olma durumu"]}, {"word": "ünlülü", "meanings": ["İçinde ünlü harf bulunan (söz)"]}, {"word": "gönderge", "meanings": ["Dış dünyada yer alan, bir göstergenin belirttiği nesne veya varlık"]}, {"word": "küratör", "meanings": ["Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb.ni yöneten ve etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse"]}, {"word": "sekunder", "meanings": ["İkincil"]}, {"word": "ezgisel", "meanings": ["Ezgiye özgü"]}, {"word": "şebekleşme", "meanings": ["Şebekleşmek işi"]}, {"word": "şebeklik", "meanings": ["Şebek olma durumu"]}, {"word": "şebekleşmek", "meanings": ["Şebek durumuna gelmek"]}, {"word": "şehir merkezi", "meanings": ["Şehrin en işlek yeri, iç bölümleri"]}, {"word": "ifham", "meanings": ["Bildirme, anlatma"]}, {"word": "derhatır", "meanings": ["Hatırlama"]}, {"word": "ifham etmek", "meanings": ["bildirmek, anlatmak"]}, {"word": "derhatır etmek", "meanings": ["hatırlamak"]}, {"word": "elekleme", "meanings": ["Eleklemek işi"]}, {"word": "müdekkik", "meanings": ["Tetkik eden, inceleyen kimse"]}, {"word": "nesren", "meanings": ["Nesir olarak, düzyazı olarak"]}, {"word": "eleklemek", "meanings": ["Elekten geçirmek"]}, {"word": "komplo teorisi", "meanings": ["Bir kimse, kuruluş veya ülkeye karşı gizlice, zarar verici tuzak kurulduğu varsayımına dayanan düşüncelerin tümü"]}, {"word": "komplo kurbanı", "meanings": ["Kendisine komplo kurulan veya komploya uğrayan kimse"]}, {"word": "günlük değer", "meanings": ["Beslenmede alınan gıdanın bir gün içindeki kullanımına ilişkin ölçü", "Menkul değerlerin bir gün için belirlenen fiyatı"]}, {"word": "beton soğutma", "meanings": ["İnşaat sırasında atılan betonun yanmaması amacıyla özellikle sıcak havalarda yapılan sulama"]}, {"word": "sektör kodu", "meanings": ["Bazı iş kollarında çalışmaların ve bürokratik işlemlerin çabuklaştırılması için verilen numara"]}, {"word": "kitle turizmi", "meanings": ["Eğlenmek, gezmek amacıyla gruplar hâlinde yapılan gezi, mas turizm"]}, {"word": "mas turizm", "meanings": ["Kitle turizmi"]}, {"word": "mutabakat zaptı", "meanings": ["İki ülke arasında karşılıklı olarak eğitim, kültür, spor, ekonomi ve hukuk alanlarında yapılacak programlar ile bunlara ilişkin uygulamaların onaylandığı ön anlaşma"]}, {"word": "sütreleme", "meanings": ["Sütrelemek işi"]}, {"word": "sütrelemek", "meanings": ["Sütre ile kaplamak"]}, {"word": "kil taşı", "meanings": ["İnce taneli kilin zamanla kat kat yığılması sonucu meydana gelen taş, şist"]}, {"word": "akaryakıtçılık", "meanings": ["Akaryakıtçının yaptığı iş"]}, {"word": "sürücü kursu", "meanings": ["Sürücü belgesi almak isteyen adaylara özel eğitim veren kuruluş, şoför okulu"]}, {"word": "alarmak", "meanings": ["Kızarmak", "Ala renkli duruma gelmek"]}, {"word": "sergi salonu", "meanings": ["Sergievi", "Yeni üretilmiş ürünlerin topluma tanıtılması ve satışa sunulması amacıyla sergilendiği yer"]}, {"word": "alarma", "meanings": ["Alarmak durumu"]}, {"word": "inti", "meanings": ["Peru para birimi"]}, {"word": "doğaüstücü", "meanings": ["Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist"]}, {"word": "tabiatüstücü", "meanings": ["Doğaüstücü"]}, {"word": "masaüstü", "meanings": ["Bilgisayar açıldığında klasör, program vb. simgeler ile genel görüntülerin yer aldığı çalışma ortamı"]}, {"word": "yemek tablası", "meanings": ["Büyük konaklarda yemekleri taşımaya yarayan büyük tahta tepsi"]}, {"word": "tablacı", "meanings": ["Mallarını tabla üzerinde satan kimse, tablakâr", "Tabla çalan kimse"]}, {"word": "tabii afet", "meanings": ["Doğal afet"]}, {"word": "bir tabur", "meanings": ["Çok, bir yığın"]}, {"word": "kayzer", "meanings": ["Alman kralı"]}, {"word": "akaryakıtçı", "meanings": ["Akaryakıt satan kimse"]}, {"word": "görüşsüz", "meanings": ["Görüşü olmayan"]}, {"word": "defaat", "meanings": ["Kereler, kezler"]}, {"word": "tahmincilik", "meanings": ["Tahminci olma durumu"]}, {"word": "enaniyet", "meanings": ["Bencillik"]}, {"word": "sarkaçlı", "meanings": ["Sarkacı olan"]}, {"word": "kötü yol", "meanings": ["Yanlışlık, uygunsuzluk", "Yasa dışılık"]}, {"word": "kötü yola düşmek", "meanings": ["kötü kadın olmak"]}, {"word": "kötü yola sapmak", "meanings": ["doğruluktan ayrılıp istenilmeyen ve yanlış işler yapmak"]}, {"word": "kötü yola sürüklemek", "meanings": ["yasa dışı, uygunsuz veya hoşa gitmeyen bir yaşayış içine sokmak"]}, {"word": "kredili", "meanings": ["Kredisi olan", "Güvenilir, itibarlı"]}, {"word": "kredisiz", "meanings": ["Kredisi olmayan", "Güvenilmeyen, itibarsız"]}, {"word": "kötü yola saptırmak", "meanings": ["kötü yola sürüklemek"]}, {"word": "krep", "meanings": ["Yumurta, süt, un ile tavada kızartılarak yapılan, küçük yuvarlak tatlı veya tuzlu yiyecek"]}, {"word": "kukla hükûmet", "meanings": ["Bir ülkede, yabancı bir devlet tarafından kendi amaçlarını gerçekleştirmek için kurulmuş sözde hükûmet"]}, {"word": "kulağı kirişte", "meanings": ["Söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla bekleyen (kimse), kulağı tetikte", "Söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla bekler bir biçimde"]}, {"word": "kulağı kirişte olmak", "meanings": ["söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla beklemek"]}, {"word": "kulağı tetikte", "meanings": ["Kulağı kirişte"]}, {"word": "kuş beyinlilik", "meanings": ["Kuş beyinli olma durumu"]}, {"word": "galoşsuz", "meanings": ["Galoşu olmayan"]}, {"word": "galoşlu", "meanings": ["Galoşu olan"]}, {"word": "erzel", "meanings": ["Pek rezil", "Alçak, soysuz"]}, {"word": "külyutmazlık", "meanings": ["Külyutmaz olma durumu"]}, {"word": "sarkaçsız", "meanings": ["Sarkacı olmayan"]}, {"word": "kaşıttırmak", "meanings": ["Kaşıtma işini yaptırmak"]}, {"word": "katlettirme", "meanings": ["Katlettirmek işi"]}, {"word": "katlettirmek", "meanings": ["Katletme işini yaptırmak"]}, {"word": "katmerleştirmek", "meanings": ["Katmerleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "katmerleştirme", "meanings": ["Katmerleştirmek işi"]}, {"word": "kaybettirme", "meanings": ["Kaybettirmek işi"]}, {"word": "kaybettirmek", "meanings": ["Kaybetme işini yaptırmak"]}, {"word": "kazıttırma", "meanings": ["Kazıttırmak işi"]}, {"word": "kazıttırmak", "meanings": ["Kazıtma işini yaptırmak"]}, {"word": "kelepçeletme", "meanings": ["Kelepçeletmek işi"]}, {"word": "kelepçeletmek", "meanings": ["Kelepçeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "kesiştirmek", "meanings": ["Kesişme işini yaptırmak"]}, {"word": "kesiştirme", "meanings": ["Kesiştirmek işi"]}, {"word": "kestirtme", "meanings": ["Kestirtmek işi"]}, {"word": "kestirtmek", "meanings": ["Kestirme işini yaptırmak"]}, {"word": "keyiflendirme", "meanings": ["Keyiflendirmek işi"]}, {"word": "keyiflendirmek", "meanings": ["Keyiflenme işini yaptırmak"]}, {"word": "kırbaçlatma", "meanings": ["Kırbaçlatmak işi"]}, {"word": "kırbaçlatmak", "meanings": ["Kırbaçlama işini yaptırmak"]}, {"word": "kırmızılaştırma", "meanings": ["Kırmızılaştırmak işi"]}, {"word": "kıvandırma", "meanings": ["Kıvandırmak işi"]}, {"word": "kırmızılaştırmak", "meanings": ["Kırmızılaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kıvandırmak", "meanings": ["Kıvanma işini yaptırmak"]}, {"word": "kıvırcıklaştırma", "meanings": ["Kıvırcıklaştırmak işi"]}, {"word": "kıvırcıklaştırmak", "meanings": ["Kıvırcıklaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kibarlaştırma", "meanings": ["Kibarlaştırmak işi"]}, {"word": "kibarlaştırmak", "meanings": ["Kibarlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kiralatma", "meanings": ["Kiralatmak işi"]}, {"word": "kişnetme", "meanings": ["Kişnetmek işi"]}, {"word": "kiralatmak", "meanings": ["Kiralama işini yaptırmak"]}, {"word": "kişileştirmek", "meanings": ["Kişileşme işini yaptırmak"]}, {"word": "kişnetmek", "meanings": ["Kişneme işini yaptırmak"]}, {"word": "konaklatma", "meanings": ["Konaklatmak işi"]}, {"word": "konaklatmak", "meanings": ["Konaklama işini yaptırmak"]}, {"word": "kondurtma", "meanings": ["Kondurtmak işi"]}, {"word": "kondurtmak", "meanings": ["Kondurma işini yaptırmak"]}, {"word": "korutma", "meanings": ["Korutmak işi"]}, {"word": "konuşturtma", "meanings": ["Konuşturtmak işi"]}, {"word": "konuşturtmak", "meanings": ["Konuşturma işini yaptırmak"]}, {"word": "koşturtma", "meanings": ["Koşturtmak işi"]}, {"word": "korutmak", "meanings": ["Koruma işini yaptırmak"]}, {"word": "koşturtmak", "meanings": ["Koşturma işini yaptırmak"]}, {"word": "kovdurtma", "meanings": ["Kovdurtmak işi"]}, {"word": "kovdurtmak", "meanings": ["Kovdurma işini yaptırmak"]}, {"word": "kristalleştirme", "meanings": ["Kristalleştirmek işi"]}, {"word": "koydurtma", "meanings": ["Koydurtmak işi"]}, {"word": "koydurtmak", "meanings": ["Koydurma işini yaptırmak"]}, {"word": "kucaklaştırma", "meanings": ["Kucaklaştırmak işi"]}, {"word": "kucaklaştırmak", "meanings": ["Kucaklaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kristalleştirmek", "meanings": ["Kristalleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "kullandırtma", "meanings": ["Kullandırtmak işi"]}, {"word": "kullaştırma", "meanings": ["Kullaştırmak işi"]}, {"word": "kullandırtmak", "meanings": ["Kullandırma işini yaptırmak"]}, {"word": "kullaştırmak", "meanings": ["Kullaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "kundaklatma", "meanings": ["Kundaklatmak işi"]}, {"word": "kurcalatma", "meanings": ["Kurcalatmak işi"]}, {"word": "kuşandırma", "meanings": ["Kuşandırmak işi"]}, {"word": "kurcalatmak", "meanings": ["Kurcalama işini yaptırmak"]}, {"word": "kuşandırmak", "meanings": ["Kuşanma işini yaptırmak"]}, {"word": "kutlatma", "meanings": ["Kutlatmak işi"]}, {"word": "kutlatmak", "meanings": ["Kutlama işini yaptırmak"]}, {"word": "kutuplaştırma", "meanings": ["Kutuplaştırmak işi"]}, {"word": "kutuplaştırmak", "meanings": ["Kutuplaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "küçülttürmek", "meanings": ["Küçültme işini yaptırmak"]}, {"word": "küçülttürme", "meanings": ["Küçülttürmek işi"]}, {"word": "küfrettirme", "meanings": ["Küfrettirmek işi"]}, {"word": "küfrettirmek", "meanings": ["Küfretme işini yaptırmak"]}, {"word": "kükretme", "meanings": ["Kükretmek işi"]}, {"word": "kükretmek", "meanings": ["Kükreme işini yaptırmak"]}, {"word": "küllendirmek", "meanings": ["Küllenme işini yaptırmak"]}, {"word": "küllendirme", "meanings": ["Küllendirmek işi"]}, {"word": "liberalleştirme", "meanings": ["Liberalleştirmek işi"]}, {"word": "liberalleştirmek", "meanings": ["Liberalleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "listeletme", "meanings": ["Listeletmek işi"]}, {"word": "listeletmek", "meanings": ["Listeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "magazinleştirme", "meanings": ["Magazinleştirmek işi"]}, {"word": "magazinleştirmek", "meanings": ["Magazinleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "maddeleştirme", "meanings": ["Maddeleştirmek işi"]}, {"word": "maddeleştirmek", "meanings": ["Maddeleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "meletme", "meanings": ["Meletmek işi"]}, {"word": "meletmek", "meanings": ["Meleme işini yaptırmak"]}, {"word": "mevzilendirme", "meanings": ["Mevzilendirmek işi"]}, {"word": "mevzilendirmek", "meanings": ["Mevzilenme işini yaptırmak"]}, {"word": "meyvelendirmek", "meanings": ["Meyvelenme işini yaptırmak"]}, {"word": "minyatürleştirtme", "meanings": ["Minyatürleştirtmek işi"]}, {"word": "meyvelendirme", "meanings": ["Meyvelendirmek işi"]}, {"word": "minyatürleştirtmek", "meanings": ["Minyatürleştirme işini yaptırmak"]}, {"word": "müstemlekeleşmek", "meanings": ["Sömürgeleşmek"]}, {"word": "müstemlekeleşme", "meanings": ["Sömürgeleşme"]}, {"word": "müstemlekeleştirme", "meanings": ["Sömürgeleştirme"]}, {"word": "müstemlekeleştirmek", "meanings": ["Sömürgeleştirmek"]}, {"word": "nafakalandırmak", "meanings": ["Nafakalanma işini yaptırmak"]}, {"word": "nafakalandırma", "meanings": ["Nafakalandırmak işi"]}, {"word": "nasiplendirmek", "meanings": ["Nasiplenme işini yaptırmak"]}, {"word": "nasiplendirme", "meanings": ["Nasiplendirmek işi"]}, {"word": "nazikleştirme", "meanings": ["Nazikleştirmek işi"]}, {"word": "nazikleştirmek", "meanings": ["Nazikleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "nazlandırma", "meanings": ["Nazlandırmak işi"]}, {"word": "nazlandırmak", "meanings": ["Nazlanma işini yaptırmak"]}, {"word": "nesnelleştirme", "meanings": ["Nesnelleştirmek işi"]}, {"word": "nesnelleştirmek", "meanings": ["Nesnelleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "neşrettirmek", "meanings": ["Neşretme işini yaptırmak"]}, {"word": "neşrettirme", "meanings": ["Neşrettirmek işi"]}, {"word": "nihayetlendirmek", "meanings": ["Nihayetlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "nihayetlendirme", "meanings": ["Nihayetlendirmek işi"]}, {"word": "noktalandırma", "meanings": ["Noktalandırmak işi"]}, {"word": "noktalandırmak", "meanings": ["Noktalanma işini yaptırmak"]}, {"word": "odaklandırma", "meanings": ["Odaklandırmak işi"]}, {"word": "odaklandırmak", "meanings": ["Odaklanma işini yaptırmak"]}, {"word": "olanaksızlaştırmak", "meanings": ["Olanaksız duruma getirmek, imkânsızlaştırmak"]}, {"word": "olanaksızlaştırma", "meanings": ["Olanaksızlaştırmak işi, imkânsızlaştırma"]}, {"word": "oldurtmak", "meanings": ["Oldurma işini yaptırmak"]}, {"word": "oldurtma", "meanings": ["Oldurtmak işi"]}, {"word": "olumsuzlaştırmak", "meanings": ["Olumsuzlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "olumsuzlaştırma", "meanings": ["Olumsuzlaştırmak işi"]}, {"word": "oluşturtma", "meanings": ["Oluşturtmak işi"]}, {"word": "oluşturtmak", "meanings": ["Oluşturma işini yaptırmak"]}, {"word": "onatma", "meanings": ["Onatmak işi"]}, {"word": "onatmak", "meanings": ["Onama işini yaptırmak"]}, {"word": "onaylattırma", "meanings": ["Onaylattırmak işi, tasdiklettirme"]}, {"word": "onaylattırmak", "meanings": ["Onaylatma işini yaptırmak, tasdiklettirmek"]}, {"word": "ortalatmak", "meanings": ["Ortalama işini yaptırmak"]}, {"word": "ortalatma", "meanings": ["Ortalatmak işi"]}, {"word": "osurtma", "meanings": ["Osurtmak işi"]}, {"word": "osurtmak", "meanings": ["Osurma işini yaptırmak"]}, {"word": "otomatikleştirme", "meanings": ["Otomatikleştirmek işi"]}, {"word": "otomatikleştirmek", "meanings": ["Otomatikleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "oturtturma", "meanings": ["Oturtturmak işi"]}, {"word": "oturtturmak", "meanings": ["Oturtma işini yaptırmak"]}, {"word": "oylatma", "meanings": ["Oylatmak işi"]}, {"word": "oylatmak", "meanings": ["Oylama işini yaptırmak"]}, {"word": "oynattırma", "meanings": ["Oynattırmak işi"]}, {"word": "oynattırmak", "meanings": ["Oynatma işini yaptırmak"]}, {"word": "ödeştirme", "meanings": ["Ödeştirmek işi"]}, {"word": "ödeştirmek", "meanings": ["Ödeşme işini yaptırmak"]}, {"word": "ödettirme", "meanings": ["Ödettirmek işi"]}, {"word": "ödettirmek", "meanings": ["Ödetme işini yaptırmak"]}, {"word": "öptürtme", "meanings": ["Öptürtmek işi"]}, {"word": "öpüştürmek", "meanings": ["Öpüşme işini yaptırmak"]}, {"word": "öptürtmek", "meanings": ["Öptürme işini yaptırmak"]}, {"word": "öpüştürme", "meanings": ["Öpüştürmek işi"]}, {"word": "övdürme", "meanings": ["Övdürmek işi"]}, {"word": "övdürmek", "meanings": ["Övmek işini yaptırmak"]}, {"word": "pahalandırma", "meanings": ["Pahalandırmak işi"]}, {"word": "pahalılaştırma", "meanings": ["Pahalılaştırmak işi"]}, {"word": "pahalandırmak", "meanings": ["Pahalanma işini yaptırmak"]}, {"word": "palazlandırma", "meanings": ["Palazlandırmak işi"]}, {"word": "palazlandırmak", "meanings": ["Palazlanma işini yaptırmak"]}, {"word": "pahalılaştırmak", "meanings": ["Pahalılaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "panikletmek", "meanings": ["Panikleme işini yaptırmak"]}, {"word": "panikletme", "meanings": ["Panikletmek işi"]}, {"word": "partileştirme", "meanings": ["Partileştirmek işi"]}, {"word": "perçinletme", "meanings": ["Perçinletmek işi"]}, {"word": "partileştirmek", "meanings": ["Partileşme işini yaptırmak"]}, {"word": "perçinletmek", "meanings": ["Perçinleme işini yaptırmak"]}, {"word": "pırtlatma", "meanings": ["Pırtlatmak işi"]}, {"word": "pırtlatmak", "meanings": ["Pırtlama işini yaptırmak"]}, {"word": "pıstırmak", "meanings": ["Pısma işini yaptırmak"]}, {"word": "pıstırma", "meanings": ["Pıstırmak işi"]}, {"word": "pörsütme", "meanings": ["Pörsütmek işi"]}, {"word": "pörsütmek", "meanings": ["Pörsüme işini yaptırmak"]}, {"word": "pörtletme", "meanings": ["Pörtletmek işi"]}, {"word": "pörtletmek", "meanings": ["Pörtleme işini yaptırmak"]}, {"word": "programlatmak", "meanings": ["Programlama işini yaptırmak"]}, {"word": "programlatma", "meanings": ["Programlatmak işi"]}, {"word": "puanlatma", "meanings": ["Puanlatmak işi"]}, {"word": "puanlatmak", "meanings": ["Puanlama işini yaptırmak"]}, {"word": "pürüzlendirme", "meanings": ["Pürüzlendirmek işi"]}, {"word": "pürüzlendirmek", "meanings": ["Pürüzlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "rastlatma", "meanings": ["Rastlatmak işi"]}, {"word": "rastlatmak", "meanings": ["Rastlama işini yaptırmak"]}, {"word": "reddettirme", "meanings": ["Reddettirmek durumu"]}, {"word": "reddettirmek", "meanings": ["Reddetme işini yaptırmak"]}, {"word": "sabırsızlandırma", "meanings": ["Sabırsızlandırmak işi"]}, {"word": "sabırsızlandırmak", "meanings": ["Sabırsızlanma işini yaptırmak"]}, {"word": "sağlatma", "meanings": ["Sağlatmak işi"]}, {"word": "sağlatmak", "meanings": ["Sağlama işini yaptırmak"]}, {"word": "sağlattırma", "meanings": ["Sağlattırmak işi"]}, {"word": "sağlattırmak", "meanings": ["Sağlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "sakındırma", "meanings": ["Sakındırmak işi"]}, {"word": "sakındırmak", "meanings": ["Sakınma işini yaptırmak"]}, {"word": "salgılatma", "meanings": ["Salgılatmak işi"]}, {"word": "salgılatmak", "meanings": ["Salgılama işini yaptırmak"]}, {"word": "sallatma", "meanings": ["Sallatmak işi"]}, {"word": "sallatmak", "meanings": ["Sallama işini yaptırmak"]}, {"word": "sapıttırma", "meanings": ["Sapıttırmak işi"]}, {"word": "saplatma", "meanings": ["Saplatmak işi"]}, {"word": "sapıttırmak", "meanings": ["Sapıtma işini yaptırmak"]}, {"word": "saplatmak", "meanings": ["Saplama işini yaptırmak"]}, {"word": "saptırtma", "meanings": ["Saptırtmak işi"]}, {"word": "saptırtmak", "meanings": ["Saptırma işini yaptırmak"]}, {"word": "savaştırma", "meanings": ["Savaştırmak işi"]}, {"word": "savaştırmak", "meanings": ["Savaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "savundurmak", "meanings": ["Savunma işini yaptırmak"]}, {"word": "savundurma", "meanings": ["Savundurmak işi"]}, {"word": "saydırtma", "meanings": ["Saydırtmak işi"]}, {"word": "saydırtmak", "meanings": ["Saydırma işini yaptırmak"]}, {"word": "sebeplendirmek", "meanings": ["Sebeplenme işini yaptırmak"]}, {"word": "sebeplendirme", "meanings": ["Sebeplendirmek işi"]}, {"word": "seçtirtme", "meanings": ["Seçtirtmek işi"]}, {"word": "seçtirtmek", "meanings": ["Seçtirme işini yaptırmak"]}, {"word": "semizletmek", "meanings": ["Semizleme işini yaptırmak"]}, {"word": "semizletme", "meanings": ["Semizletmek işi"]}, {"word": "sendeletme", "meanings": ["Sendeletmek işi"]}, {"word": "serbestleştirme", "meanings": ["Serbestleştirmek işi"]}, {"word": "sendeletmek", "meanings": ["Sendeleme işini yaptırmak"]}, {"word": "serbestleştirmek", "meanings": ["Serbestleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "serinlendirme", "meanings": ["Serinlendirmek işi"]}, {"word": "serinlendirmek", "meanings": ["Serinlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "sersemleştirme", "meanings": ["Sersemleştirmek işi"]}, {"word": "sersemleştirmek", "meanings": ["Sersemleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "sessizleştirme", "meanings": ["Sessizleştirmek işi"]}, {"word": "sevdirtme", "meanings": ["Sevdirtmek işi"]}, {"word": "sessizleştirmek", "meanings": ["Sessizleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "sevdirtmek", "meanings": ["Sevdirme işini yaptırmak"]}, {"word": "seviştirme", "meanings": ["Seviştirmek işi"]}, {"word": "seviştirmek", "meanings": ["Sevişme işini yaptırmak"]}, {"word": "seyrettirmek", "meanings": ["Seyretme işini yaptırmak"]}, {"word": "seyrettirme", "meanings": ["Seyrettirmek işi"]}, {"word": "sıçtırma", "meanings": ["Sıçtırmak işi"]}, {"word": "sıfırlatma", "meanings": ["Sıfırlatmak işi"]}, {"word": "sıfırlatmak", "meanings": ["Sıfırlama işini yaptırmak"]}, {"word": "sıçtırmak", "meanings": ["Sıçma işini yaptırmak"]}, {"word": "sığlaştırma", "meanings": ["Sığlaştırmak işi"]}, {"word": "sığlaştırmak", "meanings": ["Sığlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "sıktırmak", "meanings": ["Sıkma işini yaptırmak"]}, {"word": "sıralandırma", "meanings": ["Sıralandırmak işi"]}, {"word": "sıralandırmak", "meanings": ["Sıralanma işini yaptırmak"]}, {"word": "sigortalatmak", "meanings": ["Sigortalama işini yaptırmak"]}, {"word": "siyahlaştırma", "meanings": ["Siyahlaştırmak işi"]}, {"word": "sigortalatma", "meanings": ["Sigortalatmak işi"]}, {"word": "siyahlaştırmak", "meanings": ["Siyahlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "soluklandırma", "meanings": ["Soluklandırmak işi"]}, {"word": "soluklandırmak", "meanings": ["Soluklanma işini yaptırmak"]}, {"word": "sonsuzlaştırma", "meanings": ["Sonsuzlaştırmak işi"]}, {"word": "sorgulatma", "meanings": ["Sorgulatmak işi"]}, {"word": "sorgulatmak", "meanings": ["Sorgulama işini yaptırmak"]}, {"word": "sonsuzlaştırmak", "meanings": ["Sonsuzlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "soyundurma", "meanings": ["Soyundurmak işi"]}, {"word": "soyundurmak", "meanings": ["Soyunma işini yaptırmak"]}, {"word": "sömürtmek", "meanings": ["Sömürtme işini yaptırmak"]}, {"word": "sömürtme", "meanings": ["Sömürtmek işi"]}, {"word": "söndürtme", "meanings": ["Söndürtmek işi"]}, {"word": "söndürtmek", "meanings": ["Söndürme işini yaptırmak"]}, {"word": "söylettirmek", "meanings": ["Söyletme işini yaptırmak"]}, {"word": "söylettirme", "meanings": ["Söylettirmek işi"]}, {"word": "sürdürtme", "meanings": ["Sürdürtmek işi"]}, {"word": "sürdürtmek", "meanings": ["Sürdürme işini yaptırmak"]}, {"word": "sürttürmek", "meanings": ["Sürtme işini yaptırmak"]}, {"word": "sürttürme", "meanings": ["Sürttürmek işi"]}, {"word": "şehirleştirme", "meanings": ["Şehirleştirmek işi"]}, {"word": "şehirleştirmek", "meanings": ["Şehirleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "şekerlendirme", "meanings": ["Şekerlendirmek işi"]}, {"word": "şekerlendirmek", "meanings": ["Şekerlenme işini yaptırmak"]}, {"word": "şirketleştirme", "meanings": ["Şirketleştirmek işi"]}, {"word": "şirketleştirmek", "meanings": ["Şirketleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "şuurlandırma", "meanings": ["Bilinçlendirme"]}, {"word": "şuurlandırmak", "meanings": ["Bilinçlendirmek"]}, {"word": "şükrettirme", "meanings": ["Şükrettirmek işi"]}, {"word": "şükrettirmek", "meanings": ["Şükretme işini yaptırmak"]}, {"word": "taçlandırma", "meanings": ["Taçlandırmak işi"]}, {"word": "taktırtma", "meanings": ["Taktırtmak işi"]}, {"word": "taktırtmak", "meanings": ["Taktırma işini yaptırmak"]}, {"word": "tamamlattırma", "meanings": ["Tamamlattırmak işi"]}, {"word": "tanımlatma", "meanings": ["Tanımlatmak işi"]}, {"word": "tamamlattırmak", "meanings": ["Tamamlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "tanıttırma", "meanings": ["Tanıttırmak işi"]}, {"word": "tanımlatmak", "meanings": ["Tanımlama işini yaptırmak"]}, {"word": "tarattırma", "meanings": ["Tarattırmak işi"]}, {"word": "tanıttırmak", "meanings": ["Tanıtma işini yaptırmak"]}, {"word": "tarattırmak", "meanings": ["Taratma işini yaptırmak"]}, {"word": "tartıştırma", "meanings": ["Tartıştırmak işi"]}, {"word": "tartıştırmak", "meanings": ["Tartışma işini yaptırmak"]}, {"word": "tasarlatma", "meanings": ["Tasarlatmak işi"]}, {"word": "taslatma", "meanings": ["Taslatmak işi"]}, {"word": "tasarlatmak", "meanings": ["Tasarlama işini yaptırmak"]}, {"word": "taslatmak", "meanings": ["Taslama işini yaptırmak"]}, {"word": "tazelendirme", "meanings": ["Tazelendirmek işi"]}, {"word": "tazelendirmek", "meanings": ["Tazelenme işini yaptırmak"]}, {"word": "tazeleştirme", "meanings": ["Tazeleştirmek işi"]}, {"word": "tazeleştirmek", "meanings": ["Tazeleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "telletme", "meanings": ["Telletmek işi"]}, {"word": "telletmek", "meanings": ["Telleme (I), (II) işini yaptırmak"]}, {"word": "temizlettirme", "meanings": ["Temizlettirmek işi"]}, {"word": "topraklatma", "meanings": ["Topraklatmak işi"]}, {"word": "topraklatmak", "meanings": ["Topraklama işini yaptırmak"]}, {"word": "temizlettirmek", "meanings": ["Temizletme işini yaptırmak"]}, {"word": "tükettirme", "meanings": ["Tükettirmek işi"]}, {"word": "tükettirmek", "meanings": ["Tüketme işini yaptırmak"]}, {"word": "uçuşturma", "meanings": ["Uçuşturmak işi"]}, {"word": "uçuşturmak", "meanings": ["Uçuşma işini yaptırmak"]}, {"word": "uslandırma", "meanings": ["Uslandırmak işi"]}, {"word": "uslandırmak", "meanings": ["Uslanma işini yaptırmak"]}, {"word": "uyartma", "meanings": ["Uyartmak işi"]}, {"word": "uyartmak", "meanings": ["Uyarma işini yaptırmak"]}, {"word": "uygulattırma", "meanings": ["Uygulattırmak işi"]}, {"word": "uygulattırmak", "meanings": ["Uygulatma işini yaptırmak"]}, {"word": "üfletmek", "meanings": ["Üfleme işini yaptırmak"]}, {"word": "üfletme", "meanings": ["Üfletmek işi"]}, {"word": "ürettirme", "meanings": ["Ürettirmek işi"]}, {"word": "vahşileştirme", "meanings": ["Yabanileştirme"]}, {"word": "ürettirmek", "meanings": ["Üretme işini yaptırmak"]}, {"word": "vahşileştirmek", "meanings": ["Yabanileştirmek"]}, {"word": "varsıllaştırma", "meanings": ["Varsıllaştırmak işi"]}, {"word": "varsıllaştırmak", "meanings": ["Varsıllaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "vehmettirme", "meanings": ["Vehmettirmek işi"]}, {"word": "vehmettirmek", "meanings": ["Vehmetme işini yaptırmak"]}, {"word": "vurdurtma", "meanings": ["Vurdurtmak işi"]}, {"word": "vurgulatmak", "meanings": ["Vurgulama işini yaptırmak"]}, {"word": "vurdurtmak", "meanings": ["Vurdurma işini yaptırmak"]}, {"word": "vurgulatma", "meanings": ["Vurgulatmak işi"]}, {"word": "vuruşturma", "meanings": ["Vuruşturmak işi"]}, {"word": "yalınlaştırma", "meanings": ["Yalınlaştırmak işi"]}, {"word": "yapıştırtma", "meanings": ["Yapıştırtmak işi"]}, {"word": "yapılaştırma", "meanings": ["Yapılaştırmak işi"]}, {"word": "vuruşturmak", "meanings": ["Vuruşma işini yaptırmak"]}, {"word": "yağmalatmak", "meanings": ["Yağmalama işini yaptırmak"]}, {"word": "yapılaştırmak", "meanings": ["Yapılaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "yağmalatma", "meanings": ["Yağmalatmak işi"]}, {"word": "yalınlaştırmak", "meanings": ["Yalınlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "yarandırmak", "meanings": ["Yaranma işini yaptırmak"]}, {"word": "yapıştırtmak", "meanings": ["Yapıştırma işini yaptırmak"]}, {"word": "yaslandırmak", "meanings": ["Yaslanma işini yaptırmak"]}, {"word": "yassılatmak", "meanings": ["Yassılama işini yaptırmak"]}, {"word": "yassılatma", "meanings": ["Yassılatmak işi"]}, {"word": "yargılatma", "meanings": ["Yargılatmak işi"]}, {"word": "yarandırma", "meanings": ["Yarandırmak işi"]}, {"word": "yaslandırma", "meanings": ["Yaslandırmak işi"]}, {"word": "yaşattırma", "meanings": ["Yaşattırmak işi"]}, {"word": "yaşlandırmak", "meanings": ["Yaşlanma işini yaptırmak, kocaltmak"]}, {"word": "yaşattırmak", "meanings": ["Yaşatma işini yaptırmak"]}, {"word": "yaşlandırma", "meanings": ["Yaşlandırmak işi"]}, {"word": "yatırtmak", "meanings": ["Yatırma işini yaptırmak"]}, {"word": "yatırtma", "meanings": ["Yatırtmak işi"]}, {"word": "yavrulatmak", "meanings": ["Yavrulama işini yaptırmak"]}, {"word": "yavrulatma", "meanings": ["Yavrulatmak işi"]}, {"word": "yazdırtma", "meanings": ["Yazdırtmak işi"]}, {"word": "yazdırtmak", "meanings": ["Yazdırma işini yaptırmak"]}, {"word": "yedirtme", "meanings": ["Yedirtmek işi"]}, {"word": "yedirtmek", "meanings": ["Yedirme işini yaptırmak"]}, {"word": "yellendirme", "meanings": ["Yellendirmek işi"]}, {"word": "yellendirmek", "meanings": ["Yellenme işini yaptırmak"]}, {"word": "yendirmek", "meanings": ["Yenme işini yaptırmak"]}, {"word": "yendirme", "meanings": ["Yendirmek işi"]}, {"word": "yerindirme", "meanings": ["Yerindirmek işi"]}, {"word": "yerlileştirme", "meanings": ["Yerlileştirmek işi"]}, {"word": "yerlileştirmek", "meanings": ["Yerlileşme işini yaptırmak"]}, {"word": "yerindirmek", "meanings": ["Yerinme işini yaptırmak"]}, {"word": "yeşillendirmek", "meanings": ["Yeşillenme işini yaptırmak"]}, {"word": "yeşillendirme", "meanings": ["Yeşillendirmek işi"]}, {"word": "yetkinleştirmek", "meanings": ["Yetkinleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "yetkinleştirme", "meanings": ["Yetkinleştirmek işi"]}, {"word": "yıllandırmak", "meanings": ["Yıllanma işini yaptırmak"]}, {"word": "yıllandırma", "meanings": ["Yıllandırmak işi"]}, {"word": "yordurtma", "meanings": ["Yordurtmak işi"]}, {"word": "yobazlaştırma", "meanings": ["Yobazlaştırmak işi"]}, {"word": "yobazlaştırmak", "meanings": ["Yobazlaşma işini yaptırmak"]}, {"word": "yordurtmak", "meanings": ["Yordurma işini yaptırmak"]}, {"word": "yorumlattırmak", "meanings": ["Yorumlatma işini yaptırmak"]}, {"word": "yorumlattırma", "meanings": ["Yorumlattırmak işi"]}, {"word": "yönettirmek", "meanings": ["Yönetme işini yaptırmak"]}, {"word": "yönettirme", "meanings": ["Yönettirmek işi"]}, {"word": "yükselttirme", "meanings": ["Yükselttirmek işi"]}, {"word": "yüklettirme", "meanings": ["Yüklettirmek işi"]}, {"word": "yükselttirmek", "meanings": ["Yükseltme işini yaptırmak"]}, {"word": "yüklettirmek", "meanings": ["Yükletme işini yaptırmak"]}, {"word": "yükündürme", "meanings": ["Yükündürmek işi"]}, {"word": "yükündürmek", "meanings": ["Yükünme işini yaptırmak"]}, {"word": "yürüttürme", "meanings": ["Yürüttürmek işi"]}, {"word": "yürüttürmek", "meanings": ["Yürütme işini yaptırmak"]}, {"word": "zevklendirme", "meanings": ["Zevklendirmek işi"]}, {"word": "zıbartma", "meanings": ["Zıbartmak işi"]}, {"word": "zevklendirmek", "meanings": ["Zevklenme işini yaptırmak"]}, {"word": "zıbartmak", "meanings": ["Zıbarma işini yaptırmak"]}, {"word": "zindeleştirmek", "meanings": ["Zindeleşme işini yaptırmak"]}, {"word": "zindeleştirme", "meanings": ["Zindeleştirmek işi"]}, {"word": "ziyadeleştirme", "meanings": ["Çoğaltma"]}, {"word": "dayandırabilme", "meanings": ["Dayandırabilmek işi"]}, {"word": "ziyadeleştirmek", "meanings": ["Çoğaltmak"]}, {"word": "simülatör", "meanings": ["Öğrencelik"]}, {"word": "öğrence", "meanings": ["Öğrenmek amacıyla benzerini yapma, simülasyon"]}, {"word": "artı güç", "meanings": ["Bir sonuca katkısı olabilecek birkaç etkenin belirli bir etkileşim sonucunda elde ettiği ortak güç, sinerji"]}, {"word": "Te", "meanings": ["Tellür elementinin simgesi"]}, {"word": "güneşletici", "meanings": ["Yapay yolla bronzlaşmayı sağlayan aygıt, solaryum"]}, {"word": "taçlandırmak", "meanings": ["Taçlanma işini yaptırmak", "Bir inşaatın üstten ilk iki katını yıkmak"]}, {"word": "dayandırabilmek", "meanings": ["Dayandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özellikli", "meanings": ["Bir türün, bir olayın karakteristik yönünü veren, spesifik"]}, {"word": "doğabilmek", "meanings": ["Doğma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doğabilme", "meanings": ["Doğabilmek işi"]}, {"word": "doğayazmak", "meanings": ["Ansızın doğmak"]}, {"word": "doğayazma", "meanings": ["Doğayazmak işi"]}, {"word": "doğuvermek", "meanings": ["Ansızın doğmak"]}, {"word": "doğuverme", "meanings": ["Doğuvermek işi"]}, {"word": "doğrayabilmek", "meanings": ["Doğrama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Doğramaya gücü yetmek"]}, {"word": "doğrulayabilmek", "meanings": ["Doğrulama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doğrayabilme", "meanings": ["Doğrayabilmek işi"]}, {"word": "doğrulayabilme", "meanings": ["Doğrulayabilmek işi"]}, {"word": "doğrulatabilmek", "meanings": ["Doğrulatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doğrulatabilme", "meanings": ["Doğrulatabilmek işi"]}, {"word": "doğrulabilmek", "meanings": ["Doğrulmak elinde olmak"]}, {"word": "doğrultabilmek", "meanings": ["Doğrultma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Doğrultmaya gücü yetmek"]}, {"word": "doğrulabilme", "meanings": ["Doğrulabilmek işi"]}, {"word": "doğrultabilme", "meanings": ["Doğrultabilmek işi"]}, {"word": "doğuruverme", "meanings": ["Doğuruvermek işi"]}, {"word": "doğurabilmek", "meanings": ["Doğurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doğurabilme", "meanings": ["Doğurabilmek işi"]}, {"word": "doğurtabilmek", "meanings": ["Doğurtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doğuruvermek", "meanings": ["Ansızın doğurmak", "Kolayca doğurmak"]}, {"word": "dokuyabilmek", "meanings": ["Dokuma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dokundurabilmek", "meanings": ["Dokundurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dokuyabilme", "meanings": ["Dokuyabilmek işi"]}, {"word": "doğurtabilme", "meanings": ["Doğurtabilmek işi"]}, {"word": "dokundurabilme", "meanings": ["Dokundurabilmek işi"]}, {"word": "dokunuverme", "meanings": ["Dokunuvermek işi"]}, {"word": "dokunuvermek", "meanings": ["Çabucak dokunmak"]}, {"word": "dokunabilmek", "meanings": ["Dokunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dolayabilme", "meanings": ["Dolayabilmek işi"]}, {"word": "dokunabilme", "meanings": ["Dokunabilmek işi"]}, {"word": "dolayabilmek", "meanings": ["Dolama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dolamaya gücü yetmek"]}, {"word": "dolandırabilmek", "meanings": ["Dolandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dolandırmayı becermek"]}, {"word": "dolandırabilme", "meanings": ["Dolandırabilmek işi"]}, {"word": "dolanabilmek", "meanings": ["Dolanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dolanabilme", "meanings": ["Dolanabilmek işi"]}, {"word": "dolanıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa zamanda dolanmak"]}, {"word": "dolaşıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa zamanda dolaşmak"]}, {"word": "dolanıverme", "meanings": ["Dolanıvermek işi"]}, {"word": "dolaşıverme", "meanings": ["Dolaşıvermek işi"]}, {"word": "dolaşabilme", "meanings": ["Dolaşabilmek işi"]}, {"word": "dolaşabilmek", "meanings": ["Dolaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dolaştırabilmek", "meanings": ["Dolaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dolaştırabilme", "meanings": ["Dolaştırabilmek işi"]}, {"word": "dolduruvermek", "meanings": ["Çabucak ve kısa zamanda doldurmak"]}, {"word": "dolduruverme", "meanings": ["Dolduruvermek işi"]}, {"word": "doldurabilmek", "meanings": ["Doldurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doldurabilme", "meanings": ["Doldurabilmek işi"]}, {"word": "doldurtabilme", "meanings": ["Doldurtabilmek işi"]}, {"word": "doldurtabilmek", "meanings": ["Doldurtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doluvermek", "meanings": ["Çok çabuk veya kısa zamanda dolmak"]}, {"word": "doluverme", "meanings": ["Doluvermek işi"]}, {"word": "dolabilmek", "meanings": ["Dolma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dolabilme", "meanings": ["Dolabilmek işi"]}, {"word": "donanabilmek", "meanings": ["Donanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "donanabilme", "meanings": ["Donanabilmek işi"]}, {"word": "donatabilme", "meanings": ["Donatabilmek işi"]}, {"word": "donatabilmek", "meanings": ["Donatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "donabilmek", "meanings": ["Donma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "donabilme", "meanings": ["Donabilmek işi"]}, {"word": "donuvermek", "meanings": ["Kısa sürede donmak"]}, {"word": "donuverme", "meanings": ["Donuvermek işi"]}, {"word": "zıplayabilmek", "meanings": ["Zıplama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Zıplama becerisi bulunmak"]}, {"word": "zıplayabilme", "meanings": ["Zıplayabilmek işi"]}, {"word": "zorlayabilmek", "meanings": ["Zorlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Zorlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "dedirtebilmek", "meanings": ["Söylemesini sağlamak"]}, {"word": "zorlayabilme", "meanings": ["Zorlayabilmek işi"]}, {"word": "değdirebilmek", "meanings": ["Değdirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Değdirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "dedirtebilme", "meanings": ["Dedirtebilmek işi"]}, {"word": "değiştirebilmek", "meanings": ["Değiştirmeye ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değiştirebilme", "meanings": ["Değiştirebilmek işi"]}, {"word": "demokratikleşebilmek", "meanings": ["Demokratik hâle gelebilmek"]}, {"word": "demokratikleştirebilmek", "meanings": ["Demokratik hâle getirebilmek"]}, {"word": "demokratikleştirebilme", "meanings": ["Demokratikleştirebilmek işi"]}, {"word": "demokratikleşebilme", "meanings": ["Demokratikleşebilmek durumu"]}, {"word": "donayazma", "meanings": ["Donayazmak durumu"]}, {"word": "donayazmak", "meanings": ["Donma tehlikesi atlatmak, az kalsın donmak"]}, {"word": "doyabilmek", "meanings": ["Doyma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doyabilme", "meanings": ["Doyabilmek işi"]}, {"word": "doyuvermek", "meanings": ["Çabucak doymak"]}, {"word": "doyurabilme", "meanings": ["Doyurabilmek işi"]}, {"word": "doyurabilmek", "meanings": ["Doyurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doyuverme", "meanings": ["Doyuvermek işi"]}, {"word": "durduruvermek", "meanings": ["Çabucak durdurmak"]}, {"word": "durduruverme", "meanings": ["Durduruvermek işi"]}, {"word": "durdurabilmek", "meanings": ["Durdurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Durdurmaya gücü yetmek"]}, {"word": "durdurabilme", "meanings": ["Durdurabilmek işi"]}, {"word": "durakalmak", "meanings": ["Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak"]}, {"word": "durakalma", "meanings": ["Durakalmak işi"]}, {"word": "durayazmak", "meanings": ["Duracak gibi olmak"]}, {"word": "durayazma", "meanings": ["Durayazmak işi"]}, {"word": "duruvermek", "meanings": ["Ansızın durmak"]}, {"word": "duruverme", "meanings": ["Duruvermek işi"]}, {"word": "durabilmek", "meanings": ["Durma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "duyuvermek", "meanings": ["Beklemediği bir anda duymak"]}, {"word": "durabilme", "meanings": ["Durabilmek işi"]}, {"word": "duyuverme", "meanings": ["Duyuvermek işi"]}, {"word": "duyabilmek", "meanings": ["Duyma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "duyulabilmek", "meanings": ["Duyulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "duyabilme", "meanings": ["Duyabilmek işi"]}, {"word": "duyulabilme", "meanings": ["Duyulabilmek işi"]}, {"word": "duyurabilmek", "meanings": ["Duyurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "duyurabilme", "meanings": ["Duyurabilmek işi"]}, {"word": "faydalanabilmek", "meanings": ["Yararlanabilmek"]}, {"word": "yararlanabilmek", "meanings": ["Yararlanma ihtimali bulunmak", "Yararlanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "faydalanabilme", "meanings": ["Yararlanabilme"]}, {"word": "fırçalayabilmek", "meanings": ["Fırçalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Fırçalamaya gücü yetmek", "Fırçalama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yararlanabilme", "meanings": ["Yararlanabilmek işi"]}, {"word": "fırçalayabilme", "meanings": ["Fırçalayabilmek işi"]}, {"word": "fırlatıvermek", "meanings": ["Ansızın fırlatmak"]}, {"word": "fırlatıverme", "meanings": ["Fırlatıvermek işi"]}, {"word": "fırlatabilmek", "meanings": ["Fırlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Fırlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "fışkırabilme", "meanings": ["Fışkırabilmek işi"]}, {"word": "fırlatabilme", "meanings": ["Fırlatabilmek işi"]}, {"word": "fışkırabilmek", "meanings": ["Fışkırma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "gazlayabilmek", "meanings": ["Gazlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gazlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "gazlayabilme", "meanings": ["Gazlayabilmek işi"]}, {"word": "gururlanabilmek", "meanings": ["Gururlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "haklayabilmek", "meanings": ["Haklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Haklamaya gücü yetmek"]}, {"word": "gururlanabilme", "meanings": ["Gururlanabilmek durumu"]}, {"word": "haklayabilme", "meanings": ["Haklayabilmek işi"]}, {"word": "harcayıvermek", "meanings": ["Çabucak harcamak"]}, {"word": "harcayabilmek", "meanings": ["Harcama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Harcamaya gücü yetmek"]}, {"word": "harcayabilme", "meanings": ["Harcayabilmek işi"]}, {"word": "harcayıverme", "meanings": ["Harcayıvermek işi"]}, {"word": "harcanabilmek", "meanings": ["Harcanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "harcanabilme", "meanings": ["Harcanabilmek işi"]}, {"word": "hastalanabilmek", "meanings": ["Hastalanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "hastalanabilme", "meanings": ["Hastalanabilmek işi"]}, {"word": "haşlayabilmek", "meanings": ["Haşlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Haşlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "haşlayabilme", "meanings": ["Haşlayabilmek işi"]}, {"word": "hatırlatıverme", "meanings": ["Anımsatıverme"]}, {"word": "hatırlatıvermek", "meanings": ["Anımsatıvermek"]}, {"word": "anımsatıvermek", "meanings": ["Beklenmeyen bir anda anımsatmak"]}, {"word": "anımsatıverme", "meanings": ["Anımsatıvermek işi"]}, {"word": "hatırlatabilmek", "meanings": ["Anımsatabilmek"]}, {"word": "hatırlatabilme", "meanings": ["Anımsatabilme"]}, {"word": "havalanabilmek", "meanings": ["Havalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "havalanabilme", "meanings": ["Havalanabilmek işi"]}, {"word": "havalandırabilmek", "meanings": ["Havalandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "havalandırabilme", "meanings": ["Havalandırabilmek işi"]}, {"word": "havlayabilmek", "meanings": ["Havlama yeteneği bulunmak"]}, {"word": "havlayabilme", "meanings": ["Havlayabilmek işi"]}, {"word": "haykırabilmek", "meanings": ["Haykırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Haykırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "haykırabilme", "meanings": ["Haykırabilmek işi"]}, {"word": "hazırlayıvermek", "meanings": ["Çabucak hazırlamak"]}, {"word": "hazırlanabilmek", "meanings": ["Hazırlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hazırlayıverme", "meanings": ["Hazırlayıvermek işi"]}, {"word": "hazırlanabilme", "meanings": ["Hazırlanabilmek işi"]}, {"word": "hazırlayabilmek", "meanings": ["Hazırlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hazırlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "hazırlayabilme", "meanings": ["Hazırlayabilmek işi"]}, {"word": "hesaplayabilmek", "meanings": ["Hesaplama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hesaplama becerisi bulunmak"]}, {"word": "hesaplayabilme", "meanings": ["Hesaplayabilmek işi"]}, {"word": "hesaplaşabilmek", "meanings": ["Hesaplaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hesaplaşabilme", "meanings": ["Hesaplaşabilmek işi"]}, {"word": "heyecanlanıvermek", "meanings": ["Çabucak heyecanlanmak"]}, {"word": "heyecanlanıverme", "meanings": ["Heyecanlanıvermek durumu"]}, {"word": "heyecanlanabilmek", "meanings": ["Heyecanlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "heyecanlanabilme", "meanings": ["Heyecanlanabilmek işi"]}, {"word": "heyecanlandırabilmek", "meanings": ["Heyecanlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Heyecanlandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "heyecanlandırabilme", "meanings": ["Heyecanlandırabilmek işi"]}, {"word": "hıçkırabilmek", "meanings": ["Hıçkırma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "hırpalayabilme", "meanings": ["Hırpalayabilmek işi"]}, {"word": "hıçkırabilme", "meanings": ["Hıçkırabilmek işi"]}, {"word": "hırpalayabilmek", "meanings": ["Hırpalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hırpalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "hızlandırabilme", "meanings": ["Hızlandırabilmek işi"]}, {"word": "hızlanabilmek", "meanings": ["Hızlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hızlandırabilmek", "meanings": ["Hızlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hızlandırmaya gücü yetmek", "Hızlandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "hızlanabilme", "meanings": ["Hızlanabilmek işi"]}, {"word": "hoplatabilmek", "meanings": ["Hoplatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hoplatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "hoplatabilme", "meanings": ["Hoplatabilmek işi"]}, {"word": "hoşlanabilmek", "meanings": ["Hoşlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hoşlanabilme", "meanings": ["Hoşlanabilmek işi"]}, {"word": "ıkınabilmek", "meanings": ["Ikınma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ikınmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ıkınabilme", "meanings": ["Ikınabilmek işi"]}, {"word": "ısınıvermek", "meanings": ["Çabucak ısınmak"]}, {"word": "ısıtabilmek", "meanings": ["Isıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Isıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ısınıverme", "meanings": ["Isınıvermek işi"]}, {"word": "ısıtabilme", "meanings": ["Isıtabilmek işi"]}, {"word": "ısınabilmek", "meanings": ["Isınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ısınabilme", "meanings": ["Isınabilmek işi"]}, {"word": "ısındırabilme", "meanings": ["Isındırabilmek işi"]}, {"word": "ısındırabilmek", "meanings": ["Isındırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ısırıvermek", "meanings": ["Ansızın ısırmak"]}, {"word": "ısırabilmek", "meanings": ["Isırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Isırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ısırıverme", "meanings": ["Isırıvermek işi"]}, {"word": "ıslanabilmek", "meanings": ["Islanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "ısırabilme", "meanings": ["Isırabilmek işi"]}, {"word": "ıslatabilme", "meanings": ["Islatabilmek işi"]}, {"word": "ıslanabilme", "meanings": ["Islanabilmek işi"]}, {"word": "ıslatabilmek", "meanings": ["Islatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Islatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "ısmarlayabilmek", "meanings": ["Ismarlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "imzalayabilmek", "meanings": ["İmzalama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ısmarlayabilme", "meanings": ["Ismarlayabilmek işi"]}, {"word": "imzalayabilme", "meanings": ["İmzalayabilmek işi"]}, {"word": "imzalatabilmek", "meanings": ["İmzalatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "imzalatabilme", "meanings": ["İmzalatabilmek işi"]}, {"word": "inandırabilmek", "meanings": ["İnandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "İnandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "inandırıvermek", "meanings": ["Çabucak inandırmak"]}, {"word": "inandırabilme", "meanings": ["İnandırabilmek işi"]}, {"word": "inanabilmek", "meanings": ["İnanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "inandırıverme", "meanings": ["İnandırıvermek işi"]}, {"word": "inanıvermek", "meanings": ["Çabucak inanmak"]}, {"word": "inanabilme", "meanings": ["İnanabilmek işi"]}, {"word": "inanıverme", "meanings": ["İnanıvermek işi"]}, {"word": "ispatlayabilmek", "meanings": ["Kanıtlayabilmek"]}, {"word": "kanıtlayabilmek", "meanings": ["Kanıtlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kanıtlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "ispatlayabilme", "meanings": ["Kanıtlayabilme"]}, {"word": "kanıtlayabilme", "meanings": ["Kanıtlayabilmek işi"]}, {"word": "kabarabilmek", "meanings": ["Kabarma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "kabartabilmek", "meanings": ["Kabartma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kabartmayı becermek"]}, {"word": "kabarabilme", "meanings": ["Kabarabilmek işi"]}, {"word": "kabarıvermek", "meanings": ["Ansızın kabarmak"]}, {"word": "kabarıverme", "meanings": ["Kabarıvermek işi"]}, {"word": "kabartabilme", "meanings": ["Kabartabilmek işi"]}, {"word": "kaçıvermek", "meanings": ["Çabucak kaçmak"]}, {"word": "kaçabilmek", "meanings": ["Kaçma ihtimali bulunmak", "Kaçmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kaçıverme", "meanings": ["Kaçıvermek işi"]}, {"word": "kaçabilme", "meanings": ["Kaçabilmek işi"]}, {"word": "kaçırabilmek", "meanings": ["Kaçırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaçırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kaçırabilme", "meanings": ["Kaçırabilmek işi"]}, {"word": "kaçınabilmek", "meanings": ["Kaçınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaldırabilmek", "meanings": ["Kaldırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaldırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kaçınabilme", "meanings": ["Kaçınabilmek işi"]}, {"word": "kaldırabilme", "meanings": ["Kaldırabilmek işi"]}, {"word": "kaldırıverme", "meanings": ["Kaldırıvermek işi"]}, {"word": "kaldırıvermek", "meanings": ["Çabucak kaldırmak"]}, {"word": "kaldırtabilmek", "meanings": ["Kaldırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaldırtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kaldırtabilme", "meanings": ["Kaldırtabilmek işi"]}, {"word": "kalkınabilmek", "meanings": ["Kalkınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kalkındırabilmek", "meanings": ["Kalkındırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kalkınabilme", "meanings": ["Kalkınabilmek işi"]}, {"word": "kalkındırabilme", "meanings": ["Kalkındırabilmek işi"]}, {"word": "kalkışabilmek", "meanings": ["Kalkışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kalkışabilme", "meanings": ["Kalkışabilmek işi"]}, {"word": "kalkıvermek", "meanings": ["Çabucak kalkmak"]}, {"word": "kalkıverme", "meanings": ["Kalkıvermek işi"]}, {"word": "kalkabilmek", "meanings": ["Kalkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kalkmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kalıvermek", "meanings": ["Öylece kalmak"]}, {"word": "kalkabilme", "meanings": ["Kalkabilmek işi"]}, {"word": "kalıverme", "meanings": ["Kalıvermek işi"]}, {"word": "kalabilmek", "meanings": ["Kalma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "kalabilme", "meanings": ["Kalabilmek işi"]}, {"word": "kamulaştırabilmek", "meanings": ["Kamulaştırma imkânı olmak, devletleştirebilmek", "Kamulaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kamulaştırabilme", "meanings": ["Kamulaştırabilmek işi, devletleştirebilme"]}, {"word": "kanabilmek", "meanings": ["Kanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "kandırabilmek", "meanings": ["Kandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kanabilme", "meanings": ["Kanabilmek durumu"]}, {"word": "kandırabilme", "meanings": ["Kandırabilmek işi"]}, {"word": "kapayabilmek", "meanings": ["Kapamaya gücü yetmek"]}, {"word": "kapayabilme", "meanings": ["Kapayabilmek işi"]}, {"word": "kapanabilmek", "meanings": ["Kapanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kapanabilme", "meanings": ["Kapanabilmek işi"]}, {"word": "kapatabilmek", "meanings": ["Kapatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kapatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kapatabilme", "meanings": ["Kapatabilmek işi"]}, {"word": "kapılıvermek", "meanings": ["Elinde olmadan kapılmak"]}, {"word": "kapılıverme", "meanings": ["Kapılıvermek işi"]}, {"word": "kapılabilmek", "meanings": ["Kapılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kapılabilme", "meanings": ["Kapılabilmek işi"]}, {"word": "kapışabilmek", "meanings": ["Kapışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kapışmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kapışabilme", "meanings": ["Kapışabilmek işi"]}, {"word": "kaplayabilme", "meanings": ["Kaplayabilmek işi"]}, {"word": "kaplayabilmek", "meanings": ["Kaplama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaplamaya gücü yetmek"]}, {"word": "kapsayabilmek", "meanings": ["Kapsama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kapsayabilme", "meanings": ["Kapsayabilmek işi"]}, {"word": "karalayıvermek", "meanings": ["Çabucak karalamak"]}, {"word": "karalayıverme", "meanings": ["Karalayıvermek işi"]}, {"word": "karalayabilmek", "meanings": ["Karalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Karalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "karalayabilme", "meanings": ["Karalayabilmek işi"]}, {"word": "kararlaştırabilmek", "meanings": ["Kararlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kararlaştırabilme", "meanings": ["Kararlaştırabilmek işi"]}, {"word": "karartabilme", "meanings": ["Karartabilmek işi"]}, {"word": "karışabilmek", "meanings": ["Karışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "karartabilmek", "meanings": ["Karartma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Karartmaya gücü yetmek"]}, {"word": "karışabilme", "meanings": ["Karışabilmek işi"]}, {"word": "karışıvermek", "meanings": ["Ansızın karışmak"]}, {"word": "karışıverme", "meanings": ["Karışıvermek işi"]}, {"word": "karıştırabilme", "meanings": ["Karıştırabilmek işi"]}, {"word": "karıştırabilmek", "meanings": ["Karıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Karıştırmaya gücü yetmek", "Karıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "karıştırıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak karıştırmak"]}, {"word": "karabilme", "meanings": ["Karabilmek işi"]}, {"word": "karabilmek", "meanings": ["Karma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Karmaya gücü yetmek", "Karma becerisi bulunmak"]}, {"word": "karşılayabilmek", "meanings": ["Karşılama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "karşılayabilme", "meanings": ["Karşılayabilmek işi"]}, {"word": "karşılaşabilmek", "meanings": ["Karşılaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "karşılaşabilme", "meanings": ["Karşılaşabilmek işi"]}, {"word": "karşılaştırabilmek", "meanings": ["Karşılaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaşıyabilmek", "meanings": ["Kaşıma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaşımaya gücü yetmek"]}, {"word": "kaşıyabilme", "meanings": ["Kaşıyabilmek işi"]}, {"word": "katılıvermek", "meanings": ["Ansızın veya kısa sürede katılmak"]}, {"word": "katılıverme", "meanings": ["Katılıvermek işi"]}, {"word": "katılabilmek", "meanings": ["Katılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "katılabilme", "meanings": ["Katılabilmek işi"]}, {"word": "katlayabilmek", "meanings": ["Katlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Katlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "katlayabilme", "meanings": ["Katlayabilmek işi"]}, {"word": "katlanabilmek", "meanings": ["Katlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "katlanabilme", "meanings": ["Katlanabilmek işi"]}, {"word": "katıvermek", "meanings": ["Çabucak katmak"]}, {"word": "katabilmek", "meanings": ["Katma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Katmaya gücü yetmek"]}, {"word": "katıverme", "meanings": ["Katıvermek işi"]}, {"word": "kavrayıvermek", "meanings": ["Çabucak kavramak"]}, {"word": "kavrayabilmek", "meanings": ["Kavrama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kavrama becerisi bulunmak"]}, {"word": "kavrayıverme", "meanings": ["Kavrayıvermek işi"]}, {"word": "kavrayabilme", "meanings": ["Kavrayabilmek işi"]}, {"word": "kavratabilmek", "meanings": ["Kavratma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kavratabilme", "meanings": ["Kavratabilmek işi"]}, {"word": "kavrulabilmek", "meanings": ["Kavrulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kavrulabilme", "meanings": ["Kavrulabilmek durumu"]}, {"word": "kavuşuvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kavuşmak"]}, {"word": "kavuşuverme", "meanings": ["Kavuşuvermek işi"]}, {"word": "kavuşabilmek", "meanings": ["Kavuşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kavuşturabilmek", "meanings": ["Kavuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kavuşturmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kavuşabilme", "meanings": ["Kavuşabilmek işi"]}, {"word": "kavuşturabilme", "meanings": ["Kavuşturabilmek işi"]}, {"word": "kaydırabilmek", "meanings": ["Kaydırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaydırmaya gücü yetmek", "Kaydırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kaydırabilme", "meanings": ["Kaydırabilmek işi"]}, {"word": "kayıvermek", "meanings": ["Ansızın veya kısa sürede kaymak"]}, {"word": "kayıverme", "meanings": ["Kayıvermek işi"]}, {"word": "kayabilmek", "meanings": ["Kayma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kayma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kayabilme", "meanings": ["Kayabilmek işi"]}, {"word": "kaynaşabilmek", "meanings": ["Kaynaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaynaşabilme", "meanings": ["Kaynaşabilmek durumu"]}, {"word": "kaynatabilmek", "meanings": ["Kaynatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaynatabilme", "meanings": ["Kaynatabilmek işi"]}, {"word": "kaynaştırabilmek", "meanings": ["Kaynaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kaynaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kaytarabilmek", "meanings": ["Kaytarma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaynaştırabilme", "meanings": ["Kaynaştırabilmek işi"]}, {"word": "kaytarabilme", "meanings": ["Kaytarabilmek işi"]}, {"word": "kazandırabilmek", "meanings": ["Kazandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kazandırabilme", "meanings": ["Kazandırabilmek işi"]}, {"word": "kazanabilmek", "meanings": ["Kazanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kazanabilme", "meanings": ["Kazanabilmek işi"]}, {"word": "kazıyabilmek", "meanings": ["Kazıma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kazımaya gücü yetmek", "Kazıma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kazabilmek", "meanings": ["Kazma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kazmaya gücü yetmek", "Kazma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kazıyabilme", "meanings": ["Kazıyabilmek işi"]}, {"word": "kazabilme", "meanings": ["Kazabilmek işi"]}, {"word": "kıldırabilmek", "meanings": ["Kıldırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kıldırabilme", "meanings": ["Kıldırabilmek işi"]}, {"word": "kılınabilmek", "meanings": ["Kılınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kılınabilme", "meanings": ["Kılınabilmek işi"]}, {"word": "kılabilmek", "meanings": ["Kılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kılabilme", "meanings": ["Kılabilmek işi"]}, {"word": "kılıvermek", "meanings": ["Çabucak kılmak"]}, {"word": "kılıverme", "meanings": ["Kılıvermek işi"]}, {"word": "kımıldayabilmek", "meanings": ["Kımıldama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kımıldamaya gücü yetmek"]}, {"word": "kımıldayabilme", "meanings": ["Kımıldayabilmek işi"]}, {"word": "kımıldatabilmek", "meanings": ["Kımıldatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kımıldatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kımıldatabilme", "meanings": ["Kımıldatabilmek işi"]}, {"word": "kınayabilmek", "meanings": ["Kınama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kınayabilme", "meanings": ["Kınayabilmek işi"]}, {"word": "kıpırdayabilmek", "meanings": ["Kıpırdama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kıpırdamaya gücü yetmek"]}, {"word": "kıpırdayabilme", "meanings": ["Kıpırdayabilmek işi"]}, {"word": "kıpırdatabilmek", "meanings": ["Kıpırdatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kıpırdatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kıpırdatabilme", "meanings": ["Kıpırdatabilmek işi"]}, {"word": "kırdırabilmek", "meanings": ["Kırdırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kırdırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kırdırabilme", "meanings": ["Kırdırabilmek işi"]}, {"word": "kırkabilmek", "meanings": ["Kırkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kırkma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kırkabilme", "meanings": ["Kırkabilmek işi"]}, {"word": "kırıvermek", "meanings": ["Çabucak kırmak"]}, {"word": "kırıverme", "meanings": ["Kırıvermek işi"]}, {"word": "kırabilmek", "meanings": ["Kırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "kırabilme", "meanings": ["Kırabilmek işi"]}, {"word": "kırpabilmek", "meanings": ["Kırpma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kırpma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kırpabilme", "meanings": ["Kırpabilmek işi"]}, {"word": "kısaltabilmek", "meanings": ["Kısaltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kısaltma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kısaltabilme", "meanings": ["Kısaltabilmek işi"]}, {"word": "kısıtlayabilmek", "meanings": ["Kısıtlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kısıtlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "kısıtlayabilme", "meanings": ["Kısıtlayabilmek işi"]}, {"word": "kıskanabilme", "meanings": ["Kıskanabilmek işi"]}, {"word": "kıskanabilmek", "meanings": ["Kıskanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kıskandırabilmek", "meanings": ["Kıskandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kıskandırabilme", "meanings": ["Kıskandırabilmek işi"]}, {"word": "kısabilmek", "meanings": ["Kısma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kısma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kısabilme", "meanings": ["Kısabilmek işi"]}, {"word": "kısıvermek", "meanings": ["Çabucak kısmak"]}, {"word": "kısıverme", "meanings": ["Kısıvermek işi"]}, {"word": "kıstırabilmek", "meanings": ["Kıstırma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "kışkırtabilmek", "meanings": ["Kışkırtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kıstırabilme", "meanings": ["Kıstırabilmek işi"]}, {"word": "kışkırtabilme", "meanings": ["Kışkırtabilmek işi"]}, {"word": "kıvırabilmek", "meanings": ["Kıvırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kıvırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kıvırabilme", "meanings": ["Kıvırabilmek işi"]}, {"word": "kıvrılıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kıvrılmak"]}, {"word": "kıvrılıverme", "meanings": ["Kıvrılıvermek işi"]}, {"word": "kıvrılabilmek", "meanings": ["Kıvrılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kıyabilmek", "meanings": ["Kıyma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kıvrılabilme", "meanings": ["Kıvrılabilmek işi"]}, {"word": "kıyabilme", "meanings": ["Kıyabilmek işi"]}, {"word": "kızartabilmek", "meanings": ["Kızartma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kızartabilme", "meanings": ["Kızartabilmek işi"]}, {"word": "kızdırabilmek", "meanings": ["Kızdırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kızdırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "kızdırabilme", "meanings": ["Kızdırabilmek işi"]}, {"word": "kızdırılabilme", "meanings": ["Kızdırılabilmek işi"]}, {"word": "kızdırılabilmek", "meanings": ["Kızdırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kızabilmek", "meanings": ["Kızma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kızabilme", "meanings": ["Kızabilmek işi"]}, {"word": "kiralayabilmek", "meanings": ["Kiralama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kiralayabilme", "meanings": ["Kiralayabilmek işi"]}, {"word": "kodlayabilmek", "meanings": ["Kodlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kodlayabilme", "meanings": ["Kodlayabilmek işi"]}, {"word": "koklayabilmek", "meanings": ["Koklama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koklayabilme", "meanings": ["Koklayabilmek işi"]}, {"word": "koklatabilmek", "meanings": ["Koklatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "koklatabilme", "meanings": ["Koklatabilmek işi"]}, {"word": "kokabilmek", "meanings": ["Kokma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kollayabilmek", "meanings": ["Kollama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kokabilme", "meanings": ["Kokabilmek işi"]}, {"word": "kollayabilme", "meanings": ["Kollayabilmek işi"]}, {"word": "konaklayabilmek", "meanings": ["Konaklama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "konaklayabilme", "meanings": ["Konaklayabilmek işi"]}, {"word": "konduruvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kondurmak"]}, {"word": "konduruverme", "meanings": ["Konduruvermek işi"]}, {"word": "kondurabilmek", "meanings": ["Kondurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "konuvermek", "meanings": ["Beklenmedik bir anda veya ansızın konmak"]}, {"word": "kondurabilme", "meanings": ["Kondurabilmek işi"]}, {"word": "konuverme", "meanings": ["Konuvermek işi"]}, {"word": "konabilme", "meanings": ["Konabilmek işi"]}, {"word": "konabilmek", "meanings": ["Konma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "konulabilmek", "meanings": ["Konulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "konulabilme", "meanings": ["Konulabilmek işi"]}, {"word": "konuşuvermek", "meanings": ["Ansızın konuşmak"]}, {"word": "konuşuverme", "meanings": ["Konuşuvermek işi"]}, {"word": "konuşabilme", "meanings": ["Konuşabilmek işi"]}, {"word": "konuşabilmek", "meanings": ["Konuşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Konuşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "konuşturabilmek", "meanings": ["Konuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Konuşturma becerisi bulunmak"]}, {"word": "konuşturabilme", "meanings": ["Konuşturabilmek işi"]}, {"word": "koparıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak koparmak"]}, {"word": "koparabilmek", "meanings": ["Koparma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Koparmaya gücü yetmek"]}, {"word": "koparıverme", "meanings": ["Koparıvermek işi"]}, {"word": "sıralanabilmek", "meanings": ["Sıralanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sıralayıverme", "meanings": ["Sıralayıvermek işi"]}, {"word": "sıralayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa zamanda sıralamak"]}, {"word": "sıralanabilme", "meanings": ["Sıralanabilmek işi"]}, {"word": "sırıtabilmek", "meanings": ["Sırıtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sırıtabilme", "meanings": ["Sırıtabilmek işi"]}, {"word": "sırtlayabilmek", "meanings": ["Sırtlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sırtlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "sırtlayabilme", "meanings": ["Sırtlayabilmek işi"]}, {"word": "kışkırtılı", "meanings": ["Kışkırtılmış"]}, {"word": "sıvanabilmek", "meanings": ["Sıvanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sarmaç", "meanings": ["Bigudi"]}, {"word": "sıvanabilme", "meanings": ["Sıvanabilmek işi"]}, {"word": "dans salonu", "meanings": ["Dans etmek için gidilen, halka açık yer"]}, {"word": "bahtı açıklık", "meanings": ["Bahtı açık olma durumu"]}, {"word": "bağrı yanıklık", "meanings": ["Bağrı yanık olma durumu"]}, {"word": "bahtı karalık", "meanings": ["Bahtı kara olma durumu"]}, {"word": "yoğuşmak", "meanings": ["Gaz hâlindeki bir madde ısı kaybederek sıvı hâle gelmek"]}, {"word": "yoğuşturmak", "meanings": ["Gaz hâlindeki bir maddeyı ısısını kaybettirerek sıvı hâle getirmek"]}, {"word": "yoğuşturma", "meanings": ["Yoğuşturmak işi"]}, {"word": "deadline", "meanings": ["343 süre sonu"]}, {"word": "defansif", "meanings": ["Savunmalı"]}, {"word": "savunmalı", "meanings": ["Savunmayı esas alarak kurulan (oyun düzeni), defansif"]}, {"word": "dekadans", "meanings": ["Çöküş"]}, {"word": "tanıtım gösterisi", "meanings": ["Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum, demonstrasyon, demo"]}, {"word": "sıyırabilmek", "meanings": ["Sıyırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sıyırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sıvışabilmek", "meanings": ["Sıvışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sıvışabilme", "meanings": ["Sıvışabilmek işi"]}, {"word": "sıyırabilme", "meanings": ["Sıyırabilmek işi"]}, {"word": "sıyırıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak sıyırmak"]}, {"word": "sıyırıverme", "meanings": ["Sıyıvermek işi"]}, {"word": "sıyrılabilme", "meanings": ["Sıyrılabilmek işi"]}, {"word": "sıyrılabilmek", "meanings": ["Sıyrılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sızıvermek", "meanings": ["Çabucak sızmak"]}, {"word": "sızdırabilme", "meanings": ["Sızdırabilmek işi"]}, {"word": "sızdırabilmek", "meanings": ["Sızdırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sızıverme", "meanings": ["Sızıvermek işi"]}, {"word": "sızabilmek", "meanings": ["Sızma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sızabilme", "meanings": ["Sızabilmek işi"]}, {"word": "soğutabilme", "meanings": ["Soğutabilmek işi"]}, {"word": "soğutabilmek", "meanings": ["Soğutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Soğutmaya gücü yetmek"]}, {"word": "sokabilme", "meanings": ["Sokabilmek işi"]}, {"word": "sokabilmek", "meanings": ["Sokma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sokuverme", "meanings": ["Sokuvermek işi"]}, {"word": "sokuvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak sokmak"]}, {"word": "sokulabilmek", "meanings": ["Sokulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sokulabilme", "meanings": ["Sokulabilmek işi"]}, {"word": "sokuluvermek", "meanings": ["Çabucak sokulmak"]}, {"word": "sokuluverme", "meanings": ["Sokuluvermek işi"]}, {"word": "sokuşturabilmek", "meanings": ["Sokuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sollayabilmek", "meanings": ["Sollama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sollama becerisi bulunmak"]}, {"word": "sokuşturabilme", "meanings": ["Sokuşturabilmek işi"]}, {"word": "sollayabilme", "meanings": ["Sollayabilmek işi"]}, {"word": "soluyabilmek", "meanings": ["Soluma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Solumaya gücü yetmek"]}, {"word": "soluyabilme", "meanings": ["Soluyabilmek işi"]}, {"word": "somurtabilmek", "meanings": ["Somurtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "somurtabilme", "meanings": ["Somurtabilmek işi"]}, {"word": "sonlandırabilmek", "meanings": ["Sonlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sonlandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sonuçlandırabilme", "meanings": ["Sonuçlandırabilmek işi, neticelendirebilme"]}, {"word": "sonuçlandırabilmek", "meanings": ["Sonuçlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak, neticelendirebilmek", "Sonuçlandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "sonlandırabilme", "meanings": ["Sonlandırabilmek işi"]}, {"word": "sordurabilmek", "meanings": ["Sordurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sordurabilme", "meanings": ["Sordurabilmek işi"]}, {"word": "sordurtabilmek", "meanings": ["Sordurtma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sordurtabilme", "meanings": ["Sordurtabilmek işi"]}, {"word": "sorgulayabilmek", "meanings": ["Sorgulama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sorgulamaya yetkili olmak"]}, {"word": "sorgulayabilme", "meanings": ["Sorgulayabilmek işi"]}, {"word": "sorgulatabilme", "meanings": ["Sorgulatabilmek işi"]}, {"word": "sorgulatabilmek", "meanings": ["Sorgulatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sorgulanabilmek", "meanings": ["Sorgulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sorgulanabilme", "meanings": ["Sorgulanabilmek işi"]}, {"word": "soruvermek", "meanings": ["Ansızın sormak"]}, {"word": "sorabilmek", "meanings": ["Sorma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "soruverme", "meanings": ["Soruvermek işi"]}, {"word": "sorabilme", "meanings": ["Sorabilmek işi"]}, {"word": "soruşturabilmek", "meanings": ["Soruşturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "soruşturabilme", "meanings": ["Soruşturabilmek işi"]}, {"word": "soyabilmek", "meanings": ["Soyma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Soymaya gücü yetmek"]}, {"word": "soyabilme", "meanings": ["Soyabilmek işi"]}, {"word": "soyunuvermek", "meanings": ["Çabucak soyunmak"]}, {"word": "soyunuverme", "meanings": ["Soyunuvermek işi"]}, {"word": "tuğla oyunu", "meanings": ["Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun"]}, {"word": "antipersonel", "meanings": ["Hedefi insan olan"]}, {"word": "açık giyimli", "meanings": ["Göreneğe aykırı derecede çıplak, dekolte"]}, {"word": "açık giyim", "meanings": ["Kadın giyiminin kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi, dekolte"]}, {"word": "destinasyon turizmi", "meanings": ["Nokta turizmi"]}, {"word": "nokta turizmi", "meanings": ["Gezi, ziyaret ve alışveriş programı önceden belirlenen varış noktasında yapılan turistik düzenleme, destinasyon turizmi"]}, {"word": "dublajcılık", "meanings": ["Seslendiricilik"]}, {"word": "seslendiricilik", "meanings": ["Seslendirici olma durumu"]}, {"word": "koruma aracı", "meanings": ["Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç, eskort"]}, {"word": "dış ağ", "meanings": ["Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın genel ağı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı"]}, {"word": "flashback", "meanings": ["343 geriye dönüş"]}, {"word": "geriye dönüş", "meanings": ["Roman, hikâye, sinema vb.nde geçmişteki bir olayı, gösterilen o anda yeniden verme"]}, {"word": "giysi dolabı", "meanings": ["Giysilerin düzenli bir biçimde saklanmasını ve kullanmak istendiğinde kolay ulaşılmasını sağlayacak biçimde yapılmış dolap, gardırop"]}, {"word": "dokunmasız", "meanings": ["Dokunmadan, ele alınmadan kullanılabilen"]}, {"word": "hands free", "meanings": ["343 dokunmasız"]}, {"word": "indirim saatleri", "meanings": ["Mağaza veya barlarda günün değişik saatlerinde yapılan indirim anları"]}, {"word": "hedging", "meanings": ["343 koruma"]}, {"word": "hat trick", "meanings": ["343 üçleme"]}, {"word": "in", "meanings": ["Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk", "Mağara"]}, {"word": "in gibi", "meanings": ["dar ve karanlık (yer)"]}, {"word": "in-line skate", "meanings": ["343 kaykaç"]}, {"word": "kaykaç", "meanings": ["Özel olarak yapılmış ayakkabıların altına yerleştirilmiş krampona benzeyen bir dizi tekerlekle kayılarak yapılan bir spor dalı"]}, {"word": "sağlık raporu", "meanings": ["Üstleneceği işi yapmaya zihinsel veya bedensel bir engeli olup olmadığını belirten, yetkili kurumlarca düzenlenen resmî belge"]}, {"word": "iç görüm", "meanings": ["Endoskopi"]}, {"word": "içgöreç", "meanings": ["Endoskop"]}, {"word": "iç görümlü", "meanings": ["Endoskopik"]}, {"word": "endoskopik", "meanings": ["Endoskopi ile ilgili, iç görümlü"]}, {"word": "arkabahçe", "meanings": ["Bir bölgeyi çevreleyen ve onunla ekonomik ve toplumsal etkileşim içinde bulunan bölge, hinterlant", "Etkileme alanı, hinterlant"]}, {"word": "ders notu", "meanings": ["Eğitim amacıyla derslerde kullanılmak üzere hazırlanmış görsel veya yazılı malzeme"]}, {"word": "konjonktivit", "meanings": ["Göz zarı yangısı"]}, {"word": "göz zarı yangısı", "meanings": ["Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap, konjonktivit"]}, {"word": "mouse", "meanings": ["343 fare"]}, {"word": "nickname", "meanings": ["343 takma ad"]}, {"word": "perdeleyici", "meanings": ["Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engelleyen oyuncu, markajcı"]}, {"word": "nötralizm", "meanings": ["Yansızlık"]}, {"word": "nod", "meanings": ["343 yumru", "343 düğüm"]}, {"word": "azel", "meanings": ["Sunumun birkaç satıcı tarafından yapıldığı ve bu az sayıdaki satıcının birbirlerinin üretim kararlarından etkilendiği piyasa türü, oligopol"]}, {"word": "azelleşme", "meanings": ["Azelleşmek durumu, oligopolleşme"]}, {"word": "azelleşmek", "meanings": ["Azel durumuna gelmek"]}, {"word": "oligopol", "meanings": ["Azel"]}, {"word": "az alıcı", "meanings": ["Çok sayıda satıcıya karşılık sınırlı sayıda alıcının bulunduğu, dolayısıyla her alıcının satın alacağı miktar ve satıcıya ödeyeceği fiyatın, rakip alıcıların miktar ve fiyatlarını etkileyebileceği piyasa türü, oligopson"]}, {"word": "oligopson", "meanings": ["Az alıcı"]}, {"word": "arınık", "meanings": ["Her çeşit mikroptan arınmış, steril, sterilize"]}, {"word": "statüko", "meanings": ["Süregelen düzenin korunması durumu, sürer durum", "Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum, sürer durum"]}, {"word": "sticker", "meanings": ["343 çıkartma"]}, {"word": "arınıklık", "meanings": ["Cansız yüzeylerdeki yararlı ve zararlı mikroorganizmaların kimyasal madde, ısı, ışın gibi etkenler kullanılarak tamamen yok edilmesi işlemi, sterilizasyon"]}, {"word": "giyimçizer", "meanings": ["Bir modaevinde yeni ürünlerin oluşumunu ve yaratılmasını sağlayan kimse, stilist", "Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü, stilist"]}, {"word": "yığımlık", "meanings": ["Bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümü, stok", "Satılmamış, istif edilmiş mal, stok"]}, {"word": "ön kesinti", "meanings": ["Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar, stopaj"]}, {"word": "izlemsel", "meanings": ["İzlem ile ilgili, stratejik"]}, {"word": "stratejist", "meanings": ["İzlemci"]}, {"word": "izlemci", "meanings": ["İzlem oluşturan kimse, stratejist", "Takip eden kimse"]}, {"word": "tandans", "meanings": ["Eğilim"]}, {"word": "teenage", "meanings": ["343 ergenlik"]}, {"word": "teenager", "meanings": ["343 ergen"]}, {"word": "sağaltıcı", "meanings": ["Tedavici"]}, {"word": "terimler dizgesi", "meanings": ["Bir sanat kolunda, bilim dallarında veya teknik alanlarda özel olarak kullanılan terimlerin tümü, terminoloji"]}, {"word": "yıldırı", "meanings": ["Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş, terör"]}, {"word": "yıldırıcılık", "meanings": ["Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak, cana ve mala kıyacak davranışlarda bulunma, yıldırmacılık, terörcülük, tedhişçilik, terörizm"]}, {"word": "yıldırıcı", "meanings": ["Yıldıran kimse veya şey", "Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak, cana ve mala kıyacak davranışlarda bulunan kimse, yıldırmacı, terörcü, tedhişçi, terörist"]}, {"word": "baskı sayısı", "meanings": ["Gazete, kitap, dergi vb.nin bir defada basıldığı sayı, tiraj"]}, {"word": "trade center", "meanings": ["343 ticaret merkezi"]}, {"word": "sarsıntı bilimi", "meanings": ["Cerrahinin yara ve bereleri tedavi eden bölümü, travmatoloji"]}, {"word": "insanmerkezcilik", "meanings": ["İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti, insaniçincilik, antroposantrizm"]}, {"word": "yansılanım", "meanings": ["İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi, ultrason"]}, {"word": "toplummerkezcilik", "meanings": ["İnsanın kendisini evrenin merkezi sayma görüşü, toplumiçincilik"]}, {"word": "yermerkezci", "meanings": ["Yerin gözlem noktası olarak alınan merkeziyle ilgili, yer özekçil, jeosantrik", "Yer merkezcilik yanlısı olan (kimse)"]}, {"word": "sarıçam", "meanings": ["Çamgillerden, genellikle Akdeniz Bölgesi'nde yetişen bodur, iğne yapraklı bir tür çam (Pinus sylvestris)"]}, {"word": "tekrardan", "meanings": ["343 tekrar tekrar"]}, {"word": "genotip", "meanings": ["Soy yapısı"]}, {"word": "obskürantizm", "meanings": ["Egemen güçlerin kendi hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlama çabası"]}, {"word": "rayba", "meanings": ["Pürüzalır"]}, {"word": "soyunabilmek", "meanings": ["Soyunma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Soyunmaya gücü yetmek"]}, {"word": "soyunabilme", "meanings": ["Soyunabilmek işi"]}, {"word": "soyutlayabilmek", "meanings": ["Soyutlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "soyutlayabilme", "meanings": ["Soyutlayabilmek işi"]}, {"word": "stoklayabilmek", "meanings": ["Stoklama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "suçlayıvermek", "meanings": ["Ayrıntılı düşünmeden suçlamak"]}, {"word": "stoklayabilme", "meanings": ["Stoklayabilmek işi"]}, {"word": "suçlayıverme", "meanings": ["Suçlayıvermek işi"]}, {"word": "suçlanabilmek", "meanings": ["Suçlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "sulayabilmek", "meanings": ["Sulama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sulamaya gücü yetmek"]}, {"word": "suçlanabilme", "meanings": ["Suçlanabilmek işi"]}, {"word": "sulayabilme", "meanings": ["Sulayabilmek işi"]}, {"word": "sulandırabilmek", "meanings": ["Sulandırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sunabilmek", "meanings": ["Sunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sulandırabilme", "meanings": ["Sulandırabilmek işi"]}, {"word": "sunabilme", "meanings": ["Sunabilmek işi"]}, {"word": "sunuvermek", "meanings": ["Fırsat bulup sunmak"]}, {"word": "sunulabilme", "meanings": ["Sunulabilmek işi"]}, {"word": "sunuverme", "meanings": ["Sunuvermek işi"]}, {"word": "sunulabilmek", "meanings": ["Sunulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "susuvermek", "meanings": ["Ansızın susmak"]}, {"word": "susuverme", "meanings": ["Susuvermek işi"]}, {"word": "susabilmek", "meanings": ["Susma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Susma becerisi bulunmak"]}, {"word": "susabilme", "meanings": ["Susabilmek işi"]}, {"word": "susturuvermek", "meanings": ["Çabucak susturmak"]}, {"word": "susturuverme", "meanings": ["Susturuvermek işi"]}, {"word": "susturabilmek", "meanings": ["Susturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Susturma becerisi bulunmak"]}, {"word": "susturabilme", "meanings": ["Susturabilmek işi"]}, {"word": "şahlanabilmek", "meanings": ["Şahlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "şahlanabilme", "meanings": ["Şahlanabilmek işi"]}, {"word": "şakalaşabilme", "meanings": ["Şakalaşabilmek işi"]}, {"word": "şakalaşabilmek", "meanings": ["Şakalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Şakalaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "şaşırıvermek", "meanings": ["Beklenmeyen bir durum karşısında şaşırmak"]}, {"word": "şaşırıverme", "meanings": ["Şaşırıvermek işi"]}, {"word": "şaşırabilmek", "meanings": ["Şaşırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "şaşırabilme", "meanings": ["Şaşırabilmek işi"]}, {"word": "şaşırtabilmek", "meanings": ["Şaşırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Şaşırtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "şaşabilmek", "meanings": ["Şaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "şaşırtabilme", "meanings": ["Şaşırtabilmek işi"]}, {"word": "şaşabilme", "meanings": ["Şaşabilmek işi"]}, {"word": "şımarabilmek", "meanings": ["Şımarma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "şımarabilme", "meanings": ["Şımarabilmek işi"]}, {"word": "şımartabilmek", "meanings": ["Şımartma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Şımartma becerisi bulunmak"]}, {"word": "şımartabilme", "meanings": ["Şımartabilmek işi"]}, {"word": "şişmanlayabilmek", "meanings": ["Şişmanlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "şişmanlayabilme", "meanings": ["Şişmanlayabilmek işi"]}, {"word": "şuurlanabilmek", "meanings": ["Bilinçlenebilmek"]}, {"word": "şuurlanabilme", "meanings": ["Bilinçlenebilme"]}, {"word": "takılıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak takılmak"]}, {"word": "takılıverme", "meanings": ["Takılıvermek işi"]}, {"word": "takınabilmek", "meanings": ["Takınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "takınabilme", "meanings": ["Takınabilmek işi"]}, {"word": "takıvermek", "meanings": ["Çabucak takmak"]}, {"word": "takıverme", "meanings": ["Takıvermek işi"]}, {"word": "takabilmek", "meanings": ["Takma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Takmayı becermek"]}, {"word": "takabilme", "meanings": ["Takabilmek işi"]}, {"word": "taktırabilmek", "meanings": ["Taktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taktırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "taktırabilme", "meanings": ["Taktırabilmek işi"]}, {"word": "tamamlayabilmek", "meanings": ["Tamamlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tamamlamayı becerebilmek"]}, {"word": "tamamlayabilme", "meanings": ["Tamamlayabilmek işi"]}, {"word": "tamamlanabilmek", "meanings": ["Tamamlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tamamlanabilme", "meanings": ["Tamamlanabilmek işi"]}, {"word": "tamamlatabilmek", "meanings": ["Tamamlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tamamlatmayı becermek"]}, {"word": "tamamlatabilme", "meanings": ["Tamamlatabilmek işi"]}, {"word": "tanıyıvermek", "meanings": ["Çabucak tanımak"]}, {"word": "tanıyıverme", "meanings": ["Tanıyıvermek işi"]}, {"word": "tanıyabilmek", "meanings": ["Tanıma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tanıma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tanıyabilme", "meanings": ["Tanıyabilmek işi"]}, {"word": "tanımlayıvermek", "meanings": ["Çok çabuk veya kolayca tanımlamak"]}, {"word": "tanımlayıverme", "meanings": ["Tanımlayıvermek işi"]}, {"word": "tanımlayabilmek", "meanings": ["Tanımlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tanımlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tanımlayabilme", "meanings": ["Tanımlayabilmek işi"]}, {"word": "tanınabilme", "meanings": ["Tanınabilmek işi"]}, {"word": "tanınabilmek", "meanings": ["Tanınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tanışabilmek", "meanings": ["Tanışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tanışabilme", "meanings": ["Tanışabilmek işi"]}, {"word": "tanıştırabilme", "meanings": ["Tanıştırabilmek işi"]}, {"word": "tanıştırabilmek", "meanings": ["Tanıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tanıtılabilmek", "meanings": ["Tanıtılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tanıtılabilme", "meanings": ["Tanıtılabilmek işi"]}, {"word": "tanıtabilmek", "meanings": ["Tanıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tanıtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tanıtabilme", "meanings": ["Tanıtabilmek işi"]}, {"word": "tanıtıvermek", "meanings": ["Hemen tanıtmak"]}, {"word": "tanıtıverme", "meanings": ["Tanıtıvermek işi"]}, {"word": "tanıtlayabilme", "meanings": ["Tanıtlayabilmek işi"]}, {"word": "tanıtlayabilmek", "meanings": ["Tanıtlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tanıtlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tapınabilmek", "meanings": ["Tapınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tapınabilme", "meanings": ["Tapınabilmek işi"]}, {"word": "tapabilmek", "meanings": ["Tapma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tapma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tapabilme", "meanings": ["Tapabilmek işi"]}, {"word": "taptırabilmek", "meanings": ["Taptırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "taptırabilme", "meanings": ["Taptırabilmek işi"]}, {"word": "tarayabilmek", "meanings": ["Tarama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tarama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tarayabilme", "meanings": ["Tarayabilmek işi"]}, {"word": "taratabilmek", "meanings": ["Taratma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taratma becerisi bulunmak"]}, {"word": "taranabilme", "meanings": ["Taranabilmek işi"]}, {"word": "taratabilme", "meanings": ["Taratabilmek işi"]}, {"word": "taranabilmek", "meanings": ["Taranma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tartılabilmek", "meanings": ["Tartılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tartılabilme", "meanings": ["Tartılabilmek işi"]}, {"word": "tartışabilme", "meanings": ["Tartışabilmek işi"]}, {"word": "tartışabilmek", "meanings": ["Tartışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tartışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tartabilme", "meanings": ["Tartabilmek işi"]}, {"word": "tasarımlayabilme", "meanings": ["Tasarımlayabilmek işi"]}, {"word": "tartabilmek", "meanings": ["Tartma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tartma gücü bulunmak"]}, {"word": "tasarımlayabilmek", "meanings": ["Tasarımlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tasarımlamayı becermek"]}, {"word": "tasarlayabilmek", "meanings": ["Tasarlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tasarlamayı becermek"]}, {"word": "tasarlayabilme", "meanings": ["Tasarlayabilmek işi"]}, {"word": "tasarlanabilmek", "meanings": ["Tasarlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tasarlanabilme", "meanings": ["Tasarlanabilmek işi"]}, {"word": "taslayabilmek", "meanings": ["Taslama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taslama becerisi bulunmak"]}, {"word": "taslayabilme", "meanings": ["Taslayabilmek işi"]}, {"word": "taşıyıverme", "meanings": ["Taşıyıvermek işi"]}, {"word": "taşıyıvermek", "meanings": ["Çok çabuk veya kısa sürede taşımak"]}, {"word": "taşıyabilmek", "meanings": ["Taşıma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taşımaya gücü yetmek"]}, {"word": "taşıyabilme", "meanings": ["Taşıyabilmek işi"]}, {"word": "taşınabilmek", "meanings": ["Taşınma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taşımaya uygun olmak", "Taşınmak için herhangi bir engeli bulunmamak"]}, {"word": "taşınabilme", "meanings": ["Taşınabilmek işi"]}, {"word": "taşırabilmek", "meanings": ["Taşırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taşırma gücü bulunmak"]}, {"word": "taşıtabilmek", "meanings": ["Taşıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taşıtma gücü buluınmak"]}, {"word": "taşırabilme", "meanings": ["Taşırabilmek işi"]}, {"word": "taşıtabilme", "meanings": ["Taşıtabilmek işi"]}, {"word": "taşlayabilmek", "meanings": ["Taşlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taşlama gücü bulunmak"]}, {"word": "taşlayabilme", "meanings": ["Taşlayabilmek işi"]}, {"word": "taşayazmak", "meanings": ["Neredeyse taşmak"]}, {"word": "taşıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çok kısa sürede taşmak"]}, {"word": "taşayazma", "meanings": ["Taşayazmak işi"]}, {"word": "taşıverme", "meanings": ["Taşıvermek işi"]}, {"word": "tatlandırabilmek", "meanings": ["Tatlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tatlandırma gücü bulunmak"]}, {"word": "taşabilmek", "meanings": ["Taşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "taşabilme", "meanings": ["Taşabilmek işi"]}, {"word": "tatlandırabilme", "meanings": ["Tatlandırabilmek işi"]}, {"word": "tadıvermek", "meanings": ["Çabucak tatmak"]}, {"word": "tadabilme", "meanings": ["Tadabilmek işi"]}, {"word": "tadabilmek", "meanings": ["Tatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tadıverme", "meanings": ["Tadıvermek işi"]}, {"word": "tattırabilmek", "meanings": ["Tattırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tavlayabilmek", "meanings": ["Tavlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tavlamayı becermek"]}, {"word": "tattırabilme", "meanings": ["Tattırabilmek işi"]}, {"word": "tavlayabilme", "meanings": ["Tavlayabilmek işi"]}, {"word": "tekrarlayabilmek", "meanings": ["Tekrarlama ihtimali veya imkânı bulunmak, yineleyebilmek", "Tekrarlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tekrarlanabilmek", "meanings": ["Tekrarlanma ihtimali veya imkânı bulunmak, yinelenebilmek"]}, {"word": "tekrarlanabilme", "meanings": ["Tekrarlanabilmek işi, yinelenebilme"]}, {"word": "tekrarlayabilme", "meanings": ["Tekrarlayabilmek işi, yineleyebilme"]}, {"word": "tekrarlatabilmek", "meanings": ["Tekrarlatma ihtimali veya imkânı bulunmak, yineletebilmek", "Tekrarlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tekrarlatabilme", "meanings": ["Tekrarlatabilmek işi, yineletebilme"]}, {"word": "tezgâhlayabilmek", "meanings": ["Tezgâhlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tezgâhlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tıkayıvermek", "meanings": ["Çabucak tıkamak"]}, {"word": "tezgâhlayabilme", "meanings": ["Tezgâhlayabilmek işi"]}, {"word": "tıkayabilme", "meanings": ["Tıkayabilmek işi"]}, {"word": "tıkayabilmek", "meanings": ["Tıkama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tıkama gücü bulunmak"]}, {"word": "tıkayıverme", "meanings": ["Tıkayıvermek işi"]}, {"word": "tıkanabilmek", "meanings": ["Tıkanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tıkanabilme", "meanings": ["Tıkanabilmek işi"]}, {"word": "tıkıştırabilmek", "meanings": ["Tıkıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tıkıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tıklayabilmek", "meanings": ["Tıklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tıklama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tıkıştırabilme", "meanings": ["Tıkıştırabilmek işi"]}, {"word": "tıklayabilme", "meanings": ["Tıklayabilmek işi"]}, {"word": "tıklatabilmek", "meanings": ["Tıklatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tıklatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tıklatabilme", "meanings": ["Tıklatabilmek işi"]}, {"word": "tıkıverme", "meanings": ["Tıkıvermek işi"]}, {"word": "tıkıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede tıkmak"]}, {"word": "tıkabilmek", "meanings": ["Tıkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tıkma gücü bulunmak"]}, {"word": "tıkabilme", "meanings": ["Tıkabilmek işi"]}, {"word": "tırmalayabilmek", "meanings": ["Tırmalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tırmalama gücü bulunmak"]}, {"word": "tırmalayabilme", "meanings": ["Tırmalayabilmek işi"]}, {"word": "tırmanabilmek", "meanings": ["Tırmanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tırmanmayı becermek"]}, {"word": "tokalaşabilmek", "meanings": ["Tokalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tokalaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tokalaşabilme", "meanings": ["Tokalaşabilmek işi"]}, {"word": "tırmanabilme", "meanings": ["Tırmanabilmek işi"]}, {"word": "tokuşturabilmek", "meanings": ["Tokuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tokuştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tokuşturabilme", "meanings": ["Tokuşturabilmek işi"]}, {"word": "toparlayabilmek", "meanings": ["Toparlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Toparlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "toparlayabilme", "meanings": ["Toparlayabilmek işi"]}, {"word": "toplayabilmek", "meanings": ["Toplama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Toplama gücü bulunmak"]}, {"word": "toparlanabilme", "meanings": ["Toparlanabilmek işi"]}, {"word": "toplayabilme", "meanings": ["Toplayabilmek işi"]}, {"word": "toparlanabilmek", "meanings": ["Toparlanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Toparlanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "toplayıverme", "meanings": ["Toplayıvermek işi"]}, {"word": "toplayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa zamanda toplamak"]}, {"word": "toplanıvermek", "meanings": ["Çok çabuk veya kısa zamanda toplanmak"]}, {"word": "toplanıverme", "meanings": ["Toplanıvermek işi"]}, {"word": "toplanabilmek", "meanings": ["Toplanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "toplatabilmek", "meanings": ["Toplatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Toplatma gücü bulunmak"]}, {"word": "toplatabilme", "meanings": ["Toplatabilmek işi"]}, {"word": "toplanabilme", "meanings": ["Toplanabilmek işi"]}, {"word": "turlayabilmek", "meanings": ["Turlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Turlama gücü bulunmak"]}, {"word": "turlayabilme", "meanings": ["Turlayabilmek işi"]}, {"word": "tutuvermek", "meanings": ["Çabucak tutmak"]}, {"word": "tutabilmek", "meanings": ["Tutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tutma gücü bulunmak"]}, {"word": "tutuverme", "meanings": ["Tutuvermek işi"]}, {"word": "tutabilme", "meanings": ["Tutabilmek işi"]}, {"word": "optimizasyon", "meanings": ["En uygun duruma getirme"]}, {"word": "değerler dizisi", "meanings": ["Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi, paradigma"]}, {"word": "parapent", "meanings": ["Yamaç paraşütü"]}, {"word": "aykırı düşünce", "meanings": ["Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce, paradoks"]}, {"word": "pasifikasyon", "meanings": ["Etkisizleştirme"]}, {"word": "buluş belgesi", "meanings": ["Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge, patent"]}, {"word": "çintemani", "meanings": ["Özellikle kumaşlara ve çinilere uygulanmış, ikisi altta biri üstte iç içe geçmiş halkalar ve şimşeği ifade eden iki yatık kıvılcımdan meydana gelen süsleme motifi, itayağı"]}, {"word": "itayağı", "meanings": ["Çintemani"]}, {"word": "geçdoğan", "meanings": ["Normal zamanından sonra doğan (bebek), postmatüre"]}, {"word": "erkendoğan", "meanings": ["Zamanından önce doğan (bebek), günsüz, prematüre"]}, {"word": "postmatüre", "meanings": ["Geçdoğan"]}, {"word": "dolduruşçu", "meanings": ["İnsanı dolduruşa getirmeyi alışkanlık edinen kimse"]}, {"word": "dolduruşçuluk", "meanings": ["Dolduruşçu olma durumu"]}, {"word": "doldurboşalt", "meanings": ["Oyunun son dakikalarında galip olan takım tarafından oyalama amacıyla topu uzun paslarla rakip kale önüne gönderme", "Nöbet sonrası namluda merminin kalıp kalmadığını denetlemek için verilen komut"]}, {"word": "torbacık", "meanings": ["Küçük torba"]}, {"word": "daldırma çay", "meanings": ["Sallama çay"]}, {"word": "demlik poşet", "meanings": ["Demlik için üretilen, içinde çay bulunan, ipsiz torbacık"]}, {"word": "çay makinesi", "meanings": ["Çay demlemek için üretilen elektrikli aygıt"]}, {"word": "overlokçu", "meanings": ["Overlok yapan kimse"]}, {"word": "overlokçuluk", "meanings": ["Overlok yapma işi"]}, {"word": "Beypazarı kurusu", "meanings": ["Genellikle baklava dilimi biçiminde bir tür peksimet"]}, {"word": "playback", "meanings": ["343 söylemseme"]}, {"word": "periferi", "meanings": ["Kıyı", "Çevre", "Uç"]}, {"word": "play-off", "meanings": ["343 üst küme"]}, {"word": "ön doğru", "meanings": ["Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat", "İspatsız kabul edilen önerme, postulat, konut(II), koyut"]}, {"word": "karmaca", "meanings": ["Sevilen müzik eserlerinden seçilmiş bölümlerin arka arkaya seslendirilmesiyle oluşan müzik parçası, potpuri"]}, {"word": "düz hekim", "meanings": ["Mesleğinde uzmanlık belgesi almamış olan (kimse), pratisyen"]}, {"word": "yansıtım aygıtı", "meanings": ["Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünü oluşturulan alet, projektör"]}, {"word": "yaymaca", "meanings": ["Propaganda"]}, {"word": "puzzle", "meanings": ["343 yapboz"]}, {"word": "sıra makinesi", "meanings": ["Banka, hastane, postane vb. yerlerde müşterilere veya hastalara sıra numarası veren makine"]}, {"word": "ışın tedavisi", "meanings": ["X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi, radyoterapi"]}, {"word": "rasist", "meanings": ["Irkçı"]}, {"word": "rasizm", "meanings": ["Irkçılık"]}, {"word": "rasyo", "meanings": ["Oran"]}, {"word": "realizasyon", "meanings": ["Gerçekleştirme"]}, {"word": "ikili sigorta", "meanings": ["Bir sigorta ortaklığının sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi, reasürans"]}, {"word": "düzeltmeci", "meanings": ["Düzeltmecilik yanlısı, ıslahatçı, reformist"]}, {"word": "düzeltmecilik", "meanings": ["Eldeki imkânlarla, ihtilale başvurmadan toplum düzeninin daha iyi duruma getirilebileceğini, sosyal adaletin sağlanabileceğini ileri süren siyasi sistem, ıslahatçılık, reformculuk"]}, {"word": "değer katma", "meanings": ["Bir paranın değerini altına ve dövize göre yeniden ayarlama, revalüasyon"]}, {"word": "röyalti", "meanings": ["Telif hakkı"]}, {"word": "sağlıklama", "meanings": ["Halk sağlığını korumak ve hastalıkları önlemek için tasarlanan önlemler ve bunların uygulanması, sanitasyon"]}, {"word": "sanitasyon", "meanings": ["Sağlıklama"]}, {"word": "orta uç oyuncusu", "meanings": ["Futbolda ileri uçta, hücum hattının ortasında oynayan oyuncu, santrfor"]}, {"word": "senkronizm", "meanings": ["Eş zamanlılık"]}, {"word": "sensör", "meanings": ["Duyarga"]}, {"word": "bileşimli", "meanings": ["Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, sentetik"]}, {"word": "server", "meanings": ["343 sunucu"]}, {"word": "ön izleme", "meanings": ["Bir filmin gösterime girmeden önce seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi"]}, {"word": "siesta", "meanings": ["343 öğle uykusu"]}, {"word": "tanıtımcık", "meanings": ["Kısa, çarpıcı, akılda kalıcı tanıtım sözü, spot"]}, {"word": "hatalı yürüme", "meanings": ["Basketbolda bir oyuncunun top elindeyken yerde zıplatmadan bir adımdan fazla yürümesi, step (II)"]}, {"word": "step", "meanings": ["Hatalı yürüme"]}, {"word": "biçemleme", "meanings": ["Biçemlemek işi, stilizasyon"]}, {"word": "biçemlemek", "meanings": ["Üslup kazandırmak"]}, {"word": "stilizasyon", "meanings": ["Biçemleme"]}, {"word": "stoper", "meanings": ["Kesici"]}, {"word": "gergevşet", "meanings": ["Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma"]}, {"word": "stretching", "meanings": ["343 gergevşet"]}, {"word": "ısı tedavisi", "meanings": ["Hastalığın iyileştirilmesi için herhangi bir biçimde ısı uygulamasıyla yapılan tedavi, termoterapi"]}, {"word": "termoterapi", "meanings": ["Isı tedavisi"]}, {"word": "topless", "meanings": ["343 üstsüz"]}, {"word": "trankilizan", "meanings": ["Yatıştırıcı"]}, {"word": "bitki nakli", "meanings": ["Bitkiyi bir yerden alıp başka bir yere dikme, transplantasyon"]}, {"word": "triboloji", "meanings": ["Sürtünme bilimi"]}, {"word": "sürtünme bilimi", "meanings": ["Sürtünme olaylarını inceleyen bilim dalı, triboloji"]}, {"word": "tutturabilmek", "meanings": ["Tutturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tutturma gücü bulunmak"]}, {"word": "tutuklayabilmek", "meanings": ["Tutuklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tutuklama gücü bulunmak"]}, {"word": "tutturabilme", "meanings": ["Tutturabilmek işi"]}, {"word": "tutuklatabilmek", "meanings": ["Tutuklatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tutuklatma gücü bulunmak"]}, {"word": "tutuklayabilme", "meanings": ["Tutuklayabilmek işi"]}, {"word": "tutuklatabilme", "meanings": ["Tutuklatabilmek işi"]}, {"word": "tutuluvermek", "meanings": ["Çabucak tutulmak"]}, {"word": "tutuluverme", "meanings": ["Tutuluvermek işi"]}, {"word": "tutulabilmek", "meanings": ["Tutulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tutulabilme", "meanings": ["Tutulabilmek işi"]}, {"word": "tutunabilmek", "meanings": ["Tutunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tutunabilme", "meanings": ["Tutunabilmek işi"]}, {"word": "tutuşabilme", "meanings": ["Tutuşabilmek işi"]}, {"word": "tutuşabilmek", "meanings": ["Tutuşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tutuşuvermek", "meanings": ["Çabucak tutuşmak"]}, {"word": "tutuşuverme", "meanings": ["Tutuşuvermek işi"]}, {"word": "tutuşturabilmek", "meanings": ["Tutuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tutuşturma gücü bulunmak"]}, {"word": "tutuşturabilme", "meanings": ["Tutuşturabilmek işi"]}, {"word": "tutuşturuvermek", "meanings": ["Çabucak tutuşturmak"]}, {"word": "tutuşturuverme", "meanings": ["Tutuşturuvermek işi"]}, {"word": "uçabilmek", "meanings": ["Uçma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uçma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ucuzlatabilmek", "meanings": ["Ucuzlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ucuzlatma gücü bulunmak"]}, {"word": "ucuzlatabilme", "meanings": ["Ucuzlatabilmek işi"]}, {"word": "uçabilme", "meanings": ["Uçabilmek işi"]}, {"word": "uçuvermek", "meanings": ["Çabucak uçmak", "Çabucak gitmek"]}, {"word": "uçuverme", "meanings": ["Uçuvermek işi"]}, {"word": "uçuruvermek", "meanings": ["Çabucak uçurmak", "Bir sözü hemen başkasına iletmek"]}, {"word": "uçuruverme", "meanings": ["Uçuruvermek işi"]}, {"word": "uçurabilmek", "meanings": ["Uçurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uçurma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uçurabilme", "meanings": ["Uçurabilmek işi"]}, {"word": "uğrayabilmek", "meanings": ["Uğrama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uğrayabilme", "meanings": ["Uğrayabilmek işi"]}, {"word": "uğratabilmek", "meanings": ["Uğratma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uğratabilme", "meanings": ["Uğratabilmek işi"]}, {"word": "uğraşabilmek", "meanings": ["Uğraşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uğraşabilme", "meanings": ["Uğraşabilmek işi"]}, {"word": "uğurlayabilmek", "meanings": ["Uğurlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uğurlayabilme", "meanings": ["Uğurlayabilmek işi"]}, {"word": "uğurlanabilmek", "meanings": ["Uğurlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uğurlanabilme", "meanings": ["Uğurlanabilmek işi"]}, {"word": "ulaşılabilmek", "meanings": ["Ulaşılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ulaşılabilme", "meanings": ["Ulaşılabilmek işi"]}, {"word": "ulaşabilmek", "meanings": ["Ulaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ulaşabilme", "meanings": ["Ulaşabilmek işi"]}, {"word": "ulaştırabilmek", "meanings": ["Ulaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ulaştırma gücü bulunmak"]}, {"word": "ulaştırabilme", "meanings": ["Ulaştırabilmek işi"]}, {"word": "ulaşıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede ulaşmak"]}, {"word": "ulaşıverme", "meanings": ["Ulaşıvermek işi"]}, {"word": "uluslaşabilmek", "meanings": ["Uluslaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "umabilmek", "meanings": ["Umma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uluslaşabilme", "meanings": ["Uluslaşabilmek işi"]}, {"word": "umutlanabilmek", "meanings": ["Umutlanma ihtimali veya imkânı bulunmak, ümitlenebilmek"]}, {"word": "umabilme", "meanings": ["Umabilmek işi"]}, {"word": "unutuvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede unutmak"]}, {"word": "unutuverme", "meanings": ["Unutuvermek işi"]}, {"word": "umutlanabilme", "meanings": ["Umutlanabilmek durumu, ümitlenebilme"]}, {"word": "unutabilmek", "meanings": ["Unutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Unutma becerisi bulunmak"]}, {"word": "unutabilme", "meanings": ["Unutabilmek işi"]}, {"word": "unutturuvermek", "meanings": ["Kolayca ve kısa sürede unutturmak"]}, {"word": "unutturabilme", "meanings": ["Unutturabilmek işi"]}, {"word": "unutturuverme", "meanings": ["Unutturuvermek işi"]}, {"word": "unutturabilmek", "meanings": ["Unutturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "unutuluverme", "meanings": ["Unutuluvermek işi"]}, {"word": "unutulabilmek", "meanings": ["Unutulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "unutuluvermek", "meanings": ["Kısa sürede unutulmak"]}, {"word": "unutulabilme", "meanings": ["Unutulabilmek işi"]}, {"word": "utanabilmek", "meanings": ["Utanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uyandırabilmek", "meanings": ["Uyandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "utanabilme", "meanings": ["Utanabilmek işi"]}, {"word": "uyandırabilme", "meanings": ["Uyandırabilmek işi"]}, {"word": "uyanıverme", "meanings": ["Uyanıvermek işi"]}, {"word": "uyanıvermek", "meanings": ["Ansızın uyanmak"]}, {"word": "uyanabilmek", "meanings": ["Uyanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyanmaya gücü yetmek"]}, {"word": "uyanabilme", "meanings": ["Uyanabilmek işi"]}, {"word": "uyarılabilmek", "meanings": ["Uyarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uyarılabilme", "meanings": ["Uyarılabilmek işi"]}, {"word": "uyarlayabilme", "meanings": ["Uyarlayabilmek işi"]}, {"word": "uyarlayabilmek", "meanings": ["Uyarlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyarlama gücü bulunmak"]}, {"word": "uyarlayıvermek", "meanings": ["Kısa sürede uyarlamak"]}, {"word": "uyarlanabilmek", "meanings": ["Uyarlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uyarlayıverme", "meanings": ["Uyarlayıvermek işi"]}, {"word": "uyarlanabilme", "meanings": ["Uyarlanabilmek işi"]}, {"word": "uyarabilmek", "meanings": ["Uyarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyarma gücü bulunmak"]}, {"word": "uyarabilme", "meanings": ["Uyarabilmek işi"]}, {"word": "uydurabilmek", "meanings": ["Uydurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uydurma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uydurabilme", "meanings": ["Uydurabilmek işi"]}, {"word": "uyduruvermek", "meanings": ["Ansızın veya kısa sürede uydurmak"]}, {"word": "uyduruverme", "meanings": ["Uyduruvermek işi"]}, {"word": "uydurulabilme", "meanings": ["Uydurulabilmek işi"]}, {"word": "uydurulabilmek", "meanings": ["Uydurulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uygulayabilmek", "meanings": ["Uygulama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uygulama gücü bulunmak"]}, {"word": "uygulayabilme", "meanings": ["Uygulayabilmek işi"]}, {"word": "uygulanabilmek", "meanings": ["Uygulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uygulanabilme", "meanings": ["Uygulanabilmek işi"]}, {"word": "uygulatabilmek", "meanings": ["Uygulatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uygulatma gücü bulunmak"]}, {"word": "uygulatabilme", "meanings": ["Uygulatabilmek işi"]}, {"word": "uyuvermek", "meanings": ["Kısa sürede uyum sağlamak", "Ölçü bakımından uyum sağlamak"]}, {"word": "uyuverme", "meanings": ["Uyuvermek işi"]}, {"word": "uyabilmek", "meanings": ["Uyma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uyabilme", "meanings": ["Uyabilmek işi"]}, {"word": "uyuyakalmak", "meanings": ["Ansızın uyumak"]}, {"word": "uyuyakalma", "meanings": ["Uyuyakalmak işi"]}, {"word": "uyuyabilmek", "meanings": ["Uyuma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyuma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uyuyuvermek", "meanings": ["Çabucak uyumak", "İstemediği hâlde uyuyakalmak"]}, {"word": "uyuyabilme", "meanings": ["Uyuyabilmek işi"]}, {"word": "uyuşabilmek", "meanings": ["Uyuşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uyuyuverme", "meanings": ["Uyuyuvermek işi"]}, {"word": "uyuşturabilmek", "meanings": ["Uyuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyuşturma gücü bulmak"]}, {"word": "uyuşabilme", "meanings": ["Uyuşabilmek işi"]}, {"word": "uyuşturabilme", "meanings": ["Uyuşturabilmek işi"]}, {"word": "uyutabilmek", "meanings": ["Uyutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uyutma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uyutabilme", "meanings": ["Uyutabilmek işi"]}, {"word": "uyutulabilmek", "meanings": ["Uyutulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "uyutulabilme", "meanings": ["Uyutulabilmek işi"]}, {"word": "uzaklaşabilmek", "meanings": ["Uzaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzaklaşma gücü bulunmak"]}, {"word": "uzaklaşabilme", "meanings": ["Uzaklaşabilmek işi"]}, {"word": "uzaklaştırabilmek", "meanings": ["Uzaklaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzaklaştırma gücü bulunmak"]}, {"word": "uzaklaştırabilme", "meanings": ["Uzaklaştırabilmek işi"]}, {"word": "uzayabilmek", "meanings": ["Uzama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzama gücü bulunmak"]}, {"word": "uzayabilme", "meanings": ["Uzayabilmek işi"]}, {"word": "uzanıverme", "meanings": ["Uzanıvermek işi"]}, {"word": "uzanıvermek", "meanings": ["Çabucak uzanmak"]}, {"word": "uzanabilmek", "meanings": ["Uzanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uzanabilme", "meanings": ["Uzanabilmek işi"]}, {"word": "uzlaşabilmek", "meanings": ["Uzlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzlaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uzlaşabilme", "meanings": ["Uzlaşabilmek işi"]}, {"word": "uzlaştırabilmek", "meanings": ["Uzlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzlaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "uzlaştırabilme", "meanings": ["Uzlaştırabilmek işi"]}, {"word": "vardırabilmek", "meanings": ["Vardırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vardırabilme", "meanings": ["Vardırabilmek işi"]}, {"word": "varılabilmek", "meanings": ["Varılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "varılabilme", "meanings": ["Varılabilmek işi"]}, {"word": "varabilmek", "meanings": ["Varma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Varmaya gücü yetmek"]}, {"word": "varabilme", "meanings": ["Varabilmek işi"]}, {"word": "varsayabilmek", "meanings": ["Varsayma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "varsayabilme", "meanings": ["Varsayabilmek işi"]}, {"word": "vedalaşabilmek", "meanings": ["Vedalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vedalaşabilme", "meanings": ["Vedalaşabilmek işi"]}, {"word": "vurdurabilmek", "meanings": ["Vurdurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vurdurabilme", "meanings": ["Vurdurabilmek işi"]}, {"word": "vurgulayabilmek", "meanings": ["Vurgulama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Vurgulama becerisi bulunmak"]}, {"word": "vurgulayabilme", "meanings": ["Vurgulayabilmek işi"]}, {"word": "vurgulanabilmek", "meanings": ["Vurgulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vurgulanabilme", "meanings": ["Vurgulanabilmek işi"]}, {"word": "vurayazmak", "meanings": ["Neredeyse vurmak"]}, {"word": "vurayazma", "meanings": ["Vurayazmak işi"]}, {"word": "vurabilmek", "meanings": ["Vurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Vurmaya gücü yetmek"]}, {"word": "vurabilme", "meanings": ["Vurabilmek işi"]}, {"word": "vuruvermek", "meanings": ["Ansızın vurmak"]}, {"word": "vurulabilmek", "meanings": ["Vurulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vuruverme", "meanings": ["Vuruvermek işi"]}, {"word": "vurulabilme", "meanings": ["Vurulabilmek işi"]}, {"word": "astigmatlık", "meanings": ["Astigmat olma durumu"]}, {"word": "vuruluvermek", "meanings": ["Ansızın vurulmak"]}, {"word": "vuruluverme", "meanings": ["Vuruluvermek işi"]}, {"word": "Anadolululuk", "meanings": ["Anadolulu olma durumu"]}, {"word": "kâğıt para", "meanings": ["Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan değeri kâğıt üzerinde belirtilen para, banknot"]}, {"word": "Rumelililik", "meanings": ["Rumelili olma durumu"]}, {"word": "heteroseksüellik", "meanings": ["Heteroseksüel olma durumu"]}, {"word": "hipermetropluk", "meanings": ["Hipermetrop olma durumu"]}, {"word": "humbaracıbaşı", "meanings": ["Humbara kullanan askerlerin başı, yöneticisi"]}, {"word": "karpuz kol", "meanings": ["Bol büzgülü, kabarık, kısa giysi kolu"]}, {"word": "izlev", "meanings": ["İşlev"]}, {"word": "karpuz kollu", "meanings": ["Karpuz kolu olan"]}, {"word": "ileri vites", "meanings": ["Vitesteki dişlilerden otomobilin ileri gitmesini sağlayan dişli"]}, {"word": "motto", "meanings": ["Özdeyiş, slogan"]}, {"word": "nomanklatür", "meanings": ["Adlar dizgesi"]}, {"word": "adlar dizgesi", "meanings": ["Belli bir alan için bağlayıcı olan adlandırmaların bütünü, nomanklatür"]}, {"word": "uygun değer", "meanings": ["Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum, optimum"]}, {"word": "indirim merkezi", "meanings": ["Mağazaların seri sonu mallarını ucuz olarak sattığı alışveriş yeri"]}, {"word": "outlet center", "meanings": ["343 indirim merkezi"]}, {"word": "playmaker", "meanings": ["343 oyun kurucu"]}, {"word": "regülasyon", "meanings": ["Ayarlama", "Düzenleme"]}, {"word": "saray konut", "meanings": ["Kendine ait güvenliği bulunan, içinde yaşayanlara özel hizmetler sunulan, her türlü ihtiyacın karşılandığı özel konut, rezidans"]}, {"word": "fissür", "meanings": ["Anüs çıkışındaki mukozanın genellikle arka kenardan çatlaması veya yırtılması", "Çatlak"]}, {"word": "erken boşalma", "meanings": ["Cinsel birleşimlerde bazı fiziksel veya ruhsal nedenlerden dolayı meninin erken gelmesi"]}, {"word": "dolaşım ortaklığı", "meanings": ["Müşterilerine yurt dışında da hizmet verebilmek için cep telefonu firmalarının başka ülkelerin iletişim firmalarıyla kurduğu iş birliği"]}, {"word": "sağır mikrofon", "meanings": ["Çevre seslerinden etkilenmeyen, doğrudan doğruya konuşanın sesini alan mikrofon"]}, {"word": "roaming", "meanings": ["343 dolaşım ortaklığı"]}, {"word": "partiküllü", "meanings": ["Parçacıklı"]}, {"word": "parçacıklı", "meanings": ["Parçacığı olan, partiküllü"]}, {"word": "kakalak", "meanings": ["Daha çok gemilerde görülen bir tür hamam böceği"]}, {"word": "örgüt kültürü", "meanings": ["Çalışan personelin davranışlarını ve çalışılan yerin genel görüntüsünü şekillendiren, simgeler aracılığıyla öğrenilebilen ve öğretilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılan, değişebilir nitelikteki değer, düşünce ve kurallar bütünü"]}, {"word": "dizi pusulası", "meanings": ["Resmî bir kurumda görevli memurun kurum adına yaptığı harcamaların ayrıntılı dökümünü gösteren belge", "Herhangi bir konu ile ilgili belgelerin isim listelerini içeren belge"]}, {"word": "tarantula", "meanings": ["Eklem bacaklıların, örümceğimsiler sınıfından, daha çok Güney Avrupa'da yaşayan, kıllarla kaplı, yaklaşık 2,5 santimetre uzunluğunda, sekiz bacaklı, iki kollu, etçil bir tür örümcek (Lycosidae tarantula)"]}, {"word": "koşturmaca", "meanings": ["Sürekli çalışma, koşturma durumunda olma"]}, {"word": "vuruşabilmek", "meanings": ["Vuruşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Vuruşmaya gücü yetmek", "Vuruşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yabancılaşabilmek", "meanings": ["Yabancılaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vuruşabilme", "meanings": ["Vuruşabilmek işi"]}, {"word": "yabancılaşabilme", "meanings": ["Yabancılaşabilmek işi"]}, {"word": "yadsıyabilmek", "meanings": ["Yadsıma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yadsıyabilme", "meanings": ["Yadsıyabilmek işi"]}, {"word": "yağdırabilmek", "meanings": ["Yağdırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yağdırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yağdırabilme", "meanings": ["Yağdırabilmek işi"]}, {"word": "yağlayabilmek", "meanings": ["Yağlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yağlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "yağlayabilme", "meanings": ["Yağlayabilmek işi"]}, {"word": "yağabilmek", "meanings": ["Yağma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yağabilme", "meanings": ["Yağabilmek işi"]}, {"word": "yağmalayabilmek", "meanings": ["Yağmalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yağmalayama gücü yetmek"]}, {"word": "yağmalayabilme", "meanings": ["Yağmalayabilmek işi"]}, {"word": "yakalayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede yakalamak"]}, {"word": "yakalayıverme", "meanings": ["Yakalayıvermek işi"]}, {"word": "yakalayabilmek", "meanings": ["Yakalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yakalama gücü bulunmak"]}, {"word": "yakalanıvermek", "meanings": ["Çok çabuk veya kısa sürede yakalanmak"]}, {"word": "yakalayabilme", "meanings": ["Yakalayabilmek işi"]}, {"word": "yakalanıverme", "meanings": ["Yakalanıvermek işi"]}, {"word": "yakalanabilmek", "meanings": ["Yakalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yakalanabilme", "meanings": ["Yakalanabilmek işi"]}, {"word": "yakalatabilmek", "meanings": ["Yakalatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yakalatma gücü bulunmak"]}, {"word": "yakalatabilme", "meanings": ["Yakalatabilmek işi"]}, {"word": "yakarabilmek", "meanings": ["Yakarma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yakarabilme", "meanings": ["Yakarabilmek işi"]}, {"word": "yakılabilme", "meanings": ["Yakılabilmek işi"]}, {"word": "yakılabilmek", "meanings": ["Yakılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yakınlaşabilme", "meanings": ["Yakınlaşabilmek işi"]}, {"word": "yakınlaşabilmek", "meanings": ["Yakınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yakınlaştırabilmek", "meanings": ["Yakınlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yakınlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yakınlaştırabilme", "meanings": ["Yakınlaştırabilmek işi"]}, {"word": "yakınabilmek", "meanings": ["Yakınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yakınabilme", "meanings": ["Yakınabilmek işi"]}, {"word": "yakışabilmek", "meanings": ["Yakışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yakışabilme", "meanings": ["Yakışabilmek işi"]}, {"word": "yakıştırabilme", "meanings": ["Yakıştırabilmek işi"]}, {"word": "yaklaşılabilmek", "meanings": ["Yaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaklaşılabilme", "meanings": ["Yaklaşılabilmek işi"]}, {"word": "yaklaşabilmek", "meanings": ["Yaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaklaşmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaklaşabilme", "meanings": ["Yaklaşabilmek işi"]}, {"word": "yaklaşıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede yaklaşmak"]}, {"word": "yaklaşıverme", "meanings": ["yaklaşıvermek işi"]}, {"word": "yaklaştırabilmek", "meanings": ["Yaklaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaklaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaklaştırabilme", "meanings": ["Yaklaştırabilmek işi"]}, {"word": "yakabilmek", "meanings": ["Yakma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yakmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yakıvermek", "meanings": ["Çabucak yakmak"]}, {"word": "yakabilme", "meanings": ["Yakabilmek işi"]}, {"word": "yakıverme", "meanings": ["Yakıvermek işi"]}, {"word": "yaktırabilmek", "meanings": ["Yaktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaktırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yalayabilmek", "meanings": ["Yalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaktırabilme", "meanings": ["Yaktırabilmek işi"]}, {"word": "yalayabilme", "meanings": ["Yalayabilmek işi"]}, {"word": "yalanlayabilmek", "meanings": ["Yalanlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yalanlayabilme", "meanings": ["Yalanlayabilmek işi"]}, {"word": "yalatabilme", "meanings": ["Yalatabilmek işi"]}, {"word": "yalatabilmek", "meanings": ["Yalatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yalatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yalıtabilmek", "meanings": ["Yalıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yalıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yalıtabilme", "meanings": ["Yalıtabilmek işi"]}, {"word": "yalnızlaşabilmek", "meanings": ["Yalnızlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yalvarabilmek", "meanings": ["Yalvarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yalvarma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yalnızlaşabilme", "meanings": ["Yalnızlaşabilmek işi"]}, {"word": "yamayabilmek", "meanings": ["Yamama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yamama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yalvarabilme", "meanings": ["Yalvarabilmek işi"]}, {"word": "yamayabilme", "meanings": ["Yamayabilmek işi"]}, {"word": "yamanabilmek", "meanings": ["Yamanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yamanabilme", "meanings": ["Yamanabilmek işi"]}, {"word": "yanaşabilmek", "meanings": ["Yanaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yanaşmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yanılabilmek", "meanings": ["Yanılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yanaşabilme", "meanings": ["Yanaşabilmek işi"]}, {"word": "yanılabilme", "meanings": ["Yanılabilmek işi"]}, {"word": "yanıltabilmek", "meanings": ["Yanıltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yanıtlma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yanıltabilme", "meanings": ["Yanıltabilmek işi"]}, {"word": "yanıtlayabilmek", "meanings": ["Cevaplayabilmek"]}, {"word": "yanıtlayabilme", "meanings": ["Cevaplayabilme"]}, {"word": "yanabilmek", "meanings": ["Yanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yanabilme", "meanings": ["Yanabilmek işi"]}, {"word": "yansılayabilmek", "meanings": ["Yansılama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yansıyabilmek", "meanings": ["Yansıma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yansılayabilme", "meanings": ["Yansılayabilmek işi"]}, {"word": "yansıyabilme", "meanings": ["Yansıyabilmek işi"]}, {"word": "yansıtabilmek", "meanings": ["Yansıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yansıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yansıtabilme", "meanings": ["Yansıtabilmek işi"]}, {"word": "yapılandırabilmek", "meanings": ["Yapılandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yapılandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yapılandırabilme", "meanings": ["Yapılandırabilmek işi"]}, {"word": "yapılanabilmek", "meanings": ["Yapılanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yapılanabilme", "meanings": ["Yapılanabilmek işi"]}, {"word": "yapabilmek", "meanings": ["Yapma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yapmaya gücü yetmek", "Yapma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yapabilme", "meanings": ["Yapabilmek işi"]}, {"word": "yapışabilmek", "meanings": ["Yapışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yapışabilme", "meanings": ["Yapışabilmek işi"]}, {"word": "yapıştırabilmek", "meanings": ["Yapıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yapıştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yapıştırabilme", "meanings": ["Yapıştırabilmek işi"]}, {"word": "yapıştırıvermek", "meanings": ["Çabucak yapıştırmak"]}, {"word": "yapıştırıverme", "meanings": ["Yapıştırıvermek işi"]}, {"word": "yapıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kolaylıkla yapmak"]}, {"word": "yapıverme", "meanings": ["Yapıvermek işi"]}, {"word": "yaptırabilmek", "meanings": ["Yaptırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaptırmaya gücü yetmek", "Yaptırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yaptırabilme", "meanings": ["Yaptırabilmek işi"]}, {"word": "yaptırtabilmek", "meanings": ["Yaptırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaptırtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaptırtabilme", "meanings": ["Yaptırtabilmek işi"]}, {"word": "yaralayabilmek", "meanings": ["Yaralama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaralamaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaralanabilmek", "meanings": ["Yaralanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaralayabilme", "meanings": ["Yaralayabilmek işi"]}, {"word": "yaralanabilme", "meanings": ["Yaralanabilmek işi"]}, {"word": "yarayabilmek", "meanings": ["Yarama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yarayabilme", "meanings": ["Yarayabilmek işi"]}, {"word": "yaranabilmek", "meanings": ["Yaranma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaranabilme", "meanings": ["Yaranabilmek işi"]}, {"word": "yararlanılabilmek", "meanings": ["Yararlanılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yararlanılabilme", "meanings": ["Yararlanılabilmek işi"]}, {"word": "yaratılabilmek", "meanings": ["Yaratılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaratılabilme", "meanings": ["Yaratılabilmek işi"]}, {"word": "yaratabilmek", "meanings": ["Yaratma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaratma becerisi bulunmak", "Yaratma gücü bulunmak"]}, {"word": "yaratabilme", "meanings": ["Yaratabilmek işi"]}, {"word": "yaratıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede yaratmak"]}, {"word": "yaratıverme", "meanings": ["Yaratıvermek işi"]}, {"word": "yardımlaşabilmek", "meanings": ["Yardımlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yargılayabilmek", "meanings": ["Yargılama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yargılama gücü bulunmak"]}, {"word": "yardımlaşabilme", "meanings": ["Yardımlaşabilmek işi"]}, {"word": "yargılayabilme", "meanings": ["Yargılayabilmek işi"]}, {"word": "yargılanabilmek", "meanings": ["Yargılanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yargılanabilme", "meanings": ["Yargılanabilmek işi"]}, {"word": "yargılatabilmek", "meanings": ["Yargılatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yargılatma gücü bulunmak"]}, {"word": "yargılatabilme", "meanings": ["Yargılatabilmek işi"]}, {"word": "yarılıvermek", "meanings": ["Ansızın yarılmak"]}, {"word": "yarılıverme", "meanings": ["Yarılıvermek işi"]}, {"word": "yarılabilmek", "meanings": ["Yarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yarılabilme", "meanings": ["Yarılabilmek işi"]}, {"word": "yarışabilmek", "meanings": ["Yarışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yarışmaya gücü yetmek", "Yarışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yarışabilme", "meanings": ["Yarışabilmek işi"]}, {"word": "yakıştırabilmek", "meanings": ["Yakıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yakıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yarabilmek", "meanings": ["Yarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yarmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yarıştırabilmek", "meanings": ["Yarıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yarıştırma gücü bulunmak"]}, {"word": "yarıştırabilme", "meanings": ["Yarıştırabilmek işi"]}, {"word": "yarabilme", "meanings": ["Yarabilmek işi"]}, {"word": "yasaklayabilmek", "meanings": ["Yasaklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yasaklamaya gücü yetmek"]}, {"word": "yasaklayabilme", "meanings": ["Yasaklayabilmek işi"]}, {"word": "yasalaştırabilme", "meanings": ["Yasalaştırabilmek işi"]}, {"word": "yasalaştırabilmek", "meanings": ["Yasalaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yasalaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaslayabilmek", "meanings": ["Yaslama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaslamaya gücü yetmek"]}, {"word": "yasallaştırabilme", "meanings": ["Yasallaştırabilmek işi"]}, {"word": "yasallaştırabilmek", "meanings": ["Yasallaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yasallaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaslayabilme", "meanings": ["Yaslayabilmek işi"]}, {"word": "yaslanabilmek", "meanings": ["Yaslanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaslanmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaslanabilme", "meanings": ["Yaslanabilmek işi"]}, {"word": "yaşayabilmek", "meanings": ["Yaşama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaşamaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaşayabilme", "meanings": ["Yaşayabilmek işi"]}, {"word": "yaşanabilmek", "meanings": ["Yaşanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaşatabilmek", "meanings": ["Yaşatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaşatmaya gücü yetmek", "Yaşatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yaşanabilme", "meanings": ["Yaşanabilmek işi"]}, {"word": "yaşatabilme", "meanings": ["Yaşatabilmek işi"]}, {"word": "yaşlanabilmek", "meanings": ["Yaşlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yaşlanabilme", "meanings": ["Yaşlanabilmek işi"]}, {"word": "yatırabilmek", "meanings": ["Yatırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yatırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yatırabilme", "meanings": ["Yatırabilmek işi"]}, {"word": "yatıştırabilmek", "meanings": ["Yatıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yatıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yatıştırabilme", "meanings": ["Yatıştırabilmek işi"]}, {"word": "yatıverme", "meanings": ["Yatıvermek işi"]}, {"word": "yatıvermek", "meanings": ["Ansızın yatmak"]}, {"word": "yatabilmek", "meanings": ["Yatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yatabilme", "meanings": ["Yatabilmek işi"]}, {"word": "yavaşlayabilme", "meanings": ["Yavaşlayabilmek işi"]}, {"word": "yavaşlayabilmek", "meanings": ["Yavaşlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yavaşlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yavaşlatabilmek", "meanings": ["Yavaşlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yavaşlatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yaygınlaşabilmek", "meanings": ["Yaygınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yavaşlatabilme", "meanings": ["Yavaşlatabilmek işi"]}, {"word": "yaygınlaşabilme", "meanings": ["Yaygınlaşabilmek işi"]}, {"word": "yaygınlaştırabilmek", "meanings": ["Yaygınlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yaygınlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yaygınlaştırabilme", "meanings": ["Yaygınlaştırabilmek işi"]}, {"word": "yayılıverme", "meanings": ["Yayılıvermek işi"]}, {"word": "yayılıvermek", "meanings": ["Çabucak yayılmak"]}, {"word": "yayılabilme", "meanings": ["Yayılabilmek işi"]}, {"word": "yayılabilmek", "meanings": ["Yayılma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yayılma gücü bulunmak"]}, {"word": "yayımlayabilmek", "meanings": ["Yayımlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yayımlama gücü bulunmak"]}, {"word": "yayımlayabilme", "meanings": ["Yayımlayabilmek işi"]}, {"word": "yayımlatabilmek", "meanings": ["Yayımlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yayımlatma gücü bulunmak"]}, {"word": "yayımlatabilme", "meanings": ["Yayımlatabilmek işi"]}, {"word": "yayabilmek", "meanings": ["Yayma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yayma gücü bulunmak"]}, {"word": "yayabilme", "meanings": ["Yayabilmek işi"]}, {"word": "yazdırabilme", "meanings": ["Yazdırabilmek işi"]}, {"word": "yazdırabilmek", "meanings": ["Yazdırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yazdırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yazılabilmek", "meanings": ["Yazılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yazılabilme", "meanings": ["Yazılabilmek işi"]}, {"word": "yazışabilmek", "meanings": ["Yazışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yazışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yazışabilme", "meanings": ["Yazışabilmek işi"]}, {"word": "yazıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede yazmak"]}, {"word": "yazıverme", "meanings": ["Yazıvermek işi"]}, {"word": "yazabilmek", "meanings": ["Yazma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yazma becerisi bulunmak", "Yazma gücü bulunmak"]}, {"word": "yazabilme", "meanings": ["Yazabilmek işi"]}, {"word": "yığılıvermek", "meanings": ["Ansızın yığılmak"]}, {"word": "yığılıverme", "meanings": ["Yığılıvermek işi"]}, {"word": "yığabilmek", "meanings": ["Yığma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yığmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yığabilme", "meanings": ["Yığabilmek işi"]}, {"word": "yıkayıverme", "meanings": ["Yıkayıvermek işi"]}, {"word": "yıkayabilmek", "meanings": ["Yıkama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yıkama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yıkanabilmek", "meanings": ["Yıkanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yıkanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yıkayabilme", "meanings": ["Yıkayabilmek işi"]}, {"word": "yıkanabilme", "meanings": ["Yıkanabilmek işi"]}, {"word": "yıkanıvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede yıkanmak"]}, {"word": "yıkanıverme", "meanings": ["Yıkanıvermek işi"]}, {"word": "yıkılabilmek", "meanings": ["Yıkılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yıkılabilme", "meanings": ["Yıkılabilmek işi"]}, {"word": "yıkıvermek", "meanings": ["Çabucak yıkmak"]}, {"word": "yıkıverme", "meanings": ["Yıkıvermek işi"]}, {"word": "yıkabilmek", "meanings": ["Yıkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yıkmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yıkabilme", "meanings": ["Yıkabilmek işi"]}, {"word": "yıktırabilmek", "meanings": ["Yıktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yıktırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yıktırabilme", "meanings": ["Yıktırabilmek işi"]}, {"word": "yıldırabilme", "meanings": ["Yıldırabilmek işi"]}, {"word": "yıldırabilmek", "meanings": ["Yıldırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yıldırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yıpratabilme", "meanings": ["Yıpratabilmek işi"]}, {"word": "yıpratabilmek", "meanings": ["Yıpratma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yıpratma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yırtabilmek", "meanings": ["Yırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yırtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "yırtabilme", "meanings": ["Yırtabilmek işi"]}, {"word": "yoğunlaşabilmek", "meanings": ["Yoğunlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yoğunlaşabilme", "meanings": ["Yoğunlaşabilmek işi"]}, {"word": "yoğunlaştırabilmek", "meanings": ["Yoğunlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yoğunlaştırmayı becermek"]}, {"word": "yoğunlaştırabilme", "meanings": ["Yoğunlaştırabilmek işi"]}, {"word": "yoğurabilmek", "meanings": ["Yoğurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yoğurmaya gücü yetmek", "Yoğurma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yoğurabilme", "meanings": ["Yoğurabilmek işi"]}, {"word": "yoklayabilmek", "meanings": ["Yoklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yoklamayı becermek"]}, {"word": "yoklayabilme", "meanings": ["Yoklayabilmek işi"]}, {"word": "yollayabilmek", "meanings": ["Yollama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yollamayı becermek"]}, {"word": "derlemeci", "meanings": ["Derleyici"]}, {"word": "derlemecilik", "meanings": ["Derleyicilik"]}, {"word": "derlenebilmek", "meanings": ["Derlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derlenebilme", "meanings": ["Derlenebilmek işi"]}, {"word": "derleniş", "meanings": ["Derlenme işi"]}, {"word": "derletilmek", "meanings": ["Derleme işi yaptırılmak"]}, {"word": "derletilme", "meanings": ["Derletilmek işi"]}, {"word": "derleyebilmek", "meanings": ["Derleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derleyebilme", "meanings": ["Derleyebilmek işi"]}, {"word": "derleyivermek", "meanings": ["Çabucak derlemek"]}, {"word": "derleyiş", "meanings": ["Derleme işi"]}, {"word": "derleyiverme", "meanings": ["Derleyivermek işi"]}, {"word": "dertlenebilmek", "meanings": ["Dertlenme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dertlenebilme", "meanings": ["Dertlenebilmek işi"]}, {"word": "dertlenilmek", "meanings": ["Dertlenme işi yapılmak"]}, {"word": "dertlenilme", "meanings": ["Dertlenilmek işi"]}, {"word": "dertleniş", "meanings": ["Dertlenme işi"]}, {"word": "dertleşiş", "meanings": ["Dertleşme işi"]}, {"word": "dertleşebilmek", "meanings": ["Dertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dertleşebilme", "meanings": ["Dertleşebilmek işi"]}, {"word": "despotlaşmak", "meanings": ["Despot biri durumuna gelmek"]}, {"word": "despotlaşma", "meanings": ["Despotlaşmak işi"]}, {"word": "despotlaşabilmek", "meanings": ["Despotlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "destanlaşabilmek", "meanings": ["Destanlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "despotlaşabilme", "meanings": ["Despotlaşabilmek işi"]}, {"word": "destanlaşabilme", "meanings": ["Destanlaşabilmek işi"]}, {"word": "destanlaştırmak", "meanings": ["Destan olarak anlatmak"]}, {"word": "destanlaştırılmak", "meanings": ["Destan olarak anlatılmak"]}, {"word": "destanlaştırma", "meanings": ["Destanlaştırmak işi"]}, {"word": "destanlaştırılma", "meanings": ["Destanlaştırılmak işi"]}, {"word": "desteklenebilmek", "meanings": ["Desteklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "desteklenebilme", "meanings": ["Desteklenebilmek işi"]}, {"word": "destecilik", "meanings": ["Desteleyicilik"]}, {"word": "destekleniş", "meanings": ["Desteklenme işi"]}, {"word": "desteleniş", "meanings": ["Destelenme işi"]}, {"word": "destekleyebilmek", "meanings": ["Destekleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "destekleyebilme", "meanings": ["Destekleyebilmek işi"]}, {"word": "desteletmek", "meanings": ["Deste durumuna getirtmek"]}, {"word": "desteletme", "meanings": ["Desteletmek işi"]}, {"word": "desteleyebilmek", "meanings": ["Desteleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "desteleyebilme", "meanings": ["Desteleyebilmek işi"]}, {"word": "deşebilmek", "meanings": ["Deşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "deşebilme", "meanings": ["Deşebilmek işi"]}, {"word": "deşeleyiş", "meanings": ["Deşeleme işi"]}, {"word": "deşilebilmek", "meanings": ["Deşilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "deşilebilme", "meanings": ["Deşilebilmek işi"]}, {"word": "devindirebilmek", "meanings": ["Devindirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devindirebilme", "meanings": ["Devindirebilmek işi"]}, {"word": "devindirilmek", "meanings": ["Devinmesi sağlanmak"]}, {"word": "devindirilebilmek", "meanings": ["Devindirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devindirilme", "meanings": ["Devindirilmek işi"]}, {"word": "devindirilebilme", "meanings": ["Devindirilebilmek işi"]}, {"word": "devindiriliş", "meanings": ["Devindirilme işi"]}, {"word": "devinebilme", "meanings": ["Devinebilmek işi"]}, {"word": "devinebilmek", "meanings": ["Devinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devirebilmek", "meanings": ["Devirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devirebilme", "meanings": ["Devirebilmek işi"]}, {"word": "deviriverme", "meanings": ["Devirivermek işi"]}, {"word": "devirivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın devirmek"]}, {"word": "deviriş", "meanings": ["Devirme işi"]}, {"word": "devitkenlik", "meanings": ["Devitken olma durumu"]}, {"word": "devleşebilmek", "meanings": ["Devleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devleşebilme", "meanings": ["Devleşebilmek işi"]}, {"word": "devleştirebilmek", "meanings": ["Devleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devleştirebilme", "meanings": ["Devleştirebilmek işi"]}, {"word": "devletleştirebilme", "meanings": ["Kamulaştırabilme"]}, {"word": "devletleştirebilmek", "meanings": ["Kamulaştırabilmek"]}, {"word": "devralabilmek", "meanings": ["Devralma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devralabilme", "meanings": ["Devralabilmek işi"]}, {"word": "devredilebilmek", "meanings": ["Devredilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devredilebilme", "meanings": ["Devredilebilmek işi"]}, {"word": "devrediliş", "meanings": ["Devredilme işi"]}, {"word": "devrilebilmek", "meanings": ["Devrilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "devrilebilme", "meanings": ["Devrilebilmek işi"]}, {"word": "devrileyazma", "meanings": ["Devrileyazmak işi"]}, {"word": "devrileyazmak", "meanings": ["Devrilecek duruma gelmek"]}, {"word": "devrilivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın devrilmek"]}, {"word": "devriliverme", "meanings": ["Devrilivermek işi"]}, {"word": "devrolmak", "meanings": ["Devredilmek"]}, {"word": "devrolma", "meanings": ["Devredilme"]}, {"word": "devşirebilmek", "meanings": ["Devşirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devşirebilme", "meanings": ["Devşirebilmek işi"]}, {"word": "devşirilebilme", "meanings": ["Devşirilebilmek işi"]}, {"word": "devşirilebilmek", "meanings": ["Devşirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "devşiriş", "meanings": ["Devşirme işi"]}, {"word": "devşirmeci", "meanings": ["Devşiren, toplayan, bir araya getiren"]}, {"word": "devşirmecilik", "meanings": ["Devşirmeci olma durumu"]}, {"word": "devşirtmek", "meanings": ["Devşirme işini yaptırmak"]}, {"word": "devşirtme", "meanings": ["Devşirtmek işi"]}, {"word": "devşirtilmek", "meanings": ["Devşirme işi yaptırılmak"]}, {"word": "devşirtilme", "meanings": ["Devşirtilmek işi"]}, {"word": "deyimleşebilmek", "meanings": ["Deyimleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "deyimleşebilme", "meanings": ["Deyimleşebilmek işi"]}, {"word": "deyivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın demek"]}, {"word": "deyiverme", "meanings": ["Deyivermek işi"]}, {"word": "deyyusluk", "meanings": ["Deyyus olma durumu"]}, {"word": "dırdırcılık", "meanings": ["Dırdırcı olma durumu"]}, {"word": "afrodizyak", "meanings": ["Cinsel duyguları veya isteği uyaran veya artıran madde"]}, {"word": "akarsu santrali", "meanings": ["Bir gölü veya barajı olmayan, enerji dönüşümü yapılan hidroelektrik santrali"]}, {"word": "akışmak", "meanings": ["Karşılıklı akmak", "Her yönden gelip gitmek"]}, {"word": "aktif enerji", "meanings": ["Aktif gücün, zamanla çarpımından elde edilen ve kilovatsaat birimi ile gösterilen enerji"]}, {"word": "aktif güç", "meanings": ["Elektrik akımı ile aynı fazda olan ve iş gören, kilovat birimi ile gösterilen güç"]}, {"word": "alan denetimi", "meanings": ["Bir elektrik motorunda alan akımının büyüklüğü değiştirilerek elde edilen denetim"]}, {"word": "alan koruması", "meanings": ["Bir elektrik motorunda alan uyarma sargısının aşırı ısınmasını önlemek amacıyla alan uyarmasını azaltma veya kesme işi"]}, {"word": "alımlama", "meanings": ["Alımlamak işi"]}, {"word": "alımlamak", "meanings": ["Anlayarak kabul etmek", "Alıntı yapmak"]}, {"word": "alt gerilim", "meanings": ["En düşük atanmış değerin altındaki gerilim değeri"]}, {"word": "anma gerilim", "meanings": ["Bir tesisatın veya tesisat bölümünün tarif edildiği gerilim"]}, {"word": "ara bağlantı", "meanings": ["Ayrı devrelerin birbiriyle bağlantısı"]}, {"word": "ardışık devre", "meanings": ["Herhangi bir andaki çıkış değerlerinin, o andaki giriş değerlerine ve içsel durumuna bağımlı olduğu devre"]}, {"word": "aşırı gerilim", "meanings": ["Beyan edilen değerden büyük olan akım, aşırı akım", "Bir elektrotun denge hâlindeki potansiyeli ile akım geçerken ölçülen potansiyeli arasındaki fark"]}, {"word": "aşırı akım", "meanings": ["Aşırı gerilim"]}, {"word": "aşırı yük", "meanings": ["Elektrikli araçların olağan çalışma şartlarında karşılaştıkları aşırı akım durumu"]}, {"word": "te", "meanings": ["Sıhhi tesisatta su borusunu üç yönlü kullanabilme durumuna getiren parça"]}, {"word": "ayırtaç", "meanings": ["Bir dalga biçimindeki sıklık veya evre değişmelerini genlik değişmeleri olarak ortaya çıkaran alet"]}, {"word": "bağlama hattı", "meanings": ["İki ayrı sistemi birbirine bağlayan ve bu sistemler arasındaki enerji alışverişini sağlayan hat"]}, {"word": "bahçelikli", "meanings": ["Bağı, bahçesi olan"]}, {"word": "barajlı santral", "meanings": ["Türbinleri için gerekli suyu baraj gölünden verilerek jeneratörlerle elektriğe dönüştüren hidroelektrik santral türü"]}, {"word": "bağlantı gücü", "meanings": ["Elektrik projesinde belirtilen kurulu güç ve kullanma faktörü göz önüne alınarak hesaplanan güç miktarı"]}, {"word": "baz yük", "meanings": ["Bir zaman dönemi boyunca en düşük yük"]}, {"word": "besleme basıncı", "meanings": ["Bir ölçme aletinin besleme girişinde sağlanması gereken basınç"]}, {"word": "besleme noktası", "meanings": ["Elektrik enerjisinin bir şebekeden diğer bir şebekeye iletildiği nokta"]}, {"word": "besleme gerilimi", "meanings": ["Bir aletin veya aracın elektrik besleme uçlarında istenen gerilim"]}, {"word": "beyan değeri", "meanings": ["İletkenler için akım geçirme yeteneğinin belirtisi"]}, {"word": "bey soylu", "meanings": ["Asil"]}, {"word": "birincil enerji", "meanings": ["Enerjinin herhangi bir değişim veya dönüşüm uygulanmamış biçimi"]}, {"word": "birim tüketimi", "meanings": ["Konut, kişi, malzeme, araç vb. başına düşen enerji tüketim miktarı"]}, {"word": "bozucu etki", "meanings": ["Enerji sisteminde aniden ortaya çıkan, üretim kaybından, yük kesintisinden veya tesis, kablo, hat arızasından kaynaklanan belirgin değişiklik"]}, {"word": "boğunç", "meanings": ["Aşırı sıkıntı, üzüntü, kasvet, bunalım"]}, {"word": "cırlayış", "meanings": ["Cırlama işi"]}, {"word": "derinlikli", "meanings": ["Derinliği olan"]}, {"word": "düşlem", "meanings": ["Düş yoluyla beliren görüntü"]}, {"word": "düşlemlilik", "meanings": ["Düşlemli olma durumu"]}, {"word": "düşlemli", "meanings": ["Düşlemi olan"]}, {"word": "düşlemsel", "meanings": ["Düşlemle ilgili"]}, {"word": "düşlemsiz", "meanings": ["Düşlemi olmayan"]}, {"word": "düşlemsellik", "meanings": ["Düşlemsel özellik taşıma, düşlemsel olma durumu"]}, {"word": "düşlemsizlik", "meanings": ["Düşlemi olmama durumu"]}, {"word": "eleştirellik", "meanings": ["Eleştirel olma durumu, eleştirisellik"]}, {"word": "etsel", "meanings": ["Ete ait", "Cinselliğe ait"]}, {"word": "güvençsiz", "meanings": ["Güvenci olmayan"]}, {"word": "güvençli", "meanings": ["Güvenen, itimadı olan"]}, {"word": "metinsel", "meanings": ["Metinle ilgili, metne ilişkin"]}, {"word": "ona buna", "meanings": ["Herkese"]}, {"word": "ona buna dil uzatmak", "meanings": ["herkes için ileri geri konuşmak"]}, {"word": "öldürüm", "meanings": ["Öldürme işi"]}, {"word": "soy kütüğü", "meanings": ["Soyağacı"]}, {"word": "tavukayağı", "meanings": ["Bir tür maymuncuk"]}, {"word": "tecimsel", "meanings": ["Ticaret ile ilgili, ticarete ait"]}, {"word": "tensel", "meanings": ["Bedene ait, tenle ilgili", "Cinsel"]}, {"word": "vualet", "meanings": ["Kadınların kullandığı, şapka, taç, toka ve benzerlerinde bulunan, yüzü örten, ince hafif tül"]}, {"word": "bağıra çağıra", "meanings": ["Bağırarak"]}, {"word": "yapıntısal", "meanings": ["Yapıntı ile ilgili, yapıntıya ait"]}, {"word": "tanıtı", "meanings": ["İletişim araçları yoluyla tanıtma işi", "Duvar duyurusu"]}, {"word": "oturtum", "meanings": ["Bir müzik parçasının seslendirilişinde insan sesleri ile çalgıların görevlendiriliş düzeni"]}, {"word": "beceriksizce", "meanings": ["Beceriksiz bir biçimde, maharetsizce"]}, {"word": "baba boyunduruğu", "meanings": ["Babaya demir halatı bağlamak veya demir halatın babadan çıkmasını önlemek amacıyla kullanılan güvenlik halatı"]}, {"word": "baş halatı", "meanings": ["Teknenin, başından ileriye doğru verilerek geri gitmesini engelleyen halat"]}, {"word": "baston kilidi", "meanings": ["Yelkenlide seren ucunun çatlamasını engelleyen çember"]}, {"word": "baston kösteği", "meanings": ["Teknedeki bastonun ucundan aşağı inen tel veya halat"]}, {"word": "ara pası", "meanings": ["Takım arkadaşına rakip oyuncular arasından geçirilerek atılan pas"]}, {"word": "alan savunması", "meanings": ["Takım sporlarında rakip takıma kendi yarı alanını kontrol edip birey veya takım olarak hareket alanı bırakmama durumu"]}, {"word": "basınçlı hava", "meanings": ["Kompresör tarafından bir yere basılan tazyikli hava"]}, {"word": "basınçlanma", "meanings": ["Dalgıcın dipten yukarı çıkarken vurgun yemesini önlemek amacıyla uymak ve beklemek zorunda olduğu çıkış zamanı, aksuna", "Vurgun yiyen bir dalgıcı iyileştirmek için içine girdiği basınç odasında yapay olarak daldığı derinliğe indirme ve uymak zorunda olduğu çıkış zamanını aynen uygulama, aksuna"]}, {"word": "basınç boynu", "meanings": ["İki antisiklon arasındaki alçak basınç"]}, {"word": "basınç odası", "meanings": ["Basınçlamanın yapıldığı özel donanımlı oda"]}, {"word": "pislikçi", "meanings": ["Ağza alınan bir miktar sarı leblebiyi çiğneyerek birinin üstüne püskürtüp üzerinde pislik olduğu bahanesiyle cebindeki paraları çalan kimse"]}, {"word": "pislikçilik", "meanings": ["Pislikçinin işi"]}, {"word": "gaspçı", "meanings": ["Gasp yapan kimse"]}, {"word": "gaspçılık", "meanings": ["Gaspçının yaptığı iş"]}, {"word": "keskinci", "meanings": ["Kalabalık yerlerde cepleri jiletle keserek hırsızlık yapan kimse"]}, {"word": "keskincilik", "meanings": ["Keskinci olma durumu"]}, {"word": "çifte bahis", "meanings": ["At yarışlarında üzerine bahis konulan, art arda yapılan iki koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun"]}, {"word": "ikili bahis", "meanings": ["En az beş atın katıldığı ve üzerine bahis konulan bir koşuda birinci ve ikinci olan atları sırasıyla, altıdan fazla atın katıldığı koşuda ise sırasız olarak tahmin etme biçiminde oynanan oyun"]}, {"word": "tabela bahis", "meanings": ["At yarışlarında üzerine bahis konulan koşuda ilk dört sırayı paylaşan atları sıralı veya sırasız olarak doğru tahmin etme biçiminde oynanan oyun"]}, {"word": "dörtlü ganyan", "meanings": ["At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen dört koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun"]}, {"word": "sıralı üçlü bahis", "meanings": ["At yarışlarında üzerine bahis konulan bir koşuda ilk üç atı sırasıyla tahmin etme biçiminde oynanan bir oyun"]}, {"word": "beşli ganyan", "meanings": ["At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen beş koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun"]}, {"word": "altılı ganyan", "meanings": ["At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen altı koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun, altılı"]}, {"word": "birinci ayak", "meanings": ["Altılı ganyanda yer alan ilk koşu"]}, {"word": "üçüncü ayak", "meanings": ["Altılı ganyanda yer alan üçüncü koşu"]}, {"word": "ikinci ayak", "meanings": ["Altılı ganyanda yer alan ikinci koşu"]}, {"word": "altıncı ayak", "meanings": ["Altılı ganyanda yer alan altıncı koşu"]}, {"word": "dördüncü ayak", "meanings": ["Altılı ganyanda yer alan dördüncü koşu"]}, {"word": "beşinci ayak", "meanings": ["Altılı ganyanda yer alan beşinci koşu"]}, {"word": "birinci zabit", "meanings": ["Gemilerde kaptandan sonra gelen, en büyük rütbeye sahip olan kaptan, ikinci kaptan"]}, {"word": "altı üstü", "meanings": ["Alt tarafı", "Futbol maçında bahse konu olan takımların atacağı üç golün altında kalma veya üstüne çıkma tahminini yapmaya dayanan oyun"]}, {"word": "ikinci kaptan", "meanings": ["Birinci zabit"]}, {"word": "borda botu", "meanings": ["Bordanın temizlenip boyanmasında kullanılan küçük hizmet filikası"]}, {"word": "borda atışı", "meanings": ["Savaş gemisinin bir tarafında bulunan bütün topların hedefi yok etmek amacıyla bir anda ateş etmesi"]}, {"word": "bordada teslim", "meanings": ["Yükün gemi bordasında veya bordadaki araca, gemiden teslim edilmesi"]}, {"word": "baks", "meanings": ["Gemiye hayvan yüklerken kullanılan sandık"]}, {"word": "borda ağı", "meanings": ["Savaş gemilerinde korunmak için bordada bulunan ağ"]}, {"word": "boğata", "meanings": ["Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara"]}, {"word": "bodoslama çemberi", "meanings": ["Ağaç filikanın bodoslamasına yapılan metal kaplama"]}, {"word": "borda zırhı", "meanings": ["Savaş gemilerinde bordanın dayanıklılığını artıran özel kaplama"]}, {"word": "borda kaplaması", "meanings": ["Geminin su kesimi üzerinde kalan levha"]}, {"word": "rate", "meanings": ["Büyük fare"]}, {"word": "ağır yara", "meanings": ["Bedendeki derin ve ciddi yara", "Bir olay sonunda varılan olumsuz durum"]}, {"word": "ağır yara almak", "meanings": ["kavgada veya savaşta önemli ölçüde zarar görmek", "bir olayda beklenmeyen sıkıntılı ve olumsuz bir duruma düşmek"]}, {"word": "varoluşsal", "meanings": ["Varoluşa ilişkin, varoluşla ilgili"]}, {"word": "hezen", "meanings": ["Sopa, değnek"]}, {"word": "honda çeliği", "meanings": ["Karışımında nikel, kobalt ve alüminyum bulunan, mıknatıs gücü yüksek olan özel çelik"]}, {"word": "hidrofon", "meanings": ["Suların taşıdığı sesleri dinleyerek özellikle denizaltıların yerini belirlemekte kullanılan araç"]}, {"word": "havalı tulumba", "meanings": ["Özellikle tanker kurtarmada kullanılan ve basınçlı hava ile çalışan araç"]}, {"word": "hava çekici", "meanings": ["Basınçlı hava ile çalışan büyük çekiç"]}, {"word": "hava aralığı", "meanings": ["Benzinli motorların bujilerinin elektrotları veya buji tırnakları arasında bulunan boşluk"]}, {"word": "hastane gemisi", "meanings": ["Savaş, afet vb. durumlarda hasta bakımı için ayrılan özel donanımlı gemi"]}, {"word": "halat tamburu", "meanings": ["Halatın sarıldığı silindir biçimindeki araç"]}, {"word": "rüzgâr çizelgesi", "meanings": ["Rüzgâr hızının deniz miline göre sınıflandırılmasını gösteren çizelge"]}, {"word": "halat fitili", "meanings": ["Özellikle çelik halatların merkezini oluşturan bitkisel halat"]}, {"word": "halat ızgarası", "meanings": ["Güvertede halat yığınının hızlı kurumasını, altında su birikmemesini sağlayan tahta ızgara"]}, {"word": "çocuksulaşma", "meanings": ["Çocuksulaşmak durumu"]}, {"word": "çocuksulaşmak", "meanings": ["Çocuksu duruma gelmek"]}, {"word": "hak kısıtlaması", "meanings": ["Hak ihlali"]}, {"word": "hak ihlali", "meanings": ["Bir kimseye kanunlarla belirlenen bazı hakları engelleme, hak kısıtlaması"]}, {"word": "kapalı görüş", "meanings": ["Cezaevlerindeki tutukluların yakınlarıyla belirli günlerde, aralarında birbirleriyle teması engelleyen nesneler gerisinden yüz yüze görüşmesi"]}, {"word": "trafik terörü", "meanings": ["Genellikle kural tanımazlık yüzünden ortaya çıkan, ağır maddi hasarla ve çok sayıda insanın ölümüyle sonuçlanan trafik karmaşası"]}, {"word": "metaforik", "meanings": ["Metafor ile ilgili, metafora ait"]}, {"word": "trafik mahkemesi", "meanings": ["Sadece trafikle ilgili davalara bakan yargı organı"]}, {"word": "taşkın ıslahı", "meanings": ["Akarsu yatağının sel zararını önleyecek biçimde yeniden düzenlenmesi"]}, {"word": "ödenekli tiyatro", "meanings": ["Kamu genel bütçesinden belirlenmiş kuralları yerine getirerek pay alan özel tiyatro"]}, {"word": "uzak yol kaptanı", "meanings": ["Her türlü büyüklükteki gemiyi Kızıldeniz ve Cebelitarık dışında kullanma, çalıştırma yetkisine sahip kaptan"]}, {"word": "tren kazası", "meanings": ["Demir yolunda meydana gelen kaza", "Amacı belirlenmiş bir konunun, bir olayın gelişme aşamalarında bir tıkanıklık, olumsuzluk olma durumu"]}, {"word": "kız başına", "meanings": ["Tek başına kız olarak"]}, {"word": "dursuz duraksız", "meanings": ["Durmadan, durmaksızın"]}, {"word": "ham ervahlık", "meanings": ["Ham ervah olma durumu"]}, {"word": "kulle", "meanings": ["Büyük bağ evi"]}, {"word": "hava kazması", "meanings": ["Gemi kurtarmada basınçlı hava kullanarak deniz dibini kazan, temizleyen, oyan araç"]}, {"word": "kaburgalı", "meanings": ["Kaburgası olan"]}, {"word": "kaburgasız", "meanings": ["Kaburgası olmayan", "Yılışık, dalkavuk"]}, {"word": "köprü üstü", "meanings": ["Kaptan köşkü"]}, {"word": "kalafat kalemi", "meanings": ["Kalafatçının kalafat yapımında veya onarımında sökme, kesme, açma işlerinde kullandığı araç"]}, {"word": "mahşerleşme", "meanings": ["Mahşerleşmek durumu"]}, {"word": "mahşerleşmek", "meanings": ["Çok kalabalık olmak"]}, {"word": "vernikli", "meanings": ["Verniği olan"]}, {"word": "verniksiz", "meanings": ["Verniği olmayan"]}, {"word": "dürteleme", "meanings": ["Dürtelemek işi"]}, {"word": "saftaron", "meanings": ["Saftirik"]}, {"word": "dürtelemek", "meanings": ["Dürter gibi yapmak, hafifçe dürtmek"]}, {"word": "saftaronluk", "meanings": ["Saftaron olma durumu"]}, {"word": "saftiriklik", "meanings": ["Saftirik olma durumu"]}, {"word": "saftoriklik", "meanings": ["Saftorik olma durumu"]}, {"word": "gizemsiz", "meanings": ["Gizemi olmayan"]}, {"word": "abdalımsı", "meanings": ["Abdalı andıran, abdala benzer, abdal gibi"]}, {"word": "cinlendirme", "meanings": ["Cinlendirmek işi"]}, {"word": "mürur tezkeresi", "meanings": ["Bir yere gitmek için gerekli olan izin belgesi"]}, {"word": "yarımcı", "meanings": ["Sigarayı yarısına kadar içip zararından korunduğuna inanan tiryaki"]}, {"word": "cinlendirmek", "meanings": ["Hafifçe kızdırmak, sinirlendirmek"]}, {"word": "yarımcılık", "meanings": ["Yarımcı olma durumu"]}, {"word": "süt ineği", "meanings": ["Sadece bol süt vermesi için beslenen inek"]}, {"word": "süt ineği gibi sağmak", "meanings": ["birinden kendi çıkarı için daima aşırı ölçülerde yarar sağlamak için uğraşmak"]}, {"word": "sıfırlanmak", "meanings": ["Sıfırlama işi yapılmak"]}, {"word": "sıfırlanma", "meanings": ["Sıfırlanmak işi"]}, {"word": "aktinometre", "meanings": ["Radyasyon şiddetini ölçen araç"]}, {"word": "kıyı seyri", "meanings": ["Kıyıdan fazla uzaklaşmadan, kıyıyı gözden yitirmeden yapılan sefer, sahil seyri"]}, {"word": "şimşekli fener", "meanings": ["Çakar"]}, {"word": "dümenden", "meanings": ["Yalancıktan, gösteriş olarak"]}, {"word": "alabanda kürek", "meanings": ["Kürek topacının karşı alabandaya konulması için kürekçilere verilen komut"]}, {"word": "alabanda köşkü", "meanings": ["Geminin köprü üstü alabandalarına konulan kapalı bölme"]}, {"word": "çıkarma botu", "meanings": ["Çıkarma harekâtında kullanılan, çıkarma yerine kadar gemide götürülen özel yapılmış bot"]}, {"word": "çatal kaldıraç", "meanings": ["Önünde uzanan iki kolla özel hazırlanmış paletli yükleri kaldırıp taşıyan veya istif eden motorlu araç"]}, {"word": "çatal flama", "meanings": ["Uçkurluğun karşı kenarı çatal olarak yapılan işaret flaması"]}, {"word": "çanlı", "meanings": ["Çanı olan"]}, {"word": "çanlı şamandıra", "meanings": ["Sisli havalarda şamandıranın yerini kampana çalarak belirten şamandıra"]}, {"word": "çalkantı sacı", "meanings": ["Dip tankında bulunan sıvının hareketini yavaşlatan metal perde"]}, {"word": "çansız", "meanings": ["Çanı olmayan"]}, {"word": "savaş alanı", "meanings": ["Savaş olan yer, meydan"]}, {"word": "savaş düzeni", "meanings": ["Savaş alanında birlikler belirli bir düzenleme içinde yerleşme"]}, {"word": "savaş gemisi", "meanings": ["Özel ve büyük ateş gücüne sahip, korunmak için zırhla kaplanmış gemi, harp gemisi"]}, {"word": "sapma koşulu", "meanings": ["Geminin önceden belirlenmiş limanlardan başka limanlara uğramasına verilen izin"]}, {"word": "sapma göstergesi", "meanings": ["Geminin rota çizgisinden hangi yönde ve ne kadar saptığını gösteren araç"]}, {"word": "sancak sahibi", "meanings": ["Donanma, filo ve üs komutanları gibi gemilerine fors çekme hakkı olan askerî personel"]}, {"word": "sancak gemisi", "meanings": ["Savaş gemileri filosunda, filotillasında komutanın içinde bulunduğu gemi", "Bir armatöre veya ülkeye ait ticari gemilerin arasında bulunan en iyi ve önemli gemi"]}, {"word": "salma omurga", "meanings": ["Yatlarda dengeyi sağlamak bakımından gerekli olan ve omurganın ek ağırlıkla birlikte oluşan uzantı bölümü"]}, {"word": "salinometre", "meanings": ["Deniz suyundaki tuz yoğunluğunu ölçen araç"]}, {"word": "sakal fırçası", "meanings": ["Sakalı taramak, düzeltmek için kullanılan fırça", "Karinadaki yabancı maddeleri temizlemekte veya kazımakta kullanılan fırça"]}, {"word": "sahil koruma", "meanings": ["Genellikle kaçakçılarla mücadele, can kurtarma vb. işlerle görevlendirilen askerî kuruluş"]}, {"word": "sahil seyri", "meanings": ["Kıyı seyri"]}, {"word": "sahil devriyesi", "meanings": ["Kıyılarda karakol görevi yapan küçük savaş gemisi"]}, {"word": "sahanlık buzulu", "meanings": ["Karadan kopan buzul parçası"]}, {"word": "safra tankı", "meanings": ["Safra suyunun doldurulduğu özel bölme"]}, {"word": "sağır pusula", "meanings": ["Ağır hareket eden pusula", "Kerteriz alma aracı"]}, {"word": "safra suyu", "meanings": ["Geminin genellikle derin pik tanklarına dengeyi sağlayıp artırmak ve pervaneyi iyice suya batırmak için doldurulan su"]}, {"word": "gemici nuru", "meanings": ["Fırtınalı ve karanlık gecelerde direk şapkalarında ve seren cundalarında bir elektriklenme sonucu ortaya çıkan ışık"]}, {"word": "gerdellik", "meanings": ["Gerdellerin kullanılmadığı zamanlarda düzenli durmaları, devrilmemeleri için yapılan yuvarlak yer"]}, {"word": "gemi bozma", "meanings": ["Gideri gelirinden çok olup çalıştırılması ekonomik olmayan gemi hurdaya ayrılıp sökülme"]}, {"word": "aşırı şiddetli fırtına", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 56-63 deniz mili olan ve kuvveti 11 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "fırtınaya yakın rüzgâr", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 28-33 deniz mili olan ve kuvveti 7 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "çok şiddetli fırtına", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 48-55 deniz mili olan ve kuvveti 10 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "kuvvetli rüzgâr", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 22-27 deniz mili olan ve kuvveti 6 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "şiddetli fırtına", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 41-47 deniz mili olan ve kuvveti 9 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "mutedil rüzgâr", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 11-16 deniz mili olan ve kuvveti 4 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "hafif rüzgâr", "meanings": ["Rüzgâr çizelgesinde hızı 7-10 deniz mili olan ve kuvveti 3 ile gösterilen rüzgâr"]}, {"word": "hafif güverte", "meanings": ["Ana güverteyi güneşten korumak için yapılan özel güverte, tente güvertesi"]}, {"word": "tente güvertesi", "meanings": ["Hafif güverte"]}, {"word": "sakıncalı piyade", "meanings": ["Kendisine pek güvenilmeyen, huzursuzluk çıkarabilecek kimse"]}, {"word": "yufka yüreklilik", "meanings": ["Yufka yürekli olma durumu"]}, {"word": "çizer", "meanings": ["Karikatürcü"]}, {"word": "batkı", "meanings": ["Hüsran", "İflas"]}, {"word": "tanışlık", "meanings": ["Tanış olma durumu"]}, {"word": "batkıya uğramak", "meanings": ["hüsranla karşılaşmak"]}, {"word": "hemencek", "meanings": ["Çabucak"]}, {"word": "ürkünçlük", "meanings": ["Ürkünç olma durumu"]}, {"word": "itişe kakışa", "meanings": ["Sürekli itişip kakışarak"]}, {"word": "kültür şoku", "meanings": ["Kültür bakımından büyük değişmeler karşısında şaşırma, olaylara akıl erdirememe"]}, {"word": "dikenli yol", "meanings": ["Zorluk, sıkıntı ve üzüntü ile dolu olan süreç"]}, {"word": "hazır yemek", "meanings": ["Kısa sürede hazırlanan ve yemek için az zaman harcanan hafif yiyecek"]}, {"word": "kültür uçurumu", "meanings": ["Kültürler arasındaki büyük fark"]}, {"word": "zerrece", "meanings": ["Zerre kadar"]}, {"word": "iyi huylu", "meanings": ["Sonu iyi, tehlikesiz (hastalık), iyicil"]}, {"word": "kötü huylu", "meanings": ["Huyu kötü olan (kimse)", "Öldürme tehlikesi olan, habis (hastalık), kötücül"]}, {"word": "kıl dönmesi", "meanings": ["Kıl ucunun ters gelip derinin içine doğru ilerlemesi"]}, {"word": "frambuaz", "meanings": ["Ahududu"]}, {"word": "bere", "meanings": ["Bir yere çarpma, incitme veya vurma sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluşan çürük", "Herhangi bir şeyde görülen ezik, çizik"]}, {"word": "takikardi", "meanings": ["343 taşikardi"]}, {"word": "yayılım", "meanings": ["Yayılma işi", "Bir düşüncenin, kültürün belli bir noktadan başka birçok alana dağılması, difüzyon"]}, {"word": "neme gerekçilik", "meanings": ["Neme lazımcılık"]}, {"word": "neme gerekçi", "meanings": ["Neme lazımcı"]}, {"word": "duvar yüzlü", "meanings": ["Vurdumduymaz"]}, {"word": "oyuncuktan", "meanings": ["Oyun olsun diye"]}, {"word": "gitmeli gelmeli", "meanings": ["Giden gelen"]}, {"word": "yaşamüstü", "meanings": ["İnsan ömrünü aşan"]}, {"word": "konuşuş", "meanings": ["Konuşma işi"]}, {"word": "bilinmez", "meanings": ["Bilinmeyen"]}, {"word": "bilinmezlik", "meanings": ["Bilinmez olma durumu"]}, {"word": "dar vakit", "meanings": ["Dar zaman"]}, {"word": "dar zaman", "meanings": ["Çok kısa bir süre, dar vakit", "Zorluk, üzüntü, sıkıntı ve yokluk içinde geçen süre, dar vakit"]}, {"word": "işkenceli", "meanings": ["İşkence ile dolu bir biçimde"]}, {"word": "işkencesiz", "meanings": ["İşkencesi olmayan"]}, {"word": "bellek daralması", "meanings": ["Belleğin çevreyi tam ve iyi olarak algılamak için gerekli bilgileri yeterince anımsayamaması"]}, {"word": "biyolojik saat", "meanings": ["Canlılarda her türlü olayın oluşmasına ayrılan süre"]}, {"word": "bellek körlüğü", "meanings": ["Bireyin çevreyi iyi algılayamamasına yol açan bellek bozukluğu"]}, {"word": "ortakça", "meanings": ["Ortak olarak, ortaklaşa"]}, {"word": "hayat dersi", "meanings": ["İbret veya örnek alınacak gerçek olay"]}, {"word": "kankızıl", "meanings": ["Becerikli"]}, {"word": "tutturuk", "meanings": ["İnatçı, takıntılı"]}, {"word": "tutturukluk", "meanings": ["Tutturuk olma durumu"]}, {"word": "mahsustan", "meanings": ["İsteyerek, özellikle"]}, {"word": "hafifletici neden", "meanings": ["Hafifletici sebep"]}, {"word": "anısal", "meanings": ["Anıyla ilgili, anıya ait"]}, {"word": "çarpık kentleşme", "meanings": ["Plansız, gelişigüzel, kent değerleri göz önüne alınmadan binalar yaparak kent kurma biçimi"]}, {"word": "kentsel dönüşüm", "meanings": ["Kentin imar planına uymayan ruhsatsız binalarının yıkılıp planlara uygun olarak toplu yerleşim alanlarının oluşturulması"]}, {"word": "fikir babası", "meanings": ["Bir düşünceyi ilk olarak ortaya koyan kimse"]}, {"word": "yürüten", "meanings": ["Yürüteç"]}, {"word": "kol emekçisi", "meanings": ["Sadece beden gücünü kullanarak çalışan kimse"]}, {"word": "kımıltısızlık", "meanings": ["Kımıltısız olma durumu"]}, {"word": "tanatoloji", "meanings": ["Ölümün belirtilerini, koşullarını ve nedenlerini inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "atel", "meanings": ["Kırılmış kemiklerin düzgün bir biçimde sarılabilmesi için kullanılan türlü malzemelerden yapılmış destek"]}, {"word": "ortez", "meanings": ["Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç"]}, {"word": "ergürme", "meanings": ["Ergürmek işi"]}, {"word": "eğretilemek", "meanings": ["Ödünç almak", "Eğreti olarak yapmak"]}, {"word": "akım trafosu", "meanings": ["Akımı belli bir oran içinde değiştirip yüksek gerilim devresinden yalıtım altında koruyan ve ölçü devrelerine veren araç"]}, {"word": "safiyane", "meanings": ["Safça"]}, {"word": "tiksinç", "meanings": ["Tiksindirici"]}, {"word": "şart", "meanings": ["Temel kural belgesi"]}, {"word": "müvekkile", "meanings": ["Birini kendine vekil olarak seçen bayan"]}, {"word": "fork-lift", "meanings": ["343 çatal kaldıraç"]}, {"word": "kaptanpaşakuzusu", "meanings": ["Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi hâlinde görünen beyazlık"]}, {"word": "blöf", "meanings": ["Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma"]}, {"word": "ana kolon hattı", "meanings": ["Kuruma veya ortaklığa ait besleme noktasından, abonenin sayacına kadar olan besleme hattı"]}, {"word": "ana besleme hattı", "meanings": ["Ana anahtar, üreteç barası veya çevirgeç barasından ana dağıtım merkezine gelen besleme hattı"]}, {"word": "klostrofobik", "meanings": ["Kapalı yer korkusuna ait, bu korkuyla ilgili"]}, {"word": "kamikazelik", "meanings": ["Kamikaze olma durumu"]}, {"word": "bara", "meanings": ["Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama"]}, {"word": "genelgeçer", "meanings": ["Toplum tarafından kabul edilen, hemen herkesçe benimsenen"]}, {"word": "düzmecelik", "meanings": ["Düzmece olma durumu"]}, {"word": "değer düşümü", "meanings": ["Değersizlik"]}, {"word": "değer düşümüne uğramak", "meanings": ["değersizleşmek"]}, {"word": "geçmişli", "meanings": ["Bir geçmişi olan"]}, {"word": "geçmişsiz", "meanings": ["Bir geçmişi olmayan", "Geçmişi olmadan"]}, {"word": "ayrımcık", "meanings": ["Küçük ayrım"]}, {"word": "günlük dil", "meanings": ["Konuşma dili"]}, {"word": "eli yüzü düzgünlük", "meanings": ["Eli yüzü düzgün olma durumu"]}, {"word": "çatık kaşlı", "meanings": ["Kaşları birbirine çok yakın ve çatık olan (kimse), çatık kaş"]}, {"word": "çileci", "meanings": ["Çile (I) çeken, sıkıntı sahibi"]}, {"word": "çileci", "meanings": ["Çile (II) satan veya yapan kimse"]}, {"word": "alışıldık", "meanings": ["Alışılmış olan", "Her zaman görülen, sık rastlanılan, yaygın"]}, {"word": "hormonal", "meanings": ["Hormonla ilgili, hormona ait"]}, {"word": "genellenme", "meanings": ["Genellenmek işi"]}, {"word": "avaz avaz", "meanings": ["Yüksek sesli olarak"]}, {"word": "avaz avaz bağırmak", "meanings": ["var gücüyle bağırmak"]}, {"word": "genellenmek", "meanings": ["Genelleme işine konu olmak"]}, {"word": "çatık kaşlılık", "meanings": ["Çatık kaşlı olma durumu"]}, {"word": "fıştaklama", "meanings": ["Fıştekleme"]}, {"word": "fıştaklamak", "meanings": ["Fişteklemek"]}, {"word": "fiştekleme", "meanings": ["Fişteklemek işi, fıştaklama"]}, {"word": "fişteklemek", "meanings": ["Sinsice destekleyip kışkırtmak, fıştaklamak"]}, {"word": "çürük elma", "meanings": ["Çürümüş elma", "Bozuk, kalitesiz iş", "Karaktersiz, yalancı, sahtekâr kimse"]}, {"word": "kondu", "meanings": ["Gecekondu"]}, {"word": "ağlak", "meanings": ["Ağlamaklı"]}, {"word": "keyfi tıkırında", "meanings": ["İşi, sağlığı, mutluluğu yerinde olan (kimse)"]}, {"word": "yarım yırtık", "meanings": ["Önemsiz"]}, {"word": "tokat arsızı", "meanings": ["Dayak arsızı"]}, {"word": "deniz boyu", "meanings": ["Kıyı, sahil", "Kıyıda, sahilde"]}, {"word": "kelepçi", "meanings": ["Kelep işiyle uğraşan kimse"]}, {"word": "bozkırlı", "meanings": ["Bozkıra ait, bozkıra ilişkin", "Anadolu'nun verimli olmayan bölgesine ait olan (kimse)"]}, {"word": "kelepçilik", "meanings": ["Kelepçinin yaptığı iş"]}, {"word": "hayvancıl", "meanings": ["Hayvan seven", "Hayvanla ilgili, hayvana benzer"]}, {"word": "halk otobüsü", "meanings": ["Kentlerde ulaşım hizmeti veren özel sektöre ait toplu taşıma aracı"]}, {"word": "vızıltılı", "meanings": ["Vızıltısı olan"]}, {"word": "vızıltısız", "meanings": ["Vızıltısı olmayan"]}, {"word": "çift kâğıtlı", "meanings": ["İki sigara kâğıdına sarılmış esrar"]}, {"word": "sarhoşlamak", "meanings": ["Sarhoş gibi olmak, sarhoş olmaya başlamak"]}, {"word": "sarhoşlama", "meanings": ["Sarhoşlama işi"]}, {"word": "erinçsizlik", "meanings": ["Erinçsiz olma durumu"]}, {"word": "abartık", "meanings": ["Abartılmış"]}, {"word": "açık toplum", "meanings": ["Dış dünya ile her türlü ilişki içinde olan insan topluluğu"]}, {"word": "alt katman", "meanings": ["Toplum içinde yer alan ve daha düşük değerlere sahip olan sınıf"]}, {"word": "betimleniş", "meanings": ["Betimlenme işi"]}, {"word": "derinliksiz", "meanings": ["Derinliği olmayan"]}, {"word": "dolaysızlık", "meanings": ["Dolaysız olma durumu"]}, {"word": "dolaylılık", "meanings": ["Dolaylı olma durumu"]}, {"word": "ikilemli", "meanings": ["İkilemi olan"]}, {"word": "ikilemsiz", "meanings": ["İkilemi olmayan"]}, {"word": "ilençli", "meanings": ["İlence uğramış"]}, {"word": "ilençsiz", "meanings": ["İlence uğramamış"]}, {"word": "iletişimli", "meanings": ["İletişimi olan"]}, {"word": "iletişimlilik", "meanings": ["İletişimli olma durumu"]}, {"word": "iletişimsizlik", "meanings": ["İletişimsiz olma durumu"]}, {"word": "kapalı toplum", "meanings": ["Dış dünya ile her türlü ilişkisini kesmiş olan kendine yeterli insan topluluğu"]}, {"word": "kargaşalı", "meanings": ["Kargaşa içinde olan", "Kargaşa niteliğinde olan, anarşik"]}, {"word": "kurtuluşsuz", "meanings": ["Kurtuluşu olmayan"]}, {"word": "sezdiri", "meanings": ["Sezdirmek işi"]}, {"word": "kargaşasız", "meanings": ["Kargaşası olmayan"]}, {"word": "kavrayışsızca", "meanings": ["Kavrayış olmaksızın"]}, {"word": "sabuklama", "meanings": ["Sabuklamak işi"]}, {"word": "iletişimsiz", "meanings": ["İletişimi olmayan"]}, {"word": "kurtuluşlu", "meanings": ["Kurtuluşu olan"]}, {"word": "sabuklamak", "meanings": ["Abuk sabuk, saçma sapan söz söylemek"]}, {"word": "son kerte", "meanings": ["Son derece"]}, {"word": "üst katman", "meanings": ["Toplumun bir bölümü tarafından ulaşılmaz olduğuna inanılan para, bilgi vb. şeylere sahip sınıf"]}, {"word": "uygarca", "meanings": ["Uygar bir biçimde", "Çağdaş"]}, {"word": "toplumsal düzen", "meanings": ["Bir toplumda kanun ve kurallara uygun düşen yapı"]}, {"word": "toplumsal fark", "meanings": ["Toplumsal katmanlarıyla ortaya çıkan değişik özellik"]}, {"word": "tansıksı", "meanings": ["Tansığa yakın, tansığa benzer, tansığı andıran"]}, {"word": "sözsel", "meanings": ["Söze ilişkin, sözle ilgili"]}, {"word": "toplumsal katman", "meanings": ["Toplumda türlü sebeplerle oluşan sınıf"]}, {"word": "yaratımsal", "meanings": ["Yaratım ile ilgili"]}, {"word": "deniz kabuğu", "meanings": ["İstiridye gibi çenetli deniz canlılarının kabuğu", "Bu kabuklarla yapılan süslemeler"]}, {"word": "kontraksiyon", "meanings": ["Büzüşme"]}, {"word": "yapsat", "meanings": ["Bina yapıp satma işi"]}, {"word": "apolitik", "meanings": ["Siyasi görüş ve olaylardan habersiz veya onlara kayıtsız kalan"]}, {"word": "altıpas", "meanings": ["Ceza sahası içinde kale direklerine 5,5 metre uzaklıkta, kale çizgisine dik çizilen çizgi ile kale çizgisi arasında kalan bölüm"]}, {"word": "inkübatör", "meanings": ["Kuluçkalık"]}, {"word": "yaşanak", "meanings": ["Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu, şeffaf, kapalı araç, kuvöz"]}, {"word": "yoksulluk sınırı", "meanings": ["Bir ülkede insanların yoksul tanımı içerisine girmesine yol açan gelir düzeyi"]}, {"word": "paytaklaşmak", "meanings": ["İki yana salınarak yürümek"]}, {"word": "açlık sınırı", "meanings": ["Bir ülkede insanların sağlıklı bir biçimde yaşayabilmeleri için sahip olmaları gereken en düşük gelir düzeyi"]}, {"word": "vibrasyonlu", "meanings": ["Titreşimli"]}, {"word": "aparat", "meanings": ["Herhangi bir aracın çeşitli amaçlarla kullanılmasını sağlayan parçaları", "Araç gereç"]}, {"word": "paytaklaşma", "meanings": ["Paytaklaşmak işi"]}, {"word": "devridaim pompası", "meanings": ["Özel bir düzenekle suyun dönmesini sağlayan cihaz"]}, {"word": "antibakteriyel", "meanings": ["Bakteri üremesini engelleyen"]}, {"word": "kelimeleşme", "meanings": ["Kelimeleşmek durumu"]}, {"word": "siklememe", "meanings": ["Siklememek işi"]}, {"word": "söğüşleme", "meanings": ["Dolandırma"]}, {"word": "topaklaştırma", "meanings": ["Topaklaştırmak işi"]}, {"word": "galerya", "meanings": ["Eski gemilerde kıç tarafta bulunan bölüm"]}, {"word": "çımariva", "meanings": ["Savaş gemilerinde tören için askerlerin küpeşte boyunca belirli aralıklarla dizilmesi için verilen komut"]}, {"word": "lenfanjit", "meanings": ["Lenf iltihaplanması"]}, {"word": "soneri", "meanings": ["Çağırma zili"]}, {"word": "kariyerist", "meanings": ["Kariyerizm öğretisine bağlı olan kimse"]}, {"word": "kariyerizm", "meanings": ["Kariyer yapmayı en yüksek amaç olarak gören düşünce sistemi"]}, {"word": "dışkılayabilme", "meanings": ["Dışkılayabilmek işi"]}, {"word": "vizonet", "meanings": ["Taklit vizon"]}, {"word": "dışlanabilme", "meanings": ["Dışlanabilmek işi"]}, {"word": "dışkılayabilmek", "meanings": ["Dışkılama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dışlanabilmek", "meanings": ["Dışlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dışlanış", "meanings": ["Dışlanma işi"]}, {"word": "dışlayabilmek", "meanings": ["Dışlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dışlayabilme", "meanings": ["Dışlayabilmek işi"]}, {"word": "dışlayış", "meanings": ["Dışlama işi"]}, {"word": "dışlayıverme", "meanings": ["Dışlayıvermek işi"]}, {"word": "dışlayıvermek", "meanings": ["Çabucak dışlamak"]}, {"word": "didikletmek", "meanings": ["Didikleme işini yaptırmak"]}, {"word": "didikletme", "meanings": ["Didikletmek işi"]}, {"word": "didikleyebilmek", "meanings": ["Didikleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "didikleyebilme", "meanings": ["Didikleyebilmek işi"]}, {"word": "didikleyiş", "meanings": ["Didikleme işi"]}, {"word": "didilmek", "meanings": ["Ditme işi yapılmak"]}, {"word": "didilme", "meanings": ["Didilmek işi"]}, {"word": "didişebilmek", "meanings": ["Didişme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "didişebilme", "meanings": ["Didişebilmek işi"]}, {"word": "dikebilmek", "meanings": ["Dikme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dikebilme", "meanings": ["Dikebilmek işi"]}, {"word": "dikelebilmek", "meanings": ["Dikelme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dikelebilme", "meanings": ["Dikelebilmek işi"]}, {"word": "dikeliş", "meanings": ["Dikelme işi"]}, {"word": "dikeltmek", "meanings": ["Dik duruma getirmek, dik duruma gelmesini sağlamak"]}, {"word": "dikeltme", "meanings": ["Dikeltmek işi"]}, {"word": "dikeylik", "meanings": ["Dikey olma durumu"]}, {"word": "dikeyleşmek", "meanings": ["Dikey duruma gelmek"]}, {"word": "dikeyleşme", "meanings": ["Dikeyleşmek işi"]}, {"word": "dikilebilmek", "meanings": ["Dikilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dikilebilme", "meanings": ["Dikilebilmek işi"]}, {"word": "dikiliverme", "meanings": ["Dikilivermek işi"]}, {"word": "dikilivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak dikilmek"]}, {"word": "dikivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak dikmek"]}, {"word": "dikizlenmek", "meanings": ["Gözetlenmek"]}, {"word": "dikizleyebilmek", "meanings": ["Gözetleyebilmek"]}, {"word": "dikiverme", "meanings": ["Dikivermek işi"]}, {"word": "dikizlenme", "meanings": ["Gözetlenme"]}, {"word": "dikizleyiş", "meanings": ["Gözetleyiş"]}, {"word": "dikkatlilik", "meanings": ["Dikkatli olma durumu"]}, {"word": "dikizleyebilme", "meanings": ["Gözetleyebilme"]}, {"word": "dikleniş", "meanings": ["Diklenme işi"]}, {"word": "dikleşebilmek", "meanings": ["Dikleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dikleşebilme", "meanings": ["Dikleşebilmek işi"]}, {"word": "diktirebilmek", "meanings": ["Diktirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "diktirebilme", "meanings": ["Diktirebilmek işi"]}, {"word": "diktirilmek", "meanings": ["Dikme işi yaptırılmak"]}, {"word": "dilberlik", "meanings": ["Dilber olma durumu"]}, {"word": "diktirilme", "meanings": ["Diktirilmek işi"]}, {"word": "dilebilmek", "meanings": ["Dilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dilebilme", "meanings": ["Dilebilmek işi"]}, {"word": "dilenebilme", "meanings": ["Dilenebilmek işi"]}, {"word": "dilendirilmek", "meanings": ["Dilenme işi yaptırılmak"]}, {"word": "dilenebilmek", "meanings": ["Dilenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dileyebilmek", "meanings": ["Dileme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dilendirilme", "meanings": ["Dilendirilmek işi"]}, {"word": "dileyebilme", "meanings": ["Dileyebilmek işi"]}, {"word": "dilimlenebilmek", "meanings": ["Dilimlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dilimlenebilme", "meanings": ["Dilimlenebilmek işi"]}, {"word": "dilimletmek", "meanings": ["Dilimleme işini yaptırmak"]}, {"word": "dilimletme", "meanings": ["Dilimletmek işi"]}, {"word": "dilimleyebilmek", "meanings": ["Dilimleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dilivermek", "meanings": ["Çabucak dilmek"]}, {"word": "dilimleyebilme", "meanings": ["Dilimleyebilmek işi"]}, {"word": "diliniş", "meanings": ["Dilinme işi"]}, {"word": "diliverme", "meanings": ["Dilivermek işi"]}, {"word": "dillendirebilmek", "meanings": ["Dillendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dillendirebilme", "meanings": ["Dillendirebilmek işi"]}, {"word": "dillendirilme", "meanings": ["Dillendirilmek işi"]}, {"word": "dillendirilmek", "meanings": ["Dillendirme işi yapılmak"]}, {"word": "dinçleşebilme", "meanings": ["Dinçleşebilmek işi"]}, {"word": "dilleniş", "meanings": ["Dillenme işi"]}, {"word": "dinçleşebilmek", "meanings": ["Dinçleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dinçleştirebilmek", "meanings": ["Dinçleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dindarlaşmak", "meanings": ["Dindar duruma gelmek"]}, {"word": "dinçleştirebilme", "meanings": ["Dinçleştirebilmek işi"]}, {"word": "dinçleştirmek", "meanings": ["Dinç duruma gelmesini sağlamak"]}, {"word": "dinçleştirme", "meanings": ["Dinçleştirmek işi"]}, {"word": "dindarlaşma", "meanings": ["Dindarlaşmak işi"]}, {"word": "dindirebilmek", "meanings": ["Dindirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dindirebilme", "meanings": ["Dindirebilmek işi"]}, {"word": "dindirilme", "meanings": ["Dindirilmek işi"]}, {"word": "dindirilmek", "meanings": ["Dinmesi sağlanmak"]}, {"word": "dindiriş", "meanings": ["Dindirme işi"]}, {"word": "dindirivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dindirmek"]}, {"word": "dindiriverme", "meanings": ["Dindirivermek işi"]}, {"word": "dinebilme", "meanings": ["Dinebilmek işi"]}, {"word": "dinebilmek", "meanings": ["Dinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dingildetmek", "meanings": ["Dingildemesini sağlamak"]}, {"word": "dingildetme", "meanings": ["Dingildetmek işi"]}, {"word": "dinginleşebilmek", "meanings": ["Dinginleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dinginleşebilme", "meanings": ["Dinginleşebilmek işi"]}, {"word": "dinlendirebilmek", "meanings": ["Dinlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dinlendirebilme", "meanings": ["Dinlendirebilmek işi"]}, {"word": "dinlendirilmek", "meanings": ["Dinlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "dinlendirilme", "meanings": ["Dinlendirilmek işi"]}, {"word": "dinlenebilmek", "meanings": ["Dinlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dinlenebilme", "meanings": ["Dinlenebilmek işi"]}, {"word": "dinleniş", "meanings": ["Dinlenme işi"]}, {"word": "dinletebilmek", "meanings": ["Dinletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dinletebilme", "meanings": ["Dinletebilmek işi"]}, {"word": "dinletilmek", "meanings": ["Dinleme işi yaptırılmak"]}, {"word": "dinleyebilmek", "meanings": ["Dinleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dinletilme", "meanings": ["Dinletilmek işi"]}, {"word": "dinleyebilme", "meanings": ["Dinleyebilmek işi"]}, {"word": "dinsizleşebilmek", "meanings": ["Dinsizleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dinsizleşmek", "meanings": ["Dinsiz duruma gelmek"]}, {"word": "dinsizleşme", "meanings": ["Dinsizleşmek işi"]}, {"word": "dinsizleşebilme", "meanings": ["Dinsizleşebilmek işi"]}, {"word": "dinsizleştirilmek", "meanings": ["Dinsiz duruma getirilmek"]}, {"word": "dinsizleştirilme", "meanings": ["Dinsizleştirilmek işi"]}, {"word": "dinsizleştirmek", "meanings": ["Dinsiz duruma getirmek"]}, {"word": "dinsizleştirme", "meanings": ["Dinsizleştirmek işi"]}, {"word": "dipçikleniş", "meanings": ["Dipçiklenme işi"]}, {"word": "dipçikleyiş", "meanings": ["Dipçikleme işi"]}, {"word": "dipçikli", "meanings": ["Dipçiği olan (tüfek)"]}, {"word": "dirençlilik", "meanings": ["Dirençli olma durumu"]}, {"word": "dirençsizleşmek", "meanings": ["Dirençsiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "dirençsizleşme", "meanings": ["Dirençsizleşmek işi"]}, {"word": "direnebilmek", "meanings": ["Direnme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "direnebilme", "meanings": ["Direnebilmek işi"]}, {"word": "direnilebilmek", "meanings": ["Direnilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "direnilebilme", "meanings": ["Direnilebilmek işi"]}, {"word": "direnilmek", "meanings": ["Direnme işi yapılmak"]}, {"word": "direnilme", "meanings": ["Direnilmek işi"]}, {"word": "diretebilmek", "meanings": ["Diretme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "diretebilme", "meanings": ["Diretebilmek işi"]}, {"word": "diretiş", "meanings": ["Diretme işi"]}, {"word": "dirilebilmek", "meanings": ["Dirilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dirilebilme", "meanings": ["Dirilebilmek işi"]}, {"word": "dirilivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dirilmek"]}, {"word": "diriliverme", "meanings": ["Dirilivermek işi"]}, {"word": "diriltebilmek", "meanings": ["Diriltme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "diriltebilme", "meanings": ["Diriltebilmek işi"]}, {"word": "diriltivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın diriltmek"]}, {"word": "diriltiverme", "meanings": ["Diriltivermek işi"]}, {"word": "diskjokeylik", "meanings": ["Diskjokeyin işi"]}, {"word": "dişisellik", "meanings": ["Dişisel oma durumu"]}, {"word": "dişleklik", "meanings": ["Dişlek olma durumu"]}, {"word": "dişlenebilme", "meanings": ["Dişlenebilmek işi"]}, {"word": "dişlenebilmek", "meanings": ["Dişlenme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dişleniş", "meanings": ["Dişlenme işi"]}, {"word": "dişleyebilmek", "meanings": ["Dişleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dişleyebilme", "meanings": ["Dişleyebilmek işi"]}, {"word": "dişleyiş", "meanings": ["Dişleme işi"]}, {"word": "dişleyivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dişlemek"]}, {"word": "diyebilmek", "meanings": ["Deme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dişlilik", "meanings": ["Dişli olma durumu"]}, {"word": "dişleyiverme", "meanings": ["Dişleyivermek işi"]}, {"word": "diyebilme", "meanings": ["Diyebilmek işi"]}, {"word": "dizdirebilmek", "meanings": ["Dizdirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizdirebilme", "meanings": ["Dizdirebilmek işi"]}, {"word": "dizdirilebilmek", "meanings": ["Dizdirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizdirilebilme", "meanings": ["Dizdirilebilmek işi"]}, {"word": "dizebilmek", "meanings": ["Dizme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizebilme", "meanings": ["Dizebilmek işi"]}, {"word": "dizeleşmek", "meanings": ["Dize durumuna gelmek"]}, {"word": "dizeleşme", "meanings": ["Dizeleşmek işi"]}, {"word": "dizeleştirebilmek", "meanings": ["Dizeleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizeleştirebilme", "meanings": ["Dizeleştirebilmek işi"]}, {"word": "dizgeleşmek", "meanings": ["Dizge niteliği kazanmak"]}, {"word": "dizgeleşme", "meanings": ["Dizgeleşmek işi"]}, {"word": "dizgeleştirmek", "meanings": ["Dizge niteliği kazandırmak"]}, {"word": "dizgeleştirme", "meanings": ["Dizgeleştirmek işi"]}, {"word": "dizgeleştiriş", "meanings": ["Dizgeleştirme işi"]}, {"word": "dizginlenebilmek", "meanings": ["Dizginlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizginlenebilme", "meanings": ["Dizginlenebilmek işi"]}, {"word": "dizginleniş", "meanings": ["Dizginlenme işi"]}, {"word": "dizginletmek", "meanings": ["Dizginleme işini yaptırmak"]}, {"word": "dizginletme", "meanings": ["Dizginletmek işi"]}, {"word": "dizginleyebilmek", "meanings": ["Dizginleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizginleyebilme", "meanings": ["Dizginleyebilmek işi"]}, {"word": "dizginleyiş", "meanings": ["Dizginleme işi"]}, {"word": "dizilebilmek", "meanings": ["Dizilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dizilebilme", "meanings": ["Dizilebilmek işi"]}, {"word": "dizilivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dizilmek"]}, {"word": "diziliverme", "meanings": ["Dizilivermek işi"]}, {"word": "dizinlemek", "meanings": ["Dizinini yapmak"]}, {"word": "dizinleme", "meanings": ["Dizinlemek işi"]}, {"word": "dizinlenmek", "meanings": ["Dizini yapılmak"]}, {"word": "dizinlenme", "meanings": ["Dizinlenmek işi"]}, {"word": "dizivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dizmek"]}, {"word": "diziverme", "meanings": ["Dizivermek işi"]}, {"word": "dogmalaşmak", "meanings": ["Dogma durumuna gelmek"]}, {"word": "dogmalaşma", "meanings": ["Dogmalaşmak işi"]}, {"word": "dogmalaştırılmak", "meanings": ["Dogma durumuna getirilmek"]}, {"word": "dogmalaştırılabilmek", "meanings": ["Dogmalaştırılma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dogmalaştırılma", "meanings": ["Dogmalaştırılmak işi"]}, {"word": "dogmalaştırılabilme", "meanings": ["Dogmalaştırılabilmek işi"]}, {"word": "dogmalaştırabilmek", "meanings": ["Dogmalaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yenidoğan", "meanings": ["0-28 günlük bebek"]}, {"word": "dogmalaştırabilme", "meanings": ["Dogmalaştırabilmek işi"]}, {"word": "senelerce", "meanings": ["Yıllarca"]}, {"word": "nezgep", "meanings": ["Başa takılan bürgü ve saçları tutmaya yarayan üzerinde eski Türk motifleri bulunan başlık"]}, {"word": "Manav", "meanings": ["Balkanlardan göç etmiş, genellikle Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk", "Yerli halk"]}, {"word": "ölü açımı", "meanings": ["Otopsi"]}, {"word": "gerim gerim", "meanings": ["`Böbürlenmek` anlamındaki gerim gerim gerinmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "gerim", "meanings": ["Dinlenme durumundaki kasın normal gerginliği"]}, {"word": "kavafiye", "meanings": ["Ucuz, özenmeden yapılmış ayakkabı, kemer, cüzdan vb. ürünler"]}, {"word": "sağtöre", "meanings": ["Ahlak"]}, {"word": "sağtöresel", "meanings": ["Ahlaki"]}, {"word": "süyüm süyüm", "meanings": ["Siyim siyim"]}, {"word": "zorun", "meanings": ["Mecburiyet"]}, {"word": "zir", "meanings": ["Alt", "Aşağı"]}, {"word": "benzetebilme", "meanings": ["Benzetebilmek işi"]}, {"word": "darbetmek", "meanings": ["Vurmak, çarpmak", "Para basmak", "Çarpmak"]}, {"word": "darbetme", "meanings": ["Darbetmek işi"]}, {"word": "Mozambikli", "meanings": ["Mozambik halkından olan kimse"]}, {"word": "Avustralya", "meanings": ["Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri", "Bu kıtada yer alan bir ülke"]}, {"word": "Bosna Hersekli", "meanings": ["Bosna Hersek halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Brezilyalı", "meanings": ["Brezilya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Asya", "meanings": ["Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri"]}, {"word": "Avrupa", "meanings": ["Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri"]}, {"word": "Koreli", "meanings": ["Kore halkından veya bu halkın soyundan olan kimse"]}, {"word": "Afrika", "meanings": ["Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri"]}, {"word": "Amerikalılık", "meanings": ["Amerikalı olma durumu"]}, {"word": "Amerika", "meanings": ["Dünya üzerinde yer alan bir kıta"]}, {"word": "kariyeristlik", "meanings": ["Kariyerist olma durumu"]}, {"word": "sav söz", "meanings": ["Bir savı klişe biçimine getiren deyiş"]}, {"word": "yıkık yıprak", "meanings": ["Yıpranmış"]}, {"word": "spektrum", "meanings": ["Çeşitlilik"]}, {"word": "megakent", "meanings": ["Büyükşehir"]}, {"word": "megapol", "meanings": ["Büyükşehir"]}, {"word": "Okyanusyalı", "meanings": ["Okyanusya kıtasında yaşayan kimse"]}, {"word": "duvar topu", "meanings": ["Özel bir odada tek başına veya iki kişiyle oynanan, topu bir raketle duvardaki belirli bölgeye atıp dönüşte çizgilerle belirlenmiş oyun alanına düşürme esasına dayanan bir oyun"]}, {"word": "Okyanusyalılık", "meanings": ["Okyanusyalı olma durumu"]}, {"word": "iç ağ", "meanings": ["Yerel ağ"]}, {"word": "risk faktörü", "meanings": ["Zarara uğratma olasılığı olan etken"]}, {"word": "aynakol", "meanings": ["Bisiklette hareketi arka tekerleğe ulaştıran dişli takımı"]}, {"word": "dikotomi", "meanings": ["İkileşim"]}, {"word": "dikotomik", "meanings": ["İkileşik"]}, {"word": "ikileşik", "meanings": ["İkişer ikişer ayrılıp bölünen, dikotomik"]}, {"word": "ikileşim", "meanings": ["İki eşit parçaya ayrılmak üzere büyüme noktasından ikiye bölünerek dallanma, dikotomi"]}, {"word": "istenmeyen kişi", "meanings": ["Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat, istenmeyen adam"]}, {"word": "yapışak", "meanings": ["Yapışkan bir çeşit ot", "Yapışkan özelliği olan nesne", "Arsız, sırnaşık kimse"]}, {"word": "frezya", "meanings": ["Süsengiller familyasından yirmi kadar süs bitkisi türünü içeren cins (Freesia)"]}, {"word": "istenmeyen adam", "meanings": ["İstenmeyen kişi"]}, {"word": "cıngıl", "meanings": ["Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası"]}, {"word": "diskçalar", "meanings": ["Özel yöntemlerle yoğun disk üzerine kaydedilen müzikleri dinlemeye yarayan araç"]}, {"word": "tok karnına", "meanings": ["Yemek yedikten sonra"]}, {"word": "narteks", "meanings": ["Bizans kiliselerinde sahndan sütunlarla veya duvarla ayrılan bölüm"]}, {"word": "inovasyon", "meanings": ["Yenileşim"]}, {"word": "koruyucu aile", "meanings": ["Kimsesiz veya bakıma muhtaç bir çocuğun belli bir süre içinde ilgili yasaya göre her türlü bakımını ve sorumluluğunu üstlenen gönüllü aile"]}, {"word": "yenileşim", "meanings": ["Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması, yenilik, inovasyon"]}, {"word": "pedofili", "meanings": ["Sübyancılık"]}, {"word": "donör", "meanings": ["Verici"]}, {"word": "yumuşak karın", "meanings": ["Kişilerin, kurumların, ülkelerin konuşulmasından, gündeme getirilmesinden rahatsız olduğu durumlar, konular", "Bir kimsenin veya bir ülkenin saldırıya en uygun yeri"]}, {"word": "veledrom", "meanings": ["İçinde motosiklet ve bisiklet yarışlarının yapıldığı pist"]}, {"word": "Aşil topuğu", "meanings": ["En zayıf nokta"]}, {"word": "Arami", "meanings": ["MÖ 11-8. yüzyıllarda Mezopotamya'da yaşamış bir halk"]}, {"word": "sübyancılık", "meanings": ["Sübyancı olma durumu, pedofili"]}, {"word": "sübyancı", "meanings": ["Ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyan kimse, pedofil"]}, {"word": "Aşil tendonu", "meanings": ["Baldırın arka bölümündeki kas grubunu topuk kemiğine bağlayan ve ayağın aşağı yukarı hareketini sağlayan uzun kiriş, Aşil kirişi"]}, {"word": "Aşil kirişi", "meanings": ["Aşil tendonu"]}, {"word": "proktoloji", "meanings": ["Tıbbın anüs hastalıklarıyla uğraşan dalı"]}, {"word": "küresel ısınma", "meanings": ["Atmosferde karbondioksit ve ısıyı tutan diğer gazların düzeyinin yükselmesi"]}, {"word": "yutturmak", "meanings": ["Kandırmak, aldatmak"]}, {"word": "kuantum", "meanings": ["Bir dalganın olası değerlerinin alt değer kümelerinden biri"]}, {"word": "yutturulmak", "meanings": ["Yutturma (II) işi yapılmak"]}, {"word": "aktöresel", "meanings": ["Ahlaki"]}, {"word": "aktörecilik", "meanings": ["Ahlakçılık"]}, {"word": "çatmacı", "meanings": ["Çatma işini yapan kimse"]}, {"word": "akıl hocalığı taslamak", "meanings": ["bir işte doğruyu, iyi olanı gösterdiğini sanmak"]}, {"word": "çatmacılık", "meanings": ["Çatmacının yaptığı iş"]}, {"word": "akıl hocalığı", "meanings": ["Akıl hocası olma durumu"]}, {"word": "akıl hocalığı yapmak", "meanings": ["bir işte doğruyu, iyi olanı göstermek"]}, {"word": "akupunkturcu", "meanings": ["Akupunktur yapan kimse"]}, {"word": "akupunkturculuk", "meanings": ["Akupunkturcunun yaptığı iş"]}, {"word": "bahçıvan kebabı", "meanings": ["Küçük parçalar hâlinde kuzu eti, havuç, patates, bezelye kullanılarak hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "bir yudum", "meanings": ["Birazcık, çok az, bir yudumluk"]}, {"word": "boş boş", "meanings": ["Bir şey yapmadan", "Amaçsız, anlamsız, anlamadan", "Bilinçsizce"]}, {"word": "bulunmaz Bursa (veya Hint) kumaşı", "meanings": ["çok az bulunduğu ve çok değerli olduğu sanılan şey"]}, {"word": "bulunmaz", "meanings": ["Eşsiz, nadir, kıymetli"]}, {"word": "gıcıklık", "meanings": ["Gıcık olma durumu"]}, {"word": "alternatif akım", "meanings": ["Dalgalı akım"]}, {"word": "akıl dışıcı", "meanings": ["Us dışıcı"]}, {"word": "yerinden yönetimcilik", "meanings": ["Yerinden yönetimci olma durumu, ademimerkeziyetçilik"]}, {"word": "tutsat", "meanings": ["Tutulu satış"]}, {"word": "Asya koyunu", "meanings": ["Bozkır koyunu"]}, {"word": "bataklık çulluğu", "meanings": ["Çullukgillerden, bataklıklarda yaşayan, rengi kahverengiye çalan siyah, 30 santimetre uzunluğunda bir tür çulluk, su çulluğu (Gallinago gallinago)"]}, {"word": "konfirme", "meanings": ["`Doğrulamak, geçerlemek, onaylamak` anlamındaki konfirme etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "konfirmasyon", "meanings": ["Doğrulama, geçerleme, onaylama"]}, {"word": "geçerli durum", "meanings": ["Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerinin bütünü, konjonktür"]}, {"word": "çatışmacı", "meanings": ["Çatışma çıkaran kimse"]}, {"word": "çatışmacılık", "meanings": ["Çatışmacının işi"]}, {"word": "devinimli", "meanings": ["Devinimi olan", "Devinimli olarak"]}, {"word": "devinimsiz", "meanings": ["Devinimi olmayan", "Devinimi olmadan"]}, {"word": "devre dışı", "meanings": ["Elektrik donanımındaki enerji akımının bir noktada kesilme durumu", "Konudan uzak, ilgisiz, baypas"]}, {"word": "devre dışı kalmak", "meanings": ["konudan uzak düşmek, konuyla ilgilenememek"]}, {"word": "devre dışı tutmak (veya bırakmak)", "meanings": ["konudan uzaklaştırmak, ilgilenmemesini sağlamak"]}, {"word": "süreletme", "meanings": ["Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması, konsolidasyon"]}, {"word": "eş güdümlemek", "meanings": ["Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, ilişki, düzen ve uyum sağlamak"]}, {"word": "eş güdümleme", "meanings": ["Eş güdümlemek işi"]}, {"word": "geçer değer", "meanings": ["Bir malın veya hisse senedinin borsadaki değeri, kotasyon"]}, {"word": "kreditör", "meanings": ["Krediaçan"]}, {"word": "kreatif", "meanings": ["Yaratıcı"]}, {"word": "kotasyon", "meanings": ["Geçer değer"]}, {"word": "krediaçan", "meanings": ["Sağladığı bir kredi, mal veya hizmet karşılığında bir para ödenmesini veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesini istemeye hakkı olan taraf, kreditör"]}, {"word": "saklı yazı", "meanings": ["Gizlilik taşıyan belge, kripto"]}, {"word": "suç bilimi", "meanings": ["Toplumsal bir olgu olarak suç ve suçluluğu inceleyen bilim, kriminoloji"]}, {"word": "kümülasyon", "meanings": ["Kümelenme"]}, {"word": "lansman", "meanings": ["Tanıtım"]}, {"word": "ilişim", "meanings": ["İletişimi sağlayan dizgenin, teknik ağın birliği, link (II)"]}, {"word": "lifting", "meanings": ["343 gerdirme"]}, {"word": "liposuction", "meanings": ["343 yağ aldırma"]}, {"word": "lipostructure", "meanings": ["343 yağ ekletme"]}, {"word": "yağ ekletme", "meanings": ["Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması"]}, {"word": "yağ aldırma", "meanings": ["Yüksek vakum basıncıyla deri altı yağ dokusunun alınması"]}, {"word": "kredibilite", "meanings": ["Güvenilirlik"]}, {"word": "yükler", "meanings": ["Bilgisayara yükleme yapmak için kullanılan özel bir program"]}, {"word": "imlek", "meanings": ["Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret, logo"]}, {"word": "loader", "meanings": ["343 yükler"]}, {"word": "lokalize", "meanings": ["`Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak` anlamındaki lokalize etmek, `yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak` anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz"]}, {"word": "iş bıraktırımı", "meanings": ["İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı, lokavt"]}, {"word": "soğan yahnisi", "meanings": ["Malzemesi, et, soğan ve çeşitli baharatlar olan bir tür tencere yemeği"]}, {"word": "center", "meanings": ["343 merkez"]}, {"word": "kaz adımı", "meanings": ["Dizi kırmaksızın ve ayağı sert bir biçimde yere basarak yürüme biçimi"]}, {"word": "duyurumluk", "meanings": ["Duyuruların üzerine yazıldığı veya yapıştırıldığı düz levha, duyuru tahtası, ilan panosu, ilan tahtası"]}, {"word": "hanım iğnesi", "meanings": ["Kadınların ince el işlerinde kullandıkları iğne"]}, {"word": "hinoğluhinlik", "meanings": ["Hinoğluhin olma durumu"]}, {"word": "ikili averaj", "meanings": ["İki takımın birbiri ile yaptıkları karşılaşmalar sonunda birbirlerine attıkları gol sayısına göre sağlanan üstünlük"]}, {"word": "incik yahnisi", "meanings": ["İncik eti, yağ, soğan ve baharat kullanılarak hazırlanan bir tür tencere yemeği"]}, {"word": "ipotekleme", "meanings": ["İpoteklemek işi"]}, {"word": "korsaj", "meanings": ["Küçük, kısa korse"]}, {"word": "ipoteklemek", "meanings": ["Tutuya bırakmak"]}, {"word": "kabullenmişlik", "meanings": ["Kabullenmiş olma durumu"]}, {"word": "kader çizgisi", "meanings": ["Alın yazısı"]}, {"word": "kariyer", "meanings": ["Donanımı çok güvenli, polis veya asker taşıma aracı"]}, {"word": "kerterizlemek", "meanings": ["Kerteriz almak", "Amaç olarak belirlemek"]}, {"word": "kerterizleme", "meanings": ["Kerterizlemek işi"]}, {"word": "şirketler birliği", "meanings": ["Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu, konsorsiyum", "Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi, konsorsiyum"]}, {"word": "hasmane", "meanings": ["Düşmanca"]}, {"word": "çevrilgenlik", "meanings": ["Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği, konvertibilite"]}, {"word": "içdenetir", "meanings": ["Güvenlik amacıyla bina girişlerinde bulunan, bedendeki veya çantaların içindeki silah, bıçak vb. tehlikeli eşyaların belirlenmesini sağlayan aygıt"]}, {"word": "çevrilgen", "meanings": ["Serbestçe dövize çevrilebilen (para), konvertibl"]}, {"word": "profilci", "meanings": ["Profil boru yapan veya satan kimse", "Katillerin kişiliklerini tahmin ve tahlil eden psikolog"]}, {"word": "pırpırlanma", "meanings": ["Pırpırlanmak işi"]}, {"word": "pırpırlanmak", "meanings": ["Aralıklarla yanmak"]}, {"word": "taşımalık", "meanings": ["Çeşitli eşyaları taşımak için uluslararası standartlara göre tahtadan veya metalden yapılmış büyük kasa, konteyner"]}, {"word": "sivil toplum", "meanings": ["Devletin denetimi altında olmayan, kararlarını bağımsız olarak vererek toplumsal etkinliklerde bulunan bireyler topluluğu"]}, {"word": "sanal sohbet", "meanings": ["Uluslararası iletişim ağ ortamlarını kullanarak çeşitli yazılımlar aracılığıyla kişilerle karşılıklı olarak yazılı, sesli veya görüntülü görüşme"]}, {"word": "şiir dinletisi", "meanings": ["Müzik eşliğinde şiir okuma şöleni"]}, {"word": "sıkma köfte", "meanings": ["Köftelik bulgur, yeşilsoğan, domates, un ve soğan kullanılarak hazırlanan bir tencere yemeği"]}, {"word": "simit kebabı", "meanings": ["Az yağlı kıyma, köftelik bulgur, soğan, sarımsak ve baharat kullanılarak hazırlanan karışıma köfte biçimi verildikten sonra şişte pişirilen bir kebap türü"]}, {"word": "sulu yemek", "meanings": ["Tencerede ve kendi suyu içerisinde pişirilen yemek türü, tencere yemeği"]}, {"word": "tencere yemeği", "meanings": ["Sulu yemek"]}, {"word": "subtropik", "meanings": ["Sıcak bölgeye ait olan"]}, {"word": "sürtünmesiz", "meanings": ["Sürtünme olmadan"]}, {"word": "sürtünmeli", "meanings": ["Sürtünerek"]}, {"word": "tam not", "meanings": ["`Değerlendirmede en yüksek dereceyi almak, üstün başarı göstermek` anlamlarındaki tam not almak ve `değerlendirmede en yüksek dereceyi vermek` anlamındaki tam not vermek deyimlerinde geçer"]}, {"word": "tandır çorbası", "meanings": ["Nohut, rendelenmiş patates ve bulgur karışımıyla hazırlanan bir çorba türü"]}, {"word": "yelken kulak", "meanings": ["Yelken kulaklı"]}, {"word": "yelken kulaklı", "meanings": ["Dış kulağı iri ve geniş olan, yelken kulak"]}, {"word": "yetmezlenme", "meanings": ["Yetmezlenmek işi"]}, {"word": "yetmezlenmek", "meanings": ["Yeterli bulmamak"]}, {"word": "yumru köfte", "meanings": ["Yağsız kıyma, köftelik bulgur, soğan, maydanoz ve baharat kullanılarak hazırlanan bir tür sulu yemek"]}, {"word": "atılganca", "meanings": ["Atılgana yakışan"]}, {"word": "ayak hatası", "meanings": ["Hentbolda top sürerken veya taç atışında yanlış adım atmak"]}, {"word": "beyaz bayrak", "meanings": ["Atletizm yarışlarında hakemlerce gösterilen, sporcunun kurallara uygun bir biçimde atladığını veya koştuğunu belirten kısa saplı bayrak"]}, {"word": "kırmızı bayrak", "meanings": ["Atletizm yarışlarında hakemlerce gösterilen, sporcunun kurallara uygun olmayan bir biçimde atladığını veya koştuğunu belirten kısa saplı bayrak"]}, {"word": "piyasa kurucu", "meanings": ["Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse"]}, {"word": "market maker", "meanings": ["343 piyasa kurucu"]}, {"word": "doruk noktası", "meanings": ["Bir gelişmede gelinen en önemli, heyecanlı veya etkili durum", "Halk oyunlarının kurgusuyla seyircinin beklenti ve heyecan noktalarının en üst düzeye ulaştığı an"]}, {"word": "gündüz gösterimi", "meanings": ["Tiyatro, sinema, konser salonu vb.nde yapılan gösteri, matine", "Herhangi bir eseri tanıtmak, okumak, yorumlamak veya bir sanatçıyı anmak amacıyla düzenlenen toplantı"]}, {"word": "gece gösterimi", "meanings": ["Gece yapılan sinema veya tiyatro gösterisi, suare"]}, {"word": "eneze", "meanings": ["Cılız, zayıf, güçsüz"]}, {"word": "adli eczacılık", "meanings": ["Eczacılık mesleği ve ilaçla tedavide karşılaşılan adli sorunlarla ilgili bilim dalı"]}, {"word": "bold", "meanings": ["343 koyu"]}, {"word": "eczacı kalfası", "meanings": ["Serbest eczane veya kurum eczanelerinde eczacının gözetiminde işlere yardımcı olan kimse, eczacı teknisyeni"]}, {"word": "milenyum", "meanings": ["Binyıl"]}, {"word": "bakterikıran", "meanings": ["Canlıların vücudunda veya laboratuvar deneylerinde bakterileri fiziksel, kimyasal etkiyle öldüren (etken), bakterisit"]}, {"word": "başmüzakereci", "meanings": ["Uluslararası birlikler içinde belli bir konuyu tartışmak ve çözüme ulaştırmak üzere ülkesini temsil etmeye yetkili kılınan devlet görevlisi"]}, {"word": "meke", "meanings": ["Su kıyılarındaki böcekleri yiyerek yaşayan yaban ördeği"]}, {"word": "hâl eki", "meanings": ["Durum eki"]}, {"word": "tümce bilgisi", "meanings": ["Söz dizimi"]}, {"word": "sıralı tümce", "meanings": ["Sıralı cümle"]}, {"word": "basit tümce", "meanings": ["Basit cümle"]}, {"word": "kurallı tümce", "meanings": ["Kurallı cümle"]}, {"word": "birleşik tümce", "meanings": ["Birleşik cümle"]}, {"word": "devrik tümce", "meanings": ["Devrik cümle"]}, {"word": "girişik tümce", "meanings": ["Girişik cümle"]}, {"word": "ad tabanı", "meanings": ["Ad kök ve gövdelerinin çekim eki almamış durumu, isim tabanı"]}, {"word": "addan türeme ad", "meanings": ["Ad kökünden yapım ekleriyle türetilen ad gövdesi, isimden türeme isim: Ev-cil, göz-cü-lük vb"]}, {"word": "şahıs zamiri", "meanings": ["Kişi zamiri"]}, {"word": "özel isim", "meanings": ["Özel ad"]}, {"word": "kod ismi", "meanings": ["Kod adı"]}, {"word": "birleşik ad", "meanings": ["Birleşik kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalıplaşmış ad, birleşik isim: Aslanağzı, başşehir, kaptıkaçtı, gecekondu, çuha çiçeği, duvar saati, fındık faresi, yer elması gibi"]}, {"word": "somut ad", "meanings": ["Beş duyudan biri veya birkaçı ile algılanan varlığın adı, somut isim: ev, deniz, ışık, ses gibi"]}, {"word": "soyut ad", "meanings": ["Düşünce yoluyla kabul edilen varlığın adı, soyut isim: Akıl, hayal, ülkü gibi"]}, {"word": "zincirleme ad tamlaması", "meanings": ["Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması"]}, {"word": "türemiş ad", "meanings": ["Yapım ekiyle türetilmiş ad, türemiş isim: süz-geç, baş-lık, doğ-um, dur-ak, geç-it gibi"]}, {"word": "tonlu", "meanings": ["Yumuşak"]}, {"word": "tonsuz", "meanings": ["Sert"]}, {"word": "ötümlü ünsüz", "meanings": ["Yumuşak ünsüz"]}, {"word": "titreşimli ünsüz", "meanings": ["Yumuşak ünsüz"]}, {"word": "sürekli ünsüz", "meanings": ["Yumuşak ünsüz"]}, {"word": "yumuşak ünsüz", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan, titreşimli ses veren ünsüz, titreşimli ünsüz, sürekli ünsüz, ötümlü ünsüz, tonlu ünsüz, sedalı ünsüz: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, v, y, z"]}, {"word": "tonlu ünsüz", "meanings": ["Yumuşak ünsüz"]}, {"word": "sedalı ünsüz", "meanings": ["Yumuşak ünsüz"]}, {"word": "süreksiz ünsüz", "meanings": ["Sert ünsüz"]}, {"word": "ötümsüz ünsüz", "meanings": ["Sert ünsüz"]}, {"word": "titreşimsiz ünsüz", "meanings": ["Sert ünsüz"]}, {"word": "sert ünsüz", "meanings": ["Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan, titreşimsiz ses veren ünsüz, titreşimsiz ünsüz, süreksiz ünsüz, tonsuz ünsüz, sedasız ünsüz, ötümsüz ünsüz: ç, f, h, k, p, s, ş, t"]}, {"word": "tonsuz ünsüz", "meanings": ["Sert ünsüz"]}, {"word": "sedasız ünsüz", "meanings": ["Sert ünsüz"]}, {"word": "yat limanı", "meanings": ["Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı, marina"]}, {"word": "aynısı", "meanings": ["Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik göstereni, benzeri, tıpkısı"]}, {"word": "serpme ağ", "meanings": ["Serpme"]}, {"word": "hacker", "meanings": ["343 bilgisayar korsanı"]}, {"word": "bilgisayar korsanı", "meanings": ["Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusundaki bilgisini gizli verilere ulaşmak, ağlar üzerinde yasal olmayan zarar verici işler yapmak için kullanan kimse"]}, {"word": "şişik", "meanings": ["Kabarık, şiş"]}, {"word": "gravimetre", "meanings": ["Çekimölçer"]}, {"word": "düzenti", "meanings": ["Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen, mizansen"]}, {"word": "düzentileme", "meanings": ["Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma, mizansen"]}, {"word": "abuk", "meanings": ["Saçma (söz, kişi, davranış)"]}, {"word": "toplumcu", "meanings": ["Toplumculuktan yana olan kimse veya görüş, sosyalist"]}, {"word": "overlok", "meanings": ["Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş"]}, {"word": "topsuz", "meanings": ["Topu olmayan"]}, {"word": "trafik canavarı", "meanings": ["Trafik kurallarını sürekli hiçe sayan, kendisinin ve başkalarının hayatını tehlikeye atan kimse"]}, {"word": "tümlük", "meanings": ["Tüm olma durumu"]}, {"word": "uzatma penaltısı", "meanings": ["Maç bitmek üzereyken taraflardan birince kazanılan ve atılması zorunlu olan ceza atışı, temdit penaltısı"]}, {"word": "kıymetiharbiye", "meanings": ["Geçerlilik, değer, önem"]}, {"word": "kara talih", "meanings": ["Kara yazı"]}, {"word": "ölü top", "meanings": ["Değerlendirilemeyen veya boşa giden pas"]}, {"word": "sabunköpüğü", "meanings": ["Gelip geçici, önemsiz"]}, {"word": "sabunköpüğü gibi sönmek", "meanings": ["gösterişli olmakla birlikte en hafif bir etki ile yok olmak"]}, {"word": "ölümüne", "meanings": ["Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak"]}, {"word": "kitapçık", "meanings": ["Küçük kitap", "Genellikle bir şeyi tanıtmayı amaçlayan, sayfa sayısı az,küçük kitap, risale, broşür"]}, {"word": "öteki dünya", "meanings": ["Ahiret"]}, {"word": "sosyal sınıf", "meanings": ["Sosyal tabaka"]}, {"word": "talih oyunu", "meanings": ["Önceden ödeme yapılıp daha sonra şansa dayalı olarak para kazanılan piyango, loto, spor toto, at yarışı gibi oyunlar, şans oyunu"]}, {"word": "kırılma noktası", "meanings": ["Bir olay veya gelişmenin ulaştığı en duyarlı an veya durum"]}, {"word": "kıpışık", "meanings": ["Yarı kapalı (göz)"]}, {"word": "kamyon faresi", "meanings": ["Yük taşıyan kamyonlarda saklanıp fırsatını bulduğunda mal çalan kimse"]}, {"word": "tam sırası", "meanings": ["En uygun zamanı"]}, {"word": "taş kafa", "meanings": ["Kafası sağlam, dayanıklı kimse", "Kalın kafalı olan kimse"]}, {"word": "taş plak", "meanings": ["Bakalitten imal edilen gramofon plağı"]}, {"word": "kenar atışı", "meanings": ["Hentbolda oyun alanından çıkan topu kenar çizgisinden oyuna sokma atışı"]}, {"word": "mavi yolcu", "meanings": ["Mavi yolculuğa çıkan kimse"]}, {"word": "kofti", "meanings": ["Sahtekâr, dolandırıcı kimse"]}, {"word": "mavi çocuk", "meanings": ["Mavihastalığa yakalanmış çocuk"]}, {"word": "koftilik", "meanings": ["Kofti olma durumu"]}, {"word": "mahallevari", "meanings": ["Mahalle yaşayışına uygun"]}, {"word": "aile fotoğrafı", "meanings": ["Aile bireylerinin bir arada bulunduğu fotoğraf", "Belli bir konuda iş birliği yapan güçlü kişilerin ortaya koyduğu görüntü"]}, {"word": "mavi yolculuk", "meanings": ["Güneybatı kıyılarımızda denizden koy koy dolaşılarak yapılan gezi"]}, {"word": "mahallenin delisi", "meanings": ["Hiç kimseden çekinip korkmadan düşündüğü her şeyi söyleyen kimse"]}, {"word": "mecburculuk", "meanings": ["Mecburcunun durumu"]}, {"word": "mektepli kahvesi", "meanings": ["Çok şekerli kahve"]}, {"word": "medya grubu", "meanings": ["Bir merkeze, bir ortaklığa bağlı olan basın yayın organlarının tümü"]}, {"word": "mecburcu", "meanings": ["Bazı iskambil oyunlarında oyuna kesin olarak katılması gereken kimse", "Herhangi bir şeyi yapmak zorunda bırakılan kimse"]}, {"word": "medarımaişet", "meanings": ["Geçimi sağlayacak koşul, iş"]}, {"word": "mutluluk tablosu", "meanings": ["Başarılı, mutlu ve dost insanların bir aradaki görüntüsü"]}, {"word": "organ mafyası", "meanings": ["Yasal olmayan yollarla organ sağlayıp satan kimse veya grup"]}, {"word": "orman kanunu", "meanings": ["Yasaların uygulanamaması sonucu oluşan durum"]}, {"word": "orta kat", "meanings": ["İki kat arasında kalan kat", "Karın bölgesi"]}, {"word": "tek vücut", "meanings": ["Hep birlikte"]}, {"word": "orta katı kiraya vermek", "meanings": ["gebe kalmak"]}, {"word": "tek vücut olmak", "meanings": ["birlikte hareket etmek"]}, {"word": "tatlı kaçık", "meanings": ["Tatlı bela"]}, {"word": "ortalık yer", "meanings": ["Göz önünde olan, açıklık alan"]}, {"word": "teşrih masası", "meanings": ["Otopsi yapılan özel masa", "Gerçekleri açıklamaya, göstermeye yarayan şey"]}, {"word": "telefon sapığı", "meanings": ["Telefonla sürekli tacizde bulunan kimse"]}, {"word": "temdit penaltısı", "meanings": ["Uzatma penaltısı"]}, {"word": "temkinlilik", "meanings": ["Temkinli olma durumu"]}, {"word": "teneke caz", "meanings": ["Kötü çalan orkestra veya müzik topluluğu"]}, {"word": "tesadüf eseri", "meanings": ["Rastlantı sonucu"]}, {"word": "ihtiyaç molası", "meanings": ["Uzun yolculuklarda dinlenme vb. ihtiyaçları karşılamak için yapılan duraklama"]}, {"word": "elektronik posta", "meanings": ["Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi, elmek, e-posta"]}, {"word": "ikinci bahar", "meanings": ["İleri yaşlarda gelen mutluluk"]}, {"word": "ikinci baharı yaşamak", "meanings": ["ileri yaşlarda mutluluk, refah ve esenlik içinde bulunmak"]}, {"word": "inatçı keçi", "meanings": ["Çok inat eden kimse"]}, {"word": "insanlık suçu", "meanings": ["İnsanlığa karşı işlenen kabahat"]}, {"word": "ince karın ağrısı", "meanings": ["Huzursuzluk, rahatsızlık veren iş, olay veya düşünce"]}, {"word": "intihar saldırısı", "meanings": ["Kendini öldürmeye dayanan bireysel saldırı"]}, {"word": "informel", "meanings": ["Biçimsel olmayan", "Resmî olmayan"]}, {"word": "informel eğitim", "meanings": ["Sargın eğitim"]}, {"word": "Ezine peyniri", "meanings": ["Koyun, keçi ve inek sütlerinin mevsimine göre belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen, erime ve dağılmayı engellemek için yapımında deniz tuzu kullanılan, tam yağlı, beyaz peynir"]}, {"word": "defne yağı", "meanings": ["Defnenin meyvesinden ve yapraklarından elde edilen, özellikle veteriner hekimlikte kullanılan, kokulu, acı lezzetli bir yağ türü"]}, {"word": "çiftlik kebabı", "meanings": ["Soğan ve biberle kavrulan kuzu etinin çeşitli baharat karıştırılarak kendi suyunda pişirilmesiyle yapılan bir kebap türü"]}, {"word": "Japon eriği", "meanings": ["Yerleşim yerlerine uzak bölgelerde yetişen, 30 metre boyunda, derimsi yelpaze biçiminde yapraklı, süs amacıyla yetiştirilen, yapraklarını döken bir tür ağaç (Ginkgo biloba)"]}, {"word": "Osmanlı lalesi", "meanings": ["İstanbul lalesi"]}, {"word": "çatı faresi", "meanings": ["Kırsal alanlarda yaygın olarak bulunan, kuyruğu hariç 15-30 santimetre boyunda, 80-300 gram ağırlığında, burnu sivri, kulak ve gözleri iri olan, kahverengi veya siyah tüylü bir tür fare"]}, {"word": "İstanbul lalesi", "meanings": ["16-18. yüzyıllar arasında İstanbul'da birçok çeşidi elde edilmiş, çiçeği badem biçiminde, hançer biçimli yapraklarının ucu tığ gibi ince ve sivri olan lalelere verilen genel ad, Osmanlı lalesi"]}, {"word": "Kafkas tavuğu", "meanings": ["Dünyada Kafkaslarda, Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesi'nin ormanlık alanlarında yaşayan bir tür dağ horozu (Lyrurus mlokosiewiczi)"]}, {"word": "Japon balığı", "meanings": ["Sazangillerden, kaynağı Çin olan, serin sulardan hoşlanan, aslı gri yeşil renkte, ekmek dışında her şeyi yiyebilen, uzun ömürlü bir tür akvaryum ve havuz balığı (Cyprinus auratus)"]}, {"word": "gül böreği", "meanings": ["İçine peynir, kıyma veya patates konulan yufkanın suda ıslatıldıktan sonra gül biçimine getirilerek fırında pişirilmesiyle hazırlanan bir börek türü"]}, {"word": "tatlı badem", "meanings": ["Yağ bakımından zengin, albüminli maddeler, şekerler ve E vitamini içeren, içi şekercilikte, çikolata ve badem şurubu yapımında kullanılan lezzetli bir tür badem (Prunus dulcis)"]}, {"word": "tike kebabı", "meanings": ["Koyun eti ve kuyruk yağının kömürde pişirilmesiyle yapılan, üzerine baharatlardan oluşan sos dökülen bir kebap türü"]}, {"word": "çekirdeksiz üzüm", "meanings": ["Ege Bölgesi'nin bağlarında sofralık olarak üretilen, ince kabuklu, beyaz renkli, taneleri küçük, kehribar sarısı renginde kurusu yapılan bir tür üzüm, yuvarlak çekirdeksiz"]}, {"word": "narince", "meanings": ["Tokat ve Amasya yöresinde şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "kalecikkarası", "meanings": ["Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "Sultaniye üzümü", "meanings": ["Ege Bölgesi'nin verimsiz topraklarında üretilen, çekirdeksiz, hoş kokulu, kurutmalık bir tür üzüm"]}, {"word": "tarsusbeyazı", "meanings": ["Adana ve Mersin çevresinde üretilen, kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür yerli üzüm"]}, {"word": "öküzgözü", "meanings": ["Kaliteli, kendine özgü kokusu olan, şarap üretilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "sergikarası", "meanings": ["Gaziantep çevresinde genellikle şarap yapmak için üretilen, sofralık olarak da tüketilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli, iri taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "besni", "meanings": ["Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genellikle kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "soya unu", "meanings": ["Soya fasulyesinin kavrulup öğütülmesiyle elde edilen, protein, demir, kalsiyum ve B vitamini açısından zengin bir un türü"]}, {"word": "Hamburg misketi", "meanings": ["Marmara ve Orta Anadolu'da sofralık ve kurutmalık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm"]}, {"word": "atasarısı", "meanings": ["Ege ve Akdeniz bölgelerinde sofralık olarak üretilen, beyaz renkli, iri ve yuvarlak taneli bir tür üzüm"]}, {"word": "yuvarlak çekirdeksiz", "meanings": ["Çekirdeksiz üzüm"]}, {"word": "soya sütü", "meanings": ["Islatılıp pişirilen soya fasulyelerinin öğütülüp bastırılmasıyla elde edilen bir süt türü"]}, {"word": "soğan kebabı", "meanings": ["Gaziantep ve Hakkâri yöresinde, başları kesilmiş soğan ve ceviz büyüklüğünde kıyma topaklarının tepsiye dizilip fırınlanmasıyla yapılan bir kebap türü"]}, {"word": "Makyavelist", "meanings": ["Makyavelci"]}, {"word": "Makyavelci", "meanings": ["Makyavelcilik yanlısı olan, Makyavelist"]}, {"word": "şapel", "meanings": ["Küçük kilise", "Büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yeri"]}, {"word": "hermetik", "meanings": ["Yalıtımlı"]}, {"word": "yayla kebabı", "meanings": ["Tereyağı ile kızartılmış pide parçalarının üzerine yoğurt konup karabiber ve tuz ile yoğrulmuş ve şişte kızartılmış köftenin üzerine fırında pişirilmiş kuzu budu parçaları konarak hazırlanan bir kebap kebabı"]}, {"word": "rijit", "meanings": ["Sert, katı (davranış)", "Kuvvet veya moment etkisi altında şekil değiştirmeyen, formunu koruyan"]}, {"word": "yalıtımlı", "meanings": ["Hava, ısı, ses vb.ni geçirmeyen, hermetik"]}, {"word": "akvarist", "meanings": ["Akvaryumcu"]}, {"word": "Türklük bilimi", "meanings": ["Türk dili, tarihi, edebiyatı ve halk bilimi araştırmalarını konu edinen bilim dalı, Türklük bilgisi, Türkiyat, Türkoloji"]}, {"word": "acı haber", "meanings": ["Genellikle felaket veya ölüm bildiren söz veya haber"]}, {"word": "acı gerçek", "meanings": ["İstenmediği hâlde karşılaşılan sıkıntılı durum", "Kaçınılmaz durum"]}, {"word": "açık ara", "meanings": ["Aradaki farkı çok açarak"]}, {"word": "açık kapı", "meanings": ["`Herhangi bir konuda son ve kesin sözü söylemeyerek yeniden ele alınabilmesine veya değişik öneriler sunulmasına olanak tanımak` anlamındaki açık kapı bırakmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "açık kapı hırsızı", "meanings": ["Her yere girip çıkan, her bulduğunu, gördüğünü alıp giden kimse"]}, {"word": "açık yol", "meanings": ["Liman giriş ve çıkışlarında teknelerin kullanabilecekleri, sancak ve iskele şamandıralarıyla işaretlenmiş serbest yol veya kanal"]}, {"word": "açılı kaplama", "meanings": ["Ahşap teknenin değişik yerlerinde kullanılan, özel biçimlerde kesilmiş kaplama parçası"]}, {"word": "açmaz düğümü", "meanings": ["Bir halatın iki ucunu birbirinin üzerinden geçirerek açılmayacakları bir biçimde atılan düğüm"]}, {"word": "adi ıskarmoz", "meanings": ["Teknenin küpeştesine takılan ve üzerine dolanan bir halat ile içinden sadece bir kürek geçebilen, birbirine yakın, iki ahşap çubuk"]}, {"word": "adam başı", "meanings": ["Adam başına"]}, {"word": "adi palanga", "meanings": ["Bir tekli ve bir çiftli makaradan oluşan palanga"]}, {"word": "ağır çekim", "meanings": ["Film gösteriminde hız düşürerek yapılan iş", "Yavaş bir biçimde"]}, {"word": "islim kebabı", "meanings": ["Beyaz veya kırmızı etin dilimlenmiş ve kızartılmış patlıcana bohça gibi sarılarak fırında pişirilmesiyle hazırlanan bir kebap türü"]}, {"word": "yağmur taşı", "meanings": ["Yada taşı"]}, {"word": "yada taşı", "meanings": ["Birbirine sürtülünce yağmur yağacağına inanılan koyu yeşil renkli, genellikle yuvarlak, fındık büyüklüğünde bir taş, yağmur taşı"]}, {"word": "kaotik", "meanings": ["Kargaşa içinde olan"]}, {"word": "uzay bilimi", "meanings": ["Uzayı yöneten genel yasalar bilimi, evren bilimi, kozmoloji", "Uzayın oluşumunu, yapısını inceleyen felsefe ve bilimsel öğreti"]}, {"word": "zararlıkıran", "meanings": ["Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlıları yok eden tarım ilacı"]}, {"word": "zararlılar", "meanings": ["Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlılara verilen genel ad"]}, {"word": "farmakope", "meanings": ["İlaç üretiminde kullanılan etkin ve yardımcı maddelerin nitel ve nicel çözümleme yöntemlerinin yer aldığı yasal ve bilimsel olarak uyulması gereken ulusal ve uluslararası kuralları ve yöntemleri içeren resmî kitap"]}, {"word": "göstergeç", "meanings": ["Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet, monitör", "Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet, monitör", "Televizyon, bilgisayar vb.nde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet, monitör"]}, {"word": "monoblok", "meanings": ["Tekgövde"]}, {"word": "tekgövde", "meanings": ["Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan, monoblok"]}, {"word": "gündedün", "meanings": ["Nostalji"]}, {"word": "ucu kapalı", "meanings": ["Sonucu belli olan, seçenekleri bulunmayan"]}, {"word": "ucu açık", "meanings": ["Sonucu belli olmayan"]}, {"word": "ağız bağı", "meanings": ["Bir kancanın ağız bölümüne ince bir halatı birkaç kez sıkıca dolayarak oluşturulan çıkıntı"]}, {"word": "ağız kuşağı", "meanings": ["Ahşap bir teknede küpeştenin hemen altındaki teknenin tümü boyunca uzanan en üst kaplama"]}, {"word": "Ağlama Duvarı", "meanings": ["Kudüs'te bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan, büyük tapınağın ayakta kalan batı duvarı"]}, {"word": "ağız bağı yapmak", "meanings": ["ağız bağı oluşturulduktan sonra kancaya bağlı herhangi bir halatın kayıp çıkmasını engellemek"]}, {"word": "ağlama duvarı", "meanings": ["Dert, sıkıntı anlatılan kimse veya makam"]}, {"word": "ağlama duvarına dönmek", "meanings": ["herkesin şikâyetini, derdini dinler duruma gelmek"]}, {"word": "akışlı", "meanings": ["Akışı olan"]}, {"word": "akışsız", "meanings": ["Akıp gitmeyen, ilerlemeyen"]}, {"word": "öğlenleri", "meanings": ["Öğle vaktinde", "Her öğle"]}, {"word": "bin çeşit", "meanings": ["Bin türlü"]}, {"word": "inovatif", "meanings": ["Yenileşimci"]}, {"word": "yenileşimci", "meanings": ["Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemleri kullanmaya başlayan kimse, inovatif"]}, {"word": "metinler arasılık", "meanings": ["Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması"]}, {"word": "erteletim", "meanings": ["Resmî geciktirme, moratoryum", "Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bir bölgede, borçların tamamı veya bir bölümü için ödeme zorunluluğunun geri bırakılması, moratoryum"]}, {"word": "multivizyon", "meanings": ["Çoklu gösterim"]}, {"word": "çoklu gösterim", "meanings": ["Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma, multivizyon"]}, {"word": "ölüdoğa", "meanings": ["Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim, natürmort"]}, {"word": "yolbil", "meanings": ["Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt, navigatör"]}, {"word": "yolbul", "meanings": ["Yol ve belirlenen yeri bulma işi, navigasyon"]}, {"word": "navigatör", "meanings": ["Yolbil"]}, {"word": "navigasyon", "meanings": ["Yolbul"]}, {"word": "türenti", "meanings": ["Söz türetmecilik, neolojizm"]}, {"word": "kemane balığı", "meanings": ["Kıyıların kumlu, çamurlu zeminlerinde yaşayan bir tür köpek balığı (Rhinobatos cemiculus)"]}, {"word": "engin gönüllü", "meanings": ["Alçak gönüllü", "Alçak gönüllü olarak"]}, {"word": "erken uyarı", "meanings": ["Saldırıyı veya doğal felaketi başlangıç sırasında haber veren uyarı"]}, {"word": "balsamik", "meanings": ["İçinde balsam bulunan"]}, {"word": "genelgeçerlik", "meanings": ["Genelgeçer olma durumu"]}, {"word": "eli mahkûm", "meanings": ["Mecbur"]}, {"word": "eli mahkûm olmak", "meanings": ["mecbur durumda kalmak"]}, {"word": "elimsende", "meanings": ["Çocukların birbirine el değdirerek diğer arkadaşını ebe yapma amacıyla oynadıkları bir oyun"]}, {"word": "can simidi", "meanings": ["Cankurtaran simidi"]}, {"word": "can simidi olmak", "meanings": ["birinin kötü durumda kalmasını engellemek"]}, {"word": "yeni dalga", "meanings": ["Olaylarla sonuçları birbirine bağlarken daha özgür bir anlatım biçimini tercih eden sinema akımı"]}, {"word": "düğümcük", "meanings": ["Ufak düğüm, nodül"]}, {"word": "nodül", "meanings": ["Düğümcük"]}, {"word": "karlanmaz", "meanings": ["Dondurucu bölümünde karlanma ve buzlanma olmayan buzdolabı"]}, {"word": "no-frost", "meanings": ["343 karlanmaz"]}, {"word": "aksuna", "meanings": ["Basınçlanma"]}, {"word": "epikriz", "meanings": ["Çıkış özeti"]}, {"word": "notebook", "meanings": ["343 dizüstü"]}, {"word": "cep faresi", "meanings": ["Yankesici"]}, {"word": "nötralizasyon", "meanings": ["Yansızlaştırma"]}, {"word": "cinsel sapıklık", "meanings": ["Cinsel sapık olma durumu"]}, {"word": "cicibaba", "meanings": ["Üvey baba"]}, {"word": "cinsel sapık", "meanings": ["Cinsellik açısından aykırı eğilimleri olan kimse"]}, {"word": "çemişlik", "meanings": ["Çemiş olma durumu"]}, {"word": "çemişlik etmek", "meanings": ["kaba davranmak, görgüsüzlük etmek"]}, {"word": "görev adamı", "meanings": ["Verilen işi en ince ayrıntısına kadar harfi harfine yapan kimse"]}, {"word": "çulsuz çuvalsız", "meanings": ["Züğürt, işi ve parası olmayan"]}, {"word": "antiserum", "meanings": ["Bağışık serum"]}, {"word": "çifte şans", "meanings": ["Toto veya iddia oyununda karşılaşan iki takım için ikili tahminde bulunma işi"]}, {"word": "sihirkâr", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "bodoslama pervanesi", "meanings": ["Bodoslama çenesine takılan pervane"]}, {"word": "eyyam reisi", "meanings": ["Eyyam ağası"]}, {"word": "ekşimikli", "meanings": ["Ekşimiği olan"]}, {"word": "ekşimiksiz", "meanings": ["Ekşimiği olmayan"]}, {"word": "isteşme", "meanings": ["İsteşmek işi"]}, {"word": "tepelemesine", "meanings": ["Tepeleme"]}, {"word": "isteşmek", "meanings": ["Karşılıklı sevgi belirtileri göstermek, flört etmek"]}, {"word": "taş uykusu", "meanings": ["Derin uyku"]}, {"word": "hesap kamarası", "meanings": ["Geminin seyri, denetlenmesi, haritaların kullanılması ile ilgili her türlü hesabın ve çalışmanın yapıldığı, köprü üstü arkasında yer alan oda"]}, {"word": "tvistçi", "meanings": ["Tvisti seven ve yapan kimse"]}, {"word": "hikâyeli", "meanings": ["Hikâyesi olan"]}, {"word": "hikâyesiz", "meanings": ["Hikâyesi olmayan"]}, {"word": "ülkece", "meanings": ["Ülke çapında"]}, {"word": "sancak bağı", "meanings": ["Gemideki işaret flamalarını, sancakları salvolarına bağlamak için kullanılan ip"]}, {"word": "gemi müdürü", "meanings": ["Geminin yolculuğa hazır hâle gelmesi için gerekli donanımları sağlayarak işleri düzenleyen kimse"]}, {"word": "gemi çıkışı", "meanings": ["Gerekli işlemler yapıldıktan sonra gemi limanı terk etmek"]}, {"word": "gemi takımı", "meanings": ["Gerekli bütün işlerin yapılabilmesi için gemiye alınan her türlü araç, gereç"]}, {"word": "hâkim rüzgâr", "meanings": ["O an için geçerli olan şey, durum"]}, {"word": "bağımlı akım kaynağı", "meanings": ["Devrenin başka bir yerindeki akım veya gerilimle denetlenen akım kaynağı"]}, {"word": "değeç", "meanings": ["Değişik elektrik çevrimi veya araçları arasında bağlantı kurmaya yarayan ve bir elektromıknatısla uzaktan kumanda edilen çevrim kesici"]}, {"word": "basınç anahtarı", "meanings": ["İçindeki gaz veya sıvının belirli bir basınç değerine ulaştığında değeçlerin konum değişiminin gerçekleştiği anahtar"]}, {"word": "parti ocağı", "meanings": ["Parti çalışmalarının yapıldığı en küçük birim"]}, {"word": "umutluluk", "meanings": ["Umutlu olma durumu, ümitlilik"]}, {"word": "özgürlüksüz", "meanings": ["Özgürlüğü olmayan"]}, {"word": "umutsuzca", "meanings": ["Umutsuz bir biçimde, ümitsizce"]}, {"word": "basmayazı", "meanings": ["Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler"]}, {"word": "defaatle", "meanings": ["Defalarca"]}, {"word": "pik", "meanings": ["Değer bakımından yükselme"]}, {"word": "pik yapmak", "meanings": ["tavan yapmak"]}, {"word": "etkinlik merkezi", "meanings": ["Konserlere, konferanslara elverişli dinleme salonu, oditoryum"]}, {"word": "asalaksavar", "meanings": ["Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden, antiparazit"]}, {"word": "varagelme", "meanings": ["Varagelmek işi"]}, {"word": "antiparazit", "meanings": ["Asalaksavar"]}, {"word": "varagelmek", "meanings": ["Başlangıcından beri aynı biçimde sürmek, devam etmek"]}, {"word": "dışsallaşma", "meanings": ["Dışsallaşmak işi"]}, {"word": "dışsallaşmak", "meanings": ["Dışla ilgili, dışa ilişkin olmak"]}, {"word": "dirlikçi", "meanings": ["Dirlik sahibi olan kimse"]}, {"word": "olmazsa olmaz", "meanings": ["Kesinlikle olması gereken"]}, {"word": "kuzu pıtrağı", "meanings": ["Kızılyaprak"]}, {"word": "misk otu", "meanings": ["İki çeneklilerden, 50-100 santimetre boyunda, sarımtırak renkli, şeker, uçucu yağ, A ve B vitaminleri içeren güzel kokulu bir bitki (Calamintha officinalis)"]}, {"word": "basın özeti", "meanings": ["Belli bir tarihte çeşitli gazetelerde yer alan günün önemli haberlerinin bir başka basın kuruluşu tarafından hazırlanan özeti", "Çeşitli kuruluşların belli bir konuda hazırladıkları rapor veya bilgilerin basına dağıtılmak üzere oluşturulan özeti"]}, {"word": "koyun otu", "meanings": ["Kızılyaprak"]}, {"word": "fıtık otu", "meanings": ["Kızılyaprak"]}, {"word": "miskin hastalığı", "meanings": ["Cüzzam"]}, {"word": "pamuk şekeri", "meanings": ["Pamuk helvası"]}, {"word": "Muş lalesi", "meanings": ["Ağrı, Muş, Van ve çevresinde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür lale (Tulipa sintenisii)"]}, {"word": "meyhane tavuğu", "meanings": ["Katı yağ ile kavrulmuş soğan, domates, pirinç karışımının haşlanmış tavuk budunun üzerine dökülüp fırında pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "misket elması", "meanings": ["Ankara ve çevresinde yetiştirilen, Amasya elmasının daha küçük ve daha tatlı olanı"]}, {"word": "lağım faresi", "meanings": ["Kuyruğu hariç 18-25 santimetre boyunda ve 200-600 gram ağırlığında, küt burunlu, kulağı ve gözü küçük, kaba tüyleri kahverengi siyah, karın bölgesi gri beyaz arası bir renkte olan, daha çok kanalizasyon sisteminde, binaların bodrum veya alt katlarında yaşayan bir tür fare"]}, {"word": "manuka yağı", "meanings": ["Yeni Zelanda ve Avustralya'nın doğu ve batı bölgelerinde bulunan, gri yeşil kabuklu, 8 metre uzunluğunda, beyaz yaprakları ince noktalı, pembe veya kırmızı çiçekli ince manuka ağacından elde edilen, antibakteriyel etkisinden dolayı sivilce, siğil, akne, açık yara ve yanıkların tedavisinde kullanılan bir yağ türü"]}, {"word": "kazan kebabı", "meanings": ["Verevine doğranmış patlıcanların arasına köfte konularak salçalı suda, kısık ateşte pişirilmesiyle hazırlanan bir kebap türü"]}, {"word": "tekmelik", "meanings": ["Oyunlarda tekmelerden korunmak için diz kapağı ile bilek arasında kalan bacak bölümünün ön yüzüne takılan, plastik vb. sert maddeden yapılmış koruyucu"]}, {"word": "şef garson", "meanings": ["Garsonların başı, başgarson, metrdotel"]}, {"word": "şef garsonluk", "meanings": ["Şef garsonun işi, başgarsonluk"]}, {"word": "işlemezlik", "meanings": ["Makinenin çalışmadan, işlemeden durması"]}, {"word": "afyon sakızı", "meanings": ["Haşhaş kapsülü çizildiğinde sızan, süte benzeyen, havayla temas ettiğinde yavaş yavaş koyu kahverengi bir renk alan sıvı"]}, {"word": "Amasya elması", "meanings": ["Bir yüzü kırmızı diğer yüzü ise sarı yeşilimsi bir renk taşıyan, ince kabuklu, hoş kokulu, uzun süre saklanabilen bir tür elma"]}, {"word": "alabalık yağı", "meanings": ["Zeytinyağında kaynatılan alabalığın bekletilip çürütülmesiyle elde edilen, romatizma ve bel ağrılarının iyileştirilmesinde yararlı olan bir yağ"]}, {"word": "kabak elması", "meanings": ["Amasya elmasının daha iri ve aşılı olanı"]}, {"word": "balon balığı", "meanings": ["Güneydoğu Asya'nın sıcak denizlerinde yaşayan, fazla ışıkla karşılaşınca gözünün saydam tabakasının kenarlarında yer alan boya hücreleri, sarı renkli bir boya yaparak gelen ışığın şiddetini azaltan perde oluşturan bir tür balık (Lagocephalus suezensis)"]}, {"word": "biftek mantarı", "meanings": ["Çınar ve kestane ormanlarında oldukça sık rastlanan, genellikle canlı ve çürümüş ağaçlarda yetişen, biçimi çiğ eti andıran, kesildiğinde kırmızı bir sıvı çıkaran, tadı ekşimsi bir tür mantar"]}, {"word": "aile ismi", "meanings": ["Soyadı"]}, {"word": "soy ismi", "meanings": ["Soyadı"]}, {"word": "ofansif", "meanings": ["Atağa dayalı"]}, {"word": "ofans", "meanings": ["Atak (II)"]}, {"word": "kıyı bankacılığı", "meanings": ["Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık"]}, {"word": "off-shore", "meanings": ["343 kıyı bankacılığı"]}, {"word": "taksi dolmuş", "meanings": ["Dolmuş tarzında çalışan taksi"]}, {"word": "kaporta kafesi", "meanings": ["Kaportadaki camları kırılmadan korumak için cam üzerine tutturulan metal çubuklar"]}, {"word": "kapaklı valf", "meanings": ["Emme ile açılan, ağırlık ile kapanan valf"]}, {"word": "kamaracı", "meanings": ["Savaş gemilerinde kamara hizmeti yapan görevli er"]}, {"word": "kablo gemisi", "meanings": ["Deniz altına telefon, telgraf ve elektrik kabloları döşeyen gemi"]}, {"word": "kalafatlı", "meanings": ["Kalafatı olan"]}, {"word": "kaba tekne", "meanings": ["Denizde seyretmeye, sefere uygun olmayan tekne"]}, {"word": "çocuk lafı", "meanings": ["Çocukça söylenen basit söz"]}, {"word": "akıllara şifa", "meanings": ["Akla zarar"]}, {"word": "konstrüktif", "meanings": ["Yapısal"]}, {"word": "aydıncık", "meanings": ["Kendini aydın sanan kimse"]}, {"word": "çocuk edebiyatı", "meanings": ["Çocukların hayatı kavramasına yardımcı olacak, hayal gücünü geliştirici, okuma sevgisini aşılayan, eğitici bir edebiyat türü, çocuk yazını"]}, {"word": "arazi yarışı", "meanings": ["Her türlü arazi koşulunda özel motorlu araçlarla yapılan yarış"]}, {"word": "çocuk yazını", "meanings": ["Çocuk edebiyatı"]}, {"word": "off-road", "meanings": ["343 arazi yarışı"]}, {"word": "düz baskıcı", "meanings": ["Düz baskı yapan kimse"]}, {"word": "düz baskıcılık", "meanings": ["Düz baskıcının yaptığı iş"]}, {"word": "ofsetçilik", "meanings": ["Ofset işi"]}, {"word": "evlilik sözleşmesi", "meanings": ["Boşanma durumunda, evlenmeden önce edinilen malların tarafların kendisine ait olduğunu, evlilikten sonra edinilen malların ise karı kocaya eşit olarak paylaştırılması gerektiğini içeren sözleşme"]}, {"word": "ikiz ünlü", "meanings": ["Çeşitli ses olayları sonunda söyleyişte yan yana gelen iki ünlü, ikili ünlü, diftong"]}, {"word": "başmekân", "meanings": ["Asıl yer, en önemli yer"]}, {"word": "üçüz ünlü", "meanings": ["Bazı dillerde bir hecede yan yana gelen üç ünlü, triftong"]}, {"word": "harp gemisi", "meanings": ["Savaş gemisi"]}, {"word": "çifte demir", "meanings": ["Geminin sert, fırtınalı havada demir atma konumunda çevreye zarar vermemesi, rüzgâr ve akıntı yüzünden geniş bir alanda çok yer kaplamaması için baştaki her iki göz demirini atma"]}, {"word": "çıkarma yeri", "meanings": ["Çıkarma hareketinin daha kolay yapılacağı en uygun bölge veya kıyı"]}, {"word": "savlo", "meanings": ["Sancak çekmekte, işaret kaldırmakta kullanılan bir veya bir buçuk burgata ölçüsündeki ince halat"]}, {"word": "savaş sebebi", "meanings": ["Ülkeler arasında savaş ilanına yol açan olay veya konu"]}, {"word": "bağışlamasız", "meanings": ["Bağışlaması olmayan"]}, {"word": "sıcacıklık", "meanings": ["Sıcacık olma durumu"]}, {"word": "yanıt hakkı", "meanings": ["Cevap hakkı"]}, {"word": "yanıt hakkı doğmak", "meanings": ["cevap hakkı doğmak"]}, {"word": "bağışlamalı", "meanings": ["Bağışlaması olan"]}, {"word": "pornocu", "meanings": ["Porno ile uğraşan (kimse)"]}, {"word": "pornoculuk", "meanings": ["Pornocunun işi"]}, {"word": "evlilik akdi", "meanings": ["Nikâh"]}, {"word": "baş bodoslaması", "meanings": ["Gemi omurgasının baş tarafta yükselmesi ile oluşan eğik veya dikey bölüm"]}, {"word": "hafta tatili", "meanings": ["Kanuna göre haftanın tatil olması gereken günü"]}, {"word": "dizi eylem", "meanings": ["Elde edilecek sonuç için alınan önlem ve yürütülen işlemlerin bütünü, operasyon"]}, {"word": "patpat", "meanings": ["Küçük yerleşim yerlerinde az miktarda yükleri taşımak amacıyla pancar sulama motoru kullanılarak yapılan taşıt"]}, {"word": "bu takdirde", "meanings": ["Bu durumda, böyle olunca"]}, {"word": "şu takdirde", "meanings": ["Şu durumda, şöyle olunca"]}, {"word": "o takdirde", "meanings": ["O durumda, öyle olunca"]}, {"word": "yüklem öbeği", "meanings": ["Yüklem grubu"]}, {"word": "alamanata", "meanings": ["Alamana"]}, {"word": "ayaklı gazete", "meanings": ["Olaylardan herkesten önce haberi olup yayan kimse"]}, {"word": "dökme yük gemisi", "meanings": ["Özellikle dökme yük taşımak amacıyla yapılmış tekne"]}, {"word": "ipek baskı", "meanings": ["Fotoğrafın ipek kumaş üzerine yansıtılması ve mürekkeple kâğıda bastırılması yöntemi", "Bir lastik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi, serigrafi"]}, {"word": "sözcüklü", "meanings": ["Sözcüğü olan"]}, {"word": "din baronu", "meanings": ["Dinî duyguları kendi çıkarı için sömürüp zenginleşen kimse"]}, {"word": "nesne öbeği", "meanings": ["Nesne grubu"]}, {"word": "dökme yük", "meanings": ["Bir çuval, sandık, kap veya ambalaj içinde bulunmayan mal, dökme"]}, {"word": "gazebo", "meanings": ["Görüş sahası geniş olan balkon"]}, {"word": "şizoit", "meanings": ["Bozuk, çarpık"]}, {"word": "yadırgı", "meanings": ["Yabancı"]}, {"word": "cin damarı", "meanings": ["İnsanın sinirlilik durumu"]}, {"word": "karı kız milleti", "meanings": ["Toplumun dişi cinsinden olanları"]}, {"word": "sözcüksüz", "meanings": ["Sözcüğü olmayan"]}, {"word": "erkek milleti", "meanings": ["Toplumun erkek cinsinden olanları"]}, {"word": "garibancık", "meanings": ["Kimsesiz ve zavallılara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "yaşam öyküsel", "meanings": ["Öz geçmişle ilgili"]}, {"word": "coşum", "meanings": ["Coşma işi"]}, {"word": "coşumcu", "meanings": ["Coşan kimse"]}, {"word": "olaycık", "meanings": ["Küçük, önemsiz olay"]}, {"word": "aile matinesi", "meanings": ["Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinin sadece kadın ve çocuklar için düzenledikleri gösteri"]}, {"word": "allameicihan", "meanings": ["Çok bilgili"]}, {"word": "aklı kıt", "meanings": ["Budala, saf"]}, {"word": "allameicihan olmak", "meanings": ["çok bilgili olmak", "çokbilmiş görünmek"]}, {"word": "uğrun uğrun", "meanings": ["Gizli olarak"]}, {"word": "atom karınca", "meanings": ["Hızlı ve çok çalışkan kimse"]}, {"word": "boylam ölçeği", "meanings": ["Deniz haritalarında boylamı bulmak için belirtilen ölçek"]}, {"word": "boylam yıldızı", "meanings": ["Boylamın bulunmasında kullanılan, konumu tam olarak belirlenmiş yıldız"]}, {"word": "boyunduruk yeke", "meanings": ["Dümen başına geçirilen özel biçimli tahta parçası"]}, {"word": "bölme perdesi", "meanings": ["Teknedeki bölmeleri enine ve boyuna birbirinden ayıran su geçirmez perde"]}, {"word": "buz kayığı", "meanings": ["Donmuş deniz, göl veya akarsularda seyredebilen kızaklı ve yelkenli tekne"]}, {"word": "buz ışığı", "meanings": ["Buz dağı görünmeden önce buzlu bölgeden gelen ve ufka yayılan ışık, buz serabı"]}, {"word": "buz demiri", "meanings": ["Tekneyi bağlamak için buz çatlağı arasına takılan tek sivri uçlu demir"]}, {"word": "buz serabı", "meanings": ["Buz ışığı"]}, {"word": "buz sisi", "meanings": ["Buzlu duman"]}, {"word": "buzlu duman", "meanings": ["Kutuplarda düşük ısı, yüksek nem ve sakin havada deniz üzerinde oluşan donmuş sis, buz sisi"]}, {"word": "burçlar ışığı", "meanings": ["Güneş doğmadan önce veya battıktan hemen sonra Zodyak boyunca görülen sönük, uzun ve ince ışık"]}, {"word": "başeczacı", "meanings": ["Sağlık kuruluşlarında eczacılık hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu kişi"]}, {"word": "kamu eczacısı", "meanings": ["Resmî bir kurum veya kuruluşta eczacılık görevini yapan kimse"]}, {"word": "serbest eczacı", "meanings": ["Eczacılık mesleğini sahibi olduğu eczanede yürüten kimse"]}, {"word": "eczacı teknisyeni", "meanings": ["Eczacı kalfası"]}, {"word": "eczacı mesul müdürü", "meanings": ["Geçici süre için yasal olarak bir serbest eczacının sorumluluğunu üstlenen kimse"]}, {"word": "trekking", "meanings": ["343 doğa yürüyüşü"]}, {"word": "yoğuşma", "meanings": ["Yoğuşmak işi"]}, {"word": "yoğuşmalı", "meanings": ["Su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan suyun yeniden kullanılmasını sağlayan (kombi vb.)"]}, {"word": "bekletme süresi", "meanings": ["Vapur, uçak vb.nde önceden ödeme yapmadan belli bir tarih için yer ayırtma, opsiyon"]}, {"word": "ek süre", "meanings": ["Bir alışverişin karara bağlanması için genellikle satıcının alıcıya tanıdığı süre, opsiyon"]}, {"word": "opsiyonel", "meanings": ["İsteğe bağlı"]}, {"word": "ek gün", "meanings": ["Bankacılıkta borç senetlerinin, bankalara ödenmesi için vade tarihinden başlayarak tanınan iki gün, opsiyon"]}, {"word": "uyumlanma", "meanings": ["Uyumlanmak işi, oryantasyon"]}, {"word": "uyumlanmak", "meanings": ["Uyumlu hâle gelmek"]}, {"word": "çok ortaklılık", "meanings": ["Çok ortaklı olma durumu"]}, {"word": "deneştirme", "meanings": ["Bağıntı"]}, {"word": "yetkilendirim", "meanings": ["Yetkilendirme işi, otorizasyon"]}, {"word": "özişler", "meanings": ["Endüstride, yönetimde ve bilimsel işlerde insan aracılığı olmadan işlerin otomatik olarak yapılması, öz devim, otomasyon"]}, {"word": "otorizasyon", "meanings": ["Yetkilendirim"]}, {"word": "yapı yeri", "meanings": ["Şantiye"]}, {"word": "geçmişseverlik", "meanings": ["Nostalji"]}, {"word": "demci", "meanings": ["Sarhoş"]}, {"word": "nükleer tıp", "meanings": ["Hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde radyoaktif maddelerin kullanımını konu alan bilim dalı"]}, {"word": "enflamasyon", "meanings": ["Yangı"]}, {"word": "hazır mama", "meanings": ["Anne sütüne yakın özellikler içeren, fabrikasyon besin"]}, {"word": "kesin fiyat", "meanings": ["Değişmez olarak tespit edilmiş, pazarlık edilmeyen fiyat, maktu fiyat"]}, {"word": "ağırlık yitimi", "meanings": ["Her tür ticari malda kuruma, dökülme, bozulma vb. sebeplerle eksilme, fire"]}, {"word": "anestezi bilimi", "meanings": ["Uyuşturucu bir ilaçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların yok edilmesi sonucu hastanın zarara uğramadan yaşamasını sağlayan ve cerrahi müdahalenin yapılabilme koşullarını inceleyen bilim dalı, anesteziyoloji"]}, {"word": "yağ uru", "meanings": ["Yağ dokusunun, bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur, lipom"]}, {"word": "laminant", "meanings": ["Yapay reçine çözeltisi emdirilmiş kâğıtların üst üste konularak sıcak preslerde basınç altında sıkıştırılması ile elde edilen kaplama ve döşeme malzemesi"]}, {"word": "bocce", "meanings": ["İri metal güllelerle oynanan kuka"]}, {"word": "pasçı", "meanings": ["Voleybolda öbür oyuncuların vurması için topu, ağın üzerine yükselten oyuncu, pasör"]}, {"word": "kırkyama", "meanings": ["Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü vb.ni yapma işi"]}, {"word": "soyum", "meanings": ["Üst derinin özel işlemlerle soyulması"]}, {"word": "peeling", "meanings": ["343 soyum"]}, {"word": "mikrokredi", "meanings": ["İşçelik"]}, {"word": "işçelik", "meanings": ["Küçük ölçekli iş kurmak için kullanılan kredi, mikrokredi"]}, {"word": "implant", "meanings": ["Doku ekimi"]}, {"word": "ekit", "meanings": ["Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası veya yapay gereç"]}, {"word": "yetmezlik", "meanings": ["Yetmeme durumu", "Kendisinden beklenen işlevi yerine getirememe"]}, {"word": "vahilik", "meanings": ["Vahi olma durumu"]}, {"word": "lavabolu", "meanings": ["Lavabosu olan"]}, {"word": "lavabosuz", "meanings": ["Lavabosu olmayan"]}, {"word": "tabaksız", "meanings": ["Tabağı olmayan"]}, {"word": "tabaklı", "meanings": ["Tabağı olan"]}, {"word": "uzayış", "meanings": ["Uzama işi"]}, {"word": "müebbeden", "meanings": ["Sürekli olarak, sonsuza kadar"]}, {"word": "esiş", "meanings": ["Esme işi"]}, {"word": "ihtiyaçlı", "meanings": ["İhtiyacı olan"]}, {"word": "ihtiyaçsız", "meanings": ["İhtiyacı olmayan"]}, {"word": "ekinli", "meanings": ["Ekini olan"]}, {"word": "bir diğeri", "meanings": ["Başkası"]}, {"word": "bir başkası", "meanings": ["Başkası"]}, {"word": "ekinsiz", "meanings": ["Ekini olmayan", "Ekin olmadan"]}, {"word": "bununla beraber", "meanings": ["Bununla birlikte"]}, {"word": "maddelik", "meanings": ["Madde içeren"]}, {"word": "marine", "meanings": ["`Tavuk, et gibi ürünleri yumuşatmak için pişirmeden önce belirli bir süre baharatlı sirke, zeytinyağı vb. içerisinde bekletmek` anlamındaki marine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "civciv sarısı", "meanings": ["Çok açık sarı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "vectli", "meanings": ["Coşkun"]}, {"word": "uzaktan akraba", "meanings": ["Uzak akraba"]}, {"word": "uzaktan eğitim", "meanings": ["Öğrenci ile öğretmenin yüz yüze olmadan çeşitli iletişim araçları kullanılarak belli bir merkezden yapılan eğitim biçimi"]}, {"word": "uzak ara", "meanings": ["Yarışta aradaki mesafeyi uzun tutarak"]}, {"word": "otodrag", "meanings": ["Kalkış yarışı"]}, {"word": "kalkış yarışı", "meanings": ["Kura ile eşleşen iki otomobilin aynı anda başlayarak 402 metrelik düz ve asfalt bir zemini en kısa zamanda bitirmesine dayalı bir yarış, otodrag"]}, {"word": "kötücül yazılım", "meanings": ["Bilgisayar sisteminde veya ağ üzerinde zarara yol açmak, çalışmaları aksatmak amacıyla hazırlanmış yazılım"]}, {"word": "orada burada", "meanings": ["Her yerde"]}, {"word": "hayat öyküsü", "meanings": ["Öz geçmiş"]}, {"word": "oradan buradan", "meanings": ["`Belli bir sıra gözetmeksizin, karışık olarak` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "oradan oraya", "meanings": ["Bir yerden başka bir yere"]}, {"word": "miskalle", "meanings": ["Çok az ölçüde, çok az miktarda"]}, {"word": "Tanrısız", "meanings": ["Allahsız"]}, {"word": "âdetgörmezlik", "meanings": ["Menopoz"]}, {"word": "kaşkollü", "meanings": ["Kaşkolü olan"]}, {"word": "kaşkolsüz", "meanings": ["Kaşkolü olmayan", "Kaşkol olmaksızın"]}, {"word": "kesinleme", "meanings": ["Kesinlemek işi"]}, {"word": "kesinlemek", "meanings": ["Bir şeyi kesinleştirmek"]}, {"word": "izleksel", "meanings": ["İzleğe dayalı"]}, {"word": "yelpirdetmek", "meanings": ["Hafifçe sallamak, kımıldatmak"]}, {"word": "aralıkla", "meanings": ["Aralıklı bir biçimde"]}, {"word": "temiz kalpli", "meanings": ["Olaylara iyimser ve olumlu yönden bakan", "İçinde iyi duygular taşıyan"]}, {"word": "temiz kalplilik", "meanings": ["Temiz kalpli olma durumu"]}, {"word": "yelpirdetme", "meanings": ["Yelpirdetmek işi"]}, {"word": "yazılagelmek", "meanings": ["Eskiden beri yazılır olmak"]}, {"word": "yazma nüsha", "meanings": ["Yazma (I)"]}, {"word": "yazılagelme", "meanings": ["Yazılagelmek işi"]}, {"word": "doya doya", "meanings": ["Doyasıya"]}, {"word": "inildemek", "meanings": ["İnlemek"]}, {"word": "inildeme", "meanings": ["İnildemek işi"]}, {"word": "hayalîleşme", "meanings": ["Hayalîleşmek durumu"]}, {"word": "hayalîleşmek", "meanings": ["Hayalî bir duruma gelmek"]}, {"word": "iç burukluğu", "meanings": ["Kırgınlık"]}, {"word": "yoklaşmak", "meanings": ["Yok duruma gelmek"]}, {"word": "yoklaşma", "meanings": ["Yoklaşmak durumu"]}, {"word": "vah vah", "meanings": ["`Çok yazık` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "tüh tüh", "meanings": ["`Yazık oldu` anlamında pişmanlık bildiren bir söz"]}, {"word": "sloganvari", "meanings": ["Slogana benzer", "Basmakalıp"]}, {"word": "onsekiz", "meanings": ["Ceza alanı"]}, {"word": "hudutsuzluk", "meanings": ["Sınırsızlık"]}, {"word": "takdirde", "meanings": ["...-dığı zaman"]}, {"word": "kaldırım taşlı", "meanings": ["Kaldırım taşı olan"]}, {"word": "lavantalı", "meanings": ["İçinde lavanta bulunan"]}, {"word": "şomluk", "meanings": ["Uğursuzluk"]}, {"word": "lavantasız", "meanings": ["İçinde lavanta olmayan"]}, {"word": "moruklamak", "meanings": ["Yaşlanmak"]}, {"word": "teker tüker", "meanings": ["Teker teker"]}, {"word": "moruklama", "meanings": ["Moruklamak durumu"]}, {"word": "santimetrekare", "meanings": ["Kenarı 1 santimetre olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçüsü birimi"]}, {"word": "santimetreküp", "meanings": ["Kenarı 1 santimetre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi"]}, {"word": "herkesçe", "meanings": ["Herkes tarafından"]}, {"word": "olmamışlık", "meanings": ["Olmamış olma durumu"]}, {"word": "kesi", "meanings": ["Kesilmiş yer"]}, {"word": "kutlulanmak", "meanings": ["Kutlu duruma gelmek"]}, {"word": "iksa", "meanings": ["Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen, bağın"]}, {"word": "kurtyeniği", "meanings": ["Bityeniği"]}, {"word": "kutlulanma", "meanings": ["Kutlulanmak durumu"]}, {"word": "fokuslama", "meanings": ["Odaklama"]}, {"word": "fokuslamak", "meanings": ["Odaklamak"]}, {"word": "fokuslanmak", "meanings": ["Odaklanmak"]}, {"word": "fokuslanma", "meanings": ["Odaklanma"]}, {"word": "otofokus", "meanings": ["Otomatik olarak yapılan odaklama"]}, {"word": "muf", "meanings": ["İki elektrik borusunu uç uca eklemekte kullanılan küçük boru parçası"]}, {"word": "bursiyer", "meanings": ["Burslu"]}, {"word": "bursiyerlik", "meanings": ["Bursluluk"]}, {"word": "uzman jandarma", "meanings": ["Uzman Jandarma Okulunu başarı ile bitiren, ilk kademedeki çavuştan sekizinci kademedeki çavuşa kadar rütbe alabilen asker"]}, {"word": "uzman jandarmalık", "meanings": ["Uzman jandarma olma durumu", "Uzman jandarmanın görevi"]}, {"word": "fondü", "meanings": ["Terbiyelenmiş ve şişe dizilmiş kuşbaşı etin veya peynirin önceden kızdırılan yağ içinde ve ortaya konulan ispirto ocağı üzerindeki kapta pişirilmesiyle yenen bir tür yemek"]}, {"word": "beyaz yalan", "meanings": ["Karşısındakini üzmemek veya zarar vermemek için söylenen masumca yalan"]}, {"word": "ambar memuru", "meanings": ["Ambarcı"]}, {"word": "baba sanlı", "meanings": ["Babasının soyadını alan"]}, {"word": "kadranlı", "meanings": ["Kadran içeren"]}, {"word": "anamal sahibi", "meanings": ["Anamalcı"]}, {"word": "teyzelik", "meanings": ["Teyze olma durumu", "Teyzeye yakışan davranış"]}, {"word": "art alan", "meanings": ["Daha önceki dönemlerde elde edilen bilgi ve deneyim, art yetişim", "Bir olayın, bir haberin veya kişinin geçmişi"]}, {"word": "ön sevişme", "meanings": ["Sevişmenin cinsel birleşme öncesindeki evresi"]}, {"word": "tatilci", "meanings": ["Tatile çıkmış kimse"]}, {"word": "gösterme hastalığı", "meanings": ["Büyüklük hastalığı"]}, {"word": "karma aşı", "meanings": ["Difteri, dizanteri, boğmaca, çocuk felci gibi hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için bütün bu hastalıkların mikroplarıyla hazırlanmış bir yaşına gelinceye kadar bebeklere yapılan aşı"]}, {"word": "Amazonlar", "meanings": ["MÖ 1200 yılından itibaren Karadeniz Bölgesi'nde yaşamış, savaş aletleri ok, yay, kargı ve iki ağızlı balta olan, tamamen kadın savaşçılardan oluşan tarihî bir ulus"]}, {"word": "omurgasız", "meanings": ["Omurgası bulunmayan", "Düşüncelerini çıkarları doğrultusunda değiştirebilen, ilkesiz"]}, {"word": "omurgalı", "meanings": ["Omurgası bulunan", "Dirayetli, ilkeli"]}, {"word": "belkemiği", "meanings": ["Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölüm, temel, esas"]}, {"word": "fikir teatisi", "meanings": ["Düşünce alışverişi"]}, {"word": "taş fırın", "meanings": ["Kara fırın"]}, {"word": "nazlama", "meanings": ["Nazlamak işi"]}, {"word": "nazlamak", "meanings": ["Birinin hep istediği şeyleri yapmak, emrinde oynamak"]}, {"word": "kartoteks", "meanings": ["Kartotek"]}, {"word": "kuşça", "meanings": ["Kuşa benzeyen"]}, {"word": "usulünce", "meanings": ["Yerli yerinde, gereğince"]}, {"word": "sosyal demokratlık", "meanings": ["Sosyal demokrat olma durumu"]}, {"word": "aydınca", "meanings": ["Aydına yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "alkollemek", "meanings": ["Alkol sürmek"]}, {"word": "celepçi", "meanings": ["Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse"]}, {"word": "celepçilik", "meanings": ["Celeplik"]}, {"word": "alkolleme", "meanings": ["Alkollü duruma getirmek"]}, {"word": "arazi otomobili", "meanings": ["Kara yollarında yolcu ve yük taşıyabilecek nitelikte olmakla beraber yüksek motor gücü sayesinde genellikle yol dışında ve engebeli arazide kullanılan taşıt"]}, {"word": "çaputlama", "meanings": ["Nezle"]}, {"word": "bilgisayarsız", "meanings": ["Bilgisayarı olmayan", "Bilgisayar olmaksızın"]}, {"word": "kuvarslı", "meanings": ["İçinde kuvars bulunan"]}, {"word": "ihtiyatlılık", "meanings": ["İhtiyatlı olma durumu, sakınganlık"]}, {"word": "kuvarssız", "meanings": ["İçinde kuvars olmayan"]}, {"word": "balık adamlık", "meanings": ["Dalgıçlık"]}, {"word": "bulanıksı", "meanings": ["Bulanık gibi, biraz bulanık"]}, {"word": "badal", "meanings": ["Merdiven", "Kardan veya çamurdan oluşan çukur"]}, {"word": "burunlatma", "meanings": ["Burunlatmak işi"]}, {"word": "burunlatmak", "meanings": ["Sivri duruma getirmek"]}, {"word": "çöp şiş", "meanings": ["Kuşbaşı et parçalarının ince çubuklara dizilerek hazırlanmasıyla yapılan şiş kebabı"]}, {"word": "çöp şişçi", "meanings": ["Çöp şiş yapan veya satan kimse"]}, {"word": "çıplanmak", "meanings": ["Çıplak duruma gelmek"]}, {"word": "çıplanma", "meanings": ["Çıplanmak durumu"]}, {"word": "bostana", "meanings": ["Domates, soğan, yeşil biber ve pul biberin nar ekşisi ve sirke ile karışımından yapılan sulu salata"]}, {"word": "börtleme", "meanings": ["Börtlemek işi"]}, {"word": "börtlemek", "meanings": ["Kabarmak, şişmek"]}, {"word": "buncacık", "meanings": ["Küçük, zayıf, güçsüz"]}, {"word": "sıçandişli", "meanings": ["Sıçandişi türünde olan"]}, {"word": "çülaki", "meanings": ["Kalın kumaş"]}, {"word": "tutanakçılık", "meanings": ["Tutanakçının yaptığı iş"]}, {"word": "sepetçik", "meanings": ["Küçük sepet"]}, {"word": "amir hüküm", "meanings": ["Yürürlükte ve uygulanması zorunlu olan hüküm"]}, {"word": "gerine gerine", "meanings": ["Övünerek"]}, {"word": "tutanakçı", "meanings": ["Tutanağı düzenleyen kimse"]}, {"word": "silindir makinesi", "meanings": ["Silindir"]}, {"word": "piyadece", "meanings": ["Yaya olarak"]}, {"word": "Parkinson hastalığı", "meanings": ["Özellikle kol ve bacak kaslarının sertleştiği, hastada sürekli titreme ve hafif sallantının görüldüğü bir merkezî sinir sistemi bozukluğu"]}, {"word": "talepkâr", "meanings": ["İstekli"]}, {"word": "derbentçi", "meanings": ["Geçit yerlerini korumakla görevli kimse"]}, {"word": "derbentçilik", "meanings": ["Derbentçinin yağtığı iş"]}, {"word": "dönümlerce", "meanings": ["Birçok dönüm"]}, {"word": "zil kalmak", "meanings": ["parasız kalmak"]}, {"word": "zil", "meanings": ["Parasız"]}, {"word": "dipsiz doruksuz", "meanings": ["Abartılı"]}, {"word": "ahir ömürde", "meanings": ["Ömrün sonunda, yaşadığı sürece"]}, {"word": "ecinni taifesi", "meanings": ["Cin topluluğu, cinler"]}, {"word": "gerontolog", "meanings": ["Yaşlılık bilimi uzmanı"]}, {"word": "gecelerce", "meanings": ["Birçok gece, geceler boyu"]}, {"word": "tinercilik", "meanings": ["Tinercinin yaptığı iş"]}, {"word": "önemsemezce", "meanings": ["Önemsemeyen bir biçimde"]}, {"word": "delilsiz", "meanings": ["Delili olmayan"]}, {"word": "delilli", "meanings": ["Delili olan"]}, {"word": "mubassırlık", "meanings": ["Mubassırın yaptığı iş"]}, {"word": "sıfatlı", "meanings": ["Unvanı, sıfatı olan"]}, {"word": "sıfatsız", "meanings": ["Unvanı, sıfatı olmayan", "Suratsız (kimse)"]}, {"word": "sakınımsız", "meanings": ["İhtiyatsız, tedbirsiz"]}, {"word": "yakınmasız", "meanings": ["Yakınmadan"]}, {"word": "dalaşkan", "meanings": ["Kavgacı"]}, {"word": "sevecence", "meanings": ["Sevecen bir biçimde"]}, {"word": "ipeksi", "meanings": ["İpeğe benzer, ipek gibi, ipeğimsi"]}, {"word": "sahicilik", "meanings": ["Sahici olma durumu"]}, {"word": "duyarlılaşma", "meanings": ["Duyarlılaşmak durumu"]}, {"word": "soruş", "meanings": ["Sorma işi"]}, {"word": "etsiz kelem", "meanings": ["Zeytinyağlı olarak yapılmış lahana sarması", "Değeri ve önemi olmayan işlerle uğraşan kimse"]}, {"word": "hastaca", "meanings": ["Biraz hasta"]}, {"word": "duyarlılaşmak", "meanings": ["Duyarlı duruma gelmek"]}, {"word": "temizce", "meanings": ["Temiz bir biçimde"]}, {"word": "ırzı kırık", "meanings": ["Namussuz, rezil"]}, {"word": "aptalsı", "meanings": ["Aptal gibi, aptala benzer, aptalımsı"]}, {"word": "kapıaltı", "meanings": ["Mahkûmların hapishaneye girerken çırılçıplak arandıkları yer"]}, {"word": "kısadan", "meanings": ["Kısa olarak, kısaca"]}, {"word": "yapyalın", "meanings": ["Çok yalın"]}, {"word": "süzüş", "meanings": ["Süzme işi"]}, {"word": "operasyonel", "meanings": ["Operasyonla ilgili", "İşlevsel, hareketli"]}, {"word": "manalıca", "meanings": ["Manalı bir biçimde"]}, {"word": "başı dik", "meanings": ["Onurlu, gururlu", "Cesur, yürekli"]}, {"word": "başı dik olmak", "meanings": ["onurlu, gururlu olmak", "cesur, yürekli olmak"]}, {"word": "girişkin", "meanings": ["Girişken"]}, {"word": "girişkinlik", "meanings": ["Girişkenlik"]}, {"word": "durmaksızın", "meanings": ["Hiç durmadan, ara vermeden"]}, {"word": "ihtiyar delikanlı", "meanings": ["Yaşlı olmasına karşın dinç, canlı, hareketli ve etkin bir hayat süren kimse"]}, {"word": "millîci", "meanings": ["Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara hükûmeti yanlısı"]}, {"word": "millîcilik", "meanings": ["Millîci olma durumu"]}, {"word": "reddimiras", "meanings": ["Her türlü sonucuyla mirası istememe, kabul etmeme, reddetme", "Özellikle politikada kendinin veya partinin geçmişini tanımama"]}, {"word": "sırça köşk", "meanings": ["Kendini toplumdan soyutlayan insanın, kendi içinde oluşturduğu dünya"]}, {"word": "sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı", "meanings": ["`insan kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır` anlamında kullanılan bir söz"]}, {"word": "şeytanmasası", "meanings": ["Rüzgâr veya su tarafından kayaların daha çok alt kısımlarının aşınması ile ortaya çıkan yeryüzü oluşumu, mantar kaya"]}, {"word": "mantar kaya", "meanings": ["Şeytanmasası"]}, {"word": "filato", "meanings": ["Çeşitli ağaç kaplamalarından elde edilen, tek veya çok renkli, dar ve uzun şeritler biçimdeki bir kaplama türü"]}, {"word": "şikâyet kutusu", "meanings": ["Öneri ve şikâyetlerin ilgili yerlere ulaştırılması için belli yerlere konulmuş olan kutu, yakınma kutusu"]}, {"word": "ötekileşme", "meanings": ["Ötekileşmek durumu"]}, {"word": "yakınma kutusu", "meanings": ["Şikâyet kutusu"]}, {"word": "ötekileşmek", "meanings": ["Dışlanmak"]}, {"word": "o ara", "meanings": ["O sıra"]}, {"word": "o aralık", "meanings": ["O sırada"]}, {"word": "arpacı kumrusu", "meanings": ["Bir tür yerli tahtalı güvercin", "Önceden ne yapacağı belli olmayıp ortaya çıkan duruma göre hareket eden kimse"]}, {"word": "arpacı kumrusu gibi düşünmek", "meanings": ["içinde bulunduğu sorunu nasıl çözeceğini uzun uzun düşünmek"]}, {"word": "tahtalı güvercin", "meanings": ["Avrupa, güneybatı Asya, kuzeybatı Afrika ve ülkemizde genellikle ormanlık ve ağaçlık bölgelerde yaşayan, boynunun iki yanında ve kanatlarında tahtaya benzeyen beyaz leke bulunan bir tür güvercin, tahtalı"]}, {"word": "ölüm kalım meselesi", "meanings": ["Yok olmamak amacıyla girişilen mücadele"]}, {"word": "ölüm kalım meselesi (veya savaşı) yapmak (veya olmak)", "meanings": ["yok olmamak amacıyla mücadeleye girişmek"]}, {"word": "dondurmaz", "meanings": ["İçine katıldığı sıvının belli bir dereceye kadar donmasını önleyen kimyasal bir madde, antifriz"]}, {"word": "takım elbise", "meanings": ["Ceket ve pantolondan oluşan giysi, takım"]}, {"word": "iş hayatı", "meanings": ["Belli bir iş veya mesleği yürüten kimselerin uğraşmakta oldukları alan"]}, {"word": "karın tokluğuna", "meanings": ["Yapılan iş karşılığında yalnızca yiyip içme sağlamak üzere, boğaz tokluğuna"]}, {"word": "miçoluk etmek", "meanings": ["miço olarak çalışmak"]}, {"word": "miçoluk", "meanings": ["Miçonun yaptığı iş"]}, {"word": "süresince", "meanings": ["Süresi kadar, boyunca"]}, {"word": "dili bağlı", "meanings": ["Konuşamayan", "Kendisine söylenen bir şeyi başkasına aktarmayan, sır saklayan"]}, {"word": "çekik göz", "meanings": ["Çekik gözlü"]}, {"word": "atletizmci", "meanings": ["Atlet"]}, {"word": "yararlılık", "meanings": ["Yararlı olma durumu, faydalılık, yararlık, yarayışlılık"]}, {"word": "yirmi binlik", "meanings": ["Yirmi bin lira değerinde kâğıt para"]}, {"word": "elli binlik", "meanings": ["Elli bin lira değerinde kâğıt para"]}, {"word": "kanı sıcaklık", "meanings": ["Kanı sıcak olma durumu"]}, {"word": "ağarık", "meanings": ["Beyazlaşmış", "Rengi solmuş"]}, {"word": "resolüsyon", "meanings": ["Çözünürlük"]}, {"word": "ev gezmesi", "meanings": ["Akraba veya komşulara oturup sohbet etmek amacıyla yapılan ziyaret"]}, {"word": "sargın eğitim", "meanings": ["Örgün ve yaygın eğitim dışında, bireyin hayat boyu süren bilgi, beceri ve yetkinlik kazanımı, informel eğitim"]}, {"word": "yasak ilişki", "meanings": ["Gelenek, göreneklere ve yasalara aykırı olarak yaşanan gönül ilişkisi"]}, {"word": "işlemsel", "meanings": ["İşlemle ilgili"]}, {"word": "ön büro", "meanings": ["Turistik bir tesiste konukların tesise girdikleri andan ayrıldıkları zamana kadar geçen sürede her türlü hizmeti sağlayan birim"]}, {"word": "enternasyonalist", "meanings": ["Uluslararasıcı"]}, {"word": "gürültüsüz patırtısız", "meanings": ["Rahat, sakin", "Rahat, sakin bir biçimde"]}, {"word": "butonlu", "meanings": ["Butonu olan"]}, {"word": "Doğucu", "meanings": ["Doğu kültür ve medeniyetinden yana olan, Şarkçı"]}, {"word": "Doğuculuk", "meanings": ["Doğucu olma durumu, Şarkçılık"]}, {"word": "halk şairi", "meanings": ["Halk ozanı"]}, {"word": "özel kalem", "meanings": ["Kamu veya özel sektördeki üst düzey yöneticinin görüşmelerini düzenleyen, gizlilik derecesi bulunan yazışmalarını yapan kimse", "Bu kimselerin çalıştığı yer"]}, {"word": "halk şiiri", "meanings": ["Toplum arasından çıkan ve geleneksel yöntemlere ve ilkelere bağlı olarak halk ozanları tarafından yazılıp söylenen veya anonimleşmiş edebî tür"]}, {"word": "liger", "meanings": ["Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan yavru"]}, {"word": "düşünce özgürlüğü", "meanings": ["Düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırılmaması, fikir hürriyeti"]}, {"word": "butonsuz", "meanings": ["Butonu olmayan"]}, {"word": "ölü doku", "meanings": ["Bir çarpma veya zedelenme sonucu oluşan yaradaki ölü hücre kümesi"]}, {"word": "kerteriz defteri", "meanings": ["Balıkların göç yollarını veya toplanma yerlerini gösteren, alınan kerterizlerin yazıldığı defter"]}, {"word": "ismiyle müsemma", "meanings": ["Fiziksel yapısıyla veya karakteriyle adı örtüşen"]}, {"word": "medeni hâl", "meanings": ["Evli olup olmama durumu"]}, {"word": "yavşan", "meanings": ["Yavşan otu"]}, {"word": "şınav çekmek", "meanings": ["şınav hareketini yapmak"]}, {"word": "etüt odası", "meanings": ["Okullarda etüt için ayrılmış bölüm"]}, {"word": "şınav", "meanings": ["Yüzüstü yere uzanılıp eller omuz açıklığında yere dayalı bir biçimde, ayak parmakları üzerinde, bel ve dizler bükülmeden dirseklerin yukarı aşağı doğru indirilip kaldırılmasıyla yapılan bir beden hareketi"]}, {"word": "pandik", "meanings": ["`Elle sarkıntılık etmek`anlamındaki pandik atmak ve `elle sarkıntılığa uğramak` anlamındaki pandik yemek deyimlerinde geçen bir söz"]}, {"word": "tirink", "meanings": ["Peşin", "Peşin olarak"]}, {"word": "sırtarmak", "meanings": ["Sırıtmak"]}, {"word": "formülasyon", "meanings": ["Herhangi bir ürünün oluşturulması sırasında karıştırılacak ham maddelerin oranlarının hesaplanması", "Çıkar yol, tutulan yol, yöntem", "Kurallara uydurma"]}, {"word": "çalışan", "meanings": ["Çalışma işini yapan kimse", "Bir iş yerinde ücret karşılığında görev yapan kimse, personel, eleman"]}, {"word": "gürletme", "meanings": ["Gürletmek işi"]}, {"word": "ismiyle cismiyle", "meanings": ["Adıyla sanıyla"]}, {"word": "beşuş", "meanings": ["Güler yüzlü, şen şakrak"]}, {"word": "gürletmek", "meanings": ["Gürlemesine sebep olmak"]}, {"word": "var hızıyla", "meanings": ["Olanca hızıyla"]}, {"word": "barınılmak", "meanings": ["Barınma işi yapılmak"]}, {"word": "barınılma", "meanings": ["Barınılmak işi"]}, {"word": "kavislenme", "meanings": ["Kavislenmek işi"]}, {"word": "neticelendirilme", "meanings": ["Sonuçlandırılma"]}, {"word": "kavislenmek", "meanings": ["Kavisli duruma gelmek"]}, {"word": "aşılayış", "meanings": ["Aşılama işi"]}, {"word": "alkışlatış", "meanings": ["Alkışlatma işi"]}, {"word": "neticelendirilmek", "meanings": ["Sonuçlandırılmak"]}, {"word": "andırışmak", "meanings": ["Birbirine çok benzeyen iki şeyi karıştırmak"]}, {"word": "teşkilatlanabilme", "meanings": ["Örgütlenebilme"]}, {"word": "aruz ölçüsü", "meanings": ["Aruz vezni"]}, {"word": "teşkilatlanış", "meanings": ["Örgütleniş"]}, {"word": "ifadesiz", "meanings": ["Belli bir ifade taşımayan"]}, {"word": "Tanzimatçılık", "meanings": ["Tanzimat yanlısı olma durumu"]}, {"word": "kanyonculuk", "meanings": ["Kanyonda belirlenmiş bir noktadan başka bir noktaya ulaşmak üzere yürüyüş, kampçılık, yüzme, kaya tırmanışı vb. sporların tekniklerinin birlikte kullanıldığı doğa sporu"]}, {"word": "teşkilatlanabilmek", "meanings": ["Örgütlenebilmek"]}, {"word": "Meşrutiyet", "meanings": ["Osmanlı Devleti'nde 1876 Anayasa'sıyla başlayan ve 1918 Mondros Mütarekesi'ne kadar süren, I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre"]}, {"word": "ifadesizlik", "meanings": ["İfadesiz olma durumu"]}, {"word": "ifadeli", "meanings": ["Belli bir ifade taşıyan"]}, {"word": "çift tabanca", "meanings": ["İşini kolaylaştırmak amacıyla gerekli olan şeyleri birden fazla bulunduran kimse"]}, {"word": "tek tabanca", "meanings": ["Tek başına hareket eden kimse"]}, {"word": "biçilmiş kaftan", "meanings": ["Bütünü ile uygun, elverişli (iş)"]}, {"word": "arı duru", "meanings": ["Saf, tertemiz"]}, {"word": "fikir eseri", "meanings": ["Düşünce yönü ağır basan eser"]}, {"word": "sil baştan", "meanings": ["Önceden yapılanlar göz önüne alınmadan, yeniden"]}, {"word": "bedavadan ucuz", "meanings": ["Çok ucuz"]}, {"word": "havadan sudan", "meanings": ["Boş, önemsiz şeylerden"]}, {"word": "bugünden yarına", "meanings": ["Bugün ve gelecekte", "Bugün yaşayanlardan gelecek kuşaklara"]}, {"word": "bütün çıplaklığıyla", "meanings": ["Hiçbir şey saklamaksızın, olduğu gibi"]}, {"word": "iğneden ipliğe", "meanings": ["Ne kadar eşya varsa"]}, {"word": "sidik zoruyla", "meanings": ["Bir iş ucu ucuna veya zar zor halledilerek"]}, {"word": "çat kapı", "meanings": ["Beklenmedik bir zamanda kapıyı çalarak"]}, {"word": "yüreği dağlı", "meanings": ["Yüreği yaralı"]}, {"word": "umut kırıklığı", "meanings": ["Bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancı, ümit kırıklığı"]}, {"word": "ilk bakışta", "meanings": ["Görür görmez"]}, {"word": "akar", "meanings": ["Sıvı, mai, likit"]}, {"word": "ayak tenisi", "meanings": ["Tekler, çiftler ve üçlüler biçiminde kategorileri bulunan, file bölünmüş sahada, ayakla atılan servisle başlayan ve servisin karşılanması dışında topun yere değmeden ayakla vurularak karşı sahaya gönderilmesi esasına dayanan bir oyun türü, futbol tenisi"]}, {"word": "akar", "meanings": ["Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı"]}, {"word": "ahret kardeşliği", "meanings": ["Ahret kardeşi olma durumu"]}, {"word": "futbol tenisi", "meanings": ["Ayak tenisi"]}, {"word": "gümrük beyannamesi", "meanings": ["Gümrük yönetimine verilen, ithalat ve ihracat için belirlenen malların türünü, değerini ve kaynağını belirten resmî belge"]}, {"word": "çapraz sorgu", "meanings": ["Ceza yargılamasında cumhuriyet savcısının, müdafi veya vekil sıfatlı avukatın, sanığa, katılana, tanığa, bilirkişiye ve duruşmaya çağrılmış kişilere, hâkim önünde, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilmesi biçimindeki sorgulama tekniği, çapraz sorgulama"]}, {"word": "defibela", "meanings": ["Başa gelen belayı savma"]}, {"word": "arttırılma", "meanings": ["Arttırılmak işi"]}, {"word": "katılan", "meanings": ["Müdahil"]}, {"word": "arttırılmak", "meanings": ["Arttırma işi yapılmak"]}, {"word": "defibela kabîlinden", "meanings": ["bir belayı savarcasına"]}, {"word": "defigam", "meanings": ["Üzüntüyü, sıkıntıyı atma"]}, {"word": "defigam etmek", "meanings": ["üzüntüyü, sıkıntıyı atmak"]}, {"word": "dik duruşlu", "meanings": ["Vücudu düzgün yapılı olan", "Düşüncesinden, söylediğinden, yaptığından vazgeçmeyen"]}, {"word": "dik duruşluluk", "meanings": ["Dik duruşlu olma durumu"]}, {"word": "pilise", "meanings": ["Pilili"]}, {"word": "entomolog", "meanings": ["Böcek bilimci"]}, {"word": "katastrof", "meanings": ["Yıkım, felaket", "Doğal afet", "Bir şiir veya tiyatro oyununun sonu", "Fiyasko"]}, {"word": "biyoritim", "meanings": ["Doğuştan başlayarak belirli zaman aralıklarıyla yinelenen ve insan davranışlarını doğrudan etkileyen fiziksel ve duygusal gelgitlerin tümü"]}, {"word": "liberalist", "meanings": ["Liberal"]}, {"word": "reel kesim", "meanings": ["Mal ve hizmetlerin, hammadde, ara malı ve üretim faktörleri kullanılarak üretildiği, faktör ve mal piyasalarından oluşan kesim, reel sektör"]}, {"word": "reel sektör", "meanings": ["Reel kesim"]}, {"word": "rahat rahat", "meanings": ["Kolaylıkla"]}, {"word": "inzibatlık", "meanings": ["İnzibatın işi"]}, {"word": "tozma", "meanings": ["Tozuma"]}, {"word": "dore", "meanings": ["Altın rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "tozmak", "meanings": ["Tozumak"]}, {"word": "leydi", "meanings": ["Hanım, hanımefendi"]}, {"word": "yaşam boyu", "meanings": ["Ömür boyu"]}, {"word": "yaşam boyunca", "meanings": ["Ömür boyu"]}, {"word": "pembe dizi", "meanings": ["Aşk, nefret, entrika ve trajedi konularının işlendiği, olayları yavaş ilerleyen, uzun süreli televizyon dizisi"]}, {"word": "doğrusal denklem", "meanings": ["Birinci dereceden iki veya daha çok değişkenli denklem"]}, {"word": "polinom", "meanings": ["Çok terimli"]}, {"word": "başkatsayı", "meanings": ["Bir polinomda katsayıları 0'dan farklı olan terimler içerisinde derecesi en büyük olan terimin katsayısı"]}, {"word": "politize", "meanings": ["`Politikaya bulaştırmak` anlamındaki politize etmek, `politikaya bulaşmak` anlamındaki politize olmak birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "sabit polinom", "meanings": ["Sıfırdan farklı bir gerçek sayıdan oluşan polinom"]}, {"word": "sıfır polinomu", "meanings": ["Bütün katsayıları sıfır olan polinom"]}, {"word": "tamkare", "meanings": ["Bir rasyonel sayının veya cebirsel ifadenin karesi olan sayı veya ifade"]}, {"word": "birimkare", "meanings": ["Alanının hesaplanmasında kullanılan uzunlukların birimi cm, m vb. birimlerle ifade edilmemiş bölgelerin alan ölçüsü"]}, {"word": "birimküp", "meanings": ["Hacminin hesaplanmasında kullanılan uzunlukların birimi cm, m vb. birimlerle ifade edilmemiş cisimlerin hacim ölçüsü"]}, {"word": "krank mili", "meanings": ["Pistonun doğrusal hareketini dairesel dönme hareketine çeviren mil"]}, {"word": "diyot", "meanings": ["Yalnızca bir yönde akım geçiren devre"]}, {"word": "özelge", "meanings": ["Bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı"]}, {"word": "yakan top", "meanings": ["Birkaç kişilik iki takım arasında bir el topuyla oynanan ve topu karşı takım oyuncusuna vurma temeline dayanan bir oyun türü"]}, {"word": "barbunya pilakisi", "meanings": ["Barbunyanın pişirilmesi ile yapılan pilaki"]}, {"word": "immünolojist", "meanings": ["Bağışıklık bilimci"]}, {"word": "bağışıklık bilimci", "meanings": ["Bağışıklık bilimi ile uğraşan, immünolojist"]}, {"word": "bağışıklık bilimsel", "meanings": ["Bağışıklık bilimi ile ilgili, immünolojik"]}, {"word": "bayrak bilimci", "meanings": ["Bayrak bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "böcek bilimsel", "meanings": ["Böcek bilimiyle ilgili, entomolojik"]}, {"word": "belirti bilimsel", "meanings": ["Belirti bilimi ile ilgili, fenolojik"]}, {"word": "buzul bilimsel", "meanings": ["Buzul bilimi ile ilgili, glasyolojist"]}, {"word": "cinsellik bilimsel", "meanings": ["Cinsellik bilimi ile ilgili, seksolojik"]}, {"word": "çocuk bilimsel", "meanings": ["Çocuk bilimi ile ilgili, pedolojik"]}, {"word": "toprak bilimsel", "meanings": ["Toprak bilimi ile ilgili, pedolojik"]}, {"word": "deprem bilimsel", "meanings": ["Deprem bilimi ile ilgili, sismolojik"]}, {"word": "edebiyat bilimci", "meanings": ["Edebiyat bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "eğitim bilimci", "meanings": ["Eğitim bilimi ile uğraşan kimse, pedagog"]}, {"word": "doku bilimsel", "meanings": ["Doku bilimi ile ilgili, histolojik"]}, {"word": "eğitim bilimsel", "meanings": ["Eğitim bilimi ile ilgili, pedagojik"]}, {"word": "erek bilimsel", "meanings": ["Erek bilimi ile ilgili, teleolojik"]}, {"word": "gelecek bilimci", "meanings": ["Gelecek bilimi ile uğraşan kimse, fütürolog"]}, {"word": "ırk bilimci", "meanings": ["Irk bilimi ile uğraşan kimse, budun bilimci, etnolog"]}, {"word": "göl bilimsel", "meanings": ["Göl bilimi ile ilgili"]}, {"word": "gelecek bilimsel", "meanings": ["Gelecek bilimi ile ilgili, fütürolojik"]}, {"word": "göz bilimsel", "meanings": ["Göz bilimi ile ilgili, oftalmolojik"]}, {"word": "hücre bilimsel", "meanings": ["Hücre bilimi ile ilgili, sitolojik"]}, {"word": "halk bilimcilik", "meanings": ["Halk bilimcinin yaptığı iş"]}, {"word": "görüngü bilimsel", "meanings": ["Görüngü bilimi ile ilgili, fenomenolojik"]}, {"word": "hayvan bilimsel", "meanings": ["Hayvan bilimi ile ilgili, zoolojik"]}, {"word": "ırk bilimsel", "meanings": ["Irk bilimi ile ilgili, budun bilimsel, etnolojik"]}, {"word": "kanser bilimsel", "meanings": ["Kanser bilimi ile ilgili, kanserolojik"]}, {"word": "iç salgı bilimsel", "meanings": ["İç salgı bilimi ile ilgili, endokrinoloji"]}, {"word": "Dünya", "meanings": ["Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun"]}, {"word": "trapezli", "meanings": ["Trapezi olan"]}, {"word": "Ay", "meanings": ["Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh"]}, {"word": "Güneş", "meanings": ["Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi"]}, {"word": "trapezsiz", "meanings": ["Trapezi olmayan"]}, {"word": "bitkicil", "meanings": ["Otobur"]}, {"word": "son yolculuk", "meanings": ["Ölüm"]}, {"word": "son yolculuğa çıkmak", "meanings": ["ölmek"]}, {"word": "son yolculuğa uğurlamak", "meanings": ["birinin cenaze törenine katılmak"]}, {"word": "hizmete özel", "meanings": ["Şikâyet, istek vb.ni ilgili makama bildirmek üzere gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim", "Kurum, kuruluş vb.nde belirli işler için kullanılmak üzere ayrılmış taşıt"]}, {"word": "eksantrik kayışı", "meanings": ["Motor parçalarının bağlantılarını ve birlikte çalışmasını sağlayan kayış"]}, {"word": "çok gizli", "meanings": ["Devlet ve ulusal güvenlik açısından son derece önemli bilgi içeren devlet sırrı niteliğindeki yazıların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim"]}, {"word": "zevkçe", "meanings": ["Zevk bakımından"]}, {"word": "devlet sırrı", "meanings": ["Devletin güvenliği, ulusal varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni ve dış ilişkilerini içeren, kamuya açıklanmaması gereken çok gizli bilgi veya belge"]}, {"word": "blok flüt", "meanings": ["Düz flüt"]}, {"word": "düz flüt", "meanings": ["Plastik veya ağaçtan yapılan, baş, gövde ve kuyruk bölümlerinden oluşan bir tür üflemeli çalgı, blok flüt"]}, {"word": "ortaklaşalık", "meanings": ["El birliği etme durumu"]}, {"word": "başka başka", "meanings": ["Her biri değişik, farklı", "Değişik biçimlerde", "Ek olarak, daha daha"]}, {"word": "yan flüt", "meanings": ["Baş bölümü hafif konik, gövde ve kuyruk bölümündeki parçalar boru şeklinde olan bir tür üflemeli çalgı"]}, {"word": "pan flüt", "meanings": ["Antik Çağ'dan beri kulllanılan, yan yana bağlanmış değişik uzunluktaki kamış, metal, kil veya ahşaptan yapılan, ince borulardan oluşan bir tür üflemeli çalgı"]}, {"word": "yorumsuz", "meanings": ["Yorum içermeyen", "`Her şey ortada, yorum yapmaya gerek yok` anlamında kullanılan bir söz, yorum yok", "Farklı bir düşünce öne sürülmeden"]}, {"word": "kristal kar", "meanings": ["Nem oranının çok düşük olması sebebiyle tanecikleri birbirine yapışmayan, kayak yapmaya çok uygun, yumuşak kar"]}, {"word": "kaloriferli", "meanings": ["Kaloriferi olan", "Kalorifer ile ısınan"]}, {"word": "kalorifersiz", "meanings": ["Kaloriferi olmayan"]}, {"word": "sobalı", "meanings": ["Sobası olan", "Soba ile ısınan"]}, {"word": "sobasız", "meanings": ["Sobası olmayan"]}, {"word": "koşu bandı", "meanings": ["Elektrik yardımıyla dönen bir şerit üzerinde yürüyüş veya koşu yapılabilen araç, yürüyüş bandı"]}, {"word": "akıllı başlı", "meanings": ["Aklı başında"]}, {"word": "yürüyüş bandı", "meanings": ["Koşu bandı"]}, {"word": "üretim bandı", "meanings": ["Fabrikalarda ürünün daha hızlı bir biçimde üretilmesi amacıyla üstünde çeşitli parçaların takıldığı, çeşitli işlemlerin yapıldığı, hareketli şerit"]}, {"word": "gramatik", "meanings": ["Dil bilgisi ile ilgili", "Dil bilgisi açısından"]}, {"word": "seri üretim", "meanings": ["Bir fabrika veya atölyenin uzun bir süre aynı iş üzerinde çalıştığı üretim tipi, seri imalat"]}, {"word": "seri imalat", "meanings": ["Seri üretim"]}, {"word": "hasta kâğıdı", "meanings": ["Kişinin tedavi olmak amacıyla kurum doktoruna veya hastanede ilgili birime gönderilmesini sağlayan belge"]}, {"word": "sevk kâğıdı", "meanings": ["Kişinin hastaneye gitmek için bağlı bulunduğu iş yerinden aldığı belge"]}, {"word": "kumanda odası", "meanings": ["Bir etkinliğin yönetildiği bölüm"]}, {"word": "tırışka", "meanings": ["İşe yaramaz, yararsız"]}, {"word": "ar belası", "meanings": ["Namus belası"]}, {"word": "kemik bilimsel", "meanings": ["Kemik bilimi ile ilgili, osteolojik"]}, {"word": "lehçe bilimsel", "meanings": ["Lehçe bilimi ile ilgili, diyalektolojik"]}, {"word": "mineral bilimsel", "meanings": ["Mineral bilimi ile ilgili, minerolojik"]}, {"word": "maden bilimsel", "meanings": ["Maden bilimi ile ilgili, minerolojik"]}, {"word": "metal bilimsel", "meanings": ["Metal bilimi ile ilgili, metalürjik"]}, {"word": "neden bilimsel", "meanings": ["Neden bilimi ile ilgili, etiyolojik"]}, {"word": "odun bilimsel", "meanings": ["Odun bilimi ile ilgili, ksilolojik"]}, {"word": "olay bilimsel", "meanings": ["Görüngü bilimi ile ilgili, fenomenolojik"]}, {"word": "sarsıntı bilimsel", "meanings": ["Sarsıntı bilimi ile ilgili, travmatolojik"]}, {"word": "ödev bilimsel", "meanings": ["Ödev bilimi ile ilgili, deontolojik"]}, {"word": "sebep bilimsel", "meanings": ["Neden bilimi ile ilgili, etiyolojik"]}, {"word": "ses bilimsel", "meanings": ["Ses bilimi ile ilgili, fonolojik"]}, {"word": "sinir bilimsel", "meanings": ["Sinir bilimi ile ilgili, nörolojik"]}, {"word": "suç bilimsel", "meanings": ["Suç bilimi ile ilgili"]}, {"word": "taş bilimsel", "meanings": ["Taş bilimi ile ilgili, litolojik"]}, {"word": "taşıl bilimsel", "meanings": ["Taşıl bilimi ile ilgili, paleontolojik"]}, {"word": "haftaya", "meanings": ["Gelecek hafta"]}, {"word": "psikanalist", "meanings": ["Psikanalizci"]}, {"word": "travmatik", "meanings": ["Travmayla ilgili", "Travmaya yol açan"]}, {"word": "televizyon dizisi", "meanings": ["Dizi film"]}, {"word": "güneş lekesi", "meanings": ["Güneşlenme sırasında fazla yanmadan dolayı ten üzerinde oluşan siyah lekeler"]}, {"word": "sokunmak", "meanings": ["Başa çiçek vb. takmak"]}, {"word": "sokunma", "meanings": ["Sokunmak işi"]}, {"word": "çisen", "meanings": ["İnce yağmur"]}, {"word": "güllenmek", "meanings": ["Güllü duruma gelmek"]}, {"word": "tapşırmak", "meanings": ["Saz şiirinde âşık son dörtlükte kendi adını belirtmek"]}, {"word": "çisen çisen yağmak", "meanings": ["ince ince yağmak"]}, {"word": "güllenme", "meanings": ["Güllenmek durumu"]}, {"word": "tapşırma", "meanings": ["Tapşırmak işi"]}, {"word": "zekilik", "meanings": ["Zeki olma durumu, zeyreklik"]}, {"word": "zımbasız", "meanings": ["Zımbası olmayan"]}, {"word": "karşıt anlamlılık", "meanings": ["Karşıt anlamlı olma durumu, zıt anlamlılık"]}, {"word": "eldecilik", "meanings": ["Zilyetlik"]}, {"word": "ziyaret yeri", "meanings": ["Hayır işlemek veya saygı göstermek için gidilen yer, ziyaretgâh"]}, {"word": "zuladan", "meanings": ["Gizlice"]}, {"word": "katmerlenme", "meanings": ["Katmerlenmek durumu"]}, {"word": "katmerlenmek", "meanings": ["Katmerli duruma gelmek"]}, {"word": "cırtatan domatesi", "meanings": ["Bir tür küçük domates"]}, {"word": "başdelege", "meanings": ["Bilimsel veya diplomatik bir etkinlikte katılımcı gruba başkanlık eden kimse"]}, {"word": "başdelegelik", "meanings": ["Başdelege olma durumu", "Başdelegenin yaptığı iş"]}, {"word": "yaşam koçu", "meanings": ["Kişilerin yaşam niteliğini daha iyi bir duruma getirmek için danışmanlık ve yönlendirme hizmeti veren kimse"]}, {"word": "ılım ılım", "meanings": ["Sıcak, içten"]}, {"word": "yaşam koçluğu", "meanings": ["Yaşam koçunun yaptığı iş"]}, {"word": "partilerüstü", "meanings": ["Siyasi partilerin savunduğu görüş ve düşüncelerin üzerinde ülke gerçeklerine ve çıkarlarına uygun olarak birleştiricilik, uzlaştırıcılık özelliği olan (görüş, konu veya kimse)", "Düşünceleriyle herhangi bir siyasi partinin görüşlerine bağlı olmayan (kimse)", "İlke açısından hiçbir siyasi partiye bağlı olmaması gereken (konum)"]}, {"word": "ayaklı ansiklopedi", "meanings": ["Ayaklı kütüphane"]}, {"word": "renklenivermek", "meanings": ["Aniden renkli duruma gelmek"]}, {"word": "renkleniverme", "meanings": ["Renklenivermek işi"]}, {"word": "turkuaz mavisi", "meanings": ["Turkuaz", "Bu renkte olan"]}, {"word": "yabanileştirme", "meanings": ["Yabanileştirmek durumu, vahşileştirme"]}, {"word": "yabanileştirmek", "meanings": ["Yabani duruma getirmek, vahşileştirmek"]}, {"word": "uzman çavuşluk", "meanings": ["Uzman çavuş olma durumu", "Uzman çavuşun rütbesi", "Uzman çavuşun görevi"]}, {"word": "özgülenme", "meanings": ["Özgülenmek işi"]}, {"word": "özgülenmek", "meanings": ["Özgüleme işi yapılmak"]}, {"word": "büyürek", "meanings": ["Biraz büyük"]}, {"word": "kefen bezi", "meanings": ["Kefen"]}, {"word": "saç kremi", "meanings": ["Saçın yıkandıktan sonra kolay taranması amacıyla kullanılan krem"]}, {"word": "röveşata", "meanings": ["Futbolda yüksekten gelen topa gövdeyi sırtüstü devirip makas yaparak vurma"]}, {"word": "stop", "meanings": ["Telgraf ve telefonla olan haberleşmelerde cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılan bir söz"]}, {"word": "stop etmek", "meanings": ["araba, durmak"]}, {"word": "yarın öbür gün", "meanings": ["İleride, yakın bir zamanda"]}, {"word": "barbun", "meanings": ["Barbunya (I)"]}, {"word": "melamin", "meanings": ["Mutfak eşyası yapımında, kâğıt ve dokuma sanayisinde kullanılan yapay reçinelerin üretiminde yer alan kimyasal bir madde", "Bu maddeden yapılan"]}, {"word": "zombi", "meanings": ["Hortlak", "Uykusuzluktan, yorgunluktan serseme dönmüş kimse"]}, {"word": "zombilik", "meanings": ["Zombi olma durumu"]}, {"word": "zombileşme", "meanings": ["Zombileşmek durumu"]}, {"word": "mama", "meanings": ["Çaça, abla"]}, {"word": "zombileşmek", "meanings": ["Zombi durumuna gelmek"]}, {"word": "kalemli", "meanings": ["Kalemi olan"]}, {"word": "Hintli", "meanings": ["343 Hint"]}, {"word": "kalemsiz", "meanings": ["Kalemi olmayan"]}, {"word": "sırcı", "meanings": ["Sır tutan"]}, {"word": "karsanbaç", "meanings": ["Üzerine vişne vb. şerbet dökülerek yenen rendelenmiş buz"]}, {"word": "zambır", "meanings": ["Çalım"]}, {"word": "zambırından geçilmemek", "meanings": ["çok çalım yapmak"]}, {"word": "leğençe", "meanings": ["Küçük leğen"]}, {"word": "haşılsız", "meanings": ["Haşıl içine konulmamış"]}, {"word": "haşıllı", "meanings": ["Haşıl içine konulmuş"]}, {"word": "radyasyonlu", "meanings": ["İçinde radyasyon bulunan"]}, {"word": "radyasyonsuz", "meanings": ["İçinde radyasyon bulunmayan"]}, {"word": "yüce gönüllülük", "meanings": ["Yüce gönüllü olma durumu"]}, {"word": "hayır hasenat", "meanings": ["Yararlı güzel şeyler"]}, {"word": "yüce gönüllü", "meanings": ["Soylu, asil"]}, {"word": "gömücülük", "meanings": ["Gömücü olma durumu"]}, {"word": "ladeslenmek", "meanings": ["Lades oyununda yenilmek"]}, {"word": "gömücü", "meanings": ["Gömü arayan kimse"]}, {"word": "ladeslenme", "meanings": ["Ladeslenmek durumu"]}, {"word": "eli yüreğinde", "meanings": ["Heyecanlı bir biçimde"]}, {"word": "potluk", "meanings": ["Pot olma durumu", "Yanlış"]}, {"word": "hayat boyu", "meanings": ["Ömür boyu"]}, {"word": "ladesli", "meanings": ["Lades oyunu oynayan"]}, {"word": "ladesli olmak", "meanings": ["lades oyununa tutuşmak"]}, {"word": "bezgince", "meanings": ["Bezgin bir biçimde"]}, {"word": "sıkış tıkış", "meanings": ["Çok sıkışık, kalabalık"]}, {"word": "karanlık nokta", "meanings": ["Bilinmeyen, gizli, şüpheli konu"]}, {"word": "rüzgârsızlık", "meanings": ["Rüzgârsız olma durumu"]}, {"word": "eli yüzü temiz", "meanings": ["Düzgün"]}, {"word": "rizikosuz", "meanings": ["Rizikosu olmayan"]}, {"word": "rizikolu", "meanings": ["Rizikosu olan"]}, {"word": "vurkaç", "meanings": ["Birden saldırıp hemen kaybolma"]}, {"word": "tedavici", "meanings": ["Tedavi eden kimse, terapist"]}, {"word": "fışırtısız", "meanings": ["Fışırtı sesi çıkarmayan"]}, {"word": "düzgünce", "meanings": ["Düzgün bir biçimde", "Biraz düzgün"]}, {"word": "fışırtılı", "meanings": ["Fışırtı sesi çıkaran"]}, {"word": "kaçarcasına", "meanings": ["Kaçar gibi"]}, {"word": "yaşça", "meanings": ["Yaş bakımından"]}, {"word": "kadıboğan", "meanings": ["Ceviz büyüklüğünde hamur yuvarlaklarının fırında pişirilmesinden sonra üzerine şerbet dökülerek hazırlanan bir tatlı türü"]}, {"word": "bahçıvan çorbası", "meanings": ["Kaynayan et suyuna pirinç, havuç, ıspanak, patates ve kereviz eklenmesi ile hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "çiftlik mantısı", "meanings": ["Sertçe yoğrulmuş ceviz iriliğindeki hamur parçalarının çay tabağı büyüklüğünde açılmasından sonra içine kıyma, soğan, pazı, havuç, tuz ve karabiber konup tavada pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "kış çorbası", "meanings": ["İnce dilimlenmiş mantar, havuç, pırasa ve kerevizin tavuk suyunda pişirilip üstüne sarımsak, kırmızıbiber, maydanoz ve karabiberden oluşan karışımın dökülmesiyle hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "fotomodellik", "meanings": ["Fotomodelin yaptığı iş"]}, {"word": "içeriksiz", "meanings": ["İçeriği olmayan"]}, {"word": "sallantısız", "meanings": ["Sallantısı olmayan"]}, {"word": "sallantılı", "meanings": ["Sallantısı olan"]}, {"word": "yardımsız", "meanings": ["Yardım almadan"]}, {"word": "iç denetim", "meanings": ["Bir kurumun çalışmalarını geliştirmek, onlara değer katmak amacı güden bağımsız, nesnel bir güvence ve danışmanlık işi"]}, {"word": "iç denetçi", "meanings": ["İç denetim görevlisi"]}, {"word": "iç denetçilik", "meanings": ["İç denetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "sıkkın bıkkın", "meanings": ["Sıkılmış ve bıkmış olarak"]}, {"word": "notasyon", "meanings": ["Notalama"]}, {"word": "kıza köpüre", "meanings": ["Çok kızarak"]}, {"word": "poetik", "meanings": ["Şiire özgü", "Şiir niteliğinde olan"]}, {"word": "margarit", "meanings": ["Koyungözü"]}, {"word": "prozodik", "meanings": ["Prozodi ile ilgili"]}, {"word": "şizofrenik", "meanings": ["Şizofreni ile ilgili"]}, {"word": "tipografik", "meanings": ["Tipografi ile ilgili"]}, {"word": "otoportre", "meanings": ["Kişinin kendisinin yaptığı portresi"]}, {"word": "otosansür", "meanings": ["Kişinin veya kurumların kendi kendilerini kısıtlaması"]}, {"word": "ferdîlik", "meanings": ["Bireysel olma durumu"]}, {"word": "sağlayış", "meanings": ["Sağlama işi"]}, {"word": "bakış tarzı", "meanings": ["Algılama ve değerlendirme biçimi"]}, {"word": "vâkıâ", "meanings": ["Gerçi, her ne kadar ... ise de"]}, {"word": "hava cıva", "meanings": ["Değer ve önemi olmayan, boş şey"]}, {"word": "merdikıpti", "meanings": ["Kıpti halkından olan kimse"]}, {"word": "dayanıklık", "meanings": ["Dayanıklılık"]}, {"word": "sonuncu", "meanings": ["Zaman, yer, sıra bakımından başkalarına göre sonda olan kimse, şey", "Sırada, önem sırasında sonda olan kimse"]}, {"word": "sonunculuk", "meanings": ["Sonuncu olma durumu"]}, {"word": "yazım kuralları", "meanings": ["Bir dildeki sözcüklerin yazılış biçimlerini belirleyen kurallar"]}, {"word": "yeğnileme", "meanings": ["Yeğnilemek işi"]}, {"word": "yol yorgunluğu", "meanings": ["Yol yorgunu olma durumu"]}, {"word": "yılan derisi", "meanings": ["Deri sanayisinde çok tutulan ve ayakkabı, çanta ve kemer yapımında kullanılan deri"]}, {"word": "kabiliyetlilik", "meanings": ["Yeteneklilik"]}, {"word": "uzun vadeli", "meanings": ["Süresi uzun olan"]}, {"word": "emir komuta zinciri", "meanings": ["Yapılacak bir iş için ast ve üstler arasında emir alıp verme", "Herhangi bir işlemi hiyerarşik düzende yapma"]}, {"word": "emir komuta zinciri içinde olmak", "meanings": ["herhangi bir işlem en alt rütbe veya makamdan en üst rütbe veya makama doğru gerçekleşmek"]}, {"word": "hücre evi", "meanings": ["Yasa dışı örgüt üyelerinin toplandığı ev"]}, {"word": "risk yönetimi", "meanings": ["Kurum veya işletmelerin çalışmalarını gerçekleştirirken oluşabilecek risklerin önceden dikkatli ve ayrıntılı bir biçimde tanımlanıp değerlendirilmesi, riskleri ortadan kaldıracak veya en aza indirecek önlemlerin alınması süreci"]}, {"word": "serbest ekonomi", "meanings": ["Serbest piyasa ekonomisi"]}, {"word": "dümbüldek", "meanings": ["Dümbelek"]}, {"word": "serbest piyasa ekonomisi", "meanings": ["Hükûmetin, iktisadi etkinliklerin işleyişine müdahale etmediği piyasa ekonomisi türü, serbest ekonomi"]}, {"word": "ilçeli", "meanings": ["Aynı ilçeden olan (kimse)"]}, {"word": "sosyete pazarı", "meanings": ["Genellikle taklit veya defolu ürünlerin satıldığı, ucuz alışveriş yeri"]}, {"word": "kızcık", "meanings": ["Kızlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "kişisel sergi", "meanings": ["Sadece bir sanatçının eserlerinin yer aldığı sergi"]}, {"word": "görev şehidi", "meanings": ["Görev başında şehit olan kimse, görev kurbanı, vazife kurbanı, vazife şehidi"]}, {"word": "görev kurbanı", "meanings": ["Görev şehidi"]}, {"word": "postmodernist", "meanings": ["Postmodernizm yanlısı olan", "Postmodernizme ait olan"]}, {"word": "uyrukluluk", "meanings": ["Uyruklu olma durumu"]}, {"word": "obsidiyen", "meanings": ["Cam kaya"]}, {"word": "cam kaya", "meanings": ["Siyah, yeşil, kahverengi ve kırmızı renklerde olabilen, yanardağlardan püsküren lavın aniden soğumasıyla oluşan volkanik cam, obsidiyen"]}, {"word": "semizot", "meanings": ["Semizotu"]}, {"word": "maço", "meanings": ["Sert karakterli, kaba erkek"]}, {"word": "paparazi", "meanings": ["Ünlü kimselerin kendilerinden habersizce çekilmiş, onları güç durumda bırakacak özellikteki fotoğrafları", "Bu tür fotoğraflar çekme ve yazılı ve görsel basında yayımlama işi", "Bu tür fotoğrafları çeken kimse"]}, {"word": "Akçaabat köftesi", "meanings": ["İçine sarımsak konularak hazırlanan etten yapılan köfte"]}, {"word": "köfte harcı", "meanings": ["Köfte yapımında kullanılan baharat karışımı"]}, {"word": "fasıklık", "meanings": ["Fasık olma durumu"]}, {"word": "raf ömrü", "meanings": ["Çeşitli katkı maddeleriyle kalıcılığı sağlanmış bir ürünün bozulmadan korunduğu süre"]}, {"word": "şalgam suyu", "meanings": ["Doğranmış şalgam, havuç ile bulgur, su ve tuz kullanılarak yapılan bir içecek"]}, {"word": "kuşkulanış", "meanings": ["Kuşkulanma işi, şüpheleniş"]}, {"word": "ısıl işlem", "meanings": ["Uzun zaman özelliklerinin bozulmadan korunmasını sağlamak amacıyla bir ısı uygulayarak yapılan besinleri kurutma işlemi"]}, {"word": "çim kayağı", "meanings": ["Paletli iş makinelerinin çalışma düzeni örnek alınarak oluşturulmuş, yaz mevsiminde kayak yapma zevkini tattırmak amacıyla üretilmiş bir kayma aracı", "Bu araçla yapılan spor"]}, {"word": "baton", "meanings": ["Kayakta dengeyi veya hızı sağlamak, beyzbol, hokey, kriket gibi sporlarda itmek veya vurmak amacıyla kullanılan sopa"]}, {"word": "kuvvet macunu", "meanings": ["İçindeki maddeler dolayısıyla cinsel gücü artıran karışım"]}, {"word": "tekerlekli kayak", "meanings": ["Tekerlekli kayakla asfalt üzerinde yapılan bir tür kayma sporu, asfalt kayağı"]}, {"word": "enflasyon canavarı", "meanings": ["Yüksek oranda gerçekleşen enflasyon"]}, {"word": "bölyönet", "meanings": ["Bir ulusun veya topluluğun birliğini bozmak üzere içeriden veya dışarıdan yapılan müdahale"]}, {"word": "gözü doymazlık", "meanings": ["Gözü doymaz olma durumu"]}, {"word": "gözü doymaz", "meanings": ["Açgözlü"]}, {"word": "bocur bocur", "meanings": ["`Duygulanıp içi kabarmak` anlamındaki bocur bocur kabarmak deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "kiraz domates", "meanings": ["Lezzetli, misket büyüklüğünde küçük domates, misket domates"]}, {"word": "misket domates", "meanings": ["Kiraz domates"]}, {"word": "fesholmak", "meanings": ["Verilmiş bir yargı kaldırılmak, bozulmak", "Kapatılmak, dağıtılmak"]}, {"word": "fesholma", "meanings": ["Fesholmak işi"]}, {"word": "asfalt kayağı", "meanings": ["Tekerlekli kayak"]}, {"word": "tırt", "meanings": ["İşe yaramayan (kimse)"]}, {"word": "kısa mesaj", "meanings": ["Taşınabilir veya sabit telefon aracılığıyla bir telefondan diğer bir telefona gönderilen ileti"]}, {"word": "otoskop", "meanings": ["Dış kulak yolunu ve kulak zarını muayeneye yarayan alet"]}, {"word": "alzaymır", "meanings": ["İlerleyen yaşta ortaya çıkan, hatırlamada güçlük, bazı yetilerde bozulma ile ilişkilendirilen hastalık"]}, {"word": "lenfoma", "meanings": ["Lenf düğümlerinde çıkan ve lenfositlerden oluşan urların tümü"]}, {"word": "kemik erimesi", "meanings": ["Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun yapısında bozulma sonucu kemik kırılganlığına, yatkınlığa ve kırık riskinde artışa neden olan bir hastalık türü, osteoporoz"]}, {"word": "osteoporoz", "meanings": ["Kemik erimesi"]}, {"word": "izli mermi", "meanings": ["Atıcıya çatışma sırasında şarjördeki merminin azaldığını belli etmek amacıyla şarjöre konulan, ucunda kırmızı veya turuncu renkte işareti olan mermi"]}, {"word": "lipozom", "meanings": ["Biyolojik zarların özelliklerinin incelenmesi deneylerinde kullanılan, iki tabakalı lipitlerin yapay olarak oluşturduğu küresel yapı"]}, {"word": "at bakıcılığı", "meanings": ["At bakıcısının işi, seyislik"]}, {"word": "umut dünyası", "meanings": ["Gerçekleşmesi çok zor olan şeyleri ummanın hoş görülmesi gerektiğini belirten bir söz, ümit dünyası"]}, {"word": "mintanlı", "meanings": ["Mintan giymiş olan", "Mintanı olan"]}, {"word": "mintansız", "meanings": ["Mintan giymemiş", "Mintanı olmayan"]}, {"word": "tabelalı", "meanings": ["Tabelası olan"]}, {"word": "tabelasız", "meanings": ["Tabelası olmayan"]}, {"word": "maçoluk", "meanings": ["Maço olma durumu"]}, {"word": "kolajen", "meanings": ["Hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, lif ve eklemleri oluşturan protein"]}, {"word": "ümit kırıklığı", "meanings": ["Umut kırıklığı"]}, {"word": "ümitlenebilme", "meanings": ["Umutlanabilme"]}, {"word": "ümitlenebilmek", "meanings": ["Umutlanabilmek"]}, {"word": "umutlanış", "meanings": ["Umutlanma iş, ümitleniş"]}, {"word": "ümitlilik", "meanings": ["Umutluluk"]}, {"word": "birerli", "meanings": ["Birer birer sıralanmış", "Her biri bir birimden oluşan"]}, {"word": "ikişerli", "meanings": ["İkişer ikişer sıralanmış", "Her biri iki birimden oluşan"]}, {"word": "dörderli", "meanings": ["Dörder dörder sıralanmış", "Her biri dört birimden oluşan"]}, {"word": "altışarlı", "meanings": ["Altışar altışar sıralanmış", "Her biri altı birimden oluşan"]}, {"word": "yedişerli", "meanings": ["Yedişer yedişer sıralanmış", "Her biri yedi birimden oluşan"]}, {"word": "sekizerli", "meanings": ["Sekizer sekizer sıralanmış", "Her biri sekiz birimden oluşan"]}, {"word": "dokuzarlı", "meanings": ["Dokuzar dokuzar sıralanmış", "Her biri dokuz birimden oluşan"]}, {"word": "onarlı", "meanings": ["Onar onar sıralanmış", "Her biri on birimden oluşan"]}, {"word": "yirmişerli", "meanings": ["Yirmişer yirmişer sıralanmış olan", "Her biri yirmi birimden oluşan"]}, {"word": "otuzarlı", "meanings": ["Otuzar otuzar sıralanmış", "Her biri otuz birimden oluşan"]}, {"word": "kırkarlı", "meanings": ["Kırkar kırkar sıralanmış", "Her biri kırk birimden oluşan"]}, {"word": "ellişerli", "meanings": ["Ellişer ellişer sıralanmış", "Ellişer ellişer birimden oluşan"]}, {"word": "altmışarlı", "meanings": ["Altmışar altmışar sıralanmış", "Her biri altmış birimden oluşan"]}, {"word": "yetmişerli", "meanings": ["Yetmişer yetmişer sıralanmış", "Her biri yetmiş birimden oluşan"]}, {"word": "seksenerli", "meanings": ["Seksener seksener sıralanmış", "Her biri seksen birimden oluşan"]}, {"word": "doksanarlı", "meanings": ["Doksanar doksanar sıralanmış", "Her biri doksan birimden oluşan"]}, {"word": "yüzerli", "meanings": ["Yüzer yüzer sıralanmış", "Her biri yüz birimden oluşan"]}, {"word": "biber gazı", "meanings": ["Toplumsal olaylarda kalabalığı dağıtmak, bireysel savunmada saldırganı etkisiz hâle getirmek amacıyla kullanılan kimyasal madde"]}, {"word": "binerli", "meanings": ["Biner biner sıralanmış", "Her biri bin birimden oluşan"]}, {"word": "tahtası eksik", "meanings": ["Aklı tam olmayan, şaşkın, alık, budala"]}, {"word": "taklacı güvercin", "meanings": ["Uçarken taklalar atan bir tür güvercin, taklacı"]}, {"word": "mersiyehanlık", "meanings": ["Ağıtçılık"]}, {"word": "analitik zekâ", "meanings": ["Sebep sonuç ilişkisini etkin bir biçimde kurabilen, kavrama ve algı seviyesi yüksek olan zekâ"]}, {"word": "çoklu zekâ", "meanings": ["Birçok zekâ türünü bir arada kullanan zekâ"]}, {"word": "caydırıcı", "meanings": ["Kararından, sözünden döndürücü (kimse veya şey)"]}, {"word": "mıhlayıcı", "meanings": ["Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işleyen ve sıkıştıran usta"]}, {"word": "tatlı dillilik", "meanings": ["Tatlı dilli olma durumu, tatlı sözlülük"]}, {"word": "mıhlayıcılık", "meanings": ["Mıhlayıcının yaptığı iş"]}, {"word": "tekrarlanış", "meanings": ["Tekrarlanma işi, yineleniş"]}, {"word": "yinelenebilmek", "meanings": ["Tekrarlanabilmek"]}, {"word": "yineletebilme", "meanings": ["Tekrarlatabilme"]}, {"word": "yinelenebilme", "meanings": ["Tekrarlanabilme"]}, {"word": "yineletebilmek", "meanings": ["Tekrarlatabilmek"]}, {"word": "tekrarlayış", "meanings": ["Tekrarlama işi, yineleyiş"]}, {"word": "yinelemesiz", "meanings": ["Tekrarsız"]}, {"word": "tesirlilik", "meanings": ["Etkililik"]}, {"word": "origami", "meanings": ["Genellikle kare kâğıt parçalarını kesmeden ve yapıştırıcı kullanmadan sadece katlayıp çeşitli canlı ve cansız figürler oluşturularak yapılan kâğıt katlama sanatı"]}, {"word": "ekosistem", "meanings": ["Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran çevrenin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik gösteren ekolojik sistem"]}, {"word": "hava aracı", "meanings": ["Hava taşıtı"]}, {"word": "züccaciyeci", "meanings": ["Züccaciye satan kimse"]}, {"word": "anutluk", "meanings": ["İnatçılık"]}, {"word": "muannitlik", "meanings": ["İnatçılık"]}, {"word": "kızılgeyik", "meanings": ["Geyikgillerden, Avrupa ve Asya'nın ılık bölgelerindeki ağaçlık yerlerde yaşayan, rengi kırmızımsı, uzunluğu yaklaşık 2 metre olan bir tür geyik (Cerves elaphus)"]}, {"word": "koala", "meanings": ["Avustralya'da yaşayan, okaliptus yapraklarıyla beslenen, yaklaşık 80 santimetre boyunda, otçul, kuyruksuz, keseli, tüyleri soluk boz veya sarımsı renkte olan bir tür memeli (Phascolarctos cinereus)"]}, {"word": "tutulga", "meanings": ["Tutanak"]}, {"word": "mezzo", "meanings": ["Orta hızda"]}, {"word": "peripatetist", "meanings": ["Aristotelesçi"]}, {"word": "zabıt varakası", "meanings": ["Tutanak"]}, {"word": "saygılıca", "meanings": ["Saygılı bir biçimde, hürmetlice, hürmetkârane"]}, {"word": "gaydacılık", "meanings": ["Gaydacının yaptığı iş"]}, {"word": "hışımlılık", "meanings": ["Hışımlı olma durumu"]}, {"word": "hırslılık", "meanings": ["Hırslı olma durumu, muhterislik"]}, {"word": "hırssızlık", "meanings": ["Hırssız olma durumu"]}, {"word": "hışımsız", "meanings": ["Öfkesiz, kızgın olmayan"]}, {"word": "hacamatçılık", "meanings": ["Hacamatçının yaptığı iş"]}, {"word": "hışımsızlık", "meanings": ["Hışımsız olma durumu"]}, {"word": "halk şairliği", "meanings": ["Halk ozanlığı"]}, {"word": "halk ozanlığı", "meanings": ["Halk ozanı olma durumu, halk şairliği, saz şairliği"]}, {"word": "saz şairliği", "meanings": ["Halk ozanlığı"]}, {"word": "hapşırabilme", "meanings": ["Aksırabilme"]}, {"word": "hapşırabilmek", "meanings": ["Aksırabilmek"]}, {"word": "hapşırıverme", "meanings": ["Aksırıverme"]}, {"word": "hapşırtabilme", "meanings": ["Aksırtabilme"]}, {"word": "hapşırıvermek", "meanings": ["Aksırıvermek"]}, {"word": "hapşırtabilmek", "meanings": ["Aksırtabilmek"]}, {"word": "hasutluk", "meanings": ["Kıskançlık"]}, {"word": "ilintisizlik", "meanings": ["İlintisiz olma durumu"]}, {"word": "ilk ağızdan", "meanings": ["Kaynağından"]}, {"word": "rötarsız", "meanings": ["Gecikmesiz"]}, {"word": "gerzeklik", "meanings": ["Gerzek olma durumu"]}, {"word": "isimlendirilebilme", "meanings": ["Adlandırılabilme"]}, {"word": "isimlendirilebilmek", "meanings": ["Adlandırılabilmek"]}, {"word": "isimlendiriliş", "meanings": ["Adlandırılış"]}, {"word": "isimlendiriş", "meanings": ["Adlandırış"]}, {"word": "isimlendirivermek", "meanings": ["Adlandırıvermek"]}, {"word": "isimlendiriverme", "meanings": ["İsimlendirivermek işi"]}, {"word": "isimlenme", "meanings": ["Adlanma"]}, {"word": "isimlenmek", "meanings": ["Adlanmak"]}, {"word": "isimleşme", "meanings": ["Adlaşma"]}, {"word": "isimleşmek", "meanings": ["Adlaşmak"]}, {"word": "isimleştirme", "meanings": ["Adlaştırma"]}, {"word": "isimleştirmek", "meanings": ["Adlaştırmak"]}, {"word": "istidatlılık", "meanings": ["Yeteneklilik"]}, {"word": "ozanlaşma", "meanings": ["Şairleşme"]}, {"word": "ozanlaşmak", "meanings": ["Şairleşmek"]}, {"word": "koşullandırılma", "meanings": ["Şartlandırılma"]}, {"word": "koşullandırılmak", "meanings": ["Şartlandırılmak"]}, {"word": "koşullanış", "meanings": ["Şartlanış"]}, {"word": "koşulsuzluk", "meanings": ["Şartsızlık"]}, {"word": "görkemsizlik", "meanings": ["Görkemsiz olma durumu, gösterişsizlik, ihtişamsızlık, şatafatsızlık"]}, {"word": "görkemsiz", "meanings": ["Görkemi olmayan, gösterişsiz, ihtişamsız, şaşaasız, tantanasız"]}, {"word": "görkemlilik", "meanings": ["Görkemli olma durumu, anıtsallık, gösterişlilik, haşmetlilik, ihtişamlılık, şatafatlılık, muhteşemlik"]}, {"word": "saydamlaştırılma", "meanings": ["Saydamlaştırılmak durumu, şeffaflaştırılma"]}, {"word": "saydamlaştırılmak", "meanings": ["Saydam duruma getirilmek, şeffaflaştırılmak"]}, {"word": "müşfiklik", "meanings": ["Sevecenlik"]}, {"word": "şehvetsizlik", "meanings": ["Şehvetsiz olma durumu"]}, {"word": "garantisizlik", "meanings": ["Güvencesizlik"]}, {"word": "götürüm", "meanings": ["Kötü ve güç durumlara karşı koyabilme gücü", "Şaka kaldırma özelliği"]}, {"word": "götürümlü", "meanings": ["Kendisinde götürüm özelliği bulunan"]}, {"word": "gözü gönlü tok", "meanings": ["Gözü tok"]}, {"word": "götürümsüz", "meanings": ["Kendisinde götürüm özelliği bulunmayan"]}, {"word": "dalıcı", "meanings": ["Dalma özelliği olan"]}, {"word": "ısırıcı", "meanings": ["Isırma özelliği olan"]}, {"word": "sıçrayıcı", "meanings": ["Sıçrama özelliği olan"]}, {"word": "sızıcı", "meanings": ["Sızma özelliği olan"]}, {"word": "tırmanıcı", "meanings": ["Tırmanma özelliği olan"]}, {"word": "emici", "meanings": ["Emme özelliği olan"]}, {"word": "tenis sahası", "meanings": ["Kort"]}, {"word": "sokucu", "meanings": ["Sokma özelliği olan"]}, {"word": "kemirici", "meanings": ["Kemirme özelliği olan"]}, {"word": "eğri sözlülük", "meanings": ["Eğri sözlü olma durumu"]}, {"word": "eğri yüzlülük", "meanings": ["Eğri yüzlü olma durumu"]}, {"word": "ehemmiyetlilik", "meanings": ["Önemlilik"]}, {"word": "fikir işçiliği", "meanings": ["Fikir işçisi olma durumu"]}, {"word": "önemlilik", "meanings": ["Önemli olma durumu, ehemmiyetlilik, mühimlik"]}, {"word": "faziletlilik", "meanings": ["Erdemlilik"]}, {"word": "gözetleyici", "meanings": ["Gözetleme işini yapan kimse, dikizci, erketeci"]}, {"word": "gözetleyicilik", "meanings": ["Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik"]}, {"word": "dikizleniş", "meanings": ["Gözetleniş"]}, {"word": "dikizletme", "meanings": ["Gözetletme"]}, {"word": "dikizletmek", "meanings": ["Gözetletmek"]}, {"word": "giysisizlik", "meanings": ["Giysisiz olma durumu, elbisesizlik, kıyafetsizlik, esvapsızlık, libassızlık, urbasızlık"]}, {"word": "esvapsızlık", "meanings": ["Giysisizlik"]}, {"word": "libaslı", "meanings": ["Giysili"]}, {"word": "giysilik", "meanings": ["Giysi konulan yer, elbiselik", "Giysi yapılmaya elverişli (kumaş), elbiselik"]}, {"word": "libassız", "meanings": ["Giysisiz"]}, {"word": "libassızlık", "meanings": ["Giysisizlik"]}, {"word": "urbasız", "meanings": ["Giysisiz"]}, {"word": "urbasızlık", "meanings": ["Giysisizlik"]}, {"word": "eşyasız", "meanings": ["Eşyası olmayan"]}, {"word": "eşyasızlık", "meanings": ["Eşyasız olma durumu"]}, {"word": "flütçülük", "meanings": ["Flütçünün yaptığı iş"]}, {"word": "formalitecilik", "meanings": ["Formaliteci olma durumu"]}, {"word": "filikacılık", "meanings": ["Filikacının yaptığı iş"]}, {"word": "fraksız", "meanings": ["Frak giymemiş olan"]}, {"word": "fabrikacılık", "meanings": ["Fabrikacının yaptığı iş, fabrikatörlük"]}, {"word": "hayat kadınlığı", "meanings": ["Hayat kadını olma durumu, fahişelik, orospuluk", "Hayat kadınının yaptığı iş, fahişelik, orospuluk"]}, {"word": "fena kalplilik", "meanings": ["Kötü kalplilik"]}, {"word": "kötü kalplilik", "meanings": ["Kötü kalpli olma durumu, fena kalplilik"]}, {"word": "kötü kalpli", "meanings": ["Herkesin kötülüğünü isteyen, başkaları için kötülük düşünen, fena kalpli"]}, {"word": "şuurlandırabilmek", "meanings": ["Bilinçlendirebilmek"]}, {"word": "şuurlandırabilme", "meanings": ["Bilinçlendirebilme"]}, {"word": "şuurlandırılabilme", "meanings": ["Şuurlandırılabilmek işi"]}, {"word": "şuurlandırılabilmek", "meanings": ["Bilinçlendirilebilmek"]}, {"word": "şuurlandırılma", "meanings": ["Bilinçlendirilmek"]}, {"word": "şuurlandırılmak", "meanings": ["Bilinçlendirilmek"]}, {"word": "şuurlandırış", "meanings": ["Bilinçlendiriş"]}, {"word": "şuurlanış", "meanings": ["Bilinçleniş"]}, {"word": "şuursuzlaşabilmek", "meanings": ["Bilinçsizleşebilmek"]}, {"word": "şuursuzlaşabilme", "meanings": ["Bilinçsizleşebilme"]}, {"word": "şuursuzlaşma", "meanings": ["Bilinçsizleşme"]}, {"word": "şuursuzlaşmak", "meanings": ["Bilinçsizleşmek"]}, {"word": "şüphelenebilme", "meanings": ["Kuşkulanabilme"]}, {"word": "şüphelenebilmek", "meanings": ["Kuşkulanabilmek"]}, {"word": "Mısır", "meanings": ["`Duymayan kalmadı` anlamındaki Mısır'daki sağır sultan bile duydu atasözünde geçen bir söz"]}, {"word": "şüphesizlik", "meanings": ["Kuşkusuzluk"]}, {"word": "santurculuk", "meanings": ["Santurcunun yaptığı iş"]}, {"word": "kara çıyan", "meanings": ["Sinsi, hain esmer kimse"]}, {"word": "canlı yayın aracı", "meanings": ["Olay, toplantı, etkinlik vb.nin radyo ve televizyonlara aktarılabilmesi amacıyla kullanılan, özel donanıma sahip taşıt, naklen yayın aracı"]}, {"word": "naklen yayın aracı", "meanings": ["Canlı yayın aracı"]}, {"word": "egale", "meanings": ["`Bir rekoru yinelemek` anlamındaki egale etmek birleşik fiilinde geçen bir söz"]}, {"word": "başantrenörlük", "meanings": ["Başantrenörcü olma durumu", "Başantrenörcünün yaptığı iş"]}, {"word": "evhamlılık", "meanings": ["Kuruntululuk"]}, {"word": "evhamsızlık", "meanings": ["Kuruntusuzluk"]}, {"word": "kuruntululuk", "meanings": ["Kuruntulu olma durumu, vesveselilik, evhamlılık"]}, {"word": "kuruntusuzluk", "meanings": ["Kuruntusuz olma durumu, vesvesesizlik, evhamsızlık"]}, {"word": "dilleklik", "meanings": ["Dedikoduculuk"]}, {"word": "frijit", "meanings": ["Cinsel bakımdan soğuk (kadın)"]}, {"word": "değimsizlik", "meanings": ["Liyakatsizlik"]}, {"word": "zıpırca", "meanings": ["Zıpıra yaraşır biçimde, delişmence, zirzopça, zırtapozca"]}, {"word": "zırtapozca", "meanings": ["Zıpırca"]}, {"word": "denli densiz", "meanings": ["Uygunsuz, yakışıksız ve saygısız bir biçimde"]}, {"word": "bitkinleşme", "meanings": ["Bitkinleşmek durumu, dermansızlaşma"]}, {"word": "bitkinleşmek", "meanings": ["Bitkin duruma gelmek, dermansızlaşmak"]}, {"word": "derme çatmalık", "meanings": ["Derme çatma olma durumu"]}, {"word": "derli topluluk", "meanings": ["Derli toplu olma durumu"]}, {"word": "dessaslık", "meanings": ["Dessas olma durumu"]}, {"word": "detonelik", "meanings": ["Detone olma durumu"]}, {"word": "didaktiklik", "meanings": ["Didaktik olma durumu"]}, {"word": "dinamiklik", "meanings": ["Dinamik olma durumu"]}, {"word": "dingillik", "meanings": ["Dingil olma durumu"]}, {"word": "direşkenlik", "meanings": ["Sebatlılık"]}, {"word": "dobralık", "meanings": ["Dobra olma durumu"]}, {"word": "dirimsellik", "meanings": ["Dirimsel olma durumu"]}, {"word": "dominantlık", "meanings": ["Baskınlık"]}, {"word": "dopdoluluk", "meanings": ["Dopdolu olma durumu"]}, {"word": "dosdoğruluk", "meanings": ["Dosdoğru olma durumu"]}, {"word": "döküntülük", "meanings": ["Döküntü olma drumu"]}, {"word": "dramatiklik", "meanings": ["Dramatik olma durumu"]}, {"word": "duyumsallık", "meanings": ["Duyumsal olma durumu"]}, {"word": "duyusallık", "meanings": ["Duyusal olma durumu"]}, {"word": "dümbeleklik", "meanings": ["Dümbelek olma durumu"]}, {"word": "dümdüzlük", "meanings": ["Dümdüz olma durumu"]}, {"word": "dünyevilik", "meanings": ["Dünyevi olma durumu"]}, {"word": "uhrevilik", "meanings": ["Uhrevi olma durumu"]}, {"word": "düşsellik", "meanings": ["Düşsel olma durumu"]}, {"word": "düşünsellik", "meanings": ["Düşünsel olma durumu"]}, {"word": "düzlemsellik", "meanings": ["Düzlemsel olma durumu"]}, {"word": "yaz günü", "meanings": ["Sıcaktan kaynaklanan elverişsiz zaman dilimi"]}, {"word": "patikli", "meanings": ["Patiği olan", "Patik giymiş olan"]}, {"word": "patiksiz", "meanings": ["Patiği olmayan", "Patik giymemiş olan"]}, {"word": "yönleniş", "meanings": ["Yöneliş"]}, {"word": "yönlenme", "meanings": ["Yönelme"]}, {"word": "yönlenmek", "meanings": ["Yönelmek"]}, {"word": "uyumsal", "meanings": ["Uyuma yönelik, uyumla ilgili"]}, {"word": "davranışsal", "meanings": ["Davranışla ilgili"]}, {"word": "ak yazı", "meanings": ["Baht, şans"]}, {"word": "uyumsallık", "meanings": ["Uyumsal olma durumu"]}, {"word": "ak yazılılık", "meanings": ["Ak yazılı olma durumu"]}, {"word": "bit yeniği", "meanings": ["Bitin ağaç, bitki vb.nin üzerinde oluşturduğu delik veya iz"]}, {"word": "evcimenlik", "meanings": ["Evcimen olma durumu"]}, {"word": "eşreflik", "meanings": ["Eşref olma durumu"]}, {"word": "erotiklik", "meanings": ["Erotik olma durumu"]}, {"word": "espritüellik", "meanings": ["Espritüel olma durumu"]}, {"word": "erosallık", "meanings": ["Erosal olma durumu"]}, {"word": "ereksellik", "meanings": ["Ereksel olma durumu"]}, {"word": "entellik", "meanings": ["Entel olma durumu"]}, {"word": "enfeslik", "meanings": ["Enfel olma durumu"]}, {"word": "emperyalistlik", "meanings": ["Emperyalizm"]}, {"word": "eminlik", "meanings": ["Emin olma durumu"]}, {"word": "elzemlik", "meanings": ["Elzem olma durumu"]}, {"word": "eleştirisellik", "meanings": ["Eleştirellik"]}, {"word": "elastiklik", "meanings": ["Elastik olma durumu"]}, {"word": "ekstremlik", "meanings": ["Ekstrem olma durumu, sıra dışılık"]}, {"word": "ekstralık", "meanings": ["Ekstra olma durumu"]}, {"word": "eksantriklik", "meanings": ["Eksantrik olma durumu"]}, {"word": "ekonomiklik", "meanings": ["Ekonomik olma durumu"]}, {"word": "eklektiklik", "meanings": ["Seçmecilik"]}, {"word": "ekelik", "meanings": ["Eke olma durumu"]}, {"word": "eğri büğrülük", "meanings": ["Eğri büğrü olma durumu"]}, {"word": "egzotiklik", "meanings": ["Yabancıllık"]}, {"word": "efsanevilik", "meanings": ["Efsanevi olma durumu"]}, {"word": "Havva Ana", "meanings": ["Havva"]}, {"word": "edimsellik", "meanings": ["Edimsel olma durumu"]}, {"word": "Âdem Baba", "meanings": ["Âdem"]}, {"word": "terimleştirmek", "meanings": ["Bir kelimeyi bilim veya sanat dallarından herhangi birinde kullanılmak üzere terim durumuna getirmek"]}, {"word": "terimleştirme", "meanings": ["Terimleştirmek işi"]}, {"word": "sağlıkçı", "meanings": ["Sağlık işleriyle görevli kimse"]}, {"word": "kaz tüyü", "meanings": ["Kazdan elde edilen, yorgan ve yastık doldurmaya yarayan veya giysi yapımında kullanılan tüy"]}, {"word": "araşma", "meanings": ["Araşmak işi"]}, {"word": "ekmeği dizinde", "meanings": ["Nankör"]}, {"word": "araşmak", "meanings": ["Telefonla birbirini aramak"]}, {"word": "dipsiz kuyu", "meanings": ["Sonuç alınmayan", "Sonu gelmeyen"]}, {"word": "mikrofiş", "meanings": ["Herhangi bir yayının küçültülerek üzerine aktarıldığı, genellikle 9x12,5 cm boyutunda düz film"]}, {"word": "bir zahmet", "meanings": ["Zahmet olmazsa"]}, {"word": "yerleşim belgesi", "meanings": ["Yurttaşların bazı resmî işlerini yürütürken gerekli olan, oturdukları yerin muhtarından aldıkları belge, konut belgesi, ikametgâh kâğıdı, ikametgâh ilmühaberi"]}, {"word": "yaşanmazlaştırma", "meanings": ["Yaşanmazlaştırmak durumu"]}, {"word": "yaşanmazlaştırmak", "meanings": ["Bir yeri yaşanmaz duruma getirmek"]}, {"word": "atandırmak", "meanings": ["Atanma işini yaptırmak"]}, {"word": "atandırma", "meanings": ["Atandırmak işi"]}, {"word": "klinik araştırma", "meanings": ["İnsanlar üzerinde bir ilacın klinik etkilerini tanımlama veya doğrulama amacıyla yapılan, temel hedefi ilacın güvenirliğini sorgulamak olan işlem"]}, {"word": "olumlanma", "meanings": ["Olumlanmak durumu"]}, {"word": "olumlanmak", "meanings": ["Olumlu duruma gelmek veya getirilmek"]}, {"word": "tatava", "meanings": ["Çok fazla söz"]}, {"word": "olumsuzlanma", "meanings": ["Olumsuzlanmak durumu"]}, {"word": "vücut sıcaklığı", "meanings": ["Vücutta olması gereken normal ısı, vücut ısısı"]}, {"word": "olumsuzlanmak", "meanings": ["Olumsuz duruma gelmek veya getirilmek"]}, {"word": "hav hav", "meanings": ["Köpekleri çağırmak için kullanılan bir seslenme sözü"]}, {"word": "tavuk yemi", "meanings": ["Kümes hayvanlarını beslemek için kullanılan besin"]}, {"word": "tatavacılık", "meanings": ["Tatavacı olma durumu"]}, {"word": "ıslık dili", "meanings": ["Yüksek ve uzak mesafelerde birbirini görecek biçimde duran kişilerin alçalıp yükselen ıslık sesleriyle oluşturdukları haberleşme biçimi"]}, {"word": "tatava etmek", "meanings": ["gereksiz yere çok konuşmak"]}, {"word": "tatavacı", "meanings": ["Tatava yapan kimse"]}, {"word": "hayvan yemi", "meanings": ["Genellikle büyükbaş hayvanları beslemek için kullanılan besin maddesi"]}, {"word": "ataerkillik", "meanings": ["Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden düzen, pederşahilik"]}, {"word": "başspiker", "meanings": ["Bir yayın kuruluşunda spiker ve sunucuların yayın sırasında başarımlarını denetleyen, gerektiğinde söyleyiş eğitimi veren kimse"]}, {"word": "başspikerlik", "meanings": ["Başspikerin yaptığı iş"]}, {"word": "misket üzümü", "meanings": ["Genellikle Ege Bölgesi'nde yetişen, küçük taneli, beyaz, kokulu bir tür üzüm (Vitis rotundifolia)"]}, {"word": "post-it", "meanings": ["343 pusulacık"]}, {"word": "alaz taraz", "meanings": ["Dağınık"]}, {"word": "ana yemek", "meanings": ["Geleneksel Türk mutfağında çorbadan sonra gelen en önemli yemek, başyemek"]}, {"word": "neskafe", "meanings": ["343 hazır kahve"]}, {"word": "çinakop", "meanings": ["343 çinekop"]}, {"word": "badelmilat", "meanings": ["Milattan sonra"]}, {"word": "kara kutu", "meanings": ["Bir kişinin bütün sırlarını bilen kimse, sırdaş"]}, {"word": "çürük raporu", "meanings": ["Kişinin askerlik görevine elverişli olmadığını gösteren, askerî hastanelerce verilen rapor"]}, {"word": "heyet raporu", "meanings": ["Bir sağlık kuruluşunda görevli uzman doktorlardan oluşan kurul tarafından verilen, kişinin sağlık durumunu bildiren rapor"]}, {"word": "tolere", "meanings": ["`Hoşgörmek`, `kaldırmak, katlanmak, tahammül etmek` veya `gidermek` anlamlarındaki tolere etmek birleşik fiilinde geçer"]}, {"word": "ve diğerleri", "meanings": ["Üçten fazla yazarı olan yayınlar kaynak gösterilirken ilk adın dışında kalanları belirtirken kullanılan söz"]}, {"word": "despotya", "meanings": ["Eskiden Balkanlarda müstakil prenslik"]}, {"word": "sonnot", "meanings": ["Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi"]}, {"word": "artçıl", "meanings": ["Arkadan gelen, sonra olan, öncül karşıtı"]}, {"word": "yenilenebilir", "meanings": ["Yenilenme ihtimali veya imkânı olan"]}, {"word": "yenilenebilir enerji", "meanings": ["Güneş, rüzgâr vb. kaynaklardan elde edilen enerji"]}, {"word": "fiilden türeme fiil", "meanings": ["Eylemden türeme eylem"]}, {"word": "fiilden türeme isim", "meanings": ["Eylemden türeme ad"]}, {"word": "İstiklal Marşı", "meanings": ["Mehmet Akif Ersoy'un sözlerini yazdığı, Zeki Üngör'ün bestelediği 12 Mart 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından oy birliğiyle kabul edilen, Türkiye Cumhuriyeti'nin millî marşı"]}, {"word": "eylemden türeme eylem", "meanings": []}, {"word": "eylemden türeme ad", "meanings": ["Fiil köklerinden fiilden isim yapma ekleriyle türetilmiş isim, fiilden türeme isim"]}, {"word": "alev rengi", "meanings": ["Alev kırmızısı", "Bu renkte olan"]}, {"word": "korumasız", "meanings": ["Korunmayan, himayesiz", "Koruması olmayan"]}, {"word": "korumalı", "meanings": ["Korunan", "Koruması olan"]}, {"word": "yüzük kaşı", "meanings": ["Yüzük üzerinde taş yerleştirmeye yarayan oyuk bölüm"]}, {"word": "dil", "meanings": [""]}, {"word": "elektrikli zil", "meanings": ["Elektrik gücüyle oluşan titreşim sonucu ses veren araç, elektrik zili"]}, {"word": "eğir kökü", "meanings": ["Eğir otu"]}, {"word": "taziyeevi", "meanings": ["Cenaze sahiplerine baş sağlığı dilenmesi için yapılan özel yer"]}, {"word": "ince ayar", "meanings": ["`Olayların istenilen doğrultuda gelişmesi için girişimde bulunmak` anlamında ince ayar vermek ve ince ayar çekmek deyimlerinde kullanılan bir söz"]}, {"word": "kaldırım çiçeği", "meanings": ["Hayat kadını"]}, {"word": "sığınmaevi", "meanings": ["Korunmaya muhtaç kişilerin barındırıldıkları yer"]}, {"word": "müzikevi", "meanings": ["Çeşitli müzik türlerine ait kursların verildiği, müzik aletlerinin satıldığı yer"]}, {"word": "sözcük bilimi", "meanings": ["Bir dilin söz varlığını oluşturan birimleri ve bu birimlerin yapılarını ve anlamlarını, birbirleriyle ilişkilerini, zaman içinde yaşadığı değişim ve gelişmeleri araştıran dil bilimi dalı, leksikoloji"]}, {"word": "ananeli", "meanings": ["Ananesi olan"]}, {"word": "ana hatlarıyla", "meanings": ["Asıl veya en belirgin özellikleriyle"]}, {"word": "salatasız", "meanings": ["Salata bulunmayan"]}, {"word": "salatalı", "meanings": ["Salata bulunan"]}, {"word": "üst kurul", "meanings": ["Kendilerine bağlı kurum veya kuruluşların yaptıkları işleri denetleyen ve onaylayan üst bir birim"]}, {"word": "kloşet", "meanings": ["Toplantı vb.nde katılımcıları bir araya getirmek, uyarmak, toplantıyı başlatmak amacıyla kullanılan çıngırak"]}, {"word": "kuzu ıspanak", "meanings": ["Genellikle Ege Bölgesi'nde yetişen, küçük yapraklı, taze ıspanak"]}, {"word": "işkolik", "meanings": ["İşine düşkün, işsever"]}, {"word": "rehabilite", "meanings": ["İyileştirme"]}, {"word": "dakikasına", "meanings": ["Bir dakika için"]}, {"word": "saatine", "meanings": ["Bir saat için"]}, {"word": "saniyesi saniyesine", "meanings": ["Tam vaktinde"]}, {"word": "virütik", "meanings": ["Virüsle ilgili, virüse bağlı"]}, {"word": "akrofobi", "meanings": ["Yükseklik korkusu"]}, {"word": "müzik kulağı", "meanings": ["Müziğin seslerine olan duyarlılık ve yatkınlık durumu"]}, {"word": "meke", "meanings": ["Mısır ve tanesi", "Mısır unundan yapılan ekmek"]}, {"word": "süperstar", "meanings": ["343 başyıldız"]}, {"word": "sınıf başkanı", "meanings": ["Öğretmen olmadığı zamanlarda sınıfın düzenini sağlamak ve yönetim ile sınıf arasındaki iletişimi yürütmekle görevlendirilmiş öğrenci"]}, {"word": "diva", "meanings": ["Sinema, tiyatro, müzik, dans, bale vb. sanatlara emek vermiş, alanında uzmanlaşmış ve tanınmış olan kadın sanatçı"]}, {"word": "çileli", "meanings": ["Çilesi bulunan, çilesi olan"]}, {"word": "çilesiz", "meanings": ["Çilesi olmayan, sıkıntısı olmayan"]}, {"word": "çilesiz", "meanings": ["Çilesi bulunmayan, çilesi olmayan"]}, {"word": "tarak kemiği", "meanings": ["El ve ayaklarda parmaklarla bilek arasında bulunan kemik"]}, {"word": "eksaserbasyon", "meanings": ["Alevlenme"]}, {"word": "espadril", "meanings": ["Üstü keten, tabanı ipten örme ayakkabı"]}, {"word": "Hayta", "meanings": ["Toroslarda yaşayan bir Yörük aşireti"]}, {"word": "Güneş ışınımı", "meanings": ["Güneş'ten gelen ve uzun kızılötesi dalga boylarından, kısa morötesi dalga boylarına değin geniş bir aralığı kapsayan ışınım"]}, {"word": "ulusötesi", "meanings": ["Baskın ulusal kimliği olmayan, belirli devletlerin politikalarıyla kontrol edilemeyen, kurallarla kısıtlanamayan"]}, {"word": "kazık fren", "meanings": ["Ani ve sert yapılan fren"]}, {"word": "kan uyuşmazlığı", "meanings": ["Anneyle yeni doğmuş bebeğin kan grupları arasındaki uyumsuzluk nedeniyle kansızlık, sarılık gibi belirtileri olan bir hastalık", "Kan naklinde alıcıyla vericinin kan grupları arasındaki uyumsuzluk", "Düşünce ayrılığı içinde olma"]}, {"word": "doku uyuşmazlığı", "meanings": ["Doku naklinde hücre zarlarındaki proteinlerin uyumsuzluğu", "Düşünce ayrılığı içinde olma"]}, {"word": "ayarlayıcı", "meanings": ["Ayar veya düzen veren şey, regülatör"]}, {"word": "üretra", "meanings": ["Siyek"]}, {"word": "ezgisellik", "meanings": ["Ezgisel olma durumu"]}, {"word": "faallik", "meanings": ["Faal olma durumu"]}, {"word": "ezelîlik", "meanings": ["Ezelî olma durumu"]}, {"word": "fahişlik", "meanings": ["Fahiş olma durumu"]}, {"word": "fahrilik", "meanings": ["Fahri olma durumu", "Onursallık"]}, {"word": "faiklik", "meanings": ["Faik olma durumu"]}, {"word": "fanatiklik", "meanings": ["Bağnazlık"]}, {"word": "fantastiklik", "meanings": ["Hayalîlik"]}, {"word": "faillik", "meanings": ["Fail olma durumu"]}, {"word": "fasaryalık", "meanings": ["Fasarya olma durumu"]}, {"word": "fasihlik", "meanings": ["Fasih olma durumu"]}, {"word": "fasitlik", "meanings": ["Fasit olma durumu"]}, {"word": "faşizanlık", "meanings": ["Faşizan olma durumu"]}, {"word": "favorilik", "meanings": ["Favori olma durumu"]}, {"word": "fersudelik", "meanings": ["Fersude olma durumu"]}, {"word": "fırsat düşkünlüğü", "meanings": ["Fırsat düşkünü olma durumu"]}, {"word": "fırıldaklık", "meanings": ["Fırıldak olma durumu"]}, {"word": "fıtrilik", "meanings": ["Fıtri olma durumu"]}, {"word": "finalistlik", "meanings": ["Finalist olma durumu"]}, {"word": "fingirdeklik", "meanings": ["Fingirdek olma durumu"]}, {"word": "firarilik", "meanings": ["Firari olma durumu"]}, {"word": "fiziksellik", "meanings": ["Fiziksel olma durumu"]}, {"word": "fonksiyonellik", "meanings": ["İşlevsellik"]}, {"word": "formellik", "meanings": ["Biçimsellik", "Resmîlik"]}, {"word": "fotojeniklik", "meanings": ["Fotojenik olma durumu"]}, {"word": "fuzulilik", "meanings": ["Fuzuli olma durumu"]}, {"word": "fütüristlik", "meanings": ["Gelecekçilik"]}, {"word": "ganilik", "meanings": ["Gani olma durumu"]}, {"word": "gayriciddilik", "meanings": ["Gayriciddi olma durumu"]}, {"word": "gayriresmîlik", "meanings": ["Gayriresmî olma durumu"]}, {"word": "gayrimeşruluk", "meanings": ["Gayrimeşru olma durumu"]}, {"word": "gayrişahsilik", "meanings": ["Gayrişahsi olma durumu"]}, {"word": "gayritabiilik", "meanings": ["Gayritabii olma durumu"]}, {"word": "gedalık", "meanings": ["Geda olma durumu"]}, {"word": "geleneksellik", "meanings": ["Geleneksel olma durumu"]}, {"word": "gelişigüzellik", "meanings": ["Gelişigüzel olma durumu"]}, {"word": "geniş mezheplilik", "meanings": ["Mezhebi genişlik"]}, {"word": "girişiklik", "meanings": ["Giriftlik"]}, {"word": "gıcırlık", "meanings": ["Gıcır olma durumu"]}, {"word": "giriftarlık", "meanings": ["Giriftar olma durumu"]}, {"word": "giyiniklik", "meanings": ["Giyinik olma durumu"]}, {"word": "göçerlik", "meanings": ["Göçebelik"]}, {"word": "globallik", "meanings": ["Global olma durumu", "Küresellik"]}, {"word": "gökçeklik", "meanings": ["Gökçek olma durumu"]}, {"word": "halimlik", "meanings": ["Halim olma durumu"]}, {"word": "gönlü ganilik", "meanings": ["Gönlü gani olma durumu"]}, {"word": "gönlü karalık", "meanings": ["Gönlü kara olma durumu"]}, {"word": "gülümserlik", "meanings": ["Gülümser olma durumu"]}, {"word": "gözdelik", "meanings": ["Gözde olma durumu"]}, {"word": "güzidelik", "meanings": ["Güzide olma durumu"]}, {"word": "hakikilik", "meanings": ["Gerçeklik", "Hakiki olma durumu"]}, {"word": "halef seleflik", "meanings": ["Halef selef olma durumu"]}, {"word": "halimlik selimlik", "meanings": ["Halim selim olma durumu"]}, {"word": "halislik", "meanings": ["Halis olma durumu"]}, {"word": "hamasilik", "meanings": ["Hamasi olma durumu"]}, {"word": "handanlık", "meanings": ["Handan olma durumu"]}, {"word": "harabilik", "meanings": ["Haraplık"]}, {"word": "hanım hanımcıklık", "meanings": ["Hanım hanımcık olma durumu"]}, {"word": "harikalık", "meanings": ["Harika olma durumu"]}, {"word": "haramlık", "meanings": ["Haram olma durumu"]}, {"word": "harislik", "meanings": ["Açgözlülük"]}, {"word": "haşatlık", "meanings": ["Haşat olma durumu"]}, {"word": "haslık", "meanings": ["Has olma durumu"]}, {"word": "havadarlık", "meanings": ["Havadar olma durumu"]}, {"word": "haşlaklık", "meanings": ["Haşlak olma durumu"]}, {"word": "hayalîlik", "meanings": ["Hayalî olma durumu, fantastiklik"]}, {"word": "hazinlik", "meanings": ["Hüzünlülük"]}, {"word": "hesabilik", "meanings": ["Hesapçılık"]}, {"word": "hijyeniklik", "meanings": ["Hijyenik olma durumu"]}, {"word": "tüzellik", "meanings": ["Tüzel olma durumu, hukukilik, hukuksallık"]}, {"word": "hukukilik", "meanings": ["Tüzellik"]}, {"word": "hukuksallık", "meanings": ["Tüzellik"]}, {"word": "hususilik", "meanings": ["Hususi olma durumu"]}, {"word": "hümanistlik", "meanings": ["İnsancıllık"]}, {"word": "ılımanlık", "meanings": ["Ilıman olma durumu"]}, {"word": "mezhebi genişlik", "meanings": ["Mezhebi geniş olma durumu, geniş mezheplilik"]}, {"word": "işlevsellik", "meanings": ["İşlevsel olma durumu, fonksiyonellik"]}, {"word": "interaktiflik", "meanings": ["Etkileşimlilik"]}, {"word": "müstahdemlik", "meanings": ["Odacılık"]}, {"word": "sütsüzce", "meanings": ["Sütsüze yakışır bir biçimde"]}, {"word": "tutumsuzca", "meanings": ["Tutumsuz bir biçimde, savurganca"]}, {"word": "içgüdüsellik", "meanings": ["İçgüdüsel olma durumu"]}, {"word": "iç içelik", "meanings": ["İç içe olma durumu"]}, {"word": "içreklik", "meanings": ["İçrek olma durumu"]}, {"word": "toplumsallık", "meanings": ["Toplumsal olma durumu, içtimailik, sosyallik"]}, {"word": "içtimailik", "meanings": ["İçtimai olma durumu"]}, {"word": "içsellik", "meanings": ["İçsel olma durumu"]}, {"word": "ideallik", "meanings": ["İdeal olma durumu"]}, {"word": "sosyallik", "meanings": ["Toplumsallık"]}, {"word": "ihtişamsız", "meanings": ["Görkemsiz"]}, {"word": "iffetlilik", "meanings": ["İffetli olma durumu, afiflik, afifelik, sililik"]}, {"word": "ihtişamsızlık", "meanings": ["Görkemsizlik"]}, {"word": "ikizlik", "meanings": ["İkiz olma durumu"]}, {"word": "ilişiklik", "meanings": ["İlişik olma durumu"]}, {"word": "ihtiyatilik", "meanings": ["İhtiyati olma durumu"]}, {"word": "ilklik", "meanings": ["İlk olma durumu"]}, {"word": "ilkesellik", "meanings": ["İlkesel olma durumu"]}, {"word": "illegallik", "meanings": ["Yasa dışılık"]}, {"word": "yasa dışılık", "meanings": ["Yasa dışı olma durumu, kanun dışılık, illegallik"]}, {"word": "ilmîlik", "meanings": ["Bilimsellik"]}, {"word": "indirgenebilirlik", "meanings": ["İndirgenebilir olma durumu"]}, {"word": "imgesellik", "meanings": ["İmgesel olma durumu"]}, {"word": "inatlık", "meanings": ["İnatçılık"]}, {"word": "ironiklik", "meanings": ["İronik olma durumu"]}, {"word": "kadınsallık", "meanings": ["Kadınsal olma durumu"]}, {"word": "kafadan kontaklık", "meanings": ["Kafadan kontak olma durumu"]}, {"word": "kaimlik", "meanings": ["Kaim olma durumu"]}, {"word": "kalbi kırıklık", "meanings": ["Kalbi kırık olma durumu"]}, {"word": "kanilik", "meanings": ["Kani olma durumu"]}, {"word": "kâmillik", "meanings": ["Kâmil olma durumu"]}, {"word": "kalifiyelik", "meanings": ["Kalifiye olma durumu"]}, {"word": "kanun dışılık", "meanings": ["Yasa dışılık"]}, {"word": "karasallık", "meanings": ["Karasal olma durumu"]}, {"word": "afakan", "meanings": ["Hafakan"]}, {"word": "kara cahillik", "meanings": ["Kara cahil olma durumu"]}, {"word": "brit", "meanings": ["Düğmeyi iliklemek için kumaş veya iplikten yapılmış özel bir ilik türü", "Nakış veya dantelde motifleri birleştiren bağ", "Giysiyi çengele asmak için kullanılan, giysinin enseye yakın bölümünde yer alan ince şerit"]}, {"word": "obsesyon", "meanings": ["Takıntı"]}, {"word": "obsesif", "meanings": ["Takıntılı"]}, {"word": "Behçet hastalığı", "meanings": ["Ağızda, gözde ve döl yolu çevresinde oluşan yaralarla seyreden, ayrıca deri, göz, eklemler başta olmak üzere vücuttaki organ ve dokuları tutabilen bir hastalık"]}, {"word": "budayıvermek", "meanings": ["Çabucak budamak"]}, {"word": "budayıverme", "meanings": ["Budayıvermek işi"]}, {"word": "buğulanabilmek", "meanings": ["Buğulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buğulanabilme", "meanings": ["Buğulanabilmek işi"]}, {"word": "buğulanış", "meanings": ["Buğulanma işi"]}, {"word": "buğulanıvermek", "meanings": ["Çabucak buğulanmak"]}, {"word": "buğulanıverme", "meanings": ["Buğulanıvermek işi"]}, {"word": "buğulaştırmak", "meanings": ["Bir sıvının buğulaşmasını sağlamak"]}, {"word": "buğulaştırma", "meanings": ["Buğulaştırmak işi"]}, {"word": "buharlaşabilmek", "meanings": ["Buharlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buharlaşabilme", "meanings": ["Buharlaşabilmek işi"]}, {"word": "buharlaşıvermek", "meanings": ["Çabucak buharlaşmak"]}, {"word": "buharlaşıverme", "meanings": ["Buharlaşıvermek işi"]}, {"word": "bukağılanmak", "meanings": ["Hayvanın ayağına bukağı takılmak"]}, {"word": "bukağılanma", "meanings": ["Bukağılanmak işi"]}, {"word": "bukağılayabilmek", "meanings": ["Bukağılama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bukağılamayı becermek"]}, {"word": "bukağılayabilme", "meanings": ["Bukağılayabilmek işi"]}, {"word": "bukalemunlaşmak", "meanings": ["Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştirmek"]}, {"word": "bukalemunlaşma", "meanings": ["Bukalemunlaşmak işi"]}, {"word": "bulabilmek", "meanings": ["Bulma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bulmayı becermek"]}, {"word": "bulabilme", "meanings": ["Bulabilmek işi"]}, {"word": "bulanabilmek", "meanings": ["Bulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulanabilme", "meanings": ["Bulanabilmek işi"]}, {"word": "bulandırabilme", "meanings": ["Bulandırabilmek işi"]}, {"word": "bulandırabilmek", "meanings": ["Bulandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bulandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "bulandırılabilmek", "meanings": ["Bulandırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulandırıvermek", "meanings": ["Çabucak bulandırmak"]}, {"word": "bulandırılabilme", "meanings": ["Bulandırılabilmek işi"]}, {"word": "bulandırıverme", "meanings": ["Bulandırıvermek işi"]}, {"word": "bulanıklaştırılmak", "meanings": ["Bulanık bir duruma getirilmek"]}, {"word": "bulanıklaştırılma", "meanings": ["Bulanıklaştırılmak işi"]}, {"word": "bulanıvermek", "meanings": ["Çabucak bulanmak"]}, {"word": "bulanıverme", "meanings": ["Bulanıvermek işi"]}, {"word": "bulaşabilmek", "meanings": ["Bulaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulaşıvermek", "meanings": ["Çabucak bulaşmak"]}, {"word": "bulaşabilme", "meanings": ["Bulaşabilmek işi"]}, {"word": "bulaşıverme", "meanings": ["Bulaşıvermek işi"]}, {"word": "bulaştırabilmek", "meanings": ["Bulaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bulaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bulaştırabilme", "meanings": ["Bulaştırabilmek işi"]}, {"word": "bulaştırıvermek", "meanings": ["Çabucak bulaştırmak"]}, {"word": "bulaştırıverme", "meanings": ["Bulaştırıvermek işi"]}, {"word": "buldurabilmek", "meanings": ["Buldurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulgulanabilmek", "meanings": ["Bulgulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buldurabilme", "meanings": ["Buldurabilmek işi"]}, {"word": "bulgulanabilme", "meanings": ["Bulgulanabilmek işi"]}, {"word": "bulgulanış", "meanings": ["Bulgulanma işi"]}, {"word": "bulgulanmak", "meanings": ["Bulgulama işine konu olmak"]}, {"word": "bulgulanma", "meanings": ["Bulgulanmak işi"]}, {"word": "bulgulayabilmek", "meanings": ["Bulgulama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulgulayabilme", "meanings": ["Bulgulayabilmek işi"]}, {"word": "bulgulayış", "meanings": ["Bulgulama işi"]}, {"word": "bulunabilmek", "meanings": ["Bulunma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulundurabilmek", "meanings": ["Bulundurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulunabilme", "meanings": ["Bulunabilmek işi"]}, {"word": "bulundurabilme", "meanings": ["Bulundurabilmek işi"]}, {"word": "bulundurulabilmek", "meanings": ["Bulundurulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bulundurulabilme", "meanings": ["Bulundurulabilmek işi"]}, {"word": "bulunuş", "meanings": ["Bulunma işi"]}, {"word": "bulunuvermek", "meanings": ["Çabucak bulunmak"]}, {"word": "bulunuverme", "meanings": ["Bulunuvermek işi"]}, {"word": "buluşabilmek", "meanings": ["Buluşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Buluşmayı becermek"]}, {"word": "buluşturulabilmek", "meanings": ["Buluşturulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buluşabilme", "meanings": ["Buluşabilmek işi"]}, {"word": "buluşturulabilme", "meanings": ["Buluşturulabilmek işi"]}, {"word": "buluşturabilmek", "meanings": ["Buluşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Buluşturmaya gücü yetmek"]}, {"word": "buluşturabilme", "meanings": ["Buluşturabilmek işi"]}, {"word": "buluşturulmak", "meanings": ["Bir araya gelmeleri sağlanmak, bir araya getirilmek"]}, {"word": "buluşturulma", "meanings": ["Buluşturulmak işi"]}, {"word": "buluşturuvermek", "meanings": ["Çabucak buluşturmak"]}, {"word": "buluşulabilmek", "meanings": ["Buluşulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buluşturuverme", "meanings": ["Buluşturuvermek işi"]}, {"word": "buluşulabilme", "meanings": ["Buluşulabilmek işi"]}, {"word": "buluşuvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın buluşmak"]}, {"word": "buluşuverme", "meanings": ["Buluşuvermek işi"]}, {"word": "bulutlanabilmek", "meanings": ["Bulutlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "bulutlanabilme", "meanings": ["Bulutlanabilmek işi"]}, {"word": "bulutlanıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak bulutlanmak"]}, {"word": "bulutlanıverme", "meanings": ["Bulutlanıvermek işi"]}, {"word": "buluvermek", "meanings": ["Çabucak bulmak", "Ansızın bulmak"]}, {"word": "buluverme", "meanings": ["Buluvermek işi"]}, {"word": "bunaklaşabilme", "meanings": ["Bunaklaşabilmek işi"]}, {"word": "bunaklaşabilmek", "meanings": ["Bunaklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "bunaklaşmak", "meanings": ["Bunak bir duruma gelmek"]}, {"word": "bunaklaşma", "meanings": ["Bunaklaşmak işi"]}, {"word": "bunalabilmek", "meanings": ["Bunalma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "bunalabilme", "meanings": ["Bunalabilmek işi"]}, {"word": "bunalımsız", "meanings": ["Gerginlik, sıkıntı vermeyen, gerginliği olmayan"]}, {"word": "bunalıvermek", "meanings": ["Çabucak bunalmak"]}, {"word": "burabilmek", "meanings": ["Burma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Burmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bunaltabilmek", "meanings": ["Bunaltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bunaltmaya gücü yetmek"]}, {"word": "bunalıverme", "meanings": ["Bunalıvermek işi"]}, {"word": "bunayabilmek", "meanings": ["Bunama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "bunaltabilme", "meanings": ["Bunaltabilmek işi"]}, {"word": "bunayabilme", "meanings": ["Bunayabilmek işi"]}, {"word": "bunayıvermek", "meanings": ["Çabucak bunamak"]}, {"word": "bunayıverme", "meanings": ["Bunayıvermek işi"]}, {"word": "burabilme", "meanings": ["Burabilmek işi"]}, {"word": "burdurabilmek", "meanings": ["Burdurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Burdurmaya gücü yetmek"]}, {"word": "burdurabilme", "meanings": ["Burdurabilmek işi"]}, {"word": "burdurulmak", "meanings": ["Burulması sağlanmak"]}, {"word": "burkabilmek", "meanings": ["Burkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Burkmaya gücü yetmek"]}, {"word": "burdurulma", "meanings": ["Burdurulmak işi"]}, {"word": "burkabilme", "meanings": ["Burkabilmek işi"]}, {"word": "burkuk", "meanings": ["Burkulmuş olan", "Hafif eğri"]}, {"word": "burkulabilmek", "meanings": ["Burkulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "burkulabilme", "meanings": ["Burkulabilmek işi"]}, {"word": "burkuluvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın burkulmak"]}, {"word": "burkuvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın burkmak"]}, {"word": "burkuluverme", "meanings": ["Burkuluvermek işi"]}, {"word": "burkuverme", "meanings": ["Burkuvermek işi"]}, {"word": "burulabilmek", "meanings": ["Burulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "burulabilme", "meanings": ["Burulabilmek işi"]}, {"word": "buruşabilmek", "meanings": ["Buruşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buruşabilme", "meanings": ["Buruşabilmek işi"]}, {"word": "buruşturabilmek", "meanings": ["Buruşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Buruşturmaya gücü yetmek"]}, {"word": "buruşturabilme", "meanings": ["Buruşturabilmek işi"]}, {"word": "buruşturulabilme", "meanings": ["Buruşturulabilmek işi"]}, {"word": "buruşturulabilmek", "meanings": ["Buruşturulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buruşturulma", "meanings": ["Buruşturulmak işi"]}, {"word": "buruşturulmak", "meanings": ["Buruşuk duruma getirilmek"]}, {"word": "buruşturuverme", "meanings": ["Buruşturuvermek işi"]}, {"word": "buruşturuvermek", "meanings": ["Çabucak buruşturmak"]}, {"word": "buruşuvermek", "meanings": ["Çabucak buruşmak"]}, {"word": "buruşuverme", "meanings": ["Buruşuvermek işi"]}, {"word": "buyurabilme", "meanings": ["Buyurabilmek işi"]}, {"word": "buyurabilmek", "meanings": ["Buyurma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Buyurma becerisi bulunmak"]}, {"word": "buyurganlaşmak", "meanings": ["Buyurgan duruma gelmek"]}, {"word": "buyurganlaşma", "meanings": ["Buyurganlaşmak işi"]}, {"word": "buzlanabilmek", "meanings": ["Buzlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buzlanabilme", "meanings": ["Buzlanabilmek işi"]}, {"word": "buyurganca", "meanings": ["Buyurgana yakışır bir biçimde"]}, {"word": "buzlaşabilmek", "meanings": ["Buzlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boyayabilme", "meanings": ["Boyayabilmek işi"]}, {"word": "boyayabilmek", "meanings": ["Boyama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Boyamaya gücü yetmek", "Boyama becerisi bulunmak"]}, {"word": "buzlaşabilme", "meanings": ["Buzlaşabilmek işi"]}, {"word": "bulayabilmek", "meanings": ["Bulama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bulamaya gücü yetmek"]}, {"word": "bulayabilme", "meanings": ["Bulayabilmek işi"]}, {"word": "bücürleşme", "meanings": ["Bücürleşmek işi"]}, {"word": "bücürleşmek", "meanings": ["Bücür duruma gelmek"]}, {"word": "bükebilmek", "meanings": ["Bükme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bükme becerisi bulunmak", "Bükmeye gücü yetmek"]}, {"word": "bükebilme", "meanings": ["Bükebilmek işi"]}, {"word": "büklümlü", "meanings": ["Büklümü olan"]}, {"word": "büktürebilmek", "meanings": ["Büktürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Büktürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "büktürebilme", "meanings": ["Büktürebilmek işi"]}, {"word": "büktürülmek", "meanings": ["Bükülmesi sağlanmak"]}, {"word": "bükülebilme", "meanings": ["Bükülebilmek işi"]}, {"word": "büktürülme", "meanings": ["Büktürülmek işi"]}, {"word": "bükülebilmek", "meanings": ["Bükülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bükülüvermek", "meanings": ["Çabucak bükülmek"]}, {"word": "bükülüverme", "meanings": ["Bükülüvermek işi"]}, {"word": "büküverme", "meanings": ["Büküvermek işi"]}, {"word": "büküvermek", "meanings": ["Çabucak bükmek"]}, {"word": "bürünebilmek", "meanings": ["Bürünme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bürünebilme", "meanings": ["Bürünebilmek işi"]}, {"word": "bürünüş", "meanings": ["Bürünme işi"]}, {"word": "bürünüvermek", "meanings": ["Çabucak bürünmek"]}, {"word": "bürünüverme", "meanings": ["Bürünüvermek işi"]}, {"word": "bürüyebilmek", "meanings": ["Bürüme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bürümeye gücü yetmek"]}, {"word": "bürüyüş", "meanings": ["Bürüme işi"]}, {"word": "bürüyebilme", "meanings": ["Bürüyebilmek işi"]}, {"word": "bütünlenebilmek", "meanings": ["Bütünlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bütünleşebilmek", "meanings": ["Bütünleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bütünleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "bütünlenebilme", "meanings": ["Bütünlenebilmek işi"]}, {"word": "bütünleşebilme", "meanings": ["Bütünleşebilmek işi"]}, {"word": "bütünleştirebilmek", "meanings": ["Bütünleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bütünleştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "bütünleştirebilme", "meanings": ["Bütünleştirebilmek işi"]}, {"word": "bütünleştirilebilmek", "meanings": ["Bütünleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bütünleştirilebilme", "meanings": ["Bütünleştirilebilmek işi"]}, {"word": "bütünleştirilmek", "meanings": ["Bütünleşmesi sağlanmak"]}, {"word": "bütünleştirilme", "meanings": ["Bütünleştirilmek işi"]}, {"word": "bütünleştirmek", "meanings": ["Bütün duruma getirmek"]}, {"word": "bütünleştirme", "meanings": ["Bütünleştirmek işi"]}, {"word": "bütünletebilmek", "meanings": ["Bütünletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bütünletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "bütünletebilme", "meanings": ["Bütünletebilmek işi"]}, {"word": "bütünleyebilmek", "meanings": ["Bütünleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Bütünlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "bütünleyebilme", "meanings": ["Bütünleyebilmek işi"]}, {"word": "ninelik", "meanings": ["Nine olma durumu, büyükannelik"]}, {"word": "büyükannelik", "meanings": ["Ninelik"]}, {"word": "büyükbabalık", "meanings": ["Dedelik"]}, {"word": "büyüklenebilmek", "meanings": ["Büyüklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büyüklenebilme", "meanings": ["Büyüklenebilmek işi"]}, {"word": "büyülenebilmek", "meanings": ["Büyülenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büyülenebilme", "meanings": ["Büyülenebilmek işi"]}, {"word": "büyüleyebilmek", "meanings": ["Büyüleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Büyüleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "büyüleyebilme", "meanings": ["Büyüleyebilmek işi"]}, {"word": "büyültebilmek", "meanings": ["Büyültme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Büyültmeye gücü yetmek"]}, {"word": "büyütebilmek", "meanings": ["Büyütme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Büyütmeye gücü yetmek"]}, {"word": "büyültebilme", "meanings": ["Büyültebilmek işi"]}, {"word": "büyütebilme", "meanings": ["Büyütebilmek işi"]}, {"word": "büyütülebilme", "meanings": ["Büyütülebilmek işi"]}, {"word": "büyütülebilmek", "meanings": ["Büyütülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büyütülüş", "meanings": ["Büyütülme işi"]}, {"word": "büyütüş", "meanings": ["Büyütme işi"]}, {"word": "büyüyebilmek", "meanings": ["Büyüme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büyüyebilme", "meanings": ["Büyüyebilmek işi"]}, {"word": "büyüyüş", "meanings": ["Büyüme işi"]}, {"word": "büyüyüverme", "meanings": ["Büyüyüvermek işi"]}, {"word": "büyüyüvermek", "meanings": ["Çabucak büyümek"]}, {"word": "büzdürülmek", "meanings": ["Büzülmesi sağlanmak"]}, {"word": "büzdürülme", "meanings": ["Büzdürülmek işi"]}, {"word": "büzebilmek", "meanings": ["Büzme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Büzmeye gücü yetmek"]}, {"word": "büzebilme", "meanings": ["Büzebilmek işi"]}, {"word": "büzülebilmek", "meanings": ["Büzülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büzülebilme", "meanings": ["Büzülebilmek işi"]}, {"word": "büzülüvermek", "meanings": ["Çabucak büzülmek"]}, {"word": "büzüşebilme", "meanings": ["Büzüşebilmek işi"]}, {"word": "büzülüverme", "meanings": ["Büzülüvermek işi"]}, {"word": "büzüşebilmek", "meanings": ["Büzüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büzüştürebilmek", "meanings": ["Büzüştürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Büzüştürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "büzüştürebilme", "meanings": ["Büzüştürebilmek işi"]}, {"word": "büzüştürme", "meanings": ["Büzüştürmek işi"]}, {"word": "büzüştürmek", "meanings": ["Büzüşmesine yol açmak"]}, {"word": "büzüştürülebilmek", "meanings": ["Büzüştürülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "büzüştürülmek", "meanings": ["Büzüşmesine yol açılmak"]}, {"word": "büzüştürülebilme", "meanings": ["Büzüştürülebilmek işi"]}, {"word": "büzüşüvermek", "meanings": ["Çabucak büzüşmek"]}, {"word": "büzüşüverme", "meanings": ["Büzüşüvermek işi"]}, {"word": "büzüşüklük", "meanings": ["Büzüşük olma durumu"]}, {"word": "cahilleşebilmek", "meanings": ["Cahilleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "cahilleşebilme", "meanings": ["Cahilleşebilmek işi"]}, {"word": "cahilleşme", "meanings": ["Cahilleşmek işi"]}, {"word": "cahilleşmek", "meanings": ["Cahil duruma gelmek"]}, {"word": "camlatılmak", "meanings": ["Cam taktırılmak"]}, {"word": "canavarlaşabilme", "meanings": ["Canavarlaşabilmek işi"]}, {"word": "canavarlaşabilmek", "meanings": ["Canavarlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "camlatılma", "meanings": ["Camlatılmak işi"]}, {"word": "candaş", "meanings": ["Can dostu"]}, {"word": "candaşlık", "meanings": ["Candaş olma durumu"]}, {"word": "canlanabilmek", "meanings": ["Canlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "canlanabilme", "meanings": ["Canlanabilmek işi"]}, {"word": "canlandırılabilmek", "meanings": ["Canlandırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "canlandırabilme", "meanings": ["Canlandırabilmek işi"]}, {"word": "canlandırılabilme", "meanings": ["Canlandırılabilmek işi"]}, {"word": "canlandırıverme", "meanings": ["Canlandırıvermek işi"]}, {"word": "canlandırabilmek", "meanings": ["Canlandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Canlandırma becerisi bulunmak", "Canlandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "canlandırıvermek", "meanings": ["Çabucak canlandırmak"]}, {"word": "canlanış", "meanings": ["Canlanma işi"]}, {"word": "canlanıvermek", "meanings": ["Çabucak canlanmak"]}, {"word": "canlanıverme", "meanings": ["Canlanıvermek işi"]}, {"word": "büzüştürülme", "meanings": ["Büzüştürülmek işi"]}, {"word": "canlıcı", "meanings": ["Canlıcılık yanlısı olan"]}, {"word": "cansızlaşabilme", "meanings": ["Cansızlaşabilmek işi"]}, {"word": "cansızlaşabilmek", "meanings": ["Cansızlaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "cansızlaştırılmak", "meanings": ["Cansız duruma getirilmek"]}, {"word": "cansızlaştırılma", "meanings": ["Cansızlaştırılmak işi"]}, {"word": "cayabilmek", "meanings": ["Cayma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "caydırabilmek", "meanings": ["Caydırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Caydırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "cayabilme", "meanings": ["Cayabilmek işi"]}, {"word": "caydırabilme", "meanings": ["Caydırabilmek işi"]}, {"word": "caydırılabilmek", "meanings": ["Caydırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "caydırılabilme", "meanings": ["Caydırılabilmek işi"]}, {"word": "caydırılış", "meanings": ["Caydırılma işi"]}, {"word": "cayırdayış", "meanings": ["Cayırdama işi"]}, {"word": "cayıvermek", "meanings": ["Çabucak caymak"]}, {"word": "cayıverme", "meanings": ["Cayıvermek işi"]}, {"word": "cazipleşebilmek", "meanings": ["Cazipleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "cazırdayış", "meanings": ["Cazırdama işi"]}, {"word": "cazipleşebilme", "meanings": ["Cazipleşebilmek işi"]}, {"word": "cazipleştirebilmek", "meanings": ["Cazipleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Cazipleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "cazipleştirebilme", "meanings": ["Cazipleştirebilmek işi"]}, {"word": "cazipleştirilebilmek", "meanings": ["Cazipleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "cazipleştirilebilme", "meanings": ["Cazipleştirilebilmek işi"]}, {"word": "cazipleştirilmek", "meanings": ["Cazip duruma getirilmek"]}, {"word": "cazipleştirilme", "meanings": ["Cazipleştirilmek işi"]}, {"word": "celallenebilmek", "meanings": ["Celallenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "celallenebilme", "meanings": ["Celallenebilmek işi"]}, {"word": "celallenivermek", "meanings": ["Çabucak celallenmek"]}, {"word": "celalleniverme", "meanings": ["Celallenivermek işi"]}, {"word": "cezalandırabilmek", "meanings": ["Cezalandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Cezalandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "cezalandırabilme", "meanings": ["Cezalandırabilmek işi"]}, {"word": "cezalandırılabilmek", "meanings": ["Cezalandırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "cezalandırılabilme", "meanings": ["Cezalandırılabilmek işi"]}, {"word": "cesaretlendirebilmek", "meanings": ["Cesaretlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Cesaretlendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "cesaretlendirebilme", "meanings": ["Cesaretlendirebilmek işi"]}, {"word": "cevaplayabilmek", "meanings": ["Cevaplama ihtimali veya imkânı bulunmak, yanıtlayabilmek", "Cevaplamaya gücü yetmek"]}, {"word": "cevaplayabilme", "meanings": ["Cevaplayabilmek işi, yanıtlayabilme"]}, {"word": "cıvıklaşabilmek", "meanings": ["Cıvıklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "cıvatalı", "meanings": ["Cıvatası olan", "Cıvata ile tutturulmuş olan"]}, {"word": "cıvıklaşabilme", "meanings": ["Cıvıklaşabilmek işi"]}, {"word": "cıvıklaştırılmak", "meanings": ["Cıvık duruma getirilmek"]}, {"word": "cıvıldayış", "meanings": ["Cıvıldama işi"]}, {"word": "cıvıklaştırılma", "meanings": ["Cıvıklaştırılmak işi"]}, {"word": "cıvıtabilmek", "meanings": ["Cıvıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Cıvıtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "cıvıtabilme", "meanings": ["Cıvıtabilmek işi"]}, {"word": "cıvıtıverme", "meanings": ["Cıvıtıvermek işi"]}, {"word": "ciddileşebilmek", "meanings": ["Ciddileşme ihtimali bulunmak", "Ciddileşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "cıvıtıvermek", "meanings": ["Çabucak cıvıtmak"]}, {"word": "ciddileşebilme", "meanings": ["Ciddileşebilmek işi"]}, {"word": "ciddileşivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak ciddileşmek"]}, {"word": "ciddileşiverme", "meanings": ["Ciddileşivermek işi"]}, {"word": "cilalatılmak", "meanings": ["Cilalama işi yaptırılmak"]}, {"word": "cilalatılma", "meanings": ["Cilalatılmak işi"]}, {"word": "cilalayabilmek", "meanings": ["Cilalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Cilalamaya gücü yetmek", "Cilalama becerisi bulunmak"]}, {"word": "cilalayabilme", "meanings": ["Cilalayabilmek işi"]}, {"word": "ciltlenebilmek", "meanings": ["Ciltlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ciltlenebilme", "meanings": ["Ciltlenebilmek işi"]}, {"word": "ciltleyebilmek", "meanings": ["Ciltleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ciltleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ciltletebilmek", "meanings": ["Ciltletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ciltletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "ciltletebilme", "meanings": ["Ciltletebilmek işi"]}, {"word": "ciltleyebilme", "meanings": ["Ciltleyebilmek işi"]}, {"word": "cilveleşebilmek", "meanings": ["Cilveleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "cilveleşebilme", "meanings": ["Cilveleşebilmek işi"]}, {"word": "cimrileşebilmek", "meanings": ["Cimrileşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "cimrileşebilme", "meanings": ["Cimrileşebilmek işi"]}, {"word": "cisimleşebilmek", "meanings": ["Cisimleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Cisimleşmeye gücü yetmek"]}, {"word": "cisimleşebilme", "meanings": ["Cisimleşebilmek işi"]}, {"word": "coşabilmek", "meanings": ["Coşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Coşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "coşabilme", "meanings": ["Coşabilmek işi"]}, {"word": "coşkulanabilmek", "meanings": ["Coşkulanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "coşkulandırmak", "meanings": ["Coşkulu duruma getirmek"]}, {"word": "coşkulanabilme", "meanings": ["Coşkulanabilmek işi"]}, {"word": "coşkulandırma", "meanings": ["Coşkulandırmak işi"]}, {"word": "coşkulandırabilmek", "meanings": ["Coşkulandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Coşkulandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "coşkululuk", "meanings": ["Coşkulu olma durumu"]}, {"word": "coşkulandırabilme", "meanings": ["Coşkulandırabilmek işi"]}, {"word": "coşturabilmek", "meanings": ["Coşturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Coşturmaya gücü yetmek", "Coşturma becerisi bulunmak"]}, {"word": "coşuvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın coşmak"]}, {"word": "coşturabilme", "meanings": ["Coşturabilmek işi"]}, {"word": "coşuverme", "meanings": ["Coşuvermek işi"]}, {"word": "cömertleşebilmek", "meanings": ["Cömertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "cömertleşebilme", "meanings": ["Cömertleşebilmek işi"]}, {"word": "çabalatmak", "meanings": ["Çaba göstermesini sağlamak"]}, {"word": "çabalatma", "meanings": ["Çabalatmak işi"]}, {"word": "cücüklü", "meanings": ["Cücüğü olan"]}, {"word": "çabalayabilmek", "meanings": ["Çabalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çabalama becerisi bulunmak"]}, {"word": "çabalayabilme", "meanings": ["Çabalayabilmek işi"]}, {"word": "çabalayadurmak", "meanings": ["Çabalamasını sürdürmek"]}, {"word": "çabalayadurma", "meanings": ["Çabalayadurmak işi"]}, {"word": "çabasız", "meanings": ["Çaba göstermeyen, çabalamayan (kimse)", "Çaba göstermeden, çabalamadan"]}, {"word": "çabuklaşabilme", "meanings": ["Çabuklaşabilmek işi"]}, {"word": "çabuklaşabilmek", "meanings": ["Çabuklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çabasızlık", "meanings": ["Çabasız olma durumu"]}, {"word": "çabuklaştırabilmek", "meanings": ["Çabuklaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çabuklaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çabuklaştırabilme", "meanings": ["Çabuklaştırabilmek işi"]}, {"word": "çabuklaştırılabilmek", "meanings": ["Çabuklaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çabuklaştırılabilme", "meanings": ["Çabuklaştırılabilmek işi"]}, {"word": "çaçalık", "meanings": ["Çaçanın işi"]}, {"word": "çağdaşlaşabilmek", "meanings": ["Çağdaşlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çağdaşlaştırabilmek", "meanings": ["Çağdaşlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çağdaşlaştırmaya gücü yetmek", "Çağdaşlaştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çağdaşlaşabilme", "meanings": ["Çağdaşlaşabilmek işi"]}, {"word": "çağdaşlaştırılabilmek", "meanings": ["Çağdaşlaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çağdaşlaştırabilme", "meanings": ["Çağdaşlaştırabilmek işi"]}, {"word": "çağdaşlaştırılabilme", "meanings": ["Çağdaşlaştırılabilmek işi"]}, {"word": "çağdaşlaştırılmak", "meanings": ["Çağdaşlaşması sağlanmak"]}, {"word": "çağırabilmek", "meanings": ["Çağırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çağırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çağdaşlaştırılma", "meanings": ["Çağdaşlaştırılmak işi"]}, {"word": "çağırış", "meanings": ["Çağırma işi"]}, {"word": "çağırabilme", "meanings": ["Çağırabilmek işi"]}, {"word": "çağırıverme", "meanings": ["Çağırıvermek işi"]}, {"word": "çağırtabilmek", "meanings": ["Çağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çağırtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çağırıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çağırmak"]}, {"word": "çağırtabilme", "meanings": ["Çağırtabilmek işi"]}, {"word": "çağırtılma", "meanings": ["Çağırtılmak işi"]}, {"word": "çağrılabilmek", "meanings": ["Çağrılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çağrılabilme", "meanings": ["Çağrılabilmek işi"]}, {"word": "çağırtılmak", "meanings": ["Çağırtma işine konu olmak"]}, {"word": "çağrıştırabilmek", "meanings": ["Çağrıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çağrıştırabilme", "meanings": ["Çağrıştırabilmek işi"]}, {"word": "çağrıştırış", "meanings": ["Çağrıştırma işi"]}, {"word": "çağrıştırıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çağrıştırmak"]}, {"word": "çakabilme", "meanings": ["Çakabilmek işi"]}, {"word": "çakırkeyiflik", "meanings": ["Çakırkeyif olma durumu"]}, {"word": "çakabilmek", "meanings": ["Çakma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çakmaya gücü yetmek", "Çakma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çakılabilmek", "meanings": ["Çakılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çağrıştırıverme", "meanings": ["Çağrıştırıvermek işi"]}, {"word": "çakılabilme", "meanings": ["Çakılabilmek işi"]}, {"word": "çakılayazmak", "meanings": ["Çakılır gibi olmak"]}, {"word": "çakılayazma", "meanings": ["Çakılayazmak işi"]}, {"word": "çakılış", "meanings": ["Çakılma işi"]}, {"word": "çakışabilme", "meanings": ["Çakışabilmek işi"]}, {"word": "çakışabilmek", "meanings": ["Çakışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çakıştırılma", "meanings": ["Çakıştırılmak işi"]}, {"word": "çakıştırılmak", "meanings": ["Çakışma işi yaptırılmak"]}, {"word": "çakıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çakmak"]}, {"word": "çalabilme", "meanings": ["Çalabilmek işi"]}, {"word": "çalabilmek", "meanings": ["Çalma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çalmaya gücü yetmek", "Çalma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çaldırabilmek", "meanings": ["Çaldırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çalımlayabilmek", "meanings": ["Çalımlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çalımlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "çaldırabilme", "meanings": ["Çaldırabilmek işi"]}, {"word": "çalımlayabilme", "meanings": ["Çalımlayabilmek işi"]}, {"word": "çalınabilmek", "meanings": ["Çalınma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çalınabilme", "meanings": ["Çalınabilmek işi"]}, {"word": "çalınış", "meanings": ["Çalınma işi"]}, {"word": "çalışabilmek", "meanings": ["Çalışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çalışmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çalışabilme", "meanings": ["Çalışabilmek işi"]}, {"word": "çalıştırabilmek", "meanings": ["Çalıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çalıştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çalıştırabilme", "meanings": ["Çalıştırabilmek işi"]}, {"word": "çalıştırılabilmek", "meanings": ["Çalıştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çalıştırılabilme", "meanings": ["Çalıştırılabilmek işi"]}, {"word": "çalıştırılış", "meanings": ["Çalıştırılma işi"]}, {"word": "çalıştırıvermek", "meanings": ["Çabucak çalıştırmak"]}, {"word": "çalıştırıverme", "meanings": ["Çalıştırıvermek işi"]}, {"word": "çalıvermek", "meanings": ["Çabucak çalmak"]}, {"word": "çalıverme", "meanings": ["Çalıvermek işi"]}, {"word": "çalkalanabilmek", "meanings": ["Çalkalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çalkalanabilme", "meanings": ["Çalkalanabilmek işi"]}, {"word": "çalkalayabilmek", "meanings": ["Çalkalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çalkalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "çalkalayabilme", "meanings": ["Çalkalayabilmek işi"]}, {"word": "çalkanabilmek", "meanings": ["Çalkalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çalkanabilme", "meanings": ["Çalkanabilmek işi"]}, {"word": "çamurlanabilmek", "meanings": ["Çamurlanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çamurlayabilmek", "meanings": ["Çamurlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çamurlanabilme", "meanings": ["Çamurlanabilmek işi"]}, {"word": "çamurlaşabilmek", "meanings": ["Çamurlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çamurlaşabilme", "meanings": ["Çamurlaşabilmek işi"]}, {"word": "çamurlayabilme", "meanings": ["Çamurlayabilmek işi"]}, {"word": "çapaklanabilmek", "meanings": ["Çapaklanma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çapaklanabilme", "meanings": ["Çapaklanabilmek işi"]}, {"word": "çapalanabilmek", "meanings": ["Çapalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çapalayabilme", "meanings": ["Çapalayabilmek işi"]}, {"word": "çapalayış", "meanings": ["Çapalama işi"]}, {"word": "çapalanabilme", "meanings": ["Çapalanabilmek işi"]}, {"word": "çapalayabilmek", "meanings": ["Çapalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çapalamaya gücü yetmek", "Çapalama becerisi bulunmak"]}, {"word": "çapullanmak", "meanings": ["Bir yer soyulmak, yağmalanmak"]}, {"word": "çaresizce", "meanings": ["Çaresiz bir biçimde, çaresizcesine"]}, {"word": "çapullanma", "meanings": ["Çapullanmak işi"]}, {"word": "çarpabilmek", "meanings": ["Çarpma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çarpma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çarpıklaştırılmak", "meanings": ["Çarpık duruma getirilmek"]}, {"word": "çarpayazma", "meanings": ["Çarpayazmak işi"]}, {"word": "çarpayazmak", "meanings": ["Çarpacak duruma gelmek"]}, {"word": "çarpabilme", "meanings": ["Çarpabilmek işi"]}, {"word": "çarpıklaştırılma", "meanings": ["Çarpıklaştırılmak işi"]}, {"word": "çarpılabilmek", "meanings": ["Çarpılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çarpılabilme", "meanings": ["Çarpılabilmek işi"]}, {"word": "çarpılıvermek", "meanings": ["Çabucak çarpılmak"]}, {"word": "çarpışabilmek", "meanings": ["Çarpışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çarpışıvermek", "meanings": ["Ansızın çarpışmak"]}, {"word": "çarpışabilme", "meanings": ["Çarpışabilmek işi"]}, {"word": "çarpılıverme", "meanings": ["Çarpılıvermek işi"]}, {"word": "çarpışıverme", "meanings": ["Çarpışıvermek işi"]}, {"word": "çarpıştırabilmek", "meanings": ["Çarpıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çarpıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çarpıştırabilme", "meanings": ["Çarpıştırabilmek işi"]}, {"word": "çarpıştırılmak", "meanings": ["Çarpışmaları sağlanmak"]}, {"word": "çarpıştırılma", "meanings": ["Çarpıştırılmak işi"]}, {"word": "çarpıtabilmek", "meanings": ["Çarpıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çarpıtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çarpıtabilme", "meanings": ["Çarpıtabilmek işi"]}, {"word": "çarpıtılabilmek", "meanings": ["Çarpıtılma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çarpıtılış", "meanings": ["Çarpıtılma işi"]}, {"word": "çarpıtılabilme", "meanings": ["Çarpıtılabilmek işi"]}, {"word": "çarpıtış", "meanings": ["Çarpıtma işi"]}, {"word": "çarpıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çarpmak"]}, {"word": "çarptırabilmek", "meanings": ["Çarptırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çarptırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çarpıverme", "meanings": ["Çarpıvermek işi"]}, {"word": "çarptırabilme", "meanings": ["Çarptırabilmek işi"]}, {"word": "çarptırılmak", "meanings": ["Çarptırma işine konu olmak"]}, {"word": "çarptırılma", "meanings": ["Çarptırılmak işi"]}, {"word": "çatabilmek", "meanings": ["Çatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatabilme", "meanings": ["Çatabilmek işi"]}, {"word": "çatallanabilmek", "meanings": ["Çatallanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatallaşabilmek", "meanings": ["Çatallaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatallanabilme", "meanings": ["Çatallanabilmek işi"]}, {"word": "çatallanış", "meanings": ["Çatallanma işi"]}, {"word": "çatallaşabilme", "meanings": ["Çatallaşabilmek işi"]}, {"word": "çatanacılık", "meanings": ["Çatanacının yaptığı iş"]}, {"word": "çatılabilmek", "meanings": ["Çatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatılabilme", "meanings": ["Çatılabilmek işi"]}, {"word": "çatırdayabilmek", "meanings": ["Çatırdama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çatırdayış", "meanings": ["Çatırdama işi"]}, {"word": "çatışabilmek", "meanings": ["Çatışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çatışmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çatırdayabilme", "meanings": ["Çatırdayabilmek işi"]}, {"word": "çatışabilme", "meanings": ["Çatışabilmek işi"]}, {"word": "çatıştırabilme", "meanings": ["Çatıştırabilmek işi"]}, {"word": "çatıştırabilmek", "meanings": ["Çatıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çatıştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çatışıklık", "meanings": ["Çatışık olma durumu"]}, {"word": "çatıştırılma", "meanings": ["Çatıştırılmak işi"]}, {"word": "çatıştırılmak", "meanings": ["Çatıştırma işi yapılmak"]}, {"word": "çatıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çatmak"]}, {"word": "çatıverme", "meanings": ["Çatıvermek işi"]}, {"word": "çatlatabilmek", "meanings": ["Çatlatmak ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatlatılmak", "meanings": ["Çatlatma işine konu olmak"]}, {"word": "çatlatabilme", "meanings": ["Çatlatabilmek işi"]}, {"word": "çatlatılma", "meanings": ["Çatlatılmak işi"]}, {"word": "çatlatılabilmek", "meanings": ["Çatlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatlatılabilme", "meanings": ["Çatlatılabilmek işi"]}, {"word": "çatlayabilmek", "meanings": ["Çatlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çatlayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çatlamak"]}, {"word": "çatlayabilme", "meanings": ["Çatlayabilmek işi"]}, {"word": "çatlayıverme", "meanings": ["Çatlayıvermek işi"]}, {"word": "çayırlanma", "meanings": ["Çayırlanmak işi"]}, {"word": "çayırlanmak", "meanings": ["Hayvan, çayırda otlamak"]}, {"word": "çayırlatmak", "meanings": ["Çayırlama işini yaptırmak"]}, {"word": "çaylaklaşmak", "meanings": ["Çaylağa yakışır bir biçimde davranmak"]}, {"word": "çayırlatma", "meanings": ["Çayırlatmak işi"]}, {"word": "çaylaklaşma", "meanings": ["Çaylaklaşmak işi"]}, {"word": "çekebilmek", "meanings": ["Çekme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çekmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çekebilme", "meanings": ["Çekebilmek işi"]}, {"word": "çekiçlenebilmek", "meanings": ["Çekiçlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekiçlenebilme", "meanings": ["Çekiçlenebilmek işi"]}, {"word": "çekiçlenmek", "meanings": ["Çekiçle dövülmek"]}, {"word": "çekiçletmek", "meanings": ["Çekiçle dövdürmek"]}, {"word": "çekiçlenme", "meanings": ["Çekiçlenmek işi"]}, {"word": "çekiçletme", "meanings": ["Çekiçletmek işi"]}, {"word": "çekiçletilmek", "meanings": ["Çekiçle dövdürülmek"]}, {"word": "çekiçletilme", "meanings": ["Çekiçletilmek işi"]}, {"word": "çekiçletebilmek", "meanings": ["Çekiçletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekiçletebilme", "meanings": ["Çekiçletebilmek işi"]}, {"word": "çekiçletilebilmek", "meanings": ["Çekiçletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekiçleyebilmek", "meanings": ["Çekiçleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çekiçlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "çekiçletilebilme", "meanings": ["Çekiçletilebilmek işi"]}, {"word": "çekiçleyebilme", "meanings": ["Çekiçleyebilmek işi"]}, {"word": "çekiçleyivermek", "meanings": ["Çabucak çekiçlemek"]}, {"word": "çekiçleyiverme", "meanings": ["Çekiçleyivermek işi"]}, {"word": "çekiklik", "meanings": ["Çekik olma durumu"]}, {"word": "çekilebilmek", "meanings": ["Çekilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekilivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çekilmek"]}, {"word": "çekilebilme", "meanings": ["Çekilebilmek işi"]}, {"word": "çekiliverme", "meanings": ["Çekilivermek işi"]}, {"word": "çekimlenmek", "meanings": ["Çekimleme işine konu olmak"]}, {"word": "çekimlenme", "meanings": ["Çekimlenmek işi"]}, {"word": "çekimlenebilmek", "meanings": ["Çekimlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekimlenebilme", "meanings": ["Çekimlenebilmek işi"]}, {"word": "çekimleyebilmek", "meanings": ["Çekimleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekimleyiş", "meanings": ["Çekimleme işi"]}, {"word": "çekimleyebilme", "meanings": ["Çekimleyebilmek işi"]}, {"word": "çekimserce", "meanings": ["Çekimsere yakışır bir biçimde"]}, {"word": "çekinceli", "meanings": ["Çekincesi olan"]}, {"word": "çekincesiz", "meanings": ["Çekincesi olmayan"]}, {"word": "çekinebilmek", "meanings": ["Çekinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çekinebilme", "meanings": ["Çekinebilmek işi"]}, {"word": "çekingenleşebilmek", "meanings": ["Çekingenleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çekingenleşebilme", "meanings": ["Çekingenleşebilmek işi"]}, {"word": "çekingenleştirmek", "meanings": ["Çekingen duruma getirmek"]}, {"word": "çekingenleştirme", "meanings": ["Çekingenleştirmek işi"]}, {"word": "çekişebilmek", "meanings": ["Çekişme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çekişmeye gücü yetmek", "Çekişme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çekişebilme", "meanings": ["Çekişebilmek işi"]}, {"word": "çekiştirebilme", "meanings": ["Çekiştirebilmek işi"]}, {"word": "çekiştirebilmek", "meanings": ["Çekiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çekiştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çekiştirilmek", "meanings": ["Çekiştirme işine konu olmak"]}, {"word": "çekivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çekmek"]}, {"word": "çekiştiriş", "meanings": ["Çekiştirme işi"]}, {"word": "çekiştirilme", "meanings": ["Çekiştirilmek işi"]}, {"word": "çekiverme", "meanings": ["Çekivermek işi"]}, {"word": "çektirebilmek", "meanings": ["Çektirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çektirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çektirebilme", "meanings": ["Çektirebilmek işi"]}, {"word": "çektirilmek", "meanings": ["Çekme işi yaptırılmak"]}, {"word": "çektirilme", "meanings": ["Çektirilmek işi"]}, {"word": "çektirilebilmek", "meanings": ["Çektirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çektirilebilme", "meanings": ["Çektirilebilmek işi"]}, {"word": "çeldirebilmek", "meanings": ["Çeldirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çeldirebilme", "meanings": ["Çeldirebilmek işi"]}, {"word": "çelebileşmek", "meanings": ["Görgülü, terbiyeli, olgun bir kimse olmak"]}, {"word": "çelebileşme", "meanings": ["Çelebileşmek işi"]}, {"word": "çelebilmek", "meanings": ["Çelme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çelebilme", "meanings": ["Çelebilmek işi"]}, {"word": "çelikleşebilme", "meanings": ["Çelikleşebilmek işi"]}, {"word": "çelikleşebilmek", "meanings": ["Çelikleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çelişebilme", "meanings": ["Çelişebilmek işi"]}, {"word": "çelişebilmek", "meanings": ["Çelişme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çelişkililik", "meanings": ["Çelişkili olma durumu"]}, {"word": "çelmeleniş", "meanings": ["Çelmelenme işi"]}, {"word": "çelmeleyebilmek", "meanings": ["Çelmeleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çelmelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "çelmeleyebilme", "meanings": ["Çelmeleyebilmek işi"]}, {"word": "çemenlenmek", "meanings": ["Çemen sürülmek"]}, {"word": "çemenlenme", "meanings": ["Çemenlenmek işi"]}, {"word": "çemkirebilmek", "meanings": ["Çemkirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çemkirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çemkirebilme", "meanings": ["Çemkirebilmek işi"]}, {"word": "çemkirivermek", "meanings": ["Ansızın çemkirmek"]}, {"word": "çemkiriverme", "meanings": ["Çemkirivermek işi"]}, {"word": "çemkirtmek", "meanings": ["Çemkirmesini sağlamak"]}, {"word": "çemkirtme", "meanings": ["Çemkirtmek işi"]}, {"word": "çentebilmek", "meanings": ["Çentme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çentmeye gücü yetmek", "Çentme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çentebilme", "meanings": ["Çentebilmek işi"]}, {"word": "çentilebilme", "meanings": ["Çentilebilmek işi"]}, {"word": "çerçeveletebilmek", "meanings": ["Çerçeveletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çerçeveletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çentilebilmek", "meanings": ["Çentilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çerçeveletebilme", "meanings": ["Çerçeveletebilmek işi"]}, {"word": "çerçeveletilmek", "meanings": ["Çerçevelenmesi sağlanmak"]}, {"word": "çerçeveletilme", "meanings": ["Çerçeveletilmek işi"]}, {"word": "çerçeveleyebilmek", "meanings": ["Çerçeveleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çerçevelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "çeşitlendirebilmek", "meanings": ["Çeşitlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çerçeveleyebilme", "meanings": ["Çerçeveleyebilmek işi"]}, {"word": "çeşitlendirebilme", "meanings": ["Çeşitlendirebilmek işi"]}, {"word": "çeşitlendirilmek", "meanings": ["Çeşitlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "çeşitlendirilme", "meanings": ["Çeşitlendirilmek işi"]}, {"word": "çeşitlendirilebilmek", "meanings": ["Çeşitlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çeşitlendirilebilme", "meanings": ["Çeşitlendirilebilmek işi"]}, {"word": "çeşitlenebilmek", "meanings": ["Çeşitlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çeşitlenebilme", "meanings": ["Çeşitlenebilmek işi"]}, {"word": "çeşnilendirmek", "meanings": ["Çeşni vermek"]}, {"word": "çeşnilendirme", "meanings": ["Çeşnilendirmek işi"]}, {"word": "çetrefilleşebilmek", "meanings": ["Çetrefilleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çetrefilleşebilme", "meanings": ["Çetrefilleşebilmek işi"]}, {"word": "çevirebilmek", "meanings": ["Çevirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çevirmeye gücü yetmek", "Çevirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çevirivermek", "meanings": ["Çabucak çevirmek"]}, {"word": "çevirebilme", "meanings": ["Çevirebilmek işi"]}, {"word": "çeviriverme", "meanings": ["Çevirivermek işi"]}, {"word": "çevirtebilmek", "meanings": ["Çevirtme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çevirtebilme", "meanings": ["Çevirtebilmek işi"]}, {"word": "çevirtilebilmek", "meanings": ["Çevirtilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çevirtilebilme", "meanings": ["Çevirtilebilmek işi"]}, {"word": "çevirtilmek", "meanings": ["Çevrilmesi sağlanmak"]}, {"word": "çevirtilme", "meanings": ["Çevirtilmek işi"]}, {"word": "çevreleyebilmek", "meanings": ["Çevreleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çevrelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "çevrilebilmek", "meanings": ["Çevrilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çevreleyebilme", "meanings": ["Çevreleyebilmek işi"]}, {"word": "çevrilebilme", "meanings": ["Çevrilebilmek işi"]}, {"word": "çevrimsellik", "meanings": ["Çevrimsel olma durumu"]}, {"word": "çevrinebilmek", "meanings": ["Çevrinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çevrinebilme", "meanings": ["Çevrinebilmek işi"]}, {"word": "çıkabilmek", "meanings": ["Çıkma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çıkmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çıkarabilmek", "meanings": ["Çıkarma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çıkarmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çıkabilme", "meanings": ["Çıkabilmek işi"]}, {"word": "çıkarabilme", "meanings": ["Çıkarabilmek işi"]}, {"word": "çıkarayazmak", "meanings": ["Çıkaracak duruma gelmek"]}, {"word": "çıkarayazma", "meanings": ["Çıkarayazmak işi"]}, {"word": "çıkarılabilmek", "meanings": ["Çıkarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıkarılabilme", "meanings": ["Çıkarılabilmek işi"]}, {"word": "çıkarılıvermek", "meanings": ["Çabucak çıkarılmak"]}, {"word": "çıkarıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çıkarmak"]}, {"word": "çıkarılıverme", "meanings": ["Çıkarılıvermek işi"]}, {"word": "çıkarsever", "meanings": ["Çıkarcı"]}, {"word": "çıkarıverme", "meanings": ["Çıkarıvermek işi"]}, {"word": "çıkarseverlik", "meanings": ["Çıkarcılık"]}, {"word": "çıkartabilmek", "meanings": ["Çıkartma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çıkartmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çıkartabilme", "meanings": ["Çıkartabilmek işi"]}, {"word": "çıkartılabilmek", "meanings": ["Çıkartılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıkartılış", "meanings": ["Çıkartılma işi"]}, {"word": "çıkartılabilme", "meanings": ["Çıkartılabilmek işi"]}, {"word": "çağlayabilmek", "meanings": ["Çağlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çağlayabilme", "meanings": ["Çağlayabilmek işi"]}, {"word": "çağlayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çağlamak"]}, {"word": "çağlayıverme", "meanings": ["Çağlayıvermek işi"]}, {"word": "çakılıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çakılmak"]}, {"word": "çakılıverme", "meanings": ["Çakılıvermek işi"]}, {"word": "çakıştırabilmek", "meanings": ["Çakıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çakıştırmaya gücü yetmek", "Çakıştırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çakıştırabilme", "meanings": ["Çakıştırabilmek işi"]}, {"word": "çaktırabilmek", "meanings": ["Çaktırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çaktırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çıkayazmak", "meanings": ["Çıkacak gibi olmak"]}, {"word": "çaktırabilme", "meanings": ["Çaktırabilmek işi"]}, {"word": "çıkayazma", "meanings": ["Çıkayazmak işi"]}, {"word": "çıkılabilmek", "meanings": ["Çıkılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıkılabilme", "meanings": ["Çıkılabilmek işi"]}, {"word": "çıkıştırabilmek", "meanings": ["Çıkıştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıkıştırabilme", "meanings": ["Çıkıştırabilmek işi"]}, {"word": "çıkışabilmek", "meanings": ["Çıkışma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çıkışma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çıkışabilme", "meanings": ["Çıkışabilmek işi"]}, {"word": "çıkıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çıkmak"]}, {"word": "çıkıverme", "meanings": ["Çıkıvermek işi"]}, {"word": "çıldırabilmek", "meanings": ["Çıldırma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çıldırabilme", "meanings": ["Çıldırabilmek işi"]}, {"word": "çıldırıvermek", "meanings": ["Ansızın çıldırmak"]}, {"word": "çıldırıverme", "meanings": ["Çıldırıvermek işi"]}, {"word": "çıldırtabilmek", "meanings": ["Çıldırtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çıldırtma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çılgınlaşabilmek", "meanings": ["Çılgınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çılgınlaşma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çıldırtabilme", "meanings": ["Çıldırtabilmek işi"]}, {"word": "çılgınlaşabilme", "meanings": ["Çılgınlaşabilmek işi"]}, {"word": "çınlatabilmek", "meanings": ["Çınlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çınlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çınlayabilme", "meanings": ["Çınlayabilmek işi"]}, {"word": "çınlatabilme", "meanings": ["Çınlatabilmek işi"]}, {"word": "çınlayabilmek", "meanings": ["Çınlama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çırpabilmek", "meanings": ["Çırpma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çırpmaya gücü yetmek", "Çırpma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çırpabilme", "meanings": ["Çırpabilmek işi"]}, {"word": "çırpılabilmek", "meanings": ["Çırpılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çırpılabilme", "meanings": ["Çırpılabilmek işi"]}, {"word": "çırpınabilmek", "meanings": ["Çırpınma ihtimali bulunmak", "Çırpınmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çırpınıvermek", "meanings": ["Ansızın çırpınmak"]}, {"word": "çırpınabilme", "meanings": ["Çırpınabilmek işi"]}, {"word": "çırpınıverme", "meanings": ["Çırpınıvermek işi"]}, {"word": "çırpıştırılış", "meanings": ["Çırpıştırılma işi"]}, {"word": "çırpıştırış", "meanings": ["Çırpıştırma işi"]}, {"word": "çırpıştırıvermek", "meanings": ["Çabucak çırpıştırmak"]}, {"word": "çırpıştırıverme", "meanings": ["Çırpıştırıvermek işi"]}, {"word": "çıtırdayabilmek", "meanings": ["Çıtırdama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çıtırdayabilme", "meanings": ["Çıtırdayabilmek işi"]}, {"word": "çıtlatabilmek", "meanings": ["Çıtlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çıtlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çıtlatılabilmek", "meanings": ["Çıtlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıtlatabilme", "meanings": ["Çıtlatabilmek işi"]}, {"word": "çıtlatılabilme", "meanings": ["Çıtlatılabilmek işi"]}, {"word": "çıtlatılış", "meanings": ["Çıtlatılma işi"]}, {"word": "çıtlatıvermek", "meanings": ["Çabucak çıtlatmak"]}, {"word": "çıtlatıverme", "meanings": ["Çıtlatıvermek işi"]}, {"word": "çıtlayabilmek", "meanings": ["Çıtlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıtlayabilme", "meanings": ["Çıtlayabilmek işi"]}, {"word": "çiçeklenebilme", "meanings": ["Çiçeklenebilmek işi"]}, {"word": "çiçeklenebilmek", "meanings": ["Çiçeklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıtlayış", "meanings": ["Çıtlama işi"]}, {"word": "çiçeklenivermek", "meanings": ["Çabucak çiçeklenmek"]}, {"word": "çiçekleniverme", "meanings": ["Çiçeklenivermek işi"]}, {"word": "çifteleyebilmek", "meanings": ["Çifteleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çiftelemeye gücü yetmek", "Çifteleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çifteleyebilme", "meanings": ["Çifteleyebilmek işi"]}, {"word": "çiftleşebilmek", "meanings": ["Çiftleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çiftleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çiftleşebilme", "meanings": ["Çiftleşebilmek işi"]}, {"word": "çiftleştirebilmek", "meanings": ["Çiftleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çiftleştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çiftleştirebilme", "meanings": ["Çiftleştirebilmek işi"]}, {"word": "çiftleştirilmek", "meanings": ["Çiftleşmesi sağlanmak"]}, {"word": "çiftleştirilebilme", "meanings": ["Çiftleştirilebilmek işi"]}, {"word": "çiftleştirilebilmek", "meanings": ["Çiftleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çiğnenebilmek", "meanings": ["Çiğnenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çiftleştirilme", "meanings": ["Çiftleştirilmek işi"]}, {"word": "çiğnetilmek", "meanings": ["Çiğnenmesi sağlanmak"]}, {"word": "çiğnetilme", "meanings": ["Çiğnetilmek işi"]}, {"word": "çiğnenebilme", "meanings": ["Çiğnenebilmek işi"]}, {"word": "çiğneyebilmek", "meanings": ["Çiğneme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çiğnemeye gücü yetmek"]}, {"word": "çiğneyebilme", "meanings": ["Çiğneyebilmek işi"]}, {"word": "çiğneyivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çiğnemek"]}, {"word": "çileme", "meanings": ["Çilemek işi"]}, {"word": "çilekli", "meanings": ["İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)"]}, {"word": "çimentolayabilmek", "meanings": ["Çimentolama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çimentolamaya gücü yetmek"]}, {"word": "çimentolayabilme", "meanings": ["Çimentolayabilmek işi"]}, {"word": "çiğneyiverme", "meanings": ["Çiğneyivermek işi"]}, {"word": "çimlendirebilmek", "meanings": ["Çimlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çimlendirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çimlendirebilme", "meanings": ["Çimlendirebilmek işi"]}, {"word": "çimlendirilebilmek", "meanings": ["Çimlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çimlendirilmek", "meanings": ["Çimlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "çimlendirilebilme", "meanings": ["Çimlendirilebilmek işi"]}, {"word": "çimleniş", "meanings": ["Çimlenme işi"]}, {"word": "çimlenivermek", "meanings": ["Çabucak çimlenmek"]}, {"word": "çimlendirilme", "meanings": ["Çimlendirilmek işi"]}, {"word": "çimleniverme", "meanings": ["Çimlenivermek işi"]}, {"word": "çirkefleşebilmek", "meanings": ["Çirkefleşme ihtimali bulunmak", "Çirkefleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çirkefleşebilme", "meanings": ["Çirkefleşebilmek işi"]}, {"word": "çirkinleşebilme", "meanings": ["Çirkinleşebilmek işi"]}, {"word": "çirkinleşivermek", "meanings": ["Ansızın çirkinleşmek"]}, {"word": "çirkinleşiverme", "meanings": ["Çirkinleşivermek işi"]}, {"word": "çirkinleşebilmek", "meanings": ["Çirkinleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çirkinleştirebilmek", "meanings": ["Çirkinleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çirkinleştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çirkinleştirebilme", "meanings": ["Çirkinleştirebilmek işi"]}, {"word": "çirkinleştirilmek", "meanings": ["Çirkinleşmesi sağlanmak"]}, {"word": "çirkinleştirilme", "meanings": ["Çirkinleştirilmek işi"]}, {"word": "çiseleyiverme", "meanings": ["Çiseleyivermek işi"]}, {"word": "çirkinleştirilebilme", "meanings": ["Çirkinleştirilebilmek işi"]}, {"word": "çiseleyivermek", "meanings": ["Yağmur ansızın çiselemek"]}, {"word": "çivilenebilmek", "meanings": ["Çivilenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çirkinleştirilebilmek", "meanings": ["Çirkinleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çivilenebilme", "meanings": ["Çivilenebilmek işi"]}, {"word": "çivileyebilmek", "meanings": ["Çivileme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çivilemeye gücü yetmek"]}, {"word": "çivileyivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak çivilemek"]}, {"word": "çivileyebilme", "meanings": ["Çivileyebilmek işi"]}, {"word": "çivileyiverme", "meanings": ["Çivileyivermek işi"]}, {"word": "çizdirebilmek", "meanings": ["Çizdirme ihtimali bulunmak", "Çizdirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çizdirilmek", "meanings": ["Çizdirme işine konu olmak"]}, {"word": "çizdirebilme", "meanings": ["Çizdirebilmek işi"]}, {"word": "çizdirilme", "meanings": ["Çizdirilmek işi"]}, {"word": "çizdirilebilmek", "meanings": ["Çizdirilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çizdirilebilme", "meanings": ["Çizdirilebilmek işi"]}, {"word": "çizebilme", "meanings": ["Çizebilmek işi"]}, {"word": "çizebilmek", "meanings": ["Çizme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çizme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çiziktirebilmek", "meanings": ["Çiziktirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çiziktirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çiziktiriş", "meanings": ["Çiziktirme işi"]}, {"word": "çiziktirebilme", "meanings": ["Çiziktirebilmek işi"]}, {"word": "çiziktirivermek", "meanings": ["Çabucak çiziktirmek"]}, {"word": "çiziktiriverme", "meanings": ["Çiziktirivermek işi"]}, {"word": "çizilebilmek", "meanings": ["Çizilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çizilebilme", "meanings": ["Çizilebilmek işi"]}, {"word": "çizilivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çizilmek"]}, {"word": "çiziliverme", "meanings": ["Çizilivermek işi"]}, {"word": "çiziverme", "meanings": ["Çizivermek işi"]}, {"word": "çizivermek", "meanings": ["Çabucak çizmek"]}, {"word": "çocuklaşabilmek", "meanings": ["Çocuklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çocuklaşabilme", "meanings": ["Çocuklaşabilmek işi"]}, {"word": "çoğalabilmek", "meanings": ["Çoğalma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çoğalıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çoğalmak"]}, {"word": "çoğalabilme", "meanings": ["Çoğalabilmek işi"]}, {"word": "çoğalıverme", "meanings": ["Çoğalıvermek işi"]}, {"word": "çoğaltabilme", "meanings": ["Çoğaltabilmek işi"]}, {"word": "çoğaltabilmek", "meanings": ["Çoğaltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çoğaltmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çoğaltılmak", "meanings": ["Çoğalması sağlanmak"]}, {"word": "çoğaltılma", "meanings": ["Çoğaltılmak işi"]}, {"word": "çoğaltılabilme", "meanings": ["Çoğaltılabilmek işi"]}, {"word": "çoğaltıvermek", "meanings": ["Çabucak çoğaltmak"]}, {"word": "çoğaltıverme", "meanings": ["Çoğaltıvermek işi"]}, {"word": "çoğaltılabilmek", "meanings": ["Çoğaltılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çoğullaşma", "meanings": ["Çoğullaşmak işi"]}, {"word": "çoğullaşmak", "meanings": ["Çoğul duruma gelmek"]}, {"word": "çoğullaştırılmak", "meanings": ["Bir kelime çokluk ifade edecek biçime getirilmek"]}, {"word": "çoğullaştırılma", "meanings": ["Çoğullaştırılmak işi"]}, {"word": "çoraklaşabilme", "meanings": ["Çoraklaşabilmek işi"]}, {"word": "çoraklaştırabilme", "meanings": ["Çoraklaştırabilmek işi"]}, {"word": "çoraklaşabilmek", "meanings": ["Çoraklaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çoraklaştırabilmek", "meanings": ["Çoraklaştırma ihtimali bulunmak", "Çoraklaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "çoraklaştırılmak", "meanings": ["Çorak duruma getirilmek"]}, {"word": "çoraklaştırılma", "meanings": ["Çoraklaştırılmak işi"]}, {"word": "çökebilmek", "meanings": ["Çökme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çökmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çökebilme", "meanings": ["Çökebilmek işi"]}, {"word": "çökeltebilmek", "meanings": ["Çökeltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çökeltmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çökeltilmek", "meanings": ["Çökelmesi sağlanmak"]}, {"word": "çökeltebilme", "meanings": ["Çökeltebilmek işi"]}, {"word": "çökeltilebilme", "meanings": ["Çökeltilebilmek işi"]}, {"word": "çökeltilme", "meanings": ["Çökeltilmek işi"]}, {"word": "çökeltilebilmek", "meanings": ["Çökeltilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çökertebilmek", "meanings": ["Çökertme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çökertmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çökertebilme", "meanings": ["Çökertebilmek işi"]}, {"word": "çökertilmek", "meanings": ["Çökertme işine konu olmak"]}, {"word": "çökertilebilme", "meanings": ["Çökertilebilmek işi"]}, {"word": "çökertilebilmek", "meanings": ["Çökertilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çökertiverme", "meanings": ["Çökertivermek işi"]}, {"word": "çökertilme", "meanings": ["Çökertilmek işi"]}, {"word": "çökertivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çökertmek"]}, {"word": "çökertiliş", "meanings": ["Çökertilme işi"]}, {"word": "çöktürülmek", "meanings": ["Çökmesi sağlanmak"]}, {"word": "çöküvermek", "meanings": ["Ansızın çökmek"]}, {"word": "çöküverme", "meanings": ["Çöküvermek işi"]}, {"word": "çölleşebilme", "meanings": ["Çölleşebilmek işi"]}, {"word": "çöktürülme", "meanings": ["Çöktürülmek işi"]}, {"word": "çölleştirilmek", "meanings": ["Çöl durumuna getirilmek"]}, {"word": "çölleşebilmek", "meanings": ["Çölleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çölleştirilme", "meanings": ["Çölleştirilmek işi"]}, {"word": "çömelebilmek", "meanings": ["Çömelme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çömelmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çömelebilme", "meanings": ["Çömelebilmek işi"]}, {"word": "çömeliverme", "meanings": ["Çömelivermek işi"]}, {"word": "çömelivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çömelmek"]}, {"word": "çöplenebilmek", "meanings": ["Çöplenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çömeltilme", "meanings": ["Çömeltilmek işi"]}, {"word": "çömeltilmek", "meanings": ["Çömelmesi sağlanmak"]}, {"word": "çöplenebilme", "meanings": ["Çöplenebilmek işi"]}, {"word": "çöpleniş", "meanings": ["Çöplenme işi"]}, {"word": "çöreklenebilme", "meanings": ["Çöreklenebilmek işi"]}, {"word": "çöreklenebilmek", "meanings": ["Çöreklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çörekleniş", "meanings": ["Çöreklenme işi"]}, {"word": "çözdürebilmek", "meanings": ["Çözdürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çözdürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çözdürebilme", "meanings": ["Çözdürebilmek işi"]}, {"word": "çözdürülmek", "meanings": ["Çözülmesi sağlanmak"]}, {"word": "çözdürülme", "meanings": ["Çözdürülmek işi"]}, {"word": "çözdürülebilmek", "meanings": ["Çözdürülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çözdürülebilme", "meanings": ["Çözdürülebilmek işi"]}, {"word": "çözülebilmek", "meanings": ["Çözülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çözebilmek", "meanings": ["Çözme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çözme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çözebilme", "meanings": ["Çözebilmek işi"]}, {"word": "çözülebilme", "meanings": ["Çözülebilmek işi"]}, {"word": "çözülüvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çözülmek"]}, {"word": "çözülüverme", "meanings": ["Çözülüvermek işi"]}, {"word": "çözümlenebilmek", "meanings": ["Çözümlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çözümlenebilme", "meanings": ["Çözümlenebilmek işi"]}, {"word": "çözümlenivermek", "meanings": ["Çabucak çözümlenmek"]}, {"word": "çözümleniverme", "meanings": ["Çözümlenivermek işi"]}, {"word": "çözümleyebilmek", "meanings": ["Çözümleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çözümleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "çözümleyebilme", "meanings": ["Çözümleyebilmek işi"]}, {"word": "çözümleyivermek", "meanings": ["Çabucak çözümlemek"]}, {"word": "çözümleyiverme", "meanings": ["Çözümleyivermek işi"]}, {"word": "çözümsüzleşmek", "meanings": ["Bir iş, bir konu artık çözülemez duruma gelmek"]}, {"word": "çözümsüzleştirmek", "meanings": ["Çözümsüz duruma getirmek"]}, {"word": "çözümsüzleştirilmek", "meanings": ["Çözümsüz duruma getirilmek"]}, {"word": "çözümsüzleşme", "meanings": ["Çözümsüzleşmek işi"]}, {"word": "çözümsüzleştirme", "meanings": ["Çözümsüzleştirmek işi"]}, {"word": "çözümsüzleştirilme", "meanings": ["Çözümsüzleştirilmek işi"]}, {"word": "çözündürebilmek", "meanings": ["Çözündürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çözündürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çözündürebilme", "meanings": ["Çözündürebilmek işi"]}, {"word": "çözündürülmek", "meanings": ["Çözünmesi sağlanmak"]}, {"word": "çözünebilmek", "meanings": ["Çözünme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çözündürülme", "meanings": ["Çözündürülmek işi"]}, {"word": "çözünebilme", "meanings": ["Çözünebilmek işi"]}, {"word": "çözüvermek", "meanings": ["Çabucak çözmek"]}, {"word": "çözüverme", "meanings": ["Çözüvermek işi"]}, {"word": "çuhacı", "meanings": ["Çuha dokuyan veya satan kimse"]}, {"word": "çukurlaştırılmak", "meanings": ["Çukur durumuna getirilmek"]}, {"word": "çukurlaştırılma", "meanings": ["Çukurlaştırılmak işi"]}, {"word": "çullanabilmek", "meanings": ["Çullanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çullanmaya gücü yetmek", "Çullanma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çuvallatabilmek", "meanings": ["Çuvallatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çuvallatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çullanabilme", "meanings": ["Çullanabilmek işi"]}, {"word": "çuvallatabilme", "meanings": ["Çuvallatabilmek işi"]}, {"word": "çuvallayabilmek", "meanings": ["Çuvallama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çuvallamaya gücü yetmek"]}, {"word": "çuvallayış", "meanings": ["Çuvallama işi"]}, {"word": "çuvallayabilme", "meanings": ["Çuvallayabilmek işi"]}, {"word": "çuvallayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çuvallamak"]}, {"word": "çuvallayıverme", "meanings": ["Çuvallayıvermek işi"]}, {"word": "çürütebilmek", "meanings": ["Çürütme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çürütmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çürütebilme", "meanings": ["Çürütebilmek işi"]}, {"word": "çürütülebilme", "meanings": ["Çürütülebilmek işi"]}, {"word": "çürütülebilmek", "meanings": ["Çürütülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çürütüvermek", "meanings": ["Çabucak çürütmek"]}, {"word": "çürütülüş", "meanings": ["Çürütülme işi"]}, {"word": "çürütüverme", "meanings": ["Çürütüvermek işi"]}, {"word": "çürüyüverme", "meanings": ["Çürüyüvermek işi"]}, {"word": "çürüyüvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çürümek"]}, {"word": "çığırabilmek", "meanings": ["Çığırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çığırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "çığırabilme", "meanings": ["Çığırabilmek işi"]}, {"word": "çıkartıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın çıkarmak"]}, {"word": "çıkartıverme", "meanings": ["Çıkartıvermek işi"]}, {"word": "çıtırdatabilmek", "meanings": ["Çıtırdatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "çıtırdatabilme", "meanings": ["Çıtırdatabilmek işi"]}, {"word": "çiğnetebilmek", "meanings": ["Çiğnetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çiğnetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "çiğnetebilme", "meanings": ["Çiğnetebilmek işi"]}, {"word": "dadanış", "meanings": ["Dadanma işi"]}, {"word": "dadanabilmek", "meanings": ["Dadanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dadanmaya gücü yetmek"]}, {"word": "dağılabilmek", "meanings": ["Dağılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dadanabilme", "meanings": ["Dadanabilmek işi"]}, {"word": "dağılabilme", "meanings": ["Dağılabilmek işi"]}, {"word": "dağılıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dağılmak"]}, {"word": "dağılıverme", "meanings": ["Dağılıvermek işi"]}, {"word": "dağıtabilmek", "meanings": ["Dağıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dağıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "dağıtabilme", "meanings": ["Dağıtabilmek işi"]}, {"word": "dağıtılabilme", "meanings": ["Dağıtılabilmek işi"]}, {"word": "dağıtılıverme", "meanings": ["Dağıtılıvermek işi"]}, {"word": "dağıtılıvermek", "meanings": ["Çabucak dağıtılmak"]}, {"word": "dağıtılabilmek", "meanings": ["Dağıtılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dağıtıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dağıtmak"]}, {"word": "dağıtıverme", "meanings": ["Dağıtıvermek işi"]}, {"word": "dağlanıverme", "meanings": ["Dağlanıvermek işi"]}, {"word": "dağlanıvermek", "meanings": ["Çabucak dağlanmak"]}, {"word": "dağlayabilmek", "meanings": ["Dağlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dağlamaya gücü yetmek"]}, {"word": "dağlayabilme", "meanings": ["Dağlayabilmek işi"]}, {"word": "dağlayıvermek", "meanings": ["Çabucak dağlamak"]}, {"word": "dağlayıverme", "meanings": ["Dağlayıvermek işi"]}, {"word": "dalabilmek", "meanings": ["Dalma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dalmaya gücü yetmek", "Dalma becerisi bulunmak"]}, {"word": "dalabilme", "meanings": ["Dalabilmek işi"]}, {"word": "dalanmak", "meanings": ["Dalama işine konu olmak"]}, {"word": "dalanma", "meanings": ["Dalanmak işi"]}, {"word": "dalanış", "meanings": ["Dalanma işi"]}, {"word": "dalaşabilmek", "meanings": ["Dalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dalaşmaya gücü yetmek"]}, {"word": "dalaşabilme", "meanings": ["Dalaşabilmek işi"]}, {"word": "dalaştırmak", "meanings": ["Dalaşmasına yol açmak"]}, {"word": "dalaştırma", "meanings": ["Dalaştırmak işi"]}, {"word": "dalayış", "meanings": ["Dalama işi"]}, {"word": "daldırabilme", "meanings": ["Daldırabilmek işi"]}, {"word": "daldırabilmek", "meanings": ["Daldırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Daldırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "daldırılabilmek", "meanings": ["Daldırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "daldırılış", "meanings": ["Daldırılma işi"]}, {"word": "daldırılabilme", "meanings": ["Daldırılabilmek işi"]}, {"word": "daldırıvermek", "meanings": ["Ansızın daldırmak"]}, {"word": "daldırıverme", "meanings": ["Daldırıvermek işi"]}, {"word": "dalgalanabilmek", "meanings": ["Dalgalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dalgalanabilme", "meanings": ["Dalgalanabilmek işi"]}, {"word": "dalgalandırabilmek", "meanings": ["Dalgalandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dalgalandırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "dalgalandırabilme", "meanings": ["Dalgalandırabilmek işi"]}, {"word": "dalgalandırılma", "meanings": ["Dalgalandırılmak işi"]}, {"word": "dalgalandırılmak", "meanings": ["Dalgalanması sağlanmak"]}, {"word": "dalgınlaşabilmek", "meanings": ["Dalgınlaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dalıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dalmak"]}, {"word": "dalgınlaşabilme", "meanings": ["Dalgınlaşabilmek işi"]}, {"word": "dalıverme", "meanings": ["Dalıvermek işi"]}, {"word": "dallanabilmek", "meanings": ["Dallanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dallanabilme", "meanings": ["Dallanabilmek işi"]}, {"word": "dallandırılmak", "meanings": ["Dallanmasına yol açılmak, dallanması sağlanmak"]}, {"word": "dallandırılma", "meanings": ["Dallandırılmak işi"]}, {"word": "dallandırış", "meanings": ["Dallandırma işi"]}, {"word": "dallanıverme", "meanings": ["Dallanıvermek işi"]}, {"word": "dallanıvermek", "meanings": ["Çabucak dallanmak"]}, {"word": "daltabanlık", "meanings": ["Daltaban olma durumu"]}, {"word": "damgalanabilme", "meanings": ["Damgalanabilmek işi"]}, {"word": "damgalanış", "meanings": ["Damgalanma işi"]}, {"word": "damgalanabilmek", "meanings": ["Damgalanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "damgalanıvermek", "meanings": ["Çabucak damgalanmak"]}, {"word": "damgalanıverme", "meanings": ["Damgalanıvermek işi"]}, {"word": "damgalayabilmek", "meanings": ["Damgalama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Damgalamaya gücü yetmek"]}, {"word": "damgalayabilme", "meanings": ["Damgalayabilmek işi"]}, {"word": "damgalayıvermek", "meanings": ["Çabucak damgalamak"]}, {"word": "damıtabilme", "meanings": ["Damıtabilmek işi"]}, {"word": "damgalayıverme", "meanings": ["Damgalayıvermek işi"]}, {"word": "damıtabilmek", "meanings": ["Damıtma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Damıtmaya gücü yetmek"]}, {"word": "damıtılabilmek", "meanings": ["Damıtılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "damıtılabilme", "meanings": ["Damıtılabilmek işi"]}, {"word": "damıtım", "meanings": ["Damıtma işi"]}, {"word": "damıtılış", "meanings": ["Damıtılma işi"]}, {"word": "damıtış", "meanings": ["Damıtma işi"]}, {"word": "damıtımevi", "meanings": ["Damıtma işlemlerinin yapıldığı yer"]}, {"word": "damlatabilmek", "meanings": ["Damlatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Damlatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "damlatabilme", "meanings": ["Damlatabilmek işi"]}, {"word": "damlatılabilmek", "meanings": ["Damlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "damlatılabilme", "meanings": ["Damlatılabilmek işi"]}, {"word": "damlatış", "meanings": ["Damlatma işi"]}, {"word": "damlatıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın damlatmak"]}, {"word": "damlatıverme", "meanings": ["Damlatıvermek işi"]}, {"word": "damlayabilmek", "meanings": ["Damlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "damlayış", "meanings": ["Damlama işi"]}, {"word": "damlayabilme", "meanings": ["Damlayabilmek işi"]}, {"word": "damlayıvermek", "meanings": ["Ansızın damlamak"]}, {"word": "damlayıverme", "meanings": ["Damlayıvermek işi"]}, {"word": "dandikleşmek", "meanings": ["Dandik bir duruma gelmek"]}, {"word": "dandikleşme", "meanings": ["Dandikleşmek işi"]}, {"word": "dandiklik", "meanings": ["Dandik olma durumu"]}, {"word": "dangalaklaşma", "meanings": ["Dangalaklaşmak işi"]}, {"word": "danışabilmek", "meanings": ["Danışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dangalaklaşmak", "meanings": ["Dangalak gibi davranmaya başlamak"]}, {"word": "danışabilme", "meanings": ["Danışabilmek işi"]}, {"word": "danışılabilmek", "meanings": ["Danışılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "danışılabilme", "meanings": ["Danışılabilmek işi"]}, {"word": "daralabilmek", "meanings": ["Daralma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "daralabilme", "meanings": ["Daralabilmek işi"]}, {"word": "daralıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın daralmak"]}, {"word": "daralıverme", "meanings": ["Daralıvermek işi"]}, {"word": "daraltabilmek", "meanings": ["Daraltma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Daraltmaya gücü yetmek"]}, {"word": "daraltılabilmek", "meanings": ["Daraltılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "daraltabilme", "meanings": ["Daraltabilmek işi"]}, {"word": "daraltılabilme", "meanings": ["Daraltılabilmek işi"]}, {"word": "daraltılış", "meanings": ["Daraltılma işi"]}, {"word": "daraltış", "meanings": ["Daraltma işi"]}, {"word": "daraltıvermek", "meanings": ["Çabucak daraltmak"]}, {"word": "daraltıverme", "meanings": ["Daraltıvermek işi"]}, {"word": "darılabilmek", "meanings": ["Darılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "darılıvermek", "meanings": ["Çabucak darılmak"]}, {"word": "darılabilme", "meanings": ["Darılabilmek işi"]}, {"word": "darılıverme", "meanings": ["Darılıvermek işi"]}, {"word": "darlaşabilmek", "meanings": ["Darlaşma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "darlaştırabilmek", "meanings": ["Darlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Darlaştırmaya gücü yetmek"]}, {"word": "darlaştırabilme", "meanings": ["Darlaştırabilmek işi"]}, {"word": "darlaşabilme", "meanings": ["Darlaşabilmek işi"]}, {"word": "darlaştırılmak", "meanings": ["Dar duruma getirilmek"]}, {"word": "darlaştırılma", "meanings": ["Darlaştırılmak işi"]}, {"word": "darlaştırılabilmek", "meanings": ["Darlaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "darlaştırılabilme", "meanings": ["Darlaştırılabilmek işi"]}, {"word": "davranabilmek", "meanings": ["Davranma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Davranma becerisi bulunmak"]}, {"word": "davranılabilmek", "meanings": ["Davranılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "davranabilme", "meanings": ["Davranabilmek işi"]}, {"word": "davranılabilme", "meanings": ["Davranılabilmek işi"]}, {"word": "dayanabilmek", "meanings": ["Dayanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dayanmaya gücü yetmek"]}, {"word": "dayanabilme", "meanings": ["Dayanabilmek işi"]}, {"word": "dayanıksızlaşmak", "meanings": ["Dayanıksız bir duruma gelmek"]}, {"word": "dayanıksızlaşma", "meanings": ["Dayanıksızlaşmak işi"]}, {"word": "dayanılabilmek", "meanings": ["Dayanılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dayanılabilme", "meanings": ["Dayanılabilmek işi"]}, {"word": "dayanılmazlaşma", "meanings": ["Dayanılmazlaşmak işi"]}, {"word": "dayanılmazlaşmak", "meanings": ["Dayanılmaz bir duruma gelmek"]}, {"word": "dayanışabilmek", "meanings": ["Dayanışma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dayanışabilme", "meanings": ["Dayanışabilmek işi"]}, {"word": "dayatabilmek", "meanings": ["Dayatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Dayatmaya gücü yetmek"]}, {"word": "dayatabilme", "meanings": ["Dayatabilmek işi"]}, {"word": "dayatılabilmek", "meanings": ["Dayatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dayatılabilme", "meanings": ["Dayatılabilmek işi"]}, {"word": "dayatılmak", "meanings": ["Dayatma işine konu olmak"]}, {"word": "dayatılış", "meanings": ["Dayatılma işi"]}, {"word": "dayatıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak dayatmak"]}, {"word": "dayatılma", "meanings": ["Dayatılmak işi"]}, {"word": "dayatıverme", "meanings": ["Dayatıvermek işi"]}, {"word": "dayayabilmek", "meanings": ["Dayama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dayayabilme", "meanings": ["Dayayabilmek işi"]}, {"word": "dayayıvermek", "meanings": ["Çabucak dayamak"]}, {"word": "dayayıverme", "meanings": ["Dayayıvermek işi"]}, {"word": "dayılanabilmek", "meanings": ["Dayılanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "bağımlılaşmak", "meanings": ["Bağımlı duruma gelmek"]}, {"word": "dayılanış", "meanings": ["Dayılanma işi"]}, {"word": "dayılanabilme", "meanings": ["Dayılanabilmek işi"]}, {"word": "bağımlılaşma", "meanings": ["Bağımlılaşmak işi"]}, {"word": "çakıverme", "meanings": ["Çakıvermek işi"]}, {"word": "sinyora", "meanings": ["İtalya'da `bayan` anlamında kullanılan bir unvan"]}, {"word": "debelenebilmek", "meanings": ["Debelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "debelenebilme", "meanings": ["Debelenebilmek işi"]}, {"word": "defedebilme", "meanings": ["Defedebilmek işi"]}, {"word": "defedebilmek", "meanings": ["Defetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "defedilebilmek", "meanings": ["Defedilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "defedilebilme", "meanings": ["Defedilebilmek işi"]}, {"word": "defedilmek", "meanings": ["Kovulmak"]}, {"word": "defediliş", "meanings": ["Defedilme işi"]}, {"word": "defedilme", "meanings": ["Defedilmek işi"]}, {"word": "defediverme", "meanings": ["Defedivermek işi"]}, {"word": "defediş", "meanings": ["Defetme işi"]}, {"word": "defedivermek", "meanings": ["Çabucak defetmek"]}, {"word": "defleyiş", "meanings": ["Defleme işi"]}, {"word": "defnediliş", "meanings": ["Defnedilme işi"]}, {"word": "defnediş", "meanings": ["Defnetme işi"]}, {"word": "defoluş", "meanings": ["Defolma işi"]}, {"word": "değdirebilme", "meanings": ["Değdirebilmek işi"]}, {"word": "değdirilebilme", "meanings": ["Değdirilebilmek işi"]}, {"word": "değdirilebilmek", "meanings": ["Değdirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değdiriliş", "meanings": ["Değdirilme işi"]}, {"word": "değdirilmek", "meanings": ["Değmesi sağlanmak"]}, {"word": "değdirilme", "meanings": ["Değdirilmek işi"]}, {"word": "değdirivermek", "meanings": ["Çabucak değdirmek"]}, {"word": "değdiriverme", "meanings": ["Değdirivermek işi"]}, {"word": "değebilmek", "meanings": ["Değme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değebilme", "meanings": ["Değebilmek işi"]}, {"word": "değerlendirebilmek", "meanings": ["Değerlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değerlendirilebilmek", "meanings": ["Değerlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değerlendirebilme", "meanings": ["Değerlendirebilmek işi"]}, {"word": "değerlendirivermek", "meanings": ["Çabucak değerlendirmek"]}, {"word": "değerlendiriliş", "meanings": ["Değerlendirilme işi"]}, {"word": "değerlendirilebilme", "meanings": ["Değerlendirilebilmek işi"]}, {"word": "değerlendiriverme", "meanings": ["Değerlendirivermek işi"]}, {"word": "değerlenebilme", "meanings": ["Değerlenebilmek işi"]}, {"word": "değerleniş", "meanings": ["Değerlenme işi"]}, {"word": "değerlenebilmek", "meanings": ["Değerlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değerlenivermek", "meanings": ["Çabucak değerlenmek"]}, {"word": "değerleniverme", "meanings": ["Değerlenivermek işi"]}, {"word": "değersizleşebilmek", "meanings": ["Değersizleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "değersizleşebilme", "meanings": ["Değersizleşebilmek işi"]}, {"word": "değersizleşme", "meanings": ["Değersizleşmek işi"]}, {"word": "değersizleşmek", "meanings": ["Değersiz duruma gelmek"]}, {"word": "değersizleştirmek", "meanings": ["Değersiz duruma getirmek"]}, {"word": "değersizleştirme", "meanings": ["Değersizleştirmek işi"]}, {"word": "değersizleştirebilmek", "meanings": ["Değersizleştirme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "değersizleştirebilme", "meanings": ["Değersizleştirebilmek işi"]}, {"word": "değinebilmek", "meanings": ["Değinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değinebilme", "meanings": ["Değinebilmek işi"]}, {"word": "değinilebilmek", "meanings": ["Değinilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değinilebilme", "meanings": ["Değinilebilmek işi"]}, {"word": "değiniliş", "meanings": ["Değinilme işi"]}, {"word": "değinilmek", "meanings": ["Değinme işine konu olmak"]}, {"word": "değinilme", "meanings": ["Değinilmek işi"]}, {"word": "değinivermek", "meanings": ["Çabucak değinmek"]}, {"word": "değiniverme", "meanings": ["Değinivermek işi"]}, {"word": "değişebilmek", "meanings": ["Değişme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değişicilik", "meanings": ["Değişici olma durumu"]}, {"word": "değişebilme", "meanings": ["Değişebilmek işi"]}, {"word": "değişivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın değişmek"]}, {"word": "değişiverme", "meanings": ["Değişivermek işi"]}, {"word": "değiştirilebilmek", "meanings": ["Değiştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "değiştirilivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın değiştirilmek"]}, {"word": "değiştirilebilme", "meanings": ["Değiştirilebilmek işi"]}, {"word": "değiştiriliverme", "meanings": ["Değiştirilivermek işi"]}, {"word": "değiştiriş", "meanings": ["Değiştirme işi"]}, {"word": "değiştirivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın değiştirmek"]}, {"word": "değiştiriverme", "meanings": ["Değiştirivermek işi"]}, {"word": "deldirebilme", "meanings": ["Deldirebilmek işi"]}, {"word": "deldirebilmek", "meanings": ["Deldirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "deldirilmek", "meanings": ["Deldirme işi yaptırılmak"]}, {"word": "deldirilme", "meanings": ["Deldirilmek işi"]}, {"word": "deldiriş", "meanings": ["Deldirme işi"]}, {"word": "delebilmek", "meanings": ["Delme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "delebilme", "meanings": ["Delebilmek işi"]}, {"word": "deli baltalık", "meanings": ["Deli balta olma durumu"]}, {"word": "deli doluluk", "meanings": ["Deli dolu olma durumu, uçuk kaçıklık"]}, {"word": "delikanlıca", "meanings": ["Delikanlıya yakışır", "(delikanlı'ca) Delikanlıya yakışır bir biçimde"]}, {"word": "delinebilme", "meanings": ["Delinebilmek işi"]}, {"word": "delinebilmek", "meanings": ["Delinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "delinivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın delinmek"]}, {"word": "deliniverme", "meanings": ["Delinivermek işi"]}, {"word": "delirebilmek", "meanings": ["Delirme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "delirebilme", "meanings": ["Delirebilmek işi"]}, {"word": "deliriverme", "meanings": ["Delirivermek işi"]}, {"word": "delirivermek", "meanings": ["Ansızın delirmek"]}, {"word": "delirtebilmek", "meanings": ["Delirtme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "delirtebilme", "meanings": ["Delirtebilmek işi"]}, {"word": "demirlenmek", "meanings": ["Demirleme işine konu olmak"]}, {"word": "delirtilmek", "meanings": ["Deli edilmek, çıldırtılmak"]}, {"word": "delirtilme", "meanings": ["Delirtilmek işi"]}, {"word": "delirtilebilme", "meanings": ["Delirtilebilmek işi"]}, {"word": "delirtilebilmek", "meanings": ["Delirtilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "delivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın delmek"]}, {"word": "deliverme", "meanings": ["Delivermek işi"]}, {"word": "demetleniş", "meanings": ["Demetlenme işi"]}, {"word": "demirletmek", "meanings": ["Demirleme işini yaptırmak"]}, {"word": "demirlenme", "meanings": ["Demirlenmek işi"]}, {"word": "demirletme", "meanings": ["Demirletmek işi"]}, {"word": "demirletilmek", "meanings": ["Demirlemesi sağlanmak"]}, {"word": "demirletilme", "meanings": ["Demirletilmek işi"]}, {"word": "demirleyebilme", "meanings": ["Demirleyebilmek işi"]}, {"word": "demirleyiş", "meanings": ["Demirleme işi"]}, {"word": "demlendirilmek", "meanings": ["Demlenmesi sağlanmak"]}, {"word": "demirleyebilmek", "meanings": ["Demirleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "demlendirilme", "meanings": ["Demlendirilmek işi"]}, {"word": "demlendiriliş", "meanings": ["Demlendirilme işi"]}, {"word": "demlenebilmek", "meanings": ["Demlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "demlendiriş", "meanings": ["Demlendirme işi"]}, {"word": "demletmek", "meanings": ["Demleme işini yaptırmak"]}, {"word": "demletme", "meanings": ["Demletmek işi"]}, {"word": "demleniş", "meanings": ["Demlenme işi"]}, {"word": "demlenebilme", "meanings": ["Demlenebilmek işi"]}, {"word": "demletebilmek", "meanings": ["Demletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "demletebilme", "meanings": ["Demletebilmek işi"]}, {"word": "demleyebilme", "meanings": ["Demleyebilmek işi"]}, {"word": "demleyebilmek", "meanings": ["Demleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "demleyiverme", "meanings": ["Demleyivermek işi"]}, {"word": "demleyivermek", "meanings": ["Çabucak demlemek"]}, {"word": "demleyiş", "meanings": ["Demleme işi"]}, {"word": "demodeleşme", "meanings": ["Demodeleşmek işi"]}, {"word": "demodeleşmek", "meanings": ["Modası geçmek"]}, {"word": "demodelik", "meanings": ["Demode olma durumu"]}, {"word": "demokratikleştirilme", "meanings": ["Demokratikleştirilmek işi"]}, {"word": "demokratikleştirilmek", "meanings": ["Demokratik olması sağlanmak"]}, {"word": "demokratlaşabilme", "meanings": ["Demokratlaşabilmek işi"]}, {"word": "denebilmek", "meanings": ["Denme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "demokratlaşabilmek", "meanings": ["Demokratlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denebilme", "meanings": ["Denebilmek işi"]}, {"word": "deneklik", "meanings": ["Denek olma durumu"]}, {"word": "denenebilmek", "meanings": ["Denenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denenebilme", "meanings": ["Denenebilmek işi"]}, {"word": "denetimlilik", "meanings": ["Denetimli olma durumu"]}, {"word": "denetlenebilmek", "meanings": ["Denetlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denetlenebilme", "meanings": ["Denetlenebilmek işi"]}, {"word": "denetletmek", "meanings": ["Denetleme işini yaptırmak"]}, {"word": "denetletme", "meanings": ["Denetletmek işi"]}, {"word": "denetletebilmek", "meanings": ["Denetletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denetletebilme", "meanings": ["Denetletebilmek işi"]}, {"word": "denetleyebilmek", "meanings": ["Denetleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denetleyebilme", "meanings": ["Denetleyebilmek işi"]}, {"word": "denetleyivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın denetlemek"]}, {"word": "denetleyiş", "meanings": ["Denetleme işi"]}, {"word": "denetleyiverme", "meanings": ["Denetleyivermek işi"]}, {"word": "deneyebilmek", "meanings": ["Deneme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "deneyebilme", "meanings": ["Deneyebilmek işi"]}, {"word": "deneyivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın denemek"]}, {"word": "deneyiverme", "meanings": ["Deneyivermek işi"]}, {"word": "dengelenebilmek", "meanings": ["Dengelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dengelenebilme", "meanings": ["Dengelenebilmek işi"]}, {"word": "dengeleyebilmek", "meanings": ["Dengeleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dengeleyebilme", "meanings": ["Dengeleyebilmek işi"]}, {"word": "dengeleyicilik", "meanings": ["Dengeleyici olma durumu"]}, {"word": "dengesizleşmek", "meanings": ["Dengesiz duruma gelmek"]}, {"word": "dengelilik", "meanings": ["Dengeli olma durumu"]}, {"word": "dengesizleşme", "meanings": ["Dengesizleşmek işi"]}, {"word": "dengesizleşebilmek", "meanings": ["Dengesizleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "dengesizleştirilmek", "meanings": ["Dengesiz duruma getirilmek"]}, {"word": "dengesizleştirebilmek", "meanings": ["Dengesizleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dengesizleştirilme", "meanings": ["dengesizleştirilmek işi"]}, {"word": "dengesizleşebilme", "meanings": ["Dengesizleşebilmek işi"]}, {"word": "denilebilmek", "meanings": ["Denilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dengesizleştirebilme", "meanings": ["Dengesizleştirebilmek işi"]}, {"word": "denilebilme", "meanings": ["Denilebilmek işi"]}, {"word": "denkleştirebilmek", "meanings": ["Denkleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denkleştirebilme", "meanings": ["Denkleştirebilmek işi"]}, {"word": "denkleştirilmek", "meanings": ["Denk duruma gelmesi sağlanmak"]}, {"word": "denkleştirilme", "meanings": ["Denkleştirilmek işi"]}, {"word": "denkleştirilebilmek", "meanings": ["Denkleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "denkleştirilebilme", "meanings": ["Denkleştirilebilmek işi"]}, {"word": "denkleştirivermek", "meanings": ["Çabucak denkleştirmek"]}, {"word": "denkleştiriverme", "meanings": ["Denkleştirivermek işi"]}, {"word": "densizce", "meanings": ["Densize yaraşır", "(densi'zce) Densize yaraşır bir biçimde"]}, {"word": "densizleşebilme", "meanings": ["Densizleşebilmek işi"]}, {"word": "densizleşebilmek", "meanings": ["Densizleşme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "depolanabilmek", "meanings": ["Depolanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "depolanabilme", "meanings": ["Depolanabilmek işi"]}, {"word": "depolanış", "meanings": ["Depolanma işi"]}, {"word": "depolatılmak", "meanings": ["Depolanması sağlanmak"]}, {"word": "depolatılma", "meanings": ["Depolatılmak işi"]}, {"word": "depolayabilmek", "meanings": ["Depolama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "depolayabilme", "meanings": ["Depolayabilmek işi"]}, {"word": "depolayış", "meanings": ["Depolama işi"]}, {"word": "depremsiz", "meanings": ["Deprem görülmeyen (bölge)"]}, {"word": "depremsizlik", "meanings": ["Depremsiz olma durumu"]}, {"word": "deprenebilmek", "meanings": ["Deprenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "deprenebilme", "meanings": ["Deprenebilmek işi"]}, {"word": "depreniş", "meanings": ["Deprenme işi"]}, {"word": "depreşebilmek", "meanings": ["Depreşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "depreşebilme", "meanings": ["Depreşebilmek işi"]}, {"word": "depreştirebilme", "meanings": ["Depreştirebilmek işi"]}, {"word": "depreştirebilmek", "meanings": ["Depreştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derebilmek", "meanings": ["Derme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derebilme", "meanings": ["Derebilmek işi"]}, {"word": "derecelendirebilmek", "meanings": ["Derecelendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derecelendirebilme", "meanings": ["Derecelendirebilmek işi"]}, {"word": "derecelendirilebilmek", "meanings": ["Derecelendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derecelendirilebilme", "meanings": ["Derecelendirilebilmek işi"]}, {"word": "derecelenmek", "meanings": ["Dereceli bir biçim almak"]}, {"word": "derecelenme", "meanings": ["Derecelenmek işi"]}, {"word": "dereceleniş", "meanings": ["Derecelenme işi"]}, {"word": "dergici", "meanings": ["Dergi yayımıyla uğraşan kimse"]}, {"word": "derinleşebilmek", "meanings": ["Derinleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derinleşebilme", "meanings": ["Derinleşebilmek işi"]}, {"word": "derinleşivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın derinleşmek"]}, {"word": "derinleşiverme", "meanings": ["Derinleşivermek işi"]}, {"word": "derinleştirebilmek", "meanings": ["Derinleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derinleştirebilme", "meanings": ["Derinleştirebilmek işi"]}, {"word": "derinleştirilmek", "meanings": ["Derin duruma getirilmek", "Ayrıntılarına kadar incelenmek, derinliğine incelenmek"]}, {"word": "derinleştirilebilmek", "meanings": ["Derinleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "derinleştirilme", "meanings": ["Derinleştirilmek işi"]}, {"word": "derinleştirilebilme", "meanings": ["Derinleştirilebilmek işi"]}, {"word": "yitirebilme", "meanings": ["Yitirebilmek işi"]}, {"word": "yönelebilmek", "meanings": ["Yönelme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yönelebilme", "meanings": ["Yönelebilmek işi"]}, {"word": "yöneltebilmek", "meanings": ["Yöneltme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yöneltebilme", "meanings": ["Yöneltebilmek işi"]}, {"word": "yönetebilmek", "meanings": ["Yönetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yönetmeyi becermek"]}, {"word": "yönetilebilmek", "meanings": ["Yönetilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yönetilebilme", "meanings": ["Yönetilebilmek işi"]}, {"word": "yönetebilme", "meanings": ["Yönetebilmek işi"]}, {"word": "yönlendirebilmek", "meanings": ["Yönlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yönlendirmeyi becermek"]}, {"word": "yücelebilmek", "meanings": ["Yücelme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yönlendirebilme", "meanings": ["Yönlendirebilmek işi"]}, {"word": "yücelebilme", "meanings": ["Yücelebilmek durumu"]}, {"word": "yüceltebilmek", "meanings": ["Yüceltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yüceltmeyi becermek"]}, {"word": "yüceltebilme", "meanings": ["Yüceltebilmek durumu"]}, {"word": "yükleyebilmek", "meanings": ["Yükleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yüklemeyi becermek"]}, {"word": "yükleyebilme", "meanings": ["Yükleyebilmek işi"]}, {"word": "yüklenebilmek", "meanings": ["Yüklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yüklenebilme", "meanings": ["Yüklenebilmek işi"]}, {"word": "yükletebilmek", "meanings": ["Yükletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yükletebilme", "meanings": ["Yükletebilmek işi"]}, {"word": "yükselebilmek", "meanings": ["Yükselme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yükselmeyi becermek"]}, {"word": "yükselebilme", "meanings": ["Yükselebilmek işi"]}, {"word": "yükseltebilmek", "meanings": ["Yükseltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yükseltmeye gücü yetmek", "Yükseltmeyi becermek"]}, {"word": "yürüyebilmek", "meanings": ["Yürüme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yürümeyi becermek"]}, {"word": "yükseltebilme", "meanings": ["Yükseltebilmek işi"]}, {"word": "yürütebilmek", "meanings": ["Yürütme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yürütmeyi becermek"]}, {"word": "yürüyebilme", "meanings": ["Yürüyebilmek işi"]}, {"word": "yürütebilme", "meanings": ["Yürütebilmek işi"]}, {"word": "yürütülebilmek", "meanings": ["Yürütülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yürütülebilme", "meanings": ["Yürütülebilmek işi"]}, {"word": "yüzdürebilmek", "meanings": ["Yüzdürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yüzdürmeyi becermek"]}, {"word": "yüzleşebilmek", "meanings": ["Yüzleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yüzleşmekten korkmamak"]}, {"word": "yüzdürebilme", "meanings": ["Yüzdürebilmek işi"]}, {"word": "yüzleşebilme", "meanings": ["Yüzleşebilmek işi"]}, {"word": "yüzebilmek", "meanings": ["Yüzme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yüzmeyi becermek"]}, {"word": "yüzebilme", "meanings": ["Yüzebilmek işi"]}, {"word": "zedeleyebilmek", "meanings": ["Zedeleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Zedelemeye gücü yetmek", "Zedelemeyi becermek"]}, {"word": "zedeleyebilme", "meanings": ["Zedeleyebilmek işi"]}, {"word": "zikredebilmek", "meanings": ["Zikretme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Zikretmeyi becermek"]}, {"word": "zikredebilme", "meanings": ["Zikredebilmek işi"]}, {"word": "kalp yetmezliği", "meanings": ["Kalbin kanı pompalama yeteneğinin kaybolması, dokulara yeterli kan ve oksijenin gitmemesi sonucu oluşan hastalık"]}, {"word": "gravite", "meanings": ["Yoğunluk", "Ağırlık"]}, {"word": "kan şekeri", "meanings": ["Kanda bulunan şeker"]}, {"word": "defakto", "meanings": ["Uygulamada olan"]}, {"word": "deviniş", "meanings": ["Devinme işi"]}, {"word": "varsanı", "meanings": ["Sanrı"]}, {"word": "bu bakımdan", "meanings": ["Bundan dolayı"]}, {"word": "o bakımdan", "meanings": ["Bundan dolayı"]}, {"word": "şu bakımdan", "meanings": ["Şundan dolayı"]}, {"word": "şu yüzden", "meanings": ["Şundan dolayı"]}, {"word": "o yüzden", "meanings": ["Ondan dolayı"]}, {"word": "bu açıdan", "meanings": ["Bundan dolayı"]}, {"word": "o açıdan", "meanings": ["Ondan dolayı"]}, {"word": "şu açıdan", "meanings": ["Bundan dolayı"]}, {"word": "bu yönden", "meanings": ["Bundan dolayı"]}, {"word": "şu yönden", "meanings": ["Şundan dolayı"]}, {"word": "o yönden", "meanings": ["Ondan dolayı"]}, {"word": "çerağ dinlendirme", "meanings": ["Cem ayinlerinde, güneşin batışıyla yakılan çerağın güneş doğarken parmaklarla söndürülmesi"]}, {"word": "çerağ uyandırma", "meanings": ["Cem ayinlerinde, güneşin batışıyla çerağın yakılması"]}, {"word": "çırağ", "meanings": ["Çerağ"]}, {"word": "var yılı", "meanings": ["Bir tarım ürününden bol verim alındığı yıl"]}, {"word": "araştırma geliştirme", "meanings": ["Bir ürünün veya bir çalışmanın etkisini, verimliliğini, geliştirilmesini sağlamak için uzmanlarca yapılan ayrıntılı araştırma"]}, {"word": "güve yeniği", "meanings": ["Yünlü dokumada güvenin oluşturduğu delik"]}, {"word": "yok yılı", "meanings": ["Bir tarım ürününden az verim alınan yıl"]}, {"word": "kılıçkalkan", "meanings": ["Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu"]}, {"word": "başantrenör", "meanings": ["Antrenörlerin en ustası ve deneyimlisi"]}, {"word": "bodoslama", "meanings": ["Bodoslamak işi", "(bodo'slama) Pervasızca"]}, {"word": "dokunmalı", "meanings": ["Parmakla dokunularak çalıştırılan (makine vb.)"]}, {"word": "eleştirisel", "meanings": ["Eleştirel"]}, {"word": "doğrulatmak", "meanings": ["Herhangi bir bilginin doğru olduğunu teyit etmek"]}, {"word": "doğrulatma", "meanings": ["Doğrulatmak işi"]}, {"word": "kalem kalem", "meanings": ["Parça parça, bölüm bölüm"]}, {"word": "korkonsül", "meanings": ["Konsolosluk görevlileri"]}, {"word": "alımcılık", "meanings": ["Tahsildarlık"]}, {"word": "baltacılık", "meanings": ["Baltacının yaptığı iş"]}, {"word": "başeczacılık", "meanings": ["Başeczacı olma durumu", "Başeczacının yaptığı iş"]}, {"word": "doğuştancı", "meanings": ["Doğuştancılık yanlısı"]}, {"word": "garajcılık", "meanings": ["Garajcının yaptığı iş"]}, {"word": "göz kamaştırıcılık", "meanings": ["Göz kamaştırıcı olma durumu"]}, {"word": "infazcılık", "meanings": ["İnfazcının yaptığı iş"]}, {"word": "istihkâmcı", "meanings": ["İstihkâm sınıfında olan kimse"]}, {"word": "kampanyacılık", "meanings": ["Kampanyacının yaptığı iş"]}, {"word": "kazmacılık", "meanings": ["Kazmacının yaptığı iş"]}, {"word": "kervancılık", "meanings": ["Kervancının yaptığı iş"]}, {"word": "markacılık", "meanings": ["Markacı olma durumu"]}, {"word": "marinacı", "meanings": ["Marina işleten kimse"]}, {"word": "mısırcılık", "meanings": ["Mısırcı olma durumu"]}, {"word": "mugalatacılık", "meanings": ["Mugalatacı olma durumu"]}, {"word": "mızıkacılık", "meanings": ["Mızıkacı olma durumu"]}, {"word": "müdür yardımcılığı", "meanings": ["Müdür yardımcısının yaptığı iş"]}, {"word": "nişastacı", "meanings": ["Nişasta yapan veya satan kimse"]}, {"word": "otağcılık", "meanings": ["Otağcı olma durumu"]}, {"word": "oynatımcılık", "meanings": ["Oynatımcının yaptığı iş"]}, {"word": "öğretim yardımcılığı", "meanings": ["Öğretim yardımcısı olma durumu"]}, {"word": "ölü yıkayıcılığı", "meanings": ["Ölü yıkayıcının yaptığı iş"]}, {"word": "palamarcılık", "meanings": ["Palamarcının yaptığı iş"]}, {"word": "patlayıcılık", "meanings": ["Patlayıcı olma durumu"]}, {"word": "petrokimyacılık", "meanings": ["Petrokimyacı olma durumu"]}, {"word": "plaçkacılık", "meanings": ["Çapulculuk"]}, {"word": "sağaltıcılık", "meanings": ["Sağaltıcı olma durumu"]}, {"word": "salgıncılık", "meanings": ["Salgıncının yaptığı iş"]}, {"word": "saptanımcı", "meanings": ["Saptanımcılık yanlısı kimse"]}, {"word": "satımcılık", "meanings": ["Satımcının yaptığı iş"]}, {"word": "savacılık", "meanings": ["Savacı olma durumu"]}, {"word": "savaşımcılık", "meanings": ["Savaşımcı olma durumu"]}, {"word": "sebze meyve toptancılığı", "meanings": ["Sebze meyve toptancısı olma durumu"]}, {"word": "mentor", "meanings": ["Yönder"]}, {"word": "yönder", "meanings": ["Herhangi bir iş yerinde farklı görevlerde çalışarak deneyim kazanmış olan, danışan kişinin hedefine ulaşmasını sağlayacak yolu bulmasına yardımcı kimse, mentor"]}, {"word": "koçluk", "meanings": ["Çalıştırıcılık", "Kişilerin liderlik veya yöneticilik özelliklerini, becerilerini geliştirmeye yönelik, belli bir amacı hedefleyerek daha etkili sonuçlara ulaşmasını sağlamak üzere verilen hizmet"]}, {"word": "formatör", "meanings": ["Belirli bir alanda özel bir eğitimden geçirilerek yetiştirilen öğretici"]}, {"word": "jakar", "meanings": ["Her çözgü ipliğinin başlı başına hareket ettiği mekanik dokuma tezgâhı", "Bu tezgâhta dokunmuş karmaşık desenli kumaş"]}, {"word": "jakarlı", "meanings": ["Jakarla yapılan"]}, {"word": "sıracılık", "meanings": ["Sıracının yaptığı iş"]}, {"word": "sigaracılık", "meanings": ["Sigaracı olma durumu"]}, {"word": "simyacılık", "meanings": ["Simyacı olma durumu"]}, {"word": "sorgu yargıçlığı", "meanings": ["Sorgu yargıcı olma durumu"]}, {"word": "sünger avcılığı", "meanings": ["Sünger avcısının yaptığı iş"]}, {"word": "şahmerdancılık", "meanings": ["Şahmerdancı olma durumu"]}, {"word": "tafracılık", "meanings": ["Tafracı olma durumu"]}, {"word": "taklacılık", "meanings": ["Dalaverecilik"]}, {"word": "tamburacılık", "meanings": ["Tamburacı olma durumu"]}, {"word": "tartıcılık", "meanings": ["Tartıcının yaptığı iş"]}, {"word": "tarayıcılık", "meanings": ["Tarayıcının yaptığı iş"]}, {"word": "taş basmacılık", "meanings": ["Taş basmacının yaptığı iş"]}, {"word": "tavernacılık", "meanings": ["Tavernacının yaptığı iş"]}, {"word": "tavlacılık", "meanings": ["Tavlacı (I) olma durumu"]}, {"word": "tazılık", "meanings": ["Tazı gibi olma durumu"]}, {"word": "tımarcılık", "meanings": ["Tımarcının yaptığı iş"]}, {"word": "top toplayıcılık", "meanings": ["Top toplayıcının yaptığı iş"]}, {"word": "vardiyacılık", "meanings": ["Vardiyacı olma durumu"]}, {"word": "vardacılık", "meanings": ["Vardacının yaptığı iş"]}, {"word": "viyolacılık", "meanings": ["Viyola çalma işi"]}, {"word": "yangıncılık", "meanings": ["İtfaiyecilik"]}, {"word": "yanıltmacılık", "meanings": ["Yanıltma işi yapma", "Bilimsel bir gerekçe olmaksızın veri veya sonuçlar üzerinde değişiklik yapma veya nedeni olmaksızın veri atlama"]}, {"word": "yapağıcılık", "meanings": ["Yapağıcının yaptığı iş, yapakçılık"]}, {"word": "yapıştırıcılık", "meanings": ["Yapıştırıcı olma durumu"]}, {"word": "yaratımcılık", "meanings": ["Yaratımcı olma durumu"]}, {"word": "yardımcı doçentlik", "meanings": ["Yardımcı doçent olma durumu"]}, {"word": "yardımcı hakemlik", "meanings": ["Yardımcı hakem olma durumu"]}, {"word": "yardımcı oyunculuk", "meanings": ["Yardımcı oyuncu olma durumu"]}, {"word": "yardımcı yargıcılık", "meanings": ["Yardımcı yargıcı olma durumu"]}, {"word": "yazımcılık", "meanings": ["Yazımcının yaptığı iş"]}, {"word": "yetkili yargıçlık", "meanings": ["Yetkili yargıç olma durumu", "Yetkili yargıcın yaptığı iş"]}, {"word": "yıkayıcılık", "meanings": ["Yıkayıcının yaptığı iş"]}, {"word": "yıkmacılık", "meanings": ["Yıkmacının yaptığı iş"]}, {"word": "yönetmen yardımcılığı", "meanings": ["Yönetmen yardımcısının yaptığı iş"]}, {"word": "Mushaf-ı Şerif", "meanings": ["Kur'an"]}, {"word": "maddi zarar", "meanings": ["Kişilerin bedenine veya mal varlığına verilen zarar"]}, {"word": "mart kedisi", "meanings": ["Çiftleşme zamanında azgınlık gösteren kedi", "Çapkınlık ve azgınlık gösteren kimse"]}, {"word": "mart kedisi gibi", "meanings": ["çapkın ve azgın olan"]}, {"word": "zindancılık", "meanings": ["Zindancının yaptığı iş"]}, {"word": "başmüzakerecilik", "meanings": ["Başmüzakereci olma durumu", "Başmüzakerecinin yaptığı iş"]}, {"word": "beygircilik", "meanings": ["Beygircinin yaptığı iş"]}, {"word": "alaverecilik", "meanings": ["Vurgunculuk"]}, {"word": "cephanecilik", "meanings": ["Cephanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "birinci zabitlik", "meanings": ["Birinci zabitin işi"]}, {"word": "bitirimcilik", "meanings": ["Bitirimcinin yaptığı iş"]}, {"word": "cevahircilik", "meanings": ["Kuyumculuk"]}, {"word": "düvencilik", "meanings": ["Düvencinin yaptığı iş"]}, {"word": "cübbecilik", "meanings": ["Cübbecinin yaptığı iş"]}, {"word": "çektiricilik", "meanings": ["Çektiricinin yaptığı iş"]}, {"word": "çergicilik", "meanings": ["Çergicinin yaptığı iş"]}, {"word": "çergecilik", "meanings": ["Çergecinin yaptığı iş"]}, {"word": "destekleyicilik", "meanings": ["Destekleyicinin yaptığı iş, sponsorluk", "Destekleyici olma durumu, sponsorluk"]}, {"word": "çizimcilik", "meanings": ["Çizimcinin yaptığı iş"]}, {"word": "döşeyicilik", "meanings": ["Tesisatçılık"]}, {"word": "eşkincilik", "meanings": ["Eşkinci olma durumu"]}, {"word": "fermenecilik", "meanings": ["Fermenecinin yaptığı iş"]}, {"word": "fitilcilik", "meanings": ["Fitilcinin yaptığı iş", "Fitilci olma durumu"]}, {"word": "frencilik", "meanings": ["Frencinin yaptığı iş"]}, {"word": "galvanizcilik", "meanings": ["Galvanizcinin yaptığı iş"]}, {"word": "gezdiricilik", "meanings": ["Gezdiricinin yaptığı iş"]}, {"word": "giydiricilik", "meanings": ["Giydiricinin yaptığı iş, gardıropçuluk"]}, {"word": "görecilik", "meanings": ["Göreci olma durumu"]}, {"word": "greydercilik", "meanings": ["Greydercinin yaptığı iş"]}, {"word": "garantörlük", "meanings": ["Garantör olma durumu, güvencecilik"]}, {"word": "güvencecilik", "meanings": ["Garantörlük"]}, {"word": "hava tahminciliği", "meanings": ["Hava tahmincisinin yaptığı iş"]}, {"word": "hindicilik", "meanings": ["Hindicinin yaptığı iş"]}, {"word": "ileri gözetleyicilik", "meanings": ["İleri gözetleyicinin yaptığı iş"]}, {"word": "İslam gizemcisi", "meanings": ["Mutasavvıf"]}, {"word": "konumdaş", "meanings": ["Aynı konumda, makamda olan kişiler"]}, {"word": "segment", "meanings": ["Bir organ, yapı veya bütünün doğal veya yapay olarak sınırlanmış her bir bölümü"]}, {"word": "selektif", "meanings": ["Seçmeli"]}, {"word": "sürgünlük", "meanings": ["Sürgün olma durumu", "Sürgün olan"]}, {"word": "yaşam bilimleri", "meanings": ["Biyoloji, tıp, veteriner, diş hekimliği ve eczacılık ile ilgili bilim dallarına verilen genel ad"]}, {"word": "izlemcilik", "meanings": ["İzlemcinin yaptığı iş"]}, {"word": "kaidecilik", "meanings": ["Kuralcılık"]}, {"word": "kahvehanecilik", "meanings": ["Kahvehanecinin yaptığı iş"]}, {"word": "karanfilcilik", "meanings": ["Karanfilcinin yaptığı iş"]}, {"word": "kasidecilik", "meanings": ["Kasidecinin yaptığı iş", "Kasideci olma durumu"]}, {"word": "kefencilik", "meanings": ["Kefencinin yaptığı iş", "Kefenci olma durumu"]}, {"word": "kebzecilik", "meanings": ["Kebzeci olma durumu"]}, {"word": "kemençecilik", "meanings": ["Kemençecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kellecilik", "meanings": ["Kellecinin yaptığı iş"]}, {"word": "kerizcilik", "meanings": ["Kerizci olma durumu"]}, {"word": "kilercilik", "meanings": ["Kilercinin yaptığı iş"]}, {"word": "kokaincilik", "meanings": ["Kokainci olma durumu"]}, {"word": "kirdecilik", "meanings": ["Kirdecinin yaptığı iş"]}, {"word": "körükleyicilik", "meanings": ["Körükleyici olma durumu"]}, {"word": "kriz yöneticiliği", "meanings": ["Kriz yöneticisinin yaptığı iş"]}, {"word": "konserveci", "meanings": ["Konserve yapan veya satan kimse"]}, {"word": "lehçecilik", "meanings": ["Lehçecinin yaptığı iş"]}, {"word": "lüfercilik", "meanings": ["Lüfercinin yaptığı iş"]}, {"word": "mandolincilik", "meanings": ["Mandolincinin yaptığı iş"]}, {"word": "mekkârecilik", "meanings": ["Mekkârecinin yaptığı iş"]}, {"word": "merdivencilik", "meanings": ["Merdivencinin yaptığı iş"]}, {"word": "meşalecilik", "meanings": ["Meşalecinin yaptığı iş"]}, {"word": "mitingcilik", "meanings": ["Mitingcinin yaptığı iş"]}, {"word": "minecilik", "meanings": ["Minecinin yaptığı iş"]}, {"word": "muharebecilik", "meanings": ["Muharebeci olma durumu"]}, {"word": "nazariyecilik", "meanings": ["Kuramcılık"]}, {"word": "öğlencilik", "meanings": ["Öğlenci olma durumu"]}, {"word": "patencilik", "meanings": ["Patencinin yaptığı iş"]}, {"word": "önceci", "meanings": ["Bir şeyi başkalarından önce yapan kimse", "Önde gelen kimse"]}, {"word": "peremecilik", "meanings": ["Peremecinin yaptığı iş"]}, {"word": "profilcilik", "meanings": ["Profilcinin yaptığı iş"]}, {"word": "peşincilik", "meanings": ["Peşinci olma durumu"]}, {"word": "sandık gözlemciliği", "meanings": ["Sandık gözlemcisinin yaptığı iş"]}, {"word": "basgitar", "meanings": ["Çoğunlukla dört telli, kalın sesler veren bir gitar türü"]}, {"word": "trombosit", "meanings": ["Kan pulcuğu"]}, {"word": "pulcuk", "meanings": ["Küçük pul"]}, {"word": "kan pulcuğu", "meanings": ["Kanda bulunan, eksikliğinde pıhtılaşmanın geciktiği veya kanamaların olduğu çekirdeksiz hücre, trombosit"]}, {"word": "tromboz", "meanings": ["Kan pıhtısı oluşumu nedeniyle kan akışının engellenmesi"]}, {"word": "sözleme", "meanings": ["Sözlemek işi"]}, {"word": "sözlemek", "meanings": ["Evlendirmek üzere söz kesmek"]}, {"word": "konservatif", "meanings": ["Sağlığın korunması, işlevlerin yeniden kazanılması veya vücut yapılarının tamirinde varis çorabı, bandaj vb. malzemeler kullanılarak yapılan tedavi yöntemi"]}, {"word": "relaks", "meanings": ["Rahatlama", "Gevşeme"]}, {"word": "tanıtma adı", "meanings": ["Tanıtımı ayrıntılı bir biçimde sağlayan, ilgi çekici, kısa ad, jenerik"]}, {"word": "kadın başına", "meanings": ["Tek başına kadın olarak"]}, {"word": "çocuk başına", "meanings": ["Tek başına çocuk olarak"]}, {"word": "takatukacı", "meanings": ["Takatuka yapan veya satan kimse"]}, {"word": "takatukacılık", "meanings": ["Takatukacının yaptığı iş"]}, {"word": "tanıtıcı reklam", "meanings": ["Tanıtılacak ürünün kullanımını ve etkilerini değişik ögeler yardımıyla ayrıntılı olarak haber biçiminde anlatan reklam"]}, {"word": "sulak alan", "meanings": ["Denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, su kuşlarının barınma yeri olan bataklık, sazlık ve turbalıklar"]}, {"word": "bombaj", "meanings": ["Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik"]}, {"word": "şaşırtı", "meanings": ["Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum, sürpriz"]}, {"word": "evvelallah", "meanings": ["Evelallah"]}, {"word": "evelallah", "meanings": ["Kesinlikle, elbette", "Allah'a güvenerek"]}, {"word": "akıl küpü", "meanings": ["Çok akıllı"]}, {"word": "santralcilik", "meanings": ["Santralcinin yaptığı iş"]}, {"word": "seccadecilik", "meanings": ["Seccadecinin yaptığı iş"]}, {"word": "silmecilik", "meanings": ["Silmecinin yaptığı iş"]}, {"word": "sedyecilik", "meanings": ["Sedyecinin yaptığı iş"]}, {"word": "sistemci", "meanings": ["Planlı programlı yaşamayı seven kimse", "Sisteme uygun yaşamayı, davranmayı ilke edinen kimse"]}, {"word": "şehnamecilik", "meanings": ["Şehnamecinin yaptığı iş"]}, {"word": "süsleyicilik", "meanings": ["Süsleyici olma durumu"]}, {"word": "tasar çizimcilik", "meanings": ["Tasarımcılık"]}, {"word": "şişecilik", "meanings": ["Şişecinin yaptığı iş"]}, {"word": "terecilik", "meanings": ["Terecinin yaptığı iş"]}, {"word": "trapezcilik", "meanings": ["Trapezcinin yaptığı iş"]}, {"word": "velvelecilik", "meanings": ["Gürültücülük"]}, {"word": "vitrinci", "meanings": ["Vitrini düzenleyen kimse", "Alışveriş yapmaksızın vitrinlere bakmayı seven kimse"]}, {"word": "yenileşimcilik", "meanings": ["Yenileşimci olma durumu"]}, {"word": "vitrincilik", "meanings": ["Vitrincinin yaptığı iş", "Vitrinci olma durumu"]}, {"word": "akortçuluk", "meanings": ["Akortçunun yaptığı iş"]}, {"word": "başakortçuluk", "meanings": ["Başakortçunun yaptığı iş"]}, {"word": "çulculuk", "meanings": ["Çulcunun yaptığı iş"]}, {"word": "dutçu", "meanings": ["Dut yetiştiren veya satan kimse"]}, {"word": "kavukçuluk", "meanings": ["Kavukçunun yaptığı iş", "Kavukçu olma durumu"]}, {"word": "motokrosçuluk", "meanings": ["Motokrosçu olma durumu"]}, {"word": "pullukçuluk", "meanings": ["Pullukçunun yaptığı iş"]}, {"word": "rötuşçuluk", "meanings": ["Rötuşçunun yaptığı iş"]}, {"word": "spotçuluk", "meanings": ["Spotçunun yaptığı iş"]}, {"word": "utçuluk", "meanings": ["Utçunun yaptığı iş"]}, {"word": "cümbüşçülük", "meanings": ["Cümbüşçünün yaptığı iş"]}, {"word": "düdükçülük", "meanings": ["Düdükçünün yaptığı iş"]}, {"word": "gülütçülük", "meanings": ["Gülütçünün yaptığı iş"]}, {"word": "midibüsçülük", "meanings": ["Midibüsçünün yaptığı iş"]}, {"word": "arabeskçilik", "meanings": ["Arabeskçinin yaptığı iş", "Arabeskçi olma durumu"]}, {"word": "beşikçilik", "meanings": ["Beşikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "bezekçilik", "meanings": ["Bezekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "bibliyotekçilik", "meanings": ["Kütüphanecilik"]}, {"word": "sülükçülük", "meanings": ["Sülükçünün yaptığı iş"]}, {"word": "ciritçilik", "meanings": ["Ciritçi olma durumu"]}, {"word": "direkçilik", "meanings": ["Direkçinin yaptığı iş"]}, {"word": "dispeççilik", "meanings": ["Dispeççinin yaptığı iş"]}, {"word": "dümbelekçilik", "meanings": ["Dümbelekçinin yaptığı iş"]}, {"word": "etçilik", "meanings": ["Kasaplık"]}, {"word": "gelinlikçilik", "meanings": ["Gelinlikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "gıybetçilik", "meanings": ["Dedikoduculuk"]}, {"word": "hepçillik", "meanings": ["Hepçil olma durumu"]}, {"word": "ibrikçilik", "meanings": ["İbrikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "işaretçilik", "meanings": ["İşaretçi olma durumu"]}, {"word": "jimnastikçilik", "meanings": ["Jimnastikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kamu denetçiliği", "meanings": ["Kamu denetçisinin yaptığı iş"]}, {"word": "karidesçilik", "meanings": ["Karidesçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kerpiççilik", "meanings": ["Kerpiççinin yaptığı iş"]}, {"word": "kibritçilik", "meanings": ["Kibritçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kirişçilik", "meanings": ["Kirişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "kol emekçiliği", "meanings": ["Kol emekçisi olma durumu"]}, {"word": "kronikçilik", "meanings": ["Kronikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "merkepçilik", "meanings": ["Eşekçilik"]}, {"word": "mürekkepçilik", "meanings": ["Mürekkepçinin yaptığı iş"]}, {"word": "nispetçilik", "meanings": ["Nispetçi olma durumu"]}, {"word": "nümayişçilik", "meanings": ["Nümayişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "pastişçilik", "meanings": ["Pastişçinin yaptığı iş"]}, {"word": "papikçilik", "meanings": ["Papikçinin yaptığı iş"]}, {"word": "piknikçilik", "meanings": ["Piknikçi olma durumu"]}, {"word": "pusetçilik", "meanings": ["Pusetçinin yaptığı iş"]}, {"word": "renkçilik", "meanings": ["Renkçi olma durumu"]}, {"word": "rotatifçilik", "meanings": ["Rotatifçinin yaptığı iş"]}, {"word": "sesçilik", "meanings": ["Sesçinin yaptığı iş"]}, {"word": "sandviççilik", "meanings": ["Sandviççinin yaptığı iş"]}, {"word": "şilepçi", "meanings": ["Şilep işleten kimse"]}, {"word": "teknikçilik", "meanings": ["Teknikçi olma durumu"]}, {"word": "taktikçilik", "meanings": ["Taktikçi olma durumu"]}, {"word": "tenisçilik", "meanings": ["Tenisçi olma durumu"]}, {"word": "yemekçi", "meanings": ["Çalışanları, üyeleri, öğrencileri, işçileri çok olan kuruluşlara yemek yapıp satan kimse", "Yemek yemeyi çok seven kimse"]}, {"word": "balonculuk", "meanings": ["Baloncunun yaptığı iş", "Palavracılık"]}, {"word": "beyzbolculuk", "meanings": ["Beyzbolcunun yaptığı iş"]}, {"word": "havuzculuk", "meanings": ["Havuzcunun yaptığı iş"]}, {"word": "gümrük kolculuğu", "meanings": ["Gümrük kolcusunun yaptığı iş"]}, {"word": "doğuruculuk", "meanings": ["Doğurucu olma durumu"]}, {"word": "ispirtoculuk", "meanings": ["İspirtocu olma durumu"]}, {"word": "kalyonculuk", "meanings": ["Kalyoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "kanun koyuculuğu", "meanings": ["Yasa koyuculuğu"]}, {"word": "kartonculuk", "meanings": ["Kartoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "kokuculuk", "meanings": ["Kokucunun yaptığı iş"]}, {"word": "kumruculuk", "meanings": ["Kumrucunun yaptığı iş"]}, {"word": "madalyonculuk", "meanings": ["Madalyoncunun yaptığı iş"]}, {"word": "koşumculuk", "meanings": ["Koşumcunun yaptığı iş"]}, {"word": "mumculuk", "meanings": ["Mumcunun yaptığı iş"]}, {"word": "oyun kuruculuğu", "meanings": ["Oyun kurucunun yaptığı iş"]}, {"word": "ölü soyuculuğu", "meanings": ["Ölü soyucunun yaptığı iş"]}, {"word": "soğutuculuk", "meanings": ["Soğutucu olma durumu"]}, {"word": "taponculuk", "meanings": ["Taponcunun yaptığı iş"]}, {"word": "tipoculuk", "meanings": ["Tipocunun yaptığı iş"]}, {"word": "vapurcu", "meanings": ["Vapur işleten kimse"]}, {"word": "tapuculuk", "meanings": ["Tapu memurunun yaptığı iş"]}, {"word": "tulumculuk", "meanings": ["Tulumcunun yaptığı iş"]}, {"word": "yasa koyuculuğu", "meanings": ["Yasa koyucunun yaptığı iş, kanun koyuculuğu"]}, {"word": "yedek oyunculuk", "meanings": ["Yedek oyuncu olma durumu"]}, {"word": "baş döndürücülük", "meanings": ["Baş döndürücü olma durumu"]}, {"word": "çözümcülük", "meanings": ["Çözümcü olma durumu"]}, {"word": "göncülük", "meanings": ["Göncünün yaptığı iş"]}, {"word": "düğüncülük", "meanings": ["Düğüncü olma durumu"]}, {"word": "düzgüncülük", "meanings": ["Düzgüncünün yaptığı iş, makyajcılık"]}, {"word": "grev sözcülüğü", "meanings": ["Grev sözcüsünün yaptığı iş"]}, {"word": "grev gözcülüğü", "meanings": ["Grev gözcüsünün yaptığı iş"]}, {"word": "gübürcülük", "meanings": ["Çöpçülük"]}, {"word": "gündüzcülük", "meanings": ["Gündüzcü olma durumu"]}, {"word": "öğütücülük", "meanings": ["Öğütücü olma durumu"]}, {"word": "protokolcülük", "meanings": ["Protokolcü olma durumu"]}, {"word": "örgücülük", "meanings": ["Örgücünün yaptığı iş"]}, {"word": "sövücülük", "meanings": ["Sövgücülük"]}, {"word": "sövgücülük", "meanings": ["Sövgücü olma durumu, sövücülük"]}, {"word": "sürdürümcülük", "meanings": ["Abone olma durumu"]}, {"word": "trolcülük", "meanings": ["Trolcünün yaptığı iş"]}, {"word": "uzun yol sürücülüğü", "meanings": ["Uzun yol sürücüsünün yaptığı iş"]}, {"word": "ağızsızlık", "meanings": ["Ağızsız olma durumu"]}, {"word": "abartmasızca", "meanings": ["Abartmasız bir biçimde"]}, {"word": "ağrısızca", "meanings": ["Ağrısız bir biçimde"]}, {"word": "anlamsızca", "meanings": ["Anlamsız bir biçimde, anlamsızcasına"]}, {"word": "abartısızca", "meanings": ["Abartısız bir biçimde"]}, {"word": "alakasızca", "meanings": ["İlgisizce"]}, {"word": "bağımsızca", "meanings": ["Bağımsız bir biçimde, bağımsızcasına"]}, {"word": "anlayışsızca", "meanings": ["Anlayışsız bir biçimde, anlayışsızcasına"]}, {"word": "bağsızlık", "meanings": ["Bağsız olma durumu"]}, {"word": "cilasızlık", "meanings": ["Cilasız olma durumu"]}, {"word": "çobansızlık", "meanings": ["Çobansız olma durumu"]}, {"word": "damarsızlık", "meanings": ["Damarsız olma durumu"]}, {"word": "dayanaksızlık", "meanings": ["Dayanaksız olma durumu"]}, {"word": "evlatsızlık", "meanings": ["Evlatsız olma durumu"]}, {"word": "hatırsızlık", "meanings": ["Hatırsız olma durumu"]}, {"word": "kanıtsızlık", "meanings": ["Kanıtsız olma durumu"]}, {"word": "kumandansızlık", "meanings": ["Kumandansız olma durumu"]}, {"word": "manasızca", "meanings": ["Manasız bir biçimde, manasızcasına"]}, {"word": "mantıksızca", "meanings": ["Mantıksız bir biçimde, mantıksızcasına"]}, {"word": "markasızlık", "meanings": ["Markasız olma durumu"]}, {"word": "mayasızlık", "meanings": ["Mayasız olma durumu"]}, {"word": "meraksızca", "meanings": ["Meraksız bir biçimde"]}, {"word": "müsamahasızca", "meanings": ["Müsamahasız bir biçimde"]}, {"word": "nizamsızca", "meanings": ["Nizamsız bir biçimde"]}, {"word": "plansızca", "meanings": ["Plansız bir biçimde"]}, {"word": "randımansızlık", "meanings": ["Randımansız olma durumu"]}, {"word": "ruhsatsızlık", "meanings": ["Ruhsatsız olma durumu"]}, {"word": "sakıncasızlık", "meanings": ["Sakıncasız olma durumu"]}, {"word": "tarafsızca", "meanings": ["Tarafsız bir biçimde"]}, {"word": "şatafatsızlık", "meanings": ["Görkemsizlik"]}, {"word": "vakarsızlık", "meanings": ["Vakarsız olma durumu"]}, {"word": "tutarsızca", "meanings": ["Tutarsız bir biçimde"]}, {"word": "vefasızca", "meanings": ["Vefasız bir biçimde"]}, {"word": "yararsızca", "meanings": ["Yararsız bir biçimde"]}, {"word": "zararsızca", "meanings": ["Zararsız bir biçimde"]}, {"word": "ziyasızlık", "meanings": ["Işıksızlık"]}, {"word": "beyinsizce", "meanings": ["Beyinsiz bir biçimde"]}, {"word": "biçimsizce", "meanings": ["Biçimsiz bir biçimde"]}, {"word": "adaletsizce", "meanings": ["Adaletsiz bir biçimde"]}, {"word": "bilgisizce", "meanings": ["Bilgisiz bir biçimde"]}, {"word": "cesaretsizce", "meanings": ["Cesaretsiz bir biçimde"]}, {"word": "cüretsizce", "meanings": ["Cüretsiz bir biçimde"]}, {"word": "çelimsizce", "meanings": ["Çelimsiz bir biçimde"]}, {"word": "dengesizce", "meanings": ["Dengesiz bir biçimde"]}, {"word": "disiplinsizce", "meanings": ["Disiplinsiz bir biçimde"]}, {"word": "düzeysizce", "meanings": ["Düzeysiz bir biçimde, seviyesizce"]}, {"word": "dikkatsizce", "meanings": ["Dikkatsiz bir biçimde"]}, {"word": "düşüncesizce", "meanings": ["Düşüncesiz bir biçimde"]}, {"word": "etkisizce", "meanings": ["Etkisiz bir biçimde"]}, {"word": "geleneksizlik", "meanings": ["Geleneksiz olma durumu"]}, {"word": "haysiyetsizce", "meanings": ["Haysiyetsiz bir biçimde"]}, {"word": "ilgisizce", "meanings": ["İlgisiz bir biçimde, alakasızca"]}, {"word": "iradesizce", "meanings": ["İradesiz bir biçimde"]}, {"word": "itaatsizce", "meanings": ["İtaatsiz bir biçimde"]}, {"word": "elemsizlik", "meanings": ["Elemsiz olma durumu"]}, {"word": "elbisesizlik", "meanings": ["Giysisizlik"]}, {"word": "engelsizlik", "meanings": ["Engelsiz olma durumu"]}, {"word": "kaprissizlik", "meanings": ["Kaprissiz olma durumu"]}, {"word": "kanaatsizce", "meanings": ["Kanaatsiz bir biçimde"]}, {"word": "kaprissizce", "meanings": ["Kaprissiz bir biçimde"]}, {"word": "karaktersizce", "meanings": ["Karaktersiz bir biçimde"]}, {"word": "kardeşsizlik", "meanings": ["Kardeşsiz olma durumu"]}, {"word": "komplekssizce", "meanings": ["Komplekssiz bir biçimde"]}, {"word": "keyifsizce", "meanings": ["Keyifsiz bir biçimde"]}, {"word": "kuvvetsizce", "meanings": ["Kuvvetsiz bir biçimde"]}, {"word": "liyakatsizce", "meanings": ["Liyakatsiz bir biçimde"]}, {"word": "maharetsizce", "meanings": ["Beceriksizce"]}, {"word": "marifetsizlik", "meanings": ["Marifetsiz olma durumu"]}, {"word": "marifetsizce", "meanings": ["Marifetsiz bir biçimde"]}, {"word": "mesuliyetsizce", "meanings": ["Sorumsuzca"]}, {"word": "meşakkatsizlik", "meanings": ["Meşakkatsiz olma durumu"]}, {"word": "meymenetsizce", "meanings": ["Meymenetsiz bir biçimde"]}, {"word": "meziyetsizlik", "meanings": ["Meziyetsiz olma durumu"]}, {"word": "minnetsiz", "meanings": ["Minnet duygusu olmayan"]}, {"word": "minnetsizce", "meanings": ["Minnetsiz bir biçimde"]}, {"word": "minnetsizlik", "meanings": ["Minnetsiz olma durumu"]}, {"word": "nezaketsizce", "meanings": ["Nezaketsiz bir biçimde"]}, {"word": "münasebetsizce", "meanings": ["Münasebetsiz bir biçimde"]}, {"word": "rütbesizlik", "meanings": ["Rütbesiz olma durumu"]}, {"word": "sebepsizlik", "meanings": ["Sebepsiz olma durumu"]}, {"word": "sevimsizce", "meanings": ["Sevimsiz bir biçimde"]}, {"word": "seviyesizce", "meanings": ["Düzeysizce"]}, {"word": "şöhretsizlik", "meanings": ["Şöhretsiz olma durumu"]}, {"word": "pisi", "meanings": ["Pisi balığı"]}, {"word": "sargı yeri", "meanings": ["Savaş, deprem vb. durumlarda yaralılara ilk yardımın yapılabilmesi için geçici olarak kurulan nokta"]}, {"word": "yozlaşık", "meanings": ["Yozlaşmış"]}, {"word": "yozlaşıklık", "meanings": ["Yozlaşık olma durumu"]}, {"word": "tecrübesizce", "meanings": ["Tecrübesiz bir biçimde"]}, {"word": "ümitsizce", "meanings": ["Umutsuzca"]}, {"word": "yüreksizce", "meanings": ["Yüreksiz bir biçimde"]}, {"word": "arzusuzluk", "meanings": ["Arzusuz olma durumu"]}, {"word": "arzusuzca", "meanings": ["Arzusuz bir biçimde"]}, {"word": "falsosuzluk", "meanings": ["Falsosuz olma durumu"]}, {"word": "hoşnutsuzca", "meanings": ["Hoşnutsuz bir biçimde"]}, {"word": "kokusuzluk", "meanings": ["Kokusuz olma durumu"]}, {"word": "nüfuzsuzluk", "meanings": ["Nüfuzsuz olma durumu"]}, {"word": "ruhsuzca", "meanings": ["Ruhsuz bir biçimde"]}, {"word": "şuursuzca", "meanings": ["Bilinçsizce"]}, {"word": "vurgusuzluk", "meanings": ["Vurgusuz olma durumu"]}, {"word": "üstsüzlük", "meanings": ["Üstsüz olma durumu"]}, {"word": "özürsüzlük", "meanings": ["Özürsüz olma durumu"]}, {"word": "alkollülük", "meanings": ["Alkollü olma durumu"]}, {"word": "gani gönüllülük", "meanings": ["Gani gönüllü olma durumu"]}, {"word": "kısa görüşlülük", "meanings": ["Dar görüşlülük"]}, {"word": "kısa ömürlülük", "meanings": ["Kısa ömürlü olma durumu"]}, {"word": "ömürlülük", "meanings": ["Ömürlü olma durumu"]}, {"word": "öngörülülük", "meanings": ["Öngörülü olma durumu"]}, {"word": "özlülük", "meanings": ["Özlü olma durumu"]}, {"word": "özürlülük", "meanings": ["Özürlü olma durumu"]}, {"word": "sulu gözlülük", "meanings": ["Sulu gözlü olma durumu"]}, {"word": "sağgörülülük", "meanings": ["Basiretlilik"]}, {"word": "süslülük", "meanings": ["Süslü olma durumu"]}, {"word": "tatlı sözlülük", "meanings": ["Tatlı dillilik"]}, {"word": "uzun ömürlülük", "meanings": ["Uzun ömürlü olma durumu"]}, {"word": "boynuzluluk", "meanings": ["Boynuzlu olma durumu"]}, {"word": "bursluluk", "meanings": ["Burslu olma durumu, bursiyerlik"]}, {"word": "kötü huyluluk", "meanings": ["Kötü huylu olma durumu"]}, {"word": "iyi huyluluk", "meanings": ["İyicillik"]}, {"word": "raporluluk", "meanings": ["Raporlu olma durumu"]}, {"word": "sağduyululuk", "meanings": ["Sağduyulu olma durumu"]}, {"word": "yavukluluk", "meanings": ["Yavuklu olma durumu"]}, {"word": "üç boyutluluk", "meanings": ["Üç boyutlu olma durumu"]}, {"word": "kukumav", "meanings": ["Kukumav kuşu"]}, {"word": "kukumav gibi", "meanings": ["tek başına, kimsesiz"]}, {"word": "ışık değneği", "meanings": ["Bir ışık kaynağından yayılan yoğun aydınlık, hüzme"]}, {"word": "şua tedavisi", "meanings": ["Işın tedavisi"]}, {"word": "engelleyici", "meanings": ["Engelleme özelliği olan (kimse veya şey)", "Depolanan benzinlerde gazlaşmayı, yağlama yağlarındaki renk değişimini, türbin yakıtlarında korozyonun istenmeyen etkilerini önleme veya geciktirme vb. amaçlar için kullanılan, petrol ürünlerinde doğal olarak bulunan veya çok küçük oranlarda sonradan katılan bir madde, önleyici, inhibitör"]}, {"word": "pacemaker", "meanings": ["343 irkilteç"]}, {"word": "irkilteç", "meanings": ["Deri altına yerleştirilerek kalbin atışını düzenleyen cihaz"]}, {"word": "düzgü", "meanings": ["Norm"]}, {"word": "bilerek", "meanings": ["İsteyerek, kasten"]}, {"word": "baobap ağacı", "meanings": ["Baobap"]}, {"word": "insansız bölge", "meanings": ["Coğrafi şartları bakımından insanın yaşamasına uygun olmayan arazi", "Güvenlik amacıyla boşaltılmış arazi"]}, {"word": "insansız araç", "meanings": ["Belirli bir bölgenin güvenlik açısından gözetlenmesi ve denetlenmesi amacıyla gerekli araçlarla donatılmış, uzaktan yönetilerek uçurulan araç"]}, {"word": "sürme iskele", "meanings": ["İskeleye yanaşmış deniz taşıtlarına insanların güvenli olarak inip binmelerini sağlamak amacıyla iskele ile vapur arasına konulan tahta köprü"]}, {"word": "Abhaz", "meanings": ["Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan bir halk, Abaza", "Bu halka mensup olan kimse, Abaza"]}, {"word": "süreklice", "meanings": ["Sürekli bir biçimde"]}, {"word": "Abazaca", "meanings": ["Abhazca"]}, {"word": "kara delik", "meanings": ["Yakınındaki nesnelerin kaçıp kurtulmasına izin vermeyecek kadar yüksek çekim kuvvetine sahip, çok yoğun bir kütlenin oluşturduğu uzay bölgesi", "Parasal açıdan kapatılamayan açık"]}, {"word": "akılalmaz", "meanings": ["İnanılacak gibi olmayan, inanılmaz"]}, {"word": "afiyetle", "meanings": ["Ağız tadıyla, keyifle"]}, {"word": "kısayol", "meanings": ["Bilgisayarda herhangi bir programa kestirmeden ulaşmayı sağlayan komutu içeren simge"]}, {"word": "eğitici oyun", "meanings": ["Bireylerin zihinsel, toplumsal ve bedensel gelişmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmış, eğitici ve öğretici nitelik taşıyan tiyatro eseri, eğitsel oyun"]}, {"word": "eğitsel oyun", "meanings": ["Eğitici oyun"]}, {"word": "akılalmazlık", "meanings": ["Akılalmaz olma durumu"]}, {"word": "dizey", "meanings": ["Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre, matris", "İstatistikte, bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi, matris", "Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu, matris"]}, {"word": "eğitici etkinlik", "meanings": ["Okul yöneticilerinin denetimi altında temizlik, çevre koruma, düşünce geliştirme gibi ders dışı yürütülen çalışma, eğitsel etkinlik"]}, {"word": "eğitici film", "meanings": ["Öğretime destek olmak amacıyla hazırlanmış belli konularda bilgi içeren film türü, eğitsel film"]}, {"word": "eğitsel film", "meanings": ["Eğitici film"]}, {"word": "eğitsel kol", "meanings": ["Öğrencilerin çeşitli alanlarda kendilerini yetiştirmelerini amaç edinen çalışma kolu"]}, {"word": "tangram", "meanings": ["Bir kareden belli bir düzene göre kesilmiş iki büyük iki küçük, bir orta boy ikizkenar dik üçgen, bir kare ve bir paralel kenardan oluşan eski bir Çin bulmacası", "İlköğretimde öğrencilerin şekil oluşturma yeteneğini geliştirmek amacıyla kullanılan matematik ders araç gereci"]}, {"word": "fesholunmak", "meanings": ["Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, dağılmak"]}, {"word": "eğitsel etkinlik", "meanings": ["Eğitici etkinlik"]}, {"word": "fesholunma", "meanings": ["Fesholunmak işi"]}, {"word": "füzeci", "meanings": ["Füze teknolojisiyle ilgilenen araştırmacı", "Topa isabetli ve sert bir biçimde vuran futbolcu"]}, {"word": "kalpgâh", "meanings": ["Canevi", "Ordunun sağ ve sol kanatları arasında yer alan ve komutan ile çevresindekilerin bulunduğu merkez birliklerden oluşan bölüm"]}, {"word": "depreşivermek", "meanings": ["Çabucak nüks etmek"]}, {"word": "depreşiverme", "meanings": ["Depreşivermek işi"]}, {"word": "patlatılmak", "meanings": ["Patlatma işi yapılmak"]}, {"word": "patlatılma", "meanings": ["Patlatılmak işi"]}, {"word": "geveleyivermek", "meanings": ["Çabucak gevelemek"]}, {"word": "anılagelmek", "meanings": ["Sürekli olarak anılmak"]}, {"word": "anılagelme", "meanings": ["Anılagelmek durumu"]}, {"word": "geveleyiverme", "meanings": ["Geveleyivermek işi"]}, {"word": "kaldırılıvermek", "meanings": ["Çabucak kaldırılmak"]}, {"word": "düşünülebilmek", "meanings": ["Düşünülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaldırılıverme", "meanings": ["Kaldırılıvermek işi"]}, {"word": "düşünülebilme", "meanings": ["Düşünülebilmek işi"]}, {"word": "yapılabilme", "meanings": ["Yapılabilmek işi"]}, {"word": "yapılabilmek", "meanings": ["Yapılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "buzsuz", "meanings": ["Buz katılmamış"]}, {"word": "uğranılmak", "meanings": ["Uğrama işi yapılmak"]}, {"word": "uğranılma", "meanings": ["Uğranılmak işi"]}, {"word": "hakani senet", "meanings": ["Padişah tarafından verilen kullanım hakkı"]}, {"word": "altın otu", "meanings": ["Mayasıl otu"]}, {"word": "opak", "meanings": ["Donuk, mat (renk)"]}, {"word": "kürünü kırmak", "meanings": ["hevesini almak"]}, {"word": "kürünü öldürmek", "meanings": ["gururunu kırmak, güçsüzlüğünü kabul etmek"]}, {"word": "kür", "meanings": ["İnatçı, hırslı (adam)"]}, {"word": "edebî dil", "meanings": ["Edebî değeri olan eserlerde kullanılan dil, yazın dili"]}, {"word": "nokta atışı", "meanings": ["Önceden belirlenen hedefe ateşli silahlarla yapılan isabetli atış", "Hedefi tam tutturma"]}, {"word": "kara nokta", "meanings": ["Kara yollarında çok sık kaza olan yer"]}, {"word": "duvarlı", "meanings": ["Duvarı olan"]}, {"word": "fırlayıvermek", "meanings": ["Çabucak fırlamak"]}, {"word": "vahimlik", "meanings": ["Vahim olma durumu"]}, {"word": "fırlayıverme", "meanings": ["Fırlayıvermek işi"]}, {"word": "söylenebilmek", "meanings": ["Söylenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "söylenebilme", "meanings": ["Söylenebilmek işi"]}, {"word": "piyesleştirmek", "meanings": ["Piyes durumuna getirmek"]}, {"word": "piyesleştirme", "meanings": ["Piyesleştirmek işi"]}, {"word": "kefenimsi", "meanings": ["Kefene benzer, kefeni andırır"]}, {"word": "süklüm püklümlük", "meanings": ["Süklüm püklüm olma durumu"]}, {"word": "satasıya", "meanings": ["Bir satıcının, başka bir satıcı, dağıtıcı veya komisyoncuyla mallarının ederini satıldıktan sonra almak üzere yaptığı satış, konsinye satış"]}, {"word": "kurulabilme", "meanings": ["Kurulabilmek işi"]}, {"word": "kurulabilmek", "meanings": ["Kurulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boğazlaşabilmek", "meanings": ["Boğazlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "boğazlaşabilme", "meanings": ["Boğazlaşabilmek işi"]}, {"word": "duygulanıvermek", "meanings": ["Çabucak duygulanmak"]}, {"word": "duygulanıverme", "meanings": ["Duygulanıvermek durumu"]}, {"word": "meselesiz", "meanings": ["Sorunsuz"]}, {"word": "düzgünsüz", "meanings": ["Yüzüne düzgün sürmemiş olan"]}, {"word": "kozmetikli", "meanings": ["Kozmetik içeren", "Kozmetik kullanılmış"]}, {"word": "meyhaneli", "meanings": ["Meyhanesi olan"]}, {"word": "meyhanesiz", "meanings": ["Meyhanesi olmayan"]}, {"word": "vişne şerbeti", "meanings": ["Vişne şurubu"]}, {"word": "özetleyiş", "meanings": ["Özetleme işi"]}, {"word": "oturuvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak oturmak"]}, {"word": "oturuverme", "meanings": ["Oturuvermek işi"]}, {"word": "reşmeci", "meanings": ["Tekstil alanında lastik geçirilmesi, kıvrımların dikilmesi gibi düz dikişleri reşmeyle yapan kimse"]}, {"word": "reşmecilik", "meanings": ["Reşmecinin yaptığı iş"]}, {"word": "reşme makinesi", "meanings": ["Reşme (II)"]}, {"word": "reşme", "meanings": ["Konfeksiyonda düz dikiş yapan bir makine türü"]}, {"word": "son ütücü", "meanings": ["Tekstil ürününe son biçimini veren kimse"]}, {"word": "son ütücülük", "meanings": ["Son ütücünün yaptığı iş"]}, {"word": "tarihen", "meanings": ["Tarih bakımından, tarihe göre"]}, {"word": "yoklayıverme", "meanings": ["Yoklayıvermek işi"]}, {"word": "yoklayıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak yoklamak"]}, {"word": "tavırlı", "meanings": ["Tavrı olan"]}, {"word": "efendicik", "meanings": ["Efendi sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi", "Davranışları efendiliğe yakışmayan kimse"]}, {"word": "eli nimetli", "meanings": ["Uğurlu, bereketli", "Kazancı iyi olan"]}, {"word": "sevdacı", "meanings": ["Sevgi düşkünü"]}, {"word": "ırlamak", "meanings": ["Türkü, şarkı söylemek, yırlamak"]}, {"word": "ırlama", "meanings": ["Irlamak işi, yırlama"]}, {"word": "bölümlük", "meanings": ["Bölümden oluşan, kısımlık"]}, {"word": "kısımlık", "meanings": ["Bölümlük"]}, {"word": "yeşil alan", "meanings": ["Şehir içinde park, bahçe vb. yerlere ayrılmış bölüm"]}, {"word": "bir nevi", "meanings": ["Bir çeşit"]}, {"word": "sebepsiz yere", "meanings": ["Boşuna"]}, {"word": "kanca burunlu", "meanings": ["Burnunun ucu dudağına doğru eğik ve ince olan (kimse)"]}, {"word": "esasta", "meanings": ["Aslında"]}, {"word": "kaba but", "meanings": ["Kıç"]}, {"word": "esastan", "meanings": ["Aslına dayalı olarak"]}, {"word": "safdillilik", "meanings": ["Safdilli olma durumu"]}, {"word": "safdilli", "meanings": ["Safdil"]}, {"word": "safdillik", "meanings": ["Safdil olma durumu"]}, {"word": "ferdası", "meanings": ["Ertesi"]}, {"word": "pantolonlu", "meanings": ["Pantolonu olan"]}, {"word": "pantolonsuz", "meanings": ["Pantolonu olmayan"]}, {"word": "delmece", "meanings": ["Delecek biçimde"]}, {"word": "çizintisiz", "meanings": ["Çizinti yapılmamış"]}, {"word": "silintisiz", "meanings": ["Silintisi olmayan"]}, {"word": "kültürsüzleşmek", "meanings": ["Kültürsüz duruma gelmek"]}, {"word": "kültürsüzleşme", "meanings": ["Kültürsüzleşmek işi"]}, {"word": "kültürsüzleştirmek", "meanings": ["Kültürsüz duruma getirmek"]}, {"word": "kültürsüzleştirme", "meanings": ["Kültürsüzleştirmek işi"]}, {"word": "işitilebilme", "meanings": ["İşitilebilmek işi"]}, {"word": "işitilebilmek", "meanings": ["İşitilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "çullandırabilme", "meanings": ["Çullandırabilmek işi"]}, {"word": "çullandırabilmek", "meanings": ["Çullandırma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Çullandırmaya gücü yetmek", "Çullandırma becerisi bulunmak"]}, {"word": "tıkanıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın tıkanmak"]}, {"word": "tıkanıverme", "meanings": ["Tıkanıvermek işi"]}, {"word": "esastan bozma", "meanings": ["Bir davada yerel mahkemece verilen kararın usul hukukuna uygun biçimsel koşulları taşımasına karşın dava konusu hakkın sübutuna ilişkin koşulların yerine getirilmemiş olması nedeniyle bir üst mahkeme tarafından gerekçeleri de açıklanarak yeniden görüşülmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesi"]}, {"word": "usulden", "meanings": ["Usule dayalı olarak", "Öylesine"]}, {"word": "usulden bozma", "meanings": ["Bir davada yerel mahkemece verilen kararın usul hukukuna uygun biçimsel koşulları taşımaması durumunda bir üst mahkeme tarafından gerekçeleri de açıklanarak yeniden görüşülmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesi"]}, {"word": "yığıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın yığmak"]}, {"word": "yığıverme", "meanings": ["Yığıvermek işi"]}, {"word": "usul hukuku", "meanings": ["Yargıya intikal eden bir dava konusunun görülmesine ilişkin hukuk koşullarının tümü"]}, {"word": "hinoğluhinleşmek", "meanings": ["Çok kurnazlaşmak, her dönemin şartlarına uymak"]}, {"word": "nar şerbeti", "meanings": ["Taze nardan yapılan şerbet"]}, {"word": "ikametgâhsız", "meanings": ["İkametgâhı olmayan"]}, {"word": "hinoğluhinleşme", "meanings": ["Hinoğluhinleşmek durumu"]}, {"word": "ateşsiz", "meanings": ["Ateşi olmayan, odsuz"]}, {"word": "hızlıca", "meanings": ["Hızlı bir biçimde"]}, {"word": "hissîlik", "meanings": ["Hissî olma durumu"]}, {"word": "ilk mektep", "meanings": ["İlkokul"]}, {"word": "yorumlayış", "meanings": ["Yorumlama işi"]}, {"word": "eşivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın eşmek"]}, {"word": "eşiverme", "meanings": ["Eşivermek işi"]}, {"word": "tokatlayabilmek", "meanings": ["Tokatlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tokatlama gücü bulunmak"]}, {"word": "tokatlayabilme", "meanings": ["Tokatlayabilmek işi"]}, {"word": "kitaplaşmak", "meanings": ["Kitap durumuna gelmek, yayımlanmak"]}, {"word": "kitaplaşma", "meanings": ["Kitaplaşmak işi"]}, {"word": "filintalı", "meanings": ["Filintası olan"]}, {"word": "kompozit", "meanings": ["Karma", "Değişik tarzları bir arada taşıyan"]}, {"word": "karnavalımsı", "meanings": ["Karnavala benzeyen, karnavalı andıran, karnaval gibi"]}, {"word": "sulu ziraat", "meanings": ["Sulu tarım"]}, {"word": "başmüşavir", "meanings": ["Başdanışman"]}, {"word": "sütninecik", "meanings": ["Sevgi duyulan sütanne"]}, {"word": "fon kâğıdı", "meanings": ["Fon için kullanılan özel, kalın bir kâğıt türü"]}, {"word": "Şamanlı", "meanings": ["Şamanı olan"]}, {"word": "kaybetmişlik", "meanings": ["Kaybetmiş olma durumu"]}, {"word": "uğrak yeri", "meanings": ["Sık uğranılan yer"]}, {"word": "başmüşavirlik", "meanings": ["Başdanışmanlık"]}, {"word": "sanatlaşma", "meanings": ["Sanatlaşmak durumu"]}, {"word": "hangi bir", "meanings": ["Bilinmeyen, belli olmayan"]}, {"word": "müfterilik", "meanings": ["Karalamacılık"]}, {"word": "arpa ekmeği", "meanings": ["Arpa unundan yapılan ekmek"]}, {"word": "sanatlaşmak", "meanings": ["Sanata uygun duruma gelmek"]}, {"word": "annecik", "meanings": ["Anne sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi"]}, {"word": "gucurdama", "meanings": ["Gucurdamak işi"]}, {"word": "gucurdamak", "meanings": ["`Gucur` diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak"]}, {"word": "iktidarlı", "meanings": ["Güçlü, nüfuzlu"]}, {"word": "duradur", "meanings": ["Çok uzak"]}, {"word": "sulu kar", "meanings": ["Yağmurla karışık bir biçimde yağan kar"]}, {"word": "dadılı", "meanings": ["Dadısı olan"]}, {"word": "sepken", "meanings": ["Kısa süreli ve az yağan yağmur, kar"]}, {"word": "misilsiz", "meanings": ["Eşsiz, benzersiz"]}, {"word": "ak sakallı", "meanings": ["Yaşlı"]}, {"word": "efendibabacık", "meanings": ["Efendibaba sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi"]}, {"word": "şamdanlık", "meanings": ["Şamdan"]}, {"word": "ad bilimci", "meanings": ["Ad bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "ad bilimsel", "meanings": ["Ad bilimi ile ilgili"]}, {"word": "ezercesine", "meanings": ["Ezer bir biçimde"]}, {"word": "ağaç bilimci", "meanings": ["Ağaç bilimi ile uğraşan kimse, dendrolojist, dendrolog"]}, {"word": "ağaç bilimsel", "meanings": ["Ağaç bilimi ile ilgili, dendrolojik"]}, {"word": "dendrolog", "meanings": ["Ağaç bilimci"]}, {"word": "dendrolojist", "meanings": ["Ağaç bilimci"]}, {"word": "ahlak bilimsel", "meanings": ["Ahlak bilimi ile ilgili"]}, {"word": "ahlak bilimci", "meanings": ["Ahlak bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "akıntı bilimsel", "meanings": ["Akıntı bilimi ile ilgili"]}, {"word": "akıntı bilimci", "meanings": ["Akıntı bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "anestezi bilimci", "meanings": ["Anestezi bilimi ile uğraşan kimse, anesteziyolog"]}, {"word": "anesteziyolog", "meanings": ["Anestezi bilimci"]}, {"word": "anestezi bilimsel", "meanings": ["Anestezi bilimi ile ilgili, anesteziyolojik"]}, {"word": "anlam bilimci", "meanings": ["Anlam bilimi ile uğraşan kimse"]}, {"word": "inzibatsızlık", "meanings": ["Düzensiz, başıboş olma"]}, {"word": "etlilik", "meanings": ["Etli olma durumu"]}, {"word": "hava muhalefeti", "meanings": ["Hava koşullarının elverişsiz olması"]}, {"word": "organik tarım", "meanings": ["İlaç vb. kimyasal maddeler kullanmadan yapılan üretim biçimi, ekolojik tarım"]}, {"word": "ekolojik tarım", "meanings": ["Organik tarım"]}, {"word": "sayma sayıları", "meanings": ["1'den sonsuza kadar olan sayılar"]}, {"word": "pat", "meanings": ["Kasımpatı biçiminde olan elmas iğne"]}, {"word": "kateter", "meanings": ["Teşhis ve tedavi amacıyla vücut boşluklarına, damarlar içine ilaç veya sıvı vermek veya almak için özel olarak hazırlanmış tüp"]}, {"word": "yükseliverme", "meanings": ["Yükselivermek durumu"]}, {"word": "kaynayıvermek", "meanings": ["Çabucak kaynamak"]}, {"word": "nafilelik", "meanings": ["Yararsızlık, boşunalık"]}, {"word": "kaynayıverme", "meanings": ["Kaynayıvermek işi"]}, {"word": "duyumsayış", "meanings": ["Duyumsama durumu"]}, {"word": "yükselivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın yükselmek"]}, {"word": "pussuz", "meanings": ["Pusu (I) olmayan"]}, {"word": "kapatılabilmek", "meanings": ["Kapatılma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "pencerecik", "meanings": ["Küçük pencere"]}, {"word": "kapatılabilme", "meanings": ["Kapatılabilmek işi"]}, {"word": "ellenebilmek", "meanings": ["Ellenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ellenebilme", "meanings": ["Ellenebilmek işi"]}, {"word": "huysuzlaşıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın huysuzlaşmak"]}, {"word": "huysuzlaşıverme", "meanings": ["Huysuzlaşıvermek durumu"]}, {"word": "ihtiyarca", "meanings": ["Biraz yaşlıca"]}, {"word": "yitirtmek", "meanings": ["Yitirmesine neden olmak"]}, {"word": "yitirtme", "meanings": ["Yitirtmek işi"]}, {"word": "affolma", "meanings": ["Bağışlanma"]}, {"word": "romatizmalı", "meanings": ["Romatizması olan"]}, {"word": "affolmak", "meanings": ["Bağışlanmak"]}, {"word": "ertelenebilme", "meanings": ["Ertelenebilmek işi"]}, {"word": "ertelenebilmek", "meanings": ["Ertelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaçırıverme", "meanings": ["Kaçırıvermek işi"]}, {"word": "kaçırıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın kaçırmak"]}, {"word": "sallayış", "meanings": ["Sallama işi"]}, {"word": "örtünüş", "meanings": ["Örtünme işi"]}, {"word": "namusluca", "meanings": ["Namuslu bir biçimde"]}, {"word": "toplaştırmak", "meanings": ["Toplamak, bir araya getirmek"]}, {"word": "toplaştırma", "meanings": ["Toplaştırmak işi"]}, {"word": "hırpanileşmek", "meanings": ["Derbeder, perişan, kılıksız bir duruma girmek"]}, {"word": "sanadurmak", "meanings": ["Sanma işini sürdürmek"]}, {"word": "hırpanileşme", "meanings": ["Hırpanileşmek durumu"]}, {"word": "sanadurma", "meanings": ["Sanadurmak işi"]}, {"word": "şairleşmek", "meanings": ["Şair durumuna gelmek, ozanlaşmak"]}, {"word": "kararıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak kararmak"]}, {"word": "şairleşme", "meanings": ["Şairleşmek durumu, ozanlaşma"]}, {"word": "tardedilmek", "meanings": ["Uzaklaştırılmak, savılmak"]}, {"word": "kararıverme", "meanings": ["Kararıvermek durumu"]}, {"word": "tardedilme", "meanings": ["Tardedilmek işi"]}, {"word": "tavizsiz", "meanings": ["Ödünsüz"]}, {"word": "mecalsizleşmek", "meanings": ["Güçsüz, kuvvetsiz, dermansız, takatsiz bir duruma gelmek"]}, {"word": "kamaramsı", "meanings": ["Kamarayı andıran, kamaraya benzeyen, kamara gibi"]}, {"word": "mecalsizleştirmek", "meanings": ["Güçsüz, kuvvetsiz, dermansız, takatsiz bir duruma getirmek"]}, {"word": "mecalsizleşme", "meanings": ["Mecalsizleşmek durumu"]}, {"word": "uzattırmak", "meanings": ["Uzatma işini yaptırmak"]}, {"word": "mecalsizleştirme", "meanings": ["Mecalsizleştirmek işi"]}, {"word": "uzattırma", "meanings": ["Uzattırmak işi"]}, {"word": "uzattırıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın uzatmak"]}, {"word": "uzattırıverme", "meanings": ["Uzattırıvermek işi"]}, {"word": "kurumlanabilmek", "meanings": ["Kurumlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kurumlanabilme", "meanings": ["Kurumlanabilmek işi"]}, {"word": "getiriverme", "meanings": ["Getirivermek işi"]}, {"word": "getirivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın getirmek"]}, {"word": "kaçkınımsı", "meanings": ["Kaçkını andırır, kaçkına benzer"]}, {"word": "çölyak", "meanings": ["Buğday, arpa, çavdar gibi tahılların içerdiği glütene karşı aşırı duyarlılığa bağlı olarak gelişen, karın şişmesi, yağlı besinleri sindirememe ve ishal şeklinde görülen hastalık"]}, {"word": "meraret", "meanings": ["Acılık"]}, {"word": "fantazyalı", "meanings": ["Fantezisi bulunan"]}, {"word": "fantazya", "meanings": ["Fantezi"]}, {"word": "abeslang", "meanings": ["Dilbasar"]}, {"word": "tamlamalı", "meanings": ["Tamlama içeren, terkipli"]}, {"word": "terkipsiz", "meanings": ["Bileşim içermeyen", "Tamlamasız"]}, {"word": "tamlamasız", "meanings": ["Tamlama içermeyen, terkipsiz"]}, {"word": "dakikalık", "meanings": ["Belli bir dakika süresince yapılan veya olan"]}, {"word": "saliselik", "meanings": ["Belli bir salise süresince yapılan veya olan"]}, {"word": "gramlık", "meanings": ["Belli bir gram ağırlığında olan"]}, {"word": "kilogramlık", "meanings": ["Belli bir kilogram ağırlığında olan"]}, {"word": "dekametrelik", "meanings": ["Belli bir dekametre uzunluğunda olan"]}, {"word": "desimetrelik", "meanings": ["Belli bir desimetre uzunluğunda olan"]}, {"word": "kilometrelik", "meanings": ["Belli bir kilometre uzunluğunda olan"]}, {"word": "milimetrelik", "meanings": ["Belli bir milimetre uzunluğunda olan"]}, {"word": "dekalitrelik", "meanings": ["Belli bir dekalitre hacminde olan"]}, {"word": "desilitrelik", "meanings": ["Belli bir desilitre hacminde olan"]}, {"word": "hektolitrelik", "meanings": ["Belli bir hektolitre hacminde olan"]}, {"word": "santilitrelik", "meanings": ["Belli bir santilitre hacminde olan"]}, {"word": "mililitrelik", "meanings": ["Belli bir mililitre hacminde olan"]}, {"word": "ağızdan kapma", "meanings": ["Başkalarından dinlemek yolu ile yarım yamalak edinilen (bilgi)"]}, {"word": "estetik cerrahi", "meanings": ["Vücutta meydana gelen bozuklukları düzeltmek, hasarları gidermek için yapılan cerrahi müdahale"]}, {"word": "çıkıntılık", "meanings": ["Çıkıntı olma durumu"]}, {"word": "çıkıntılık etmek", "meanings": ["itiraz etmek", "yolunda giden işi bozmak"]}, {"word": "masumcuk", "meanings": ["Zavallı, günahsız kimse"]}, {"word": "sakağılı", "meanings": ["Sakağı hastalığı olan"]}, {"word": "madama", "meanings": ["Madam"]}, {"word": "vandöz", "meanings": ["Satıcı"]}, {"word": "puvar", "meanings": ["Bir sıvıyı bir yerden başka bir yere üfleme veya çekme yoluyla aktarmak için kullanılan araç"]}, {"word": "aynagöz", "meanings": ["Uyanık, cingöz"]}, {"word": "metrelerce", "meanings": ["Mesafe olarak uzun olan"]}, {"word": "dakikalarca", "meanings": ["Uzun süre"]}, {"word": "haftalarca", "meanings": ["Uzun süre"]}, {"word": "litrelerce", "meanings": ["Sıvılar için çok miktarda"]}, {"word": "karadut şerbeti", "meanings": ["Karadut meyvesinden yapılan bir şerbet türü"]}, {"word": "demirhindi şerbeti", "meanings": ["Demirhindiden yapılan bir şerbet türü"]}, {"word": "hayretmek", "meanings": ["Yararı olmak"]}, {"word": "hayretme", "meanings": ["Hayretmek durumu"]}, {"word": "kömürsüz", "meanings": ["Kömürü olmayan", "Kömür olmadan"]}, {"word": "vakfedilmek", "meanings": ["Vakfetme işi yapılmak"]}, {"word": "vakfedilme", "meanings": ["Vakfedilmek işi"]}, {"word": "hırsızlamak", "meanings": ["Çalmak"]}, {"word": "kalem savaşçısı", "meanings": ["Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar, kalemşor"]}, {"word": "devede kulak", "meanings": ["Bir bütüne göre ufak bir parça", "Çok az, önemsiz"]}, {"word": "devede kulak (veya kulak gibi) kalmak", "meanings": ["çok az önemi olmak, söz etmeye değer bulmamak", "yetersiz, çok küçük veya az olmak"]}, {"word": "ormancık", "meanings": ["Küçük orman"]}, {"word": "orman kaçkını", "meanings": ["Kaba, görgüsüz kimse"]}, {"word": "balıkçı köyü", "meanings": ["Balıkçılıkla geçinen köy"]}, {"word": "puan cetveli", "meanings": ["Takımların aldığı sonuçlara göre sıralandığı çizelge"]}, {"word": "puanter", "meanings": ["Güzel ve düzgün vücutlu, kısa kıllı, uzun ince kuyruklu, koku alma duygusu çok gelişmiş, hızlı koşabilen bir tür av köpeği"]}, {"word": "mantolama", "meanings": ["Binaları soğuğa veya sıcağa karşı koruma amacıyla dış yüzeyini özel malzemeyle kaplama"]}, {"word": "bitişik kelime", "meanings": []}, {"word": "getirimcilik", "meanings": ["Getirimcinin yaptığı iş, rantçılık"]}, {"word": "eskiyebilmek", "meanings": ["Eskime ihtimali bulunmak"]}, {"word": "eskiyebilme", "meanings": ["Eskiyebilmek durumu"]}, {"word": "soyutlanmak", "meanings": ["Soyut duruma getirilmek"]}, {"word": "soyutlanma", "meanings": ["Soyutlanmak durumu"]}, {"word": "fışkırıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak fışkırmak"]}, {"word": "sezilebilme", "meanings": ["Sezilebilmek durumu"]}, {"word": "fışkırıverme", "meanings": ["Fışkırıvermek işi"]}, {"word": "sezilebilmek", "meanings": ["Sezilme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "paragözlü", "meanings": ["Paragöz"]}, {"word": "krallaşmak", "meanings": ["Kral durumuna gelmek, kral gibi davranmak"]}, {"word": "krallaşma", "meanings": ["Krallaşmak durumu"]}, {"word": "krallaştırma", "meanings": ["Krallaştırmak durumu"]}, {"word": "krallaştırmak", "meanings": ["Kral durumuna getirmek, kral gibi davranmasına sebep olmak"]}, {"word": "nişanlayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın nişanlamak"]}, {"word": "telefonlu", "meanings": ["Telefonu olan"]}, {"word": "nişanlayıverme", "meanings": ["Nişanlayıvermek işi"]}, {"word": "telefonsuz", "meanings": ["Telefonu olmayan"]}, {"word": "telefonsuzluk", "meanings": ["Telefonsuz olma durumu"]}, {"word": "okşayıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın okşamak"]}, {"word": "okşayıverme", "meanings": ["Okşayıvermek işi"]}, {"word": "vuruntulu", "meanings": ["Düzensiz bir biçimde çalışan (motor)"]}, {"word": "vuruntusuz", "meanings": ["Düzenli bir biçimde çalışan (motor)"]}, {"word": "ihrakiye", "meanings": ["Liman ve havaalanlarındaki taşıtlara ücret karşılığı sağlanan akaryakıt"]}, {"word": "harbiden", "meanings": ["Gerçekten"]}, {"word": "güneş pili", "meanings": ["Güneş ışığından elde edilen enerjinin doğrudan elektrik enerjisine dönüşmesini sağlayan araç"]}, {"word": "güneş enerjisi", "meanings": ["Güneş'in çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisi", "Bu enerjiyi ısınma veya suyu ısıtma amacıyla kullanan düzenek"]}, {"word": "güneş paneli", "meanings": ["Isınma veya suyu ısıtma amacıyla güneş ışığından yararlanmayı sağlayan araç"]}, {"word": "psikoteknik", "meanings": ["Bir kişinin akıl sağlığının değerlendirilmesine yönelik geliştirilen yöntem"]}, {"word": "siyah nokta", "meanings": ["Özellikle yüzdeki gözeneklerde kirin birikmesiyle oluşan iltihaplı veya iltihapsız siyah leke"]}, {"word": "sözlü tarih", "meanings": ["Olayların, durumların veya gelişmelerin yaşayanlardan, dinleyenlere aktarılması yoluyla oluşturulan tarih bilgisi"]}, {"word": "sözlü kültür", "meanings": ["Sözlü olarak aktarılan kültür ögelerinin tamamı"]}, {"word": "grejuva", "meanings": ["Rum ateşi"]}, {"word": "yılanlı", "meanings": ["Yılanı olan"]}, {"word": "yılansız", "meanings": ["Yılanı olmayan"]}, {"word": "meseleli", "meanings": ["Sorunlu"]}, {"word": "kozmetiksiz", "meanings": ["Kozmetik içermeyen", "Kozmetik kullanılmamış"]}, {"word": "çizintili", "meanings": ["Çizinti içeren"]}, {"word": "karşılanabilme", "meanings": ["Karşılanabilmek işi"]}, {"word": "karşılanabilmek", "meanings": ["Karşılanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "füsunlu", "meanings": ["Büyülü"]}, {"word": "parlayıvermek", "meanings": ["Aniden parlamak"]}, {"word": "parlayıverme", "meanings": ["Parlayıvermek durumu"]}, {"word": "balyalık", "meanings": ["Herhangi bir balya miktarında olan"]}, {"word": "piposuz", "meanings": ["Piposu olmayan", "Piposu olmadan"]}, {"word": "pipolu", "meanings": ["Piposu olan"]}, {"word": "takırtılı", "meanings": ["Takırtısı olan"]}, {"word": "takırtısız", "meanings": ["Takırtısı olmayan"]}, {"word": "görsellik", "meanings": ["Görsel olma durumu"]}, {"word": "sarmaşıklı", "meanings": ["Sarmaşığı olan"]}, {"word": "uzakça", "meanings": ["Biraz uzak olan"]}, {"word": "fesleğenli", "meanings": ["Fesleğeni olan"]}, {"word": "fesleğensiz", "meanings": ["Fesleğeni olmayan"]}, {"word": "sarmaşıksız", "meanings": ["Sarmaşığı olmayan"]}, {"word": "başdoktorluk", "meanings": ["Başhekimlik"]}, {"word": "başdoktor", "meanings": ["Başhekim"]}, {"word": "ruhanilik", "meanings": ["Ruhani olma durumu", "Manevilik"]}, {"word": "organel", "meanings": ["Hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapı"]}, {"word": "payandalayabilmek", "meanings": ["Payandalama ihtimali bulunmak"]}, {"word": "payandalayabilme", "meanings": ["Payandalayabilmek işi"]}, {"word": "dalgalanıverme", "meanings": ["Dalgalanıvermek işi"]}, {"word": "dalgalanıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dalgalanmak"]}, {"word": "telgrafname", "meanings": ["Telgraf metni"]}, {"word": "bahsedilmek", "meanings": ["Bahsetme işine konu olmak"]}, {"word": "bahsedilme", "meanings": ["Bahsedilmek işi"]}, {"word": "kasaba kurnazlığı", "meanings": ["Kendi çıkarı için edinebildiği basit bilgi ve az deneyimle başkalarını aldatma işi, köylü kurnazlığı"]}, {"word": "Şark kurnazlığı", "meanings": ["Doğu dünyasının anlayış, görgü ve davranış gibi özellikleri çerçevesinde zamana yayma, boşvermişlik, neme lazımcılık içeren uzun vadeli planlar yaparak bir işte karşı taraftan istediğini elde etme işi"]}, {"word": "burkuntu", "meanings": ["İç organlarda duyulan kasılma vb. hareketler", "Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık"]}, {"word": "köylü kurnazlığı", "meanings": ["Kasaba kurnazlığı"]}, {"word": "bamya dolması", "meanings": ["Bamyaların sapları açılıp içine pirinç konularak hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "salatalık dolması", "meanings": ["Kabuğu soyulmuş ve içi oyulmuş salatalığın içine bulgur ve et konularak, genellikle üzerine yoğurt ve yağ gezdirilerek hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "ciğer taptapası", "meanings": ["Makinede çekilen karaciğer veya akciğerin bulgurla karıştırılıp avuç içinde yassı köfte biçimi verilerek ve üzerine tereyağı dökülerek hazırlanan bir yemek türü"]}, {"word": "sotelemek", "meanings": ["Eti yağda hafifçe kavurmak"]}, {"word": "soteleme", "meanings": ["Sotelemek işi"]}, {"word": "cartlak kebabı", "meanings": ["Şişe dizilen kuşbaşı biçimindeki ciğerin ve kuyruk yağının üzerine tuz, karabiber ve kimyon ekilerek kömür ateşinde pişirilmesiyle hazırlanan bir kebap türü"]}, {"word": "beyti kebabı", "meanings": ["Dürüm ekmeğine sarılarak dilimlenmiş Adana kebabı"]}, {"word": "patlıcan ezmesi", "meanings": ["Közlenmiş patlıcanın ezilerek genellikle sarımsakla karıştırılmasıyla hazırlanan bir meze türü"]}, {"word": "ters düz", "meanings": ["`Bir süre kullanılmış olan giysilerin içini dışına çevirmek` anlamında kullanılan ters düz etmek deyiminde geçen bir söz"]}, {"word": "aslı faslı", "meanings": ["Aslı astarı"]}, {"word": "aslı faslı olmamak", "meanings": ["gerçekliği, doğruluğu bulunmamak"]}, {"word": "aslı faslı yok", "meanings": ["yalan, uydurma"]}, {"word": "piryol", "meanings": ["Üzerinde kümbetsi bir kapak bulunan, oldukça büyük bir tür cep saati"]}, {"word": "kümbetsi", "meanings": ["Kümbeti andıran, kümbete benzeyen"]}, {"word": "bir dizi", "meanings": ["Art arda gelen"]}, {"word": "açığa almak", "meanings": ["Bir görevliyi geçici bir süre işten uzaklaştırmak"]}, {"word": "satın almak", "meanings": ["Bir nesneyi belirlenen fiyatını ödeyerek kendine mal etmek, mübayaa etmek"]}, {"word": "açığa alınmak", "meanings": ["Belirli bir süre işten el çektirilmek"]}, {"word": "açıktan atamak", "meanings": ["Boş kadrolara sınavla veya dereceyle yapılan ilk atamak"]}, {"word": "asaleten atamak", "meanings": ["Birini bir göreve sürekli olarak atamak"]}, {"word": "vekâleten atamak", "meanings": ["Vekil olarak görevlendirmek"]}, {"word": "vekâleten atanmak", "meanings": ["Vekil olarak görevlendirilmek"]}, {"word": "asaleten atanmak", "meanings": ["Bir göreve sürekli olarak atanmak"]}, {"word": "açıktan atanmak", "meanings": ["Derece ve belli bir sıra gözetilmeksizin görevlendirilmek"]}, {"word": "açıktan atanma", "meanings": ["Açıktan atanmak işi"]}, {"word": "sıralı ikili", "meanings": ["a ve b gibi iki elemanı öncelik sırasına göre a, b biçiminde yazarak elde edilen a, b ikilisi"]}, {"word": "köken bilgisi", "meanings": ["Kelimenin kökeniyle ilgili açıklamalar"]}, {"word": "sekretaryalık", "meanings": ["Sekreterin yaptığı iş"]}, {"word": "sığır çobanı", "meanings": ["Sığırtmaç"]}, {"word": "dava arkadaşı", "meanings": ["Aynı ülküyü benimseyenlerden her biri"]}, {"word": "el notu", "meanings": ["Bilimsel toplantılarda dinleyicilere bildiriyle ilgili dağıtılan kısa notlar"]}, {"word": "handout", "meanings": ["343 el notu"]}, {"word": "oksimoron", "meanings": ["Zıt anlamlı iki kelimenin bir arada kullanılması"]}, {"word": "pahalılanmak", "meanings": ["Pahalanmak"]}, {"word": "pahalılanma", "meanings": ["Pahalılanmak durumu"]}, {"word": "bis", "meanings": ["İkinci kez"]}, {"word": "bis yapmak", "meanings": ["seyirci, beğenilen bir konserin sonunda tempolu bir biçimde alkışlayarak sanatçıyı veya sanatçıları bir eser seslendirmesi için yeniden sahneye çağırmak"]}, {"word": "çatışmasızlık", "meanings": ["Çatışma olmama durumu"]}, {"word": "çatışmasız", "meanings": ["Çatışma olmayan", "Çatışma olmadan"]}, {"word": "yoğuşturucu", "meanings": ["Damıtma işlemi sırasında içinden su akımı geçirildiğinde oluşan buharın, soğutulmasıyla yeniden sıvı hâle dönüştürülmesini sağlayan camdan yapılmış araç"]}, {"word": "condenser", "meanings": ["343 yoğuşturucu"]}, {"word": "şırıngacı", "meanings": ["Şırınga yapan kimse", "Uyuşturucuyu iğne ile vücuda zerk eden kimse"]}, {"word": "şırıngacılık", "meanings": ["Şırıngacı olma durumu", "Şırıngacının işi"]}, {"word": "yarık dudak", "meanings": ["Tavşan dudak"]}, {"word": "şehir efsanesi", "meanings": ["Gerçek olmadığı hâlde kulaktan kulağa yayılan ve yeni eklemelerle herkes tarafından anlatılan olay, kent efsanesi"]}, {"word": "kent efsanesi", "meanings": ["Şehir efsanesi"]}, {"word": "geçişken", "meanings": ["Bir durumdan başka bir duruma geçme özelliği olan", "Birbirine etki edebilen"]}, {"word": "geçişkenlik", "meanings": ["Geçişken olma durumu"]}, {"word": "baturluk", "meanings": ["Bahadırlık"]}, {"word": "seğirtken", "meanings": ["Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşan"]}, {"word": "kuyu anası", "meanings": ["Öcü, umacı"]}, {"word": "salon kadını", "meanings": ["Kadınlı erkekli özel toplantılara katılan, bu gibi yerlerde nasıl davranılacağını iyi bilen ve durumuyla dikkati çeken kadın"]}, {"word": "pat burun", "meanings": ["Burnu yassı olan (kimse)"]}, {"word": "meritokrasi", "meanings": ["Kişilerin yetenek ve bireysel üstünlüğüne dayanan yönetim biçimi"]}, {"word": "basınçyazar", "meanings": ["Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet, barograf"]}, {"word": "vitrifiye", "meanings": ["Cama benzer biçimde olan"]}, {"word": "ölçülüleme", "meanings": ["Ölçümleme"]}, {"word": "ölçülülemek", "meanings": ["Ölçümlemek"]}, {"word": "sıcak yastık", "meanings": ["Bel ve sırt bölgelerindeki rahatsızlığı gidermek amacıyla fizik tedavide kullanılan araç"]}, {"word": "bir lokma", "meanings": ["Çok az"]}, {"word": "bir lokma bir hırka", "meanings": ["hayatta azla yetinmeyi, dervişçe geçinmeyi anlatan bir söz"]}, {"word": "gurursuz", "meanings": ["Gururu olmayan"]}, {"word": "gurursuzluk", "meanings": ["Gurursuz olma durumu"]}, {"word": "melul melul", "meanings": ["Üzgün bir biçimde"]}, {"word": "suretiyle", "meanings": ["Yoluyla, biçimiyle"]}, {"word": "dondurabilmek", "meanings": ["Dondurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dondurabilme", "meanings": ["Dondurabilmek işi"]}, {"word": "geçinebilmek", "meanings": ["Geçinme imkânı bulunmak", "Geçinmeye gücü yetmek"]}, {"word": "geçinebilme", "meanings": ["Geçinebilmek durumu"]}, {"word": "yerleştirilebilmek", "meanings": ["Yerleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yerleştirilebilme", "meanings": ["Yerleştirilebilmek işi"]}, {"word": "taşralılık", "meanings": ["Taşralı olma durumu"]}, {"word": "karartıverme", "meanings": ["Karartıvermek durumu"]}, {"word": "barometresiz", "meanings": ["Barometresi olmayan"]}, {"word": "karartıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın karartmak"]}, {"word": "eritivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın eritmek"]}, {"word": "eritiverme", "meanings": ["Eritivermek işi"]}, {"word": "dönemeçli", "meanings": ["Dönemeci olan"]}, {"word": "mürteşi", "meanings": ["Rüşvet yiyen kimse"]}, {"word": "dönemeçsiz", "meanings": ["Dönemeci olmayan"]}, {"word": "kombinezonlu", "meanings": ["Kombinezon giymiş olan"]}, {"word": "kombinezonsuz", "meanings": ["Kombinezon giymemiş olan"]}, {"word": "tiyatrosever", "meanings": ["Tiyatro tutkusu olan, tiyatroyu seven (kimse)"]}, {"word": "tiyatroseverlik", "meanings": ["Tiyatrosever olma durumu"]}, {"word": "tutarsızlaşmak", "meanings": ["Tutarsız duruma gelmek"]}, {"word": "tutarsızlaşma", "meanings": ["Tutarsızlaşmak durumu"]}, {"word": "üzülüverme", "meanings": ["Üzülüvermek durumu"]}, {"word": "üzülüvermek", "meanings": ["Çabucak üzülmek"]}, {"word": "samimileşivermek", "meanings": ["Çabucak samimileşmek"]}, {"word": "yüksüz", "meanings": ["Yükü olmayan"]}, {"word": "samimileşiverme", "meanings": ["Samimileşivermek durumu"]}, {"word": "askın surat", "meanings": ["Asık suratlı bir biçimde"]}, {"word": "revaçta", "meanings": ["Gözde, tutulan, rağbet edilen"]}, {"word": "tanımışlık", "meanings": ["Tanımış olma durumu"]}, {"word": "revani tatlısı", "meanings": ["Revani"]}, {"word": "tükürülmek", "meanings": ["Tükürme işine konu olmak"]}, {"word": "revaçta olmak", "meanings": ["değerli, üstün veya geçerli olmak"]}, {"word": "tükürülme", "meanings": ["Tükürülmek işi"]}, {"word": "yakıştırılmak", "meanings": ["Yakıştırma işine konu olmak"]}, {"word": "yakıştırılma", "meanings": ["Yakıştırılmak işi"]}, {"word": "gülgûn", "meanings": ["Gül renkli, pembe", "Bu renkte olan"]}, {"word": "fikirci", "meanings": ["Sürekli düşünce üreten kimse"]}, {"word": "ağırlaştırıcı neden", "meanings": ["Ağırlaştırıcı sebep"]}, {"word": "ağırlaştırıcı sebep", "meanings": ["Verilecek cezanın arttırılmasını gerektiren durum veya olay, ağırlaştırıcı neden"]}, {"word": "esvaplı", "meanings": ["Giysili"]}, {"word": "esvapsız", "meanings": ["Giysisiz"]}, {"word": "giysili", "meanings": ["Üzerine herhangi bir giysi giymiş olan, elbiseli, kıyafetli, esvaplı, libaslı, urbalı"]}, {"word": "giysisiz", "meanings": ["Üzerine herhangi bir giysi giymemiş olan, elbisesiz, kıyafetsiz, esvapsız, libassız, urbasız"]}, {"word": "süslüce", "meanings": ["Süslüye yakın"]}, {"word": "yanlış yere", "meanings": ["Boşuna, yanlış olarak"]}, {"word": "uğraşılabilmek", "meanings": ["Uğraşılma ihtimali bulunmak"]}, {"word": "uğraşılabilme", "meanings": ["Uğraşılabilmek durumu"]}, {"word": "biçem bilimi", "meanings": ["Dilde söz dizimiyle deyiş, anlatım, üslup arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalı", "Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi", "Bir sanat eserinin anlatılış özelliklerini türlü açılardan inceleyen bilim dalı"]}, {"word": "biçem bilimci", "meanings": ["Biçem bilimi ile ilgilenen kimse"]}, {"word": "kurşunsuz benzin", "meanings": ["Çevreye zararı en aza indirebilmek üzere içindeki kurşunu özel yöntemlerle damıtılmış bir yakıt türü"]}, {"word": "remiks", "meanings": ["Bindirim"]}, {"word": "dinivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın dinmek"]}, {"word": "diniverme", "meanings": ["Dinivermek işi"]}, {"word": "kiraz dudaklı", "meanings": ["Dudağı kırmızı, kalın ve kısa olan kimse"]}, {"word": "elma yanaklı", "meanings": ["Yanağı kırmızı, parlak, canlı olan (kimse)", "Sağlıklı"]}, {"word": "duygu sömürüsü", "meanings": ["Karşısındaki kişinin kendisine acımasını ve istediğini yapmasını sağlamak amacıyla sergilenen davranışlar bütünü"]}, {"word": "hiperaktif", "meanings": ["Aşırı etkin"]}, {"word": "aşırı etkin", "meanings": ["Yaşına göre çok daha fazla hareketli olan (kimse), hiperaktif"]}, {"word": "hiperaktivite", "meanings": ["Aşırı etkinlik"]}, {"word": "aşırı etkinlik", "meanings": ["Aşırı etkin olma durumu, hiperaktivite"]}, {"word": "sızılma", "meanings": ["Sızılmak işi"]}, {"word": "sızılmak", "meanings": ["Sızma işi yapılmak"]}, {"word": "duygu sömürüsü yapmak", "meanings": ["istediğini yapmasını sağlamak amacıyla karşısındaki kişinin kendisine acımasını sağlamak"]}, {"word": "robot resim", "meanings": ["Adli olaylarda tanığın tarifiyle şüphelinin görünümünü yansıtan çizgi resim"]}, {"word": "robot resmini çizmek (veya yapmak)", "meanings": ["adli olaylarda tanığın tarifiyle şüphelinin görünümünü yansıtan resmini çizmek"]}, {"word": "bilgi toplumu", "meanings": ["Bilgiyi araştırmaya ve incelemeye önem veren, bilgi teknolojilerini kullanmayı öne çıkaran toplum"]}, {"word": "bilgi teknolojileri", "meanings": ["Bilginin toplanmasını, işlenmesini ve saklanmasını, herhangi bir yere iletilmesini, herhangi bir yerden bu bilgiye erişilmesini, elektronik vb. yollarla sağlayan teknolojiler bütünü"]}, {"word": "tali yol", "meanings": ["Ana yola bağlanan ve trafik bakımından daha az yoğunluğu olan yol"]}, {"word": "bölünmüş yol", "meanings": ["Gidiş ve geliş yönü bariyerlerle ayrılmış yol, duble yol"]}, {"word": "gürültü kirliliği", "meanings": ["İnsanlar üzerinde fiziksel ve ruhsal bakımdan olumsuz etkiler oluşturan karışık ve yüksek ses"]}, {"word": "duble yol", "meanings": ["Bölünmüş yol"]}, {"word": "tercihli yol", "meanings": ["Trafikte ana yolların kenarında veya ortasında bulunan, belirli araçlara ayrılmış özel yol"]}, {"word": "posta kodu", "meanings": ["Gönderilerin alıcılara daha kolay ulaştırılmasını sağlamak için posta yönetimince kentlerin bölgelerine göre verilen sayılar"]}, {"word": "ulusalcı", "meanings": ["Milliyetçi"]}, {"word": "gelir düzeyi", "meanings": ["Kişinin yaşam düzeyini gösteren maddi durumu"]}, {"word": "ulusalcılık", "meanings": ["Milliyetçilik"]}, {"word": "ön kabul", "meanings": ["Başvurunun değerlendirilmesinden önce yapılan ilk kabul işlemi", "Bir düşünceyi derinlemesine incelemeden, fazla üzerinde durmadan benimseme"]}, {"word": "taşınır ev", "meanings": ["Geçici bir süre kullanılmak üzere değişik yerlere kurulan küçük konut, konteyner ev"]}, {"word": "akitli", "meanings": ["Sözleşme yapılmış olan"]}, {"word": "geçici personel", "meanings": ["Bir iş yerine bir yıldan daha az çalışmak üzere alınan kimse"]}, {"word": "konteyner ev", "meanings": ["Taşınır ev"]}, {"word": "mezosefal", "meanings": ["Alnının ve kafatasının en geniş yerleri arasındaki oran orta derecede olan (kimse)"]}, {"word": "yüzer ev", "meanings": ["Nehir veya deniz üzerinde kurulan, hareketli konut"]}, {"word": "mevsimlik işçi", "meanings": ["Genellikle tütün, pamuk, çay veya fındık hasadında çalıştırılan geçici işçi"]}, {"word": "gelişiverme", "meanings": ["Gelişivermek durumu"]}, {"word": "mevsimlik işçilik", "meanings": ["Mevsimlik işçi olma durumu"]}, {"word": "gelişivermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın gelişmek"]}, {"word": "uyandırılma", "meanings": ["Uyandırılmak işi"]}, {"word": "uyandırılmak", "meanings": ["Uyanması sağlanmak"]}, {"word": "sentezlemek", "meanings": ["Sentez durumuna getirmek"]}, {"word": "sentezleme", "meanings": ["Sentezlemek işi"]}, {"word": "zenginlenme", "meanings": ["Zenginlenmek durumu"]}, {"word": "zenginlenmek", "meanings": ["Zengin duruma gelmek"]}, {"word": "kişiliklilik", "meanings": ["Kişilikli olma durumu, şahsiyetlilik"]}, {"word": "empermeabl", "meanings": ["Yağmurluk", "Su geçirmeyen"]}, {"word": "son kertede", "meanings": ["Sonuçta"]}, {"word": "sıkışıvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın sıkışmak"]}, {"word": "sıkışıverme", "meanings": ["Sıkışıvermek durumu"]}, {"word": "kadife elli", "meanings": ["Sporda elini becerikli bir biçimde kullanabilen (kimse)", "Amaca yönelik olarak düşüncesini belli etmeden, hissettirmeden hareket eden (kimse)"]}, {"word": "şuncası", "meanings": ["Şu kadarı"]}, {"word": "oncası", "meanings": ["O kadarı"]}, {"word": "buncası", "meanings": ["Bu kadarı"]}, {"word": "kadife devrim", "meanings": ["Renkli devrim"]}, {"word": "renkli devrim", "meanings": ["Eski Sovyet coğrafyasında Batı'dan destek alan iktidar değişikliği, kadife devrim"]}, {"word": "şarkılaştırmak", "meanings": ["Şarkı durumuna getirmek"]}, {"word": "şarkılaştırma", "meanings": ["Şarkılaştırmak durumu"]}, {"word": "şarkılaştırılmak", "meanings": ["Şarkılaştırma işi yapılmak"]}, {"word": "şarkılaştırılma", "meanings": ["Şarkılaştırılmak durumu"]}, {"word": "bağırsak spazmı", "meanings": ["Bağırsak duvarındaki düz kasların çeşitli sebeplerle kasılı kalması durumu"]}, {"word": "mide spazmı", "meanings": ["Mide duvarındaki düz kasların çeşitli sebeplerle kasılı kalması durumu"]}, {"word": "korunulma", "meanings": ["Korunulmak işi"]}, {"word": "korunulmak", "meanings": ["Korunma işi yapılmak"]}, {"word": "korunulabilmek", "meanings": ["Korunulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "korunulabilme", "meanings": ["Korunulabilmek işi"]}, {"word": "soğan ekmeğe kalmak", "meanings": ["yokluk yüzünden temel ihtiyaç maddelerini karşılayamaz duruma düşmek"]}, {"word": "soğan ekmek", "meanings": ["Ucuz ve kolay ulaşılabilen yiyecek", "Gösterişsiz, sade sofra veya yemek"]}, {"word": "yıkılıverme", "meanings": ["Yıkılıvermek işi"]}, {"word": "geçebilme", "meanings": ["Geçebilmek işi"]}, {"word": "başvezir", "meanings": ["Vezirlerin başı"]}, {"word": "yıkılıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak yıkılmak"]}, {"word": "telli sazlar", "meanings": ["Tellerine vurulduğunda veya tellere yay sürtüldüğünde oluşan titreşimler sayesinde ses çıkaran çalgılar, telli çalgılar"]}, {"word": "elektronik sazlar", "meanings": ["Elektrikten yararlanarak kullanılan çalgılar"]}, {"word": "sönüvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak sönmek"]}, {"word": "palamut", "meanings": ["Rulo biçiminde hazırlanmış kopya"]}, {"word": "sönüverme", "meanings": ["Sönüvermek işi"]}, {"word": "yaşlanıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak yaşlanmak"]}, {"word": "smokinli", "meanings": ["Smokin giymiş olan"]}, {"word": "yaşlanıverme", "meanings": ["Yaşlanıvermek durumu"]}, {"word": "anlatım bilimsel", "meanings": ["Anlatım bilimi ile ilgili"]}, {"word": "asalak bilimci", "meanings": ["Asalak bilimi ile uğraşan kimse, parazitolog"]}, {"word": "asalak bilimsel", "meanings": ["Asalak bilimi ile ilgili, parazitolojik"]}, {"word": "parazitolog", "meanings": ["Asalak bilimci"]}, {"word": "unvansız", "meanings": ["Unvanı olmayan"]}, {"word": "uzatabilme", "meanings": ["Uzatabilmek işi"]}, {"word": "uzatabilmek", "meanings": ["Uzatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Uzatma becerisi bulunmak"]}, {"word": "ödüllendiriliş", "meanings": ["Ödüllendirilme işi"]}, {"word": "yüzüvermek", "meanings": ["Çabucak veya ansızın yüzmek"]}, {"word": "yüzüverme", "meanings": ["Yüzüvermek işi"]}, {"word": "domates suyu", "meanings": ["Domatesin sıkılmasıyla elde edilen içecek"]}, {"word": "karabiberli", "meanings": ["İçinde karabiber olan"]}, {"word": "karabibersiz", "meanings": ["İçinde karabiber olmayan"]}, {"word": "civanlık", "meanings": ["Civan olma durumu"]}, {"word": "yıldızcık", "meanings": ["Küçük yıldız"]}, {"word": "hanımcık", "meanings": ["Hanımlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz"]}, {"word": "afal afal", "meanings": ["Şaşkın bir biçimde"]}, {"word": "afal afal bakmak", "meanings": ["şaşkın bir biçimde bakmak"]}, {"word": "yalvarışlı", "meanings": ["Yalvarır bir biçimde"]}, {"word": "boğukluk", "meanings": ["Boğuk olma durumu"]}, {"word": "düğüm düğüm", "meanings": ["Çok düğümlü"]}, {"word": "düğüm düğüm olmak (veya düğümlenmek)", "meanings": ["çok karışık bir duruma gelmek", "birbirine geçmek", "içinden çıkılmaz bir durum almak"]}, {"word": "esir pazarı", "meanings": ["Tutsak pazarı"]}, {"word": "amele pazarı", "meanings": ["İşçilerin iş bulmak amacıyla toplu bir biçimde bekledikleri yer"]}, {"word": "ölü sessizliği", "meanings": ["Ölüm sessizliği"]}, {"word": "ufaktan ufaktan", "meanings": ["Sezdirmeden", "Yavaş yavaş"]}, {"word": "umurgörmüşlük", "meanings": ["Umurgörmüş olma durumu"]}, {"word": "toplatılabilmek", "meanings": ["Toplatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "advertorial", "meanings": ["343 tanıtıcı reklam"]}, {"word": "toplatılabilme", "meanings": ["Toplatılabilmek işi"]}, {"word": "karamel", "meanings": ["Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme, karamela"]}, {"word": "ıstırap", "meanings": ["343 ızdırap"]}, {"word": "ıstırar", "meanings": ["343 ıztırar"]}, {"word": "mustarip", "meanings": ["343 muzdarip"]}, {"word": "ıstırari", "meanings": ["343 ıztırari"]}, {"word": "zührevi hastalıklı", "meanings": ["Zührevi hastalığı olan"]}, {"word": "mazohist", "meanings": ["343 mazoşist"]}, {"word": "atelye", "meanings": ["343 atölye"]}, {"word": "açık saman rengi", "meanings": ["Soluk sarı renk, krem, krem rengi", "Bu renkte olan"]}, {"word": "mazohizm", "meanings": ["343 mazoşizm"]}, {"word": "oynanabilme", "meanings": ["Oynanabilmek işi"]}, {"word": "oynanabilmek", "meanings": ["Oynanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tetikleyebilmek", "meanings": ["Tetikleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tetikleme gücü bulunmak"]}, {"word": "tetikleyebilme", "meanings": ["Tetikleyebilmek işi"]}, {"word": "oturulabilme", "meanings": ["Oturulabilmek işi"]}, {"word": "oturulabilmek", "meanings": ["Oturma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yetiştirilebilmek", "meanings": ["Yetiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yetiştirilebilme", "meanings": ["Yetiştirilebilmek işi"]}, {"word": "koltuk takımı", "meanings": ["Üçlü, ikili ve tekli oturma birimleri olan mobilya takımı"]}, {"word": "kanıksayabilme", "meanings": ["Kanıksayabilmek durumu"]}, {"word": "kanıksayabilmek", "meanings": ["Kanıksama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kanıksama becerisi bulunmak"]}, {"word": "tellendirebilme", "meanings": ["Tellendirebilmek işi"]}, {"word": "tellendirebilmek", "meanings": ["Tellendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "pışpışlayabilmek", "meanings": ["Pışpışlama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "pışpışlayabilme", "meanings": ["Pışpışlayabilmek işi"]}, {"word": "şeddelenme", "meanings": ["Şeddelenmek işi"]}, {"word": "şeddelenmek", "meanings": ["Şeddeli duruma gelmek"]}, {"word": "morartabilme", "meanings": ["Morartabilmek işi"]}, {"word": "morartabilmek", "meanings": ["Morartma gücü bulunmak"]}, {"word": "içilebilme", "meanings": ["İçilebilmek işi"]}, {"word": "kesişivermek", "meanings": ["Aniden kesişmek"]}, {"word": "bölünebilmek", "meanings": ["Bölünme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "içilebilmek", "meanings": ["İçilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kesişiverme", "meanings": ["Kesişivermek işi"]}, {"word": "oluşuverme", "meanings": ["Oluşuvermek işi"]}, {"word": "oluşuvermek", "meanings": ["Aniden oluşmak"]}, {"word": "yapışıverme", "meanings": ["Yapışıvermek işi"]}, {"word": "yapışıvermek", "meanings": ["Çabucak yapışmak", "Yapışıp kalmak"]}, {"word": "tutunuverme", "meanings": ["Tutunuvermek işi"]}, {"word": "tutunuvermek", "meanings": ["Aniden tutunmak"]}, {"word": "üşüşüvermek", "meanings": ["Çabucak üşüşmek"]}, {"word": "üşüşüverme", "meanings": ["Üşüşüvermek işi"]}, {"word": "saplayıvermek", "meanings": ["Çabucak saplamak"]}, {"word": "çarpuk çurpuk", "meanings": ["Çarpık çurpuk"]}, {"word": "kapatıverme", "meanings": ["Kapatıvermek işi"]}, {"word": "kapatıvermek", "meanings": ["Aniden kapatmak"]}, {"word": "yitiriverme", "meanings": ["Yitirivermek işi"]}, {"word": "sıkıverme", "meanings": ["Sıkıvermek işi"]}, {"word": "yanı başında", "meanings": ["Hemen yanında"]}, {"word": "yitirivermek", "meanings": ["Aniden yitirmek"]}, {"word": "sıkıvermek", "meanings": ["Çabucak sıkmak"]}, {"word": "fısıldayabilmek", "meanings": ["Fısıldama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Fısıldamaya gücü yetmek", "Fısıldama becerisi bulunmak"]}, {"word": "fısıldayabilme", "meanings": ["Fısıldayabilmek işi"]}, {"word": "ferahlayıverme", "meanings": ["Ferahlayıvermek durumu"]}, {"word": "sokuşturuverme", "meanings": ["Sokuşturuvermek işi"]}, {"word": "ferahlayıvermek", "meanings": ["Çabucak ferahlamak"]}, {"word": "sokuşturuvermek", "meanings": ["Çabucak sokuşturmak"]}, {"word": "saplayıverme", "meanings": ["Saplayıvermek işi"]}, {"word": "saplanıverme", "meanings": ["Saplanıvermek işi"]}, {"word": "saplanıvermek", "meanings": ["Aniden saplanmak"]}, {"word": "kırılıverme", "meanings": ["Kırılıvermek işi"]}, {"word": "kırılıvermek", "meanings": ["Aniden kırılmak"]}, {"word": "patlayıverme", "meanings": ["Patlayıvermek işi"]}, {"word": "yirmibir", "meanings": ["Eldeki kâğıtların sayı toplamının yirmi bir olmasına dayalı bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "patlayıvermek", "meanings": ["Aniden patlamak"]}, {"word": "yunuslar", "meanings": ["Daha çok asayişle ilgili olaylara anında müdahale edebilmek için motosikletli ve toplu olarak gezen emniyet grubu"]}, {"word": "şahinler", "meanings": ["Bölgelerindeki trafik kazalarına, trafik yoğunluğuna bakan, yol açma hizmetlerinde görev yapan, motosiklet üzerinde tek olarak devriye gezen emniyet grubu"]}, {"word": "ön kuluçka", "meanings": ["Bilim ve teknolojide araştırma, geliştirme ve uygulama sırasında ilk destek evresi"]}, {"word": "önleyici vuruş", "meanings": ["Dış politikada taraflardan birinin saldırısını önlemek amacıyla önceden müdahalede bulunma"]}, {"word": "gerontoloji", "meanings": ["Yaşlılık bilimi"]}, {"word": "kırsal mazot", "meanings": ["Traktör vb. araçlarda kullanılan, düşük kükürtlü mazot, kırsal motorin"]}, {"word": "diyafram nefesi", "meanings": ["Akciğerlerin havayla doldurulup diyafram kasının harekete geçirilmesine dayanan soluk alma biçimi"]}, {"word": "ellibir", "meanings": ["Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu"]}, {"word": "kafa sesi", "meanings": ["Diyafram yoluyla itilen havanın sesi oluşturduktan sonra sinüslerde yankı yaptırılmasıyla elde edilen ses"]}, {"word": "kırsal motorin", "meanings": ["Kırsal mazot"]}, {"word": "kaplayıvermek", "meanings": ["Çabucak kaplamak"]}, {"word": "kaplayıverme", "meanings": ["Kaplayıvermek işi"]}, {"word": "kayboluverme", "meanings": ["Kayboluvermek işi"]}, {"word": "kayboluvermek", "meanings": ["Çabucak kaybolmak"]}, {"word": "duruluvermek", "meanings": ["Ansızın durulmak"]}, {"word": "duruluverme", "meanings": ["Duruluvermek durumu"]}, {"word": "seyrediverme", "meanings": ["Seyredivermek işi"]}, {"word": "seyredivermek", "meanings": ["Seyretmek"]}, {"word": "kapıverme", "meanings": ["Kapıvermek işi"]}, {"word": "kapıvermek", "meanings": ["Aniden kapmak"]}, {"word": "yıkayıvermek", "meanings": ["Çabucak yıkamak"]}, {"word": "dinleyivermek", "meanings": ["Dinlemek"]}, {"word": "halledivermek", "meanings": ["Çabucak halletmek"]}, {"word": "dinleyiverme", "meanings": ["Dinleyivermek işi"]}, {"word": "hallediverme", "meanings": ["Halledivermek işi"]}, {"word": "çalınıvermek", "meanings": ["Aniden çalınmak"]}, {"word": "çalınıverme", "meanings": ["Çalınıvermek işi"]}, {"word": "taşırıvermek", "meanings": ["Aniden taşırmak"]}, {"word": "taşırıverme", "meanings": ["Taşırıvermek işi"]}, {"word": "istenilebilme", "meanings": ["İstenilebilmek işi"]}, {"word": "mıhlayabilme", "meanings": ["Mıhlayabilmek işi"]}, {"word": "istenilebilmek", "meanings": ["İstenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "mıhlayabilmek", "meanings": ["Mıhlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Mıhlama gücü bulunmak"]}, {"word": "imzalatılabilmek", "meanings": ["İmzalatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "imzalatılabilme", "meanings": ["İmzalatılabilmek işi"]}, {"word": "serilebilmek", "meanings": ["Serilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "serilebilme", "meanings": ["Serilebilmek işi"]}, {"word": "bir anlık", "meanings": ["Kısa bir süre içinde"]}, {"word": "abanabilmek", "meanings": ["Abanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Abanmaya gücü yetmek"]}, {"word": "abanabilme", "meanings": ["Abanabilmek işi"]}, {"word": "görüşülebilme", "meanings": ["Görüşülebilmek işi"]}, {"word": "görüşülebilmek", "meanings": ["Görüşülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "söndürülebilme", "meanings": ["Söndürülebilmek işi"]}, {"word": "nesildaş", "meanings": ["Aynı kuşaktan olan kimse"]}, {"word": "söndürülebilmek", "meanings": ["Söndürülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "doğruluverme", "meanings": ["Doğruluvermek işi"]}, {"word": "çalışma odası", "meanings": ["Konutlarda çalışmak için özel olarak ayrılmış ve döşenmiş oda"]}, {"word": "doğruluvermek", "meanings": ["Aniden doğrulmak"]}, {"word": "dilce", "meanings": ["Dil bakımından"]}, {"word": "yoğrulabilme", "meanings": ["Yoğrulabilmek işi"]}, {"word": "yoğrulabilmek", "meanings": ["Yoğrulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "aydınlatılabilme", "meanings": ["Aydınlatılabilmek işi"]}, {"word": "aydınlatılabilmek", "meanings": ["Aydınlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "temellendirebilme", "meanings": ["Temellendirebilmek işi"]}, {"word": "başarılabilme", "meanings": ["Başarılabilmek işi"]}, {"word": "temellendirebilmek", "meanings": ["Temellendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "başarılabilmek", "meanings": ["Başarılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "iteleyebilmek", "meanings": ["İteleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İtelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "iteleyebilme", "meanings": ["İteleyebilmek işi"]}, {"word": "tartışılabilmek", "meanings": ["Tartışılma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "tartışılabilme", "meanings": ["Tartışılabilmek işi"]}, {"word": "yumurtlayıvermek", "meanings": ["Aniden yumurtlamak"]}, {"word": "yumurtlayıverme", "meanings": ["Yumurtlayıvermek işi"]}, {"word": "aklı yetik", "meanings": ["Bilgili"]}, {"word": "özenle", "meanings": ["Titizlik göstererek", "Değer ve önem vererek"]}, {"word": "yarım ağız", "meanings": ["Yarım ağızla"]}, {"word": "tam anlamıyla", "meanings": ["Bütünüyle kapsayıcı bir biçimde, tam manasıyla"]}, {"word": "tirendazlık", "meanings": ["Tirendaz olma durumu"]}, {"word": "tam manasıyla", "meanings": ["Tam anlamıyla"]}, {"word": "kemançe", "meanings": ["Kemençe"]}, {"word": "tiz sesli", "meanings": ["Sesi tiz olan"]}, {"word": "pes ses", "meanings": ["Kalın perdeden çıkarılan ses"]}, {"word": "tiz seslilik", "meanings": ["Tiz sesli olma durumu"]}, {"word": "pes seslilik", "meanings": ["Pes sesli olma durumu"]}, {"word": "tez vakitte", "meanings": ["En kısa sürede, tez vakit"]}, {"word": "dayanma gücü", "meanings": ["Bir kimseye veya bir şeye katlanabilme sınırı, takat sınırı"]}, {"word": "performans ödevi", "meanings": ["Öğrencinin herhangi bir konuyla ilgili bilgisinin ve yeteneğinin düzeyini ölçebilmek için verilen ev ödevi"]}, {"word": "Abhaz peyniri", "meanings": ["Abaza peyniri"]}, {"word": "serpili", "meanings": ["Serpilmiş"]}, {"word": "kaybolabilme", "meanings": ["Kaybolabilmek işi"]}, {"word": "kaybolabilmek", "meanings": ["Kaybolma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sonuçta", "meanings": ["Sonuç olarak, binnetice", "Nasıl olsa"]}, {"word": "körletebilmek", "meanings": ["Körletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Körletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "körletebilme", "meanings": ["Körletebilmek işi"]}, {"word": "kirletilebilme", "meanings": ["Kirletilebilmek işi"]}, {"word": "kirletilebilmek", "meanings": ["Kirletilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sınıflayabilme", "meanings": ["Sınıflayabilmek işi"]}, {"word": "anımsatılabilmek", "meanings": ["Anımsatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sınıflayabilmek", "meanings": ["Sınıflama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sınıflama becerisi bulunmak"]}, {"word": "titreyivermek", "meanings": ["Aniden titremek"]}, {"word": "titreyiverme", "meanings": ["Titreyivermek işi"]}, {"word": "bedenleşme", "meanings": ["Bedenleşmek durumu"]}, {"word": "bedenleşmek", "meanings": ["Beden durumuna gelmek, beden hâli almak"]}, {"word": "sarılıverme", "meanings": ["Sarılıvermek işi"]}, {"word": "sarılıvermek", "meanings": ["Aniden sarılmak"]}, {"word": "kurtarıvermek", "meanings": ["Çabucak kurtarmak"]}, {"word": "kurtarıverme", "meanings": ["Kurtarıvermek işi"]}, {"word": "kudurabilme", "meanings": ["Kudurabilmek işi"]}, {"word": "kudurabilmek", "meanings": ["Kudurma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kuşkulanabilmek", "meanings": ["Kuşkulanma ihtimali veya imkânı bulunmak, şüphelenebilmek"]}, {"word": "yollayabilme", "meanings": ["Yollayabilmek işi"]}, {"word": "yontabilmek", "meanings": ["Yontma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yontmaya gücü yetmek", "Yontma becerisi bulunmak"]}, {"word": "yontabilme", "meanings": ["Yontabilmek işi"]}, {"word": "yorabilmek", "meanings": ["Yorma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yormaya gücü yetmek"]}, {"word": "yorabilme", "meanings": ["Yorabilmek işi"]}, {"word": "yoruluvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede yorulmak"]}, {"word": "yoruluverme", "meanings": ["Yoruluvermek işi"]}, {"word": "yorulabilmek", "meanings": ["Yorulma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yorulabilme", "meanings": ["Yorulabilmek işi"]}, {"word": "yorumlayabilmek", "meanings": ["Yorumlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yorumlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yorumlayabilme", "meanings": ["Yorumlayabilmek işi"]}, {"word": "yorumlatabilmek", "meanings": ["Yorumlatma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yorumlatabilme", "meanings": ["Yorumlatabilmek işi"]}, {"word": "yorumlanabilme", "meanings": ["Yorumlanabilmek işi"]}, {"word": "yorumlanabilmek", "meanings": ["Yorumlanma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yozlaştırabilme", "meanings": ["Yozlaştırabilmek işi"]}, {"word": "yozlaştırabilmek", "meanings": ["Yozlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yudumlayabilmek", "meanings": ["Yudumlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yudumlamayı becermek"]}, {"word": "yudumlayabilme", "meanings": ["Yudumlayabilmek işi"]}, {"word": "yumabilme", "meanings": ["Yumabilmek işi"]}, {"word": "yumabilmek", "meanings": ["Yumma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yummayı becermek"]}, {"word": "yumruklayabilme", "meanings": ["Yumruklayabilmek işi"]}, {"word": "yumruklayabilmek", "meanings": ["Yumruklama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yumruklamaya gücü yetmek", "Yumruklama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yumurtlayabilmek", "meanings": ["Yumurtlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yumurtlama becerisi bulunmak"]}, {"word": "yumurtlayabilme", "meanings": ["Yumurtlayabilmek işi"]}, {"word": "yumuşayabilmek", "meanings": ["Yumuşama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yumuşamayı becermek"]}, {"word": "yumuşatabilmek", "meanings": ["Yumuşatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yumuşatmayı becermek"]}, {"word": "yumuşayabilme", "meanings": ["Yumuşayabilmek işi"]}, {"word": "yumuşatabilme", "meanings": ["Yumuşatabilmek işi"]}, {"word": "yutkunabilme", "meanings": ["Yutkunabilmek işi"]}, {"word": "yutuverme", "meanings": ["Yutuvermek işi"]}, {"word": "yutkunabilmek", "meanings": ["Yutkunma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yutkunmayı becermek"]}, {"word": "yutuvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak yutmak"]}, {"word": "yutabilmek", "meanings": ["Yutma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yutmayı becermek"]}, {"word": "yutabilme", "meanings": ["Yutabilmek işi"]}, {"word": "yutturabilmek", "meanings": ["Yutturma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yutturmayı becermek"]}, {"word": "yutturabilme", "meanings": ["Yutturabilmek işi"]}, {"word": "yuvarlayıvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak yuvarlamak"]}, {"word": "yuvarlayıverme", "meanings": ["Yuvarlayıvermek işi"]}, {"word": "yuvarlanıvermek", "meanings": ["Ansızın yuvarlanmak"]}, {"word": "yuvarlayabilmek", "meanings": ["Yuvarlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yuvarlamayı becermek"]}, {"word": "yuvarlanıverme", "meanings": ["Yuvarlanıvermek işi"]}, {"word": "yuvarlanabilmek", "meanings": ["Yuvarlanma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yuvarlanmayı becermek"]}, {"word": "yuvarlanabilme", "meanings": ["Yuvarlanabilmek işi"]}, {"word": "millî varlık", "meanings": ["Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik, bilimsel değerler ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü"]}, {"word": "aşındırıcı", "meanings": ["Madenleri elektriksel, kimyasal veya mekanik yollarla aşındıran, korozif"]}, {"word": "çekmeli vagon", "meanings": ["Yükseltileri farklı iki nokta arasında çelik halatlarla ve motor gücüyle çalışan, iki vagonlu ulaşım aracı, füniküler"]}, {"word": "korozif", "meanings": ["Aşındırıcı"]}, {"word": "füniküler", "meanings": ["Çekmeli vagon"]}, {"word": "karoça", "meanings": ["Atlarla çekilen, dört tekerlekli, yaylı, üstü örtülü binek arabası"]}, {"word": "millî değer", "meanings": ["Bir ulusun kendine özgü saydığı ve sahip olmakla övündüğü toplumsal ve kültürel ögeler"]}, {"word": "gözyaşı pınarı", "meanings": ["Göz pınarı"]}, {"word": "övücü", "meanings": ["Övgücü"]}, {"word": "tek bilek", "meanings": ["Hep birlikte"]}, {"word": "tek yürek", "meanings": ["Hep birlikte"]}, {"word": "sansürcü", "meanings": ["Sanat eserlerini denetlemekle görevlendirilmiş kimse, sıkı denetimci", "Sansür yanlısı"]}, {"word": "yeniden düzenleme", "meanings": ["Yeniden düzen verme, reorganizasyon"]}, {"word": "sansürcülük", "meanings": ["Sansürcünün işi"]}, {"word": "cinsellik bilimi", "meanings": ["Cinsellikle ilgili sorunların incelendiği bilim, cinslik bilimi, seksoloji"]}, {"word": "cinsellik bilimci", "meanings": ["Cinsellik bilimi uzmanı, seksolog"]}, {"word": "dealer", "meanings": ["343 satımcı"]}, {"word": "deflatör", "meanings": ["Para kısıtlayıcı"]}, {"word": "dealing", "meanings": ["343 satım"]}, {"word": "designer", "meanings": ["343 tasarımcı"]}, {"word": "destinasyon", "meanings": ["Varılacak olan yer"]}, {"word": "eksperyans", "meanings": ["Deneyim"]}, {"word": "baretlik", "meanings": ["Baret konulan yer", "Baret yapmaya yarayan malzeme"]}, {"word": "free-lance", "meanings": ["343 bağımsız"]}, {"word": "guard", "meanings": ["343 oyun kurucu"]}, {"word": "instant coffee", "meanings": ["343 hazır kahve"]}, {"word": "happy hour", "meanings": ["343 indirim saatleri"]}, {"word": "internship", "meanings": ["343 ön hekimlik"]}, {"word": "derişim", "meanings": ["Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle veya hacminin, içinde bulunduğu ortamın kütle veya hacmine oranı, konsantrasyon"]}, {"word": "pürmüz lambası", "meanings": ["Alev lambası"]}, {"word": "diplomatik", "meanings": ["Diplomasi ile ilgili"]}, {"word": "Budistlik", "meanings": ["Doğaüstü kişileşmiş bir tanrı düşüncesi yerine, salt varlığı koyarak onun insanda arzu biçiminde belirdiğini, bundan da ızdırabın doğduğunu, ızdıraptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğini ileri süren, Hindistan ve Çin'de yaygın olan, Buddha'nın ileri sürdüğü mistik dünya görüşü ve din, Budizm"]}, {"word": "çalıştırıcılı", "meanings": ["Çalıştırıcısı olan, antrenörlü"]}, {"word": "çalıştırıcısız", "meanings": ["Çalıştırıcısı olmayan, antrenörsüz"]}, {"word": "antrenörsüzlük", "meanings": ["Çalıştırıcısızlık"]}, {"word": "çalıştırıcısızlık", "meanings": ["Çalıştırıcısız olma durumu, antrenörsüzlük"]}, {"word": "döl kesesi", "meanings": ["İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu amniyon sıvısı ile dolu boşluğu çeviren zar, amniyon"]}, {"word": "fincandibi", "meanings": ["Arazi koşulları nedeniyle inilmesi zor olan, çukurda kalan havaalanı"]}, {"word": "görgül", "meanings": ["Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı, ampirik"]}, {"word": "çözümler", "meanings": ["Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ, analizör"]}, {"word": "bilgi çarpıtma", "meanings": ["Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme, dezenformasyon"]}, {"word": "uzay bilimsel", "meanings": ["Uzay bilimi ile ilgili, evren bilimsel, kozmolojik"]}, {"word": "mikser", "meanings": ["Çırpıcı", "Karmaç"]}, {"word": "kaza kırım ekibi", "meanings": ["Uçak kazalarının nedenini, nasıl geliştiğini, ortaya çıkan hasarı karakutular incelenmeden önce ayrıntılı bir biçimde araştıran, bağımsız kurul"]}, {"word": "kaza kırım", "meanings": ["Uçak kazalarının nedenini, nasıl geliştiğini, ortaya çıkan hasarı karakutular incelenmeden önce ayrıntılı bir biçimde araştırma"]}, {"word": "gey", "meanings": ["Eş cinsel erkek"]}, {"word": "grosmarket", "meanings": ["Büyük mağaza"]}, {"word": "helmintolog", "meanings": ["Kurt bilimci"]}, {"word": "gremse", "meanings": ["İkibuçukluk (II)"]}, {"word": "ata lira", "meanings": ["Üzerinde çıkarıldığı yılın tarihi bulunan, 7 gram ağırlığında, cumhuriyet altınına göre daha yayvan ve iri olan altın sikke"]}, {"word": "cumhuriyet altını", "meanings": ["Üzerinde Atatürk portresi bulunan, 22 ayar tam altın, cumhuriyet, tam altın"]}, {"word": "inceleyiş", "meanings": ["İnceleme işi"]}, {"word": "tam altın", "meanings": ["Cumhuriyet altını"]}, {"word": "indirgeyiş", "meanings": ["İndirgeme işi"]}, {"word": "istetiş", "meanings": ["İstetme işi"]}, {"word": "isteniş", "meanings": ["İstenme işi"]}, {"word": "türetiş", "meanings": ["Türetme işi"]}, {"word": "izletiş", "meanings": ["İzletme işi"]}, {"word": "tolkşov", "meanings": ["Söz gösterisi"]}, {"word": "ladino", "meanings": ["Musevilerin kullandığı, 15. yüzyıl İspanyolcasını temel alan ancak içinde İbranice, Türkçe, Fransızca, Yunanca, Arapça ve Portekizce kelimeler barındıran, Latin kökenli bir Hint-Avrupa dili olan İspanyolcanın bir Lehçesi"]}, {"word": "retrospektif", "meanings": ["Dünden bugüne"]}, {"word": "reddihâkim", "meanings": ["Hâkimi istememe, kabul etmeme, reddetme"]}, {"word": "mezelenmek", "meanings": ["Alay konusu olmak"]}, {"word": "tork", "meanings": ["Motorlu araçlarda üretilen gücün tekerleklerden yere aktarılmasını sağlayan dönme kuvveti"]}, {"word": "pedofil", "meanings": ["Sübyancı"]}, {"word": "mezelenme", "meanings": ["Mezelenmek işi"]}, {"word": "haycı", "meanings": ["Avlanmak istenen hayvanı veya sürüyü ürkütüp avcıya doğru yönlendiren kimse"]}, {"word": "haycılık", "meanings": ["Haycı olma durumu"]}, {"word": "tsunami", "meanings": ["Dev dalga"]}, {"word": "dev dalga", "meanings": ["Deniz tabanında oluşan depremin yarattığı büyük dalga, tsunami"]}, {"word": "iç kafiye", "meanings": ["İç uyak"]}, {"word": "ateş küre", "meanings": ["Erimiş hâlde olduğu sanılan yer çekirdeği, pirosfer"]}, {"word": "histolog", "meanings": ["Doku bilimci"]}, {"word": "yönlendirici", "meanings": ["İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen, manipülatör", "Yönlendiren, özendiren (kimse veya şey)"]}, {"word": "selfdeterminasyon", "meanings": ["Öz belirtim"]}, {"word": "yeni Eflatuncu", "meanings": ["Yeni Platoncu"]}, {"word": "yeni Eflatunculuk", "meanings": ["Yeni Platonculuk"]}, {"word": "kolacı", "meanings": ["Kola (II) seven kimse", "Kola (II) satan kimse"]}, {"word": "çok kocalılık", "meanings": ["Bir kadının yasalara uygun olarak aynı zamanda iki veya daha çok sayıda erkekle evli olabildiği evlilik biçimi, poliandri"]}, {"word": "kurumlanmak", "meanings": ["Kurum (I) tutmak"]}, {"word": "şişlik", "meanings": ["Şiş (I)"]}, {"word": "semiyolog", "meanings": ["Semiyoloji uzmanı"]}, {"word": "köprüleme", "meanings": ["Vücudun bir yerinden alınan damarı, tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi, damar aktarma, baypas"]}, {"word": "koku tedavisi", "meanings": ["Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi, aromaterapi"]}, {"word": "son dakika", "meanings": ["Kitle iletişim araçlarına son anda ulaşan, toplumu yakından ilgilendiren, önemli (haber)"]}, {"word": "bir anlamda", "meanings": ["Başka bir deyişle, diğer bir söyleyişle"]}, {"word": "cırt", "meanings": ["Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe"]}, {"word": "kokoş", "meanings": ["Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven kimse"]}, {"word": "sulu göz", "meanings": ["Sulu gözlü"]}, {"word": "provokatörlük", "meanings": ["Kışkırtmacılık"]}, {"word": "tinerci", "meanings": ["Uçucu madde bağımlısı olan kimse", "Tiner yapan veya satan kimse"]}, {"word": "nevrotik", "meanings": ["Sinirsel"]}, {"word": "imajinasyon", "meanings": ["İmgelem"]}, {"word": "terkipli", "meanings": ["Bileşim içeren", "Tamlamalı"]}, {"word": "bürün", "meanings": ["Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad"]}, {"word": "telemetri", "meanings": ["Uzaklık ölçümü", "Ölçü değerlerinin veya verilerin haberleşme araçları yardımıyla uzak mesafelere otomatik olarak aktarılması"]}, {"word": "vişne kompostosu", "meanings": ["Yaş vişne, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan kompostosu"]}, {"word": "dut hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş dut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "şeftali kompostosu", "meanings": ["Yaş şeftali, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "elma kompostosu", "meanings": ["Yaş elma, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "çilek kompostosu", "meanings": ["Yaş çilek, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "armut kompostosu", "meanings": ["Yaş armut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto"]}, {"word": "elma hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş elma, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "armut hoşafı", "meanings": ["Kurutulmuş armut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf"]}, {"word": "zamanlayabilmek", "meanings": ["Zamanlama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Zamanlamayı becermek"]}, {"word": "zayıflayabilmek", "meanings": ["Zayıflama ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "zamanlayabilme", "meanings": ["Zamanlayabilmek işi"]}, {"word": "zayıflayabilme", "meanings": ["Zayıflayabilmek işi"]}, {"word": "zayıflatabilmek", "meanings": ["Zayıflatma ihtimali veya imkânı bulunmak", "Zayıflatmayı becermek"]}, {"word": "zayıflatabilme", "meanings": ["Zayıflatabilmek işi"]}, {"word": "deşivermek", "meanings": ["Çabucak deşmek"]}, {"word": "deşiverme", "meanings": ["Deşivermek işi"]}, {"word": "döküvermek", "meanings": ["Aniden dökmek"]}, {"word": "döküverme", "meanings": ["Döküvermek işi"]}, {"word": "dökebilmek", "meanings": ["Dökme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dökebilme", "meanings": ["Dökebilmek işi"]}, {"word": "döktürebilmek", "meanings": ["Döktürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "döktürebilme", "meanings": ["Döktürebilmek işi"]}, {"word": "dökülebilmek", "meanings": ["Dökülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dökülebilme", "meanings": ["Dökülebilmek işi"]}, {"word": "dökülüvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede dökülmek"]}, {"word": "dölleyebilmek", "meanings": ["Döllenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dökülüverme", "meanings": ["Dökülüvermek işi"]}, {"word": "dölleyebilme", "meanings": ["Dölleyebilmek işi"]}, {"word": "döndürebilmek", "meanings": ["Döndürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "döndürebilme", "meanings": ["Döndürebilmek işi"]}, {"word": "dönüvermek", "meanings": ["Ansızın veya kısa sürede dönmek"]}, {"word": "dönüverme", "meanings": ["Dönüvermek işi"]}, {"word": "dönebilmek", "meanings": ["Dönme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dönebilme", "meanings": ["Dönebilmek işi"]}, {"word": "dönüşüvermek", "meanings": ["Aniden dönüşmek"]}, {"word": "dönüşüverme", "meanings": ["Dönüşüvermek işi"]}, {"word": "dönüşebilmek", "meanings": ["Dönüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dönüşebilme", "meanings": ["Dönüşebilmek işi"]}, {"word": "dönüştürülebilmek", "meanings": ["Dönüştürülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dönüştürülebilme", "meanings": ["Dönüştürülebilmek işi"]}, {"word": "döşeyebilmek", "meanings": ["Döşeme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "döşenebilmek", "meanings": ["Döşenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "döşeyebilme", "meanings": ["Döşeyebilmek işi"]}, {"word": "döşenebilme", "meanings": ["Döşenebilmek işi"]}, {"word": "döşetebilmek", "meanings": ["Döşetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "döşetebilme", "meanings": ["Döşetebilmek işi"]}, {"word": "dövebilmek", "meanings": ["Dövme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dövebilme", "meanings": ["Dövebilmek işi"]}, {"word": "dövüşebilmek", "meanings": ["Dövüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dövüştürebilme", "meanings": ["Dövüştürebilmek işi"]}, {"word": "dövüşebilme", "meanings": ["Dövüşebilmek işi"]}, {"word": "dövüştürebilmek", "meanings": ["Dövüştürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düğümleyebilmek", "meanings": ["Düğümleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düğümleyebilme", "meanings": ["Düğümleyebilmek işi"]}, {"word": "dürebilmek", "meanings": ["Dürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "dürebilme", "meanings": ["Dürebilmek işi"]}, {"word": "düşleyebilmek", "meanings": ["Düşleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düşüvermek", "meanings": ["Ansızın veya kısa sürede düşmek"]}, {"word": "düşleyebilme", "meanings": ["Düşleyebilmek işi"]}, {"word": "düşeyazmak", "meanings": ["Düşme tehlikesi atlatmak"]}, {"word": "düşüverme", "meanings": ["Düşüvermek işi"]}, {"word": "düşebilmek", "meanings": ["Düşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düşebilme", "meanings": ["Düşebilmek işi"]}, {"word": "düşündürebilmek", "meanings": ["Düşündürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düşündürebilme", "meanings": ["Düşündürebilmek işi"]}, {"word": "düşünüvermek", "meanings": ["Çabucak düşünmek"]}, {"word": "düşünüverme", "meanings": ["Düşünüvermek işi"]}, {"word": "düşünebilmek", "meanings": ["Düşünme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düşünebilme", "meanings": ["Düşünebilmek işi"]}, {"word": "düşürüvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede düşürmek"]}, {"word": "düşürüverme", "meanings": ["Düşürüvermek işi"]}, {"word": "düşürebilmek", "meanings": ["Düşürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düşürebilme", "meanings": ["Düşürebilmek işi"]}, {"word": "düzelebilmek", "meanings": ["Düzelme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düzelebilme", "meanings": ["Düzelebilmek işi"]}, {"word": "düzeltebilmek", "meanings": ["Düzeltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Düzeltmeye gücü yetmek", "Düzeltme becerisi bulunmak"]}, {"word": "düzeltebilme", "meanings": ["Düzeltebilmek işi"]}, {"word": "düzeltilebilmek", "meanings": ["Düzeltilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düzeltilebilme", "meanings": ["Düzeltilebilmek işi"]}, {"word": "düzenleyebilme", "meanings": ["Düzenleyebilmek işi"]}, {"word": "düzenleyebilmek", "meanings": ["Düzenleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Düzenlemeye gücü yetmek", "Düzenleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "düzenlenebilme", "meanings": ["Düzenlenebilmek işi"]}, {"word": "düzenletebilmek", "meanings": ["Düzenletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Düzenletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "düzenlenebilmek", "meanings": ["Düzenlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düzenletebilme", "meanings": ["Düzenletebilmek işi"]}, {"word": "düzebilmek", "meanings": ["Düzme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "düzebilme", "meanings": ["Düzebilmek işi"]}, {"word": "edilebilme", "meanings": ["Edilebilmek işi"]}, {"word": "edilebilmek", "meanings": ["Edilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "edinilebilme", "meanings": ["Edinilebilmek işi"]}, {"word": "edinilebilmek", "meanings": ["Edinilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "edinebilmek", "meanings": ["Edinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "edinebilme", "meanings": ["Edinebilmek işi"]}, {"word": "edinivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede edinmek"]}, {"word": "ediniverme", "meanings": ["Edinivermek işi"]}, {"word": "eğdirebilmek", "meanings": ["Eğdirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eğdirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "eğdirebilme", "meanings": ["Eğdirebilmek işi"]}, {"word": "eğilebilmek", "meanings": ["Eğilme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eğilmeye gücü yetmek"]}, {"word": "eğitilebilmek", "meanings": ["Eğitilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "eğilebilme", "meanings": ["Eğilebilmek işi"]}, {"word": "eğitilebilme", "meanings": ["Eğitilebilmek işi"]}, {"word": "eğitebilmek", "meanings": ["Eğitme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eğitme becerisi bulunmak"]}, {"word": "eğitebilme", "meanings": ["Eğitebilmek işi"]}, {"word": "eğlendirebilmek", "meanings": ["Eğlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eğlendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "eğlendirebilme", "meanings": ["Eğlendirebilmek işi"]}, {"word": "eğebilmek", "meanings": ["Eğme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eğmeye gücü yetmek"]}, {"word": "eğlenebilmek", "meanings": ["Eğlenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eğlenme becerisi bulunmak"]}, {"word": "eğlenebilme", "meanings": ["Eğlenebilmek işi"]}, {"word": "eğebilme", "meanings": ["Eğebilmek işi"]}, {"word": "ekleyivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede eklemek"]}, {"word": "ekleyiverme", "meanings": ["Ekleyivermek işi"]}, {"word": "ekleyebilmek", "meanings": ["Ekleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eklemeye gücü yetmek"]}, {"word": "ekleyebilme", "meanings": ["Ekleyebilmek işi"]}, {"word": "ekleniverme", "meanings": ["Eklenivermek işi"]}, {"word": "eklenebilmek", "meanings": ["Eklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "eklenebilme", "meanings": ["Eklenebilmek işi"]}, {"word": "eklenivermek", "meanings": ["Kısa sürede eklenmek"]}, {"word": "ekletebilmek", "meanings": ["Ekletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ekletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "ekletebilme", "meanings": ["Ekletebilmek işi"]}, {"word": "ekebilmek", "meanings": ["Ekme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ekmeye gücü yetmek", "Ekme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ekebilme", "meanings": ["Ekebilmek işi"]}, {"word": "eksiltebilmek", "meanings": ["Eksiltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eksiltmeye gücü yetmek"]}, {"word": "eksiltebilme", "meanings": ["Eksiltebilmek işi"]}, {"word": "eleyebilmek", "meanings": ["Eleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Elemeye gücü yetmek"]}, {"word": "eleyebilme", "meanings": ["Eleyebilmek işi"]}, {"word": "eleştirilebilme", "meanings": ["Eleştirilebilmek işi"]}, {"word": "eleştirilebilmek", "meanings": ["Eleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "elleyebilmek", "meanings": ["Elleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "elleyebilme", "meanings": ["Elleyebilmek işi"]}, {"word": "emdirebilmek", "meanings": ["Emdirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "emdirebilme", "meanings": ["Emdirebilmek işi"]}, {"word": "emilebilmek", "meanings": ["Emilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "emilebilme", "meanings": ["Emilebilmek işi"]}, {"word": "emebilmek", "meanings": ["Emme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Emme becerisi bulunmak"]}, {"word": "emebilme", "meanings": ["Emebilmek işi"]}, {"word": "emredebilmek", "meanings": ["Emretme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Emretmeye gücü yetmek"]}, {"word": "emredebilme", "meanings": ["Emredebilmek işi"]}, {"word": "emzirebilmek", "meanings": ["Emzirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Emzirmeye gücü yetmek", "Emzirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "emzirebilme", "meanings": ["Emzirebilmek işi"]}, {"word": "endişelenebilmek", "meanings": ["Endişelenme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "endişelenebilme", "meanings": ["Endişelenebilmek işi"]}, {"word": "engelleyebilmek", "meanings": ["Engelleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Engellemeye gücü yetmek"]}, {"word": "engelleyebilme", "meanings": ["Engelleyebilmek işi"]}, {"word": "enseleyebilmek", "meanings": ["Enseleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Enselemeye gücü yetmek"]}, {"word": "enseleyebilme", "meanings": ["Enseleyebilmek işi"]}, {"word": "erdirebilmek", "meanings": ["Erdirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Erdirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "erdirebilme", "meanings": ["Erdirebilmek işi"]}, {"word": "eriyivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede erimek"]}, {"word": "eriyebilmek", "meanings": ["Erime ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "eriyiverme", "meanings": ["Eriyivermek işi"]}, {"word": "eriyebilme", "meanings": ["Eriyebilmek işi"]}, {"word": "erişebilmek", "meanings": ["Erişme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "erişebilme", "meanings": ["Erişebilmek işi"]}, {"word": "eriştirebilmek", "meanings": ["Eriştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eriştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "eritebilmek", "meanings": ["Eritme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eritmeye güç yetmek"]}, {"word": "eriştirebilme", "meanings": ["Eriştirebilmek işi"]}, {"word": "eritebilme", "meanings": ["Eritebilmek işi"]}, {"word": "erebilmek", "meanings": ["Erme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "erebilme", "meanings": ["Erebilmek işi"]}, {"word": "erteleyebilmek", "meanings": ["Erteleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ertelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "erteleyebilme", "meanings": ["Erteleyebilmek işi"]}, {"word": "erteletebilmek", "meanings": ["Erteletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Erteletmeye güç yetmek"]}, {"word": "erteletebilme", "meanings": ["Ertelebilmek işi"]}, {"word": "esirgeyebilmek", "meanings": ["Esirgeme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Esirgemeye gücü yetmek"]}, {"word": "eskitebilmek", "meanings": ["Eskitme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eskitmeye gücü yetmek"]}, {"word": "esirgeyebilme", "meanings": ["Esirgeyebilmek işi"]}, {"word": "eskitebilme", "meanings": ["Eskitebilmek işi"]}, {"word": "esebilmek", "meanings": ["Esme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "esebilme", "meanings": ["Esebilmek işi"]}, {"word": "esneyebilmek", "meanings": ["Esneme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Esnemeye gücü yetmek"]}, {"word": "esneyebilme", "meanings": ["Esneyebilmek işi"]}, {"word": "esnetebilmek", "meanings": ["Esnetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Esnetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "esnetebilme", "meanings": ["Esnetebilmek işi"]}, {"word": "eşitleyebilme", "meanings": ["Eşitleyebilmek işi"]}, {"word": "eşitleyebilmek", "meanings": ["Eşitleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eşitlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "eşleşebilmek", "meanings": ["Eşleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "eşleşebilme", "meanings": ["Eşleşebilmek işi"]}, {"word": "eşleştirebilmek", "meanings": ["Eşleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eşleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "eşleştirebilme", "meanings": ["Eşleştirebilmek işi"]}, {"word": "etkileyebilmek", "meanings": ["Etkileme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Etkileme becerisi bulunmak"]}, {"word": "etkileyebilme", "meanings": ["Etkileyebilmek işi"]}, {"word": "etkilenebilme", "meanings": ["Etkilenebilmek işi"]}, {"word": "etkilenebilmek", "meanings": ["Etkilenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "etkileşebilmek", "meanings": ["Etkileşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "etkileşebilme", "meanings": ["Etkileşebilmek işi"]}, {"word": "etkinleşebilmek", "meanings": ["Etkinleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "etkinleşebilme", "meanings": ["Etkinleşebilmek durumu"]}, {"word": "etkisizleştirebilmek", "meanings": ["Etkisizleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Etkisizleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "etkisizleştirebilme", "meanings": ["Etkisizleştirebilmek işi"]}, {"word": "edivermek", "meanings": ["Çabucak yapmak"]}, {"word": "ediverme", "meanings": ["Edivermek işi"]}, {"word": "edebilmek", "meanings": ["Etme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "edebilme", "meanings": ["Edebilmek işi"]}, {"word": "amoralist", "meanings": ["Töre dışıcı"]}, {"word": "ettirebilmek", "meanings": ["Ettirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ettirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "ettirebilme", "meanings": ["Ettirebilmek işi"]}, {"word": "yol kardeşliği", "meanings": ["Evli iki aile arasında kurulan kardeşlik bağı, musahiplik"]}, {"word": "yol kardeşi", "meanings": ["Yol kardeşliği kuran iki ailenin fertlerinden her biri, musahip"]}, {"word": "yatırım fonu", "meanings": ["Tasarruf sahiplerinden katılma belgesi karşılığında toplanan birikimlerden oluşan fonların, sermaye piyasası araçlarında değerlendirilmek üzere bir havuz içerisinde toplanması ve uzmanlar tarafından yönetilmesi temeline dayalı kolektif bir yatırım aracı"]}, {"word": "töre dışıcı", "meanings": ["Töreyi inkâr eden öğretileri benimseyen, ahlak dışıcı, amoralist"]}, {"word": "ahlak dışıcı", "meanings": ["Töre dışıcı"]}, {"word": "Amerikancı", "meanings": ["Amerika hayranı olan (kimse)"]}, {"word": "aşırıcı", "meanings": ["Beklenenin üstünde aşırı davranan"]}, {"word": "aşkıncı", "meanings": ["Aşkıncılık yanlısı olan"]}, {"word": "kayracı", "meanings": ["Kayracılık yanlısı olan, providansiyalist"]}, {"word": "babacı", "meanings": ["Babacılık yanlısı olan, paternalist"]}, {"word": "paternalist", "meanings": ["Babacı"]}, {"word": "gölge olaycı", "meanings": ["Gölge olaycılık yanlısı olan"]}, {"word": "inancı", "meanings": ["İnancılığı savunan, fideist"]}, {"word": "fideist", "meanings": ["İnancı"]}, {"word": "kavramcı", "meanings": ["Kavramcılık yanlısı olan, konseptüalist"]}, {"word": "providansiyalist", "meanings": ["Kayracı"]}, {"word": "konseptüalist", "meanings": ["Kavramcı"]}, {"word": "kurmacı", "meanings": ["Kurmacılık yanlısı olan, konstrüktivist"]}, {"word": "konstrüktivist", "meanings": ["Kurmacı"]}, {"word": "olasıcı", "meanings": ["Olasıcılık yanlısı olan, probabilist"]}, {"word": "probabilist", "meanings": ["Olasıcı"]}, {"word": "görüngücü", "meanings": ["Görüngücülük yanlısı olan, olaycı, fenomenist"]}, {"word": "olaycı", "meanings": ["Görüngücü"]}, {"word": "fenomenist", "meanings": ["Görüngücü"]}, {"word": "Osmanlıcı", "meanings": ["Osmanlıcılık düşünce akımını benimseyen"]}, {"word": "pozitif ayrımcı", "meanings": ["Pozitif ayrımcılık yapan"]}, {"word": "sarı sendikacı", "meanings": ["İşverenden yana olarak çalışan"]}, {"word": "teist", "meanings": ["Tanrıcı"]}, {"word": "tanrıcı", "meanings": ["Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanan, teist"]}, {"word": "toplu taşımacı", "meanings": ["Toplu taşıma yapan"]}, {"word": "Panturanist", "meanings": ["Turancı"]}, {"word": "yapıntıcı", "meanings": ["Yapıntıcılık görüşünü benimseyen"]}, {"word": "Yaradancı", "meanings": ["Yaradancılık öğretisi yanlısı olan"]}, {"word": "aktöreci", "meanings": ["Ahlakçı"]}, {"word": "egosantrist", "meanings": ["Beniçinci"]}, {"word": "deneyselci", "meanings": ["Deneyselcilik öğretisini benimseyen, eksperimantalist"]}, {"word": "bilimsel deneyci", "meanings": ["Bilimsel deneycilik akımını benimseyen"]}, {"word": "Darvinci", "meanings": ["Darvincilik görüşünü benimseyen"]}, {"word": "eksperimantalist", "meanings": ["Deneyselci"]}, {"word": "sekinci", "meanings": ["Dinginci"]}, {"word": "dinginci", "meanings": ["Dingincilik görüşünü benimseyen"]}, {"word": "dirimselci", "meanings": ["Dirimselcilik öğretisini benimseyen"]}, {"word": "edimselci", "meanings": ["Edimselcilik öğretisini benimseyen, aktüalist"]}, {"word": "gezimci", "meanings": ["Aristotelesçi"]}, {"word": "aktüalist", "meanings": ["Edimselci"]}, {"word": "Nazist", "meanings": ["Nazizm yanlısı, Hitlerci"]}, {"word": "Hitlerci", "meanings": ["Nazist"]}, {"word": "ilimci", "meanings": ["Bilimci"]}, {"word": "primitivist", "meanings": ["İlkelci"]}, {"word": "insan biçimci", "meanings": ["İnsan biçimcilik yanlısı, antropomorfist"]}, {"word": "antropomorfist", "meanings": ["İnsan biçimci"]}, {"word": "insanmerkezci", "meanings": ["İnsanmerkezcilik öğretisini benimseyen, insaniçinci, antroposantrist"]}, {"word": "insaniçinci", "meanings": ["İnsanmerkezci"]}, {"word": "volontarist", "meanings": ["İstenççi"]}, {"word": "antroposantrist", "meanings": ["İnsanmerkezci"]}, {"word": "isimci", "meanings": ["Adcı"]}, {"word": "Manici", "meanings": ["Maniciliği benimseyen"]}, {"word": "mekanikleştirici", "meanings": ["Mekanikleştiricilik kuramını benimseyen"]}, {"word": "seçkinci", "meanings": ["Seçkin kimselerden yana olan"]}, {"word": "sezgici", "meanings": ["Sezgicilik öğretisini benimseyen"]}, {"word": "tinselci", "meanings": ["Tinselcilik öğretisini benimseyen, spiritüalist"]}, {"word": "toplummerkezci", "meanings": ["Toplummerkezcilik yanlısı, toplumiçinci"]}, {"word": "spiritüalist", "meanings": ["Tinselci"]}, {"word": "toplumiçinci", "meanings": ["Toplummerkezci"]}, {"word": "onguncu", "meanings": ["Totemci"]}, {"word": "totemci", "meanings": ["Totemcilik yanlısı, onguncu"]}, {"word": "törelci", "meanings": ["Ahlakçı"]}, {"word": "Taocu", "meanings": ["Taoculuk yanlısı"]}, {"word": "Şintocu", "meanings": ["Şintoculuk yanlısı"]}, {"word": "Taylorcu", "meanings": ["Taylorculuk yöntemini benimseyen"]}, {"word": "deneyüstücü", "meanings": ["Deneyüstücülük yanlısı, transandantalist"]}, {"word": "transandantalist", "meanings": ["Deneyüstücü"]}, {"word": "transformist", "meanings": ["Dönüşümcü"]}, {"word": "görgücü", "meanings": ["Deneyci"]}, {"word": "türümcü", "meanings": ["Türümcülük öğretisini benimseyen"]}, {"word": "monatçı", "meanings": ["Monatçılık yanlısı olan, monadist"]}, {"word": "monadist", "meanings": ["Monatçı"]}, {"word": "saltçı", "meanings": ["Saltçılığı benimseyen, mutlakçı"]}, {"word": "hilozoist", "meanings": ["Canlı özdekçi"]}, {"word": "müsavatçı", "meanings": ["Eşitçi"]}, {"word": "canlı özdekçi", "meanings": ["Canlı özdekçilik yanlısı olan, hilozoist"]}, {"word": "erekçi", "meanings": ["Erekçilik yanlısı, finalist"]}, {"word": "iblisçi", "meanings": ["İblise bağlanan ve tapınan", "İblisçe davranan"]}, {"word": "koşutçu", "meanings": ["Koşutçuluk öğretisini benimseyen, paralelist"]}, {"word": "paralelist", "meanings": ["Koşutçu"]}, {"word": "mutçu", "meanings": ["Mutçuluk öğretisini benimseyen, evdemonist"]}, {"word": "soyutçu", "meanings": ["Soyutçuluk yanlısı olan"]}, {"word": "evdemonist", "meanings": ["Mutçu"]}, {"word": "abstraksiyonist", "meanings": ["Soyutçu"]}, {"word": "Pantürkist", "meanings": ["Türkçü"]}, {"word": "Zerdüştçü", "meanings": ["Zerdüştçülüğü benimseyen"]}, {"word": "evcilleştirebilmek", "meanings": ["Evcileştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Evcilleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "evcilleştirebilme", "meanings": ["Evcilleştirebilmek işi"]}, {"word": "evirebilmek", "meanings": ["Evirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Evirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "evirebilme", "meanings": ["Evirebilmek işi"]}, {"word": "evlenebilmek", "meanings": ["Evlenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Evlenmeye gücü yetmek"]}, {"word": "evlenebilme", "meanings": ["Evlenebilmek işi"]}, {"word": "evlendirebilmek", "meanings": ["Evlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Evlendirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "evlendirebilme", "meanings": ["Evlendirebilmek işi"]}, {"word": "evrenselleşebilmek", "meanings": ["Evrenselleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Evrenselleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "evrenselleşebilme", "meanings": ["Evrenselleşebilmek işi"]}, {"word": "evrenselleştirebilmek", "meanings": ["Evrenselleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "evrenselleştirebilme", "meanings": ["Evrenselleştirebilmek durumu"]}, {"word": "eyleyebilmek", "meanings": ["Eyleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Eyleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "eyleyebilme", "meanings": ["Eyleyebilmek işi"]}, {"word": "ezberleyebilmek", "meanings": ["Ezberleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ezberleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ezberleyebilme", "meanings": ["Ezberleyebilmek işi"]}, {"word": "ezberletebilmek", "meanings": ["Ezberletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ezberletme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ezberletebilme", "meanings": ["Ezberletebilmek işi"]}, {"word": "ezilivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede ezilmek"]}, {"word": "eziliverme", "meanings": ["Ezilivermek işi"]}, {"word": "ezilebilmek", "meanings": ["Ezilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ezilebilme", "meanings": ["Ezilebilmek işi"]}, {"word": "ezivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede ezmek"]}, {"word": "eziverme", "meanings": ["Ezivermek işi"]}, {"word": "ezebilmek", "meanings": ["Ezme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ezmeye gücü yetmek", "Ezme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ezebilme", "meanings": ["Ezebilmek işi"]}, {"word": "feshedebilmek", "meanings": ["Feshetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Feshetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "feshedebilme", "meanings": ["Feshedebilmek işi"]}, {"word": "fethedebilmek", "meanings": ["Fethetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Fethetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "fethedebilme", "meanings": ["Fethedebilmek işi"]}, {"word": "frenleyebilmek", "meanings": ["Frenleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Frenlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "garantileyebilmek", "meanings": ["Garantileme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Garantilemeye gücü yetmek"]}, {"word": "frenleyebilme", "meanings": ["Frenleyebilmek işi"]}, {"word": "garantileyebilme", "meanings": ["Garantileyebilmek durumu"]}, {"word": "gebertebilmek", "meanings": ["Gebertme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gebertmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gebertebilme", "meanings": ["Gebertebilmek işi"]}, {"word": "geceleyebilmek", "meanings": ["Geceleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "geceleyebilme", "meanings": ["Geceleyebilmek işi"]}, {"word": "gecikebilmek", "meanings": ["Gecikme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gecikebilme", "meanings": ["Gecikebilmek işi"]}, {"word": "geciktirebilmek", "meanings": ["Geciktirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geciktirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "geciktirebilme", "meanings": ["Geciktirebilmek işi"]}, {"word": "geçilebilmek", "meanings": ["Geçilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "geçilebilme", "meanings": ["Geçilebilmek işi"]}, {"word": "geçindirebilmek", "meanings": ["Geçindirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geçindirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "geçindirebilme", "meanings": ["Geçindirebilmek işi"]}, {"word": "geçirilebilmek", "meanings": ["Geçirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "geçirilebilme", "meanings": ["Geçirilebilmek işi"]}, {"word": "geçirivermek", "meanings": ["Ansızın, çabucak veya kısa sürede geçirmek"]}, {"word": "geçiriverme", "meanings": ["Geçirivermek işi"]}, {"word": "geçirebilmek", "meanings": ["Geçirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geçirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "geçiştirebilmek", "meanings": ["Geçiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geçiştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "geçirebilme", "meanings": ["Geçirebilmek işi"]}, {"word": "geçiştirebilme", "meanings": ["Geçiştirebilmek işi"]}, {"word": "geçivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede geçmek"]}, {"word": "geçiverme", "meanings": ["Geçivermek işi"]}, {"word": "geçebilmek", "meanings": ["Geçme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geçmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gelişebilmek", "meanings": ["Gelişme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gelişebilme", "meanings": ["Gelişebilmek durumu"]}, {"word": "geliştirebilmek", "meanings": ["Geliştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geliştirmeye gücü yetmek", "Geliştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "geliştirebilme", "meanings": ["Geliştirebilmek işi"]}, {"word": "geliştirilebilmek", "meanings": ["Geliştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "geliştirilebilme", "meanings": ["Geliştirilebilmek işi"]}, {"word": "gelivermek", "meanings": ["Ansızın, çabucak veya kısa sürede gelmek"]}, {"word": "geliverme", "meanings": ["Gelivermek işi"]}, {"word": "gelebilmek", "meanings": ["Gelme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gelmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gelebilme", "meanings": ["Gelebilmek işi"]}, {"word": "genelleyebilmek", "meanings": ["Genelleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Genelleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "genelleyebilme", "meanings": ["Genelleyebilmek durumu"]}, {"word": "genelleştirebilmek", "meanings": ["Genelleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Genelleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "genelleştirebilme", "meanings": ["Genelleştirebilmek işi"]}, {"word": "genişleyebilmek", "meanings": ["Genişleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "genişletebilmek", "meanings": ["Genişletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Genişletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "genişletebilme", "meanings": ["Genişletebilmek işi"]}, {"word": "genişleyebilme", "meanings": ["Genişleyebilmek işi"]}, {"word": "gerçekleşebilme", "meanings": ["Gerçekleşebilmek işi"]}, {"word": "gerçekleşebilmek", "meanings": ["Gerçekleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gerçekleştirebilmek", "meanings": ["Gerçekleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gerçekleştirmeye gücü yetmek", "Gerçekleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gerçekleştirebilme", "meanings": ["Gerçekleştirebilmek işi"]}, {"word": "gerçekleştirilebilmek", "meanings": ["Gerçekleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gerçekleştirilebilme", "meanings": ["Gerçekleştirilebilmek işi"]}, {"word": "gerdirebilmek", "meanings": ["Gerdirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gerdirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gerdirebilme", "meanings": ["Gerdirebilmek işi"]}, {"word": "gerileyebilmek", "meanings": ["Gerileme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gerileyebilme", "meanings": ["Gerileyebilmek işi"]}, {"word": "geriletebilmek", "meanings": ["Geriletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Geriletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "geriletebilme", "meanings": ["Geriletebilmek işi"]}, {"word": "gerebilmek", "meanings": ["Germe ihtimali veya imkânı bulunmak", "Germeye gücü yetmek", "Germe becerisi bulunmak"]}, {"word": "gerebilme", "meanings": ["Gerebilmek işi"]}, {"word": "getirilebilmek", "meanings": ["Getirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "getirilebilme", "meanings": ["Getirilebilmek işi"]}, {"word": "getirebilme", "meanings": ["Getirebilmek işi"]}, {"word": "getirtebilmek", "meanings": ["Getirtme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Getirtmeye gücü yetmek"]}, {"word": "getirebilmek", "meanings": ["Getirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Getirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "getirtebilme", "meanings": ["Getirtebilmek işi"]}, {"word": "gevşeyebilmek", "meanings": ["Gevşeme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gevşetebilmek", "meanings": ["Gevşetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gevşetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gevşeyebilme", "meanings": ["Gevşeyebilmek işi"]}, {"word": "gevşetebilme", "meanings": ["Gevşetebilmek işi"]}, {"word": "gezdirebilme", "meanings": ["Gezdirebilmek işi"]}, {"word": "gezdirebilmek", "meanings": ["Gezdirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gezdirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gezinebilmek", "meanings": ["Gezinme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gezinmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gezinebilme", "meanings": ["Gezinebilmek işi"]}, {"word": "gezebilmek", "meanings": ["Gezme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gezmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gezebilme", "meanings": ["Gezebilmek işi"]}, {"word": "giderilebilmek", "meanings": ["Giderilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "giderilebilme", "meanings": ["Giderilebilmek işi"]}, {"word": "gideriverme", "meanings": ["Giderivermek işi"]}, {"word": "giderivermek", "meanings": ["Çabucak veya ksıa sürede gidermek"]}, {"word": "giderebilmek", "meanings": ["Giderme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gidermeye gücü yetmek"]}, {"word": "giderebilme", "meanings": ["Giderebilmek işi"]}, {"word": "gidilebilmek", "meanings": ["Gidilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gidilebilme", "meanings": ["Gidilebilmek işi"]}, {"word": "girilebilmek", "meanings": ["Girilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "girilebilme", "meanings": ["Girilebilmek işi"]}, {"word": "girişebilmek", "meanings": ["Girişme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Girişmeye gücü yetmek"]}, {"word": "girişebilme", "meanings": ["Girişebilmek işi"]}, {"word": "giriverme", "meanings": ["Girivermek işi"]}, {"word": "girivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak girmek"]}, {"word": "girebilmek", "meanings": ["Girme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Girmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gidivermek", "meanings": ["Ansızın gitmek"]}, {"word": "girebilme", "meanings": ["Girebilmek işi"]}, {"word": "gidiverme", "meanings": ["Gidivermek işi"]}, {"word": "gidebilmek", "meanings": ["Gitme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gitmeye gücü yetmek"]}, {"word": "giydirebilmek", "meanings": ["Giydirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Giydirmeye gücü yetmek", "Giydirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gidebilme", "meanings": ["Gidebilmek işi"]}, {"word": "giydirebilme", "meanings": ["Giydirebilmek işi"]}, {"word": "giyinivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede giyinmek"]}, {"word": "giyiniverme", "meanings": ["Giyinivermek işi"]}, {"word": "giyinebilmek", "meanings": ["Giyinme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Giyinmeye gücü yetmek", "Giyinme becerisi bulunmak"]}, {"word": "giyivermek", "meanings": ["Çabucak giymek"]}, {"word": "giyebilmek", "meanings": ["Giyme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Giymeye gücü yetmek", "Giyme becerisi bulunmak"]}, {"word": "giyebilme", "meanings": ["Giyebilmek işi"]}, {"word": "giyiverme", "meanings": ["Giyivermek işi"]}, {"word": "giyinebilme", "meanings": ["Giyinebilmek işi"]}, {"word": "gizleyebilmek", "meanings": ["Gizleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gizleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gizleyebilme", "meanings": ["Gizleyebilmek işi"]}, {"word": "gizlenebilmek", "meanings": ["Gizlenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gizlenme becerisi bulunmak"]}, {"word": "göğüsleyebilmek", "meanings": ["Göğüsleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Göğüsleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gölgeleyebilmek", "meanings": ["Gölgeleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gölgeleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gizlenebilme", "meanings": ["Gizlenebilmek işi"]}, {"word": "göçebilme", "meanings": ["Göçebilmek işi"]}, {"word": "göçebilmek", "meanings": ["Göçme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Göçmeye gücü yetmek"]}, {"word": "göğüsleyebilme", "meanings": ["Göğüsleyebilmek işi"]}, {"word": "gölgeleyebilme", "meanings": ["Gölgeleyebilmek işi"]}, {"word": "gömüvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede gömmek"]}, {"word": "gömüverme", "meanings": ["Gömüvermek işi"]}, {"word": "gömebilme", "meanings": ["Gömebilmek işi"]}, {"word": "gömülüverme", "meanings": ["Gömülüvermek işi"]}, {"word": "gömebilmek", "meanings": ["Gömme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gömmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gömülüvermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede gömülmek"]}, {"word": "gömülebilmek", "meanings": ["Gömülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gömülebilme", "meanings": ["Gömülebilmek işi"]}, {"word": "gönderilebilmek", "meanings": ["Gönderilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gönderivermek", "meanings": ["Çabucak göndermek"]}, {"word": "gönderilebilme", "meanings": ["Gönderilebilmek işi"]}, {"word": "gönderiverme", "meanings": ["Gönderivermek işi"]}, {"word": "gönderebilmek", "meanings": ["Gönderme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Göndermeye gücü yetmek"]}, {"word": "gördürebilmek", "meanings": ["Gördürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gördürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gönderebilme", "meanings": ["Gönderebilmek işi"]}, {"word": "gördürebilme", "meanings": ["Gördürebilmek işi"]}, {"word": "görevlendirilebilmek", "meanings": ["Görevlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "görevlendirilebilme", "meanings": ["Görevlendirilebilmek işi"]}, {"word": "görüvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak görmek"]}, {"word": "görevlendirebilmek", "meanings": ["Görevlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Görevlendirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "görevlendirebilme", "meanings": ["Görevlendirebilmek işi"]}, {"word": "görüverme", "meanings": ["Görüvermek işi"]}, {"word": "görebilmek", "meanings": ["Görme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "görebilme", "meanings": ["Görebilmek işi"]}, {"word": "görülebilmek", "meanings": ["Görülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "görünüvermek", "meanings": ["Ansızın veya kısa süreli olarak görünmek"]}, {"word": "görülebilme", "meanings": ["Görülebilmek işi"]}, {"word": "görünüverme", "meanings": ["Görünüvermek işi"]}, {"word": "görünebilme", "meanings": ["Görünebilmek işi"]}, {"word": "görünebilmek", "meanings": ["Görünme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "görüntüleyebilmek", "meanings": ["Görüntüleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "görüntüleyebilme", "meanings": ["Görüntüleyebilmek işi"]}, {"word": "görüşebilmek", "meanings": ["Görüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "görüşebilme", "meanings": ["Görüşebilmek işi"]}, {"word": "görüştürebilmek", "meanings": ["Görüştürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Görüştürmeyi becermek"]}, {"word": "görüştürebilme", "meanings": ["Görüştürebilmek işi"]}, {"word": "gösterilebilmek", "meanings": ["Gösterilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gösterilebilme", "meanings": ["Gösterilebilmek işi"]}, {"word": "gösterivermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak göstermek"]}, {"word": "gösteriverme", "meanings": ["Gösterivermek işi"]}, {"word": "gösterebilmek", "meanings": ["Gösterme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Göstermeye gücü yetmek"]}, {"word": "gösterebilme", "meanings": ["Gösterebilmek işi"]}, {"word": "eğitim alanı", "meanings": ["Günün belirli saatlerinde silah ve beden eğitimi yapılan yer, talimhane"]}, {"word": "halk sağlığı", "meanings": ["Bireylerin sağlığının korunmasını konu edinen bilim dalı"]}, {"word": "düz baskı", "meanings": ["Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin ön veya üst yüzeyine yapılan baskı"]}, {"word": "ters baskı", "meanings": ["Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin arka veya alt yüzeyine yapılan baskı"]}, {"word": "gresör", "meanings": ["Makine yağı dökmeye yarayan alet"]}, {"word": "ikta", "meanings": ["Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi"]}, {"word": "sibop", "meanings": ["Supap"]}, {"word": "savran", "meanings": ["Deveci", "Altına benzeyen şey", "Merdiven"]}, {"word": "hibritleşme", "meanings": ["Melezleşme"]}, {"word": "hibritleşmek", "meanings": ["Melezleşmek"]}, {"word": "hibrit", "meanings": ["Melez", "İki farklı güç kaynağının bir arada bulunması"]}, {"word": "vertigo", "meanings": ["Denge yitimi ve göz kararmasının eşlik ettiği geçici hareket yitimi, baş dönmesi"]}, {"word": "hidrofilik", "meanings": ["Sucul"]}, {"word": "ansımak", "meanings": ["343 anımsamak"]}, {"word": "sınıraşan", "meanings": ["Bir ülke sınırları içinde doğup başka bir ülke topraklarına geçen (ırmak)"]}, {"word": "götürebilmek", "meanings": ["Götürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Götürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "götürebilme", "meanings": ["Götürebilmek işi"]}, {"word": "gözetleyebilmek", "meanings": ["Gözetleme ihtimali veya imkânı bulunmak, dikizleyebilmek", "Gözetlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "gözetebilme", "meanings": ["Gözetebilmek işi"]}, {"word": "gözetleyebilme", "meanings": ["Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme"]}, {"word": "gözetebilmek", "meanings": ["Gözetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gözetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "gözleyebilmek", "meanings": ["Gözleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gözlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "gözleyebilme", "meanings": ["Gözleyebilmek işi"]}, {"word": "gözlemleyebilmek", "meanings": ["Gözlemleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gözlenebilme", "meanings": ["Gözlenebilmek işi"]}, {"word": "gözlemleyebilme", "meanings": ["Gözlemleyebilmek işi"]}, {"word": "gözlenebilmek", "meanings": ["Gözlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gözükebilmek", "meanings": ["Gözükme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gözükebilme", "meanings": ["Gözükebilmek işi"]}, {"word": "güçlendirebilme", "meanings": ["Güçlendirebilmek işi"]}, {"word": "güçlendirebilmek", "meanings": ["Güçlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güçlendirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "güçlenebilmek", "meanings": ["Güçlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "gülüvermek", "meanings": ["Ansızın gülmek"]}, {"word": "güldürebilmek", "meanings": ["Güldürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güldürme becerisi bulunmak"]}, {"word": "güldürebilme", "meanings": ["Güldürebilmek işi"]}, {"word": "güçlenebilme", "meanings": ["Güçlenebilmek işi"]}, {"word": "gülüverme", "meanings": ["Gülüvermek işi"]}, {"word": "gülebilmek", "meanings": ["Gülme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gülme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gülebilme", "meanings": ["Gülebilmek işi"]}, {"word": "gülümseyivermek", "meanings": ["Bir an gülümsemek"]}, {"word": "gülümseyebilmek", "meanings": ["Gülümseme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Gülümseme becerisi bulunmak"]}, {"word": "gülümseyebilme", "meanings": ["Gülümseyebilmek işi"]}, {"word": "gülümseyiverme", "meanings": ["Gülümseyivermek işi"]}, {"word": "güncelleyebilmek", "meanings": ["Güncelleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güncellemeye gücü yetmek"]}, {"word": "güncelleyebilme", "meanings": ["Güncelleyebilmek işi"]}, {"word": "güncelleştirebilme", "meanings": ["Güncelleştirebilmek işi"]}, {"word": "güncelleştirebilmek", "meanings": ["Güncelleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güncelleştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "güneşlenebilmek", "meanings": ["Güneşlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "güreşebilmek", "meanings": ["Güreşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güreşmeye gücü yetmek", "Güreşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "güneşlenebilme", "meanings": ["Güneşlenebilmek işi"]}, {"word": "güdebilmek", "meanings": ["Gütme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "güreşebilme", "meanings": ["Güreşebilmek işi"]}, {"word": "güdebilme", "meanings": ["Güdebilmek işi"]}, {"word": "güvenebilme", "meanings": ["Güvenebilmek işi"]}, {"word": "güvenebilmek", "meanings": ["Güvenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "güzelleşebilmek", "meanings": ["Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güzelleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "güzelleştirebilmek", "meanings": ["Güzelleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Güzelleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "güzelleşebilme", "meanings": ["Güzelleşebilmek işi"]}, {"word": "haberleşebilmek", "meanings": ["Haberleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "güzelleştirebilme", "meanings": ["Güzelleştirebilmek işi"]}, {"word": "haberleşebilme", "meanings": ["Haberleşebilmek işi"]}, {"word": "hafifleyebilme", "meanings": ["Hafifleyebilmek işi"]}, {"word": "hafifleyebilmek", "meanings": ["Hafifleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hafifletebilmek", "meanings": ["Hafifletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hafifletebilme", "meanings": ["Hafifletebilmek işi"]}, {"word": "hakkedebilme", "meanings": ["Hakkedebilmek işi"]}, {"word": "hakkedebilmek", "meanings": ["Hakketme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hakketme becerisi bulunmak"]}, {"word": "halledebilmek", "meanings": ["Halletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Halletme becerisi bulunmak"]}, {"word": "halledebilme", "meanings": ["Halledebilmek işi"]}, {"word": "hapsedebilme", "meanings": ["Hapsedebilmek işi"]}, {"word": "hapsedebilmek", "meanings": ["Hapsetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hapsetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "hareketlendirebilmek", "meanings": ["Hareketlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hareketlendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "hareketlendirebilme", "meanings": ["Hareketlendirebilmek işi"]}, {"word": "hasredebilme", "meanings": ["Hasredebilmek işi"]}, {"word": "hazmedebilmek", "meanings": ["Hazmetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hasredebilmek", "meanings": ["Hasretme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hedefleyebilmek", "meanings": ["Hedefleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hazmedebilme", "meanings": ["Hazmedebilmek işi"]}, {"word": "hedefleyebilme", "meanings": ["Hedefleyebilmek işi"]}, {"word": "helalleşebilmek", "meanings": ["Helalleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hicvedebilmek", "meanings": ["Hicvetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hicvetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "helalleşebilme", "meanings": ["Helalleşebilmek işi"]}, {"word": "hicvedebilme", "meanings": ["Hicvedebilmek işi"]}, {"word": "hissedilebilmek", "meanings": ["Hissedilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hissedilebilme", "meanings": ["Hissedilebilmek işi"]}, {"word": "hissedebilmek", "meanings": ["Hissetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hissetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "hissedebilme", "meanings": ["Hissedebilmek işi"]}, {"word": "hissettirebilmek", "meanings": ["Hissettirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hissettirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "hissettirebilme", "meanings": ["Hissettirebilmek işi"]}, {"word": "hükmedebilmek", "meanings": ["Hükmetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Hükmetmeye gücü yetmek", "Hükmetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "hükmedebilme", "meanings": ["Hükmedebilmek işi"]}, {"word": "hüzünlenebilmek", "meanings": ["Hüzünlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "hüzünlenebilme", "meanings": ["Hüzünlenebilmek işi"]}, {"word": "içerebilmek", "meanings": ["İçerme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "içerebilme", "meanings": ["İçerebilmek işi"]}, {"word": "içirebilmek", "meanings": ["İçirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İçirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "içirebilme", "meanings": ["İçirebilmek işi"]}, {"word": "içivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede içmek"]}, {"word": "içebilmek", "meanings": ["İçme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İçme becerisi bulunmak"]}, {"word": "içiverme", "meanings": ["İçivermek işi"]}, {"word": "içebilme", "meanings": ["İçebilmek işi"]}, {"word": "iğrenebilmek", "meanings": ["İğrenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "iğrenebilme", "meanings": ["İğrenebilmek işi"]}, {"word": "ilerleyebilmek", "meanings": ["İlerleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İlerleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ilerleyebilme", "meanings": ["İlerleyebilmek işi"]}, {"word": "ilerletebilme", "meanings": ["İlerletebilmek işi"]}, {"word": "iletilebilmek", "meanings": ["İletilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ilerletebilmek", "meanings": ["İlerletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "iletilebilme", "meanings": ["İletilebilmek işi"]}, {"word": "iletebilmek", "meanings": ["İletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "iletebilme", "meanings": ["İletebilmek işi"]}, {"word": "ilgilendirebilmek", "meanings": ["İlgilendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ilgilendirebilme", "meanings": ["İlgilendirebilmek işi"]}, {"word": "ilgilenebilme", "meanings": ["İlgilenebilmek işi"]}, {"word": "ilgilenebilmek", "meanings": ["İlgilenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İlgilenmeye gücü yetmek"]}, {"word": "ilişkilendirebilmek", "meanings": ["İlişkilendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İlişkilendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "ilişkilendirebilme", "meanings": ["İlişkilendirebilmek işi"]}, {"word": "ilişivermek", "meanings": ["Çabucak ilişmek"]}, {"word": "ilişiverme", "meanings": ["İlişivermek işi"]}, {"word": "iliştirilebilmek", "meanings": ["İliştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "iliştirilebilme", "meanings": ["İliştirilebilmek işi"]}, {"word": "iliştirebilmek", "meanings": ["İliştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İliştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "iliştirebilme", "meanings": ["İliştirebilmek işi"]}, {"word": "iliştiriverme", "meanings": ["İliştirivermek işi"]}, {"word": "iliştirivermek", "meanings": ["Çabucak iliştirmek"]}, {"word": "inceleyebilmek", "meanings": ["İnceleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İncelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "inceleyebilme", "meanings": ["İnceleyebilmek işi"]}, {"word": "incelenebilmek", "meanings": ["İncelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "inceletebilmek", "meanings": ["İnceletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İnceletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "incelenebilme", "meanings": ["İncelenebilmek işi"]}, {"word": "incelebilmek", "meanings": ["İncelme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İncelmeye gücü yetmek"]}, {"word": "incelebilme", "meanings": ["İncelebilmek işi"]}, {"word": "inceletebilme", "meanings": ["İnceletebilmek işi"]}, {"word": "inceltebilmek", "meanings": ["İnceltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İnceltmeye gücü yetmek"]}, {"word": "inceltebilme", "meanings": ["İnceltebilmek işi"]}, {"word": "incitebilmek", "meanings": ["İncitme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "incitebilme", "meanings": ["İncitebilmek durumu"]}, {"word": "indirgeyebilmek", "meanings": ["İndirgeme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "indirgeyebilme", "meanings": ["İndirgeyebilmek işi"]}, {"word": "indirivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede indirmek"]}, {"word": "indirebilmek", "meanings": ["İndirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İndirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "indirebilme", "meanings": ["İndirebilmek işi"]}, {"word": "indiriverme", "meanings": ["İndirivermek işi"]}, {"word": "indirtebilmek", "meanings": ["İndirtme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İndirtmeye gücü yetmek"]}, {"word": "indirtebilme", "meanings": ["İndirtebilmek işi"]}, {"word": "inleyebilmek", "meanings": ["İnleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "inleyebilme", "meanings": ["İnleyebilmek işi"]}, {"word": "inivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede inmek"]}, {"word": "inebilmek", "meanings": ["İnme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İnmeye gücü yetmek"]}, {"word": "iniverme", "meanings": ["İnivermek işi"]}, {"word": "inebilme", "meanings": ["İnebilmek işi"]}, {"word": "irdeleyebilmek", "meanings": ["İrdeleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "irdeleyebilme", "meanings": ["İrdeleyebilmek işi"]}, {"word": "irkebilmek", "meanings": ["İrkme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "irkebilme", "meanings": ["İrkebilmek işi"]}, {"word": "isimlendirebilmek", "meanings": ["Adlandırabilmek"]}, {"word": "isimlendirebilme", "meanings": ["Adlandırabilme"]}, {"word": "isteyebilmek", "meanings": ["İsteme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "isteyebilme", "meanings": ["İsteyebilmek işi"]}, {"word": "istifleyebilmek", "meanings": ["İstifleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İstiflemeye gücü yetmek"]}, {"word": "istifleyebilme", "meanings": ["İstifleyebilmek işi"]}, {"word": "işaretleyebilmek", "meanings": ["İşaretleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İşaretleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "işaretleyebilme", "meanings": ["İşaretleyebilmek işi"]}, {"word": "işeyebilmek", "meanings": ["İşeme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "işeyebilme", "meanings": ["İşeyebilmek işi"]}, {"word": "işitebilmek", "meanings": ["İşitme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "işitebilme", "meanings": ["İşitebilmek işi"]}, {"word": "işittirebilmek", "meanings": ["İşittirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "işleyebilmek", "meanings": ["İşleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İşleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "işittirebilme", "meanings": ["İşittirebilmek işi"]}, {"word": "işlenebilmek", "meanings": ["İşlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "işleyebilme", "meanings": ["İşleyebilmek işi"]}, {"word": "işletebilmek", "meanings": ["İşletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İşletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "işlenebilme", "meanings": ["İşlenebilmek işi"]}, {"word": "işletebilme", "meanings": ["İşletebilmek işi"]}, {"word": "itivermek", "meanings": ["Ansızın itmek"]}, {"word": "itiverme", "meanings": ["İtivermek işi"]}, {"word": "itebilmek", "meanings": ["İtme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İtmeye gücü yetmek"]}, {"word": "ittirebilmek", "meanings": ["İttirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "itebilme", "meanings": ["İtebilmek işi"]}, {"word": "ittirebilme", "meanings": ["İttirebilmek işi"]}, {"word": "iyileştirebilmek", "meanings": ["İyileştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İyileşmesinde etkili olmak", "İyileşmesine gücü yetmek"]}, {"word": "iyileştirebilme", "meanings": ["İyileştirebilmek işi"]}, {"word": "izleyebilmek", "meanings": ["İzleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İzlemeye gücü yetmek"]}, {"word": "izleyebilme", "meanings": ["İzleyebilmek işi"]}, {"word": "izlenebilmek", "meanings": ["İzlenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İzlenmeye değer olmak"]}, {"word": "izlenebilme", "meanings": ["İzlenebilmek işi"]}, {"word": "izletebilme", "meanings": ["İzletebilmek işi"]}, {"word": "izletebilmek", "meanings": ["İzletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "İzletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "kabullenebilmek", "meanings": ["Kabullenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kabullenebilme", "meanings": ["Kabullenebilmek işi"]}, {"word": "kabullenivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede kabullenmek"]}, {"word": "kabulleniverme", "meanings": ["Kabullenivermek işi"]}, {"word": "katedebilmek", "meanings": ["Katetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Katetmeye gücü yetmek"]}, {"word": "katedebilme", "meanings": ["Katedebilmek işi"]}, {"word": "katledebilme", "meanings": ["Katledebilmek işi"]}, {"word": "katledebilmek", "meanings": ["Katletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Katletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "kaybedebilmek", "meanings": ["Kaybetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaybedebilme", "meanings": ["Kaybedebilmek işi"]}, {"word": "kaydedebilmek", "meanings": ["Kaydetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaydedebilme", "meanings": ["Kaydedebilmek işi"]}, {"word": "kaydedilebilme", "meanings": ["Kaydedilebilmek işi"]}, {"word": "kaydedilebilmek", "meanings": ["Kaydedilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaydettirebilmek", "meanings": ["Kaydettirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaydettirebilme", "meanings": ["Kaydettirebilmek işi"]}, {"word": "kemirebilmek", "meanings": ["Kemirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kemirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "kemirebilme", "meanings": ["Kemirebilmek işi"]}, {"word": "kenetlenebilmek", "meanings": ["Kenetlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kenetlenebilme", "meanings": ["Kenetlenebilmek işi"]}, {"word": "kesilivermek", "meanings": ["Ansızın kesilmek"]}, {"word": "kesilebilmek", "meanings": ["Kesilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kesiliverme", "meanings": ["Kesilivermek işi"]}, {"word": "kesilebilme", "meanings": ["Kesilebilmek işi"]}, {"word": "kesinleştirebilmek", "meanings": ["Kesinleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kesinleştirebilme", "meanings": ["Kesinleştirebilmek işi"]}, {"word": "kesişebilmek", "meanings": ["Kesişme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kesişebilme", "meanings": ["Kesişebilmek işi"]}, {"word": "kesiverme", "meanings": ["Kesivermek işi"]}, {"word": "kesebilmek", "meanings": ["Kesme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kesmeyi becermek"]}, {"word": "kesebilme", "meanings": ["Kesebilmek işi"]}, {"word": "kesivermek", "meanings": ["Ansızın kesmek"]}, {"word": "kestirivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede kestirmek"]}, {"word": "kestiriverme", "meanings": ["Kestirivermek işi"]}, {"word": "kestirebilmek", "meanings": ["Kestirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kestirebilme", "meanings": ["Kestirebilmek işi"]}, {"word": "keşfedebilmek", "meanings": ["Keşfetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "keşfedebilme", "meanings": ["Keşfedebilmek işi"]}, {"word": "keşfedivermek", "meanings": ["Çabucak keşfetmek"]}, {"word": "keşfediverme", "meanings": ["Keşfedivermek işi"]}, {"word": "kişiselleştirebilme", "meanings": ["Kişiselleştirebilmek işi"]}, {"word": "kilitleyebilmek", "meanings": ["Kilitleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kişiselleştirebilmek", "meanings": ["Kişiselleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kişneyebilmek", "meanings": ["Kişneme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kişneyebilme", "meanings": ["Kişneyebilmek işi"]}, {"word": "köpürebilmek", "meanings": ["Köpürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Köpürme gücü bulunmak"]}, {"word": "köpürebilme", "meanings": ["Köpürebilmek işi"]}, {"word": "köreltebilmek", "meanings": ["Köreltme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Köreltme gücü bulunmak"]}, {"word": "körükleyebilmek", "meanings": ["Körükleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Körükleme gücü bulunmak"]}, {"word": "köreltebilme", "meanings": ["Köreltebilmek işi"]}, {"word": "körükleyebilme", "meanings": ["Körükleyebilmek işi"]}, {"word": "kötüleyebilmek", "meanings": ["Kötüleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kötüleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "kuvvetlenebilmek", "meanings": ["Kuvvetlenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kuvvetlenme becerisi bulunmak"]}, {"word": "kötüleyebilme", "meanings": ["Kötüleyebilmek işi"]}, {"word": "kuvvetlenebilme", "meanings": ["Kuvvetlenebilmek işi"]}, {"word": "küçülebilmek", "meanings": ["Küçülme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Küçülme becerisi bulunmak"]}, {"word": "küçülebilme", "meanings": ["Küçülebilmek işi"]}, {"word": "küçültebilme", "meanings": ["Küçültebilmek işi"]}, {"word": "küçültebilmek", "meanings": ["Küçültme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Küçültme becerisi bulunmak"]}, {"word": "küreselleşebilmek", "meanings": ["Küreselleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "küsebilmek", "meanings": ["Küsme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "küsebilme", "meanings": ["Küsebilmek işi"]}, {"word": "küreselleşebilme", "meanings": ["Küreselleşebilmek işi"]}, {"word": "listeleyebilmek", "meanings": ["Listeleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Listeleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "listeleyebilme", "meanings": ["Listeleyebilmek işi"]}, {"word": "mahvedebilme", "meanings": ["Mahvedebilmek işi"]}, {"word": "mahvedebilmek", "meanings": ["Mahvetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Mahvetme gücü bulunmak"]}, {"word": "modernleşebilmek", "meanings": ["Modernleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Moderleşme becerisi bulunmak"]}, {"word": "mükemmelleşebilme", "meanings": ["Mükemmelleşebilmek işi"]}, {"word": "modernleşebilme", "meanings": ["Modernleşebilmek işi"]}, {"word": "mükemmelleşebilmek", "meanings": ["Mükemmelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "mükemmelleştirebilmek", "meanings": ["Mükemmelleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Mükemmelleştirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "mükemmelleştirebilme", "meanings": ["Mükemmelleştirebilmek işi"]}, {"word": "nakledebilmek", "meanings": ["Nakletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Nakletme becerisi bulunmak"]}, {"word": "nakledebilme", "meanings": ["Nakledebilmek işi"]}, {"word": "nakşedebilmek", "meanings": ["Nakşetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Nakşetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "nakşedebilme", "meanings": ["Nakşedebilmek işi"]}, {"word": "nasiplenebilme", "meanings": ["Nasiplenebilmek işi"]}, {"word": "nasiplenebilmek", "meanings": ["Nasiplenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "nefeslenebilmek", "meanings": ["Nefeslenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Nefeslenme gücü bulunmak"]}, {"word": "nefeslenebilme", "meanings": ["Nefeslenebilmek işi"]}, {"word": "neşelendirebilmek", "meanings": ["Neşelendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Neşelendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "neşelendirebilme", "meanings": ["Neşelendirebilmek işi"]}, {"word": "neşredebilmek", "meanings": ["Neşretme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Neşretme gücü bulunmak"]}, {"word": "neşredebilme", "meanings": ["Neşredebilmek işi"]}, {"word": "neticelendirebilme", "meanings": ["Sonuçlandırabilme"]}, {"word": "neticelendirebilmek", "meanings": ["Sonuçlandırabilmek"]}, {"word": "netleştirebilmek", "meanings": ["Netleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Netleştirme gücü bulunmak"]}, {"word": "netleştirebilme", "meanings": ["Netleştirebilmek işi"]}, {"word": "niteleyebilmek", "meanings": ["Niteleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Niteleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "niteleyebilme", "meanings": ["Niteleyebilmek işi"]}, {"word": "nitelendirebilmek", "meanings": ["Nitelendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "nitelendirebilme", "meanings": ["Nitelendirebilmek işi"]}, {"word": "normalleştirebilme", "meanings": ["Normalleştirebilmek durumu"]}, {"word": "normalleştirebilmek", "meanings": ["Normalleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ödeyivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede ödemek"]}, {"word": "ödeyiverme", "meanings": ["Ödeyivermek işi"]}, {"word": "ödeyebilme", "meanings": ["Ödeyebilmek işi"]}, {"word": "ödeyebilmek", "meanings": ["Ödeme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öfkelenebilmek", "meanings": ["Öfkelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öfkelenebilme", "meanings": ["Öfkelenebilmek işi"]}, {"word": "ödetebilmek", "meanings": ["Ödetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öğrenebilmek", "meanings": ["Öğrenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ödetebilme", "meanings": ["Ödetebilmek işi"]}, {"word": "öğrenebilme", "meanings": ["Öğrenebilmek işi"]}, {"word": "öğretebilmek", "meanings": ["Öğretme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öğrenivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede öğrenmek"]}, {"word": "öğreniverme", "meanings": ["Öğrenivermek işi"]}, {"word": "ödüllendirebilme", "meanings": ["Ödüllendirebilmek işi"]}, {"word": "ödüllendirebilmek", "meanings": ["Ödüllendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öğretebilme", "meanings": ["Öğretebilmek işi"]}, {"word": "öğütebilmek", "meanings": ["Öğütme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölçebilme", "meanings": ["Ölçebilmek işi"]}, {"word": "öğütleyebilmek", "meanings": ["Öğütleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öğütebilme", "meanings": ["Öğütebilmek işi"]}, {"word": "öğütleyebilme", "meanings": ["Öğütleyebilmek işi"]}, {"word": "ölçebilmek", "meanings": ["Ölçme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölçülebilmek", "meanings": ["Ölçülme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölçülebilme", "meanings": ["Ölçülebilmek işi"]}, {"word": "ölçümleyebilmek", "meanings": ["Ölçümleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölçüşebilmek", "meanings": ["Ölçüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öldürebilmek", "meanings": ["Öldürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölçüşebilme", "meanings": ["Ölçüşebilmek işi"]}, {"word": "ölçümleyebilme", "meanings": ["Ölçümleyebilmek işi"]}, {"word": "öldürebilme", "meanings": ["Öldürebilmek işi"]}, {"word": "öldürtebilmek", "meanings": ["Öldürtme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öldürtebilme", "meanings": ["Öldürtebilmek işi"]}, {"word": "ölebilme", "meanings": ["Ölebilmek işi"]}, {"word": "ölüvermek", "meanings": ["Ansızın ölmek"]}, {"word": "ölüverme", "meanings": ["Ölüvermek işi"]}, {"word": "ölümsüzleşebilmek", "meanings": ["Ölümsüzleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölebilmek", "meanings": ["Ölme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "ölümsüzleştirebilmek", "meanings": ["Ölümsüzleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ölümsüzleşebilme", "meanings": ["Ölümsüzleşebilmek durumu"]}, {"word": "ölümsüzleştirebilme", "meanings": ["Ölümsüzleştirebilmek işi"]}, {"word": "önemseyebilmek", "meanings": ["Önemseme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "önerebilmek", "meanings": ["Önerme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "önerebilme", "meanings": ["Önerebilmek işi"]}, {"word": "öngörebilmek", "meanings": ["Öngörme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "önerilebilme", "meanings": ["Önerilebilmek işi"]}, {"word": "önerilebilmek", "meanings": ["Önerilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "önemseyebilme", "meanings": ["Önemseyebilmek işi"]}, {"word": "öngörebilme", "meanings": ["Öngörebilmek işi"]}, {"word": "önleyebilmek", "meanings": ["Önleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "önleyebilme", "meanings": ["Önleyebilmek işi"]}, {"word": "öpüvermek", "meanings": ["Ansızın öpmek"]}, {"word": "öpüverme", "meanings": ["Öpüvermek işi"]}, {"word": "öpebilmek", "meanings": ["Öpme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "öpebilme", "meanings": ["Öpebilmek işi"]}, {"word": "öpüşebilmek", "meanings": ["Öpüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "örgütlenebilmek", "meanings": ["Örgütlenme ihtimali veya imkânı bulunmak, teşkilatlanabilmek"]}, {"word": "öpüşebilme", "meanings": ["Öpüşebilmek işi"]}, {"word": "örgütlenebilme", "meanings": ["Örgütlenebilmek işi, teşkilatlanabilme"]}, {"word": "örebilme", "meanings": ["Örebilmek işi"]}, {"word": "örebilmek", "meanings": ["Örme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "örnekleyebilmek", "meanings": ["Örnekleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "örnekleyebilme", "meanings": ["Örnekleyebilmek işi"]}, {"word": "örtüvermek", "meanings": ["Ansızın veya çabucak örtmek"]}, {"word": "örtüverme", "meanings": ["Örtüvermek işi"]}, {"word": "örtebilme", "meanings": ["Örtebilmek işi"]}, {"word": "örtüşebilmek", "meanings": ["Örtüşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "örtebilmek", "meanings": ["Örtme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "örtüşebilme", "meanings": ["Örtüşebilmek işi"]}, {"word": "öteleyebilme", "meanings": ["Öteleyebilmek işi"]}, {"word": "öteleyebilmek", "meanings": ["Öteleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "ötebilmek", "meanings": ["Ötme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ötme yeteneği olmak"]}, {"word": "ötebilme", "meanings": ["Ötebilmek işi"]}, {"word": "övebilmek", "meanings": ["Övme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "övünebilmek", "meanings": ["Övünme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "övebilme", "meanings": ["Övebilmek işi"]}, {"word": "övülebilmek", "meanings": ["Övülme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Övülmeye değer olmak"]}, {"word": "övünebilme", "meanings": ["Övünebilmek işi"]}, {"word": "özdeşleşebilmek", "meanings": ["Özdeşleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özdeşleşebilme", "meanings": ["Özdeşleşebilmek işi"]}, {"word": "üstlü", "meanings": ["Belden üst kısmında giysi olan", "Üstü olan"]}, {"word": "özdeşleştirebilmek", "meanings": ["Özdeşleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özelleştirebilme", "meanings": ["Özelleştirebilmek işi"]}, {"word": "özdeşleştirebilme", "meanings": ["Özdeşleştirebilmek işi"]}, {"word": "özelleştirebilmek", "meanings": ["Özelleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özendirebilme", "meanings": ["Özendirebilmek işi"]}, {"word": "özendirebilmek", "meanings": ["Özendirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özetleyebilmek", "meanings": ["Özetleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Özetleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "özetleyebilme", "meanings": ["Özetleyebilmek işi"]}, {"word": "özgürleşebilmek", "meanings": ["Özgürleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özgürleştirebilme", "meanings": ["Özgürleştirebilmek durumu"]}, {"word": "özgürleşebilme", "meanings": ["Özgürleşebilmek durumu"]}, {"word": "özleyebilmek", "meanings": ["Özleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özleyebilme", "meanings": ["Özleyebilmek işi"]}, {"word": "özgürleştirebilmek", "meanings": ["Özgürleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Özgürleştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "özlenebilmek", "meanings": ["Özlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "özlenebilme", "meanings": ["Özlenebilmek işi"]}, {"word": "özümleyebilmek", "meanings": ["Özümleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "paketleyebilmek", "meanings": ["Paketleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Paketlemeye gücü yetmek", "Paketleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "özümleyebilme", "meanings": ["Özümleyebilmek işi"]}, {"word": "paketleyebilme", "meanings": ["Paketleyebilmek işi"]}, {"word": "pekiştirebilme", "meanings": ["Pekiştirebilmek işi"]}, {"word": "pekiştirebilmek", "meanings": ["Pekiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "perçinleyebilmek", "meanings": ["Perçinleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "perçinleyebilme", "meanings": ["Perçinleyebilmek işi"]}, {"word": "perdeleyebilmek", "meanings": ["Perdeleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "pişirebilmek", "meanings": ["Pişirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Pişirmeyi becerebilmek"]}, {"word": "perdeleyebilme", "meanings": ["Perdeleyebilmek işi"]}, {"word": "pişirebilme", "meanings": ["Pişirebilmek işi"]}, {"word": "püskürtebilmek", "meanings": ["Püskürtme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Püskürtmeye gücü yetmek"]}, {"word": "püskürtebilme", "meanings": ["Püskürtebilmek işi"]}, {"word": "reddedebilmek", "meanings": ["Reddetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Reddetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "renklendirebilmek", "meanings": ["Renklendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Renklendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "reddedebilme", "meanings": ["Reddedebilmek durumu"]}, {"word": "resmedebilmek", "meanings": ["Resmetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Resmetme becerisi bulunmak"]}, {"word": "renklendirebilme", "meanings": ["Renklendirebilmek işi"]}, {"word": "resmedebilme", "meanings": ["Resmedebilmek işi"]}, {"word": "resmîleştirebilmek", "meanings": ["Resmîleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sabitleşebilmek", "meanings": ["Sabitleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "resmîleştirebilme", "meanings": ["Resmîleştirebilmek işi"]}, {"word": "sabitleştirebilmek", "meanings": ["Sabitleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sabitleştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "sabitleşebilme", "meanings": ["Sabitleşebilmek işi"]}, {"word": "sabredebilmek", "meanings": ["Sabretme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sabretme becerisi bulunmak"]}, {"word": "sabitleştirebilme", "meanings": ["Sabitleştirebilmek işi"]}, {"word": "sadeleşebilmek", "meanings": ["Sadeleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sabredebilme", "meanings": ["Sabredebilmek işi"]}, {"word": "sadeleşebilme", "meanings": ["Sadeleşebilmek işi"]}, {"word": "sadeleştirebilmek", "meanings": ["Sadeleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sahiplenebilmek", "meanings": ["Sahiplenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sadeleştirebilme", "meanings": ["Sadeleştirebilmek işi"]}, {"word": "sahneleyebilmek", "meanings": ["Sahneleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sahiplenebilme", "meanings": ["Sahiplenebilmek işi"]}, {"word": "sahneleyebilme", "meanings": ["Sahneleyebilmek işi"]}, {"word": "sakinleşebilmek", "meanings": ["Sakinleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sanayileşebilmek", "meanings": ["Sanayileşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sakinleşebilme", "meanings": ["Sakinleşebilmek işi"]}, {"word": "sansürleyebilmek", "meanings": ["Sansürleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sanayileşebilme", "meanings": ["Sanayileşebilmek işi"]}, {"word": "sansürleyebilme", "meanings": ["Sansürleyebilmek işi"]}, {"word": "seçebilmek", "meanings": ["Seçme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "seçilebilmek", "meanings": ["Seçilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "seçebilme", "meanings": ["Seçebilmek işi"]}, {"word": "seçilebilme", "meanings": ["Seçilebilmek işi"]}, {"word": "seçtirebilmek", "meanings": ["Seçtirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "seçtirebilme", "meanings": ["Seçtirebilmek işi"]}, {"word": "sektirebilmek", "meanings": ["Sektirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sektirebilme", "meanings": ["Sektirebilmek işi"]}, {"word": "sepetleyebilmek", "meanings": ["Sepetleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sergileyebilmek", "meanings": ["Sergileme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sergileyebilme", "meanings": ["Sergileyebilmek işi"]}, {"word": "serinleyebilmek", "meanings": ["Serinleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "serinleyebilme", "meanings": ["Serinleyebilmek işi"]}, {"word": "serinletebilmek", "meanings": ["Serinletme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "seriverme", "meanings": ["Serivermek işi"]}, {"word": "serivermek", "meanings": ["Çabucak veya kısa sürede sermek"]}, {"word": "serinletebilme", "meanings": ["Serinletebilmek işi"]}, {"word": "serpiştirebilmek", "meanings": ["Serpiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "serebilmek", "meanings": ["Serme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "serebilme", "meanings": ["Serebilmek işi"]}, {"word": "serpiştirebilme", "meanings": ["Serpiştirebilmek işi"]}, {"word": "serpebilmek", "meanings": ["Serpme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "seslenebilmek", "meanings": ["Seslenme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Seslenmeye gücü yetmek"]}, {"word": "sertleşebilmek", "meanings": ["Sertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sertleşebilme", "meanings": ["Sertleşebilmek işi"]}, {"word": "seslenebilme", "meanings": ["Seslenebilmek işi"]}, {"word": "seslendirebilmek", "meanings": ["Seslendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Seslendirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "seslendirebilme", "meanings": ["Seslendirebilmek işi"]}, {"word": "sevdirebilmek", "meanings": ["Sevdirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sevdirebilme", "meanings": ["Sevdirebilmek işi"]}, {"word": "sevilebilme", "meanings": ["Sevilebilmek işi"]}, {"word": "sevinebilmek", "meanings": ["Sevinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sevilebilmek", "meanings": ["Sevilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sevindirebilmek", "meanings": ["Sevindirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sevindirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "sevindirebilme", "meanings": ["Sevindirebilmek işi"]}, {"word": "sevinebilme", "meanings": ["Sevinebilmek işi"]}, {"word": "sevişebilmek", "meanings": ["Sevişme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sevişme becerisi bulunmak"]}, {"word": "sevişebilme", "meanings": ["Sevişebilmek işi"]}, {"word": "sevebilmek", "meanings": ["Sevme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sevebilme", "meanings": ["Sevebilmek işi"]}, {"word": "seyredebilmek", "meanings": ["Seyretme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sezdirebilme", "meanings": ["Sezdirebilmek işi"]}, {"word": "seyredebilme", "meanings": ["Seyredebilmek işi"]}, {"word": "sezdirebilmek", "meanings": ["Sezdirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sezinleyebilmek", "meanings": ["Sezinleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sezinleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "sezinleyebilme", "meanings": ["Sezinleyebilmek işi"]}, {"word": "sezebilme", "meanings": ["Sezebilmek işi"]}, {"word": "sildirebilmek", "meanings": ["Sildirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sildirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "sezebilmek", "meanings": ["Sezme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sezme becerisi bulunmak"]}, {"word": "sildirebilme", "meanings": ["Sildirebilmek işi"]}, {"word": "silinebilme", "meanings": ["Silinebilmek işi"]}, {"word": "sindirebilme", "meanings": ["Sindirebilmek işi"]}, {"word": "silinebilmek", "meanings": ["Silinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "silkeleyebilmek", "meanings": ["Silkeleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Silkelemeye gücü yetmek"]}, {"word": "silkeleyebilme", "meanings": ["Silkeleyebilmek işi"]}, {"word": "silkelenebilmek", "meanings": ["Silkelenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "silkelenebilme", "meanings": ["Silkelenebilmek işi"]}, {"word": "silkinebilmek", "meanings": ["Silkinme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "silivermek", "meanings": ["Çabucak silmek"]}, {"word": "silkinebilme", "meanings": ["Silkinebilmek işi"]}, {"word": "siliverme", "meanings": ["Silivermek işi"]}, {"word": "silebilmek", "meanings": ["Silme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Silmeyi becermek"]}, {"word": "silebilme", "meanings": ["Silebilmek işi"]}, {"word": "sindirebilmek", "meanings": ["Sindirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sindirilebilmek", "meanings": ["Sindirilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sinirlenebilmek", "meanings": ["Sinirlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sindirilebilme", "meanings": ["Sindirilebilmek işi"]}, {"word": "sinirlenebilme", "meanings": ["Sinirlenebilmek işi"]}, {"word": "sivrilebilmek", "meanings": ["Sivrilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sivrilebilme", "meanings": ["Sivrilebilmek işi"]}, {"word": "sosyalleşebilmek", "meanings": ["Toplumsallaşabilmek"]}, {"word": "sosyalleşebilme", "meanings": ["Toplumsallaşabilme"]}, {"word": "toplumsallaşabilmek", "meanings": ["Toplumsallaşma imkânı bulunmak, sosyalleşebilmek"]}, {"word": "toplumsallaşabilme", "meanings": ["Toplumsallaşabilmek durumu, sosyalleşebilme"]}, {"word": "sökebilme", "meanings": ["Sökebilmek işi"]}, {"word": "sökebilmek", "meanings": ["Sökme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sökmeyi becermek"]}, {"word": "sömürebilmek", "meanings": ["Sömürme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sömürebilme", "meanings": ["Sömürebilmek işi"]}, {"word": "söndürebilmek", "meanings": ["Söndürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Söndürmeyi becermek"]}, {"word": "sövebilmek", "meanings": ["Sövme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sövme becerisi bulunmak"]}, {"word": "söndürebilme", "meanings": ["Söndürebilmek işi"]}, {"word": "sövebilme", "meanings": ["Sövebilmek işi"]}, {"word": "söyleyivermek", "meanings": ["Çabucak söylemek"]}, {"word": "söyleyebilmek", "meanings": ["Söyleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Söyleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "söyleyiverme", "meanings": ["Söyleyivermek işi"]}, {"word": "söyleyebilme", "meanings": ["Söyleyebilmek işi"]}, {"word": "söyletebilmek", "meanings": ["Söyletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Söyletme becerisi bulunmak"]}, {"word": "sündürebilmek", "meanings": ["Sündürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sündürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "sündürebilme", "meanings": ["Sündürebilmek işi"]}, {"word": "söyletebilme", "meanings": ["Söyletebilmek işi"]}, {"word": "sürdürebilmek", "meanings": ["Sürdürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sürdürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "sürdürebilme", "meanings": ["Sürdürebilmek işi"]}, {"word": "sürüvermek", "meanings": ["Çabucak sürmek"]}, {"word": "sürebilmek", "meanings": ["Sürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sürmeye gücü yetmek"]}, {"word": "sürüverme", "meanings": ["Sürüvermek işi"]}, {"word": "sürebilme", "meanings": ["Sürebilmek işi"]}, {"word": "sürükleyebilmek", "meanings": ["Sürükleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Sürüklemeye gücü yetmek"]}, {"word": "sürüklenebilmek", "meanings": ["Sürüklenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "sürükleyebilme", "meanings": ["Sürükleyebilmek işi"]}, {"word": "sürüklenebilme", "meanings": ["Sürüklenebilmek işi"]}, {"word": "süsleyebilmek", "meanings": ["Süsleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Süsleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "süzebilmek", "meanings": ["Süzme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Süzmeye gücü yetmek"]}, {"word": "süsleyebilme", "meanings": ["Süsleyebilmek işi"]}, {"word": "süzebilme", "meanings": ["Süzebilmek işi"]}, {"word": "şişirebilmek", "meanings": ["Şişirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Şişirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "şişirebilme", "meanings": ["Şişirebilmek işi"]}, {"word": "taksitlendirebilmek", "meanings": ["Taksitlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Taksitlendirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "taksitlendirebilme", "meanings": ["Taksitlendirebilmek işi"]}, {"word": "tazeleyebilmek", "meanings": ["Tazeleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tazeleme becerisi bulunmak"]}, {"word": "temizleyebilmek", "meanings": ["Temizleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Temizlemeyi becermek"]}, {"word": "tazeleyebilme", "meanings": ["Tazeleyebilmek işi"]}, {"word": "temizleyebilme", "meanings": ["Temizleyebilmek işi"]}, {"word": "temizlenebilmek", "meanings": ["Temizlenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "temizlenebilme", "meanings": ["Temizlenebilmek işi"]}, {"word": "temizletebilmek", "meanings": ["Temizletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Temizletme gücü bulunmak"]}, {"word": "temizletebilme", "meanings": ["Temizletebilmek işi"]}, {"word": "tepebilmek", "meanings": ["Tepme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tepme gücü bulunmak"]}, {"word": "tepebilme", "meanings": ["Tepebilmek işi"]}, {"word": "tertipleyebilmek", "meanings": ["Tertipleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tertiplemeyi becermek"]}, {"word": "tertipleyebilme", "meanings": ["Tertipleyebilmek işi"]}, {"word": "titreyebilmek", "meanings": ["Titreme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "tüketebilmek", "meanings": ["Tüketme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "titreyebilme", "meanings": ["Titreyebilmek işi"]}, {"word": "tüketebilme", "meanings": ["Tüketebilmek işi"]}, {"word": "tükürebilmek", "meanings": ["Tükürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Türkürmeyi becermek"]}, {"word": "türetebilmek", "meanings": ["Türetme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Türetmeyi becermek"]}, {"word": "tükürebilme", "meanings": ["Tükürebilmek işi"]}, {"word": "türetebilme", "meanings": ["Türetebilmek işi"]}, {"word": "tüttürebilmek", "meanings": ["Tüttürme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Tüttürme becerisi bulunmak"]}, {"word": "üfleyebilmek", "meanings": ["Üfleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Üfleme becerisi bulunmak", "Üfleme gücü bulunmak"]}, {"word": "tüttürebilme", "meanings": ["Tüttürebilmek işi"]}, {"word": "üfleyebilme", "meanings": ["Üfleyebilmek işi"]}, {"word": "üreyebilmek", "meanings": ["Üreme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Üreme gücü bulunmak"]}, {"word": "üretebilmek", "meanings": ["Üretme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Üretmeyi becermek"]}, {"word": "üretebilme", "meanings": ["Üretebilmek işi"]}, {"word": "üreyebilme", "meanings": ["Üreyebilmek işi"]}, {"word": "üretilebilmek", "meanings": ["Üretilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "üretilebilme", "meanings": ["Üretilebilmek işi"]}, {"word": "üşüyebilmek", "meanings": ["Üşüme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "üşüyebilme", "meanings": ["Üşüyebilmek işi"]}, {"word": "ütüleyebilmek", "meanings": ["Ütüleme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Ütülemeyi becermek"]}, {"word": "ütüleyebilme", "meanings": ["Ütüleyebilmek işi"]}, {"word": "üzülebilmek", "meanings": ["Üzülme ihtimali bulunmak"]}, {"word": "üzülebilme", "meanings": ["Üzülebilmek durumu"]}, {"word": "vazgeçebilmek", "meanings": ["Vazgeçme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vazgeçebilme", "meanings": ["Vazgeçebilmek durumu"]}, {"word": "vazgeçirebilmek", "meanings": ["Vazgeçirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "verilebilmek", "meanings": ["Verilme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "vazgeçirebilme", "meanings": ["Vazgeçirebilmek durumu"]}, {"word": "verilebilme", "meanings": ["Verilebilmek işi"]}, {"word": "verivermek", "meanings": ["Çabucak vermek", "Fazla emek harcamadan vermek"]}, {"word": "veriverme", "meanings": ["Verivermek işi"]}, {"word": "verebilmek", "meanings": ["Verme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Verme gücü bulunmak"]}, {"word": "yedirebilmek", "meanings": ["Yedirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yedirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "verebilme", "meanings": ["Verebilmek işi"]}, {"word": "yedirebilme", "meanings": ["Yedirebilmek işi"]}, {"word": "yeğleyebilmek", "meanings": ["Yeğleme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yeğleyebilme", "meanings": ["Yeğleyebilmek durumu"]}, {"word": "yiyebilmek", "meanings": ["Yeme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yemeyi becermek"]}, {"word": "yiyebilme", "meanings": ["Yiyebilmek işi"]}, {"word": "yiyivermek", "meanings": ["Çabucak yemek"]}, {"word": "yiyiverme", "meanings": ["Yiyivermek işi"]}, {"word": "yenileyebilmek", "meanings": ["Yenileme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yenilemeye gücü yetmek"]}, {"word": "yenileyebilme", "meanings": ["Yenileyebilmek işi"]}, {"word": "yenilenebilmek", "meanings": ["Yenilenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yenilenebilme", "meanings": ["Yenilenebilmek durumu"]}, {"word": "yeniletebilmek", "meanings": ["Yeniletme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yeniletmeye gücü yetmek"]}, {"word": "yeniletebilme", "meanings": ["Yeniletebilmek işi"]}, {"word": "yenişebilmek", "meanings": ["Yenişme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yenişmeye gücü yetmek"]}, {"word": "yenebilmek", "meanings": ["Yenme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yenişebilme", "meanings": ["Yenişebilmek işi"]}, {"word": "yenebilme", "meanings": ["Yenebilmek işi"]}, {"word": "yerleşebilmek", "meanings": ["Yerleşme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yerleşmeye gücü yetmek"]}, {"word": "yerleşebilme", "meanings": ["Yerleşebilmek işi"]}, {"word": "yerleştirebilme", "meanings": ["Yerleştirebilmek işi"]}, {"word": "yerleştirebilmek", "meanings": ["Yerleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yerleştirmeyi becermek"]}, {"word": "yeşerebilmek", "meanings": ["Yeşerme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yeşerebilme", "meanings": ["Yeşerebilmek işi"]}, {"word": "yeşertebilmek", "meanings": ["Yeşertme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yeşertebilme", "meanings": ["Yeşertebilmek işi"]}, {"word": "yetinebilmek", "meanings": ["Yetinme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yetinme becerisi bulunmak"]}, {"word": "yetinebilme", "meanings": ["Yetinebilmek durumu"]}, {"word": "yetirebilmek", "meanings": ["Yetirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yetirme becerisi bulunmak"]}, {"word": "yetirebilme", "meanings": ["Yetirebilmek işi"]}, {"word": "yetişebilmek", "meanings": ["Yetişme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yetişmeye gücü yetmek"]}, {"word": "yetişebilme", "meanings": ["Yetişebilmek işi"]}, {"word": "kilitleyebilme", "meanings": ["Kilitleyebilmek işi"]}, {"word": "sepetleyebilme", "meanings": ["Sepetleyebilmek işi"]}, {"word": "serpebilme", "meanings": ["Serpebilmek işi"]}, {"word": "karıştırıverme", "meanings": ["Karıştırıvermek işi"]}, {"word": "karşılaştırabilme", "meanings": ["Karşılaştırabilmek işi"]}, {"word": "katabilme", "meanings": ["Katabilmek işi"]}, {"word": "kotarabilme", "meanings": ["Kotarabilmek işi"]}, {"word": "kurulayabilme", "meanings": ["Kurulayabilmek işi"]}, {"word": "kurulayabilmek", "meanings": ["Kurulama ihtimali veya imkânı bulunmak", "Kurulama gücü bulunmak"]}, {"word": "yuvarlayabilme", "meanings": ["Yuvarlayabilmek işi"]}, {"word": "yetiştirebilmek", "meanings": ["Yetiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak", "Yetiştirmeye gücü yetmek"]}, {"word": "yetiştirebilme", "meanings": ["Yetiştirebilmek işi"]}, {"word": "yetebilmek", "meanings": ["Yetme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "yineleyebilmek", "meanings": ["Tekrarlayabilmek"]}, {"word": "yineleyebilme", "meanings": ["Tekrarlayabilme"]}, {"word": "karizmatiklik", "meanings": ["Etkileyicilik"]}, {"word": "yitirebilmek", "meanings": ["Yitirme ihtimali veya imkânı bulunmak"]}, {"word": "kaskatılık", "meanings": ["Kaskatı olma durumu"]}, {"word": "karman çormanlık", "meanings": ["Karman çorman olma durumu"]}, {"word": "kavilik", "meanings": ["Kavi olma durumu"]}, {"word": "kavramsallık", "meanings": ["Kavramsal olma durumu"]}, {"word": "kayıplık", "meanings": ["Kayıp olma durumu"]}, {"word": "Kemalistlik", "meanings": ["Atatürkçülük"]}, {"word": "kemirgenlik", "meanings": ["Kemirgen olma durumu"]}, {"word": "kemiricilik", "meanings": ["Kemirici olma durumu"]}, {"word": "kentsellik", "meanings": ["Kentsel olma durumu"]}, {"word": "kepçe kulaklık", "meanings": ["Kepçe kulak olma durumu"]}, {"word": "kerimlik", "meanings": ["Kerim olma durumu"]}, {"word": "kesiflik", "meanings": ["Kesif olma durumu"]}, {"word": "kıpır kıpırlık", "meanings": ["Kıpır kıpır olma durumu"]}, {"word": "kırık döküklük", "meanings": ["Kırık dökük olma durumu"]}, {"word": "kıymettarlık", "meanings": ["Değerlilik"]}, {"word": "kimyasallık", "meanings": ["Kimyasal olma durumu"]}, {"word": "şahsilik", "meanings": ["Kişisellik"]}, {"word": "kişisellik", "meanings": ["Kişisel olma durumu, şahsilik"]}, {"word": "klaslık", "meanings": ["Klas olma durumu"]}, {"word": "kocamanlık", "meanings": ["Kocaman olma durumu"]}, {"word": "kolektiflik", "meanings": ["Kolektif olma durumu"]}, {"word": "kompetanlık", "meanings": ["Uzmanlık"]}, {"word": "konargöçerlik", "meanings": ["Konargöçer olma durumu"]}, {"word": "kozmopolitlik", "meanings": ["Kozmopolit olma durumu"]}, {"word": "kökteşlik", "meanings": ["Kökteş olma durumu"]}, {"word": "köpürgenlik", "meanings": ["Köpürgen olma durumu"]}, {"word": "kritiklik", "meanings": ["Kritik olma durumu"]}, {"word": "kroniklik", "meanings": ["Kronik olma durumu"]}, {"word": "kudurukluk", "meanings": ["Kuduruk olma durumu"]}, {"word": "kupkuruluk", "meanings": ["Kupkuru olma durumu"]}, {"word": "kumrallık", "meanings": ["Kumral olma durumu"]}, {"word": "kural dışılık", "meanings": ["Kural dışı olma durumu, ayrıklık, istisna, müstesnalık"]}, {"word": "kuramsallık", "meanings": ["Kuramsal olma durumu"]}, {"word": "müstesnalık", "meanings": ["Müstesna olma durumu", "Kural dışılık"]}, {"word": "kutupsallık", "meanings": ["Kutupsal olma durumu"]}, {"word": "küçümenlik", "meanings": ["Küçümen olma durumu"]}, {"word": "küresellik", "meanings": ["Küresel olma durumu, globallik"]}, {"word": "legallik", "meanings": ["Yasallık"]}, {"word": "lavukluk", "meanings": ["Lavuk olma durumu"]}, {"word": "kütlesellik", "meanings": ["Kütlesel olma durumu"]}, {"word": "lükslük", "meanings": ["Lüks olma durumu"]}, {"word": "yasallık", "meanings": ["Yasal olma durumu, legallik"]}, {"word": "lümpenlik", "meanings": ["Lümpen olma durumu"]}, {"word": "madaralık", "meanings": ["Madara olma durumu"]}, {"word": "maddesellik", "meanings": ["Maddilik"]}, {"word": "mahirlik", "meanings": ["Mahir olma durumu"]}, {"word": "mahallîlik", "meanings": ["Yöresellik"]}, {"word": "mahkûmluk", "meanings": ["Hükümlülük"]}, {"word": "makbullük", "meanings": ["Makbul olma durumu"]}, {"word": "mahsusluk", "meanings": ["Mahsus (I) olma durumu, özellik, özgülük"]}, {"word": "malayanilik", "meanings": ["Malayani olma durumu"]}, {"word": "makullük", "meanings": ["Makul olma durumu"]}, {"word": "malumluk", "meanings": ["Malum olma durumu"]}, {"word": "mamurluk", "meanings": ["Bayındırlık"]}, {"word": "manevilik", "meanings": ["Manevi olma durumu, ruhanilik"]}, {"word": "mankurtluk", "meanings": ["Mankurt olma durumu"]}, {"word": "maruzluk", "meanings": ["Maruz olma durumu"]}, {"word": "mantıksallık", "meanings": ["Mantıklılık"]}, {"word": "mazbutluk", "meanings": ["Mazbut olma durumu"]}, {"word": "materyalistlik", "meanings": ["Maddecilik"]}, {"word": "mecburluk", "meanings": ["Zorunluluk", "Yükümlülük"]}, {"word": "mecburilik", "meanings": ["Zorunluluk"]}, {"word": "meccanilik", "meanings": ["Meccani olma durumu"]}, {"word": "mecnunluk", "meanings": ["Mecnun olma durumu"]}, {"word": "medyatiklik", "meanings": ["Medyatik olma durumu"]}, {"word": "mekruhluk", "meanings": ["Mekruh olma durumu"]}, {"word": "memnuluk", "meanings": ["Yasaklık"]}, {"word": "melunluk", "meanings": ["Melun olma durumu"]}, {"word": "yasaklık", "meanings": ["Yasak olma durumu, memnuluk, memnuiyet"]}, {"word": "menfaat düşkünlüğü", "meanings": ["Çıkarcılık"]}, {"word": "merkezîlik", "meanings": ["Merkezî olma durumu"]}, {"word": "mensupluk", "meanings": ["Bir yerle, bir kimseyle ilgili, ilişkili olma durumu, mensubiyet"]}, {"word": "mestlik", "meanings": ["Sarhoşluk"]}, {"word": "meşgullük", "meanings": ["Meşgul olma durumu"]}, {"word": "metînlik", "meanings": ["Metanetlilik"]}, {"word": "mevcutluk", "meanings": ["Mevcut olma durumu"]}, {"word": "mevkufluk", "meanings": ["Mevkuf olma durumu", "Tutukluluk"]}, {"word": "meyyallik", "meanings": ["Meyyal olma durumu"]}, {"word": "minyonluk", "meanings": ["Minyon olma durumu"]}, {"word": "mistiklik", "meanings": ["Gizemcilik", "Gizemsellik"]}, {"word": "muadillik", "meanings": ["Muadil olma durumu"]}, {"word": "muarızlık", "meanings": ["Muarız olma durumu"]}, {"word": "muayyenlik", "meanings": ["Muayyen olma durumu", "Belirlilik"]}, {"word": "muazzamlık", "meanings": ["Muazzam olma durumu"]}, {"word": "mucitlik", "meanings": ["Mucit olma durumu"]}, {"word": "muğlaklık", "meanings": ["Muğlak olma durumu"]}, {"word": "muhaliflik", "meanings": ["Muhalif olma durumu", "Aykırılık"]}, {"word": "muhallik", "meanings": ["Muhal olma durumu"]}, {"word": "muharriklik", "meanings": ["Muharrik olma durumu", "Kışkırtıcılık"]}, {"word": "muhannetlik", "meanings": ["Muhannet olma durumu"]}, {"word": "muhkemlik", "meanings": ["Muhkem olma durumu"]}, {"word": "muhlislik", "meanings": ["Muhlis olma durumu"]}, {"word": "muhteliflik", "meanings": ["Muhtelif olma durumu"]}, {"word": "muhteremlik", "meanings": ["Saygıdeğerlik"]}, {"word": "saygıdeğerlik", "meanings": ["Saygıdeğer olma durumu, muhteremlik"]}, {"word": "muhterislik", "meanings": ["Hırslılık"]}, {"word": "mukaddeslik", "meanings": ["Kutsallık"]}, {"word": "muhteşemlik", "meanings": ["Görkemlilik"]}, {"word": "mukimlik", "meanings": ["Mukim olma durumu"]}, {"word": "muktedirlik", "meanings": ["Erklilik"]}, {"word": "munislik", "meanings": ["Munis olma durumu"]}, {"word": "muntazamlık", "meanings": ["Muntazam olma durumu"]}, {"word": "mutabıklık", "meanings": ["Mutabık olma durumu"]}, {"word": "muteberlik", "meanings": ["Muteber olma durumu"]}, {"word": "muvakkatlik", "meanings": ["Geçicilik"]}, {"word": "muzafferlik", "meanings": ["Muzaffer olma durumu, utkululuk"]}, {"word": "utkululuk", "meanings": ["Muzafferlik"]}, {"word": "muzdariplik", "meanings": ["Muzdarip olma durumu"]}, {"word": "mübahlık", "meanings": ["Mübah olma durumu"]}, {"word": "mübareklik", "meanings": ["Mübarek olma durumu"]}, {"word": "mücrimlik", "meanings": ["Suçluluk"]}, {"word": "müdahillik", "meanings": ["Müdahil olma durumu"]}, {"word": "müdavimlik", "meanings": ["Müdavim olma durumu"]}, {"word": "müdriklik", "meanings": ["Müdrik olma durumu"]}, {"word": "müfessirlik", "meanings": ["Müfessir olma durumu"]}, {"word": "müflislik", "meanings": ["İflas"]}, {"word": "müfsitlik", "meanings": ["Arabozanlık"]}, {"word": "mühimlik", "meanings": ["Önemlilik"]}, {"word": "mühtedilik", "meanings": ["Dönmelik"]}, {"word": "dönmelik", "meanings": ["Dönme olma durumu, mühtedilik"]}, {"word": "mükerrerlik", "meanings": ["Mükerrer olma durumu"]}, {"word": "mükelleflik", "meanings": ["Mükellef olma durumu", "Yükümlülük"]}, {"word": "mümbitlik", "meanings": ["Verimlilik"]}, {"word": "mülazımlık", "meanings": ["Mülazım olma durumu", "Teğmenlik"]}, {"word": "mümtazlık", "meanings": ["Seçkinlik"]}, {"word": "mümkünlük", "meanings": ["Olabilirlik"]}, {"word": "münevverlik", "meanings": ["Münevver olma durumu"]}, {"word": "münezzehlik", "meanings": ["Münezzeh olma durumu"]}, {"word": "Kıptice", "meanings": ["Kıptilerin kullandığı dil"]}, {"word": "Romanlaşmak", "meanings": ["Roman halkına benzemek"]}, {"word": "Romanlaşma", "meanings": ["Roman halkından olma durumu"]}, {"word": "Avar", "meanings": ["III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk"]}, {"word": "çariçelik", "meanings": ["Çariçe olma durumu"]}, {"word": "fizik tedavisi", "meanings": ["343 fizik tedavi"]}, {"word": "hukuksuz", "meanings": ["Hukuka dayanmayan"]}, {"word": "kaslan", "meanings": ["Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan hayvan"]}, {"word": "iş güçlüğü", "meanings": ["İş kolunun zor koşullarından kaynaklanan durum"]}, {"word": "münhasırlık", "meanings": ["Münhasır olma durumu"]}, {"word": "münferitlik", "meanings": ["Münferit olma durumu"]}, {"word": "münkirlik", "meanings": ["Münkir olma durumu"]}, {"word": "münzevilik", "meanings": ["Münzevi olma durumu"]}, {"word": "müptelalık", "meanings": ["Müptela olma durumu"]}, {"word": "müptezellik", "meanings": ["Müptezel olma durumu"]}, {"word": "gönençlilik", "meanings": ["Gönençli olma durumu, müreffehlik"]}, {"word": "müreffehlik", "meanings": ["Gönençlilik"]}, {"word": "mürtetlik", "meanings": ["Mürtet olma durumu"]}, {"word": "müsaitlik", "meanings": ["Müsait olma durumu"]}, {"word": "müsavilik", "meanings": ["Eşitlik"]}, {"word": "müspetlik", "meanings": ["Olumluluk"]}, {"word": "müstafilik", "meanings": ["Müstafi olma durumu"]}, {"word": "müstağnilik", "meanings": ["Müstağni olma durumu"]}, {"word": "müstahaklık", "meanings": ["Müstahak olma durumu"]}, {"word": "müstakillik", "meanings": ["Müstakil olma durumu"]}, {"word": "müstehzilik", "meanings": ["Alaycılık"]}, {"word": "müsterihlik", "meanings": ["Müsterih olma durumu"]}, {"word": "müstehaplık", "meanings": ["Müstehap olma durumu"]}, {"word": "müşahhaslık", "meanings": ["Somutluk"]}, {"word": "müşküllük", "meanings": ["Müşkül olma durumu"]}, {"word": "müşriklik", "meanings": ["Müşrik olma durumu"]}, {"word": "mütecavizlik", "meanings": ["Mütecaviz olma durumu"]}, {"word": "mütedeyyinlik", "meanings": ["Dindarlık"]}, {"word": "mütemmimlik", "meanings": ["Mütemmim olma durumu"]}, {"word": "müteşekkirlik", "meanings": ["Müteşekkir olma durumu"]}, {"word": "mütevazılık", "meanings": ["Alçak gönüllülük"]}, {"word": "mütekebbirlik", "meanings": ["Kibirlilik"]}, {"word": "müthişlik", "meanings": ["Müthiş olma durumu"]}, {"word": "müttehitlik", "meanings": ["Müttehit olma durumu"]}, {"word": "müzekkerlik", "meanings": ["Erillik"]}, {"word": "müziksellik", "meanings": ["Müziksel olma durumu"]}, {"word": "nadirlik", "meanings": ["Seyreklik"]}, {"word": "nahiflik", "meanings": ["Nahif olma durumu"]}, {"word": "nahoşluk", "meanings": ["Nahoş olma durumu"]}, {"word": "nakıslık", "meanings": ["Nakıs olma durumu"]}, {"word": "natürellik", "meanings": ["Doğallık"]}, {"word": "nazeninlik", "meanings": ["Nazenin olma durumu"]}, {"word": "nazırlık", "meanings": ["Nazır olma durumu", "Bakanlık"]}, {"word": "nefislik", "meanings": ["Nefis (II) olma durumu"]}, {"word": "nitellik", "meanings": ["Nitel olma durumu"]}, {"word": "nezihlik", "meanings": ["Nezih olma durumu"]}, {"word": "nizamilik", "meanings": ["Nizami olma durumu"]}, {"word": "nuranilik", "meanings": ["Nurani olma durumu"]}, {"word": "olağan dışılık", "meanings": ["Sıra dışılık"]}, {"word": "obsesiflik", "meanings": ["Takıntılılık"]}, {"word": "sıra dışılık", "meanings": ["Sıra dışı olma durumu, olağan dışılık, ekstremlik"]}, {"word": "onursallık", "meanings": ["Onursal olma durumu, fahrilik"]}, {"word": "opsiyonellik", "meanings": ["Opsiyonel olma durumu"]}, {"word": "optimumluk", "meanings": ["Optimum olma durumu"]}, {"word": "optimallik", "meanings": ["Optimal olma durumu"]}, {"word": "organiklik", "meanings": ["Organik olma durumu"]}, {"word": "oryantallik", "meanings": ["Oryantal olma durumu"]}, {"word": "otantiklik", "meanings": ["Otantik olma durumu"]}, {"word": "otçulluk", "meanings": ["Otoburluk"]}, {"word": "otoburluk", "meanings": ["Otobur olma durumu, otçulluk"]}, {"word": "otokratlık", "meanings": ["Otokrat olma durumu"]}, {"word": "ovallik", "meanings": ["Oval olma durumu"]}, {"word": "otonomluk", "meanings": ["Özerklik"]}, {"word": "örtüklük", "meanings": ["Örtük olma durumu"]}, {"word": "özsellik", "meanings": ["Özsel olma durumu"]}, {"word": "parlamenterlik", "meanings": ["Milletvekilliği"]}, {"word": "pesimistlik", "meanings": ["Kötümserlik"]}, {"word": "siyasallık", "meanings": ["Siyasal olma durumu, siyasilik, politiklik"]}, {"word": "siyasilik", "meanings": ["Siyasi olma durumu", "Siyasallık"]}, {"word": "politiklik", "meanings": ["Politik olma durumu", "Siyasallık"]}, {"word": "portatiflik", "meanings": ["Portatif olma durumu"]}, {"word": "pragmatiklik", "meanings": ["Yararcılık"]}, {"word": "düz hekimlik", "meanings": ["Düz hekim olma durumu, pratisyenlik"]}, {"word": "pratisyenlik", "meanings": ["Düz hekimlik"]}, {"word": "primitiflik", "meanings": ["İlkellik"]}, {"word": "rabbanilik", "meanings": ["Rabbani olma durumu"]}, {"word": "razılık", "meanings": ["Razı olma durumu"]}, {"word": "rasyonellik", "meanings": ["Rasyonel olma durumu"]}, {"word": "realistlik", "meanings": ["Gerçekçilik"]}, {"word": "reellik", "meanings": ["Gerçeklik"]}, {"word": "reşitlik", "meanings": ["Erginlik"]}, {"word": "rijitlik", "meanings": ["Rijit olma durumu"]}, {"word": "ruhsallık", "meanings": ["Ruhsal olma durumu"]}, {"word": "rutinlik", "meanings": ["Rutin olma durumu"]}, {"word": "sadıklık", "meanings": ["Sadakatlilik"]}, {"word": "saf dışılık", "meanings": ["Saf dışı olma durumu"]}, {"word": "safderunluk", "meanings": ["Safderun olma durumu"]}, {"word": "sağ eğilimlilik", "meanings": ["Sağ eğilimli olma durumu"]}, {"word": "sağmallık", "meanings": ["Sağmal olma durumu"]}, {"word": "sakillik", "meanings": ["Sakil olma durumu"]}, {"word": "sakimlik", "meanings": ["Sakim olma durumu"]}, {"word": "sakitlik", "meanings": ["Sakit olma durumu"]}, {"word": "salaşlık", "meanings": ["Salaş olma durumu"]}, {"word": "salgınlık", "meanings": ["Salgın olma durumu"]}, {"word": "saliklik", "meanings": ["Salik olma durumu"]}, {"word": "sanatsallık", "meanings": ["Sanatsal olma durumu"]}, {"word": "salimlik", "meanings": ["Salim olma durumu"]}, {"word": "sansasyonellik", "meanings": ["Çarpıcılık"]}, {"word": "sarmallık", "meanings": ["Sarmal olma durumu"]}, {"word": "sarihlik", "meanings": ["Sarih olma durumu"]}, {"word": "seksüellik", "meanings": ["Cinsellik"]}, {"word": "sayısallık", "meanings": ["Sayısal olma durumu"]}, {"word": "sempatiklik", "meanings": ["Sempatik olma durumu", "Sıcakkanlılık"]}, {"word": "sımsıcaklık", "meanings": ["Sımsıcak olma durumu"]}, {"word": "seyyarlık", "meanings": ["Seyyar olma durumu"]}, {"word": "sıvışıklık", "meanings": ["Sıvışık olma durumu"]}, {"word": "bakışımlılık", "meanings": ["Bakışımlı olma durumu, simetriklik"]}, {"word": "sıyrıklık", "meanings": ["Sıyrık olma durumu"]}, {"word": "simetriklik", "meanings": ["Bakışımlılık"]}, {"word": "simgesellik", "meanings": ["Simgesel olma durumu, semboliklik"]}, {"word": "semboliklik", "meanings": ["Simgesellik"]}, {"word": "sistematiklik", "meanings": ["Sistemlilik"]}, {"word": "dizgelilik", "meanings": ["Sistemlilik"]}, {"word": "siyonistlik", "meanings": ["Siyonist olma durumu"]}, {"word": "sonsallık", "meanings": ["Sonsal olma durumu"]}, {"word": "sorunsallık", "meanings": ["Sorunsal olma durumu"]}, {"word": "sosyetiklik", "meanings": ["Sosyetik olma durumu, asortiklik"]}, {"word": "sözsellik", "meanings": ["Sözsel olma durumu"]}, {"word": "spekülatörlük", "meanings": ["Vurgunculuk"]}, {"word": "sürüngenlik", "meanings": ["Sürüngen olma durumu"]}, {"word": "sportiflik", "meanings": ["Sportif olma durumu"]}, {"word": "taliplik", "meanings": ["Talip olma durumu"]}, {"word": "taşınırlık", "meanings": ["Taşınır olma durumu"]}, {"word": "tarumarlık", "meanings": ["Tarumar olma durumu"]}, {"word": "tertemizlik", "meanings": ["Tertemiz olma durumu"]}, {"word": "taşınmazlık", "meanings": ["Taşınmaz olma durumu"]}, {"word": "rastlantısallık", "meanings": ["Rastlantısal olma durumu, tesadüfilik"]}, {"word": "tesadüfilik", "meanings": ["Rastlantısallık"]}, {"word": "totallik", "meanings": ["Bütünsellik"]}, {"word": "totaliterlik", "meanings": ["Totaliter olma durumu, bütüncüllük"]}, {"word": "uçuk kaçıklık", "meanings": ["Deli doluluk"]}, {"word": "umumilik", "meanings": ["Genellik"]}, {"word": "vâkıflık", "meanings": ["Vâkıf olma durumu"]}, {"word": "vakurluk", "meanings": ["Ağır başlılık"]}, {"word": "vasatlık", "meanings": ["Vasat olma durumu"]}, {"word": "vecizlik", "meanings": ["Veciz olma durumu"]}, {"word": "vazıhlık", "meanings": ["Vazıh olma durumu"]}, {"word": "yanardönerlik", "meanings": ["Yanardöner olma durumu"]}, {"word": "yapayalnızlık", "meanings": ["Yapayalnız olma durumu"]}, {"word": "zarurilik", "meanings": ["Zorunluluk", "Gereklilik"]}, {"word": "zıpçıktılık", "meanings": ["Zıpçıktı olma durumu", "Türedilik"]}, {"word": "ağıl", "meanings": ["Hale", "Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker"]}, {"word": "zırcahillik", "meanings": ["Zırcahil olma durumu"]}, {"word": "türedilik", "meanings": ["Türedi olma durumu, zıpçıktılık"]}, {"word": "zarf tümleci", "meanings": ["Yüklemi anlam açısından belirten, niteleyen kelime grubu"]}, {"word": "mül", "meanings": ["Şarap"]}, {"word": "iç fındık", "meanings": ["343 fındık içi"]}, {"word": "fındık içi", "meanings": ["Fındığın kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı"]}, {"word": "iç ceviz", "meanings": ["343 ceviz içi"]}, {"word": "iç badem", "meanings": ["343 badem içi"]}, {"word": "iç fıstık", "meanings": ["343 fıstık içi"]}, {"word": "bakla içi", "meanings": ["Baklanın içindeki tane"]}, {"word": "fıstık içi", "meanings": ["Fıstığın kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı"]}, {"word": "ana hat", "meanings": ["Asıl veya en belirgin özellik", "Su, elektrik, telefon, gaz vb.ndeki hatların dağıtımının yapıldığı merkezî hat", "Atık su giderlerinin toplandığı merkezî hat", "Ana yol"]}, {"word": "tıbbi atık", "meanings": ["Sağlık kuruluşlarında kullanılmış ilaç, şırınga, sargı bezi vb. malzemeler"]}, {"word": "katı atık", "meanings": ["Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan katı maddelerin tamamı"]}, {"word": "endüstriyel atık", "meanings": ["Sanayi ve üretim tesislerinde bir işlem sırasında veya sonrasında ortaya çıkan katı atık"]}, {"word": "inşaat atığı", "meanings": ["Moloz"]}, {"word": "askıda", "meanings": ["İhtiyaç sahiplerinin alabilmeleri amacıyla fırın, kahvehane vb. yerlerde bırakılan ve ücreti başkaları tarafından önceden ödenen (ekmek, çay vb.)"]}, {"word": "nükleer atık", "meanings": ["Atom çekirdeklerinin parçalanmasıyla enerji elde edildikten sonra uranyum, plütonyum vb. radyoaktif elementlerin başka bir işte kullanılma ihtimali olmayan ve özel koşullarda saklanma zorunluluğu olan kısmı"]}, {"word": "sadaka taşı", "meanings": ["Genellikle cami vb. yerlerde ihtiyaç sahiplerinin alabilmeleri için para vb.nin bırakıldığı özel yer"]}, {"word": "sıklıkla", "meanings": ["Sık bir biçimde"]}, {"word": "köprüleme ameliyatı", "meanings": ["Kalpte tıkanmış bir damarın beslediği bölgeye kan akışını sağlamak üzere yapılan damar ekleme ameliyatı, baypas ameliyatı"]}, {"word": "ilaç bilimi", "meanings": ["İlaçlarla biylojik sistemler arasındaki ilişkiyi, ilaçların etkilerini ve tedavide kullanım biçimlerini inceleyen bilim dalı, farmakoloji"]}, {"word": "karaciğer yangısı", "meanings": ["Sarılık"]}, {"word": "kauçuk ağacı", "meanings": ["Kauçuk"]}, {"word": "sarı nokta", "meanings": ["Sarı benek"]}, {"word": "sıtma ağacı", "meanings": ["Okaliptus"]}, {"word": "lambader", "meanings": ["Odaların genellikle köşelerine konulan, ayaklı aydınlatma aracı"]}, {"word": "kuridite", "meanings": ["Sebzelerin pişirilmeden dilimlenmesiyle hazırlanan, sade veya soslu olarak ana yemeklerden önce sunulan hafif yiyecek"]}, {"word": "ümitvar", "meanings": ["Umutlu"]}, {"word": "sınırsız yetki", "meanings": ["Alabildiğine genişletilmiş yetki"]}, {"word": "sabitlemek", "meanings": ["Sabit duruma getirmek"]}, {"word": "sabitleme", "meanings": ["Sabitlemek işi"]}, {"word": "altın çağı", "meanings": ["Bir şeyin veya bir kimsenin en verimli, en başarılı dönemi"]}, {"word": "ütü yastığı", "meanings": ["Giysilerin omuz ve kol ağızlarının kolaylıkla ütülenmesini sağlayan, içi pamukla dolu araç, kambur"]}, {"word": "cinsiyet ayrımcılığı", "meanings": ["Genellikle eğitim veya iş yaşamında bireye erkek veya kadın olduğu için farklı tutum ve davranışlar içinde olma"]}, {"word": "altın çağını yaşamak", "meanings": ["en başarılı, en verimli döneminde bulunmak"]}, {"word": "erken tanı", "meanings": ["Hastalıkların belirtisiz veya belirtili döneminin başlangıcında ortaya çıkarılması"]}, {"word": "çıpalama", "meanings": ["Çıpalamak işi"]}, {"word": "çıpalamak", "meanings": ["Gemi, kayık vb.nin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmesini çıpa aracılığıyla önlemek", "Gemi, kayık vb.ni çıpa aracılığıyla çıpaya bağlı halatın uzunluğu ölçüsünde, dar bir bölgede tutmak"]}, {"word": "hasta hakları", "meanings": ["Sağlık hizmeti verilirken temel insan haklarının güvenceye alınmasını, insan onuru ve bütünlüğünün korunmasını amaçlayan haklar"]}, {"word": "örümceksi ben", "meanings": ["Sirozun yol açtığı, yüzde ve gövdede görülen kırmızımsı, örümcek biçiminde damar genişlemesi"]}, {"word": "hastane enfeksiyonu", "meanings": ["Hastanedeyken vücuda geçen mikroorganizmaların yol açtığı, genellikle hastanede yatılan süre içinde bazen de taburcu olduktan sonra ortaya çıkan enfeksiyon"]}, {"word": "kaşık tırnak", "meanings": ["Demir eksikliğine bağlı kansızlık nedeniyle dışarı doğru dönen tırnak"]}, {"word": "terminal dönem", "meanings": ["Yaşamın son günlerini kapsayan süreç"]}, {"word": "yalancı gebelik", "meanings": ["Kadının gebe olmamasına karşın gebelik belirtilerini duyumsaması"]}, {"word": "yatak yarası", "meanings": ["Genellikle yatağa bağımlı hastalarda hareketsizlik, basınç ve duyu kusuruna bağlı olarak deri veya deri altı dokularda oluşan yara"]}, {"word": "çıkış özeti", "meanings": ["Hastanın hastanede yatışı sırasında yapılan muayene ve inceleme bulguları ile tedavi ve hastalığın seyrini gösteren özet bilgi"]}, {"word": "beyin çizgesi", "meanings": ["Elektroensefalogram"]}, {"word": "kalp çizgesi yöntemi", "meanings": ["Elektrokardiyografi"]}, {"word": "beyin çizgesi yöntemi", "meanings": ["Elektroensefalografi"]}, {"word": "kalp çizgesi", "meanings": ["Elektrokardiyogram"]}, {"word": "elektroensefalograf", "meanings": ["Beyinde oluşan elektriksel etkinliği kaydeden cihaz"]}, {"word": "beyin yangısı", "meanings": ["Genellikle virüslerin yol açtığı ateş, baş ağrısı, kusma ve nöbetle belirgin bir tür hastalık"]}, {"word": "küretaj", "meanings": ["Kazıma"]}, {"word": "beyin kabuğu", "meanings": ["Beynin gri renkli dış katmanı, korteks"]}, {"word": "hermafrodit", "meanings": ["Erdişi"]}, {"word": "ertesi gün hapı", "meanings": ["Korunmasız cinsel ilişki sonrasında 72 saat içinde gebeliğin engellenmesi amacıyla kullanılan bir tür doğum kontrol yöntemi, ertesi sabah hapı"]}, {"word": "besi yeri", "meanings": ["Canlı veya uyku durumunda olan mikroorganizmaların, hücrelerin yetiştirilmek ve geliştirilmek üzere aşılandığı veya ekildiği, besleyici maddeler içeren ortam", "Sığırların ticari amaçlı et üretimi için yem verilen ve kilo alması sağlanan, sınırlı tesis veya alan"]}, {"word": "ertesi sabah hapı", "meanings": ["Ertesi gün hapı"]}, {"word": "tenisçi dirseği", "meanings": ["Bileğin zorlanarak dışa bükülmesiyle oluşan, dirseğin ağrılı yangısı"]}, {"word": "tek tırnaklılar", "meanings": ["Tek parmaklılar"]}, {"word": "çift tırnaklılar", "meanings": ["Çift parmaklılar"]}, {"word": "manyetik rezonans görüntüleme", "meanings": ["Dışardan bir manyetik alan uygulayarak vücuttaki yumuşak dokuların görüntülenmesini sağlayan yöntem"]}, {"word": "sıkıcı", "meanings": ["İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden"]}, {"word": "sıkıcılık", "meanings": ["Sıkıcı olma durumu"]}, {"word": "filmleştirilmek", "meanings": ["Film durumuna getirilmek"]}, {"word": "filmleştirilme", "meanings": ["Filmleştirilmek işi"]}, {"word": "etken madde", "meanings": ["Organizmada yapı ve işlevleri etkileyerek biyolojik bir yanıt veren doğal, yapay veya yarı yapay kimyasal madde, etkili madde"]}, {"word": "etkili madde", "meanings": ["Etken madde"]}, {"word": "yardımcı madde", "meanings": ["İlacın hazırlanmasında taşıyıcı, çözücü veya seyreltici olarak yararlanılan veya ilacın içinde yer alan etken madde dışındaki bileşen"]}, {"word": "uyku apnesi", "meanings": ["Uykuda en az 10 saniye süren solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan bir hastalık"]}, {"word": "yönetici asistanı", "meanings": ["Yöneticinin bazı yetkilerini kullanabilen ve üst düzey sorumluluğa sahip olan yardımcı"]}, {"word": "umut taciri", "meanings": ["Gerçekleştirmeyeceği vaatlerle insanları kandırarak çıkar sağlayan kimse"]}, {"word": "temellendirilme", "meanings": ["Temellendirilmek işi"]}, {"word": "temellendirilmek", "meanings": ["Temellendirme işi yapılmak"]}, {"word": "terim bilimi", "meanings": ["Bilim dalları, sanat kolları ve çeşitli uzmanlık alanlarıyla ilgili kavramları tespit edip bunları adlandırmaya yarayan terimleri türetmeyi, terimlerle ilgili sorunları incelemeyi amaç edinmiş dil biliminin bir dalı, terminoloji"]}, {"word": "aktivist", "meanings": ["Etkinci"]}, {"word": "kitap cebi", "meanings": ["Kitabın arka kapağına konulan, içinde kitapla ilgili künye ve kitabı ödünç alan okuyucu bilgilerinin bulunduğu karton bölme"]}, {"word": "dansite", "meanings": ["Özgül ağırlık"]}, {"word": "aseksüel", "meanings": ["Sekse karşı ilgisiz veya isteksiz olan (kimse)"]}, {"word": "dombra", "meanings": ["İki telli bir Türk çalgısı"]}, {"word": "tatlısu", "meanings": ["Suyu acı veya tuzlu olmayan akarsu, göl vb"]}, {"word": "saf su", "meanings": ["Organik ve inorganik maddelerden arındırılmış su"]}, {"word": "sözlükleşmek", "meanings": ["Bir söz, sözlük maddesi değeri kazanmak"]}, {"word": "sözlükleşme", "meanings": ["Sözlükleşmek durumu"]}, {"word": "aynısının tıpkısı", "meanings": ["Tıpatıp"]}, {"word": "ruh bilimcilik", "meanings": ["Ruh bilimiyle uğraşma"]}, {"word": "şerpa", "meanings": ["Ülkeleri önemli zirvelerde temsil eden özel yetkili görevli"]}, {"word": "renovasyon", "meanings": ["Onarım"]}, {"word": "fotoğrafik", "meanings": ["Fotoğrafla ilgili", "Fotoğraf gibi"]}, {"word": "taşınır bellek", "meanings": ["Bilişim uygulamalarıyla üretilmiş olan yazı, fotoğraf, müzik vb. verilerin gerektiğinde kullanılmak üzere saklandığı araç"]}, {"word": "herkül", "meanings": ["Güçlü, kuvvetli kimse"]}, {"word": "herkül gibi", "meanings": ["güçlü, kuvvetli"]}, {"word": "alidat", "meanings": ["Verniyeyi taşıyan bölümden ve cetvelden oluşan açı ölçme aracı"]}, {"word": "rua", "meanings": ["Papaz"]}, {"word": "acı fren", "meanings": ["Hızla yapılan fren"]}, {"word": "acı yeşil", "meanings": ["Çarpıcı, göz alıcı yeşil", "Bu renkte olan"]}, {"word": "yalancı ilaç", "meanings": ["Hastanın ilaç olarak kabul etmesi için görünüşü tıpatıp ilaca benzetilerek içinde etken madde olmadan hazırlanan, hastayı ruhsal açıdan rahatlatma amacıyla kullanılan bir ürün"]}, {"word": "yansıtım", "meanings": ["Yansıtma işi"]}, {"word": "mühür beyti", "meanings": ["Halk şiirinde şairin adının veya takma adının geçtiği son dörtlük"]}, {"word": "imza beyti", "meanings": ["Mühür beyti"]}, {"word": "disfazi", "meanings": ["Sinir merkezlerindeki bir bozukluktan dolayı konuşma bozukluğu veya güçlüğü"]}, {"word": "karalama beyti", "meanings": ["Mühür beyti"]}, {"word": "eleştiriyel", "meanings": ["Eleştirel"]}, {"word": "mahmuzcu", "meanings": ["Mahmuz yapan veya satan kimse"]}, {"word": "sınıf öğretmeni", "meanings": ["İlköğretimin ilk beş yılında görev alan öğretmen"]}, {"word": "sınıf öğretmenliği", "meanings": ["Sınıf öğretmeninin yaptığı iş"]}, {"word": "yıldız rüzgârı", "meanings": ["Kuzeyden esen yel"]}, {"word": "pistole", "meanings": ["Kâğıt üzerine tasarım yaparken doğrusal eğri çizmek için kullanılan, ölçü işaretsiz cetvel"]}, {"word": "kitaplaştırabilme", "meanings": ["Kitaplaştırabilmek işi"]}, {"word": "kitaplaştırabilmek", "meanings": ["Kitaplaştırma ihtimali ve imkânı bulunmak"]}, {"word": "uymamazlık", "meanings": ["343 uymazlık"]}, {"word": "umursamamazlık", "meanings": ["343 umursamazlık"]}, {"word": "jet yorgunluğu", "meanings": ["Uçuş sonrasında kıtalar arası zaman farkından oluşan biyolojik ritim bozukluğu"]}, {"word": "jet-lag", "meanings": ["343 jet yorgunluğu"]}, {"word": "muzur", "meanings": ["343 muzır"]}, {"word": "tekrarlı bağlaç", "meanings": ["Hem ... hem, ne ... ne, gerek ... gerek gibi en az iki kelimeden oluşan ve seçenekli durumlarda kullanılan bağlaç türü"]}, {"word": "rektifiye", "meanings": ["Motor yenileme"]}, {"word": "motor yenileme", "meanings": ["Motorun aşınmış silindir, piston, krank mili vb. parçalarının çeşitli işlemler uygulanarak veya değiştirilerek tekrar ilk günkü gibi çalışır hâle getirilmesi, rektifiye"]}, {"word": "beğenmemezlik", "meanings": ["Beğenmeme, iyi veya güzel bulmama, beğenmezlik"]}, {"word": "inanmamazlık", "meanings": ["İnanmaz olma durumu, inanmazlık"]}, {"word": "döper", "meanings": ["Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden benzer iki kart yanında farklı renklerden benzer iki kart daha bulunması durumu"]}, {"word": "per", "meanings": ["Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu"]}, {"word": "vizyer", "meanings": ["Terek"]}, {"word": "grafiti", "meanings": ["Duvar yazısı"]}, {"word": "ikon", "meanings": ["Bilgisayarda kullanılacak herhangi bir programı simgeleyen küçük resim"]}, {"word": "seküler", "meanings": ["Laik yaşama ait, dinden bağımsız olan"]}, {"word": "tandanslı", "meanings": ["Eğilimli"]}, {"word": "sensörlü", "meanings": ["Duyargalı"]}, {"word": "domuz gribi", "meanings": ["Bir virüsün sebep olduğu, solunum yolları enfeksiyonu ile meydana çıkan, bazen öldürücü olan hastalık"]}, {"word": "kuş gribi", "meanings": ["Bir virüsün sebep olduğu, kanatlı hayvanlarla yakın teması olan insanlara geçen bulaşıcı ve öldürücü hastalık"]}, {"word": "kavram yazı", "meanings": ["Sözleri veya düşünceleri sesleri gösteren harflerle değil çeşitli işaret veya simgelerle ifade eden yazı, ideogram"]}, {"word": "simaen", "meanings": ["Yüz olarak"]}, {"word": "Azerbaycan Türkü", "meanings": ["Azerbaycan Cumhuriyeti'nde ve Güney Azerbaycan'da (İran'da) yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse, Azeri"]}, {"word": "Azerbaycan dili", "meanings": ["Azerbaycan Cumhuriyeti'nde ve Güney Azerbaycan'da (İran'da) yaşayan Türk soylu halkın kullandığı dil, Azerice"]}, {"word": "ön deyiş", "meanings": ["Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm, prolog"]}, {"word": "kerrat", "meanings": ["Çarpım, çarpma"]}, {"word": "görüştaş", "meanings": ["Aynı görüşü paylaşanlardan her biri"]}, {"word": "azaltım", "meanings": ["Azaltma işi"]}, {"word": "ekru", "meanings": ["Krem rengine yakın beyaz", "Bu renkte olan"]}, {"word": "sota", "meanings": ["Uygun, elverişli (yer)"]}, {"word": "sotaya yatmak", "meanings": ["uygun bir yerde kendini gizlemek"]}, {"word": "sotaya düşürmek", "meanings": ["birini aldatarak olumsuz bir durumla karşı karşıya bırakmak"]}, {"word": "polüm", "meanings": ["Polim"]}, {"word": "polim", "meanings": ["Yalan söz, polüm", "Yalan haber, polüm"]}, {"word": "velakin", "meanings": ["Ama"]}, {"word": "Mv", "meanings": ["Mendelevyum elementinin eski simgesi"]}, {"word": "şaşula", "meanings": ["Soğanlı ve çiçekli bitkileri dikmeye yarayan mala biçiminde küçük kürek", "Baklagil, kuru yemiş vb. ürünler satan iş yerlerinde kullanılan, plastik veya çelikten yapılmış küçük kürek"]}, {"word": "kataklaz", "meanings": ["Kayaçların veya kayaç oluşturan minerallerin basınç etkisiyle biçimlerinin değişmesi"]}, {"word": "kataklastik", "meanings": ["Kataklaza uğramış"]}, {"word": "nefaset bedeli", "meanings": ["Yapılan işin anlaşmada öngörülen koşullar içerisinde yapılmaması sonucu işi yaptıranın işi yapana ödeyeceği eksik bedel"]}, {"word": "heyheylenmek", "meanings": ["Büyüklenmek"]}, {"word": "kompost", "meanings": ["Bitki artıklarından yapılan gübre"]}, {"word": "heyheylenme", "meanings": ["Büyüklenme"]}, {"word": "mesajlaşmak", "meanings": ["Birine cep telefonu veya genel ağ aracılığıyla ileti göndermek"]}, {"word": "mesajlaşma", "meanings": ["Mesajlaşmak işi"]}, {"word": "şartlı tahliye", "meanings": ["Özgürlüğü bağlayıcı cezanın bir bölümünü iyi hâl ile geçiren hükümlünün, şartlara uymaması durumunda yeniden hapsedilmesi şartıyla salıverilmesi, meşruten tahliye"]}, {"word": "Moldovaca", "meanings": ["Moldova halkının kullandığı dil"]}, {"word": "nodullu", "meanings": ["Nodulu bulunan"]}, {"word": "oflaya puflaya", "meanings": ["Sıkılarak, bunalarak"]}, {"word": "obezlik", "meanings": ["Obez olma durumu"]}, {"word": "lagos", "meanings": ["Hanigillerden, Akdeniz ve Ege'de yaşayan lezzetli bir balık, kaya hanisi, lahos"]}, {"word": "medarımaişet motoru", "meanings": ["Günlük geçim için kazanılan para"]}, {"word": "takık", "meanings": ["Kafaya takmış", "Takıntılı"]}, {"word": "takıklık", "meanings": ["Takık olma durumu"]}, {"word": "hücre duvarı", "meanings": ["Sadece bitki hücrelerinde hücre zarının dışında bulunan ve hücreyi dış etkenlerden koruyan cansız yapı, hücre çeperi"]}, {"word": "hücre çeperi", "meanings": ["Hücre duvarı"]}, {"word": "çekim senaryosu", "meanings": ["Çekimlere bölünmüş, her çekimin sayısı belirtilmiş, çevirim için bütün teknik açıklamaları ve konuşmaları içine alan senaryo, çevirim senaryosu"]}, {"word": "östrojen", "meanings": ["Döl yatağının, döl yolunun ve fallop borularının gelişmesini hızlandıran, kadını cinsel birleşmeye ve çocuk yapmaya hazırlayan, deri ve kemik oluşumunu sağlayan, kalp, dolaşım sistemi ve damarları da koruyan bir tür hormon"]}, {"word": "permalı", "meanings": ["Saçları perma olan"]}, {"word": "permasız", "meanings": ["Saçları perma olmayan"]}, {"word": "yastıkçık", "meanings": ["Küçük yastık", "Omurlar arasındaki esnek doku"]}, {"word": "alt yazıcı", "meanings": ["Televizyon programlarında bir görüntünün altına kısa metin yazmakla görevli kimse"]}, {"word": "şerit ihlali", "meanings": ["Trafikte kullanılması gereken şeritte değil de diğer şeritte gitme"]}, {"word": "dere yatağı", "meanings": ["Genellikle yazın kuruyan küçük akarsuyun yatağı"]}, {"word": "sudoku", "meanings": ["Dokuzar hücreden oluşan dokuz eşit kutuya bölünmüş bir alan üzerinde birden dokuza kadar olan sayıları tekrar etmeyecek şekilde dizmeye dayalı bir zekâ oyunu"]}, {"word": "millî park", "meanings": ["Bir bölgedeki doğal bitki örtüsünü ve orada yaşayan hayvanları veya üzerinde bulunan tarihî yapıları korumak amacıyla devlet tarafından koruma altına alınmış bölge"]}, {"word": "sarraflık hakkı", "meanings": ["Sarrafın altın bozma, değiştirme vb. işler için üstelik olarak aldığı para, baş, sarrafiye"]}, {"word": "telgraf hattı", "meanings": ["Telgraf iletişimini sağlayan tel örgü ağı"]}, {"word": "otokratik", "meanings": ["Otokrasi ile ilgili"]}, {"word": "bezdiri", "meanings": ["İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme"]}, {"word": "mizantropi", "meanings": ["İnsandan nefret etme durumu"]}, {"word": "bezdirici", "meanings": ["Bezdiri işini yapan kimse"]}, {"word": "mobber", "meanings": ["343 bezdirici"]}, {"word": "mobbing", "meanings": ["343 bezdiri"]}, {"word": "kamu diplomasisi", "meanings": ["Bir ulusun düşüncelerini, hedeflerini, ideallerini, güncel politikalarını, kurumlarını ve kültürünü yabancı ülkelerin kamuoylarına anlatma amacıyla uygulanan politika"]}, {"word": "mevkidaş", "meanings": ["Aynı mevkide olanlardan her biri"]}, {"word": "sir ağda", "meanings": ["Reçineden üretilen, elektrikle ısıtılan makinelerde eritildikten sonra tene uygulanan ardından özel kağıtlarıyla bastırılıp çekilen bir tür ağda"]}, {"word": "okullulaşmak", "meanings": ["Bir yerde okula giden öğrenci sayısı artmak"]}, {"word": "vasl", "meanings": ["Kavuşma, ulaşma", "Birleşme", "Ulama"]}, {"word": "okullulaşma", "meanings": ["Okullulaşmak durumu"]}, {"word": "dava gideri", "meanings": ["Dava açılırken ödenen ücret ile avukatlık giderleri, yargılama gideri, mahkeme masrafı"]}, {"word": "evrimleşmek", "meanings": ["Evrim geçirmek"]}, {"word": "evrimleşme", "meanings": ["Evrimleşmek durumu"]}, {"word": "kararında", "meanings": ["Yeterince"]}, {"word": "yenilgisiz", "meanings": ["Hiç yenilmemiş, namağlup", "Yenilmeden, namağlup"]}, {"word": "tanımlı", "meanings": ["Tanımı olan, tanımlanmış"]}, {"word": "aşksız", "meanings": ["Aşk olmadan, aşk olmaksızın"]}, {"word": "turşulu", "meanings": ["İçinde turşu bulunan"]}, {"word": "kuzenlik", "meanings": ["Kuzen olma durumu"]}, {"word": "araç gereç", "meanings": ["Bir işin yapılmasında, bir makinenin işletilmesinde kullanılan aletler"]}, {"word": "yığma bina", "meanings": ["Önce duvarların örülüp sonra sütun, kiriş ve hasır betonların döküldüğü bina türü"]}, {"word": "vakitsizce", "meanings": ["Uygun olmayan bir zamanda"]}, {"word": "vakitlice", "meanings": ["Geç olmadan"]}, {"word": "güneş çarpması", "meanings": ["Uzun süre güneş ışınlarının altında kalmaya bağlı bitkinlik, bayılma, kusma, ateş ve bazen havale ile belirgin rahatsızlık"]}, {"word": "diş ipi", "meanings": ["Diş ara yüzeylerini temizlemek amacıyla kullanılan, ince ipek liflerinden üretilen, çoğu zaman mumla kaplanmış, büklümsüz özel bir ip türü"]}, {"word": "çelik yakalı", "meanings": ["Üretim sürecinde kullanılan robot"]}, {"word": "altın yakalı", "meanings": ["Bilgiye sahip olan, bilgisini istediği gibi kullanabilen, çok aranan niteliklere sahip, genellikle de elli beş yaşının üstünde olan çalışan"]}, {"word": "pembe yakalı", "meanings": ["Üretim sürecine bedensel gücüyle katılan kadın işçi"]}, {"word": "yeşil yakalı", "meanings": ["Ekonominin çevreyle ilgili kesimlerinde çalışan işçi"]}, {"word": "forza", "meanings": ["Güç, kudret"]}, {"word": "sosyopat", "meanings": ["Psikolojik bozukluk sebebiyle karşısındakinin düşünce veya duygularını anlama yetisinden yoksun kişi"]}, {"word": "mekatronik", "meanings": ["Mekanik, elektrik, elektronik ve bilgisayar sistemlerinin bir arada bulunduğu disiplin biçimi"]}, {"word": "asliye hukuk mahkemesi", "meanings": ["İlçelerde kurulan ve sulh mahkemesinin yasada belirtilen görevi dışındaki bütün davalara bakan, hukuk yargılamasının asıl mahkemesi"]}, {"word": "okuma günü", "meanings": ["Bir yazarın konuklara kitabının tanıtımını yaptığı, kitaptan bölümler okuduğu gün"]}, {"word": "asliye ceza mahkemesi", "meanings": ["İlçelerde kurulan sulh ceza mahkemeleriyle ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışındaki davalara bakan, ceza yargılamasının asıl mahkemesi"]}, {"word": "ağır ceza mahkemesi", "meanings": ["İllerde ve bazı ilçelerde kurula, bir başkan ve iki üyeden oluşan, asliye ceza mahkemelerinin bir dalı olan mahkeme"]}, {"word": "çocuk mahkemesi", "meanings": ["Çocukların yargılanmasıyla, gerekli tedbir ve cezaları hükmetmekle görevli ihtisas mahkemesi"]}, {"word": "idare mahkemesi", "meanings": ["İptal, tam yargı davalarıyla genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyen mahkeme"]}, {"word": "sulh hukuk mahkemesi", "meanings": ["Kira sözleşmesi, paylaştırma ve şüyuun giderilmesi, zilyetliğin korunması, mirasçılık belgesi ile ilgili değeri 5.000 TL'nin altında olan davalarla ilgilenen mahkeme"]}, {"word": "bijon", "meanings": ["Motorlu taşıtlarda jantın şafta sabitlenmesi için kullanılan bir tür cıvata"]}, {"word": "sümsük", "meanings": ["Uyuşuk davranan, miskin, aptal, mıymıntı, sünepe, pısırık (kimse)"]}, {"word": "ithafen", "meanings": ["İthaf yoluyla"]}, {"word": "asar", "meanings": ["Yüzyıllar"]}, {"word": "cihat", "meanings": ["Yönler, taraflar"]}, {"word": "üst insan", "meanings": ["Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün olan insan, dâhi"]}, {"word": "kaju", "meanings": ["Ay biçimli, yer fıstığına benzeyen, tadı tatlıyla tuzlu arasında olan, ham hâlde çekirdeğinin yağından böcek ilacı yapılan, çekirdeği işlenince lezzetli çerezlerinden biri olan bitki meyvesi (Anacardium occidentale)"]}, {"word": "nefte", "meanings": ["Keplerde bulunan, askerin hangi askerî sınıfta olduğunu belirtmeye yarayan yuvarlak işaret"]}, {"word": "süt mısır", "meanings": ["Daha açık sarı renkli, sulu ve yumuşak bir tür mısır"]}, {"word": "kriyojenik", "meanings": ["Oksijenin yoğunlaşma sıcaklığı -183 °C ile mutlak sıfır -273 °C arasındaki çok düşük sıcaklıkların elde edilmesi, denetlenmesi ve kullanılması ile ilgilenen fizik dalı"]}, {"word": "aile mahkemesi", "meanings": ["Her ilde ve merkez nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde olmak üzere aile hukukundan doğan dava ve işlere bakan mahkeme"]} ]